BAĞIMSIZ MECLİS ARŞİVİResmî kaynak. Açık yöntem.
meclis.orgmeclis.orgMECLİS’İN AÇIK HAFIZASI
KANUN TEKLİFİ

2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi

1 / 280 · 2025-10-16

TBMM ayrıntıları ↗

Kaynak bilgileri

Dönemi ve Yasama Yılı
28 / 4
Esas Numarası
1 / 280
Başkanlığa Geliş Tarihi
16/10/2025
Teklifin Başlığı
2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi
Teklifin Özeti
Teklif ile, 2026 yılı için merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir ve gider tahminlerinin belirlenmesi ve merkezî yönetim bütçe uygulamalarına ilişkin yetki ve izin esaslarının düzenlenmesi amaçlanmaktadır.
Son Durumu
KOMİSYONDA
Teklifin Sonucu
KANUNLAŞTI
Esas Komisyon Raporu(Sırasayısı)
226
KARAR NUMARASI
7567
BELGE ARŞİVİ

Özgün belgeler, doğrudan okunabilir.

Cumhurbaşkanı Teklifi Metni — özgün belgenin ilk sayfası
ÖZGÜN BELGE / 22 SAYFA

Cumhurbaşkanı Teklifi Metni

Kaynak belgenin yerel kopyası; SHA-256 ile doğrulanabilir.

Belgenin metnini oku

PDF’den çıkarılan metin. Satır düzeni özgün belgeyle farklılık gösterebilir; kontrol için PDF’yi açın.

TC CUMHURBAŞKANLIĞI Sayı : Z-75929249-160.99- 33731*? 16 Ekim 2025 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile gerekçesi Anayasamn 161 inci maddesi uyarınca ilişikte gönderilmiştir. Gereğini bilgilerinize sunanm. Recep Tayyıp ERDOĞAN Cumhurbaşkanı j Ek: 1- Kanun Teklifi 2- Gerekçe (Genel-Madde) TBMM BAŞKANLIĞI Tali Komisyon Esas Plan ve Bütçe Komisyon Tarih: 17 Ekim 2025 Esas No: 1/280 TBMM KANUNLAR ve KARARLAR B5K.LIĞI 1 6 Ekim 2025 Numarai TB î-./'J Genel '' ak 16 Ekim 2025, î i No ^ ^ oAsIsI, GENEL GEREKÇE 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa uygun olarak ve aşağıda yer alan hedefler doğrultusunda hazırlanmıştır; • Ekonomik dayanıklılığı koruyarak dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeye, kalıcı refah artışına ve adil gelir dağılımına katkı sunacak şekilde fiyat istikrarını sağlamak, tlnansal istikrarı korumak ve ekonominin üretkenliğinin artırılması yoluyla ülkemizin rekabetçi konumunu güçlendirmek, • Maliye ve gelir politikalarını para politikasıyla eşgüdüm içerisinde uygulayarak ekonomik dengelenme sürecine katkı sağlamak, • Kamu maliyesinin, makroekonomik istikrarı destekleyici rolünü artırmak ve sürdürülebilir yüksek büyümenin sağlanmasında ve kalkınmada stratejik bir araç olarak kullanmak, • Vergi politikalarım, sürdürülebilir ve adil bir yapı temelinde öngörülebilirlik ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda uygulamak, • Vergi sistemini gelir dağılımını iyileştiren ve yatırım ortamım güçlendiren bir araç olarak kullanmak, • Kayıt dışılıkla mücadeleyi yapay zekâ, büyük veri gibi teknolojik imkânlarla desteklenen risk analiz faaliyetleriyle ve tüm ilgili tarafların etkin katılımıyla yürütmek, • Kamu kaynak kullanımında; temel politika belgelerinde belirlenen politika, tedbir ve öncelikler doğrultusunda hareket etmek, kamu idarelerinin kendilerine tahsis edilen ödenekleri aşmadan kaynaklarını etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanmasını temin etmek, • Kaynak kullanımında etkinliğin artırılması amacıyla harcamaları sistematik olarak gözden geçirmeye devam etmek ve verimsiz harcama alanlarını tasfiye etmek, • Kamu harcamalarında etkinliği artıracak tasarruf tedbirlerine ilişkin denetim ve izleme faaliyetlerine devam etmek, • Kamu yatırım programında rasyonelleştirme çalışmalarını sürdürerek ekonomik ve sosyal fayda üretecek yatırımları önceliklendirmek, • Beşeri sermayenin nitelik ve beceri düzeyini güçlendirmek ve işgücü verimliliğini artırmak, • Sağlık ürün ve hizmetlerinde talep kontrolü ve hizmet basamakları arasındaki entegrasyonu güçlendirerek hizmet basamaklarının uygun kullanımını sağlamak, • Lojistik maliyetleri azaltarak tüketicilerin tarım ürünlerine uygun fiyatla ulaşabilmelerini temin etmek üzere organize tarım bölgesi sayısını artırmak ve önemli tüketim merkezi olan kentlerin çeperlerinde tarımsal faaliyeti desteklemek, • Tarımsal üretimde verim artışı ve işlenmeyen tarım arazilerinin üretime kazandırılması ve sulanabilir alanların genişletilmesi yoluyla tarımsal üretimi artırmak, • Petrol, doğal gaz ve maden kaynaklarına yönelik yurt içi ve yurt dışında arama ve üretim çalışmalarını artırarak rezervlerin katma değeri yüksek şekilde ekonomiye kazandırılmasını sağlamak, • Sosyal güvenlik sisteminde kişilerin daha uzun süre istihdamda kalmasını teşvik eden, hakkaniyeti ve aktüeryal dengeyi öncele düzenlemeleri hayata geçirerek sistemin mali sürdürülebilirliğini güçlendirmek. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi; makroekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesi, mali disiplinin ekonomide güven vş|; istjkrar.i;;;--%, artıran bir çıpa olarak korunması ve güçlendirilmesi, enflasyonun kalıcı olarak tek haneye indirilerek fiyat istikrarının sağlanma^', TeTâhm toplumun tüm kesimlerine dengeli ve kapsayıcı biçimde yansıtılması, maliye politikasının sürdürülebilirliğinin gözetilmesi ve kamU^'maliyes^^^ alanında elde edilen kazanımların gelecek dönemde de korunması başta olmak üzere yukarıda sayılan hedeflerin gerçekleştirilmesK^âmacInÇV.^^^ taşımaktadır. Bütçe ödenekleri; Orta Vadeli Programda yer alan makroekonomik göstergeler, politika ve Öncelikler, tedbîr hedefleri, idarelerin geçmiş yıllar harcama eğilimleri, yürüttükleri önemli faaliyet, proje ve ihtiyaçları dikkate alınarak belirlenmiştir. Bütçe gelir tahminleri ise Orta Vadeli Programda belirlenen gelir politikası hedef ve öncelikleri ile makroekonomik göstergeler, geçmiş yıl gelir tahsilâtları, gelir politikalarının bütçe gelirlerine etkileri, ulusal ve uluslararası piyasalardaki gelişmeler göz önünde bulundurularak oluşturulmuştur. ^ İC, . ''i . £ac,*« -A.i MADDE gerekçeleri MADDE 1- 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 15 inci maddesinde merkezi yönetim bütçe kanununda yer alması gereken genel hükümler sayılmıştır. Bu çerçevede, 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelere ve (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlara 2026 yılında yapacakları hizmetlerin karşılığı olarak verilen toplam ödenek tutarları bu maddede belirlenmektedir. MADDE 2- Maddede 5018 sayılı Kanunun 15 inci maddesi çerçevesinde kamu idarelerinin 2026 yılı gelir tahminleri toplamına yer verilmektedir. 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelir toplamı, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler ve (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların öz gelir toplamı ile bu idarelere yapılacak olan Hazine yardımı tutarı toplamı ayrı ayrı gösterilmektedir. Ayrıca, 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin net finansman toplamlarına da yer verilmektedir. MADDE 3-5018 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında, varsa bütçe açığının nasıl kapatılacağı hükmünün merkezi yönetim bütçe kanununda yer alması gerektiği belirtilmiştir. Bu madde ile genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine tahsis edilen ödenekler toplamı ile genel bütçe gelir tahmini toplamı arasındaki farkın net borçlanma ile karşılanacağına dair hükme yer verilmektedir. MADDE 4- 5018 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında, bağlı cetvellere merkezi yönetim bütçe kanununda yer verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu hüküm çerçevesinde, Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa (A), (B), (C), (E), (F), (H), (İ), (K), (M), (O), (P), (T) ve (V) cetvellerinin bağlanması hüküm altına alınmaktadır. MADDE 5- 5018 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinde, merkezi yönetim bütçe kanununda belirtilen hizmet ve amaçlan gerçekleştirmek veya bütçelerde öngörülmeyen hizmetler için gerektiğinde aktarma yapılmak üzere yedek ödenek konulabileceği ve bu ödeneklerden aktarma yapmaya Cumhurbaşkanının yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm kapsamında, Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesine "Personel Giderlerini Karşılama Ödeneği", "Yedek Ödenek", "Yatırımları Hızlandırma Ödeneği" ile "Doğal Afet Giderlerini Karşılama Ödeneği"nin konulmasına ve ilgili kuruluşların bütçelerine aktarılmasında uyulacak usul ve esaslara ilişkin hükümlere yer verilmektedir. MADDE 6- Maddenin; Birinci fıkrasında, yıl içinde meydana gelecek gelişmelerin zorunlu kıldığı durumlarda bütçe ödenekleri arasında aktarma yapılmasına ilişkin esaslar yer almaktadır. Bu kapsamda; genel bütçe ödeneklerinin yüzde onunu aşmamak kaydıyla, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin bütçelerine konulan (01), (02), (03), (05), (06), (07), (08) ve (09) ekonomik kodlarındakİ ödenekleri idareleri bütçeleri arasında veya Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin "Yedek Ödenek" tertibine aktarmaya Cumhurbaşkanı ^^ğÜcilP kılınmaktadır. .. . z'-i \{ .S-;.. "7- -'ît - i •. ikinci fıkrasında, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin 10/7/2018 tarihli ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yaptıracağı işlerde, söz konusu işlere ilişkin ödeneklerini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesine işi yaptıran idarenin doğrudan aktarması sağlanmaktadır. Üçüncü fıkrasında, Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü bütçelerinde yer alan ve tek merkezden yönetilmesi gereken hizmetlerine ilişkin ödeneklerini kurumlar arasında aktarmaya yetkili kılınmaktadır. Dördüncü fıkrasında, özel bütçeli idareler ile düzenleyici ve denetleyici kurumların (B) işaretli cetvellerinde belirtilen gelir, (F) işaretli cetvellerinde belirtilen net finansman tutarlarını aşan finansman gerçekleşme karşılıklarının ödenek olarak eklenmesine Cumhurbaşkanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde kamu idareleri yetkili kılınmaktadır. Özel bütçeli idarelere tahsis edilen sermaye hazine yardımlarından 2025 yılında kullanılmayan kısımların, tahsis amacı doğrultusunda 2026 yılında finansman fazlası karşılığı olarak ödenek eklemek suretiyle sermaye nitelikli giderlere ilişkin ödenek ihtiyacının karşılanmasında kullanılması öngörülmektedir. Beşinci fıkrasında, merkezi yönetim kapsamındaki idare bütçelerinden, hizmeti yürütecek kamu idaresi bütçesine yıl içinde kaynak transferi yapmaya ilgili idareler yetkili kılınmaktadır. Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasındaki kaynak transferlerinin ödenek aktarması suretiyle, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idareler arasındaki diğer kaynak transferlerinin ise bütçe gideri kaydedilmek suretiyle gerçekleştirileceğine ilişkin hükme yer verilmektedir. Ayrıca kamu hizmet sunumu amacıyla merkezi yönetim bütçesi dışından merkezi yönetim kapsamındaki idarelere yapılan kaynak transferlerinin bütçeleştirilmesine ilişkin hususlar düzenlenmektedir. Bütçe gideri kaydedilmek suretiyle aktarılacak ödeneklerin kaydedileceği finansman kodu belirlenerek harcama verilerinde mükerrer sayımın önlenmesi amaçlanmaktadır. Aktarılan kaynağa ilişkin hizmetin yıllara sari bir hizmet olması durumu dikkate alınarak söz konusu ödeneklere ilişkin devir yetkisi ve tahsis amacı gerçekleştirilmiş olanların iptaline ilişkin Cumhurbaşkanına usul ve esas belirleme yetkisi verilmektedir. Altıncı fıkrasında, Emniyet Genel Müdürlüğünün öğrenim ve eğitim müesseselerinde okutulan ve eğitim gören yabancı uyruklu öğrenci ve personele yapılan giderler karşılığında ilgili devletler veya uluslararası kuruluşlar tarafından ödenen tutarları, NATO makamlarınca yapılan anlaşma gereğince yedek havaalanlarının bakım ve onarımları için ödenen tutarları, gümrük idarelerince tahsil edilerek Türkiye Radyo- Televizyon Kurumuna intikal ettirilen bandrol ücretlerinin yüzde 2'si oranında Ticaret Bakanlığı hizmetleri için söz konusu Kurumca ödenen tutarları, Jandarma Genel Komutanlığına ait veya tahsis edilen her türlü taşınmazın bünyesinde yer alan kule, tekrarlayıcı merkezi ile Jandarma birimlerinin konuş yeri içinde kalan alan ve ünitelerin, haberleşme maksatlı olarak merkezi yönetim kapsamı dışındaki kurum ve kuruluşlar ile özel teşebbüslerin kullanımına açılması karşılığında tahsil edilen tutarları aynı amaçla kullanılmak üzere bir yandan genel bütçeye özel gelir, diğer yandan ilgili idare bütçesine özel Ödenek kaydetmeye ve önceki yıl bütçesinde harcanmayan kısımları devren ödenek kaydetmeye Cumhurbaşkanı yetkili kılınmaktadır. Yedinci fıkrasının; (a) bendinde, hizmetin sürekliliğinin sağlanması amacıyla. Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, SahıffGüyen.liK^^^ Komutanlığı ve Emniyet Gene! Müdürlüğünün 2025 yılı bütçelerinin mal ve hizmet alım giderleri ve sermaye giderleri ile ilgili ter^plerinde/yef A -■ -1.% îi.!; '--11 ş alan ödeneklerden yılı içinde harcanmayan kısmını, söz konusu tertiplere bütçe ile tahsis edilen ödeneklerin toplamının yüzde 30'unu aşmamak üzere ilgili kurum bütçelerinin ilgili tertiplerine devren Ödenek kaydetmeye, (b) bendinde, Kültür ve Turizm Bakanlığının 2025 yılı bütçesinin 18.36 ve 18.60 kurumsal kodu altında bulunan (03) ekonomik kodunu içeren tertiplerinde yer alan tanıtma amaçlı ödeneklerden harcanmayan kısımları Bakanlık bütçesinin aynı kodları içeren tertiplerine devren ödenek kaydetmeye, (c) bendinde, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun 2025 yılı bütçesinde yer alan Türkiye Araştırma Alam (TARAL) ödeneklerinden harcanmayan kısımları Kurum bütçesinin ilgili tertibine devren ödenek kaydetmeye, (ç) bendinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2025 yılı bütçesine Tasarım Destekleri, Temel Bilimler Mezunu Ar-ge Personel Destekleri, Teknolojik Ürün Yatırım Destekleri, Teknolojik Ürün Tanıtım ve Pazarlama Destekleri ve Rekabet Öncesi İşbirliği Destekleri için konulan ödeneklerden harcanmayan kısımları Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesinin (05.04) ekonomik kodunu içeren ilgili tertiplerine devren ödenek kaydetmeye, (d) bendinde. Hazine ve Maliye Bakanlığının 2025 yılı bütçesinde yer alan Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasında imzalanan protokoller çerçevesinde KKTC'ye taahhüt edilen mali yardımlara ilişkin ödeneklerden harcanmayan kısımları Bakanlık bütçesinin İlgili tertiplerine devren ödenek kaydetmeye, (e) bendinde, hizmetin sürekliliğinin sağlanması amacıyla. Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesine 2025 yılında güvenlik hizmetleri yatırımları için tahsis edilen ödeneklerden harcanmayan kısımları Genel Müdürlük bütçesinin ilgili tertiplerine devren ödenek kaydetmeye, (f) bendinde, ilgili mevzuatı gereğince özel gelir kaydedilmek üzere tahsil edilen tutarları, idare bütçelerinde söz konusu mevzuatta belirtilen amaçlar için tertiplenen ödenekten kullandırmak üzere genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydetmeye ve bütçelenen ödenekten gelir gerçekleşmesine göre ilgili tertiplere aktarma yapmaya, 2025 yılı içinde harcanmayan ödenekleri bütçeye devren ödenek kaydetmeye, bu hükümler çerçevesinde yapılacak işlemlere ilişkin usul ve esasları belirlemeye. Cumhurbaşkanı yetkili kılınmaktadır. MADDE 7- Maddenin; Birinci fıkrasında, 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinin geçici hizmet karşılığı yapacakları ödemelerin niteliği ve ödemelere ilişkin esaslar hükme bağlanmaktadır. İkinci fıkrasında, bütçe ödeneklerinin kullanılmasında etkinliği artırmak amacıyla (T) işaretli cetvelde yer alan taşıtların ancak acil^^^.a-^.ş^.,. zorunlu hallerde Cumhurbaşkanı kararı alınmak suretiyle edinilebilmesi öngörülmektedir. h^ . üçüncü fıkrasında, 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinin istihdam edeceği sürekli işçiler ye:geçic^^^^ ' ' jA işçilerin ödeneklerle sınırlı olarak çalıştırılması, fıkrada belirtilen istisnalar kapsamında ortaya çıkabilecek ödenek ihtiyaçlarının^'aktaVma'^ -[ç ■el- ^ -i. ■ ' /.• •' •" "C '• . V' '• yapılarak karşılanması için Cumhurbaşkanının yetkili kılınması, yine fıkrada belirtilen istisnalar dışında ilgili ekonomik kodlara aktarma yapılmaması, bütçenin başka tertiplerinden işçi ücreti ve fazla süreli çalışma ve/veya fazla çalışma ücreti de ödenmemesi ile ödenek aktarmasına ilişkin bu fıkrada yer alan kısıtlamaların kendi bütçe tertipleri arasında aktarma yapılması koşuluyla TÜBİTAK için uygulanmaması hususları düzenlenmektedir. Dördüncü fıkrasında, 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerindeki işçilerin fazla çalışmaları karşılığı bütçede öngörülen ödeneğe göre iş programlarının yapılması ve fıkrada belirtilen istisnalar dışında fazla süreli çalışma ve/veya fazla çalışma ücret ödemeleri için ödenek aktarması yapılmaması hükme bağlanmaktadır. Beşinci fıkrasında, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler tarafından kanun, kararname ve uluslararası anlaşmalar gereği üye olunanlar dışındaki uluslararası kuruluşlara üyelikleri hususunda bütçe disiplinini bozmamak ve söz konusu idarelerin kendilerine tahsis edilen ödeneklerin üzerinde harcama yapmalarının önüne geçmek amacıyla, üyelik için gerekli ödeneğin temini hususunda Cumhurbaşkanlığının uygun görüşü alınmadan üye olunamayacağı ve katılma payı ile üyelik aidatı adı altında herhangi bir ödeme yapılamayacağına ilişkin hükme yer verilmektedir. Altıncı fıkrasında, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerince işletilen sosyal tesislerin giderlerinin bu tesislerin işletilmesinden elde edilen gelirlerle karşılanacağı ve merkezi yönetim bütçesinden ya da döner sermaye ve fonlardan ücret vermek suretiyle 2026 yılında ilk defa istihdam edilecek personel görevlendirilemeyeceği belirtilmektedir. Yedinci fıkrasında, cari harcamalarda tasarruf sağlanması amacıyla yolluk giderleri, temsil ve tanıtma giderleri, menkul mal, gayrimaddi hak alım, bakım ve onarım giderleri ile gayrimenkul mal bakım ve onarım giderlerine ilişkin harcamaların 2026 yılı bütçe ödenekleri ile uyumlu olarak kullanılacağı, ihtiyaç olması halinde ilgili tertiplere ödenek aktarma ve ekleme işlemlerini yapmaya Cumhurbaşkanının yetkili olduğu belirtilmektedir. Sekizinci fıkrasında, Yükseköğretim kurumlarında, Yükseköğretimde Öğrenci Yaşamı Alt Programı altında tertiplenen ödenekler arasındaki aktarmalar hariç belirli hizmetlere tahsis edilen Öz gelirler karşılığında bütçelenen ödeneklerin sadece bu hizmetlerin yürütülmesinde kullanımı amaçlanmaktadır. MADDE 8- Maddenin; Birinci fıkrasında, yatırımların yıllık programlar dâhilinde gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla 2026 Yılı Programına ek yatırım cetvellerinde yer alan projeler dışında herhangi bir projeye harcama yapılamayacağı hükme bağlanmaktadır. 2026 Yılı Programında yer verilecek yatırımlara hız kazandırmak ve 2026 yılında işe başlanılabilmesini sağlamak amacıyla, proje veya işin öngörülen ilk yıl yatırım ödeneğinja™,.__^^ toplam proje bedelinin yüzde lO'undan az olamayacağı koşulu getirilmektedir. Bunun yanında 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu/ffişl^p Kanununun 62 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen söz konusu koşuldan istisna tutulan stratejik öneme sahip yatırımlar vey^rOjeîef' \ yılı merkezî yönetim bütçe kanununda belirlenir hükmü gereğince istisna kapsamındaki projeler belirtilmektedir. Kurumlara ge^Mirğin projeleri için yatırım ödenekleri içinde kalmak kaydıyla revize imkânı tanınmaktadır. İkinci fıkrasında, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin yatırım programında yıl içinde yapılması zorunlu değişiklikler ile yatırım programındaki müstakil, toplu, toplulaştırılmış projeler ve ilgili alt projelere ilişkin tüm işlemlerde uyacakları usul ve esaslar düzenlenmektedir. Üçüncü fıkrasında, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerine yatırım projeleri ile ilgili olarak yapılacak ödenek ekleme, devir ve aktarma işlemlerinin 2026 Yılı Kamu Yatırım Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Kararda yer alan usul ve esaslara göre yatırım programı ile ilişkilendirileceği hükme bağlanmaktadır. Dördüncü fıkrasında ise, 14/2/1985 tarihli ve 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu ile İl Yatırım ve Hizmetlerine İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun 28/A ile 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve geçici 5 inci maddesi gereği, kamu idarelerinin Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları aracılığıyla yaptıracağı işlere ilişkin ödeneklerden 2025 yılı içerisinde harcanmayarak 2026 yılı bütçesine devren kaydedilecek ödeneklerin yatırım programında yer alan projelerle ilişkilendirilmesi sağlanmaktadır. MADDE 9- Maddenin; Birinci fıkrasının, (a) bendinde, 13/1/2005 tarihli ve 5286 sayılı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Kaldırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün kaldırılması sonucunda il özel idarelerine devredilen personelin özlük haklarının ödenmesi, (b) bendinde. Köylerin Altyapısının Desteklenmesi Projesi (KÖYDEŞ) kapsamında yolu veya suyu olmayan köylerin altyapılarının desteklenmesi, (c) bendinde. Su Kanalizasyon ve Altyapı Projesi (SUKAP) kapsamında belediyelerin içme suyu ve atıksu projelerinin İller Bankası Anonim Şirketi aracılığıyla desteklenmesi, amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinde yer alan ilgili tertiplerdeki ödeneklerin kullanımına ilişkin hususlara yer verilmektedir. SUKAP kapsamında ihtiyaç olması halinde genel bütçe kapsamındaki ilgili kamu idaresi bütçesine veya özel bütçeli idare bütçesine ödenek aktarılabileceğine ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Ayrıca, bu kapsamda ilgili idarelere yapılan Hazine yardımlarının veriliş amacına uygun olarak kullanılmasını sağlamak için bu yardımların haczedilemeyeceği ve üzerine ihtiyati tedbir konulamayacağı hususu hükme bağlanmaktadır. İkinci fıkrasında, birinci fıkranın (a) bendine göre yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esasların belirlenme yöntemi düzenlenmekte^^i?^--^^^.7^„^^^^ Üçüncü fıkrasında, birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde yer alan ödeneklerin dağılımı, kullandırılması, izlenmesi ve denetin>|ne' ilişlcîn usul ve esasların Cumhurbaşkanı tarafından karara bağlanacağı belirtilmektedir. i/ MADDE 10- Maddenin birinci fıkrasında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin stratejik hedef planı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının ihtiyaç planlan uyarınca temini gerekli modern silah, araç ve gereçler ile gerçekleştirilecek savunma ve NATO altyapı yatırımları için yıl içinde yapılacak harcamaların ne suretle karşılanacağına ilişkin düzenleme yapılmaktadır. İkinci fıkrasında, Savunma Sanayii Destekleme Fonu aracılığıyla yapılacak alımlara, üçüncü fıkrasında Savunma Sanayii Destekleme Fonundan Hazineye yatırılacak tutarların bütçeleştirilmesine, dördüncü fıkrasında ilgili yıllar bütçe kanunları uyarınca, yürütülmesi öngörülen projeler için Savunma Sanayii Destekleme Fonuna aktarılan tutarlardan kullanılmayan kısımların bütçeleştirilmesine, beşinci fıkrasında ise Millî Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün ilgili yıllar bütçe kanunları uyarınca yürütülmesi öngörülen projeleri için Savunma Sanayii Destekleme Fonuna aktarılan tutarlardan kullanılmayan kısımların ilgili İdarenin Savunma Sanayii Başkanlığınca yürütülmesi öngörülen diğer projeler için kullanılabileceği düzenlenmektedir. MADDE 11- 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin son fıkrasında, mali yıl içinde sağlanacak garantili imkân ve dış borcun ikraz limitinin bütçe kanunlarıyla belirlenmesi hüküm altına alınmıştır. Bu çerçevede maddenin birinci fıkrasında, garantili imkân ve dış borcun ikraz limiti 9,5 milyar ABD dolan olarak belirlenmektedir. İkinci fıkrasında, 4749 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında mali yıl içinde ikrazen ihraç edilecek özel tertip Devlet iç borçlanma senetlerinin limitinin her yıl bütçe kanunları ile belirleneceğine ilişkin hükme istinaden. Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile belirlenen bütçe ödeneklerinin yüzde birine kadar ikrazen özel tertip Devlet iç borçlanma senedi ihraç edilebileceği belirtilmektedir. Üçüncü fıkrasında, 4749 sayılı Kanunun 8/A maddesiyle düzenlenen mali yıl içinde taahhüt edilecek borç üstlenim limitinin, bütçe kanunuyla belirleneceği hükmü gereğince 2026 yılında Hazine ve Maliye Bakanlığınca sağlanacak borç üstlenim taahhüt limitinin 3,5 milyar ABD doları olacağına yer verilmektedir. MADDE 12- Maddenin; Birinci fıkrasında, Türkiye İhracat Kredi Bankası Anonim Şirketinin politik risk kapsamında yapacağı tahsilâtın ve Bankanın faaliyet karlarından Hazineye tekabül eden temettü tutarlarının ve olağanüstü yedek akçelerinin tamamının veya bir kısmının. Bankanın politik risk alacağına mahsup edilebileceğine ve bu mahsup işleminin nasıl yapılacağına ilişkin düzenleme yapılmaktadır. İkinci fıkrasında, 5018 sayılı Kanun ile genel bütçe kapsamına dâhil edilen ve 2006 yılından önce katma bütçeli olan idarelerin ilgili mevzuatında belirtilen kurum gelirlerinin genel bütçe geliri olarak tahsil edileceğine ilişkin hükümler yer almaktadır. MADDE 13- Bütçenin uygulanmasına ilişkin bu Kanunda ve diğer kanunlarda Cumhurbaşkanına veya Cumhurbaşkanlığına verilen yetkilerin kullanımı ve devrine yönelik hususların Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmesi düzenlenmektedir. - MADDE 14- Yürürlük maddesidir. ^ .-i- ... N e-. .V ' MADDE 15-Yiirütme maddesidir. /y ^"'-2 •?• i?- • t: ,. ğfr-^ {! >< li - ;! cr Cr/(/ ! 1' Tv 5 \ 1 V-. V" ,.- .--. \-'9? ^y'"? /-:::.i ;n /> 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ BİRİNCİ BÖLÜM Gider, Gelir, Finansman ve Denge Gider MADDE 1- (1) Bu Kanuna bağlı (A) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli; a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 18.751.514.833.000 Türk lirası, b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelere 1.637.331.680.000 Türk lirası, c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlara 87.139.973.000 Türk lirası, ödenek verilmiştir. Gelir ve finansman MADDE 2- (1) Gelirler: Bu Kanuna bağlı (B) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli; a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri 16.032.032.487.000 Türk lirası, b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin gelirleri 145.096.263.000 Türk lirası öz gelir, 1.499.024.964.000 Türk lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 1.644.121.227.000 Türk lirası, c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri 84.171.212.000 Türk lirası öz gelir, 2.968.761.000 Türk lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 87.139.973.000 Türk lirası, olarak tahmin edilmiştir. (2) Finansman: Bu Kanuna bağlı (F) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin net finansmanı 226.500.000 Türk lirası olarak tahmin edilmiştir. Denge MADDE 3- (I) 1 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ödenekler toplamı ile 2 nci maddenin birinci fıkras (â)i İL bendinde yer alan tahmini gelirler toplamı arasındaki fark, net borçlanma ile karşılanır. ikinci bolum Bütçe Düzenine ve Uygulamasına İlişkin Hükümler Bağlı cetveller MADDE 4- (1) Bu Kanuna bağlı cetveller aşağıda gösterilmiştir: a) 1 inci madde ile verilen ödeneklerin dağılımı (A) b) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri tarafından ilgili mevzuata göre tahsiline devam olunacak gelirler (B) c) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelirlerine dayanak teşkil eden temel hükümler (C) ç) Bazı ödeneklerin kullanımına ve harcamalara ilişkin esaslar (E) d) 5018 sayılı Kanuna ekli (Tl) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan idare ve kurumların nakit imkânları ile bu imkânlardan harcanması öngörülen tutarlar (F) e) 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri uyarınca verilecek gündelik ve tazminat tutarları (H) f) Çeşitli kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine göre bütçe kanununda gösterilmesi gereken parasal sınırlar (1) g) Ek ders, konferans ve fazla çalışma ücretleri ile diğer ücret ödemelerinin tutarları (K) ğ) 11/8/1982 tarihli ve 2698 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Okul Pansiyonları Kanununun 3 üncü maddesi gereğince Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yönetilen okul pansiyonlarının öğrencilerinden alınacak pansiyon ücretleri (M) h) 7/6/1939 tarihli ve 3634 sayılı Millî Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu uyarınca millî müdafaa mükellefiyeti yoluyla alınacak hayvanların alım değerleri (O) ı) 3634 sayılı Kanun uyarınca millî müdafaa mükellefiyeti yoluyla alınacak motorlu taşıtların ortalama alım değerleri ile günlük kira bedelleri (?) i) 5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinin yıl içinde edinebilecekleri taşıtların cinsi, adedi, hangi hizmette kullanılacağı ve kaynağı ile 5/1/1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanununa tabi kurumların yıl içinde satın alacakları taşıtların azami satın alma bedelleri (T) j) Kanunlar ve kararlarla bağlanmış vatani hizmet aylıkları (V) • - ^' .c- -5 - Ar- • -- r •. - h • ..i Gerektiğinde kullanılabilecek ödenekler MADDE 5- (1) Personel Giderlerini Karşılama Ödeneği: Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin bütçelerine konulan ödeneklerin yetmeyeceği anlaşıldığı takdirde, ilgili mevzuatının gerektirdiği giderler için "Personel Giderleri" ve "Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri" ile ilgili mevcut veya yeni açılacak tertiplere, Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin 99-41.32-01-09.01 tertibinde yer alan ödenekten aktarma yapmaya, (2) Yedek Ödenek: Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin 99-41.32-01-09.06 tertibinde yer alan ödenekten, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin bütçelerinde mevcut veya yeni açılacak (01), (02), (03), (05) ve (08) ekonomik kodlarını içeren tertipler ile çok acil ve zorunlu hâllerde (06) ve (07) ekonomik kodlarını içeren tertiplere aktarma yapmaya, (3) Yatırımları Hızlandırma Ödeneği: Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin 99-41.32-01-09.03 tertibinde yer alan ödenekten, 2026 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar esaslarına uyularak 2026 Yılı Yatırım Programının uygulama durumuna göre gerektiğinde öncelikli sektörlerde yer alan yatırımların hızlandırılması veya yılı içinde gelişen şartlara göre öncelikli sektör ve alt sektörlerde yer alan ve programa yeni alınması gereken projelere ödenek tahsisi veya ödeneklerinin artırılmasında kullanılmak üzere genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin projelerine ilişkin mevcut veya yeni açılacak tertiplere aktarma yapmaya, (4) Doğal Afet Giderlerini Karşılama Ödeneği: Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin 99-41.32-01-09.05 tertibinde yer alan ödenekten, yatırım nitelikli giderler açısından yılı yatırım programı ile ilişkilendirilmek kaydıyla genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin her türlü doğal afet giderlerini karşılamak amacıyla mevcut veya yeni açılacak tertiplerine aktarma yapmaya. Cumhurbaşkanı yetkilidir. Aktarma, ekleme, devir ve iptal işlemleri MADDE 6- (1) Bu Kanunla verilen ödeneklerin etkin ve verimli bir şekilde kullanılması amacıyla, kamu idarelerinin yıl içinde ortaya çıkabilecek ihtiyaç fazlası ödeneklerinin diğer kamu idarelerinin ödenek ihtiyacının karşılanmasında kullanılmasını temin etmek veya ödeneklerin öncelikli hizmetlerde kullanılmasını sağlamak üzere genel bütçe ödeneklerinin yüzde lO'unu aşmamak kaydıyla; genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin bütçelerine konulan (01), (02), (03), (05), (06), (07), (08) ve (09) ekonomik kodl ödenekleri kamu idareleri bütçeleri arasında veya Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin "Yedek Ödenek" tertibine aktarmaya Cumh •ii.. \ yetkilidir. "m (2) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, 10/7/2018 tarihli ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına yaptıracağı işlere ilişkin ödeneklerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bütçesine aktarmaya yetkilidir. (3) Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü bütçelerinde yer alan ve tek merkezden yönetilmesi gereken ikmal ve tedarik hizmetlerine ilişkin ödeneği, kurumlar arasında aktarmaya ilgili kurumlar yetkilidir. (4) Özel bütçeli idareler ile düzenleyici ve denetleyici kurumların (B) işaretli cetvellerinde belirtilen tahmini tutarlar üzerinde gerçekleşen gelirler ile (F) işaretli cetvellerinde belirtilen net finansman tutarlarım aşan finansman gerçekleşme karşılıklarını, idare ve kurumların bütçelerinin mevcut veya yeni açılacak tertiplerine Ödenek olarak eklemeye Cumhurbaşkanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde kamu idareleri yetkilidir. Hazine yardımı alan özel bütçeli idarelerin 2025 yılında "06- Sermaye Giderleri" ve "07- Sermaye Transferleri" giderlerine finansman sağlamak üzere genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri bütçelerinden tahakkuka bağlanan Hazine yardımlarının bu idarelerce kullanılmayan kısımları, 2026 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karara uygun olarak mevcut veya yeni projelerin ödenek ihtiyacının karşılanmasında kullanılır. (5) Merkezi yönetim kapsamındaki idare bütçelerinden, hizmeti yürütecek kamu idaresi bütçesine yıl içinde kaynak transferi yapmaya ilgili idareler yetkilidir. Bu fıkra kapsamında genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasındaki kaynak transferleri ödenek aktarma suretiyle yapılır. Merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idareler arasındaki diğer kaynak transferleri ise bütçe gideri kaydedilmek suretiyle gerçekleştirilir. Hizmet sunumu karşılığı tahsil edilen tutarlar, ilgili kamu idaresince bir yandan (B) işaretli cetvele gelir, diğer yandan (A) işaretli cetvelin "14- Hizmet Sunumu Karşılığı Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdarelerden Aktarılan Kaynaklar" finansman kodunu içeren bütçe tertiplerine; merkezi yönetim kapsamındaki idarelere kamu hizmeti sunumu amacıyla diğer idareler ile döner sermaye, fon gibi idare bütçesi dışındaki kaynaklardan aktarılan tutarlar ise "15- Hizmet Sunumu Karşılığı Merkezi Yönetim Bütçesi Dışından Aktarılan Kaynaklar" finansman kodunu içeren bütçe tertiplerine ödenek kaydedilir. Bu ödeneklerden harcanmayan kısımları aynı amaçla kullanılmak üzere ilgili tertiplere devren ödenek kaydetmeye idareler yetkilidir. Ancak bu ödeneklerden tahsis amacı gerçekleştirilmiş olanlardan kalan ödeneklerin iptaline ve harcanmayan tutarların iade edilmesine Cumhurbaşkanınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde idareler yetkilidir. (6) Cumhurbaşkanı; a) Emniyet Genel Müdürlüğünün öğrenim ve eğitim müesseselerinde okutulan ve eğitim gören yabancı uyruklu öğrenci ve personele yapılan giderler karşılığında ilgili devletler veya uluslararası kuruluşlar tarafından ödenen tutarları, b) NATO makamlarınca yapılan anlaşma gereğince yedek havaalanlarının bakım ve onarımları için ödenen tutarları. c) Gümrük idarelerince tahsil edilerek Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirilen bandrol ücretlerinin yüzde 2'si oranıjıdâ;;^.^ ■-T*' Ticaret Bakanlığı hizmetleri için söz konusu Kurumca ödenen tutarları, i'"' '' a- ç) Jandarma Genel Komutanlığına ait veya tahsis edilen her türlü taşınmazın bünyesinde yer alan kule, tekrarlayıcı merkezi ile Jandarma birimlerinin konuş yeri içinde kalan alan ve ünitelerin, haberleşme maksatlı olarak merkezi yönetim kapsamı dışındaki kurum ve kuruluşlar ile özel teşebbüslerin kullanımına açılması karşılığında tahsil edilen tutarları, aynı amaçla kullanılmak üzere bir yandan genel bütçeye özel gelir, diğer yandan ilgili idare bütçelerinde açılacak tertiplere özel ödenek kaydetmeye ve önceki yıl bütçesinde harcanmayan kısımları devren ödenek kaydetmeye yetkilidir. (7) Cumhurbaşkanı; a) Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü 2025 yılı bütçelerinin; "03.09- Tedavi ve Cenaze Giderleri" ekonomik kodunu içeren tertipleri, özel ödeneklere ilişkin tertipleri ile "Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Hizmetleri Yatırımları" faaliyetini içeren tertiplerindeki tutarlar hariç anılan kurumların mal ve hizmet alım giderleri ile sermaye giderlerine ilişkin ödeneklerinden yılı içinde harcanmayan kısımları, hizmetin devamlılığını sağlamak amacıyla bu tertiplere bütçe ile tahsis edilen ödeneklerin toplamının yüzde 30'unu aşmamak üzere kurum bütçelerinin ilgili tertiplerine devren ödenek kaydetmeye, b) 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Kültür ve Turizm Bakanlığı 2025 yılı bütçesinin 18.36 ve 18.60 kurumsal kodu altında bulunan (03) ekonomik kodunu içeren tertiplerinde yer alan tanıtma amaçlı ödeneklerden harcanmayan kısımları Bakanlık bütçesinin aynı kodları içeren tertiplerine devren ödenek kaydetmeye, c) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) 2025 yılı bütçesinin 56-49.33-02-07.01 tertibinde yer alan Türkiye Araştırma Alanı (TARAL) ödeneklerinden harcanmayan kısımları Kurum bütçesinin ilgili tertibine devren ödenek kaydetmeye, ç) Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2025 yılı bütçesinin 17-19.31-01-05.04 ve 17-19.39-01-05.04 tertiplerinde yer alan Tasarım Destekleri, Temel Bilimler Mezunu Ar-ge Personel Destekleri, Teknolojik Ürün Yatırım Destekleri, Teknolojik Ürün Tanıtım ve Pazarlama Destekleri ve Rekabet Öncesi İşbirliği Desteklerine ilişkin ödeneklerden harcanmayan kısımları Bakanlık bütçesinin (05.04) ekonomik kodunu içeren ilgili tertiplerine devren Ödenek kaydetmeye, d) Hazine ve Maliye Bakanlığı 2025 yılı bütçesinin 19-12.41-01-07.02, 19-12.41-01-05.06 tertiplerinde yer alan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine yardım ödeneklerinden harcanmayan kısımları ve 19-12.41-01-08.02 tertibinde yer alan ödeneklerden harcanmayan kısımları Bakanlık bütçesinin ilgili tertiplerine devren ödenek kaydetmeye, e) Emniyet Genel Müdürlüğü 2025 yılı bütçesinin "Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Hizmetleri Yatırımları" faaliyeti altında yer alan yatırım ödeneklerinden harcanmayan kısımları Genel Müdürlük bütçesinin ilgili tertiplerine devren ödenek kaydetmeye, f) İlgili mevzuatı gereğince özel gelir kaydedilmek üzere tahsil edilen tutarları, idare bütçelerinde söz konusu mevzuatta belirtilen amaçlar' için tertiplenen ödenekten kullandırmak üzere genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydetmeye ve bütçelenen ödenekten ^lir _ v\- . • •• - --r /f' gerçekleşmesine göre ilgili tertiplere aktarma yapmaya, 2025 yılı içinde harcanmayan ödenekleri bütçeye devren ödenek kaydetmeye, bu hükümler çerçevesinde yapılacak işlemlere ilişkin usul ve esaslar belirlemeye, yetkilidir. Mali kontrole ilişkin hükümler MADDE 7- (1) 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri; a) Arızi nitelikteki işleriyle sınırlı kalmak koşuluyla yıl içinde bir ayı aşmayan sürelerle hizmet satın alınacak veya çalıştırılacak kişilere yapılacak ödemeleri, b) İlgili mevzuatı uyarınca kısmi zamanlı hizmet satın alman kişilere yapılacak ödemeleri, c) 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanunu uyarınca aday çırak ve çıraklar ile işletmelerde mesleki eğitim gören, staj veya tamamlayıcı eğitime devam eden öğrencilere yapılacak ödemeleri, ç) İlgili mevzuatı uyarınca ders ücreti karşılığında görevlendirilen ve üzerinde resmî görevi bulunmayanlara yapılacak ödemeleri, bütçelerinin (01.04) ekonomik kodunda yer alan ödenekleri aşmayacak şekilde yaparlar ve söz konusu ekonomik kodu içeren tertiplere ödenek eklenemez, bütçelerin başka tertiplerinden (bu ekonomik kodu içeren tertiplerin kendi arasındaki aktarmalar ile 6 ncı maddenin beşinci fıkrası kapsamında yapılan aktarmalar hariç) ödenek aktarılamaz ve ödenek üstü harcama yapılamaz. Ancak, bu ekonomik kodu içeren tertiplerden yapılması gereken akademik jüri ücreti ödemeleri ile (c) ve (ç) bentleri kapsamındaki ödemeler için gerekli olan tutarları ilgili tertiplere aktarmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. (2) Bu Kanuna bağlı (T) işaretli cetvelde yer alan taşıtlar ancak çok acil ve zorunlu hâllere münhasır olmak kaydıyla ilgili bakanlığın teklifi üzerine Cumhurbaşkanı kararı İle edinilebilir. (3) 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri, sürekli işçileri ve geçici işçileri, bütçelerinin (01.03) ile (02.03) ekonomik kodlarını içeren tertiplerde yer alan ödenekleri aşmayacak sayı ve/veya süreyle istihdam edebilirler. Bu işçilerle ilgili toplu iş sözleşmelerinden doğacak yükümlülükler, ihbar ve kıdem tazminatı ödemeleri, asgari ücret ve sigorta prim artışı nedeniyle meydana gelecek ödenek ihtiyaçlarını ödenek aktarmak suretiyle karşılamaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. Bu fıkrada belirtilen ekonomik kodlara bu durumlar dışında (söz konusu ekonomik kodlar arasındaki aktarmalar ile bu kodlar için birimler arası aktarmalar hariç) hiçbir şekilde ödenek aktarması yapılamayacağı gibi bütçenin başka tertiplerinden işçi ücreti ve fazla süreli çalışma ve/veya fazla çalışma ücreti de ödenemez. Bu fıkrada^„^^ ödenek aktarmasına ilişkin kısıtlamalar, kendi bütçe tertiplerinden aktarma yapılması koşuluyla TÜBİTAK için uygulanmaz. (4) 5018 sayılı Kanuna ekli (1) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinin harcama yetkilileri, sürekli işçiler ile geçioîj'işçilerii \ fazla çalışmaları karşılığı öngörülen ödeneğe göre iş programlarını yapmak, bu ödeneği aşacak şekilde fazla süreli çalışma ve/veya fa^â^çalişma'"'' yaptırmamak ve ertesi yıla fazla süreli çalışma ve/veya fazla çalışmadan dolayı borç bıraktırmamakla yükümlüdürler. Deprem, baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetler nedeniyle yürürlüğe konulacak Cumhurbaşkanı kararlan uyarınca yaptırılacak fazla çalışmalar ile fazla çalışma ücret ödemelerine ilişkin ilama bağlı borçlar için yapılacak aktarmalar hariç fazla süreli çalışma ve/veya fazla çalışma ücret ödemeleri için hiçbir şekilde ödenek aktarması yapılamaz. (5) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler tarafından uluslararası anlaşma, kanun ve kararnameler gereği üye olunanlar dışındaki uluslararası kuruluşlara, gerekli ödeneğin temini hususunda Cumhurbaşkanlığının uygun görüşü alınmadan üye olunamaz ve katılma payı ile üyelik aidatı adı altında herhangi bir ödeme yapılamaz. (6) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerince işletilen eğitim ve dinlenme tesisi, misafirhane, çocuk bakımevi, kreş, spor tesisi ve benzeri sosyal tesislerin giderleri, münhasıran bu tesislerin işletilmesinden elde edilen gelirlerden karşılanır. Bu yerlerde, merkezi yönetim bütçesi ile döner sermaye ve fonlardan ücret ödenmek üzere 2026 yılında ilk defa istihdam edilecek yeni personel görevlendirilmez. (7) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler, gerekli tedbirleri alarak bütçelerinin "03.03- Yolluk Giderleri", "03.06- Temsil ve Tanıtma Giderleri", "03.07- Menkul Mal, Gayrimaddi Hak Alım, Bakım ve Onarım Giderleri" ile "03.08- Gayrimenkul Mal Bakım ve Onarım Giderleri" ekonomik kodlarını içeren tertiplerine tahsis edilen ödeneği aşmayacak şekilde harcama yaparlar, ihtiyaç hâlinde söz konusu ekonomik kodları içeren tertiplere ödenek aktarma ve ödenek ekleme işlemlerini yapmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. (8) Öz gelir karşılığı olarak yükseköğretim kurumlan bütçelerinin (A) işaretli cetvelinde yükseköğretim Öz gelirleri finansman koduyla tertiplenen ödenekler arasında (Yükseköğretimde Öğrenci Yaşamı Alt Programı altında yer alan yükseköğretimde barınma, beslenme, kültür ve spor hizmetleri, sağlık ve yükseköğretimde öğrenci yaşamına ilişkin diğer hizmetler faaliyetlerine tefrik edilen ödenekler arasında yapılacak aktarmalar hariç) aktarma yapılamaz. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Yatırım Harcamaları, Mahalli İdareler ve Fonlara İlişkin Hükümler Yatırım harcamaları MADDE 8- (1) 2026 Yılı Yatırım Programına ek yatırım cetvellerinde yer alan projeler dışında herhangi bir projeye harcama yapılamaz. Bu cetvellerde yer alan projeler ile ödeneği toplu olarak verilmiş projeler kapsamındaki yıllara sari işlere (Ulaştırma ve Altyapı Bakanlı gerçekleştirilecek şehir içi raylı ulaşım sistemleri, metro yapım projeleri ve diğer demiryolu yapımı ve çeken araç projeleri, Elektrik^feti/r|'.„ Anonim Şirketi Gene! Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilecek 900 MW ve üzeri doğal gaz çevrim santrali kapasite artışı, yenileme, .İkame v^ idame projeleri hariç) 2026 yılında başlanabilmesi için proje veya işin 2026 yılı yatırım ödeneği, proje maliyetinin yüzde 10'undan âZ'olama^? ,1 fx v: Bu oranın altında kalan proje ve işler için gerektiğinde projeler, 2026 Yılı Kamu Yatırım Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar esaslarına uyulmak ve öncelikle kurumların yatırım ödenekleri içinde kalmak suretiyle revize edilebilir. (2) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin, 2026 Yılı Yatırım Programında yıl içinde yapılması zorunlu değişiklikler ile yatırım programındaki müstakil, toplu, toplulaştırılmış projeler ve ilgili alt projelere ilişkin tüm işlemlerde, 2026 Yılı Kamu Yatırım Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar usul ve esasları uygulanır. (3) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerine yatırım projeleri ile ilgili olarak yapılacak ödenek ekleme, devir ve aktarma işlemleri 2026 Yılı Kamu Yatırım Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Kararda yer alan usul ve esaslara göre yatırım programı ile ilişkilendirilir. (4) 14/2/1985 tarihli ve 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu ile İl Yatırım ve Hizmetlerine İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun 28/A maddesi ile 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve geçici 5 inci maddesi gereği 2026 yılı bütçesine devren kaydedilecek ödenekler, Strateji ve Bütçe Başkanlığına bilgi vermek kaydıyla proje sahibi ilgili kurum tarafından Yatırım Programında yer alan projelerle ilişkilendirilir. Mahalli idarelere ilişkin işlemler MADDE 9- (1) Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinin; a) 22-12.31-01-05.02 tertibinde yer alan ödenek, 13/1/2005 tarihli ve 5286 sayılı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Kaldırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca il özel idarelerine devredilen personelin aylık ve diğer her türlü mali ve sosyal haklarına ilişkin ödemelerini karşılamak üzere il özel idarelerine, b) 36-12.31-01-07.03 tertibinde yer alan ödenek, Köylerin Altyapısının Desteklenmesi Projesi (KÖYDEŞ) kapsamında köylerin altyapı ihtiyaçları için il özel idareleri ve/veya köylere hizmet götürme birliklerine, c) 21-12.31-01-07.03 tertibinde yer alan ödenek. Su Kanalizasyon ve Altyapı Projesi (SUKAP) kapsamında belediyelerin içme suyu ve atık su projelerini gerçekleştirmek üzere İller Bankası Anonim Şirketine, tahakkuk ettirilmek suretiyle kullandırılır. SUKAP kapsamında ihtiyaç olması hâlinde genel bütçe kapsamındaki ilgili kamu idaresi bütçesine veya özel bütçeli idare bütçesine ödenek aktarılabilir. Bu fıkra kapsamında ilgili idarelere yapılan Hazine yardımları haczedilemez ve üzerine ihtiyati tedbir konulamaz. (2) Birinci fıkranın (a) bendine göre yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esaslar İçişleri Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından.,...^ birlikte belirlenir. ,/•<'''■ 'O' .■î' "'' (3) Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde yer alan ödeneklerin, 2026 Yılı Yatırım Programında belirlenmesini müteakip, KÖYDEŞ Projesi için iller bazında; SUKAP için ise belediyeler bazında dağılımı, kullandırılması, izlenmesi ve denetimine ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanı tarafından karara bağlanır. Fonlara ilişkin işlemler MADDE 10- (1) Türk Silahlı Kuvvetlerinin stratejik hedef planı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının ihtiyaç planları uyarınca temini gerekli modern silah, araç ve gereçler ile gerçekleştirilecek savunma ve "NATO altyapı yatırımları için yıl içinde yapılacak harcamalar; 7/i 1/1985 tarihli ve 3238 sayılı Savunma Sanayii ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunla kurulan Savunma Sanayii Destekleme Fonunun kaynakları, bu amaçla bütçeye konulan ödenekler ve diğer ayni ve nakdî imkânlar birlikte değerlendirilmek suretiyle Savunma Sanayii İcra Komitesince tespit edilecek esaslar çerçevesinde karşılanır. (2) Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bütçe ile tahsis edilen ödeneklerden birinci fıkra hükümleri gereğince tespit edilecek tutarları; Emniyet Genel Müdürlüğüne bütçe ile tahsis edilen ödeneklerden zırhlı araç, uçak ve helikopter, insansız hava araçları (İHA), uçuş simülatörü. Elektronik Harp (HEWS) ve Kent Güvenlik Yönetim Sistemleri (KGYS) projeleri ile istihbarat ve güvenliğe yönelik alımlara ilişkin tutarları; Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğüne bütçe ile tahsis edilen ödenekler ile bu Genel Müdürlük bütçesine kaydedilen ödeneklerden motorbot alımına yönelik tutarları; Orman Genel Müdürlüğüne bütçe ile tahsis edilen ödenekler ile bu Genel Müdürlük bütçesine kaydedilen ödeneklerden yangınla mücadele hizmetlerinde kullanılmak üzere helikopter ve uçak alımlarına ilişkin tutarları; Kültür ve Turizm Bakanlığına bütçe ile tahsis edilen ödeneklerden Bilgi ve İletişim Teknolojileri Projeleri ile Tarihi Eserlerin Kimliklendirilmesi Projesine ilişkin tutarları; Adalet Bakanlığı, Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumuna bütçe ile tahsis edilen ödeneklerden ceza infaz kurumları, adliye binaları ve hizmet binalarının güvenlik yönetim sistemlerinin tedarikine ilişkin tutarları; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne bütçe ile tahsis edilen ödenekler ile bu Genel Müdürlük bütçesine kaydedilen ödeneklerden Özgün Helikopter Projesi Sertifıkasyonu, Bölgesel Sivil Uçak Projesi Sertifıkasyonu ve diğer sertifıkasyon faaliyetlerine dair projelere ilişkin tutarları; Türkiye Uzay Ajansı Başkanlığına bütçe ile tahsis edilen ödeneklerden uzay ve havacılık bilimi ile teknolojileri faaliyetlerine ilişkin görevler kapsamında yürütülen çalışmalara yönelik tutarları; ilgili hizmetleri gerçekleştirmek üzere Savunma Sanayii Destekleme Fonuna ödemeye ilgisine göre; Milli Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı, Sağlık Bakanı, Tarım ve Orman Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı, Adalet Bakanı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı veya Sanayi ve Teknoloji Bakam yetkilidir. (3) Savunma Sanayii Destekleme Fonundan Hazineye yatırılacak tutarları bir yandan genel bütçeye gelir, diğer yandan Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin ilgili tertiplerine ödenek kaydetmeye ve geçen yıllar ödenek bakiyelerini devretmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. (4) İlgili yıllar bütçe kanunları uyarınca, yürütülmesi Öngörülen projeler için Savunma Sanayii Destekleme Fonuna aktarılan tutarlardan kullanılmayan kısımlar, Savunma Sanayii Destekleme Fonundan ilgili genel bütçeli idarenin merkez muhasebe birimi hesabına; özel idarelerde ise muhasebe birimi hesabına yatırılır ve ilgili idarenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilir. Gelir kaydedilen tutarlar karşılığı^pit^rlgiJi'P ^ idare bütçesine ödenek kaydetmeye genel bütçeli idarelerde Cumhurbaşkanı, özel bütçeli idarelerde ise ilgili özel bütçeli idare yetkilijdt^^'îMilir' >• -.S' Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı dışındaki idarelerde ödenek kaydı, yılı yatırım programı ile ilişkilendirilerek yapılır. (5) Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün ilgili yıllar bütçe kanunları uyarınca yürütülmesi öngörülen projeleri için Savunma Sanayii Destekleme Fonuna aktarılan tutarlardan kullanılmayan kısımlar, ilgili Bakan onayına istinaden proje sahibi idarenin Savunma Sanayii Başkanlığınca yürütülmesi öngörülen diğer projeleri için kullanılabilir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Çeşitli Hükümler Hazine garantili imkân ve dış borcun ikraz limiti ile borç üstlenim taahhüt limiti ve borçlanmaya ilişkin işlemler MADDE 11- (1) 2026 yılında, 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna göre sağlanacak garantili imkân ve dış borcun ikraz limiti 9,5 milyar ABD dolarıdır. (2) 1 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile belirlenen başlangıç ödeneklerinin yüzde l'ine kadar ikrazen özel tertip Devlet iç borçlanma senedi ihraç edilebilir. (3) 2026 yılında 4749 sayılı Kanunun 8/A maddesi çerçevesinde Hazine ve Maliye Bakanlığınca sağlanacak borç üstlenim taahhüt limiti 3,5 milyar ABD dolarıdır. Gelir ve giderlere ilişkin diğer hükümler MADDE 12- (1) Türkiye İhracat Kredi Bankası Anonim Şirketinin politik risk kapsamında yapacağı tahsilatın ve Bankanın faaliyet kârlarından Hazineye tekabül eden temettü tutarlarının ve olağanüstü yedek akçelerinin tamamı veya bir kısmını, Bankanın politik risk alacağına mahsup etmeye ve mahsup işlemlerini mahiyetlerine göre ilgili Devlet hesaplarına kaydetmeye Hazine ve Maliye Bakanı, bu işlemlere karşılık gelen tutarları bir yandan bütçeye gelir, diğer yandan da ilgili tertiplere ödenek kaydetmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. (2) 2006 yılından önce katma bütçeli olan idarelerden 5018 sayılı Kanunla genel bütçe kapsamına alınanların ilgili mevzuatında belirtilen kurum gelirleri, genel bütçe geliri olarak tahsil edilir. Yetki ^ MADDE 13- (1) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda Cumhurbaşkanına veya Cumhurbaşkanlığına bütçenin uygulanmasına yönelikti yetkilerin kullanımı ve devrine ilişkin hususlar Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir. :■=. Yürürlük MADDE 14-(1) Bu Kanun 1/1/2026 tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 15- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür. (2) Türkiye Büyük Millet Meclisi ile ilgili hükümlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Sayıştay Başkanlığı ile ilgili hükümlerini Sayıştay Başkanı, düzenleyici ve denetleyici kurumlara ilişkin hükümlerini kendi kurulları ve/veya kurum başkanları yürütür. i'- "*■ -s- \ . _ ,î v-l '"v-i i T *- f'- .. -*-• .-j-r s
Belge parmak izi ve kaynak

e747067947f4514faf7c07c60da1c25b5d817b55b5c36c1a34aaba88cd8da505

2026-10-09T20:47:25 UTC
226 — özgün belgenin ilk sayfası
ÖZGÜN BELGE / 4780 SAYFA

226

Kaynak belgenin yerel kopyası; SHA-256 ile doğrulanabilir.

Belgenin metnini oku

PDF’den çıkarılan metin. Satır düzeni özgün belgeyle farklılık gösterebilir; kontrol için PDF’yi açın.

TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝ YASAMA DÖNEMİ YASAMA YILI 28 4 SIRA SAYISI: 226 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ (1/280) RAPORU 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (Rapor ve Metin) 2025 CİLT 1 . Not: Bu Sıra Sayısına; elektronik ortamda https://www.tbmm.gov.tr/yasama/komisyon-raporlari internet adresindeki sorgu sayfası üzerinden erişilebilmektedir. Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı ‒3‒ İÇİNDEKİLER Say­fa A) PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ RAPORU............................................................................................5 1. Plan ve Bütçe Komisyonu Üyeleri ...................................................................................................7 2. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi ile Sayıştay Raporlarının Plan ve Bütçe Komisyonu Görüşme Takvimi ....................11 3. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifine İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu . .................................................................................................17 4. Plan ve Bütçe Komisyonu Raporuna Ekli Tablolar .......................................................................161 B) 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ VE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNUN KABUL ETTİĞİ METİN............................................191 1. Cumhurbaşkanlığının 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile Ekli Cetveller ve Gerekçesinin TBMM Başkanlığına Sunulmasına İlişkin Sevk Yazısı. ..........................................193 2. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifinin Genel Gerekçesi ve Madde Gerekçeleri.....................................................................................................................197 3. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonunun Kabul Ettiği Metin ...............................................................................................207 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒5‒ A) PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ RAPORU Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒7‒ ̶ 1 ̶ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU ÜYELERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒9‒ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU ÜYELERİ Başkan : Mehmet MUŞ (AK PARTİ) SAMSUN Başkanvekili : İsmail Faruk AKSU (MHP) İSTANBUL Sözcü : Orhan ERDEM (AK PARTİ) KONYA Kâtip : Nilgün ÖK (AK PARTİ) DENİZLİ AK PARTİ Resul KURT ADIYAMAN Hüseyin ALTINSOY AKSARAY Orhan YEGİN ANKARA Ahmet KILIÇ BURSA Ejder AÇIKKAPI ELÂZIĞ Yaşar KIRKPINAR İZMİR Necmettin ERKAN KIRŞEHİR Seydi GÜLSOY OSMANİYE Ertuğrul KOCACIK SAKARYA Ersan AKSU SAMSUN İsmail GÜNEŞ UŞAK Süleyman ŞAHAN YOZGAT CHP Cavit ARI ANTALYA Mustafa ERDEM ANTALYA Ümit ÖZLALE İZMİR Cevdet AKAY KARABÜK Veli AĞBABA MALATYA Ahmet Vehbi BAKIRLIOĞLU MANİSA Tahsin OCAKLI RİZE DEM PARTİ Hakkı Saruhan OLUÇ ANTALYA Adalet KAYA DİYARBAKIR Kamuran TANHAN MARDİN MHP Mustafa Baki ERSOY KAYSERİ Mustafa KALAYCI KONYA İYİ PARTİ Ayyüce TÜRKEŞ TAŞ ADANA Erhan USTA SAMSUN YENİ YOL Sadullah KISACIK ADANA Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 11 ‒ ̶ 2 ̶ 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ VE 2024 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TEKLİFİ İLE SAYIŞTAY RAPORLARININ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞME TAKVİMİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 13 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 14 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 15 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 16 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 17 ‒ ̶ 3 ̶ 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİNE İLİŞKİN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 19 ‒ Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu Esas No: 1/280 04/12/2025 Karar No: 3 Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 20 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 21 ‒ Sayfa 23 23 23 23 24 25 25 28 31 32 34 34 35 36 38 39 39 40 53 59 155 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 22 ‒ Sayfa TABLOLAR CETVELİ Tablo 1: 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Giderleri .............................................................................. 26 Tablo 2: Ekonomik Sınıflandırmaya Göre 2025 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Giderleri ......................... 26 Tablo 3 : Genel Bütçeli İdareler İçerisinde En Fazla Ödenek Tahsis Edilen İlk Beş Kurum .................... 27 Tablo 4 : Yükseköğretim Kurumları İçinde En Fazla Ödeneğe Sahip Olan İlk Beş Üniversite................ 27 Tablo 5: Özel Bütçeli Diğer İdareler İçerisinde En Fazla Ödeneğe Sahip Olan İlk Beş Kuruluş ............. 27 Tablo 6: Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların Ödenekleri İçerisinde En Fazla Ödeneğe Sahip Olan İlk Beş Kuruluş ......................................................................................................................................... 28 Tablo 7: Merkezi Yönetim Bütçe Giderleri ve Giderlerin GSYH’ye Oranı ............................................ 28 Tablo 8: Yatırım Harcamalarının Bütçe Giderlerine ve GSYH’ye Oranı ................................................. 29 Tablo 9: Faiz Harcamalarının Bütçe Giderlerine ve GSYH’ye Oranı ....................................................... 31 Tablo 10: En Fazla Ödenek Tahsis Edilen 10 Program............................................................................. 32 Tablo 11: 2025-2027 Dönemi Merkezi Yönetim Bütçe Gelirleri ve Gelirlerin GSYH’ye Oranı 32 Tablo 12: 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Gelirleri Tablo 13: 2025 Yılı Genel Bütçe Gelirleri ………………….. ................................................................. 32 Tablo 14: 2025 Yılı Genel Bütçe Vergi Gelirlerinin Dağılımı .................................................................. 33 Tablo 15: Yükseköğretim Kurumlarının 2025 Yılı Bütçe Gelirleri .......................................................... 33 Tablo 16: Özel Bütçeli Diğer İdarelerin 2025 Yılı Bütçe Gelirleri ........................................................... 34 Tablo 17: Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların 2025 Yılı Bütçe Gelirleri ........................................... 34 Tablo 18: 2024-2026 Dönemi MYB Gelirleri ve Gelirlerin GSYH’ye Oranı ........................................... 34 Tablo 19: 2024 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Gelirleri .............................................................................. 35 Tablo 20: 2024 yılı Genel Bütçe Gelirleri ................................................................................................. 35 Tablo 21: 2024 yılı Genel Bütçe Vergi Gelirlerinin Dağılımı ................................................................... 36 Tablo 22: Yükseköğretim Kurumlarının 2024 Yılı Bütçe Gelirleri .......................................................... 36 Tablo 23: Özel Bütçeli Diğer İdarelerin 2024 Yılı Bütçe Gelirleri ........................................................... Tablo 24: Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların 2024 Yılı Bütçe Gelirleri ........................................... 37 Tablo 25: Yıllar İtibarıyla Kamu Kesimi Borçlanma Gereği (2016-2025) ............................................... 37 Tablo 26: Merkezi Yönetim Bütçe Finansmanı ......................................................................................... 38 Tablo 27: Yıllar İtibarıyla Merkezi Yönetim İç Borç Stoku (2015-2024) ................................................. 38 Tablo 28: 31/7/2024 Tarihi İtibarıyla İç Borçlanma Durumu .................................................................... Tablo 29: Merkezi Yönetim Dış Borç Stokunun Alacaklılara Göre Dağılımı ........................................... Tablo 30: Merkezi Yönetim Dış Borç Stokundaki Değişim ...................................................................... Tablo 31: Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi ve Faiz Dışı Fazlası .............................................................. Tablo 32: Program Tanımlı Bütçe Büyüklükleri ........................................................................................ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 23 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 24 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 25 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 26 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 27 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 28 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 29 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 30 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 31 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 32 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 33 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 34 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 35 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 36 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 37 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 38 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 39 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 40 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 41 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 42 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 43 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 44 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 45 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 46 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 47 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 48 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 49 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 50 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 51 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 52 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 53 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 54 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 55 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 56 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 57 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 58 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 59 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 60 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 61 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 62 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 63 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 64 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 65 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 66 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 67 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 68 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 69 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 70 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 71 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 72 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 73 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 74 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 75 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 76 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 77 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 78 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 79 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 80 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 81 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 82 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 83 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 84 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 85 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 86 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 87 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 88 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 89 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 90 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 91 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 92 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 93 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 94 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 95 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 96 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 97 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 98 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 99 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 100 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 101 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 102 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 103 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 104 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 105 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 106 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 107 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 108 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 109 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 110 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 111 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 112 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 113 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 114 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 115 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 116 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 117 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 118 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 119 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 120 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 121 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 122 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 123 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 124 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 125 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 126 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 127 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 128 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 129 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 130 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 131 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 132 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 133 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 134 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 135 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 136 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 137 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 138 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 139 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 140 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 141 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 142 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 143 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 144 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 145 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 146 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 147 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 148 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 149 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 150 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 151 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 152 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 153 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 154 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 155 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 156 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 157 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 158 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 159 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 160 ‒ Başkan Başkanvekili Sözcü Mehmet Muş İsmail Faruk Aksu Orhan Erdem Samsun İstanbul Konya (Ek görüşümüz vardır) (Bu raporun özel sözcüsüdür) Kâtip Üye Üye Nilgün Ök Ayyüce Türkeş Taş Sadullah Kısacık Denizli Adana Adana (Bu raporun özel sözcüsüdür) (Muhalefet şerhimiz vardır) (Muhalefet şerhimiz vardır) Üye Üye Üye Resul Kurt Hüseyin Altınsoy Orhan Yegin Adıyaman Aksaray Ankara (Bu raporun özel sözcüsüdür) (Bu raporun özel sözcüsüdür) (Bu raporun özel sözcüsüdür) Üye Üye Üye Cavit Arı Hakkı Saruhan Oluç Mustafa Erdem Antalya Antalya Antalya (Muhalefet şerhimiz vardır) (Muhalefet şerhimiz vardır) (Muhalefet şerhimiz vardır) Üye Üye Üye Ahmet Kılıç Adalet Kaya Ejder Açıkkapı Bursa Diyarbakır Elâzığ (Bu raporun özel sözcüsüdür) (Muhalefet şerhimiz vardır) (Bu raporun özel sözcüsüdür) Üye Üye Üye Ümit Özlale Yaşar Kırkpınar Cevdet Akay İzmir İzmir Karabük (Muhalefet şerhimiz vardır) (Bu raporun özel sözcüsüdür) (Muhalefet şerhimiz vardır) Üye Üye Üye Mustafa Baki Ersoy Necmettin Erkan Mustafa Kalaycı Kayseri Kırşehir Konya (Bu raporun özel sözcüsüdür, (Bu raporun özel sözcüsüdür) (Bu raporun özel sözcüsüdür, ek görüşümüz vardır) ek görüşümüz vardır) Üye Üye Üye Veli Ağbaba Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu Kamuran Tanhan Malatya Manisa Mardin (Muhalefet şerhimiz vardır) (Muhalefet şerhimiz vardır) (Muhalefet şerhimiz vardır) Üye Üye Üye Seydi Gülsoy Tahsin Ocaklı Ertuğrul Kocacık Osmaniye Rize Sakarya (Bu raporun özel sözcüsüdür) (Muhalefet şerhimiz vardır) (Bu raporun özel sözcüsüdür) Üye Üye Üye Erhan Usta Ersan Aksu İsmail Güneş Samsun Samsun Uşak (Muhalefet şerhimiz vardır) (Bu raporun özel sözcüsüdür) (Bu raporun özel sözcüsüdür) Üye Süleyman Şahan Yozgat (Bu raporun özel sözcüsüdür) Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 161 ‒ ̶ 4 ̶ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORUNA EKLİ TABLOLAR Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 163 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 164 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 165 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 166 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 167 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 168 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 169 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 170 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 171 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 172 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 173 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 174 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 175 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 176 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 177 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 178 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 179 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 180 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 181 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 182 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 183 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 184 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 185 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 186 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 187 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 188 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 189 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 191 ‒ B) 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ VE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNUN KABUL ETTİĞİ METİN Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 193 ‒ -1- CUMHURBAŞKANLIĞININ 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ İLE EKLİ CETVELLER VE GEREKÇESİNİN TBMM BAŞKANLIĞINA SUNULMASINA İLİŞKİN SEVK YAZISI Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 195 ‒ T.C. Cumhurbaşkanlığı Sayı: Z-75929249-160.99-337319 16 Ekim 2025 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile gerekçesi Anayasanın 161 inci maddesi uyarınca ilişikte gönderilmiştir. Gereğini bilgilerinize sunarım. Recep Tayyip ERDOĞAN Cumhurbaşkanı Ek: 1- Kanun Teklifi 2- Gerekçe (Genel-Madde) Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 197 ‒ -2- 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİNİN GENEL GEREKÇESİ VE MADDE GEREKÇELERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 199 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 200 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 201 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 202 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 203 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 204 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 205 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 206 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 207 ‒ -3- 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNUN KABUL ETTİĞİ METİN Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 208 ‒ CUMHURBAŞKANININ (Cumhurbaşkanının Teklif TEKLİF Ettiği ETTİĞİ Metin) METİN 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ BİRİNCİ BÖLÜM Gider, Gelir, Finansman ve Denge Gider MADDE 1- (1) Bu Kanuna bağlı (A) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli; a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 18.751.514.833.000 Türk lirası, b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelere 1.637.331.680.000 Türk lirası, c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlara 87.139.973.000 Türk lirası, ödenek verilmiştir. Gelir ve finansman MADDE 2- (1) Gelirler: Bu Kanuna bağlı (B) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli; a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri 16.032.032.487.000 Türk lirası, b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin gelirleri 145.096.263.000 Türk lirası öz gelir, 1.499.024.964.000 Türk lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 1.644.121.227.000 Türk lirası, c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri 84.171.212.000 Türk lirası öz gelir, 2.968.761.000 Türk lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 87.139.973.000 Türk lirası, olarak tahmin edilmiştir. (2) Finansman: Bu Kanuna bağlı (F) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin net finansmanı 226.500.000 Türk lirası olarak tahmin edilmiştir. Denge MADDE 3- (1) 1 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ödenekler toplamı ile 2 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan tahmini gelirler toplamı arasındaki fark, net borçlanma ile karşılanır. İKİNCİ BÖLÜM Bütçe Düzenine ve Uygulamasına İlişkin Hükümler Bağlı cetveller MADDE 4- (1) Bu Kanuna bağlı cetveller aşağıda gösterilmiştir: a) 1 inci madde ile verilen ödeneklerin dağılımı (A) b) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri tarafından ilgili mevzuata göre tahsiline devam olunacak gelirler (B) c) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelirlerine dayanak teşkil eden temel hükümler (C) ç) Bazı ödeneklerin kullanımına ve harcamalara ilişkin esaslar (E) d) 5018 sayılı Kanuna ekli (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan idare ve kurumların nakit imkânları ile bu imkânlardan harcanması öngörülen tutarlar (F) e) 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri uyarınca verilecek gündelik ve tazminat tutarları (H) Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 209 ‒ PLAN VE (Plan ve BÜTÇE Bütçe KOMİSYONUNUN Komisyonunun Kabul KABULEttiğiETTİĞİ Metin) METİN 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ BİRİNCİ BÖLÜM Gider, Gelir, Finansman ve Denge Gider MADDE 1- (1) Bu Kanuna bağlı (A) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli; a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 18.801.514.833.000 Türk lirası, b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelere 1.637.331.680.000 Türk lirası, c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlara 87.139.973.000 Türk lirası, ödenek verilmiştir. Gelir ve finansman MADDE 2- (1) Gelirler: Bu Kanuna bağlı (B) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli; a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri 16.082.032.487.000 Türk lirası, b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin gelirleri 145.096.263.000 Türk lirası öz gelir, 1.499.024.964.000 Türk lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 1.644.121.227.000 Türk lirası, c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri 84.171.212.000 Türk lirası öz gelir, 2.968.761.000 Türk lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 87.139.973.000 Türk lirası, olarak tahmin edilmiştir. (2) Finansman: Bu Kanuna bağlı (F) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin net finansmanı 226.500.000 Türk lirası olarak tahmin edilmiştir. Denge MADDE 3- Teklifin 3 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir. İKİNCİ BÖLÜM Bütçe Düzenine ve Uygulamasına İlişkin Hükümler Bağlı cetveller MADDE 4- (1) Bu Kanuna bağlı cetveller aşağıda gösterilmiştir: a) 1 inci madde ile verilen ödeneklerin dağılımı (A) b) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri tarafından ilgili mevzuata göre tahsiline devam olunacak gelirler (B) c) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelirlerine dayanak teşkil eden temel hükümler (C) ç) Bazı ödeneklerin kullanımına ve harcamalara ilişkin esaslar (E) d) 5018 sayılı Kanuna ekli (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan idare ve kurumların nakit imkânları ile bu imkânlardan harcanması öngörülen tutarlar (F) e) 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri uyarınca verilecek gündelik ve tazminat tutarları (H) Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 210 ‒ (Cumhurbaşkanının Teklif Ettiği Metin) f) Çeşitli kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine göre bütçe kanununda gösterilmesi gereken parasal sınırlar (İ) g) Ek ders, konferans ve fazla çalışma ücretleri ile diğer ücret ödemelerinin tutarları (K) ğ) 11/8/1982 tarihli ve 2698 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Okul Pansiyonları Kanununun 3 üncü maddesi gereğince Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yönetilen okul pansiyonlarının öğrencilerinden alınacak pansiyon ücretleri (M) h) 7/6/1939 tarihli ve 3634 sayılı Millî Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu uyarınca millî müdafaa mükellefiyeti yoluyla alınacak hayvanların alım değerleri (O) ı) 3634 sayılı Kanun uyarınca millî müdafaa mükellefiyeti yoluyla alınacak motorlu taşıtların ortalama alım değerleri ile günlük kira bedelleri (P) i) 5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinin yıl içinde edinebilecekleri taşıtların cinsi, adedi, hangi hizmette kullanılacağı ve kaynağı ile 5/1/1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanununa tabi kurumların yıl içinde satın alacakları taşıtların azami satın alma bedelleri (T) j) Kanunlar ve kararlarla bağlanmış vatani hizmet aylıkları (V) Gerektiğinde kullanılabilecek ödenekler MADDE 5- (1) Personel Giderlerini Karşılama Ödeneği: Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin bütçelerine konulan ödeneklerin yetmeyeceği anlaşıldığı takdirde, ilgili mevzuatının gerektirdiği giderler için “Personel Giderleri” ve “Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri” ile ilgili mevcut veya yeni açılacak tertiplere, Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin 99-41.32-01-09.01 tertibinde yer alan ödenekten aktarma yapmaya, (2) Yedek Ödenek: Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin 99-41.32-01-09.06 tertibinde yer alan ödenekten, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin bütçelerinde mevcut veya yeni açılacak (01), (02), (03), (05) ve (08) ekonomik kodlarını içeren tertipler ile çok acil ve zorunlu hâllerde (06) ve (07) ekonomik kodlarını içeren tertiplere aktarma yapmaya, (3) Yatırımları Hızlandırma Ödeneği: Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin 99-41.32-01-09.03 tertibinde yer alan ödenekten, 2026 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar esaslarına uyularak 2026 Yılı Yatırım Programının uygulama durumuna göre gerektiğinde öncelikli sektörlerde yer alan yatırımların hızlandırılması veya yılı içinde gelişen şartlara göre öncelikli sektör ve alt sektörlerde yer alan ve programa yeni alınması gereken projelere ödenek tahsisi veya ödeneklerinin artırılmasında kullanılmak üzere genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin projelerine ilişkin mevcut veya yeni açılacak tertiplere aktarma yapmaya, (4) Doğal Afet Giderlerini Karşılama Ödeneği: Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin 99-41.32-01-09.05 tertibinde yer alan ödenekten, yatırım nitelikli giderler açısından yılı yatırım programı ile ilişkilendirilmek kaydıyla genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin her türlü doğal afet giderlerini karşılamak amacıyla mevcut veya yeni açılacak tertiplerine aktarma yapmaya, Cumhurbaşkanı yetkilidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 211 ‒ (Plan ve Bütçe Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) f) Çeşitli kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine göre bütçe kanununda gösterilmesi gereken parasal sınırlar (İ) g) Ek ders, konferans ve fazla çalışma ücretleri ile diğer ücret ödemelerinin tutarları (K) ğ) 11/8/1982 tarihli ve 2698 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Okul Pansiyonları Kanununun 3 üncü maddesi gereğince Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yönetilen okul pansiyonlarının öğrencilerinden alınacak pansiyon ücretleri (M) h) 7/6/1939 tarihli ve 3634 sayılı Millî Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu uyarınca millî müdafaa mükellefiyeti yoluyla alınacak hayvanların alım değerleri (O) ı) 3634 sayılı Kanun uyarınca millî müdafaa mükellefiyeti yoluyla alınacak motorlu taşıtların ortalama alım değerleri ile günlük kira bedelleri (P) i) 5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinin yıl içinde edinebilecekleri taşıtların cinsi, adedi, hangi hizmette kullanılacağı ve kaynağı ile 5/1/1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanununa tabi kurumların yıl içinde satın alacakları taşıtların azami satın alma bedelleri (T) j) Kanunlar ve kararlarla bağlanmış vatani hizmet aylıkları (V) Gerektiğinde kullanılabilecek ödenekler MADDE 5- Teklifin 5 inci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 212 ‒ (Cumhurbaşkanının Teklif Ettiği Metin) Aktarma, ekleme, devir ve iptal işlemleri MADDE 6- (1) Bu Kanunla verilen ödeneklerin etkin ve verimli bir şekilde kullanılması amacıyla, kamu idarelerinin yıl içinde ortaya çıkabilecek ihtiyaç fazlası ödeneklerinin diğer kamu idarelerinin ödenek ihtiyacının karşılanmasında kullanılmasını temin etmek veya ödeneklerin öncelikli hizmetlerde kullanılmasını sağlamak üzere genel bütçe ödeneklerinin yüzde 10’unu aşmamak kaydıyla; genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin bütçelerine konulan (01), (02), (03), (05), (06), (07), (08) ve (09) ekonomik kodlarındaki ödenekleri kamu idareleri bütçeleri arasında veya Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin “Yedek Ödenek” tertibine aktarmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. (2) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, 10/7/2018 tarihli ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına yaptıracağı işlere ilişkin ödeneklerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bütçesine aktarmaya yetkilidir. (3) Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü bütçelerinde yer alan ve tek merkezden yönetilmesi gereken ikmal ve tedarik hizmetlerine ilişkin ödeneği, kurumlar arasında aktarmaya ilgili kurumlar yetkilidir. (4) Özel bütçeli idareler ile düzenleyici ve denetleyici kurumların (B) işaretli cetvellerinde belirtilen tahmini tutarlar üzerinde gerçekleşen gelirler ile (F) işaretli cetvellerinde belirtilen net finansman tutarlarını aşan finansman gerçekleşme karşılıklarını, idare ve kurumların bütçelerinin mevcut veya yeni açılacak tertiplerine ödenek olarak eklemeye Cumhurbaşkanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde kamu idareleri yetkilidir. Hazine yardımı alan özel bütçeli idarelerin 2025 yılında “06- Sermaye Giderleri” ve “07- Sermaye Transferleri” giderlerine finansman sağlamak üzere genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri bütçelerinden tahakkuka bağlanan Hazine yardımlarının bu idarelerce kullanılmayan kısımları, 2026 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karara uygun olarak mevcut veya yeni projelerin ödenek ihtiyacının karşılanmasında kullanılır. (5) Merkezi yönetim kapsamındaki idare bütçelerinden, hizmeti yürütecek kamu idaresi bütçesine yıl içinde kaynak transferi yapmaya ilgili idareler yetkilidir. Bu fıkra kapsamında genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasındaki kaynak transferleri ödenek aktarma suretiyle yapılır. Merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idareler arasındaki diğer kaynak transferleri ise bütçe gideri kaydedilmek suretiyle gerçekleştirilir. Hizmet sunumu karşılığı tahsil edilen tutarlar, ilgili kamu idaresince bir yandan (B) işaretli cetvele gelir, diğer yandan (A) işaretli cetvelin “14-Hizmet Sunumu Karşılığı Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdarelerden Aktarılan Kaynaklar” finansman kodunu içeren bütçe tertiplerine; merkezi yönetim kapsamındaki idarelere kamu hizmeti sunumu amacıyla diğer idareler ile döner sermaye, fon gibi idare bütçesi dışındaki kaynaklardan aktarılan tutarlar ise “15- Hizmet Sunumu Karşılığı Merkezi Yönetim Bütçesi Dışından Aktarılan Kaynaklar” finansman kodunu içeren bütçe tertiplerine ödenek kaydedilir. Bu ödeneklerden harcanmayan kısımları aynı amaçla kullanılmak üzere ilgili tertiplere devren ödenek kaydetmeye idareler yetkilidir. Ancak bu ödeneklerden tahsis amacı gerçekleştirilmiş olanlardan kalan ödeneklerin iptaline ve harcanmayan tutarların iade edilmesine Cumhurbaşkanınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde idareler yetkilidir. (6) Cumhurbaşkanı; a) Emniyet Genel Müdürlüğünün öğrenim ve eğitim müesseselerinde okutulan ve eğitim gören yabancı uyruklu öğrenci ve personele yapılan giderler karşılığında ilgili devletler veya uluslararası kuruluşlar tarafından ödenen tutarları, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 213 ‒ (Plan ve Bütçe Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) Aktarma, ekleme, devir ve iptal işlemleri MADDE 6- Teklifin 6 ncı maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 214 ‒ (Cumhurbaşkanının Teklif Ettiği Metin) b) NATO makamlarınca yapılan anlaşma gereğince yedek havaalanlarının bakım ve onarımları için ödenen tutarları, c) Gümrük idarelerince tahsil edilerek Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirilen bandrol ücretlerinin yüzde 2’si oranında Ticaret Bakanlığı hizmetleri için söz konusu Kurumca ödenen tutarları, ç) Jandarma Genel Komutanlığına ait veya tahsis edilen her türlü taşınmazın bünyesinde yer alan kule, tekrarlayıcı merkezi ile Jandarma birimlerinin konuş yeri içinde kalan alan ve ünitelerin, haberleşme maksatlı olarak merkezi yönetim kapsamı dışındaki kurum ve kuruluşlar ile özel teşebbüslerin kullanımına açılması karşılığında tahsil edilen tutarları, aynı amaçla kullanılmak üzere bir yandan genel bütçeye özel gelir, diğer yandan ilgili idare bütçelerinde açılacak tertiplere özel ödenek kaydetmeye ve önceki yıl bütçesinde harcanmayan kısımları devren ödenek kaydetmeye yetkilidir. (7) Cumhurbaşkanı; a) Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü 2025 yılı bütçelerinin; “03.09- Tedavi ve Cenaze Giderleri” ekonomik kodunu içeren tertipleri, özel ödeneklere ilişkin tertipleri ile “Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Hizmetleri Yatırımları” faaliyetini içeren tertiplerindeki tutarlar hariç anılan kurumların mal ve hizmet alım giderleri ile sermaye giderlerine ilişkin ödeneklerinden yılı içinde harcanmayan kısımları, hizmetin devamlılığını sağlamak amacıyla bu tertiplere bütçe ile tahsis edilen ödeneklerin toplamının yüzde 30’unu aşmamak üzere kurum bütçelerinin ilgili tertiplerine devren ödenek kaydetmeye, b) 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Kültür ve Turizm Bakanlığı 2025 yılı bütçesinin 18.36 ve 18.60 kurumsal kodu altında bulunan (03) ekonomik kodunu içeren tertiplerinde yer alan tanıtma amaçlı ödeneklerden harcanmayan kısımları Bakanlık bütçesinin aynı kodları içeren tertiplerine devren ödenek kaydetmeye, c) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) 2025 yılı bütçesinin 56-49.33- 02-07.01 tertibinde yer alan Türkiye Araştırma Alanı (TARAL) ödeneklerinden harcanmayan kısımları Kurum bütçesinin ilgili tertibine devren ödenek kaydetmeye, ç) Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2025 yılı bütçesinin 17-19.31-01-05.04 ve 17-19.39-01-05.04 tertiplerinde yer alan Tasarım Destekleri, Temel Bilimler Mezunu Ar-ge Personel Destekleri, Teknolojik Ürün Yatırım Destekleri, Teknolojik Ürün Tanıtım ve Pazarlama Destekleri ve Rekabet Öncesi İşbirliği Desteklerine ilişkin ödeneklerden harcanmayan kısımları Bakanlık bütçesinin (05.04) ekonomik kodunu içeren ilgili tertiplerine devren ödenek kaydetmeye, d) Hazine ve Maliye Bakanlığı 2025 yılı bütçesinin 19-12.41-01-07.02, 19-12.41-01-05.06 tertiplerinde yer alan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine yardım ödeneklerinden harcanmayan kısımları ve 19-12.41-01-08.02 tertibinde yer alan ödeneklerden harcanmayan kısımları Bakanlık bütçesinin ilgili tertiplerine devren ödenek kaydetmeye, e) Emniyet Genel Müdürlüğü 2025 yılı bütçesinin “Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Hizmetleri Yatırımları” faaliyeti altında yer alan yatırım ödeneklerinden harcanmayan kısımları Genel Müdürlük bütçesinin ilgili tertiplerine devren ödenek kaydetmeye, f) İlgili mevzuatı gereğince özel gelir kaydedilmek üzere tahsil edilen tutarları, idare bütçelerinde söz konusu mevzuatta belirtilen amaçlar için tertiplenen ödenekten kullandırmak üzere genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydetmeye ve bütçelenen ödenekten gelir gerçekleşmesine göre ilgili tertiplere aktarma yapmaya, 2025 yılı içinde harcanmayan ödenekleri bütçeye devren ödenek kaydetmeye, bu hükümler çerçevesinde yapılacak işlemlere ilişkin usul ve esaslar belirlemeye, yetkilidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 215 ‒ (Plan ve Bütçe Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 216 ‒ (Cumhurbaşkanının Teklif Ettiği Metin) Mali kontrole ilişkin hükümler MADDE 7- (1) 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri; a) Arızi nitelikteki işleriyle sınırlı kalmak koşuluyla yıl içinde bir ayı aşmayan sürelerle hizmet satın alınacak veya çalıştırılacak kişilere yapılacak ödemeleri, b) İlgili mevzuatı uyarınca kısmi zamanlı hizmet satın alınan kişilere yapılacak ödemeleri, c) 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanunu uyarınca aday çırak ve çıraklar ile işletmelerde mesleki eğitim gören, staj veya tamamlayıcı eğitime devam eden öğrencilere yapılacak ödemeleri, ç) İlgili mevzuatı uyarınca ders ücreti karşılığında görevlendirilen ve üzerinde resmî görevi bulunmayanlara yapılacak ödemeleri, bütçelerinin (01.04) ekonomik kodunda yer alan ödenekleri aşmayacak şekilde yaparlar ve söz konusu ekonomik kodu içeren tertiplere ödenek eklenemez, bütçelerin başka tertiplerinden (bu ekonomik kodu içeren tertiplerin kendi arasındaki aktarmalar ile 6 ncı maddenin beşinci fıkrası kapsamında yapılan aktarmalar hariç) ödenek aktarılamaz ve ödenek üstü harcama yapılamaz. Ancak, bu ekonomik kodu içeren tertiplerden yapılması gereken akademik jüri ücreti ödemeleri ile (c) ve (ç) bentleri kapsamındaki ödemeler için gerekli olan tutarları ilgili tertiplere aktarmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. (2) Bu Kanuna bağlı (T) işaretli cetvelde yer alan taşıtlar ancak çok acil ve zorunlu hâllere münhasır olmak kaydıyla ilgili bakanlığın teklifi üzerine Cumhurbaşkanı kararı ile edinilebilir. (3) 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri, sürekli işçileri ve geçici işçileri, bütçelerinin (01.03) ile (02.03) ekonomik kodlarını içeren tertiplerde yer alan ödenekleri aşmayacak sayı ve/veya süreyle istihdam edebilirler. Bu işçilerle ilgili toplu iş sözleşmelerinden doğacak yükümlülükler, ihbar ve kıdem tazminatı ödemeleri, asgari ücret ve sigorta prim artışı nedeniyle meydana gelecek ödenek ihtiyaçlarını ödenek aktarmak suretiyle karşılamaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. Bu fıkrada belirtilen ekonomik kodlara bu durumlar dışında (söz konusu ekonomik kodlar arasındaki aktarmalar ile bu kodlar için birimler arası aktarmalar hariç) hiçbir şekilde ödenek aktarması yapılamayacağı gibi bütçenin başka tertiplerinden işçi ücreti ve fazla süreli çalışma ve/veya fazla çalışma ücreti de ödenemez. Bu fıkradaki ödenek aktarmasına ilişkin kısıtlamalar, kendi bütçe tertiplerinden aktarma yapılması koşuluyla TÜBİTAK için uygulanmaz. (4) 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinin harcama yetkilileri, sürekli işçiler ile geçici işçilerin fazla çalışmaları karşılığı öngörülen ödeneğe göre iş programlarını yapmak, bu ödeneği aşacak şekilde fazla süreli çalışma ve/veya fazla çalışma yaptırmamak ve ertesi yıla fazla süreli çalışma ve/veya fazla çalışmadan dolayı borç bıraktırmamakla yükümlüdürler. Deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetler nedeniyle yürürlüğe konulacak Cumhurbaşkanı kararları uyarınca yaptırılacak fazla çalışmalar ile fazla çalışma ücret ödemelerine ilişkin ilama bağlı borçlar için yapılacak aktarmalar hariç fazla süreli çalışma ve/veya fazla çalışma ücret ödemeleri için hiçbir şekilde ödenek aktarması yapılamaz. (5) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler tarafından uluslararası anlaşma, kanun ve kararnameler gereği üye olunanlar dışındaki uluslararası kuruluşlara, gerekli ödeneğin temini hususunda Cumhurbaşkanlığının uygun görüşü alınmadan üye olunamaz ve katılma payı ile üyelik aidatı adı altında herhangi bir ödeme yapılamaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 217 ‒ (Plan ve Bütçe Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) Mali kontrole ilişkin hükümler MADDE 7- Teklifin 7 nci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 218 ‒ (Cumhurbaşkanının Teklif Ettiği Metin) (6) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerince işletilen eğitim ve dinlenme tesisi, misafirhane, çocuk bakımevi, kreş, spor tesisi ve benzeri sosyal tesislerin giderleri, münhasıran bu tesislerin işletilmesinden elde edilen gelirlerden karşılanır. Bu yerlerde, merkezi yönetim bütçesi ile döner sermaye ve fonlardan ücret ödenmek üzere 2026 yılında ilk defa istihdam edilecek yeni personel görevlendirilmez. (7) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler, gerekli tedbirleri alarak bütçelerinin “03.03- Yolluk Giderleri”, “03.06- Temsil ve Tanıtma Giderleri”, “03.07- Menkul Mal, Gayrimaddi Hak Alım, Bakım ve Onarım Giderleri” ile “03.08- Gayrimenkul Mal Bakım ve Onarım Giderleri” ekonomik kodlarını içeren tertiplerine tahsis edilen ödeneği aşmayacak şekilde harcama yaparlar, ihtiyaç hâlinde söz konusu ekonomik kodları içeren tertiplere ödenek aktarma ve ödenek ekleme işlemlerini yapmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. (8) Öz gelir karşılığı olarak yükseköğretim kurumları bütçelerinin (A) işaretli cetvelinde yükseköğretim öz gelirleri finansman koduyla tertiplenen ödenekler arasında (Yükseköğretimde Öğrenci Yaşamı Alt Programı altında yer alan yükseköğretimde barınma, beslenme, kültür ve spor hizmetleri, sağlık ve yükseköğretimde öğrenci yaşamına ilişkin diğer hizmetler faaliyetlerine tefrik edilen ödenekler arasında yapılacak aktarmalar hariç) aktarma yapılamaz. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Yatırım Harcamaları, Mahalli İdareler ve Fonlara İlişkin Hükümler Yatırım harcamaları MADDE 8- (1) 2026 Yılı Yatırım Programına ek yatırım cetvellerinde yer alan projeler dışında herhangi bir projeye harcama yapılamaz. Bu cetvellerde yer alan projeler ile ödeneği toplu olarak verilmiş projeler kapsamındaki yıllara sari işlere (Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca gerçekleştirilecek şehir içi raylı ulaşım sistemleri, metro yapım projeleri ve diğer demiryolu yapımı ve çeken araç projeleri, Elektrik Üretim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilecek 900 MW ve üzeri doğal gaz çevrim santrali kapasite artışı, yenileme, ikame ve idame projeleri hariç) 2026 yılında başlanabilmesi için proje veya işin 2026 yılı yatırım ödeneği, proje maliyetinin yüzde 10’undan az olamaz. Bu oranın altında kalan proje ve işler için gerektiğinde projeler, 2026 Yılı Kamu Yatırım Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar esaslarına uyulmak ve öncelikle kurumların yatırım ödenekleri içinde kalmak suretiyle revize edilebilir. (2) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin, 2026 Yılı Yatırım Programında yıl içinde yapılması zorunlu değişiklikler ile yatırım programındaki müstakil, toplu, toplulaştırılmış projeler ve ilgili alt projelere ilişkin tüm işlemlerde, 2026 Yılı Kamu Yatırım Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar usul ve esasları uygulanır. (3) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerine yatırım projeleri ile ilgili olarak yapılacak ödenek ekleme, devir ve aktarma işlemleri 2026 Yılı Kamu Yatırım Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Kararda yer alan usul ve esaslara göre yatırım programı ile ilişkilendirilir. (4) 14/2/1985 tarihli ve 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu ile İl Yatırım ve Hizmetlerine İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun 28/A maddesi ile 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve geçici 5 inci maddesi gereği 2026 yılı bütçesine devren kaydedilecek ödenekler, Strateji ve Bütçe Başkanlığına bilgi vermek kaydıyla proje sahibi ilgili kurum tarafından Yatırım Programında yer alan projelerle ilişkilendirilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 219 ‒ (Plan ve Bütçe Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Yatırım Harcamaları, Mahalli İdareler ve Fonlara İlişkin Hükümler Yatırım harcamaları MADDE 8- Teklifin 8 inci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 220 ‒ (Cumhurbaşkanının Teklif Ettiği Metin) Mahalli idarelere ilişkin işlemler MADDE 9- (1) Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinin; a) 22-12.31-01-05.02 tertibinde yer alan ödenek, 13/1/2005 tarihli ve 5286 sayılı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Kaldırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca il özel idarelerine devredilen personelin aylık ve diğer her türlü mali ve sosyal haklarına ilişkin ödemelerini karşılamak üzere il özel idarelerine, b) 36-12.31-01-07.03 tertibinde yer alan ödenek, Köylerin Altyapısının Desteklenmesi Projesi (KÖYDES) kapsamında köylerin altyapı ihtiyaçları için il özel idareleri ve/veya köylere hizmet götürme birliklerine, c) 21-12.31-01-07.03 tertibinde yer alan ödenek, Su Kanalizasyon ve Altyapı Projesi (SUKAP) kapsamında belediyelerin içme suyu ve atık su projelerini gerçekleştirmek üzere İller Bankası Anonim Şirketine, tahakkuk ettirilmek suretiyle kullandırılır. SUKAP kapsamında ihtiyaç olması hâlinde genel bütçe kapsamındaki ilgili kamu idaresi bütçesine veya özel bütçeli idare bütçesine ödenek aktarılabilir. Bu fıkra kapsamında ilgili idarelere yapılan Hazine yardımları haczedilemez ve üzerine ihtiyati tedbir konulamaz. (2) Birinci fıkranın (a) bendine göre yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esaslar İçişleri Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından birlikte belirlenir. (3) Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde yer alan ödeneklerin, 2026 Yılı Yatırım Programında belirlenmesini müteakip, KÖYDES Projesi için iller bazında; SUKAP için ise belediyeler bazında dağılımı, kullandırılması, izlenmesi ve denetimine ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanı tarafından karara bağlanır. Fonlara ilişkin işlemler MADDE 10- (1) Türk Silahlı Kuvvetlerinin stratejik hedef planı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının ihtiyaç planları uyarınca temini gerekli modern silah, araç ve gereçler ile gerçekleştirilecek savunma ve NATO altyapı yatırımları için yıl içinde yapılacak harcamalar; 7/11/1985 tarihli ve 3238 sayılı Savunma Sanayii ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunla kurulan Savunma Sanayii Destekleme Fonunun kaynakları, bu amaçla bütçeye konulan ödenekler ve diğer ayni ve nakdî imkânlar birlikte değerlendirilmek suretiyle Savunma Sanayii İcra Komitesince tespit edilecek esaslar çerçevesinde karşılanır. (2) Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bütçe ile tahsis edilen ödeneklerden birinci fıkra hükümleri gereğince tespit edilecek tutarları; Emniyet Genel Müdürlüğüne bütçe ile tahsis edilen ödeneklerden zırhlı araç, uçak ve helikopter, insansız hava araçları (İHA), uçuş simülatörü, Elektronik Harp (HEWS) ve Kent Güvenlik Yönetim Sistemleri (KGYS) projeleri ile istihbarat ve güvenliğe yönelik alımlara ilişkin tutarları; Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğüne bütçe ile tahsis edilen ödenekler ile bu Genel Müdürlük bütçesine kaydedilen ödeneklerden motorbot alımına yönelik tutarları; Orman Genel Müdürlüğüne bütçe ile tahsis edilen ödenekler ile bu Genel Müdürlük bütçesine kaydedilen ödeneklerden yangınla mücadele hizmetlerinde kullanılmak üzere helikopter ve uçak alımlarına ilişkin tutarları; Kültür ve Turizm Bakanlığına bütçe ile tahsis edilen ödeneklerden Bilgi ve İletişim Teknolojileri Projeleri ile Tarihi Eserlerin Kimliklendirilmesi Projesine ilişkin tutarları; Adalet Bakanlığı, Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumuna bütçe ile tahsis edilen ödeneklerden ceza infaz kurumları, adliye Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 221 ‒ (Plan ve Bütçe Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) Mahalli idarelere ilişkin işlemler MADDE 9- Teklifin 9 uncu maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir. Fonlara ilişkin işlemler MADDE 10- Teklifin 10 uncu maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 222 ‒ (Cumhurbaşkanının Teklif Ettiği Metin) binaları ve hizmet binalarının güvenlik yönetim sistemlerinin tedarikine ilişkin tutarları; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne bütçe ile tahsis edilen ödenekler ile bu Genel Müdürlük bütçesine kaydedilen ödeneklerden Özgün Helikopter Projesi Sertifıkasyonu, Bölgesel Sivil Uçak Projesi Sertifıkasyonu ve diğer sertifıkasyon faaliyetlerine dair projelere ilişkin tutarları; Türkiye Uzay Ajansı Başkanlığına bütçe ile tahsis edilen ödeneklerden uzay ve havacılık bilimi ile teknolojileri faaliyetlerine ilişkin görevler kapsamında yürütülen çalışmalara yönelik tutarları; ilgili hizmetleri gerçekleştirmek üzere Savunma Sanayii Destekleme Fonuna ödemeye ilgisine göre; Milli Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı, Sağlık Bakanı, Tarım ve Orman Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı, Adalet Bakanı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı veya Sanayi ve Teknoloji Bakanı yetkilidir. (3) Savunma Sanayii Destekleme Fonundan Hazineye yatırılacak tutarları bir yandan genel bütçeye gelir, diğer yandan Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin ilgili tertiplerine ödenek kaydetmeye ve geçen yıllar ödenek bakiyelerini devretmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. (4) İlgili yıllar bütçe kanunları uyarınca, yürütülmesi öngörülen projeler için Savunma Sanayii Destekleme Fonuna aktarılan tutarlardan kullanılmayan kısımlar, Savunma Sanayii Destekleme Fonundan ilgili genel bütçeli idarenin merkez muhasebe birimi hesabına; özel bütçeli idarelerde ise muhasebe birimi hesabına yatırılır ve ilgili idarenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilir. Gelir kaydedilen tutarlar karşılığını ilgili idare bütçesine ödenek kaydetmeye genel bütçeli idarelerde Cumhurbaşkanı, özel bütçeli idarelerde ise ilgili özel bütçeli idare yetkilidir. Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı dışındaki idarelerde ödenek kaydı, yılı yatırım programı ile ilişkilendirilerek yapılır. (5) Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün ilgili yıllar bütçe kanunları uyarınca yürütülmesi öngörülen projeleri için Savunma Sanayii Destekleme Fonuna aktarılan tutarlardan kullanılmayan kısımlar, ilgili Bakan onayına istinaden proje sahibi idarenin Savunma Sanayii Başkanlığınca yürütülmesi öngörülen diğer projeleri için kullanılabilir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Çeşitli Hükümler Hazine garantili imkân ve dış borcun ikraz limiti ile borç üstlenim taahhüt limiti ve borçlanmaya ilişkin işlemler MADDE 11- (1) 2026 yılında, 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna göre sağlanacak garantili imkân ve dış borcun ikraz limiti 9,5 milyar ABD dolarıdır. (2) 1 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile belirlenen başlangıç ödeneklerinin yüzde l’ine kadar ikrazen özel tertip Devlet iç borçlanma senedi ihraç edilebilir. (3) 2026 yılında 4749 sayılı Kanunun 8/A maddesi çerçevesinde Hazine ve Maliye Bakanlığınca sağlanacak borç üstlenim taahhüt limiti 3,5 milyar ABD dolarıdır. Gelir ve giderlere ilişkin diğer hükümler MADDE 12- (1) Türkiye İhracat Kredi Bankası Anonim Şirketinin politik risk kapsamında yapacağı tahsilatın ve Bankanın faaliyet kârlarından Hazineye tekabül eden temettü tutarlarının ve olağanüstü yedek akçelerinin tamamı veya bir kısmını, Bankanın politik risk alacağına mahsup etmeye ve mahsup işlemlerini mahiyetlerine göre ilgili Devlet hesaplarına kaydetmeye Hazine ve Maliye Bakanı, bu işlemlere karşılık gelen tutarları bir yandan bütçeye gelir, diğer yandan da ilgili tertiplere ödenek kaydetmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. (2) 2006 yılından önce katma bütçeli olan idarelerden 5018 sayılı Kanunla genel bütçe kapsamına alınanların ilgili mevzuatında belirtilen kurum gelirleri, genel bütçe geliri olarak tahsil edilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 223 ‒ (Plan ve Bütçe Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Çeşitli Hükümler Hazine garantili imkân ve dış borcun ikraz limiti ile borç üstlenim taahhüt limiti ve borçlanmaya ilişkin işlemler MADDE 11- Teklifin 11 inci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir. Gelir ve giderlere ilişkin diğer hükümler MADDE 12- Teklifin 12 nci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 224 ‒ (Cumhurbaşkanının Teklif Ettiği Metin) Yetki MADDE 13- (1) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda Cumhurbaşkanına veya Cumhurbaşkanlığına bütçenin uygulanmasına yönelik verilen yetkilerin kullanımı ve devrine ilişkin hususlar Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir. Yürürlük MADDE 14- (1) Bu Kanun 1/1/2026 tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 15- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür. (2) Türkiye Büyük Millet Meclisi ile ilgili hükümlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Sayıştay Başkanlığı ile ilgili hükümlerini Sayıştay Başkanı, düzenleyici ve denetleyici kurumlara ilişkin hükümlerini kendi kurulları ve/veya kurum başkanları yürütür. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 225 ‒ (Plan ve Bütçe Komisyonunun Kabul Ettiği Metin) Yetki MADDE 13- Teklifin 13 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir. Yürürlük MADDE 14- Teklifin 14 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir. Yürütme MADDE 15- Teklifin 15 inci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir. TBMM Basımevi - 2025 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝ YASAMA DÖNEMİ YASAMA YILI 28 4 SIRA SAYISI: 226 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ (1/280) RAPORU Plan ve Bütçe Komisyonunca Kabul Edilen Metne Bağlı Cetveller (A, B, C, E, F, H, İ, K, M, O, P, T ve V Cetvelleri) 2025 CİLT 2 . Not: Bu Sıra Sayısına; elektronik ortamda https://www.tbmm.gov.tr/yasama/komisyon-raporlari internet adresindeki sorgu sayfası üzerinden erişilebilmektedir. Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı ‒3‒ İÇİNDEKİLER Say­fa A) 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİNE EKLİ CETVELLER. ......................................................................................................................5 1. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi A- Cetveli (Özet Tablo) (5018 Sayılı Kanuna Ekli (I) Sayılı Cetvelde Yer Alan Genel Bütçeli İdareler, (II) Sayılı Cetvelde Yer Alan Özel Bütçeli İdareler ve (III) Sayılı Cetvelde Yer Alan Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar) ......................................................................................................................7 2. 5018 Sayılı Kanuna Ekli (I) Sayılı Cetvelde Yer Alan Genel Bütçeli İdareler, (II) Sayılı Cetvelde Yer Alan Özel Bütçeli İdareler ve (III) Sayılı Cetvelde Yer Alan Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların (2027 - 2028) Dönemi Bütçe Gider Tahminleri . .....................................15 3. Merkezi Yönetim Bütçe Ödeneklerinin Programlara Göre Dağılımı (2026 - 2028).......................29 4. 2026 Yılı B Cetveli ve Finansman Tabloları . .................................................................................33 a) B- Cetveli: Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdareleri Tarafından İlgili Mevzuata Göre Tahsiline Devam Olunacak Gelirler . .....................................................................................35 1. Genel Bütçeli Kamu İdarelerinin 2026 Yılı Gelirleri ile (2027 - 2028) Dönemi Gelir Tahminleri Tablosu.................................................................................................................37 2. 2026 Yılı Gelir Bütçesi Gerekçesi ..............................................................................................63 3. Vergi Harcamaları Listesi . ........................................................................................................115 b) 5018 Sayılı Kanuna Ekli (II) Sayılı Cetvelde Yer Alan Özel Bütçeli İdareler ile (III) Sayılı Cetvelde Yer Alan Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların (2026 - 2028) Dönemi Gelir ve Net Finansman Tabloları (Özet Tablo) ................................................................155 5. C- Cetveli: Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdareleri Gelirlerine Dayanak Teşkil Eden Temel Hükümler ..................................................................................................................169 6. E- Cetveli: Bazı Ödeneklerin Kullanımına ve Harcamalara İlişkin Esaslar .................................199 7. F- Cetveli: 5018 Sayılı Kanuna Ekli (II) ve (III) Sayılı Cetvellerde Yer Alan İdare ve Kurumların Nakit İmkânları ile Bu İmkânlardan Harcanması Öngörülen Tutarlar. .....................219 8. H- Cetveli: 10/2/1954 Tarihli ve 6245 Sayılı Harcırah Kanunu Hükümleri Uyarınca Verilecek Gündelik ve Tazminat Tutarları ....................................................................................225 9. İ- Cetveli: Çeşitli Kanun ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerine Göre Bütçe Kanununda Gösterilmesi Gereken Parasal Sınırlar ..........................................................................................229 10. K- Cetveli: Ek Ders, Konferans ve Fazla Çalışma Ücretleri ile Diğer Ücret Ödemelerinin Tutarları..................................................................................................................233 11. M- Cetveli: Pansiyon Ücretleri ....................................................................................................245 12. O- Cetveli: Ordu İhtiyaçları İçin Alınacak Hayvanların Alım Değerleri . ...................................249 13. P- Cetveli: Motorlu Taşıtların Ortalama Alım Değerleri ve Seferberlik Tatbikatına Katılacak Araçların Tahmini Günlük Kira Bedelleri....................................................................253 14. T- Cetveli: Kurumların Satın Alacakları Taşıtların Azami Satın Alma Bedelleri ........................257 15. T- Cetveli: 5018 Sayılı Kanuna Ekli (I), (II) ve (III) Sayılı Cetvellerde Yer Alan Kamu İdarelerinin Yıl İçinde Edinebilecekleri Taşıtlar .........................................................................261 16. V- Cetveli: Kanunlar ve Kararlarla Bağlanmış Vatani Hizmet Aylıkları .....................................273 B) 5018 SAYILI KANUNA GÖRE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİNE EKLENECEK BELGELER ...............................................................................279 1. Kamu Borçlarına İlişkin Tablolar ..................................................................................................281 2. Mahalli İdareler ve Sosyal Güvenlik Kurumlarının Bütçe Gelir ve Giderleri (2023 - 2028) . ......291 3. Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine Bağlı Döner Sermaye İşletmeleri ile Bütçe Dışı Fonların Gelir ve Giderleri (2023 - 2028)....................................................................295 4. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesinden Yardım Alan İdare, Kurum ve Kuruluşlar. ...................299 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒5‒ A) 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİNE EKLİ CETVELLER Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒7‒ ̶ 1 ̶ 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ A-CETVELİ (ÖZET TABLO) (5018 Sayılı Kanuna Ekli (I) Sayılı Cetvelde Yer Alan Genel Bütçeli İdareler, (II) Sayılı Cetvelde Yer Alan Özel Bütçeli İdareler ve (III) Sayılı Cetvelde Yer Alan Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar) Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒9‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 10 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 11 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 12 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 13 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 14 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 15 ‒ ̶ 2 ̶ 5018 SAYILI KANUNA EKLİ (I) SAYILI CETVELDE YER ALAN GENEL BÜTÇELİ İDARELER, (II) SAYILI CETVELDE YER ALAN ÖZEL BÜTÇELİ İDARELER VE (III) SAYILI CETVELDE YER ALAN DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUMLARIN (2027 - 2028) DÖNEMİ BÜTÇE GİDER TAHMİNLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU İCMALİ (I) SAYILI CETVEL - GENEL BÜTÇELİ KURUMLAR 2027 YILI BÜTÇE GİDER TAHMİNLERİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA) TL PERSONEL SOS. GÜV. DEV. MAL VE HİZMET SERMAYE KURUMLAR FAİZ GİDERLERİ CARİ TRANSFERLER SERMAYE GİDERLERİ BORÇ VERME YEDEK ÖDENEK TOPLAM GİDERLERİ PRİMİ GİD. ALIM GİDERLERİ TRANSFERLERİ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ 14,752,978,000 1,613,884,000 3,003,152,000 0 5,970,426,000 3,550,755,000 24,748,000 0 0 28,915,943,000 CUMHURBAŞKANLIĞI 4,998,247,000 288,364,000 13,013,339,000 0 2,091,000,000 3,226,000,000 0 0 0 23,616,950,000 ANAYASA MAHKEMESİ 643,924,000 66,671,000 333,507,000 0 34,072,000 33,657,000 0 0 0 1,111,831,000 YARGITAY 3,842,609,000 442,286,000 1,178,295,000 0 210,339,000 169,524,000 0 0 0 5,843,053,000 DANIŞTAY 2,728,890,000 290,450,000 294,254,000 0 76,347,000 113,841,000 0 0 0 3,503,782,000 HAKİMLER VE SAVCILAR KURULU 1,323,948,000 128,910,000 211,207,000 0 4,291,000 61,870,000 0 0 0 1,730,226,000 SAYIŞTAY 3,701,647,000 419,671,000 418,527,000 0 66,677,000 456,123,000 0 0 0 5,062,645,000 ADALET BAKANLIĞI 279,194,201,000 30,721,005,000 80,918,370,000 0 3,894,650,000 39,132,811,000 10,658,436,000 0 0 444,519,473,000 MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI 456,345,897,000 56,101,344,000 542,368,697,000 0 15,562,373,000 3,226,001,000 0 0 0 1,073,604,312,000 İÇİŞLERİ BAKANLIĞI 78,208,481,000 15,024,529,000 14,911,226,000 0 5,713,820,000 18,932,237,000 2,218,747,000 0 0 135,009,040,000 DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI 21,279,677,000 1,708,990,000 9,013,601,000 0 14,740,233,000 3,058,237,000 0 7,053,000 0 49,807,791,000 HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI 33,483,233,000 3,654,192,000 45,445,624,000 3,039,809,714,000 6,295,989,776,000 3,609,499,000 115,310,006,000 354,143,844,000 0 9,891,445,888,000 MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 1,670,075,644,000 202,770,931,000 160,030,521,000 0 43,606,823,000 198,597,379,000 555,420,000 0 0 2,275,636,718,000 SAĞLIK BAKANLIĞI 1,020,987,911,000 120,960,801,000 301,092,798,000 0 6,206,746,000 282,174,479,000 2,226,654,000 0 0 1,733,649,389,000 ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI 5,055,036,000 809,491,000 270,911,000 0 181,406,183,000 185,563,890,000 268,602,701,000 0 0 641,708,212,000 AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI 81,523,628,000 12,884,678,000 29,530,200,000 0 787,713,959,000 7,810,179,000 7,413,000 0 0 919,470,057,000 ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI 1,653,220,000 211,770,000 18,093,313,000 0 6,691,687,000 429,502,000 6,746,539,000 0 0 33,826,031,000 KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI 22,374,501,000 2,967,618,000 3,195,255,000 0 27,275,221,000 21,156,465,000 2,933,157,000 0 0 79,902,217,000 SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI 5,351,657,000 653,434,000 802,780,000 0 112,073,547,000 8,707,840,000 39,410,454,000 30,937,326,000 0 197,937,038,000 ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI 23,383,759,000 3,023,094,000 1,283,729,000 0 173,648,456,000 38,544,582,000 115,529,765,000 166,406,000 0 355,579,791,000 TİCARET BAKANLIĞI 26,492,133,000 2,840,122,000 2,517,423,000 0 50,462,667,000 2,645,935,000 34,147,000 0 0 84,992,427,000 GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI 4,168,578,000 611,971,000 2,870,884,000 0 260,101,879,000 23,931,337,000 5,268,689,000 40,235,329,000 0 337,188,667,000 Türkiye Büyük Millet Meclisi TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI 81,162,978,000 10,484,845,000 4,441,721,000 0 268,426,971,000 13,797,641,000 245,049,877,000 2,773,434,000 0 626,137,467,000 ‒ 17 ‒ MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ 343,145,000 40,860,000 43,974,000 0 5,183,000 247,480,000 0 0 0 680,642,000 MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI 24,982,865,000 1,906,931,000 7,755,613,000 0 0 10,394,170,000 0 0 0 45,039,579,000 JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI 329,359,378,000 31,912,263,000 53,210,136,000 0 89,095,000 14,502,343,000 0 0 0 429,073,215,000 SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 14,555,772,000 1,501,043,000 7,082,546,000 0 26,601,000 2,821,275,000 0 0 0 25,987,237,000 EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 481,751,014,000 59,628,445,000 53,824,967,000 0 200,816,000 52,560,963,000 0 0 0 647,966,205,000 DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI 167,462,552,000 20,428,746,000 5,196,682,000 0 683,165,000 2,625,765,000 0 0 0 196,396,910,000 AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI 10,798,879,000 1,290,686,000 1,051,928,000 0 12,454,483,000 5,344,571,000 39,184,000 949,462,000 0 31,929,193,000 GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI 55,002,507,000 6,202,289,000 8,298,013,000 0 224,828,000 9,891,413,000 0 0 0 79,619,050,000 TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 13,929,929,000 2,127,375,000 257,216,000 0 49,849,000 1,576,882,000 0 0 0 17,941,251,000 METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3,022,687,000 486,453,000 233,276,000 0 1,335,379,000 1,856,102,000 0 0 0 6,933,897,000 GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI 16,772,496,000 3,102,575,000 4,609,514,000 0 3,730,255,000 7,610,017,000 14,827,000 0 0 35,839,684,000 AVRUPA BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI 633,723,000 80,912,000 206,937,000 0 10,103,216,000 33,410,000 99,043,000 0 0 11,157,241,000 DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI 1,156,595,000 189,509,000 208,096,000 0 4,324,000 160,862,000 0 0 0 1,719,386,000 İLETİŞİM BAŞKANLIĞI 1,614,901,000 158,114,000 6,544,981,000 0 13,113,000 74,244,000 0 0 0 8,405,353,000 (Sıra Sayısı: 226) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI 2,848,658,000 462,845,000 280,825,000 0 5,970,000 1,039,417,000 0 0 0 4,637,715,000 STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI 1,358,707,000 155,392,000 427,399,000 0 34,389,000 298,461,000 2,070,851,000 0 425,705,479,000 430,050,678,000 ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI 4,631,951,000 536,782,000 717,588,000 0 354,462,881,000 284,602,000 529,519,000 0 0 361,163,323,000 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANLIĞI 187,154,000 19,369,000 251,737,000 0 26,917,000 24,748,000 102,066,000 0 0 611,991,000 GENEL BÜTÇELİ KURUMLAR (I SAYILI CETVEL) 4,973,145,690,000 598,909,640,000 1,385,440,762,000 3,039,809,714,000 8,645,418,607,000 970,276,509,000 817,432,243,000 429,212,854,000 425,705,479,000 21,285,351,498,000 ÖZEL BÜTÇELİ KURUMLAR (II SAYILI CETVEL) 661,799,121,000 89,709,854,000 132,994,338,000 0 380,451,216,000 629,266,789,000 31,456,565,000 6,565,450,000 0 1,932,243,333,000 DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUMLAR (III SAYILI CETVEL) 17,857,824,500 2,577,870,500 9,925,682,000 0 68,202,259,000 9,767,727,000 0 0 0 108,331,363,000 I+II+III SAYILI CETVELE TABİ KURUMLAR TOPLAMI 5,652,802,635,500 691,197,364,500 1,528,360,782,000 3,039,809,714,000 9,094,072,082,000 1,609,311,025,000 848,888,808,000 435,778,304,000 425,705,479,000 23,325,926,194,000 ÖZEL BÜTÇELERE VE DDK'LARA HAZİNE YARDIMI 0 0 0 0 1,126,661,430,000 0 656,509,340,000 0 0 1,783,170,770,000 GELİRDEN AYRILAN PAYLAR 0 0 0 0 64,281,757,000 0 0 0 0 64,281,757,000 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ TOPLAMI ( HAZİNE YARDIMLARI VE GELİRDEN AYRILAN PAY HARİÇ) 5,652,802,635,500 691,197,364,500 1,528,360,782,000 3,039,809,714,000 7,903,128,895,000 1,609,311,025,000 192,379,468,000 435,778,304,000 425,705,479,000 21,478,473,667,000 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU İCMALİ (II) SAYILI CETVEL - YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI 2027 YILI BÜTÇE GİDER TAHMİNLERİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA) TL PERSONEL SOS. GÜV. DEV. MAL VE HİZMET SERMAYE SERMAYE KURUMLAR FAİZ GİDERLERİ CARİ TRANSFERLER BORÇ VERME YEDEK ÖDENEK TOPLAM GİDERLERİ PRİMİ GİD. ALIM GİDERLERİ GİDERLERİ TRANSFERLERİ 1,139,442,000 113,610,000 71,572,000 0 192,962,000 16,149,000 0 0 0 1,533,735,000 YÜKSEKÖĞRETİM KURULU 14,066,591,000 1,756,086,000 1,272,209,000 0 2,814,300,000 1,965,037,000 0 0 0 21,874,223,000 ANKARA ÜNİVERSİTESİ 5,889,393,000 816,731,000 1,628,904,000 0 367,336,000 871,901,000 0 0 0 9,574,265,000 ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 12,047,010,000 1,498,827,000 1,627,196,000 0 2,734,697,000 2,684,901,000 0 0 0 20,592,631,000 HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ 10,624,563,000 1,370,363,000 977,167,000 0 2,195,424,000 2,630,244,000 0 0 0 17,797,761,000 GAZİ ÜNİVERSİTESİ 11,186,131,000 1,422,502,000 1,359,276,000 0 2,789,542,000 3,268,590,000 0 0 0 20,026,041,000 İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ 6,413,887,000 837,924,000 1,060,302,000 0 374,010,000 1,074,807,000 0 0 0 9,760,930,000 İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 3,430,907,000 487,189,000 856,700,000 0 197,479,000 1,505,158,000 0 0 0 6,477,433,000 BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ 8,010,069,000 1,024,936,000 970,216,000 0 630,935,000 676,339,000 0 0 0 11,312,495,000 MARMARA ÜNİVERSİTESİ 4,284,617,000 545,223,000 733,521,000 0 221,197,000 725,120,000 0 0 0 6,509,678,000 YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 1,707,887,000 237,172,000 184,931,000 0 116,489,000 448,681,000 0 0 0 2,695,160,000 MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ 10,821,874,000 1,456,469,000 1,309,647,000 0 2,555,012,000 2,055,348,000 0 0 0 18,198,350,000 EGE ÜNİVERSİTESİ 9,134,813,000 1,177,654,000 987,564,000 0 1,928,850,000 1,777,947,000 0 0 0 15,006,828,000 DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ 5,549,873,000 671,977,000 492,287,000 0 1,028,850,000 1,048,889,000 0 0 0 8,791,876,000 TRAKYA ÜNİVERSİTESİ 7,840,761,000 1,010,789,000 923,378,000 0 1,371,972,000 1,914,749,000 0 0 0 13,061,649,000 BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ 5,218,328,000 780,318,000 888,174,000 0 322,228,000 603,761,000 0 0 0 7,812,809,000 ANADOLU ÜNİVERSİTESİ 8,409,002,000 1,065,285,000 1,173,328,000 0 1,376,666,000 502,373,000 0 0 0 12,526,654,000 SELÇUK ÜNİVERSİTESİ 7,809,684,000 970,073,000 686,111,000 0 1,487,774,000 2,067,537,000 0 0 0 13,021,179,000 AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ 6,793,106,000 837,908,000 977,690,000 0 1,429,369,000 1,622,499,000 0 0 0 11,660,572,000 ERCİYES ÜNİVERSİTESİ 6,734,591,000 811,624,000 766,815,000 0 940,119,000 1,559,434,000 0 0 0 10,812,583,000 SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ 0 0 12,712,174,000 Türkiye Büyük Millet Meclisi ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ 7,698,713,000 981,826,000 666,854,000 0 1,441,717,000 1,923,064,000 0 ‒ 18 ‒ 7,887,946,000 975,458,000 666,331,000 0 1,410,878,000 599,974,000 0 0 0 11,540,587,000 ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ 6,605,532,000 813,348,000 516,926,000 0 1,141,056,000 858,609,000 0 0 0 9,935,471,000 KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 9,743,469,000 1,169,946,000 1,567,917,000 0 1,333,897,000 550,643,000 0 0 0 14,365,872,000 ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ 7,404,953,000 890,563,000 620,648,000 0 1,086,649,000 1,084,775,000 0 0 0 11,087,588,000 İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ 6,984,999,000 865,751,000 713,860,000 0 901,045,000 1,877,752,000 0 0 0 11,343,407,000 FIRAT ÜNİVERSİTESİ 6,823,555,000 802,333,000 801,416,000 0 1,165,990,000 1,731,749,000 0 0 0 11,325,043,000 DİCLE ÜNİVERSİTESİ 6,681,375,000 783,762,000 667,428,000 0 777,812,000 1,753,397,000 0 0 0 10,663,774,000 VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ 6,146,043,000 775,203,000 713,975,000 0 1,006,273,000 912,399,000 0 0 0 9,553,893,000 GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ 1,652,637,000 197,819,000 298,592,000 0 62,563,000 537,034,000 0 0 0 2,748,645,000 İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ 1,768,107,000 203,215,000 238,959,000 0 63,044,000 309,355,000 0 0 0 2,582,680,000 GEBZE TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 4,409,320,000 522,558,000 416,787,000 0 666,304,000 695,419,000 0 0 0 6,710,388,000 HARRAN ÜNİVERSİTESİ 5,876,747,000 755,456,000 656,850,000 0 941,797,000 909,658,000 0 0 0 9,140,508,000 SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ 5,958,452,000 718,849,000 584,898,000 0 999,245,000 698,531,000 0 0 0 8,959,975,000 AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ (Sıra Sayısı: 226) 4,260,568,000 528,002,000 341,259,000 0 632,852,000 860,420,000 0 0 0 6,623,101,000 ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ 5,790,335,000 696,950,000 402,663,000 0 963,783,000 1,039,911,000 0 0 0 8,893,642,000 MERSİN ÜNİVERSİTESİ 7,026,663,000 891,990,000 561,706,000 0 1,108,939,000 713,695,000 0 0 0 10,302,993,000 PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ 3,975,644,000 524,559,000 436,688,000 0 554,245,000 680,570,000 0 0 0 6,171,706,000 BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ 6,475,597,000 809,383,000 751,127,000 0 1,131,584,000 432,174,000 0 0 0 9,599,865,000 KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ 4,263,975,000 533,583,000 519,507,000 0 204,512,000 444,517,000 0 0 0 5,966,094,000 SAKARYA ÜNİVERSİTESİ 5,388,944,000 688,281,000 468,280,000 0 905,552,000 609,871,000 0 0 0 8,060,928,000 MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ 3,902,310,000 479,400,000 405,946,000 0 255,824,000 524,806,000 0 0 0 5,568,286,000 BOLU ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ 3,805,696,000 445,361,000 327,479,000 0 550,722,000 1,351,035,000 0 0 0 6,480,293,000 HATAY MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ 3,019,343,000 391,932,000 291,505,000 0 96,436,000 248,717,000 0 0 0 4,047,933,000 AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ PERSONEL SOS. GÜV. DEV. MAL VE HİZMET SERMAYE SERMAYE KURUMLAR FAİZ GİDERLERİ CARİ TRANSFERLER BORÇ VERME YEDEK ÖDENEK TOPLAM GİDERLERİ PRİMİ GİD. ALIM GİDERLERİ GİDERLERİ TRANSFERLERİ 3,172,312,000 363,843,000 493,760,000 0 237,138,000 608,594,000 0 0 0 4,875,647,000 KAFKAS ÜNİVERSİTESİ 6,044,955,000 786,855,000 515,140,000 0 701,262,000 770,875,000 0 0 0 8,819,087,000 ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ 2,903,779,000 365,283,000 320,622,000 0 104,756,000 249,966,000 0 0 0 3,944,406,000 NİĞDE ÖMER HALİSDEMİR ÜNİVERSİTESİ 3,106,256,000 415,140,000 389,598,000 0 98,956,000 358,848,000 0 0 0 4,368,798,000 KÜTAHYA DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ 4,899,906,000 577,370,000 420,897,000 0 570,531,000 1,090,586,000 0 0 0 7,559,290,000 TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ 4,311,778,000 543,377,000 446,723,000 0 191,715,000 335,334,000 0 0 0 5,828,927,000 MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ 4,788,074,000 571,895,000 537,706,000 0 685,283,000 743,085,000 0 0 0 7,326,043,000 KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ 3,742,142,000 458,375,000 480,710,000 0 564,717,000 264,286,000 0 0 0 5,510,230,000 KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ 6,072,189,000 770,739,000 622,574,000 0 1,226,365,000 580,243,000 0 0 0 9,272,110,000 ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ 1,035,984,000 133,261,000 167,925,000 0 62,598,000 261,091,000 0 0 0 1,660,859,000 GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ 2,496,072,000 304,846,000 226,093,000 0 61,627,000 278,414,000 0 0 0 3,367,052,000 KIRŞEHİR AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ 2,554,371,000 305,494,000 243,724,000 0 65,407,000 949,086,000 0 0 0 4,118,082,000 KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ 3,631,727,000 430,661,000 270,813,000 0 489,312,000 666,257,000 0 0 0 5,488,770,000 DÜZCE ÜNİVERSİTESİ 3,088,922,000 412,778,000 434,325,000 0 102,999,000 582,815,000 0 0 0 4,621,839,000 BURDUR MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ 2,299,144,000 271,815,000 292,501,000 0 138,530,000 470,742,000 0 0 0 3,472,732,000 UŞAK ÜNİVERSİTESİ 3,362,535,000 400,367,000 199,250,000 0 192,969,000 502,491,000 0 0 0 4,657,612,000 RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ 3,821,343,000 481,094,000 320,305,000 0 495,350,000 692,426,000 0 0 0 5,810,518,000 TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ 2,800,366,000 295,042,000 279,567,000 0 67,348,000 152,201,000 0 0 0 3,594,524,000 ERZİNCAN BİNALİ YILDIRIM ÜNİVERSİTESİ 2,240,326,000 264,466,000 223,319,000 0 63,954,000 444,227,000 0 0 0 3,236,292,000 AKSARAY ÜNİVERSİTESİ 2,873,662,000 341,284,000 232,357,000 0 94,469,000 543,218,000 0 0 0 4,084,990,000 GİRESUN ÜNİVERSİTESİ 2,144,884,000 253,535,000 240,648,000 0 63,681,000 637,510,000 0 0 0 3,340,258,000 HİTİT ÜNİVERSİTESİ 3,119,857,000 374,419,000 336,093,000 0 283,115,000 407,231,000 0 0 0 4,520,715,000 YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ 2,561,864,000 285,170,000 233,209,000 0 99,703,000 1,286,897,000 0 0 0 4,466,843,000 ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ 2,689,009,000 339,123,000 209,888,000 0 171,867,000 259,092,000 0 0 0 3,668,979,000 ORDU ÜNİVERSİTESİ Türkiye Büyük Millet Meclisi 2,655,972,000 0 52,324,000 146,261,000 0 0 0 ‒ 19 ‒ AMASYA ÜNİVERSİTESİ 2,041,206,000 254,542,000 161,639,000 2,107,095,000 235,352,000 195,709,000 0 56,888,000 267,526,000 0 0 0 2,862,570,000 KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ 1,865,352,000 211,301,000 290,258,000 0 25,437,000 280,890,000 0 0 0 2,673,238,000 AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ 1,691,870,000 201,017,000 131,839,000 0 39,318,000 476,399,000 0 0 0 2,540,443,000 SİNOP ÜNİVERSİTESİ 2,032,216,000 215,969,000 182,805,000 0 35,927,000 648,399,000 0 0 0 3,115,316,000 SİİRT ÜNİVERSİTESİ 2,064,923,000 258,559,000 208,033,000 0 83,348,000 420,716,000 0 0 0 3,035,579,000 NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ 3,189,135,000 386,442,000 374,252,000 0 69,366,000 134,877,000 0 0 0 4,154,072,000 KARABÜK ÜNİVERSİTESİ 1,281,814,000 152,665,000 169,318,000 0 26,802,000 157,150,000 0 0 0 1,787,749,000 KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ 2,008,751,000 258,769,000 204,030,000 0 55,636,000 407,105,000 0 0 0 2,934,291,000 ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ 1,479,868,000 158,160,000 135,194,000 0 30,888,000 147,254,000 0 0 0 1,951,364,000 ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ 1,948,552,000 231,002,000 241,352,000 0 43,683,000 173,236,000 0 0 0 2,637,825,000 BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ 1,671,796,000 179,351,000 221,829,000 0 31,791,000 257,379,000 0 0 0 2,362,146,000 BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ 1,946,865,000 229,479,000 253,310,000 0 51,553,000 912,211,000 0 0 0 3,393,418,000 KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ (Sıra Sayısı: 226) 1,639,258,000 187,952,000 151,113,000 0 39,046,000 171,998,000 0 0 0 2,189,367,000 OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ 2,333,401,000 256,412,000 276,821,000 0 37,224,000 264,309,000 0 0 0 3,168,167,000 BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ 1,805,641,000 181,721,000 269,752,000 0 31,057,000 275,940,000 0 0 0 2,564,111,000 MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ 2,183,974,000 247,775,000 220,559,000 0 34,543,000 226,444,000 0 0 0 2,913,295,000 MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ 1,896,167,000 206,050,000 193,788,000 0 56,998,000 379,882,000 0 0 0 2,732,885,000 BATMAN ÜNİVERSİTESİ 1,133,662,000 133,189,000 227,729,000 0 21,159,000 310,835,000 0 0 0 1,826,574,000 ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ 1,807,434,000 207,181,000 140,791,000 0 40,198,000 252,430,000 0 0 0 2,448,034,000 BARTIN ÜNİVERSİTESİ 1,490,726,000 166,961,000 194,552,000 0 29,432,000 107,654,000 0 0 0 1,989,325,000 BAYBURT ÜNİVERSİTESİ 1,808,093,000 202,420,000 177,644,000 0 40,948,000 73,006,000 0 0 0 2,302,111,000 GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ 1,165,740,000 131,604,000 135,146,000 0 19,841,000 227,682,000 0 0 0 1,680,013,000 HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ 1,515,739,000 166,491,000 149,826,000 0 35,220,000 128,690,000 0 0 0 1,995,966,000 IĞDIR ÜNİVERSİTESİ PERSONEL SOS. GÜV. DEV. MAL VE HİZMET SERMAYE SERMAYE KURUMLAR FAİZ GİDERLERİ CARİ TRANSFERLER BORÇ VERME YEDEK ÖDENEK TOPLAM GİDERLERİ PRİMİ GİD. ALIM GİDERLERİ GİDERLERİ TRANSFERLERİ 1,023,854,000 108,857,000 153,409,000 0 17,663,000 146,635,000 0 0 0 1,450,418,000 ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ 1,436,989,000 148,038,000 142,611,000 0 29,647,000 164,574,000 0 0 0 1,921,859,000 MUNZUR ÜNİVERSİTESİ 1,758,852,000 206,855,000 175,943,000 0 44,804,000 347,710,000 0 0 0 2,534,164,000 YALOVA ÜNİVERSİTESİ 875,650,000 117,302,000 198,032,000 0 15,910,000 259,854,000 0 0 0 1,466,748,000 TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ 3,898,099,000 456,117,000 511,918,000 0 183,071,000 849,353,000 0 0 0 5,898,558,000 ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ 1,337,382,000 153,296,000 141,112,000 0 22,810,000 506,097,000 0 0 0 2,160,697,000 BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 2,362,918,000 295,636,000 176,982,000 0 96,914,000 281,385,000 0 0 0 3,213,835,000 İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ 2,812,854,000 306,706,000 262,966,000 0 157,030,000 514,759,000 0 0 0 4,054,315,000 İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ 6,708,734,000 793,738,000 431,024,000 0 1,259,076,000 572,177,000 0 0 0 9,764,749,000 NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ 773,962,000 95,269,000 116,471,000 0 15,678,000 421,953,000 0 0 0 1,423,333,000 ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ 1,021,161,000 114,998,000 146,574,000 0 15,515,000 190,250,000 0 0 0 1,488,498,000 ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 1,072,238,000 133,052,000 87,120,000 0 25,313,000 571,680,000 0 0 0 1,889,403,000 ADANA ALPARSLAN TÜRKEŞ BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ 1,144,275,000 144,993,000 110,484,000 0 27,625,000 85,383,000 0 0 0 1,512,760,000 ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ 9,301,503,000 1,139,038,000 556,281,000 0 393,484,000 974,613,000 0 0 0 12,364,919,000 SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ 1,504,729,000 181,040,000 174,459,000 0 27,196,000 400,423,000 0 0 0 2,287,847,000 BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ 1,157,260,000 144,767,000 156,418,000 0 29,861,000 559,306,000 0 0 0 2,047,612,000 İSKENDERUN TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 1,564,750,000 179,281,000 199,735,000 0 83,759,000 499,167,000 0 0 0 2,526,692,000 ALANYA ALAADDİN KEYKUBAT ÜNİVERSİTESİ 1,068,909,000 121,184,000 100,794,000 0 16,618,000 284,602,000 0 0 0 1,592,107,000 İZMİR BAKIRÇAY ÜNİVERSİTESİ 922,617,000 101,036,000 108,305,000 0 37,526,000 371,220,000 0 0 0 1,540,704,000 İZMİR DEMOKRASİ ÜNİVERSİTESİ 44,652,000 5,407,000 38,167,000 0 1,176,000 1,984,000 0 0 0 91,386,000 YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU 516,037,000 70,766,000 134,216,000 0 4,714,000 119,038,000 0 0 0 844,771,000 ANKARA MÜZİK VE GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ 557,840,000 62,833,000 152,776,000 0 5,835,000 197,984,000 0 0 0 977,268,000 GAZİANTEP İSLAM BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ 1,288,549,000 153,946,000 174,964,000 0 34,276,000 358,846,000 0 0 0 2,010,581,000 KONYA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 1,424,235,000 158,934,000 94,312,000 0 94,436,000 538,269,000 0 0 0 2,310,186,000 KÜTAHYA SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ Türkiye Büyük Millet Meclisi 1,470,174,000 181,258,000 149,044,000 0 18,656,000 464,025,000 0 0 0 2,283,157,000 MALATYA TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ ‒ 20 ‒ 7,572,240,000 974,319,000 1,129,319,000 0 1,776,167,000 2,914,465,000 0 0 0 14,366,510,000 İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ - CERRAHPAŞA 3,301,677,000 413,153,000 382,018,000 0 104,669,000 184,307,000 0 0 0 4,385,824,000 ANKARA HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ 1,753,602,000 237,881,000 177,861,000 0 43,062,000 303,163,000 0 0 0 2,515,569,000 SAKARYA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ 1,135,075,000 137,740,000 79,665,000 0 12,997,000 402,157,000 0 0 0 1,767,634,000 SAMSUN ÜNİVERSİTESİ 462,693,000 51,798,000 88,792,000 0 4,130,000 296,976,000 0 0 0 904,389,000 SİVAS BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ 714,878,000 80,621,000 59,359,000 0 13,150,000 340,285,000 0 0 0 1,208,293,000 TARSUS ÜNİVERSİTESİ 1,340,250,000 166,457,000 122,645,000 0 39,069,000 524,658,000 0 0 0 2,193,079,000 TRABZON ÜNİVERSİTESİ 903,284,000 114,779,000 139,729,000 0 20,203,000 173,236,000 0 0 0 1,351,231,000 KAYSERİ ÜNİVERSİTESİ 542,340,000 58,983,000 70,277,000 0 9,184,000 470,212,000 0 0 0 1,150,996,000 KAHRAMANMARAŞ İSTİKLAL ÜNİVERSİTESİ 2,330,756,000 341,472,000 348,545,000 0 68,475,000 442,828,000 0 0 0 3,532,076,000 ESKİŞEHİR TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 1,995,942,000 257,599,000 156,758,000 0 51,141,000 268,516,000 0 0 0 2,729,956,000 ISPARTA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ 2,475,456,000 278,141,000 115,527,000 0 686,174,000 1,016,625,000 0 0 0 4,571,923,000 AFYONKARAHİSAR SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ 476,110,603,000 58,832,074,000 53,194,237,000 0 57,787,223,000 87,370,042,000 0 0 0 733,294,179,000 YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI (Sıra Sayısı: 226) 185,688,518,000 30,877,780,000 79,800,101,000 0 322,663,993,000 541,896,747,000 31,456,565,000 6,565,450,000 0 1,198,949,154,000 ÖZEL BÜTÇELİ DİĞER KURUMLAR 661,799,121,000 89,709,854,000 132,994,338,000 0 380,451,216,000 629,266,789,000 31,456,565,000 6,565,450,000 0 1,932,243,333,000 ÖZEL BÜTÇELİ KURUMLAR TOPLAMI 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU İCMALİ (II) SAYILI CETVEL - ÖZEL BÜTÇELİ DİĞER KURUMLAR 2027 YILI BÜTÇE GİDER TAHMİNLERİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA) TL PERSONEL SOS. GÜV. DEV. MAL VE HİZMET SERMAYE SERMAYE KURUMLAR FAİZ GİDERLERİ CARİ TRANSFERLER BORÇ VERME YEDEK ÖDENEK TOPLAM GİDERLERİ PRİMİ GİD. ALIM GİDERLERİ GİDERLERİ TRANSFERLERİ 5,727,911,000 719,281,000 565,579,000 0 183,052,000 357,114,000 0 0 0 7,552,937,000 TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU 5,486,299,000 187,544,000 3,768,606,000 0 12,241,000 14,710,000 0 0 0 9,469,400,000 ÖLÇME SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI 1,294,961,000 151,707,000 109,728,000 0 25,923,000 154,675,000 0 0 0 1,736,994,000 SAVUNMA SANAYİ BAŞKANLIĞI 170,330,000 24,277,000 48,139,000 0 10,983,000 20,788,000 0 0 0 274,517,000 ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU 70,996,000 7,502,000 34,328,000 0 5,983,000 20,788,000 0 0 0 139,597,000 ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ 73,694,000 8,110,000 35,440,000 0 5,636,000 28,213,000 0 0 0 151,093,000 ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ 169,360,000 22,546,000 52,807,000 0 34,734,000 76,719,000 0 0 0 356,166,000 TÜRK DİL KURUMU 221,737,000 31,250,000 35,989,000 0 47,583,000 89,835,000 0 0 0 426,394,000 TÜRK TARİH KURUMU 11,809,793,000 2,140,031,000 5,209,860,000 0 11,571,247,000 13,110,306,000 21,185,522,000 0 0 65,026,759,000 TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU 109,871,000 17,633,000 35,694,000 0 96,801,000 44,066,000 0 0 0 304,065,000 TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ 41,031,357,000 8,269,282,000 28,823,095,000 0 125,420,375,000 268,602,701,000 0 0 0 472,146,810,000 KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 4,359,030,000 540,291,000 596,486,000 0 108,968,000 296,976,000 0 0 0 5,901,751,000 DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 4,538,992,000 488,031,000 374,917,000 0 200,581,000 240,056,000 0 0 0 5,842,577,000 DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 33,921,090,000 5,914,502,000 11,758,714,000 0 885,133,000 10,394,293,000 928,482,000 2,760,265,000 0 66,562,479,000 ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3,297,205,000 485,867,000 799,919,000 0 640,680,000 920,626,000 0 0 0 6,144,297,000 VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1,012,491,000 140,231,000 78,824,000 0 36,641,000 144,591,000 0 0 0 1,412,778,000 TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3,525,210,000 532,504,000 405,006,000 0 232,586,000 5,815,785,000 0 0 0 10,511,091,000 MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 690,803,000 68,766,000 96,937,000 0 82,653,000 71,769,000 0 0 0 1,010,928,000 SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 308,326,000 40,002,000 142,795,000 0 5,775,000 37,122,000 0 0 0 534,020,000 TÜRK AKREDİTASYON KURUMU 4,931,672,000 904,990,000 631,519,000 0 82,280,000 1,361,141,000 0 0 0 7,911,602,000 TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ 928,788,000 109,663,000 188,956,000 0 253,735,000 193,893,000 0 0 0 1,675,035,000 TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU 3,216,741,000 416,488,000 467,866,000 0 6,948,411,000 131,165,000 0 3,799,489,000 0 14,980,160,000 KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI Türkiye Büyük Millet Meclisi 922,212,000 116,474,000 487,362,000 0 2,514,969,000 142,549,000 0 0 0 4,183,566,000 TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI ‒ 21 ‒ 511,427,000 95,824,000 116,177,000 0 4,058,000 111,986,000 696,846,000 0 0 1,536,318,000 GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ 394,999,000 51,154,000 33,810,000 0 37,212,000 12,374,000 0 0 0 529,549,000 ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI 381,165,000 51,533,000 58,614,000 0 9,708,000 24,748,000 0 0 0 525,768,000 KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU 1,615,539,000 168,408,000 16,500,386,000 0 349,000 10,566,415,000 0 0 0 28,851,097,000 CEZA İNFAZ KURUMLARI İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KURUMU 215,175,000 47,039,000 45,775,000 0 212,000 1,485,000 869,000 0 0 310,555,000 MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU BAŞKANLIĞI 560,977,000 80,681,000 129,286,000 0 2,752,868,000 61,870,000 0 0 0 3,585,682,000 YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI 604,317,000 88,400,000 48,140,000 0 7,175,000 383,594,000 0 0 0 1,131,626,000 TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI 77,912,000 10,351,000 23,495,000 0 876,000 619,000 513,528,000 0 0 626,781,000 DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI 98,689,000 14,821,000 33,699,000 0 2,528,000 14,107,000 646,861,000 0 0 810,705,000 KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI 87,898,000 12,017,000 32,479,000 0 1,884,000 15,096,000 1,083,629,000 0 0 1,233,003,000 DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI 41,916,936,000 7,488,282,000 5,304,907,000 0 761,025,000 225,604,112,000 743,445,000 0 0 281,818,707,000 DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 28,849,000 5,082,000 9,208,000 0 0 12,374,000 0 0 0 55,513,000 TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ 1,762,248,000 203,178,000 653,345,000 0 49,093,000 142,301,000 0 0 0 2,810,165,000 TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU 281,910,000 32,150,000 63,555,000 0 3,955,000 22,273,000 0 0 0 403,843,000 TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU (Sıra Sayısı: 226) 450,090,000 63,718,000 119,542,000 0 5,168,000 464,025,000 1,588,557,000 0 0 2,691,100,000 TÜRKİYE SAĞLIK ENSTİTÜLERİ BAŞKANLIĞI 85,133,000 10,726,000 17,241,000 0 2,303,000 2,376,000 0 0 0 117,779,000 HELAL AKREDİTASYON KURUMU 1,009,675,000 134,283,000 308,581,000 0 290,681,000 61,870,000 0 5,696,000 0 1,810,786,000 MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 86,257,000 9,333,000 81,965,000 0 55,500,000 6,933,000 1,569,496,000 0 0 1,809,484,000 TÜRKİYE UZAY AJANSI 133,420,000 28,288,000 103,063,000 0 68,000 259,237,000 0 0 0 524,076,000 KAPADOKYA ALAN BAŞKANLIĞI 154,528,000 20,398,000 229,273,000 0 6,028,000 24,748,000 0 0 0 434,975,000 TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ 1,200,977,000 169,553,000 376,934,000 0 556,285,000 1,139,646,000 381,254,000 0 0 3,824,649,000 TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU 53,004,000 9,346,000 19,978,000 0 39,000 47,516,000 0 0 0 129,883,000 ULUDAĞ ALAN BAŞKANLIĞI 1,015,872,000 112,713,000 187,395,000 0 168,532,089,000 0 0 0 0 169,848,069,000 KENTSEL DÖNÜŞÜM BAŞKANLIĞI 5,142,652,000 633,530,000 554,687,000 0 177,919,000 647,161,000 2,118,076,000 0 0 9,274,025,000 DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 185,688,518,000 30,877,780,000 79,800,101,000 0 322,663,993,000 541,896,747,000 31,456,565,000 6,565,450,000 0 1,198,949,154,000 ÖZEL BÜTÇELİ DİĞER KURUMLAR 476,110,603,000 58,832,074,000 53,194,237,000 0 57,787,223,000 87,370,042,000 0 0 0 733,294,179,000 YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI 661,799,121,000 89,709,854,000 132,994,338,000 0 380,451,216,000 629,266,789,000 31,456,565,000 6,565,450,000 0 1,932,243,333,000 ÖZEL BÜTÇELİ KURUMLAR TOPLAMI 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU İCMALİ (III) SAYILI CETVEL - DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUMLAR 2027 YILI BÜTÇE GİDER TAHMİNLERİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA) TL PERSONEL SOS. GÜV. DEV. MAL VE HİZMET SERMAYE SERMAYE KURUMLAR FAİZ GİDERLERİ CARİ TRANSFERLER BORÇ VERME YEDEK ÖDENEK TOPLAM GİDERLERİ PRİMİ GİD. ALIM GİDERLERİ GİDERLERİ TRANSFERLERİ 1,227,188,000 146,083,000 680,455,000 0 267,190,000 210,500,000 0 0 0 2,531,416,000 RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU 3,622,178,000 378,864,000 1,621,856,000 0 59,068,002,000 2,819,100,000 0 0 0 67,510,000,000 BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU 2,927,000,000 450,800,000 1,028,200,000 0 4,399,000,000 695,000,000 0 0 0 9,500,000,000 SERMAYE PİYASASI KURULU 4,044,100,000 921,000,000 2,168,800,000 0 2,995,900,000 3,074,500,000 0 0 0 13,204,300,000 BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU 1,665,427,000 216,572,000 1,096,903,000 0 319,701,000 63,450,000 0 0 0 3,362,053,000 ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU 864,311,000 94,462,000 528,773,000 0 626,554,000 735,900,000 0 0 0 2,850,000,000 KAMU İHALE KURUMU 1,249,529,000 118,290,000 447,847,000 0 175,600,000 176,150,000 0 0 0 2,167,416,000 REKABET KURUMU 442,262,000 59,612,000 183,647,000 0 36,158,000 134,142,000 0 0 0 855,821,000 KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU 416,800,000 57,650,000 172,450,000 0 14,900,000 45,000,000 0 0 0 706,800,000 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU 601,029,500 71,837,500 1,640,976,000 0 33,444,000 1,396,270,000 0 0 0 3,743,557,000 NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU 798,000,000 62,700,000 355,775,000 0 265,810,000 417,715,000 0 0 0 1,900,000,000 SİGORTACILIK VE ÖZEL EMEKLİLİK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU 17,857,824,500 2,577,870,500 9,925,682,000 0 68,202,259,000 9,767,727,000 0 0 0 108,331,363,000 DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUMLAR (III SAYILI CETVEL) Türkiye Büyük Millet Meclisi ‒ 22 ‒ (Sıra Sayısı: 226) 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU İCMALİ (I) SAYILI CETVEL - GENEL BÜTÇELİ KURUMLAR 2028 YILI BÜTÇE GİDER TAHMİNLERİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA) TL PERSONEL SOS. GÜV. DEV. MAL VE HİZMET SERMAYE KURUMLAR FAİZ GİDERLERİ CARİ TRANSFERLER SERMAYE GİDERLERİ BORÇ VERME YEDEK ÖDENEK TOPLAM GİDERLERİ PRİMİ GİD. ALIM GİDERLERİ TRANSFERLERİ 16,507,137,000 1,830,823,000 3,589,488,000 0 6,657,621,000 2,941,822,000 28,078,000 0 0 31,554,969,000 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ 5,498,065,000 317,198,000 14,049,871,000 0 2,259,000,000 3,481,000,000 0 0 0 25,605,134,000 CUMHURBAŞKANLIĞI 701,273,000 72,557,000 360,291,000 0 36,362,000 38,186,000 0 0 0 1,208,669,000 ANAYASA MAHKEMESİ 4,183,318,000 481,007,000 1,272,923,000 0 227,222,000 192,335,000 0 0 0 6,356,805,000 YARGITAY 2,971,740,000 316,020,000 317,885,000 0 82,471,000 129,160,000 0 0 0 3,817,276,000 DANIŞTAY 1,442,395,000 140,365,000 228,169,000 0 4,628,000 70,195,000 0 0 0 1,885,752,000 HAKİMLER VE SAVCILAR KURULU 3,886,728,000 440,655,000 439,630,000 0 70,010,000 478,930,000 0 0 0 5,315,953,000 SAYIŞTAY 309,092,525,000 34,011,557,000 87,416,713,000 0 8,671,655,000 44,398,573,000 12,092,594,000 0 0 495,683,617,000 ADALET BAKANLIĞI 512,367,919,000 63,135,960,000 774,682,768,000 0 16,511,438,000 3,660,094,000 0 0 0 1,370,358,179,000 MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI 85,231,144,000 16,271,838,000 16,108,740,000 0 6,172,536,000 21,479,783,000 2,396,934,000 0 0 147,660,975,000 İÇİŞLERİ BAKANLIĞI 23,191,619,000 1,862,204,000 9,737,480,000 0 15,633,048,000 3,469,757,000 0 7,619,000 0 53,901,727,000 DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI 36,480,839,000 3,979,742,000 48,606,578,000 3,346,108,620,000 7,095,950,900,000 4,095,198,000 129,196,247,000 361,824,966,000 0 11,026,243,090,000 HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI 1,852,614,966,000 224,447,541,000 178,116,155,000 0 47,580,476,000 225,320,901,000 595,459,000 0 0 2,528,675,498,000 MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 1,154,126,851,000 136,478,403,000 322,824,198,000 0 6,665,821,000 320,144,245,000 2,437,817,000 0 0 1,942,677,335,000 SAĞLIK BAKANLIĞI 5,498,252,000 879,844,000 292,667,000 0 211,125,176,000 210,533,608,000 304,746,180,000 0 0 733,075,727,000 ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI 88,588,732,000 13,987,575,000 31,897,556,000 0 873,122,978,000 8,861,127,000 8,006,000 0 0 1,016,465,974,000 AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI 1,800,074,000 230,446,000 16,557,490,000 0 7,256,355,000 487,296,000 7,667,000,000 0 0 33,998,661,000 ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI 24,369,028,000 3,230,640,000 3,451,865,000 0 29,461,658,000 24,003,307,000 3,250,759,000 0 0 87,767,257,000 KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI 5,830,241,000 711,609,000 867,251,000 0 127,546,230,000 9,879,577,000 43,294,958,000 33,414,099,000 0 221,543,965,000 SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI 25,468,014,000 3,291,021,000 1,386,825,000 0 162,450,857,000 43,731,193,000 124,807,549,000 179,770,000 0 361,315,229,000 ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI 28,869,715,000 3,094,372,000 2,719,596,000 0 54,511,061,000 3,001,975,000 37,008,000 0 0 92,233,727,000 TİCARET BAKANLIĞI 4,533,290,000 664,765,000 3,101,443,000 0 282,403,374,000 27,151,570,000 5,694,812,000 44,204,653,000 0 367,753,907,000 GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI 88,380,126,000 11,411,920,000 4,798,434,000 0 290,290,009,000 15,654,270,000 277,567,178,000 2,996,167,000 0 691,098,104,000 TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI 373,833,000 44,499,000 47,506,000 0 5,526,000 280,781,000 0 0 0 752,145,000 Türkiye Büyük Millet Meclisi MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ ‒ 23 ‒ 27,230,738,000 2,078,511,000 8,378,463,000 0 0 11,792,822,000 0 0 0 49,480,534,000 MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI 368,824,594,000 35,867,958,000 57,483,421,000 0 95,570,000 16,453,798,000 0 0 0 478,725,341,000 JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI 15,857,864,000 1,634,642,000 7,651,343,000 0 28,288,000 3,200,909,000 0 0 0 28,373,046,000 SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 537,972,332,000 66,509,692,000 58,147,629,000 0 213,405,000 59,633,636,000 0 0 0 722,476,694,000 EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 184,248,048,000 22,451,201,000 5,614,025,000 0 737,849,000 2,979,092,000 0 0 0 216,030,215,000 DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI 11,763,334,000 1,405,301,000 1,136,408,000 0 13,446,710,000 6,063,743,000 42,318,000 1,025,713,000 0 34,883,527,000 AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI 59,943,498,000 6,758,704,000 8,964,423,000 0 242,747,000 11,222,415,000 0 0 0 87,131,787,000 GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI 15,177,347,000 2,317,377,000 277,873,000 0 53,833,000 1,789,069,000 0 0 0 19,615,499,000 TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3,292,452,000 529,749,000 252,010,000 0 1,416,296,000 2,105,861,000 0 0 0 7,596,368,000 METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 18,198,493,000 3,363,776,000 4,979,702,000 0 4,028,255,000 8,634,031,000 16,012,000 0 0 39,220,269,000 GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI 689,633,000 87,952,000 223,555,000 0 10,713,705,000 37,906,000 106,964,000 0 0 11,859,715,000 AVRUPA BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI 1,258,375,000 206,075,000 224,808,000 0 4,655,000 182,508,000 0 0 0 1,876,421,000 DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI 1,759,596,000 172,221,000 7,070,606,000 0 14,162,000 84,234,000 0 0 0 9,100,819,000 İLETİŞİM BAŞKANLIĞI 3,096,011,000 502,556,000 303,378,000 0 6,447,000 1,179,282,000 0 0 0 5,087,674,000 MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI 1,479,417,000 169,052,000 461,723,000 0 36,900,000 338,622,000 2,236,564,000 0 477,307,179,000 482,029,457,000 STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Sıra Sayısı: 226) 5,045,962,000 584,491,000 775,217,000 0 417,140,898,000 322,899,000 571,864,000 0 0 424,441,331,000 ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI 203,997,000 21,113,000 271,954,000 0 28,572,000 28,078,000 110,228,000 0 0 663,942,000 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANLIĞI 5,538,049,515,000 665,992,932,000 1,685,088,060,000 3,346,108,620,000 9,692,904,704,000 1,099,533,788,000 916,904,529,000 443,652,987,000 477,307,179,000 23,865,542,314,000 GENEL BÜTÇELİ KURUMLAR (I SAYILI CETVEL) 720,104,461,000 97,532,100,000 143,958,874,000 0 400,287,406,000 713,941,747,000 33,972,351,000 7,092,717,000 0 2,116,889,656,000 ÖZEL BÜTÇELİ KURUMLAR (II SAYILI CETVEL) 22,557,573,000 3,363,419,000 12,538,051,000 0 85,304,728,000 11,674,622,000 0 0 0 135,438,393,000 DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUMLAR (III SAYILI CETVEL) 6,280,711,549,000 766,888,451,000 1,841,584,985,000 3,346,108,620,000 10,178,496,838,000 1,825,150,157,000 950,876,880,000 450,745,704,000 477,307,179,000 26,117,870,363,000 I+II+III SAYILI CETVELE TABİ KURUMLAR TOPLAMI 0 0 0 0 1,212,141,474,000 0 743,203,131,000 0 0 1,955,344,605,000 ÖZEL BÜTÇELERE VE DDK'LARA HAZİNE YARDIMI 0 0 0 0 80,520,107,000 0 0 0 0 80,520,107,000 GELİRDEN AYRILAN PAYLAR 6,280,711,549,000 766,888,451,000 1,841,584,985,000 3,346,108,620,000 8,885,835,257,000 1,825,150,157,000 207,673,749,000 450,745,704,000 477,307,179,000 24,082,005,651,000 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ TOPLAMI ( HAZİNE YARDIMLARI VE GELİRDEN AYRILAN PAY HARİÇ) 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU İCMALİ (II) SAYILI CETVEL - YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI 2028 YILI BÜTÇE GİDER TAHMİNLERİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA) TL PERSONEL SOS. GÜV. DEV. MAL VE HİZMET SERMAYE SERMAYE KURUMLAR FAİZ GİDERLERİ CARİ TRANSFERLER BORÇ VERME YEDEK ÖDENEK TOPLAM GİDERLERİ PRİMİ GİD. ALIM GİDERLERİ GİDERLERİ TRANSFERLERİ 1,241,149,000 123,660,000 77,320,000 0 208,395,000 18,322,000 0 0 0 1,668,846,000 YÜKSEKÖĞRETİM KURULU 15,319,392,000 1,911,689,000 1,374,380,000 0 3,039,393,000 2,229,454,000 0 0 0 23,874,308,000 ANKARA ÜNİVERSİTESİ 6,409,865,000 888,230,000 1,759,721,000 0 396,701,000 989,226,000 0 0 0 10,443,743,000 ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 13,121,298,000 1,631,851,000 1,757,875,000 0 2,953,427,000 3,046,184,000 0 0 0 22,510,635,000 HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ 11,568,535,000 1,491,291,000 1,055,643,000 0 2,371,031,000 2,984,173,000 0 0 0 19,470,673,000 GAZİ ÜNİVERSİTESİ 12,180,589,000 1,548,546,000 1,468,439,000 0 3,012,645,000 3,708,416,000 0 0 0 21,918,635,000 İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ 6,982,365,000 911,674,000 1,145,454,000 0 403,843,000 1,219,434,000 0 0 0 10,662,770,000 İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 3,735,636,000 530,110,000 925,501,000 0 213,224,000 1,707,694,000 0 0 0 7,112,165,000 BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ 8,721,286,000 1,115,422,000 1,048,134,000 0 681,385,000 767,349,000 0 0 0 12,333,576,000 MARMARA ÜNİVERSİTESİ 4,666,471,000 593,410,000 792,430,000 0 238,882,000 822,693,000 0 0 0 7,113,886,000 YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 1,859,699,000 258,058,000 199,783,000 0 125,799,000 509,056,000 0 0 0 2,952,395,000 MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ 11,780,956,000 1,584,671,000 1,414,824,000 0 2,759,371,000 2,331,919,000 0 0 0 19,871,741,000 EGE ÜNİVERSİTESİ 9,947,914,000 1,281,888,000 1,066,875,000 0 2,083,121,000 2,017,190,000 0 0 0 16,396,988,000 DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ 6,043,417,000 731,491,000 531,822,000 0 1,111,147,000 1,190,030,000 0 0 0 9,607,907,000 TRAKYA ÜNİVERSİTESİ 8,537,623,000 1,100,098,000 997,534,000 0 1,481,712,000 2,172,401,000 0 0 0 14,289,368,000 BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ 5,677,355,000 848,312,000 959,503,000 0 347,948,000 685,004,000 0 0 0 8,518,122,000 ANADOLU ÜNİVERSİTESİ 9,154,129,000 1,158,848,000 1,267,558,000 0 1,486,775,000 569,973,000 0 0 0 13,637,283,000 SELÇUK ÜNİVERSİTESİ 8,504,845,000 1,055,976,000 741,212,000 0 1,606,770,000 2,345,747,000 0 0 0 14,254,550,000 AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ 7,397,804,000 912,057,000 1,056,208,000 0 1,543,701,000 1,840,824,000 0 0 0 12,750,594,000 ERCİYES ÜNİVERSİTESİ 7,332,740,000 883,080,000 828,398,000 0 1,015,322,000 1,769,275,000 0 0 0 11,828,815,000 SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ Türkiye Büyük Millet Meclisi 720,409,000 0 1,557,036,000 2,181,836,000 0 0 0 13,911,287,000 ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ 8,383,309,000 1,068,697,000 ‒ 24 ‒ 8,589,832,000 1,061,776,000 719,844,000 0 1,523,731,000 680,709,000 0 0 0 12,575,892,000 ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ 7,193,827,000 885,388,000 558,440,000 0 1,232,322,000 974,147,000 0 0 0 10,844,124,000 KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 10,606,712,000 1,272,619,000 1,693,836,000 0 1,440,592,000 624,739,000 0 0 0 15,638,498,000 ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ 8,062,695,000 968,999,000 670,492,000 0 1,173,572,000 1,230,744,000 0 0 0 12,106,502,000 İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ 7,605,215,000 941,851,000 771,190,000 0 973,117,000 2,130,425,000 0 0 0 12,421,798,000 FIRAT ÜNİVERSİTESİ 7,430,493,000 873,282,000 865,777,000 0 1,259,262,000 1,964,775,000 0 0 0 12,393,589,000 DİCLE ÜNİVERSİTESİ 7,273,382,000 852,534,000 721,029,000 0 840,027,000 1,989,336,000 0 0 0 11,676,308,000 VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ 6,691,540,000 843,391,000 771,314,000 0 1,086,765,000 1,035,173,000 0 0 0 10,428,183,000 GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ 1,800,444,000 215,421,000 322,572,000 0 67,566,000 609,299,000 0 0 0 3,015,302,000 İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ 1,926,393,000 221,315,000 258,150,000 0 68,086,000 350,983,000 0 0 0 2,824,927,000 GEBZE TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 4,800,130,000 568,510,000 450,259,000 0 719,602,000 788,997,000 0 0 0 7,327,498,000 HARRAN ÜNİVERSİTESİ 6,397,798,000 821,927,000 709,601,000 0 1,017,129,000 1,032,063,000 0 0 0 9,978,518,000 SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ 0 9,775,190,000 (Sıra Sayısı: 226) AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ 6,489,001,000 782,614,000 631,871,000 0 1,079,177,000 792,527,000 0 0 4,638,591,000 574,478,000 368,665,000 0 683,474,000 976,201,000 0 0 0 7,241,409,000 ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ 6,306,074,000 758,751,000 435,001,000 0 1,040,875,000 1,179,844,000 0 0 0 9,720,545,000 MERSİN ÜNİVERSİTESİ 7,651,402,000 970,873,000 606,816,000 0 1,197,635,000 809,733,000 0 0 0 11,236,459,000 PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ 4,327,876,000 570,631,000 471,758,000 0 598,581,000 772,149,000 0 0 0 6,740,995,000 BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ 7,051,497,000 880,966,000 811,450,000 0 1,222,093,000 490,329,000 0 0 0 10,456,335,000 KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ 4,642,641,000 580,602,000 561,228,000 0 220,865,000 504,333,000 0 0 0 6,509,669,000 SAKARYA ÜNİVERSİTESİ 5,868,276,000 749,026,000 505,887,000 0 977,987,000 691,937,000 0 0 0 8,793,113,000 MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ 4,249,338,000 521,806,000 438,547,000 0 276,283,000 595,425,000 0 0 0 6,081,399,000 BOLU ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ 4,143,714,000 484,658,000 353,779,000 0 594,774,000 1,532,833,000 0 0 0 7,109,758,000 HATAY MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ 3,287,449,000 426,427,000 314,916,000 0 104,140,000 282,186,000 0 0 0 4,415,118,000 AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ PERSONEL SOS. GÜV. DEV. MAL VE HİZMET SERMAYE SERMAYE KURUMLAR FAİZ GİDERLERİ CARİ TRANSFERLER BORÇ VERME YEDEK ÖDENEK TOPLAM GİDERLERİ PRİMİ GİD. ALIM GİDERLERİ GİDERLERİ TRANSFERLERİ 3,453,342,000 395,757,000 533,414,000 0 256,106,000 690,488,000 0 0 0 5,329,107,000 KAFKAS ÜNİVERSİTESİ 6,580,608,000 855,909,000 556,511,000 0 757,355,000 874,605,000 0 0 0 9,624,988,000 ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ 3,162,095,000 397,543,000 346,371,000 0 113,134,000 283,602,000 0 0 0 4,302,745,000 NİĞDE ÖMER HALİSDEMİR ÜNİVERSİTESİ 3,381,481,000 451,559,000 420,886,000 0 106,870,000 407,136,000 0 0 0 4,767,932,000 KÜTAHYA DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ 5,336,272,000 628,516,000 454,699,000 0 616,170,000 1,237,337,000 0 0 0 8,272,994,000 TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ 4,695,411,000 591,471,000 482,599,000 0 207,045,000 380,458,000 0 0 0 6,356,984,000 MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ 5,213,760,000 622,277,000 580,889,000 0 740,100,000 843,076,000 0 0 0 8,000,102,000 KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ 4,074,497,000 498,845,000 519,316,000 0 609,889,000 299,850,000 0 0 0 6,002,397,000 KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ 6,611,416,000 838,720,000 672,573,000 0 1,324,462,000 658,321,000 0 0 0 10,105,492,000 ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ 1,128,051,000 145,011,000 181,411,000 0 67,604,000 296,224,000 0 0 0 1,818,301,000 GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ 2,718,324,000 331,769,000 244,250,000 0 66,556,000 315,877,000 0 0 0 3,676,776,000 KIRŞEHİR AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ 2,781,147,000 332,331,000 263,297,000 0 70,638,000 1,076,797,000 0 0 0 4,524,210,000 KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ 3,954,739,000 468,712,000 292,562,000 0 528,450,000 755,910,000 0 0 0 6,000,373,000 DÜZCE ÜNİVERSİTESİ 3,362,679,000 448,799,000 469,205,000 0 111,233,000 661,241,000 0 0 0 5,053,157,000 BURDUR MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ 2,503,283,000 295,796,000 315,992,000 0 149,610,000 534,086,000 0 0 0 3,798,767,000 UŞAK ÜNİVERSİTESİ 3,660,250,000 435,470,000 215,252,000 0 208,403,000 570,105,000 0 0 0 5,089,480,000 RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ 4,159,971,000 523,325,000 346,029,000 0 534,971,000 785,600,000 0 0 0 6,349,896,000 TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ 3,049,522,000 321,096,000 302,019,000 0 72,734,000 172,681,000 0 0 0 3,918,052,000 ERZİNCAN BİNALİ YILDIRIM ÜNİVERSİTESİ 2,439,963,000 287,864,000 241,254,000 0 69,067,000 504,002,000 0 0 0 3,542,150,000 AKSARAY ÜNİVERSİTESİ 3,129,473,000 371,456,000 251,017,000 0 102,025,000 616,315,000 0 0 0 4,470,286,000 GİRESUN ÜNİVERSİTESİ 2,335,245,000 275,881,000 259,974,000 0 68,774,000 723,294,000 0 0 0 3,663,168,000 HİTİT ÜNİVERSİTESİ 3,396,334,000 407,261,000 363,084,000 0 305,765,000 462,029,000 0 0 0 4,934,473,000 YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ 2,789,440,000 310,354,000 251,938,000 0 107,678,000 1,460,064,000 0 0 0 4,919,474,000 ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ 0 0 0 4,001,646,000 Türkiye Büyük Millet Meclisi ORDU ÜNİVERSİTESİ 2,926,560,000 368,773,000 226,744,000 0 185,614,000 293,955,000 ‒ 25 ‒ 2,222,263,000 276,881,000 174,620,000 0 56,509,000 165,942,000 0 0 0 2,896,215,000 AMASYA ÜNİVERSİTESİ 2,294,937,000 256,174,000 211,426,000 0 61,438,000 303,525,000 0 0 0 3,127,500,000 KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ 2,030,049,000 229,683,000 313,569,000 0 27,472,000 318,687,000 0 0 0 2,919,460,000 AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ 1,841,927,000 218,713,000 142,427,000 0 42,463,000 540,505,000 0 0 0 2,786,035,000 SİNOP ÜNİVERSİTESİ 2,212,937,000 234,933,000 197,486,000 0 38,800,000 735,648,000 0 0 0 3,419,804,000 SİİRT ÜNİVERSİTESİ 2,248,049,000 281,227,000 224,740,000 0 90,011,000 477,328,000 0 0 0 3,321,355,000 NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ 3,472,434,000 420,429,000 404,308,000 0 74,914,000 153,026,000 0 0 0 4,525,111,000 KARABÜK ÜNİVERSİTESİ 1,395,494,000 166,035,000 182,916,000 0 28,946,000 178,296,000 0 0 0 1,951,687,000 KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ 2,186,341,000 281,357,000 220,416,000 0 60,087,000 461,886,000 0 0 0 3,210,087,000 ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ 1,611,278,000 172,113,000 146,051,000 0 33,358,000 167,068,000 0 0 0 2,129,868,000 ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ 2,122,081,000 251,379,000 260,735,000 0 47,177,000 196,547,000 0 0 0 2,877,919,000 BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ 1,820,445,000 195,105,000 239,644,000 0 34,333,000 292,013,000 0 0 0 2,581,540,000 BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ 2,120,387,000 249,738,000 273,653,000 0 55,676,000 1,034,961,000 0 0 0 3,734,415,000 KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ (Sıra Sayısı: 226) 1,785,312,000 204,579,000 163,249,000 0 42,169,000 195,143,000 0 0 0 2,390,452,000 OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ 2,540,634,000 278,882,000 299,052,000 0 40,201,000 299,875,000 0 0 0 3,458,644,000 BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ 1,966,576,000 197,739,000 291,416,000 0 33,541,000 313,071,000 0 0 0 2,802,343,000 MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ 2,377,728,000 269,460,000 238,272,000 0 37,306,000 256,915,000 0 0 0 3,179,681,000 MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ 2,064,395,000 224,084,000 209,351,000 0 61,557,000 431,000,000 0 0 0 2,990,387,000 BATMAN ÜNİVERSİTESİ 1,233,883,000 144,775,000 246,018,000 0 22,851,000 352,662,000 0 0 0 2,000,189,000 ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ 1,968,355,000 225,459,000 152,098,000 0 43,413,000 286,397,000 0 0 0 2,675,722,000 BARTIN ÜNİVERSİTESİ 1,623,053,000 181,595,000 210,176,000 0 31,786,000 122,140,000 0 0 0 2,168,750,000 BAYBURT ÜNİVERSİTESİ 1,968,614,000 220,167,000 191,911,000 0 44,223,000 82,831,000 0 0 0 2,507,746,000 GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ 1,269,029,000 143,099,000 146,000,000 0 21,427,000 258,319,000 0 0 0 1,837,874,000 HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ 1,650,344,000 181,048,000 161,858,000 0 38,037,000 146,006,000 0 0 0 2,177,293,000 IĞDIR ÜNİVERSİTESİ PERSONEL SOS. GÜV. DEV. MAL VE HİZMET SERMAYE SERMAYE KURUMLAR FAİZ GİDERLERİ CARİ TRANSFERLER BORÇ VERME YEDEK ÖDENEK TOPLAM GİDERLERİ PRİMİ GİD. ALIM GİDERLERİ GİDERLERİ TRANSFERLERİ 1,115,056,000 118,458,000 165,729,000 0 19,076,000 166,366,000 0 0 0 1,584,685,000 ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ 1,564,974,000 161,072,000 154,064,000 0 32,019,000 186,720,000 0 0 0 2,098,849,000 MUNZUR ÜNİVERSİTESİ 1,915,671,000 225,152,000 190,073,000 0 48,387,000 394,498,000 0 0 0 2,773,781,000 YALOVA ÜNİVERSİTESİ 953,233,000 127,602,000 213,936,000 0 17,182,000 294,821,000 0 0 0 1,606,774,000 TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ 4,244,202,000 496,492,000 553,030,000 0 197,714,000 963,642,000 0 0 0 6,455,080,000 ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ 1,456,805,000 166,885,000 152,445,000 0 24,634,000 574,198,000 0 0 0 2,374,967,000 BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 2,573,113,000 321,755,000 191,195,000 0 104,665,000 319,249,000 0 0 0 3,509,977,000 İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ 3,062,896,000 333,948,000 284,085,000 0 169,590,000 584,026,000 0 0 0 4,434,545,000 İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ 7,305,967,000 863,968,000 465,639,000 0 1,359,780,000 649,171,000 0 0 0 10,644,525,000 NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ 842,897,000 103,671,000 125,825,000 0 16,932,000 478,732,000 0 0 0 1,568,057,000 ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ 1,111,947,000 125,103,000 158,345,000 0 16,756,000 215,851,000 0 0 0 1,628,002,000 ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 1,167,727,000 144,804,000 94,117,000 0 27,337,000 648,605,000 0 0 0 2,082,590,000 ADANA ALPARSLAN TÜRKEŞ BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ 1,245,724,000 157,722,000 119,357,000 0 29,835,000 96,873,000 0 0 0 1,649,511,000 ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ 10,133,810,000 1,241,007,000 600,956,000 0 424,956,000 1,105,758,000 0 0 0 13,506,487,000 SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ 1,638,949,000 197,088,000 188,470,000 0 29,371,000 454,304,000 0 0 0 2,508,182,000 BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ 1,259,878,000 157,454,000 168,980,000 0 32,250,000 634,566,000 0 0 0 2,253,128,000 İSKENDERUN TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 1,703,823,000 195,148,000 215,776,000 0 90,458,000 566,336,000 0 0 0 2,771,541,000 ALANYA ALAADDİN KEYKUBAT ÜNİVERSİTESİ 1,164,461,000 131,967,000 108,889,000 0 17,947,000 322,899,000 0 0 0 1,746,163,000 İZMİR BAKIRÇAY ÜNİVERSİTESİ 1,005,181,000 109,983,000 117,003,000 0 40,528,000 421,172,000 0 0 0 1,693,867,000 İZMİR DEMOKRASİ ÜNİVERSİTESİ 48,603,000 5,879,000 41,232,000 0 1,256,000 2,250,000 0 0 0 99,220,000 YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU 561,639,000 76,936,000 144,995,000 0 5,091,000 135,056,000 0 0 0 923,717,000 ANKARA MÜZİK VE GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ 607,868,000 68,441,000 165,045,000 0 6,301,000 224,625,000 0 0 0 1,072,280,000 GAZİANTEP İSLAM BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ 1,403,736,000 167,596,000 189,015,000 0 37,017,000 407,133,000 0 0 0 2,204,497,000 KONYA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 1,551,134,000 173,096,000 101,886,000 0 101,989,000 610,700,000 0 0 0 2,538,805,000 KÜTAHYA SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ Türkiye Büyük Millet Meclisi 1,600,698,000 197,163,000 161,014,000 0 20,148,000 526,465,000 0 0 0 2,505,488,000 MALATYA TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ ‒ 26 ‒ 8,245,341,000 1,060,527,000 1,220,014,000 0 1,918,232,000 3,306,638,000 0 0 0 15,750,752,000 İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ - CERRAHPAŞA 3,595,983,000 449,678,000 412,698,000 0 113,039,000 209,109,000 0 0 0 4,780,507,000 ANKARA HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ 1,909,242,000 258,719,000 192,145,000 0 46,506,000 343,958,000 0 0 0 2,750,570,000 SAKARYA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ 1,236,542,000 149,986,000 86,063,000 0 14,036,000 456,273,000 0 0 0 1,942,900,000 SAMSUN ÜNİVERSİTESİ 504,116,000 56,415,000 95,923,000 0 4,460,000 336,938,000 0 0 0 997,852,000 SİVAS BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ 778,887,000 87,803,000 64,126,000 0 14,202,000 386,075,000 0 0 0 1,331,093,000 TARSUS ÜNİVERSİTESİ 1,459,714,000 181,189,000 132,495,000 0 42,194,000 595,257,000 0 0 0 2,410,849,000 TRABZON ÜNİVERSİTESİ 983,609,000 124,872,000 150,951,000 0 21,818,000 196,547,000 0 0 0 1,477,797,000 KAYSERİ ÜNİVERSİTESİ 590,919,000 64,236,000 75,921,000 0 9,918,000 533,485,000 0 0 0 1,274,479,000 KAHRAMANMARAŞ İSTİKLAL ÜNİVERSİTESİ 2,535,959,000 371,220,000 376,537,000 0 73,952,000 502,416,000 0 0 0 3,860,084,000 ESKİŞEHİR TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 2,173,388,000 280,270,000 169,347,000 0 55,232,000 304,648,000 0 0 0 2,982,885,000 ISPARTA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ 2,695,473,000 302,783,000 124,805,000 0 741,060,000 1,153,424,000 0 0 0 5,017,545,000 AFYONKARAHİSAR SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ 518,420,270,000 64,022,141,000 57,466,249,000 0 62,409,099,000 99,126,715,000 0 0 0 801,444,474,000 YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI (Sıra Sayısı: 226) 201,684,191,000 33,509,959,000 86,492,625,000 0 337,878,307,000 614,815,032,000 33,972,351,000 7,092,717,000 0 1,315,445,182,000 ÖZEL BÜTÇELİ DİĞER KURUMLAR 720,104,461,000 97,532,100,000 143,958,874,000 0 400,287,406,000 713,941,747,000 33,972,351,000 7,092,717,000 0 2,116,889,656,000 ÖZEL BÜTÇELİ KURUMLAR TOPLAMI 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU İCMALİ (II) SAYILI CETVEL - ÖZEL BÜTÇELİ DİĞER KURUMLAR 2028 YILI BÜTÇE GİDER TAHMİNLERİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA) TL PERSONEL SOS. GÜV. DEV. MAL VE HİZMET SERMAYE SERMAYE KURUMLAR FAİZ GİDERLERİ CARİ TRANSFERLER BORÇ VERME YEDEK ÖDENEK TOPLAM GİDERLERİ PRİMİ GİD. ALIM GİDERLERİ GİDERLERİ TRANSFERLERİ 6,240,645,000 783,434,000 611,000,000 0 197,655,000 405,168,000 0 0 0 8,237,902,000 TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU 5,976,022,000 203,572,000 4,582,147,000 0 13,220,000 16,690,000 0 0 0 10,791,651,000 ÖLÇME SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI 1,409,945,000 165,074,000 118,540,000 0 27,996,000 175,488,000 0 0 0 1,897,043,000 SAVUNMA SANAYİ BAŞKANLIĞI 185,414,000 26,409,000 52,005,000 0 11,861,000 23,586,000 0 0 0 299,275,000 ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU 77,389,000 8,178,000 37,085,000 0 6,462,000 23,586,000 0 0 0 152,700,000 ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ 80,328,000 8,841,000 38,286,000 0 6,087,000 32,009,000 0 0 0 165,551,000 ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ 184,278,000 24,507,000 57,048,000 0 37,521,000 87,042,000 0 0 0 390,396,000 TÜRK DİL KURUMU 241,192,000 33,952,000 38,879,000 0 51,400,000 101,924,000 0 0 0 467,347,000 TÜRK TARİH KURUMU 12,792,341,000 2,318,035,000 5,628,335,000 0 12,348,986,000 14,874,446,000 22,879,684,000 0 0 70,841,827,000 TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU 119,142,000 19,100,000 38,561,000 0 104,563,000 49,996,000 0 0 0 331,362,000 TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ 44,492,713,000 8,963,850,000 31,137,867,000 0 150,453,948,000 304,746,180,000 0 0 0 539,794,558,000 KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 4,745,325,000 587,624,000 644,390,000 0 117,671,000 336,938,000 0 0 0 6,431,948,000 DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 4,945,172,000 531,453,000 405,026,000 0 216,613,000 272,358,000 0 0 0 6,370,622,000 DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 36,849,935,000 6,421,854,000 12,476,671,000 0 955,913,000 11,792,963,000 1,003,003,000 2,981,940,000 0 72,482,279,000 ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3,587,162,000 528,168,000 864,160,000 0 692,114,000 1,044,507,000 0 0 0 6,716,111,000 VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1,102,611,000 152,647,000 85,154,000 0 39,572,000 164,047,000 0 0 0 1,544,031,000 TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3,835,639,000 579,082,000 437,532,000 0 251,180,000 6,598,365,000 0 0 0 11,701,798,000 MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 752,456,000 74,844,000 104,722,000 0 87,972,000 81,427,000 0 0 0 1,101,421,000 SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 335,703,000 43,525,000 154,263,000 0 6,184,000 42,117,000 0 0 0 581,792,000 TÜRK AKREDİTASYON KURUMU 5,361,972,000 983,517,000 682,236,000 0 87,287,000 1,544,298,000 0 0 0 8,659,310,000 TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ 1,011,343,000 119,305,000 204,131,000 0 269,632,000 219,984,000 0 0 0 1,824,395,000 TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU 3,499,912,000 452,585,000 504,673,000 0 7,501,498,000 148,814,000 0 4,104,624,000 0 16,212,106,000 KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI Türkiye Büyük Millet Meclisi 1,004,131,000 126,724,000 526,502,000 0 2,667,154,000 161,730,000 0 0 0 4,486,241,000 TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI ‒ 27 ‒ 554,510,000 103,850,000 125,507,000 0 4,379,000 127,054,000 752,571,000 0 0 1,667,871,000 GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ 430,061,000 55,650,000 36,525,000 0 40,188,000 14,039,000 0 0 0 576,463,000 ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI 414,748,000 56,018,000 63,321,000 0 10,478,000 28,078,000 0 0 0 572,643,000 KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU 1,745,125,000 181,886,000 17,825,525,000 0 377,000 11,988,246,000 0 0 0 31,741,159,000 CEZA İNFAZ KURUMLARI İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KURUMU 233,077,000 50,953,000 49,451,000 0 229,000 1,685,000 939,000 0 0 336,334,000 MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU BAŞKANLIĞI 610,266,000 87,680,000 139,669,000 0 2,969,522,000 70,195,000 0 0 0 3,877,332,000 YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI 657,072,000 96,037,000 52,006,000 0 7,749,000 435,211,000 0 0 0 1,248,075,000 TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI 84,766,000 11,250,000 25,382,000 0 946,000 702,000 554,593,000 0 0 677,639,000 DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI 107,353,000 16,107,000 36,405,000 0 2,730,000 16,005,000 698,588,000 0 0 877,188,000 KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI 95,604,000 13,057,000 35,087,000 0 2,035,000 17,128,000 1,170,284,000 0 0 1,333,195,000 DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI 45,504,318,000 8,122,925,000 5,730,942,000 0 821,865,000 255,961,696,000 802,896,000 0 0 316,944,642,000 DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 31,434,000 5,538,000 9,947,000 0 0 14,039,000 0 0 0 60,958,000 TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ 1,919,528,000 221,172,000 705,815,000 0 52,852,000 161,449,000 0 0 0 3,060,816,000 TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU 306,947,000 34,971,000 68,659,000 0 4,267,000 25,270,000 0 0 0 440,114,000 TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU (Sıra Sayısı: 226) 488,037,000 69,027,000 129,142,000 0 5,554,000 526,465,000 1,715,591,000 0 0 2,933,816,000 TÜRKİYE SAĞLIK ENSTİTÜLERİ BAŞKANLIĞI 92,643,000 11,659,000 18,626,000 0 2,487,000 2,696,000 0 0 0 128,111,000 HELAL AKREDİTASYON KURUMU 1,099,550,000 146,155,000 333,363,000 0 33,132,000 70,195,000 0 6,153,000 0 1,688,548,000 MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 93,984,000 10,166,000 88,548,000 0 58,976,000 7,866,000 1,695,006,000 0 0 1,954,546,000 TÜRKİYE UZAY AJANSI 144,529,000 30,641,000 111,340,000 0 73,000 294,120,000 0 0 0 580,703,000 KAPADOKYA ALAN BAŞKANLIĞI 168,091,000 22,163,000 247,686,000 0 6,509,000 28,078,000 0 0 0 472,527,000 TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ 1,306,555,000 184,306,000 407,205,000 0 591,911,000 1,292,998,000 411,742,000 0 0 4,194,717,000 TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU 57,421,000 10,124,000 21,582,000 0 42,000 53,910,000 0 0 0 143,079,000 ULUDAĞ ALAN BAŞKANLIĞI 1,107,281,000 122,855,000 202,445,000 0 156,918,063,000 0 0 0 0 158,350,644,000 KENTSEL DÖNÜŞÜM BAŞKANLIĞI 5,600,521,000 689,489,000 599,234,000 0 191,454,000 734,244,000 2,287,454,000 0 0 10,102,396,000 DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 201,684,191,000 33,509,959,000 86,492,625,000 0 337,878,307,000 614,815,032,000 33,972,351,000 7,092,717,000 0 1,315,445,182,000 ÖZEL BÜTÇELİ DİĞER KURUMLAR 518,420,270,000 64,022,141,000 57,466,249,000 0 62,409,099,000 99,126,715,000 0 0 0 801,444,474,000 YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI 720,104,461,000 97,532,100,000 143,958,874,000 0 400,287,406,000 713,941,747,000 33,972,351,000 7,092,717,000 0 2,116,889,656,000 ÖZEL BÜTÇELİ KURUMLAR TOPLAMI 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU İCMALİ (III) SAYILI CETVEL - DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUMLAR 2028 YILI BÜTÇE GİDER TAHMİNLERİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA) TL PERSONEL SOS. GÜV. DEV. MAL VE HİZMET SERMAYE SERMAYE KURUMLAR FAİZ GİDERLERİ CARİ TRANSFERLER BORÇ VERME YEDEK ÖDENEK TOPLAM GİDERLERİ PRİMİ GİD. ALIM GİDERLERİ GİDERLERİ TRANSFERLERİ 1,326,474,000 157,758,000 858,873,000 0 303,299,000 258,300,000 0 0 0 2,904,704,000 RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU 4,637,019,000 481,754,000 2,063,186,000 0 73,838,041,000 2,780,000,000 0 0 0 83,800,000,000 BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU 4,155,600,000 721,500,000 1,552,900,000 0 5,550,000,000 1,020,000,000 0 0 0 13,000,000,000 SERMAYE PİYASASI KURULU 5,276,400,000 1,204,500,000 2,842,500,000 0 3,896,600,000 3,998,800,000 0 0 0 17,218,800,000 BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU 1,890,633,000 245,835,000 1,130,522,000 0 327,951,000 70,399,000 0 0 0 3,665,340,000 ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU 993,978,000 108,650,000 617,047,000 0 682,840,000 847,485,000 0 0 0 3,250,000,000 KAMU İHALE KURUMU 1,500,559,000 141,354,000 536,334,000 0 208,700,000 211,000,000 0 0 0 2,597,947,000 REKABET KURUMU 486,489,000 65,573,000 222,755,000 0 40,036,000 151,800,000 0 0 0 966,653,000 KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU 442,200,000 64,700,000 191,700,000 0 17,000,000 51,000,000 0 0 0 766,600,000 KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU 742,221,000 89,795,000 2,050,234,000 0 41,261,000 1,744,838,000 0 0 0 4,668,349,000 NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU 1,106,000,000 82,000,000 472,000,000 0 399,000,000 541,000,000 0 0 0 2,600,000,000 SİGORTACILIK VE ÖZEL EMEKLİLİK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU 22,557,573,000 3,363,419,000 12,538,051,000 0 85,304,728,000 11,674,622,000 0 0 0 135,438,393,000 DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUMLAR (III SAYILI CETVEL) Türkiye Büyük Millet Meclisi ‒ 28 ‒ (Sıra Sayısı: 226) ‒ 29 ‒ ̶ 3 ̶ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE ÖDENEKLERİNİN PROGRAMLARA GÖRE DAĞILIMI (2026 - 2028) Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 31 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 32 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 33 ‒ ̶ 4 ̶ 2026 YILI B CETVELİ VE FİNANSMAN TABLOLARI Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 35 ‒ ̶ a ̶ B- CETVELİ MERKEZİ YÖNETİM KAPSAMINDAKİ KAMU İDARELERİ TARAFINDAN İLGİLİ MEVZUATA GÖRE TAHSİLİNE DEVAM OLUNACAK GELİRLER Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 37 ‒ 1. GENEL BÜTÇELİ KAMU İDARELERİNİN 2026 YILI GELİRLERİ İLE (2027 - 2028) DÖNEMİ GELİR TAHMİNLERİ TABLOSU Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 39 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 40 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 41 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 42 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 43 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 44 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 45 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 46 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 47 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 48 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 49 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 50 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 51 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 52 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 53 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 54 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 55 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 56 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 57 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 58 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 59 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 60 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 61 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 63 ‒ 2. 2026 YILI GELİR BÜTÇESİ GEREKÇESİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 65 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 66 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 67 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 68 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 69 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 70 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 71 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 72 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 73 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 74 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 75 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 76 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 77 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 78 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 79 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 80 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 81 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 82 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 83 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 84 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 85 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 86 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 87 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 88 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 89 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 90 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 91 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 92 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 93 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 94 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 95 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 96 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 97 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 98 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 99 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 100 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 101 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 102 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 103 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 104 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 105 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 106 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 107 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 108 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 109 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 110 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 111 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 112 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 113 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 114 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 115 ‒ 3. VERGİ HARCAMALARI LİSTESİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . VERGİ HARCAMALARININ KANUNİ DAYANAKLARINA İLİŞKİN LİSTE KANUN ADI VE NUMARASI MADDE NO MADDE AÇIKLAMASI 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 9 Vergiden muaf esnaf 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 17 Hizmet erbabına pay senedi verilmek suretiyle sağlanan menfaatlerde ücret istisnası 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 18 Serbest meslek kazançlarında istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Mükerrer Madde 18 PTT acentalarında kazanç istisnası 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 20 Kreş ve gündüz bakımevleri ile eğitim ve öğretim işletmelerinde kazanç istisnası 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Mükerrer Madde 20 Genç girişimcilerde kazanç istisnası 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Mükerrer Madde 20/A Basit usulde tespit olunan kazançlarda gelir vergisi istisnası 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Mükerrer Madde 20/B Sosyal içerik üreticiliği, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden sunulan hizmetler ile mobil cihazlar için uygulama geliştiriciliğinde kazanç istisnası 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Mükerrer Madde 20/C Tarımsal destekleme ödemelerinde kazanç istisnası 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 21 Gayrimenkul sermaye iradı istisnası 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 22/1 Sigorta süresi en az on yıl veya ömür boyu olan tek primli yıllık gelir sigortalarından yapılan ödemelerin istisnası 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (15) numaralı bendinin (b) alt bendi ile aynı fıkranın (16) numaralı bendinin (c) alt bendi kapsamında yapılan ödemelerin, sigorta süresi on yıl ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 22/2 üzeri veya ömür boyu olan tek primli yıllık gelir sigortalarına yatıranların, bu sigorta için yatırdıkları kısma tekabül eden ödemelerin içerdiği irat tutarlarına ilişkin istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 22/3 Kar payı istisnası 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 22/4 Yurt dışı mukimi kurumlardan elde edilen kar paylarında istisna Köylerde veya son nüfus sayımına göre belediye içi nüfusu 5.000'i aşmayan yerlerde faaliyet gösteren ve münhasıran el ile dokunan halı ve kilim imal eden işletmelerde çalışan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/1 işçilerin ücretlerine ilişkin istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/2 Gelir vergisinden muaf olanların veya gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçilerin yanında çalışan işçilerin ücretlerine ilişkin istisna Toprak altı işletmesi halinde bulunan madenlerde cevher istihsali ve bununla ilgili diğer bütün işlerde çalışanların münhasıran yer altında çalıştıkları zamanlara ait ücretlerine 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/3 ilişkin istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/5 Köy muhtarları ile köylerin katip, korucu, imam, bekçi ve benzeri hizmetlilerine köy bütçesinden ödenen ücretler ile çiftçi mallarını koruma bekçilerinin ücretlerine ilişkin istisna Türkiye Büyük Millet Meclisi ‒ 117 ‒ 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/6 Hizmetçilerin ücretlerine ilişkin istisna Sanat okulları ile bu mahiyetteki enstitülerde, ceza ve ıslahevlerinde, darülacezelerin atelyelerinde çalışan öğrencilere, hükümlü ve tutuklulara ve düşkünlere verilen ücretlere 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/7 ilişkin istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/8 Hizmet erbabına işverenlerce yemek verilmek suretiyle sağlanan menfaatlere ilişkin istisna Genel olarak maden işletmelerinde ve fabrikalarda çalışan işçilere ve özel kanunlarına göre barındırılması gereken memur ve müstahdemlere konut tedariki ve bu konutlar ile ilgili 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/9 sağlanan menfaatler ile mülkiyeti işverene ait brüt alanı 100 m²'yi aşmayan konutların hizmet erbabına mesken olarak tahsisi suretiyle sağlanan menfaatlere ilişkin istisna Hizmet erbabının toplu olarak işyerlerine gidip gelmelerini sağlamak maksadıyla işverenler tarafından yapılan taşıma giderleri ile işverence taşıma hizmeti verilmeyen durumlarda 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/10 ödemenin toplu taşıma kartı, bileti veya bu amaçlarla kullanılan ödeme araçlarının temini şeklinde sağlanmasına yönelik istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/12 3308 sayılı Çıraklık ve Mesleki Eğitim Kanununa tabi çırakların asgari ücreti aşmayan ücretlerine ilişkin istisna Kanunî ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan dar mükellefiyete tâbi işverenlerin yanında çalışan hizmet erbabına, işverenin Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden döviz olarak ödediği ücretlere ilişkin istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/14 Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellefiyete tabi işverenlerin, alınan izne istinaden kurulan bölgesel yönetim merkezlerinde münhasıran merkezin faaliyet izni (Sıra Sayısı: 226) kapsamında istihdam ettikleri hizmet erbabına Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden döviz olarak ödediği ücretlere ilişkin istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/15 Yüz ve daha az işçi çalıştıran işyerlerinde bir, yüzden fazla işçi çalıştıran işyerlerinde çalıştırılan iki amatör sporcuya ödenen ücretlere ilişkin istisna İşverenlerce, kadın hizmet erbabına kreş ve gündüz bakımevi hizmeti verilmek suretiyle sağlanan menfaatler ile bu hizmetin işverence verilmediği durumlarda belirli şartlar 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/16 dahilinde çocuk başına sağlanan istisna Kamu kurum ve kuruluşları hariç Türk Hava Kurumu veya kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan müesseselerde uçuş maksadıyla görevlendirilen pilotlar ile kabin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/17 memurlarına ödenen aylık ücretin gerçek safi değerinin %70’ine ilişkin istisna Hizmet erbabının, ödemenin yapıldığı ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/18 tutara isabet eden ücretlere ilişkin istisna Yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerde çalışan hizmet erbabına, fiilen yurt dışındaki çalışmaları karşılığı işverenin yurt dışı kazançlarından 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 23/19 karşılanarak yapılan ücret ödemelerine ilişkin istisna Kanunla kurulan emekli sandıkları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesinde belirtilen sandıklar tarafından, kendilerine zat aylığı bağlananlara aylıkları 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 25/3 dışında, kanunları veya statüleri gereğince verilen evlilik ikramiyeleri veya iade olunan mevduata ilişkin istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 25/5 Evlenme ve doğum münasebetiyle hizmet erbabına yapılan yardımlara ilişkin istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 25/9 Yardım sandıkları tarafından statüleri gereğince kendi üyelerine evlenme ve doğum gibi sebeplerle yapılan yardımlara ilişkin istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 25/10 Yabancı ülkelerde bulunan sosyal güvenlik kurumları tarafından ödenen evlenme ikramiyeleri veya iade olunan mevduata ilişkin istisna İlim ve fenni, güzel sanatları, tarımı, hayvan yetiştirilmesini ve memleket bakımından faydalı olan diğer işleri ve faaliyetleri teşvik maksadıyle verilen ikramiyeler ve mükafatlara 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 29/1 ilişkin istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 29/2 Madde kapsamında sayılanlara uçuş, dalış gibi hizmetleri dolayısıyla verilen; tazminatlar, gündelikler, ikramiyeler ve zamlara ilişkin istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 29/3 Spor yarışmalarına katılan amatör sporculara ödenen ödül ve ikramiyelere ilişkin istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 29/4 Amatör spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretlere ilişkin istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 30/1 Dar mükellefiyete tabi olanların, hükümetin müsaadesiyle açılan sergi ve panayırlarda yaptıkları ticari faaliyetlerden elde ettikleri kazançlara ilişkin istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 30/2 Dar mükellefiyete tabi olanların hükümetin müsaadesiyle açılan sergi ve panayırlarda yaptıkları serbest meslek faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlara ilişkin istisna 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 31 Engellilik indirimi 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 33 Yurt dışına hizmet veren işletmelerde indirim 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 63/1 Ordu Yardımlaşma Kurumu ve benzeri kamu kurumları için yapılan kanuni kesintilere ilişkin indirim 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 66/5 Belirli şartları haiz bulunmak şartıyla ebe, sünnetçi, sağlık memuru, arzuhalci, rehber gibi mesleki faaliyette bulunanların kazançlarına ilişkin muafiyet 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Mükerrer Madde 80 Mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan değer artış kazançlarına ilşkin istisna Gerçek usulde vergilendirilmeyen ziraî kazançlar, Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (15) ve (16) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratları, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 86/1-a kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısmı Birden fazla işverenden ücret almakla beraber, birinciden sonraki işverenden aldıkları ücretlerinin toplamı, 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 86/1-b birinci işverenden alınan dâhil ücret gelirleri toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşmayan mükelleflerin, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretlerine ilişkin düzenleme Vergiye tâbi gelir toplamının [(a) ve (b) bentlerinde belirtilenler hariç] 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşmaması koşuluyla, Türkiye'de 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 86/1-c tevkifata tâbi tutulmuş olan; birden fazla işverenden elde edilen ücretler, menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratları 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 86/1-d Bir takvim yılı içinde elde edilen ve toplamı kanunda belirtilen tutarı aşmayan, tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratları Türkiye Büyük Millet Meclisi ‒ 118 ‒ 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 86/2 Dar mükellefiyette, tamamı Türkiye'de tevkif suretiyle vergilendirilmiş olan; ücretler, serbest meslek kazançları, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratlar 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 89/3 Serbest meslek faaliyetinde bulunan engellilerin beyan edilen gelirleri için hesaplanan yıllık indirim 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 89/8 3289 ve 3813 sayılı Kanunlar kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarına ilişkin indirim (amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için %50'si) 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 89/12 Vergi Usul Kanununun 325/A maddesine göre ayrılan girişim sermayesi fonu indirimi 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 89/13 Türkiye'den yurt dışı mukimi kişi ve kurumlara verilen belirli alanlardaki hizmetlerden elde edilen kazançlara ilişkin indirim 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 89/14 Korumalı işyerlerinde engellilik indirimi 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 89/16 Elektronik ticaret gümrük beyannamesiyle mal ihracatı kapsamında elde edilen kazanca ilişkin indirim 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Madde 113 Şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunanlara yönelik hasılat esaslı kazanç tespiti 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Mükerrer Madde 121 Vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi Menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması ve elde tutulması sürecinde elde edilen gelirler ile mevduat faizleri, repo gelirleri ve özel finans 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Geçici Madde 67 kurumlarından elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi (Sıra Sayısı: 226) 6132 sayılı At Yarışları Hakkında Kanuna göre lisans sahibi olan veya lisans sahibince yetkilendirilen kişi tarafından organize edilen yarışmalara katılan jokey, jokey yamakları ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Geçici Madde 68 antrenörlerine ücret olarak yapılan ödemeler üzerinden yapılan tevkifat 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Geçici Madde 69 Yatırım indirimi istisnası 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Geçici Madde 72 Sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan tevkifat 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Geçici Madde 76 Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlara ilişkin istisna Bireysel katılım yatırımcısı tam mükellef gerçek kişilerin iktisap ettikleri tam mükellef anonim şirketlere ait iştirak hisselerini en az iki tam yıl elde tutmaları şartıyla, hisselerin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu Geçici Madde 82 tutarlarının %75’ini yıllık beyannamelerine konu kazanç ve iratlarından indirebilmesi 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 4/1-ç Kamu idare ve kuruluşları tarafından yetkili idarî makamların izniyle açılan yerel, ulusal veya uluslararası nitelikteki sergiler, fuarlar ve panayırlara ilişkin muafiyet Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait olup sadece kamu görevlilerine hizmet veren, kâr amacı gütmeyen ve üçüncü kişilere kiralanmayan kreş ve konukevleri ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 4/1-d askerî kışlalardaki kantinlere ilişkin muafiyet 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 4/1-g Toplu Konut İdaresi Başkanlığının kurumlar vergisi muafiyeti İl özel idareleri, belediyeler ve köyler ile bunların oluşturdukları birlikler veya bunlara bağlı kuruluşlar tarafından işletilen; belirli şartları haiz su ve yolcu taşıma işletmeleri ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 4/1-ı mezbahalara ilişkin muafiyet Köyler veya köy birlikleri tarafından köylünün genel ve ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla işletilen hamam, çamaşırhane, değirmen, soğuk hava deposu ve bağlı oldukları il 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 4/1-i sınırı içinde faaliyette bulunmaları şartıyla yolcu taşıma işletmeleri ile köylere veya köy birliklerine ait tarım işletmelerine yönelik muafiyet Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş spor kulüplerinin idman ve spor faaliyetlerinde bulunan iktisadî işletmeleri ile sadece idman ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 4/1-j spor faaliyetlerinde bulunan anonim şirketlere ilişkin muafiyet 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 4/1-k Tüketim ve taşımacılık kooperatifleri hariç olmak üzere maddede sayılan ve belirli şartları haiz kooperatiflere ilişkin muafiyet Yabancı ülkeler veya uluslararası finans kuruluşları ile yapılan malî ve teknik işbirliği anlaşmaları çerçevesinde yalnızca kredi teminatı sağlamak üzere kurulmuş olup bu 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 4/1-l faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları teminat sorumluluk fonlarına ekleyen ve sahip oldukları fonları ortaklarına dağıtmaksızın, kredi sağlayan banka ve kuruluşlara yatıran kurumlara ilişkin muafiyet 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 4/1-m Münhasıran bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunan kurum ve kuruluşlara ilişkin muafiyet Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin alt yapılarını hazırlamak ve buralarda faaliyette bulunanların; arsa, elektrik, gaz, buhar ve su gibi ortak ihtiyaçlarını karşılamak 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 4/1-n amacıyla kamu kurumları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce birlikte oluşturulan ve kazancının tamamını bu yerlerin ortak ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanan iktisadî işletmelere ilişkin muafiyet 18/6/2009 tarihli ve 5910 sayılı Türkiye İhracatçılar Meclisi ile İhracatçı Birliklerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 18 inci maddesi kapsamında ihracatçılar lehine 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 4/1-p münhasıran ihracat kredileri için kefalet vermek amacıyla kurulan kurumlar ile katılım bankalarının ortağı olduğu ve katılım bankacılığı ilke ve esaslarına uygun her türlü finansman için kefalet vermek amacıyla kurulan Katılım Finans Kefalet Anonim Şirketine ilişkin muafiyet Tam mükellefiyete tabi girişim sermayesi yatırım fonu katılma payları ile girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde edilen kâr payları ve katılma paylarının 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 5/1-a fona iadesinden doğan gelirler ile bu fonların katılma paylarının 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesi kapsamında değerlenmesinden kaynaklanan değer artış kazançlarına ilişkin istisna 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 5/1-b Yurt dışı iştirak kazançları istisnası Türkiye Büyük Millet Meclisi ‒ 119 ‒ 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 5/1-c Tam mükellef anonim şirketler tarafından yurt dışı iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kurum kazançlarına ilişkin istisna 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 5/1-ç Anonim şirketlerin kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları payların bedelinin itibarî değeri aşan kısmına uygulanan kurumlar vergisi istisnası 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 5/1-d Madde kapsamında yer alan fon ve ortaklıklarda istisna Kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan hakları ve bu fıkranın (a) bendi kapsamında istisna 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 5/1-e kazançlarına kaynak oluşturan yatırım fonlarının katılma paylarının satışından doğan kazançların belirlenmiş kısmına yönelik kurumlar vergisi istisnası Bankalara, finansal kiralama ya da finansman şirketlerine borçları nedeniyle kanunî takibe alınmış veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna borçlu durumda olan kurumlar ile bunların kefillerinin ve ipotek verenlerin sahip oldukları taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarının, bu borçlara karşılık bankalara, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 5/1-f finansal kiralama ya da finansman şirketlerine veya bu Fona devrinden sağlanan hasılatın bu borçların tasfiyesinde kullanılan kısmına isabet eden kazançların tamamı ile bankaların, finansal kiralama ya da finansman şirketlerinin bu şekilde elde ettikleri söz konusu kıymetlerin satışından doğan kazançların belirlenmiş kısmına yönelik kurumlar (Sıra Sayısı: 226) vergisi istisnası 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 5/1-g Kurumların yurt dışında bulunan iş yerleri veya daimî temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri madde metninde sayılı şartları taşıyan kurum kazançlarına ilişkin istisna 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 5/1-h Yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanan kazançlara ilişkin istisna Okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim özel okulları, özel kreş ve gündüz bakımevleri ile Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara veya kamu 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 5/1-ı yararına çalışan derneklere bağlı rehabilitasyon merkezlerinin işletilmesinden elde edilen kazançlara ilişkin istisna 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 5/1-j Sat-kirala geri al işlemlerinden doğan kazançlara ilişkin istisna 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 5/1-k Kira sertifikası işlemlerinden doğan kazançlara ilişkin istisna 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 5/A Yabancı fon kazançlarının ve bu fonların portföy yöneticiliğini yapan şirketlerin vergilendirilmesine yönelik istisna 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 5/B Sınai mülkiyet haklarında istisna 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 10/1-b 3289 ve 3813 sayılı Kanunlar kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarında indirim (amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için %50'si) 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 10/1-g Vergi Usul Kanununun 325/A maddesine göre ayrılan girişim sermayesi fonu indirimi 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 10/1-ğ Türkiye'den yurt dışı mukimi kişi ve kurumlara verilen belirli alanlardaki hizmetlerden elde edilen kazançlara ilişkin indirim 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 10/1-h Korumalı işyerlerinde engellilik indirimi 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 10/1-ı Nakdi sermaye artırımı ile yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden hesaplanan indirim 22/6/2022 tarihli ve 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu hükümlerine göre katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde faaliyette bulunan kurumların, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 10/1-i münhasıran bu faaliyet kapsamında yurt dışından satın alınan malları Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satmalarından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık etmelerinden sağladıkları kazancın %50’sine ilişkin indirim 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 32/5 Sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden KOBİ birleşmelerinde uygulanan indirimli kurumlar vergisi 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 32/6 Borsa İstanbul Pay Piyasasında ilk defa işlem görmek üzere en az yüzde 20 oranında halka arz edilen kurumlarda indirimli kurumlar vergisi 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 32/7 İhracat yapan kurumların münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranının 5 puan indirimli uygulanması Sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranının 1 puan indirimli 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 32/8 uygulanması 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 32/A İndirimli kurumlar vergisi uygulaması Türkiye Büyük Millet Meclisi ‒ 120 ‒ 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Ek Madde 3 Maddede sayılan işletmeler ile bunların iş yerlerinin yerel ve küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinden muaf olması 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Geçici Madde 2 Madde metninde sayılan ve iktisadi işletme oluşmuş sayılmayan kazanç ve iratlar 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Geçici Madde 12 Elektrikli taşıtların geliştirilmesine yönelik teşvik 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Geçici Madde 16 Taşınmaz satış kazançları için %25 olarak uygulanacak istisna Faaliyetleri kısmen veya tamamen deniz, hava ve demiryolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçların kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflere bu amaçla 3065 sayılı Katma Değer Vergisi yapılan deniz, hava ve demiryolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçlarının teslimleri, bu araçların imal ve inşaası ile ilgili olarak yapılan teslim ve hizmetler ile bunların tadili, Madde 13/a Kanunu onarım ve bakımı şeklinde ortaya çıkan hizmetler ve faaliyetleri deniz taşıma araçları ile yüzer tesis ve araçların imal ve inşası olanlara bu araçların imal ve inşası ile ilgili olarak yapılacak teslim ve hizmetlere ilişkin KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (Sıra Sayısı: 226) Madde 13/b Deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetlerde KDV istisnası Kanunu Altın, gümüş, platin arama, işletme, zenginleştirme, rafinaj ve Türk Petrol Kanunu hükümlerine göre petrol arama faaliyetlerine ilişkin olmak üzere, bu faaliyetleri yürütenlere 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 13/c yapılan teslim ve hizmetler ile aynı Kanun hükümlerine göre boru hattıyla taşımacılık yapanlara bu hatların inşa ve modernizasyonuna ilişkin yapılan teslim ve hizmetlerde KDV Kanunu istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Yatırım Teşvik Belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki makina ve teçhizat teslimleri ile belge kapsamındaki yazılım ve gayri maddi hak satış ve kiralamalarına ilişkin KDV Madde 13/d Kanunu istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Limanlara bağlantı sağlayan demiryolu hatları, limanlar ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi işlerini fiilen kendisi yapan veya yaptıran mükellefler ile genel Madde 13/e Kanunu bütçeli idarelere bu işlere ilişkin olarak yapılan mal teslimleri ve inşaat taahhüt işlerine ilişkin KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 13/g 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listede yer alan malların, Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatına teslimine ilişkin KDV istisnası Kanunu 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanununa göre düzenlenen ürün senetlerinin, ürün ihtisas borsaları ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığından ürün senedi alım-satımı konusunda Madde 13/ğ Kanunu izin alan ticaret borsaları aracılığıyla ilk teslimine ilişkin KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilen gübreler ve gübre üreticilerine bu ürünlerin içeriğinde bulunan hammaddelerin teslimi ile madde metninde sayılan Madde 13/ı Kanunu ürünlerin teslimine ilişkin KDV istisnası Konut veya iş yeri olarak inşa edilen binaların ilk tesliminde uygulanmak ve bedeli döviz olarak Türkiye'ye getirilmek kaydıyla, Gelir Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin birinci 3065 sayılı Katma Değer Vergisi fıkrasının 2 numaralı bendinde belirtilenler hariç olmak üzere çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, Türkiye'de yerleşmiş Madde 13/i Kanunu olmayan yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kanuni ve iş merkezi Türkiye'de olmayan ve bir işyeri ya da daimi temsilci vasıtasıyla Türkiye'de kazanç elde etmeyen kurumlara yapılan konut veya iş yeri teslimlerine ilişkin KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin su, kanalizasyon, arıtma, doğalgaz, elektrik, haberleşme, yenilenebilir ve diğer enerji tesisleri ile yol yapımına ve küçük Madde 13/j Kanunu sanayi sitelerindeki işyerlerinin inşasına ilişkin bunlara veya bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmelere yapılan mal teslimleri ile hizmet ifalarında KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Sağlık Bakanlığınca izin verilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere, münhasıran sağlık kurum ve kuruluşlarının Madde 13/l Kanunu bünyesinde verilen koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine ilişkin KDV istisnası Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamındaki teknoloji geliştirme bölgesi ile ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde, Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde, Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun kapsamındaki araştırma Madde 13/m Kanunu laboratuvarlarında Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlara, münhasıran bu faaliyetlerinde kullanılmak üzere yapılan yeni makine ve teçhizat teslimlerine ilişkin KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 13/n Basılı kitap ve süreli yayınların tesliminde KDV istisnası Kanunu 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 13/o Milli savunma ve iç güvenlik ihtiyaçlarında kullanılmak üzere taşıt teslimlerinde KDV istisnası Kanunu 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki tescilli taşınmaz kültür varlıklarının rölöve, restorasyon ve restitüsyon projelerine münhasır olmak üzere, bu Madde 17/2-d Kanunu projelendirmelerden yararlananlara verilen mimarlık hizmetleri ile projelerin uygulanması kapsamında yapılacak teslimlerde KDV istisnası Askerî fabrika, tersane ve atölyeler, orduevi ve bağlı şubeleri, askerî gazinolar, kışla gazinoları, vardiya yatakhaneleri ve bunların müştemilatı, özel, yerel ve kış eğitim merkezleri, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 17/3-a askerî kantinler ve askerî müzelerin kuruluş amaçlarına uygun olarak yaptıkları teslim ve hizmetler ile bu kurum ve kuruluşların yapacağı Gelir Vergisi Kanununun 70 inci Kanunu maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinde KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf esnaf ile kazançları basit usulde tespit edilen mükellefler tarafından yapılan teslim ve hizmetlerde, sosyal içerik üreticiliği ile mobil Madde 17/4-a Kanunu cihazlar için uygulama geliştiriciliğindeki kazançlara konu teslim ve hizmetlerde KDV istisnası Türkiye Büyük Millet Meclisi 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Gelir Vergisi Kanununa göre gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler ile aynı Kanunun 66 ncı maddesine göre vergiden muaf olan serbest meslek erbabı tarafından yapılan Madde 17/4-b ‒ 121 ‒ Kanunu teslim ve hizmetlerde KDV istisnası İktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda kantin olarak belirlenen alanların okul aile birlikleri tarafından 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 17/4-d kiraya verilmesi işlemleri ile Sağlık Bakanlığına bağlı hastane, klinik, dispanser, sanatoryum gibi kurum ve kuruluşların yapacağı Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde Kanunu belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinde KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemler ve sigorta aracılarının sigorta şirketlerine yaptığı sigorta muamelelerine ilişkin işlemleri ile 5520 sayılı Kanunun 4 Madde 17/4-e Kanunu üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (p) bentlerinde belirtilen kurumların kredi teminatı sağlama işlemlerinde KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Değerli madenler ve kıymetli taşlar, değerli kağıtlar, maddede sayılan kıymetler ile metal, plastik, lastik, kauçuk, kağıt, cam hurda ve atıkları ile konfeksiyon kırpıntılarının Madde 17/4-g Kanunu tesliminde KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Zirai amaçlı su teslimleri ile köy tüzel kişiliklerince köyde ikamet edenlere yapılan ticari amaçlı olmayan perakende içme suyu teslimleri, kamu kuruluşları, tarımsal kooperatifler ve Madde 17/4-h Kanunu çiftçi birliklerince yapılan arazi ıslahına ait hizmetlerde KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Varlık ve hakların, Türkiye Varlık Fonu ve alt fonlara devri ile bu varlık ve hakların Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi tarafından yönetilmesi suretiyle yapılan teslim ve Madde 17/4-i Kanunu hizmetlerde KDV istisnası (Sıra Sayısı: 226) 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 17/4-k Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulması amacıyla oluşturulan iktisadi işletmelerin arsa ve işyeri teslimlerine ilişkin KDV istisnası Kanunu 4743 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulan varlık yönetim şirketlerinin bankalar, özel finans kurumları ve diğer mali kurumlardan devraldığı alacakların tahsili amacıyla bu 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 17/4-l alacakların teminatını oluşturan mal ve hakların teslimi ile aynı Kanuna göre finansal yeniden yapılandırma çerçeve anlaşmaları hükümleri kapsamında yeniden yapılandırılan Kanunu borçların ödenmemesi nedeniyle bu borçların teminatını oluşturan mal ve hakların tesliminde KDV istisnası Bankalar Kanunu uyarınca; mal ve hakların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna teslimi ile bunların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından teslimi, bu Fonun devraldığı 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 17/4-m alacakların tahsili amacıyla, bunların teminatını oluşturan mal ve hakların teslimi ve temettü hariç ortaklık haklarıyla yönetim ve denetimleri devralınan şirketlerin aktiflerinin Fon Kanunu alacaklarının tahsili amacıyla tesliminde KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 17/4-n Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğüne verilen haber hizmetlerinde KDV istisnası Kanunu 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Gümrük antrepoları ve geçici depolama yerleri ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda vergisiz satış yapılan işyerlerinin ve bu işyerlerine ait depo ve ardiye gibi Madde 17/4-o Kanunu bağımsız birimlerin kiralanması hizmetlerine ilişkin KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Gümrük antrepoları ve geçici depolama yerleri ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda ithalat ve ihracat işlemlerine konu mallar ile transit rejim kapsamında işlem Madde 17/4-ö Kanunu gören mallar için verilen ardiye, depolama ve terminal hizmetlerinde KDV istisnası Hazinece yapılan taşınmaz teslimi ve kiralamaları, irtifak hakkı tesisi, kullanma izni ve ön izin verilmesi işlemleri ile Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ve Toplu Konut İdaresi 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 17/4-p Başkanlığınca yapılan arsa ve arazi teslimleri, belediyeler ve il özel idarelerinin mülkiyetindeki taşınmazların ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün yönettiği ve temsil ettiği mazbut Kanunu vakıfların mülkiyetinde bulunan taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimlerde KDV istisnası Kurumların aktifinde en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisselerinin satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 17/4-r borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine devir ve teslimleri ile bu taşınmaz ve iştirak Kanunu hisselerinin finansal kiralama ve finansman şirketlerince devir ve tesliminde KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 17/4-s Engellilerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç ve özel bilgisayar programlarına ilişkin KDV istisnası Kanunu Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinde tanımlanan konut finansmanı amacıyla teminat gösterilen veya ipotek konulan konutun konut finansman kuruluşlarına, Toplu 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Konut İdaresi Başkanlığına, ipotek finansmanı kuruluşları ya da üçüncü kişilere teslimi ile bu şekilde alınan konutun ilgili kuruluşlar tarafından tesliminde KDV istisnası Madde 17/4-ş Kanunu Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin, 1 inci maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin (d) alt bendi ile 13 üncü maddenin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 17/4-t birinci fıkrasının (ğ) bendinde belirtilen işlemler hariç olmak üzere, ürün ihtisas borsaları ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığından ürün senedi alım-satımı konusunda izin alan ticaret Kanunu borsaları aracılığıyla teslimlerinde KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Her türlü varlık ve hakkın, kaynak kuruluşlarca, kira sertifikası ihracı amacıyla ve sözleşme süresi sonunda geri alınması şartıyla varlık kiralama şirketlerine devri ile bu varlık ve Madde 17/4-u Kanunu hakların varlık kiralama şirketlerince kiralanması ve devralınan kuruma devrinde KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 17/4-v Sigortacılık Kanunu uyarınca oluşturulan sigorta tahkim komisyonu tarafından münhasıran uyuşmazlık çözümüne ilişkin verilen hizmetlere ilişkin KDV istisnası Kanunu Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında; finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarınca bizzat kiracıdan 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 17/4-y satın alınıp geriye kiralanan her türlü taşınır ve taşınmazlara uygulanmak üzere ve kiralamaya konu kıymetin mülkiyetinin sözleşme süresi sonunda kiracıya devredilecek olması Kanunu koşulu ile kiralanmaya konu taşınır ve taşınmazların kiralayana satılması, satan kişilere kiralanması ve devrine ilişkin KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kurumlar Vergisi Kanununun 5/B maddesi kapsamındaki araştırma ve geliştirme, yenilik ile yazılım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan patentli veya faydalı model belgeli buluşa Madde 17/4-z Kanunu ilişkin gayri maddi hakların kiralanması, devri veya satışı kapsamında KDV istisnası Türkiye Büyük Millet Meclisi ‒ 122 ‒ 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Madde 38 Şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunanlara yönelik hasılat esaslı vergilendirme sistemi Kanunu Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa göre teknoloji geliştirme bölgesinde ve ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan girişimcilerin kazançlarının gelir veya 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Geçici Madde 20 kurumlar vergisinden istisna bulunduğu süre içinde münhasıran bu bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, oyun, mobil ve askeri Kanunu komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetlerine ilişkin KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Geçici Madde 28 Maddenin yürürlüğe girme tarihinden önce bina inşaat ruhsatı almış olan konut yapı kooperatiflerince, üyelerine yapılan konut teslimlerinde KDV istisnası Kanunu Madde metninde belirtilen projelerden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ihale veya görevlendirme ilanı yayımlanmış ancak teklif alınmamış olanlar ile 31/12/2028 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Geçici Madde 29 tarihine kadar ihale veya görevlendirme ilanı yayımlanacak olanların; ihale edilmesi ile görevlendirilen veya projeyi üstlenenlere yatırım döneminde proje kapsamında yapılan mal Kanunu teslimleri ve hizmet ifaları kapsamında KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 41 inci maddesi kapsamında taşınmazların Sosyal Güvenlik Kurumuna devir ve teslimi ile bu taşınmazların Sosyal Geçici Madde 33 Kanunu Güvenlik Kurumu tarafından devir ve tesliminde KDV istisnası 3065 sayılı Katma Değer Vergisi İmalat sanayii ile turizme yönelik yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflerin belge kapsamındaki inşaat işlerine ilişkin mal teslimleri ve hizmet ifalarının 31/12/2025 tarihine kadar (Sıra Sayısı: 226) Geçici Madde 37 Kanunu katma değer vergisinden müstesna olması 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Geçici Madde 38 FATİH Projesi kapsamında yapılan teslim ve hizmetlerde KDV istisnası ve diğer istisnalar Kanunu 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Geçici Madde 41 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun ek 1 inci maddesi kapsamındaki devirlere ilişkin KDV istisnası Kanunu 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi (I) sayılı listede yer alan akaryakıt ürünlerinin 6326 sayılı Petrol Kanunu hükümlerine göre petrol arama ve istihsal faaliyetlerinde kullanılmak üzere bu faaliyetleri yapanlara Madde 7/1-1/b Kanunu teslimine ilişkin ÖTV istisnası 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Madde 7/1-2 Engellilere ilişkin madde metninde belirlenmiş koşulların bulunması halinde, yine madde metninde belirlenmiş olan motorlu taşıtları alabilmelerine ilişkin ÖTV istisnası Kanunu 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Madde 7/1-3/a (II) sayılı listede yer alan mallardan; uçak ve helikopterlerin Türk Hava Kurumu tarafından ilk iktisabında ÖTV istisnası Kanunu 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Madde 7/1–3/b (II) sayılı listede yer alan malların, Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatı tarafından ilk iktisabında ÖTV istisnası Kanunu 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi (II) sayılı listedeki 8701.20, 87.04, 87.05 ve 87.09 G.T.İ.P. numaralarında yer alan malların, münhasıran petrol arama faaliyetinde kullanılmak üzere ilk iktisabına ilişkin ÖTV Madde 7/1–3/c Kanunu istisnası 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Madde 7/1–3/ç Milli savunma ve iç güvenlik ihtiyaçlarında kullanılmak üzere ilk iktisabında ÖTV istisnası Kanunu 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Madde 7/1-8 3713 sayılı Kanun kapsamında maddede belirtilen şehit yakınlarının bazı motorlu taşıt alımlarında ÖTV istisnası Kanunu 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Madde 7/A İhracat rejimi kapsamında yurtdışına çıkarılacak eşyayı taşıyan taşıtların kullandığı belirlenmiş miktarda motorin tesliminde ÖTV istisnası Kanunu 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Madde 8/1 İmalatçıların (I) sayılı listenin (B) cetvelindeki malları; (I) sayılı listeye dahil olmayan malların imalinde kullanmaları halinde tecil-terkin uygulaması Kanunu 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi BKK 2002/4482 Havayolu taşımacılığında kullanılan yakıtların ÖTV tutarlarına ilişkin istisna Kanunu 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Türk Uluslararası Gemi Siciline ve Milli Gemi Siciline kayıtlı, kabotaj hattında münhasıran yük ve yolcu taşıyan gemilere, ticari yatlara, hizmet ve balıkçı gemilerine verilecek BKK 2003/5868 Kanunu akaryakıtın özel tüketim vergisi tutarının sıfır olarak uygulanması 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi BKK 2005/8704 Benzin üretiminde girdi olarak kullanılacak biyoetanol için %2'yi aşmayacak şekilde eksik ÖTV uygulaması Kanunu 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi BKK 2006/10798 İhraç edilecek elektrik üretiminde kullanılacak Fuel-Oil için ÖTV tutarlarının sıfır olarak uygulanması Kanunu 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi BKK 2008/14061 Etilen üretiminde girdi olarak kullanılan L.P.G için ÖTV tutarının sıfır olarak uygulanması Kanunu 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi BKK 2011/1435 Yol yapımında kullanılan nafta, petrol koku ve petrol bitümeni gibi ürünlere uygulanan ÖTV'nin sıfır olarak uygulanması Kanunu 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Biodizel harmanlanmasıyla üretilen motorin için %2'yi aşmayacak şekilde eksik ÖTV uygulaması Türkiye Büyük Millet Meclisi BKK 2013/5595 Kanunu ‒ 123 ‒ 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi BKK 2014/6881 Aerosol üretiminde kullanılacak olan L.P.G için ÖTV tutarlarının sıfır olarak uygulanması Kanunu 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi CK 2019/796 İhraç edilen kara taşıtlarında kullanılmış ilk dolum yağları ve akaryakıtlarının teslimlerinde ÖTV tutarlarının sıfır olarak uygulanması Kanunu 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi CK 2019/1542 Polipropilen üretim tesislerindeki propilen üretiminde kullanılacak propan teslimlerinde ÖTV tutarlarının sıfır olarak uygulanması Kanunu 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi (I) sayılı listedeki malların; üretildiği tesislerde özel tüketim vergisine tabi olmayan malların imalinde kullanımı ile rafinerilerden petrokimya tesislerine, petrokimya tesislerinden CK 2021/3559 Kanunu rafinerilere, petrokimya tesislerinden diğer petrokimya tesislerine ve rafinerilerden diğer rafinerilere imalatta kullanılmak üzere teslimine ilişkin ÖTV'nin sıfır olarak uygulanması 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi KDV Geçici Madde 38 FATİH Projesi kapsamında yapılan teslimlerde ÖTV istisnası Kanunu 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Madde 9 Bu Kanuna ekli (2) sayılı tabloda yazılı kağıtlara (İstisnalara ilişkin 5 başlıktan oluşan liste) ilişkin istisna (Sıra Sayısı: 226) 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 1 AİHM kararlarına dayanılarak yapılacak ödemeler ile dostane çözüm bağlamında yapılacak ödemelere ilişkin olarak düzenlenecek kâğıtlara ilişkin istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/1-a İhracat karşılığı yapılacak ödemelere ilişkin düzenlenen kağıtlara yönelik istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/1-b İhracattan doğan alacağın ihracatçı tarafından temlikine ilişkin düzenlenen kağıtlara yönelik istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/1-c İhracat bağlantıları için düzenlenecek anlaşmalara ilişkin düzenlenen kağıtlara yönelik istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/1-ç Transit ticarete konu malın satın alınması ve satılmasına ilişkin düzenlenen kağıtlara yönelik istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/1-d Tedarik edildikleri şekliyle ihraç edilmek üzere mal alımına ilişkin düzenlenen kağıtlara yönelik istisna 4458 sayılı Gümrük Kanununun 131 inci maddesine istinaden ithalat vergilerinden tam muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimine tabi ambalaj malzemesi ithali ile kati ihraç edilen 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/1-e mallara ait ambalaj malzemesinin geçici ihracı ve ithaline ilişkin düzenlenen kağıtlara yönelik istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/1-f Dahilde işleme izni kapsamında iznin geçerli olduğu süre içerisinde yapılan ithalata ilişkin düzenlenen kağıtlara yönelik istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/1-g Dahilde işleme izin belgesi kapsamında belgenin geçerli olduğu süre içerisinde yapılan ithalat veya yurt içi alımlara ilişkin düzenlenen kağıtlara yönelik istisna Gerçekleştirilen mamul ürün ihracatı karşılığı olarak bu ürünlerin üretiminde kullanılan girdilerin Toprak Mahsulleri Ofisinden veya Şeker Kurumunca tespit edilen şeker 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/1-ğ fabrikalarından alımına ilişkin düzenlenen kağıtlara yönelik istisna Vergi, Resim, Harç İstisnası Belgesine bağlanan aşağıda sayılan diğer döviz kazandırıcı faaliyetlere ilişkin işlemler nedeniyle, belgenin geçerlilik süresi içerisinde belgede yer 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2 alan tutarla sınırlı olmak kaydıyla düzenlenen kâğıtlara ilişkin istisna Cumhurbaşkanı kararı ile yürürlüğe konulan cari yıl yatırım programında yer alan yatırımlardan ve Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-a Komutanlığının bu programda yer almayan kamu yatırımlarından yabancı para ile finanse edilenlerin yapımını üstlenen ana yüklenici firmaların kanunda belirtilen çerçeve doğrultusunda yapacakları satış ve teslimlere ilişkin istisna i) Savunma Sanayii Müsteşarlığınca onaylanan savunma, güvenlik veya istihbarat alanları ile ilişkili projeleri üstlenmiş tam mükellef imalatçı firmalar ile savunma, güvenlik veya istihbarat alanlarında yapılacak araştırma ve geliştirme projelerini üstlenen tam mükellef imalatçı firmaların yapacakları satış ve teslimler ile bu satış ve teslimler sonrası doğan bakım ve onarım hizmetleri ii) Savunma Sanayii Müsteşarlığınca savunma, güvenlik veya istihbarat alanları açısından önem arz ettiği belirtilen savunma, güvenlik ve istihbarata yönelik her türlü platform, sistem, yazılım, araç ve gereçlerini üreten tam mükellef imalatçı firmalar ile savunma, güvenlik veya istihbarat alanlarında yapılacak araştırma ve geliştirme projelerini üstlenen 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-b tam mükellef imalatçı firmaların ülkenin savunma, güvenlik veya istihbaratı ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına yapacakları satış ve teslimler ile bu satış ve teslimler sonrası doğan bakım ve onarım hizmetleri iii) Bu bendin (i) ve (ii) alt bentlerinde belirtilen firmalara, tam mükellef imalatçı firmaların üreterek yapacakları satış ve teslimleri iv) Bu bendin (i) ve (ii) alt bentlerinde belirtilen işleri yüklenen firmanın dar mükellef firma olması halinde, tam mükellef imalatçı firmaların bu firmaya üreterek yapacakları satış ve teslimlerine ilişkin istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-c Tam mükellef imalatçı firmaların, Ekonomi Bakanlığınca belirlenen yatırım malları listesinde belirtilen malları üreterek yapacakları satış ve teslimlerine ilişkin istisna Tam mükellef imalatçı firmaların, Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında monte edilmemiş haldeki aksam ve parçaları ithal edebilecek firmalara, ithal edebilecekleri bu aksam ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-ç parçaları üreterek yapacakları satış ve teslimlerine ilişkin istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-d Yap-İşlet Modeli çerçevesinde yapılacak yatırım projelerini üstlenen tam mükellef firmaların yapacakları hizmet ve faaliyetlerine ilişkin istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-e Kamu kurum ve kuruluşlarınca uluslararası ihaleye çıkarılmış yurt içi veya yurtdışı taşıma işlerini yüklenen tam mükellef firmaların bu faaliyetlerine ilişkin istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-f Uluslararası yük ve yolcu taşımacılığından döviz olarak kazanılan bedellerin yurda getirilmesi kaydıyla kara, deniz veya hava ulaştırma hizmet ve faaliyetlerine ilişkin istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-g Yurt dışına yönelik olarak gerçekleştirilecek müteahhitlik, müşavirlik, yazılım ve mühendislik hizmetlerine ilişkin istisna Türkiye Büyük Millet Meclisi Yabancı uyruklulara (diplomatik temsilcilikler ve mensupları dahil), turistlere veya yurtdışında çalışan Türk vatandaşlarına ülkemizde bulundukları sürede, döviz karşılığı verilecek 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-ğ ‒ 124 ‒ sağlık hizmetlerine ilişkin istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-h Turizm müesseseleri ile seyahat acentelerinin yurtiçindeki ve yurtdışındaki turizm faaliyetleri sırasında yaptıkları döviz karşılığı hizmet satışlarına ilişkin istisna Bedelleri döviz olarak alınmak kaydıyla yurtdışında yerleşik firmalar adına gerçekleştirilen bakım ve onarım hizmetiyle, dış sefere çıkan Türk ve yabancı bayraklı gemi, uçak veya 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-ı tırların bakımı ve onarımı, yenileme ve dönüşüm ile bakım, onarım, yenileme ve dönüşüm kapsamında gerçekleştirilen mal ve hizmet satışlarına ilişkin istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-i Tam mükellef firmalarca ihraç ürünlerimizin pazarlanması amacıyla yurtdışında mağaza açılması veya işletilmesine ilişkin istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-j Kamu kurum ve kuruluşlarınca uluslararası ihaleye çıkarılan maden havzalarından rödövans karşılığında maden çıkarımı ve işletmesiyle ilgili üretim faaliyetlerine ilişkin istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-k Yurt içinde yerleşik haber ajanslarınca, yurtdışındaki yayın organlarına görüntülü veya görüntüsüz haber satışlarına ilişkin istisna Kamu kurum ve kuruluşlarınca uluslararası ihaleye çıkarılan ve Ekonomi Bakanlığı tarafından belirlenen yatırım malları, sınai mamuller ve yazılım hizmetlerine yönelik ihaleleri 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-l kazanan tam mükellef imalatçı firmaların üreterek yapacakları satış ve teslimlerine ilişkin istisna İkili veya çok taraflı uluslararası anlaşma hükümlerine göre yurt içinde bulunan yabancı kuruluşların yurt dışından getirme imkanına sahip bulundukları sınai mamulleri teslim eden (Sıra Sayısı: 226) 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-m tam mükellef imalatçı firmalar ile uluslararası kuruluşlar, yabancı ülke temsilcilikleri ve kuruluşlarına ait tesislerin yapımını ve onarımını üstlenen tam mükellef müteahhit firmaların faaliyet ve teslimlerine ilişkin istisna İkili veya çok taraflı uluslararası anlaşmalar kapsamında Türkiye’de gerçekleştirilen projeleri üstlenen kurum, kuruluş veya şirketler (bunlar tarafından yurt içinde projenin yürütülmesi amacıyla kurulan veya ortaklık gerçekleştirilen şirketler dahil) tarafından proje kapsamında verilen yapım ve teslim işlerini yüklenen firmaların (alt yükleniciler hariç); 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-n i) Tam mükellef olması halinde, bunların yapacakları teslim ve hizmetleri ile tam mükellef imalatçı firmaların bu firmalara üreterek yapacakları satış ve teslimleri, ii) Tam ve dar mükellef firmaların ortaklığı şeklinde olması halinde, tam mükellef firmanın ortaklığı oranında gerçekleştireceği teslim ve hizmetleri ile tam mükellef imalatçı firmaların bu firmalara üreterek yapacakları satış ve teslimlerine ilişkin istisna 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/2-o Kamu özel işbirliği kapsamında tesis yapımı ve yenilenmesi işlerini üstlenen tam mükellef firmaların yapacakları hizmet ve faaliyetlerine ilişkin istisna Vergi, Resim, Harç İstisnası Belgesi almak amacıyla proje formu ekinde verilecek taahhütnameler ile bu maddenin (2) numaralı fıkrasının (a), (b), (d), (e), (g), (j), (l) ve (o) 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu Ek Madde 2/3 bentlerinde sayılan işlem ve faaliyetlere ilişkin sözleşme safhasından önceki teminatlar ve ihale kararlarına ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 13/a Değeri 50 Yeni Türk Lirasını geçmeyen dava ve takiplere ilişkin istisna (Ticari senetlere ait takipler hariç) 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 13/b Vasi tayini ve azli, hakimin reddi talebinin kabulü ve hakimin istinkafına ait kararlara ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 13/c Ayda 100 Türk Lirasını geçmeyen nafakalara ait dava ve takiplere ilişkin istisna İcra ve iflas dairelerinin kusuru yüzünden yanlış yapılmış olan işlemlerin ıslahı ve iptaline dair tetkik mercileri kararlariyle, bu iptal veya ıslah dolayısiyle yeniden yapılacak 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 13/d işlemlere ilişkin istisna Ticaret sicilinde re'sen yapılan düzeltmeler ile ilgililerin kusuru olmaksızın nüfus idareleri tarafından resen yapılacak düzeltmeler sonucu ticaret sicilinde yapılacak düzeltmelere 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 13/e ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 13/f İcra tetkik mercilerinin cezaya mütedair kararlariyle bu kararların temyizi işlemlerine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 13/g İcra ve İflas Kanununun 270 inci maddesine göre yapılacak defter tutma işlemlerine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 13/h Yetkili makamların istiyecekleri ilam ve sair evrak suretlerine ilişkin istisna Kamu adına Cumhuriyet savcıları tarafından Hukuk mahkemelerine açılan davalar ve kanun yolu başvuruları ile ceza mahkemelerinden verilen kararlara karşı kanun yolu 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 13/i başvurularına ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 13/j Genel Bütçeye dahil idarelerin Harçlar Kanununun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemlerine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 14 Erler ve ihtiyaçları Devlet tarafından deruhde ve temin olunan onbaşı ve çavuşların adliye işlemlerine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 38 Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıfların kuruluş muameleleriyle bu vakıflara yapılacak bağışlamalara ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 39 Kamu hukuku ile ilgili işlerde yetkili makamların istiyecekleri suretlerden harç alınmayacağına ilişkin istisna Genel ve özel bütçeli idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ve köylerin iktisap edecekleri gayrimenkullerin vesair ayni hakların tescili, şerhi gerektiren işlemleri ve bunların 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59/a terkinlerine ilişkin istisna Kamu menfaatlerine yararlı dernekler ile Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıfların iktisap edecekleri gayrimenkullerin ve sair ayni hakların tescilleri ve şerhi gerektiren 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59/b işlemleriyle bu dernek ve vakıflara ait tesislerin ve bu tesislerin sonradan iktisap edecekleri gayrimenkullerin ve sair ayni hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleri ve bunların terkinlerine ilişkin istisna İlgililerin kusurları olmaksızın tapu ve kadastro idareleri tarafından yapılacak hataların ve nüfus idareleri tarafından resen yapılacak düzeltmeler sonucu tapu kayıtlarının tashihine 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59/c ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59/d Mahkemeler, icra ve iflas daireleri ve diğer resmi dairelerce istenecek kayıt ve belge suretlerine ilişkin istisna Karşılıklı olmak şartıyla yabancı devletlerin diplomatik veya konsolosluk ihtiyaçları için iktisap edecekleri gayrimenkullerin ve sair ayni hakların tescilleri, şerhi gerektiren işlemleri 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59/e ve bunların terkinlerine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59/f Arkeolojik araştırmalar için yapılan iktisaplar ile ilgili tescil, şerh ve terkinlere ilişkin istisna Türkiye Büyük Millet Meclisi 7269 sayılı Kanuna göre yaptırılacak meskenlere, 4753 sayılı Kanuna göre yapılan iktisaplara ve 3202 sayılı Kanun uyarınca T.C. Ziraat Bankası kredilerinden istifade suretiyle 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59/g ‒ 125 ‒ yapılmış bulunan hayvan barınak yerlerine ilişkin tescil, şerh ve terkinlere ilişkin istisna Deprem, su basması, yangın gibi tabii afetlerin vuku bulduğu bölgelerde bu afetlerin vuku bulduğu yılı izleyen yıldan itibaren en çok beş yıl içinde arsa üzerinde inşa veya binaya 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59/h ilave suretiyle meydana getirilen binalar, bağımsız bölümler veya katlar için yapılan tescil, şerh ve terkinlere ilişkin istisna Tersane yapımı için Devlet Planlama Teşkilatınca verilmiş Teşvik Belgesini haiz tüzel kişilerce bu maksatla iktisap edilen gayrimenkuller ve bu yerlerde inşa veya binaya ilave 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59/i suretiyle meydana getirilen binalar için yapılan tescil, şerh ve terkinlere ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59/j Maddenin (a), (e) ve (f) bentlerinde belirtilen şekilde iktisap olunan gayrimenkullerin herhangi bir şekilde başkalarına devir ve ferağına ilişkin istisna Beden Terbiyesi Teşkilatına dahil derneklerin münhasıran sporla uğraşmak üzere kurulan anonim şirketlere sermaye olarak koydukları gayrimenkuller ile bu şirketlere devrettikleri 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59/k gayrimenkullerle ilgili devir ve iktisap işlemlerine işkin istisna Toplu Konut Kanununa 3645 sayılı Kanunla eklenen ek 2 nci maddesi kapsamında kullandırılacak kredilerle ilgili ipotekler ile bu konutların hak sahipleri adına tapuya tescil 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59/l işlemlerine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59/m 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki tescilli taşınmaz kültür varlıklarının devir ve iktisabına ilişkin istisna Organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve sanayi sitelerinde yer alan gayrimenkullerin ifraz veya taksim veya birleştirme (Sıra Sayısı: 226) 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59/n işlemleri, söz konusu bölgelerde bulunan arsaların tahsisi nedeniyle şerhi gerektiren işlemleri ile bu arsa ve üzerine inşa edilen binaların tahsis edilene devir ve tescili işlemleri ve cins değişikliği işlemlerine ilişkin istisna Konut finansmanı kuruluşları ve ipotek finansmanı kuruluşları tarafından Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinde tanımlanan konut finansmanı kapsamında tesis 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59/o olunacak ipotek işlemlerine ilişkin istisna Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında yapılan finansal kiralama işlemlerinde, kiralanan taşınmazın finansal kiralama sözleşmesinin süresi 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59/p sonunda kiracıya devrine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 59 Özel kanunlarda yer alan muafiyet ve istisnalara ilişkin hükümlerin saklı olduğu hususu 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 74/a Yabancı memleketlere tedavi maksadiyle gidenlere ait işlemlere ilişkin istisna Yabancı memleketlerde öğrenim ve inceleme için bulunan öğrencilerle, resmi bir göreve veya Devletçe tedavi veya hava değişimine gönderilmesi sebebiyle bulunduğu sırada 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 74/b ölen Türkiye Büyük Millet Meclisi ve üyeleri, Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, askeri ve sivil memurlar, subaylar ve erlerin ve Türk mürettabatının terekeleriyle ilgili bütün işlemlere ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 74/c Doğum ve ölüm ilmuhaberlerine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 74/d Konsoloslukların yetkilerine giren askeri işlemlere ait her türlü kağıtların düzenlenmesi veya onaylanmasına ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 74/e Öğrenci müfettişliği bulunmayan yerlerde müfettişlik görevi yapan konsoloslukların bu işlere ilişkin olarak düzenliyecekleri ve onaylıyacakları kağıtlara ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 74/f Türkiye’deki kurum ve kuruluşlara hibe olarak yardım amacıyla gönderilecek mal, malzeme, araç ve gereçler için konsolosluklarda düzenlenecek hibe senetlerine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 85/a Diplomatik pasaportlar, hususi pasaportlar ve hizmet pasaportlarına ilişkin istisna Yabancı memleketlere münhasıran öğrenim için gideceklere gerek Türkiye'den çıkarken ve gerekse yabancı memleketlerde öğrenimlerini tamamlayıncaya kadar verilecek 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 85/b pasaportlara ilişkin istisna Yabancı memleketlerde yoksul kalmış oldukları sabit olan Türk vatandaşlarına, Türkiye Cumhuriyeti konsoloslukları tarafından münhasıran Türkiye'ye dönüş yolculuğu için 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 85/c muteber olmak ve veriliş tarihinden itibaren en fazla üç ay içinde kullanılmak üzere verilecek pasaportlara ilişkin istisna Seyahatleri Türkiye için kültürel, ticari veya sosyal bir fayda sağlıyacak mahiyette bulunduğu sabit olanlarla, Milli Eğitim Bakanlığının izni ile ilmi incelemelerde bulunmak veya 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 85/d yabancı memleketlerde yapılacak, spor temas ve müsabakalarına katılmak üzere toplu halde gezi yapacak öğretmen, öğrenci ve sporculara verilecek pasaportlara ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 85/e Yabancı memleketlerde, Türk konsoloslukları tarafından düzenlenen veya tasdik olunan evrakın Dışişleri Bakanlığınca tasdikine ilişkin istisna Türkiye'deki yabancı konsolosluk müstahdemleriyle, bu konsoloslukların meslekten olan memurları yanında ikamet etmek suretiyle hizmetlerinde bulunan yabancılara verilecek 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 85/f ikamet tezkerelerine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 85/g Dışişleri Bakanlığınca mütekabiliyet esası gözönünde tutularak belirlenecek ülkeler uyruklarına verilecek ikamet tezkereleri, çalışma izni, çalışma izni muafiyetine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 85/h Tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış olanlara verilecek pasaportlara ilişkin istisna İş ve İşçi Bulma Kurumu aracılığı ile çalışmak üzere yabancı memleketlere giden işçilere yalnız iki yıllık süre için verilen pasaportlar ile aynı süre içinde bu pasaportların refakat 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 86 hanesinde kayıtlı olanlar veya kayıt edileceklere ilişkin muafiyet Milli veya Milletlerarası tarih, kültür ve güzel sanatlar şenlikleri ve festivalleri, spor müsabakaları kongreler ve konferanslar, sergi ve panayırlar münasebetiyle, Türkiye'ye gelecek 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 87 veya başka memleketlerde vuku bulacak aynı mahiyetteki milletlerarası gösterilerde bulunmak veya bunlara katılmak için, Türkiye'den transit geçeceklere verilecek vizeler, Cumhurbaşkanınca belli edilecek yerlere turizm tedavi veya hava değişimi maksadiyle geleceklere de, tesbit edilen şartlara bağlı olmak üzere verilecek vizelere ilişkin muafiyet 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 88/a Türk okullarında veya fakültelerinde okuyan yabancı öğrencilere verilen ikamet tezkeresine ilişkin istisna Türkiye Büyük Millet Meclisi 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 88/b Münhasıran basın ve yayın kuruluşları için muhabirlik yapanlara verilen ikamet tezkeresine ilişkin istisna ‒ 126 ‒ Devlet, il özel idareleri, belediyeler, İktisadi Devlet Teşekkülleri ve bunlara bağlı resmi müesseseler tarafından istihdam edilen yabancı profesör ve uzmanlarla, iş sahibi olmıyan 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 88/c eşleri ve çocuklarına verilen ikamet tezkeresine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 88/d Mali durumlarının bozuk olduğuna ikamet tezkeresi vermeye yetkili makamlarca kanaat getirilen yoksul yabancılara verilen ikamet tezkeresine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 88/e Türk aslından olup Türk kültürüne bağlı ecnebi uyruklulara verilen ikamet tezkeresine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 88/f Uzun dönem ikamet izni bulunan yabancılara verilen ikamet tezkeresine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 88/g İnsan ticareti suçunun mağduru olanlara verilen ikamet tezkeresine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 88/h Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti alanlara verilen ikamet tezkelerine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 88/i Turkuaz Kart sahibi yabancılar ile bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğuna verilen ikamet tezkerelerine ilişkin istisna İlgililerin kusurları olmaksızın gemi sicil memurları tarafından yapılan hatalarla ilgili düzeltmeler ile mahkemeler, icra ve iflas daireleri ve diğer resmi dairelerce istenecek suretlere 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 98/a ilişkin istisna Mücbir sebeplerden dolayı limana uğrayan ticaret gemileri ile her nevi deniz ürünleri avında kullanıldıkları müddetçe av, havuz, depo gibi özel tertibatı bulunan milli balık ve (Sıra Sayısı: 226) 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 98/b sünger gemilerine verilecek liman çıkış belgelerine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 98/c Turist nakleden ve başkaca ticari işlemde bulunmayan turist gemileriyle, ilmi mevzularda kullanılan gemilerin liman çıkış belgelerine ilişkin istisna Askeri ehliyetnameyi haiz askeri şoförlerden muayene ve imtihan komisyonlarınca yapılacak imtihanı mütaakıp kazananların, askeri şoför ehliyetnameleri, imtihanları ve 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 119 ehliyetname vizelerine ilişkin muafiyet 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 123/1 Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmaması hususu Anonim, eshamlı komandit, limited şirket ve kooperatiflerin kuruluş, pay devri, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev'i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (Bu kooperatifler tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek kefaletler ile Kredi Garanti Fonu Anonim 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 123/3 Şirketi ve 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde belirtilen kurumlar tarafından verilecek kefaletler dâhil) bankalar, finansman şirketleri, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilere, bunların teminatlarına ve geri ödenmelerine ilişkin işlemlerine (yargı harçları hariç) ilişkin istisna Kira sertifikası ihracına dayanak teşkil eden her türlü varlık ve hakların, devri, alımı, satımı, kiralanması, vekaleten yönetimi, kira sertifikası ihracı amacıyla bir ortak girişime ortak 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 123/4 olunması, iş sahibi sıfatıyla bir eser veya işin yaptırılması ve bu iş veya eserin kiralanması veya satılması ile bu işlemlere bağlı olarak yapılan her türlü teminat, ipotek ve benzeri işlemlere ilişkin istisna Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında yer alan yatırım mallarına ilişkin olarak Yatırım Teşvik Belgesi sahibi yatırımcılarla bu malların üreticileri ve tedarikçileri arasında düzenlenen kâğıtlar, münhasıran yatırım döneminde belge kapsamındaki yatırıma yönelik gayri maddi hakların kiralanması ve satın alınmasına ilişkin düzenlenen kâğıtlar, belge kapsamında 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 123/5 sabit kıymet yatırımlarının imal ve inşasına yönelik düzenlenen sözleşmeler, taahhütnameler, teminatlar ve bu mahiyetteki kâğıtlar ile söz konusu yatırımlara yönelik danışmanlık ve teknik müşavirlik hizmetlerine ilişkin düzenlenen kâğıtlarla ilgili işlemlere ilişkin istisna İleri teknolojiye sahip ve teknoloji transferi sağlayacak yurt dışında yerleşik şirketlerin satın alınması ile bu alımlara yönelik mali ve hukuki danışmanlık hizmeti alımına ilişkin 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 123/6 düzenlenen kâğıtlarla ilgili işlemlere ilişkin istisna Yatırımlarda Devlet yardımları hakkında kararlarla belirlenen yüksek ve orta-yüksek teknolojili sanayi sınıfında yer alan ürünlerin imalatına ilişkin olarak imalatçılar ile tedarikçileri 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 123/7 arasında mal ve hizmet alımı nedeniyle düzenlenen kâğıtlarla ilgili işlemlere ilişkin istisna Binalarda ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik olarak yapılan işlemler ile Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz sanayi işletmelerince münhasıran 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 123/8 imalat sanayinde kullanılmak üzere yeni makine ve teçhizat alımına yönelik olarak yapılan işlemlere ilişkin istisna Ürünlerin yurt dışında tanıtım ve pazarlamasını sağlamak amacıyla, miktarı ticari teamüllere uygun örnek ürünler, tanıtım malzemeleri veya promosyon amaçlı ürünlerin bedelsiz 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 123/9 ihracatına ilişkin yapılan işlemler ile yurt dışındaki fuarlara katılım amacıyla yapılan işlemlere ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 123/10 Her türlü gemi, yat ve diğer su araçlarının inşası, yenileme ve dönüşümü ile bakım ve onarımına yönelik olarak düzenlenen kâğıtlarla ilgili işlemlere ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 123/11 Öğrencilerin burs veya öğrenim kredisi almak ve okula veya öğrenci yurduna girebilmek için düzenledikleri sözleşme, taahhütname, kefaletname ve benzeri kâğıtlara ilişkin istisna Kamu özel iş birliği projelerinin finansmanı için yurt dışında ihraç edilen menkul kıymetler karşılığında fon temin etmek üzere kurulan özel amaçlı kuruluşların, bu fonları proje 492 sayılı Harçlar Kanunu Madde 123/12 yüklenicisi firmalara kullandırmasına ilişkin işlemler ile bunların teminatı ve geri ödenmesine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/1-a İhracat ve ihracata ilişkin olduğunun tevsiki kaydıyla ihracat karşılığı yapılacak ödemelere ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/1-b İhracattan doğan alacağın ihracatçı tarafından temlikine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/1-c İhracat bağlantıları için düzenlenecek anlaşmalara ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/1-ç Transit ticarete konu malın satın alınması ve satılmasına ilişkin istisna Türkiye Büyük Millet Meclisi 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/1-d Tedarik edildikleri şekliyle ihraç edilmek üzere mal alımına ilişkin istisna ‒ 127 ‒ Gümrük Kanununun 131 inci maddesine istinaden ithalat vergilerinden tam muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimine tabi ambalaj malzemesi ithali ile kati ihraç edilen mallara ait 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/1-e ambalaj malzemesinin geçici ihracı ve ithaline ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/1-f Dahilde işleme izni kapsamında iznin geçerli olduğu süre içerisinde yapılan ithalata ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/1-g Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamında belgenin geçerli olduğu süre içerisinde yapılan ithalat veya yurtiçi alımlara ilişkin istisna Gerçekleştirilen mamul ürün ihracatı karşılığı olarak bu ürünlerin üretiminde kullanılan girdilerin Toprak Mahsulleri Ofisinden veya Şeker Kurumunca tespit edilen şeker 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/1-ğ fabrikalarından alımına ilişkin istisna Vergi, Resim, Harç İstisnası Belgesine bağlanan aşağıda sayılan diğer döviz kazandırıcı faaliyetlere ilişkin işlemler, belgenin geçerlilik süresi içerisinde belgede yer alan tutarla 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2 sınırlı olmak kaydıyla istisna a) Cumhurbaşkanı kararı ile yürürlüğe konulan cari yıl yatırım programında yer alan yatırımlardan ve Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının bu programda yer almayan kamu yatırımlarından yabancı para ile finanse edilenlerin yapımını üstlenen ana yüklenici firmaların (alt yükleniciler hariç). i) Tam mükellef olması halinde, yabancı paraya isabet eden oranda yapacakları teslim, hizmet ve faaliyetler ile tam mükellef imalatçı firmaların, bahse konu işte kullanılmak üzere bu işin yapımını yüklenen firmaya üreterek yapacakları mal ve malzeme ile hizmet satış ve teslimlerine, (Sıra Sayısı: 226) ii) Dar mükellef olması halinde, söz konusu firmanın bu işte kullanacağı mal ve malzemeyi üreten tam mükellef imalatçı firmaların (işi taahhüt eden firmalar dahil) yapacakları 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-a satış ve teslimlerine, iii) Tam ve dar mükellef firmaların ortaklığı halinde, tam mükellef firmaya kendi faaliyeti oranında, diğer firmaya ise (ii) alt bendi çerçevesinde tam mükellef firmaların üreterek yapacakları satış ve teslimlerine iv) Yukarıda belirtilen (i), (ii) ve (iii) alt bentleri çerçevesinde proje sahibi kamu kurumları ile bu projeleri üstlenen firmalara proje süresince yapılacak teknik müşavirlik, mühendislik vb. hizmet satışlarına ilişkin istisna b) i) Savunma Sanayii Müsteşarlığınca onaylanan savunma, güvenlik veya istihbarat alanları ile ilişkili projeleri üstlenmiş tam mükellef imalatçı firmalar ile savunma, güvenlik veya istihbarat alanlarında yapılacak araştırma ve geliştirme projelerini üstlenen tam mükellef imalatçı firmaların yapacakları satış ve teslimler ile bu satış ve teslimler sonrası doğan bakım ve onarım hizmetlerine, ii) Savunma Sanayii Müsteşarlığınca savunma, güvenlik veya istihbarat alanları açısından önem arz ettiği belirtilen savunma, güvenlik ve istihbarata yönelik her türlü platform, sistem, yazılım, araç ve gereçlerini üreten tam mükellef imalatçı firmalar ile savunma, güvenlik veya istihbarat alanlarında yapılacak araştırma ve geliştirme projelerini üstlenen 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-b tam mükellef imalatçı firmaların ülkenin savunma, güvenlik veya istihbaratı ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına yapacakları satış ve teslimler ile bu satış ve teslimler sonrası doğan bakım ve onarım hizmetlerine, iii) Bu bendin (i) ve (ii) alt bentlerinde belirtilen firmalara, tam mükellef imalatçı firmaların üreterek yapacakları satış ve teslimlerine, iv) Bu bendin (i) ve (ii) alt bentlerinde belirtilen işleri yüklenen firmanın dar mükellef firma olması halinde, tam mükellef imalatçı firmaların bu firmaya üreterek yapacakları satış ve teslimlere ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-c Tam mükellef imalatçı firmaların, Ekonomi Bakanlığınca belirlenen yatırım malları listesinde belirtilen malları üreterek yapacakları satış ve teslimlerine ilişkin istisna Tam mükellef imalatçı firmaların, Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında monte edilmemiş haldeki aksam ve parçaları ithal edebilecek firmalara, ithal edebilecekleri bu aksam ve 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-ç parçaları üreterek yapacakları satış ve teslimlerine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-d Yap-İşlet Modeli çerçevesinde yapılacak yatırım projelerini üstlenen tam mükellef firmaların yapacakları hizmet ve faaliyetlerine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-e Kamu kurum ve kuruluşları tarafından uluslararası ihaleye çıkarılmış yurtiçi veya yurt dışı taşıma işlerini yüklenen tam mükellef firmaların bu faaliyetlerine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-f Uluslararası yük ve yolcu taşımacılığından döviz olarak kazanılan bedellerinin yurda getirilmesi kaydıyla kara, deniz veya hava ulaştırma hizmet ve faaliyetlerine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-g Yurt dışına yönelik olarak gerçekleştirilecek müteahhitlik, müşavirlik, yazılım ve mühendislik hizmetlerine ilişkin istisna Yabancı uyruklulara (diplomatik temsilcilikler ve mensupları dahil), turistlere veya yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarına ülkemizde bulundukları sürede, döviz karşılığı verilecek 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-ğ sağlık hizmetlerine ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-h Turizm müesseseleri ile seyahat acentelerinin yurtiçindeki ve yurt dışındaki turizm faaliyetleri sırasında yaptıkları döviz karşılığı hizmet satışlarına ilişkin istisna Bedelleri döviz olarak alınmak kaydıyla yurt dışında yerleşik firmalar adına gerçekleştirilen bakım ve onarım hizmetiyle, dış sefere çıkan Türk ve yabancı bayraklı gemi, uçak veya 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-ı tırların bakımı ve onarımı, yenileme ve dönüşüm ile bakım, onarım, yenileme ve dönüşüm kapsamında gerçekleştirilen mal (yakıt ve madeni yağlar hariç) ve hizmet satışlarına ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-i Tam mükellef firmalarca, ihraç ürünlerimizin pazarlanması amacıyla yurt dışında mağaza açılması veya işletilmesine ilişkin istisna Türkiye Büyük Millet Meclisi 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-j Kamu kurum ve kuruluşlarınca uluslararası ihaleye çıkarılan maden havzalarından rödövans karşılığında maden çıkarımı ve işletmesiyle ilgili üretim faaliyetlerine ilişkin istisna ‒ 128 ‒ 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-k Yurtiçinde yerleşik haber ajanslarınca, yurt dışındaki yayın organlarına görüntülü veya görüntüsüz haber satışlarına ilişkin istisna Kamu kurum ve kuruluşlarınca uluslararası ihaleye çıkarılan ve Ekonomi Bakanlığı tarafından belirlenen yatırım malları, sınai mamuller ve yazılım hizmetlerine yönelik ihaleleri 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-l kazanan tam mükellef imalatçı firmaların üreterek yapacakları satış ve teslimlerine ilişkin harç istisnası İkili veya çok taraflı uluslararası anlaşma hükümlerine göre yurt içinde bulunan yabancı kuruluşların yurt dışından getirme imkanına sahip bulundukları sınai mamulleri teslim eden 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-m tam mükellef imalatçı firmalar ile uluslararası kuruluşlar, yabancı ülke temsilcilikleri ve kuruluşlarına ait tesislerin yapımını ve onarımını üstlenen tam mükellef müteahhit firmaların faaliyet ve teslimlerinin harçlardan müstesna olmasına ilişkin istisna İkili veya çok taraflı uluslararası anlaşmalar kapsamında Türkiye’de gerçekleştirilen projeleri üstlenen kurum, kuruluş veya şirketler (bunlar tarafından yurt içinde projenin yürütülmesi amacıyla kurulan veya ortaklık gerçekleştirilen şirketler dahil) tarafından proje kapsamında verilen yapım ve teslim işlerini yüklenen firmaların (alt yükleniciler hariç); 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-n i) Tam mükellef olması halinde, bunların yapacakları teslim ve hizmetleri ile tam mükellef imalatçı firmaların bu firmalara üreterek yapacakları satış ve teslimleri ii) Tam ve dar mükellef firmaların ortaklığı şeklinde olması halinde, tam mükellef firmanın ortaklığı oranında gerçekleştireceği teslim ve hizmetleri ile tam mükellef imalatçı firmaların bu firmalara üreterek yapacakları satış ve teslimlerinin harçlardan müstesna olmasına ilişkin istisna 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/2-o Kamu özel işbirliği kapsamında tesis yapımı ve yenilenmesi işlerini üstlenen tam mükellef firmaların yapacakları hizmet ve faaliyetlere ilişkin harç istisnası (Sıra Sayısı: 226) Vergi, Resim, Harç İstisnası Belgesi almak amacıyla proje formu ekinde verilecek taahhütnameler ile bu maddenin (2) numaralı fıkrasının (a), (b), (d), (e), (g), (j), (l) ve (o) 492 sayılı Harçlar Kanunu Ek Madde 1/3 bentlerinde sayılan işlem ve faaliyetlere ilişkin sözleşme safhasından önceki teminatlar ve ihale kararlarına belge aranmaksızın resen harç istisnası uygulanmasına ilişkin düzenleme 492 sayılı Harçlar Kanunu 1 Sayılı Tarife A-III/1-a Tahkim yargılamasında harç alınmamasına ilişkin düzenleme Ticaret siciline tescil edilmiş olan vakalardaki değişikliklerin tescilinde, ticari işletme rehni ile ilgili vakalar dahil muhteva ile ilgili bulunmayan düzeltmelerde harç alınmamasına 492 sayılı Harçlar Kanunu 1 Sayılı Tarife C-I/3 ilişkin düzenleme 492 sayılı Harçlar Kanunu 2 Sayılı Tarife II/4 Kuruluş aşamasında yapılan defter tasdiklerinde harç alınmamasına ilişkin düzenleme 492 sayılı Harçlar Kanunu 4 Sayılı Tarife I/7-c Tacirler arası ipotek tesis işlemlerinde bu fıkraya göre hesaplanan harçların yüzde elli uygulanmasına ilişkin düzenleme I/20-a fıkrası kapsamında şüyuun izalesi yoluyla satışa konu edilen her bir taşınmaza ilişkin devir ve iktisaplarda, bu fıkraya göre alınması gereken en az maktu harç miktarının, 492 sayılı Harçlar Kanunu 4 Sayılı Tarife II devir ve iktisap sayısı ile ilişkilendirilmeksizin, devir eden ve devir alanın her birinden bir kez alınması 492 sayılı Harçlar Kanunu 6 Sayılı Tarife I/1 Refakatte kayıtlı 7 yaşından küçük çocuklardan pasaport harcı alınmamasına ilişkin düzenleme Çalışma izni muafiyeti geçerlilik süresi üç aydan kısa düzenlenen yabancılar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya 492 sayılı Harçlar Kanunu 6 Sayılı Tarife IV/3 bağımlı yabancı çocuğundan harç alınmamasına ilişkin düzenleme Genel ve katma bütçeli daire ve idarelerle il özel idareleri, belediye ve köyler tarafından kurulan kapalı devre televizyon sistemlerinin kapalı devre televizyon ruhsat harcına tabi 492 sayılı Harçlar Kanunu 8 Sayılı Tarife IX tutulmamalarına ilişkin düzenleme Münhasıran deniz taşımacılığı ve balıkçılık faaliyetinde kullanılan gemi, deniz ve iç su araçları için alınacak ruhsatname işlemlerinin Bağlama kütüğü ruhsatnamelerinden alınacak 492 sayılı Harçlar Kanunu 8 Sayılı Tarife XIII harçlardan müstesna olmasına ilişkin düzenleme Genel ve özel bütçeli idareler, sosyal güvenlik kurumları ile il özel idareleri, belediyeler, köy tüzel kişilikleri ile bunların üyesi oldukları mahalli idare birlikleri ve Türkiye Kızılay 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Madde 4/a Derneği adına kayıt ve tescil edilen taşıtlara ilişkin istisna (bu idarelere bağlı olup, ayrı tüzel kişiliği olan işletmeler ile özel kanunlarında malları Devlet malı sayılmış olan Kanunu kuruluşların taşıtları hariç) 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Engellilik oranı % 90 ve daha fazla olan malûl ve engellilerin adlarına kayıtlı taşıtlar ile diğer malûl ve engellilerin, bu durumlarına uygun hale getirilmiş özel tertibatlı taşıtlara ilişkin Madde 4/c Kanunu istisna 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu hükümlerine göre temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimleri veya hisseleri kısmen veya tamamen Tasarruf Madde 4/d Kanunu Mevduatı Sigorta Fonuna intikal eden bankalara, tasfiyeleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu eliyle yürütülen müflis bankaların iflâs idarelerine ait taşıtlara ilişkin istisna Genel ve özel bütçeli idarelerin, belediyelerin, üniversitelerin ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığının maliki veya intifa hakkına sahip olduğu mesken nitelikli taşınmazların değerli 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu Madde 46/a konut vergisinden muaf olması Türkiye sınırları içinde mesken nitelikli tek taşınmazı olanlar ile birden fazla mesken nitelikli taşınmazı bulunanların, değerli konut vergisi konusuna giren en düşük değerli mesken 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu Madde 46/b nitelikli tek taşınmazın değerli konut vergisinden muaf olması (intifa hakkına sahip olunması hâli dâhil) (Bu hüküm, belirtilen kişilerin tek meskene hisse ile sahip olmaları hâlinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanır.) Esas faaliyet konusu bina inşası olanların işletmelerine kayıtlı bulunan ve henüz ilk satışa, devir ve temlike konu edilmemiş yeni inşa edilen mesken nitelikli taşınmazların değerli 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu Madde 46/ç konut vergisinden muaf olması (arsa karşılığı inşaat işlerinde sözleşme gereği taahhüt işini üstlenen müteahhide kalan mesken nitelikli taşınmazlar dâhil) (bu taşınmazların kiraya verilmesi veya sair surette kullanılması hâlleri hariç) 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Amme İdareleri, emekli ve yardım sandıkları, sosyal sigorta kurumları, umumi menfaata hadim cemiyetler, siyasi partiler ve bunlara ait olan veya bunların aralarında kurdukları Madde 3/a Kanunu teşekküllerden kurumlar vergisine tabi olmayanlara ait muafiyet 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi 3/(a) fıkrasında sayılanlar dışında kalan hükmi şahıslara ait olup umumun istifadesi için ilim, araştırma, kültür, sanat, sıhhat, eğitim, din, hayır, imar, spor gibi maksatlarla kurulan Madde 3/b Kanunu teşekküllere tanınan muafiyet 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Değerleri 10 uncu maddeye göre belirlenen menkul ve gayrimenkul mallardan evlatlıklar da dahil olmak üzere füruğ ve eşten her birine isabet eden miras hisselerinin belirlenen Madde 4/b Kanunu tutarda istisna edilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi ‒ 129 ‒ 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Madde 4/d İvazsız suretle vaki intikallerin istisnası Kanunu 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Para ve mal üzerine düzenlenen yarışma ve çekilişler ile 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Madde 4/e Kanunu Kanunda tanımlanan şans oyunlarında kazanılan ikramiyelerin belirlenen tutarda istisna edilmesi 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Madde 4/f Üçüncü maddenin (a) ve (b) fıkraları şümulüne giren şahısların statüleri gereğince maksatları içinde usulüne uygun olarak yaptıkları yardımlar Kanunu Amme idare ve müesseseleri ve 3659 sayılı kanuna tabi müesseseler ve amme menfaatlerine hadim cemiyetlerden veya emekli sandıklarından (Veya bu mahiyetteki 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Madde 4/g kurumlardan) dul ve yetimlere bağlanan aylıklarla bu aylıklar dışında verilen emekli ikramiyeleri ile dul ve yetim evlenme ikramiyeleri ve hizmet müddetlerini doldurmamış Kanunu bulunanların dul ve yetimlerine aylık yerine toptan yapılan ödemeler ve harb malülleriyle şehit yetimlerine tekel bey'iyelerinden ödenen paralar Harbde veya eşkiya müsademelerinde,manevra ve talimler esnasında veyahut bunlarda aldığı yaralar neticesinde ölen subay, astsubay ve erlerin (Jandarma dahil) kezalik vazife 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Madde 4/h esnasında ölen emniyet mensuplarının füru ve eşlerine ve ana ve babalarına intikal eden bütün mallar kıymetinden bu maddenin (b) fıkrasında kabul olunan miktarın bir misline Kanunu ilişkin istisna (Sıra Sayısı: 226) 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Borçlar Kanununun 242 nci maddesine göre rücu şartı ile yapılan hibelerde bağışlananın bağışlıyandan evvel vefatı halinde bağışlıyana rücü eden hibe edilmiş mallara ilişkin Madde 4/i Kanunu istisna 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Madde 4/j Sağlar arasında ivazsız bir tarzda vukubulan intikaller hariç olmak üzere kuru mülkiyet halinde intikal eden mallara (kuru mülkiyet halinde kaldığı müddetçe.) ilişkin istisna Kanunu 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Madde 4/k Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara kuruluşu için veya kurulduktan sonra tahsis olunan mallara ilişkin istisna Kanunu 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Plaka tahdidi uygulanan illerde Cumhurbaşkanı Kararı ile yetkili kılınan trafik komisyonlarınca ticari plaka satışından elde edilen paralardan, ticari, plakalı taşıt sahiplerine Madde 4/l Kanunu dağıtılan miktarlara ilişkin istisna 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Madde 4/m 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki tescilli taşınmaz kültür varlıklarının veraset ve intikal yoluyla devir ve iktisabı ile ilgili işlemlere ilişkin istisna Kanunu 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Madde 4/n Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idareler bütçelerinden kamu iktisadi teşebbüslerine yapılacak iktisadi transferler ve yardımlara ilişkin istisna Kanunu 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu kapsamında bireysel emeklilik hesabına yapılan Devlet katkılarının hak kazanılan Madde 4/o Kanunu kısımlarına tanınan istisna 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu Hususi kanunlarla her türlü vergiden istisna edilmiş olan esham ve tahvillerin, faiz, temettü ve ikramiyeleri ile Merkez Bankasınca ihraç edilen likidite senetlerinden elde edilen faiz (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Madde 29/c gelirleri ve 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 7/A maddesine göre kurulan varlık kiralama şirketleri ) tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen kira gelirleri ve vade sonunda lehe alınan paralara ilişkin istisna 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Madde 29/ç Varlık finansmanı fonlarının sermaye piyasalarında yaptıkları işlemler nedeniyle elde ettikleri paraların banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna olması ) 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu Emeklilik sözleşmeleri, hayat sigortaları ve sağlık sigortaları ile ihracata ait nakliyat sigortalarında ve 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 57 nci (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Madde 29/i maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında kredinin kullanıldığı tarih itibarıyla üzerine kayıtlı konuta sahip olmayan tüketicilere kullandırılan konut ) kredileri ile bu kredilerin refinansmanı dolayısıyla yapılan sigortalarda sözleşme ve poliçe üzerinden alınan paralara ilişkin istina 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Madde 29/k Biçilmemiş veya toplanmamış her türlü tarım mahsulleri ile tarım hayvanları için akdolunan zirai sigortalar dolayısiyle alınan paralara ilişkin istisna ) 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Madde 29/l Nükleer rizikolara karşı yapılan sigortalar dolayısiyle alınan paralara ilişkin istisna ) 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu Türkiye Halk Bankasının, ihtisas kredileri kapsamında küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerine verdiği krediler ya da bu işletmelerin dış ticaret işlemlerine yaptığı aracılık (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Madde 29/m hizmetleri dolayısıyla aldığı paralar ile Esnaf ve Sanatkarlar Kefalet Kooperatiflerinin kefaleti altında esnaf ve sanatkarlara verdiği krediler dolayısıyla alınan paralar ve bu ) kooperatiflerin ortaklarından masraf karşılığı adıyla aldığı paralara ilişkin istisna 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Madde 29/n Mevduat toplamayan bankaların açmış oldukları yatırım kredileri dolayısıyla kendi lehlerine aldıkları paralara ilişkin istisna ) 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu Bankaların,yetkili müesselerin, özel finans kuruluşlarının ve PTT'nin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki Kararlar ve bu kararlara dayanılarak çıkarılan tebliğlere göre (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Madde 29/o Merkez Bankasına yapacakları zorunlu, döviz ve efektif devirlerine ilişkin istisna ) Türkiye Büyük Millet Meclisi 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu ‒ 130 ‒ (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Madde 29/p Arbitraj muameleleri vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralara ilişkin istisna ) 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Madde 29/s Kurumlar Vergisi Kanunu'na göre yapılan birleşme, devir, bölünme ve hisse değişimi işlemlerinden doğan kazançlara ilişkin istisna ) 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu Emeklilik yatırım fonlarının, menkul kıymet yatırım fonlarının, menkul kıymet yatırım ortaklıklarının, girişim sermayesi yatırım fonlarının ve girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Madde 29/t para ve sermaye piyasalarında yaptıkları işlemler nedeniyle elde ettikleri paralara ilişkin istisna ) 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Madde 29/v 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (12) numaralı bendi kapsamındaki işlemler dolayısıyla lehe alınan paralara ilişkin istisna ) 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu İpotek finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, 6362 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yaptıkları tüm (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Madde 29/y işlemler ile konut finansmanı kuruluşları tarafından aynı Kanun kapsamında kredinin kullanıldığı tarih itibarıyla üzerine kayıtlı konuta sahip olmayan tüketicilere kullandırılan konut (Sıra Sayısı: 226) ) kredileri ile bu kredilerin refinansmanı dolayısıyla lehe alınan paralara ilişkin istisna 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu 17/4/1957 tarihli ve 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz sanayi işletmelerince münhasıran imalat sanayinde kullanılmak üzere alınan makine ve (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Madde 29/z teçhizatın finansmanı için bu işletmeler tarafından kullanılan krediler dolayısıyla lehe alınan paralara ilişkin istisna ) 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Madde 34/7-a Öğrenci yurtları, pansiyonları ve kamplarında öğrencilere verilen hizmetlerin konaklama vergisinden istisna olması ) 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu Mobil telefon aboneliğinin ilk tesisinde iş ve hizmetlerin merkezi bir sunucu tarafından uzaktan izlenmesi ve yürütülmesine yönelik makineler arası veri aktarımına mahsus olan ve Madde 39/3 (Özel İletişim Vergisi) bunların yürütülmesi için zorunlu olanlar dışında sesli görsel iletişim veya genel amaçlı internet erişimi için kullanılmayan mobil telefon aboneliğinin ilk tesisine ilişkin istisna 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi İle Bazı Kanunlarda Ve 375 Sayılı Kanun İlgili hesap döneminden önceki hesap döneminde, Kanunun 1 inci maddede sayılan hizmetlere ilişkin, Türkiye’de elde edilen hasılatı 20 milyon Türk lirasından veya dünya Madde 4/1 Hükmünde Kararnamede Değişiklik genelinde elde edilen hasılatı 750 milyon avrodan veya muadili yabancı para karşılığı Türk lirasından az olanların dijital hizmet vergisinden muaf olması Yapılması Hakkında Kanun 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi İle Bazı Kanunlarda Ve 375 Sayılı Kanun Madde 4/6-a 4/2/1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun ek 37 nci maddesi kapsamında üzerinden Hazine payı ödenen hizmetlerin dijital hizmet vergisinden istisna olması Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi İle Bazı Kanunlarda Ve 375 Sayılı Kanun Madde 4/6-b 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 39 uncu maddesi kapsamında üzerinden özel iletişim vergisi alınan hizmetlerin dijital hizmet vergisinden istisna olması Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi İle Bazı Kanunlarda Ve 375 Sayılı Kanun Madde 4/6-c 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 4 üncü maddesi kapsamındaki hizmetlerin dijital hizmet vergisinden istisna olması Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi İle Bazı Kanunlarda Ve 375 Sayılı Kanun 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde tanımlanan Ar-Ge merkezlerinde Ar-Ge Madde 4/6-ç Hükmünde Kararnamede Değişiklik faaliyetleri neticesinde oluşturulan ürünlerin satışı ile münhasıran bu ürünler üzerinden sunulan hizmetlerin dijital hizmet vergisinden istisna olması Yapılması Hakkında Kanun 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi İle Bazı Kanunlarda Ve 375 Sayılı Kanun 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanunun 12 nci maddesi Madde 4/6-d Hükmünde Kararnamede Değişiklik kapsamında yer alan ödeme hizmetlerin dijital hizmet vergisinden istisna olması Türkiye Büyük Millet Meclisi Yapılması Hakkında Kanun ‒ 131 ‒ 86 sayılı Yatırımlar (Holding) Anonim Şirkete ortaklarca Şirket kurulduktan sonra verilecek iştirak taahhütnameleriyle esas mükavelenin tanzim, tasdik,tescil ve ilanı,hisse senedi ve tahvillerinin ihracının Tayyare Pulu, Şirketine Bazı İstisna ve Muaflıklar Madde 3 Harc, Damga Resmi ve Belediye İlan Resminden muaf olması Verilmesine Dair Kanun 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Maddenin dokuzuncu, onuncu ve on birinci Maddelerde sözü geçen belgelerin (Arama belgesi, Kullanma belgesi, Islah ve tadil belgesi) hiçbir ücrete, damga resmine, harca ve Madde 12 Kanun sair rüsuma tabi olmaması Kurumun muafiyetleri aşağıdadır: Kurumun, Kurumlar vergisine tabi olmaması, 205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Madde 35 Kuruma yapılacak bağışların, Kurumunun ne nam altında olursa olsun, üyelerine veya kanuni mirascılarına yapacağı yardımların Veraset ve İntikal Vergisiyle Gelir Vergisinden, Kanunu Kurumun, yapacağı her türlü muameleler dolayısiyle damga resminden, daimi ve geçici üyelerinden yapılacak aidat tevkifatının gelir vergisinden, Kurumun her türlü gelirlerinin gider vergisinden, muaf olması (Sıra Sayısı: 226) 210 sayılı Değerli Kağıtlar Kanunu Geçici Madde 2 Kanunun yürürlük tarihinden sonra satın alınacak pasaportlardan damga resmi ve nüfus hüviyet cüzdanlarından harc ve damga alınmaması Kanun kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kuruluş amaçlarına göre işletilen orduevi ve bağlı şubeleri, askerî gazinolar, kışla gazinoları, vardiya yatakhaneleri ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Madde 106 bunların müştemilatı, özel, yerel ve kış eğitim merkezleri, askerî kantinler ve askerî müzelerin kurumlar vergisinden muaf olması. Maddede sayılan tesislerin emlak vergisinden, Hizmet Kanunu bu tesislerin mal ve hizmet alımları nedeniyle düzenlediği ödemeye ilişkin kâğıtların damga vergisinden istisna olması 213 sayılı Vergi Usul Kanunu Madde 235 Maddede yazılı makbuzların (Müstahsil makbuzu) hiçbir resim ve harca tabi olmaması 213 sayılı Vergi Usul Kanunu Madde 244 Ekim ve sayım beyanları ile ilmühaberlerin hiçbir resim ve harca tabi olmaması Paralı veya parasız olarak ilköğretim hizmetlerine tahsis, temlik ve tescil edilen bütün gayrimenkullerin ferağ ve intikal işlemleriyle bu işlemlerle ilgili olarak düzenlenecek 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu Madde 66 belgelerden ve senetlerden hiçbir vergi, harç ve resim alınmaması Köy okulları ile öğretmen lojmanlarının şehir ve kasabalarda yaptırılacak ilköğretim okullarının her türlü ihtiyaçları için köy veya kasaba içinde veya civarındaki araziden şahsi haklar mahfuz kalmak şartiyla, tedarik edilecek taş, kum ve kireç gibi yapı gereçlerinden hiçbir resim alınmaması. İlköğretim kurumları için yaptırılacak bina ve tesislerle öğretmen 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu Madde 70 lojmanları ve onarma işlerinde gerekli tuğla yapmak, kireç yakmak ve söndürmek, taş çıkarmak, iskele kurmak, kaldırımları işgal etmek gibi hususlarda girişilen işlerin serbest ve hiçbir resme tabi olmaksızın yapılması Mecburi ilköğretim kurumlarına kayıt olunacak çocuklarla, bu kurumlara devam eden ve kurumlardan mezun olacak öğrencilere verilecek ve bu kurumlarda kullanılacak her çeşit 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu Madde 86 belgelerle, bunların suretlerinin Damga Resmine tabi olmaması 278 sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu İle İlgili Madde 13 Kuruma yapılacak her türlü bağışlar, vasiyetler ve yardımların vergi, resim ve harçlardan muaf olması Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kurumun; Her türlü eşya ve binek araçları hariç her türlü aracın, Türkiye'ye sokulmasında her çeşit ithalat sınırlamalarının dışında bırakıldığı gibi, gümrük vergisi ile özel idare ve belediyelere ait her türlü vergi, harç, fon ve zamlardan, her türlü geçici depolama, antrepo ve ardiye ücretlerinden ve ithal esnasında alınan diğer bütün vergi, harç ve ücretlerden, 278 sayılı Türkiye Bilimsel ve Her türlü tesislerinin yapımı ve işletilmesinden dolayı belediyeye ödenmesi gereken her türlü vergi, harç, harcamalara katılma paylarından ve benzeri yükümlülüklerden, Teknolojik Araştırma Kurumu İle İlgili Madde 14 Taraf olduğu dava, icra ve benzeri takiplerde 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununda sayılan yargı harçlarından, d) İhaleleri, ilanları, mukaveleleri ve başka evrak ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun belgeleri Devlete ve belediyelere ait her türlü harçlardan, muaf olması. Kurum tarafından yürütülen araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde kullanılmak üzere ithal edilen makine, alet, cihaz, ecza, malzeme ve yayınlar ile bağış yoluyla yurt dışından gelen aynı cins malzemelerin gümrük vergisi ile buna bağlı vergi, resim, fon ve harçlar dâhil olmak üzere her türlü vergi ve harçtan muaf olması 278 sayılı Türkiye Bilimsel ve Kuruma yapılacak her türlü yardımlar, bağışlar ve vasiyetler, Kurum dışına verilecek hizmetler karşılığında alınacak olan paralardan Kurumun gelirlerine eklenen kısım, yayım Teknolojik Araştırma Kurumu İle İlgili Madde 15 gelirleri ve diğer faaliyet gelirlerinin, Gelir ve Kurumlar vergileri ile bu vergiler yerine kaim olacak diğer vergilerden, Kurumun her türlü tesis, bina ve arazisinin, bina ve arazi Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun vergilerinden muaf olması 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Madde 59 Propaganda için kullanılan el ilanı mahiyetindeki matbuaların, seçimin başlangıcından propaganda süresinin sonuna kadar her türlü harç ve resimlerden muaf olması ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Madde 60 Bu madde kapsamındaki ilan ve reklamların her türlü vergi ve harçtan muaf olması ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Türkiye Büyük Millet Meclisi Madde 185 Bu kanunun uygulanmasında, yapılacak müracaatlara ait her türlü evrak ve vesikalar ile kurullarca verilecek kararların resim ve harçtan muaf olması ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ‒ 132 ‒ Maddenin yedinci fıkrası kapsamında yapılacak yatırımlarla ilgili olarak otuzaltı aylık süreyi geçmemek ve sözleşmede belirlenecek inşaat yapım süresi ile sınırlı olmak kaydıyla, 351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Madde 20 Gençlik ve Spor Bakanlığı veya il müdürlükleri ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri arasında yapılacak her türlü iş ve işlemler ile düzenlenecek kağıtların, 1/7/1964 tarihli ve Yurt Hizmetleri Kanunu 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre alınan damga vergisi ile 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınan harçlardan müstesna olması Gençlik ve Spor Bakanlığı veya il müdürlüklerinin gayrimenkul malları, arazi ve bina vergileriyle bina vergisine bağlı iktisadi buhran ve müdafaa vergilerinden ve Gençlik ve Spor 351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Bakanlığı veya il müdürlüklerine yapılacak her türlü bağış ve vasiyetler ve bu tasarruflara ilişkin işlemlerin, vergi, resim ve harçlardan ve Gençlik ve Spor Bakanlığı veya il Madde 39 Yurt Hizmetleri Kanunu müdürlüklerine parasız olarak tahsis, temlik ve tescil edilen bütün gayrimenkullerin ferağ ve intikal muameleleriyle bu muamelelerle ilgili olarak düzenlenecek kağıtların her türlü resim ve harçtan muaf olması 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünün bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin (b) ve (c) bentleri kapsamına giren personeline bu 233 Sayılı Kanun Hükmünde madde kapsamında yapılan ödemelerin, yürütülen görevin niteliği ile önem ve sorumluluk düzeyi, personelin ünvanı, hizmet yılı, birimi ile sivil havacılık faaliyetleri kapsamında Ek Madde 5 Kararnamenin Bazı Maddelerinin denetime katılıp katılmadığı gibi kriterler dikkate alınmak suretiyle Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde gelir ve damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve (Sıra Sayısı: 226) Yürürlükten Kaldırılmasına Dair kesintiye tabi tutulmaksızın ödenmesi Kanun Hükmünde Kararname 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve umre ibadetlerinin ifası amacıyla münhasıran Başkanlıkça yapılan faaliyetlerin kurumlar vergisinden muaf olması. Bu faaliyetler nedeniyle yapılan işlemlerin harçlardan, Madde 13 Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun düzenlenen kağıtların damga vergisinden müstesna olması 633 sayılı Sosyal Hizmetler Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Ek Madde 4 Doğum yardımının, hiçbir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ödenmesi ve haczedilememesi Hükmünde Kararname Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfının, Kurumlar vergisinden (iktisadi işletme ve iştirakler hariç), 633 sayılı Sosyal Hizmetler Alanında Yapılan bağış ve yardımlar sebebiyle veraset ve intikal vergisinden, Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Ek Madde 5 Bu Kanun Hükmünde Kararnamede sayılan faaliyetleri dolayısıyla yapılan işlemler yönünden harçlardan, bu kapsamda düzenlenen kâğıtlar nedeniyle damga vergisinden, Hükmünde Kararname taşıtları dolayısıyla motorlu taşıtlar vergisinden ve sahip olduğu taşınmazları dolayısıyla emlak vergisinden, muaf olması Bu kanun hükümlerine dayanılarak yapılan ivazlı veya ivazsız devir, temlik, kamulaştırma, alım, satım, kira, geri alma, geri verme, ifraz, tevhit, tescil, cins değişikliği, rehin tesis ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu Madde 33 terkini, ıslah, değişiklik, onarım, inşa ve ikmal gibi her türlü işlemler, sözleşmeler, beyannameler ve benzerlerinin, tasarruf bonosundan ve her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması 854 sayılı Deniz İş Kanunu Madde 9 Gemi adamıyla işveren veya işveren vekili arasında yapılacak hizmet akitlerinin, her türlü resim ve harçtan muaf olması 854 sayılı Deniz İş Kanunu Madde 12 İşinden ayrılan gemiadamına işveren veya işveren vekili tarafından verilecek belgelerin her türlü resim ve harçtan muaf olması 854 sayılı Deniz İş Kanunu Madde 31 Gemilerde tutulan noter tasdikli ücret ödeme defteriyle ilgili bütün muamelelerin her türlü resimden muaf olması Kooperatifler, kooperatif birlikleri, kooperatif merkez birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliğinin; Birbirlerinden ve ortaklarından aldıkları faiz ve komüsyonlar ile ortaklarına kefalet etmeleri dolayısiyle bunlardan aldıkları paralar, banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinden, Her nevi defterlerin ve anasözleşmelerin tasdiki ve açılış tasdiklerinde sayfalarının mühürlenmesi her nevi harçtan ve Damga Vergisinden, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu Madde 93 Kiraya verilmediği veya irat getirmiyen bir cihete tahsis edilmediği müddetçe sahip oldukları gayrimenkul mallar üzerinden alınacak her türlü vergilerden, Ortakların temlik edecekleri gayrimenkuller her türlü vergi ve harcından, muaf olması 13 üncü madde gereğince verilecek bildirinin Damga Vergisine, diğer harç ve resimlere tabi olmaması 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 199 sayılı Kanunla değişik 7 nci Maddesinin 16 ncı bendindeki esaslar dahilinde Kurumlar Vergisi muaflığından, faydalanılması Bankanın sermayesi, ihtiyaç akçesi, (A) sınıfı hisselerine isabet eden kar ile ithal edeceği külçe veya meskük altınlar; Banknot Matbaası ve tesisatı için yapılacak ithalatın, her 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Madde 64 türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması. Bankanın, Banka işlemlerine mütaallik bütün kağıtlar, ilanlar ve saire dolayısiyle kendisi tarafından ödenmesi gereken Damga Vergisi Merkez Bankası Kanunu ile her türlü resim ve harçtan muaf olması 1309 sayılı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlükte genel müdürle, müdürlüklerde müdürle sanatkarlar, uygulatıcı uzman memurlar ve sair sözleşmeli görevliler arasında yapılacak idari sözleşmelerin noter Personeli Madde 10 huzurunda yapılmış sözleşmeler hükmünde olması ve hiçbir harç, vergi ve resme tabi olmaması Hakkında Kanun 1309 sayılı Devlet Opera ve Balesi Madde 23 Devlet Opera ve Balesinin hasılatı ve muamelelerinin her türlü vergi, harç ve resimlerden muaf olması Personeli Türkiye Büyük Millet Meclisi Hakkında Kanun Hakimin izniyle örnek verilmesinin hiçbir harç ve vergiye tabi olmaması ‒ 133 ‒ 1512 sayılı Noterlik Kanunu Madde 95 A) Bu kanuna göre kurulacak ve kurulmuş sayılan kooperatiflere ortak olmak üzere başvuran üreticilerle, ortakların kooperatifleriyle yapacakları her türlü işlemler ve bunlarla ilgili kağıt,belge, senet, beyanname, taahhütname, vekaletname, makbuz, kooperatif lehine yapacakları ipotek ve rehinlerin her türlü resim, harç ve vergiden, B) Bu kanuna göre kurulacak ve kurulmuş sayılan kooperatifler, bölge ve merkez birliklerinin, a) Kurumlar, gider, gayrimenkul kıymet artışı, intikal ve diğer vergilerden ve icra makamları, resmi daireler ve mahkemeler nezdinde yapacakları takip ve tahsillerle açacakları tazminat davaları ile ilgili her nevi talep, tebliğ ve kararlar her türlü masraf, vergi, resim ve harçlardan, b) Sermaye ve yedek akçeleri ile taşınmaz malları ve bunların gelirleri, kendi ihtiyaçları için satın aldıkları ve alacaklarının tahsili gayesiyle mülk edindikleri taşınmaz malları ve 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri bunların 15 inci madde hükmüne göre sahiplerine geri verilmesi işlemi, bütün vergi, resim ve harçtan, Madde 19 ve Birlikleri Kanunu c)Yapacakları kredi işlerine ilişkin bütün senet, belge, kağıt, defter ve hesap özetleri, taşınmaz mallara ait ipotek ve taşınır mallara ait rehin işlemleri, vekaletnameler, taahhütnameler vesair evrak, bütün resim ve harçtan, C) Bu kanuna göre kurulan kooperatiflerle bölge ve merkez birliklerinin temin edecekleri krediler ve bunlara ilişkin Merkez Bankası nezdindeki reeskont muameleleri ve bu işlemlere ait bütün senet, belge, vekaletname, taahhütname vesair evrak gider ve diğer vergilerle bütün resim ve harçtan, muaf olması Kooperatif, bölge ve merkez birliklerince noterlere tasdik ettirilecek defterlerle belgelerden yalnız noter ücreti alınıp harç alınmaması Kooperatiflerin, bölge birliklerinin ve merkez birliklerinin ortaklarına verilmek üzere üretim araç ve gereçlerine % 50 gümrük indirimi uygulanması (Sıra Sayısı: 226) 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri Madde kapsamındaki devirler ile Tarım Kredi Kooperatifleri Memurları Emekli Sandığı ve Tarım Kredi Kooperatifleri Memurları Sosyal Yardım ve Zincirleme Kefillik Sandığı Geçici Madde 2 ve Birlikleri Kanunu vakıflarının Merkez Birliğine devirleri halinde devrolunan menkul ve gayrimenkullerin devir ve intikallerinde her hangi bir vergi, resim ve harç alınmaması 1606 sayılı Bazı Dernek ve Kurumların Türkiye Kızılay Derneği, Türk Hava Kurumu, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Türkiye Yardım Sevenler Derneği ve resmi darülaceze kurumları ile Bazı Vergilerden, Bütün Harç ve Madde 1 Darüşşafaka Cemiyeti ve Yeşilay Derneğinin kendilerine terettüp eden vergi, harç ve resim mükellefiyetinin kurumlara ait olduğu hallerde bütün vergilerden, harçlardan, Resimlerden Muaf Tutulmasına İlişkin resimlerden, hisse ve fonlardan muaf olması Kanun 1606 sayılı Bazı Dernek ve Kurumların Bazı Vergilerden, Bütün Harç ve Milli Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ihtiyacına karşılık olarak, yurt içi ve yurtdışından temin olunacak akaryakıt ve yağlar için, her yıl Bütçe Kanunu ile Madde 2 Resimlerden Muaf Tutulmasına İlişkin uygulanmakta olan bilümum vergi, resim, harç hisse, masraf ve zam muafiyetinin Türk Hava Kurumu için de aynen uygulanması Kanun Eğitim kampüsü yönetimleri ve okul-aile birliklerinin, Madde kapsamında yapacakları işlemler ve düzenlenen kâğıtlar yönünden damga vergisi ve harçlardan muaf; bunlara ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu Madde 16 bunlar tarafından yapılan bağış ve yardımların ise veraset ve intikal vergisinden müstesna olması 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu Madde 14 Kanuna göre verilecek belgeler ve yapılacak her türlü bildirimlerin, her çeşit vergi, resim ve harçtan muaf olması 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 60 Alacaklıya verilen nüshanın hiçbir resim ve harca tabi olmaması 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 88/a Muhafazasına gerek kalmayan malların tasfiyesine yönelik devir ve tescil işlemlerinde her türlü vergi, resim ve harçtan istisnası Borçlunun borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüdü veya alacaklı ile borçlunun hacizden önce ya da hacizden sonra borcun taksitlendirilmesi için yapacakları sözleşme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 111 nedeniyle icra dairesinde düzenlenecek tutanak veya kâğıdın, damga vergisinden istisna olması Tasdik edilen konkordato projesi kapsamında; Yapılacak işlemlerin, 492 sayılı Harçlar Kanununa tabi harçlardan; bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kâğıtların, damga vergisinden, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 308 Alacaklılar tarafından her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarların, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden, Borçluya kullandırılacak kredilerin, Kaynak Kullanımı Destekleme Fonundan, istisna edilmesi Tasdik edilen proje kapsamındaki; Yapılacak işlemler ve düzenlenecek kâğıtların, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek damga vergisi ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan Alacaklılar tarafından her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarların, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 309 gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden, Borçluya kullandırılan ve kullandırılacak kredilerin, Kaynak Kullanımı Destekleme Fonundan, Diğer benzeri işlemler, kâğıtlar ve kredilerin vergi, resim, harç ve fon yükümlülüklerinden (4306 sayılı Kanun uyarınca ödenmesi gereken Eğitime Katkı Payı hariç), istisna edilmesi Bu madde gereğince İcra Dairesince yapılan işlemler nedeniyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun hükümlerine göre 10.000 Türk Lirası maktu harç dışında herhangi bir vergi, resim 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Ek Madde 2 ve harç alınmaması 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Geçici Madde 20 Bu maddeye göre yapılan tasfiye kapsamında devir ve tescil işlemlerinin her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna olması 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Madde 6 Madde kapsamındaki aylıklar ile bağlanmasında ve ödenmesinde kullanılacak belgelerin her türlü vergi ve resimden muaf olması Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisi Hakkında Kanun ‒ 134 ‒ 2082 sayılı İstanbul, Kayseri, Bursa Kapalı Çarşılarının Onarımı ve İmarı Madde 7 Madde kapsamında İcra dairelerince yapılan muamelelerin resim ve harca tabi olmaması Hakkında Kanun 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Kanunun uygulanması ile ilgili; başvurmalar, bildirimler, düzenlenecek senetler, tasarruf belgeleri ve benzeri kağıtlarla, resmi mercilerce ve noterlerce yapılacak işlemlerin her türlü Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Madde 7 vergi, harç ve resimlerden muaf olması Hakkında Kanun 2108 sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Madde 1 Köy muhtarları ile şehir ve kasaba mahalle muhtarlarına aylık ödeneklerden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaması Güvenlik Yasası 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Uyuşmazlık Mahkemesinde karar bağlanacak işler için verilecek dilekçeler, layihalar, yazılar veya belgelerden, mahkemenin işlemlerinden, kararlarından veya mahkemece yahut Madde 34 Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun mahkemeden istenilecek belge veya karar örneklerinden herhangi bir vergi veya harç alınmaması 2489 sayılı Kefalet Kanunu Madde 11 Kefalet Sandığı sermayesinin her türlü vergi ve resimlerden muaf olması (Sıra Sayısı: 226) Yükseköğretim üst kuruluşları, yükseköğretim kurumları ve bunlara bağlı kuruluşlara yapılacak her türlü bağış ve vasiyetlerin, vergi, resim, damga resmi ve harçlardan muaf olması Üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitülerinin genel bütçeye dahil kamu kurum ve kuruluşlarına tanınan mali muafiyetler, istisnalar ve diğer mali kolaylıklardan aynen 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu Madde 56 yararlanması Yükseköğretim üst kuruluşları, yükseköğretim kurumları ve bunlara bağlı kuruluşlar ve birimler tarafından eğitim - öğretim ve araştırma amacı ile yurt içinde bulunmamak veya üretimi yapılmamak kaydıyla ithal edilen makine, alet, cihaz, ecza, malzeme ve yayınlar ile bağış yoluyla yurt dışından gelen aynı cins malzemeler, gümrük vergisi ile buna bağlı vergi, resim ve harçlar dahil olmak üzere her türlü vergi, resim ve harçlardan muaf olması 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu Ek Madde 11 Faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumlarının malvarlığının tasfiye işlemlerinin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Madde 21 İSKİ'nin görevleri için kullandığı taşınmaz malları, tesisleri, işlemleri ve faaliyetlerinin her türlü vergi resim ve harçtan muaf olması Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun 2581 sayılı Deniz Ticaret Filosunun Yurt dışında inşa suretiyle veya hazır olarak satın alınan gemilerle, yurt içinde inşa, tadil veya onarılan gemilerde (yüzer havuzlar dahil) ve bu gemilerin donatım ve seyirlerinde Geliştirilmesi ve Gemi İnşa Madde 1 kullanılan makine, teçhizat ve demirbaş ile gemi üretim tesislerinin inşa, tadil, tevsi veya onarımlarında kullanılan makine, teçhizat ve demirbaşların, ilgili mercilerin müsaadesi Tesislerinin Teşviki Hakkında Kanun şartıyla gümrük vergisi ile ithalde alınan diğer vergi ve resimlerden (damga resmi dahil) muaf olması h) (a) bendi kapsamına giren personele, aynı bentte belirtilen zorunlu uçuş saatinden fazla uçtukları her uçuş saati için uçuş hizmet yılının son ayındaki uçuş tazminatının; jet pilotları, pervaneli pilotları, silah sistem subayları ve seyrüsefer subayları için %7’si, taktik koordine subayları ile uçuş ekibi ve görev ekibi personeli için %5,5’i oranında ayrıca her 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, yıl toptan ödeme yapılır. Bu ödemenin yapılmasında 80 saatten fazla uçuşlar dikkate alınmaz. Ancak, görev ve hizmet ihtiyaçları nedeniyle kuvvet komutanlıkları, Jandarma Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Madde 7 Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca belirlenen ve Genelkurmay Başkanlığınca onaylanan bilfiil uçuş gerektirmeyen kadro görev yerlerine atanan veya bu kadro Tazminat Kanunu görev yerlerinde görevlendirilenlerden, 10’uncu uçuş hizmet yılını tamamlamış ve toplam uçuşu 1000 saatten fazla olan pilot, silah sistem subayları, seyrüsefer subayları ve uçuş ekibi personeline (a) bendinde belirtilen zorunlu uçuş saatlerini tamamlamaları şartı ile 80 saatlik uçuş karşılığının %80’i yıllık uçuş tazminatı olarak ödenir. %80 oranı, 18 uçuş hizmet yılını dolduran jet pilotları için %160 olarak uygulanır. Bu şekilde ödenen tazminatın, damga vergisi hariç hiçbir vergiye tabi tutulmaması 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Madde 17 Bu Kanunda belirtilen aylık tazminatın aybaşında peşin olarak ödenmesi ve damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaması Tazminat Kanunu 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, 26 sayılı Kanunun ek geçici 98 inci maddesi kapsamındakiler hariç olmak üzere, 18 yıllık uçuş hizmet süresini tamamlayan jet pilotlarına 7 nci maddenin (h) bendi uyarınca Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Ek Madde 1 yapılan toptan ödemeye esas 80 saatten fazla uçtukları her bir uçuş saati için, hizmet yılının son ayındaki uçuş tazminatının %14’ü oranında tazminat her hizmet yılı sonunda Tazminat Kanunu ayrıca ödenir. Bu ödemenin damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaması ve 40 saatten fazla uçuşların dikkate alınmaması 2644 sayılı Tapu Kanunu Madde 33 Bu maddede atıf yapılan Kanunun ilgili maddeleri uyarınca yapılacak işlemlerden harç ve resim alınmaması ve bunlara damga pulu yapıştırılmaması Tapu müdürlüğünün bu madde kapsamındaki başvurularının (mirasçılık belgesi düzenlenmesi için yargıya yapacağı başvurular) her türlü gider, vergi, resim veya harçtan muaf 2644 sayılı Tapu Kanunu Ek Madde 1 olması 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu İle İlgili Adli Tıp Kurumu tarafından öğretim, eğitim ve inceleme amacıyla ithal edilen bağış yoluyla gelen makine, alet ve cihazlarla, ecza, malzeme ve kitapların, vergi, resim ve Madde 34 Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun harçlardan muaf olması Türkiye Büyük Millet Meclisi ‒ 135 ‒ Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun; Münhasıran yolcu taşımak amacıyla kullanılan araçlar ve binek araçları hariç her türlü aracın, Türkiye'ye sokulmasında her çeşit ithalat sınırlamalarından, gümrük vergisi ile özel idare ve belediyelere ait her türlü vergi, harç, fon ve zamlardan, her türlü geçici depolama, antrepo ve ardiye ücretlerinden ve ithal esnasında alınan diğer bütün vergi, harç ve ücretlerden, Her türlü tesislerinin yapımı ve işletilmesinden dolayı belediyeye ödenmesi gereken her türlü vergi, harç, harcamalara katılma paylarından ve benzeri yükümlülüklerden, 2690 sayılı Türkiye Enerji, Nükleer ve Taraf olduğu dava, icra ve benzeri takiplerde 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununda sayılan yargı harçlarından, Maden Araştırma Kurumu ile İlgili Bazı İhaleleri, ilanları, mukaveleleri ve başka evrak ve belgeleri Devlete ve belediyelere ait her türlü harçlardan, Madde 15 Düzenlemeler Yapılması Hakkında Araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde kullanılmak üzere ithal edilen makine, alet, cihaz, ecza, malzeme, kimyasallar, ürün ve yayınlar ile bağış yoluyla yurt dışından gelen aynı Kanun cins mallar gümrük vergisi ile buna bağlı vergi, resim, fon, pay ve harçlar dâhil olmak üzere her türlü vergi ve harçtan, Kurumun her türlü tesis, bina ve arazisinin, bina ve arazi vergilerinden, Kuruma yapılacak her türlü bağışlar, yardımlar ve vasiyetlerin vergi, resim, pay ve harçlardan, Kurumun faaliyetleri dolayısıyla yapılan işlemler yönünden 492 sayılı Kanun ile 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınan vergi ve harçlardan ve katılma payından, bu kapsamda düzenlenen kağıtlarla ilgili olarak damga vergisinden muaf olması Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumunda geçici olarak görevlendirilen mesleğe özel yarışma sınavıyla alınanlar ile teknik hizmetler sınıfına dâhil personele ve (Sıra Sayısı: 226) 2690 sayılı Türkiye Enerji, Nükleer ve 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 38 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki sınırlamalara tabi olmaksızın öğretim üyelerine ödenecek ilave ücret, asgari Maden Araştırma Kurumu ile İlgili Bazı ücretin üç katını aşmamak üzere Cumhurbaşkanınca belirlenir. Bu kapsamda ödenecek ilave ücretlerden damga vergisi hariç hiçbir kesinti yapılmaması Ek Madde 4 Kurum tarafından desteklenen projelerde, proje süresiyle sınırlı olmak kaydıyla proje kapsamında ve projeye ilişkin hizmetlerde görev alan proje yürütücüsü, araştırmacı ve diğer Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun personele ödenebilecek proje teşvik ikramiyesinin üst limiti asgari ücretin net tutarının dört katını geçmemek üzere Cumhurbaşkanınca belirlenir. Bu kapsamda yılda en fazla üç defa proje teşvik ikramiyesi ödenebilir. Bu ödemelerden damga vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaması Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen silahların Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu aracılığı ile ithali, ithal ile ilgili sözleşme, ruhsatname ve sair işlemler ile bu maddeden 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Madde 112/A faydalanacakların verecekleri beyanname, taahhütname ve yapacakları sözleşmelerle silahların hâkim ve savcılara teslimi, alım ve satımı dahil diğer ilgili muamelelerin, her Kanunu aşamada her türlü fon, vergi, resim, harç ve resmi kuruluşlara ait ardiye ücretinden muaf olması 2809 Sayılı Yükseköğretim Kurumları Ek Madde 5 Bilkent Üniversitesi personel ücretlerinden kesilecek gelir vergisi tutarlarının özel hesaba aktarılmasına ilişkin uygulama Teşkilatı Kanunu 2809 Sayılı Yükseköğretim Kurumları TOBB Üniversitesi personel ücretlerinden kesilecek gelir vergisi tutarlarının özel hesaba aktarılmasına ilişkin uygulama Ek Madde 55 Teşkilatı Kanunu 2809 Sayılı Yükseköğretim Kurumları Ek Madde 177 En az %50 burslu Vakıf üniversitelerinin personel ücretlerinden kesilecek gelir vergisi tutarlarının özel hesaba aktarılmasına ilişkin uygulama Teşkilatı Kanunu 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu Madde 61 Siyasi parti mal varlığından elde edilen gelirler hariç olmak üzere, diğer kaynaklardan elde edilen gelirlerden hiçbir surette vergi, resim ve harç alınmaması Kurum ve kuruluşlarına yapılacak her türlü bağış, yardım ve vasiyetlerin vergi, resim ve harçlardan muaf olması Gelir veya Kurumlar Vergisi mükellefleri tarafından Kurum ve kuruluşlarına makbuz karşılığında yapılacak nakdî ve aynî bağışların Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunları 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu Madde 20 hükümlerine göre yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden ve Kurum kazancından indirilmesi Kurum ve kuruluşlarınca hizmetin gereği olarak ithal edilen makine, teçhizat, malzeme ve yayınların gümrük vergisi ve buna bağlı vergi, resim ve harçtan muaf olması 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Madde 17 Maddede belirtilen hususlar ve protokolun menkul kıymet tesliminden önce ilgili idarece tapuya her türlü harçtan ve damga vergisinden muaf olarak şerh edilmesi Koruma Kanunu 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Ek Madde 7 Gelirleri özel ödenek kaydedilen işletmelerin kurumlar vergisinden muaf olması Koruma Kanunu 2866 sayılı Öğrencilerle İlgili Bazı Basılı Evrakın Milli Eğitim Bakanlığınca Hazırlanması, Madde 4 Milli Eğitim Bakanlığı veya Milli Eğitim Bakanlığı Vakfınca bastırılan ve sattırılan üçüncü Maddede adı geçen basılı evrakın gelirinin, her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Bastırılması ve Satılması Hakkında Kanun 2876 sayılı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Madde 101 Yüksek Kuruma ve bağlı kuruluşlarına yapılacak bağış ve yardımların her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Yüksek Kurumu Kanunu Maddedin (d) bendinde düzenlenen satış ve devir işlemlerinin her türlü harçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenen kağıtların damga vergisi ve değerli kağıt bedellerinden istisna 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 20 olması Türkiye Radyo - Televizyon Kurumunun ihtiyacı için yurt dışından getirilecek radyo ve televizyon vericileri, stüdyo cihazları, işletme malzemesi ve yedekleri ile yayınlarda 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Madde 48 kullanılan alet ve edevat, program yüklü film ve bantlarının; damga resmi dahil, gümrük vergi ve resimleri, belediye hissesi ve harçlarından muaf olması. Kurumun iktisap ettiği ve Televizyon Kanunu edeceği radyo ve televizyon verici ve aktarıcı binaların emlak vergisi ve tapu harçlarından muaf olması 2982 sayılı Konut İnşaatında ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Kalkınmada Öncelikli Yörelerde Bu Kanun hükümlerine göre uygulanacak istisna ve muaflıklar; veraset ve intikal vergisi, damga vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, emlak vergisi, harçlar ve resimler ile ‒ 136 ‒ Yapılacak Yatırımlarda Vergi, Resim Madde 2 Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınan vergi, resim ve harçları kapsar ve Harç İstisna ve Muaflıkları Tanınması Hakkında Kanun 2982 sayılı Konut İnşaatında ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde Konut inşaatı veya kalkınmada öncelikli yörelerde yapılacak yatırımlar için arazi veya arsa tedariki ile ilgili olarak ivazlı veya ivazsız devir, temlik, kamulaştırma, satış vaadi Yapılacak Yatırımlarda Vergi, Resim Madde 3 sözleşmesi, intifa hakkı, iştira hakkı, alım, satım, kira, geri alma, geri verme, ifraz, tevhit, tescil, cins değişikliği, rehin tesis ve terkini, ipotek tesis ve terkini, ıslah, değişiklik işlemler ve Harç İstisna ve Muaflıkları ve bu işlemler dolayısıyla düzenlenen kağıtların, ikinci maddede yazılı vergi, resim ve harçlardan müstesna olması Tanınması Hakkında Kanun a) Arazi ve arsa üzerine inşa veya binaya ilave suretiyle konut olarak kullanılacak binalar, bağımsız bölümler veya katların (Eklentiler veya ortak yer payları dahil) meydana 2982 sayılı Konut İnşaatında ve getirilmesi ve bunlardan ticari maksatla inşa edilenlerin, devir ve iktisapları ile ilgili işlemler ve bu işlemler dolayısıyla düzenlenen kağıtların, Kalkınmada Öncelikli Yörelerde b) Konut edinmek isteyenlere kredi verilmesi (Köyler dahil) hakkındaki işlemler ile bu konuda düzenlenen kağıtlar ve bu kredi muameleleri dolayısıyla her ne nam ile olursa olsun Yapılacak Yatırımlarda Vergi, Resim Madde 4 nakden veya hesaben alınan paraların, ve Harç İstisna ve Muaflıkları c) Konut yapı kooperatifleri üyelerinin üyelik aidatı ile ek ödemeleri dolayısıyla konut yapı kooperatifleri lehine düzenledikleri kağıtların ikinci maddede yazılı vergi, resim ve (Sıra Sayısı: 226) Tanınması Hakkında Kanun harçlardan müstesna olması 2982 sayılı Konut İnşaatında ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde Sermaye şirketlerinin, kooperatiflerin ve bunların birlikleri ile vakıfların kalkınmada öncelikli yörelerde yapacakları Devletçe teşviki öngörülen yatırımlar dolayısıyla, her ne suretle Yapılacak Yatırımlarda Vergi, Resim Madde 5 olursa olsun bina iktisapları, arsa ve arazi üzerine inşa veya binaya ilave suretiyle binalar, bağımsız birimler veya katlar meydana getirmeleri ve bunların devirleri ile ilgili işlemler ve Harç İstisna ve Muaflıkları ve bu işlemler dolayısıyla düzenlenen kağıtların ikinci Maddede yazılı vergi, resim ve harçlardan müstesna olması Tanınması Hakkında Kanun Gelir ortaklığı senetlerine ödenen gelirler ile 5 yıl vergiden yüzde yüz (% 100) ve müteakip 3 yıl yüzde elli (% 50) muaf olup, takip eden yıllarda Gelir Vergisi Kanununun 75 inci 2983 sayılı Tasarrufların Teşviki ve maddesinin ikinci fıkrasının 5 numaralı bendinde belirtilen menkul sermaye iratlarından sayılır. Bu Kanun hükümlerine göre çıkarılan gelir ortaklığı senetleri ile bu senetler ile ilgili Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması Madde 14 gider ve işlemler, bu konuda düzenlenen kağıtlar, bu Kanun kapsamındaki Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve tesislerinin gerçek ve tüzelkişilerin ortaklığına açılmasına ve işletme Hakkında Kanun hakkı verilmesine dair bütün işlemler ve bunlarla ilgili bütün kağıtların her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna olması 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Uygulayıcı kuruluş tarafından arazi toplulaştırma projelerinin uygulanması esnasında, elbirliği mülkiyet olarak tescilli parsellerin, paylı mülkiyete dönüştürülmesi işlemlerinin resen Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Madde 16 gerçekleştirilmesi ve tapuya kayıtlı olup tescile esas belgesine aykırılığı tespit edilen hisse hatalarının resen düzeltilmesi işlemlerinin her türlü gider, vergi, resim ve harçtan muaf Kanunu olması 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Madde 18 Kanuna göre verilen kararların hiçbir vergi, harç ve resme tabi olmaması Hakkında Kanun 3194 sayılı İmar Kanunu Madde 11 Bu madde kapsamındaki terkinlerin hiçbir şekilde resim, harç ve vergiye tabi olmaması Parsel maliklerinin hisselerini idareye hibe etmeleri veya bedelsiz devretmeleri durumunda, idarenin devir işlemlerini bedel almaksızın gerçekleştirmekle yükümlü olması. Bu işlemler için parsel maliklerinden hiçbir vergi, resim, harç, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaması 3194 sayılı İmar Kanunu Madde 13 Kamu kullanımına ait sosyal, kültürel ve teknik altyapı alanlarının, Hazine veya kamu mülkiyetindeki alanlarla trampa yapılması hâlinde, şahıs veya özel hukuk kişilerinden hiçbir vergi, resim, harç, ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaması 3194 sayılı İmar Kanunu Madde 21 Yeniden ruhsat alınması durumda; bağımsız bölümlerin brüt alanı artmıyorsa ve nitelik değişmiyorsa ruhsatın, hiçbir vergi, resim ve harca tabi olmaması 3212 sayılı Silahlı Kuvvetler İhtiyaç Fazlası Mal ve Hizmetlerinin Satış, Hibe, Devir ve Elden Çıkarılması; Kanun hükümlerine göre sağlanacak ihtiyaçlar ve bunlarla ilgili muamelelerin katma değer vergisi ve damga vergisi hariç her türlü vergi, resim, harç ve resmi kuruluşlara ait ardiye Diğer Devletler Adına Yurt Dışı ve Madde 8 ücretinden muaf olması Yurtiçi Alımların Yapılması ve Eğitim Görecek Yabancı Personel Hakkında Kanun Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG); ilgili mevzuat kapsamındaki görevleri dolayısıyla yapacağı işlemler yönünden, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi hariç, her türlü vergi, resim, harç ve paydan, tapu ve kadastro işlemlerinden kaynaklanan her türlü döner sermaye ücretinden muaf olması. Ancak, yargı harçlarının MAPEG’in haklılığı nispetinde karşı taraftan tahsiline ilgili merci tarafından karar verilmesi 3213 sayılı Maden Kanunu Ek Madde 16 MAPEG’e, ilgili mevzuat ile verilen görevlerin ifası için gerekli olup MAPEG tarafından satın alınan veya ithal edilen binek araçları hariç, motorlu vasıtalarla, motorlu, motorsuz makine, cihaz, araç-gereç ile bunların yedek parçaları ve lastikleri, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi hariç her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna olması MAPEG’in gelirlerinin, vergiden müstesna olması. Bu istisnanın, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yapılan kesintileri kapsamaması Türkiye Büyük Millet Meclisi Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçici 2 nci madde uyarınca ilk kez faaliyete geçecek serbest bölgelerde, işleticilerin serbest bölgelerin işletilmesi ile ilgili ‒ 137 ‒ 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu Ek Madde 4 faaliyetlerden elde ettikleri kazançların, 30 yılı geçmemek ve Ticaret Bakanlığınca kendilerine verilecek ilk faaliyet ruhsatında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere gelir veya kurumlar vergisinden müstesna olması Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanuna göre kurulan serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin; Bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri kazançların, bu Maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere gelir veya kurumlar vergisinden müstesna olması Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yılın vergilendirme döneminin sonuna kadar; Serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin yurt dışına satışından elde ettikleri kazançları ile serbest bölgelerde, bakım, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu Geçici Madde 3 onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test etme, depolama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan ve hizmetin tamamını Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara veren hizmet işletmelerinin, söz konusu hizmetlere konu malların serbest bölgelerden Türkiye’ye herhangi bir şekilde girişi olmaksızın yabancı bir ülkeye gönderilmesi şartıyla bu hizmetlerden elde ettikleri kazançların gelir veya kurumlar vergisinden müstesna olması Bu bölgelerde üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az %85’ini yurt dışına ihraç eden mükelleflerin istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan gelir vergisinin, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edilmesi Bu bölgelerde gerçekleştirilen faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemler ve düzenlenen kağıtların damga vergisi ve harçlardan müstesna olması (Sıra Sayısı: 226) 3225 sayılı Millî Savunma Bakanlığı Millî Savunma Bakanlığınca yürütülen personel ve askerî öğrenci temin faaliyetleri için oluşturulan komisyonlarda görev yapan diğer kamu kurum ve kuruluşları personeline Madde 10 Döner Sermaye İşletmeleri Kanunu yapılan ücret ödemelerinin damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi olmaması 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle Madde 4 Türkiye İhracat Kredi Bankasının kurumlar vergisi muafiyeti ile harç ve BSMV istisnası düzenlemesi 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 3234 sayılı Orman Genel Müdürlüğüne Genel Müdürlüğün, 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan, bu Kanunda belirtilen görevleri kapsamında düzenlenen kâğıtlar sebebiyle damga İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Madde 33 vergisinden ve tapu ve kadastro işlemlerinden kaynaklanan döner sermaye hizmet bedellerinden muaf olması. Genel Müdürlüğün gelirlerinin vergiden müstesna olması. Bu Kanun istisnanın, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yapılan kesintileri kapsamaması 1. Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile Müsteşarlık emrinde kurulan fonun; a) Kurumlar Vergisinden, b) Yapılacak bağış ve yardımlar nedeniyle Veraset ve İntikal Vergisinden, 3238 sayılıSavunma Sanayii İle İlgili c) Yapacakları her türlü muameleler dolayısıyla Damga Vergisinden, Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Madde 14 d) Açtıkları krediler dolayısıyla lehte tahakkuk edecek faizlerin Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinden muaf olması. 2. Bu Kanun hükümlerine göre Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile bu Müsteşarlık emrinde kurulan Fona devredilen (Yeni kurulacak olanlar hariç olmak üzere); a) Vakıfların çeşitli şirketlerdeki hisselerine, b) Savunma Donatım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve bağlı ortaklığına, Daha önceki mevzuat ile tanınan vergi, resim ve harç muafiyet ve istisnalarına ilişkin hükümlerin uygulanmasına devam olunması İslam Kalkınma Bankasının; Varlıkları, gelirleri, karları ve her türlü işlemleri, 3259 sayılı İslam Kalkınma Bankasına Yaptığı işlemler sebebiyle her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldığı paralar ve bu işlemlerle ilgili olarak düzenlenen kağıtlar, Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Madde 1 Her türlü menkul ve gayrimenkul mal iktisapları ile bunların devir ve temlikleri, Kanun Dolayısıyla mükellef olduğu her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması. Bankaya, sermayeye iştirak nispetinde ödenecek kar paylarının Kurumlar Vergisinden müstesna olması 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Madde 17 Bu Kanuna göre yapılacak spor müsabaka ve gösterilerinden elde edilecek gelirlerin Katma Değer Vergisi hariç her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Kanunu 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Ek Madde 9 Bağımsız federasyonların tüm gelirlerinin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Kanunu Gençlik ve Spor Bakanlığı, Türkiye Futbol Federasyonu ve bağımsız spor federasyonlarına tescil edilmiş olan ve Türkiye’de faaliyette bulunan spor kulüpleri ve sportif alanda 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri faaliyette bulunan sermaye şirketleri tarafından sporculara ödenen ücretlerden tevkif edilerek ilgili vergi dairesine kanuni süresinde beyan edilen ve ödenen gelir vergisinden Ek Madde 12 Kanunu Gençlik ve Spor Bakanlığının talebi üzerine Hazine ve Maliye Bakanınca uygun görülen payın, Gençlik ve Spor Bakanlığı adına açılacak özel hesaba Hazine ve Maliye Bakanlığınca aktarılmasına ilişkin düzenleme Türkiye Büyük Millet Meclisi ‒ 138 ‒ 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Bakanlık tarafından; her yaz ve kış olimpiyat, paralimpik ve deaflimpik oyunlarına hazırlanmak amacıyla yetiştirilecek olimpik, paralimpik ve deaflimpik sporculara bu madde Ek Madde 15 Kanunu kapsamında yapılacak ödemelerin damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaması Bu Kanunla kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının; Kurumlar Vergisinden, (iktisadi işletmeler hariç), Yapılacak bağış ve yardımlar sebebiyle Veraset ve İntikal Vergisinden, 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Madde 9 Sahip oldukları taşınır ve taşınmaz mallar ve yapacakları tüm muameleler dolayısıyla her türlü vergi, resim, harç ve fonlardan, Dayanışmayı Teşvik Kanunu Vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğünce vakıflardan tahsil edilen teftiş ve denetleme masraflarına katılma paylarından, Her türlü döner sermaye ücretlerinden, muaf olması. Fona ve Vakfa yapılacak bağış ve yardımların her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması 3308 sayılı Mesleki Eğitimi Kanunu Madde 25 Aday çırak, çırak ve öğrencilere ödenecek ücretlerin her türlü vergiden müstesna olması Bu Kanunla kurulan Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfının; Kurumlar vergisinden (iktisadi işletmeler hariç), (Sıra Sayısı: 226) 3388 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerini Madde 3 Yapılacak bağış ve yardımlar sebebiyle veraset ve intikal vergisinden, Güçlendirme Vakfı Kanunu Yapılacak her türlü muameleler dolayısıyla damga vergisinden, muaf olması. Vakfa yapılacak bağış ve yardımların; her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Maddenin uygulanmasında tüzelkişiler, şahıs toplulukları ile gerçek kişiler arasında yapılacak ifraz, tescil, cins değişikliği, el değiştirme, hisse değişikliği gibi hukuki işlemlerden 3402 sayılı Kadastro Kanunu Madde 44 kadastro harcı hariç, hiç bir vergi, resim ve harç alınmaması 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Madde 2 Kayyımlıkla ilgili işlemlerin, her türlü vergi, resim, harç, katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesna olması Tayin Edilmesine Dair Kanun Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığının, 3624 sayılı Küçük ve Orta Ölçekli Kurumlar Vergisinden, (İktisadi İşletmeler Hariç) İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme Madde 17 Yapılacak bağış ve yardımlar nedeni ile Veraset ve İntikal Vergisinden, İdaresi Başkanlığı Teşvik ve Yapacakları her türlü muameleler dolayısıyla lehte tahakkuk edecek faizlerin banka ve sigorta muameleleri vergisinden, Muafiyetleri Kanunu Gelirleri ile bu gelirlerle ilgili olarak yapılan bütün işlemlerin, sahibi olduğu taşınmaz malların her türlü vergi, resim ve harçtan, muaf olması 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Madde 58 Bu Kanuna istinaden açılacak davalar için mahkeme harç ve masrafları alınmaması Kanunu 3646 sayılı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Adına Tescil Edilecek Madde 6 Bu Kanun uyarınca yapılacak tescil işlemlerinin, her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Taşınmaz Mallar Hakkında Kanun 3670 sayılı Milli Piyango Teşkiline Dair Piyango İdaresinin hasılatı ile bilet, liste ve ilanları ve resmi dairelerle olan muhaberatı, keşidede kazananların ikramiye ve amortilerinin; Devlet, belediye ve hususi idarelere ait Madde 9 Kanun her türlü vergi ve resimden muaf olması Bu Kanun hükümlerine göre aylık alan maluller ile hayatını kaybedenlerin dul ve yetimlerine yapılan gayrimenkul hibeleri veraset ve intikal vergisinden, devir işlemleri harçlarından 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu Madde 21 ve döner sermaye ücretlerinden ve bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kağıtlar için tahakkuk edecek damga vergisinden müstesna olması 3835 sayılı Ahıska Türklerinin Göçmenlerin kendilerine ait zati ve ev eşyalarının tamamı ile mülkiyetinin kendilerine ait olduğu belgelenen her türlü eşya ve damızlık hayvanın, bir defada Türkiye'ye getirilmek Türkiye'ye Kabulü ve İskanına Dair Madde 4 koşuluyla Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi dahil her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Kanun 3836 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Birbirlerine Olan Madde 4 Bu Kanun uyarınca yapılacak işlemlerin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Borçlarının Tahkimi Hakkında Kanun 3867 sayılı Ereğli Kömür Havzasındaki Ocakların Devletçe İşlettirilmesi Madde 14 Bu kanunun tatbiki dolayısiyle yapılacak bilümum nakli mülkiyet ve ferağ muamelelerinin her türlü vergi, resim ve harctan muaf olması Hakkında Kanun 3942 sayılı Devlet Konservatuvarı ve Riyaseticumhur Senfoni Orkestrası Tarafından Verilecek Temsil ve Madde 2 Kanunda işaret edilen zevatların temsil veya konserlere ücretsiz olarak girebilmesi ve bunlardan hiçbir resim alınmaması Konserlerin Giriş Ücretine Tabi Tutulması Hakkında Kanun 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Kanunun 2 nci maddede belirtilen konularda ve Yap-işlet-devret modeli çerçevesinde idare ile sermaye şirketi veya yabancı şirketin yapacağı bütün iş ve işlemlerin damga vergisi Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Madde 12 Türkiye Büyük Millet Meclisi ile 492 sayılı Kanun uyarınca alınan harçlardan muaf olması Yaptırılması Hakkında Kanun ‒ 139 ‒ Kanun hükümleri gereğince yapılacak özelleştirme uygulamalarına ilişkin işlemlerin (danışmanlık hizmet alımları ile nihai devir işlemlerine ilişkin sözleşmeler dâhil) katma değer vergisi hariç her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması. İdarenin taraf olduğu dava ve takiplerde, İdarenin her türlü harçtan muaf olması 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Madde 27 Özelleştirme programında bulunan kuruluşlardaki sermaye artışlarında ticaret siciline tescil işlemleri ve Sermaye Piyasası Kurulu kayıt işlemlerinden vergi, resim, harç, katkı payı Hakkında Kanun ve benzeri şekilde hiçbir ücret alınmaması. Özelleştirme uygulamalarına ilişkin olarak Rekabet Kurulunca verilen kararlar uyarınca, kuruluşun devrinden önce veya sonrasına ait bölünme ve devir işlemlerinin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Madde 35 Kanun hükümlerine tevfikan yapılacak müracaat ve her türlü tetkik ve muamelelerden hiçbir resim ve harç alınmaması Hakkında Kanun 4109 sayılı Asker Ailelerinden Muhtaç Kanunun tatbikatından mütevellit muameleler dolayısile tanzim olunacak bilcümle evrak ve alakalılar tarafından vukubulacak her türlü müracaat ve itirazların bilcümle resimler, Madde 10 Olanlara Yardım Hakkında Kanun harçlar ve kaydiyelerden muaf olması 4122 sayılı Milli Ağaçlandırma ve (Sıra Sayısı: 226) Erezyon Kontrolü Madde 12 Kurulan ormanlarda, ağaçlandırma, bakım ve koruma masraflarının tamamının gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilmesi Seferberlik Kanunu 4123 sayılı Tabii Afet Nedeniyle Meydana Gelen Hasar ve Tahribata Ek Madde 6 Madde kapsamındaki işlemlerin ithalde alınan her türlü fonlar ile vergi, resim ve harçlardan muaf olması İlişkin Hizmetlerin Yürütülmesine Dair Kanun 4342 sayılı Mera Kanunu Madde 14 Yapılan kamulaştırma ve değişim ile ilgili işlemler ve düzenlenen kâğıtların Katma Değer Vergisi hariç her türlü vergi, resim, harç ve katkı payından müstesna olması 4357 sayılı Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Madde 14 İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığının gelirlerinin bilümum vergi, resim ve harçlara tabi olmaması Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı İle Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu Madde 53 İşsizlik Sigortası Fonunun, damga vergisi hariç her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Esnaf Ahilik Sandığının, damga vergisi hariç her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması. Esnaf Ahilik Sandığı ödeneğinin damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu Ek Madde 6 tabi tutulmaması 4473 sayılı Yangın, Yer Sarsıntısı, Seylap veya Heyelan Sebebiyle Yenileme işine mütaallik bilcümle evrak, kayıtlar ve bunların suretleri ve bu husustaki muamelelerin her nevi rüsum ve harctan muaf olması. Yenileme büroları veya mahkemeler Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Madde 46 tarafından verilecek vesikaların ibrazı üzerine noterlerin de, suretlerini çıkaracakları evrak için yazı ücretinden başka hiç bir resim ve harc ve ücret istiyememesi Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun Bu Kanun uyarınca oluşturulan Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden ve devrinden elde edilen kazançların, gelir ve kurumlar vergileriyle fonlardan istisna olması Türk Uluslararası Gemi Siciline kaydedilecek gemilere ve yatlara ilişkin alım, satım, ipotek, tescil, kredi, gemi kira, zaman çarteri ve tüm navlun sözleşmeleri damga vergisine ve harçlara; bu işlemler nedeniyle alınacak paraların banka ve sigorta muameleleri vergisine ve fonlara tabi tutulmaması 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Finansal kiralama firmaları adına Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemi ve yatların mülkiyetinin finansal kiralama sözleşmesi hükümleri gereğince kiracıya devri Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun gerektiğinde, gemi ve yatı kendi adına tescil ettirecek kiracıdan kayıt harcı alınmaması Madde 12 Hükmünde Kararnamede Değişiklik Anonim, sermayesi paylara bölünmüş komandit, limited şirket ve kooperatiflerin birleşme, bölünme ve tür veya unvan değişiklikleri nedeniyle yapılacak kayıt değişiklikleri ile gemi Yapılmasına Dair Kanun ve yatların miras yoluyla intikali nedeniyle yapılacak kayıt işlemlerinde (a) bendinde belirtilen kayıt harcının alınmaması. Geminin payının devredilmesi halinde kayıt harcının, devredilen hisse oranında alınması Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı yahut kaydedilecek ana sevk sistemi sıvılaştırılmış doğal gaz hariç fosil yakıt kullanmayan gemi ve yatlardan (a) bendinde belirtilen Türkiye Büyük Millet Meclisi harçların alınmaması, (b) bendinde belirtilen harcın %50’sinin alınması ‒ 140 ‒ Türk Uluslararası Gemi Sicilinde kayıtlı gemilerde ve yatlarda çalışan personele ödenen ücretlerin gelir vergisi ve fonlardan müstesna olması Kanunun kapsamında; Ulusal para birimlerinin EURO'ya dönüştürülmesine ilişkin işlemler ile bu işlemlerin yapılması sırasında her ne nam altında olursa olsun lehe alınan paralar hakkında Gider 4538 sayılı Euro'nun Hukuki Araçlara Vergileri Kanunu hükümlerinin, Etkisi ile Akaryakıt Tüketim Vergisi Madde 7 EURO'nun kullanıma girdiği tarihten önce veya sonraki dönemde ulusal para birimi cinsinden akdedilmiş sözleşmeler ile gerçekleştirilmiş diğer hukuki işlemlerde ulusal para Kanununda Değişiklik Yapılması birimine, komisyon, faiz ve diğer masraflara gönderme yapan hükümlerin EURO cinsinden değiştirilmesi için düzenlenecek kağıtlar hakkında Damga Vergisi Kanunu ile Harçlar Hakkında Kanun Kanunu hükümlerinin, Uygulanmaması 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri OSB tüzel kişiliğinin, Kanunun uygulanması ile ilgili işlemlerde her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması. Bu muafiyetin 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu Madde 21 Kanunu uyarınca ödenecek olan banka ve sigorta muameleleri vergisine şümulü yoktur. Atıksu arıtma tesisi işleten bölgelerden, belediyelerce atıksu bedeli alınmaması 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Madde kapsamında, plan, parselasyon, yapı ruhsatı, taşınmaz mülkiyeti veya imar haklarının aktarılması, takas ve trampa işlemleri ve bu işlemler nedeniyle düzenlenen Geçici Madde 17 Kanunu kâğıtların damga vergisi, resim, harç ve harcamalara katılma paylarından müstesna olması (Sıra Sayısı: 226) 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Madde 6 Bu Kanuna göre kurulmuş bulunan kooperatifler ve birliklerin bu madde kapsamında yer alan faaliyetlerinin yine bu maddede sayılan vergi ve harçlardan müstesna olması Birlikleri Hakkında Kanun 4586 sayılı Petrolün Boru Hatları İle Madde 11 Transit petrol boru hatları projesine ait boru hattı ve ilgili tesislerin, petrol sicili ve tapu siciline tescilinden harç alınmaması Transit Geçişine Dair Kanun 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar yapılmış olan ve bu madde kapsamında sayılan ödemelerin, damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaması Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Madde 3 Kanun çerçevesinde yapılacak işlemler ve bu işlemlere ilişkin olarak düzenlenecek kağıtların, her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna olması Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun Yetkili organlarınca karar alınması kaydıyla, üyelerine veya çalışanlarına emekliliğe yönelik taahhütte bulunan dernek, vakıf,sandık, tüzel kişiliği haiz meslek kuruluşu veya sair ticaret şirketleri nezdinde 1/1/2021 tarihi itibarıyla mevcut bulunan emeklilik taahhüt planları kapsamındaki yurt içi ya da yurt dışındaki birikimler ve taahhütlere ilişkin tutarlarda (plan esaslarına göre aktarım tarihine kadar mutat yapılan ödemeler nedeniyle oluşanlar dahil), 31/12/2023 tarihine kadar kısmen veya tamamen bireysel emeklilik sistemine 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf aktarılan tutarların gelir vergisinden müstesna olması Geçici Madde 4 Bu aktarımın yapılması amacıyla gerçekleştirilen taşınmaz veya iştirak hissesi satışından doğacak kazancın, bu kapsamda aktarılan kısma isabet eden tutarın kurumlar ve Yatırım Sistemi Kanunu vergisinden müstesna olması Bu kapsamda yapılan işlemlerin her türlü harçtan, düzenlenen kâğıtların damga vergisinden, lehe alınan paraların banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna olması 4636 sayılı Millî Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve Nato Pol Başkanlığın her türlü faaliyet ve gelirlerinin katma değer vergisi hariç olmak üzere Hazineye, katma bütçeli idarelere, belediyelere ve özel idarelere ait her türlü vergi, resim, harç, Madde 8 Tesislerine İlişkin Bazı Düzenlemeler fon, zam ve ardiye ücretlerinden muaf olması Hakkında Kanun 4645 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğüne Ait Araç, Gereç, Mal ve Bu Kanun hükümlerine göre sağlanacak ihtiyaçlar ve bunlarla ilgili muamelelerin katma değer vergisi ve damga vergisi hariç her türlü vergi, resim, harç ve resmi kuruluşlara ait Malzemenin Satış, Hibe, Hek ve Hurda Madde 4 ardiye ücretinden muaf olması Durum ve İşlemleri İle Hizmet Satışına Dair Kanun 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Bu madde kapsamındaki devirlere ilişkin bütün devir, temlik ve intikal işlemleri ile bu işlemlerden doğan kazançların ve bu işlemlerle ilgili olarak düzenlenecek her türlü sözleşme, Ek Madde 1 Kanunu protokol ve kâğıtların damga vergisi dâhil her türlü vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerden istisna olması 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bu kanun kapsamında sağlanan destek, teşvik, muafiyet ve istisnaların, belirlenen şartlar dahilinde Teknoloji Geliştirme Bölgesi yönetici şirketi tarafından bölge alanları dışında Madde 5 Bölgeleri Kanunu açılan kuluçka merkezlerine de aynen uygulanması 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Yönetici şirketin bu Kanunun uygulanması ile ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar yönünden damga vergisinden, yapılan işlemler bakımından harçlardan ve Bölge alanı içerisinde Madde 8 Bölgeleri Kanunu sahip olduğu taşınmazlar dolayısıyla emlak vergisinden muaf olması 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Ek Madde 1 İhtisas Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin Teknoloji Geliştirme Bölgelerine sağlanan destek, teşvik, muafiyet ve istisnalardan aynen yararlanması Bölgeleri Kanunu 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Kanun kapsamında yürütülen yazılım, AR-GE, yenilik ve tasarım projeleri ile ilgili araştırmalarda kullanılmak üzere ithal edilen eşyanın, gümrük vergisi ve her türlü fondan, bu Türkiye Büyük Millet Meclisi Ek Madde 2 Bölgeleri Kanunu kapsamda düzenlenen kâğıtlar ve yapılan işlemlerin damga vergisi ve harçtan müstesna olması ‒ 141 ‒ Yönetici şirketlerin bu Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu Bölgelerdeki yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarının 31/12/2028 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna olması 31/12/2028 tarihine kadar, Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde çalışan Ar-Ge, tasarım ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretlerinin brüt asgari ücretin kırk katını aşmayan 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme kısmı üzerinden hesaplanan gelir vergisinden 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde düzenlenen asgari ücret istisnasına isabet eden Geçici Madde 2 Bölgeleri Kanunu vergi düşüldükten sonra kalan vergi tutarının; verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edilmesi ve bu kapsamdaki ücretlere ilişkin düzenlenen kağıtların brüt asgari ücretin kırk katını aşmayan kısmının damga vergisinden istisna olması Madde kapsamındaki desteklerin; TÜBİTAK-Marmara Araştırma Merkezi Teknoloji Serbest Bölgesi yönetici şirketi, bu bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri ile bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı, tasarımcı ve Ar-Ge personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri bakımından da uygulanması 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Geçici Madde 4 Teknokent Sermaye Desteği İndirimi Bölgeleri Kanunu 4697 sayılı Bazı Vergi Kanunlarında Çiftçilere yapılan doğrudan gelir desteği ödemeleri için kayıt sistemi oluşturulması amacıyla, ilgililerin isteği üzerine gayrimenkullere ilişkin olarak verilecek kayıt ve belge örnekleri (Sıra Sayısı: 226) Geçici Madde 2 Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun için tapu harcı, eğitime katkı payı, özel işlem vergisi ve döner sermaye ücreti alınmaması 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Geçici Madde 4 Madde kapsamında düzenlenecek fesihnamelerden ve devredilecek sözleşmelerden damga vergisi alınmaması Kanunu 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Geçici Madde 5 Madde kapsamında devredilecek sözleşmelerden damga vergisi alınmaması Kanunu 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu (Endüstri Bölgeleri Kanunu ve Madde 4/A Endüstri bölgeleri içerisinde yer alacak yatırımcıların Bakanlık tarafından onaylanan ruhsat, onay ve izinlere ilişkin harçlardan muaf olması Organize Sanayi Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun) 4743 sayılı Malî Sektöre Olan Borçların Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmaları hükümleri kapsamında düzenlenecek finansal yeniden yapılandırma sözleşmeleri ile ilgili kağıtların damga vergisinden ve Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Madde 3 yapılacak işlemlerin harçlardan, çerçeve anlaşması ve düzenlenen sözleşmeler kapsamında kullandırılan ve kullandırılacak kredilerin kaynak kullanımı destekleme fonundan ve Kanunlarda Değişiklik Yapılması diğer benzeri vergi, resim, harç, fon yükümlülüklerinden (4306 sayılı Kanun uyarınca ödenmesi gereken Eğitime Katkı Payı hariç) istisna olması Hakkında Kanun Maddede sayılan gider, işlemler ve kâğıtların her türlü vergi, resim, harç ve fondan istisna olması Müsteşarlık tarafından borçlu sıfatıyla veya Hazine garantileri ile sağlanan; Program kredisi ve proje kredilerinin temini, ikrazı, devri, tadili veya uzatılmasına ilişkin işlemler ve kâğıtlar, Uluslararası sermaye piyasalarında kullanılan finansman araçları ile yapılacak borçlanma anlaşmalarında öngörülen ödemeler, işlemler ve kâğıtlar ve bu piyasalarda ihraç edilen menkul kıymetler, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Devlet dış borçlarının uluslararası sermaye piyasalarında kullanılan türev ürünler dahil olmak üzere her türlü finansal araçlar vasıtasıyla yönetilmesine veya yeniden Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Madde 15 yapılandırılmasına ilişkin anlaşmalarda öngörülen işlemler ve kâğıtlar, Kanun Devlet dış borçları ile ilgili kredi anlaşmalarında öngörülen bütün ödeme ve işlemlerin (dış proje kredileri çerçevesinde yapılacak ödemeler dahil, kredilerin kullanımları hariç), her türlü vergi, resim, harç ve fondan istisna olması ve bu Kanun kapsamında sağlanan hibeler ile Avrupa Birliğinden sağlanan hibelerin temini, devri, tadili ve kullanımına ilişkin işlem ve kâğıtların da yukarıdaki istisnalardan yararlanması 7/A Maddesi kapsamında gerçekleştirilecek işlemler ve ihraç edilecek kira sertifikaları ile kira sertifikalarının ihracına ilişkin işlem ve kâğıtların, damga vergisi ve harçlardan müstesna olması 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Ek Madde 2 Ormanın geri verilmesine mütaallik tescil muamelelerinin her türlü harç ve resimden muaf olması Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 4857 sayılı İş Kanunu Madde 8 Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaf olması 4857 sayılı İş Kanunu Madde 28 İşten ayrılan işçiye, işveren tarafından verilen belgelerin her türlü resim ve harçtan muaf tutulması 4857 sayılı İş Kanunu Madde 37 Maddeye göre verilen pusulalarla ilgili işlemlerin damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaf tutulması İşçi ve işverenlerle bunların meslek kuruluşları tarafından kendilerini ilgilendiren ve iş hayatına ilişkin işlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yazı ile başvurma halinde 4857 sayılı İş Kanunu Madde 94 bu dilekçeler ve bunlarla ilgili tutanak, evrak, defter ve işlemlerin damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaf tutulması Türkiye Büyük Millet Meclisi 4865 sayılı Ulusal Bor Araştırma ‒ 142 ‒ Enstitüsü Hakkında Mali Hükümler ve Madde 18 Ulusal Bor Araştırma Enstitüsünün yaptığı faaliyetlerden elde ettiği gelirler dolayısıyla kurumlar vergisi açısından iktisadi işletme oluşmaması Mafiyetlere İlişkin Kanun 4865 sayılı Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Hakkında Mali Hükümler ve Ek Madde 1 Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsünün yaptığı faaliyetlerden elde ettiği gelirler dolayısıyla kurumlar vergisi açısından iktisadi işletme oluşmaması Mafiyetlere İlişkin Kanun Kuruma ait taşınır ve taşınmaz mallar ile bunların alım ve satım işlemleri ve bunlardan elde edilen hak ve gelirlerin, kurum tarafından açılan ve Kurumun taraf olduğu davalar ve icra kovuşturmaları ile ilânların, satışı yapılan veya satın alınan gayrimenkullerle ilgili tapu işlemlerinin, Kurumca yapılan bütün işlemler ve bu işlemler için ilgililere verilmesi veya 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu Madde 23 bunlardan alınması gereken yazı ve belgeler ve bunların suretlerinin ilgili kanunlarda Kurumun adı veya kuruluş kanununda yazılı olmasa dahi her türlü vergi, resim ve harç ile belediyelerde yürütülecek her türlü hizmet karşılığından alınan ücretler ve Kurumun doğrudan doğruya hizmetlerinden yararlanmadığı fon ve kuruluşlara katkı paylarından muaf olması 4911 sayılı Sivil Hava Araçları Üçüncü (Sıra Sayısı: 226) Şahıs Mali Mesuliyet Sigortasının Ticari Olarak Temin Edilemeyen Madde 7 Devlet garantisi bedelinin katma değer vergisi hariç olmak üzere her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Kısmının Devlet Garantisi İle Karşılanması Hakkında Kanun 4920 sayılı Devlet Orman Orman İşletmelerinin ağaçlama, kesim, tomruklama, ölçme, imal yerine taşıma, her türlü orman yolları ve köprüleri ve su işleri ve su nakliyatı yapma, orman temizleme ve İşletmelerinin Bazı Vergilerden Muaf Madde 3 kökleme, odun, kömür yapma ve taşıma gibi ormancılık işlerinde çalıştırılan işçilerin gündeliklerinin her çeşit vergi ve resimden muaf olması Tutulması Hakkında Kanun 4933 sayılı İnönü Armağanları Kanunu Madde 13 İnönü Armağanlarının her türlü vergi, resim ve harçlar dışında tutulması 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği İle Bazı Düzenlemeler Hakkında Madde 25 Kurumun gelirleri, işlemleri ve gayrimenkullerinin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulması Kanun 5086 sayılı Yabancılara İkinci El Taşıt Madde 3 Yabancı gerçek ve tüzel kişilere yapılan ikinci el taşıt satışlarının harç ve damga vergisinden istisna olması Satışı Hakkında Kanun 5102 sayılı Yüksek Öğrenim Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunca verilecek burs-kredi taahhüt senetlerinin noterde tanzim ve tasdik edilmesine ilişkin iş ve işlemlerin vergi, resim ve harca tâbi Öğrencilerine Burs Kredi Verilmesine Madde 4 olmaması İlişkin Kanun 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Birliğe ait her türlü taşınır ve taşınmaz mallar, bunların alım, satım, inşa ve kullanımları ile birlikçe yürütülen hizmet ve faaliyetlerin damga vergisi hariç her türlü vergi, resim, harç Madde 19 Kanunu ve katkı payından muaf olması Kanun uyarınca belge almış kurumlar vergisi mükellefi yatırımcı veya girişimcilerin, ilgili idareye verecekleri aylık sigorta prim bordrolarında bildirdikleri, münhasıran belgeli yatırım 5225 Sayılı Kültür Yatırımlarını ve Madde 5 veya girişimde çalıştıracakları işçilerin ücretleri üzerinden hesaplanan gelir vergisinin, yatırım aşamasında üç yılı aşmamak kaydıyla % 50'si, işletme aşamasında ise yedi yılı Girişimlerini Teşvik Kanunu aşmamak kaydıyla % 25'inin, verilecek muhtasar beyanname üzerinden terkin edilmesine yönelik düzenleme 5233 sayılı Terör ve Terörle Bu Kanunun uygulanması ile ilgili olarak yapılacak başvurular, bildirimler, düzenlenecek belgeler, resmî mercilerce ve noterlerce yapılacak işlemler ile Kanunda belirtilen amaçlar Mücadeleden Doğan Zararların Madde 15 doğrultusunda kullanılmak üzere yapılacak bağış ve yardımların her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Karşılanması Hakkında Kanun 5234 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Madde uyarınca temin edilecek arsa ve araziler ile yeniden inşa edilecek veya onarılacak alt ve üst yapılarla ilgili; harita, imar ve parselasyon planları, ifraz, tevhit, tescil, ihale, Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Geçici Madde 6 sözleşme, ruhsatname ve sair işlemler, verilecek beyanname, taahhütname ve sözleşmeler ile tapu ve kadastro müdürlükleri dahil tüm kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak Yapılmasına Dair Kanun işlemlerin her türlü vergi, resim, harç, fon, pay ve ücretten muaf olması 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 61 Kanuna göre tanığa verilecek tazminat ve giderlerden hiçbir vergi, resim ve harç alınmaması İl özel idaresinin kamu hizmetine ayrılan veya kamunun yararlanmasına açık, gelir getirmeyen taşınmaz malları ile bunların inşa ve kullanımlarının katma değer vergisi ile özel 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu Madde 8 tüketim vergisi hariç her türlü vergi, resim, harç, katkı ve katılma paylarından muaf olması 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun T.C. Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünün taşınmazların alımı, kamulaştırma, parselasyon, tevhid, ifraz, irtifak hakkı tesisi ve terkini işlemlerinin katma değer vergisi Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Madde 32 hariç her türlü vergi, resim, harç, döner sermaye ve hizmet ücretlerinden muaf olması Yapılmasına Dair Kanun 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Madde 33 Madde kapsamında DHMİ’nin sermayesinin arttırılmasından doğan kazançların kurumlar vergisinden, bununla ilgili işlemlerin her türlü vergi ve harçtan istisna olması ‒ 143 ‒ Yapılmasına Dair Kanun 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının, iktisap ettikleri ve edecekleri gayrimenkuller ile bu kuruluşların görevleri dolayısıyla elde ettikleri gelirlerin katma değer vergisi ve Madde 65 Meslek Kuruluşları Kanunu emlak vergisi hariç her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna olması 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu Madde 7 Kanun hükmüne göre oluşturulacak havuzun gelirlerinin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Madde 3 Yenileme alanlarındaki uygulamaların her türlü vergi, resim, harç ve ücretlerden muaf olması Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Madde 4 Madde kapsamındaki devir işlemlerinin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Korunması ve Yaşatılarak (Sıra Sayısı: 226) Kullanılması Hakkında Kanun Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin yapılacak işlemlerden harç alınmaması ve bu kapsamda 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu Madde 41/H görevlendirilen uzman ve öğretmenlere yapılacak ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaması Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların icrası için icra daireleri nezdinde yapılacak takip işlemlerinde harç 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu Geçici Madde 2 alınmaması 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Madde 8/Ç Sulh hukuk mahkemeleri nezdinde mirasçılar veya Bakanlıkça bu Kanun kapsamında açılacak davaların her türlü resim ve harçtan muaf olması Kullanımı Kanunu 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Madde 8/I Madde kapsamında yapılan işlemlerin harçlardan düzenlenecek kağıtların damga vergisinden istisna ve/veya muaf olması Kullanımı Kanunu 5411 sayılı Bankacılık Kanunu Madde 106 Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun iflas idaresi sıfatıyla tahsil ettiği paraların harçlardan muaf olması 5411 sayılı Bankacılık Kanunu Madde 134 Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından Madde hükümlerine istinaden yapılacak işlemlerin her türlü vergi, resim ve harçtan istisna tutulması 5411 sayılı Bankacılık Kanunu Madde 140 Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Bu Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketleri ile 4743 sayılı Malî Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 3 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Kurulun çıkarmış olduğu yönetmelik kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu Madde 143 yaptıkları işlemler ve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtların, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek damga vergisinden, 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan, kaynak kullanımını destekleme fonuna yapılacak kesintilerden ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39 uncu maddesi hükmünden istisna olması Çerçeve Anlaşmaları ve bu Anlaşmalar kapsamında düzenlenen Sözleşmelerde belirlenen esaslar uyarınca; Yapılacak işlemlerin cezaevi harcı ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan (yargı harcı dahil) ve düzenlenecek kâğıtların damga vergisinden, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu Geçici Madde 32 Alacaklı kuruluşlar tarafından her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarların banka ve sigorta muameleleri vergisinden, Kullandırılan ve kullandırılacak kredilerin kaynak kullanımını destekleme fonundan müstesna olması 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Harp veya vazife malullüğü aylığı üzerinden aylık bağlananların bu aylıkları ve bunlara yapılacak her türlü ödeme ve işlemlerin her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna Ek Madde 77 Emekli Sandığı Kanunu tutulması 5441 sayılı Devlet Tiyatrosu Kuruluşu Madde 14 Devlet Tiyatrosunun hasılat ve muamelelerinin her türlü vergi, harç ve resimlerden muaf olması Hakkında Kanun 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Ajansın; alacaklarının tahsili, taşınır ve taşınmaz mallarının alım, satım, kiralama ve devri, mal ve hizmet alımları, proje ve faaliyet desteği kapsamında yapılacak işlemler ve Madde 26 Hizmetlerine İlişkin Kanun düzenlenecek kâğıtlar ile ilgili olarak damga vergisi, harç ve fondan; yapılacak bağış ve yardımlar nedeniyle veraset ve intikal vergisinden muaf olması 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Geçici Madde 5 Kredi kartı alacaklarını temlik alan varlık yönetim şirketlerinin bankaların yararlandıkları harç muafiyetinden yararlanması Kartları Kanunu 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu Madde 41 Doğum bildiriminin kanuni süresi içinde yapılması hâlinde ve 2828 sayılı Kanun kapsamında düzenlenecek kimlik kartlarından değerli kâğıt bedeli alınmaması 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna Kurumun faaliyetleri dolayısıyla yapılan işlemler yönünden harçlardan, elektrik ve havagazı tüketim vergisi ve yangın sigortası vergisi hariç olmak üzere ve 2464 sayılı Belediye İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Madde 36 Gelirleri Kanunu gereğince alınan vergi, harç, katılma payı ile tasdik ücretlerinden, düzenleyeceği kağıtlar nedeniyle damga vergisinden, sahip olduğu taşınmazlar dolayısıyla Kanun emlak vergisinden muaf olması Kanun hükümlerine göre kabul edilen göçmenlerin, bir aile veya aile sayılan kişiler ile bir köy, mahalle veya topluluk olarak yurda getirecekleri kullanılmış zati, mesleki ve ev 5543 sayılı İskan Kanunu Madde 34 eşyaları bir defaya mahsus olmak üzere gümrük vergileri ile damga vergisinden ve diğer her türlü resim, vergi ve harçlardan muaf olması Göçmenlerin pasaportları üzerinde yapılacak vize muamelesi ile kendilerine verilecek eşya belgelerinin her türlü resim ve harçtan muaf olması Türkiye Büyük Millet Meclisi Göçmen, göçebe, millî güvenlik nedeniyle ve kamulaştırmadan etkilenen ailelerden iskân edilenlere Kanun hükümleri gereğince yapılacak iskân yardımı gümrük ve vergi 5543 sayılı İskan Kanunu Madde 35 ‒ 144 ‒ muafiyeti, tabiiyet, nüfusa ve tapuya tescil ve nakil işlemleri dolayısıyla gerek kendileri tarafından verilecek gerekse ilgili dairelerce düzenlenecek her türlü evrak damga vergisi ile sair resim ve harçlardan muaf olması Kanun hükümlerine göre temlik edilen arsa, arazi ve yapılardan bu temlik dolayısıyla veraset ve intikal vergisi ve ferağ harcı alınmaması ve noterlerce yapılacak iskân ile ilgili taahhütname ve borçlanma senetleri ve bu konuda düzenlenen belgelerin damga vergisi ve harca tâbi olmaması 5543 sayılı İskan Kanunu Madde 36 Kanuna göre, gerek borçlandırılarak ve gerekse peşin bedelli olarak verilen bütün arsa, arazi ve yapılar harçsız tapuya tescil edilerek tapu senedi verilmesi, temlik, tefviz, borçlandırma ve ipotek işlemlerini koyup kaldırma muamelelerinin damga vergisi ve harca tâbi olmaması 5544 sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu İle İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Madde 28 Kurumun gelirleri, işlemleri ve taşınmazlarının her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Kanunu Çerçeve anlaşmalar ile sözleşmeler ve bunların belirlediği esaslar uyarınca yapılacak işlemler ve düzenlenecek kâğıtların 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek damga vergisi ve 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan, 5569 sayılı Küçük ve Orta Çerçeve anlaşmalar ve sözleşmeler uyarınca alacaklı bankalar tarafından her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarların 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Büyüklükteki İşletmelerinin Mali Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden, Madde 4 Sektöre Olan Borçlarının Yeniden Çerçeve anlaşması ve düzenlenen sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredilerin kaynak kullanımı destekleme fonundan ve diğer fonlar ile malî yükümlülüklerden istisna (Sıra Sayısı: 226) Yapılandırılması Hakkında Kanun edilmesi İstisna uygulamasının sözleşme hükümlerinin borçlu KOBİ’ler tarafından yerine getirilememesi veya getirilmemesi hallerinde alacağın hukukî yollardan tahsili aşamalarında ödenmesi gereken vergi, resim ve harçlar açısından da uygulanması 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Madde 23 Kaçak ürünlerin ihbarı neticesinde dağıtılacak ikramiyelerin damga vergisi hariç her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Kanunu 5648 sayılı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun bu Kanunun ve kuruluşuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin uygulanmasıyla ilgili iş ve işlemlerde her türlü vergi, Destekleme Hizmetleri Hakkında Madde 15 resim ve harçtan muaf olması Kanun Vakıf ve Vakıf tarafından kurulacak Kültür Merkezleri ile enstitülerin kurumlar vergisinden (iktisadî işletmeler hariç), yapılacak bağış ve yardımlar sebebiyle Veraset ve İntikal Vergisinden, Sahip oldukları taşınır ve taşınmaz mallar ile yapacakları tüm muameleleri her türlü vergi, resim ve harçtan, Vakıflar Genel Müdürlüğünce vakıflardan tahsil edilen 5653 sayılı Yunus Emre Vakfı Kanunu Madde 7 teftiş ve denetleme masraflarına katılma paylarından, muaf olması Vakfın Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara diğer kanunlarla tanınan vergi, resim ve harç istisnalarından yararlanması Vakfa ve Enstitüye yapılacak bağış ve yardımların Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahından indirilebilmesi 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Kanun hükümleri gereğince yapılacak devirlerde devrin gerekli kıldığı işlemler ve belgelerin her türlü vergi, resim ve harçlardan ve Müdürlüğün çiftlik hudutları dahilinde sahip Madde 14 Kanunu bulunduğu gayrimenkuller bina ve arazi vergilerinden müstesna olması 5664 sayılı Konut Edindirme Yardımı Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketinin sermaye değişimi ile ilgili işlemleri ve bu Kanun gereğince yapacağı tüm işlemlerin her türlü vergi, resim ve harçtan Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Madde 6 muaf olması Dair Kanun 5667 sayılı Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Türkiye İmar Bankası Kanun gereğince ihraç edilecek olan özel tertip Devlet iç borçlanma senetleri ile bu senetler kullanılmak suretiyle yapılacak ödemelere ilişkin işlemler ve kâğıtların damga vergisi Türk Anonim Şirketince Devlet İç Madde 4 ve harçtan müstesna olması Borçlanma Senedi Satış Adı Altında Toplanan Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanun 5682 sayılı Pasaport Kanunu Madde 13 Diplomatik pasaportların hiçbir harç veya resme tabi olmaması Seyahatleri Türkiye için kültürel, ticari veya sosyal bir menfaat temin edecek mahiyette bulunduğu sabit olanlarla Milli Eğitim Bakanlığının müsaadesiyle ilmi tetkiklerde bulunmak 5682 sayılı Pasaport Kanunu Madde 16 veya yabancı memleketlerde yapılacak spor teması ve müsabakalarına iştirak etmek üzere kafile halinde gezi yapacak öğretmen, öğrenci ve sporculara verilecek pasaportların hiçbir harca tabi olmaması Yabancıların diplomatik pasaportlariyle bu kanunda derpiş olunan hususi ve servis damgalı pasaportlara tekabül eden pasaportlarının vizelerinin hiç bir harca veya resme tabi 5682 sayılı Pasaport Kanunu Madde 27 olmaması Türk Reasürans Anonim Şirketinin her türlü işlemleri nedeniyle 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan; lehe alacağı paralar dolayısıyla banka ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu Ek Madde 4 sigorta muameleleri vergisinden muaf olması Özel Riskler Yönetim Merkezinin; gelir ve kurumlar vergisinden, yapılacak bağış ve yardımlar ile her türlü ivazsız intikaller yönünden veraset ve intikal vergisinden; taraf olduğu 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu Madde 33/A işlemlere ilişkin düzenlenen kağıtlar yönünden damga vergisinden muaf olması. Vakıflar Genel Müdürlüğünün tüm iş ve işlemlerinin her türlü vergi, resim, harç ve kamu kurum ve kuruluşlarına ödenecek katılım payları ile değerli kâğıt ve işlem bedelinden istisna olması Genel Müdürlüğün 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununda sayılan yargı harçlarından muaf olması. Genel Müdürlüğün dava, icra takibi ve geçici hukuki koruma 5737 sayılı Vakıflar Kanunu Madde 77 tedbirleri gibi her türlü dava ve işte teminat gösterme zorunluluğunun olmaması. Bu fıkra hükmünün, Genel Müdürlüğün idare ve temsil ettiği mazbut vakıflar adına taraf olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi dava, icra takibi ve geçici hukuki koruma tedbirleri gibi her türlü dava ve iş hakkında da uygulanması ‒ 145 ‒ Kuruluşunda veya kurulduktan sonra vakıflara bağışlanan taşınır ve taşınmaz malların Veraset ve İntikal Vergisinden istisna olması Ar-Ge ve yenilik harcamaları ile tasarım harcamalarının ticari kazanç ile kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılması, ayrıca bu harcamaların aktifleştirilmek suretiyle amortisman yoluyla itfa edilmesi, bir iktisadi kıymet oluşmaması halinde doğrudan gider yazılması Ar-Ge, tasarım ve destek personelinin kanun kapsamındaki çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretlerinin brüt asgari ücretin kırk katını aşmayan kısmı üzerinden hesaplanan gelir vergisinden 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde düzenlenen asgari ücret istisnasına isabet eden vergi düşüldükten sonra kalan vergi tutarının doktoralı olanlar ile desteklenecek program alanlarından birinde en az yüksek lisans derecesine sahip olanlar için yüzde doksan beşi, yüksek lisanslı olanlar ile desteklenecek program alanlarından birinde lisans derecesine sahip olanlar için yüzde doksanı ve diğerleri için yüzde sekseninin verilecek muhtasar beyanname üzerinden 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve tahakkuk eden vergiden indirilmek suretiyle terkin edilmesi Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Madde 3 Kanun kapsamındaki her türlü Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri ile tasarım faaliyetlerine ilişkin olarak düzenlenen kağıtlardan damga vergisi alınmaması Hakkında Kanun Şu kadar ki ücretler bakımından istisna uygulanacak tutarın brüt asgari ücretin kırk katını aşamaması Teknogirişim sermaye desteği indirimi uygulaması Kanun kapsamında yürütülen Ar-Ge, yenilik ve tasarım projeleri ile ilgili araştırmalarda kullanılmak üzere ithal edilen eşyanın; gümrük vergisi ve her türlü fondan, bu kapsamda düzenlenen kâğıtların ve yapılan işlemlerin damga vergisi ve harçtan müstesna olması (Sıra Sayısı: 226) Ar-Ge ve tasarım merkezlerinin sipariş üzerine yürüttüğü Ar-Ge ve yenilik faalyetleri ile tasarım faaliyetlerinin, bu maddede belirtilen indirim, istisna, destek ve teşvik unsurlarından belirlenen oranda yararlanması Girişim sermayesi desteği uygulaması 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri münhasıran yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik Ar-Ge harcamalarının, kazancın tespitinde Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Madde 3/A indirim konusu yapılması, ayrıca bu harcamaların aktifleştirilmek suretiyle amortisman yoluyla itfa edilmesi, bir iktisadi kıymet oluşmaması hâlinde ise doğrudan gider yazılması Hakkında Kanun 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Madde 6 Madde uyarınca yapılacak aktarımların, katma değer vergisi ve damga vergisi dahil her türlü vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerden istisna olması Kanunu 5894 sayılı Türkiye Futbol Türkiye’de FIFA, UEFA ve TFF himayesinde gerçekleştirilen müsabakalar ile bu Kanun kapsamında organize edilen müsabakalardan elde edilecek gelirler ve TFF’nin diğer tüm Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Madde 11 gelirlerin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Hakkında Kanun Genel Müdürlüğün mevzuat kapsamındaki görevleri dolayısıyla yapacağı işlemler yönünden, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi hariç, her türlü vergi, resim, harç ve paydan, tapu ve kadastro işlemlerinden kaynaklanan her türlü döner sermaye ücretinden muaf olması 6001 sayılı Karayolları Genel Genel Müdürlüğe, mevzuatla verilen görevlerin ifası için gerekli olup Genel Müdürlükçe satın alınan veya ithal edilen binek araçları hariç, motorlu vasıtalarla, motorlu, motorsuz Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Madde 12 makine, cihaz, araç-gereç ile bunların yedek parçaları ve lastiklerinin katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi hariç her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Kanun Genel Müdürlüğün gelirlerinin vergiden müstesna olması Bu istisnanın, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yapılan kesintileri kapsamaması 6001 sayılı Karayolları Genel Madde kapsamında İşletme hakkının ilgili şirkete devrine ilişkin düzenlenecek sözleşmelerin damga vergisinden, yapılacak intikal işlemlerinin veraset ve intikal vergisinden Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Madde 29 müstesna olması Kanun 6093 sayılı Türkiye Yazma Eserler Başkanlık tarafından yapılan bütün işlemler ve düzenlenen kâğıtların damga vergisi ve harçtan müstesna olması Kurumu Başkanlığının Muafiyetlerine Madde 13 Başkanlığın, taraf olduğu davalarda ve icra takiplerinde yargı harçlarından ve teminat yatırma mükellefiyetinden muaf olması İlişkin Kanun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Madde 206 Maddede yer alan hükümler dairesinde noterlerce düzenlenecek olan senetler için ilgilisinden harç, vergi ve değerli kâğıt bedeli alınmaması Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Madde 265 Tanığa ödenmesi gereken ücret ve giderlerin hiçbir vergi, resim ve harca tabi olmaması Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Madde 336 Adli yardım talebine ilişkin evrağın her türlü harç ve vergiden muaf olması Kanunu 6107 sayılı İller Bankası Anonim Bankanın 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu uyarınca resmî daire olarak tanımlanan kurum ve kuruluşlar adına yapacağı ihalelere ilişkin düzenlenen kâğıtlara Madde 13 Şirketi Hakkında Kanun ait damga vergisinden muaf olması 6107 sayılı İller Bankası Anonim Geçici Madde 3 Bu Kanun çerçevesinde yapılacak devir, tescil ve kayıt işlemleri ile bu işlemlere ilişkin olarak düzenlenecek kâğıtların her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Şirketi Hakkında Kanun 6111 İstanbul Sismik Riskin İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi (İSMEP) kapsamında, İstanbul Valiliğine bağlı olarak faaliyet gösteren İstanbul Proje Koordinasyon birimine Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Geçici Madde 16 yapılacak teslim ve hizmetlerin, finansmanı yabancı devletler, uluslar arası kurum ve kuruluşlarca karşılanmak şartıyla 31/12/2025 tarihine kadar katma değer vergisinden istisna Projesi (İSMEP) Kapsamında olması Yapılacak Teslim ve Hizmetler Türkiye Büyük Millet Meclisi 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve ‒ 146 ‒ Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okul ve kurum müdürlükleri ile sınav koordinatörlüklerinin bu fıkra kapsamındaki mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeleri nedeniyle düzenledikleri Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Madde 6 kâğıtların damga vergisinden istisna olması Hakkında Kanun Madde kapsamındaki kayıt ve belgeler ile 442 sayılı Kanunun 74 üncü maddesine göre görevlendirilen güvenlik korucuları ile köy veya mahalle muhtarları ve belediye 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Madde 7 başkanlarının edinecekleri en fazla bir adet silaha ait taşıma veya bulundurmaya yetki veren kayıt ve belgelerin her türlü resim, vergi ve harçtan muaf olması ile Diğer Aletler Hakkında Kanun Ayrıca, bu Kanun hükümlerine göre armağan edilen silahlar için kişilere bulundurma veya taşıma izni veren kayıt ve belgelerin, her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Ek Madde 8 Bu madde kapsamındaki silahlar ile ilgili muamelelerin her türlü vergi, resim, harç ve resmi kuruluşlara ait ardiye ücretinden muaf olması ile Diğer Aletler Hakkında Kanun 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Madde 60 İcra tetkik mercii hakimi tarafından verilen hapsen tazyik kararlarının her türlü harç ve resimden muaf olması Usulü Hakkında Kanun (Sıra Sayısı: 226) Genel Müdürlüğün 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan, bu Kanunda belirtilen görevleri kapsamında düzenlenen kâğıtlar sebebiyle damga 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel vergisinden ve tapu ve kadastro işlemlerinden kaynaklanan döner sermaye hizmet bedellerinden muaf olması Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Madde 49 Genel Müdürlüğün gelirlerinin vergiden müstesna olması Hakkında Kanun Bu istisnanın 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yapılan kesintileri kapsamaması 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Ek Madde 1 Madde kapsamındaki devir işlemlerinin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Hakkında Kanun Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri projelerinin uygulanması esnasında, tapuya kayıtlı olup tescile esas belgesine aykırılığı tespit edilen hisse hataları ile 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8 inci maddesi hükümlerine tabi olmayan iştirak halinde mülkiyet olarak tescilli parsellerin paylı mülkiyete 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel dönüştürülmesi işlemlerinin DSİ veya proje idaresi tarafından resen düzelmesi işlemlerinin her türlü gider, vergi, resim ve harçtan müstesna olması Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Ek Madde 9 DSİ veya proje idaresi gerekli hallerde asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki tarımsal arazileri toplulaştırabilir veya bu madde kapsamında değerlendirmek üzere Hakkında Kanun kamulaştırabilir.Bu maksatla yapılan kamulaştırma ve satımlara konu olan işlemlerin harçlardan, bu işlemlerle ilgili olarak düzenlenecek kâğıtların damga vergisinden müstesna olması 6207 sayılı Avukatlar Yardımlaşma Madde 2 Sandıkların varidat ve masrafları ile bütün muamelelerinin her türlü vergi ve resimlerden muaf olması Kanunu Bu kanunla yapılacak işler için lüzumlu makine ve aletlerle her türlü inşaat malzemesi şantiye sahası içinde veya dışında olup şantiyeye, Denizcilik Bankası, İktisadi Devlet 6237 sayılı Limanlar İnşaatı Hakkında Madde 7 Taşekkülleri, özel idare ve belediyelere ait bulunan tesislerden faydalanılarak sahile çıkarıldığı veya yüklendiği takdirde bunlardan liman, iskele, rıhtım, resim ve ücretleriyle Kanun belediye, özel idare ve köy hükmi şahsiyetine ait vergi, resim, harç ve ücretler alınmaması 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Madde 14 Kanun kapsamında alınan bağış ve yardımların veraset ve intikal vergisinden müstesna olması Kanunu 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kanun kapsamındaki başvurular ile verilen kararların icra ve infazı için yapılan işlemlerden yargılama giderleri, harç, posta gideri ve benzeri hiçbir ad altında masraf alınmaması Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Madde 20 Kanunun 17 nci Maddesi uyarınca yapılan ödemelerin gelir vergisi ile veraset ve intikal vergisinden, bu ödemeler için düzenlenen kâğıtların damga vergisinden müstesna olması Dair Kanun 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Kanun hükümlerinin uygulanmasında yapılacak satış, tescil, devir, kayıt, terkin, düzeltme, ifraz, tevhit, cins değişikliği ve ipotek işlemleri ile bunlara bağlı ve tamamlayıcı nitelikteki Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Madde 10 işlemlerin veraset ve intikal vergisinden, harçlardan, bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kağıtların damga vergisinden ve genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerince alınan Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile ücretlerden muaf olması Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamaların noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paraların banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna olması Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Madde 7 Kanun kapsamındaki iş, işlem ve uygulamaların, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi ve İdarenin, sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketleri tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun yürütülüyor olması halinde, bu şirketlerce yapılan iş, işlem ve uygulamalarda da bu fıkrada belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetlerinin uygulanması ‒ 147 ‒ 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Madde 27 Bu Kanuna göre düzenlenen kağıtların damga vergisinden, işlemlerin harçtan müstesna olması Kanunu Ajansın bu Kanun kapsamında yaptığı işlemler nedeniyle 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu ile 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu gereğince 6358 sayılı Expo 2016 Antalya Kanunu Madde 13 düzenlenen harçlardan ve katılım paylarından, bu işlemler nedeniyle düzenlenen kâğıtlarla ilgili olarak damga vergisinden muaf olması 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Bu Kanuna göre tüzel kişiliği kaldırılan köylerde, bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre alınması gereken Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe emlak vergisi ile 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca alınması gereken vergi, harç ve katılım paylarının 31/12/2025 tarihine kadar (bu tarih dâhil) Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Geçici Madde 1 alınmaması ve 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının üçüncü bendinin, 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci bendi Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik ile beşinci bendinin, 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının beşinci bendi hükümlerinin 31/12/2025 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uygulanmaya devam edilmesi. Bu yerlerde içme ve Yapılmasına Dair Kanun kullanma suları için alınacak ücretin 31/12/2025 tarihine kadar (bu tarih dâhil) en düşük tarifenin % 25’ini geçmeyecek şekilde belirlenmesi Finansal kiralama sözleşmelerinin bu sözleşmelerin devrine ve tadiline ilişkin kâğıtlar, finansal kiralama konusu malların teminine ilişkin kiralayan ve satıcı arasında 6361 sayılı Finansal Kiralama, düzenlenen sözleşmeler ile bunların teminatı amacıyla düzenlenen kâğıtların damga vergisinden, bu kâğıtlarla ilgili yapılacak işlemlerin (finansal kiralama konusu (Sıra Sayısı: 226) Faktoring, Finansman ve Tasarruf Madde 37 gayrimenkullerin kiralayanlar tarafından devir alınmasına ilişkin tapu işlemleri hariç) harçtan müstesna olması Finansman Şirketleri Kanunu Satıp geri kiralama yöntemi ile yapılan kiralama sözleşmeleri kapsamında kiralanan taşınmazların sözleşme süresi sonunda kiracı adına tapuya tescilinin tapu harcından müstesna olması 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Madde 50/A Tasfiyesine karar verilen tasarruf finansman şirketi ile ilgili olarak tasfiye komisyonu tarafından açılan dava, istinaf, temyiz ve takip gibi yargı süreçlerinin harçtan muaf olması Finansman Şirketleri Kanunu 6361 sayılı Finansal Kiralama, Bu madde kapsamında, mevcut tasarruf finansman sözleşmelerinin devrine ilişkin olarak devreden şirket, devralan şirket ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu arasında Faktoring, Finansman ve Tasarruf Geçici Madde 9 düzenlenen sözleşmeler ile devreden şirketteki sözleşmesini devralan şirkette devam ettirmek isteyen müşteri ile devralan şirket arasında düzenlenecek tasarruf finansman Finansman Şirketleri Kanunu sözleşmelerinin damga vergisinden istisna olması Yatırımcı Tazmin Merkezi’nin bu Kanun kapsamında yapacağı işlemlerin harçtan, düzenleyeceği kâğıtların damga vergisinden müstesna olması 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Madde 83 YTM’nin bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri dolayısıyla 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu açısından iktisadi işletme oluşmuş sayılmaması 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Madde 86 Yapılan işlemlerden tescili gerekli olanların YTM’nin talebi üzerine harca tabi olmaksızın tescil ve ilan olunması Kurulun her türlü harç ve teminattan muaf olarak gerekli tüm tedbirleri alması ile satılan kısmın karşılığı ve satışı yapılacak sermaye piyasası aracı için her türlü harç ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Madde 91 teminattan muaf olarak ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz istemeye yetkili olması 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Madde 92 Bu madde kapsamında Kurul tarafından açılan dava ve takipler ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde Kurulun her türlü harç ve teminattan muaf olması Bu Madde uyarınca Borsa İstanbul Anonim Şirketinin kuruluşu ve tescili ile esas sözleşmesinin hazırlanması, tescili ve ilanı kapsamında yapılacak işlemlerin harçtan, düzenleyeceği kâğıtların damga vergisinden müstesna olması 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Madde 138 Bu fıkranın İMKB den yapılacak devirleri konu edinmesi ve bu fıkra kapsamında yapılacak işlemlerin veraset ve intikal vergisinden, harçtan ve düzenlenecek kâğıtların damga vergisinden müstesna olması 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Geçici Madde 10 Bu Madde uyarınca yapılacak ödemelere ilişkin işlemler ve bu işlemlerle ilgili oluşturulacak kayıtlar ve düzenlenecek kâğıtların damga vergisinden müstesna olması 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Madde 5 Kanun kapsamında müracaatlara ilişkin düzenlenecek kâğıtların damga vergisinden, yapılacak işlemlerin harçlardan müstesna olması Hakkında Kanun 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Ödenmesine karar verilen tazminatın kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenmesi ve ödemeye ilişkin düzenlenecek kâğıtların damga Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Madde 7 vergisinden, yapılacak işlemlerin harçlardan müstesna olması Hakkında Kanun 6428 sayılı Sağlık Bakanlığınca Kamu Özel İş Birliği Modeli ile Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi ve Hizmet Bu Kanun kapsamında yapılacak yatırımlarla ilgili olarak yatırım dönemiyle sınırlı olmak kaydıyla, idare ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri arasında yapılacak her türlü iş ve Madde 9 Alınması ile Bazı Kanun ve Kanun işlemler ile düzenlenecek kâğıtların damga vergisi ile harçlardan müstesna olması Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Bu Kanun kapsamında organize toptan elektrik piyasalarında ve bu maddenin sekizinci fıkrası kapsamında EPİAŞ’ın faaliyet alanına dahil edilen doğalgaz dahil diğer enerji Türkiye Büyük Millet Meclisi 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Madde 11 piyasaları işlemleri ve emisyon ticareti hususunda EPİAŞ ve/veya iştirakleri bünyesinde yapılan işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtların damga vergisinden müstesna olması ‒ 148 ‒ DSİ tarafından, 26/6/2003 tarihinden itibaren yapılan ve ortak tesis yatırım bedeli geri ödemesi ihtiva etmeyen su kullanım hakkı ve işletme esaslarına ilişkin anlaşmalar ile ilgili 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Madde 25 olarak düzenlenen kağıtların damga vergisinden ve yapılan işlemlerin harçtan müstesna olması Üretim tesislerinin yatırım döneminde, üretim tesisleriyle ilgili yapılan işlemlerin harçtan ve düzenlenen kâğıtların damga vergisinden müstesna olması 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Geçici Madde 4 31/12/2020 tarihine kadar uygulanmak üzere, önlisans sahibi tüzel kişilerin, önlisansın geçerlilik süresi içerisinde bu önlisans kapsamında kuracağı üretim tesisleriyle ilgili yaptıkları işlemlerin harçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtların damga vergisinden müstesna olması Yenilenebilir enerji kaynakları veya yerli kömüre dayalı elektrik üretim tesisi kurulması amacıyla yapılmış Devir Sözleşmeleri ve Elektrik Satış Anlaşmaları kapsamındaki hak ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Geçici Madde 26 yükümlülükler için öngörülen süreler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz altı ay süreyle uzatılmakta ve bu süre içerisinde talepte bulunulması hâlinde ilgili sözleşme/anlaşmaların (proje şirketi bünyesinde hisse devri de dahil) devredilmesi halinde damga vergisinden istisna olması (Sıra Sayısı: 226) 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Geçici Madde 31 Madde kapsamında yapılacak tescil işlemlerine ilişkin devir ve tashih işlemlerinin harçtan müstesna olması 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Madde 83 Mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma statüsü verilenlere düzenlenen kimlik belgelerinin harca tabi olmaması Koruma Kanunu 6461 sayılı Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Madde 7 Bu Madde kapsamındaki tescil, ifraz ve tevhit işlemleri ile ilgili düzenlenecek her türlü kâğıtların damga vergisinden ve yapılacak işlemlerin harçlardan müstesna olması Hakkında Kanun 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu Madde 9 Madde kapsamındaki görev sözleşmelerinin damga vergisi ve harçtan müstesna olması Türkiye Yeşilay Vakfının kurumlar vergisinden (iktisadi işletmeleri hariç), yapılacak bağış ve yardımlar sebebiyle veraset ve intikal vergisinden, her türlü muameleler dolayısıyla 6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375 sayılı düzenlenen kağıtların damga vergisinden, yapılan işlemlerin harçtan, müstesna olması Kanun Hükmünde Kararnamede Madde 33 Vakfa yapılacak nakdi bağış ve yardımların tamamının gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından beyannameleri üzerinde bildirilen gelir veya kazançtan indirilebilmesi. Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Vakfın Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara diğer kanunlarla tanınan vergi, harç ve diğer istisna ve imkânlardan aynen yararlanması 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu Madde 13 Bu madde kapsamında yapılan işlemlerin harçlardan, düzenlenen kâğıtların damga vergisinden müstesna olması 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Kanunun uygulanması kapsamında Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinden elde edilen kazançların kurumlar vergisinden müstesna olması, ücretlerde gelir vergi stopajı teşviki ve 5746 Geçici Madde 1 Desteklenmesine Dair Kanun sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunda yer alan Ar-Ge indirimi teşviklerinden yararlanılmasına ilişkin geçici madde düzenlemesi 6593 sayılı Ecnebi Devletlere Ankara'da Sefarethane ve Konsoloshane İnşa Etmek Üzere Madde 2 Kanuna göre belirlenen arsalar üzerine inşa olunacak sefarethane ve konsoloshanelerin tapuya tescillerinde harç ve resim alınmaması Meccanen Arsa Tahsisi Hakkında Kanun Vakfın Kurumlar vergisinden (iktisadi işletmeler ve iştirakler hariç),yapılan bağış ve yardımlar sebebiyle veraset ve intikal vergisinden,bu Kanunda sayılan faaliyetleri dolayısıyla 6721 sayılı Türkiye Maarif Vakfı Madde 5 yapılan işlemler yönünden harçlardan, bu kapsamda düzenlenen kâğıtlar nedeniyle damga vergisinden, sahip olduğu taşınmazları dolayısıyla emlak vergisinden muaf olması Kanunu Türkiye Maarif Vakfının Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara diğer kanunlarla tanınan vergi, resim ve harç istisnalarından yararlanması Bu Kanuna göre kurulan Şirket ve Türkiye Varlık Fonu ile Şirket veya Türkiye Varlık Fonu tarafından hakim hissedar olarak kurulacak şirketler ve alt fonlar gelir ve kurumlar vergisinden muaf olması 6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Şirket ve Türkiye Varlık Fonu ile Şirket veya Türkiye Varlık Fonu tarafından hakim hissedar olarak kurulacak şirketler ve alt fonların kuruluş ve tescil işlemleri ile esas Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması Madde 8 sözleşmesinin tescil ve ilan işlemleri de dâhil olmak üzere faaliyetleri kapsamında gerçekleştirdikleri işlemlerle ilgili düzenlenen tüm kâğıtların damga vergisinden, tüm iş ve ile Bazı Kanunlarda Değişiklik işlemlerinin her türlü harçtan, her ne nam adı altında olursa olsun nakden veya hesaben banka ve sigorta muameleleri vergisi mükelleflerine ödedikleri tutarlar ile her ne nam adı Yapılmasına Dair Kanun altında olursa olsun nakden veya hesaben lehe aldıkları paraların banka ve sigorta muameleleri vergisinden, her türlü kredi kullanım işlemlerinin kaynak kullanımını destekleme fonundan istisna olması 6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 8 inci maddede yapılan değişiklikle, Türkiye Varlık Fonu tarafından kurulacak şirket ve alt fonlara sağlanan muafiyet ve istisnaların, bu maddenin Geçici Madde 2 ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulmuş şirket ve alt fonlara da uygulanması Yapılmasına Dair Kanun 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi İle Bazı Kanun ve Madde 80 Proje Bazlı Yatırımların Desteklenmesi Kapsamında sağlanan vergisel teşvik ve destekler Kanun Hükmünde Kararnamelerde Türkiye Büyük Millet Meclisi Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ‒ 149 ‒ 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Madde 19 Rehin sözleşmesinin düzenlenmesi ile Sicilde tesis edilen işlemlerin vergi, resim, harç ve değerli kağıt bedelinden muaf olması Rehni Kanunu 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yürütülen şirketlerin açtıkları davaların harçtan muaf olması, Fon Kurulu kararıyla kurulan şirketin tesciline ilişkin vergi Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Madde 19 muafiyeti Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun 6831 sayılı Orman Kanunu Madde 68 Madde kapsamında tanımlanan hususi telefon hatları için hiçbir ücret, resim, vergi ve ruhsat parası verilmemesi 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Bu madde kapsamında trafik tescil kayıtları silinen motorlu taşıtların, adlarına tescil kaydı bulunanlar tarafından ilgili kurumlara teslimi ile il özel idarelerinin veya büyükşehir ve Bir Kanun Hükmünde Geçici Madde 1 belediyelerinin bu kapsamda teslim aldıkları hurda taşıtların satışından elde ettikleri kazançlar ve bu faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemlerin ve düzenlenen kağıtların her türlü (Sıra Sayısı: 226) Kararnamede Değişiklik Yapılmasına vergi, resim ve harçtan müstesna olması Dair Kanun 7060 sayılı Helal Akreditasyon Kurumun görevleriyle ilgili yaptığı faaliyetlerden elde ettiği gelirleri dolayısıyla kurumlar vergisi açısından iktisadi işletme oluşmuş sayılmaması Kurumu İle İlgili Bazı Düzenlemeler Madde 11 Kurum tarafından bu Kanun kapsamında yapılacak işlemlerin 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununda yer alan harçlardan, düzenlenecek kâğıtların damga vergisinden Hakkinda Kanun istisna olması 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Geçici Madde 2 Kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yürütülen şirketlerin, açtıkları davalarda harçtan muaf olması Yapılmasına Dair Kanun Türkiye Kalkınma Fonu ve bu Fonun bünyesinde oluşturulacak alt fonların kuruluş ve tescil işlemleri ile İç Tüzüğünün tescil ve ilan işlemleri de dâhil olmak üzere faaliyetleri 7147 sayılı Türkiye Kalkınma ve kapsamında gerçekleştirdikleri işlemlerle ilgili düzenlenen tüm kâğıtların damga vergisinden, tüm iş ve işlemlerin her türlü harçtan, her ne nam adı altında olursa olsun nakden Yatırım Bankası Anonim Şirketi veya hesaben banka ve sigorta muameleleri vergisi mükelleflerine ödedikleri tutarlar ile her ne nam adı altında olursa olsun nakden veya hesaben lehe aldıkları paraların banka Hakkında Kanun Madde 6 ve sigorta muameleleri vergisinden, her türlü kredi kullanım işlemlerinin kaynak kullanımını destekleme fonundan istisna olması Türkiye Kalkınma Fonu ile bu Fonun bünyesinde oluşturulacak alt fonların gelir ve kurumlar vergisinden muaf olması. Bu muafiyetin, bunların kazanç ve iratları üzerinden 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yapılacak vergi kesintilerini de kapsaması Bankanın kullandırdığı kredi işlemleri ile ilgili senetler, makbuzlar, taahhütname, mukavelename, kefaletname ve temliknameler, teminat ve kefalet mektupları, mektup ve telgraflar, dekontlar, münakale, tediye, irsal, teslim, tahsil emirleri ve her nevi kâğıtlar, kayıtlar, defterler, hesap hülasaları, kredi lehtarlarından Bankaca alınacak beyanname, 7147 sayılı Türkiye Kalkınma ve bilanço ve işletme hesabı hülasaları, menkul rehni ve gayrimenkul ipoteği işlemleri, bu şirketlerin Banka emrine tanzim edeceği senetler, reeskont senetlerinin; damga Yatırım Bankası Anonim Şirketi vergisinden, noter ve tapu harçlarından istisna olması Hakkında Kanun Madde 7 Bankanın amaçları doğrultusunda taşınmaz mal alım satımı ile açtığı kredilerin teminatını teşkil eden taşınır ve taşınmaz malların icrada, iflasta veya haricen satışında Banka üzerinde kalması hâlinde satış, devir ve intikal ile ilgili her türlü işlemler, girdiği ihalelerle ilgili işlemler, tahvil ihracı dâhil yurt dışından temin ettiği krediler ve bu kredilere ait işlemler, açılan kredilere mahsuben yapılan tahsilatlar, mahkemeler ve icra daireleri nezdinde açacağı dava, takip ve taleplerin; teminattan, damga, veraset ve intikal, banka ve sigorta muameleleri vergilerinden ve tüm harçlardan istisna olması İdarenin bu Kanunda ve ilgili mevzuatında sayılan faaliyetleri dolayısıyla yapılan işlemler yönünden 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu ile 26/5/1981 tarihli ve 2464 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Madde 7 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınan harçlardan ve harcamalara katılma paylarından, düzenlenen kâğıtlar yönünden damga vergisinden, kendisine yapılan bağış ve Kanun yardımlar nedeniyle veraset ve intikal vergisinden, sahip olduğu taşınmazlar dolayısıyla emlak vergisinden ve tapu ve kadastro döner sermaye hizmet bedelinden muaf olması Bu Kanun kapsamında kendilerine tanınan erteleme süreleri dikkate alınmak şartıyla askerlik yükümlülüğünü yerine getirmeyen öğrencilerin kayıtları askerlik hizmetini yerine 7179 sayılı Askere Alma Kanunu Madde 41 getirene kadar Bakanlığın talebi üzerine ilgili ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarınca geçici olarak dondurulur. Bu şekilde kayıtları dondurulanlardan herhangi bir harç veya öğrenim katkı payı alınmaması 7179 sayılı Askere Alma Kanunu Madde 47 Bu Kanun kapsamında ödenen tazminattan damga vergisi dışında herhangi bir vergi kesintisi yapılmaması 7183 sayılı Türkiye Turizm Tanıtım ve Madde 8 Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri nedeniyle düzenlenecek kâğıtlara ilişkin damga vergisinden muaf olması Geliştirme Ajansı Hakkında Kanun 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Bu kanunun uygulanması dolayısiyle taşınmaz malların alım, satım, ipotek, tapu - kadastro işlemleri, yeniden inşa edilecek veya onarılacaklarla ilgili ihale, sözleşme, ruhsatname Türkiye Büyük Millet Meclisi Madde 42 Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair ve sair işlemler ve bu kanundan faydalanacakların verecekleri beyanname, taahhütname ve yapacakları sözleşmelerin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması ‒ 150 ‒ Kanun 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Afetlerden zarar görenlere yapılacak bağış ve yardımların her türlü vergi, resim ve harcdan müstesna olması Madde 45 Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Afetlerden zarar görenlere tahsis edilmek üzere tertip edilen temsil, konser ve spor eğlencelerinin her türlü vergi, resim ve harctan muaf olması Kanun 6/2/2023 tarihinde meydana gelen depremler nedeniyle genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde depremlerin yol açtığı hasarların giderilmesi amacıyla uluslararası kuruluşlardan sağlanacak dış kredi ve hibelerle finanse edilecek projelerin uygulanması dolayısıyla taşınmaz malların alım, satım, ipotek, tapu-kadastro işlemleri, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir satın alınacak yahut yeniden inşa edilecek veya onarılacak taşınır ve taşınmaz mallarla ilgili ihale, sözleşme, ruhsatname ve sair işlemler, yapım işleri ve altyapı ile ilgili her türlü Afetler Dolayısiyle Alınacak belediye işlemleri ve bu uygulamadan faydalanacakların verecekleri beyanname, taahhütname ve yapacakları sözleşmelerin her türlü vergi, resim, katılma payı, ücret ve harçtan Geçici Madde 27 Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair müstesna olması Kanun 6/2/2023 tarihinde meydana gelen depremler nedeniyle genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde depremlerin yol açtığı hasarların giderilmesi amacıyla yürütülen ulusal ve uluslararası projeler kapsamında Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığınca İthal edilen malların gümrük vergisi ve bu vergi ile birlikte alınan her türlü vergi, resim, harç, fon ve diğer mali mükellefiyetlerden müstesna olması (Sıra Sayısı: 226) Türkiye Çevre Ajansının yapılan bağış ve yardımlar sebebiyle veraset ve intikal vergisinden,faaliyetleri dolayısıyla yaptığı işlemler yönünden harçlardan, bu kapsamda 7261 sayılı Türkiye Çevre Ajansının Madde 9 düzenlenen kâğıtlar nedeniyle damga vergisinden, kiraya verilmemek şartıyla sahip olduğu taşınmazları dolayısıyla emlak vergisinden,tapu ve kadastro işlemleri bakımından Kurulması Hakkında Kanun döner sermaye hizmet bedelinden, her türlü dava ve icra işleminde teminat yatırma mükellefiyetlerinden muaf olması 7330 sayılı Makine ve Kimya Madde kapsamındaki her türlü devir, temlik ve intikallerin veraset ve intikal vergisinden, yapılacak işlemlerin harçlardan ve bu işlemlerle ilgili düzenlenecek her türlü sözleşme, Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Geçici Madde 2 protokol ve kâğıtların damga vergisinden müstesna olması Kanun Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurumda 657 sayılı Kanuna tabi olarak görev yapan Kurum personeline; 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 11 inci 7381 sayılı Nükleer Düzenleme Madde 22 maddesi uyarınca belirlenmiş emsali personele mali ve sosyal haklar kapsamında yapılan ödemeler aynı usul ve esaslar çerçevesinde ödenir. Emsali personele yapılan Kanunu ödemelerden vergi ve diğer yasal kesintilere tabi olmayanların bu Kanuna göre de vergi ve diğer kesintilere tabi olmaması 7381 sayılı Nükleer Düzenleme Madde 23 NÜTED A.Ş. (NÜTED Nükleer Teknik Destek Anonim Şirketi) ile Nükleer Düzenleme Kurumu arasında düzenlenecek sözleşmelerin damga vergisinden müstesna olması Kanunu Faaliyetler kapsamında elde edilen kazançların %75’i kurumlar vergisi matrahının tespitinde, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından indirilmesi, İşlemler ile bu işlemler nedeniyle lehe alınan paraların banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna olması, 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Faaliyetlere ilişkin işlemlerin her türlü harçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtların damga vergisinden müstesna olması, Madde 6 Kanunu Katılımcı belgesi almış finansal kuruluşların İFM’de istihdam ettikleri personele ödenen aylık ücretin gerçek safi değerinin; yurt dışında en az beş yıllık mesleki tecrübeye sahip kişilerde %60’ı, yurt dışında en az on yıllık mesleki tecrübeye sahip kişilerde ise %80’i gelir vergisinden müstesna olması, İFM’de yer alan taşınmazların kiralanmasına dair işlemlerin her türlü harçtan ve bu işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtların damga vergisinden müstesna olması, En az üç ülkede aktif olarak faaliyet gösteren katılımcıların bölgesel hazine ve finansal yönetim merkezleri hakkında da bu madde hükümlerinin uygulanması 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan %75 oranının, kurumların 2022 ila 2031 yılları vergilendirme dönemlerine ait kurum kazançları için %100 olarak 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi uygulanması Geçici Madde 1 Kanunu Katılımcı belgesi almış finansal kuruluşların İFM’de bulunan merkez ve şubelerinden, 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken finansal faaliyet harçlarının, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren beş yıl süreyle alınmaması 7420 sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Geçici Madde 2 Madde kapsamında icra takibinden vazgeçilen alacaklar için icra takibinden vazgeçme harcı alınmaması Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 7420 sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Madde kapsamında alacaklı kuruluşlar tarafından tahsil edilen tutarlar nedeniyle lehe alınan paraların banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna olması, tasfiye edilen Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Geçici Madde 3 alacaklar için 5411 sayılı Kanunun 143 üncü maddesinin altıncı fıkrasında yer alan istisna düzenlemesi kapsamındaki 492 sayılı Kanuna göre alınması gereken icra tahsil harcı Kararnamelerde Değişiklik ve vazgeçmeye ilişkin harç ile 2548 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde düzenlenen harç alınmaması Yapılmasına Dair Kanun 7429 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Geçici Madde 1 Madde kapsamında belirtilen elektrik tüketiminden kaynaklanan alacakların terkin edilmesi işlemlerine yönelik harç istisnası Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Vakfın kanunda sayılan faaliyetleri dolayısıyla yapılan işlemler yönünden harçlardan, bu kapsamda düzenlenen kâğıtlar nedeniyle damga vergisinden, kiraya verilmemek şartıyla 7430 sayılı Antalya Diplomasi Forumu Madde 6 sahip olduğu taşınmazları dolayısıyla emlak vergisinden muaf olması. Vakfın, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara diğer kanunlarla tanınan vergi, resim ve harç Vakfı Kanunu istisnalarından yararlanması ve Vakfa yapılacak bağış ve yardımların, bildirilecek gelirlerden veya kurum kazancından indirilebilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığın, bu Kanunda ve ilgili mevzuatında sayılan faaliyetleri dolayısıyla yapılan işlemler yönünden 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu ile 26/5/1981 tarihli ve 2464 ‒ 151 ‒ sayılı Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınan harçlardan ve harcamalara katılma paylarından, düzenlenen kâğıtlar yönünden damga vergisinden, kendisine yapılan bağış ve 7432 sayılı Uludağ Alanı Hakkında Madde 8 yardımlar nedeniyle veraset ve intikal vergisinden, sahip olduğu taşınmazlar dolayısıyla emlak vergisinden ve tapu ve kadastro döner sermaye hizmet bedelinden muaf olması Kanun Başkanlığa yapılan her türlü nakdî ve ayni bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamalarının tamamının gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla beyan edilen gelirden veya kurum kazancından indirilebilmesi Vakfın bu Kanunda sayılan faaliyetleri dolayısıyla yapılan işlemler yönünden harçlardan, bu kapsamda düzenlenen kâğıtlar nedeniyle damga vergisinden, sahip olduğu 7439 sayılı Türk Arkeoloji ve Kültürel taşınmazlar dolayısıyla emlak vergisinden muaf olması Madde 7 Miras Vakfı Kanunu Vakfın diğer kanunlarla Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara sağlanan tüm hükümlerden yararlanması Vakfa yapılacak bağış ve yardımların gelirlerden veya kurum kazancından indirilebilmesi 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Madde 9/13 Bu fıkranın (d) bendi kapsamında icra takibinden vazgeçilen alacaklar için sağlanan harç istisnaları Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Sıra Sayısı: 226) 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden 6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinde meydana gelen depremler nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde sağlanan gelir ve damga vergisi ile veraset ve intikal vergisi Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Madde 10/21 istisnası Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Tutulması ve tasdiki zorunlu defterler ile kullanmak mecburiyetinde bulunduğu belgeleri Kahramanmaraş İlinde meydana gelen depremler nedeniyle zayi olan mükelleflerin yeni Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Madde 10/22 defterlerin tasdiki işleminden noter harcı ve noterlik ücretinin alınmaması Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda 6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinde meydana gelen depremler nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde ticaret sicil harçları ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde Madde 10/23 Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun yayımlanacak ilanlardan ilan ücreti alınmaması 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden 6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinde meydana gelen depremler nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde faaliyet gösteren ve depremden zarar gören esnaf ve Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Madde 10/24 sanatkârlara ilişkin olarak; aynı il sınırları içindeki tescil, tadil ve terkin işlemleri ile sicil tasdiknamesinden 31/7/2023 tarihine kadar anılan Kanunda öngörülen harç, herhangi bir Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ücret ve gerçekleştirilen tescil, tadil ve terkin işlemlerine ilişkin Esnaf ve Sanatkârlar Sicil Gazetesinde yayımlanacak ilanlardan ilan ücreti alınmaması 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden 6/2/2023 tarihinde Kahramanmaraş İlinde meydana gelen depremler nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde, depremlerde yıkılan veya ağır ya da orta hasarlı binalara ve Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Madde 10/26 ağır hasar görerek kullanılamaz duruma gelen taşıtlara ilişkin olup 6/2/2023 tarihinden önce tahakkuk eden ve ödenmemiş bulunan emlâk vergisi, taşınmaz kültür varlıklarının Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun korunmasına katkı payı, çevre temizlik vergisi ve motorlu taşıtlar vergisi ile bu alacaklara ilişkin vergi cezası, gecikme faizi, gecikme zammının terkin edilmesi 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden 8/4/1929 tarihli ve 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına girenler ile söz konusu maddenin Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Madde 10/28 yürürlüğe girdiği tarihten bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre içinde anılan maddede belirtilen nedenlerle haklarında borç takibi yapılanlar veya yapılması Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gerekenlerin, bu fıkra kapsamında düzenlenen yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedinin damga vergisi ve noter harcından müstesna olması Afet Yeniden İmar Fonunun, kurumlar vergisinden muaf olması. Fonun bu Kanunda sayılan görevleriyle ilgili faaliyetlerinden elde ettiği gelirleri dolayısıyla iktisadi işletme oluşmuş sayılmaması. Bu muafiyetin, Fonun kazanç ve iratları üzerinden 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu 7441 sayılı Afet Yeniden İmar Fonunun uyarınca yapılacak vergi kesintilerini de kapsaması Madde 7 Kurulması Hakkında Kanun Fonun faaliyetleri dolayısıyla yapılan işlemler ve düzenlenen kağıtların damga vergisi ve harçlardan, Fona yapılan bağış ve yardımların veraset ve intikal vergisinden, Fonun faaliyetleri ile ilgili işlemlerin banka ve sigorta muameleleri vergisinden ve Kaynak Kullanımını Destekleme Fonuna yapılacak kesintilerden müstesna olması Fona yapılan nakdî bağış ve yardımların tamamının, beyan edilen gelirden veya kurum kazancından indirilebilmesi 7456 sayılı 6/2/2023 Tarihinde Meydana Gelen Depremlerin Yol Açtığı Ekonomik Kayıpların Telafisi İçin Ek 197 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan istisnaların, ek motorlu taşıtlar vergisi için de uygulanması.mücbir sebep hâli ilan edilen yerlerde; deprem tarihi itibarıyla kayıt ve Motorlu Taşıtlar Vergisi İhdası ile Bazı Madde 1 tescilli olan taşıtların, deprem nedeniyle yıkılan veya ağır ya da orta hasarlı hâle gelen binaların maliklerine ait taşıtların, depremlerde ağır hasar görerek kullanılamaz duruma Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun gelen taşıtlar ile deprem nedeniyle eşi veya birinci derece kan hısımlarından birini kaybeden mükelleflere ait taşıtların ek motorlu taşıtlar vergisinden müstesna olması Hükmünde Kararnamede Değişiklik Türkiye Büyük Millet Meclisi Yapılması Hakkında Kanun ‒ 152 ‒ 7462 sayılı Ereğli Demir ve Çelik 6830 sayılı kanuna istinaden Türkiye Demir ve Çelik İşletmeleri Umum Müdürlüğü tarafından yapılacak istimlaklerle iktisap edilmiş olan gayrimenkullerin bu şirkete devri halinde Fabrikaları Türk Anonim Şirketi Madde 7 istimlak gayesi sakıt olmaması ve gerek istimlak yoluyle gerek sair suretle edinilen gayrimenkullerin şirkete devir muamelesinin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Kanunu Şirketin kuruluş safhasına ait iştirak taahhütnameleri,kurucular mukavelesi ile Esas Mukavelenamenin tanzim, tasdik, tescil ve ilanı, hisse senedi ve tahvilleri harç,damga resmi ve belediye ilan resmi ile şirket ticaret ve sanayi odaları kaydiye ücretlerinden muaf olması 7462 sayılı Ereğli Demir ve Çelik Bu madde kapsamında ithal olunacak makina, teçhizat, malzeme ve bunların aksam ve teferruatının projelerine uygunluğu ve ihtiyaca yeter derecede bulunduğu Maliye, Gümrük Fabrikaları Türk Anonim Şirketi Madde 8 ve İnhisarlar ve Sanayi Vekaletlerince müştereken kabul ve tasdik edilmek şartiyle her türlü ithal vergi ve resimleri (Damga Resmi dahil) ile belediye hissesinden muaf olması Kanunu Maddenin (d) fıkrası kapsamında akdolunacak mukavele ve anlaşmalar sair mutabakat ve bağlantılar ile bunlara müsteniden tanzim olunacak bonolar, senetler, diğer kıymetli evrak ve sair bilcümle vesaiğin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması Fonun, kurumlar vergisinden muaf olması. Fonun bu Kanunda sayılan görevleriyle ilgili faaliyetlerinden elde ettiği gelirleri dolayısıyla iktisadi işletme oluşmuş sayılmaması. Bu muafiyeint, Fonun kazanç ve iratları üzerinden 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca (Sıra Sayısı: 226) yapılacak vergi kesintilerini de kapsaması 7474 sayılı Aile ve Gençlik Fonu Fonun damga vergisi ve harçlardan muaf olması. Fona yapılan bağış ve yardımların veraset ve intikal vergisinden, Fonun kaynaklarından yararlanıcılara aktarılan tutarlar Madde 6 Kurulması Hakkında Kanun dolayısıyla bankalar ve finansman şirketleri tarafından tahsil edilen faiz tutarları ile kar paylarının banka ve sigorta muameleleri vergisinden ve Kaynak Kullanımını Destekleme Fonuna yapılacak kesintilerden müstesna olması Fona yapılan nakdî bağış ve yardımların tamamının, 193 sayılı Kanun ile 5520 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde, gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla beyan edilen gelirden veya kurum kazancından indirilebilmesi 1) Vakfın, a) Yapılacak bağış ve yardımlar sebebiyle veraset ve intikal vergisinden, b) Sahip olduğu ve olacağı taşınmaz mallar bakımından her türlü tapu harçları ile emlak vergisi ve taşınmazlara bağlı her türlü resim ve harçlardan, 7512 sayılı Dışişleri Teşkilatını Madde 7 muaf olması Güçlendirme Vakfı Kanunu (2) Vakfa yapılacak bağış ve yardımların; 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde, gelir ve kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla bildirilecek gelirlerden veya kurum kazancından indirilebilmesi Siber Güvenlik Başkanlığının ihtiyaçları kapsamında yurt dışından ithalat veya hibe yoluyla sağlanacak her türlü malzeme, araç, gereç, makine, cihaz ve sistemleri ve bunların araştırma, geliştirme, eğitim, üretim, modernizasyon ve yazılımı ile yapım, bakım ve onarımlarında kullanılacak yedek parçalar, hammadde malzeme ile bedelsiz olarak dış 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu Madde 15 kaynaklardan alınan yardım malzemeleri nedeniyle yapılacak işlemlerin gümrük vergisinden, fon ve resimlerden, harçlardan, bu işlemler nedeniyle düzenlenen kâğıtların damga vergisinden istisna olması. Bu istisnanın, Başkanlık adına yurt dışına onarım, modernizasyon, bakım, mahrece iade, değişim maksadıyla kati çıkış, geçici çıkış, bedelsiz ithalat ve giriş işlemlerinde de uygulanması Türkiye Büyük Millet Meclisi ‒ 153 ‒ (Sıra Sayısı: 226) . VERGİ TÜRLERİ İTİBARIYLA TOPLAM VERGİ HARCAMASI TAHMİNLERİ (TL) KANUN ADI 2026 2027 2028 GELİR VERGİSİ KANUNU 1.728.957.115.474 1.882.839.142.580 2.059.762.527.979 KURUMLAR VERGİSİ KANUNU 768.068.934.548 780.158.084.236 800.668.477.979 KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU 728.590.829.514 815.515.203.585 899.093.185.619 ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ KANUNU 91.717.768.724 103.333.009.888 114.608.905.193 DİĞER KANUNLAR 279.805.353.569 297.985.080.933 313.575.531.323 TOPLAM 3.597.140.001.829 3.879.830.521.222 4.187.708.628.093 (*) AÇIKLAMA: Vergi harcaması kavramı; en genel anlamda "devletlerin gelir toplamını azaltan, standart vergi sisteminden ayrılan ayrıcalıklar veya istisna ve muafiyetler" olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda; bazı indirim, istisna ve muafiyetler, standart vergi sisteminin unsurları olmaları nedeniyle vergi harcaması kapsamı dışında tutulabilmektedir. Yukarıdaki liste, vergi sistemimizdeki gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi, özel tüketim vergisi ve diğer bazı kanunlarda Türkiye Büyük Millet Meclisi potansiyel olarak vergi harcaması niteliği taşıdığı düşünülen düzenlemeleri içermektedir. "Standart vergi sistemine" ilişkin varsayımlara göre bu listedeki unsurların ‒ 154 ‒ değişebileceği kaçınılmazdır. Vergi harcamalarına ilişkin yukarıda yer alan tutarlar, mevcut veri seti kullanılmak suretiyle "vazgeçilen gelir" yöntemiyle tahmin edilmiş olup, herhangi bir veri temin edilemeyenler hesaplama dışında tutulmuştur. Öte yandan veri teminindeki artışlara paralel olarak vergi harcaması tahminlerinin de değişeceği tabiidir. (Sıra Sayısı: 226) ‒ 155 ‒ ̶ b ̶ 5018 SAYILI KANUNA EKLİ (II) SAYILI CETVELDE YER ALAN ÖZEL BÜTÇELİ İDARELER İLE (III) SAYILI CETVELDE YER ALAN DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUMLARIN (2026-2028) DÖNEMİ GELİR VE NET FİNANSMAN TABLOLARI (ÖZET TABLO) Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 157 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 158 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 159 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 160 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 161 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 162 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 163 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 164 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 165 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 166 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 167 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 168 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 169 ‒ ̶ 5 ̶ C - CETVELİ MERKEZİ YÖNETİM KAPSAMINDAKİ KAMU İDARELERİ GELİRLERİNE DAYANAK TEŞKİL EDEN TEMEL HÜKÜMLER Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . C – CETVELİ MERKEZİ YÖNETİM KAPSAMINDAKİ KAMU İDARELERİ GELİRLERİNİN DAYANDIĞI TEMEL HÜKÜMLER (I) Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 10.02.1913 9 Ameliyatı İskaiye İşletme Kanunu Muvakkatı Kanun 29.11.1920 66 İstiklal Madalyası Kanunu Kanun 4.02.1924 406 Telgraf ve Telefon Kanunu Kanun 18.03.1924 442 Köy Kanunu Kanun 14.04.1925 618 Limanlar Kanunu Kanun 22.04.1925 657 Harita Genel Müdürlüğü ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 10.04.1926 805 İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun Kanun 19.04.1926 815 Türkiye Sahillerinde Nakliyatı Bahriye (Kabotaj) ve Limanlarla Kara Suları Dahilinde İcrayı San'at ve Ticaret Hakkında Kanun Kanun 27.01.1927 968 Milli Matbaa Tahsisatının Mütedavil Sermaye Halinde İstimaline Dair Kanun Kanun 2.03.1927 984 Ecza Ticarethaneleriyle Sanat ve Ziraat İşlerinde Kullanılan Zehirli ve Müessir Kimyevi Maddelerin Satıldığı Dükkanlara Mahsus Kanun Kanun 19.03.1927 992 Seriri Taharriyat ve Tahlilat Yapılan ve Masli Teamüller Aranılan Umuma Mahsus Bakteriyoloji ve Kimya Laboratuvarları Kanunu Kanun 21.06.1927 1117 Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu Kanun 11.04.1928 1219 Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun Kanun 14.05.1928 1262 İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu Kanun 20.02.1930 1567 Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun Kanun 24.04.1930 1593 Umumi Hıfzıssıhha Kanunu Kanun 15.05.1930 1608 Umuru Belediyeye Müteallik Ahkâmı Cezaiye Hakkında 16 Nisan 1340 Tarih ve 486 Numaralı Kanunun Bazı Maddelerini Muaddil Kanun Kanun 10.06.1930 1705 Ticarette Tağşişin Men'i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 22.05.1930 1632 Askeri Ceza Kanunu ‒ 171 ‒ Kanun 9.06.1932 2004 İcra ve İflas Kanunu Kanun 24.05.1933 2219 Hususi Hastaneler Kanunu Kanun 12.06.1933 2308 Şirketlerin Müruru Zamana Uğrayan Kupon Tahvilat ve Hisse Senedi Bedellerinin Hazineye İntikalı Hakkında Kanun Kanun 12.06.1933 2313 Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun Kanun 30.06.1934 2548 Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkümlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun Kanun 4.07.1934 2559 Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu Kanun 22.12.1934 2644 Tapu Kanunu Kanun 27.01.1936 2903 Pamuk Islahı Kanunu Kanun 11.06.1936 3039 Çeltik Ekimi Kanunu Kanun 19.04.1937 3153 Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun Nizamname 2.06.1937 2/6738 Orman Nizamnamesi (Sıra Sayısı: 226) Kanun 4.06.1937 3201 Emniyet Teşkilat Kanunu Kanun 17.12.1937 3284 Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun Kanun 17.06.1938 3458 Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun Kanun 20.06.1938 3468 Pul ve Kıymetli Kağıtların Bayiler ve Memurlar Vasıtasiyle Sattırılmasına ve Bunlara Satış Aidatı Verilmesine Dair Kanun Kanun 26.01.1939 3573 Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun Kanun 7.06.1939 3634 Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 26.06.1939 3653 Yalova Termal Kaplıcalarının İdaresi ve İşletilmesi Hakkında Kanun Kanun 5.07.1939 3670 Milli Piyango Teşkiline Dair Kanun Kanun 10.07.1940 3894 Denizde Zabt ve Müsadere Kanunu Kanun 2.07.1941 4081 Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun Kanun 8.06.1942 4250 İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu Kanun 13.01.1943 4357 Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İctimai Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun Kanun 7.08.1944 4654 Memleket İçi Düşmana Karşı Silahlı Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu Kanun 10.06.1946 4922 Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanun Kanun 19.02.1947 5016 Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak için Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanun Kanun 8.06.1949 5434 Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu Kanun 10.06.1949 5441 Devlet Tiyatroları Personeli Hakkında Kanun Kanun 15.07.1950 5681 Matbaalar Kanunu Kanun 15.07.1950 5682 Pasaport Kanunu Kanun 5.12.1951 5846 Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Kanun 13.06.1952 5953 Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun Kanun 2.07.1953 6095 Kuzey Atlantik Andlaşması Teşkilatı Müşterek Enfrastrüktür Programı Gereğince Türkiye'de Yapılacak İnşa ve Tesis İşlerine Dair Kanun Kanun 10.07.1953 6132 At Yarışları Hakkında Kanun Kanun 10.07.1953 6136 Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun Kanun 21.07.1953 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Kanun 18.12.1953 6197 Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun Kanun 18.12.1953 6200 Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 21.12.1953 6207 Avukatlar Yardımlaşma Kanunu ‒ 172 ‒ Kanun 11.01.1954 6219 Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı Kanunu Kanun 27.01.1954 6237 Limanlar İnşaatı Hakkında Kanun Kanun 10.02.1954 6245 Harcırah Kanunu Kanun 25.02.1954 6283 Hemşirelik Kanunu Kanun 2.03.1954 6301 Öğle Dinlenmesi Kanunu Kanun 9.03.1954 6343 Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun Kanun 13.07.1956 6802 Gider Vergileri Kanunu Kanun 31.08.1956 6831 Orman Kanunu Kanun 17.04.1957 6948 Sanayi Sicili Kanunu Kanun 15.05.1957 6964 Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanunu Kanun 9.06.1958 7126 Sivil Savunma Kanunu Kanun 11.02.1959 7201 Tebligat Kanunu (Sıra Sayısı: 226) Kanun 29.04.1959 7258 Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun Kanun 15.05.1959 7269 Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun Kanun 8.06.1959 7338 Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Kanun 4.01.1960 7402 Sıtmanın İmhası Hakkında Kanun Kanun 6.05.1960 7471 Türk Silahlı Kuvvetleri Giyecek ve Teçhizatı Kanununu Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 6.05.1960 7472 Ziraat Yüksek Mühendisliği Hakkında Kanun Kanun 9.05.1960 7478 Köy İçme Suları Hakkında Kanun Kanun 18.11.1960 132 Türk Standardları Enstitüsü ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 16.12.1960 167 Yeraltı Suları Hakkında Kanun Kanun 28.12.1960 189 Milli Savunma Bakanlığı İskan İhtiyaçları İçin Sarfiyat İcrası ve Bu Bakanlıkça Kullanılan Gayrimenkullerden Lüzumu Kalmıyanların Satılmasına Selahiyet Verilmesi Hakkında Kanun Kanun 31.12.1960 193 Gelir Vergisi Kanunu (G.V.K.) Kanun 4.01.1961 209 Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun Kanun 4.01.1961 211 Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu Kanun 4.01.1961 213 Vergi Usul Kanunu Kanun 5.01.1961 222 İlköğretim ve Eğitim Kanunu Kanun 05.01.1961 224 Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun Kanun 05.01.1961 237 Taşıt Kanunu Kanun 26.04.1961 298 Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun Kanun 16.08.1961 351 Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurt Hizmetleri Kanunu Kanun 18.02.1963 197 Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu Kanun 21.02.1963 210 Değerli Kağıtlar Kanunu Kanun 27.06.1963 261 İhracatı Geliştirmek Amacı ile Vergilerle İlgili Olarak Hükümetçe Alınacak Tedbirlere Dair Kanun Kanun 11.07.1963 269 Tahsis Edildikleri Gayelerde Kullanılmalarına İmkan veya Lüzum Kalmayan Harb Sefinelerinin Satılmasına Yetki Verilmesi Hakkında Kanun Kanun 17.07.1963 278 Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 25.10.1963 353 Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu Kanun 14.05.1964 474 Gümrük Giriş Tarife Cetveli Hakkında Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 1.07.1964 488 Damga Vergisi Kanunu ‒ 173 ‒ Kanun 2.07.1964 492 Harçlar Kanunu Kanun 14.07.1964 500 Kıbrıs'a Gönderilecek Türk Askeri Birliği Mensuplarının Aylık ve Ücretleriyle Çeşitli İstihkakları ve Birliğin Başka Giderleri Hakkında Kanun Kanun 17.07.1964 506 Sosyal Sigortalar Kanunu Kanun 22.06.1965 633 Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Kanun 23.06.1965 634 Kat Mülkiyeti Kanunu Kanun 14.07.1965 657 Devlet Memurları Kanunu Kanun 20.07.1966 775 Gecekondu Kanunu Kanun 20.04.1967 854 Deniz İş Kanunu Kanun 27.07.1967 926 Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu Kanun 13.12.1968 1072 Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanun Kanun 19.03.1969 1136 Avukatlık Kanunu Kanun 24.04.1969 1163 Kooperatifler Kanunu (Sıra Sayısı: 226) Kanun 29.04.1969 1164 Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun Kanun 14.01.1970 1211 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu Kanun 28.05.1970 1264 Madeni Ufaklık ve Hatıra Para Bastırılması Hakkında Kanun Kanun 29.07.1970 1319 Emlak Vergisi Kanunu Kanun 31.07.1970 1325 Askeri Okullar, Askeri Öğrenciler, Askeri Fabrikalar ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 22.03.1971 1380 Su Ürünleri Kanunu Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 2.09.1971 1479 Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu Kanun 18.01.1972 1512 Noterlik Kanunu Kanun 11.07.1972 1606 Bazı Dernek ve Kurumların Bazı Vergilerden, Bütün Harç ve Resimlerden Muaf Tutulmasına İlişkin Kanun Kanun 11.07.1972 1607 Yatılı Bölge ve Özel Eğitime Muhtaç Çocuklara Mahsus Okullarda Döner Sermaye Kurulmasına Dair Kanun Kanun 14.09.1972 1618 Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu Kanun 14.06.1973 1739 Milli Eğitim Temel Kanunu Kanun 26.06.1973 1774 Kimlik Bildirme Kanunu Kanun 1.07.1976 2022 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun Kanun 20.06.1977 2090 Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun Kanun 29.08.1977 2108 Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasası Kanun 19.06.1979 2252 Kültür Bakanlığı Döner Sermaye Kanunu Kanun 29.05.1979 2238 Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun Kanun 23.09.1980 2302 Atatürk'ün Doğumunun 100 üncü Yılının Kutlanması ve "Atatürk Kültür Merkezi Kurulması" Hakkında Kanun Kanun 1.04.1981 2443 Devlet Denetleme Kuruluna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 26.05.1981 2464 Belediye Gelirleri Kanunu Kanun 11.09.1981 2521 Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanun Kanun 4.11.1981 2547 Yükseköğretim Kanunu Kanun 6.11.1981 2548 Gemi Sağlık Resmi Kanunu Kanun 20.11.1981 2560 İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Kanun 6.01.1982 2576 Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun K.H.K 14.01.1982 35 Ödeme Güçlüğü İçinde Bulunan Bankerlerin İşlemleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 6.01.1982 2577 İdari Yargılama Usulü Kanunu ‒ 174 ‒ Kanun 14.01.1982 2581 Deniz Ticaret Filosunun Geliştirilmesi ve Gemi İnşa Tesislerinin Teşviki Hakkında Kanun Kanun 28.02.1982 2629 Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanunu Kanun 12.03.1982 2634 Turizmi Teşvik Kanunu Kanun 14.04.1982 2659 Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 20.05.1982 2674 Karasuları Kanunu Kanun 9.07.1982 2690 Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Kanun 9.07.1982 2692 Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu Kanun 11.08.1982 2698 Milli Eğitim Bakanlığı Okul Pansiyonları Kanunu Kanun 11.08.1982 2699 Umumi Mağazalar Kanunu Kanun 24.02.1983 2802 Hakimler ve Savcılar Kanunu Kanun 10.03.1983 2803 Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu Kanun 28.03.1983 2809 Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu (Sıra Sayısı: 226) Kanun 05.04.1983 2813 Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun Kuruluşuna İlişkin Kanun Kanun 22.04.1983 2820 Siyasi Partiler Kanunu Kanun 24.05.1983 2827 Nüfus Planlaması Hakkında Kanun Kanun 24.05.1983 2828 Sosyal Hizmetler Kanunu Kanun 10.06.1983 2839 Milletvekili Seçimi Kanunu Kanun 16.06.1983 2841 Zorunlu İlköğrenim Çağı Dışında Kalmış Okuma-Yazma Bilmeyen Vatandaşların, Okur-Yazar Duruma Getirilmesi veya Bunlara İlkokul Düzeyinde Eğitim-Öğretim Yaptırılması Hakkında Kanun Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 16.06.1983 2844 Fındık Üretiminin Planlanması ve Dikim Alanlarının Belirlenmesi Hakkında Kanun Kanun 23.06.1983 2860 Yardım Toplama Kanunu Kanun 21.07.1983 2863 Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu Kanun 25.07.1983 2866 Öğrencilerle İlgili Bazı Basılı Evrakın Milli Eğitim Bakanlığınca Hazırlanması, Bastırılması ve Satılması Hakkında Kanun Kanun 9.08.1983 2872 Çevre Kanunu Kanun 9.08.1983 2873 Milli Parklar Kanunu Kanun 11.08.1983 2876 Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanunu Kanun 8.09.1983 2886 Devlet İhale Kanunu Kanun 22.09.1983 2893 Türk Bayrağı Kanunu Kanun 6.10.1983 2911 Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu Kanun 11.10.1983 2914 Yükseköğretim Personel Kanunu Kanun 13.10.1983 2918 Karayolları Trafik Kanunu Kanun 14.10.1983 2920 Türk Sivil Havacılık Kanunu Kanun 17.10.1983 2925 Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu Kanun 25.10.1983 2935 Olağanüstü Hal Kanunu Kanun 1.11.1983 2937 Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu Kanun 04.11.1983 2941 Seferberlik ve Savaş Hali Kanunu Kanun 4.11.1983 2942 Kamulaştırma Kanunu Kanun 9.11.1983 2946 Kamu Konutları Kanunu Kanun 18.11.1983 2960 Boğaziçi Kanunu Kanun 18.01.1984 2972 Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 2.02.1984 2976 Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ‒ 175 ‒ Kanun 24.02.1984 2981 İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Kanun 24.02.1984 2982 Konut İnşaatında ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde Yapılacak Yatırımlarda Vergi, Resim ve Harç İstisna ve Muaflıkları Tanınması Hakkında Kanun Kanun 29.02.1984 2983 Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması Hakkında Kanun Kanun 2.03.1984 2985 Toplu Konut Kanunu K.H.K 8.06.1984 233 Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname K.H.K 8.06.1984 234 Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğüne Dair Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Kanun 27.09.1984 3046 Bakan Yardımcılarının Mali Hakları ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 9.10.1984 3054 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Divan Üyelerinin Temsil Ödenekleri ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Hesaplarını İnceleme Komisyonunca Seçilen Denetci Üyenin Ödeneği Hakkında Kanun Kanun 9.10.1984 3055 Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve Bakanların Ödenek ve Yollukları ile Temsil Ödenekleri Hakkında Kanun Kanun 25.10.1984 3065 Katma Değer Vergisi Kanunu Kanun 20.11.1984 3082 Kamu Yararının Zorunlu Kıldığı Hallerde, Kamu Hizmeti Niteliği Taşıyan Özel Teşebbüslerin Devletleştirilebilmesi Usul ve Esasları Hakkında Kanun Kanun 22.11.1984 3083 Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu (Sıra Sayısı: 226) Kanun 4.12.1984 3091 Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun Kanun 4.12.1984 3092 Çay Kanunu Kanun 4.12.1984 3093 Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu Kanun 4.12.1984 3095 Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun Kanun 4.12.1984 3096 Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun Kanun 6.12.1984 3100 Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanun Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 9.01.1985 3146 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Alanında Bazı Mali Hükümler Hakkında Kanun Kanun 14.02.1985 3152 İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu ile Yatırım ve Hizmetlerine İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 28.02.1985 3160 Emniyet Teşkilatı Uçuş ve Dalış Hizmetleri Tazminat Kanunu Kanun 3.05.1985 3194 İmar Kanunu Kanun 9.05.1985 3202 Köye Yönelik Hizmetler Hakkında Kanun Kanun 30.05.1985 3212 Silahlı Kuvvetler İhtiyaç Fazlası Mal ve Hizmetlerinin Satış, Hibe, Devir ve Elden Çıkarılması; Diğer Devletler Adına Yurt Dışı ve Yurt İçi Alımların Yapılması ve Eğitim Görecek Yabancı Personel Hakkında Kanun Kanun 4.06.1985 3213 Maden Kanunu Kanun 6.06.1985 3218 Serbest Bölgeler Kanunu Kanun 7.06.1985 3224 Türk Diş Hekimleri Birliği Kanunu Kanun 10.06.1985 3225 Milli Savunma Bakanlığı Döner Sermaye İşletmeleri Kanunu Kanun 10.06.1985 3230 Tanıtma Fonu Teşkili ile 11.7.1939 Tarihli ve 3670 Sayılı Milli Piyango Teşkiline Dair Kanunun 4 üncü Maddesine Bir Bent Eklenmesi Hakkında Kanun Kanun 31.10.1985 3234 Orman Genel Müdürlüğüne İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 07.11.1985 3238 Savunma Sanayii ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 08.01.1986 3254 Meteoroloji Hizmetleri Hakkında Kanun Kanun 11.02.1986 3259 İslam Kalkınma Bankasına Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Kanun Kanun 18.03.1986 3269 Uzman Erbaş Kanunu Kanun 6.05.1986 3283 Bazı Kanunlarla Tanınmış Olan Gümrük Muafiyetlerinin Kaldırılması Hakkında Kanun Kanun 21.05.1986 3289 Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu Kanun 28.05.1986 3292 Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması Hakkında Kanun Kanun 29.05.1986 3294 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu Kanun 3.06.1986 3298 Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 5.06.1986 3303 Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun ‒ 176 ‒ Kanun 5.06.1986 3308 Mesleki Eğitim Kanunu Kanun 25.03.1987 3332 Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 2.04.1987 3346 Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Kanun 7.05.1987 3359 Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Kanun 23.05.1987 3376 Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun Kanun 21.06.1987 3402 Kadastro Kanunu Eğitim, Gençlik, Spor ve Sağlık Hizmetleri Vergisinin İhdası ile 3074 Sayılı Akaryakıt Tüketim Vergisi Kanunu, 197 Sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, 1318 Sayılı Finansman Kanunu, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu, 6183 Sayılı Amme Kanun 24.03.1988 3418 Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 492 Sayılı Harçlar Kanununda Değişiklikler Yapılması ve Bu Kanunlara Bazı Hükümler Eklenmesine Dair Kanun K.H.K 04.04.1988 320 Milli Piyango Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Kanun 28.05.1988 3466 Uzman Jandarma Kanunu Kanun 13.10.1988 3480 Malüller ile Şehit Dul ve Yetimlerine Tütün ve Alkol Ürünlerinin Satış Bedellerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun (Sıra Sayısı: 226) Kanun 11.01.1989 3516 Ölçüler ve Ayar Kanunu Kanun 18.05.1989 3561 Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun Kanun 1.06.1989 3568 Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Kanun 14.06.1989 3577 İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde K.H.K 27.06.1989 375 Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı ile Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname K.H.K 7.08.1989 89/14391 Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar K.H.K 22.01.1990 399 Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname Kanun 4.04.1990 3621 Kıyı Kanunu Kanun 12.04.1990 3624 Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı Teşvik ve Muafiyetleri Kanunu Kanun 19.04.1990 3628 Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu Kanun 26.10.1990 3671 Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelerinin Ödenek, Yolluk ve Emekliliklerine Dair Kanun Kanun 12.04.1991 3713 Terörle Mücadele Kanunu Kanun 8.05.1991 3717 Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun Kanun 21.03.1992 3787 Bazı Kamu Alacaklarının Tahsilatının Hızlandırılması ve Matrah Artırımı Hakkında Kanun Kanun 2.07.1992 3833 Türk Silahlı Kuvvetleri Stratejik Hedef Planının Gerçekleştirilmesi Maksadıyla Gelecek Yıllara Sari Taahhütlere Girişme Yetkisi Verilmesi Hakkında Kanun Kanun 2.07.1992 3835 Ahıska Türklerinin Türkiye'ye Kabulü ve İskanına Dair Kanun Kanun 2.07.1992 3836 Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Birbirlerine Olan Borçlarının Tahkimi Hakkında Kanun Kanun 28.08.1992 3838 Erzincan, Gümüşhane ve Tunceli İllerinde Vuku Bulan Deprem Afeti İle Şırnak ve Çukurca'da Meydana Gelen Hasar ve Tahribata İlişkin Hizmetlerin Yürütülmesi Hakkında Kanun Kanun 8.06.1994 3996 Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun Kanun 24.11.1994 4046 Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun Kanun 7.12.1994 4054 Rekabetin Korunması Hakkında Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 9.12.1994 4059 Finansal İstikrar ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun ‒ 177 ‒ Kanun 16.02.1995 4071 3 Mart 1340 (1924) Tarihli ve 431 Sayılı Kanunla Hazineye Kalan Taşınmaz Mallardan Bazılarının Zilyedlerine Devri Hakkında Kanun Kanun 16.02.1995 4072 Mülga 2613 ve 766 Sayılı Kanunlarla Hazine Adına Tescil Edilen Miktar Fazlalıklarının İlgililerine Devrine Dair Kanun Kanun 28.02.1995 4083 Seferberlik ve Savaş Haline İlişkin Harp Sanayii Faaliyetinin Yürütülmesi Hakkında Kanun KHK 24.06.1995 556 Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Kanun 23.07.1995 4122 Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberlik Kanunu Kanun 7.11.1996 4207 Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine, 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda ve 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 13.11.1996 4208 Kanun Kanun 16.07.1997 4283 Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun Kanun 6.08.1997 4301 Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumuna İlişkin Bazı Mali Hükümlerin Düzenlenmesi Hakkında Kanun İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Milli Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.03.1988 Tarihli ve 3418 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kâğıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Kanun 16.08.1997 4306 Alınması Hakkında Kanun (Sıra Sayısı: 226) Kanun 21.01.1998 4325 Olağanüstü Hal Bölgesinde ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde İstihdam Yaratılması ve Yatırımların Teşvik Edilmesi ile 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 25.02.1998 4342 Mera Kanunu Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Vergi Kimlik Numarası Kullanımının Yaygınlaştırılması ve Noterlik Kanunu, İcra ve İflas Kanunu, Tapu Kanunu, Karayolları Trafik Kanunu, Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun, Bankalar Kanunu, Posta Kanunu ile Pasaport Kanununda Kanun 2.04.1998 4358 Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 14.7.1965 Tarihli ve 657 Sayılı, 8.6.1949 Tarihli ve 5434 Sayılı, 5.3.1964 Tarihli ve 439 Sayılı, 30.4.1992 Tarihli ve 3797 Sayılı, 11.10.1983 Tarihli ve 2914 Sayılı Kanunların Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması ve 5.1.1961 Tarihli ve 222 Sayılı, 24.11.1994 Tarihli ve 4048 Kanun 3.04.1998 4359 Sayılı Kanunların Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu,Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, Damga Kanun 22.07.1998 4369 Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu, 3505 Sayılı Kanun, Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanun, Belediye Gelirleri Kanunu, 1318 ve 4208 Sayılı Kanunlar ile 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 29.07.1998 4375 Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 31.07.1998 4381 Seçimlerle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması; Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21 inci Dönem Milletvekili Genel Seçimleri ve Birlikte Yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri Hakkında Kanun Kanun 25.08.1999 4447 İşsizlik Sigortası Kanunu Kanun 27.08.1999 4452 Doğal Afetlere Karşı Alınacak Önlemler ve Doğal Afetler Nedeniyle Doğan Zararların Giderilmesi İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanunu K.H.K 14.09.1999 576 Doğal Afetlerde Yapılacak Yardımların Düzenlenmesi ile Vergilerin Ödeme Sürelerinin Uzatılmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname Kanun 27.10.1999 4457 Türk Akreditasyon Kurumuna İlişkin Çeşitli Hükümler Hakkında Kanun Kanun 27.10.1999 4458 Gümrük Kanunu K.H.K 27.10.1999 582 Afetten Doğan Zararların Giderilmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Kanun 16.12.1999 4490 Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Telgraf ve Telefon Kanunu, Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Telsiz Kanunu ve Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin Biriktirme ve Yardım Sandığı Hakkında Kanun ile Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun 27.01.2000 4502 Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 27.01.2000 4505 Sosyal Güvenlikle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkında Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 24.02.2000 4536 Denizlerde ve Yurt Yüzeyinde Görülen Patlayıcı Madde ve Şüpheli Cisimlere Uygulanacak Esaslara İlişkin Kanun ‒ 178 ‒ Kanun 24.02.2000 4538 EURO'nun Hukuki Araçlara Etkisi ile Akaryakıt Tüketim Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 29.02.2000 4539 Doğal Afet Bölgelerinde Afetten Kaynaklanan Hukuki Uyuşmazlıkların Çözümüne ve Bazı İşlemlerin Kolaylaştırılmasına İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabulü Hakkında Kanun K.H.K 14.01.2000 593 Sakarya İlinde Büyük Şehir Belediyesi Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Kanun 12.04.2000 4562 Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu Kanun 23.05.2000 4568 Bazı Fonların Tasfiyesine İlişkin Kanun Kanun 1.06.2000 4572 Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun Kanun 23.06.2000 4586 Petrolün Boru Hatları ile Transit Geçişine Dair Kanun Kanun 15.11.2000 4603 Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun Kanun 20.02.2001 4628 Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Kanun 21.02.2001 4629 Bazı Fonların Tasfiyesi Hakkında Kanun Kanun 28.03.2001 4632 Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu (Sıra Sayısı: 226) Kanun 4.04.2001 4634 Şeker Kanunu Kanun 5.04.2001 4636 Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesislerine İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 10.04.2001 4639 Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Hakkında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yetki Kanunu Kanun 12.04.2001 4645 Emniyet Genel Müdürlüğüne Ait Araç, Gereç, Mal ve Malzemenin Satış, Hibe, Hek ve Hurda Durum ve İşlemleri ile Hizmet Satışına Dair Kanun Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 18.04.2001 4646 Doğal Gaz Piyasası Kanunu (Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması ve Doğal Gaz Piyasası Hakkında Kanun) Kanun 25.04.2001 4652 Polis Yüksek Öğretim Kanunu Kanun 13.06.2001 4678 Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanun Kanun 20.06.2001 4684 Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 25.06.2001 4688 Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu Kanun 26.06.2001 4691 Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu Kanun 29.06.2001 4703 Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun Kanun 29.06.2001 4706 Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 29.06.2001 4708 Yapı Denetimi Hakkında Kanun K.H.K 4.07.2001 631 Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Kanun 22.11.2001 4721 Türk Medeni Kanunu 17.8.1999 ve 12.11.1999 Tarihlerinde Meydana Gelen Depremlerden Zarar Görenlerin Vergi Borçları ve Vergi Cezalarının Terkini ile Vergi Usul Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Harçlar Kanunu ve Organize Sanayi Bölgeleri Kanun 28.12.2001 4731 Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 3.01.2002 4733 Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun Kanun 4.01.2002 4734 Kamu İhale Kanunu Kanun 5.01.2002 4735 Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu Kanun 8.01.2002 4736 Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 9.01.2002 4737 Endüstri Bölgeleri Kanunu Kanun 30.01.2002 4743 Mali Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun İstihdamın Teşviki Amacıyla Ücret Dışı Yüklerden Bazılarının Ödenmesinin Ertelenmesi ile Sosyal Sigortalar Kanunu, Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kanun 20.03.2002 4747 Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 28.03.2002 4749 Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 6.06.2002 4760 Özel Tüketim Vergisi Kanunu ‒ 179 ‒ Kanun 29.07.2002 4769 Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu Kanun 25.02.2003 4811 Vergi Barışı Kanunu Kanun 9.04.2003 4842 Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 24.04.2003 4853 Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanun Kanun 22.05.2003 4857 İş Kanunu Kanun 4.06.2003 4865 Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Hakkında Mali Hükümler ve Muafiyetlere İlişkin Kanun Kanun 25.06.2003 4904 Türkiye İş Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 26.06.2003 4911 Sivil Hava Araçları Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet Sigortasının Ticari Olarak Temin Edilemeyen Kısmının Devlet Garantisi ile Karşılanması Hakkında Kanun Kanun 01.07.2003 4915 Kara Avcılığı Kanunu Kanun 10.07.2003 4924 Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (Sıra Sayısı: 226) Kanun 10.07.2003 4925 Karayolu Taşıma Kanunu Kanun 29.07.2003 4958 Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu Kanun 30.07.2003 4962 Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Kanun Kanun 31.07.2003 4969 Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 9.10.2003 4982 Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Kanun 6.11.2003 5000 Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 4.12.2003 5015 Petrol Piyasası Kanunu Kanun 10.12.2003 5018 Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu Kanun 25.12.2003 5035 Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 8.01.2004 5042 Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun Kanun 15.01.2004 5070 Elektronik İmza Kanunu Kanun 28.01.2004 5083 Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun Kanun 29.01.2004 5084 Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 10.02.2004 5086 Yabancılara İkinci El Taşıt Satışı Hakkında Kanun Kanun 3.03.2004 5102 Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs Kredi Verilmesine İlişkin Kanun Kanun 4.03.2004 5104 Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu Kanun 22.04.2004 5147 Entegre Devre Topoğrafyalarının Korunması Hakkında Kanun Kanun 18.05.2004 5174 Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu Kanun 25.05.2004 5176 Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması ve Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılması Hakkında Kanun Kanun 9.06.2004 5187 Basın Kanunu Kanun 10.06.2004 5188 Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun Kanun 22.06.2004 5193 Optisyenlik Hakkında Kanun Kanun 24.06.2004 5199 Hayvanları Koruma Kanunu Kanun 29.06.2004 5200 Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu Kanun 10.07.2004 5216 Büyükşehir Belediyesi Kanunu Kanun 14.07.2004 5217 Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 14.07.2004 5224 Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 14.07.2004 5225 Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanunu ‒ 180 ‒ Kanun 16.07.2004 5228 Bazı Kanunlarda ve 178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 16.07.2004 5230 Pamukbank Türk Anonim Şirketinin Türkiye Halk Bankası Anomin Şirketine Devri ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Kanun 17.07.2004 5233 Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun Kanun 17.09.2004 5234 Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 26.09.2004 5237 Türk Ceza Kanunu Kanun 4.11.2004 5252 Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun Kanun 4.11.2004 5253 Dernekler Kanunu Kanun 24.11.2004 5258 Aile Hekimliği Kanunu Kanun 1.12.2004 5262 Organik Tarım Kanunu Kanun 4.12.2004 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu Kanun 13.12.2004 5275 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun Kanun 6.01.2005 5283 Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun (Sıra Sayısı: 226) Kanun 10.02.2005 5300 Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu Kanun 22.02.2005 5302 İl Özel İdaresi Kanunu Kanun 2.03.2005 5307 Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 23.03.2005 5320 Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun Kanun 24.03.2005 5324 Kozmetik Kanunu Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 30.03.2005 5326 Kabahatler Kanunu Kanun 21.04.2005 5335 Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 05.05.2005 5345 Gelir İdaresi Başkanlığı İle İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 10.05.2005 5346 Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Kanun 26.05.2005 5355 Mahalli İdare Birlikleri Kanunu Kanun 7.06.2005 5362 Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu Kanun 14.06.2005 5363 Tarım Sigortaları Kanunu Kanun 16.06.2005 5366 Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun Kanun 16.06.2005 5368 Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun Kanun 16.06.2005 5369 Evrensel Hizmet Kanunu Kanun 1.07.2005 5378 Engelliler Hakkında Kanun Kanun 3.07.2005 5393 Belediye Kanunu Kanun 3.07.2005 5395 Çocuk Koruma Kanunu Kanun 3.07.2005 5402 Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu Kanun 3.07.2005 5403 Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu Kanun 19.10.2005 5411 Bankacılık Kanunu Kanun 10.11.2005 5429 Türkiye İstatistik Kanunu Kanun 10.11.2005 5431 Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 22.12.2005 5436 Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 25.01.2006 5449 Kalkınma Ajanslarının Hizmetlerine İlişkin Kanun Kanun 26.01.2006 5450 Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Bağlı Okulların Millî Eğitim Bakanlığına Devredilmesi ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur'dan Aylık veya Gelir Almakta Olanlara Ek Ödeme Yapılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur'dan Aylık veya Gelir Almakta Olanlara Ödenen Gelir ve Aylıklarda Kanun 08.02.2006 5454 ‒ 181 ‒ 2006 Yılında Yapılacak Artışlar ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 22.02.2006 5458 Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 23.02.2006 5464 Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu Kanun 18.04.2006 5488 Tarım Kanunu Kanun 25.04.2006 5490 Nüfus Hizmetleri Kanunu Kanun 16.05.2006 5502 Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 31.05.2006 5510 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Kanun 13.06.2006 5520 Kurumlar Vergisi Kanunu Kanun 21.06.2006 5523 Cumhurbaşkanlığına Bağlı Ofislere İlişkin Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Kanun 29.06.2006 5535 Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Kanun 19.09.2006 5543 İskân Kanunu Kanun 21.09.2006 5544 Meslekî Yeterlilik Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun (Sıra Sayısı: 226) Kanun 11.10.2006 5549 Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun Kanun 31.10.2006 5553 Tohumculuk Kanunu Kanun 14.12.2006 5564 Kimyasal Silahların Geliştirilmesi, Üretimi, Stoklanması ve Kullanımının Yasaklanması Hakkında Kanun Kanun 27.12.2006 5569 Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Mali Sektöre Olan Borçlarının Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Kanun 8.02.2007 5580 Özel Öğretim Kurumları Kanunu Kanun 8.03.2007 5597 Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 14.03.2007 5602 Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanun Kanun 21.03.2007 5607 Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Kanun 11.04.2007 5624 Kan ve Kan Ürünleri Kanunu Kanun 18.04.2007 5627 Enerji Verimliliği Kanunu Kanun 4.05.2007 5648 Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Hizmetleri Hakkında Kanun Kanun 4.05.2007 5651 İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi ve Tarım Kredi Kooperatifleri Tarafından Kullandırılan Toplu Köy İkrazatı/Grup Kanun 15.05.2007 5661 Kredilerinden Doğan Kefaletin Sona Erdirilmesi Hakkında Kanun Kanun 22.05.2007 5664 Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanun Kanun 24.05.2007 5667 Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketince Devlet İç Borçlanma Senedi Satışı Adı Altında Toplanan Tutarların Ödenmesi Hakkında Kanun Kanun 3.06.2007 5684 Sigortacılık Kanunu Kanun 3.06.2007 5686 Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Kanun 2.11.2007 5706 İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Hakkında Kanun Kanun 9.11.2007 5710 Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun Kanun 23.01.2008 5729 Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanun Kanun 20.02.2008 5736 Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanun Kanun 20.02.2008 5737 Vakıflar Kanunu Kanun 21.02.2008 5738 Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli ve Müşterek Bahis Oyunlarının Özel Hukuk Tüzel Kişilerine Yaptırılması Hakkında Kanun Kanun 28.02.2008 5746 Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun Kanun 6.03.2008 5747 Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 24.06.2008 5774 Başarılı Sporculara Aylık Bağlanması ile Devlet Sporcusu Unvanı Verilmesi Hakkında Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 2.07.2008 5779 İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun ‒ 182 ‒ Kanun 5.11.2008 5809 Elektronik Haberleşme Kanunu Kanun 13.11.2008 5811 Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Kanun 18.02.2009 5838 Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 5.05.2009 5894 Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Kanun 7.05.2009 5898 Uçucu Maddelerin Zararlarından İnsan Sağlığının Korunmasına Dair Kanun Kanun 29.05.2009 5901 Türk Vatandaşlığı Kanunu Kanun 29.05.2009 5902 Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 16.06.2009 5904 Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 14.12.2009 5941 Çek Kanunu Kanun 11.03.2010 5957 Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Kanun 18.03.2010 5977 Biyogüvenlik Kanunu Kanun 24.03.2010 5978 Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun (Sıra Sayısı: 226) Kanun 11.06.2010 5996 Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu Kanun 25.06.2010 6001 Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun Kanun 7.07.2010 6004 Dışişleri Bakanlığı Personeline İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 13.10.2010 6015 Devlet Desteklerinin İzlenmesi ve Denetlenmesi Hakkında Kanun Kanun 25.11.2010 6083 Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesi Kanunu Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 3.12.2010 6085 Sayıştay Kanunu Kanun 11.12.2010 6087 Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu Kanun 28.12.2010 6093 Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının Muafiyetlerine İlişkin Kanun Kanun 11.01.2011 6098 Türk Borçlar Kanunu Kanun 12.01.2011 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu Kanun 12.01.2011 6101 Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun Kanun 13.01.2011 6102 Türk Ticaret Kanunu Kanun 26.01.2011 6107 İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun Kanun 13.02.2011 6111 Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 15.02.2011 6112 Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Kanun 17.02.2011 6114 Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun Kanun 8.03.2011 6172 Sulama Birlikleri Kanunu Kanun 10.03.2011 6191 Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu Kanun 30.03.2011 6216 Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun Kanun 31.03.2011 6222 Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun K.H.K 3.06.2011 633 Sosyal Hizmetler Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname K.H.K 3.06.2011 635 Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Araştırma, Geliştirme, Yenilikçilik ve Girişimcilik Faaliyetlerinin Karşılanması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname K.H.K 3.06.2011 637 Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname K.H.K 3.06.2011 640 Gümrük Personeli ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname K.H.K 3.06.2011 641 Kalkınmaya İlişkin Bazı Kurullar Hakkında Kanun Hükmünde Kararname K.H.K 7.07.2011 646 Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Kurulması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname Türkiye Büyük Millet Meclisi K.H.K 25.08.2011 652 Özel Barınma Hizmeti Veren Kurumlar ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ‒ 183 ‒ K.H.K 26.09.2011 655 Ulaştırma ve Altyapı Alanına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname K.H.K 26.09.2011 660 Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname K.H.K 10.10.2011 658 Türkiye Su Enstitüsü Hakkında Bazı Mali Düzenlemelere Dair Kanun Hükmünde Kararname K.H.K 11.10.2011 663 Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname K.H.K 11.10.2011 664 Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname K.H.K 11.10.2011 665 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname K.H.K 24.10.2011 656 Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Kanun 1.12.2011 6253 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu Kanun 22.02.2012 6279 Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Kanun 8.03.2012 6284 Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Kanun 19.04.2012 6292 Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Hakkında Kanun (Sıra Sayısı: 226) Kanun 3.05.2012 6303 Kanun 9.05.2012 6305 Afet Sigortaları Kanunu Kanun 16.05.2012 6306 Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Kanun 22.06.2012 6326 Turist Rehberliği Meslek Kanunu Kanun 20.06.2012 6331 İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Kanun 18.10.2012 6356 Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 31.10.2012 6358 EXPO 2016 Antalya Kanunu Kanun 12.11.2012 6360 On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 21.11.2012 6361 Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu Kanun 6.12.2012 6362 Sermaye Piyasası Kanunu Kanun 7.02.2013 6415 Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun Sağlık Bakanlığınca Kamu Özel İş Birliği Modeli ile Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi ve Hizmet Alınması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Kanun 21.02.2013 6428 Hakkında Kanun Kanun 14.03.2013 6446 Elektrik Piyasası Kanunu Kanun 4.04.2013 6458 Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Kanun 24.04.2013 6461 Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun Kanun 9.05.2013 6475 Posta Hizmetleri Kanunu Kanun 24.05.2013 6487 Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 30.05.2013 6491 Türk Petrol Kanunu Kanun 20.06.2013 6493 Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun Kanun 7.11.2013 6502 Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Kanun 19.06.2014 6546 Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı Hakkında Bazı Düzenlemeler Yapılmasına Dair Kanun Kanun 3.07.2014 6550 Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun Kanun 10.09.2014 6552 İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun Kanun 23.10.2014 6563 Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Kanun 14.01.2015 6585 Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Kanun 24.03.2016 6698 Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kanun 6.04.2016 6701 Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 17.06.2016 6721 Türkiye Maarif Vakfı Kanunu ‒ 184 ‒ Kanun 15.07.2016 6728 Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun K.H.K 25.07.2016 669 Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname Kanun 28.07.2016 6735 Uluslararası İşgücü Kanunu Kanun 3.08.2016 6736 Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun K.H.K 15.08.2016 670 Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Kanun 19.08.2016 6741 Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 20.08.2016 6745 Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 20.10.2016 6750 Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Kanun 9.11.2016 6756 Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesi Hakkında Kanun Kanun 10.11.2016 6758 Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun Kanun 22.12.2016 6769 Sınai Mülkiyet Kanunu (Sıra Sayısı: 226) K.H.K 2.01.2017 683 Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname K.H.K 2.01.2017 685 Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Kanun 18.05.2017 7020 Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 18.06.2017 7033 Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 18.06.2017 7034 Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin Kuruluşu Hakkında Kanun Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 1.11.2017 7060 Helal Akreditasyon Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 28.11.2017 7061 Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 1.02.2018 7076 Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun Kanun 8.02.2018 7091 Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun Kanun 11.05.2018 7143 Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun K.H.K 2.07.2018 703 Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname C.K 10.07.2018 1 Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi C.K 15.07.2018 4 Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi Kanun 25.07.2018 7145 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 11.10.2018 7147 Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun Kanun 6.12.2018 7155 Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Kanun 23.05.2019 7174 Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Kanun 25.06.2019 7179 Askeralma Kanunu Kanun 11.07.2019 7183 Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Hakkında Kanun Kanun 5.12.2019 7194 Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 14.02.2020 7221 Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 5.03.2020 7223 Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu Kanun 16.04.2020 7244 Yeni Koronavirüs (Covıd-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 23.06.2020 7248 1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanun Kanun 11.11.2020 7256 Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 27.12.2020 7262 Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 3.06.2021 7326 Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ‒ 185 ‒ Kanun 30.06.2021 7330 Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun Kanun 5.03.2022 7381 Nükleer Düzenleme Kanunu Kanun 8.04.2022 7394 Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasi Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 22.04.2022 7405 Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu Kanun 18.01.2023 7432 Uludağ Alanı Hakkında Kanun Kanun 9.03.2023 7440 Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 15.03.2023 7441 Afet Yeniden İmar Fonunun Kurulması Hakkında Kanun Kanun 5.04.2023 7452 Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanun Kanun 14.07.2023 7456 6/2/2023 Tarihinde Meydana Gelen Depremlerin Yol Açtığı Ekonomik Kayıpların Telafisi için Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi İhdası ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Kanun 25.10.2023 7464 Konutların Turizm Amaçlı Kiralanmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 22.11.2023 7474 Aile ve Gençlik Fonu Kurulması Hakkında Kanun Kanun 12.03.2025 7545 Siber Güvenlik Kanunu (Sıra Sayısı: 226) Kanun 2.07.2025 7552 İklim Kanunu İKİLİ VE ÇOK TARAFLI ANLAŞMALARIN UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUNLAR Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile aşağıda belirtilen devletler veya uluslararası kuruluşlar arasında imzalanmış bulunan, gelir ve servet vergilerinde çifte vergilendirmenin önlenmesine, Türk mal, hak ve menfaatlerinin tazminine, ham petrol boru hattı ve diğer bazı hususlara ilişkin anlaşmaların uygun bulunduğuna dair kanunlar Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları TARAF OLAN DİĞER DEVLET VEYA ULUSLARARASI KURULUŞ Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 08.05.1973 1719 Avusturya Kanun 26.06.1975 1917 Norveç Krallığı Kanun 12.03.1982 2637 Mısır Arap Cumhuriyeti Kanun 19.10.1983 2930 Libya Arap Halk Sosyalist Cemahiriyesi Kanun 10.06.1985 3228 İtalya Cumhuriyeti Kanun 10.06.1985 3229 Kore Cumhuriyeti Kanun 20.02.1986 3263 Haşimi Ürdün Krallığı Kanun 27.02.1986 3264 Federal Almanya Cumhuriyeti Kanun 04.03.1986 3265 Irak Cumhuriyeti Kanun 18.05.1987 3364 Tunus Cumhuriyeti Kanun 27.05.1988 3456 Romanya Cumhuriyeti Kanun 27.05.1988 3457 Pakistan İslam Cumhuriyeti Kanun 27.05.1988 3458 Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Kanun 27.05.1988 3459 Hollanda Krallığı Kanun 10.11.1988 3498 Finlandiya Cumhuriyeti Kanun 10.11.1988 3499 Belçika Krallığı Kanun 10.11.1988 3500 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 07.12.1988 3509 ‒ 186 ‒ Fransa Cumhuriyeti Kanun 18.04.1990 3627 Suudi Arabistan Krallığı Kanun 19.04.1990 3633 İsveç Krallığı Kanun 09.05.1991 3740 İtalya Cumhuriyeti Kanun 11.03.1993 3884 Danimarka Krallığı Kanun 15.09.1994 4012 Japonya Kanun 21.09.1994 4031 Macaristan Cumhuriyeti Kanun 27.09.1994 4040 Birleşik Arap Emirlikleri Kanun 25.07.1996 4154 Arnavutluk Cumhuriyeti Kanun 25.07.1996 4155 Kazakistan Cumhuriyeti Kanun 25.07.1996 4156 Makedonya Cumhuriyeti Kanun 28.08.1996 4169 Polonya Cumhuriyeti Kanun 28.08.1996 4170 Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti (Sıra Sayısı: 226) Kanun 28.08.1996 4171 Malezya Kanun 28.08.1996 4172 Mısır Arap Cumhuriyeti Kanun 28.08.1996 4173 Bulgaristan Cumhuriyeti Kanun 28.08.1996 4174 Moğolistan Kanun 28.08.1996 4175 Çin Halk Cumhuriyeti Kanun 28.08.1996 4176 Hindistan Cumhuriyeti Kanun 4.04.1997 4240 Azerbaycan Cumhuriyeti Kanun 4.04.1997 4241 Türkmenistan Cumhuriyeti Kanun 17.07.1997 4298 Özbekistan Cumhuriyeti Kanun 11.12.1997 4312 Amerika Birleşik Devletleri Kanun 11.02.1998 4339 Ukrayna Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları TARAF OLAN DİĞER DEVLET VEYA ULUSLARARASI KURULUŞ Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 26.02.1998 4344 İsrail Devleti Kanun 26.02.1998 4345 Beyaz Rusya Cumhuriyeti Kanun 26.02.1998 4352 Endonezya Cumhuriyeti Kanun 07.07.1999 4403 Ukrayna Kanun 23.07.1999 4420 Mısır Arap Cumhuriyeti Kanun 30.07.1999 4426 Rusya Federasyonu Kanun 30.07.1999 4428 Slovak Cumhuriyeti Kanun 30.07.1999 4429 Kuveyt Devleti Kanun 03.11.1999 4466 Türkmenistan Kanun 04.11.1999 4467 Bulgaristan Cumhuriyeti Kanun 07.12.1999 4486 Bulgaristan Cumhuriyeti Kanun 01.02.2000 4511 Özbekistan Cumhuriyeti Kanun 01.02.2000 4525 Hırvatistan Cumhuriyeti Kanun 01.02.2000 4526 Moldova Cumhuriyeti Kanun 01.02.2000 4527 Litvanya Cumhuriyeti Kanun 07.03.2000 4544 Romanya Kanun 07.03.2000 4546 Makedonya Cumhuriyeti Kanun 04.04.2000 4561 Avusturya Cumhuriyeti Kanun 02.06.2000 4573 Rusya Federasyonu Kanun 22.06.2000 4585 Azerbaycan Cumhuriyeti-Gürcistan Kanun 01.11.2000 4597 Slovenya Cumhuriyeti Kanun 02.11.2000 4598 Çin Halk Cumhuriyeti Hong Kong Özel İdari Bölgesi Kanun 26.04.2001 4663 Singapur Cumhuriyeti Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 26.04.2001 4664 Kırgız Cumhuriyeti ‒ 187 ‒ Kanun 18.10.2001 4718 Tacikistan Cumhuriyeti Kanun 30.01.2003 4801 Hırvatistan Cumhuriyeti Kanun 26.02.2003 4812 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kanun 26.02.2003 4813 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kanun 26.02.2003 4815 Bosna Hersek Kanun 09.07.2003 4922 Çek Cumhuriyeti Kanun 09.07.2003 4923 İran İslam Cumhuriyeti Kanun 15.07.2003 4930 Bangladeş Halk Cumhuriyeti Kanun 15.07.2003 4931 Slovenya Cumhuriyeti Kanun 15.07.2003 4932 Sudan Cumhuriyeti Kanun 15.07.2003 4938 Letonya Cumhuriyeti Kanun 16.10.2003 4986 İspanya Krallığı Kanun 25.12.2003 5032 Yunanistan Cumhuriyeti (Sıra Sayısı: 226) Kanun 29.04.2004 5157 Tayland Krallığı Kanun 29.04.2004 5158 Estonya Cumhuriyeti Kanun 29.04.2004 5161 Suriye Arap Cumhuriyeti Kanun 02.12.2004 5267 Lüksemburg Büyük Dükalığı Kanun 22.02.2005 5303 Avrupa Birliği Kanun 29.04.2005 5342 Fas Krallığı Kanun 29.04.2005 5343 Lübnan Cumhuriyeti Kanun 6.04.2006 5484 Güney Afrika Cumhuriyeti Kanun 1.06.2006 5513 Katar Devleti Kanun 1.06.2006 5514 Bosna Hersek Kanun 1.06.2006 5515 Portekiz Cumhuriyeti Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları TARAF OLAN DİĞER DEVLET VEYA ULUSLARARASI KURULUŞ Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 13.12.2006 5563 Mısır Arap Cumhuriyeti Kanun 24.01.2007 5575 Amerika Birleşik Devletleri Kanun 13.03.2007 5599 Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti Kanun 13.03.2007 5600 Sırbistan ve Karadağ Bakanlar Kurulu Kanun 25.04.2007 5629 Bahreyn Krallığı Kanun 25.04.2007 5632 Güney Afrika Cumhuriyeti Kanun 11.12.2007 5723 Arnavutluk Cumhuriyeti Kanun 2.07.2008 5781 Avrupa Yatırım Bankası Kanun 23.07.2008 5792 Gürcistan Kanun 3.12.2008 5823 Suudi Arabistan Krallığı Kanun 3.12.2008 5824 Avrupa Toplulukları Komisyonu Kanun 1.04.2009 5848 Avusturya Cumhuriyeti Kanun 7.04.2009 5881 Fransız Kalkınma Ajansı Kanun 7.04.2009 5884 Suriye Arap Cumhuriyeti Kanun 14.04.2009 5887 Dünya Bankası Grubu ve Uluslararası Para Fonu Kanun 2.12.2009 5932 Gürcistan Kanun 2.12.2009 5934 Yemen Cumhuriyeti Kanun 2.12.2009 5938 Umman Sultanlığı Kanun 4.03.2010 5956 Avusturya Cumhuriyeti, Bulgaristan Cumhuriyeti, Macaristan Cumhuriyeti, Romanya Cumhuriyeti Kanun 8.06.2010 5985 İrlanda Kanun 13.10.2010 6016 Şili Cumhuriyeti Kanun 13.10.2010 6017 Ürdün Haşimi Krallığı Kanun 20.10.2010 6019 Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 2.11.2010 6020 Kosova Cumhuriyeti ‒ 188 ‒ Kanun 2.11.2010 6030 Angola Cumhuriyeti Kanun 2.11.2010 6031 Guatemala Cumhuriyeti Kanun 3.11.2010 6044 Suriye Arap Cumhuriyeti Kanun 3.11.2010 6046 Malavi Cumhuriyeti Kanun 3.11.2010 6047 Paraguay Cumhuriyeti Kanun 9.11.2010 6059 Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesel Örgütü Kanun 9.11.2010 6069 Slovakya Cumhuriyeti Kanun 9.11.2010 6072 Hırvatistan Cumhuriyeti Kanun 9.11.2010 6073 Kırgız Cumhuriyeti Kanun 9.11.2010 6078 Afganistan İslam Cumhuriyeti Kanun 9.11.2010 6079 Gelişen Sekiz Ülke Sekretaryası Kanun 24.12.2010 6089 Arap Devletleri Ligi Kanun 29.12.2010 6095 Filipinler Cumhuriyeti (Sıra Sayısı: 226) Kanun 29.12.2010 6096 Kanada Kanun 22.02.2011 6116 Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Kanun 22.02.2011 6117 Asya Kalkınma Bankası Kanun 22.02.2011 6118 İslam Kalkınma Bankası Kanun 22.02.2011 6119 İslam Kalkınma Bankası Kanun 22.02.2011 6121 İran İslam Cumhuriyeti Kanun 23.02.2011 6151 Lüksemburg Büyük Dükalığı Kanun 23.02.2011 6152 Arnavutluk Cumhuriyeti Kanun 23.02.2011 6153 Norveç Krallığı Kanun 23.02.2011 6166 Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Kanun 10.03.2011 6194 Hindistan Cumhuriyeti, İran İslam Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı , Rusya Federasyonu Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları TARAF OLAN DİĞER DEVLET VEYA ULUSLARARASI KURULUŞ Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 10.03.2011 6205 Yeni Zelanda Kanun 31.03.2011 6219 Birleşmiş Milletler Kanun 31.03.2011 6220 İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsü Kanun 6.04.2011 6234 Afganistan İslam Cumhuriyeti Kanun 19.10.2011 6239 Ekvator Cumhuriyeti Kanun 19.10.2011 6240 İsviçre Konfederasyonu Kanun 25.10.2011 6244 Brezilya Federatif Cumhuriyeti Kanun 27.10.2011 6245 Azerbaycan Cumhuriyeti Kanun 6.12.2011 6254 Yeni Zelanda Kanun 7.12.2011 6255 Avustralya Cumhuriyeti Kanun 7.12.2011 6256 Finlandiya Cumhuriyeti Kanun 7.12.2011 6257 Rusya Federasyonu Kanun 23.12.2011 6263 Almanya Federal Cumhuriyeti Kanun 4.01.2012 6265 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kanun 12.01.2012 6267 Çin Halk Cumhuriyeti Kanun 8.03.2012 6286 Ukrayna Kanun 19.04.2012 6294 Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Kanun 19.04.2012 6295 Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Kanun 17.05.2012 6309 Makedonya Cumhuriyeti Kanun 17.05.2012 6312 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Ticaret ve Kalkınma Bankası Kanun 17.05.2012 6317 Afganistan İslam Cumhuriyeti Kanun 1.06.2012 6323 Kırgız Cumhuriyeti Kanun 15.06.2012 6329 Filistin Kurtuluş Örgütü Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 15.06.2012 6330 Filistin Kurtuluş Örgütü ‒ 189 ‒ Kanun 29.06.2012 6341 Libya Geçiş Hükümeti Kanun 29.06.2012 6343 Avrupa Topluluğu Kanun 29.06.2012 6349 Azerbaycan Cumhuriyeti Kanun 2.01.2013 6368 Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti Kanun 2.01.2013 6369 Botsvana Cumhuriyeti Kanun 2.01.2013 6370 Malta Cumhuriyeti Kanun 2.01.2013 6371 Bermuda Kanun 2.01.2013 6372 Etyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti Kanun 3.01.2013 6377 Azerbaycan Cumhuriyeti Kanun 3.01.2013 6379 Gana Cumhuriyeti Kanun 10.01.2013 6388 Lübnan Cumhuriyeti Kanun 10.01.2013 6389 Morityus Cumhuriyeti Kanun 10.01.2013 6390 Kore Cumhuriyeti (Sıra Sayısı: 226) Kanun 10.01.2013 6391 Kore Cumhuriyeti Kanun 10.01.2013 6392 Zambiya Cumhuriyeti Kanun 17.01.2013 6398 Afrika Kalkınma Bankası Kanun 17.01.2013 6399 Afrika Kalkınma Fonu Kanun 17.01.2013 6407 Avustralya Kanun 13.02.2013 6418 Jersey Kanun 13.02.2013 6419 Singapur Cumhuriyeti Kanun 26.02.2013 6435 Tunus Cumhuriyeti Kanun 26.02.2013 6442 Türkmenistan Cumhuriyeti Kanun 19.03.2013 6451 Federal Almanya Cumhuriyeti, Fransa Cumhuriyeti Kanun 19.03.2013 6452 Somali Cumhuriyeti Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları TARAF OLAN DİĞER DEVLET VEYA ULUSLARARASI KURULUŞ Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 3.04.2013 6457 Ukrayna Kanun 30.04.2013 6469 Malezya Kanun 30.04.2013 6470 Bolivya Çokuluslu Devleti Kanun 30.04.2013 6472 Gürcistan Kanun 30.04.2013 6474 Tunus Cumhuriyeti Kanun 14.05.2013 6482 İslam Kalkınma Bankası Kanun 14.05.2013 6483 İslam Kalkınma Bankası Grubu Kanun 13.07.2013 6497 AB ve EFTA Ülkeleri, Makedonya, Karadağ, Hırvatistan, Arnavutluk, Fas, Ürdün, Faroe Adaları, Cezayir, Sirbistan, Tunus Kanun 12.02.2014 6522 Rusya Federasyonu Kanun 13.02.2014 6523 Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Kanun 22.04.2014 6535 Azerbaycan Cumhuriyeti, Kazakistan Cumhuriyeti , Kırgız Cumhuriyeti Kanun 1.07.2014 6548 Birleşmiş Milletler Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlendirilmesi Birimi (BM Kadın) Kanun 10.09.2014 6553 Azerbaycan Cumhuriyeti Kanun 10.09.2014 6555 İran İslam Cumhuriyeti Kanun 14.10.2014 6556 Kore Cumhuriyeti Kanun 16.10.2014 6561 Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Ofisi Kanun 5.11.2014 6565 Macaristan Cumhuriyeti Kanun 18.11.2014 6568 Makedonya Cumhuriyeti Kanun 22.01.2015 6587 Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü (CERN) Kanun 22.01.2015 6588 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kanun 4.02.2015 6594 Birleşik Meksika Devletleri Kanun 4.02.2015 6595 Birleşik Meksika Devletleri Kanun 4.02.2015 6597 Kolombiya Cumhuriyeti Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 4.02.2015 6598 Arjantin Cumhuriyeti ‒ 190 ‒ Kanun 10.02.2015 6606 Kosova Cumhuriyeti Kanun 10.02.2015 6608 Romanya Kanun 10.02.2015 6616 Bulgaristan Cumhuriyeti Kanun 10.02.2015 6628 D-8 Üye Devletleri Kanun 20.03.2015 6636 Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Kanun 4.04.2015 6647 Avrupa Komisyonu Kanun 4.04.2015 6648 Sudan Cumhuriyeti Kanun 4.04.2015 6649 Kosova Cumhuriyeti Kanun 4.04.2015 6650 Azerbaycan Cumhuriyeti Kanun 4.04.2015 6652 Kosova Cumhuriyeti Kanun 15.01.2016 6662 Dünya Ticaret Örgütü Kanun 30.01.2016 6672 Morityus Cumhuriyeti Kanun 30.01.2016 6673 Morityus Cumhuriyeti (Sıra Sayısı: 226) Kanun 25.02.2016 6677 Amerika Birleşik Devletleri Kanun 10.03.2016 6688 Sierra Leone Kanun 10.03.2016 6689 Güney Sudan Kanun 10.03.2016 6691 Zimbabve Kanun 11.05.2016 6717 Birleşmiş Milletler İnsani İşler Eşgüdüm Ofisi Kanun 8.06.2016 6720 Belçika Krallığı Kanun 1.07.2016 6725 Moldava Cumhuriyeti Kanun 1.07.2016 6726 Ürdün Haşimi Krallığı Kanun 10.08.2016 6739 Evrensel Posta Birliği (UPU) Kanun 5.10.2016 6747 Myanmar Birliği Kanun 5.10.2016 6748 Slovak Cumhuriyeti Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları TARAF OLAN DİĞER DEVLET VEYA ULUSLARARASI KURULUŞ Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 10.11.2016 6760 Kore Cumhuriyeti Kanun 16.11.2016 6762 Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Kanun 2.12.2016 6765 Rusya Federasyonu Kanun 2.12.2016 6766 Benin Cumhuriyeti Kanun 14.02.2017 6782 Faroe Adaları Kanun 14.02.2017 6785 Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallık Hükümeti Kanun 15.02.2017 6793 Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Kanun 15.02.2017 6794 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kanun 16.02.2017 6812 Sierra Leone Cumhuriyeti Kanun 16.02.2017 6815 Honduras Cumhuriyeti Kanun 16.02.2017 6816 Nikaragua Cumhuriyeti Kanun 16.02.2017 6820 Güney Afrika Cumhuriyeti Kanun 16.02.2017 6821 Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti Kanun 16.02.2017 6822 Gambiya Cumhuriyeti Kanun 16.02.2017 6823 Karadağ Kanun 23.02.2017 6826 Uluslararası Zeytin Konseyi Kanun 28.02.2017 6833 Pakistan İslam Cumhuriyeti Kanun 28.02.2017 6834 Saint Vincent ve Grenadinler Kanun 28.02.2017 6841 Somali Federal Cumhuriyeti Kanun 28.02.2017 6853 Nijer Cumhuriyeti Kanun 1.03.2017 6863 Karadağ Kanun 1.03.2017 6865 Brunei Sultanlığı Kanun 1.03.2017 6866 Ekvator Ginesi Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 1.03.2017 6869 Uruguay Doğu Cumhuriyeti ‒ 191 ‒ Kanun 1.03.2017 6871 Kosta Rika Kanun 1.03.2017 6884 El Salvador Kanun 1.03.2017 6885 Belize Kanun 1.03.2017 6887 Panama Kanun 1.03.2017 6895 Guyana Kooperatif Cumhuriyeti Kanun 1.03.2017 6896 Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti Kanun 1.03.2017 6897 Fas Krallığı Kanun 2.03.2017 6915 Yemen Cumhuriyeti Kanun 2.03.2017 6916 Kamboçya Krallığı Kanun 7.03.2017 6928 Kuveyt Devleti Kanun 8.03.2017 6942 Pakistan İslam Cumhuriyeti Kanun 8.03.2017 6950 Tunus Cumhuriyeti Kanun 8.03.2017 6957 Cibuti Cumhuriyeti (Sıra Sayısı: 226) Kanun 8.03.2017 6965 Pakistan İslam Cumhuriyeti Kanun 8.03.2017 6970 Guernsey Kanun 8.03.2017 6971 Man Adası Kanun 8.03.2017 6972 Cebelitarık Kanun 9.03.2017 6974 Afganistan İslam Cumhuriyeti Kanun 9.03.2017 6982 Belçika Krallığı Kanun 9.03.2017 6984 Güneydoğu Avrupa Kanun Uygulama Merkezi Kanun 9.03.2017 6985 Belarus Cumhuriyeti Kanun 9.03.2017 6996 Saint Vincent ve Grenadinler Kanun 9.03.2017 6997 Saint Lucia Kanun 14.03.2017 6999 İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsü Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları TARAF OLAN DİĞER DEVLET VEYA ULUSLARARASI KURULUŞ Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 14.03.2017 7001 Ekvador Cumhuriyeti Kanun 14.03.2017 7002 Komorlar Birliği Kanun 14.03.2017 7003 Moritanya İslam Cumhuriyeti Kanun 14.03.2017 7005 Madagaskar Cumhuriyeti Kanun 14.03.2017 7006 Cibuti Cumhuriyeti Kanun 14.03.2017 7008 Arap Turizm Örgütü (ATÖ) Kanun 3.05.2017 7018 OECD-Çok Taraflı Kanun 7.06.2017 7023 Katar Devleti Kanun 8.06.2017 7025 Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi Sekretaryası Kanun 8.02.2018 7093 Çin Halk Cumhuriyeti Kanun 8.02.2018 7094 Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Kanun 8.02.2018 7095 Birleşmiş Milletler Kanun 8.02.2018 7097 Gabon Cumhuriyeti Kanun 5.04.2018 7106 Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Kanun 5.04.2018 7116 Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Kanun 5.04.2018 7119 Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti Kanun 5.04.2018 7121 Namibya Cumhuriyeti Kanun 25.12.2018 7158 Katar Devleti Kanun 8.01.2019 7160 Sırbistan Cumhuriyeti Kanun 7.05.2019 7169 Birleşmiş Milletler Kanun 8.05.2019 7172 Özbekistan Cumhuriyeti Kanun 22.10.2019 7189 İktisadi İşbirliği Ve Kalkınma Teşkilatı Kanun 21.12.2019 7199 Libya Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 21.12.2019 7200 Moldova Cumhuriyeti ‒ 192 ‒ Kanun 14.01.2020 7202 Gana Cumhuriyeti Kanun 14.01.2020 7203 Zambiya Cumhuriyeti Kanun 14.01.2020 7204 Fildişi Sahili Cumhuriyeti Kanun 14.01.2020 7205 Çad Cumhuriyeti Kanun 14.01.2020 7206 Somali Federal Cumhuriyeti Kanun 15.01.2020 7207 Ruanda Cumhuriyeti Kanun 15.01.2020 7208 Arjantin Cumhuriyeti Kanun 15.01.2020 7209 Katılımcı BM Kuruluşları Adına Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (BMKP) Kanun 15.01.2020 7210 Polonya Cumhuriyeti Kanun 15.01.2020 7211 Arjantin Cumhuriyeti Kanun 15.01.2020 7213 Mali Cumhuriyeti Kanun 15.01.2020 7214 Özbekistan Cumhuriyeti Kanun 15.01.2020 7215 Özbekistan Cumhuriyeti (Sıra Sayısı: 226) Kanun 15.01.2020 7216 Gine Cumhuriyeti Kanun 16.01.2020 7217 İslam Ticaret, Sanayi Ve Tarım Odası Arasında İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi Kanun 28.01.2020 7219 Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Kanun 28.01.2020 7220 Özbekistan Cumhuriyeti Kanun 5.03.2020 7224 Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu Kanun 7.04.2020 7229 Transit ve Ulaştırma İş Birliği Anlaşması (Lapis Lazuli Güzergâh Anlaşması) Kanun 7.04.2020 7230 Kırgız Cumhuriyeti Kanun 7.04.2020 7234 Ukrayna Kanun 7.04.2020 7235 İnsani ve Sağlık Acil Durumlarına Hazırlıklılık DSÖ Coğrafi Ayrık Ofisi Kanun 7.04.2020 7238 Azerbaycan Cumhuriyeti Kanun 7.04.2020 7239 Moğolistan Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları TARAF OLAN DİĞER DEVLET VEYA ULUSLARARASI KURULUŞ Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 7.04.2020 7240 Sırbistan Cumhuriyeti Kanun 22.12.2020 7260 Azerbaycan Cumhuriyeti Kanun 29.01.2021 7265 Arnavutluk Cumhuriyeti Kanun 29.01.2021 7266 Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Kanun 29.01.2021 7267 EFTA Devletleri Kanun 10.02.2021 7273 Karadağ Kanun 10.02.2021 7274 Kırgız Cumhuriyeti Kanun 10.02.2021 7277 Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Kanun 10.02.2021 7279 Gürcistan Kanun 10.02.2021 7280 Gürcistan Kanun 25.02.2021 7283 Somali Federal Cumhuriyeti Kanun 25.02.2021 7285 Gürcistan Kanun 25.02.2021 7288 Şili Cumhuriyeti Kanun 25.02.2021 7289 Burundi Cumhuriyeti Kanun 25.02.2021 7290 Lesoto Krallığı Kanun 25.02.2021 7291 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Üye Devletleri Kanun 4.03.2021 7293 Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Kanun 11.03.2021 7300 Ürdün Haşimi Krallığı Kanun 11.03.2021 7302 Doğu Karayip Devleti Örgütleri Kanun 11.03.2021 7303 Çin Halk Cumhuriyeti Kanun 11.03.2021 7306 İran İslam Cumhuriyeti Kanun 16.03.2021 7309 Vietnam Kanun 16.03.2021 7310 Bosna-Hersek Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 16.03.2021 7311 Nikaragua Cumhuriyeti ‒ 193 ‒ Kanun 16.03.2021 7314 Çad Cumhuriyeti Kanun 27.05.2021 7320 Kuveyt Devleti Kanun 27.05.2021 7321 Mozambik Cumhuriyeti Kanun 27.05.2021 7323 Vietnam Sosyalist Cumhuriyet Kanun 27.05.2021 7324 Guatemala Cumhuriyeti Kanun 27.05.2021 7325 Honduras Cumhuriyeti Kanun 21.10.2021 7340 Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı-İNTERPOL Kanun 21.12.2021 7347 Japonya Kanun 21.12.2021 7348 Karadağ Kanun 20.01.2022 7353 Sırbistan Cumhuriyeti Kanun 15.02.2022 7356 Sao Tome ve Prinsipe Demokratik Cumhuriyeti Kanun 15.02.2022 7359 Birleştirilmiş Milletler İstanbul OCHA Ofisi Kanun 15.02.2022 7360 Minamata Sözleşmesi Kanun 16.02.2022 7361 Fildişi Sahili Cumhuriyeti (Sıra Sayısı: 226) Kanun 16.02.2022 7362 Kamerun Cumhuriyeti Kanun 16.02.2022 7363 Uganda Cumhuriyeti Kanun 16.02.2022 7364 Kamerun Cumhuriyeti Kanun 17.02.2022 7366 Moldova Cumhuriyeti Kanun 17.02.2022 7368 İsviçre Federal Konseyi Kanun 17.02.2022 7369 Zimbabve Cumhuriyeti Kanun 22.02.2022 7370 Macaristan Kanun 22.02.2022 7372 Fas Krallığı Kanun 22.02.2022 7378 Brezilya Federatif Cumhuriyeti Kanun 17.03.2022 7385 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Eğitim Enstitüsü (EİTEE) Kanun 17.03.2022 7386 Katar Devleti Kanun 17.03.2022 7387 Bosna-Hersek Bakanlar Konseyi Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları TARAF OLAN DİĞER DEVLET VEYA ULUSLARARASI KURULUŞ Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 17.03.2022 7388 Ürdün Haşimi Krallığı Kanun 17.03.2022 7390 Irak Cumhuriyeti Kanun 17.03.2022 7391 Togo Cumhuriyeti Kanun 14.04.2022 7395 Özbekistan Cumhuriyeti Kanun 14.04.2022 7403 Güney Sudan Cumhuriyeti Kanun 1.12.2022 7424 Avrupa Komisyonu Kanun 1.12.2022 7425 Moldova Cumhuriyeti Kanun 26.01.2023 7436 Pakistan Kanun 23.03.2023 7443 Özbekistan Kanun 23.03.2023 7444 Gürcistan Kanun 30.03.2023 7449 Birleşik Arap Emirlikleri Kanun 5.10.2023 7462 Sierra Leone Cumhuriyeti Kanun 5.10.2023 7463 Nijerya Federal Cumhuriyeti Kanun 26.10.2023 7465 Kırgız Cumhuriyeti Kanun 26.10.2023 7466 Senegal Cumhuriyeti Kanun 26.10.2023 7467 Kongo Demokratik Cumhuriyeti Kanun 26.10.2023 7468 Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti Kanun 26.10.2023 7469 Kamboçya Krallığı Kanun 1.11.2023 7470 Türk Yatırım Fonu Kanun 9.11.2023 7472 Angola Cumhuriyeti Kanun 15.11.2023 7473 Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Kanun 23.11.2023 7477 Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Kanun 23.11.2023 7478 Maldivler Cumhuriyeti Kanun 23.11.2023 7479 Paraguay Cumhuriyeti Kanun 28.11.2023 7480 Ekvator Ginesi Cumhuriyeti Kanun 28.11.2023 7481 Gine Cumhuriyeti Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 28.11.2023 7482 Kongo Cumhuriyeti ‒ 194 ‒ Kanun 28.11.2023 7483 Palau Cumhuriyeti Kanun 28.11.2023 7484 Lesotho Krallığı Hükümeti Kanun 29.11.2023 7486 Burkina Faso Hükümeti Kanun 29.11.2023 7487 Namibya Cumhuriyeti Kanun 23.01.2024 7493 Malezya Kanun 23.01.2024 7494 Kore Cumhuriyeti Kanun 21.02.2024 7497 Azerbaycan Cumhuriyeti Kanun 21.02.2024 7498 Katar Devleti Kanun 7.05.2024 7502 Özbekistan Cumhuriyeti Kanun 7.05.2024 7505 Özbekistan Cumhuriyeti Kanun 9.05.2024 7509 Filistin Devleti Kanun 30.05.2024 7513 Rusya Devleti Kanun 30.05.2024 7514 Birleşmiş Milletler Kalkınma Eşgüdüm Ofisi Kanun 30.05.2024 7516 Bosna-Hersek Bakanlar Konseyi (Sıra Sayısı: 226) Kanun 18.07.2024 7520 Türk Yatırım Fonu Kanun 28.07.2024 7523 Ukrayna Kanun 24.10.2024 7530 Kırgız Cumhuriyeti Kanun 21.07.2025 7556 Pan-Avrupa-Akdeniz Tercihli Menşe Kurallarına Dair Bölgesel Konvansiyon Ortak Komitesi Kanun 21.07.2025 7558 Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu Kanun 21.07.2025 7559 Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu VERGİ, RESİM, HARÇ VE DİĞER GELİR DAYANAKLARINA İLİŞKİN DİĞER MEVZUAT a) Dağıtılmış Meblağların Geri Alınması : Ziraat kanunları ve diğer özel kanunlar gereğince dağıtılmış olan tutarların geri alınmasına dair hükümler ile irade ve kanunlara veya hükümetçe verilmiş olan yetkiye dayanılarak akdolunan her tür imtiyaz sözleşmeleri ve bunlara ait kararların gelire ilişkin hükümleri. b) Kaldırılmış Vergiler Artıkları : Çeşitli tarihlerde yürürlükten kaldırılmış veya hükmü kalmamış olan kanun ve tüzüklerin yürürlükte oldukları tarihlerde tahakkuk etmiş veya bu kanun ve tüzükler uyarınca tahakkuk edecek bütün vergi, resim, harç, ücret ve iltizam bedelleri ile bunların zam, ceza, vesair kalıntıları. c) Para Cezaları : Kanun, tüzük, kararname ve yönetmelikler ile diğer mevzuatın para cezası alınmasını öngören hükümleri. Türkiye Büyük Millet Meclisi ‒ 195 ‒ d) Tazminatlar : Kanunlarla tüzük ve kararnamelerin zam ve ceza alınmasını öngören hükümleri; kanun, tüzük ve yönetmelikler gereğince Devlet adına okutulan öğrencilerden görev (Mecburi hizmet) talep etmeyenlerin ödeyecekleri tazminatlara dair hükümler. e) Faizler : Hazine portföyü geliri ile bankalar nezdinde açılan hesabı carilerden Hazine lehine tahakkuk eden faiz ve gelir farkları ile Hazinenin iştirak ettiği teşebbüslerden elde ettiği gelirler. (Sıra Sayısı: 226) f) Diğer Hükümler : Bu cetvellerde herhangi bir şekilde yer almayan kanun, kanun hükmünde kararname, cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yönetmelik, tebliğ ve diğer mevzuat ile ikili veya çok taraflı her türlü anlaşmanın gelir, tarh, tahakkuk ve tahsiline ilişkin hükümleri. (II) Sayılı Özel Bütçeli İdareler Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 24.04.1930 1593 Umumi Hıfzıssıhha Kanunu Kanun 14.06.1935 2804 Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Kanunu Kanun 10.06.1949 5441 Devlet Tiyatroları Personeli Hakkında Kanun Kanun 21.07.1953 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun Kanun 18.12.1953 6200 Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun Kanun 11.01.1954 6219 Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı Kanunu Kanun 31.08.1956 6831 Orman Kanunu Kanun 18.11.1960 132 Türk Standardları Enstitüsü ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 16.12.1960 167 Yeraltı Suları Hakkında Kanun Kanun 17.07.1963 278 Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 3.07.1968 1053 Belediye Teşkilâtı Olan Yerleşim Yerlerine İçme, Kullanma ve Endüstri Suyu Temini Hakkında Kanun Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 14.07.1970 1309 Devlet Opera ve Balesi Personeli Hakkında Kanun Kanun 4.11.1981 2547 Yükseköğretim Kanunu Kanun 6.11.1981 2548 Gemi Sağlık Resmi Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 9.07.1982 2690 Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun Muafiyetleri ve Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun ‒ 196 ‒ Kanun 11.08.1983 2876 Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanunu Kanun 14.10.1983 2920 Türk Sivil Havacılık Kanunu Kanun 4.06.1985 3213 Maden Kanunu Kanun 31.10.1985 3234 Orman Genel Müdürlüğüne İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 7.11.1985 3238 Savunma Sanayii ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun KHK 27.10.1989 388 Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Kanun 12.04.1990 3624 Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı Teşvik ve Muafiyetleri Kanunu Kanun 19.11.1992 3843 Yükseköğretim Kurumlarında İkili Öğretim Yapılması, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Kanun 24.11.1994 4046 Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun Kanun 9.12.1994 4059 Finansal İstikrar ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Vergi, Resim ve Diğer (Sıra Sayısı: 226) Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 27.10.1999 4457 Türk Akreditasyon Kurumuna İlişkin Çeşitli Hükümler Hakkında Kanun Kanun 20.06.2001 4684 Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 4.01.2002 4734 Kamu İhale Kanunu Kanun 29.07.2002 4769 Ceza İnfaz Kurumları Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu Kanun 4.06.2003 4865 Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Hakkında Mali Hükümler ve Muafiyetlere İlişkin Kanun Kanun 6.11.2003 5000 Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 10.12.2003 5018 Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu Kanun 14.07.2004 5217 Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hüküm Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 10.11.2005 5431 Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 21.09.2006 5544 Mesleki Yeterlilik Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 3.06.2007 5686 Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Kanun 20.02.2008 5737 Vakıflar Kanunu Kanun 24.03.2010 5978 Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Kanun 25.06.2010 6001 Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun Kanun 17.02.2011 6114 Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun KHK 3.06.2011 642 Doğu Anadolu Projesi, Doğu Karadeniz Projesi ve Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlıklarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname KHK 11.10.2011 663 Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname KHK 11.10.2011 664 Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname KHK 24.10.2011 656 Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Kanun 19.04.2012 6292 Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun Kanun 16.05.2012 6306 Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Kanun 14.06.2012 6328 Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu Kanun 14.03.2013 6446 Elektrik Piyasası Kanunu Kanun 30.05.2013 6491 Türk Petrol Kanunu Kanun 19.11.2014 6569 Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığına İlişkin Bazı Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 6.04.2016 6701 Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Kanun 18.10.2016 6749 Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun Kanun 1.11.2017 7060 Helal Akreditasyon Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi C.K 10.07.2018 1 Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ‒ 197 ‒ C.K 15.07.2018 4 Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşlarin Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi C.K 13.12.2018 23 Türkiye Uzay Ajansı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi C.K 2.05.2019 34 Türkiye Adalet Akademisi Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi Kanun 23.05.2019 7174 Kapadokya Alanı Hakkında Kanun C.K 1.06.2019 38 Kapadokya Alan Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi Kanun 18.01.2023 7432 Uludağ Alanı Hakkında Kanun C.K 26.01.2023 117 Uludağ Alan Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi Kanun 15.03.2023 7441 Afet Yeniden İmar Fonunun Kurulması Hakkında Kanun Kanun 7.11.2023 7471 Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Sıra Sayısı: 226) Kanun 13.02.2025 7540 Türkiye Adalet Akademisi Kanunu (III) Sayılı Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar Vergi, Resim ve Diğer Gelirlerin Dayanakları KANUNİ DAYANAĞIN ADI Çeşidi Tarihi Numarası Kanun 21.07.1953 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun Kanun 5.04.1983 2813 Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun Kuruluşuna İlişkin Kanun Kanun 9.11.1983 2946 Kamu Konutları Kanunu Kanun 4.12.1984 3095 Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun Kanun 7.12.1994 4054 Rekabetin Korunması Hakkında Kanun Telgraf ve Telefon Kanunu, Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Telsiz Kanunu ve Posta, Kanun 27.01.2000 4502 Telgraf ve Telefon İdaresinin Biriktirme ve Yardım Sandığı Hakkında Kanun ile Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun 20.02.2001 4628 Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Kanun 18.04.2001 4646 Doğal Gaz Piyasası Kanunu (Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması ve Doğal Gaz Piyasası Hakkında Kanun) Kanun 4.01.2002 4734 Kamu İhale Kanunu Kanun 4.12.2003 5015 Petrol Piyasası Kanunu Kanun 15.01.2004 5070 Elektronik İmza Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi Kanun 2.03.2005 5307 Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ‒ 198 ‒ Kanun 19.10.2005 5411 Bankacılık Kanunu Kanun 23.02.2006 5464 Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu Kanun 4.05.2007 5651 İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun Kanun 3.06.2007 5684 Sigortacılık Kanunu Kanun 5.11.2008 5809 Elektronik Haberleşme Kanunu Kanun 13.01.2011 6102 Türk Ticaret Kanunu Kanun 15.02.2011 6112 Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Kanun 6.12.2012 6362 Sermaye Piyasası Kanunu (Sıra Sayısı: 226) Kanun 14.03.2013 6446 Elektrik Piyasası Kanunu Kanun 9.05.2013 6475 Posta Hizmetleri Kanunu KHK 26.09.2011 660 Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Kanun 24.03.2016 6698 Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun C.K 18.10.2019 47 Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi Kanun 5.03.2020 7223 Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu C.K 7.03.2022 95 Nükleer Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ‒ 199 ‒ -6- E - CETVELİ BAZI ÖDENEKLERİN KULLANIMINA VE HARCAMALARA İLİŞKİN ESASLAR Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 201 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 202 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 203 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 204 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 205 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 206 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 207 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 208 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 209 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 210 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 211 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 212 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 213 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 214 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 215 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 216 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 217 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 219 ‒ -7- F - CETVELİ 5018 SAYILI KANUNA EKLİ (II) VE (III) SAYILI CETVELLERDE YER ALAN İDARE VE KURUMLARIN NAKİT İMKÂNLARI İLE BU İMKÂNLARDAN HARCANMASI ÖNGÖRÜLEN TUTARLAR Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 221 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 222 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 223 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 224 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 225 ‒ -8- H - CETVELİ 10/2/1954 TARİHLİ VE 6245 SAYILI HARCIRAH KANUNU HÜKÜMLERİ UYARINCA VERİLECEK GÜNDELİK VE TAZMİNAT TUTARLARI Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 227 ‒ H CETVELİ H CETVELİ 10/2/1954 10/2/1954 TARİHLİ TARİHLİ VE 6245 SAYILIVE 6245 SAYILI HARCIRAH HARCIRAH KANUNU KANUNU HÜKÜMLERİ HÜKÜMLERİ UYARINCA UYARINCA VERİLECEK VERİLECEK GÜNDELİK VE GÜNDELİK TAZMİNATVE TAZMİNAT TUTARLARI TUTARLARI GÜNDELİK GÜNDELİK MİKTARI (TL) MİKTARI (TL) I- Yurt İçinde I- (1) Yurt İçinde Verilecek Verilecek Gündelikler Gündelikler (Madde : 33) (1)(Madde : 33) A- a) Türkiye A- a) Millet Büyük TürkiyeMeclisi Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Başkanı ve Yardımcıları Cumhurbaşkanı Cumhurbaşkanı Yardımcıları 925 925 b) Anayasa b) Anayasa Mahkemesi Mahkemesi Başkanı, Başkanı, Bakanlar, Bakanlar,Başkanı, Genelkurmay Genelkurmay Başkanı, Milletvekilleri, Milletvekilleri, Kuvvet Komutanları, Kuvvet Komutanları, Jandarma GenelJandarma Genel Komutanı, Komutanı, Sahil Sahil Güvenlik Güvenlik Komutanı, Komutanı, Cumhurbaşkanlığı Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri,Genel Sekreteri, TürkiyeMeclisi Türkiye Büyük Millet BüyükGenel Millet Meclisi Sekreteri,Genel Sekreteri,Oramiraller, Orgeneraller, Orgeneraller, Oramiraller, Yargıtay, Yargıtay, Danıştay, Danıştay, Uyuşmazlık Uyuşmazlık Mahkemesi ve Mahkemesi ve Sayıştay Sayıştay Başkanları, Başkanları, Yargıtay Yargıtay Cumhuriyet Cumhuriyet Başsavcısı, Başsavcısı, Danıştay Danıştay Başsavcısı, Başsavcısı, Diyanet İşleri veDiyanet İşleri ve Yükseköğretim Yükseköğretim Kurulu Kurulu Başkanları, Başkanları, Kamu Kamu Başdenetçisi Başdenetçisi 900 900 B- Memur ve Hizmetlilerden; B- Memur ve Hizmetlilerden; (2) Ek göstergesi a) Ek göstergesia)8000 8000 ve ve daha yüksek daha olan yüksek olan kadrolarda kadrolarda bulunanlar (2) bulunanlar 890 890 b) Ek göstergesi 6400 (dahil) - 8000 (hariç) olan kadrolarda b) Ek göstergesi 6400 (dahil) - 8000 (hariç) olan kadrolarda bulunanlar bulunanlar 880 880 c) Ek göstergesic) Ek göstergesi 3600 (dahil) 3600(hariç) - 6400 (dahil) - 6400 olan (hariç) olan kadrolarda kadrolarda bulunanlar bulunanlar 870 870 d) Aylık/kadro d) Aylık/kadro derecesi derecesi 1-4 olanlar 1-4 olanlar 860 860 e) Aylık/kadro e) Aylık/kadro derecesi derecesi 5-15 olanlar 5-15 olanlar 850 850 (1) 6245 sayılı (1) 6245 sayılı Harcırah Harcırah Kanununun Kanununun 33 üncü 33 üncü maddesinin maddesinin (b) fıkrasına (b)yatacak göre fıkrasınayergöre yatacak temini için yer temini için ödenecek ödenecek ücretlerin ücretlerin hesabında hesabında gündeliklerinin gündeliklerinin %90 %90 a(d) a rtırımlı miktarı, rtırımlı miktarı, fıkrasına göre(d) fıkrasınaödemelerde yapılacak göre yapılacak ödemelerde ise görevlendirmenin ise görevlendirmenin ilk 10 günü için gündeliklerinin ilk 10 günü için gündeliklerinin %60 takip %60 artırımlı miktarı, artırımlı miktarı, eden takip 80 günü eden 80 için günü için%50 si, gündeliklerinin gündeliklerinin müteakip%5090 si, müteakip günü için ise 90 günü için müstehak ise müstehak oldukları oldukları gündeliklerinin gündeliklerinin %40’ı esas alınır.%40’ı esas alınır. (2) 6245 sayılı (2) 6245 sayılı Harcırah Harcırah Kanununun Kanununun 33 üncü 33 (b) maddesinin üncü maddesinin fıkrasına göre(b) fıkrasına göre verilecek verilecek gündeliklerin gündeliklerin hesabında hesabında bu tutar esas bu tutar esas alınır. alınır. II- Arazi II- Arazi Üzerinde Üzerinde Çalışanlara Çalışanlara Verilecek Verilecek(Madde Tazminatlar Tazminatlar 50) (Madde 50) 501,nci 50 nci Maddenin Maddenin 2, 3, 4 1, 2, 3, 4 ve 5 inci ve 5 inci Bentlerinde Bentlerinde Yer Alan Yer: Alan Personel : Personel a) 1-4 a) Kadro derecesi Kadro derecesi 1-4 olanlar olanlar 130 130 b) Kadro b) Kadro derecesi derecesi 5-15 olanlar 5-15 olanlar 120 120 Bu tazminattan Bu tazminattan yararlananlardan; yararlananlardan; 1) Memuriyet 1) Memuriyet mahalli mahalli dışındaki dışındaki çalışma çalışmahizmet alanlarında alanlarında hizmet görenler görenler ile ile 24/2/1984 24/2/1984 tarihli ve 2981 tarihli sayılıve Kanun 2981 sayılı Kanun uygulamasında uygulamasında çalışan Tapu ve çalışan TapuGenel Kadastro ve Kadastro Genel Müdürlüğü Müdürlüğü personeline personeline yukarıda yazılı yukarıda yazılı miktarların miktarların yarısı ek olarakyarısı ek olarak ödenir. ödenir. 2) Bu 2) Bu çalışmaları çalışmaları dolayısıyla dolayısıyla arazide, arazide, şantiyede veya şantiyede gemilerde veya gemilerdebu suretle geceleyenlere geceleyenlere bu suretle bulunacak bulunacak miktarın miktarın yarısı ek olarakyarısı ek olarak ayrıca ödenir. ayrıca ödenir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 229 ‒ -9- İ - CETVELİ ÇEŞİTLİ KANUN VE CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMELERİNE GÖRE BÜTÇE KANUNUNDA GÖSTERİLMESİ GEREKEN PARASAL SINIRLAR Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . İ - CETVELİ İ - CETVELİ ÇEŞİTLİ KANUN ÇEŞİTLİ VE KANUN VE CUMHURBAŞKANLIĞI CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMELERİNE KARARNAMELERİNE GÖRE BÜTÇE GÖRE KANUNUNDA BÜTÇE KANUNUNDA GÖSTERİLMESİ GÖSTERİLMESİ GEREKEN PARASAL GEREKENSINIRLARA PARASAL AİT SINIRLARA CETVELAİT CETVEL No No Mevzuat Türü Mevzuat Türü Madde Fıkra Madde Fıkra Parasal Sınır (TL) Parasal Sınır (TL) a) 2886 a)Devlet 2886 İhale Kanunu Devlet İhale Kanunu 17 2 17 2 5,494,000 5,494,000 3 3 16,474,000 16,474,000 45 - 45 - 16,465,000 16,465,000 Bu madde ile ilgiliBuparasal maddesınır, ile ilgili Hazineye parasalaitsınır, taşınmazların Hazineye ait satışında taşınmazların 10.000.000 satışında TL 10.000.000 TL olup, bu tutarı yirmi olup, bu katınatutarı kadaryirmi artırmaya katına Çevre, kadar artırmaya Şehircilik ve Çevre, İklim Şehircilik Değişikliği ve İklim Değişikliği Bakanı yetkilidir. Bakanı yetkilidir. 51 - 51 a) - İllerde, a) kuruluş İllerde, merkezlerinde, kuruluşaskeri merkezlerinde, kurum kuruluş askeri ve kurum birliklerde, kuruluş ve büyükşehir birliklerde, büyükşehir 608,000 608,000 belediyesi sınırlarıbelediyesi içindeki ilçelerde sınırları ve içindeki nüfusu 50 ilçelerde bini ve geçen nüfusu ilçelerde 50 bini geçen ilçelerde b) Diğerb)ilçelerde Diğer ilçelerde 299,000 299,000 76 - 76 a) - Ankara, a) İstanbul ve Ankara, İzmir İstanbul illerinde ve İzmir illerinde 3,625,000 3,625,000 b) Diğerb)büyükşehir Diğer büyükşehir belediyesi belediyesi olan illerde olan illerde 1,832,000 1,832,000 c) Diğerc)illerde ve nüfusu Diğer 50 illerde bini ve geçen nüfusu 50 ilçelerde bini geçen ilçelerde 1,318,000 1,318,000 ç) Diğerç)ilçelerde Diğer ilçelerde 989,000 989,000 Bu madde ile ilgili Buparasal madde ile sınırları, ilgili herbiri parasal için sınırları, ayrı ayrı herbiri veyaiçin birlikte ayrı ayrı dörtveya katına birlikte dört katına kadar artırmaya Çevre, kadar Şehircilik artırmaya veÇevre, İklimŞehircilik Değişikliğive İklim BakanıDeğişikliği yetkilidir. Bakanı yetkilidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi ‒ 231 ‒ b) 2942 b) 2942 Kamulaştırma Kanunu Kamulaştırma Kanunu 3 23 2 2,645,000 2,645,000 c) 3082 c)Kamu 3082 Yararının Kamu ZorunluYararının Kıldığı Hallerde Zorunlu Kamu KıldığıHizmeti HallerdeNiteliği Kamu Hizmeti Niteliği Taşıyan Özel Teşebbüslerin Taşıyan Özel Teşebbüslerin Devletleştirilebilmesi Usul Devletleştirilebilmesi ve Esasları Usul ve Esasları 4 14 1 1,322,000 1,322,000 Hakkında Kanun Hakkında Kanun ç) 5018 ç)Kamu 5018 Mali Yönetimi Kamu veMali Kontrol Yönetimi Kanunuve Kontrol Kanunu 35 1 35 a) 1 Yapım a) işleri ile mal Yapım ve hizmet işleri ile alımları mal ve için; hizmet alımları için; 1 - İllerde, kuruluş1 - İllerde, merkezlerinde, kuruluş büyükşehir merkezlerinde, belediye büyükşehir sınırları içindeki belediyeilçeler sınırları veiçindeki ilçeler ve 14,700 14,700 nüfusu 50 bini geçen ilçelerde nüfusu 50 bini geçen ilçelerde 2 - Diğer ilçelerde2 - Diğer ilçelerde 7,500 7,500 b) Erbaşb)ve erlerden Erbaş terhis,ve terhis erlerden mahiyetinde terhis, terhis izin ve mahiyetinde muayeneyeizin sevk veedilenler muayeneye ile sevk edilenler ile asker sevk ve celpasker dönemlerinde sevk ve celpasker sevki dönemlerinde ile ilgili asker olarak sevki ile askerlik ilgili şubesi olarak ve eğitim askerlik şubesi ve eğitim 1,130,200 1,130,200 (Sıra Sayısı: 226) merkez k.lığı, askeri merkez daire,k.lığı, Jandarma askeriGenel daire, Jandarma Komutanlığı Genel ve Sahil Komutanlığı Güvenlikve Sahil Güvenlik Komutanlığı mutemetlerine Komutanlığı mutemetlerine c) Şehitc)cenazelerinin Şehit nakli, firari cenazelerinin askerler,şüpheli, nakli, firaritutuklu askerler,şüpheli, veya tutuklu veya 170,000 170,000 hükümlü askerlerin hükümlü sevkinde askerlerin kullanılmak sevkinde üzerekullanılmak üzere ç) Yabancı ç) konuk veYabancı konuk ve heyetlerin heyetlerin ağırlanması ağırlanması amacıyla görevlendirilen görevlendirilen mihmandarlara amacıylamihmandarlara 97,600 97,600 d) d) Bakanların katılacağı Bakanların yurt dışıkatılacağı seyahatlerde yurt dışı kullanılmak seyahatlerde üzerekullanılmak üzere 283,000 283,000 e) Mahkeme e) harç veMahkeme giderleri için harç ve giderleri için 1- İstanbul il merkezinde 1- İstanbul il merkezinde 856,000 856,000 2- Ankara ve İzmir merkezlerinde 2-ilAnkara ve İzmir il merkezlerinde 514,000 514,000 3- Diğer il ve ilçelerde 3- Diğer il ve ilçelerde 256,000 256,000 f) Doğalf) afetler nedeniyle Doğal afetler oluşacaknedeniyle ihtiyaçlar için oluşacak kullanılmak ihtiyaçlarüzere için kullanılmak üzere 778,000 778,000 No Mevzuat Türü Madde Fıkra Parasal Sınır (TL) ç) 5018 Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu 35 1 g) İl dışına yapılacak seyahatlerde akaryakıt giderleri için kullanılmak üzere 77,000 ğ) Yakalanan yasa dışı göçmenler ile sınırdışı edilecek şahıslar için kullanılmak üzere 310,000 h) Türkiye Büyük Millet Meclisi İdari Teşkilatı ve Cumhurbaşkanlığı 5,648,000 ı) Askeri daire, Jandarma ve Sahil Güvenlik mutemetleri ile Milli İstihbarat Teşkilatı daire mutemetlerine ve dış temsilcilikler emrine verilecek avans tutarları, ilgili idarelerin görüşleri alınmak suretiyle askeri birlik, daire ve dış temsilcilikler itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca ayrıca belirlenmek üzere; 1- Askeri daire, Jandarma ve Sahil Güvenlik mutemetlerine 1,130,000 2- Milli İstihbarat Teşkilatı mutemetlerine 565,000 3- Dış Temsilciliklere 4,245,000 i) 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin; - Kuruluş merkezlerindeki mutemetlerine 10,544,000 - Merkez dışındaki birim mutemetlerine 4,245,000 j) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı mutemetlerine 10,544,000 k) Yükseköğretim Kurumları Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlıklarının harcamaları 77,000 için kullanılmak üzere l) Yargılama Giderleri 192,000 m) Posta ve Telgraf Giderleri (Yüksek Mahkemeler için) 35,900 n) Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına ait kadın konukevleri ve bağlı birimlerinden hizmet alan kadınların harçlıkları için 1 - Büyükşehir belediye sınırları içinde 77,000 Türkiye Büyük Millet Meclisi ‒ 232 ‒ 2 - Diğer il ve ilçelerde 46,200 o) Araçların muayene, egzoz muayene, ambulans (C) belgesi ödemeleri ile araç geçiş ücretleri için 1 - Büyükşehir belediye sınırları içinde 85,600 2 - Diğer il ve ilçelerde 51,400 40 4 280,700 46 2 2,928,514,000 79 - (a) bendi için 85,600 (b) bendi için 90 Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile (Sıra Sayısı: 226) d) 4 Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 409 1 ı) Kurumun hak ve alacaklarınının terkini 2,800 Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ‒ 233 ‒ - 10 - K - CETVELİ EK DERS, KONFERANS VE FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETLERİ İLE DİĞER ÜCRET ÖDEMELERİNİN TUTARLARI Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 235 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 236 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 237 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 238 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 239 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 240 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 241 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 242 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 243 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 245 ‒ ̶ 11 ̶ M - CETVELİ PANSİYON ÜCRETLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 247 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 249 ‒ ̶ 12 ̶ O - CETVELİ ORDU İHTİYAÇLARI İÇİN ALINACAK HAYVANLARIN ALIM DEĞERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 251 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 253 ‒ ̶ 13 ̶ P - CETVELİ MOTORLU TAŞITLARIN ORTALAMA ALIM DEĞERLERİ VE SEFERBERLİK TATBİKATINA KATILACAK ARAÇLARIN TAHMİNİ GÜNLÜK KİRA BEDELLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 255 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 256 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 257 ‒ ̶ 14 ̶ T - CETVELİ KURUMLARIN SATIN ALACAKLARI TAŞITLARIN AZAMİ SATIN ALMA BEDELLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . T- CETVELİ KURUMLARIN SATIN ALACAKLARI TAŞITLARIN AZAMİ SATIN ALMA BEDELLERİNİ GÖSTERİR CETVEL T- CETVELİ KURUMLARIN SATIN ALACAKLARI TAŞITLARIN AZAMİ SATIN ALMA BEDELLERİNİ GÖSTERİR CETVEL Azami Satın AlmaAzami Satın Alma Sıra No Taşıtın Cinsi Taşıtın Cinsi Bedeli (TL) Bedeli (TL) 1-a (*) Binek otomobil 1,644,000 otomobil 1-b (**) Binek otomobil 1,644,000 1,798,000 otomobil 2- Binek otomobil 1,798,000 706,000 3- Station-Wagon 1,022,000 otomobil 706,000 4- Arazi binek (En az 4, en fazla 8 kişilik) 848,000 n-Wagon 5- Minibüs (Sürücü dahil en fazla 17 kişilik) 1,022,000 2,299,000 binek (En az 4, en fazla 86-kişilik) Kaptıkaçtı (Arazi hizmetleri için) 848,000 2,359,000 7- Pick-up (Kamyonet, sürücü dahil 3 veya 6 kişilik) 1,467,000 büs (Sürücü dahil en fazla8-17 kişilik) Pick-up (Kamyonet, arazi hizmetleri için sürücü dahil 3 veya 6 kişilik) 2,299,000 2,037,000 9-a kaçtı (Arazi hizmetleri için) Panel (Camlıvan) 2,359,000 782,000 9-b Panel (Combivan ve Panelvan) 1,141,000 up (Kamyonet, sürücü dahil 3 veya 6 kişilik) 1,467,000 10- Midibüs (Sürücü dahil en fazla 26 kişilik) 2,369,000 11-a up (Kamyonet, arazi hizmetleri için sürücüOtobüs (Sürücü dahil 3 veyadahil6 en az 27, en fazla 40 kişilik) kişilik) 2,037,000 6,440,000 l (Camlıvan) 11-b Otobüs (Sürücü dahil en az 41 kişilik) 782,000 7,714,000 12- Kamyon (Şasi-kabin tam yüklü ağırlığı en az 3.501 Kg) 2,298,000 l (Combivan ve Panelvan)13- Kamyon (Şasi-kabin tam yüklü ağırlığı en az 12.000 Kg) 1,141,000 4,015,000 14- büs (Sürücü dahil en fazla 26 kişilik) Kamyon (Şasi-kabin tam yüklü ağırlığı en az 17.000 Kg) 2,369,000 4,739,000 15- Ambulans (Tıbbi donanımlı) 3,769,000 üs (Sürücü dahil en az 27,16-en fazla 40 kişilik) Ambulans (Arazi hizmetleri için) 6,440,000 4,498,000 Türkiye Büyük Millet Meclisi üs (Sürücü dahil en az 41 17- kişilik) Pick-up (Kamyonet, cenaze arabası yapılmak üzere) 7,714,000 1,837,000 ‒ 259 ‒ 18- Motorsiklet (En fazla 600 cc.lik) 401,000 on (Şasi-kabin tam yüklü ağırlığı en az 3.501 Kg) 2,298,000 19- Motorsiklet (En az 601 cc.lik) 433,000 on (Şasi-kabin tam yüklü20-ağırlığı en az 12.000 Bisiklet Kg) 4,015,000 35,000 on (Şasi-kabin tam yüklü21-a Güvenlik ağırlığı en az 17.000 Kg) önlemli binek otomobil (Fiyatı Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir.) 4,739,000 21-b Güvenlik önlemli servis taşıtı (Fiyatı Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir.) ulans (Tıbbi donanımlı) 22- Diğer taşıtlar (Cinsi ve fiyatı Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir.) 3,769,000 ulans (Arazi hizmetleri için) (*) 237 sayılı Taşıt Kanununa ekli (1) sayılı cetvelde yer alan Makamlar ile Devlet Protokol Hizmetlerinde 4,498,000 kullanılmak üzere Dışişleri Bakanlığınca satın alınacak taşıtlar için. up (Kamyonet, cenaze arabası(**) 237 sayılı yapılmak Kanununa ekli (1) sayılı cetvelde yer alan ilk üç sıradaki Makamlar için. Taşıt üzere) 1,837,000 NOT rsiklet (En fazla 600 cc.lik) : 1- Bu cetvelde belirlenen azami satın alma bedelleri, her türlü vergi öncesi bedellerdir. Bu fiyatlarda değişiklik 401,000 yapmaya, bu bedelleri belirli makam ve hizmetler için farklı miktarlarda tespit etmeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir. 2- Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yılı içinde edinilecek zırhlı taşıtlar bu cetvele tabi değildir. rsiklet (En az 601 cc.lik) 433,000 3- İdarelerin edinebilecekleri taşıtları gösterir cetvellerde yer alan taşıtların cinslerini, Strateji ve Bütçe Başkanlığının uygun görüşü üzerine değiştirmeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir. let 35,000 4 -237 sayılı Taşıt Kanununun 10 uncu maddesinin 9 uncu fıkrası gereğince mübadele yoluyla satın alınacak taşıt sayısı, Milli Savunma Bakanlığı için 50 adedi, Jandarma Genel Komutanlığı için 15 adedi ve Sahil Güvenlik Komutanlığı için 5 adedi geçemez. (Sıra Sayısı: 226) nlik önlemli binek otomobil (Fiyatı Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir.) 5 -Merkezi yönetim kapsamındaki idarelerin ekonomik ömrünü tamamlamış taşıtlarının yenilenmesi veya söz konusu idarelerin hizmet alımı suretiyle edinilmesi ekonomik olmayan taşıt ihtiyaçlarının temini amacıyla idarelerin yıl içinde edinebilecekleri taşıtları gösteren (T) işaretli nlik önlemli servis taşıtı (Fiyatı Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir.) cetvelde Hazine ve Maliye Bakanlığınca satın alınacak taşıtlar arasında yer alan 500 adet “T-22 Diğer Taşıtlar”dan karşılanmak üzere, ilgili idarenin talebi, Hazine ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine alınacak Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenen cins ve adetteki taşıtlar, ilgili mevzuatında taşıtlar (Cinsi ve fiyatı Hazine yer alan usul ve Maliye Bakanlığınca yatırım programı ile ilişkilendirilmek kaydıyla hibe ya da bedeli ilgili idare bütçesinden ödenmek suretiyle satın alma yoluyla edinilebilir. ve esaslara görebelirlenir.) 6 -Sağlık Bakanlığı ile hastanesi bulunan yükseköğretim kurumlarına yıl içinde hibe edilen ambulanslar, 350 adedi geçmemek üzere bu cetvelde gösterilmesine gerek bulunmaksızın Cumhurbaşkanı kararıyla edinilebilir. na ekli (1) sayılı cetvelde yer alan Makamlar ile Devlet Protokol Hizmetlerinde kullanılmak üzere Dışişleri Bakanlığınca satın alınacak taşıtlar için. 7- İhtiyaç fazlası taşıtlar, (T) işaretli cetvelde gösterilmeksizin merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri arasında bedelsiz olarak devredilebilir. Devredilecek taşıtlara ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca Strateji ve Bütçe Başkanlığının uygun görüşü alınır. na ekli (1) sayılı cetvelde yer alan ilk üç sıradaki Makamlar için. 8- "T2 Binek otomobil" alımları Devlet Malzeme Ofisi üzerinden yapılacaktır. nen azami satın alma bedelleri, her türlü vergi öncesi bedellerdir. Bu fiyatlarda değişiklik yapmaya, bu bedelleri belirli makam ve hizmetler için farklı miktarlarda tespit etmeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir. dürlüğü tarafından yılı içinde edinilecek zırhlı taşıtlar bu cetvele tabi değildir. ecekleri taşıtları gösterir cetvellerde yer alan taşıtların cinslerini, Strateji ve Bütçe Başkanlığının uygun görüşü üzerine değiştirmeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir. ununun 10 uncu maddesinin 9 uncu fıkrası gereğince mübadele yoluyla satın alınacak taşıt sayısı, Milli Savunma Bakanlığı için 50 adedi, Jandarma Genel Komutanlığı için 15 adedi ve Sahil Güvenlik Komutanlığı için 5 adedi geçemez. psamındaki idarelerin ekonomik ömrünü tamamlamış taşıtlarının yenilenmesi veya söz konusu idarelerin hizmet alımı suretiyle edinilmesi ekonomik olmayan taşıt ihtiyaçlarının temini amacıyla idarelerin yıl içinde edinebilecekleri taşıtları gösteren (T) iş akanlığınca satın alınacak taşıtlar arasında yer alan 500 adet “T-22 Diğer Taşıtlar”dan karşılanmak üzere, ilgili idarenin talebi, Hazine ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine alınacak Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenen cins ve adetteki taşıtlar, esaslara göre yatırım programı ile ilişkilendirilmek kaydıyla hibe ya da bedeli ilgili idare bütçesinden ödenmek suretiyle satın alma yoluyla edinilebilir. . ‒ 261 ‒ ̶ 15 ̶ T - CETVELİ 5018 SAYILI KANUNA EKLİ (I), (II) VE (III) SAYILI CETVELLERDE YER ALAN KAMU İDARELERİNİN YIL İÇİNDE EDİNEBİLECEKLERİ TAŞITLAR Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 263 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 264 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 265 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 266 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 267 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 268 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 269 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 270 ‒ . Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 271 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 273 ‒ ̶ 16 ̶ V - CETVELİ KANUNLAR VE KARARLARLA BAĞLANMIŞ VATANİ HİZMET AYLIKLARI Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 275 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 276 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 277 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 279 ‒ B) 5018 SAYILI KANUNA GÖRE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİNE EKLENECEK BELGELER Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 281 ‒ ̶ 1 ̶ KAMU BORÇLARINA İLİŞKİN TABLOLAR Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 283 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 284 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 285 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 286 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 287 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 288 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 289 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 290 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 291 ‒ ̶ 2 ̶ MAHALLİ İDARELER VE SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARININ BÜTÇE GELİR VE GİDERLERİ (2023 - 2028) Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 293 ‒ TABLO 1 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 294 ‒ TABLO 2 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 295 ‒ ̶ 3 ̶ MERKEZİ YÖNETİM KAPSAMINDAKİ KAMU İDARELERİNE BAĞLI DÖNER SERMAYE İŞLETMELERİ İLE BÜTÇE DIŞI FONLARIN GELİR VE GİDERLERİ (2023 - 2028) Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 297 ‒ TABLO 1 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 298 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 299 ‒ ̶ 4 ̶ 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİNDEN YARDIM ALAN İDARE, KURUM VE KURULUŞLAR Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . ‒ 301 ‒ TABLO 1 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝ YASAMA DÖNEMİ YASAMA YILI 28 4 SIRA SAYISI: 226 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (I) Sayılı Cetvel Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve (II) Sayılı Cetvel Özel Bütçeli İdareler (B - Özel Bütçeli Diğer İdareler) ile (III) Sayılı Cetvel Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 2025 CİLT 3 Not: Bu Sıra Sayısına; elektronik ortamda https://www.tbmm.gov.tr/yasama/komisyon-raporlari internet adresindeki sorgu sayfası üzerinden erişilebilmektedir. Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı ‒ iii ‒ İÇİNDEKİLER Sayfa GENEL BÜTÇELİ KURUMLAR (I Sayılı Cetvel) Türkiye Büyük Millet Meclisi.............................................................................................................. 1 Cumhurbaşkanlığı............................................................................................................................... 11 Anayasa Mahkemesi........................................................................................................................... 17 Yargıtay............................................................................................................................................... 21 Danıştay.............................................................................................................................................. 25 Hakimler ve Savcılar Kurulu.............................................................................................................. 29 Sayıştay............................................................................................................................................... 31 Adalet Bakanlığı................................................................................................................................. 35 Milli Savunma Bakanlığı.................................................................................................................... 47 İçişleri Bakanlığı. ............................................................................................................................... 51 Dışişleri Bakanlığı.............................................................................................................................. 61 Hazine ve Maliye Bakanlığı............................................................................................................... 73 Milli Eğitim Bakanlığı........................................................................................................................ 87 Sağlık Bakanlığı. .............................................................................................................................. 101 Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı. ....................................................................................................... 111 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. ................................................................................................ 121 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. ............................................................................................... 133 Kültür ve Turizm Bakanlığı.............................................................................................................. 139 Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı.......................................................................................................... 151 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. ............................................................................ 161 Ticaret Bakanlığı. ............................................................................................................................. 173 Gençlik ve Spor Bakanlığı................................................................................................................ 185 Tarım ve Orman Bakanlığı............................................................................................................... 193 Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği........................................................................................ 207 Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı. ................................................................................................ 209 Jandarma Genel Komutanlığı........................................................................................................... 211 Sahil Güvenlik Komutanlığı............................................................................................................. 215 Emniyet Genel Müdürlüğü............................................................................................................... 219 Diyanet İşleri Başkanlığı ................................................................................................................. 233 Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı........................................................................................ 239 Gelir İdaresi Başkanlığı.................................................................................................................... 245 Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü. ............................................................................................... 249 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ iv ‒ Sayfa Meteoroloji Genel Müdürlüğü.......................................................................................................... 255 Göç İdaresi Başkanlığı. .................................................................................................................... 261 Avrupa Birliği Başkanlığı................................................................................................................. 267 Devlet Arşivleri Başkanlığı. ............................................................................................................. 271 İletişim Başkanlığı............................................................................................................................ 277 Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı...................................................................................................... 283 Strateji ve Bütçe Başkanlığı. ............................................................................................................ 287 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı............................................................................................ 293 İklim Değişikliği Başkanlığı............................................................................................................. 301 ÖZEL BÜTÇELİ DİĞER İDARELER (II Sayılı Cetvel) Türkiye İstatistik Kurumu. ............................................................................................................... 307 Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı. .......................................................................... 317 Savunma Sanayi Başkanlığı............................................................................................................. 323 Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu.................................................................................. 327 Atatürk Araştırma Merkezi............................................................................................................... 331 Atatürk Kültür Merkezi.................................................................................................................... 335 Türk Dil Kurumu.............................................................................................................................. 339 Türk Tarih Kurumu........................................................................................................................... 343 Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu......................................................................... 347 Türkiye Bilimler Akademisi ............................................................................................................ 359 Karayolları Genel Müdürlüğü. ......................................................................................................... 363 Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü................................................................................................ 377 Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü. ...................................................................................... 383 Orman Genel Müdürlüğü. ................................................................................................................ 389 Vakıflar Genel Müdürlüğü................................................................................................................ 403 Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü. ...................................................................... 413 Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü...................................................................................... 421 Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü. ................................................................................................... 431 Türk Akreditasyon Kurumu.............................................................................................................. 439 Türk Standardları Enstitüsü.............................................................................................................. 445 Türk Patent ve Marka Kurumu......................................................................................................... 455 Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı........................... 463 Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı........................................................................... 471 GAP Bölge Kalkınma İdaresi .......................................................................................................... 477 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒v‒ Sayfa Özelleştirme İdaresi Başkanlığı........................................................................................................ 483 Kamu Denetçiliği Kurumu. .............................................................................................................. 489 Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu. .............................................................. 493 Mesleki Yeterlilik Kurumu Başkanlığı............................................................................................. 501 Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı.......................................................................... 507 Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı..................................................................................... 513 Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı. ............................................................ 521 Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı................................................................ 525 Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı. ......................................................... 529 Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü. .................................................................................................. 533 Türkiye Su Enstitüsü. ....................................................................................................................... 549 Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu. .............................................................................................. 553 Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu. ....................................................................................... 561 Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı. ............................................................................................. 567 Helal Akreditasyon Kurumu............................................................................................................. 573 Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü......................................................................................... 577 Türkiye Uzay Ajansı......................................................................................................................... 585 Kapadokya Alan Başkanlığı............................................................................................................. 589 Türkiye Adalet Akademisi................................................................................................................ 595 Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu.................................................................... 599 Uludağ Alan Başkanlığı.................................................................................................................... 611 Kentsel Dönüşüm Başkanlığı........................................................................................................... 617 Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü. .......................................................................... 625 DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUMLAR (III Sayılı Cetvel) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu. .................................................................................................... 635 Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu. ........................................................................................... 643 Sermaye Piyasası Kurulu.................................................................................................................. 653 Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu................................................................................ 661 Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu................................................................................................. 673 Kamu İhale Kurumu......................................................................................................................... 681 Rekabet Kurumu............................................................................................................................... 689 Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu. ....................................................... 695 Kişisel Verileri Koruma Kurumu...................................................................................................... 699 Nükleer Düzenleme Kurumu............................................................................................................ 703 Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu................................................. 709 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) . . 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi (I) Sayılı Cetvel Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri . ‒1‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN YASAMA 16.128.331.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 9.053.220.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 25.181.551.000 25.181.551.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 2.053.713.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 27.235.264.000 27.235.264.000 e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒2‒ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ 27.235.264.000 EDİLMİŞTİR 60- YASAMA PROGRAMI 16.128.331.000 1.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 25.997.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 25.997.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.493.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.601.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 16.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 900.000 1.12-DIŞ İLİŞKİLER VE PROTOKOL BAŞKANLIĞI 540.540.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 540.540.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 33.000 E.03.03-YOLLUKLAR 120.501.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 100.002.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 200.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 120.001.000 1.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 295.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 295.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 270.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 25.000.000 1.34-KANUNLAR KARARLAR BAŞKANLIĞI 13.534.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 13.534.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 21.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 8.500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.000 GİDERLERİ 1.35-BÜTÇE BAŞKANLIĞI 1.125.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.125.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 45.000 E.03.03-YOLLUKLAR 870.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 25.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 185.000 1.36-TUTANAK HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI 3.405.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒3‒ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.405.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.504.000 E.03.03-YOLLUKLAR 823.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 77.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.000 GİDERLERİ 1.5-İNSAN KAYNAKLARI BAŞKANLIĞI 7.927.351.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 7.927.351.000 E.01.01-MEMURLAR 3.114.672.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.834.614.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 35.150.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 50.000.000 E.02.01-MEMURLAR 390.000.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 410.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 178.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.800.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 45.912.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 140.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 25.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 41.856.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 1.000 1.11-İŞLETME VE YAPIM BAŞKANLIĞI 500.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 500.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000.000 1.37-MİLLETVEKİLİ HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI 5.947.271.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 5.947.271.000 E.01.07-MİLLETVEKİLLERİ 2.010.000.000 E.02.07-MİLLETVEKİLLERİ 23.500.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.921.000 E.03.03-YOLLUKLAR 101.812.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 137.536.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 483.000.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 3.187.500.000 1.38-ARAŞTIRMA HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI 1.535.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.535.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.532.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.000 1.8-KÜTÜPHANE VE ARŞİV HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI 8.748.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 8.748.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.313.000 E.03.03-YOLLUKLAR 730.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒4‒ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.594.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 27.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 84.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000.000 1.10-BİLGİ İŞLEM BAŞKANLIĞI 698.368.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 698.368.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 45.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 30.203.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 952.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 456.527.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 165.684.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000 1.25-BASIN, YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI 165.457.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 165.457.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 336.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.801.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.320.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.324.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 108.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 15.993.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 9.621.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.725.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.330.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 9.053.220.000 1.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 9.196.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 9.196.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 54.000 E.03.03-YOLLUKLAR 390.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 247.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 8.500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.000 GİDERLERİ 1.24-HUKUK HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI 2.060.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.060.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 55.000 E.03.03-YOLLUKLAR 50.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 361.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.579.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 15.000 GİDERLERİ 1.5-İNSAN KAYNAKLARI BAŞKANLIĞI 4.566.811.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.566.811.000 E.01.01-MEMURLAR 1.519.150.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒5‒ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 236.505.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.204.956.000 E.02.01-MEMURLAR 135.450.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 25.450.000 E.02.03-İŞÇİLER 422.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 23.300.000 1.11-İŞLETME VE YAPIM BAŞKANLIĞI 3.750.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.750.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 323.310.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.001.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 14.329.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 7.300.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 14.600.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 77.401.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 3.020.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 9.051.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 283.005.000 1.13-DESTEK HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI 724.153.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 724.153.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 180.641.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.580.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 492.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 267.083.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 36.170.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 234.687.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 1.10-BİLGİ İŞLEM BAŞKANLIĞI 1.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 600.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 300.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 100.000 GİDERLERİ 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 2.053.713.000 1.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 2.053.713.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.053.713.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 2.033.713.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 20.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒6‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒7‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒8‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒9‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 11 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: CUMHURBAŞKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN CUMHURBAŞKANLIĞI 10.803.534.000 Aynen Kabul Edilmiştir DIŞ POLİTİKA 7.000.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir SANAYİNİN GELİŞTİRİLMESİ, ÜRETİM VE YATIRIMLARIN DESTEKLENMESİ 965.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir ŞEHİRCİLİK VE RİSK ODAKLI BÜTÜNLEŞİK AFET YÖNETİMİ 800.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.718.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 21.286.534.000 21.286.534.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 21.286.534.000 21.286.534.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 12 ‒ CUMHURBAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL CUMHURBAŞKANLIĞI 21.286.534.000 EDİLMİŞTİR 16- CUMHURBAŞKANLIĞI PROGRAMI 10.803.534.000 2.2-GENEL SEKRETERLİK 10.803.534.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 10.803.534.000 E.01.01-MEMURLAR 2.551.309.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 685.115.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 73.207.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 1.193.302.000 E.02.01-MEMURLAR 167.404.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 92.386.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.800.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 161.000.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 10.001.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.301.000.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 310.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 109.000.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 37.000.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 4.810.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 80.000.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 40.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 850.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 338.000.000 13- DIŞ POLİTİKA PROGRAMI 7.000.000.000 2.2-GENEL SEKRETERLİK 7.000.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 7.000.000.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.000.000.000 17- SANAYİNİN GELİŞTİRİLMESİ, ÜRETİM VE YATIRIMLARIN 965.000.000 DESTEKLENMESİ PROGRAMI 2.2-GENEL SEKRETERLİK 965.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 965.000.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 965.000.000 2- ŞEHİRCİLİK VE RİSK ODAKLI BÜTÜNLEŞİK AFET YÖNETİMİ 800.000.000 PROGRAMI 2.2-GENEL SEKRETERLİK 800.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 800.000.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 800.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 13 ‒ CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.718.000.000 2.2-GENEL SEKRETERLİK 1.718.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.718.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 423.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 75.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.220.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 14 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 15 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 17 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ANAYASA MAHKEMESİ PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN HUKUK VE ADALET 696.328.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 300.365.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 996.693.000 996.693.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 996.693.000 996.693.000 e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 18 ‒ ANAYASA MAHKEMESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ANAYASA MAHKEMESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ANAYASA MAHKEMESİ 996.693.000 EDİLMİŞTİR 1- HUKUK VE ADALET PROGRAMI 696.328.000 3.1-ANAYASA MAHKEMESİ HEYETİ 360.996.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 360.996.000 E.01.01-MEMURLAR 294.435.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 7.212.000 E.02.01-MEMURLAR 28.223.000 E.03.03-YOLLUKLAR 14.319.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 976.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 7.359.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 8.472.000 3.3-GENEL SEKRETERLİK 323.041.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 323.041.000 E.01.01-MEMURLAR 182.938.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.078.000 E.01.03-İŞÇİLER 73.965.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.719.000 E.02.01-MEMURLAR 15.116.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 494.000 E.02.03-İŞÇİLER 15.290.000 E.03.03-YOLLUKLAR 241.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 8.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 12.200.000 3.2-ÖZEL KALEM 12.291.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 12.291.000 E.01.01-MEMURLAR 11.522.000 E.02.01-MEMURLAR 769.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 300.365.000 3.3-GENEL SEKRETERLİK 239.939.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 239.939.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 97.794.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 610.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 104.118.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 10.309.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 4.474.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 22.634.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 19 ‒ ANAYASA MAHKEMESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 3.2-ÖZEL KALEM 60.426.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 60.426.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 928.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.949.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.186.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 48.352.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.523.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 488.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 21 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: YARGITAY PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN HUKUK VE ADALET 3.211.129.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.027.604.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 5.238.733.000 5.238.733.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 5.238.733.000 5.238.733.000 e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 22 ‒ YARGITAY ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: YARGITAY HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL YARGITAY 5.238.733.000 EDİLMİŞTİR 1- HUKUK VE ADALET PROGRAMI 3.211.129.000 4.1-YARGITAY HUKUK VE CEZA DAİRELERİ BAŞKANLIKLARI 2.136.506.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.136.506.000 E.01.01-MEMURLAR 1.673.096.000 E.02.01-MEMURLAR 130.063.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.856.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 81.767.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 69.511.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 171.213.000 4.3-GENEL SEKRETERLİK 982.149.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 982.149.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 502.764.000 E.03.03-YOLLUKLAR 941.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 5.543.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 274.841.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 41.071.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.712.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 18.265.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 12.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 38.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 14.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 84.000.000 4.4-CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI 19.780.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 19.780.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.356.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.842.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 5.675.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 770.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 137.000 4.2-ÖZEL KALEM 72.694.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 72.694.000 E.01.01-MEMURLAR 18.297.000 E.02.01-MEMURLAR 919.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 496.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.568.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 23 ‒ YARGITAY HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 202.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 48.500.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.712.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.027.604.000 4.3-GENEL SEKRETERLİK 2.027.604.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.027.604.000 E.01.01-MEMURLAR 784.985.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 305.538.000 E.01.03-İŞÇİLER 670.185.000 E.02.01-MEMURLAR 87.456.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 36.396.000 E.02.03-İŞÇİLER 143.044.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 25 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: DANIŞTAY PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN HUKUK VE ADALET 1.758.609.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.378.097.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.136.706.000 3.136.706.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.136.706.000 3.136.706.000 e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 26 ‒ DANIŞTAY ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: DANIŞTAY HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL DANIŞTAY 3.136.706.000 EDİLMİŞTİR 1- HUKUK VE ADALET PROGRAMI 1.758.609.000 5.1-DANIŞTAY BAŞSAVCILIĞI VE DAİRELER 1.758.609.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.758.609.000 E.01.01-MEMURLAR 1.531.130.000 E.02.01-MEMURLAR 127.394.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 399.000 E.03.03-YOLLUKLAR 9.948.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.765.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 113.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 359.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 22.125.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 62.376.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.378.097.000 5.3-GENEL SEKRETERLİK 1.306.985.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.306.985.000 E.01.01-MEMURLAR 437.667.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 66.619.000 E.01.03-İŞÇİLER 358.082.000 E.02.01-MEMURLAR 45.621.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.147.000 E.02.03-İŞÇİLER 75.252.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 168.613.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.070.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.413.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 33.743.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 10.787.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 514.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 6.203.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 12.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 242.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 39.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 13.200.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.800.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 37.000.000 5.2-ÖZEL KALEM 71.112.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 71.112.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 27 ‒ DANIŞTAY HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 56.102.000 E.02.01-MEMURLAR 4.616.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 304.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.603.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 36.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 6.366.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 85.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 29 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: HAKİMLER VE SAVCILAR KURULU PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN HUKUK VE ADALET 1.547.695.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.547.695.000 1.547.695.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.547.695.000 1.547.695.000 e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 30 ‒ HAKİMLER VE SAVCILAR KURULU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: HAKİMLER VE SAVCILAR KURULU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL HAKİMLER VE SAVCILAR KURULU 1.547.695.000 EDİLMİŞTİR 1- HUKUK VE ADALET PROGRAMI 1.547.695.000 6.3-GENEL SEKRETERLİK 1.547.695.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.547.695.000 E.01.01-MEMURLAR 1.071.579.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 21.582.000 E.01.03-İŞÇİLER 90.925.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 3.618.000 E.02.01-MEMURLAR 94.002.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.454.000 E.02.03-İŞÇİLER 19.273.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 37.077.000 E.03.03-YOLLUKLAR 72.829.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.625.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 58.521.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.140.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 9.221.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 4.191.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 3.780.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.142.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 460.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 276.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 15.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 33.500.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 31 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SAYIŞTAY PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN DIŞ DENETİM VE HESAP YARGILAMASI 3.675.430.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.054.438.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 4.729.868.000 4.729.868.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 4.729.868.000 4.729.868.000 e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 32 ‒ SAYIŞTAY ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SAYIŞTAY HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SAYIŞTAY 4.729.868.000 EDİLMİŞTİR 55- DIŞ DENETİM VE HESAP YARGILAMASI PROGRAMI 3.675.430.000 7.1-DAİRELER VE KURULLAR 508.632.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 508.632.000 E.01.01-MEMURLAR 418.669.000 E.02.01-MEMURLAR 34.337.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 58.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.228.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 35.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 105.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 17.400.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 34.800.000 7.3-BAŞKAN YARDIMCILIĞI 421.418.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 421.418.000 E.01.01-MEMURLAR 362.222.000 E.02.01-MEMURLAR 46.446.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 12.750.000 7.20-DENETİM BİRİMLERİ 2.745.380.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.745.380.000 E.01.01-MEMURLAR 1.989.911.000 E.02.01-MEMURLAR 174.560.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 115.000 E.03.03-YOLLUKLAR 152.006.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.698.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.700.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 47.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 373.390.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.054.438.000 7.3-BAŞKAN YARDIMCILIĞI 994.016.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 994.016.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 52.778.000 E.01.03-İŞÇİLER 540.470.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.985.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.056.000 E.02.03-İŞÇİLER 119.772.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 85.803.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 33 ‒ SAYIŞTAY HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 13.017.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 175.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 63.655.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 9.550.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 25.900.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 5.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 18.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 45.850.000 7.2-ÖZEL KALEM 60.422.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 60.422.000 E.01.01-MEMURLAR 36.218.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 6.339.000 E.02.01-MEMURLAR 2.624.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 149.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.935.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 628.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.896.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.800.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 85.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 748.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 34 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 35 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ADALET BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN HUKUK VE ADALET 350.871.096.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 27.346.661.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 378.217.757.000 378.217.757.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 11.342.686.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 389.560.443.000 389.560.443.000 e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 36 ‒ ADALET BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ADALET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ADALET BAKANLIĞI 389.560.443.000 EDİLMİŞTİR 1- HUKUK VE ADALET PROGRAMI 350.871.096.000 8.80-ADLİ TIP KURUMU BAŞKANLIĞI 1.502.754.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.502.754.000 E.01.01-MEMURLAR 1.104.434.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 208.644.000 E.02.01-MEMURLAR 110.562.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 21.148.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 47.068.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.836.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 181.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 614.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 249.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 286.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.732.000 8.81-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ 23.642.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 23.642.000 E.01.01-MEMURLAR 887.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.879.000 E.02.03-İŞÇİLER 360.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.672.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.517.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 50.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.896.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.252.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.744.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 385.000 8.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 34.001.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 34.001.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 34.000.000 8.6-EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 551.338.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 551.338.000 E.01.01-MEMURLAR 133.855.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 37.053.000 E.01.03-İŞÇİLER 95.121.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 37 ‒ ADALET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 13.932.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.945.000 E.02.03-İŞÇİLER 21.191.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 132.075.000 E.03.03-YOLLUKLAR 23.111.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.155.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.000.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 175.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 11.613.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.113.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 19.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 750.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 750.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 38.999.000 8.10-BİLGİ İŞLEM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 875.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 875.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 675.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 130.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 69.250.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 750.000 8.42-ADLİ DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 15.484.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 15.484.000 E.01.01-MEMURLAR 7.998.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 29.000 E.02.01-MEMURLAR 912.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 275.000 E.03.03-YOLLUKLAR 420.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 24.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.533.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 36.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 257.000 GİDERLERİ 8.67-MAHKEMELER 195.442.322.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 195.442.322.000 E.01.01-MEMURLAR 127.203.767.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.704.678.000 E.01.03-İŞÇİLER 6.519.587.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 282.990.000 E.02.01-MEMURLAR 12.663.233.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.841.510.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.410.725.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.483.532.000 E.03.03-YOLLUKLAR 923.250.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 166.601.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 23.592.833.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 678.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 38 ‒ ADALET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 143.841.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 51.184.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 100.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 403.778.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 35.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 50.000.000 8.69-GRUP BAŞKANLIKLARI VE ŞUBE MÜDÜRLÜKLERİ 2.356.044.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.356.044.000 E.01.01-MEMURLAR 1.857.238.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 226.767.000 E.02.01-MEMURLAR 183.193.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 22.799.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 57.270.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.354.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 91.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.247.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 865.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 220.000 8.60-YURTDIŞI TEŞKİLATI 1.387.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.387.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 1.387.000 8.70-YÜKSEK SEÇİM KURULU TAŞRA TEŞKİLATI 2.585.694.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.585.694.000 E.01.01-MEMURLAR 2.158.117.000 E.02.01-MEMURLAR 253.854.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.608.000 E.03.03-YOLLUKLAR 14.233.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 71.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.837.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.470.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 300.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 145.204.000 8.82-YÜKSEK SEÇİM KURULU SEÇİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 544.176.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 544.176.000 E.01.01-MEMURLAR 227.871.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 54.763.000 E.01.03-İŞÇİLER 21.984.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 74.000 E.02.01-MEMURLAR 24.667.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.381.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.596.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 22.548.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.013.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 505.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.642.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 39 ‒ ADALET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 599.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.221.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 898.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 155.142.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 272.000 8.30-CEZA İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 166.001.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 166.001.000 E.01.01-MEMURLAR 134.265.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 115.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 232.000 E.02.01-MEMURLAR 12.823.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 230.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.409.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.200.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.197.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.131.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 99.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.300.000 GİDERLERİ 8.32-CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 248.061.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 248.061.000 E.01.01-MEMURLAR 180.166.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 251.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 348.000 E.02.01-MEMURLAR 18.777.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 159.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.551.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.720.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 27.381.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.567.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 614.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.004.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 438.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 80.000 8.68-CEZA İNFAZ KURUMLARI, TUTUKEVLERİ VE EĞİTİM MERKEZLERİ 145.544.686.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 145.544.686.000 E.01.01-MEMURLAR 67.345.670.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.550.386.000 E.01.03-İŞÇİLER 228.505.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 142.546.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 906.406.000 E.02.01-MEMURLAR 8.063.328.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.978.060.000 E.02.03-İŞÇİLER 50.784.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 40 ‒ ADALET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 18.000.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 64.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 39.029.322.000 E.03.03-YOLLUKLAR 641.812.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 27.708.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 147.111.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 60.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 264.767.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 19.024.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 2.985.177.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.766.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 189.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.693.001.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 440.000.000 8.33-ADLİ SİCİL VE İSTATİSTİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 120.444.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 120.444.000 E.01.01-MEMURLAR 95.725.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.950.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 87.000 E.02.01-MEMURLAR 10.278.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 742.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.175.000 E.03.03-YOLLUKLAR 750.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 281.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.322.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 99.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 795.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 240.000 8.35-DIŞ İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 254.741.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 254.741.000 E.01.01-MEMURLAR 153.876.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 33.817.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 348.000 E.02.01-MEMURLAR 15.350.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.486.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.504.000 E.03.03-YOLLUKLAR 14.125.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 24.806.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 780.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.149.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 1.500.000 8.37-İNSAN HAKLARI DAİRE BAŞKANLIĞI 393.343.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 393.343.000 E.01.01-MEMURLAR 78.279.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 41 ‒ ADALET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 32.063.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 174.000 E.02.01-MEMURLAR 5.375.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.381.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.365.000 E.03.03-YOLLUKLAR 11.717.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 239.494.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 16.390.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 327.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.956.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 822.000 8.38-HUKUK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 116.600.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 116.600.000 E.01.01-MEMURLAR 84.173.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 329.000 E.02.01-MEMURLAR 8.964.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.239.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.600.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.163.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.036.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 96.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.000.000 GİDERLERİ 8.39-MEVZUAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 80.083.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 80.083.000 E.01.01-MEMURLAR 68.350.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 177.000 E.02.01-MEMURLAR 6.618.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 608.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.576.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.164.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 120.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 464.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 6.000 8.41-İCRA İŞLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 15.295.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 15.295.000 E.01.01-MEMURLAR 10.785.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 50.000 E.02.01-MEMURLAR 1.228.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 957.000 E.03.03-YOLLUKLAR 662.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 790.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 200.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 60.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 557.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 42 ‒ ADALET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 27.346.661.000 8.80-ADLİ TIP KURUMU BAŞKANLIĞI 1.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000.000 8.2-ÖZEL KALEM 251.420.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 251.420.000 E.01.01-MEMURLAR 218.067.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 673.000 E.02.01-MEMURLAR 17.832.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 201.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.313.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.882.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.906.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 689.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 751.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 106.000 8.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 21.893.210.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 21.893.210.000 E.01.01-MEMURLAR 490.801.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 160.561.000 E.01.03-İŞÇİLER 286.865.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.723.000 E.02.01-MEMURLAR 57.740.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 18.433.000 E.02.03-İŞÇİLER 73.330.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 138.143.000 E.03.03-YOLLUKLAR 17.172.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 838.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 52.988.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 75.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.796.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 545.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 51.701.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 185.000.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 15.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 20.118.499.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 8.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 210.000.000 8.10-BİLGİ İŞLEM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 714.861.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 714.861.000 E.01.01-MEMURLAR 100.343.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 250.262.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.392.000 E.02.01-MEMURLAR 10.312.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 52.181.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 43 ‒ ADALET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 57.678.000 E.03.03-YOLLUKLAR 933.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 127.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 240.301.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 60.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.092.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 180.000 8.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 128.550.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 128.550.000 E.01.01-MEMURLAR 101.424.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 58.000 E.02.01-MEMURLAR 8.342.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 390.000 E.03.03-YOLLUKLAR 17.567.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 187.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 255.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 12.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 315.000 GİDERLERİ 8.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 137.469.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 137.469.000 E.01.01-MEMURLAR 76.286.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 248.000 E.02.01-MEMURLAR 7.542.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.724.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.831.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 38.103.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 299.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 879.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 200.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 32.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 6.325.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.000.000 8.42-ADLİ DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 150.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 150.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 150.000 8.67-MAHKEMELER 1.780.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.780.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 818.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 42.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 920.000.000 8.69-GRUP BAŞKANLIKLARI VE ŞUBE MÜDÜRLÜKLERİ 2.500.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.500.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 250.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 250.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 44 ‒ ADALET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 8.60-YURTDIŞI TEŞKİLATI 109.191.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 109.191.000 E.01.01-MEMURLAR 88.618.000 E.02.01-MEMURLAR 2.778.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.015.000 E.03.03-YOLLUKLAR 14.237.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 749.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 140.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 554.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 100.000 8.70-YÜKSEK SEÇİM KURULU TAŞRA TEŞKİLATI 1.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000.000 8.82-YÜKSEK SEÇİM KURULU SEÇİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 94.540.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 94.540.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.017.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 23.623.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 65.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 900.000 8.5-PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 96.196.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 96.196.000 E.01.01-MEMURLAR 54.729.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 261.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 132.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 18.083.000 E.02.01-MEMURLAR 5.957.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.242.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.689.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.019.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.260.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 75.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 582.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 139.000 8.30-CEZA İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 8.162.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 8.162.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 8.162.000 8.32-CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3.143.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.143.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 3.143.000 8.68-CEZA İNFAZ KURUMLARI, TUTUKEVLERİ VE EĞİTİM MERKEZLERİ 2.039.460.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.039.460.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 739.460.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 15.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 100.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 285.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 45 ‒ ADALET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 900.000.000 8.33-ADLİ SİCİL VE İSTATİSTİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 6.020.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 6.020.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.020.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 250.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.250.000 8.35-DIŞ İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 9.112.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 9.112.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 9.112.000 8.38-HUKUK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 8.774.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 8.774.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 8.774.000 8.40-HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 57.822.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 57.822.000 E.01.01-MEMURLAR 45.630.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 150.000 E.02.01-MEMURLAR 5.004.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.730.000 E.03.03-YOLLUKLAR 450.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.592.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 520.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 63.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 620.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 63.000 8.41-İCRA İŞLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 4.081.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.081.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.081.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 11.342.686.000 8.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.373.235.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.373.235.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 1.294.935.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 78.300.000 8.68-CEZA İNFAZ KURUMLARI, TUTUKEVLERİ VE EĞİTİM MERKEZLERİ 9.969.451.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 9.969.451.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 1.430.251.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 8.539.200.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 47 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN DIŞ POLİTİKA 1.271.029.000 Aynen Kabul Edilmiştir ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER 314.888.000 Aynen Kabul Edilmiştir ULUSAL SAVUNMA VE GÜVENLİK 804.922.088.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 16.422.172.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 822.930.177.000 822.930.177.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 822.930.177.000 822.930.177.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 48 ‒ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI 822.930.177.000 EDİLMİŞTİR 13- DIŞ POLİTİKA PROGRAMI 1.271.029.000 9.30-MSB BAĞLILARI 1.271.029.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.271.029.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.271.029.000 10- ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER PROGRAMI 314.888.000 9.30-MSB BAĞLILARI 314.888.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 314.888.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 314.888.000 43- ULUSAL SAVUNMA VE GÜVENLİK PROGRAMI 804.922.088.000 9.30-MSB BAĞLILARI 804.922.088.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 801.735.000.000 E.01.01-MEMURLAR 308.571.369.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 44.911.847.000 E.01.03-İŞÇİLER 32.395.594.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 82.825.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 3.683.799.000 E.02.01-MEMURLAR 32.207.106.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.938.386.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.075.563.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.149.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 4.368.983.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 328.981.710.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.803.568.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 551.549.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.407.366.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.298.134.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.722.299.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 116.700.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 22.201.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 391.595.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 12.600.487.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 50.770.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 540.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 10.000.000 F.06-Özel Ödenekler 3.081.078.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 49 ‒ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.081.078.000 F.09-Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları 106.010.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 106.010.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 16.422.172.000 9.30-MSB BAĞLILARI 16.422.172.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 16.422.172.000 E.01.01-MEMURLAR 5.464.061.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 275.628.000 E.01.03-İŞÇİLER 313.487.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 48.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 26.531.000 E.02.01-MEMURLAR 762.578.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.556.000 E.02.03-İŞÇİLER 215.738.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.429.374.000 E.03.03-YOLLUKLAR 142.499.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 13.772.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 407.070.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 54.445.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 119.354.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 149.182.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 6.222.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 320.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 723.007.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 563.300.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 720.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 51 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: İÇİŞLERİ BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN KARAYOLU ULAŞIMI 2.000.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER 132.414.000 Aynen Kabul Edilmiştir TOPLUM GÜVENLİĞİ 28.531.202.000 Aynen Kabul Edilmiştir VATANDAŞLIK VE SİVİL TOPLUM 21.725.206.000 Aynen Kabul Edilmiştir YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ 22.653.810.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 44.464.226.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 119.506.858.000 119.506.858.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 119.506.858.000 119.506.858.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 52 ‒ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: İÇİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL İÇİŞLERİ BAKANLIĞI 119.506.858.000 EDİLMİŞTİR 42- KARAYOLU ULAŞIMI PROGRAMI 2.000.000.000 10.30-İLLER İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2.000.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.000.000.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 2.000.000.000 10- ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER PROGRAMI 132.414.000 10.30-İLLER İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 132.414.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 132.414.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 119.901.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 12.513.000 29- TOPLUM GÜVENLİĞİ PROGRAMI 28.531.202.000 10.26-İÇ GÜVENLİK STRATEJİLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 93.136.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 93.136.000 E.01.01-MEMURLAR 53.141.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.441.000 E.02.01-MEMURLAR 5.259.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 726.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 846.000 E.03.03-YOLLUKLAR 516.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 25.029.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 228.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 776.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 174.000 10.67-VALİLİK VE KAYMAKAMLIKLAR 27.009.139.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 27.009.139.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 17.291.677.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 5.954.365.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 119.731.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.591.882.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 51.484.000 10.30-İLLER İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.385.929.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.385.929.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 1.360.929.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 25.000.000 10.34-KAÇAKÇILIK İSTİHBARAT, HAREKAT VE BİLGİ TOPLAMA DAİRESİ 42.998.000 BAŞKANLIĞI Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 53 ‒ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.01-Genel Bütçeli İdareler 42.998.000 E.01.01-MEMURLAR 11.038.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.562.000 E.02.01-MEMURLAR 1.340.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 288.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 413.000 E.03.03-YOLLUKLAR 339.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 340.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 58.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 328.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 251.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 26.041.000 45- VATANDAŞLIK VE SİVİL TOPLUM PROGRAMI 21.725.206.000 10.67-VALİLİK VE KAYMAKAMLIKLAR 1.479.961.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.479.961.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 367.570.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 924.415.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 187.976.000 GİDERLERİ 10.30-İLLER İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 770.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 770.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 770.000.000 10.31-NÜFUS VE VATANDAŞLIK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 17.684.729.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 17.684.729.000 E.01.01-MEMURLAR 9.264.704.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 742.976.000 E.01.03-İŞÇİLER 556.819.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 462.000 E.02.01-MEMURLAR 1.118.605.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 85.004.000 E.02.03-İŞÇİLER 119.921.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 650.717.000 E.03.03-YOLLUKLAR 30.693.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.844.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.754.959.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 204.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 45.464.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 33.753.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 4.480.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 640.124.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.615.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 17.000.000 10.35-SİVİL TOPLUMLA İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.790.516.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.790.516.000 E.01.01-MEMURLAR 995.138.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 54 ‒ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 154.755.000 E.02.01-MEMURLAR 111.671.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.430.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 11.667.000 E.03.03-YOLLUKLAR 26.196.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 737.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 25.281.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 167.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.094.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 738.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 430.934.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.708.000 22- YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROGRAMI 22.653.810.000 10.10-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 200.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 200.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 200.000.000 10.67-VALİLİK VE KAYMAKAMLIKLAR 3.207.329.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.207.329.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 3.207.329.000 10.30-İLLER İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 19.246.481.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 19.246.481.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 16.049.232.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 3.197.249.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 44.464.226.000 10.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 246.546.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 246.546.000 E.01.01-MEMURLAR 164.119.000 E.02.01-MEMURLAR 16.471.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.524.000 E.03.03-YOLLUKLAR 14.989.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 17.960.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 813.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 17.960.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.604.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 106.000 10.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 2.083.159.360 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.083.159.360 E.01.01-MEMURLAR 239.417.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 90.455.000 E.01.03-İŞÇİLER 203.769.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 519.000 E.02.01-MEMURLAR 30.806.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.752.000 E.02.03-İŞÇİLER 42.035.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 55 ‒ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 313.127.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.274.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 11.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 143.954.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 84.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 36.713.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 13.770.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 20.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 4.956.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 928.517.360 10.5-PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 424.265.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 424.265.000 E.01.01-MEMURLAR 163.686.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 39.748.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 302.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 121.628.000 E.02.01-MEMURLAR 20.382.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.486.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.721.000 E.03.03-YOLLUKLAR 17.254.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 52.567.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 190.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.301.000 GİDERLERİ 10.6-EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 85.169.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 85.169.000 E.01.01-MEMURLAR 36.668.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.580.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.099.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 317.000 E.02.01-MEMURLAR 4.608.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 291.000 E.02.03-İŞÇİLER 257.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 14.582.000 E.03.03-YOLLUKLAR 18.070.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.017.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 190.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.515.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 975.000 10.10-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.133.008.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.133.008.000 E.01.01-MEMURLAR 130.538.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 208.589.000 E.01.03-İŞÇİLER 46.862.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 749.000 E.02.01-MEMURLAR 14.638.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 56 ‒ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 37.454.000 E.02.03-İŞÇİLER 9.909.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 611.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.492.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 58.837.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 23.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.812.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 494.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 300.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 250.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 70.000.000 10.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 608.800.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 608.800.000 E.01.01-MEMURLAR 518.826.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.608.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 185.000 E.02.01-MEMURLAR 50.955.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 868.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.119.000 E.03.03-YOLLUKLAR 26.211.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.534.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 130.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.364.000 GİDERLERİ 10.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 320.902.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 320.902.000 E.01.01-MEMURLAR 264.430.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.683.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 43.000 E.02.01-MEMURLAR 23.628.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.328.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 16.986.000 E.03.03-YOLLUKLAR 593.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.557.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 201.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 320.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 133.000 10.24-HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 202.929.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 202.929.000 E.01.01-MEMURLAR 140.368.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 19.387.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 376.000 E.02.01-MEMURLAR 15.214.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.218.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.060.000 E.03.03-YOLLUKLAR 874.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 57 ‒ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 21.898.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 78.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 23.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.433.000 GİDERLERİ 10.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 11.227.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 11.227.000 E.01.01-MEMURLAR 7.429.000 E.02.01-MEMURLAR 837.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 522.000 E.03.03-YOLLUKLAR 377.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.639.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 23.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 382.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 18.000 10.27-GÜVENLİK VE ACİL DURUMLAR KOORDİNASYON MERKEZİ 127.693.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 127.693.000 E.01.01-MEMURLAR 24.834.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.703.000 E.02.01-MEMURLAR 3.047.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.427.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.235.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.438.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 355.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 144.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 210.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 300.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 20.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 40.000.000 10.67-VALİLİK VE KAYMAKAMLIKLAR 37.787.806.640 F.01-Genel Bütçeli İdareler 37.787.806.640 E.01.01-MEMURLAR 19.042.305.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.300.822.000 E.01.03-İŞÇİLER 972.323.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 37.832.000 E.02.01-MEMURLAR 2.160.647.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 143.391.000 E.02.03-İŞÇİLER 175.301.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.122.398.000 E.03.03-YOLLUKLAR 112.427.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 31.083.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 101.039.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 29.116.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 32.018.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 50.910.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 58 ‒ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 87.500.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 146.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 9.902.194.640 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 340.000.000 10.60-YURT DIŞI TEŞKİLATI 692.120.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 692.120.000 E.01.01-MEMURLAR 598.911.000 E.02.01-MEMURLAR 20.337.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.903.000 E.03.03-YOLLUKLAR 45.328.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 16.814.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.557.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.770.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 2.500.000 10.30-İLLER İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 560.005.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 560.005.000 E.01.01-MEMURLAR 402.375.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 39.584.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.615.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 323.000 E.02.01-MEMURLAR 44.437.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.498.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.965.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.785.000 E.03.03-YOLLUKLAR 32.468.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 127.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.902.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 6.849.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.042.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 35.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.000.000 10.35-SİVİL TOPLUMLA İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 52.321.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 52.321.000 E.01.01-MEMURLAR 1.348.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.460.000 E.01.03-İŞÇİLER 39.271.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 130.000 E.02.01-MEMURLAR 96.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 349.000 E.02.03-İŞÇİLER 7.659.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 8.000 GİDERLERİ 10.37-AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 128.275.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 128.275.000 E.01.01-MEMURLAR 93.276.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.719.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 59 ‒ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.03-İŞÇİLER 8.032.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 345.000 E.02.01-MEMURLAR 9.170.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 418.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.740.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.666.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.808.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 20.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.017.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 4.008.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 867.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 189.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 61 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN DIŞ POLİTİKA 38.087.284.000 Aynen Kabul Edilmiştir MİLLİ KÜLTÜR 2.535.547.000 Aynen Kabul Edilmiştir ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER 12.400.000 Aynen Kabul Edilmiştir ULUSLARARASI EĞİTİM İŞ BİRLİKLERİ VE YURTDIŞI EĞİTİM 2.310.429.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 3.859.854.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 46.805.514.000 46.805.514.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 46.805.514.000 46.805.514.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 62 ‒ DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI 46.805.514.000 46.805.514.000 13- DIŞ POLİTİKA PROGRAMI 38.087.284.000 38.087.284.000 11.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 2.942.073.000 942.073.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.942.073.000 942.073.000 E.01.01-MEMURLAR 282.609.000 282.609.000 E.02.01-MEMURLAR 24.320.000 24.320.000 E.03.03-YOLLUKLAR 174.869.000 174.869.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.253.200.000 253.200.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 106.969.000 106.969.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 106.000 106.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 100.000.000 100.000.000 11.4-DESTEK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 35.000.000 35.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 35.000.000 35.000.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 35.000.000 35.000.000 11.6-DİPLOMASİ AKADEMİSİ BAŞKANLIĞI 526.975.000 526.975.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 526.975.000 526.975.000 E.01.01-MEMURLAR 472.714.000 472.714.000 E.02.01-MEMURLAR 34.722.000 34.722.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 479.000 479.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.112.000 3.112.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.000.000 4.000.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 11.948.000 11.948.000 11.8-DİPLOMATİK ARŞİV GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 100.093.000 100.093.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 100.093.000 100.093.000 E.01.01-MEMURLAR 30.256.000 30.256.000 E.02.01-MEMURLAR 3.134.000 3.134.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 285.000 285.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.250.000 4.250.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 100.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 68.000 68.000 GİDERLERİ E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 62.000.000 62.000.000 11.28-DIŞ POLİTİKA DANIŞMA KURULU 26.089.000 26.089.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 26.089.000 26.089.000 E.01.01-MEMURLAR 24.543.000 24.543.000 E.02.01-MEMURLAR 1.524.000 1.524.000 E.03.03-YOLLUKLAR 18.000 18.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 4.000 4.000 11.29-STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ BAŞKANLIĞI 25.968.000 25.968.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 63 ‒ DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.01-Genel Bütçeli İdareler 25.968.000 25.968.000 E.01.01-MEMURLAR 17.360.000 17.360.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.234.000 1.234.000 E.02.01-MEMURLAR 2.032.000 2.032.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.042.000 1.042.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.488.000 2.488.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 612.000 612.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.000.000 1.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 200.000 200.000 11.30-PROTOKOL VE DİPLOMATİK İŞLEMLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 104.153.000 2.104.153.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 104.153.000 2.104.153.000 E.01.01-MEMURLAR 78.645.000 78.645.000 E.02.01-MEMURLAR 9.231.000 9.231.000 E.03.03-YOLLUKLAR 13.500.000 13.500.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 0 2.000.000.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.777.000 2.777.000 11.32-ÇOK TARAFLI İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (1) 1.056.049.000 1.056.049.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.056.049.000 1.056.049.000 E.01.01-MEMURLAR 26.173.000 26.173.000 E.02.01-MEMURLAR 2.287.000 2.287.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.950.000 2.950.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 50.000 50.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 100.000 100.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 600.000 600.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.023.889.000 1.023.889.000 11.33-ULUSLARARASI GÜVENLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2.282.122.000 2.282.122.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.282.122.000 2.282.122.000 E.01.01-MEMURLAR 47.111.000 47.111.000 E.02.01-MEMURLAR 4.235.000 4.235.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.800.000 4.800.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 38.000 38.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.000.000 1.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.000.000 2.000.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 2.222.938.000 2.222.938.000 11.34-İSTİHBARAT VE GÜVENLİK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 57.227.000 57.227.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 57.227.000 57.227.000 E.01.01-MEMURLAR 36.955.000 36.955.000 E.02.01-MEMURLAR 3.472.000 3.472.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.060.000 6.060.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.240.000 3.240.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 7.500.000 7.500.000 11.35-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (1) 77.737.000 77.737.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 77.737.000 77.737.000 E.01.01-MEMURLAR 28.786.000 28.786.000 E.02.01-MEMURLAR 2.541.000 2.541.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.222.000 2.222.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 64 ‒ DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 378.000 378.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 25.000.000 25.000.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 18.810.000 18.810.000 11.36-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (2) 151.597.000 151.597.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 151.597.000 151.597.000 E.01.01-MEMURLAR 42.947.000 42.947.000 E.02.01-MEMURLAR 4.319.000 4.319.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.300.000 4.300.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.634.000 2.634.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.000.000 2.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 18.000.000 18.000.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 77.397.000 77.397.000 11.37-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (3) 832.764.000 832.764.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 832.764.000 832.764.000 E.01.01-MEMURLAR 45.724.000 45.724.000 E.02.01-MEMURLAR 3.980.000 3.980.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.000.000 7.000.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.000.000 1.000.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 775.060.000 775.060.000 11.38-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (4) 37.173.000 37.173.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 37.173.000 37.173.000 E.01.01-MEMURLAR 30.717.000 30.717.000 E.02.01-MEMURLAR 2.456.000 2.456.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.000.000 3.000.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.000.000 1.000.000 11.39-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (5) 105.221.000 105.221.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 105.221.000 105.221.000 E.01.01-MEMURLAR 24.606.000 24.606.000 E.02.01-MEMURLAR 1.863.000 1.863.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.222.000 10.222.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 67.485.000 67.485.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 295.000 295.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 750.000 750.000 11.41-ULUSLARARASI EKONOMİK İŞLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 597.738.000 597.738.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 597.738.000 597.738.000 E.01.01-MEMURLAR 29.289.000 29.289.000 E.02.01-MEMURLAR 3.049.000 3.049.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.052.000 4.052.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 348.000 348.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 561.000.000 561.000.000 11.42-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (6) 127.274.000 127.274.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 127.274.000 127.274.000 E.01.01-MEMURLAR 45.369.000 45.369.000 E.02.01-MEMURLAR 4.065.000 4.065.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.055.000 4.055.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 945.000 945.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 65 ‒ DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 37.390.000 37.390.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 35.450.000 35.450.000 11.44-GÖÇ POLİTİKALARI VE VİZE İŞLEMLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 159.942.000 159.942.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 159.942.000 159.942.000 E.01.01-MEMURLAR 76.844.000 76.844.000 E.02.01-MEMURLAR 5.250.000 5.250.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 62.259.000 62.259.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.789.000 6.789.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 800.000 800.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 8.000.000 8.000.000 11.45-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (7) 33.552.000 33.552.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 33.552.000 33.552.000 E.01.01-MEMURLAR 27.435.000 27.435.000 E.02.01-MEMURLAR 2.117.000 2.117.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.000.000 3.000.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.000.000 1.000.000 11.46-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (8) 42.223.000 42.223.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 42.223.000 42.223.000 E.01.01-MEMURLAR 35.836.000 35.836.000 E.02.01-MEMURLAR 3.387.000 3.387.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.170.000 1.170.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.830.000 1.830.000 11.47-KAMU DİPLOMASİSİ VE STRATEJİK İLETİŞİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 192.971.000 192.971.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 192.971.000 192.971.000 E.01.01-MEMURLAR 81.328.000 81.328.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 93.000 93.000 E.02.01-MEMURLAR 10.162.000 10.162.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 100.000 100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.000.000 6.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 88.958.000 88.958.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 325.000 325.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.000.000 1.000.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.000 5.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 5.000.000 5.000.000 11.49-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (11) 44.615.000 44.615.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 44.615.000 44.615.000 E.01.01-MEMURLAR 39.266.000 39.266.000 E.02.01-MEMURLAR 4.149.000 4.149.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.100.000 1.100.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 100.000 11.50-ENERJİ, ÇEVRE VE SINIRAŞAN SULAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 45.591.000 45.591.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 45.591.000 45.591.000 E.01.01-MEMURLAR 37.526.000 37.526.000 E.02.01-MEMURLAR 4.065.000 4.065.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.750.000 3.750.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 250.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 66 ‒ DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 11.51-İNSANİ VE TEKNİK YARDIMLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 19.138.000 19.138.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 19.138.000 19.138.000 E.01.01-MEMURLAR 16.580.000 16.580.000 E.02.01-MEMURLAR 1.609.000 1.609.000 E.03.03-YOLLUKLAR 844.000 844.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 105.000 105.000 11.52-DIŞ POLİTİKA PLAN VE EŞGÜDÜM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 39.367.000 39.367.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 39.367.000 39.367.000 E.01.01-MEMURLAR 31.403.000 31.403.000 E.02.01-MEMURLAR 2.964.000 2.964.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.660.000 3.660.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 420.000 420.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 920.000 920.000 11.53-ULUSLARARASI HUKUK VE ANDLAŞMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 32.992.000 32.992.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 32.992.000 32.992.000 E.01.01-MEMURLAR 28.868.000 28.868.000 E.02.01-MEMURLAR 3.134.000 3.134.000 E.03.03-YOLLUKLAR 960.000 960.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 30.000 30.000 11.55-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (9) 40.675.000 40.675.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 40.675.000 40.675.000 E.01.01-MEMURLAR 35.618.000 35.618.000 E.02.01-MEMURLAR 3.557.000 3.557.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.320.000 1.320.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 180.000 180.000 11.56-ÇOK TARAFLI İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (2) 3.521.647.000 3.521.647.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.521.647.000 3.521.647.000 E.01.01-MEMURLAR 23.971.000 23.971.000 E.02.01-MEMURLAR 2.287.000 2.287.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.369.000 3.369.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 80.000 80.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 3.491.940.000 3.491.940.000 11.57-KONSOLOSLUK HİZMETLERİ VE YURTDIŞINDA YAŞAYAN 188.014.000 188.014.000 VATANDAŞLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ F.01-Genel Bütçeli İdareler 188.014.000 188.014.000 E.01.01-MEMURLAR 98.669.000 98.669.000 E.02.01-MEMURLAR 9.824.000 9.824.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.571.000 2.571.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 74.950.000 74.950.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.000.000 2.000.000 11.58-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (10) 32.136.000 32.136.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 32.136.000 32.136.000 E.01.01-MEMURLAR 25.264.000 25.264.000 E.02.01-MEMURLAR 2.372.000 2.372.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.000.000 3.000.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.500.000 1.500.000 11.67-YURTİÇİ İRTİBAT BÜROLARI 10.245.000 10.245.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 67 ‒ DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.01-Genel Bütçeli İdareler 10.245.000 10.245.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.120.000 4.120.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 18.000 18.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.857.000 2.857.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 150.000 150.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.100.000 3.100.000 GİDERLERİ 11.60-BÜYÜKELÇİLİKLER, DAİMİ TEMSİLCİLİKLER VE 24.059.861.000 24.059.861.000 BAŞKONSOLOSLUKLAR F.01-Genel Bütçeli İdareler 23.866.075.000 23.866.075.000 E.01.01-MEMURLAR 9.416.995.000 9.416.995.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.252.370.000 6.252.370.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.000.000 2.000.000 E.02.01-MEMURLAR 287.935.000 287.935.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 882.452.000 882.452.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 980.421.000 980.421.000 E.03.03-YOLLUKLAR 379.828.000 379.828.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 20.950.000 20.950.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.332.967.000 3.332.967.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 230.000.000 230.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 211.200.000 211.200.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 90.000.000 90.000.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 100.117.000 100.117.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 2.402.000 2.402.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 235.000.000 235.000.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 196.500.000 196.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 305.500.000 305.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 928.080.000 928.080.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 6.358.000 6.358.000 F.06-Özel Ödenekler 193.786.000 193.786.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 193.786.000 193.786.000 11.68-ÇOK TARAFLI İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (3) 46.216.000 46.216.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 46.216.000 46.216.000 E.01.01-MEMURLAR 14.043.000 14.043.000 E.02.01-MEMURLAR 1.270.000 1.270.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 24.000 24.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.589.000 1.589.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 290.000 290.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 29.000.000 29.000.000 11.69-BİLİM VE TEKNOLOJİ POLİTİKALARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 30.302.000 30.302.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 30.302.000 30.302.000 E.01.01-MEMURLAR 27.667.000 27.667.000 E.02.01-MEMURLAR 1.355.000 1.355.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 100.000 100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.080.000 1.080.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 100.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 68 ‒ DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 11.70-ULUSLARARASI ARABULUCULUK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 10.579.000 10.579.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 10.579.000 10.579.000 E.01.01-MEMURLAR 7.653.000 7.653.000 E.02.01-MEMURLAR 1.270.000 1.270.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.539.000 1.539.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 117.000 117.000 11.71-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (12) 45.743.000 45.743.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 45.743.000 45.743.000 E.01.01-MEMURLAR 35.527.000 35.527.000 E.02.01-MEMURLAR 2.456.000 2.456.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.150.000 3.150.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 110.000 110.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 4.500.000 4.500.000 11.72-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (13) 217.682.000 217.682.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 217.682.000 217.682.000 E.01.01-MEMURLAR 35.464.000 35.464.000 E.02.01-MEMURLAR 3.218.000 3.218.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.200.000 2.200.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 800.000 800.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 176.000.000 176.000.000 11.73-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (14) 44.517.000 44.517.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 44.517.000 44.517.000 E.01.01-MEMURLAR 38.040.000 38.040.000 E.02.01-MEMURLAR 3.642.000 3.642.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.354.000 2.354.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 481.000 481.000 11.74-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (15) 53.446.000 53.446.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 53.446.000 53.446.000 E.01.01-MEMURLAR 33.545.000 33.545.000 E.02.01-MEMURLAR 2.964.000 2.964.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.317.000 2.317.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.620.000 1.620.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 13.000.000 13.000.000 11.75-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (16) 90.577.000 90.577.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 90.577.000 90.577.000 E.01.01-MEMURLAR 33.540.000 33.540.000 E.02.01-MEMURLAR 2.202.000 2.202.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.481.000 2.481.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 354.000 354.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 52.000.000 52.000.000 12- MİLLİ KÜLTÜR PROGRAMI 2.535.547.000 2.535.547.000 11.35-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (1) 111.135.000 111.135.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 111.135.000 111.135.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 111.135.000 111.135.000 11.36-İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (2) 436.000.000 436.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 69 ‒ DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.01-Genel Bütçeli İdareler 436.000.000 436.000.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 436.000.000 436.000.000 11.57-KONSOLOSLUK HİZMETLERİ VE YURTDIŞINDA YAŞAYAN 1.896.853.000 1.896.853.000 VATANDAŞLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.896.853.000 1.896.853.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.896.853.000 1.896.853.000 11.43-YURTDIŞI TANITIM VE KÜLTÜREL İŞLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 91.559.000 91.559.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 91.559.000 91.559.000 E.01.01-MEMURLAR 62.239.000 62.239.000 E.02.01-MEMURLAR 5.420.000 5.420.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.600.000 1.600.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 888.000 888.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 412.000 412.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 21.000.000 21.000.000 10- ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER PROGRAMI 12.400.000 12.400.000 11.60-BÜYÜKELÇİLİKLER, DAİMİ TEMSİLCİLİKLER VE 12.400.000 12.400.000 BAŞKONSOLOSLUKLAR F.01-Genel Bütçeli İdareler 12.400.000 12.400.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 12.400.000 12.400.000 25- ULUSLARARASI EĞİTİM İŞ BİRLİKLERİ VE YURTDIŞI EĞİTİM 2.310.429.000 2.310.429.000 PROGRAMI 11.57-KONSOLOSLUK HİZMETLERİ VE YURTDIŞINDA YAŞAYAN 2.310.429.000 2.310.429.000 VATANDAŞLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.310.429.000 2.310.429.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 2.310.429.000 2.310.429.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 3.859.854.000 3.859.854.000 11.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 3.765.000 3.765.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.765.000 3.765.000 E.01.01-MEMURLAR 2.980.000 2.980.000 E.02.01-MEMURLAR 297.000 297.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.000 8.000 E.03.03-YOLLUKLAR 420.000 420.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 60.000 60.000 11.4-DESTEK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.198.109.000 1.198.109.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.198.109.000 1.198.109.000 E.01.01-MEMURLAR 227.471.000 227.471.000 E.01.03-İŞÇİLER 273.586.000 273.586.000 E.02.01-MEMURLAR 29.640.000 29.640.000 E.02.03-İŞÇİLER 50.813.000 50.813.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 197.587.000 197.587.000 E.03.03-YOLLUKLAR 23.450.000 23.450.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 920.000 920.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 223.390.000 223.390.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 6.250.000 6.250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 32.630.000 32.630.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 70 ‒ DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 20.020.000 20.020.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 12.925.000 12.925.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 7.000 7.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 49.420.000 49.420.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 50.000.000 50.000.000 11.5-PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.457.652.000 1.457.652.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.457.652.000 1.457.652.000 E.01.01-MEMURLAR 346.479.000 346.479.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 126.457.000 126.457.000 E.02.01-MEMURLAR 34.722.000 34.722.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.562.000 14.562.000 E.03.03-YOLLUKLAR 931.205.000 931.205.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.300.000 2.300.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 300.000 300.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.627.000 1.627.000 11.10-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 891.275.000 891.275.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 891.275.000 891.275.000 E.01.01-MEMURLAR 133.504.000 133.504.000 E.02.01-MEMURLAR 14.397.000 14.397.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 35.000.000 35.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 24.281.000 24.281.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 37.600.000 37.600.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 150.000 150.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 6.343.000 6.343.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 479.000.000 479.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 161.000.000 161.000.000 11.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 28.920.000 28.920.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 28.920.000 28.920.000 E.01.01-MEMURLAR 19.201.000 19.201.000 E.02.01-MEMURLAR 2.710.000 2.710.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.004.000 7.004.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 5.000 5.000 11.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 82.357.000 82.357.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 82.357.000 82.357.000 E.01.01-MEMURLAR 46.712.000 46.712.000 E.02.01-MEMURLAR 4.573.000 4.573.000 E.03.03-YOLLUKLAR 892.000 892.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 60.000 60.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 70.000 70.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 50.000 50.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 30.000.000 30.000.000 11.24-HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 25.071.000 25.071.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 25.071.000 25.071.000 E.01.01-MEMURLAR 20.068.000 20.068.000 E.02.01-MEMURLAR 2.033.000 2.033.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 120.000 120.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 71 ‒ DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 1.220.000 1.220.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.600.000 1.600.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 30.000 30.000 11.60-BÜYÜKELÇİLİKLER, DAİMİ TEMSİLCİLİKLER VE 20.000 20.000 BAŞKONSOLOSLUKLAR F.01-Genel Bütçeli İdareler 20.000 20.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 20.000 20.000 11.76-DİPLOMATİK GÜVENLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 172.685.000 172.685.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 172.685.000 172.685.000 E.01.01-MEMURLAR 20.303.000 20.303.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 36.393.000 36.393.000 E.01.03-İŞÇİLER 85.882.000 85.882.000 E.02.01-MEMURLAR 2.117.000 2.117.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.328.000 3.328.000 E.02.03-İŞÇİLER 23.162.000 23.162.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.000.000 1.000.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 500.000 500.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 73 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 22.197.525.000 Aynen Kabul Edilmiştir BİLGİ VE İLETİŞİM 1.578.073.000 Aynen Kabul Edilmiştir DEMİRYOLU ULAŞIMI 237.308.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir DENİZYOLU ULAŞIMI 99.427.000 Aynen Kabul Edilmiştir ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ PİYASASI 402.362.889.000 Aynen Kabul Edilmiştir ENGELLİLERİN TOPLUMSAL HAYATA KATILIMI VE ÖZEL EĞİTİM 10.816.255.000 Aynen Kabul Edilmiştir FİNANSAL SİSTEMİN GELİŞTİRİLMESİ VE SİGORTACILIK 95.021.438.000 Aynen Kabul Edilmiştir HAYAT BOYU ÖĞRENME 58.122.000 Aynen Kabul Edilmiştir HAZİNE VARLIKLARININ VE YÜKÜMLÜLÜKLERİNİN YÖNETİMİ 3.001.083.419.000 Aynen Kabul Edilmiştir HUKUK VE ADALET 7.443.115.000 Aynen Kabul Edilmiştir İSTİHDAM 15.497.000 Aynen Kabul Edilmiştir KADININ GÜÇLENMESİ 1.260.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir KAYIT DIŞI EKONOMİYLE MÜCADELE 16.749.993.000 Aynen Kabul Edilmiştir KIRSAL KALKINMA 9.879.704.000 Aynen Kabul Edilmiştir ORMANLARIN VE DOĞANIN KORUNMASI İLE SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNETİMİ 879.149.000 Aynen Kabul Edilmiştir ORTAÖĞRETİM 10.180.809.000 Aynen Kabul Edilmiştir SANAYİNİN GELİŞTİRİLMESİ, ÜRETİM VE YATIRIMLARIN DESTEKLENMESİ 74.815.636.000 Aynen Kabul Edilmiştir ŞEHİRCİLİK VE RİSK ODAKLI BÜTÜNLEŞİK AFET YÖNETİMİ 180.304.000 Aynen Kabul Edilmiştir ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER 17.634.031.000 Aynen Kabul Edilmiştir SOSYAL GÜVENLİK 1.828.803.168.000 Aynen Kabul Edilmiştir SPORUN GELİŞTİRİLMESİ VE DESTEKLENMESİ 206.101.000 Aynen Kabul Edilmiştir Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 74 ‒ STRATEJİK YÖNETİM VE KAYNAK TAHSİSİ 9.331.861.000 Aynen Kabul Edilmiştir SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ 5.516.715.000 Aynen Kabul Edilmiştir TARIM 266.719.300.000 316.719.300.000 TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 10.000.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEMEL EĞİTİM 14.664.274.000 Aynen Kabul Edilmiştir TİCARETİN DÜZENLENMESİ, GELİŞTİRİLMESİ VE KOLAYLAŞTIRILMASI 693.428.000 Aynen Kabul Edilmiştir ULUSAL SAVUNMA VE GÜVENLİK 337.433.129.000 Aynen Kabul Edilmiştir YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ 1.614.662.318.000 Aynen Kabul Edilmiştir YOKSULLUKLA MÜCADELE VE SOSYAL YARDIMLAŞMA 169.113.677.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 28.307.278.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 8.195.014.635.000 8.245.014.635.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 645.308.523.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 8.840.323.158.000 8.890.323.158.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 75 ‒ HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI 8.840.323.158.000 8.890.323.158.000 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 22.197.525.000 22.197.525.000 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 22.197.525.000 22.197.525.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 22.197.525.000 22.197.525.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 22.197.525.000 22.197.525.000 15- BİLGİ VE İLETİŞİM PROGRAMI 1.578.073.000 1.578.073.000 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 1.578.073.000 1.578.073.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.578.073.000 1.578.073.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 1.578.073.000 1.578.073.000 64- DEMİRYOLU ULAŞIMI PROGRAMI 237.308.000.000 237.308.000.000 12.40-KAMU SERMAYELİ KURULUŞ VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 237.308.000.000 237.308.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 237.308.000.000 237.308.000.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 20.000.000 20.000.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 237.288.000.000 237.288.000.000 65- DENİZYOLU ULAŞIMI PROGRAMI 99.427.000 99.427.000 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 99.427.000 99.427.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 99.427.000 99.427.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 99.427.000 99.427.000 18- ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ PİYASASI 402.362.889.000 402.362.889.000 PROGRAMI 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 997.889.000 997.889.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 997.889.000 997.889.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 997.889.000 997.889.000 12.40-KAMU SERMAYELİ KURULUŞ VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 401.365.000.000 401.365.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 401.365.000.000 401.365.000.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 373.000.000.000 373.000.000.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 28.365.000.000 28.365.000.000 6- ENGELLİLERİN TOPLUMSAL HAYATA KATILIMI VE ÖZEL EĞİTİM 10.816.255.000 10.816.255.000 PROGRAMI 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 10.799.000.000 10.799.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 10.799.000.000 10.799.000.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 10.799.000.000 10.799.000.000 12.40-KAMU SERMAYELİ KURULUŞ VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 17.255.000 17.255.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 17.255.000 17.255.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 17.255.000 17.255.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 76 ‒ HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 14- FİNANSAL SİSTEMİN GELİŞTİRİLMESİ VE SİGORTACILIK 95.021.438.000 95.021.438.000 PROGRAMI 12.40-KAMU SERMAYELİ KURULUŞ VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 94.032.004.000 94.032.004.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 94.032.004.000 94.032.004.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 93.032.000.000 93.032.000.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 1.000.004.000 1.000.004.000 12.44-FİNANSAL PİYASALAR VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 989.434.000 989.434.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 989.434.000 989.434.000 E.01.01-MEMURLAR 141.029.000 141.029.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.381.000 12.381.000 E.02.01-MEMURLAR 20.333.000 20.333.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 831.000 831.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 600.000 600.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.875.000 3.875.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 311.000 311.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 162.000 162.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 625.000 625.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 110.037.000 110.037.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 99.250.000 99.250.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 200.000.000 200.000.000 E.08.02-YURTDIŞI BORÇ VERME 400.000.000 400.000.000 51- HAYAT BOYU ÖĞRENME PROGRAMI 58.122.000 58.122.000 12.40-KAMU SERMAYELİ KURULUŞ VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 58.122.000 58.122.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 58.122.000 58.122.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 58.122.000 58.122.000 19- HAZİNE VARLIKLARININ VE YÜKÜMLÜLÜKLERİNİN YÖNETİMİ 3.001.083.419.000 3.001.083.419.000 PROGRAMI 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 200.000.000.000 200.000.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 200.000.000.000 200.000.000.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 200.000.000.000 200.000.000.000 12.39-KAMU FİNANSMANI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2.764.553.115.000 2.764.553.115.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.764.553.115.000 2.764.553.115.000 E.01.01-MEMURLAR 238.742.000 238.742.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 31.029.000 31.029.000 E.02.01-MEMURLAR 19.141.000 19.141.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.953.000 3.953.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 871.000 871.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.179.000 10.179.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 22.570.372.000 22.570.372.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 162.000 162.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 723.000 723.000 GİDERLERİ E.04.01-KAMU KURUMLARINA ÖDENEN İÇ BORÇ FAİZ GİDERLERİ 3.500.000 3.500.000 E.04.02-DİĞER İÇ BORÇ FAİZ GİDERLERİ 1.995.722.500.000 1.995.722.500.000 E.04.03-DIŞ BORÇ FAİZ GİDERLERİ 303.500.000.000 303.500.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 77 ‒ HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.04.04-İSKONTO GİDERLERİ 159.500.000.000 159.500.000.000 E.04.05-PARA PİYASASI NAKİT İŞLEMLERİ FAİZ GİDERLERİ 3.530.000.000 3.530.000.000 E.04.06-TÜREV ÜRÜN GİDERLERİ 11.900.000.000 11.900.000.000 E.04.07-KİRA SERTİFİKASI GİDERLERİ 267.500.000.000 267.500.000.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 21.943.000 21.943.000 12.40-KAMU SERMAYELİ KURULUŞ VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 178.297.000 178.297.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 178.297.000 178.297.000 E.01.01-MEMURLAR 120.495.000 120.495.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 39.569.000 39.569.000 E.02.01-MEMURLAR 11.429.000 11.429.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.318.000 4.318.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 436.000 436.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.697.000 1.697.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 85.000 85.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 162.000 162.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 103.000 103.000 GİDERLERİ E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 3.000 3.000 12.41-DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 36.352.007.000 36.352.007.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 36.352.007.000 36.352.007.000 E.01.01-MEMURLAR 174.224.000 174.224.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 39.793.000 39.793.000 E.02.01-MEMURLAR 17.260.000 17.260.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.352.000 4.352.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 360.000 360.000 E.03.03-YOLLUKLAR 14.158.000 14.158.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.289.000 1.289.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 162.000 162.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 310.000 310.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 607.462.000 607.462.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 5.782.932.000 5.782.932.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 952.000 952.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 10.068.196.000 10.068.196.000 E.07.02-YURTDIŞI SERMAYE TRANSFERLERİ 10.176.997.000 10.176.997.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 792.793.000 792.793.000 E.08.02-YURTDIŞI BORÇ VERME 8.670.767.000 8.670.767.000 1- HUKUK VE ADALET PROGRAMI 7.443.115.000 7.443.115.000 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 7.443.115.000 7.443.115.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 7.443.115.000 7.443.115.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 6.412.813.000 6.412.813.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 1.030.302.000 1.030.302.000 7- İSTİHDAM PROGRAMI 15.497.000 15.497.000 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 15.497.000 15.497.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 15.497.000 15.497.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 15.497.000 15.497.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 78 ‒ HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 8- KADININ GÜÇLENMESİ PROGRAMI 1.260.000.000 1.260.000.000 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 1.260.000.000 1.260.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.260.000.000 1.260.000.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 1.260.000.000 1.260.000.000 32- KAYIT DIŞI EKONOMİYLE MÜCADELE PROGRAMI 16.749.993.000 16.749.993.000 12.22-VERGİ DENETİM KURULU BAŞKANLIĞI 16.268.173.000 16.268.173.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 16.268.173.000 16.268.173.000 E.01.01-MEMURLAR 13.002.905.000 13.002.905.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 172.425.000 172.425.000 E.01.03-İŞÇİLER 717.708.000 717.708.000 E.02.01-MEMURLAR 966.724.000 966.724.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.348.000 16.348.000 E.02.03-İŞÇİLER 156.658.000 156.658.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 165.902.000 165.902.000 E.03.03-YOLLUKLAR 219.404.000 219.404.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 400.000 400.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 451.027.000 451.027.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 614.000 614.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 20.658.000 20.658.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 15.400.000 15.400.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 10.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 80.000.000 80.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 10.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 262.000.000 262.000.000 12.47-RİSK ANALİZİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 74.108.000 74.108.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 74.108.000 74.108.000 E.01.01-MEMURLAR 62.476.000 62.476.000 E.02.01-MEMURLAR 5.300.000 5.300.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 709.000 709.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.052.000 5.052.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 205.000 205.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 162.000 162.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 204.000 204.000 GİDERLERİ 12.35-MALİ SUÇLARI ARAŞTIRMA KURULU BAŞKANLIĞI 407.712.000 407.712.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 407.712.000 407.712.000 E.01.01-MEMURLAR 349.854.000 349.854.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.305.000 3.305.000 E.02.01-MEMURLAR 29.727.000 29.727.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 549.000 549.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 695.000 695.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.297.000 10.297.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.102.000 2.102.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 162.000 162.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 79 ‒ HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 893.000 893.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 10.128.000 10.128.000 36- KIRSAL KALKINMA PROGRAMI 9.879.704.000 9.879.704.000 12.31-KAMU MALİ YÖNETİM VE DÖNÜŞÜM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 9.879.704.000 9.879.704.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 9.879.704.000 9.879.704.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 9.879.704.000 9.879.704.000 20- ORMANLARIN VE DOĞANIN KORUNMASI İLE SÜRDÜRÜLEBİLİR 879.149.000 879.149.000 YÖNETİMİ PROGRAMI 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 879.149.000 879.149.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 879.149.000 879.149.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 159.149.000 159.149.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 720.000.000 720.000.000 37- ORTAÖĞRETİM PROGRAMI 10.180.809.000 10.180.809.000 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 9.200.000.000 9.200.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 9.200.000.000 9.200.000.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 9.200.000.000 9.200.000.000 12.40-KAMU SERMAYELİ KURULUŞ VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 980.809.000 980.809.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 980.809.000 980.809.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 980.809.000 980.809.000 17- SANAYİNİN GELİŞTİRİLMESİ, ÜRETİM VE YATIRIMLARIN 74.815.636.000 74.815.636.000 DESTEKLENMESİ PROGRAMI 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 165.636.000 165.636.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 165.636.000 165.636.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 165.636.000 165.636.000 12.40-KAMU SERMAYELİ KURULUŞ VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 70.620.000.000 70.620.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 70.620.000.000 70.620.000.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 70.000.000.000 70.000.000.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 620.000.000 620.000.000 12.44-FİNANSAL PİYASALAR VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 4.030.000.000 4.030.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.030.000.000 4.030.000.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 4.030.000.000 4.030.000.000 2- ŞEHİRCİLİK VE RİSK ODAKLI BÜTÜNLEŞİK AFET YÖNETİMİ 180.304.000 180.304.000 PROGRAMI 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 180.304.000 180.304.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 180.304.000 180.304.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 180.304.000 180.304.000 10- ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER PROGRAMI 17.634.031.000 17.634.031.000 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 17.634.031.000 17.634.031.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 17.634.031.000 17.634.031.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 17.634.031.000 17.634.031.000 9- SOSYAL GÜVENLİK PROGRAMI 1.828.803.168.000 1.828.803.168.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 80 ‒ HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 12.31-KAMU MALİ YÖNETİM VE DÖNÜŞÜM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.800.000.000 1.800.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.800.000.000 1.800.000.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 1.800.000.000 1.800.000.000 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 1.827.003.168.000 1.827.003.168.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.827.003.168.000 1.827.003.168.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 664.770.244.000 664.770.244.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 1.162.232.924.000 1.162.232.924.000 34- SPORUN GELİŞTİRİLMESİ VE DESTEKLENMESİ PROGRAMI 206.101.000 206.101.000 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 206.101.000 206.101.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 206.101.000 206.101.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 206.101.000 206.101.000 38- STRATEJİK YÖNETİM VE KAYNAK TAHSİSİ PROGRAMI 9.331.861.000 9.331.861.000 12.31-KAMU MALİ YÖNETİM VE DÖNÜŞÜM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 299.449.000 299.449.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 299.449.000 299.449.000 E.01.01-MEMURLAR 258.262.000 258.262.000 E.02.01-MEMURLAR 28.377.000 28.377.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.132.000 2.132.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.445.000 5.445.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.391.000 1.391.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 162.000 162.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 653.000 653.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.627.000 1.627.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.400.000 1.400.000 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 8.844.571.000 8.844.571.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 8.844.571.000 8.844.571.000 E.01.01-MEMURLAR 639.862.000 639.862.000 E.02.01-MEMURLAR 85.024.000 85.024.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.090.993.000 8.090.993.000 E.03.03-YOLLUKLAR 22.702.000 22.702.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.832.000 1.832.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 162.000 162.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.996.000 3.996.000 GİDERLERİ 12.45-EKONOMİK PROGRAMLAR VE ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 187.841.000 187.841.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 187.841.000 187.841.000 E.01.01-MEMURLAR 133.533.000 133.533.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 33.935.000 33.935.000 E.02.01-MEMURLAR 12.558.000 12.558.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.504.000 2.504.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 776.000 776.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.122.000 2.122.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.963.000 1.963.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 162.000 162.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 288.000 288.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 81 ‒ HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 21- SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ PROGRAMI 5.516.715.000 5.516.715.000 12.31-KAMU MALİ YÖNETİM VE DÖNÜŞÜM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 5.516.715.000 5.516.715.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 5.516.715.000 5.516.715.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 5.516.715.000 5.516.715.000 39- TARIM PROGRAMI 266.719.300.000 316.719.300.000 12.40-KAMU SERMAYELİ KURULUŞ VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 266.719.300.000 316.719.300.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 266.719.300.000 316.719.300.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 225.519.300.000 275.519.300.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 41.200.000.000 41.200.000.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 10.000.000.000 10.000.000.000 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 10.000.000.000 10.000.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 10.000.000.000 10.000.000.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 10.000.000.000 10.000.000.000 40- TEMEL EĞİTİM PROGRAMI 14.664.274.000 14.664.274.000 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 13.075.000.000 13.075.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 13.075.000.000 13.075.000.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 13.075.000.000 13.075.000.000 12.40-KAMU SERMAYELİ KURULUŞ VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.589.274.000 1.589.274.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.589.274.000 1.589.274.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 1.589.274.000 1.589.274.000 41- TİCARETİN DÜZENLENMESİ, GELİŞTİRİLMESİ VE 693.428.000 693.428.000 KOLAYLAŞTIRILMASI PROGRAMI 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 693.428.000 693.428.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 693.428.000 693.428.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 693.428.000 693.428.000 43- ULUSAL SAVUNMA VE GÜVENLİK PROGRAMI 337.433.129.000 337.433.129.000 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 337.433.129.000 337.433.129.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 337.433.129.000 337.433.129.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 337.433.129.000 337.433.129.000 22- YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROGRAMI 1.614.662.318.000 1.614.662.318.000 12.31-KAMU MALİ YÖNETİM VE DÖNÜŞÜM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 8.905.279.000 8.905.279.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 8.905.279.000 8.905.279.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 8.905.279.000 8.905.279.000 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 1.605.757.039.000 1.605.757.039.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.605.757.039.000 1.605.757.039.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 1.605.757.039.000 1.605.757.039.000 11- YOKSULLUKLA MÜCADELE VE SOSYAL YARDIMLAŞMA 169.113.677.000 169.113.677.000 PROGRAMI 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 158.155.137.000 158.155.137.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 158.155.137.000 158.155.137.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 82 ‒ HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 158.155.137.000 158.155.137.000 12.40-KAMU SERMAYELİ KURULUŞ VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 10.958.540.000 10.958.540.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 10.958.540.000 10.958.540.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 10.958.540.000 10.958.540.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 28.307.278.000 28.307.278.000 12.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 316.202.000 316.202.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 316.202.000 316.202.000 E.01.01-MEMURLAR 117.514.000 117.514.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 65.026.000 65.026.000 E.02.01-MEMURLAR 9.758.000 9.758.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.873.000 1.873.000 E.03.03-YOLLUKLAR 27.260.000 27.260.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 92.304.000 92.304.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.150.000 2.150.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 211.000 211.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 106.000 106.000 12.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 2.817.640.000 2.817.640.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.817.640.000 2.817.640.000 E.01.01-MEMURLAR 405.755.000 405.755.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 147.175.000 147.175.000 E.01.03-İŞÇİLER 750.522.000 750.522.000 E.02.01-MEMURLAR 57.189.000 57.189.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.740.000 20.740.000 E.02.03-İŞÇİLER 153.963.000 153.963.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 441.561.000 441.561.000 E.03.03-YOLLUKLAR 84.588.000 84.588.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 826.000 826.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 262.528.000 262.528.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.300.000 1.300.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 26.987.000 26.987.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 19.951.000 19.951.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 124.000 124.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 229.390.000 229.390.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 41.000 41.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 30.000.000 30.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 75.000.000 75.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 110.000.000 110.000.000 12.5-PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 249.452.000 249.452.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 249.452.000 249.452.000 E.01.01-MEMURLAR 210.504.000 210.504.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.931.000 2.931.000 E.02.01-MEMURLAR 27.558.000 27.558.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 76.000 76.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.867.000 1.867.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.840.000 1.840.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 83 ‒ HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.176.000 3.176.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 162.000 162.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.338.000 1.338.000 GİDERLERİ 12.10-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2.903.287.000 2.903.287.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.903.287.000 2.903.287.000 E.01.01-MEMURLAR 91.315.000 91.315.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 144.680.000 144.680.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.000.000 1.000.000 E.02.01-MEMURLAR 10.301.000 10.301.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 19.544.000 19.544.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 42.748.000 42.748.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.821.000 1.821.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 246.864.000 246.864.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 162.000 162.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.852.000 4.852.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 133.000.000 133.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 75.500.000 75.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 830.000.000 830.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 10.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 1.291.500.000 1.291.500.000 12.19-TEFTİŞ BAŞKANLIĞI 117.782.000 117.782.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 117.782.000 117.782.000 E.01.01-MEMURLAR 92.615.000 92.615.000 E.02.01-MEMURLAR 8.258.000 8.258.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.143.000 1.143.000 E.03.03-YOLLUKLAR 12.573.000 12.573.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.214.000 1.214.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 162.000 162.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.338.000 1.338.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 479.000 479.000 12.20-HAZİNE KONTROLÖRLERİ KURULU BAŞKANLIĞI 112.541.000 112.541.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 112.541.000 112.541.000 E.01.01-MEMURLAR 96.144.000 96.144.000 E.02.01-MEMURLAR 9.863.000 9.863.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 494.000 494.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.082.000 3.082.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 166.000 166.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 162.000 162.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 412.000 412.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.218.000 2.218.000 12.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 174.914.000 174.914.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 174.914.000 174.914.000 E.01.01-MEMURLAR 125.492.000 125.492.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.745.000 2.745.000 E.02.01-MEMURLAR 12.635.000 12.635.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 84 ‒ HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 92.000 92.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.550.000 2.550.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.489.000 2.489.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 22.687.000 22.687.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 162.000 162.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.021.000 2.021.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 622.000 622.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.419.000 3.419.000 12.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 16.384.000 16.384.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 16.384.000 16.384.000 E.01.01-MEMURLAR 12.389.000 12.389.000 E.02.01-MEMURLAR 1.831.000 1.831.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 358.000 358.000 E.03.03-YOLLUKLAR 806.000 806.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 35.000 35.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 500.000 500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 465.000 465.000 GİDERLERİ 12.60-YURT DIŞI TEŞKİLATI 182.671.000 182.671.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 182.671.000 182.671.000 E.01.01-MEMURLAR 122.276.000 122.276.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 27.250.000 27.250.000 E.02.01-MEMURLAR 4.426.000 4.426.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.368.000 2.368.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.312.000 2.312.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.821.000 10.821.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.764.000 9.764.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 826.000 826.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 250.000 250.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 2.378.000 2.378.000 12.67-TAŞRA TEŞKİLATI 12.646.915.000 12.646.915.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 12.646.915.000 12.646.915.000 E.01.01-MEMURLAR 10.592.882.000 10.592.882.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.498.000 2.498.000 E.01.03-İŞÇİLER 522.690.000 522.690.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 11.254.000 11.254.000 E.02.01-MEMURLAR 1.396.612.000 1.396.612.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 600.000 600.000 E.02.03-İŞÇİLER 120.379.000 120.379.000 12.30-BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2.230.087.000 2.230.087.000 (MERKEZ) F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.230.087.000 2.230.087.000 E.01.01-MEMURLAR 142.749.000 142.749.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.511.000 15.511.000 E.02.01-MEMURLAR 15.983.000 15.983.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.907.000 3.907.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 361.000 361.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 85 ‒ HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 530.000 530.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.046.828.000 2.046.828.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.588.000 3.588.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 162.000 162.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 468.000 468.000 GİDERLERİ 12.43-DARPHANE VE DAMGA MATBAASI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 6.539.403.000 6.539.403.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 6.539.403.000 6.539.403.000 E.01.01-MEMURLAR 151.074.000 151.074.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.705.000 10.705.000 E.02.01-MEMURLAR 16.797.000 16.797.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.500.000 1.500.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.358.116.000 6.358.116.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.211.000 1.211.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 645.308.523.000 645.308.523.000 12.32-MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (MERKEZ) 645.308.523.000 645.308.523.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 645.308.523.000 645.308.523.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 569.404.073.000 569.404.073.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 6.264.957.000 6.264.957.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 5.000 5.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 69.639.488.000 69.639.488.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 87 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN ENGELLİLERİN TOPLUMSAL HAYATA KATILIMI VE ÖZEL EĞİTİM 111.362.768.000 Aynen Kabul Edilmiştir HAYAT BOYU ÖĞRENME 42.206.983.000 Aynen Kabul Edilmiştir ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME 1.189.955.000 Aynen Kabul Edilmiştir ORTAÖĞRETİM 573.119.598.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEMEL EĞİTİM 1.011.015.770.000 Aynen Kabul Edilmiştir ULUSLARARASI EĞİTİM İŞ BİRLİKLERİ VE YURTDIŞI EĞİTİM 15.158.710.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 189.911.962.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.943.965.746.000 1.943.965.746.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.943.965.746.000 1.943.965.746.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 88 ‒ MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 1.943.965.746.000 EDİLMİŞTİR 6- ENGELLİLERİN TOPLUMSAL HAYATA KATILIMI VE ÖZEL EĞİTİM 111.362.768.000 PROGRAMI 13.11-İNŞAAT VE EMLAK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 380.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 380.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 380.000.000 13.67-MİLLİ EĞİTİM İL MÜDÜRLÜKLERİ 5.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 5.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.000.000 13.42-ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI GEN. MÜD. MERKEZ 55.608.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 55.608.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 55.608.000.000 13.43-ÖZEL EĞİTİM VE REHBERLİK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 163.380.000 MERKEZ F.01-Genel Bütçeli İdareler 163.380.000 E.01.01-MEMURLAR 104.489.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.707.000 E.02.01-MEMURLAR 11.813.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 473.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.892.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.506.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.297.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 172.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 29.000 GİDERLERİ E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 24.000.000 13.73-ÖZEL EĞİTİM OKUL VE KURUMLARI 55.196.995.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 55.125.151.000 E.01.01-MEMURLAR 37.339.013.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.573.901.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.563.945.000 E.02.01-MEMURLAR 3.963.431.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 601.625.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 486.408.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.530.265.000 E.03.03-YOLLUKLAR 84.730.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 110.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 35.941.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 89 ‒ MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 78.482.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 44.866.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 37.084.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 80.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 355.680.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.349.670.000 F.06-Özel Ödenekler 1.524.000 E.01.01-MEMURLAR 1.524.000 F.07-Dış Proje Kredileri 70.320.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 70.320.000 13.44-YENİLİK VE EĞİTİM TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 9.393.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 9.393.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.393.000 51- HAYAT BOYU ÖĞRENME PROGRAMI 42.206.983.000 13.11-İNŞAAT VE EMLAK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 30.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 30.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 30.000.000 13.67-MİLLİ EĞİTİM İL MÜDÜRLÜKLERİ 10.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 10.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.000.000 13.38-HAYAT BOYU ÖĞRENME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 479.220.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 479.220.000 E.01.01-MEMURLAR 415.522.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.836.000 E.02.01-MEMURLAR 53.231.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 500.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.665.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.291.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 172.000 13.72-HAYAT BOYU ÖĞRENME VE HALK EĞİTİM MERKEZLERİ 41.687.763.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 41.687.763.000 E.01.01-MEMURLAR 27.562.673.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 193.422.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 9.329.991.000 E.02.01-MEMURLAR 1.529.817.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.158.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.579.008.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 632.175.000 E.03.03-YOLLUKLAR 33.025.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 152.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 36.244.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 64.283.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 14.255.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) 52- ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME PROGRAMI 1.189.955.000 13.74-ÖLÇME DEĞERLENDİRME MERKEZLERİ 689.593.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 689.593.000 E.01.01-MEMURLAR 600.227.000 E.02.01-MEMURLAR 67.341.000 ‒ 90 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL‒VE MALZEME ALIMLARI 15.699.000 E.03.03-YOLLUKLAR 361.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 626.000 GİDERLERİ HÜKÜMET E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ KOMİSYONCA 337.000 Açıklama TEKLİFİ 13.47-ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL KABUL EDİLEN 500.362.000 MÜDÜRLÜĞÜ F.01-Genel Bütçeli İdareler 500.362.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARIE.01.01-MEMURLAR 230.000.000 189.310.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 62.560.000 8.112.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ E.02.01-MEMURLAR 400.000.000 21.296.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 816.000 52- ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME 1.189.955.000 PROGRAMI YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI E.03.02-TÜKETİME 400.000 13.74-ÖLÇME DEĞERLENDİRME MERKEZLERİ E.03.03-YOLLUKLAR 689.593.000 5.964.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 689.593.000 2.000 E.01.01-MEMURLAR E.03.05-HİZMET ALIMLARI 600.227.000 2.270.000 E.02.01-MEMURLAR E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 67.341.000 172.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 15.699.000 272.020.000 E.03.03-YOLLUKLAR 361.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 37- ORTAÖĞRETİM PROGRAMI 2.000 573.119.598.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI13.4-DESTEK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 5.000.000 5.388.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM F.01-Genel Bütçeli İdareler 626.000 5.388.000.000 GİDERLERİ E.03.02-TÜKETİME E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 337.000 ONARIM GİDERLERİ 5.388.000.000 13.47-ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV VE HİZMETLERİ 13.11-İNŞAAT EMLAK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 500.362.000 916.588.000 MÜDÜRLÜĞÜ F.01-Genel Bütçeli İdareler F.01-Genel Bütçeli İdareler 500.362.000 916.588.000 E.01.01-MEMURLAR E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 189.310.000 916.588.000 13.67-MİLLİ EĞİTİM İL MÜDÜRLÜKLERİ E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.112.000 6.625.000.000 E.02.01-MEMURLAR F.01-Genel Bütçeli İdareler 21.296.000 6.625.000.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONELE.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 816.000 130.000.000 E.03.05-HİZMET E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE ALIMLARI MALZEME ALIMLARI 400.000 6.495.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 13.32-ORTAÖĞRETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MERKEZ 5.964.000 5.938.295.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.000 5.938.295.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI E.01.01-MEMURLAR 2.270.000 141.455.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 172.000 5.806.000 E.02.01-MEMURLAR E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 272.020.000 16.847.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 589.000 37- ORTAÖĞRETİM PROGRAMI E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 573.119.598.000 1.000 13.4-DESTEK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 5.388.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 5.388.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.388.000.000 13.11-İNŞAAT VE EMLAK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 916.588.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 916.588.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 916.588.000 13.67-MİLLİ EĞİTİM İL MÜDÜRLÜKLERİ 6.625.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 6.625.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 130.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.495.000.000 13.32-ORTAÖĞRETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MERKEZ 5.938.295.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 5.938.295.000 E.01.01-MEMURLAR 141.455.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.806.000 E.02.01-MEMURLAR 16.847.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 589.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 91 ‒ MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 3.834.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 589.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 172.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 5.769.000.000 13.69-GENEL ORTAÖĞRETİM OKULLARI 224.105.500.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 224.105.500.000 E.01.01-MEMURLAR 166.345.023.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.763.824.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 916.448.000 E.02.01-MEMURLAR 19.880.629.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.243.341.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 147.497.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.055.829.000 E.03.03-YOLLUKLAR 388.046.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 372.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 95.184.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 55.599.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 70.310.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 5.316.692.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 110.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 220.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 12.386.706.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 110.000.000 13.33-MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MERKEZ 384.547.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 384.547.000 E.01.01-MEMURLAR 114.804.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.916.000 E.02.01-MEMURLAR 13.573.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.836.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 543.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 172.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 246.000.000 13.70-MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM OKULLARI 232.665.761.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 231.641.380.000 E.01.01-MEMURLAR 160.789.391.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.198.864.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.692.641.000 E.02.01-MEMURLAR 18.226.270.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.733.033.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.293.123.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.948.734.000 E.03.03-YOLLUKLAR 440.017.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 92 ‒ MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 229.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 88.745.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 107.931.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 82.625.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.627.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 2.913.062.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 420.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 145.001.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 16.560.087.000 F.06-Özel Ödenekler 649.341.000 E.01.01-MEMURLAR 148.476.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 500.865.000 F.07-Dış Proje Kredileri 375.040.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 375.040.000 13.37-DİN ÖĞRETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MERKEZ 639.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 639.000.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 639.000.000 13.71-DİN ÖĞRETİMİ OKULLARI 88.481.340.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 88.481.340.000 E.01.01-MEMURLAR 63.051.398.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.870.174.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 647.041.000 E.02.01-MEMURLAR 6.979.813.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 625.562.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 112.005.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.839.607.000 E.03.03-YOLLUKLAR 159.863.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 155.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 61.994.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 47.405.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 39.247.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 3.333.784.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 175.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 40.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 4.408.292.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 90.000.000 13.42-ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI GEN. MÜD. MERKEZ 7.491.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 7.491.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.455.000.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 36.000.000 13.44-YENİLİK VE EĞİTİM TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 484.567.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 484.567.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 484.567.000 40- TEMEL EĞİTİM PROGRAMI 1.011.015.770.000 13.11-İNŞAAT VE EMLAK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 4.372.855.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 93 ‒ MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.372.855.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 100.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.272.855.000 13.27-TALİM VE TERBİYE KURULU BAŞKANLIĞI 18.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 18.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 18.000.000 13.67-MİLLİ EĞİTİM İL MÜDÜRLÜKLERİ 13.155.919.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 13.155.919.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 393.919.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.762.000.000 13.31-TEMEL EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MERKEZ 4.709.210.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.709.210.000 E.01.01-MEMURLAR 159.623.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.929.000 E.02.01-MEMURLAR 18.389.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.109.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.947.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.038.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 172.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 4.515.000.000 13.68-OKUL ÖNCESİ VE İLKÖĞRETİM OKULLARI 918.741.409.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 918.741.409.000 E.01.01-MEMURLAR 668.596.525.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 52.679.103.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 18.054.874.000 E.02.01-MEMURLAR 77.358.994.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.646.722.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.060.135.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 17.223.582.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.801.927.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 6.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 473.914.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 541.245.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 356.823.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 1.363.322.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 420.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 130.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 70.894.237.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 140.000.000 13.37-DİN ÖĞRETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MERKEZ 957.212.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 957.212.000 E.01.01-MEMURLAR 99.773.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.149.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 94 ‒ MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 11.404.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 116.000 E.03.03-YOLLUKLAR 13.026.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.570.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 172.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 828.000.000 13.71-DİN ÖĞRETİMİ OKULLARI 60.977.151.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 60.977.151.000 E.01.01-MEMURLAR 48.304.130.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.610.682.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 454.358.000 E.02.01-MEMURLAR 5.190.745.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 484.834.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 81.458.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.278.209.000 E.03.03-YOLLUKLAR 110.443.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 403.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 25.742.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 59.209.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 30.882.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 261.056.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 85.000.000 13.42-ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI GEN. MÜD. MERKEZ 322.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 322.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 298.000.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 24.000.000 13.44-YENİLİK VE EĞİTİM TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 7.762.014.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.074.014.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 720.814.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.330.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 90.631.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 932.568.000 F.07-Dış Proje Kredileri 4.688.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 4.688.000.000 25- ULUSLARARASI EĞİTİM İŞ BİRLİKLERİ VE YURTDIŞI EĞİTİM 15.158.710.000 PROGRAMI 13.40-AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 518.587.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 518.587.000 E.01.01-MEMURLAR 122.027.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.599.000 E.02.01-MEMURLAR 14.533.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 466.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 985.000 E.03.03-YOLLUKLAR 27.102.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 95 ‒ MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.268.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 5.975.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 54.307.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 274.563.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.760.000 13.60-YURTDIŞI EĞİTİM MÜŞAVİR VE ATAŞELERİ 649.133.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 649.133.000 E.01.01-MEMURLAR 310.640.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 189.166.000 E.02.01-MEMURLAR 8.862.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.735.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 18.845.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 70.367.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.560.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 6.225.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.725.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 4.006.000 13.48-YÜKSEK ÖĞRETİM VE YURT DIŞI EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 13.798.539.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 13.798.539.000 E.01.01-MEMURLAR 168.716.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.106.000 E.02.01-MEMURLAR 19.906.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 816.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.000 E.03.03-YOLLUKLAR 50.984.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.644.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 172.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 294.534.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 7.513.889.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 3.159.000.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.605.000.000 E.07.02-YURTDIŞI SERMAYE TRANSFERLERİ 655.769.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 313.000.000 13.61-YURTDIŞI OKULLAR 192.451.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 192.451.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 28.980.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 40.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 100.135.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 10.902.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.434.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 189.911.962.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 96 ‒ MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 13.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 244.926.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 244.926.000 E.01.01-MEMURLAR 206.774.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.484.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 1.501.000 E.02.01-MEMURLAR 18.132.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 349.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.000 E.03.03-YOLLUKLAR 9.903.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 4.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.671.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.000.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 106.000 13.4-DESTEK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 6.785.058.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 6.785.058.000 E.01.01-MEMURLAR 350.424.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 51.719.000 E.01.03-İŞÇİLER 786.202.000 E.02.01-MEMURLAR 46.675.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.466.000 E.02.03-İŞÇİLER 164.678.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 225.737.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.473.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 102.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 609.826.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 172.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 22.467.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.100.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 86.217.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.172.800.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.200.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 55.000.000 13.5-PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 551.651.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 551.651.000 E.01.01-MEMURLAR 452.747.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 29.209.000 E.02.01-MEMURLAR 57.671.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.949.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.781.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.241.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 13.10-BİLGİ İŞLEM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 308.413.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 308.413.000 E.01.01-MEMURLAR 53.848.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 97 ‒ MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 73.139.000 E.02.01-MEMURLAR 6.451.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.920.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.258.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 52.622.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 172.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 108.000.000 13.11-İNŞAAT VE EMLAK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 31.652.412.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 17.126.585.000 E.01.01-MEMURLAR 172.974.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.117.000 E.02.01-MEMURLAR 19.455.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 816.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.000 E.03.03-YOLLUKLAR 907.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 986.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 162.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 879.600.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 1.920.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 14.123.565.000 F.07-Dış Proje Kredileri 14.525.827.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 14.525.827.000 13.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 982.032.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 982.032.000 E.01.01-MEMURLAR 760.111.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.434.000 E.02.01-MEMURLAR 94.110.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 341.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.000 E.03.03-YOLLUKLAR 123.375.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 558.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 13.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 525.272.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 525.272.000 E.01.01-MEMURLAR 126.618.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.020.000 E.02.01-MEMURLAR 14.486.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 800.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.401.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 571.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 98 ‒ MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 172.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 7.200.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 360.000.000 13.24-HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 165.759.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 165.759.000 E.01.01-MEMURLAR 123.801.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.396.000 E.02.01-MEMURLAR 14.774.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.611.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.031.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.001.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 972.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 172.000 13.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 24.346.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 24.346.000 E.01.01-MEMURLAR 18.735.000 E.02.01-MEMURLAR 2.261.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 78.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.568.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.530.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 172.000 13.27-TALİM VE TERBİYE KURULU BAŞKANLIĞI 209.350.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 209.350.000 E.01.01-MEMURLAR 173.835.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.955.000 E.02.01-MEMURLAR 19.475.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 692.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 465.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.636.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.203.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 87.000 13.36-MİLLÎ EĞİTİM AKADEMİSİ 6.507.779.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 6.507.779.000 E.01.01-MEMURLAR 180.961.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.064.000 E.01.03-İŞÇİLER 95.675.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 3.945.863.000 E.02.01-MEMURLAR 23.802.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 806.000 E.02.03-İŞÇİLER 21.134.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.860.289.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 78.889.000 E.03.03-YOLLUKLAR 179.385.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 99 ‒ MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.770.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 172.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.876.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 8.091.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 100.000.000 13.67-MİLLİ EĞİTİM İL MÜDÜRLÜKLERİ 141.302.493.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 141.302.493.000 E.01.01-MEMURLAR 63.693.853.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.851.119.000 E.01.03-İŞÇİLER 52.712.789.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 50.465.000 E.02.01-MEMURLAR 7.845.029.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 379.697.000 E.02.03-İŞÇİLER 11.011.768.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 622.782.000 E.03.03-YOLLUKLAR 599.847.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 45.352.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 140.944.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 17.212.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 72.786.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 9.568.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 159.282.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 60.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 30.000.000 13.70-MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM OKULLARI 61.680.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 61.680.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 61.680.000 13.42-ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI GEN. MÜD. MERKEZ 175.736.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 175.736.000 E.01.01-MEMURLAR 142.459.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.761.000 E.02.01-MEMURLAR 17.570.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 986.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.425.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 360.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 172.000 13.44-YENİLİK VE EĞİTİM TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 415.055.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 415.055.000 E.01.01-MEMURLAR 149.290.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.881.000 E.02.01-MEMURLAR 16.220.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.638.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 187.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 100 ‒ MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 3.790.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 126.629.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 172.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 246.000 GİDERLERİ E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 95.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 101 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SAĞLIK BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN BAĞIMLILIKLA MÜCADELE 5.457.845.000 Aynen Kabul Edilmiştir KORUYUCU SAĞLIK 406.255.829.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.051.247.041.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 8.045.682.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.471.006.397.000 1.471.006.397.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 3.941.383.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.474.947.780.000 1.474.947.780.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 102 ‒ SAĞLIK BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SAĞLIK BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SAĞLIK BAKANLIĞI 1.474.947.780.000 EDİLMİŞTİR 28- BAĞIMLILIKLA MÜCADELE PROGRAMI 5.457.845.000 14.67-İL SAĞLIK MÜDÜRLÜKLERİ 3.009.275.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.009.275.000 E.01.01-MEMURLAR 1.419.047.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 677.630.000 E.01.03-İŞÇİLER 185.075.000 E.02.01-MEMURLAR 450.863.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 177.169.000 E.02.03-İŞÇİLER 50.591.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 41.785.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.115.000 14.44-SAĞLIĞIN GELİŞTİRİLMESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2.056.629.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.056.629.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 220.470.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.836.159.000 14.47-SAĞLIK YATIRIMLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 241.410.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 241.410.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 241.410.000 14.50-HALK SAĞLIĞI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 150.531.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 150.531.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 121.571.000 E.03.03-YOLLUKLAR 587.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 27.975.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 398.000 GİDERLERİ 53- KORUYUCU SAĞLIK PROGRAMI 406.255.829.000 14.67-İL SAĞLIK MÜDÜRLÜKLERİ 365.696.949.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 365.696.949.000 E.01.01-MEMURLAR 117.401.333.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.554.433.000 E.01.03-İŞÇİLER 16.683.626.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 360.042.000 E.02.01-MEMURLAR 11.732.167.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.067.245.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.463.419.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.935.846.000 E.03.03-YOLLUKLAR 72.982.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 103 ‒ SAĞLIK BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 170.676.961.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.989.215.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 14.236.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.015.444.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 743.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 987.000.000 14.42-SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 41.603.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 41.603.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 30.962.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.807.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.567.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 128.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 139.000 GİDERLERİ 14.44-SAĞLIĞIN GELİŞTİRİLMESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.523.497.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.504.497.000 E.01.01-MEMURLAR 124.072.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.000.000 E.02.01-MEMURLAR 7.853.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 210.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.973.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.135.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.260.609.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 200.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 445.000 GİDERLERİ E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 100.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 19.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 19.000.000 14.47-SAĞLIK YATIRIMLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 21.637.814.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 20.045.172.000 E.01.01-MEMURLAR 140.956.000 E.02.01-MEMURLAR 5.626.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 160.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.268.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 19.896.162.000 F.07-Dış Proje Kredileri 1.543.884.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.508.884.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 35.000.000 F.08-Şartlı Bağış ve Yardımlar 48.758.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 48.758.000 14.50-HALK SAĞLIĞI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 17.355.966.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 14.735.966.000 E.01.01-MEMURLAR 896.512.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 34.109.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 271.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 104 ‒ SAĞLIK BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 119.103.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 750.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.582.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.733.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.346.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 819.541.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.546.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 5.606.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 95.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 2.620.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 600.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 20.000.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 1.051.247.041.000 14.4-YÖNETİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 95.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 95.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 95.000.000 14.67-İL SAĞLIK MÜDÜRLÜKLERİ 936.386.955.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 936.386.955.000 E.01.01-MEMURLAR 465.187.294.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 136.498.101.000 E.01.03-İŞÇİLER 84.966.348.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.817.162.000 E.02.01-MEMURLAR 51.433.535.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.101.755.000 E.02.03-İŞÇİLER 18.843.947.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.185.402.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.151.502.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 88.333.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 57.503.753.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 196.633.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 8.740.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 3.144.557.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 13.396.337.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 78.583.556.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.280.000.000 14.42-SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.394.998.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.385.498.000 E.01.01-MEMURLAR 318.707.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.672.000 E.02.01-MEMURLAR 41.106.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 612.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.556.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.560.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 105 ‒ SAĞLIK BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 795.257.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 200.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 255.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 210.573.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 10.000.000 TRANSFERLERİ F.07-Dış Proje Kredileri 9.500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 9.500.000 14.43-ACİL SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 8.752.545.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 7.152.545.000 E.01.01-MEMURLAR 106.088.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.000.000 E.02.01-MEMURLAR 9.071.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 230.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.040.242.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.349.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.492.967.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 87.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 511.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.344.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 150.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 1.600.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.600.000.000 14.45-SAĞLIK BİLGİ SİSTEMLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2.708.951.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.308.951.000 E.01.01-MEMURLAR 132.746.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 197.542.000 E.02.01-MEMURLAR 17.009.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.108.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.133.000 E.03.03-YOLLUKLAR 880.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.141.691.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 61.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.781.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 350.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 450.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 400.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 400.000.000 14.47-SAĞLIK YATIRIMLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 92.583.613.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 82.576.310.000 E.01.01-MEMURLAR 425.499.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 57.407.000 E.02.01-MEMURLAR 50.507.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.927.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.287.000 E.03.03-YOLLUKLAR 33.723.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 106 ‒ SAĞLIK BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 212.980.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 218.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.616.000 GİDERLERİ E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 2.500.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 79.285.146.000 F.07-Dış Proje Kredileri 10.007.303.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.007.303.000 14.49-KAMU HASTANELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 8.811.042.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.956.042.000 E.01.01-MEMURLAR 1.858.587.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.317.000 E.02.01-MEMURLAR 35.201.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 862.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.259.000 E.03.03-YOLLUKLAR 127.838.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.121.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 129.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.471.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 920.257.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 4.855.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 4.493.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 362.000.000 14.50-HALK SAĞLIĞI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 513.937.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 513.937.000 E.01.01-MEMURLAR 55.983.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.139.000 E.02.01-MEMURLAR 68.596.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.681.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 339.650.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.285.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 35.221.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.398.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 4.984.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 8.045.682.000 14.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 213.702.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 213.702.000 E.01.01-MEMURLAR 163.401.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 5.361.000 E.02.01-MEMURLAR 16.088.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.516.000 E.03.03-YOLLUKLAR 15.855.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.781.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 6.055.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 107 ‒ SAĞLIK BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 539.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 106.000 14.4-YÖNETİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 5.407.894.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 5.017.394.000 E.01.01-MEMURLAR 654.750.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.313.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.839.734.000 E.02.01-MEMURLAR 130.687.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.057.000 E.02.03-İŞÇİLER 565.267.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 502.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 248.485.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.255.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 433.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 253.335.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 49.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 20.666.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.074.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 293.787.000 F.07-Dış Proje Kredileri 390.500.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 70.500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 300.000.000 E.07.02-YURTDIŞI SERMAYE TRANSFERLERİ 20.000.000 14.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 464.481.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 464.481.000 E.01.01-MEMURLAR 377.715.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.000.000 E.02.01-MEMURLAR 40.291.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 200.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 479.000 E.03.03-YOLLUKLAR 42.698.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 659.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 47.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 392.000 GİDERLERİ 14.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 179.191.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 157.191.000 E.01.01-MEMURLAR 130.961.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.645.000 E.02.01-MEMURLAR 17.408.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 776.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 535.000 E.03.03-YOLLUKLAR 929.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 656.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 61.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 220.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 108 ‒ SAĞLIK BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.07-Dış Proje Kredileri 22.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 22.000.000 14.24-HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 532.830.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 532.830.000 E.01.01-MEMURLAR 102.994.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.100.000 E.02.01-MEMURLAR 14.412.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 300.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.084.000 E.03.03-YOLLUKLAR 801.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 409.333.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 341.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 36.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 429.000 GİDERLERİ 14.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 25.907.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 25.907.000 E.01.01-MEMURLAR 19.750.000 E.02.01-MEMURLAR 2.148.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 632.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.250.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.550.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 577.000 GİDERLERİ 14.67-İL SAĞLIK MÜDÜRLÜKLERİ 558.502.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 558.502.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 11.765.000 E.03.03-YOLLUKLAR 546.737.000 14.42-SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.627.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.627.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.627.000 14.48-AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 661.499.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 641.499.000 E.01.01-MEMURLAR 124.978.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 870.000 E.02.01-MEMURLAR 12.621.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 180.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 811.000 E.03.03-YOLLUKLAR 19.212.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.354.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 5.840.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 798.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 470.835.000 F.07-Dış Proje Kredileri 20.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 20.000.000 14.50-HALK SAĞLIĞI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 49.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 49.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 109 ‒ SAĞLIK BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 49.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 3.941.383.000 14.4-YÖNETİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3.941.383.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.941.383.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 1.951.383.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 1.990.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 111 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN BİLGİ VE İLETİŞİM 5.068.595.000 Aynen Kabul Edilmiştir DEMİRYOLU ULAŞIMI 139.888.243.900 Aynen Kabul Edilmiştir DENİZYOLU ULAŞIMI 6.710.568.000 Aynen Kabul Edilmiştir KARAYOLU ULAŞIMI 2.956.639.000 Aynen Kabul Edilmiştir KOMBİNE TAŞIMACILIK, LOJİSTİK VE TEHLİKELİ MAL TAŞIMACILIĞI 6.044.149.100 Aynen Kabul Edilmiştir TARIM 1.077.199.000 Aynen Kabul Edilmiştir TURİZMİN GELİŞTİRİLMESİ 535.221.000 Aynen Kabul Edilmiştir UZAY VE HAVACILIK 2.234.808.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.756.320.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 167.271.743.000 167.271.743.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 357.988.530.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 525.260.273.000 525.260.273.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 112 ‒ ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI 525.260.273.000 EDİLMİŞTİR 15- BİLGİ VE İLETİŞİM PROGRAMI 5.068.595.000 15.36-HABERLEŞME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 5.012.484.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 5.012.484.000 E.01.01-MEMURLAR 76.912.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.367.000 E.02.01-MEMURLAR 9.840.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 247.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 104.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.557.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 91.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.020.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 32.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 85.000 GİDERLERİ E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 4.514.229.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.800.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 31.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.200.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 373.000.000 15.39-ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME ARAŞTIRMALARI 56.111.000 MERKEZİ BAŞKANLIĞI F.01-Genel Bütçeli İdareler 56.111.000 E.01.01-MEMURLAR 44.960.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.392.000 E.02.01-MEMURLAR 4.785.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 304.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 154.000 E.03.03-YOLLUKLAR 311.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 85.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 120.000 GİDERLERİ 64- DEMİRYOLU ULAŞIMI PROGRAMI 139.888.243.900 15.41-ULAŞTIRMA HİZMETLERİ DÜZENLEME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 6.770.677.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 6.770.677.000 E.01.01-MEMURLAR 57.268.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.676.000 E.02.01-MEMURLAR 7.966.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 465.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 113 ‒ ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 367.000 E.03.03-YOLLUKLAR 955.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 109.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 62.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 344.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 85.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 6.699.380.000 15.38-ALTYAPI YATIRIMLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 133.117.566.900 F.01-Genel Bütçeli İdareler 64.718.478.000 E.01.01-MEMURLAR 54.183.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.879.000 E.01.03-İŞÇİLER 12.526.000 E.02.01-MEMURLAR 4.992.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 490.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.914.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.961.000 E.03.03-YOLLUKLAR 271.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 31.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 17.337.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 277.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 64.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.264.781.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 129.137.142 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 2.012.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 59.204.634.858 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 1.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 68.399.088.900 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 79.285.704 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 68.319.803.196 65- DENİZYOLU ULAŞIMI PROGRAMI 6.710.568.000 15.42-DENİZCİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 680.123.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 680.123.000 E.01.01-MEMURLAR 151.844.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.661.000 E.02.01-MEMURLAR 21.073.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 624.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 586.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.570.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 987.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 92.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 686.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 488.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.000.000 15.65-BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 1.819.646.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 114 ‒ ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.819.646.000 E.01.01-MEMURLAR 708.891.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 66.217.000 E.01.03-İŞÇİLER 729.470.000 E.02.01-MEMURLAR 102.475.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.768.000 E.02.03-İŞÇİLER 159.830.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 22.013.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.857.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.270.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.832.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 139.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.242.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.270.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.372.000 15.35-TERSANELER VE KIYI YAPILARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 873.785.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 873.785.000 E.01.01-MEMURLAR 117.640.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.000 E.02.01-MEMURLAR 14.725.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 53.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.141.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 66.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 90.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 42.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 25.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 650.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 90.000.000 15.38-ALTYAPI YATIRIMLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3.337.014.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.337.014.000 E.01.01-MEMURLAR 58.978.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 623.000 E.01.03-İŞÇİLER 7.610.000 E.02.01-MEMURLAR 6.242.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 66.000 E.02.03-İŞÇİLER 792.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 387.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 62.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 228.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 26.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 419.000.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 2.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.838.500.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 115 ‒ ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 42- KARAYOLU ULAŞIMI PROGRAMI 2.956.639.000 15.41-ULAŞTIRMA HİZMETLERİ DÜZENLEME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 56.639.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 56.639.000 E.01.01-MEMURLAR 47.007.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.081.000 E.02.01-MEMURLAR 6.557.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 81.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 188.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.482.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 175.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 54.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 14.000 GİDERLERİ 15.38-ALTYAPI YATIRIMLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2.900.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 900.000.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 500.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 400.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 2.000.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000.000.000 66- KOMBİNE TAŞIMACILIK, LOJİSTİK VE TEHLİKELİ MAL 6.044.149.100 TAŞIMACILIĞI PROGRAMI 15.41-ULAŞTIRMA HİZMETLERİ DÜZENLEME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 33.308.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 33.308.000 E.01.01-MEMURLAR 28.165.000 E.02.01-MEMURLAR 3.730.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 158.000 E.03.03-YOLLUKLAR 706.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 434.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 57.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 58.000 GİDERLERİ 15.38-ALTYAPI YATIRIMLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 6.010.841.100 F.01-Genel Bütçeli İdareler 66.112.000 E.01.01-MEMURLAR 55.788.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 672.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.597.000 E.02.01-MEMURLAR 6.427.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.000 E.02.03-İŞÇİLER 416.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 102.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 19.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 41.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 14.000 GİDERLERİ E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000 F.07-Dış Proje Kredileri 5.944.729.100 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.944.729.100 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 116 ‒ ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 39- TARIM PROGRAMI 1.077.199.000 15.38-ALTYAPI YATIRIMLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.077.199.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.077.199.000 E.01.01-MEMURLAR 61.302.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 642.000 E.01.03-İŞÇİLER 6.917.000 E.02.01-MEMURLAR 5.865.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 59.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.124.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 130.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.139.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 14.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 57.840.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 903.660.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 37.500.000 48- TURİZMİN GELİŞTİRİLMESİ PROGRAMI 535.221.000 15.38-ALTYAPI YATIRIMLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 535.221.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 535.221.000 E.01.01-MEMURLAR 53.834.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 695.000 E.01.03-İŞÇİLER 6.994.000 E.02.01-MEMURLAR 5.741.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 64.000 E.02.03-İŞÇİLER 694.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 127.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 16.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.442.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 14.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 100.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 461.900.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 100.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 1.000.000 63- UZAY VE HAVACILIK PROGRAMI 2.234.808.000 15.38-ALTYAPI YATIRIMLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2.234.808.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.234.808.000 E.01.01-MEMURLAR 34.202.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 563.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.820.000 E.02.01-MEMURLAR 4.456.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 48.000 E.02.03-İŞÇİLER 551.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 117 ‒ ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 138.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 19.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 977.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 27.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.875.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 10.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.174.375.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 3.750.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.756.320.000 15.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 88.186.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 88.186.000 E.01.01-MEMURLAR 64.552.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 3.119.000 E.02.01-MEMURLAR 5.856.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 36.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 612.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.034.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.370.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.022.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 476.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 106.000 15.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 732.662.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 732.662.000 E.01.01-MEMURLAR 88.349.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 59.747.000 E.01.03-İŞÇİLER 388.065.000 E.02.01-MEMURLAR 13.463.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.827.000 E.02.03-İŞÇİLER 84.555.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 34.293.000 E.03.03-YOLLUKLAR 722.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 364.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 30.613.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.807.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.475.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 6.382.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 15.000.000 15.5-PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 62.539.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 62.539.000 E.01.01-MEMURLAR 48.763.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.454.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.518.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 118 ‒ ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 7.288.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 279.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 134.000 E.03.03-YOLLUKLAR 111.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 900.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 54.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 38.000 GİDERLERİ 15.10-BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 106.275.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 106.275.000 E.01.01-MEMURLAR 79.096.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.744.000 E.02.01-MEMURLAR 9.854.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.106.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 260.000 E.03.03-YOLLUKLAR 405.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 553.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.257.000 GİDERLERİ 15.12-AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 193.859.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 193.859.000 E.01.01-MEMURLAR 114.654.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.259.000 E.02.01-MEMURLAR 13.260.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 220.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 811.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.718.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.761.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 54.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 575.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 8.279.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 49.268.000 15.13-DÖNER SERMAYE İŞLETME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 12.684.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 12.684.000 E.01.01-MEMURLAR 10.884.000 E.02.01-MEMURLAR 1.500.000 E.03.03-YOLLUKLAR 160.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 140.000 15.20-REHBERLİK VE TEFTİŞ BAŞKANLIĞI 50.522.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 50.522.000 E.01.01-MEMURLAR 41.874.000 E.02.01-MEMURLAR 5.584.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 162.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.375.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 421.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 106.000 GİDERLERİ 15.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 125.691.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 119 ‒ ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.01-Genel Bütçeli İdareler 125.691.000 E.01.01-MEMURLAR 82.246.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.574.000 E.02.01-MEMURLAR 10.928.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 106.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.541.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.401.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 56.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.853.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 62.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 400.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 69.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 8.827.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 14.628.000 15.24-HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 56.220.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 56.220.000 E.01.01-MEMURLAR 28.198.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 70.000 E.02.01-MEMURLAR 4.059.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 36.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 224.000 E.03.03-YOLLUKLAR 244.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 22.872.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 70.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 54.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 393.000 GİDERLERİ 15.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 8.293.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 8.293.000 E.01.01-MEMURLAR 6.422.000 E.02.01-MEMURLAR 912.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 101.000 E.03.03-YOLLUKLAR 641.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 72.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 145.000 GİDERLERİ 15.65-BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 1.291.012.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.291.012.000 E.01.01-MEMURLAR 631.971.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 52.643.000 E.01.03-İŞÇİLER 385.550.000 E.02.01-MEMURLAR 90.176.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.608.000 E.02.03-İŞÇİLER 80.356.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.277.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.796.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 8.522.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 120 ‒ ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.191.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 54.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.279.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 351.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.238.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 15.000.000 15.40-ULAŞIM EMNİYETİ İNCELEME MERKEZİ BAŞKANLIĞI 28.377.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 28.377.000 E.01.01-MEMURLAR 25.329.000 E.02.01-MEMURLAR 3.048.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 357.988.530.000 15.41-ULAŞTIRMA HİZMETLERİ DÜZENLEME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 357.988.530.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 357.988.530.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 140.918.530.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 217.070.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 121 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN AİLENİN KORUNMASI VE GÜÇLENDİRİLMESİ 21.804.400.000 Aynen Kabul Edilmiştir AKTİF VE SAĞLIKLI YAŞLANMA 21.541.103.000 Aynen Kabul Edilmiştir ÇOCUKLARIN KORUNMASI VE GELİŞİMİNİN SAĞLANMASI 54.803.330.000 Aynen Kabul Edilmiştir ENGELLİLERİN TOPLUMSAL HAYATA KATILIMI VE ÖZEL EĞİTİM 128.186.790.000 Aynen Kabul Edilmiştir KADININ GÜÇLENMESİ 6.737.891.000 Aynen Kabul Edilmiştir ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER 181.614.000 Aynen Kabul Edilmiştir YOKSULLUKLA MÜCADELE VE SOSYAL YARDIMLAŞMA 284.470.466.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 14.179.802.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 531.905.396.000 531.905.396.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 531.905.396.000 531.905.396.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 122 ‒ AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI 531.905.396.000 EDİLMİŞTİR 3- AİLENİN KORUNMASI VE GÜÇLENDİRİLMESİ PROGRAMI 21.804.400.000 16.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 5.812.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 5.812.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 5.812.000 16.41-AİLE ENSTİTÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 37.916.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 37.916.000 E.01.01-MEMURLAR 2.814.000 E.02.01-MEMURLAR 277.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.727.000 E.03.03-YOLLUKLAR 992.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 85.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.177.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 311.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.416.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 367.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.250.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.500.000 16.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 21.466.539.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 21.466.539.000 E.01.01-MEMURLAR 5.831.903.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.165.429.000 E.01.03-İŞÇİLER 6.177.539.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.172.000 E.02.01-MEMURLAR 604.168.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 480.489.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.323.285.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 259.528.000 E.03.03-YOLLUKLAR 49.833.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.220.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 65.417.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 30.267.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 8.785.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 46.800.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.360.704.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 123 ‒ AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 60.000.000 16.60-YURT DIŞI TEŞKİLATI 80.163.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 80.163.000 E.01.01-MEMURLAR 16.802.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.941.000 E.02.01-MEMURLAR 308.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.708.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.143.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.037.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.387.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.463.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 374.000 16.30-AİLE VE TOPLUM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 213.970.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 213.970.000 E.01.01-MEMURLAR 177.052.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.477.000 E.02.01-MEMURLAR 18.067.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 280.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.580.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.150.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.927.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 299.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 138.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000.000 4- AKTİF VE SAĞLIKLI YAŞLANMA PROGRAMI 21.541.103.000 16.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 21.477.048.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 21.477.048.000 E.01.01-MEMURLAR 2.384.179.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.558.037.000 E.01.03-İŞÇİLER 7.059.397.000 E.02.01-MEMURLAR 265.968.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 399.201.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.484.263.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.700.079.000 E.03.03-YOLLUKLAR 21.875.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 353.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 480.312.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 28.118.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 18.210.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 1.990.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 1.351.111.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 64.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.519.955.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 140.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 124 ‒ AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 16.33-ENGELLİ VE YAŞLI HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 64.055.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 64.055.000 E.01.01-MEMURLAR 1.500.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 80.000 E.02.01-MEMURLAR 100.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 369.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.726.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.767.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 134.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 326.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 43.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 50.000.000 5- ÇOCUKLARIN KORUNMASI VE GELİŞİMİNİN SAĞLANMASI 54.803.330.000 PROGRAMI 16.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 28.483.294.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 28.483.294.000 E.01.01-MEMURLAR 4.573.384.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.177.953.000 E.01.03-İŞÇİLER 11.876.866.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 976.000 E.02.01-MEMURLAR 484.930.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 413.947.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.448.556.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.981.356.000 E.03.03-YOLLUKLAR 40.650.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 862.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 451.553.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 29.948.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 14.082.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 5.815.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 1.154.936.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 85.800.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 559.680.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 182.000.000 16.31-ÇOCUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 26.320.036.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 26.320.036.000 E.01.01-MEMURLAR 213.218.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.443.000 E.02.01-MEMURLAR 24.228.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 680.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.752.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.126.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 156.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.539.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 125 ‒ AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 311.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 556.000 GİDERLERİ E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 26.017.992.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 47.035.000 6- ENGELLİLERİN TOPLUMSAL HAYATA KATILIMI VE ÖZEL EĞİTİM 128.186.790.000 PROGRAMI 16.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 37.424.198.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 37.424.198.000 E.01.01-MEMURLAR 1.702.094.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.017.383.000 E.01.03-İŞÇİLER 6.472.044.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 583.000 E.02.01-MEMURLAR 184.351.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 228.870.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.331.271.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.459.063.000 E.03.03-YOLLUKLAR 18.995.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 697.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.461.286.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 32.855.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 15.188.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 2.635.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 10.731.291.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 56.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 574.592.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 135.000.000 16.33-ENGELLİ VE YAŞLI HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 90.762.592.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 90.762.592.000 E.01.01-MEMURLAR 225.822.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.804.000 E.02.01-MEMURLAR 26.496.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.615.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.278.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.649.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 100.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 52.751.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 156.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 283.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 43.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 90.422.445.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 7.150.000 8- KADININ GÜÇLENMESİ PROGRAMI 6.737.891.000 16.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 6.412.186.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 6.412.186.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 126 ‒ AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 1.577.341.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.348.465.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.684.350.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 258.000 E.02.01-MEMURLAR 159.422.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 93.288.000 E.02.03-İŞÇİLER 356.253.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 755.807.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.419.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.159.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 141.966.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 22.101.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 9.759.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 7.612.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 102.058.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 35.350.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 50.640.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 57.938.000 16.32-KADININ STATÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 325.705.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 325.705.000 E.01.01-MEMURLAR 278.646.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.302.000 E.02.01-MEMURLAR 13.269.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 146.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 723.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.714.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.603.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 311.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 625.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 125.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.250.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.991.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 7.000.000 TRANSFERLERİ 10- ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER PROGRAMI 181.614.000 16.35-ŞEHİT YAKINLARI VE GAZİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 181.614.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 181.614.000 E.01.01-MEMURLAR 79.417.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 70.000 E.02.01-MEMURLAR 8.204.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 686.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.481.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 156.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 23.079.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 21.978.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 127 ‒ AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 327.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 31.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 38.685.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 11- YOKSULLUKLA MÜCADELE VE SOSYAL YARDIMLAŞMA 284.470.466.000 PROGRAMI 16.34-SOSYAL YARDIMLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 284.470.466.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 284.470.466.000 E.01.01-MEMURLAR 140.286.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 50.000 E.02.01-MEMURLAR 13.246.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 930.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.200.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 15.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 363.783.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 311.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 469.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 77.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 157.923.089.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 20.000.000.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 106.027.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 14.179.802.000 16.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 190.869.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 190.869.000 E.01.01-MEMURLAR 113.305.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.258.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 1.845.000 E.02.01-MEMURLAR 11.578.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.349.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.813.000 E.03.03-YOLLUKLAR 11.333.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.570.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 5.776.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 380.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 106.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 556.000 16.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 2.600.978.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.600.978.000 E.01.01-MEMURLAR 134.958.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 90.537.000 E.01.03-İŞÇİLER 573.166.000 E.02.01-MEMURLAR 15.707.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.749.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 128 ‒ AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.03-İŞÇİLER 126.252.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 87.216.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.350.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 100.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 673.658.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 61.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 10.000.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 11.728.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 33.316.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 162.594.600 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 525.780.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 140.805.400 16.5-PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 119.406.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 119.406.000 E.01.01-MEMURLAR 87.314.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.131.000 E.02.01-MEMURLAR 9.375.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.283.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.815.000 E.03.03-YOLLUKLAR 466.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 150.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 329.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 156.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 387.000 GİDERLERİ 16.6-EĞİTİM VE YAYIN DAİRESİ BAŞKANLIĞI 81.032.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 81.032.000 E.01.01-MEMURLAR 24.452.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.277.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 30.966.000 E.02.01-MEMURLAR 3.009.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 147.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.319.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.349.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.191.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 95.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.150.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 77.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000.000 16.10-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 597.980.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 597.980.000 E.01.01-MEMURLAR 51.860.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 111.246.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.838.000 E.02.01-MEMURLAR 4.822.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 129 ‒ AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 19.889.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.141.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 204.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.081.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 50.833.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 156.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.060.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 311.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 216.973.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 122.951.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.410.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 1.205.000 16.20-REHBERLİK VE TEFTİŞ BAŞKANLIĞI 219.868.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 219.868.000 E.01.01-MEMURLAR 182.786.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.614.000 E.02.01-MEMURLAR 16.841.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 293.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 806.000 E.03.03-YOLLUKLAR 11.434.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.043.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 156.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 120.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 25.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.750.000 16.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 132.162.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 132.162.000 E.01.01-MEMURLAR 113.415.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.125.000 E.02.01-MEMURLAR 11.999.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 251.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.324.000 E.03.03-YOLLUKLAR 993.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 540.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 720.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 258.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 37.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 500.000 16.24-HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 152.897.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 152.897.000 E.01.01-MEMURLAR 76.126.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.951.000 E.02.01-MEMURLAR 8.451.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 789.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 594.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 130 ‒ AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 1.035.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 55.394.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 72.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 311.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 174.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.000.000 16.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 13.215.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 13.215.000 E.01.01-MEMURLAR 5.542.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.000 E.02.01-MEMURLAR 399.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 251.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.335.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.110.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 156.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 221.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 200.000 16.36-AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 47.336.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 47.336.000 E.01.01-MEMURLAR 32.616.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.405.000 E.02.01-MEMURLAR 3.326.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 723.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 366.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.997.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 869.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 31.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 125.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 871.000 16.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 10.024.059.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 10.024.059.000 E.01.01-MEMURLAR 4.246.885.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 702.353.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.008.846.000 E.02.01-MEMURLAR 484.012.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 83.829.000 E.02.03-İŞÇİLER 428.418.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 252.356.000 E.03.03-YOLLUKLAR 38.887.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.470.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.633.848.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.850.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 17.521.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 12.884.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 131 ‒ AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 37.900.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 18.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 48.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 133 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ PİYASASI 1.472.378.000 Aynen Kabul Edilmiştir SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ 24.671.000 Aynen Kabul Edilmiştir TABİİ KAYNAKLAR 43.081.000 Aynen Kabul Edilmiştir YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ 20.604.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.296.544.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 23.440.674.000 23.440.674.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 12.657.126.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 36.097.800.000 36.097.800.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 134 ‒ ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI 36.097.800.000 EDİLMİŞTİR 18- ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ PİYASASI 1.472.378.000 PROGRAMI 17.60-YURT DIŞI TEŞKİLATI 21.852.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 21.852.000 E.01.01-MEMURLAR 16.022.000 E.02.01-MEMURLAR 341.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.160.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.638.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.097.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 274.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 320.000 17.31-ENERJİ İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 636.558.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 636.558.000 E.01.01-MEMURLAR 339.494.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.526.000 E.02.01-MEMURLAR 40.746.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 169.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.705.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.167.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.018.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 137.555.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 289.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 675.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 265.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.627.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 1.322.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 100.000.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 3.000.000 17.38-NÜKLEER ENERJİ VE ULUSLARARASI PROJELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 575.619.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 575.619.000 E.01.01-MEMURLAR 95.406.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.457.000 E.02.01-MEMURLAR 9.286.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 169.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 282.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.173.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 60.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 135 ‒ ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.535.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 304.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 214.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 4.500.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.050.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.800.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 164.000.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 284.383.000 17.40-ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE ÇEVRE DAİRESİ BAŞKANLIĞI 238.349.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 238.349.000 E.01.01-MEMURLAR 72.798.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 734.000 E.02.01-MEMURLAR 8.142.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 82.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 977.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.021.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 259.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 823.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 85.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 278.000 GİDERLERİ E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 150.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.150.000 21- SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ PROGRAMI 24.671.000 17.40-ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE ÇEVRE DAİRESİ BAŞKANLIĞI 24.671.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 24.671.000 E.01.01-MEMURLAR 20.410.000 E.02.01-MEMURLAR 2.501.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 139.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.373.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 88.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 92.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 31.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 37.000 GİDERLERİ 49- TABİİ KAYNAKLAR PROGRAMI 43.081.000 17.41-TABİİ KAYNAKLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 43.081.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 43.081.000 E.01.01-MEMURLAR 36.632.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 280.000 E.02.01-MEMURLAR 3.727.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 32.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 543.000 E.03.03-YOLLUKLAR 961.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 496.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 136 ‒ ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 95.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 315.000 GİDERLERİ 22- YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROGRAMI 20.604.000.000 17.31-ENERJİ İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 20.604.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 20.604.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 20.604.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.296.544.000 17.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 114.273.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 114.273.000 E.01.01-MEMURLAR 61.663.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.506.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 755.000 E.02.01-MEMURLAR 6.520.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 926.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.433.000 E.03.03-YOLLUKLAR 19.832.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.087.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.383.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.062.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 106.000 17.4-YÖNETİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 657.746.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 657.746.000 E.01.01-MEMURLAR 168.607.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 30.120.000 E.01.03-İŞÇİLER 253.020.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 331.000 E.02.01-MEMURLAR 21.274.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.515.000 E.02.03-İŞÇİLER 50.558.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 72.050.000 E.03.03-YOLLUKLAR 762.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 444.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 28.468.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 133.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.216.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 362.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.757.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 12.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.729.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.041.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.347.000 17.10-BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 111.344.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 111.344.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 137 ‒ ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 29.481.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 21.316.000 E.02.01-MEMURLAR 3.458.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.747.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 183.000 E.03.03-YOLLUKLAR 170.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 810.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 68.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 51.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.960.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 36.600.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.500.000 17.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 64.674.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 64.674.000 E.01.01-MEMURLAR 56.999.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 60.000 E.02.01-MEMURLAR 6.819.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 130.000 E.03.03-YOLLUKLAR 338.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 103.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 73.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 128.000 GİDERLERİ 17.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 127.362.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 127.362.000 E.01.01-MEMURLAR 110.934.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.510.000 E.02.01-MEMURLAR 12.417.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 169.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 673.000 E.03.03-YOLLUKLAR 453.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 619.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 138.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 130.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 19.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 300.000 17.24-HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 65.703.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 65.703.000 E.01.01-MEMURLAR 54.801.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 60.000 E.02.01-MEMURLAR 5.959.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 329.000 E.03.03-YOLLUKLAR 526.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.390.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 138 ‒ ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 114.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 75.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 125.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 300.000 17.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 7.917.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 7.917.000 E.01.01-MEMURLAR 5.511.000 E.02.01-MEMURLAR 756.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 322.000 E.03.03-YOLLUKLAR 862.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 423.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 43.000 GİDERLERİ 17.31-ENERJİ İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 523.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 523.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 523.000 17.38-NÜKLEER ENERJİ VE ULUSLARARASI PROJELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 300.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 300.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 300.000 17.39-DIŞ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 144.202.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 144.202.000 E.01.01-MEMURLAR 84.396.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.726.000 E.02.01-MEMURLAR 8.403.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 544.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 734.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.022.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 361.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 218.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 182.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 39.616.000 17.40-ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE ÇEVRE DAİRESİ BAŞKANLIĞI 2.500.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.500.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.100.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 700.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 700.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 12.657.126.000 17.41-TABİİ KAYNAKLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 9.400.670.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 9.400.670.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 3.852.367.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 5.548.303.000 17.31-ENERJİ İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3.256.456.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.256.456.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 1.975.456.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 1.281.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 139 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN MİLLİ KÜLTÜR 33.459.592.000 Aynen Kabul Edilmiştir SANAT VE KÜLTÜR EKONOMİSİ 5.336.190.000 Aynen Kabul Edilmiştir TURİZMİN GELİŞTİRİLMESİ 4.527.067.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 7.522.117.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 50.844.966.000 50.844.966.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 19.154.852.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 69.999.818.000 69.999.818.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 140 ‒ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI 69.999.818.000 EDİLMİŞTİR 12- MİLLİ KÜLTÜR PROGRAMI 33.459.592.000 18.35-YAŞAYAN MİRAS VE KÜLTÜREL ETKİNLİKLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 318.180.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 318.180.000 E.01.01-MEMURLAR 184.815.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.303.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.934.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 5.851.000 E.02.01-MEMURLAR 15.821.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 199.000 E.02.03-İŞÇİLER 815.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 920.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.246.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.820.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.197.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.474.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 682.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 68.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 79.135.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 12.900.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 3.000.000 18.40-ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI 643.320.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 643.320.000 E.01.01-MEMURLAR 38.598.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 70.213.000 E.02.01-MEMURLAR 3.810.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.242.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 43.221.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.425.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 329.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 40.022.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.653.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.956.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 166.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 685.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 114.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 6.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 141 ‒ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 300.000.000 18.30-GÜZEL SANATLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000.000 18.68-GÜZEL SANATLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI 1.700.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.700.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.700.000 18.31-KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3.432.891.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.432.891.000 E.01.01-MEMURLAR 519.485.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.681.000 E.01.03-İŞÇİLER 856.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 28.000 E.02.01-MEMURLAR 54.642.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 246.000 E.02.03-İŞÇİLER 151.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 21.809.000 E.03.03-YOLLUKLAR 22.385.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 6.488.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.343.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.273.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.534.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 866.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 1.016.502.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 11.729.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 8.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 23.000.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 200.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 336.163.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 175.710.000 TRANSFERLERİ E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 1.020.000.000 18.69-KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA 13.978.747.000 TEŞKİLATI F.01-Genel Bütçeli İdareler 13.978.747.000 E.01.01-MEMURLAR 3.679.242.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 753.456.000 E.01.03-İŞÇİLER 759.438.000 E.02.01-MEMURLAR 463.816.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 98.313.000 E.02.03-İŞÇİLER 152.485.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 503.250.000 E.03.03-YOLLUKLAR 92.491.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.688.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 66.752.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 12.848.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 6.951.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 142 ‒ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 456.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 45.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 6.881.017.000 18.32-KÜTÜPHANELER VE YAYIMLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 5.020.328.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 5.020.328.000 E.01.01-MEMURLAR 148.300.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.868.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.340.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.940.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 64.000 E.02.01-MEMURLAR 42.324.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 280.000 E.02.03-İŞÇİLER 205.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.143.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 34.439.000 KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI E.03.03-YOLLUKLAR 16.872.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 576.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 53.507.000 HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 23.924.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM TEKLİFİ KABUL EDİLEN 6.352.000 GİDERLERİ E.06.02-MENKUL MAL E.03.08-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM BAKIM GİDERLERİ VE ONARIM GİDERLERİ 30.000.000 709.000 E.06.05-GAYRİMENKUL E.05.04-HANE SERMAYE ÜRETİM HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN GİDERLERİ TRANSFERLER 1.622.508.000 11.047.000 E.06.06-MENKUL YAPILAN E.05.06-YURTDIŞINA MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ TRANSFERLER 37.000.000 44.677.000 E.06.07-GAYRİMENKUL E.06.01-MAMUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ MAL ALIMLARI 80.000.000 527.085.000 18.34-YATIRIM VE E.06.02-MENKUL İŞLETMELER SERMAYE GENEL ÜRETİM MÜDÜRLÜĞÜ GİDERLERİ 1.528.572.000 40.000.000 F.01-Genel Bütçeli E.06.03-GAYRİ dareler MADDİ HAK ALIMLARI 1.528.572.000 45.000.000 E.06.01-MAMUL MAL E.06.05-GAYRİMENKUL ALIMLARI SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 17.750.000 2.928.675.000 E.06.05-GAYRİMENKUL E.06.06-MENKUL SERMAYE MALLARIN BÜYÜK ÜRETİM ONARIM GİDERLERİ GİDERLERİ 1.112.124.000 4.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜKBÜYÜK ONARIM ONARIM GİDERLERİ GİDERLERİ 398.698.000 1.084.001.000 18.70-KÜTÜPHANELER 18.71-YATIRIM VEVE YAYIMLAR GENEL İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TAŞRA TEŞKİLATI 310.569.000 5.431.029.000 TEŞKİLATI F.01-Genel F.01-Genel Bütçeli Bütçeli İdareler İdareler 310.569.000 5.431.029.000 E.01.01-MEMURLAR E.01.01-MEMURLAR 46.063.000 1.296.893.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL PERSONEL 3.615.000 523.527.000 E.01.03-İŞÇİLER E.01.03-İŞÇİLER 53.084.000 564.639.000 E.02.01-MEMURLAR E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 12.576.000 59.486.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL E.02.01-MEMURLAR 545.000 407.181.000 E.02.03-İŞÇİLERPERSONEL E.02.02-SÖZLEŞMELİ 11.065.000 68.154.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI E.02.03-İŞÇİLER 178.167.000 115.584.000 E.03.03-YOLLUKLAR E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 276.000 13.128.000 E.03.04-GÖREV E.03.02-TÜKETİME GİDERLERİ YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 214.000 318.898.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI E.03.03-YOLLUKLAR 1.204.000 19.243.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 808.000 1.892.000 GİDERLERİ E.03.05-HİZMET ALIMLARI MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL 47.504.000 1.868.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 18.38-AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 19.177.000 2.793.256.000 GİDERLERİ F.01-Genel Bütçeli İdareler E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.793.256.000 7.299.000 E.01.01-MEMURLAR E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 212.097.000 200.000.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.071.000 E.01.03-İŞÇİLER 6.283.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 20.000 E.02.01-MEMURLAR 11.792.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 756.000 E.02.03-İŞÇİLER Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) 387.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 600.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.295.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 665.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 8.710.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM ‒ 143 ‒ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 30.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.622.508.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 37.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 80.000.000 18.34-YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.528.572.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.528.572.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 17.750.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.112.124.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 398.698.000 18.71-YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI 310.569.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 310.569.000 E.01.01-MEMURLAR 46.063.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.615.000 E.01.03-İŞÇİLER 53.084.000 E.02.01-MEMURLAR 12.576.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 545.000 E.02.03-İŞÇİLER 11.065.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 178.167.000 E.03.03-YOLLUKLAR 276.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 214.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.204.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.892.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.868.000 18.38-AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 2.793.256.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.793.256.000 E.01.01-MEMURLAR 212.097.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.071.000 E.01.03-İŞÇİLER 6.283.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 20.000 E.02.01-MEMURLAR 11.792.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 756.000 E.02.03-İŞÇİLER 387.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 600.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.295.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 665.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 8.710.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 267.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.392.129.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 142.184.000 23- SANAT VE KÜLTÜR EKONOMİSİ PROGRAMI 5.336.190.000 18.30-GÜZEL SANATLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 277.511.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 277.511.000 E.01.01-MEMURLAR 47.826.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 642.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.633.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 144 ‒ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 12.588.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 99.000 E.02.03-İŞÇİLER 587.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.194.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.965.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 4.907.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.699.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.297.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 491.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 87.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 116.396.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 14.600.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 60.500.000 18.68-GÜZEL SANATLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI 4.207.239.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.207.239.000 E.01.01-MEMURLAR 165.740.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.269.268.000 E.01.03-İŞÇİLER 87.950.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 15.000 E.02.01-MEMURLAR 32.115.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 379.998.000 E.02.03-İŞÇİLER 18.260.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 121.968.000 E.03.03-YOLLUKLAR 39.858.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 437.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 32.270.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 16.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 10.711.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 433.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 42.700.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.500.000 18.33-TELİF HAKLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 166.073.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 166.073.000 E.01.01-MEMURLAR 124.484.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.519.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.649.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 28.000 E.02.01-MEMURLAR 13.993.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 683.000 E.02.03-İŞÇİLER 310.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.589.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.973.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 50.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.177.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 623.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 145 ‒ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 995.000 GİDERLERİ 18.39-SİNEMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 685.367.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 685.367.000 E.01.01-MEMURLAR 81.413.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.728.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.558.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 9.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 3.203.000 E.02.01-MEMURLAR 13.644.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 232.000 E.02.03-İŞÇİLER 528.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 729.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.229.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.429.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.530.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 30.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.091.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 194.428.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 374.836.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 250.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 48- TURİZMİN GELİŞTİRİLMESİ PROGRAMI 4.527.067.000 18.34-YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 649.369.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 649.369.000 E.01.01-MEMURLAR 311.661.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.855.000 E.01.03-İŞÇİLER 30.089.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 23.000 E.02.01-MEMURLAR 66.305.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.234.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.381.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.935.000 E.03.03-YOLLUKLAR 20.535.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 141.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 25.595.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 300.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 41.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 9.358.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 4.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 9.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 6.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.460.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 750.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 146 ‒ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 147.702.000 TRANSFERLERİ 18.36-TANITMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2.719.285.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.719.285.000 E.01.01-MEMURLAR 362.536.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.599.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.772.000 E.02.01-MEMURLAR 18.617.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 347.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.834.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 9.997.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 500.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 592.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 2.300.261.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.590.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.640.000 18.72-TANITMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI 233.353.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 233.353.000 E.01.01-MEMURLAR 177.866.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.377.000 E.01.03-İŞÇİLER 17.116.000 E.02.01-MEMURLAR 11.959.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.371.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.127.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.029.000 E.03.03-YOLLUKLAR 775.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.412.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 821.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 100.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.400.000 18.60-YURT DIŞI TEŞKİLATI 925.060.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 925.060.000 E.01.01-MEMURLAR 612.151.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 106.748.000 E.02.01-MEMURLAR 4.303.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.377.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.595.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.957.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 154.649.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 9.740.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.725.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 1.465.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 4.750.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 147 ‒ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.500.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 7.522.117.000 18.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 197.191.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 197.191.000 E.01.01-MEMURLAR 166.255.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.263.000 E.02.01-MEMURLAR 10.055.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 191.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.249.000 E.03.03-YOLLUKLAR 9.034.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.496.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 5.191.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 351.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 106.000 18.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.067.552.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.067.552.000 E.01.01-MEMURLAR 87.205.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 49.150.000 E.01.03-İŞÇİLER 369.554.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 273.000 E.02.01-MEMURLAR 21.468.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.222.000 E.02.03-İŞÇİLER 81.695.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 115.901.000 E.03.03-YOLLUKLAR 588.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 346.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 240.377.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 61.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 8.335.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.551.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 47.697.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 14.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 18.129.000 18.5-PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 158.099.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 158.099.000 E.01.01-MEMURLAR 127.881.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.913.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.644.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 14.000 E.02.01-MEMURLAR 14.838.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 876.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.015.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 932.000 E.03.03-YOLLUKLAR 150.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 148 ‒ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.565.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 35.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 236.000 GİDERLERİ 18.10-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 739.119.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 739.119.000 E.01.01-MEMURLAR 181.217.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 21.448.000 E.02.01-MEMURLAR 4.498.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.302.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 626.000 E.03.03-YOLLUKLAR 242.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 164.321.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 30.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 435.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 226.183.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 134.500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 1.317.000 18.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 124.934.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 124.934.000 E.01.01-MEMURLAR 96.547.000 E.02.01-MEMURLAR 13.862.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.089.000 E.03.03-YOLLUKLAR 13.146.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 240.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 50.000 GİDERLERİ 18.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 539.429.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 539.429.000 E.01.01-MEMURLAR 507.418.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.418.000 E.01.03-İŞÇİLER 10.261.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 9.000 E.02.01-MEMURLAR 13.213.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 710.000 E.02.03-İŞÇİLER 861.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 150.000 E.03.03-YOLLUKLAR 511.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 28.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 100.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 500.000 18.24-HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2.511.725.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.511.725.000 E.01.01-MEMURLAR 2.483.176.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.280.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.942.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 149 ‒ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 5.125.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 189.000 E.02.03-İŞÇİLER 886.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.405.000 E.03.03-YOLLUKLAR 174.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 14.946.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 305.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 297.000 GİDERLERİ 18.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 90.409.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 90.409.000 E.01.01-MEMURLAR 31.320.000 E.01.03-İŞÇİLER 5.479.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 20.000 E.02.01-MEMURLAR 1.301.000 E.02.03-İŞÇİLER 977.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 870.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.473.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 48.969.000 18.67-İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜKLERİ 2.093.159.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.093.159.000 E.01.01-MEMURLAR 855.337.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 203.149.000 E.01.03-İŞÇİLER 497.113.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.732.000 E.02.01-MEMURLAR 261.091.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 26.247.000 E.02.03-İŞÇİLER 109.970.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 433.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 57.833.000 E.03.03-YOLLUKLAR 17.236.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.085.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 29.829.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.887.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.017.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 6.200.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 18.34-YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 500.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 19.154.852.000 18.30-GÜZEL SANATLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 10.179.992.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 10.179.992.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 9.745.992.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 434.000.000 18.31-KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 393.590.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 150 ‒ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.01-Genel Bütçeli İdareler 393.590.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 184.089.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 209.501.000 18.32-KÜTÜPHANELER VE YAYIMLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.473.493.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.473.493.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 1.107.093.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 366.400.000 18.34-YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 94.783.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 94.783.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 56.383.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 38.400.000 18.38-AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 7.012.994.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 7.012.994.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 6.847.794.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 165.200.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 151 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN BÖLGESEL KALKINMA 4.737.471.000 Aynen Kabul Edilmiştir SANAYİNİN GELİŞTİRİLMESİ, ÜRETİM VE YATIRIMLARIN DESTEKLENMESİ 89.027.027.000 Aynen Kabul Edilmiştir TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 2.654.497.000 Aynen Kabul Edilmiştir STANDARDİZASYONU YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.628.190.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 99.047.185.000 99.047.185.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 77.919.590.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 176.966.775.000 176.966.775.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 152 ‒ SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI 176.966.775.000 EDİLMİŞTİR 27- BÖLGESEL KALKINMA PROGRAMI 4.737.471.000 19.38-KALKINMA AJANSLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 4.737.471.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.437.471.000 E.01.01-MEMURLAR 101.144.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.904.000 E.02.01-MEMURLAR 9.654.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.308.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 651.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.190.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 600.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 257.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 66.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 939.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.750.000.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 684.750.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 780.000.000 TRANSFERLERİ E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 85.008.000 F.07-Dış Proje Kredileri 300.000.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 300.000.000 17- SANAYİNİN GELİŞTİRİLMESİ, ÜRETİM VE YATIRIMLARIN 89.027.027.000 DESTEKLENMESİ PROGRAMI 19.30-SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 376.481.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 234.269.000 E.01.01-MEMURLAR 200.967.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.458.000 E.02.01-MEMURLAR 21.710.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 158.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 679.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.190.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.482.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 342.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 283.000 GİDERLERİ F.07-Dış Proje Kredileri 142.212.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 227.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 153 ‒ SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 2.036.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 137.000.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 227.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.722.000 GİDERLERİ 19.39-MİLLİ TEKNOLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 633.704.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 633.704.000 E.01.01-MEMURLAR 77.571.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.386.000 E.02.01-MEMURLAR 7.387.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 261.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.162.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.642.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 11.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 71.947.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 718.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 384.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 180.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 414.055.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 14.000.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 40.000.000 TRANSFERLERİ 19.40-STRATEJİK ARAŞTIRMALAR VE VERİMLİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 261.359.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 261.359.000 E.01.01-MEMURLAR 119.773.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.275.000 E.02.01-MEMURLAR 11.609.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 86.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.019.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.081.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 6.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.110.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 215.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 108.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 12.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 4.071.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 30.500.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 25.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.000.000 E.07.02-YURTDIŞI SERMAYE TRANSFERLERİ 50.000.000 19.31-AR-GE TEŞVİKLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.512.447.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.512.447.000 E.01.01-MEMURLAR 148.711.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.065.000 E.02.01-MEMURLAR 16.313.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 392.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 154 ‒ SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 504.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.011.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.914.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 119.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 45.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 41.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 243.332.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 1.080.000.000 TRANSFERLERİ 19.32-SANAYİ BÖLGELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 34.380.768.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 20.079.768.000 E.01.01-MEMURLAR 182.916.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.190.000 E.02.01-MEMURLAR 20.519.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 22.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 742.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.682.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 13.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 65.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 66.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 52.000 GİDERLERİ E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 240.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 400.000.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 6.500.000 TRANSFERLERİ E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 19.222.001.000 F.07-Dış Proje Kredileri 14.301.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 97.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.888.000.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 8.312.000.000 19.35-AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 862.535.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 862.535.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 22.000 E.03.03-YOLLUKLAR 212.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 11.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 64.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 41.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 31.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 767.000.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 95.154.000 TRANSFERLERİ 19.37-TEŞVİK UYGULAMA VE YABANCI SERMAYE GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 50.999.733.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 50.999.733.000 E.01.01-MEMURLAR 167.160.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 54.337.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 155 ‒ SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 18.652.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.756.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.052.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.795.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 67.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 256.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 303.000 GİDERLERİ E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 50.725.524.000 E.08.02-YURTDIŞI BORÇ VERME 19.831.000 44- TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 2.654.497.000 STANDARDİZASYONU PROGRAMI 19.34-METROLOJİ VE SANAYİ ÜRÜNLERİ GÜVENLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 264.382.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 264.382.000 E.01.01-MEMURLAR 214.899.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.945.000 E.02.01-MEMURLAR 23.711.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 793.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 710.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.210.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 772.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 96.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 753.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 10.493.000 19.67-SANAYİ VE TEKNOLOJİ İL MÜDÜRLÜKLERİ 2.390.115.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.390.115.000 E.01.01-MEMURLAR 1.775.833.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 66.426.000 E.01.03-İŞÇİLER 164.391.000 E.02.01-MEMURLAR 212.870.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.859.000 E.02.03-İŞÇİLER 27.358.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 34.759.000 E.03.03-YOLLUKLAR 12.701.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 619.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 83.519.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 31.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 6.162.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 587.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.628.190.000 19.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 116.285.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 116.285.000 E.01.01-MEMURLAR 77.889.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.529.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 7.086.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 156 ‒ SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 7.466.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 306.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 779.000 E.03.03-YOLLUKLAR 14.930.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.840.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.113.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 241.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 106.000 19.4-YÖNETİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 857.876.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 857.876.000 E.01.01-MEMURLAR 290.672.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 98.020.000 E.01.03-İŞÇİLER 183.265.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 796.000 E.02.01-MEMURLAR 35.359.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.269.000 E.02.03-İŞÇİLER 44.719.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 99.830.000 E.03.03-YOLLUKLAR 826.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 103.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 78.804.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 57.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.466.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 715.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 8.675.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 999.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.300.000 19.10-BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 357.271.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 357.271.000 E.01.01-MEMURLAR 43.382.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 33.400.000 E.02.01-MEMURLAR 4.698.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.154.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 842.000 E.03.03-YOLLUKLAR 271.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 21.681.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 96.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 747.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 31.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 213.500.000 19.20-REHBERLİK VE TEFTİŞ BAŞKANLIĞI 139.118.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 139.118.000 E.01.01-MEMURLAR 110.765.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.078.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 157 ‒ SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 11.237.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 127.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 216.000 E.03.03-YOLLUKLAR 14.320.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 180.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 108.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 63.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 24.000 19.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 77.034.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 77.034.000 E.01.01-MEMURLAR 65.641.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 471.000 E.02.01-MEMURLAR 8.075.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 185.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 312.000 E.03.03-YOLLUKLAR 414.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 84.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 51.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 174.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.627.000 19.24-HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 50.363.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 50.363.000 E.01.01-MEMURLAR 35.393.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.223.000 E.02.01-MEMURLAR 3.714.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 95.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 63.000 E.03.03-YOLLUKLAR 312.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.184.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 148.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 36.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 195.000 GİDERLERİ 19.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 16.922.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 16.922.000 E.01.01-MEMURLAR 9.665.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 77.000 E.02.01-MEMURLAR 1.135.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 86.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 308.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.827.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 713.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 256.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 855.000 GİDERLERİ 19.60-YURTDIŞI TEŞKİLATI 5.915.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 5.915.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 158 ‒ SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 5.483.000 E.02.01-MEMURLAR 89.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 93.000 E.03.03-YOLLUKLAR 43.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 104.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 17.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 86.000 GİDERLERİ 19.67-SANAYİ VE TEKNOLOJİ İL MÜDÜRLÜKLERİ 546.365.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 546.365.000 E.01.01-MEMURLAR 287.277.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.765.000 E.01.03-İŞÇİLER 41.937.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 884.000 E.02.01-MEMURLAR 34.183.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.395.000 E.02.03-İŞÇİLER 10.344.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 11.916.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.887.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 292.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.207.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 31.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.506.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 218.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 6.623.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 95.900.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 19.35-AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 461.041.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 461.041.000 E.01.01-MEMURLAR 166.786.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.882.000 E.02.01-MEMURLAR 17.764.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.862.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 76.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.525.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 94.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 180.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 74.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 4.600.000 E.08.02-YURTDIŞI BORÇ VERME 255.198.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 77.919.590.000 19.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 74.095.276.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 74.095.276.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 39.480.614.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 34.614.662.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 159 ‒ SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 19.38-KALKINMA AJANSLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3.824.314.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.824.314.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 963.193.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 2.861.121.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 161 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ PİYASASI 10.459.701.000 Aynen Kabul Edilmiştir HAZİNE VARLIKLARININ VE YÜKÜMLÜLÜKLERİNİN YÖNETİMİ 2.416.040.000 Aynen Kabul Edilmiştir ORMANLARIN VE DOĞANIN KORUNMASI İLE SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNETİMİ 2.494.998.000 Aynen Kabul Edilmiştir ŞEHİRCİLİK VE RİSK ODAKLI BÜTÜNLEŞİK AFET YÖNETİMİ 30.239.267.000 Aynen Kabul Edilmiştir ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER 609.369.000 Aynen Kabul Edilmiştir SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ 12.513.343.000 Aynen Kabul Edilmiştir TOPRAK VE SU KAYNAKLARININ KULLANIMI VE YÖNETİMİ 246.610.000 Aynen Kabul Edilmiştir YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ 2.286.945.000 Aynen Kabul Edilmiştir YOKSULLUKLA MÜCADELE VE SOSYAL YARDIMLAŞMA 100.000.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.625.668.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 163.891.941.000 163.891.941.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 111.119.150.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 275.011.091.000 275.011.091.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 162 ‒ ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI 275.011.091.000 EDİLMİŞTİR 18- ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ PİYASASI 10.459.701.000 PROGRAMI 20.33-YAPI İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 10.429.964.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 399.089.000 E.01.01-MEMURLAR 26.190.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 775.000 E.01.03-İŞÇİLER 303.454.000 E.02.01-MEMURLAR 4.072.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 82.000 E.02.03-İŞÇİLER 61.914.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 227.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.114.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.163.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 98.000 F.07-Dış Proje Kredileri 10.030.875.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 101.631.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 489.608.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.500.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.938.005.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 1.631.000 20.35-MESLEKİ HİZMETLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 29.737.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 29.737.000 E.01.01-MEMURLAR 23.474.000 E.02.01-MEMURLAR 2.843.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 186.000 E.03.03-YOLLUKLAR 234.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 100.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.800.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 100.000 19- HAZİNE VARLIKLARININ VE YÜKÜMLÜLÜKLERİNİN YÖNETİMİ 2.416.040.000 PROGRAMI 20.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 1.651.087.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.651.087.000 E.01.01-MEMURLAR 931.965.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 140.175.000 E.01.03-İŞÇİLER 294.031.000 E.02.01-MEMURLAR 113.003.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 163 ‒ ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.397.000 E.02.03-İŞÇİLER 61.474.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 22.470.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.172.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 56.428.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.972.000 GİDERLERİ 20.40-MİLLİ EMLAK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 764.953.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 764.953.000 E.01.01-MEMURLAR 290.535.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 725.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 37.000 E.02.01-MEMURLAR 30.688.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 138.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.021.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.890.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 4.074.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.464.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 81.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 300.000 GİDERLERİ E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 500.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 409.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 22.000.000 20- ORMANLARIN VE DOĞANIN KORUNMASI İLE SÜRDÜRÜLEBİLİR 2.494.998.000 YÖNETİMİ PROGRAMI 20.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 1.712.119.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.712.119.000 E.01.01-MEMURLAR 972.147.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 198.511.000 E.01.03-İŞÇİLER 294.033.000 E.02.01-MEMURLAR 118.681.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 23.995.000 E.02.03-İŞÇİLER 61.474.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 22.345.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.913.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.546.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.474.000 GİDERLERİ 20.38-TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 782.879.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 782.879.000 E.01.01-MEMURLAR 255.164.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.812.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 32.000 E.02.01-MEMURLAR 29.565.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 892.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 838.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.281.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 164 ‒ ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 244.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.942.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 58.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 120.000 GİDERLERİ E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 50.205.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 11.446.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 4.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 19.000.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 385.780.000 2- ŞEHİRCİLİK VE RİSK ODAKLI BÜTÜNLEŞİK AFET YÖNETİMİ 30.239.267.000 PROGRAMI 20.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 8.192.925.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 8.192.925.000 E.01.01-MEMURLAR 5.981.494.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 809.367.000 E.01.03-İŞÇİLER 294.033.000 E.02.01-MEMURLAR 713.520.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 89.444.000 E.02.03-İŞÇİLER 61.474.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 128.440.000 E.03.03-YOLLUKLAR 47.162.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 59.162.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 8.829.000 GİDERLERİ 20.30-MEKANSAL PLANLAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 308.071.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 308.071.000 E.01.01-MEMURLAR 248.045.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.353.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 77.000 E.02.01-MEMURLAR 29.413.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.212.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 977.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.511.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 24.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 185.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 174.000 GİDERLERİ E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 14.000.000 20.33-YAPI İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 21.095.098.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.627.098.000 E.01.01-MEMURLAR 506.384.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.907.000 E.01.03-İŞÇİLER 115.110.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 54.000 E.02.01-MEMURLAR 63.043.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.068.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 165 ‒ ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.03-İŞÇİLER 23.316.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 512.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.413.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 429.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.319.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 98.000 GİDERLERİ E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 2.395.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 50.000.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 80.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 620.000.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 150.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 19.468.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.500.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.460.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 18.002.500.000 20.35-MESLEKİ HİZMETLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 260.343.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 260.343.000 E.01.01-MEMURLAR 226.790.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.827.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 28.000 E.02.01-MEMURLAR 27.923.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 350.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 300.000 E.03.03-YOLLUKLAR 371.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 56.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 106.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 42.000 GİDERLERİ E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.500.000 20.36-COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 382.830.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 382.830.000 E.01.01-MEMURLAR 200.563.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 31.495.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 101.000 E.02.01-MEMURLAR 22.069.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.172.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 550.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.135.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 20.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 725.000 GİDERLERİ E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 120.000.000 10- ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER PROGRAMI 609.369.000 20.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 609.369.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 166 ‒ ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.01-Genel Bütçeli İdareler 609.369.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 609.369.000 21- SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ PROGRAMI 12.513.343.000 20.6-EĞİTİM VE YAYIN DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.245.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.245.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 600.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 645.000 20.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 4.664.040.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.664.040.000 E.01.01-MEMURLAR 3.127.099.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 576.105.000 E.01.03-İŞÇİLER 294.033.000 E.02.01-MEMURLAR 366.523.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 60.662.000 E.02.03-İŞÇİLER 61.474.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 73.717.000 E.03.03-YOLLUKLAR 38.838.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 58.375.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 7.214.000 GİDERLERİ 20.31-ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 6.785.220.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 6.785.220.000 E.01.01-MEMURLAR 305.971.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.797.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 30.000 E.02.01-MEMURLAR 34.819.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 464.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 730.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.088.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 28.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.230.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 72.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 108.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 2.600.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 48.500.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 600.000.000 TRANSFERLERİ E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 3.173.383.000 20.32-ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ, İZİN VE DENETİM GENEL 891.956.000 MÜDÜRLÜĞÜ F.01-Genel Bütçeli İdareler 891.956.000 E.01.01-MEMURLAR 527.299.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.308.000 E.01.03-İŞÇİLER 33.491.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 270.000 E.02.01-MEMURLAR 61.469.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.288.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 167 ‒ ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.03-İŞÇİLER 6.997.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 29.178.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.726.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 71.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 127.022.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 587.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 200.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 90.000.000 20.37-AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 170.882.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 170.882.000 E.01.01-MEMURLAR 128.978.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.313.000 E.02.01-MEMURLAR 14.126.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 65.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 26.400.000 TRANSFERLERİ 24- TOPRAK VE SU KAYNAKLARININ KULLANIMI VE YÖNETİMİ 246.610.000 PROGRAMI 20.41-ÇÖLLEŞME VE EROZYONLA MÜCADELE GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 246.610.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 246.610.000 E.01.01-MEMURLAR 156.100.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.262.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 20.000 E.02.01-MEMURLAR 16.253.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 184.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 450.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.628.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 562.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 51.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 750.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 48.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 21.250.000 22- YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROGRAMI 2.286.945.000 20.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 2.174.330.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.174.330.000 E.01.01-MEMURLAR 1.419.593.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 135.667.000 E.01.03-İŞÇİLER 294.033.000 E.02.01-MEMURLAR 186.355.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.943.000 E.02.03-İŞÇİLER 61.474.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 40.214.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.945.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 168 ‒ ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.865.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.241.000 GİDERLERİ 20.39-YEREL YÖNETİMLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 112.615.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 112.615.000 E.01.01-MEMURLAR 89.230.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.697.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 18.000 E.02.01-MEMURLAR 10.654.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 371.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 950.000 E.03.03-YOLLUKLAR 972.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 28.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 343.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 202.000 GİDERLERİ E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 7.100.000 11- YOKSULLUKLA MÜCADELE VE SOSYAL YARDIMLAŞMA 100.000.000.000 PROGRAMI 20.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 100.000.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 100.000.000.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 100.000.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.625.668.000 20.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 170.702.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 170.702.000 E.01.01-MEMURLAR 153.188.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 156.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 10.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 2.586.000 E.02.01-MEMURLAR 8.547.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 56.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 229.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.114.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.110.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 600.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 106.000 20.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.222.150.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.222.150.000 E.01.01-MEMURLAR 133.138.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.645.000 E.01.03-İŞÇİLER 697.068.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 338.000 E.02.01-MEMURLAR 22.366.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.460.000 E.02.03-İŞÇİLER 143.174.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 169 ‒ ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 153.147.000 E.03.03-YOLLUKLAR 428.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 404.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 14.126.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.964.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 232.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 14.510.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 100.000 20.5-PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 119.957.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 119.957.000 E.01.01-MEMURLAR 100.115.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.935.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 15.000 E.02.01-MEMURLAR 11.355.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 916.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 200.000 E.03.03-YOLLUKLAR 223.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 14.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 71.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 63.000 GİDERLERİ 20.6-EĞİTİM VE YAYIN DAİRESİ BAŞKANLIĞI 34.839.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 34.839.000 E.01.01-MEMURLAR 28.751.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 78.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 10.000 E.02.01-MEMURLAR 3.256.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 44.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 655.000 E.03.03-YOLLUKLAR 624.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 16.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.303.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 52.000 GİDERLERİ 20.20-REHBERLİK VE TEFTİŞ BAŞKANLIĞI 214.096.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 214.096.000 E.01.01-MEMURLAR 188.424.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 78.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 18.000 E.02.01-MEMURLAR 20.295.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 44.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 399.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.658.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 82.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 170 ‒ ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 48.000 GİDERLERİ 20.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 96.159.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 96.159.000 E.01.01-MEMURLAR 83.893.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 78.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 18.000 E.02.01-MEMURLAR 9.668.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 44.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 187.000 E.03.03-YOLLUKLAR 293.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 214.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 87.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.627.000 20.24-HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 151.077.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 151.077.000 E.01.01-MEMURLAR 103.330.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 23.317.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 18.000 E.02.01-MEMURLAR 10.940.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.802.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.228.000 E.03.03-YOLLUKLAR 808.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.021.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.203.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 360.000 GİDERLERİ 20.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 16.155.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 16.155.000 E.01.01-MEMURLAR 11.411.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 78.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 18.000 E.02.01-MEMURLAR 1.579.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 44.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 101.000 E.03.03-YOLLUKLAR 817.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.029.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 28.000 GİDERLERİ 20.27-YÜKSEK FEN KURULU BAŞKANLIĞI 98.027.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 98.027.000 E.01.01-MEMURLAR 85.487.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.319.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 10.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 171 ‒ ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 8.518.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 233.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 286.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 24.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 20.60-YURTDIŞI TEŞKİLATI 57.944.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 57.944.000 E.01.01-MEMURLAR 43.679.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.000 E.02.01-MEMURLAR 698.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.505.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.942.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.563.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.833.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 441.000 20.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 146.199.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 146.199.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.700.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 31.377.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.116.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 296.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 8.456.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 61.854.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 11.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 17.900.000 20.36-COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 36.489.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 36.489.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 51.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 36.188.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 20.37-AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 261.874.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 261.874.000 E.01.01-MEMURLAR 10.646.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 78.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 18.000 E.02.01-MEMURLAR 1.446.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 68.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 664.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.116.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 200.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 81.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 145.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 172 ‒ ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 163.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 247.249.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 111.119.150.000 20.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 111.119.150.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 111.119.150.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 111.119.150.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 173 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TİCARET BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN KAYIT DIŞI EKONOMİYLE MÜCADELE 8.270.215.000 Aynen Kabul Edilmiştir TİCARETİN DÜZENLENMESİ, GELİŞTİRİLMESİ VE KOLAYLAŞTIRILMASI 58.407.235.000 Aynen Kabul Edilmiştir TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 1.100.222.000 Aynen Kabul Edilmiştir STANDARDİZASYONU YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 8.382.254.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 76.159.926.000 76.159.926.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 91.233.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 76.251.159.000 76.251.159.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 174 ‒ TİCARET BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TİCARET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TİCARET BAKANLIĞI 76.251.159.000 EDİLMİŞTİR 32- KAYIT DIŞI EKONOMİYLE MÜCADELE PROGRAMI 8.270.215.000 21.65-TİCARET BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 7.155.869.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 7.155.869.000 E.01.01-MEMURLAR 5.405.918.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 628.078.000 E.01.03-İŞÇİLER 55.651.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 692.000 E.02.01-MEMURLAR 705.458.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 78.582.000 E.02.03-İŞÇİLER 8.309.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 95.880.000 E.03.03-YOLLUKLAR 60.198.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.464.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 72.633.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.802.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.077.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 2.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 125.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 35.000.000 21.31-GÜMRÜKLER MUHAFAZA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.114.346.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.114.346.000 E.01.01-MEMURLAR 243.595.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 21.670.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 41.000 E.02.01-MEMURLAR 26.816.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 19.126.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.892.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 142.410.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 391.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 218.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 220.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 104.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 547.267.000 41- TİCARETİN DÜZENLENMESİ, GELİŞTİRİLMESİ VE 58.407.235.000 KOLAYLAŞTIRILMASI PROGRAMI Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 175 ‒ TİCARET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 21.42-SERBEST BÖLGELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 419.263.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 419.263.000 E.01.01-MEMURLAR 89.669.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 27.438.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 41.000 E.02.01-MEMURLAR 9.573.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.588.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 830.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.659.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 430.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 30.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 530.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 233.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 48.475.000 21.44-ULUSLARARASI HİZMET TİCARETİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 12.171.231.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 12.171.231.000 E.01.01-MEMURLAR 112.408.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 22.644.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.304.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 41.000 E.02.01-MEMURLAR 11.608.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.966.000 E.02.03-İŞÇİLER 385.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 815.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.395.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.979.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 956.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 730.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 12.000.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.000.000 21.45-TİCARET ARAŞTIRMALARI VE RİSK DEĞERLENDİRME GENEL 330.642.000 MÜDÜRLÜĞÜ F.01-Genel Bütçeli İdareler 330.642.000 E.01.01-MEMURLAR 235.856.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 38.949.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.239.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 104.000 E.02.01-MEMURLAR 25.003.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.587.000 E.02.03-İŞÇİLER 425.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 769.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.336.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 16.653.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 111.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 610.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 176 ‒ TİCARET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 21.65-TİCARET BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 6.404.569.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 6.404.569.000 E.01.01-MEMURLAR 4.697.412.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 576.165.000 E.01.03-İŞÇİLER 71.814.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.014.000 E.02.01-MEMURLAR 626.836.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 75.663.000 E.02.03-İŞÇİLER 18.861.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 97.540.000 E.03.03-YOLLUKLAR 135.831.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.607.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 92.847.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 73.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.829.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.077.000 21.67-TİCARET İL MÜDÜRLÜKLERİ 2.121.929.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.121.929.000 E.01.01-MEMURLAR 1.585.685.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 183.592.000 E.01.03-İŞÇİLER 40.214.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.599.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 1.942.000 E.02.01-MEMURLAR 216.405.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 25.182.000 E.02.03-İŞÇİLER 8.184.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 16.182.000 E.03.03-YOLLUKLAR 9.582.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 880.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 27.659.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 32.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.791.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 21.60-YURTDIŞI TEŞKİLATI 1.884.922.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.884.922.000 E.01.01-MEMURLAR 1.239.740.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 273.785.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.003.000 E.02.01-MEMURLAR 27.660.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 71.394.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.152.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 20.896.000 E.03.03-YOLLUKLAR 61.813.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 161.128.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 867.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 177 ‒ TİCARET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.957.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 761.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 15.766.000 21.30-GÜMRÜKLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 429.296.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 429.296.000 E.01.01-MEMURLAR 368.575.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.881.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 123.000 E.02.01-MEMURLAR 40.011.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 907.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 255.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.295.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 411.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 32.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 146.000 GİDERLERİ E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.660.000 21.32-İÇ TİCARET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 249.034.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 249.034.000 E.01.01-MEMURLAR 216.699.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.350.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 61.000 E.02.01-MEMURLAR 21.596.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 534.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 292.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.330.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 844.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 121.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 207.000 GİDERLERİ 21.35-ESNAF, SANATKARLAR VE KOOPERATİFÇİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 242.128.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 242.128.000 E.01.01-MEMURLAR 151.184.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.316.000 E.02.01-MEMURLAR 15.939.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 321.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 553.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.530.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.625.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.032.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 596.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.627.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 10.405.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 22.000.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 30.000.000 TRANSFERLERİ 21.37-ULUSLARARASI ANLAŞMALAR VE AVRUPA BİRLİĞİ GENEL 404.734.000 MÜDÜRLÜĞÜ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 178 ‒ TİCARET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.01-Genel Bütçeli İdareler 404.734.000 E.01.01-MEMURLAR 270.560.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 50.907.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 52.000 E.02.01-MEMURLAR 27.814.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.235.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.153.000 E.03.03-YOLLUKLAR 26.640.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 668.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 14.630.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 575.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.500.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.000.000 21.39-İHRACAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 33.247.767.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 33.247.767.000 E.01.01-MEMURLAR 262.363.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 57.634.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.494.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 82.000 E.02.01-MEMURLAR 27.557.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.281.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.058.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 657.000 E.03.03-YOLLUKLAR 25.679.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 74.569.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 68.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.069.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 32.767.000.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 10.256.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.000.000 21.40-İTHALAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 265.068.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 265.068.000 E.01.01-MEMURLAR 167.174.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 62.099.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 91.000 E.02.01-MEMURLAR 18.581.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.636.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 437.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.170.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 314.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 18.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 544.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 179 ‒ TİCARET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 21.66-SERBEST BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 236.652.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 236.652.000 E.01.01-MEMURLAR 96.600.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 94.760.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.586.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 357.000 E.02.01-MEMURLAR 14.458.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.363.000 E.02.03-İŞÇİLER 582.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.637.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.047.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 17.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.500.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 6.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.557.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 182.000 44- TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 1.100.222.000 STANDARDİZASYONU PROGRAMI 21.67-TİCARET İL MÜDÜRLÜKLERİ 190.426.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 190.426.000 E.01.01-MEMURLAR 134.761.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.860.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.768.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 449.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 1.000 E.02.01-MEMURLAR 18.058.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.964.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.513.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.951.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.881.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 106.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.956.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 11.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 842.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 305.000 21.34-TÜKETİCİNİN KORUNMASI VE PİYASA GÖZETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 747.080.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 747.080.000 E.01.01-MEMURLAR 206.065.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.688.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 123.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 391.305.000 E.02.01-MEMURLAR 21.280.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 640.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 13.449.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.227.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 180 ‒ TİCARET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 91.301.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 719.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 11.951.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 26.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 1.306.000 21.43-ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 162.716.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 162.716.000 E.01.01-MEMURLAR 118.373.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.386.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 61.000 E.02.01-MEMURLAR 12.452.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.006.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 129.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.061.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 70.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 49.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 129.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 8.382.254.000 21.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 223.883.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 223.883.000 E.01.01-MEMURLAR 99.248.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.000 E.01.03-İŞÇİLER 130.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 26.982.000 E.02.01-MEMURLAR 8.890.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.107.000 E.03.03-YOLLUKLAR 49.265.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 36.262.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.320.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 562.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 106.000 21.4-DESTEK HİZMETLERİ, TASFİYE İŞLERİ VE DÖNER SERMAYE GENEL 1.847.332.000 MÜDÜRLÜĞÜ F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.847.332.000 E.01.01-MEMURLAR 321.837.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 45.231.000 E.01.03-İŞÇİLER 605.393.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 102.000 E.02.01-MEMURLAR 45.702.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.526.000 E.02.03-İŞÇİLER 131.780.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 210.490.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.746.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 181 ‒ TİCARET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.614.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 303.662.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 65.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 7.007.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 6.170.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 160.000.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 7.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000.000 21.5-PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 263.889.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 263.889.000 E.01.01-MEMURLAR 186.036.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 36.473.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 20.000 E.02.01-MEMURLAR 25.274.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.911.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.744.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.145.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.093.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 56.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.131.000 GİDERLERİ 21.10-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 748.496.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 748.496.000 E.01.01-MEMURLAR 111.841.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 99.657.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.502.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 20.000 E.02.01-MEMURLAR 13.178.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.643.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 218.000 E.03.03-YOLLUKLAR 808.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 105.004.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 10.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 613.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 100.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 200.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 99.000.000 21.20-REHBERLİK VE TEFTİŞ BAŞKANLIĞI 705.527.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 705.527.000 E.01.01-MEMURLAR 573.667.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.601.000 E.02.01-MEMURLAR 69.585.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 640.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 182 ‒ TİCARET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 945.000 E.03.03-YOLLUKLAR 54.978.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 614.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 4.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 493.000 GİDERLERİ 21.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 3.284.589.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.284.589.000 E.01.01-MEMURLAR 3.269.259.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.084.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.000 E.02.01-MEMURLAR 8.551.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 427.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 408.000 E.03.03-YOLLUKLAR 954.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 622.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 45.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 234.000 GİDERLERİ E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.000.000 21.24-HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 115.815.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 115.815.000 E.01.01-MEMURLAR 69.890.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.044.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 20.000 E.02.01-MEMURLAR 9.410.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.629.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 241.000 E.03.03-YOLLUKLAR 294.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 21.769.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 291.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 12.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 215.000 GİDERLERİ 21.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 18.619.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 18.619.000 E.01.01-MEMURLAR 11.208.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 10.000 E.02.01-MEMURLAR 1.294.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 173.000 E.03.03-YOLLUKLAR 266.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.555.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 16.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 97.000 GİDERLERİ 21.65-TİCARET BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 932.592.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 932.592.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 183 ‒ TİCARET BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.000.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 9.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 886.092.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 15.000.000 21.67-TİCARET İL MÜDÜRLÜKLERİ 9.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 9.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 4.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 21.31-GÜMRÜKLER MUHAFAZA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 30.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 30.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 30.000.000 21.37-ULUSLARARASI ANLAŞMALAR VE AVRUPA BİRLİĞİ GENEL 195.512.000 MÜDÜRLÜĞÜ F.01-Genel Bütçeli İdareler 195.512.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 195.512.000 21.43-ÜRÜN GÜVENLİĞİ VE DENETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 7.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 7.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.000.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 91.233.000 21.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 91.233.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 91.233.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 89.313.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 1.920.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 185 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN BAĞIMLILIKLA MÜCADELE 59.494.000 Aynen Kabul Edilmiştir GENÇLİK 14.011.191.000 Aynen Kabul Edilmiştir SPORUN GELİŞTİRİLMESİ VE DESTEKLENMESİ 45.169.350.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 236.096.790.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 4.965.367.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 300.302.192.000 300.302.192.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 300.302.192.000 300.302.192.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 186 ‒ GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI 300.302.192.000 EDİLMİŞTİR 28- BAĞIMLILIKLA MÜCADELE PROGRAMI 59.494.000 22.67-GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜKLERİ 46.535.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 45.783.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 45.783.000 F.06-Özel Ödenekler 752.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 752.000 22.35-EĞİTİM, ARAŞTIRMA VE KOORDİNASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 12.959.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 12.959.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.558.000 E.03.03-YOLLUKLAR 410.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.991.000 33- GENÇLİK PROGRAMI 14.011.191.000 22.67-GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜKLERİ 12.187.624.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 11.982.638.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 10.782.638.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 1.200.000.000 F.06-Özel Ödenekler 204.986.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 204.986.000 22.30-GENÇLİK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 778.170.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 778.170.000 E.01.01-MEMURLAR 155.577.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.904.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 58.000 E.02.01-MEMURLAR 16.184.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 779.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 36.712.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.489.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 99.216.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 232.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 429.143.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 20.000.000 22.35-EĞİTİM, ARAŞTIRMA VE KOORDİNASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.025.397.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.025.397.000 E.01.01-MEMURLAR 159.530.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 187 ‒ GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.485.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.251.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 236.000 E.02.01-MEMURLAR 15.224.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 941.000 E.02.03-İŞÇİLER 500.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 60.252.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.946.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 62.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 110.058.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 423.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 298.654.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 359.459.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 750.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 750.000 22.36-YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 20.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 20.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 20.000.000 34- SPORUN GELİŞTİRİLMESİ VE DESTEKLENMESİ PROGRAMI 45.169.350.000 22.67-GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜKLERİ 38.232.126.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 30.130.823.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 28.380.823.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 1.750.000.000 F.06-Özel Ödenekler 8.101.303.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 8.101.303.000 22.34-SPOR HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 4.076.240.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.076.240.000 E.01.01-MEMURLAR 491.297.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.499.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 21.000 E.02.01-MEMURLAR 52.340.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.740.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 72.985.000 E.03.03-YOLLUKLAR 31.868.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.433.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 48.609.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.230.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.756.526.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 1.502.316.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 100.000.000 22.36-YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2.680.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.680.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 188 ‒ GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.580.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 100.000.000 22.37-ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR VE DIŞ İLİŞKİLER GENEL 180.984.000 MÜDÜRLÜĞÜ F.01-Genel Bütçeli İdareler 180.984.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 747.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.592.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 672.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.425.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 47.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 130.426.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 42.075.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 236.096.790.000 22.67-GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜKLERİ 152.845.471.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 130.540.624.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 128.620.624.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 1.920.000.000 F.06-Özel Ödenekler 22.304.847.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 22.304.847.000 22.33-KREDİ VE YURTLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 68.951.319.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 68.793.840.000 E.01.01-MEMURLAR 210.787.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 22.932.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 21.000 E.02.01-MEMURLAR 22.368.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.482.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 111.780.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.076.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.062.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 427.041.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.601.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 288.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 29.740.026.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000.000.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 36.246.000.000 F.06-Özel Ödenekler 157.479.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 157.479.000 22.36-YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 14.300.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 14.300.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 11.400.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.900.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 4.965.367.000 22.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 136.857.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 136.857.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 189 ‒ GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 105.640.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.753.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 755.000 E.02.01-MEMURLAR 10.100.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 206.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.699.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.565.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.068.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 6.786.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 179.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 106.000 22.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 2.188.382.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.188.382.000 E.01.01-MEMURLAR 148.855.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 76.946.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.308.282.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 350.000 E.02.01-MEMURLAR 15.667.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.783.000 E.02.03-İŞÇİLER 286.650.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 145.077.000 E.03.03-YOLLUKLAR 594.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.585.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 122.314.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 75.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.416.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 635.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 19.153.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 48.000.000 22.5-PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 176.535.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 176.535.000 E.01.01-MEMURLAR 111.240.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.930.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 141.000 E.02.01-MEMURLAR 11.823.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.370.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.283.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.529.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 17.454.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 251.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 514.000 GİDERLERİ 22.10-BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.291.638.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.291.638.000 E.01.01-MEMURLAR 75.681.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 29.883.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 190 ‒ GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.03-İŞÇİLER 66.148.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 279.000 E.02.01-MEMURLAR 8.342.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.403.000 E.02.03-İŞÇİLER 14.696.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.612.000 E.03.03-YOLLUKLAR 720.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 928.483.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 75.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.316.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 130.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 30.000.000 22.20-REHBERLİK VE DENETİM BAŞKANLIĞI 238.493.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 238.493.000 E.01.01-MEMURLAR 194.564.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.161.000 E.02.01-MEMURLAR 19.450.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 600.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.233.000 E.03.03-YOLLUKLAR 9.064.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.431.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 231.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 259.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.250.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.250.000 22.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 149.038.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 149.038.000 E.01.01-MEMURLAR 106.872.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.482.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 21.000 E.02.01-MEMURLAR 11.366.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 895.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 659.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.235.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 19.869.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 390.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 249.000 GİDERLERİ 22.24-HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 106.354.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 106.354.000 E.01.01-MEMURLAR 79.171.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.481.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 21.000 E.02.01-MEMURLAR 8.378.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 431.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.460.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 191 ‒ GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 1.277.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 9.928.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 711.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 251.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.245.000 GİDERLERİ 22.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 11.857.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 11.857.000 E.01.01-MEMURLAR 3.750.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.706.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 21.000 E.02.01-MEMURLAR 376.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 206.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 555.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.198.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.826.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 80.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 139.000 GİDERLERİ 22.26-SOSYAL İLİŞKİLER VE İLETİŞİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 225.985.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 225.985.000 E.01.01-MEMURLAR 19.137.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.398.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 21.000 E.02.01-MEMURLAR 1.987.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 279.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.561.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.608.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 197.698.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 75.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 221.000 GİDERLERİ 22.67-GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜKLERİ 80.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 80.000.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 80.000.000 22.36-YATIRIM VE İŞLETMELER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 238.264.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 238.264.000 E.01.01-MEMURLAR 155.291.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.692.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 21.000 E.02.01-MEMURLAR 16.094.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.648.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 680.000 E.03.03-YOLLUKLAR 16.922.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 5.901.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.510.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 129.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 192 ‒ GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 22.37-ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR VE DIŞ İLİŞKİLER GENEL 121.964.000 MÜDÜRLÜĞÜ F.01-Genel Bütçeli İdareler 121.964.000 E.01.01-MEMURLAR 93.128.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.665.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 21.000 E.02.01-MEMURLAR 9.172.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.751.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 344.000 E.03.03-YOLLUKLAR 596.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.294.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 301.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 692.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 193 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN KIRSAL KALKINMA 42.879.433.000 Aynen Kabul Edilmiştir SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ 5.500.000 Aynen Kabul Edilmiştir TARIM 189.790.585.000 Aynen Kabul Edilmiştir TOPRAK VE SU KAYNAKLARININ KULLANIMI VE YÖNETİMİ 3.725.257.000 Aynen Kabul Edilmiştir TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 24.787.833.000 Aynen Kabul Edilmiştir STANDARDİZASYONU YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 13.969.974.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 275.158.582.000 275.158.582.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 266.681.901.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 541.840.483.000 541.840.483.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 194 ‒ TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI 541.840.483.000 EDİLMİŞTİR 36- KIRSAL KALKINMA PROGRAMI 42.879.433.000 23.7-EĞİTİM VE YAYIN DAİRESİ BAŞKANLIĞI 639.346.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 639.346.000 E.01.01-MEMURLAR 231.311.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.357.000 E.02.01-MEMURLAR 32.481.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 580.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.190.000 E.03.03-YOLLUKLAR 500.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 13.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.648.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 180.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 431.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 35.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 345.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.750.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 12.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 320.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 160.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 440.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 800.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 2.150.000 23.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 17.980.515.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 17.820.515.000 E.01.01-MEMURLAR 9.982.374.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.892.254.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.243.984.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 11.671.000 E.02.01-MEMURLAR 1.135.543.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 115.545.000 E.02.03-İŞÇİLER 232.151.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.759.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.919.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 17.940.000 E.03.03-YOLLUKLAR 23.940.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 375.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 913.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 195 ‒ TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.668.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 870.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 88.229.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 4.610.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 31.150.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 16.760.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 750.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 9.235.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 5.875.000 F.07-Dış Proje Kredileri 160.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 160.000.000 23.31-BİTKİSEL ÜRETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 750.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 750.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 250.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 500.000 23.34-TARIM REFORMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 24.258.822.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 22.430.824.000 E.01.01-MEMURLAR 700.673.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.412.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 227.000 E.02.01-MEMURLAR 103.810.000 E.02.03-İŞÇİLER 320.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.592.000 E.03.03-YOLLUKLAR 13.920.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 532.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 175.024.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 230.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 796.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 5.148.988.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 14.208.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 21.200.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 12.500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 6.600.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 782.000.000 TRANSFERLERİ E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 1.250.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 1.827.998.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.291.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 310.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 250.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 7.707.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 1.250.000.000 21- SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ PROGRAMI 5.500.000 23.41-SU YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 5.500.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 5.500.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 196 ‒ TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.500.000 39- TARIM PROGRAMI 189.790.585.000 23.10-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 57.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 57.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 57.000.000 23.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 34.189.374.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 34.179.374.000 E.01.01-MEMURLAR 21.360.396.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.118.000 E.01.03-İŞÇİLER 5.655.781.000 E.02.01-MEMURLAR 2.496.387.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 215.204.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.177.532.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 47.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 232.610.000 E.03.03-YOLLUKLAR 60.850.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 71.275.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 11.845.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 4.105.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 483.505.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 875.750.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.800.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 633.951.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 164.490.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 139.300.000 E.06.08-STOK ALIMLARI 800.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 55.175.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 487.000.000 TRANSFERLERİ F.07-Dış Proje Kredileri 10.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 8.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 2.000.000 23.30-GIDA VE KONTROL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 160.080.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 160.080.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 80.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 160.000.000 23.31-BİTKİSEL ÜRETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 93.929.167.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 93.479.167.000 E.01.01-MEMURLAR 313.341.000 E.02.01-MEMURLAR 46.009.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.321.000 E.03.03-YOLLUKLAR 490.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 46.464.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 210.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 197 ‒ TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 182.000 GİDERLERİ E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 93.059.800.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.125.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.625.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.400.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 3.200.000 F.07-Dış Proje Kredileri 450.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 70.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 150.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 40.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 15.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 170.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 5.000.000 23.32-HAYVANCILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 34.985.766.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 34.979.764.000 E.01.01-MEMURLAR 339.838.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 119.000 E.02.01-MEMURLAR 50.734.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 502.000 E.03.03-YOLLUKLAR 686.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 17.075.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 210.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 130.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 25.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 34.556.665.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 4.500.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 3.280.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 6.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 6.002.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 6.002.000 23.33-BALIKÇILIK VE SU ÜRÜNLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 581.392.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 581.392.000 E.01.01-MEMURLAR 179.465.000 E.02.01-MEMURLAR 26.801.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 959.000 E.03.03-YOLLUKLAR 460.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 206.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 176.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 575.000 GİDERLERİ E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 351.200.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.250.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.400.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.350.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 150.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 9.400.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 198 ‒ TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 23.34-TARIM REFORMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 23.606.655.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 23.214.655.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 105.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 23.210.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 3.800.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 750.000 F.07-Dış Proje Kredileri 392.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 750.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 1.250.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 380.000.000 TRANSFERLERİ 23.35-TARIMSAL ARAŞTIRMALAR VE POLİTİKALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2.217.732.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.027.732.000 E.01.01-MEMURLAR 213.418.000 E.02.01-MEMURLAR 30.332.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.050.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.227.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.565.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 180.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 600.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 50.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 1.744.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.950.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 3.550.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.360.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 350.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.100.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 23.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 190.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 96.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 36.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 37.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 15.500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 5.500.000 23.38-ŞEKER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 63.419.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 63.419.000 E.01.01-MEMURLAR 49.439.000 E.01.03-İŞÇİLER 276.000 E.02.01-MEMURLAR 5.573.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 131.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.695.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.550.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 10.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 684.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 150.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 199 ‒ TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 386.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 25.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 750.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 250.000 24- TOPRAK VE SU KAYNAKLARININ KULLANIMI VE YÖNETİMİ 3.725.257.000 PROGRAMI 23.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 2.106.759.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.106.759.000 E.01.01-MEMURLAR 1.687.447.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 73.000 E.01.03-İŞÇİLER 126.087.000 E.02.01-MEMURLAR 194.297.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.204.000 E.02.03-İŞÇİLER 73.951.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.600.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 400.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.400.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 300.000 23.34-TARIM REFORMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.113.300.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 18.300.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 300.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 11.900.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 6.100.000 F.07-Dış Proje Kredileri 1.095.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.500.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 603.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 350.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 50.500.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 90.000.000 TRANSFERLERİ 23.41-SU YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 505.198.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 485.198.000 E.01.01-MEMURLAR 266.800.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 51.000 E.02.01-MEMURLAR 27.522.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.913.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.660.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.140.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 60.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 550.000 GİDERLERİ E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 179.500.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 2.000 TRANSFERLERİ F.07-Dış Proje Kredileri 20.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 20.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 200 ‒ TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 44- TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 24.787.833.000 STANDARDİZASYONU PROGRAMI 23.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 196.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 196.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 196.000.000 23.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 22.745.388.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 22.745.388.000 E.01.01-MEMURLAR 17.213.624.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.179.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.824.625.000 E.02.01-MEMURLAR 2.019.016.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 203.524.000 E.02.03-İŞÇİLER 325.905.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 215.145.000 E.03.03-YOLLUKLAR 36.830.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 18.500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 14.920.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 277.800.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 252.850.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 112.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 161.620.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 39.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 27.350.000 23.30-GIDA VE KONTROL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 448.225.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 448.225.000 E.01.01-MEMURLAR 372.369.000 E.02.01-MEMURLAR 55.771.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 890.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.700.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.270.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 210.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 515.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 300.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 9.700.000 23.32-HAYVANCILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.398.220.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 338.220.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 55.600.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 205.300.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 76.420.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 900.000 F.07-Dış Proje Kredileri 1.060.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 312.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 748.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 201 ‒ TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 13.969.974.000 23.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 430.118.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 430.118.000 E.01.01-MEMURLAR 351.673.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 20.936.000 E.02.01-MEMURLAR 36.309.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.250.000 E.03.03-YOLLUKLAR 12.685.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 548.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.680.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 901.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 30.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 106.000 23.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 4.197.512.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.197.512.000 E.01.01-MEMURLAR 283.576.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.353.690.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.936.000 E.02.01-MEMURLAR 43.719.000 E.02.03-İŞÇİLER 292.263.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 99.821.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.650.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 203.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 19.711.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 120.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 8.583.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 843.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 38.458.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 8.000.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 1.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.936.239.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 107.700.000 23.5-PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 225.427.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 225.427.000 E.01.01-MEMURLAR 192.352.000 E.02.01-MEMURLAR 25.173.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.021.000 E.03.03-YOLLUKLAR 840.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.024.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 180.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.150.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 60.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.627.000 23.10-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 596.641.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 202 ‒ TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.01-Genel Bütçeli İdareler 596.641.000 E.01.01-MEMURLAR 101.364.000 E.01.03-İŞÇİLER 5.466.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 559.000 E.02.01-MEMURLAR 12.322.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.463.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.195.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 891.000 E.03.03-YOLLUKLAR 779.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 177.242.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 180.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.180.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 79.400.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 179.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 19.400.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 1.700.000 23.20-REHBERLİK VE TEFTİŞ BAŞKANLIĞI 297.821.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 297.821.000 E.01.01-MEMURLAR 236.625.000 E.02.01-MEMURLAR 27.161.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.198.000 E.03.03-YOLLUKLAR 30.380.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.130.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 180.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 979.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 168.000 23.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 348.516.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 348.516.000 E.01.01-MEMURLAR 298.636.000 E.02.01-MEMURLAR 41.850.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.141.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.025.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 670.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 180.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 514.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 500.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.250.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 750.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 2.000.000 23.24-HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 108.578.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 108.578.000 E.01.01-MEMURLAR 84.792.000 E.02.01-MEMURLAR 10.736.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 880.000 E.03.03-YOLLUKLAR 500.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 203 ‒ TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 11.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 110.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 60.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 500.000 GİDERLERİ 23.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 12.362.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 12.362.000 E.01.01-MEMURLAR 8.520.000 E.02.01-MEMURLAR 1.212.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 866.000 E.03.03-YOLLUKLAR 830.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 380.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 180.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 367.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.000 23.67-İL MÜDÜRLÜKLERİ 6.628.073.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 6.628.073.000 E.01.01-MEMURLAR 1.721.431.000 E.01.03-İŞÇİLER 990.693.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 118.590.000 E.02.01-MEMURLAR 196.645.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.442.000 E.02.03-İŞÇİLER 61.767.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.711.250.000 E.03.03-YOLLUKLAR 441.928.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 44.305.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 213.376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 74.905.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 17.060.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 93.721.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 194.060.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 85.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 176.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 181.200.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 248.200.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 40.500.000 23.60-DIŞ TEMSİLCİLİK 35.367.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 35.367.000 E.01.01-MEMURLAR 28.015.000 E.02.01-MEMURLAR 807.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.600.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.240.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 560.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 204 ‒ TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 1.045.000 23.30-GIDA VE KONTROL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2.844.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.844.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 2.844.000 23.31-BİTKİSEL ÜRETİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2.370.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.370.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 2.370.000 23.32-HAYVANCILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 6.220.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 6.220.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 6.220.000 23.33-BALIKÇILIK VE SU ÜRÜNLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 45.780.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 45.780.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 45.780.000 23.34-TARIM REFORMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 95.470.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 95.470.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 95.470.000 23.35-TARIMSAL ARAŞTIRMALAR VE POLİTİKALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 40.740.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 40.740.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 40.740.000 23.36-AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 696.161.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 559.161.000 E.01.01-MEMURLAR 246.234.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 194.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 115.000 E.02.01-MEMURLAR 30.970.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 162.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.522.000 E.03.03-YOLLUKLAR 11.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.895.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.800.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.197.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 72.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 261.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 137.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 124.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 5.000.000 23.37-TÜTÜN VE ALKOL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 198.674.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 198.674.000 E.01.01-MEMURLAR 165.015.000 E.02.01-MEMURLAR 21.059.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.400.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.225.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 30.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.500.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 205 ‒ TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 180.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 775.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 90.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 2.400.000 23.38-ŞEKER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.300.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.300.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.300.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 266.681.901.000 23.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 266.681.901.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 266.681.901.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 68.695.138.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 197.986.763.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 207 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN ULUSAL SAVUNMA VE GÜVENLİK 590.052.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 590.052.000 590.052.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 590.052.000 590.052.000 e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 208 ‒ MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ 590.052.000 EDİLMİŞTİR 43- ULUSAL SAVUNMA VE GÜVENLİK PROGRAMI 590.052.000 24.30-GENEL SEKRETERLİK ANA HİZMET BİRİMLERİ 590.052.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 590.052.000 E.01.01-MEMURLAR 124.770.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 157.620.000 E.01.03-İŞÇİLER 25.724.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 755.000 E.02.01-MEMURLAR 11.206.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.374.000 E.02.03-İŞÇİLER 5.226.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 19.955.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.200.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 691.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.495.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.100.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.544.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 654.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.392.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 12.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 3.334.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 6.100.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 20.200.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 39.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 134.700.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 209 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN ULUSAL SAVUNMA VE GÜVENLİK 39.495.902.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 39.495.902.000 39.495.902.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 39.495.902.000 39.495.902.000 e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 210 ‒ MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI 39.495.902.000 EDİLMİŞTİR 43- ULUSAL SAVUNMA VE GÜVENLİK PROGRAMI 39.495.902.000 25.4-KURUMSAL İŞ YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI 14.791.610.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 14.791.610.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 6.391.610.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 8.400.000.000 25.5-PERSONEL VE PRENSİPLER BAŞKANLIĞI 24.704.292.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 24.704.292.000 E.01.09-İSTİHBARAT PERSONELİ 22.395.481.000 E.02.09-İSTİHBARAT PERSONELİ 1.709.437.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 599.374.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 211 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER 260.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir TOPLUM GÜVENLİĞİ 335.353.122.000 Aynen Kabul Edilmiştir TRAFİK GÜVENLİĞİ 17.745.434.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 21.697.601.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 375.056.157.000 375.056.157.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 375.056.157.000 375.056.157.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 212 ‒ JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI 375.056.157.000 EDİLMİŞTİR 10- ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER PROGRAMI 260.000.000 26.1-JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI BAĞLILARI, JANDARMA VE SAHİL 260.000.000 GÜVENLİK AKADEMİSİ F.01-Genel Bütçeli İdareler 260.000.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 100.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 125.000.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 35.000.000 29- TOPLUM GÜVENLİĞİ PROGRAMI 335.353.122.000 26.1-JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI BAĞLILARI, JANDARMA VE SAHİL 335.353.122.000 GÜVENLİK AKADEMİSİ F.01-Genel Bütçeli İdareler 326.519.108.000 E.01.01-MEMURLAR 257.166.552.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.947.000 E.01.03-İŞÇİLER 186.337.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.712.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 739.293.000 E.02.01-MEMURLAR 24.073.231.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.602.000 E.02.03-İŞÇİLER 41.650.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 242.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 677.274.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 42.500.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 32.481.442.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.272.500.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 62.504.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.758.064.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 19.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 690.270.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 88.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 515.000.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 63.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 3.089.988.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 100.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 421.000.000 F.09-Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları 6.526.006.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 780.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.663.004.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 213 ‒ JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 83.002.000 F.14-Hizmet Sunumu Karşılığı Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamındaki 1.000.000 İdarelerden Aktarılan Kaynaklar E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.000.000 F.16-İl Özel İdareleri Aracılığıyla Gerçekleştirilen Yatırımlara İlişkin 2.307.008.000 Kaynaklar E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 680.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.544.008.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 83.000.000 30- TRAFİK GÜVENLİĞİ PROGRAMI 17.745.434.000 26.1-JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI BAĞLILARI, JANDARMA VE SAHİL 17.745.434.000 GÜVENLİK AKADEMİSİ F.01-Genel Bütçeli İdareler 17.740.434.000 E.01.01-MEMURLAR 15.094.767.000 E.02.01-MEMURLAR 1.302.367.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 932.500.000 E.03.03-YOLLUKLAR 330.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 76.800.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 3.000.000 F.09-Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları 3.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 3.000.000 F.16-İl Özel İdareleri Aracılığıyla Gerçekleştirilen Yatırımlara İlişkin 2.000.000 Kaynaklar E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 21.697.601.000 26.1-JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI BAĞLILARI, JANDARMA VE SAHİL 21.697.601.000 GÜVENLİK AKADEMİSİ F.01-Genel Bütçeli İdareler 21.439.493.000 E.01.01-MEMURLAR 13.015.602.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 38.413.000 E.01.03-İŞÇİLER 743.656.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 77.514.000 E.02.01-MEMURLAR 1.455.326.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.298.000 E.02.03-İŞÇİLER 142.338.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.951.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 524.000.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 723.050.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 958.225.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 10.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 264.000.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.000.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 4.063.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 49.516.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 31.392.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 214 ‒ JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 65.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 340.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 19.000.000 F.06-Özel Ödenekler 22.108.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 22.108.000 F.09-Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları 227.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 210.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.000.000 F.16-İl Özel İdareleri Aracılığıyla Gerçekleştirilen Yatırımlara İlişkin 9.000.000 Kaynaklar E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 215 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN TOPLUM GÜVENLİĞİ 23.059.373.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 33.650.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 23.093.023.000 23.093.023.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 23.093.023.000 23.093.023.000 e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 216 ‒ SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 23.093.023.000 EDİLMİŞTİR 29- TOPLUM GÜVENLİĞİ PROGRAMI 23.059.373.000 27.1-MERKEZ KARARGAHI 10.653.292.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 10.653.292.000 E.01.01-MEMURLAR 2.287.982.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 40.067.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.008.066.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 852.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 755.000 E.02.01-MEMURLAR 334.927.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.489.000 E.02.03-İŞÇİLER 194.272.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.204.684.000 E.03.03-YOLLUKLAR 55.604.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 12.145.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 133.473.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 22.758.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.609.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 1.945.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 20.770.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 2.706.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 244.900.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 999.080.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 11.800.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 68.408.000 27.65-BÖLGE VE GRUP KOMUTANLIKLARI 12.406.081.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 12.406.081.000 E.01.01-MEMURLAR 9.651.078.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 68.341.000 E.02.01-MEMURLAR 805.876.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.670.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 614.347.000 E.03.03-YOLLUKLAR 135.261.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.713.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 124.556.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 35.234.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.245.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 217 ‒ SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 50.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 898.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 17.500.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 6.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 785.512.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.800.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 136.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 33.650.000 27.1-MERKEZ KARARGAHI 33.103.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 33.103.000 E.03.03-YOLLUKLAR 28.226.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 898.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.979.000 27.65-BÖLGE VE GRUP KOMUTANLIKLARI 547.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 547.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 547.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 219 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN BAĞIMLILIKLA MÜCADELE 9.441.685.000 Aynen Kabul Edilmiştir DIŞ POLİTİKA 701.457.000 Aynen Kabul Edilmiştir TOPLUM GÜVENLİĞİ 489.297.522.695 Aynen Kabul Edilmiştir TRAFİK GÜVENLİĞİ 12.687.123.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 42.379.024.305 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 554.506.812.000 554.506.812.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 554.506.812.000 554.506.812.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 220 ‒ EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 554.506.812.000 EDİLMİŞTİR 28- BAĞIMLILIKLA MÜCADELE PROGRAMI 9.441.685.000 28.54-NARKOTİK SUÇLARLA MÜCADELE BAŞKANLIĞI 1.509.241.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.509.241.000 E.01.01-MEMURLAR 449.128.000 E.01.03-İŞÇİLER 29.153.000 E.02.01-MEMURLAR 58.543.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.040.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 11.647.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.554.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 500.183.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 538.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 804.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 34.500.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 397.641.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 16.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000 28.67-İL EMNİYET MÜDÜRLÜKLERİ 7.932.444.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 7.932.444.000 E.01.01-MEMURLAR 7.430.000.000 E.02.01-MEMURLAR 490.000.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 12.444.000 13- DIŞ POLİTİKA PROGRAMI 701.457.000 28.12-DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 420.864.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 420.864.000 E.01.01-MEMURLAR 122.385.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.056.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 5.374.000 E.02.01-MEMURLAR 16.050.000 E.02.03-İŞÇİLER 877.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.466.000 E.03.03-YOLLUKLAR 150.450.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.111.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.400.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 24.919.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 479.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 221 ‒ EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 84.297.000 28.67-İL EMNİYET MÜDÜRLÜKLERİ 64.462.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 64.462.000 E.03.03-YOLLUKLAR 60.687.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 3.775.000 28.38-İNTERPOL-EUROPOL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 216.131.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 216.131.000 E.01.01-MEMURLAR 148.094.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.618.000 E.02.01-MEMURLAR 18.233.000 E.02.03-İŞÇİLER 531.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 595.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.124.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 205.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 514.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 44.217.000 29- TOPLUM GÜVENLİĞİ PROGRAMI 489.297.522.695 28.10-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE HABERLEŞME DAİRE BAŞKANLIĞI 6.658.470.695 F.01-Genel Bütçeli İdareler 6.658.470.695 E.01.01-MEMURLAR 623.120.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 18.079.000 E.01.03-İŞÇİLER 86.946.000 E.02.01-MEMURLAR 77.393.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.908.000 E.02.03-İŞÇİLER 18.400.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.083.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.283.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.086.876.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.171.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.790.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 150.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.793.211.695 28.11-DESTEK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 10.020.236.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 10.020.236.000 E.01.01-MEMURLAR 369.749.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.549.000 E.01.03-İŞÇİLER 121.691.000 E.02.01-MEMURLAR 50.816.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 189.000 E.02.03-İŞÇİLER 25.345.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 502.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.519.453.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.620.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 746.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 280.840.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 222 ‒ EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 128.236.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.252.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 266.000.000 28.15-İNŞAAT EMLAK DAİRESİ BAŞKANLIĞI 565.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 565.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 515.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 50.000.000 28.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 130.625.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 130.625.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 95.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 35.625.000 28.26-MEDYA-HALKLA İLİŞKİLER VE PROTOKOL DAİRE BAŞKANLIĞI 202.368.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 202.368.000 E.01.01-MEMURLAR 101.096.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 775.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.899.000 E.02.01-MEMURLAR 13.394.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 94.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.069.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.134.000 E.03.03-YOLLUKLAR 712.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.535.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 660.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 65.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 28.30-POLİS AKADEMİSİ BAŞKANLIĞI 11.943.231.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 11.943.231.000 E.01.01-MEMURLAR 4.876.236.000 E.01.03-İŞÇİLER 893.421.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 12.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 882.395.000 E.02.01-MEMURLAR 613.739.000 E.02.03-İŞÇİLER 183.999.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.494.867.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.548.072.000 E.03.03-YOLLUKLAR 58.600.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.528.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 128.323.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 13.520.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 34.459.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 28.423.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 20.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 20.613.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 71.500.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 223 ‒ EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 43.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 39.000.000 28.31-İSTİHBARAT BAŞKANLIĞI 3.748.927.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.748.927.000 E.01.01-MEMURLAR 1.256.684.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.900.000 E.01.03-İŞÇİLER 91.725.000 E.02.01-MEMURLAR 153.072.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 400.000 E.02.03-İŞÇİLER 19.297.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 24.929.000 E.03.03-YOLLUKLAR 12.271.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 965.281.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 27.223.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.145.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.085.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 25.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 85.000.000 28.39-KAÇAKÇILIK VE ORGANİZE SUÇLARLA MÜCADELE BAŞKANLIĞI 1.205.987.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.205.987.000 E.01.01-MEMURLAR 661.998.000 E.01.03-İŞÇİLER 82.580.000 E.02.01-MEMURLAR 87.150.000 E.02.03-İŞÇİLER 17.453.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.004.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.368.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 213.538.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 122.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 774.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 102.300.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 23.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.200.000 28.40-KORUMA DAİRE BAŞKANLIĞI 1.768.379.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.768.379.000 E.01.01-MEMURLAR 1.189.693.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 787.000 E.01.03-İŞÇİLER 27.823.000 E.02.01-MEMURLAR 141.078.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 94.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.013.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 34.498.000 E.03.03-YOLLUKLAR 11.054.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.125.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 224 ‒ EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.621.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 736.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 214.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 60.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 25.350.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 50.000.000 28.48-CUMHURBAŞKANLIĞI KORUMA BAŞKANLIĞI 3.897.532.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.897.532.000 E.01.01-MEMURLAR 3.468.249.000 E.02.01-MEMURLAR 415.177.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 24.000 E.03.03-YOLLUKLAR 13.815.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 248.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 19.000 GİDERLERİ 28.52-ÖZEL GÜVENLİK DENETLEME BAŞKANLIĞI 768.203.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 768.203.000 E.01.01-MEMURLAR 656.360.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.546.000 E.01.03-İŞÇİLER 5.620.000 E.02.01-MEMURLAR 90.288.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 189.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.162.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.172.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.492.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 356.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.018.000 GİDERLERİ 28.55-GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞIYLA MÜCADELE VE HUDUT KAPILARI DAİRE 302.676.000 BAŞKANLIĞI F.01-Genel Bütçeli İdareler 302.676.000 E.01.01-MEMURLAR 197.793.000 E.01.03-İŞÇİLER 11.290.000 E.02.01-MEMURLAR 26.875.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.332.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.320.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.485.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 15.506.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 326.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 449.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 44.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 300.000 28.67-İL EMNİYET MÜDÜRLÜKLERİ 419.420.698.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 419.420.698.000 E.01.01-MEMURLAR 359.503.102.000 E.01.03-İŞÇİLER 198.866.000 E.02.01-MEMURLAR 43.134.996.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 225 ‒ EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.03-İŞÇİLER 43.675.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.575.640.000 E.03.03-YOLLUKLAR 749.654.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 68.780.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 497.098.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.477.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 442.050.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 397.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.761.860.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 42.500.000 28.32-ÖZEL HAREKAT BAŞKANLIĞI 10.999.461.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 10.999.461.000 E.01.01-MEMURLAR 6.106.375.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 787.000 E.01.03-İŞÇİLER 109.274.000 E.02.01-MEMURLAR 617.641.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 94.000 E.02.03-İŞÇİLER 22.627.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.692.545.000 E.03.03-YOLLUKLAR 134.768.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.352.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 38.950.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 20.737.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 8.211.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 250.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 100.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.850.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 39.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 100.000.000 28.35-ASAYİŞ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 988.746.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 988.746.000 E.01.01-MEMURLAR 465.255.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 103.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.748.000 E.02.01-MEMURLAR 60.573.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.024.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 35.827.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.490.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 124.436.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 397.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 382.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 239.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 47.500.000 28.36-GÜVENLİK DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.765.545.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 226 ‒ EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.765.545.000 E.01.01-MEMURLAR 1.327.445.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 843.000 E.01.03-İŞÇİLER 14.446.000 E.02.01-MEMURLAR 150.386.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 99.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.104.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 47.401.000 E.03.03-YOLLUKLAR 32.844.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.378.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 157.301.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.361.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 62.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 20.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 6.875.000 28.37-HAVACILIK DAİRESİ BAŞKANLIĞI 6.954.553.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 6.954.553.000 E.01.01-MEMURLAR 573.721.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 74.802.000 E.01.03-İŞÇİLER 28.541.000 E.02.01-MEMURLAR 38.628.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.516.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.101.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 198.588.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.937.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 39.163.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.556.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.500.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.475.000.000 28.41-KRİMİNAL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 3.720.019.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.720.019.000 E.01.01-MEMURLAR 1.722.175.000 E.01.03-İŞÇİLER 63.532.000 E.02.01-MEMURLAR 215.829.000 E.02.03-İŞÇİLER 13.127.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 250.158.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.364.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.332.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.363.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.860.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 220.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 632.550.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.100.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 541.409.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 250.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 227 ‒ EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 28.42-TERÖRLE MÜCADELE DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.134.250.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.134.250.000 E.01.01-MEMURLAR 643.000.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 786.000 E.01.03-İŞÇİLER 31.301.000 E.02.01-MEMURLAR 82.475.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 94.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.421.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.091.000 E.03.03-YOLLUKLAR 9.021.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 124.436.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 499.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 326.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 171.800.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 35.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 12.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 10.000.000 28.45-TANIK KORUMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 290.465.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 290.465.000 E.01.01-MEMURLAR 188.194.000 E.01.03-İŞÇİLER 12.732.000 E.02.01-MEMURLAR 25.280.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.600.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.468.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.272.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 46.663.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 377.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 319.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 8.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.200.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 360.000 28.51-SİBER SUÇLARLA MÜCADELE DAİRE BAŞKANLIĞI 1.636.334.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.636.334.000 E.01.01-MEMURLAR 575.038.000 E.01.03-İŞÇİLER 374.309.000 E.02.01-MEMURLAR 68.515.000 E.02.03-İŞÇİLER 80.516.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.363.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.301.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 46.663.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 811.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.818.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 190.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 210.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 78.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 228 ‒ EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 28.49-TBMM KORUMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.175.817.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.175.817.000 E.01.01-MEMURLAR 1.042.694.000 E.02.01-MEMURLAR 127.164.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 109.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.825.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 25.000 30- TRAFİK GÜVENLİĞİ PROGRAMI 12.687.123.000 28.56-TRAFİK BAŞKANLIĞI 1.927.065.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.927.065.000 E.01.01-MEMURLAR 313.913.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 788.000 E.01.03-İŞÇİLER 23.738.000 E.02.01-MEMURLAR 43.573.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 94.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.642.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 42.018.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.013.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 689.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.820.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 502.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 275.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.415.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 75.000.000 28.67-İL EMNİYET MÜDÜRLÜKLERİ 10.760.058.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 10.660.058.000 E.01.01-MEMURLAR 7.500.000.000 E.02.01-MEMURLAR 1.000.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 139.436.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.008.622.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 12.000.000 F.06-Özel Ödenekler 100.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 100.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 42.379.024.305 28.2-ÖZEL KALEM 6.686.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 6.686.000 E.01.01-MEMURLAR 4.007.000 E.02.01-MEMURLAR 583.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 575.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.092.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 72.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 357.000 GİDERLERİ 28.5-PERSONEL BAŞKANLIĞI 495.079.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 495.079.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 229 ‒ EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 402.315.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.448.000 E.01.03-İŞÇİLER 22.859.000 E.02.01-MEMURLAR 52.109.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 283.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.631.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.392.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.369.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 400.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 183.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 373.000 GİDERLERİ E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 717.000 28.7-BELGE YÖNETİMİ VE KOORDİNASYON DAİRE BAŞKANLIĞI 275.508.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 275.508.000 E.01.01-MEMURLAR 208.691.000 E.01.03-İŞÇİLER 11.555.000 E.02.01-MEMURLAR 29.327.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.500.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.935.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.154.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.061.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 785.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.400.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.100.000 28.15-İNŞAAT EMLAK DAİRESİ BAŞKANLIĞI 2.892.188.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.892.188.000 E.01.01-MEMURLAR 159.843.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.519.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.003.000 E.02.01-MEMURLAR 20.347.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 178.000 E.02.03-İŞÇİLER 857.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.568.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.826.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.796.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 684.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.567.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.065.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 785.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 50.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 785.000.000 28.16-SOSYAL HİZMETLER VE SAĞLIK DAİRE BAŞKANLIĞI 945.446.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 945.446.000 E.01.01-MEMURLAR 726.851.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 230 ‒ EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.03-İŞÇİLER 18.652.000 E.02.01-MEMURLAR 99.565.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.029.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 86.287.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.397.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.908.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 568.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 189.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.250.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 750.000 28.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 1.933.865.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.933.865.000 E.01.01-MEMURLAR 1.681.158.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 823.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.560.000 E.02.01-MEMURLAR 224.817.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 94.000 E.02.03-İŞÇİLER 549.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.960.000 E.03.03-YOLLUKLAR 21.339.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 400.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 165.000 GİDERLERİ 28.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 220.283.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 220.283.000 E.01.01-MEMURLAR 180.936.000 E.01.03-İŞÇİLER 5.338.000 E.02.01-MEMURLAR 25.234.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.153.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.647.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.290.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 91.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 594.000 GİDERLERİ 28.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 336.591.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 336.591.000 E.01.01-MEMURLAR 219.371.000 E.01.03-İŞÇİLER 8.445.000 E.02.01-MEMURLAR 27.009.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.736.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.077.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.331.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 73.001.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 852.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 769.000 GİDERLERİ 28.67-İL EMNİYET MÜDÜRLÜKLERİ 35.273.378.305 F.01-Genel Bütçeli İdareler 35.273.378.305 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 231 ‒ EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.050.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.850.256.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.546.000 E.02.03-İŞÇİLER 787.014.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.986.284.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.409.660.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 119.032.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.348.009.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 849.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.028.571.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 108.891.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 225.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 522.825.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 15.383.266.305 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 103.900.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.615.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 233 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN DİN HİZMETLERİ VE YAYGIN DİN EĞİTİMİ 170.704.602.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 3.684.739.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 174.389.341.000 174.389.341.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 174.389.341.000 174.389.341.000 e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 234 ‒ DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI 174.389.341.000 EDİLMİŞTİR 26- DİN HİZMETLERİ VE YAYGIN DİN EĞİTİMİ PROGRAMI 170.704.602.000 29.4-YÖNETİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.070.380.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.070.380.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 569.380.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 400.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 101.000.000 29.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 10.500.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 10.500.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.500.000 29.27-DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU BAŞKANLIĞI 176.432.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 176.432.000 E.01.01-MEMURLAR 143.930.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.198.000 E.02.01-MEMURLAR 18.814.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 641.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 250.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.790.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.250.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 311.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 248.000 GİDERLERİ 29.28-MUSHAFLARI İNCELEME VE KIRAAT KURULU BAŞKANLIĞI 41.816.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 41.816.000 E.01.01-MEMURLAR 32.259.000 E.02.01-MEMURLAR 4.659.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.400.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 187.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 311.000 29.35-DİYANET AKADEMİSİ 5.962.144.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 5.962.144.000 E.01.01-MEMURLAR 2.423.120.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.087.373.000 E.01.03-İŞÇİLER 304.669.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 458.380.000 E.02.01-MEMURLAR 345.644.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 180.496.000 E.02.03-İŞÇİLER 65.175.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 140.393.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 235 ‒ DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 598.033.000 E.03.03-YOLLUKLAR 183.636.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 362.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 132.465.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.110.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 6.088.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 33.200.000 29.67-TAŞRA TEŞKİLATI 154.447.683.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 154.447.683.000 E.01.01-MEMURLAR 123.395.904.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.247.525.000 E.02.01-MEMURLAR 14.948.886.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.307.641.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 962.507.000 E.03.03-YOLLUKLAR 584.237.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 672.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 311.000 GİDERLERİ 29.60-YURT DIŞI TEŞKİLATI 2.758.122.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.758.122.000 E.01.01-MEMURLAR 594.663.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.756.447.000 E.02.01-MEMURLAR 16.722.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 324.375.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.918.000 E.03.03-YOLLUKLAR 25.200.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 22.240.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.412.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 15.145.000 29.30-DIŞ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 174.895.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 174.895.000 E.01.01-MEMURLAR 112.009.000 E.02.01-MEMURLAR 15.994.000 E.03.03-YOLLUKLAR 33.895.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.477.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.800.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 7.720.000 29.31-DİN HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 197.083.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 197.083.000 E.01.01-MEMURLAR 116.630.000 E.02.01-MEMURLAR 16.219.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 31.709.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.702.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.212.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 311.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 20.300.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 236 ‒ DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 29.32-EĞİTİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 4.929.572.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.929.572.000 E.01.01-MEMURLAR 242.608.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 52.132.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.884.931.000 E.02.01-MEMURLAR 29.003.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.487.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 436.821.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.011.773.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.031.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.176.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 311.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 42.744.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 8.555.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 199.000.000 29.33-HAC VE UMRE HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 123.507.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 123.507.000 E.01.01-MEMURLAR 105.921.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.563.000 E.02.01-MEMURLAR 15.731.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 178.000 E.03.03-YOLLUKLAR 114.000 29.34-DİNİ YAYINLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 812.468.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 812.468.000 E.01.01-MEMURLAR 287.124.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.723.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.505.000 E.02.01-MEMURLAR 36.826.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.104.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.022.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 150.519.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 311.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.334.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 301.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 3.684.739.000 29.2-ÖZEL KALEM 116.458.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 116.458.000 E.01.01-MEMURLAR 86.615.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.847.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 6.212.000 E.02.01-MEMURLAR 11.440.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 211.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 374.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.355.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 237 ‒ DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.404.000 29.4-YÖNETİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.683.833.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.683.833.000 E.01.01-MEMURLAR 269.578.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 56.202.000 E.01.03-İŞÇİLER 241.434.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.660.000 E.02.01-MEMURLAR 35.674.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.526.000 E.02.03-İŞÇİLER 51.582.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 134.692.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.966.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 313.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 84.858.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 616.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.738.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 4.089.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 38.905.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 25.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 653.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 66.000.000 29.5-İNSAN KAYNAKLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 262.607.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 262.607.000 E.01.01-MEMURLAR 222.461.000 E.02.01-MEMURLAR 37.546.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.600.000 29.20-REHBERLİK VE TEFTİŞ BAŞKANLIĞI 179.999.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 179.999.000 E.01.01-MEMURLAR 139.867.000 E.02.01-MEMURLAR 19.342.000 E.03.03-YOLLUKLAR 20.790.000 29.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 367.188.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 367.188.000 E.01.01-MEMURLAR 93.413.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.274.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.788.000 E.02.01-MEMURLAR 13.129.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 382.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.626.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.733.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 743.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 50.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 200.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 238 ‒ DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 29.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 98.163.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 98.163.000 E.01.01-MEMURLAR 55.028.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.400.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 193.000 E.02.01-MEMURLAR 7.630.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 314.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.092.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 30.481.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 25.000 29.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 15.587.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 15.587.000 E.01.01-MEMURLAR 9.973.000 E.02.01-MEMURLAR 989.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.244.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.070.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 311.000 29.67-TAŞRA TEŞKİLATI 960.904.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 960.904.000 E.01.03-İŞÇİLER 331.615.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.519.000 E.02.03-İŞÇİLER 70.731.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 360.266.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.630.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 101.283.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 23.492.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 18.368.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 52.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 239 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN ŞEHİRCİLİK VE RİSK ODAKLI BÜTÜNLEŞİK AFET YÖNETİMİ 368.687.961.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 4.764.649.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 373.452.610.000 373.452.610.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 373.452.610.000 373.452.610.000 e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 240 ‒ AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI 373.452.610.000 EDİLMİŞTİR 2- ŞEHİRCİLİK VE RİSK ODAKLI BÜTÜNLEŞİK AFET YÖNETİMİ 368.687.961.000 PROGRAMI 32.5-YÖNETİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 11.550.470.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 11.550.470.000 E.03.03-YOLLUKLAR 240.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 10.847.230.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 491.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 120.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 92.000.000 32.37-DEPREM VE RİSK AZALTMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 619.935.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 619.935.000 E.01.01-MEMURLAR 218.395.000 E.02.01-MEMURLAR 25.262.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 17.850.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.050.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.212.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 19.676.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 240.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.600.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 360.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.200.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 88.900.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 97.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 84.917.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 17.773.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 37.000.000 TRANSFERLERİ 32.38-AFETLERE MÜDAHALE GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.071.246.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.071.246.000 E.01.01-MEMURLAR 108.607.000 E.02.01-MEMURLAR 10.177.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.870.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.460.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.600.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 180.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 241 ‒ AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.060.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.800.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 156.332.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 735.500.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 11.300.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 8.860.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 12.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 1.000.000 32.39-BARINMA VE YAPIM İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 345.919.920.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 345.919.920.000 E.01.01-MEMURLAR 101.776.000 E.02.01-MEMURLAR 11.282.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 306.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.050.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 223.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 94.730.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 177.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 216.000 GİDERLERİ E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 20.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 488.160.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 345.200.000.000 TRANSFERLERİ 32.67-TAŞRA TEŞKİLATI 9.526.390.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 9.526.390.000 E.01.01-MEMURLAR 5.932.126.000 E.02.01-MEMURLAR 652.501.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 201.248.000 E.03.03-YOLLUKLAR 50.500.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.134.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 42.090.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 13.695.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 402.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.470.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 142.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.564.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 40.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 370.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 855.854.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 4.764.649.000 32.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 28.130.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 28.130.000 E.01.01-MEMURLAR 15.307.000 E.02.01-MEMURLAR 1.558.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 242 ‒ AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.465.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.800.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.800.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 200.000 GİDERLERİ 32.5-YÖNETİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 996.951.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 996.951.000 E.01.01-MEMURLAR 216.658.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 37.588.000 E.01.03-İŞÇİLER 208.085.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 402.000 E.02.01-MEMURLAR 21.926.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.879.000 E.02.03-İŞÇİLER 45.877.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 159.756.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.600.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.257.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 130.211.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 324.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 9.712.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.236.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.500.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 78.440.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 12.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 30.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 32.12-DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 232.995.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 232.995.000 E.01.01-MEMURLAR 15.587.000 E.02.01-MEMURLAR 1.648.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 185.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.025.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.015.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 145.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 211.140.000 32.21-REHBERLİK VE DENETİM BAŞKANLIĞI 36.120.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 36.120.000 E.01.01-MEMURLAR 31.328.000 E.02.01-MEMURLAR 3.097.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 119.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.150.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 315.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 243 ‒ AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 60.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 51.000 GİDERLERİ 32.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 40.964.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 40.964.000 E.01.01-MEMURLAR 32.107.000 E.02.01-MEMURLAR 3.067.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 120.000 E.03.03-YOLLUKLAR 150.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 4.520.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 500.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 400.000 GİDERLERİ 32.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 13.769.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 13.769.000 E.01.01-MEMURLAR 9.661.000 E.02.01-MEMURLAR 926.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 636.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.412.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.006.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 26.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 102.000 GİDERLERİ 32.67-TAŞRA TEŞKİLATI 3.415.720.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.415.720.000 E.01.01-MEMURLAR 464.953.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.559.802.000 E.01.03-İŞÇİLER 742.501.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.017.000 E.02.01-MEMURLAR 48.566.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 173.173.000 E.02.03-İŞÇİLER 155.899.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 39.868.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 8.616.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 56.105.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 31.718.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.294.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 12.208.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 11.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 70.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 36.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 245 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN KAMU GELİRLERİ YÖNETİMİ 58.459.523.000 Aynen Kabul Edilmiştir KAYIT DIŞI EKONOMİYLE MÜCADELE 5.079.662.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 7.015.994.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 70.555.179.000 70.555.179.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 70.555.179.000 70.555.179.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 246 ‒ GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI 70.555.179.000 EDİLMİŞTİR 31- KAMU GELİRLERİ YÖNETİMİ PROGRAMI 58.459.523.000 33.5-PERSONEL DAİRE BAŞKANLIĞI I 1.302.907.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.302.907.000 E.01.01-MEMURLAR 1.004.487.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 194.698.000 E.02.01-MEMURLAR 90.256.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.466.000 33.67-DEFTERDARLIKLAR 50.845.656.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 50.845.656.000 E.01.01-MEMURLAR 42.707.711.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 99.530.000 E.02.01-MEMURLAR 4.740.410.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 26.225.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 493.304.000 E.03.03-YOLLUKLAR 113.124.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 871.370.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.778.287.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 15.695.000 33.35-MÜKELLEF HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 11.553.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 11.553.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.722.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.766.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.109.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 396.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 260.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 300.000 33.36-AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER DAİRE BAŞKANLIĞI 4.188.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.188.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 277.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.024.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 2.887.000 33.38-UYGULAMA VE VERİ YÖNETİMİ DAİRE BAŞKANLIĞI II 6.295.219.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 6.295.219.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 141.434.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 907.915.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 184.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.705.200.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 247 ‒ GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 836.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 540.670.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 1.980.000.000 32- KAYIT DIŞI EKONOMİYLE MÜCADELE PROGRAMI 5.079.662.000 33.67-DEFTERDARLIKLAR 4.963.474.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.963.474.000 E.01.01-MEMURLAR 4.244.032.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.761.000 E.02.01-MEMURLAR 469.969.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.603.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 69.785.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.598.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 57.140.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 56.869.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 47.717.000 GİDERLERİ 33.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 97.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 97.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 97.000.000 33.38-UYGULAMA VE VERİ YÖNETİMİ DAİRE BAŞKANLIĞI II 19.188.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 19.188.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 19.188.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 7.015.994.000 33.5-PERSONEL DAİRE BAŞKANLIĞI I 240.824.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 240.824.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 508.000 E.01.03-İŞÇİLER 162.510.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 755.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 117.000 E.02.03-İŞÇİLER 39.315.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 248.000 E.03.03-YOLLUKLAR 31.202.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.162.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 7.000 33.6-PERSONEL DAİRE BAŞKALIĞI II 972.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 972.000 E.01.01-MEMURLAR 567.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 405.000 33.67-DEFTERDARLIKLAR 4.820.674.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.820.674.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.792.000 E.01.03-İŞÇİLER 883.470.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.395.000 E.02.03-İŞÇİLER 179.630.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 567.484.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 248 ‒ GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 105.431.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.114.396.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 475.160.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 64.943.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 45.375.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 181.386.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 65.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 190.147.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.000.000 33.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 1.826.574.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.826.574.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 197.864.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 313.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 52.695.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 57.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.318.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.505.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 18.614.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 52.178.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.122.024.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 375.006.000 33.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 1.758.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.758.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.758.000 33.38-UYGULAMA VE VERİ YÖNETİMİ DAİRE BAŞKANLIĞI II 125.192.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 125.192.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 114.059.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 63.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 11.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.707.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 9.352.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 249 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN TAPU VE KADASTRO 12.648.188.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 3.314.409.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 15.962.597.000 15.962.597.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 15.962.597.000 15.962.597.000 e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 250 ‒ TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 15.962.597.000 EDİLMİŞTİR 58- TAPU VE KADASTRO PROGRAMI 12.648.188.000 34.10-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 206.584.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 206.584.000 E.01.01-MEMURLAR 76.768.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 92.307.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 20.000 E.02.01-MEMURLAR 11.207.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.977.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 40.000 E.03.03-YOLLUKLAR 134.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 131.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 11.000.000 34.37-TAŞINMAZ DEĞERLEME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 21.919.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 21.919.000 E.01.01-MEMURLAR 18.823.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 50.000 E.02.01-MEMURLAR 2.828.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 50.000 E.03.03-YOLLUKLAR 168.000 34.33-TAPU DAİRESİ BAŞKANLIĞI 81.458.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 81.458.000 E.01.01-MEMURLAR 70.095.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.530.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 9.000 E.02.01-MEMURLAR 8.895.000 E.02.03-İŞÇİLER 524.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 55.000 E.03.03-YOLLUKLAR 296.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 54.000 34.67-TAPU MÜDÜRLÜKLERİ 7.048.582.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 7.048.582.000 E.01.01-MEMURLAR 6.049.691.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.674.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.839.000 E.02.01-MEMURLAR 893.682.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 66.800.000 E.03.03-YOLLUKLAR 11.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 251 ‒ TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 100.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 18.840.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.891.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 65.000 34.34-KADASTRO DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.279.263.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 79.263.000 E.01.01-MEMURLAR 68.202.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 210.000 E.02.01-MEMURLAR 10.241.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 140.000 E.03.03-YOLLUKLAR 470.000 F.07-Dış Proje Kredileri 1.200.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.200.000.000 34.68-KADASTRO MÜDÜRLÜKLERİ 3.726.749.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.726.749.000 E.01.01-MEMURLAR 3.001.720.000 E.01.03-İŞÇİLER 169.341.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 780.000 E.02.01-MEMURLAR 463.012.000 E.02.03-İŞÇİLER 27.383.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.500.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.430.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 928.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.365.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.210.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 530.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 19.400.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.150.000 34.35-HARİTA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 197.749.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 197.749.000 E.01.01-MEMURLAR 56.206.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 87.516.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 11.000 E.02.01-MEMURLAR 8.229.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.284.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 343.000 E.03.03-YOLLUKLAR 188.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.122.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 50.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.150.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 150.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 100.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.650.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 24.100.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 252 ‒ TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 150.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 2.500.000 34.36-ARŞİV DAİRESİ BAŞKANLIĞI 85.884.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 85.884.000 E.01.01-MEMURLAR 71.760.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 120.000 E.02.01-MEMURLAR 9.973.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.040.000 E.03.03-YOLLUKLAR 302.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.500.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 29.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 160.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 3.314.409.000 34.2-ÖZEL KALEM 32.099.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 32.099.000 E.01.01-MEMURLAR 28.336.000 E.02.01-MEMURLAR 3.006.000 E.03.03-YOLLUKLAR 657.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 34.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 185.120.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 185.120.000 E.01.01-MEMURLAR 90.752.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.429.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 525.000 E.02.01-MEMURLAR 14.569.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 680.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 22.374.000 E.03.03-YOLLUKLAR 220.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 23.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.761.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 607.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 299.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 44.881.000 34.5-PERSONEL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 74.904.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 74.904.000 E.01.01-MEMURLAR 64.673.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 31.000 E.02.01-MEMURLAR 10.110.000 E.03.03-YOLLUKLAR 90.000 34.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 145.400.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 145.400.000 E.01.01-MEMURLAR 124.539.000 E.02.01-MEMURLAR 13.749.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 30.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.066.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 253 ‒ TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 16.000 34.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 39.861.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 39.861.000 E.01.01-MEMURLAR 34.517.000 E.02.01-MEMURLAR 4.869.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 175.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 100.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 100.000 GİDERLERİ 34.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 48.583.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 48.583.000 E.01.01-MEMURLAR 13.464.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 29.829.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 50.000 E.02.01-MEMURLAR 1.820.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.984.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.000 E.03.03-YOLLUKLAR 176.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 250.000 34.65-BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 2.755.430.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.755.430.000 E.01.01-MEMURLAR 693.916.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.005.538.000 E.01.03-İŞÇİLER 609.805.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 150.000 E.02.01-MEMURLAR 108.618.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 120.242.000 E.02.03-İŞÇİLER 159.955.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 50.618.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.300.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 415.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.469.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.921.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 483.000 34.30-YABANCI İŞLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 33.012.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 33.012.000 E.01.01-MEMURLAR 28.579.000 E.02.01-MEMURLAR 3.758.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 45.000 E.03.03-YOLLUKLAR 355.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 100.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 75.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 45.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 55.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 255 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN METEOROLOJİ 5.276.680.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 810.208.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 6.086.888.000 6.086.888.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 6.086.888.000 6.086.888.000 e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 256 ‒ METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 6.086.888.000 EDİLMİŞTİR 50- METEOROLOJİ PROGRAMI 5.276.680.000 35.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 22.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 22.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 22.000.000 35.12-DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.216.048.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.216.048.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.216.048.000 35.34-İKLİM VE ZİRAİ METEOROLOJİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 40.661.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 40.661.000 E.01.01-MEMURLAR 28.356.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.709.000 E.02.01-MEMURLAR 3.945.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.119.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 13.000 E.03.03-YOLLUKLAR 491.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 28.000 GİDERLERİ 35.65-METEOROLOJİ BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 2.231.137.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.231.137.000 E.01.01-MEMURLAR 1.597.753.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 69.506.000 E.01.03-İŞÇİLER 133.825.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 288.000 E.02.01-MEMURLAR 247.473.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.248.000 E.02.03-İŞÇİLER 29.522.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 87.973.000 E.03.03-YOLLUKLAR 14.412.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.458.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.199.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 5.483.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 6.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 14.997.000 35.30-TAHMİNLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 124.280.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 124.280.000 E.01.01-MEMURLAR 87.305.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.741.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 257 ‒ METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 12.375.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.117.000 E.03.03-YOLLUKLAR 742.000 35.31-GÖZLEM SİSTEMLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.146.518.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.146.518.000 E.01.01-MEMURLAR 93.056.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.416.000 E.02.01-MEMURLAR 13.793.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.099.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 20.000 E.03.03-YOLLUKLAR 605.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 407.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 120.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 342.002.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 688.000.000 35.32-ARAŞTIRMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 71.036.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 71.036.000 E.01.01-MEMURLAR 54.055.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.134.000 E.02.01-MEMURLAR 8.319.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.075.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 17.000 E.03.03-YOLLUKLAR 435.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000 35.33-METEOROLOJİK VERİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 425.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 425.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 265.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 160.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 810.208.000 35.2-ÖZEL KALEM 50.760.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 50.760.000 E.01.01-MEMURLAR 44.250.000 E.02.01-MEMURLAR 5.814.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.000 E.03.03-YOLLUKLAR 408.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 283.000 35.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 455.841.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 455.841.000 E.01.01-MEMURLAR 128.641.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.686.000 E.01.03-İŞÇİLER 159.557.000 E.02.01-MEMURLAR 23.716.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.227.000 E.02.03-İŞÇİLER 33.588.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 479.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 258 ‒ METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 56.303.000 E.03.03-YOLLUKLAR 874.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 85.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 20.574.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.593.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 933.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 6.585.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000.000 35.5-PERSONEL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 70.362.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 70.362.000 E.01.01-MEMURLAR 58.694.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.177.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 382.000 E.02.01-MEMURLAR 9.690.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 206.000 E.03.03-YOLLUKLAR 213.000 35.12-DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 13.132.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 13.132.000 E.01.01-MEMURLAR 11.157.000 E.02.01-MEMURLAR 1.628.000 E.03.03-YOLLUKLAR 347.000 35.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 26.755.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 26.755.000 E.01.01-MEMURLAR 23.440.000 E.02.01-MEMURLAR 2.832.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.000 E.03.03-YOLLUKLAR 479.000 35.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 47.296.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 47.296.000 E.01.01-MEMURLAR 35.774.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.806.000 E.02.01-MEMURLAR 5.654.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 780.000 E.03.03-YOLLUKLAR 282.000 35.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 10.932.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 10.932.000 E.01.01-MEMURLAR 8.168.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.206.000 E.02.01-MEMURLAR 1.023.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 205.000 E.03.03-YOLLUKLAR 78.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 252.000 35.65-METEOROLOJİ BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 4.478.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.478.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 287.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.191.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 259 ‒ METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 35.33-METEOROLOJİK VERİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 130.652.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 130.652.000 E.01.01-MEMURLAR 91.361.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.614.000 E.02.01-MEMURLAR 15.055.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.227.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.000 E.03.03-YOLLUKLAR 383.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 261 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN GÖÇ YÖNETİMİ 25.821.430.000 Aynen Kabul Edilmiştir TOPLUM GÜVENLİĞİ 5.703.432.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 89.041.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 31.613.903.000 31.613.903.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 31.613.903.000 31.613.903.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 262 ‒ GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI 31.613.903.000 EDİLMİŞTİR 35- GÖÇ YÖNETİMİ PROGRAMI 25.821.430.000 36.12-DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 74.279.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 74.279.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 157.000 E.03.03-YOLLUKLAR 838.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 375.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 397.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 169.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 72.343.000 36.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 10.025.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 10.025.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 85.000 E.03.03-YOLLUKLAR 359.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 9.265.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 235.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 18.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 63.000 GİDERLERİ 36.30-YABANCILAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 66.176.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 66.176.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.262.000 E.03.03-YOLLUKLAR 15.910.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 37.964.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 24.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 77.000 GİDERLERİ E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 7.939.000 36.35-DÜZENSİZ GÖÇLE MÜCADELE VE SINIR DIŞI İŞLERİ GENEL 1.862.977.000 MÜDÜRLÜĞÜ F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.862.977.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 202.000 E.03.03-YOLLUKLAR 55.778.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.786.909.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 35.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 18.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 35.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 263 ‒ GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 36.37-YÖNETİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.349.174.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.349.174.000 E.01.01-MEMURLAR 474.600.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 236.850.000 E.01.03-İŞÇİLER 131.943.000 E.02.01-MEMURLAR 43.897.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 34.100.000 E.02.03-İŞÇİLER 28.068.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.648.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.800.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 43.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.452.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 278.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 495.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 20.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 130.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 150.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 90.000.000 36.38-ULUSLARARASI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3.284.309.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.284.309.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.852.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.152.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.202.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.714.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 88.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 121.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 590.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 3.270.390.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 200.000 36.39-UYUM VE İLETİŞİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 240.352.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 240.352.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.315.000 E.03.03-YOLLUKLAR 674.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 11.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 224.163.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 27.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 142.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 20.000 E.07.02-YURTDIŞI SERMAYE TRANSFERLERİ 14.000.000 36.67-İL GÖÇ İDARESİ MÜDÜRLÜKLERİ 18.934.138.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 18.934.138.000 E.01.01-MEMURLAR 2.821.335.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 544.730.000 E.01.03-İŞÇİLER 10.920.396.000 E.02.01-MEMURLAR 281.388.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 264 ‒ GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 54.334.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.359.322.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.549.306.000 E.03.03-YOLLUKLAR 55.809.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 4.714.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 92.437.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 411.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 21.051.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.937.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 6.968.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 90.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 35.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 90.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 5.000.000 29- TOPLUM GÜVENLİĞİ PROGRAMI 5.703.432.000 36.40-SINIR YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 5.703.432.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 5.703.432.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 87.628.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.058.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.032.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 123.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 111.591.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 160.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 20.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 50.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 5.270.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 89.041.000 36.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 270.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 270.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 108.000 E.03.03-YOLLUKLAR 36.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 18.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 18.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 90.000 GİDERLERİ 36.21-REHBERLİK VE DENETİM BAŞKANLIĞI 4.299.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.299.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 83.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.086.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 36.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 18.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 76.000 GİDERLERİ 36.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 176.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 176.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 265 ‒ GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 66.000 E.03.03-YOLLUKLAR 22.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 22.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 11.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 55.000 GİDERLERİ 36.37-YÖNETİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 84.296.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 84.296.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 27.347.000 E.03.03-YOLLUKLAR 628.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 86.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 29.347.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 584.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 841.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 33.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.430.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 6.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 267 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: AVRUPA BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN DIŞ POLİTİKA 9.697.079.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 535.827.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 10.232.906.000 10.232.906.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 10.232.906.000 10.232.906.000 e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 268 ‒ AVRUPA BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: AVRUPA BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL AVRUPA BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI 10.232.906.000 EDİLMİŞTİR 13- DIŞ POLİTİKA PROGRAMI 9.697.079.000 37.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 3.282.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 3.282.000 E.01.01-MEMURLAR 2.660.000 E.02.01-MEMURLAR 238.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 16.000 E.03.03-YOLLUKLAR 170.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 198.000 37.30-AVRUPA BİRLİĞİ İLE İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 181.885.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 181.885.000 E.01.01-MEMURLAR 109.951.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 25.860.000 E.02.01-MEMURLAR 14.470.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.800.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 115.000 E.03.03-YOLLUKLAR 15.674.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.204.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 8.850.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.961.000 37.31-MALİ İŞBİRLİĞİ VE PROJE UYGULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 9.511.912.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 9.511.912.000 E.01.01-MEMURLAR 73.229.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 25.036.000 E.02.01-MEMURLAR 6.227.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.046.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.060.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.255.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.859.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 14.686.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 9.278.992.000 E.07.02-YURTDIŞI SERMAYE TRANSFERLERİ 93.522.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 535.827.000 37.2-ÖZEL KALEM 27.132.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 27.132.000 E.01.01-MEMURLAR 8.530.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 557.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 269 ‒ AVRUPA BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.05-DİĞER PERSONEL 1.712.000 E.02.01-MEMURLAR 1.716.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 450.000 E.03.03-YOLLUKLAR 9.432.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 299.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 4.436.000 37.4-YÖNETİM HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 434.972.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 434.972.000 E.01.01-MEMURLAR 111.141.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 485.000 E.01.03-İŞÇİLER 148.455.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 154.000 E.02.01-MEMURLAR 9.455.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.000 E.02.03-İŞÇİLER 32.084.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 22.566.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.619.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 34.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 69.981.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.440.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.218.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 943.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.392.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 9.000.000 37.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 12.124.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 12.124.000 E.01.01-MEMURLAR 10.828.000 E.02.01-MEMURLAR 732.000 E.03.03-YOLLUKLAR 444.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 120.000 37.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 5.204.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 5.204.000 E.01.01-MEMURLAR 2.900.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 209.000 E.02.01-MEMURLAR 717.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.000 E.03.03-YOLLUKLAR 56.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.317.000 37.60-YURT DIŞI TEŞKİLATI 56.395.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 56.395.000 E.01.01-MEMURLAR 41.719.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.250.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 270 ‒ AVRUPA BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 1.549.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 784.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 391.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.680.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.597.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 550.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 561.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 102.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 212.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 271 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN BİLGİ VE İLETİŞİM 98.155.000 Aynen Kabul Edilmiştir MİLLİ KÜLTÜR 674.634.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 759.889.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.532.678.000 1.532.678.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.532.678.000 1.532.678.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 272 ‒ DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI 1.532.678.000 EDİLMİŞTİR 15- BİLGİ VE İLETİŞİM PROGRAMI 98.155.000 38.30-CUMHURBAŞKANLIĞI ARŞİVİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 37.089.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 37.089.000 E.01.01-MEMURLAR 18.912.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.894.000 E.02.01-MEMURLAR 2.264.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.787.000 E.03.03-YOLLUKLAR 125.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 107.000 38.31-BELGE TESPİT VE DEĞERLENDİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 16.288.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 16.288.000 E.01.01-MEMURLAR 13.073.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 959.000 E.02.01-MEMURLAR 1.646.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 287.000 E.03.03-YOLLUKLAR 323.000 38.33-BİLGİ İŞLEM VE ELEKTRONİK ARŞİV DAİRESİ BAŞKANLIĞI 44.778.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 44.778.000 E.01.01-MEMURLAR 16.928.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.469.000 E.02.01-MEMURLAR 1.746.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 336.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 988.000 E.03.03-YOLLUKLAR 578.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.733.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 6.500.000 12- MİLLİ KÜLTÜR PROGRAMI 674.634.000 38.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 30.800.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 30.800.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 4.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 11.300.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 15.000.000 38.12-DIŞ İLİŞKİLER VE TANITIM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 62.752.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 273 ‒ DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.01-Genel Bütçeli İdareler 62.752.000 E.01.01-MEMURLAR 29.032.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 19.608.000 E.02.01-MEMURLAR 3.796.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.185.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.927.000 E.03.03-YOLLUKLAR 473.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 302.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.771.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 451.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 207.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000.000 38.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 13.684.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 13.684.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 684.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 4.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 38.32-TASNİF VE ARAŞTIRMA HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 154.986.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 154.986.000 E.01.01-MEMURLAR 73.290.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 59.563.000 E.02.01-MEMURLAR 13.146.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.564.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 785.000 E.03.03-YOLLUKLAR 138.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.500.000 38.33-BİLGİ İŞLEM VE ELEKTRONİK ARŞİV DAİRESİ BAŞKANLIĞI 39.200.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 39.200.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 6.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 30.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.700.000 38.34-MUHAFAZA VE BAKIM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 373.212.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 373.212.000 E.01.01-MEMURLAR 209.690.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 88.124.000 E.02.01-MEMURLAR 29.429.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.906.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.213.000 E.03.03-YOLLUKLAR 350.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 21.500.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 759.889.000 38.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 18.068.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 18.068.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 274 ‒ DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 11.446.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.344.000 E.02.01-MEMURLAR 1.278.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 393.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.817.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 60.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 730.000 38.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 428.355.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 428.355.000 E.01.01-MEMURLAR 83.724.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.283.000 E.01.03-İŞÇİLER 169.565.000 E.02.01-MEMURLAR 10.991.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.045.000 E.02.03-İŞÇİLER 36.086.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 95.778.000 E.03.03-YOLLUKLAR 526.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 849.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 19.645.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 390.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.065.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 877.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.531.000 38.5-PERSONEL VE EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 245.607.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 245.607.000 E.01.01-MEMURLAR 66.773.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.951.000 E.01.03-İŞÇİLER 134.922.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 400.000 E.02.01-MEMURLAR 9.366.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 653.000 E.02.03-İŞÇİLER 28.632.000 E.03.03-YOLLUKLAR 518.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 556.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.836.000 38.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 67.859.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 67.859.000 E.01.01-MEMURLAR 17.627.000 E.02.01-MEMURLAR 2.070.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 25.157.000 E.03.03-YOLLUKLAR 165.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 560.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.878.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 277.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.022.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 403.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 275 ‒ DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.700.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 3.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 277 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: İLETİŞİM BAŞKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN BİLGİ VE İLETİŞİM 6.632.152.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 932.027.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 7.564.179.000 7.564.179.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 7.564.179.000 7.564.179.000 e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 278 ‒ İLETİŞİM BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: İLETİŞİM BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL İLETİŞİM BAŞKANLIĞI 7.564.179.000 EDİLMİŞTİR 15- BİLGİ VE İLETİŞİM PROGRAMI 6.632.152.000 39.33-STRATEJİK İLETİŞİM VE KRİZ YÖNETİMİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 934.165.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 934.165.000 E.01.01-MEMURLAR 60.889.000 E.02.01-MEMURLAR 4.356.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 23.532.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.266.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 835.208.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.369.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.545.000 GİDERLERİ 39.67-YURTİÇİ TEŞKİLATI 334.281.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 334.281.000 E.01.01-MEMURLAR 173.621.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 73.850.000 E.01.03-İŞÇİLER 22.034.000 E.02.01-MEMURLAR 22.101.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.972.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.120.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 11.953.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.762.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 137.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.011.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.948.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.087.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 385.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.800.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 300.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.200.000 39.60-YURT DIŞI TEŞKİLATI 288.270.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 288.270.000 E.01.01-MEMURLAR 170.178.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 69.578.000 E.02.01-MEMURLAR 3.369.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.357.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.939.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.172.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 279 ‒ İLETİŞİM BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 26.137.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.518.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.201.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 1.821.000 39.30-KAMU DİPLOMASİSİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 909.481.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 909.481.000 E.01.01-MEMURLAR 68.697.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.158.000 E.02.01-MEMURLAR 5.544.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 614.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 22.516.000 E.03.03-YOLLUKLAR 556.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 796.893.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 8.853.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 650.000 GİDERLERİ 39.31-BASIN VE YAYIN DAİRESİ BAŞKANLIĞI 4.107.893.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 4.107.893.000 E.01.01-MEMURLAR 172.195.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 86.529.000 E.02.01-MEMURLAR 19.181.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.561.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 27.506.000 E.03.03-YOLLUKLAR 307.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.772.716.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 19.116.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.782.000 GİDERLERİ 39.32-TERCÜME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 58.062.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 58.062.000 E.01.01-MEMURLAR 24.304.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 27.757.000 E.02.01-MEMURLAR 2.504.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.710.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 166.000 E.03.03-YOLLUKLAR 149.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 239.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 233.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 932.027.000 39.2-ÖZEL KALEM 52.864.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 52.864.000 E.01.01-MEMURLAR 37.400.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.366.000 E.02.01-MEMURLAR 2.969.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.088.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 100.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 280 ‒ İLETİŞİM BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 630.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.063.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 248.000 GİDERLERİ 39.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 378.382.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 378.382.000 E.01.01-MEMURLAR 106.630.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 32.116.000 E.01.03-İŞÇİLER 58.965.000 E.02.01-MEMURLAR 13.211.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.357.000 E.02.03-İŞÇİLER 12.880.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 55.982.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.702.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 45.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 39.430.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.432.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.177.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 921.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 11.827.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 7.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 6.800.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 300.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 25.600.000 39.5-PERSONEL VE EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 104.991.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 104.991.000 E.01.01-MEMURLAR 67.403.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.136.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 800.000 E.02.01-MEMURLAR 6.774.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 579.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.326.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.062.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 14.535.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.684.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.692.000 GİDERLERİ 39.10-BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 101.125.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 101.125.000 E.01.01-MEMURLAR 41.439.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 947.000 E.02.01-MEMURLAR 3.378.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 137.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 44.000 E.03.03-YOLLUKLAR 21.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 28.174.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.985.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 281 ‒ İLETİŞİM BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 12.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 12.000.000 39.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 51.097.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 51.097.000 E.01.01-MEMURLAR 41.474.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.342.000 E.02.01-MEMURLAR 4.079.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 317.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 217.000 E.03.03-YOLLUKLAR 85.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.244.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 147.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 192.000 GİDERLERİ 39.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 33.904.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 33.904.000 E.01.01-MEMURLAR 26.889.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 76.000 E.02.01-MEMURLAR 2.060.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 809.000 E.03.03-YOLLUKLAR 170.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 646.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.862.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 380.000 GİDERLERİ 39.25-HALKLA İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 209.664.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 209.664.000 E.01.01-MEMURLAR 43.139.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 22.637.000 E.02.01-MEMURLAR 3.695.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.163.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 926.000 E.03.03-YOLLUKLAR 76.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 136.339.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 295.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.394.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 283 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN MİLLİ KÜLTÜR 3.111.349.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 973.318.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 4.084.667.000 4.084.667.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 4.084.667.000 4.084.667.000 e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 284 ‒ MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI 4.084.667.000 EDİLMİŞTİR 12- MİLLİ KÜLTÜR PROGRAMI 3.111.349.000 40.5-PERSONEL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 2.354.805.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.354.805.000 E.01.01-MEMURLAR 456.806.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 656.693.000 E.01.03-İŞÇİLER 914.789.000 E.02.01-MEMURLAR 50.246.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 78.971.000 E.02.03-İŞÇİLER 197.300.000 40.30-MÜZECİLİK VE TANITIM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 18.275.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 18.275.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.013.000 E.03.03-YOLLUKLAR 456.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.806.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000.000 40.31-RESTORASYON DAİRESİ BAŞKANLIĞI 690.879.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 690.879.000 E.03.03-YOLLUKLAR 156.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 30.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 193.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 40.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 650.500.000 40.32-TEKNİK UYGULAMALAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 47.390.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 47.390.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 783.000 E.03.03-YOLLUKLAR 103.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.173.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.331.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 973.318.000 40.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 5.419.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 5.419.000 E.03.03-YOLLUKLAR 401.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 285 ‒ MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.111.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.907.000 40.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 197.655.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 197.655.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 165.323.000 E.03.03-YOLLUKLAR 154.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 220.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.366.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.704.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.388.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.500.000 40.5-PERSONEL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 659.211.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 659.211.000 E.01.01-MEMURLAR 136.261.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 126.900.000 E.01.03-İŞÇİLER 277.041.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 21.000 E.02.01-MEMURLAR 14.245.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.821.000 E.02.03-İŞÇİLER 60.046.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.344.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.291.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 21.344.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.328.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 569.000 40.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 940.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 940.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 139.000 E.03.03-YOLLUKLAR 119.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 682.000 40.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 2.344.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.344.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 396.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.948.000 40.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 749.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 749.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 749.000 40.32-TEKNİK UYGULAMALAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 107.000.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 107.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 67.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 35.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 287 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 1.400.001.000 Aynen Kabul Edilmiştir STRATEJİK YÖNETİM VE KAYNAK TAHSİSİ 908.489.000 Aynen Kabul Edilmiştir ULUSLARARASI KALKINMA İŞBİRLİĞİ 356.029.000 Aynen Kabul Edilmiştir YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ 295.559.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 998.823.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.958.901.000 3.958.901.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 375.026.251.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 378.985.152.000 378.985.152.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 288 ‒ STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI 378.985.152.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 1.400.001.000 41.33-SEKTÖRLER VE KAMU YATIRIMLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.400.001.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.400.001.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 1.400.001.000 TRANSFERLERİ 38- STRATEJİK YÖNETİM VE KAYNAK TAHSİSİ PROGRAMI 908.489.000 41.35-DEVLET YARDIMLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 84.103.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 84.103.000 E.01.01-MEMURLAR 61.129.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 76.000 E.02.01-MEMURLAR 9.608.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 147.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.252.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 736.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 147.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 8.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.000.000 41.30-PLAN VE PROGRAMLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 74.865.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 74.865.000 E.01.01-MEMURLAR 55.354.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.373.000 E.02.01-MEMURLAR 4.749.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 830.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.015.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 458.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 86.000 41.31-EKONOMİK MODELLEME VE KONJONKTÜR DEĞERLENDİRME GENEL 203.619.000 MÜDÜRLÜĞÜ F.01-Genel Bütçeli İdareler 203.619.000 E.01.01-MEMURLAR 68.215.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.644.000 E.02.01-MEMURLAR 6.347.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 898.000 E.03.03-YOLLUKLAR 11.362.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.261.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 44.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 289 ‒ STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 11.228.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 6.620.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 84.000.000 TRANSFERLERİ 41.32-BÜTÇE GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 216.859.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 216.859.000 E.01.01-MEMURLAR 163.514.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.618.000 E.02.01-MEMURLAR 13.824.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.458.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.441.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.824.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 580.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 3.600.000 41.33-SEKTÖRLER VE KAMU YATIRIMLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 329.043.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 329.043.000 E.01.01-MEMURLAR 247.460.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 19.274.000 E.02.01-MEMURLAR 23.455.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.414.000 E.03.03-YOLLUKLAR 15.935.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 385.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 120.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 20.000.000 57- ULUSLARARASI KALKINMA İŞBİRLİĞİ PROGRAMI 356.029.000 41.34-İSEDAK VE ULUSLARARASI KALKINMA İŞBİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 356.029.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 356.029.000 E.01.01-MEMURLAR 53.318.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.152.000 E.02.01-MEMURLAR 4.411.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 721.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.370.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 120.802.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 455.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 28.079.000 TRANSFERLERİ E.07.02-YURTDIŞI SERMAYE TRANSFERLERİ 133.721.000 22- YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROGRAMI 295.559.000 41.32-BÜTÇE GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 295.559.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 295.559.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 295.559.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 998.823.000 41.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 142.344.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 142.344.000 E.01.01-MEMURLAR 26.502.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 290 ‒ STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.05-DİĞER PERSONEL 60.570.000 E.02.01-MEMURLAR 2.552.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.274.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 47.361.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.085.000 41.4-YÖNETİM HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 809.753.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 809.753.000 E.01.01-MEMURLAR 165.030.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.184.000 E.01.03-İŞÇİLER 205.754.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 18.000 E.02.01-MEMURLAR 19.578.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.938.000 E.02.03-İŞÇİLER 42.871.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 59.398.000 E.03.03-YOLLUKLAR 449.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 4.064.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 64.889.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 198.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.462.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.933.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 20.000.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 7.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 24.570.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 12.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 24.650.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 139.260.000 41.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 23.933.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 23.933.000 E.01.01-MEMURLAR 21.316.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 37.000 E.02.01-MEMURLAR 2.038.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.000 E.03.03-YOLLUKLAR 408.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 100.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 22.000 41.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 8.920.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 8.920.000 E.01.01-MEMURLAR 7.319.000 E.02.01-MEMURLAR 754.000 E.03.03-YOLLUKLAR 121.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 718.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.000 41.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 13.873.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 13.873.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 291 ‒ STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 10.183.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.105.000 E.02.01-MEMURLAR 1.104.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 129.000 E.03.03-YOLLUKLAR 247.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.056.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 49.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 375.026.251.000 41.32-BÜTÇE GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 375.026.251.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 375.026.251.000 E.09.01-PERSONEL GİDERLERİNİ KARŞILAMA ÖDENEĞİ 35.000.000.000 E.09.03-YATIRIMLARI HIZLANDIRMA ÖDENEĞİ 168.881.801.000 E.09.05-DOĞAL AFET GİDERLERİNİ KARŞILAMA ÖDENEĞİ 11.728.065.000 E.09.06-YEDEK ÖDENEK 145.522.405.000 E.09.07-YENİ KURULACAK DAİRE VE İDARELERİN İHTİYAÇLARINI 1.383.528.000 KARŞILAMA ÖDENEĞİ E.09.09-DİĞER YEDEK ÖDENEKLER 12.510.452.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 293 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN İSTİHDAM 400.627.254.000 Aynen Kabul Edilmiştir SOSYAL GÜVENLİK 43.691.935.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 3.584.072.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 447.903.261.000 447.903.261.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 447.903.261.000 447.903.261.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 294 ‒ ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI 447.903.261.000 EDİLMİŞTİR 7- İSTİHDAM PROGRAMI 400.627.254.000 105.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 398.440.855.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 398.440.855.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 290.613.434.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 107.336.494.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.627.000 E.07.03-HAZİNE YARDIMLARI 489.300.000 105.30-ÇALIŞMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 508.297.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 508.297.000 E.01.01-MEMURLAR 389.449.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.485.000 E.02.01-MEMURLAR 43.297.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.661.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.673.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.805.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.873.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.661.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 693.000 GİDERLERİ E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 30.400.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 300.000 TRANSFERLERİ 105.31-DIŞ İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 402.708.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 402.708.000 E.01.01-MEMURLAR 166.978.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.165.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 128.000 E.02.01-MEMURLAR 18.807.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 534.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 467.000 E.03.03-YOLLUKLAR 12.165.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 791.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 465.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 91.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 196.117.000 105.32-İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 509.260.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 509.260.000 E.01.01-MEMURLAR 457.882.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 295 ‒ ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.934.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 120.000 E.02.01-MEMURLAR 47.653.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 220.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 31.000 E.03.03-YOLLUKLAR 860.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 396.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 157.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 7.000 GİDERLERİ 105.33-ULUSLARARASI İŞGÜCÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 215.959.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 215.959.000 E.01.01-MEMURLAR 145.533.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.902.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 57.000 E.02.01-MEMURLAR 15.846.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 808.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 16.857.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.828.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 25.981.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 76.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 71.000 GİDERLERİ 105.60-YURT DIŞI TEŞKİLATI 183.095.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 183.095.000 E.01.01-MEMURLAR 41.835.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 97.073.000 E.02.01-MEMURLAR 1.036.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.134.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.624.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.886.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.077.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.660.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 183.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 787.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.800.000 105.65-İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME ENSTİTÜSÜ 195.542.000 BAŞKANLIĞI F.01-Genel Bütçeli İdareler 195.542.000 E.01.01-MEMURLAR 161.161.000 E.01.03-İŞÇİLER 7.603.000 E.02.01-MEMURLAR 21.382.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.761.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.829.000 E.03.03-YOLLUKLAR 558.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 864.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 384.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 296 ‒ ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 105.80-ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA MERKEZİ 171.538.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 171.538.000 E.01.01-MEMURLAR 86.305.000 E.01.03-İŞÇİLER 35.292.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 34.000 E.02.01-MEMURLAR 8.735.000 E.02.03-İŞÇİLER 11.310.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.512.000 E.03.03-YOLLUKLAR 266.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 13.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.619.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 41.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 234.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 152.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.475.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 400.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.400.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 6.650.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 100.000 TRANSFERLERİ 9- SOSYAL GÜVENLİK PROGRAMI 43.691.935.000 105.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 43.691.935.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 43.691.935.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 43.691.935.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 3.584.072.000 105.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 186.308.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 186.308.000 E.01.01-MEMURLAR 129.450.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 18.363.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 786.000 E.02.01-MEMURLAR 13.390.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.234.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.696.000 E.03.03-YOLLUKLAR 11.947.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.140.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 5.466.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 730.000 GİDERLERİ E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 106.000 105.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 844.611.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 844.611.000 E.01.01-MEMURLAR 133.141.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.934.000 E.01.03-İŞÇİLER 298.127.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 248.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 297 ‒ ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 17.528.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.891.000 E.02.03-İŞÇİLER 59.245.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 107.026.000 E.03.03-YOLLUKLAR 357.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 58.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 95.789.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 8.803.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.939.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 45.525.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 8.800.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 49.200.000 105.5-PERSONEL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 83.645.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 83.645.000 E.01.01-MEMURLAR 70.233.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.285.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 59.000 E.02.01-MEMURLAR 8.473.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 370.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 655.000 E.03.03-YOLLUKLAR 260.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 64.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 101.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 64.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 81.000 GİDERLERİ 105.10-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 280.339.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 280.339.000 E.01.01-MEMURLAR 73.534.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 56.529.000 E.02.01-MEMURLAR 7.979.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.906.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 628.000 E.03.03-YOLLUKLAR 398.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.157.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 27.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 181.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 60.150.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 53.250.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.750.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 4.850.000 105.20-REHBERLİK VE TEFTİŞ BAŞKANLIĞI 1.788.137.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 1.788.137.000 E.01.01-MEMURLAR 1.434.099.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.639.000 E.01.03-İŞÇİLER 25.601.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 298 ‒ ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 66.000 E.02.01-MEMURLAR 141.459.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 185.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.172.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.688.000 E.03.03-YOLLUKLAR 130.723.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 35.183.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 157.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 541.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 274.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.350.000 105.23-STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI 99.178.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 99.178.000 E.01.01-MEMURLAR 86.241.000 E.02.01-MEMURLAR 8.984.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.123.000 E.03.03-YOLLUKLAR 388.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.860.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 68.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 514.000 GİDERLERİ 105.24-HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 65.961.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 65.961.000 E.01.01-MEMURLAR 47.594.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.922.000 E.02.01-MEMURLAR 5.178.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 232.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 623.000 E.03.03-YOLLUKLAR 407.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 9.715.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 33.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 36.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 221.000 GİDERLERİ 105.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 75.455.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 75.455.000 E.01.01-MEMURLAR 6.689.000 E.02.01-MEMURLAR 721.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 639.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.177.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 66.018.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 104.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 107.000 GİDERLERİ 105.31-DIŞ İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 160.438.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 160.438.000 E.01.01-MEMURLAR 121.424.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 882.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 299 ‒ ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 11.827.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 74.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.078.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.540.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 6.272.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.159.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 60.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 585.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 237.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 10.300.000 TRANSFERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 301 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANLIĞI PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL EDİLEN SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ 563.370.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 563.370.000 563.370.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 563.370.000 563.370.000 e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 302 ‒ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANLIĞI 563.370.000 EDİLMİŞTİR 21- SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ PROGRAMI 563.370.000 106.4-YÖNETİM HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 288.738.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 288.738.000 E.01.01-MEMURLAR 22.129.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 31.473.000 E.02.01-MEMURLAR 2.235.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.623.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 28.385.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.476.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 165.804.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 427.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 7.121.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.888.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.177.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 15.000.000 106.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 17.501.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 17.501.000 E.01.01-MEMURLAR 5.974.000 E.02.01-MEMURLAR 602.000 E.03.03-YOLLUKLAR 925.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 10.000.000 106.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 5.957.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 5.957.000 E.01.01-MEMURLAR 4.269.000 E.02.01-MEMURLAR 173.000 E.03.03-YOLLUKLAR 661.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 854.000 106.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 2.403.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 2.403.000 E.01.01-MEMURLAR 1.709.000 E.02.01-MEMURLAR 430.000 E.03.03-YOLLUKLAR 264.000 106.31-İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE UYUM VE YEREL POLİTİKALAR DAİRESİ 119.705.000 BAŞKANLIĞI F.01-Genel Bütçeli İdareler 119.705.000 E.01.01-MEMURLAR 18.778.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 303 ‒ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 1.892.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.168.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 491.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 96.376.000 TRANSFERLERİ 106.32-İKLİM FİNANSMANI VE TEŞVİKLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 15.480.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 15.480.000 E.01.01-MEMURLAR 12.805.000 E.02.01-MEMURLAR 1.291.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.384.000 106.33-KARBON FİYATLANDIRMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 21.932.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 21.932.000 E.01.01-MEMURLAR 17.069.000 E.02.01-MEMURLAR 1.720.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.143.000 106.34-SERA GAZI AZALTIM POLİTİKALARI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 20.635.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 20.635.000 E.01.01-MEMURLAR 17.069.000 E.02.01-MEMURLAR 1.720.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.846.000 106.35-SERA GAZI EMİSYONLARININ İZLENMESİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 21.477.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 21.477.000 E.01.01-MEMURLAR 15.365.000 E.02.01-MEMURLAR 1.549.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.112.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 2.451.000 106.36-İKLİM MÜZAKERELERİ VE ULUSLARARASI POLİTİKALAR DAİRESİ 42.041.000 BAŞKANLIĞI F.01-Genel Bütçeli İdareler 42.041.000 E.01.01-MEMURLAR 15.365.000 E.02.01-MEMURLAR 1.549.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.535.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 20.592.000 106.37-TEKNOLOJİ VE YEŞİL DÖNÜŞÜM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 7.501.000 F.01-Genel Bütçeli İdareler 7.501.000 E.01.01-MEMURLAR 5.974.000 E.02.01-MEMURLAR 602.000 E.03.03-YOLLUKLAR 925.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi (II) Sayılı Cetvel Özel Bütçeli İdareler (B - Özel Bütçeli Diğer İdareler) ‒ 307 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN İSTATİSTİK 5.266.293.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.495.647.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 6.761.940.000 6.761.940.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 6.761.940.000 6.761.940.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 6.761.940.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 308 ‒ TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU 6.761.940.000 EDİLMİŞTİR 61- İSTATİSTİK PROGRAMI 5.266.293.000 31.33-SOSYAL İSTATİSTİKLER DAİRE BAŞKANLIĞI 94.023.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 94.023.000 E.01.01-MEMURLAR 29.031.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 53.429.000 E.02.01-MEMURLAR 2.817.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.500.000 E.03.03-YOLLUKLAR 239.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 31.34-YÖNTEM ARAŞTIRMALARI DAİRE BAŞKANLIĞI 68.486.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 68.486.000 E.01.01-MEMURLAR 33.563.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 26.822.000 E.02.01-MEMURLAR 3.371.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.515.000 E.03.03-YOLLUKLAR 203.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 12.000 31.37-VERİ YÖNETİŞİMİ DAİRE BAŞKANLIĞI 50.261.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 50.261.000 E.01.01-MEMURLAR 20.917.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 19.273.000 E.02.01-MEMURLAR 1.553.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.772.000 E.03.03-YOLLUKLAR 89.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 2.650.000 31.38-ULUSAL HESAPLAR DAİRE BAŞKANLIĞI 83.077.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 83.077.000 E.01.01-MEMURLAR 37.463.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 36.576.000 E.02.01-MEMURLAR 3.377.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.175.000 E.03.03-YOLLUKLAR 319.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 156.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 11.000 31.39-FİYAT İSTATİSTİKLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 77.662.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 309 ‒ TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 77.662.000 E.01.01-MEMURLAR 32.702.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.894.000 E.02.01-MEMURLAR 3.462.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.326.000 E.03.03-YOLLUKLAR 248.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 23.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 31.41-SEKTÖREL İSTATİSTİKLER DAİRE BAŞKANLIĞI 61.413.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 61.413.000 E.01.01-MEMURLAR 33.586.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 21.134.000 E.02.01-MEMURLAR 3.157.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.260.000 E.03.03-YOLLUKLAR 258.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 18.000 31.44-BİLGİ DAĞITIM VE İLETİŞİM DAİRE BAŞKANLIĞI 87.320.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 87.320.000 E.01.01-MEMURLAR 38.409.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 32.376.000 E.02.01-MEMURLAR 4.261.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.421.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.147.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.649.000 E.03.03-YOLLUKLAR 204.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.682.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 171.000 31.45-METAVERİ SİSTEMLERİ VE SINIFLAMALAR DAİRE BAŞKANLIĞI 60.708.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 60.708.000 E.01.01-MEMURLAR 16.744.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 36.424.000 E.02.01-MEMURLAR 1.558.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.770.000 E.03.03-YOLLUKLAR 101.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 104.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 31.46-AĞ VE SİSTEM YÖNETİMİ DAİRE BAŞKANLIĞI 204.709.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 204.709.000 E.01.01-MEMURLAR 36.718.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 39.783.000 E.02.01-MEMURLAR 3.257.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.688.000 E.03.03-YOLLUKLAR 238.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 29.468.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 30.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 310 ‒ TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 23.650.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 900.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 35.000.000 31.47-VERİ TOPLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI 135.926.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 135.926.000 E.01.01-MEMURLAR 35.847.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 78.010.000 E.02.01-MEMURLAR 3.827.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.947.000 E.03.03-YOLLUKLAR 149.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.395.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 3.744.000 31.49-YAZILIM DAİRE BAŞKANLIĞI 132.935.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 132.935.000 E.01.01-MEMURLAR 49.270.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 58.003.000 E.02.01-MEMURLAR 4.363.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.781.000 E.03.03-YOLLUKLAR 101.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.400.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 4.000.000 31.51-DEMOGRAFİ İSTATİSTİKLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 59.772.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 59.772.000 E.01.01-MEMURLAR 24.705.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 27.294.000 E.02.01-MEMURLAR 2.228.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.414.000 E.03.03-YOLLUKLAR 124.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 31.52-İŞGÜCÜ İSTATİSTİKLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 38.932.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 38.932.000 E.01.01-MEMURLAR 16.344.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 18.295.000 E.02.01-MEMURLAR 1.521.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.645.000 E.03.03-YOLLUKLAR 114.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 31.54-KISA DÖNEMLİ İŞ İSTATİSTİKLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 87.800.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 87.800.000 E.01.01-MEMURLAR 22.143.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 311 ‒ TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 55.348.000 E.02.01-MEMURLAR 1.944.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.199.000 E.03.03-YOLLUKLAR 159.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 31.55-YILLIK İŞ İSTATİSTİKLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 70.079.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 70.079.000 E.01.01-MEMURLAR 22.917.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 38.849.000 E.02.01-MEMURLAR 1.925.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.234.000 E.03.03-YOLLUKLAR 142.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 31.56-TARIM İSTATİSTİKLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 70.407.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 70.407.000 E.01.01-MEMURLAR 21.543.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 39.914.000 E.02.01-MEMURLAR 1.911.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.351.000 E.03.03-YOLLUKLAR 81.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 600.000 31.57-ÇEVRE VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA İSTATİSTİKLERİ DAİRE 60.206.000 BAŞKANLIĞI F.02-Özel Bütçeli İdareler 60.206.000 E.01.01-MEMURLAR 23.184.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 29.486.000 E.02.01-MEMURLAR 1.979.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.918.000 E.03.03-YOLLUKLAR 632.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 31.59-ULUSLARARASI TİCARET İSTATİSTİKLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 72.531.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 72.531.000 E.01.01-MEMURLAR 27.042.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 37.105.000 E.02.01-MEMURLAR 2.350.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.338.000 E.03.03-YOLLUKLAR 669.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 20.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 31.65-BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 3.750.046.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.750.046.000 E.01.01-MEMURLAR 1.924.118.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.207.994.000 E.01.03-İŞÇİLER 99.650.000 E.02.01-MEMURLAR 202.750.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 312 ‒ TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 169.113.000 E.02.03-İŞÇİLER 30.630.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 37.717.000 E.03.03-YOLLUKLAR 32.332.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 834.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 37.535.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 230.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.414.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.073.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 656.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.495.647.000 31.2-ÖZEL KALEM 53.922.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 53.922.000 E.01.01-MEMURLAR 41.995.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.008.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 383.000 E.02.01-MEMURLAR 3.813.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 835.000 E.03.03-YOLLUKLAR 608.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 88.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 192.000 31.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 998.970.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 998.970.000 E.01.01-MEMURLAR 163.554.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.590.000 E.01.03-İŞÇİLER 252.316.000 E.02.01-MEMURLAR 16.539.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 328.000 E.02.03-İŞÇİLER 44.716.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 111.583.000 E.03.03-YOLLUKLAR 95.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 96.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 231.243.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 8.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 551.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 336.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 15.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.278.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 120.622.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 17.100.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 26.000.000 31.5-PERSONEL DAİRE BAŞKANLIĞI 278.507.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 278.507.000 E.01.01-MEMURLAR 55.183.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 51.891.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 313 ‒ TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 6.049.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.778.000 E.03.03-YOLLUKLAR 117.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 23.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 14.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 12.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 150.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 13.440.000 31.6-EĞİTİM VE ARAŞTIRMA MERKEZİ MÜDÜRLÜĞÜ 32.633.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 32.633.000 E.01.01-MEMURLAR 10.984.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.357.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 450.000 E.02.01-MEMURLAR 1.432.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.001.000 E.03.03-YOLLUKLAR 110.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.292.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 31.20-TEFTİŞ BAŞKANLIĞI 6.245.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 6.245.000 E.01.01-MEMURLAR 5.311.000 E.02.01-MEMURLAR 590.000 E.03.03-YOLLUKLAR 336.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 8.000 31.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 42.890.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 42.890.000 E.01.01-MEMURLAR 34.098.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.161.000 E.02.01-MEMURLAR 3.279.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 916.000 E.03.03-YOLLUKLAR 89.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 336.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 11.000 31.24-HUKUK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 18.268.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 18.268.000 E.01.01-MEMURLAR 13.850.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.428.000 E.02.01-MEMURLAR 1.088.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 526.000 E.03.03-YOLLUKLAR 44.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 325.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 31.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 22.315.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 22.315.000 E.01.01-MEMURLAR 11.118.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.835.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 314 ‒ TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 1.135.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.879.000 E.03.03-YOLLUKLAR 36.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 155.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 157.000 31.50-DIŞ İLİŞKİLER DAİRE BAŞKANLIĞI 41.897.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 41.897.000 E.01.01-MEMURLAR 15.517.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 18.041.000 E.02.01-MEMURLAR 1.413.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.386.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.026.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 679.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 54.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.774.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 7.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 315 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 25.968.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 25.968.000 2 Hizmet Gelirleri 25.968.000 99 Diğer hizmet gelirleri 25.968.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 6.735.972.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 6.735.972.000 1 Cari 6.447.372.000 01 Hazine Yardımı 6.447.372.000 2 Sermaye 288.600.000 01 Hazine Yardımı 288.600.000 Toplam 6.761.940.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 317 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ÖLÇME SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME 8.079.048.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 888.489.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 8.967.537.000 8.967.537.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 8.967.537.000 8.967.537.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 8.967.537.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 318 ‒ ÖLÇME SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ÖLÇME SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ÖLÇME SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI 8.967.537.000 EDİLMİŞTİR 52- ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME PROGRAMI 8.079.048.000 42.5-PERSONEL VE DESTEK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 150.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 150.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 100.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 50.000 42.30-BİLGİ GÜVENLİĞİ VE YÖNETİMİ DAİRE BAŞKANLIĞI 141.502.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 141.502.000 E.01.01-MEMURLAR 15.676.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 95.998.000 E.02.01-MEMURLAR 1.730.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.833.000 E.03.03-YOLLUKLAR 25.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.797.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.320.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.415.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.686.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000 42.31-ÖLÇME ve DEĞERLENDİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 215.735.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 215.735.000 E.01.01-MEMURLAR 63.714.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 33.974.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 101.355.000 E.02.01-MEMURLAR 5.039.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.506.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.175.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.362.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.287.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 12.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 309.000 GİDERLERİ 42.32-SINAV HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 3.754.886.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.754.886.000 E.01.01-MEMURLAR 30.460.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.899.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 2.522.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 319 ‒ ÖLÇME SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 4.157.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 932.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.701.047.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 9.856.000 GİDERLERİ 42.33-ARAŞTIRMA GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 30.428.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 30.428.000 E.01.01-MEMURLAR 7.717.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.347.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 20.309.000 E.02.01-MEMURLAR 763.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 230.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.000 E.03.03-YOLLUKLAR 16.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 36.000 42.34-YABANCI DİL SINAVLARI DAİRE BAŞKANLIĞI 81.565.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 81.565.000 E.01.01-MEMURLAR 26.871.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.909.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 38.603.000 E.02.01-MEMURLAR 2.091.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.590.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 364.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.350.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 716.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 69.000 42.35-SINAV GÖREVLİLERİ YÖNETİMİ DAİRE BAŞKANLIĞI 3.832.123.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.832.123.000 E.01.01-MEMURLAR 10.954.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.694.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 3.796.083.000 E.02.01-MEMURLAR 1.274.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 390.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 38.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.248.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.369.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 70.000 GİDERLERİ 42.36-ENGELLİ ADAYLAR DAİRE BAŞKANLIĞI 9.531.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 9.531.000 E.01.01-MEMURLAR 7.598.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 1.128.000 E.02.01-MEMURLAR 779.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 320 ‒ ÖLÇME SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 1.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 25.000 42.37-KURUMSAL İLİŞKİLER DAİRE BAŞKANLIĞI 13.128.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 13.128.000 E.01.01-MEMURLAR 10.588.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.186.000 E.02.01-MEMURLAR 1.171.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 181.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 888.489.000 42.2-ÖZEL KALEM 26.631.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 26.631.000 E.01.01-MEMURLAR 24.208.000 E.02.01-MEMURLAR 2.152.000 E.03.03-YOLLUKLAR 18.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 241.000 42.5-PERSONEL VE DESTEK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 823.589.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 823.589.000 E.01.01-MEMURLAR 48.248.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.095.000 E.01.03-İŞÇİLER 520.944.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 144.000 E.02.01-MEMURLAR 6.377.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.398.000 E.02.03-İŞÇİLER 112.719.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 46.827.000 E.03.03-YOLLUKLAR 92.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 4.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 51.822.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 6.424.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 899.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 9.498.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.481.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.367.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 50.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.200.000 42.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 16.749.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 16.749.000 E.01.01-MEMURLAR 14.846.000 E.02.01-MEMURLAR 1.898.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.000 42.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 15.857.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 15.857.000 E.01.01-MEMURLAR 13.954.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 321 ‒ ÖLÇME SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 1.482.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 400.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 20.000 42.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 5.663.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.663.000 E.01.01-MEMURLAR 3.039.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.343.000 E.02.01-MEMURLAR 307.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 213.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 760.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 322 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ÖLÇME SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 8.967.537.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 8.967.537.000 1 Mal Satış Gelirleri 10.500.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 8.000.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 2.500.000 2 Hizmet Gelirleri 8.957.037.000 30 Sınav, Kayıt ve Bunlara İlişkin Diğer Hizmet Gelirleri 8.956.687.000 99 Diğer hizmet gelirleri 350.000 Toplam 8.967.537.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 323 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SAVUNMA SANAYİ BAŞKANLIĞI KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ULUSAL SAVUNMA VE GÜVENLİK 1.421.524.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 125.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.546.524.000 1.546.524.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.546.524.000 1.546.524.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.600.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 324 ‒ SAVUNMA SANAYİ BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SAVUNMA SANAYİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SAVUNMA SANAYİ BAŞKANLIĞI 1.546.524.000 EDİLMİŞTİR 43- ULUSAL SAVUNMA VE GÜVENLİK PROGRAMI 1.421.524.000 43.1-BAŞKANLIK HİZMET BİRİMLERİ 1.421.524.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.421.524.000 E.01.01-MEMURLAR 897.439.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 56.947.000 E.01.03-İŞÇİLER 204.540.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 3.949.000 E.02.01-MEMURLAR 92.014.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.420.000 E.02.03-İŞÇİLER 37.909.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 28.580.000 E.03.03-YOLLUKLAR 20.255.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.230.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 27.785.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.410.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 13.680.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 4.970.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 17.465.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.931.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 125.000.000 43.1-BAŞKANLIK HİZMET BİRİMLERİ 125.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 125.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 88.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 20.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 17.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 325 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SAVUNMA SANAYİ BAŞKANLIĞI Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 500.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6 Kira Gelirleri 500.000 1 Taşınmaz Kiraları 500.000 01 Lojman Kira Gelirleri 500.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 50.000 4 Kurumlardan ve Kişilerden Alınan Bağış ve Yardımlar 50.000 1 Cari 50.000 02 Kişilerden Alınan Bağış ve Yardımlar 50.000 05 Diğer Gelirler 1.599.450.000 1 Faiz Gelirleri 10.000 9 Diğer Faizler 10.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 10.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 326 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SAVUNMA SANAYİ BAŞKANLIĞI FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 2 Teşebbüs Kişi ve Mülkiyet ve Kurumlardan Gelirleri Alınan Paylar 500.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1.582.440.000 6 6 Kira Gelirleriİdarelere Ait Paylar Özel Bütçeli 500.000 1.582.440.000 1 99 Taşınmaz Özel Kiraları Bütçeli İdarelere Ait Diğer Paylar 500.000 1.582.440.000 9 01 Lojman Diğer Kira Gelirler Çeşitli Gelirleri 500.000 17.000.000 04 1 Alınan Diğer Bağış Çeşitli ve Yardımlar ile Özel Gelirler Gelirler 50.000 17.000.000 4 06 Kurumlardan ve Kişilerden Kişilerden Alınan Bağış ve Yardımlar Alacaklar 50.000 2.000.000 1 99 Cari Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 50.000 15.000.000 02 Kişilerden Alınan Bağış ve Yardımlar Toplam 50.000 1.600.000.000 05 Diğer Gelirler 1.599.450.000 1 Faiz Gelirleri 10.000 9 Diğer Faizler 10.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 10.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 327 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN MİLLİ KÜLTÜR 245.238.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 245.238.000 245.238.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 245.238.000 245.238.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 245.238.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 328 ‒ ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU 245.238.000 EDİLMİŞTİR 12- MİLLİ KÜLTÜR PROGRAMI 245.238.000 44.5-İNSAN KAYNAKLARI VE DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 191.849.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 191.849.000 E.01.01-MEMURLAR 47.221.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 25.932.000 E.01.03-İŞÇİLER 32.849.000 E.02.01-MEMURLAR 5.193.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.678.000 E.02.03-İŞÇİLER 7.185.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 26.902.000 E.03.03-YOLLUKLAR 921.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 361.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.643.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 359.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 7.520.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 373.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 9.235.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 677.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 11.629.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.571.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 600.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 44.7-BİLİMSEL ÇALIŞMALAR KOORDİNASYON DAİRESİ BAŞKANLIĞI 37.521.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 37.521.000 E.01.01-MEMURLAR 11.226.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 22.023.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 50.000 E.02.01-MEMURLAR 1.292.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.790.000 E.03.03-YOLLUKLAR 140.000 44.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 12.975.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 12.975.000 E.01.01-MEMURLAR 11.467.000 E.02.01-MEMURLAR 1.412.000 E.03.03-YOLLUKLAR 96.000 44.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 2.893.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.893.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 329 ‒ ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 2.502.000 E.02.01-MEMURLAR 313.000 E.03.03-YOLLUKLAR 30.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 48.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 330 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 244.987.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 244.987.000 1 Cari 228.187.000 01 Hazine Yardımı 228.187.000 2 Sermaye 16.800.000 01 Hazine Yardımı 16.800.000 05 Diğer Gelirler 251.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 251.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 251.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 251.000 Toplam 245.238.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 331 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN MİLLİ KÜLTÜR 123.612.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 123.612.000 123.612.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 123.612.000 123.612.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 123.612.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 332 ‒ ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ 123.612.000 EDİLMİŞTİR 12- MİLLİ KÜLTÜR PROGRAMI 123.612.000 45.36-ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ HİZMET BİRİMLERİ 123.612.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 123.612.000 E.01.01-MEMURLAR 49.595.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.090.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 50.000 E.02.01-MEMURLAR 5.180.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.555.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 13.525.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.929.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 36.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.888.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.010.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 56.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 3.878.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 260.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 1.260.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.900.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.900.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 333 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.777.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 1.777.000 1 Mal Satış Gelirleri 1.777.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 1.681.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 96.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 121.701.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 121.701.000 1 Cari 104.901.000 01 Hazine Yardımı 104.901.000 2 Sermaye 16.800.000 01 Hazine Yardımı 16.800.000 05 Diğer Gelirler 134.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 334 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 9 Teşebbüs Diğer Çeşitlive Mülkiyet Gelirleri Gelirler 1.777.000 134.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 1 DiğerveÇeşitli Mal Hizmet Satış Gelirleri Gelirler 1.777.000 134.000 1 06 Mal Satış Gelirleri Kişilerden Alacaklar 1.777.000 18.000 02 99 Kitap,Yayın vb. Yukarıda Satış Gelirleri Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 1.681.000 116.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri Toplam 96.000 123.612.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 121.701.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 121.701.000 1 Cari 104.901.000 01 Hazine Yardımı 104.901.000 2 Sermaye 16.800.000 01 Hazine Yardımı 16.800.000 05 Diğer Gelirler 134.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 335 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN MİLLİ KÜLTÜR 133.262.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 133.262.000 133.262.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 133.262.000 133.262.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 133.262.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 336 ‒ ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ 133.262.000 EDİLMİŞTİR 12- MİLLİ KÜLTÜR PROGRAMI 133.262.000 46.36-ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ HİZMET BİRİMLERİ 133.262.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 133.262.000 E.01.01-MEMURLAR 52.012.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.090.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 50.000 E.02.01-MEMURLAR 5.725.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.555.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 14.362.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.097.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 65.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.643.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 400.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.230.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 149.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 3.083.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 248.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 1.753.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 15.850.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.600.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.100.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 250.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 337 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.188.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 1.188.000 1 Mal Satış Gelirleri 1.188.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 1.116.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 72.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 131.876.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 131.876.000 1 Cari 109.076.000 01 Hazine Yardımı 109.076.000 2 Sermaye 22.800.000 01 Hazine Yardımı 22.800.000 05 Diğer Gelirler 198.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 338 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 3 Teşebbüs Para ve Mülkiyet Gelirleri Cezaları 1.188.000 17.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 2 İdarive Mal Hizmet Para Satış Gelirleri Cezaları 1.188.000 17.000 1 99 DiğerSatış Mal Gelirleri İdari Para Cezaları 1.188.000 17.000 9 02 Kitap,Yayın Diğer Çeşitlivb. Satış Gelirleri Gelirler 1.116.000 181.000 1 99 Diğer Mal Diğer Satış Çeşitli Gelirleri Gelirler 72.000 181.000 04 06 Alınan Bağış Kişilerden ve Yardımlar ile Özel Gelirler Alacaklar 131.876.000 162.000 2 99 Yukarıda Yönetim Merkezi BütçesineDiğer Tanımlanmayan DahilÇeşitli İdarelerden GelirlerAlınan Bağış ve Yardımlar 131.876.000 19.000 1 Cari Toplam 109.076.000 133.262.000 01 Hazine Yardımı 109.076.000 2 Sermaye 22.800.000 01 Hazine Yardımı 22.800.000 05 Diğer Gelirler 198.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 339 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRK DİL KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN MİLLİ KÜLTÜR 313.519.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 313.519.000 313.519.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 313.519.000 313.519.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 850.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 340 ‒ TÜRK DİL KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRK DİL KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRK DİL KURUMU 313.519.000 EDİLMİŞTİR 12- MİLLİ KÜLTÜR PROGRAMI 313.519.000 47.36-TÜRK DİL KURUMU BAŞKANLIĞI HİZMET BİRİMLERİ 313.519.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 313.519.000 E.01.01-MEMURLAR 88.330.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.352.000 E.01.03-İŞÇİLER 43.586.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 36.000 E.02.01-MEMURLAR 8.729.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.247.000 E.02.03-İŞÇİLER 9.324.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 21.930.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.766.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 254.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.604.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 10.256.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 291.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 3.695.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 377.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 27.242.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 17.345.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 15.850.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 25.900.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 300.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.605.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 341 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRK DİL KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 841.767.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 8.803.000 1 Mal Satış Gelirleri 8.802.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 8.798.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 4.000 2 Hizmet Gelirleri 1.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.000 3 KİT ve Kamu Bankaları Gelirleri 832.964.000 1 Hazine Portföyü ve İştirak Gelirleri 832.964.000 02 İştirak Gelirleri 832.964.000 05 Diğer Gelirler 8.233.000 1 Faiz Gelirleri 7.188.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 342 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRK DİL KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 9 Diğer Faizler Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 7.188.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 841.767.000 1 01 Kişilerden Mal Alacaklar ve Hizmet Faizleri Satış Gelirleri 4.000 8.803.000 1 03 Mevduat Mal Satış Faizleri Gelirleri 7.184.000 8.802.000 3 02 Para Cezaları Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 166.000 8.798.000 2 99 İdari ParaSatış Diğer Mal Cezaları Gelirleri 166.000 4.000 2 99 Diğer İdari Hizmet Para Cezaları Gelirleri 166.000 1.000 9 99 Diğer Çeşitli Diğer hizmet Gelirler gelirleri 879.000 1.000 3 1 Diğer KİT veÇeşitli Kamu Gelirler Bankaları Gelirleri 879.000 832.964.000 1 06 Kişilerden Hazine Alacaklar Portföyü ve İştirak Gelirleri 79.000 832.964.000 99 02 Yukarıda İştirak Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler Gelirleri 800.000 832.964.000 05 Diğer Gelirler Toplam 850.000.000 8.233.000 1 Faiz Gelirleri 7.188.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 343 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRK TARİH KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN MİLLİ KÜLTÜR 375.561.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 375.561.000 375.561.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 375.561.000 375.561.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 855.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 344 ‒ TÜRK TARİH KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRK TARİH KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRK TARİH KURUMU 375.561.000 EDİLMİŞTİR 12- MİLLİ KÜLTÜR PROGRAMI 375.561.000 48.36-TÜRK TARİH KURUMU BAŞKANLIĞI HİZMET BİRİMLERİ 375.561.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 375.561.000 E.01.01-MEMURLAR 108.093.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.486.000 E.01.03-İŞÇİLER 66.842.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 50.000 E.02.01-MEMURLAR 10.652.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.734.000 E.02.03-İŞÇİLER 14.764.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 18.279.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.283.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 43.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.695.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.796.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 315.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 30.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 4.431.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 430.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 37.916.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 122.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 44.500.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 14.030.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.070.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.500.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 345 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRK TARİH KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 833.413.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 17.393.000 1 Mal Satış Gelirleri 17.389.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 17.389.000 2 Hizmet Gelirleri 4.000 99 Diğer hizmet gelirleri 4.000 3 KİT ve Kamu Bankaları Gelirleri 814.283.000 1 Hazine Portföyü ve İştirak Gelirleri 814.283.000 02 İştirak Gelirleri 814.283.000 9 Diğer Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.737.000 9 Diğer Gelirler 1.737.000 99 Diğer Çeşitli Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.737.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 346 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRK TARİH KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 833.413.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 05 Diğer Gelirler 21.587.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 17.393.000 1 Faiz Gelirleri 7.025.000 1 Mal Satış Gelirleri 17.389.000 9 Diğer Faizler 7.025.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 17.389.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 55.000 2 Hizmet Gelirleri 4.000 03 Mevduat Faizleri 6.970.000 99 Diğer hizmet gelirleri 4.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 14.562.000 3 KİT ve Kamu Bankaları Gelirleri 814.283.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 14.562.000 1 Hazine Portföyü ve İştirak Gelirleri 814.283.000 06 Kişilerden Alacaklar 562.000 02 İştirak Gelirleri 814.283.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 14.000.000 9 Diğer Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.737.000 Toplam 855.000.000 9 Diğer Gelirler 1.737.000 99 Diğer Çeşitli Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.737.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 347 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 54.509.438.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 3.956.549.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 58.465.987.000 58.465.987.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 58.465.987.000 58.465.987.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 58.465.987.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 348 ‒ TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU 58.465.987.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 54.509.438.000 49.27-TEKNOLOJİ TRANSFER OFİSİ BAŞKANLIĞI 63.844.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 63.844.000 E.01.03-İŞÇİLER 40.554.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.531.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.058.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.681.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 20.000 49.29-GEBZE YERLEŞKESİ GENEL SEKRETER YARDIMCILIĞI 480.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 480.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 479.999.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000 49.51-RAYLI ULAŞIM TEKNOLOJİLERİ ENSTİTÜSÜ 264.181.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 264.181.000 E.01.01-MEMURLAR 941.000 E.01.03-İŞÇİLER 219.055.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 828.000 E.02.03-İŞÇİLER 43.225.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 2.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 130.000 TRANSFERLERİ 49.30-TEKNOLOJİ VE YENİLİK DESTEK PROGRAMLARI BAŞKANLIĞI 594.128.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 594.128.000 E.01.03-İŞÇİLER 457.828.000 E.02.03-İŞÇİLER 90.647.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.633.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 26.361.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 14.659.000 49.31-BİLİM VE TOPLUM DAİRE BAŞKANLIĞI 1.065.304.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.065.304.000 E.01.01-MEMURLAR 4.865.000 E.01.03-İŞÇİLER 310.230.000 E.02.03-İŞÇİLER 60.288.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 541.236.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.752.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 113.442.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 11.776.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 349 ‒ TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 18.715.000 49.33-ARAŞTIRMA DESTEK PROGRAMLARI BAŞKANLIĞI 20.506.403.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 20.506.403.000 E.01.03-İŞÇİLER 604.398.000 E.02.03-İŞÇİLER 117.727.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.358.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.093.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 5.827.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 20.000.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 19.750.000.000 TRANSFERLERİ 49.34-ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ DAİRE BAŞKANLIĞI 7.145.497.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 7.145.497.000 E.01.03-İŞÇİLER 193.699.000 E.02.03-İŞÇİLER 38.565.000 E.03.03-YOLLUKLAR 9.293.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.794.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 6.902.146.000 49.35-BİLİM İNSANI DESTEK PROGRAMLARI BAŞKANLIĞI 3.305.570.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.305.570.000 E.01.03-İŞÇİLER 224.862.000 E.02.03-İŞÇİLER 44.374.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 500.000 E.03.03-YOLLUKLAR 210.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 80.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 3.035.544.000 49.36-SAVUNMA SANAYİİ ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME ENSTİTÜSÜ 3.915.858.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.915.858.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.659.095.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.678.000 E.02.03-İŞÇİLER 274.645.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 231.615.000 E.03.03-YOLLUKLAR 300.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 111.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 113.105.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 112.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.589.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 474.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 478.372.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 77.020.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.487.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.012.164.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 9.417.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 11.976.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 2.568.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 38.130.000 TRANSFERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 350 ‒ TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 49.37-UZAY TEKNOLOJİLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ 3.251.561.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.251.561.000 E.01.01-MEMURLAR 434.000 E.01.03-İŞÇİLER 629.251.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 644.000 E.02.03-İŞÇİLER 116.752.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 62.826.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.115.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 37.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 36.672.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 400.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 597.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 766.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 357.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 200.344.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.669.512.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 40.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 89.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 399.854.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 2.500.000 TRANSFERLERİ 49.38-ULUSAL AKADEMİK AĞ VE BİLGİ MERKEZİ 6.887.557.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 6.887.557.000 E.01.01-MEMURLAR 21.641.000 E.01.03-İŞÇİLER 280.098.000 E.02.03-İŞÇİLER 48.842.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 83.173.000 E.03.03-YOLLUKLAR 460.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.380.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.390.786.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 84.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.706.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 250.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 503.134.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 50.205.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.007.768.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 96.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 43.300.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 21.100.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 333.000.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 130.000 TRANSFERLERİ 49.40-MARMARA ARAŞTIRMA MERKEZİ 2.129.950.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.129.950.000 E.01.01-MEMURLAR 1.339.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.320.855.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.807.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 351 ‒ TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.03-İŞÇİLER 254.981.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 172.137.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 158.768.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 146.063.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 72.000.000 TRANSFERLERİ 49.41-ULUSAL METROLOJİ ENSTİTÜSÜ 1.150.329.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.150.329.000 E.01.03-İŞÇİLER 583.677.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.410.000 E.02.03-İŞÇİLER 113.656.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 426.086.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 24.500.000 TRANSFERLERİ 49.42-BİLİŞİM VE BİLGİ GÜVENLİĞİ İLERİ TEKNOLOJİLER ARAŞTIRMA 3.459.580.000 MERKEZİ F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.459.580.000 E.01.01-MEMURLAR 1.685.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.745.867.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 5.450.000 E.02.03-İŞÇİLER 272.509.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 630.121.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 99.300.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 400.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 189.172.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 114.476.000 TRANSFERLERİ 49.43-TEMEL BİLİMLER ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ 24.679.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 24.679.000 E.01.01-MEMURLAR 139.000 E.01.03-İŞÇİLER 20.958.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 165.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.417.000 49.47-BURSA TEST VE ANALİZ LABORATUVARI 182.328.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 182.328.000 E.01.03-İŞÇİLER 142.302.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 808.000 E.02.03-İŞÇİLER 25.428.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.481.000 E.03.03-YOLLUKLAR 125.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 17.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.537.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.487.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 472.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 34.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.500.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 352 ‒ TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 130.000 TRANSFERLERİ 49.48-TÜRKİYE SANAYİ SEVK VE İDARE ENSTİTÜSÜ 82.669.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 82.669.000 E.01.01-MEMURLAR 1.507.000 E.01.03-İŞÇİLER 65.076.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 46.000 E.02.03-İŞÇİLER 13.540.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 2.500.000 TRANSFERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 3.956.549.000 49.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 155.850.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 155.850.000 E.01.01-MEMURLAR 1.256.000 E.01.03-İŞÇİLER 115.338.000 E.02.03-İŞÇİLER 22.155.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.752.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.081.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 682.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 13.586.000 49.4-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 108.193.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 108.193.000 E.01.03-İŞÇİLER 72.447.000 E.02.03-İŞÇİLER 14.456.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 36.000 E.03.03-YOLLUKLAR 51.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 21.116.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 87.000 49.5-İDARİ HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI 1.011.746.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.011.746.000 E.01.03-İŞÇİLER 620.702.000 E.02.03-İŞÇİLER 123.328.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 162.794.000 E.03.03-YOLLUKLAR 266.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 57.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 77.491.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.349.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.759.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 17.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 49.6-İNSAN KAYNAKLARI DAİRE BAŞKANLIĞI 130.693.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 130.693.000 E.01.01-MEMURLAR 25.000 E.01.03-İŞÇİLER 103.634.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 825.000 E.02.03-İŞÇİLER 20.804.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 353 ‒ TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 583.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 68.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.922.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 832.000 49.10-BİLGİ İŞLEM DAİRE BAŞKANLIĞI 258.859.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 258.859.000 E.01.03-İŞÇİLER 185.373.000 E.02.03-İŞÇİLER 36.409.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.499.000 E.03.03-YOLLUKLAR 121.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.940.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.232.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 11.285.000 49.24-HUKUK HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI 100.059.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 100.059.000 E.01.03-İŞÇİLER 82.560.000 E.02.03-İŞÇİLER 16.405.000 E.03.03-YOLLUKLAR 194.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 900.000 49.25-KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRLÜĞÜ 99.487.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 99.487.000 E.01.01-MEMURLAR 4.944.000 E.01.03-İŞÇİLER 64.163.000 E.02.03-İŞÇİLER 12.852.000 E.03.03-YOLLUKLAR 846.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 16.682.000 49.29-GEBZE YERLEŞKESİ GENEL SEKRETER YARDIMCILIĞI 1.958.017.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.958.017.000 E.01.03-İŞÇİLER 763.582.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.339.000 E.02.03-İŞÇİLER 141.220.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 470.073.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.529.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.341.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 200.590.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 826.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 15.615.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 4.981.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 58.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 3.278.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 33.583.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 22.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 30.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 264.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 354 ‒ TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 49.32-BİLİM, TEKNOLOJİ VE YENİLİK POLİTİKALARI DAİRE BAŞKANLIĞI 133.645.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 133.645.000 E.01.03-İŞÇİLER 109.053.000 E.02.03-İŞÇİLER 21.244.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.537.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.811.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 355 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 452.665.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 439.987.000 1 Mal Satış Gelirleri 185.491.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 337.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 176.944.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 8.210.000 2 Hizmet Gelirleri 254.496.000 02 Muayene, Denetim ve Kontrol Ücretleri 16.000 04 Kurs, Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 119.000 05 Danışmanlık / Bilgilendirme Gelirleri 795.000 06 Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri 970.000 13 Ölçü ve Ayar Hizmet Gelirleri 6.352.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 356 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 19 Teşebbüs Etüt veGelirleri ve Proje Mülkiyet Gelirleri 452.665.000 243.863.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 99 Mal Diğervehizmet Hizmetgelirleri Satış Gelirleri 439.987.000 2.381.000 2 1 Malların Satışkullanma Gelirleri veya faaliyette bulunma izni gelirleri 185.491.000 11.730.000 1 01 Şartname, Basılı Evrak, Malların kullanma Form Satış veya faaliyette Gelirlerizni gelirleri bulunma 337.000 11.730.000 02 35 Kitap,Yayın Ar-Ge vb. Satış Faaliyetleri Gelirleri Lisans Gelirleri 176.944.000 11.730.000 6 99 Diğer Mal Kira Satış Gelirleri Gelirleri 8.210.000 948.000 2 1 Hizmet Gelirleri Taşınmaz Kiraları 254.496.000 948.000 02 01 Muayene, Lojman Denetim Kira Gelirlerive Kontrol Ücretleri 16.000 187.000 04 99 Diğer Toplantı, Kurs, Seminer, Taşınmaz Kira Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri Gelirleri 119.000 761.000 04 05 Danışmanlık Alınan Bağış/ ve Bilgilendirme Gelirleri Yardımlar ile Özel Gelirler 795.000 57.182.204.000 2 06 Laboratuvar Merkezi Deney ve Yönetim AnalizDahil Bütçesine Gelirleri İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 970.000 57.182.204.000 1 13 Ölçü ve Ayar Hizmet Gelirleri Cari 6.352.000 26.837.171.000 01 Hazine Yardımı 26.837.171.000 e-bütçe e-Bütçe 2 Sermaye 30.345.033.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 357 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 01 Teşebbüs Hazine ve Mülkiyet Gelirleri Yardımı 452.665.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 30.345.033.000 05 1 Mal ve Hizmet Diğer GelirlerSatış Gelirleri 439.987.000 831.118.000 9 1 Mal Satış Diğer Gelirleri Çeşitli Gelirler 185.491.000 831.118.000 1 01 Şartname, Diğer ÇeşitliBasılı Evrak, Form Satış Gelirleri Gelirler 337.000 831.118.000 02 99 Kitap,Yayın vb. Yukarıda Satış Gelirleri Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 176.944.000 831.118.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri Toplam 8.210.000 58.465.987.000 2 Hizmet Gelirleri 254.496.000 02 Muayene, Denetim ve Kontrol Ücretleri 16.000 04 Kurs, Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 119.000 05 Danışmanlık / Bilgilendirme Gelirleri 795.000 06 Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri 970.000 13 Ölçü ve Ayar Hizmet Gelirleri 6.352.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 359 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 252.032.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 18.109.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 270.141.000 270.141.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 270.141.000 270.141.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 270.141.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 360 ‒ TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ 270.141.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 252.032.000 50.30-AKADEMİ 252.032.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 252.032.000 E.01.01-MEMURLAR 16.943.000 E.01.03-İŞÇİLER 82.194.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 15.000 E.02.03-İŞÇİLER 15.935.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 59.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.927.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 479.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 4.619.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 54.000 GİDERLERİ E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 86.653.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 542.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 14.820.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.100.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 8.625.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 11.067.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 18.109.000 50.30-AKADEMİ 18.109.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 18.109.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.787.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.287.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.285.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 678.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 72.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 361 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 838.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 838.000 1 Mal Satış Gelirleri 838.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 838.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 268.944.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 268.944.000 1 Cari 233.332.000 01 Hazine Yardımı 233.332.000 2 Sermaye 35.612.000 01 Hazine Yardımı 35.612.000 05 Diğer Gelirler 359.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 359.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 362 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 838.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Diğer Çeşitli Gelirler 359.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 838.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 359.000 1 Mal Satış Gelirleri 838.000 Toplam 270.141.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 838.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 268.944.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 268.944.000 1 Cari 233.332.000 01 Hazine Yardımı 233.332.000 2 Sermaye 35.612.000 01 Hazine Yardımı 35.612.000 05 Diğer Gelirler 359.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 359.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 363 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KARAYOLU ULAŞIMI 360.199.378.000 Aynen Kabul Edilmiştir TRAFİK GÜVENLİĞİ 19.518.148.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 9.511.004.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 389.228.530.000 389.228.530.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 389.228.530.000 389.228.530.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 389.188.530.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 40.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 364 ‒ KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 389.228.530.000 EDİLMİŞTİR 42- KARAYOLU ULAŞIMI PROGRAMI 360.199.378.000 51.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 210.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 210.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 35.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 175.000.000 51.65-KARAYOLLARI BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 70.150.982.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 70.150.982.000 E.01.01-MEMURLAR 4.028.190.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 63.816.000 E.01.03-İŞÇİLER 23.757.704.000 E.02.01-MEMURLAR 558.813.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.892.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.720.722.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.407.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.565.416.000 E.03.03-YOLLUKLAR 337.315.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 8.396.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 98.277.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.034.000 GİDERLERİ E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 35.000.000.000 51.30-PROGRAM VE İZLEME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 181.018.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 181.018.000 E.01.01-MEMURLAR 55.757.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.000 E.01.03-İŞÇİLER 72.154.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 8.679.000 E.02.01-MEMURLAR 7.735.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.000 E.02.03-İŞÇİLER 17.590.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.282.000 E.03.03-YOLLUKLAR 877.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.643.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 297.000 GİDERLERİ 51.31-ETÜT, PROJE VE ÇEVRE DAİRESİ BAŞKANLIĞI 658.100.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 658.100.000 E.01.01-MEMURLAR 81.922.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 365 ‒ KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.710.000 E.02.01-MEMURLAR 11.121.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.161.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.227.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.535.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 161.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 257.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 9.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 542.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.000.000 51.32-ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 471.776.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 471.776.000 E.01.01-MEMURLAR 118.972.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.693.000 E.01.03-İŞÇİLER 48.614.000 E.02.01-MEMURLAR 17.032.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 546.000 E.02.03-İŞÇİLER 11.678.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 885.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.325.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 553.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 478.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 226.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 8.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 8.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 3.000.000 51.33-YOL YAPIM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 124.285.026.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 123.345.026.000 E.01.01-MEMURLAR 60.761.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.613.000 E.02.01-MEMURLAR 8.691.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.264.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 778.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.717.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 23.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 171.000 GİDERLERİ E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 122.267.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 940.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 366 ‒ KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 940.000.000 51.34-İŞLETMELER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 114.070.421.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 112.995.304.000 E.01.01-MEMURLAR 59.492.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.509.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.710.000 E.02.01-MEMURLAR 8.541.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 403.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.134.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 459.000 E.03.03-YOLLUKLAR 969.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 364.748.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 267.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 610.939.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 101.302.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 565.403.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.677.699.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.395.030.000 F.07-Dış Proje Kredileri 1.075.117.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 596.990.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 478.127.000 51.35-TESİSLER VE BAKIM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 33.800.482.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 33.800.482.000 E.01.01-MEMURLAR 64.133.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 968.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.000 E.02.01-MEMURLAR 9.099.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 170.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 607.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.022.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 78.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 12.624.394.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 40.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 19.360.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.700.000.000 51.36-SANAT YAPILARI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 5.335.869.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.335.869.000 E.01.01-MEMURLAR 61.398.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.000 E.01.03-İŞÇİLER 19.000 E.02.01-MEMURLAR 8.861.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 473.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 367 ‒ KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 1.077.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 96.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 163.938.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 130.245.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 4.969.755.000 51.37-MAKİNE VE İKMAL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 10.650.721.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 10.650.721.000 E.01.01-MEMURLAR 56.263.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.000 E.01.03-İŞÇİLER 31.603.000 E.02.01-MEMURLAR 7.677.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.661.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 375.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.496.119.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.210.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 17.412.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.470.973.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 62.424.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.313.953.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 20.001.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 49.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.165.997.000 51.39-TAŞINMAZLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 384.983.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 384.983.000 E.01.01-MEMURLAR 55.356.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.000 E.01.03-İŞÇİLER 5.204.000 E.02.01-MEMURLAR 4.625.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.710.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 354.000 E.03.03-YOLLUKLAR 609.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 26.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 93.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 300.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 15.000.000 30- TRAFİK GÜVENLİĞİ PROGRAMI 19.518.148.000 51.65-KARAYOLLARI BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 5.497.749.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.497.749.000 E.01.01-MEMURLAR 670.995.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.573.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.452.621.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 368 ‒ KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 96.353.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 416.000 E.02.03-İŞÇİLER 889.003.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 279.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 298.111.000 E.03.03-YOLLUKLAR 68.028.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.840.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 16.138.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 392.000 GİDERLERİ 51.34-İŞLETMELER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 785.750.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 785.750.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 52.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 733.750.000 51.38-TRAFİK GÜVENLİĞİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 13.234.649.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 13.234.649.000 E.01.01-MEMURLAR 85.594.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.050.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.000 E.02.01-MEMURLAR 11.688.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 275.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 235.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.447.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 103.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 132.246.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 55.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 12.945.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 9.511.004.000 51.2-ÖZEL KALEM 113.128.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 113.128.000 E.01.01-MEMURLAR 72.236.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.000 E.01.03-İŞÇİLER 19.451.000 E.02.01-MEMURLAR 9.586.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.000 E.02.03-İŞÇİLER 5.122.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.191.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.268.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 524.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 438.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 306.000 GİDERLERİ 51.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 914.231.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 914.231.000 E.01.01-MEMURLAR 70.598.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 369 ‒ KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.000 E.01.03-İŞÇİLER 566.016.000 E.02.01-MEMURLAR 9.992.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 60.000 E.02.03-İŞÇİLER 111.644.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 246.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 110.109.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.820.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 145.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.465.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 80.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.923.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 20.566.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 8.537.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 22.000 51.5-PERSONEL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 425.121.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 425.121.000 E.01.01-MEMURLAR 59.104.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.005.000 E.01.03-İŞÇİLER 10.848.000 E.02.01-MEMURLAR 8.056.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 147.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.214.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 386.000 E.03.03-YOLLUKLAR 618.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 141.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 343.602.000 51.10-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 425.223.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 425.223.000 E.01.01-MEMURLAR 53.048.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 403.000 E.01.03-İŞÇİLER 6.266.000 E.02.01-MEMURLAR 7.111.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.304.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 189.000 E.03.03-YOLLUKLAR 578.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 21.638.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 17.684.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 90.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 187.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 40.000.000 51.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 52.867.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 52.867.000 E.01.01-MEMURLAR 44.561.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 370 ‒ KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 5.124.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 236.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.852.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 92.000 GİDERLERİ 51.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 128.009.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 128.009.000 E.01.01-MEMURLAR 94.604.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.288.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.812.000 E.02.01-MEMURLAR 13.304.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 350.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.132.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.553.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.542.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 742.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.404.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.278.000 51.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 41.001.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 41.001.000 E.01.01-MEMURLAR 28.715.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.868.000 E.02.01-MEMURLAR 3.893.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 309.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 301.000 E.03.03-YOLLUKLAR 516.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 5.237.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 76.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 86.000 GİDERLERİ 51.65-KARAYOLLARI BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 7.410.454.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 7.410.454.000 E.01.01-MEMURLAR 478.390.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.984.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.640.357.000 E.02.01-MEMURLAR 69.783.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 610.000 E.02.03-İŞÇİLER 805.382.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 231.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.654.535.000 E.03.03-YOLLUKLAR 100.290.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 615.454.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 14.580.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 838.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 24.946.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 74.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 371 ‒ KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 51.32-ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 970.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 970.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 970.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 372 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 28.913.996.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 27.942.136.000 1 Mal Satış Gelirleri 4.720.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 4.618.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 20.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 82.000 2 Hizmet Gelirleri 27.937.416.000 02 Muayene, Denetim ve Kontrol Ücretleri 338.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 3.581.000 06 Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri 73.955.000 08 Yol, Köprü ve Tünel Ücret Gelirleri 27.158.959.000 99 Diğer hizmet gelirleri 700.583.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 373 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMETTEKLİFİ HÜKÜMET II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 6 Kira Gelirleri Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 971.860.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 28.913.996.000 1 1 Taşınmaz Mal ve Kiraları Hizmet Satış Gelirleri 970.722.000 27.942.136.000 1 01 Mal Lojman SatışKira Gelirleri Gelirleri 53.072.000 4.720.000 99 Diğer 01 Taşınmaz Şartname, Basılı Kira Gelirleri Evrak, Form Satış Gelirleri 917.650.000 4.618.000 3 02 Ön İzin, İrtifak Kitap,Yayın Hakkı ve vb. Satış Kullanma İzni Gelirleri Gelirleri 1.138.000 20.000 01 Ön 99 Diğerİzin MalGelirleri Satış Gelirleri 1.138.000 82.000 04 2 AlınanGelirleri Hizmet Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 357.988.530.000 27.937.416.000 2 02 Merkezi Yönetim Muayene, DenetimBütçesine ve KontrolDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Ücretleri 357.988.530.000 338.000 1 03 Cari Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 140.918.530.000 3.581.000 01 Laboratuvar 06 Hazine Yardımı Deney ve Analiz Gelirleri 140.918.530.000 73.955.000 2 08 Sermaye Yol, Köprü ve Tünel Ücret Gelirleri 217.070.000.000 27.158.959.000 01 Diğer 99 Hazine Yardımı hizmet gelirleri 217.070.000.000 700.583.000 05 Diğer Gelirler 1.388.033.000 e-bütçe e-Bütçe 1 Faiz Gelirleri 1.410.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 374 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 28.913.996.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 9 Diğer Faizler 1.410.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 27.942.136.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 779.000 1 Mal Satış Gelirleri 4.720.000 99 Diğer Faizler 631.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 4.618.000 3 Para Cezaları 13.749.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 20.000 2 İdari Para Cezaları 12.970.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 82.000 99 Diğer İdari Para Cezaları 12.970.000 2 Hizmet Gelirleri 27.937.416.000 9 Diğer Para Cezaları 779.000 02 Muayene, Denetim ve Kontrol Ücretleri 338.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Para Cezaları 779.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 3.581.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 1.372.874.000 06 Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri 73.955.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 1.372.874.000 08 Yol, Köprü ve Tünel Ücret Gelirleri 27.158.959.000 01 İrat Kaydedilecek Nakdi Teminatlar 11.684.000 99 Diğer hizmet gelirleri 700.583.000 03 İrat Kaydedilecek Teminat Mektupları 9.130.000 e-bütçe 06 Kişilerden Alacaklar 346.062.000 e-Bütçe 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 1.005.998.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 375 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCAKABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMETTEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 06 Teşebbüs Sermaye ve Mülkiyet Gelirleri Gelirleri 28.913.996.000 897.971.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 11 Mal ve Hizmet Taşınmaz Satış Satış Gelirleri Gelirleri 27.942.136.000 897.971.000 15 Mal Satış Arsa Gelirleri Satışı 4.720.000 897.971.000 01 Şartname, 01 Arsa SatışıBasılı Evrak, Form Satış Gelirleri 4.618.000 897.971.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri Toplam 20.000 389.188.530.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 82.000 2 Hizmet Gelirleri 27.937.416.000 02 Muayene, Denetim ve Kontrol Ücretleri 338.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 3.581.000 06 Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri 73.955.000 08 Yol, Köprü ve Tünel Ücret Gelirleri 27.158.959.000 99 Diğer hizmet gelirleri 700.583.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 377 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN SANAT VE KÜLTÜR EKONOMİSİ 4.647.317.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 648.256.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 5.295.573.000 5.295.573.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 5.295.573.000 5.295.573.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 5.295.573.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 378 ‒ DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 5.295.573.000 EDİLMİŞTİR 23- SANAT VE KÜLTÜR EKONOMİSİ PROGRAMI 4.647.317.000 52.4-İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 19.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 19.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 12.000.000 52.67-TİYATRO MÜDÜRLÜKLERİ 4.145.801.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.145.801.000 E.01.01-MEMURLAR 289.503.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.426.513.000 E.01.03-İŞÇİLER 512.660.000 E.02.01-MEMURLAR 39.112.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 233.369.000 E.02.03-İŞÇİLER 111.143.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 11.411.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 99.218.000 E.03.03-YOLLUKLAR 64.987.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 915.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 182.469.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 15.807.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 49.030.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 129.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 412.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.122.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.001.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 87.000.000 52.30-BAŞREJİSÖRLÜK 98.384.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 98.384.000 E.01.01-MEMURLAR 9.403.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 69.443.000 E.02.01-MEMURLAR 1.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.839.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.922.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.718.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.055.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 379 ‒ DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.804.000 GİDERLERİ 52.32-SANAT TEKNİK MÜDÜRLÜĞÜ 384.132.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 384.132.000 E.01.01-MEMURLAR 9.851.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 205.627.000 E.02.01-MEMURLAR 1.339.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 18.640.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 16.741.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.529.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.698.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.892.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.816.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 50.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 62.999.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 648.256.000 52.2-ÖZEL KALEM 18.988.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 18.988.000 E.01.01-MEMURLAR 12.018.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 441.000 E.02.01-MEMURLAR 1.245.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 91.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 184.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.496.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 400.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 512.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 46.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 555.000 52.4-İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 136.145.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 136.145.000 E.01.01-MEMURLAR 64.457.000 E.02.01-MEMURLAR 8.222.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 29.037.000 E.03.03-YOLLUKLAR 431.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 248.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 27.603.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.268.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 295.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.584.000 52.5-PERSONEL VE EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 461.884.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 461.884.000 E.01.01-MEMURLAR 30.606.000 E.01.03-İŞÇİLER 274.668.000 E.02.01-MEMURLAR 4.081.000 E.02.03-İŞÇİLER 59.205.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 380 ‒ DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 202.000 E.03.03-YOLLUKLAR 295.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 125.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 22.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 92.680.000 52.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 23.348.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 23.348.000 E.01.01-MEMURLAR 20.328.000 E.02.01-MEMURLAR 2.455.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 117.000 E.03.03-YOLLUKLAR 188.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 162.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 98.000 GİDERLERİ 52.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 7.891.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 7.891.000 E.01.01-MEMURLAR 6.575.000 E.02.01-MEMURLAR 508.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 44.000 E.03.03-YOLLUKLAR 91.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 612.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 36.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 25.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 381 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 159.144.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 156.072.000 1 Mal Satış Gelirleri 419.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 44.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 375.000 2 Hizmet Gelirleri 155.653.000 12 Gişe Gelirleri 147.837.000 99 Diğer hizmet gelirleri 7.816.000 6 Kira Gelirleri 3.072.000 1 Taşınmaz Kiraları 3.072.000 01 Lojman Kira Gelirleri 11.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 3.061.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 382 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 159.144.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 5.129.149.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 156.072.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 5.129.149.000 1 Mal Satış Gelirleri 419.000 1 Cari 4.889.149.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 44.000 01 Hazine Yardımı 4.889.149.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 375.000 2 Sermaye 240.000.000 2 Hizmet Gelirleri 155.653.000 01 Hazine Yardımı 240.000.000 12 Gişe Gelirleri 147.837.000 05 Diğer Gelirler 7.280.000 99 Diğer hizmet gelirleri 7.816.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 7.280.000 6 Kira Gelirleri 3.072.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 7.280.000 1 Taşınmaz Kiraları 3.072.000 06 Kişilerden Alacaklar 4.381.000 01 Lojman Kira Gelirleri 11.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 2.899.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 3.061.000 Toplam 5.295.573.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 383 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN SANAT VE KÜLTÜR EKONOMİSİ 4.796.605.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 451.791.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 5.248.396.000 5.248.396.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 5.248.396.000 5.248.396.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 5.248.396.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 384 ‒ DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 5.248.396.000 EDİLMİŞTİR 23- SANAT VE KÜLTÜR EKONOMİSİ PROGRAMI 4.796.605.000 53.2-ÖZEL KALEM 92.941.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 92.941.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 23.223.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.192.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.495.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 59.757.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 274.000 GİDERLERİ 53.4-İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 27.625.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 27.625.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 115.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 96.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 414.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 12.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 53.67-DEVLET OPERA VE BALESİ MÜDÜRLÜKLERİ 4.676.039.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.676.039.000 E.01.01-MEMURLAR 93.058.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.516.779.000 E.01.03-İŞÇİLER 240.172.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 250.000 E.02.01-MEMURLAR 22.740.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 340.910.000 E.02.03-İŞÇİLER 52.723.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.465.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 97.179.000 E.03.03-YOLLUKLAR 26.705.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.030.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 73.853.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 23.247.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.050.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.878.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 53.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 15.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 385 ‒ DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 89.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 451.791.000 53.4-İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 45.438.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 45.438.000 E.01.01-MEMURLAR 11.812.000 E.02.01-MEMURLAR 3.066.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.023.000 E.03.03-YOLLUKLAR 152.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 226.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.313.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.421.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 797.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.187.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 441.000 53.5-PERSONEL VE EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 262.749.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 262.749.000 E.01.01-MEMURLAR 15.058.000 E.01.03-İŞÇİLER 56.167.000 E.02.01-MEMURLAR 3.460.000 E.02.03-İŞÇİLER 12.545.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 550.000 E.03.03-YOLLUKLAR 116.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 228.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 98.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 174.527.000 53.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 16.169.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 16.169.000 E.01.01-MEMURLAR 12.893.000 E.02.01-MEMURLAR 2.120.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 518.000 E.03.03-YOLLUKLAR 82.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 173.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 383.000 GİDERLERİ 53.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 127.435.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 127.435.000 E.01.01-MEMURLAR 125.678.000 E.02.01-MEMURLAR 563.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 69.000 E.03.03-YOLLUKLAR 61.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 779.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 66.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 219.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 386 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 180.016.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 178.870.000 1 Mal Satış Gelirleri 878.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 878.000 2 Hizmet Gelirleri 177.992.000 12 Gişe Gelirleri 177.992.000 6 Kira Gelirleri 1.146.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.146.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.146.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 5.050.843.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 5.050.843.000 1 Cari 4.856.843.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 387 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 01 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Hazine Yardımı 180.016.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 4.856.843.000 1 2 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri Sermaye 178.870.000 194.000.000 1 01 Mal Satış Hazine Gelirleri Yardımı 878.000 194.000.000 05 01 Şartname, Diğer Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri Gelirler 878.000 17.537.000 1 2 Hizmet Gelirleri Faiz Gelirleri 177.992.000 59.000 9 12 Gişe DiğerGelirleri Faizler 177.992.000 59.000 6 01 Kira Gelirleri Kişilerden Alacaklar Faizleri 1.146.000 59.000 9 1 Taşınmaz Kiraları Diğer Çeşitli Gelirler 1.146.000 17.478.000 1 99 Diğer Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri Çeşitli Gelirler 1.146.000 17.478.000 04 06 Alınan Bağış Kişilerden ve Yardımlar ile Özel Gelirler Alacaklar 5.050.843.000 14.832.000 2 99 Merkezi YukarıdaYönetim BütçesineDiğer Tanımlanmayan DahilÇeşitli İdarelerden GelirlerAlınan Bağış ve Yardımlar 5.050.843.000 2.646.000 1 Cari Toplam 4.856.843.000 5.248.396.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 389 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KIRSAL KALKINMA 7.742.888.000 Aynen Kabul Edilmiştir ORMANLARIN VE DOĞANIN KORUNMASI İLE SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNETİMİ 42.615.920.000 Aynen Kabul Edilmiştir TOPRAK VE SU KAYNAKLARININ KULLANIMI VE YÖNETİMİ 6.711.520.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.860.408.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 59.930.736.000 59.930.736.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 59.930.736.000 59.930.736.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 59.920.736.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 10.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 390 ‒ ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 59.930.736.000 EDİLMİŞTİR 36- KIRSAL KALKINMA PROGRAMI 7.742.888.000 54.65-ORMAN BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 7.502.738.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 7.502.738.000 E.01.01-MEMURLAR 1.427.993.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 416.410.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.938.443.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 293.000 E.02.01-MEMURLAR 214.080.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 50.959.000 E.02.03-İŞÇİLER 425.581.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.710.000 E.03.03-YOLLUKLAR 56.486.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.019.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.982.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 583.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 70.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 591.000.000 TRANSFERLERİ E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 2.363.129.000 54.40-ORMAN VE KÖY İLİŞKİLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 240.150.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 40.150.000 E.01.01-MEMURLAR 25.298.000 E.02.01-MEMURLAR 4.368.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 33.000 E.03.03-YOLLUKLAR 351.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 100.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 8.350.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 1.650.000 F.07-Dış Proje Kredileri 200.000.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 100.000.000 TRANSFERLERİ E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 100.000.000 20- ORMANLARIN VE DOĞANIN KORUNMASI İLE SÜRDÜRÜLEBİLİR 42.615.920.000 YÖNETİMİ PROGRAMI 54.12-DIŞ İLİŞKİLER EĞİTİM VE ARAŞTIRMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 77.377.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 77.375.000 E.01.01-MEMURLAR 62.046.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 391 ‒ ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 9.795.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 196.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.335.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 2.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000 54.41-EKOSİSTEM HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 39.929.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 39.927.000 E.01.01-MEMURLAR 33.045.000 E.02.01-MEMURLAR 5.494.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 57.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.115.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 216.000 F.07-Dış Proje Kredileri 2.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000 54.44-HAVACILIK DAİRESİ BAŞKANLIĞI 10.295.076.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 10.295.076.000 E.01.01-MEMURLAR 2.792.000 E.02.01-MEMURLAR 341.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 240.488.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.794.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 12.705.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.677.212.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 87.744.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 267.000.000 54.65-ORMAN BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 29.441.702.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 29.441.702.000 E.01.01-MEMURLAR 7.444.899.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.797.866.000 E.01.03-İŞÇİLER 11.685.634.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.413.000 E.02.01-MEMURLAR 1.104.897.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 219.428.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.260.774.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 26.012.000 E.03.03-YOLLUKLAR 240.509.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 156.482.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 18.844.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.640.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 190.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 70.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 4.269.500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 14.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 392 ‒ ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 126.614.000 TRANSFERLERİ 54.31-KADASTRO VE MÜLKİYET DAİRESİ BAŞKANLIĞI 235.302.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 235.302.000 E.01.01-MEMURLAR 21.822.000 E.02.01-MEMURLAR 3.202.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 23.000 E.03.03-YOLLUKLAR 255.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 20.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 96.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 21.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 63.000.000 54.32-ORMAN İDARESİ VE PLANLAMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 68.024.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 21.021.000 E.01.01-MEMURLAR 17.322.000 E.02.01-MEMURLAR 2.711.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 24.000 E.03.03-YOLLUKLAR 964.000 F.07-Dış Proje Kredileri 47.003.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.001.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 40.002.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 5.000.000 54.33-İŞLETME VE PAZARLAMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 23.554.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 23.554.000 E.01.01-MEMURLAR 20.190.000 E.02.01-MEMURLAR 3.134.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 19.000 E.03.03-YOLLUKLAR 211.000 54.34-SİLVİKÜLTÜR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 23.402.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 23.401.000 E.01.01-MEMURLAR 19.679.000 E.02.01-MEMURLAR 3.359.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 28.000 E.03.03-YOLLUKLAR 335.000 F.07-Dış Proje Kredileri 1.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000 54.35-İNŞAAT VE İKMAL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 2.185.225.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 69.747.000 E.01.01-MEMURLAR 43.681.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.663.000 E.02.01-MEMURLAR 6.348.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.533.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 837.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.244.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 441.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 393 ‒ ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.07-Dış Proje Kredileri 2.115.478.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.115.478.000 54.36-ORMAN ZARARLILARIYLA MÜCADELE DAİRESİ BAŞKANLIĞI 49.364.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 49.363.000 E.01.01-MEMURLAR 24.317.000 E.02.01-MEMURLAR 3.841.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 20.779.000 E.03.03-YOLLUKLAR 426.000 F.07-Dış Proje Kredileri 1.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000 54.37-ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELE DAİRESİ BAŞKANLIĞI 121.562.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 86.559.000 E.01.01-MEMURLAR 35.671.000 E.02.01-MEMURLAR 5.444.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 40.162.000 E.03.03-YOLLUKLAR 472.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.775.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 35.000 GİDERLERİ F.07-Dış Proje Kredileri 35.003.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 35.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000 54.38-AĞAÇLANDIRMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 32.554.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 32.554.000 E.01.01-MEMURLAR 27.380.000 E.02.01-MEMURLAR 4.291.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 33.000 E.03.03-YOLLUKLAR 850.000 54.42-FİDANLIK VE TOHUM İŞLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 22.844.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 22.841.000 E.01.01-MEMURLAR 18.941.000 E.02.01-MEMURLAR 2.911.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 40.000 E.03.03-YOLLUKLAR 949.000 F.07-Dış Proje Kredileri 3.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000 54.43-İZİN VE İRTİFAK DAİRESİ BAŞKANLIĞI 5.000 F.07-Dış Proje Kredileri 5.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000 24- TOPRAK VE SU KAYNAKLARININ KULLANIMI VE YÖNETİMİ 6.711.520.000 PROGRAMI 54.65-ORMAN BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 6.581.541.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 394 ‒ ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 6.122.301.000 E.01.01-MEMURLAR 1.372.950.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 442.186.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.404.874.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 876.000 E.02.01-MEMURLAR 238.242.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 50.987.000 E.02.03-İŞÇİLER 584.966.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.018.000 E.03.03-YOLLUKLAR 57.930.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 47.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.969.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 586.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 70.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 954.600.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 6.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 459.240.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 68.335.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 340.405.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 500.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 25.000.000 TRANSFERLERİ E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 25.000.000 54.38-AĞAÇLANDIRMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 78.400.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 11.400.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 600.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 800.000 F.07-Dış Proje Kredileri 67.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 60.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 4.000.000 54.39-TOPRAK MUHAFAZA VE HAVZA ISLAHI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 51.579.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 20.319.000 E.01.01-MEMURLAR 17.387.000 E.02.01-MEMURLAR 2.674.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 25.000 E.03.03-YOLLUKLAR 233.000 F.07-Dış Proje Kredileri 31.260.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 29.290.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 1.970.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.860.408.000 54.2-ÖZEL KALEM 39.262.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 39.262.000 E.01.01-MEMURLAR 32.619.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 568.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 395 ‒ ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 3.365.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 11.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.555.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 49.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 95.000 54.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 275.034.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 275.034.000 E.01.01-MEMURLAR 49.894.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.681.000 E.01.03-İŞÇİLER 96.480.000 E.02.01-MEMURLAR 7.574.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.096.000 E.02.03-İŞÇİLER 90.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 36.465.000 E.03.03-YOLLUKLAR 213.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.908.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.279.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 48.354.000 54.5-PERSONEL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 816.672.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 816.672.000 E.01.01-MEMURLAR 58.393.000 E.02.01-MEMURLAR 8.012.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 33.000 E.03.03-YOLLUKLAR 209.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 8.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 17.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 750.000.000 54.10-BİLGİ SİSTEMLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 505.045.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 505.045.000 E.01.01-MEMURLAR 45.017.000 E.02.01-MEMURLAR 6.246.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 34.000 E.03.03-YOLLUKLAR 290.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 163.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.295.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 250.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 200.000.000 54.12-DIŞ İLİŞKİLER EĞİTİM VE ARAŞTIRMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 44.756.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 44.754.000 E.01.01-MEMURLAR 44.248.000 E.02.01-MEMURLAR 18.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 488.000 F.07-Dış Proje Kredileri 2.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 396 ‒ ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 54.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 228.005.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 228.005.000 E.01.01-MEMURLAR 193.507.000 E.02.01-MEMURLAR 21.205.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 45.000 E.03.03-YOLLUKLAR 13.248.000 54.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 48.459.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 45.959.000 E.01.01-MEMURLAR 39.719.000 E.02.01-MEMURLAR 5.949.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 27.000 E.03.03-YOLLUKLAR 190.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 51.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 23.000 GİDERLERİ F.07-Dış Proje Kredileri 2.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.500.000 54.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 22.520.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 22.520.000 E.01.01-MEMURLAR 19.467.000 E.02.01-MEMURLAR 2.912.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 25.000 E.03.03-YOLLUKLAR 57.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 28.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 31.000 GİDERLERİ 54.65-ORMAN BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 823.034.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 823.034.000 E.01.01-MEMURLAR 325.216.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.527.000 E.01.03-İŞÇİLER 256.245.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 41.000 E.02.01-MEMURLAR 27.615.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 260.000 E.02.03-İŞÇİLER 27.354.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.118.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.777.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 32.334.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.335.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.322.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 890.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 11.320.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 14.875.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 86.405.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.650.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 11.250.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 397 ‒ ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 54.43-İZİN VE İRTİFAK DAİRESİ BAŞKANLIĞI 57.621.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 57.621.000 E.01.01-MEMURLAR 49.636.000 E.02.01-MEMURLAR 7.711.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 53.000 E.03.03-YOLLUKLAR 221.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 398 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 20.151.622.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 57.000.000 1 Mal Satış Gelirleri 2.000.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 2.000.000 2 Hizmet Gelirleri 55.000.000 99 Diğer hizmet gelirleri 55.000.000 6 Kira Gelirleri 20.094.622.000 1 Taşınmaz Kiraları 205.000.000 01 Lojman Kira Gelirleri 100.000.000 03 Sosyal Tesis Kira Gelirleri 5.000.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 100.000.000 3 Ön İzin, İrtifak Hakkı ve Kullanma İzni Gelirleri 19.889.622.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 399 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 20.151.622.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 01 Ön İzin Gelirleri 20.000.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 57.000.000 02 İrtifak Hakkı Gelirleri 2.000.000 1 Mal Satış Gelirleri 2.000.000 03 Kullanma İzni Gelirleri 200.000.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 2.000.000 04 Ormancılık Faaliyetleri İçin Arazi İzin Bedeli Geliri 17.667.622.000 2 Hizmet Gelirleri 55.000.000 05 Ağaçlandırma Bedeli Geliri 2.000.000.000 99 Diğer hizmet gelirleri 55.000.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 34.920.736.000 6 Kira Gelirleri 20.094.622.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 34.920.736.000 1 Taşınmaz Kiraları 205.000.000 1 Cari 22.489.893.000 01 Lojman Kira Gelirleri 100.000.000 01 Hazine Yardımı 22.489.893.000 03 Sosyal Tesis Kira Gelirleri 5.000.000 2 Sermaye 12.430.843.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 100.000.000 01 Hazine Yardımı 12.430.843.000 3 Ön İzin, İrtifak Hakkı ve Kullanma İzni Gelirleri 19.889.622.000 05 Diğer Gelirler 4.551.541.000 e-bütçe 1 Faiz Gelirleri 390.937.000 e-Bütçe 5 Menkul Kıymet ve Gecikmiş Ödemeler Faizleri 11.992.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 400 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 01 Teşebbüs ve Mülkiyet Menkul Kıymet Gelirleri ve Gecikmiş Ödemeler Faizleri 20.151.622.000 11.992.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 9 Mal DiğerveFaizler Hizmet Satış Gelirleri 57.000.000 378.945.000 1 01 Mal Satış Gelirleri Kişilerden Alacaklar Faizleri 2.000.000 3.945.000 01 99 Şartname, Diğer Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri Faizler 2.000.000 375.000.000 2 2 Hizmet Gelirleri Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 55.000.000 10.240.000 1 99 Devlethizmet Diğer Paylarıgelirleri 55.000.000 9.000.000 6 03 Kira GelirleriBelediyesi Olan İllerde Alınan Madenlerden Devlet Hakkı Büyükşehir 20.094.622.000 9.000.000 1 6 Taşınmaz Özel Kiraları Bütçeli İdarelere Ait Paylar 205.000.000 1.240.000 01 99 Lojman Kira İdarelere Özel Bütçeli Gelirleri Ait Diğer Paylar 100.000.000 1.240.000 3 03 Sosyal Para Tesis Kira Gelirleri Cezaları 5.000.000 28.000.000 2 99 Diğer Taşınmaz İdari Para Kira Gelirleri Cezaları 100.000.000 25.000.000 3 99 Ön İzin, Diğer İrtifak İdari ParaHakkı ve Kullanma İzni Gelirleri Cezaları 19.889.622.000 25.000.000 e-bütçe 9 Diğer Para Cezaları 3.000.000 e-Bütçe 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Para Cezaları 3.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 401 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 20.151.622.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 9 Diğer Çeşitli Gelirler 4.122.364.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 57.000.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 4.122.364.000 1 Mal Satış Gelirleri 2.000.000 01 İrat Kaydedilecek Nakdi Teminatlar 8.000.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 2.000.000 06 Kişilerden Alacaklar 14.364.000 2 Hizmet Gelirleri 55.000.000 08 Orman Köylülerini Kalkındırma Gelirleri 400.000.000 99 Diğer hizmet gelirleri 55.000.000 09 Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrol Gelirleri 3.500.000.000 6 Kira Gelirleri 20.094.622.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 200.000.000 1 Taşınmaz Kiraları 205.000.000 08 Alacaklardan Tahsilat 296.837.000 01 Lojman Kira Gelirleri 100.000.000 1 Yurtiçi Alacaklardan Tahsilat 296.837.000 03 Sosyal Tesis Kira Gelirleri 5.000.000 5 Mahalli İdarelerden 7.939.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 100.000.000 03 Köylerden 7.939.000 3 Ön İzin, İrtifak Hakkı ve Kullanma İzni Gelirleri 19.889.622.000 9 Diğer Yurtiçi Alacaklardan Tahsilat 288.898.000 e-bütçe 05 Özel Teşebbüslerden 43.000 e-Bütçe 06 Hane Halklarından 288.182.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 402 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 20.151.622.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 99 Diğerlerinden 673.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 57.000.000 Toplam 59.920.736.000 1 Mal Satış Gelirleri 2.000.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 2.000.000 2 Hizmet Gelirleri 55.000.000 99 Diğer hizmet gelirleri 55.000.000 6 Kira Gelirleri 20.094.622.000 1 Taşınmaz Kiraları 205.000.000 01 Lojman Kira Gelirleri 100.000.000 03 Sosyal Tesis Kira Gelirleri 5.000.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 100.000.000 3 Ön İzin, İrtifak Hakkı ve Kullanma İzni Gelirleri 19.889.622.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 403 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN MİLLİ KÜLTÜR 4.818.379.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 628.846.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 5.447.225.000 5.447.225.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 5.447.225.000 5.447.225.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 8.000.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 404 ‒ VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 5.447.225.000 EDİLMİŞTİR 12- MİLLİ KÜLTÜR PROGRAMI 4.818.379.000 55.2-ÖZEL KALEM 1.130.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.130.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 1.130.000 55.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 2.610.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.610.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.108.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 121.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 381.000 GİDERLERİ 55.38-EMLAK DAİRE BAŞKANLIĞI 17.246.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 17.246.000 E.01.01-MEMURLAR 11.980.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.266.000 55.39-PROJE VE YAPIM DAİRE BAŞKANLIĞI 78.752.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 78.752.000 E.01.01-MEMURLAR 11.984.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.268.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 61.500.000 55.40-VAKIF EĞİTİM DAİRE BAŞKANLIĞI 905.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 905.000 E.01.01-MEMURLAR 90.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 815.000 55.41-BİLGİ İŞLEM DAİRE BAŞKANLIĞI 300.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 300.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 300.000 55.65-BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 4.145.282.896 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.145.282.896 E.01.01-MEMURLAR 974.051.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 513.025.000 E.01.03-İŞÇİLER 782.691.000 E.02.01-MEMURLAR 122.945.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 62.964.000 E.02.03-İŞÇİLER 165.211.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 367.274.000 E.03.03-YOLLUKLAR 29.072.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 40.699.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 182.498.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 405 ‒ VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.086.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 12.477.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.303.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 6.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 524.848.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 60.300.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 300.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 4.314.936 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 293.217.960 55.30-SANAT ESERLERİ VE YAPI İŞLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 383.898.104 F.02-Özel Bütçeli İdareler 383.898.104 E.01.01-MEMURLAR 22.447.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.738.000 E.02.01-MEMURLAR 2.946.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.179.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 288.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.577.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 275.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 381.000 GİDERLERİ E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 324.067.104 55.31-YATIRIM VE EMLAK DAİRE BAŞKANLIĞI 41.197.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 41.197.000 E.01.01-MEMURLAR 27.816.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.679.000 E.02.01-MEMURLAR 3.122.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 95.000 E.03.03-YOLLUKLAR 407.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 17.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.277.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 84.000 GİDERLERİ 55.32-VAKIF HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 27.448.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 27.448.000 E.01.01-MEMURLAR 21.877.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.947.000 E.02.01-MEMURLAR 2.761.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 230.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 126.000 E.03.03-YOLLUKLAR 126.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 377.000 GİDERLERİ 55.33-HAYIR HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 17.095.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 17.095.000 E.01.01-MEMURLAR 11.834.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 406 ‒ VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.077.000 E.02.01-MEMURLAR 1.871.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 230.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 63.000 E.03.03-YOLLUKLAR 594.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 319.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 107.000 GİDERLERİ 55.35-KÜLTÜR VE TESCİL DAİRE BAŞKANLIĞI 83.408.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 83.408.000 E.01.01-MEMURLAR 54.818.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.573.000 E.02.01-MEMURLAR 5.965.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.116.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.565.000 E.03.03-YOLLUKLAR 438.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.827.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.455.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.598.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 53.000 55.36-DIŞ İLİŞKİLER DAİRE BAŞKANLIĞI 11.564.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 11.564.000 E.01.01-MEMURLAR 9.019.000 E.02.01-MEMURLAR 1.053.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 24.000 E.03.03-YOLLUKLAR 655.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 17.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 176.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 459.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 161.000 GİDERLERİ 55.37-SAĞLIK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 7.543.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 7.543.000 E.01.01-MEMURLAR 4.803.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.899.000 E.02.01-MEMURLAR 478.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 230.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.000 E.03.03-YOLLUKLAR 126.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 628.846.000 55.2-ÖZEL KALEM 73.518.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 73.518.000 E.01.01-MEMURLAR 57.124.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.025.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 700.000 E.02.01-MEMURLAR 6.612.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 407 ‒ VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 536.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 517.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.169.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 195.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 347.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 293.000 GİDERLERİ 55.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 199.733.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 199.733.000 E.01.01-MEMURLAR 34.309.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.434.000 E.01.03-İŞÇİLER 110.963.000 E.02.01-MEMURLAR 4.636.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 641.000 E.02.03-İŞÇİLER 23.199.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 17.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.342.000 E.03.03-YOLLUKLAR 188.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 14.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 965.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.206.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 819.000 55.5-PERSONEL DAİRE BAŞKANLIĞI 79.490.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 79.490.000 E.01.01-MEMURLAR 18.399.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.328.000 E.02.01-MEMURLAR 2.280.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 471.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 32.000 E.03.03-YOLLUKLAR 190.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 840.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 226.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 52.664.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 60.000 55.20-REHBERLİK VE TEFTİŞ BAŞKANLIĞI 158.978.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 158.978.000 E.01.01-MEMURLAR 131.881.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.784.000 E.02.01-MEMURLAR 14.898.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 230.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.054.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.721.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 63.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 284.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 63.000 55.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 57.886.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 408 ‒ VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 57.886.000 E.01.01-MEMURLAR 33.536.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.594.000 E.02.01-MEMURLAR 3.743.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.249.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 162.000 E.03.03-YOLLUKLAR 406.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 16.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.103.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.077.000 GİDERLERİ 55.24-HUKUK MUŞAVİRLİĞİ 31.440.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 31.440.000 E.01.01-MEMURLAR 18.654.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.307.000 E.02.01-MEMURLAR 2.324.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 804.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 95.000 E.03.03-YOLLUKLAR 220.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.354.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 678.000 GİDERLERİ 55.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 9.870.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 9.870.000 E.01.01-MEMURLAR 4.718.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.521.000 E.02.01-MEMURLAR 627.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 306.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 383.000 E.03.03-YOLLUKLAR 344.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 528.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 429.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 14.000 GİDERLERİ 55.41-BİLGİ İŞLEM DAİRE BAŞKANLIĞI 17.931.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 17.931.000 E.01.01-MEMURLAR 11.170.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.761.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 409 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 6.376.645.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 64.428.000 1 Mal Satış Gelirleri 1.717.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 1.717.000 2 Hizmet Gelirleri 62.711.000 01 Teftiş ve Denetleme Ücret ve Payları 4.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 774.000 42 Vakıf Yönetim ve Temsil Gelirleri 61.933.000 6 Kira Gelirleri 6.312.217.000 1 Taşınmaz Kiraları 6.312.217.000 01 Lojman Kira Gelirleri 20.644.000 02 Ecrimisil Gelirleri 103.223.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 410 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 99 Diğer Taşınmaz Teşebbüs ve Kira Gelirleri Mülkiyet Gelirleri 6.188.350.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6.376.645.000 05 1 Diğer Mal GelirlerSatış Gelirleri ve Hizmet 240.162.000 64.428.000 1 1 Faiz Satış Mal Gelirleri Gelirleri 62.428.000 1.717.000 9 01 Diğer Faizler Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 62.428.000 1.717.000 2 01 Kişilerden Hizmet Alacaklar Faizleri Gelirleri 495.000 62.711.000 99 01 Diğer Teftiş Faizler ve Denetleme Ücret ve Payları 61.933.000 4.000 3 03 Para Cezaları Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 413.000 774.000 2 42 İdari Vakıf Para Cezaları Yönetim ve Temsil Gelirleri 413.000 61.933.000 6 99 Diğer İdari Kira GelirleriPara Cezaları 413.000 6.312.217.000 9 1 Diğer Çeşitli Taşınmaz Gelirler Kiraları 177.321.000 6.312.217.000 1 01 Diğer LojmanÇeşitli Kira Gelirleri 177.321.000 20.644.000 01 02 İrat Kaydedilecek Ecrimisil Gelirleri Nakdi Teminatlar 10.322.000 103.223.000 06 Kişilerden Alacaklar 1.841.000 e-bütçe e-Bütçe 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 165.158.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 411 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 06 03 Sermaye Gelirleri Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.383.193.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6.376.645.000 11 Taşınmaz Mal SatışSatış ve Hizmet Gelirleri Gelirleri 1.383.193.000 64.428.000 16 Vakıflara Mal Satış Ait Taşınmaz Satış Gelirleri Gelirleri 1.383.193.000 1.717.000 01 01 Mazbut Vakıflara Şartname, Basılı Ait Taşınmaz Evrak, SatışGelirleri Form Satış Gelirleri 1.238.681.000 1.717.000 2 02 MazbutGelirleri Hizmet Vakıflara Taviz Bedelleri 144.512.000 62.711.000 01 Teftiş ve Denetleme Ücret veToplam Payları 8.000.000.000 4.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 774.000 42 Vakıf Yönetim ve Temsil Gelirleri 61.933.000 6 Kira Gelirleri 6.312.217.000 1 Taşınmaz Kiraları 6.312.217.000 01 Lojman Kira Gelirleri 20.644.000 02 Ecrimisil Gelirleri 103.223.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 413 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KORUYUCU SAĞLIK 784.626.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 975.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 469.991.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.255.592.000 1.255.592.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.255.592.000 1.255.592.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.600.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 414 ‒ TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.255.592.000 EDİLMİŞTİR 53- KORUYUCU SAĞLIK PROGRAMI 784.626.000 56.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 20.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 20.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 20.000.000 56.65-SAĞLIK DENETLEME MERKEZLERİ 712.600.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 712.600.000 E.01.01-MEMURLAR 630.037.000 E.02.01-MEMURLAR 82.057.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 502.000 56.31-SAĞLIK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 33.536.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 33.536.000 E.01.01-MEMURLAR 15.816.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 37.000 E.02.01-MEMURLAR 1.804.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.651.000 E.03.03-YOLLUKLAR 210.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.000 56.32-TÜRK BOĞAZLARI VE SAĞLIK DENETİMLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 18.490.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 18.490.000 E.01.01-MEMURLAR 14.808.000 E.02.01-MEMURLAR 1.525.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 245.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.454.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 39.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 8.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 361.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 43.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 975.000 56.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 975.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 975.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 975.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 415 ‒ TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 469.991.000 56.2-ÖZEL KALEM 15.564.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 15.564.000 E.01.01-MEMURLAR 13.459.000 E.02.01-MEMURLAR 1.441.000 E.03.03-YOLLUKLAR 544.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 25.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 95.000 56.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 365.375.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 365.375.000 E.01.01-MEMURLAR 53.217.000 E.01.03-İŞÇİLER 131.216.000 E.02.01-MEMURLAR 6.040.000 E.02.03-İŞÇİLER 27.055.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 34.773.000 E.03.03-YOLLUKLAR 900.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 157.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.745.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.270.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 227.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.900.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 11.323.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 9.300.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 14.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 61.252.000 56.5-İNSAN KAYNAKLARI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 49.858.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 49.858.000 E.01.01-MEMURLAR 17.602.000 E.02.01-MEMURLAR 2.015.000 E.03.03-YOLLUKLAR 78.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 35.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 30.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 125.000 56.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 16.538.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 16.538.000 E.01.01-MEMURLAR 14.581.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.000 E.02.01-MEMURLAR 1.664.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.000 E.03.03-YOLLUKLAR 206.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 25.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 35.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 416 ‒ TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 56.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 10.202.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 10.202.000 E.01.01-MEMURLAR 6.951.000 E.02.01-MEMURLAR 895.000 E.03.03-YOLLUKLAR 44.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.312.000 56.65-SAĞLIK DENETLEME MERKEZLERİ 1.885.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.885.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.701.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 184.000 56.67-MÜDÜRLÜKLER 10.569.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 10.569.000 E.01.01-MEMURLAR 9.265.000 E.02.01-MEMURLAR 1.239.000 E.03.03-YOLLUKLAR 65.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 417 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 01 Vergi Gelirleri 3.446.861.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6 Harçlar 3.446.861.000 9 Diğer Harçlar 3.446.861.000 49 Gemi Sağlık Resmi 3.446.861.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 8.101.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 5.769.000 1 Mal Satış Gelirleri 5.759.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 1.000 05 Gemi Sağlık Cüzdanı Bedelleri 5.758.000 2 Hizmet Gelirleri 10.000 99 Diğer hizmet gelirleri 10.000 6 Kira Gelirleri 2.332.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 418 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 01 1 Taşınmaz Vergi Kiraları Gelirleri 2.332.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 3.446.861.000 6 01 Lojman Kira Gelirleri Harçlar 2.331.000 3.446.861.000 9 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri Diğer Harçlar 3.446.861.000 05 49 DiğerSağlık Gemi Gelirler Resmi 145.038.000 3.446.861.000 03 1 Faiz Gelirlerive Mülkiyet Gelirleri Teşebbüs 380.000 8.101.000 1 9 DiğerveFaizler Mal Hizmet Satış Gelirleri 380.000 5.769.000 1 01 Kişilerden Mal Alacaklar Faizleri Satış Gelirleri 216.000 5.759.000 99 01 Diğer Faizler Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 164.000 1.000 3 05 Para CezalarıCüzdanı Bedelleri Gemi Sağlık 20.807.000 5.758.000 2 2 İdari HizmetPara Cezaları Gelirleri 19.818.000 10.000 99 99 Diğer Diğer İdari hizmetPara Cezaları gelirleri 19.818.000 10.000 6 4 Vergi Cezaları Kira Gelirleri 989.000 2.332.000 01 Vergi ve Diğer Amme Alacakları Gecikme Zamları 989.000 e-bütçe e-Bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 123.851.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 419 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 01 1 Vergi Çeşitli Diğer Gelirleri Gelirler 3.446.861.000 123.851.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6 01 Harçlar İrat Kaydedilecek Nakdi Teminatlar 3.446.861.000 11.000 9 06 Diğer Harçlar Kişilerden Alacaklar 3.446.861.000 400.000 49 99 Gemi Sağlık Resmi Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 3.446.861.000 123.440.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Toplam 8.101.000 3.600.000.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 5.769.000 1 Mal Satış Gelirleri 5.759.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 1.000 05 Gemi Sağlık Cüzdanı Bedelleri 5.758.000 2 Hizmet Gelirleri 10.000 99 Diğer hizmet gelirleri 10.000 6 Kira Gelirleri 2.332.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 421 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TABİİ KAYNAKLAR 8.613.111.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.688.430.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 10.301.541.000 10.301.541.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 10.301.541.000 10.301.541.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 10.291.541.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 10.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 422 ‒ MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 10.301.541.000 EDİLMİŞTİR 49- TABİİ KAYNAKLAR PROGRAMI 8.613.111.000 57.8-ŞEHİT CUMA DAĞ TABİAT TARİHİ MÜZE MÜDÜRLÜĞÜ 79.697.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 79.697.000 E.01.01-MEMURLAR 35.117.000 E.01.03-İŞÇİLER 25.086.000 E.02.01-MEMURLAR 4.027.000 E.02.03-İŞÇİLER 5.117.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.366.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 7.484.000 57.33-ENERJİ HAMMADDE ETÜT VE ARAMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.550.246.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.550.246.000 E.01.01-MEMURLAR 114.984.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 319.000 E.01.03-İŞÇİLER 11.847.000 E.02.01-MEMURLAR 14.980.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.880.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 1.405.201.000 57.34-FİZİBİLİTE ETÜTLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 198.440.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 198.440.000 E.01.01-MEMURLAR 76.825.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 723.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.455.000 E.02.01-MEMURLAR 12.295.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 86.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.001.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 192.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 102.363.000 57.35-MADEN ANALİZLERİ VE TEKNOLOJİSİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 508.324.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 508.324.000 E.01.01-MEMURLAR 246.898.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.232.000 E.01.03-İŞÇİLER 37.441.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 423 ‒ MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 38.704.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 247.000 E.02.03-İŞÇİLER 7.778.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 30.697.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 124.327.000 57.65-BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 1.181.864.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.181.864.000 E.01.01-MEMURLAR 734.486.000 E.01.03-İŞÇİLER 291.372.000 E.02.01-MEMURLAR 89.665.000 E.02.03-İŞÇİLER 66.341.000 57.30-JEOLOJİ ETÜTLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 332.479.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 332.479.000 E.01.01-MEMURLAR 146.984.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 111.000 E.01.03-İŞÇİLER 16.277.000 E.02.01-MEMURLAR 19.618.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 106.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.057.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.300.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 600.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 160.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 142.266.000 57.31-JEOFİZİK ETÜTLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 460.483.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 460.483.000 E.01.01-MEMURLAR 138.377.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 111.000 E.01.03-İŞÇİLER 10.857.000 E.02.01-MEMURLAR 13.053.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 123.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.030.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 285.432.000 57.32-MADEN ETÜD VE ARAMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 3.565.999.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.565.999.000 E.01.01-MEMURLAR 121.010.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.730.000 E.01.03-İŞÇİLER 12.265.000 E.02.01-MEMURLAR 16.111.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 534.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.677.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 2.779.672.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 630.000.000 57.36-SONDAJ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 460.773.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 424 ‒ MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 460.773.000 E.01.01-MEMURLAR 114.631.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.964.000 E.01.03-İŞÇİLER 110.680.000 E.02.01-MEMURLAR 13.914.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.214.000 E.02.03-İŞÇİLER 20.535.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 173.827.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 10.508.000 57.37-DENİZ ARAŞTIRMALARI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 167.915.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 167.915.000 E.01.01-MEMURLAR 63.821.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 863.000 E.01.03-İŞÇİLER 23.289.000 E.02.01-MEMURLAR 7.582.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 174.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.154.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.453.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.750.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 46.329.000 57.38-ÇEVRE ARAŞTIRMALARI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 106.891.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 106.891.000 E.01.01-MEMURLAR 46.033.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 103.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.634.000 E.02.01-MEMURLAR 6.407.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 65.000 E.02.03-İŞÇİLER 472.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.240.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 48.437.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.688.430.000 57.2-ÖZEL KALEM 80.841.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 80.841.000 E.01.01-MEMURLAR 37.058.000 E.01.03-İŞÇİLER 27.078.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 1.093.000 E.02.01-MEMURLAR 5.808.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.722.000 E.03.03-YOLLUKLAR 458.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.241.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 383.000 57.4-İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 751.296.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 425 ‒ MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 751.296.000 E.01.01-MEMURLAR 94.464.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.264.000 E.01.03-İŞÇİLER 249.160.000 E.02.01-MEMURLAR 15.647.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 424.000 E.02.03-İŞÇİLER 37.873.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 87.662.000 E.03.03-YOLLUKLAR 371.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 384.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 76.434.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.659.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 667.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 7.045.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 12.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.082.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 168.148.000 57.5-PERSONEL VE EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 272.816.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 272.816.000 E.01.01-MEMURLAR 46.439.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.258.000 E.01.03-İŞÇİLER 7.354.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.692.000 E.02.01-MEMURLAR 7.239.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 247.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.784.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.246.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.197.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 200.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 360.000 57.7-BİLİMSEL DOKÜMANTASYON VE VE TANITMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 270.751.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 270.751.000 E.01.01-MEMURLAR 78.405.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.814.000 E.01.03-İŞÇİLER 24.429.000 E.02.01-MEMURLAR 11.167.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 650.000 E.02.03-İŞÇİLER 5.090.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 329.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 172.000 E.03.03-YOLLUKLAR 108.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 82.254.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 549.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 18.600.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 14.184.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 426 ‒ MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 30.000.000 57.8-ŞEHİT CUMA DAĞ TABİAT TARİHİ MÜZE MÜDÜRLÜĞÜ 60.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 60.000 E.03.03-YOLLUKLAR 60.000 57.11-MAKİNE İKMAL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 120.857.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 120.857.000 E.01.01-MEMURLAR 39.695.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.149.000 E.01.03-İŞÇİLER 26.729.000 E.02.01-MEMURLAR 6.906.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 124.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.379.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 599.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 30.052.000 E.03.03-YOLLUKLAR 90.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.137.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.547.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.200.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.250.000 57.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 29.104.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 29.104.000 E.01.01-MEMURLAR 19.490.000 E.01.03-İŞÇİLER 5.220.000 E.02.01-MEMURLAR 2.746.000 E.02.03-İŞÇİLER 948.000 E.03.03-YOLLUKLAR 700.000 57.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 58.957.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 58.957.000 E.01.01-MEMURLAR 45.123.000 E.01.03-İŞÇİLER 5.209.000 E.02.01-MEMURLAR 6.905.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.125.000 E.03.03-YOLLUKLAR 210.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 385.000 57.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 25.049.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 25.049.000 E.01.01-MEMURLAR 13.710.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.512.000 E.02.01-MEMURLAR 1.913.000 E.02.03-İŞÇİLER 622.000 E.03.03-YOLLUKLAR 114.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 4.687.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 491.000 57.33-ENERJİ HAMMADDE ETÜT VE ARAMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 79.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 79.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 427 ‒ MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 79.000 57.35-MADEN ANALİZLERİ VE TEKNOLOJİSİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 111.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 111.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 51.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 22.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 38.000 57.65-BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 77.605.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 77.605.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 23.166.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 683.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.529.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 23.148.000 E.03.03-YOLLUKLAR 862.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 160.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 22.928.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.558.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 445.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.126.000 57.60-YURT DIŞI ÇALIŞMA BÜROLARI 610.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 610.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 102.000 E.03.03-YOLLUKLAR 53.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 442.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 13.000 GİDERLERİ 57.30-JEOLOJİ ETÜTLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 294.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 294.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 294.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 428 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 176.044.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 70.230.000 1 Mal Satış Gelirleri 4.230.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 40.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 4.190.000 2 Hizmet Gelirleri 66.000.000 06 Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri 10.000.000 66 Kamu Kurumlarından Alınan Maden ve Jeotermal Kaynak Arama ve Araştırma Gelirleri 50.000.000 99 Diğer hizmet gelirleri 6.000.000 6 Kira Gelirleri 105.814.000 1 Taşınmaz Kiraları 25.814.000 01 Lojman Kira Gelirleri 814.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 429 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 99 Teşebbüs Diğer ve Kira Mülkiyet Taşınmaz Gelirleri Gelirleri 176.044.000 25.000.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 2 Mal ve Hizmet Taşınır KiralarıSatış Gelirleri 70.230.000 80.000.000 1 01 Mal Satış Taşınır Gelirleri Kira Gelirleri 4.230.000 80.000.000 04 01 Şartname, Alınan Basılı Bağış veEvrak, Form ile Yardımlar Satış Gelirleri Özel Gelirler 40.000 9.400.670.000 2 02 Kitap,Yayın Merkezi vb. Satış Yönetim GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Bütçesine 4.190.000 9.400.670.000 21 Hizmet Gelirleri Cari 66.000.000 3.852.367.000 06 01 Laboratuvar Hazine Deney ve Analiz Gelirleri Yardımı 10.000.000 3.852.367.000 2 66 Kamu Kurumlarından Alınan Maden ve Jeotermal Kaynak Arama ve Araştırma Gelirleri Sermaye 50.000.000 5.548.303.000 99 01 Diğer Hazinehizmet gelirleri Yardımı 6.000.000 5.548.303.000 05 6 Kira DiğerGelirleri Gelirler 105.814.000 714.827.000 1 1 Taşınmaz Faiz Kiraları Gelirleri 25.814.000 1.327.000 9 01 Lojman Diğer Kira Gelirleri Faizler 814.000 1.327.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 10.000 e-bütçe e-Bütçe 99 Diğer Faizler 1.317.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 430 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN EDİLEN II III III IV IV 03 2 Teşebbüs ve Mülkiyet Kişi ve Kurumlardan Gelirleri Alınan Paylar 176.044.000 700.000.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 6 Mal Özelve Hizmet Bütçeli Satış Ait Gelirleri İdarelere Paylar 70.230.000 700.000.000 1 09 Mal Satış Gelirleri Buluculuk ve Katkı Payları 4.230.000 150.000.000 01 12 Şartname, Maden ve Basılı Evrak, Jeotermal Form Satış Kaynak GelirleriDevir Payları Ruhsat Saha 40.000 550.000.000 9 02 Kitap,Yayın Diğer Çeşitlivb. Satış Gelirleri Gelirler 4.190.000 13.500.000 21 HizmetÇeşitli Diğer Gelirleri Gelirler 66.000.000 13.500.000 06 06 Laboratuvar Kişilerden Deney ve Analiz Gelirleri Alacaklar 10.000.000 1.500.000 66 99 Kamu Kurumlarından Yukarıda Alınan Tanımlanmayan Maden Diğer ve Gelirler Çeşitli Jeotermal Kaynak Arama ve Araştırma Gelirleri 50.000.000 12.000.000 99 Diğer hizmet gelirleri Toplam 6.000.000 10.291.541.000 6 Kira Gelirleri 105.814.000 1 Taşınmaz Kiraları 25.814.000 01 Lojman Kira Gelirleri 814.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 431 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN UZAY VE HAVACILIK 582.547.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 322.453.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 905.000.000 905.000.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 905.000.000 905.000.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.168.667.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 500.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 432 ‒ SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 905.000.000 EDİLMİŞTİR 63- UZAY VE HAVACILIK PROGRAMI 582.547.000 58.31-HAVA ULAŞIM DAİRE BAŞKANLIĞI 27.514.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 27.514.000 E.01.01-MEMURLAR 19.282.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.535.000 E.02.01-MEMURLAR 1.244.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 451.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 61.000 E.03.03-YOLLUKLAR 827.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 84.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 30.000 GİDERLERİ 58.32-HAVA SEYRÜSEFER DAİRE BAŞKANLIĞI 21.425.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 21.425.000 E.01.01-MEMURLAR 11.200.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.827.000 E.02.01-MEMURLAR 837.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 739.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 40.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.738.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 39.000 GİDERLERİ 58.33-HAVA ALANLARI DAİRE BAŞKANLIĞI 43.160.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 43.160.000 E.01.01-MEMURLAR 22.779.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.707.000 E.02.01-MEMURLAR 1.543.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.393.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 235.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.296.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 54.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 153.000 GİDERLERİ 58.34-HAVACILIK GÜVENLİĞİ DAİRE BAŞKANLIĞI 26.277.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 26.277.000 E.01.01-MEMURLAR 16.549.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.766.000 E.02.01-MEMURLAR 1.169.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 433 ‒ SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 563.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 109.000 E.03.03-YOLLUKLAR 973.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 111.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 37.000 GİDERLERİ 58.35-UÇUŞA ELVERİŞLİLİK DAİRE BAŞKANLIĞI 104.497.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 104.497.000 E.01.01-MEMURLAR 25.154.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 63.222.000 E.02.01-MEMURLAR 1.552.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.536.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 73.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.906.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 49.000 GİDERLERİ 58.36-UÇUŞ OPERASYON DAİRE BAŞKANLIĞI 272.511.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 272.511.000 E.01.01-MEMURLAR 47.188.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 202.999.000 E.02.01-MEMURLAR 3.410.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.210.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 189.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.048.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 394.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 73.000 GİDERLERİ 58.37-SEKTÖREL DÜZENLEME VE EĞİTİM DAİRE BAŞKANLIĞI 87.163.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 87.163.000 E.01.01-MEMURLAR 9.067.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.839.000 E.02.01-MEMURLAR 503.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.232.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 208.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.430.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.175.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 30.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 60.679.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 322.453.000 58.2-ÖZEL KALEM 22.117.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 22.117.000 E.01.01-MEMURLAR 14.865.000 E.02.01-MEMURLAR 1.352.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 164.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.440.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 66.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 434 ‒ SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 4.073.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 157.000 GİDERLERİ 58.4-DESTEK HİZMETLERİ MÜDÜRLÜĞÜ 216.763.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 216.763.000 E.01.01-MEMURLAR 15.019.000 E.01.03-İŞÇİLER 67.928.000 E.02.01-MEMURLAR 1.367.000 E.02.03-İŞÇİLER 14.837.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 18.745.000 E.03.03-YOLLUKLAR 128.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 36.558.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.290.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.112.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 779.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 43.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.500.000 58.5-PERSONEL MÜDÜRLÜĞÜ 26.710.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 26.710.000 E.01.01-MEMURLAR 11.482.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 26.000 E.02.01-MEMURLAR 816.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 36.000 E.03.03-YOLLUKLAR 35.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 65.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 34.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 14.216.000 58.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 45.805.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 45.805.000 E.01.01-MEMURLAR 29.438.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.039.000 E.02.01-MEMURLAR 2.310.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.117.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 308.000 E.03.03-YOLLUKLAR 486.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 75.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 32.000 GİDERLERİ 58.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 11.058.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 11.058.000 E.01.01-MEMURLAR 7.986.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 81.000 E.02.01-MEMURLAR 575.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 212.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 31.000 E.03.03-YOLLUKLAR 134.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 435 ‒ SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.994.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 18.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 27.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 436 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 939.838.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 65.343.000 1 Mal Satış Gelirleri 2.484.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 2.484.000 2 Hizmet Gelirleri 62.859.000 04 Kurs, Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 27.366.000 30 Sınav, Kayıt ve Bunlara İlişkin Diğer Hizmet Gelirleri 35.493.000 2 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 874.495.000 1 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 874.495.000 20 Sivil Havacılık Ruhsat Gelirleri 533.318.000 21 Sivil Havacılık Sertifika Gelirleri 11.139.000 22 Sivil Havacılık Tescil ve Lisans Gelirleri 330.038.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 437 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 05 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Diğer Gelirler 228.829.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 939.838.000 1 1 Mal Faiz ve Hizmet Satış Gelirleri Gelirleri 65.343.000 2.000 1 9 DiğerSatış Mal Gelirleri Faizler 2.484.000 2.000 01 01 Şartname, Basılı Kişilerden Evrak, Alacaklar Form Satış Gelirleri Faizleri 2.484.000 2.000 2 2 Hizmet Kişi ve Gelirleri Kurumlardan Alınan Paylar 62.859.000 228.207.000 6 04 Kurs,Bütçeli Özel Toplantı, Seminer, İdarelere Ait Eğitim Paylar vb. Faaliyet Gelirleri 27.366.000 228.207.000 30 99 Sınav,Bütçeli Özel Kayıt ve BunlaraAit İdarelere İlişkin DiğerDiğer Hizmet Gelirleri Paylar 35.493.000 228.207.000 2 9 Malların kullanma Diğer Çeşitli veya faaliyette bulunma izni gelirleri Gelirler 874.495.000 620.000 1 1 Malların Diğer kullanma Çeşitli veya faaliyette bulunma izni gelirleri Gelirler 874.495.000 620.000 20 06 Sivil Havacılık Kişilerden Ruhsat Gelirleri Alacaklar 533.318.000 366.000 21 99 Sivil Havacılık Yukarıda Sertifika Gelirleri Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 11.139.000 254.000 22 Sivil Havacılık Tescil ve Lisans Gelirleri Toplam 330.038.000 1.168.667.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 439 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRK AKREDİTASYON KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 409.531.000 Aynen Kabul Edilmiştir STANDARDİZASYONU YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 68.855.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 478.386.000 478.386.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 478.386.000 478.386.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 748.462.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 10.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 440 ‒ TÜRK AKREDİTASYON KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRK AKREDİTASYON KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRK AKREDİTASYON KURUMU 478.386.000 EDİLMİŞTİR 44- TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 409.531.000 STANDARDİZASYONU PROGRAMI 59.2-ÖZEL KALEM 32.038.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 32.038.000 E.01.01-MEMURLAR 4.137.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 18.584.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.931.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.570.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.796.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 500.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 2.520.000 59.4-PERSONEL VE DESTEK HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI 94.835.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 94.835.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 30.502.000 E.01.03-İŞÇİLER 49.093.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 105.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.274.000 E.02.03-İŞÇİLER 10.264.000 E.03.03-YOLLUKLAR 590.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 7.000 59.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 9.597.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 9.597.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.962.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.056.000 E.03.03-YOLLUKLAR 425.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 154.000 59.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 2.678.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.678.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.689.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 223.000 E.03.03-YOLLUKLAR 50.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 675.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 41.000 59.31-DENETİM, EĞİTİM VE PROJELER AKREDİTASYON BAŞKANLIĞI 21.508.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 21.508.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.025.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.376.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 420.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 441 ‒ TÜRK AKREDİTASYON KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 1.175.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.512.000 59.32-DENEY AKREDİTASYON BAŞKANLIĞI 79.027.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 79.027.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 43.644.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.889.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 28.594.000 59.33-KALİBRASYON AKREDİTASYON BAŞKANLIĞI 40.547.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 40.547.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.305.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.159.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.100.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.983.000 59.34-MUAYENE AKREDİTASYON BAŞKANLIĞI 44.278.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 44.278.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 26.872.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.175.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.220.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.011.000 59.35-BELGELENDİRME AKREDİTASYON BAŞKANLIĞI 85.023.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 85.023.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 59.381.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.768.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.780.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 18.094.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 68.855.000 59.4-PERSONEL VE DESTEK HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI 68.855.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 68.855.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.057.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 10.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 23.252.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.653.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.155.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 2.218.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 510.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.700.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 17.800.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.500.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 442 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRK AKREDİTASYON KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 286.197.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 286.197.000 2 Hizmet Gelirleri 286.197.000 02 Muayene, Denetim ve Kontrol Ücretleri 277.661.000 04 Kurs, Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 2.536.000 99 Diğer hizmet gelirleri 6.000.000 05 Diğer Gelirler 462.265.000 1 Faiz Gelirleri 46.923.000 4 Takipteki Kurum Alacakları Faizleri 156.000 01 Takipteki Kurum Alacakları Faizleri 156.000 9 Diğer Faizler 46.767.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 73.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 443 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRK AKREDİTASYON KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 03 Teşebbüs Mevduat ve Mülkiyet Gelirleri Faizleri 286.197.000 46.694.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 21 Mal ve Kişi ve Hizmet Satış Alınan Kurumlardan GelirleriPaylar 286.197.000 414.264.000 92 Hizmet Diğer Gelirleri Paylar 286.197.000 414.264.000 02 99 Muayene, Diğer Denetim ve Kontrol Ücretleri Paylar 277.661.000 414.264.000 9 04 Kurs, Çeşitli Diğer Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri Gelirler 2.536.000 1.078.000 1 99 Diğer Çeşitli Diğer hizmetGelirler gelirleri 6.000.000 1.078.000 05 06 Diğer Gelirler Kişilerden Alacaklar 462.265.000 409.000 1 99 Faiz Gelirleri Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 46.923.000 669.000 4 Takipteki Kurum Alacakları Faizleri Toplam 156.000 748.462.000 01 Takipteki Kurum Alacakları Faizleri 156.000 9 Diğer Faizler 46.767.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 73.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 445 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 5.503.929.000 Aynen Kabul Edilmiştir STANDARDİZASYONU YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.511.356.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 7.015.285.000 7.015.285.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 7.015.285.000 7.015.285.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 7.015.285.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 40.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 446 ‒ TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ 7.015.285.000 EDİLMİŞTİR 44- TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 5.503.929.000 STANDARDİZASYONU PROGRAMI 60.15-EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 63.742.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 63.742.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 40.506.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.620.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.555.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.192.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 60.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.998.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 319.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 42.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 450.000 60.39-İTHALAT MERKEZ BAŞKANLIĞI 130.478.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 130.478.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 59.367.000 E.01.03-İŞÇİLER 47.880.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.694.000 E.02.03-İŞÇİLER 10.954.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 23.000 E.03.03-YOLLUKLAR 489.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 71.000 GİDERLERİ 60.65-KOORDİNATÖRLÜKLER 2.875.744.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.875.744.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.195.144.000 E.01.03-İŞÇİLER 960.403.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 187.216.000 E.02.03-İŞÇİLER 207.143.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 67.364.000 E.03.03-YOLLUKLAR 48.167.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 614.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.341.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 640.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 43.252.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.460.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 44.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 447 ‒ TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 46.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 56.000.000 60.30-DENEY VE KALİBRASYON MERKEZİ BAŞKANLIĞI 895.216.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 895.216.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 153.598.000 E.01.03-İŞÇİLER 102.592.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.843.000 E.02.03-İŞÇİLER 23.211.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.002.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.473.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.116.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.212.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 24.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 145.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 560.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 14.000.000 60.31-BELGELENDİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI 499.919.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 499.919.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 328.057.000 E.01.03-İŞÇİLER 71.892.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 47.210.000 E.02.03-İŞÇİLER 15.278.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 777.000 E.03.03-YOLLUKLAR 24.818.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 6.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.380.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 503.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 250.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 5.698.000 60.34-STANDARD HAZIRLAMA MERKEZİ BAŞKANLIĞI 158.942.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 158.942.000 E.01.01-MEMURLAR 2.189.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 85.245.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.610.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.859.000 E.02.03-İŞÇİLER 819.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 116.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.499.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 802.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 150.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 786.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 52.867.000 60.35-GÖZETİM VE MUAYENE DAİRESİ BAŞKANLIĞI 600.197.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 448 ‒ TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 600.197.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 112.594.000 E.01.03-İŞÇİLER 271.338.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.233.000 E.02.03-İŞÇİLER 60.832.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 14.631.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 43.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 96.780.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 30.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.366.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 250.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 13.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 60.36-ULAŞIM VE LOJİSTİK SİSTEM MERKEZİ BAŞKANLIĞI 225.901.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 225.901.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 96.236.000 E.01.03-İŞÇİLER 76.516.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.747.000 E.02.03-İŞÇİLER 16.547.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 647.000 E.03.03-YOLLUKLAR 11.588.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 15.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.356.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 199.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000.000 60.37-YAZILIM VE TEST BELGELENDİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 53.790.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 53.790.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.098.000 E.01.03-İŞÇİLER 18.907.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.018.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.946.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 54.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.495.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 211.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 46.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.511.356.000 60.2-ÖZEL KALEM 171.035.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 171.035.000 E.01.01-MEMURLAR 4.764.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 137.482.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.526.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 449 ‒ TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 21.458.000 E.02.03-İŞÇİLER 554.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 109.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.465.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.627.000 60.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 734.360.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 734.360.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 138.128.000 E.01.03-İŞÇİLER 135.790.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 21.026.000 E.02.03-İŞÇİLER 27.528.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 100.768.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.605.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 419.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 42.928.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 650.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.156.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.362.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 233.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 25.000.000 60.5-İNSAN KAYNAKLARI DAİRE BAŞKANLIĞI 91.020.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 91.020.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 65.033.000 E.01.03-İŞÇİLER 6.515.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.162.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.418.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.310.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 85.000 E.03.03-YOLLUKLAR 363.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 13.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 119.000 GİDERLERİ 60.10-BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 237.002.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 237.002.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 68.278.000 E.01.03-İŞÇİLER 45.870.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.663.000 E.02.03-İŞÇİLER 10.314.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.224.000 E.03.03-YOLLUKLAR 127.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.370.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.156.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 15.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 60.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 450 ‒ TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 15.000.000 60.20-REHBERLİK VE DENETİM KURULU BAŞKANLIĞI 51.263.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 51.263.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 42.130.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.244.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.086.000 E.02.03-İŞÇİLER 273.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 55.000 E.03.03-YOLLUKLAR 351.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 40.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 84.000 GİDERLERİ 60.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 60.064.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 60.064.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.914.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.952.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.259.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.125.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 80.000 E.03.03-YOLLUKLAR 178.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 20.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 297.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 239.000 GİDERLERİ E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 12.000.000 60.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 53.183.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 53.183.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 33.659.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.192.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.678.000 E.02.03-İŞÇİLER 271.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 80.000 E.03.03-YOLLUKLAR 546.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 8.530.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.195.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 32.000 GİDERLERİ 60.25-PAZARLAMA VE TANITIM DAİRE BAŞKANLIĞI 50.012.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 50.012.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 23.878.000 E.01.03-İŞÇİLER 6.387.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.234.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.449.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.219.000 E.03.03-YOLLUKLAR 717.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.788.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.071.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 269.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 451 ‒ TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 60.27-BASIN VE İLETİŞİM MÜDÜRLÜĞÜ 9.781.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 9.781.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.019.000 E.01.03-İŞÇİLER 5.297.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 180.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.198.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.000 E.03.03-YOLLUKLAR 269.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.453.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 280.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 80.000 GİDERLERİ 60.60-DIŞ İLİŞKİLER DAİRE BAŞKANLIĞI 53.636.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 53.636.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 22.562.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.606.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.137.000 E.02.03-İŞÇİLER 818.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 38.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.161.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 14.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.287.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 150.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 78.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 14.785.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 452 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 6.807.556.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 6.807.298.000 1 Mal Satış Gelirleri 63.246.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 63.246.000 2 Hizmet Gelirleri 6.744.052.000 01 Teftiş ve Denetleme Ücret ve Payları 1.560.000.000 02 Muayene, Denetim ve Kontrol Ücretleri 4.022.052.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 10.714.000 04 Kurs, Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 47.617.000 06 Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri 959.192.000 07 Kalite Kontrol Hizmet Gelirleri 1.626.000 99 Diğer hizmet gelirleri 142.851.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 453 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 6 Kira Gelirleri Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 258.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6.807.556.000 1 1 Taşınmaz Mal Kiraları ve Hizmet Satış Gelirleri 258.000 6.807.298.000 1 99 Diğer Mal Taşınmaz Satış GelirleriKira Gelirleri 258.000 63.246.000 05 01 Diğer Gelirler Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 207.729.000 63.246.000 2 2 Kişi ve Gelirleri Hizmet Kurumlardan Alınan Paylar 197.015.000 6.744.052.000 6 01 Özel Bütçeli Teftiş ve İdarelereÜcret Denetleme Ait ve Paylar Payları 197.015.000 1.560.000.000 08 02 Aidat Gelirleri Muayene, Denetim ve Kontrol Ücretleri 197.015.000 4.022.052.000 9 03 Diğer Çeşitli Avukatlık Gelirler Vekalet Ücreti Gelirleri 10.714.000 10.714.000 1 04 Diğer Toplantı, Kurs, Çeşitli Gelirler Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 10.714.000 47.617.000 99 06 Yukarıda Tanımlanmayan Laboratuvar Deney Diğer ve Analiz Çeşitli Gelirler Gelirleri 10.714.000 959.192.000 07 Kalite Kontrol Hizmet GelirleriToplam 7.015.285.000 1.626.000 99 Diğer hizmet gelirleri 142.851.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 455 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN SINAİ MÜLKİYET HAKLARI 855.739.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 636.481.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.492.220.000 1.492.220.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.492.220.000 1.492.220.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.735.325.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 456 ‒ TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU 1.492.220.000 EDİLMİŞTİR 59- SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PROGRAMI 855.739.000 61.30-PATENT DAİRESİ BAŞKANLIĞI 504.737.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 504.737.000 E.01.01-MEMURLAR 256.299.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.628.000 E.02.01-MEMURLAR 20.348.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 540.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 52.000 E.03.03-YOLLUKLAR 790.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 220.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 19.569.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 17.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 120.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 203.154.000 61.31-MARKALAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 194.616.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 194.616.000 E.01.01-MEMURLAR 162.556.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.084.000 E.02.01-MEMURLAR 15.410.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.138.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 68.000 E.03.03-YOLLUKLAR 355.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 948.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 29.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 28.000 GİDERLERİ 61.32-TASARIMLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 32.109.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 32.109.000 E.01.01-MEMURLAR 29.150.000 E.02.01-MEMURLAR 2.519.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 62.000 E.03.03-YOLLUKLAR 314.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 28.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 12.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 24.000 GİDERLERİ 61.34-COĞRAFİ İŞARETLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 27.806.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 27.806.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 457 ‒ TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 21.015.000 E.02.01-MEMURLAR 2.166.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 68.000 E.03.03-YOLLUKLAR 396.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.093.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 34.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 34.000 GİDERLERİ 61.35-YENİDEN İNCELEME VE DEĞERLENDİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 37.005.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 37.005.000 E.01.01-MEMURLAR 32.633.000 E.02.01-MEMURLAR 3.749.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 68.000 E.03.03-YOLLUKLAR 330.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 157.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 34.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 34.000 GİDERLERİ 61.36-YENİLİK VE TANITIM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 59.466.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 59.466.000 E.01.01-MEMURLAR 11.317.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.479.000 E.02.01-MEMURLAR 1.133.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 335.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.741.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.018.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 53.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 36.127.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 263.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 636.481.000 61.2-ÖZEL KALEM 24.157.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 24.157.000 E.01.01-MEMURLAR 16.899.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.419.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 723.000 E.02.01-MEMURLAR 1.880.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 149.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 385.000 E.03.03-YOLLUKLAR 947.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 65.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 759.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 599.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 332.000 GİDERLERİ 61.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 269.476.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 269.476.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 458 ‒ TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 29.393.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.130.000 E.01.03-İŞÇİLER 124.257.000 E.02.01-MEMURLAR 4.055.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 737.000 E.02.03-İŞÇİLER 28.323.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 30.295.000 E.03.03-YOLLUKLAR 222.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.387.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 21.620.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 132.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.171.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.523.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.231.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 6.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 12.000.000 61.5-PERSONEL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 38.582.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 38.582.000 E.01.01-MEMURLAR 8.956.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.052.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 850.000 E.02.01-MEMURLAR 1.456.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 369.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 34.000 E.03.03-YOLLUKLAR 176.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 34.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 735.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 34.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 22.791.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 95.000 61.10-BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 210.300.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 210.300.000 E.01.01-MEMURLAR 29.273.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.238.000 E.01.03-İŞÇİLER 10.478.000 E.02.01-MEMURLAR 3.472.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 445.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.746.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.091.000 E.03.03-YOLLUKLAR 152.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 51.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 21.062.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 17.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 581.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 41.694.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 459 ‒ TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 97.000.000 61.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 25.637.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 25.637.000 E.01.01-MEMURLAR 19.448.000 E.02.01-MEMURLAR 2.186.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 223.000 E.03.03-YOLLUKLAR 243.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 77.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.409.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 17.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 34.000 GİDERLERİ 61.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 48.976.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 48.976.000 E.01.01-MEMURLAR 29.815.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.748.000 E.02.01-MEMURLAR 3.239.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 588.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 77.000 E.03.03-YOLLUKLAR 195.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 11.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 200.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 17.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 97.000 GİDERLERİ 61.33-AVRUPA BİRLİĞİ VE DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 19.353.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 19.353.000 E.01.01-MEMURLAR 12.172.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 930.000 E.02.01-MEMURLAR 1.432.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 169.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 33.000 E.03.03-YOLLUKLAR 996.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 39.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 120.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 60.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 3.402.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 460 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.731.825.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 1.731.525.000 2 Hizmet Gelirleri 1.731.525.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 550.000 20 Patent Gelirleri 1.000.000.000 21 Marka Gelirleri 540.000.000 22 Faydalı Model Gelirleri 31.000.000 23 Coğrafi İşaret Gelirleri 30.000 24 Endüstriyel Tasarım Gelirleri 29.930.000 25 Entegre Devre Topografya Gelirleri 15.000 61 Sınai Mülkiyet Alanında Uluslararası Kuruluşlardan Elde Edilen Gelirler 115.000.000 99 Diğer hizmet gelirleri 15.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 461 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 6 Teşebbüs Kira Gelirlerive Mülkiyet Gelirleri 1.731.825.000 300.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 1 Mal ve Hizmet Taşınmaz Satış Gelirleri Kiraları 1.731.525.000 300.000 2 99 Hizmet Diğer Gelirleri Kira Gelirleri Taşınmaz 1.731.525.000 300.000 05 03 Avukatlık Diğer Vekalet Ücreti Gelirleri Gelirler 550.000 3.500.000 9 20 PatentÇeşitli Diğer Gelirleri Gelirler 1.000.000.000 3.500.000 1 21 MarkaÇeşitli Diğer Gelirleri Gelirler 540.000.000 3.500.000 22 99 YukarıdaModel Faydalı Gelirleri Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 31.000.000 3.500.000 23 Coğrafi İşaret Gelirleri Toplam 30.000 1.735.325.000 24 Endüstriyel Tasarım Gelirleri 29.930.000 25 Entegre Devre Topografya Gelirleri 15.000 61 Sınai Mülkiyet Alanında Uluslararası Kuruluşlardan Elde Edilen Gelirler 115.000.000 99 Diğer hizmet gelirleri 15.000.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 463 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN SANAYİNİN GELİŞTİRİLMESİ, ÜRETİM VE YATIRIMLARIN DESTEKLENMESİ 12.394.615.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.106.664.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 13.501.279.000 13.501.279.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 13.501.279.000 13.501.279.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 13.501.279.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 464 ‒ KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME AYNEN KABUL 13.501.279.000 İDARESİ BAŞKANLIĞI EDİLMİŞTİR 17- SANAYİNİN GELİŞTİRİLMESİ, ÜRETİM VE YATIRIMLARIN 12.394.615.000 DESTEKLENMESİ PROGRAMI 64.33-FİNANS DAİRESİ BAŞKANLIĞI 644.363.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 644.363.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.257.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.708.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.069.000 E.02.03-İŞÇİLER 951.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 29.000 E.03.03-YOLLUKLAR 278.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 21.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 63.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 31.000 GİDERLERİ E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 200.000.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 60.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 399.896.000 64.35-EKOSİSTEM DESTEKLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 62.049.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 62.049.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 49.455.000 E.01.03-İŞÇİLER 5.448.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.376.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.084.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 50.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.446.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 123.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 50.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 17.000 GİDERLERİ 64.36-İŞLETME DESTEKLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 162.203.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 162.203.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 110.089.000 E.01.03-İŞÇİLER 13.514.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.278.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.011.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 60.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.552.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 21.619.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 60.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 20.000 GİDERLERİ 64.67-KOSGEB MÜDÜRLÜKLERİ 11.203.348.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 11.203.348.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.340.742.000 E.01.03-İŞÇİLER 570.203.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 384.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 126.394.000 E.02.03-İŞÇİLER 130.735.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 36.092.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.441.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 372.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 193.171.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 465 ‒ KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 67.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.435.000 GİDERLERİ E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 5.767.312.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 3.025.000.000 64.37-BİLGİ YÖNETİMİ VE KARAR DESTEK DAİRESİ BAŞKANLIĞI 49.910.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 49.910.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 38.879.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.584.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.298.000 E.02.03-İŞÇİLER 935.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 32.000 E.03.03-YOLLUKLAR 191.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.904.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 80.000 GİDERLERİ 64.38-AB VE DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 272.742.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 272.742.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 34.585.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.952.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.836.000 E.02.03-İŞÇİLER 597.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 51.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.757.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.059.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 10.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 71.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 226.824.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.106.664.000 64.2-ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 90.808.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 90.808.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 44.511.000 E.01.03-İŞÇİLER 18.930.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 307.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.751.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.869.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 152.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.510.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 16.534.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 103.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 141.000 GİDERLERİ 64.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 336.216.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 336.216.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 70.241.000 E.01.03-İŞÇİLER 114.112.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.872.000 E.02.03-İŞÇİLER 22.568.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 36.678.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.782.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 12.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 40.363.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 21.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.123.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.444.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 4.836.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 6.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 466 ‒ KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 25.164.000 64.5-İNSAN KAYNAKLARI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 130.890.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 130.890.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.661.000 E.01.03-İŞÇİLER 14.341.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 576.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.803.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.977.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 57.000 E.03.03-YOLLUKLAR 370.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.128.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 10.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 31.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 71.697.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 239.000 64.10-BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 223.938.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 223.938.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 115.536.000 E.01.03-İŞÇİLER 12.477.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.903.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.263.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 234.000 E.03.03-YOLLUKLAR 152.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.149.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 224.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 20.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 18.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 27.000.000 64.20-İÇ DENETİM BİRİMİ BAŞKANLIĞI 27.747.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 27.747.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 21.879.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.713.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.261.000 E.02.03-İŞÇİLER 300.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 81.000 E.03.03-YOLLUKLAR 805.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 208.000 GİDERLERİ 64.21-REHBERLİK VE TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 30.752.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 30.752.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 25.641.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.241.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.019.000 E.02.03-İŞÇİLER 249.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 52.000 E.03.03-YOLLUKLAR 523.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 20.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 64.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 170.550.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 170.550.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 113.156.000 E.01.03-İŞÇİLER 36.226.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.031.000 E.02.03-İŞÇİLER 7.208.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 130.000 E.03.03-YOLLUKLAR 324.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 568.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 114.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 467 ‒ KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 16.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 150.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.627.000 64.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 54.511.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 54.511.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.119.000 E.01.03-İŞÇİLER 8.956.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.374.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.799.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 200.000 E.03.03-YOLLUKLAR 243.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 12.572.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 196.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 10.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 42.000 GİDERLERİ 64.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 37.528.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 37.528.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.782.000 E.01.03-İŞÇİLER 22.024.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 688.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.629.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 39.000 E.03.03-YOLLUKLAR 56.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.160.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 7.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 143.000 GİDERLERİ 64.67-KOSGEB MÜDÜRLÜKLERİ 3.724.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.724.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.724.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 468 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 160.983.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6 Kira Gelirleri 562.000 1 Taşınmaz Kiraları 562.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 562.000 9 Diğer Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 160.421.000 9 Diğer Gelirler 160.421.000 99 Diğer Çeşitli Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 160.421.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 12.305.576.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 12.305.576.000 1 Cari 12.199.576.000 01 Hazine Yardımı 12.199.576.000 2 Sermaye 106.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 469 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 01 Teşebbüs Hazine ve Mülkiyet Gelirleri Yardımı 160.983.000 106.000.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 05 6 Diğer Kira Gelirler Gelirleri 440.006.000 562.000 1 1 Taşınmaz Faiz Kiraları Gelirleri 562.000 11.281.000 4 99 Diğer Taşınmaz Takipteki KurumKira Gelirleri Alacakları Faizleri 562.000 2.000.000 9 01 Diğer Teşebbüs Takipteki Kurumve MülkiyetFaizleri Alacakları Gelirleri 160.421.000 2.000.000 9 Diğer Faizler Gelirler 160.421.000 9.281.000 99 01 Diğer Çeşitli Kişilerden Teşebbüs Alacaklar ve Mülkiyet Gelirleri Faizleri 160.421.000 9.281.000 04 2 Alınan Kişi ve Bağış ve Yardımlar Kurumlardan ile Özel Gelirler Alınan Paylar 12.305.576.000 288.100.000 2 9 Merkezi Diğer Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Paylar 12.305.576.000 288.100.000 1 99 Cari Diğer Paylar 12.199.576.000 288.100.000 3 01 Hazine Para Yardımı Cezaları 12.199.576.000 625.000 2 9 Sermaye Diğer Para Cezaları 106.000.000 625.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Para Cezaları 625.000 e-bütçe e-Bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 140.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 470 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 1 Teşebbüs Diğer Çeşitlive Mülkiyet Gelirleri Gelirler 160.983.000 140.000.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6 06 Kira Gelirleri Kişilerden Alacaklar 562.000 60.000.000 1 99 Taşınmaz Kiraları Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 562.000 80.000.000 08 99 Diğer Taşınmaz Kira Alacaklardan Gelirleri Tahsilat 562.000 594.714.000 9 1 Diğer YurtiçiTeşebbüs ve Mülkiyet Alacaklardan TahsilatGelirleri 160.421.000 594.714.000 9 9 Diğer GelirlerAlacaklardan Tahsilat Diğer Yurtiçi 160.421.000 594.714.000 99 05 Diğer Çeşitli Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Özel Teşebbüslerden 160.421.000 594.714.000 04 Alınan Bağış ve YardımlarToplam ile Özel Gelirler 12.305.576.000 13.501.279.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 12.305.576.000 1 Cari 12.199.576.000 01 Hazine Yardımı 12.199.576.000 2 Sermaye 106.000.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 471 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ULUSLARARASI KALKINMA İŞBİRLİĞİ 2.584.396.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.215.667.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.800.063.000 3.800.063.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.800.063.000 3.800.063.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.799.063.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 1.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 472 ‒ TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI 3.800.063.000 EDİLMİŞTİR 57- ULUSLARARASI KALKINMA İŞBİRLİĞİ PROGRAMI 2.584.396.000 65.4-PERSONEL VE DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 41.923.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 41.923.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 41.923.000 65.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 90.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 90.000.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 90.000.000 65.30-ORTA ASYA VE KAFKASLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 570.226.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 570.226.000 E.01.01-MEMURLAR 40.521.000 E.02.01-MEMURLAR 4.477.000 E.03.03-YOLLUKLAR 15.228.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 510.000.000 65.31-BALKANLAR VE DOĞU AVRUPA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 581.447.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 581.447.000 E.01.01-MEMURLAR 41.184.000 E.02.01-MEMURLAR 4.673.000 E.03.03-YOLLUKLAR 15.590.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 520.000.000 65.32-ORTADOĞU VE AFRİKA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 629.012.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 629.012.000 E.01.01-MEMURLAR 46.307.000 E.02.01-MEMURLAR 4.936.000 E.03.03-YOLLUKLAR 17.769.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 560.000.000 65.33-DOĞU VE GÜNEY ASYA,PASİFİK VE LATİN AMERİKA DAİRESİ 299.816.000 BAŞKANLIĞI F.02-Özel Bütçeli İdareler 299.816.000 E.01.01-MEMURLAR 30.333.000 E.02.01-MEMURLAR 3.502.000 E.03.03-YOLLUKLAR 15.981.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 250.000.000 65.34-DIŞ İLİŞKİLER VE ORTAKLIKLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 371.972.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 371.972.000 E.01.01-MEMURLAR 26.221.000 E.02.01-MEMURLAR 3.313.000 E.03.03-YOLLUKLAR 16.173.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 100.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 473 ‒ TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 326.165.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.215.667.000 65.2-ÖZEL KALEM 24.634.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 24.634.000 E.01.01-MEMURLAR 19.782.000 E.02.01-MEMURLAR 2.052.000 E.03.03-YOLLUKLAR 800.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.000.000 65.4-PERSONEL VE DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 617.551.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 617.551.000 E.01.01-MEMURLAR 139.596.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 125.136.000 E.01.03-İŞÇİLER 141.679.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 120.000 E.02.01-MEMURLAR 12.750.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 22.320.000 E.02.03-İŞÇİLER 30.879.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.598.000 E.03.03-YOLLUKLAR 938.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 96.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.283.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.674.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 670.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 8.516.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.096.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 22.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 13.190.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 79.510.000 65.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 26.555.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 26.555.000 E.01.01-MEMURLAR 23.267.000 E.02.01-MEMURLAR 2.604.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 14.000 E.03.03-YOLLUKLAR 600.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 19.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 51.000 65.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 12.602.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 12.602.000 E.01.01-MEMURLAR 5.661.000 E.02.01-MEMURLAR 560.000 E.03.03-YOLLUKLAR 200.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 5.077.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 104.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.000.000 65.60-PROGRAM KOORDİNASYON OFİSLERİ 534.325.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 474 ‒ TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 534.325.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 190.149.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.829.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 28.475.000 E.03.03-YOLLUKLAR 214.637.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.121.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 76.045.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 6.345.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.320.000 E.03.09-TEDAVİ VE CENAZE GİDERLERİ 404.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 475 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 5.545.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 113.000 1 Mal Satış Gelirleri 113.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 113.000 6 Kira Gelirleri 5.432.000 1 Taşınmaz Kiraları 5.432.000 01 Lojman Kira Gelirleri 5.432.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 3.788.613.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 3.788.613.000 1 Cari 3.673.413.000 01 Hazine Yardımı 3.673.413.000 2 Sermaye 115.200.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 476 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 01 Teşebbüs Hazine ve Mülkiyet Gelirleri Yardımı 5.545.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 115.200.000 05 1 Mal ve Hizmet Diğer GelirlerSatış Gelirleri 113.000 4.905.000 1 1 Mal Faiz Satış Gelirleri Gelirleri 113.000 180.000 9 01 Şartname, Diğer Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri Faizler 113.000 180.000 6 01 Kira Gelirleri Kişilerden Alacaklar Faizleri 5.432.000 180.000 2 1 Taşınmaz Kişi Kiraları Alınan Paylar ve Kurumlardan 5.432.000 12.000 9 01 Lojman Diğer Kira Gelirleri Paylar 5.432.000 12.000 04 01 Alınan Bağış ve Çalışanlardan Yardımlar Tedavi Katılım ile PayıÖzel Gelirler 3.788.613.000 12.000 2 9 Merkezi Diğer Yönetim Çeşitli Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirler 3.788.613.000 4.713.000 1 Cari Diğer Çeşitli Gelirler 3.673.413.000 4.713.000 01 06 Hazine Yardımı Kişilerden Alacaklar 3.673.413.000 2.991.000 2 99 Sermaye Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler Yukarıda 115.200.000 1.722.000 Toplam 3.799.063.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 477 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN BÖLGESEL KALKINMA 1.340.515.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 64.597.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.405.112.000 1.405.112.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.405.112.000 1.405.112.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.405.112.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 478 ‒ GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ 1.405.112.000 EDİLMİŞTİR 27- BÖLGESEL KALKINMA PROGRAMI 1.340.515.000 66.4-İDARİ VE MALİ İŞLER KOORDİNATÖRLÜĞÜ 500.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 500.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 500.000 66.5-İNSAN KIYMETLERİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ 403.843.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 403.843.000 E.01.01-MEMURLAR 42.591.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.153.000 E.01.03-İŞÇİLER 290.920.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 206.000 E.02.01-MEMURLAR 4.172.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 836.000 E.02.03-İŞÇİLER 58.465.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 500.000 66.25-DIŞ İLİŞKİLER, TURİZM VE TANITIM KOORDİNATÖRLÜĞÜ 97.848.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 97.848.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.034.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.814.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 84.000.000 TRANSFERLERİ 66.33-EKONOMİK KALKINMA KOORDİNATÖRLÜĞÜ 636.102.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 636.102.000 E.03.03-YOLLUKLAR 290.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.811.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 90.001.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 543.000.000 TRANSFERLERİ 66.34-İNSANİ VE SOSYAL GELİŞME KOORDİNATÖRLÜĞÜ 57.342.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 57.342.000 E.03.03-YOLLUKLAR 342.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 26.000.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 31.000.000 TRANSFERLERİ 66.65-BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 144.880.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 144.880.000 E.01.01-MEMURLAR 17.987.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.292.000 E.01.03-İŞÇİLER 99.336.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 190.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 479 ‒ GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 1.773.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 299.000 E.02.03-İŞÇİLER 21.003.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 64.597.000 66.2-ÖZEL KALEM 538.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 538.000 E.03.03-YOLLUKLAR 268.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 270.000 66.4-İDARİ VE MALİ İŞLER KOORDİNATÖRLÜĞÜ 33.627.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 33.627.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.127.000 E.03.03-YOLLUKLAR 227.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 750.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 16.153.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.128.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.600.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 2.142.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 500.000 66.5-İNSAN KIYMETLERİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ 910.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 910.000 E.03.03-YOLLUKLAR 110.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 734.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 66.000 66.23-STRATEJİ GELİŞTİRME VE KOORDİNASYON KOORDİNATÖRLÜĞÜ 167.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 167.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 27.000 E.03.03-YOLLUKLAR 140.000 66.25-DIŞ İLİŞKİLER, TURİZM VE TANITIM KOORDİNATÖRLÜĞÜ 2.218.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.218.000 E.03.03-YOLLUKLAR 236.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.705.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 134.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 143.000 66.35-İZLEME VE DEĞERLENDİRME KOORDİNATÖRLÜĞÜ 4.476.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.476.000 E.03.03-YOLLUKLAR 800.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.676.000 66.65-BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 22.661.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 22.661.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.561.000 E.03.03-YOLLUKLAR 260.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 635.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.853.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 8.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.330.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 480 ‒ GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.200.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 634.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 180.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 481 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.395.534.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.395.534.000 1 Cari 656.611.000 01 Hazine Yardımı 656.611.000 2 Sermaye 738.923.000 01 Hazine Yardımı 738.923.000 05 Diğer Gelirler 9.578.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 9.578.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 9.578.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 9.578.000 Toplam 1.405.112.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 483 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN HAZİNE VARLIKLARININ VE YÜKÜMLÜLÜKLERİNİN YÖNETİMİ 188.058.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 286.664.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 474.722.000 474.722.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 474.722.000 474.722.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 474.722.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 484 ‒ ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI 474.722.000 EDİLMİŞTİR 19- HAZİNE VARLIKLARININ VE YÜKÜMLÜLÜKLERİNİN YÖNETİMİ 188.058.000 PROGRAMI 67.30-PROJE GRUP BAŞKANLIKLARI 188.058.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 188.058.000 E.01.01-MEMURLAR 168.146.000 E.02.01-MEMURLAR 17.863.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.049.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 286.664.000 67.2-ÖZEL KALEM 38.387.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 38.387.000 E.01.01-MEMURLAR 28.330.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.233.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 344.000 E.02.01-MEMURLAR 2.855.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 641.000 E.03.03-YOLLUKLAR 785.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 199.000 67.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 153.684.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 153.684.000 E.01.01-MEMURLAR 33.439.000 E.01.03-İŞÇİLER 64.468.000 E.02.01-MEMURLAR 4.323.000 E.02.03-İŞÇİLER 14.362.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 11.682.000 E.03.03-YOLLUKLAR 70.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 13.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.221.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.313.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 623.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.163.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 7.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.999.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.001.000 67.5-PERSONEL DAİRE BAŞKANLIĞI 48.789.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 48.789.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 485 ‒ ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 13.994.000 E.02.01-MEMURLAR 1.449.000 E.03.03-YOLLUKLAR 41.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 892.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 32.313.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 100.000 67.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 13.119.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 13.119.000 E.01.01-MEMURLAR 11.742.000 E.02.01-MEMURLAR 1.317.000 E.03.03-YOLLUKLAR 60.000 67.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 20.487.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 20.487.000 E.01.01-MEMURLAR 11.820.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.147.000 E.02.01-MEMURLAR 1.246.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 784.000 E.03.03-YOLLUKLAR 342.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 148.000 67.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER DAİRE BAŞKANLIĞI 12.198.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 12.198.000 E.01.01-MEMURLAR 11.018.000 E.02.01-MEMURLAR 1.141.000 E.03.03-YOLLUKLAR 39.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 486 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 12.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 12.000 2 Hizmet Gelirleri 12.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 12.000 05 Diğer Gelirler 474.710.000 1 Faiz Gelirleri 1.000 9 Diğer Faizler 1.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 1.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 474.594.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 474.594.000 99 Özel Bütçeli İdarelere Ait Diğer Paylar 474.594.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 115.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 487 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 1 Teşebbüs Diğer Çeşitlive Mülkiyet Gelirleri Gelirler 12.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 115.000 1 06 Mal ve Hizmet Kişilerden Satış Gelirleri Alacaklar 12.000 15.000 2 99 Hizmet Gelirleri Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 12.000 100.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri Toplam 12.000 474.722.000 05 Diğer Gelirler 474.710.000 1 Faiz Gelirleri 1.000 9 Diğer Faizler 1.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 1.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 474.594.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 474.594.000 99 Özel Bütçeli İdarelere Ait Diğer Paylar 474.594.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 115.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 489 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KAMU DENETÇİLİĞİ 431.323.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 39.185.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 470.508.000 470.508.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 470.508.000 470.508.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 470.508.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 490 ‒ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU 470.508.000 EDİLMİŞTİR 46- KAMU DENETÇİLİĞİ PROGRAMI 431.323.000 68.2-BAŞDENETÇİLİK 25.797.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 25.797.000 E.01.01-MEMURLAR 15.112.000 E.02.01-MEMURLAR 690.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.560.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.580.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.855.000 68.30-GENEL SEKRETERLİK 405.526.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 405.526.000 E.01.01-MEMURLAR 220.198.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.464.000 E.01.03-İŞÇİLER 95.733.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 26.000 E.02.01-MEMURLAR 23.215.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.059.000 E.02.03-İŞÇİLER 20.409.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.635.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 309.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 20.961.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 90.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 280.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 6.828.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 319.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 39.185.000 68.30-GENEL SEKRETERLİK 39.185.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 39.185.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.088.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.477.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.620.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 12.250.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.750.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 491 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 469.737.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 469.737.000 1 Cari 449.737.000 01 Hazine Yardımı 449.737.000 2 Sermaye 20.000.000 01 Hazine Yardımı 20.000.000 05 Diğer Gelirler 771.000 3 Para Cezaları 141.000 2 İdari Para Cezaları 141.000 99 Diğer İdari Para Cezaları 141.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 630.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 630.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 492 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 04 06 Kişilerden Alınan Alacaklar Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 250.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 469.737.000 2 99 YukarıdaYönetim Merkezi Tanımlanmayan BütçesineDiğer DahilÇeşitli GelirlerAlınan Bağış ve Yardımlar İdarelerden 380.000 469.737.000 1 Cari Toplam 470.508.000 449.737.000 01 Hazine Yardımı 449.737.000 2 Sermaye 20.000.000 01 Hazine Yardımı 20.000.000 05 Diğer Gelirler 771.000 3 Para Cezaları 141.000 2 İdari Para Cezaları 141.000 99 Diğer İdari Para Cezaları 141.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 630.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 630.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 493 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: CEZA İNFAZ KURUMLARI İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN HUKUK VE ADALET 25.005.342.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 14.109.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 25.019.451.000 25.019.451.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 25.019.451.000 25.019.451.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 24.969.451.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 50.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 494 ‒ CEZA İNFAZ KURUMLARI İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: CEZA İNFAZ KURUMLARI İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL CEZA İNFAZ KURUMLARI İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KURUMU 25.019.451.000 EDİLMİŞTİR 1- HUKUK VE ADALET PROGRAMI 25.005.342.000 69.30-İŞYURTLARI KURUMU (MERKEZ) 12.368.147.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 12.368.147.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.454.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.025.586.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.242.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.095.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.905.864.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 289.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 9.750.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.868.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 167.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 7.784.200.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 45.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 399.799.000 69.67-İŞYURTLARI KURUMU (TAŞRA) 12.637.195.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 12.637.195.000 E.01.03-İŞÇİLER 14.577.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 24.903.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 1.415.777.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.292.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 149.684.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.508.154.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.014.963.000 E.03.03-YOLLUKLAR 31.269.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 37.523.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 198.408.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.245.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 81.381.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 19.354.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 315.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.850.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 123.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.500.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 495 ‒ CEZA İNFAZ KURUMLARI İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 14.109.000 69.30-İŞYURTLARI KURUMU (MERKEZ) 14.109.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 14.109.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 97.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.274.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.484.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.362.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 198.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 537.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 60.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.159.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 87.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.250.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 100.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 501.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 496 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: CEZA İNFAZ KURUMLARI İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 01 Vergi Gelirleri 1.929.910.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6 Harçlar 1.929.910.000 9 Diğer Harçlar 1.929.910.000 99 Diğer Harçlar 1.929.910.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 13.013.154.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 13.009.963.000 1 Mal Satış Gelirleri 12.671.362.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 599.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 4.000 18 İşyurtları Kantin Satış Gelirleri 10.670.759.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 2.000.000.000 2 Hizmet Gelirleri 338.601.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 497 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: CEZA İNFAZ KURUMLARI İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN EDİLEN II III III IV IV 01 28 Vergi ve Sergi Gelirleri Fuar Gelirleri 1.929.910.000 103.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6 36 Harçlar Tesis İşletme Gelirleri Sosyal 1.929.910.000 3.423.000 9 99 Diğer Diğer Harçlar hizmet gelirleri 1.929.910.000 335.075.000 6 99 DiğerGelirleri Kira Harçlar 1.929.910.000 3.186.000 03 1 Teşebbüs ve Taşınmaz Mülkiyet Gelirleri Kiraları 13.013.154.000 3.186.000 1 01 Mal ve Kira LojmanHizmet Satış Gelirleri Gelirleri 13.009.963.000 1.474.000 1 99 Mal Satış Diğer GelirleriKira Gelirleri Taşınmaz 12.671.362.000 1.712.000 9 01 Şartname, Basılı ve Diğer Teşebbüs Evrak, FormGelirleri Mülkiyet Satış Gelirleri 599.000 5.000 9 02 Kitap,Yayın Diğer vb. Satış Gelirleri Gelirler 4.000 5.000 18 99 İşyurtları Kantin Diğer Çeşitli Satış Gelirleri Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 10.670.759.000 5.000 04 99 Diğer AlınanMal Satışve Bağış Gelirleri Yardımlar ile Özel Gelirler 2.000.000.000 9.969.467.000 2 2 Hizmet MerkeziGelirleri Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 338.601.000 9.969.451.000 e-bütçe 1 Cari 1.430.251.000 e-Bütçe 01 Hazine Yardımı 1.430.251.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 498 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: CEZA İNFAZ KURUMLARI İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KURUMU FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 01 2 Sermaye Vergi Gelirleri 8.539.200.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1.929.910.000 6 01 Harçlar Yardımı Hazine 8.539.200.000 1.929.910.000 4 9 Kurumlardan Diğer Harçlar ve Kişilerden Alınan Bağış ve Yardımlar 16.000 1.929.910.000 1 99 Cari Diğer Harçlar 16.000 1.929.910.000 03 01 Kurumlardan Teşebbüs veAlınan Bağış ve Mülkiyet Yardımlar Gelirleri 8.000 13.013.154.000 1 02 Kişilerden Mal Alınan ve Hizmet Bağış Satış ve Yardımlar Gelirleri 8.000 13.009.963.000 05 1 Diğer Mal Gelirler Satış Gelirleri 56.920.000 12.671.362.000 1 01 Faiz Gelirleri Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 51.873.000 599.000 9 02 Diğer Faizlervb. Satış Gelirleri Kitap,Yayın 51.873.000 4.000 01 18 KişilerdenKantin İşyurtları Alacaklar SatışFaizleri Gelirleri 8.000 10.670.759.000 03 99 Mevduat Diğer FaizleriGelirleri Mal Satış 51.351.000 2.000.000.000 2 99 Diğer Faizler Hizmet Gelirleri 514.000 338.601.000 3 Para Cezaları 856.000 e-bütçe e-Bütçe 2 İdari Para Cezaları 856.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 499 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: CEZA İNFAZ KURUMLARI İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KURUMU FORM: 15 Gelirler Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV EDİLEN 01 99 Vergiİdari Diğer Gelirleri Para Cezaları 1.929.910.000 856.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 96 Harçlar Diğer Çeşitli Gelirler 1.929.910.000 4.191.000 19 Diğer Çeşitli Diğer HarçlarGelirler 1.929.910.000 4.191.000 99 01 Diğer Harçlar İrat Kaydedilecek Nakdi Teminatlar 1.929.910.000 85.000 03 03 Teşebbüs İrat ve Mülkiyet Kaydedilecek TeminatGelirleri Mektupları 13.013.154.000 256.000 1 06 Mal ve Hizmet Kişilerden Satış Gelirleri Alacaklar 13.009.963.000 85.000 1 99 Mal Satış Gelirleri Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 12.671.362.000 3.765.000 01 Şartname, Basılı Evrak, FormToplam Satış Gelirleri 599.000 24.969.451.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 4.000 18 İşyurtları Kantin Satış Gelirleri 10.670.759.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 2.000.000.000 2 Hizmet Gelirleri 338.601.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 501 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU BAŞKANLIĞI KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 158.385.000 Aynen Kabul Edilmiştir STANDARDİZASYONU YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 122.054.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 280.439.000 280.439.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 280.439.000 280.439.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 278.439.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 2.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 502 ‒ MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU BAŞKANLIĞI 280.439.000 EDİLMİŞTİR 44- TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 158.385.000 STANDARDİZASYONU PROGRAMI 70.30-MESLEK STANDARTLARI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 38.168.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 38.168.000 E.01.03-İŞÇİLER 30.609.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.792.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 80.000 E.03.03-YOLLUKLAR 233.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 454.000 70.31-SINAV VE BELGELENDİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 49.880.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 49.880.000 E.01.03-İŞÇİLER 37.057.000 E.02.03-İŞÇİLER 8.091.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 17.000 E.03.03-YOLLUKLAR 160.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.555.000 70.32-ULUSLARARASI İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 19.744.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 19.744.000 E.01.03-İŞÇİLER 15.367.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.426.000 E.03.03-YOLLUKLAR 110.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 13.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 821.000 TRANSFERLERİ 70.33-DENETİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 35.042.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 35.042.000 E.01.03-İŞÇİLER 25.398.000 E.02.01-MEMURLAR 13.000 E.02.03-İŞÇİLER 5.667.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.000 E.03.03-YOLLUKLAR 547.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.344.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 65.000 70.34-TÜRKİYE YETERLİLİKLER ÇERÇEVESİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 15.551.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 15.551.000 E.01.03-İŞÇİLER 12.541.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.838.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 503 ‒ MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.000 E.03.03-YOLLUKLAR 126.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 31.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 122.054.000 70.2-ÖZEL KALEM 8.086.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 8.086.000 E.01.01-MEMURLAR 136.000 E.01.03-İŞÇİLER 5.989.000 E.02.01-MEMURLAR 96.000 E.02.03-İŞÇİLER 793.000 E.03.03-YOLLUKLAR 137.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 920.000 70.5-PERSONEL VE DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 82.690.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 82.690.000 E.01.03-İŞÇİLER 41.935.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 18.000 E.02.03-İŞÇİLER 9.194.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.010.000 E.03.03-YOLLUKLAR 77.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 35.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 22.282.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 484.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.329.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 126.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.003.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 197.000 70.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 20.271.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 20.271.000 E.01.03-İŞÇİLER 16.555.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.643.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 20.000 E.03.03-YOLLUKLAR 25.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 28.000 70.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 11.007.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 11.007.000 E.01.03-İŞÇİLER 8.851.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.956.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.000 E.03.03-YOLLUKLAR 29.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 159.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 504 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU BAŞKANLIĞI Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 251.602.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 17.166.000 2 Hizmet Gelirleri 17.166.000 02 Muayene, Denetim ve Kontrol Ücretleri 10.875.000 04 Kurs, Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 4.208.000 30 Sınav, Kayıt ve Bunlara İlişkin Diğer Hizmet Gelirleri 1.774.000 99 Diğer hizmet gelirleri 309.000 9 Diğer Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 234.436.000 9 Diğer Gelirler 234.436.000 03 Masraf Karşılıkları 234.436.000 05 Diğer Gelirler 26.837.000 1 Faiz Gelirleri 2.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 505 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU BAŞKANLIĞI FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 9 Teşebbüs Diğer Faizlerve Mülkiyet Gelirleri 251.602.000 2.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 99 DiğerveFaizler Mal Hizmet Satış Gelirleri 17.166.000 2.000 2 2 Hizmet Kişi Gelirleri ve Kurumlardan Alınan Paylar 17.166.000 26.490.000 6 02 Muayene, Özel BütçeliDenetim ve Ait İdarelere Kontrol Ücretleri Paylar 10.875.000 26.490.000 04 08 Kurs, Gelirleri Aidat Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 4.208.000 17.061.000 30 99 Sınav, Özel Kayıt ve Bütçeli BunlaraAitİlişkin İdarelere DiğerDiğer Hizmet Gelirleri Paylar 1.774.000 9.429.000 9 99 Diğer Çeşitli Diğer hizmetGelirler gelirleri 309.000 345.000 9 1 Diğer Çeşitli Diğer Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Gelirler 234.436.000 345.000 9 06 Diğer Gelirler Kişilerden Alacaklar 234.436.000 280.000 03 99 Masraf Karşılıkları Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 234.436.000 65.000 05 Diğer Gelirler Toplam 26.837.000 278.439.000 1 Faiz Gelirleri 2.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 507 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ULUSLARARASI KALKINMA İŞBİRLİĞİ 2.517.029.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 712.469.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.229.498.000 3.229.498.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.229.498.000 3.229.498.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.229.198.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 300.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 508 ‒ YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI 3.229.498.000 EDİLMİŞTİR 57- ULUSLARARASI KALKINMA İŞBİRLİĞİ PROGRAMI 2.517.029.000 71.2-ÖZEL KALEM 1.200.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.200.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.200.000 71.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 3.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.000.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 2.000.000 71.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 1.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.000.000 71.30-KURUMSAL İLİŞKİLER VE İLETİŞİM DAİRE BAŞKANLIĞI 8.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 8.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.000.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 3.000.000 71.31-KÜLTÜREL VE SOSYAL İLİŞKİLER DAİRE BAŞKANLIĞI 124.472.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 124.472.000 E.03.03-YOLLUKLAR 9.025.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 67.447.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 48.000.000 71.32-ULUSLARARASI ÖĞRENCİLER DAİRE BAŞKANLIĞI 2.172.832.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.172.832.000 E.03.03-YOLLUKLAR 18.550.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 50.000.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 2.104.282.000 71.33-YURTDIŞI VATANDAŞLAR DAİRE BAŞKANLIĞI 206.525.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 206.525.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.147.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 80.000.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 116.378.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 712.469.000 71.2-ÖZEL KALEM 3.788.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.788.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.206.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.582.000 71.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 58.126.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 509 ‒ YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 58.126.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 14.355.000 E.03.03-YOLLUKLAR 791.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 34.616.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.341.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 522.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.501.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 71.5-PERSONEL DAİRE BAŞKANLIĞI 586.542.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 586.542.000 E.01.01-MEMURLAR 235.265.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 110.952.000 E.01.03-İŞÇİLER 158.642.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 35.000 E.02.01-MEMURLAR 21.852.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.019.000 E.02.03-İŞÇİLER 34.842.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 158.000 E.03.03-YOLLUKLAR 800.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.234.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 5.635.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 108.000 71.10-BİLGİ İŞLEM DAİRE BAŞKANLIĞI 30.762.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 30.762.000 E.03.03-YOLLUKLAR 400.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.274.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.088.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 6.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 19.000.000 71.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 21.583.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 21.583.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.583.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 20.000.000 71.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 603.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 603.000 E.03.03-YOLLUKLAR 400.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 203.000 71.30-KURUMSAL İLİŞKİLER VE İLETİŞİM DAİRE BAŞKANLIĞI 11.065.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 11.065.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.667.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.024.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.177.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.197.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 510 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 16.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 16.000 1 Mal Satış Gelirleri 16.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 16.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 3.224.381.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 3.224.381.000 1 Cari 3.174.381.000 01 Hazine Yardımı 3.174.381.000 2 Sermaye 50.000.000 01 Hazine Yardımı 50.000.000 05 Diğer Gelirler 4.801.000 1 Faiz Gelirleri 7.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 511 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 9 Teşebbüs Diğer Faizlerve Mülkiyet Gelirleri 16.000 7.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 01 Mal ve Hizmet Kişilerden Satış Faizleri Alacaklar Gelirleri 16.000 7.000 9 1 DiğerSatış Mal Gelirleri Çeşitli Gelirler 16.000 4.794.000 1 01 Şartname, Diğer ÇeşitliBasılı Evrak, Form Satış Gelirleri Gelirler 16.000 4.794.000 04 06 Alınan Bağış Kişilerden ve Yardımlar ile Özel Gelirler Alacaklar 3.224.381.000 128.000 2 99 Yukarıda Yönetim Merkezi BütçesineDiğer Tanımlanmayan DahilÇeşitli İdarelerden GelirlerAlınan Bağış ve Yardımlar 3.224.381.000 4.666.000 1 Cari Toplam 3.174.381.000 3.229.198.000 01 Hazine Yardımı 3.174.381.000 2 Sermaye 50.000.000 01 Hazine Yardımı 50.000.000 05 Diğer Gelirler 4.801.000 1 Faiz Gelirleri 7.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 513 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN MİLLİ KÜLTÜR 619.515.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 364.203.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 983.718.000 983.718.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 983.718.000 983.718.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 983.718.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 514 ‒ TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI 983.718.000 EDİLMİŞTİR 12- MİLLİ KÜLTÜR PROGRAMI 619.515.000 72.4-PERSONEL VE DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 110.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 110.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 110.000.000 72.65-YAZMA ESERLER BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 91.071.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 91.071.000 E.01.01-MEMURLAR 58.979.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.389.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.149.000 E.02.01-MEMURLAR 7.225.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.388.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.641.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.300.000 72.66-YAZMA MUSHAFLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 22.290.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 22.290.000 E.01.01-MEMURLAR 11.480.000 E.02.01-MEMURLAR 600.000 E.03.03-YOLLUKLAR 50.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 50.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 100.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 10.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 72.30-YAZMA VE NADİR ESERLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 59.538.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 59.538.000 E.01.01-MEMURLAR 31.060.000 E.02.01-MEMURLAR 3.044.000 E.03.03-YOLLUKLAR 110.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 148.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 176.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 25.000.000 72.31-ÇEVİRİ VE YAYIM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 160.923.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 160.923.000 E.01.01-MEMURLAR 54.268.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 47.642.000 E.02.01-MEMURLAR 4.949.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.899.000 E.03.03-YOLLUKLAR 59.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 515 ‒ TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.106.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 35.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 72.32-KİTAP ŞİFAHANESİ VE ARŞİV DAİRESİ BAŞKANLIĞI 175.693.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 175.693.000 E.01.01-MEMURLAR 37.097.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 21.042.000 E.01.03-İŞÇİLER 36.821.000 E.02.01-MEMURLAR 3.446.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.352.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.504.000 E.03.03-YOLLUKLAR 65.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 166.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 58.200.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 364.203.000 72.2-ÖZEL KALEM 6.359.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 6.359.000 E.01.01-MEMURLAR 5.332.000 E.02.01-MEMURLAR 559.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 69.000 E.03.03-YOLLUKLAR 174.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 42.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 158.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 25.000 GİDERLERİ 72.4-PERSONEL VE DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 303.623.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 303.623.000 E.01.01-MEMURLAR 11.611.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.248.000 E.01.03-İŞÇİLER 168.469.000 E.02.01-MEMURLAR 1.478.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.709.000 E.02.03-İŞÇİLER 34.025.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.195.000 E.03.03-YOLLUKLAR 120.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.031.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 362.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 84.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 4.184.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 607.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 16.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 17.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 72.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 25.053.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 516 ‒ TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 25.053.000 E.01.01-MEMURLAR 8.988.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.596.000 E.02.01-MEMURLAR 1.107.000 E.02.03-İŞÇİLER 239.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 93.000 E.03.03-YOLLUKLAR 67.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.780.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 183.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 6.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.500.000 72.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 5.768.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.768.000 E.01.01-MEMURLAR 4.996.000 E.02.01-MEMURLAR 517.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 36.000 E.03.03-YOLLUKLAR 68.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 60.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 77.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 14.000 GİDERLERİ 72.65-YAZMA ESERLER BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 22.715.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 22.715.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 13.539.000 E.03.03-YOLLUKLAR 480.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.413.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 36.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 377.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 186.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 1.545.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 139.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 72.30-YAZMA VE NADİR ESERLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 132.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 132.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 30.000 E.03.03-YOLLUKLAR 18.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 60.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 24.000 GİDERLERİ 72.31-ÇEVİRİ VE YAYIM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 83.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 83.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 34.000 E.03.03-YOLLUKLAR 18.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 19.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 517 ‒ TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 12.000 GİDERLERİ 72.32-KİTAP ŞİFAHANESİ VE ARŞİV DAİRESİ BAŞKANLIĞI 470.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 470.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 119.000 E.03.03-YOLLUKLAR 24.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 327.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 518 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 7.829.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 7.829.000 1 Mal Satış Gelirleri 7.829.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 7.829.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 974.929.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 974.929.000 1 Cari 664.929.000 01 Hazine Yardımı 664.929.000 2 Sermaye 310.000.000 01 Hazine Yardımı 310.000.000 05 Diğer Gelirler 960.000 1 Faiz Gelirleri 13.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 519 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 9 Diğer Faizler Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 13.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 7.829.000 1 01 Kişilerden Alacaklar Mal ve Hizmet Satış Faizleri Gelirleri 13.000 7.829.000 9 1 DiğerSatış Mal Çeşitli Gelirler Gelirleri 947.000 7.829.000 1 02 Diğer Çeşitlivb. Kitap,Yayın Gelirler Satış Gelirleri 947.000 7.829.000 04 06 Kişilerden Alınan Alacaklar Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 445.000 974.929.000 2 99 Yukarıda Tanımlanmayan Merkezi Yönetim BütçesineDiğer DahilÇeşitli GelirlerAlınan Bağış ve Yardımlar İdarelerden 502.000 974.929.000 1 Cari Toplam 983.718.000 664.929.000 01 Hazine Yardımı 664.929.000 2 Sermaye 310.000.000 01 Hazine Yardımı 310.000.000 05 Diğer Gelirler 960.000 1 Faiz Gelirleri 13.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 521 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN BÖLGESEL KALKINMA 486.742.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 100.013.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 586.755.000 586.755.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 586.755.000 586.755.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 586.755.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 522 ‒ DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI 586.755.000 EDİLMİŞTİR 27- BÖLGESEL KALKINMA PROGRAMI 486.742.000 73.1-BAŞKANLIK BİRİMLERİ 486.742.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 486.742.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.100.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 238.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 115.000 E.03.03-YOLLUKLAR 389.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 484.900.000 TRANSFERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 100.013.000 73.1-BAŞKANLIK BİRİMLERİ 100.013.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 100.013.000 E.01.01-MEMURLAR 40.290.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.086.000 E.01.03-İŞÇİLER 21.532.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 58.000 E.02.01-MEMURLAR 3.875.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 781.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.426.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 11.166.000 E.03.03-YOLLUKLAR 506.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 171.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.250.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 342.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.461.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 779.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 554.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 236.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 200.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 300.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 523 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 565.933.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 565.933.000 1 Cari 101.355.000 01 Hazine Yardımı 101.355.000 2 Sermaye 464.578.000 01 Hazine Yardımı 464.578.000 05 Diğer Gelirler 20.822.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 20.822.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 20.822.000 06 Kişilerden Alacaklar 35.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 20.787.000 Toplam 586.755.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 525 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN BÖLGESEL KALKINMA 679.636.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 77.313.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 756.949.000 756.949.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 756.949.000 756.949.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 754.949.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 2.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 526 ‒ KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI 756.949.000 EDİLMİŞTİR 27- BÖLGESEL KALKINMA PROGRAMI 679.636.000 74.1-BAŞKANLIK BİRİMLERİ 679.636.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 679.636.000 E.01.01-MEMURLAR 36.027.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.680.000 E.01.03-İŞÇİLER 10.295.000 E.02.01-MEMURLAR 3.725.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 752.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.037.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 151.000 E.03.03-YOLLUKLAR 769.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 10.900.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 610.800.000 TRANSFERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 77.313.000 74.1-BAŞKANLIK BİRİMLERİ 77.313.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 77.313.000 E.01.01-MEMURLAR 16.520.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.031.000 E.01.03-İŞÇİLER 19.075.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 117.000 E.02.01-MEMURLAR 1.998.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 263.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.570.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.092.000 E.03.03-YOLLUKLAR 471.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 721.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.204.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 826.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.628.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 515.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 1.948.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 334.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 527 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.331.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6 Kira Gelirleri 1.331.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.331.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.331.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 728.618.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 728.618.000 1 Cari 106.418.000 01 Hazine Yardımı 106.418.000 2 Sermaye 622.200.000 01 Hazine Yardımı 622.200.000 05 Diğer Gelirler 25.000.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 25.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 528 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 1 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 25.000.000 1.331.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6 99 Yukarıda Kira Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler Gelirleri 25.000.000 1.331.000 1 Taşınmaz Kiraları Toplam 754.949.000 1.331.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.331.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 728.618.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 728.618.000 1 Cari 106.418.000 01 Hazine Yardımı 106.418.000 2 Sermaye 622.200.000 01 Hazine Yardımı 622.200.000 05 Diğer Gelirler 25.000.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 25.000.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 529 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN BÖLGESEL KALKINMA 1.064.895.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 91.371.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.156.266.000 1.156.266.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.156.266.000 1.156.266.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.154.266.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 2.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 530 ‒ DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI 1.156.266.000 EDİLMİŞTİR 27- BÖLGESEL KALKINMA PROGRAMI 1.064.895.000 75.1-BAŞKANLIK BİRİMLERİ 1.064.895.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.064.895.000 E.01.01-MEMURLAR 21.203.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.695.000 E.02.01-MEMURLAR 2.058.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.030.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 180.000 E.03.03-YOLLUKLAR 241.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 68.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 7.200.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 1.023.220.000 TRANSFERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 91.371.000 75.1-BAŞKANLIK BİRİMLERİ 91.371.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 91.371.000 E.01.01-MEMURLAR 24.898.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.505.000 E.01.03-İŞÇİLER 22.732.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 15.000 E.02.01-MEMURLAR 2.445.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 661.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.627.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.620.000 E.03.03-YOLLUKLAR 548.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 11.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 19.208.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 227.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 765.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 409.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 1.386.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 314.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 531 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.134.229.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.134.229.000 1 Cari 98.809.000 01 Hazine Yardımı 98.809.000 2 Sermaye 1.035.420.000 01 Hazine Yardımı 1.035.420.000 05 Diğer Gelirler 20.037.000 1 Faiz Gelirleri 1.000 9 Diğer Faizler 1.000 99 Diğer Faizler 1.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 20.036.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 20.036.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 532 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.134.229.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 06 Kişilerden Alacaklar 36.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.134.229.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 20.000.000 1 Cari 98.809.000 Toplam 1.154.266.000 01 Hazine Yardımı 98.809.000 2 Sermaye 1.035.420.000 01 Hazine Yardımı 1.035.420.000 05 Diğer Gelirler 20.037.000 1 Faiz Gelirleri 1.000 9 Diğer Faizler 1.000 99 Diğer Faizler 1.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 20.036.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 20.036.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 533 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ PİYASASI 8.870.319.000 Aynen Kabul Edilmiştir SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ 325.010.000 Aynen Kabul Edilmiştir TOPRAK VE SU KAYNAKLARININ KULLANIMI VE YÖNETİMİ 221.429.200.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.412.357.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 233.036.886.000 233.036.886.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 233.036.886.000 233.036.886.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 233.016.886.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 20.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 534 ‒ DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 233.036.886.000 EDİLMİŞTİR 18- ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ PİYASASI 8.870.319.000 PROGRAMI 76.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 2.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000.000 76.13-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 61.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 61.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 20.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 15.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 16.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 76.31-SULAMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 55.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 55.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 55.000.000 76.32-BARAJLAR VE HİDROELEKTRİK SANTRALLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.505.459.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.505.459.000 E.01.01-MEMURLAR 132.394.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 25.511.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.928.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 179.000 E.02.01-MEMURLAR 15.566.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.919.000 E.02.03-İŞÇİLER 418.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.209.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 127.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 209.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.319.999.000 76.38-TEKNİK ARAŞTIRMA VE KALİTE KONTROL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 77.400.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 77.400.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 50.600.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 22.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.400.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.400.000 76.39-YENİLENEBİLİR ENERJİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 84.966.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 84.966.000 E.01.01-MEMURLAR 55.556.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.765.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.430.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 535 ‒ DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 18.000 E.02.01-MEMURLAR 5.486.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.226.000 E.02.03-İŞÇİLER 341.000 E.03.03-YOLLUKLAR 754.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 6.390.000 76.65-BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 6.649.494.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 6.649.494.000 E.01.01-MEMURLAR 134.678.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.992.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.431.663.000 E.02.01-MEMURLAR 13.483.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.966.000 E.02.03-İŞÇİLER 125.993.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 62.118.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 41.300.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 8.000.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 1.590.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.157.301.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 12.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 31.000.000 76.30-ETÜT, PLANLAMA VE TAHSİSLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 12.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 12.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 12.000.000 76.34-EMLAK VE KAMULAŞTIRMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 2.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.000.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 2.000.000 TRANSFERLERİ 76.36-MAKİNA İMALAT VE DONATIM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 419.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 419.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 127.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 6.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 252.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 32.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 76.37-İŞLETME VE BAKIM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 2.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000.000 21- SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ PROGRAMI 325.010.000 76.33-İÇME SUYU VE ATIKSU DAİRESİ BAŞKANLIĞI 325.010.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 325.010.000 E.01.01-MEMURLAR 37.713.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.221.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 6.000 E.02.01-MEMURLAR 4.251.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 536 ‒ DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.03-İŞÇİLER 381.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.292.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 146.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 280.000.000 24- TOPRAK VE SU KAYNAKLARININ KULLANIMI VE YÖNETİMİ 221.429.200.000 PROGRAMI 76.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 381.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 381.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 186.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 57.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 94.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 44.000.000 76.13-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 80.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 80.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 70.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 76.31-SULAMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 25.100.073.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 22.878.573.000 E.01.01-MEMURLAR 113.683.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.915.000 E.01.03-İŞÇİLER 6.348.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 54.000 E.02.01-MEMURLAR 14.404.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.856.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.437.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.548.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 423.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 411.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 22.710.494.000 F.07-Dış Proje Kredileri 2.221.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.221.500.000 76.32-BARAJLAR VE HİDROELEKTRİK SANTRALLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 9.811.672.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 9.789.672.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 9.789.672.000 F.07-Dış Proje Kredileri 22.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 22.000.000 76.33-İÇME SUYU VE ATIKSU DAİRESİ BAŞKANLIĞI 6.210.558.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.810.558.000 E.01.01-MEMURLAR 66.411.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.557.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.334.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 21.000 E.02.01-MEMURLAR 8.868.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 753.000 E.02.03-İŞÇİLER 647.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 471.516.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 537 ‒ DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 1.835.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 189.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 163.228.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.087.199.000 F.07-Dış Proje Kredileri 400.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 400.000.000 76.35-JEOTEKNİK HİZMETLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 285.788.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 285.788.000 E.01.01-MEMURLAR 88.895.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.487.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.205.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 143.000 E.02.01-MEMURLAR 9.014.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 275.000 E.02.03-İŞÇİLER 606.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.169.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 526.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 468.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 75.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 99.000.000 76.38-TEKNİK ARAŞTIRMA VE KALİTE KONTROL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 498.189.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 498.189.000 E.01.01-MEMURLAR 115.322.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 18.275.000 E.01.03-İŞÇİLER 139.471.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 72.000 E.02.01-MEMURLAR 14.379.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.086.000 E.02.03-İŞÇİLER 30.498.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 326.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 30.698.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.382.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 774.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.331.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 575.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 6.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 80.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 40.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 10.000.000 76.42-ARAZİ TOPLULAŞTIRMASI ETÜT VE PROJELENDİRME DAİRESİ 4.882.000 BAŞKANLIĞI F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.882.000 E.01.01-MEMURLAR 4.219.000 E.02.01-MEMURLAR 486.000 E.03.03-YOLLUKLAR 146.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 538 ‒ DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 31.000 76.43-DEĞERLENDİRME VE DESTEKLEME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 31.088.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 31.088.000 E.01.01-MEMURLAR 24.539.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.922.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 26.000 E.02.01-MEMURLAR 2.999.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 334.000 E.03.03-YOLLUKLAR 268.000 76.44-TAŞKIN KONTROL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.725.633.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.316.633.000 E.01.01-MEMURLAR 60.414.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 34.077.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.644.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 9.000 E.02.01-MEMURLAR 7.438.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.894.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.013.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.842.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 302.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.198.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 409.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 409.000.000 76.45-YERALTISULARI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 532.129.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 532.129.000 E.01.01-MEMURLAR 80.520.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.224.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.707.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 108.000 E.02.01-MEMURLAR 10.119.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.174.000 E.02.03-İŞÇİLER 962.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.725.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 590.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 170.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 250.000.000 76.65-BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 168.793.415.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 168.793.415.000 E.01.01-MEMURLAR 9.085.160.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.890.237.000 E.01.03-İŞÇİLER 19.929.069.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.614.000 E.02.01-MEMURLAR 1.060.049.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 217.847.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.835.771.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 539 ‒ DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 902.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.775.770.000 E.03.03-YOLLUKLAR 478.990.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 648.964.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 492.009.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.946.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 41.633.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 15.622.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 575.500.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 120.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 37.000.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 12.850.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 110.834.332.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 311.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.484.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 106.000.000 76.30-ETÜT, PLANLAMA VE TAHSİSLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 426.262.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 389.762.000 E.01.01-MEMURLAR 175.811.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.660.000 E.01.03-İŞÇİLER 48.928.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 215.000 E.02.01-MEMURLAR 24.336.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.820.000 E.02.03-İŞÇİLER 10.391.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.645.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 47.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 409.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 24.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 71.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 F.07-Dış Proje Kredileri 36.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 36.500.000 76.34-EMLAK VE KAMULAŞTIRMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 839.497.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 778.497.000 E.01.01-MEMURLAR 49.445.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.792.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.615.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 43.000 E.02.01-MEMURLAR 6.031.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.015.000 E.02.03-İŞÇİLER 330.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.125.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 101.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.000.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 700.000.000 TRANSFERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 540 ‒ DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.07-Dış Proje Kredileri 61.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 61.000.000 76.36-MAKİNA İMALAT VE DONATIM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 5.103.045.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.103.045.000 E.01.01-MEMURLAR 101.463.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.155.000 E.01.03-İŞÇİLER 302.811.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 17.000 E.02.01-MEMURLAR 12.941.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.737.000 E.02.03-İŞÇİLER 63.412.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 970.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 62.476.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.529.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 231.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 196.841.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 16.467.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 772.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.699.827.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 7.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.485.396.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 123.000.000 76.37-İŞLETME VE BAKIM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 138.351.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 138.351.000 E.01.01-MEMURLAR 109.207.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.685.000 E.01.03-İŞÇİLER 5.510.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 21.000 E.02.01-MEMURLAR 13.319.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 650.000 E.02.03-İŞÇİLER 590.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.369.000 76.41-ARAZİ TOPLULAŞTIRMA VE TARLA İÇİ GELİŞTİRME HİZMETLERİ 1.467.618.000 DAİRESİ BAŞKANLIĞI F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.467.618.000 E.01.01-MEMURLAR 72.368.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.485.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 15.000 E.02.01-MEMURLAR 9.355.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 854.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.689.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 51.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 801.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.374.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.412.357.000 76.2-ÖZEL KALEM 43.926.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 541 ‒ DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 43.926.000 E.01.01-MEMURLAR 31.912.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 1.093.000 E.02.01-MEMURLAR 3.215.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 183.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.917.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 96.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.415.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 95.000 GİDERLERİ 76.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.070.388.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.070.388.000 E.01.01-MEMURLAR 120.982.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 76.593.000 E.01.03-İŞÇİLER 528.402.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 93.000 E.02.01-MEMURLAR 13.214.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.065.000 E.02.03-İŞÇİLER 115.516.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 182.990.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.267.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 59.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.112.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.614.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 964.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 14.500.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 17.000 76.5-PERSONEL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 803.391.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 803.391.000 E.01.01-MEMURLAR 65.711.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 19.221.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.556.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 21.000 E.02.01-MEMURLAR 7.038.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.220.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.831.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.056.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.500.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 48.800.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 636.266.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.287.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 8.884.000 76.12-DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 38.087.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 38.087.000 E.01.01-MEMURLAR 25.679.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.241.000 E.01.03-İŞÇİLER 2.980.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 542 ‒ DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 36.000 E.02.01-MEMURLAR 3.092.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 252.000 E.02.03-İŞÇİLER 675.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.610.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 159.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.363.000 76.13-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 194.348.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 194.348.000 E.01.01-MEMURLAR 58.683.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 60.993.000 E.01.03-İŞÇİLER 46.068.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 72.000 E.02.01-MEMURLAR 6.821.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.056.000 E.02.03-İŞÇİLER 10.247.000 E.03.03-YOLLUKLAR 393.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 718.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 297.000 GİDERLERİ 76.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 102.976.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 102.976.000 E.01.01-MEMURLAR 87.420.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.310.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.322.000 E.02.01-MEMURLAR 9.052.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 153.000 E.02.03-İŞÇİLER 269.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.450.000 76.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 93.529.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 93.529.000 E.01.01-MEMURLAR 76.600.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.616.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 17.000 E.02.01-MEMURLAR 8.672.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 763.000 E.03.03-YOLLUKLAR 849.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.000 76.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 41.192.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 41.192.000 E.01.01-MEMURLAR 32.397.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 719.000 E.02.01-MEMURLAR 3.560.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 85.000 E.03.03-YOLLUKLAR 793.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.638.000 76.65-BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 24.507.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 543 ‒ DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 24.507.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 24.477.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 30.000 76.36-MAKİNA İMALAT VE DONATIM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 13.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 13.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 13.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 544 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 3.383.300.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 684.800.000 1 Mal Satış Gelirleri 32.800.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 800.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 32.000.000 2 Hizmet Gelirleri 652.000.000 02 Muayene, Denetim ve Kontrol Ücretleri 7.000.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 6.000.000 06 Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri 60.000.000 19 Etüt ve Proje Gelirleri 23.000.000 49 Su Yapıları Denetim Hizmet Gelirleri 27.000.000 62 Hidroelektrik Proje Hizmet, Rapor Kontrol ve İnceleme Gelirleri 34.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 545 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 3.383.300.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 63 Havza Hidrolik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Gelirleri 440.000.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 684.800.000 64 Yeraltı Suları Sondaj Kuyusu Gelirleri 10.000.000 1 Mal Satış Gelirleri 32.800.000 65 Sulama Tesisleri İşletme-Bakım Geri Ödemeleri 15.000.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 800.000 99 Diğer hizmet gelirleri 30.000.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 32.000.000 6 Kira Gelirleri 97.900.000 2 Hizmet Gelirleri 652.000.000 1 Taşınmaz Kiraları 89.200.000 02 Muayene, Denetim ve Kontrol Ücretleri 7.000.000 01 Lojman Kira Gelirleri 80.000.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 6.000.000 02 Ecrimisil Gelirleri 1.000.000 06 Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri 60.000.000 06 Su Kuyularından Kira Gelirleri 200.000 19 Etüt ve Proje Gelirleri 23.000.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 8.000.000 49 Su Yapıları Denetim Hizmet Gelirleri 27.000.000 2 Taşınır Kiraları 700.000 62 Hidroelektrik Proje Hizmet, Rapor Kontrol ve İnceleme Gelirleri 34.000.000 01 Taşınır Kira Gelirleri 700.000 e-bütçe 3 Ön İzin, İrtifak Hakkı ve Kullanma İzni Gelirleri 8.000.000 e-Bütçe 02 İrtifak Hakkı Gelirleri 6.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 546 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 3.383.300.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 03 Kullanma İzni Gelirleri 2.000.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 684.800.000 9 Diğer Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 2.600.600.000 1 Mal Satış Gelirleri 32.800.000 9 Diğer Gelirler 2.600.600.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 800.000 06 İçme, Kullanma ve Endüstri Suyu Tesislerine İlişkin Yatırım Bedeli Geri Ödemeleri 1.500.000.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 32.000.000 08 Atıksu Tesisleri Yatırım Bedeli Geri Ödemeleri 100.000.000 2 Hizmet Gelirleri 652.000.000 09 Sulama Tesisleri Yatırım Bedeli Geri Ödemeleri 600.000 02 Muayene, Denetim ve Kontrol Ücretleri 7.000.000 99 Diğer Çeşitli Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.000.000.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 6.000.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 223.340.156.000 06 Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri 60.000.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 223.340.156.000 19 Etüt ve Proje Gelirleri 23.000.000 1 Cari 40.317.236.000 49 Su Yapıları Denetim Hizmet Gelirleri 27.000.000 01 Hazine Yardımı 40.317.236.000 62 Hidroelektrik Proje Hizmet, Rapor Kontrol ve İnceleme Gelirleri 34.000.000 2 Sermaye 183.022.920.000 e-bütçe 01 Hazine Yardımı 183.022.920.000 e-Bütçe 05 Diğer Gelirler 6.093.430.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 547 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 3.383.300.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Faiz Gelirleri 152.000.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 684.800.000 9 Diğer Faizler 152.000.000 1 Mal Satış Gelirleri 32.800.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 2.000.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 800.000 99 Diğer Faizler 150.000.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 32.000.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 4.800.000.000 2 Hizmet Gelirleri 652.000.000 1 Devlet Payları 4.800.000.000 02 Muayene, Denetim ve Kontrol Ücretleri 7.000.000 06 Hidroelektrik Kaynak Katkı Payı Gelirleri 4.800.000.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 6.000.000 3 Para Cezaları 10.430.000 06 Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri 60.000.000 2 İdari Para Cezaları 10.000.000 19 Etüt ve Proje Gelirleri 23.000.000 99 Diğer İdari Para Cezaları 10.000.000 49 Su Yapıları Denetim Hizmet Gelirleri 27.000.000 9 Diğer Para Cezaları 430.000 62 Hidroelektrik Proje Hizmet, Rapor Kontrol ve İnceleme Gelirleri 34.000.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Para Cezaları 430.000 e-bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 1.131.000.000 e-Bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 1.131.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 548 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 3.383.300.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 01 İrat Kaydedilecek Nakdi Teminatlar 13.000.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 684.800.000 03 İrat Kaydedilecek Teminat Mektupları 23.000.000 1 Mal Satış Gelirleri 32.800.000 06 Kişilerden Alacaklar 35.000.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 800.000 26 Sulama Tesisi İşletme Gelirleri 10.000.000 99 Diğer Mal Satış Gelirleri 32.000.000 28 KKTC’ye Su Temini Projesi Kapsamında Elde Edilen Gelirler 700.000.000 2 Hizmet Gelirleri 652.000.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 350.000.000 02 Muayene, Denetim ve Kontrol Ücretleri 7.000.000 06 Sermaye Gelirleri 200.000.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 6.000.000 1 Taşınmaz Satış Gelirleri 200.000.000 06 Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri 60.000.000 4 Arazi Satışı 100.000.000 19 Etüt ve Proje Gelirleri 23.000.000 01 Arazi Satışı 100.000.000 49 Su Yapıları Denetim Hizmet Gelirleri 27.000.000 5 Arsa Satışı 100.000.000 62 Hidroelektrik Proje Hizmet, Rapor Kontrol ve İnceleme Gelirleri 34.000.000 01 Arsa Satışı 100.000.000 e-bütçe Toplam 233.016.886.000 e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 549 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPRAK VE SU KAYNAKLARININ KULLANIMI VE YÖNETİMİ 48.923.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 48.923.000 48.923.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 48.923.000 48.923.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 48.923.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 550 ‒ TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ 48.923.000 EDİLMİŞTİR 24- TOPRAK VE SU KAYNAKLARININ KULLANIMI VE YÖNETİMİ 48.923.000 PROGRAMI 77.4-İDARİ VE MALİ İŞLER KOORDİNATÖRLÜĞÜ 48.923.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 48.923.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.464.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.573.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.245.000 E.02.03-İŞÇİLER 341.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.408.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.883.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.569.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 163.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 917.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 360.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 700.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 700.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 7.600.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 551 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 48.823.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Yurt Dışından Alınan Bağış ve Yardımlar 379.000 1 Cari 379.000 01 AB' den Alınan Bağış ve Yardımlar 379.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 48.444.000 1 Cari 38.444.000 01 Hazine Yardımı 38.444.000 2 Sermaye 10.000.000 01 Hazine Yardımı 10.000.000 05 Diğer Gelirler 100.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 100.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 100.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 552 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 04 99 YukarıdaBağış ve Alınan Tanımlanmayan Diğer Yardımlar ileÇeşitli Gelirler Özel Gelirler 100.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 48.823.000 1 Yurt Dışından Alınan Bağış veToplam Yardımlar 48.923.000 379.000 1 Cari 379.000 01 AB' den Alınan Bağış ve Yardımlar 379.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 48.444.000 1 Cari 38.444.000 01 Hazine Yardımı 38.444.000 2 Sermaye 10.000.000 01 Hazine Yardımı 10.000.000 05 Diğer Gelirler 100.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 100.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 100.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 553 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KORUYUCU SAĞLIK 339.032.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.204.048.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 969.054.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.512.134.000 2.512.134.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.512.134.000 2.512.134.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.510.134.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 2.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 554 ‒ TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU 2.512.134.000 EDİLMİŞTİR 53- KORUYUCU SAĞLIK PROGRAMI 339.032.000 78.4-DESTEK HİZMETLERİ VE BİLGİ YÖNETİMİ BAŞKAN YARDIMCILIĞI 822.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 822.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 816.000 78.20-DENETİM HİZMETLERİ BAŞKAN YARDIMCILIĞI 318.088.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 318.088.000 E.01.01-MEMURLAR 256.022.000 E.02.01-MEMURLAR 27.747.000 E.03.03-YOLLUKLAR 31.701.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 2.618.000 78.30-İLAÇ VE ECZACILIK BAŞKAN YARDIMCILIĞI 13.345.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 13.345.000 E.01.01-MEMURLAR 11.731.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.578.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 36.000 78.31-TIBBİ CİHAZ VE KOZMETİK ÜRÜNLER BAŞKAN YARDIMCILIĞI 6.777.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 6.777.000 E.01.01-MEMURLAR 5.507.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.270.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 1.204.048.000 78.2-ÖZEL KALEM 186.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 186.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 186.000 78.4-DESTEK HİZMETLERİ VE BİLGİ YÖNETİMİ BAŞKAN YARDIMCILIĞI 139.269.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 139.269.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 86.726.000 E.03.03-YOLLUKLAR 58.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 41.631.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 10.854.000 GİDERLERİ 78.30-İLAÇ VE ECZACILIK BAŞKAN YARDIMCILIĞI 491.106.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 491.106.000 E.01.01-MEMURLAR 444.823.000 E.02.01-MEMURLAR 38.294.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.769.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 5.220.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 555 ‒ TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 78.31-TIBBİ CİHAZ VE KOZMETİK ÜRÜNLER BAŞKAN YARDIMCILIĞI 141.360.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 141.360.000 E.01.01-MEMURLAR 124.324.000 E.02.01-MEMURLAR 14.811.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.225.000 78.32-EKONOMİK DEĞERLENDİRMELER VE LABORATUVAR HİZMETLERİ 432.127.000 BAŞKAN YARDIMCILIĞI F.02-Özel Bütçeli İdareler 432.127.000 E.01.01-MEMURLAR 386.255.000 E.02.01-MEMURLAR 41.588.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.284.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 969.054.000 78.2-ÖZEL KALEM 13.927.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 13.927.000 E.01.01-MEMURLAR 5.580.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 5.014.000 E.02.01-MEMURLAR 911.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.018.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 969.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 435.000 78.4-DESTEK HİZMETLERİ VE BİLGİ YÖNETİMİ BAŞKAN YARDIMCILIĞI 895.355.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 895.355.000 E.01.01-MEMURLAR 109.755.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 26.566.000 E.01.03-İŞÇİLER 171.113.000 E.02.01-MEMURLAR 13.959.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.072.000 E.02.03-İŞÇİLER 38.298.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 43.850.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.651.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 492.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 325.042.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 8.729.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.220.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 30.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 6.608.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 15.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 82.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 15.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.500.000 78.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 21.419.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 21.419.000 E.01.01-MEMURLAR 18.965.000 E.02.01-MEMURLAR 2.239.000 E.03.03-YOLLUKLAR 215.000 78.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 38.353.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 556 ‒ TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 38.353.000 E.01.01-MEMURLAR 15.451.000 E.02.01-MEMURLAR 1.546.000 E.03.03-YOLLUKLAR 169.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 21.187.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 557 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.006.593.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 56.593.000 2 Hizmet Gelirleri 56.593.000 06 Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri 56.593.000 2 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 950.000.000 1 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 950.000.000 23 Ürün Kayıt Ücretleri 300.000.000 24 Ürün Sertifika Gelirleri 200.000.000 25 İlaç Ruhsat Gelirleri 450.000.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.501.987.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.501.987.000 1 Cari 1.386.987.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 558 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KABUL I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.006.593.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 01 Hazine Yardımı 1.386.987.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 56.593.000 2 Sermaye 115.000.000 2 Hizmet Gelirleri 56.593.000 01 Hazine Yardımı 115.000.000 06 Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri 56.593.000 05 Diğer Gelirler 1.554.000 2 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 950.000.000 1 Faiz Gelirleri 7.000 1 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 950.000.000 9 Diğer Faizler 7.000 23 Ürün Kayıt Ücretleri 300.000.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 7.000 24 Ürün Sertifika Gelirleri 200.000.000 3 Para Cezaları 168.000 25 İlaç Ruhsat Gelirleri 450.000.000 2 İdari Para Cezaları 168.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.501.987.000 99 Diğer İdari Para Cezaları 168.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.501.987.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 1.379.000 1 Cari 1.386.987.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 1.379.000 e-bütçe 01 İrat Kaydedilecek Nakdi Teminatlar 12.000 e-Bütçe 06 Kişilerden Alacaklar 881.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 559 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 99 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 1.006.593.000 486.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri Toplam 56.593.000 2.510.134.000 2 Hizmet Gelirleri 56.593.000 06 Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri 56.593.000 2 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 950.000.000 1 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 950.000.000 23 Ürün Kayıt Ücretleri 300.000.000 24 Ürün Sertifika Gelirleri 200.000.000 25 İlaç Ruhsat Gelirleri 450.000.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.501.987.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.501.987.000 1 Cari 1.386.987.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 561 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN İNSAN HAKLARI 315.605.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 45.315.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 360.920.000 360.920.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 360.920.000 360.920.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 359.920.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 1.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 562 ‒ TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU 360.920.000 EDİLMİŞTİR 47- İNSAN HAKLARI PROGRAMI 315.605.000 79.30-BAŞKANLIK HİZMET BİRİMLERİ 310.493.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 310.493.000 E.01.01-MEMURLAR 161.718.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.392.000 E.01.03-İŞÇİLER 44.879.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 36.000 E.02.01-MEMURLAR 14.652.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.412.000 E.02.03-İŞÇİLER 9.592.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 13.963.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.394.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 456.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 27.143.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.149.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 134.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 3.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 375.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 198.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 12.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 79.31-ULUSAL ÖNLEME MEKANİZMASI BİRİMİ 5.112.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.112.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 315.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.424.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.245.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 128.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 45.315.000 79.2-ÖZEL KALEM 42.315.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 42.315.000 E.01.01-MEMURLAR 34.127.000 E.02.01-MEMURLAR 3.250.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 266.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.934.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 79.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 563 ‒ TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.412.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 247.000 GİDERLERİ 79.30-BAŞKANLIK HİZMET BİRİMLERİ 3.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 564 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 5.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 2.000 2 Hizmet Gelirleri 2.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 2.000 6 Kira Gelirleri 3.000 1 Taşınmaz Kiraları 3.000 01 Lojman Kira Gelirleri 3.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 359.515.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 359.515.000 1 Cari 341.515.000 01 Hazine Yardımı 341.515.000 2 Sermaye 18.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 565 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 5.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 01 Hazine Yardımı 18.000.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 2.000 05 Diğer Gelirler 400.000 2 Hizmet Gelirleri 2.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 400.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 2.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 400.000 6 Kira Gelirleri 3.000 06 Kişilerden Alacaklar 300.000 1 Taşınmaz Kiraları 3.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 100.000 01 Lojman Kira Gelirleri 3.000 Toplam 359.920.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 359.515.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 359.515.000 1 Cari 341.515.000 01 Hazine Yardımı 341.515.000 2 Sermaye 18.000.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 567 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRKİYE SAĞLIK ENSTİTÜLERİ BAŞKANLIĞI KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.859.826.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 591.399.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.451.225.000 2.451.225.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.451.225.000 2.451.225.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.451.225.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 568 ‒ TÜRKİYE SAĞLIK ENSTİTÜLERİ BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRKİYE SAĞLIK ENSTİTÜLERİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRKİYE SAĞLIK ENSTİTÜLERİ BAŞKANLIĞI 2.451.225.000 EDİLMİŞTİR 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 1.859.826.000 80.13-PROJE YÖNETİMİ VE DESTEK DAİRE BAŞKANLIĞI 1.770.849.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.770.849.000 E.01.01-MEMURLAR 10.650.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.042.000 E.03.03-YOLLUKLAR 861.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.184.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 3.112.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 242.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 8.000.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 1.500.000.000 TRANSFERLERİ 80.37-TÜRKİYE AŞI ENSTİTÜSÜ 1.157.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.157.000 E.01.01-MEMURLAR 50.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.107.000 80.38-TÜRKİYE SAĞLIK VERİ ARAŞTIRMALARI VE YAPAY ZEKA 930.000 UYGULAMALARI ENSTİTÜSÜ F.02-Özel Bütçeli İdareler 930.000 E.01.01-MEMURLAR 200.000 E.03.03-YOLLUKLAR 730.000 80.39-İSTANBUL DENEYSEL ARAŞTIRMA GELİŞTİRME VE EĞİTİM MERKEZİ 71.687.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 71.687.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 100.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.087.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.500.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 38.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 80.30-TÜRKİYE KANSER ENSTİTÜSÜ 620.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 620.000 E.01.01-MEMURLAR 50.000 E.03.03-YOLLUKLAR 570.000 80.31-TÜRKİYE BİYOTEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ 892.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 892.000 E.01.01-MEMURLAR 50.000 E.03.03-YOLLUKLAR 842.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 569 ‒ TÜRKİYE SAĞLIK ENSTİTÜLERİ BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 80.32-TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI VE KRONİK HASTALIKLAR ENSTİTÜSÜ 400.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 400.000 E.01.01-MEMURLAR 50.000 E.03.03-YOLLUKLAR 350.000 80.33-TÜRKİYE SAĞLIK HİZMETLERİ KALİTE VE AKREDİTASYON ENSTİTÜSÜ 12.523.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 12.523.000 E.01.01-MEMURLAR 9.972.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.551.000 80.34-TÜRKİYE GELENEKSEL VE TAMAMLAYICI TIP ENSTİTÜSÜ 152.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 152.000 E.01.01-MEMURLAR 50.000 E.03.03-YOLLUKLAR 102.000 80.35-TÜRKİYE ANNE, ÇOCUK ERGEN VE ERGEN SAĞLIĞI ENSTİTÜSÜ 167.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 167.000 E.01.01-MEMURLAR 50.000 E.03.03-YOLLUKLAR 117.000 80.36-SAĞLIK POLİTİKALARI ENSTİTÜSÜ 449.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 449.000 E.01.01-MEMURLAR 32.000 E.03.03-YOLLUKLAR 417.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 591.399.000 80.2-ÖZEL KALEM 1.198.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.198.000 E.03.03-YOLLUKLAR 856.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 342.000 80.4-YÖNETİM HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 590.030.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 590.030.000 E.01.01-MEMURLAR 45.701.000 E.01.03-İŞÇİLER 339.357.000 E.02.01-MEMURLAR 989.000 E.02.03-İŞÇİLER 56.585.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 32.070.000 E.03.03-YOLLUKLAR 726.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 500.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 46.115.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.408.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 8.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 318.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.253.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 46.000.000 TÜRKİYE SAĞLIK ENSTİTÜLERİ BAŞKANLIĞI E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 KOMİSYONCA HÜKÜMET Açıklama 171.000 KABUL EDİLEN 80.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI TEKLİFİ F.02-Özel Bütçeli İdareler 171.000 E.03.03-YOLLUKLAR 171.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 570 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE SAĞLIK ENSTİTÜLERİ BAŞKANLIĞI Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 6.233.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 6.233.000 2 Hizmet Gelirleri 6.233.000 02 Muayene, Denetim ve Kontrol Ücretleri 5.933.000 06 Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri 300.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.439.396.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.439.396.000 1 Cari 564.396.000 01 Hazine Yardımı 564.396.000 2 Sermaye 1.875.000.000 01 Hazine Yardımı 1.875.000.000 05 Diğer Gelirler 5.596.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 571 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE SAĞLIK ENSTİTÜLERİ BAŞKANLIĞI FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMETTEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 3 Teşebbüs Para ve Mülkiyet Gelirleri Cezaları 6.233.000 1.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 2 Mal ve İdari Hizmet Para Satış Gelirleri Cezaları 6.233.000 1.000 2 99 Hizmet Diğer Gelirleri İdari Para Cezaları 6.233.000 1.000 9 02 Diğer Muayene, ÇeşitliDenetim Gelirler ve Kontrol Ücretleri 5.933.000 5.595.000 1 06 Diğer Laboratuvar Deney ve Analiz Gelirleri Çeşitli Gelirler 300.000 5.595.000 04 06 Alınan Bağış Kişilerden ve Yardımlar ile Özel Gelirler Alacaklar 2.439.396.000 12.000 2 99 Merkezi Yönetim Yukarıda Bütçesine Tanımlanmayan DahilÇeşitli Diğer İdarelerden Gelirler Alınan Bağış ve Yardımlar 2.439.396.000 5.583.000 1 Cari Toplam 564.396.000 2.451.225.000 01 Hazine Yardımı 564.396.000 2 Sermaye 1.875.000.000 01 Hazine Yardımı 1.875.000.000 05 Diğer Gelirler 5.596.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 573 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: HELAL AKREDİTASYON KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 62.833.000 Aynen Kabul Edilmiştir STANDARDİZASYONU YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 42.844.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 105.677.000 105.677.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 105.677.000 105.677.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 105.577.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 100.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 574 ‒ HELAL AKREDİTASYON KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: HELAL AKREDİTASYON KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL HELAL AKREDİTASYON KURUMU 105.677.000 EDİLMİŞTİR 44- TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 62.833.000 STANDARDİZASYONU PROGRAMI 81.2-GENEL SEKTETERLİK 62.833.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 62.833.000 E.01.01-MEMURLAR 46.341.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.188.000 E.02.01-MEMURLAR 3.958.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 140.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 214.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.896.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.911.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 150.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 315.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 650.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.070.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 42.844.000 81.2-GENEL SEKTETERLİK 42.844.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 42.844.000 E.01.01-MEMURLAR 8.112.000 E.01.03-İŞÇİLER 20.826.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 19.000 E.02.01-MEMURLAR 947.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.607.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.566.000 E.03.03-YOLLUKLAR 554.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 17.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.428.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 370.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 120.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 1.479.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 599.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 200.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 575 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: HELAL AKREDİTASYON KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 14.248.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 14.248.000 2 Hizmet Gelirleri 14.248.000 02 Muayene, Denetim ve Kontrol Ücretleri 9.578.000 04 Kurs, Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 2.275.000 27 Akreditasyon Hizmeti Gelirleri 2.395.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 91.233.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 91.233.000 1 Cari 89.313.000 01 Hazine Yardımı 89.313.000 2 Sermaye 1.920.000 01 Hazine Yardımı 1.920.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 576 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: HELAL AKREDİTASYON KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 05 Teşebbüs Diğer ve Mülkiyet Gelirleri Gelirler 14.248.000 96.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 19 Mal veÇeşitli Diğer HizmetGelirler Satış Gelirleri 14.248.000 96.000 21 HizmetÇeşitli Diğer Gelirleri Gelirler 14.248.000 96.000 02 99 Muayene, Denetim ve Kontrol Yukarıda Tanımlanmayan Ücretleri Diğer Çeşitli Gelirler 9.578.000 96.000 04 Kurs, Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri Toplam 2.275.000 105.577.000 27 Akreditasyon Hizmeti Gelirleri 2.395.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 91.233.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 91.233.000 1 Cari 89.313.000 01 Hazine Yardımı 89.313.000 2 Sermaye 1.920.000 01 Hazine Yardımı 1.920.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 577 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TABİİ KAYNAKLAR 1.978.936.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 618.944.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.597.880.000 2.597.880.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.597.880.000 2.597.880.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.800.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 20.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 578 ‒ MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2.597.880.000 EDİLMİŞTİR 49- TABİİ KAYNAKLAR PROGRAMI 1.978.936.000 83.2-ÖZEL KALEM 546.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 546.000 E.03.03-YOLLUKLAR 546.000 83.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 70.833.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 70.833.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 18.618.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.814.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 47.401.000 83.5-PERSONEL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.804.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.804.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.804.000 83.10-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.364.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.364.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.364.000 83.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 321.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 321.000 E.03.03-YOLLUKLAR 321.000 83.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 7.345.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 7.345.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.209.000 E.08.01-YURTİÇİ BORÇ VERME 5.136.000 83.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 1.652.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.652.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.652.000 83.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 2.533.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.533.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.533.000 83.32-ENERJİ HAMMADDELERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.227.497.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.227.497.000 E.01.01-MEMURLAR 13.014.000 E.02.01-MEMURLAR 1.212.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.269.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 1.209.000.000 83.33-AGREGA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 52.601.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 52.601.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 579 ‒ MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 34.438.000 E.02.01-MEMURLAR 3.344.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.817.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 7.000.000 83.36-METALİK MADENLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 32.070.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 32.070.000 E.01.01-MEMURLAR 22.803.000 E.02.01-MEMURLAR 2.105.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.160.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 83.41-ÖZEL ALANLAR VE HARİTA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 53.157.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 53.157.000 E.01.01-MEMURLAR 44.168.000 E.02.01-MEMURLAR 4.375.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.862.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 750.000 83.43-SEKTÖR İZLEME VE KOORDİNASYON DAİRESİ BAŞKANLIĞI 61.298.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 61.298.000 E.01.01-MEMURLAR 51.136.000 E.02.01-MEMURLAR 5.362.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.798.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 83.44-HAMMADDE ÜRETİM İZİNLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 24.688.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 24.688.000 E.01.01-MEMURLAR 18.766.000 E.02.01-MEMURLAR 2.315.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.605.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 83.30-MADEN RUHSAT SİCİL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 27.563.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 27.563.000 E.01.01-MEMURLAR 22.279.000 E.02.01-MEMURLAR 2.809.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.473.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 83.31-MADEN ARAMA VE İŞLETME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 35.711.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 35.711.000 E.01.01-MEMURLAR 28.535.000 E.02.01-MEMURLAR 3.112.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.062.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 83.34-DOĞAL TAŞ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 49.783.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 49.783.000 E.01.01-MEMURLAR 38.918.000 E.02.01-MEMURLAR 4.028.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 580 ‒ MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 6.835.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 83.35-ENDÜSTRİYEL MİNERALLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 22.476.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 22.476.000 E.01.01-MEMURLAR 16.365.000 E.02.01-MEMURLAR 1.515.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.594.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 83.37-PETROL STOKLARI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 14.486.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 14.486.000 E.01.01-MEMURLAR 12.596.000 E.02.01-MEMURLAR 1.405.000 E.03.03-YOLLUKLAR 485.000 83.38-PETROL ARAMA, ÜRETİM VE RUHSATLANDIRMA DAİRESİ 51.305.000 BAŞKANLIĞI F.02-Özel Bütçeli İdareler 51.305.000 E.01.01-MEMURLAR 43.993.000 E.02.01-MEMURLAR 4.906.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.404.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 83.39-İHALE VE PROJE GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 13.691.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 13.691.000 E.01.01-MEMURLAR 10.596.000 E.02.01-MEMURLAR 1.073.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.020.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 83.40-MALİ YÜKÜMLÜLÜKLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 49.216.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 49.216.000 E.01.01-MEMURLAR 39.225.000 E.02.01-MEMURLAR 4.646.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.343.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 83.42-RUHSAT DENETLEME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 176.996.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 176.996.000 E.01.01-MEMURLAR 17.080.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 130.749.000 E.02.01-MEMURLAR 1.984.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 22.276.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.507.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.400.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 618.944.000 83.2-ÖZEL KALEM 41.875.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 41.875.000 E.01.01-MEMURLAR 36.170.000 E.02.01-MEMURLAR 4.108.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.205.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 581 ‒ MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 392.000 83.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 332.035.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 332.035.000 E.01.01-MEMURLAR 46.796.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.521.000 E.01.03-İŞÇİLER 130.174.000 E.02.01-MEMURLAR 5.807.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.016.000 E.02.03-İŞÇİLER 28.051.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 36.166.000 E.03.03-YOLLUKLAR 187.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 61.413.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.717.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 718.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.867.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.010.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.590.000 83.5-PERSONEL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 43.978.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 43.978.000 E.01.01-MEMURLAR 16.444.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 133.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 1.811.000 E.02.01-MEMURLAR 1.803.000 E.03.03-YOLLUKLAR 125.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 23.662.000 83.10-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 90.502.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 90.502.000 E.01.01-MEMURLAR 21.057.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.134.000 E.02.01-MEMURLAR 2.305.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.089.000 E.03.03-YOLLUKLAR 55.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 25.612.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 26.250.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 83.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 17.406.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 17.406.000 E.01.01-MEMURLAR 15.669.000 E.02.01-MEMURLAR 1.612.000 E.03.03-YOLLUKLAR 125.000 83.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 32.386.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 32.386.000 E.01.01-MEMURLAR 29.222.000 E.02.01-MEMURLAR 3.084.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 582 ‒ MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 80.000 83.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 44.941.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 44.941.000 E.01.01-MEMURLAR 36.473.000 E.02.01-MEMURLAR 3.718.000 E.03.03-YOLLUKLAR 132.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 4.618.000 83.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 15.657.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 15.657.000 E.01.01-MEMURLAR 13.863.000 E.02.01-MEMURLAR 1.705.000 E.03.03-YOLLUKLAR 89.000 83.43-SEKTÖR İZLEME VE KOORDİNASYON DAİRESİ BAŞKANLIĞI 164.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 164.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 164.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 583 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.491.300.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 308.000.000 2 Hizmet Gelirleri 308.000.000 99 Diğer hizmet gelirleri 308.000.000 2 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 1.183.300.000 1 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 1.183.300.000 30 Ruhsat Taban Bedeli Gelirleri 552.300.000 31 Maden Arama Ruhsat Bedeli Gelirleri 631.000.000 05 Diğer Gelirler 1.308.700.000 1 Faiz Gelirleri 600.000 9 Diğer Faizler 600.000 99 Diğer Faizler 600.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 584 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 2 Kişi ve TeşebbüsKurumlardan ve Alınan Mülkiyet Paylar Gelirleri 1.300.000.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1.491.300.000 1 6 ÖzelveBütçeli Mal İdarelere Ait Hizmet Satış Paylar Gelirleri 1.300.000.000 308.000.000 2 18 Maden Gelirleri Hizmet İşletme Ruhsat Bedeli Payları 1.300.000.000 308.000.000 9 99 Diğer Çeşitli Diğer hizmet Gelirler gelirleri 8.100.000 308.000.000 2 1 Diğer Çeşitli Malların Gelirler kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 8.100.000 1.183.300.000 1 01 İrat Kaydedilecek Malların Nakdifaaliyette kullanma veya Teminatlarbulunma izni gelirleri 7.000.000 1.183.300.000 06 30 Kişilerden Ruhsat Alacaklar Taban Bedeli Gelirleri 600.000 552.300.000 99 31 Yukarıda Maden Tanımlanmayan Arama Diğer Ruhsat Bedeli Çeşitli Gelirler Gelirleri 500.000 631.000.000 05 Diğer Gelirler Toplam 2.800.000.000 1.308.700.000 1 Faiz Gelirleri 600.000 9 Diğer Faizler 600.000 99 Diğer Faizler 600.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 585 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRKİYE UZAY AJANSI KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN UZAY VE HAVACILIK 5.911.647.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 5.603.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 5.917.250.000 5.917.250.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 5.917.250.000 5.917.250.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 5.917.250.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 586 ‒ TÜRKİYE UZAY AJANSI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRKİYE UZAY AJANSI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRKİYE UZAY AJANSI 5.917.250.000 EDİLMİŞTİR 63- UZAY VE HAVACILIK PROGRAMI 5.911.647.000 84.2-BAŞKANLIK 5.911.647.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.911.647.000 E.01.01-MEMURLAR 68.297.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.920.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.947.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 220.000 E.02.01-MEMURLAR 6.901.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 433.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.042.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.363.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.021.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.550.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 55.520.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.674.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.517.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 239.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 1.848.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 750.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 2.993.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 45.300.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 5.701.112.000 TRANSFERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 5.603.000 84.2-BAŞKANLIK 5.603.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.603.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 4.303.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 700.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 600.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 587 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE UZAY AJANSI Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 4.338.552.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 4.338.552.000 1 Cari 210.535.000 01 Hazine Yardımı 210.535.000 2 Sermaye 4.128.017.000 01 Hazine Yardımı 4.128.017.000 05 Diğer Gelirler 1.578.698.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 1.578.698.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 1.578.698.000 19 Uzay ve Havacılık Araştırma ve Geliştirme Faaliyetleri Payı 1.574.160.000 99 Özel Bütçeli İdarelere Ait Diğer Paylar 4.538.000 Toplam 5.917.250.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 589 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KAPADOKYA ALAN BAŞKANLIĞI KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN MİLLİ KÜLTÜR 296.977.000 Aynen Kabul Edilmiştir TURİZMİN GELİŞTİRİLMESİ 54.056.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 97.557.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 448.590.000 448.590.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 448.590.000 448.590.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 448.590.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 590 ‒ KAPADOKYA ALAN BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KAPADOKYA ALAN BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KAPADOKYA ALAN BAŞKANLIĞI 448.590.000 EDİLMİŞTİR 12- MİLLİ KÜLTÜR PROGRAMI 296.977.000 85.4-PERSONEL VE DESTEK HİZMETLERİ GRUP BAŞKANLIĞI 16.500.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 16.500.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 6.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 85.30-ALAN PLANLAMA VE UYGULAMA GRUP BAŞKANLIĞI 251.529.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 251.529.000 E.01.01-MEMURLAR 1.397.000 E.01.03-İŞÇİLER 48.637.000 E.02.03-İŞÇİLER 10.479.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.103.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.224.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.342.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 328.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.674.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 845.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 68.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 107.500.000 85.31-ALAN YÖNETİMİ VE TANITIM GRUP BAŞKANLIĞI 28.948.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 28.948.000 E.01.03-İŞÇİLER 18.284.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.907.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.177.000 E.03.03-YOLLUKLAR 389.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.768.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 314.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 85.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 24.000 48- TURİZMİN GELİŞTİRİLMESİ PROGRAMI 54.056.000 85.30-ALAN PLANLAMA VE UYGULAMA GRUP BAŞKANLIĞI 17.501.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 17.501.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 15.001.000 85.31-ALAN YÖNETİMİ VE TANITIM GRUP BAŞKANLIĞI 36.555.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 36.555.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 591 ‒ KAPADOKYA ALAN BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 617.000 E.03.03-YOLLUKLAR 979.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.148.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 32.389.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 374.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 48.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 97.557.000 85.4-PERSONEL VE DESTEK HİZMETLERİ GRUP BAŞKANLIĞI 86.643.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 86.643.000 E.01.03-İŞÇİLER 47.499.000 E.02.03-İŞÇİLER 10.305.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 14.121.000 E.03.03-YOLLUKLAR 703.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 13.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.771.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 170.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.738.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.262.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 61.000 85.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 10.914.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 10.914.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.745.000 E.02.03-İŞÇİLER 873.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 143.000 E.03.03-YOLLUKLAR 238.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.130.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.044.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.741.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 592 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAPADOKYA ALAN BAŞKANLIĞI Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 393.590.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 393.590.000 1 Cari 184.089.000 01 Hazine Yardımı 184.089.000 2 Sermaye 209.501.000 01 Hazine Yardımı 209.501.000 05 Diğer Gelirler 55.000.000 1 Faiz Gelirleri 1.000 9 Diğer Faizler 1.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 1.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 14.454.000 5 Genel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 14.454.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 593 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAPADOKYA ALAN BAŞKANLIĞI FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 04 03 Alınan İdarelerden Mahalli Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler Alınan Paylar 393.590.000 14.454.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 32 Merkezi Para Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Cezaları 393.590.000 3.136.000 91 Cari Para Cezaları Diğer 184.089.000 3.136.000 01 99 YukarıdaYardımı Hazine Tanımlanmayan Diğer Para Cezaları 184.089.000 3.136.000 9 2 Sermaye Diğer Çeşitli Gelirler 209.501.000 37.409.000 1 01 HazineÇeşitli Diğer YardımıGelirler 209.501.000 37.409.000 05 06 Diğer Gelirler Kişilerden Alacaklar 55.000.000 39.000 1 99 Faiz Gelirleri Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 1.000 37.370.000 9 Diğer Faizler Toplam 1.000 448.590.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 1.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 14.454.000 5 Genel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 14.454.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 595 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN HUKUK VE ADALET 389.420.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 389.420.000 389.420.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 389.420.000 389.420.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 388.820.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 600.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 596 ‒ TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ 389.420.000 EDİLMİŞTİR 1- HUKUK VE ADALET PROGRAMI 389.420.000 102.1-AKADEMİ BİRİMLERİ 389.420.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 389.420.000 E.01.01-MEMURLAR 84.972.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.923.000 E.01.03-İŞÇİLER 46.048.000 E.02.01-MEMURLAR 7.913.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 952.000 E.02.03-İŞÇİLER 9.502.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 38.941.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.670.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 100.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 160.406.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 256.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.042.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 254.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 1.755.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.624.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 62.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.300.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.700.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 597 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 23.901.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 23.662.000 1 Mal Satış Gelirleri 7.322.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 7.322.000 2 Hizmet Gelirleri 16.340.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 16.240.000 99 Diğer hizmet gelirleri 100.000 6 Kira Gelirleri 239.000 1 Taşınmaz Kiraları 239.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 239.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 363.820.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 363.820.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 598 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 1 Cari Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 343.820.000 23.901.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 01 Hazine Mal Yardımı Satış Gelirleri ve Hizmet 343.820.000 23.662.000 21 Sermaye Mal Satış Gelirleri 20.000.000 7.322.000 01 02 Hazine Yardımı Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 20.000.000 7.322.000 05 2 Diğer HizmetGelirler Gelirleri 1.099.000 16.340.000 9 38 DiğerYatak Yurt ÇeşitliÜcreti Gelirler Gelirleri 1.099.000 16.240.000 1 99 Diğer Diğer Çeşitli hizmetGelirler gelirleri 1.099.000 100.000 6 99 Yukarıda Kira Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler Gelirleri 1.099.000 239.000 1 Taşınmaz Kiraları Toplam 388.820.000 239.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 239.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 363.820.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 363.820.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 599 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ PİYASASI 2.188.542.000 Aynen Kabul Edilmiştir TABİİ KAYNAKLAR 527.030.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 648.926.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.364.498.000 3.364.498.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.364.498.000 3.364.498.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.349.498.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 15.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 600 ‒ TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU 3.364.498.000 EDİLMİŞTİR 18- ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ PİYASASI 2.188.542.000 PROGRAMI 104.6-AKADEMİ VE YAYINLAR KOORDİNATÖRLÜĞÜ 57.862.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 57.862.000 E.01.01-MEMURLAR 9.791.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 23.098.000 E.02.01-MEMURLAR 1.277.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.355.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.253.000 E.03.03-YOLLUKLAR 116.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 187.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 14.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 165.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 11.800.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 7.800.000 104.12-ULUSLARARASI İLİŞKİLER KOORDİNATÖRLÜĞÜ 496.748.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 496.748.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 416.748.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 13.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 67.000.000 104.27-DESTEK PROGRAMLARI KOORDİNATÖRLÜĞÜ 183.474.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 183.474.000 E.01.01-MEMURLAR 9.308.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.907.000 E.02.01-MEMURLAR 937.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 264.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 106.000 E.03.03-YOLLUKLAR 217.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 439.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 121.000 GİDERLERİ E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 31.112.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 139.063.000 104.28-ENERJİ VE TEKNOLOJİ POLİTİKALARI KOORDİNATÖRLÜĞÜ 19.476.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 19.476.000 E.01.01-MEMURLAR 6.436.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.909.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 601 ‒ TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 549.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 176.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 46.000 E.03.03-YOLLUKLAR 61.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 68.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 81.000 GİDERLERİ E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.150.000 104.29-ENDÜSTRİYEL İLİŞKİLER VE SÖZLEŞMELER KOORDİNATÖRLÜĞÜ 21.983.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 21.983.000 E.01.01-MEMURLAR 7.899.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.552.000 E.02.01-MEMURLAR 744.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.111.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 46.000 E.03.03-YOLLUKLAR 151.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.214.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 266.000 GİDERLERİ 104.30-NÜKLEER ENERJİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ 1.166.293.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.166.293.000 E.01.01-MEMURLAR 150.643.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 263.155.000 E.01.03-İŞÇİLER 222.722.000 E.02.01-MEMURLAR 16.734.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 26.230.000 E.02.03-İŞÇİLER 44.069.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.524.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 84.040.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.117.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 458.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 92.775.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 97.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.734.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.308.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.400.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 58.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 73.727.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 19.810.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 49.600.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 27.150.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 26.000.000 104.33-ENERJİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ 25.738.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 25.738.000 E.01.01-MEMURLAR 3.666.000 E.02.01-MEMURLAR 304.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 363.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 602 ‒ TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 112.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 23.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 89.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 45.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 68.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 68.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 21.000.000 104.34-TEMİZ ENERJİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ 52.742.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 52.742.000 E.01.01-MEMURLAR 3.217.000 E.02.01-MEMURLAR 271.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 416.000 E.03.03-YOLLUKLAR 186.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 23.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 152.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 45.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 89.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 93.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 23.250.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 25.000.000 104.35-RADYOAKTİF ATIK YÖNETİMİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ 164.226.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 164.226.000 E.01.01-MEMURLAR 16.846.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.367.000 E.02.01-MEMURLAR 1.463.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 515.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 72.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 604.000 E.03.03-YOLLUKLAR 206.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 28.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 252.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 317.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 56.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 45.100.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.900.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 6.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 41.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.400.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 34.100.000 49- TABİİ KAYNAKLAR PROGRAMI 527.030.000 104.27-DESTEK PROGRAMLARI KOORDİNATÖRLÜĞÜ 360.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 360.000.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 360.000.000 TRANSFERLERİ 104.31-BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ 74.359.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 603 ‒ TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 74.359.000 E.01.01-MEMURLAR 7.085.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.600.000 E.01.03-İŞÇİLER 12.973.000 E.02.01-MEMURLAR 789.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 279.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.387.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.911.000 E.03.03-YOLLUKLAR 244.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 214.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.523.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 28.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 608.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 252.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 36.466.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.000.000 104.32-NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ 92.671.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 92.671.000 E.01.01-MEMURLAR 12.934.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.890.000 E.02.01-MEMURLAR 1.225.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 196.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.280.000 E.03.03-YOLLUKLAR 646.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 17.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 275.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 28.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 510.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 136.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 70.034.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.500.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 648.926.000 104.2-ÖZEL KALEM 3.906.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.906.000 E.01.01-MEMURLAR 2.722.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 70.000 E.02.01-MEMURLAR 133.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 64.000 E.03.03-YOLLUKLAR 664.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 204.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 41.000 GİDERLERİ 104.4-DESTEK HİZMETLERİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ 352.889.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 604 ‒ TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 352.889.000 E.01.01-MEMURLAR 132.189.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.265.000 E.01.03-İŞÇİLER 95.085.000 E.02.01-MEMURLAR 21.712.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 582.000 E.02.03-İŞÇİLER 20.501.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 21.934.000 E.03.03-YOLLUKLAR 98.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 274.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 46.240.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 11.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.133.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 794.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.671.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.400.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 104.5-İNSAN KAYNAKLARI KOORDİNATÖRLÜĞÜ 74.742.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 74.742.000 E.01.01-MEMURLAR 14.710.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 70.000 E.02.01-MEMURLAR 1.733.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 327.000 E.03.03-YOLLUKLAR 128.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 35.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 451.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 11.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 91.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 57.186.000 104.10-BİLİŞİM HİZMETLERİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ 85.080.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 85.080.000 E.01.01-MEMURLAR 2.442.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.417.000 E.02.01-MEMURLAR 320.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 648.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 28.000 E.03.03-YOLLUKLAR 81.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 52.099.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 45.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 9.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 11.000.000 104.11-PROJE VE İNŞAAT KOORDİNATÖRLÜĞÜ 71.819.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 71.819.000 E.01.01-MEMURLAR 1.630.000 E.02.01-MEMURLAR 170.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 605 ‒ TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 86.000 E.03.03-YOLLUKLAR 71.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 236.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 126.000 GİDERLERİ E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 69.500.000 104.12-ULUSLARARASI İLİŞKİLER KOORDİNATÖRLÜĞÜ 19.724.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 19.724.000 E.01.01-MEMURLAR 4.206.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.045.000 E.02.01-MEMURLAR 489.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.149.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 108.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.363.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 234.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 11.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 119.000 GİDERLERİ 104.20-DENETİM HİZMETLERİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ 3.342.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.342.000 E.01.01-MEMURLAR 2.751.000 E.02.01-MEMURLAR 313.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 42.000 E.03.03-YOLLUKLAR 106.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 57.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 73.000 GİDERLERİ 104.23-STRATEJİ GELİŞTİRME KOORDİNATÖRLÜĞÜ 19.157.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 19.157.000 E.01.01-MEMURLAR 15.086.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.890.000 E.02.01-MEMURLAR 1.725.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 286.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 32.000 E.03.03-YOLLUKLAR 55.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 61.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 22.000 GİDERLERİ 104.24-HUKUK HİZMETLERİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ 8.113.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 8.113.000 E.01.01-MEMURLAR 4.421.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 51.000 E.02.01-MEMURLAR 460.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 16.000 E.03.03-YOLLUKLAR 79.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 86.000 GİDERLERİ 104.25-KURUMSAL İLETİŞİM KOORDİNATÖRLÜĞÜ 10.097.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 606 ‒ TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 10.097.000 E.01.01-MEMURLAR 3.784.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.705.000 E.02.01-MEMURLAR 489.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 176.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 84.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 516.000 E.03.03-YOLLUKLAR 143.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 497.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 11.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 131.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 311.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 250.000 104.30-NÜKLEER ENERJİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ 57.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 57.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 57.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 607 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 92.170.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 92.144.000 1 Mal Satış Gelirleri 31.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 31.000 2 Hizmet Gelirleri 92.113.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 26.000 04 Kurs, Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 9.032.000 99 Diğer hizmet gelirleri 83.055.000 6 Kira Gelirleri 26.000 1 Taşınmaz Kiraları 26.000 01 Lojman Kira Gelirleri 26.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 3.256.456.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 608 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 2 Teşebbüs Merkezi ve Mülkiyet Yönetim Gelirleri Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 92.170.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 3.256.456.000 1 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri Cari 92.144.000 1.975.456.000 1 01 Mal Satış Hazine Gelirleri Yardımı 31.000 1.975.456.000 2 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri Sermaye 31.000 1.281.000.000 2 01 Hizmet Yardımı Hazine Gelirleri 92.113.000 1.281.000.000 05 03 Avukatlık Diğer Vekalet Ücreti Gelirleri Gelirler 26.000 872.000 1 04 Kurs,Gelirleri Faiz Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 9.032.000 31.000 9 99 Diğer Faizler Diğer hizmet gelirleri 83.055.000 31.000 6 01 Kira Gelirleri Kişilerden Alacaklar Faizleri 26.000 31.000 3 1 Taşınmaz Para Kiraları Cezaları 26.000 57.000 2 01 Lojman İdari Kira Para Gelirleri Cezaları 26.000 57.000 04 99 Alınan Diğer Bağış İdari ParaveCezaları Yardımlar ile Özel Gelirler 3.256.456.000 57.000 9 e-bütçe Diğer Çeşitli Gelirler 784.000 e-Bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 784.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 609 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 06 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Kişilerden Alacaklar 92.170.000 57.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 99 Mal ve Hizmet Satış Yukarıda Gelirleri Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 92.144.000 727.000 1 Mal Satış Gelirleri Toplam 31.000 3.349.498.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 31.000 2 Hizmet Gelirleri 92.113.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 26.000 04 Kurs, Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 9.032.000 99 Diğer hizmet gelirleri 83.055.000 6 Kira Gelirleri 26.000 1 Taşınmaz Kiraları 26.000 01 Lojman Kira Gelirleri 26.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 3.256.456.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 611 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ULUDAĞ ALAN BAŞKANLIĞI KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TURİZMİN GELİŞTİRİLMESİ 110.283.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.500.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 112.783.000 112.783.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 112.783.000 112.783.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 112.783.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 612 ‒ ULUDAĞ ALAN BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ULUDAĞ ALAN BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ULUDAĞ ALAN BAŞKANLIĞI 112.783.000 EDİLMİŞTİR 48- TURİZMİN GELİŞTİRİLMESİ PROGRAMI 110.283.000 107.30-ALAN PLANLAMA VE UYGULAMA GRUP BAŞKANLIĞI 70.072.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 70.072.000 E.01.01-MEMURLAR 294.000 E.01.03-İŞÇİLER 25.246.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.335.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.478.000 E.03.03-YOLLUKLAR 514.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 102.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.284.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 257.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 890.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 172.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 15.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 20.500.000 107.31-ALAN YÖNETİMİ, ALTYAPI VE İDARİ HİZMETLER GRUP BAŞKANLIĞI 40.211.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 40.211.000 E.01.01-MEMURLAR 474.000 E.01.03-İŞÇİLER 21.880.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.111.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.831.000 E.03.03-YOLLUKLAR 514.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 257.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.336.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 171.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.064.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 138.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 35.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 400.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.500.000 107.31-ALAN YÖNETİMİ, ALTYAPI VE İDARİ HİZMETLER GRUP BAŞKANLIĞI 2.500.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.500.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.400.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 100.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 613 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ULUDAĞ ALAN BAŞKANLIĞI Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 2.312.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 4.000 1 Mal Satış Gelirleri 1.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 1.000 2 Hizmet Gelirleri 3.000 20 Patent Gelirleri 1.000 21 Marka Gelirleri 1.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.000 6 Kira Gelirleri 2.308.000 1 Taşınmaz Kiraları 2.308.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 2.308.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 94.783.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 614 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ULUDAĞ ALAN BAŞKANLIĞI FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 2.312.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 94.783.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 4.000 1 Cari 56.383.000 1 Mal Satış Gelirleri 1.000 01 Hazine Yardımı 56.383.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 1.000 2 Sermaye 38.400.000 2 Hizmet Gelirleri 3.000 01 Hazine Yardımı 38.400.000 20 Patent Gelirleri 1.000 05 Diğer Gelirler 15.688.000 21 Marka Gelirleri 1.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 3.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 3.000 6 Kira Gelirleri 2.308.000 99 Özel Bütçeli İdarelere Ait Diğer Paylar 3.000 1 Taşınmaz Kiraları 2.308.000 3 Para Cezaları 1.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 2.308.000 9 Diğer Para Cezaları 1.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 94.783.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Para Cezaları 1.000 e-bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 15.684.000 e-Bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 15.684.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 615 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ULUDAĞ ALAN BAŞKANLIĞI FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV KOMİSYONCA EDİLEN KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 2.312.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 15.684.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 4.000 Toplam 112.783.000 1 Mal Satış Gelirleri 1.000 02 Kitap,Yayın vb. Satış Gelirleri 1.000 2 Hizmet Gelirleri 3.000 20 Patent Gelirleri 1.000 21 Marka Gelirleri 1.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.000 6 Kira Gelirleri 2.308.000 1 Taşınmaz Kiraları 2.308.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 2.308.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 94.783.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 617 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KENTSEL DÖNÜŞÜM BAŞKANLIĞI KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ŞEHİRCİLİK VE RİSK ODAKLI BÜTÜNLEŞİK AFET YÖNETİMİ 110.976.846.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 148.816.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 111.125.662.000 111.125.662.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 111.125.662.000 111.125.662.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 111.125.662.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 618 ‒ KENTSEL DÖNÜŞÜM BAŞKANLIĞI ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KENTSEL DÖNÜŞÜM BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KENTSEL DÖNÜŞÜM BAŞKANLIĞI 111.125.662.000 EDİLMİŞTİR 2- ŞEHİRCİLİK VE RİSK ODAKLI BÜTÜNLEŞİK AFET YÖNETİMİ 110.976.846.000 PROGRAMI 108.23-STRATEJİ VE FİNANSMAN DAİRESİ BAŞKANLIĞI 4.600.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.600.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.600.000.000 108.30-KENTSEL DÖNÜŞÜM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 48.096.365.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 48.096.365.000 E.01.01-MEMURLAR 85.971.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 220.000 E.02.01-MEMURLAR 9.146.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 372.000 E.03.03-YOLLUKLAR 500.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 109.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 47.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 48.000.000.000 108.31-MARMARA KENTSEL DÖNÜŞÜM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 52.044.714.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 52.044.714.000 E.01.01-MEMURLAR 22.653.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 223.000 E.02.01-MEMURLAR 1.853.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.160.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.706.000 E.03.03-YOLLUKLAR 683.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 770.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.723.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 81.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 664.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 198.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 52.000.000.000 108.32-TAŞINMAZ VE KAYNAK GELİŞTİRME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 5.472.855.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 29.149.000 E.01.01-MEMURLAR 21.512.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.253.000 E.02.01-MEMURLAR 2.133.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 638.000 E.03.03-YOLLUKLAR 555.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 58.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 619 ‒ KENTSEL DÖNÜŞÜM BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.07-Dış Proje Kredileri 5.443.706.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 112.500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 9.500.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.321.706.000 108.33-RİSKLİ YAPILAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 30.232.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 30.232.000 E.01.01-MEMURLAR 26.078.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 759.000 E.02.01-MEMURLAR 2.620.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 372.000 E.03.03-YOLLUKLAR 345.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 58.000 108.34-İMAR PLANLAMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 3.634.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.634.000 E.01.01-MEMURLAR 1.894.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 821.000 E.02.01-MEMURLAR 157.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 372.000 E.03.03-YOLLUKLAR 332.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 58.000 108.35-YAPIM VE PROJE DAİRESİ BAŞKANLIĞI 3.723.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.723.000 E.01.01-MEMURLAR 1.975.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 821.000 E.02.01-MEMURLAR 163.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 372.000 E.03.03-YOLLUKLAR 334.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 58.000 108.36-İZLEME VE DEĞERLENDİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 21.538.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 21.538.000 E.01.01-MEMURLAR 17.962.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 821.000 E.02.01-MEMURLAR 1.973.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 372.000 E.03.03-YOLLUKLAR 352.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 58.000 108.67-KENTSEL DÖNÜŞÜM MÜDÜRLÜKLERİ 703.785.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 703.785.000 E.01.01-MEMURLAR 579.647.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 46.329.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 11.000 E.02.01-MEMURLAR 65.220.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.179.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.918.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.170.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 571.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 620 ‒ KENTSEL DÖNÜŞÜM BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.367.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.222.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 151.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 148.816.000 108.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 34.169.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 34.169.000 E.01.01-MEMURLAR 7.304.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.574.000 E.02.01-MEMURLAR 926.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 634.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.800.000 E.03.03-YOLLUKLAR 296.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 128.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.649.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 300.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 913.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 145.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.500.000 108.5-PERSONEL VE EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 78.658.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 78.658.000 E.01.01-MEMURLAR 42.361.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.978.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 29.000 E.02.01-MEMURLAR 4.385.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.031.000 E.03.03-YOLLUKLAR 309.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 58.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 18.507.000 108.23-STRATEJİ VE FİNANSMAN DAİRESİ BAŞKANLIĞI 19.544.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 19.544.000 E.01.01-MEMURLAR 16.534.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 488.000 E.02.01-MEMURLAR 1.912.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 372.000 E.03.03-YOLLUKLAR 191.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 47.000 108.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 12.902.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 12.902.000 E.01.01-MEMURLAR 10.027.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 924.000 E.02.01-MEMURLAR 973.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 372.000 E.03.03-YOLLUKLAR 163.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 443.000 108.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 1.794.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 621 ‒ KENTSEL DÖNÜŞÜM BAŞKANLIĞI HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.794.000 E.01.01-MEMURLAR 84.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 924.000 E.02.01-MEMURLAR 24.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 372.000 E.03.03-YOLLUKLAR 285.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 58.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 47.000 108.31-MARMARA KENTSEL DÖNÜŞÜM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.000.000 108.67-KENTSEL DÖNÜŞÜM MÜDÜRLÜKLERİ 749.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 749.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 749.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 622 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KENTSEL DÖNÜŞÜM BAŞKANLIĞI Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 16.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6 Kira Gelirleri 16.000 1 Taşınmaz Kiraları 16.000 01 Lojman Kira Gelirleri 16.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 111.119.150.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 111.119.150.000 1 Cari 111.119.150.000 01 Hazine Yardımı 111.119.150.000 05 Diğer Gelirler 6.496.000 1 Faiz Gelirleri 6.000 9 Diğer Faizler 6.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 6.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 623 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KENTSEL DÖNÜŞÜM BAŞKANLIĞI FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 9 Diğer ÇeşitliveGelirler Teşebbüs Mülkiyet Gelirleri 6.490.000 16.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6 1 Diğer Kira Çeşitli Gelirler Gelirleri 6.490.000 16.000 1 06 Taşınmaz KişilerdenKiraları Alacaklar 1.240.000 16.000 99 Lojman 01 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler Kira Gelirleri 5.250.000 16.000 04 Toplam Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 111.125.662.000 111.119.150.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 111.119.150.000 1 Cari 111.119.150.000 01 Hazine Yardımı 111.119.150.000 05 Diğer Gelirler 6.496.000 1 Faiz Gelirleri 6.000 9 Diğer Faizler 6.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 6.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 625 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ORMANLARIN VE DOĞANIN KORUNMASI İLE SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNETİMİ 3.282.386.000 Aynen Kabul Edilmiştir TURİZMİN GELİŞTİRİLMESİ 4.112.852.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 977.327.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 8.372.565.000 8.372.565.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 8.372.565.000 8.372.565.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 8.372.565.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 626 ‒ DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 8.372.565.000 EDİLMİŞTİR 20- ORMANLARIN VE DOĞANIN KORUNMASI İLE SÜRDÜRÜLEBİLİR 3.282.386.000 YÖNETİMİ PROGRAMI 110.31-AV VE YABAN HAYATI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 54.370.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 54.370.000 E.01.01-MEMURLAR 41.179.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.879.000 E.02.01-MEMURLAR 5.244.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 698.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 120.000 E.03.03-YOLLUKLAR 800.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 300.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 150.000 GİDERLERİ 110.32-HAYVANLARI KORUMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 22.169.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 22.169.000 E.01.01-MEMURLAR 12.943.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.880.000 E.02.01-MEMURLAR 1.648.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 698.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 500.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 150.000 GİDERLERİ 110.34-BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK VE EKOSİSTEM HİZMETLERİ DAİRESİ 51.589.000 BAŞKANLIĞI F.02-Özel Bütçeli İdareler 51.589.000 E.01.01-MEMURLAR 37.648.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.880.000 E.02.01-MEMURLAR 4.793.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 698.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 120.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 300.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 150.000 GİDERLERİ 110.65-BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 3.154.258.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.154.258.000 E.01.01-MEMURLAR 650.253.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 88.799.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 627 ‒ DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.03-İŞÇİLER 272.101.000 E.02.01-MEMURLAR 66.079.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.240.000 E.02.03-İŞÇİLER 55.286.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 3.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 8.000.000 E.07.01-KURUM, İŞLETME ve HANE HALKINA YAPILAN SERMAYE 2.000.000.000 TRANSFERLERİ 48- TURİZMİN GELİŞTİRİLMESİ PROGRAMI 4.112.852.000 110.10-BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 2.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000.000 110.30-MİLLİ PARKLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 49.392.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 49.392.000 E.01.01-MEMURLAR 36.471.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.879.000 E.02.01-MEMURLAR 4.644.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 698.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 150.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 400.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 150.000 GİDERLERİ 110.33-SULAK ALANLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 38.133.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 38.133.000 E.01.01-MEMURLAR 27.060.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.880.000 E.02.01-MEMURLAR 3.445.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 698.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 500.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 300.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 150.000 GİDERLERİ 110.35-DOĞA TURİZMİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 74.461.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 74.461.000 E.01.01-MEMURLAR 28.237.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.880.000 E.02.01-MEMURLAR 3.596.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 698.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 150.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 150.000 GİDERLERİ E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 34.500.000 110.65-BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 3.948.866.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.948.866.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 628 ‒ DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 2.419.018.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 377.611.000 E.01.03-İŞÇİLER 409.438.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.098.000 E.02.01-MEMURLAR 260.579.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 43.529.000 E.02.03-İŞÇİLER 83.593.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 32.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 266.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 52.500.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 977.327.000 110.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 68.138.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 68.138.000 E.01.01-MEMURLAR 23.572.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.639.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.199.000 E.02.01-MEMURLAR 2.846.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.095.000 E.02.03-İŞÇİLER 173.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.296.000 E.03.03-YOLLUKLAR 500.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.000.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 200.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 300.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 500.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.818.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 110.5-PERSONEL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 170.925.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 170.925.000 E.01.01-MEMURLAR 40.002.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.292.000 E.02.01-MEMURLAR 5.094.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 630.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 200.000 E.03.03-YOLLUKLAR 200.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 300.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 150.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 118.557.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 500.000 110.10-BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 74.399.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 74.399.000 E.01.01-MEMURLAR 8.236.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.880.000 E.02.01-MEMURLAR 1.049.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 629 ‒ DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 120.000 E.03.03-YOLLUKLAR 150.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 28.064.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 200.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 25.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.000.000 110.12-DIŞ İLİŞKİLER VE EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 56.989.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 56.989.000 E.01.01-MEMURLAR 28.238.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.292.000 E.02.01-MEMURLAR 3.596.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 630.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 300.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 300.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 150.000 GİDERLERİ E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 17.483.000 110.20-TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞI 6.017.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 6.017.000 E.01.01-MEMURLAR 2.353.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.176.000 E.02.01-MEMURLAR 299.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 139.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 150.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 150.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 500.000 110.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 35.489.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 35.489.000 E.01.01-MEMURLAR 9.412.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.880.000 E.02.01-MEMURLAR 1.199.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 698.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 200.000 E.03.03-YOLLUKLAR 200.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 200.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 200.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 16.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 500.000 110.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 19.656.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 19.656.000 E.01.01-MEMURLAR 10.588.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 630 ‒ DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.292.000 E.02.01-MEMURLAR 1.348.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 628.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 300.000 E.03.03-YOLLUKLAR 100.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 500.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 150.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 500.000 110.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 14.213.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 14.213.000 E.01.01-MEMURLAR 9.412.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.352.000 E.02.01-MEMURLAR 1.199.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 280.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 120.000 E.03.03-YOLLUKLAR 300.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 400.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 150.000 GİDERLERİ 110.31-AV VE YABAN HAYATI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 6.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 6.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 6.000 110.32-HAYVANLARI KORUMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 2.757.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.757.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 2.757.000 110.33-SULAK ALANLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 3.045.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.045.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 3.045.000 110.34-BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK VE EKOSİSTEM HİZMETLERİ DAİRESİ 9.301.000 BAŞKANLIĞI F.02-Özel Bütçeli İdareler 9.301.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 9.301.000 110.65-BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 516.392.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 516.392.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 21.400.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 196.013.000 E.03.03-YOLLUKLAR 54.035.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 13.200.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 143.647.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 10.915.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 8.182.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 13.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 32.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 631 ‒ DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 2.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 632 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 8.372.565.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 8.372.565.000 1 Cari 5.849.565.000 01 Hazine Yardımı 5.849.565.000 2 Sermaye 2.523.000.000 01 Hazine Yardımı 2.523.000.000 Toplam 8.372.565.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi (III) Sayılı Cetvel Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar ‒ 635 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN BİLGİ VE İLETİŞİM 678.280.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.695.595.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.373.875.000 3.373.875.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 1.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.373.876.000 3.373.876.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.373.876.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 636 ‒ RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU 3.373.876.000 EDİLMİŞTİR 15- BİLGİ VE İLETİŞİM PROGRAMI 678.280.000 87.30-İZLEME VE DEĞERLENDİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 214.504.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 214.504.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 167.934.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.520.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.050.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 25.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.000.000 87.31-KAMUOYU YAYIN ARAŞTIRMALARI VE ÖLÇME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 147.429.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 147.429.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 49.426.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.778.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.425.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 200.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 85.600.000 87.32-İZİN VE TAHSİSLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 140.110.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 140.110.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 125.638.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.676.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.640.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 700.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 86.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 370.000 GİDERLERİ 87.33-ULUSLARARASI İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 69.957.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 69.957.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 42.158.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.288.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 760.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.470.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.225.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 5.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 250.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 300.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 7.506.000 87.34-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 106.280.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 637 ‒ RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 106.280.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 90.587.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.193.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.600.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.030.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 870.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.695.595.000 87.2-ÖZEL KALEM 327.340.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 327.340.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 130.368.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.576.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 5.355.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.159.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 9.150.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 105.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 53.950.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 250.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 109.427.000 87.4-İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 910.166.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 910.166.000 E.01.01-MEMURLAR 531.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 119.299.000 E.01.03-İŞÇİLER 258.248.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.083.000 E.02.03-İŞÇİLER 50.635.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 59.870.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.000.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.050.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 113.850.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 15.600.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 17.500.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 18.000.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 106.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 130.000.000 87.5-İNSAN KAYNAKLARI VE EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 75.483.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 75.483.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 44.808.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.575.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.150.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.450.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.000.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 638 ‒ RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 87.11-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.321.720.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 1.321.720.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 60.776.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.794.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.600.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.500.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 62.350.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 34.700.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 550.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 600.000.000 87.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 60.886.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 60.886.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 42.411.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.575.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.100.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 8.500.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.700.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 500.000 GİDERLERİ 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 1.000 87.4-İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 1.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 1.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 639 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 689.800.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 300.000 1 Mal Satış Gelirleri 300.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 300.000 2 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 689.500.000 1 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 689.500.000 01 TV Yayın Lisansı Ücreti 145.000.000 02 Radyo Yayın Lisansı Ücreti 3.000.000 14 Televizyon Kanal Yıllık Kullanım Ücreti 350.000.000 15 Radyo Frekans Yıllık Kullanım Ücreti 75.000.000 27 Yayın İletim Yetkilendirme Ücreti 116.500.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.583.976.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 640 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN EDİLEN II III III IV IV 03 2 Teşebbüs ve Mülkiyet Merkezi Yönetim Gelirleri Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 689.800.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1.583.976.000 1 1 Mal Carive Hizmet Satış Gelirleri 300.000 1.583.976.000 1 01 Mal Satış Hazine Gelirleri Yardımı 300.000 1.583.976.000 05 01 Şartname, Diğer Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri Gelirler 300.000 1.100.100.000 21 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri Faiz Gelirleri 689.500.000 100.000 19 Malların Diğer kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri Faizler 689.500.000 100.000 01 01 TV Yayın Lisansı Kişilerden Ücreti Alacaklar Faizleri 145.000.000 100.000 2 02 Radyo Kişi ve Yayın Lisansı Ücreti Kurumlardan Alınan Paylar 3.000.000 1.060.000.000 7 14 Televizyon DüzenleyiciKanal Yıllık Kullanım ve Denetleyici ÜcretiAit Paylar Kurumlara 350.000.000 1.060.000.000 15 04 Radyo TV Frekans Ticari Yıllık İletişim Kullanım Ücreti Geliri 75.000.000 650.000.000 27 05 Yayın Radyoİletim TicariYetkilendirme İletişim Geliri Ücreti 116.500.000 60.000.000 04 07 Alınan Koşullu Bağış Erişim ve Yardımlar ile Sağlayan Özel Alınan Yayıncılardan GelirlerPaylar 1.583.976.000 350.000.000 3 e-bütçe Para Cezaları 30.000.000 e-Bütçe 9 Diğer Para Cezaları 30.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 641 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 02 Teşebbüs Zamanındave Mülkiyet Ücret Ödenmeyen Gelirleri Gelirlerinden Alınacak Gecikme Zamları 689.800.000 30.000.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 19 Mal veÇeşitli Diğer Hizmet Satış Gelirleri Gelirler 300.000 10.000.000 11 Mal Satış Diğer Gelirleri Çeşitli Gelirler 300.000 10.000.000 01 06 Şartname, Basılı Kişilerden Evrak, Form Satış Gelirleri Alacaklar 300.000 2.000.000 2 99 Malların Yukarıdakullanma veya faaliyette Tanımlanmayan bulunma Diğer Çeşitli izni gelirleri Gelirler 689.500.000 8.000.000 1 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri Toplam 689.500.000 3.373.876.000 01 TV Yayın Lisansı Ücreti 145.000.000 02 Radyo Yayın Lisansı Ücreti 3.000.000 14 Televizyon Kanal Yıllık Kullanım Ücreti 350.000.000 15 Radyo Frekans Yıllık Kullanım Ücreti 75.000.000 27 Yayın İletim Yetkilendirme Ücreti 116.500.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.583.976.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 643 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN BİLGİ VE İLETİŞİM 9.237.534.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 6.078.476.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 15.316.010.000 15.316.010.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 39.353.990.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 54.670.000.000 54.670.000.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 54.670.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 644 ‒ BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU 54.670.000.000 EDİLMİŞTİR 15- BİLGİ VE İLETİŞİM PROGRAMI 9.237.534.000 88.5-İNSAN KAYNAKLARI VE EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 74.586.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 74.586.000 E.01.01-MEMURLAR 13.218.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 56.379.000 E.02.01-MEMURLAR 1.024.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.965.000 88.65-BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ 676.272.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 676.272.000 E.01.01-MEMURLAR 56.154.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 242.433.000 E.02.01-MEMURLAR 6.484.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 21.883.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 16.459.000 E.03.03-YOLLUKLAR 13.171.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.211.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.321.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 682.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.870.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.103.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 501.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000.000 E.06.04-GAYRİMENKUL ALIMLARI VE KAMULAŞTIRMASI 300.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 88.30-ERİŞİM VE TARİFELER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 31.030.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 31.030.000 E.01.01-MEMURLAR 10.189.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.912.000 E.02.01-MEMURLAR 787.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.042.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.100.000 88.31-YETKİLENDİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 7.157.771.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 7.157.771.000 E.01.01-MEMURLAR 11.158.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 58.011.000 E.02.01-MEMURLAR 1.006.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.296.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 645 ‒ BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 3.300.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 1.965.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.115.000.000 88.32-SEKTÖREL REKABET DAİRESİ BAŞKANLIĞI 38.705.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 38.705.000 E.01.01-MEMURLAR 12.032.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.532.000 E.02.01-MEMURLAR 1.009.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.232.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 88.33-SEKTÖREL ARAŞTIRMA VE STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ 41.716.000 BAŞKANLIĞI F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 41.716.000 E.01.01-MEMURLAR 6.183.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 31.170.000 E.02.01-MEMURLAR 482.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.456.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.425.000 88.34-SPEKTRUM YÖNETİMİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 61.070.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 61.070.000 E.01.01-MEMURLAR 7.940.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 40.648.000 E.02.01-MEMURLAR 694.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.288.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.500.000 88.35-SPEKTRUM İZLEME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 808.570.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 808.570.000 E.01.01-MEMURLAR 7.940.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 40.648.000 E.02.01-MEMURLAR 694.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.288.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 150.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 598.000.000 88.36-TEKNİK DÜZENLEMELER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 55.945.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 55.945.000 E.01.01-MEMURLAR 10.364.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 38.576.000 E.02.01-MEMURLAR 955.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.162.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.888.000 88.38-TÜKETİCİ HAKLARI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 103.595.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 103.595.000 E.01.01-MEMURLAR 16.699.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 76.864.000 E.02.01-MEMURLAR 1.320.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.332.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 646 ‒ BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 2.380.000 88.39-BİLGİ TEKNOLOJİLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 159.668.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 159.668.000 E.01.01-MEMURLAR 16.997.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 106.687.000 E.02.01-MEMURLAR 1.369.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.115.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 25.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.500.000 88.40-SEKTÖREL DENETİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 28.606.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 28.606.000 E.01.01-MEMURLAR 4.742.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 18.716.000 E.02.01-MEMURLAR 362.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.486.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.300.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 6.078.476.000 88.2-ÖZEL KALEM 57.899.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 57.899.000 E.01.01-MEMURLAR 23.475.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 27.860.000 E.02.01-MEMURLAR 2.177.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.487.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.900.000 88.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 2.722.802.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 2.722.802.000 E.01.01-MEMURLAR 12.044.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 68.486.000 E.02.01-MEMURLAR 1.258.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.231.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 481.450.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.949.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 9.009.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 315.834.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.645.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 18.246.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.195.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 10.855.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.061.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 449.100.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 280.000.000 88.5-İNSAN KAYNAKLARI VE EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.978.341.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 1.978.341.000 E.01.01-MEMURLAR 174.417.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 242.486.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 647 ‒ BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.03-İŞÇİLER 1.149.133.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 400.000 E.02.01-MEMURLAR 14.432.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.229.000 E.02.03-İŞÇİLER 256.537.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.340.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 28.056.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 99.911.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 400.000 88.10-BİLİŞİM SİSTEMLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.163.965.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 1.163.965.000 E.01.01-MEMURLAR 4.607.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 119.391.000 E.02.01-MEMURLAR 375.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.442.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 135.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.150.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 350.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 550.000.000 88.13-MALİ İŞLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 12.824.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 12.824.000 E.01.01-MEMURLAR 1.330.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.334.000 E.02.01-MEMURLAR 105.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 791.000 E.03.03-YOLLUKLAR 225.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 39.000 88.14-KURUMSAL KALİTE DEĞERLENDİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 12.364.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 12.364.000 E.01.01-MEMURLAR 3.637.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.771.000 E.02.01-MEMURLAR 259.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 642.000 E.03.03-YOLLUKLAR 55.000 88.15-KURUL İŞLERİ VE KARARLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 27.863.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 27.863.000 E.01.01-MEMURLAR 18.370.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.488.000 E.02.01-MEMURLAR 1.661.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 344.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.000.000 88.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 55.338.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 55.338.000 E.01.01-MEMURLAR 11.357.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 18.180.000 E.02.01-MEMURLAR 1.229.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 648 ‒ BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.522.000 E.03.03-YOLLUKLAR 50.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 23.000.000 88.25-BASIN İLE İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ 6.579.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 6.579.000 E.01.01-MEMURLAR 236.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.178.000 E.02.01-MEMURLAR 1.681.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 184.000 E.03.03-YOLLUKLAR 300.000 88.41-ULUSLARARASI İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 40.501.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 40.501.000 E.01.01-MEMURLAR 11.068.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.018.000 E.02.01-MEMURLAR 935.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 230.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.250.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 18.000.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 39.353.990.000 88.13-MALİ İŞLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 39.353.990.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 39.353.990.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 39.353.990.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 649 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 50.403.262.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 502.000.000 1 Mal Satış Gelirleri 252.000.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 252.000.000 2 Hizmet Gelirleri 250.000.000 99 Diğer hizmet gelirleri 250.000.000 2 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 49.895.000.000 1 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 49.895.000.000 07 İletişim Araçları Ruhsatname ve Sertifika Ücretleri 2.713.000.000 08 İletişim Araçları Kullanım Ücretleri 47.120.000.000 33 İnternet Alan Adı Tahsisi ve Yenileme Gelirleri 62.000.000 6 Kira Gelirleri 6.262.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 650 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 1 Teşebbüs ve Taşınmaz Mülkiyet Gelirleri Kiraları 50.403.262.000 6.262.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 01 Mal ve Kira LojmanHizmet Satış Gelirleri Gelirleri 502.000.000 62.000 1 99 DiğerSatış Mal Gelirleri Taşınmaz Kira Gelirleri 252.000.000 6.200.000 05 01 Şartname, Diğer Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri Gelirler 252.000.000 4.266.738.000 1 2 Hizmet Faiz Gelirleri Gelirleri 250.000.000 2.000 9 99 Diğer Faizler Diğer hizmet gelirleri 250.000.000 2.000 2 01 Malların Kişilerdenkullanma veya Alacaklar faaliyette bulunma izni gelirleri Faizleri 49.895.000.000 2.000 2 1 Malların kullanma veya Kişi ve Kurumlardan faaliyette Alınan Paylarbulunma izni gelirleri 49.895.000.000 3.270.000.000 3 07 YönetimAraçları İletişim Ruhsatname Giderlerine Katılma ve Sertifika Ücretleri Payları 2.713.000.000 2.480.000.000 08 99 İletişim Araçları Diğerlerinden Kullanım Alınan Ücretleri Yönetim Giderlerine Katılma Payları 47.120.000.000 2.480.000.000 5 33 İnternet Genel Alan Adı Bütçeli Tahsisi İdarelere AitvePaylar Yenileme Gelirleri 62.000.000 790.000.000 6 33 Kira Gelirleri İşletmecilerden Alınan Evrensel Hizmet Gelirleri 6.262.000 790.000.000 3 e-bütçe Para Cezaları 972.606.000 e-Bütçe 2 İdari Para Cezaları 972.446.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 651 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KABUL I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 50.403.262.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 99 Diğer İdari Para Cezaları 972.446.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 502.000.000 9 Diğer Para Cezaları 160.000 1 Mal Satış Gelirleri 252.000.000 02 Zamanında Ödenmeyen Ücret Gelirlerinden Alınacak Gecikme Zamları 160.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 252.000.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 24.130.000 2 Hizmet Gelirleri 250.000.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 24.130.000 99 Diğer hizmet gelirleri 250.000.000 01 İrat Kaydedilecek Nakdi Teminatlar 15.000 2 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 49.895.000.000 06 Kişilerden Alacaklar 1.740.000 1 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 49.895.000.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 22.375.000 07 İletişim Araçları Ruhsatname ve Sertifika Ücretleri 2.713.000.000 Toplam 54.670.000.000 08 İletişim Araçları Kullanım Ücretleri 47.120.000.000 33 İnternet Alan Adı Tahsisi ve Yenileme Gelirleri 62.000.000 6 Kira Gelirleri 6.262.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 653 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SERMAYE PİYASASI KURULU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN FİNANSAL SİSTEMİN GELİŞTİRİLMESİ VE SİGORTACILIK 1.192.600.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.332.400.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.525.000.000 3.525.000.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 2.975.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 6.500.000.000 6.500.000.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 6.500.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 654 ‒ SERMAYE PİYASASI KURULU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SERMAYE PİYASASI KURULU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SERMAYE PİYASASI KURULU 6.500.000.000 EDİLMİŞTİR 14- FİNANSAL SİSTEMİN GELİŞTİRİLMESİ VE SİGORTACILIK 1.192.600.000 PROGRAMI 89.2-ÖZEL KALEM 256.100.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 256.100.000 E.01.01-MEMURLAR 146.200.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.400.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 30.000.000 E.02.01-MEMURLAR 13.000.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 900.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.300.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 30.300.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 4.000.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 15.000.000 89.65-SPK İSTANBUL TEMSİLCİLİĞİ 106.800.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 106.800.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 23.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 69.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 6.400.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.500.000 89.30-DENETLEME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 117.200.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 117.200.000 E.01.01-MEMURLAR 104.500.000 E.02.01-MEMURLAR 8.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.300.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 300.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 89.31-ORTAKLIKLAR FİNANSMANI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 175.400.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 175.400.000 E.01.01-MEMURLAR 156.700.000 E.02.01-MEMURLAR 12.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.300.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 300.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 89.32-ARACILIK FAALİYETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 130.300.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 130.300.000 E.01.01-MEMURLAR 116.600.000 E.02.01-MEMURLAR 9.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 655 ‒ SERMAYE PİYASASI KURULU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 4.300.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 300.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 89.33-KURUMSAL YATIRIMCILAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 121.200.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 121.200.000 E.01.01-MEMURLAR 108.500.000 E.02.01-MEMURLAR 8.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.300.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 300.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 89.35-MUHASABE STANDARTLARI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 79.100.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 79.100.000 E.01.01-MEMURLAR 70.400.000 E.02.01-MEMURLAR 5.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.300.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 300.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 89.36-ARAŞTIRMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 60.100.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 60.100.000 E.01.01-MEMURLAR 51.400.000 E.02.01-MEMURLAR 5.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.300.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 300.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 89.37-PİYASA GÖZETİM VE DENETİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 101.300.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 101.300.000 E.01.01-MEMURLAR 87.600.000 E.02.01-MEMURLAR 7.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.300.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 300.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 89.38-KURUMSAL İLETİŞİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 45.100.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 45.100.000 E.01.01-MEMURLAR 36.400.000 E.02.01-MEMURLAR 3.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.300.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.300.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.332.400.000 89.4-İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.995.700.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 1.995.700.000 E.01.01-MEMURLAR 286.000.000 E.01.03-İŞÇİLER 420.000.000 E.02.01-MEMURLAR 90.000.000 E.02.03-İŞÇİLER 90.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 656 ‒ SERMAYE PİYASASI KURULU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 93.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.000.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 12.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 172.500.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 56.500.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 15.700.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 135.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 41.500.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 496.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 71.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 8.000.000 89.10-BİLGİ İŞLEM, İSTATİSTİK VE ENFORMASYON DAiRESİ BAŞKANLIĞI 126.800.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 126.800.000 E.01.01-MEMURLAR 89.700.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.400.000 E.02.01-MEMURLAR 7.000.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.300.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 300.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 89.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 49.100.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 49.100.000 E.01.01-MEMURLAR 40.400.000 E.02.01-MEMURLAR 3.500.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.800.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 300.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 89.24-HUKUK İŞLERİ DAİRESİ 160.800.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 160.800.000 E.01.01-MEMURLAR 125.600.000 E.02.01-MEMURLAR 9.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.300.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 21.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 800.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 100.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 2.975.000.000 89.4-İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 2.975.000.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 2.975.000.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 2.975.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 657 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SERMAYE PİYASASI KURULU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 5.495.000.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 5.492.500.000 1 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 5.492.500.000 09 Sermaye Piyasası Araçları Kayıt Ücretleri 5.492.500.000 6 Kira Gelirleri 2.500.000 1 Taşınmaz Kiraları 2.500.000 01 Lojman Kira Gelirleri 2.500.000 05 Diğer Gelirler 1.005.000.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 800.000.000 7 Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlara Ait Paylar 800.000.000 99 Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlara Ait Diğer Paylar 800.000.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 205.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 658 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SERMAYE PİYASASI KURULU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 1 Teşebbüs Diğer Çeşitlive Mülkiyet Gelirleri Gelirler 5.495.000.000 205.000.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 06 Kişilerdenkullanma Malların Alacaklarveya faaliyette bulunma izni gelirleri 5.492.500.000 1 39 Malların 6362 kullanma Sayılı veya Kanunun faaliyette 130. bulunma Maddesinin izni gelirleri 5. Fıkrası Kapsamında Alınan Gelirler 5.492.500.000 200.000.000 09 99 Sermaye Tanımlanmayan Yukarıda Piyasası AraçlarıDiğer Kayıt Çeşitli Ücretleri Gelirler 5.492.500.000 6 Kira Gelirleri Toplam 2.500.000 6.500.000.000 1 Taşınmaz Kiraları 2.500.000 01 Lojman Kira Gelirleri 2.500.000 05 Diğer Gelirler 1.005.000.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 800.000.000 7 Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlara Ait Paylar 800.000.000 99 Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlara Ait Diğer Paylar 800.000.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 205.000.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 659 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 661 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN FİNANSAL SİSTEMİN GELİŞTİRİLMESİ VE SİGORTACILIK 7.192.200.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 910.800.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 8.103.000.000 8.103.000.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 2.000.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 10.103.000.000 10.103.000.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 10.103.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 662 ‒ BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU 10.103.000.000 EDİLMİŞTİR 14- FİNANSAL SİSTEMİN GELİŞTİRİLMESİ VE SİGORTACILIK 7.192.200.000 PROGRAMI 90.2-ÖZEL KALEM 358.800.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 358.800.000 E.01.01-MEMURLAR 12.700.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 106.600.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.800.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 138.200.000 E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.700.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 24.200.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.600.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.800.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 13.100.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.800.000 GİDERLERİ 90.4-DESTEK HİZMETLERİ I DAİRE BAŞKANLIĞI 94.600.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 94.600.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.000.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.300.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 61.100.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.400.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 100.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.700.000 90.6-DESTEK HİZMETLERİ II DAİRE BAŞKANLIĞI 3.186.800.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 3.186.800.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 163.200.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 9.200.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 711.900.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 54.100.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 6.700.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 240.700.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 12.200.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 500.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 20.100.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 663 ‒ BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 556.700.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 14.200.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.327.200.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 70.100.000 90.24-HUKUK İŞLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 189.800.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 189.800.000 E.01.01-MEMURLAR 12.000.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 90.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.100.000 E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.100.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.200.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 36.200.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.100.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.900.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 400.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 400.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.600.000 90.59-GÖZETİM DAİRE BAŞKANLIĞI 136.100.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 136.100.000 E.01.01-MEMURLAR 13.200.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 66.300.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.100.000 E.02.01-MEMURLAR 2.000.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 23.400.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.600.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.800.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.600.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 500.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 2.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.600.000 90.41-DENETİM I DAİRE BAŞKANLIĞI 184.400.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 184.400.000 E.01.01-MEMURLAR 18.500.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 112.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.000.000 E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.500.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 664 ‒ BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.800.000 GİDERLERİ 90.42-DENETİM II DAİRE BAŞKANLIĞI 178.600.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 178.600.000 E.01.01-MEMURLAR 13.900.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 110.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.800.000 E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.800.000 GİDERLERİ 90.43-DENETİM III DAİRE BAŞKANLIĞI 180.400.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 180.400.000 E.01.01-MEMURLAR 16.300.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 110.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.800.000 E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.900.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.000.000 GİDERLERİ 90.44-DÜZENLEME DAİRE BAŞKANLIĞI 160.600.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 160.600.000 E.01.01-MEMURLAR 12.700.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 90.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.800.000 E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.600.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.800.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 500.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.600.000 90.45-UYGULAMA I DAİRE BAŞKANLIĞI 159.700.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 159.700.000 E.01.01-MEMURLAR 12.900.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 88.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.800.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 665 ‒ BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.800.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 500.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.600.000 90.46-UYGULAMA II DAİRE BAŞKANLIĞI 157.500.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 157.500.000 E.01.01-MEMURLAR 12.700.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 86.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.800.000 E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.800.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 500.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.600.000 90.47-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRE BAŞKANLIĞI 182.100.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 182.100.000 E.01.01-MEMURLAR 12.800.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 86.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.800.000 E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.900.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 21.300.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.200.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 500.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 500.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.600.000 90.48-VERİ VE SİSTEM YÖNETİMİ DAİRE BAŞKANLIĞI 598.000.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 598.000.000 E.01.01-MEMURLAR 24.600.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 116.600.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 666 ‒ BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.03-İŞÇİLER 9.800.000 E.02.01-MEMURLAR 2.300.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.300.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 62.200.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 20.500.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 500.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 191.400.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 127.000.000 90.49-DENETİM IV DAİRE BAŞKANLIĞI 159.100.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 159.100.000 E.01.01-MEMURLAR 17.900.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 86.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.800.000 E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.300.000 GİDERLERİ 90.50-UYGULAMA III DAİRE BAŞKANLIĞI 162.400.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 162.400.000 E.01.01-MEMURLAR 13.400.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 86.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.800.000 E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.300.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.800.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 500.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 6.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.600.000 90.51-RİSK YÖNETİMİ DAİRE BAŞKANLIĞI 158.200.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 158.200.000 E.01.01-MEMURLAR 12.700.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 86.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.800.000 E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 667 ‒ BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.300.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.300.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 500.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.600.000 90.52-KURUMSAL İLETİŞİM VE DIŞ İLİŞKİLER DAİRE BAŞKANLIĞI 165.300.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 165.300.000 E.01.01-MEMURLAR 12.700.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 86.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.800.000 E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.300.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.700.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.700.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 500.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 2.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.600.000 90.53-FİNANSAL TÜKETİCİ İLİŞKİLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 278.400.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 278.400.000 E.01.01-MEMURLAR 13.500.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 86.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.800.000 E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 123.600.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.800.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 500.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.600.000 90.54-EKONOMİK DEĞERLENDİRMELER DAİRE BAŞKANLIĞI 139.000.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 139.000.000 E.01.01-MEMURLAR 13.200.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 66.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.800.000 E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 668 ‒ BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.800.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 500.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 3.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.600.000 90.55-BİLGİ SİSTEMLERİ UYUM DAİRE BAŞKANLIĞI 204.500.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 204.500.000 E.01.01-MEMURLAR 13.700.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 86.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.800.000 E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.200.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.800.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 500.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 47.000.000 90.56-UYGULAMA IV DAİRE BAŞKANLIĞI 157.900.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 157.900.000 E.01.01-MEMURLAR 13.900.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 86.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.800.000 E.02.01-MEMURLAR 2.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.300.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.800.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 500.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.600.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 910.800.000 90.4-DESTEK HİZMETLERİ I DAİRE BAŞKANLIĞI 420.100.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 420.100.000 E.01.01-MEMURLAR 135.400.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 88.600.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 669 ‒ BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.03-İŞÇİLER 123.500.000 E.02.01-MEMURLAR 16.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 32.300.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 90.6-DESTEK HİZMETLERİ II DAİRE BAŞKANLIĞI 490.700.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 490.700.000 E.01.01-MEMURLAR 135.400.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 86.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 192.600.000 E.02.01-MEMURLAR 16.200.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.200.000 E.02.03-İŞÇİLER 32.300.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.900.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 500.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.100.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 2.000.000.000 90.6-DESTEK HİZMETLERİ II DAİRE BAŞKANLIĞI 2.000.000.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 2.000.000.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 2.000.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 670 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 05 Diğer Gelirler 10.103.000.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Faiz Gelirleri 138.343 9 Diğer Faizler 138.343 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 100.000 99 Diğer Faizler 38.343 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 10.100.661.657 7 Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlara Ait Paylar 10.100.661.657 01 Bankalar Katılım Payı 9.787.772.858 02 Banka Dışı Mali Kuruluşlar Katılım Payı 312.288.799 99 Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlara Ait Diğer Paylar 600.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 2.200.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 2.200.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 671 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 05 Diğer Gelirler 10.103.000.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 06 Kişilerden Alacaklar 1.200.000 1 Faiz Gelirleri 138.343 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 1.000.000 9 Diğer Faizler 138.343 Toplam 10.103.000.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 100.000 99 Diğer Faizler 38.343 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 10.100.661.657 7 Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlara Ait Paylar 10.100.661.657 01 Bankalar Katılım Payı 9.787.772.858 02 Banka Dışı Mali Kuruluşlar Katılım Payı 312.288.799 99 Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlara Ait Diğer Paylar 600.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 2.200.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 2.200.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 673 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ PİYASASI 1.375.258.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.438.742.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.814.000.000 2.814.000.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 200.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.014.000.000 3.014.000.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.014.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 674 ‒ ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU 3.014.000.000 EDİLMİŞTİR 18- ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ PİYASASI 1.375.258.000 PROGRAMI 91.20-DENETİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 834.140.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 834.140.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 87.890.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.550.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 735.700.000 91.37-ENERJİ DÖNÜŞÜM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 30.424.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 30.424.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 26.610.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.600.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.180.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 34.000 91.30-ELEKTRİK PİYASASI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 156.807.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 156.807.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 139.140.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.200.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.410.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 57.000 91.32-DOĞALGAZ PİYASASI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 67.681.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 67.681.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 61.000.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.300.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.290.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 91.000 91.33-PETROL PİYASASI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 109.236.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 109.236.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 98.900.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.160.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 76.000 91.34-KAMULAŞTIRMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 52.281.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 52.281.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 46.180.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.300.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.800.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 675 ‒ ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 91.35-TARİFELER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 64.531.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 64.531.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 52.980.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.500.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 51.000 91.36-SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZLARI DAİRE BAŞKANLIĞI 60.158.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 60.158.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 53.770.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.400.000 E.03.03-YOLLUKLAR 920.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 68.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.438.742.000 91.2-ÖZEL KALEM 105.552.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 105.552.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 75.650.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 7.000.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.640.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.760.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.002.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 2.500.000 91.5-İNSAN KAYNAKLARI VE DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 944.868.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 944.868.000 E.01.01-MEMURLAR 800.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 101.090.000 E.01.03-İŞÇİLER 406.001.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.400.000 E.02.03-İŞÇİLER 91.250.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 41.338.000 E.03.03-YOLLUKLAR 781.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 5.577.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 120.577.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 35.853.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.100.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 75.001.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 25.500.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 18.350.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 9.000.000 91.10-BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 167.171.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 167.171.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 62.760.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.600.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.290.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 37.521.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 676 ‒ ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 7.500.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 50.000.000 91.12-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 128.199.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 128.199.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 114.540.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.080.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 56.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 523.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.000.000 91.24-HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI 89.171.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 89.171.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 56.490.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.600.000 E.03.03-YOLLUKLAR 780.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 26.300.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.000 91.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 3.781.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 3.781.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.050.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 310.000 E.03.03-YOLLUKLAR 420.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 200.000.000 91.12-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 200.000.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 200.000.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 200.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 677 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 2.413.389.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 1.000 1 Mal Satış Gelirleri 1.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 1.000 2 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 2.412.788.000 1 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 2.412.788.000 10 Elektrik Piyasası Lisans Gelirleri 231.500.000 11 Doğalgaz Piyasası Lisans ve Sertifika Gelirleri 600.000.000 12 Petrol Piyasası Lisans Gelirleri 1.396.288.000 13 LPG Piyasası Lisans Gelirleri 185.000.000 6 Kira Gelirleri 600.000 1 Taşınmaz Kiraları 600.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 678 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 99 Teşebbüs Diğer ve Kira Mülkiyet Taşınmaz Gelirleri Gelirleri 2.413.389.000 600.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 05 1 Mal ve Gelirler Diğer Hizmet Satış Gelirleri 1.000 620.611.000 1 1 Mal Faiz Satış Gelirleri Gelirleri 11.000 9 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri Diğer Faizler 1.000 11.000 2 01 Kişilerdenkullanma Malların veya Alacaklar faaliyette bulunma izni gelirleri Faizleri 2.412.788.000 10.000 1 03 Mevduat kullanma Malların Faizleri veya faaliyette bulunma izni gelirleri 2.412.788.000 1.000 2 10 Elektrik Kişi ve Piyasası Lisans Kurumlardan Gelirleri Alınan Paylar 231.500.000 600.000.000 9 11 Doğalgaz Piyasası Lisans ve Sertifika Gelirleri Diğer Paylar 600.000.000 600.000.000 12 99 Petrol Paylar Diğer Piyasası Lisans Gelirleri 1.396.288.000 600.000.000 9 13 LPG DiğerPiyasası Lisans Gelirleri Çeşitli Gelirler 185.000.000 20.600.000 6 1 Kira DiğerGelirleri Çeşitli Gelirler 20.600.000 1 06 Taşınmaz Kişilerden Kiraları Alacaklar 600.000 600.000 e-bütçe 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 20.000.000 e-Bütçe 09 Red ve İadeler (-) -20.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 679 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 3 Teşebbüsve Teşebbüs veMülkiyet Mülkiyet Gelirleri Gelirleri 2.413.389.000 -10.000.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 2 Malların ve Hizmet Satış Kullanma Gelirleri veya Faaliyette Bulunma İzni Gelirleri 1.000 -10.000.000 1 01 Malların SatışKullanma Gelirleri veya Faaliyette Bulunma İzni Gelirleri 1.000 -10.000.000 5 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri Diğer Gelirler 1.000 -10.000.000 2 9 Malların Diğer kullanma Çeşitli veya faaliyette bulunma izni gelirleri Gelirler 2.412.788.000 -10.000.000 1 99 Malların Yukarıdakullanma veya faaliyette Tanımlanmayan bulunma Diğer Çeşitli izni gelirleri Gelirler 2.412.788.000 -10.000.000 10 Elektrik Piyasası Lisans Gelirleri Toplam 231.500.000 3.014.000.000 11 Doğalgaz Piyasası Lisans ve Sertifika Gelirleri 600.000.000 12 Petrol Piyasası Lisans Gelirleri 1.396.288.000 13 LPG Piyasası Lisans Gelirleri 185.000.000 6 Kira Gelirleri 600.000 1 Taşınmaz Kiraları 600.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 681 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KAMU İHALE KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TİCARETİN DÜZENLENMESİ, GELİŞTİRİLMESİ VE KOLAYLAŞTIRILMASI 340.708.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.563.756.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.904.464.000 1.904.464.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 495.536.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.400.000.000 2.400.000.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.400.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 682 ‒ KAMU İHALE KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KAMU İHALE KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KAMU İHALE KURUMU 2.400.000.000 EDİLMİŞTİR 41- TİCARETİN DÜZENLENMESİ, GELİŞTİRİLMESİ VE 340.708.000 KOLAYLAŞTIRILMASI PROGRAMI 92.8-DÜZENLEME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 41.993.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 41.993.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 38.238.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.116.000 E.03.03-YOLLUKLAR 639.000 92.42-DÜZENLEME DAİRESİ BAŞKANLIĞI-II 7.775.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 7.775.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.110.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 520.000 E.03.03-YOLLUKLAR 145.000 92.33-KURUMSAL GELİŞİM VE ARAŞTIRMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 53.176.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 53.176.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 40.567.000 E.01.03-İŞÇİLER 7.071.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.152.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.120.000 E.03.03-YOLLUKLAR 266.000 92.35-I. İNCELEME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 76.194.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 76.194.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 69.414.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.248.000 E.03.03-YOLLUKLAR 532.000 92.36-II. İNCELEME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 69.624.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 69.624.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 63.752.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.157.000 E.03.03-YOLLUKLAR 715.000 92.37-III. İNCELEME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 13.169.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 13.169.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.968.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.056.000 E.03.03-YOLLUKLAR 145.000 92.39-KURUL İŞLERİ VE KARARLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 24.836.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 24.836.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 22.681.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.972.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 683 ‒ KAMU İHALE KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 183.000 92.40-ÖN İNCELEME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 22.658.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 22.658.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.685.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.828.000 E.03.03-YOLLUKLAR 145.000 92.41-SİCİL İZLEME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 31.283.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 31.283.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.257.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.778.000 E.03.03-YOLLUKLAR 248.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.563.756.000 92.2-ÖZEL KALEM 53.586.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 53.586.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.774.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 6.000.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.588.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.224.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.000.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 1.000.000 92.4-İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 638.621.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 638.621.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 34.901.000 E.01.03-İŞÇİLER 75.297.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.840.000 E.02.03-İŞÇİLER 13.700.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 68.020.000 E.03.03-YOLLUKLAR 324.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 130.160.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 181.750.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 12.679.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 26.400.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 50.050.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.500.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 26.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 92.6-EĞİTİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 43.486.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 43.486.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 38.869.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 500.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.374.000 E.03.03-YOLLUKLAR 443.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 300.000 92.7-İNSAN KAYNAKLARI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 68.374.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 68.374.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 684 ‒ KAMU İHALE KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.694.000 E.01.03-İŞÇİLER 30.211.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.241.000 E.02.03-İŞÇİLER 5.320.000 E.03.03-YOLLUKLAR 908.000 92.12-ULUSLAR ARASI İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 16.877.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 16.877.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.023.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.279.000 E.03.03-YOLLUKLAR 575.000 92.24-HUKUK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 35.286.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 35.286.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 32.077.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.974.000 E.03.03-YOLLUKLAR 235.000 92.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER DANIŞMANLIĞI 5.230.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 5.230.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.636.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 519.000 E.03.03-YOLLUKLAR 75.000 92.26-KURUM MÜŞAVİRLİĞİ 21.789.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 21.789.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 19.618.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.026.000 E.03.03-YOLLUKLAR 145.000 92.27-BAŞKANLIK MÜŞAVİRLİĞİ 9.422.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 9.422.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.519.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 800.000 E.03.03-YOLLUKLAR 103.000 92.38-ELEKTRONİK İHALE DAİRESİ BAŞKANLIĞI 671.085.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 671.085.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 69.713.000 E.01.03-İŞÇİLER 10.671.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.300.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.800.000 E.03.03-YOLLUKLAR 391.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.610.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.350.000 GİDERLERİ E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 577.250.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 495.536.000 92.4-İDARİ VE MALİ İŞLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 495.536.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 495.536.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 495.536.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 685 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAMU İHALE KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 831.850.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 831.301.000 1 Mal Satış Gelirleri 1.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 1.000 2 Hizmet Gelirleri 831.300.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 800.000 04 Kurs, Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 500.000 09 İhaleye İlişkin Şikayetler İçin Alınan Bedeller 300.000.000 39 İhale İlan Yayın Geliri 410.000.000 99 Diğer hizmet gelirleri 120.000.000 6 Kira Gelirleri 549.000 1 Taşınmaz Kiraları 549.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 686 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAMU İHALE KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KABUL I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 831.850.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 01 Lojman Kira Gelirleri 120.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 831.301.000 02 Ecrimisil Gelirleri 300.000 1 Mal Satış Gelirleri 1.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 129.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 1.000 05 Diğer Gelirler 1.568.150.000 2 Hizmet Gelirleri 831.300.000 1 Faiz Gelirleri 40.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 800.000 9 Diğer Faizler 40.000 04 Kurs, Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 500.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 20.000 09 İhaleye İlişkin Şikayetler İçin Alınan Bedeller 300.000.000 03 Mevduat Faizleri 10.000 39 İhale İlan Yayın Geliri 410.000.000 99 Diğer Faizler 10.000 99 Diğer hizmet gelirleri 120.000.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 1.567.000.000 6 Kira Gelirleri 549.000 5 Genel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 1.567.000.000 1 Taşınmaz Kiraları 549.000 15 Bağıtlanan Sözleşmelerden Alınan Kurum Payı 1.567.000.000 e-bütçe 3 Para Cezaları 10.000 e-Bütçe 2 İdari Para Cezaları 10.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 687 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAMU İHALE KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 831.850.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 99 Diğer İdari Para Cezaları 10.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 831.301.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 1.100.000 1 Mal Satış Gelirleri 1.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 1.100.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 1.000 06 Kişilerden Alacaklar 900.000 2 Hizmet Gelirleri 831.300.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 200.000 03 Avukatlık Vekalet Ücreti Gelirleri 800.000 Toplam 2.400.000.000 04 Kurs, Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 500.000 09 İhaleye İlişkin Şikayetler İçin Alınan Bedeller 300.000.000 39 İhale İlan Yayın Geliri 410.000.000 99 Diğer hizmet gelirleri 120.000.000 6 Kira Gelirleri 549.000 1 Taşınmaz Kiraları 549.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 689 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: REKABET KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TİCARETİN DÜZENLENMESİ, GELİŞTİRİLMESİ VE KOLAYLAŞTIRILMASI 713.954.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 915.070.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.629.024.000 1.629.024.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 50.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.679.024.000 1.679.024.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.679.024.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 690 ‒ REKABET KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: REKABET KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL REKABET KURUMU 1.679.024.000 EDİLMİŞTİR 41- TİCARETİN DÜZENLENMESİ, GELİŞTİRİLMESİ VE 713.954.000 KOLAYLAŞTIRILMASI PROGRAMI 93.2-ÖZEL KALEM 40.094.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 40.094.000 E.01.01-MEMURLAR 24.244.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 5.000.000 E.02.01-MEMURLAR 2.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.250.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.500.000 93.39-DIŞ İLİŞKİLER VE REKABET SAVUNUCULUĞU DAİRESİ BAŞKANLIĞI 38.250.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 38.250.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.150.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.900.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.200.000 93.40-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 43.750.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 43.750.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.500.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.300.000 E.03.03-YOLLUKLAR 400.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 14.550.000 93.41-6. DENETİM VE UYGULAMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 72.350.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 72.350.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 60.650.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.200.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.500.000 93.30-1. DENETİM VE UYGULAMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 81.700.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 81.700.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 72.700.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.000.000 93.31-2. DENETİM VE UYGULAMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 98.100.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 98.100.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 80.800.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.800.000 E.03.03-YOLLUKLAR 11.500.000 93.32-3. DENETİM VE UYGULAMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 73.370.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 691 ‒ REKABET KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 73.370.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 60.670.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.200.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.500.000 93.33-4. DENETİM VE UYGULAMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 83.300.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 83.300.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 70.700.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.500.000 93.35-5. DENETİM VE UYGULAMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 82.300.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 82.300.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 70.600.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.200.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.500.000 93.36-KARARLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI 61.600.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 61.600.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 55.400.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.900.000 E.03.03-YOLLUKLAR 300.000 93.37-EKONOMİK ANALİZ VE ARAŞTIRMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 39.140.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 39.140.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 33.290.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.600.000 E.03.03-YOLLUKLAR 730.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.520.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 915.070.000 93.2-ÖZEL KALEM 42.960.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 42.960.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 36.260.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.200.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.500.000 93.4-YÖNETİM HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 433.839.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 433.839.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 106.612.000 E.01.03-İŞÇİLER 49.000.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.662.000 E.02.03-İŞÇİLER 9.500.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 45.580.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.700.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.100.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 115.935.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 13.750.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 9.000.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 12.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 8.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 692 ‒ REKABET KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 40.000.000 93.5-İNSAN KAYNAKLARI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 135.390.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 135.390.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 47.450.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 400.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.700.000 E.03.03-YOLLUKLAR 640.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.100.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 100.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 80.000.000 93.24-HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ 46.511.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 46.511.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 32.386.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.200.000 E.03.03-YOLLUKLAR 225.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 10.600.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 100.000 93.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 14.245.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 14.245.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.135.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 850.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 20.000 E.03.03-YOLLUKLAR 40.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.000.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 200.000 93.38-BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 219.500.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 219.500.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 82.700.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.400.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 25.000.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 14.900.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 25.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 62.500.000 93.65-İSTANBUL BÖLGE TEMSİLCİLİĞİ 22.625.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 22.625.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.265.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.300.000 E.03.03-YOLLUKLAR 60.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 50.000.000 93.4-YÖNETİM HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 50.000.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 50.000.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 50.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 693 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: REKABET KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 20.000.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6 Kira Gelirleri 20.000.000 1 Taşınmaz Kiraları 20.000.000 01 Lojman Kira Gelirleri 10.000.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 10.000.000 05 Diğer Gelirler 1.658.024.000 1 Faiz Gelirleri 450.000 9 Diğer Faizler 450.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 250.000 99 Diğer Faizler 200.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 1.651.574.000 7 Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlara Ait Paylar 1.651.574.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 694 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: REKABET KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMETTEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Şirket Kuruluş Gelirleri ve Sermaye Arttırımlarından Alınan Pay 20.000.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1.651.574.000 69 Kira DiğerGelirleri Çeşitli Gelirler 20.000.000 6.000.000 11 Taşınmaz Kiraları Diğer Çeşitli Gelirler 20.000.000 6.000.000 01 06 Lojman KiraAlacaklar Kişilerden Gelirleri 10.000.000 2.000.000 99 99 Diğer Taşınmaz Yukarıda Kira Gelirleri Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 10.000.000 4.000.000 05 06 Diğer Gelirler Sermaye Gelirleri 1.658.024.000 1.000.000 12 Faiz Gelirleri Taşınır Satış Gelirleri 450.000 1.000.000 92 Diğer Taşıt Faizler Satış Gelirleri 450.000 1.000.000 01 Kişilerden 01 Taşıt SatışAlacaklar Gelirleri Faizleri 250.000 1.000.000 99 Diğer Faizler Toplam 200.000 1.679.024.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 1.651.574.000 7 Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlara Ait Paylar 1.651.574.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 695 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TİCARETİN DÜZENLENMESİ, GELİŞTİRİLMESİ VE KOLAYLAŞTIRILMASI 704.260.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 51.300.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 755.560.000 755.560.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 2.750.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 758.310.000 758.310.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 758.310.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 696 ‒ KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU 758.310.000 EDİLMİŞTİR 41- TİCARETİN DÜZENLENMESİ, GELİŞTİRİLMESİ VE 704.260.000 KOLAYLAŞTIRILMASI PROGRAMI 94.4-İNSAN KAYNAKLARI VE DESTEK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 704.260.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 704.260.000 E.01.01-MEMURLAR 290.415.000 E.01.03-İŞÇİLER 100.153.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 11.491.000 E.02.01-MEMURLAR 33.050.000 E.02.03-İŞÇİLER 21.143.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.403.000 E.03.03-YOLLUKLAR 29.238.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.030.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 44.505.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 875.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.920.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 810.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 13.163.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 14.870.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 1.672.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 61.157.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 58.250.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 875.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.240.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 51.300.000 94.4-İNSAN KAYNAKLARI VE DESTEK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 51.300.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 51.300.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 51.300.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 2.750.000 94.4-İNSAN KAYNAKLARI VE DESTEK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI 2.750.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 2.750.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 2.750.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 697 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 19.300.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 16.200.000 1 Mal Satış Gelirleri 900.000 19 Bağımsız Denetçi Kimlik ve Mühür Ücret Gelirleri 900.000 2 Hizmet Gelirleri 15.300.000 04 Kurs, Toplantı, Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 300.000 30 Sınav, Kayıt ve Bunlara İlişkin Diğer Hizmet Gelirleri 15.000.000 2 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 3.100.000 1 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 3.100.000 29 Bağımsız Denetçi ve Bağımsız Denetim Kuruluşu Belge Ücret Gelirleri 2.500.000 99 Malların Kullanma veya Faaliyette Bulunma İznine İlişkin Diğer Gelirler 600.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 734.885.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 698 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 2 Teşebbüs Merkezi ve Mülkiyet Yönetim Gelirleri Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 19.300.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 734.885.000 1 1 Cari ve Hizmet Satış Gelirleri Mal 16.200.000 613.363.000 1 01 Mal Satış Hazine Gelirleri Yardımı 900.000 613.363.000 2 19 Bağımsız Denetçi Kimlik ve Mühür Ücret Gelirleri Sermaye 900.000 121.522.000 2 01 Hizmet Yardımı Hazine Gelirleri 15.300.000 121.522.000 05 04 DiğerToplantı, Kurs, Gelirler Seminer, Eğitim vb. Faaliyet Gelirleri 300.000 4.125.000 1 30 Sınav, Faiz Kayıt ve Bunlara İlişkin Diğer Hizmet Gelirleri Gelirleri 15.000.000 25.000 2 9 Malların Diğer kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri Faizler 3.100.000 25.000 1 01 Malların kullanma Kişilerden Alacaklarveya faaliyette bulunma izni gelirleri Faizleri 3.100.000 25.000 9 29 Bağımsız Diğer Denetçi Çeşitli ve Bağımsız Denetim Kuruluşu Belge Ücret Gelirleri Gelirler 2.500.000 4.100.000 1 99 Malların Diğer Kullanma Çeşitli veya Faaliyette Bulunma İznine İlişkin Diğer Gelirler Gelirler 600.000 4.100.000 04 06 Alınan Bağış Kişilerden ve Yardımlar ile Özel Gelirler Alacaklar 734.885.000 100.000 e-bütçe 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 4.000.000 e-Bütçe Toplam 758.310.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 699 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN İNSAN HAKLARI 617.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 34.100.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 651.100.000 651.100.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 651.100.000 651.100.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 651.100.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 700 ‒ KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU 651.100.000 EDİLMİŞTİR 47- İNSAN HAKLARI PROGRAMI 617.000.000 95.30-BAŞKANLIK VE HİZMET BİRİMLERİ 617.000.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 617.000.000 E.01.01-MEMURLAR 258.200.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 100.000.000 E.02.01-MEMURLAR 26.000.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.600.000 E.02.03-İŞÇİLER 20.800.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 22.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.500.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 4.800.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 111.000.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 500.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.800.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 8.300.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.350.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 250.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 17.300.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 23.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 34.100.000 95.2-ÖZEL KALEM 34.100.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 34.100.000 E.01.01-MEMURLAR 28.500.000 E.02.01-MEMURLAR 2.700.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.200.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 700.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 701 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 649.900.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 649.900.000 1 Cari 609.600.000 01 Hazine Yardımı 609.600.000 2 Sermaye 40.300.000 01 Hazine Yardımı 40.300.000 05 Diğer Gelirler 1.200.000 1 Faiz Gelirleri 200.000 9 Diğer Faizler 200.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 200.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 1.000.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 1.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 702 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 649.900.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 06 Kişilerden Alacaklar 800.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 649.900.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 200.000 1 Cari 609.600.000 Toplam 651.100.000 01 Hazine Yardımı 609.600.000 2 Sermaye 40.300.000 01 Hazine Yardımı 40.300.000 05 Diğer Gelirler 1.200.000 1 Faiz Gelirleri 200.000 9 Diğer Faizler 200.000 01 Kişilerden Alacaklar Faizleri 200.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 1.000.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 1.000.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 703 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ PİYASASI 1.520.228.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.470.435.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.990.663.000 2.990.663.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.990.663.000 2.990.663.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.990.663.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 704 ‒ NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU 2.990.663.000 EDİLMİŞTİR 18- ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ PİYASASI 1.520.228.000 PROGRAMI 96.20-DENETİM DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.046.968.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 1.046.968.000 E.01.01-MEMURLAR 102.900.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.470.000 E.02.01-MEMURLAR 11.500.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.600.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 52.890.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 860.600.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 8.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.000.000 GİDERLERİ 96.30-NÜKLEER TESİSLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 158.820.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 158.820.000 E.01.01-MEMURLAR 89.890.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.623.000 E.02.01-MEMURLAR 9.900.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 600.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.000.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 47.052.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 5.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 750.000 GİDERLERİ 96.31-RADYASYON UYGULAMALARI DAİRESİ BAŞKANLIĞI 56.156.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 56.156.000 E.01.01-MEMURLAR 44.310.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.688.000 E.02.01-MEMURLAR 4.900.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 650.000 E.03.03-YOLLUKLAR 375.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 200.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 33.000 96.32-EMNİYET VE GÜVENCE DAİRESİ BAŞKANLIĞI 34.550.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 34.550.000 E.01.01-MEMURLAR 30.490.000 E.02.01-MEMURLAR 3.400.000 E.03.03-YOLLUKLAR 550.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 705 ‒ NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 50.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 60.000 96.33-RADYASYONDAN KORUNMA DAİRESİ BAŞKANLIĞI 223.734.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 223.734.000 E.01.01-MEMURLAR 38.490.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.513.000 E.02.01-MEMURLAR 4.300.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 170.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 650.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.450.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 139.550.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 55.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 37.556.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.470.435.000 96.2-ÖZEL KALEM 44.213.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 44.213.000 E.01.01-MEMURLAR 20.600.000 E.02.01-MEMURLAR 2.300.000 E.03.03-YOLLUKLAR 543.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 20.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 750.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 20.000.000 96.4-DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1.276.737.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 1.276.737.000 E.01.01-MEMURLAR 27.890.000 E.01.03-İŞÇİLER 43.600.000 E.02.01-MEMURLAR 3.000.000 E.02.03-İŞÇİLER 9.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 17.500.000 E.03.03-YOLLUKLAR 250.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.500.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 88.321.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.552.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 5.322.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.590.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.070.462.000 96.12-DIŞ İLİŞKİLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI 17.480.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 17.480.000 E.01.01-MEMURLAR 11.245.000 E.02.01-MEMURLAR 1.250.000 E.03.03-YOLLUKLAR 165.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.530.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 110.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 706 ‒ NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 2.175.000 96.13-KURUL HİZMETLERİ MÜDÜRLÜĞÜ 2.800.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 2.800.000 E.01.01-MEMURLAR 2.500.000 E.02.01-MEMURLAR 300.000 96.23-STRATEJİ GELİŞTİRME DAİRESİ BAŞKANLIĞI 112.195.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 112.195.000 E.01.01-MEMURLAR 26.455.000 E.02.01-MEMURLAR 2.900.000 E.03.03-YOLLUKLAR 150.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 70.900.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 30.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.200.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.560.000 96.24-HUKUK HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 14.210.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 14.210.000 E.01.01-MEMURLAR 12.660.000 E.02.01-MEMURLAR 1.400.000 E.03.03-YOLLUKLAR 100.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 50.000 96.25-BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ 2.800.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 2.800.000 E.01.01-MEMURLAR 2.500.000 E.02.01-MEMURLAR 300.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 707 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 2.990.663.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 1.430.482.000 2 Hizmet Gelirleri 1.430.482.000 01 Teftiş ve Denetleme Ücret ve Payları 1.392.197.000 99 Diğer hizmet gelirleri 38.285.000 2 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 1.560.181.000 1 Malların kullanma veya faaliyette bulunma izni gelirleri 1.560.181.000 05 Nükleer Enerji ve İyonlaştırıcı Radyasyona İlişkin Yetkilendirme Gelirleri 1.560.181.000 Toplam 2.990.663.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 709 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SİGORTACILIK VE ÖZEL EMEKLİLİK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN FİNANSAL SİSTEMİN GELİŞTİRİLMESİ VE SİGORTACILIK 359.300.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 540.700.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 900.000.000 900.000.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 100.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.000.000.000 1.000.000.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.000.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 710 ‒ SİGORTACILIK VE ÖZEL EMEKLİLİK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SİGORTACILIK VE ÖZEL EMEKLİLİK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN SİGORTACILIK VE ÖZEL EMEKLİLİK DÜZENLEME VE DENETLEME AYNEN KABUL 1.000.000.000 KURUMU EDİLMİŞTİR 14- FİNANSAL SİSTEMİN GELİŞTİRİLMESİ VE SİGORTACILIK 359.300.000 PROGRAMI 103.4-YÖNETİM HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 359.300.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 359.300.000 E.01.01-MEMURLAR 317.000.000 E.02.01-MEMURLAR 33.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 9.300.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 540.700.000 103.4-YÖNETİM HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 540.700.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 540.700.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 3.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.335.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 550.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 155.715.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 3.400.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.750.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 550.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 10.900.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 23.000.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 6.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 132.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 200.000.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 100.000.000 103.4-YÖNETİM HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI 100.000.000 F.03-Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar 100.000.000 E.05.08-GELİRLERDEN AYRILAN PAYLAR 100.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 711 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SİGORTACILIK VE ÖZEL EMEKLİLİK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 05 Diğer Gelirler 1.000.000.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 996.000.000 7 Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlara Ait Paylar 996.000.000 06 Sigortacılık ve Özel Emeklilik Katılma Payları 996.000.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 4.000.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 4.000.000 06 Kişilerden Alacaklar 1.000.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 3.000.000 Toplam 1.000.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝ YASAMA DÖNEMİ YASAMA YILI 28 4 SIRA SAYISI: 226 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (II) Sayılı Cetvel Özel Bütçeli İdareler (A - Yükseköğretim Kurulu, Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri) 2025 CİLT 4 ‒ ii ‒ Not: Bu Sıra Sayısına; elektronik ortamda https://www.tbmm.gov.tr/yasama/komisyon-raporlari internet adresindeki sorgu sayfası üzerinden erişilebilmektedir. Kanunlar Türkiye Büyük veMeclisi Millet Kararlar (Sıra Başkanlığı Sayısı: 226) ‒ iii ‒ İÇİNDEKİLER Sayfa Yükseköğretim Kurulu, Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri Yükseköğretim Kurulu......................................................................................................................... 1 Ankara Üniversitesi.............................................................................................................................. 7 Orta Doğu Teknik Üniversitesi........................................................................................................... 15 Hacettepe Üniversitesi........................................................................................................................ 21 Gazi Üniversitesi................................................................................................................................ 29 İstanbul Üniversitesi........................................................................................................................... 37 İstanbul Teknik Üniversitesi............................................................................................................... 45 Boğaziçi Üniversitesi.......................................................................................................................... 51 Marmara Üniversitesi......................................................................................................................... 57 Yıldız Teknik Üniversitesi.................................................................................................................. 65 Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi.......................................................................................... 71 Ege Üniversitesi ................................................................................................................................. 77 Dokuz Eylül Üniversitesi. .................................................................................................................. 85 Trakya Üniversitesi............................................................................................................................. 93 Bursa Uludağ Üniversitesi................................................................................................................ 101 Anadolu Üniversitesi........................................................................................................................ 109 Selçuk Üniversitesi............................................................................................................................115 Akdeniz Üniversitesi........................................................................................................................ 123 Erciyes Üniversitesi.......................................................................................................................... 131 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi......................................................................................................... 139 Çukurova Üniversitesi...................................................................................................................... 147 Ondokuz Mayıs Üniversitesi............................................................................................................ 155 Karadeniz Teknik Üniversitesi. ........................................................................................................ 163 Atatürk Üniversitesi.......................................................................................................................... 171 İnönü Üniversitesi. ........................................................................................................................... 179 Fırat Üniversitesi.............................................................................................................................. 187 Dicle Üniversitesi............................................................................................................................. 195 Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi. ......................................................................................................... 203 Gaziantep Üniversitesi.......................................................................................................................211 İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü. ................................................................................................... 219 Gebze Teknik Üniversitesi................................................................................................................ 225 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ iv ‒ Sayfa Harran Üniversitesi........................................................................................................................... 231 Süleyman Demirel Üniversitesi........................................................................................................ 239 Aydın Adnan Menderes Üniversitesi................................................................................................ 247 Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi.............................................................................................. 255 Mersin Üniversitesi. ......................................................................................................................... 263 Pamukkale Üniversitesi.................................................................................................................... 271 Balıkesir Üniversitesi. ...................................................................................................................... 277 Kocaeli Üniversitesi. ........................................................................................................................ 285 Sakarya Üniversitesi......................................................................................................................... 291 Manisa Celal Bayar Üniversitesi...................................................................................................... 297 Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi............................................................................................... 305 Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi. ................................................................................................. 313 Afyon Kocatepe Üniversitesi. .......................................................................................................... 319 Kafkas Üniversitesi. ......................................................................................................................... 325 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi.............................................................................................. 333 Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi............................................................................................... 341 Kütahya Dumlupınar Üniversitesi.................................................................................................... 347 Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi................................................................................................... 353 Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi.................................................................................................... 361 Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi....................................................................................... 369 Kırıkkale Üniversitesi....................................................................................................................... 377 Eskişehir Osmangazi Üniversitesi.................................................................................................... 383 Galatasaray Üniversitesi................................................................................................................... 391 Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi. ...................................................................................................... 397 Kastamonu Üniversitesi.................................................................................................................... 403 Düzce Üniversitesi............................................................................................................................ 409 Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi.......................................................................................... 417 Uşak Üniversitesi.............................................................................................................................. 423 Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi. ................................................................................................ 429 Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi................................................................................................ 435 Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi.............................................................................................. 443 Aksaray Üniversitesi. ....................................................................................................................... 449 Giresun Üniversitesi......................................................................................................................... 455 Hitit Üniversitesi. ............................................................................................................................. 461 Yozgat Bozok Üniversitesi............................................................................................................... 467 Adıyaman Üniversitesi..................................................................................................................... 473 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒v‒ Sayfa Ordu Üniversitesi.............................................................................................................................. 479 Amasya Üniversitesi......................................................................................................................... 485 Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi............................................................................................ 491 Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi...................................................................................................... 497 Sinop Üniversitesi. ........................................................................................................................... 503 Siirt Üniversitesi............................................................................................................................... 509 Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi............................................................................................ 515 Karabük Üniversitesi........................................................................................................................ 521 Kilis 7 Aralık Üniversitesi................................................................................................................ 527 Çankırı Karatekin Üniversitesi......................................................................................................... 533 Artvin Çoruh Üniversitesi. ............................................................................................................... 539 Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi.................................................................................................... 545 Bitlis Eren Üniversitesi..................................................................................................................... 551 Kırklareli Üniversitesi...................................................................................................................... 557 Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi................................................................................................... 563 Bingöl Üniversitesi........................................................................................................................... 569 Muş Alparslan Üniversitesi. ............................................................................................................. 575 Mardin Artuklu Üniversitesi............................................................................................................. 581 Batman Üniversitesi. ........................................................................................................................ 587 Ardahan Üniversitesi........................................................................................................................ 593 Bartın Üniversitesi............................................................................................................................ 599 Bayburt Üniversitesi......................................................................................................................... 605 Gümüşhane Üniversitesi....................................................................................................................611 Hakkari Üniversitesi......................................................................................................................... 617 Iğdır Üniversitesi.............................................................................................................................. 623 Şırnak Üniversitesi. .......................................................................................................................... 629 Munzur Üniversitesi......................................................................................................................... 635 Yalova Üniversitesi........................................................................................................................... 641 Türk Alman Üniversitesi. ................................................................................................................. 647 Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi.............................................................................................. 653 Bursa Teknik Üniversitesi. ............................................................................................................... 659 İstanbul Medeniyet Üniversitesi....................................................................................................... 665 İzmir Katip Çelebi Üniversitesi........................................................................................................ 671 Necmettin Erbakan Üniversitesi....................................................................................................... 677 Abdullah Gül Üniversitesi................................................................................................................ 683 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ vi ‒ Sayfa Erzurum Teknik Üniversitesi............................................................................................................ 689 Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi................................................................ 695 Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi................................................................................................ 701 Sağlık Bilimleri Üniversitesi............................................................................................................ 707 Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi................................................................................................ 713 İskenderun Teknik Üniversitesi........................................................................................................ 719 Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi. ......................................................................................... 725 İzmir Bakırçay Üniversitesi.............................................................................................................. 731 İzmir Demokrasi Üniversitesi........................................................................................................... 737 Yükseköğretim Kalite Kurulu. ......................................................................................................... 743 Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi................................................................................. 747 Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi............................................................................. 753 Konya Teknik Üniversitesi............................................................................................................... 759 Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi.............................................................................................. 765 Malatya Turgut Özal Üniversitesi..................................................................................................... 771 İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa.................................................................................................... 777 Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi. ........................................................................................... 783 Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi....................................................................................... 789 Samsun Üniversitesi......................................................................................................................... 795 Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi.............................................................................................. 801 Tarsus Üniversitesi. .......................................................................................................................... 807 Trabzon Üniversitesi......................................................................................................................... 813 Kayseri Üniversitesi. ........................................................................................................................ 819 Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi. .............................................................................................. 825 Eskişehir Teknik Üniversitesi........................................................................................................... 831 Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi......................................................................................... 837 Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi. ................................................................................. 843 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒1‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: YÜKSEKÖĞRETİM KURULU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN YÜKSEKÖĞRETİM 1.139.020.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 106.155.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.245.175.000 1.245.175.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 131.774.000 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.376.949.000 1.376.949.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.376.949.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒2‒ YÜKSEKÖĞRETİM KURULU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: YÜKSEKÖĞRETİM KURULU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL YÜKSEKÖĞRETİM KURULU 1.376.949.000 EDİLMİŞTİR 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.139.020.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.139.020.000 E.01.01-MEMURLAR 683.841.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 133.007.000 E.01.03-İŞÇİLER 109.439.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 30.000.000 E.02.01-MEMURLAR 56.849.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 18.263.000 E.02.03-İŞÇİLER 23.103.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 27.928.000 E.03.03-YOLLUKLAR 452.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 4.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 17.938.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 215.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 257.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 239.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 32.653.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 3.205.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.627.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 106.155.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 106.155.000 E.01.01-MEMURLAR 66.918.000 E.02.01-MEMURLAR 3.937.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.893.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.559.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 6.106.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.064.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 242.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.216.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 403.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.383.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 2.383.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 4.599.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.431.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.444.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒3‒ YÜKSEKÖĞRETİM KURULU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 59.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.733.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.785.000 99- PROGRAM DIŞI GİDERLER 131.774.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 131.774.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 131.774.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒4‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: YÜKSEKÖĞRETİM KURULU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 53.519.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 34.169.000 1 Mal Satış Gelirleri 7.000 01 Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 7.000 2 Hizmet Gelirleri 34.162.000 99 Diğer hizmet gelirleri 34.162.000 6 Kira Gelirleri 19.350.000 1 Taşınmaz Kiraları 19.350.000 01 Lojman Kira Gelirleri 600.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 18.750.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.323.338.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.323.338.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒5‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: YÜKSEKÖĞRETİM KURULU FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 1 Cari Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.310.287.000 53.519.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 01 Hazine Mal YardımıSatış Gelirleri ve Hizmet 1.310.287.000 34.169.000 2 1 Sermaye Mal Satış Gelirleri 13.051.000 7.000 01 01 Hazine Yardımı Şartname, Basılı Evrak, Form Satış Gelirleri 13.051.000 7.000 05 2 Diğer Gelirler Hizmet Gelirleri 92.000 34.162.000 2 99 Kişi Diğervehizmet Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 72.000 34.162.000 6 6 ÖzelGelirleri Kira Bütçeli İdarelere Ait Paylar 72.000 19.350.000 1 99 Özel Bütçeli Taşınmaz İdarelere Ait Diğer Paylar Kiraları 72.000 19.350.000 9 01 Diğer LojmanÇeşitli Kira Gelirler Gelirleri 20.000 600.000 1 99 Diğer Çeşitli Diğer TaşınmazGelirler Kira Gelirleri 20.000 18.750.000 04 99 YukarıdaBağış ve Alınan Tanımlanmayan Diğer Yardımlar ileÇeşitli Gelirler Özel Gelirler 20.000 1.323.338.000 2 Toplam Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.376.949.000 1.323.338.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒7‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ANKARA ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 212.032.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 5.795.736.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 11.044.780.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.428.332.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 19.480.880.000 19.480.880.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 19.480.880.000 19.480.880.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 19.480.880.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒8‒ ANKARA ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ANKARA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ANKARA ÜNİVERSİTESİ 19.480.880.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 212.032.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 69.220.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 17.646.000 E.03.03-YOLLUKLAR 188.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 525.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 359.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 22.402.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 24.200.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 300.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 600.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 142.812.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 67.053.000 E.03.03-YOLLUKLAR 867.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 16.619.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 11.740.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 20.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 16.533.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 5.795.736.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.795.736.000 E.01.01-MEMURLAR 1.776.187.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 784.183.000 E.01.03-İŞÇİLER 358.567.000 E.02.01-MEMURLAR 320.306.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 92.879.000 E.02.03-İŞÇİLER 90.184.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.611.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.556.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.332.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 251.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.297.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 1.530.383.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 70.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 760.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒9‒ ANKARA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 11.044.780.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 10.661.564.000 E.01.01-MEMURLAR 7.021.684.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 185.340.000 E.01.03-İŞÇİLER 888.941.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 13.503.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 175.006.000 E.02.01-MEMURLAR 692.791.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 34.190.000 E.02.03-İŞÇİLER 176.273.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 5.286.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 8.058.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 769.035.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.795.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.908.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 18.797.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 11.531.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 10.426.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 164.998.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 226.002.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 250.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 383.216.000 E.01.01-MEMURLAR 42.989.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.383.000 E.01.03-İŞÇİLER 86.777.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 70.844.000 E.02.01-MEMURLAR 731.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.463.000 E.02.03-İŞÇİLER 27.754.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.319.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 125.842.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.327.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.998.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.907.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 882.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.428.332.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.413.088.000 E.01.01-MEMURLAR 1.032.132.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 165.479.000 E.01.03-İŞÇİLER 16.687.000 E.02.01-MEMURLAR 114.444.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.411.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.438.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.906.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 10 ‒ ANKARA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 1.836.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.720.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 29.366.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 468.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.219.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 530.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 969.142.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 39.759.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 551.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 15.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 15.244.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.383.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.861.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 11 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ANKARA ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 325.351.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 298.681.000 2 Hizmet Gelirleri 298.681.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 118.974.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.626.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 24.722.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 3.731.000 35 Doktora Gelirleri 5.711.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 5.254.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 24.722.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 12.360.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 100.595.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 12 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: ANKARA ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KABUL I II III IV EDİLEN 99 Diğer hizmet gelirleri 986.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 325.351.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6 Kira Gelirleri 17.399.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 298.681.000 1 Taşınmaz Kiraları 17.399.000 2 Hizmet Gelirleri 298.681.000 01 Lojman Kira Gelirleri 465.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 118.974.000 03 Sosyal Tesis Kira Gelirleri 2.155.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.626.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 14.779.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 24.722.000 9 Diğer Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 9.271.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 3.731.000 9 Diğer Gelirler 9.271.000 35 Doktora Gelirleri 5.711.000 99 Diğer Çeşitli Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 9.271.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 5.254.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 18.930.337.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 24.722.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 18.930.337.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 12.360.000 1 Cari 17.388.835.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 100.595.000 01 Hazine Yardımı 17.388.835.000 e-bütçe e-Bütçe 2 Sermaye 1.541.502.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 13 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ANKARA ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 01 Hazine Yardımı Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.541.502.000 325.351.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 05 1 Diğer Mal ve Gelirler Hizmet Satış Gelirleri 225.192.000 298.681.000 2 2 Kişi ve Gelirleri Hizmet Kurumlardan Alınan Paylar 135.395.000 298.681.000 6 29 BirinciBütçeli Özel İdarelere Öğretimden AitEdilen Elde PaylarGelirler 135.395.000 118.974.000 16 31 Araştırma İkinci ProjeleriElde Öğretimden Gelirleri EdilenPayı Gelirler 135.395.000 1.626.000 9 33 TezsizÇeşitli Diğer Yüksek Gelirler Lisans Gelirleri 89.797.000 24.722.000 1 34 Diğer Yüksek Tezli Çeşitli Lisans GelirlerGelirleri 89.797.000 3.731.000 19 35 Doktora Katkı Öğrenci Payı Telafi Gelirleri Gelirleri 89.797.000 5.711.000 36 Sosyal Tesis İşletme GelirleriToplam 19.480.880.000 5.254.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 24.722.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 12.360.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 100.595.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 15 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 432.497.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 6.085.765.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.011.850.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 8.530.112.000 8.530.112.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 8.530.112.000 8.530.112.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 8.530.112.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 16 ‒ ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 8.530.112.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 432.497.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 383.158.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 755.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 135.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 44.320.000 E.03.03-YOLLUKLAR 890.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 181.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 17.591.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 6.286.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 193.004.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 15.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 90.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 14.996.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 49.339.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 23.328.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.665.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 14.679.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 9.044.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 623.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 6.085.765.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.552.859.000 E.01.01-MEMURLAR 2.795.983.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 97.465.000 E.01.03-İŞÇİLER 705.549.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 25.730.000 E.02.01-MEMURLAR 310.933.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.971.000 E.02.03-İŞÇİLER 114.600.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.174.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.061.031.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.733.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 18.595.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.219.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.876.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 91.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 17 ‒ ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 30.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 66.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 200.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 532.906.000 E.01.01-MEMURLAR 11.705.000 E.01.03-İŞÇİLER 324.552.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 16.005.000 E.02.01-MEMURLAR 808.000 E.02.03-İŞÇİLER 105.613.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 523.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 44.459.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.932.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 34.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.012.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 12.832.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.431.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.011.850.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.953.890.000 E.01.01-MEMURLAR 947.450.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 161.360.000 E.01.03-İŞÇİLER 203.160.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.499.000 E.02.01-MEMURLAR 124.891.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 19.055.000 E.02.03-İŞÇİLER 32.731.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 41.853.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.049.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.767.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 78.639.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 584.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.365.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 955.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 315.053.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 15.869.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 610.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 57.960.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 37.803.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 14.920.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 5.237.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 18 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 507.760.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 449.800.000 2 Hizmet Gelirleri 449.800.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 35.650.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 3.290.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.000.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 285.000.000 41 Uluslararası Ortak Eğitim ve Öğretim Program Gelirleri 5.040.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 51.352.000 99 Diğer hizmet gelirleri 68.468.000 6 Kira Gelirleri 57.960.000 1 Taşınmaz Kiraları 57.960.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 19 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 507.760.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 01 Lojman Kira Gelirleri 10.031.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 449.800.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 47.929.000 2 Hizmet Gelirleri 449.800.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 7.889.907.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 35.650.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 7.889.907.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 3.290.000 1 Cari 7.185.907.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.000.000 01 Hazine Yardımı 7.185.907.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 285.000.000 2 Sermaye 704.000.000 41 Uluslararası Ortak Eğitim ve Öğretim Program Gelirleri 5.040.000 01 Hazine Yardımı 704.000.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 51.352.000 05 Diğer Gelirler 132.445.000 99 Diğer hizmet gelirleri 68.468.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 49.039.000 6 Kira Gelirleri 57.960.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 49.039.000 1 Taşınmaz Kiraları 57.960.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 49.039.000 9 e-bütçe Diğer Çeşitli Gelirler 83.406.000 e-Bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 83.406.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 20 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMETTEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN I I IIII III III IV IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 507.760.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 83.406.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 449.800.000 Toplam 8.530.112.000 2 Hizmet Gelirleri 449.800.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 35.650.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 3.290.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.000.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 285.000.000 41 Uluslararası Ortak Eğitim ve Öğretim Program Gelirleri 5.040.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 51.352.000 99 Diğer hizmet gelirleri 68.468.000 6 Kira Gelirleri 57.960.000 1 Taşınmaz Kiraları 57.960.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 21 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 202.179.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 4.995.279.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 10.693.332.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.372.223.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 18.263.013.000 18.263.013.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 18.263.013.000 18.263.013.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 18.263.013.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 22 ‒ HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ 18.263.013.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 202.179.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 42.289.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.620.000 E.03.03-YOLLUKLAR 978.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.302.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.387.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 15.002.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 5.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 159.890.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.454.000 E.03.03-YOLLUKLAR 398.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.689.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 561.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 134.588.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 9.200.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 4.995.279.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.995.279.000 E.01.01-MEMURLAR 1.351.860.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 437.419.000 E.02.01-MEMURLAR 246.319.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.430.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.371.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.102.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 1.527.778.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 262.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 800.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 257.998.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 96.002.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 10.693.332.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 10.275.911.000 E.01.01-MEMURLAR 6.323.165.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 192.913.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 23 ‒ HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.03-İŞÇİLER 909.684.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 16.016.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 141.435.000 E.02.01-MEMURLAR 678.304.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 55.808.000 E.02.03-İŞÇİLER 178.617.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.623.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 3.947.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.170.215.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.109.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.465.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.587.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 23.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 143.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 15.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 335.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 62.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 28.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 417.421.000 E.01.01-MEMURLAR 55.081.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 21.403.000 E.01.03-İŞÇİLER 149.758.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 13.253.000 E.02.01-MEMURLAR 11.690.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.653.000 E.02.03-İŞÇİLER 48.862.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.725.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 87.723.000 E.03.03-YOLLUKLAR 111.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.460.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 8.230.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.472.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.372.223.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.333.212.000 E.01.01-MEMURLAR 1.171.469.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 25.289.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 3.749.000 E.02.01-MEMURLAR 91.820.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.166.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 18.579.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.393.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 4.612.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 65.687.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 466.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 24 ‒ HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.426.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.339.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 902.761.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 37.001.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 455.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 39.011.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.912.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 32.045.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.054.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 25 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 398.154.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 335.195.000 2 Hizmet Gelirleri 335.195.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 102.984.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 27.811.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 3.492.000 35 Doktora Gelirleri 2.983.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 151.862.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.685.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 34.392.000 99 Diğer hizmet gelirleri 5.986.000 6 Kira Gelirleri 39.783.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 26 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 1 Taşınmaz Kiraları Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 39.783.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 398.154.000 1 05 Mal veAmaçlı Kültür HizmetTesis Satış Kira Gelirleri Gelirleri 772.000 335.195.000 2 99 Diğer HizmetTaşınmaz Gelirleri Kira Gelirleri 39.011.000 335.195.000 9 29 Diğer BirinciTeşebbüs ve Elde Öğretimden Mülkiyet Gelirleri Edilen Gelirler 23.176.000 102.984.000 9 33 TezsizGelirler Diğer Yüksek Lisans Gelirleri 23.176.000 27.811.000 99 34 Diğer Çeşitli Teşebbüs Tezli Yüksek ve Mülkiyet Gelirleri Lisans Gelirleri 23.176.000 3.492.000 04 35 Alınan DoktoraBağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler Gelirleri 17.623.515.000 2.983.000 2 38 Merkezi Yönetim Yurt Yatak Ücreti Bütçesine Gelirleri Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 17.623.515.000 151.862.000 1 45 Cari Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 15.604.513.000 5.685.000 01 69 Hazine Yardımı Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 15.604.513.000 34.392.000 2 99 Sermaye Diğer hizmet gelirleri 2.019.002.000 5.986.000 6 01 Hazine Yardımı Kira Gelirleri 2.019.002.000 39.783.000 05 Diğer Gelirler 241.344.000 e-bütçe e-Bütçe 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 151.547.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 27 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 6 Teşebbüs Özel Bütçelive Mülkiyet İdarelere Gelirleri Ait Paylar 398.154.000 151.547.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 16 Mal ve Hizmet Araştırma SatışGelirleri Projeleri GelirleriPayı 335.195.000 151.547.000 9 2 HizmetÇeşitli Diğer Gelirleri Gelirler 335.195.000 89.797.000 1 29 BirinciÇeşitli Diğer Öğretimden GelirlerElde Edilen Gelirler 102.984.000 89.797.000 33 19 Tezsiz ÖğrenciYüksek Lisans Katkı Payı Gelirleri Telafi Gelirleri 27.811.000 89.797.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri Toplam 18.263.013.000 3.492.000 35 Doktora Gelirleri 2.983.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 151.862.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.685.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 34.392.000 99 Diğer hizmet gelirleri 5.986.000 6 Kira Gelirleri 39.783.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 29 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: GAZİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 438.122.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 4.712.152.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 8.825.989.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.781.051.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 15.757.314.000 15.757.314.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 15.757.314.000 15.757.314.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 15.757.314.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 30 ‒ GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: GAZİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL GAZİ ÜNİVERSİTESİ 15.757.314.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 438.122.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 332.939.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 283.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 286.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 399.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 283.271.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.830.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 9.970.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 32.900.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 105.183.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 30.126.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.219.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.725.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 11.465.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 51.648.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 4.712.152.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.712.152.000 E.01.01-MEMURLAR 1.269.292.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 369.971.000 E.01.03-İŞÇİLER 122.442.000 E.02.01-MEMURLAR 191.130.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 37.473.000 E.02.03-İŞÇİLER 56.097.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.937.000 E.03.03-YOLLUKLAR 645.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 192.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 243.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 220.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 1.313.510.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 115.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 800.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 50.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 380.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 31 ‒ GAZİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 8.825.989.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 8.380.608.000 E.01.01-MEMURLAR 5.313.498.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.996.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.055.782.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.038.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 139.197.000 E.02.01-MEMURLAR 581.515.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.112.000 E.02.03-İŞÇİLER 208.856.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.322.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 2.141.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 570.485.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.477.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.702.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 58.160.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 7.188.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 4.139.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 169.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 27.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 25.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 24.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 152.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 445.381.000 E.01.01-MEMURLAR 80.209.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.479.000 E.01.03-İŞÇİLER 172.974.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 28.113.000 E.02.01-MEMURLAR 8.482.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.643.000 E.02.03-İŞÇİLER 36.257.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 6.357.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 85.731.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.710.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.010.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.425.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 833.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.158.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.781.051.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.762.669.000 E.01.01-MEMURLAR 885.899.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 67.081.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 383.000 E.02.01-MEMURLAR 86.585.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.249.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 32 ‒ GAZİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 24.023.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.576.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.857.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.202.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 468.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.961.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 601.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 640.735.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 27.049.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 18.382.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 17.215.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 433.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 734.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 33 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: GAZİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 111.785.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 93.403.000 2 Hizmet Gelirleri 93.403.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 41.669.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 11.926.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 8.350.000 35 Doktora Gelirleri 6.139.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 4.744.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 12.017.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.991.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.567.000 6 Kira Gelirleri 18.382.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 34 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: GAZİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 1 Taşınmaz Kiraları 18.382.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 111.785.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 18.382.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 93.403.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 15.186.656.000 2 Hizmet Gelirleri 93.403.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 15.186.656.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 41.669.000 1 Cari 13.112.685.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 11.926.000 01 Hazine Yardımı 13.112.685.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 8.350.000 2 Sermaye 2.073.971.000 35 Doktora Gelirleri 6.139.000 01 Hazine Yardımı 2.073.971.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 4.744.000 05 Diğer Gelirler 458.873.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 12.017.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 101.605.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.991.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 101.605.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.567.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 101.605.000 6 Kira Gelirleri 18.382.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 357.268.000 e-bütçe e-Bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 357.268.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 35 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: GAZİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 19 Teşebbüs Öğrenci vePayı Katkı Mülkiyet Gelirleri Telafi Gelirleri 111.785.000 355.556.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 99 Mal ve Hizmet Satış Yukarıda Gelirleri Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 93.403.000 1.712.000 2 Hizmet Gelirleri Toplam 15.757.314.000 93.403.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 41.669.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 11.926.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 8.350.000 35 Doktora Gelirleri 6.139.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 4.744.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 12.017.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.991.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.567.000 6 Kira Gelirleri 18.382.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) Form ‒ 37 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 260.278.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 3.693.362.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 11.085.074.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.666.652.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 17.705.366.000 17.705.366.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 17.705.366.000 17.705.366.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 17.705.366.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 38 ‒ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ 17.705.366.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 260.278.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 32.272.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 13.944.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 71.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 257.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 6.450.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 750.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 10.800.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 228.006.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 159.510.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 49.669.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 9.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.827.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 7.000.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 3.693.362.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.693.362.000 E.01.01-MEMURLAR 790.925.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.450.000 E.01.03-İŞÇİLER 172.112.000 E.02.01-MEMURLAR 185.358.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.300.000 E.02.03-İŞÇİLER 43.292.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 13.254.000 E.03.03-YOLLUKLAR 679.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 1.418.992.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 150.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 802.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 98.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 11.085.074.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 10.590.160.000 E.01.01-MEMURLAR 6.345.214.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 596.852.000 E.01.03-İŞÇİLER 476.740.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.348.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 182.696.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 39 ‒ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 674.985.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 85.003.000 E.02.03-İŞÇİLER 83.075.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 873.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 2.327.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 615.883.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.001.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 29.696.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 9.480.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 4.972.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 197.948.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 19.600.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 565.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 9.467.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 675.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 494.914.000 E.01.01-MEMURLAR 81.432.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.057.000 E.01.03-İŞÇİLER 134.851.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 34.217.000 E.02.01-MEMURLAR 315.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 195.000 E.02.03-İŞÇİLER 40.444.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.929.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 158.325.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.829.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 29.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.185.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 8.327.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.794.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.985.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.666.652.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.655.023.000 E.01.01-MEMURLAR 561.108.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 136.334.000 E.01.03-İŞÇİLER 496.887.000 E.02.01-MEMURLAR 59.165.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.349.000 E.02.03-İŞÇİLER 83.189.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 80.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 35.150.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.885.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 4.001.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 119.188.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 562.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 40 ‒ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 7.495.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 4.118.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 1.067.661.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 29.866.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 985.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 30.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 11.629.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.019.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.286.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.067.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.257.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 41 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 363.997.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 352.368.000 2 Hizmet Gelirleri 352.368.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 119.729.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.781.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 95.456.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 7.782.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 5.628.000 41 Uluslararası Ortak Eğitim ve Öğretim Program Gelirleri 137.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 17.959.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 13.170.000 48 Açık Öğretimden Elde Edilen Gelirler 45.138.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 42 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 31.010.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 363.997.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 99 Diğer hizmet gelirleri 9.578.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 352.368.000 6 Kira Gelirleri 11.629.000 2 Hizmet Gelirleri 352.368.000 1 Taşınmaz Kiraları 11.629.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 119.729.000 01 Lojman Kira Gelirleri 226.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.781.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 11.403.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 95.456.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 16.970.817.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 7.782.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 16.970.817.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 5.628.000 1 Cari 14.405.802.000 41 Uluslararası Ortak Eğitim ve Öğretim Program Gelirleri 137.000 01 Hazine Yardımı 14.405.802.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 17.959.000 2 Sermaye 2.565.015.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 13.170.000 01 Hazine Yardımı 2.565.015.000 48 Açık Öğretimden Elde Edilen Gelirler 45.138.000 05 Diğer Gelirler 370.552.000 e-bütçe e-Bütçe 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 199.369.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 43 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ II II EDİLEN II III IV III IV EDİLEN 03 6 Özel Bütçelive Teşebbüs İdarelere MülkiyetAit Paylar Gelirleri 199.369.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 363.997.000 1 16 Araştırma Projeleri Mal ve Hizmet SatışGelirleri GelirleriPayı 199.369.000 352.368.000 9 2 Diğer HizmetÇeşitli Gelirler Gelirleri 171.183.000 352.368.000 1 29 Diğer BirinciÇeşitli GelirlerElde Edilen Gelirler Öğretimden 171.183.000 119.729.000 19 31 Öğrenci Katkı İkinci Payı Elde Öğretimden TelafiEdilen Gelirleri Gelirler 171.183.000 6.781.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans GelirleriToplam 17.705.366.000 95.456.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 7.782.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 5.628.000 41 Uluslararası Ortak Eğitim ve Öğretim Program Gelirleri 137.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 17.959.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 13.170.000 48 Açık Öğretimden Elde Edilen Gelirler 45.138.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 45 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 99.207.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 7.217.452.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.358.758.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 8.675.417.000 8.675.417.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 8.675.417.000 8.675.417.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 8.675.417.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 46 ‒ İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 8.675.417.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 99.207.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 81.072.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 20.364.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.807.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.516.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.950.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 11.433.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 35.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 18.135.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.868.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 188.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.991.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.187.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.336.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.565.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 7.217.452.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 6.892.434.000 E.01.01-MEMURLAR 3.764.858.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 114.051.000 E.01.03-İŞÇİLER 952.266.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 6.655.000 E.02.01-MEMURLAR 427.543.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.530.000 E.02.03-İŞÇİLER 122.928.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.247.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 675.688.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.453.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.148.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 992.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 5.298.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 125.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 50.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 134.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 70.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 47 ‒ İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 415.277.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 325.018.000 E.01.01-MEMURLAR 49.646.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.185.000 E.01.03-İŞÇİLER 100.634.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 14.143.000 E.02.01-MEMURLAR 1.100.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 305.000 E.02.03-İŞÇİLER 76.752.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.556.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 56.658.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.627.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 108.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.973.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 6.440.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.891.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.358.758.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.298.893.000 E.01.01-MEMURLAR 562.966.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 115.523.000 E.01.03-İŞÇİLER 73.638.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.319.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 592.000 E.02.01-MEMURLAR 72.287.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.925.000 E.02.03-İŞÇİLER 14.369.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 367.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.144.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.677.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.915.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 86.173.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 468.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.501.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 419.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 317.554.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 16.302.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 3.754.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 59.865.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.385.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 24.037.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama 474.000 GİDERLERİ TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 5.146.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 22.823.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 48 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 290.354.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 230.489.000 2 Hizmet Gelirleri 230.489.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 25.143.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 13.171.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 21.551.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 5.601.000 35 Doktora Gelirleri 4.044.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 62.259.000 41 Uluslararası Ortak Eğitim ve Öğretim Program Gelirleri 26.762.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 54.838.000 99 Diğer hizmet gelirleri 17.120.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 49 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 6 Kira Gelirlerive Mülkiyet Gelirleri Teşebbüs 59.865.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 290.354.000 1 1 Taşınmaz Mal Kiraları ve Hizmet Satış Gelirleri 59.865.000 230.489.000 2 01 Lojman Kira Hizmet Gelirleri Gelirleri 11.973.000 230.489.000 99 29 Diğer Taşınmaz Birinci KiraElde Öğretimden Gelirleri Edilen Gelirler 47.892.000 25.143.000 04 32 Alınan Yaz Bağış Okulu ve Yardımlar ile Özel Gelirler Gelirleri 8.272.399.000 13.171.000 2 33 MerkeziYüksek Tezsiz Yönetim Bütçesine Lisans Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirleri 8.272.399.000 21.551.000 1 34 Cari Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 7.430.187.000 5.601.000 01 35 Hazine Yardımı Doktora Gelirleri 7.430.187.000 4.044.000 2 38 Sermaye Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 842.212.000 62.259.000 01 41 Hazine Yardımı Uluslararası Ortak Eğitim ve Öğretim Program Gelirleri 842.212.000 26.762.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 112.664.000 54.838.000 2 99 Kişi vehizmet Diğer Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 11.669.000 17.120.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 11.669.000 e-bütçe e-Bütçe 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 11.669.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 50 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 9 Teşebbüs Diğer ÇeşitliveGelirler Mülkiyet Gelirleri 290.354.000 100.995.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 1 Mal veÇeşitli Diğer HizmetGelirler Satış Gelirleri 230.489.000 100.995.000 2 19 Hizmet GelirleriPayı Telafi Gelirleri Öğrenci Katkı 230.489.000 100.995.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Toplam 25.143.000 8.675.417.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 13.171.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 21.551.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 5.601.000 35 Doktora Gelirleri 4.044.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 62.259.000 41 Uluslararası Ortak Eğitim ve Öğretim Program Gelirleri 26.762.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 54.838.000 99 Diğer hizmet gelirleri 17.120.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 51 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 224.351.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 4.039.753.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.423.893.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 5.687.997.000 5.687.997.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 5.687.997.000 5.687.997.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 5.687.997.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 52 ‒ BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ 5.687.997.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 224.351.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 207.390.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 30.790.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.732.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 630.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.157.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 12.111.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 102.670.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 11.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.200.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.800.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 6.400.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.200.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 21.700.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 16.961.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.016.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.301.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.202.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.025.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.417.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 4.039.753.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.833.542.000 E.01.01-MEMURLAR 1.474.778.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 200.610.000 E.01.03-İŞÇİLER 331.160.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 12.788.000 E.02.01-MEMURLAR 176.663.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 34.027.000 E.02.03-İŞÇİLER 63.188.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.283.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 465.967.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.707.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.004.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.973.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 394.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 53 ‒ BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 219.998.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 35.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 338.002.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 15.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 455.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 206.211.000 E.01.01-MEMURLAR 82.978.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.506.000 E.01.03-İŞÇİLER 14.185.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.906.000 E.02.01-MEMURLAR 5.712.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 254.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.207.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.396.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 77.552.000 E.03.03-YOLLUKLAR 682.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.466.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 367.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.423.893.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.398.750.000 E.01.01-MEMURLAR 504.165.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 275.090.000 E.01.03-İŞÇİLER 172.117.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 748.000 E.02.01-MEMURLAR 73.845.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 27.981.000 E.02.03-İŞÇİLER 48.311.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 208.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 22.756.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.952.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.431.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 83.752.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 577.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.381.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.170.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 166.334.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 9.636.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 2.296.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 25.143.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.323.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 20.820.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 54 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 207.807.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 182.664.000 2 Hizmet Gelirleri 182.664.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 28.735.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 13.601.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 42.504.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 38.919.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 52.919.000 99 Diğer hizmet gelirleri 5.986.000 6 Kira Gelirleri 25.143.000 1 Taşınmaz Kiraları 25.143.000 01 Lojman Kira Gelirleri 3.592.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 55 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 99 Teşebbüs Diğer ve Kira Mülkiyet Taşınmaz Gelirleri Gelirleri 207.807.000 21.551.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 04 1 Alınan Mal Bağış ve ve Hizmet Yardımlar Satış Gelirleri ile Özel Gelirler 5.439.682.000 182.664.000 2 2 Hizmet MerkeziGelirleri Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 182.664.000 5.439.682.000 1 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Cari 28.735.000 4.226.712.000 32 01 Yaz Okulu Hazine Gelirleri Yardımı 13.601.000 4.226.712.000 2 33 Tezsiz SermayeYüksek Lisans Gelirleri 42.504.000 1.212.970.000 38 01 Yurt Yatak Hazine Ücreti Gelirleri Yardımı 38.919.000 1.212.970.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 40.508.000 52.919.000 2 99 Diğer Kişi vehizmet gelirleriAlınan Paylar Kurumlardan 5.986.000 4.210.000 6 6 Kira Gelirleriİdarelere Ait Paylar Özel Bütçeli 25.143.000 4.210.000 1 16 Taşınmaz Araştırma Kiraları Projeleri Gelirleri Payı 25.143.000 4.210.000 9 01 Lojman Kira Gelirleri Diğer Çeşitli 3.592.000 36.298.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 36.298.000 e-bütçe e-Bütçe 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 36.298.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 56 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 Toplam Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 5.687.997.000 207.807.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 182.664.000 2 Hizmet Gelirleri 182.664.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 28.735.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 13.601.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 42.504.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 38.919.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 52.919.000 99 Diğer hizmet gelirleri 5.986.000 6 Kira Gelirleri 25.143.000 1 Taşınmaz Kiraları 25.143.000 01 Lojman Kira Gelirleri 3.592.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 57 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MARMARA ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 69.865.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 486.237.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 8.424.905.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.120.306.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 10.101.313.000 10.101.313.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 10.101.313.000 10.101.313.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 10.101.313.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 58 ‒ MARMARA ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MARMARA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MARMARA ÜNİVERSİTESİ 10.101.313.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 69.865.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 35.621.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 21.864.000 E.03.03-YOLLUKLAR 298.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.009.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 450.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 12.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 34.244.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.168.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.883.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 398.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 12.214.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 14.581.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 486.237.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 486.237.000 E.01.01-MEMURLAR 197.277.000 E.02.01-MEMURLAR 36.160.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 30.000 E.03.03-YOLLUKLAR 112.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 88.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 132.570.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 50.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 70.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 8.424.905.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 8.113.588.000 E.01.01-MEMURLAR 5.172.685.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 93.980.000 E.01.03-İŞÇİLER 899.937.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 11.955.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 121.630.000 E.02.01-MEMURLAR 577.506.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.288.000 E.02.03-İŞÇİLER 208.898.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.329.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 59 ‒ MARMARA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.428.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 557.057.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.731.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 42.766.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 8.971.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.238.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 86.189.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 20.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 110.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 69.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 101.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 311.317.000 E.01.01-MEMURLAR 41.283.000 E.01.03-İŞÇİLER 79.089.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 52.909.000 E.02.01-MEMURLAR 30.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.773.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 6.618.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 103.568.000 E.03.03-YOLLUKLAR 9.912.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.349.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.375.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.100.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.311.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.120.306.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.102.474.000 E.01.01-MEMURLAR 410.248.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 76.152.000 E.01.03-İŞÇİLER 31.478.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 53.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 1.356.000 E.02.01-MEMURLAR 51.417.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.833.000 E.02.03-İŞÇİLER 435.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.784.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.524.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.438.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 57.512.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 453.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 874.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.564.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 415.634.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 20.635.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 584.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 60 ‒ MARMARA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 17.832.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.316.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.720.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.258.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 538.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 61 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MARMARA ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 251.407.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 233.575.000 2 Hizmet Gelirleri 233.575.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 82.962.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.241.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 9.667.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 46.759.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 14.794.000 35 Doktora Gelirleri 5.987.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 24.131.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.599.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 34.722.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 62 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MARMARA ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KABUL I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 251.407.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 99 Diğer hizmet gelirleri 1.713.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 233.575.000 6 Kira Gelirleri 17.832.000 2 Hizmet Gelirleri 233.575.000 1 Taşınmaz Kiraları 17.832.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 82.962.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 17.832.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.241.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 9.737.920.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 9.667.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 9.737.920.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 46.759.000 1 Cari 9.208.231.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 14.794.000 01 Hazine Yardımı 9.208.231.000 35 Doktora Gelirleri 5.987.000 2 Sermaye 529.689.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 24.131.000 01 Hazine Yardımı 529.689.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.599.000 05 Diğer Gelirler 111.986.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 34.722.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 20.216.000 e-bütçe 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 20.216.000 e-Bütçe 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 20.216.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 63 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MARMARA ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV KOMİSYONCA EDİLEN KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 251.407.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 9 Diğer Çeşitli Gelirler 91.770.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 233.575.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 91.770.000 2 Hizmet Gelirleri 233.575.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 91.770.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 82.962.000 Toplam 10.101.313.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.241.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 9.667.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 46.759.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 14.794.000 35 Doktora Gelirleri 5.987.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 24.131.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.599.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 34.722.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 65 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 60.762.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 4.944.224.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 776.893.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 5.781.879.000 5.781.879.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 5.781.879.000 5.781.879.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 5.781.879.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 66 ‒ YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 5.781.879.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 60.762.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 50.218.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.736.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.621.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.893.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.966.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 36.002.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 10.544.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.010.000 E.03.03-YOLLUKLAR 210.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.409.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.915.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 4.944.224.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.757.448.000 E.01.01-MEMURLAR 2.841.231.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.753.000 E.01.03-İŞÇİLER 427.674.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.863.000 E.02.01-MEMURLAR 313.953.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.991.000 E.02.03-İŞÇİLER 96.124.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.022.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.356.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 397.897.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.022.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 35.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 93.364.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.953.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.605.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 124.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 7.105.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 12.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 205.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 14.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 185.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 67 ‒ YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 186.776.000 E.01.01-MEMURLAR 46.002.000 E.01.03-İŞÇİLER 28.314.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 10.784.000 E.02.01-MEMURLAR 2.161.000 E.02.03-İŞÇİLER 10.933.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.416.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 69.640.000 E.03.03-YOLLUKLAR 950.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.353.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.231.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 597.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.395.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 776.893.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 734.099.000 E.01.01-MEMURLAR 380.239.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 71.960.000 E.01.03-İŞÇİLER 16.514.000 E.02.01-MEMURLAR 48.535.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.771.000 E.02.03-İŞÇİLER 798.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.214.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.541.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.566.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.721.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 450.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 154.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 188.226.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 11.141.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 269.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 42.794.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.228.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 25.158.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.243.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.527.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.638.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 68 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 180.974.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 138.180.000 2 Hizmet Gelirleri 138.180.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 76.337.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.803.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.370.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 33.566.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 2.395.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 2.140.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 38.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.558.000 99 Diğer hizmet gelirleri 11.973.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 69 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN EDİLEN II III III IV IV 03 6 Teşebbüs Kira Gelirlerive Mülkiyet Gelirleri 180.974.000 42.794.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 1 Mal ve Hizmet Taşınmaz Satış Gelirleri Kiraları 138.180.000 42.794.000 2 01 Hizmet LojmanGelirleri Kira Gelirleri 138.180.000 20.135.000 29 99 BirinciTaşınmaz Diğer Öğretimden KiraElde Edilen Gelirler Gelirleri 76.337.000 22.659.000 04 31 İkinci Öğretimden Alınan Bağış ve Elde Edilen ile Yardımlar Gelirler Özel Gelirler 1.803.000 5.541.765.000 2 32 Yaz Okulu Merkezi GelirleriBütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Yönetim 1.370.000 5.541.765.000 1 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri Cari 33.566.000 4.958.158.000 36 01 Sosyal Hazine Tesis İşletme Gelirleri Yardımı 2.395.000 4.958.158.000 2 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri Sermaye 2.140.000 583.607.000 45 01 UzaktanYardımı Hazine Öğretimden Elde Edilen Gelirler 38.000 583.607.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.558.000 59.140.000 2 99 Diğer Kişi vehizmet gelirleriAlınan Paylar Kurumlardan 11.973.000 474.000 e-bütçe 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 474.000 e-Bütçe 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 474.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 70 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 9 Diğer ÇeşitliveGelirler Teşebbüs Mülkiyet Gelirleri 58.666.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 180.974.000 1 1 Diğer Mal veÇeşitli HizmetGelirler Satış Gelirleri 58.666.000 138.180.000 2 19 Öğrenci Katkı Hizmet GelirleriPayı Telafi Gelirleri 58.666.000 138.180.000 29 Toplam Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.781.879.000 76.337.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.803.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.370.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 33.566.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 2.395.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 2.140.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 38.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.558.000 99 Diğer hizmet gelirleri 11.973.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 71 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 17.574.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.820.474.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 543.149.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.381.197.000 2.381.197.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.381.197.000 2.381.197.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.381.197.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 72 ‒ MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ 2.381.197.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 17.574.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 17.380.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.216.000 E.03.03-YOLLUKLAR 36.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 261.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 176.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 91.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.050.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 100.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 6.450.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 194.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 194.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.820.474.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.781.766.000 E.01.01-MEMURLAR 879.049.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 38.757.000 E.01.03-İŞÇİLER 226.726.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 9.699.000 E.02.01-MEMURLAR 104.798.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.045.000 E.02.03-İŞÇİLER 46.689.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.468.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 103.862.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.879.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 905.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.589.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.394.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 906.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 45.424.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 8.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 110.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 16.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 166.501.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 4.075.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 73 ‒ MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 38.708.000 E.01.01-MEMURLAR 2.949.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.639.000 E.01.03-İŞÇİLER 8.203.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 6.495.000 E.02.01-MEMURLAR 1.672.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 107.000 E.02.03-İŞÇİLER 5.188.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.032.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.197.000 E.03.03-YOLLUKLAR 255.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 663.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 264.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 44.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 543.149.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 540.754.000 E.01.01-MEMURLAR 292.149.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 63.045.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.194.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 369.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 383.000 E.02.01-MEMURLAR 37.487.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.996.000 E.02.03-İŞÇİLER 484.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 138.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.737.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.435.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.431.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 20.260.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 468.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.305.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 736.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 97.546.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 7.317.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 274.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.395.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.344.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 19.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 32.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 74 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 19.755.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 17.360.000 2 Hizmet Gelirleri 17.360.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.986.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 5.986.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 2.993.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.395.000 6 Kira Gelirleri 2.395.000 1 Taşınmaz Kiraları 2.395.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 2.395.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.339.900.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.339.900.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 75 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 1 Teşebbüs Cari ve Mülkiyet Gelirleri 19.755.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1.977.300.000 1 01 Mal ve Hizmet Hazine YardımıSatış Gelirleri 17.360.000 1.977.300.000 2 Hizmet SermayeGelirleri 17.360.000 362.600.000 29 01 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Hazine Yardımı 5.986.000 362.600.000 05 38 Yurt DiğerYatak Ücreti Gelirleri Gelirler 5.986.000 21.542.000 2 69 Yükseköğretim Kişi ve Kurumları Kurumlardan AlınanÖğrenci Paylar Yemek Hizmeti Gelirleri 2.993.000 194.000 6 99 DiğerBütçeli Özel hizmetİdarelere gelirleri Ait Paylar 2.395.000 194.000 6 16 Kira Gelirleri Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 2.395.000 194.000 9 1 Taşınmaz Diğer Kiraları Çeşitli Gelirler 2.395.000 21.348.000 1 99 Diğer Çeşitli Taşınmaz Kira Gelirleri Gelirler 2.395.000 21.348.000 04 19 Alınan ÖğrenciBağış Katkı ve Yardımlar Payı Telafi ile Özel Gelirler Gelirleri 2.339.900.000 21.348.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Toplam 2.339.900.000 2.381.197.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 77 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: EGE ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 250.797.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 4.951.849.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 9.216.333.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.754.654.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 16.173.633.000 16.173.633.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 16.173.633.000 16.173.633.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 16.173.633.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 78 ‒ EGE ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: EGE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL EGE ÜNİVERSİTESİ 16.173.633.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 250.797.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 137.075.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.601.000 E.03.03-YOLLUKLAR 639.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.727.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.408.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 70.096.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 21.270.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 27.334.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 113.722.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 33.204.000 E.03.03-YOLLUKLAR 457.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 17.086.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.655.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 58.320.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 4.951.849.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.951.849.000 E.01.01-MEMURLAR 1.932.072.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 242.087.000 E.01.03-İŞÇİLER 238.538.000 E.02.01-MEMURLAR 232.165.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 25.112.000 E.02.03-İŞÇİLER 54.220.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.719.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.468.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 633.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 227.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 380.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 1.387.228.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 255.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 450.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 130.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 9.216.333.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 79 ‒ EGE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 8.609.061.000 E.01.01-MEMURLAR 5.084.762.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 52.265.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.028.834.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 9.037.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 140.811.000 E.02.01-MEMURLAR 603.226.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.575.000 E.02.03-İŞÇİLER 205.997.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 654.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 2.734.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 824.334.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.257.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.683.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.390.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.502.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 131.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 47.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 125.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 8.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 326.500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 607.272.000 E.01.01-MEMURLAR 23.287.000 E.01.03-İŞÇİLER 384.157.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 8.819.000 E.02.01-MEMURLAR 286.000 E.02.03-İŞÇİLER 89.708.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 5.812.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 77.209.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.448.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.638.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.887.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 14.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.754.654.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.631.881.000 E.01.01-MEMURLAR 442.972.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 59.008.000 E.01.03-İŞÇİLER 70.758.000 E.02.01-MEMURLAR 58.989.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.184.000 E.02.03-İŞÇİLER 15.177.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.745.000 E.03.03-YOLLUKLAR 721.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 4.007.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 80 ‒ EGE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 27.034.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 468.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.478.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.729.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 888.969.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 29.466.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 176.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 122.773.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 101.323.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.526.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.322.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.998.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 6.604.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 81 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: EGE ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 511.073.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 388.300.000 2 Hizmet Gelirleri 388.300.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 70.000.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.770.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.787.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 19.821.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 11.972.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 182.000.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.993.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 960.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 92.432.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 82 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: EGE ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV EDİLEN 03 99 Teşebbüs Diğer vegelirleri hizmet Mülkiyet Gelirleri 511.073.000 1.565.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 6 Kira ve Mal Hizmet Satış Gelirleri Gelirleri 388.300.000 122.773.000 2 1 Hizmet Gelirleri Taşınmaz Kiraları 388.300.000 122.773.000 29 01 Birinci Öğretimden Lojman Kira Elde Edilen Gelirler Gelirleri 70.000.000 2.285.000 31 99 İkinci Öğretimden Diğer Taşınmaz Elde Kira Edilen Gelirler Gelirleri 4.770.000 120.488.000 04 32 Yaz Okulu Alınan Gelirleri Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.787.000 15.329.866.000 2 33 MerkeziYüksek Tezsiz Lisans Yönetim Gelirleri Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 19.821.000 15.329.866.000 1 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri Cari 11.972.000 13.727.166.000 38 01 Yurt Yatak Hazine Ücreti Gelirleri Yardımı 182.000.000 13.727.166.000 2 45 SermayeÖğretimden Elde Edilen Gelirler Uzaktan 2.993.000 1.602.700.000 46 01 UzaktanYardımı Hazine Öğretim Materyal Gelirleri 960.000 1.602.700.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 92.432.000 332.694.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 107.776.000 e-bütçe e-Bütçe 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 107.776.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 83 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: EGE ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 16 Teşebbüs ve Araştırma Mülkiyet Projeleri Gelirleri Gelirleri Payı 511.073.000 107.776.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 19 Mal veÇeşitli Diğer Hizmet Satış Gelirleri Gelirler 388.300.000 224.918.000 21 Hizmet Gelirleri Diğer Çeşitli Gelirler 388.300.000 224.918.000 29 19 Birinci Öğretimden Öğrenci Katkı Payı Elde TelafiEdilen Gelirler Gelirleri 70.000.000 224.918.000 31 İkinci Öğretimden Elde EdilenToplam Gelirler 16.173.633.000 4.770.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.787.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 19.821.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 11.972.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 182.000.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.993.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 960.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 92.432.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 85 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 186.832.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 3.680.470.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 8.102.169.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.356.318.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 13.325.789.000 13.325.789.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 13.325.789.000 13.325.789.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 13.325.789.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 86 ‒ DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ 13.325.789.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 186.832.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 56.625.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.927.000 E.03.03-YOLLUKLAR 142.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.646.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 49.910.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 130.207.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 45.508.000 E.03.03-YOLLUKLAR 547.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.927.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.296.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 78.929.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 3.680.470.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.680.470.000 E.01.01-MEMURLAR 1.167.176.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 210.529.000 E.01.03-İŞÇİLER 342.785.000 E.02.01-MEMURLAR 143.174.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.900.000 E.02.03-İŞÇİLER 76.827.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.907.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.049.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 263.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 1.072.860.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 200.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 300.002.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 149.998.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 8.102.169.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 7.646.920.000 E.01.01-MEMURLAR 4.755.596.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 223.406.000 E.01.03-İŞÇİLER 548.520.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 21.112.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 85.520.000 E.02.01-MEMURLAR 550.461.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 87 ‒ DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 34.456.000 E.02.03-İŞÇİLER 112.353.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 166.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 611.641.000 E.03.03-YOLLUKLAR 11.890.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.588.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.579.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 12.989.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 12.924.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 187.219.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 41.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 236.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 183.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 455.249.000 E.01.01-MEMURLAR 124.032.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.405.000 E.01.03-İŞÇİLER 129.164.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 21.401.000 E.02.01-MEMURLAR 8.887.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.136.000 E.02.03-İŞÇİLER 34.970.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.637.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 320.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 100.802.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.122.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 65.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.957.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.825.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.245.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.281.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.356.318.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.335.751.000 E.01.01-MEMURLAR 547.965.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.528.000 E.02.01-MEMURLAR 71.848.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.008.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.046.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.010.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.839.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.466.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 753.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.258.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 468.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 88 ‒ DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 6.532.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 148.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 640.986.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 26.483.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 413.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 20.567.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.687.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.794.000 E.03.03-YOLLUKLAR 131.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 298.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.290.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 6.367.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 89 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 292.376.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 271.809.000 2 Hizmet Gelirleri 271.809.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 123.188.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 45.748.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 607.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 11.933.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 6.847.000 35 Doktora Gelirleri 1.462.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 3.762.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 24.202.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 9.747.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 90 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 69 Yükseköğretim Teşebbüs Kurumları Öğrenci ve Mülkiyet Gelirleri Yemek Hizmeti Gelirleri 34.234.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 292.376.000 1 99 Diğervehizmet Mal Hizmetgelirleri Satış Gelirleri 10.079.000 271.809.000 6 2 Kira Gelirleri Hizmet Gelirleri 20.567.000 271.809.000 1 29 Taşınmaz Birinci Kiraları Elde Edilen Gelirler Öğretimden 20.567.000 123.188.000 01 31 Lojman Kira İkinci Gelirleri Öğretimden Elde Edilen Gelirler 25.000 45.748.000 99 32 DiğerOkulu Yaz Taşınmaz Kira Gelirleri Gelirleri 20.542.000 607.000 04 33 Alınan Yüksek Tezsiz Bağış ve Yardımlar Lisans Gelirleriile Özel Gelirler 12.714.631.000 11.933.000 2 34 Merkezi Tezli Yönetim Yüksek Bütçesine Lisans GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 12.714.631.000 6.847.000 1 35 Cari Doktora Gelirleri 11.360.002.000 1.462.000 01 36 Hazine Yardımı Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 11.360.002.000 3.762.000 2 38 Sermaye Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 1.354.629.000 24.202.000 01 45 Hazine UzaktanYardımı Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.354.629.000 9.747.000 05 Diğer Gelirler 318.782.000 e-bütçe e-Bütçe 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 126.627.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 91 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 6 Özel Bütçelive Teşebbüs İdarelere MülkiyetAit Paylar Gelirleri 126.627.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 292.376.000 1 16 Araştırma Mal Projeleri ve Hizmet SatışGelirleri GelirleriPayı 126.627.000 271.809.000 9 2 HizmetÇeşitli Diğer Gelirler Gelirleri 192.155.000 271.809.000 1 29 Diğer Çeşitli Birinci GelirlerElde Edilen Gelirler Öğretimden 192.155.000 123.188.000 19 31 Öğrenci Katkı İkinci Payı Elde Öğretimden TelafiEdilen Gelirleri Gelirler 187.020.000 45.748.000 99 32 Yukarıda Yaz OkuluTanımlanmayan Gelirleri Diğer Çeşitli Gelirler 5.135.000 607.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans GelirleriToplam 13.325.789.000 11.933.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 6.847.000 35 Doktora Gelirleri 1.462.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 3.762.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 24.202.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 9.747.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 93 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TRAKYA ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 62.898.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 2.574.747.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 4.291.723.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 875.795.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 7.805.163.000 7.805.163.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 7.805.163.000 7.805.163.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 7.805.163.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 94 ‒ TRAKYA ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TRAKYA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TRAKYA ÜNİVERSİTESİ 7.805.163.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 62.898.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 274.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 98.000 E.03.03-YOLLUKLAR 132.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 44.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 62.624.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 24.907.000 E.03.03-YOLLUKLAR 986.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.049.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.680.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 347.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 20.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.655.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 2.574.747.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.574.747.000 E.01.01-MEMURLAR 793.523.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 274.614.000 E.01.03-İŞÇİLER 296.455.000 E.02.01-MEMURLAR 100.091.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 30.026.000 E.02.03-İŞÇİLER 42.879.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.158.000 E.03.03-YOLLUKLAR 563.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 337.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 70.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 247.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 691.784.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 65.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 120.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 155.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 4.291.723.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.186.677.000 E.01.01-MEMURLAR 2.801.716.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 46.958.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 95 ‒ TRAKYA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.03-İŞÇİLER 223.393.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.329.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 143.000.000 E.02.01-MEMURLAR 299.310.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.724.000 E.02.03-İŞÇİLER 69.046.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 420.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.596.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 100.245.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.500.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.832.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.080.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 528.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 61.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 19.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 211.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 192.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 105.046.000 E.01.01-MEMURLAR 23.048.000 E.01.03-İŞÇİLER 14.663.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 15.814.000 E.02.01-MEMURLAR 14.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.944.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.328.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 78.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 34.522.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.510.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.939.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.626.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 560.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 875.795.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 867.823.000 E.01.01-MEMURLAR 339.442.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.438.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.236.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.055.000 E.02.01-MEMURLAR 42.805.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 58.000 E.02.03-İŞÇİLER 707.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 635.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 222.153.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.092.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.795.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.701.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 96 ‒ TRAKYA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.734.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 891.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 218.875.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 17.648.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 182.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 7.972.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 608.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 70.000 E.03.03-YOLLUKLAR 273.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.289.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 385.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 347.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 97 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TRAKYA ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 73.359.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 65.387.000 2 Hizmet Gelirleri 65.387.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 31.621.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.156.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 3.593.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.066.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.498.000 35 Doktora Gelirleri 660.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.144.000 55 Kültürel Hizmetlere İlişkin Gelirler 2.996.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 14.533.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 98 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TRAKYA ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 99 Teşebbüs vegelirleri Diğer hizmet Mülkiyet Gelirleri 73.359.000 120.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 16 Mal Kira ve Hizmet Satış Gelirleri Gelirleri 65.387.000 7.972.000 21 Hizmet Gelirleri Taşınmaz Kiraları 65.387.000 7.972.000 29 01 Birinci Öğretimden Lojman Kira Elde Edilen Gelirler Gelirleri 31.621.000 1.199.000 31 99 İkinci Diğer Öğretimden Elde Taşınmaz Kira Edilen Gelirler Gelirleri 6.156.000 6.773.000 04 32 Yaz Okulu Alınan Gelirleri Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 3.593.000 7.626.525.000 2 33 Tezsiz MerkeziYüksek Lisans Yönetim Gelirleri Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.066.000 7.626.525.000 1 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri Cari 1.498.000 6.800.525.000 35 01 Doktora Gelirleri Hazine Yardımı 660.000 6.800.525.000 2 45 Uzaktan SermayeÖğretimden Elde Edilen Gelirler 3.144.000 826.000.000 55 01 Kültürel Hizmetlere İlişkin Gelirler Hazine Yardımı 2.996.000 826.000.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 14.533.000 105.279.000 2 e-bütçe Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 62.304.000 e-Bütçe 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 62.304.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 99 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TRAKYA ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 16 Teşebbüs ve Araştırma Mülkiyet Projeleri Gelirleri Gelirleri Payı 73.359.000 62.304.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 9 DiğerveÇeşitli Mal Hizmet Satış Gelirleri Gelirler 65.387.000 42.975.000 2 1 HizmetÇeşitli Diğer Gelirleri Gelirler 65.387.000 42.975.000 29 19 Birinci Öğretimden Öğrenci Katkı Payı Elde TelafiEdilen Gelirler Gelirleri 31.621.000 42.975.000 31 İkinci Öğretimden Elde EdilenToplam Gelirler 7.805.163.000 6.156.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 3.593.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.066.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.498.000 35 Doktora Gelirleri 660.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.144.000 55 Kültürel Hizmetlere İlişkin Gelirler 2.996.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 14.533.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 101 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 137.958.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 3.061.458.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 7.122.754.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.243.162.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 11.565.332.000 11.565.332.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 11.565.332.000 11.565.332.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 11.565.332.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 102 ‒ BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ 11.565.332.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 137.958.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 23.511.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.863.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 59.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 15.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.574.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 114.447.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.033.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.506.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 50.211.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.151.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.992.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.601.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 131.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 45.822.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 3.061.458.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.061.458.000 E.01.01-MEMURLAR 774.674.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 266.325.000 E.01.03-İŞÇİLER 76.531.000 E.02.01-MEMURLAR 106.907.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.717.000 E.02.03-İŞÇİLER 18.604.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.147.000 E.03.03-YOLLUKLAR 565.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 398.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 795.590.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 175.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 750.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 65.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 7.122.754.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 6.914.235.000 E.01.01-MEMURLAR 4.169.006.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 54.467.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 103 ‒ BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.03-İŞÇİLER 876.936.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.834.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 118.062.000 E.02.01-MEMURLAR 474.645.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.893.000 E.02.03-İŞÇİLER 190.996.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 502.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.158.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 498.164.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.435.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.254.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.452.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 431.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 155.908.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 39.092.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 206.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 99.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 208.519.000 E.01.01-MEMURLAR 39.496.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 15.392.000 E.02.01-MEMURLAR 1.200.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.117.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 131.361.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.472.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.339.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.358.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 784.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.243.162.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.207.162.000 E.01.01-MEMURLAR 544.986.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 96.169.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 383.000 E.02.01-MEMURLAR 58.262.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.636.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.397.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.393.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 3.269.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 40.387.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 450.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.117.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 146.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 421.127.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 21.380.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 60.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 104 ‒ BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 36.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.400.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 258.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 28.291.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.051.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 105 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 194.249.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 158.249.000 2 Hizmet Gelirleri 158.249.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 71.769.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 30.000.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 5.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 12.000.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 4.785.000 35 Doktora Gelirleri 1.795.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.800.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 1.795.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.972.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 106 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 99 Diğer hizmet gelirleri 20.333.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 194.249.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6 Kira Gelirleri 36.000.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 158.249.000 1 Taşınmaz Kiraları 36.000.000 2 Hizmet Gelirleri 158.249.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 36.000.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 71.769.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 11.206.366.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 30.000.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 11.206.366.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 5.000.000 1 Cari 9.704.792.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 12.000.000 01 Hazine Yardımı 9.704.792.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 4.785.000 2 Sermaye 1.501.574.000 35 Doktora Gelirleri 1.795.000 01 Hazine Yardımı 1.501.574.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.800.000 05 Diğer Gelirler 164.717.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 1.795.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 110.847.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.972.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 110.847.000 e-bütçe e-Bütçe 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 110.847.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 107 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 9 Diğer Çeşitli Gelirler 53.870.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 194.249.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Diğer Çeşitli Gelirler 53.870.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 158.249.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 53.870.000 2 Hizmet Gelirleri 158.249.000 Toplam 11.565.332.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 71.769.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 30.000.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 5.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 12.000.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 4.785.000 35 Doktora Gelirleri 1.795.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.800.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 1.795.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.972.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 109 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ANADOLU ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 179.301.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 5.505.299.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.285.657.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 6.970.257.000 6.970.257.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 6.970.257.000 6.970.257.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 6.970.257.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 110 ‒ ANADOLU ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ANADOLU ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ANADOLU ÜNİVERSİTESİ 6.970.257.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 179.301.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 626.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 80.000 E.03.03-YOLLUKLAR 175.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 136.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 235.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 178.675.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.154.000 E.03.03-YOLLUKLAR 458.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.070.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.066.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 162.927.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 5.505.299.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.538.032.000 E.01.01-MEMURLAR 2.551.271.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.495.000 E.01.03-İŞÇİLER 551.561.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 6.794.000 E.02.01-MEMURLAR 310.840.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.418.000 E.02.03-İŞÇİLER 81.090.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 9.555.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 644.729.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.679.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 76.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 22.740.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 8.813.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 971.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 60.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 22.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 7.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 226.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 967.267.000 E.01.01-MEMURLAR 27.712.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 111 ‒ ANADOLU ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.03-İŞÇİLER 664.653.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 26.010.000 E.02.01-MEMURLAR 960.000 E.02.03-İŞÇİLER 173.118.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 684.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 62.834.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.967.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 196.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 7.558.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 575.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.285.657.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.272.990.000 E.01.01-MEMURLAR 693.612.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.557.000 E.01.03-İŞÇİLER 122.020.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 13.888.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 1.501.000 E.02.01-MEMURLAR 95.229.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.367.000 E.02.03-İŞÇİLER 25.531.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 775.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.105.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.679.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.105.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 468.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.096.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.202.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 275.217.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 13.212.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 2.426.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 12.667.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.167.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.625.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 875.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 112 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ANADOLU ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 353.583.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 340.916.000 2 Hizmet Gelirleri 340.916.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 82.482.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.023.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 6.097.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 58.869.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.976.000 48 Açık Öğretimden Elde Edilen Gelirler 152.222.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 27.905.000 99 Diğer hizmet gelirleri 342.000 6 Kira Gelirleri 12.667.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 113 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: ANADOLU ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 1 Taşınmaz Kiraları 12.667.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 353.583.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 01 Lojman Kira Gelirleri 685.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 340.916.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 11.982.000 2 Hizmet Gelirleri 340.916.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 5.811.648.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 82.482.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 5.811.648.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.023.000 1 Cari 5.486.648.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 6.097.000 01 Hazine Yardımı 5.486.648.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 58.869.000 2 Sermaye 325.000.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.976.000 01 Hazine Yardımı 325.000.000 48 Açık Öğretimden Elde Edilen Gelirler 152.222.000 05 Diğer Gelirler 805.026.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 27.905.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 176.846.000 99 Diğer hizmet gelirleri 342.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 176.846.000 6 Kira Gelirleri 12.667.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 176.846.000 e-bütçe e-Bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 628.180.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 114 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ANADOLU ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 1 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 628.180.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 353.583.000 1 19 Öğrenci Mal Katkı Payı ve Hizmet SatışTelafi Gelirleri Gelirleri 628.180.000 340.916.000 2 Hizmet Gelirleri Toplam 6.970.257.000 340.916.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 82.482.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.023.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 6.097.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 58.869.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.976.000 48 Açık Öğretimden Elde Edilen Gelirler 152.222.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 27.905.000 99 Diğer hizmet gelirleri 342.000 6 Kira Gelirleri 12.667.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 115 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SELÇUK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 106.519.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 2.555.571.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 6.161.594.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.392.098.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 11.215.782.000 11.215.782.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 11.215.782.000 11.215.782.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 11.215.782.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 116 ‒ SELÇUK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SELÇUK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SELÇUK ÜNİVERSİTESİ 11.215.782.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 106.519.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 10.448.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.387.000 E.03.03-YOLLUKLAR 61.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 96.071.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 53.621.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.545.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.860.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.891.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 163.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 30.991.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 2.555.571.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.555.571.000 E.01.01-MEMURLAR 871.622.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 260.500.000 E.01.03-İŞÇİLER 82.912.000 E.02.01-MEMURLAR 160.470.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.498.000 E.02.03-İŞÇİLER 30.355.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 530.000 E.03.03-YOLLUKLAR 77.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 60.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 271.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 933.276.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 116.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 64.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 6.161.594.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.753.694.000 E.01.01-MEMURLAR 4.329.944.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 58.083.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 5.214.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 87.569.000 E.02.01-MEMURLAR 400.295.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.215.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 493.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 117 ‒ SELÇUK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.307.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 803.181.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.558.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 109.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 32.782.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.005.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.939.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 17.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 407.900.000 E.01.01-MEMURLAR 37.201.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.695.000 E.01.03-İŞÇİLER 170.361.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 22.239.000 E.02.03-İŞÇİLER 59.822.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 9.329.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 95.684.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.223.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 19.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 743.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.758.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.826.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 2.392.098.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.367.917.000 E.01.01-MEMURLAR 401.563.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 102.588.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.116.632.000 E.02.01-MEMURLAR 48.126.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.817.000 E.02.03-İŞÇİLER 197.886.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 107.000 E.03.03-YOLLUKLAR 198.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.467.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.764.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 468.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 7.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 164.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 288.185.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 20.688.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 257.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 55.998.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 11.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 81.002.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 30.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 24.181.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 118 ‒ SELÇUK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 18.485.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 180.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.487.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.029.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 119 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 178.158.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 150.944.000 2 Hizmet Gelirleri 150.944.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 25.676.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 42.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 21.000.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 6.748.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 34.234.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.200.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 15.807.000 99 Diğer hizmet gelirleri 4.279.000 6 Kira Gelirleri 27.214.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 120 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SELÇUK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 1 Taşınmaz Kiraları Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 27.214.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 178.158.000 1 01 Lojman Mal Kira Gelirleri ve Hizmet Satış Gelirleri 685.000 150.944.000 2 03 Hizmet Tesis Sosyal Kira Gelirleri Gelirleri 3.033.000 150.944.000 99 29 Diğer Taşınmaz Birinci Kira Öğretimden Gelirleri Elde Edilen Gelirler 23.496.000 25.676.000 04 31 Alınan Bağış İkinci ve Elde Öğretimden Yardımlar Edilen ile Özel Gelirler Gelirler 10.687.630.000 42.000.000 2 33 MerkeziYüksek Tezsiz Yönetim Bütçesine Lisans Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirleri 10.687.630.000 21.000.000 1 34 Cari Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 10.312.630.000 6.748.000 01 38 Hazine Yurt Yardımı Yatak Ücreti Gelirleri 10.312.630.000 34.234.000 2 45 SermayeÖğretimden Elde Edilen Gelirler Uzaktan 375.000.000 1.200.000 01 69 Hazine Yardımı Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 375.000.000 15.807.000 05 99 Diğerhizmet Diğer Gelirler gelirleri 349.994.000 4.279.000 2 6 Kişi ve Kira Kurumlardan Alınan Paylar Gelirleri 89.771.000 27.214.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 89.771.000 e-bütçe e-Bütçe 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 89.771.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 121 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SELÇUK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 9 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 260.223.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 178.158.000 1 1 DiğerveÇeşitli Mal Hizmet Gelirler Satış Gelirleri 260.223.000 150.944.000 2 19 Öğrenci Katkı Hizmet Payı Telafi Gelirleri Gelirleri 260.223.000 150.944.000 29 Toplam Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.215.782.000 25.676.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 42.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 21.000.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 6.748.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 34.234.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.200.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 15.807.000 99 Diğer hizmet gelirleri 4.279.000 6 Kira Gelirleri 27.214.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 123 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 199.177.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 3.925.385.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 6.795.726.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 593.736.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 11.514.024.000 11.514.024.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 11.514.024.000 11.514.024.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 11.514.024.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 124 ‒ AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ 11.514.024.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 199.177.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 82.993.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.958.000 E.03.03-YOLLUKLAR 742.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 21.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.089.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 176.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 60.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 116.184.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 54.810.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.899.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.070.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 21.535.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 20.870.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 3.925.385.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.925.385.000 E.01.01-MEMURLAR 959.765.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 342.032.000 E.01.03-İŞÇİLER 107.908.000 E.02.01-MEMURLAR 95.016.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 34.648.000 E.02.03-İŞÇİLER 25.131.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.207.000 E.03.03-YOLLUKLAR 591.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 421.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 70.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 1.008.596.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 140.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 930.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 280.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 6.795.726.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 6.646.699.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 125 ‒ AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 4.244.775.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 115.856.000 E.01.03-İŞÇİLER 646.479.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.029.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 116.411.000 E.02.01-MEMURLAR 487.501.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.379.000 E.02.03-İŞÇİLER 116.707.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.996.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.967.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 53.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 353.824.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.359.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 121.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.450.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 9.439.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 8.081.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 311.925.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 21.717.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 430.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 29.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 35.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.200.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 100.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 149.027.000 E.01.01-MEMURLAR 44.638.000 E.01.03-İŞÇİLER 5.742.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 16.498.000 E.02.01-MEMURLAR 2.499.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.138.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 714.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 52.496.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.213.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 131.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.548.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 9.511.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 5.899.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 593.736.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 552.127.000 E.01.01-MEMURLAR 337.194.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.619.000 E.01.03-İŞÇİLER 48.235.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 461.000 E.02.01-MEMURLAR 51.391.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.851.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 126 ‒ AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.03-İŞÇİLER 31.036.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.403.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.303.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.266.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 610.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 825.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 468.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 473.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 192.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 39.300.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 9.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 41.609.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 24.360.000 E.03.03-YOLLUKLAR 453.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.767.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.875.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 4.154.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 127 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 125.860.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 84.251.000 2 Hizmet Gelirleri 84.251.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 47.892.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 19.000.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 856.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 5.360.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.493.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.559.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.091.000 6 Kira Gelirleri 41.609.000 1 Taşınmaz Kiraları 41.609.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 128 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN EDİLEN II III III IV IV 03 01 Lojman Kirave Teşebbüs Gelirleri Mülkiyet Gelirleri 1.084.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 125.860.000 1 99 Diğer Mal veTaşınmaz Kira Gelirleri Hizmet Satış Gelirleri 40.525.000 84.251.000 04 2 Alınan Bağış Hizmet Gelirlerive Yardımlar ile Özel Gelirler 11.207.204.000 84.251.000 2 29 Merkezi Yönetim Bütçesine Birinci Öğretimden Dahil Elde Edilen İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirler 11.207.204.000 47.892.000 1 31 Cari İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 9.557.204.000 19.000.000 01 32 Hazine Yardımı Yaz Okulu Gelirleri 9.557.204.000 856.000 2 33 Sermaye Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.650.000.000 5.360.000 01 45 Hazine UzaktanYardımı Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.650.000.000 1.493.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 180.960.000 8.559.000 2 99 Kişi Diğervehizmet Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 114.576.000 1.091.000 6 6 Özel Bütçeli Kira Gelirleriİdarelere Ait Paylar 114.576.000 41.609.000 1 16 Araştırma Kiraları Taşınmaz Projeleri Gelirleri Payı 114.576.000 41.609.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 66.384.000 e-bütçe e-Bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 66.384.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 129 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 19 Öğrenci TeşebbüsKatkı vePayı Telafi Gelirleri Mülkiyet Gelirleri 66.384.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 125.860.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri Toplam 11.514.024.000 84.251.000 2 Hizmet Gelirleri 84.251.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 47.892.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 19.000.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 856.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 5.360.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.493.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.559.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.091.000 6 Kira Gelirleri 41.609.000 1 Taşınmaz Kiraları 41.609.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 131 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ERCİYES ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 153.965.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 3.075.412.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 6.074.420.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.028.029.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 10.331.826.000 10.331.826.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 10.331.826.000 10.331.826.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 10.331.826.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 132 ‒ ERCİYES ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ERCİYES ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ERCİYES ÜNİVERSİTESİ 10.331.826.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 153.965.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 77.625.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.024.000 E.03.03-YOLLUKLAR 12.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 77.000 GİDERLERİ E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 76.500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 76.340.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 40.467.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.630.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.260.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 7.268.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 17.715.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 3.075.412.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.075.412.000 E.01.01-MEMURLAR 973.266.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 132.821.000 E.01.03-İŞÇİLER 19.645.000 E.02.01-MEMURLAR 96.066.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.379.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.753.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.762.000 E.03.03-YOLLUKLAR 687.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.035.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 250.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.116.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 977.632.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 120.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 650.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 80.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 6.074.420.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.850.934.000 E.01.01-MEMURLAR 3.460.702.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 71.911.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 133 ‒ ERCİYES ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.03-İŞÇİLER 612.092.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 9.340.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 99.856.000 E.02.01-MEMURLAR 399.063.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.353.000 E.02.03-İŞÇİLER 124.940.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.386.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 3.189.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 697.947.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.623.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.070.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.031.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.431.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 90.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 115.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 13.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 126.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 223.486.000 E.01.01-MEMURLAR 46.170.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.647.000 E.01.03-İŞÇİLER 66.918.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 16.142.000 E.02.01-MEMURLAR 312.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.537.000 E.02.03-İŞÇİLER 23.026.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.760.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 42.625.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.964.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.870.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.453.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.062.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.028.029.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.007.675.000 E.01.01-MEMURLAR 561.449.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.107.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 755.000 E.02.01-MEMURLAR 67.913.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 862.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 19.032.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.656.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.899.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.251.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 374.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 986.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 134 ‒ ERCİYES ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 71.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 289.535.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 22.609.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 176.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 15.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 8.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 20.354.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 11.902.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.456.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.503.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.493.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 135 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ERCİYES ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 130.137.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 118.164.000 2 Hizmet Gelirleri 118.164.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 47.892.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 19.600.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 4.200.000 35 Doktora Gelirleri 5.986.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 11.973.000 37 Kantin Kafeterya İşletme Gelirleri 8.381.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.800.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 11.973.000 99 Diğer hizmet gelirleri 359.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 136 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ERCİYES ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 6 Kira Gelirleri Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 11.973.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 130.137.000 1 1 Taşınmaz Mal Kiraları ve Hizmet Satış Gelirleri 11.973.000 118.164.000 2 01 Lojman Kira Hizmet Gelirleri Gelirleri 11.973.000 118.164.000 04 29 Alınan Bağış Birinci ve Elde ÖğretimdenYardımlar Edilenile Özel Gelirler Gelirler 10.011.646.000 47.892.000 2 31 Merkezi İkinci Yönetim Elde ÖğretimdenBütçesine Dahil Edilen İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirler 10.011.646.000 19.600.000 1 33 Cari Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 8.718.146.000 4.200.000 01 35 DoktoraYardımı Hazine Gelirleri 8.718.146.000 5.986.000 2 36 Sermaye Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.293.500.000 11.973.000 01 37 Hazine Yardımı Kantin Kafeterya İşletme Gelirleri 1.293.500.000 8.381.000 05 45 UzaktanGelirler Diğer Öğretimden Elde Edilen Gelirler 190.043.000 7.800.000 2 69 Kişi ve Kurumlardan Yükseköğretim Alınan Kurumları Paylar Yemek Hizmeti Gelirleri Öğrenci 75.080.000 11.973.000 6 99 DiğerBütçeli Özel İdarelere Ait Paylar hizmet gelirleri 75.080.000 359.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 75.080.000 e-bütçe e-Bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 114.963.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 137 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: ERCİYES ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 1 Diğer Çeşitli Gelirler 114.963.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 130.137.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 114.963.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 118.164.000 Toplam 10.331.826.000 2 Hizmet Gelirleri 118.164.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 47.892.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 19.600.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 4.200.000 35 Doktora Gelirleri 5.986.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 11.973.000 37 Kantin Kafeterya İşletme Gelirleri 8.381.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.800.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 11.973.000 99 Diğer hizmet gelirleri 359.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 139 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 103.261.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 3.354.165.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 5.352.031.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 766.100.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 9.575.557.000 9.575.557.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 9.575.557.000 9.575.557.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 9.575.557.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 140 ‒ SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ 9.575.557.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 103.261.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 45.382.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.067.000 E.03.03-YOLLUKLAR 112.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 59.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 144.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 32.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 57.879.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 31.613.000 E.03.03-YOLLUKLAR 578.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 219.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 219.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 15.000.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.250.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 3.354.165.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.354.165.000 E.01.01-MEMURLAR 1.072.190.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 161.042.000 E.01.03-İŞÇİLER 314.821.000 E.02.01-MEMURLAR 106.627.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.921.000 E.02.03-İŞÇİLER 72.873.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.519.000 E.03.03-YOLLUKLAR 253.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 629.919.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 420.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 525.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 5.352.031.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.128.430.000 E.01.01-MEMURLAR 3.236.268.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 141 ‒ SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 123.758.000 E.01.03-İŞÇİLER 452.790.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.800.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 107.070.000 E.02.01-MEMURLAR 326.977.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.280.000 E.02.03-İŞÇİLER 89.183.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.372.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.317.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 566.009.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.391.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.170.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.250.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 39.795.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 12.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 101.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 223.601.000 E.01.01-MEMURLAR 35.316.000 E.01.03-İŞÇİLER 102.039.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.294.000 E.02.01-MEMURLAR 3.000.000 E.02.03-İŞÇİLER 34.582.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 5.382.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 31.370.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.438.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.667.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 829.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 684.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 766.100.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 752.769.000 E.01.01-MEMURLAR 397.919.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 33.767.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 228.000 E.02.01-MEMURLAR 52.897.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.524.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 449.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.701.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.911.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.202.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.493.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 142 ‒ SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 577.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 237.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 199.081.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 19.407.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 30.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 13.331.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.739.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 175.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.212.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.205.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 143 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 98.177.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 84.846.000 2 Hizmet Gelirleri 84.846.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 54.713.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.184.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 2.738.000 35 Doktora Gelirleri 1.198.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.000.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 500.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 12.139.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.374.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 144 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN EDİLEN II III III IV IV 03 6 Kira Gelirlerive Mülkiyet Gelirleri Teşebbüs 13.331.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 98.177.000 1 1 Taşınmaz Kiraları Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 13.331.000 84.846.000 2 01 Lojman Kira Hizmet Gelirleri Gelirleri 3.420.000 84.846.000 99 29 Diğer BirinciTaşınmaz KiraElde Öğretimden Gelirleri Edilen Gelirler 9.911.000 54.713.000 04 31 Alınan Bağış İkinci ve Elde Öğretimden Yardımlar Edilenile Özel Gelirler Gelirler 9.280.746.000 7.184.000 2 32 Merkezi Yönetim Yaz Okulu Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirleri 9.280.746.000 1.000.000 1 33 Cari Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 8.047.951.000 2.738.000 01 35 Hazine DoktoraYardımı Gelirleri 8.047.951.000 1.198.000 2 45 SermayeÖğretimden Elde Edilen Gelirler Uzaktan 1.232.795.000 4.000.000 01 46 Hazine UzaktanYardımı Öğretim Materyal Gelirleri 1.232.795.000 500.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 196.634.000 12.139.000 2 99 Kişi Diğervehizmet Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 57.058.000 1.374.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 57.058.000 e-bütçe e-Bütçe 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 57.058.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 145 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 9 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 139.576.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 98.177.000 1 1 Diğer Mal veÇeşitli Hizmet Gelirler Satış Gelirleri 139.576.000 84.846.000 2 19 Öğrenci Katkı Hizmet Payı Telafi Gelirleri Gelirleri 139.576.000 84.846.000 29 Toplam Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 9.575.557.000 54.713.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.184.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 2.738.000 35 Doktora Gelirleri 1.198.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.000.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 500.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 12.139.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.374.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 147 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 106.147.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 4.075.499.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 5.393.620.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.672.971.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 11.248.237.000 11.248.237.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 11.248.237.000 11.248.237.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 11.248.237.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 148 ‒ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ 11.248.237.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 106.147.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 8.894.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.001.000 E.03.03-YOLLUKLAR 412.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.072.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.409.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 97.253.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 29.421.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.590.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.740.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 17.142.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 244.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 44.116.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 4.075.499.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.075.499.000 E.01.01-MEMURLAR 1.337.142.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 100.277.000 E.01.03-İŞÇİLER 273.449.000 E.02.01-MEMURLAR 171.133.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.183.000 E.02.03-İŞÇİLER 60.699.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.504.000 E.03.03-YOLLUKLAR 838.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 311.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.479.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 145.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 886.339.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 100.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.132.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 5.393.620.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.205.171.000 E.01.01-MEMURLAR 3.549.346.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 58.816.000 E.01.03-İŞÇİLER 329.674.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 149 ‒ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.693.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 131.925.000 E.02.01-MEMURLAR 393.219.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.801.000 E.02.03-İŞÇİLER 68.516.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.574.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.851.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 150.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 407.816.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.680.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 87.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.845.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 10.475.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.703.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 20.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 122.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 81.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 188.449.000 E.01.01-MEMURLAR 51.468.000 E.01.03-İŞÇİLER 32.566.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 16.800.000 E.02.01-MEMURLAR 3.217.000 E.02.03-İŞÇİLER 12.202.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.054.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 55.748.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.962.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 50.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.180.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.051.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.151.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.672.971.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.658.869.000 E.01.01-MEMURLAR 704.812.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 93.561.000 E.01.03-İŞÇİLER 220.115.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 5.431.000 E.02.01-MEMURLAR 90.090.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.335.000 E.02.03-İŞÇİLER 42.052.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 911.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.191.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.533.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.585.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.785.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 150 ‒ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 374.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.399.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 775.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 392.573.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 22.012.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 176.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 48.159.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 14.102.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.089.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.070.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 8.102.000 GİDERLERİ E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.841.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 151 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 91.145.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 77.043.000 2 Hizmet Gelirleri 77.043.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 17.535.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.838.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 13.490.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.230.000 35 Doktora Gelirleri 862.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 10.983.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 22.593.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.512.000 6 Kira Gelirleri 14.102.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 152 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV 03 1 TeşebbüsKiraları Taşınmaz ve Mülkiyet Gelirleri 91.145.000 14.102.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 01 Mal ve Kira LojmanHizmet Satış Gelirleri Gelirleri 77.043.000 7.920.000 2 99 HizmetTaşınmaz Diğer Gelirleri Kira Gelirleri 77.043.000 6.182.000 04 29 Birinci Öğretimden Alınan Bağış ve Elde Edilenile Yardımlar Gelirler Özel Gelirler 17.535.000 10.948.433.000 2 31 İkinci Öğretimden Merkezi Elde Edilen Yönetim Bütçesine Gelirler Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 7.838.000 10.948.433.000 1 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri Cari 13.490.000 9.440.274.000 34 01 Tezli HazineYüksek Lisans Gelirleri Yardımı 1.230.000 9.440.274.000 2 35 SermayeGelirleri Doktora 862.000 1.508.159.000 45 01 UzaktanYardımı Hazine Öğretimden Elde Edilen Gelirler 10.983.000 1.508.159.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 22.593.000 208.659.000 2 99 Diğer Kişi vehizmet gelirleriAlınan Paylar Kurumlardan 2.512.000 93.206.000 6 6 Kira Gelirleriİdarelere Ait Paylar Özel Bütçeli 14.102.000 93.206.000 e-bütçe 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 93.206.000 e-Bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 115.453.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 153 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 1 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 115.453.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 91.145.000 1 19 Öğrenci Mal Katkı Payı ve Hizmet SatışTelafi Gelirleri Gelirleri 115.453.000 77.043.000 2 Hizmet Gelirleri Toplam 11.248.237.000 77.043.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 17.535.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.838.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 13.490.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.230.000 35 Doktora Gelirleri 862.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 10.983.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 22.593.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.512.000 6 Kira Gelirleri 14.102.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 155 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 88.391.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 3.088.289.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 6.336.539.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 803.520.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 10.316.739.000 10.316.739.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 10.316.739.000 10.316.739.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 10.316.739.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 156 ‒ ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ 10.316.739.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 88.391.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 905.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 571.000 E.03.03-YOLLUKLAR 102.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 109.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 121.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 87.486.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 54.987.000 E.03.03-YOLLUKLAR 277.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.025.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 127.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 207.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 29.863.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 3.088.289.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.088.289.000 E.01.01-MEMURLAR 1.147.331.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 407.335.000 E.01.03-İŞÇİLER 86.432.000 E.02.01-MEMURLAR 140.347.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 43.403.000 E.02.03-İŞÇİLER 12.500.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 38.000 E.03.03-YOLLUKLAR 289.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 950.614.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 195.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 104.998.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 6.336.539.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 6.007.592.000 E.01.01-MEMURLAR 3.945.930.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 220.353.000 E.01.03-İŞÇİLER 515.314.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.938.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 157 ‒ ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.05-DİĞER PERSONEL 162.932.000 E.02.01-MEMURLAR 429.204.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.574.000 E.02.03-İŞÇİLER 98.419.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.712.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.697.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 856.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 429.941.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.852.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.342.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 757.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 356.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 28.663.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 9.250.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 94.265.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 18.237.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 328.947.000 E.01.01-MEMURLAR 25.583.000 E.01.03-İŞÇİLER 181.373.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.989.000 E.02.01-MEMURLAR 118.000 E.02.03-İŞÇİLER 58.680.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 9.457.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 40.160.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.498.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 103.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.345.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.086.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 555.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 803.520.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 772.753.000 E.01.01-MEMURLAR 368.109.000 E.01.03-İŞÇİLER 13.061.000 E.02.01-MEMURLAR 48.614.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.571.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.528.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.091.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.265.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.576.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.898.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.019.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 300.778.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 158 ‒ ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 21.674.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 193.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 30.767.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 14.738.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.099.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.599.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.744.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.587.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 159 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 211.170.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 180.403.000 2 Hizmet Gelirleri 180.403.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 98.380.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.490.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 4.853.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 4.018.000 35 Doktora Gelirleri 2.393.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 6.500.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 25.929.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 5.131.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 19.139.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 160 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMETTEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 99 Diğer hizmet Teşebbüs vegelirleri Mülkiyet Gelirleri 9.570.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 211.170.000 16 Kirave Mal Gelirleri Hizmet Satış Gelirleri 30.767.000 180.403.000 21 Taşınmaz Hizmet Kiraları Gelirleri 30.767.000 180.403.000 01 Birinci 29 Lojman Kira Gelirleri Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.859.000 98.380.000 99 İkinci 31 Diğer Taşınmaz ÖğretimdenKira EldeGelirleri Edilen Gelirler 27.908.000 4.490.000 04 33 AlınanYüksek Tezsiz Bağış Lisans ve Yardımlar Gelirleri ile Özel Gelirler 9.869.539.000 4.853.000 2 34 Merkezi Tezli Yönetim Yüksek Bütçesine Lisans Gelirleri Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 9.869.539.000 4.018.000 1 35 Cari Doktora Gelirleri 9.418.122.000 2.393.000 01 Yurt 38 Hazine Yardımı Yatak Ücreti Gelirleri 9.418.122.000 6.500.000 2 45 SermayeÖğretimden Elde Edilen Gelirler Uzaktan 451.417.000 25.929.000 01 Uzaktan 46 Hazine Yardımı Öğretim Materyal Gelirleri 451.417.000 5.131.000 05 69 Diğer GelirlerKurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 236.030.000 19.139.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 86.030.000 e-bütçe e-Bütçe 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 86.030.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 161 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCAKABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMETTEKLİFİ TEKLİFİ II IIII III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 16 Teşebbüs Araştırma ve Mülkiyet Projeleri Gelirleri Gelirleri Payı 211.170.000 86.030.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 19 Mal ve Çeşitli Diğer Hizmet Satış GelirlerGelirleri 180.403.000 150.000.000 21 Hizmet Gelirleri Diğer Çeşitli Gelirler 180.403.000 150.000.000 29 19 Birinci Öğretimden Öğrenci Katkı PayıElde Edilen Telafi Gelirler Gelirleri 98.380.000 150.000.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Toplam 4.490.000 10.316.739.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 4.853.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 4.018.000 35 Doktora Gelirleri 2.393.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 6.500.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 25.929.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 5.131.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 19.139.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 163 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 83.039.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 2.500.986.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 5.067.911.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.198.345.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 8.850.281.000 8.850.281.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 8.850.281.000 8.850.281.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 8.850.281.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 164 ‒ KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 8.850.281.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 83.039.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 19.533.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.094.000 E.03.03-YOLLUKLAR 514.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 906.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 19.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 14.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 63.506.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 33.178.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.686.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.614.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 146.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 21.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.882.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 2.500.986.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.500.986.000 E.01.01-MEMURLAR 892.446.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 280.573.000 E.01.03-İŞÇİLER 113.428.000 E.02.01-MEMURLAR 104.590.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 29.978.000 E.02.03-İŞÇİLER 28.305.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.301.000 E.03.03-YOLLUKLAR 577.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 724.788.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 229.998.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 15.002.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 80.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 5.067.911.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.955.310.000 E.01.01-MEMURLAR 3.227.454.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 48.188.000 E.01.03-İŞÇİLER 485.488.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 165 ‒ KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.325.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 86.597.000 E.02.01-MEMURLAR 349.840.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.735.000 E.02.03-İŞÇİLER 106.261.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.498.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 996.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 310.136.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.809.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 19.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.272.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.100.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.237.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 87.355.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 13.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 186.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 12.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 112.601.000 E.01.01-MEMURLAR 8.935.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.936.000 E.01.03-İŞÇİLER 38.622.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.893.000 E.02.01-MEMURLAR 114.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 106.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.849.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.228.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 61.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 42.252.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.808.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.066.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.370.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.361.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.198.345.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.171.993.000 E.01.01-MEMURLAR 562.073.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 144.755.000 E.01.03-İŞÇİLER 32.326.000 E.02.01-MEMURLAR 72.982.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.999.000 E.02.03-İŞÇİLER 5.149.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.035.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.324.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.703.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 16.487.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 166 ‒ KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 374.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.205.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 601.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 286.595.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 18.224.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 161.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 26.352.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.208.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.533.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.268.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 4.698.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 6.645.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 167 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 85.833.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 59.481.000 2 Hizmet Gelirleri 59.481.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 35.453.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.556.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 2.952.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.406.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 13.866.000 99 Diğer hizmet gelirleri 248.000 6 Kira Gelirleri 26.352.000 1 Taşınmaz Kiraları 26.352.000 01 Lojman Kira Gelirleri 17.742.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 168 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 99 Teşebbüs ve Mülkiyet Diğer Taşınmaz Gelirleri Kira Gelirleri 85.833.000 8.610.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 04 1 Mal ve Hizmet Alınan Satış Bağış ve Gelirleri ile Özel Gelirler Yardımlar 59.481.000 8.647.822.000 2 2 Hizmet MerkeziGelirleri Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 59.481.000 8.647.822.000 1 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Cari 35.453.000 7.986.467.000 36 01 Sosyal Hazine Tesis İşletme Gelirleri Yardımı 1.556.000 7.986.467.000 2 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri Sermaye 2.952.000 661.355.000 45 01 UzaktanYardımı Hazine Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.406.000 661.355.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 13.866.000 116.626.000 2 99 Diğervehizmet Kişi gelirleriAlınan Paylar Kurumlardan 248.000 63.506.000 6 6 Kira ÖzelGelirleri Bütçeli İdarelere Ait Paylar 26.352.000 63.506.000 1 16 Taşınmaz Araştırma Kiraları Projeleri Gelirleri Payı 26.352.000 63.506.000 9 01 LojmanÇeşitli Diğer Kira Gelirleri Gelirler 17.742.000 53.120.000 e-bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 53.120.000 e-Bütçe 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 53.120.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 169 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Toplam 85.833.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 8.850.281.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 59.481.000 2 Hizmet Gelirleri 59.481.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 35.453.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.556.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 2.952.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.406.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 13.866.000 99 Diğer hizmet gelirleri 248.000 6 Kira Gelirleri 26.352.000 1 Taşınmaz Kiraları 26.352.000 01 Lojman Kira Gelirleri 17.742.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 171 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 141.270.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 2.869.273.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 8.360.818.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.491.208.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 12.862.569.000 12.862.569.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 12.862.569.000 12.862.569.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 12.862.569.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 172 ‒ ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ 12.862.569.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 141.270.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.336.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.776.000 E.03.03-YOLLUKLAR 30.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 461.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 69.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 138.934.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 89.947.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.430.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.885.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 25.525.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.147.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 15.000.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 2.869.273.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.869.273.000 E.01.01-MEMURLAR 982.066.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 229.035.000 E.01.03-İŞÇİLER 363.201.000 E.02.01-MEMURLAR 108.802.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 30.408.000 E.02.03-İŞÇİLER 85.916.000 E.03.03-YOLLUKLAR 608.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 146.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 839.091.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 190.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 20.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 8.360.818.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 8.050.834.000 E.01.01-MEMURLAR 5.166.964.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 91.148.000 E.01.03-İŞÇİLER 734.832.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.510.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 166.683.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 173 ‒ ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 497.436.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.421.000 E.02.03-İŞÇİLER 126.634.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 5.480.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.460.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.051.574.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.264.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.877.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.958.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.631.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 43.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 83.962.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 40.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 309.984.000 E.01.01-MEMURLAR 27.901.000 E.01.03-İŞÇİLER 75.132.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 19.767.000 E.02.03-İŞÇİLER 23.137.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 5.793.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 649.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 126.078.000 E.03.03-YOLLUKLAR 6.445.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 302.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.233.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.713.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.148.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 13.686.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.491.208.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.436.432.000 E.01.01-MEMURLAR 547.710.000 E.01.03-İŞÇİLER 341.662.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 219.000 E.02.01-MEMURLAR 68.666.000 E.02.03-İŞÇİLER 83.871.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.951.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 14.636.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.308.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.233.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.749.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 450.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.708.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 580.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 174 ‒ ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 342.612.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 21.772.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 305.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 54.776.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 23.284.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.418.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.833.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.448.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 5.441.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.352.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 175 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 198.482.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 143.706.000 2 Hizmet Gelirleri 143.706.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 54.767.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 17.000.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 4.280.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.720.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.000.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 3.500.000 48 Açık Öğretimden Elde Edilen Gelirler 24.301.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 18.138.000 6 Kira Gelirleri 54.776.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 176 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 1 Taşınmaz Kiraları 54.776.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 198.482.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 01 Lojman Kira Gelirleri 37.658.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 143.706.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 17.118.000 2 Hizmet Gelirleri 143.706.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 12.358.875.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 54.767.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 12.358.875.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 17.000.000 1 Cari 11.952.913.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 4.280.000 01 Hazine Yardımı 11.952.913.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.720.000 2 Sermaye 405.962.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.000.000 01 Hazine Yardımı 405.962.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 3.500.000 05 Diğer Gelirler 305.212.000 48 Açık Öğretimden Elde Edilen Gelirler 24.301.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 138.418.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 18.138.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 138.418.000 6 Kira Gelirleri 54.776.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 138.418.000 e-bütçe e-Bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 166.794.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 177 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 1 Diğer ÇeşitliveGelirler Teşebbüs Mülkiyet Gelirleri 166.794.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 198.482.000 1 19 Öğrenci Mal Katkı Payı ve Hizmet SatışTelafi Gelirleri Gelirleri 166.794.000 143.706.000 2 Hizmet Gelirleri Toplam 12.862.569.000 143.706.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 54.767.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 17.000.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 4.280.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.720.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.000.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 3.500.000 48 Açık Öğretimden Elde Edilen Gelirler 24.301.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 18.138.000 6 Kira Gelirleri 54.776.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 179 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 89.077.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 3.953.735.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 5.033.287.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 791.197.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 9.867.296.000 9.867.296.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 9.867.296.000 9.867.296.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 9.867.296.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 180 ‒ İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ 9.867.296.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 89.077.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 17.447.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 16.089.000 E.03.03-YOLLUKLAR 436.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 504.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 418.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 71.630.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 23.914.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.182.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 448.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.108.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.896.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.426.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 34.656.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 3.953.735.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.953.735.000 E.01.01-MEMURLAR 1.627.796.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 590.727.000 E.01.03-İŞÇİLER 349.014.000 E.02.01-MEMURLAR 177.129.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 63.880.000 E.02.03-İŞÇİLER 76.784.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 511.000 E.03.03-YOLLUKLAR 459.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 767.435.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 140.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 160.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 5.033.287.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.915.202.000 E.01.01-MEMURLAR 2.901.988.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 19.944.000 E.01.03-İŞÇİLER 503.067.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.947.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 103.362.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 181 ‒ İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 281.902.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.572.000 E.02.03-İŞÇİLER 108.323.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.412.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.311.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 424.468.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.410.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.113.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.834.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.549.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 24.700.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 420.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 77.300.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 118.085.000 E.01.01-MEMURLAR 9.071.000 E.01.03-İŞÇİLER 52.082.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 6.825.000 E.02.03-İŞÇİLER 16.110.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 6.806.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 23.353.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.430.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.842.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 533.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 33.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 791.197.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 771.351.000 E.01.01-MEMURLAR 415.136.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.718.000 E.01.03-İŞÇİLER 65.677.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 675.000 E.02.01-MEMURLAR 50.792.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 269.000 E.02.03-İŞÇİLER 10.055.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 157.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.065.000 E.03.03-YOLLUKLAR 738.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 878.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.996.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 972.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 71.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 193.943.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 182 ‒ İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 19.273.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 560.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 19.846.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.985.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.104.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 317.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.440.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 183 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 64.509.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 44.663.000 2 Hizmet Gelirleri 44.663.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 17.581.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 2.634.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.555.000 35 Doktora Gelirleri 479.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.486.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 152.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 10.177.000 99 Diğer hizmet gelirleri 599.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 184 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 6 Kira Gelirleri 19.846.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 64.509.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Taşınmaz Kiraları 19.846.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 44.663.000 01 Lojman Kira Gelirleri 5.167.000 2 Hizmet Gelirleri 44.663.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 14.679.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 17.581.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 9.657.735.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.000.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 9.657.735.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 2.634.000 1 Cari 8.823.175.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.555.000 01 Hazine Yardımı 8.823.175.000 35 Doktora Gelirleri 479.000 2 Sermaye 834.560.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.486.000 01 Hazine Yardımı 834.560.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 152.000 05 Diğer Gelirler 145.052.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 10.177.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 70.840.000 99 Diğer hizmet gelirleri 599.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 70.840.000 e-bütçe e-Bütçe 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 70.840.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 185 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 9 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 74.212.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 64.509.000 1 1 Diğer Mal veÇeşitli HizmetGelirler Satış Gelirleri 74.212.000 44.663.000 2 19 Öğrenci Katkı Hizmet GelirleriPayı Telafi Gelirleri 74.212.000 44.663.000 29 Toplam Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 9.867.296.000 17.581.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 2.634.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.555.000 35 Doktora Gelirleri 479.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.486.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 152.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 10.177.000 99 Diğer hizmet gelirleri 599.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 187 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: FIRAT ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 75.480.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 3.357.950.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 5.672.264.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 917.944.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 10.023.638.000 10.023.638.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 10.023.638.000 10.023.638.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 10.023.638.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 188 ‒ FIRAT ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: FIRAT ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL FIRAT ÜNİVERSİTESİ 10.023.638.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 75.480.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 10.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 65.480.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 43.883.000 E.03.03-YOLLUKLAR 254.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.915.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 931.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.497.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 3.357.950.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.357.950.000 E.01.01-MEMURLAR 897.902.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 188.549.000 E.01.03-İŞÇİLER 368.964.000 E.02.01-MEMURLAR 93.604.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 26.199.000 E.02.03-İŞÇİLER 75.535.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 338.000 E.03.03-YOLLUKLAR 617.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 177.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 465.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 605.600.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 140.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 950.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 5.672.264.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.489.766.000 E.01.01-MEMURLAR 3.521.237.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 32.939.000 E.01.03-İŞÇİLER 503.844.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.117.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 76.547.000 E.02.01-MEMURLAR 353.274.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.698.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 189 ‒ FIRAT ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.03-İŞÇİLER 111.342.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 476.322.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.675.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 942.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.206.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.623.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 74.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 20.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 270.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 26.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 182.498.000 E.01.01-MEMURLAR 17.026.000 E.01.03-İŞÇİLER 84.614.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 5.161.000 E.02.03-İŞÇİLER 18.962.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 14.412.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 35.561.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.940.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 52.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 771.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.723.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.276.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 917.944.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 903.212.000 E.01.01-MEMURLAR 479.521.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 71.378.000 E.01.03-İŞÇİLER 22.384.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 296.000 E.02.01-MEMURLAR 66.677.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.191.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.176.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.956.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 22.508.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.075.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.021.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.955.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 469.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.270.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 779.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 190.054.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 17.261.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 241.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 190 ‒ FIRAT ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 14.732.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 14.099.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 222.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 411.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 191 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: FIRAT ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 94.267.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 79.535.000 2 Hizmet Gelirleri 79.535.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 19.497.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 12.581.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 853.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 6.261.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 3.114.000 35 Doktora Gelirleri 1.019.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 2.469.000 41 Uluslararası Ortak Eğitim ve Öğretim Program Gelirleri 1.407.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.277.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 192 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: FIRAT ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 69 Teşebbüs ve Mülkiyet Yükseköğretim GelirleriYemek Hizmeti Gelirleri Kurumları Öğrenci 94.267.000 23.946.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 99 Diğervehizmet Mal Hizmetgelirleri Satış Gelirleri 2.111.000 79.535.000 6 2 Kira Gelirleri Hizmet Gelirleri 14.732.000 79.535.000 1 29 Taşınmaz Birinci Kiraları Elde Edilen Gelirler Öğretimden 14.732.000 19.497.000 01 31 Lojman Kira İkinci Gelirleri Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.943.000 12.581.000 99 32 DiğerOkulu Yaz Taşınmaz Kira Gelirleri Gelirleri 6.789.000 853.000 04 33 Alınan Bağış Tezsiz Yüksekve Yardımlar Lisans Gelirleriile Özel Gelirler 9.760.928.000 6.261.000 2 34 Merkezi Tezli Yönetim Yüksek Bütçesine Lisans GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 9.760.928.000 3.114.000 1 35 Cari Doktora Gelirleri 8.250.928.000 1.019.000 01 38 Hazine Yurt Yardımı Yatak Ücreti Gelirleri 8.250.928.000 2.469.000 2 41 Sermaye Uluslararası Ortak Eğitim ve Öğretim Program Gelirleri 1.510.000.000 1.407.000 01 45 Hazine UzaktanYardımı Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.510.000.000 6.277.000 05 Diğer Gelirler 168.443.000 e-bütçe e-Bütçe 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 63.602.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 193 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: FIRAT ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV EDİLEN 03 6 Teşebbüs Özel Bütçelive Mülkiyet İdarelere Ait Gelirleri Paylar 94.267.000 63.602.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 16 Mal ve Hizmet Araştırma SatışGelirleri Projeleri GelirleriPayı 79.535.000 63.602.000 9 2 HizmetÇeşitli Diğer Gelirleri Gelirler 79.535.000 104.841.000 1 29 BirinciÇeşitli Diğer Öğretimden GelirlerElde Edilen Gelirler 19.497.000 104.841.000 31 19 İkinci Öğretimden Öğrenci Katkı Payı Elde TelafiEdilen Gelirler Gelirleri 12.581.000 104.841.000 32 Yaz Okulu Gelirleri Toplam 853.000 10.023.638.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 6.261.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 3.114.000 35 Doktora Gelirleri 1.019.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 2.469.000 41 Uluslararası Ortak Eğitim ve Öğretim Program Gelirleri 1.407.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.277.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 195 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: DİCLE ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 100.835.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 3.482.505.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 5.120.822.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.315.987.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 10.020.149.000 10.020.149.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 10.020.149.000 10.020.149.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 10.020.149.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 196 ‒ DİCLE ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: DİCLE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL DİCLE ÜNİVERSİTESİ 10.020.149.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 100.835.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 6.697.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.687.000 E.03.03-YOLLUKLAR 38.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 225.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 747.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 94.138.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 63.396.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.387.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.761.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.187.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.403.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 18.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.004.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 3.482.505.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.482.505.000 E.01.01-MEMURLAR 1.326.612.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 216.743.000 E.01.03-İŞÇİLER 46.502.000 E.02.01-MEMURLAR 149.373.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 23.142.000 E.02.03-İŞÇİLER 8.555.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.936.000 E.03.03-YOLLUKLAR 719.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 489.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 127.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 803.307.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 102.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 750.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 44.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 5.120.822.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.945.902.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 197 ‒ DİCLE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 3.110.364.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 49.486.000 E.01.03-İŞÇİLER 506.228.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 155.265.000 E.02.01-MEMURLAR 314.466.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.612.000 E.02.03-İŞÇİLER 111.317.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.916.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.695.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 269.390.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.101.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 14.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.019.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.002.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.527.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 18.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 293.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 95.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 174.920.000 E.01.01-MEMURLAR 12.913.000 E.01.03-İŞÇİLER 88.700.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.215.000 E.02.01-MEMURLAR 112.000 E.02.03-İŞÇİLER 17.113.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.937.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 40.964.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.304.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.223.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.796.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.636.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.315.987.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.273.407.000 E.01.01-MEMURLAR 413.276.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 136.212.000 E.01.03-İŞÇİLER 60.879.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 841.000 E.02.01-MEMURLAR 50.499.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.610.000 E.02.03-İŞÇİLER 14.332.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 84.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 232.594.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.186.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.380.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 198 ‒ DİCLE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 26.216.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 374.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.786.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 203.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 231.587.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 17.320.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 28.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 54.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 42.580.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 41.587.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 993.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 199 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DİCLE ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 142.478.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 99.898.000 2 Hizmet Gelirleri 99.898.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 37.626.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.552.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 5.280.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 4.839.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.228.000 35 Doktora Gelirleri 491.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 25.676.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.796.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 1.798.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 200 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DİCLE ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 69 Teşebbüs ve Mülkiyet Yükseköğretim KurumlarıGelirleri Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 142.478.000 14.368.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 99 Mal vehizmet Diğer Hizmet Satış gelirleriGelirleri 99.898.000 1.244.000 6 2 Hizmet Gelirleri Kira Gelirleri 99.898.000 42.580.000 1 29 Birinci TaşınmazÖğretimden Kiraları Elde Edilen Gelirler 37.626.000 42.580.000 31 01 İkinci Lojman Öğretimden Elde Edilen Gelirler Kira Gelirleri 3.552.000 6.148.000 32 99 Yaz Okulu Diğer Gelirleri Taşınmaz Kira Gelirleri 5.280.000 36.432.000 04 33 Tezsiz AlınanYüksek Bağış Lisans Gelirleri ile Özel Gelirler ve Yardımlar 4.839.000 9.708.511.000 2 34 Tezli Yüksek Merkezi Lisans Yönetim Gelirleri Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Bütçesine 1.228.000 9.708.511.000 1 35 Doktora Cari Gelirleri 491.000 8.331.011.000 36 01 Sosyal Hazine Tesis İşletme Gelirleri Yardımı 25.676.000 8.331.011.000 2 45 Uzaktan SermayeÖğretimden Elde Edilen Gelirler 3.796.000 1.377.500.000 46 01 UzaktanYardımı Hazine Öğretim Materyal Gelirleri 1.798.000 1.377.500.000 05 e-bütçe Diğer Gelirler 169.160.000 e-Bütçe 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 92.686.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 201 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DİCLE ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 6 Özel Bütçelive Teşebbüs İdarelere MülkiyetAit Gelirleri Paylar 92.686.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 142.478.000 1 16 Araştırma Mal Projeleri ve Hizmet Satış Gelirleri GelirleriPayı 92.686.000 99.898.000 9 2 HizmetÇeşitli Diğer Gelirler Gelirleri 76.474.000 99.898.000 1 29 BirinciÇeşitli Diğer GelirlerElde Edilen Gelirler Öğretimden 76.474.000 37.626.000 19 31 Öğrenci Katkı İkinci Payı Elde Öğretimden TelafiEdilen Gelirleri Gelirler 76.474.000 3.552.000 32 Yaz Okulu Gelirleri Toplam 10.020.149.000 5.280.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 4.839.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.228.000 35 Doktora Gelirleri 491.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 25.676.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.796.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 1.798.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 203 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 44.385.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 2.810.537.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 5.306.848.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.263.974.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 9.425.744.000 9.425.744.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 9.425.744.000 9.425.744.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 9.425.744.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Büt Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 204 ‒ VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ 9.425.744.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 44.385.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 10.015.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.629.000 E.03.03-YOLLUKLAR 295.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 12.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.592.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 457.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 30.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 4.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 34.370.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.699.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.244.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.625.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.802.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 12.000.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 2.810.537.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.810.537.000 E.01.01-MEMURLAR 674.922.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 236.035.000 E.01.03-İŞÇİLER 226.902.000 E.02.01-MEMURLAR 60.463.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.311.000 E.02.03-İŞÇİLER 46.526.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 167.000 E.03.03-YOLLUKLAR 654.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 213.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 237.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 753.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 535.354.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 85.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 880.002.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 15.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 19.998.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 205 ‒ VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 5.306.848.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.201.761.000 E.01.01-MEMURLAR 3.378.095.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 54.180.000 E.01.03-İŞÇİLER 393.663.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.382.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 96.960.000 E.02.01-MEMURLAR 297.568.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.199.000 E.02.03-İŞÇİLER 82.592.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 905.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.107.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 462.496.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.413.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.218.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.652.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.296.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.599.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 15.557.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 124.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 69.755.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 291.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 30.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 105.087.000 E.01.01-MEMURLAR 5.394.000 E.01.03-İŞÇİLER 40.252.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.370.000 E.02.03-İŞÇİLER 18.505.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 595.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 32.784.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.089.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 653.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.480.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 965.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.263.974.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.222.033.000 E.01.01-MEMURLAR 410.413.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 69.679.000 E.01.03-İŞÇİLER 409.003.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 222.000 E.02.01-MEMURLAR 75.183.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.678.000 E.02.03-İŞÇİLER 80.814.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 206 ‒ VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 257.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.360.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.176.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.982.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.495.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 374.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.730.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 459.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 150.908.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.300.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 41.941.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 21.110.000 E.03.03-YOLLUKLAR 280.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 16.664.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.913.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.029.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 945.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 207 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 72.277.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 30.336.000 2 Hizmet Gelirleri 30.336.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.657.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 6.200.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 615.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 747.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 16.946.000 99 Diğer hizmet gelirleri 171.000 6 Kira Gelirleri 41.941.000 1 Taşınmaz Kiraları 41.941.000 01 Lojman Kira Gelirleri 35.094.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 208 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 99 Diğer Taşınmaz Teşebbüs ve Kira Gelirleri Mülkiyet Gelirleri 6.847.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 72.277.000 04 1 Alınan Mal Bağış ve ve Hizmet Yardımlar Satış Gelirleri ile Özel Gelirler 9.244.346.000 30.336.000 2 2 MerkeziGelirleri Hizmet Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 9.244.346.000 30.336.000 1 29 Cari Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.840.291.000 5.657.000 01 33 Hazine Yüksek Tezsiz YardımıLisans Gelirleri 7.840.291.000 6.200.000 2 36 Sermaye Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.404.055.000 615.000 01 45 Hazine UzaktanYardımı Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.404.055.000 747.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 109.121.000 16.946.000 2 99 Kişi Diğervehizmet Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 32.510.000 171.000 6 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar Kira Gelirleri 32.510.000 41.941.000 1 16 Araştırma Kiraları Taşınmaz Projeleri Gelirleri Payı 32.510.000 41.941.000 9 01 Diğer LojmanÇeşitli Kira Gelirleri 76.611.000 35.094.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 76.611.000 e-bütçe e-Bütçe 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 76.611.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 209 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Toplam Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 9.425.744.000 72.277.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 30.336.000 2 Hizmet Gelirleri 30.336.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.657.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 6.200.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 615.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 747.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 16.946.000 99 Diğer hizmet gelirleri 171.000 6 Kira Gelirleri 41.941.000 1 Taşınmaz Kiraları 41.941.000 01 Lojman Kira Gelirleri 35.094.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 211 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 63.218.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 2.652.009.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 5.101.398.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 689.423.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 8.506.048.000 8.506.048.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 8.506.048.000 8.506.048.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 8.506.048.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 212 ‒ GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ 8.506.048.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 63.218.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 299.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 79.000 E.03.03-YOLLUKLAR 170.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 40.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 62.919.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 14.757.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.400.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.413.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.000.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 37.349.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 2.652.009.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.652.009.000 E.01.01-MEMURLAR 974.220.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 325.869.000 E.01.03-İŞÇİLER 125.273.000 E.02.01-MEMURLAR 107.557.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 42.032.000 E.02.03-İŞÇİLER 28.581.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 726.000 E.03.03-YOLLUKLAR 430.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 166.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 747.153.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 240.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 60.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 5.101.398.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.923.604.000 E.01.01-MEMURLAR 2.667.289.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 204.440.000 E.01.03-İŞÇİLER 610.634.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 6.366.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 110.542.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 213 ‒ GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 276.522.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 18.645.000 E.02.03-İŞÇİLER 140.081.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.390.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.841.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 484.377.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.994.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 980.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.762.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 383.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 40.800.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 321.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 21.558.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 177.794.000 E.01.01-MEMURLAR 22.351.000 E.01.03-İŞÇİLER 38.560.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 24.148.000 E.02.03-İŞÇİLER 24.428.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.985.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 56.181.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.401.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 38.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.857.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.552.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.293.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 689.423.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 670.347.000 E.01.01-MEMURLAR 324.182.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 57.803.000 E.01.03-İŞÇİLER 28.373.000 E.02.01-MEMURLAR 41.787.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.967.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.140.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.323.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.301.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.554.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 23.923.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.814.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 850.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 144.413.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 16.359.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 214 ‒ GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 182.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 19.076.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.085.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.841.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.152.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.356.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.642.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 215 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 153.921.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 134.845.000 2 Hizmet Gelirleri 134.845.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 79.624.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 15.675.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.493.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 16.481.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 5.991.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.285.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.313.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.559.000 99 Diğer hizmet gelirleri 3.424.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 216 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 6 Kira Gelirlerive Mülkiyet Gelirleri Teşebbüs 19.076.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 153.921.000 1 1 Taşınmaz Mal Kiraları ve Hizmet Satış Gelirleri 19.076.000 134.845.000 2 01 Lojman Hizmet Kira Gelirleri Gelirleri 4.526.000 134.845.000 99 29 Diğer BirinciTaşınmaz KiraElde Öğretimden Gelirleri Edilen Gelirler 14.550.000 79.624.000 04 31 Alınan Bağış İkinci ve Elde ÖğretimdenYardımlar Edilenile Özel Gelirler Gelirler 8.246.259.000 15.675.000 2 32 Merkezi Yaz Yönetim Okulu Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirleri 8.246.259.000 1.493.000 1 33 Cari Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 7.551.899.000 16.481.000 01 34 Hazine Yardımı Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 7.551.899.000 5.991.000 2 36 Sermaye Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 694.360.000 1.285.000 01 45 Hazine UzaktanYardımı Öğretimden Elde Edilen Gelirler 694.360.000 2.313.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 105.868.000 8.559.000 2 99 Kişi Diğervehizmet Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 57.975.000 3.424.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 57.975.000 e-bütçe e-Bütçe 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 57.975.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 217 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 9 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 47.893.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 153.921.000 1 1 DiğerveÇeşitli Mal Hizmet Gelirler Satış Gelirleri 47.893.000 134.845.000 2 19 Öğrenci Katkı Hizmet Payı Telafi Gelirleri Gelirleri 47.893.000 134.845.000 29 Toplam Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 8.506.048.000 79.624.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 15.675.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.493.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 16.481.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 5.991.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.285.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.313.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.559.000 99 Diğer hizmet gelirleri 3.424.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 219 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 30.859.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.762.162.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 627.268.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.420.289.000 2.420.289.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.420.289.000 2.420.289.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.420.289.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 220 ‒ İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ 2.420.289.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 30.859.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 30.195.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 971.000 E.03.03-YOLLUKLAR 25.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 197.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 29.002.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 664.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 492.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 172.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.762.162.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.727.169.000 E.01.01-MEMURLAR 942.261.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 41.100.000 E.01.03-İŞÇİLER 83.543.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.118.000 E.02.01-MEMURLAR 97.236.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.065.000 E.02.03-İŞÇİLER 16.090.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 431.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 200.603.000 E.03.03-YOLLUKLAR 713.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 110.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 859.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 40.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 65.214.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 18.750.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 71.250.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.786.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 174.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 34.993.000 E.01.01-MEMURLAR 6.819.000 E.01.03-İŞÇİLER 6.524.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.732.000 E.02.01-MEMURLAR 441.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.437.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 221 ‒ İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 636.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 13.042.000 E.03.03-YOLLUKLAR 229.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.942.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 58.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 133.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 627.268.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 624.971.000 E.01.01-MEMURLAR 320.699.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 52.401.000 E.01.03-İŞÇİLER 25.851.000 E.02.01-MEMURLAR 40.469.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.358.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.458.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.615.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.223.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 249.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 32.924.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.452.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 558.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 51.415.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.049.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 70.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.297.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.059.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 680.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 558.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 222 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 13.429.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 11.132.000 2 Hizmet Gelirleri 11.132.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.970.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 2.177.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 2.215.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 370.000 35 Doktora Gelirleri 147.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 4.191.000 99 Diğer hizmet gelirleri 62.000 6 Kira Gelirleri 2.297.000 1 Taşınmaz Kiraları 2.297.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 223 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 01 Teşebbüs Lojman Kirave Mülkiyet Gelirleri Gelirleri 13.429.000 301.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 99 Mal ve Hizmet Diğer TaşınmazSatış KiraGelirleri Gelirleri 11.132.000 1.996.000 04 2 Hizmet Gelirlerive Yardımlar ile Özel Gelirler Alınan Bağış 11.132.000 2.382.335.000 2 29 Birinci Merkezi Öğretimden Yönetim Elde Edilen Bütçesine Gelirler Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.970.000 2.382.335.000 1 32 Yaz CariOkulu Gelirleri 2.177.000 1.948.333.000 33 01 Tezsiz HazineYüksek YardımıLisans Gelirleri 2.215.000 1.948.333.000 2 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri Sermaye 370.000 434.002.000 35 01 DoktoraYardımı Hazine Gelirleri 147.000 434.002.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 4.191.000 24.525.000 9 99 Diğer hizmet Gelirler Diğer Çeşitli gelirleri 62.000 24.525.000 6 1 Kira DiğerGelirleri Çeşitli Gelirler 2.297.000 24.525.000 1 19 TaşınmazKatkı Öğrenci Kiraları Payı Telafi Gelirleri 2.297.000 24.525.000 Toplam 2.420.289.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 225 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: GEBZE TEKNİK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 3.389.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.915.740.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 372.003.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.291.132.000 2.291.132.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.291.132.000 2.291.132.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.291.132.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 226 ‒ GEBZE TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: GEBZE TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL GEBZE TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 2.291.132.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 3.389.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.679.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.609.000 E.03.03-YOLLUKLAR 40.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 26.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 4.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.710.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.710.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.915.740.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.876.701.000 E.01.01-MEMURLAR 1.181.346.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 47.961.000 E.01.03-İŞÇİLER 95.506.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.686.000 E.02.01-MEMURLAR 114.299.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.935.000 E.02.03-İŞÇİLER 20.379.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.088.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 148.177.000 E.03.03-YOLLUKLAR 881.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 683.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 575.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 185.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 57.800.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.800.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 149.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 35.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 5.400.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 39.039.000 E.01.01-MEMURLAR 3.894.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.072.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 20.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 32.022.000 E.03.03-YOLLUKLAR 179.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.516.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 227 ‒ GEBZE TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 316.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 20.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 372.003.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 370.588.000 E.01.01-MEMURLAR 207.494.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 33.542.000 E.01.03-İŞÇİLER 10.892.000 E.02.01-MEMURLAR 31.292.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.604.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.821.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.003.000 E.03.03-YOLLUKLAR 566.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 244.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 16.502.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 251.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.583.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 897.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 51.614.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.283.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.415.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.415.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 228 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: GEBZE TEKNİK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 28.682.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 27.267.000 2 Hizmet Gelirleri 27.267.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 8.856.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 5.700.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.230.000 35 Doktora Gelirleri 585.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 5.992.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 4.904.000 6 Kira Gelirleri 1.415.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.415.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.415.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 229 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: GEBZE TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 04 03 Alınan Bağış Teşebbüs ve ve Yardımlar Mülkiyet ile Özel Gelirler Gelirleri 2.248.968.000 28.682.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 12 Merkezi Mal Yönetim ve Hizmet Bütçesine Satış GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.248.968.000 27.267.000 21 Cari Hizmet Gelirleri 1.998.964.000 27.267.000 01 29 Hazine Yardımı Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.998.964.000 8.856.000 2 33 Sermaye Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 250.004.000 5.700.000 01 34 Hazine Tezli Yardımı Yüksek Lisans Gelirleri 250.004.000 1.230.000 05 35 DoktoraGelirler Diğer Gelirleri 13.482.000 585.000 9 36 SosyalÇeşitli Diğer Tesis Gelirler İşletme Gelirleri 13.482.000 5.992.000 1 69 Diğer Çeşitli Gelirler Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 13.482.000 4.904.000 6 19 Öğrenci Kira Katkı Payı Telafi Gelirleri Gelirleri 13.482.000 1.415.000 1 Taşınmaz Kiraları Toplam 2.291.132.000 1.415.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.415.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 231 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: HARRAN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 67.203.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.662.408.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 3.532.053.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 706.416.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 5.968.080.000 5.968.080.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 5.968.080.000 5.968.080.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 5.968.080.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 232 ‒ HARRAN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: HARRAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL HARRAN ÜNİVERSİTESİ 5.968.080.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 67.203.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 6.071.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.112.000 E.03.03-YOLLUKLAR 214.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.407.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 338.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 61.132.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 38.803.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 20.179.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.150.000 GİDERLERİ 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 1.662.408.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.662.408.000 E.01.01-MEMURLAR 556.863.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 76.532.000 E.01.03-İŞÇİLER 149.367.000 E.02.01-MEMURLAR 69.731.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.335.000 E.02.03-İŞÇİLER 38.488.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.531.000 E.03.03-YOLLUKLAR 251.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 187.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 481.123.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 190.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 15.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 70.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 3.532.053.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.427.553.000 E.01.01-MEMURLAR 2.134.782.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.148.000 E.01.03-İŞÇİLER 386.942.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 181.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 62.345.000 E.02.01-MEMURLAR 198.609.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.933.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 233 ‒ HARRAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.03-İŞÇİLER 69.715.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 792.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 240.312.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.165.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 12.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 20.040.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.425.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.152.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 30.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 215.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 26.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 104.500.000 E.01.01-MEMURLAR 24.063.000 E.01.03-İŞÇİLER 31.078.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 8.918.000 E.02.01-MEMURLAR 3.266.000 E.02.03-İŞÇİLER 11.255.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 484.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 21.979.000 E.03.03-YOLLUKLAR 716.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 128.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.856.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 757.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 706.416.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 700.733.000 E.01.01-MEMURLAR 313.383.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 85.756.000 E.01.03-İŞÇİLER 115.604.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 429.000 E.02.01-MEMURLAR 37.468.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 555.000 E.02.03-İŞÇİLER 18.696.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.358.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.270.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.041.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.135.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 873.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 508.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 222.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 108.989.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 11.104.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 234 ‒ HARRAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 92.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 5.683.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.858.000 E.03.03-YOLLUKLAR 32.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.889.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.336.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 568.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 235 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: HARRAN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 38.845.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 33.162.000 2 Hizmet Gelirleri 33.162.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 21.609.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 543.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 2.170.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 794.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.991.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.055.000 6 Kira Gelirleri 5.683.000 1 Taşınmaz Kiraları 5.683.000 01 Lojman Kira Gelirleri 2.715.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 236 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: HARRAN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 99 Teşebbüs Diğer ve Mülkiyet Taşınmaz Gelirleri Kira Gelirleri 38.845.000 2.968.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 04 1 Mal ve Bağış Alınan Hizmetve Satış Gelirleri ile Özel Gelirler Yardımlar 33.162.000 5.796.765.000 2 2 Merkezi Gelirleri Hizmet Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 33.162.000 5.796.765.000 1 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Cari 21.609.000 5.234.765.000 32 01 Yaz Okulu Hazine Gelirleri Yardımı 543.000 5.234.765.000 2 33 Tezsiz SermayeYüksek Lisans Gelirleri 2.170.000 562.000.000 38 01 Yurt Yatak Hazine Ücreti Gelirleri Yardımı 794.000 562.000.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.991.000 132.470.000 2 99 Diğer Kişi vehizmet gelirleriAlınan Paylar Kurumlardan 2.055.000 60.481.000 6 6 Kira Bütçeli Özel Gelirleriİdarelere Ait Paylar 5.683.000 60.481.000 1 16 Taşınmaz Kiraları Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 5.683.000 60.481.000 9 01 Lojman Diğer Kira Gelirler Çeşitli Gelirleri 2.715.000 71.989.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 71.989.000 e-bütçe e-Bütçe 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 71.989.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 237 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: HARRAN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Toplam Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 5.968.080.000 38.845.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 33.162.000 2 Hizmet Gelirleri 33.162.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 21.609.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 543.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 2.170.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 794.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.991.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.055.000 6 Kira Gelirleri 5.683.000 1 Taşınmaz Kiraları 5.683.000 01 Lojman Kira Gelirleri 2.715.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 239 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 60.005.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.925.963.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 5.569.487.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 577.415.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 8.132.870.000 8.132.870.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 8.132.870.000 8.132.870.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 8.132.870.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 240 ‒ SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ 8.132.870.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 60.005.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 23.957.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.633.000 E.03.03-YOLLUKLAR 146.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 38.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 140.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 15.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 36.048.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 26.103.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.054.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 704.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.051.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.136.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 1.925.963.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.925.963.000 E.01.01-MEMURLAR 674.989.000 E.01.03-İŞÇİLER 70.000.000 E.02.01-MEMURLAR 84.666.000 E.02.03-İŞÇİLER 16.244.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.850.000 E.03.03-YOLLUKLAR 59.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 639.155.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 198.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 165.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 65.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 5.569.487.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.383.080.000 E.01.01-MEMURLAR 3.015.466.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 288.456.000 E.01.03-İŞÇİLER 677.508.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 9.036.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 115.814.000 E.02.01-MEMURLAR 328.155.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 241 ‒ SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 32.175.000 E.02.03-İŞÇİLER 142.027.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.672.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.836.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.086.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 478.163.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.196.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 617.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.297.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.563.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.013.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 71.930.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.518.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 171.002.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 24.550.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 186.407.000 E.01.01-MEMURLAR 28.851.000 E.01.03-İŞÇİLER 66.163.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 24.137.000 E.02.01-MEMURLAR 1.434.000 E.02.03-İŞÇİLER 18.327.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.484.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 350.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 38.921.000 E.03.03-YOLLUKLAR 869.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.773.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.912.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 186.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 577.415.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 572.276.000 E.01.01-MEMURLAR 283.896.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.017.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 8.512.000 E.02.01-MEMURLAR 37.947.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.139.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.763.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.070.000 E.03.03-YOLLUKLAR 836.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.589.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 977.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.380.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 195.459.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 15.102.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 242 ‒ SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 213.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 5.139.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.240.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 791.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.054.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.054.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 243 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 130.372.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 125.233.000 2 Hizmet Gelirleri 125.233.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 38.798.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.733.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 180.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.281.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 2.275.000 35 Doktora Gelirleri 1.027.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 239.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.191.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 27.057.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 244 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 99 Diğer hizmet gelirleri 29.452.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 130.372.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6 Kira Gelirleri 5.139.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 125.233.000 1 Taşınmaz Kiraları 5.139.000 2 Hizmet Gelirleri 125.233.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 5.139.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 38.798.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 7.905.276.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.733.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 7.905.276.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 180.000 1 Cari 7.177.276.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.281.000 01 Hazine Yardımı 7.177.276.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 2.275.000 2 Sermaye 728.000.000 35 Doktora Gelirleri 1.027.000 01 Hazine Yardımı 728.000.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 239.000 05 Diğer Gelirler 97.222.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.191.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 35.664.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 27.057.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 35.664.000 e-bütçe e-Bütçe 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 35.664.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 245 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 9 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 61.558.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 130.372.000 1 1 Diğer Mal veÇeşitli Hizmet Gelirler Satış Gelirleri 61.558.000 125.233.000 2 19 Öğrenci Katkı Hizmet Payı Telafi Gelirleri Gelirleri 61.558.000 125.233.000 29 Toplam Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 8.132.870.000 38.798.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.733.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 180.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.281.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 2.275.000 35 Doktora Gelirleri 1.027.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 239.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.191.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 27.057.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 247 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 101.966.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 2.217.227.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 5.126.090.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 541.803.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 7.987.086.000 7.987.086.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 7.987.086.000 7.987.086.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 7.987.086.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 248 ‒ AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ 7.987.086.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 101.966.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 25.425.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 425.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 25.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 76.541.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 45.363.000 E.03.03-YOLLUKLAR 803.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 18.669.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 391.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 11.315.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 2.217.227.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.217.227.000 E.01.01-MEMURLAR 803.264.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 307.656.000 E.01.03-İŞÇİLER 93.402.000 E.02.01-MEMURLAR 96.107.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 33.252.000 E.02.03-İŞÇİLER 21.607.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 284.000 E.03.03-YOLLUKLAR 128.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 427.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 582.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 109.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 708.409.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 61.998.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 90.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 5.126.090.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.000.017.000 E.01.01-MEMURLAR 3.172.149.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.239.000 E.01.03-İŞÇİLER 433.227.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 9.982.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 138.047.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 249 ‒ AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 355.699.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.061.000 E.02.03-İŞÇİLER 90.103.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.678.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.260.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 366.348.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.529.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 47.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 32.169.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.835.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.394.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 18.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 6.250.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 305.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 35.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 126.073.000 E.01.01-MEMURLAR 72.617.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.214.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 8.155.000 E.02.01-MEMURLAR 1.564.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 156.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 564.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 32.059.000 E.03.03-YOLLUKLAR 429.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.188.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.307.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.820.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 541.803.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 534.619.000 E.01.01-MEMURLAR 263.887.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 31.169.000 E.02.01-MEMURLAR 34.802.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.408.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 300.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 211.000 E.03.03-YOLLUKLAR 984.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.098.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 43.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 31.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 175.905.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 17.455.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 250 ‒ AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.750.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.200.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 7.184.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.786.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 578.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.820.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 251 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 69.330.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 62.146.000 2 Hizmet Gelirleri 62.146.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 25.551.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.973.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 370.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 5.604.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 718.000 35 Doktora Gelirleri 359.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 17.565.000 99 Diğer hizmet gelirleri 6.000 6 Kira Gelirleri 7.184.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 252 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 1 Taşınmaz Kiraları 7.184.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 69.330.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 7.184.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 62.146.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 7.777.288.000 2 Hizmet Gelirleri 62.146.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 7.777.288.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 25.551.000 1 Cari 7.227.088.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.973.000 01 Hazine Yardımı 7.227.088.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 370.000 2 Sermaye 550.200.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 5.604.000 01 Hazine Yardımı 550.200.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 718.000 05 Diğer Gelirler 140.468.000 35 Doktora Gelirleri 359.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 74.860.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 17.565.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 74.860.000 99 Diğer hizmet gelirleri 6.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 74.860.000 6 Kira Gelirleri 7.184.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 65.608.000 e-bütçe e-Bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 65.608.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 253 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KABUL I II III IV EDİLEN 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 65.608.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 69.330.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR Toplam 7.987.086.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 62.146.000 2 Hizmet Gelirleri 62.146.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 25.551.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.973.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 370.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 5.604.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 718.000 35 Doktora Gelirleri 359.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 17.565.000 99 Diğer hizmet gelirleri 6.000 6 Kira Gelirleri 7.184.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 255 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 45.033.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.798.202.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 3.444.685.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 585.642.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 5.873.562.000 5.873.562.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 5.873.562.000 5.873.562.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 5.873.562.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 256 ‒ ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ 5.873.562.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 45.033.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.561.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 743.000 E.03.03-YOLLUKLAR 31.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 206.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.581.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 42.472.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 21.043.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.232.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.153.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.699.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 15.345.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 1.798.202.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.798.202.000 E.01.01-MEMURLAR 737.661.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 53.139.000 E.01.03-İŞÇİLER 91.480.000 E.02.01-MEMURLAR 73.677.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.220.000 E.02.03-İŞÇİLER 16.659.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 894.000 E.03.03-YOLLUKLAR 180.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 469.292.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 127.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 165.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 58.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 3.444.685.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.307.246.000 E.01.01-MEMURLAR 1.967.228.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.681.000 E.01.03-İŞÇİLER 429.561.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 537.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 84.970.000 E.02.01-MEMURLAR 205.995.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 257 ‒ ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.278.000 E.02.03-İŞÇİLER 94.203.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 105.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.806.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 26.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 209.084.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.366.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 112.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.947.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.103.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 744.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 75.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 162.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 50.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 137.439.000 E.01.01-MEMURLAR 15.814.000 E.01.03-İŞÇİLER 42.062.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.733.000 E.02.03-İŞÇİLER 19.237.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.732.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 43.864.000 E.03.03-YOLLUKLAR 732.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.013.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 923.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.329.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 585.642.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 584.592.000 E.01.01-MEMURLAR 284.226.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 91.911.000 E.01.03-İŞÇİLER 10.996.000 E.02.01-MEMURLAR 42.017.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.960.000 E.02.03-İŞÇİLER 599.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 132.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.453.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 317.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.207.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 384.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 816.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 88.479.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 13.163.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 182.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 258 ‒ ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 15.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 15.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 7.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.050.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 536.000 E.03.03-YOLLUKLAR 244.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 198.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 72.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 259 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 85.055.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 70.740.000 2 Hizmet Gelirleri 70.740.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 29.932.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 5.986.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.967.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 249.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 12.606.000 6 Kira Gelirleri 14.315.000 1 Taşınmaz Kiraları 14.315.000 01 Lojman Kira Gelirleri 1.050.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 260 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV EDİLEN 03 03 Teşebbüs Sosyal TesisveKira Mülkiyet GelirleriGelirleri 85.055.000 10.511.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 04 SporveTesisi Mal HizmetKiraSatış Gelirleri Gelirleri 70.740.000 2.754.000 04 2 Hizmet Gelirlerive Yardımlar ile Özel Gelirler Alınan Bağış 70.740.000 5.692.601.000 2 29 Birinci Öğretimden Elde Merkezi Yönetim Edilen Bütçesine Gelirler Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 29.932.000 5.692.601.000 1 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Cari 20.000.000 5.012.601.000 33 01 Hazine Yüksek Tezsiz YardımıLisans Gelirleri 5.986.000 5.012.601.000 2 36 Sosyal SermayeTesis İşletme Gelirleri 1.967.000 680.000.000 45 01 UzaktanYardımı Hazine Öğretimden Elde Edilen Gelirler 249.000 680.000.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 12.606.000 95.906.000 6 2 Kira ve Kişi Gelirleri Kurumlardan Alınan Paylar 14.315.000 40.676.000 1 6 Taşınmaz Özel Kiraları Bütçeli İdarelere Ait Paylar 14.315.000 40.676.000 01 16 Lojman Kira Araştırma GelirleriGelirleri Payı Projeleri 1.050.000 40.676.000 9 e-bütçe Diğer Çeşitli Gelirler 55.230.000 e-Bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 55.230.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 261 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 19 Öğrenci TeşebbüsKatkı vePayı Telafi Gelirleri Mülkiyet Gelirleri 55.230.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 85.055.000 1 Mal ve Hizmet Satış GelirleriToplam 5.873.562.000 70.740.000 2 Hizmet Gelirleri 70.740.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 29.932.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 5.986.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.967.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 249.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 12.606.000 6 Kira Gelirleri 14.315.000 1 Taşınmaz Kiraları 14.315.000 01 Lojman Kira Gelirleri 1.050.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 263 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MERSİN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 56.696.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.880.013.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 5.051.533.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 908.294.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 7.896.536.000 7.896.536.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 7.896.536.000 7.896.536.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 7.896.536.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 264 ‒ MERSİN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MERSİN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MERSİN ÜNİVERSİTESİ 7.896.536.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 56.696.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 15.592.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 157.000 E.03.03-YOLLUKLAR 187.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 105.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 143.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 13.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 41.104.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 18.545.000 E.03.03-YOLLUKLAR 283.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 349.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 6.527.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 15.400.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 1.880.013.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.880.013.000 E.01.01-MEMURLAR 411.382.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 171.357.000 E.01.03-İŞÇİLER 87.249.000 E.02.01-MEMURLAR 46.023.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 19.015.000 E.02.03-İŞÇİLER 19.177.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 187.000 E.03.03-YOLLUKLAR 446.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 65.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 29.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 23.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 695.060.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 346.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 55.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 16.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 9.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 5.051.533.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 265 ‒ MERSİN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.842.569.000 E.01.01-MEMURLAR 3.241.377.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 65.601.000 E.01.03-İŞÇİLER 367.058.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.395.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 93.950.000 E.02.01-MEMURLAR 360.324.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.447.000 E.02.03-İŞÇİLER 63.376.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.192.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 996.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 249.284.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.974.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 542.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.804.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.242.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 44.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 295.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 30.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 208.964.000 E.01.01-MEMURLAR 39.040.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.093.000 E.01.03-İŞÇİLER 67.427.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.548.000 E.02.01-MEMURLAR 2.690.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 628.000 E.02.03-İŞÇİLER 21.930.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.885.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 43.736.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.536.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 67.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.040.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.558.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.786.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 908.294.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 895.344.000 E.01.01-MEMURLAR 503.182.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 97.776.000 E.01.03-İŞÇİLER 30.008.000 E.02.01-MEMURLAR 57.291.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.845.000 E.02.03-İŞÇİLER 9.014.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 266 ‒ MERSİN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 125.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.728.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.104.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.966.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.151.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 374.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.679.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.390.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 156.849.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 17.669.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 193.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 12.950.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.822.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 235.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 103.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.790.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 267 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MERSİN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 175.819.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 162.869.000 2 Hizmet Gelirleri 162.869.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 120.811.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.750.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 2.568.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 5.990.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.823.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 1.868.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 11.973.000 99 Diğer hizmet gelirleri 86.000 6 Kira Gelirleri 12.950.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 268 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MERSİN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 1 Taşınmaz Kiraları Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 12.950.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 175.819.000 1 01 Lojman Mal ve Kira HizmetGelirleri Satış Gelirleri 111.000 162.869.000 2 99 HizmetTaşınmaz Diğer Gelirleri Kira Gelirleri 12.839.000 162.869.000 04 29 Alınan Bağış Birinci ve Elde ÖğretimdenYardımlar Edilenile Özel Gelirler Gelirler 7.633.518.000 120.811.000 2 31 Merkezi İkinci Yönetim Elde ÖğretimdenBütçesine Dahil Edilen İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirler 7.633.518.000 7.750.000 1 32 Cari Okulu Gelirleri Yaz 6.808.518.000 2.568.000 01 33 Hazine Yüksek Tezsiz YardımıLisans Gelirleri 6.808.518.000 5.990.000 2 45 SermayeÖğretimden Elde Edilen Gelirler Uzaktan 825.000.000 11.823.000 01 46 UzaktanYardımı Hazine Öğretim Materyal Gelirleri 825.000.000 1.868.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 87.199.000 11.973.000 2 99 Kişi Diğervehizmet Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 39.307.000 86.000 6 6 Özel Bütçeli Kira Gelirleriİdarelere Ait Paylar 39.307.000 12.950.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 39.307.000 e-bütçe e-Bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 47.892.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 269 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: MERSİN ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 1 Diğer Çeşitli Gelirler 47.892.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 175.819.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 47.892.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 162.869.000 Toplam 7.896.536.000 2 Hizmet Gelirleri 162.869.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 120.811.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.750.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 2.568.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 5.990.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.823.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 1.868.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 11.973.000 99 Diğer hizmet gelirleri 86.000 6 Kira Gelirleri 12.950.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 271 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 52.114.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.945.579.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 5.867.497.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.328.964.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 9.194.154.000 9.194.154.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 9.194.154.000 9.194.154.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 9.194.154.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 272 ‒ PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ 9.194.154.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 52.114.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 11.761.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.468.000 E.03.03-YOLLUKLAR 31.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 87.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 175.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 40.353.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 25.007.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.046.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.215.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 885.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 430.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 6.770.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 1.945.579.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.945.579.000 E.01.01-MEMURLAR 462.496.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 294.963.000 E.01.03-İŞÇİLER 68.796.000 E.02.01-MEMURLAR 87.091.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 37.768.000 E.02.03-İŞÇİLER 11.314.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 275.000 E.03.03-YOLLUKLAR 722.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 187.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 87.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 771.880.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 95.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 25.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 85.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 5.867.497.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.701.202.000 E.01.01-MEMURLAR 3.868.710.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 273 ‒ PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.051.000 E.01.03-İŞÇİLER 446.901.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.089.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 87.466.000 E.02.01-MEMURLAR 408.322.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.948.000 E.02.03-İŞÇİLER 112.138.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.033.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.020.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 371.802.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.816.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 363.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.670.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.873.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 87.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 203.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 50.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 166.295.000 E.01.01-MEMURLAR 9.098.000 E.01.03-İŞÇİLER 70.887.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 23.210.000 E.02.01-MEMURLAR 6.002.000 E.02.03-İŞÇİLER 25.046.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 264.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 25.860.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.744.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.243.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.388.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 553.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.328.964.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.327.254.000 E.01.01-MEMURLAR 554.492.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 144.876.000 E.01.03-İŞÇİLER 247.855.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 30.000 E.02.01-MEMURLAR 68.087.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 882.000 E.02.03-İŞÇİLER 25.673.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 772.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 21.799.000 E.03.03-YOLLUKLAR 794.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.987.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 29.668.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 274 ‒ PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 359.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 886.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 197.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 205.991.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 22.563.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 343.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.710.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 463.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 621.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 626.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 275 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 54.604.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 52.894.000 2 Hizmet Gelirleri 52.894.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.354.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 10.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.839.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.030.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 17.959.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.712.000 6 Kira Gelirleri 1.710.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.710.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.710.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 276 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KABUL I II III IV EDİLEN 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 8.985.796.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 54.604.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 8.985.796.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 52.894.000 1 Cari 8.415.796.000 2 Hizmet Gelirleri 52.894.000 01 Hazine Yardımı 8.415.796.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.354.000 2 Sermaye 570.000.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 10.000.000 01 Hazine Yardımı 570.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.839.000 05 Diğer Gelirler 153.754.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.030.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 39.801.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 17.959.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 39.801.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.712.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 39.801.000 6 Kira Gelirleri 1.710.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 113.953.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.710.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 113.953.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.710.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 113.953.000 e-bütçe e-Bütçe Toplam 9.194.154.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 277 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 15.390.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.329.447.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 3.710.704.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 430.252.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 5.485.793.000 5.485.793.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 5.485.793.000 5.485.793.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 5.485.793.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 278 ‒ BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ 5.485.793.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 15.390.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.517.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.379.000 E.03.03-YOLLUKLAR 26.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 55.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 57.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 11.873.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.192.000 E.03.03-YOLLUKLAR 746.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.454.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.481.000 GİDERLERİ 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 1.329.447.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.329.447.000 E.01.01-MEMURLAR 282.767.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 82.936.000 E.01.03-İŞÇİLER 184.536.000 E.02.01-MEMURLAR 30.784.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.594.000 E.02.03-İŞÇİLER 42.293.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 103.000 E.03.03-YOLLUKLAR 154.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 31.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 19.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 19.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 394.211.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 109.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 81.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 100.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 3.710.704.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.635.468.000 E.01.01-MEMURLAR 2.133.293.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 91.852.000 E.01.03-İŞÇİLER 476.009.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 279 ‒ BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.228.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 35.778.000 E.02.01-MEMURLAR 239.385.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.503.000 E.02.03-İŞÇİLER 101.911.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 655.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 580.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 290.638.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.377.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.005.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 571.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 683.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 33.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 11.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 192.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 75.236.000 E.01.01-MEMURLAR 8.895.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 11.769.000 E.02.01-MEMURLAR 2.287.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.627.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 41.475.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.748.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 31.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.468.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.080.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 856.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 430.252.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 420.906.000 E.01.01-MEMURLAR 260.723.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 665.000 E.02.01-MEMURLAR 30.908.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.917.000 E.03.03-YOLLUKLAR 930.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.050.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 14.642.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 374.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.509.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 219.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 96.052.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 9.917.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 9.346.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.369.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 280 ‒ BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.359.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 864.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 754.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 281 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 41.586.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 32.240.000 2 Hizmet Gelirleri 32.240.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.255.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 8.000.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.800.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 2.400.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.607.000 99 Diğer hizmet gelirleri 178.000 6 Kira Gelirleri 9.346.000 1 Taşınmaz Kiraları 9.346.000 01 Lojman Kira Gelirleri 103.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 282 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 99 Diğer Taşınmaz Teşebbüs ve Kira Gelirleri Mülkiyet Gelirleri 9.243.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 41.586.000 04 1 Alınan Bağış ve Mal ve Hizmet Yardımlar Satış Gelirleri ile Özel Gelirler 5.389.338.000 32.240.000 2 2 MerkeziGelirleri Hizmet Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 5.389.338.000 32.240.000 1 29 Cari Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.839.338.000 11.255.000 01 31 Hazine Yardımı İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.839.338.000 8.000.000 2 32 Sermaye Yaz Okulu Gelirleri 550.000.000 1.800.000 01 33 Hazine YardımıLisans Gelirleri Tezsiz Yüksek 550.000.000 2.400.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 54.869.000 8.607.000 2 99 Kişi Diğervehizmet Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 11.153.000 178.000 6 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar Kira Gelirleri 11.153.000 9.346.000 1 16 Araştırma Taşınmaz Projeleri Kiraları Gelirleri Payı 11.153.000 9.346.000 9 01 Diğer LojmanÇeşitli Kira Gelirler Gelirleri 43.716.000 103.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 43.716.000 e-bütçe e-Bütçe 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 43.716.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 283 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN EDİLEN II III III IV IV 03 Toplam Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 5.485.793.000 41.586.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 32.240.000 2 Hizmet Gelirleri 32.240.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.255.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 8.000.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.800.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 2.400.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.607.000 99 Diğer hizmet gelirleri 178.000 6 Kira Gelirleri 9.346.000 1 Taşınmaz Kiraları 9.346.000 01 Lojman Kira Gelirleri 103.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 285 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 70.490.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 2.356.656.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 5.359.784.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 800.599.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 8.587.529.000 8.587.529.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 8.587.529.000 8.587.529.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 8.587.529.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 286 ‒ KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ 8.587.529.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 70.490.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 530.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 359.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 171.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 69.960.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 44.547.000 E.03.03-YOLLUKLAR 797.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.042.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.314.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 14.260.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 2.356.656.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.356.656.000 E.01.01-MEMURLAR 859.238.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 196.150.000 E.01.03-İŞÇİLER 142.904.000 E.02.01-MEMURLAR 89.266.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.317.000 E.02.03-İŞÇİLER 32.117.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.435.000 E.03.03-YOLLUKLAR 805.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 25.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 794.392.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 80.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 65.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 75.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 5.359.784.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.208.514.000 E.01.01-MEMURLAR 3.351.578.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 30.002.000 E.01.03-İŞÇİLER 587.450.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 6.144.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 97.966.000 E.02.01-MEMURLAR 382.921.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 287 ‒ KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.011.000 E.02.03-İŞÇİLER 124.723.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.387.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.589.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 431.661.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.588.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 92.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 39.245.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 7.235.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.444.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 17.233.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 245.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 40.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 14.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 45.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 11.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 151.270.000 E.01.01-MEMURLAR 25.035.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 14.765.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.853.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 80.911.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.727.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 21.824.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.276.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 879.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 800.599.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 789.483.000 E.01.01-MEMURLAR 426.949.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 73.647.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.092.000 E.02.01-MEMURLAR 55.715.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.168.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.264.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.764.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.756.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.163.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 250.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 209.339.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 11.116.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.109.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.621.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.386.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 288 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 97.259.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 86.143.000 2 Hizmet Gelirleri 86.143.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 35.919.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 25.100.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 5.990.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.184.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 1.197.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 7.330.000 99 Diğer hizmet gelirleri 3.423.000 6 Kira Gelirleri 11.116.000 1 Taşınmaz Kiraları 11.116.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 289 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 01 Teşebbüs Lojman Kirave Mülkiyet Gelirleri Gelirleri 97.259.000 4.144.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 99 Diğerve Hizmet Mal TaşınmazSatış Kira Gelirleri Gelirleri 86.143.000 6.972.000 04 2 Hizmet Gelirlerive Yardımlar ile Özel Gelirler Alınan Bağış 86.143.000 8.355.183.000 2 29 Birinci Öğretimden Elde Merkezi Yönetim Edilen Bütçesine Gelirler Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 35.919.000 8.355.183.000 1 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Cari 25.100.000 8.020.183.000 33 01 Hazine Yüksek Tezsiz YardımıLisans Gelirleri 5.990.000 8.020.183.000 2 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler Sermaye 7.184.000 335.000.000 46 01 UzaktanYardımı Hazine Öğretim Materyal Gelirleri 1.197.000 335.000.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 7.330.000 135.087.000 2 99 Diğer Kişi vehizmet gelirleriAlınan Paylar Kurumlardan 3.423.000 68.163.000 6 6 Kira Gelirleriİdarelere Ait Paylar Özel Bütçeli 11.116.000 68.163.000 1 16 Araştırma Kiraları Taşınmaz Projeleri Gelirleri Payı 11.116.000 68.163.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 66.924.000 e-bütçe e-Bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 66.924.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 290 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 19 Teşebbüs Öğrenci vePayı Katkı Mülkiyet Gelirleri Telafi Gelirleri 97.259.000 66.924.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış GelirleriToplam 8.587.529.000 86.143.000 2 Hizmet Gelirleri 86.143.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 35.919.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 25.100.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 5.990.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.184.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 1.197.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 7.330.000 99 Diğer hizmet gelirleri 3.423.000 6 Kira Gelirleri 11.116.000 1 Taşınmaz Kiraları 11.116.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 291 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SAKARYA ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 12.051.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 54.812.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 4.553.877.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 698.447.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 5.319.187.000 5.319.187.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 5.319.187.000 5.319.187.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 5.319.187.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Büt Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 292 ‒ SAKARYA ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SAKARYA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SAKARYA ÜNİVERSİTESİ 5.319.187.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 12.051.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.720.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.944.000 E.03.03-YOLLUKLAR 79.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.697.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 7.331.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.061.000 E.03.03-YOLLUKLAR 469.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.307.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 259.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 4.235.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 54.812.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 54.812.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 29.812.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 25.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 4.553.877.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.309.921.000 E.01.01-MEMURLAR 2.600.161.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 113.304.000 E.01.03-İŞÇİLER 559.470.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.997.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 59.309.000 E.02.01-MEMURLAR 279.852.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.658.000 E.02.03-İŞÇİLER 118.378.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.454.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 840.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 241.079.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.014.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.394.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.175.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.386.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 23.300.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 4.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 293 ‒ SAKARYA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 11.700.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 211.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 36.450.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 243.956.000 E.01.01-MEMURLAR 52.280.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 11.352.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.946.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 164.919.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.519.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.239.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.598.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 103.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 698.447.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 686.622.000 E.01.01-MEMURLAR 427.824.000 E.02.01-MEMURLAR 54.265.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.651.000 E.03.03-YOLLUKLAR 811.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.276.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.712.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 374.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.415.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 533.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 143.400.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 11.123.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 238.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 24.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 11.825.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.011.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 264.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.550.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 294 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SAKARYA ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 209.660.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 197.835.000 2 Hizmet Gelirleri 197.835.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 68.308.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 39.486.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 7.973.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 649.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 32.616.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 2.395.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 42.965.000 99 Diğer hizmet gelirleri 3.443.000 6 Kira Gelirleri 11.825.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 295 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SAKARYA ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ I I II IIIIIIIIIVIV EDİLEN EDİLEN 03 1 Teşebbüs Taşınmaz ve Mülkiyet Gelirleri Kiraları 209.660.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 11.825.000 1 01 Mal veKira Lojman Hizmet Satış Gelirleri Gelirleri 197.835.000 3.443.000 2 99 Hizmet Diğer Gelirleri Taşınmaz Kira Gelirleri 197.835.000 8.382.000 04 29 Alınan BirinciBağış Öğretimden Elde Edilen ve Yardımlar Gelirler ile Özel Gelirler 68.308.000 5.056.075.000 2 31 Merkezi İkinci Yönetim Öğretimden Elde Edilen Bütçesine Dahil Gelirler İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 39.486.000 5.056.075.000 1 33 Cari Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 7.973.000 4.705.625.000 01 38 Hazine Yurt Yatak Ücreti Gelirleri Yardımı 649.000 4.705.625.000 2 45 Sermaye Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 32.616.000 350.450.000 01 46 Hazine Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri Yardımı 2.395.000 350.450.000 05 69 Diğer Yükseköğretim Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 42.965.000 53.452.000 2 99 Kişi ve Diğer hizmet gelirleri Kurumlardan Alınan Paylar 3.443.000 4.939.000 6 6 Kira Özel Gelirleri Bütçeli İdarelere Ait Paylar 11.825.000 4.939.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 4.939.000 e-bütçe e-Bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 48.513.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 296 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SAKARYA ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİKOMİSYONCA KABUL TEKLİFİ I I II IIIIIIIIIVIV EDİLEN EDİLEN 03 1 Teşebbüs Diğer Çeşitli ve Mülkiyet Gelirleri Gelirler 209.660.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 48.513.000 1 19 Mal veKatkı Öğrenci Hizmet PayıSatış Gelirleri Telafi Gelirleri 197.835.000 48.513.000 2 Hizmet Gelirleri Toplam 197.835.000 5.319.187.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 68.308.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 39.486.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 7.973.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 649.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 32.616.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 2.395.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 42.965.000 99 Diğer hizmet gelirleri 3.443.000 6 Kira Gelirleri 11.825.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) Form ‒ 297 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 48.196.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.704.307.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 4.725.255.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 711.975.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 7.189.733.000 7.189.733.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 7.189.733.000 7.189.733.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 7.189.733.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 298 ‒ MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ 7.189.733.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 48.196.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 9.245.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.151.000 E.03.03-YOLLUKLAR 19.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 56.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 19.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 38.951.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 16.100.000 E.03.03-YOLLUKLAR 862.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.022.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.102.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 12.865.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 1.704.307.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.704.307.000 E.01.01-MEMURLAR 361.087.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 257.233.000 E.01.03-İŞÇİLER 111.669.000 E.02.01-MEMURLAR 65.002.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 41.726.000 E.02.03-İŞÇİLER 25.225.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 184.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.010.000 E.03.03-YOLLUKLAR 79.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 12.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 272.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 610.808.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 70.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 150.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 4.725.255.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.566.215.000 E.01.01-MEMURLAR 2.922.213.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 195.444.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 299 ‒ MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.03-İŞÇİLER 428.247.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.523.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 66.898.000 E.02.01-MEMURLAR 306.917.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.958.000 E.02.03-İŞÇİLER 73.194.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 6.426.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 713.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 292.660.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.349.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 132.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.706.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 587.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.248.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 37.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 9.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 60.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 141.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 159.040.000 E.01.01-MEMURLAR 18.392.000 E.01.03-İŞÇİLER 43.358.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 11.794.000 E.02.03-İŞÇİLER 40.415.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 37.577.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.377.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.655.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.612.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 853.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 711.975.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 706.839.000 E.01.01-MEMURLAR 370.006.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.028.000 E.01.03-İŞÇİLER 40.119.000 E.02.01-MEMURLAR 41.543.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 274.000 E.02.03-İŞÇİLER 7.946.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 110.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 11.299.000 E.03.03-YOLLUKLAR 506.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.779.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.658.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 374.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 300 ‒ MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.548.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 235.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 191.581.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 14.833.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 5.136.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.320.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.816.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 301 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 60.931.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 55.795.000 2 Hizmet Gelirleri 55.795.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 14.145.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.400.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.200.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.172.000 35 Doktora Gelirleri 316.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 171.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.800.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 12.591.000 6 Kira Gelirleri 5.136.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 302 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN EDİLEN 03 1 Teşebbüs ve Taşınmaz Mülkiyet Gelirleri Kiraları 60.931.000 5.136.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 99 Mal ve Hizmet Diğer TaşınmazSatış KiraGelirleri Gelirleri 55.795.000 5.136.000 04 2 Alınan Bağış Hizmet Gelirlerive Yardımlar ile Özel Gelirler 6.986.606.000 55.795.000 2 29 Birinci Merkezi Öğretimden Yönetim Elde Edilen Bütçesine Gelirler Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 14.145.000 6.986.606.000 1 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Cari 20.400.000 6.506.606.000 33 01 Tezsiz HazineYüksek YardımıLisans Gelirleri 1.200.000 6.506.606.000 2 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri Sermaye 1.172.000 480.000.000 35 01 DoktoraYardımı Hazine Gelirleri 316.000 480.000.000 05 36 Diğer Tesis Sosyal Gelirler İşletme Gelirleri 142.196.000 171.000 2 45 Uzaktan Kişi Öğretimden Elde ve Kurumlardan AlınanEdilen PaylarGelirler 5.800.000 38.591.000 6 69 Yükseköğretim Özel Kurumları Bütçeli İdarelere Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Ait Paylar 12.591.000 38.591.000 6 16 Kira Gelirleri Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 5.136.000 38.591.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 103.605.000 e-bütçe e-Bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 103.605.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 303 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 19 Öğrenci TeşebbüsKatkı vePayı Telafi Gelirleri Mülkiyet Gelirleri 103.605.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 60.931.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri Toplam 7.189.733.000 55.795.000 2 Hizmet Gelirleri 55.795.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 14.145.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.400.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.200.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.172.000 35 Doktora Gelirleri 316.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 171.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.800.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 12.591.000 6 Kira Gelirleri 5.136.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 305 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: BOLU ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 16.243.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 336.699.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 4.018.441.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 582.636.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 4.954.019.000 4.954.019.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 4.954.019.000 4.954.019.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 4.954.019.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 306 ‒ BOLU ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: BOLU ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL BOLU ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ 4.954.019.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 16.243.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 9.410.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 182.000 E.03.03-YOLLUKLAR 60.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 168.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 9.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 6.833.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.212.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 151.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.352.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.118.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 336.699.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 336.699.000 E.01.01-MEMURLAR 175.897.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.102.000 E.02.01-MEMURLAR 22.232.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 214.000 E.03.03-YOLLUKLAR 157.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 19.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 110.076.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 700.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 400.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 14.900.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 4.018.441.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.889.140.000 E.01.01-MEMURLAR 2.383.848.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 25.595.000 E.01.03-İŞÇİLER 435.189.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.070.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 68.132.000 E.02.01-MEMURLAR 259.844.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.646.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 307 ‒ BOLU ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.03-İŞÇİLER 90.793.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.623.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 858.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 226.143.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.215.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 627.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.758.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 799.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 40.400.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 11.850.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 271.250.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 60.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 129.301.000 E.01.01-MEMURLAR 23.169.000 E.01.03-İŞÇİLER 4.111.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.865.000 E.02.01-MEMURLAR 1.529.000 E.02.03-İŞÇİLER 683.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.377.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 90.943.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.069.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.110.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.169.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 276.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 582.636.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 572.870.000 E.01.01-MEMURLAR 289.710.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 90.564.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 256.000 E.02.01-MEMURLAR 36.526.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.262.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.971.000 E.03.03-YOLLUKLAR 701.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.004.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.579.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 898.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.346.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 110.339.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 10.304.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 161.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 9.766.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 308 ‒ BOLU ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.880.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 547.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 171.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 168.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 309 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BOLU ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 95.091.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 85.325.000 2 Hizmet Gelirleri 85.325.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 47.300.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.586.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 937.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 997.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 3.112.000 35 Doktora Gelirleri 933.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 3.901.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.489.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 623.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 310 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BOLU ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 69 Yükseköğretim Teşebbüs Kurumları Öğrenci ve Mülkiyet GelirleriYemek Hizmeti Gelirleri 16.602.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 95.091.000 1 99 Diğer Mal vehizmet Hizmetgelirleri Satış Gelirleri 1.845.000 85.325.000 6 2 Kira Gelirleri Hizmet Gelirleri 9.766.000 85.325.000 1 29 Taşınmaz Kiraları Elde Edilen Gelirler Birinci Öğretimden 9.766.000 47.300.000 01 31 Lojman Kira İkinci Gelirleri Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.410.000 6.586.000 99 32 Diğer Taşınmaz Yaz Okulu Kira Gelirleri Gelirleri 4.356.000 937.000 04 33 Alınan Bağış Tezsiz Yüksekve Yardımlar Lisans Gelirleriile Özel Gelirler 4.808.119.000 997.000 2 34 Merkezi Yönetim Tezli Yüksek Bütçesine Lisans GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 4.808.119.000 3.112.000 1 35 Cari Doktora Gelirleri 4.386.117.000 933.000 01 36 Hazine Sosyal Yardımı Tesis İşletme Gelirleri 4.386.117.000 3.901.000 2 45 SermayeÖğretimden Elde Edilen Gelirler Uzaktan 422.002.000 2.489.000 01 46 Hazine UzaktanYardımı Öğretim Materyal Gelirleri 422.002.000 623.000 05 Diğer Gelirler 50.809.000 e-bütçe e-Bütçe 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 6.534.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 311 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BOLU ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 6 Özel Bütçelive Teşebbüs İdarelere MülkiyetAit Paylar Gelirleri 6.534.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 95.091.000 1 16 Araştırma Mal Projeleri ve Hizmet SatışGelirleri GelirleriPayı 6.534.000 85.325.000 9 2 Diğer HizmetÇeşitli Gelirler Gelirleri 44.275.000 85.325.000 1 29 Diğer BirinciÇeşitli GelirlerElde Edilen Gelirler Öğretimden 44.275.000 47.300.000 19 31 Öğrenci Katkı İkinci Payı Elde Öğretimden TelafiEdilen Gelirleri Gelirler 44.275.000 6.586.000 32 Yaz Okulu Gelirleri Toplam 4.954.019.000 937.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 997.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 3.112.000 35 Doktora Gelirleri 933.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 3.901.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.489.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 623.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 313 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: HATAY MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 34.109.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.316.534.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 3.839.017.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 511.053.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 5.700.713.000 5.700.713.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 5.700.713.000 5.700.713.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 5.700.713.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 314 ‒ HATAY MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: HATAY MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL HATAY MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ 5.700.713.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 34.109.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 8.037.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.270.000 E.03.03-YOLLUKLAR 158.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 160.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 449.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 26.072.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 14.417.000 E.03.03-YOLLUKLAR 139.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.583.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.100.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.833.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 1.316.534.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.316.534.000 E.01.01-MEMURLAR 334.019.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 78.221.000 E.01.03-İŞÇİLER 112.335.000 E.02.01-MEMURLAR 66.149.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.183.000 E.02.03-İŞÇİLER 35.454.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.297.000 E.03.03-YOLLUKLAR 264.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 100.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 78.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 405.434.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 159.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 19.996.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 85.004.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 3.839.017.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.802.024.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 315 ‒ HATAY MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 2.013.848.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 94.957.000 E.01.03-İŞÇİLER 344.105.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 430.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 77.597.000 E.02.01-MEMURLAR 177.930.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.234.000 E.02.03-İŞÇİLER 63.941.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.048.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 869.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 195.233.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.332.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 885.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 7.278.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.337.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 102.150.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 15.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 621.099.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 64.751.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 36.993.000 E.01.01-MEMURLAR 2.100.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.763.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 187.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 23.554.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.025.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 625.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.088.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 651.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 511.053.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 507.875.000 E.01.01-MEMURLAR 341.675.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.840.000 E.01.03-İŞÇİLER 5.609.000 E.02.01-MEMURLAR 32.951.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 330.000 E.02.03-İŞÇİLER 907.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.658.000 E.03.03-YOLLUKLAR 688.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 839.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 26.204.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 361.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.011.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 231.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 316 ‒ HATAY MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 81.693.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 9.878.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 3.178.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.162.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 110.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 488.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 418.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 317 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: HATAY MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 18.278.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 15.100.000 2 Hizmet Gelirleri 15.100.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 8.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 3.000.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 3.500.000 99 Diğer hizmet gelirleri 600.000 6 Kira Gelirleri 3.178.000 1 Taşınmaz Kiraları 3.178.000 01 Lojman Kira Gelirleri 178.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 3.000.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 5.634.470.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 318 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: HATAY MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 5.634.470.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 18.278.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Cari 4.548.470.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 15.100.000 01 Hazine Yardımı 4.548.470.000 2 Hizmet Gelirleri 15.100.000 2 Sermaye 1.086.000.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 8.000.000 01 Hazine Yardımı 1.086.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 3.000.000 05 Diğer Gelirler 47.965.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 3.500.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 25.172.000 99 Diğer hizmet gelirleri 600.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 25.172.000 6 Kira Gelirleri 3.178.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 25.172.000 1 Taşınmaz Kiraları 3.178.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 22.793.000 01 Lojman Kira Gelirleri 178.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 22.793.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 3.000.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 22.793.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 5.634.470.000 Toplam 5.700.713.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 319 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 31.873.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.844.545.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 737.498.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.613.916.000 3.613.916.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.613.916.000 3.613.916.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.613.916.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 320 ‒ AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ 3.613.916.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 31.873.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 28.977.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.153.000 E.03.03-YOLLUKLAR 115.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.662.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 47.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 26.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.896.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.078.000 E.03.03-YOLLUKLAR 107.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.667.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 44.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.844.545.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.777.550.000 E.01.01-MEMURLAR 1.892.351.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.466.000 E.01.03-İŞÇİLER 441.743.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.884.000 E.02.01-MEMURLAR 212.537.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 728.000 E.02.03-İŞÇİLER 96.039.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.946.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 60.119.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.903.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 14.512.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.582.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.740.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 12.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 30.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 66.995.000 E.01.01-MEMURLAR 17.898.000 E.01.03-İŞÇİLER 10.746.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 15.606.000 E.02.01-MEMURLAR 1.463.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.523.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 321 ‒ AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 379.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 16.134.000 E.03.03-YOLLUKLAR 305.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 40.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 127.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.774.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 737.498.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 734.505.000 E.01.01-MEMURLAR 247.555.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 78.654.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 8.000 E.02.01-MEMURLAR 27.383.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.769.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 432.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 791.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 144.077.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.395.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.404.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.739.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 361.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 303.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 593.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 77.240.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 9.404.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 397.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 61.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 33.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 29.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.993.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 746.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 994.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 294.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 959.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 322 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 46.538.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 43.545.000 2 Hizmet Gelirleri 43.545.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 16.715.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 9.600.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 4.500.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.500.000 35 Doktora Gelirleri 180.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.500.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.250.000 99 Diğer hizmet gelirleri 3.300.000 6 Kira Gelirleri 2.993.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 323 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 1 Taşınmaz Kiraları Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 2.993.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 46.538.000 1 99 Diğer Mal TaşınmazSatış ve Hizmet KiraGelirleri Gelirleri 2.993.000 43.545.000 04 2 Alınan Bağış Hizmet Gelirlerive Yardımlar ile Özel Gelirler 3.541.032.000 43.545.000 2 29 Merkezi Birinci Yönetim Bütçesine Öğretimden Dahil Elde Edilen İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirler 3.541.032.000 16.715.000 1 31 Cari İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.340.032.000 9.600.000 01 33 Hazine Yüksek Tezsiz YardımıLisans Gelirleri 3.340.032.000 4.500.000 2 34 Sermaye Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 201.000.000 1.500.000 01 35 Hazine Yardımı Doktora Gelirleri 201.000.000 180.000 05 45 UzaktanGelirler Diğer Öğretimden Elde Edilen Gelirler 26.346.000 2.500.000 2 69 Kişi ve Kurumlardan Yükseköğretim Alınan Kurumları Paylar Yemek Hizmeti Gelirleri Öğrenci 1.546.000 5.250.000 6 99 DiğerBütçeli Özel hizmetİdarelere gelirleri Ait Paylar 1.546.000 3.300.000 6 16 Araştırma Kira Projeleri Gelirleri Payı Gelirleri 1.546.000 2.993.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 24.800.000 e-bütçe e-Bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 24.800.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 324 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 24.800.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 46.538.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR Toplam 3.613.916.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 43.545.000 2 Hizmet Gelirleri 43.545.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 16.715.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 9.600.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 4.500.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.500.000 35 Doktora Gelirleri 180.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.500.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.250.000 99 Diğer hizmet gelirleri 3.300.000 6 Kira Gelirleri 2.993.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 325 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KAFKAS ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 24.169.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 750.069.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 3.238.145.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 314.593.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 4.326.976.000 4.326.976.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 4.326.976.000 4.326.976.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 4.326.976.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 326 ‒ KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KAFKAS ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KAFKAS ÜNİVERSİTESİ 4.326.976.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 24.169.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 7.995.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.483.000 E.03.03-YOLLUKLAR 205.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 185.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 122.000 GİDERLERİ E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 6.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 16.174.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.297.000 E.03.03-YOLLUKLAR 310.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 23.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 711.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.833.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 750.069.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 750.069.000 E.01.01-MEMURLAR 226.424.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 46.039.000 E.01.03-İŞÇİLER 75.034.000 E.02.01-MEMURLAR 23.497.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.563.000 E.02.03-İŞÇİLER 16.899.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 772.000 E.03.03-YOLLUKLAR 256.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 133.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 175.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 51.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 156.226.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 14.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 120.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 36.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 30.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 3.238.145.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.147.789.000 E.01.01-MEMURLAR 1.740.169.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 327 ‒ KAFKAS ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 120.038.000 E.01.03-İŞÇİLER 322.400.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 61.200.000 E.02.01-MEMURLAR 151.895.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.881.000 E.02.03-İŞÇİLER 63.609.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 220.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 390.546.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.495.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 145.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.646.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 667.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.878.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 27.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 6.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 185.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 14.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 47.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 90.356.000 E.01.01-MEMURLAR 3.452.000 E.01.03-İŞÇİLER 43.323.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.170.000 E.02.03-İŞÇİLER 16.745.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 659.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 22.702.000 E.03.03-YOLLUKLAR 812.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 231.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 138.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 95.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 29.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 314.593.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 308.726.000 E.01.01-MEMURLAR 152.733.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.715.000 E.01.03-İŞÇİLER 51.170.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.373.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 636.000 E.02.01-MEMURLAR 20.356.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.679.000 E.02.03-İŞÇİLER 11.179.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 447.000 E.03.03-YOLLUKLAR 821.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 603.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 625.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 328 ‒ KAFKAS ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.360.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 50.597.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 7.006.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 176.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 5.867.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.496.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 69.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 302.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 329 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAFKAS ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 26.962.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 21.095.000 2 Hizmet Gelirleri 21.095.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.184.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.578.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 419.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.712.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 180.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.268.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.754.000 6 Kira Gelirleri 5.867.000 1 Taşınmaz Kiraları 5.867.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 330 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAFKAS ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 01 Lojman Kirave Teşebbüs Gelirleri Mülkiyet Gelirleri 4.670.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 26.962.000 1 99 Diğer Mal veTaşınmaz KiraGelirleri Hizmet Satış Gelirleri 1.197.000 21.095.000 04 2 Alınan Bağış Hizmet Gelirlerive Yardımlar ile Özel Gelirler 4.214.579.000 21.095.000 2 29 Merkezi Birinci Yönetim Bütçesine Öğretimden Dahil Elde Edilen İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirler 4.214.579.000 7.184.000 1 31 Cari İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.728.579.000 3.578.000 01 38 Hazine Yurt Yardımı Yatak Ücreti Gelirleri 3.728.579.000 419.000 2 45 SermayeÖğretimden Elde Edilen Gelirler Uzaktan 486.000.000 1.712.000 01 46 Hazine Yardımı Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 486.000.000 180.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 85.435.000 5.268.000 2 99 Kişi vehizmet Diğer Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 16.174.000 2.754.000 6 6 ÖzelGelirleri Kira Bütçeli İdarelere Ait Paylar 16.174.000 5.867.000 1 16 Araştırma Kiraları Taşınmaz Projeleri Gelirleri Payı 16.174.000 5.867.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 69.261.000 e-bütçe e-Bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 69.261.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 331 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: KAFKAS ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 69.261.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 26.962.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR Toplam 4.326.976.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 21.095.000 2 Hizmet Gelirleri 21.095.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.184.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.578.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 419.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.712.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 180.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.268.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.754.000 6 Kira Gelirleri 5.867.000 1 Taşınmaz Kiraları 5.867.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 333 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 36.469.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.803.674.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 5.040.259.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 976.202.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 7.856.604.000 7.856.604.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 7.856.604.000 7.856.604.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 7.856.604.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 334 ‒ ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ 7.856.604.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 36.469.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 18.661.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.322.000 E.03.03-YOLLUKLAR 401.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.207.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 483.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 9.002.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 246.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 17.808.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.909.000 E.03.03-YOLLUKLAR 735.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.103.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 330.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 731.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 1.803.674.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.803.674.000 E.01.01-MEMURLAR 542.624.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 152.914.000 E.01.03-İŞÇİLER 274.877.000 E.02.01-MEMURLAR 56.780.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.968.000 E.02.03-İŞÇİLER 66.652.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 981.000 E.03.03-YOLLUKLAR 154.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 47.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 19.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 482.651.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 100.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 11.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 20.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 40.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 38.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 335 ‒ ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 5.040.259.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.928.593.000 E.01.01-MEMURLAR 3.200.683.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 37.674.000 E.01.03-İŞÇİLER 679.798.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 14.026.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 69.090.000 E.02.01-MEMURLAR 352.317.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.446.000 E.02.03-İŞÇİLER 143.716.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.596.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 5.220.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 276.358.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.822.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 37.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.578.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 9.541.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.442.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 77.117.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 34.132.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 111.666.000 E.01.01-MEMURLAR 16.021.000 E.01.03-İŞÇİLER 23.293.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.364.000 E.02.01-MEMURLAR 85.000 E.02.03-İŞÇİLER 5.523.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 584.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 50.066.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.798.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.973.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.804.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.155.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 976.202.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 963.110.000 E.01.01-MEMURLAR 268.464.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 133.842.000 E.01.03-İŞÇİLER 7.124.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 917.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 344.000 E.02.01-MEMURLAR 33.115.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.478.000 E.02.03-İŞÇİLER 761.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 122.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 54.150.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.444.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 336 ‒ ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.522.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.719.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.702.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 75.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 135.053.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 14.975.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 176.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.750.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 285.001.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 13.092.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.382.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.194.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.516.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 337 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 76.820.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 70.740.000 2 Hizmet Gelirleri 70.740.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 26.046.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 10.776.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.164.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.540.000 35 Doktora Gelirleri 256.000 37 Kantin Kafeterya İşletme Gelirleri 7.012.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.983.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 10.766.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.197.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 338 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 6 Kira Gelirlerive Mülkiyet Gelirleri Teşebbüs 6.080.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 76.820.000 1 1 Taşınmaz Kiraları Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 6.080.000 70.740.000 2 01 Lojman Kira Hizmet Gelirleri Gelirleri 651.000 70.740.000 99 29 Diğer BirinciTaşınmaz KiraElde Öğretimden Gelirleri Edilen Gelirler 5.429.000 26.046.000 04 31 Alınan Bağış İkinci ve Elde Öğretimden Yardımlar Edilen ile Özel Gelirler Gelirler 7.714.038.000 10.776.000 2 33 Merkezi Yönetim Tezsiz Yüksek Bütçesine Lisans Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirleri 7.714.038.000 1.164.000 1 34 Cari Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 7.091.790.000 1.540.000 01 35 Hazine DoktoraYardımı Gelirleri 7.091.790.000 256.000 2 37 Sermaye Kantin Kafeterya İşletme Gelirleri 622.248.000 7.012.000 01 45 Hazine UzaktanYardımı Öğretimden Elde Edilen Gelirler 622.248.000 11.983.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 65.746.000 10.766.000 2 99 Kişi Diğervehizmet Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 17.459.000 1.197.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 17.459.000 e-bütçe e-Bütçe 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 17.459.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 339 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN EDİLEN II III III IV IV 03 9 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 48.287.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 76.820.000 1 1 Diğer Mal veÇeşitli Hizmet Gelirler Satış Gelirleri 48.287.000 70.740.000 2 19 Öğrenci Katkı Hizmet Payı Telafi Gelirleri Gelirleri 48.287.000 70.740.000 29 Toplam Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.856.604.000 26.046.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 10.776.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.164.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.540.000 35 Doktora Gelirleri 256.000 37 Kantin Kafeterya İşletme Gelirleri 7.012.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.983.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 10.766.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.197.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 341 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: NİĞDE ÖMER HALİSDEMİR ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 12.184.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 26.026.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.857.431.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 624.846.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.520.487.000 3.520.487.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.520.487.000 3.520.487.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.520.487.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 342 ‒ NİĞDE ÖMER HALİSDEMİR ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: NİĞDE ÖMER HALİSDEMİR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL NİĞDE ÖMER HALİSDEMİR ÜNİVERSİTESİ 3.520.487.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 12.184.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 10.721.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.421.000 E.03.03-YOLLUKLAR 207.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 512.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 581.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 8.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.463.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.027.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 342.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 47.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 47.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 26.026.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 26.026.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 20.026.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.857.431.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.801.038.000 E.01.01-MEMURLAR 1.718.809.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.887.000 E.01.03-İŞÇİLER 349.154.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 893.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 25.998.000 E.02.01-MEMURLAR 195.381.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.335.000 E.02.03-İŞÇİLER 75.984.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.114.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 500.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 227.475.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.962.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.814.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.222.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 500.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 343 ‒ NİĞDE ÖMER HALİSDEMİR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 14.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 152.010.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 56.393.000 E.01.01-MEMURLAR 12.277.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.928.000 E.02.01-MEMURLAR 927.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.855.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 33.443.000 E.03.03-YOLLUKLAR 729.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.531.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 660.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 43.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 624.846.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 619.710.000 E.01.01-MEMURLAR 364.018.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 123.792.000 E.02.01-MEMURLAR 36.826.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.245.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.906.000 E.03.03-YOLLUKLAR 711.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 836.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.482.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 312.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 929.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 137.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 66.466.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 8.050.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 5.136.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.341.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 762.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 609.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 424.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 344 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: NİĞDE ÖMER HALİSDEMİR ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 31.598.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 26.462.000 2 Hizmet Gelirleri 26.462.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.358.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.392.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 2.644.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 3.112.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.478.000 99 Diğer hizmet gelirleri 5.478.000 6 Kira Gelirleri 5.136.000 1 Taşınmaz Kiraları 5.136.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 5.136.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 345 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: NİĞDE ÖMER HALİSDEMİR ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KABUL I II III IV EDİLEN 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 3.457.495.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 31.598.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 3.457.495.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 26.462.000 1 Cari 3.255.485.000 2 Hizmet Gelirleri 26.462.000 01 Hazine Yardımı 3.255.485.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.358.000 2 Sermaye 202.010.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.392.000 01 Hazine Yardımı 202.010.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 2.644.000 05 Diğer Gelirler 31.394.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 3.112.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 1.463.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.478.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 1.463.000 99 Diğer hizmet gelirleri 5.478.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 1.463.000 6 Kira Gelirleri 5.136.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 29.931.000 1 Taşınmaz Kiraları 5.136.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 29.931.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 5.136.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 29.931.000 e-bütçe e-Bütçe Toplam 3.520.487.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 347 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KÜTAHYA DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 8.105.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 3.296.462.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 588.566.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.893.133.000 3.893.133.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.893.133.000 3.893.133.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.893.133.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 348 ‒ KÜTAHYA DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KÜTAHYA DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KÜTAHYA DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ 3.893.133.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 8.105.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.154.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.401.000 E.03.03-YOLLUKLAR 84.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 307.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 359.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 3.951.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.320.000 E.03.03-YOLLUKLAR 76.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 419.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 136.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 3.296.462.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.095.986.000 E.01.01-MEMURLAR 1.778.668.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.952.000 E.01.03-İŞÇİLER 486.157.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.201.000 E.02.01-MEMURLAR 195.234.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 550.000 E.02.03-İŞÇİLER 103.978.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.831.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 229.101.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.080.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 727.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 649.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 469.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 15.390.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 95.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 9.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 156.999.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 200.476.000 E.01.01-MEMURLAR 31.681.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 349 ‒ KÜTAHYA DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.599.000 E.01.03-İŞÇİLER 74.615.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 5.252.000 E.02.01-MEMURLAR 3.526.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 73.000 E.02.03-İŞÇİLER 16.068.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 102.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 57.224.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.407.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 792.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.452.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.075.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.610.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 588.566.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 583.081.000 E.01.01-MEMURLAR 355.151.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 50.200.000 E.02.01-MEMURLAR 44.400.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.398.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.142.000 E.03.03-YOLLUKLAR 755.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 405.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 31.297.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.649.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 81.161.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 8.147.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 5.485.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.713.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.772.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 350 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KÜTAHYA DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 171.245.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 165.760.000 2 Hizmet Gelirleri 165.760.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 83.878.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 33.285.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 13.170.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 7.782.000 35 Doktora Gelirleri 3.700.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 10.959.000 99 Diğer hizmet gelirleri 12.986.000 6 Kira Gelirleri 5.485.000 1 Taşınmaz Kiraları 5.485.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 351 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KÜTAHYA DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 01 Lojman Kirave Teşebbüs Gelirleri Mülkiyet Gelirleri 1.042.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 171.245.000 1 99 Diğer Mal veTaşınmaz Kira Gelirleri Hizmet Satış Gelirleri 4.443.000 165.760.000 04 2 Alınan Bağış Hizmet Gelirlerive Yardımlar ile Özel Gelirler 3.677.235.000 165.760.000 2 29 Merkezi Yönetim Bütçesine Birinci Öğretimden Dahil Elde Edilen İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirler 3.677.235.000 83.878.000 1 31 Cari İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.388.843.000 33.285.000 01 33 Hazine YardımıLisans Gelirleri Tezsiz Yüksek 3.388.843.000 13.170.000 2 34 Sermaye Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 288.392.000 7.782.000 01 35 Hazine DoktoraYardımı Gelirleri 288.392.000 3.700.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 44.653.000 10.959.000 9 99 Diğer Diğer Çeşitli hizmetGelirler gelirleri 44.653.000 12.986.000 6 1 Diğer Çeşitli Gelirler Kira Gelirleri 44.653.000 5.485.000 1 19 Öğrenci TaşınmazKatkı Payı Telafi Gelirleri Kiraları 38.667.000 5.485.000 99 Yukarıda Tanımlanmayan Diğer Çeşitli Gelirler 5.986.000 e-bütçe e-Bütçe Toplam 3.893.133.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 353 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 41.426.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.773.430.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 4.305.095.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 572.395.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 6.692.346.000 6.692.346.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 6.692.346.000 6.692.346.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 6.692.346.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 354 ‒ TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ 6.692.346.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 41.426.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.428.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.634.000 E.03.03-YOLLUKLAR 253.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 386.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 119.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 36.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 36.998.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 29.726.000 E.03.03-YOLLUKLAR 485.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 435.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 6.352.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 1.773.430.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.773.430.000 E.01.01-MEMURLAR 695.218.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 204.677.000 E.02.01-MEMURLAR 75.125.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.734.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.796.000 E.03.03-YOLLUKLAR 31.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 60.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 26.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 19.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 405.744.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 70.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 290.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 4.305.095.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.194.757.000 E.01.01-MEMURLAR 2.534.031.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.711.000 E.01.03-İŞÇİLER 437.479.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 75.600.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 355 ‒ TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 260.907.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.137.000 E.02.03-İŞÇİLER 89.969.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 17.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 966.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 504.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 270.134.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.026.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 904.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.135.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.317.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 56.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 400.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 12.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.920.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 110.338.000 E.01.01-MEMURLAR 6.088.000 E.01.03-İŞÇİLER 47.305.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.791.000 E.02.01-MEMURLAR 418.000 E.02.03-İŞÇİLER 13.611.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.013.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 322.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 35.829.000 E.03.03-YOLLUKLAR 537.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 195.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.072.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.143.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 14.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 572.395.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 565.232.000 E.01.01-MEMURLAR 337.913.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 43.827.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 474.000 E.02.01-MEMURLAR 45.881.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.345.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 487.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.895.000 E.03.03-YOLLUKLAR 941.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 398.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 14.605.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 688.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 356 ‒ TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 404.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 95.154.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 13.971.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 7.163.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.755.000 E.03.03-YOLLUKLAR 255.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 277.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 796.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.080.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 357 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 74.572.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 70.539.000 2 Hizmet Gelirleri 70.539.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 46.694.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.597.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.506.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 3.130.000 35 Doktora Gelirleri 311.000 37 Kantin Kafeterya İşletme Gelirleri 3.130.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.000.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 10.171.000 6 Kira Gelirleri 4.033.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 358 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 1 Taşınmaz Kiraları Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 4.033.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 74.572.000 1 01 Lojman Mal ve Kira HizmetGelirleri Satış Gelirleri 822.000 70.539.000 2 99 HizmetTaşınmaz Diğer Gelirleri Kira Gelirleri 3.211.000 70.539.000 04 29 AlınanÖğretimden Birinci Bağış ve Yardımlar Elde Edilenile Özel Gelirler Gelirler 6.537.847.000 46.694.000 2 31 Merkezi İkinci Yönetim Elde ÖğretimdenBütçesine Dahil Edilen İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirler 6.537.847.000 3.597.000 1 33 Cari Yüksek Lisans Gelirleri Tezsiz 5.663.927.000 1.506.000 01 34 Hazine Tezli Yardımı Yüksek Lisans Gelirleri 5.663.927.000 3.130.000 2 35 SermayeGelirleri Doktora 873.920.000 311.000 01 37 Hazine Yardımı Kantin Kafeterya İşletme Gelirleri 873.920.000 3.130.000 05 45 Diğer Gelirler Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 79.927.000 2.000.000 2 69 Kişi ve Kurumlardan Yükseköğretim Alınan Kurumları Paylar Yemek Hizmeti Gelirleri Öğrenci 36.546.000 10.171.000 6 6 ÖzelGelirleri Kira Bütçeli İdarelere Ait Paylar 36.546.000 4.033.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 36.546.000 e-bütçe e-Bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 43.381.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 359 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 1 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 43.381.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 74.572.000 1 19 Öğrenci Mal Katkı Payı ve Hizmet SatışTelafi Gelirleri Gelirleri 43.381.000 70.539.000 2 Hizmet Gelirleri Toplam 6.692.346.000 70.539.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 46.694.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.597.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.506.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 3.130.000 35 Doktora Gelirleri 311.000 37 Kantin Kafeterya İşletme Gelirleri 3.130.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.000.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 10.171.000 6 Kira Gelirleri 4.033.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 361 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 15.776.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 120.050.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 3.990.925.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.077.354.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 5.204.105.000 5.204.105.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 5.204.105.000 5.204.105.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 5.204.105.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 362 ‒ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ 5.204.105.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 15.776.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 11.232.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.580.000 E.03.03-YOLLUKLAR 332.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 374.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 855.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 91.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 6.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 4.544.000 E.03.03-YOLLUKLAR 237.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 673.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 635.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.999.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 120.050.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 120.050.000 E.01.01-MEMURLAR 33.950.000 E.02.01-MEMURLAR 4.563.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 14.537.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 65.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 3.990.925.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.892.314.000 E.01.01-MEMURLAR 2.873.640.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 51.912.000 E.01.03-İŞÇİLER 27.630.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.180.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 66.746.000 E.02.01-MEMURLAR 326.345.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.132.000 E.02.03-İŞÇİLER 5.896.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.015.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 965.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.419.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 322.951.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 363 ‒ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 3.593.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 12.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.650.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.965.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.116.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 43.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 8.147.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 113.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 98.611.000 E.01.01-MEMURLAR 50.540.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 12.792.000 E.02.01-MEMURLAR 3.769.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 410.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 24.360.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.990.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 60.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.856.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 930.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 51.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.853.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.077.354.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.065.956.000 E.01.01-MEMURLAR 301.605.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.775.000 E.01.03-İŞÇİLER 432.285.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 383.000 E.02.01-MEMURLAR 40.304.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.638.000 E.02.03-İŞÇİLER 93.926.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.946.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.631.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.423.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 444.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.645.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.181.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 906.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 146.618.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 11.688.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 182.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 11.398.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 364 ‒ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.466.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 805.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 827.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.300.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 365 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 64.835.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 53.437.000 2 Hizmet Gelirleri 53.437.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.354.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.000.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 171.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.078.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.510.000 35 Doktora Gelirleri 378.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 7.184.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.000.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 7.782.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 366 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 99 Diğer hizmet gelirleri 8.980.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 64.835.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 6 Kira Gelirleri 11.398.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 53.437.000 1 Taşınmaz Kiraları 11.398.000 2 Hizmet Gelirleri 53.437.000 01 Lojman Kira Gelirleri 6.551.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.354.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 4.847.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.000.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 5.089.552.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 171.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 5.089.552.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.078.000 1 Cari 4.823.405.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.510.000 01 Hazine Yardımı 4.823.405.000 35 Doktora Gelirleri 378.000 2 Sermaye 266.147.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 7.184.000 01 Hazine Yardımı 266.147.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.000.000 05 Diğer Gelirler 49.718.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 7.782.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 4.221.000 e-bütçe e-Bütçe 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 4.221.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 367 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 16 Araştırma Projeleri Teşebbüs ve Gelirleri Mülkiyet Payı Gelirleri 4.221.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 64.835.000 19 Diğer Mal veÇeşitli HizmetGelirler Satış Gelirleri 45.497.000 53.437.000 21 HizmetÇeşitli Diğer Gelirler Gelirleri 45.497.000 53.437.000 19 29 Öğrenci Birinci Katkı Payı Telafi Öğretimden Gelirleri Elde Edilen Gelirler 45.497.000 20.354.000 31 İkinci Öğretimden Elde EdilenToplam Gelirler 5.204.105.000 4.000.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 171.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.078.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.510.000 35 Doktora Gelirleri 378.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 7.184.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.000.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 7.782.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 369 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 54.983.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.466.464.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 4.014.041.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 981.113.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 6.516.601.000 6.516.601.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 6.516.601.000 6.516.601.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 6.516.601.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 370 ‒ KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ 6.516.601.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 54.983.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.865.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.763.000 E.03.03-YOLLUKLAR 26.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 76.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 49.118.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 37.267.000 E.03.03-YOLLUKLAR 522.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.912.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 896.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 521.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 1.466.464.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.466.464.000 E.01.01-MEMURLAR 218.894.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 270.279.000 E.01.03-İŞÇİLER 121.039.000 E.02.01-MEMURLAR 31.534.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.102.000 E.02.03-İŞÇİLER 23.269.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 17.650.000 E.03.03-YOLLUKLAR 339.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 163.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 174.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 12.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 505.009.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 35.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 180.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 35.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 4.014.041.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.839.668.000 E.01.01-MEMURLAR 2.674.376.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.082.000 E.01.03-İŞÇİLER 341.123.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 313.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 371 ‒ KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.05-DİĞER PERSONEL 54.338.000 E.02.01-MEMURLAR 259.243.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.746.000 E.02.03-İŞÇİLER 71.600.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 118.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 821.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 319.254.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.454.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 14.403.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 9.068.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.729.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 53.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 15.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 174.373.000 E.01.01-MEMURLAR 14.141.000 E.01.03-İŞÇİLER 93.561.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.040.000 E.02.01-MEMURLAR 200.000 E.02.03-İŞÇİLER 34.155.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.217.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 20.143.000 E.03.03-YOLLUKLAR 788.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 243.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.206.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.667.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.012.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 981.113.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 978.888.000 E.01.01-MEMURLAR 447.041.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.220.000 E.01.03-İŞÇİLER 42.518.000 E.02.01-MEMURLAR 49.705.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 282.000 E.02.03-İŞÇİLER 7.993.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 28.504.000 E.03.03-YOLLUKLAR 944.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 539.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.141.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 239.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.110.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 224.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 100.435.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 12.993.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 227.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 372 ‒ KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 55.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.225.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.412.000 E.03.03-YOLLUKLAR 347.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 466.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 373 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 47.513.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 45.800.000 2 Hizmet Gelirleri 45.800.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 15.329.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 8.908.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 5.170.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.712.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.796.000 37 Kantin Kafeterya İşletme Gelirleri 512.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.846.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.381.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.146.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 374 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 6 Teşebbüs Kira Gelirlerive Mülkiyet Gelirleri 47.513.000 1.713.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 1 Taşınmaz Mal Kiraları ve Hizmet Satış Gelirleri 1.713.000 45.800.000 2 99 HizmetTaşınmaz Diğer Gelirleri Kira Gelirleri 1.713.000 45.800.000 04 29 Alınan Bağış Birinci ve Elde ÖğretimdenYardımlar Edilenile Özel Gelirler Gelirler 6.290.885.000 15.329.000 2 31 Merkezi İkinci Yönetim Elde ÖğretimdenBütçesine Dahil Edilen İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirler 6.290.885.000 8.908.000 1 33 Cari Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 5.690.885.000 5.170.000 01 34 Hazine Tezli Yardımı Yüksek Lisans Gelirleri 5.690.885.000 1.712.000 2 36 Sermaye Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 600.000.000 1.796.000 01 37 Hazine Yardımı Kantin Kafeterya İşletme Gelirleri 600.000.000 512.000 05 45 Diğer Gelirler Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 178.203.000 1.846.000 2 69 Kişi ve Kurumlardan Yükseköğretim Alınan Kurumları Paylar Yemek Hizmeti Gelirleri Öğrenci 47.567.000 8.381.000 6 99 DiğerBütçeli Özel hizmetİdarelere gelirleri Ait Paylar 47.567.000 2.146.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 47.567.000 e-bütçe e-Bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 130.636.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 375 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 1 Teşebbüs Diğer Çeşitlive Mülkiyet Gelirleri Gelirler 47.513.000 130.636.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 19 Mal ve Hizmet Öğrenci SatışTelafi Katkı Payı Gelirleri Gelirleri 45.800.000 130.636.000 2 Hizmet Gelirleri Toplam 45.800.000 6.516.601.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 15.329.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 8.908.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 5.170.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.712.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.796.000 37 Kantin Kafeterya İşletme Gelirleri 512.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.846.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.381.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.146.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 377 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 46.639.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 595.726.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 3.723.884.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 561.485.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 4.927.734.000 4.927.734.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 4.927.734.000 4.927.734.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 4.927.734.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 378 ‒ KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ 4.927.734.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 46.639.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 16.716.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 677.000 E.03.03-YOLLUKLAR 177.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 599.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 263.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 29.923.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 20.401.000 E.03.03-YOLLUKLAR 603.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.578.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 259.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.082.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 595.726.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 595.726.000 E.01.03-İŞÇİLER 88.505.000 E.02.03-İŞÇİLER 19.195.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 348.000 E.03.03-YOLLUKLAR 269.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 19.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 31.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 374.859.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 55.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 50.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.500.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 3.723.884.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.648.740.000 E.01.01-MEMURLAR 2.271.898.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 169.119.000 E.01.03-İŞÇİLER 352.788.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.795.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 79.098.000 E.02.01-MEMURLAR 246.614.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 379 ‒ KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 18.459.000 E.02.03-İŞÇİLER 72.835.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 2.135.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 349.999.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.066.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.204.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 668.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.219.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 650.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 193.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 30.101.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 8.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 9.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 14.899.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 17.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 75.144.000 E.01.01-MEMURLAR 13.775.000 E.01.03-İŞÇİLER 13.791.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.533.000 E.02.01-MEMURLAR 972.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.170.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.225.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 31.426.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.187.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 102.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.556.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.028.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 379.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 561.485.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 557.360.000 E.01.01-MEMURLAR 364.924.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 181.000 E.02.01-MEMURLAR 44.925.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 270.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.107.000 E.03.03-YOLLUKLAR 462.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 77.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.758.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 374.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ 648.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 58.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 124.784.000 HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 9.792.000 TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 4.125.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.125.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 380 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 37.614.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 33.816.000 2 Hizmet Gelirleri 33.816.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.723.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.233.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 831.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.565.000 35 Doktora Gelirleri 156.000 37 Kantin Kafeterya İşletme Gelirleri 327.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 113.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.500.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 10.171.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 381 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN EDİLEN II III III IV IV 03 99 Teşebbüs vegelirleri Diğer hizmet Mülkiyet Gelirleri 37.614.000 1.197.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 6 Mal Kira ve Hizmet Satış Gelirleri Gelirleri 33.816.000 3.798.000 2 1 Hizmet Gelirleri Taşınmaz Kiraları 33.816.000 3.798.000 29 99 BirinciTaşınmaz Diğer Öğretimden KiraElde Edilen Gelirler Gelirleri 6.723.000 3.798.000 04 31 İkinci Alınan Öğretimden Elde Edilen ile Bağış ve Yardımlar Gelirler Özel Gelirler 11.233.000 4.818.542.000 2 33 Tezsiz MerkeziYüksek Lisans Yönetim Gelirleri Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 831.000 4.818.542.000 1 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri Cari 1.565.000 4.612.042.000 35 01 DoktoraYardımı Hazine Gelirleri 156.000 4.612.042.000 2 37 Kantin SermayeKafeterya İşletme Gelirleri 327.000 206.500.000 38 01 Yurt Yatak Hazine Ücreti Gelirleri Yardımı 113.000 206.500.000 05 45 Uzaktan Diğer Öğretimden Elde Edilen Gelirler Gelirler 1.500.000 71.578.000 2 69 Yükseköğretim Kurumları Kişi ve Kurumlardan AlınanÖğrenci Paylar Yemek Hizmeti Gelirleri 10.171.000 29.674.000 e-bütçe 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 29.674.000 e-Bütçe 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 29.674.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 382 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KABUL I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 37.614.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 9 Diğer Çeşitli Gelirler 41.904.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 33.816.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 41.904.000 2 Hizmet Gelirleri 33.816.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 41.904.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.723.000 Toplam 4.927.734.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.233.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 831.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.565.000 35 Doktora Gelirleri 156.000 37 Kantin Kafeterya İşletme Gelirleri 327.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 113.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.500.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 10.171.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 383 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 97.093.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 2.334.683.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 4.948.292.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 901.666.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 8.281.734.000 8.281.734.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 8.281.734.000 8.281.734.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 8.281.734.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 384 ‒ ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ 8.281.734.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 97.093.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 477.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 458.000 E.03.03-YOLLUKLAR 19.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 96.616.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 42.909.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.967.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 17.373.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.446.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 26.421.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.500.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 2.334.683.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.334.683.000 E.01.01-MEMURLAR 565.465.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 239.873.000 E.01.03-İŞÇİLER 211.276.000 E.02.01-MEMURLAR 100.608.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 30.706.000 E.02.03-İŞÇİLER 24.063.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 293.000 E.03.03-YOLLUKLAR 321.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 342.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 177.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 861.559.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 188.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 110.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 4.948.292.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.816.615.000 E.01.01-MEMURLAR 3.112.119.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 41.759.000 E.01.03-İŞÇİLER 556.888.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.114.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 91.112.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 385 ‒ ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 312.633.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.383.000 E.02.03-İŞÇİLER 143.069.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 330.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.161.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 382.581.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.324.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.090.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 6.344.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.708.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 61.412.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 13.838.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 42.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.750.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 131.677.000 E.01.01-MEMURLAR 28.892.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.856.000 E.01.03-İŞÇİLER 19.748.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 14.554.000 E.02.01-MEMURLAR 4.448.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 170.000 E.02.03-İŞÇİLER 7.538.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.537.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 29.873.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.059.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.463.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.715.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 824.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 901.666.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 896.958.000 E.01.01-MEMURLAR 469.279.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 75.755.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.552.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.024.000 E.02.01-MEMURLAR 52.734.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.235.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 994.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 36.962.000 E.03.03-YOLLUKLAR 117.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.705.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.923.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 359.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 31.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 386 ‒ ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 103.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 225.832.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 19.353.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 4.708.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.708.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 387 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 79.113.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 74.405.000 2 Hizmet Gelirleri 74.405.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 42.462.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 14.363.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.374.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.377.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.789.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 12.379.000 99 Diğer hizmet gelirleri 661.000 6 Kira Gelirleri 4.708.000 1 Taşınmaz Kiraları 4.708.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 388 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 79.113.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 4.708.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 74.405.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 8.048.733.000 2 Hizmet Gelirleri 74.405.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 8.048.733.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 42.462.000 1 Cari 7.608.733.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 14.363.000 01 Hazine Yardımı 7.608.733.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.374.000 2 Sermaye 440.000.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.377.000 01 Hazine Yardımı 440.000.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.789.000 05 Diğer Gelirler 153.888.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 12.379.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 96.204.000 99 Diğer hizmet gelirleri 661.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 96.204.000 6 Kira Gelirleri 4.708.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 96.204.000 1 Taşınmaz Kiraları 4.708.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 57.684.000 e-bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 57.684.000 e-Bütçe 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 57.684.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 389 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 Toplam Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 8.281.734.000 79.113.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 74.405.000 2 Hizmet Gelirleri 74.405.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 42.462.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 14.363.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.374.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.377.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.789.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 12.379.000 99 Diğer hizmet gelirleri 661.000 6 Kira Gelirleri 4.708.000 1 Taşınmaz Kiraları 4.708.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 391 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 16.205.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.150.615.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 302.058.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.468.878.000 1.468.878.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.468.878.000 1.468.878.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.468.878.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 392 ‒ GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ 1.468.878.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 16.205.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 266.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 38.000 E.03.03-YOLLUKLAR 12.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 65.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 151.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 15.939.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.876.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.487.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.596.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.980.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.150.615.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.081.230.000 E.01.01-MEMURLAR 535.182.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.599.000 E.01.03-İŞÇİLER 147.396.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.545.000 E.02.01-MEMURLAR 62.749.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.000 E.02.03-İŞÇİLER 31.325.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 154.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 79.971.000 E.03.03-YOLLUKLAR 547.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 210.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 804.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 212.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 23.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 13.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 32.001.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 137.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 69.385.000 E.01.01-MEMURLAR 32.819.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.100.000 E.02.01-MEMURLAR 285.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 393 ‒ GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 321.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 25.331.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.468.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 37.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.393.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 341.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 290.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 302.058.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 300.541.000 E.01.01-MEMURLAR 147.154.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 46.698.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 396.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 383.000 E.02.01-MEMURLAR 19.155.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.570.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 154.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.604.000 E.03.03-YOLLUKLAR 671.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 304.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.455.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 374.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.199.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.436.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 46.303.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.721.000 E.05.04-HANE HALKI VE İŞLETMELERE YAPILAN TRANSFERLER 7.316.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 149.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 499.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.517.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 977.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 96.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 296.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 148.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 394 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 77.991.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 76.474.000 2 Hizmet Gelirleri 76.474.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.218.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 222.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 46.453.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 281.000 35 Doktora Gelirleri 109.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 10.260.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 15.826.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.105.000 6 Kira Gelirleri 1.517.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 395 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 1 Taşınmaz Kiraları Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.517.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 77.991.000 1 01 Lojman Mal Kira Gelirleri ve Hizmet Satış Gelirleri 251.000 76.474.000 2 99 Diğer Taşınmaz Hizmet Gelirleri Kira Gelirleri 1.266.000 76.474.000 04 29 AlınanÖğretimden Birinci Bağış ve Yardımlar Elde Edilenile Özel Gelirler Gelirler 1.382.037.000 1.218.000 2 31 Merkezi İkinci Yönetim Bütçesine Öğretimden Dahil Elde Edilen İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirler 1.382.037.000 222.000 1 33 Cari Yüksek Lisans Gelirleri Tezsiz 1.171.037.000 46.453.000 01 34 Hazine Tezli Yardımı Yüksek Lisans Gelirleri 1.171.037.000 281.000 2 35 SermayeGelirleri Doktora 211.000.000 109.000 01 38 Hazine Yurt Yardımı Yatak Ücreti Gelirleri 211.000.000 10.260.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 8.850.000 15.826.000 2 99 Kişi vehizmet Diğer Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 2.003.000 2.105.000 6 6 ÖzelGelirleri Kira Bütçeli İdarelere Ait Paylar 2.003.000 1.517.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 2.003.000 e-bütçe e-Bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 6.847.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 396 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 1 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 6.847.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 77.991.000 1 19 Öğrenci Katkı Payı Mal ve Hizmet SatışTelafi Gelirleri Gelirleri 6.847.000 76.474.000 2 Hizmet Gelirleri Toplam 1.468.878.000 76.474.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.218.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 222.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 46.453.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 281.000 35 Doktora Gelirleri 109.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 10.260.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 15.826.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.105.000 6 Kira Gelirleri 1.517.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 397 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KIRŞEHİR AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 50.045.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.572.503.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 375.864.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.998.412.000 2.998.412.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.998.412.000 2.998.412.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.998.412.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 398 ‒ KIRŞEHİR AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KIRŞEHİR AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KIRŞEHİR AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ 2.998.412.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 50.045.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 49.654.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.116.000 E.03.03-YOLLUKLAR 952.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 617.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 30.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 14.969.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 391.000 E.03.03-YOLLUKLAR 186.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 175.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 30.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.572.503.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.529.134.000 E.01.01-MEMURLAR 1.643.536.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.440.000 E.01.03-İŞÇİLER 256.163.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 444.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 22.798.000 E.02.01-MEMURLAR 171.223.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.798.000 E.02.03-İŞÇİLER 56.864.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.038.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.047.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 173.461.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.879.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 161.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.630.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.190.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 462.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 72.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 16.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 83.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 9.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 43.369.000 E.01.01-MEMURLAR 8.236.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 399 ‒ KIRŞEHİR AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.03-İŞÇİLER 16.867.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.659.000 E.02.01-MEMURLAR 939.000 E.02.03-İŞÇİLER 5.076.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.619.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.677.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 296.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 375.864.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 373.877.000 E.01.01-MEMURLAR 229.891.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 48.137.000 E.02.01-MEMURLAR 28.593.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.571.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 53.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.269.000 E.03.03-YOLLUKLAR 771.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 797.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.595.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 317.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 14.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 49.072.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 6.547.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.987.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.452.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 535.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 400 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KIRŞEHİR AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 24.677.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 22.690.000 2 Hizmet Gelirleri 22.690.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 14.368.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 599.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 599.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 419.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 6.585.000 99 Diğer hizmet gelirleri 120.000 6 Kira Gelirleri 1.987.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.987.000 01 Lojman Kira Gelirleri 72.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 401 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: KIRŞEHİR AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.915.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 24.677.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.952.665.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 22.690.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.952.665.000 2 Hizmet Gelirleri 22.690.000 1 Cari 2.727.696.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 14.368.000 01 Hazine Yardımı 2.727.696.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 599.000 2 Sermaye 224.969.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 599.000 01 Hazine Yardımı 224.969.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 419.000 05 Diğer Gelirler 21.070.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 6.585.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 211.000 99 Diğer hizmet gelirleri 120.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 211.000 6 Kira Gelirleri 1.987.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 211.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.987.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 20.859.000 01 Lojman Kira Gelirleri 72.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 20.859.000 e-bütçe e-Bütçe 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 20.859.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 402 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: KIRŞEHİR AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KABUL I II III IV EDİLEN Toplam 2.998.412.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 24.677.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 22.690.000 2 Hizmet Gelirleri 22.690.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 14.368.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 599.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 599.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 419.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 6.585.000 99 Diğer hizmet gelirleri 120.000 6 Kira Gelirleri 1.987.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.987.000 01 Lojman Kira Gelirleri 72.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 403 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 28.280.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.727.427.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 857.584.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.613.291.000 3.613.291.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.613.291.000 3.613.291.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.613.291.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 404 ‒ KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ 3.613.291.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 28.280.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 27.921.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.774.000 E.03.03-YOLLUKLAR 444.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 703.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 24.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 359.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 347.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.727.427.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.692.921.000 E.01.01-MEMURLAR 1.592.657.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.290.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.371.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.175.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 23.200.000 E.02.01-MEMURLAR 153.836.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.120.000 E.02.03-İŞÇİLER 310.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 554.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 436.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 147.054.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.574.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 24.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.847.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.331.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.892.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 134.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 542.998.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 50.752.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 34.506.000 E.01.01-MEMURLAR 3.372.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 8.205.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.446.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 405 ‒ KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 18.154.000 E.03.03-YOLLUKLAR 966.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.082.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 145.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 136.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 857.584.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 857.238.000 E.01.01-MEMURLAR 265.225.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 19.385.000 E.01.03-İŞÇİLER 360.138.000 E.02.01-MEMURLAR 30.281.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.313.000 E.02.03-İŞÇİLER 81.252.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 29.887.000 E.03.03-YOLLUKLAR 811.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 747.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.226.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 759.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 184.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 52.616.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 6.414.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.750.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 346.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 346.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 406 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 23.228.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 22.882.000 2 Hizmet Gelirleri 22.882.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 8.707.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.250.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.197.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.197.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 6.675.000 99 Diğer hizmet gelirleri 856.000 6 Kira Gelirleri 346.000 1 Taşınmaz Kiraları 346.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 346.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 407 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN EDİLEN II III III IV IV 04 03 Alınan Bağış Teşebbüs ve ve Yardımlar Mülkiyet ile Özel Gelirler Gelirleri 3.578.080.000 23.228.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 1 Merkezi Mal Yönetim ve Hizmet Bütçesine Satış GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 3.578.080.000 22.882.000 1 2 Cari Hizmet Gelirleri 2.811.080.000 22.882.000 01 29 Hazine Yardımı Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.811.080.000 8.707.000 2 31 Sermaye İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 767.000.000 4.250.000 01 33 Hazine Yüksek Tezsiz YardımıLisans Gelirleri 767.000.000 1.197.000 05 36 Diğer Gelirler Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 11.983.000 1.197.000 9 69 Diğer Çeşitli Gelirler Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 11.983.000 6.675.000 1 99 Diğer Diğer Çeşitli hizmetGelirler gelirleri 11.983.000 856.000 6 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri Kira Gelirleri 11.983.000 346.000 1 Taşınmaz Kiraları Toplam 3.613.291.000 346.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 346.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 409 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: DÜZCE ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 42.484.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.345.980.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 3.098.687.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 383.923.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 4.871.074.000 4.871.074.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 4.871.074.000 4.871.074.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 4.871.074.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 410 ‒ DÜZCE ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: DÜZCE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL DÜZCE ÜNİVERSİTESİ 4.871.074.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 42.484.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 16.123.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 350.000 E.03.03-YOLLUKLAR 64.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 109.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 13.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 1.100.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 26.361.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 16.935.000 E.03.03-YOLLUKLAR 942.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 243.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.408.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 333.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 1.345.980.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.345.980.000 E.01.01-MEMURLAR 452.917.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 140.056.000 E.01.03-İŞÇİLER 85.922.000 E.02.01-MEMURLAR 52.918.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.707.000 E.02.03-İŞÇİLER 20.135.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 721.000 E.03.03-YOLLUKLAR 235.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 47.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 279.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 353.043.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 77.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 30.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 118.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 3.098.687.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.012.127.000 E.01.01-MEMURLAR 1.940.403.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 411 ‒ DÜZCE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.588.000 E.01.03-İŞÇİLER 274.802.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 991.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 71.000.000 E.02.01-MEMURLAR 195.929.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.214.000 E.02.03-İŞÇİLER 60.698.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.182.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 539.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 150.761.000 E.03.03-YOLLUKLAR 992.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.080.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.528.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 990.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 26.930.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 211.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 33.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 86.560.000 E.01.01-MEMURLAR 7.541.000 E.01.03-İŞÇİLER 30.000.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.147.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.849.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 18.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 35.145.000 E.03.03-YOLLUKLAR 459.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 775.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 335.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 721.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.300.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 270.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 383.923.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 378.586.000 E.01.01-MEMURLAR 203.715.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.472.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 480.000 E.02.01-MEMURLAR 24.414.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.311.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 11.966.000 E.03.03-YOLLUKLAR 578.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 349.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.318.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 251.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 412 ‒ DÜZCE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.032.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 163.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 77.813.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 10.446.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 278.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 5.337.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.872.000 E.03.03-YOLLUKLAR 374.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 15.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.725.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 313.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 38.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 413 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 63.915.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 58.578.000 2 Hizmet Gelirleri 58.578.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 30.911.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.714.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.650.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 2.156.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.401.000 35 Doktora Gelirleri 172.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 11.150.000 99 Diğer hizmet gelirleri 3.424.000 6 Kira Gelirleri 5.337.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 414 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 1 Taşınmaz Kiraları Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 5.337.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 63.915.000 1 01 Lojman Mal Kira Gelirleri ve Hizmet Satış Gelirleri 666.000 58.578.000 2 99 HizmetTaşınmaz Diğer Gelirleri Kira Gelirleri 4.671.000 58.578.000 04 29 AlınanÖğretimden Birinci Bağış ve Yardımlar Elde Edilenile Özel Gelirler Gelirler 4.752.816.000 30.911.000 2 31 Merkezi İkinci Yönetim Elde ÖğretimdenBütçesine Dahil Edilen İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirler 4.752.816.000 7.714.000 1 32 CariOkulu Gelirleri Yaz 4.221.786.000 1.650.000 01 33 HazineYüksek Tezsiz YardımıLisans Gelirleri 4.221.786.000 2.156.000 2 34 Sermaye Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 531.030.000 1.401.000 01 35 DoktoraYardımı Hazine Gelirleri 531.030.000 172.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 54.343.000 11.150.000 2 99 Diğervehizmet Kişi Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 25.714.000 3.424.000 6 6 ÖzelGelirleri Kira Bütçeli İdarelere Ait Paylar 25.714.000 5.337.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 25.714.000 e-bütçe e-Bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 28.629.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 415 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 1 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 28.629.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 63.915.000 1 19 Öğrenci Mal Katkı Payı ve Hizmet SatışTelafi Gelirleri Gelirleri 28.629.000 58.578.000 2 Hizmet Gelirleri Toplam 4.871.074.000 58.578.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 30.911.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.714.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.650.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 2.156.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.401.000 35 Doktora Gelirleri 172.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 11.150.000 99 Diğer hizmet gelirleri 3.424.000 6 Kira Gelirleri 5.337.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 417 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: BURDUR MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 42.642.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 34.350.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 3.787.867.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 235.604.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 4.100.463.000 4.100.463.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 4.100.463.000 4.100.463.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 4.100.463.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 418 ‒ BURDUR MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: BURDUR MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL BURDUR MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ 4.100.463.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 42.642.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 41.050.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.883.000 E.03.03-YOLLUKLAR 604.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 890.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 673.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 18.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 2.500.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 15.500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.592.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 903.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 689.000 GİDERLERİ 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 34.350.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 34.350.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 24.350.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 9.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 3.787.867.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.705.126.000 E.01.01-MEMURLAR 1.960.932.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 44.824.000 E.01.03-İŞÇİLER 524.031.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.079.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 383.000 E.02.01-MEMURLAR 182.653.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.700.000 E.02.03-İŞÇİLER 128.267.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.949.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 331.429.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.369.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.081.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.480.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.456.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.969.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 419 ‒ BURDUR MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 61.059.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 7.196.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 269.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 42.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 6.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 348.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 28.500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 82.741.000 E.01.01-MEMURLAR 4.612.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.340.000 E.01.03-İŞÇİLER 15.071.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 11.556.000 E.02.01-MEMURLAR 411.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 711.000 E.02.03-İŞÇİLER 11.180.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.426.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 23.059.000 E.03.03-YOLLUKLAR 570.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 852.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 77.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 876.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 235.604.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 233.800.000 E.01.01-MEMURLAR 195.969.000 E.02.01-MEMURLAR 34.904.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 130.000 E.03.03-YOLLUKLAR 369.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 505.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 39.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 242.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.556.000 GİDERLERİ E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 86.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.804.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 211.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.059.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 534.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 420 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BURDUR MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 37.397.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 33.880.000 2 Hizmet Gelirleri 33.880.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 13.226.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.192.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 237.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 197.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 881.000 35 Doktora Gelirleri 154.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 11.973.000 6 Kira Gelirleri 1.804.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 421 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BURDUR MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 1 Taşınmaz Kiraları Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.804.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 37.397.000 1 01 Lojman Kira Gelirleri Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 32.000 33.880.000 2 99 Diğer HizmetTaşınmaz Gelirleri Kira Gelirleri 1.772.000 33.880.000 9 29 Diğer BirinciTeşebbüs ve Elde Öğretimden Mülkiyet Gelirleri Edilen Gelirler 1.713.000 13.226.000 9 31 Diğer Gelirler İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.713.000 7.192.000 99 32 Diğer Çeşitli Yaz Okulu Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Gelirleri 1.713.000 237.000 04 33 AlınanYüksek Tezsiz Bağış ve Yardımlar Lisans Gelirleri ile Özel Gelirler 4.012.613.000 197.000 2 34 Merkezi Yönetim Tezli Yüksek Bütçesine Lisans GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 4.012.613.000 881.000 1 35 Cari Doktora Gelirleri 3.541.613.000 154.000 01 45 Hazine UzaktanYardımı Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.541.613.000 20.000 2 69 Sermaye Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 471.000.000 11.973.000 6 01 Hazine Yardımı Kira Gelirleri 471.000.000 1.804.000 05 Diğer Gelirler 50.453.000 e-bütçe e-Bütçe 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 1.533.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 422 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BURDUR MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 6 Teşebbüs Özel Bütçelive Mülkiyet İdarelere Ait Gelirleri Paylar 37.397.000 1.533.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 16 Mal ve Hizmet Araştırma SatışGelirleri Projeleri GelirleriPayı 33.880.000 1.533.000 9 2 HizmetÇeşitli Diğer Gelirleri Gelirler 33.880.000 48.920.000 1 29 BirinciÇeşitli Diğer Öğretimden GelirlerElde Edilen Gelirler 13.226.000 48.920.000 31 19 İkinci Öğretimden Öğrenci Katkı Payı Elde TelafiEdilen Gelirler Gelirleri 7.192.000 48.920.000 32 Yaz Okulu Gelirleri Toplam 237.000 4.100.463.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 197.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 881.000 35 Doktora Gelirleri 154.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 11.973.000 6 Kira Gelirleri 1.804.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 423 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: UŞAK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 4.031.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 253.353.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.104.728.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 714.942.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.077.054.000 3.077.054.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.077.054.000 3.077.054.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.077.054.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 424 ‒ UŞAK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: UŞAK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL UŞAK ÜNİVERSİTESİ 3.077.054.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 4.031.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.594.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.737.000 E.03.03-YOLLUKLAR 392.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 580.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 883.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 437.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 12.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 425.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 253.353.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 253.353.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 73.353.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 170.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.104.728.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.029.789.000 E.01.01-MEMURLAR 1.421.359.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 19.060.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.850.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 51.142.000 E.02.01-MEMURLAR 143.115.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.776.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.842.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 532.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 183.324.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.878.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 10.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 871.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.803.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 225.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 42.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 14.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 90.500.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 425 ‒ UŞAK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 51.502.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 74.939.000 E.01.01-MEMURLAR 6.905.000 E.01.03-İŞÇİLER 7.385.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 9.218.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.585.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 234.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 47.536.000 E.03.03-YOLLUKLAR 550.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 87.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.439.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 714.942.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 713.196.000 E.01.01-MEMURLAR 229.208.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 48.825.000 E.01.03-İŞÇİLER 267.793.000 E.02.01-MEMURLAR 30.539.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.445.000 E.02.03-İŞÇİLER 58.131.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.905.000 E.03.03-YOLLUKLAR 986.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 524.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.107.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.748.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.070.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 45.695.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.970.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.746.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.434.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 312.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 426 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: UŞAK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 51.842.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 50.096.000 2 Hizmet Gelirleri 50.096.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.645.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 9.794.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 778.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 311.000 35 Doktora Gelirleri 125.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 599.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 359.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.062.000 99 Diğer hizmet gelirleri 9.423.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 427 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: UŞAK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 6 Teşebbüs Kira Gelirlerive Mülkiyet Gelirleri 51.842.000 1.746.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 1 Mal ve Hizmet Taşınmaz Satış Gelirleri Kiraları 50.096.000 1.746.000 2 99 HizmetTaşınmaz Diğer Gelirleri Kira Gelirleri 50.096.000 1.746.000 04 29 Alınan Bağış Birinci ve Elde ÖğretimdenYardımlar Edilenile Özel Gelirler Gelirler 2.999.932.000 20.645.000 2 31 İkinci MerkeziÖğretimden Yönetim Elde Edilen Bütçesine Gelirler Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 9.794.000 2.999.932.000 1 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri Cari 778.000 2.619.928.000 34 01 Tezli HazineYüksek Lisans Gelirleri Yardımı 311.000 2.619.928.000 2 35 Doktora SermayeGelirleri 125.000 380.004.000 36 01 Sosyal Hazine Tesis İşletme Gelirleri Yardımı 599.000 380.004.000 05 45 Diğer Gelirler Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 25.280.000 359.000 2 69 Yükseköğretim Kişi ve Kurumları Kurumlardan AlınanÖğrenci Paylar Yemek Hizmeti Gelirleri 8.062.000 204.000 6 99 DiğerBütçeli Özel hizmetİdarelere gelirleri Ait Paylar 9.423.000 204.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 204.000 e-bütçe e-Bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 25.076.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 428 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: UŞAK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 1 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 25.076.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 51.842.000 1 19 Öğrenci Mal Katkı Payı ve Hizmet SatışTelafi Gelirleri Gelirleri 25.076.000 50.096.000 2 Hizmet Gelirleri Toplam 3.077.054.000 50.096.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 20.645.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 9.794.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 778.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 311.000 35 Doktora Gelirleri 125.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 599.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 359.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.062.000 99 Diğer hizmet gelirleri 9.423.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 429 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 18.565.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 165.871.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 3.673.230.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 281.739.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 4.139.405.000 4.139.405.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 4.139.405.000 4.139.405.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 4.139.405.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 430 ‒ RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ 4.139.405.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 18.565.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 15.660.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.270.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 350.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 40.000 GİDERLERİ E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 12.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.905.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 324.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 2.581.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 165.871.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 165.871.000 E.01.01-MEMURLAR 44.307.000 E.02.01-MEMURLAR 4.721.000 E.03.03-YOLLUKLAR 60.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 111.283.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.500.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 3.673.230.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.640.718.000 E.01.01-MEMURLAR 2.044.635.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 137.338.000 E.01.03-İŞÇİLER 542.336.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 294.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 64.844.000 E.02.01-MEMURLAR 197.114.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.903.000 E.02.03-İŞÇİLER 117.662.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 126.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 672.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 128.040.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.480.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 36.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 566.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 413.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.255.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 431 ‒ RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 25.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 323.004.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 18.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 15.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 32.512.000 E.01.01-MEMURLAR 2.487.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.084.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.069.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 22.751.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.211.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.420.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 490.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 281.739.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 274.300.000 E.01.01-MEMURLAR 179.033.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.858.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 383.000 E.02.01-MEMURLAR 20.187.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 509.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.515.000 E.03.03-YOLLUKLAR 786.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 969.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.033.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.908.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 54.868.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 8.001.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 7.439.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.639.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 800.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 432 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 23.767.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 16.328.000 2 Hizmet Gelirleri 16.328.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.820.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.078.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.850.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 733.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.991.000 99 Diğer hizmet gelirleri 856.000 6 Kira Gelirleri 7.439.000 1 Taşınmaz Kiraları 7.439.000 01 Lojman Kira Gelirleri 5.991.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 433 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV EDİLEN 03 99 Diğer Taşınmaz Teşebbüs ve Kira Gelirleri Mülkiyet Gelirleri 1.448.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 23.767.000 04 1 Alınan Mal Bağış ve ve Hizmet Yardımlar Satış Gelirleri ile Özel Gelirler 4.096.549.000 16.328.000 2 2 MerkeziGelirleri Hizmet Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 4.096.549.000 16.328.000 1 29 Cari Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.693.045.000 5.820.000 01 31 Hazine Yardımı İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.693.045.000 1.078.000 2 33 Sermaye Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 403.504.000 1.850.000 01 45 UzaktanYardımı Hazine Öğretimden Elde Edilen Gelirler 403.504.000 733.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 19.089.000 5.991.000 2 99 Kişi Diğervehizmet Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 2.350.000 856.000 6 6 ÖzelGelirleri Kira Bütçeli İdarelere Ait Paylar 2.350.000 7.439.000 1 16 Araştırma Kiraları Taşınmaz Projeleri Gelirleri Payı 2.350.000 7.439.000 9 01 Diğer LojmanÇeşitli Kira Gelirleri 16.739.000 5.991.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 16.739.000 e-bütçe e-Bütçe 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 16.739.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 434 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Toplam 23.767.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 4.139.405.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 16.328.000 2 Hizmet Gelirleri 16.328.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.820.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.078.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.850.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 733.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.991.000 99 Diğer hizmet gelirleri 856.000 6 Kira Gelirleri 7.439.000 1 Taşınmaz Kiraları 7.439.000 01 Lojman Kira Gelirleri 5.991.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 435 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 51.217.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.417.395.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 3.106.684.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 584.482.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 5.159.778.000 5.159.778.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 5.159.778.000 5.159.778.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 5.159.778.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 436 ‒ TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ 5.159.778.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 51.217.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.283.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.199.000 E.03.03-YOLLUKLAR 84.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 48.934.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.603.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.433.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.485.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.832.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 11.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.581.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 1.417.395.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.417.395.000 E.01.01-MEMURLAR 392.085.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 125.831.000 E.01.03-İŞÇİLER 221.351.000 E.02.01-MEMURLAR 39.342.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.823.000 E.02.03-İŞÇİLER 48.252.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 484.000 E.03.03-YOLLUKLAR 19.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 170.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 21.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 25.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 356.992.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 80.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 100.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 40.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 3.106.684.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.992.926.000 E.01.01-MEMURLAR 1.808.929.000 E.01.03-İŞÇİLER 319.358.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 959.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 59.426.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 437 ‒ TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 191.564.000 E.02.03-İŞÇİLER 67.704.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.519.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.086.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 206.234.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.209.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.187.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.185.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 566.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 44.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 232.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 39.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 113.758.000 E.01.01-MEMURLAR 7.543.000 E.01.03-İŞÇİLER 58.837.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.720.000 E.02.01-MEMURLAR 274.000 E.02.03-İŞÇİLER 16.357.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 49.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 23.698.000 E.03.03-YOLLUKLAR 488.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 12.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.786.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 975.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 19.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 584.482.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 582.446.000 E.01.01-MEMURLAR 334.406.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 99.374.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 124.000 E.02.01-MEMURLAR 39.101.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.427.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.864.000 E.03.03-YOLLUKLAR 822.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.235.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.243.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 603.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 117.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 80.093.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 9.788.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.036.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 335.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 438 ‒ TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 321.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 818.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 271.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 134.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 157.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 439 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 73.003.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 70.967.000 2 Hizmet Gelirleri 70.967.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 34.553.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.674.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.549.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.216.000 35 Doktora Gelirleri 134.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 4.708.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 21.973.000 99 Diğer hizmet gelirleri 160.000 6 Kira Gelirleri 2.036.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 440 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV 03 1 TeşebbüsKiraları Taşınmaz ve Mülkiyet Gelirleri 73.003.000 2.036.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 99 Diğerve Hizmet Mal TaşınmazSatış Kira Gelirleri Gelirleri 70.967.000 2.036.000 04 2 Hizmet Gelirleri Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 70.967.000 4.995.050.000 2 29 Birinci Öğretimden Elde Merkezi Yönetim Edilen Bütçesine Gelirler Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 34.553.000 4.995.050.000 1 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Cari 6.674.000 4.450.050.000 33 01 Hazine Yüksek Tezsiz YardımıLisans Gelirleri 1.549.000 4.450.050.000 2 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri Sermaye 1.216.000 545.000.000 35 01 DoktoraYardımı Hazine Gelirleri 134.000 545.000.000 05 36 Sosyal Tesis Diğer İşletme Gelirleri Gelirler 4.708.000 91.725.000 2 69 Yükseköğretim Kişi ve Kurumları Kurumlardan AlınanÖğrenci Paylar Yemek Hizmeti Gelirleri 21.973.000 48.469.000 6 99 DiğerBütçeli Özel hizmetİdarelere gelirleri Ait Paylar 160.000 48.469.000 6 16 Kira Gelirleri Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 2.036.000 48.469.000 9 e-bütçe Diğer Çeşitli Gelirler 43.256.000 e-Bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 43.256.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 441 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN EDİLEN II III III IV IV 03 19 Öğrenci TeşebbüsKatkı vePayı Telafi Gelirleri Mülkiyet Gelirleri 43.256.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 73.003.000 1 Mal ve Hizmet Satış GelirleriToplam 5.159.778.000 70.967.000 2 Hizmet Gelirleri 70.967.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 34.553.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.674.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.549.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.216.000 35 Doktora Gelirleri 134.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 4.708.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 21.973.000 99 Diğer hizmet gelirleri 160.000 6 Kira Gelirleri 2.036.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 443 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ERZİNCAN BİNALİ YILDIRIM ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 1.821.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.765.040.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 447.075.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.213.936.000 3.213.936.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.213.936.000 3.213.936.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.213.936.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 444 ‒ ERZİNCAN BİNALİ YILDIRIM ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ERZİNCAN BİNALİ YILDIRIM ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ERZİNCAN BİNALİ YILDIRIM ÜNİVERSİTESİ 3.213.936.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 1.821.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.299.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 698.000 E.03.03-YOLLUKLAR 247.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 109.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 168.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 77.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 522.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 522.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.765.040.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.711.630.000 E.01.01-MEMURLAR 1.898.973.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.819.000 E.01.03-İŞÇİLER 293.056.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 759.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 50.915.000 E.02.01-MEMURLAR 171.365.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.045.000 E.02.03-İŞÇİLER 63.406.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 606.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 702.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 120.917.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.583.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 23.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 701.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.434.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 896.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 24.708.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 59.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.222.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 53.410.000 E.01.01-MEMURLAR 1.466.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.085.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 298.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 43.337.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 445 ‒ ERZİNCAN BİNALİ YILDIRIM ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 936.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.148.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 56.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 514.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.570.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 447.075.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 439.373.000 E.01.01-MEMURLAR 205.401.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 41.207.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 429.000 E.02.01-MEMURLAR 21.901.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.717.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.035.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 60.584.000 E.03.03-YOLLUKLAR 925.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 571.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.986.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.487.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 99.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 53.885.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 6.897.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 15.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 7.702.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.836.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.634.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 60.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.172.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 446 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ERZİNCAN BİNALİ YILDIRIM ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 34.305.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 26.603.000 2 Hizmet Gelirleri 26.603.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 16.560.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.713.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 746.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 381.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 7.131.000 99 Diğer hizmet gelirleri 72.000 6 Kira Gelirleri 7.702.000 1 Taşınmaz Kiraları 7.702.000 01 Lojman Kira Gelirleri 3.423.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 447 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ERZİNCAN BİNALİ YILDIRIM ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 99 Diğer Taşınmaz Teşebbüs Kira Gelirleri ve Mülkiyet Gelirleri 4.279.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 34.305.000 04 1 Alınan Mal Bağış ve ve Hizmet Yardımlar Satış Gelirleri ile Özel Gelirler 3.152.302.000 26.603.000 2 2 MerkeziGelirleri Hizmet Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 3.152.302.000 26.603.000 1 29 Cari Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.030.872.000 16.560.000 01 32 Hazine Yaz Yardımı Okulu Gelirleri 3.030.872.000 1.713.000 2 36 Sermaye Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 121.430.000 746.000 01 45 UzaktanYardımı Hazine Öğretimden Elde Edilen Gelirler 121.430.000 381.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 27.329.000 7.131.000 2 99 Diğervehizmet Kişi Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 522.000 72.000 6 6 ÖzelGelirleri Kira Bütçeli İdarelere Ait Paylar 522.000 7.702.000 1 16 Araştırma Kiraları Taşınmaz Projeleri Gelirleri Payı 522.000 7.702.000 9 01 LojmanÇeşitli Diğer Gelirler Kira Gelirleri 26.807.000 3.423.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 26.807.000 e-bütçe e-Bütçe 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 26.807.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 448 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ERZİNCAN BİNALİ YILDIRIM ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 Toplam Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 3.213.936.000 34.305.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 26.603.000 2 Hizmet Gelirleri 26.603.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 16.560.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.713.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 746.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 381.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 7.131.000 99 Diğer hizmet gelirleri 72.000 6 Kira Gelirleri 7.702.000 1 Taşınmaz Kiraları 7.702.000 01 Lojman Kira Gelirleri 3.423.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 449 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: AKSARAY ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 7.157.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 47.270.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.538.917.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 272.550.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.865.894.000 2.865.894.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.865.894.000 2.865.894.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.865.894.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 450 ‒ AKSARAY ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: AKSARAY ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL AKSARAY ÜNİVERSİTESİ 2.865.894.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 7.157.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 7.080.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 681.000 E.03.03-YOLLUKLAR 120.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 77.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 202.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 4.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 2.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 77.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 77.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 47.270.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 47.270.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 7.270.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 20.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.538.917.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.486.114.000 E.01.01-MEMURLAR 1.540.988.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 18.218.000 E.01.03-İŞÇİLER 225.762.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 439.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 10.010.000 E.02.01-MEMURLAR 159.684.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.167.000 E.02.03-İŞÇİLER 47.130.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.719.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 197.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 159.932.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.080.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 37.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.108.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.241.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.402.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 37.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 451 ‒ AKSARAY ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 15.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 241.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 52.803.000 E.01.01-MEMURLAR 1.031.000 E.01.03-İŞÇİLER 15.826.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.887.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.235.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 43.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 24.945.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.844.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.608.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.166.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 218.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 272.550.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 271.764.000 E.01.01-MEMURLAR 196.216.000 E.02.01-MEMURLAR 23.320.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 159.000 E.03.03-YOLLUKLAR 525.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 412.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 33.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 357.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 43.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 44.678.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.712.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 60.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 786.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 621.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 146.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 19.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 452 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: AKSARAY ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 29.478.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 28.692.000 2 Hizmet Gelirleri 28.692.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 18.898.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.470.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 150.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.228.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 6.863.000 99 Diğer hizmet gelirleri 83.000 6 Kira Gelirleri 786.000 1 Taşınmaz Kiraları 786.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 786.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 453 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: AKSARAY ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 04 03 Alınan Bağış Teşebbüs ve ve Yardımlar Mülkiyet ile Özel Gelirler Gelirleri 2.812.228.000 29.478.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 12 Merkezi Mal Yönetim ve Hizmet Bütçesine Satış GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.812.228.000 28.692.000 21 Cari Hizmet Gelirleri 2.453.228.000 28.692.000 01 29 Hazine Yardımı Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.453.228.000 18.898.000 2 31 Sermaye İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 359.000.000 1.470.000 01 33 HazineYüksek Tezsiz YardımıLisans Gelirleri 359.000.000 150.000 05 34 DiğerYüksek Tezli Gelirler Lisans Gelirleri 24.188.000 1.228.000 2 69 Kişi ve Kurumlardan Yükseköğretim Alınan Kurumları Paylar Yemek Hizmeti Gelirleri Öğrenci 32.000 6.863.000 6 99 DiğerBütçeli Özel İdarelere Ait Paylar hizmet gelirleri 32.000 83.000 6 16 Araştırma Kira Projeleri Gelirleri Payı Gelirleri 32.000 786.000 9 1 Diğer Çeşitli Taşınmaz Gelirler Kiraları 24.156.000 786.000 1 99 Diğer Çeşitli Diğer TaşınmazGelirler Kira Gelirleri 24.156.000 786.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 24.156.000 e-bütçe e-Bütçe Toplam 2.865.894.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 455 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: GİRESUN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 10.893.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 117.940.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 3.086.239.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 404.134.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.619.206.000 3.619.206.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.619.206.000 3.619.206.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.619.206.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 456 ‒ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: GİRESUN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL GİRESUN ÜNİVERSİTESİ 3.619.206.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 10.893.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 10.682.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.649.000 E.03.03-YOLLUKLAR 638.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 502.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 893.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.250.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 250.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 211.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 211.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 117.940.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 117.940.000 E.01.01-MEMURLAR 50.781.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 21.343.000 E.02.01-MEMURLAR 6.828.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.671.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.174.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 106.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 25.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 56.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 17.956.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 3.086.239.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.003.589.000 E.01.01-MEMURLAR 1.895.249.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 35.613.000 E.01.03-İŞÇİLER 311.541.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.369.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 457 ‒ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.05-DİĞER PERSONEL 26.928.000 E.02.01-MEMURLAR 201.432.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.636.000 E.02.03-İŞÇİLER 31.723.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 397.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 220.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 291.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 116.359.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.327.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.020.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 931.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 553.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 23.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 329.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 16.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 82.650.000 E.01.01-MEMURLAR 492.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 10.062.000 E.02.03-İŞÇİLER 33.984.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.292.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 168.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 31.697.000 E.03.03-YOLLUKLAR 685.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.816.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 275.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 179.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 404.134.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 401.730.000 E.01.01-MEMURLAR 224.479.000 E.01.03-İŞÇİLER 880.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 255.000 E.02.01-MEMURLAR 22.326.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 35.411.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.043.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 526.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.294.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 239.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 809.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 168.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 59.721.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 7.579.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 458 ‒ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 40.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.404.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.002.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 80.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 322.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 459 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: GİRESUN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 26.972.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 24.568.000 2 Hizmet Gelirleri 24.568.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.995.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 340.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 11.240.000 99 Diğer hizmet gelirleri 993.000 6 Kira Gelirleri 2.404.000 1 Taşınmaz Kiraları 2.404.000 01 Lojman Kira Gelirleri 579.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.825.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 3.533.941.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 460 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: GİRESUN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 26.972.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 3.533.941.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 24.568.000 1 Cari 3.094.941.000 2 Hizmet Gelirleri 24.568.000 01 Hazine Yardımı 3.094.941.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.995.000 2 Sermaye 439.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 340.000 01 Hazine Yardımı 439.000.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 11.240.000 05 Diğer Gelirler 58.293.000 99 Diğer hizmet gelirleri 993.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 109.000 6 Kira Gelirleri 2.404.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 109.000 1 Taşınmaz Kiraları 2.404.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 109.000 01 Lojman Kira Gelirleri 579.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 58.184.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.825.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 58.184.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 3.533.941.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 58.184.000 e-bütçe Toplam 3.619.206.000 e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 461 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: HİTİT ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 15.650.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.583.209.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 343.709.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.942.568.000 2.942.568.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.942.568.000 2.942.568.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.942.568.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 462 ‒ HİTİT ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: HİTİT ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL HİTİT ÜNİVERSİTESİ 2.942.568.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 15.650.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 15.650.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.136.000 E.03.03-YOLLUKLAR 468.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 315.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 439.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 92.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.200.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.583.209.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.542.354.000 E.01.01-MEMURLAR 1.327.279.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.001.000 E.01.03-İŞÇİLER 266.968.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.598.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 41.653.000 E.02.01-MEMURLAR 136.058.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.183.000 E.02.03-İŞÇİLER 56.107.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 288.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 486.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 173.902.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.419.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 296.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.948.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.995.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 673.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 37.250.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 17.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 386.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.250.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 49.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 40.855.000 E.01.03-İŞÇİLER 11.404.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 463 ‒ HİTİT ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 8.381.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.796.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 41.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 14.316.000 E.03.03-YOLLUKLAR 112.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 23.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.296.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.367.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 119.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 343.709.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 342.853.000 E.01.01-MEMURLAR 241.304.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.466.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 139.000 E.02.01-MEMURLAR 26.857.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.083.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 882.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 919.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.182.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 692.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 594.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 392.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 122.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 51.645.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.827.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 856.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 809.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 47.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 464 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: HİTİT ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 24.129.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 23.273.000 2 Hizmet Gelirleri 23.273.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 16.342.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 856.000 35 Doktora Gelirleri 342.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 599.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 2.567.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.567.000 6 Kira Gelirleri 856.000 1 Taşınmaz Kiraları 856.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 856.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 465 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: HİTİT ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 24.129.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.900.857.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 23.273.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.900.857.000 2 Hizmet Gelirleri 23.273.000 1 Cari 2.385.657.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 16.342.000 01 Hazine Yardımı 2.385.657.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 856.000 2 Sermaye 515.200.000 35 Doktora Gelirleri 342.000 01 Hazine Yardımı 515.200.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 599.000 05 Diğer Gelirler 17.582.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 2.567.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 17.582.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.567.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 17.582.000 6 Kira Gelirleri 856.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 17.582.000 1 Taşınmaz Kiraları 856.000 Toplam 2.942.568.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 856.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 467 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 49.442.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 882.655.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.626.956.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 466.863.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 4.025.916.000 4.025.916.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 4.025.916.000 4.025.916.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 4.025.916.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 468 ‒ YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ 4.025.916.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 49.442.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 40.302.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 694.000 E.03.03-YOLLUKLAR 77.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 286.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 145.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 32.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.100.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 6.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 9.140.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.429.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.711.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 882.655.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 882.655.000 E.01.01-MEMURLAR 351.434.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 39.002.000 E.01.03-İŞÇİLER 106.846.000 E.02.01-MEMURLAR 33.973.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.343.000 E.02.03-İŞÇİLER 25.196.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.969.000 E.03.03-YOLLUKLAR 106.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 79.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 148.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 68.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 190.489.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 90.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 30.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.626.956.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.573.344.000 E.01.01-MEMURLAR 1.569.119.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 90.564.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 469 ‒ YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.03-İŞÇİLER 389.543.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 32.106.000 E.02.01-MEMURLAR 151.924.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.886.000 E.02.03-İŞÇİLER 82.368.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 546.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 80.220.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.808.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.061.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.489.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 710.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 54.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 16.002.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 13.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 69.998.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 53.612.000 E.01.01-MEMURLAR 2.010.000 E.01.03-İŞÇİLER 11.013.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.209.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.710.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.106.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 26.457.000 E.03.03-YOLLUKLAR 360.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 948.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.413.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 386.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 466.863.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 466.400.000 E.01.01-MEMURLAR 202.661.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 111.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 117.000 E.02.01-MEMURLAR 23.455.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 112.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 169.280.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.142.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.013.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.830.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.110.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 305.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 57.116.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 7.885.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 470 ‒ YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 463.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 370.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 93.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 471 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 25.067.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 24.604.000 2 Hizmet Gelirleri 24.604.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 14.368.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.533.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 2.568.000 99 Diğer hizmet gelirleri 5.135.000 6 Kira Gelirleri 463.000 1 Taşınmaz Kiraları 463.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 463.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 3.962.701.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 3.962.701.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 472 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 1 Teşebbüs Cari ve Mülkiyet Gelirleri 25.067.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 3.633.599.000 1 01 Mal ve Hizmet Hazine YardımıSatış Gelirleri 24.604.000 3.633.599.000 2 Hizmet SermayeGelirleri 24.604.000 329.102.000 29 01 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Hazine Yardımı 14.368.000 329.102.000 05 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Diğer Gelirler 2.533.000 38.148.000 2 69 Yükseköğretim Kişi ve Kurumları Kurumlardan AlınanÖğrenci Paylar Yemek Hizmeti Gelirleri 2.568.000 9.140.000 6 99 DiğerBütçeli Özel hizmetİdarelere gelirleri Ait Paylar 5.135.000 9.140.000 6 16 Kira Gelirleri Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 463.000 9.140.000 9 1 Taşınmaz Diğer Kiraları Çeşitli Gelirler 463.000 29.008.000 1 99 Diğer Çeşitli Taşınmaz Kira Gelirleri Gelirler 463.000 29.008.000 04 19 Alınan ÖğrenciBağış Katkı ve Yardımlar Payı Telafi ile Özel Gelirler Gelirleri 3.962.701.000 29.008.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Toplam 3.962.701.000 4.025.916.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 473 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 3.297.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 463.054.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 3.038.686.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 390.185.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.895.222.000 3.895.222.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.895.222.000 3.895.222.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.895.222.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 474 ‒ ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ 3.895.222.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 3.297.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.110.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.453.000 E.03.03-YOLLUKLAR 477.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 180.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 187.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 187.000 GİDERLERİ 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 463.054.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 463.054.000 E.01.01-MEMURLAR 154.262.000 E.02.01-MEMURLAR 16.299.000 E.03.03-YOLLUKLAR 169.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 32.324.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 6.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 254.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 3.038.686.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.999.557.000 E.01.01-MEMURLAR 1.551.363.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.324.000 E.01.03-İŞÇİLER 262.251.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 592.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 68.457.000 E.02.01-MEMURLAR 149.260.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.103.000 E.02.03-İŞÇİLER 56.183.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 545.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 714.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 150.205.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.189.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 617.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 956.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 798.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 35.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 475 ‒ ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 665.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 39.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 39.129.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.194.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 84.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 33.893.000 E.03.03-YOLLUKLAR 746.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.212.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 390.185.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 389.645.000 E.01.01-MEMURLAR 230.002.000 E.01.03-İŞÇİLER 22.443.000 E.02.01-MEMURLAR 26.612.000 E.02.03-İŞÇİLER 5.338.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.186.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.224.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 410.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.831.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.616.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.079.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 50.632.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 7.023.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 30.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 540.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 217.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 323.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 476 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 20.813.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 20.273.000 2 Hizmet Gelirleri 20.273.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 13.324.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 6.279.000 99 Diğer hizmet gelirleri 670.000 6 Kira Gelirleri 540.000 1 Taşınmaz Kiraları 540.000 01 Lojman Kira Gelirleri 126.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 414.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 3.855.366.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 3.855.366.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 477 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 1 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Cari 20.813.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2.815.366.000 1 01 Mal ve Hizmet Hazine Yardımı Satış Gelirleri 20.273.000 2.815.366.000 22 Hizmet Gelirleri Sermaye 20.273.000 1.040.000.000 29 01 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Hazine Yardımı 13.324.000 1.040.000.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 6.279.000 19.043.000 2 99 Diğer Kişi vehizmet gelirleriAlınan Paylar Kurumlardan 670.000 187.000 6 6 Kira Bütçeli Özel Gelirleriİdarelere Ait Paylar 540.000 187.000 1 16 Taşınmaz Kiraları Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 540.000 187.000 9 01 Lojman Diğer Kira Gelirler Çeşitli Gelirleri 126.000 18.856.000 1 99 Diğer Çeşitli Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri Gelirler 414.000 18.856.000 04 19 Alınan Katkı Öğrenci BağışPayı ve Telafi Yardımlar ile Özel Gelirler Gelirleri 3.855.366.000 18.856.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil Toplamİdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 3.855.366.000 3.895.222.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 479 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ORDU ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 4.933.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 122.217.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.836.412.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 309.804.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.273.366.000 3.273.366.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.273.366.000 3.273.366.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.273.366.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 480 ‒ ORDU ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ORDU ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ORDU ÜNİVERSİTESİ 3.273.366.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 4.933.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.674.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.585.000 E.03.03-YOLLUKLAR 100.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 507.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 482.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.259.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 316.000 E.03.03-YOLLUKLAR 90.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 409.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 60.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.384.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 122.217.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 122.217.000 E.01.01-MEMURLAR 14.159.000 E.02.01-MEMURLAR 1.771.000 E.03.03-YOLLUKLAR 18.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 98.269.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 8.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.836.412.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.790.131.000 E.01.01-MEMURLAR 1.624.587.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.532.000 E.01.03-İŞÇİLER 485.377.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 860.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 59.283.000 E.02.01-MEMURLAR 166.099.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 979.000 E.02.03-İŞÇİLER 106.620.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 10.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 3.298.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 133.811.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.880.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.365.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 481 ‒ ORDU ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 374.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 306.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 14.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.750.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 175.200.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.800.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 46.281.000 E.01.01-MEMURLAR 1.263.000 E.01.03-İŞÇİLER 6.404.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.256.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.647.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.295.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 28.746.000 E.03.03-YOLLUKLAR 426.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.405.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 595.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 244.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 309.804.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 309.804.000 E.01.01-MEMURLAR 177.074.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 36.807.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 172.000 E.02.01-MEMURLAR 19.069.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.119.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.000.000 E.03.03-YOLLUKLAR 999.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 649.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.710.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.068.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 800.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 50.747.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 6.090.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 250.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 482 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ORDU ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 17.307.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 17.307.000 2 Hizmet Gelirleri 17.307.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.462.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.556.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 405.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 898.000 35 Doktora Gelirleri 60.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 1.197.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.137.000 99 Diğer hizmet gelirleri 3.592.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 3.224.826.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 483 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ORDU ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 2 Merkezi Yönetim Teşebbüs ve Bütçesine Mülkiyet Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirleri 3.224.826.000 17.307.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 1 Carive Hizmet Satış Gelirleri Mal 3.016.826.000 17.307.000 2 01 Hazine Gelirleri Hizmet Yardımı 3.016.826.000 17.307.000 2 29 Sermaye Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 208.000.000 1.462.000 01 31 Hazine Yardımı İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 208.000.000 1.556.000 05 33 Diğer Gelirler Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 31.233.000 405.000 2 34 Tezlive Kişi Kurumlardan Yüksek Alınan Paylar Lisans Gelirleri 2.137.000 898.000 6 35 Özel Bütçeli Doktora İdarelere Ait Paylar Gelirleri 2.137.000 60.000 16 38 Araştırma Yurt Projeleri Yatak Ücreti Gelirleri Payı Gelirleri 2.137.000 1.197.000 9 69 Diğer Çeşitli Gelirler Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 29.096.000 8.137.000 1 99 Diğer Çeşitli Diğer hizmet Gelirler gelirleri 29.096.000 3.592.000 04 19 ÖğrenciBağış Alınan Katkı Payı Telafi Gelirleri ve Yardımlar ile Özel Gelirler 29.096.000 3.224.826.000 Toplam 3.273.366.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 485 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: AMASYA ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 795.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.983.010.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 388.926.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.372.731.000 2.372.731.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.372.731.000 2.372.731.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.372.731.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 486 ‒ AMASYA ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: AMASYA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL AMASYA ÜNİVERSİTESİ 2.372.731.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 795.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 666.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 155.000 E.03.03-YOLLUKLAR 196.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 315.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 129.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 68.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 61.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.983.010.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.945.378.000 E.01.01-MEMURLAR 1.192.524.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.560.000 E.01.03-İŞÇİLER 329.292.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 318.000 E.02.01-MEMURLAR 121.666.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.191.000 E.02.03-İŞÇİLER 71.205.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 264.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 96.793.000 E.03.03-YOLLUKLAR 900.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 13.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.991.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 864.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 179.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.418.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 47.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 8.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 42.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 6.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 15.200.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 37.632.000 E.01.01-MEMURLAR 6.206.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.227.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 9.969.000 E.02.01-MEMURLAR 184.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.444.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 487 ‒ AMASYA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.473.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.125.000 E.03.03-YOLLUKLAR 765.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 192.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.294.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 526.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 227.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 388.926.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 388.772.000 E.01.01-MEMURLAR 249.799.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 36.913.000 E.02.01-MEMURLAR 27.813.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.557.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 23.260.000 E.03.03-YOLLUKLAR 880.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 198.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.781.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 397.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 120.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 41.805.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 154.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 147.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 488 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: AMASYA ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 16.971.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 16.817.000 2 Hizmet Gelirleri 16.817.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.731.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.720.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.241.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 504.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 6.501.000 99 Diğer hizmet gelirleri 120.000 6 Kira Gelirleri 154.000 1 Taşınmaz Kiraları 154.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 154.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 489 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: AMASYA ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 04 03 Alınan Bağış Teşebbüs ve ve Yardımlar Mülkiyet ile Özel Gelirler Gelirleri 2.334.816.000 16.971.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 1 Merkezi Yönetim Mal ve Hizmet Bütçesine Satış GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.334.816.000 16.817.000 1 2 Cari Hizmet Gelirleri 2.216.616.000 16.817.000 01 29 Hazine Yardımı Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.216.616.000 3.731.000 2 31 Sermaye İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 118.200.000 1.720.000 01 45 Hazine UzaktanYardımı Öğretimden Elde Edilen Gelirler 118.200.000 4.241.000 05 46 Diğer Gelirler Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 20.944.000 504.000 2 69 Kişi ve Kurumlardan Yükseköğretim AlınanÖğrenci Kurumları Paylar Yemek Hizmeti Gelirleri 129.000 6.501.000 6 99 Özel DiğerBütçeli hizmetİdarelere gelirleri Ait Paylar 129.000 120.000 6 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı Kira Gelirleri 129.000 154.000 9 1 Diğer Çeşitli Taşınmaz Gelirler Kiraları 20.815.000 154.000 1 99 Diğer Diğer Çeşitli TaşınmazGelirler Kira Gelirleri 20.815.000 154.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 20.815.000 e-bütçe e-Bütçe Toplam 2.372.731.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 491 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 18.356.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 37.118.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.170.945.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 319.853.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.546.272.000 2.546.272.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.546.272.000 2.546.272.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.546.272.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 492 ‒ KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ 2.546.272.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 18.356.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 15.833.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.023.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 810.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 12.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.523.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.523.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 37.118.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 37.118.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 20.918.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 13.200.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.500.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.170.945.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.136.917.000 E.01.01-MEMURLAR 1.378.383.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 31.823.000 E.01.03-İŞÇİLER 204.919.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 342.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 15.960.000 E.02.01-MEMURLAR 138.719.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.354.000 E.02.03-İŞÇİLER 44.520.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 673.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.204.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 122.336.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.822.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.156.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.590.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 116.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 53.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 109.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 13.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 493 ‒ KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 34.028.000 E.01.01-MEMURLAR 8.204.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.982.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 112.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 20.576.000 E.03.03-YOLLUKLAR 611.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 181.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 234.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 128.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 319.853.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 319.681.000 E.01.01-MEMURLAR 219.371.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 27.892.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 61.000 E.02.01-MEMURLAR 18.967.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.834.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.994.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.022.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 257.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.147.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 251.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 814.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.651.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 24.841.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.579.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.001.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.999.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 172.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 134.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 26.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 8.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 494 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 21.339.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 21.167.000 2 Hizmet Gelirleri 21.167.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.986.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.989.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 8.409.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 987.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.796.000 6 Kira Gelirleri 172.000 1 Taşınmaz Kiraları 172.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 172.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.509.549.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 495 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 2 Merkezi TeşebbüsYönetim Bütçesine ve Mülkiyet Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirleri 2.509.549.000 21.339.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 1 Cari Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 2.293.349.000 21.167.000 2 01 Hazine Hizmet Yardımı Gelirleri 2.293.349.000 21.167.000 2 29 Sermaye Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 216.200.000 5.986.000 01 31 Hazine Yardımı İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 216.200.000 3.989.000 05 33 Diğer TezsizGelirler Yüksek Lisans Gelirleri 15.384.000 8.409.000 9 34 Diğer Çeşitli Tezli YüksekGelirler Lisans Gelirleri 15.384.000 987.000 1 69 Diğer Çeşitli Gelirler Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 15.384.000 1.796.000 6 19 Öğrenci Kira Katkı Payı Telafi Gelirleri Gelirleri 15.384.000 172.000 1 Taşınmaz Kiraları Toplam 2.546.272.000 172.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 172.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.509.549.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 497 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 2.694.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 12.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.125.326.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 237.360.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.377.380.000 2.377.380.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.377.380.000 2.377.380.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.377.380.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 498 ‒ AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ 2.377.380.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 2.694.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.694.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.553.000 E.03.03-YOLLUKLAR 50.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 60.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 31.000 GİDERLERİ 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 12.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 12.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 12.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.125.326.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.104.550.000 E.01.01-MEMURLAR 1.091.251.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 23.826.000 E.01.03-İŞÇİLER 411.911.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 439.000 E.02.01-MEMURLAR 87.085.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.419.000 E.02.03-İŞÇİLER 82.380.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 226.519.000 E.03.03-YOLLUKLAR 575.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 394.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 777.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 974.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 75.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 61.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 39.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 20.776.000 E.01.01-MEMURLAR 1.718.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.701.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 891.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 11.975.000 E.03.03-YOLLUKLAR 736.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 477.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 278.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 499 ‒ AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 237.360.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 230.535.000 E.01.01-MEMURLAR 139.695.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.095.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 41.000 E.02.01-MEMURLAR 15.760.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 305.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 265.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.011.000 E.03.03-YOLLUKLAR 824.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 366.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.010.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.482.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 474.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 19.339.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.618.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 20.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 19.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 6.825.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.391.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.698.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.736.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 500 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 16.464.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 9.639.000 2 Hizmet Gelirleri 9.639.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.592.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.796.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 180.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 838.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 3.233.000 6 Kira Gelirleri 6.825.000 1 Taşınmaz Kiraları 6.825.000 01 Lojman Kira Gelirleri 4.191.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 2.634.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 501 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMETTEKLİFİ HÜKÜMET I I IIII III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 04 Teşebbüs Alınan ve ve Bağış Mülkiyet Gelirleri Yardımlar ile Özel Gelirler 16.464.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2.349.779.000 12 Merkezi Mal Yönetim ve Hizmet Bütçesine Satış GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.349.779.000 9.639.000 21 Cari Hizmet Gelirleri 2.122.779.000 9.639.000 01 Birinci 29 Hazine Yardımı Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.122.779.000 3.592.000 2 31 Sermaye İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 227.000.000 1.796.000 01 Tezli 34 Hazine Yardımı Yüksek Lisans Gelirleri 227.000.000 180.000 05 45 Diğer Gelirler Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 11.137.000 838.000 9 69 Diğer Çeşitli Gelirler Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 11.137.000 3.233.000 6 1 Diğer Kira Çeşitli Gelirler Gelirleri 11.137.000 6.825.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 11.137.000 1 Taşınmaz Kiraları 6.825.000 Toplam 2.377.380.000 01 Lojman Kira Gelirleri 4.191.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 2.634.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 503 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SİNOP ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 1.887.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.974.941.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 262.448.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.239.276.000 2.239.276.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.239.276.000 2.239.276.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.239.276.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 504 ‒ SİNOP ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SİNOP ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SİNOP ÜNİVERSİTESİ 2.239.276.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 1.887.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.211.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 630.000 E.03.03-YOLLUKLAR 134.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 208.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 239.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 676.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 676.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.974.941.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.955.481.000 E.01.01-MEMURLAR 996.896.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 50.364.000 E.01.03-İŞÇİLER 246.273.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 118.000 E.02.01-MEMURLAR 101.087.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.293.000 E.02.03-İŞÇİLER 38.559.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.190.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 89.027.000 E.03.03-YOLLUKLAR 795.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 12.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.259.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 324.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 31.230.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.254.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 56.350.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 9.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 276.250.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.200.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 36.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 19.460.000 E.01.01-MEMURLAR 1.096.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.964.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 60.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 14.750.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 505 ‒ SİNOP ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 481.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 14.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 967.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 121.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 262.448.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 260.292.000 E.01.01-MEMURLAR 181.986.000 E.01.03-İŞÇİLER 40.608.000 E.02.01-MEMURLAR 21.665.000 E.02.03-İŞÇİLER 11.792.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 612.000 E.03.03-YOLLUKLAR 548.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 223.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 445.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.049.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 914.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 200.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.156.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.744.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 116.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 296.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 506 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SİNOP ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 8.522.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 6.366.000 2 Hizmet Gelirleri 6.366.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.796.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.317.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 260.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 120.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 2.773.000 99 Diğer hizmet gelirleri 100.000 6 Kira Gelirleri 2.156.000 1 Taşınmaz Kiraları 2.156.000 01 Lojman Kira Gelirleri 719.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 507 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SİNOP ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 99 Diğer Taşınmaz Teşebbüs ve Kira Gelirleri Mülkiyet Gelirleri 1.437.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 8.522.000 04 1 Alınan Mal Bağış ve ve Hizmet Yardımlar Satış Gelirleri ile Özel Gelirler 2.216.984.000 6.366.000 2 2 MerkeziGelirleri Hizmet Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.216.984.000 6.366.000 1 29 Cari Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.831.984.000 1.796.000 01 31 Hazine Yardımı İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.831.984.000 1.317.000 2 33 Sermaye Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 385.000.000 260.000 01 45 Hazine UzaktanYardımı Öğretimden Elde Edilen Gelirler 385.000.000 120.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 13.770.000 2.773.000 2 99 Kişi Diğervehizmet Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 598.000 100.000 6 6 Özel Bütçeli Kira Gelirleriİdarelere Ait Paylar 598.000 2.156.000 1 16 Araştırma Kiraları Taşınmaz Projeleri Gelirleri Payı 598.000 2.156.000 9 01 Diğer LojmanÇeşitli Kira Gelirleri 13.172.000 719.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 13.172.000 e-bütçe e-Bütçe 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 13.172.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 508 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SİNOP ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 8.522.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR Toplam 2.239.276.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 6.366.000 2 Hizmet Gelirleri 6.366.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.796.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.317.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 260.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 120.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 2.773.000 99 Diğer hizmet gelirleri 100.000 6 Kira Gelirleri 2.156.000 1 Taşınmaz Kiraları 2.156.000 01 Lojman Kira Gelirleri 719.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 509 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SİİRT ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 29.699.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.456.963.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 252.888.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.739.550.000 2.739.550.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.739.550.000 2.739.550.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.739.550.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 510 ‒ SİİRT ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SİİRT ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SİİRT ÜNİVERSİTESİ 2.739.550.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 29.699.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 28.548.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.292.000 E.03.03-YOLLUKLAR 68.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 188.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 24.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.151.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.151.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.456.963.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.401.904.000 E.01.01-MEMURLAR 1.318.595.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 37.426.000 E.01.03-İŞÇİLER 244.840.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 313.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 6.129.000 E.02.01-MEMURLAR 107.368.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.675.000 E.02.03-İŞÇİLER 52.779.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 82.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 858.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 125.648.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.540.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 344.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.094.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 213.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 33.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 27.196.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 402.404.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 37.400.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 55.059.000 E.01.01-MEMURLAR 5.614.000 E.01.03-İŞÇİLER 29.514.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 382.000 E.02.03-İŞÇİLER 7.804.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 371.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 511 ‒ SİİRT ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.432.000 E.03.03-YOLLUKLAR 856.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.643.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 264.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 179.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 252.888.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 246.291.000 E.01.01-MEMURLAR 179.310.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.395.000 E.01.03-İŞÇİLER 568.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 136.000 E.02.01-MEMURLAR 19.928.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 245.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 12.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.903.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.485.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 716.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.729.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.037.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 153.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 27.886.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.538.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 6.597.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.231.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 836.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.502.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 28.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 512 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SİİRT ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 50.923.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 44.326.000 2 Hizmet Gelirleri 44.326.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 23.059.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.781.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.017.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 2.901.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.371.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.197.000 6 Kira Gelirleri 6.597.000 1 Taşınmaz Kiraları 6.597.000 01 Lojman Kira Gelirleri 2.394.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 513 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SİİRT ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 99 Diğer Taşınmaz Teşebbüs Kira Gelirleri ve Mülkiyet Gelirleri 4.203.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 50.923.000 04 1 Alınan Mal Bağış ve ve Hizmet Yardımlar Satış Gelirleri ile Özel Gelirler 2.676.743.000 44.326.000 2 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Hizmet Gelirleri 2.676.743.000 44.326.000 1 29 Cari Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.152.743.000 23.059.000 01 31 Hazine Yardımı İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.152.743.000 7.781.000 2 33 Sermaye Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 524.000.000 1.017.000 01 36 Hazine Tesis Sosyal Yardımı İşletme Gelirleri 524.000.000 2.901.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 11.884.000 8.371.000 2 99 Kişi Diğervehizmet Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 846.000 1.197.000 6 6 Özel Bütçeli Kira Gelirleriİdarelere Ait Paylar 846.000 6.597.000 1 16 Araştırma Kiraları Taşınmaz Projeleri Gelirleri Payı 846.000 6.597.000 9 01 Diğer LojmanÇeşitli Kira Gelirleri 11.038.000 2.394.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 11.038.000 e-bütçe e-Bütçe 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 11.038.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 514 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SİİRT ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KABUL I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 50.923.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR Toplam 2.739.550.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 44.326.000 2 Hizmet Gelirleri 44.326.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 23.059.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.781.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.017.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 2.901.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.371.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.197.000 6 Kira Gelirleri 6.597.000 1 Taşınmaz Kiraları 6.597.000 01 Lojman Kira Gelirleri 2.394.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 515 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 32.037.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 225.425.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.045.634.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 386.414.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.689.510.000 2.689.510.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.689.510.000 2.689.510.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.689.510.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 516 ‒ NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ 2.689.510.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 32.037.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 31.596.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.104.000 E.03.03-YOLLUKLAR 208.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 284.000 GİDERLERİ E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 30.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 441.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 366.000 E.03.03-YOLLUKLAR 75.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 225.425.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 225.425.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 35.425.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 170.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 20.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.045.634.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.987.730.000 E.01.01-MEMURLAR 1.200.984.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 49.331.000 E.01.03-İŞÇİLER 275.595.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 638.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 15.845.000 E.02.01-MEMURLAR 119.638.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.245.000 E.02.03-İŞÇİLER 59.628.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.834.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.900.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 127.406.000 E.03.03-YOLLUKLAR 930.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 377.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.910.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 469.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.750.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.750.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 87.500.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 517 ‒ NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 57.904.000 E.01.01-MEMURLAR 3.139.000 E.01.03-İŞÇİLER 30.469.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.737.000 E.02.03-İŞÇİLER 9.118.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 172.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.883.000 E.03.03-YOLLUKLAR 510.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 647.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 772.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 457.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 386.414.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 383.228.000 E.01.01-MEMURLAR 213.625.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 39.966.000 E.01.03-İŞÇİLER 20.986.000 E.02.01-MEMURLAR 23.894.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.926.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 94.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 35.638.000 E.03.03-YOLLUKLAR 486.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 638.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.433.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 362.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.375.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 34.067.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.505.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 226.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 3.186.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.186.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 518 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 31.036.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 27.850.000 2 Hizmet Gelirleri 27.850.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.147.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.592.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 150.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 614.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.200.000 35 Doktora Gelirleri 342.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 6.280.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 664.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 6.986.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 519 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 99 Diğer hizmet Teşebbüs vegelirleri Mülkiyet Gelirleri 875.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 31.036.000 16 Kirave Mal Gelirleri Hizmet Satış Gelirleri 3.186.000 27.850.000 21 Taşınmaz Hizmet Kiraları Gelirleri 3.186.000 27.850.000 01 29 LojmanÖğretimden Birinci Kira Gelirleri Elde Edilen Gelirler 1.653.000 7.147.000 99 31 Diğer Taşınmaz İkinci ÖğretimdenKira Gelirleri Elde Edilen Gelirler 1.533.000 3.592.000 04 32 Alınan Yaz Bağış Okulu ve Yardımlar ile Özel Gelirler Gelirleri 2.627.979.000 150.000 2 33 MerkeziYüksek Tezsiz Yönetim Bütçesine Lisans Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirleri 2.627.979.000 614.000 1 34 Cari Yüksek Lisans Gelirleri Tezli 2.287.979.000 1.200.000 01 35 DoktoraYardımı Hazine Gelirleri 2.287.979.000 342.000 2 36 Sermaye Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 340.000.000 6.280.000 01 45 UzaktanYardımı Hazine Öğretimden Elde Edilen Gelirler 340.000.000 664.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 30.495.000 6.986.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 257.000 e-bütçe e-Bütçe 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 257.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 520 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 16 Teşebbüs ve Araştırma Mülkiyet Projeleri Gelirleri Gelirleri Payı 31.036.000 257.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 19 Mal veÇeşitli Diğer HizmetGelirler Satış Gelirleri 27.850.000 30.238.000 21 HizmetÇeşitli Diğer Gelirleri Gelirler 27.850.000 30.238.000 29 19 Birinci Öğretimden Öğrenci Katkı Payı Elde TelafiEdilen Gelirler Gelirleri 7.147.000 30.238.000 31 İkinci Öğretimden Elde EdilenToplam Gelirler 2.689.510.000 3.592.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 150.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 614.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.200.000 35 Doktora Gelirleri 342.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 6.280.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 664.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 6.986.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 521 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KARABÜK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 5.299.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 3.275.936.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 437.547.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.718.782.000 3.718.782.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.718.782.000 3.718.782.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.718.782.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 522 ‒ KARABÜK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KARABÜK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KARABÜK ÜNİVERSİTESİ 3.718.782.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 5.299.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.384.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.384.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 3.915.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.915.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 3.275.936.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.089.219.000 E.01.01-MEMURLAR 1.957.076.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 112.620.000 E.01.03-İŞÇİLER 355.006.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.697.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 78.837.000 E.02.01-MEMURLAR 191.509.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.338.000 E.02.03-İŞÇİLER 95.659.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 304.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.048.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 158.354.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.173.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 59.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.155.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.669.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 808.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 35.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 11.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 34.400.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 27.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 186.717.000 E.01.01-MEMURLAR 19.403.000 E.01.03-İŞÇİLER 3.702.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 8.093.000 E.02.03-İŞÇİLER 662.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.187.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 135.858.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 523 ‒ KARABÜK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 900.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.752.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.021.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.139.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 437.547.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 431.320.000 E.01.01-MEMURLAR 324.093.000 E.02.01-MEMURLAR 38.591.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.604.000 E.03.03-YOLLUKLAR 782.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 567.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.021.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 557.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.152.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 54.353.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 8.250.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 100.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 6.227.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.714.000 E.03.03-YOLLUKLAR 151.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.002.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.360.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 524 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KARABÜK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 163.011.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 156.784.000 2 Hizmet Gelirleri 156.784.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 97.698.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 21.552.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 4.109.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 11.973.000 35 Doktora Gelirleri 5.986.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.691.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 9.578.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.197.000 6 Kira Gelirleri 6.227.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 525 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: KARABÜK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Gelirler Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN KABUL KOMİSYONCA Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 1 Taşınmaz Kiraları 6.227.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 163.011.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 01 Lojman Kira Gelirleri 841.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 156.784.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 5.386.000 2 Hizmet Gelirleri 156.784.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 3.521.923.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 97.698.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 3.521.923.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 21.552.000 1 Cari 3.412.923.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 4.109.000 01 Hazine Yardımı 3.412.923.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 11.973.000 2 Sermaye 109.000.000 35 Doktora Gelirleri 5.986.000 01 Hazine Yardımı 109.000.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.691.000 05 Diğer Gelirler 33.848.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 9.578.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 3.915.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.197.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 3.915.000 6 Kira Gelirleri 6.227.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 3.915.000 e-bütçe e-Bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 29.933.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 526 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KARABÜK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 1 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 29.933.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 163.011.000 1 19 Öğrenci Mal Katkı Payı ve Hizmet SatışTelafi Gelirleri Gelirleri 29.933.000 156.784.000 2 Hizmet Gelirleri Toplam 3.718.782.000 156.784.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 97.698.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 21.552.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 4.109.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 11.973.000 35 Doktora Gelirleri 5.986.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.691.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 9.578.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.197.000 6 Kira Gelirleri 6.227.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 527 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 853.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.365.646.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 225.570.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.592.069.000 1.592.069.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.592.069.000 1.592.069.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.592.069.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 528 ‒ KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ 1.592.069.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 853.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 685.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 314.000 E.03.03-YOLLUKLAR 37.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 148.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 149.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 37.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 168.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 168.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.365.646.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.339.319.000 E.01.01-MEMURLAR 755.390.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.647.000 E.01.03-İŞÇİLER 215.885.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 92.000 E.02.01-MEMURLAR 68.819.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 877.000 E.02.03-İŞÇİLER 47.028.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 27.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 115.157.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.236.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 117.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.471.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.895.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.678.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 33.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 52.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 29.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 26.327.000 E.01.01-MEMURLAR 756.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.438.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.215.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 19.375.000 E.03.03-YOLLUKLAR 347.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 529 ‒ KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 148.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 861.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 187.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 225.570.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 223.046.000 E.01.01-MEMURLAR 147.931.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 22.859.000 E.02.01-MEMURLAR 16.560.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.731.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.083.000 E.03.03-YOLLUKLAR 664.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 342.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.343.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 261.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.431.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 652.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 21.033.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.156.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.524.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 362.000 E.03.03-YOLLUKLAR 72.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 72.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 727.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.291.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 530 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 17.537.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 15.013.000 2 Hizmet Gelirleri 15.013.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.191.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.200.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 2.243.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 7.144.000 99 Diğer hizmet gelirleri 235.000 6 Kira Gelirleri 2.524.000 1 Taşınmaz Kiraları 2.524.000 01 Lojman Kira Gelirleri 1.866.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 658.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 531 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 04 Teşebbüs Alınan veve Bağış Mülkiyet Gelirleri Yardımlar ile Özel Gelirler 17.537.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1.563.050.000 21 Mal ve Hizmet Merkezi Satış Yönetim GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Bütçesine 15.013.000 1.563.050.000 12 Hizmet Gelirleri Cari 15.013.000 1.436.050.000 29 01 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Hazine Yardımı 4.191.000 1.436.050.000 2 31 İkinci SermayeÖğretimden Elde Edilen Gelirler 1.200.000 127.000.000 36 01 Sosyal Tesis Hazine İşletme Gelirleri Yardımı 2.243.000 127.000.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 7.144.000 11.482.000 2 99 Diğer Kişi vehizmet gelirleriAlınan Paylar Kurumlardan 235.000 168.000 6 6 Kira Bütçeli Özel Gelirleriİdarelere Ait Paylar 2.524.000 168.000 1 16 Taşınmaz Kiraları Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 2.524.000 168.000 9 01 Lojman Diğer Kira Gelirler Çeşitli Gelirleri 1.866.000 11.314.000 1 99 Diğer Çeşitli Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri Gelirler 658.000 11.314.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 11.314.000 e-bütçe e-Bütçe Toplam 1.592.069.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 533 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 14.710.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 8.130.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.187.495.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 389.463.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.599.798.000 2.599.798.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.599.798.000 2.599.798.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.599.798.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 534 ‒ ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ 2.599.798.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 14.710.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 14.020.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.230.000 E.03.03-YOLLUKLAR 57.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 227.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 506.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 12.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 690.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 690.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 8.130.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 8.130.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 8.130.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.187.495.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.122.533.000 E.01.01-MEMURLAR 1.126.860.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.312.000 E.01.03-İŞÇİLER 395.708.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 8.430.000 E.02.01-MEMURLAR 112.418.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 549.000 E.02.03-İŞÇİLER 86.050.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 417.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 100.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 95.861.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.722.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.044.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.501.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.161.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 19.750.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 259.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.650.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 64.962.000 E.01.01-MEMURLAR 1.698.000 E.01.03-İŞÇİLER 8.350.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 535 ‒ ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.335.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.414.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.728.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 48.657.000 E.03.03-YOLLUKLAR 188.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 691.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 460.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 434.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 389.463.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 388.623.000 E.01.01-MEMURLAR 257.896.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 555.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 852.000 E.02.01-MEMURLAR 28.729.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.272.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.134.000 E.03.03-YOLLUKLAR 789.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 483.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.908.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 950.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 126.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 37.422.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.658.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 22.950.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.650.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 840.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 741.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 99.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 536 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 45.541.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 44.701.000 2 Hizmet Gelirleri 44.701.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 23.086.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.556.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 311.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 6.335.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 597.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 723.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 11.973.000 99 Diğer hizmet gelirleri 120.000 6 Kira Gelirleri 840.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 537 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 1 Taşınmaz Kiraları 840.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 45.541.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 01 Lojman Kira Gelirleri 287.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 44.701.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 553.000 2 Hizmet Gelirleri 44.701.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.533.306.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 23.086.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.533.306.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.556.000 1 Cari 2.204.306.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 311.000 01 Hazine Yardımı 2.204.306.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 6.335.000 2 Sermaye 329.000.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 597.000 01 Hazine Yardımı 329.000.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 723.000 05 Diğer Gelirler 20.951.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 11.973.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 597.000 99 Diğer hizmet gelirleri 120.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 597.000 6 Kira Gelirleri 840.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 597.000 e-bütçe e-Bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 20.354.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 538 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 1 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 20.354.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 45.541.000 1 19 Öğrenci Mal Katkı Payı ve Hizmet SatışTelafi Gelirleri Gelirleri 20.354.000 44.701.000 2 Hizmet Gelirleri Toplam 2.599.798.000 44.701.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 23.086.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.556.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 311.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 6.335.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 597.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 723.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 11.973.000 99 Diğer hizmet gelirleri 120.000 6 Kira Gelirleri 840.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 539 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 21.103.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.434.823.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 283.582.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.739.508.000 1.739.508.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.739.508.000 1.739.508.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.739.508.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 540 ‒ ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ 1.739.508.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 21.103.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 21.103.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.848.000 E.03.03-YOLLUKLAR 227.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 74.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 952.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 18.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.434.823.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.411.717.000 E.01.01-MEMURLAR 889.483.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.378.000 E.01.03-İŞÇİLER 212.657.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 876.000 E.02.01-MEMURLAR 82.282.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 656.000 E.02.03-İŞÇİLER 34.117.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 14.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 85.159.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.547.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 53.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 144.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 351.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 11.501.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 15.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 45.999.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 23.500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 23.106.000 E.01.01-MEMURLAR 1.482.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.771.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 621.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.012.000 E.03.03-YOLLUKLAR 388.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 785.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 541 ‒ ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 47.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 283.582.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 278.073.000 E.01.01-MEMURLAR 172.723.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 30.175.000 E.01.03-İŞÇİLER 12.859.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 263.000 E.02.01-MEMURLAR 18.845.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.397.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.166.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.623.000 E.03.03-YOLLUKLAR 963.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 309.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.583.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.041.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 24.351.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.525.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 5.509.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.963.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.027.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 519.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 542 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 15.480.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 9.971.000 2 Hizmet Gelirleri 9.971.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.437.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.352.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.796.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 3.592.000 99 Diğer hizmet gelirleri 794.000 6 Kira Gelirleri 5.509.000 1 Taşınmaz Kiraları 5.509.000 01 Lojman Kira Gelirleri 4.892.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 617.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 543 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 04 03 Alınan Bağış Teşebbüs ve ve Yardımlar Mülkiyet ile Özel Gelirler Gelirleri 1.710.893.000 15.480.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 12 Merkezi Mal Yönetim ve Hizmet Bütçesine Satış GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.710.893.000 9.971.000 21 Cari Hizmet Gelirleri 1.591.891.000 9.971.000 01 29 HazineÖğretimden Birinci Yardımı Elde Edilen Gelirler 1.591.891.000 1.437.000 2 31 Sermaye İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 119.002.000 2.352.000 01 36 HazineTesis Sosyal Yardımı İşletme Gelirleri 119.002.000 1.796.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 13.135.000 3.592.000 9 99 Diğer hizmet Diğer Çeşitli Gelirler gelirleri 13.135.000 794.000 6 1 Diğer Kira Çeşitli Gelirler Gelirleri 13.135.000 5.509.000 1 19 Öğrenci Katkı Taşınmaz Payı Telafi Gelirleri Kiraları 13.135.000 5.509.000 01 Lojman Kira Gelirleri Toplam 1.739.508.000 4.892.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 617.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 545 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 1.914.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 274.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.987.456.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 363.832.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.353.476.000 2.353.476.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.353.476.000 2.353.476.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.353.476.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 546 ‒ BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ 2.353.476.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 1.914.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.699.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 967.000 E.03.03-YOLLUKLAR 132.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 419.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 181.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 215.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 59.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 156.000 GİDERLERİ 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 274.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 274.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 274.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.987.456.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.932.204.000 E.01.01-MEMURLAR 1.234.861.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.221.000 E.01.03-İŞÇİLER 231.298.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 828.000 E.02.01-MEMURLAR 124.556.000 E.02.03-İŞÇİLER 50.357.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 389.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 146.133.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.377.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 108.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.832.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 813.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 431.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 38.750.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.250.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 34.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 58.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 55.252.000 E.01.01-MEMURLAR 1.970.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 547 ‒ BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 6.142.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.387.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 43.266.000 E.03.03-YOLLUKLAR 218.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 71.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 524.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 502.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 172.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 363.832.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 358.517.000 E.01.01-MEMURLAR 223.361.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 49.029.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 263.000 E.02.01-MEMURLAR 23.824.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.010.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.765.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.043.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 192.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.886.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.245.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 500.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 33.792.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.357.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 5.315.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.243.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 48.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 13.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 11.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 548 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 45.441.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 40.126.000 2 Hizmet Gelirleri 40.126.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 18.440.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.694.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 716.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 314.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.373.000 99 Diğer hizmet gelirleri 9.589.000 6 Kira Gelirleri 5.315.000 1 Taşınmaz Kiraları 5.315.000 01 Lojman Kira Gelirleri 50.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 549 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 99 Teşebbüs Diğer ve Mülkiyet Taşınmaz Gelirleri Kira Gelirleri 45.441.000 5.265.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 04 1 Mal ve Bağış Alınan Hizmetve Satış Gelirleri ile Özel Gelirler Yardımlar 40.126.000 2.292.694.000 2 2 Hizmet Gelirleri Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 40.126.000 2.292.694.000 1 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Cari 18.440.000 2.152.694.000 31 01 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Hazine Yardımı 2.694.000 2.152.694.000 2 33 Tezsiz SermayeYüksek Lisans Gelirleri 716.000 140.000.000 34 01 HazineYüksek Tezli Lisans Gelirleri Yardımı 314.000 140.000.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.373.000 15.341.000 9 99 Diğer Çeşitli Diğer hizmetGelirler gelirleri 9.589.000 15.341.000 6 1 DiğerGelirleri Kira Çeşitli Gelirler 5.315.000 15.341.000 1 19 Taşınmaz Öğrenci Kiraları Katkı Payı Telafi Gelirleri 5.315.000 15.341.000 01 Lojman Kira Gelirleri Toplam 50.000 2.353.476.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 551 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 2.460.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.705.372.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 391.027.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.098.859.000 2.098.859.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.098.859.000 2.098.859.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.098.859.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 552 ‒ BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ 2.098.859.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 2.460.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.460.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 916.000 E.03.03-YOLLUKLAR 134.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 541.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 869.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.705.372.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.683.428.000 E.01.01-MEMURLAR 975.175.000 E.01.03-İŞÇİLER 220.323.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 194.000 E.02.01-MEMURLAR 79.357.000 E.02.03-İŞÇİLER 47.047.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 215.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 163.053.000 E.03.03-YOLLUKLAR 892.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 252.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 528.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 392.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 21.300.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 6.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 52.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 6.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 110.700.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 21.944.000 E.01.01-MEMURLAR 143.000 E.01.03-İŞÇİLER 6.300.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.495.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.025.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 187.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 11.175.000 E.03.03-YOLLUKLAR 275.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 344.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 391.027.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 553 ‒ BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 386.645.000 E.01.01-MEMURLAR 224.856.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 64.934.000 E.01.03-İŞÇİLER 6.700.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 855.000 E.02.01-MEMURLAR 23.357.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.577.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.468.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.832.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.163.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 301.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.418.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 241.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.251.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 24.403.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.289.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 4.382.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.991.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 687.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 200.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 504.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 554 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 14.464.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 10.082.000 2 Hizmet Gelirleri 10.082.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.202.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 204.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 3.442.000 99 Diğer hizmet gelirleri 234.000 6 Kira Gelirleri 4.382.000 1 Taşınmaz Kiraları 4.382.000 01 Lojman Kira Gelirleri 2.348.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 2.034.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.072.533.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 555 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 2 Merkezi TeşebbüsYönetim Bütçesine ve Mülkiyet Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirleri 2.072.533.000 14.464.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 1 Cari Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 1.864.533.000 10.082.000 2 01 Hazine Hizmet Yardımı Gelirleri 1.864.533.000 10.082.000 2 29 Sermaye Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 208.000.000 6.202.000 01 45 Hazine UzaktanYardımı Öğretimden Elde Edilen Gelirler 208.000.000 204.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 11.862.000 3.442.000 9 99 Diğer Diğer Çeşitli hizmetGelirler gelirleri 11.862.000 234.000 6 1 Diğer Çeşitli Gelirler Kira Gelirleri 11.862.000 4.382.000 1 19 Öğrenci TaşınmazKatkı Payı Telafi Gelirleri Kiraları 11.862.000 4.382.000 01 Lojman Kira Gelirleri Toplam 2.098.859.000 2.348.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 2.034.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.072.533.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 557 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 8.702.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 350.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.293.638.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 313.075.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.965.415.000 2.965.415.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.965.415.000 2.965.415.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.965.415.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 558 ‒ KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ 2.965.415.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 8.702.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 8.629.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.429.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.200.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 1.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 73.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 73.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 350.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 350.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 350.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.293.638.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.234.718.000 E.01.01-MEMURLAR 1.302.550.000 E.01.03-İŞÇİLER 200.481.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 697.000 E.02.01-MEMURLAR 132.951.000 E.02.03-İŞÇİLER 43.647.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 247.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 171.337.000 E.03.03-YOLLUKLAR 832.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 827.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 833.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 316.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 70.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 230.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 15.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 60.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 58.920.000 E.01.01-MEMURLAR 7.818.000 E.01.03-İŞÇİLER 14.802.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.935.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.657.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.864.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 559 ‒ KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 26.600.000 E.03.03-YOLLUKLAR 340.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.103.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 649.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 152.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 313.075.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 307.951.000 E.01.01-MEMURLAR 180.394.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 36.989.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.565.000 E.02.01-MEMURLAR 18.625.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.207.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 923.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.766.000 E.03.03-YOLLUKLAR 953.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 422.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.223.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 251.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.425.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.681.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 41.091.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.436.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 5.124.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.042.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 800.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 18.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 264.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 560 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 36.475.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 31.351.000 2 Hizmet Gelirleri 31.351.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 17.959.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.992.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 244.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 170.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 4.789.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.197.000 6 Kira Gelirleri 5.124.000 1 Taşınmaz Kiraları 5.124.000 01 Lojman Kira Gelirleri 700.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 561 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV EDİLEN 03 99 Diğer Taşınmaz Teşebbüs ve Kira Gelirleri Mülkiyet Gelirleri 4.424.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 36.475.000 04 1 Alınan Mal Bağış ve ve Hizmet Yardımlar Satış Gelirleri ile Özel Gelirler 2.901.298.000 31.351.000 2 2 MerkeziGelirleri Hizmet Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.901.298.000 31.351.000 1 29 Cari Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.164.098.000 17.959.000 01 31 Hazine Yardımı İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.164.098.000 6.992.000 2 33 Sermaye Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 737.200.000 244.000 01 45 Hazine UzaktanYardımı Öğretimden Elde Edilen Gelirler 737.200.000 170.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 27.642.000 4.789.000 9 99 Diğer Çeşitli hizmetGelirler gelirleri 27.642.000 1.197.000 6 1 DiğerGelirleri Kira Çeşitli Gelirler 27.642.000 5.124.000 1 19 Öğrenci TaşınmazKatkı Payı Telafi Gelirleri Kiraları 27.642.000 5.124.000 01 Lojman Kira Gelirleri Toplam 2.965.415.000 700.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 563 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 9.410.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.582.738.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 358.473.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.950.621.000 1.950.621.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.950.621.000 1.950.621.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.950.621.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 564 ‒ OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ 1.950.621.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 9.410.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 8.458.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.555.000 E.03.03-YOLLUKLAR 353.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 390.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 160.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 952.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 803.000 E.03.03-YOLLUKLAR 71.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 39.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 39.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.582.738.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.555.071.000 E.01.01-MEMURLAR 1.024.260.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.842.000 E.01.03-İŞÇİLER 138.710.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 587.000 E.02.01-MEMURLAR 101.985.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.849.000 E.02.03-İŞÇİLER 33.356.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 51.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 107.938.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.605.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.626.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.542.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 720.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 24.500.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 53.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.125.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 42.375.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 27.667.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 565 ‒ OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 3.098.000 E.01.03-İŞÇİLER 8.625.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.287.000 E.02.03-İŞÇİLER 1.209.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 338.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.787.000 E.03.03-YOLLUKLAR 146.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 542.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 368.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 267.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 358.473.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 358.447.000 E.01.01-MEMURLAR 201.554.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 42.047.000 E.01.03-İŞÇİLER 37.258.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.074.000 E.02.01-MEMURLAR 23.041.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.062.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.713.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 221.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.121.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.106.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 146.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.458.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.042.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 115.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 30.590.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.649.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 26.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 17.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 566 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 13.173.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 13.147.000 2 Hizmet Gelirleri 13.147.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.673.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.993.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.731.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 163.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.391.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 4.490.000 99 Diğer hizmet gelirleri 706.000 6 Kira Gelirleri 26.000 1 Taşınmaz Kiraları 26.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 567 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV EDİLEN 03 99 Teşebbüs Diğer ve Kira Mülkiyet Taşınmaz Gelirleri Gelirleri 13.173.000 26.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 04 1 Mal ve Hizmet Alınan Satış Bağış ve Gelirleri ile Özel Gelirler Yardımlar 13.147.000 1.921.976.000 2 2 MerkeziGelirleri Hizmet Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 13.147.000 1.921.976.000 1 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Cari 1.673.000 1.782.976.000 31 01 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Hazine Yardımı 2.993.000 1.782.976.000 2 33 Tezsiz SermayeYüksek Lisans Gelirleri 1.731.000 139.000.000 34 01 Tezli HazineYüksek Lisans Gelirleri Yardımı 163.000 139.000.000 05 36 Sosyal Tesis Diğer İşletme Gelirleri Gelirler 1.391.000 15.472.000 2 69 Yükseköğretim Kişi ve Kurumları Kurumlardan AlınanÖğrenci Paylar Yemek Hizmeti Gelirleri 4.490.000 433.000 6 99 DiğerBütçeli Özel hizmetİdarelere gelirleri Ait Paylar 706.000 433.000 6 16 Kira Gelirleri Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 26.000 433.000 9 1 Taşınmaz Diğer Kiraları Çeşitli Gelirler 26.000 15.039.000 e-bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 15.039.000 e-Bütçe 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 15.039.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 568 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 13.173.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR Toplam 1.950.621.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 13.147.000 2 Hizmet Gelirleri 13.147.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.673.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.993.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.731.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 163.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.391.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 4.490.000 99 Diğer hizmet gelirleri 706.000 6 Kira Gelirleri 26.000 1 Taşınmaz Kiraları 26.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 569 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 23.251.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 100.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.276.858.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 422.305.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.822.414.000 2.822.414.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.822.414.000 2.822.414.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.822.414.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 570 ‒ BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ 2.822.414.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 23.251.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 23.251.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.494.000 E.03.03-YOLLUKLAR 42.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 115.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 21.600.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 100.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 100.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 97.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 3.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.276.858.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.230.421.000 E.01.01-MEMURLAR 1.395.499.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 78.000.000 E.01.03-İŞÇİLER 269.575.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 483.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 11.988.000 E.02.01-MEMURLAR 114.145.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.120.000 E.02.03-İŞÇİLER 61.424.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 497.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 195.836.000 E.03.03-YOLLUKLAR 836.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 428.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 547.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 143.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 24.800.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 11.650.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 36.450.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 17.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 46.437.000 E.01.01-MEMURLAR 2.644.000 E.01.03-İŞÇİLER 15.848.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 571 ‒ BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.055.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.292.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.248.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 19.584.000 E.03.03-YOLLUKLAR 198.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 401.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 143.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 24.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 422.305.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 413.513.000 E.01.01-MEMURLAR 245.967.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.005.000 E.01.03-İŞÇİLER 55.070.000 E.02.01-MEMURLAR 25.771.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.202.000 E.02.03-İŞÇİLER 12.857.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.448.000 E.03.03-YOLLUKLAR 938.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 966.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.758.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 251.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.268.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 317.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 28.177.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.418.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 100.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 8.792.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.605.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 40.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 147.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 572 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 24.153.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 15.361.000 2 Hizmet Gelirleri 15.361.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.712.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.197.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 2.260.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.986.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.206.000 6 Kira Gelirleri 8.792.000 1 Taşınmaz Kiraları 8.792.000 01 Lojman Kira Gelirleri 7.591.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.201.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 573 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 04 Teşebbüs ve ve Alınan Bağış Mülkiyet Gelirleri Yardımlar ile Özel Gelirler 24.153.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2.767.185.000 1 2 Mal ve Hizmet Merkezi Satış Yönetim GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Bütçesine 15.361.000 2.767.185.000 2 1 Hizmet Cari Gelirleri 15.361.000 2.553.585.000 29 01 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Hazine Yardımı 1.712.000 2.553.585.000 2 31 İkinci SermayeÖğretimden Elde Edilen Gelirler 4.197.000 213.600.000 36 01 Hazine Tesis Sosyal İşletme Gelirleri Yardımı 2.260.000 213.600.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.986.000 31.076.000 9 99 Diğer Çeşitli Diğer hizmetGelirler gelirleri 1.206.000 31.076.000 6 1 DiğerGelirleri Kira Çeşitli Gelirler 8.792.000 31.076.000 1 19 Taşınmaz Öğrenci Kiraları Katkı Payı Telafi Gelirleri 8.792.000 31.076.000 01 Lojman Kira Gelirleri Toplam 7.591.000 2.822.414.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.201.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 575 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 23.115.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 40.000.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.906.901.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 307.921.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.277.937.000 2.277.937.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.277.937.000 2.277.937.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.277.937.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 576 ‒ MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ 2.277.937.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 23.115.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 22.656.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.097.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.559.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 18.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 459.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 459.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 40.000.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 40.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 39.998.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.906.901.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.886.458.000 E.01.01-MEMURLAR 1.180.857.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.144.000 E.01.03-İŞÇİLER 198.784.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 375.000 E.02.01-MEMURLAR 94.989.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.318.000 E.02.03-İŞÇİLER 43.056.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 186.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 197.291.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.985.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 438.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 341.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 694.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 16.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 111.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 28.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 20.443.000 E.01.01-MEMURLAR 1.529.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.926.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 674.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 13.579.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 577 ‒ MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 461.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 13.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 254.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 307.921.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 303.008.000 E.01.01-MEMURLAR 201.415.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 26.448.000 E.02.01-MEMURLAR 20.477.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.573.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.985.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.424.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 312.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.819.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 242.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.886.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 398.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 23.700.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.329.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 6.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 4.913.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.049.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 180.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 684.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 578 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 14.689.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 9.776.000 2 Hizmet Gelirleri 9.776.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 706.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.988.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 233.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 6.849.000 6 Kira Gelirleri 4.913.000 1 Taşınmaz Kiraları 4.913.000 01 Lojman Kira Gelirleri 3.201.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.712.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.252.122.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 579 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.252.122.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 14.689.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Cari 2.029.122.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 9.776.000 01 Hazine Yardımı 2.029.122.000 2 Hizmet Gelirleri 9.776.000 2 Sermaye 223.000.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 706.000 01 Hazine Yardımı 223.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.988.000 05 Diğer Gelirler 11.126.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 233.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 11.126.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 6.849.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 11.126.000 6 Kira Gelirleri 4.913.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 11.126.000 1 Taşınmaz Kiraları 4.913.000 Toplam 2.277.937.000 01 Lojman Kira Gelirleri 3.201.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.712.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.252.122.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 581 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 3.261.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.171.808.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 422.024.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.597.093.000 2.597.093.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.597.093.000 2.597.093.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.597.093.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 582 ‒ MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ 2.597.093.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 3.261.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.843.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.716.000 E.03.03-YOLLUKLAR 91.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 36.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.418.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.127.000 E.03.03-YOLLUKLAR 80.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 211.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.171.808.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.142.883.000 E.01.01-MEMURLAR 1.222.924.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 59.526.000 E.01.03-İŞÇİLER 331.979.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 618.000 E.02.01-MEMURLAR 100.669.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.558.000 E.02.03-İŞÇİLER 71.541.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 263.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 158.587.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.194.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 678.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 178.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 168.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 45.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 95.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 38.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 28.925.000 E.01.01-MEMURLAR 7.301.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.539.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.020.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 14.182.000 E.03.03-YOLLUKLAR 358.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 704.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 583 ‒ MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 594.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 227.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 422.024.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 420.449.000 E.01.01-MEMURLAR 277.640.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 26.536.000 E.01.03-İŞÇİLER 32.423.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 820.000 E.02.01-MEMURLAR 30.694.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 752.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.183.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 118.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.356.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.459.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 310.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.693.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 239.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 917.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 134.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 24.932.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 6.243.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.575.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.073.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 75.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 211.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 216.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 584 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 21.400.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 19.825.000 2 Hizmet Gelirleri 19.825.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.788.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.748.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 4.727.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.562.000 6 Kira Gelirleri 1.575.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.575.000 01 Lojman Kira Gelirleri 662.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 913.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.565.175.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 585 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 21.400.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.565.175.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 19.825.000 1 Cari 2.382.175.000 2 Hizmet Gelirleri 19.825.000 01 Hazine Yardımı 2.382.175.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.788.000 2 Sermaye 183.000.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.748.000 01 Hazine Yardımı 183.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 4.727.000 05 Diğer Gelirler 10.518.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.562.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 10.518.000 6 Kira Gelirleri 1.575.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 10.518.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.575.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 10.518.000 01 Lojman Kira Gelirleri 662.000 Toplam 2.597.093.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 913.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.565.175.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 587 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: BATMAN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 15.033.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 203.081.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.860.787.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 342.166.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.421.067.000 2.421.067.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.421.067.000 2.421.067.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.421.067.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 588 ‒ BATMAN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: BATMAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL BATMAN ÜNİVERSİTESİ 2.421.067.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 15.033.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 14.218.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.680.000 E.03.03-YOLLUKLAR 223.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 315.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 12.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 815.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 741.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 74.000 GİDERLERİ 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 203.081.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 203.081.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 23.081.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 179.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.860.787.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.834.559.000 E.01.01-MEMURLAR 1.111.673.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.291.000 E.01.03-İŞÇİLER 314.397.000 E.02.01-MEMURLAR 90.199.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.062.000 E.02.03-İŞÇİLER 65.802.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 123.927.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.123.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 747.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.010.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 328.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 38.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 8.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 48.402.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.398.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 19.200.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 26.228.000 E.01.01-MEMURLAR 2.832.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 589 ‒ BATMAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.386.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 19.664.000 E.03.03-YOLLUKLAR 467.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 464.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 415.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 342.166.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 338.743.000 E.01.01-MEMURLAR 218.393.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 43.062.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 386.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 2.248.000 E.02.01-MEMURLAR 22.483.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.520.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.211.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.914.000 E.03.03-YOLLUKLAR 847.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 546.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.927.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.483.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 115.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 24.190.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.169.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 3.423.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.815.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 212.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 506.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 890.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 590 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BATMAN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 19.436.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 16.013.000 2 Hizmet Gelirleri 16.013.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.993.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 2.400.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 838.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.796.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 2.993.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.993.000 6 Kira Gelirleri 3.423.000 1 Taşınmaz Kiraları 3.423.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 591 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BATMAN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 01 Teşebbüs Lojman Kirave Mülkiyet Gelirleri Gelirleri 19.436.000 1.712.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 99 DiğerveTaşınmaz Mal Hizmet Satış Kira Gelirleri Gelirleri 16.013.000 1.711.000 04 2 Hizmet Bağış Alınan Gelirlerive Yardımlar ile Özel Gelirler 16.013.000 2.390.601.000 2 29 Birinci Öğretimden Elde Merkezi Yönetim Edilen Bütçesine Gelirler Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.993.000 2.390.601.000 1 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Cari 2.000.000 2.083.601.000 33 01 Tezsiz Yüksek Hazine YardımıLisans Gelirleri 2.400.000 2.083.601.000 2 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri Sermaye 838.000 307.000.000 36 01 Sosyal Tesis Hazine İşletme Gelirleri Yardımı 1.796.000 307.000.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 2.993.000 11.030.000 2 99 Diğer Kişi vehizmet gelirleriAlınan Paylar Kurumlardan 2.993.000 95.000 6 6 Kira Gelirleri Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 3.423.000 95.000 1 16 Taşınmaz Kiraları Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 3.423.000 95.000 9 e-bütçe Diğer Çeşitli Gelirler 10.935.000 e-Bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 10.935.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 592 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: BATMAN ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 19 Öğrenci TeşebbüsKatkı vePayı Telafi Gelirleri Mülkiyet Gelirleri 10.935.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 19.436.000 1 Mal ve Hizmet Satış GelirleriToplam 2.421.067.000 16.013.000 2 Hizmet Gelirleri 16.013.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.993.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 2.400.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 838.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.796.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 2.993.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.993.000 6 Kira Gelirleri 3.423.000 1 Taşınmaz Kiraları 3.423.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 593 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 2.080.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.220.493.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 391.170.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.613.743.000 1.613.743.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.613.743.000 1.613.743.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.613.743.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 594 ‒ ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ 1.613.743.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 2.080.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.080.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.080.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.220.493.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.206.293.000 E.01.01-MEMURLAR 618.832.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.103.000 E.01.03-İŞÇİLER 235.718.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 823.000 E.02.01-MEMURLAR 47.951.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.282.000 E.02.03-İŞÇİLER 52.683.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 24.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 162.040.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.052.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 195.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.033.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 357.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 16.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.750.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 21.250.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 26.200.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 14.200.000 E.01.01-MEMURLAR 816.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.428.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 335.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.958.000 E.03.03-YOLLUKLAR 187.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 340.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 68.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 68.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 391.170.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 386.409.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 595 ‒ ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 134.436.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.173.000 E.02.01-MEMURLAR 15.518.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.048.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 14.872.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.376.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 237.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.268.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 241.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 918.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 226.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 16.660.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.436.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 180.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 4.761.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.424.000 E.03.03-YOLLUKLAR 522.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 626.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 189.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 596 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 12.975.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 8.214.000 2 Hizmet Gelirleri 8.214.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.592.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 3.424.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.198.000 6 Kira Gelirleri 4.761.000 1 Taşınmaz Kiraları 4.761.000 01 Lojman Kira Gelirleri 4.452.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 309.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.594.782.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.594.782.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 597 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 1 Teşebbüs Cari ve Mülkiyet Gelirleri 12.975.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1.343.582.000 1 01 Mal ve Hizmet Hazine YardımıSatış Gelirleri 8.214.000 1.343.582.000 2 Hizmet SermayeGelirleri 8.214.000 251.200.000 29 01 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Hazine Yardımı 3.592.000 251.200.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 3.424.000 5.986.000 9 99 hizmetGelirler Diğer Çeşitli gelirleri 1.198.000 5.986.000 6 1 DiğerGelirleri Kira Çeşitli Gelirler 4.761.000 5.986.000 1 19 Taşınmaz Öğrenci Kiraları Katkı Payı Telafi Gelirleri 4.761.000 5.986.000 01 Lojman Kira Gelirleri Toplam 4.452.000 1.613.743.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 309.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.594.782.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.594.782.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 599 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: BARTIN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 27.517.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.751.400.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 396.824.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.175.741.000 2.175.741.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.175.741.000 2.175.741.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.175.741.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 600 ‒ BARTIN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: BARTIN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL BARTIN ÜNİVERSİTESİ 2.175.741.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 27.517.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 27.474.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 966.000 E.03.03-YOLLUKLAR 454.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.455.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 599.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 22.400.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.600.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 43.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.000 E.03.03-YOLLUKLAR 19.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.751.400.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.710.646.000 E.01.01-MEMURLAR 1.075.028.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.108.000 E.01.03-İŞÇİLER 220.530.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 805.000 E.02.01-MEMURLAR 105.337.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.361.000 E.02.03-İŞÇİLER 46.856.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 54.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 74.072.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.053.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 24.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.839.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.980.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 773.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 26.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 131.250.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 160.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.416.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 40.754.000 E.01.01-MEMURLAR 2.086.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.391.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 601 ‒ BARTIN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.031.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 32.340.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 445.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 424.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 37.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 396.824.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 395.856.000 E.01.01-MEMURLAR 264.908.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 44.375.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 174.000 E.02.01-MEMURLAR 25.903.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.605.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.330.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.109.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 199.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.194.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 140.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 217.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 31.421.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.858.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.260.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 6.210.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 24.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.680.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 968.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 196.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 657.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 115.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 602 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BARTIN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 26.074.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 24.216.000 2 Hizmet Gelirleri 24.216.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 9.844.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.397.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.565.000 35 Doktora Gelirleri 97.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 924.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 9.389.000 6 Kira Gelirleri 1.858.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.858.000 01 Lojman Kira Gelirleri 968.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 603 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BARTIN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCAKABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMETTEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 03 Teşebbüs veKira Sosyal Tesis Mülkiyet Gelirleri Gelirleri 26.074.000 890.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 04 1 Mal ve Hizmet Alınan Satış Gelirleri Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 24.216.000 2.133.976.000 2 2 Hizmet MerkeziGelirleri Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 24.216.000 2.133.976.000 1 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Cari 9.844.000 1.929.976.000 31 01 İkinci HazineÖğretimden Yardımı Elde Edilen Gelirler 2.397.000 1.929.976.000 2 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri Sermaye 1.565.000 204.000.000 35 01 Doktora Gelirleri Hazine Yardımı 97.000 204.000.000 05 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler Diğer Gelirler 924.000 15.691.000 2 69 Yükseköğretim Kurumları Kişi ve Kurumlardan Öğrenci Alınan PaylarYemek Hizmeti Gelirleri 9.389.000 43.000 6 6 Kira ÖzelGelirleri Bütçeli İdarelere Ait Paylar 1.858.000 43.000 1 16 Taşınmaz AraştırmaKiraları Projeleri Gelirleri Payı 1.858.000 43.000 9 01 Lojman Kira Gelirleri Diğer Çeşitli Gelirler 968.000 15.648.000 e-bütçe 1 Diğer Çeşitli Gelirler 15.648.000 e-Bütçe 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 15.648.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 604 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BARTIN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCAKABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMETTEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ II IIII III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 Toplam Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 2.175.741.000 26.074.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 24.216.000 2 Hizmet Gelirleri 24.216.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 9.844.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.397.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.565.000 35 Doktora Gelirleri 97.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 924.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 9.389.000 6 Kira Gelirleri 1.858.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.858.000 01 Lojman Kira Gelirleri 968.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 605 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: BAYBURT ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 1.470.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.437.530.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 338.727.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.777.727.000 1.777.727.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.777.727.000 1.777.727.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.777.727.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 606 ‒ BAYBURT ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: BAYBURT ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL BAYBURT ÜNİVERSİTESİ 1.777.727.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 1.470.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.470.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.223.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 247.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.437.530.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.406.647.000 E.01.01-MEMURLAR 806.313.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.654.000 E.01.03-İŞÇİLER 235.991.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 611.000 E.02.01-MEMURLAR 72.236.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.056.000 E.02.03-İŞÇİLER 50.945.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 83.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 124.898.000 E.03.03-YOLLUKLAR 474.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 458.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.605.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 323.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 21.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 31.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 23.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 30.883.000 E.01.01-MEMURLAR 1.739.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.955.000 E.02.01-MEMURLAR 4.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 601.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 23.069.000 E.03.03-YOLLUKLAR 397.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 166.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 900.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 52.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 607 ‒ BAYBURT ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 338.727.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 333.632.000 E.01.01-MEMURLAR 228.285.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 41.119.000 E.02.01-MEMURLAR 18.923.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.279.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 11.194.000 E.03.03-YOLLUKLAR 362.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 245.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.381.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 242.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.288.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 752.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 22.957.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.605.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 5.095.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.538.000 E.03.03-YOLLUKLAR 695.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.483.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 379.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 608 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BAYBURT ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 19.875.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 14.780.000 2 Hizmet Gelirleri 14.780.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.909.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.600.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 856.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 856.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.703.000 99 Diğer hizmet gelirleri 856.000 6 Kira Gelirleri 5.095.000 1 Taşınmaz Kiraları 5.095.000 01 Lojman Kira Gelirleri 2.974.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 609 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BAYBURT ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 99 Teşebbüs ve Mülkiyet Diğer Taşınmaz Gelirleri Kira Gelirleri 19.875.000 2.121.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 04 1 Mal ve Hizmet Alınan Satış Bağış ve Gelirleri ile Özel Gelirler Yardımlar 14.780.000 1.741.749.000 2 2 Hizmet MerkeziGelirleri Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 14.780.000 1.741.749.000 1 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Cari 2.909.000 1.654.749.000 31 01 HazineÖğretimden İkinci Yardımı Elde Edilen Gelirler 3.600.000 1.654.749.000 2 36 Sosyal SermayeTesis İşletme Gelirleri 856.000 87.000.000 38 01 Yurt Yatak Hazine Ücreti Gelirleri Yardımı 856.000 87.000.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.703.000 16.103.000 9 99 Diğer Diğer hizmet gelirleri Çeşitli Gelirler 856.000 16.103.000 6 1 DiğerGelirleri Kira Çeşitli Gelirler 5.095.000 16.103.000 1 19 Taşınmaz Kiraları Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 5.095.000 16.103.000 01 Lojman Kira Gelirleri Toplam 2.974.000 1.777.727.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 611 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 24.407.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.818.951.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 218.015.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.061.373.000 2.061.373.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.061.373.000 2.061.373.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.061.373.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 612 ‒ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ 2.061.373.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 24.407.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 23.240.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.797.000 E.03.03-YOLLUKLAR 126.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 419.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 898.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 13.000.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 2.500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.167.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.167.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.818.951.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.753.329.000 E.01.01-MEMURLAR 1.147.733.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 26.855.000 E.01.03-İŞÇİLER 263.799.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 339.000 E.02.01-MEMURLAR 97.624.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.366.000 E.02.03-İŞÇİLER 54.316.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 109.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 57.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 114.433.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.065.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.043.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 792.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 798.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 11.900.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 8.100.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 15.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 65.622.000 E.01.01-MEMURLAR 7.921.000 E.01.03-İŞÇİLER 22.655.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 613 ‒ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.706.000 E.02.03-İŞÇİLER 5.586.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.391.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 23.593.000 E.03.03-YOLLUKLAR 298.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 343.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.496.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 633.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 218.015.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 213.202.000 E.01.01-MEMURLAR 152.320.000 E.02.01-MEMURLAR 19.568.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.585.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 230.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.737.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 558.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 32.692.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.263.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 4.813.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.247.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 25.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 569.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 972.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 614 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 46.723.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 41.910.000 2 Hizmet Gelirleri 41.910.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 15.711.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 9.714.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 3.889.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 5.388.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.986.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.222.000 6 Kira Gelirleri 4.813.000 1 Taşınmaz Kiraları 4.813.000 01 Lojman Kira Gelirleri 2.896.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 615 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 99 Teşebbüs Diğer ve Kira Mülkiyet Taşınmaz Gelirleri Gelirleri 46.723.000 1.917.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 04 1 Mal ve Hizmet Alınan Satış Bağış ve Gelirleri ile Özel Gelirler Yardımlar 41.910.000 1.989.771.000 2 2 MerkeziGelirleri Hizmet Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 41.910.000 1.989.771.000 1 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Cari 15.711.000 1.930.771.000 31 01 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Hazine Yardımı 9.714.000 1.930.771.000 2 33 Tezsiz SermayeYüksek Lisans Gelirleri 3.889.000 59.000.000 36 01 Hazine Tesis Sosyal İşletme Gelirleri Yardımı 5.388.000 59.000.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.986.000 24.879.000 9 99 hizmetGelirler Diğer Çeşitli gelirleri 1.222.000 24.879.000 6 1 DiğerGelirleri Kira Çeşitli Gelirler 4.813.000 24.879.000 1 19 Taşınmaz Öğrenci Kiraları Katkı Payı Telafi Gelirleri 4.813.000 24.879.000 01 Lojman Kira Gelirleri Toplam 2.896.000 2.061.373.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 617 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 4.263.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.243.962.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 240.840.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.489.065.000 1.489.065.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.489.065.000 1.489.065.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.489.065.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 618 ‒ HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ 1.489.065.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 4.263.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.263.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 987.000 E.03.03-YOLLUKLAR 26.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 26.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 224.000 GİDERLERİ E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.243.962.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.229.715.000 E.01.01-MEMURLAR 633.359.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 38.607.000 E.01.03-İŞÇİLER 209.274.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.495.000 E.02.01-MEMURLAR 50.233.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.360.000 E.02.03-İŞÇİLER 45.592.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 75.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 61.881.000 E.03.03-YOLLUKLAR 652.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.143.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 444.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.600.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 19.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 145.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 14.247.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 111.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 330.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 13.391.000 E.03.03-YOLLUKLAR 334.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 31.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 50.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 619 ‒ HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 240.840.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 237.084.000 E.01.01-MEMURLAR 161.660.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.460.000 E.02.01-MEMURLAR 17.718.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 62.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 24.124.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.297.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 401.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.562.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 608.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 36.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 15.240.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.667.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 3.756.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.185.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 933.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 638.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 620 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 12.838.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 9.082.000 2 Hizmet Gelirleri 9.082.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 281.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.197.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 7.184.000 99 Diğer hizmet gelirleri 420.000 6 Kira Gelirleri 3.756.000 1 Taşınmaz Kiraları 3.756.000 01 Lojman Kira Gelirleri 3.000.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 756.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.471.062.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 621 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN KABUL I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 12.838.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.471.062.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 9.082.000 1 Cari 1.287.062.000 2 Hizmet Gelirleri 9.082.000 01 Hazine Yardımı 1.287.062.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 281.000 2 Sermaye 184.000.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 1.197.000 01 Hazine Yardımı 184.000.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 7.184.000 05 Diğer Gelirler 5.165.000 99 Diğer hizmet gelirleri 420.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 5.165.000 6 Kira Gelirleri 3.756.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 5.165.000 1 Taşınmaz Kiraları 3.756.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 5.165.000 01 Lojman Kira Gelirleri 3.000.000 Toplam 1.489.065.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 756.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.471.062.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 623 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: IĞDIR ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 1.866.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 6.996.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.450.558.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 321.923.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.781.343.000 1.781.343.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.781.343.000 1.781.343.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.781.343.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Büt Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 624 ‒ IĞDIR ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: IĞDIR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL IĞDIR ÜNİVERSİTESİ 1.781.343.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 1.866.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.866.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 308.000 E.03.03-YOLLUKLAR 367.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 662.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 529.000 GİDERLERİ 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 6.996.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 6.996.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 6.996.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.450.558.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.427.618.000 E.01.01-MEMURLAR 856.524.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 22.744.000 E.01.03-İŞÇİLER 234.131.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 306.000 E.02.01-MEMURLAR 65.705.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.284.000 E.02.03-İŞÇİLER 53.454.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 102.769.000 E.03.03-YOLLUKLAR 946.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 31.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.151.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.343.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 480.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 24.250.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 23.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 9.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 23.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 22.940.000 E.01.01-MEMURLAR 1.209.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.789.000 E.02.01-MEMURLAR 211.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.004.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 625 ‒ IĞDIR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 16.414.000 E.03.03-YOLLUKLAR 170.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 39.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 729.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 319.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 56.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 321.923.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 316.923.000 E.01.01-MEMURLAR 243.836.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 263.000 E.02.01-MEMURLAR 25.042.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 762.000 E.03.03-YOLLUKLAR 518.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 186.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.587.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 241.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 448.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 21.525.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.265.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 18.750.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 5.000.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.755.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.245.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 626 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: IĞDIR ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 17.225.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 12.225.000 2 Hizmet Gelirleri 12.225.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.200.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.275.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.750.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.000.000 6 Kira Gelirleri 5.000.000 1 Taşınmaz Kiraları 5.000.000 01 Lojman Kira Gelirleri 4.500.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 500.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.753.403.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 627 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: IĞDIR ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 2 Merkezi TeşebbüsYönetim Bütçesine ve Mülkiyet Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirleri 1.753.403.000 17.225.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 1 Cari ve Hizmet Satış Gelirleri Mal 1.649.403.000 12.225.000 2 01 Hizmet Yardımı Hazine Gelirleri 1.649.403.000 12.225.000 2 29 Sermaye Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 104.000.000 7.200.000 01 31 Hazine Yardımı İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 104.000.000 2.275.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 10.715.000 1.750.000 9 99 Diğer Çeşitli Diğer hizmetGelirler gelirleri 10.715.000 1.000.000 6 1 DiğerGelirleri Kira Çeşitli Gelirler 10.715.000 5.000.000 1 19 TaşınmazKatkı Öğrenci Payı Telafi Gelirleri Kiraları 10.715.000 5.000.000 01 Lojman Kira Gelirleri Toplam 1.781.343.000 4.500.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 500.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.753.403.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 629 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 3.528.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.020.463.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 265.698.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.289.689.000 1.289.689.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.289.689.000 1.289.689.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.289.689.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 630 ‒ ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ 1.289.689.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 3.528.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.528.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.251.000 E.03.03-YOLLUKLAR 111.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 574.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 92.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 500.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.020.463.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.012.001.000 E.01.01-MEMURLAR 587.500.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 34.441.000 E.01.03-İŞÇİLER 120.466.000 E.02.01-MEMURLAR 47.997.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.000.000 E.02.03-İŞÇİLER 25.218.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 71.315.000 E.03.03-YOLLUKLAR 317.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 486.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.619.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 640.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 39.502.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 5.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 25.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 44.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 8.462.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 675.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 390.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.397.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 265.698.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 260.730.000 E.01.01-MEMURLAR 157.332.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.912.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.810.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 631 ‒ ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 18.070.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.996.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 155.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 30.546.000 E.03.03-YOLLUKLAR 790.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 589.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.339.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 241.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 880.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.129.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 13.407.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.534.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 4.968.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.254.000 E.03.03-YOLLUKLAR 698.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 992.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 24.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 632 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 7.123.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 2.155.000 2 Hizmet Gelirleri 2.155.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 838.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.197.000 99 Diğer hizmet gelirleri 120.000 6 Kira Gelirleri 4.968.000 1 Taşınmaz Kiraları 4.968.000 01 Lojman Kira Gelirleri 3.168.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.800.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.276.259.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.276.259.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 633 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 1 Cari Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.157.757.000 7.123.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 01 Hazine Mal YardımıSatış Gelirleri ve Hizmet 1.157.757.000 2.155.000 22 SermayeGelirleri Hizmet 118.502.000 2.155.000 01 29 Hazine Yardımı Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 118.502.000 838.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 6.307.000 1.197.000 9 99 Diğer Diğer Çeşitli hizmetGelirler gelirleri 6.307.000 120.000 6 1 DiğerGelirleri Kira Çeşitli Gelirler 6.307.000 4.968.000 1 19 Öğrenci TaşınmazKatkı Payı Telafi Gelirleri Kiraları 6.307.000 4.968.000 01 Lojman Kira Gelirleri Toplam 1.289.689.000 3.168.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.800.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.276.259.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.276.259.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 635 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MUNZUR ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 31.591.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.426.328.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 253.173.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.711.092.000 1.711.092.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.711.092.000 1.711.092.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.711.092.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 636 ‒ MUNZUR ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MUNZUR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MUNZUR ÜNİVERSİTESİ 1.711.092.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 31.591.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 31.499.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.237.000 E.03.03-YOLLUKLAR 177.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 85.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 30.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 92.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 92.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.426.328.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.412.039.000 E.01.01-MEMURLAR 918.112.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.181.000 E.01.03-İŞÇİLER 171.447.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 992.000 E.02.01-MEMURLAR 70.256.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 659.000 E.02.03-İŞÇİLER 36.178.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 379.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 107.157.000 E.03.03-YOLLUKLAR 829.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 14.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 398.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 232.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 205.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 25.400.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.100.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 43.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 21.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 14.289.000 E.01.01-MEMURLAR 216.000 E.01.03-İŞÇİLER 1.185.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.497.000 E.02.03-İŞÇİLER 279.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 805.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 637 ‒ MUNZUR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.075.000 E.03.03-YOLLUKLAR 91.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 109.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 32.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 253.173.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 250.595.000 E.01.01-MEMURLAR 165.833.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 25.964.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 334.000 E.02.01-MEMURLAR 21.371.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.992.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 105.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.328.000 E.03.03-YOLLUKLAR 770.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 356.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.232.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 904.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 400.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 23.342.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.414.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.578.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.323.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 470.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 663.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 122.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 638 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MUNZUR ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 6.440.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 3.862.000 2 Hizmet Gelirleri 3.862.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 585.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 308.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 146.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.112.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.711.000 6 Kira Gelirleri 2.578.000 1 Taşınmaz Kiraları 2.578.000 01 Lojman Kira Gelirleri 1.712.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 866.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 639 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MUNZUR ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 04 Teşebbüs Alınan ve ve Bağış Mülkiyet Gelirleri Yardımlar ile Özel Gelirler 6.440.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1.694.133.000 12 Mal ve Hizmet Merkezi Satış Yönetim GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Bütçesine 3.862.000 1.694.133.000 21 Hizmet Gelirleri Cari 3.862.000 1.561.133.000 29 01 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Hazine Yardımı 585.000 1.561.133.000 2 33 Tezsiz SermayeYüksek Lisans Gelirleri 308.000 133.000.000 34 01 Tezli HazineYüksek Lisans Gelirleri Yardımı 146.000 133.000.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.112.000 10.519.000 9 99 Diğer Diğer hizmet gelirleri Çeşitli Gelirler 1.711.000 10.519.000 6 1 Kira DiğerGelirleri Çeşitli Gelirler 2.578.000 10.519.000 1 19 TaşınmazKatkı Öğrenci Kiraları Payı Telafi Gelirleri 2.578.000 10.519.000 01 Lojman Kira Gelirleri Toplam 1.712.000 1.711.092.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 866.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 641 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: YALOVA ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 1.830.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.681.789.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 561.342.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.244.961.000 2.244.961.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.244.961.000 2.244.961.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.244.961.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 642 ‒ YALOVA ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: YALOVA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL YALOVA ÜNİVERSİTESİ 2.244.961.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 1.830.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.217.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 860.000 E.03.03-YOLLUKLAR 76.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 188.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 93.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 613.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 239.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 374.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.681.789.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.615.819.000 E.01.01-MEMURLAR 923.709.000 E.01.03-İŞÇİLER 155.664.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.722.000 E.02.01-MEMURLAR 77.497.000 E.02.03-İŞÇİLER 36.467.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 565.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 120.223.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.357.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 15.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.613.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.560.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 520.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.907.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 18.250.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 10.750.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 215.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 35.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 65.970.000 E.01.01-MEMURLAR 4.753.000 E.01.03-İŞÇİLER 31.167.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.859.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.601.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 791.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 643 ‒ YALOVA ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 19.991.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.219.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 435.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 122.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 32.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 561.342.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 561.342.000 E.01.01-MEMURLAR 327.990.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 128.207.000 E.02.01-MEMURLAR 51.565.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.355.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 16.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 325.000 E.03.03-YOLLUKLAR 464.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 165.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 493.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 983.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 35.529.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 644 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: YALOVA ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 34.446.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 34.446.000 2 Hizmet Gelirleri 34.446.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 17.959.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.626.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 877.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.116.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.214.000 35 Doktora Gelirleri 572.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 6.226.000 99 Diğer hizmet gelirleri 856.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.178.378.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 645 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: YALOVA ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 2 Merkezi TeşebbüsYönetim Bütçesine ve Mülkiyet Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirleri 2.178.378.000 34.446.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 1 Cari ve Hizmet Satış Gelirleri Mal 1.897.378.000 34.446.000 2 01 Hizmet Yardımı Hazine Gelirleri 1.897.378.000 34.446.000 2 29 Sermaye Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 281.000.000 17.959.000 01 31 Hazine Yardımı İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 281.000.000 5.626.000 05 32 Diğer Yaz Gelirler Okulu Gelirleri 32.137.000 877.000 2 33 Kişi ve Yüksek Tezsiz Kurumlardan LisansAlınan Paylar Gelirleri 278.000 1.116.000 6 34 Özel Bütçeli Tezli Yüksekİdarelere Ait Paylar Lisans Gelirleri 278.000 1.214.000 16 35 Araştırma Doktora Projeleri Gelirleri Payı Gelirleri 278.000 572.000 9 69 Diğer Çeşitli Gelirler Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 31.859.000 6.226.000 1 99 Diğer Çeşitli Diğer hizmetGelirler gelirleri 31.859.000 856.000 04 19 ÖğrenciBağış Alınan Katkı Payı Telafi Gelirleri ve Yardımlar ile Özel Gelirler 31.859.000 2.178.378.000 Toplam 2.244.961.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 647 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 22.045.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 986.440.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 286.853.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.295.338.000 1.295.338.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.295.338.000 1.295.338.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.295.338.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 648 ‒ TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ 1.295.338.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 22.045.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 22.035.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 22.035.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 10.000 E.03.03-YOLLUKLAR 10.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 986.440.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 974.042.000 E.01.01-MEMURLAR 384.908.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 58.902.000 E.01.03-İŞÇİLER 135.967.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.316.000 E.02.01-MEMURLAR 40.243.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.742.000 E.02.03-İŞÇİLER 29.160.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 602.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 96.293.000 E.03.03-YOLLUKLAR 901.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 410.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 285.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 313.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 49.350.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 9.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 101.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 47.650.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 12.398.000 E.01.01-MEMURLAR 100.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 5.183.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 136.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.809.000 E.03.03-YOLLUKLAR 300.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 870.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 286.853.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 281.276.000 E.01.01-MEMURLAR 133.683.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 649 ‒ TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 47.891.000 E.01.03-İŞÇİLER 17.732.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 256.000 E.02.01-MEMURLAR 14.065.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.809.000 E.02.03-İŞÇİLER 3.735.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 42.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.567.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.819.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 472.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 32.725.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 433.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.215.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 474.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 11.831.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.527.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 5.577.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.577.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 650 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 9.570.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 3.993.000 2 Hizmet Gelirleri 3.993.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.796.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 400.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.198.000 99 Diğer hizmet gelirleri 599.000 6 Kira Gelirleri 5.577.000 1 Taşınmaz Kiraları 5.577.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 5.577.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.277.353.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.277.353.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 651 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCAKABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMETTEKLİFİ TEKLİFİ I I IIII III EDİLEN EDİLEN III IV IV 03 1 Teşebbüs Cari ve Mülkiyet Gelirleri 9.570.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1.067.353.000 1 01 Mal ve Hizmet Hazine Satış Gelirleri Yardımı 3.993.000 1.067.353.000 22 Hizmet Gelirleri Sermaye 3.993.000 210.000.000 2901 Birinci Hazine Öğretimden Yardımı Elde Edilen Gelirler 1.796.000 210.000.000 05 31 İkinci DiğerÖğretimden Gelirler Elde Edilen Gelirler 400.000 8.415.000 2 69 Yükseköğretim Kişi ve Kurumları Kurumlardan Öğrenci Alınan PaylarYemek Hizmeti Gelirleri 1.198.000 10.000 6 99 Diğer Özelhizmet Bütçeli gelirleri İdarelere Ait Paylar 599.000 10.000 6 16 Kira GelirleriProjeleri Gelirleri Payı Araştırma 5.577.000 10.000 9 1 Taşınmaz Diğer Kiraları Çeşitli Gelirler 5.577.000 8.405.000 1 99 Diğer Taşınmaz Diğer Çeşitli Kira Gelirleri Gelirler 5.577.000 8.405.000 04 19 Alınan Bağış Öğrenci Katkıve Yardımlar Payı Telafi ile Özel Gelirler Gelirleri 1.277.353.000 8.405.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Toplam 1.277.353.000 1.295.338.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 653 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 45.967.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 100.475.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 4.052.528.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.023.204.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 5.222.174.000 5.222.174.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 5.222.174.000 5.222.174.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 5.222.174.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 654 ‒ ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ 5.222.174.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 45.967.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 37.757.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 17.359.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 398.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 20.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 8.210.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.038.000 E.03.03-YOLLUKLAR 76.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.096.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 100.475.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 100.475.000 E.01.01-MEMURLAR 3.458.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.541.000 E.02.01-MEMURLAR 1.026.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 284.000 E.03.03-YOLLUKLAR 35.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 80.131.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 12.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 4.052.528.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.899.477.000 E.01.01-MEMURLAR 2.098.394.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 162.059.000 E.01.03-İŞÇİLER 364.121.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 643.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 169.000.000 E.02.01-MEMURLAR 240.429.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 36.739.000 E.02.03-İŞÇİLER 80.512.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.652.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 2.500.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 81.113.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.273.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 93.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 655 ‒ ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 7.306.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.243.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 40.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 6.999.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 564.001.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 38.900.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 153.051.000 E.01.01-MEMURLAR 1.803.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.139.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 81.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 127.522.000 E.03.03-YOLLUKLAR 250.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.755.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 518.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 6.983.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.023.204.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.022.551.000 E.01.01-MEMURLAR 560.841.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 135.027.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 307.000 E.02.01-MEMURLAR 45.137.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 149.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 267.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 167.657.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.093.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.293.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 23.121.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 242.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.323.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 74.120.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 10.966.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 653.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 653.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 656 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 111.243.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 110.590.000 2 Hizmet Gelirleri 110.590.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 84.686.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 941.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.793.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 5.987.000 35 Doktora Gelirleri 2.815.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 14.368.000 6 Kira Gelirleri 653.000 1 Taşınmaz Kiraları 653.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 653.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 657 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 04 03 Alınan Bağış Teşebbüs ve ve Yardımlar Mülkiyet ile Özel Gelirler Gelirleri 5.060.260.000 111.243.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 12 Merkezi Mal Yönetim ve Hizmet Bütçesine Satış GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 5.060.260.000 110.590.000 21 Cari Hizmet Gelirleri 4.373.860.000 110.590.000 01 29 Hazine Yardımı Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.373.860.000 84.686.000 2 31 Sermaye İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 686.400.000 941.000 01 33 HazineYüksek Tezsiz YardımıLisans Gelirleri 686.400.000 1.793.000 05 34 DiğerYüksek Tezli Gelirler Lisans Gelirleri 50.671.000 5.987.000 2 35 Kişi ve Gelirleri DoktoraKurumlardan Alınan Paylar 7.672.000 2.815.000 6 69 Özel Bütçeli İdarelere Yükseköğretim Ait Paylar Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 7.672.000 14.368.000 6 16 Araştırma Kira Projeleri Gelirleri Payı Gelirleri 7.672.000 653.000 9 1 Diğer Çeşitli Taşınmaz Gelirler Kiraları 42.999.000 653.000 1 99 Diğer Çeşitli Diğer TaşınmazGelirler Kira Gelirleri 42.999.000 653.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 42.999.000 e-bütçe e-Bütçe Toplam 5.222.174.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 659 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 25.260.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.539.396.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 329.912.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.894.568.000 1.894.568.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.894.568.000 1.894.568.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.894.568.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 660 ‒ BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 1.894.568.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 25.260.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 22.545.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.447.000 E.03.03-YOLLUKLAR 140.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.850.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 108.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 18.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.715.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.697.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.018.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.539.396.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.517.558.000 E.01.01-MEMURLAR 786.669.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.891.000 E.01.03-İŞÇİLER 120.270.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.736.000 E.02.01-MEMURLAR 78.865.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.503.000 E.02.03-İŞÇİLER 26.130.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 839.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 80.601.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.567.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.536.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.786.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.165.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 32.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 343.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 8.500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 21.838.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.302.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 20.407.000 E.03.03-YOLLUKLAR 71.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 58.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 661 ‒ BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 329.912.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 329.912.000 E.01.01-MEMURLAR 248.042.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.078.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 136.000 E.02.01-MEMURLAR 27.464.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.857.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.189.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.400.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 281.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.326.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 251.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.110.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 192.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 16.272.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.314.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 662 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 10.783.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 10.783.000 2 Hizmet Gelirleri 10.783.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.987.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.198.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 3.598.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.870.015.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.870.015.000 1 Cari 1.461.015.000 01 Hazine Yardımı 1.461.015.000 2 Sermaye 409.000.000 01 Hazine Yardımı 409.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 663 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 05 Teşebbüs Diğer ve Mülkiyet Gelirleri Gelirler 10.783.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 13.770.000 1 2 Mal ve Hizmet Kişi Satış Alınan Kurumlardan GelirleriPaylar 10.783.000 2.715.000 2 6 Hizmet Özel Gelirleri Bütçeli İdarelere Ait Paylar 10.783.000 2.715.000 29 16 Birinci Öğretimden Araştırma Projeleri Elde Edilen Gelirleri Gelirler Payı 5.987.000 2.715.000 9 34 Diğer Yüksek Tezli Çeşitli Lisans GelirlerGelirleri 1.198.000 11.055.000 1 69 Yükseköğretim Diğer Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Çeşitli Gelirler 3.598.000 11.055.000 04 19 ÖğrenciBağış Alınan Katkı ve Yardımlar Payı Telafi ile Özel Gelirler Gelirleri 1.870.015.000 11.055.000 2 Toplam Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.894.568.000 1.870.015.000 1 Cari 1.461.015.000 01 Hazine Yardımı 1.461.015.000 2 Sermaye 409.000.000 01 Hazine Yardımı 409.000.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 665 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 6.067.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 72.260.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.364.109.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 417.867.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.860.303.000 2.860.303.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.860.303.000 2.860.303.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.860.303.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 666 ‒ İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ 2.860.303.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 6.067.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 5.385.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 238.000 E.03.03-YOLLUKLAR 116.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 31.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 682.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 171.000 E.03.03-YOLLUKLAR 111.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 393.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 7.000 GİDERLERİ 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 72.260.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 72.260.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 30.860.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 24.400.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.364.109.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.335.722.000 E.01.01-MEMURLAR 1.608.638.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 32.723.000 E.01.03-İŞÇİLER 204.027.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 78.000.000 E.02.01-MEMURLAR 173.052.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.904.000 E.02.03-İŞÇİLER 62.774.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 756.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 66.258.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.795.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 123.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 871.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 667 ‒ İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 51.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 31.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 37.250.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 26.500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 28.387.000 E.01.01-MEMURLAR 605.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 32.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.910.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 107.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 223.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 24.910.000 E.03.03-YOLLUKLAR 12.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 560.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 21.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 7.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 417.867.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 409.084.000 E.01.01-MEMURLAR 156.696.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 37.418.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 270.000 E.02.01-MEMURLAR 18.850.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 900.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 23.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 42.907.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.086.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 242.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.270.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.945.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 375.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 50.277.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 6.325.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 5.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 28.250.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 50.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 8.783.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.591.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.192.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 668 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 18.865.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 10.082.000 2 Hizmet Gelirleri 10.082.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.555.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.420.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 265.000 35 Doktora Gelirleri 78.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 778.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 5.986.000 6 Kira Gelirleri 8.783.000 1 Taşınmaz Kiraları 8.783.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 8.783.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 669 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 04 Teşebbüs Alınan ve ve Bağış Mülkiyet Gelirleri Yardımlar ile Özel Gelirler 18.865.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2.822.451.000 1 2 Mal ve Hizmet Merkezi Satış Yönetim GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Bütçesine 10.082.000 2.822.451.000 2 1 Hizmet Gelirleri Cari 10.082.000 2.595.051.000 29 01 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Hazine Yardımı 1.555.000 2.595.051.000 2 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri Sermaye 1.420.000 227.400.000 34 01 Tezli HazineYüksek Lisans Gelirleri Yardımı 265.000 227.400.000 05 35 Doktora Diğer Gelirleri Gelirler 78.000 18.987.000 2 36 Sosyal Kişi ve Tesis İşletmeAlınan Kurumlardan Gelirleri Paylar 778.000 256.000 6 69 Yükseköğretim Özel Kurumları Bütçeli İdarelere Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Ait Paylar 5.986.000 256.000 6 16 Kira Gelirleri Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 8.783.000 256.000 9 1 Taşınmaz Diğer Kiraları Çeşitli Gelirler 8.783.000 18.731.000 1 99 Diğer Çeşitli Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri Gelirler 8.783.000 18.731.000 e-bütçe 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 18.731.000 e-Bütçe Toplam 2.860.303.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 671 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 7.642.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 180.008.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.902.642.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 503.779.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.594.071.000 3.594.071.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.594.071.000 3.594.071.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.594.071.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 672 ‒ İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ 3.594.071.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 7.642.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 178.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 178.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 7.464.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.464.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 180.008.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 180.008.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 84.008.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 59.498.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 29.500.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.902.642.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.836.648.000 E.01.01-MEMURLAR 1.767.828.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 43.493.000 E.01.03-İŞÇİLER 222.659.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.980.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 118.516.000 E.02.01-MEMURLAR 184.417.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.614.000 E.02.03-İŞÇİLER 42.410.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 258.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.054.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 147.676.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.047.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.910.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 80.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 206.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 35.500.000 E.06.02-MENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 6.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 140.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 97.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 673 ‒ İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 65.994.000 E.01.01-MEMURLAR 8.366.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.826.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 712.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 53.159.000 E.03.03-YOLLUKLAR 314.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.553.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 64.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 503.779.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 502.582.000 E.01.01-MEMURLAR 313.023.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 40.561.000 E.01.03-İŞÇİLER 5.693.000 E.02.01-MEMURLAR 32.174.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.059.000 E.02.03-İŞÇİLER 828.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 847.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.569.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.104.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 246.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.259.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 241.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.372.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 401.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 50.558.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 7.147.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 8.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 19.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.197.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 582.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 615.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 674 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 44.191.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 42.994.000 2 Hizmet Gelirleri 42.994.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 22.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 10.000.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.000.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 6.000.000 99 Diğer hizmet gelirleri 2.994.000 6 Kira Gelirleri 1.197.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.197.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.197.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 3.519.416.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 675 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 2 Teşebbüs ve Mülkiyet Merkezi Yönetim Gelirleri Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 44.191.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 3.519.416.000 1 1 Cari ve Hizmet Satış Gelirleri Mal 42.994.000 3.103.416.000 2 01 Hizmet Gelirleri Hazine Yardımı 42.994.000 3.103.416.000 2 29 Birinci Sermaye Öğretimden Elde Edilen Gelirler 22.000.000 416.000.000 33 01 Hazine Yüksek Tezsiz YardımıLisans Gelirleri 10.000.000 416.000.000 05 45 Uzaktan Diğer Öğretimden Elde Edilen Gelirler Gelirler 2.000.000 30.464.000 2 69 Yükseköğretim Kurumları Kişi ve Kurumlardan AlınanÖğrenci Paylar Yemek Hizmeti Gelirleri 6.000.000 4.464.000 6 99 DiğerBütçeli Özel hizmetİdarelere gelirleri Ait Paylar 2.994.000 4.464.000 6 16 Kira Gelirleri Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 1.197.000 4.464.000 9 1 Taşınmaz Diğer Kiraları Çeşitli Gelirler 1.197.000 26.000.000 1 99 Diğer Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri Çeşitli Gelirler 1.197.000 26.000.000 04 19 Alınan ÖğrenciBağış Katkı ve Yardımlar Payı Telafi ile Özel Gelirler Gelirleri 3.519.416.000 26.000.000 e-bütçe Toplam 3.594.071.000 e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 677 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 70.659.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 3.215.987.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 4.645.869.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 792.403.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 8.724.918.000 8.724.918.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 8.724.918.000 8.724.918.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 8.724.918.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 678 ‒ NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ 8.724.918.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 70.659.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 70.659.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 45.363.000 E.03.03-YOLLUKLAR 559.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 11.713.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 621.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 12.403.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 3.215.987.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.215.987.000 E.01.01-MEMURLAR 1.012.391.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 470.335.000 E.01.03-İŞÇİLER 304.632.000 E.02.01-MEMURLAR 125.973.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 51.375.000 E.02.03-İŞÇİLER 67.074.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.781.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 206.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 930.220.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 170.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 80.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 4.645.869.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.528.497.000 E.01.01-MEMURLAR 3.222.255.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.705.000 E.01.03-İŞÇİLER 337.170.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.120.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 101.567.000 E.02.01-MEMURLAR 320.830.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.519.000 E.02.03-İŞÇİLER 72.812.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 627.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.126.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 222.108.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.344.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 22.211.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 679 ‒ NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.588.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 515.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 75.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 15.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 90.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 20.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 117.372.000 E.01.01-MEMURLAR 14.085.000 E.01.03-İŞÇİLER 47.444.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 8.634.000 E.02.03-İŞÇİLER 12.434.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.219.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 30.059.000 E.03.03-YOLLUKLAR 655.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 25.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.165.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 584.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 68.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 792.403.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 779.981.000 E.01.01-MEMURLAR 250.690.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 236.364.000 E.02.01-MEMURLAR 30.546.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 24.761.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.861.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.326.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 1.536.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 23.109.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 468.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.193.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 49.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 187.513.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 18.565.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 12.422.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.165.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.509.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 748.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 680 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 83.441.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 71.019.000 2 Hizmet Gelirleri 71.019.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 22.904.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 17.100.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 7.654.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 15.565.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.796.000 6 Kira Gelirleri 12.422.000 1 Taşınmaz Kiraları 12.422.000 01 Lojman Kira Gelirleri 53.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 681 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 99 Diğer Taşınmaz Teşebbüs ve Kira Gelirleri Mülkiyet Gelirleri 12.369.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 83.441.000 04 1 Alınan Mal Bağış ve ve Hizmet Yardımlar Satış Gelirleri ile Özel Gelirler 8.524.465.000 71.019.000 2 2 MerkeziGelirleri Hizmet Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 8.524.465.000 71.019.000 1 29 Cari Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 8.074.465.000 22.904.000 01 31 Hazine Yardımı İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 8.074.465.000 6.000.000 2 33 Sermaye Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 450.000.000 17.100.000 01 34 Hazine Tezli Yardımı Yüksek Lisans Gelirleri 450.000.000 7.654.000 05 69 Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Yükseköğretim 117.012.000 15.565.000 2 99 Diğervehizmet Kişi Kurumlardan gelirleriAlınan Paylar 65.529.000 1.796.000 6 6 ÖzelGelirleri Kira Bütçeli İdarelere Ait Paylar 65.529.000 12.422.000 1 16 Araştırma Kiraları Taşınmaz Projeleri Gelirleri Payı 65.529.000 12.422.000 9 01 LojmanÇeşitli Diğer Gelirler Kira Gelirleri 51.483.000 53.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 51.483.000 e-bütçe e-Bütçe 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 51.483.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 682 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Toplam 83.441.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 8.724.918.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 71.019.000 2 Hizmet Gelirleri 71.019.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 22.904.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 6.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 17.100.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 7.654.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 15.565.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.796.000 6 Kira Gelirleri 12.422.000 1 Taşınmaz Kiraları 12.422.000 01 Lojman Kira Gelirleri 53.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 683 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 1.671.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 981.090.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 257.811.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.240.572.000 1.240.572.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.240.572.000 1.240.572.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.240.572.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 684 ‒ ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ 1.240.572.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 1.671.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.571.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.146.000 E.03.03-YOLLUKLAR 31.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 24.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 370.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 100.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 100.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 981.090.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 952.796.000 E.01.01-MEMURLAR 398.736.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 17.675.000 E.01.03-İŞÇİLER 92.848.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.285.000 E.02.01-MEMURLAR 38.158.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.686.000 E.02.03-İŞÇİLER 21.421.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 884.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 54.200.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.592.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 31.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 213.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 922.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 350.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 24.865.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.375.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 1.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.230.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 286.325.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 28.294.000 E.01.01-MEMURLAR 545.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.234.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 44.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 26.428.000 E.03.03-YOLLUKLAR 12.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 685 ‒ ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 19.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 257.811.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 256.374.000 E.01.01-MEMURLAR 160.584.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 21.912.000 E.02.01-MEMURLAR 18.711.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.712.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.878.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.421.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 282.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.482.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.813.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 975.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 11.735.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.414.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 174.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 30.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 20.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.437.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.437.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 686 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 23.146.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 21.709.000 2 Hizmet Gelirleri 21.709.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 8.381.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 778.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 8.980.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 2.993.000 99 Diğer hizmet gelirleri 577.000 6 Kira Gelirleri 1.437.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.437.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.437.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.210.741.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 687 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 2 Teşebbüs Merkezi ve Mülkiyet Yönetim Gelirleri Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 23.146.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1.210.741.000 1 1 Cari ve Hizmet Satış Gelirleri Mal 869.741.000 21.709.000 2 01 Hazine Hizmet Yardımı Gelirleri 869.741.000 21.709.000 2 29 Sermaye Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 341.000.000 8.381.000 01 32 Hazine Yaz Yardımı Okulu Gelirleri 341.000.000 778.000 05 38 Diğer Yurt Gelirler Yatak Ücreti Gelirleri 6.685.000 8.980.000 2 69 Kişi ve Kurumlardan Yükseköğretim AlınanÖğrenci Kurumları Paylar Yemek Hizmeti Gelirleri 100.000 2.993.000 6 99 Özel DiğerBütçeli hizmetİdarelere gelirleri Ait Paylar 100.000 577.000 6 16 Araştırma Kira Projeleri Gelirleri Payı Gelirleri 100.000 1.437.000 9 1 Diğer Çeşitli Taşınmaz Gelirler Kiraları 6.585.000 1.437.000 1 99 Diğer Çeşitli TaşınmazGelirler Kira Gelirleri 6.585.000 1.437.000 04 19 ÖğrenciBağış Alınan Katkı ve Yardımlar Payı Telafi ile Özel Gelirler Gelirleri 1.210.741.000 6.585.000 Toplam 1.240.572.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 689 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 1.488.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.066.399.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 252.152.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.320.039.000 1.320.039.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.320.039.000 1.320.039.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.320.039.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 690 ‒ ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 1.320.039.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 1.488.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.488.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 926.000 E.03.03-YOLLUKLAR 356.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 87.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 107.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 12.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.066.399.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.057.354.000 E.01.01-MEMURLAR 576.606.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.401.000 E.01.03-İŞÇİLER 144.934.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 194.000 E.02.01-MEMURLAR 49.712.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.279.000 E.02.03-İŞÇİLER 31.778.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 208.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 91.276.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.188.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 274.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.049.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 705.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 16.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.550.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 105.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 22.700.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 9.045.000 E.01.01-MEMURLAR 263.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.025.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 13.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.581.000 E.03.03-YOLLUKLAR 134.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 22.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 691 ‒ ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 252.152.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 249.853.000 E.01.01-MEMURLAR 159.638.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.844.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 890.000 E.02.01-MEMURLAR 17.683.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.551.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 144.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.567.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.825.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 310.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.304.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.050.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 794.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 11.286.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.717.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.299.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.796.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 423.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 80.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 692 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 6.087.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 3.788.000 2 Hizmet Gelirleri 3.788.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.721.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 219.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 259.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.068.000 99 Diğer hizmet gelirleri 521.000 6 Kira Gelirleri 2.299.000 1 Taşınmaz Kiraları 2.299.000 01 Lojman Kira Gelirleri 898.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.401.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 693 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 04 Teşebbüs ve ve Alınan Bağış Mülkiyet Gelirleri Yardımlar ile Özel Gelirler 6.087.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1.308.695.000 12 Mal ve Hizmet Merkezi Satış Yönetim GelirleriDahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Bütçesine 3.788.000 1.308.695.000 21 Hizmet Gelirleri Cari 3.788.000 1.154.945.000 29 01 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Hazine Yardımı 1.721.000 1.154.945.000 2 31 İkinci SermayeÖğretimden Elde Edilen Gelirler 219.000 153.750.000 32 01 Yaz Okulu Hazine Gelirleri Yardımı 259.000 153.750.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.068.000 5.257.000 9 99 Diğer hizmet Gelirler Diğer Çeşitli gelirleri 521.000 5.257.000 6 1 Kira DiğerGelirleri Çeşitli Gelirler 2.299.000 5.257.000 1 19 TaşınmazKatkı Öğrenci Kiraları Payı Telafi Gelirleri 2.299.000 5.257.000 01 Lojman Kira Gelirleri Toplam 898.000 1.320.039.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.401.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 695 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ADANA ALPARSLAN TÜRKEŞ BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 1.058.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.323.525.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 320.725.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.645.308.000 1.645.308.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.645.308.000 1.645.308.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.645.308.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 696 ‒ ADANA ALPARSLAN TÜRKEŞ BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ADANA ALPARSLAN TÜRKEŞ BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ADANA ALPARSLAN TÜRKEŞ BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ 1.645.308.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 1.058.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 646.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 528.000 E.03.03-YOLLUKLAR 118.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 412.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 412.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.323.525.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.315.872.000 E.01.01-MEMURLAR 581.286.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.224.000 E.01.03-İŞÇİLER 122.777.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 439.000 E.02.01-MEMURLAR 57.536.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.355.000 E.02.03-İŞÇİLER 27.836.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 325.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 54.896.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.243.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.984.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.520.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 451.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 111.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 34.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 280.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 25.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 7.653.000 E.01.01-MEMURLAR 952.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.651.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 362.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.545.000 E.03.03-YOLLUKLAR 143.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 320.725.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 320.725.000 E.01.01-MEMURLAR 223.012.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 14.085.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 697 ‒ ADANA ALPARSLAN TÜRKEŞ BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.03-İŞÇİLER 6.981.000 E.02.01-MEMURLAR 29.226.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.167.000 E.02.03-İŞÇİLER 718.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.338.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.308.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 481.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.559.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.757.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 998.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 19.651.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.194.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 12.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 698 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ADANA ALPARSLAN TÜRKEŞ BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 3.150.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 3.150.000 2 Hizmet Gelirleri 3.150.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 586.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.360.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.204.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.637.243.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.637.243.000 1 Cari 1.175.243.000 01 Hazine Yardımı 1.175.243.000 2 Sermaye 462.000.000 01 Hazine Yardımı 462.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 699 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ADANA ALPARSLAN TÜRKEŞ BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 05 Teşebbüs Diğer ve Mülkiyet Gelirleri Gelirler 3.150.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 4.915.000 1 2 Mal ve Hizmet Kişi Satış Alınan Kurumlardan GelirleriPaylar 3.150.000 4.000 2 6 Hizmet Özel Gelirleri Bütçeli İdarelere Ait Paylar 3.150.000 4.000 29 16 Birinci Öğretimden Araştırma Projeleri Elde Edilen Gelirleri Gelirler Payı 586.000 4.000 9 33 TezsizÇeşitli Diğer Yüksek Lisans Gelirleri Gelirler 1.360.000 4.911.000 1 69 Yükseköğretim Diğer Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Çeşitli Gelirler 1.204.000 4.911.000 04 19 Alınan Bağış Öğrenci ve Yardımlar Katkı Payı ile Özel Gelirler Telafi Gelirleri 1.637.243.000 4.911.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Toplam 1.637.243.000 1.645.308.000 1 Cari 1.175.243.000 01 Hazine Yardımı 1.175.243.000 2 Sermaye 462.000.000 01 Hazine Yardımı 462.000.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 701 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 9.888.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.136.974.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 204.858.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.351.720.000 1.351.720.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.351.720.000 1.351.720.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.351.720.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 702 ‒ ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ 1.351.720.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 9.888.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 7.356.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.354.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.532.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.532.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.136.974.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.120.232.000 E.01.01-MEMURLAR 600.735.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 63.664.000 E.01.03-İŞÇİLER 201.126.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 744.000 E.02.01-MEMURLAR 61.846.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 10.155.000 E.02.03-İŞÇİLER 42.214.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 99.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 14.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 63.386.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.139.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 115.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.397.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.154.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 444.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 23.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.998.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 27.002.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 10.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 16.742.000 E.01.01-MEMURLAR 6.092.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.918.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 636.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 96.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 204.858.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 703 ‒ ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN F.02-Özel Bütçeli İdareler 204.858.000 E.01.01-MEMURLAR 154.993.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 458.000 E.02.01-MEMURLAR 15.946.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 43.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 81.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.099.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.515.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 365.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.471.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 241.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.774.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.941.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 21.841.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.090.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 704 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 14.715.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 14.715.000 2 Hizmet Gelirleri 14.715.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.237.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 548.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 8.210.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.984.000 35 Doktora Gelirleri 419.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.197.000 99 Diğer hizmet gelirleri 120.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.332.446.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.332.446.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 705 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 1 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Cari 14.715.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1.263.444.000 1 01 Hazine Mal YardımıSatış Gelirleri ve Hizmet 1.263.444.000 14.715.000 2 Sermaye Hizmet Gelirleri 69.002.000 14.715.000 01 29 Hazine Yardımı Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 69.002.000 2.237.000 05 31 Diğer Gelirler İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.559.000 548.000 2 33 Kişi ve Yüksek Tezsiz Kurumlardan LisansAlınan Paylar Gelirleri 69.000 8.210.000 6 34 Özel Tezli Bütçeli İdarelere Ait Yüksek Lisans Paylar Gelirleri 69.000 1.984.000 16 35 Araştırma Doktora Projeleri Gelirleri Payı Gelirleri 69.000 419.000 9 69 Diğer Çeşitli Gelirler Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 4.490.000 1.197.000 1 99 Diğer Çeşitli hizmetGelirler gelirleri 4.490.000 120.000 04 19 Alınan ÖğrenciBağış Katkı ve Yardımlar Payı Telafi ile Özel Gelirler Gelirleri 1.332.446.000 4.490.000 2 Toplam Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.351.720.000 1.332.446.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 707 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 3.007.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 96.590.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 10.047.441.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 861.478.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 11.008.516.000 11.008.516.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 11.008.516.000 11.008.516.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 11.008.516.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 708 ‒ SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ 11.008.516.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 3.007.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 380.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 172.000 E.03.03-YOLLUKLAR 64.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 144.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.627.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.627.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 96.590.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 96.590.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 96.588.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 10.047.441.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 9.919.334.000 E.01.01-MEMURLAR 7.199.428.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 144.441.000 E.01.03-İŞÇİLER 288.431.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.381.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 216.755.000 E.02.01-MEMURLAR 869.549.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 16.703.000 E.02.03-İŞÇİLER 62.534.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.519.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.871.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 290.211.000 E.03.03-YOLLUKLAR 22.671.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 16.295.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.138.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 407.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 48.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 31.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 430.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 270.500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 128.107.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 709 ‒ SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.132.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 150.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 118.470.000 E.03.03-YOLLUKLAR 120.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 4.293.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 519.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 423.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 861.478.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 842.490.000 E.01.01-MEMURLAR 333.281.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 154.682.000 E.02.01-MEMURLAR 50.205.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 18.278.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.796.000 E.03.03-YOLLUKLAR 4.025.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.575.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.588.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 468.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.916.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 3.154.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 232.337.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 26.185.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 18.988.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 10.726.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.485.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 777.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 710 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 111.176.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 92.079.000 2 Hizmet Gelirleri 92.079.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 44.000.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 20.541.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 23.946.000 99 Diğer hizmet gelirleri 3.592.000 6 Kira Gelirleri 19.097.000 1 Taşınmaz Kiraları 19.097.000 01 Lojman Kira Gelirleri 14.368.000 03 Sosyal Tesis Kira Gelirleri 109.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 4.620.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 711 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ I III IV II III IV EDİLEN EDİLEN 04 03 Teşebbüs Alınan Bağış veve Mülkiyetile Yardımlar Gelirleri Özel Gelirler 111.176.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 10.858.794.000 2 1 Mal ve Merkezi Hizmet Yönetim Satış Dahil BütçesineGelirleriİdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 92.079.000 10.858.794.000 1 2 Cari Hizmet Gelirleri 92.079.000 10.073.792.000 01 HazineBirinci 29 YardımıÖğretimden Elde Edilen Gelirler 44.000.000 10.073.792.000 2 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri Sermaye 20.541.000 785.002.000 01 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Hazine Yardımı 23.946.000 785.002.000 05 DiğerDiğer 99 hizmet gelirleri Gelirler 3.592.000 38.546.000 2 6 Kişi veKira Gelirleri Alınan Paylar Kurumlardan 19.097.000 2.627.000 6 1 Taşınmaz Özel Bütçeli KiralarıAit Paylar İdarelere 19.097.000 2.627.000 16 01 Lojman Araştırma Kira Gelirleri Projeleri Gelirleri Payı 14.368.000 2.627.000 9 03 Sosyal Tesis Diğer Çeşitli GelirlerKira Gelirleri 109.000 35.919.000 1 Diğer Diğer 99 Taşınmaz Kira Gelirleri Çeşitli Gelirler 4.620.000 35.919.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 35.919.000 e-bütçe e-Bütçe Toplam 11.008.516.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 713 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 41.093.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.765.865.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 211.761.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.018.719.000 2.018.719.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.018.719.000 2.018.719.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.018.719.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 714 ‒ BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ 2.018.719.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 41.093.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 41.053.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 711.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 200.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 142.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 30.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 40.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 24.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 8.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.765.865.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.719.770.000 E.01.01-MEMURLAR 967.433.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 71.378.000 E.01.03-İŞÇİLER 145.196.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 483.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 3.099.000 E.02.01-MEMURLAR 104.302.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.567.000 E.02.03-İŞÇİLER 31.442.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 47.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 72.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 96.928.000 E.03.03-YOLLUKLAR 867.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 441.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 792.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.610.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.513.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 59.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 8.750.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 146.250.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 6.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 63.600.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 46.095.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 715 ‒ BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 4.490.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.967.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 515.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 35.182.000 E.03.03-YOLLUKLAR 432.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 15.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 179.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 259.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 56.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 211.761.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 211.161.000 E.01.01-MEMURLAR 132.048.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 21.417.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 189.000 E.02.01-MEMURLAR 15.156.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.509.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 6.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.128.000 E.03.03-YOLLUKLAR 668.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 272.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.616.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 241.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.352.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 15.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 21.064.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.480.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 600.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 470.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 114.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 8.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 716 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 28.719.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 28.119.000 2 Hizmet Gelirleri 28.119.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 15.550.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.184.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 4.785.000 99 Diğer hizmet gelirleri 600.000 6 Kira Gelirleri 600.000 1 Taşınmaz Kiraları 600.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 600.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.971.984.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.971.984.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 717 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV III IV EDİLEN EDİLEN 03 1 Cari Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.648.384.000 28.719.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 01 HazineMal Yardımı ve Hizmet Satış Gelirleri 1.648.384.000 28.119.000 2 2 Sermaye Hizmet Gelirleri 323.600.000 28.119.000 01 HazineBirinci 29 YardımıÖğretimden Elde Edilen Gelirler 323.600.000 15.550.000 05 Diğerİkinci 31 Gelirler Öğretimden Elde Edilen Gelirler 18.016.000 7.184.000 2 Kişi 69 veYükseköğretim Kurumlardan Alınan Paylar Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 40.000 4.785.000 6 Özel Bütçeli 99 İdarelere Diğer hizmet Ait Paylar gelirleri 40.000 600.000 6 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı Kira Gelirleri 40.000 600.000 9 1 Diğer Çeşitli TaşınmazGelirler Kiraları 17.976.000 600.000 1 Diğer Diğer 99 Çeşitli Gelirler Taşınmaz Kira Gelirleri 17.976.000 600.000 04 19 Öğrenci Katkı Payı Alınan BağışTelafi ve Gelirleri Yardımlar ile Özel Gelirler 17.976.000 1.971.984.000 2 Toplam Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.018.719.000 1.971.984.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 719 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: İSKENDERUN TEKNİK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 2.414.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.639.255.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 147.563.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.789.232.000 1.789.232.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.789.232.000 1.789.232.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.789.232.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 720 ‒ İSKENDERUN TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: İSKENDERUN TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL İSKENDERUN TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 1.789.232.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 2.414.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.664.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 874.000 E.03.03-YOLLUKLAR 154.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 636.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 750.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 750.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.639.255.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.609.972.000 E.01.01-MEMURLAR 717.703.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 18.077.000 E.01.03-İŞÇİLER 200.656.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.446.000 E.02.01-MEMURLAR 71.389.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.639.000 E.02.03-İŞÇİLER 43.559.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.100.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 97.851.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.326.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 684.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 632.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 910.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 31.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 383.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 35.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 29.283.000 E.01.01-MEMURLAR 3.766.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 901.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 74.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 21.499.000 E.03.03-YOLLUKLAR 901.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 568.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.291.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 283.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 721 ‒ İSKENDERUN TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 147.563.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 146.647.000 E.01.01-MEMURLAR 96.595.000 E.02.01-MEMURLAR 11.380.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.173.000 E.03.03-YOLLUKLAR 588.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 243.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.865.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.227.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.377.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 24.190.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.760.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 916.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 517.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 399.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 722 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İSKENDERUN TEKNİK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 16.906.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 15.990.000 2 Hizmet Gelirleri 15.990.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.150.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.200.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 2.500.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 2.900.000 99 Diğer hizmet gelirleri 240.000 6 Kira Gelirleri 916.000 1 Taşınmaz Kiraları 916.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 916.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.758.283.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 723 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İSKENDERUN TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 2 Merkezi Yönetim Teşebbüs ve Bütçesine Mülkiyet Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirleri 1.758.283.000 16.906.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 1 Carive Hizmet Satış Gelirleri Mal 1.306.283.000 15.990.000 2 01 Hazine Gelirleri Hizmet Yardımı 1.306.283.000 15.990.000 2 29 Sermaye Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 452.000.000 7.150.000 01 31 Hazine Yardımı İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 452.000.000 3.200.000 05 33 Diğer Gelirler Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 14.043.000 2.500.000 9 69 Diğer Çeşitli Gelirler Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 14.043.000 2.900.000 1 99 Diğer hizmet Diğer Çeşitli Gelirler gelirleri 14.043.000 240.000 6 19 Öğrenci Kira Katkı Payı Telafi Gelirleri Gelirleri 14.043.000 916.000 1 Taşınmaz Kiraları Toplam 1.789.232.000 916.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 916.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.758.283.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 725 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ALANYA ALAADDİN KEYKUBAT ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 18.281.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 64.161.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.908.260.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 233.777.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.224.479.000 2.224.479.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.224.479.000 2.224.479.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.224.479.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 726 ‒ ALANYA ALAADDİN KEYKUBAT ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ALANYA ALAADDİN KEYKUBAT ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ALANYA ALAADDİN KEYKUBAT ÜNİVERSİTESİ 2.224.479.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 18.281.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 16.888.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 712.000 E.03.03-YOLLUKLAR 103.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 563.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 510.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 15.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.393.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 548.000 E.03.03-YOLLUKLAR 79.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 127.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 239.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 300.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 100.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 64.161.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 64.161.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 111.000 E.03.03-YOLLUKLAR 308.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 37.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 51.705.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 7.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 4.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.908.260.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.872.527.000 E.01.01-MEMURLAR 1.013.005.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.258.000 E.01.03-İŞÇİLER 141.300.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.585.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 46.943.000 E.02.01-MEMURLAR 104.994.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.511.000 E.02.03-İŞÇİLER 31.466.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 594.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 727 ‒ ALANYA ALAADDİN KEYKUBAT ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.05-DİĞER PERSONEL 468.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 113.874.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.591.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 65.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 14.904.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 6.373.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.396.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.200.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 29.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 4.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 323.001.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 19.999.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 35.733.000 E.01.01-MEMURLAR 946.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.675.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 64.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 31.599.000 E.03.03-YOLLUKLAR 278.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 4.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 53.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 92.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 22.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 233.777.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 232.810.000 E.01.01-MEMURLAR 115.209.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 55.519.000 E.01.03-İŞÇİLER 14.974.000 E.02.01-MEMURLAR 13.663.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.110.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.163.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.170.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.196.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 270.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.711.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 475.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 417.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 19.684.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 967.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 687.000 E.03.03-YOLLUKLAR 57.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 136.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 73.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 14.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 728 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ALANYA ALAADDİN KEYKUBAT ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 19.956.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 18.989.000 2 Hizmet Gelirleri 18.989.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 13.015.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.351.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 196.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 4.383.000 99 Diğer hizmet gelirleri 44.000 6 Kira Gelirleri 967.000 1 Taşınmaz Kiraları 967.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 967.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.186.386.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 729 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ALANYA ALAADDİN KEYKUBAT ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN KABUL KOMİSYONCA Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 19.956.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.186.386.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 18.989.000 1 Cari 1.783.386.000 2 Hizmet Gelirleri 18.989.000 01 Hazine Yardımı 1.783.386.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 13.015.000 2 Sermaye 403.000.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.351.000 01 Hazine Yardımı 403.000.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 196.000 05 Diğer Gelirler 18.137.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 4.383.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 988.000 99 Diğer hizmet gelirleri 44.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 988.000 6 Kira Gelirleri 967.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 988.000 1 Taşınmaz Kiraları 967.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 17.149.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 967.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 17.149.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.186.386.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 17.149.000 e-bütçe e-Bütçe Toplam 2.224.479.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 731 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: İZMİR BAKIRÇAY ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 22.117.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.152.159.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 229.359.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.403.635.000 1.403.635.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.403.635.000 1.403.635.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.403.635.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 732 ‒ İZMİR BAKIRÇAY ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: İZMİR BAKIRÇAY ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL İZMİR BAKIRÇAY ÜNİVERSİTESİ 1.403.635.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 22.117.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 22.117.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.752.000 E.03.03-YOLLUKLAR 262.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 479.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.624.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 18.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.152.159.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.138.031.000 E.01.01-MEMURLAR 672.506.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 43.610.000 E.01.03-İŞÇİLER 63.208.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 344.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 13.630.000 E.02.01-MEMURLAR 69.719.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.351.000 E.02.03-İŞÇİLER 13.487.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 684.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.280.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 45.829.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.512.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.280.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 341.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 109.450.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 20.600.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 20.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 50.700.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 14.128.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 323.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 21.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 13.243.000 E.03.03-YOLLUKLAR 151.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 390.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 733 ‒ İZMİR BAKIRÇAY ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 229.359.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 229.359.000 E.01.01-MEMURLAR 165.383.000 E.02.01-MEMURLAR 18.234.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.625.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.272.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 277.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 13.977.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.862.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.731.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 11.935.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.063.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 3.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.750.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 734 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İZMİR BAKIRÇAY ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 3.151.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 3.151.000 2 Hizmet Gelirleri 3.151.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 353.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 233.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 2.393.000 99 Diğer hizmet gelirleri 172.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.389.507.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.389.507.000 1 Cari 1.159.507.000 01 Hazine Yardımı 1.159.507.000 2 Sermaye 230.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 735 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İZMİR BAKIRÇAY ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 01 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Hazine Yardımı 3.151.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 230.000.000 05 1 Mal ve Hizmet Diğer GelirlerSatış Gelirleri 3.151.000 10.977.000 9 2 HizmetÇeşitli Diğer Gelirleri Gelirler 3.151.000 10.977.000 1 29 Birinci Çeşitli Diğer Öğretimden GelirlerElde Edilen Gelirler 353.000 10.977.000 34 19 Tezli Yüksek Öğrenci KatkıLisans Gelirleri Payı Telafi Gelirleri 233.000 10.977.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci ToplamYemek Hizmeti Gelirleri 2.393.000 1.403.635.000 99 Diğer hizmet gelirleri 172.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.389.507.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.389.507.000 1 Cari 1.159.507.000 01 Hazine Yardımı 1.159.507.000 2 Sermaye 230.000.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 737 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: İZMİR DEMOKRASİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 2.962.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 19.789.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.146.306.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 180.939.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.349.996.000 1.349.996.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.349.996.000 1.349.996.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.349.996.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 738 ‒ İZMİR DEMOKRASİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: İZMİR DEMOKRASİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL İZMİR DEMOKRASİ ÜNİVERSİTESİ 1.349.996.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 2.962.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.662.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.881.000 E.03.03-YOLLUKLAR 139.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 503.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 139.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 300.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 178.000 E.03.03-YOLLUKLAR 122.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 19.789.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 19.789.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 19.789.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.146.306.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.115.956.000 E.01.01-MEMURLAR 594.467.000 E.01.03-İŞÇİLER 60.288.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 814.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 42.316.000 E.02.01-MEMURLAR 59.286.000 E.02.03-İŞÇİLER 11.840.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.386.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 3.648.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 36.600.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.383.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.483.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.445.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 46.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 8.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 231.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 15.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 30.350.000 E.01.01-MEMURLAR 700.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 344.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 58.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 739 ‒ İZMİR DEMOKRASİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 29.015.000 E.03.03-YOLLUKLAR 146.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 87.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 180.939.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 180.939.000 E.01.01-MEMURLAR 89.517.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 39.365.000 E.02.01-MEMURLAR 10.039.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.438.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.489.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.542.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 282.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.120.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 259.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.983.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.831.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 11.549.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.525.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 740 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İZMİR DEMOKRASİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 16.406.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 16.406.000 2 Hizmet Gelirleri 16.406.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 12.989.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.000.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 279.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.795.000 99 Diğer hizmet gelirleri 343.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.319.346.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.319.346.000 1 Cari 1.019.346.000 01 Hazine Yardımı 1.019.346.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 741 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: İZMİR DEMOKRASİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 2 Sermaye 300.000.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 16.406.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 01 Hazine Yardımı 300.000.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 16.406.000 05 Diğer Gelirler 14.244.000 2 Hizmet Gelirleri 16.406.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 14.244.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 12.989.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 14.244.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.000.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 14.244.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 279.000 Toplam 1.349.996.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.795.000 99 Diğer hizmet gelirleri 343.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.319.346.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.319.346.000 1 Cari 1.019.346.000 01 Hazine Yardımı 1.019.346.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 743 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN YÜKSEKÖĞRETİM 66.116.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 15.955.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 82.071.000 82.071.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 82.071.000 82.071.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 82.071.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 744 ‒ YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU 82.071.000 EDİLMİŞTİR 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 66.116.000 513.1-GENEL SEKRETERLİK 66.116.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 66.116.000 E.01.01-MEMURLAR 22.874.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.655.000 E.01.03-İŞÇİLER 9.600.000 E.02.01-MEMURLAR 1.591.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 420.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.318.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.673.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.122.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 513.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.423.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 665.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 659.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 703.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 900.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 15.955.000 513.1-GENEL SEKRETERLİK 15.955.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 15.955.000 E.01.01-MEMURLAR 3.997.000 E.02.01-MEMURLAR 777.000 E.02.03-İŞÇİLER 2.077.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 5.495.000 E.03.03-YOLLUKLAR 298.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 136.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.670.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 920.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 171.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 262.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 152.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 745 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 82.054.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 82.054.000 1 Cari 80.451.000 01 Hazine Yardımı 80.451.000 2 Sermaye 1.603.000 01 Hazine Yardımı 1.603.000 05 Diğer Gelirler 17.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 17.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 17.000 06 Kişilerden Alacaklar 17.000 Toplam 82.071.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) Form: 2 ‒ 747 ‒ PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ANKARA MÜZİK VE GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 90.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 574.699.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 174.049.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 748.838.000 748.838.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 748.838.000 748.838.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 748.838.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 748 ‒ ANKARA MÜZİK VE GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ANKARA MÜZİK VE GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ANKARA MÜZİK VE GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ 748.838.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 90.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 90.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 35.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 29.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 26.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 574.699.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 569.276.000 E.01.01-MEMURLAR 211.306.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.486.000 E.01.03-İŞÇİLER 110.500.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.306.000 E.02.01-MEMURLAR 21.585.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 985.000 E.02.03-İŞÇİLER 24.404.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.199.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 91.062.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.700.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 605.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.290.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 603.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 45.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 35.420.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 17.580.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 43.200.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 5.423.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 722.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 235.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.087.000 E.03.03-YOLLUKLAR 342.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 646.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 391.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 174.049.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 174.049.000 E.01.01-MEMURLAR 101.285.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 749 ‒ ANKARA MÜZİK VE GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 33.825.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 307.000 E.02.01-MEMURLAR 11.715.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.540.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.634.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.449.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 318.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.067.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 374.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.675.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 651.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 2.867.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.342.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 750 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ANKARA MÜZİK VE GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 2.856.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 2.856.000 2 Hizmet Gelirleri 2.856.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 2.311.000 99 Diğer hizmet gelirleri 545.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 743.415.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 743.415.000 1 Cari 647.215.000 01 Hazine Yardımı 647.215.000 2 Sermaye 96.200.000 01 Hazine Yardımı 96.200.000 05 Diğer Gelirler 2.567.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 751 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ANKARA MÜZİK VE GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 9 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 2.567.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 2.856.000 1 1 Diğer Mal veÇeşitli Hizmet Gelirler Satış Gelirleri 2.567.000 2.856.000 2 19 Öğrenci Katkı Hizmet Payı Telafi Gelirleri Gelirleri 2.567.000 2.856.000 69 Toplam Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 748.838.000 2.311.000 99 Diğer hizmet gelirleri 545.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 743.415.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 743.415.000 1 Cari 647.215.000 01 Hazine Yardımı 647.215.000 2 Sermaye 96.200.000 01 Hazine Yardımı 96.200.000 05 Diğer Gelirler 2.567.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 753 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: GAZİANTEP İSLAM BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 1.077.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 682.283.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 176.539.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 859.899.000 859.899.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 859.899.000 859.899.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 859.899.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 754 ‒ GAZİANTEP İSLAM BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: GAZİANTEP İSLAM BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL GAZİANTEP İSLAM BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ 859.899.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 1.077.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.077.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 455.000 E.03.03-YOLLUKLAR 359.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 24.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 239.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 682.283.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 673.852.000 E.01.01-MEMURLAR 312.091.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 41.244.000 E.01.03-İŞÇİLER 22.436.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 77.000 E.02.01-MEMURLAR 30.160.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.623.000 E.02.03-İŞÇİLER 4.858.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 99.339.000 E.03.03-YOLLUKLAR 837.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 403.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 534.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 38.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 6.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 89.750.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 22.500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 8.431.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 322.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.005.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.902.000 E.03.03-YOLLUKLAR 142.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 60.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 176.539.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 175.569.000 E.01.01-MEMURLAR 124.301.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 48.000 E.02.01-MEMURLAR 14.694.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 755 ‒ GAZİANTEP İSLAM BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 60.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.657.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.548.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 217.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 12.542.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 5.561.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.676.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 3.075.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.191.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.750.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 970.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 970.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 756 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: GAZİANTEP İSLAM BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 4.733.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 3.763.000 2 Hizmet Gelirleri 3.763.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.395.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.197.000 99 Diğer hizmet gelirleri 171.000 6 Kira Gelirleri 970.000 1 Taşınmaz Kiraları 970.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 970.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 850.498.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 850.498.000 1 Cari 690.498.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 757 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: GAZİANTEP İSLAM BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 01 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Hazine Yardımı 4.733.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 690.498.000 1 2 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri Sermaye 3.763.000 160.000.000 2 01 Hizmet Gelirleri Hazine Yardımı 3.763.000 160.000.000 05 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Diğer Gelirler 2.395.000 4.668.000 9 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Diğer Çeşitli Gelirler 1.197.000 4.668.000 1 99 Diğer Çeşitli Diğer hizmetGelirler gelirleri 171.000 4.668.000 6 19 Kira Gelirleri Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 970.000 4.668.000 1 Taşınmaz Kiraları Toplam 970.000 859.899.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 970.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 850.498.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 850.498.000 1 Cari 690.498.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 759 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KONYA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 6.177.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.306.839.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 460.192.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.773.208.000 1.773.208.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.773.208.000 1.773.208.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.773.208.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 760 ‒ KONYA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KONYA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KONYA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 1.773.208.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 6.177.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 4.475.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.165.000 E.03.03-YOLLUKLAR 223.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 87.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.702.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.702.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.306.839.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.278.001.000 E.01.01-MEMURLAR 728.023.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 64.647.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 391.000 E.02.01-MEMURLAR 75.565.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.905.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.608.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 108.592.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.351.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.530.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.557.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 832.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 34.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 9.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 225.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 12.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 28.838.000 E.01.01-MEMURLAR 5.632.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.041.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 136.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 20.186.000 E.03.03-YOLLUKLAR 363.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 7.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 91.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 283.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 99.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 761 ‒ KONYA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 460.192.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 460.192.000 E.01.01-MEMURLAR 257.005.000 E.01.03-İŞÇİLER 98.592.000 E.02.01-MEMURLAR 29.484.000 E.02.03-İŞÇİLER 21.530.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.463.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.447.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 196.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.536.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 239.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 330.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 435.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 27.412.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.523.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 762 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KONYA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 18.749.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 18.749.000 2 Hizmet Gelirleri 18.749.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.451.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.237.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 5.673.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 1.796.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 3.592.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.742.668.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.742.668.000 1 Cari 1.452.668.000 01 Hazine Yardımı 1.452.668.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 763 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KONYA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV EDİLEN 03 2 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Sermaye 18.749.000 290.000.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 01 Mal ve Hizmet Hazine YardımıSatış Gelirleri 18.749.000 290.000.000 05 2 HizmetGelirler Diğer Gelirleri 18.749.000 11.791.000 9 29 BirinciÇeşitli Diğer Öğretimden GelirlerElde Edilen Gelirler 3.451.000 11.791.000 1 31 İkinci Öğretimden Diğer Çeşitli Elde Edilen Gelirler Gelirler 4.237.000 11.791.000 33 19 ÖğrenciYüksek Tezsiz Lisans Katkı Payı Gelirleri Telafi Gelirleri 5.673.000 11.791.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri Toplam 1.796.000 1.773.208.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 3.592.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.742.668.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.742.668.000 1 Cari 1.452.668.000 01 Hazine Yardımı 1.452.668.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 765 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KÜTAHYA SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 2.522.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 193.767.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.624.439.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 205.343.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.026.071.000 2.026.071.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.026.071.000 2.026.071.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.026.071.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 766 ‒ KÜTAHYA SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KÜTAHYA SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KÜTAHYA SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ 2.026.071.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 2.522.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.364.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 991.000 E.03.03-YOLLUKLAR 8.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 464.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 901.000 GİDERLERİ F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 158.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 41.000 E.03.03-YOLLUKLAR 41.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 41.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 35.000 GİDERLERİ 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 193.767.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 193.767.000 E.01.01-MEMURLAR 92.648.000 E.02.01-MEMURLAR 11.101.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 24.000 E.03.03-YOLLUKLAR 92.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 16.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 24.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 59.862.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 22.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 8.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.624.439.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.614.314.000 E.01.01-MEMURLAR 782.245.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 124.170.000 E.01.03-İŞÇİLER 72.121.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 220.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 63.772.000 E.02.01-MEMURLAR 84.208.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 13.962.000 E.02.03-İŞÇİLER 15.511.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 422.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 1.715.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 767 ‒ KÜTAHYA SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 41.501.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.241.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.716.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 510.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 65.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 9.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 270.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 60.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 10.125.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 300.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 45.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.745.000 E.03.03-YOLLUKLAR 35.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 205.343.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 205.343.000 E.01.01-MEMURLAR 142.666.000 E.02.01-MEMURLAR 15.726.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 8.104.000 E.03.03-YOLLUKLAR 636.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 494.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.108.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.761.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.236.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 21.220.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.143.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 768 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KÜTAHYA SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 3.079.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 3.079.000 2 Hizmet Gelirleri 3.079.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.234.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.826.000 99 Diğer hizmet gelirleri 19.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.015.788.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.015.788.000 1 Cari 1.580.788.000 01 Hazine Yardımı 1.580.788.000 2 Sermaye 435.000.000 01 Hazine Yardımı 435.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 769 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KÜTAHYA SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMETTEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN I I IIII III III IV IV EDİLEN 03 05 Teşebbüs Diğer ve Mülkiyet Gelirleri Gelirler 3.079.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 7.204.000 21 Malveve Hizmet Kişi SatışAlınan Kurumlardan Gelirleri Paylar 3.079.000 158.000 62 Hizmet Özel Gelirleri Bütçeli İdarelere Ait Paylar 3.079.000 158.000 1629 Birinci Öğretimden Araştırma Projeleri Elde Edilen Gelirleri PayıGelirler 1.234.000 158.000 9 69 Diğer Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Çeşitli Gelirler 1.826.000 7.046.000 1 99 Diğer DiğerÇeşitli hizmet gelirleri Gelirler 19.000 7.046.000 04 19 AlınanKatkı Öğrenci Bağış ve Telafi Payı Yardımlar ile Özel Gelirler Gelirleri 2.015.788.000 7.046.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil Toplam İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.015.788.000 2.026.071.000 1 Cari 1.580.788.000 01 Hazine Yardımı 1.580.788.000 2 Sermaye 435.000.000 01 Hazine Yardımı 435.000.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 771 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: MALATYA TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 6.929.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.681.214.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 321.512.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.009.655.000 2.009.655.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.009.655.000 2.009.655.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.009.655.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 772 ‒ MALATYA TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: MALATYA TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL MALATYA TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ 2.009.655.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 6.929.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 6.929.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.134.000 E.03.03-YOLLUKLAR 170.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 455.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 170.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.681.214.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.671.677.000 E.01.01-MEMURLAR 831.397.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 1.605.000 E.01.03-İŞÇİLER 225.442.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 464.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 5.940.000 E.02.01-MEMURLAR 79.972.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 406.000 E.02.03-İŞÇİLER 50.819.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 854.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 72.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 93.534.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.822.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.255.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.601.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 494.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 27.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 8.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 318.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 3.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 19.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 9.537.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 557.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.258.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.282.000 E.03.03-YOLLUKLAR 257.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 698.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 363.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 773 ‒ MALATYA TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 122.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 321.512.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 321.512.000 E.01.01-MEMURLAR 143.623.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 111.458.000 E.02.01-MEMURLAR 16.883.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 12.718.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.891.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.707.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 237.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 9.484.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.050.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.248.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 13.116.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.721.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 774 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MALATYA TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 2.040.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 2.040.000 2 Hizmet Gelirleri 2.040.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.201.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 599.000 99 Diğer hizmet gelirleri 240.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.000.118.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.000.118.000 1 Cari 1.625.118.000 01 Hazine Yardımı 1.625.118.000 2 Sermaye 375.000.000 01 Hazine Yardımı 375.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 775 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: MALATYA TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 05 Teşebbüs Diğer ve Mülkiyet Gelirleri Gelirler 2.040.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 7.497.000 91 DiğerveÇeşitli Mal Hizmet Satış Gelirleri Gelirler 2.040.000 7.497.000 12 Hizmet Diğer Gelirleri Çeşitli Gelirler 2.040.000 7.497.000 29 Birinci 19 Öğretimden Öğrenci Katkı Elde Edilen Payı Telafi Gelirler Gelirleri 1.201.000 7.497.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Toplam Yemek Hizmeti Gelirleri 599.000 2.009.655.000 99 Diğer hizmet gelirleri 240.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.000.118.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.000.118.000 1 Cari 1.625.118.000 01 Hazine Yardımı 1.625.118.000 2 Sermaye 375.000.000 01 Hazine Yardımı 375.000.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 777 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ - CERRAHPAŞA KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 133.296.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 2.274.619.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 8.601.169.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.642.308.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 12.651.392.000 12.651.392.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 12.651.392.000 12.651.392.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 12.651.392.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 778 ‒ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ - CERRAHPAŞA ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ - CERRAHPAŞA HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ - CERRAHPAŞA 12.651.392.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 133.296.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 26.370.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.370.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 17.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 1.500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 106.926.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 70.621.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 27.400.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.905.000 E.06.09-DİĞER SERMAYE GİDERLERİ 3.000.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 2.274.619.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.274.619.000 E.01.03-İŞÇİLER 264.090.000 E.02.03-İŞÇİLER 57.129.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.987.000 E.03.03-YOLLUKLAR 170.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 114.000 GİDERLERİ E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 1.245.129.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 320.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 323.002.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 56.998.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 8.601.169.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 8.401.077.000 E.01.01-MEMURLAR 4.916.144.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 447.876.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.804.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 130.683.000 E.02.01-MEMURLAR 584.097.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 50.119.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 305.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 2.218.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 655.861.000 E.03.03-YOLLUKLAR 7.988.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.284.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 779 ‒ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ - CERRAHPAŞA HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.898.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.794.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 435.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 205.006.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 950.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 200.092.000 E.01.01-MEMURLAR 3.771.000 E.01.03-İŞÇİLER 67.754.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 9.057.000 E.02.03-İŞÇİLER 16.913.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.800.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 87.054.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.133.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 14.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 7.244.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.622.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 730.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 1.642.308.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.617.685.000 E.01.01-MEMURLAR 177.765.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 224.159.000 E.01.03-İŞÇİLER 555.623.000 E.02.01-MEMURLAR 21.092.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 28.519.000 E.02.03-İŞÇİLER 112.250.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 20.444.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.017.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 2.806.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 79.327.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 562.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 19.720.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 4.596.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 336.351.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 21.089.000 E.05.06-YURTDIŞINA YAPILAN TRANSFERLER 365.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 10.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 24.623.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.348.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 15.524.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.205.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.546.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 780 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ - CERRAHPAŞA Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 133.283.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 108.660.000 2 Hizmet Gelirleri 108.660.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 55.794.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.796.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 2.000.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 6.196.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.796.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 1.796.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 24.147.000 99 Diğer hizmet gelirleri 15.135.000 6 Kira Gelirleri 24.623.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 781 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ - CERRAHPAŞA FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN II II III II III IV IV EDİLEN 03 1 TeşebbüsKiraları Taşınmaz ve Mülkiyet Gelirleri 133.283.000 24.623.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 01 Mal ve Kira Lojman Hizmet Satış Gelirleri Gelirleri 108.660.000 678.000 2 99 Hizmet Diğer Gelirleri Kira Gelirleri Taşınmaz 108.660.000 23.945.000 04 29 Birinci Öğretimden Alınan Bağış ve Elde EdilenileGelirler Yardımlar Özel Gelirler 55.794.000 12.319.751.000 2 33 Tezsiz Yüksek Merkezi Lisans Yönetim Gelirleri Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.796.000 12.319.751.000 1 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri Cari 2.000.000 10.000.745.000 38 01 Yurt Yatak Hazine Ücreti Gelirleri Yardımı 6.196.000 10.000.745.000 2 45 SermayeÖğretimden Elde Edilen Gelirler Uzaktan 1.796.000 2.319.006.000 46 01 UzaktanYardımı Hazine Öğretim Materyal Gelirleri 1.796.000 2.319.006.000 05 69 Yükseköğretim Diğer Gelirler Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 24.147.000 198.358.000 2 99 Diğer Kişi vehizmet gelirleriAlınan Paylar Kurumlardan 15.135.000 106.387.000 6 6 Kira Bütçeli Özel Gelirleriİdarelere Ait Paylar 24.623.000 106.387.000 e-bütçe 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 106.387.000 e-Bütçe 9 Diğer Çeşitli Gelirler 91.971.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 782 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ - CERRAHPAŞA FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 1 Diğer Çeşitlive Teşebbüs Gelirler Mülkiyet Gelirleri 91.971.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 133.283.000 1 19 Öğrenci Mal ve Katkı HizmetPayı Telafi Satış Gelirleri Gelirleri 91.971.000 108.660.000 2 Hizmet Gelirleri Toplam 12.651.392.000 108.660.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 55.794.000 33 Tezsiz Yüksek Lisans Gelirleri 1.796.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 2.000.000 38 Yurt Yatak Ücreti Gelirleri 6.196.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.796.000 46 Uzaktan Öğretim Materyal Gelirleri 1.796.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 24.147.000 99 Diğer hizmet gelirleri 15.135.000 6 Kira Gelirleri 24.623.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 783 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ANKARA HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 33.420.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.994.327.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 895.048.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.922.795.000 3.922.795.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.922.795.000 3.922.795.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.922.795.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 784 ‒ ANKARA HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ANKARA HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ANKARA HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ 3.922.795.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 33.420.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 28.313.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.259.000 E.03.03-YOLLUKLAR 397.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 265.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 392.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 25.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 5.107.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.616.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 872.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 872.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 747.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.994.327.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.921.100.000 E.01.01-MEMURLAR 2.291.717.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 21.922.000 E.01.03-İŞÇİLER 37.874.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 4.755.000 E.02.01-MEMURLAR 206.380.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.469.000 E.02.03-İŞÇİLER 9.054.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 889.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 205.848.000 E.03.03-YOLLUKLAR 5.298.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 862.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 5.609.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.540.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.683.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 46.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 11.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 11.200.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 55.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 73.227.000 E.01.01-MEMURLAR 14.047.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.601.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 785 ‒ ANKARA HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 6.796.000 E.02.01-MEMURLAR 2.309.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.328.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.850.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 29.498.000 E.03.03-YOLLUKLAR 273.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 434.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 91.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 895.048.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 895.048.000 E.01.01-MEMURLAR 108.734.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 153.732.000 E.01.03-İŞÇİLER 321.295.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 383.000 E.02.01-MEMURLAR 55.663.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.772.000 E.02.03-İŞÇİLER 73.459.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 48.221.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.066.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 994.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 25.191.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 442.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.815.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 2.817.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 85.709.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 8.755.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 786 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ANKARA HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 27.035.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 27.035.000 2 Hizmet Gelirleri 27.035.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 8.382.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 3.592.000 35 Doktora Gelirleri 2.395.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 12.666.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 3.844.461.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 3.844.461.000 1 Cari 3.696.261.000 01 Hazine Yardımı 3.696.261.000 2 Sermaye 148.200.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 787 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ANKARA HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV 03 01 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Hazine Yardımı 27.035.000 148.200.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 05 1 Mal ve Hizmet Diğer GelirlerSatış Gelirleri 27.035.000 51.299.000 2 2 Hizmet Gelirleri Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 27.035.000 5.107.000 6 29 BirinciBütçeli Özel Öğretimden Elde İdarelere AitEdilen PaylarGelirler 8.382.000 5.107.000 34 16 Tezli Yüksek Araştırma Lisans Gelirleri Payı Projeleri 3.592.000 5.107.000 9 35 Doktora Diğer Gelirleri Çeşitli Gelirler 2.395.000 46.192.000 1 69 Yükseköğretim Diğer Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Çeşitli Gelirler 12.666.000 46.192.000 04 19 Alınan ÖğrenciBağış Katkı ve Yardımlar Payı Telafi ile Özel Gelirler Gelirleri 3.844.461.000 46.192.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Toplam 3.844.461.000 3.922.795.000 1 Cari 3.696.261.000 01 Hazine Yardımı 3.696.261.000 2 Sermaye 148.200.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 789 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SAKARYA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 3.910.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.910.672.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 318.354.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.232.936.000 2.232.936.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.232.936.000 2.232.936.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.232.936.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 790 ‒ SAKARYA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SAKARYA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SAKARYA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ 2.232.936.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 3.910.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 3.910.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.867.000 E.03.03-YOLLUKLAR 43.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.910.672.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.853.404.000 E.01.01-MEMURLAR 1.039.477.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.313.000 E.01.03-İŞÇİLER 281.766.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.701.000 E.02.01-MEMURLAR 115.799.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 2.631.000 E.02.03-İŞÇİLER 59.222.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 204.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 98.015.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.955.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 629.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.722.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 970.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 31.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 152.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 49.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 57.268.000 E.01.01-MEMURLAR 10.483.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.075.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.613.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 35.330.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.603.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 876.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.215.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 73.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 318.354.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 316.679.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 791 ‒ SAKARYA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.01-MEMURLAR 138.039.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 85.088.000 E.02.01-MEMURLAR 15.355.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 9.844.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.137.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.653.000 E.03.03-YOLLUKLAR 312.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 301.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 6.330.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.507.000 GİDERLERİ E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 34.422.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 4.441.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 11.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.675.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 959.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 716.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 792 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SAKARYA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 48.167.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 46.492.000 2 Hizmet Gelirleri 46.492.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 21.348.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 16.763.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 7.184.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.197.000 6 Kira Gelirleri 1.675.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.675.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.675.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.173.993.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.173.993.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 793 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SAKARYA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 1 Teşebbüs Cari ve Mülkiyet Gelirleri 48.167.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1.928.993.000 1 01 Mal ve Hizmet Hazine YardımıSatış Gelirleri 46.492.000 1.928.993.000 22 Hizmet SermayeGelirleri 46.492.000 245.000.000 29 01 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler Hazine Yardımı 21.348.000 245.000.000 05 31 İkinci DiğerÖğretimden Gelirler Elde Edilen Gelirler 16.763.000 10.776.000 9 69 Yükseköğretim Diğer Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Çeşitli Gelirler 7.184.000 10.776.000 1 99 Diğer Diğer hizmet gelirleri Çeşitli Gelirler 1.197.000 10.776.000 6 19 Kira Gelirleri Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 1.675.000 10.776.000 1 Taşınmaz Kiraları Toplam 1.675.000 2.232.936.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.675.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 2.173.993.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.173.993.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 795 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SAMSUN ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 750.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.357.039.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 193.503.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.551.292.000 1.551.292.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.551.292.000 1.551.292.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.551.292.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 796 ‒ SAMSUN ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SAMSUN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SAMSUN ÜNİVERSİTESİ 1.551.292.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 750.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 750.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 446.000 E.03.03-YOLLUKLAR 163.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 106.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 35.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.357.039.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.341.265.000 E.01.01-MEMURLAR 663.739.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 117.236.000 E.01.03-İŞÇİLER 88.910.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 232.000 E.02.01-MEMURLAR 73.803.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.941.000 E.02.03-İŞÇİLER 18.774.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 735.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 368.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 32.837.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.590.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 986.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.112.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.200.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 1.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 305.002.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 800.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 8.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 15.774.000 E.01.01-MEMURLAR 1.677.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 237.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 24.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 13.272.000 E.03.03-YOLLUKLAR 163.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 310.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 91.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 797 ‒ SAMSUN ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 193.503.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 192.306.000 E.01.01-MEMURLAR 146.987.000 E.02.01-MEMURLAR 14.454.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.075.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.324.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 237.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 10.433.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.759.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.057.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 8.454.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.276.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.197.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.197.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 798 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SAMSUN ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 8.802.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 7.605.000 2 Hizmet Gelirleri 7.605.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.592.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 157.000 35 Doktora Gelirleri 8.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.395.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.197.000 99 Diğer hizmet gelirleri 256.000 6 Kira Gelirleri 1.197.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.197.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.197.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 799 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SAMSUN ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMETTEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN EDİLEN II III III IV IV 04 03 Alınan Bağış Teşebbüs veve Yardımlar Mülkiyet ile Özel Gelirler Gelirleri 1.534.321.000 8.802.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 21 Merkezi YönetimSatış Mal ve Hizmet Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirleri 1.534.321.000 7.605.000 12 Cari Hizmet Gelirleri 1.209.319.000 7.605.000 01 29 Hazine Yardımı Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.209.319.000 3.592.000 2 Sermaye 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 325.002.000 157.000 01 35 Hazine DoktoraYardımı Gelirleri 325.002.000 8.000 05 45 Diğer Gelirler Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 8.169.000 2.395.000 9 69 Diğer Çeşitli Gelirler Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 8.169.000 1.197.000 1 99 Diğer DiğerÇeşitli hizmetGelirler gelirleri 8.169.000 256.000 6 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri Kira Gelirleri 8.169.000 1.197.000 1 Taşınmaz Kiraları Toplam 1.551.292.000 1.197.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.197.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 801 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: SİVAS BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 43.646.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 580.230.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 161.852.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 785.728.000 785.728.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 785.728.000 785.728.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 785.728.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 802 ‒ SİVAS BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: SİVAS BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL SİVAS BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ 785.728.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 43.646.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 43.282.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 16.886.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.530.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 194.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.674.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 19.998.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 364.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 169.000 E.03.03-YOLLUKLAR 193.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 2.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 580.230.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 577.607.000 E.01.01-MEMURLAR 223.953.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 57.331.000 E.01.03-İŞÇİLER 28.674.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.062.000 E.02.01-MEMURLAR 20.015.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 8.732.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.043.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 77.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 7.160.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.069.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 872.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 930.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.689.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 37.400.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 6.850.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 169.750.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 2.623.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 95.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 16.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.891.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 803 ‒ SİVAS BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.03-YOLLUKLAR 278.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 343.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 161.852.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 161.593.000 E.01.01-MEMURLAR 99.273.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 5.031.000 E.02.01-MEMURLAR 10.904.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 757.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 29.555.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.675.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 209.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 8.338.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 374.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.631.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 119.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 2.260.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.467.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 259.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 121.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 138.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 804 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SİVAS BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 2.129.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 1.870.000 2 Hizmet Gelirleri 1.870.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 936.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 841.000 99 Diğer hizmet gelirleri 93.000 6 Kira Gelirleri 259.000 1 Taşınmaz Kiraları 259.000 01 Lojman Kira Gelirleri 259.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 782.482.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 782.482.000 1 Cari 542.484.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 805 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: SİVAS BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 2.129.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 01 Hazine Yardımı 542.484.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 1.870.000 2 Sermaye 239.998.000 2 Hizmet Gelirleri 1.870.000 01 Hazine Yardımı 239.998.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 936.000 05 Diğer Gelirler 1.117.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 841.000 2 Kişi ve Kurumlardan Alınan Paylar 364.000 99 Diğer hizmet gelirleri 93.000 6 Özel Bütçeli İdarelere Ait Paylar 364.000 6 Kira Gelirleri 259.000 16 Araştırma Projeleri Gelirleri Payı 364.000 1 Taşınmaz Kiraları 259.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 753.000 01 Lojman Kira Gelirleri 259.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 753.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 782.482.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 753.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 782.482.000 Toplam 785.728.000 1 Cari 542.484.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 807 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TARSUS ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 1.066.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 823.686.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 229.397.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.054.149.000 1.054.149.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.054.149.000 1.054.149.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.054.149.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 808 ‒ TARSUS ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TARSUS ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TARSUS ÜNİVERSİTESİ 1.054.149.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 1.066.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.066.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 697.000 E.03.03-YOLLUKLAR 80.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 190.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 99.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 823.686.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 818.926.000 E.01.01-MEMURLAR 408.783.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.603.000 E.01.03-İŞÇİLER 41.961.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 554.000 E.02.01-MEMURLAR 42.136.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 854.000 E.02.03-İŞÇİLER 8.557.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 514.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 35.135.000 E.03.03-YOLLUKLAR 940.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 12.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 391.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.411.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 75.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 21.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 13.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 230.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 7.500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 4.760.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 461.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 371.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.656.000 E.03.03-YOLLUKLAR 53.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 31.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 176.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 12.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 809 ‒ TARSUS ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 229.397.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 229.366.000 E.01.01-MEMURLAR 155.265.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 30.731.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 48.000 E.02.01-MEMURLAR 16.453.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.483.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.571.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.296.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 326.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.870.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 249.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 449.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 757.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 9.477.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.391.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 500.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 31.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 12.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 19.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 810 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TARSUS ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.240.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 1.209.000 2 Hizmet Gelirleri 1.209.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 867.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 342.000 6 Kira Gelirleri 31.000 1 Taşınmaz Kiraları 31.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 31.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.049.358.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.049.358.000 1 Cari 774.358.000 01 Hazine Yardımı 774.358.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 811 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TARSUS ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 2 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri Sermaye 1.240.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 275.000.000 1 01 Mal ve Hizmet Hazine Yardımı Satış Gelirleri 1.209.000 275.000.000 05 2 HizmetGelirler Diğer Gelirleri 1.209.000 3.551.000 9 29 BirinciÇeşitli Diğer Öğretimden GelirlerElde Edilen Gelirler 867.000 3.551.000 1 69 Yükseköğretim Diğer Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri Çeşitli Gelirler 342.000 3.551.000 6 19 Kira Gelirleri Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 31.000 3.551.000 1 Taşınmaz Kiraları Toplam 31.000 1.054.149.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 31.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.049.358.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.049.358.000 1 Cari 774.358.000 01 Hazine Yardımı 774.358.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 813 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: TRABZON ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 2.177.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.795.884.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 124.169.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.922.230.000 1.922.230.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.922.230.000 1.922.230.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.922.230.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 814 ‒ TRABZON ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: TRABZON ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL TRABZON ÜNİVERSİTESİ 1.922.230.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 2.177.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.177.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 948.000 E.03.03-YOLLUKLAR 339.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 551.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 339.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.795.884.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.775.515.000 E.01.01-MEMURLAR 947.988.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 39.798.000 E.01.03-İŞÇİLER 147.927.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 469.000 E.02.01-MEMURLAR 104.698.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 4.995.000 E.02.03-İŞÇİLER 31.900.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 120.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 67.843.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.203.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 756.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.518.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 300.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 54.050.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 9.750.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 260.200.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 100.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 20.369.000 E.01.01-MEMURLAR 2.289.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.272.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 540.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 14.061.000 E.03.03-YOLLUKLAR 399.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 219.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 250.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 339.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 815 ‒ TRABZON ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 124.169.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 120.338.000 E.01.01-MEMURLAR 62.128.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 40.000 E.02.01-MEMURLAR 7.254.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 3.918.000 E.03.03-YOLLUKLAR 3.052.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 242.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.189.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 250.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 4.391.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.615.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 31.525.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 3.734.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 3.831.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.007.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 724.000 E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.100.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 816 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: TRABZON ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 10.778.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 6.947.000 2 Hizmet Gelirleri 6.947.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.676.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 838.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.517.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.916.000 6 Kira Gelirleri 3.831.000 1 Taşınmaz Kiraları 3.831.000 01 Lojman Kira Gelirleri 1.676.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 2.155.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.898.030.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 817 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 FORM: 15 KURUM ADI: TRABZON ÜNİVERSİTESİ Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL I II III IV Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN I II III IV EDİLEN 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.898.030.000 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 10.778.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Cari 1.474.030.000 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 6.947.000 01 Hazine Yardımı 1.474.030.000 2 Hizmet Gelirleri 6.947.000 2 Sermaye 424.000.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.676.000 01 Hazine Yardımı 424.000.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 838.000 05 Diğer Gelirler 13.422.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.517.000 9 Diğer Çeşitli Gelirler 13.422.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.916.000 1 Diğer Çeşitli Gelirler 13.422.000 6 Kira Gelirleri 3.831.000 19 Öğrenci Katkı Payı Telafi Gelirleri 13.422.000 1 Taşınmaz Kiraları 3.831.000 Toplam 1.922.230.000 01 Lojman Kira Gelirleri 1.676.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 2.155.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.898.030.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 819 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KAYSERİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 2.167.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 944.791.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 251.549.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 1.198.507.000 1.198.507.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 1.198.507.000 1.198.507.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 1.198.507.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 820 ‒ KAYSERİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KAYSERİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KAYSERİ ÜNİVERSİTESİ 1.198.507.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 2.167.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.167.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.384.000 E.03.03-YOLLUKLAR 102.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 493.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 188.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 944.791.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 925.811.000 E.01.01-MEMURLAR 488.719.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 688.000 E.01.03-İŞÇİLER 127.169.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 895.000 E.02.01-MEMURLAR 51.679.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 134.000 E.02.03-İŞÇİLER 28.211.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.593.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 91.875.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.728.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.189.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 837.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.094.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 40.250.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 30.750.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 58.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 18.980.000 E.01.01-MEMURLAR 2.351.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 281.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 607.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.333.000 E.03.03-YOLLUKLAR 358.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 50.000 GİDERLERİ 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 251.549.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 251.549.000 E.01.01-MEMURLAR 132.025.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 821 ‒ KAYSERİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 59.012.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 17.000 E.02.01-MEMURLAR 14.072.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 6.868.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 4.079.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.162.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 217.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.174.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 374.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.954.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 362.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 15.543.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 2.690.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 7.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 822 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAYSERİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 11.782.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 11.782.000 2 Hizmet Gelirleri 11.782.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.695.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.197.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 891.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.282.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.408.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.309.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.179.527.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.179.527.000 1 Cari 1.039.527.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 823 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAYSERİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN EDİLEN II III III IV IV 03 01 Hazine Yardımı Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.039.527.000 11.782.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 2 Sermaye Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 140.000.000 11.782.000 2 01 Hazine Hizmet Yardımı Gelirleri 140.000.000 11.782.000 05 29 Diğer Birinci Gelirler Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.198.000 4.695.000 9 31 Diğer Çeşitli İkinci Gelirler Öğretimden Elde Edilen Gelirler 7.198.000 1.197.000 1 36 Diğer SosyalÇeşitli Tesis Gelirler İşletme Gelirleri 7.198.000 891.000 19 45 Öğrenci Uzaktan Katkı Payı Telafi Öğretimden EldeGelirleri Edilen Gelirler 7.198.000 2.282.000 69 Toplam Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 1.198.507.000 1.408.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.309.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.179.527.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 1.179.527.000 1 Cari 1.039.527.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 825 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: KAHRAMANMARAŞ İSTİKLAL ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 2.792.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 700.782.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 287.854.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 991.428.000 991.428.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 991.428.000 991.428.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 991.428.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 826 ‒ KAHRAMANMARAŞ İSTİKLAL ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: KAHRAMANMARAŞ İSTİKLAL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL KAHRAMANMARAŞ İSTİKLAL ÜNİVERSİTESİ 991.428.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 2.792.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.792.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.311.000 E.03.03-YOLLUKLAR 99.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 243.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 139.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 700.782.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 695.913.000 E.01.01-MEMURLAR 215.307.000 E.01.03-İŞÇİLER 29.096.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 148.000 E.02.01-MEMURLAR 17.077.000 E.02.03-İŞÇİLER 6.076.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 44.578.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.459.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 908.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.142.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 122.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 72.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 15.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 271.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 13.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 9.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 4.869.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 664.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.034.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 2.741.000 E.03.03-YOLLUKLAR 139.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 291.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 287.854.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 287.854.000 E.01.01-MEMURLAR 179.406.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 62.120.000 E.01.03-İŞÇİLER 81.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 827 ‒ KAHRAMANMARAŞ İSTİKLAL ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.02.01-MEMURLAR 21.589.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 7.193.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.963.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.182.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 222.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.504.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 239.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.159.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 907.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 6.528.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 1.761.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 828 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAHRAMANMARAŞ İSTİKLAL ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 1.533.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 1.533.000 2 Hizmet Gelirleri 1.533.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 551.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 186.000 99 Diğer hizmet gelirleri 796.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 986.559.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 986.559.000 1 Cari 606.559.000 01 Hazine Yardımı 606.559.000 2 Sermaye 380.000.000 01 Hazine Yardımı 380.000.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 829 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: KAHRAMANMARAŞ İSTİKLAL ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II II III III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 05 Teşebbüs Diğer ve Mülkiyet Gelirleri Gelirler 1.533.000 3.336.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 19 Mal veÇeşitli Diğer HizmetGelirler Satış Gelirleri 1.533.000 3.336.000 21 HizmetÇeşitli Diğer Gelirleri Gelirler 1.533.000 3.336.000 29 19 Birinci Öğretimden Öğrenci Katkı Payı Elde TelafiEdilen Gelirler Gelirleri 551.000 3.336.000 69 Toplam Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 991.428.000 186.000 99 Diğer hizmet gelirleri 796.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 986.559.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 986.559.000 1 Cari 606.559.000 01 Hazine Yardımı 606.559.000 2 Sermaye 380.000.000 01 Hazine Yardımı 380.000.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 831 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ESKİŞEHİR TEKNİK ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 28.171.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.863.594.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 244.634.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 3.136.399.000 3.136.399.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 3.136.399.000 3.136.399.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 3.136.399.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 832 ‒ ESKİŞEHİR TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ESKİŞEHİR TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ESKİŞEHİR TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 3.136.399.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 28.171.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 25.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 10.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 15.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 3.171.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.301.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 1.870.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.863.594.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.822.323.000 E.01.01-MEMURLAR 1.235.648.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 127.922.000 E.01.03-İŞÇİLER 592.012.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.603.000 E.02.01-MEMURLAR 134.413.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 20.445.000 E.02.03-İŞÇİLER 127.154.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.745.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 223.937.000 E.03.03-YOLLUKLAR 2.570.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 467.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 17.525.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.409.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 473.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 65.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 203.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 5.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 53.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 41.271.000 E.01.01-MEMURLAR 957.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 107.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 2.722.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 15.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 60.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 37.125.000 E.03.03-YOLLUKLAR 213.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 833 ‒ ESKİŞEHİR TEKNİK ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.03.05-HİZMET ALIMLARI 72.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 244.634.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 238.374.000 E.01.01-MEMURLAR 95.307.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 33.504.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 3.239.000 E.01.05-DİĞER PERSONEL 232.000 E.02.01-MEMURLAR 19.505.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.781.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 177.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.809.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.490.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 349.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.596.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 342.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 1.187.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 57.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 56.634.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.165.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 6.260.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.260.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 834 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ESKİŞEHİR TEKNİK ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 25.340.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 19.080.000 2 Hizmet Gelirleri 19.080.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.986.000 32 Yaz Okulu Gelirleri 1.367.000 36 Sosyal Tesis İşletme Gelirleri 5.624.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 6.079.000 99 Diğer hizmet gelirleri 24.000 6 Kira Gelirleri 6.260.000 1 Taşınmaz Kiraları 6.260.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 6.260.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 3.085.697.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 835 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ESKİŞEHİR TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KOMİSYONCA KABUL KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET HÜKÜMET TEKLİFİ TEKLİFİ II II EDİLEN II III III IV IV EDİLEN 03 2 Merkezi TeşebbüsYönetim Bütçesine ve Mülkiyet Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar Gelirleri 3.085.697.000 25.340.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 1 Cari Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 2.729.697.000 19.080.000 2 01 Hazine Hizmet Yardımı Gelirleri 2.729.697.000 19.080.000 2 29 Sermaye Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 356.000.000 5.986.000 01 32 Hazine Yaz Yardımı Okulu Gelirleri 356.000.000 1.367.000 05 36 Diğer Sosyal Gelirler Tesis İşletme Gelirleri 25.362.000 5.624.000 2 69 Kişi ve Kurumlardan Yükseköğretim AlınanÖğrenci Kurumları Paylar Yemek Hizmeti Gelirleri 3.171.000 6.079.000 6 99 Özel DiğerBütçeli hizmetİdarelere gelirleri Ait Paylar 3.171.000 24.000 6 16 Araştırma Kira Projeleri Gelirleri Payı Gelirleri 3.171.000 6.260.000 9 1 Diğer Çeşitli Taşınmaz Gelirler Kiraları 22.191.000 6.260.000 1 99 Diğer Diğer Çeşitli TaşınmazGelirler Kira Gelirleri 22.191.000 6.260.000 04 19 Öğrenci Katkı Payı Alınan Bağış Telafi Gelirleri ve Yardımlar ile Özel Gelirler 22.191.000 3.085.697.000 Toplam 3.136.399.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 837 ‒ Form: 2 PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: ISPARTA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 2.486.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 2.169.316.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 255.761.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 2.427.563.000 2.427.563.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 2.427.563.000 2.427.563.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 2.427.563.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 838 ‒ ISPARTA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: ISPARTA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL ISPARTA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ 2.427.563.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 2.486.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.486.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 1.694.000 E.03.03-YOLLUKLAR 170.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 452.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 170.000 GİDERLERİ 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 2.169.316.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.139.821.000 E.01.01-MEMURLAR 1.298.665.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 30.553.000 E.01.03-İŞÇİLER 276.628.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 5.074.000 E.02.01-MEMURLAR 143.516.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 3.922.000 E.02.03-İŞÇİLER 58.122.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 6.210.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 93.790.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.836.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.103.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.133.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.269.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 59.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 26.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 102.500.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 27.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 29.495.000 E.01.01-MEMURLAR 3.887.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 7.372.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 274.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 15.410.000 E.03.03-YOLLUKLAR 644.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.437.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 471.000 GİDERLERİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 839 ‒ ISPARTA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 255.761.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 255.347.000 E.01.01-MEMURLAR 169.335.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 177.000 E.02.01-MEMURLAR 19.370.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 9.365.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.561.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 424.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 3.744.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 376.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 3.507.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 1.333.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 40.948.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 5.207.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 414.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 414.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 840 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ISPARTA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 16.203.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 15.789.000 2 Hizmet Gelirleri 15.789.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 5.388.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 4.181.000 34 Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 180.000 35 Doktora Gelirleri 60.000 45 Uzaktan Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.790.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 2.993.000 99 Diğer hizmet gelirleri 1.197.000 6 Kira Gelirleri 414.000 1 Taşınmaz Kiraları 414.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 841 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: ISPARTA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama TEKLİFİ KOMİSYONCA KABUL HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET II II III II III IV IV EDİLEN EDİLEN 03 99 Diğer Taşınmaz Teşebbüs ve Kira Gelirleri Mülkiyet Gelirleri 414.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 16.203.000 04 1 Alınan Mal Bağış ve ve Hizmet Yardımlar Satış Gelirleri ile Özel Gelirler 2.397.654.000 15.789.000 2 2 MerkeziGelirleri Hizmet Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 2.397.654.000 15.789.000 1 29 Cari Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.180.654.000 5.388.000 01 31 Hazine Yardımı İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 2.180.654.000 4.181.000 2 34 Sermaye Tezli Yüksek Lisans Gelirleri 217.000.000 180.000 01 35 DoktoraYardımı Hazine Gelirleri 217.000.000 60.000 05 45 UzaktanGelirler Diğer Öğretimden Elde Edilen Gelirler 13.706.000 1.790.000 9 69 Diğer Çeşitli Gelirler Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 13.706.000 2.993.000 1 99 Diğer Çeşitli Diğer hizmet Gelirler gelirleri 13.706.000 1.197.000 6 19 Öğrenci Kira Katkı Payı Telafi Gelirleri Gelirleri 13.706.000 414.000 1 Taşınmaz Kiraları Toplam 2.427.563.000 414.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 843 ‒ Form PROGRAMLAR İTİBARIYLA ÖDENEK TEKLİFLERİ İCMALİ BÜTÇE YILI : 2026 İDARE ADI: AFYONKARAHİSAR SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ KOMİSYONCA KABUL PROGRAM ADI HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 58.966.000 Aynen Kabul Edilmiştir TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 2.106.971.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÜKSEKÖĞRETİM 1.527.111.000 Aynen Kabul Edilmiştir YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 325.130.000 Aynen Kabul Edilmiştir PROGRAMLAR TOPLAMI 4.018.178.000 4.018.178.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 0 Aynen Kabul Edilmiştir İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 4.018.178.000 4.018.178.000 B-CETVELİ KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN TOPLAM GELİR 4.018.178.000 Aynen Kabul Edilmiştir NET FİNANSMAN KOMİSYONCA KABUL AÇIKLAMA HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN NET FİNANSMAN 0 Aynen Kabul Edilmiştir e-Bü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 844 ‒ AFYONKARAHİSAR SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ ÖDENEK CETVELİ (EKONOMİK SINIFLANDIRMA II. DÜZEY) BÜTÇE YILI: 2026 İDARE: AFYONKARAHİSAR SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN AYNEN KABUL AFYONKARAHİSAR SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ 4.018.178.000 EDİLMİŞTİR 56- ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK PROGRAMI 58.966.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 27.000.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 25.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 31.966.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 13.500.000 E.03.03-YOLLUKLAR 908.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.436.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 541.000 GİDERLERİ E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 14.581.000 54- TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK PROGRAMI 2.106.971.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 2.106.971.000 E.01.01-MEMURLAR 531.534.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 248.093.000 E.01.03-İŞÇİLER 173.199.000 E.02.01-MEMURLAR 56.212.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 25.992.000 E.02.03-İŞÇİLER 40.418.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 980.000 E.03.03-YOLLUKLAR 200.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 163.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 88.000 E.05.02-HAZİNE YARDIMLARI 580.092.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 43.000.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 3.000.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 370.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 30.000.000 62- YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMI 1.527.111.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 1.510.340.000 E.01.01-MEMURLAR 883.189.000 E.01.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 99.872.000 E.01.03-İŞÇİLER 53.198.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 697.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 845 ‒ AFYONKARAHİSAR SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ HÜKÜMET KOMİSYONCA Açıklama TEKLİFİ KABUL EDİLEN E.01.05-DİĞER PERSONEL 90.232.000 E.02.01-MEMURLAR 92.750.000 E.02.02-SÖZLEŞMELİ PERSONEL 11.680.000 E.02.03-İŞÇİLER 8.642.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 522.000 E.02.05-DİĞER PERSONEL 832.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 6.588.000 E.03.03-YOLLUKLAR 914.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 2.024.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 35.500.000 E.06.03-GAYRİ MADDİ HAK ALIMLARI 5.700.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 214.000.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 4.000.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 16.771.000 E.01.01-MEMURLAR 756.000 E.01.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 1.680.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 50.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 13.235.000 E.03.03-YOLLUKLAR 211.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 839.000 98- YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 325.130.000 F.02-Özel Bütçeli İdareler 323.330.000 E.01.01-MEMURLAR 140.798.000 E.02.01-MEMURLAR 12.784.000 E.02.04-GEÇİCİ SÜRELİ ÇALIŞANLAR 100.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 53.624.000 E.03.03-YOLLUKLAR 1.419.000 E.03.04-GÖREV GİDERLERİ 202.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 1.265.000 E.03.06-TEMSİL VE TANITMA GİDERLERİ 241.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 2.427.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 532.000 E.05.01-GÖREVLENDİRME GİDERLERİ 31.777.000 E.05.03-KAR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLARA YAPILAN TRANSFERLER 7.361.000 E.06.01-MAMUL MAL ALIMLARI 25.500.000 E.06.05-GAYRİMENKUL SERMAYE ÜRETİM GİDERLERİ 2.000.000 E.06.06-MENKUL MALLARIN BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 2.800.000 E.06.07-GAYRİMENKUL BÜYÜK ONARIM GİDERLERİ 40.500.000 F.13-Yükseköğretim Öz Gelirleri 1.800.000 E.03.01-ÜRETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 109.000 E.03.02-TÜKETİME YÖNELİK MAL VE MALZEME ALIMLARI 395.000 E.03.05-HİZMET ALIMLARI 425.000 E.03.07-MENKUL MAL,GAYRİMADDİ HAK ALIM, BAKIM VE ONARIM 454.000 GİDERLERİ E.03.08-GAYRİMENKUL MAL BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ 417.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 846 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: AFYONKARAHİSAR SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ Gelirler KOMİSYONCA KABUL Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ I II III IV EDİLEN 03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 9.056.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 Mal ve Hizmet Satış Gelirleri 7.256.000 2 Hizmet Gelirleri 7.256.000 29 Birinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 3.550.000 31 İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 1.200.000 69 Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Yemek Hizmeti Gelirleri 2.200.000 99 Diğer hizmet gelirleri 306.000 6 Kira Gelirleri 1.800.000 1 Taşınmaz Kiraları 1.800.000 99 Diğer Taşınmaz Kira Gelirleri 1.800.000 04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 3.967.641.000 2 Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 3.967.641.000 e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) ‒ 847 ‒ FORM: 15 GELİR (B) CETVELİ BÜTÇE YILI: 2026 KURUM ADI: AFYONKARAHİSAR SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ FORM: 15 Gelirler Gelirler KOMİSYONCA KABUL KOMİSYONCA KABUL Açıklama Açıklama HÜKÜMET TEKLİFİ HÜKÜMET TEKLİFİ EDİLEN EDİLEN II II III II III IV IV 03 1 Cari Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 3.160.641.000 9.056.000 AYNEN KABUL EDİLMİŞTİR 1 01 Hazine Mal YardımıSatış Gelirleri ve Hizmet 3.160.641.000 7.256.000 2 2 Sermaye Hizmet Gelirleri 807.000.000 7.256.000 01 29 HazineÖğretimden Birinci Yardımı Elde Edilen Gelirler 807.000.000 3.550.000 05 31 Diğer Gelirler İkinci Öğretimden Elde Edilen Gelirler 41.481.000 1.200.000 2 69 Kişi ve Kurumlardan Yükseköğretim AlınanÖğrenci Kurumları Paylar Yemek Hizmeti Gelirleri 31.966.000 2.200.000 6 99 DiğerBütçeli Özel hizmetİdarelere gelirleri Ait Paylar 31.966.000 306.000 6 16 Araştırma Kira Projeleri Gelirleri Payı Gelirleri 31.966.000 1.800.000 9 1 Diğer Çeşitli Taşınmaz Gelirler Kiraları 9.515.000 1.800.000 1 99 Diğer Taşınmaz Diğer Çeşitli Gelirler Kira Gelirleri 9.515.000 1.800.000 04 19 ÖğrenciBağış Alınan Katkı ve Payı Telafi Gelirleri Yardımlar ile Özel Gelirler 9.515.000 3.967.641.000 2 Toplam Merkezi Yönetim Bütçesine Dahil İdarelerden Alınan Bağış ve Yardımlar 4.018.178.000 3.967.641.000 e-bütçe e-Bütçe e-bütçe e-Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226) TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝ YASAMA DÖNEMİ YASAMA YILI 28 4 SIRA SAYISI: 226-227 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ İLE 2024 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TEKLİFİ (1/280, 1/279) RAPORLARI Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarına İlişkin Karşı Görüşler ve Ek Görüş 2025 CİLT 1/A ‒2‒ Not: Bu Sıra Sayısına; elektronik ortamda https://www.tbmm.gov.tr/yasama/komisyon-raporlari internet adresindeki sorgu sayfası üzerinden erişilebilmektedir. Kanunlar Türkiye Büyük Millet ve Kararlar (Sıra Meclisi Başkanlığı Sayısı: 226-227) ‒3‒ İÇİNDEKİLER Sayfa • CUMHURİYET HALK PARTISİ 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi Karşı Oy Yazısı...................................7 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi Karşı Oy Yazısı....................871 • HALKLARIN EŞİTLİK VE DEMOKRASİ PARTISİ 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi Karşı Oy Yazısı. ..............................................................1037 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒4‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒5‒ CUMHURİYET HALK PARTİSİ KARŞI GÖRÜŞ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒6‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒7‒ CUMHURİYET HALK PARTİSİ 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TEKLİFİ KARŞI OY YAZISI 5 ARALIK 2025 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒8‒ İÇİNDEKİLER I. MANZARA-İ UMUMİYE II. BÜTÇE HAKKI III. 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TEKLİFİ VE 2023 YILI KESİN HESAP KANUN TEKLİFİ GÖRÜŞMELERİ ÖNCESİ VE SONRASINDAKİ BAZI TESPİTLER IV. MAKROEKONOMİK PERSPEKTİF V. CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNİN EKONOMİDEKİ FATURASININ DEĞERLENDİRİLMESİ VI. 2026 BÜTÇESİ ÖNCESİNDE EKONOMİNİN GÖRÜNÜMÜ VII. 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TEKLİFİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VIII. 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TEKLİFİNİN RAKAMSAL AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ IX. BÜTÇE BİRLİĞİ VE DÖNER SERMAYELER X. ÖZEL HESAP UYGULAMALARI XI. BAKANLIKLARA VEYA İLGİLİ, İLİŞKİLİ KURUM VE KURULUŞLARA BAĞLI OLARAK KURULAN YENİ ŞİRKETLER XII. BAZI BAKANLIKLARA BAĞLI OLARAK KURULAN AJANS ADIYLA KURULAN YENİ HARCAMA ÜNİTELERİ XIII. BAZI BAKANLIKLARA BAĞLI OLARAK KURULAN VAKIFLAR XIV. BÜTÇE KANUNU VE EKİ CETVELLERİNDEKİ BAZI HÜKÜMLERİN ANAYASA VE 5018 SAYILI YASA AÇISINDAN DEĞERLENDİRLMESİ XV. 2024 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TEKLİFİNİN DİĞER BAZI MADDELERİ VE EKLİ CETVELLER ÜZERİNDE DEĞERLENDİRME Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒9‒ XVI. CUMHURBAŞKANLIĞI STRATEJİ BÜTÇE BAŞKANLIĞI BÜTÇESİNİN GÖRÜŞÜLMESİ SIRASINDA VERİLEN ÖNERGELER XVII. ÇALIŞMA HAYATI, İSTİHDAM VE SOSYAL GÜVENLİK XVIII. AİLE VE SOSYAL HİZMETLER XIX. TARIM XX. SANAYİ VE TEKNOLOJİ XXI. TİCARET XXII. ENERJİ XXIII. ULAŞTIRMA XXIV. EĞİTİM XXV. GENÇLİK XXVI. SAĞLIK XXVII. ÇEVRE KENTLEŞME VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLE MÜCADELE XXVIII. KÜLTÜR VE TURİZM XXIX. HUKUK VE ADALET XXX. GÜVENLİK POLİTİKASI XXXI. SAVUNMA POLİTİKASI XXXII. DIŞ POLİTİKA Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 10 ‒ I. MANZARA-İ UMUMİYE 2026 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanun Tekl�f� �le �lg�l� değerlend�rmelerden önce ülkem�zdek� mevcut s�yas� koşulların ve adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet S�stem� den�len ucube yönet�m b�ç�m�n�n ülkey� �çer�s�ne soktuğu genel durumun b�r özet�n�n yapılması gerekmekted�r. 24 Haz�ran 2018 seç�mler�nden sonra uygulanmaya çalışılan Cumhurbaşkanlığı Hükümet S�stem� �le kamu yönet�m organ�zasyonunda yapılan kalıcı değ�ş�kler ve “atanmış bakan” müesseses� kamu yönet�m�n�n çalışma tarzını olumsuz yönde etk�lem�şt�r. Türk�ye Cumhur�yet�, �lanının üzer�nden geçen 100 yıl �çer�s�nde demokras� yolculuğunda büyük bad�reler atlatmış ve demokras�m�z zaman zaman kes�nt�lere uğramıştır. Bu sarsıntılı demokrat�k gel�ş�m sürec�nde, halkımız cumhur�yete ve demokras�ye bağlılığını korumuş ve kend�s�ne doğru seçeneklerle sunulan her meşru seç�m fırsatında, �rades�n� “egemenl�k kayıtsız şartsız m�llet�nd�r” �lkes� doğrultusunda kullanmıştır. Ancak, 2002 genel seç�mler�nden sonrak� 23 yıllık Ak Part� �kt�darı dönem�nde Cumhur�yet tar�h�m�zde �lk kez, demokras� ve Cumhur�yet’�n tahr�p ed�lmes� �ç�n b�zzat demokras� ve Cumhur�yet’�n kurumları ve olanakları kullanılmıştır. Vatandaşlarının yetenek, erdem, gayret ve l�yakat� üzer�nde yükselen ve �lkeler ve kurumlar manzumes� olarak kurulan Türk�ye Cumhur�yet�, bu anlayış �çer�s�nde büyük hasarlar görmüş, Cumhur�yet’�n �lke ve kurumları hoyratça parçalanmış ve tahr�p ed�lm�şt�r. Türk�ye’de demokrat�k parlamenter rej�m� ortadan kaldıran, 16 N�san 2017 referandumu �le b�r Anayasa değ�ş�kl�ğ� oylanmış ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet S�stem� hayata geç�r�lm�şt�r. 2007 yılında Anayasa Mahkemes�’n�n 367 kararı �le başlayan, ardından 21 Ek�m 2007 ve 12 Eylül 2010 tar�hl� referandumlar �le şek�llenen ve 16 N�san 2017 referandumu �le n�hayetlend�r�len süreçte Türk�ye’n�n, Cumhur�yet tar�h� boyunca elde ett�ğ�, demokrat�k, anayasal ve kurumsal b�r�k�mler�n�n büyük bölümü kaybed�lm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 11 ‒ Demokrat�k rej�mler�n en temel n�tel�kler�nden b�r� �kt�darın yasama, yargı, medya ve bağımsız denge ve denetlenme mekan�zmaları �le sınırlandırılmasıdır. Hayata geç�r�len Cumhurbaşkanlığı Hükümet S�stem�, yürütme üzer�ndek� neredeyse tüm denet�m ve sınırlamaları kaldırmıştır. Rej�m�n bu anlayışla rad�kal b�ç�mde değ�şt�r�lmes�, ülkem�zde kurumsal dengeler� ortadan kaldırdığı g�b�, devlet geleneğ�nde ve bürokrat�k l�yakat kültüründe de dramat�k b�r bozulma ortaya çıkarmıştır. Anayasa değ�ş�kl�ğ�n�n verd�ğ� yen� yetk�lere dayandırılarak çıkartılan Cumhurbaşkanlığı kararnameler� �le devlet�n yapısı baştan aşağı değ�şt�r�lm�şt�r. Devlet örgütlenmes� ve bürokrat�k yapı, tek adamın bel�rley�c� olacağı, kurumların b�r k�ş�den ve onun dar çevres�nden em�r alacağı, b�r k�ş�ye karşı sorumlu olacağı b�ç�mde yen�den yapılandırılmıştır. Bütün b�r devlet geleneğ� yıkılarak, oturmuş gelenekler bozularak yen� b�r yürütme yapısı hayata geç�r�lm�şt�r. Bu kararnamelerle Türk�ye’n�n �dar� yapısında kalıcı ve hızlı değ�ş�kl�kler yapılmış, b�rçok kamu da�re, kurum, kuruluş, kurulu ya kapatılmış veya bazı kamu kurumları aynı çatı altında yen�den teşk�latlandırılmış ya başka kurumlara devred�lm�ş ya da d�rekt olarak Cumhurbaşkanlığı �le �l�şk�lend�r�lm�şt�r. Cumhurbaşkanlığında mevcut kamu yönet�m�nde �şlevler� bulunan kamu kurum ve kuruluşlara paralel yen� kurul, başkanlık veya of�sler oluşturulmaktadır. Bazı kamu kurumları da �şlevs�zleşt�r�lm�ş, bu yöntemle kamu yönet�m�nde mevcut bellek s�l�nm�şt�r. Kamu personel�n�n mevcut kazanılmış haklarını ortadan kaldıran düzenlemeler yapılmış, kapatılan veya �şlev� değ�şt�r�len bakanlık ve kamu kuruluşlarındak� deney�ml� kamu personel� kend� eğ�t�m, görev ve b�r�k�mler� �le �lg�l� olmayan bakanlıklarda veya kamu kurumlarına tay�n ed�lm�ş veya kamu personel� �ç�n oluşturulan havuzlara (?) alınmış, oradan da kend� öz deney�m ve b�r�k�mler� �le �lg�s� bulunmayan d�ğer kamu kurumlarına tay�n ed�lm�şlerd�r. Bu �şlemler çok sayıda ve art arda gelen Cumhurbaşkanlığı Kararnameler� �le gerçekleşt�ğ� �ç�n bu kararnameler�n gerekl�l�ğ�n�n, �çer�ğ�n�n tartışması kamuoyunda yapılmamıştır. Bu kararnameler TBMM’n�n de denet�m� dışındadır. Bu nedenle T.B.M.M.’n�n gündem�ne alınıp tartışılmamaktadır. Bu kararnameler esk� s�stemdek� KHK’ların statüsünde bulunmayıp sadece Anayasa Mahkemes�n�n denet�m�ne tab� bulunmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 12 ‒ Kamu kurumları ve bürokras� s�yas� �raden�n karar alma süreçler�n� yavaşlatan, keyf� b�ç�mde hareket etmes�n� engelleyen, sınırlayıcı unsurlar olarak görülmeye başlanmıştır. Yüzlerce yılda yerleşen bürokrat�k l�yakat, ehl�yet ve sorumluluk teamüller� sözde yen�l�kç�l�k adı altında h�çe sayılmıştır. Geleneklerle b�rl�kte devlet aklı, kurumsal b�r�k�m ve kamu v�cdanı da yok ed�lmekted�r. S�yas� �rade üzer�nde h�çb�r sınırlama kabul etmeyen yen� yaklaşım kamuda akılcılığı, nesnell�ğ� ve b�l�msel yöntemler� de dışlamaktadır. Kamuda �şe alımlarda part�zanca b�r anlayışın hâk�m olması sonucunda l�yakat �lkes� tamamen ortadan kalmış, uzmanlık, vasıf, b�lg� b�r�k�m� ve yeterl�l�k değer olmaktan çıkarılmıştır. Kurumların bu anlamda sah�p olduğu mevcut kapas�te ve beşerî sermaye atıl hale get�r�lm�şt�r. Kurumların yapısının plansızca ve rad�kal b�r b�ç�mde değ�şt�r�lmes� devlet �ç�ndek� uyumu ve kamu uygulamalarındak� tutarlılığı da yok etm�şt�r. Bu çarpık ve hesapsız dönüşüm sürec�n�n ülkem�z�n demokrat�kleşme serüven�ne kurumsal b�r�k�m�m�ze ve kamu v�cdanına verd�ğ� zararlar ne yazık k� muhtemelen kalıcı ve uzun vadel� olacaktır. Halkın çıkarlarını, demokrat�k ölçütler�, hesap vereb�l�rl�ğ�, hukuku h�çe sayan bu yen� yapı, sorumlu, ver�ml� ve etk�n b�r kamu yönet�m�nden ülkey� hızla uzaklaştırmaktadır. Karar alma mekan�zmalarının merkez�nde tek b�r k�ş�n�n �rades�, k�ş�sel çıkarları ve �ht�rasları bulunmaktadır. Bütün b�r ülken�n yönet�m�n� Cumhurbaşkanının k�ş�sel kararlarına devreden bu s�stem, sürdürüleb�l�r kalkınmayı, n�tel�kl� büyümey� ve hakça bölüşümü olanaksız hale get�rmekted�r. Yen� düzen, halkın yan� kamunun bütün olanak ve kaynaklarını denet�ms�z, yozlaşmış ve ad�l olmayan b�r b�ç�mde dağıtmaktadır. Saray ve çevres� �le �y� �l�şk�ler kuranlar, kamu kaynaklarına haksız b�r b�ç�mde ulaşarak zeng�nleş�rken, demokrat�k b�r tems�l ve hakça bölüşümden yana olanlar dışlanmakta ve cezalandırılmaktadır. Kaynakların bölüşümünü hükümet destekç�ler� leh�ne artıran bu s�stem, s�yasal anlamda da toplumu ayrıştırmaktadır. H�zmette eş�tl�k ve yönet�mde l�yakat �lkeler�n�n kamu yönet�m�nde ve h�zmetler�nde yok ed�lmes�, toplumu da ‘b�zden olanlar ve olmayanlar’ olarak tasn�f etmekted�r. Bu yönet�m anlayışı ülkede kutuplaşma hatlarını çoğaltmakta ve der�nleşt�rmekted�r. Devlet gücünü, yurttaşları, herhang� b�r görüşünden dolayı ötek�leşt�rmek ve cezalandırmak �ç�n kullanılab�l�r hale get�rmekted�r. Bu çarpık s�stem, kurumsal çöküş �le b�rl�kte toplumsal çöküşe de hız kazandırmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 13 ‒ Devlet�n bütünüyle s�yasal �kt�darın emr�ne ver�ld�ğ� yen� düzende, �kt�dara yönelen her eleşt�r� “devlete saldırı” olarak değerlend�r�lmekted�r. Halkın öneml� b�r bölümü tüm yurttaşların ortak varlığı olan devlete karşı konumlandırılmakta, dar b�r kes�m� �se devlet�n sah�b� olarak yansıtılmaktadır. Devlet�n şahs�yet�nde �kt�darı kutsallaştırmaya çalışan bu yaklaşım halkın bel�rl� b�r bölümünü de adeta düşman olarak görmekted�r. Devlet�n vatandaşları �le �l�şk�s�ndek� ana yöntem, kayırma, baskı ve korkutma hal�ne gelmekted�r. 2026 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanun Tekl�f�n�n değerlend�r�lmes�ne geçmeden önce Türk�ye’de 2017 yılında gerçekleşt�r�len Anayasa Değ�ş�kl�kler�n�n Haz�ran 2018 seç�mler�nden sonra yürürlüğe g�rmes�yle b�rl�kte yaşanan Anayasa’dan kopuş ve yıkım sürec�n� de kısaca hatırlamak gerekmekted�r. 2017 Anayasa Değ�ş�kl�ğ� �le Devlet ve hükûmet yetk�ler�n� uhdes�nde toplayan tek k�ş�n�n yasama ve yargıyı yönlend�r�c� ve güdüley�c� uygulaması, Türk�ye Cumhur�yet�’n� “demokrat�k hukuk devlet�” n�tel�ğ�nden (Anayasa, m. 2) uzaklaştırmıştır. Bu bakımdan, 2017 Anayasa Değ�ş�kl�ğ� ve uygulamasının ortaya çıkardığı s�yasal ve anayasal düzen, çoğulcu s�yasal rej�mler yelpazes�n�n dışında yer almaktadır. 2017 Anayasa değ�ş�kl�ğ� kurgusu, sonradan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet S�stem� olarak adlandırılmış olsa da çoğulcu demokras�de buluşan ortak paydalarının dışında kalmakta ve ant�demokrat�k b�r yapı oluşturmaktadır. Anayasal denge ve denet�m düzenekler�; görev-yetk�-sorumluluk ve hesap vereb�l�r hükûmet; bağımsız yargı 2017 Anayasa Değ�ş�kl�ğ� sonucu ortaya çıkan anayasal kurgu (conf�gurat�on) �le ortadan kaldırmış bulunmaktadır. Anayasa değ�ş�kl�ğ� gereğ�n� �ved� b�r zaruret hal�ne dönüştüren temel nedenler şunlardır: Demokras�n�n asgar� koşulu olan erkler ayrılığı askıya alınmıştır. Denge ve denet�m mekan�zmaları kaldırılmıştır. Halk egemenl�ğ�n�n varlığının asgar� b�r gereğ� olan hesap vereb�l�rl�k �lkes� yok ed�lm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 14 ‒ Demokrat�k toplumun temel� olan s�yas� �fade özgürlüğü ve s�yas� part�ler arasında eş�t rekabet, Cumhurbaşkanı’nın part� genel başkanı olması ve yargının bağımsızlığını y�t�rmes� sonucu ortadan kalkmıştır. Keyfî şek�lde koyulup kaldırılan, yorumlanan, uygulanan ya da uygulanmayan kurallar yüzünden, hukuk� bel�rl�l�k ve öngörüleb�l�rl�k �lkeler� kaybolmuştur. Temel hak ve özgürlükler�n güvences� olması gereken yargı, bağımsızlığını y�t�rmes� sonucunda, b�zzat b�r hak �hlal� kaynağına dönüşmüştür. Kamu h�zmet�ne g�rmede kanun önünde eş�tl�k ve l�yakat �lkeler� etk�s�z kılınmıştır. Anayasa, toplumda hukuka olan �nanç ve saygıyı yok edecek şek�l ve ölçüde, �ç tutarlılığını y�t�rm�şt�r. Devlet aygıtında part�zanlaştırma sürec� g�derek �vme kazanmaktadır. Cumhurbaşkanı’nın atadığı/görevden aldığı Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakanların, seç�lm�ş olmadıkları ve TBMM önünde sorumlu bulunmadıkları halde part� faal�yetler�ne katılmaları ve s�yaset yapmaları, Cumhurbaşkanı’nın part� genel başkanı olmasından kaynaklanmaktadır. S�yaset, Cumhurbaşkanı ve pol�t�ka kurulları �le sınırlı tutulduğu halde, Saray dışında bakanlar, Saray �ç�nde �se Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, İlet�ş�m Başkanı g�b� bürokratlar, eyleml� olarak s�yasal tartışmaların ve tasarrufların tarafı konumundadırlar. Yasama yetk�s�, anayasal çerçevede kullanılamamaktadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet S�stem�n�n mevcut uygulaması TBMM’y� n�tel�kl� yasa yapma hak ve yükümlülüğünden alıkoymaktadır. Cumhur İtt�fakı, TBMM’de grubu bulunan part�ler�n kamu yararına yönel�k en makul ve yaşamsal öner�ler�n�n dah� yasalaşmasına engel olmakta, müzakere sürec�n� ve denet�m �şlev�n� engellemekted�r. Cumhur�yet Türk�ye’s�ne Osmanlı’dan aktarılan en öneml� kurumların başında Mecl�s gelmekted�r. M�llî mücadeley� yöneten bu Mecl�s�n hafızasında parlamento hukukumuzun kurucu met�nler� olan 1877 tar�hl� Heyet� Ayan N�zamname� Dah�l�s�, 1927 tar�hl� TBMM Dah�l� N�zamnames� ve halen mer� olan 1973 tar�hl� TBMM İçtüzüğü bulunmaktadır. Ayrıca, yazılı hukuk kaynakları dışında Mecl�s teamüller� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 15 ‒ parlamentonun çalışmalarında başvurduğu d�ğer çok öneml� b�r kaynağı oluşturmaktadır. Bu s�stem�n yasama faal�yet�ne b�r d�ğer olumsuz yansıması �se “Torba yasa” ve “adsız yasa” uygulaması, çoklu sakıncayı beraber�nde get�rmes�d�r. Torba Kanun met�nler�yle, b�rb�r� �le �l�nt�s�z konulardak� kanunlarda yapılan düzenlemeler� görmektey�z. Kom�syon düzlem�nde �ht�saslaşma anlamsızlaşmakta, kom�syonların varlık neden� sorgulanmaktadır. Kanunların konu bütünlüğü, �ç tutarlılığı ortadan kalkmaktadır. Torba kanun uygulaması gerek m�lletvek�ller�n�n gerekse kom�syonların kapas�tes�n�n çok ger�s�nde b�r kanun yapım sürec�n� dayatmakta parlamento çalışmalarının n�tel�ğ�n� zayıflatmaktadır. Bu kapsamda torba kanun; etk�nl�k, demokrat�k katılım �lkeler�ne aykırı, nev� şahsına münhasır b�r uygulamadır. Parlamentolarda �ht�saslaşma yasama kal�tes� açısından çok öneml�d�r. Bu konuda İçtüzükte ayrıntılı düzenlemelere yer ver�lm�şt�r. İçtüzükte tal� kom�syonların çalışmadığı b�r durum söz konusu değ�ld�r. Bu konuda İçtüzüğün 23 ve 37. maddeler�nde ayrıntılı düzenlemeler yer almaktadır. İht�saslaşmadan yararlanma Esas kom�syon-Tal� kom�syon veya Kom�syon-Genel Kurul arasındak� �ş bölümünde tek perspekt�f olmalıdır. İht�saslaşmadan yararlanmak suret�yle kom�syonların görece tekn�k çalışmaları yürüteb�lmes�ne �mkan sağlanması gerekmekted�r. Hem bu suretle genel kuruldak� çalışmanın ver�ml�l�ğ� artırılacak, hem de kanun yapma sürec� daha sağlıklı b�r yol �zleyecekt�r. Böylel�kle de yasama kal�tes� güçlenecekt�r. Kanun tekl�fler� �lg�l� tal� kom�syonlarda görüştürülmeden yasalaştırılmaktadır. Bu durum parlamento hukukunu zayıflatmakta ve etk�n �ş bölümünü ortadan kaldırmaktadır. Bu yaklaşım doğru b�r yaklaşım olmayıp, parlamento hukukunda ana kom�syon-tal� kom�syon �l�şk�s�n� tartışmalı hale get�rmekted�r. Uygulamada yasama çalışmalarının mutfağı n�tel�ğ�ndek� kom�syonlar, b�r tür yasak savma sürec� olarak görülmekte; Genel Kurul’da �se, müzakere sürec� �şlet�lememekte; �kt�dar part�s� m�lletvek�ller�n�n oyu yasama çalışmaları sırasında bel�rley�c� olmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 16 ‒ Kod yasalarda gerçekleşt�r�lmeyen, TBMM’nde �lg�l� kom�syonlarda yeter� kadar tartışılmayan kanun tekl�fler�yle ve sadece Plan ve Bütçe Kom�syonundan geç�r�len torba yasalarla get�r�len hükümlerle bütüncül olmayan yasa yapma alışkanlığı �lave problemlere neden olmakta, kod yasalardak� bazı hükümler�n sık sık değ�ş�m�ne sebeb�yet vermekted�r. 2002’den günümüze Mecl�s�n çoğunluğunu oluşturan AKP �kt�darı parlamento hukukunun en temel kurum ve kurallarını �hlal ederek ve aşındırarak bu alandak� tar�hsel b�r�k�m�n� ortadan kaldırmaktadır Torba yasa” tarzı, n�tel�kl� yasa sürec�n� engellemes�n�n yanı sıra AYM’n�n etk�l� denet�m olanağını ortadan kaldırarak mahkemen�n Anayasa’ya uygunluk �ncelemes�n� de zorlaştırmakta ve torba yasalar üzer�nde etk�l� b�r yargısal denet�m yapılamamasına neden olmaktadır. TBMM’n�n, bütçe sunumunu b�le yapmayan Cumhurbaşkanı’na soru sorma olanağı dah� bulunmamaktadır. Dahası Cumhurbaşkanı, TBMM önünde bütçe sunma görev�n� yer�ne get�rmemes� TBMM’n�n, demokras�n�n doğuşunda k�l�t önemde olan bütçe hakkını kaybetmes� anlamına gelmekted�r. Yargı, Dış Baskılar ve İç D�ren�şler Sonucu, Eleşt�rel Düşünce ve Demokrat�k Muhalefet� S�nd�rme Aygıtına Dönüştürülmüştür. Yürütmen�n, yargılama sürec�ne sürekl� müdahale etmes�, Anayasa madde 138’� askıya alıcı etk�ler yaratmaktadır. Anayasa Mahkemes� denet�m� etk�s�zleşt�r�lm�şt�r. Yüksek Yargı organları arasında çatışma baş gösterm�şt�r. Yüksek Yargı organları b�rb�rler�n�n kararlarını tanımamaktadırlar. Anayasada güvence altına alınan yerel yönet�m özerkl�ğ� ve demokrat�k tems�l�yet �lkeler�, yerel �darelerde yapılan kayyım görevlend�rmeler� �le c�dd� şek�lde zedelenm�şt�r. Anayasa’nın 161’�nc� maddes�n�n 4’üncü fıkrası TBMM’n�n bütçe yapmasını önems�zleşt�ren ve yürütmeye kend� bütçes� �le devam edeb�lme olanağı tanımaktadır. “Bütçe kanununun süres�nde yürürlüğe konulamaması hal�nde, geç�c� bütçe kanunu çıkarılır. Geç�c� bütçe kanununun da çıkarılamaması durumunda, yen� bütçe kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 17 ‒ kabul ed�l�nceye kadar b�r öncek� yılın bütçes� yen�den değerleme oranına göre artırılarak uygulanır.” Bütçe hakkının Mecl�s’e a�t olması sadece kabulü aşamasında değ�l harcamaların denet�m� açısından da Mecl�s’e a�tt�r. TBMM adına denet�m yapan Sayıştay �se etk�s�zleşt�r�lm�ş, raporlarının Genel Kurul’a sunulmasının önüne geç�lm�şt�r. Bütçe hakkını zedeleyen bu anayasal ve yasal düzenlemeler b�r yana, bütçe sunumu ve görüşmeler� de, doğrudan ve dolaylı Anayasa �hlaller� �le geçmekted�r Bütçe sunumunu Cumhurbaşkanı Yardımcısının yapması; Cumhurbaşkanının �se, TBMM’y� muhatap almaması, Anayasa’nın açıkça �hlal�d�r. Cumhur�yet ve parlamenter demokras� bu ülkeye, b�l�m�n ışığında gel�şme, özgür düşünce ve kurumsal hesap vereb�l�rl�ğ�n yanı sıra n�tel�kl� b�r kalkınma ve hakça bölüşüm vaat etmekte �ken Cumhurbaşkanlığı Hükümet S�stem�’n�n toplumumuza vaat edeceğ� h�çb�r şey yoktur. 2026 Yılı Merkez� Yönet�m Bütçe ve 2024 Yılı Kes�n Hesap Kanun Tekl�fler�, yukarıda ana hatları özetlenmeye çalışılan bu ortamda T.B.M.M. Plan ve Bütçe Kom�syonunda muhalefet�n katkıda bulunmak �sted�ğ� hususlarda verd�ğ� önergeler�nden h�ç b�r� kabul ed�lmeks�z�n T.B.M.M. gündem�ne taşınmaktadır. II. BÜTÇE HAKKI Anayasa, s�yasal �kt�darın yapısını, �şley�ş�n�, s�yasal kurumların statüler�n�, görev ve yetk�ler�n� bel�rleyen, vatandaşların hak ve özgürlükler�n� tesp�t eden ve bunların hukuk� güvenceler�n� �çeren b�r “Toplum Sözleşmes�”d�r. K�ş�ler�n hak ve özgürlükler�n�n güvence altına alınab�lmes� �ç�n yasama ve yürütme organlarının yetk�ler�n�n sınırlanması �ht�yacı sadece temel hak ve özgürlükler alanında değ�l, kamu harcamalarına �l�şk�n düzenlemeler alanında da gerekl� olup, bu bağlamda çeş�tl� kurallar anayasalarda yer alır. Demokras�lerde kamu harcamalarının büyüklüğü ve kapsamı �le bu harcamaların yapılab�lmes� �ç�n vatandaşlara get�r�lecek yükümlülüklere halk karar ver�r k� buna “Bütçe Hakkı” den�lmekted�r. Halk sah�p olduğu ve sah�p Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 18 ‒ olmak üzere yüzyıllarca mücadele ett�ğ� “Bütçe Hakkı”nı seçt�ğ� tems�lc�ler� aracılığıyla kullanır. Kamu kaynağının elde ed�lmes� ve kullanım meşru�yet�, parlamentoların varlık sebeb�yle özdeş tutulan ulusal egemenl�ğ�n bütçe hakkına dayanır. Bütçe hakkı, dünya tar�h�nde demokras� �ç�n vazgeç�lmez b�r kurum olarak çet�n mücadeleler�n ürünüdür. İng�ltere’de Magna Carta (1215), Haklar D�lekçes� (1627), Haklar Yasası (1689), Fransa’da 1789 �ht�lal�, 1791 ve 1793 Anayasaları yaklaşık sek�z yüzyıllık tar�h�n b�l�nen uğraklarıdır. Bütçe hakkı bu uzun tar�hsel süreçte demokras�n�n gel�şmes� açısından anahtar role sah�p olmuştur. Öncel�kle verg� toplanması tems�l yeteneğ� sınırlı çevreler�n �zn�ne tab� tutulmuştur. Daha sonra harcamaların yapılması tems�l yeteneğ� kısmen güçlenen zem�nlerce �zne tab� kılınmış ve n�hayet gel�r ve harcamaların b�rl�kte bütçe olarak her yıl �ç�n �z�n ve onaya tab� tutulması ve gerçekleşmeler�n denet�m� suret�yle bütçe hakkı bugünkü çehres�ne kavuşmuştur. 19-20. yüzyılın �lk yarısında bütçe hakkı hem b�rçok bütçe �lkes�n�n (önceden �z�n �lkes�, yıllık olma �lkes�, bütçe b�rl�ğ� �lkes�, genell�k �lkes�, gel�r ve g�derler�n gayr�saf�l�ğ� �lkes�) oluşması ve yerleşmes�yle güçlenm�ş, hem de tedr�c� olarak d�ğer devletlerce de bütçe hakkı ben�msenen evrensel b�r değer hal�ne gelm�şt�r. Her ülke, kend� tar�hsel koşulları �ç�nde bütçe hakkının kurumsallaşma sürec�ne farklı b�r uyarlanma deney�m� yaşamıştır. Çağdaş demokras�lerde hükümetler pol�t�ka öncel�kler�n� amaç ve hedefler set�, kaynak-harcama yapısı, uygulama adımları ve benzer� açılardan ortaya koyarak Parlamentoya sunarlar ve Parlamentodan �z�n/onay �sterler. İlg�l� dönem�n sonunda M�llet�n Mecl�s�nce döneme �l�şk�n gerçekleşmeler ve yürütülen faal�yetler, bütçen�n amaç ve hedefler�ne ulaşma dereces� açısından değerlend�r�l�r. Böylece, Hükümet�n performansı; bütçen�n amaç ve hedefler� �le gerçekleşmeler arasındak� açıklık ve meydana gelen sapmalar üzer�nden müzakere ed�l�r ve hesap verme sorumluluğu çerçeves�nde Hükümetten hesap sorulur. Ülkem�zde 1982 Anayasası’nın 87, ve 161. maddeler�nde Bütçe Hakkı çeş�tl� yönler� �le hüküm altına alınmıştır. Bu anayasal normlar, 5018 sayılı Kamu Mal� Yönet�m� ve Kontrol Kanunu ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu g�b� kod düzenlemelerle somut ve uygulanab�l�r kılınır. Hatırlanacağı üzere, 2003 yılında 5018 sayılı Kamu Mal� Yönet�m� ve Kontrol Kanunu CHP’n�n de desteğ�yle yürürlüğe g�rm�şt�r. Bazı eks�kl�kler�ne karşın kamu mal� yönet�m�nde öneml� b�r adım sayılab�lecek olan bu Kanunla bütçen�n Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 19 ‒ hazırlanması, kanunlaşması, uygulanması ve denet�m� aşamalarına �l�şk�n düzenlemeler yürürlüğe g�rm�şt�r. 5018 sayılı Kanun, benzer dünya örnekler�nde olduğu g�b� bütçe hakkının kullanılmasında TBMM’n�n konumunu güçlend�rm�ş, get�rd�ğ� yen� mal� yönet�m s�stem� düzenlemeler� �le Bütçe Hakkının daha etk�n kullanımının alt yapısını güçlend�rm�şt�r. N�tek�m 5018 sayılı Kanunun genel gerekçes�ne bakıldığında, Kanun �le bütçe kapsamının gen�şlet�lerek bütün kamu kaynaklarının TBMM denet�m�ne sunulması suret�yle bütçe hakkının en �y� şek�lde kullanılması, bütçe hazırlama ve uygulama sürec�nde etk�nl�ğ�n arttırılması, mal� yönet�mde şeffaflığın sağlanması, sağlıklı b�r hesap verme mekan�zması �le harcama sürec�nde yetk� sorumluluk denges�n�n yen�den kurulması, etk�n b�r �ç kontrol s�stem�n�n oluşturulması ve bu suretle çağdaş gel�şmelere uygun yen� b�r kamu mal� yönet�m s�stem�n�n oluşturulmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bütçe hakkı, m�llet�n seçt�ğ� ve kend�s�n� en gen�ş şek�lde tems�l eden parlamentolara a�tt�r. Bu, Magna Carta’dan bu yana süre gelen 800 yılı aşkın demokras� mücadeles�n�n en öneml� kazanımlarından b�r� olmasına karşın 2017 yılında yapılan anayasa değ�ş�kl�kler�nde “bütçe hakkı” açısından ger�ye g�d�ş sayılab�lecek düzenlemeler yapılmıştır. 2017 yılında yapılan referandumda kabul ed�len Anayasa’nın 161. Maddes�; “Bütçe kanununun süres�nde yürürlüğe konulamaması hal�nde, geç�c� bütçe kanunu çıkarılır. Geç�c� bütçe kanununun da çıkarılamaması durumunda, yen� bütçe kanunu kabul ed�l�nceye kadar b�r öncek� yılın bütçes� yen�den değerleme oranına göre artırılarak uygulanır.” hükmünü taşımaktadır. Bu hükümle TBMM’n�n Anayasa’nın 87. maddes�nde tanımını bulan Bütçe Hakkı el�nden alınmıştır. III. 2026 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TEKLİFİ VE 2024 KESİN HESAP KANUN TEKLİFİ GÖRÜŞMELERİ ÖNCESİ VE SONRASINDAKİ BAZI TESPİTLER Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Bu hükümle TBMM’n�n Anayasa’nın 87. maddes�nde tanımını bulan Bütçe Hakkı el�nden alınmıştır. ‒ 20 ‒ III. 2026 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TEKLİFİ VE 2024 KESİN HESAP KANUN TEKLİFİ GÖRÜŞMELERİ ÖNCESİ VE SONRASINDAKİ BAZI TESPİTLER Bütçe Hakkı kavramına üç aşamadan geç�lerek ulaşılmıştır. İlk aşamada k�mlerden gel�r veya verg� toplanacağı tartışma konusu olmuş, �k�nc� aşamada bu gel�rler�n nerelere ve k�mlere harcanacağı ve y�ne gel�r ve harcamaların parlamento onayı �le gerçekleşeceğ� karara bağlanmış, üçüncü aşamada �se sürec�n tekrarı yan� bu �şlemler�n veya bütçeler�n yıllık olma prens�b� doğmuştur. Aslında köklü b�r devlet geleneğ� olan Türk�ye’de b�r cümle �le değ�nd�ğ�m�z bu kavramların tekraren her bütçe dönem�nde anlatılmasına, önemler�n�n vurgulanmasına gerek olmaması gerek�r. Ancak, son yıllarda bütçeler�n TBMM’ye sunumu ve görüşülmes� konusunda usul ve esasta yapılan ısrarlı yanlışlıklar, hatalar, hatta kasıtlı davranışlar konunun önem�n� tekrar tekrar hatırlatmamıza neden olmaktadır. Bu yılda 2026 Bütçe Kanunu ve 2024 Kes�n Hesap Kanunu görüşmeler�nde benzer� durumlar söz konusu olmuş, devlet mevzuat ve gelenekler� �le bütçe hakkı açılarından maalesef sorunlar yaşanmıştır. Bütçe hakkının eks�ks�z kullanılab�lmes� �ç�n, bütçe sürec�n�n her aşamasında (hazırlık, parlamentoya sunulması, parlamentonun �z�n ve onayından geçmes� ve parlamento tarafından denetlenmes�) halkın kend�s�n�n ve örgütlü tems�lc�ler�n�n katılımının sağlanması, eleşt�r� ve görüşler�n�n alınması gerekmekted�r. Bu bölümlerde 2026 Bütçe ve 2024 Kes�n Hesap Kanun Tekl�fler� görüşmeler� sırasında ve önces�ndek� bazı tesp�tler�m�z� aktarmak �st�yoruz. 2026 Bütçe Kanun Tekl�f�n�n TBMM’ye sunulması aşaması sorunludur ve bütçe sah�ps�z kalmıştır. Bütçe kanun tekl�f�n�n ne zaman ve nasıl Mecl�s’e sunulacağı konusuna her ülkede olduğu g�b� b�zde de kanun koyucu özel önem atfetm�ş, dolayısıyla da konu hem Anayasa’da hem de 5018 sayılı Kamu Mal� Yönet�m� ve Kontrol Kanunu’nda yer almıştır. Anayasa’nın “bütçe ve Kes�n Hesap” başlıklı 161’�nc� maddes�n�n 3’üncü fıkrası şu şek�lded�r; Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 21 ‒ “Cumhurbaşkanı bütçe kanun tekl�f�n�, malî yılbaşından en az yetm�ş beş gün önce, Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�ne sunar. Bütçe tekl�f� Bütçe Kom�syonunda görüşülür. Kom�syonun ell� beş gün �ç�nde kabul edeceğ� met�n Genel Kurulda görüşülür ve malî yılbaşına kadar karara bağlanır.” Anayasa’nın emr� gereğ� bütçen�n Mecl�s’e sunulması gereken son gün 17 Ek�m’d�r. 2026 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu bu kez 16 Ek�m 2025 tar�h�nde TBMM’ye sunulmuştur, ancak tarafımızca yapılan araştırmada bağlı cetveller�n�n b�lahare TBMM’ye sunulmuş olduğu öğren�lm�şt�r. Bütçe Kanun tekl�f�n�n bağlı cetveller olmaksızın sunulması “eks�kl� b�r sunuştur”. TBMM’ye 16 Ek�m 1924 tar�h�nde yapılan sunuşun sadece 16 maddel�k tekl�f olduğu anlaşılmaktadır. Bütçe tesl�matının ekler� günler sonra m�lletvek�ller�ne ulaşab�lm�şt�r. Halbuk� 5018 sayılı Kanun’un 18’�nc� maddes� uyarınca bütçe kanunu ekler�n�n bütçe �le b�rl�kte sunulmaları gerekmekted�r. Anayasa uyarınca ve devlet gelenekler� gereğ� hassas�yet göster�lmes� gereken bu konuda �kt�darın gösterd�ğ� tavır üzücü olmuştur. Bütçe sah�ps�z kalmıştır. Bütçen�n hazırlama ve uygulama sorumluluğunun Cumhurbaşkanlığı Hükumet S�stem�’nde Stratej� ve Bütçe Başkanlığı �le Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı g�b� farklı b�r�mlerde olması bu net�cen�n doğmasında d�ğerler� yanı sıra öneml� b�r nedend�r. Kes�n Hesap ve Bütçe kom�syonlarının ayrılmamış olması bütçen�n görüşülmes�nde zaaf oluşturmaktadır. Kes�n Hesap ve Bütçe Kom�syonlarının ayrılmamış olması hem bütçe kanun tekl�fler�n�n hem de kes�n hesap kanun tekl�fler�n�n yeter�nce görüşülememes�ne, tartışılamamasına ve bu nedenle de öneml� konuların gözden kaçmasına sebep olmaktadır. İkt�dar Cumhurbaşkanlığı Hükumet S�stem�’ne geçerken Anayasa ve kanunlarda bütçe �le �lg�l� maddelerde değ�ş�kl�kler yaptığı halde özell�kle bu kom�syonları ayırmayarak sorunun devamını arzulamıştır. Çünkü, mal� saydamlığı bozmayı, hesap vermey� reddetmey�, denet�mden kaçmayı alışkanlık hal�ne get�rm�ş b�r �kt�dar vardır. Cumhurbaşkanlığı Hükumet S�stem� bütçe görüşmeler�n�n ver�ms�zleş�p yoğunlaşmasına sebep olmuştur Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 22 ‒ Cumhurbaşkanlığı Hükumet S�stem�ne geç�ş sonrası yürürlüğe g�ren Anayasa gereğ� yürütme erk�nden bakan sev�yes�nde k�mse Mecl�s kanun görüşmeler�ne katılamamaktadır. Yan� bakanlar esk�den olduğu g�b� Mecl�s’e kanun tasarısı gönderememekte, Mecl�s’tek� kanun görüşmeler�ne de katılamamaktadırlar. Zaten seç�mle gelmeyen bakanların TBMM görüşmeler�ne katılamaması, yürütme �le yasama yan� bakanlar �le m�lletvek�ller� arasındak� �rt�batı koparmıştır. Dolayısı �le m�lletvek�ller� vatandaşlardan gelen talepler �le bölgesel sorunları bakanlara aktarmakta sıkıntı yaşamaktadırlar. Bu durumun tek �st�snası bütçe görüşmeler�d�r. Bakanlar yalnızca Mecl�s’te bütçe görüşmeler�ne katılab�lmekted�rler. Bu �se özell�kle Plan ve Bütçe Kom�syonu’nda geçm�ş dönemlere göre çok daha fazla m�lletvek�l�n�n konuşma yapması ve bölgesel veya toplumsal sorunları duyurması �ç�n uygun b�r platform oluşturması sonucunu doğurmuştur. Çünkü, m�lletvek�ller�n�n yürütme erk�ne sorunları aktarması �ç�n TBMM’dek� alışılmış yapıdak� tüm araçlar yok ed�lm�şlerd�r. Bu durumda bütçe görüşmeler� uzamakta ve amacından sapmaktadır. N�tek�m bu yıl kom�syon görüşmeler�ne rekor sayıda m�lletvek�l� katılmış ve farklı toplumsal ve bölgesel konuları yürütme erk�n�n b�lg�s�ne sunup cevap almağa çalışmışlardır. Plan ve Bütçe Kom�syonunda 23.10.2025�la 01.12.2025 tar�hler� arasında yapılan 38 günlük ve 20 B�rleş�ml�k görüşme maratonu sırasında �lg�l� Bakanlara yönelt�len eleşt�r� ve soruların büyük bölümü cevaplandırılmamıştır. Kom�syonda d�le get�r�len ve Sayıştay Raporlarında yer alan eleşt�r�ler konusunda da �lg�l� bakanlar tarafından tatm�n ed�c� yanıtlar ver�lmem�şt�r. Plan ve Bütçe Kom�syonundak� görüşmeler sırasında genel olarak gözlem�m�z ve tesp�t�m�z kamu mal� yönet�m� kurumları ve mevzuatının özell�kle son 1 yıl �çer�s�nde oldukça tahr�p ed�ld�ğ�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 23 ‒ Plan ve Bütçe Kom�syonundak� görüşmeler yaklaşık 23 yıllık Ak Part� �kt�darının kamuda kurumsal çöküşe sebeb�yet veren tasarruflarda bulunduğunu tey�t etm�şt�r. Gözlemled�ğ�m�z kadarıyla özell�kle son 10 yıl �çer�s�nde kamu mal� yönet�m� mevzuatı ve kurumları oldukça tahr�p ed�lm�şt�r. Bu durum kısa zamanda ve muhalefet şerh�nde ortaya konab�lecek b�r konu olmamakla b�rl�kte burada bahsed�lmes�n� kayıtlara geçmes� açısından uygun görüyoruz. Mevzuattak� tahr�bat sadece Kamu İhale Kanunu’nun artık alışılan söylem olan 200’e yakın değ�ş�kl�ğe (KİK ve d�ğer kanunlar yoluyla) uğraması değ�ld�r. Kamu Mal� Yönet�m� ve Kontrol Kanunu, Kamu F�nansmanı ve Borç Yönet�m�n�n Düzenlenmes�, verg� kanunları, mal� konularla �lg�l� hemen tüm kanunlar ve �lg�l� yönetmel�kler hayat� değ�ş�klere uğramış mevzuatın bütünlüğü bozulmuştur. Kanunlar ve genel olarak mevzuat uygulamaları da mevzuattak� değ�ş�kl�kler kadar tahr�bata yönel�kt�r. Örneğ�n, özell�kl� düzenleme gerekt�ren bütçe kanunlarının uygulanması �le �lg�l� olarak bazı kanunlarda yapılan değ�ş�kl�kler torba kanunlara konan maddelerle açıklama yapılmadan yasalaştırılmış, TBMM denet�m� ve bütçe hakkı kavramları bu yönler�yle de zaf�yete uğratılmıştır. Y�ne kurumlar açısından da mal� yönet�m�n tahr�b� söz konusudur. Örneğ�n Cumhur�yet tar�h�nde �lk defa bütçeler, 2019 yılından �t�baren Cumhurbaşkanlığı Hükumet S�stem� dönem�nde Mal�ye Bakanlığı dışında b�r kurum tarafından hazırlanmış ve TBMM’ne sunulmuştur. Ancak uygulamada ağırlıklı yetk� Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığındadır. Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı hazırlamadığı bütçey� uygulamak durumundadır. Borçlanma yetk�s�, gel�rler�n toplanması ve tahm�nler� Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı’na, harcamalar konuları �se Cumhurbaşkanlığı Stratej� ve Bütçe Başkanlığı’na a�tt�r. Zaman �çer�s�nde sorunlar net olarak ortaya çıkacaktır. Ayrı ayrı Haz�ne ve Mal�ye Bakanlıklarının Cumhurbaşkanlığı Hükumet S�stem�’nde klas�k yapılarını y�t�rmeler�, b�rleşmeler�ne rağmen güçler�n� ve d�nam�zmler�n� kaybetmeler�n� de beraber�nde get�rm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 24 ‒ D�ğer taraftan Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığının değ�l de Cumhurbaşkanlığı yardımcılığının bütçey� sunması ve son gün kanun tekl�f�n� sah�plenmes� Plan ve Bütçe Kom�syonu’nda konuların yeter�nce anlaşılamamasını doğurmaktadır. Kurumlardak� tahr�bat bütçe sürec� �le sınırlı değ�ld�r. Sayıştay’da bu tahr�battan payını almış ve oldukça pas�f�ze ed�lm�şt�r. Merkez Bankası �se bağımsızlığını tamamen y�t�rm�şt�r. D�ğer yandan Bakanlık Teft�ş Kurulları kaldırılarak, �ç denet�m gereğ� kadar yetk� ve kadro �le teçh�z ed�lmeyerek mal� ve �dar� denet�mde zaafa uğratılmıştır. Düzenley�c� ve Denetley�c� kurumların �se genel devletten ayırt ed�lecek h�çb�r çalışma düzen� ve uygulaması kalmamıştır. Tüm bunların yanı sıra b�ze göre Türk�ye Varlık Fonu kurulması ve TVF uygulamaları kamu mal� yapısında en öneml� tahr�batı yaratmaktadır. TVF �k�nc� b�r haz�ne g�b� çalışmakta, karlı kuruluşları bünyes�ne almakta, Sayıştay denet�m� dışına çıkarılarak kamu mal� mevzuatına ve kurumlarına oldukça hasar vermekted�r. Türk�ye Cumhur�yet� kuruluşunun 103. yılının bütçes�n�n Plan ve Bütçe Kom�syonundak� görüşmeler� yukarıda özetlenen koşullar altında yapılmıştır. IV. MAKROEKONOMİK PERSPEKTİF 1. Kalkınma Planı – Orta Vadeli Program ve 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi İlişkisi 5018 Sayılı Kamu Mal� Yönet�m ve Kontrol Kanunu’nun 1. maddes�, Kanun’un amacını “Kalkınma planları ve programlarda yer alan pol�t�ka ve hedefler doğrultusunda (…) kamu bütçeler�n�n hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm malî �şlemler�n muhasebeleşt�r�lmes�n�, raporlanmasını ve malî kontrolü düzenlemek” olarak �fade etmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 25 ‒ Aynı Kanun’un “Bütçe İlkeler�” başlıklı 13. maddes�n�n (c) fıkrasında, bütçeler�n “Kalkınma planı ve programlarda yer alan pol�t�ka, hedef ve öncel�klere uygun şek�lde...” hazırlanması gerekt�ğ� bel�rt�lmekted�r. Y�ne aynı Kanun’un “Orta vadel� program ve bütçe hazırlama rehber�” başlıklı 16. maddes�nde, Merkez� Yönet�m Bütçes�’n�n hazırlama sürec�n�n “Kalkınma planları, stratej�k planlar ve genel ekonom�k koşulların gerekler� doğrultusunda hazırlanacak” Orta Vadel� Program’ın Resmî Gazete’ de yayınlanmasıyla başlayacağı kayded�lmekted�r. Mevzuatın, Orta Vadel� Program’ın (OVP) ve Merkez� Yönet�m Bütçes�’n�n hazırlanmasında temel dokümanın Kalkınma Planı olduğuna hükmett�ğ� açıktır. Bu çerçevede, 2024-2028 dönem�n� kapsayacak 12. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın, 2024 ve sonrasının ufkunu ç�zecek d�ğer temel dokümanlardan önce yayınlanması ve bunlara dayanak teşk�l etmes� gerekmekteyd�. N�tek�m, geçm�ş yıllarda �şley�ş bu şek�lde olmuş, Kalkınma Planları, kapsadığı dönem�n başlangıcından önce yayımlanmıştır. Buna �st�sna olarak sadece dört yılda Kalkınma Planlarında gec�kme yaşanmış, yaşanan gec�kme “Geç�ş Programları” �le telaf� ed�lm�şt�r. Bununla b�rl�kte, 2024-2028 yıllarını kapsayan On İk�nc� Kalkınma Planı, 2024-2026 yıllarını kapsayan Orta Vadel� Programın yayımından ve 2024 Yılı Merkez� Yönet�m Bütçes�n�n TBMM’ye sunulmasından sonra görüşülmeye başlanmış ve yasalaşmıştır. Yasaya aykırı bu durumun ortaya çıkardığı c�dd� sorunlardan b�r� de Kalkınma Planı ve Orta Vadel� Program arasında ortaya çıkan uyumsuzluklardır. N�tek�m, On İk�nc� Plan dönem� olan 2024-2028 dönem�, 2024-2026 yıllarını kapsayan Orta Vadel� Program dönem� �le �zleyen 2027-2028 dönem� olmak üzere adeta �k�ye ayrılmış ve bu �k� dönem�n parametreler�nde c�dd� b�r uyumsuzluk ve kırılma meydana gelm�şt�r. Söz konusu uyumsuzluk bu yıl hazırlanan 2026-2028 Orta Vadel� Programında da devam etm�şt�r. Bunun sonucunda 2027 ve 2028 yıllarına �l�şk�n göstergeler arasında büyük farklılık ortaya çıkmış olup bu durum anlaşılab�l�r ve yorumlanab�l�r olmaktan uzaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 26 ‒ Bu durumun muhtemel b�r açıklaması Orta Vadel� Programların daha �ht�yatlı ve daha gerçekç� hazırlandığı, Kalkınma Planının �se adeta "bu OVP'n�n hedefler� b�z� tatm�n etm�yor, daha �dd�alı hedefler koyalım." anlayışıyla oluşturulmuş olmasıdır. Bu çerçevede, b�rb�r�yle uyumlu olması gereken �k� öneml� belgen�n farklılığı, ekonom�n�n mevcut durumuna �l�şk�n tesp�tler�n çel�şk�l� olmasına ve bu çerçevede ekonom�dek� karar alıcılara ver�len mesajların bel�rs�zl�ğ�ne ve etk�s�zl�ğ�ne �şaret etmekted�r. Aşağıdak� tablodan OVP (2025-2027), OVP (2026-2028) �le 12. Kalkınma Planının Hedefler� arasındak� sapmaları görmek mümkündür. OVP(2025-2027) ve OVP(2026-2028) �le12. Kalkınma Planı Hedefler�n�n Karşılaştırılması 2023 2024 2025 2026 2027 2028 2028 Plan GSYH (TL) 26.546 44.218 61.540 72.915 83.132 GSYH (TL) 44.587 62.179 77.257 89.406 101.397 78.875 GSYH ($) 1.130 1.331 1.465 1.642 1.774 GSYH ($) 1.358 1.569 1.658 1.763 1.886 1.589 Kişi Başına Gelir ($) 13243 15.551 17.028 18.990 20.420 Kişi Başına Gelir ($) 15.325 17.748 18.621 19.710 20.987 17.554 Dolar Kuru 23,49 33,22 42,01 44,41 46,86 Dolar Kuru 32,83 39,63 46,60 50,71 53,76 49,64 Büyüme Hızı 5,1 3,5 4,0 4,5 5,0 Büyüme Hızı C'l 33 3,3 38 43 50 50 istihdam 31.632 32.668 33.200 34.098 34.941 istihdam 32.620 32.605 33.336 34.128 35.130 36.638 işsizlik Oranı 9,4 9,3 9,6 9,2 8,8 issizlik Oranı 87 85 84 8,2 78 7,5 ihracat 255,6 264,0 279,6 296,1 319,6 ihracat 261,8 273,8 282,0 294,0 308,5 375,4 ithalat 362 345,0 369,0 390,6 417,5 ithalat 344,0 367,0 378,0 393,0 410,5 481,4 Cari Denge -45 -22,0 -28,6 -25,6 -22,6 Cari Denge -10,2 -22,6 -22,3 -20,5 -18,5 -2,8 Cari DengelGSYH (%) -4,0 -1,7 -2,0 -1,6 -1,3 Cari DenQe/GSYH (%1 -O 8 -1 4 -1,3 -1 2 -10 -O 2 BütçeAçığı 1.380 2.149 1.931 2.061 2.039 Bütçe Açığı 2.108 2.208 2.713 2.739 2.805 Bütçe Açığl/GSYH (%) -5,2 -4,9 -3,1 -2,8 -2,5 Bütçe Açığl/GSYH ("lo) -4,7 -3,6 -3,5 -3,1 -2,8 -2,0 Faiz Giderleri 675 1.298 1.950 2.282 2.519 Faiz Giderleri 1.271 2.053 2.742 3.040 3.346 Personel Giderleri 1.325 2.678 3.479 4.104 4.678 Personel Giderleri 2.666 3.672 4.907 5.653 6.280 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 27 ‒ TÜFE Yıl Sonu 64,8 41,5 17,5 9,7 7,0 TÜFE Yıl Sonu 444 285 16 O 90 8,0 47 (') 2024-2028 dönemi büyüme ortalaması OVP'de % 3,9, Kalkınma Planında %5 seviyesindedir. Bu konuya b�rkaç örnek vermek gerek�rse, Kalkınma planında beş yıllık büyüme hızı ortalaması yüzde 5 olarak bel�rlenm�şt�r. OVP'de �se 2024-2027 yıllarını kapsayan dört yıl �ç�nde OVP'dek� hedefler gerçekleşse dah� ortalama yüzde 5'l�k büyüme hızına ulaşmak son derece zordur. D�ğer taraftan Türk�ye ekonom�s�n�n �ç�nde bulunduğu konjonktür ve OVP’n�n temel hedef� olan dezenflasyon sürec� d�kkate alındığında büyüme hızının çok daha düşük sev�yelerde gerçekleşmes� olası gözükmekted�r. N�tek�m IMF yen� açıkladığı raporunda Türk�ye’n�n büyüme hızını 2025 yılı �ç�n yüzde 3.2’ye, 2026 yılı �ç�nde yüzde 3.0’a çekm�şt�r. Planda "Sab�t sermaye yatırımları plan dönem�nde yıllık ortalama yüzde 5,5 artacak" �fades� olmasına karşın, OVP (2025-2027) ver�ler�ne göre, 2024, 2025, 2026 ve 2027 yıllarında sırasıyla bu oranın yüzde 3,0, yüzde 3,5, yüzde 4,2 ve yüzde 4,7 düzey�nde, OVP(2026-2028) ver�ler�ne göre 2024, 2025, 2026, 2027 ve 2028 yıllarında sırayla bu oranın yüzde 2.7, yüzde 4.6, yüzde 4.0, yüzde 4.2 , yüzde 4.9 olarak gerçekleşmes� öngörülmüştür. Bu durum yüzde 4.08 ortalamaya tekabül etmekted�r. 2028 yılında ancak yüzde 11’l�k b�r artış olması hal�nde dönem ortalamasının yüzde 5,5’e ulaşma �ht�mal� bulunmaktadır. Bununla b�rl�kte, bu rakamın nasıl ortalama yüzde 5,5’e çıkacağı �zahtan varested�r. Planda �st�hdam artışının 4 m�lyon 984 b�n k�ş� olması yan� yıllık ortalama 997 b�n k�ş� artması hedeflenm�şt�r. OVP (2025-2027) ye göre �se �st�hdamın 2024-2027 dönem�nde 2 m�lyon 273 b�n k�ş�, yıllık ortalamada �se 568 b�n k�ş� olacağı, OVP(2026- 2028) ye göre �st�hdamın 2025-2028 dönem�nde 2 m�lyon 525 b�n k�ş�, ortalamada �se 631 b�n 250 k�ş� olacağı öngörülmüştür. Görüldüğü üzere �st�hdam artışı OVP’de yavaşlamış olup, kalkınma planındak� rakama ulaşmak �ç�n 2028 yılında �st�hdamın 971. b�n 982 k�ş� artması lazım gel�r k�, bu mümkün gözükmemekted�r. Aynı şek�lde OVP(2026-2028)’de 2025 yılında 22.6 m�lyar dolar olan car� �şlemler açığının 2028’de 18.5 m�lyar dolar olması öngörülürken, Kalkınma Planında car� �şlemler açığının 2028 yılında 2,8 m�lyar dolar sev�yes�ne ger�leyeceğ� öngörüsünün ekonom�n�n mevcut üret�m ve �hracat yapısının ışığında gerçekl�kle �l�şk�s� yoktur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 28 ‒ OVP’de dolar kuru 2028 yılı �ç�n 53.76 TL olarak öngörülmüşken, Kalkınma Planında 2028 yılı �ç�n 49,64 TL öngörüsünde bulunulmuştur. Bu durum Kalkınma Planı �le OVP(2026-2028) arasındak� uyumsuzluğu göstermekted�r. D�ğer taraftan, m�llî gel�r açısından baktığımız zaman plan hedefler�n�n OVP(2026- 2028) de öngörülen hedefler�n arasında da b�r uyum olmadığını görmektey�z. N�tek�m Kalkınma Planına göre 2028 yılında gayr�saf� yurt �ç� hasıla 1 tr�lyon 589 m�lyar dolar olacaktı. Fakat OVP’ye göre gayr�saf� yurt �ç� hasılanın 2028 yılında 1 tr�lyon 886 m�lyar dolar olması öngörülmüştür. Y�ne Plana göre 2028'de 17.554 dolar olması beklenen k�ş� başına m�llî gel�r, OVP'de 2028'de 20.987 dolar olarak öngörülmüştür. Büyüme hızının yavaşladığı b�r konjonktürde dolar c�ns�nden m�llî gel�r�n ve k�ş� başına m�llî gel�r�n artması Türk l�rasının değer kazandığı b�r duruma �şaret etmekted�r. Çünkü m�llî gel�r önce TL c�ns�nden hesaplanmakta, sonra dolar kuru üzer�nden dolar c�ns�ne çevr�lmekted�r. Bu durumun açıklaması TL’n�n reel olarak değerlend�ğ�, başka b�r �fadeyle dolar kurundak� artışın yurt�ç� yurtdışı enflasyon farkının altında kaldığıdır. D�ğer b�r �fadeyle uygulanan yüksek fa�z pol�t�kasıyla ülke yen�den sıcak paraya dayalı büyüme pol�t�kasına ger� dönmüştür. Bu durumun ortaya çıkardığı sonuç, Kalkınma Planı �le OVP, Yıllık Programlar ve Bütçe arasındak� �l�şk�n�n kopmuş olması, bu çerçevede Kalkınma Planının rafa kaldırılmış olmasıdır. Orta vadel� programlar Türk�ye'n�n kalkınmasını sağlayacak programlar olmaktan z�yade b�r �st�krar programı n�tel�ğ�n� taşımaktadırlar. Aşağıdak� tablo OVP (2026-2028) hedefler� �le 12. Kalkınma Planı 2028 hedefler� arasındak� uyumsuzluğu özetlemekted�r. TABLO: KALKINMA PLANI-OVP HEDEFLERİ KARŞILAŞTIRMASI 2025 2028 (OVP) 2028 (Plan) GSYH (M�lyar Dolar) 1.569 1.886 1.589 K�ş� Başına M�ll� Gel�r (Dolar) 17.748 20.987 17.554 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 29 ‒ İst�hdam Düzey� (B�n K�ş�) 32.605 35.130 36.638 İhracat (M�lyar Dolar) 273,8 308,5 375,4 İthalat (M�lyar Dolar) 367,0 410,5 471,4 Car� Açık (M�lyar Dolar) -22,6 -18.5 -2,8 TÜFE Yıl Sonu (Yüzde Değ�şme) 28,51 8,0 4,7 Dolar Kuru (TL/Dolar) 39,622 53.76 49,64 OVP(2025-2027) ve OVP (2026-2028) ‘�n öngörüler� arasında da aradan b�r yıl geçmes�ne karşın farklılıklar bulunmaktadır. OVP(2025-2027) ve OVP(2026-2028) 2023 2024 2025 2026 2027 2028 GSYH (TL) 26.546 44.218 61.540 72.915 83.132 GSYH ($) 1.130 1.331 1.465 1.642 1.774 Dolar Kuru 23,49 33,22 42,01 44,41 46,86 Kişi Başına Gelir ($) 13243 15.551 17.028 18.990 20.420 GSYH (TL) 44.587 62.179 77.257 89.406 101.397 GSYH ($) 1.358 1.569 1.658 1.763 1.886 Dolar Kuru 32,83 39,63 46,60 50,71 53,76 Kişi Başına Gelir ($) 15.325 17.748 18.621 19.710 20.987 Büyüme Hızı 5,1 3,5 4,0 4,5 5,0 Büyüme Hızı 3,3 3,3 3,8 4,3 5,0 istihdam 31.632 32.668 33.200 34.098 34.941 istihdam % Değişme 3,28 1,63 2,70 2,47 istihdam Artışı 1.036 532 898 843 Esneklik 0,99 0,49 0,71 0,57 işsizlik Oranı 9,4 9,3 9,6 9,2 8,8 1 TÜFE yıl sonu rakamının 28.5 ‘de oluşmayacağı hemen hemen kesinleşmiş bulunmaktadır. Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek rakamın % 31 ‘ler civarında oluşacağı tahmininde bulunmuştur. 2 Dolar Kuru 02.12.2025 tarihi itibarıyla 42,43 TL.dir Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 30 ‒ istihdam 32.620 32.605 33.336 34.128 35.130 istihdam % Değişme -0,05 2,24 2,38 2,94 istihdam Artışı -15 731 792 1.002 Esneklik -0,01 0,59 0,55 0,59 lşsfztlk Oranı 8,7 8,5 8,4 8,2 7,8 ihracat 255,6 264,0 279,6 296,1 319,6 ihracat % Değişme 3,3 5,9 5,9 7,9 ihracat 261,8 273,8 282,0 294,0 308,5 ihracat % Değişme 4,6 3,0 4,3 4,9 ithalat 362 345 369,0 390,6 417,5 ithalat % Değişme -4,7 7,0 5,9 6,9 ithalat 344 367 378,0 393,0 410,5 ithalat % Değişme 6,7 3,0 4,0 4,5 Cari Denge -45,0 -22,0 -28,6 -25,6 -22,6 Cari DengelGSYH (%) -4,0 -1,7 -2,0 -1,6 -1,3 Cari Denge -10,2 -22,6 -22,3 -20,5 -18,5 Cari DengelGSYH (%) -0,8 -1,4 -1,3 -1,2 -1,0 Bütçe Açığı 1.380 2.149 1.931 2.061 2.039 Bütçe Açığı % Değişme 55,6 -10,1 6,7 -1,0 Bütçe Açığı Değişme 768,1 -217,8 130 -21,6 Bütçe Açığl/GSYH (%) -5,2 -4,9 -3,1 -2,8 -2,5 BütçeAçığı 2.108 2.208 2.713 2.739 2.805 Bütçe Açığı % Değişme 4,8 22,8 1,0 2,4 Bütçe Açığı Değişme 100,5 504,4 25,8 66,6 Bütçe Açığl/GSYH (%) -4,7 -3,6 -3,5 -3,1 -2,8 Faiz Giderleri 675 1.298 1.950 2.282 2.519 Faiz Giderleri % Değişme 92,4 50,3 17,0 10,4 Faiz Giderleri Değişme 623,2 652,2 332,2 236,7 Faiz Giderleri 1.271 2.053 2.742 3.040 3.346 Faiz Giderleri % Değişme 61,6 33,6 10,9 10,1 Faiz Giderleri Değişme 782,2 689 298,1 306,3 Personel Giderleri 1.325 2.678 3.479 4.104 4.678 Personel Giderleri % Değişme 102,2 29,9 18,0 14,0 Personel Giderleri 2.666 3.672 4.907 5.653 6.280 Personel Giderleri % Değişme 37,7 33,6 15,2 11,1 TÜFE Yıl Sonu 64,8 41,5 17,5 9,7 7,0 TÜFE Yıl Sonu 44,4 28,5 16,0 9,0 8,0 OVP(2025-2027) de 2025 yılı GSYH rakamı 61.540 M�lyar TL, 1.465 M�lyar Dolar olarak yer alırken, OVP(2026-2028) de GSYH rakamı 62.179 M�lyar TL, 1.569 M�lyar Dolar olarak, yer almaktadır. OVP(2025-2027) de 2027 yılı GSYH rakamı 83.132 M�lyar TL, 1.774 M�lyar Dolar olarak yer alırken, OVP(2026-2028) de GSYH rakamı 89.406 M�lyar TL, 1.763 M�lyar Dolar olarak, yer almaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 31 ‒ OVP(2025-2027) de 2025 yılı K�ş� Başına Gel�r rakamı 17.028 Dolar olarak yer alırken, OVP(2026-2028) de K�ş� Başına Gel�r rakamı 17.748 Dolar olarak, OVP(2025-2027) de 2027 yılı K�ş� Başına Gel�r rakamı 20.420 olarak yer alırken, OVP(2026-2028) de 19.710 Dolar olarak, yer almaktadır. OVP(2025-2027) de 2025 yılı büyüme hızı rakamı 4.0 olarak yer alırken, OVP(2026- 2028) de büyüme hızı rakamı 3.3 olarak, OVP(2025-2027) de 2027 yılı büyüme rakamı 5 olarak yer alırken, OVP(2026-2028) de 4.3 olarak, yer almaktadır. Büyüme oranında azalış söz konusudur. OVP(2025-2027) de 2025 yılı �st�hdam rakamı 33.200.000 olarak yer alırken, OVP(2026-2028) de �st�hdam rakamı 32.605.000 olarak, OVP(2025-2027) de 2027 yılı �st�hdam rakamı 34.941.000 olarak yer alırken, OVP(2026-2028) de 34.128.000 olarak, yer almaktadır. İst�hdam m�ktarında azalış söz konusudur. OVP(2025-2027) de 2025 yılı car� denge rakamı -28.6 M�lyar Dolar olarak yer alırken, OVP(2026-2028) de car� denge rakamı -22.6 M�lyar Dolar olarak, OVP(2025-2027) de 2027 yılı car� denge rakamı -22.6 M�lyar Dolar olarak yer alırken, OVP(2026-2028) de -20.5 M�lyar Dolar olarak, yer almaktadır. OVP(2025-2027) de 2025 yılı bütçe açığının GSYH oranı % -3.1 olarak yer alırken, OVP(2026-2028) de bu rakam % -3.6 olarak, OVP(2025-2027) de 2027 bütçe açığının GSYH oranı %-2.5 olarak yer alırken, OVP(2026-2028) de % -3.1 olarak, yer almaktadır. Bu bütçe açığının yakın gelecekte azalmayacağını göstermekted�r. OVP(2025-2027) de 2025 TÜFE oranı % 17.53 olarak yer alırken, OVP(2026-2028) de bu rakam % 28.54 olarak, OVP(2025-2027) de 2027 TÜFE oranı % 7 olarak yer alırken, OVP(2026-2028) de % 9 olarak, yer almaktadır. Söz konusu tesp�tler b�r� b�r�n� �zleyen aynı döneme �l�şk�n OVP ver�ler�n�n tutarsızlığını ortaya koymaktadır. 2. Orta Vadeli Program ve Dezenflasyon Süreci 3 Gerçekleşmenin % 31 civarında olacağı Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından ifade olunmuştur. 4 Bu rakam gerçekleşmemiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) alırken, OVP(2026-2028) de % 9 olarak, yer almaktadır. Söz konusu tesp�tler b�r� b�r�n� �zleyen aynı döneme �l�şk�n OVP ver�ler�n�n tutarsızlığını ortaya koymaktadır. ‒ 32 ‒ 2. Orta Vadeli Program ve Dezenflasyon Süreci OVP(2026-2028) �le dezenflasyon sürec� �l�şk�s�ne bakmadan önce Haz�ran 2023 dönem�nden bu yana yaklaşık 2.5 yıldır uygulanan dezenflasyon programının sonuçlarını 3 değerlend�rmek Gerçekleşmenin % 31 daha civarında olacağı yararlı Hazine Bakanı. Mehmet Şimşek tarafından ifade olunmuştur. olacaktır ve Maliye 4 Bu rakam gerçekleşmemiştir. Dezenflasyon süreci başarılı oldu mu? Haziran 2023 En yüksek Ekim 2025 Yıllık Enflasyon (%) 38,2 75,5 (Haziran 2024) 32,9 Poli�ka Faizi (%) 8,5 50,0 (Mart 2024-Aralık 2024 arası) 39,5 Dolar Kuru 20,66 TL 42,08 (27 Ekim 2025) 42,05 Ticari Kredi Faizi (%) 14,95 67,55 (Nisan 2024) 52,55 Tüke�ci Kredisi (%) 34,42 82,1 (Nisan 2024) 59,68 Hazine Borçlanma 14,57 (*) 63,02 (**) 40,46 (***) Faizi(%) Asgari Ücret 11.402 22.104 En düşük emekli 7.500 16.881 aylığı Gerçek işsizlik oranı 22,7 32,1 (Nisan 2025) 28,6 (%) Açlık Sınırı (TL) 10.362 28.412 Yoksulluk sınırı 33.752 92.547 Reel sektörün döviz 74 milyar 186 milyar dolar (Haziran 2025) 185 milyar açığı dolar dolar (*) Hazine’nin Haziran 2023’te borçlandığı 1456 gün vadeli tahvilin yıllık bileşik faizi. (**)Hazine’nin 4 Kasım 2024’te borçlandığı 1.400 gün vadeli tahvilin yıllık bileşik faizi (***) Hazinenin en son (14 Ekim 2025) borçlandığı 728 gün vadeli tahvilin yıllık bileşik faizi Yukarıdak� tabloda bazı parametreler�n karşılıklı değerlend�rmes� yapılmaktadır. Bu program Türk�ye’y� hem nom�nal hem de reel olarak dünyanın en yüksek fa�z�n� ödeyen ülkes� hal�ne get�rm�şt�r.Pol�t�ka fa�z� yüzde 8,5’ten yüzde 50’ye kadar çıkarıldı. Türk�ye, sıcak paranın dolar bazında yıllık yüzde 20’n�n üzer�nde gel�r elde ett�ğ� b�r ülke hal�ne gelm�şt�r. Bu program(?) 1990’lı yıllarda kalan bas�t b�r IMF reçetes�ne dayanıyor:”Ücretl�ler�n, emekl�ler�n, yoksul halkın gel�r�n� baskı altına al. Onları en temel �ht�yaçlarını b�le satın alamaz hale get�r. Ekonom�n�n büyüme hızını düşür. Enflasyon da düşer.” Söz konusu program başladığında, yan� Haz�ran 2023’ te yıllık enflasyon yüzde 38,2 �d�. Bu program Haz�ran 2024’te enflasyonu yüzde 75,5’e kadar tırmandırmıştır.Ek�m 2025 sonunda yıllık enflasyonun 32,9 olduğu d�kkate alınırsa yaratılan bunca yoksulluğa rağmen yıllık enflasyon Haz�ran 2023’e göre 5,3 puan düşüreb�lm�şt�r.Bunca yoksulluğa, ücretl�lere uygulanan zulme, emekl�ler�n açlığa mahkum ed�lmes�ne, dünyanın en yüksek fa�z�n�n ödenmes�ne, sıcak paraya yıldı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 33 ‒ yüzde 20 dolar fa�z� ödenmes�ne, salınan yen� verg�lere, yok ed�len tarıma, Mısır’a kaçırılan sanay�c�ye rağmen enflasyon 29 ayda sadece 5,3 puan düşmüştür. Türk�ye’dek� tüket�m harcamalarının yüzde 7,6’s�n� en yoksul yüzde 20, yüzde 38,4’ünü �se en zeng�n yüzde 20’l�k kes�m yaptığı, yan� en yoksul ve en zeng�n kes�m arasında ülke �çer�s�nde yapılan tüket�m harcamaları arasında 5 kat fark olduğu, Türk�ye’dek� gel�r�n yüzde 6,5’�n� en yoksul yüzde 20, yüzde 50’s�ne yakınını en zeng�n yüzde 20’l�k kes�m�n aldığı b�r konjonktürde Türk�ye g�b� 86 m�lyon nüfusa sah�p b�r ülkede sadece yoksulların, hatta orta gel�r düzey�ndek�ler�n, d�ğer b�r �fadeyle, gel�r�n� �kt�darın kontrol edeb�ld�ğ� vatandaşların harcamasını kontrol ederek enflasyon düşürülemeyeceğ� son derece açıktır. Çünkü yoksul kes�m�n tüket�m� zaten asgar� yaşam koşullarını b�le karşılamazken,kend�s�n� enflasyondan koruyab�len zeng�n b�r kes�m �se kazandığı yüksek fa�z, verg� kaçağı, verg� �st�snası, sattığı ya da ürett�ğ� mal ve h�zmetler�n f�yatına �sted�ğ� kadar zam yapab�lme özgürlüğü, kayıt dışı ekonom�, şahlanan gayr�menkul f�yatları g�b� bu programın yol açtığı etk�lerle kazancına kazanç katmaktadır. Resm� �şs�zl�k oranı (sadece �ş arayan �şs�zler) Haz�ran 2023’te yüzde 9,6 �ken, Eylül 2025’te yüzde 8,6’ya �nm�ş gözükse de, gen�ş anlamda �şs�zl�k (gerçek �şs�zl�k oranı) yüzde 22,7’den yüzde 28,6’ya çıkmıştır. Haz�ran 2025 �t�bar�yle gerçek �şs�zl�k oranı yüzde 32,8’le rekor b�r düzeye ulaşmıştır. Bu 29 ayda TÜİK’e göre toplam enflasyon yüzde 163 oranında arttı. Haz�ran 2023’te net asgar� ücret Temmuz 2023’ten geçerl� olmak üzere 11 b�n 402 l�ra olarak bel�rlenm�şt�. Ek�m 2025 �t�barıyla 22 b�n 104 l�radır. Yan� toplam enflasyonun yüzde 163 olduğu b�r dönemde asgar� ücrete yüzde 93,9 zam yapılmıştır.Yan� TÜİK’�n bu k�msen�n �nanmadığı enflasyon hesabına göre b�le asgar� ücretl� reel olarak yüzde 26 kaybetm�ş.durumdadır.Aynı dönemde en düşük emekl� aylığı yüzde 125,1 oranında artmış, 7 b�n 500 l�radan 16 b�n 881 l�raya çıkmıştır.Enflasyondan arındırsak en düşük emekl� aylığı reel olarak yüzde 14,5 azalmıştır. Asgar� ücret�n yüzde 93,9, en düşük emekl� aylığının yüzde 125 oranında arttığı program dönem�nde, Türk-İş tarafından hesaplanan açlık ve yoksulluk sınırları �se yüzde 174,2 oranında artmıştır. Mayıs 2023’te 10b�n 362 l�ra olan açlık sınırı Ek�m 2025’te 28 b�n 412 l�raya, yoksulluk sınırı da 33b�n 752 l�radan 92 b�n 547 l�raya tırmanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 34 ‒ Bu dönem�n başlangıcında Merkez Bankasının pol�t�ka fa�z� yüzde 8,5’t�. Yapılan artışlarla pol�t�ka fa�z� Mart 2024’e kadar yüzde 50’ye çıkarılmış, Mart-Aralık 2024 arasında yüzde 50 olarak uygulanan pol�t�ka fa�z�, ek�m 2025’de yüzde 39,5’e �nm�şt�r, yan� pol�t�ka fa�z oranı, 29 ay önces�n�n 31 puan üzer�nded�r. Programın başlangıcında yüzde 15 c�varında olan t�car� fa�z oranı N�san 2024’te yüzde 68’le z�rveye tırmanmıştır. Programın başlangıcında yüzde 34 b�reysel kred� fa�z oranı bu dönemde yüzde 82’ye kadar çıkmıştır, on haftalarda yüzde 60 c�varında seyretmekted�r. Haz�ne Haz�ran 2023’te �ç borçlanmasını yüzde 15-17 c�varında yıllık b�leş�k fa�zle gerçekleşt�rm�şt�. İç borçlanma fa�zler� bu tar�hten �t�baren tırmanmaya başladı ve Kasım 2024’te yüzde 63’e kadar tırmanmıştır. Haz�ne en son 14 Ek�m’de yaptığı borçlanma �hales�nde yıllık b�leş�k yüzde 40,5 fa�z oranıyla borçlanmıştır Programın başlangıcında b�r dolar 20 l�raydı. Yüzde 110 oranında artarak 43 l�ra sınırına yaklaşmıştır. 2022 yılında 1.587, 2023 yılında 1.516 konkordato başvurusu yapılmıştı. Konkordato başvuruları 2024 yılında 3 b�n 497’ye, 2025 yılının �lk dokuz ayında 4 b�n 442’ye yükselm�şt�r. Haz�ran 2023 başında bankaların batık kred� alacakları 168 m�lyar l�raydı. Bu tutar 29 ayda yüzde 209 arttı 519 m�lyar l�rayı bulmuştur. Haz�ran 2023 başında �cra da�reler�nde 21,8 m�lyon derdest dosya bulunuyordu. Ek�m 2025 �t�bar�yle �cradak� derdest dosya sayısı 25 m�lyona yaklaşmıştır. İcra da�reler�ne her ay ortalama 900 b�ne yakın dosya gelmeye başlamıştır. Sanay� sektöründe 2023 yılının �k�nc� çeyreğ� �t�bar�yle 6 m�lyon 818 b�n olan �st�hdam, 2.500 b�n k�ş� azalarak 2025 yılının �k�nc� çeyreğ�nde 6 m�lyon 618 b�n k�ş�ye düşmüştür. Uygulanan programla Türk l�rası kred� fa�zler�n�n yüksek seyretmes�, döv�z kurunun baskılanması reel sektörü döv�zle borçlanmaya �tmekted�r. Bu dönemde reel sektörün döv�z borçları 107 m�lyar dolar artıp 355 m�lyar dolara çıkarken, döv�z varlıkları �se 4 m�lyar dolar azalarak 170 m�lyar dolara ger�lem�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 35 ‒ Reel sektörün Haz�ran 2023’te 74 m�lyar dolarlık döv�z açığı bulunuyordu. Program dönem�nde bu açık 111 m�lyar dolar artarak 185 m�lyar dolara çıkmıştır. Dolar kurunun her 1 l�ralık artışında reel sektör 185 m�lyar l�ra kur zararı yazmaktadır Reel sektörün yen� b�r kur şokuna dayanıp dayanamayacağı tartışılıyor. Temmuz 2023 den sonra bazı yen� verg�ler get�r�lm�ş, mevcut verg�lerde de bazı artışlar yapılmıştır. -Temmuz 2023’te ek motorlu taşıtlar verg�s� get�r�ld� -KDV oranları artırılmış, yüzde 8 olan oran yüzde 10’a, yüzde 18 olan oran yüzde 20’ye çıkarılmıştır. -Yurt dışından get�r�len telefonlardan alınan verg� 6 b�n l�radan 20 b�n l�raya çıkarılmıştır. -Yargı, Noter, Verg� Yargısı, Tapu ve Kadastro, Konsolosluk, Pasaport, İkamet Tezkeres�, Çalışma İzn�, Çalışma İzn� Muaf�yet�, V�ze, Dış�şler� Bakanlığı Tasd�k, Gem� ve l�man, İmt�yazname, Ruhsatname, D�ploma ve Traf�k harçlarını kapsayan 492 Sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı tar�flerde yer alan maktu harçlara yüzde 50 oranında artış yapılmıştır. -Şans oyunları hasılatından alınan verg�, spor karşılaşmalarına dayalı olanlarda yüzde 5’ten yüzde 10’a, at yarışlarında yüzde 7’den yüzde 14’e, d�ğer şans oyunlarında yüzde 10’dan yüzde 20’ye çıkarılmıştır. -Tüket�c� kred�ler�nden alınan BSMV’n�n oranı yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkarılmıştır. -Yurt dışı çıkış harcı, Ağustos 2024’te 150 l�radan 500 l�raya, 2025 yılbaşında 710 l�raya, Eylül 2025’ten �t�baren 1.000 l�raya yükselt�lm�şt�r. -F�nansal faal�yetlerden alınan harçlar Eylül 2025’te yüzde 50 oranında artırılmıştır. -S�lah taşıma ve bulundurma belgeler�nden alınan harçlar yaklaşık yüzde 100 oranında artırılmıştır. -Gel�r verg�s�, kurumlar verg�s�, KDV beyannames�, muhtasar beyannameler� ve d�ğer verg� beyannameler� �le gümrük �dareler�ne, beled�yelere ve �l özel �dareler�ne ver�len beyannameler ve SGK'ya ver�len aylık beyannamelerden alınan damga verg�s� maktu tutarları yüzde 50 oranında artırılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 36 ‒ Malul ve engell� vatandaşların ÖTV’den muaf olarak otomob�l almaları zorlaştırılmış, yerl� otomob�l alma zorunluluğu get�r�lm�ş ve 5 yıl olan otomob�l alma süres� de 10 yıla çıkarılmıştır. -Bas�t usulde verg�lemen�n sınırları 2026 yılı başından geçerl� olmak üzere daraltılacaktır. Nüfusu 30 b�n�n üzer�nde olan yerleş�m b�r�mler�nde faal�yet gösterenler gerçek usulde verg�lend�r�lecek, böylece küçük esnafın verg� yükü öneml� ölçüde artırılacaktır. -Mecl�s gündem�ndek� tekl�fle sosyal s�gorta pr�m yükü hem �şverenler hem de borçlanmak �steyen s�gortalılar �ç�n artırılmaktadır. -Genel sağlık s�gortası pr�m borcu olan 1 m�lyon emekl�n�n maaşının yüzde 25’�n�n bu borca kes�lmes�ne olanak sağlanmaktadır. -Y�ne mecl�s�n gündem�ndek� tekl�fle Emekl�ler dışında konut k�ra gel�r� olanların 46 b�n l�ralık verg� �st�snası kaldırılmaktadır. -Noterlerde yapılan sıfır araç ve �k�nc� el araç satışlarına, satış ve dev�r bedel� üzer�nden b�nde 2 harç get�r�lmekted�r.. Harç 100 l�radan az olmayacaktır. -Özel sağlık kuruluşları, veter�ner pol�kl�n�kler�, kuyum �şletmeler�, �k�nc� el motorlu taşıt alım satımı yapan �şyerler�, t�car� havayolu ve genel havacılık �şletmeler�, kıymetl� maden kuruluşlarına yıllık harç get�r�lmekted�r. -B�reysel emekl�l�k sözleşmeler� �ç�n yapılan yüzde 30 oranındak� devlet katkısının Cumhurbaşkanı kararıyla sıfıra kadar �nd�r�leb�lmes�ne olanak sağlanmaktadır. -Elektr�k ve doğalgaz tüket�m�ne yönel�k olarak vatandaşlara ver�len destek azaltılacaktır. -Traf�k para cezalarına 20-30 kata varan artışlar yapılması TBMM’n�n gündem�nde bulunmaktadır. Yukarıda yer alan tablodak� parametrelerdek� karşılaştırma yaklaşık 2.5 yıldır uygulanan dezenflasyon sürec�n�n başarılı olmadığını göstermekted�r. Merkez Bankası Başkanının son haftadak� b�r söyleş�de ” ..Enflasyon aslında b�r v�rüs g�b�d�r; vücutta uzun süre kalınca onu defetmek zorlaşıyor..” �fades� aslında dezenflasyon sürec�n�n başarılı b�r şek�lde devam etmed�ğ�n�n �t�rafı n�tel�ğ�nded�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 37 ‒ Dezenflasyon süreci devam edecek! Merkez Bankası Başkanı tarafından kamuoyuna son haftada yapılan açıklamalarda dezenflasyon sürecinin yavaşlasa da süreceğini, sıkı para pol�t�kası duruşunun, talep, döv�z kuru ve beklent� kanalları üzer�nden dezenflasyon sürec�n� güçlend�receğ�n�" �fade etm�şt�r. (2026-2028) OVP’n�n G�r�ş bölümünde aşağıdak� �fadeler yer almaktadır. “2026-2028 dönem�n� kapsayan Orta Vadel� Program’da On İk�nc� Kalkınma Planı (2024- 2028)’nın hedefler� d�kkate alınarak makroekonom�k ve f�nansal �st�krarı güçlend�r�lmes�, mal� d�s�pl�n�n korunması, orta vadede enflasyonun tek haneye düşürülerek f�yat �st�krarını sağlanması amaçlanmaktadır. Program ayrıca üretkenl�ğ�n artırılması Ar-ge ve yen�l�kç�l�k kapas�tes�n�n gel�şt�r�lmes�, yeş�l ve d�j�tal ekonom�ye geç�ş sürec�nde teknoloj�k dönüşümün hızlandırılması, beşer� sermayen�n güçlend�r�lmes�, �şgücü p�yasasını daha da etk�n hale get�r�lmes�, �ş ve yatırım ortamının �y�leşt�r�lmes� ve ekonom�de kayıt dışılığın azaltılması yoluyla sürdürüleb�l�r büyümey� hedeflemekted�r.” Burada bel�rt�lmes� gereken öneml� husus Kalkınma Planı ve OVP arasında b�r uyumun ve tutarlılığın olmamasıdır. OVP’n�n temel perspekt�fler� �ncelend�ğ�nde temel amacın enflasyonun aşağıya düşürülmes�n� sağlayacak dezenflasyon sürec� olduğu görülmekted�r. N�tek�m OVP’de temel amaç; “Program dönem�nde, enflasyonla mücadele kapsamında para, mal�ye ve yerel pol�t�kaların eşgüdüm �çer�s�nde ve hedef odaklı b�r şek�lde uygulanması kararlılıkla sürdürülecekt�r. Dezenflasyon sürec�n�n devamını sağlamaya yönel�k talep koşullarını dengeley�c� sıkı pol�t�ka duruşu sürdürülecek, eş zamanlı olarak olası arz kısıtlarına karşı uzun ve vadel� yapısal dönüşüm adımlarına devam ed�lecekt�r. Kamu mal�yes�nde mal� d�s�pl�n �lkes�nden tav�z ver�lmeyecek, gel�rler pol�t�kası �se f�yat �st�krarı ve beklent� yönet�m� d�kkate alınarak gel�r dağılımına duyarlılık gözet�lecek şek�lde uygulanmaya devam ed�lecekt�r.” şekl�nde �fade ed�lmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 38 ‒ Türk�ye’n�n bugün �ç�nde bulunduğu yüksek enflasyon ortamı Cumhurbaşkanının "Fa�z sebep, enflasyon net�ced�r." tez�n�n ortaya çıkardığı b�r sonuçtur. Dış d�nam�kler�n ve bu çerçevede Rusya-Ukrayna Savaşı'nın, dünyada yükselen petrol f�yatlarının, emt�a f�yatlarının enflasyonun yükselmes�nde etk�s� son derece düşüktür. Türk�ye'n�n �ç�nde bulunduğu kr�z ortamı ve yüksek enflasyon Türk�ye'n�n uyguladığı yanlış pol�t�kadan kaynaklanmıştır. Bu durumun b�l�nçl� b�r terc�h sonucunda seç�me g�derken ekonom�y� canlandırmak açısından ver�lm�ş b�r karar olduğu konusu tartışılmakla b�rl�kte, ekonom�ye ve topluma mal�yet� çok yüksek olmuştur; 2021 Eylül ayından 2023 Mayıs ayına kadar geçen yaklaşık b�r buçuk yıllık b�r dönem�, sonrasında 2023 Haz�ran ayından bu yana süren ve 2026 sonuna kadar devam etmes� öngörülen dezenflasyon sürec� �le b�rl�kte değerlend�rd�ğ�m�zde yaklaşık 5 yıllık "kaybolan yıllar" olarak adlandırılab�lecek b�r dönem Türk�ye �ç�n kalkınma ve sorunlarını çözme yolunda y�t�r�lm�ş yıllar olarak gözükmekted�r. Dezenflasyona ulaşmak �ç�n OVP'n�n temel perspekt�f� �k� nokta üzer�nde odaklamaktadır. İlk� ekonom�dek� toplam taleb� kısarak talep enflasyonunu kontrol altına almaya yönel�kt�r. Bu pol�t�ka hem OVP’de hem de Haz�ne ve Mal�ye Bakanı’nın �fadeler�nde sıklıkla yer almakta olup, sıkı para pol�t�kası, sıkı mal�ye pol�t�kası ve sıkı gel�rler pol�t�kasının uyum �ç�nde uygulanması gerekl�l�ğ�n� �fade etmekted�r. İk�nc� olarak da uygulanan yüksek fa�z pol�t�kasıyla yurt dışından da sıcak para g�r�ş�n�n sağlanması net�ces�nde döv�z�n baskı altına alınması ve döv�z kuru enflasyon geç�şkenl�ğ�ne yol açmayacak b�r şek�lde mal�yet enflasyonu yönünden geleb�lecek etk�ler�n bertaraf ed�lmes�d�r. Bununla b�rl�kte fa�z �nd�r�m sürec� sonucunda döv�z kurlarında ve enflasyondak� hızlı yüksel�ş bu pol�t�kaların yükünü başta sab�t gel�rl� kes�m olmak üzere bu ülkede yaşayan m�lyonlarca �şç�n�n, memurun, emekl�n�n, ç�ftç�n�n, esnafın üzer�ne yıkmıştır. Ş�md� uygulanmakta olduğu söylenen dezenflasyon sürec� �se bu yükü daha da artıracaktır. Ekonom�dek� kr�z reel kes�me de s�rayet etm�ş olup, bazı dallarda sanay� üret�m�nde c�dd� ger�leme, �flaslar, konkordato �lanları ve sanay� tes�sler�n�n dış ülkelere taşınması sorunu �le karşı karşıya bulunulmaktadır. 2025 yılı 3. Çeyrek Büyüme Ver�ler� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Ekonom�dek� kr�z reel kes�me de s�rayet etm�ş olup, bazı dallarda sanay� üret�m�nde c�dd� ger�leme, �flaslar, konkordato �lanları ve sanay� tes�sler�n�n dış ülkelere taşınması sorunu �le karşı karşıya bulunulmaktadır.‒ 39 ‒ 2025 yılı 3. Çeyrek Büyüme Ver�ler� Ancak TÜİK tarafından yayımlanan Türk�ye ekonom�s�n�n 2025 yılının üçüncü çeyreğ�ne �l�şk�n ver�ler uygulanmaya çalışılan dezenflasyon pol�t�kasının farklı sonuçlar verd�ğ�n� göstermekted�r. Söz konusu ver�lere göre; GSYH yılın üçüncü çeyreğ�nde geçen yılın aynı döneme göre yüzde 3,7 artmış, üçüncü çeyrekte b�r öncek� çeyreğe göre �se yüzde 1,1’l�k büyüme kayded�lm�şt�r. Bu yılın �lk üç çeyreğ� �le geçen yılın son çeyreğ�n� kapsayan son b�r yıllık dönemdek� GSYH’n�n b�r öncek� yıllık döneme göre artışı da yüzde 3,6 olarak hesaplanmıştır. Türk�ye ekonom�s�n�n bu yılın tümündek� büyümes�ne �l�şk�n tahm�n� yüzde 3,3. Tür. Büyüme hızı hedef� başlangıçta yüzde 4 olup bu oran daha sonra yüzde 3,3’e rev�ze ed�lm�şt�. Yıllıklandırılmış bazda yüzde 3,7 oranında artış b�z�m potans�yel büyüme oranımız olan yüzde 4,9’a göre düşük olmakla b�rl�kte dünyada büyüme hızlarının genel olarak düştüğü b�r ortamda bu oranın farklı değerlend�r�lmes� gerek�r. Üçüncü çeyrekte geçen yıla göre �nşaatta tam yüzde 13,9’luk, sanay�de �se yüzde 6.5 düzey�nde b�r büyüme olduğu �fade ed�lmekted�r. Ancak sanay� üret�m endeks�n�n �zled�ğ� sey�r bambaşka görünmekted�r. T Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 40 ‒ TÜİK’�n hesaplamaları doğruysa sanay�c�ler�n ş�kâyetler� haksız yok eğer onların ş�kâyetler� haklıysa TÜİK’�n hesaplamaları sorunlu demekt�r T�caret, ulaştırma, konaklama ve y�yecek h�zmetler�ndek� büyümen�n oranı da yüzde 6,3 olarak ölçülmüştür. Tarım sektörü geçen yıla göre tam yüzde 12,7 küçülmüş durumdadır. Bu sektörün �lk çeyrekte yüzde 0,7, �k�nc� çeyrekte yüzde 5,5 oranında küçülmüş olduğu d�kkate alınırsa tarım sektöründe d�kkate alınması gereken dramat�k b�r küçülme yaşanmaktadır. Söz konusu ver�lere göre; tarım sektöründe 2017’den bu yana geçen sek�z yılın en kötü üçüncü çeyreğ� bu yıl yaşanmaktadır. TÜİK ver�ler�ne göre �şgücü ödemeler�n�n bu çeyrekte �k�nc� çeyrektek� oran olan % 38.4’e göre ger�leyerek m�ll� gel�rden yüzde 35 oranında pay aldığı �fade ed�lmekted�r. Oran, geçen yılın üçüncü çeyreğ�nde de aynı düzeyde görünmekted�r. Ancak hesaplamalara göre �şgücünün payı azalırken d�ğer yandan sermayen�n payında artış yaşanmakta olup oran üçüncü çeyrekte 46,3 olmuştur. Bu oran b�r öncek� çeyrekte yüzde 41,3, b�r öncek� yıl yüzde 46 düzey�nde oluşmuştu. D�ğer taraftan yıllık % 3.7’l�k büyümeye hane halklarının katkısının % 3.2, devlet�n n�ha� tüket�m harcamalarının katkısının %0,1, yatırımların katkısının % 2.8 puan olduğu, buna karşın stok değ�ş�kl�kler� kalem�n�n katkısının 2 çeyrek sonra yen�den negat�fe döndüğü, net t�caret�n katkısının negat�f olduğu bel�rt�lmekted�r. 2025 yılının 3. çeyreğ�ne a�t ver�ler OVP(2026-2028) parametreler�n�n yen� baştan değerlend�r�lmes� gereğ�n� ortaya koymaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 41 ‒ 3. Orta Vadel� Programın Özell�kler� ve Değerlend�r�lmes� OVP’ler önümüzdek� üç yılda Türk�ye ekonom�s�n�n uygulayacağı makroekonom�k pol�t�kaların ve hedefler�n �çer�ld�ğ�, aynı zamanda bütçen�n de büyüklüğünü ve çerçeves�n� bel�rleyen b�r ön doküman olma n�tel�ğ�ne ha�z b�r belged�r. OVP’ye bakıldığında şu tesp�tler� yapmak mümkündür.  OVP Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarını çözebilme niteliğine haiz değildir. OVP’nin vizyonu yoktur Türkiye ekonomisinin geçmişten bugüne taşıdığı ve son dönemlerde giderek ağırlaşan yapısal problemlerini çözebilecek bir perspektife sahip değil. Daha çok bir iyi niyet ve temenniler belgesi niteliğindedir.  OVP Enflasyonun düşürülmesi hedefi üzerine inşa edilmiş gözükmektedir.  OVP’nin makroekonomik dengeleri gerçekçi ve tutarlı değildir ve kendi içinde ciddi tutarsızlıklar ve çelişkiler içermektedir. o Belirlenen hedeflerde yıllar itibarıyla çok ciddi sapmalar var. Bu durum da OVP’de yer alan politikaların ve hedeflerin ekonomideki karar alıcılar nezdinde bir inanılırlığı ve kredibilitesinin bulunmadığını ortaya koymaktadır. o OVP’nin büyüme yapısına talep unsurları itibarıyla baktığımızda yurtiçi talebinin öncülük ettiği bir yapı gözlenmektedir. Yurt içi talebe dayalı büyüme yapısının özel tüketime ve özel sabit sermaye yatırımına dayalı olması tüm OVP’lerin ortak özelliğidir. Bununla birlikte, içinde bulunduğumuz olumsuz yurtiçi ve yurtdışı koşulların varlığında, derin bir güvensizlik ve yüksek faiz ortamında özellikle şirketlerin yeniden yatırım yapma sürecine girmeleri ihtimal dahilinde gözükmemektedir. o OVP’de öngörülen yurtiçi talebe dayalı büyüme yapısında büyüme hedeflerinin hem cari açık hem de enflasyon hedefleri ile ciddi biçimde çeliştiği açıktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 42 ‒ o OVP’nin cari açık hedefleri gerçekçi değildir. Yurtiçi talebe dayalı büyüme yapısında önümüzdeki döneme ilişkin büyüme oranları artacaksa ithalatın da artması kaçınılmazdır. Her ülke cari işlemler açığı verebilir. Ancak Türkiye ekonomisi büyümek için cari işlemler açığı vermek zorunda kalan ender ülkelerden biridir. Bu durum Türkiye ekonomisinin yapısal sorunudur ve yumuşak karnıdır. Çünkü bu modelde üretim dinamikleri ithal ara girdiye bağlanmıştır. Başka bir deyişle Türkiye büyümek için ithalat yapmak zorunda kalmaktadır. İhracat, ithalatı yakalayamadığından dış ticaret açığı oluşmakta, bu duruma da cari işlemler açığına yol açmaktadır. Sonuçta bu yapısal sorun büyüme olanaklarını ekonominin cari işlemler açığı verme ve bunu finanse etme potansiyeline bağlamaktadır. 23 yıldır tek başına iktidar olan bir hükümetin ekonominin bu yapısal sorununu görmezden gelerek sürekli bir biçimde ertelemesi problemin daha da büyümesine neden olmuştur. İlk başlarda finanse edilebildiği sürece cari işlemler açığını bir sorun olarak görmeyen bu anlayış 2009 krizinden sonra cari işlemler açığının ulaştığı seviyeyi bir problem olarak görmeye başlamış ancak gerekli önlemleri almamıştır. Bu çerçevede, ekonomide özel tüketimin ve özel sabit sermaye yatırımlarının öncülük ettiği yurt içi talebe dayalı bir büyüme yapısının öngörüldüğü 2026-2028 döneminde cari açığın hem tutar bazında hem de GSYH’ya oran olarak gerilemesi gerçekleştirilebilir olmaktan çok uzaktır. Diğer taraftan, Cumhurbaşkanı’nın ekonomi literatüründe yeri olmayan “faiz sebep, enflasyon sonuçtur” tespiti ve bu doğrultuda Merkez Bankası tarafından yapılan faiz indirimleri Para Politikası Kararlarında cari işlemler açığı ile ilişkilendirilmiştir. Faizlerin indirilmesi sonucunda hızla artmaya başlayan döviz kurlarının ihracatımızı artıracağı ve bu yolla bir taraftan cari açık azalırken, diğer taraftan büyüme hızının artacağı öngörüsü iflas etmiştir. Ayrıca, Merkez Bankası’nın faizleri indirerek ekonomiyi canlandırma hedefi açısından bakıldığında, ihracat artışı ancak kısa vadede bir hareketlenme yaratacak olup ekonomide kalıcı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 43 ‒ sürdürülebilir bir büyüme yaratmaz. Tam tersine uygulanan bu yanlış politikalar sonucunda artan döviz kurları ve yükselen enflasyon oranları ekonomideki kaynak dağılımını bozarak büyümenin önünde önemli bir engel oluşturur. Cari işlemler açığı Türkiye ekonomisinin yapısal bir problemi olup kısa dönemde değil, doğru politikalarla ve doğru tedbirle ancak orta-uzun vadede çözülebilecek bir problemdir. Ayrıca cari açığı azaltmanın Merkez Bankası’nın değil hükümetlerin görevi olduğunu da belirtmeliyiz. o OVP’nin enflasyon hedefleri gerçekçi görünmemektedir. 2006 yılından bu yana açık bir biçimde Enflasyon Hedeflemesi rejimini uygulayan ülkemizde bu alanda yaşanan başarısızlık açık bir biçimde ortadadır. Bununla birlikte, her yıl yeniden orta vadede tek haneli enflasyon öngörüleri karşımıza çıkmaktadır. 2025-2027 yıllarını kapsayan OVP’de 2025 yılı hedefi olan yüzde 17 oranı, bu yıl hazırlanan OVP’de yüzde 28.5 olarak revize edilmiştir. 2025 yılında enflasyonun bu hedefleri de aşarak yüzde 31 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Merkez Bankası 2025 yılı sonu TÜFE beklentisi yüzde 31 ile yüzde 33 aralığında olacağını tahmin etmektedir. OVP’de 2026 yılı enflasyon hedefi yüzde 16, 2027 yılı enflasyon hedefi ise yüzde 9 olarak öngörülmüştür. Bununla birlikte Merkez Bankası son Enflasyon Raporunda bu hedefleri 2026 sonu için yüzde 13 ile yüzde 19 aralığına gerileyeceğine işaret etmiş, 2026 ve 2027 yılları için enflasyon ara hedeflerimizi, sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 9 olarak koruduğunu ifade etmiştir. Son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon f�yatlama alışkanlıklarını bozarak enflasyonun b�r kısır döngü �ç�nde kend�n� sürdürmes�ne yola açmaktadır. Özell�kle 2021 fa�z �nd�r�m� sonrası gayr�menkul f�yatlarında ve k�ralarda gözlenen ve �nşaat mal�yetler�ndek� artışlarının çok üzer�nde gerçekleşen yüksek artışlar enflasyonun düşürülmes�n�n önündek� engellerden b�r�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 44 ‒ Ekonom�n�n üret�m yapısında tekelc� ve ol�gopol�st yapıların varlığı kar �t�şl� b�r enflasyon�st sürec� tet�kleyerek enflasyonun bell� sev�yeler�n altına �nd�r�leb�lmes�n� zorlaştırmaktadır. Başka b�r neden de OVP’de öngörülen büyümen�n yen�den potans�yele yaklaşacağı varsayımı �le enflasyon hedef� varsayımının çel�şk�l� olmasıdır. Eğer büyüme hızı potans�yele yaklaşacaksa bu �ç taleb�n canlanması demekt�r k� bu durumda talep enflasyonu devreye g�recek ve enflasyon oranlarını düşürmek pek mümkün olamayacaktır. İç taleb�n canlandığı b�r durumda �se enflasyonun 2023 ve 2024 yıllarındak� yüksek sev�yes�nden 2025 yılında yüzde 20’l�, 2026 ve 2027 yıllarında da yüzde 10’lu sev�yelere �nmes�n� beklemek gerçekç� değ�ld�r. N�tek�m OVP (2026- 2028) de enflasyon hedef� % 9.7’den % 16’ya rev�ze ed�lm�şt�r.  OVP’nin kredibilitesi bulunmamaktadır. Bel�rlenen hedeflerde yıllar �t�barıyla çok c�dd� sapmalar vardır.OVP’de yer alan politikaların ve hedeflerin ekonomideki karar alıcılar nezdinde bir inanılırlığı ve bu çerçevede kredibilitesi bulunmamaktadır. Geçen dönemdek� OVP (2025-2027) ne göre 2026 yılı sonunda enflasyonun tek haneye �nmes� beklenmekte �d�. Ancak OVP(2026-2028) ‘den enflasyonun 2027 sonunda % 9’a düşmes� beklenmekted�r. Enflasyonu kontrol altına almak �ç�n uygulanan taleb� kısıcı pol�t�kalar b�r taraftan �şç�n�n memurun emekl�n�n reel gel�r�n�n düşmes�ne, hanehalklarının harcamalarının azalmasına neden olurken, d�ğer taraftan ekonom�dek� reel yavaşlama KOBİ’ler�n, esnafın c�dd� b�r kr�z �ç�ne g�rmes�ne yol açmıştır. Bu durum önümüzdek� süreçte de devam edecekt�r. Buradak� temel sorun 2023 seç�mler�nden bu yana yaklaşık 2,5 yıldır sürdürülen ekonom�k programın dezenflasyon pol�t�kasının başarısızlığıdır. Ekonom�n�n yapısal problemler�ne çözüm üretemeyen b�r ekonom�k programın başarısız olması beklenen b�r sonuçtur. Yüksek enflasyon f�yatlama alışkanlıklarını bozarak enflasyonun b�r kısır döngü �ç�nde kend�n� sürdürmes�ne yol açmaktadır. Özell�kle 2021 fa�z �nd�r�m� sonrası gayr�menkul f�yatlarında ve k�ralarda gözlenen ve �nşaat mal�yetler�ndek� artışlarının çok üzer�nde gerçekleşen yüksek artışlar enflasyonun düşürülmes�n�n önündek� engellerden b�r�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 45 ‒ Ekonom�n�n üret�m yapısında tekelc� ve ol�gopol�st yapıların varlığı kar �t�şl� b�r enflasyon�st sürec� tet�kleyerek enflasyonun bell� sev�yeler�n altına �nd�r�leb�lmes�n� zorlaştırmaktadır. Ülkem�z�n �ç�nde bulunduğu s�yasal ortam g�tt�kçe demokras�den uzaklaşılan, hukuk devlet�n�n �şlemed�ğ�, yargı bağımsızlığının ortadan kalktığı b�r duruma �şaret ed�yor k� bu ortamda ekonom�n�n �y�ye g�tmes�n� beklemek mümkün değ�ld�r. İşs�zl�k artacaktır. OVP(2025-2027)’�nde 2026 yılında �st�hdam sayısı 34 m�lyon 98 b�n k�ş� olarak öngörülmüştü. OVP(2026-2028)’�nde 33 m�lyon 336 b�n k�ş�ye ger�lem�şt�r. Ekonom�dek� büyüme hızının yavaşlamasının �st�hdam üzer�ndek� olumsuz etk�s�n�, d�ğer taraftan da ekonom�k büyümen�n �st�hdam yaratma kapas�tes�n�n g�tt�kçe düştüğü gözlemlenmekted�r. Verg� gel�rler�ndek� yüksek oranlı artış önümüzdek� dönemde çok c�dd� verg� artışlarının gündeme geleceğ�n� göstermekted�r. Dolaylı verg�lere dayanan Türk�ye’n�n mevcut verg� yapısında bu artışların vatandaşın günlük hayatta kullandığı mallar üzer�nden alınan katma değer verg�s� ve özel tüket�m verg�s�nden sağlanacağı anlaşılmaktadır.. Bu durum mevcut gel�r dağılımını daha da bozacaktır. Türk�ye Cumhur�yet tar�h�n�n en büyük bölüşüm şoklarından b�r�n� yaşamaktadır.. Gel�r dağılımının g�tt�kçe bozulduğu, yoksulluğun hem arttığı hem de der�nleşt�ğ�, asgar� ücret�n açlık sınırının dah� altında olduğu, en düşük emekl� maaşıyla geç�nmen�n mümkün olmadığı, �şç�, memur, emekl� maaşlarının yoksulluk sınırının altında olduğu b�r süreç yaşanmaktadır. Bunun sonucunda da zeng�n�n daha zeng�n, yoksulun daha yoksul olduğu b�r dönemde aynı zamanda reel kes�m de c�dd� b�r durgunluk �çer�s�nde olduğu gözlemlenmekted�r. Kapas�te kullanım oranları düşmekte, konkordato �lan eden veya �flas eden ş�rket sayısı hızla artmaktadı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 46 ‒ Kalkınma Planları, Orta Vadel� Programlar, Bütçeler sonuç olarak �kt�darın s�yas� terc�hler�n� göstermekted�r. Yoksulluk asla kader değ�ld�r, bugün mevcut s�yas� �kt�darın b�l�nçl� uyguladığı pol�t�kaların b�r sonucudur. Özetle; Orta Vadel� Program(2026-2028) Türk�ye’n�n geleceğ�ne yön verecek, ekonom�dek� karar alıcılara b�r v�zyon, b�r perspekt�f ortaya koyacak b�r program n�tel�ğ�nde bulunmamaktadır. 4.AKP Hükümetler�n�n Gerçekleşmeyen 2023 Yılı Hedefler� Bu hedefler 2011 yılında dönem�n AKP hükümet� tarafından çok büyük �dd�alarla ortaya atılmış ve kamuoyuna duyurulmuştur. B�r ülken�n �dd�alı hedefler�n�n olması elbette kabul ed�leb�l�r olmakla b�rl�kte, bu hedeflere ulaşılmasının zorlukları hem tekn�k düzeydek� anal�zler�m�zde hem de uygulanması gereken pol�t�kaların ve alınması gereken tedb�rler�n yeters�zl�ğ�nde özell�kle vurgulanmış ve CHP olarak hazırladığımız Bütçe Karşı Oy yazılarında konuya ayrıntılı b�ç�mde yer ver�lm�şt�r. AKP hükümetler� �se 2023 hedefler�n� ulaşılab�l�r olarak değerlend�rm�ş ve sık sık gündeme get�rm�şt�r. Bununla b�rl�kte, �kt�darın 2023 V�zyonu çerçeves�nde ekonom�k alanda ortaya koyduğu hedefler�n ulaşılab�l�r olmadığı �lk olarak 2019-2023 yıllarını kapsayan On B�r�nc� Kalkınma Planı’nda kabul ed�lm�ş ve 2023 yılı hedefler� rev�ze ed�lm�şt�r. Sonrasında da gerek geçen yıl gerek bu yıl hazırlanan OVP’lerde bu rev�zeler devam etm�ş ve 2023 hedefler� tab�r� ca�zse tar�he gömülmüştür. Söz konusu hedefler arasında, “2023 yılında Türk�ye dünyanın �lk 10 ekonom�s�nden b�r� olacak” “Ekonom� 2 tr�lyon dolarlık b�r m�ll� gel�r büyüklüğüne ulaşacak” “K�ş� başına düşen m�ll� gel�r 25 b�n dolar olacak” “İhracatımız 500 m�lyar dolar olacak” “İşs�zl�k oranı yüzde 5’e �nd�r�lecek” “Enflasyon ve fa�z oranları kalıcı b�ç�mde düşük ve tek hanel� rakamlara �nd�r�lecek” vaatler� bulunmaktaydı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 47 ‒ 2025-2027 yıllarını kapsayan OVP’de yer alan rakamlara göre; 2023 yılı �ç�n;  2 Trilyon Dolar olarak öngörülen GSYH 2023 yılında 1.130 Milyar Dolar,  25.000 Dolar olarak öngörülen kişi başına milli gelir 2023 yılında 13.243 Dolar,  500 Milyar Dolar olarak öngörülen İhracat 2023 yıl sonunda 256 Milyar Dolar,  Yüzde 5 olarak öngörülen işsizlik oranı ise 2023 yıl sonunda yüzde 9,4 olarak gerçekleşmiştir.  Tek haneye indirileceği söylenen enflasyon 2023 yıl sonunda yüzde 64,8 olarak gerçekleşmiştir.  Türkiye 2023 yılında dünya gelişmişlik sıralamasında 17. sırada yer almıştır. Bu hedefler 2024 yılı içerisinde de gerçekleşmemiştir. Bu hedeflerin 2025 yılı içerisinde de gerçekleşmeyeceği anlaşılmaktadır. TABLO: AKP’NİN 2023 YILI HEDEFLERİ 2023 11. OVP (2025- OVP(2026- 12.Kalkınma Hedefler� Kalkınma 2027) 2028) Planı (2024-2028) Planı (2023) (2023) (2024) (2028) GSYH 2 Tr�lyon $ 1,080 M�lyar 1.130 M�lyar 1.358 M�lyar 1.589 M�lyar $ $ $ $ K�ş� Başına 25.000 12.484 13.243 15.325 17.554 M�ll� Gel�r ($) İhracat (M�lyar 500 227 256 261.8 375.4 $) İşs�zl�k Oranı 5,0 9,9 9,4 8.7 7.5 (%) Enflasyon Enflasyonun 5,0 64,8 44.4 4.7 Oranı (%) tek haneye �nd�r�lmes� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 48 ‒ D�ğer taraftan On İk�nc� Kalkınma Planında öngörülen ver�ler daha önce açıklanan 2023 hedefler�n�n planın son d�l�m�n� oluşturan 2028 yılında da yakalanamayacağını göstermekted�r. Bu çerçevede,  2 Trilyon Dolar olarak öngörülen GSYH ’nın 2028 yılında 1.589 Milyar Dolar,  25.000 Dolar olarak öngörülen kişi başına milli gelirin 2028 yılında 17.554 Dolar,  500 Milyar Dolar olarak öngörülen İhracatın 2028 yılında 375.4 Milyar Dolar,  Yüzde 5 olarak öngörülen işsizlik oranın 2028 yılında yüzde 7,5 olarak gerçekleşeceği öngörülmektedir.  Diğer taraftan Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri olması hedefi 30 yıllık bir ötelemeyle 2053 yılına ertelenmiştir. On İk�nc� Kalkınma Planında bu durumun nedenler� konusunda herhang� b�r değerlend�rme ve eleşt�r� yapılmamış olması da tarafımızca d�kkat çek�c� bulunmuştur. Bu durumun nedenler�n�n sadece küresel ve bölgesel düzeyde yaşanan jeopol�t�k ger�l�mler ve ekonom�k dalgalanmalar, küresel tedar�k z�nc�r�nde meydana gelen kırılmalar, Cov�d-19 salgını, afetler �le su, gıda ve enerj� kr�zler� olarak bel�rt�lmes� Planın �nandırıcılığını y�t�rmes�ne neden olmaktadır. Bu çerçevede, Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018) ve On B�r�nc� Kalkınma Planının (2019-2023) hedeflere ulaşılması açısından son derece başarısız olduğu görülmekted�r. On İk�nc� Kalkınma Planında bel�rt�len pol�t�ka ve tedb�rler�n çoğunluğu Onuncu Kalkınma Planında da yer almaktaydı. Hatta Onuncu Kalkınma Planında tüm alanları kapsayan 25 Öncel�kl� Dönüşüm Programları tanımlanmış olmasına rağmen bu dönüşüm programlarının h�çb�r�s� hayata geç�r�lemem�şt�r. 2023 hedefler�n� tutturamayan b�r �kt�darın v�zyonunu 2053 hedefler� olarak koymasını c�dd�ye almak mümkün değ�ld�r. 5.Türk�ye Ekonom�s�n�n Büyüme Yapısı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) 2023 hedefler�n� tutturamayan b�r �kt�darın v�zyonunu 2053 hedefler� olarak koymasını c�dd�ye almak mümkün değ�ld�r. ‒ 49 ‒ 5.Türk�ye Ekonom�s�n�n Büyüme Yapısı Türk�ye ekonom�s�n�n makroekonom�k dengeler� orta-uzun dönem eğ�l�mler� açısından �ncelend�ğ�nde, ülkem�zde �kt�sad� faal�yetler�n öneml� ölçüde dalgalanmalar gösterd�ğ� ve hızlı büyüme dönemler�n�n f�nansal ve reel sektörlerde ortaya çıkan kr�zler �le c�dd� b�ç�mde kes�nt�ye uğradığı gözlenm�şt�r. Söz konusu kr�zler�, kaynakları ve ortaya çıkış b�ç�mler� �t�bar�yle b�rb�r�nden farklılaştıran özell�kler bulunmakla b�rl�kte, Türk�ye ekonom�s�n�n yapısal sorunlarının tüm döneme damgasını vurduğu bel�rt�lmel�d�r. Ekonom�n�n dalgalanmalarında, düşük yurt�ç� tasarruf hacm�, sermaye b�r�k�m�nde yaşanan zayıflama g�b� nedenler�n yanında, 1989 yılında sermaye hareketler�n�n kontrolsüz b�r b�ç�mde serbestleşt�r�lmes� sonucunda ekonom�n�n artan ölçüde dış kaynaklara bağımlı b�r yapıya dönüşmes�n�n yarattığı �st�krarsızlık öneml� rol oynamıştır. N�tek�m Türk�ye ekonom�s�n�n büyüme performansı orta-uzun dönem eğ�l�mler� �t�bar�yle �ncelend�ğ�nde, ekonom�k akt�v�te hacm�ndek� dalgalanmaların ekonom�n�n b�r karakter�st�ğ� hal�ne geld�ğ�, hızlı büyüme dönemler�n�n ekonom�dek� daralmalar ve kr�zler �le kes�nt�ye uğradığı görülmekted�r (the boom and the bust cycle). Bunun sonucunda �se ekonom�de bazı yıllarda yüksek oranlı büyüme hızlarına ulaşılmasına rağmen, ekonom�k büyümen�n c�dd� b�ç�mde yavaşladığı ve ekonom�n�n daraldığı yılların etk�s�yle büyüme hızı ortalamalarının düştüğü görülmekted�r. Doğaldır k�, dünyada yaşanan gel�şmeler�n ülkem�zdek� bu kr�zler� tet�kleyen ve olumsuz yönde etk�leyen yönler� olmuştur. Bununla b�rl�kte, Türk�ye ekonom�s�n�n geçm�şten bugüne taşıdığı ve son dönemlerde g�derek ağırlaşan yapısal problemler� bu kr�zler�n yaşanmasının temel sebeb�d�r. D�ğer taraftan AKP dönem�nde bu yapısal sorunlar azalmamış aks�ne ağırlaşmıştır. 6.Türk�ye Ekonom�s�n�n Yapısal Problemler�  Yurtiçi tasarruf oranları yetersizdir ve bunun sonucunda Türkiye ekonomisindeki büyüme dış tasarruflara dayalı bir yapı içinde gelişmektedir. Nitekim, 2003-2025 döneminde yurtiçi tasarrufların millî gelir içindeki payı yüzde 25 iken toplam yatırımların milli gelir içindeki payı yüzde 28,5 seviyesindedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 50 ‒  Car� �şlemler açığı yüksek sev�yelerde gerçekleşmekted�r. Özell�kle ekonom�n�n büyüdüğü yıllarda car� açık hızla artmaktadır. Car� açığın en öneml� neden� Türk�ye’n�n hem üret�m hem de �hracat yapısının ara malı �thalatına olan yüksek oranlı bağımlılığıdır. Bu bağımlılık AKP dönem�nde hızla artmış olup, ekonom� yavaşlasa dah� car� �şlemler açığı beklend�ğ� kadar düşmemekted�r.  Kamu kes�m� dengeler� sürdürüleb�l�r değ�ld�r. Mevzuata bağlı zorunlu harcamaların yüksek düzey� (özell�kle sosyal güvenl�k s�stem�n�n yükümlülükler�) ve ekonom�k büyümeye aşırı duyarlı dolaylı verg�lere dayalı b�r verg� yapısı kırılganlığı artırmaktadır. D�ğer taraftan, ekonom�de yüksek oranlı kayıtdışılık devam etmekted�r.  Ülkem�zde �şgücüne katılım oranları ve �st�hdam oranları çok düşüktür. N�tek�m Türk�ye’de �şgücüne katılım oranı yüzde 53-54’ler c�varındayken, OECD ülkeler�n�n �şgücüne katılım oranı ortalaması yüzde 74 sev�yes�nded�r. Bu durum, Türk�ye’n�n mevcut �nsan kaynaklarının ancak yarısını kullanmakta olduğu gerçeğ�n� açık b�r b�ç�mde ortaya koymaktadır.  D�ğer b�r yapısal sorun da �malat sanay�s�ndek� teknoloj� yoğunluğunun çok düşük olmasıdır. Gerek üret�mde gerekse �hracatta Türk�ye �malat sanay� düşük ve ortanın altı teknoloj� yoğunluğuna sah�p sektörlerde ve ürünlerde uzmanlaşmış bulunmaktadır. Yüksek teknoloj�l� sektörler�n toplam �ç�ndek� payı yüzde 3’ler c�varındadır. D�ğer b�r �fadeyle, Türk�ye ekonom�s� ağırlıklı olarak katma değer� düşük, n�tel�ks�z ve düşük n�tel�kl� emeğe dayanan, kayıt dışılığın yaygın olduğu b�r ekonom�k yapıya sah�p olup, dünya ekonom�s�yle bu �ş bölümü üzer�nden bütünleşmekted�r. D�ğer taraftan, ekonom�n�n b�r�km�ş yapısal sorunlarının yanısıra, kötü ekonom� yönet�m� sonucunda ekonom�dek� güven ortamında meydana gelen azalmayı, Merkez Bankası’nın para pol�t�kası araçlarına müdahaley� görmek yanlış olmayacaktır. “Fa�z sebep, enflasyon sonuç” g�b� �kt�sat l�teratüründe yer� olmayan b�r yaklaşımla enflasyonun altında bel�rlenen fa�z oranlarının (negat�f reel fa�z) sürdürülmes�nde d�retmek f�nans p�yasalarında c�dd� türbülanslar oluşturmuş, döv�z kurları hızla yukarı çıkmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 51 ‒ Döv�z kurundak� hızlı yüksel�ş� önlemek amacıyla fa�zler� artır(a)mayan Merkez Bankası döv�z rezervler�n� er�tm�ş ve swap �şlemler� çıkarıldığında Merkez Bankası Net Döv�z Rezervler� eks�ye düşmüştür. 2021 yılı Eylül ayından �t�baren de Merkez Bankası fa�z �nd�r�mler�ne başlamış ve döv�z kurları hızla yükselm�şt�r. Bu süreçte en çarpıcı olan konu �se, 2018 yılından bu yana geçen 7 yıllık dönemde Kanuna göre 4 yıl görev yapması hükme bağlanan Merkez Bankası Başkan değ�lş�kl�kler� net�ces�nde 5 Merkez Bankası Başkanı’nın Cumhurbaşkanı tarafından görevden alınması ve şu anda 6. Merkez Bankası Başkanı’nın görev yapmasıdır. olmuştur. Ekonom�de yaşanan dalgalanmalar sonucunda 3 Haz�ne ve Mal�ye Bakanı görevler�nden ayrılmak zorunda kalmış olup şu anda 4. Haz�ne ve Mal�ye Bakanı görev yapmaktadır. 7.Merkez Bankası Fa�z İnd�r�m Sürec� D�ğer taraftan, bütün dünya küresel pandem�n�n etk�s�nden kurtulab�lmek �ç�n b�lanço küçültmeye ve fa�z artırımlarına g�derken ülkem�zde arka arkaya yapılan fa�z �nd�r�mler� gerçekleşt�r�lm�şt�r. Türk�ye Cumhur�yet Merkez Bankası (MB) tarafından 2021 yılının Eylül ayında başlatılan fa�z �nd�r�m� sürec� farklı aşamalardan geçm�şt�r. İlk olarak Eylül- Aralık dönem�nde fa�z oranı yüzde 5 puan �nd�r�lerek yüzde 19’dan yüzde 14’e çek�lm�şt�r. Bu dönemde enflasyon b�r artış sürec�ne g�rm�ş olup Aralık ayında yıllık bazda yüzde 21’den yüzde 36’ya yükselm�şt�r. Aynı dönemde �se döv�z kurlarında çok yüksek oranlı artışlar kayded�lm�şt�r. N�tek�m, Eylül ayındak� fa�z �nd�r�m� önces�nde 8,30 TL olan dolar kurunun Türk L�rası karşılığı 20 Aralık tar�h�nde 18,33 TL sev�yes�ne kadar yükselm�şt�r. Bunun sonucunda, MB tarafından döv�z p�yasasına yapılan ve bankaların da katıldığı b�r müdahale �le dolar kuru 11,5-12’ler sev�yes�ne �nd�r�lm�şt�r. Burada özell�kle vurgulanması gereken husus gerek Haz�ne ve Mal�ye Bakanı gerekse MB yetk�l�ler� tarafından döv�z kurlarına müdahale ed�lmeyeceğ�ne �l�şk�n açıklamaların gerçeğ� yansıtmadığıdır. Süreç �ç�nde döv�z kurlarındak� yüksel�şe �z�n ver�leceğ� algısının ve beklent�ler�n�n oluşturulması, Haz�ne ve Mal�ye Bakanı’nın TL’dek� değer kaybının �hracatı artıracağı ve böylece car� açığın azalacağı bu yen� model� Ç�n Model� olarak adlandırması hatıralardadır. D�ğer taraftan, müdahale olup da dolar kuru aşağı çek�ld�ğ�nde bu durumu ‘Büyük yatırımcılar bu durumun devam etmeyeceğ�n� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 52 ‒ b�l�yorlardı. Olan küçük yatırımcıya oldu. Küçük yatırımcı çarpıldı.’ şekl�nde �fade eden Bakanın bu söylemler�n�n ekonom�m�z� get�rd�ğ� yer ortadadır. Kur Korumalı Mevduat S�stem� Öte yandan döv�ze ve altına olan taleb� engellemek �ç�n Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasını �cat eden ve bunun sonucunda Haz�ne’y� ve Merkez Bankası’nı çok büyük zarara sokan Hükümet�n acz�yet� ortadadır.  Hazine, KKM için bütçeden 92,5 milyarı 2022, 59,5 milyarı da 2023 yılı başından 15 Temmuz 2023’e kadar olmak üzere toplam 152 milyar lira ödemişti.  Merkez Bankası da 2022 yılında KKM için 72,8 milyar lira, 2023 yılında 833,4 lira ödemişti. 2024 yılında yapılan ödemenin ise 240,2 milyar lira ödedi. 2025 yılının ilk dokuz ayında da 43 milyar lira ödendiği açıklandı.  Merkez Bankası Başkanı 2025 yılındaki ödemeyi 19 Mart darbesinin etkisine bağladı. (Mart ayındaki hareketlilik olmasa belki de bir maliyeti olmayacaktı, o hareket sebebiyle bir miktar ödeme olması söz konusu. İlk dokuz aya baktığımızda KKM ödemeleri şu anda 43 milyar lira.) (MB Başkanı Plan Bütçe Komisyonu konuşması)  Gelir İdaresi Başkanlığının Vergi Harcamaları Raporlarına göre KKM’yi teşvik etmek amacıyla 2022, 2023 ve 2024 yıllarında şirketlerden alınmayıp vazgeçilen kurumlar vergisinin toplamı da 128,9 milyar lira oldu.  Türk lirası cinsinden açılan kur korumalı mevduatların faiz oranı ile kur artışı arasındaki fark 15 Temmuz 2023’e kadar bütçeden, döviz cinsinden açılanların farkı da Merkez Bankası tarafından ödeniyordu. 15 Temmuz 2023’ten itibaren bütün ödemeler Merkez Bankasına bırakılmıştı. KUR KORUMALI MEVDUAT İÇİN DEVLETİN ÖDEDİĞİ PARA (Milyon Türk Lirası) 2022 2023 2024 2025 Toplam Bütçe 92.539 59.484 152.023 Merkez Bankası 72.843 833.419 240.167 43.000 1.189.429 Vazgeçilen Vergi 22.800 68.395 38.662 128.857 TOPLAM TL 188.182 961.612 278.829 1.470.309 Toplam (Milyon Dolar) 11.364 40.505 8.503 1.163 61.535 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 53 ‒  Merkez Bankası Başkanının 7 Ekim 2025 günü açıkladığı bu yılki 43 milyar lira ile birlikte KKM’nin Türk halkına Eylül 2025 sonu itibariyle maliyetinin 1 trilyon 470 milyar lira olduğunu gösteriyor.  Her yılın ortalama kurundan dolara dönüştürdüğümüzde KKM’nin Türk halkına toplam maliyetinin 62 milyar doları bulduğu hesaplanıyor.  62 milyar dolar bugünkü kurlarla 2 trilyon 600 milyar lirayı geçiyor. 2 TRİLYON 604 MİLYAR LİRA NE ANLAMA GELİYOR:  Türkiye’de 4 milyon 11 bin kişi 16 bin 881 lira en düşük emekli aylığı alıyor. 16 bin 881 liradan düşük olan aylıkları bu seviye çıkarmanın yıllık maliyeti 40,9 milyar lira.  KKM’nin maliyeti yani en düşük emekli aylığının kamuya maliyetinden 64 kat daha fazla. Yani bu parayla en düşük emekli aylığının bütçeye maliyeti 64 yıl karşılanabilir.  2024 yılında devlet 16 milyon 678 bin emekliye yılın tamamında 2 trilyon 667 milyar lira ödedi. KKM için ödenen para, 16 milyon 678 bin emekliye 2024 yılında ödenen yüzde 95,4’ü kadar bir büyüklük oluşturuyor.  6 Şubat depreminde yıkılan ve hasar alan tüm konutların maliyeti 1,1 trilyon lira olarak açıklanmıştı. (Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı raporu) Bu açıdan baktığımızda KKM 6 Şubat depreminden bir kat daha yıkıcı bir etkide bulunmuş.  Strateji ve Bütçe Başkanlığı, 2025 yılı Deprem Raporunda, 6 Şubat depremlerinde yıkılan konutlar, altyapı ve diğer her şey için Devletin bağışlar da dahil yaptığı toplam harcamanın 2024 yıl sonu fiyatlarıyla 2,6 trilyon lira olarak açıkladı.  KKM için bugünkü fiyatlarla yapılan ödeme deprem için yapılan toplam harcamanın yüzde 96’sı kadar bir büyüklük oluşturuyor. Türk�ye'n�n mevduat sah�pl�ğ� yapısının son derece çarpık olduğu d�kkate alındığında ve 1 m�lyon l�ranın üzer�nde mevduatı olan mud� sayısının toplam mevduat sah�pler� �ç�ndek� payının b�nde 9 olduğu düşünüldüğünde KKM s�stem�n�n aslında m�lyonlarca �nsandan alıp el�nde büyük ölçüde parası olan �nsanlara aktarılan b�r servet transfer� n�tel�ğ�nde olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu kaynakların m�lyonlarca esnaf ve sanatkara, dar gel�rl� memurlar, �şç�ler ve emekl�lere ver�lmes�, yen� yatırımlar yoluyla �şs�zl�ğ�n azaltılması, tarım sektörüne Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 54 ‒ ver�len yeters�z destekler�n artırılması yer�ne b�r avuç azınlığa aktarılmasının gel�r bölüşümünü daha da adalets�z hale get�rd�ğ� açıktır. Fa�z �nd�r�m sürec�n�n �k�nc� aşaması olarak adlandırab�leceğ�m�z dönemde Merkez Bankası 2022 yılı Ocak-Temmuz aylarında fa�z oranlarını değ�şt�rmem�ş, ancak hem döv�z kurları yen�den artmaya başlamış, hem de enflasyon çok hızlı b�r artış trend�ne g�rm�ş ve yüzde 79,6 sev�yes�ne yükselm�şt�r. Bu arada MB, b�r taraftan arka kapı pol�t�kasıyla p�yasaya döv�z satmaya devam ederken, d�ğer taraftan �hracatçının döv�z gel�rler�n�n önce yüzde 25’�n� sonra da yüzde 40’ını MB’sına satılması zorunluluğu g�b� önlemlerle döv�z kurlarındak� artışın önüne geçmeye çalışmıştır. Uygulamanın üçüncü aşamasında, döv�z kurlarındak� hızlı artış sonucunda f�nans p�yasalarında yaşanan �st�krarsızlık ve bunun reel ekonom�ye yansımaya başlaması net�ces�nde MB Ağustos ayından �t�baren yen�den fa�z �nd�r�m sürec�ne başlamış ve ardarda fa�z �nd�rerek yüzde 14 olan fa�z oranını Kasım ayında yüzde 9 oranı �le tek hanel� sev�yeye çekm�ş, Şubat 2023 tar�h�nde de yüzde 8,5’e �nd�rm�şt�r. Türk�ye ekonom�s�nde bütün bunlar olurken Başta ABD olmak üzere gel�şm�ş ülkeler parasal sıkılaştırmaya g�derek fa�z oranlarını artırmaya başlamışlardır. D�ğer taraftan MB pol�t�ka fa�z oranını düşürürken, p�yasadak� fa�zler daha yüksek sev�yelerde oluşmaya devam etm�ş, MB makro �ht�yat� önlemler adını verd�ğ� uygulamalarla bankaların verd�kler� fa�z oranlarını ve kred� hac�mler�n� kontrol etmeye çalışmıştır. Bu süreç ülkem�z�n döv�z rezervler�n� tüketm�şt�r. 2019-2021 dönem�nde Merkez Bankası tarafından Haz�ne �le yapılmış b�r protokole dayanarak kamu bankaları el�yle p�yasaya satılan ve toplam tutarının 128 m�lyar dolar olarak hesaplandığı, 2022 ve 2023 yıllarında da devam ett�ğ� b�l�nen uygulamanın dolar kurundak� artışı engellemektek� etk�s�n�n sınırlı oluşu b�r yana bu uygulama �le k�me, hang� kurdan, ne kadar transfer yapıldığı ve oluşan haz�ne zararının gerçek m�ktarı açıklık, şeffaflık ve hesap ver�leb�l�rl�k �lkeler� gereğ�nce ayrıntılı olarak araştırılmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 55 ‒ 8.Merkez Bankası Fa�z Artırım Sürec� Cumhurbaşkanının “Fa�z Sebep, Enflasyon Sonuç” tez�n�n Merkez Bankası tarafından uygulanmaya başlanması sonucunda 2021 yılının eylül ayında başlayan fa�z �nd�r�m sürec� 2023 yılının Mayıs ayına kadar devam etm�şt�r. Mayıs 2023 tar�h�nde yapılan Cumhurbaşkanlığı seç�m� ve Genel Seç�mler� müteak�ben ekonom� pol�t�kası aktörler�nde yapılan değ�ş�kl�kler �le b�rl�kte yen� göreve gelen kadro ekonom�n�n�n yönet�m şekl�n�n rasyonell�kten uzak olduğunu vurgulamış ve rasyonel pol�t�kalara dönülmes� gerekçes�yle 2023 yılının Haz�ran ayında fa�z artırımlarına başlamıştır. İlk olarak yüzde 8,5 olan pol�t�ka fa�z� c�dd� ve p�yasayı da şaşırtacak b�r b�ç�mde yüzde 15’e, beklent�ler yen�den yükselmeye başlamışken p�yasayı b�r kez daha şaşırtıp çok daha düşük b�r b�ç�mde 2,5 puanlık b�r artış �le fa�z oranı yüzde 17,5’a yükselm�şt�r. Fa�z artırımları sonrası Para Pol�t�kası met�nler�ne baktığımızda sıklıkla sıkılaşmanın süreceğ�n�n �fade ed�ld�ğ�n� görmekteyken son PPK metn�nde fa�z artırımlarında yavaşlamaya g�d�leceğ� s�nyaller� ver�lm�şt�r. Temmuz ayında yüzde 17,5’a yükselt�len pol�t�ka fa�z� b�r sonrak� ay yüzde 25’e sonrak� aylar �se kasım ayına kadar her ay düzenl� olarak 5 puanlık artışla yüzde 40’a kadar yükselt�lm�ş, bu arada para p�yasasını sıkılaştırıcı bazı makro �ht�yat� tedb�rlere de başvurulmuştur. Sonrasında da pol�t�ka fa�z� yüzde 50’ye yükselt�lm�şt�r. Pol�t�ka fa�z� artırımlarındak� oranların hang� sa�kle bel�rlend�ğ� TCMB Başkanı’na sorulmuş, ancak tatm�n ed�c� b�r cevap alınamamıştır. Bugün geld�ğ�m�z noktada, pol�t�ka fa�z�n�n artırılması doğru fakat çok geç kalınmış b�r karardır. Yanlış olan �se Merkez Bankası’nın Cumhurbaşkanı’nın tal�matına uyarak fa�z �nd�r�mler� yapması olduğu açıktır. Eğer Merkez Bankası bu fa�z �nd�r�mler�n� yapmamış olsaydı, bugün doların 15 l�ra, enflasyonun �se yüzde 15’ler sev�yes�nde olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Ne yazık k� fa�z �nd�r�m� sürec� Türk�ye �ç�n kaybed�lm�ş yıllar olup bu yanlışın faturasını bu ülkede yaşayan m�lyonlarca �nsan ödemeye devam etmekted�r. B�lahare yen�den fa�z �ndr�m sürec�ne geç�lm�şt�r. 9. Kamu-Özel İş b�rl�ğ� Model� Ülken�n sınırlı kaynaklarının son derece yanlış kullanıldığı görülmekted�r. Bu duruma en �y� örnek olarak KÖİ (Kamu Özel İş b�rl�ğ�) yöntem�yle gerçekleşt�r�len yatırım Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 56 ‒ projeler� ver�leb�lecek olup, kamu yatırımları �le �lg�l� döv�z c�ns�nden garant� ger� ödeme s�stem�n�n bütçe �ç�n önümüzdek� dönemde g�tt�kçe büyüyen b�r açık unsuru olacağı anlaşılmaktadır. Bu projeler�n öneml� b�r bölümünde f�z�b�l�te çalışmalarının doğru yapılmadığı sonradan anlaşılmakta, bunların sözleşmeler� denet�m elemanlarından ve m�lletvek�ller�nden ‘t�car� sır’ bahanes�yle saklanmaktadır. Bu projeler�n ülke kaynakların sınırlılığı ve ekonom�dek� ‘fırsat mal�yetler�’ göz önünde bulundurularak bugünkü değer hesaplarının t�t�zl�kle yapılması b�r rasyonal�te gereğ� olup maalesef yer�ne get�r�lmem�şt�r. KÖİ Modeller� ülkem�zde 1986 yılından bu yana uygulanmaktadır. Ülkem�zde KÖİ modeller� �le yatırım yapılmasının temel gerekçes� kamunun yatırım �ç�n gerekl� f�nansmana sah�p olmaması, bu çerçevede özel sektörün yatırım sürec�ne dah�l ed�lmes� olarak �fade ed�lmekted�r. AKP �kt�darları dönem�nde KÖİ model� �le yatırımlar hız kazanmış ve sayısal olarak ve tutar bazında yüksek sev�yelere ulaşmıştır. D�ğer taraftan, bu model�n kullanımı, kanunda bel�rt�len gerekçes� olan �ler� teknoloj� gerekt�ren veya h�zmet�n �st�sna� özell�kler�nden kaynaklanan terc�hler�n çok ötes�ne taşınmış ve yandaş sermaye gruplarına kaynak aktarmanın mekan�zmaları olarak kullanılır olmuştur. KÖİ model� bütçe açığının düşük görülmes�ne, yükümlülükler�n uzun vadeye yayılmasına ve h�zmet�n mal�yetler�n�n artmasına yol açmaktadır. D�ğer b�r sonuç da bu modelle yapılan yatırımlardan yararlanan yurttaşların h�zmetler karşılığında g�derek daha fazla bedel ödemes� olmaktadır. Kamu yatırımlarının dünyanın hemen bütün ülkeler�nde bütçe olanakları �le yapılması esastır. Kamu yatırımlarının bütçe dışı yöntemlerle yapılması mal� d�s�pl�ne ve bütçe prens�pler�ne aykırı kabul ed�lmekted�r. Ülkem�zde �lk olarak enerj� ve ulaştırma alanlarında uygulamaya konulan Kamu-Özel İş b�rl�ğ� modeller�n�n AKP dönem�nde sağlığı da kapsayarak g�derek yaygınlaştığı ve mal� portres�n�n yükseld�ğ� gözlenmekted�r. Kamu Özel İş b�rl�ğ� Projeler� �ç�n OVP dönem� olan 2026-2028 dönem�nde yapılacak ödemeler� gösteren tablo aşağıdadır. KÖİ Projeleri ve Şehir Hastanelerinin Bütçeye Yükü (2026-2028) (MilyarTL) Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) gözlenmekted�r. Kamu Özel İş b�rl�ğ� Projeler� �ç�n OVP dönem� olan 2026-2028 dönem�nde yapılacak ödemeler� gösteren tablo aşağıdadır. ‒ 57 ‒ KÖİ Projeleri ve Şehir Hastanelerinin Bütçeye Yükü (2026-2028) (MilyarTL) 2026 2027 2028 Ulaş�rma Bakanlığı Ulaş�rma Projelerine 0.5 Ait Trafik Garan�leri ve Katkı Ödemeleri Karayolları Ulaş�rma Projelerine İlişkin Trafik 101 125 150 Garan�leri ve Katkı Ödemeleri Şehir Hastaneleri 58.0 64.0 69 Hizmet Alım Giderleri Şehir Hastaneleri 79.0 85.0 90.0 Kullanım Bedeli Toplam 238.5 274.0 309 Genel Toplam 821.5 Söz konusu projeler �ç�n önümüzdek� üç yılda 821.5 m�lyar l�rayı ödenmes� gerekmekted�r. Söz konusu tahm�nler bel�rl� b�r döv�z kuru baz alınarak yapıldığından döv�z kurundak� artışın programda öngörülenden fazla olması hal�nde söz konusu ödemeler�n bütçeye yükü artacaktır. 10. Cumhur�yet�n 102 Yılı Tamamlandığında Ekonom�de V�zyon Eks�kl�ğ� On İk�nc� Kalkınma Planı ve OVP, öncek� Kalkınma Planlarında ve OVP’lerde tutturulamayan hedefler�n tekrar hedef olarak �lg�l� dokümanlara dah�l ed�ld�ğ�, yen� b�r v�zyon ve perspekt�f�n kamuoyuna sunulmadığı belgeler olarak gözümüze çarpmaktadır. Cumhur�yet�m�z�n 100. yılında açıklanması sebeb�yle büyük önem taşıyan 12. Kalkınma Planı, ülkem�z�n �ler�ye atılımı �ç�n gerekl� donanımdan yoksundur. On İk�nc� Kalkınma Planı bu yüzyılın sorunlarına çözüm olacak, sorunları ortadan kaldıran b�r v�zyon sunmamaktadır. Aks�ne mevcut sorunlar çözülmeyeceğ� �ç�n katmerleşerek artması yüzünden yen� sorunlar meydana gelecekt�r. Bu çerçevede, mevcut sorunları ortadan kaldıracak gerekl� yeterl�l�ğe sah�p olmayan, kapsayıcılıktan uzak, �ler�ye dönük çözüm odaklı n�tel�ğ� bulunmayan Plan geleceğe yönel�k pol�t�ka beklent�ler�n� de karşılamamaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 58 ‒ Dünya ekonom�s�n�n dönemsel olarak kr�zlere g�rmes� olağandır. Bu kr�zler�n etk�s�n�n nasıl olacağı ve ne kadar süreceğ� de b�l�nemeyeb�l�r. Bununla b�rl�kte, Türk�ye olarak bu kr�zler� öngören, bu kr�zlerden etk�leneceğ�n� b�len, fakat bunun ötes�nde bell� �dd�aları ortaya koyan ve bu çerçevede ülken�n dönüşümünü sağlamayı amaçlayan plan ve programlar hazırlamaya �ht�yacımız bulunmaktadır. Ne yazık k� bu �dd�a On İk�nc� Kalkınma Planı’nda gözükmemekted�r. On İk�nc� Kalkınma Planı, oldukça mahcup b�r b�ç�mde hazırlanmış, �dd�asız b�r plandır. İdd�asız b�r planla, ekonom�de c�dd� yapısal dönüşümler� öngörmeyen b�r planla 2028 hedefler�ne ulaşılab�lmes� mümkün gözükmemekted�r. D�ğer taraftan 3 yıllık b�r perspekt�fle hazırlanan OVP, tamamen dezenflasyon amacına yönelm�ş, ekonom�dek� mevcut sorunlara yönel�k herhang� b�r pol�t�ka ve tedb�r demet� �çermeyen, ekonom�n�n yapısal sorunların çözümüne �l�şk�n �se b�r perspekt�fe sah�p olmayan b�r doküman olma hüv�yet�n� devam ett�rmekted�r. B�r ekonom�k s�stem�n temel amaçları m�ll� gel�r� büyütmek, �st�hdamı artırmak, gel�r dağılımını düzeltmek, bölgesel denges�zl�kler� g�dermek olarak özetleneb�l�r. Türk�ye'n�n çok c�dd� yapısal sorunlarının varlığı ve bu sorunların y�rm� �k� yıllık AKP �kt�darları dönem�nde ağırlaşarak devam ett�ğ� b�l�nmekted�r. Bütün bu problemler b�z�m g�b� yurt dışı tasarrufları yeters�z olan, yan� kaynakları yeters�z olan b�r ülke �ç�n kaynakların doğru ve yer�nde kullanılması gerekt�ğ�n� �fade etmekted�r. “Kaynakların doğru kullanılması” kaynakların h�çb�r usulsüzlüğe, yolsuzluğa, hukuksuzluğa mahal vermeden kullanılması, "yer�nde kullanılması" �se kaynakların bell� öncel�klere tahs�s ed�lerek ekonom�de amaçlanan hedeflere ulaşılab�lmes� anlamına gelmekted�r. Türk�ye g�b� gel�şmekte olan b�r ülke �ç�n sadece bugünü değ�l, 20-30 yıl sonrasını öngörecek, uzun vadel� ve v�zyoner b�r bakış açısına büyük �ht�yaç vardır. Bu durum, kalkınmanın gerçekleşt�r�lmes�nde p�yasanın yanı sıra planlamanın da b�r kaynak tahs�s mekan�zması olarak etk�n b�r b�ç�mde kullanılmasını gerekt�rmekted�r. Devlet�n ekonom�k ve sosyal fonks�yonlarını yen�den kazanması ve gel�şt�rmes� ancak planlama �le mümkün olab�l�r. Bu çerçevede, özel sektörün de önünü göreceğ�, yatırımlarını ve üret�m�n� akılcı b�r b�ç�mde gerçekleşt�receğ�, dünya �le rekabet edeb�leceğ� b�r yapı oluşturulab�l�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 59 ‒ V. CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNİN EKONOMİDEKİ FATURASININ DEĞERLENDİRİLMESİ 2018 yılında f��len geç�len rej�m değ�ş�kl�ğ�, devlet�n yapılanmasında ve s�yasal yaşamda yol açtığı değ�ş�kl�klerle b�rl�kte ekonom�k sonuçlarıyla da değerlend�r�lmel�d�r. En dar bakışla Bakanlar Kurulunun yer�n� Cumhurbaşkanının aldığı bu rej�mde ekonom� pol�t�kalarında plan, program ve bütçe öngörü ve hedefler� değ�l tek adamın “�ht�yaçları”nın esas alındığı gözlenmekted�r. Yen� rej�m�n Devlet�n bütün kurumlarının, hafızasını, uzmanlığını, b�lg�s�n� ve b�r�k�mler�n� dışlayan yapılanmasının her alanda kr�zler yaratması kaçınılmazdı. Bu nedenle de tek adam rej�m� s�yas� ve ekonom�k kr�zler�n rej�m� olmuştur. Türk�ye, bu rej�m değ�ş�kl�ğ�ne geç�ş sürec�nden başlayarak bugüne kadar uygulanan; ülken�n geleceğ�n� değ�l, �kt�darın seç�m ve referandum kazanmasını önceleyen ve kamu kaynaklarını çok küçük b�r kes�me aktarmaya odaklanmış ekonom�k ve s�yas� pol�t�kalar yüzünden oldukça der�n b�r ekonom�k kr�ze sürüklenm�şt�r. Bu kr�z, ekonom�k nedenler�n yanı sıra son 20 yılda, önce Anayasa ve yasalar h�çe sayılarak, f��len, daha sonra da Anayasa değ�ş�kl�ğ�yle �nşa ed�len kuvvetler ayrılığını f��len ortadan kaldırmış olan bugünkü otor�ter rej�m�n yarattığı b�r sonuçtur. Bu s�stemle b�rl�kte d�ğer kamu h�zmet� alanlarında olduğu g�b� ekonom�n�n yönet�m�nde de l�yakat ve ehl�yet h�çe sayılmıştır. Hatta ekonom� yönet�m�nde daha da �ler� g�d�lerek, doğrudan Cumhurbaşkanının a�le b�reyler�ne emanet ed�lm�şt�r. Başta Merkez Bankası, TÜİK, BDDK, Haz�ne, Mal�ye, yargı, emn�yet, s�lahlı kuvvetler g�b� kurumlar olmak üzere tüm kurumsal yapı çökert�lm�ş, ülke yönet�m�ne her alanda akıl dışı ve çarpık uygulamalar egemen kılınmıştır. Bu ucube s�stem, organlarını �kt�dardak� part�n�n b�r uzvu, memurlarını �kt�dar part�s�n�n çalışanı hal�ne get�rerek kurumsal olarak çökertt�ğ� Devlet�, 1900’lü yılların başında Almanya, İtalya g�b� ülkelerde denenen part� devlet� hal�ne get�rerek otor�ter b�r yapıya dönüştürmüştür. Dolayısıyla geçen yüzyılın başında bu tür part� devletler� yüzünden İk�nc� Dünya Savaşının b�l�nen sonuçları g�b� büyük b�r bedel ödeyen, hukuka ve �nsan haklarına saygılı, bu nedenle de ekonom�k olarak gel�şm�ş demokrat�k ülkeler bu otor�ter yapı yüzünden Türk�ye’y� dışlamışlardır. Bu nedenle Atatürk’ün �şaret et�ğ� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 60 ‒ “çağdaş uygarlık sev�yes�ne çıkma” ve yıllardır ulaşmak �ç�n b�r m�ll� mutabakatla çaba göster�len AB’ye tam üyel�k g�b� hedefler, otor�ter tutumuyla elde ett�ğ� ekonom�k ve s�yas� ranttan vazgeçmeye yanaşmayan �kt�dar tarafından askıya alınmıştır. Hukukun üstünlüğünü tanımayan, kend�ne özgü b�r hukuk �nşa etmeye çalışan tek adam rej�m�n�n bağımsızlığını yok ett�ğ� ve s�yas� rak�pler�n� baskı altına almak amacıyla kullanışlı b�r araç hal�ne get�rd�ğ� yargı organlarının verd�ğ� kararlar da s�yas� ve ekonom�k kr�z�n der�nleşerek sürekl�l�k kazanmasına yol açmıştır. Tek adamın beğenmed�ğ� Anayasa Mahkemes� kararlarını tanımayan, Yargıtay ve yerel mahkemeler, �kt�dar part�s�n�n seç�mle kaybett�ğ� yerel yönet�mler� ele geç�rmek, yönet�c�ler�n� gözaltı ve tutuklamalarla görev yapamaz hale get�rmey� m�syon etm�ş yargı organları bu rej�m�n yarattığı kr�z alanlarıdır. Ülken�n bugün �çer�s�nde bulunduğu ekonom�k kr�z, bu ne olduğu bel�rs�z s�stem�n yukarıda sayılanların yanı sıra yol açtığı d�ğer sayısız sorundan sadece b�r�d�r. Çözülemeyen tüm ekonom�k, s�yas�, sosyal ve benzer� sorunların altında bugünkü s�stem yatmaktadır. Z�ra bu ucube s�stem, Anayasayı, hukuku, demokras�n�n evrensel �lkeler�n�, çağdaşlaşmayı, kuvvetler ayrılığını, şeffaflığı, hesap ver�leb�l�rl�ğ� ve daha n�ce çağdaş ve uygar değer� h�çe sayarak varlığını sürdürmek �sted�kçe, ülkedek� kr�zler� de der�nleşt�rmekted�r. 2014 yılından �t�baren Anayasa ve yasalara aykırı olarak f��len, yaklaşık yed� yıldır da Anayasal, gerekt�ğ�nde Anayasanın da dışına çıkılarak uygulanan bu ucube s�stem�n bugün vatandaşa yaşattığı sonuçlar ortadadır. Z�ra 20254 yılının son aylarında geld�ğ�m�z nokta �t�bar�ye bu s�stem, alfabet�k sıraya göre sıralandığında, Türk�ye’ye adalets�zl�k, ahlaksızlık, Anayasa ve yasa tanımazlık, hukuksuzluk, sömürü, v�cdansızlık, yoksulluk, yolsuzluk ve zulümden başka b�r şey get�rmem�şt�r. B�r ulusun tüm b�reyler�n�n aklını b�r tek adamın vesayet�ne terk etmes�ne, buna �taat etmeyenler�n çeş�tl� yöntemlerle susturulmasına ve l�nç ed�lmes�ne dayanan bu s�stem� kullanan �kt�dar, küçük b�r azınlık dışında ülkede yaşayan herkese zulm etmekted�r. Bu dönem�n ekonom�de faturası ne oldu? Ekonom�k büyüme yavaşladı Tek adam rej�m�ne geç�şle b�rl�kte uygulamaya konulan s�yas� ve ekonom�k pol�t�kalar kısa sürede ekonom�k büyümeye yansımış ve büyüme hızı 2018 yılında yüzde 3’e, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 61 ‒ 2019 yılında yüzde 0,8’e, pandem�n�n başladığı 2020 yılınıdna da yüzde 1,9’a kadar düşmüştür. 2024 yılında olduğu g�b� 2025 yılında da m�ll� gel�r�n sadece yüzde 3,3 oranında artacağı tahm�n ed�l�yor. 2026 yılı hedef� de yüzde 3,8 g�b� oldukça düşük b�r düzeyde bel�rlenm�şt�r. Milli Gelir Büyüme Hızı (%) 14,0 11,8 12,0 10,0 7,8 8,0 5,8 5,4 6,0 5,0 4,6 3,5 3,8 3,3 3,3 3,3 4,0 2,0 1,3 1,8 0,0 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 2025 (GT) 2026 (H) Pandem� neden�yle çok büyük b�r parasal gen�şlemen�n yaşandığı ve bugünkü enflasyon sürec�n�n temeller�n�n atıldığı 2021 yılındak� yüzde 11,4 oranındak� denges�z büyüme de dah�l, bu dönemdek� yıllık ortalalma büyüme hızı yüzde 4,4’te kalmıştır. 2021 yılındak� denges�z büyümey� dah�l etmezsek tek adam rej�m�n�n yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 3,3 c�varındadır. Üstel�k 2024 yılı �k�t�darın yerel seç�mler� kazanmak �ç�n kamu harcamlalarını sorumsuzca artardığı b�r yıl olmasına rağmen büyüme oranı OVP hedef� olan yüzde 4’ün altında kalmıştır. Aynı durum 2025 yılında da yaşanmaktadır ve büyüme oranı yüzde 4 olan başlangıçtak� hedef�n y�ne altında kalmaktadır. OVP’ye yüzde 4 g�b� b�r hedef konulsa da, uygulanan ekonom�k program tek adam rej�m�n�n yol açtığı yüksek enflasyon sürec�yle baş edeb�lmek �ç�n �ç taleb� kısıp ekonom�k büyümey� d�zg�nlemeye çalışmaktadır. Ancak, bu pol�t�ka sadece ücretle çalışanlar ve emekl�ler�n gel�rler�n� kontrol etmeye dönük araçlar üzer�ne monte ed�ld�ğ� �ç�n enflasyonu düşürme hedef�nde başarı sağlayamamaktadır. Türk�ye 2025 yılını da yüksek enflasyon, yüksek �şs�zl�k ve düşük b�r ekonom�k büyümeyle tamamlayacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 62 ‒ Türk�ye, yaşlı nüfus artmaya başlasa da hala genç b�r nüfusa sah�pt�r. Genç nüfus, �y� değerlend�r�leb�l�rse ekonom�k gel�şme açısından �ç�n büyük avantaj olab�ld�ğ� g�b�, �y� değerlend�r�lemed�ğ�nde de büyük b�r tehd�de dönüşeb�lmekted�r. Türk�ye’n�n gerek mevcut �şs�zl�k sev�yes�n� aşağı çekmes�, �şgücüne yen� katılanlara �ş bulab�lmes� ve �st�hdama katılım oranını artırab�lmes�, gerekse de d�ğer ülkelerle arasının daha fazla açılmaması �ç�n yıllık olarak en az yüzde 7-8 c�varında büyümes� gerekmekted�r. Son yıllarda yüzde 3,3’e dem�r atmış yıllık büyüme hızıyla Türk�ye genç nüfusuna �ş ve �st�hdam yaratamamaktadır. Yüzde 1 c�varında olan nüfus artış hızını da b�rl�kte değerlend�rd�ğ�m�zde reel büyüme hızı yüzde 2 c�varında kalmaktadır. Büyüme hızının bu ölçüde yavaşlamasının temel�nde, �kt�darın gerek s�yas� gerekse de ekonom�k pol�t�kalarına duyulan güvens�zl�k yatmaktadır. Kalkınmasını sağlayacak yatırımlar �ç�n kend� tasarrufları yetmeyen Türk�ye g�b� ülkeler, başka ülkeler�n tasaruflarını kullanmak zorunda bulunmaktadırlar. Bu borçlanma, kısa vadel� sermaye ve doğrudan sermaye şekl�nde olab�lmekted�r. Bu üçünden en fazla terc�h ed�len� �se üret�me ve �st�hdama da katkı sağlayan doğrudan yatırımlardır. AKP �kt�darının �lk yıllarında AB’ye tam üyel�k perspekt�f� yüzünden gelen yabancı sermaye, s�yas� s�stem�n demokras�den uzaklaşarak otor�terleşmeye doğru yönelmes�yle azalmaya başlamıştır. Aks�ne, d�ğer ülkeler�n vatandaşlarının Türk�ye’den vatandaşlık alab�lmek �ç�n satınaldıkları gayr�menkuller d�kkate alınmaz �se Türk�ye’den dışarıya net b�r doğrudan sermaye çıkışı yaşanmaktadır. Tek adam rej�m�n�n Anayasa ve hukuk dışı tutumu, Türk�ye’n�n prtföy yatırımları ve uluslararası doğrudan yatırımlardan yeter�nce pay almasınrı engellemekted�r. 19 Mart’ta İstanbul Büyükşyeh�r Beled�ye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşları �le d�ğer CHP yönet�m�ndek� beled�yelere yönel�k olarak başlattığı operasyonlar, kısa sürede çok büyük m�ktarlarda portföy yatırımı çıkışlarına yol açmıştır. Yanlış ekonom�k ve s�yas� terc�hler yüzünden yaşanan bu güvens�zl�k sadece doğrudan yabancı sermayey� engellemem�ş, uluslararası kred� derecelend�rme kuruluşlarının not �nd�r�mler�n�n de etk�s�yle Türk�ye’n�n dış borçlanmasını da pahalı hale get�rlm�şt�r. Türk�ye hala dış borçlanma �ç�n dolar veya Euro bazında yurt dışına yüzde 6-7 oranlarında fa�z ödemekted�r. Bu yüzden de Türk�ye, kalkınması �ç�n kullanab�leceğ� kaynakları fa�z olarak yurt dışına aktarmak zorunda kalmaktadır. S�yas� ve ekonom�k Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 63 ‒ �st�krarsızlık neden�yle üstlen�len bu bedel her yıl g�derek artmaktadır. Bu gel�şme de de ekonom�k büyüme hızını aşağı çekmekted�r. 2018-2025 yılı arasındak� ortalama büyüme hızı yüzde 4,3 c�varında kalmıştır. Oysa Türk�ye g�b� b�r ekonom�n�n sadece mevcut �şs�zler�ne ve �st�hdama yen� katılanlara �st�hdam yaratab�lmes� �ç�n en az 7 yıllık ortalama büyüme hızına ulaşması gerek�r. Büyüme hızı yüzde 5 olarak kabul ed�len potans�yel�n b�le oldukça altındadır. Yıllık büyüme ortalaması son �k� yılda yüzde 3,3’e ger�lem�şt�r. 2024 yılındak� yüzde 3,3 oranındak� büyümeden sonra 2025 yılında da Türk�ye ekonom�s�n�n yüzde 3,3 büyüyeceğ� ekonom� yönet�m� tarafından tahm�n ed�lmekted�r. Büyüme hızının 2026 yılının da potans�yel�n y�ne oldukça altında yüzde 3,8’de kalması hedeflenmekted�r. İkt�darın uyguladığı ekonom� programın temel amacı, ekonom�k büyümey� yavaşlatarak enflasyonu aşağı çekmek olarak bel�rg�nleşmekted�r. 2016 yılına kadar tek hanel� oranlarda seyreden yıllık enflasyon, 2017 yılından �t�baren yükselme eğ�l�m�ne g�rm�ş; özell�kle 2021, 2022, 2023, 2024 ve n�hayet 2025 yıllarında Türk�ye dünyanın en yüksek enflasyonunu yaşayan �lk 5-10 ülke arasında kalmıştır. Düşük büyüme yüksek enflasyon döngüsü Bu düşük büyüme sürec�ne yüksek b�r enflasyon eşl�k etmekted�r. Bu s�steme geç�ş�n hazırlıklarının yapıldığı 2017 ve �zleyen yıllarda büyüme hızı düşerken enflasyon da hızlanmıştır. Enflasyon başkanlık s�stem�yle b�rl�kte yen�den ç�ft hanel� oranlara yükselm�ş ve �zleyen yıllarda da yükselerek özell�kle 2022 yılı sonunda z�rveye ulaşmıştır. TÜİK’�n büyük b�r bölümünü g�zled�ğ� enfasyon oranları b�le 2022 yılında yüzde 85’lere kadar yükselm�şt�r. İTO ve ENAG’ın enflasyon endeksler� �se süreç �çer�s�nde üç hanel� oranlara çıkmıştır. Türk�ye yen�den yüksek enflasyon düşük büyüme sarmalına g�rm�ş ve bu durum ülkedek� yoksullaşmayı, gerçek �şs�zl�ğ�, hayat pahalılığını hızlandırmıştır. Enflasyonu temel olarak �kt�darın, 16 N�san 2017 tar�h�nde yapılan Anayasa referandumu ve 24 Haz�ran 2018 tar�h�nde yapılan genel seç�mler� kazanab�lmek adına uygulamaya koyduğu ekonom�k pol�t�kaları körüklem�şt�r. Örneğ�n kamu kaynakları düşük fa�zlerle b�r kes�me kred� adı altında aktarılmış. Üret�me ve yatırıma g�tmeyen bu kred�ler konut ve otomob�l g�b� alanlara yönelm�şt�r. Kamu kaynakları büyük �haleler, yap-�şlet-devret, yap-k�rala-devret ve benzer� yatırım modeller�yle b�r avuç yandaşa aktarılmıştır. Bu pol�t�kalar kamu açıklarını büyütmüş, �kt�dar büyüyen kamu Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 64 ‒ açıklarınının b�r kısmını Merkez Bankasına yıllardır b�r�ken �ht�yat akçes� ve değerleme hesabının bütçeye aktarılması g�b� karşılıksız para yarattırarak f�nanse etmeye çalışmıştır. B�r kısmını da dışardan ve �çerden borçlanak karşılanmıştır. Karşılıksız olarak yaratılan para Türk l�rasına güven� azaltıp döv�ze olan taleb� artırdı. Döv�z taleb� yüzünden döv�z kuru artmasın d�ye �kt�dar arka kapıdan Merkez Bankasının döv�z rezervler�n� satmaya başlamıştır. Uygulanan ekonom�k s�stem gereğ�nce Türk L�rasının fa�z oranını yükseltmek yer�ne döv�z satarak döv�z kurunun sonsuza kadar tutulamayacağını öğren�nceye kadar, �kt�dar Merkez Bankasının 128 m�lyar dolarını satmıştı. Bu tutarın �lerleyen aylarda da devam eden satışlarla 200 m�lyar dolarlara kadar yükseld�ğ� hesaplanmaktadır . Aynı anda fa�z�, hem döv�z kurunu kontrol etmeye çalışan �kt�dar bu para ve kur s�stem�nde döv�z rezerv�n� satarak, fa�z, kur ve enflasyonun kontrol ed�lemeyeceğ�n� anladığında Haz�ne ve Mal�ye Bakanı Berat Albayrak görev�n� bırakmış, kısa b�r dönem s�steme uygun pol�t�kalara ger� dönülmüştür. Ancak Cumhurbaşkanı, kend�s�n�n “fa�z sebep enflasyon sonuç” tez�ne uymayan bu yönet�m� de kısa sürede tas�fye ederek yer�ne kend� doğrularını tartışmasız kabul edecek b�r yönet�m get�rmekte gec�kmem�şt�r. Erdoğan’ın teor�s�n� tartışmasız uygulamaya çalışan bu ekonom� yönet�m� Türk�ye’y�, tar�h�n�n en der�n ve en uzun sürecek ekonom�k kr�zler�nden b�r�ne sürüklem�şt�r. Enflasyon (yüzde ) 160,0 140,0 137,6 127,2 120,0 93,0 100,0 74,9 80,0 83,4 55,3 60,0 60,0 34,2 64,3 64,8 36,6 40,0 17,7 13,4 14,4 44,4 20,0 9,5 36,1 32,9 20,3 0,0 11,9 11,8 14,6 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 2025 Ekim TÜİK-TÜFE İTO (G.En) ENAG Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 65 ‒ COVID-19 pandem�s�, dünya genel�nde olduğu g�b� Türk�ye ekonom�s�n� de der�nden etk�lem�şt�r. 2020 yılının başlarında başlayan bu küresel sağlık kr�z�, b�rçok sektörde daralmalara yol açmış ve ekonom�k faal�yetlerde öneml� aksaklıklar yaşanmasına neden olmuştur. Pandem� sürec�n�n en bel�rg�n etk�ler�nden b�r�, �şs�zl�k oranlarının artması ve b�rçok �şletmen�n kapanması olmuştur. Küçük ve orta ölçekl� �şletmeler, bu dönemde en fazla zarar gören gruplar arasında yer almıştır. Pandem� dönem�nde alınan önlemler tüm Dünyada büyük b�r parasal gen�şlemeye yol açmış ve bu parasal gen�şleme de tüm ülkelerde enflasyonu tet�klem�şt�r. N�tek�m pandem� dönem�nde yüzde -0,3’e kadar düşen Avrupa B�rl�ğ�ndek� yıllık enflasyon Kasım 2022’de yüzde 10,6 �le z�rveye çıkmıştır. ABD’de 2020 yılında yıllık yüzde 0,3’e kadar düşen enflasyon Haz�ran 2022’de yüzde 9,1’e kadar yükselm�şt�d. D�ğer ülkeler de durum buna benzemekteyd�. Bu nedenle de başta Avrupa B�rl�ğ� ve ABD olmak üzere, enflasyonu yükselen tüm ülkeler, pandem� dönem�nde yarattıkları parayı ger� çek�p, enflasyonu d�zg�nleyeb�lmek �ç�n 2022 yılının �lk çeyreğ�nden başlayarak fa�z artırarak enflasyonu düşürmeye odaklanmışlardır. N�tek�m bu ülkeler yıllık enflasyonu yüzde 2’lere kadar �nd�rd�ler. İkt�dar �se bunun tam ters�n� yaptı ve Eylül 2021’den başlayarak fa�z �nd�rd�. Tek adam rej�m�n�n Mayıs 2023’te yapılan seç�mler� kazanab�lmek amacıyla Türk�ye’y� �çer�s�ne sürükled�ğ� fa�z kaosundan çıkmak �ç�n Haz�ran 2023’ten �t�baren fa�z artırımına g�d�lse de Türk�ye’de hala aylık enflasyon yüzde 2’n�n altına �nd�r�leb�lm�ş değ�ld�r. Ek�m 2025 sonu �t�bar�yle Türk�ye’de enflasyon TÜİK’�n Tüket�c� F�yatları Endeks�’ne göre yüzde 32,8, İTO’nun İstanbul Ücretl�ler Geç�nme Endeks� yüzde 36,6 ve ENAG’ın ölçtüğü enflasyon �se yüzde 60 düzey�nde seyretmekted�r. Türk�ye ekonom�s� n�speten düşük büyüme oranlarıyla yer�nde sayarken enflasyonda �stenen düşüş sağlan amamaktadır. Ücret ve aylıkları baskılamakla enflasyon düşmüyor Normal b�r ekonom�de büyüme hızının yavaşlaması belk� �şs�zl�ğ� körükler; ancak düşük büyüme ve yüksek �şs�zl�k aynı zamanda satın alma gücünü de aşağı çekeceğ� �ç�n enflasyonu da aşağı çekmes� beklenmekted�r. Ancak Türk�ye’de bunun tam ters� yaşanmakta ve emeğ�yle, d�ğer b�r dey�şle ücret gel�r�yle geç�nenlerle onların emekl�ler�n�n gel�rler� reel olarak ger�let�l�p satın alma Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 66 ‒ güçler� er�t�l�rken, b�r başka kes�m�n �se gel�rden aldığı payı kat kat artırmaktadır. Dolayısıyla gen�ş b�r kes�m�n gel�r� baskı altında tutulurken, küçük b�r kes�me teşv�k, destek, fa�z, verg� �st�snası g�b� �s�mlerle aktarılan kaynaklar büyük tüket�m harcamalarına dönüşüp enflasyonu canlı tutmaktadır. Gel�r dağılımını daha da �ç�nden çıkılamaz duruma get�ren bu pol�t�kalar, yüksek enflasyonun tüm yükünü dar ve sab�t gel�rl�ler üzer�nde bırakmaktadır. Resm� hesaplamalara göre en yoksul yüzde 5’l�k kes�m m�ll� gel�rden yüzde 1 oranında pay alab�l�rken, en zeng�n yüzde 5’l�k kes�m�n aldığı pay yüzde 22,8’d�r. En zeng�n yüzde 10’luk kes�m�n aldığı pay yüzde 33,2, en zeng�n yüzde 20’n�n aldığı pay �se yüzde 48,1’d�r. Nereden bakılırsa bakılsın, ülkedek� haneler�n beşte b�r� ülkede yaratılan m�ll� gel�r�n yüzde 50’s�ne yakınını kontrol etmekted�r. Gel�r dağılımındak� bu adalets�zl�k haneler�n tüket�m harcamalarında da gözlenmekted�r. Örneğ�n Türk�ye’dek� tüket�m harcamalarının yüzde 7,6’sını en yoksul yüzde 20’l�k kes�m yaparken, yüzde 38,4’ünü �se en zeng�n yüzde 20’l�k kes�m gerçekleşt�rmekted�r. En yoksul ve en zeng�n kes�m�n tüket�m harcamaları arasında beş kat fark bulunmaktadır. İkt�dar, gel�rler� baskı altında tutup �ç taleb� daraltarak enflasyonu düşürme hayaller� kurmaktadır. Bu pol�t�ka, gel�rler� doğrudan ya da dolaylı olarak kamu tarafından kontrol ed�leb�len kes�mlere yönel�k önlemlerle hayata geç�r�leb�lmekted�r. İkt�darın gel�r�n� en kolay ve doğrudan kontrol edeb�leceğ� kes�m �se maaş ve ücret�n� genel bütçeden alan her statüdek� kamu emekç�ler� ve tüm emekl�ler �le özel sektörde çalışıyor olsalar da asgar� ücretl�ler ve dolayşısıyla asgar� ücret�n d�ğerler ücretler �ç�n de baz alınması neden�yle tüm ücretl�lerd�r. Dolayısıyla �kt�darın Haz�ran 2023’ten bu yana uygulamaya koyduğu ve �ç taleb� daraltarak enflasyonu düşürmeye yönel�k ekonom�k programın hedef�nde bu kes�mler bulunmakta ve faturayı bu kes�mler ödemekted�r. Oysa gel�r� baskı altına alınmak �stenen bu kes�m�n tüket�m �çer�s�ndek� payının oldukça düşük olduğu tartışılmaz �r gerçekt�r. Bunu b�raz daha ayrıntılandırarsak, ortaya şöyle b�r tablo çıkmaktadır:  Türkiye’deki gıda harcamalarının yüzde 12,9’unu en yoksul yüzde 20, yüzde 27,2’sini ise en zengin yüzde 20’lik kesim,  Giyim ve ayakkabı harcamalarının yüzde 6’sını en yoksul yüzde 20, yüzde 40’ını en zengin yüzde 20’lik kesim, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 67 ‒  Konut harcamalarının yüzde 7,2’sini en yoksul yüzde 20, yüzde 38,9’unu en zengin yüzde 20’lik kesim,  Ulaştırma harcamalarının yüzde 3,6’sını en yoksul yüzde 20, yüzde 47’sini en zengin yüzde 20’lik kesim,  Eğitim harcamalarının yüzde 2,3’ünü en yoksul yüzde 20, yüzde 64,5’ini en zengin yüzde 20’lik kesim yapmaktadır. Tüketim Harcamalarının Dağılımı (%) 7,6% En yoksul Yüzde 20'nin Harcamalardaki Payı 12,7% İkinci Yüzde 20'nin Harcamalardaki Payı 38,4% Üçüncü Yüzde 20'nin Harcamalardaki Payı 17,3% Dördüncü Yüzde 20'nin Harcamalardaki Payı 23,9% En zengin yüzde 20'nin Harcamalardaki Payı Bu tablo, Türk�ye g�b� 86 m�lyon, hatta sığınmacılarla b�rl�kte 88,6 m�lyona ulaşan nüfusa sah�p b�r ülkede sadece yoksulların, hatta orta gel�r düzey�ndek�ler�n harcanab�l�r gel�rler�n� baskı altına alarak enflasyonu ger�letmen�n mümkün olmayacağını açıkça göstermekted�r. Z�ra bu kes�mler tüket�mler�n� kısılab�lecek en alt düzeye kadar kısmış b�r halde yaşamını sürdürmekted�r. Dolayısıyla el�ne geçen her b�r kuruşu temel �ht�yaçlarını karşılamak �ç�n harcamak zorunda olan b�r kes�m�n gel�rler�n� reel olarak azaltarak harcamalarını kısmaya çalışarak enflasyonun düşmes�n� beklemek b�r hayald�r ve bu pol�t�ka �nsan haklarına da aykırıdır. Bu program, IMF’n�n kred� vermek �ç�n ülkelere dayattığı ekonom�k programların eks�ks�z b�r kopyasıdır. İkt�darın gel�r�n� kontrol edemed�ğ�, ülkedek� tasarrufların ve servet�n neredeyse tamamına sah�p olan b�r kes�m �se uygulanan ekonom�k programın temel aracı olan yüksek fa�z oranları sayes�nde tasarruflarını reel olarak hızla büyütmekte ve servetler�ne servet katmaktadır. Ayrıca yükselen gayr�menkul ve d�ğer varlık f�yatları �le Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 68 ‒ uluslararası gel�şmeler neden�yle artan altın ve d�ğer değerl� metal f�yatlarının yol açtığı servet etk�s� de bu kes�m�n taleb�n� artırmaktadır. Enflasyon karşısında f�yat artışlarıyla poz�syon alab�lme özgürlükler� neden�yle f�yat artışı ya da d�ğer yöntemlerle gel�r�n� koruyup hatta artırab�lme olanağına sah�p olan bu kes�m�n yol açtığı enflasyon, günün sonunda yoksul kes�mlerden bu kes�mlere kaynak ve servet aktarılmasına yol açmaktadır. İç taleb� daraltmak �ç�n kullanılan en öneml� s�lah fa�z oranları olmaktadır. Merkez Bankası’nın pol�t�ka fa�z� olarak bel�rley�p açıkladığı fa�z oranları; kred�, mevduat, �ç borçlanma ve benzer� fa�z oranları �ç�n b�r gösterge oluşturmaktadır. Bu fa�z oranları Merkez Bankası’nın bel�rled�ğ� pol�t�ka fa�z�n�n üzer�nde konumlanmaktadır. Türk�ye’dek� bankalarda bulunan ve Türk�ye’de yerleş�k bulunanlara a�t olan Türk l�rası ve döv�z mevduatlarının yüzde 80’�, bankalardak� mevduat hesaplarının yüzde 1,3’ü tarafından kontrol ed�lmekted�r. Türk�ye’dek� yerleş�klere a�t olan 22,4 tr�lyon l�ralık mevduatın 17,9 tr�lyon l�ralık kısmı b�r m�lyon l�ra ve üzer�nde mevduat bulunan 2,4 m�lyon hesapta tutulmaktadır. Borsa İstanbul’da �şlem gören ve Türk�ye’dek� yerleş�klere a�t olan h�sse senetler�n�n yüzde 90’ı b�r m�lyon l�ra ve daha yüksek m�ktarda portföyü bulunan 296 b�n yatırımcının el�nded�r. Hatta d�l�m� b�raz daha büyütürsek, 10 m�lyon l�ra ve üzer�nde portföyü bulunan 24 b�n yatırımcının Borsa İstanbul’dak� yerl� yatırımcılar �çer�s�ndek� payı yüzde 75’� bulmaktadır. Türk�ye’dek� en büyük borç alan devlett�r ve devlet de enflasyonun 2026 yılında yüzde 16’ya, 2027 yılında yüzde 9’a, 2028 yılında yüzde 8’e ve sonrak� yıllarda da yüzde 5’e �neceğ�n� �dd�a ederken, uygulanan ekonom�k program yüzünden gelecek 10 yıl �ç�n yıllık yüzde 40’a varan fa�z oranlarıyla borçlanmaktadır. Eğer enflasyon �kt�darın söyled�ğ� g�b� olacaksa, parası olup da devlete borç verenler 2026 yılında reel olarak yüzde 20, 2027 yılında yüzde 28,4, 2028 yılında yüzde 29,6, sonrak� yıllarda da yüzde 33 oranında reel fa�z elde edeceklerd�r. Devlet�n; gel�r, kurumlar, KDV, ÖTV, MTV ve benzer� onlarca �s�mle halktan toplayacağı verg� ve d�ğer gel�rler� böyles�ne yüksek b�r reel fa�zle b�r kes�me aktarmasının yaratacağı gel�r etk�s�n�n yol açacağı tüket�m artışı ve dolayısıyla enflasyonun faturası ş�md�den başta kamuda çalışanlar olmak üzere ülkedek� tüm emekç� ve onların emekl�ler�ne kes�lmek �stenmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 69 ‒ Bugünkü manzara, özell�kle Avrupa ülkeler� �çer�s�nde en bozuk gel�r dağılımına sah�p ülkes� olan Türk�ye’dek� gel�r dağılımının gelecek yıllarda çok daha adalets�z hale geleceğ�n�n açık kanıtını oluşturmaktadır. Böyles�ne kötü b�r gel�r dağılımı karnes�ne sah�p b�r ülkede, tek adam rej�m�n�n kend� cah�ll�ğ�yle yarattığı enflasyonun faturasını, emekç�ler�n, ücretl�ler�n, küçük esnafın, ç�ftç�n�n, dar gel�rl�ler�n, emekl�ler�n üzer�ne yüklemes� büyük b�r haksızlıktır. Düşük büyüme yüksek �şs�zl�k döngüsü Düşük büyüme de yüksek enflasyona, yüksek �şs�zl�k eşl�k etmekte, �st�hdamda yaşanmış g�b� gözüken artışlar �se daha çok zamana bağlı eks�k �st�hdamdan, d�ğer b�r �fadeyle kısa sürel� �ş veya �şlerde çalışıp b�r yardan da danha uzun süre çalışmak �ç�n yen� veya ek �ş arayanlardan kaynaklanmaktadır. İst�hdamın kal�tes� g�derek düşmkted�r. İşsizlik ve Atıl (İşsizler+Eksik İstihdam+Umutsuzlar)İşgücü (yüzde ) 35,0 29,4 30,0 26,7 25,4 24,4 25,0 22,8 21,3 19,1 20,0 17,6 16,8 16,5 13,7 13,1 15,0 12,0 10,9 10,9 10,9 10,4 9,4 8,7 8,5 10,0 5,0 0,0 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 2025 3.Çey İşsizlik Oranı Atıl İşgücü Oranı Tek adam rej�m�yle b�rl�kte ekonom� yönet�m�ne egemen olan anlayış, daha başlangıçta yüksek b�r �şs�zl�k yaratmaya başladı. 2016 ve 2017 yıllarında yüzde 10,9’larda seyreden �şs�zl�k oranı 2019 yılında yüzde 13,7’ye kadar yükseld�. İşgücüne katılım oranı �ş arayanların artması yüzünden yüzde 51,8’den yüzde yüzde 53’e yüksel�rken, �st�hdam ed�leb�lenler�n oranı �se yüzde 46,2’den yüzde 45,7’ye kadar ger�led�. İşs�zl�k oranı 2025 yılının üçüncü çeyreğ� �t�bar�yle yüzde 8,5’e kadar ger�lem�ş gözükse de, atıl �şgücü olarak tanımlanan, ancak kamuoyunda yıllardır “gerçek �şs�zl�k” olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 70 ‒ n�telend�r�len, �şs�zler, zamana bağlı eks�k �st�hdamdak�ler ve �şs�z olduğu ve �ş bulsa hemen çalışab�leceğ� halde �ş bulma umudu olmadığı �ç�n �ş arayanların toplamının (atıl �şgücü) oranı �se bu süre �çer�s�nde yüzde 17’lerden yüzde yüzde 30’lara kadar tırmandı. 2024 yılının üçünçü çeyreğ� �t�bar�yle �se sayıları 12 m�lyonu aşan atıl �şgücünün oranı �se yüzde 29,4 olarak gerçekleşt�. Ne yazık k� Türk�ye ekonom�s� d�ğer ülkelere oranla çok daha düşük oranlarda �st�hdam yaratmaktadır. Türk�ye’de yüzde 49,2 �st�hdam oranıyla, Avrupa’da Bosna-Hersek ve Makedonya’dan sonra üçüncü en düşük �st�hdam oranına sah�pt�r. Bu oran örneğ�n Hollanda’da yüzde 82,4, İsv�çre’de yüzde 80, Euro bölges�nde ortalama yüzde 71 düzey�nded�r. Aralarında Slovakya, Polonya, Estonya, Hırvat�stan, Macar�stan, Romanya, Rusya, Bulgar�stan’ın da aralarında bulunduğu 34 Avrupa ülkes�n�n �st�hdam oranı Türk�ye’n�n üzer�nded�r. Türk�ye’n�n �st�hdam oranında dünyadak� yer� de en altlarda kalmaktadır. İşs�zl�k oranı n�speten aşağı doğru �nerken atıl �şgücü oranının yukarı doğru g�tmes�, �st�hdamın kompoz�syonu ve kayıt dışının yüksekl�ğ� Türk�ye’dek� �st�hdamın kal�tes� açısından da öneml� b�r gösterge sunmaktadır. 2025 yılının üçüncü çeyreğ� �t�bar�yle baktığımızda gerçek �şs�zl�k (atıl �şgücü) geçen yılın aynı çeyreğ�ne göre 1 m�lyon 315 b�n k�ş� artmıştır. Üçüncü çerekler �t�bar�yle 2023 yılında 8 m�lyon 579 b�n, 2025 yılında 10 m�lyon 694 b�n olan olan gerçek �şs�z sayısı 2025 yılında 12 m�lyon 9 b�ne kadar yükselm�şt�r. Gerçek �şs�zl�k oranı �se yüzde yüzde 26,5’ten yüzde 29,4’e kadar tırmanmıştır. Çeyrek dönemler �t�bar�yle son b�r yılda �st�hdam artmamış aks�ne 7 b�n k�ş� azalarak 32 m�lyon 558 b�n k�ş�ye ger�lem�şt�r. Aynı dönemde eks�k �st�hdamdak�ler�n sayısının 417 b�n k�ş� arttığını d�kkate alırssak, tam zamanlı �st�hdamda 424 b�n k�ş�l�k b�r azalmanın yaşandığı görülmekted�r. Zamana bağlı eks�k �st�hdamdak�ler�n toplam �st�hdam �çer�s�nde 2023 yılında yüzde 6, 2024 yılında yüzde 10 olan payı bu yıl yüzde 11,4’e kadar yükselm�şt�r. İst�hdamdak� azalmaya rağmen �şs�zl�ğ�n de azalmış olması �şgücüne katılımın düşmes�nden kaynaklanmıştır. Z�ra �ş bulma umudu olmayanlar �ş aramaktan vazgeçt�kler� �ç�n �şgücü dışına çıkmış kabul ed�lmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 71 ‒ Türk�ye’de eks�k �st�hdam da öneml� b�r sorun olarak durmaktadır. İstat�st�klerde çalışıyor gözüken her 100 k�ş�den 11’� kısa sürel� �şlerde çalışmakta ve b�r yandan da daha uzun süre çalışab�leceğ� yen� veya ek �ş aramaktadır. Son b�r yılda �ş bulmaktan umudunu kesenler�n sayısı �se 1 m�lyon 5 m�lyon 300 b�ne kadar yükselm�şt�r. Türk�ye ekonom�s� vatandaşlarına kal�tel� b�r �st�hdam yaratamadığı �ç�n ya �şs�zler �ş aramayı bırakıp �şgücü dışına çıkıyor ya da günde veya haftada b�r �k� saat çalışab�lecekler� �şler yaparak yen� b�r �ş bulmayı umut ed�p �şgücü ve �st�hdam �çer�s�nde kalmaktadır. Türk�ye’dek� �şs�zler�n yüze 19,5’�n� b�r yıl ve daha uzun süred�r �ş araşanlar oluşturmaktadır. D�ğer b�r �fadeyle 595 b�n k�ş� b�r yıldan daha uzun süred�r �ş aramaktadır. İst�hdamdak�ler�n �se 23 m�lyon 608 b�n� ücretl�, 1 m�lyon 505 b�n� �şveren, 5 m�lyon 265 b�n� kend� hesabına çalışan, 2 m�lyon 690 b�n� �se ücrets�z a�le �şç�s� olarak sınıflandırılmaktadır. İst�hdamdak�ler�n yüzde 26,9’unu herhang� b�r sosyal güvenl�k kurumuna kayıtları bulunmuyor. Kayıt dışı oranı ücretl�lerde yüzde 13,4, �şverenlerde yüzde 16, kend� hesabına çalışanlarda yüzde 60, ücrets�z a�le �şç�ler�nde de yüzde 88’� bulmaktadır. Kayıt dışılık oranı tarım sektöründe yüzde 83,2, tarım dışı sektörlerde �se yüzde 16,9 sev�yes�nde bulunmaktadır. Kend� hesabına çalışanlar ve ücrets�z a�le �şç�l�ğ�, Türk�ye’dek� �şs�zl�ğ�n gerçek boyutunu g�zleyen, �st�hdam oranı ve sayısını da olduğundan daha fazla gösteren olgulardır. İst�hdamın kal�tes�zl�ğ�n�n de önemlm� b�rer gösterges�d�r. Türk�ye’de �st�hdamın hala yüzde 15,1’�n� tarım sektörü (4 m�lyon 988 b�n) sağlamaktadır. İst�hdamın yüzde 19,6’sını sağlayan sanay� sektöründe 6 m�lyon 479 b�n k�ş�, �nşaat sektöründe 2 m�lyon 340b�n k�ş� (yüzde 7,1) çalışmaktadır. Sanay� sektörünün �st�hdamı ve �st�hdamdak� payı daralırken �nşaat sektörünün payı artmaktadır. İst�hdamın yüzde 58,2’s�n� sağlayan h�zmetler sektörü �se 19 m�lyon 247 b�n k�ş�y� �st�hdam etmekted�r. Sanay� sektöründek� �st�hdam daralmasında yaşanan s�yas� ve ekonom�k �st�krarsızlıklar yüzünden başta tekst�l olmak üzere bazı sektörler�n başka ülkelere göç etmes�n�n ve sektörün yen� yatırımlar çekememes�n�n büyük payı bulunmaktadır. Türk�ye g�b� sanay�leşmes�n� henüz tamamlayamamış b�r ülken�n sanay�s�n�n �st�hdamının daralıyor olması düşündürücüdür. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 72 ‒ Türk�ye genç nüfusunu ne yazık k� fırsata çev�rem�yor. Gençler arasındak� �şs�zl�k oranı yüzde 15,3 sev�yes�nde seyrederken 15-24 yaş grubundak� 11 m�lyon 489 b�n genc�n yüzde 25,4 ünü oluşturan 2 m�lyon 992 b�n� ne eğ�t�mde ne de �st�hdamda yer alıyor. 15-29 yaş grubunda �se ne eğ�t�mde ne de �st�hdamda olmayan gençler�n sayısı 4 m�lyon 958 b�n k�ş�ye oranı da yüzde 27,7’ye yükselmekted�r. 15-34 yaş grubundak� gençler�n �se yüzde 28,9’u, yan� 6 m�lyon 954 b�n� ne eğ�t�mde ne de �st�hdamda yer alıyor. Buna göre her üç gençten b�r� ev�nde oturmaktadır. “Fa�z sebep enflasyon sonuç” tez� Cumhurbaşkanı Recep Tayy�p Erdoğan, pandem� ve d�ğer nedenlerle çok büyük b�r parasal gen�şlemen�n yaşandığı 2021 yılında, dünyanın ger� kalanının aks�ne “fa�z �nd�rerek enflasyonu düşürme” deney�n� yapmaya karar verm�şt�. D�ğer ülkeler fa�z �nd�rmeye hazırlanırken, Merkez Bankası, Cumhurbaşkanının telev�zyonlardan verd�ğ� açık tal�matı yer�ne get�rerek Eylül 2021’den başlayarak fa�z �nd�r�m�ne g�tm�şt�r. Merkez Bankası Politika Faizi (yüzde ) 50,00 50,00 47,50 46,00 45,00 45,00 45,00 42,50 43,00 40,00 40,00 42,50 40,50 39,50 35,00 35,00 30,00 30,00 25,00 25,00 20,00 19,00 18,00 17,50 16,00 15,00 15,00 15,00 13,00 12,00 14,00 10,00 10,50 8,50 9,00 5,00 0,00 Dünyanın en serbest kamb�yo rej�m�n�n uygulandığı gerçeğ� gözardı ed�lerek atılan bu adım, Türk l�rasının değer kaybını oldukça hızlandırmış, döv�z kurları arttıkça enflasyondak� yükselme hızı da artmıştır. Elde kalan b�rkaç m�lyar dolarlık rezerv de 2021 yılının son aylarında kuru baskılamak �ç�n p�yasalara satılırken, hızlı b�r sermaye çıkışı yaşanmış ve Türk�ye büyük b�r döv�z kr�z�n�n �çer�s�ne sürüklenm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 73 ‒ Kr�z� önlemek amacıyla uygulamaya konulan kur korumalı mevduat s�stem� (KKM) Haz�ne ve Merkez Bankasına yaklaşık 62 m�lyar dolarlık, bu günkü kurlarla yaklaşık 2,6 tr�lyon l�ralık b�r mal�yet yüklem�şt�r. Türk�ye ekonom�s� s�stem�n yapısal sorunları yüzünden büyüyemezken, tek adam rej�m� fa�z oranlarını baskıyla aşağı çekerek “büyüme sorununu” çözmeye karar verd�ğ� Eylül 2021’de yüzde 19 olan pol�t�ka fa�z�n� 14 Mayıs 2023’te yapılan genel seç�mler önces�ne kadar yüzde 8,5’e kadar �nd�rtm�şt�r. 2023 seç�mler�n� kazandıktan sonra da “rasyonel pol�t�kalara dönüyoruz” açıklamalarıyla hem Eylül 2021- Haz�ran 2023 arasında uygulanan pol�t�kalar “akıl dışı” olduğunu kend�s� de kabul etm�ş hem de ekonom�y� der�n b�r durgunluğa sokacak yüksek fa�z pol�t�kasına ger� dönülmüştür. Yüzde 8,5’e kadar �nen fa�z oranı kademel� olarak artırılarak Mart 2024’te yüzde 50’ye kadar çıkarılmıştır. Aralık 2024’te yen�den başlatılan fa�z �nd�r�m� sürec�, rej�m�n 31 Mart 202 yerel seç�mler�nde yaşadığı ağır yen�lg� neden�yle büyük bölümünü kaybett�ğ� yerel yönet�mlere yönel�k olarak yargı el�yle başlattığı darbe g�r�ş�m�yle akamete uğramıştır. Merkez Bankası, Aralık 2024, Ocak 2025 ve Mart 2025’te yaptığı �nd�r�mlerle yüzde 42,5’e kadar �nd�rd�ğ� pol�t�ka fa�z�n�, 19 Mart darbes�n� �zleyen günlerde yaşanan sermaye kaçışını ve kur artışını önleyeb�lmek �ç�n N�sanda yen�den yüzde 46’ya kadar çıkarmıştır. Tek adam rej�mm�n�n yaptığı yargı darbes�n�n etk�s�yle b�r süre yüzde 46 düzey�nde kalan pol�t�ka fa�z� temm�z, eylül ve ek�m aylarında yapılan �nd�r�mlerle Ek�m 2025 �t�bar�yle yüzre 39,5’e ger�lem�şt�r. Merkez Bansanının bel�rled�ğ� pol�t�ka fa�z�yle, kur ve fa�z arasındak� fark yüzünden Türk�ye yabancı yatırımcıların artan portföy yatırımları aracılığıyla yurt dışına öneml� m�ktarda kaynak transfer etmeye devam ed�yor. Merkez Bankasının son aylarda döv�z rezerv�nde gözlenen artışın arkasında ülken�n sıcak paraya dolar bazında yıllık yüzde 20’den fazla kazandırması gerçeğ� yatmaktadır. Bu yük önümüzdek� aylarda ve yıllarda Türk�ye ekonom�s�n� yen�den tehd�t etmeye başlayacaktır. Yarattığı kr�z�n etk�ler�n� g�zlemek �ç�n yen�den yüksek fa�z ve düşük kur pol�t�kasına dönen �kt�darın nasıl tehl�kel� b�r dış denge oluşturduğu açıkça gözlenmekted�r. Haz�ne’n�n fa�z yükü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Bu yük önümüzdek� aylarda ve yıllarda Türk�ye ekonom�s�n� yen�den tehd�t etmeye başlayacaktır. Yarattığı kr�z�n etk�ler�n� g�zlemek �ç�n yen�den yüksek fa�z ve düşük kur pol�t�kasına dönen �kt�darın nasıl tehl�kel� b�r dış denge oluşturduğu açıkça gözlenmekted�r. ‒ 74 ‒ Haz�ne’n�n fa�z yükü Sonradan zımnen “akıl dışı” olarak �lan ed�len “fa�z sebep enflasyon sonuç” pol�t�kaları, her alanda büyük b�r tahr�bata yol açmıştır. İÇ BORÇLANMANIN ORTALAMA FAİZİ (KÜMÜLATİF; YILLIK BİLEŞİK, yüzde ) Kuponsuz Senetler Sabit Getirili Nakit Borçlanma 2016 9,94 10,14 9,95 2017 11,59 11,35 11,03 2018 19,92 17,49 16,06 2019 19,18 18,30 15,88 2020 9,60 10,46 8,82 2021 17,94 17,53 14,64 2022 21,08 16,34 16,96 2023 20,83 20,61 20,77 2024 46,86 36,65 38,61 2025 Ekim 42,10 39,37 38,97 Bu pol�t�kanın en öneml� etk�s�, Haz�ne’n�n borçlanma fa�zler�n�n ve dolayısıyla kamunun fa�z yükünün b�rkaç kat artmasına yol açması olmuştur. “24’ünde (24 Haz�ran 2018 seç�mler�) ver�n yetk�y� bu fazle şunla bunla nasıl uğraşılır” sözler� söylend�ğ�nde Haz�ne �ç borçlanmasını yüzde 12-13 bandında b�r yıllık fa�z oranıyla gerçekleşt�r�yordu. Haz�nen�n �ç borçlanma fa�zler�, artan borçlanma �ht�yacına, döv�z kuru baskısına ve yaratılan enflasyona paralel olarak artarak yüzde 50’lere kadar kadar yükseld�. 2025 yılının �lk on aylık dönem�nde Haz�ne borçlanmasını yüzde 40 c�varında fa�z oranlarıyla gerçekleşt�rd�. İç Borç Stoku ve Faiz Yükü (Milyar TL) 9.000 8.537 8.000 7.000 6.633 7.739 6.000 4.665 5.000 4.000 4.960 2.622 3.000 3.209 2.000 1.060 1.321 469 535 586 755 1.000 1.905 0 545 795 256 310 457 426 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 2025 İç Borç Anapara VadesineKadar Ödenecek Faiz Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 75 ‒ Bu pol�t�ka Haz�nen�n fa�z yükünü katlanılamayacak ve yıllarca kamu açıklarını büyütecek b�r şek�lde artırdı. Stokun vades�ne kadar ödenecek fa�z tutarı d�kkate alındığında; 2016 yılı sonunda her 100 l�ralık �ç borç ana parasına karşılık 55 l�ralık fa�z yükü bulunuyordu. Bu oran 2024 yılında yüztde 133’e kadar çıktı. 2025 yılında �se yüzde 110’un üzer�nde seyred�yor. 7,7 tr�lyon l�ralık �ç borcun vades�ne kadar ödenecek fa�z� 8,5 tr�lyon l�ra olarak hesaplanıyor. Tek adam rej�m�n�n uygulamaya koyduğu “fa�z sebep enflaslon sonuç” pol�t�kasından sonra (Eylül 2021-Ek�m 2025 arasında) �ç borç anapara tutarı yüzde 520 oranında artarken, bu stokun vades�ne kadar ödenmes� gereken fa�z yükü yüzde 993 oranında atış kaydetm�şt�r. “Fa�z sebep enflasyon sonuç” pol�t�kası, Türk L�rasında 2023 yılı sonuna kadar hızlı b�r değer kaybı yaşanmasına yol açmıştır. İç borç stokunun Eylül 2021’de yüzde 24’üne yakını döv�z c�ns�nden alınan borçlardan oluştuğu �ç�n, bu pol�t�ka Haz�ne’y� yüklü de b�r kur r�sk�yle karşıya bırakmıştır. Bugünkü �ç borç stokunun öneml� b�r kısmı bu dönemde oluşan kur farklarından kaynaklanmaktadır. Ek�m 2021-Ek�m 2025 aylarını kapsayan son dört yılda Haz�ne �çerden ve dışardan net olarak 5,5 tr�lyon l�ra borçlanmıştır. Aynı dönemde borç stokuundak� artış �se 11 tr�lyon l�rayı bulmaktadır. Dolayısıyla tamamı döv�z c�ns�nden olan dış borç stokuyla b�rl�kte değerlend�rd�ğ�m�zde bu pol�t�kanın kur farkı olarak Haz�ye’ye get�rd�ğ� ek yük 5,5 tr�lyon l�ra �le bugünkü borç stokunun yüzde 41,5’� kadar b�r büyüklük oluşturmaktadır. Ek�m 2025 sonu �t�bar�yle 13,2 tr�lyon l�ra olan Haz�ne’n�n �ç ve dış borç stokunun vades�ne kadar ödenecek toplam fa�z yükü 10,6 tr�lyon l�rayı bulmaktadır. Buna döv�z ve altın c�ns�nden alınmış �ç ve dış borçlar �ç�n gelecekte eklenecek kur farkı da nah�l değ�ld�r. Tek adamın, yapılan tüm eleşt�r�lere ve uyarılara kulağını tıkayarak uyguladığı pol�t�kanın kamu fa�z ödemeler� üzer�ndek� etk�s� gec�kmeden Merkez� Yönet�m Bütçes�ne yansımıştır. Bütçeden yapılan fa�z ödemeler� 2021-2025 yılları arasında yüzde 1.038 oranında, yan� 10 kattan fazla artmıştır. Bütçeden yapılan fa�z ödemeler� öncek� yıla göre 2022 yılında yüzde 71,9, 2023 yılında yüzde 117, 2024 yılında yüzde 88,3 oranında artmıştır. Bu yıl �se yüzde 73,5 oranında artmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 76 ‒ Bütçeden Ödenen ve Ödenecek Faiz 3.500,0 3.346,1 (İç+Dış; Milyar TL) 3.039,8 3.000,0 2.741,7 2.500,0 2.052,7 2.000,0 1.500,0 1.270,5 9 trilyon 128 milyar TL 1.000,0 674,6 500,0 310,9 99,9 134,0 180,9 50,2 56,7 74,0 0,0 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 2025 2026 2027 2028 Ek�m 2025 �t�bar�yle 13,2 tr�lyon l�ra olan borç stokununun vades�ne kadar ödenmes� gereken fa�z yükünün 9,1 tr�l�lyon l�rası 2026 – 2028 yıllarını kapsayan gelecek üç yılda ödenmek zorundadır. Ödenmes� gereken fa�z�n yüzde 86’sının 2028 yılı sonuna kadar f��len ödenmes� gerekmekted�r. Merkez� yönet�m bütçes� uzun b�r sürede�r fa�z dışı fazla vermed�ğ� �ç�n Haz�ne, hem borç anapara ödemes�, hem fa�z ödemes� hem de fa�z dışı açık kadar yen� borçlanmaya g�tmek zorunda bulunuyor. Bu nedenle de borç stoku hızla büyüyor. Önümüzdek� üç yılda sadece OVP’dek� bütçe açığı tahm�nler� kadar b�r net borçlanmaya g�d�lse b�le borç stku yüzde 60’a yakın büyüyecek. Bu yüke borç stokunun yüzde 60’ına yakınını oluşturan döv�z ve altın c�ns�nden boçlar �ç�n eklenecek kur farkı dah�l bulunmamaktadır. Ekonom� yönet�m�, Türk�ye’dek� kamu borç stokunun m�ll� gel�re oranının d�ğer ülkelere göre düşük olduğunu savunarak, borç stoku neden�yle üstlen�len fa�z yükünü g�zlemeye ve ekonom�ye olan olumsuz etk�s�n� gözden kaçırmaya çalışmaktadır. Oysa b�r ülkede bor stokunun m�ll� gel�re oranının düşük olması, stokun kolay çevr�leb�l�r olduğunu göstermes�n�n yanı sıra daha düşük mal�yetle sürdürüleb�lmes� �ç�n de �sten�r. Türk�ye’de kamu borcunun m�ll� gel�re oranı yüzde 25 c�varında göster�l�yor. Türk�ye bu borcu yıllık yüzde 40 fa�zle çev�rmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 77 ‒ Örneğ�n Almanya’da kamu borcunun m�ll� gel�re oranı yüzde 62, ancak Almanya yüzde 2 – 2,5 fa�z oranıyla borçlanıyor. ABD’n�n kamu borcunun m�ll� gel�r�ne oranı yüzde 124’ü buluyor. Ancak ABD borcunu yüzde 3,5 – 4 fa�z oranıyla çev�r�yor. Mesela İng�ltere’n�n borcunun m�ll� gel�r�ne oranı yüze 94 c�varında. Ancak İng�ltere yüzde 3,7- 4,5 arasında fa�zle borcunu sürdürüyor. Bu örnekler daha da artırılab�l�r. Bu ülkeler bu kadar yüksek b�r borçluluk oranına göre çok daha düşük fa�z oranlarıyla borçblanırken, Türk�ye’n�n daha düşük b�r borçluluk oranıyla bunlardan 9-10 kat daha yüksek fa�z mal�yet�yle borçlanması, tek adam rej�m�n�n yarattığı s�yas� ve ekonom�k �st�krarsızlığın d�ğer öneml� b�r faturasını oluşturmaktadır. Türk�ye bu rej�m�n yol açtığı ve sürekl� hale gelen s�yas� ve ekonom�k kr�zler neden�yle ortaya çıkan r�skler yüzünden borç verenlere daha yüksek oranlarda fa�z ödemekted�r. Türk�ye’n�n kred� notunun “çöp” sev�yes�nden yukarı çıkamaması da tek adam rej�m�n�n, halka dayanmadan ayakta kalab�lmek �ç�n attığı yasadışı ve hukuksuz adımların yol açtığı b�r sonuçtur. Vatandaşın fa�z yükü Bu pol�t�ka sadece Haz�ne’n�n değ�l vatandaşların da fa�z yükünü öneml� ölçüde artırmıştır. Vatandaşlar Eylül 2021 önces�nde �ht�yaç kred�s�n� bankalardan yıllık b�leş�k olarak yüzde 22-23 fa�z oranlarıyla kullanab�l�yordu. Bu oran bu süreçte yüzde 70’ler�n de üzer�ne çıktı. 2025 yılının son haftaları �t�bar�yle yüzde 63 c�varında seyretmekted�r. T�car� kred�ler�n y�ne Eylül 2021’de yüzde 20 c�varında olan fa�z oranı da son haftalarda yüzde 53-54 bandında bulunmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 78 ‒ Vatandaşın Bankalara ÖdediğiFaiz ve İhtiyaç Kredisi Faiz Oranı 1.400.000 80,0 1.175.000 1.200.000 70,1 70,0 61,8 62,9 60,0 1.000.000 856.614 50,0 800.000 40,0 600.000 32,4 29,6 29,4 30,0 378.322 400.000 23,0 19,5 20,0 16,1 15,2 186.417 200.000 118.546 10,0 48.932 56.340 68.814 77.515 82.676 0 0,0 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 2025 (T) Vatandaşın Bankalara Ödediği Faiz(Milyon TL) İhtiyaç Kredisi Faiz% (Sol Eksen) Bunun b�r sonucu olarak örneğ�n 2021 yılında 118,6 m�lyar l�ra olan vatandaşların sadece kred� kartı ve b�reysel kred�ler� neden�yle üstlend�kler� fa�z, 2023 yılında 378 m�lyar l�raya, 2024 yılında 857 m�lyar l�raya,2025 yılının �lk 10 aylık dönem�nde �se 880 m�lyar l�raya tırmanmıştır. 2025 yılının tamamında bu rakamın 1 tr�lyon170 m�lyar l�raya kadar çıkarak 2021 yılı sev�yes�ne göre 9 kat arttığı tahm�n ed�lmekted�r. Tüket�c�ler dışındak� kes�mler�n de aynı şek�lde kred� borçlarından kaynaklanan fa�z yükü 2021 yılından sonra katlanarak arttı. Bu yanlış pol�t�kaların kazanını �se sermaye sınıfı olmuştur.. Örneğ�n bankalar Merkez Bankasından yüzde 8,5 fa�z oranıyla aldığı parayı uzun b�r süre Haz�ne’ye �ç borç olarak yüzde 25-30 fa�z oranlarıyla sattılar. Vatandaşa ve ş�rketlere aynı fa�z oranlarıyla kred� olarak kullandırdılar. Tek adam rej�m�n�n ekonom� pol�t�kasını 2023 seç�mler� sonuna kadar dayandırdığı “fa�z sebep enflasyon sonuç” sanrısı, hem yarattığı yüksek enflasyon, hem yüksek fa�z ve hem de Türk l�rasının an� değer kaybıyla yoksul kes�mlerden sermaye kes�m�ne çok yüksek m�ktarlarda kaynak aktarılmasına yol açtı. D�ğer fa�z oranları yukarı doğru g�derken, TL mevduat fa�z oranları aşağı doğru çek�lerek küçük tasarruf sah�b�nden f�nans kes�m�ne, kred� fa�zler� yukarı doğru �t�lerek y�ne borçlulardan f�nans sektörüne kaynak aktarılmasına yol açıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 79 ‒ Bankacılık sektörünün bu yılların çoğunu rekor b�r karlılık düzey�yle kapatmalarının altında bu nedenler yatmaktadır. Bankacılık sektörünün 2022 önces�nde yüzde 10-13 oranları arasında seyreden karlarının özkaynaklarına oranı 2022 yılında yüzde 31’e yükselm�ş, 2023 yılında yüzde 28, 2024 yılında �se yüzde 23 olarak gerçekleşm�şt�r. Mevduat, Tüketici Kredisi ve Ticari Kredi Faizi (yüzde ) 80 70,08 70 62,92 61,75 60 59,64 53,48 53,18 50 55,68 40 47,06 46,96 32,35 29,55 29,38 30 22,95 27,23 19,52 24,37 20 16,11 15,23 19,7 17,57 22,51 14,53 19,47 18,5614,07 12,62 10 15,88 12,75 9,64 10,1 0 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 2025 Mevduat Faizi İthiyaç Kredisi Faizi Ticari Kredi Faizi Türk l�rasının değer kaybı ve kur korumalı mevduat yükü Döv�z kurunu ve fa�z� b�rl�kte kontrol etme sevdasıyla Merkez Bankasının döv�z rezervler�n� arka kapıtan Haz�ne �le �şb�rl�ğ� �çer�s�nde satan �kt�dar kısa sürede ekonom�n�n tümüyle dolar�ze olmasına yol açtı. Mevduatta dolar�zasyon oranının yüzde 65’e kadar yükseld�ğ� Aralık 2021’e geld�ğ�nde ortaya çıkan döv�z kr�z�n� aşab�lmek �ç�n “kur korumalı mevduat” adıyla, bankalarda döv�zden dönerek ya da doğrudan Türk l�rası mevduatını, kur korumalı mevduat hesaplarına aktaranlara, en az döv�z kuru artışı kadar get�r� sağlama garant�s� ver�ld�. Azalarak da olsa hala devam eden bu hesapların, fa�zle kur artışı arasındak� fark önce bütçeden ve Merkez Bankasından, 2023 yılı ortalarından �t�baren �se tümüyle Merkez Bankasından karşılandı. Kur korumalı mevduat �ç�n Haz�ne ve Merkez Bankası ş�md�ye kadar kadar 1 tr�lyon 341 m�lyar l�ra ödeme yaptı. l�ralık ödeme yaptı. Döv�z hesabını KKM’ye çev�ren verg� mükellefler�ne sağlanan verg� �st�snası neden�yle 129 m�lyar l�ralık verg�den vazgeç�ld�. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 80 ‒ Dolayısıyla “kur korumalı mevduat” ucubes�n�n bu yoksul halka faturası 1,5 tr�lyon l�rayı buldu. Ödend�ğ� tar�htek� kurlarla 62 m�lyar dolara yaklaşan bu mal�yet�n bu günkü değ�r� �se 2,6 tr�lyon l�rayı buluyor. KKM’NİN BİLİNEN (RESMİ OLARAK AÇIKLANAN) MALİYETİ Bütçeden Ödenen (2022- Kasım 2025) 152 m�lyar TL Merkez Bankasının Öded�ğ� (2022-2025) 1 tr�lyon 189 m�lyar TL Mal�ye’n�n Vazgeçt�ğ� Verg� (2023 sonuna kadar) 129 m�lyar TL BİLİNEN TOPLAM MALİYET 1 tr�lyon 470 m�lyar TL Daha önce Haz�nen�n üstlend�ğ� Türk L�rası c�ns�nden açılan kur korumalı mevduatın tüm yükünün, döv�zden dönenlerle b�rl�kte tümüyle Merkez Bankasına yüklenmes�, sonuç olarak yasaya aykırı olmasına rağmen Merkez Bankasının kamu kes�m�ne ger� dönüşü olmayan kred� vermes� g�b� b�r sonuç doğurdu. Merkez Bankası, Türk l�rası yaratarak, halk arasındak� dey�m�yle “para basarak” bu mal�yet� öded� ve 2023 yılını 818,2 m�lyar l�ra 2024 yılını 700 m�lyarl�ra zararla kapattı. Merkez Bankası, KKM ödemeler� neden�yle ortaya çıkan 1,5 tr�lyon l�rayı aşan bu zararını karşılıncaya kadar Haz�ne’ye kar payı ödemeyecek. Dolayısıyla da Haz�ne bu kadar b�r gel�rden mahrum kalacaktır. Merkez Bankasının karşılıksız olarak bu kadar b�r para yaratması bu gün kırılamayan enflasyon döngüsünün en öneml� neden�d�r. Enflasyonu paranın değer kaybetmes� olarak kabul edersek, bu kadar b�r karşılıksız para basılması doğal olarak paranın değer�n� düşürecek enflasyonu körükleyecekt�. N�tek�m öyle de oldu. Merkez Bankası Dolar Kuru (Yıl Sonu, TL) 45,00 42,36 40,00 36,74 35,00 29,44 30,00 25,00 18,70 20,00 12,98 15,00 10,00 5,94 7,34 3,77 5,26 2,33 2,92 3,52 5,00 0,00 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 2025 Kasım Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 81 ‒ Cumhurbaşkanı, 2012 yılında yayımladığı b�r sosyal medya mesajında “Para, tıpkı bayrak g�b� tıpkı m�ll� marş g�b� b�r ülken�n gücünü �t�barını bağımsızlığını s�mgeler. Paranın �t�barı m�llet�n �t�barıdır” dem�şt�. Bugünkü s�yas� s�stem� hayata geç�ren, Anayasa değ�ş�kl�ğ�n�n gündeme get�r�ld�ğ� 2016 yılı sonundan bu yana Türk l�rası car� olarak değer�n�n yüzde 93’ünü kaybett�. TL’n�n bugünkü değer�nden yola çıkarsak, Türk�ye’n�n, bağımsızlığının, gücünün, �t�barınının tamamının bu ucube s�stemle nasıl kaybett�ğ�n� açıkça göreb�l�r�z. Türk l�rasının bu kadar �t�barsızlaşmasının arkasında, yönet�c�ler�n, �ç�nde bulunulan ekonom�k s�stem� tam olarak algılayamamaları yatmaktadır. Z�ra Türk�ye 1990’lı yılların başında, kamu açıklarının çok yüksek olması neden�yle o gün �ç�n çok doğru olmadığına �nandığımız b�r kararla, ANAP �kt�darı tarafından Dünyanın en serbest kamb�yo rej�mler�nden b�r�n� uygulamaya koydu. Kısa vadel� sermaye hareketler�n� serbest bıraktı, Türk l�rasının konvertb�l para olduğunu �lan ett�. Bu karar, aynen mal ve h�zmet t�caret�nde olduğu g�b� Türk�yen�n parasını da uluslararası rekabete açtığının �lanıydı. Uluslararası t�carette rekabet gücü t�carete konu mal veha h�zmet�n kal�tes� ve f�yatıyla elde ed�l�yor. B�r paranın kal�tes� arkasındak� ekonom�n�n gücüyle orantılıdır. Ekonom�n�z güçlüyse paranız kal�tes�yle d�ğer paralara karşı rekabette üstünlük sağlayacaktır ,ekonom�n�z kal�tes�zse paranın f�yatını düşürerek (Paranı f�yatı fa�zd�r. Yüksek fa�z uygulandığı paranın f�yatını ucuzlatır) d�ğer b�r �fadeyle fa�z� artırarak) rekabet gücü sağlamaya çalışmanız gerek�rd�. İkt�dar, uygulanan ekonom�k s�stemde asla yer� olmaması gereken kurallarla oyunu oynamaya kalkığı �ç�n Türk�ye oldukça yoğun kısa vadel� sermaye çıkışlarına sahne oldu ve Merkez Bankasının döv�z rezerv� eks�ye düştü. Ülkedek� dolar�zasyon hızlandı. Bankalarda bulunan mevuat �çer�s�nde yabancı paralarla açılmış mevduatların payı yüzde 70’e yaklaştı. Bu durum da Türk l�rasının değer kaybını hızlandırarak enflasyonu körüklemeye devam ed�lm�şt�r. Merkez Bankası, swap ve mevduat g�b� yöntemlerle başka ülkeler�n Merkez Bankalarından borçlanarak elde ett�ğ� döv�z� kur artışını baskılamak �ç�n kullanılmıştır. Bu pol�t�ka Haz�ran 2023’te, “rasyonel pol�t�kalara dönüyoruz” den�lerek zımnen akıl dışı �lan ed�ld�kten sonra uygulamaya konulan dezenflasyon pol�t�kaları döv�z kurunun baskılanması, d�ğer b�r �fadeyle Türk l�rasının değerlenmes� üzer�nde temellend�r�lm�şt�r. Pol�t�ka fa�z� yüze 50’lere kadar yükselt�l�p, sıcak paraya dolar Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 82 ‒ bazında yüzde 20’ye varan oralarda fa�z ödenmes�ne neden olmaktadır. Bu yüksek kazanca rağmen, tek adam rej�m�n�n CHP’l� beled�yelere yönel�k yargı operasyonları g�b� s�yas� �st�krarsızlık yaratan gel�şmeler yurt �ç� yerleş�klerde dolar�zasyona geç�ş� artırmakta, yabancı yatırımcılar da Türk�ye’dek� yatırımlarını azaltmaya yönelmekted�rler. Merkez Bankası, yüzde 50’ye kadar çıkardıktan sonra Ek�m 2025’te yüzde 39,5’e �nen ve pol�t�ka fa�z�ne rağmen, Türk ly�rasını değerl� tutab�lmek �ç�n özell�kle 19 Mart yargı darbes�n� �zleyen haftalarda açık ve arka kapıdan yaptığı satışlarla 60 m�lyar dolarlık döv�z satmak zorunda kalmıştır. Ücretler�n gel�rden aldığı pay azaltıldı Yaşanan ve devam eden bu kr�z dönem�nde ücretler�n m�ll� gel�rden aldığı pay da d�be �nd�. Bugünkü s�stem�n henüz tartışılmaya başlandığı 2016 yılında, yan� b�r doönemde ücretler�n m�ll� gel�rden aldığı pay yüzde yüzde 36,3 olarak gerçekleşm�şt�. Bu oran yıllar �t�bare�yle azalarak 2022 yılında yüzde 26,3’e kadar düşmüştür. Yan� s�stem ücretl�ler�n payında 2022 yılında 10 puanlık b�r azalmaya yol açtı. 2023 yılında yapılan m�lletvek�l� ve Cumhurbaşkanlığı seç�mler�n� kaybetmek �stemeyen �kt�darın uyguladığı seç�m pol�t�kaları ve EYT neden�yle ödenen kıdem tazm�natlarının m�ll� gel�r hesaplamalarında ücret sayılması yüzünden ücretl�ler�n payı 2023 yılında yen�den yüzde 32,5’e yükseld�. Sermayen�n, yan� karın m�ll� gel�rden aldığı ve 2016 yılında yüzde 47,5 olan pay �se 2022 yılında yüzde 53,7’ye kadar yükseld�. 2023 yılında �se yen�den yüzde 47 olarak gerçekleşt�. TÜİK ver�ler�ne göre �şgücü ödemeler�n�n 2025 yılının bu çeyrekte �k�nc� çeyrektek� oran olan % 38.4’e göre ger�leyerek m�ll� gel�rden yüzde 35 oranında pay aldığı �fade ed�lmekted�r. Oran, geçen yılın üçüncü çeyreğ�nde de aynı düzeyde görünmekted�r. Ancak hesaplamalara göre �şgücünün payı azalırken d�ğer yandan sermayen�n payında artış yaşanmakta olup oran üçüncü çeyrekte 46,3 olmuştur. Bu oran b�r öncek� çeyrekte yüzde 41,3, b�r öncek� yıl yüzde 46 düzey�nde oluşmuştu İkt�dar sözcüler�n�n ve ekonom� yönet�m�n�n kamuoyuna ş�md�ye kadar yansıyan söylemler�, 2023 ve 2024 yıllarındak� seç�mler neden�yle ücretler�n payında 2022 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 83 ‒ yılındak� d�p noktaya göre yaşanan yüksel�ş�n, 2026 yılında da önlenmes�ne dönük pol�t�kaların uygulanacağını göster�yor. N�tek�m, asgar� ücret�n geçm�ş enflasyona göre değ�l, gelecek yıla �l�şk�n enflasyon hedefler�ne ve tahm�nler�ne göre bel�rlenmes�ne dönük ısrarlı kamuoyu oluşturma çabaları, 2026 yılının ücretl�ler açısından oldukça çet�n geçeceğ�n� göster�yor. Ücretlerin Milli Gelir İçindeki Payı (%) 37,0 36,3 34,8 35,0 34,1 33,5 33,1 32,5 33,0 31,0 30,0 29,0 26,3 27,0 25,0 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 İkt�dar yukarıda anlatıldığı g�b� kens�n�n�n yarattığı enflasyonun faturasını yıktığı g�b� sorumluluğunu da ücretl�ler�n üzer�ne yıkmaya yönel�k b�r söylem gel�şt�rme gayret� �çer�s�nde bulunuyor. Oysa ücretler enflasyonun neden� değ�l kurbanı konumundadır. Z�ra, önce ücretler artırılmış arkasından da enflasyon artmış değ�ld�r. Aks�ne enflasyon yükseld�kten sonra ücretlere zam yapılan b�r süreçten geç�lmekted�r. “Ücret ve maaşları gerçekleşen eflasyon baz alınarak değ�l, hedeflenen enflaslyon baz alınarak artıralım” demek, çalışanlardan yaşanan enflasyonun yarattığı yoksulluğun tamamını “s�neye çekmeler�n�” �stemek olacaktır. Ayrıca, gerek kamu çalışanlarının maaşları, gerekse de kamu ve özel sektörde çalışan �şç�ler�n ücretler� ve emekl� aylıkları TÜİK tarafından açıklanan enflasyon baz alınarak bel�rlenmekted�r. İkt�dar da TÜİK’�n enflasyon oranlarını baz alarak enflasyonun oldukça üzer�nde zam yapıldığı tez�n� �şlemekted�r. Oysa TÜİK vatandaşın günlük hayatında yaşadığı gerçek enflasyonu değ�l, daha düşük oranları hesapladığı �ç�n ücretl�ler�n hayatı herfeçen gün daha da pahalılaşmaktadır. Ücretler gerçek enflasyon karşısında bırakın reel olarak artmayı, reel olarak er�d�ğ� �ç�n geç�m sıkıntısı her geçen gün artmaktadır. Bozulan gel�r dağılımı ve g�zlenemeyen yoksulluk Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) hayatında yaşadığı gerçek enflasyonu değ�l, daha düşük oranları hesapladığı �ç�n ücretl�ler�n hayatı herfeçen gün daha da pahalılaşmaktadır. Ücretler gerçek enflasyon karşısında bırakın reel olarak artmayı, reel olarak er�d�ğ� �ç�n geç�m sıkıntısı her geçen gün artmaktadır. ‒ 84 ‒ Bozulan gel�r dağılımı ve g�zlenemeyen yoksulluk Tek adam rej�m�y�le b�rl�kte uygulamaya sokulan ve h�çb�r akla ve b�l�msel bulguya dayanmayan kend�ne özgü ekonom�k karar ve uygulamalar doğal olarak ülkede zaten bozuk olan gel�r dağılımını daha da bozmuştur. GELİR DAĞILIMI (Pay %) 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 En yoksul Yüzde 20'nin Gelirden Aldığı Pay 6,14 6,24 5,93 6,11 6,04 6,15 6,25 İkinci Yüzde 20'lik Grubun Gelirden Aldığı Pay 10,57 10,91 10,56 10,78 10,40 10,19 10,36 Üçüncü Yüzde 20'lik Grubun Gelirden Aldığı Pay 14,82 15,23 14,90 15,07 14,66 14,35 14,56 Dördüncü Yüzde 20'lik Grubun Gelirden Aldığı Pay 20,90 21,37 21,09 21,32 20,88 20,65 20,75 En zengin yüzde 20'nin Gelirden Aldığı Pay 47,58 46,25 47,51 46,72 48,01 48,66 48,09 Gini Katsayısı 0,408 0,395 0,410 0,401 0,415 0,420 0,413 En Zengin ile En Yoksul Yüzde 20 Arasındaki Fark 7,75 7,41 8,01 7,65 7,94 7,91 7,69 En yoksul Yüzde 10'un Gelirden Aldığı Pay 2,37 2,39 2,23 2,30 2,34 2,45 2,50 En zengin yüzde 10'un Gelirden Aldığı Pay 32,58 31,16 32,50 31,48 33,19 33,94 33,19 En Zengin ile En yoksul Yüzde 10 Arasındaki Fark 13,75 13,04 14,57 13,69 14,18 13,85 13,30 En yoksul Yüzde 5 in Gelirden Aldığı Pay 0,94 0,94 0,85 0,89 0,89 1,00 1,01 En zengin Yüzde 5 in Gelirden Aldığı Pay 22,36 21,10 22,28 21,32 23,30 23,85 23,06 En Zengin ile En yoksul Yüzde 5 Arasındaki Fark 23,79 22,45 26,21 23,96 26,18 23,92 22,81 Yoksul Sayısı (B�n k�ş�) 16.888 17.207 17.921 17.636 18.030 17.873 17.821 Yoksulluk Oranı (yüzde ) 21,2 21,3 21,9 21,3 21,6 21,3 21,2 TÜİK’�n 2024 olarak gösterd�ğ� ancak 2023 yılındak� gel�rler� esas alarak açıkladığı son gel�r dağılımı �stat�st�kler� bu gerçeğ�n g�zlenemeyeceğ�n� açıkça ortaya koymaktadır. Bu rej�m�n hazırlıklarının yapıldığı yıllardan �t�baren gel�r dağılımındak� bozulma hızlandı. 2017 yılında yüzde 6,28 olan en yoksul yüzde 20’l�k kes�m�n gel�rden aldığı pay 2019 yılı gel�rler� esas alınarak hesaplanan 2020 yılında yüzde 5,93’e kadar ger�led�. Pandem� dönem�ndek� zorunlu yardımlarla bu oranını b�r m�ktar yukarı g�tt�ğ� gözlense de 2024 yılında en yoksul kes�m�n gel�rden aldığı yüzde 6,25’l�k pay 2017 yılının altında kalmaya devam etmekted�r. En zeng�n yüzde 20’l�k kes�m�n aldığı pay �se 2017 yılından sonra yüzde 47,4’ten yüzde 48,7’ye kadar yükselm�ş durumda. En zeng�n yüzde 20’l�k kes�mle en yoksul yüzde 20’l�k kes�m�n m�ll� gel�r pastasından aldığı pay arasındak� fark yüzede 7,5 kattan 7,7 kata çıkmış durumdadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 85 ‒ Türkiye'de Gelirin Dağılımı (%) 6,3% En yoksul Yüzde 20'nin Gelirden Aldığı Pay 10,4% İkinci Yüzde 20'nin Gelirden Aldığı Pay 48,1% 14,6% Üçüncü Yüzde 20'nin Gelirden Aldığı Pay Dördüncü Yüzde 20'nin Gelirden Aldığı Pay 20,7% En zengin yüzde 20'nin Gelirden Aldığı Pay Bu düzeydek� �stat�st�kler ülkedek� orta sınıfın gel�rden aldığı payın azalmakta ve dolayısıyla hızla yoksullaşmakta olduğunu en üsttek� b�r tabakanın �se g�derek gel�rden daha fazla pay almayı sürdürdüğü gözlenmekted�r. İk�nc�, üçüncü ve dördüncü yüzde 20’l�k d�l�mler�n gel�rden aldığı pay 2017-2024 yılları arasında b�r puana yakın azalarak yüzde 46,34’ten yüzde 45,66’ya ger�lem�şt�r. Sıfıra yaklaştıkça gel�r dağılımının düzelmekte olduğunu, b�re yaklaştıkça bozulmakta olduğunu gösteren g�n� katsayısı da bu dönemde 0,405’ten 0,413’ye yükselm�şt�r. Gel�r dağılımına yüzde 5’l�k ve yüzde 10’l�k d�l�mler olarak bakıldığında da durumun çok daha vah�m olduğu anlaşılmaktadır. . En zeng�n yüzde 10’l�k kes�m�n 2017 yılında yüzde 32,5 olan gel�rden pay, 2024 yılında yüzde 33,19’a çıkmış durumda. Hatta en zeng�n yüzde 5’l�k kes�m�n gel�rden 2017 yılında aldığı yüzde 22,3 oranındak� pay 2024 yılında yüzde 23,85’e çıkmış durumdadır Y�ne TÜİK’�n parasal olarak çok düşük b�r yoksulluk sınırını esas alarak yaptığı yoksulluk araştırması da bu dönemde yoksulluğun hem sayısal hem de oransal olarak arttığını ortaya koyuyor. Medyan (ortanca) gel�r�n yüzde 60’ı esas alınarak yapılan hesaplamaya göre 2017 yılında yüzde 15 m�lyon 867 b�n olarak tahm�n ed�len Türk�ye’dek� yoksul sayısı 2024 yılında 17 m�lyon 821 b�n k�ş�ye, bunların nüfusa oranı da yüzde 20,1’den yüzde 21,3’e çıkmış gözüküyor. Bu yöntemle yoksulluk, ülkedek� bütün haneler�n gel�rler� en düşükten en yükseğe doğru sıralanırken ortada kalan gel�r esas alınarak hesaplanıyor. Dolasıyla bu �stat�st�kler gerçekten gel�r�yle asgar� geç�m koşullarını sağlayamayanları değ�l, ortanca gel�r�n yüzde 60’ına ulaşmayanları yoksul Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 86 ‒ kabul ed�yor. Dolayısıyla bu yöntemle değ�l, bazı send�kaların hesapladığı g�b� b�r hanen�n dengel� besleneb�lmes�n�n yanı sıra d�ğer �hy�taçlarını da �nsan onuruna yakışır b�r şek�lde karşılayab�lmes� �ç�n gereken b�r parasal sınır esas alınsa, Türk�ye’dek� yoksulluk oranı yüzde 80’ler� bulab�l�r. Yöntem, kamuoyunun algıladığı şek�lde b�r yoksulluk ölçmese de yoksulluğun artmakta olduğunu açıkça göstermekted�r. AyrıcaTÜİK’�n �stat�st�ğ�n� açıkladığı en son yıl olan 2024 yılının 2023 yılı gel�r koşullarına göre hesaplandığı d�kkate alındığında, ülke �ç�n oldukça zorlu geçen ve ekonom�k büyümen�n yavaşyadığı 2024 ve 2025 yıllarında yoksulluğun çok daha yüksek oranlara çıktığı söyleneb�l�r. Bu zaten gözlenmekted�r. VI. 2026 BÜTÇESİ ÖNCESİ EKONOMİNİN GÖRÜNÜMÜ 1. Özet 2026 yılı merkez� yönet�m bütçes�, makroekonom�k temeller�n zayıf olduğu, enflasyonun katlanılan toplumsal mal�yete rağmen yüksek ve kalıcı hâle geld�ğ� ve para-mal�ye pol�t�kası eşgüdümünün bozulduğu b�r dönemde hazırlanmıştır. Üstel�k 2026 bütçes�, büyüme kompoz�syonunda yapısal bozulmanın sürmes�ne, yatırımların zayıf kalmaya devam etmes�ne ve kamu mal�yes�nde sürdürüleb�l�rl�k r�skler�n�n artmasına hız vermekted�r. Bütçen�n temel dayanakları olan büyüme, enflasyon, kur ve gel�r projeks�yonları hem p�yasa beklent�ler� hem de bağımsız kuruluşların öngörüler�yle çel�şmekted�r. Makro ver�ler ekonom�k faal�yet�n zayıf seyrett�ğ�n�, enflasyon beklent�ler�n�n hedefler�n çok üzer�nde kaldığını ve kred� koşullarının yüksek mal�yetlerle sıkılaştığını göstermekted�r. Bu da dezenflasyon sürec�n�n öngörülenden daha uzun ve mal�yetl� süreceğ�n� ve 2026 enflasyon tahm�n�n�n %25’ler c�varında seyredeceğ�n� ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bütçen�n tekn�k varsayımları gerçekç� değ�ld�r. Kamu mal�yes� üzer�nde ulusal ve uluslararası konjonktüre duyarlı, kırılgan b�r görünüm oluşmuştur. Orta vadede ekonom�k r�skler�n süreceğ� ve mal� alanın g�derek daraldığı açıktır. 2. Makroekonom�k Durum ve Görünüm 2.1. Büyüme: Tüket�m-odaklı, ver�ml�l�kten kopuk ve denges�z Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) enflasyon tahm�n�n�n %25’ler c�varında seyredeceğ�n� ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bütçen�n tekn�k varsayımları gerçekç� değ�ld�r. Kamu mal�yes� üzer�nde ulusal ve uluslararası konjonktüre duyarlı, kırılgan b�r görünüm oluşmuştur. Orta vadede ekonom�k r�skler�n süreceğ� ve ‒ 87 ‒ mal� alanın g�derek daraldığı açıktır. 2. Makroekonom�k Durum ve Görünüm 2.1. Büyüme: Tüket�m-odaklı, ver�ml�l�kten kopuk ve denges�z Son üç yılın büyüme ver�ler� �ncelend�ğ�nde, �kt�sad� faal�yetler�n tüket�m ağırlıklı ve kred� kanalına aşırı bağımlı b�r yapıda sürdüğü görülmekted�r. Son üç yılda sanay� üret�m�n�n %3 daralmasına karşın perakende satışların %33 artmış olması sürdürüleb�l�r b�r büyümeden daha çok borçlanma r�skler�n� barındıran sun� b�r büyümeye �şaret etmekted�r. Makroekonom�k perspekt�ften bakıldığında üç kr�t�k alan göze çarpmaktadır: 1. Ver�ml�l�k kaybı: Ülkedek� kurumların zayıflaması ve kaynak dağılımının �kt�sad� sa�klerle yapılmamasından dolayı toplam faktör ver�ml�l�ğ� zayıf seyretmekted�r. Bu da büyümen�n uzun döneml� en öneml� etkenler�nden b�r� olan ver�ml�l�k faktörünün katkısını sınırlamaktadır. 2. İthal g�rd�ye bağımlılık: Baskılanan kurdan ve �ç talep artışından dolayı �thalat tet�klenmekte, net �hracat büyümeye �stenen katkıyı verememekte ve �thal g�rd� bağımlılığının yüksek olduğu üret�m yapısı değ�şmemekted�r. 3. Borçlanma temell� büyüme: Hane halkı tüket�m� artarken tasarruf oranı düşmekte, f�nansman �ht�yacı artmaktadır. Benzer b�r durum ş�rketler kes�m� �ç�n de yaşanmaktadır. Her ne kadar ekonom� yönet�m� kamunun, özel sektörün ve hane halkının borç oranının düşük olmasını b�r avantaj olarak gösterse de Türk�ye g�b� makroekonom�k �st�krarın yakalanmadığı ülkelerde artan borçluluk oranları ekonom�dek� r�sk pr�m�n� arttırıcı etk� yapacaktır. Bunun yanında öncü göstergeler mevcut ekonom�k büyüme görünümünün potans�yel�n altında olduğunu ve 2026 büyümes�n�n %4 c�varında seyredeceğ�n� bel�rtmekted�r. 2.2. Enflasyon: Hedeflerden kopuk, kalıcı b�r yapı Mevcut Durum Başarısız dezenflasyon sürec�n�n en temel gösterges�, enflasyon beklent�ler�ndek� kalıcılıktır. Kred�, fa�z ve kur anal�zler� parasal koşulların sıkılaşmasına rağmen enflasyon d�nam�kler�n�n hâlâ güçlü olduğunu ve beklent�ler�n bozulduğunu göstermekted�r. B�rçok f�nansal kuruluş 2026 sonu TÜFE tahm�n� %25’e rev�ze etm�şt�r. TCMB 2026 yıl sonu enflasyon hedef�n�n %16 olduğu b�r ortamda bu durum merkez bankasının �t�barını ve güven�l�rl�ğ�n� daha da sarsacak konumdadır. Dolayısıyla enflasyon hedeflemes�n�n �şlevs�zleşt�ğ�n� söylemek yanlış olmayacaktır. Yapışkanlık Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 88 ‒ Yapışkanlık Özell�kle h�zmet enflasyonunun %44 sev�yes�nde sıkışmış olması, f�yat d�nam�kler�ndek� yapışkanlığı güçlend�rmekted�r. K�ra, sağlık, eğ�t�m ve ulaşım g�b� h�zmet sektörler�ndek� yapısal f�yat sertl�ğ�, enflasyonun katılığını artırmaktadır. Döv�z kuru geç�şkenl�ğ�n�n %35–40 bandında devam etmes�, f�yatlama davranışlarında kur şoklarına karşı aşırı duyarlılığın sürdüğünü göstermekted�r. Dolayısıyla, döv�z kurunu baskılayarak enflasyonu düşürmey� planlayan dezenflasyon programı, enflasyonda b�r başarı sağlayamadığı g�b� �ler�de döv�z kurunda meydana gelecek olası b�r düzeltmen�n f�yat dengeler�n� daha da bozacağı açıktır. 2.3. Para Pol�t�kası: Bağımsızlığı aşınmış, öngörüleb�l�rl�ğ� zayıf b�r çerçeve Enflasyonda gözle görülür b�r başarının elde ed�lmemes� mevcut para koşullarının da sıkı kalmasına neden olmaktadır. Reel sektörün Merkez Bankası’ndan fa�z �nd�r�mler�n� beklemes� de para pol�t�kası üzer�nde ek b�r baskı yaratmaktadır. F�nansal çevreler Merkez Bankası’nın fa�z kararlarında s�yas� takv�m etk�s�n�n arttığını, makro �ht�yat� tedb�rler�n pol�t�ka fa�z�n�n yer�ne geçt�ğ�, enflasyon eğ�l�m�ndek� bozulmanın sürdüğünü �fade etmekted�r. Özetle, para pol�t�kası kred�b�l�tes� zedelenm�ş, f�yat �st�krarı hedef� sorgulanır olmuştur. 2.4. Döv�z Kuru ve Rezerv Yönet�m�: Müdahaleye bağımlı kırılganlık Kur Rej�m� Merkez Bankası’nın uzunca b�r süred�r döv�z kurunu sert müdahalelerle baskılaması reel sektörün rekabet gücü açısından c�dd� b�r tehl�ke doğurmuştur. Son aylarda döv�z satışı olmaksızın kur �st�krarının sağlanması olumlu görünse de orta vadede kurun pol�t�ka amaçlı b�r araç olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu durum da geçm�ş hatalardan h�ç ders alınmadığını göstermekted�r. Rezervler Öte yandan, TCMB son dönemde net rezerv b�r�kt�rmekte zorlanmakta, döv�z volat�l�tes�n� sınırlamak �ç�n düzenl� müdahaleye �ht�yaç duymaktadır. 19 Mart yargı darbes�n� tak�p eden �k� ayda TCMB’n�n 57 m�lyar Dolarlık kur müdahales� mevcut yönet�m�n pol�t�ka ve ekonom� terc�hler�n�n en net gösterges�d�r. Ekonom�dek� karar alıcıların demokras�y� askıya alan her türlü hukuksuzluk karşısında yüksek fa�zlerle Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 89 ‒ b�r�kt�rd�ğ� rezervler� er�tmes� hukuksuzluğun �kt�sad� mal�yet� konusunda da f�k�r vermekted�r. Sermaye Akımları Fa�zler�n yüksek, kur r�sk�n�n de çok düşük olduğu b�r ortamda yurt dışı yerleş�kler�n Türk�ye poz�syonlarının büyük bölümü doğal olarak kısa vadel� carry trade �şlemler�ne dayanmaktadır. Yurt �ç� yerleş�klerde de döv�z taleb� �st�krarlı b�ç�mde devam etmekted�r. Bu tablo, “sudden stop” açısından kırılgan b�r duruma �şaret etmekted�r. 3. Mal�ye Pol�t�kası ve Kamu Borcu D�nam�kler� 3.1. Gel�r Tahm�nler�: Enflasyona Bağımlı ve Gerçekl�kten Kopuk B�r Yapı Bütçen�n gel�r tarafındak� temel sorun, tahm�nlerde görülen sapmalar ve bu sapmaların yol açtığı gel�r kayıplarının hane halkı üzer�ne daha fazla verg� yükü b�nd�rmes�d�r. 2025 yılının son ayında gelen torba yasa bu durumun en �y� örnekler�nden b�r�d�r. Enflasyon muhasebes� uygulanmadığı �ç�n verg� gel�rler� kâğıt üzer�nde hızla artmakta; ancak bu artış reel b�r gel�r yaratmamakta, kamu h�zmetler�n�n gerçek f�nansman kapas�tes�n� güçlend�rmemekted�r. Bu nedenle bütçe gel�rler� enflasyonla b�rl�kte ş�şmekte, mal� duruma �l�şk�n gerçek olamayn b�r �y�leşme algısı ortaya çıkmaktadır. 3.2. Harcamalar: KÖİ Garant� Yükler� ve Şeffaflık Sorunu Harcamalar tarafında en büyük baskı unsurlarından b�r�, kamu-özel �şb�rl�ğ� projeler�nden kaynaklanan garant� ödemeler�d�r. Bu ödemeler özell�kle döv�z c�ns�nden düzenlenm�ş olması neden�yle kur hareketler�ne son derece duyarlıdır ve bütçe üzer�nde her yıl artan b�r yük oluşturmaktadır. Bu yükümlülükler�n öneml� b�r bölümü ayrıntılı b�ç�mde kamuoyuyla paylaşılmadığı �ç�n mal� r�skler�n boyutunu doğru şek�lde değerlend�rmek mümkün değ�ld�r. Deprem sonrası yen�den �nşa harcamaları konusunda da benzer b�r şeffaflık sorunu bulunmaktadır. Harcamaların kapsamı, takv�m� ve etk�nl�ğ�ne �l�şk�n detaylı b�r anal�t�k çerçeve sunulmamıştır. Bu durum uluslararası mal� şeffaflık standartlarıyla uyumlu olmayıp bütçen�n gerçek yükünü tam olarak tesp�t etmey� zorlaştırmaktadır. 3.3. Borçlanma: Yükselen Mal�yetler, Kısalan Vadeler ve Artan Kırılganlık Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Deprem sonrası yen�den �nşa harcamaları konusunda da benzer b�r şeffaflık sorunu bulunmaktadır. Harcamaların kapsamı, takv�m� ve etk�nl�ğ�ne �l�şk�n detaylı b�r anal�t�k çerçeve sunulmamıştır. Bu durum uluslararası mal� şeffaflık standartlarıyla uyumlu olmayıp bütçen�n gerçek yükünü tam ‒ 90 ‒ olarak tesp�t etmey� zorlaştırmaktadır. 3.3. Borçlanma: Yükselen Mal�yetler, Kısalan Vadeler ve Artan Kırılganlık Haz�ne’n�n borçlanma mal�yetler�n�n son dönemde bel�rg�n b�ç�mde yükseld�ğ� görülmekted�r. Bütçe açığının hedefler�n üzer�nde gerçekleşmes� ve f�nansman �ht�yacının artması, borçlanma fa�zler�n� yukarı çekm�şt�r. 2025 yılının son ayında TBMM’ye sunulan 335 m�lyar TL’l�k ek verg�/harç paket� �le Cumhurbaşkanına ek borçlanma yetk�s� talep ed�lmes�, kamu mal�yes�ndek� bozulmanın c�dd� boyutlara ulaştığını göstermekted�r. Buna paralel olarak, get�r� eğr�s� bel�rg�n şek�lde yukarı kaymış; borçlanma vadeler� kısalmış ve yatırımcı tabanı daralmıştır. Bu gel�şmeler, �ç borcun çevr�lmes�n� daha pahalı hâle get�rmekte ve borç stokunun sürdürüleb�l�rl�ğ� üzer�nde orta vadel� r�skler� artırmaktadır. Kamu borçlanmasının g�derek daha yüksek mal�yetle ve daha kısa vadelerle yapılması, f�nansal �st�krarı olumsuz etk�leyen b�r kırılganlığa �şaret etmekted�r. Bu duruma en �y� örnek kısa b�r zaman önce Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı’nın 10 yıllık devlet tahv�l�nde %40 �le borçlanması olmuştur. TCMB’n�n enflasyon hedef�n�n %16 olduğu b�r ekonom�de 10 yıllık tahv�l fa�z�n�n %30’un altına h�ç �nmemes� uygulanan pol�t�kaların güven�l�rl�ğ� açısından öneml� b�r �pucu vermekted�r. 4. F�nansal Koşullar ve Kred� Kanalları 4.1. Kred� Fa�zler�, F�nansman Mal�yetler� ve Kred� Kompoz�syonu Güncel ver�ler, kred� ve mevduat fa�zler�n�n yüksek seyrett�ğ�n� ve reel sektör açısından f�nansmana er�ş�m�n son derece mal�yetl� hâle geld�ğ�n� göstermekted�r. Bu ortamda kred� büyümes� dengel� b�r şek�lde yayılmamakta, ağırlık tüket�c� kred�ler�nde toplanmaktadır. T�car� kred�ler �se makro �ht�yat� düzenlemeler, fa�z sınırlamaları ve çeş�tl� oran uygulamaları neden�yle baskılanmış durumdadır. Bu kred� kompoz�syonu, sürdürüleb�l�r ve üret�me dayalı b�r büyüme yer�ne, geç�c� n�tel�kte tüket�m taleb� yaratarak ekonom�y� daha kırılgan b�r yapıya sürüklemekted�r. Özell�kle yüksek fa�z ortamında nak�t akışı zayıf f�rmaların b�lanço r�skler� artmakta; borç çev�rme kapas�teler� zayıflamaktadır. Tüket�c� kred�ler�ndek� hızlı gen�şleme �se hane halkı borçluluğunu artırarak f�nansal dayanıklılığı zayıflatmaktadır. Bankacılık sektöründe akt�f kal�tes�ne yönel�k r�skler de yüksel�ş göstermekted�r. Gel�r kaybı yaşayan sektörlerde ger� dönmeyen kred� oranlarının artma �ht�mal� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 91 ‒ bel�rg�nleşm�ş; sıkı f�nansal koşullar neden�yle kred� ger� ödeme performansı b�r kırılganlık alanı hâl�ne gelm�şt�r. 5. Dış Denge ve Car� İşlemler 2026 yılı �ç�n car� açığın m�llî gel�r�n yaklaşık %1,5’� sev�yes�nde gerçekleşmes� beklenmekted�r. Bu tahm�n �lk bakışta makul görünmekle b�rl�kte, �k� kr�t�k varsayıma bağımlıdır: �ç taleb�n sıkı pol�t�ka neden�yle düşük kalmaya devam etmes� ve döv�z kurunun görece �st�krarlı seyretmes�. Kurun s�yasal amaçlarla baskılanması, kısa vadede enflasyon görünümünü destekl�yor g�b� görünse de orta vadede dış denge üzer�nde olumsuz etk� yaratmaktadır. Yapay kur �st�krarı, �hracatçıların rekabet gücünü aşındırırken �thalatı daha caz�p hâle get�rmekte ve car� açığın yapısal olarak daralma kapas�tes�n� zayıflatmaktadır. Kur �st�krarının büyük ölçüde rezerv satışlarına bağlı olması da sürdürüleb�l�rl�k açısından soru �şaretler� yaratmaktadır. Rezerv b�r�kt�rme kapas�tes�n�n sınırlı olduğu b�r ortamda bu pol�t�kanın uzun süre devam ett�r�lmes� gerçekç� görünmemekted�r. 6. Kurumsal Yapı ve Pol�t�ka Eşgüdümü 6.1. Merkez Bankası’nın Bağımsızlığı Merkez Bankası’nın son dönemde aldığı fa�z kararları, b�r yandan reel sektör tarafından yeterl� görünmezken d�ğer yandan da f�nansal aktörler açısından enflasyonda kalıcı �y�leşme sağlanmadığından end�şeyle karşılanmaktadır. Enflasyon hâlâ yüksekken fa�z �nd�r�mler�ne yönel�nmes�, para pol�t�kasının ekonom�k ver�lerden çok s�yas� terc�hler� gözett�ğ�n� düşündürmekted�r. Bu durum, Merkez Bankası’nın bağımsızlığının zayıfladığını ve f�yat �st�krarı hedef�n�n �k�nc� plana �t�ld�ğ�n� göstermekted�r. 6.2. Pol�t�ka Koord�nasyonu Ekonom�de uygulanan pol�t�kalar arasında sağlıklı b�r eşgüdüm bulunmamaktadır. Mal�ye pol�t�kası, TCMB’n�n enflasyonla mücadele programına destek olmamaktadır. Bu da enflasyonla mücadelede ortak b�r stratej� oluşturulamadığı anlamına gelmekted�r. Ayrıca hükümet, ekonom�y� yönlend�rmek �ç�n fa�z yer�ne g�derek daha fazla makro �ht�yat� tedb�rler ve �dar� düzenlemeler kullanmaktadır. Kred� büyümes�, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 92 ‒ mevduat terc�hler� ve f�nansal koşullar büyük ölçüde bu �dar� kararlarla şek�llend�r�lmekted�r. Bu yaklaşım, öngörüleb�l�r, kurallara dayalı ve p�yasa mekan�zmasının �şled�ğ� b�r pol�t�ka çerçeves�yle uyumlu değ�ld�r. Ekonom� yönet�m�nde bu tür �dar� müdahaleler�n artması, hem para pol�t�kasının etk�nl�ğ�n� azaltmakta hem de yatırımcı güven�n� zayıflatmaktadır. 7. CHP’n�n Pol�t�ka Yaklaşımı ve Uygulayacağı Adımlar Türk�ye’n�n ekonom�k �st�krarı yen�den kazanab�lmes� �ç�n para pol�t�kası, mal�ye pol�t�kası ve yapısal reformların b�rb�r�n� tamamlayan, kurala dayalı ve öngörüleb�l�r b�r çerçevede yürütülmes� gerekmekted�r. CHP olarak ekonom� yönet�m�nde bu bütüncül yaklaşımı esas alıyoruz ve aşağıdak� pol�t�kaları hayata geç�rmey� taahhüt ed�yoruz. Cumhur�yet Halk Part�s� olarak ekonom�k programımızın temel amacı; Türk�ye ekonom�s�nde kaybolmuş olan öngörüleb�l�rl�ğ�, güven� ve kurumsal kapas�tey� yen�den tes�s etmekt�r. Bu çerçevede para pol�t�kası, mal�ye pol�t�kası, kamu mal� yönet�m�, f�nansal düzenleme ve reel sektör pol�t�kalarını kapsayan kapsamlı ve bütüncül b�r reform programını hayata geç�receğ�z. 7.1. Para Pol�t�kası CHP �kt�darında Merkez Bankası’nın tüm kararları s�yas� değ�l ekonom�k gerekçelerle alınacaktır. Para pol�t�kası kurumsal bağımsızlığa kavuşturularak f�yat �st�krarı yen�den ekonom� yönet�m�n�n merkez�ne yerleşt�r�lecekt�r. Bunun �ç�n:  Öncel�kl� hedef�m�z, f�yat �st�krarını sağlayarak enflasyonu �k� yıl �ç�nde kalıcı b�r şek�lde düşük tek haneye �nd�rmekt�r. Bu amaçla Merkez Bankası’nın araç bağımsızlığını yasal güvence altına alacağız. Başkan ve Para Pol�t�kası Kurulu üyeler�n�n atanma süreçler�n� şeffaf, l�yakat temell� ve s�yas� müdahalelerden arındırılmış b�r yapıya kavuşturacağız. Merkez Bankası’nın Haz�ne �le dolaylı veya dolaysız f�nansman �l�şk�s�n� açıkça yasaklayacak, f�yat �st�krarını zayıflatan tüm uygulamalara son vereceğ�z. Rezerv yönet�m�nde şeffaflığı artıracak, rezerv satışlarının düzenl� b�ç�mde kamuoyuna açıklanmasını zorunlu kılacağız Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 93 ‒  Para pol�t�kasını s�yas� etk�den tamamen bağımsız hâle get�receğ�z. Merkez Bankası’nın atamaları, karar süreçler� ve �let�ş�m stratej�s� bağımsızlık �lkes�ne göre düzenlenecek; para pol�t�kası hedefler� s�yasal takv�mlere göre değ�l, ekonom�k temellere göre bel�rlenecekt�r.  Enflasyon hedeflemes� çerçeves�n� yen�den �nşa edeceğ�z. Hedefler gerçekç� olacak, tahm�n aralıkları p�yasa beklent�ler�yle uyumlu hâle gelecek ve Merkez Bankası’nın hesap vereb�l�rl�ğ� güçlend�r�lecekt�r.  Döv�z p�yasasına yapılan müdahaleler� azaltacağız. Rezervler�n g�zl� veya örtülü alım–satım operasyonlarıyla değ�l, öngörüleb�l�r ve şeffaf b�r kur rej�m�yle yönet�lmes�n� sağlayacağız. Bu adım, hem rezerv b�r�k�m�n� sürdürüleb�l�r kılacak hem de p�yasa mekan�zmalarının doğru �şlemes�n� sağlayacaktır. Bu çerçevede CHP ekonom� yönet�m�, para pol�t�kasını uluslararası normlara uygun b�ç�mde kurallı, şeffaf ve güven veren b�r yapıya kavuşturacaktır. 7.2. Mal�ye Pol�t�kası Güçlü b�r mal�ye pol�t�kası, makroekonom�k �st�krarın temel taşlarından b�r�d�r. Bütçen�n şeffaf ve öngörüleb�l�r olması, kamu kaynaklarının ver�ml� kullanılması ve borç sürdürüleb�l�rl�ğ�n�n güçlend�r�lmes� temel öncel�kler�m�zd�r. Bu doğrultuda:  Bütçe hakkını yen�den TBMM’ye vereceğ�z.  Sıfır bazlı b�r bütçe yaparak 21. yüzyılın �ht�yaçları �le uyumlu, sosyal dengey� gözet�rken �kt�sad� hayatı dönüştüren b�r yaklaşım �zleyeceğ�z. Tüm kamu harcamalarını sosyal devlet/ver�ml�l�k kr�ter�ne göre değerlend�r�p gereks�z harcama kalemler� azaltırken bütçeye kalıcı b�r d�s�pl�n sağlayacağız. Verg� harcamalarının m�ktarını sınırlayacağız.  Kamu maliyesinde mali disiplini kalıcı hale getireceğiz. Bütçe sürecini şeffaflaştıracak, tüm harcamaları gereklilik, verimlilik ve etki analizine tabi tutacağız. Kamuda israfı bitirecek, temsil ve ağırlama harcamalarını azaltacak, kamu kaynaklarının kullanımını Sayıştay ve TBMM denetimiyle güçlendireceğiz. Kamu garantilerini ve borçlanma süreçlerini daha bağlayıcı kurallarla yöneteceğiz, bütçe disiplinini kurumsallaştıracağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 94 ‒  KÖİ projeler�n� tam şeffaflığa kavuşturacağız. Garant� ödemeler�n� bütçe dışı alanlardan çıkaracak, tüm taahhütler� kamuoyuna açık hâle get�recek ve bu projeler�n yükümlülükler�n� mal� r�sk çerçeves�ne dâh�l edeceğ�z. Kamu-Özel İşb�rl�ğ� projeler�n� tekn�k, hukuk� ve �dar� bakımdan yen�den değerlend�receğ�z. Sözleşmeler�n tamamını kamu denet�m�ne açacak, kamu zararına yol açan uygulamalarla �lg�l� tüm hukuk� yolları �şleteceğ�z. Gelecekte KÖİ model�n� Kamu İhale Kanununa entegre ederek şeffaf b�r yapıya kavuşturacağız.  Türk�ye’n�n en büyük hold�ngler�nden b�r� hal�ne gelen ve yüzlerce ş�rket� kayyum s�stem�yle yöneten TMSF’y� asl� görev�ne döndüreceğ�z. Kayyum s�stem�n� tamamen kaldıracağız.  Sayıştay denet�m�ne tab�� olmayan ve Cumhurbaşkanının keyf� kararlarıyla yönet�len Türk�ye Varlık Fonu’nu lağvedeceğ�z. Halkın ş�rketler�n� yen�den TBMM denet�m�ne alacağız. Kamusal varlıkları yen�den hesap vereb�l�r b�r düzene kavuşturacağız.  Deprem ve yen�den �nşa fonlarını bağımsız denet�me açacağız. Bu fonların yönet�m�n, s�yas� kararlarla değ�l, bağımsız b�r �zleme mekan�zmasıyla yürüteceğ�z, kaynakların ad�l, hızlı ve ver�ml� kullanımını sağlayacağız.  Kamu �kt�sad� teşebbüsler�nde OECD kurumsal yönet�ş�m standartlarını uygulayacak, şeffaf ve hesap vereb�l�r b�r yönet�m yapısı kuracağız.  Vergi sistemini sadeleştirecek, öngörülebilir hale getirecek ve adil bir yapıya kavuşturacağız. Dolaylı vergilerin milli gelir içindeki payını azaltacağız. Gelir ve kurumlar vergisinde tabanı genişletecek, çalışanlar üzerindeki vergi yükünü düşüreceğiz. Yeşil vergi politikalarını hayata geçirecek, çevresel maliyetlerin ekonomik kararlara doğru biçimde yansımasını sağlayacağız. Vergi istisna ve muafiyetlerini gözden geçirerek rasyonel bir çerçeveye indireceğiz. Vergi harcamaları raporunu TBMM’ye sunarak şeffaflığını artıracağız. CHP �kt�darında mal�ye pol�t�kası, hem kamu mal�yes�n�n sürdürüleb�l�rl�ğ�n� hem de f�yat �st�krarını destekleyen b�r çerçevede uygulanacaktır. 7.3. Reel Sektör ve Yapısal Reformlar Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) CHP �kt�darında mal�ye pol�t�kası, hem kamu mal�yes�n�n sürdürüleb�l�rl�ğ�n� hem de f�yat �st�krarını destekleyen b�r çerçevede ‒ 95 ‒ uygulanacaktır. 7.3. Reel Sektör ve Yapısal Reformlar Sürdürüleb�l�r büyüme güçlü b�r üret�m yapısı, rekabetç� b�r sanay� ve yatırımcı güven�yle mümkündür. CHP olarak reel sektörü destekleyen, teknoloj�y� ve ver�ml�l�ğ� önceleyen kapsamlı b�r dönüşüm programını devreye alacağız. Buna göre:  Yatırım ortamını hukuk� güvenceyle güçlend�receğ�z. Hukukun üstünlüğü, öngörüleb�l�r düzenlemeler, bağımsız kurumlar ve güçlü b�r rekabet pol�t�kası yatırımcı güven�n�n temel�n� oluşturacaktır.  Sanay� pol�t�kasını stratej�k sektörlerde �thalat bağımlılığını azaltacak şek�lde yen�den tasarlayacağız. Katma değer� yüksek üret�m, yerl� tedar�k z�nc�rler�n�n güçlend�r�lmes� ve yeş�l dönüşümle uyumlu üret�m teknoloj�ler� desteklenecekt�r.  D�j�talleşme, yeş�l dönüşüm ve teknoloj� yatırımlarını merkeze alan b�r ver�ml�l�k reformu başlatacağız. Eğ�t�m, Ar-Ge, d�j�tal altyapı, enerj� ver�ml�l�ğ� ve ver� ekonom�s� g�b� stratej�k alanlarda uzun vadel� b�r kalkınma programı uygulayacağız.  Üretim odaklı kalkınmayı destekleyeceğiz. Yatırım, istihdam, verimlilik ve teknoloji temelinde yeni bir ekonomik yapı kuracağız. İhracatı artıracak, ithalata bağımlılığı azaltacak, yüksek katma değerli üretime dayalı bir ekonomik dönüşüm sağlayacağız. Yeşil dönüşüm ve dijitalleşmeyi kalkınma stratejimizin merkezine yerleştireceğiz.  CHP olarak Türk�ye’n�n küresel rekabet gücünü artıracak, üret�m kapas�tes�n� güçlend�recek ve sürdürüleb�l�r kalkınmayı mümkün kılacak yapısal reformları kararlılıkla hayata geç�receğ�z. Sonuç olarak, CHP olarak Türk�ye ekonom�s�n� yen�den öngörüleb�l�r, güven�l�r ve sürdürüleb�l�r b�r yapıya kavuşturacağız. Kurumsal kapas�tey� güçlend�recek, hukuk� çerçevey� netleşt�recek, b�l�msel temell� ve kapsamlı ekonom�k pol�t�kaları kararlılıkla uygulayacağız. VII. 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TEKLİFİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) pol�t�kaları kararlılıkla uygulayacağız. ‒ 96 ‒ VII. 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TEKLİFİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Bütçe sürec� OVP’n�n yayınlanmasıyla başlamaktadır. Anayasal hüküm gereğ� bütçe kanun tekl�f�n�n malî yılbaşından en az yetm�ş beş gün önce, Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�ne sunulması gerekl�d�r. Ancak bütçen�n TBMM’ye sunulmasından önce yapılması gereken hazırlık çalışmaları ve bunlara �l�şk�n takv�m 5018 sayılı Kamu Mal� Yönet�m� ve Kontrol Kanunun 16. maddes�nde yer almaktadır.5 31.05.2021 tar�h ve 7319 sayılı Kanunun 8. maddes�yle 5018 sayılı yasada yapılan değ�ş�kl�kle daha önce met�nde yer alan “mal� plan” madde metn�nden çıkarılarak, mal� plan orta vadel� program b�rleşt�r�lm�şt�r. Bu düzenlemelere göre; (Orta Vadel� Program 2026-2028) 7 Eylül 2025 tar�h�nde 33010 sayılı Mükerrer Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Bütçe Çağrısı ve ek� Bütçe Hazırlama Rehber� �le Yatırım Genelges� ve ek� Yatırım Programı Hazırlama Rehber� 15 Eylül 2025 tar�h�nde 33018 sayılı Mükerrer Resmî Gazetede yayımlanmıştır.) Özetle; 2026 yılı bütçes� hazırlama takv�m� yasal prosedüre uygun olarak hazırlanmış ancak 16.Ek�m 2025 tar�h�nde �lk aşamada bütçe cetveller� olmadan TBMM’ye sunulmuştur. Söz konusu dokümanların Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı �le Cumhurbaşkanlığı Stratej� ve Bütçe Başkanlığı tarafından müştereken hazırlandığı bel�rt�lse de aslında Cumhurbaşkanlığı hükümet s�stem�ne geç�ş sonrası kurulan ve bütçen�n hazırlanmasından ve TBMM’ye sunulmasından sorumlu olduğu bel�rt�len Cumhurbaşkanı Stratej� ve Bütçe Başkanlığı �le Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı arasındak� eşgüdüm noksanlığı d�kkatten kaçmamaktadır. 5Cumhurbaşkanlığı merkezî yönetim bütçe kanunu teklifini hazırlar ve bu amaçla ilgili kamu idareleri arasında koordinasyonu sağlar. Merkezî yönetim bütçesinin hazırlanma süreci, Cumhurbaşkanı tarafından en geç Eylül ayının ilk haftası sonuna kadar kalkınma planları, stratejik planlar ve genel ekonomik koşulların gerekleri doğrultusunda makro politikaları, ilkeleri, hedef ve gösterge niteliğindeki temel ekonomik büyüklükleri, gelecek üç yıla ilişkin toplam gelir ve gider tahminlerini, bütçe dengesi ve borçlanma durumu ile kamu idarelerinin ödenek teklif tavanlarını içeren orta vadeli programın Resmî Gazete’de yayımlanması ile başlar. Bu doğrultuda, kamu idarelerinin bütçe tekliflerini ve yatırım programını hazırlama sürecini yönlendirmek üzere; Bütçe Çağrısı ve eki Bütçe Hazırlama Rehberi ile Yatırım Genelgesi ve eki Yatırım Programı Hazırlama Rehberi Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanarak en geç Eylül ayının onbeşine kadar Resmî Gazete’de yayımlanır.. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 97 ‒ 2026 yılı bütçe değerlend�rmeler�ne geçmeden Kes�n Hesap Kanun Tekl�f�ne konu olan 2024 yılı Bütçe uygulama sonuçlarının kısa b�r değerlend�r�lmes�n�n yapılması gerek�r: 2024 yılı Bütçe Uygulama ve Kesin hesap sonuçlarının değerlendirilmesi; 2024 Yılı (M�lyar TL) Bütçe g�derler� 10.781,0 Bütçe Gel�rler� 8.673,0 Bütçe Açığı 2.108,0 Fa�z dışı açık 837,0 Sayıştay tarafından hazırlanan 2024 Yılı Genel Uygunluk B�ld�r�m�nde, “Sayıştay denet�m raporlarının �ncelenmes� sonucunda, ödenek ve bütçe g�der� tutarlarında değ�ş�kl�ğe yol açan b�r tesp�t�n bulunmadığı görülmüştür.” şekl�nde b�r �fadeye yer ver�lm�şt�r.6 Ancak söz konusu açıklama 2024 yılı bütçe ödenekler�n�n kaynağını tam olarak açıklamamaktadır. Sayıştay tarafından düzenlenen Genel Uygunluk Bildiriminde “Kamu idarelerinin 2024 yılı kesin hesap cetvelleri gider açıklamaları incelendiğinde; -Kamu idarelerinden bazılarının açıklamalarda ödenek ve gider arasındaki farkın nedenlerine, ödenek iptal edilme nedenlerine, başlangıç ödeneğine göre sapmalara ve nedenlerine yer vermediği, -Bunun yerine genel ifadeler kullanarak ödeneğin kullanım durumu hakkında bilgiler verdiği görülmektedir. Kamu idareleri bütçe giderleri kesin hesap cetveli açıklamalarında, sapmalar ve nedenleri hakkında yeterli bilgi verilmemesi, hizmet gerekçesi ve hedeflerinin gerçekleşen bütçe ile karşılaştırmasını zorlaştırmaktadır. Bu çerçevede, açıklamaların, analitik bütçe sınıflandırma düzeyi bakımından kamu idareleri arasında karşılaştırmaya imkân verecek bir biçimde, bütçe hazırlama rehberi dikkate alınarak hizmet gerekçeleri belirtilmek suretiyle açık ve anlaşılır olarak, ödenek 6 Sayıştay 2024 Genel Uygunluk Bildirimi Sayfa:12 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 98 ‒ ve gider arasındaki sapmalar ile ödenek iptal nedenlerini içerecek şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.” denilmektedir.7 Özel bütçeli kamu idarelerinin bütçe gelirleri, hazine yardımı ve öz gelirden oluşmaktadır. Bütçe hazırlanırken öz gelirleri ile karşılanamayan bütçe giderleri için hazine yardımı hesaplandığından, öz gelir tahminlerinin isabetli yapılması önem arz etmektedir. Sayıştay tarafından düzenlenen 2024 yılı Genel Uygunluk Bildiriminde; özel bütçeli kamu idarelerinin öz gelirlerine ait tahmin ile net tahsilat tutarları arasında sapma olup olmadığı incelenmiş ve tahmin ile net tahsilat tutarları arasındaki sapmaların yıllar itibarıyla karşılaştırmasına yer verilmiştir. Özel Bütçeli kuruluşların öz gelirlerinin tahmin ve gerçekleşmesi arasında % 8 ile % 5204 arasında değişen sapma oranlarına rastlanılması tarafımızca oldukça düşündürücü bulunmaktadır. Bu sapma sonucunda yıl içinde eklenen ödenek tutarı 134.672.154.590, 12 TL. olup özel bütçeli idarelerin 2024 yılı başlangıç ödeneklerinin % 12’sine denk gelmektedir. Öz gelirlerin bütçe hazırlığı başlangıcında düşük tahmin edilmesi bilahare söz konusu tutarların % 1000’leri aşan ölçekte fazla sapma ile gerçekleşmesi, kamu kurumlarının bütçe hazırlama ve tahmin sürecini dikkatle yerine getirmemesinin bir sonucudur. Bu tutum kamu kurumlarının bütçesini görüşen, tartışan ve onaylayan TBMM’nin Anayasa’nın 87 ve 161 maddelerinde tanımını bulan “Bütçe Hakkına” aykırı bir durum arz etmektedir. Söz konusu tespitler ile ilgili olarak; “Yukarıdaki tablolarda ortaya konulduğu üzere, öz gelirlere ilişkin bütçe tahmini ile net tahsilat arasındaki sapma oranlarının çok yüksek olduğu görülmektedir. Bu durumun, ilgili idarelerce bütçe hazırlama sürecinde 5018 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinde belirtilen bütçe ilkelerine uyum konusunda titizlik gösterilmemesinden ve Bütçe Hazırlama Rehberi hükümlerinin yeterince dikkate alınmamasından kaynaklandığı değerlendirilmektedir” şeklinde bir açıklamaya yer verilmiştir. Özel Bütçeli Kuruluşların 2024 yılı başlangıç ödeneklerine % 12’sine denk gelen 7 2024 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi Sayfa:23 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 99 ‒ ödenek eklenmesine olanak tanıyan, özel Bütçeli Kuruluşların özel gelirlerinin tahmin ve gerçekleşmesi arasında % 8 ila % 5204 oranında sapma bulunan farkın kurumlar bazında düzenlenen Sayıştay Denetim Raporlarında eleştirilmemesinin nedeni tarafımızca anlaşılamamaktadır. Sayıştay kamu �dareler�n� ödenek ve g�der sapmaları ve bunların nedenler�n� açıklamamaları konusunda eleşt�r�rken, kend�s� tarafından düzenlenen 2024 yılına a�t Genel Uygunluk B�ld�r�m�nde söz konusu araştırmayı kurumların toplam bütçe büyüklüğü ve harcama programları bazında yapmamıştır. Söz konusu sapmaların TBMM’n�n bütçe hakkını tartışmalı hale get�rd�ğ�n� ortaya koymamıştır. Yedek Ödenek M�ktarında Sapmalar Bütçe Kanunu uygulaması �le �lg�l� olarak kullanılması gerekl� yedek ödenekler Cumhurbaşkanlığı Stratej� ve Bütçe Başkanlığı Bütçes�nde bulunmaktadır. Yedek Ödenek m�ktarındak� sapmalar konusunda 2024 yılı “Genel Uygunluk B�ld�r�m�nde; 5018 sayılı Kanun’un “Yedek ödenek” başlıklı 23’üncü maddes�nde: “Merkezî yönet�m bütçe kanununda bel�rt�len h�zmet ve amaçları gerçekleşt�rmek, ödenek yeters�zl�ğ�n� g�dermek veya bütçelerde öngörülmeyen h�zmetler �ç�n, bu Kanuna ekl� (I) sayılı cetvelde yer alan �dareler �le (II) sayılı cetvelde yer alan �darelerden merkezî yönet�m bütçe kanununda göster�lecek olanların bütçeler�ne aktarılmak üzere, genel bütçe ödenekler�n�n yüzde �k�s�ne kadar (…) yedek ödenek konulab�l�r. Bu ödenekten aktarma yapmaya Cumhurbaşkanı yetk�l�d�r. Malî yıl �ç�nde yedek ödenekten yapılan aktarmaların tür, tutar ve �dareler �t�barıyla dağılımı, yılın b�t�m�n� tak�p eden on beş gün �ç�nde Cumhurbaşkanlığı tarafından �lan ed�l�r.” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca, genel bütçel� �dareler�n yedek ödenek m�ktarına get�r�len %2’l�k sınırlama, başlangıç ödenekler�ne �l�şk�nd�r. Bununla b�rl�kte 2024 Yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu’nun 6’ncı maddes�n�n b�r�nc� fıkrasında; “Bu Kanunla ver�len ödenekler�n etk�n ve ver�ml� b�r şek�lde kullanılması amacıyla, kamu �dareler�n�n yıl �ç�nde ortaya çıkab�lecek �ht�yaç fazlası ödenekler�n�n d�ğer kamu Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 100 ‒ �dareler�n�n ödenek �ht�yacının karşılanmasında kullanılmasını tem�n etmek veya ödenekler�n öncel�kl� h�zmetlerde kullanılmasını sağlamak üzere genel bütçe ödenekler�n�n yüzde 10’unu aşmamak kaydıyla; genel bütçe kapsamındak� kamu �dareler� �le özel bütçel� �dareler�n bütçeler�ne konulan (01), (02), (03), (05), (06), (07), (08) ve (09) ekonom�k kodlarındak� ödenekler� kamu �dareler� bütçeler� arasında veya Stratej� ve Bütçe Başkanlığı bütçes�n�n ‘Yedek Ödenek’ tert�b�ne aktarmaya Cumhurbaşkanı yetk�l�d�r.” hükmü yer almaktadır. Merkez� yönet�m kes�n hesabı �le kamu �dareler� kes�n hesapları ödenek b�lg�ler� üzer�nde yapılan �ncelemeler net�ces�nde, Cumhurbaşkanlığı Stratej� ve Bütçe Başkanlığı 2024 Yılı Kes�n Hesabının yedek ödenek tert�b�ndek� (99-41.32-01-09.06) tutarın, yapılan ödenek aktarmaları sonucunda 217.401.353.361,00 TL’ye ulaştığı görülmüştür. Bu tutar 11.311.948.080.018,43 TL’l�k genel bütçel� �dareler yılsonu toplam ödeneğ�n�n yaklaşık %1,92’s�ne tekabül etmekted�r. Yedek ödenek tert�b�nden (99-41.32-01-09.06) kullanılan toplam 66.667.378.000,00 TL yedek ödeneğe �l�şk�n tür, tutar ve �dareler �t�barıyla dağılım b�lg�ler� Cumhurbaşkanlığı Stratej� ve Bütçe Başkanlığınca yayımlanan 14.01.2025 tar�hl� duyuru ve ek� tablolarda �lan ed�lm�şt�r. Söz konusu tert�pte yapılan �şlemlere aşağıdak� tabloda yer ver�lm�şt�r Tablo Yedek Ödenek Tert�b�nden 899-41.32-01-09.06) Yapılan İşlemler (TL) Tablodan da görüldüğü üzere toplam 217.401.353.361,00 TL yedek ödeneğ�n 66.667.378.000,00 TL’s� aktarmalarla düşülmüş olup ger�ye 150.733.975.361,00 TL kalmıştır..”8 şekl�nde açıklama yer almaktadır. 8 Sayıştay 2024 Genel Uygunluk Bildirimi sayfa:19 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 101 ‒ Yedek ödenek tert�b�n�n geçm�ş yıllarda olduğu g�b� başlangıç ödenekler�n ötes�nde değ�ş�k eklemelerle artırılması uygulaması 2024 yılında da devam etm�şt�r. Yedek ödenekten aktarmalar �le düşülen 186.999.376.6761 TL ödenek, kamu �dareler�ne a�t 105 adet bütçe tert�b�ne eklenm�şt�r. Yedek Ödenekten yapılan aktarmaları gösteren tabloların �ncelenmes�nden bazı kamu kuruluşlarına yapılan aktarmaların söz konusu kamu İdareler�n�n Örneğ�n: Devlet Su İşler� Genel Müdürlüğünün 123.579.336.000,00 TL. tutarındak� başlangıç ödeneğ�n�n % 16’sını aştığını göstermekted�r. Bu durum bazı kurumların başlangıç ödenekler�n�n saptanmasında �ht�yaç anal�zler�n�n �sabetl� olmadığını, �ht�yaçlara uygun ödenek tesp�t�n�n bütçe terc�h�ne yansıtılmadığını göstermekted�r. Genel Uygunluk B�ld�r�m�nde 2024 yılında Yedek ödenek tert�b�ne (99-41.32-01-09.06), kurum dışı aktarmalar �le 120.868.877.361,00 Türk L�rası eklenm�ş olmasına karşın buna �l�şk�n detay tabloya daha öncek� yıllar Genel Uygunluk B�ld�r�mler�nde yer ver�lmes�ne rağmen 2024 yılı Genel Uygunluk B�ld�r�m�nde yer ver�lmemes�n�n neden� anlaşılamamıştır. Geçm�ş yıllarda yedek ödeneğe aktarım mekan�zması aynı zamanda ödenek üstü g�der mekan�zmasıyla paralel çalıştırılmakta, yedek ödenek tert�b�ne yapılan aktarmalar aynı zamanda ödenek üstü g�der yapılmasına neden olmakta �d�. Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 102 ‒ ödenek üstü harcama yapılamayacağına da�r Anayasa Mahkemes� tarafından ver�len karar d�kkate alınarak9 2024 yılında ödenek üstü harcama yapılmadığı anlaşılmaktadır. TABLO: CUMHURBAŞKANLIĞI STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI 2022 YILI KESİN HESABININ YEDEK ÖDENEK TERTİBİNDEKİ (99-41.32-01-09.06) TUTARIN YILLAR İTİBARIYLA GELİŞİMİ Merkez� Yönet�m Yıl Sonu Merkez� Yönet�m Yıl Bütçes� Başlangıç Yedek/Başlangıç Yıllar Sonu Yedek Ödenek Yedek Ödenekler� Yedek Ödeneğ� (Kaç Toplamı (M�lyar TL)10 Toplamı (TL) katı) 2014 1.199.178.000 25.360.405.215 21,15 2015 1.547.000.000 35.249.761.554 22,79 2016 2.064.576.000 35.480.714.953 17,19 2017 3.662.841.000 38.006.572.361 10,38 2018 2.883.442.000 56.630.396.892 19,64 2019 3.353.443.000 53.420.198.590 15,93 2020 3.749.149.000 96.507.777.429 25.74 2021 4.122.014.000 96.403.795.978 23.38 2022 38.633.925.000 79.167.726.000 2.6911 94.961.168.078 1.4413 2023 81.552.264.00012 217.401.353.361,00 1.97 2024 96.499.683.000 9 21.12.2019 tarih ve 7198 sayılı 2018 yılı Kesin Hesap Kanunu’nun 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasınında yer alan tamamlayıcı ödenekle ilgili olarak benzeri bir düzenleme;9 Cumhuriyet Halk Partisinin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesinin 28.09.2023 tarih ve 2023/33 E., 2023/161 K. Sayılı kararı ile “kesin hesap kanunlarının konusunun bütçe kanunlarında yer alan ödeneklerin uygulanmasını göstermekle sınırlı olduğu, kanunlarla ve bütçe kanunuyla düzenlenmesi gereken bir konunun kesin hesap kanunlarıyla düzenlenemeyeceği, tamamlayıcı ödenek verilmesinin 5018 sayılı Kanun’un 19., 26., 31., 42 ve 70. maddelerini 2018 yılı yönünden uygulanamaz hâle getirdiği, kesin hesap kanunları ile harcama yetkisinin verilmesinin, Anayasa’nın 161. maddesine aykırılık oluşturduğu ve bütçe hakkı ile bağdaşmadığı gerekçesiyle Anayasa’nın 87 ve 161. maddelerine aykırı bulunarak” iptal edilmiştir 10 Eklenen düşülenler dahil 11 Burada hesaplamada 7414 sayılı Ek Bütçe Kanunu ile artırılan Genel Bütçe ödenekleri toplamı dikkate alınmıştır. 12 7457 sayılı Ek Bütçe Kanunu ile artırılan tutar dikkate alınmıştır. 13 Burada hesaplamada 7457 sayılı Ek Bütçe Kanunu ve diğer ödenek eklemeye izin veren düzenlemelerle artırılan Genel Bütçe ödenekleri toplamı dikkate alınmıştır (6.611.109.166.859,69 TL.) Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 103 ‒ 2024 yılında Bütçen�n Stratej� ve Bütçe Da�res� Başkanlığının �lg�l� tert�b�ndek� başlangıçtak� ödenek tutarı 96.499.683.000,00 TL’d�r. (Yasal l�m�t bütçe başlangıç ödenekler�n�n %2’s�d�r.) 2024 Yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanununun 6’ncı maddes� �le (Bütçe Kanununda yer aldığı b�ç�m�yle) Cumhurbaşkanlığına ver�len yetk�ler dâh�l�nde yapılan ödenek aktarmaları sonucunda, yedek ödenek tutarı 217.401.353.361,00 Türk L�rasına ulaşmıştır. Bu tutar 10.721.863.763.428,72 Türk L�ralık genel bütçel� �dareler yılsonu toplam ödeneğ�n�n yaklaşık %1.92’s�ne tekabül etmekted�r. B�lahare bu ödeneğ�n d�ğer kamu kurumlarına dağıtımı yapılmıştır. Bu tutar başlangıç ödeneğ�n�n yaklaşık 2.26 katıdır. Sayıştay 2024 Yılı Genel Uygunluk B�ld�r�m�nde; 2024 yılı Genel Bütçel� �dareler başlangıç ödeneğ� olan 11.007.879.053.000,00 TL.n�n yaklaşık %0.87’s�ne denk gelen bütçe uygulaması sonucunda başlangıçtak� sev�yes� olan 96.499.683.000,00 TL.’den 120.901.670.361,00 TL.’n�n �laves�yle 217.401.353.361,00 TL’ye ulaşan ve 10.721.863.763.428,72 Türk L�ralık genel bütçel� �dareler yılsonu toplam ödeneğ�n�n yaklaşık % 1.92’s�ne tekabül eden yedek ödenek tutarı konusunda sadece tesp�tte bulunulmuş, bu durumun nedenler�n� ve nasıl oluştuğunu sorgulamamış, keza bu durumun TBMM’n�n bütçe hakkını zedeley�p zedelemed�ğ� hususunu da değerlendirmemiştir. Sayıştay tarafından düzenlenen 2023 yılına a�t Genel Uygunluk B�ld�r�m�nde; İç Borçlanma: 2024 Yılı Merkez� Yönet�m Kes�n Hesap Kanunu Tekl�f�’n�n 5’�nc� maddes�n�n b�r�nc� fıkrasının (a) bend�nde 2025 yılına devreden devlet �ç borcu 4.959.910.326.330,09 TL olarak göster�lmekted�r. Bu duruma �l�şk�n tablo aşağıda yer almaktadır. Tablo: İç Borç Hareketler� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 104 ‒ 2024 yılında kur farkı har�ç 2.403.566.645.043,25 TL �ç borçlanmaya karşılık 909.012.122.381,88 TL �ç borç ger� ödemes� yapılmış, bunun sonucu 1.494.554.522.661,37 TL net �ç borçlanma gerçekleşm�şt�r. Dış Borçlanma: 2024 Yılı Merkez� Yönet�m Kes�n Hesap Kanunu Tekl�f�’n�n 5’�nc� maddes�n�n b�r�nc� fıkrasının (b) bend�nde 2024 yılına devreden devlet dış borcu 4.247.390.066.763,24 Türk L�rası olarak göster�lmekted�r. Bu duruma �l�şk�n tablo aşağıda yer almaktadır. Tablo 14: Dış Borç Hareketler� “2024 yılında kur farkı har�ç 513.347.625.862,07 TL dış borç kullanımına karşılık 391.861.490.254,05 TL dış borç ger� ödemes� yapılmış, bunun sonucu 121.486.135.608,02 TL net dış borçlanma gerçekleşm�şt�r. 2024 yılında 1.616.040.658.269,39 TL borçlanma yapıldığından net borçlanma l�m�t� aşılmamıştır. den�lm�şt�r. Sayıştay tarafından düzenlenen 2024 yılına a�t Genel Uygunluk B�ld�r�m�nde; �ç borç, dış borç m�ktarları �le �lg�l� b�lg� ver�l�rken söz konusu borçlanmaların tür ve vadeler�n�n kamu mal�yes� dengeler� açısından �ler�k� yıllarda doğurması muhtemel r�skler konusunda herhang� b�r değerlend�rme yapılmamıştır. 2025 Yılı Bütçe Uygulama sonuçları 2026 yılı “Bütçe Gerekçes�” k�tabının 5. sayfasında; “2025 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanununda merkez� yönet�m bütçe g�derler� 14 tr�lyon 731 m�lyar 14 m�lyon TL, merkez� yönet�m bütçe gel�rler� 12 tr�lyon 800 m�lyar 325 m�lyon TL, bütçe açığı 1 tr�lyon 930 m�lyar 689 m�lyon TL ve fa�z dışı fazla 19 m�lyar 311 m�lyon TL olarak öngörülmüştür. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 105 ‒ Orta Vadel� Program’da (2026-2028)2 2025 yıl sonu �t�barıyla bütçe açığının 2 tr�lyon 208 m�lyar 276 m�lyon TL, bütçe açığının GSYH’ye oranının �se yüzde 3,6 olarak gerçekleşeceğ� tahm�n ed�lmekted�r. D�ğer taraftan fa�z dışı açığın 155 m�lyar 576 m�lyon TL, GSYH’ye oranının �se yüzde 0,3 sev�yes�nde gerçekleşmes� beklenmekted�r. “ �fades� yer almaktadır. Orta Vadel� Program ek�nde yer Merkez� Yönet�m Bütçes� Denges� başlıklı 1.6 numaralı tabloda Merkez� Yönet�m Bütçes� Harcamalarının 11.213,1 M�lyar TL’ye, Bütçe Gel�rler�n�n �se 9.064,7 TL’ye, bütçe açığının �se; 2.148.5 M�lyar TL’ye ulaşacağı bel�rt�lmekted�r. Borçlanma L�m�t�n�n Artırılması: Bu arada TBMM Genel Kurulunda kabul ed�len 7566 sayılı “Verg� Kanunları �le Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değ�ş�kl�k Yapılmasına Da�r Kanun Tekl�f�”n�n 20 maddes�yle de; 28/3/2002 tar�hl� ve 4749 sayılı Kamu F�nansmanı ve Borç Yönet�m�n�n F�nansmanı Hakkında Kanuna eklenen Geç�c� maddeyle, 2025 yılı borçlanma l�m�t�n�n, 1 Ocak 2025 tar�h�nden geçerl� olmak üzere, Haz�ne ve Mal�ye Bakanı ve Cumhurbaşkanı tarafından artırılan net borç kullanım tutarına 595 m�lyar l�ra eklenerek uygulanması öngörülmekted�r. Kanunun 20. Maddes�yle, bu tutarın 595 m�lyar l�ra artırılması öngörülmekted�r. Dolayısıyla kanun tekl�f� kabul ed�ld�ğ�nde borçlanma l�m�t�: 2 tr�lyon 133,9 m�lyar + 595 m�lyar= 2 tr�lyon 728 m�lyar l�raya ulaşacaktır. Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı tarafından 05.12..2025 tar�hl� Nak�t Gerçekleşmeler� Raporuna göre 30.11.2025 tar�h� �t�barıyla net borçlanma tutarı 2 tr�lyon 396 M�lyar 765 M�lyon Türk L�rasına ulaşmıştır. L�m�t üzer�nde borçlanma gerçekleşm�ş bulunmaktadır. 2025 yılı Merkez� Yönet�m Bütçes�n�n başlangıçta 1 tr�lyon 930,7 m�lyar l�ra açık vereceğ� öngörülmüştü. Ancak son tahm�nlere göre (OVP 2026-2028 tahm�n�) 2025 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe açığı 2 tr�lyon 208,1 m�lyar l�raya ulaşacaktır. İstenen 2 tr�lyon 728 m�lyar l�ralık net borçlanma l�m�t� bütçe tahm�n�n�n yaklaşık 520 m�lyar l�ra üzer�ne çıkmaktadır Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 106 ‒ Tekl�f�n gerekçes�nde, artırımın, borçlanma l�m�t�n�n artırılması, 2023 yılında yaşanan deprem afet�n�n ekonom�k ve sosyal etk�ler�n�n azaltılması amacıyla yapılan harcamalar �le 2025 yılı gel�r yönlü bütçe gel�şmeler� neden�yle ortaya çıkan ek f�nansman �ht�yacının karşılanması ve Haz�ne nak�t rezerv�n�n bel�rl� b�r sev�yede tutulab�lmes� amacıyla yapıldığı �fade ed�lmekted�r. Bu düzenleme �le borçlanma l�m�t� konusunda yıllık bütçe kanunu ve �lg�l� 4749 sayılı Kamu F�nansmanı ve Borç Yönet�m�n�n Düzenlenmes� Hakkındak� Kanunla yürütme organına ver�len yetk�; bütçen�n g�der ve gel�r rakam ve tahm�nler� �le �l�şk�lend�r�lmekten çıkarılmaktadır. Söz konusu düzenleme 5018 sayılı Kamu Mal� Yönet�m� ve Kontrol Kanununda yer alan düzenlemelere ve Anayasanın 2, 87, 161, maddeler�ne de aykırı bulunmaktadır. Ancak OVP(2026-2028) yer alan b�lg�lerden beklenen bütçe açığının üzer�nde borçlanma yapılacağı anlaşılmaktadır. Söz konusu �şlem�n bütçe emanetler� hesabı kullanılarak gereğ�nde bütçen�n nak�t açığı �le �l�şk�lend�r�leceğ�, anlaşılmaktadır. Nak�t akım tablosuna göre, 30.11.2025 tar�h� �t�barıyla -800.939.000.000 TL. nak�t açığı görülmekted�r. Bu tesp�t�n de d�kkatle değerlend�r�lmes� gerekmekted�r. VIII. 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TEKLİFİNİN RAKAMSAL AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ 2026 Merkez� Yönet�m Bütçes� Harcama Kalemler�n�n Dağılımı Bütçe harcama kalemler�n�n dağılımı, yan� bütçen�n sosyoekonom�k anal�z�, tüm dünyada devletler�n sınıfsal n�tel�ğ�n� göster�r. Bütçen�n en öneml� özell�ğ� devlet� yönetenler�n k�m� tems�l ett�ğ�n� k�me h�zmet ett�ğ�n� yan� �kt�darın sınıfsal n�tel�ğ�n� ortaya koymasıdır. 2026 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Tekl�f� hazırlanırken esas alınan makro ekonom�k hedefler ve tahm�nler aşağıdak� tabloda göster�lm�şt�r. 2025 Yılı Görünümü Nasıl Değ�şt�: Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) dünyada devletler�n sınıfsal n�tel�ğ�n� göster�r. Bütçen�n en öneml� özell�ğ� devlet� yönetenler�n k�m� tems�l ett�ğ�n� k�me h�zmet ett�ğ�n� yan� �kt�darın sınıfsal n�tel�ğ�n� ortaya koymasıdır. 2026 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Tekl�f� hazırlanırken esas alınan makro ekonom�k hedefler ve tahm�nler ‒ 107 ‒ tabloda göster�lm�şt�r. aşağıdak� 2025 Yılı Görünümü Nasıl Değ�şt�:  Önceki (2025-2027)OVP’de 2025 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 4 oranında büyümesi hedeflenmişti. Bu hedefin n gerçekleşmeyeceği anlaşıldı ve 2025 yılı GSYH büyümesinin yüzde 3,3’te kalacağı öngörüldü.  2026 yılı bütçesi ise ekonomik büyümenin yüzde 3,8 olacağı varsayımı ile hazırlandı.  Türkiye Büyümeyi Unuttu: Türkiye ekonomisinin potansiylel büyüme hızı yüzde 5 olarak kabul edilir.  2024 yılında yüzde 3,3 olan büyüme hızının, 2025 yılında da yüzde 3,3’te kalacağı, 2026 yılında yüzde 3,8’e, 2027 yılında yüzde 4,3 olacağı öngörülüyor.  Bu gerçekleşirse Türkiye ekonomisi arka arkaya dört yıl yüzde 5’in altında büyümüş olacak. Ancak 2024 ve 2025 yıllarında olduğu gubu büyüme oranının 2026 yılında da hedefin altında kalması büyük olasılık. 2025 YILINA İLİŞKİN DEĞİŞEN TAHMİNLER VE 2026 TAHMİNLERİ 2024 2025 Gerçekleşme 2025 Başlangıç Gerçekleşme 2026 Tahmini Tahmini Program Milli gelir büyüme hızı 3,3 4,0 3,3 3,8 Milli gelir (Milyar dolar) 1.359 1.465 1.569 1.658 Milli Gelir (Milyar TL) 44.587 61.540 62.179 77.257 Kişi Başına Gelir (dolar) 15.325 17.028 17.748 18.621 Ortalama Dolar Kuru (TL) 32,83 42,01 39,63 46,60 İstihdam (Bin kişi) 32.620 33.200 32.605 33.336 İşsizlik oranı (%) 8,7 9,6 8,5 8,4 İhracat (Milyar dolar) 261,8 279,6 273,8 282,0 İthalat (Milyar dolar) 344,0 369,0 367,0 378,0 Dış Ticaret Açığı (Milyar dolar) -82,2 -89,4 -93,2 -96,0 Cari İşlemler açığı (Milyar dolar) -10,6 -28,6 -22,6 -22,3 Enflasyon Yıl Sonu (%) 44,4 17,5 28,5 16,0  Önceki programda 2025 yılı sonunda enflasyonun yüzde 17,5’e gerileyeceği hedeflenmişti. Yeni programda Enflasyonun 11 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 108 ‒ puanlık yani yüzde 63’lük bir sapmayla yüzde 28,5 olacağı öngörüldü.  Önceki programda 2025 yılı sonunda enflasyonun yüzde 17,5’e gerileyeceği hedeflenmişti. Yeni programda Enflasyonun 11 puanlık yani yüzde 63’lük bir sapmayla yüzde 28,5 olacağı öngörüldü.  KUR TAHMİNİ: 2025 yılı makro ekonomik tahminleri yapılırken ve bütçe ödenekleri hesaplanırken 2025 yılında ortalalma dolar kurunun 42,01 TL olacağı esas alınmıştı. Yani dolar kurunun ortalama yüzde 28 artacağı öngörülüyordu.  O dönemde enflasyon hedefinin yüzde 17,5 olduğunu dikkate aldığımızda, programı yazanlar Türk lirasının reel olarak (yüzde 8 civarında) değer kaybedeceğini tahmin ediyordu.  2025 programının en tutarsız tarafını da bu kur tahmini oluşturuyordu. Zira kuru yüzde 28 artırıp enflasyonu yüzde 17,5’e geriletmek kolay olabilecek gibi gözükmüyordu.Nitekim olmadı da.  2025 yılı ortalama dolar kurunun 2024 yılınra göre yüzde 20 artarak 39,63 TL’de kalacağı öngörülüyor. Kur daha az arttığı halde enflasyon yüzde 30’lardan aşağı inmiyor.  TL’NİN DEĞERLENMESİNİN DOLAR BAZINDA MİLLİ GELİRE ETKİSİ: Ancak, kurun enflasyona göre düşük oranda artması, dolar cinsinden milli gelir ve dolayısıyla kişi başına gelirde ekonomik büyüme hızından çok daha yüksek oranda bir artış sağlıyor. Son zamanlardaki kişibaşına gelin 17 bin doları geçti övünmelerinin altında Türk lirasının reel olarak değerlenmesi yatıyor.  2025 yılında sabit fiyatlarla milli gelirin yüzde 3,3 oranıda artacağı öngörülüyor. Eğer dolar kuru da yüzde 35 olarak tahmin edilen GSYİH fiyat deflatörü (ortalama enflasyon) kadar artsaydı milli gelirde dolar cinsinden büyüme de yüzde 3,3’te kalacaktı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 109 ‒  Ancak 2025 yılında ortalama dolar kurunun önceki yıla göre yüzde 20 artacağı tahmin ediliyor. Enflasyonun oldukça gerisinde kalan bu artış nedeniyle dolar bazında milli gelir yüzde 15,5 oranında artmış gözüküyor.  Eğer Türk lirası reel olarak değerlenmeseydi 2025 yılı için 17 bin 748 dolar olarak tahmin edilen kişi başına milli gelir 15 bin 830 dolarda kalacaktı.  TL’nin değerlenmesi 2025 yılında miilli gelirde 165 milyar dolarlık,kişi başınamilli gelirde ise 1.910 dolarlık bir artışa yol açtı.  Milli gelirle ilgili tahmin ve veriler 2025 yılında Türkiye’de dolar bazında enflasyoun yüzde 13 olduğunu gösteriyor.  Dolayısıyla 2025 yılındaki 17 bin 748 doların Türkiye’deki satınalma gücü, 2024 yılında 15 bin 706 doların satınalma gücüne eşit bulunuyor. Diğer bir ifadeyle 2024 yılında 15 bin 706 dolara alınan bir mal ve hizmet sepeti için 2025 yılında 17 bin 748 dolar ödemek gerekiyor.  Kişibaşına gelirin 17 bin doları aşmasında ekonomik bir başarı yok. Aksine sıcak paraya yıllık olarak dolar bazında ödenen yüzde 25 faizin payı var.  “AKP’nin genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi, geçen ay yaptığı bir açıklamada Türkiye’nin dolara yıllık yüzde 25 faiz kazandırdığını itiraf etti. 2024 yılında gelen 100 bin doların yıl sonunda 125 bin dolara çıktığını söyledi.  Türkiye’nin bu yüksek faiz nedeniyle 200 milyar dolardan fazla kaybı olduğunu açıkladı.”  Ancak bütçenin komisyonda görüşülmesi sırasında 3. Çeyrek büyüme rakamlarının açıklanması söz konuş parametreleri yeniden değerlendirmemizi gerektirmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 110 ‒ 2025 BÜTÇE AÇIĞI  2025 Yılı Bütçe Kanunuyla 2025 yılı bütçesinin 1 trilyon 930 milyar lira açık ve 19,3 milyar lira faiz dışı fazla vereceği tahmin ediliyordu.  2026 bütçesiyle birlikte açıklanan yeni tahminlere göre göre 2025 yılı bütçesi 2 trilyon 208 milyar lira açık verecek. Faiz dışı bütç ise 156 milyar lira açıkla sonuçlanacak.  2025 yılı bütçesinden faiz için başlangıçta 1 trilyon 950 milyar lira ödenek ayrılmıştı. Bu yılki ödemesinin 2 trilyon 52 milyar geçeceği ortayaçıktı.  Çalışanların vergi yükündeki artışa rağmen vergi gelirleri sermaye sınıfının enflasyon muhasebesiyle korunması yüzünden önceki programla tahmin edilen düzeyin 405 milyar lira altında kalacak.  Başlangıçta toplanan her 100 liralık verginin 17,5 lirasının faiz ödemelerine gideceği sanılıyordu. Yeni programa göre ise bu oran yüzde 20’ye yaklaşacak. 2026 YILINDAN NELER BEKLENİYOR  Hem işsizine hem de işgücüne yeni katılacak olanlara iş bulabilmesi için yılda en az yüzde 7 oranında büyümesi gereken Türkiye ekonomisinin 2026 yılında yüzde 3,8 oranında büyümesi hedefleniyor.  2026 yıl sonunda enflasyonun yüzde 16’ya ineceği iddia ediliyor. Önceki programlarda 2026 yılınan tek haneli enflasyon yılı olacağı hayal ediliyordu.  2026 yılında Merkezi Yönetim Bütçe Gelirlerinin 18 trilyon 928 milyar lira, bütçe harcamalarının ise 16 trilyon 216 milyar liraya Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 111 ‒ çıkması, ve bütçenin 2 trilyon 713 milyar lira açık vermesi bekleniyor.  Yani enflasyon yüzde 16 artacak ancak bütçe açığı en az yüzde 32 büyüyecek. Bütçe açığındaki büyüme enflaslonun bir kat fazlasına çıkacak.  Bütçeden 2026 yılında faiz ödemelerine 2 trilyon 741 milyar lira ayrılıyor. Faiz ödemesi 2025 yılına göre yüzde 33,6 artıyor.  Devletin faiz dışındaki harcamalarındaki artışın ise yüzde 28,2 olması öngörülüyor. ( Faiz dışı harcamaları yüzde 28 artırmayı planlarken, enflasyonun yüzde 16’da kalacağına kim inanır.)  Şimdiden 2027 yılında 3 trilyon 39 milyar lira, 2028 yılında da 3 trilyon 346 milyar liralık faiz ödemesi gözüküyor.  2026-2028 yıllarını kapsayan üç yılda Devlet en az 9 trilyon 122 milyar lira faiz ödeyecek.  “En az diyoruz zira, Merkez Bankası, tek adam rejiminin Anayasayı, yasaları, evrensel hukuk kurallarını, insan haklarını ve çağdaşdemokratik değerleri hiçe sayan tutumu yüzünden faiz indiremiyor, indirse de bu indirim Hazine’nin borçlanma faizlerine yansımıyor. Bu tutum da Hazinenin faiz yükünü artırıyor.”  BÜTÇEDEKİ FAİZ YÜKÜ BÜYÜYOR  2026 yılında devlet 13 trilyon 783 milyar lira vergi toplamayı hedefliyor. Bunun yüzde 20’sini faiz olarak ödeyecek.  Devletin faiz ödemelerinin vergi gelirlerine oranı 2017 yılında yüzde 10,6’ya kadar gerilemişti. Bu oran tek adam rejimiyle birlikte hızla yükselerek, 2019 yılında yüzde 14,8’e, 2020 yılında yüzde 16,17e kadar çıktı. 2024yılında yüzde 17,4 olan bu oranın bu yıl yüzde 19,1’e ve gelecek yıl da yüzde 20’yeçıkması bekleniyor.  2026 YILINDA BÜTÇE NEREYE HARCANACAK: Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) yüzde 10,6’ya kadar gerilemişti. Bu oran tek adam rejimiyle birlikte hızla yükselerek, 2019 yılında yüzde 14,8’e, 2020 yılında yüzde 16,17e kadar çıktı. 2024yılında yüzde 17,4 olan bu oranın bu yıl ‒ 112 ‒ yüzde 19,1’e ve gelecek yıl da yüzde 20’yeçıkması bekleniyor.  2026 YILINDA BÜTÇE NEREYE HARCANACAK:  2026 yılı bütçe harcamalarının 2025 yılına göre yüzde 29 artarak 18,9 trilyon liraya, bütçe gelirlerinin ise yüzde 30,1 oranında artarak 16,2 trilyon liraya yükselmesi bekleniyor.  2026 yılı bütçesinin 4,9 trilyon lirası kamuda çalışan 5 milyondan fazla memur, sözleşmeli, işçi ve diğer satatülerde çalışanların maaş ve ücret ve diğer personel giderleri için ayrıldı.  Mal ve hizmet alımlarının 2026 ylında 2025 yılına göre yüzde 24,3 artarak 1,3 trilyona çıkması hedefleniyor.  Büyük bölümünü sosyal güvenlik sistemine yapılan transferlerin oluşturduğu cari transferler ise yüzde 23.4 artırılarak 6,8 trilyonr liraya çıkarılıyor.  Bütçeden yatırım harcamaları için 1,3 milyar lira ayrıldı. Yatırım harcamaları geçen yıla göre yüzde 0,3 oranında azaltılırken, sermaye transferleri (genel bütçe dışındaki kamu kuruluşlarına yatırım amacıyla yapılacak transferler) yüzde 56,5 oranında artırılarak 523 milyar liraya çıkarılıyor.  Dolayısıylabütçeden yapılacak toplam yatırım harcaması sadece yüzde 11 oranında artacak.  İktidar, cari ve faiz harcamaları için para ayırabilmek için yatırım harcamalarını reel olarak kısıyor.  EĞİTİM HARCAMALARI: Başlangıç ödenekleri itibariyle bütçeden eğitime ayrılan pay 2025 yılına göre yüzde 32,8 oranında artarak 2 trilyon 896 milyar liraya çıkarılıyor. Bu tutar 2026 bütçesinin yüzde 15’ine denk geliyor.  SAĞLIK HARCAMALARI: Bütçedren sağlık harcamaları için ayrılan kaynak 2025 yılı başlagıcına göre yüzde 44,1 oranında artarak 1 trilyon 954 milyar liraya çıkarılıyor. Bu bütçenin 136 milyar lirası şehir hastanelerinin kirası ve hizmet bedeli olarak ayrıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 113 ‒  Bu arada bütçeden ayrı olarak Süosyal Güvenlik Kurumunun sağlık harcamalarının da bu yıla göre 29,8 oranında artarak 1 trilyon 1872 milyar liraya çıkacağı tahmin ediliyor.  SOSYAL YARDIM VE DESTEK: 2025 yılı bütçesinde 917 milyar lira olan sosyal yardım ve destekler 2026 yılı için 917 milyar liraya çıkarılıyor.  ELEKTRİK VE DOĞALGAZ DESTEĞİ: Elektirk ve doğalgaza verilen destek bu yıl da azaltılıyor. 2025 yılı bütçesinden 472 milyar lira ayrılan doğalgaz ve elektrik desteği için 2026 yılında 373 milyar lira ödenek konuldu.  MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE BÜYÜKLÜKLERİ (Milyar TL) 2025 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ 2025 Gerçekleşme 2026 Değişim (Milyon TL) 2024 B.Teklifi Tahmini B.Teklif (%) Harcamalar 10.781 14.731 14.674 18.928 28,5 1-Faiz Hariç Harcama 9.510 12.781 12.621 16.187 26,7 Personel Giderleri 2.666 3.476 3.672 4.907 41,2 Sosyal Güv.Kur. Devlet Primi 332 435 449 600 37,8 Mal ve Hizmet Alımları 747 1.024 1.005 1.250 22,1 Cari Transferler 3.864 5.813 5.525 6.821 17,3 Sermaye Giderleri 944 1.102 1.317 1.310 18,9 Sermaye Transferleri 640 338 334 523 54,8 Borç Verme 317 306 319 394 28,8 Yedek Ödenek 287 382 33,2 2-Faiz Harcamaları 1.271 1.950 2.053 2.742 40,6 Gelirler 8.673 12.800 12.466 16.216 26,7 1-Genel Bütçe Gelirleri 8.439 12.627 16.032 27,0 Vergi Gelirleri 7.305 11.139 10.734 13.783 23,7 Doğrudan Vergiler 2.497 3.766 5.280 40,2 Dolaylı Vergiler 4.808 7.372 8.503 15,3 Dolayı Vergilerin Payı (%) 0,1 0,1 0,1 -6,8 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 136 165 301 82,4 Alınan Bağ, ve Yar. Özel Gelirler 175 60 103 71,9 Faizler, Paylar ve Cezalar 788 1.205 1.683 39,7 Sermaye Gelirleri 24 41 203 391,2 Alacaklardan Tahsilat 12 17 2 -88,9 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 114 ‒ 2-Özel Bütçeli İdare. Öz Gelirleri 188 104 100 -3,9 3-Düzen. ve Denet. Kur. Gelirleri 44 69 84 22,3 Bütçe Dengesi -2.108 -1.931 -2.208 -2.712 40,4 Faiz Dışı Denge 838 19 -156 29 Faiz Ödemeleri/Bütçe Harcaması (%) 11,8 14,0 14,0 14,5 Faiz Ödemesi/Vergi geliri (%) 17,4 17,5 19,1 19,9  TARIM: Tarım sektörüne yönelik destek, yatırım ve benzeri ödemeler için bütçeye 626 milyar lira ödenek konuldu. (Cumhurbaşkanı yardımcısı bu rakamı 262 milyar liralık tarım sektörüne yönelik vergi istisnalarını dahil ederek 888 milyar lira olarak açıkmaştı) Bu tutarın sadece 168 milyar lirası tarımsal destek olarak üreticilere ödenecek. Bu yıl kuraklık ve don nedeniyle tam bir çöküntü yaşayan tarım sektörüne bütçeden ayrılan kaynak geçen yıla göre sadece yüzde 23,7 artırılıyor.  REEL SEKTÖRE DESTEK: Reel sektöre destek adıyla ayrılan kaynak ise bu yıla göre yüzde 22,9 oranında artırılarak 493 milyar liraya yükseltiliyor.  Bütçe gelirlerinin yüzde 30 oranında artması beklenen 2026 yılında bu kapsamdaki vergi gelirlerinin ise yüzde 28,4 oranında artarak 13,8 milyar liraya çıkması bekleniyor.  CUMHURBAŞKANLIĞI ÖDENEKLERİ: Cumhurbaşkanlığının bütçe ödenekleri 21,3 milyar liraya çıkarılıyor. Bu yıla göre en az yüze 25,8 oranında artış var. Enflasyonun yüzde 16 olarak hedeflendiğini hatırlarsak Cumhurbaşkanlığı ödeneklerinde reel olarak yüzde 8 artış yaşanacak.  Cumhurbaşkanının itibardan tasarruf etmeye niyeti olmadığı anlaşılıyor. Bu rakamlara örtülü ödenek harcamaları ise dahil değil. Yasaya göre Cumhurbaşkanı “kapalı istihbarat ve kapalı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 115 ‒ savunma hizmetleri “ adı altında 2026 yılında 86 milyar lirayı harcayabilecek. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 116 ‒ 2026 yılı Merkez� Yönet�m Bütçes� �le �lg�l� özet tablolar 2025 yılı �le karşılaştırmalı olarak aşağıda yer almaktadır. BÜTÇE TEKLİFİ ÖZET BÜTÇE DENGESİ 2024 2025 2026 (%) Bütçe Harcaması 10 tr�lyon 781 14 tr�lyon 674 18 m�lyar 928 29,0 m�lyar m�lyar m�lyon Bütçe Gel�rler� 8 tr�lyon 673 12 tr�lyon 466 16 m�lyar 216 30,1 m�lyar m�lyar m�lyon Bütçe Açığı -2 tr�lyon 108 -2 tr�lyon 208 -2 tr�lyon 712 22,8 m�lyar m�lyar m�lyar Fa�z Dışı Açık(-) -837 m�lyar -156 m�lyar 29 m�lyar - Fazla(+) TEMEL HARCAMA KALEMLERİ 2024 2025 2026 Değ�ş�m (%) Personel g�derler� 2 tr�lyon 666 3 tr�lyon 672 4 tr�lyon 907 33,6 m�lyar m�lyar m�lyar SGK’ya Devlet Pr�m� 332 m�lyar 449 m�lyar 600 m�lyar 33,6 Mal ve h�zmet alım 747 m�lyar 1 tr�lyon 5 1 tr�lyon 250 24,3 g�derler� m�lyar m�lyar Car� transferler 3 tr�lyon 864 5 tr�lyon 525 6 tr�lyon 821 23,5 m�lyar m�lyar m�lyar Sermaye g�derler� 944 m�lyar 1 tr�lyon 317 1 tr�lyon 312 -0,3 m�lyar m�lyar Sermaye transferler� 640 m�lyar 334 m�lyar 525 m�lyar 57,2 Borç verme g�derler� 317 m�lyar 319 m�lyar 397 m�lyar 24,4 Yedek ödenekler 375 m�lyar Fa�z g�derler� 1 tr�lyon 270 2 tr�lyon 53 2 tr�lyon 742 33,5 m�lyar m�lyar m�lyar Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 117 ‒ KAMU KAYNAKLARI NEREYE HARCANIYOR Değ�ş�m 2025 2026 (%) 2 tr�lyon 53 2 tr�lyon 742 Fa�z Ödemes� 33,6 m�lyar m�lyar Deprem harcaması (2023 - 960 584 m�lyar 653 m�lyar 11,8 m�lyar, 2024 1 tr�lyon 28 m�lyar) 2 tr�lyon 180 2 tr�lyon 896 Eğ�t�m Bütçes� 32,8 m�lyar m�lyar 1 tr�lyon 26 -Temel Eğ�t�m 774 m�lyar 32,6 m�lyar -Orta öğret�m 435 m�lyar 583 m�lyar 34,0 -Yüksek öğret�m 520 m�lyar 681 m�lyar 34,0 -Eğ�t�me yardımcı h�zmetler 215 m�lyar 262 m�lyar 21,9 D�n h�zmetler� ve yay. d�n eğ�t�m� 127 m�lyar 171 m�lyar 34,6 1 tr�lyon 106 1 tr�lyon 594 Sağlık 44,1 m�lyar m�lyar 1 tr�lyon 182 -Tedav� ed�c� sağlık 827 m�lyar 42,9 m�lyar -Koruyucu sağlık 274 m�lyar 407 m�lyar 48,5 1 tr�lyon 283 1 tr�lyon 665 SGK’nın sağlık harç. (Bütçe dışı) 29,8 m�lyar m�lyar Sosyal yardım ve destekler: 651 m�lyar 917 m�lyar 40,9 -Ödeme gücü olmayanlar �ç�n GSS 131 m�lyar 157 m�lyar 19,8 pr�m� ödemes� -65 yaş, engell�, engell� yakını 88 m�lyar 106 m�lyar 20,5 aylıkları -Engell� evde bakım desteğ� 70 m�lyar 90 m�lyar 28,5 -Engell� eğ�t�m desteğ� 56 m�lyar -Sosyal konut f�nansman des. 23 m�lyar 100 m�lyar 234,5 -Ekonom�k yoksunluk �ç�ndek� 17 m�lyar 23 m�lyar 35,3 çocuklara destek -Yoksul a�lelere elektr�k desteğ� 9 m�lyar -Doğum yardımı 44 m�lyar -Koruyucu a�le desteğ� 2 m�lyar 3 m�lyar 50,0 Elektr�k ve doğalgaz desteğ� 472 m�lyar 373 m�lyar -21,0 Tarım 506 m�lyar 626 m�lyar 23,7 -Tarımsal destek 135 m�lyar 168 m�lyar 24,4 -Tarım yatırımları 166 m�lyar 190 m�lyar 14,5 Tarımsal kred� sübvans�yonu 160 m�lyar 220 m�lyar 37,5 -Müdahale alımı, tarımsal KİT 45 m�lyar 48 m�lyar 6,6 desteğ�, �hracat desteğ� Tarıma yönel�k verg� harcaması 200 m�lyar 262 m�lyar (Tarımdan alınmayan verg�) Reel sektöre destek 401 m�lyar 493 m�lyar 22,9 -SGK’ya �şveren pr�m ödemeler� 223 m�lyar 283 m�lyar 26,9 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 118 ‒ -Halkbank esnaf kred� sübvans�yonu 60 m�lyar 70 m�lyar 16,7 -Meslek� eğ�t�me Devlet katkısı 30 m�lyar 29 m�lyar -3,3 İhracat ve d�ğer reel sektör desteğ� 57 m�lyar 60 m�lyar 5,2 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 119 ‒ Değ�ş�m 2025 2026 (%) Savunma ve güvenl�k (SSDF’ye 1 tr�lyon 608 2 tr�lyon 155 34,0 ayrılan kaynak dah�l) m�lyar m�lyar 1 tr�lyon 183 -Ulusal savunma 903 m�lyar 31,0 m�lyar -Toplum Güvenl�ğ� 643 m�lyar 882 m�lyar 37,2 Büyükşeh�r ve d�ğer beled�yeler 1 tr�lyon 345 1 tr�lyon 657 23,2 �le �l özel �dareler� m�lyar m�lyar 1 tr�lyon 569 2 tr�lyon 7 Yatırım 21,0 m�lyar m�lyar 1 tr�lyon102 1 tr�lyon 310 -Sermaye g�der� 19,1 m�lyar m�lyar -Sermaye transfer� 338 m�lyar 525 m�lyar l�ra 55,3 -Yatırımları hızlandırma ödeneğ� 129 m�lyar 169 m�lyar 31,0 Yap-İşlet-Devret, Yap-K�rala- 202 m�lyar 238 m�lyar 17,8 Devret ödemeler� -Avrasya tünel� 3 m�lyar 0,5m�lyar -83,3 -Köprü-Otoyol 94 m�lyar 101 m�lyar 7,4 -Şeh�r Hastaneler� 105 m�lyar 136 m�lyar 29,5 İSTİSNA VE MUAFİYETLER NEDENİYLE VAZGEÇİLEN VERGİLER (Bütçe tahm�nler�) (*) 2025 2026 Ücretler�n, asgar� ücret kadarının verg� dışı 853 1 tr�lyon 92 26,0 tutulması neden�yle vazgeç�len gel�r verg�s� m�lyar m�lyar 564 Vazgeç�len d�ğer gel�r verg�s� 636 m�lyar m�lyar 701 Vazgeç�len kurumlar verg�s� 768 m�lyar m�lyar 516 Vazgeç�len KDV 729 m�lyar m�lyar 133 Vazgeç�len ÖTV 92 m�lyar m�lyar 233 Vazgeç�len d�ğer verg�ler 280 m�lyar m�lyar (*) Vergi kanunları ve diğer kanunlarda 654 değişik türde vergi istisnası ve muafiyeti bulunuyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 120 ‒ GELİRLERLE İLGİLİ AYRINTILAR 2025 2026 Artış Başlangıç Başlangıç Oranı tahm�n� tahm�n� BÜTÇE GELİRLERİ 12 tr�lyon 800 16 m�lyar 216 30,1 m�lyar m�lyon Verg� gel�rler� 11 tr�lyon139 13 tr�lyon 783 28,4 m�lyar m�lyar -Gel�r Verg�s� 2 tr�lyon 130 3 tr�lyon 517 65,1 m�lyar m�lyar, -Kurumlar Verg�s� 1 tr�lyon 637 1 tr�lyon 613 -1,5 m�lyar m�lyar -Veraset ve İnt�kal Verg�s� 9,5 m�lyar 13 m�lyar 36,8 -MTV 107 m�lyar 138 m�lyar 30,0 -ÖTV 2 tr�lyon 121 2 tr�lyon 532 19,4 m�lyar m�lyar -Petrol ve doğalgazdan 538 m�lyar 662 m�lyar 23,0 (ÖTV) -Motorlu taşıtlardan 819 m�lyar 950 m�lyar 16,0 (ÖTV) -Alkollü �çk�lerden (ÖTV) 171 m�lyar 195 m�lyar 14,0 -Tütün ürünler� (ÖTV) 456 m�lyar 563 m�lyar 43,2 -Kolalı gazozlar (ÖTV) 18 m�lyar 23 m�lyar 27,8 -Dayanıklı tüket�mden 145 m�lyar 149 m�lyar 2,8 -Dah�lde Alınan KDV 1 tr�lyon 496 m�lyar 1 tr�yon 900 27,0 m�lyar -İthalde Alınan KDV 2 tr�lyon 103 m�lyar 2 tr�lyon 96 m�lyar -0,3 -Gümrük verg�s� 341 m�lyar 402 m�lyar 17,9 -Damga Verg�s� 216 m�lyar 313 m�lyar 44,9 -Harçlar 279 m�lyar 460 m�lyar 64,9 -BSMV 545 m�lyar 631 m�lyar 15,8 -Şans Oyunları 57 m�lyar 67 m�lyar 17,5 -Özel İlet�ş�m 45 m�lyar 59 m�lyar 31,1 -Konaklama verg�s� 18 m�lyar -D�j�tal h�zmet 29 m�lyar 37 m�lyar 27,6 Verg� Dışı Gel�rler 1 tr�lyon 662 2 tr�lyon 433 46,3 m�lyar m�lyar -Para Cezaları 262 m�lyar 389 m�lyar 48,5 -Fa�z gel�rler� 320 m�lyar 214 m�lyar -33,1 -Alınan bağış ve 50 m�lyar 103 m�lyar 106,0 yardımlar Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 121 ‒ Devlet�n hang� sosyal sınıfa dayandığının en bar�z gösterges� bütçedek� ekonom�k dağılımdır. Bu bölümde 2025 ve 2026 yılı Merkez� Bütçe Kanununun büyüklükler� b�rl�kte değerlend�r�lecekt�r. Bu açıdan bütçeye bakacak olursak; 2026 yılında Merkez� Bütçe ödenekler� 2025 yılına göre) %29 oranında artırılmıştır. 2022-2024 yılları bütçeler�n�n ekonom�k sınıflandırmasına �l�şk�n tablo aşağıda yer almaktadır. 2026 yılında fa�z g�derler� 2025 yılına görece %33.5 oranında artış göstermekted�r. 2026 yılında verg� gel�rler� �se 2025 yılına görece %28.4 oranında artış göstermekted�r. 2026 yılında bütçe açığı �se 2025 yılına görece % 22.8 oranında artış göstermekted�r. Bütçe açığının Gayr� saf� m�ll� hasılaya oranı - %3.5 olacağı öngörülmekted�r. Fa�z g�derler�ndek� bu eğ�l�m 2018 yılından bu yana artış yönünde kend�s�n� göstermekted�r. 2018 yılında Bütçe G�derler� �ç�ndek� fa�z g�der�n�n payı %8,91 �ken bu rakam 2019 yılında %10, 2020 yılında %11.14, 2021 yılında %11.28, 2022 yılında %10,6, 2023 yılında %10,2 2024 yılında %11.7 gerçekleşm�şt�r. Aynı şek�lde fa�z g�derler�n�n verg� gel�rler�ne oranı 2018 yılında %11,91 �ken bu oranın 2021 yılında %15,52, 2022 yılında %13,2, 2023 yılında %15,0 olarak gerçekleşeceğ�, 2024 de �se %17,3 ve 2025 yılında %19.1’e, 2026 yılında 19,88 çıkacağı tahm�n ed�lmekted�r. Bunun anlamı verg� gel�rler�n�n fa�z g�derler�n� f�nanse etme oranının artmasıdır. 2026 yılında Merkez� Yönet�m Bütçe Gel�rler�n�n 16.216,1 M�lyar TL’ye verg� gel�rler�n�n �se 13.783,1 M�lyar TL.ye ulaşacağı anlaşılmaktadır. Verg� gel�rler�n�n 2026 yılında 2025 yılına göre % 28.4 oranında artacağı tahm�n ed�lmekted�r. 2026 Bütçes�n�n verg� gel�rler�n�n dağılımı aşağıdak� g�b�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 122 ‒ GELİRLERLE İLGİLİ AYRINTILAR 2024 2025 Artış Oranı BÜTÇE GELİRLERİ 9 trilyon 65 milyar 12 trilyon 800 41,2 milyar Vergi gelirleri (*) 7 trilyon 605 11 trilyon139 46,5 milyar milyar -Gelir Vergisi 1 trilyon 480 milyar 2 trilyon 130 43,9 milyar -Kurumlar Vergisi 1 trilyon 65 milyar 1 trilyon 637 53,7 milyar -Veraset ve İntikal 6,6 milyar 9,5 milyar 44,3 Vergisi -MTV 72,4 milyar 106,6 milyar 47,2 -ÖTV 1 trilyon 451 2 trilyon 121 46,2 milyar milyar -Petrol ve 399,9 milyar 538 milyar 34,6 doğalgazdan (ÖTV) -Motorlu taşıtlardan 540,4 milyar 819 milyar 51,5 (ÖTV) -Alkollü içkilerden 114 milyar 171 milyar 48,7 (ÖTV) -Tütün ürünleri (ÖTV) 307 milyar 456 milyar 487 -Kolalı gazozlar (ÖTV) 12 milyar 18 milyar 52,5 -Dayanıklı tüketimden 95 milyar 145 milyar 52,9 -Dahilde Alınan KDV 1 trilyon 4 milyar 1 trilyon 496 49,0 milyar -İthalde Alınan KDV 1 trilyon 481 milyar 2 trilyon 103 42,0 milyar -Gümrük vergisi 236 milyar 341 milyar 44,6 -Damga Vergisi 150 milyar 216 milyar 44,4 -Harçlar 195 milyar 279 milyar 43,0 -BSMV 361 milyar 545 milyar 51,0 -Şans Oyunları 37 milyar 57 milyar 51,5 -Özel İletişim 30 milyar 45 milyar 48,4 -Diğer Vergi Gelirleri 420 milyar 612 milyar 43,3 -Dijital hizmet 20 milyar 29 milyar 44,0 Vergi Dışı Gelirler 1 trilyon 460 milyar 1 trilyon 662 13,83 milyar -Para Cezaları 181 milyar 262 milyar 44,2 -Faiz gelirleri 319 milyar 320 milyar 0,2 -Alınan bağış ve 210 milyar 50 milyar -71,4 yardımlar Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 123 ‒ 2026 yılında da verg� gel�rler�n�n yaklaşık %61,69’�n�n dolaylı verg�lerden oluşacağı, d�ğer gel�r ve servet verg�ler�n�n oranının �se %38.3 c�varında gerçekleşeceğ�n�n tahm�n ed�ld�ğ� anlaşılmaktadır. 2026 yılında toplanması düşünülen verg�ler�n y�ne yaklaşık ¾’ünün maaşlı ücretl� çalışan �şç� ve memur kes�m�nden alınacağı anlaşılmaktadır. Verg� Harcamaları- 2026 Bütçes�n�n Sosyal Yönü Ve Gel�r Dağılımına Etk�s� 2025 yılında teşv�k ve �nd�r�mler dolayısıyla vazgeç�len verg� ve harçlar tutarı 3.005.167.126,226 TL. olarak hesaplanmıştır 2026 yılında teşv�k ve �nd�r�mler dolayısıyla vazgeç�len verg� ve harçlar tutarı 3.597.140.001.829 TL. olarak hesaplanmıştır. “Verg� harcaması” tablosuna göre, �st�sna ve muaf�yetler kapsamında gelecek yıl 1.728.957.115.474 TL gel�r verg�s�, 768.068.934.548 TL kurumlar verg�s�, 728.590.829.514 TL KDV, 91.717.768.724 TL ÖTV, 279.805.353.569 TL d�ğer verg�ler kapsamında olmak üzere toplam 3.597.140.001.829 TL TL verg�den vazgeç�lecekt�r. Bu konuda başkaca b�r ayrıntıya yer ver�lmem�şt�r. Verg� harcaması tutarı yan� vazgeç�len verg� tutarı 2026 yılında yaklaşık 591.972.875.603 TL. artmaktadır. Bu rakam 2026 yılında bütçe açığının neredeyse y�rmb�r�ne gelmekted�r. 2026 yılında Verg� harcamaları bütçe g�derler�n�n yüzde 19’una denk gelmekted�r. Vazgeç�len verg� gel�rler� toplam verg� gel�rler�ne oranlanırsa, 2026 �ç�n yüzde 26 g�b� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 124 ‒ daha da yüksek b�r oran elde ed�lmekted�r. Bu durum verg� s�stem�n�n sınıfsal b�r özell�ğ�n� de göstermekted�r 2006 yılında GSYH ‘nın yüzde 1,08’�n� oluşturan verg� harcamaları 2019 yılında yüzde 4’ün üzer�ne çıkmış. 2026 �se bu oran yüzde 4,66’nın n üzer�ne yükselm�şt�r. 2006 yılında verg� harcamalarının kamu harcamaları �çer�s�ndek� payı yüzde 5’e yaklaşırken, 2019 yılında da yüzde 18’e ve 2026 yılında da yüzde 19’a yükseltmekted�r. 20 yılda verg� harcamalarının kamu harcamaları �ç�ndek� yapının yaklaşık 4 kat arttığını göstermekted�r. 2026 yılında öngörülen bütçe açığı rakamının 2.712,7 M�lyar TL olduğu d�kkate alınırsa yan� bu yıl devlet verg� harcamalarından vazgeçerek büyük bölümü sermaye sınıfı leh�ne transfer yapmaktan �mt�na etmes� hal�nde b�r ölçüde bütçe açığının kapatılacağı söyleneb�l�r. Verg� ayrıcalıklarının boyutunu görmeden bütçen�n ve verg� s�stem�n�n bütününü kavramak mümkün görünmemekted�r. İst�sna ve muaf�yetlerle del�k deş�k ed�lm�ş b�r verg� s�stem�n�n sürdürülmes� artık mümkün değ�ld�r ve bu durumun ac�len değ�şt�r�lmes� gerek�r. Yasama organının yürütmeye (2018’den �t�baren Cumhurbaşkanına), ayrıntılarını ve gerçekleşme sonuçlarını tam olarak b�lemeden devrett�ğ� bu devasa “vazgeç�len verg� gel�rler�” hesabı, bütçe hakkının açık ve büyük çaplı b�r �st�smarına dönüşmüştür. Tevk�fatla (yan� stopajla kaynağında) tahs�l ed�len Gel�r Verg�s� (GV)n�n toplam Gel�r Verg�s� �çer�s�ndek� payı, 2026 �ç�n yüzde 92 olarak öngörülmüştür. (2026 yılı Bütçe Tekl�f�, s.73 göre). Bunun büyük bölümü ücret gel�rler� üzer�nden gerçekleşt�r�lmekted�r. Ücretl�ler�n toplanan Gel�r Verg�s� �ç�ndek� payı da artık yüzde 70’� aşmıştır. Oysa ücret gel�rler�n�n GSYH �ç�ndek� payı g�tt�kçe azalmaktadır. Bu, ücretl�ler üzer�nde oluşan verg� baskısının �nanılmaz boyutlarını göstermekted�r. Üstel�k asgar� ücret düzey� kadar b�r gel�r�n verg� dışı bırakılmasına rağmen Gel�r Verg�s�’nde böyle b�r sonuç alınmaktadır. Bunun neden�, verg� d�l�mler�n�n dar tutularak ücretl�ler�n hızla üst d�l�mlerdek� oranlara tab� tutulmasıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 125 ‒ Kentsel rantların verg�lend�r�lmed�ğ�, menkul sermaye gel�rler�n�n neredeyse verg�ye tab� tutulmadığı b�r ortamda bu rakamlar bütçen�n sınıfsal terc�h�n� göstermes� açısından öneml� bulunmaktadır. -Verg� alınması gerekenlerden verg� alınmamaktadır. -Verg� alınması gerekenlerden borç alınmakta onlara fa�z gel�r� ver�lmekted�r. -Devlet aldığı verg� ve borçları da fa�z ödemeler�ne ve yabancı para kuruna bağlanmış garant� ödemeler�ne aktarmaktadır. 2024 yılında 1.270.5 M�lyar olan fa�z g�derler�n�n, 2025 yılında 2.052 M�lyar, 2026 yılında �se 2.741 M�lyar TL. olacağı ş�md�den öngörülmekted�r. Bu durum gelecek dönem Merkez� Bütçeler� �ç�n sıkıntılı b�r husus �şaret etmekted�r. Sosyal Yardım Tutarı: İkt�dar 2026 yılında bütçede fa�z harcamaları �ç�n yaklaşık sayıları sınırlı rant�ye sınıfına ve Londra tefec�ler�ne 2.741 M�lyar TL ödenek ayırırken, Kur Korumalı Mevduat �ç�n yapılacak ödemeler� 2024 temmuz ayından �t�baren Merkez Bankasını görevlend�rmek suret�yle g�zlerken, bütçeden 85 m�lyonluk k�tle �ç�n 2026 yılında yapılacak sosyal harcama tutarı 917,0 M�lyar TL. tutarında bulunmaktadır. Yıllar �t�barıyla merkez� yönet�m bütçes� �ç�ndek� �k� kalem�n ağırlığındak� değ�ş�me bakıldığında; 2002 yılında Merkez� Yönet�m Bütçe harcamaları �ç�ndek� fa�z ödemeler�n�n oranı %43,25 �ken sosyal yardım harcamalarının oranı %1.08’d�r. 2016 yılında Merkez� Yönet�m Bütçe harcamaları �ç�ndek� fa�z ödemeler�n�n oranı %8,60 �ken sosyal yardım harcamalarının oranı %5.10’d�r. 2025 yılında Merkez� Yönet�m Bütçe harcamaları �ç�ndek� fa�z ödemeler�n�n oranı %13 �ken sosyal yardım harcamalarının oranı %4,4’dür. 2026 yılında Merkez� Yönet�m Bütçe harcamaları �ç�ndek� fa�z ödemeler�n�n oranı %14 �ken sosyal yardım harcamalarının oranı %4,8 d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 126 ‒ Söz konusu ver�ler �kt�darın sosyoekonom�k tabanının 2002 yılından 2015 yılına kadar nasıl değ�şt�ğ�n�, 2025 yılına gel�nd�ğ�nde farklı b�r trende g�r�ld�ğ�n� göstermekted�r. Halka h�zmet �ç�n yola çıkılıp sonuçta rant�yeye h�zmet eder hal�ne gel�nd�ğ�n� göstermekted�r. Kaldı k�, bütçede yandaş kes�mlere, rant�yeye, pazarlık usulüyle yan� rekabets�z ortamda ver�len �halelerle aktarılan kaynakları tam olarak tesp�t etmek �ç�n daha ayrıntılı çalışmalar yapmak gerek�r. 2026 yılı �çer�s�nde verg� harcamaları rakamı �ç�nde ücretl�ye g�den kısım düştükten sonra kalan m�ktarın b�l�nmes� hal�nde daha değ�ş�k hesaplamaların yapılması mümkün olab�l�rd�. Bu rakama yatırım bütçes� �ç�nde yer alan mal ve h�zmet alımları rakamları arasında g�zlenen şeh�r hastaneler� ve karayolları, köprüler g�b� geç�ş garant�l� projelere ödenen m�ktarı (238,5 M�lyar) ve fa�z harcamalarını ( 2.741 M�lyar TL.), Kur Korumalı Mevduat G�derler�n� (k� 2025 yılı �ç�nde bütçeden herhang� b�r ödemede bulunulmayacak bu tutar Merkez Bankasınca ödeneceğ�nden �lk aşamada kamuoyu tarafından öğren�lemeyecekt�r.) ekled�ğ�m�zde bütçeden bu ayrıcalıklı sınıf ve zümreye ayrılan payın m�n�mum tutarına ulaşılması mümkün olab�l�rd�. Ancak bu rakamlar el�m�zde olmadığından detaylı b�r hesaplama yapamamaktayız. Bu kes�m�n sermaye gel�rler� üzer�nde alınan verg�ler� bütçeye oranladığımızda (kurumlar verg�s�/MYB0) %11,11 rakamına ulaşılmaktadır. Bu oranlar bütçen�n gel�r dağılımı açısından durumunu kaba taslak göstermekted�r. Bütçen�n fak�r ve yoksul kes�mlerden aslında b�r avuç zeng�ne, sermayedar kes�m�ne kaynak aktarmanın b�r aracı hal�ne geld�ğ� görülmekted�r. Sonuçta; Bütçe �ç�nde fa�z harcama g�der oranları artmaktadır. Ancak; fa�z sebep enflasyon sonuç tez� artık �şlenmemekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 127 ‒ Borçlanma gerçeğ� ortada durmaktadır. AKP uzunca b�r süre başarılı b�r şek�lde uyguladığı yoksulluğu yönetme stratej�s�n� b�le terk etm�şt�r. Mal� kaynak kısıtına g�r�nce fak�rden alıp zeng�ne aktarmaya yönelm�ş, kur korumalı mevduat uygulaması �le y�ne rant�ye kes�m�ne kaynak aktarmaya devam etm�şt�r. AKP ve fak�rl�ğ� yönetme amaçlı kurgulanan sosyal harcamalardan fa�z ve ödeme garant�l� projeler leh�ne kısıtlamaya başlamıştır. Zor zamanlarda terc�h yapma zorunluluğu ortaya çıkınca �kt�darın sınıfsal n�tel�ğ� hemen ortaya çıkıverm�şt�r. Bütçe açığını düşük gösterme hamles�: Kur Korumalı Mevduatın yönet�m� ve tüm yükü Merkez Bankasına aktarılma hamles� KKM’n�n Devlete olan yükünün tümünün g�zlenmes�ne h�zmet edecek. Ayrıca Merkez Bankasının karşılıksız para basmasına yol açacaktır. KKM �ç�n doğan kur koruması ödemeler� (k� bunlar adına fa�z denmese de fa�z farkıdır) normal olarak Haz�ne tarafından bütçeye g�der yazılarak ödenecek, bu ödemeler bütçe açığını artıracaktı. Ş�md� yapılan yen� b�r düzenlemeyle bu ödemeler�n Haz�ne tarafından değ�l tümünün Merkez Bankası tarafından yapılması karara bağlanmış bulunmaktadır. Bu durumda bu ödemeler bütçeye g�der yazılamayacağı �ç�n bütçe açığı artmayacak ve böylece bütçen�n görüntüsü kurtarılmış olacaktır. Buna karşılık bu ödemeler Merkez Bankası’na devred�ld�ğ� �ç�n Merkez Bankası bu ödemeler� para basarak yapacaktır. Ödemen�n haz�ne tarafından yapılması hal�nde, haz�ne �ç�n bu m�ktarları ödemek �ç�n p�yasadan borçlanmak zorunluluğu doğacağından, bu durum hem fa�z g�derler�n� artıracak hem de bütçe açığını büyütecekt�r. Kur korumalı mevduatla (KKM) �lg�l� yapılan son düzenleme bütçe açığını düşük göstermey� amaçlamaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 128 ‒ Son �k� yıldır Merkez Bankasının açıkladığı yaklaşık 1.500 M�lyar TL. zararın ana kaynağı Merkez Bankasınca Kur Korumalı Mevduat �ç�n yapılan ödemeler olduğu herkes tarafından b�l�nmekted�r. Bu düzenlemeyle haz�ne ödemey� yapmayacağı �ç�n bütçe açığı büyümeyecek, haz�ne borçlanmayacaktır. Buna karşılık haz�nen�n borçlanma gereks�n�m� Merkez Bankası’nın para basmasıyla karşılanacaktır. B�r anlamda haz�nen�n borçlanma �ht�yacı Merkez Bankası tarafından karşılanmış olacaktır. D�ğer b�r anlatımla, kısa vadel� avans yoluyla Merkez Bankası’ndan borçlanması yasaklanmış olan haz�ne, avans kullanmadan borcunu doğrudan Merkez Bankası’na devretm�ş olacaktır. Ülke ekonom�s�n�n �çer�s�nde bulunduğu döv�z dar boğazı da d�kkate alındığında söz konusu mevduatın kontrolsüz b�r b�ç�mde çözülerek, mevduat sah�pler�n�n döv�ze yönelmeler� durumunda ülken�n karşılaşacağı döv�z �ht�yacının boyutu oldukça düşündürücüdür. Temmuz 2024 ayından bell� alınan “nas yasağına” aykırı kararlarla pol�t�ka fa�z�n kontrollü olarak yükselt�lmes� �le KKM’n�n kontrollü çözülümü sağlanmak �sten�lmekted�r. KÖİ Projeler�: Ülkem�zde enerj� üret�m tes�sler�, karayolu projeler�, l�man projeler�, yurt yapımı, havaalanı projeler�, sağlık tes�s� projeler�, kent hastaneler�, dem�ryolu projeler� vb. alanında çok sayıda proje KÖİ, (Yİ(Yap İşlet), YİD(Yap İşlet Devret), İHD(İşletme Hakkının Devr�), YKD(Yap K�rala Devret)) modeller�yle yürütülmekted�r. KÖİ Modeller� ülkem�zde 1986 yılından bu yana uygulanmaktadır. Kamunun KÖİ modeller� �le yatırım yapmasının temel gerekçes� de yatırım �ç�n gerekl� f�nansmana sah�p olmamasıdır.2003’ten �t�baren mevcut hükümet KÖİ model� �le yatırımlara �vme kazandırmış bulunmaktadır. Mevcut KOİ Projeler�n�n adet, yatırım değer� ve yatırım değerler�n�n durumunu göster�r detaylı tablo aşağıdadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 129 ‒ Tablo KÖİ Projeler�n�n Adet, Yatırım Değer� Ve Kamuya Ödenecek İşletme Hakkı Bedel� (Eylül 2025) 14ABD Doları Kamuya ödenecek �şletme Proje Adet Yatırım Değer� (Dolar) hakkı bedel� (Dolar) Karayollu 50 41.847.943.091,00 956.033.073,00 Havaalanı 21 25.779.419.123,00 83.472.713.843,00 Yat L�manı 22 1.607.895.363,00 3.870.549.905,00 Dem�ryolu 1 349.934.622,00 Kültür-Tur�zm 3 424.168.804,00 17.465.551,00 Gümrük 23 740.474.711,00 9.558.313,00 Endüstr�yel Tes�s 2 1.838.840.157,00 Sağlık Tes�s� 18 13.802.877.147,00 Enerj� 102 22.925.970.295,00 23.990.554.499,00 L�man 24 2.659.863.016,00 3.436.573.941,00 Madenc�l�k 9 363.733.020,00 Katı Atık 2 115.374.009,00 Toplam: 277 112.092.960.338,00 116.068.082.145,00 1986 – 2023 dönem�nde sözleşme değer� artık kamuoyuna açıklanmayan ve 98.6 M�lyar Dolarlık yatırım değer� bulunan karayolu, havaalanı, yat l�manı, dem�ryolu, kültür, gümrük, endüstr�yel tes�s, sağlık tes�s�, enerj�, l�man, madenc�l�k, katı atık alanında 262 KÖİ Projes� uygulamaya geç�r�lm�şt�r. Stratej� ve Bütçe Başkanlığı tarafından yayımlanan “Kamu Özel İşb�rl�ğ� Raporu” en son 2018 tar�h�n� �şaret etmekted�r. Söz konusu Raporun güncellenerek yayımlanmamasının neden� tarafımızca anlaşılamamaktadır. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Stratej� Başkanlığı web s�tes�nde Kasım 2025 �t�barıyla KÖİ Projeler� �le �lg�l� olarak ver�len b�lg�lerde sadece yatırım değer� ve kamuya ödenecek �şletme hakkı bedel� �le b�lg�lere yer ver�lmes�, daha öncek� yıllarda yer 14 Söz konusu rakamlar Cumhurbaşkanlığı Strateji Bütçe Başkanlığının Web sayfasından alınmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 130 ‒ alan sözleşme bedeller�ne yer ver�lmemes�; sözleşmelerde yer alan koşulların ve süreler�n b�lahare değ�şt�r�ld�ğ� yönündek� kuşkuları doğrular n�tel�kted�r. Ancak 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Programının 177. sayfasında; “Ülkem�zde, Yap-İşlet-Devret (YİD), Yap-İşlet (Yİ), Yap-K�rala-Devret (YKD) ve İşletme Hakkı Devr� (İHD) olmak üzere dört temel Kamu Özel İşb�rl�ğ� (KÖİ) model� uygulanmaktadır. Söz konusu modellerle 1986 yılından başlamak üzere, Eylül 2025 �t�barıyla 277 KÖİ projes� �ç�n uygulama sözleşmes� �mzalanmıştır. Uygulama sözleşmes� �mzalanan projeler�n toplam yatırım büyüklüğü Eylül 2025 f�yatlarıyla 112.09 m�lyar dolara ulaşmaktadır. Bu tutar �ç�nde ulaştırma sektörü 70.64 m�lyar dolar yatırımla �lk sırada yer almakta olup bunu 22.93 m�lyar dolarla enerj�, 13,80 m�lyar dolarla sağlık sektörü tak�p etmekted�r. Mevcut durumda 262 proje �şletmeye alınmış olup 15 projen�n yapımına devam ed�lmekted�r.” açıklaması yer almaktadır. Kamu özel ortaklığı ve �şb�rl�ğ� model� �le son dönemde gerçekleşt�r�len başta haval�manı, hastane, otoyol, köprü vb. projelerle �lg�l� sözleşmelere dayalı olarak yabancı para c�ns�nden ver�len başta asgar� ödeme olmak üzere d�ğer garant�ler�n devlet haz�nes� ve bütçes� açısından ortaya çıkarması olası r�sk ve yükler�n gerçek boyutunun, �ler�k� yıllarda ulaşab�leceğ� tutarların ve d�ğer muhtemel r�skler konusunda gerekl� olan projeks�yon hesaplamalarının, bu konudak� tesp�t ve öner�ler�n söz konusu Sayıştay Denet�m Raporlarında ve d�ğer değerlend�rme raporlarında yer alması gerekmekte �d�. Son dönemde Uluslararası kuruluşların hazırlamış olduğu çok uluslu çalışmalara dayanan bazı raporlar, kamu özel �ş b�rl�ğ� �le gerçekleşt�r�len projeler�n f�nansman model�n�n kend� �çer�s�nde öneml� sakıncalar taşıdığını somut ver�ler ortaya koymaktadır Ekonom� büyürken, bütçe ve d�ğer kamu gel�rler�n�n arttığı dönemlerde sorun olmayan garant�ler�n, yabancı para c�ns�nden yapılacak ödemeler neden�yle kr�z dönemler�nde bütçeye ekstra yük olarak ortaya çıkaracağı mal� yükün boyutları Türk�ye ekonom�s� �ç�n telaf�s� çok güç sorunlar doğurab�lecekt�r. Kamu Özel İş b�rl�ğ� projeler� dolayısıyla yabancı para c�ns�nden ver�lm�ş garant�lere �l�şk�n yükler konusunda herhang� b�r b�lg�m�z bulunmamaktadır. Bunların sözleşmeler� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 131 ‒ ve ver�len garant�ler sır g�b� kamuoyundan g�zlenmekte, b�lahare yapılan sözleşme tad�ller� �le ver�len garant�ler�n m�ktarları değ�şt�r�lmekte ve süreler� uzatılmaktadır Bu tutarların yabancı para c�ns�nden ödenecek olması kur yüksel�şler�nden ne kadar etk�leneceğ� konusunda herhang� b�r projeks�yon bulunmamaktadır. Türk�ye haz�nes� bu yükü daha ne zamana kadar taşıyacaktır. Bu durumun gel�r dağılımını bozucu b�r etk�ler� konusunda da b�r çalışma yapılmamıştır. Bu projelere aktarılan kaynakların dar gel�rl� ve yoksullara tahs�s ed�lecek kaynakları azaltmış bulunduğu b�l�nen b�r gerçekt�r. Kamu- özel �ş b�rl�ğ� projeler�n�n bütçeye olası f�nansman yükler� konusunda 2026 yılında 238.500.000.000 TL’l�k b�r kaynak ayrıldığı anlaşılmaktadır. 3 yıl (2026-2028) �ç�n tahm�n ed�len toplam rakamın �se 821.500.000.000 TL’ye ulaşacağı tahm�n ed�lmekted�r. Bu konuda daha detaylı açıklamalar şerh�n Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı �le Sağlık Bakanlığı Bütçeler�nde yapılmıştır. 2025 yılı Bütçes�nde 3 yıl (2025-2027) �ç�n tahm�n ed�len toplam rakamın �se 689.000.000.000 TL’ye ulaşacağı tahm�n ed�lm�şt� Söz konusu tutarın kur kr�z� d�kkate alındığında gerçekç� b�r tahm�n olmadığı geçen yılk� tarafımızca �ler� sürülmüş �d�. 2024 ve 2025 yılı Bütçe dokümanlarında olan yer alan tahm�nler bu öngörümüzü doğrulamıştır. Otoyol-köprü-tünel-haval�manı ve şeh�r hastaneler� neden�yle ver�lm�ş bulunan yabancı para c�ns�nden gel�r garant�ler�n�n �ler�k� yıllardak� yükü konusunda b�ze dağıtılan bütçe dokümanlarında herhang� b�r açıklama bulunmamaktadır. Aslında bu yükümlülükler�n hesaplanarak gelecekte ödenecek borçlar g�b� �lg�l� hesap ve tablolara aktarılması gerek�r. Bu yükler�n önümüzdek� 5 yılda ne tutarlardan oluşacağının bel�rlenmes� ve bunun b�r cetvel ek�nde Bütçeye eklenmes� yönündek� öner�m�z kabul görmem�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 132 ‒ Döv�z C�ns�nden veya Döv�ze Endeksl� Sözleşme Bedeller�ne İl�şk�n Düzenlemeler�n b�r an evvel KÖİ projeler� �ç�nde uygulanması gerekmekted�r. Borçlanma 23 yıldır kes�nt�s�z olarak ülke yönet�m�nde bulunan �kt�dar tarafından �zlenen kısa vadel�, v�zyonsuz ve hatalı neol�beral ekonom� pol�t�kalarının sonucunda döv�z-fa�z kıskacına sıkıştırılmış Türk�ye ekonom�s� b�r b�r�k�m rej�m� kr�z� yan� yapısal b�r kr�z yaşamaktadır. Neo l�beral düzenle �nsanı ve emeğ� tamamen dışlayan, sadece ekonom�k ver�ml�l�ğe odaklı, sıcak paranın ülkeler arasında hızlı ve kolay hareket etmes�n�n yolu açılmıştır. Kamu varlıklarının, k�ş� veya kurumların yeterl�l�kler�ne bakılmaksızın özelleşt�r�lmes� dayatılarak, yabancı sermayen�n enerj�, bankacılık, telekomün�kasyon, güvenl�k, ulaştırma g�b� sektörlere ve çok öneml� doğal kaynaklara sah�p olmalarına, bunları kontrol etmeler�ne �z�n ver�lm�şt�. Bu düzenle İşç�ler�n send�kalaşma hakları kısıtlanarak, �şten çıkarmalarda kolaylıklar sağlanmış, İşs�zl�k oranları tar�hte görülmem�ş sev�yelere ulaşmıştır. Tarım araz�ler� yok ed�lerek �thalat rej�m�ne geç�lm�ş, ülkeler, olası kr�zlerde gıda ve beslenme sorunlarıyla, kıtlık r�sk�yle karşı karşıya bırakılmıştır. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Bu pol�t�kalarla kemer sıkma ve özelleşt�rme programları uygulanarak sermaye p�yasaları kural dışı hale get�r�lm�ş, f�yat kontroller� kaldırılarak serbest t�caret�n önü açıldı ve hükümetler�n ekonom� üzer�ndek� etk�ler�n�n azaltılmasıyla üreten, emekç� sınıf sermayen�n �nsafına terked�lm�şt�r. Türk ekonom�s�nde dış ve �ç dengeler uzunca b�r süred�r alarm vermekted�r. Özell�kle tek adam part� devlet� projes�n� hayata geç�rme kararıyla b�rl�kte ortaya çıkan, hukuk devlet� alanındak� yıpranma ülken�n yatırımcılar �ç�n caz�bes�n� azaltmıştır. 22 yıldır uygulanan, ekonom�y� sıcak para bağımlısı hal�ne get�ren yanlış pol�t�kalar, ülken�n küresel p�yasalarda yarışma gücünü azaltmış, gel�r ve servet dağılımını bozmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 133 ‒ Türk�ye, bu �kt�dar tarafından özell�kle 2007’den sonra uygulanan ekonom�y� sıcak parayla ş�ş�rme stratej�s�yle dolarkol�k hale gelm�şt�r. Ekonom�, dış borca batırılmış, bu da vatandaşa “büyüme” olarak sunulmuştur. Merkez� yönet�m brüt borç stoku 31 Ek�m 2024 tar�h� �t�barıyla 8 tr�lyon 795,7 m�lyar TL olarak gerçekleşm�şt�r. Borç stokunun 3 tr�lyon 713,5 m�lyar TL tutarındak� kısmı Türk L�rası c�ns�, 5 tr�lyon 82,1 m�lyar TL tutarındak� kısmı döv�z c�ns� borçlardan oluşmaktadır. Ocak ayında 6.965,1 tr�lyon l�ra olan borç stoku, 10 ayda 1 tr�lyon 830,6 M�lyar l�ra artmıştır. Merkez� Yönet�m Borç Stokunun 2017-2023 (Ek�m) arasında gel�ş�m�n� göster�r tablo aşağıdadır (M�lyar TL) Toplam TL STOK DÖVİZ STOK DÖVİZİN PAYI 2017 877 535 341.5 38.94 2018 1.067 580.3 486.8 45.62 2019 1.329 668.5 660.5 49.70 2020 1.813 794.5 1.018 56.15 2021 2.748 933.2 1.815 66.05 2022 4.033 1.392 2.641 65.48 2023 6.736 2.408 4.328 64.25 2024 9.250,8 4.059,5 5.191,3 56.11 2025(Ek�m) 12.964 6..074,2 6.889,8 53.13 Tablodan Merkez� Yönet�m Borç Stokunda döv�z payının artan kurlara göre yukarı yönde değ�şt�ğ� görülmekted�r. Haz�ne rakamları üzer�nden yapılan projeks�yonlar daha kr�t�k b�r tablo ortaya çıkarmaktadır. Çünkü enflasyona endeksl� borçların fa�z yükü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 134 ‒ ödeme tar�h�nde bell� olacağından ş�md� açıklanan rakamlar �ç�nde değ�ld�r. Döv�z c�ns� borçlanmalarda da oluşacak kur sev�yes�ne bağlı benzer b�r durum söz konusudur. İşte bu fa�z ve kur yükü �le �lg�l� projeks�yonlarla ortaya çıkacak gerçek tabloda, �ç borç kısmında fa�z yükünün ana parayı geçt�ğ� anlaşılmaktadır. 2002 yılından bu yana bütçeden ödenen fa�z g�derler�ndek� azalma 2018 yılından �t�baren yüksel�şe geçm�şt�r. Aşağıdak� tablo da bu tesp�t�m�z� doğrulamaktadır. Ancak �vmen�n 2025 yılından �t�baren değ�şeceğ� yönünde öngörüler bulunmaktadır. 2002-2026 BÜTÇEDEN ÖDENEN FAİZ GİDERLERİ YILLAR Bütçeden Ödenen Fa�z Artış Oranı G�der� (TL) (%) 2002 51.728.000.000 25,98 2003 58.527.000.000 13,14 2004 56.491.000.000 2005 45.680.000.000 -19,14 2006 45.963.000.000 2007 48.753.000.000 6,07 2008 50.661.000.000 3,91 2009 53.201.000.000 5,01 2010 48.299.000.000 -9,21 2011 42.232.000.000 -12,56 2012 48.416.000.000 14,64 2013 49.986.000.000 3,24 2014 49.913.000.000 -0,15 2015 53.006.000.000 6,20 2016 50.247.000.000 -5,21 2017 56.700.000.000 12,84 2018 74.000.000.000 30,51 2019 99.940.000.000 35,05 2020 134.000.000.000 34,08 2021 190.800.000.000 42,39 2022 310.900.000.000 62.94 2023 674.600.000.000 116.98 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 135 ‒ 2024 1.297.800.000.000 92.38 2025 (GT) 2.052.700.000.000 58.21 2026(T) 2.741.700.000.000 33.57 *: 2026 -2028 Orta Vadel� Program GT: Gerçekleşme Tahm�n� Aşağıdak� tablo 2002 �la 2026 yılları arasında fa�z g�derler� �le bütçe g�derler� ve fa�z g�der� �le verg� gel�rler� arasındak� �l�şk�y� M�lyon TL bazında özetlemekted�r Borç Fa�zler� ve verg� gel�rler� arasındak� orandak� �y�leşme de ters�ne dönmüş bulunmaktadır. M�lyon TL Fa�z Fa�z G�der�n�n G�der� / Verg� YILLAR Bütçe Gel�r�ne Fa�z Dışı Bütçe Fa�z G�der� Verg� Gel�r� Oranı Bütçe G�der� (A) G�der� (B) (B/A) (C) (B/C) Denges� 2002 119.604 51.728 43,25% 60.356 85,70% 11.544 2003 141.248 58.527 41,44% 82.491 70,95% 18.319 2004 152.093 56.491 37,14% 100.373 56,28% 27.363 2005 159.687 45.680 28,61% 119.628 38,19% 38.777 2006 178.126 45.963 25,80% 137.480 33,43% 41.320 2007 204.067 48.753 23,89% 152.835 31,90% 35.045 2008 227.030 50.661 22,31% 168.108 30,14% 33.229 2009 268.219 53.201 19,83% 172.440 30,85% 440 2010 294.358 48.299 16,41% 210.560 22,94% 8.217 2011 314.606 42.232 13,42% 253.809 16,64% 24.448 2012 361.886 48.416 13,38% 278.780 17,37% 19.004 2013 408.224 49.986 12,24% 326.169 15,33% 31.443 2014 448.752 49.913 11,12% 352.514 14,16% 26.544 2015 506.305 53.006 10,47% 407.818 13,00% 30.400 2016 584.071 50.247 8,60% 459.001 10,95% 20.989 2017 678.269 56.712 8,36% 536.617 10,57% 8.932 2018 830.800 74.000 8,91% 621.500 11,91% 1.100 2019 999.489 99.940 10,00% 673.315 14,84% -23.754 2020 1.202.236 133.962 11,14% 833.062 16,08% -38.781 2021 1.599.642 180.852 11,31% 1.402.000 12,90% -20.700 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 136 ‒ 2022 2.942.700 310.900 10.56% 2.353.400 13.21% -168.200 2023 6.588.000 674.600 10.2% 4.501.100 14.98% -705.800 2024 10.780.600 1.270.500 11.78% 7.305.300 17.38% -837.300 2025(GT) 14.674.100 2.052.700 7.15% 10.733.600 19.11% -155.600 2026(T) 18.928.800 2.741.700 14.48% 13.783.100 19.88% 29.000 GT: Gerçekleşme Tahm�n� *: 2026-2087 Orta Vadel� Program TÜRKİYE’NİN DIŞ BORÇ STOKU Türk�ye’n�n brüt dış borcu �se tüm kes�mler �t�barıyla 2025 yılının �lk altı ayı sonunda 511,9 m�lyar dolara ulaşmıştır. Bunun 210,6 m�lyar doları kamu sektörüne, 44,6 m�lyar doları Merkez Bankasına, 248,6 m�lyar doları �se özel sektöre a�tt�r. 2002 ve 2025 arasındak� yıllarda Türk�ye’n�n Dış Borç Stokuna �l�şk�n ver�ler aşağıdak� tabloda yer almaktadır. TABLO: TÜRKİYE’NİN BRÜT DIŞ BORÇ STOKU VE MİLLİ GELİRE ORANI KAMU SEKTÖRÜ TCMB ÖZEL SEKTÖR TÜRKİYE TOPLAM DIŞ BORÇ TOPLAM DIŞ BORÇ TOPLAM DIŞ BRÜT DIŞ TÜRKİYE BRÜT YILLAR STOKU STOKU BORÇ STOKU BORÇ STOKU DIŞ BORÇ (MİLYAR USD) (MİLYAR USD) (MİLYAR USD) (MİLYAR USD) STOKU / GSYH (I) (II) (III) (I+II+III) (%) 2002 64,5 22,0 45,4 131,9 55,4 2003 70,8 24,4 53.3 148,5 46,9 2004 75,7 21,4 68.8 165,9 40,8 2005 70,4 15,4 89.8 175,7 34,8 2006 71,7 15,7 127.5 214,9 38,9 2007 73,7 15,8 169,6 259,1 37,9 2008 78,5 14,1 192,4 285,0 36,4 2009 83,7 13,2 179,5 276,4 42,4 2010 89,4 11,6 207,2 308,2 39,6 2011 96,3 9,3 215,0 320,6 38,3 2012 107,0 7,1 2243,2 357,3 40,7 2013 118,9 5,2 281,0 405,1 42,3 2014 121,3 2,5 293,1 416,9 44,3 2015 116,9 1,3 284,6 402,8 46,5 2016 123,7 1,1 281,1 405,8 46,7 2017 137.2 1,8 311,9 450,9 52,5 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 137 ‒ 2018 143.2 5,9 296,8 442,6 55,5 2019 161.2 8,4 268,8 434,2 57,1 2020 178.4 21,4 255,4 450,1 62,8 2021 179,9 26,1 236,6 442.6 54,8 2022 186,9 32,8 239,4 459,1 50.7 2023 201.6 46.3 251.8 499.8 44.2 2024 210,6 44,6 248,6 511,9 38.4 202515 228.3 29.3 290.0 547.6 37.1 Türk�ye’n�n dış borcu son 22 yılda yaklaşık olarak 3,88’e katlanırken, gel�r� �se aynı hızla artmamıştır. Özell�kle 2011 sonrasında brüt dış borcun m�ll� gel�re oranında c�dd� b�r artış yaşanmaktadır. AKP’n�n göreve geld�ğ� 2002 yılından bu yana bakıldığında, dönem�n ekonom�de en bel�rg�n özell�klerden b�r�n�n de dış borcun kamunun üzer�nden alınıp ş�rketler�n ve vatandaşların sırtına yüklenmes� olduğu görülecekt�r. Kamunun borcundak� azalışa karşın ş�rketler�n net döv�z borcunda özell�kle 2009 yılından sonra büyük b�r artış yaşandığı görülmekted�r. Bunun sebeb� Hükümet�n 2009 yılının Haz�ran ayında da aldığı, döv�z gel�r� olmayan ş�rketler�n döv�zle borçlanmasına �mkanı sağlayan karardır Dış Borç Stokunun GSYİH’ oranı �se 2020 yılında, 2002 yılından bu yana �k�nc� en yüksek değer olan 62.8 rakamına ulaşmıştır. Bu oran 2002 yılı sonu �t�barıyla 54.8 olan ve 2013 yılına kadar b�r ölçüde düşen rakamın (41.3) yaklaşık 21,5 puan üstüne çıkmıştır.2024 sonu �t�barıyla bu oran 37.1 ye düşmüştür. Ancak 2018 yılından �t�baren yükün tekrar kamu kes�m�ne kaymakta olduğu gözlenmekted�r. Özel banka ve ş�rketler�n dış borçlarındak� düşme, Türk�ye’n�n toplam dış borç ödemeler�n� aşmıştır. Neden� ortadadır: Kamu sektörünün dış borç stoku düşmem�ş; yükselm�şt�r Kamu sektörü döv�zle borçlanarak dış borç yükünü daha fazla devralmaktadır. Neden kamu sektörünün tüm öğeler�nde net döv�z b�lançoları “eks�” değerlere sürüklenm�şt�r? 15 30.06.2025 itibarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 138 ‒ TCMB ve üç kamu bankası ve Haz�ne, karmaşık �şlemler sonunda döv�z p�yasalarını desteklemekted�rler; 2018 ve 2019 yıllarında net döv�z rezervler�n� tüketerek dolar baskılanmıştır. Fa�z mal�yet� daha düşük olduğu �ç�n kamu açığının f�nansmanında dolar borçlarının payı artmıştır; döv�z kurundak� artışın mal�yet� �ler�ye kaydırılmıştır. 2023 yılının Temmuz ayından �t�baren �zlen�len rasyonel(?) pol�t�kalar neden�yle düzeltmeler yaşandığı �fade olunmaktadır. Borcu Ger� Ödeme Problem� Türk�ye’n�n Kısa Vadel� Dış Borç (KVDB) stoku, b�r öncek� çeyreğe göre %2,1 oranında azalarak 2025 Eylül ayı �t�barıyla 165,8 m�lyar ABD doları olmuştur. Or�j�nal vades�ne bakılmaksızın vades�ne 1 yıl veya daha az kalmış borçları gösteren kalan vadeye göre KVDB stoku, 224,8 m�lyar ABD doları olarak gerçekleşm�şt�r. Bankalar kaynaklı KVDB stoku, b�r öncek� çeyreğe göre %1,2 oranında azalarak 72,8 m�lyar ABD doları olurken, Merkez Bankası yükümlülükler� %5,4 oranında azalarak 27,8 m�lyar ABD doları olmuştur. Yurt �ç� bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadel� kred�ler, b�r öncek� çeyreğe göre %10,6 oranında azalarak 9,4 m�lyar ABD doları sev�yes�nde gerçekleşm�şt�r. Yurt dışı yerleş�k bankaların yurt �ç�ndek� mevduatı %2,2 oranında azalışla 19,5 m�lyar ABD doları olmuştur. Banka har�ç yurt dışı yerleş�kler�n döv�z tevd�at hesabı %0,3 oranında artışla 21,0 m�lyar ABD doları olurken, TL c�ns�nden mevduatları %2,5 oranında artarak 23,0 m�lyar ABD doları olmuştur. D�ğer sektörler kaynaklı KVDB stoku, b�r öncek� çeyreğe göre %1,7 oranında azalarak 65,2 m�lyar ABD doları düzey�nde gerçekleşm�şt�r. Dış t�caret �şlemler�nden kaynaklanan t�car� kred�ler %2,8 oranında azalarak 59,6 m�lyar ABD doları olurken, nak�t kred�ler kaynaklı yükümlülükler %11,6 artarak 5,5 m�lyar ABD doları olmuştur. Döv�z kompoz�syonu �ncelend�ğ�nde, KVDB stokunun %35,5’�n�n ABD doları, %26,7’s�n�n Euro, %22,1’�n�n Türk l�rası ve %15,7’s�n�n d�ğer döv�z c�nsler�nden oluştuğu görülmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 139 ‒ Kalan vadeye göre KVDB stokunda, bankalar ve d�ğer sektörler�n kred� ve tahv�l yükümlülükler� yaklaşık 66,2 m�lyar dolara yüksel�rken, yurt dışı yerleş�kler�n Türk�ye’de yerleş�k bankalardak� mevduat stoku �se yaklaşık 63,5 m�lyar dolara yükselm�şt�r. Yukarıda özetlenen tablo, dezenflasyon sürec�ne bağlı olarak dönemsel b�ç�mde car� açıkta ve Merkez Bankası rezerv� �y�leşmeye karşın önümüzdek� dönemde de borç ödeme koşullarınım y�ne zor olacağını göstermekted�r. Bu Bütçe Tarımı Desteklemekte M�d�r? Tarıma yasal olarak ver�lmes� gereken destek m�ktarlarını göster�r tablo şerh�m�z�n Tarım bölümünde yer almaktadır. Söz konusu tablodan anlaşılacağı üzere tarım sektörüne 2026 yılında 772.5 M�lyar TL. destek ver�lecek �ken destek 167.634.000.000 TL. �le sınırlı kalmaktadır. 2025 bütçes� de tarım sektörü dostu b�r bütçe değ�ld�r. 2026 BÜTÇESİ-NASIL BİR BÜTÇEDİR? 2026 yılı bütçes� Ekonom�de �st�hdam yaratacak, İşs�zl�k problem�n� çözecek, Üretken yatırımları tet�kleyecek, Devlet�m�z�n n�tel�ğ�n�n b�le tartışılmasına neden olan lüks harcamaları önleyecek, Hakkan�yetl� b�r gel�r dağılımını yaratacak, Barınma sorununa çözüm bulacak, Car� açığı azaltacak, Döv�z kuru artışını engelleyecek, Dar gel�rl�ler�n yoksulların, �şç�ler�n, memurların emekl�ler�n, küçük ç�ftç� ve esnafın, KOBİ’ler�n, gençler�n, kadınların, engell�ler�n problem�n� çözecek, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 140 ‒ Borçla f�nanse ed�len tüket�me dayalı b�r büyümen�n yer�ne üret�me dayalı b�r büyüme model�n�n �lkeler�n� yaşama geç�recek b�r bütçe m�d�r? Ekonom� yönet�m�nde halen pan�k hal�nde sürüklenme ve kısa vadel� önlemler�n plansızlığı mevcuttur. Daha öncek� programlarda olduğu g�b� 2026-2028 OVP de yer alan hedefler�n tutmama olasılığı yüksekt�r. Özetle; 2026 yılı Bütçes� Cumhur�yet�m�z�n 103. yılına layık b�r bütçe değ�ld�r. IX. BÜTÇE BİRLİĞİ VE DÖNER SERMAYELER “Bütçe B�rl�ğ�” �lkes�, Kamu �dares� �le �lg�l� mal� tabloların, kamu �dares�n�n tüm b�r�mler�n�n tüm faal�yetler�n� �çermes� ve gerçek durumunu yansıtması esasına dayanır. Bu nedenle de bazı bakanlık ve kamu kurumlarının faal�yetler�n�n, genel bütçe ve döner sermayel� �şletme bütçeler� olmak üzere �k� ayrı bütçe yapısı üzer�nden yürütülmeler� bu �lkeye aykırıdır. 5018 sayılı Kamu Mal� Yönet�m� ve Kontrol Kanunu’nun 5’�nc� maddes�nde kamu mal� yönet�m�n�n uyumlu b�r bütün olarak oluşturulacağı ve Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�n�n bütçe hakkına uygun şek�lde yürütüleceğ� bel�rt�lm�şt�r. Kanun’un “Bütçe türler� ve kapsamı” başlıklı 12’nc� maddes�, “Bütçe �lkeler�” başlıklı 13’üncü maddes� ve “Muhasebe s�stem�” başlıklı 49’uncu maddeler�nde; kamu �dareler�nce kanunla bel�rlenen bütçe türler� dışında herhang� b�r ad altında bütçe oluşturulamayacağı; bütçeler�n a�t olduğu yıl başlamadan önce Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s� veya yetk�l� organlarca kabul ed�lmed�kçe veya onaylanmadıkça uygulanamayacağı, kamu �dareler�n�n tüm gel�r ve g�derler�n�n bütçeler�nde göster�leceğ�; kamu hesaplarının, kamu �dareler�n�n gel�r, g�der ve varlıkları �le mal� sonuç doğuran her türlü �şlemler�n� garant� ve yükümlülükler�n� bel�rlenm�ş b�r düzen �çer�s�nde hesaplara kayded�lmes� suret�yle oluşturulacağı ve muhasebe s�stem�n�n karar, kontrol ve hesap verme süreçler�n�n etk�l� çalışmasını sağlayacak ve mal� raporların düzenlenmes� �le kes�n hesabın çıkarılmasına temel olacak şek�lde kurulacağı ve yürütüleceğ� bel�rt�lm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 141 ‒ Söz konusu maddeler�n, 5018 sayılı Kanun’un “Üst yönet�c�ler” başlıklı 11’�nc� ve “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8’�nc� maddeler� �le b�rl�kte değerlend�r�lmes� sonucunda, üst yönet�c�n�n sorumluluğunda bulunan tüm mal� �şlemler�n, tek b�r muhasebe s�stem� aracılığıyla yürütülmes� veya mal� tabloların konsol�de ed�lerek raporlanması gerekt�ğ� ortaya çıkmaktadır. Hâlbuk� döner sermaye �şletmeler�nde bu �lkelere uyulmadığı görülmekted�r Döner sermaye �şletmeler�n�n yen� kamu mal� yönet�m s�stem� �çer�s�nde b�r zem�ne oturtulması amacıyla 5018 sayılı Kanun'un Geç�c� 11’�nc� maddes�yle get�r�len düzenleme �le bu �şletmeler�n 31.12.2007 tar�h�ne kadar tasf�ye ed�lerek bağlı bulundukları kamu �dareler�n�n bütçeler� �ç�ne alınması öngörülmüş �ken, anılan maddede yapılan değ�ş�kl�klerle bundan vazgeç�lerek 31.12.2010 tar�h�ne kadar yen�den yapılandırılmalarına karar ver�lm�şt�r. Yen�den yapılandırma sürec� tamamlanıncaya kadar geçerl� olmak üzere 2007 yılı başında yürürlüğe konulan Döner Sermayel� İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmel�ğ� �le bu �şletmeler�n bütçeler�n�n hazırlanması, uygulanması, sonuçlandırılması, muhasebes�, kontrol ve denet�m� �le muhasebe yetk�l�ler�n�n n�tel�kler�ne �l�şk�n usul ve esaslarla �lg�l� düzenlemeler yapılarak anılan �şletmeler�n bütçe ve muhasebe s�stem�n�n 5018 sayılı Kanun �le uyumlu hale get�r�lmes� amaçlanmıştır. Ancak bu düzenlemeler, 5018 sayılı Kanun’da öngörülen bütçe �lkeler�nden kamu �dareler�n�n tüm gel�r ve g�derler�n�n bütçeler�nde göster�lmes� �le kamu kaynağının kullanılmasına �l�şk�n genel esaslardan mal� saydamlığın ve hesap verme sorumluluğunun gerçekleşt�r�lmes�nde yeterl� olmamıştır. Gel�nen noktada, kamu �dares� bünyes�nde döner sermaye gel�r� adı altında b�r gel�r elde ed�lmekte ve elde ed�len gel�rden çeş�tl� g�derler yapılmakta, h�zmetler�n b�r kısmı döner sermaye bütçeler�nden f�nanse ed�lmekted�r. D�ğer taraftan kamu �dares� bütçes� �le döner sermaye bütçes� arasında g�der anlamında net b�r ayrım bulunmaması neden�yle h�zmetler �k�l� b�r bütçe yapısı �ç�nde �ç �çe geçm�ş b�r b�ç�mde sürdürülmekted�r. Bu durumda mal ve h�zmet alımları, yapım, bakım, onarım �şler�, yolluk ödemeler�, elektr�k, su, yakıt g�derler� ve benzer� ödemeler�n b�r kısmı kamu �dares� bütçes�nden b�r kısmı �se döner sermayeden karşılanmaktadır. Dolayısıyla kamu �dares� ve döner sermaye bütçeler�ne �l�şk�n mal� tablolar ayrı ayrı �ncelend�ğ�nde faal�yetler�n ancak b�r kısmı hakkında b�lg� ed�n�lmekte, kamu Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 142 ‒ �dareler�n�n faal�yetler�, �dare bütçes� ve döner sermaye bütçes� kapsamında anlamlı b�r bütün oluşturacak şek�lde raporlanamamaktadır. Döner sermaye bütçeler�n�n hazırlanması TBMM'n�n kabulü dışında, a�t oldukları bakanlık veya �dareler�n �n�s�yat�f�nde gerçekleşt�r�lmekte, bu yolla yürütülen faal�yetler de uyumlu b�r bütün oluşturacak şek�lde raporlanamamaktadır. Bu husus TBMM’n�n ve kamuoyunun denet�m�n� de engellemekted�r. Döner sermayel� �şletme bütçeler� 5018 sayılı Kanun’un 12’nc� maddes�nde bel�rlenen bütçe türler� �ç�nde sayılmamıştır. Kanun’da sayılan bütçe türler� dışında herhang� b�r ad altında bütçe oluşturulamayacağı hükmüne de aykırı b�r yapı teşk�l etmekted�rler. Döner sermayel� �şletme bütçeler� aynı kamu �dares� �ç�nde farklı b�r bütçe yapısını oluşturmaktadır. 5018 sayılı Kanunun 13’üncü maddes�nde kamu �dareler�ne bütçeyle ver�len harcama yetk�s�n�n kanunlarla düzenlenen görev ve h�zmetler�n yer�ne get�r�lmes� amacıyla kullanılacağı bel�rt�lm�şt�r. Bu kapsamda kanunlarla tanımlanan Bakanlık veya kamu kurum ve kuruluşlarının görev ve h�zmetler�n�n; genel bütçe veya özel bütçe �le ver�len harcama yetk�s� çerçeves�nde Bakanlığa veya �lg�l� kamu kurumuna tahs�s ed�len bütçe ve ödeneklerle karşılanması gerekmekted�r. Oysa bazı Bakanlık, Genel Müdürlük veya Kurumlarda döner sermaye �şletmeler�n�n bütçeler�n�n Bakanlık-Genel Müdürlük ve Kurum bütçeler�ne denk hatta onları aşan m�ktarda olduğu, bu döner sermaye kaynaklarının Bakanlık h�zmet b�r�mler�nce harcandığı anlaşılmaktadır. Örneğ�n; 2024 yılında Orman Genel Müdürlüğünün 32.886.805.531,89 TL tutarındak� bütçe harcamasına karşılık kend�s�ne bağlı Döner Sermaye İşletmeler�n�n toplam harcama rakamı 66.641.456.991,54 TL’d�r. Sağlık Bakanlığının 2024 yılındak� harcamaları 783.041.606.581,31 TL olmasına karşın bütçe dışında kalan döner sermaye �şletmes� le �lg�l� b�lg�ler “Bakanlığın 15 merkez ve 977 taşra teşk�latında olmak üzere toplam 992 adet döner sermaye �şletme b�r�m�n� �çerecek şek�lde hazırlanan 2024 yılı konsol�de b�lançosunda; döner sermayel� �şletmeler�n sermayes� 10.000.000.000,00 TL olup toplam akt�f büyüklüğü 63.792.657.826,31 TL’d�r. 2024 yılında Kurumun dönem net zararı 31.549.633.101,21 TL olarak gerçekleşm�şt�r. Sağlık Bakanlığına bağlı döner sermaye �şletmeler�ne a�t Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 143 ‒ muhasebe s�stem�nden alınan b�lg�lere göre, 2024 yılında 571.602.479.966,00 TL ödenek tahs�s ed�lm�ş, 525.833.281.815,20 TL tutarında harcama gerçekleşt�r�lm�şt�r16 Bakanlık-genel müdürlük- kamu kurumlarına a�t h�zmetler �le döner sermaye h�zmetler�n�n �ç �çe geçm�ş durumda olduğu bu yapıda, harcamalar �k�l� b�r bütçe s�stem� üzer�nden yürütülmekted�r. Mal ve h�zmet alımları, yapım, bakım, onarım �şler�, yolluk ödemeler�, elektr�k, su, yakıt g�derler� ve benzer� b�rçok ödemen�n b�r kısmı kamu �dares� bütçes�nden b�r kısmı �se döner sermaye bütçes�nden karşılanmaktadır. Bu �k�l� bütçe �ç�n yapısında oluşturulan mal� tablolar ayrı ayrı �ncelend�ğ�nde faal�yetler�n ancak b�r kısmı hakkında b�lg� ed�n�lmekted�r. Bu mal� tablolar konsol�de de ed�lemed�ğ�nden Bakanlık-Kurum faal�yetler� b�r bütün olarak tek b�r mal� tabloda raporlanamamaktadır. Bu durum Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s� tarafından ver�len bütçe yetk�s� ve raporlanan bütçe uygulama sonuçlarının �dareler�n gel�r ve g�derler�n�n b�r kısmını �çermemes� sonucunu doğurmaktadır. Kamu �dareler�n�n döner sermaye kaynaklarından karşılanan gel�r ve g�derler� Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s� tarafından ver�len bütçe yetk�s� dışında gerçekleşmekte olup hesap verme sorumluluğu kamu �dares� temel�nde yer�ne get�r�lememekted�r. Tahs�s ed�len bütçe ve uygulama sonuçları Bakanlıkların, Genel Müdürlükler�n ve kurumların tüm faal�yetler�n� �çermed�ğ�nden Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�, Bakanlık faal�yetler� hakkında doğru b�lg�lend�r�lememekted�r. Muhasebat Genel Müdürlüğüne a�t Döner Sermaye Mal� Yönet�m S�stem� (DMİS) ver�ler�ne göre tüm genel ve özel bütçel� �darelerde (yüksek öğret�m kurumları dah�l) 2512 adet döner sermaye �şletmes� bulunmaktadır. 2020 yılı sonu �t�barıyla 2287 olan döner sermaye sayısı 2021 sonu �t�barıyla 2434’e 2022 sonu �t�barıyla bu sayı 2507’ye 2023 yılı sonu �t�barıyla 2550’ye, 2024 yılı sonu �t�barıyla 2512’ye ulaşmıştır. Aşağıdak� tabloda kurum bazında ayrıntılı dağılım ver�lmekted�r. 2020-2024 yılları �t�barıyla genel ve özel bütçe ayrımına göre Döner Sermaye sayısı ve Döner Sermayeler�n Gel�r ve G�der rakamlarının Muhasebat Genel Müdürlüğü ver�ler�ne göre dağılımı �se aşağıdak� g�b�d�r. Tablo: 2024 Yılı Sonu İt�bar�yle Döner Sermaye İşletmeler�n�n Dağılımı 16 Sayıştay 2024 Yılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Döner Sermaye İşletmeleri Düzenlilik Denetimi Raporu sayfa:5 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) tabloda kurum bazında ayrıntılı dağılım ver�lmekted�r. 2020-2024 yılları �t�barıyla genel ve özel bütçe ayrımına göre Döner Sermaye sayısı ve Döner Sermayeler�n Gel�r ve G�der rakamlarının Muhasebat Genel Müdürlüğü ver�ler�ne göre dağılımı �se aşağıdak� ‒ 144 ‒ g�b�d�r. Tablo: 2024 Yılı Sonu İt�bar�yle Döner Sermaye İşletmeler�n�n Dağılımı 16 Sayıştay 2024 Yılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Döner Sermaye İşletmeleri Düzenlilik Denetimi Raporu sayfa:5 Tablo: 2024 Yılı Sonu İt�bar�yle Döner Sermaye İşletmeler�n�n Kurumlar �t�barıyla Dağılımı Tablo: Döner Sermaye İşletmeler�n�n 2020-2024 Yılları Arası G�der-Gel�rler�, Haz�ne H�sses� ve Yılsonu Karı Olarak Aktarılan Tutarları (M�lyon TL) Yukarıdak� tablodan da anlaşılacağı üzere Döner Sermayel� �şletmeler�n g�derler� 2020 �la 2024 yılları arasında yaklaşık % 661, gel�rler� �se % 678 oranına ulaşan artış gösterm�şt�r. Döner Sermayel� kuruluşların toplam g�der tutarı 2024 yılı sonu �t�barıyla yaklaşık 770.813 .000.000 Türk L�rasına ulaşmıştır. 2024 Yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kes�n hesap harcamalarının (net) toplam 10.780.614.067.443,16 TL. c�varında gerçekleşt�ğ� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 145 ‒ d�kkate alındığında Döner Sermaye G�derler�, Merkez� Yönet�m Bütçes�n�n yaklaşık % 7.14’üne tekabül etmekted�r. Bu tutar merkez� yönet�m kapsamındak� �dareler tarafından bütçe hesapları dışında toplanmakta ve harcanmaktadır. Merkez� Yönet�m bütçes�n�n yaklaşık %7’s� kadar b�r tutar �darelerce de b�r bütün olarak raporlanmamakta, Merkez� Yönet�m Bütçes�n� hazırlayan TBMM'n�n �rade ve b�lg�s� dışında tutulmaktadır. Bu n�tel�kler� �le döner sermayeler TBMM denet�m�ne de tam olarak tutulamamakta, bütçe hakkı TBMM yer�ne yürütme organlarınca kullanılmaktadır. Bu da grubumuzun bütçeye karşıtlıklarımızın öneml� b�r neden� olmaktadır. Haz�ne ve Mal�ye Bakanı tarafından Mart 2021 ayında kamuoyuna duyurulan “Ekonom� Reform Eylem Planı’nda “31.12.2021 tar�h�nden �t�baren Döner Sermayeler 2022 yılı bütçes�nden başlamak üzere aşamalı olarak merkez� yönet�m bütçes�ne dah�l ed�lerek bütçe hakkının kapsamı gen�şlet�lecekt�r, 31.12.2022 tar�h�ne kadar Döner sermaye �şletmeler� gözden geç�r�lecek, ver�ml� olmayan döner sermaye �şletmeler� kapatılacaktır.” den�lmes�ne karşın aradan 57 aylık b�r süre geçmes�ne rağmen söz konusu taahhüt yer�ne get�r�lmem�şt�r. Döner sermaye malî yönet�m s�stem�n�n güncellenmes�ne �ht�yaç bulunmaktadır. Döner sermaye �şletmeler�n�n 5018 sayılı Kanun’da öngörülen �lke ve esaslara uygun olarak yen�den yapılandırılmaları ve kamu �dareler�n�n bünyeler�nde bulunan döner sermaye �şletmeler�n�n faal�yetler�n� de kapsayacak şek�lde konsol�de mal� tablolar üreteb�lmeler� sağlanmalıdır. Cumhurbaşkanlığı Kararnameler� veya torba yasa tekl�fler�ne yerleşt�r�len maddelerle bakanlıklar ve özel bütçel� �darelerde teker teker döner sermaye �şletmes� kurulması yer�ne döner sermayelerle �lg�l� genel çerçeve b�r yasanın çıkartılmasında yarar bulunmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 146 ‒ X. ÖZEL HESAP UYGULAMALARI 5018 sayılı Kamu Mal� Yönet�m� ve Kontrol Kanunu, kamu kaynaklarının etk�l�, ekonom�k ve ver�ml� b�r şek�lde elde ed�lmes� ve kullanılmasını, hesap vereb�l�rl�ğ� ve malî saydamlığı sağlamak üzere, kamu mal� yönet�m�n�n yapısını ve �şley�ş�n�, kamu bütçeler�n�n hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm malî �şlemler�n muhasebeleşt�r�lmes�n�, raporlanmasını ve malî kontrolünü düzenlemekted�r. Kanun; Merkez� yönet�m kapsamındak� kamu �dareler�, sosyal güvenl�k kurumları ve mahallî �darelerden oluşan genel yönet�m kapsamındak� kamu �dareler�n�n malî yönet�m ve kontrolünü kapsamakta, Avrupa B�rl�ğ� fonları �le yurt �ç� ve yurt dışından kamu �dareler�ne sağlanan kaynakların kullanımı ve kontrolü de uluslararası anlaşmaların hükümler� saklı kalmak kaydıyla, bu Kanun hükümler�ne tâb� bulunmaktadır. Düzenley�c� ve denetley�c� kurumlar da bu kanunun bazı maddeler�ne tab�d�r. Aslında 5018 sayılı Kanunun ve daha önce uygulamada olan 1050 sayılı Muhasebe-� Umum�ye Kanunu s�stemat�ğ�nde bazı özel şart ve durumları kavrayan; özel gel�r kaydı, özel gel�rler�n ödenek kaydı, ertes� yıla devr�, bağış ve yardımların gel�r kaydı ve bunların ödenekleşt�r�lerek kullanımı ve ertes� yıla devr� g�b� kamu harcama d�s�pl�n�n� bozmayan ve saydamlık �lkes�ne aykırı olmadan bütçeleşt�r�len ve muhasebeleşt�r�len uygulamalar bulunmaktadır. Ancak son dönemde kamu mal� s�stem�ne Anayasa’ya ve yasalara aykırı b�r şek�lde yerleşt�r�lmeye çalışılan “Özel Hesap Uygulaması” nın bu tür çözümlemelerle �l�şk�s� bulunmamaktadır. Özel ödenek, özel gel�r ve özel hesap uygulamalarına son veren 14.7.2004 tar�hl� ve 5217 sayılı Özel Gel�r ve Özel Ödenekler�n Düzenlenmes� �le Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değ�ş�kl�k Yapılması Hakkında Kanun’un genel gerekçes�nde, “Devlet bütçes�n�n temel �lkeler�nden b�r�s� b�rl�k �lkes�d�r. Bu �lkeye göre, Devlete a�t tüm gel�r ve g�derler�n tek b�r bütçede yer alması esastır. Böylel�kle, Devlet kaynaklarının tek elde toplanarak harcamalarda saydamlık sağlanması amaçlanmakta, bütçe d�s�pl�n�nden kaçışlar ve harcamalarda keyf�yet�n önlenmes�ne çalışılmaktadır. Bunun Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 147 ‒ �st�snasını oluşturan unsurlardan en öneml�ler� fon ve özel gel�r-özel ödenek uygulamalarıdır. Fonların tasf�yes� sonrasında başlayan özel gel�r-özel ödenek uygulamaları �le d�ğer mevzuat gereğ�nce devam eden özel gel�r-özel ödenek uygulamaları sonrasında bütçelerde başlangıç ödenekler� �le yıl sonu harcamaları arasında öneml� farklar doğmaktadır. Bu çerçevede Tekl�f �le yürütülmekte olan ekonom�k program gereğ�nce özel gel�r-özel ödenek uygulamalarının yen�den gözden geç�r�lmes�, devamında fayda görülenler�n har�c�ndek� uygulamaların kaldırılarak yer�ne söz konusu özel gel�rler�n bütçe gel�r� olarak kayded�lmes� ve harcamalarının �lg�l� kurum bütçeler�ne öngörülecek ödeneklerle yapılması �mkanını sağlayacak düzenlemeler�n gerçekleşt�r�lmes�, böylece bütçe uygulamalarının daha saydam ve açık olması amaçlanmaktadır.” �fadeler� yer almıştır. Son dönemde 5018 sayılı Kamu Mal� Yönet�m� ve Kontrol Kanunu �le get�r�lmeye çalışılan mal� d�s�pl�n del�nmeye çalışılmakta, her bakanlık Mecl�s�n onayından geçmeyen ve mecl�s�n denet�m�nden de kaçırılan hesaplardan harcamalar yapmaya yönelmekted�r. Mal� s�stem�m�z�n bozulmasına neden olan bu uygulamalar; çıkarılan kuruluş kanunlarına, bazı K.H.K.’lere ve Bütçe Kanunlarına (özell�kle E-cetvel�ne) Anayasanın 161’nc� maddes�n�n am�r hükmüne karşın, konulan bazı hükümlerle gerçekleşt�r�lmekted�r. Mal� s�stem�m�z �ç�nde yen� b�rtakım aksaklıklara sebep olacak, mal� d�s�pl�n ve kontrolü ortadan kaldıracak “özel hesap”, “özel fon hesabı”, “kaynak yönet�m� hesabı” g�b� �s�mlerle kontrol dışı hesap, bütçe ve fonlar oluşturulmaya çalışılmaktadır. Özell�kle E- cetvel�ne konulan bazı hükümlerle, kanunla düzenlenmes� gereken yetk�lere benzer hükümler konularak kamu kaynakları mal� yönet�m ve denet�m s�stem�n�n dışına çıkarılmakta, mevcut kamu harcama ve denet�m hukukuna tab� olmadan oluşturulan bu hesaplardan yapılacak harcamaların, desteklemeler�n, h�beler�n; türler�n�, sınırlarını, şartlarını, kapsamını, kullanımını, d�ğer kamu kurumlarına, beled�yelere, özel sektör kuruluşlarına ve s�v�l toplum otor�teler�ne Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 148 ‒ aktarma esaslarını ve denet�m�n� düzenlemeye Cumhurbaşkanlığı, �lg�l� Bakanlık veya bakan yetk�l� kılınmaktadır. Bu durum Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�n�n bütçe hakkının engellenmes�ne neden olmakta aynı zamanda mal� saydamlık ve hesap ver�leb�l�rl�k �lkeler�ne de aykırılık teşk�l etmekted�r. Bu uygulamalarla; -Kamu �dareler�n�n bütçe ödenekler�n�n b�r kısmı bütçe s�stem� dışına çıkarılarak özel hesaplara aktarılmaktadır, -Harcama yetk�l�s�, muhasebe yetk�l�s�, g�b� görevl�ler�n bel�rlenme yetk�s� Bakan’a ver�lmekted�r. -Özel hesap uygulamaları �ç�n ayrı b�r vezne açılmaktadır. -Özel hesaptan yapılacak harcamalar kamu harcama hukukunun genel esaslarını bel�rleyen 5018 ve 4734 sayılı Kanunun kapsamı dışına çıkarılmaya çalışılmıştır Ancak 6583 sayılı 2015, 6682 sayılı 2016, 6767 sayılı 2017 yılı, 7066 sayılı 2018, 7156 sayılı 2019, 7197 sayılı 2020, 7258 sayılı 2021 Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunlarına ekl� E-Cetvel�nde yer alan ve özel hesaptan yapılacak harcamaların 5018 sayılı Kamu Mal� Yönet�m� ve Kontrol Kanunu �le 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümler�ne tab� tutulmadan yapılmasını hükme bağlayan düzenlemeler Cumhur�yet Halk Part�s�n�n Anayasa Mahkemes�ne yapmış bulunduğu başvuru d�lekçeler�nde yer alan gerekçeler d�kkate alınarak Anayasa Mahkemes� tarafından kısmen �ptal ed�lm�şt�r.17 Ancak Anayasa Mahkemes� verm�ş bulunduğu bu kararlarda özel hesap yöntem�yle harcama yapılmasını ve bu hesaptan yapılacak harcamalarla �lg�l� usul ve esasları 17 6583 sayılı 2015 yılı, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile ilgili olarak AYM’nin 26.05.2016 tarih ve 2015/7E, 2016/47Ksayılı kararı, 6682 sayılı 2016 yılı Merkezi Bütçe Kanunu ile ilgili olarak AYM’nin 14.02.2018 tarih ve 2016/47E.2018/K sayılı kararı, 6767 sayılı 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile ilgili olarak AYM’nin 14.02.2018 tarih ve 2017/61 E., 2018/12 K.Sayılı kararı, 7066 sayılı, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile ilgili olarak AYM’nin 24.09.2020 tarih ve 2018/27 E., 2020/49 K.Sayılı kararı, 7156 sayılı 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile ilgili olarak AYM’nin 24.09.2020 tarih ve 2019/23 E., 2020/50 K.Sayılı kararı, 7197 sayılı 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile ilgili olarak AYM’nin 24.02.2022 tarih ve 2022/32 E., 2022/18 K.Sayılı kararı, 7258 sayılı 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile ilgili olarak AYM’nin 24.02.2022 tarih ve 2021/26 E., 2022/19 K.Sayılı kararı ile 2015, 2016, 2017, 2020, 2021 yılları Merkezi Yönetim Bütçe Kanunlarının bazı maddelerin iptaline, bazı maddelerinin kısmen iptaline karar verilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 149 ‒ düzenleme yetk�s�n�n �lg�l� �dareye ver�lmes�n� Anayasanın 160 ve 16118 maddeler�ne aykırı bulmamıştır. Özel hesaplarla �lg�l� değerlend�rmeler�m�z aşağıda özetlenmekted�r. -Özel hesaptan yapılacak harcamalar keyf�l�ğe açık olab�lmekted�r. -Özel hesaptan yapılan harcamaların denet�m�, genel denet�m yer�ne, �lg�l� bakanın yetk�lend�r�lmes�yle yapılmaktadır. -Özel hesaptan yapılan harcamalar üzer�nde TBMM'n�n olağan denet�m� bulunmamaktadır. -Özel hesaplar �ç denet�me tab� tutulmamaktadır. -Özel hesaptan yapılan harcamaların usuller�, belgelend�r�lmes� ve muhasebeleşt�r�lmes� denetlenmes� konuları, Bakan tarafından bel�rlenen usul ve esaslara bırakılmaktadır. -Bu durum hem mal� saydamlık ve hesap ver�leb�l�rl�k �lkeler� �le bağdaşmamakta hem de kamu mal� yönet�m� ve kontrol Kanununa, hem de Anayasaya aykırılık oluşturmaktadır. -Sayıştay’ın özel hesapları tak�b� ve denet�m� konusundak� yetk�s� tartışmalıdır. Ancak Anayasa Mahkemes� yukarıda sözü ed�len kararlarda söz konusu düzenlemelerde özel hesaba aktarılmak suret�yle kullanılan ödenekler�n Sayıştay denet�m�ne tab� olmayacağına yönel�k herhang� b�r düzenleme yer almadığından, bu bütçe ödenekler�n�n özel hesaba aktarıldıktan sonra bu hesaptan yapılan harcamaların da Sayıştay denet�m�ne tab� olduğunu, özel hesaba aktarılan ödenekler�n denetlenmes�ne �l�şk�n usul ve esasların bel�rlenmes� konusunda Bakanlıklarına yetk� ver�lmes�n�n, harcamaların Sayıştay denet�m�nden çıkarıldığı anlamına gelmed�ğ�ne karar verm�şt�r. Söz konusu uygulama 5018 sayılı Kanunun yürürlüğe g�rmes�nden sonra başlatıldığı halde “Kamu İdareler�ne A�t Özel Hesaplara İl�şk�n İşlemler�n Muhasebeleşt�r�lmes�ne Da�r Yönetmel�k” 17.10.2017 tar�h ve 30213 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır. 18 Anayasa’nın 2017’de değiştirilmeden önceki hükümleri. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 150 ‒ Yönetmel�ğ�n 1. maddes�nde bu Yönetmel�ğ�n amacı; “yılları merkez� yönet�m bütçe kanunu veya d�ğer kanunlar uyarınca, bel�rl� faal�yetler�n gerçekleşt�r�lmes� ya da projeler�n desteklenmes� amacıyla oluşturulan özel hesaplardan yapılan �şlemler�n muhasebeleşt�r�lmes�ne �l�şk�n usul ve esasları bel�rlemekt�r” şekl�nde tar�f ed�lm�şt�r. 01.01.2017 tar�h�nden geçerl� olmak üzere çıkarılan söz konusu Yönetmel�k hükümler�ne rağmen bazı kamu �dareler�n�n bünyeler�nde bulunan bu tür hesaplarla �lg�l� �şlemler� bu Yönetmel�k bel�rlemeler� kapsamında dah� muhasebeleşt�rmekten kaçındıkları gözlenm�şt�r. Sayıştay’ın 2024 yılı “Genel Uygunluk Denet�m�”, “Mal� İstat�st�kler� Değerlend�rme”, “Faal�yet Genel Değerlend�rme”, “Dış Denet�m Genel Değerlend�rme”, Raporlarında başta muhasebe hataları olmak üzere bazı spes�f�k konularda ayrıntılı değerlend�rmeler yapılırken, Bütçe Kanunu metn�ne ve bu metne ekl� E-Cetvel�ne Anayasanın başta 161’nc� maddes� olmak üzere d�ğer bazı maddeler�ne ve 5018 sayılı Kanun hükümler�ne aykırı olarak, harcama d�s�pl�n�n� bozan, mal� şeffaflık ve saydamlık �lkes�ne aykırı olan hükümlerle oluşturulan “özel hesap”, “özel fon hesabı”, “kaynak yönet�m� hesabı” g�b� hesapların kamu mal� yönet�m ve denet�m� açısından sakıncaları �lg�l� olarak detaylı b�r değerlend�rmeye yer ver�lmemes� d�kkat çek�c� bulunmuştur. Malî tabloların üst yönet�c�n�n sorumluluğu altında bulunan bütün kaynakları �çerecek şek�lde hazırlanmaması, 5018 sayılı Kanun’da öngörülen hesap verme sorumluluğunun tam olarak yer�ne get�r�lmes�n� sağlayacaktır. 2026 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Tekl�f�nde, Dış�şler� Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Stratej� ve Bütçe Başkanlığı, Sanay� ve Teknoloj� Bakanlığı, (Kalkınma Ajansları, Bölge Kalkınma İdareler�), Cumhurbaşkanlığı (M�ll� Savunma Bakanlığı, Emn�yet Genel Müdürlüğü) Sağlık Bakanlığı, A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı (İl Val�l�kler�) g�b� b�rçok �daren�n bütçeler�ne konulan/veya açılacak tert�plere konulacak ödenekler�n y�ne Merkez� Bütçe Kanununa ekl� (E) cetvel�ne Anayasanın 161. maddes�ne aykırı olarak konulan hükümlerle özel hesaplara aktarılmasının veya özel hesaplar g�b� kullanılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu amaçla E-Cetvel�ne konulan hükümlerle (8, 12, 13, 14, 33, 42 ve 49. maddeler) özel hesaplar veya benzer� hesaplara aktarılmak �sten�len 2026 yılı Merkez� Yönet�m Bütçes�ndek� toplam başlangıç ödeneğ� tutarı 9.056.159.000,00 TL’d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 151 ‒ 2025Yılı 2026 Yılı "E Cetveli" Özel Hesabın Açılacağı / İçerik Başlangıç Başlangıç Maddesi Yararlanacak Kurum Ödeneği (TL) Ödeneği (TL) a)Dış�şler� Bakanlığının gerçekleşmes� önceden öngörülemeyen ve hazırlık �ç�n yeterl� süres� bulunmayan uluslararası toplantıların g�derler�n�n karşılanması amacıyla 13-11.2-01- 05.06 tert�b�nde yer alan ödenek, yurtdışında açılacak yen� tems�lc�l�kler�n�n kuruluş aşamasındak� ve daha önceden açılmış ancak mücb�r sebeplerle tahl�ye ed�lm�ş tems�lc�l�kler�n�n yen�den faal�yete geç�r�lmes� aşamasındak� �ved� g�derler�n�n karşılanması amacıyla 13-11.4-01-05.06 tert�b�nde yer alan ödenek, Kıbrıs konusunda Bakanlık ve 8 Lefkoşa Büyükelç�l�ğ�nce yürütülecek çeş�tl� Dışişleri Bakanlığı 235.150.000 233.397.000 faal�yetler �ç�n 13-11.36-01-05.06 tert�b�nde yer alan ödenek �le yurtdışında yürütülecek tanıtım faal�yetler� �ç�n 12-11.43-01-05.06 tert�b�nde yer alan ödenek Dış�şler� Bakanlığı bütçes�ne g�der kayded�lmek suret�yle özel hesaba aktarılarak kullanılır. Aktarılan bu tutarların harcanması, muhasebeleşt�r�lmes� ve denetlenmes�ne �l�şk�n usul ve esaslar Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı �le Stratej� ve Bütçe Başkanlığının görüşü üzer�ne Dış�şler� Bakanlığınca bel�rlen�r. a) İslam İşb�rl�ğ� Teşk�latı (İİT) Ekonom�k ve T�car� İşb�rl�ğ� Da�m� Kom�tes� (İSEDAK) nezd�nde sekretarya h�zmetler�n�n gel�şt�r�lmes�, İİT üyes� ülkeler arasında �şb�rl�ğ�n�n artırılması ve İİT üyes� ülkelerde beşer� ve kurumsal kapas�ten�n �y�leşt�r�lmes� amacıyla İSEDAK Sekretarya h�zmetler�n� �fa eden Stratej� ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlatılacak b�l�msel araştırma ve gel�şt�rme raporları, anal�t�k çalışmalar ve benzer� dokümanlar, anket ve benzer� araştırma faal�yetler� �le düzenlenecek eğ�t�m programları, çalışma z�yaretler� ve benzer� faal�yetler �ç�n gerçek ve tüzel k�ş�lere Strateji ve Bütçe 12 yapılacak ödemeler, Stratej� ve Bütçe 120.000.000 161.800.000 Başkanlığı bütçes�n�n 57-41.34-01-07.01 ve Başkanlığı 57- 41.34-01-07.02 tert�pler�ne bu amaçla tahs�s ed�len ödeneklerden karşılanır. Söz konusu tert�plerden öncek� yıllarda g�r�ş�len yüklenme artıkları da dah�l olmak üzere yıllara sar� olarak yapılacak harcamalara �l�şk�n usul ve esasları bel�rlemeye Stratej� ve Bütçe Başkanı yetk�l�d�r. b) İslam İşb�rl�ğ� Teşk�latı (İİT) Ekonom�k ve T�car� İşb�rl�ğ� Da�m� Kom�tes� (İSEDAK) üyes� ülkelere tekn�k ve mal� destek sağlamak amacıyla, ülkem�z ve d�ğer üye ülkeler�n kamu kurum ve kuruluşları �le İİT kuruluş ve organları tarafından tekl�f ed�lenler ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 152 ‒ İSEDAK sekretarya h�zmetler� kapsamında gel�şt�r�len program ve projelerden, İSEDAK sekretaryası görev�n� �fa eden Stratej� ve Bütçe Başkanlığı tarafından 2025 yılı �ç�nde uygun görülenler �le öncek� yıllarda uygulanmakta olup 20245 yılı �ç�nde ödemes� devam eden program ve projelere kullandırılmak üzere Stratej� ve Bütçe Başkanlığı bütçes�n�n 57- 41.34-01-07.01 ve 57-41.34-01-07.02 tert�pler�ne tahs�s ed�len ödenekler, Türk�ye Kalkınma ve Yatırım Bankası Anon�m Ş�rket� nezd�nde açılacak özel hesaba aktarılarak kullanılır. Söz konusu program ve projeler çerçeves�nde oluşab�lecek harcamalar, program ve projeler�n yürütülmes� esnasında Kalkınma ve Yatırım Bankası tarafından talep ed�leb�lecek kom�syon, transfer ücret�, döv�z kuru farkı ve benzer� n�tel�ktek� harcamalar �le projeler�n değerlend�r�lmes�ne �l�şk�n h�zmet alımları bu ödeneklerden karşılanır. Bu ödeneklerden yapılacak harcamalara �l�şk�n usul ve esasları bel�rlemeye Stratej� ve Bütçe Başkanı yetk�l�d�r. 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnames� gereğ�nce Sanay� ve Teknoloj� Bakanlığı tarafından kalkınma ajansları vasıtasıyla yürütülen Caz�be Merkezler�n� Destekleme Programı, Sosyal Gel�şmey� Destekleme Programı, Kurumsal Dönüşüm ve Sürdürüleb�l�rl�k Destek Programı ve bölgesel gel�şme amaçlı d�ğer entegre ve temat�k destek programları kapsamında sağlanan destekler ve 4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnames� gereğ�nce kalkınma ajansları tarafından genel yönet�m kapsamındak� kamu �dareler�ne sağlanan destekler �le 388 sayılı Güneydoğu Anadolu Projes� Bölge Kalkınma İdares� Teşk�latının Kuruluş ve Görevler� Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 642 sayılı Doğu Anadolu Projes�, Doğu Karaden�z Sanayi ve Teknoloji Projes� ve Konya Ovası Projes� Bölge Kalkınma İdares� Başkanlıklarının Teşk�lat ve Bakanlığı 13 - Görevler� Hakkında Kanun Hükmünde Kalkınma Ajansları Kararname kapsamında bölge kalkınma Bölge Kalkınma İdareleri �dareler�nce genel yönet�m kapsamındak� kamu �dareler�ne sağlanan destekler; yararlanıcı ve uygulayıcı �dareler�n bütçeler�ne gel�r kayded�lmeks�z�n açılacak özel hesaplarda �zlen�r. Söz konusu projelerde kullanılmak üzere genel yönet�m kapsamındak� kamu �dareler�nce taahhüt ed�lecek eş f�nansman tutarı, bütçe ve bütçe dışı �mkânlardan karşılanır. İdare bütçeler�nden karşılanan eş f�nansman tutarlarını, bu amaçla �dareler�n bütçeler�nde (06) ve (07) ekonom�k kodlarını �çeren tert�plerde yer alan ödeneklerden g�der kayded�lmek suret�yle söz konusu projeler �ç�n açılan özel hesaplara ödemeye yararlanıcı �dareler yetk�l�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 153 ‒ Kalkınma ajansı ve yararlanıcı kamu �dares� tarafından proje kapsamı ve proje süres�yle sınırlı olmak üzere 6.6.1978 tar�hl� ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı hükümler� çerçeves�nde personel çalıştırılab�l�r. Bu sıra kapsamında özel hesapların �şley�ş� ve d�ğer hususlar �le 6.6.1978 tar�hl� ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı hükümler� çerçeves�nde personel çalıştırılmasına �l�şk�n usul ve esaslar Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı �le Stratej� ve Bütçe Başkanlığının görüşü alınarak Sanay� ve Teknoloj� Bakanlığı tarafından bel�rlen�r. Mal�yet� 70.000.000 Türk L�rasının üzer�nde olan projeler bölge kalkınma �dareler� tarafından Yılı Programının Uygulanması, Koord�nasyonu ve İzlenmes�ne Da�r Karara uygun olarak Yatırım Programına müstak�l proje olarak tekl�f ed�l�r. Sanay� ve Teknoloj� Bakanlığı bütçes�n�n 27- 19.38-01-07.01 tert�b�nde yer alan Kalkınma Ajanslarının Desteklenmes�ne �l�şk�n ödenekten bölgesel g�r�ş�m sermayes� uygulamaları �ç�n bel�rlenen m�ktar Sanayi ve Teknoloji 14 Cumhurbaşkanının uygun göreceğ� kuruluşlara Bakanlığı 3.936.000.000 780.000.000 aktarılır. Söz konusu ödeneğ�n tahs�s�, Kalkınma Ajansları aktarımı, kullanımı, �zlenmes�, denetlenmes� ve gerekt�ğ�nde ger� dönüşüne da�r usul ve esaslar Cumhurbaşkanı tarafından tesp�t olunur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 154 ‒ a) Barışı Destekleme ve Koruma Harekatları kapsamında Cumhurbaşkanlığı bütçes�n�n 13- 2.2-01-03.04 tert�b�ne tahs�s ed�len ödenek ve Somal� S�lahlı Kuvvetler�n�n yen�den yapılandırılması çalışmaları kapsamında M�llî Savunma Bakanlığı bütçes� �le Somal� Pol�s Özel Harekât Personel�n�n eğ�t�lmes� faal�yetler� kapsamında Emn�yet Genel Müdürlüğü bütçes�n�n (05.06) ekonom�k kodlarına tahs�s ed�len ödenekler�n harcanmasına �l�şk�n usul ve esaslar Cumhurbaşkanlığı tarafından bel�rlen�r. Bu usul ve esaslar kapsamındak� harcamalar özel Cumhurbaşkanlığı hesaba aktarılarak gerçekleşt�r�leb�l�r. Millî Savunma Bakanlığı 32 6.670.000.000 7.800.000.000 Emniyet Genel b) 2/10/2014 tar�hl� ve 1071 sayılı Türk�ye Müdürlüğü Büyük M�llet Mecl�s� Kararına dayanılarak Türk S�lahlı Kuvvetler� personel�n�n gönder�lmes�ne karar ver�len yerlerde Cumhurbaşkanlığınca görevlend�r�len kamu kurum ve kuruluşlarının yapacakları harcamalara �l�şk�n usul ve esaslar Cumhurbaşkanlığınca tesp�t ed�l�r. c) Cumhurbaşkanlığı bütçes�n�n 2-2.2-01- 05.02 tert�b�nde yer alan ödeneğ�n özel hesaba aktarılarak kullanımına �l�şk�n usul ve esaslar Cumhurbaşkanlığınca tesp�t ed�l�r. Koruyucu Ağız ve D�ş Sağlığı H�zmetler�n�n Gel�şt�r�lmes� ve Sürdürülmes�" kapsamında; d�ş fırçası ve d�ş macununun alımı �ç�n Sağlık Bakanlığı bütçes�n�n 53-14.42-01-03.02 42 tert�b�ne bu amaçla konulan ödeneğ�n Sağlık Bakanlığı 20.803.000 30.962.000 harcanmasına, d�ş fırçası ve d�ş macununun bedel� karşılığında veya bedels�z olarak dağıtımına �l�şk�n usul ve esasları bel�rlemeye Sağlık Bakanlığı yetk�l�d�r. 4-16.33-01-05.02 tert�b�nde yer alan ödenek; Türk�ye’de �kamet eden ve h�zmete �ht�yaç duyan 65 yaş üstü yaşlıların korunması ve desteklenmes� �le b�yo-ps�ko sosyal bakıma �ht�yacı olanların yaşadıkları mekânlarda gerekl� olan bakımlarının yapılarak yaşamlarının kolaylaştırılmasını amaçlayan Yaşlı Destek Programı (YADES) �ç�n A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı tarafından bel�rlenecek usul ve esaslar çerçeves�nde beled�yeler�n program amaçlarına uygun Aile ve Sosyal Hizmetler 49 olarak hazırlayacakları projeler �ç�n 11.278.000 50.000.000 Bakanlığı kullandırılır. YADES Programı kapsamında val�l�kler tarafından A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığına tekl�f ed�len ve anılan Bakanlık tarafından uygun bulunan projelerden, val�n�n yetk� ve sorumluluğunda gerçekleşt�r�lmes� uygun görülenler�n bedeller�, münhasıran proje �le �lg�l� harcamalarda kullanılmak üzere söz konusu ödenekten �lde val�l�k adına açılacak özel b�r hesaba aktarılır ve proje amaçlarına Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 155 ‒ uygun olarak uygunval�olarak tarafından val� tarafından beled�yelere beled�yelere A�le A�le ve Sosyal ve Sosyal H�zmetlerH�zmetler BakanlığıBakanlığı tarafından tarafından bel�rlenecek bel�rlenecek usul ve usul esaslar ve esaslar çerçeves�nde çerçeves�nde kullandırılır. kullandırılır. Toplam 10.993.231.000 Toplam 10.993.231.000 9.056.159.000 9.056.159.000 Merkez� Merkez� Yönet�m Yönet�m BütçeBütçe KanunKanun tekl�f�ne tekl�f�ne �l�ş�k bazı �l�ş�k bazı dokümanlar dokümanlar ve 2024 ve yılı 2024veyılıdaha ve daha öncek� öncek� yıllar yıllar Sayıştay Sayıştay Denet�m Denet�m Raporlarındak� Raporlarındak� bazı bazı tesp�t ve tesp�t ve atıflardan, atıflardan, y�ne y�ne bazı bazı bakanlık bakanlık ve amu ve kamu kuruluşlarınca kuruluşlarınca kullanılan kullanılan ancakancak bütçe ve bütçekes�n ve kes�n hesaphesap tutarlarına tutarlarına �nt�kal�nt�kal etmeyen etmeyen “özel “özel hesap” hesap” t�p�nde t�p�nde bazı bazı hesapların hesapların varlığıvarlığı tesp�ttesp�t ed�lm�şt�r. ed�lm�şt�r. Bunlarla Bunlarla �lg�l� b�lg� �lg�l�ve b�lg� ve değerlend�rmeler değerlend�rmeler aşağıda aşağıda yer yer almaktadır. almaktadır. -Sanay� -Sanay� ve ve Teknoloj� Teknoloj� Bakanlığında Bakanlığında bütçebütçe dışında dışında ölçü ve ölçütartı ve tartı aletler�n�n aletler�n�n yer�nde yer�nde muayenes�nden muayenes�nden elde elde ed�len ve ed�len yasal ve yasal düzenlemelere düzenlemelere aykırıaykırı olarak İl olarak İl Müdürlükler� Müdürlükler� adınaadına bankalarda bankalarda açılanaçılan hesaplarda hesaplarda tak�p tak�p ed�lened�len yer�nde yer�nde muayene muayene gel�rler� gel�rler� 31.12.2017 31.12.2017 tar�h� tar�h� �t�bar�yle �t�bar�yle geçengeçen yıldanyıldan devreden devreden gel�rler gel�rler dâh�l dâh�l toplamtoplam 1.849.943,03 1.849.943,03 Türk Türk L�rasıL�rası olup, bu olup, bu gel�rden gel�rden yılı �ç�nde yılı �ç�nde 439.589,53 439.589,53 Türk Türk L�rasıL�rası harcama harcama yapılarak yapılarak 2018 2018 yılınayılına 1.410.353,50 1.410.353,50 Türk Türk L�rasıL�rası devretm�şt�r. 19 Ancak devretm�şt�r. 19 Ancak 2017 2017 yılından yılından sonrasonra düzenlenen düzenlenen Sayıştay Sayıştay Denet�m Denet�m Raporlarında Raporlarında bu bu hesaplarla hesaplarla �lg�l� �lg�l� olarakolarak herhang� herhang� b�r b�lg� b�r b�lg� ver�lmed�ğ�nden ver�lmed�ğ�nden söz söz konusu konusu hesabın hesabın akt�f olup akt�f olup olmadığı olmadığı veya veya tasf�ye tasf�ye ed�l�ped�l�p ed�lmed�ğ� ed�lmed�ğ� b�l�nmemekted�r. b�l�nmemekted�r. Bu Bu nedenle nedenle söz söz konusu konusu hesabın hesabın 2018,2018, 2019,2019, 2020,2020, 2021,2021, 2022,2022, 2023 ve 20232024 ve yılı 2024 yılı ver�ler�ne ver�ler�ne ulaşılamamıştır. ulaşılamamıştır. -Kentsel -Kentsel Dönüşüm Dönüşüm Başkanlığında Başkanlığında Dönüşüm Dönüşüm Projeler� Projeler� Özel Özel Hesabı Hesabı bulunmaktadır. bulunmaktadır. 16.05.2012 16.05.2012 tar�h ve tar�h ve 6306 6306 sayılısayılı Afet Afet R�sk� R�sk� Altındak� Altındak� Alanların Alanların Dönüştürülmes� Dönüştürülmes� Hakkındak� Hakkındak� Kanun’un Kanun’un “Dönüşüm “Dönüşüm Gel�rler�” Gel�rler�” başlıklı başlıklı 7’nc� 7’nc� maddes�n�n maddes�n�n dördüncü dördüncü fıkrası �le fıkrası �le oluşturulan oluşturulan ve ve Bakanlık Bakanlık Merkez Merkez Muhasebe Muhasebe B�r�m�nce B�r�m�nce muhasebe muhasebe kayıt ve kayıt ve �şlemler�n�n �şlemler�n�n yer�neyer�ne get�r�ld�ğ� get�r�ld�ğ� özel özel hükümlere hükümlere tab� b�r tab� b�r hesaptır. hesaptır. Başkanlık Başkanlık bünyes�nde bünyes�nde faal�yetler� faal�yetler� yürütülen yürütülen Dönüşüm Dönüşüm Projeler� Projeler� Özel Özel Hesabının Hesabının gel�rler� gel�rler� 56.439.808.073,94 56.439.808.073,94 TL, TL, g�derler� g�derler� �se �se 59.254.023.743,45 59.254.023.743,45 TL olarak TL olarak gerçekleşm�şt�r. gerçekleşm�şt�r. 20 20 19 Bilim19Sanayi Bilim ve Sanayi Teknoloji ve Teknoloji Bakanlığı Bakanlığı 2017 2017 SayıştaySayıştay DenetimDenetim RaporuRaporu 20 Kentsel 20 Kentsel DönüşümDönüşüm Başkanlığı Başkanlığı 20234Sayıştay 20234Sayıştay Denetim Denetim RaporuRaporu sayfa: 4sayfa: 4 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 156 ‒ -T�caret Bakanlığının TCMB Ankara Şubes�ndek� 450.408.002 No.lu (DFİF G�der) hesabına a�t �şlemler muhasebeleşt�r�lmemekte ve Bakanlık mal� tablolarında yer almamaktadır. Söz konusu hesapta 2019 yılında, öncek� yıl dev�rler� ve yıl �çer�s�nde eklenen tutarla beraber 9.448.950,38 TL b�r�km�şt�r. Destekleme ve F�yat İst�krar Fonu (DFİF) Gel�r ve G�der hesapları üzer�nde yapılan �ncelemelerde; Fon kaynaklarından kullandırılan kred�lerden toplanan nakd�n herhang� b�r muhasebe b�r�m� hesaplarında �zlenemed�ğ� ve atıl olarak beklet�ld�ğ� anlaşılmıştır.21 Söz konusu bulgu hakkında 2020 yılında da �şlem yapılmadığı Sayıştay’ın T�caret Bakanlığı 2020 Yılı Sayıştay Düzenl�l�k Denet�m Raporundan öğren�lm�şt�r.22Sayıştay’ın 2024 yılı T�caret Bakanlığı Denet�m Raporunda bu konuda herhang� b�r tesp�te yer ver�lmem�şt�r. Bu nedenle söz konusu hesabın ak�bet� b�l�nmemekted�r. -T�caret Bakanlığı bünyes�nde ayrıca Serbest Bölgeler Özel Hesabının bulunduğu, Serbest Bölge İşlet�c�/Bölge Kurucu İşlet�c�ler tarafından Bakanlığın Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü ve bölge müdürlükler� adına açılan banka hesaplarına yatırılması gereken k�ra gel�r paylarının, Bakanlık tarafından özel hesabın �şley�ş�ne �l�şk�n usul ve esasları düzenleyen yönetmel�k çıkarılmaması neden�yle tahakkuk kayıtlarının yapılamadığı ve dolayısıyla yılı �ç�nde tahs�l ed�lmeyen k�ra gel�rler�n�n mal� tablolara yansıtılamadığı saptanmıştır. 31.12.2019 tar�h� �t�bar�yle, serbest bölgelerden tahakkuk etmes� gereken 11.430.855,06 k�ra gel�r payından 368.711,42-USD �le buna �l�şk�n tahakkuk eden 1.368,79-USD gec�kme zammının tahs�l ed�lemed�ğ� anlaşılmıştır..23 Bu tutarların Kamu İdareler�ne A�t Özel Hesaplara İl�şk�n İşlemler�n Muhasebeleşt�r�lmes�ne Da�r Yönetmel�k hükümler�ne tab� olmayan serbest bölge özel hesap k�ra gel�r payı tutarlarının yukarıda bahsed�len genel düzenlemelere göre muhasebeleşt�r�lmes� ve kurum mal� tablolarına yansıtılması gerek�rken, bu �şlemler�n yapılmadığı anlaşılmıştır. Ancak T�caret Bakanlığının 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 Yılları Sayıştay Düzenl�l�k Denet�m Raporlarında buna �l�şk�n herhang� b�r bulguya rastlanılmamıştır. -Mülga Ekonom� Bakanlığı bünyes�nde 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar’a �st�naden çıkarılan 2012/1 sayılı Tebl�ğ’e göre yatırımcılar tarafından ödenen Ekspert�z Ücretler� adı altında b�r gel�r olduğu, bu gel�rler�n Bakanlığın mal� tablolarında göster�lmed�ğ� anlaşılmıştır. 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet 21 Ticaret Bakanlığı Sayıştay 2019 Denetim Raporu 22 Ticaret Bakanlığı 2020 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu sayfa;61 23 Ticaret Bakanlığı Sayıştay 2019 Denetim Raporu Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 157 ‒ Yardımları Hakkında Karar’a �st�naden çıkarılan 2012/1 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına �l�şk�n Tebl�ğ’e göre yatırımcılar tarafından, teşv�k belges� kapsamındak� yatırımların tamamlama v�zes�n�n yapılması amacıyla ödenen ekspert�z ücretler�n�n yatırıldığı banka hesabındak� tutarın, Bakanlığın mal� tablolarında göster�lmed�ğ� tesp�t ed�lm�şt�r. 2015 yılı sonu �t�barıyla bu hesapta b�r�ken tutarın 275.385,88 TL olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu hesabın 2018,2019, 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yılı ver�ler�ne ulaşılamamıştır. -2023 yılında T�caret Bakanlığının faal�yetler�n�n f�nansmanında, bütçe dışında kalan İhracatçı B�rl�kler� Müşterek Hesabı'ndan 297.013.627,01 TL, İç T�caret H�zmetler�n� Gel�şt�rme Payından 120.865.654,86 TL ve Kantar Payı Gel�rler� Hesabından 75.664.457,00 TL olmak üzere toplam 493.543.738,87 TL kaynak kullanılmış, ancak bu tutar Bakanlık mal� tablolarında göster�lmem�şt�r. Sayıştay tarafından düzenlenen T�caret Bakanlığı 2023 Düzenl�l�k Denet�m Raporunda; “İhracatçı B�rl�kler� Müşterek Hesabından Ayrılan Payların ve Yapılan Harcamaların Kamu Mal� Yönet�m� S�stem�ne Dâh�l Ed�lmemes�” başlıklı bulguda; “Dış t�caret h�zmetler�n�n gel�şt�r�lmes� amacıyla oluşturulan İhracatçı B�rl�kler� Müşterek Hesabında b�r�ken tutarların Türk�ye İhracatçılar Mecl�s� (TİM) adına açılan b�r banka hesabında toplandığı, bu hesaptan Bakan onayı �le Bakanlık �ht�yaçları �ç�n TİM’�n sorumluluğunda harcama yapıldığı, dolayısıyla ayrılan payların ve yapılan g�derler�n kamu mal� yönet�m� s�stem� dışında tutulduğu tesp�t ed�lm�şt�r. İhracatçıları örgütlend�rmek ve �şb�rl�ğ�n� gel�şt�rmek suret�yle �hracatı artırarak ekonom�k gel�şmeye katkıda bulunmak üzere �hracatçı b�rl�kler� �le Türk�ye İhracatçılar Mecl�s�n�n kuruluşu, �şley�ş�, görevler�, organları, gel�rler�, harcamaları ve denet�mler� �le üyeler�n�n hak ve yükümlülükler�ne �l�şk�n usul ve esasları düzenleyen 5910 sayılı Kanun’un bütçe ve g�derler�n anlatıldığı 19’uncu maddes�n�n beş�nc� fıkrasında; B�rl�kler tarafından, dış t�caret h�zmetler� ve alt yapısının gel�şt�r�lmes� ve yürütüleb�lmes� �ç�n tay�n ve tesp�t olunacak �şler�n, faal�yetler�n, projeler�n ve amaçların gerçekleşt�r�lmes�ne yönel�k ortaya çıkan g�derler �le bu amaçla yapılan h�zmet ve �dar� g�derler�n karşılanmasını tem�nen, b�r öncek� yılın b�rl�k gel�rler�nden hesap ed�lerek �zleyen yılın Ocak ve Temmuz aylarında �k� eş�t taks�t hal�nde ödenmek üzere yüzde sek�z oranında pay ayrılacağı ve bu hususa �l�şk�n usul ve esasların yönetmel�kle düzenleneceğ� �fade ed�lmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 158 ‒ Bu hüküm çerçeves�nde yürürlüğe g�ren Türk�ye İhracatçılar Mecl�s� (TİM) �le İhracatçı B�rl�kler�n�n Kuruluş ve Görevler� Hakkında Yönetmel�k’�n; İhracatçı B�rl�kler� Müşterek Hesabı’nın anlatıldığı 48’�nc� maddes�n�n üçüncü fıkrasında; dış t�caret h�zmetler� ve altyapısının gel�şt�r�lmes� ve yürütüleb�lmes�n� tem�nen oluşturulan İhracatçı B�rl�kler� Müşterek Hesabından karşılanan g�derler bel�rt�lm�ş olup altıncı fıkrasında; harcamaların Bakanlık onayı �le yapılacağı ve bu hesaba �l�şk�n d�ğer hususların Bakanlık tarafından bel�rleneceğ�; “denet�m” başlıklı 50’nc� maddes�nde de, TİM ve b�rl�kler �le bunların kurduğu vakıf, ş�rket, �şletmeler ve �şt�rakler �dar� ve mal� yönden Bakanlığın denet�m�ne tab� olduğu, denet�me �l�şk�n usul ve esasların Bakanlık tarafından bel�rleneceğ� düzenlenm�şt�r. Yapılan �ncelemede: 2023 yılında T�caret Bakanlığı tarafından müşterek hesaptan toplam 297.013.627,01 TL harcandığı, 2023 yıl sonu �t�bar� �le hesap mevcudunun 131.346.204,39 TL olduğu tesp�t ed�lm�şt�r. Paydan harcanan (297.013.627,01-78.005.346,04) 219.008.280,97 TL’l�k tutarın (personel g�der� har�ç) Bakanlığın 2023 yılı �ç�nde mal ve h�zmet alım g�derler� �ç�n yapılan 1.192.150.483,57 TL harcamanın %18,37’s�ne tekabül ett�ğ� görülmüştür. İhracatçı B�rl�kler� Müşterek Hesabı her ne kadar TİM nezd�nde açılmış b�r hesap olsa da, İhracatçı B�rl�kler� Müşterek Hesabından harcamaların Bakanlık onayı �le yapılması, bu hesaba �l�şk�n d�ğer hususların Bakanlık tarafından tesp�t ed�lmes�, TİM ve b�rl�kler �le bunların kurduğu vakıf, ş�rket, �şletmeler ve �şt�rakler�n �dar� ve mal� yönden Bakanlığın denet�m�ne tab� olması, denet�me �l�şk�n usul ve esasların Bakanlık tarafından bel�rlenmes� bu hesabın denet�m ve yönet�m yetk�s�n�n Bakanlıkta olduğunu ve bu payın 5018 sayılı Kanun’un 3’üncü maddes� kapsamında Bakanlık açısından kamu gel�r� n�tel�ğ�nde olduğunu göstermekted�r. Ancak f��l� durumda bel�rt�len yasal düzenlemeler karşısında, Bakanlığın, bu h�zmetler�n gel�şt�r�lmes� amacıyla TİM tarafından açılan hesapta toplanan paylar üzer�nde tasarruf yetk�s� bulunmamaktadır. Bu �t�barla; yukarıda yer ver�len 5018 sayılı Kanun’un Haz�ne b�rl�ğ� �le mal� saydamlık �lkeler� ve Kamu Haznedarlığı Genel Tebl�ğ� hükümler� çerçeves�nde söz konusu payların Bakanlık bütçes�ne aktarılması, TİM yer�ne Bakanlık adına açılacak b�r banka hesabında �zlenmes�, bu paylardan dış t�caret h�zmetler�n� gel�şt�rmek amacıyla yapılan g�derler�n kamu mal� yönet�m s�stem�ne dâh�l ed�lerek mal� tablolarda göster�lmes� ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 159 ‒ kamuoyuna gerekl� b�lg�ler�n sağlanması �ç�n �lg�l� mevzuatta gerekl� değ�ş�kl�kler�n yapılması gerekmekted�r.” den�lm�şt�r.24 Ancak 2024 yılı Sayıştay Denet�m Raporunda buna �l�şk�n herhang� b�r bulguya rastlanılmamıştır. Sayıştay tarafından düzenlenen T�caret Bakanlığı 2023 Düzenl�l�k Denet�m Raporunda; “İç T�caret H�zmetler�n� Gel�şt�rmek Amacıyla Ayrılan Payların ve Yapılan Harcamaların Kamu Mal� Yönet�m� S�stem�ne Dâh�l Ed�lmemes�” başlıklı bulguda; “Odalar, borsalar ve Türk�ye Odalar ve Borsalar B�rl�ğ� (TOBB) bütçeler�nden her yıl ayrılan ve İç T�caret H�zmetler�n� Gel�şt�rme Payı Hesabında b�r�ken tutarların TOBB adına açılan b�r banka hesabında toplandığı, bu hesaptan Bakan onayı �le Bakanlık �ht�yaçları �ç�n harcama yapıldığı, dolayısıyla ayrılan pay ve yapılan g�derler�n kamu mal� yönet�m� s�stem� dışında yönet�ld�ğ� tesp�t ed�lm�şt�r. 5174 sayılı Türk�ye Odalar ve Borsalar B�rl�ğ� �le Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 78’�nc� maddes�nde; Bakanlık �ç t�caret h�zmetler�n� gel�şt�rmek üzere odalar, borsalar ve TOBB tarafından hazırlanan bütçelerde her yıl %1’� geçmemek üzere pay ayrılacağı ve bu şek�lde ayrılacak payların kullanılma esasları �le uygulamasının da yönetmel�kle düzenleneceğ� bel�rt�lm�şt�r. Bu hüküm gereğ�, TOBB tarafından hazırlanan ve 27.06.2008 tar�h ve 26919 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan İç T�caret H�zmetler�n� Gel�şt�rme Payının Kullanılması Hakkında Yönetmel�k’te; söz konusu payların odalar, borsalar ve TOBB tarafından Yönet�m Kurulunun bel�rleyeceğ� ve TOBB adına açılacak banka hesabına mart ve eylül aylarında eş�t �k� taks�tle yatırılacağı; payın yatırılmasında ve değerlend�r�lmes�nde TOBB Yönet�m Kurulunun yetk�l� olduğu; paydan yapılacak harcamaların TOBB tarafından yapılacağı, harcamalarda Bakan onayının aranacağı ve paydan yapılacak satın alma ve yapım �şler�nde TOBB’un satın alma usuller�n�n uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Yönetmel�k’te ayrıca payın muhasebes�n�n TOBB tarafından ayrı b�r hesapta tutulacağı, paydan yapılan harcamaların TOBB hesaplarının tab� olduğu usulle denetleneceğ� ve paydan yapılan harcamalar �le gel�rlere �l�şk�n b�lg�ler�n her üç ayda b�r Bakanlığa b�ld�r�leceğ� �fade ed�lm�şt�r. 24 Ticaret Bakanlığı Sayıştay 2023 Denetim Raporu, sayfa:11-13 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 160 ‒ Bahse konu Kanun ve Yönetmel�k hükümler�nden de anlaşılacağı üzere, �ç t�caret h�zmetler�n� gel�şt�rme payının amacı Bakanlık �ç t�caret h�zmetler�n� gel�şt�rmek olup bunu gerçekleşt�rmek amacıyla odalar, borsalar ve TOBB bütçeler�nden her yıl %1’� geçmemek üzere pay ayrılmaktadır. Ayrılan paylar, TOBB adına açılan b�r banka hesabında tutulmakta ve yapılan harcamalar TOBB tarafından kend� satın alma usuller� uygulanarak gerçekleşt�r�lmekted�r. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnames�’n�n 446’ncı maddes�nde İç T�caret Genel Müdürlüğünün görevler� bentler hal�nde sayılmıştır. Söz konusu bentlerde, ülkem�z�n �ç t�caret�n�n düzenlenmes� ve gel�şt�r�lmes� faal�yetler� sıralanmış olup TOBB �le odalar ve borsalarla �lg�l� mevzuat ve uygulamalara �l�şk�n �ş ve �şlemler� yürütmek ve bunlarla �lg�l� düzenlemeler yapmak görev� de y�ne aynı Genel Müdürlüğe ver�lm�şt�r. Bu kapsamda, �lg�l� İç T�caret Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan 22.02.2017 tar�h ve “İç T�caret H�zmetler�n� Gel�şt�rme Payı” konulu 2017/1 sayılı Genelge’ de de paydan yapılacak bütün harcamalarda Makam Onayının yalnızca İç T�caret Genel Müdürlüğü tarafından alınacağı, Bakanlık b�r�mler�n�n İç T�caret Genel Müdürlüğüne göndereceğ� yazıların �lg�l� b�r�m am�r� tarafından �mzalanacağı �fade ed�lm�şt�r. Yapılan �ncelemede; 2023 yılı �çer�s�nde anılan pay hesabında toplam 149.333.898,34 TL’l�k tutarın b�r�km�ş olduğu, yıl �çer�s�nde bu tutarın 120.865.654,86 TL’s�n�n harcanmış olduğu, 2023 yılı sonu �t�barıyla pay hesabının bak�yes�n�n toplam 28.468.243,48 TL olduğu tesp�t ed�lm�şt�r. Paydan harcanmış olan 120.865.654,86 TL’l�k tutarın Bakanlığın 2023 yılı mal ve h�zmet alım g�derler� �ç�n harcanan 1.192.150.483,57 TL’n�n %10,13’üne tekabül ett�ğ� görülmüştür. Harcama kalemler�nden b�r kısmının örneğ�n h�zmet b�nası k�ralama ve tad�lat g�derler� ya da araç k�ralama, şoför h�zmet�, akaryakıt ve s�gorta g�derler� �le bu g�derler�n �ç�nde yer alan Bakanlık h�zmet araçlarına yapılan kasko g�derler� vb. harcamaların da İç T�caret Genel Müdürlüğü tarafından Makam Onayına sunulduğu ve Makam tarafından onaylandığı görülmüştür. Yapılan söz konusu harcamaların payın amacı olan �ç t�caret h�zmet�n� gel�şt�rmeye yönel�k olarak gerçekleşt�r�ld�ğ�n� kabul etmek mümkün değ�ld�r. 5174 sayılı Kanun’da İç T�caret Payının her ne kadar Bakanlığa aktarılması veya ödenmes� g�b� b�r düzenlemeye yer ver�lmem�ş olsa da ve y�ne Kanun’a dayanılarak çıkarılan Yönetmel�k’te bu paydan yapılacak harcamaların TOBB tarafından yapılacağı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 161 ‒ �fade ed�lse de; 5018 sayılı Kanun’un 3’üncü maddes� kapsamında söz konusu paylar Bakanlık açısından kamu gel�r� n�tel�ğ�nded�r. Ancak f��l� durumda bel�rt�len yasal düzenlemeler karşısında, �ç t�caret h�zmetler�nden sorumlu Bakanlığın, bu h�zmetler�n gel�şt�r�lmes� amacıyla TOBB tarafından açılan hesapta toplanan paylar üzer�nde tasarruf yetk�s� bulunmamaktadır. Bu �t�barla; yukarıda yer ver�len 5018 sayılı Kanun’un Haz�ne b�rl�ğ� �le mal� saydamlık �lkeler� ve Kamu Haznedarlığı Genel Tebl�ğ� hükümler� çerçeves�nde söz konusu payların Bakanlık bütçes�ne aktarılması, TOBB yer�ne Bakanlık adına açılacak b�r banka hesabında �zlenmes�, bu paylardan �ç t�caret h�zmetler�n� gel�şt�rmek amacıyla yapılan g�derler�n kamu mal� yönet�m s�stem�ne dâh�l ed�lerek mal� tablolarda göster�lmes� ve kamuoyuna gerekl� b�lg�ler�n sağlanması �ç�n �lg�l� mevzuatta gerekl� değ�ş�kl�kler�n yapılması gerekmekted�r. Söz konusu tesp�t 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılı Sayıştay Denet�m Raporlarında da ele alınmış ancak konuyla �lg�l� olarak herhang� b�r gel�şme sağlanamamıştır.” den�lm�şt�r.25 Ancak T�caret Bakanlığına a�t 2024 yılı Sayıştay Düzenl�l�k Denet�m� Raporunda bu konuda herhang� b�r bulguya yer ver�lmem�şt�r. -Emn�yet Genel Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmes� Müdürlüğü �le �lg�l� hesapların �ncelenmes�nden, bu genel müdürlük bünyes�nde Özel Güvenl�k H�zmetler�ne Da�r Kanunun Uygulanmasına İl�şk�n Yönetmel�ğ�n “Ücret” başlıklı Ek-1 �nc� maddes� gereğ�nce “Özel güvenl�k eğ�t�m, sınav ve belgelend�rme ücret�” adı altında ücret tahs�l ed�ld�ğ�, ücret�n Bakanlıkça bel�rlend�ğ� ve bu ücretlerle �lg�l� �ş ve �şlemler Pol�s Akadem�s� Başkanlığı Döner Sermaye İşletmes� vasıtasıyla yürütüldüğü, Özel güvenl�k eğ�t�m, sınav ve belgelend�rme h�zmetler�nden elde ed�lerek döner sermaye bütçes�ne aktarılan gel�rler�n; Emn�yet Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşk�latında özel güvenl�k h�zmetler�n�n gel�şt�r�lmes� kapsamında �ht�yaç duyulan taşınır-taşınmaz mal, araç ve h�zmet alımları, s�gorta g�derler�, h�zmet b�nalarının yapım, bakım, onarım ve k�ra g�derler�, harcırah ve Emn�yet Genel Müdürlüğüne Bağlı Her Derece ve Türdek� Eğ�t�m ve Öğret�m Kurumları �le H�zmet İç� Eğ�t�m, Kurs g�derler� �ç�n kullanılacağı tesp�t ed�lm�şt�r. 2021 yılında Özel Güvenl�k Da�res� Başkanlığı adına tahs�l ed�len gel�r ve yapılan g�derler�n Pol�s Akadem�s� Döner Sermaye İşletmes� Müdürlüğünün d�ğer sınav 25 Ticaret Bakanlığı Sayıştay 2023 Denetim Raporu, sayfa:14-16 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 162 ‒ faal�yetler�nden ayrı olarak muhasebeleşt�r�lmemes� sonucu Özel Güvenl�k Da�re Başkanlığına a�t gel�r ve g�der rakamlarına ulaşılamamıştır. Ancak Sayıştay tarafından düzenlenen Emn�yet Genel Müdürlüğü Döner Sermaye Müdürlüğünün Denet�m Raporunda Döner sermaye �çer�s�nde Pol�s Akadem�s� Başkanlığı ve Özel Güvenl�k Denetleme Başkanlığı Döner Sermaye İşletmeler� bulunduğu, bu �k� b�r�m�n faal�yetler�ne �l�şk�n �şlemler ayrı ayrı muhasebeleşt�r�lmekte olduğu, döner sermaye �şlemler� sonucunda 31.12.2021 tar�h� �t�barıyla 45.382.153,69 Türk L�rası gel�r ve 53.028.192,46 Türk L�rası g�der gerçekleşm�ş olduğu öğren�lmekted�r.26Sayıştay tarafından söz konusu döner sermayes�n�n 2024 yılında yapılan denet�m� sonucunda; Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünün 31.12.2024 tar�h� �t�barıyla konsol�de gel�r� 385.140.850,83 TL g�der� �se 229.165.247,11 TL olarak gerçekleşm�şt�r. 27 Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında At Yarışları Özel Hesabının bakanlık bütçes�ne dâh�l ed�lmemes� ve mevcut mal� s�stem dışında tutulduğu tesp�t ed�lm�şt�r. 6132 Sayılı At Yarışları Hakkında Kanunun Ek 1’nc� maddes�nde “Car� yılda, yarış gel�rler�n�n b�r evvelk� takv�m yılındak� yarış gel�r� toplamından fazla olması hal�nde, aradak� farkın yüzde kırklık kısmı Kamu Haznedarlığı S�stem�ne dâh�l b�r kamu bankasında Tarım ve Köy �şler� Bakanlığı emr�ne açılacak özel hesaba aktarılır. Bu hesapta b�r�ken para, at ıslahı ve tes�sler� �le hayvancılığın gel�şt�r�lmes� amacıyla Tarım ve Köy �şler� Bakanlığınca sarf ed�l�r veya yarış müesseses�ne sarf ett�r�l�r.” den�lmekted�r. Söz konusu Özel Hesabın, Bakanlık bütçes�nden tamamen ayrı, Yüksek Kom�serler Kurulu’nun sorumluluğunda gel�rler� toplanan ve harcamaları yapılan b�r s�stemle yürütüldüğü anlaşılmıştır. 31.12.2015 tar�h� �t�bar�yle özel hesaba a�t banka hesaplarında 105.474.095,76 TL mevcut olduğu; 2015 yılı �çer�s�nde özel hesaptan toplam 3.596.494,32 TL harcama yapıldığı görülmüştür. Sayıştay 2024 Denet�m Raporunda bu konuda yapılmış b�r tesp�t ve bulguya yer ver�lmem�şt�r. Söz konusu hesabın akıbet�, tasf�ye ed�l�p ed�lmed�ğ� b�l�nmemekted�r. Ulaştırma Bakanlığında 2024 yılında Bakanlık faal�yetler�n�n f�nansmanında, bütçe dışında kalan Evrensel Posta H�zmet Gel�rler�nden 1.288.059.735,00 TL ve Evrensel H�zmet Gel�rler�nden 7.892.501.700, 00 TL kaynak kullanıldığı tesp�t ed�lm�şt�r.28 26 Emniyet Genel Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesi Sayıştay 2021 Denetim Raporu sayfa:39 27 Emniyet Genel Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesi Sayıştay 2024 Denetim Raporu sayfa:3 28 Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı 2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporu sayfa 6 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 163 ‒ Afet Ac�l Durum Başkanlığında 5902 sayılı Kanun’un 23’üncü maddes� uyarınca Başkanlıkça, -Afet ve Ac�l Durum, -Uluslararası Ac�l Yardım, -İnsan� Yardım, özel hesapları kullanıldığı, 2024 yılında; Afet ve Ac�l Durum Özel Hesabından 49.544.137.421,14 TL Uluslararası Ac�l Yardım Özel Hesabından 119.019.665,32 TL, İnsan� Yardım Özel Hesabından 51.207.236.142,00 TL kaynak kullanımı gerçekleşt�r�lm�ş olduğu 2024 yılına a�t Sayıştay Denet�m Raporundan öğren�lmekted�r.29 Sayıştay’ın M�llî Eğ�t�m Bakanlığı �le �lg�l� 2021 yılı Denet�m Raporunda; “Yapılan �ncelemelerde,  M�llî Eğ�t�m Bakanlığı Okul-A�le B�rl�ğ� Yönetmel�ğ�’n�n 17’nc� maddes�ne göre okullardak� kant�n ve benzer� yerler�n k�raya ver�lmes� ya da �şlet�lmes� �le elde ed�len gel�rden, �lg�l� maddede bel�rlenen oranın �l ve �lçe m�ll� eğ�t�m müdürlüğü banka hesabına aktarılması suret�yle oluşturulan Okul A�le B�rl�ğ� Hesabı,  M�llî Eğ�t�m Bakanlığı Okul Önces� Eğ�t�m ve İlköğret�m Kurumları Çocuk Kulüpler� Yönerges� çerçeves�nde elde ed�len gel�rden, Yönergede bel�rlenen oranın �l ve �lçe m�ll� eğ�t�m müdürlüğü banka hesabına aktarılması suret�yle oluşturulan Çocuk Kulübü Hesabı,  M�llî Eğ�t�m Bakanlığına Bağlı Okul ve Kurum Müdürlükler�n�n ÖSYM Tarafından Başvuru Merkez� Olarak Açılması ve Yönet�lmes� �le İlg�l� Protokol çerçeves�nde ÖSYM başvuru merkez� olarak bel�rlenen okulların sınav başvuru ücretler�nden elde ett�ğ� gel�rden, Protokolde bel�rlenen oranın �lçe m�ll� eğ�t�m müdürlüğü banka hesabına aktarılması suret�yle oluşturulan ÖSYM Hesabının, İl ve �lçe müdürlükler� nezd�nde açılan banka hesaplarında tak�p ed�ld�ğ�, bu hesaplara yapılan aktarımların ve hesaplardan yapılan kullanımların muhasebe s�stem� dışında tutulduğu ve mal� tablolarda göster�lmed�ğ� tesp�t ed�lm�şt�r. Yukarıdak� özel hesaplardan Okul A�le B�rl�ğ� Hesabı �le �lg�l� olarak; Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığından görüş �stenmes� üzer�ne Muhasebat Genel Müdürlüğünün 08.01.2021 tar�h ve 712528 sayılı cevab� yazısının Kamu İdares� Stratej� Gel�şt�rme Başkanlığınca �l müdürlükler�ne gönder�lmes� sonucu, bu hesapların �l ve �lçe m�ll� eğ�t�m 29 Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 20234Yılı Sayıştay Denetim Raporu sayfa 5 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 164 ‒ müdürlükler�n�n muhasebe h�zmetler�n� yürüten muhasebe b�r�mler�ne devred�lmeye başlandığı görülmüş olmakla b�rl�kte, söz konusu özel hesabı �lg�l� muhasebe b�r�mler�ne devretmeyen �l ve �lçe müdürlükler�n�n bulunduğu tesp�t ed�lm�şt�r. Çocuk Kulübü Hesabı ve ÖSYM Hesabının �se tüm �l ve �lçe müdürlükler�nde muhasebe b�r�m� dışında tutulmasına devam ed�ld�ğ� görülmüştür. Bununla b�rl�kte, 11.02.2022 tar�h�nde M�llî Eğ�t�m Bakanlığı Okul Önces� Eğ�t�m ve İlköğret�m Kurumları Çocuk Kulüpler� Yönerges�'nde yapılan değ�ş�kl�kle, elde ed�len gel�rden �l ve �lçe müdürlükler�ne ayrılan paylar kaldırılmış ve öğretmen, usta öğret�c� ve koord�natör öğretmen paylarına eklenm�şt�r. Dolayısıyla bundan sonra Çocuk Kulübü Hesabına kulüp gel�rler�nden herhang� b�r aktarım olmayacaktır. Ancak �l ve �lçe müdürlükler� nezd�nde açılmış olup muhasebe s�stem� dışında tutulan bu hesaplardak� bak�yeler�n de mevzuata uygun olarak muhasebeleşt�r�lmes� gerekmekted�r. Kamu �dares� tarafından ver�len cevapta; Okul A�le B�rl�ğ� Hesabı �le �lg�l� olarak gerekl� �ş ve �şlemler�n yapılması amacıyla taşra b�r�mler�ne yazı yazıldığı �fade ed�lm�ş olup d�ğer özel hesaplara �l�şk�n b�r açıklama yapılmamıştır. Bu �t�barla, özel hesaba aktarılan tutarlar �le özel hesaptan yapılan kullanımların Kamu İdareler�ne A�t Özel Hesaplara İl�şk�n İşlemler�n Muhasebeleşt�r�lmes�ne Da�r Yönetmel�k hükümler�ne uygun olarak muhasebeleşt�r�lmes� ve Kamu �dares� mal� tablolarına yansıtılması sağlanmalıdır.” bulgusuna yer ver�lm�şt�r.30 Ancak Sayıştay’ın 2022, 2023 ve 2024 yılı Denet�m Raporlarında bunlarla �lg�l� herhang� b�r denet�m b�lg� ve bulgusuna yer ver�lmed�ğ�nden bu hesapların akıbet� tarafımızca b�l�nmemekted�r. Sayıştay’ın 2024 yılı M�llî Eğ�t�m Bakanlığı Denet�m Raporunda; “” Bakanlık bünyes�nde yer alan 1482 döner sermaye �şletmes� �le 539 öğretmenev� ve akşam sanat okuluna �l�şk�n mal� �ş ve �şlemler bütçe dışında yürütülmekted�r. 2024 mal� yılı sonu �t�barıyla söz konusu döner sermaye �şletmeler�n�n konsol�de brüt gel�rler� 8.103.886.225,19 TL, toplam karı 381.232.332,83 TL; öğretmenev� ve akşam sanat okullarının �se konsol�de toplam brüt gel�r� 4.650.832.830,00 TL, toplam karı 806.836.706,00 TL olarak gerçekleşm�şt�r. 30 Milli Eğitim Bakanlığı 2021 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu sayfa:16-17 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 165 ‒ 2024 yılında Bütçe Kanunu (E) Cetvel�'ne konan hüküm �le M�ll� Eğ�t�m Bakanlığına Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşv�k Fonundan �lköğret�m öğrenc�ler�ne ücrets�z olarak dağıtılacak ders k�tapları �ç�n 3.700.000.000,00 TL, taşımalı �lköğret�m ve ortaöğret�m kapsamındak� öğrenc�ler�n öğle yemeğ� g�der� olarak 9.600.000.000,00 TL ve özel eğ�t�m öğrenc�ler�n�n taşıma g�der� olarak 6.409.000.000,00 TL olmak üzere toplam 19.709.000.000,00 TL kaynak öngörülmüş olup 2024 yılı �çer�s�nde yapılan �lavelerle �lköğret�m ve ortaöğret�m kapsamındak� öğrenc�ler�n öğle yemeğ� g�der� olarak aktarılan kaynak 12.015.180.642,58 TL'ye, özel eğ�t�m öğrenc�ler�n�n taşıma g�der� olarak aktarılan kaynak 7.261.735.587,50 TL'ye ve �lköğret�m öğrenc�ler�ne ücrets�z olarak dağıtılacak ders k�tapları �ç�n aktarılan kaynak 7.043.691.804,92 TL'ye yükselt�lerek toplam 26.320.608.035,00 TL tutarında kaynak aktarımı gerçekleşt�r�lm�şt�r. Taşımalı �lköğret�m ve ortaöğret�m kapsamındak� öğrenc�ler�n yemek g�der� olarak 8.303.229.847,66 TL, özel eğ�t�m öğrenc�ler�n�n taşıma g�derler� 6.845.524.269,18 TL, ücrets�z ders k�tabı �ç�n 5.792.609.093,71 TL olmak üzere toplam 20.941.363.210,55 TL harcama yapılmıştır. Bakanlık merkez ve taşra b�r�mler�nde bütçeyle ver�len ödenekler dışında, Avrupa B�rl�ğ�, uluslararası kuruluşlar ve yabancı devletlerden sağlanan fonlarla veya ulusal kaynaklarla f�nanse ed�len projeler bulunmaktadır. Ayrıca çeş�tl� kaynaklardan elde ed�len gel�rler Bakanlık bütçes� �le �l�şk�lend�r�lmeks�z�n bankalarda açılan özel hesaplarda tak�p ed�lmekted�r..”31 değerlend�rmes�ne yer ver�lm�şt�r. Sayıştay Denet�m Raporunda yer alan �fadelerden M�llî Eğ�t�m Bakanlığı bünyes�ndek� b�r kısım özel hesabın kapatıldığı anlaşılmaktadır. Sayıştay’ın 2024 yılına a�t Sağlık Bakanlığı Raporunda; “özel hesaplara �l�şk�n olarak toplam 4.497.324.425,46 TL kaynak g�r�ş� olup, bu tutarın 3.685.163.325,98 TL’s� kullanılmış ve yıl sonu bak�yes� 812.161.099,48 TL olarak gerçekleşm�şt�r..” şekl�nde b�r �fade bulunmasına karşın bu hesapların detay bazında durumları �rdelenmem�şt�r.32 A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı 2021 Yılı Sayıştay Düzenl�l�k Denet�m Raporunda; “1111 sayılı Askerl�k Kanunu 26.06.2019 tar�h�nde �lga ed�lmes�ne rağmen, bedell� askerl�k uygulaması kapsamında toplanan kaynaktan anılan Kanun’un geç�c� 46’ncı maddes�ne dayanılarak çıkarılan Usul ve Esaslar'a göre 2021 yılı �çer�s�nde harcama yapıldığı ve bu harcamaların hatalı muhasebeleşt�r�ld�ğ� görülmüştür.” şekl�nde b�r bulguya yer ver�lmes�ne 31 Milli Eğitim Bakanlığı 2024 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu sayfa:5 32 Sayıştay 2024 yılı Sağlık Bakanlığı Düzenlilik Denetimi Raporu Sayfa:7 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 166 ‒ karşın bu hesabın tutarı ve yapılan harcamaların dökümü konusunda herhang� b�r ver�ye yer ver�lmem�şt�r. 2024 yılındak� Sayıştay Denet�m Raporunda bu konuya a�t herhang� b�r bulguya yer ver�lmed�ğ�nden söz konusu hesabın akıbet� b�l�nmemekted�r. 5018 sayılı Kamu Mal� Yönet�m� ve Kontrol Kanunu’nun 5 �nc� maddes�nde, kamu mal� yönet�m�n�n uyumlu b�r bütün olarak oluşturulacağı ve Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�n�n bütçe hakkına uygun şek�lde yürütüleceğ�; 6. maddes�nde merkez� yönet�m kapsamındak� kamu �dareler�n�n gel�r, g�der, tahs�lat, ödeme, nak�t planlaması ve borç yönet�m�n�n Haz�ne b�rl�ğ�n� sağlayacak şek�lde yürütüleceğ�; tüm gel�rler�n�n Haz�ne vezneler�ne g�receğ�, g�derler�n�n bu veznelerden ödeneceğ� ve bu �dareler�n özel vezne açamayacakları hüküm altına alınmıştır. 5018 sayılı Kanunun 12. maddes�nde bütçe türler� sayılmış ve kamu �dareler�nce bunlar dışında herhang� b�r ad altında bütçe oluşturulamayacağı �fade ed�lm�ş; 13 üncü maddes�nde de bütçen�n, kamu malî �şlemler�n�n kapsamlı ve saydam b�r şek�lde görünmes�n� sağlayacağı, tüm gel�r ve g�derler�n gayr� saf� olarak bütçelerde göster�leceğ�, bel�rl� gel�rler�n bel�rl� g�derlere tahs�s ed�lmemes�n�n esas olduğu, bütçeler�n a�t olduğu yıl başlamadan önce Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s� veya yetk�l� organlarca kabul ed�lmed�kçe veya onaylanmadıkça uygulanamayacağı ve kamu �dareler�n�n tüm gel�r ve g�derler�n�n bütçeler�nde göster�leceğ� açıkça hüküm altına alınmıştır. Kamu mal� yönet�m�n�n temel �lkeler� ve yukarıda özetlenen yasal düzenlemeler uyarınca genel bütçe kapsamındak� kamu �dareler�n�n gel�r ve g�derler�ne a�t tüm �şlemler�n Haz�ne vezneler�nden gerçekleşt�r�lmes� ve özel vezne açılmaması, kamu �dareler�n�n hesap ve kayıt düzen�nde saydamlık ve hesap vereb�l�rl�ğ�n sağlanması, Kanun’da sayılanlar dışında herhang� b�r ad altında bütçe oluşturulmaması, para ve parayla �fade ed�leb�len değerlere �l�şk�n tüm mal� �şlemler�n kayıtlarının usulünce yetk�l� kılınmış muhasebe yetk�l�s�n�n sorumluluğunda yapılması ve raporlanması gerekmekted�r. Öte yandan 5018 sayılı Kanun’un 3’üncü maddes�nde “özel gel�r”; “genel bütçe kapsamındak� �dareler�n kamu görev� ve h�zmet� dışında �lg�l� kanunlarında bel�rt�len faal�yetler�nden ve f�yatlandırılab�l�r n�tel�ktek� mal ve h�zmet tesl�mler�nden sağlanan ve genel bütçede göster�len gel�rler�” şekl�nde tanımlanmış olup, Bakanlık b�r�mler�n�n bu Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 167 ‒ mah�yettek� gel�rler�n�n “özel gel�r” şekl�nde bütçede ödenekleşt�r�lmes� ve �lg�l� ödemeler�n bu ödenekten karşılanmasına olanak sağlanmıştır. Bu nedenle; “özel hesap” uygulamalarının bütçe �ç�nde yönet�lmes�n�n zorunlu olduğu açıktır. N�tek�m 17.10.2017 tar�h ve 30213 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Kamu İdareler�ne A�t Özel Hesaplara İl�şk�n İşlemler�n Muhasebeleşt�r�lmes�ne Da�r Yönetmel�k, özel hesaba aktarılan tutarlar �le bu hesaptan yapılan kullanımların muhasebeleşt�r�lmes�n�n, �lg�l� kamu �dares�n�n muhasebe h�zmetler�n� yürüten muhasebe b�r�m� tarafından yapılacağını hükme bağlamaktadır. Söz konusu Yönetmel�k, özel hesaptan yapılacak kullanımlarda muhasebeleşt�rme belges� olarak, Genel Yönet�m Muhasebe Yönetmel�ğ� ek�nde yer alan muhasebe �şlem f�ş�n�n kullanılacağını, özel hesaptan yapılan harcamaların, bütçe gel�r ve bütçe g�der hesapları �le �l�şk�lend�r�lmeks�z�n gel�r ve g�der hesaplarına kayded�leceğ�n� ve özel hesaplara �l�şk�n mal� �şlemler�n kamu �dares� hesapları kapsamında ayrı b�r mal� tablo oluşturulmaksızın, kullanıcı kamu �dares�n�n mal� raporları �çer�s�nde göster�leceğ�n� bel�rtmekted�r. 5018 sayılı Kanun’un özel gel�rler� düzenleyen 39 uncu maddes�nde özel gel�rler karşılığında �darelere tahs�s ed�len özel ödenek m�ktarlarının, �lg�l� �dareler�n bütçeler�nde göster�leceğ�; özel gel�rlere �l�şk�n olarak �lg�l� kanunlarında veya Cumhurbaşkanı Kararnameler�nde bel�rt�len f�yatlandırılab�l�r mal ve h�zmetler�n tar�feler� �le uygulamaya yönel�k usul ve esasların Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığının görüşü alınarak �lg�l� kamu �dareler�nce bel�rleneceğ� ve özel gel�rler�n ödenek kaydına, gelecek yıla devr�ne, �ptal�ne �l�şk�n yetk� ve �şlemler�n merkez� yönet�m bütçe kanununda göster�leceğ� bel�rt�lm�şt�r. 2026 yılı Merkez� Bütçe Kanununun 7 �nc� maddes�n�n (f) bend�nde; “�lg�l� mevzuatı gereğ�nce özel gel�r kayded�lmek üzere tahs�l ed�len tutarları, �dare bütçeler�nde söz konusu mevzuatta bel�rt�len amaçlar �ç�n tert�plenen ödenekten kullandırmak üzere genel bütçen�n (B) �şaretl� cetvel�ne gel�r kaydetmeye ve bütçelenen ödenekten gel�r gerçekleşmes�ne göre �lg�l� tert�plere aktarma yapmaya, 2025 yılı �ç�nde harcanmayan ödenekler� bütçeye ödenek kaydetmeye, bu hükümler çerçeves�nde yapılacak Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 168 ‒ �şlemlere �l�şk�n usul ve esaslar bel�rlemeye Cumhurbaşkanı’nın33 yetk�l� olduğu �fade ed�lm�şt�r. 2026 yılı Merkez� Bütçe Kanununa bağlı € Cetvel�n�n 35. sırasında “14/7/2004 tar�hl� ve 5217 sayılı Özel Gel�r ve Özel Ödenekler�n Düzenlenmes� �le Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değ�ş�kl�k Yapılması Hakkında Kanun gereğ�nce bütçeye gel�r kayded�lecek tutarların tahs�l�ne �l�şk�n usul ve esaslarla, �lg�l� kurum bütçeler�ne konulacak ödenekler�n kullanımı ve muhasebeleşt�r�lmes�ne �l�şk�n usul ve esasları gerekt�ğ�nde �lg�l� bakanlarla b�rl�kte bel�rlemeye ve d�ğer her türlü �şlem� yapmaya Haz�ne ve Mal�ye Bakanı yetk�l�d�r. Gerekl� düzenlemeler yapılıncaya kadar gel�rler�n tahs�l� ve g�derler�n yapılması mevcut usul ve esaslara göre (5217 sayılı Kanun hükümler� saklı kalmak kaydıyla) yürütüleb�l�r.” bel�rlemes� yer almaktadır. Dolayısıyla özel gel�r olarak bütçeye ödenek kayded�lmes� ve bel�rlenecek esaslar çerçeves�nde bu ödeneklerden harcama yapılması gerek�rken, söz konusu gel�rler�n yasal b�r dayanağı olmaksızın bütçe dışında yönet�lmes�, �ç kontrol süreçler�ne tab� tutulmaksızın harcanması, muhasebeleşt�r�lmemes� ve Bakanlığın dönem sonu mal� tablolarına dah�l ed�lmemes�, bütçe �lkeler�nden ve bütüncül b�r mal� yönet�m s�stem�n�n oluşturulması hedef�nden öneml� b�r sapma anlamına gelmekted�r. Yukarıda özetlenen tesp�tlerden de anlaşılacağı üzere özel hesaplar aracılığıyla T.B.M.M. nereye g�tt�ğ�n�, nasıl harcandığını ve sınırlarını tam olarak b�lmed�ğ� kaynakları tahs�s ed�lmekte, devred�lmes� mümkün olmayan b�r hakkı, bütçe hakkını devretmekted�r. Bu durum kamu kaynağının dağıtım ve kullanımını, saydam ve b�l�neb�l�r, öngörüleb�l�r olmaktan çıkarmakta, denet�m� dışı bırakmaktadır. Bu tür uygulamalar b�r nev� �lg�l� bakanlık bütçes� �çer�s�nde “örtülü ödenek” oluşturulması anlamına da gelmekted�r Kes�n hesap tekl�fler�n�n görüşülüp yasalaşma süres� ve prosedürü de d�kkate alındığında bu kamu kaynağından yapılan harcamaların b�zzat TBMM tarafından denet�m� de �mkansız hale gelmekted�r. 33 2019 önceki Merkezi Bütçe Kanunlarında Maliye Bakanının, 2019 yılından sonra Merkezi Bütçe Kanununda Cumhurbaşkanının yetkili olacağı belirtilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 169 ‒ Özel hesap uygulamalarının saydamlık ve hesap verme sorumluluğu �le �lg�l� hususları sağlayacak güvence mekan�zmaları yoktur. 5018 sayılı yasanın 3’üncü maddes�ne göre; Kamu kaynakları, kamuya a�t taşınır ve taşınmazları, hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar �le her türlü değerler� �fade etmekted�r. 5018 sayılı Kanunun 6’ncı maddes�ne göre, merkezî yönet�m kapsamındak� kamu �dareler�n�n gel�r, g�der, tahs�lât, ödeme, nak�t planlaması ve borç yönet�m� haz�ne b�rl�ğ�n� sağlayacak şek�lde yürütülür. Bu Kanuna ekl� (I) sayılı cetvelde yer alan kamu �dareler�n�n tüm gel�rler� Haz�ne vezneler�ne g�rer, g�derler� bu veznelerden öden�r. Bu �dareler özel vezne açamaz. “Özel hesap”, özel fon hesabı” “kaynak yönet�m� hesabı” vb hesaplarda toplanan, bu hesaplara devred�len ve bu hesaplardan harcanan tutarlar 5018 sayılı Kanun uyarınca b�r kamu kaynağıdır. Özel hesaplar da b�r kamu kaynağı olup, “Özel hesap”, “özel fon hesabı”, “kaynak yönet�m� hesabı” vb. her ne nam adı altında açılmışsa açılsın bu tür hesapların tüm gel�r ve harcamaları Bakanlık bütçes� �ç�ne alınmalı, bakanlık bütçes� muhasebe kayıtları �ç�nde tak�p ed�lmel�, bunlarda da anal�t�k bütçe sınıflandırma s�stem� �le tahakkuk esaslı devlet muhasebes� uygulanmalı, tüm gel�r ve g�der �şlemler� 5018 sayılı Kamu Malî Yönet�m� ve Kontrol Kanunu hükümler�ne uygun olarak yapılmalı ve denetlenmel�d�r. Haz�ne ve Mal�ye Bakanı tarafından Mart 2021 ayında kamuoyuna duyurulan “Ekonom� Reform Eylem Planı’nda “31.12.2021 tar�h�ne kadar Özel Hesap Uygulamaları, h�zmet�n n�tel�ğ� gereğ� ac�l ve zorunlu olanlarla sınırlandırılacak, bu kr�terler� karşılamayan uygulamalar kademel� olarak kaldırılacaktır” den�lmes�ne rağmen aradan 57 aylık b�r süre geçmes�ne rağmen söz konusu taahhüt yer�ne get�r�lmem�şt�r. 2015, 2016, 2017,2018, 2019, 2020, 2021 Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu ve ekler�nde yer alan özel hesaplarla �lg�l� olarak Cumhur�yet Halk Part�s�n�n başvurusu üzer�ne Anayasa Mahkemes�nce ver�len �ptal ve kısm� �ptal kararları34 34 6583 sayılı 2015 yılı, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile ilgili olarak AYM.’nin 26.05.2016 tarih ve 2015/7E, 2016/47Ksayılı kararı, 6682 sayılı 2016 yılı Merkezi Bütçe Kanunu ile ilgili olarak AYM’nin 14.02.2018 tarih ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 170 ‒ d�kkate alınarak Bütçe Kanunu ve ek� cetvellerde yer alan özel hesaplarla �lg�l� düzenleme sayısının azaltılması olumlu b�r adım olmakla beraber özel hesap uygulamasının 5018 sayılı Kanun hükümler�ne ve Anayasa normlarına uygun hale get�r�lmes� gerekmekted�r. XI. BAKANLIKLARA VEYA İLGİLİ, İLİŞİKLİ KURUM VE KURULUŞLARA BAĞLI OLARAK KURULAN YENİ ŞİRKETLER Cumhurbaşkanlığı Hükümet S�stem�ne geç�ld�kten karşı karşıya bulunulan yen� trend; 5018 sayılı Kamu Mal� Yönet�m� ve Kontrol Kanununun temel amacına aykırı olarak Döner sermaye �şletmes�, özel hesap uygulaması, özel fonların dışında bazı kamu h�zmetler�n�n ve alımlarının kamu bünyes�nde kurulacak olan ş�rketler el�yle yürütülmes�n�n �sten�lmes�d�r. İzled�ğ� b�l�nçs�z özelleşt�rme pol�t�kaları �le Cumhur�yet dönem�n�n ekonom�de en öneml� kurumları olan Kamu İkt�sad� teşebbüsler� ve İkt�sad� Devlet Teşekküller�n� yağmalatan Ak Part� hükümetler�n�n aklına b�rdenb�re Bakanlıklara, �lg�l� veya �l�ş�kl� kurumlara bağlı yen� ş�rketler�n b�r nev� yen� KİT’ler�n kurulması gelm�şt�r. Kamuoyunca Ak Part�’y� yen� KİT’ler�n kurulması noktasına get�ren zorunlulukların neler olduğunu kamuoyu merak ed�lmekted�r. Söz konusu ş�rketler�n kamu kaynağı kullandıkları halde yönet�m ve denet�mler�n�n mevcut kamu mal� yönet�m ve denet�m anlayışı dışına çıkarılması bunların bel�rl� bazı �ht�yacı g�dermekten çok, yen� yağma ve yolsuzluk anlayışının uygulamaya sokulacağı mecralar hal�ne get�r�leceğ� kuşkusunu ortaya çıkarmaktadır. 2016/47E.2018/K sayılı kararı, 6767 sayılı 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile ilgili olarak AYM’nin 14.02.2018 tarih ve 2017/61 E., 2018/12 K.Sayılı kararı, 7066 sayılı 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile ilgili olarak AYM’nin 24.09.2020 tarih ve 2018/27 E., 2020/49 K.Sayılı kararı, 7156 sayılı 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile ilgili olarak AYM’nin 24.09.2020 tarih ve 2019/23 E., 2020/50 K.Sayılı kararı,7197 sayılı 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile ilgili olarak 24.02.2021 tarih ve 2021/26 E., 2022/19 K.sayılı, 7258 sayılı 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile ilgili olarak 24.02.2021 tarih ve 2021/26 E., 2022/19 K.sayılı, 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile ilgili olarak 28.09.2023 tarih ve 2022/12 E., 2023/162 K.sayılı kararları kararları, ile 2015, 2016, 2017,2018,2019, 2020, 2021,2022 yılları Merkezi Yönetim Bütçe Kanunlarının bazı maddelerin iptaline, bazı maddelerinin kısmen iptaline karar verilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 171 ‒ Örneğ�n; şu an Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarında hal� hazırda kurulmuş 3 ş�rket bulunmaktadır. USHAŞ (Uluslararası Sağlık H�zmetler� Anon�m Ş�rket�) 26.07.2018 tar�h ve 663 sayılı Sağlık Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) �le kurulan �le USHAŞ, Ana Sözleşmes� hükümler� çerçeves�nde 04.02.2019 tar�h ve 9759 sayılı Türk�ye T�caret S�c�l� Gazetes�nde �lan ed�lerek 10.000.000 TL sermaye �le kurulmuş ve faal�yetler�ne başlamıştır. Sermayes�n�n tamamı Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı tarafından ödenm�ş olup pay sah�pl�ğ�ne bağlı oy, yönet�m, tems�l, denet�m g�b� hak ve yetk�ler Sağlık Bakanlığı tarafından kullanılmaktadır. KHK ve Ana Sözleşme ‘de saklı tutulan hususlar dışında özel hukuk hükümler�ne tab� bulunmaktadır. Ş�rket 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu �le ceza ve �halelerden yasaklama hükümler� har�ç 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na tab� bulunmamaktadır. 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamen�n Ek 2’nc� maddes�ne göre; söz konusu ş�rket�n; Uluslararası sağlık h�zmetler� alanında aracılık faal�yet� gösteren kurumlara yetk� belges� vermek, Ülkem�z�n sağlık h�zmetler�n�n uluslararası tanıtımını yapmak, bu alandak� tanıtım ve b�lg�lend�rme faal�yetler�n� koord�ne etmek, yönlend�rmek ve desteklemek, Uluslararası sağlık h�zmetler�ne �l�şk�n aracılık faal�yetler�nde bulunmak, ver�len yetk� çerçeves�nde kamu ve özel sektör kuruluşları adına uluslararası sağlık h�zmetler�ne �l�şk�n sözleşme yapmak, yapılan sözleşmeler�n yürütülmes�ne destek olmak ,Uluslararası sağlık h�zmetler�ne �l�şk�n b�lg� alma başvurularına cevap vermek, ş�kâyetler ve anlaşmazlıkların çözümü �ç�n �lg�l� merc�ler nezd�nde g�r�ş�mlerde bulunmak, tarafların karşılaşab�lecekler� sorunları tesp�t ederek önley�c� tedb�rler almak, Ülkem�z�n sağlık s�stem�n�n tanıtımını yapmak, sağlık s�stemler�, sağlık f�nansmanı ve kamu özel �şb�rl�ğ� modeller� konusunda uluslararası k�ş� ve kuruluşlara danışmanlık yapmak, bu alanlarda s�stemler�n kurulması ve gel�şt�r�lmes�ne �l�şk�n yurt dışı talepler� karşılamak, projeler yapmak ve uygulamak vb. görevler� bulunmaktadır. Ş�rket 10.000.000 TL sermaye �le kurulmuş ve kuruluş sermayes� Ankara T�caret S�c�l Müdürlüğü'ne tesc�l ett�r�lerek 04.02.2019 tar�h ve 9759 sayılı Türk�ye T�caret S�c�l� Gazetes�nde �lan ed�lm�şt�r. Ş�rket�n sermayes� 27.12.2022 tar�h�nde geçm�ş yıl karlarından karşılanmak üzere 347.939.761 TL'ye çıkarılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 172 ‒ Ş�rket�n 1.01.2024 – 31.12.2024 hesap dönem�nde, yurt �ç� ve yurt dışı �laç ve tıbb� c�haz satışları �le sağlık tur�zm� faal�yetler�nden elde ed�len net satış gel�rler� toplamının 630.998.129 TL olarak gerçekleşt�ğ�, akt�f toplamının 843.699.975 TL olduğu, bunun 209.863.031 TL’s�n�n yabancı kaynaklardan, 633.836.944 TL’s�n�n �se öz kaynaklardan oluştuğu, ş�rkete kamu bankalarından . 50 m�lyon USD tutarında kred� l�m�t� tahs�s ed�ld�ğ�, .2024 yılı faal�yet dönem�n�n 20.416.276 TL net kâr �le sonuçlandığı, ş�rket�n doğrudan bağlı ortaklığının, 2020 yılında kurulan SADES Sağlık ve Sağlık Tur�zm� Destek H�zmetler� A.Ş. olduğu, söz konusu ş�rket�n sermayes�n�n 125.000.000,00 TL olduğu, sermayen�n tamamının USHAŞ Uluslararası Sağlık H�zmetler� A.Ş.’ye a�t olduğu USHAŞ’a a�t 2024 yılı Faal�yet Raporundan öğren�lmekted�r.35 USHAŞ �le �lg�l� olarak 2020 ve 2021 yıllarında Sayıştay Raporunun düzenlend�ğ� anlaşılmıştır. 2022, 2023 ve 2024 yıllarına a�t herhang� b�r denet�m raporuna rastlanılmamıştır. SADES (Sağlık ve Sağlık Tur�zm� Destek H�zmetler� Anon�m Ş�rket�) Sayıştay’ın USHAŞ 2020 Yılı Denet�m Raporu’nda yer alan b�lg�lere göre, korona v�rüs salgınının hemen başında USHAŞ tarafından Sağlık ve Sağlık Tur�zm� Destek H�zmetler� Anon�m Ş�rket� (SADES) adında b�r ş�rket daha kurulmuştur. Türk�ye T�caret S�c�l� Gazetes�’nde yer alan b�lg�lere göre SADES, Türk�ye’de �lk Cov�d- 19 vakası açıklandıktan sadece b�r gün sonra, 12 Mart 2020 tar�h�nde 500 b�n TL sermaye �le kurularak faal�yete geçm�şt�r. Sayıştay Denet�m Raporlarında söz konusu ş�rkete a�t herhang� b�r detay b�lg�ye rastlanılmamaktadır. Ancak medyada yer alan haberlerde SADES’�n 2022 yılında 16 m�lyon 263 b�n TL, 2023 yılında �se 2 m�lyon 779 b�n TL zarar açıkladığı �fade ed�lmekted�r. 35 USHAŞ 2024 yılı Faaliyet Raporu sayfa:20 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 173 ‒ SBT (Sağlık B�l�m Ve Teknoloj�ler� Anon�m Ş�rket�) SBT Sağlık B�l�m ve Teknoloj�ler� Anon�m Ş�rket� 15.07.2018 tar�hl� ve 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnames�n�n 666’ncı maddes�n�n b�r�nc� fıkrasının (d) bend� gereğ�nce ve 6102 sayılı Kanun ve Özel Hukuk hükümler�ne tab� olarak kurulmuş ve 21.09.2021 tar�h�nde Türk�ye T�caret S�c�l� Gazetes�nde �lan ed�lerek 1.100.000 TL sermaye �le tesc�l ed�lm�ş ve faal�yetler�ne başlamıştır. Başlangıç sermayes�n�n tamamı Türk�ye Sağlık Enst�tüler� Başkanlığı (TÜSEB) tarafından ödenm�şt�r. Ş�rket�n başlıca amacı ve faal�yet konusu, sağlık b�l�m ve teknoloj�ler� alanında ülkeye ve �nsanlığa h�zmet etmek amacıyla Türk�ye’n�n rekabet gücünü artırmak ve sürekl� kılmak, kalkınma hedefler� �le Cumhurbaşkanının bel�rled�ğ� öncel�kler� de d�kkat alarak ülkem�z�n �ler� teknoloj� ve �novasyon �ht�yacını karşılamak, yen� ürünler�n üret�m�n� ve var olanların gel�şt�r�lmes�n� sağlamak, araştırmacılara b�l�msel ortam tem�n etmek, kamu hukuku ve özel hukuk tüzel k�ş�ler� �le �şb�rl�ğ� yaparak b�l�msel araştırmalar yapmak, yaptırmak, bu araştırmaları koord�ne etmek, teşv�k etmek, AR-GE’lere katkı sağlamak, sağlık b�l�m ve teknoloj� kültürü �le ekos�stemler�n gel�şt�r�lmes�nde öncülük yapmak, sağlık/sosyal h�zmet alanlarında kal�te ve akred�tasyon faal�yetler�n� ve mükemmel�yet merkez� çalışmalarını yürütmekt�r. Sayıştay ş�rket hakkında düzenlenen 2022 yılı Düzenl�l�k Denet�m� Raporunda; “Ş�rket tarafından, 2022 yılı faal�yetler� sonucunda yılsonu �t�bar�yle; �st�hdam ed�len 8 personel �ç�n 2.222.961,66 TL personel g�der� yapılmıştır. F�kr� ve sına�, mülk�yet hakları TÜSEB’e a�t olan Turkovac aşısının üret�m ve t�car�leşt�rme hakları Ş�rkete devred�lm�şt�r. Turkovac aşısı ş�rket tarafından özel b�r ş�rkete ürett�r�l�p Devlet Malzeme Of�s�ne (DMO) satılmaktadır. 2022 yılı �ç�nde 524.996.200,89 TL tutarında mal satılmış, bu malların mal�yet� de 515.885.251,74 TL olmuştur. Bu malların anal�z� �ç�n 1.006.971,00 TL g�der yapılmıştır. Turkovac �lacı �ç�n DMO’dan döv�z c�ns�nden avans alınmış ve bu avansın büyük b�r kısmı üret�m yaptırılan ş�rkete ver�lm�şt�r. Bu nedenle dönem sonunda 215.121.919,04 TL kamb�yo karı ve 225.117.991,07 TL kamb�yo zararı oluşmuştur.” den�lm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 174 ‒ Ş�rket hakkında 2023 ve 2024 yıllarında Sayıştay tarafından düzenlenen herhang� b�r denet�m Raporu bulunmamaktadır. 5018 sayılı Kamu Mal� Yönet�m� ve Kontrol Kanunu, kamu kaynaklarının etk�l�, ekonom�k ve ver�ml� b�r şek�lde elde ed�lmes� ve kullanılmasını, hesap vereb�l�rl�ğ� ve malî saydamlığı sağlamak üzere, kamu mal� yönet�m�n�n yapısını ve �şley�ş�n�, kamu bütçeler�n�n hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm malî �şlemler�n muhasebeleşt�r�lmes�n�, raporlanmasını ve malî kontrolünü düzenlemekted�r. Bu ş�rketler�n bakanlığın ve kamunun görev sahasında bulunan bazı h�zmetlerle �lg�l� olarak faal�yette bulunmasının, bazı kamu harcamalarının ve kamu alımlarının ş�rketler yoluyla yürütülerek merkez� bütçe harcamalarının dışına çıkarılmasının gayretler� olarak görmektey�z. XII. BAZI BAKANLIKLARA BAĞLI OLARAK AJANS ADIYLA KURULAN YENİ HARCAMA ÜNİTELERİ 5018 sayılı Kamu Mal� Yönet�m� ve Kontrol Kanunu, kamu kaynaklarının etk�l�, ekonom�k ve ver�ml� b�r şek�lde elde ed�lmes� ve kullanılmasını, hesap vereb�l�rl�ğ� ve malî saydamlığı sağlamak üzere, kamu mal� yönet�m�n�n yapışım ve �şley�ş�n�, kamu bütçeler�n�n hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm malî �şlemler�n muhasebeleşt�r�lmes�n�, raporlanmasını ve malî kontrolünü düzenlem�şt�r. Kanun; Merkez� yönet�m kapsamındak� kamu �dareler�, sosyal güvenl�k kurumlan ve mahallî �darelerden oluşan genel yönet�m kapsamındak� kamu �dareler�n�n malî yönet�m ve kontrolünü kapsamakta, Avrupa B�rl�ğ� fonları �le yurt �ç� ve yurt dışından kamu �dareler�ne sağlanan kaynakların kullanımı ve kontrolü de uluslararası anlaşmaların hükümler� saklı kalmak kaydıyla, bu Kanun hükümler�ne tâb� bulunmaktadır. Düzenley�c� ve denetley�c� kurumlar da bu kanunun bazı maddeler�ne tab�d�r. 5018 sayılı Kamu Mal� Yönet�m ve Kontrol Kanunu’nun da esas aldığı “Bütçe B�rl�ğ�” �lkes�. Kamu �dares� �le �lg�l� mal� tabloların, kamu �dares�n�n tüm b�r�mler�n�n bütün faal�yetler�n� �çermes� ve gerçek durumunu yansıtması esasına dayanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 175 ‒ 5018 sayılı Kanunun 6’ncı maddes�ne göre, merkezî yönet�m kapsamındak� kamu �dareler�n�n gel�r, g�der, tahs�lât, ödeme, nak�t planlaması ve borç yönet�m� haz�ne b�rl�ğ�n� sağlayacak şek�lde yürütülür. Bu Kanuna ekl� (I) sayılı cetvelde yer alan kamu �dareler�n�n tüm gel�rler� Haz�ne vezneler�ne g�rer, g�derler� bu veznelerden öden�r. Bu �dareler özel vezne açamaz. Son dönemde Kamu mal� yönet�m�n�n yapısını ve �şley�ş�n�, kamu bütçeler�n�n hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm malî �şlemler�n muhasebeleşt�r�lmes�n�, raporlanmasını ve malî kontrolünü düzenleme amacını taşıyan 5018 sayılı Kamu Mal� Yönet�m� ve Kontrol Kanunu’na aykırı olarak bazı Kamu İdareler�nde “Ajans” adı altında yen� gel�r toplayan ve harcama yapan ün�teler oluşturulmaktadır. Kültür ve Tur�zm Bakanlığı bünyes�nde, Türk�ye Tur�zm, Tanıtım ve Gel�şt�rme Ajansı; Çevre, Şeh�rc�l�k ve İkl�m değ�ş�kl�ğ� Bakanlığı bünyes�nde �se, Türk�ye Çevre Ajansı kurulmuştur. Türk�ye Tur�zm, Tanıtım ve Gel�şt�rme Ajansı; 11.07.2019 tar�h ve 30832 sayılı Resm� Gazete yayımlanan 7183 sayılı Türk�ye Tur�zm Tanıtım ve Gel�şt�rme Ajansı Hakkında Kanunla; Türk�ye’n�n tur�zm hedefler�ne ulaşmasını tem�nen; tur�zm �mkân ve fırsatlarının dünyada tanıtılmasına, tur�zm potans�yel�n�n tüm yönler� �le değerlend�r�lerek ülke ekonom�s�ne kazandırılmasına, tur�zm yatırımlarının, tur�zm�n ülke ekonom�s�ndek� payının ve tur�zm sektörünün h�zmet kal�tes�n�n artırılmasına yönel�k faal�yetlerde bulunmak, destek ve kaynak sağlamak üzere Kültür ve Tur�zm Bakanlığı �le �lg�l�, tüzel k�ş�l�ğ� ha�z, bu Kanunda bel�rt�len hususlar dışında özel hukuk hükümler�ne tab�, Türk�ye Tur�zm Tanıtım ve Gel�şt�rme Ajansı kurulmuştur. Türk�ye Tur�zm Tanıtım ve Gel�şt�rme Ajansının Gel�rler�; Genel bütçeden aktarılan tutarlardan, tur�st�k tes�slerden ve seyahat acentalarından, havayolu �şletmec�ler�nden bell� oranlarda alınacak alınacak tur�zm paylarından, Her türlü bağış ve yardımlardan, Ajansın faal�yetler�nden elde ed�len gel�rlerden, d�ğer gel�rlerden oluşacaktır. Söz konusu ajansın kurulmasıyla, sorumluluk almadan fazlaca yetk�, kadro ve bütçe alan, mal� muaf�yetler� olan, denet�m yetk�s� �le Kültür ve Tur�zm Bakanlığı`na rak�p hatta paralel b�r bakanlık b�r�m� hüv�yet�nde olan, ama kend�s� klas�k anlamda �ç ve dış denet�mden muaf olan yen� b�r kamu kurumu kurulmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 176 ‒ Tur�zm Gel�şt�rme Ajansı TGA’nın, tur�zm sektöründen aldığı Tur�zm Payı m�ktarı 2025 yılı Ocak-Ek�m dönem�nde % 6,7 artarak 122,3 m�lyon Dolardan 130,4 m�lyon Dolara çıkmıştır. Kanunun Denet�m başlıklı 7. maddes�ne göre; Ajansın Kamu Gözet�m�, Muhasebe ve Denet�m Standartları Kurumu tarafından yayımlanan Türk�ye F�nansal Raporlama Standartlarına uygun olarak hazırlanan yıllık f�nansal tabloları bağımsız denet�me tab� olacaktır. Denet�m sonucunda düzenlenen bağımsız denet�m raporları Sayıştay’a gönder�lecekt�r. Sayıştay da; bağımsız denet�m raporunu, Ajansın mal� rapor ve tablolarının güven�l�rl�ğ� ve doğruluğu bakımından ve Ajansın kontrol s�stemler�, yöntem ve süreçler� �le b�rl�kte �nceley�p hazırlayacağı raporu Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�ne sunacaktır Sayıştay, münhasıran kend�s�ne sunulan bağımsız denet�m raporlarını esas alarak hazırlayacağı raporu Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�ne sunacağı yönündek� Kanunun 7. maddes�nde yer alan hüküm, Anayasa Mahkemes�n�n 4/5/2023 Tar�hl� ve E: 2019/93, K: 2023/87 Sayılı Kararı �le �ptal etm�şt�r. Kanunun 8. maddes�ne göre; Ajans, 4/1/2002 tar�hl� ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa36, 14/7/1965 tar�hl� ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa, 18/5/1994 tar�hl� ve 527 sayılı Memurlar ve D�ğer Kamu Görevl�ler� �le İlg�l� Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değ�ş�kl�k Yapılmasına Da�r Kanun Hükmünde Kararnameye, 4/7/2001 tar�hl� ve 631 sayılı Memurlar ve D�ğer Kamu Görevl�ler�n�n Mal� ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler �le Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değ�ş�kl�k Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ve bu Kanunun 7’nc� maddes�n�n �k�nc� fıkrası hükmü har�ç 3/12/2010 tar�hl� ve 6085 sayılı Sayıştay Kanununa tab� değ�ld�r. Ajansta, 22/5/2003 tar�hl� ve 4857 sayılı İş Kanunu’na tab� personel �st�hdam ed�lecekt�r. Kamu kurum ve kuruluşlarına personel alınmasına da�r mevzuat hükümler� Ajans tarafından �st�hdam ed�lecek personel hakkında uygulanmayacaktır. 36 Söz konusu madde yer alan hükmün bir kısmı Anayasa Mahkemesinin 4/5/2023 Tarihli ve E: 2019/93, K: 2023/87 sayılı kararı ile iptal edilmiş 7464 sayılı Kanunla yapılan yeni düzenleme de Kamu İhale Kanunu ile ilgili muafiyete ilişkin hükümler yeniden düzenlenmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 177 ‒ Söz konusu kanunun Anayasa Mahkemes�nce �ptal ed�len düzenlemeler�n�n yer�ne 7464 sayılı Kanunla b�r ölçüde AYM �ptal gerekçeler�n�n b�r bölümü d�kkate alınarak kanun maddeler�nde bazı değ�ş�kl�kler yapılmıştır. Har�cen yapılan araştırmada ajansın 2022 ve 2023 yılına a�t olup Sayıştay tarafından kend�s�ne sunulan bağımsız denet�m raporlarını esas alarak düzenled�ğ� Denet�m Raporunun 22.03.2023 tar�hler�nde TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Tur�zm Kom�syonunda görüşüldüğü, Ajansın 2022-2023 yılı �t�barıyla 162 k�ş�l�k personel� �st�hdam ett�ğ�, katkı payları, özel proje g�derler�n�n mah�yet�,, g�der kalemler�n�n �çer�ğ�, Ajansın toplam varlıklarındak� ve yükümlülükler�ndek� artış, zarar rakamları �le bazı yüksek harcamalarla �lg�l� olarak tesp�tler�n kom�syon toplantısında da gündeme geld�ğ� anlaşılmıştır. Ajansın 2024 yılı mal� �şlemler� �le �lg�l� herhang� b�r denet�m raporu b�lg�s�ne ulaşılamamıştır. Türk�ye Çevre Ajansı 24.12.2020 tar�h ve 31350 sayılı Resm� Gazete yayımlanan 726137 sayılı Türk�ye Çevre Ajansının Kurulması İle Bazı Kanunlarda Değ�ş�kl�k Yapılmasına Da�r Kanun’la çevre k�rl�l�ğ�n� önlemek ve yeş�l alanların korunmasına, �y�leşt�r�lmes�ne ve gel�şt�r�lmes�ne katkı sağlamak, döngüsel ekonom� ve sıfır atık yaklaşımı doğrultusunda kaynak ver�ml�l�ğ�n� artırmak �le ulusal ölçekte depoz�to yönet�m s�stem� kurulmasına, �şlet�lmes�ne, �zlenmes�ne ve denet�m�ne yönel�k faal�yetlerde bulunmak üzere Çevre, Şeh�rc�l�k ve İkl�m Değ�ş�kl�ğ� Bakanlığıyla �lg�l�, tüzel k�ş�l�ğ� ha�z, bu Kanunda bel�rt�len hususlar dışında özel hukuk hükümler�ne tab� Türk�ye Çevre Ajansı kurulmuştur. Söz konusu ajansın kurulmasıyla, sorumluluk almadan fazlaca yetk�, kadro ve bütçe alan, mal� muaf�yetler� olan, denet�m yetk�s� �le Çevre Şeh�rc�l�k ve İkl�m Değ�ş�kl�ğ� Bakanlığı`na rak�p hatta paralel b�r bakanlık b�r�m� hüv�yet�nde olan, ama kend�s� klas�k anlamda �ç ve dış denet�mden muaf olan yen� b�r kamu kurumu kurulmuştur. Yerel yönet�mler�n görev-yetk�-sorumluluk alanına g�ren sorun ve faal�yetlerde, merkez� yönet�m�n h�yerarş�k yapısı �ç�nde örgütlenmes� öngörülen Türk�ye Çevre Ajansı’nın tek 37 Söz konusu kanunun 5 ve 7. maddelerinin bir bölümü Anayasa Mahkemesinin 16/2/2023 Tarihli ve E: 2021/27, K: 2023/26 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 178 ‒ resm� merc� olarak kabul ed�lmes� ve Ajans yapısında yerel yönet�mlere yer ver�lememes�, Anayasanın 2 ve 127. Maddeler� açısından sorunlu bulunmaktadır. Türk�ye Çevre Ajansın gel�rler�; Genel bütçeden aktarılan tutarlardan, her türlü bağış ve yardımlardan, Ajansın faal�yetler�nden elde ed�len gel�rlerden ve sa�r gel�rden oluşacaktır. 23.04.2021 tar�h ve 31463 sayılı Resm� Gazete yayımlanan “Türk�ye Çevre Ajansı ve Muhasebe Yönetmel�ğ�nde yer alan düzenlemelere göre; Bakanlıkça gerekl� görülmes� hal�nde, Ajansın Kamu Gözet�m�, Muhasebe ve Denet�m Standartları Kurumu tarafından yayımlanan Türk�ye F�nansal Raporlama Standartlarına uygun olarak hazırlanan yıllık f�nansal tabloları bağımsız denet�me tab� tutulab�lecekt�r, denet�m sonucunda düzenlenen bağımsız denet�m raporları Bakanlığa gönder�lecekt�r, Ajansın her türlü �ş ve �şlemler� �le harcamalarının denet�m�, �ncelemes� ve soruşturması Bakan tarafından gerekl� görüldüğü hallerde görevlend�r�lecek denet�m elemanlarınca yapılacaktır. Anılan kanunun 28. maddes� �le; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü maddes�n�n b�r�nc� fıkrasının (j) bend�ne yapılan �lave �le Ajansın depoz�to yönet�m s�stem�n�n kurulması ve �şlet�lmes� faal�yetler�ne �l�şk�n olarak yapacağı mal ve h�zmet alımları,” Kamu İhale Kanunundan �st�sna ed�lm�şt�r. Ajansta, 22/5/2003 tar�hl� ve 4857 sayılı İş Kanunu’na tab� personel �st�hdam ed�lecekt�r. Ajans Başkanına, yardımcılarına ve personeline mali ve sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 11 inci maddesi uyarınca belirlenen emsali personele mali ve sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçmemek üzere Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makamca belirlenecektir. Ajans Yönetim Kurulu başkan ve üyelerine, bu görevleri nedeniyle ayrıca 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 34 üncü maddesine göre kamu iktisadi teşebbüsleri yönetim kurulu başkan ve üyelerine ödenen tutarda ödeme yapılacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 179 ‒ Ajans bütçes�n�n hazırlanması, uygulanması, harcamaların yapılması ve muhasebeleşt�r�lmes�ne �l�şk�n usul ve esaslar, Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı �le Stratej� ve Bütçe Başkanlığının görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılan yönetmel�kte düzenlenecekt�r. Söz konusu ajansın mal� denet�m raporlarının TBMM ’ye sunulması, Sayıştay’ın bu ajans üzer�nde herhang� b�r denet�m hakkının olup olmadığı konusunda söz konusu kanunda ve �lg�l� yönetmel�kte b�r düzenleme bulunmamaktadır. Ancak Sayıştay tarafından Türk�ye Çevre Ajansı �le �lg�l� olarak Türk�ye Çevre Ajansı 2024 Yılı Sayıştay Düzenl�l�k Denet�m Raporu düzenlenm�şt�r. Söz konusu denet�m raporunda; “10.06.2022 tar�h�nde 7261 Sayılı Kanuna eklenen madde �le; “Bakanlık tarafından Ajansa kullanma �zn� ver�len veya k�ralanan, Kıyı Kanunu kapsamındak� devlet�n hüküm ve tasarrufu altında yer alan alanlarda; mapa ve şamandıra s�stemler� kurmak, �şletmek, den�z araçlarına atık alım h�zmetler�n� vermek ve bu h�zmetler�n ver�lmes�n� sağlamak” Türk�ye Çevre Ajansının faal�yet konuları arasına eklenm�ş ve aynı tar�h ve kanunla yer alan Ajans, �ht�yaç hâl�nde bu maddede sayılan faal�yetler� özel hukuk tüzel k�ş�l�ğ�n� ha�z ş�rketler kurarak gerçekleşt�reb�l�r hükmü kapsamında; Çevre Yönet�m H�zmetler� Anon�m Ş�rket� (ÇEYAŞ) 19.10.2022 tar�h�nde 482018 s�c�l numarası �le 50.000.000,00 TL sermaye �le Türk�ye Çevre Ajansının 28.09.2022 tar�hl� kararına �st�naden kurulmuştur.” şekl�ndek� açıklamalardan Çevre Ajansının ayrıca kend�s�ne bağlı b�r ş�rket kurduğu da anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu denet�m raporunda bu ş�rket�n faal�yetler� ve faal�yetler�n�n mal� sonuçları hakkında herhang� b�r b�lg�ye yer ver�lmem�şt�r. Türk�ye Çevre Ajansına Genel Bütçeden 2024 yılında 3.625.000.000. TL kaynak aktarıldığı, 2024 yılı �le �lg�l� 10.295.355.575,28 TL’l�k Gel�r gerçekleşmes� ve 2.554.094.948,70 TL’l�k harcama gerçekleşmes�ne sah�p olduğu anlaşılmaktadır.38 Ajanslar hakkında genel değerlend�rme: 38 Türkiye Çevre Ajansı 2024 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu sayfa:5 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) mal� sonuçları hakkında herhang� b�r b�lg�ye yer ver�lmem�şt�r. Türk�ye Çevre Ajansına Genel Bütçeden 2024 yılında 3.625.000.000. TL kaynak aktarıldığı, 2024 yılı �le �lg�l� 10.295.355.575,28 TL’l�k Gel�r gerçekleşmes� ve ‒ 180 ‒ 2.554.094.948,70 TL’l�k harcama gerçekleşmes�ne sah�p olduğu anlaşılmaktadır.38 Ajanslar hakkında genel değerlend�rme: Tüzel k�ş�l�ğe ha�z ve Kanunlarında bel�rt�len hususlar dışında özel hukuk hükümler�ne tab� olarak faal�yet gösteren bu ajanslar kamu kaynağı kullanmakta olmalarına rağmen Türkiye Çevre 38 Sayıştay Ajansı 2024 tab� denet�m�ne Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim bulunmamakta, Raporu sayfa:5 düzenleyecekler� �haleler açısından 4734 sayılı Kanun hükümler�ne tab� bulunmamakta ve ayrıcalıklı b�r personel rej�m� uygulayarak çalıştırdıkları personele yüksek düzeyde aylık ve maaşlar ödemekted�rler. Bu ajansların yönet�m kurullarının bazı üyeler� aynı zamanda bağlı olunan Bakanlığın ç�ft maaşlı bürokratlarından oluşmaktadır. Uygulama ve faal�yetler� açısında gerek mevcut Kamu mal� yönet�m�, denet�m s�stem� gerekse �st�hdam ett�ğ� personele sağladığı özlük hakları açısından kamu personel rej�m�nde dual b�r görüntü oluşturan ve önümüzdek� dönemde büyük m�ktarlara ulaşacak mal� kaynaklara sah�p olmaları beklenen söz konusu ajansların tam anlamıyla sınırlandırılmamış b�r b�ç�mde Sayıştay’ın ve TBMM’n�n denet�m�ne tab� tutulması, harcama, personel ed�nme ve çalıştırma prosedürler�n�n yasal kurallara bağlanması gerekmekted�r. Torba yasa tekl�fler�ne yerleşt�r�len maddelerle bakanlıklar ve kamu kuruluşlarında teker teker ajans b�ç�m�nde kuruluşlar kurulması yer�ne ajanslarla �lg�l� genel çerçeve b�r yasanın çıkartılmasında yarar görülmekted�r. XIII. BAZI BAKANLIKLAR BAĞLI KURULAN VAKIFLAR 2004 yılından önce Türk�ye’de Türk Meden� Kanunu’na göre kurulmuş 608 kamu vakfı bulunmaktaydı. Bunlar genellikle kamu kurumunu, kamu kurumundaki personeli veya her ikisini birden desteklemek amacıyla faaliyette bulunuyordu. Bu vakıfların sunulan kamu hizmetleri karşılığında veya bu hizmetler nedeniyle vatandaşlardan hiçbir yasal dayanağı olmadan alınan “zorunlu bağışlar” kamuoyunda rahatsızlığa ve tepkilere yol açmıştı. (Bu konuyla ilgili olarak 22’nci dönemde kurulan Meclis Araştırma Komisyonunun 699 sıra sayılı raporunda belirtildiği gibi; ehliyet, ruhsat, trafik tescil, pasaport, silah ruhsatı, egzoz ölçümü, sözleşme bedeli, devir işlemi, vize, onay, özel oda, sağlık kurulu raporu, hasta muayene veya hasta ziyareti bağışı, karne veya diploma bedeli, okula kayıt parası, matbu evrak, galoş satışı vs. gerekçelerle zorunlu bağış alınmaktaydı.) Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 181 ‒ Bu vakıfların kurduğu ticari işletmelerin kamu kurumlarına ait veya tahsisli kamu taşınmazlarında yürüttüğü ticari faaliyetlerden gelir elde etmeleri, işletme ve şirketlerinin Devlete ait bina, araç ve gereci ücretsiz veya sembolik ücretlerle kullanmalarının ticari hayatta haksız rekabete yol açtığı gözleniyordu. İlk AKP hükümetinin “Acil Eylem Plânında” kamu dernek ve vakıflarının tamamen kaldırılacağı, bunlardan sağlanan gelirler arasından devamında yarar görülenlerin muhafaza edileceği, bu gelirlerin ilgili kurum için özel gelir ve ödenek kaydedileceği öngörülmekteydi. Ayrıca 8’nci Beş Yıllık Kalkınma Plânında, kamu görevlilerinin kurmuş oldukları vakıfların kamu hizmetlerinin sunumunda devreye girmesinin önüne geçilmesi ve bu yolla kamu kaynağı aktarılan vakıfların tasfiyesi öngörülmüştü. 2004 yılında çıkarılan 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanunla; -Dernek ve vakıfların kamu kurum ve kuruluşlarının sundukları hizmetlerle ilgili olarak gerçek ve tüzel kişilerden ücret, bağış, katkı payı ve benzeri adlar altında bir karşılık almaları, -Kamu hizmetlerinde kullanılan araç, gereç, evrak, form ve benzeri malzemenin, dernek ve vakıflardan temin edilmesi, -Kamu görevlilerinin görev unvanlarını kullanarak dernek ve vakıf organlarında görev almaları, -Dernek ve vakıf organlarında görev alan kamu görevlilerinin, ücret, huzur hakkı veya başka bir ad altında herhangi bir karşılık almaları, -Yardım toplama ve bağış kabul hizmetlerinde kamu görevlilerini çalıştırmaları, --Kamu kurum ve kuruluşlarının bütçelerinden bu kapsamdaki dernek ve vakıflara ödenek, yardım veya herhangi bir kaynak aktarılması, -Kamu kurum ve kuruluşlarının, personel maaş ve ücretlerinden, kaynağında kesinti yaparak bu kapsamdaki dernek ve vakıflara aktarmaları, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 182 ‒ Bu vakıf ve derneklerle bunların sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketlerin, bünyesinde kuruldukları kurum ve kuruluşların Devlet İhale Kanunu’na göre yapacakları ihalelere katılmaları, yasaklanmıştı. Ancak Kanunla kurulan Vakıflar bu Kanunun kapsamı dışında tutulmuştu. Kamu vakıflarının, yukarıda sayılan sakıncalarına rağmen AKP iktidan tarafından son dönemde bazı Kamu İdarelerinde ilgili kamu kuruluşu tarafmdan kamu hizmeti olarak yerine getirilmesi gereken hizmetleri de kapsayacak şekilde, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na aykırı olarak “Vakıf ” adı altında yeni gelir toplayan ve harcama yapan üniteler oluşturulmaktadır. AKP �kt�darı tarafından 23.11.2022 tar�h ve 7422 sayılı Kanun’un 7. maddes�yle 10/3/1983 tar�hl� ve 2803 sayılı Jandarma Teşk�lat, Görev ve Yetk�ler� Kanunu’na Ek madde �laves�yle Türk Meden� Kanunu’na göre kurulmuş olan Jandarma Asay�ş Vakfı’nı da kanunla kurulmadığı halde, 5072 sayılı kanunda yer alan sınırlamalar dışına çıkararak, kamu kaynaklarını kullanab�lmes�n�n yolu açılmıştır. 2007 yılında 5653 sayılı Kanunla Yunus Emre Vakfı, 2016 yılında 6721 sayılı Kanunla Türk�ye Maar�f Vakfı, 2023 yılında 7430 sayılı kanunla Antalya D�plomas� Forumu Vakfı, 7439 sayılı Kanunla Türk Arkeoloj� ve Kültürel M�ras Vakfı, 2024 yılında �se 7512 sayılı Kanunla da Dış�şler� Teşk�latım Güçlend�rme Vakfı kurulmuştur. Bu vakıfların Türk Meden� Kanunu’na göre değ�l Kanunla kurulmalarının altında kanunla kurulan vakıfların 5072 sayılı Kanunun kapsamı dışında tutulmuş olması yatmaktadır. Z�ra kanunla kurulan vakıflar kamu b�nalarını, personel�n�, kamu kaynaklarını kullanab�lmekte, bunlara bütçeden para aktarılab�lmekte, vakıflar da bu parayı herhang� b�r bütçe kısıtı olmadan, TBMM’ye hesap vermeden harcayab�lmekted�rler. Bunlar üzer�nde kamu kaynaklarını kullanmalarına karşın Sayıştay’ın herhang� b�r denet�m yetk�s� de bulunmamaktadır. Örneğ�n Yunus Emre Vakfı ve Türk�ye Maar�f Vakfına son beş yılda bütçeden aktarılan para toplam 19,1 m�lyar l�radır ve bu paranın nasıl ve nereye harcandığı konusunda TBMM’de hesap sorulamamaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 183 ‒ Son dönemde yazılı, sözlü ve görsel medyada kamu kaynaklan �le f�nanse ed�len dünyanın 66 farklı ülkes�nde ve 92 of�ste faal�yet gösteren Yunus Emre Vakfına bağlı Yunus Emre Enst�tüsü �le �lg�l� olarak mal� boyutu oldukça gen�ş ölçekte yolsuzluklar yapıldığına da�r haberler yer almıştır. Vakfın Özel Kalem Müdürü, Destek H�zmetler� Da�res� Başkam, esk� Stratej� Gel�şt�rme Da�res� Başkam ve esk� Başkanın oğlunun da aralarında bulunduğu 23 k�ş� “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerler�n� aklama” ve “h�zmet neden�yle güven� kötüye kullanma” �le suçlanmaktadırlar. Ankara Cumhur�yet Başsavcılığı, tarafından yapılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Vakıf başkam hakkında da görev� kötüye kullanma ve suçtan kaynaklanan mal varlığı ed�nme kapsamında tutuklama karan ver�lm�şt�r. Uygulamada bu vakıflar sayes�nde, kamu yönet�c�ler�n�n, vâkıfların organlarına atanan, eş, dost, akraba ve yandaşların 237 sayılı Taşıt Kanunu, 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu (Lojman Kanunu) vb. kanunlarla get�r�len kısıtlamaları aşarak, lüks konut, lüks taşıt kullanab�lmeler�ne olanak sağlanmakta ve yaşam konforlarını bu vakıflar el�yle kamu kaynağı kullanarak artırab�lmeler� sağlanmaktadır. Ayrıca bu vakıf kaynaklarından yapılan harcamalarda Tasarruf Tedb�rler� uygulanmamaktadır. AKP b�r yandan “Tasarruf Genelgeler�” çıkarırken b�r yandan da bütçe harcama s�stem�n� delmek �ç�n “Vakıf” adı altında düzenlemeler yapmaktadır. Tasarruf Genelgeler�ndek� kısıtlamalar kamu vakıfları aracılığıyla yapılan harcamalar ve personel alımları, b�na ve taşıt k�ralamaları �ç�n söz konusu değ�ld�r. İkt�dar g�derek daha çok alanda vakıflar yoluyla bu kısıtlamaları aşmaya çalışmaktadır. D�ğer Bakanlıkların ve kamu kuruluşlarının da benzer� b�r yöntem �zleyerek, “kend� teşk�latlarını güçlend�rme “amacı adı altında kanunla vakıf kurmaya teşebbüs etmeler� hal�nde nasıl b�r tablo �le karşılaşılacağı yönündek� uyarılarımız d�kkate alınmamaktadır Bu vakıflar kamuda mal� d�s�pl�n� bozmakta ve bütçe b�rl�ğ� �lkes�n� zedelemekted�r. Bütçeden yapılan harcamalar, engellemeler de olsa Sayıştay, dolayısıyla TBMM denet�m�ne tab� bulunmaktadır Ayrıca bütçe kapsamında yapılan harcamalarla �lg�l� olarak çeş�tl� prosedürler uygulanab�lmekted�r. Bazı kamu kaynaklarını kullanmalarına rağmen kamu vakıflarında Sayıştay denet�m� yoktur. Özet olarak; tüzel k�ş�l�ğe ha�z ve Kanunlarında bel�rt�len hususlar dışında özel hukuk hükümler�ne tab� olarak faal�yet gösteren bu vakıflar kamu kaynağı kullanmakta Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 184 ‒ olmalarına rağmen tam anlamıyla Sayıştay denet�m�ne tab� bulunmamakta, düzenleyecekler� �haleler açısından 4734 sayılı Kanun hükümler�ne tab� bulunmamakta ve ayrıcalıklı b�r personel rej�m� uygulayarak çalıştırdıkları personele yüksek düzeyde aylık ve maaşlar ödemekted�rler. Bu vakıfların yönet�m organlarının bazı üyeler� aynı zamanda bağlı olunan Bakanlığın ç�ft maaşlı bürokratlarından oluşmaktadır Kamu vakıflarını önce kapatan AKP �kt�darının, yıllar sonra kend�s�n�n örtülü ajandasını gerçekleşt�rmek �ç�n bu vakıfları uygun b�r kaldıraç olarak kullanmak �sted�ğ� anlaşılmaktadır. .Uzun süre mevcut kamu vakıflarını ortadan kaldırma yönünde hareket eden �kt�dar part�s�n�n yen� kamu vakfı yaratma çabaları kamu mal� d�s�pl�n�ne �l�şk�n düzenlemelere aykırı bulunmaktadır. Uygulama ve faal�yetler� açısından bakıldığında, gerek mevcut kamu mal� yönet�m� ve denet�m� s�stem�, gerekse �st�hdam ett�ğ� personele sağladığı özlük haklan bakımından kamu personel rej�m�nde �k�l� b�r görüntü oluşturan ve önümüzdek� dönemde büyük m�ktarlara ulaşacak mal� kaynaklara sah�p olmaları beklenen söz konusu vakıfların Sayıştay’ın ve T.B.M.M.’n�n denet�m�ne tab� tutulması gerekmekted�r. XIV. BÜTÇE KANUNU VE EKİ CETVELLERDEKİ BAZI HÜKÜMLERİN ANAYASA VE 5018 SAYILI YASA AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Daha öncek� yıllarda Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunlarında ve ek� cetvellerde yer alan çok sayıda madden�n Anayasaya aykırı olduğu tarafımızca Plan ve Bütçe Kom�syonu ve Genel Kurul görüşmeler� sırasında �ler� sürülmes�ne rağmen �kt�dar part�s�n�n ısrarlı tavırları neden�yle kanun met�nler�nden çıkartılmamış, bu durum üzer�ne Cumhur�yet Halk Part�s� tarafından söz konusu maddeler�n Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçes�yle Anayasa Mahkemes�ne başvurulmuştur. 6583 sayılı 2015 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu ve Ek� E Cetvel�nde yer alan toplam 13 madde/fıkra �ç�n Anayasa Mahkemes�ne başvurulmuş olup, yapılan �ptal başvurusu 26.05.2016 tar�h�nde sonuçlandırılmış olup Esas Sayısı:2015/7 Karar Sayısı 2016/47 olan Karar, 22.09.2016 tar�h�nde Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Söz Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 185 ‒ konusu kararda �ptal başvurusunda bulunulan 13 madde ve/veya fıkranın 9 aded� �ptal ed�lm�ş, 4 madde �ç�n �se red kararı ver�lm�şt�r. 6682 sayılı 2016 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu ve Ek� E Cetvel�nde yer alan toplam 29 madde ve/veya fıkra �ç�n 12.05.2016 tar�h�nde Anayasa Mahkemes�ne başvurulmuş olup, yapılan �ptal başvurusuna �l�şk�n karar 23 ay sonra 14.02.2018 tar�h�nde ver�lm�şt�r. Anayasa Mahkemes�n�n 14.02.2018 tar�h ve 2015/47E.,2016/7K. sayılı kararda �le �ptal başvurusunda bulunulan 29 madde ve/veya fıkranın 9’u �ptal, 7’s� kısm� olarak �ptal ed�lm�ş, 13 madde �ç�n �se ret kararı ver�lm�şt�r. 6767 sayılı 2017 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu ve Ek� E Cetvel�nde yer alan toplam 23 madde ve/veya fıkra �ç�n 20.02.2017 tar�h�nde Anayasa Mahkemes�ne başvurulmuş olup, yapılan �ptal başvurusuna �l�şk�n karar 12 ay sonra 14.02.2018 tar�h�nde ver�lm�şt�r. Anayasa Mahkemes�n�n 14.02.2018 tar�h ve 2017/61E.,2018/12K. sayılı kararı �le �ptal başvurusunda bulunulan 23 madde ve/veya fıkranın 2’s� �ptal, 6’sı kısm� olarak �ptal ed�lm�ş, 15 madde �ç�n �se ret kararı ver�lm�şt�r. 7066 sayılı 2018 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu ve Ek� E Cetvel�nde yer alan toplam 21 madde/fıkra �ç�n 26.02.2018 tar�h�nde Anayasa Mahkemes�ne başvurulmuş olup, yapılan �ptal başvurusuna �l�şk�n karar 31 ay sonra 24.09.2020 tar�h�nde ver�lm�şt�r. Anayasa Mahkemes�n�n 24.09.2020 tar�h ve 2018/27 E. 2020/49 Sayılı kararı �le �ptal başvurusunda bulunulan 21 madde ve/veya fıkranın 1’s� �ptal, 1 kısm� olarak �ptal ed�lm�ş, 19 madde �ç�n �se ret kararı ver�lm�şt�r. 7156 sayılı 2019 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu ve Ek� E Cetvel�nde yer alan toplam 6 madde/fıkra �ç�n 26.02.2019 tar�h�nde Anayasa Mahkemes�ne başvurulmuş olup, yapılan �ptal başvurusuna �l�şk�n karar 19 ay sonra 24.09.2020 tar�h�nde ver�lm�şt�r. Anayasa Mahkemes�n�n 24.09.2020 tar�h ve 2019/23 E. 2020/50 Sayılı kararı �le �ptal başvurusunda bulunulan 6 madde ve/veya fıkranın 1’s� �ptal ed�lm�ş, 5 madde �ç�n �se ret kararı ver�lm�şt�r. 7197 sayılı 2020 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu ve Ek� E Cetvel�nde, Cumhurbaşkanlığı Bütçes�n�n E Cetvel�nde, T.B.M.M. Bütçes�n�n E Cetvel�nde ve T Cetvel�nde yer alan toplam 9 madde/fıkra �ç�n 28.02.2020 tar�h�nde Anayasa Mahkemes�ne başvurulmuş olup, yapılan �ptal başvurusuna �l�şk�n karar 24 ay sonra 24.02.2022 tar�h�nde ver�lm�şt�r. Anayasa Mahkemes�n�n 24.02.2020 tar�h ve 2020/32 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 186 ‒ E., 2022/18 Sayılı kararı �le �ptal başvurusunda bulunulan 9 madde ve/veya fıkranın 6’sı �ptal ed�lm�ş, 3 madde �ç�n �se ret kararı ver�lm�şt�r. 7258 sayılı 2021 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu ve Ek� E Cetvel�nde, Cumhurbaşkanlığı Bütçes�n�n E Cetvel�nde, T.B.M.M. Bütçes�n�n E Cetvel�nde ve T Cetvel�nde yer alan toplam 8 madde/fıkra �ç�n 26.02.2021 tar�h�nde Anayasa Mahkemes�ne başvurulmuş olup, yapılan �ptal başvurusuna �l�şk�n karar 12 ay sonra 24.02.2022 tar�h�nde ver�lm�şt�r. Anayasa Mahkemes�n�n 24.02.2021 tar�h ve 2021/26 E., 2022/19 Sayılı kararı �le �ptal başvurusunda bulunulan 8 madde ve/veya fıkranın 6’sı �ptal ed�lm�ş, 2 madde �ç�n �se ret kararı ver�lm�şt�r. 7344 sayılı 2022 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu ve Ek� E Cetvel�nde, Cumhurbaşkanlığı Bütçes�n�n E Cetvel�nde, T.B.M.M. Bütçes�n�n E Cetvel�nde ve T Cetvel�nde yer alan toplam 5 madde ve veya /fıkra �ç�n 26.02.2022 tar�h�nde Anayasa Mahkemes�ne başvurulmuş olup, yapılan �ptal başvurusuna �l�şk�n karar 28.09.2023 tar�h�nde ver�lm�şt�r. Anayasa Mahkemes�n�n 28.09.2023 tar�h ve 2022/12 E., 2023/162 K. sayılı kararı �le �ptal başvurusunda bulunulan 5 madde ve veya /fıkranın 4. İptal ed�lm�ş b�r madde �ç�n �se ret kararı ver�lm�şt�r. 2026 yılı Merkez� Bütçe Kanun tekl�f� ve ekler� üzer�nde yapılan tetk�ke, Anayasa Mahkemes�nce ver�lm�ş bulunan �ptal ve kısm� �ptal kararlarının büyük b�r r bölümünün 2026 yılı bütçes�n�n hazırlık çalışmaları sırasında d�kkate alınmış olması memnun�yet ver�c� bulunmakla b�rl�kte Anayasa Mahkemes�n�n yapılan başvuruların uzun sürede sonuçlandırmasının neden� anlaşılamamaktadır. 2026 yılı Merkez� Bütçe Kanunu Tekl�f�n�n görüşmeler� sırasında tekl�f�n ve tekl�f ek� cetvellerde yer alan bazı maddeler�n�n Anayasaya aykırı olduğu görüşü �ler� sürülmes�ne rağmen komyon çalışmalarında bu yöndek� uyarı ve eleşt�r�ler�m�z d�kkate alınmamıştır. Söz konusu maddeler ve maddeler�n aykırı olduğu Anayasa maddeler� aşağıdak� tabloda göster�lm�ş olup; Anayasaya aykırılık gerekçeler� ve söz konusu madde numaraları �lg�l� bölümlerde yer almaktadır. 2026 Yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu Tekl�f�n�n İlg�l� Maddes� Madden�n aykırı olduğu �dd�a ed�len Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Söz konusu maddeler ve maddeler�n aykırı olduğu Anayasa maddeler� aşağıdak� tabloda göster�lm�ş olup; Anayasaya aykırılık gerekçeler� ve söz konusu madde numaraları �lg�l� bölümlerde yer almaktadır. ‒ 187 ‒ 2026 Yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu Tekl�f�n�n İlg�l� Maddes� Madden�n aykırı olduğu �dd�a ed�len Anayasanın �lg�l� maddes� 6.maddes�n�n 1. Fıkrası 7, 87,88,89 ve 161 E-Cetveli ’nin (11) numaralı sırasındaki açıklama 7,87,88,89 ve 161 K Cetvelinin Diğer Ödemeler Bölümüne eklenen 17 ve 20. sa�rlar 7,87,88,89 ve 161 Mecl�s İç Tüzüğünün 38. Maddes� " Kom�syonlar, kend�ler�ne havale ed�len tekl�f veya tekl�fler�n �lk önce Anayasanın met�n ve ruhuna aykırı olup olmadığını tetk�k etmekle yükümlüdürler. B�r kom�syon, b�r tekl�f�n Anayasaya aykırı olduğunu gördüğü takd�rde gerekçes�n� bel�rterek maddeler�n müzakeres�ne geçmeden reddeder. " hükmünü taşımakta olup bu sorun bu madde uyarınca çözüme bağlanmadan tekl�f�n görüşmeler�ne geç�lemez. Buna karşın Anayasa'ya aykırılık �dd�aları kom�syonda etraflıca tartışılmadan ve karara bağlanmadan 2026 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Tekl�f�n�n Anayasaya aykırı olan maddeler�n�n görüşmeler�ne geç�lm�ş olması İçtüzüğe aykırı bulunmaktadır. 1-Bütçe Kanunun 6. maddes�n�n (1) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 7, 87, 88, 89 ve 161. maddeler�ne aykırılığı: 2026 Yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanun Tekl�f�n�n 6. maddes�n�n (1) numaralı fıkrası; “Bu Kanunla ver�len ödenekler�n etk�n ve ver�ml� b�r şek�lde kullanılması amacıyla, kamu �dareler�n�n yıl �ç�nde ortaya çıkab�lecek �ht�yaç fazlası ödenekler�n�n d�ğer kamu �dareler�n�n ödenek �ht�yacının karşılanmasında kullanılmasını tem�n etmek veya ödenekler�n öncel�kl� h�zmetlerde kullanılmasını sağlamak üzere genel bütçe ödenekler�n�n yüzde onunu aşmamak kaydıyla; genel bütçe kapsamındak� kamu �dareler� �le özel bütçel� �dareler�n bütçeler�ne konulan (01), (02), (03), (05), (06), (07), (08) ve (09) ekonom�k kodlarındak� ödenekler� kamu �dareler� bütçeler� arasında veya Stratej� ve Bütçe Da�res� Başkanlığı bütçes�n�n “Yedek Ödenek” tert�b�ne aktarmaya, Cumhurbaşkanı yetk�l�d�r” hükmünü �çermekted�r. 2026 Yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu'nun 6. maddes�n�n (1) numaralı fıkrasıyla Cumhurbaşkanına 5018 sayılı Kanunun temel �lkeler� ve kurduğu mal� s�stemle bağdaşmayan yetk�ler tanınmakta; genel bütçe ödenekler�n�n yüzde onunu aşmamak kaydıyla genel bütçe kapsamındak� kamu �dareler� �le özel bütçel� �dareler�n bütçeler�n�n (01), (02), (03), (05), (06), (07), (08) ve (09) ekonom�k Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 188 ‒ kodlarındak� ödenekler�, �dareler�n kend� bütçeler� aktarmaya veya Stratej� ve Bütçe Da�res� Başkanlığı bütçes�n�n "Yedek Ödenek" tert�b�ne aktarmaya; Cumhurbaşkanı yetk�l� kılınmaktadır. Anayasa'nın 7. maddes�nde, 'Yasama yetk�s� Türk M�llet� adına Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�'n�nd�r. Bu yetk� devred�lemez' den�lmekted�r. Anayasa'nın 87.maddes�nde "bütçe Hakkı’nın Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�ne a�t olduğu hüküm altına alınmıştır. Bütçe hakkı, tar�hî bakımdan Yasama organının elde ett�ğ� �lk yetk�d�r. Halktan toplanan her kuruşun ne şek�lde harcanacağı, �ç�nde karşı güç olarak muhalefet� de barındıran ve açık tartışma usulü �le �şleyen, bu açıdan da “gün ışığında” olan Mecl�slerde karara bağlanır. Yürütme organını tek b�r k�msen�n tems�l ett�ğ� demokrat�k yönet�m s�stem�n�n �lk örneğ�n� oluşturan ABD’de, ödenekler�n, Başkan tarafından, bütçede Mecl�s tarafından onaylanandan farklı kalemlere kaydırılab�lmes� açıkça yasaklanmıştır. Bu yasak, Anayasa’nın suskunluğundan faydalanarak kend�s�ne bu alanda yetk� tanıyan Başkanın, ödeneklerde, Mecl�s’�n onayladığı bütçen�n %4’üne varan oranda değ�ş�kl�k yapması üzer�ne düzenlenm�şt�r. Bütçe, tekn�k b�r ekonom�k belgeden �baret değ�ld�r; fakat gel�r dağılımından özlük haklarına, yoksullukla mücadeleden sürdürüleb�l�r kalkınmaya dek s�yaset�n kend�s�d�r. Bütçe hakkının Yasama organında olması; s�yaset�n, toplumu oluşturan her kes�m�n tartışması ve uzlaşması �le oluşması anlamına gel�r 1982 Anayasasının 16.04.2017 tar�h ve 6771 sayılı Kanunun 15. maddes�yle değ�ş�k 161. maddes�nde; “Kamu �dareler�n�n ve kamu �kt�sadî teşebbüsler� dışındak� kamu tüzel k�ş�ler�n�n harcamaları yıllık bütçelerle yapılır. Malî yıl başlangıcı �le merkez� yönet�m bütçes�n�n hazırlanması, uygulanması ve kontrolü �le yatırımlar veya b�r yıldan fazla sürecek �ş ve h�zmetler �ç�n özel süre ve usuller kanunla düzenlen�r. Bütçe kanununa, bütçe �le �lg�l� hükümler dışında h�çb�r hüküm konulamaz” hükmü yer almaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 189 ‒ Anayasa’nın bütçen�n hazırlanması, uygulanması ve kontrolüne �l�şk�n göndermede bulunduğu kanun, 5018 sayılı Kamu Mal� Yönet�m� ve Kontrol Kanunu’dur. 5018 sayılı Kanun bütçe �le �lg�l� kanun değ�l, bütçen�n hazırlanma, uygulanma ve kontrolünde tab� olduğu kanundur. Dolayısı �le bütçen�n hazırlanması, uygulanması ve kontrolünün 5018 sayılı Kanuna uygun olması, Anayasal b�r zorunluluktur. Bütçe kanunu, hukuk� yapısı �t�bar�yle genel, k�ş�l�k dışı ve tek yanlı b�r �şlem değ�l, �çer�ğ� statü olarak daha önceden bell� olan şart �şlemlere örnekt�r. Bundan dolayı bütçe kanununa bütçe �le �lg�l� hükümler dışında h�çb�r hüküm konulamaz. Ayrıca söz konusu madden�n geçm�ş yıllardak� uygulamasının bazı bakanlıklara ve kamu kuruluşlarına bütçe yılı başlangıcında ver�len yeter� düzeydek� personel ödenekler�n�n büyük b�r bölümünün yıl �çer�s�nde Cumhurbaşkanlığı Stratej� ve Bütçe Da�res� Başkanlığı Bütçes� �çer�s�ndek� Yedek Ödenek tert�b�ne aktarılması suret�yle bu kurumların personel ödenekler� açısından yıl sonunda ödenek üstü harcama yapmak zorunda bırakılması �le sonuçlandığı da tesp�t ed�lm�şt�r. Ancak ödenek üstü harcama yapılamayacağına da�r Anayasa Mahkemes� tarafından ver�len karar d�kkate alınarak39 2024 yılında ödenek üstü harcama yapılmadığı anlaşılmaktadır. 2024 yılında yedek ödenekler tert�b�nden yapılan �şlemler� göster�r tablo aşağıdadır. Tablo: Yedek Ödenek Tert�b�nden Yapılan İşlemler (TL) Tablodan da görüldüğü üzere toplam 217.401.353.361,00 TL yedek ödeneğ�n 66.667.378.000,00 TL’s� aktarmalarla düşülmüş olup ger�ye 150.733.975.361,00 TL kalmıştır 39 21.12.2019 tarih ve 7198 sayılı 2018 yılı Kesin Hesap Kanunu’nun 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasınında yer alan tamamlayıcı ödenekle ilgili olarak benzeri bir düzenleme;39 Cumhuriyet Halk Partisinin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesinin 28.09.2023 tarih ve 2023/33 E., 2023/161 K. Sayılı kararı ile “kesin hesap kanunlarının konusunun bütçe kanunlarında yer alan ödeneklerin uygulanmasını göstermekle sınırlı olduğu, kanunlarla ve bütçe kanunuyla düzenlenmesi gereken bir konunun kesin hesap kanunlarıyla düzenlenemeyeceği, tamamlayıcı ödenek verilmesinin 5018 sayılı Kanun’un 19., 26., 31., 42 ve 70. maddelerini 2018 yılı yönünden uygulanamaz hâle getirdiği, kesin hesap kanunları ile harcama yetkisinin verilmesinin, Anayasa’nın 161. maddesine aykırılık oluşturduğu ve bütçe hakkı ile bağdaşmadığı gerekçesiyle Anayasa’nın 87 ve 161. maddelerine aykırı bulunarak” iptal edilmiştir Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 190 ‒ Sayıştay 2024 Yılı Genel Uygunluk B�ld�r�m�nde; 2024 yılı Genel Bütçel� �dareler başlangıç ödeneğ� olan 11.007.879.053.000,00 TL.n�n yaklaşık %0.87’s�ne denk gelen bütçe uygulaması sonucunda başlangıçtak� sev�yes� olan 96.499.683.000,00 TL.’den 120.901.670.361,00 TL.’n�n �laves�yle 217.401.353.361,00 TL’ye ulaşan ve 10.721.863.763.428,72 Türk L�ralık genel bütçel� �dareler yılsonu toplam ödeneğ�n�n yaklaşık % 1.92’s�ne tekabül eden yedek ödenek tutarı konusunda sadece tesp�tte bulunulmuş, bu durumun nedenler�n� ve nasıl oluştuğunu sorgulamamış, keza bu durumun TBMM’n�n bütçe hakkını zedeley�p zedelemed�ğ� hususunu da değerlendirmemiştir. Yedek ödenekten aktarmalar �le düşülen 186.999.376.6761 TL ödenek, kamu �dareler�ne a�t 105 adet bütçe tert�b�ne eklenm�şt�r. Aşağıdak� tabloda 108.649.648.184,00 TL �le bu tutarın %58,10’unu oluşturan �lk 20 bütçe tert�b�ne aşağıda yer ver�lm�şt�r. Tablo: Yedek Ödenekten Aktarma Yapılan Kamu İdareler� Yedek Ödenekten yapılan aktarmaları gösteren söz konusu tabloların �ncelenmes�nden bazı kamu kuruluşlarına yapılan aktarmaların söz konusu kamu İdareler�n�n Örneğ�n: Devlet Su İşler� Genel Müdürlüğünün 123.579.336.000,00 TL. tutarındak� başlangıç ödeneğ�n�n % 16’sını aştığını göstermekted�r. Bu durum bazı kurumların başlangıç ödenekler�n�n saptanmasında �ht�yaç anal�zler�n�n �sabetl� olmadığını, �ht�yaçlara uygun ödenek tesp�t�n�n bütçe terc�h�ne yansıtılmadığını göstermekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 191 ‒ Genel Uygunluk B�ld�r�m�nde 2024 yılında Yedek ödenek tert�b�ne (99-41.32-01-09.06), kurum dışı aktarmalar �le 120.868.877.361,00 Türk L�rası eklenm�ş olmasına karşın buna �l�şk�n detay tabloya daha öncek� yıllar Genel Uygunluk B�ld�r�mler�nde yer ver�lmes�ne rağmen 2024 yılı Genel Uygunluk B�ld�r�m�nde yer ver�lmemes�n�n neden� anlaşılamamıştır. Geçm�ş yıllarda yedek ödeneğe aktarım mekan�zması aynı zamanda ödenek üstü g�der mekan�zmasıyla paralel çalıştırılmakta, yedek ödenek tert�b�ne yapılan aktarmalar aynı zamanda ödenek üstü g�der yapılmasına neden olmakta �d�. Ancak ödenek üstü harcama yapılamayacağına da�r Anayasa Mahkemes� tarafından ver�len karar d�kkate alınarak40 2024 yılında ödenek üstü harcama yapılmadığı anlaşılmaktadır. Önceler� Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı Bütçes�nde41 Bulunan 99-41.32-01-09.06 Tert�b�ndek� Yedek Ödeneğ�n�n yıllar boyunca �zled�ğ� sey�r aşağıdak� g�b�d�r Tablo: Yedek Ödeneğ�n Yıllar İt�barıyla Seyr� Mal�ye Bakanlığı Bütçes�nde Yedek Ödeneğ�n Yedek Ödenek / Genel Bulunan 12.01.31.00.01.1.2.00-1- Aktarmalar Sonrası Bütçel� İdareler�n 09.6 Tert�b�ndek� Yedek Ödeneğ�n Ulaştığı Yılsonu Başlangıç Ödeneğ�ne Başlangıç Ödeneğ�(Stratej� Bütçe Ödeneğ�(TL) Oranı Başkanlığının ((99-41.32-01- Yıllar 09.06) tert�b�)TL 2012 665.250.000 30.919.961.928 8,67 2013 949.178.000 35.912.248.988 9,05 2014 1.199.178.000 25.360.405.215 5,90 2015 1.547.000.000 35.259.761.554 7,59 2016 2.064.576.000 35.480714.953 6.32 2017 3.662.841.000 38.006.572.361 6.00 40 21.12.2019 tarih ve 7198 sayılı 2018 yılı Kesin Hesap Kanunu’nun 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasınında yer alan tamamlayıcı ödenekle ilgili olarak benzeri bir düzenleme;40 Cumhuriyet Halk Partisinin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesinin 28.09.2023 tarih ve 2023/33 E., 2023/161 K. Sayılı kararı ile “kesin hesap kanunlarının konusunun bütçe kanunlarında yer alan ödeneklerin uygulanmasını göstermekle sınırlı olduğu, kanunlarla ve bütçe kanunuyla düzenlenmesi gereken bir konunun kesin hesap kanunlarıyla düzenlenemeyeceği, tamamlayıcı ödenek verilmesinin 5018 sayılı Kanun’un 19., 26., 31., 42 ve 70. maddelerini 2018 yılı yönünden uygulanamaz hâle getirdiği, kesin hesap kanunları ile harcama yetkisinin verilmesinin, Anayasa’nın 161. maddesine aykırılık oluşturduğu ve bütçe hakkı ile bağdaşmadığı gerekçesiyle Anayasa’nın 87 ve 161. maddelerine aykırı bulunarak” iptal edilmiştir 41 Söz konusu ödenek 2020 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının Bütçesinde yer almaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 192 ‒ 2018 2.883.442.000 56.462.495.756 7.52 2019 3.353.443.000 53.420.198.890 5.42 2020 3.749.149.000 96.507.777.429 8.91 2021 4.122.014.000 96.403.795.978 5.96 2022 38.633.925.00042 79.167.726.000 2.6943 2023 94.961.168.078 1.4445 81.152.264.00044 2024 96.499.683.000 217.401.353.361 1.97 Bu �t�barla, Cumhurbaşkanlığı Stratej� ve Bütçe Başkanlığı bütçes�nde bulunan yedek ödenek tert�b�n�n bütçe tahm�n�n�n geçm�ş yıl ödenek hareketler� d�kkate alınmadan bütçeleşt�r�lmes�, bütçe g�der tahm�nler�nde açıklık, doğruluk ve saydamlık �lkeler�ne aykırılık teşk�l etmekted�r Bütçe Kanunlarında yer alan benzer� düzenlemeler�n �ptal�ne �l�şk�n başvurular Anayasa Mahkemes� tarafından red ed�lmekted�r.46 Anayasa Mahkemes�n�n hemen hemen b�rb�r�n�n aynı olan söz konusu kararlarında; “…. Yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu’yla ver�len ödenekler�n etk�n ve ver�ml� b�r şek�lde kullanılması amacıyla kamu �dareler�n�n yıl �ç�nde ortaya çıkab�lecek �ht�yaç fazlası ödenekler�n�n d�ğer kamu �dareler�n�n ödenek �ht�yacının karşılanmasında kullanılmasını tem�n etmek veya ödenekler�n öncel�kl� h�zmetlerde kullanılmasını 42 7414 sayılı Ek Bütçe Kanunu ile artırılan tutar dikkate alınmıştır. 43 Burada hesaplamada 7414 sayılı Ek Bütçe Kanunu ile artırılan Genel Bütçe ödenekleri toplamı dikkate alınmıştır. 44 7457 sayılı Ek Bütçe Kanunu ile artırılan tutar dikkate alınmıştır. 45 Burada hesaplamada 7457 sayılı Ek Bütçe Kanunu ve diğer ödenek eklemeye izin veren düzenlemelerle artırılan Genel Bütçe ödenekleri toplamı dikkate alınmıştır (6.611.109.166.859,69 TL.) 46 Daha sonra 6767 sayılı 2017 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunun 6/1-a maddes�, 7066 sayılı 2018 Yılı, Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu’nun 6/1 maddes�, 7156 sayılı 2019 Yılı, Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu’nun 6/1 maddes�, 7197 sayılı 2020 Yılı, Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu’nun 6/1 maddes�, 7258 sayılı 2021 Yılı, Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu’nun 6/1 maddes�, �le �lg�l� olarak Cumhur�yet Halk Part�s� tarafından yapılan �ptal başvuruları 14.02.2018 tar�h ve 2017/61E., 2018/12K sayılı, AYM’n�n 24.09.2020 tar�h ve 2018/27 E. 2020/49 K.Sayılı, AYM’n�n 24.09.2020 tar�h ve 2019/23 E., 2020/50 K.Sayılı, AYM’n�n 24.02.2020 tar�h ve 2020/32 E., 2022/18 K.sayılı, AYM’n�n 24.02.2021 tar�h ve 2021/26 E., 2022/19 K.sayılı kararları �le red ed�lm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 193 ‒ sağlamak üzere genel bütçe ödenekler�n�n yüzde onunu aşmamak kaydıyla genel bütçe kapsamındak� kamu �dareler� �le özel bütçel� �dareler�n bütçeler�ne konulan (01), (02), (03), (05), (06), (07), (08) ve (09) ekonom�k kodlarındak� ödenekler�, kamu �dareler� bütçeler� arasında veya Stratej� ve Bütçe Başkanlığı bütçes�n�n “Yedek Ödenek” tert�b�ne aktarmaya Cumhurbaşkanı’nın yetk�l� olduğu hüküm altına alınmaktadır. Kurumlar arası ödenek aktarmalarını düzenleyen kural bu hâl�yle bütçen�n uygulanması �le �lg�l�, uygulamayı kolaylaştırıcı ve açıklayıcı n�tel�kte b�r hükümdür. Ayrıca 5018 sayılı Kanun’un 21. maddes�n�n üçüncü fıkrasında, kamu �dareler�n�n bütçeler� �ç�nde; personel g�derler� tert�pler�nden, aktarma yapılmış tert�plerden ve yedek ödenekten aktarma yapılmış tert�plerden d�ğer tert�plere ödenek aktarılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan hüküm, kamu �dareler�n�n kend� bütçeler� �ç�ndek� ödenek aktarmalarını düzenlemekted�r. Oysa dava konusu kural, kamu �dareler� arasındak� ödenek aktarmaya dönük hükümler �çermekted�r. Kuralda, kurumlar arası ödenek aktarmanın ancak genel bütçe ödenekler�n�n yüzde onunu aşmamak kaydıyla ve kamu �dareler�n�n yıl �ç�nde ortaya çıkab�lecek �ht�yaç fazlası ödenekler�n�n d�ğer kamu �dareler�n�n ödenek �ht�yacının karşılanmasında kullanılmasını sağlamak amacıyla yapılab�leceğ� bel�rt�lerek ödenek aktarmaya �l�şk�n çerçeve ve Cumhurbaşkanı’na ver�len ödenek aktarma yetk�s�n�n sınırları bel�rlenm�şt�r. Kuralın car� yıl bütçes�nde ödenek artışına �mkân tanıması veya doğrudan ödenek üstü harcama yapmaya sebeb�yet vermes� söz konusu değ�ld�r. Bu �t�barla bütçen�n hazırlanması, uygulanması ve yönlend�r�lmes�nden sorumlu olan Cumhurbaşkanı’na bel�rt�len sınırlar �ç�nde ödenek aktarma konusunda yetk� veren kural, bütçe hakkını �hlal etmemekted�r. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 87. ve 161. maddeler�ne aykırı değ�ld�r. İptal taleb�n�n redd� gerek�r.” den�lmekted�r. Anayasa Mahkemes� söz konusu kararlarında 5018 sayılı Kanunun 21. Maddes�ndek� “personel g�derler� tert�pler�nden d�ğer tert�plere ödenek aktarılamayacağı” kuralı bakımından b�r değerlend�rmede bulunulmamış ve konu sadece aynı maddede yer alan “merkezî yönet�m kapsamındak� kamu �dareler�n�n bütçeler� arasındak� ödenek Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 194 ‒ aktarmalarına �l�şk�n yetk� ve �şlemler �le usul ve esaslar merkezî yönet�m bütçe kanununda bel�rlen�r.” hükmü çerçeves�nde �ncelemes�n� sınırlamıştır. Anayasa Mahkemes� söz konusu kararlarında; Merkez� Yönet�m Bütçes�n�n 6/1maddes� �le �lg�l� olarak yapılan �ptal başvurusunu reddederken, söz konusu maddede yer alan düzenleme �le; kurumlar arası ödenek aktarmanın ancak genel bütçe ödenekler�n�n yüzde onunu aşmamak kaydıyla ve kamu �dareler�n�n yıl �ç�nde ortaya çıkab�lecek �ht�yaç fazlası ödenekler�n�n d�ğer kamu �dareler�n�n ödenek �ht�yacının karşılanmasında kullanılmasını sağlamak amacıyla yapılab�leceğ� bel�rt�lerek ödenek aktarmaya �l�şk�n çerçeve ve Cumhurbaşkanına47 ver�len ödenek aktarma yetk�s�n�n sınırları bel�rlend�ğ�n�, bu kuralın car� yıl bütçes�nde ödenek artışına olanak tanıması veya doğrudan ödenek üstü harcama yapmaya sebeb�yet vermes�n�n söz konusu olmayacağı kanaat�n� �zhar etmekted�r. Aslında uygulamada sorun ödenek üstü harcamalarda ortaya çıkmaktadır. Bu konudak� tesp�tlere Sayıştay’ın öncek� yıllar Merkez� Yönet�m Bütçes� Genel Uygunluk B�ld�r�mler�nde rastlamak mümkündür. 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022, 2023 yılları Genel Uygunluk B�ld�r�mler�ndek� ödenek üstü harcama tabloları �ncelend�ğ�nde, kamu �dareler�n�n personel g�derler� �le sosyal güvenl�k kurumlarına devlet pr�m� g�derler� tert�pler�nde yer alan ödenekler�n, 5018 sayılı Kanunun “Ödenek aktarmaları” başlıklı 21. maddes�n�n üçüncü fıkrasındak� “Personel g�derler� tert�pler�nden, aktarma yapılmış tert�plerden ve yedek ödenekten aktarma yapılmış tert�plerden, d�ğer tert�plere aktarma yapılamaz.” kuralına aykırı olarak Cumhurbaşkanı48 tarafından Cumhurbaşkanlığı Stratej� Bütçe Başkanlığı’nın49 “Yedek Ödenek” tert�b�ne aktarıldıktan sonra buradan kamu �dareler�n�n h�zmet alımı ve sermaye g�derler� tert�pler�ne aktarıldığı ve böylece sank� personel g�derler� tert�pler�nde ödenek üstü harcama yapılmasına cevaz veren yasal kurallar varmış g�b� kamu �dareler�n�n personel g�derler� tert�pler�nde ödenek üstü harcama yapmaya mecbur bırakıldıkları; daha açık dey�şle Cumhurbaşkanının50 kamu �dareler�n�n personel g�derler� �le sosyal güvenl�k kurumlarına devlet pr�m� g�der� tert�pler�n� kamu �dareler�n�n �rades� dışında ödenek üstü harcama kaynağı olarak 47 2019 yılından önce Maliye Bakanına … 48 2019 yılından önce Maliye Bakanı tarafından 49 2019 yılından önce Maliye Bakanlığı Bütçesinin 50 2019’dan önce Maliye Bakanının Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 195 ‒ kullandığı anlaşılmaktadır. Ancak bu husus Anayasa Mahkemes�n�n 2017 yılından sonrak� kararlarında değerlend�rmeye alınmamıştır. Ayrıca ödenek üstü harcama yapılamayacağına da�r Anayasa Mahkemes� tarafından ver�len karar d�kkate alınarak51 2024 yılında ödenek üstü harcama yapılmadığı anlaşılmıştır. Söz konusu maddede yer alan aktarma toplamı �ç�n genel bütçe ödenekler�n�n %10’u g�b� b�r l�m�t�n konulması yönündek� düzenleme çerçeve ç�zme, sınır get�rme anlamında bulunmamaktadır. Anayasa’nın 87. maddes�nde, Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�'n�n görev ve yetk�ler� arasında “kanun koymak, değ�şt�rmek ve kaldırmak” yanında “bütçe kanun tekl�fler�n� görüşmek ve kabul etmek” görev ve yetk�s�ne de ayrıca yer ver�lm�şt�r. Bütçe kanunlarını ötek� kanunlardan ayrı tutan bu kural karşısında, kanun �le düzenlenmes� gereken b�r konunun bütçe kanunu �le düzenlenmes� veya herhang� b�r kanunda yer alan hükmün bütçe kanunları �le değ�şt�r�lmes� ve kaldırılması olanaksızdır. Anayasa’nın 88. maddes�nde, kanunların Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�’nde tekl�f, görüşülme usul ve esasları düzenlen�rken, bütçe kanunlarının görüşülme usul ve esasları 161. maddede ayrıca bel�rt�lm�şt�r. Bu maddeyle bütçe kanun tekl�fler�n�n görüşülmes�nde ayrı b�r yöntem kabul ed�lm�ş, Genel Kurulda üyeler�n g�der arttırıcı veya gel�r azaltıcı tekl�flerde bulunmaları önlenm�ş ve Anayasa’nın 89. maddes�yle de Cumhurbaşkanı’na bütçe kanunlarını b�r daha görüşülmek üzere TBMM’ye ger� gönderme yetk�s� tanınmamıştır. Anayasa’nın anılan maddeler� �ncelend�ğ�nde, bütçe kanunlarına bütçe �le �lg�l� olmayan kurallar konulmamasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Anayasa’nın 161. maddes�n�n gerekçes�nde de “Bütçe kanunlarına bütçe dışı hüküm konulamaması, mevcut kanunların hükümler�n� açıkça veya dolaylı değ�şt�ren veya kaldıran hükümler get�r�lememes� �lkeler�ne anayasal kuvvet ve hüküm tanınmıştır” den�lmek suret�yle hükmün get�r�l�ş amacı açıkça ortaya konulmuştur. 51 21.12.2019 tarih ve 7198 sayılı 2018 yılı Kesin Hesap Kanunu’nun 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasınında yer alan tamamlayıcı ödenekle ilgili olarak benzeri bir düzenleme;51 Cumhuriyet Halk Partisinin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesinin 28.09.2023 tarih ve 2023/33 E., 2023/161 K. Sayılı kararı ile “kesin hesap kanunlarının konusunun bütçe kanunlarında yer alan ödeneklerin uygulanmasını göstermekle sınırlı olduğu, kanunlarla ve bütçe kanunuyla düzenlenmesi gereken bir konunun kesin hesap kanunlarıyla düzenlenemeyeceği, tamamlayıcı ödenek verilmesinin 5018 sayılı Kanun’un 19., 26., 31., 42 ve 70. maddelerini 2018 yılı yönünden uygulanamaz hâle getirdiği, kesin hesap kanunları ile harcama yetkisinin verilmesinin, Anayasa’nın 161. maddesine aykırılık oluşturduğu ve bütçe hakkı ile bağdaşmadığı gerekçesiyle Anayasa’nın 87 ve 161. maddelerine aykırı bulunarak” iptal edilmiştir Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 196 ‒ Bütçe kanunu, hukuk� yapısı �t�bar�yle genel, k�ş�l�k dışı ve tek yanlı b�r �şlem değ�l, �çer�ğ� statü olarak daha önceden bell� olan şart �şlemlere örnekt�r. Bundan dolayı bütçe kanununa bütçe �le �lg�l� hükümler dışında h�çb�r hüküm konulamaz. Son 10 yıldır Bütçe Kanununun 6/1. Maddes�nde yer alan bu hükümle; 5018 sayılı Kanunun 21. maddes�ndek� “personel g�derler� tert�pler�nden d�ğer tert�plere ödenek aktarılamayacağı” kuralı, son 10 yıldır f��len yürürlükten kaldırılmış olup uygulanamamaktadır. Anayasa’nın 161. maddes�ne göre görüşülen bütçe kanunlarına bu şek�lde konulan hükümler yoluyla yürürlüktek� yasa hükümler�n�n, örtülü veya açık şek�lde uygulamadan kaldırılması, askıya alınması ya da uygulanamaz hale get�r�lmes� mümkün değ�ld�r. Bu madde hükmü bütçe kanunlarıyla mevcut kanun hükümler�n�n açıkça veya zımnen değ�şt�r�lemeyeceğ� �lkes�yle bağdaşmamaktadır D�ğer yandan, Anayasa’nın; 7. maddes�nde “Yasama yetk�s� Türk M�llet� adına Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�n�nd�r. Bu yetk� devred�lemez” hükmüne, 88. maddes�n�n b�r�nc� fıkrasında “Kanun tekl�f etmeye m�lletvek�ller� yetk�l�d�r” hükmüne yer ver�lerek, 161. maddes� gereğ�nce hazırlanarak TBMM’ye sunulan bütçe kanunu ve kes�n hesap kanunu tekl�fler� dışında Cumhurbaşkanına, d�ğer kanunlarda değ�ş�kl�k yapılmasına �l�şk�n kanun tekl�f�nde bulunma �zn� ver�lmem�şt�r. Cumhurbaşkanına çerçeves� ç�z�lmem�ş, (madde metn�nde yer alan %10 rakamı b�r sınır olarak değerlend�r�lemez) esasları bel�rlenmem�ş b�r alanda h�çb�r sınırlamaya bağlı olmaksızın gen�ş yetk�ler tanınarak yasama yetk�s�n�n devr� yapılamaz. Bütçe Kanununa Anayasaya aykırı olarak bütçe dışı hükümler konularak mevcut kanun hükümler�n değ�şt�r�lmes� veya bütçe yılı �t�barıyla zımmen kaldırılması Anayasanın 7, 87, 88, 89 ve 161.maddeler�ne aykırı bulunmaktadır. 2- E Cetvel� (11) numarasındak� açıklamanın Anayasa’nın 87, 88, 89 ve 161. maddeler�ne aykırılığı: Anayasanın 161’nc� maddes� hükmüne aykırı olarak 2026 yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanun Tekl�f�n�n E- Cetvel�n�n 11. Maddes�ne konulan bu hükümle Stratej� ve Bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 197 ‒ Başkanlığı bütçes�n�n 56-41.33-01-07.01 tert�b�nde yer alan ödeneğ� vakıf ün�vers�teler�n�n araştırma altyapısı projeler�n� destekleme ve geçm�ş yıllarda bu kapsamda desteklenerek kurulan araştırma altyapılarının �dames� amaçlarıyla kullanmaya, bu tert�pten yapılacak harcamalar �le projeler�n �zleme ve değerlend�rme süreçler�ne �l�şk�n usul ve esasları bel�rlemeye Cumhurbaşkanı yetk�l� kılınmaktadır. Söz konusu bütçe tert�b�nde 1.400.001.000, 00 TL ’l�k ödenek yer almaktadır. 15.04.2020 tar�h ve 7243 sayılı Yükseköğret�m Kanunu �le Bazı Kanunlarda Değ�ş�kl�k yapılmasına Da�r Kanununun 14. maddes� �le Vakıf yükseköğret�m kurumlarına devlet yardımı yapılmasını öngören 2547 sayılı Yükseköğret�m Kanunu’nun Ek 18. Maddes�52 yürürlükten kaldırılmıştır. 52 03.04.1991 tarih ve 3708 sayılı Kanununun 7. Maddesiyle 2547 sayılı Kanuna eklenen EK MADDE 18. — Vakıflar tarafından kurulmuş yükseköğretim kurumlarına eğitim öğretim ve araştırma tesisleri, öğretim üyesi lojmanları, öğrenci yurtlan, sosyal ve kültürel tesisler kurmak üzere, Bakanlar Kurulu kararıyla, Hazine veya muvafakatları alınmak suretiyle, kamu tüzelkişilerine ait arazi ve tesisler tahsis edilebilir. Bu şekilde tahsis edilen arazi ve tesisler, başka gerçek ve tüzelkişilere devredilemez. Vakıflarca kurulmuş yükseköğretim kurumlarından eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerini en az iki eğitim-öğretim yılı sürdürmüş olanlara, talepleri halinde, o yükseköğretim kurumunun eğitim-öğretim, araştırma, kütüphane ve yatırım masrafları ile diğer cari harcama kalemleri için Yükseköğretim Kurulunun teklifi üzerine Millî Eğitim Bakanlığının görüş ve önerisi ile Bakanlar Kurulunca tespit edilecek esaslara göre, kendi bütçesinde öngörülen miktarın % 45'ini geçmemek kaydıyla her yıl Devlet yardımı yapılır. Bakanlar Kurulunca esaslar tespit edilirken yardımın yapılacağı yükseköğretim kurumunun araştırma çalışmalarının düzeyleri dikkate alınır. Devlet yardımı, ilgili yükseköğretim kurumunun müracaatı üzerine Millî Eğitim Bakanlığının görüş ve önerisi ile Bütçe Kanununda her yıl bu maksatla ayrılan ödenekten iki eşit taksit halinde Maliye ve Gümrük Bakanlığınca yapılır. Yardım alan yükseköğretim kurumu her yıl nisan ayı sonuna kadar bir önceki yılın gelir ve giderlerini Maliye ve Gümrük ve Millî Eğitim bakanlıkları ile Yükseköğretim Kuruluna göndermek zorundadır. Söz konusu Ek Madde 18, 26..06.2011 tarih ve 4689 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Yükseköğretim Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 3. Maddesiyle esaslı değişikliğe uğramıştır. Ek Madde 18. – Vakıflar tarafından kurulmuş yükseköğretim kurumlarının giderlerine katkıda bulunmak amacıyla; bütçede yer alan ödenekle sınırlı olmak üzere, ilgili vakıf yükseköğretim kurumunun müracaatı, Yükseköğretim Kurulunun görüşü ve Millî Eğitim Bakanlığının teklifi üzerine Maliye Bakanlığınca Devlet yardımı yapılır. Yapılacak Devlet Yardımı: Devlet yükseköğre�m kurumlarına o yıl tahsis edilen toplam bütçe ödeneklerinin örgün öğrenci sayısına bölünmesiyle elde edilen tutarın, ilgili vakıf yükseköğre�m kurumunda okuyan örgün öğrenci sayısıyla çarpılması sonucu bulunulacak miktarın % 30’unu geçemez. Ancak, bu miktarın üniversitelere dağı�mı; öğrenci seçme ve yerleş�rme sisteminde kullanılan sayısal (% 50), sözel (% 20) ve eşit ağırlıklı (% 30) puan türlerinin parantez içinde gösterilen ağırlıklar uygulanarak, üniversitenin toplam örgün öğrenci sayısına göre yapılır. Yükseköğre�m Kurulu bu oranları yarısına kadar yükseltmeye veya eksiltmeye yetkilidir. En az iki yıl eği�m-öğre�m yapmış olan vakıf üniversiteleri Devlet yardımı almak amacı ile Yükseköğre�m Kurulu Başkanlığına müracaat ederler. Vakıf yükseköğre�m kurumlarına Devlet yardımının yapılabilmesi için bu kurumların; a) En az iki eği�m-öğre�m yılını tamamlamış olması, b) Öğrencilerin en az % 15’ine eği�m-öğre�m masraflarını karşılayacak düzeyde tam burs vermesi, c) Öğrenci alınan her lisans programı için, öğre�m üyesi ye�ş�rmek amacıyla, vakıf üniversitelerince seçilerek Yükseköğre�m Kurulu tara�ndan yurt içinde veya yurt dışında belirlenen üniversitelere yerleş�rilen ve izlenen doktora öğrencilerine, kontenjanı 50’ye kadar olan programlar için bir öğrenciye, 50 ile 100 arasında olan programlar için iki öğrenciye ve kontenjanı 100’den fazla olan programlar için üç öğrenciye eği�m-öğre�m ve diğer masraflarını karşılayacak düzeyde burs vermesi veya üniversitelerin bu doktora öğrencilerinin sayısı kadar, yurt dışında yerleşik Türk uyruklu öğre�m üyesini en az bir eği�m-öğre�m yılı sözleşmeli tam gün statüsünde çalış�rdığını Yükseköğre�m Kuruluna belgelemesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 198 ‒ Söz konusu madden�n gerekçes�nde;” Vakıf yükseköğret�m kurumlarına devlet yardımı yapılmasını öngören 2547 sayılı Yükseköğret�m Kanunu’nun ek 18. Maddes� son derece karmaşık b�r hesaplama s�stem�ne dayanmaktadır. 2809 sayılı Yükseköğret�m Kurumları Teşk�lat Kanununun ek 177. Maddes� �le bel�rl� şartlarda yükseköğret�m kurumlarına gel�r verg�s� �ades� �mkânı sağlandığından 2547 sayılı kanununun Ek 18. Maddes� yürürlükten kaldırılmıştır.” açıklaması yer almaktadır. Araştırma altyapılarının daha etk�n kullanımını ve sürdürüleb�l�rl�ğ�n� sağlamak üzere desteklenmes�ne �l�şk�n hususları düzenlemek üzere 03.07.2014 tar�h ve 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmes�ne Da�r Kanun yürürlüğe g�rm�şt�r. Anılan kanunda, “Araştırma altyapısı”: Yükseköğret�m kurumları bünyes�nde, yet�şm�ş n�tel�kl� �nsan gücü �le günün modern teknoloj�ler�ne dayalı mak�ne-teçh�zat, donanım ve yazılımı �ç�nde bulunduran, Ar-Ge faal�yetler�n�n yapıldığı �ler� araştırma laboratuvarı, temat�k araştırma laboratuvarı �le merkezî araştırma laboratuvarı olarak sınıflandırılan b�r�mler” olarak tanımlanmaktadır. d) Üniversitelerin lisans düzeyindeki örgün öğre�m programlarında en az bir eği�m-öğre�m yılı sözleşmeli tam gün statüsünde çalışan (kısmî statüde görevli, ek ders veya diğer üniversitelerden görevlendirme sure�yle çalışanlar hariç) öğre�m üyesi başına düşen öğrenci sayısının, bu esasa göre hesaplanan tüm Devlet üniversitelerinin öğre�m üyesi başına düşen öğrenci sayısının ortalamasına eşit veya daha az olması, e) Üniversitelerarası Kurulca görevlendirilen komisyonca yapılacak değerlendirme sonucunda; bir önceki yıl sonu i�bariyle tespit edilen tanınmış bilimsel dergilerde, üniversitede en az bir eği�m-öğre�m yılı sözleşmeli tam gün statüsünde çalışan (kısmî statüde görevli, ek ders veya diğer üniversitelerden görevlendirme sure�yle çalışanlar hariç) öğre�m üyesi başına düşen yayın sayısı bakımından, bu esasa göre sıralanan tüm Devlet üniversitelerinin ilk yarısına girecek durumda olması, f) Öğrenci seçme ve yerleş�rme sisteminde sayısal, sözel ve eşit ağırlığa göre, Öğrenci Seçme ve Yerleş�rme Merkezince o yıl yerleş�rilen örgün öğre�m öğrencileri arasında ilk % 5’e giren öğrenci almış olması ve üniversitenin örgün öğre�m programlarına o yıl yerleş�rilen toplam öğrenci sayısı ile her bir puan türünün ikinci �krada belir�len göreceli önemini yansıtan ağırlıkları dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, bu esasa göre sıralanan tüm Devlet üniversitelerinin ilk yarısına girmesi, Şartlarından asgarî (a), (b), (c) ve (d) bentlerini yerine ge�rmeleri gerekmektedir. Buna göre, ikinci �krada belir�len miktarın; – (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan tüm şartları yerine ge�ren vakıf yükseköğre�m kurumlarına tamamına kadar, – Asgarî şartlardan (a), (b), (c) ve (d) bentlerinin yanı sıra (e) veya (f) bentlerinden birini yerine ge�ren vakıf yükseköğre�m kurumlarına % 80’ine kadar, – Sadece asgarî şartları yerine ge�ren vakıf yükseköğre�m kurumlarına % 60’ına kadar, Devlet yardımı verilir. Asgarî şartları yerine ge�remeyen vakıf yükseköğre�m kurumlarına Devlet yardımı yapılmaz. Bu maddede belir�len azamî ve asgarî düzeyler arasında yer alan vakıf yükseköğre�m kurumlarına yapılacak yardım miktarı, Yükseköğre�m Kurulu tara�ndan yapılacak değerlendirme esas alınmak sure�yle Maliye Bakanlığı tara�ndan tespit edilir. Vakıf yükseköğre�m kurumlarına yapılacak yardım her yılın en geç Ekim ayı sonuna kadar iki eşit taksit halinde ödenir. Yardım alan vakıf yükseköğre�m kurumu her yıl Nisan ayı sonuna kadar bir önceki yılın gelir ve giderlerini Maliye Bakanlığı, Millî Eği�m Bakanlığı ile Yükseköğre�m Kuruluna göndermek zorundadır. Bu maddenin uygulanmasıyla ilgili olarak vakıf yükseköğre�m kurumlarından her türlü belge ve bilgiyi istemeye ve gerek�ğinde merkez dene�m elemanları vasıtasıyla dene�m ve inceleme yap�rmaya Maliye Bakanlığı yetkilidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 199 ‒ Söz konusu kanunda Araştırma Alt Yapıları Kurulunun �şlev ve görev ve yetk�ler�, Araştırma alt yapılarının statüsü, Araştırma Alt Yapılarının görev, yetk� ve sorumlulukları, organları vb hususlar ayrıntılı olarak düzenlenm�ş bulunmaktadır. Ancak sözü geçen kanunda Merkez� Yönet�m Bütçes�nde yer alan ödeneğ� vakıf ün�vers�teler�n�n araştırma altyapısı projeler�n� destekleme ve geçm�ş yıllarda bu kapsamda desteklenerek kurulan araştırma altyapılarının �dames� amaçlarıyla kullanmaya, bu tert�pten yapılacak harcamalar �le projeler�n �zleme ve değerlend�rme süreçler�ne �l�şk�n usul ve esasları bel�rlemeye Cumhurbaşkanı yetk�l� kılan b�r düzenleme de bulunmamaktadır. Anayasa’nın Cumhurbaşkanının görevler�n� düzenleyen 104. maddes�nde de bu konuda Cumhurbaşkanına yetk� veren herhang� b�r düzenleme yer almamaktadır. Anayasa’nın 87. maddes�nde, Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�'n�n görev ve yetk�ler� arasında “kanun koymak, değ�şt�rmek ve kaldırmak” yanında “bütçe kanun tekl�fler�n� görüşmek ve kabul etmek” görev ve yetk�s�ne de ayrıca yer ver�lm�şt�r. Bütçe kanunlarını ötek� kanunlardan ayrı tutan bu kural karşısında, kanun �le düzenlenmes� gereken b�r konunun bütçe kanunu �le düzenlenmes� veya herhang� b�r kanunda yer alan hükmün bütçe kanunları �le değ�şt�r�lmes� ve kaldırılması olanaksızdır. Anayasa’nın 88. maddes�nde, kanunların Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�’nde tekl�f, görüşülme usul ve esasları düzenlen�rken, bütçe kanunlarının görüşülme usul ve esasları 161. maddede ayrıca bel�rt�lm�şt�r. Bu maddeyle bütçe kanun tekl�fler�n�n görüşülmes�nde ayrı b�r yöntem kabul ed�lm�ş, Genel Kurulda üyeler�n g�der arttırıcı veya gel�r azaltıcı tekl�flerde bulunmaları önlenm�ş ve Anayasa’nın 89. maddes�yle de Cumhurbaşkanı’na bütçe kanunlarını b�r daha görüşülmek üzere TBMM’ye ger� gönderme yetk�s� tanınmamıştır. Anayasa’nın anılan maddeler� �ncelend�ğ�nde, bütçe kanunlarına bütçe �le �lg�l� olmayan kurallar konulmamasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Anayasa’da b�rb�r�nden tamamen ayrı ve değ�ş�k olarak düzenlenen bu �k� kanunlaştırma yöntem�n�n doğal sonucu olarak, olağan kanun �le düzenlenmes� gereken b�r konunun, bütçe kanunu �le düzenlenmes�, değ�şt�r�lmes� veya kaldırılması olanaksızdır. Bu durum, Anayasa’nın 161. maddes�nde “Bütçe kanununa, bütçe �le �lg�l� hükümler dışında h�çb�r hüküm konulamaz” den�lmek suret�yle �fade ed�lm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 200 ‒ E Cetvel�n�n 11. Sırasında yer ver�len düzenlemeyle; 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmes�ne Da�r Kanun ve 2547 sayılı Yükseköğret�m Kanununda herhang� b�r düzenleme öngörülmemes�ne rağmen, Vakıf Ün�vers�teler�n�n araştırma altyapısı projeler�n� destekleme ve geçm�ş yıllarda bu kapsamda desteklenerek kurulan araştırma altyapılarının �dames� amaçlarıyla Merkez� Yönet�m Bütçes�nden yapılacak yardımlar konusunda Stratej� ve Bütçe Başkanlığı bütçes�n�n 56-41.33-01-07.01 tert�b�nde yer alan ödeneğ� Cumhurbaşkanı tarafından bel�rlenecek usul ve esaslar dah�l�nde Vakıf Ün�vers�teler�ne dağıtılmasına olanak sağlanmış olmaktadır. Oysa Anayasa’nın 88. ve 89. maddeler�nde öngörülen süreçten geçerek yasalaşması sağlanmadan, Anayasa’nın 161. maddes�ne göre görüşülen bütçe kanunlarına bu şek�lde konulan hükümler yoluyla yürürlüktek� yasaların öngörmed�ğ� b�r kuralın kanunlaştırılması mümkün değ�ld�r. Bütçe kanunlarını, d�ğer kanunlardan ayrı tutan bu Anayasal kurallar karşısında, yasa �le düzenlenmes� gereken b�r konunun bütçe yasası �le düzenlenmes� veya yürürlükte bulunan herhang� b�r yasada yer alan hükmün bütçe yasaları �le değ�şt�r�lmes�, kaldırılması, uygulanmaması veya aykırı düzenlemeler yapılması olanaksızdır. Cumhurbaşkanına çerçeves� ç�z�lmem�ş esasları bel�rlenmem�ş b�r alanda h�çb�r sınırlamaya bağlı olmaksızın gen�ş yetk�ler tanınarak yasama yetk�s�n�n devr� yapılamaz. Bütçe Kanununa Anayasaya aykırı olarak bütçe dışı hükümler konularak mevcut kanun hükümler�n değ�şt�r�lmes� veya bütçe yılı �t�barıyla zımmen kaldırılması veya sınırsız düzenleme yetk�s� alınması Anayasanın 7, 87, 88, 89 ve 161.maddeler�ne aykırıdır. 2026 Yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanunu’na Ekl� “E Cetvel� ‘n�n 11. maddes�nde yer alan düzenleme Anayasanın 7., 87., 88., 89. ve 161 maddeler�ne aykırı bulunmaktadır. 3- K Cetvel� “DİĞER ÖDEMELER” bölümünün sonuna 17 ila 20 nci sa�rların Anayasa’nın 161. Maddes�ne aykırılığı: Merkez� Yönet�m Bütçe Kanun tekl�f�n�n Plan ve Bütçe Kom�syonunda yapılan görüşmeler� sırasında kabul ed�len b�r önergeyle tekl�f�n 4 üncü maddes� çerçeves�nde Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 201 ‒ bu Kanuna bağlı (K) �şaretl� Cetvel�n “DİĞER ÖDEMELER” bölümünün sonuna 17 �la 20 nc� satırlar eklenm�şt�r. Eklenen hükümler �le 375 sayılı KHK’da ve 1700 sayılı Kanunda yer alan bazı hükümler�n uygulanmasında değ�ş�kl�k öngörülmüş ve ayrıca da bazı kadrolarda bulunanlara çeş�tl� oranlarda ek tazm�nat ve ek ödeme yapılması öngörülmüştür. Anayasa’nın 87. maddes�nde, Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�n�n (TBMM) görev ve yetk�ler� arasında kanun koymak, değ�şt�rmek ve kaldırmanın yanında bütçe kanun tekl�fler�n� görüşmek ve kabul etmek görev ve yetk�s�ne ayrıca yer ver�lm�şt�r. Anayasa’nın 88. maddes�nde, kanunların TBMM’de tekl�f, görüşülme usul ve esasları düzenlen�rken bütçe kanunlarının görüşülme usul ve esasları Anayasa’nın 161 maddede düzenlenm�şt�r. Bu maddeyle bütçe kanun tekl�fler�n�n görüşülmes�nde ayrı b�r yöntem kabul ed�lm�ş, Genel Kurulda üyeler�n g�der artırıcı veya gel�r azaltıcı tekl�flerde bulunmaları önlenm�ş ve Anayasa’nın 89. maddes�nde de Cumhurbaşkanı’na bütçe kanunlarını b�r daha görüşülmek üzere TBMM’ye ger� gönderme yetk�s� tanınmamıştır. Anayasa’nın anılan maddeler� �ncelend�ğ�nde anayasa koyucunun bütçe kanunlarına d�ğer kanunlara nazaran özel b�r önem atfett�ğ� anlaşılmaktadır. Anayasa’da b�rb�r�nden tamamen ayrı ve değ�ş�k olarak düzenlenen bu �k� kanunlaştırma yöntem�n�n doğal sonucu olarak olağan kanun �le düzenlenmes� gereken b�r konunun bütçe kanunu �le düzenlenmes� mümkün olmadığı g�b� mevcut kanun hükümler�n�n bütçe kanunuyla değ�şt�r�lmes� veya kaldırılması da mümkün değ�ld�r. Bu durum Anayasa’nın 161. maddes�nde “Bütçe kanununa, bütçe �le �lg�l� hükümler dışında h�çb�r hüküm konulamaz.” den�lmek suret�yle açık b�r şek�lde �fade ed�lm�şt�r. Anayasa Mahkemes�n�n yerleş�k �çt�hatlarına göre bütçe �le �lg�l� hükümler kavramı, mal� n�tel�ktek� hükümler� değ�l kanun konusu olab�lecek b�r kuralı kapsamaması koşuluyla bütçen�n uygulanması �le �lg�l�, uygulamayı kolaylaştırıcı ve açıklayıcı n�tel�kte hükümler� �fade etmekted�r. Anayasa’nın 161. maddes�n�n get�r�l�ş amacı bütçe kanunlarında yıllık bütçe kavramı dışındak� konulara yer vermemek, böylece bütçe kanunlarını �lg�s�z kurallardan uzak tutarak kend� yapısı �ç�nde bütünleşt�rmekt�r. Görüşmeler sırasında kabul ed�len önergede yer alan ve 375 sayılı KHK’da ve 1700 sayılı Kanunda yer alan bazı hükümler�n uygulanmasında değ�ş�kl�k ve bazı kadrolarda bulunanlara çeş�tl� oranlarda ek tazm�nat ve ek ödeme yapılması öngören bu hükümler�n bütçe �le �lg�l� hükümler olarak değerlend�r�lemeyeceğ� açıktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 202 ‒ Bu nedenle (K) �şaretl� Cetvel�n “DİĞER ÖDEMELER” bölümünün sonuna eklenen 17 �la 20 nc� satırlar Anayasa’nın 161 �nc� maddes�ne aykırıdır. XV. 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TEKLİFİNİN DİĞER BAZI MADDELERİ VE EKLİ CETVELLER ÜZERİNDE DEĞERLENDİRME 1-Kanun tekl�f�n�n pek çok maddes�nde ve ekl� cetvellerde yer alan açıklamalarda; ek ödenek, ödenek aktarma, ekleme ve kaydetme yetk�ler� Cumhurbaşkanına ver�lm�şt�r. Bütçen�n hazırlama ve uygulama sorumluluğunun Cumhurbaşkanlığı Hükumet S�stem�’nde Stratej� ve Bütçe Başkanlığı �le Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı g�b� farklı b�r�mlerde olması bütçen�n yönet�m�nde çok başlılığa neden olmakla b�rl�kte Bütçe Kanunu metn� ve ekl� cetvellerde yer alacak hüküm ve düzenlemeler� de etk�lemekted�r. Bütçe Kanun metn�nde ve E Cetvel�nde bütçe uygulaması �le �lg�l� olarak bazı kurumları yetk�lend�ren maddeler� gösteren tablolar aşağıdadır. Bütçe Kanun metninde bütçe Bütçe Kanununun ilgili maddeleri uygulaması ile ilgili olarak yetki verilen kurum Cumhurbaşkanı 5, 6, 7, 9,10, 12, 13, 15 Hazine ve Maliye Bakanı 9,11, 12 Cumhurbaşkanlığı Strateji ve 8 Bütçe Başkanlığı E Cetvelinde bütçe uygulaması E Cetvelinin ilgili maddeleri ile ilgili olarak yetki verilen kurum: Cumhurbaşkanı 2, 4/a, 4/b, 6, 11, 14, 25, 29, 30, 32/a,32/b,32/c,33, 37/a,37/b, 38,39, 46,51, 55, , 58, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve 8/a, 12/a, 12/b, 13, 15, 53/i, 63, Bütçe Başkanlığı Hazine ve Maliye Bakanı 8/a, 9, 13, 19, 22/b,22/c, 35, 42, 53/i, 56, 61, 63, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 203 ‒ Cumhurbaşkanlığı Hükümet S�stem�ne geç�ld�kten sonra bütçen�n hazırlanma ve uygulaması �le �lg�l� bazı görevler�n Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığından ayrılmasından sonra bütçe �le �lg�l� ek ödenek, ödenek aktarma, kaydetme ve devren gel�rl� ödenek kaydetme yetk�ler� Cumhurbaşkanına ver�lm�şt�r. Ancak nad�r hallerde de olsa E Cetvel�nde bel�rt�len durumlarda bu yetk� Stratej� ve Bütçe Başkanlığınca kullanılmaktadır. Bu düzenlemen�n sakıncaları; Cumhurbaşkanlığının �ş yükünü artırması ve bütçe uygulamalarında gec�kmelere yol açması, zaten cumhurbaşkanlığı s�stem�n�n b�r parçası olan Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı �le Stratej� ve Bütçe Başkanlığı yanında Cumhurbaşkanlığı �ç�nde başka b�r�mler�n oluşumuna yol açmasıdır. Bundan daha vah�m�, şekl� de olsa Türk�ye Cumhur�yet� Cumhurbaşkanın “ödenek kaydetmek” g�b� b�r muhasebe �şlem�yle görevlend�r�lm�ş olmasıdır. 2-) B�rçok kuruma %30’lara varan oranda devren ödenek kaydetme �mkânı get�r�lm�şt�r. Bu yolla ödenekler�n yers�z kullanımının önlenmes� düşünülmüştür. Bu durum hem devred�lecek oranın yüksek olması hem yen� program bütçe s�stem�n�n get�rd�ğ� �mkanlar çerçeves�nde ödenek �srafının kolayca �zleme ve önleme olanağı karşısında eleşt�r�lmes� gereken b�r husus olarak ortaya çıkmaktadır. Dev�rl� ödenekler�n fazla olması bütçen�n f�nansmanı açısından hesapta olmayan b�r husus olup aynı zamanda b�r sonrak� yılın bütçes�n�n hazırlanmasında da yanıltıcı tahm�nlere neden olmaktadır. 3-) Kanun tekl�f�n�n 7. maddes�n�n 1. fıkrasında yer alan, “Yükseköğret�m Kurulu Başkanlığı bütçes�n�n 99-401-02-05.02 tert�b�nde 4/11/1981 tar�hl� ve 2547 sayılı Yükseköğret�m Kanununun 10 uncu maddes� çerçeves�nde Öğret�m Üyes� Yet�şt�rme Programına yönel�k tefr�k ed�len ödenek, l�sansüstü eğ�t�m veren yükseköğret�m kurumlarına, görevlend�r�len öğrenc�ler�n sayıları ve öğren�m alanları d�kkate alınarak tahakkuk ett�r�lmek suret�yle öden�r. Bu amaçla tahs�l ed�len tutarlar �lg�l� yükseköğret�m kurumu tarafından, mal ve h�zmet alımlarında kullanılmak üzere b�r yandan yükseköğret�m kurumunun (B) �şaretl� cetvel�ne öz gel�r, d�ğer yandan (A) �şaretl� cetvel�ne ödenek kayded�l�r.” şekl�ndek� hüküm 5018 sayılı Kanunun ruhuna uygun düşmemekted�r. Yapılan �şlem sonucunda aktarılan tutar kadar gel�r, g�der ve ödenek mükerrer kayded�lm�ş olmakta ve haz�ne yardımlarında olduğu g�b� mahsup �şlem� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 204 ‒ yapılmadığı �ç�n düşük b�r m�ktarda da olsa gel�r ve g�der artmış olmaktadır. Yapılması gereken söz konusu b�r�mler arasında ödenek aktarımından �baret olmalıdır. 4-) E-Cetvel� üzer�nde değerlend�rme: E Cetvel� harcama kalemler�yle �lg�l� açıklamaların yer aldığı b�r cetveld�r. Mevcut hal�yle açıklamalardan z�yade, harcamalara dayanak oluşturan, gerçekte ayrı b�r kanunla düzenlenmes� gereken hükümlerle doludur. En azından bütçe kanunundak� maddelerle �lg�l� bölümde yer alması gereken pek çok konu bu bölüme sıkıştırılmıştır. E cetvel�nde genel olarak b�r s�stems�zl�k söz konusudur. (Kurum, konu, mal� düzenlemeler b�rb�r�n�n �çer�s�ne g�rm�şt�r Müstak�l b�r kanunda düzenlenmes� gereken pek çok husus madde metn� hal�ne dönüştürülerek E cetvel�nde “hapsed�lm�şt�r”. Geçm�ş yıllarda harcama d�s�pl�n� açısından büyük b�r sorun olan fon uygulaması E cetvel�nde saklı b�r b�ç�mde “özel hesap” adı altında yen�den hayat bulmaya başlamıştır. Bu fonların büyük b�r bölümü konuyu düzenleyen ve harcama esaslarını bel�rleyen özel b�r kanundan yoksundur. Ayrıca geçm�ştek� kapatılan fonların kaynağı esas olarak bütçe dışındak� unsurlardan oluşurken, E cetvel�nde yer alanların hemen heps� bütçe kaynaklarıyla f�nanse ed�lmekted�r. Bu uygulamada harcama usul ve esasları yönetmel�k ya da kararlarla bel�rlenmekte ve 5018 sayılı kanunda öngörülen harcama esaslarının dışına çıkılmaktadır. Bütçe ve d�ğer �lg�l� kanunlarla yapılması gereken bu ödemeler, bütçe d�s�pl�n� dışına çıkarılarak yapılmaktadır. E Cetvel�nde yer alan bazı açıklamalarla �lg�l� değerlend�rmelere aşağıda yer ver�lmekted�r. -5 numaralı açıklama, “Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığının pay sah�b� olduğu ş�rketler�n sermaye artırımlarına Haz�ne payı oranında katılmak amacıyla yapılacak ödemeler, 19/8/2016 tar�hl� ve 6741 sayılı Türk�ye Varlık Fonu Yönet�m� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 205 ‒ Anon�m Ş�rket�n�n Kurulması �le Bazı Kanunlarda Değ�ş�kl�k Yapılmasına Da�r Kanunun 4 üncü maddes�n�n b�r�nc� fıkrasının (a) ve (d) bentler� kapsamında Türk�ye Varlık Fonuna aktarılan kuruluşlara kamu adına yapılacak sermaye mah�yet�ndek� ödemeler Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı bütçes�nde yer alan tert�plerden karşılanab�l�r” Söz konusu düzenleme; Varlık Fonu’nun kuruluş amacından saptırarak sonuçta Türk�ye’ye ve bütçeye öneml� mal�yetler get�r�leceğ�n�n del�l�d�r. Söz konusu sermaye artırımları bazen zararların mahsubu yöntem�yle de gerçekleşmekted�r. Varlık Fonuna alınan çok sayıda KİT’�n ve İDT’n�n son dönemde hatırı sayılır ölçüde zarar ett�kler� b�l�nmekted�r. -7 numaralı açıklama, “Merkez� yönet�m kapsamındak� kamu �dareler�nde görev yapan kamu görevl�ler�; Dış�şler� Bakanlığınca b�ld�r�lecek uluslararası kurum ve kuruluşların Türk�ye’de yerleş�k bulunan merkez veya tems�lc�l�kler�nde, Yabancı D�l B�lg�s� Sev�ye Tesp�t Sınavından (YDS) İng�l�zce, Fransızca veya Almanca d�ller�n�n b�r�nden (A) düzey�nde puan almaları veya d�l yeterl�ğ� bakımından buna denkl�ğ� kabul ed�len uluslararası geçerl�l�ğ� bulunan başka b�r belgeye sah�p olmaları şartı ve �lg�l� Bakanın onayı �le 14/7/1965 tar�hl� ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 80 �nc� maddes� uyarınca bel�rlenen kontenjanlar dah�l�nde �k� yıla kadar stajyer memur olarak görevlend�r�leb�l�r. Gerek�rse bu süre b�r katına kadar uzatılab�l�r. Bu şek�lde görevlend�r�lenler, mal� ve sosyal haklarını kurumlarından almaya devam ederler. Bunlara, mal� ve sosyal haklar kapsamında b�r ayda yapılan toplam ödeme tutarı �le 104.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunan tutar arasındak� fark, herhang� b�r verg� ve kes�nt�ye tab� tutulmaksızın kurumlarınca ayrıca her ay öden�r. Bunlar hakkında 657 sayılı Kanunun ek 34’üncü maddes�n�n b�r�nc� fıkrası ve 79 uncu maddes�n�n dördüncü ve beş�nc� fıkraları hükümler� uygulanır. Bu şek�lde memur�yet mahall� dışına görevlend�r�lenlere �lk g�d�şler� ve kurumlarına dönüşler� �ç�n 10/2/1954 tar�hl� ve 6245 sayılı Harcırah Kanununun sürekl� görevle atananlara �l�şk�n hükümler� uyarınca kurumlarınca harcırah öden�r.” Bu düzenlemen�n �lg�l� kod kanununda yapılması gerek�r. -8 numaralı açıklama; 8 numaralı açıklamanın c fıkrasında, “c) Savaş, �ç karışıklık, s�yas� �st�krarsızlık ve yüksek terör tehd�d� g�b� nedenlerle güvenl�k zaf�yet� bulunan ülkelerde yer alan Dış�şler� Bakanlığı yurt dışı teşk�latına a�t dış tems�lc�l�kler�n b�na ve yerleşkeler� �le bahse konu tems�lc�l�klerde görevl� personel�n korunması amacıyla geç�c� süreyle görevlend�r�len Emn�yet Genel Müdürlüğü Özel Harekat B�r�m� Personel�n�n Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 206 ‒ Devlet Memurları Y�yecek Yardımı Yönetmel�ğ� çerçeves�ndek� beslenme g�derler�, bel�rlenecek esaslar çerçeves�nde Dış�şler� Bakanlığı bütçes�nden karşılanır.” açıklaması yer almaktadır. Bu fıkrada yer alan “bel�rlenecek esaslar çerçeves�nde” �bares�n� bel�rleyecek makam veya kuruluşun madde metn�nde yer alması gerek�rd�. -10 numaralı açıklama “Anadolu Ün�vers�tes� Açık öğret�m Fakültes�n�n yurt dışında yürüteceğ� h�zmetler �ç�n lüzumlu görülecek yerlerde yapılacak h�zmet alımları, k�ralanacak araç, gereç, mak�ne-teçh�zat, taşıt ve b�nalar �le bunların sözleşmeler�ne �l�şk�n g�derler, Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığının uygun görüşü üzer�ne bel�rlenecek esaslara göre Anadolu Ün�vers�tes� Döner Sermaye İşletmes� bütçes�nden karşılanır.” Döner sermayeler� �lg�lend�ren bu düzenleme �le �lg�l� açıklamanın bu Cetvelde yer almasının neden� anlaşılamamıştır. -11 numaralı açıklama; “Stratej� ve Bütçe Başkanlığı bütçes�n�n 56-41.33-01-07.01 tert�b�nde yer alan ödeneğ� vakıf ün�vers�teler�n�n araştırma altyapısı projeler�n� destekleme ve geçm�ş yıllarda bu kapsamda desteklenerek kurulan araştırma altyapılarının �dames� amaçlarıyla kullanmaya, bu tert�pten yapılacak harcamalar �le projeler�n �zleme ve değerlend�rme süreçler�ne �l�şk�n usul ve esasları bel�rlemeye Cumhurbaşkanı yetk�l�d�r” Bu düzenlemen�n �lg�l� kod kanunlarda yapılması gerek�r. -13 numaralı açıklama “1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnames� gereğ�nce Sanay� ve Teknoloj� Bakanlığı tarafından kalkınma ajansları vasıtasıyla yürütülen Caz�be Merkezler�n� Destekleme Programı, Sosyal Gel�şmey� Destekleme Programı, Kurumsal Dönüşüm ve Sürdürüleb�l�rl�k Destek Programı ve bölgesel gel�şme amaçlı d�ğer entegre ve temat�k destek programları kapsamında sağlanan destekler ve 4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnames� gereğ�nce kalkınma ajansları tarafından genel yönet�m kapsamındak� kamu �dareler�ne sağlanan destekler �le 388 sayılı Güneydoğu Anadolu Projes� Bölge Kalkınma İdares� Teşk�latının Kuruluş ve Görevler� Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 642 sayılı Doğu Anadolu Projes�, Doğu Karaden�z Projes� ve Konya Ovası Projes� Bölge Kalkınma İdares� Başkanlıklarının Teşk�lat ve Görevler� Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında bölge kalkınma �dareler�nce genel yönet�m kapsamındak� kamu �dareler�ne sağlanan destekler; yararlanıcı ve uygulayıcı �dareler�n bütçeler�ne gel�r kayded�lmeks�z�n açılacak özel hesaplarda �zlen�r”. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 207 ‒ Bu maddedek� düzenleme �le Sanay� ve Teknoloj� Bakanlığından bazı kaynaklar kalkınma ajanslarına ve Bölge Kalkınma İdares� Başkanlıklarına özel b�r hesap açılması yöntem�yle aktaracaktır. Söz konusu düzenleme bütçe prens�pler�ne aykırıdır. -15 numaralı açıklama “Stratej� ve Bütçe Başkanlığı, mevcut ve yen� kurulacak araştırma altyapılarına �l�şk�n �ş ve �şlemler�nde meslek� b�lg� ve deney�m�nden faydalanmak üzere geç�c� süre �le ün�vers�telerde görev yapan öğret�m elemanları, özel sektör ve s�v�l toplum kuruluşları çalışanları �le kamu görevl�s� olmayan d�ğer k�ş�ler� proje �zleme ve değerlend�rme, tekn�k konularda danışmanlık alma g�b� hususlarda panel�st, hakem ve �zley�c� olarak görevlend�reb�l�r. Bu şek�lde görevlend�r�lecek k�ş�lere yapılacak ödeme, d�ğer kanunlardak� düzenleme ve kısıtlamalara tab� olmaksızın 60.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı �le çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçmemek üzere görev ve yetk�ler�, çalışma şartları ve süreler� �le araştırma faal�yetler�ne katkısı g�b� hususlar esas alınmak suret�yle bel�rlen�r. Bu kapsamda yapılacak ödemeler �le d�ğer hususlara �l�şk�n usul ve esasları bel�rlemeye Stratej� ve Bütçe Başkanlığı yetk�l�d�r.” Bu düzenlemen�n �lg�l� b�r kod kanunda yapılmamasının ve Cumhurbaşkanlığı Stratej� ve Bütçe Başkanlığının ödeme ve d�ğer hususlara �l�şk�n usul ve esasları bel�rlemeye yetk�l� kılınmasının neden� anlaşılamamıştır. -18 numaralı açıklamada; S�lahlı Kuvvetler�n envanter�nde bulunan ve erbaş ve erler tarafından kullanılan tekn�k donanımı yüksek ve özel n�tel�kl� asker� araçların “kasko” g�derler�n�n “kant�n gel�rler�nden” karşılanması öngörülmekted�r. Bu tür araçların s�gorta kaynağının bütçe dışından, �st�krarı ve yaratacağı fonun boyutu tartışmalı b�r yapıya bağlanması devlet c�dd�yet�yle ne derece bağdaştığı tartışmalıdır. -19 numaralı açıklama “a) 657 sayılı Kanun �le 27/7/1967 tar�hl� ve 926 sayılı Türk S�lahlı Kuvvetler� Personel Kanununa tab� olup yurt dışı kadrolara sürekl� görevle atanan personel tarafından, tems�l yönü ve n�tel�kler� �t�barıyla �lg�l� bakanlığın tekl�f� üzer�ne k�ralanan konutların mefruşat, elektr�k, su, gaz, telefon, garaj ve genel g�derler� (zorunlu nedenlerle möblel� k�ralama yapılması durumunda mob�lya bedel�n�n k�ra bedel�nden ayrı olarak göster�l�p göster�lmed�ğ�ne bakılmaksızın ödenen k�ra bedel�n�n ayrıca yüzde 20’s�) har�ç tutulmak suret�yle bulunan k�ra bedel�n�n, memurun emsal katsayılarına göre bel�rlenen net ödemeler�n�n yüzde 25’�n� aşması hal�nde aşan kısmın Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığınca uygun görülecek tutarları bütçeler�n �lg�l� tert�pler�nden öden�r.” Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 208 ‒ Sınır ve tavan get�r�lmeden ver�len bu ödeme yetk�s� bütçe mantığına aykırıdır. -20. numaralı açıklama; Yabancı d�l kurslarına gönder�lecekler �ç�n ödenecek ders ücretler�n�n, yüzde 50’s�n�n gel�r verg�s� tevk�fatı yapılmaksızın ödeneceğ�n� hükme bağlamaktadır. Bu verg� muaf�yet�n�n, Gel�r Verg�s� Kanunu’nda düzenlenmes� gerek�rd�. Ayrıca emsal düzenlemeler �ç�n de vah�m b�r uygulamadır. Sınır ve tavan get�r�lmeden ver�len bu ödeme yetk�s� bütçe mantığına aykırıdır. 32 numaralı açıklamanın a bend� Bu bentte; “Barışı Destekleme ve Koruma Harekatları kapsamında Cumhurbaşkanlığı bütçes�n�n 13- 2.2-01-03.04 tert�b�ne tahs�s ed�len ödenek ve Somal� S�lahlı Kuvvetler�n�n yen�den yapılandırılması çalışmaları kapsamında M�llî Savunma Bakanlığı bütçes� �le Somal� Pol�s Özel Harekât Personel�n�n eğ�t�lmes� faal�yetler� kapsamında Emn�yet Genel Müdürlüğü bütçes�n�n (05.06) ekonom�k kodlarına tahs�s ed�len ödenekler�n harcanmasına �l�şk�n usul ve esaslar Cumhurbaşkanlığı tarafından bel�rlen�r. Bu usul ve esaslar kapsamındak� harcamalar özel hesaba aktarılarak gerçekleşt�r�leb�l�r.” Bu düzenlemen�n �lg�l� b�r kod kanunda yapılmaması gerek�r. 32 numaralı açıklamanın c bend� Bu bentte bahsed�len bütçe tert�b�nde yer alan ödeneğ�n kullanım usul ve esaslarının Cumhurbaşkanınca tesp�t ed�leceğ� öngörülmekted�r. B�r çeş�t fon olan bu uygulamanın yaygınlaşması ve d�ğer kurumlarca ben�msenmes� hal�nde harcama d�s�pl�n�n yok olması kaçınılmazdır. 33 numaralı açıklama “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunun 8 �nc� maddes�n�n b�r�nc� fıkrasının (a) bend� kapsamına g�ren �şler� �ç�n v�ze almaksızın ve b�r ayı aşmayacak şek�lde, çalıştıracakları k�ş�lere ödeme yapab�l�rler. Bu şek�lde çalıştırılanlardan kend� yükümlülükler� neden�yle b�r sosyal güvenl�k kurumuna pr�m ödemeye devam etmes� gerekenler hakkında, bu çalışmalarından dolayı 22/5/2003 tar�hl� ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümler� �le 31/5/2006 tar�hl� ve 5510 sayılı Sosyal S�gortalar ve Genel Sağlık S�gortası Kanunu ve �lg�l� d�ğer mevzuat hükümler� uygulanmaz. Bunlardan, kend� yükümlülükler� neden�yle b�r sosyal güvenl�k Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 209 ‒ kurumuna pr�m ödemeye devam etmes� gerekmeyenler hakkında �se, 657 sayılı Kanunun 4’üncü maddes�n�n (B) fıkrasının b�r yıldan az sürel� veya mevs�ml�k h�zmetlerde �st�hdam ed�leceklere �l�şk�n hükümler� uygulanır ve bunlara f��len çalıştıkları her gün �ç�n ödenecek ücret�n b�r günlük brüt tutarı, �şç�ler �ç�n bel�rlenen b�r günlük brüt asgar� ücret tutarını geçemez. B�r mal� yıl �ç�nde aynı k�ş�ye aynı kurum bütçes�n�n (döner sermaye ve fon bütçes� dah�l) farklı tert�pler�nden olsa dah� en fazla üç ay (14/6/1935 tar�hl� ve 2804 sayılı Maden Tetk�k ve Arama Genel Müdürlüğü Kanunu gereğ�nce araz�de yapılan etüt ve sondaj faal�yetler� �ç�n en fazla dört ay) �ç�n ödeme yapılab�l�r. Türk S�lahlı Kuvvetler� �le Jandarma Genel Komutanlığı ve Sah�l Güvenl�k Komutanlığının yurt dışında görevl� b�rl�kler�nde �nsan� amaçla çalıştırılan ve azam� sayıları �le ücretler�, ödenekler� çerçeves�nde ayrıca Cumhurbaşkanınca bel�rlenecek yerel personel �ç�n süre kaydı aranmaz.” Bu düzenlemen�n b�r kod kanunda düzenlenmes� gerekmekted�r. 37. Numaralı açıklamada; Bu açıklamada; Adalet Bakanlığı bütçes�ne posta g�derler� �ç�n ödenek eklemek üzere Cumhurbaşkanına yetk� ver�lmekted�r. Bu açıklamada yer alan” ödenek ekleme” �bares�n�n “ödenek kaydetme” olarak değ�şt�r�lmes� bütçe tekn�ğ�ne daha uygun düşmekted�r. Bu konunun müstak�l b�r madde şekl�nde maddeler bölümünde yer alması gerek�rd�. İdeal olanı �se daha başlangıçta, yeterl� ödeneğ�n �lg�l� tert�be konulması ve Mecl�s�n harcama yetk�s�n�n gasp ed�lmemes�d�r, 38. Numaralı açıklama; Adalet Bakanlığı bütçes�ne, yargılamaya �l�şk�n tebl�gatların yapılması �ç�n konulan “03.05.20.01- Posta ve Telgraf G�derler�” ödeneğ�n�n yetmemes� hal�nde, münhasıran bu g�der �ç�n kullanılmak üzere 2022 yılı yargı para cezaları gel�r gerçekleşmes�n�n yüzde 50’s�n� geçmemek üzere ödenek eklemeye Cumhurbaşkanı yetk�l�d�r. Bu açıklamada yer alan” Ödenek ekleme” �bares�n�n “ödenek kaydetme” olarak değ�şt�r�lmes� bütçe tekn�ğ�ne daha uygun düşmekted�r. 42. numaralı açıklama; Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Cumhurbaşkanı yetk�l�d�r. Bu açıklamada yer alan” Ödenek ekleme” �bares�n�n “ödenek kaydetme” olarak değ�şt�r�lmes� bütçe tekn�ğ�ne daha uygun düşmekted�r. ‒ 210 ‒ 42. numaralı açıklama; Bu açıklamada bulunan; Mukab�l�nde ya da bedels�z olarak “d�ş fırçası ve d�ş macunu” dağıtılması konusunda Sağlık Bakanına yetk� ver�lmes�ne �l�şk�n düzenlemen�n bu cetvelde yer almaması ve bütçe dışında özel b�r yasada düzenlenmes� gerek�rd�. -45 Numaralı açıklama “İmalat suret�yle ed�n�lecek veya �mal ett�r�lecek den�z taşıtlarından üret�m sürec� b�rden fazla yılı kapsayanların bedeller�, (T) �şaretl� cetvelde göster�lmes�ne gerek bulunmaksızın �lg�l� �dare bütçeler�n�n 06.01.40.04 ekonom�k kodundan öden�r.” Bu düzenleme �le 237 sayılı Taşıt Kanunu 2026 yılında askıya alınmaktadır. Söz konusu düzenleme 237 sayılı Taşıt Kanunu’nda yapılab�l�rd�. 46.Numaralı açıklama “16/6/2005 tar�hl� ve 5369 sayılı Evrensel H�zmet Kanununun 6’ncı ve 7’nc� maddeler� uyarınca tahs�s ed�len ödenekler� aşan evrensel h�zmet gel�rler�n�n yıl �ç� gerçekleşme tutarları karşılığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bütçes�n�n �lg�l� tert�pler�ne ödenek eklemeye Cumhurbaşkanı yetk�l�d�r.” Bu açıklamada yer alan” Ödenek ekleme” �bares�n�n “ödenek kaydetme” olarak değ�şt�r�lmes� bütçe tekn�ğ�ne daha uygun düşmekted�r. 49 Numaralı açıklama “16.33-01-05.02 tert�b�nde yer alan ödenek; Türk�ye’de �kamet eden ve h�zmete �ht�yaç duyan 65 yaş üstü yaşlıların korunması ve desteklenmes� �le b�yo-ps�ko sosyal bakıma �ht�yacı olanların yaşadıkları mekânlarda gerekl� olan bakımlarının yapılarak yaşamlarının kolaylaştırılmasını amaçlayan Yaşlı Destek Programı (YADES) �ç�n A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı tarafından bel�rlenecek usul ve esaslar çerçeves�nde beled�yeler�n program amaçlarına uygun olarak hazırlayacakları projeler �ç�n kullandırılır. YADES Programı kapsamında val�l�kler tarafından A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığına tekl�f ed�len ve anılan Bakanlık tarafından uygun bulunan projelerden, val�n�n yetk� ve sorumluluğunda gerçekleşt�r�lmes� uygun görülenler�n bedeller�, münhasıran proje �le �lg�l� harcamalarda kullanılmak üzere söz konusu ödenekten �lde val�l�k adına açılacak özel b�r hesaba aktarılır ve proje amaçlarına uygun olarak val� tarafından beled�yelere A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı tarafından bel�rlenecek usul ve esaslar çerçeves�nde kullandırılır.” Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 211 ‒ Bu düzenleme �le A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı val�l�klere ve onlar aracılığıyla da beled�yelere özel b�r hesap açılması yöntem�yle kaynak aktaracaktır. Söz konusu düzenleme bütçe prens�pler�ne aykırıdır. 53 Numaralı açıklama Söz konusu açıklamanın 1. fıkrasında yer alan, “Yükseköğret�m Kurulu Başkanlığı bütçes�n�n 99-401-02-05.02 tert�b�nde 4/11/1981 tar�hl� ve 2547 sayılı Yükseköğret�m Kanununun 10 uncu maddes� çerçeves�nde Öğret�m Üyes� Yet�şt�rme Programına yönel�k tefr�k ed�len ödenek, l�sansüstü eğ�t�m veren yükseköğret�m kurumlarına, görevlend�r�len öğrenc�ler�n sayıları ve öğren�m alanları d�kkate alınarak tahakkuk ett�r�lmek suret�yle öden�r. Bu amaçla tahs�l ed�len tutarlar �lg�l� yükseköğret�m kurumu tarafından, mal ve h�zmet alımlarında kullanılmak üzere b�r yandan yükseköğret�m kurumunun (B) �şaretl� cetvel�ne öz gel�r, d�ğer yandan (A) �şaretl� cetvel�ne ödenek kayded�l�r.” şekl�ndek� hüküm 5018 sayılı Kanunun ruhuna uygun düşmemekted�r. Yapılan �şlem sonucunda aktarılan tutar kadar gel�r, g�der ve ödenek mükerrer kayded�lm�ş olmakta ve haz�ne yardımlarında olduğu g�b� mahsup �şlem� yapılmadığı �ç�n düşük b�r m�ktarda da olsa gel�r ve g�der artmış olmaktadır. Yapılması gereken söz konusu b�r�mler arasında ödenek aktarımından �baret olmalıdır. Söz konusu düzenleme; Ölçme, Seçme ve Yerleşt�rme Merkez� Başkanlığına a�t sınav ücret� �ç�n b�r�ken fondan bazı faal�yetler �ç�n yapılacak aktarmaları düzenlemekted�r. Bu fon dar gel�rl� k�ş�ler, öğrenc�ler ve kamu görevl�ler�nden kend�ler�ne ver�len sınav h�zmetler� karşılığında tahs�l ed�len ücretlerden oluşmaktadır. Son dönemde sınav ücretler�nde çok yüksek rakamlar alınarak bu durumda bulunan genell�kle alt gel�r düzey�ndek� k�ş�ler zorlanmaktadır. Bu ücretler neredeyse b�r harç konumuna dönüşmüştür. ÖSYM’n�n bu şek�lde kaynak b�r�kt�r�p YÖK’e aktarması usulü yer�ne söz konusu sınav ücretler� düşürülmel�d�r, bu maddede söz konusu ed�len h�zmetler �ç�n YÖK bütçes�ne ayrıca ödenek konulmalıdır. 58. numaralı açıklama Adalet Bakanlığı bütçes�nde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemes� nezd�nde ülkem�z aleyh�ne açılan ve tazm�nata hükmed�len davalara �l�şk�n 1-8.37-01-03.04 tert�b�nde yer alan Avrupa İnsan Hakları Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 212 ‒ Mahkemes� Nezd�nde Yürütülen Faal�yete �l�şk�n ödenek �le 9/1/2013 tar�hl� ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemes�ne Yapılmış Bazı Başvuruların Tazm�nat Ödenmek Suret�yle Çözümüne Da�r Kanunla kurulan İnsan Hakları Tazm�nat Kom�syonunca hükmed�len tazm�natlara �l�şk�n 1-8.37-01-03.04 tert�b�nde yer alan İnsan Hakları Tazm�nat Kom�syonunca Hükmed�len Tazm�natlara İl�şk�n Faal�yete da�r ödeneğ�n yetmemes� hal�nde münhasıran bu g�derler �ç�n kullanılmak üzere bu tert�plerde yer alan ödeneğ�n b�r katına kadar ödenek eklemeye Cumhurbaşkanı yetk�l�d�r.” Bu açıklamada yer alan” Ödenek ekleme” �bares�n�n “ödenek kaydetme” olarak değ�şt�r�lmes� bütçe tekn�ğ�ne daha uygun düşmekted�r. 61. numaralı açıklama “Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı Bütçes�nden Türk Savunma Sanay��n�n gel�şt�r�lmes� amacıyla Savunma Sanay�� Destekleme Fonu’na kaynak aktarmaya Haz�ne ve Mal�ye Bakanı yetk�l�d�r.” şekl�nded�r. Söz konusu açıklamanın benzer� 2025 yılına a�t Merkez� Yönet�m Bütçe Kanununa ekl� E Cetvel�nde;” Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinin 43-12.32-01-05.04 tertibinde yer alan ödeneği Türk savunma sanayiinin geliştirilmesi amacıyla Savunma Sanayii Destekleme Fonu’na kaynak aktarmak suretiyle kullanmaya Hazine ve Maliye Bakanı yetkilidir.” şekl�nde yer almakta �d�. Söz konusu tert�pte bulunan ödenek m�ktarı �se; 7.385.000.000 TL �d�. 2026 yılı E Cetvel�nde yer alan açıklamada tert�p veya tutar bel�rt�lmemes� bütçeleme �lkeler�ne ve Anayasa’nın 87 ve 161. maddeler�nde tanımını bulan TBMM’n�n “Bütçe Hakkı” �lkes�ne aykırılık oluşturmaktadır. 62. numaralı açıklama D�yanet İşler� Başkanlığı bütçes�nden, 5018 sayılı kanuna tab� olmaksızın, Türk�ye D�yanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkez� (İSAM)’a 160.000.000 TL. yardım yapılması öngörülmekted�r. B�l�nd�ğ� üzere 5018 sayılı Yasa, gerçek ve tüzel k�ş�lere kanun� dayanağı olmadan yardım yapılmasını engellemekted�r. Bu ödeme b�r kod kanunda düzenlenmel�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 213 ‒ 5-) H Cetvel� (6245 sayılı Harcırah Kanunu gereğ�nce ver�lecek Kanunu gereğ�nce ver�lecek gündel�k ve tazm�nat tutarı) üzer�nde değerlend�rme H Cetvel�ndek� günlük harcırah rakamları yoğun enflasyon koşulları neden�yle anlamını y�t�rm�şt�r. Ek gösterges� olmayan memurlara ödenecek yevm�ye tutarı 860 TL olarak tesp�t ed�lm�şt�r. Öngörülen memur ve denet�m elemanlarına ver�lecek harcırahları yıkıcı b�r enflasyonun yaşandığı bu dönemde gerçekç� olmaktan uzaktır. Tüm memurlarda olduğu g�b�, özell�kle kırsal kes�mde görev yapan z�raat mühend�s ve tekn�syenler� �le veter�nerler�n bu tutarlardak� b�r harcırahla görev yapmaları ve tarıma köylere g�derek gerekl� katkıyı sağlamaları mümkün değ�ld�r Özell�kle taşrada görev yapan z�raat mühend�sler�, veter�ner g�b� personel�n görev yapmasını �mkansızlaştırmaktadır. Gerekt�ğ�nde vatandaş bu elamanların masrafını kend�s� karşılayarak h�zmet tem�n etmekted�r. Harcırah Kanununda gerekl� düzenlemeler yapılarak bu komed�ye son ver�lmel�d�r. Ayrıca söz konusu Cetvelde bulunan ve Denet�m Elemanlarının yurt �ç� görev yolluklarını (yevm�ye, konaklama) bel�rleyen rakamlar da yoğun enflasyon ve hayat pahalılığının yaşandığı bu koşullarda anlamını y�t�rm�şt�r. Söz konusu durum yürütme �çer�s�ndek� denet�m, araştırma ve soruşturma �şlevler�n�n koşullar neden�yle �sten�ld�ğ� ölçüde planlanmamasına ve yer�ne get�r�lmemes�ne neden olmaktadır. Bu nedenle 6245 sayılı Harcırah Kanununda ve H Cetvel�nde �y�leşt�r�c� düzenlemeler�n yapılması şarttır. 6-) İ Cetvel� (Çeş�tl� kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnameler�ne göre bütçe kanununda göster�lmes� gereken parasal sınırlar) üzer�nde değerlend�rme Bu Cetvelde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 45. Maddes�yle �lg�l� �lg�l� parasal sınır Haz�neye a�t taşınmazların satışında 10.000.000 TL olup, bu tutarı y�rm� katına kadar artırmaya Çevre ve Şeh�rc�l�k Bakanı yetk�l� kılınmıştır. Bu oldukça yüksek b�r sınırdır. B�r anlamda Bütçe Kanununun �st�smarı anlamına gelmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 214 ‒ 7-) K Cetvel� (Ek ders, konferans ve fazla çalışma ücretler� �le d�ğer ücret ödemeler�n�n tutarları) üzer�nde değerlend�rme K cetvel�nde bel�rt�len başta fazla çalışma ücret� olmak üzere d�ğer ücretler de yaşanan yoğun enflasyon koşulları altında sembol�k hale gelm�şt�r. Bu konulardan beklen�len yararlar elde ed�lecekse, tutarların c�dd� düzeylere yükselt�lmes� gerek�r. Aks� halde bu tür ücretler� kaldırmak ve gönüllülük esasını ben�msemek yer�nde olacaktır. 8-)T Cetvel� (Taşıt Cetvel�) üzer�nde değerlend�rme T cetvel�nde kurumların öneml� sayıda taşıtı h�be yoluyla ed�nd�kler� görülmekted�r. Bu taşıtların k�mler tarafından, neden bağışlandığı üzer�nde durulması gereken b�r konudur. Yıllar �t�bar�yle h�be ed�len taşıt sayısında artışlar olduğu gözlenmekted�r. Bunların öneml� b�r bölümü kurumların el�nde bulunan bütçe dışı kaynaklardan sağlandığı tahm�n ed�lmekted�r. XVI. CUMHURBAŞKANLIĞI STRATEJİ BÜTÇE BAŞKANLIĞI BÜTÇESİNİN GÖRÜŞÜLMESİ SIRASINDA VERİLEN ÖNERGELER Bakanlık ve kuruluş bütçeler� har�c�nde Cumhurbaşkanlığı Stratej� Başkanlığı bütçes�n�n görüşülmes� sırasında tüm bütçe büyüklükler�n� �lg�lend�ren 10 adet önerge ver�lm�şt�r. Bunlardan b�r�s� Bütçe Kanun Tekl��f�n�n yedek ödenek kullanım tutarını artıran 6- 1/a maddes�n�n Bütçe Kanun Tekl�f� metn�nden çıkartılmasına, D�ğer� �se KÖİ model� �le yapılan şeh�r hastaneler�, otoyollar �ç�n bütçeden ödenen haz�ne garant�ler�n�n oluşturduğu yükün, bütçe yılını �zleyen 5 yıl boyunca �zlenmes� ve toplumca b�l�nmes�n� sağlamak amacıyla bu bedellerle �lg�l� cetveller�n �lg�l� yılın bütçe kanunlarına eklenmes�ne �l�şk�nd�r. Bu önergeler �kt�dar part�s� m�lletvek�ller�nce reded�lm�şt�r. D�ğer 8 adet önerge �se; Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 215 ‒ -Yaşanan enerj� f�yatları artışı neden�yle, emekl� vatandaşlara, Devlet memurlarına 2026 yılında, 2 defa aylık 20 b�n TL yakacak yardımı ver�lmes�n� -Emekl�ler�m�ze yapılan 4 b�n TL bayram �kram�yes� ödemeler�n�n asgar� ücrete yükselt�lmes�n�, -24 Kasım Öğretmenler Gününde öğretmenler�m�ze b�rer maaş �kram�ye dağıtılmasını, -2026’da �lave 100 b�n öğretmen ataması yapılmasını ve 90 m�lyar TL’l�k ek ödenek konulmasını, -KGM bünyes�ndek� taşeron karayolu �şç�ler�n�n kadroya alınmasını ve maaşları �ç�n 20 m�lyar TL’l�k ek ödenek konulmasını, -Ç�ftç�ler�n tarımsal amaçlı kullandıkları mazottak� ÖTV ve KDV’n�n Stratej� ve Bütçe Başkanlığınca karşılanmasını, -2026 yılında doğalgaz h�zmet� alamayan köy ve kasabalarda yaşayan vatandaşlara hane başına yıllık toplam 20.000 TL. yakacak yardımı ödenmes�n�, -Kred� ve Yurtlar Kurumunun kred� ve burs m�ktarının artırılarak, l�sansta 3 b�n yer�ne 6 b�n TL, yüksek l�sansta 6 b�n yer�ne 12 b�n TL, doktorada 9 b�n yer�ne 18 b�n TL ödenmes�n�, talep eden önergeler �d�. Bu önergeler de kom�syon çalışmaları sırasında red ed�lm�şt�r. Reded�lm�şt�r XVII. ÇALIŞMA HAYATI, İSTİHDAM VE SOSYAL GÜVENLİK GİRİŞ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 216 ‒ XVII. ÇALIŞMA HAYATI, İSTİHDAM VE SOSYAL GÜVENLİK GİRİŞ Anayasamız 2’nc� maddes�nde Türk�ye Cumhur�yet�n�n n�tel�ğ� olarak sosyal devlet �lkes�n� ben�msem�şt�r. Keza, bu �lkeye paralel olarak 5’�nc� maddes�nde de devlet�n temel amaç ve görev�n� “k�ş�ler�n ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; k�ş�n�n temel hak ve hürr�yetler�n�, sosyal hukuk devlet� ve adalet �lkeler�yle bağdaşmayacak surette sınırlayan s�yasal, ekonom�k ve sosyal engeller� kaldırmaya, �nsanın maddî ve manevî varlığının gel�şmes� �ç�n gerekl� şartları hazırlamaya çalışmak” olarak bel�rlem�şt�r. Anayasamızın temel n�tel�kler�nden olan sosyal hukuk devlet�, herkes �ç�n, �nsan hays�yet�ne yaraşır b�r hayat düzey�n� gerçekleşt�rmekle yükümlü devlett�r. B�r d�ğer dey�şle, sosyal haklar, ekonom�k bakımdan zayıf ve güçsüz olanların ve özell�kle �şç�ler�n haklarının ve çıkarlarının korunması, gel�şt�r�lmes� ve emek �le sermaye arasındak� �l�şk�lerde b�r güç denges� kurulması �ç�n devlet�n gerçekleşt�rme sorumluluğunu üstlend�ğ� ekonom�k ve sosyal n�tel�kl� ve özgürlükçü önlemler�n bütünü olarak ele alındığında; bu haklara anayasa ve yasalarında yer veren ve bunları �çtenl�kle yer�ne get�rmeye çaba gösteren devlet “sosyal devlet”t�r. Sosyal devlet �lkes�n�n hayata geç�r�lmes� kadar sosyal adalet�n sağlanması da devlet�n yükümlülüğünded�r. Toplumu oluşturan sosyal sınıflar arasındak� �kt�sad� denges�zl�kler�n g�der�lmes�, �kt�saden zayıf durumda bulunan sosyal sınıfların, d�ğer sosyal sınıflara karşı korunması olarak tanımlanab�lecek olan sosyal adalet; özell�kle emeğ� �le çalışanların, yaşadıkları toplum �ç�nde, �nsan hays�yet�ne yaraşır b�r asgar� hayat standardına kavuşmalarını sağlayacak şek�lde yaratılan m�ll� hasıladan pay almalarını garant� altına almaya yönel�k uygulamalar bütünü olarak da tar�f ed�lmekted�r. 23 yıldır süregelen AKP �kt�darın adeta b�r süs malzemes� hal�ne gelen Anayasa’nın 2. maddes�nde yer alan “sosyal hukuk devlet�” �lkes� aslında bütçeler�n hazırlanmasında bağlayıcı b�r referans noktasıdır. Sosyal devlet �lkes�, kamu kaynaklarının k�mden toplanacağı ve k�mlere hang� araçlarla aktarılacağı sorusuna yanıt üretmekted�r. Verg� yükünün ağırlığı, sosyal harcamaların düzey�, emek gel�r� leh�ne m� yoksa sermaye leh�ne m� yen�den dağıtım yapıldığı bu �lke �le sınanmaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenl�k Bakanlığı bütçes� �ncelend�ğ�nde sosyal devlet�n gerekt�rd�ğ� bu bağlayıcı çerçeven�n zayıf kaldığı, emeğ�n korunmasından çok ucuz �şgücü rej�m�n� sürdüren b�r anlayışın ağır bastığı görülmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 217 ‒ Anayasa’nın 49. maddes�, çalışma hakkını her b�rey �ç�n temel b�r hak ve ödev olarak tanımlamakta ve devlete çalışma hayatını düzenleme, �şs�zl�ğ� önleme, �st�hdamı gel�şt�rme ve çalışanların refahını artırma yönünde yükümlülükler vermekted�r. Bu düzenleme, �şgücü p�yasasında yaşanan dalgalanmaların yalnız konjonktürel b�r sorun olarak görülmemes� gerekt�ğ�n�, mal�ye pol�t�kalarının yönlend�rd�ğ� yapısal b�r alan olarak ele alınmasının zorunlu olduğunu göstermekted�r. Kamu pol�t�kalarının �st�hdam yaratma kapas�tes�n�n güçlend�r�lmes�, gel�r kayıplarının telaf�s�, üretken �st�hdamın artırılması ve emeğ�n ulusal gel�r �ç�ndek� payının korunması, bütçe planlamasında öncel�kl� alanlar hal�ne get�r�lmel�d�r. Ancak AKP �kt�darı bu terc�h� yapmaktan kaçınmaktadır. İkt�dar, �st�hdam pol�t�kalarını Anayasa’nın emred�c� hükümler�ne göre değ�l, ucuz emek stratej�s�n� merkeze alan b�r ekonom�k model�n gerekl�l�kler�ne göre tasarlamaktadır. İşgücü p�yasasında yaratılan �şler�n öneml� b�r bölümü düşük ücretl�, geç�c�, güvences�z ve send�kasız alanlarda yoğunlaşmakta; �st�hdam artışı olarak sunulan rakamların altında, emekç�ler�n yaşam standartlarında bel�rg�n b�r düşüş yatmaktadır. İşgücüne katılım oranları artarken, reel ücretler aynı ölçüde yükselmemekte; hatta çoğu dönemde ver�ml�l�k artışının ger�s�nde kalarak er�mekted�r. Bu tablo, emekç�ler açısından �st�hdam artışının refah artışı anlamına gelmed�ğ�n� açık b�ç�mde ortaya koymaktadır. AKP �kt�darı, �şs�zl�ğ� azaltma çabasını da Anayasal b�r yükümlülük olarak değ�l, �stat�st�kler� yönet�lmes� gereken b�r görüntü alanı olarak ele almaktadır Özell�kle Anayasamızda ekonom�k ve sosyal haklar başlığı altında somutlaşan haklar ve özgürlükler özell�kle yukarıda bahsed�len her �k� �lken�n hayata geç�r�lmes�nde sosyal pol�t�kaların temel aldığı haklardır. Çalışma, örgütlenme ve toplu pazarlık hakkı, ücret ve ücrette adalet sağlama, sosyal güvenl�k, sağlık, eğ�t�m ve öğren�m, çevre, konut, a�len�n korunması, sosyal h�zmetler ve sosyal yardımlar g�b� alanlarda oluşturulan sosyal pol�t�kalar b�r yandan bölüşüm �l�şk�ler� açısından bağımlı sınıfları koruyucu n�tel�k taşırken aynı zamanda gel�r dağılımı adalet�n�n sağlanması ve ekonom�k alanın düzenlenmes� ve �st�krarının sağlanmasında etk�l� rol oynamaktadır. Genel anlamda değ�şen ekonom�k, s�yasal ve toplumsal �l�şk�ler, teknoloj�k dönüşümle b�rl�kte sosyal pol�t�kaların da değ�ş�m�n�, yen�den şek�llend�r�lmes�n� zorunlu kılmaktadır. B�r yandan teknoloj�k dönüşümün yarattığı dönüşümün sosyal etk�ler�n�n Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 218 ‒ düzenlenmes� �ht�yacı d�ğer yandan s�stemsel ve dönemsel kr�zler�n yarattığı yoksullaşma ve gel�r dağılımındak� bozulmaya karşı koruyucu önlemler alma �ht�yacı sosyal pol�t�kaların önem�n� daha da bel�rg�n hale get�rmekted�r. Ülkem�zde özell�kle son 23 yıldır uygulanan neo-l�beral pol�t�kaların tahr�pkâr doğasının sonuçları �le üret�me dayalı olmayan büyüme model�n�n yarattığı yoksullaşmaya karşı uygulanan sosyal pol�t�kalar ne yazık k� yeterl� olmaktan uzaklaştığı g�b� bu pol�t�kaların uygulama yöntem ve araçlarının kend�s� bu sonuçlara katkı yapan b�r faktör hal�ne gelm�şt�r. Öncel�kle üret�m �l�şk�ler�nde çalışan kes�mler�n yaşam hakkı ve sağlıklı b�r çevrede çalışma hakkının salt üret�m, üret�m zorlaması, yalın üret�m model�n�n yarattığı tahr�bat g�b� nedenlerle zedelend�ğ� görülmekted�r. Özell�kle, �nşaat, �malat, madenc�l�k g�b� sektörlerde yaşanan �ş kazalarının g�derek artması ve ölümlü �ş c�nayetler�n�n artarak sürmes�, koruyucu ve müdahalec� devlet model� yer�ne p�yasa ajanlarının kend� �n�s�yat�fler�ne bırakılmış olmasının sonucudur. Denet�m yer�ne uzlaşı ve farkındalık arttırma adı altında emeğ�n korunmasız bırakılması, b�r yandan da rekabet� zedelememe adına mevcut mevzuatın gerekler�n�n yer�ne get�r�lmemes�, �şyerler�ndek� baskı ve benzer� denet�m arayışlarına göz yumulması, devlet�n yer�ne denet�m �şlev�n�n özel ş�rketler aracılığıyla yer�ne get�r�lmes� anlayışı, �şgücü p�yasasını serbestleşt�rmen�n ötes�ne geçm�ş sermaye açısından adeta kuralsız b�r gül bahçes�ne dönüştürmüştür. 2026 Çalışma Bakanlığı bütçes�ne bakıldığında bu yönel�m� değ�şt�rmeye yönel�k program bazlı b�r bütçeleme yapılmadığı g�b� benzer sonuçlar verecek b�r yaklaşım serg�lend�ğ� görülmekted�r. D�ğer yandan üret�m �l�şk�ler�nde faktör f�yatı olarak da tanımlanan emeğe ödenen ücretler�n de ağır b�r er�meyle karşı karşıya olduğu görülmekted�r. Gerek özel sektörde gerekse kamu kes�m�nde çalışanlar açısından ücretler�n satınalma gücünün hızla kaybolması, asgar� ücret�n reel olarak er�t�lmes� de emeğe yönel�k arz yönlü saldırının başka b�r boyutunu oluşturmuş, yaratılan kr�z�n faturası çalışan kes�mlere çıkarılmıştır. Ayrıca, özell�kle 2020 yılı Mart ayından �t�baren dünya genel�nde yaşanan cov�d-19 pandem�s�n�n yarattığı ekonom�k, sosyal ve s�yasal sorunlar neden�yle devlet�n sosyal alanı düzenley�c� araç ve pol�t�kalarının da etk�nl�ğ�n�n de yen�den gözden geç�r�lmes� gerekmekted�r. Pandem� ve sonrasında yaşanan 6 Şubat depremler� neden Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 219 ‒ göster�lerek oluşturulan ancak aslında ekonom�k olarak arz yönlü ve sınıflar arası gel�r transferler�ne dayalı yanlış ekonom� pol�t�kaların b�r sonucu olarak yaşanan �st�hdam azalması, �şyer� kapanmaları, üret�m sürec�ndek� sorunlar �le yaşanan hızlı yoksullaşmaya karşı oluşturulan sosyal pol�t�kaların yeters�zl�ğ�, aktarılan gel�r destekler�n�n yeters�zl�ğ� bu sürec�n asıl panoramasını ortaya koymaktadır. S�yas� �kt�dar tarafından �st�hdamı koruma ve arttırmaya yönel�k bakış açısının arz yönlü olması, b�r yandan kamusal müdahaley� yok sayarken d�ğer yandan yen� �ş yaratma yer�ne p�yasanın kend� d�nam�kler�n�n olumsuz sonuçlarını g�dermeye yönel�k terc�hler neden�yle kısa çalışma ödeneğ�, nakd� ücret desteğ� adı altında �şs�zl�k s�gortası fonu kaynaklarının kullanılması, y�ne çalışan kes�mler� mal� açıdan destekleme yer�ne �şgücü mal�yetler�n� düşürme terc�h� çerçeves�nde bazı sektörlerde esnekleşme adı altında çalışma süreler�ne yönel�k �st�sna� düzenlemeler, �şverenlere �st�hdam destek ve teşv�kler�n�n de Sosyal Güvenl�k Kurumu aracılığıyla ve �şs�zl�k fonundan ver�lmes� uzun vadede etk�ler� olacak b�r terc�h olarak karşımıza çıkmaktadır. B�rçok ülke bütçeler�nden yurttaşlarına gel�r desteğ� sağlamaya yönel�k pol�t�kalar oluşturmayı terc�h ederken s�yas� �kt�darın ekonom�k ve toplumsal kr�z�n yarattığı olumsuzluklara karşı sosyal harcamaları arttırmaması oldukça d�kkat çek�c� olduğu g�b� kamusal sosyal harcamaların m�ll� gel�r �ç�ndek� payının neredeyse h�ç artmadığı bu dönemde bu harcamaların dayanağı olan mevzuatın ve uygulama kr�terler�n�n yen�den değerlend�r�lmes� gerekmekted�r. Yurttaş hakları çerçeves�nde çeş�tl� özel duyarlılığa sah�p olması gereken kadın, genç, yaşlılar ve engell�lere yönel�k poz�t�f ayrımcılık �çeren objekt�f, s�yas� ayrıştırmalara olanak tanınmayacak b�r b�ç�mde yen�den tanımlanmış sosyal pol�t�kaların düzenlenmes� yoluyla sosyal �çermen�n sağlanması gerek�r. Özell�kle son yılarda �st�hdam ve çalışma yaşamı ve sosyal güvenl�k alanının en öneml� sosyal sorun alanlarından b�r�s� de düzens�z göç ve bunun sosyal ve ekonom�k etk�ler�d�r. S�yas� �kt�dar gerek Sur�ye’den gelen geç�c� koruma statüsündek� göçmenler, gerekse Afgan�stan’dan gelen kaçak göçmenler �le Dünyanın çeş�tl� kes�mler�nden gelen yasadışı göçmenler�n çalışma yaşamıyla olan �l�şk�ler�n�n düzenlenmes� ve denetlenmes� hususunda sınıfta kaldığı g�b� bu plansız programsız açık kapı pol�t�kasının yarattığı ekonom�k ve sosyal sorunlar �le �st�hdam ve çalışma yaşamına yönel�k sorunlar karşısında da herhang� program ve pol�t�kayı ne yazık k� üretemem�şt�r. Özell�kle Sur�ye’den gelen geç�c� koruma altındak� yabancılar açısından uluslararası Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 220 ‒ örgütler�n ve Türk�ye’dek� s�v�l toplum örgütler�yle yerel yönet�mler�n �n�s�yat�f�ne bırakılan �st�hdam ve sosyal güvenl�k konuları �ç�nden çıkılamaz b�r hal almış, kayıtdışı �st�hdam �le mücadele sekteye uğradığı g�b� söz konusu yabancıların yerel �şgücü p�yasalarında yarattığı sorunlarda görmezden gel�nmekte, �ş sağlığı ve güvenl�ğ� açısından oldukça sorunlu durumlar ortaya çıkmaktadır. D�ğer yandan denet�m ve teft�ş süreçler�n�n �şlet�lememes� de konuyu çok daha karmaşık b�r hale get�rmekted�r. D�ğer yandan sosyal devlet�n asl� unsuru olan sosyal güvenl�k hakkı, devlete açık b�r yükümlülük get�rmes�ne rağmen sosyal güvenl�k hakkı ne yazık k� erozyona uğratılmaktadır. Sosyal güvenl�k s�stem�n�n pr�ml� ayağı orta ve uzun vadel� olarak tanımlanan aktüeryal r�skler çerçeves�nde “sözde reform” adı altında köklü b�r b�ç�mde değ�ş�me uğramasına rağmen yapısal sorunlarının çözümü hususunda etk�n b�r adım atılamamıştır. S�stem f��l� olarak üçayaklı yapısını sürdürmüştür. Neo-l�beral dönüşümün en öneml� ayaklarından b�r�s� olan sosyal güvenl�k s�stem�n�n p�yasalaştırılması ve kamusal sosyal güvenl�k s�stem�n�n zayıflatılmasına yönel�k pol�t�ka bel�rlen�m�n�n en öneml� ayaklarından b�r�s� olan hastalık s�gortası ve sağlık yardımlarına yönel�k düzenlemeler�n p�yasacı b�r yaklaşımla yen�den tasarlanmasının sonuçları ortaya çıkmaya başlamıştır. Özel sağlık kuruluşlarının ön plana çıkarıldığı bu yen� s�stem�n �nsan sağlığını koruma yer�ne t�car� b�r �l�şk� etrafında şek�llend�r�lmes� ve denet�ms�zl�ğ�n başat hale get�r�lmes� neden�yle s�gortalılar ve bakmakla yükümlü oldukları k�ş�ler üzer�nden b�r servet transfer s�stem� yaratılmış, adeta vatandaş yer�ne özel hastane sah�pler� kayırılıp kollanmıştır. D�ğer yandan, sosyal güvenl�k s�stem�n�n pr�ml� ayağına yönel�k popül�st müdahaleler neden�yle s�stem�n aktüeryal dengeler� kısa, orta ve uzun vadede oldukça c�dd� b�r b�ç�mde sürdürülemez hale get�r�lm�şt�r. Bu çerçevede 2006 yılında hayata geç�r�len “neo-l�beral saldırı”nın sonuçları da görülmeye başlanmış ve kamu emekl�l�k s�stem�nde emekl�ler�n aldığı aylıkların düşürülmes�ne yönel�k pol�t�k n�yet somutlaşmıştır. Reel emekl� aylıkları top yekün düşmekted�r. Bağımlı sınıflara yönel�k koruyucu devlet model�nden neo-l�beral devlet model�ne geç�ş sürec� hızlanmaktadır. Bu da doğal olarak p�yasa aktörler�n�n �nsafına terk ed�lm�ş b�r �şgücü yaratılmasına dayalı neo-l�beral yen�den yapılanmanın Türk�ye’de bütün hızıyla devam ett�ğ�n� göstermekted�r. Anayasa’nın 65. maddes� �se devlet�n sosyal ve ekonom�k görevler�n� mal� kaynakları ölçüsünde yer�ne get�receğ�n� bel�rlemekted�r. Bu düzenleme, kaynak yokluğu gerekçes�n�n sosyal pol�t�kaların ertelenmes� veya budanması anlamına Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 221 ‒ gelmemekted�r. Kamu kaynaklarının tahs�s�, sosyal devlet �lkes� gereğ� toplumsal refahı artıran alanlara yönlend�r�lmel�d�r. Bu hüküm, mal�ye pol�t�kasının nom�nal hedeflerle değ�l, sosyal devlet�n gerekl�l�kler�yle uyumlu b�ç�mde tasarlanmasını gerekt�rmekted�r. Kaynakların öncel�klend�r�lmes�nde yapılacak terc�hler, bütçen�n ekonom�k olduğu kadar toplumsal b�r belge n�tel�ğ� taşıdığını göstermekted�r. Anayasa’nın ç�zd�ğ� bu çerçeve, devlet�n mal� �mkânlarını nasıl yönlend�receğ�ne �l�şk�n yalnız hukuk� b�r sınır ortaya koymamakta, aynı zamanda çalışma hayatı �le sosyal güvenl�k pol�t�kalarının hang� toplumsal amaç doğrultusunda şek�lleneceğ�n� bel�rleyen normat�f b�r pusula sunmaktadır. Sosyal ve ekonom�k hakların “kaynak yeters�zl�ğ�” gerekçes�yle ger� plana �t�lmes�, mal� terc�hler�n toplumsal gereks�n�mlerden uzaklaşması sonucunu yaratmaktadır. Bu nedenle mal�ye pol�t�kası, �st�hdamın n�tel�ğ�nden sosyal güvenl�k s�stem�n�n f�nansman yapısına kadar gen�ş b�r alanda bel�rley�c� b�r unsur hal�ne gelmekte; kamu bütçes�n�n oluşturulması sürec�, sosyal devlet �lkes�n� güçlend�ren b�r araç b�ç�m�ne büründüğünde emekç�ler�n yaşam koşullarını �y�leşt�ren b�r fonks�yon üstlenmekted�r. Aks� yöndek� terc�hler �se çalışma hayatında son yıllarda ortaya çıkan olumsuz dönüşümler�n zem�n�n� besleyen b�r mal� çerçeve yaratmaktadır. Çalışma ve sosyal güvenl�k alanı, son y�rm� yılda der�n b�r dönüşüm yaşamıştır. Esnek çalışma b�ç�mler� yaygınlaşmış, taşeron ve alt �şveren uygulamaları kalıcı b�r n�tel�ğe bürünmüş, platform ekonom�s� olarak adlandırılan yen� modelle �şç�n�n statüsü tartışmalı b�r zem�ne çek�lm�şt�r. İst�hdam, güvencel� ve kadrolu �ş yapısından uzaklaşarak geç�c�, parçalı, düşük ücretl� ve hak arama kanallarının daraldığı b�r yapıya oturtulmuştur. Sosyal güvenl�k s�stem�nde reform başlığı altında gerçekleşt�r�len düzenlemeler emekl�l�k yaşını yükseltm�ş, aylık bağlama oranlarını aşağı çekm�ş, pr�m gün sayısını artırmış; uzun vadede emek gel�rler�n�n zayıflamasına yol açmıştır. Bakanlık bütçes�, bu tar�hsel dönüşümün b�r kes�t� �ç�nde değerlend�r�lmel�d�r. Yoksulluk sınırının oldukça altında kalan ücretler, emekl�ler�n der�nleşen geç�m sıkıntısı, �şs�zl�ğ�n gen�ş tanımıyla ç�ft hanelerde yerleş�k hale gelmes�, kayıt dışı �st�hdamın bölgesel ve sektörel yoğunluğu, �ş kazaları ve meslek hastalıklarında süregelen tablo, sosyal koruma ağlarının daralması g�b� olgular, söz konusu bütçey� değerlend�r�rken temel başlangıç noktasıdır. Aks� halde rakamlar, performans göstergeler�, oranlar ve tablolar, �şç� sınıfının günlük yaşamında b�r�ken hak kayıplarını görünmez kılan b�r tekn�ğe dönüşmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 222 ‒ Sosyal devlet anlayışı, b�reyler�n temel gereks�n�mler�n� karşılamayı, toplumsal adalet ve eş�tl�ğ� güvence altına almayı amaçlayan; p�yasanın yarattığı eş�ts�zl�klere kamusal müdahaley� zorunlu gören b�r yönet�m model�n� �fade etmekted�r. Bu yaklaşım yalnız ekonom�k büyümey� hedeflememekte; büyümen�n toplumun tüm kes�mler�ne ad�l b�r b�ç�mde yansımasını, ortak refahın yükselmes�n� esas almaktadır. İnsan hakları ve evrensel değerler temel alınarak �nşa ed�len sosyal devlet, b�rey�n yaşam standartlarını gel�şt�rmey�, toplumsal dayanışmayı güçlend�rmey� ve yurttaşların onurlu b�r yaşam sürdüreb�lmes�n� güvence altına almayı amaçlayan b�r örgütlenme b�ç�m� sunmaktadır. Bu çerçevede sosyal devlet�n asl� hedef�, b�reyler�n yalnızca yaşamlarını sürdürmeler�n� değ�l; özgür, üretken ve katılımcı yurttaşlar olarak toplumsal hayata tam anlamıyla dah�l olmalarını sağlamaktadır. Yurttaşların doğrudan vatandaşlık bağıyla ed�nd�ğ� hakların hayata geç�r�lmes�, p�yasa koşullarının dalgalanmalarına terk ed�lmemekte; kamusal güvencelerle desteklenmekted�r. Böylece eş�tl�k, adalet ve dayanışma �lkeler� üzer�ne kurulu b�r toplumsal düzen hedeflenmekted�r. Günümüzde ekonom�k ve sosyal eş�ts�zl�kler�n der�nleşt�ğ� b�r dünyada sosyal devlet, yalnızca yardım sunan ya da h�zmet dağıtan b�r yapı olmaktan çıkmaktadır. Sosyal devlet �lkes�, dezavantajlı kes�mler� güçlend�rmey�, b�reyler� yalnızca k�ş�sel çabalarına mahkûm etmeyen b�r refah anlayışını tems�l etmekted�r. Eğ�t�m, sağlık, barınma ve sosyal güvenceye er�ş�m, temel �nsan haklarının ayrılmaz b�r parçası olarak görülmekted�r. Bu hakların yaşama geç�r�lmes� �se devlet�n akt�f müdahales�n� ve kamusal kaynakların ad�l kullanımını zorunlu kılmaktadır. Sosyal güvenl�k s�stem�n�n d�ğer b�r ayağı da sosyal yardımlar ve sosyal h�zmetlerd�r. Özell�kle sosyal koruma ve sosyal �çerleme amacıyla bağımlı sınıfların ve toplumsal olarak en düşük gel�rl� kes�mler�n korunmasını amaçlayan bu kurumsal yapı sosyal devlet�n en öneml� b�leşenler�nden b�r�s�d�r. Yaşlılar, çocuklar, kadınlar, yoksullar ve d�ğer korunmasız gruplara yönel�k olarak düzenlenm�ş olan bu kurumsal yapı, ne yazık k�, son 22 yıllık süreç �çer�s�nde “koruma” �şlev�nden z�yade “yoksulluğun sürdürüleb�lmes�” şekl�ndek� b�r anlayış değ�ş�kl�ğ�yle s�yas�leşt�r�lm�ş ve �nsan onuruna yakışmayan b�r sadaka s�stem�ne dönüştürülmüştür. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 223 ‒ Bu nedenle sosyal yardımlar ve h�zmetlerden oluşan pr�ms�z s�stem, yapısal olarak etk�n pol�t�kalar üret�lememes�ne neden olduğu g�b� part�zanca uygulamalara açık olması ve denet�ms�z olması neden�yle sosyal eş�ts�zl�kler�n g�der�lmes�nde etk�n rol oynamaktan uzaklaşmaktadır. Sosyal pol�t�kaların �st�hdam, çalışma yaşamı ve sosyal güvenl�k alanına yönel�k kamusal harcamalara yönel�k daha detaylı b�r b�ç�mde �ncelenmes� ve bu doğrultuda bütçeleme süreçler�ne �l�şk�n sorunlar ve eleşt�r�ler aşağıda ele alınmıştır. 1. İSTİHDAM VE İŞSİZLİK Anayasa’nın 49. maddes� çalışma hakkını düzenlem�ş ve devlete çalışanların hayat sev�yes�n� yükseltme, çalışma hayatını gel�şt�rmek �ç�n çalışanların ve �şs�zler�n korunması, çalışmayı destekleme ve �şs�zl�ğ� önlemeye yönel�k elver�şl� b�r ekonom�k ortam yaratma ve çalışma barışını sağlamak �ç�n gerekl� tedb�rler� olma yükümlülüğü get�rm�şt�r. Buna karşın çalışma hakkı ve çalışma yaşamı AKP’n�n �kt�dar olduğu 2002 yılından bugüne kadar en ağır tahr�batın yaşandığı b�r alan hal�ne gelm�şt�r. İşgücü p�yasası yapısal sorunlarının g�derek yoğunlaştığı, çalışma barışının çalışanlar aleyh�ne bozulduğu b�r alan hal�ne gelm�şt�r. İşgücüne katılım oranı OECD ülkeler� arasında en düşük ülkeler arasında olan Türk�ye’de �şs�zl�k oranı oldukça yüksek sev�yelerded�r. 2025 yılı Kasım ayı �t�bar�yle Türk�ye % 53.8’lük �şgücüne katılım oranıyla (TÜİK, Hanehalkı İşgücü Anket�) OECD ülkeler� arasında en düşük sev�yeded�r. OECD’n�n 15- 64 yaş grubu arasındak� �şgücüne katılma oranı �se % 60,6’dır. İşgücü açısından c�ns�yet eş�ts�zl�ğ� yüksek boyutlarda seyretmekted�r. Kadınların �şgücüne katılım oranı 2025 yılı 2. Çeyreğ� �t�bar�yla % 41.8 �le OECD ülkeler� arasında en düşük sev�yeded�r İşveren, kend� hesabına çalışan ve ücrets�z a�le �şç�s� olarak çalışanların toplam �st�hdam �çer�s�ndek� payları görece yüksekt�r, TÜİK ver�ler�ne göre 2025 yılı III. Çeyrek �t�bar�yla % 28.6 oranı g�b� yüksek b�r orana sah�pt�r. 2021 yılına göre değ�ş�me bakıldığında da her üç kategor� açısından da bel�rl� b�r düşme eğ�l�m� bulunmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 224 ‒ Ücret düzeyler� ve emeğ�n ver�ml�l�ğ� Avrupa B�rl�ğ� ortalamasından daha düşüktür ve reel ücret düzeyler� özell�kle geçt�ğ�m�z yıldan bu yana hızlı b�r düşüş �çer�s�nded�r. SGK ver�ler�ne göre 2025 Eylül ayı �t�bar�yle Türk�ye’de ortalama günlük brüt ücret 1726,55 TL., Özel sektörde ortalama günlük brüt ücret 1620,46 TL.’d�r. A�le yardımı ödeneğ� dah�l en düşük memur maaşı 50 b�n 503 l�radır. Kr�z�n der�nleşmes�yle b�rl�kte reel ücret düzeyler�ndek� erozyona karşı koruyucu önlemler de ne yazık k� alınmamaktadır. Türk�ye’de eğ�t�m ve �st�hdam �l�şk�s�ne bakıldığında da �şgücünün eğ�t�m düzey�n�n düşük olduğu görülmekted�r. L�se üstü eğ�t�m sev�yeler�nde �şs�zl�k oranları oldukça yüksekt�r. TÜİK ver�ler�ne göre Ek�m 2025 �t�bar�yle genç �şs�zl�k oranı % 15.6 düzey�nded�r. İşgücü p�yasası açısından tarım sektörü en sorunlu sektörlerden b�r�s�d�r. Tarımda ücretl� çalışanlara yönel�k ayrı b�r tarım �ş kanunu yoktur. Mevs�ml�k ve kampanya çalışmaları g�b� daha korumasız alanlarda ücretler düşüktür, çalışanları koruyucu pol�t�kalar oldukça zayıftır. Özell�kle �nşaat sektöründe esnek ve güvences�z çalışma koşullarının olduğu görülmekted�r ve çalışanlara yönel�k koruyucu tedb�rler�n zayıflığı bu sektörün en temel karakter�st�kler�nden b�r� hal�ne gelm�şt�r. Merkez Bankası tarafından hazırlanan 2023 tar�hl� enflasyon raporuna göre �nşaat sektöründe çalışanların % 70’� asgar� ücret ve altında b�r ücretle çalışmaktadır. İşgücü p�yasasının �ht�yacı olan ara ve n�tel�kl� elaman �ht�yacının karşılanması �ç�n pol�t�ka üret�m� ve kaynak tahs�s�nde yeterl� b�r gel�şme kayded�lemed�ğ� g�b� bu alana yönel�k uluslararası fonlardan aktarılan kaynakların da amacı dışında kullanılmaya devam ed�ld�ğ� görülmekted�r. Son yıllarda �şgücü p�yasası açısından önem kazanan akt�f �şgücü p�yasası pol�t�kalarının beklen�len etk�nl�ğ� ortaya koyamamaktadır. Kamusal �st�hdam artışının oldukça zayıf kaldığı görülen bu dönemde kamuda taşeron çalışmanın kısmen sona erd�r�lmes� neden�yle konjoktürel b�r �st�hdam artışı görülse dah� yen� �st�hdam artışı oldukça sınırlı kalmıştır. Türk�ye �şgücü p�yasasında kamusal denet�m alanı yeters�z b�r görüntü serg�led�ğ� g�b� yeters�z denet�m faal�yetler�n�n sonuçlanması hususunda da s�yas� �kt�darın �steks�z Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 225 ‒ olduğu görülmekted�r. Bu nedenle kayıtdışı �st�hdam ve �ş sağlığı ve güvenl�ğ� alanlarında oldukça c�dd� sorunlar g�derek artmıştır. AKP’n�n �kt�darda olduğu dönem yapısal olarak �şs�zl�kle özdeşleşen b�r görüntü serg�lemekted�r. AKP �kt�darı dönem�nde resm� olarak �şs�zl�k oranı yüzde 8 – 13 oranları arasında seyrederken gen�ş anlamda �şs�zl�k ver�ler�ne göre bu oran yüzde 19- 22 arasında seyretmekted�r. 2025 Ek�m Ayı �t�bar�yle TÜİK ver�ler�ne göre resm� �şs�zl�k oranı % 8,5’d�r. Gen�ş tanımlı �şs�zl�k oranı daha da yüksek düzeyded�r. DİSK-AR tarafından yayımlanan araştırmaya göre gen�ş tanımlı �şs�z sayısı 12 m�lyonu aşmış ve gen�ş tanımlı �şs�zl�k oranı �se yüzde 29,6 düzey�nded�r. Kadınlarda gen�ş tanımlı �şs�zl�k oranı g�derek artmakta ve Eylül 2025 �t�bar�yle % 38,3 düzeyler�ne çıkmış bulunmaktadır. Türk�ye’de �şs�zl�ğ�n yapısal b�r sorun olmasının yanı sıra kadın �şs�zl�ğ� �le gençlerde �şs�zl�k daha da yüksek boyutlarda seyretmekted�r ve bu da �şgücü p�yasalarının eş�ts�zl�ğ�n�n b�r gösterges�d�r. Kadın ve genç �şs�zl�ğ� genel anlamda b�r artış eğ�l�m� göstermekted�r. Eylül 2025 HİA ver�ler�ne göre �şs�zl�k türler�n�n en yüksek olduğu kategor� yüzde 38,3 �le gen�ş tanımlı kadın �şs�zl�ğ� oldu. AKP dönem�nde gençler �ş bulma üm�d�n� kaybett�ler ve �ş aramaktan vazgeçt�ler. Eylül 2025’de 15-24 yaş arası gençlerde �şs�zl�k oranı yüzde 14,9 olarak gerçekleşt�. Kadınlarda dar tanımlı �şs�zl�k oranı yüzde 11,1 �ken genç kadın �şs�zl�ğ� (15-24) �se Yüzde 21,4 olarak yüksek b�r düzeyde yer almaktadır. Salgın dönem�nde d�ğer �şs�zl�k kategor�ler�ne göre kadın �şs�zl�k türler� genele göre çok daha yüksek gerçekleşt� ve bu eğ�l�m devam ed�yor. Ne yazık k� s�yas� �kt�dar kadınların �şgücüne katılımını arttırmaya yönel�k etk�n b�r pol�t�ka üretmed�ğ� g�b�, aldığı s�yas� kararlar �le kadınların çalışma yaşamından dışlanmasına, ayrılmasına yönel�k adımlar atmaya devam etmekted�r. Özell�kle Sosyal Güvenl�k Kurumu ver�ler� �le Türk�ye İş Kurumu ver�ler� de d�kkate alındığında der�nleşen kr�zle b�rl�kte �şs�zl�kte tırmanmaktadır. Ayrıca çalışma yaşamının öncel�kl� konularından b�r�s� olan kadınların ve gençler�n �st�hdama katılımına yönel�k olarak da öncek� kalkınma planında tanımlanmış hedeflere ulaşılmadığı da görülmekted�r. 2026 yılı bütçes�nde kadın ve genç �st�hdamının arttırılmasına yönel�k kapsamlı b�r �st�hdam stratej�s�ne bağlı programlar bel�rlenmes� yer�ne konu b�r sosyal yardım alanı hal�ne get�r�lmekte ve kültürel sermayeye yönel�k eğ�t�m ve n�tel�k arttırma yer�ne y�ne sermaye yönel�ml� olarak konu ele alınmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 226 ‒ Devlet olarak koruyucu tedb�rler�n alınması �st�hdamın �nsan onuruna yakışır b�r pol�t�ka olarak tanımlanması yer�ne p�yasa odaklı b�r yaklaşımla konuya yaklaşılmaktadır. Sosyal Güvenl�k Kurumu (SGK) ver�ler�n�n akt�f s�gortalı sayısında 2018 -2025 dönemdek� dalgalanma Türk�ye’de aslında s�yas� �kt�darın bütçe görüşmeler�nde d�le get�rd�ğ�n�n aks�ne öneml� b�r artış göstermed�ğ�n� göstermekted�r. SGK Eylül 2025 ver�ler�ne göre 2018’de 14 m�lyon 229 b�n olan akt�f zorunlu s�gortalı sayısı (4-a kapsamında) Eylül 2025 �t�bar�yle 17 m�lyon 265 b�n olmuştur. Özell�kle 2022 yılının Aralık ayında 17,33 m�lyon düzey�ne kadar artan s�gortalı sayısı, ekonom�k kr�z�n artışı �le b�rl�kte SGK 2025 Eylül ayı ver�ler�ne göre 17,2 m�lyon k�ş�ye düşmüştür. Hal böyle �ken sosyal güvenl�k s�stem�n�n ana �lkes� olan sürdürüleb�l�rl�l�ğ�n sağlanması açısından akt�f pas�f denges�n�n korunmasına yönel�k oluşturulan pol�t�kalar çel�şk� taşımaktadır. Özell�kle, akt�f s�gortalıların arttırılması amacıyla kayıtdışı �st�hdamın azaltılması amacıyla oluşturulan bazı düzenlemelerde kayıtdışılığa kayış yaratacak düzenlemeler yapılırken, aynı şek�lde �şgücü mal�yetler�n� düşürme hedef�n�n ana unsuru olarak tasarlanmış teşv�k ve destek s�stemler�nde b�r yandan destek oranlarını azaltırken d�ğer yandan Başka Bakanlıklara destek vermeye yönel�k düzenlemeler de s�stem�n �şley�ş�n�, bağımsızlığını doğrudan etk�lemekted�r. Y�ne İŞKUR’a yapılan �şs�zl�k s�gortası başvuruları g�derek artmaktadır. İŞKUR’a göre 2025’de Ek�m ayı �t�bar�yle kayıtlı �şs�z sayısı 2.243.793 k�ş� olmuştur. Kayıtlı �şs�zler�n %49’u erkek, %51’� kadındır. Bunlardan %23,1’� 15-24 yaş arasındak� gençlerd�r. Görüldüğü üzere Kuruma kayıtlı �şs�zler�n % 23’ü genç �şs�zd�r. Ekonom�k kr�z�n de etk�s�yle önümüzdek� aylarda �şs�zl�kte tırmanma kaçınılmaz görünüyor. İŞKUR’un Eylül 2025 İşs�zl�k S�gortası Bültenler� ver�ler�ne göre �se bu ayda �şs�zl�k ödeneğ� alab�lenler�n sayısı 485 b�n 419’dur. Böylece Eylül 2025’te resm� �şs�zler�n sadece yüzde 15,8’� �şs�zl�k ödeneğ� alab�ld�. Yaklaşık 2,6 m�lyon �şs�z �şs�zl�k ödeneğ�nden yoksun kaldı. Bu da �şs�zler�n yüzde 84’ünün �şs�zl�k ödeneğ� alamadığı anlamına gel�yor. İşs�zl�k ödeneğ�nden yararlanma koşullarının ağır olması ve �şs�zl�k s�gortası kaynaklarının amacı dışında kullanılması sebeb�yle �şs�zler�n büyük çoğunluğu �şs�zl�k ödeneğ�nden yararlanamıyor. AKP tarafından uygulanan neo-l�beral pol�t�kalar neden�yle bu �şs�zl�k oranı önümüzdek� yıllarda daha da artacaktır. AKP �kt�darında sorunun çözümü �ç�n kalıcı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 227 ‒ yapıcı adımlar atılmamıştır. 2026 yılı bütçes� �ncelend�ğ�nde de bu soruna yönel�k kalıcı ve yapısal çözümler�n ne yazık k� olmadığı görülüyor. S�yas� �kt�dar tarafından �st�hdamı arttırmaya yönel�k yapısal düzenlemeler yer�ne �şverenler�n �şgücü mal�yetler�n� azaltma amacını taşıyan �st�hdam teşv�k ve destek s�stemler� terc�h ed�lmekted�r. İşgücü mal�yetler�n� düşürmeye ve ucuz �şgücüne dayalı büyüme, başat b�r ekonom�k terc�h olarak karşımıza çıkmaktadır. 2016 ve 2021 yılları arasında uygulamaya konulan ve yen� �st�hdam sağlanması hal�nde uygulanan madd� destek ve teşv�k s�stemler� �le �şverenlere yönel�k, ücret desteğ�, s�gorta pr�m�, verg� teşv�kler� ne yazık k� �st�hdam artışında beklenen etk�nl�ğ� göstermemekted�r. N�tek�m, 2022 yılına �l�şk�n Sayıştay Denet�m Raporunda “2828 sayılı Sosyal H�zmetler Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal S�gortalar ve Genel Sağlık S�gortası Kanunu’nda Haz�nece karşılanacak olan pr�m teşv�kler� hüküm altına alınmış olup Haz�nece karşılanacak olan tutarlar, Bakanlığın transfer ödemeler� kalem�nden yapılmaktadır. Uygulamada, yasal olarak Haz�nece karşılanması gereken 4857 sayılı Kanun’un 30’uncu maddes� (Engell� S�gortalı İst�hdamına Yönel�k S�gorta Pr�m� Teşv�k�), 2828 sayılı Kanun’un ek 1’�nc� maddes� (Sosyal H�zmetlerden Faydalananların İst�hdamı Hal�nde Uygulanan Teşv�k) ve 5510 sayılı Kanun’un 81’�nc� maddes� (4/b (Bağ-Kur) 5 Puan Teşv�k�, Malullük, Yaşlılık ve Ölüm S�gortaları Pr�mler� İşveren H�sses� 5 Puanlık İnd�r�m Teşv�k�, İlave 6 Puanlık İnd�r�m Teşv�k�, Genç G�r�ş�mc� Teşv�k�) kapsamında yukarıda bahs� geçen teşv�kler, SGK tarafından tesp�t ed�lmekte ve bu tesp�t sonucunda hesaplanan pr�m toplamları b�r yazı �le Bakanlıktan talep ed�lmekted�r. SGK’nın Bakanlığa gönderd�ğ� yazıya ekl� tabloda �se, teşv�k�n dayandığı kanun maddes� �le toplam tahakkuk tutarından �ptal ed�len tutarların çıkarılmasıyla bulunan teşv�k bazında talep ed�len tutarlar yer almaktadır. 2022 yılında aylar �t�barıyla tahakkuk eden, �ptal ed�len ve talep ed�len teşv�k toplamları aşağıdak� tabloda yer almaktadır. 2022 yılında 45.811.224.930,52 TL pr�m teşv�k� tahakkuk etm�ş, 80.660.405,07 TL tutarında teşv�k �ptal ed�lm�ş ve Bakanlıktan 45.730.564.525,45 TL talep ed�lm�ş ve ödenm�şt�r. ÇSGB, bulgular kapsamında, SGK’dan, pr�m teşv�k ödemeler�ne �l�şk�n teşv�k ve desteklerden yararlanan özel sektör �şyer� sayısının, teşv�k tutarına �sabet eden Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 228 ‒ m�ktarın hesaplandığı matrahın ve �sabet ett�ğ� s�gortalı sayısının, �lave puanların hang� �ller �t�barıyla hang� oranlar üzer�nden ve kaç s�gortalı �ç�n uygulandığının, Bakanlıktan alınan teşv�klere �l�şk�n sonradan SGK’ca yapılan per�yod�k kontroller sonrası teşv�kten yararlanma hakkını kaybeden �şveren ya da s�gortalıya uygulanan �ade ve düzeltme �şlemler�ne a�t matrah b�lg�ler�n�n, Bakanlıktan talep ed�len teşv�k ödemes� m�ktarları �le tey�t ed�leb�lecek b�r b�ç�mde hazırlanarak gönder�lmes�n� �stem�şt�r. SGK, İşveren S�stem�nden alınan teşv�k ver�ler� �le, MOSİP (Mal� Yönet�m S�stem� Otomasyon Projes�) raporlarında yer alan tutarların uyumlaştırılması sonucu b�lg� ver�leceğ�n� bel�rtm�ş ancak ş�md�ye kadar bu kapsamda herhang� b�r b�lg� ver�lmem�şt�r. Haz�nece karşılanması gereken bu teşv�k ve desteklerden yararlanan kaç tane özel sektör �şyer� olduğu, 5 puanlık kısma �sabet eden tutarın hang� matrahtan çıktığı ve ne kadar s�gortalıya �sabet ett�ğ�, �lave puanların hang� �ller �t�barıyla hang� oranlar üzer�nden ve kaç s�gortalı �ç�n uygulandığı, Bakanlıktan alınan teşv�klere �l�şk�n sonradan SGK’ca yapılan per�yod�k kontroller sonrası teşv�kten yararlanma hakkını kaybeden �şveren ya da s�gortalıya uygulanan �ade ve düzeltme �şlemler�ne a�t matrahın ne kadar olduğu sonuçlarını kapsayacak şek�lde düzenlenecek belgelere dayanarak ödemen�n gerçekleşt�r�lmes� gerekmekted�r. İst�hdam pol�t�kasının yürüten ÇSGB’n�n, yürüttüğü bu pol�t�kalardan elde ett�ğ� sonuçları (kaç engell� �şç� �st�hdam ed�lerek yürütülen pol�t�kaya katkı sağlandı yahut hang� �llerde ve hang� oranlarda yapılan teşv�kle yürütülen pol�t�kaya katkı sağlandı g�b�) ayrıntılı olarak b�lmes�; Bakanlık bütçes�ne bu h�zmetler �ç�n konulan ödeneğ�n hem kontrolünün sağlanması, hem de alınan sonuçların Faal�yet Raporuna derç ed�lmes�yle, yürütülen pol�t�kanın sonuçlarının değerlend�r�lmes� açısından büyük önem taşımaktadır.” şekl�ndek� bulguda görüldüğü üzere Bakanlıkça �şverenlere yönel�k çeş�tl� teşv�k ve destek uygulamalarının ne yazık k� denet�m� ve kontrolü de yapılmamaktadır. S�yas� �kt�darın �st�hdam sorununa yönel�k terc�h ett�ğ� teşv�k s�stem� ne yazık k� beklen�len etk�y� göstermemes�ne rağmen sürdürülmekte ısrar ett�ğ� b�r yanlış hal�ne gelm�şt�r. 2026 yılı bütçe tekl�f�nde de yapısal b�r değ�ş�me g�d�lmeyeceğ� ve hal�hazırda uygulanan teşv�k ve destek s�stemler�n�n bazı ufak tefek değ�ş�kl�klerle devam ett�r�leceğ� görülmekted�r. İşverenlere Bütçeden ve İşs�zl�k S�gortası Fonundan, 15 ayrı s�gorta pr�m� desteğ� ödenmekted�r. İşveren pr�m teşv�k� adı altında bütçeden 2023 yılında 84,6 m�lyar l�ra, İşs�zl�k S�gortası Fonundan �se 39,9 m�lyar l�ra ödenm�şt�r. 2025 yılında �se aynı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 229 ‒ nedenle bütçeden 223 m�lyar l�ra, İşs�zl�k S�gortası Fonundan �se 71,2 m�lyar l�ra ödenm�şt�r. Yapılan tahm�nlere göre 2026 yılı �ç�n bütçeden ödenecek �şveren pr�m teşv�k� tutarı 283 m�lyar l�raya, İşs�zl�k S�gortası Fonunun öded�ğ� teşv�k de 80 m�lyar l�raya çıkacaktır. S�yas� �kt�dar, uyguladığı destek ve teşv�k s�stemler�n�n �şlevs�zl�ğ� ortaya çıkmış olmasına rağmen hala aynı yanlışlığı devam ett�rerek b�r yandan sermaye yönel�ml� konumunu gözler önüne sermekte, d�ğer yandan Sosyal Güvenl�k Kurumunun aktüeryal s�stem�ne yaptığı bu tür müdahaleler neden�yle kamusal sosyal güvenl�k s�stem�n�n sürdürüleb�l�rl�ğ�n� de olumsuz yönde etk�lemekted�r. Özell�kle �şverenler�n �şgücü mal�yetler�n� düşürmeye yönel�k bu bakış açısı değ�şmel� ve yen� �st�hdam yaratmaya yönel�k yaklaşım yer�ne mevcut çalışanların net ücretler�n� yükselteb�lecek pr�m ve verg�ye �l�şk�n teşv�k ve destek s�stemler�n�n uygulamaya geç�r�lmes�ne �l�şk�n yaklaşımların da b�r pol�t�ka olarak tanımlanması gerek�r. B�r ekonom�de bölüşüm �l�şk�ler� açısından son derece önem taşıyan göstergeler�n başında reel ücret artışı �le reel ver�ml�l�k arasındak� �l�şk� gel�r. Bu bağlamda sanay� sektörünün ekonom�n�n bütününü tems�l yeteneğ�n�n görece güçlü olduğu kabul ed�l�r. Reel ücret artış hızları, emeğ�n ver�ml�l�ğ�n�n artış hızının ger�s�nde kaldığında ücretler�n katma değer �ç�ndek� payı azalır. Bu sonuç �şç�ler�n refah konumunun bozulduğunu göster�r. Bu açıdan son dönem reel ücret ver�ml�l�k �l�şk�s�n�n seyr�ne bakıldığında genel eğ�l�m�n reel ücretler �le emek ver�ml�l�ğ� arasındak� �l�şk�de ver�ml�l�ğ�n daha yüksek olduğu görülmekted�r. Ancak, bu ver�ml�l�k artışının olumlu olup olmadığı, b�r d�ğer dey�şle çalışma süres�n�n artışından mı yoksa teknoloj�k yen�lenme ve emek sürec�ndek� yapısal dönüşümler çerçeves�nde görel� artı değer artışından kaynaklanıp kaynaklanmadığı öneml� b�r sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Türk�ye’dek� ver�ml�l�k artışının nedenler�ne bakıldığında da çalışma süreler�n�n yükselt�lmes� ve emeğ� baskılayıcı tedb�rler�n öne çıktığı görülmekted�r. Reel ücretlere �l�şk�n seyre bakıldığında da karşımıza reel ücret artışları değ�l, reel ücretler�n neredeyse sab�t kaldığı şekl�nde b�r res�m çıkmaktadır. Özell�kle asgar� ücret artışlarına rağmen Türk�ye’de reel ücret artışlarından bahsed�lemeyeceğ� g�b� 2018 �le 2025 yılları arasında özel�kle memurlar ve özel sektör ücretler� açısından reel ücretler�n b�r öncek� yıla göre düştüğü görülmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 230 ‒ Özell�kle kamuoyuna yansıyan ve 2026 yılına �l�şk�n asgar� ücret artışına �l�şk�n Bakanlıklar düzey�ndek� açıklamalardan da anlaşıldığı üzere hedef enflasyona endeksl� asgar� ücret artışının öngörülmüş olması da reel ücretlere yönel�k baskının devam edeceğ� göstermekted�r. 2026 bütçes� ve buna �l�şk�n bütçe gerekçeler� �ncelend�ğ�nde çalışan kes�mler�n ücretler�n�n dondurulması anlamına gelen b�r pol�t�kanın hayata geç�r�leceğ� öngörülmekted�r. Büyümen�n yarattığı refah artışından dışlanan çalışan kes�mlere 2026 bütçes�yle vaaded�len ücretlerdek� artışların gerçekleşm�ş enflasyon yer�ne hedeflenen enflasyona göre bel�rlenmes�d�r. Y�ne aynı yaklaşım doğrultusunda f�yat artışlarının yanı sıra çalışan kes�mler�n satın alma güçler�n� doğrudan etk�leyen verg�ler�n ve zamların da etk�s�yle önümüzdek� yıllar �ç�n ücretl�ler�n satın alma güçler�n�n azalacağı öngörüleb�l�r. Bu bağlamda 2026 yılı bütçes�nde bölüşüm �l�şk�ler� açısından ücretl�ler� koruyucu reel ücretler� artırıcı herhang� b�r sosyal transfer mekan�zması öngörülmem�şt�r. 2.ÇALIŞMA HAYATI AKP �kt�darları dönem�nde çalışma yaşamında kuralsızlaştırma ve güvences�zl�k genel b�r görünüm olarak karşımıza çıkmaktadır. İkt�dara geld�ğ� 2002 yılında �lk olarak esnekleşt�rme ve güvences�zleşt�rmeye olanak sağlayan 4857 Sayılı İş Kanunu �le denkleşt�rme, fazla sürel� çalışma, �z�n karşılığı mesa� g�b� uygulamaların yanı sıra taşeronlaşmaya olanak sağlayıcı düzenlemeler devreye sokulmuş, kıdem tazm�natının fona devr�ne �l�şk�n düzenleme yapılması hedeflenerek AKP dönem�nde çalışanların haklarına yönel�k yaklaşım baştan bell� ed�lm�şt�r. Neo-l�beral�zm�n en temel b�leşen� olan emek rej�m�n�n esnekleşt�r�lmes�, özell�kle sermayen�n akışkanlığının sağlanmasına yönel�k üret�m sürec�n�n mekânsal ve ölçeksel yen�den yapılanmasıyla b�rl�kte emek rej�m�n�n de yen�den şek�llend�r�lmes� ve emeğ�n bu yen�den yapılanmaya yönel�k olarak konumlandırılmasını sağlayacak şek�lde yen�den ele alınmasını �çer�r. Özell�kle, üret�m sürec� �çer�s�nde emeğ�n kend� �çer�s�nde parçalanarak a-t�p�k �st�hdam b�ç�mler�n�n s�steme eklemlenmes�, çek�rdek �şgücü �le çevresel �şgücü ayrımının get�r�lmes�, emeğ� koruyucu �çsel ve dışsal Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 231 ‒ kurumsal düzenlemeler�n yen�den yapılandırılması aracılığıyla emek rej�m� esnekleşt�r�lmes� ve emek despot�zm�ne �mkan sağlayıcı b�r ortam yaratılması temel dönüşüm parametreler� olarak karşımıza çıkmaktadır. Türk�ye’de de özell�kle 2000’l� yıllardan �t�baren çalışanları koruyucu düzenlemeler yer�ne sermaye yönel�ml� �şgücü p�yasalarının esnekleşt�r�lmes�, düzens�zleşt�r�lmes� ve emeğ�n haklarını ger�ye götüren hukuk� düzenlemeler yapılmıştır. Özell�kle çağrı üzer�ne çalışma, özel �st�hdam büroları aracılığıyla k�ralık �şç�l�k, zorunlu arabuluculuk g�b� düzenlemeler �ş mevzuatına eklenerek çalışma yaşamının daha da esnekleşt�r�lmes� terc�h ed�lm�şt�r. AKP, özell�kle kalkınma programlarında ve orta vadel� programlarda �şgücü p�yasalarında yen� a-t�p�k �st�hdam b�ç�mler�n�n devreye sokulması ve emeğ� koruyucu kurumsal düzenlemeler� ger�ye götürmeye yönel�k adımlar atma n�yet�n� beyan etmekted�r. Özell�kle, 2026 hedefler�nde tamamlayıcı emekl�l�k s�stem�n�n hayata geç�r�lmes�ne yönel�k pol�t�ka bel�rlen�m�, aslında kıdem tazm�natı hakkının Fon aracılığıyla ortadan kaldırılmasına yönel�k tutumun adı değ�şt�r�lerek yen�den gündeme get�r�lmes�nden başka b�r şey değ�ld�r. AKP’n�n 2026 bütçe hedefler� ve gerekçeler�ne bakıldığında Türk�ye’de son 20 yılda ekonom�n�n büyüdüğüne ve refahın arttığına �l�şk�n söylemler yer almaktadır. Ç�z�len bu mutlu tabloda yer almayan �se çalışanlar ve haklarının ne olduğudur. Türk�ye’n�n �k� yüzü bulunmaktadır. Türk�ye’de sermaye açısından g�derek esnekleşen, rekabete açık b�r çalışma yaşamı ortaya çıkarken; emek açısından g�derek kuralsızlaşan, at�p�k �st�hdam b�ç�mler�n�n yaygınlaştığı, örgütsüzleşen b�r ülke görülmekted�r. Özell�kle, çalışma yaşamında devlet�n temel öncel�ğ� �ş ak�tler�n�n feshe karşı korunması hususudur. AKP’n�n çalışma yaşamında yarattığı adalets�zl�klerden b�r�s� de h�ç kuşkusuz �ş güvences�n�n tahr�p ed�lmes�d�r. 1982 Anayasası m 49'a göre, “Çalışma, herkes�n hakkı ve ödev�d�r. Devlet, çalışanların hayat sev�yes�n� yükseltmek, çalışma hayatını gel�şt�rmek �ç�n çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve �şs�zl�ğ� önlemeye elver�şl� ekonom�k b�r ortam yaratmak �ç�n gerekl� tedb�rler� alır.” Görüleceğ� üzere çalışma hakkı en üst norm olan Anayasaca (AY) tanınmıştır. Çalışma Hakkı ne olursa olsun b�r �şe sah�p olmak değ�ld�r. Çalışma ortam ve koşulları da bu hakkı tamamlar. Başka b�r anlatımla, �ş güvences� hakkı, �şyerler�n�n çalışma ve sağlık koşullarına uygun olmasını �steme hakkı, çalışma süreler�n�n uygunluğu, çalışan Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 232 ‒ çocuk, kadın veya gençler�n korunması, ad�l ücret hakkı, ücretl� �z�n, d�nlenme hakkı, sosyal güvenl�k hakkı g�b� b�rçok hakların sağlandığı ölçüde çalışma hakkından söz ed�leb�l�r. Çalışma hakkı, k�ş�ye d�led�ğ� �şe görme hakkını vermez. Ancak k�ş�n�n sah�p olduğu �ş� geçerl� b�r neden olmaksızın kaybetmeme hakkını sağlar. Aks� halde çalışma hakkının �çer�ğ� kalmaz. O halde �ş güvences� kavramını, dayanağını sosyal devlet �lkes�nden alan, Anayasa ve Avrupa Sosyal Şartında yer alan, �şç�n�n �şte kalmasını amaç ed�nen, çalışma hakkını etk�nleşt�ren sosyal b�r hak olarak tanımlayab�l�r�z. 15 Ağustos 2002 yılında çıkarılan 4773 Sayılı “İş Kanunu, Send�kalar Kanunu �le Basın Mesleğ�nde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasında Münasebetler�n Tanz�m� Hakkında Kanunda Değ�ş�kl�k Yapılması Hakkında Kanun” Türk�ye’de �lk defa olarak kısm� b�r �ş güvences� get�rm�şt�r. Özell�kle 10 ve daha fazla �şç� çalıştıran �şyerler�nde çalışanlar �ç�n “�şe �ade hakkı” get�r�len bu yasa daha yürürlüğe g�rmeden 2003 yılına ertelenm�ş ve Yasa yürürlüğe g�rmeden 2003 yılında AKP tarafından çıkarılan 4857 Sayılı İş Kanunu �le bu hak “30 ve daha fazla İşç� çalıştıran �şyerler�nde çalışan �şç�lere” tanınmıştır. Bu çerçevede 2025 yılı Eylül ayı �t�bar�yle SGK ver�ler�ne göre 2,232,483 �şyer�nde çalışan �şç�ler�n öneml� b�r kısmı bu hakkın kapsamı dışında bırakılmıştır. Bunun anlamı 30 ve altında �şç� çalıştıran �şyerler� toplam �şyerler�n�n % 98,39’unu oluşturmaktadır. Ve bu �şyerler�nde toplam olarak 8.426.605 İşç� çalışmaktadır. Eylül 2025 ver�ler�ne göre 17,26 M�lyon s�gortalı �şç�n�n % 48.80’� �ş güvences� yasasının kapsamı dışında tutulmuşlar ve hala tutulmaya devam etmekted�rler. Dolayısıyla aynı �ş� yapan 8,4 m�lyon �şç� salt çalıştığı �şyer�n�n büyüklüğü sebeb�yle �ş akd�n�n fesh�ne karşı korunma hakkından mahrumdur. Bu büyük adalets�zl�ğ�n ortadan kaldırılması gerek�rken buna yönel�k herhang� b�r adım dah� atılmamaktadır. Bu �şç�ler�n yaşamları, a�leler�, �şverenler�n �k� dudağı arasındadır. Ger� kalan 8,8 m�lyon �şç� açısından da aslında f��len b�r �ş güvences� bulunmamaktadır. Kamu da dah�l olmak üzere “geçerl� b�r sebep” �le �şten çıkarılan �şç�ler gerek yasal mevzuatı b�lmemeler� neden�yle dava açma yoluna g�dememekte, gerekse dava açmaları hal�nde b�le �k�l� b�r adalets�zl�ğe maruz kalmaktadırlar. B�r�nc�s� geçerl� neden olarak sayılan nedenler “�şç�n�n yeterl�l�ğ�nden veya davranışlarından ya da �şletmen�n, �şyer�n�n veya �ş�n gerekler�nden kaynaklanan geçerl� b�r sebep” olarak sayılmıştır. Uygulamada mahkemeler �şletmen�n veya �ş�n gerekler� hususunda sadece keyf�yet denet�m� yapab�lmekted�r, yer�ndel�k denet�m� �se yapılamamaktadır. Y�ne aynı şek�lde �şç�n�n yeterl�l�ğ� ve davranışları kavramı da �şverenlerce oldukça su��st�mal ed�len b�r Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 233 ‒ muğlaklığa sah�pt�r. Bu nedenle b�rçok �şç� gerçekte “geçerl� b�r sebep olmasa b�le �ş�ne ger� dönme hakkını elde edememekted�r. İk�nc� adalets�zl�k �se bu alana get�r�len zorunlu arabuluculuk mekan�zmasıdır. Eş�tler arası �l�şk�lerde uygulanması gereken bu uzlaşma mekan�zması, yargı yoğunluğu neden göster�lerek �ş hukukuna uyarlamış ve adeta �şç�ler�n �ş akd�n�n fesh� sürec�nde devlet tarafından korunmasına �l�şk�n uluslararası �lkeler yerle b�r ed�lm�şt�r. İşverenler�n bu arabuluculuk sürec�nde eş�ts�z gücüyle başa bırakılan emekç�ler yargı süreçler�n�n oldukça uzun olması neden�yle �şe �ade davalarını açamamaya başlamışlardır. Bu alanda üçüncü sorun �se yargı kararından sonra ortaya çıkmakta ve �k�ye ayrılmaktadır. B�r�nc�s�, yargı sürec� sonunda geçers�z b�r nedenle �ş akd�n�n feshed�ld�ğ� karara bağlanan �şç�ye boşta kaldığı süreler�n ücret� ödenmemekted�r. Sadece azam� 4 aylık ücret� ödenmekted�r. D�ğer� �se daha da adalets�z b�r uygulamadır. Geçers�z nedenle �ş akd� sonlandırılan �şç�n�n �şe �ades�ne karar veren mahkeme kararına rağmen �şveren �sterse �şç�n�n �şe başlamasını engelleyeb�lmekte ve sadece �şe başlatmama tazm�natı ödemekted�r. Bu tam da zayıf durumda olan �şç�n�n akd�n feshe karşı korunması hususundak� hakkını kullanamamasını yaratmaktadır. Bu adalets�zl�k ne yazık k� daha da vah�m hale gelmekted�r. D�ğer yandan özell�kle 2020 yılının n�san ayından �t�baren uygulamaya konulan ve 2021 yılı Temmuz ayına kadar süren “�şten çıkarma yasağı” da ne yazık k�, özel sektör �şverenler� tarafından amaç dışı kullanıma neden olmuş ve �şverenler, �şç�ler� geçerl� nedenle �şten çıkarma yer�ne haklı nedenle tazm�natsız olarak �şten çıkarmayı kullanmaya başlamışlardır. Ne yazık k� bu dönemde Çalışma Bakanlığı, bu yönde etk�n b�r denet�m mekan�zması oluşturmamış, pandem�yle mücadelen�n öneml� b�r adımı olarak tanımlanan bu yasal yasağın uygulanması denetlenmem�şt�r. 2024 yılında kamuoyunda da d�le get�r�ld�ğ� üzere Bakanlık koruma görev�n� yer�ne get�rmede s�yasal ayrımcılık anlamına gelecek uygulamalara da konu olmuştur. Özell�kle Fernas Madenc�l�k bünyes�nde çalışan �şç�ler�n k�ş�sel b�lg�ler� �şveren tarafından ele geç�r�lm�ş ve bu ver�ler�n de Bakanlık’tan sızdığı anlaşılmıştır. Özell�kle �şç� sağlığını doğrudan tehd�t eden b�r ortamda çalışan �şç�ler�n Bakanlıktan korunmaya �l�şk�n talepler� karşılanmadığı g�b� �ş ak�tler� de feshed�lm�ş ve Bakanlık bu süreçte ne yazık k� sess�z kalmayı terc�h etm�şt�r. Genel anlamda bakıldığında �şç�n�n feshe karşı korunmamasının b�r d�ğer örneğ� de Çalışma Bakanlığı’nın ş�kayet üzer�ne denet�m mekan�zmalarının �şlet�lmemes�, �şyer� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 234 ‒ düzey�nde �nceleme yer�ne dosya üzer�nden �nceleme yapılması, ayrıca, �ş akd� sonlanmış olan �şç�n�n ş�kayet hakkının kısıtlanmasıdır. Uygulamada adeta denet�ms�zl�k teşv�k ed�l�rken �şç�ler�n ş�kayetler� de görmezden gel�nmekted�r. Dahası 2026 yılı bütçes�n�n büyük b�r bölümü personel harcamalarına ayrılan Bakanlığın teft�ş ve denet�m s�stem� oldukça yeters�zd�r. Bakanlığın 2026 bütçe sunuşuna bakıldığında bu yeters�zl�k açık b�r b�ç�mde görülmekted�r. 2,3 m�lyon �şyer�nden sorumlu müfett�ş ve müfett�ş yardımcısı sayısı sadece 889 k�ş�d�r. Teft�ş kapsamındak� müfett�ş ve müfett�ş yardımcısı sayısı artmadığı g�b� azalmıştır. 2024 yılında bu kapsamdak� görevl� kamu görevl�ler�n�n toplam sayısı 917 k�ş�d�r. Bakanlığın 2024 yılı Faal�yet raporuna göre: Bakanlık �ş�n yürütümü bakımından sadece 4565 �şyer�n� teft�ş edeb�l�rken, �ş sağlığı ve güvenl�ğ� bakımından teft�ş ed�len �şyer� sayısı 7133 �şyer�d�r. Dolayısıyla 2.3 m�lyon �şyer�n�n % 1’� b�le teft�ş ed�lememekted�r. Dahası teft�ş yapılan bu �şyerler�nde 1.675.650 �şç�n�n çalışıyor olmasıdır. Bu da mevzuatın olmasına rağmen uygulamanın olmamasına neden olmakta ve �şç�ler açısından denet�ms�z, esnek, kontrolsüz b�r alanda varolmaya çalışmak anlamına gelmekted�r. Bakanlık adeta sermaye �ç�n d�kens�z b�r gül bahçes� yaratmaktadır. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ AKP dönem�nde öne çıkan kuralsızlaştırma ve esnekleşt�rme neden�yle �ş kazaları ve meslek hastalıkları çığ g�b� büyümüş ve ne yazık k� yapısal b�r sorun hal�ne gelm�şt�r. Türk�ye’de de �ş kazası ve meslek hastalığı neden�yle ölümler g�derek artmaktadır. Sosyal Güvenl�k Kurumu’nun ver�ler�ne göre 2024 yılında 733,956 �şç� ve esnaf �ş kazası geç�r�rken 888 k�ş� de meslek hastalığına yakalanmıştır. Söz konusu �ş kazaları neden�yle sadece 2024 yılında 4,775,544 �şgünü kaybed�lm�şt�r. Gerçekleşen �ş kazaları neden�yle 2024 yılında 3.781 k�ş�ye sürekl� �şgöremezl�k gel�r� bağlanmış ve engell�ler sınıfına dah�l olurken 5510 Sayılı Sosyal S�gortalar ve Genel Sağlık S�gortası Kanununun yürürlüğe g�rd�ğ� tar�hten bu yana 50,611 �şç� karşılaştığı �ş kazası net�ces�nde % 10 ve daha yüksek oranda çalışma gücü kaybına uğramıştır. Sosyal Güvenl�k Kurumu ver�ler�ne göre sadece 2024 yılında 1,990 �şç� �ş kazası neden�yle hayatını kaybetm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 235 ‒ 2025 Yılı başından bu yana �ş c�nayetler�nde hayatını kaybeden çalışan sayısı İşç� sağlığı ve Güvenl�ğ� Mecl�s� ver�ler�ne göre Ek�m Ayı sonu �t�bar�yle 1737 k�ş�d�r. SGK ver�ler�ne göre bu rakam daha fazladır. 2012 yılında 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenl�ğ� Kanunu’nu çıkarılmasına rağmen �ş c�nayetler� bırakın azalmayı artarak devam etm�şt�r. İSİG Mecl�s� ver�ler�ne göre 2013 yılında 1235, 2014 yılında 1886, 2015 yılında 1730, 2016 yılında 1970, 2017 yılında 2006, 2018 yılında 1923, 2019 yılında 1736, 2020 yılında 2427, 2021 yılında 2170, 2022 yılında 1843 �şç� ve 2023 yılında �se 1932 �şç�, 2024 yılında �se 1897 �şç� �ş c�nayetler�nde hayatını kaybetm�şt�r. Bu yılda ölenler� de sayarsak Kanun yürürlüğe g�rd�ğ�nden bu yana 24,492 �şç� �ş c�nayetler� neden�yle hayatını kaybetm�şt�r. Bu ver�ler, 6331 Sayılı Yasanın �ş c�nayetler�n�n önlenmes�nde veya azalmasında h�çb�r etk�s�n�n olmadığını göstermekted�r. İş güvenl�ğ� uzmanlarının ve �şyer� hek�mler�n�n �şverenle ücret �l�şk�s� kurulması ve �ş sağlığı ve güvenl�ğ� s�stem�n�n p�yasa yönel�ml� özel ş�rketlerce yer�ne get�r�lmes�ne dayalı “�şyer� eksenl� denet�m” s�stem�n�n �şlemed�ğ�n� 13 yıllık ver�ler desteklemekted�r. Y�ne kamu kurumlarının bu s�steme dah�l olması gerek�rken yapılan yasal değ�ş�kl�klerle yürürlük tar�h�n�n sürekl� olarak ertelenmes� de bütüncül b�r s�stem�n devreye g�rmed�ğ�n� göstermekted�r. 2000’l� yıllardan �t�baren g�derek artan �ş kazaları ve �ş kazaları neden�yle geç�c� �şgöremezl�k, sürekl� �şgöremezl�k ve ölümler�n yükselmes� neden�yle 2012 yılında 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenl�ğ� Kanunu çıkarılmış, ancak bu kanun da �ş kazalarının artış hızını ne yazık k� durduramamıştır. SGK ver�ler�ne göre Yasanın yürürlüğe g�rd�ğ� 2013 yılından �t�baren bu alandak� ver�ler de bu tesp�t� ne yazık k� tey�t etmekted�r. YIL İş Kaybed�le Sürekl� İş İSG Kazası n İşgünü Sayısı İşgöremezl� Kazası M Sayısı k Gel�r� Neden�yl Ver�ler�ne Alanlar e Ölüm göre Sayısı ölüm Sayısı 200 80.602 1.942.573 1.956 1.04 7 4 200 72.963 1.865.115 1.694 866 8 200 64.316 1.589.116 1.885 1.17 9 1 201 62.903 1.516.024 2.085 1.45 0 4 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 236 ‒ 201 69.227 1.772.900 2.216 1.71 1 0 201 74.871 1.650.250 2.209 745 878 2 201 191.38 2.357.505 1.694 1.36 1.23 3 9 0 5 201 221.36 2.065.962 1.509 1.62 1.88 4 6 6 6 201 241.54 2.992.070 3.596 1.25 1.73 5 7 2 0 201 286.06 3.453.702 4.642 1.40 1.97 6 8 5 0 201 359.65 3.996.873 4.226 1.63 2.00 7 3 3 6 201 430.98 2.488.001 4.067 1.54 1.92 8 5 1 3 201 422.46 3.627.934 4.464 1.14 1.73 9 3 7 6 202 384.26 3.492.824 3.347 1.23 2.42 0 2 1 7 202 511.08 4.650.312 3.271 1.38 2.17 1 4 2 0 202 588.82 4.808.409 4.246 1.51 1.84 2 3 7 3 202 681.40 4.817.279 3.504 1.96 1.93 3 1 6 2 202 734.84 4.775.544 3.781 1.99 1.89 4 4 0 7 Kaynak: SGK İstat�st�k Yıllıkları, İSGM ver�s� Görüldüğü üzere 2012 yılından �t�baren 2024 yılına kadar gerek �ş kazası sayısında gerekse �ş kazası neden�yle kaybolan �şgünü sayısında �st�krarlı b�r artış söz konusudur. Aynı şek�lde, r�sk dereces� yüksek olan sektörler olan madenc�l�k, �nşaat, taşımacılık ve �malat sanay� g�b� sektörlerde de �ş kazalarında artış görülmekted�r. Bu sektörler üzer�nden bakıldığında 2012 yılında çıkarılan 6331 sayılı Kanunun gerekçeler�nden b�r� olan r�sk düzey� yüksek alanlarda önley�c� yaklaşıma dayalı r�sk anal�z�ne dayalı s�stem�n �şlemed�ğ� ve �ş kazalarını önlemeye yönel�k eylem planlarının hayata geç�r�lemed�ğ� de söyleneb�l�r. Sektörler İt�bar�yle İş Kazası Sayıları (2007 -2024) Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) s�stem�n �şlemed�ğ� ve �ş kazalarını önlemeye yönel�k eylem planlarının hayata geç�r�lemed�ğ� de söyleneb�l�r. ‒ 237 ‒ Sektörler İt�bar�yle İş Kazası Sayıları (2007 -2024) TAŞIMA VE YIL MADEN İNŞAAT DEPOLAMA İMALAT 2007 7.218 8.614 4.895 52.597 2008 6.516 5.574 3.400 34.746 2009 9.091 6.877 3.946 34.401 2010 9.081 6.437 4.138 33.666 2011 10.558 7.749 4.198 35.675 2012 9.963 9.209 4.639 38.282 2013 14.304 26.967 16.212 94.467 2014 13.049 29.699 17.465 107.561 2015 10.420 33.361 18.491 113.600 2016 11.468 44.552 19.087 127.619 2017 12.722 62.802 21.643 156.018 2018 13.771 77.157 26.229 178.982 2019 14.167 47.701 28.733 177.203 2020 13.047 44.304 25.188 174.041 2021 17.083 58.107 32.973 236.143 2022 19.207 64.184 39.490 259.679 2023 19.804 82.111 45.739 304.864 2024 59.080 86.736 44.597 319.087 Kaynak: SGK İstat�st�k Yıllıkları Dahası, �ş kazası neden�yle sürekl� �şgöremezl�k gel�r� bağlanan s�gortalı sayısında da oldukça c�dd� b�r artış da görülmekted�r. 5510 Sayılı Yasa’nın 19. Maddes� gereğ�nce sürekl� �şgöremezl�k gel�r� bağlanab�lmes� �ç�n asgar� % 10 oranında çalışma gücünün sürekl� olarak kaybı gerekmekted�r. SGK ver�ler�ne göre 2023 yılında �ş kazaları neden�yle sürekl� �şgöremezl�k gel�r� bağlanan s�gortalı sayısı 3,504 �şç�d�r, 2024 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 238 ‒ �se 3781 �şç�ye sürekl� �ş göremezl�k gel�r� bağlanmıştır. Yasanın yürürlüğe g�rd�ğ� 2013 yılından �t�baren toplam 48,655 �şç�ye çalışma gücü kaybı neden�yle sürekl� �şgöremezl�k gel�r� bağlanmıştır. B�r d�ğer dey�şle önleneb�l�r kazalar neden�yle her yıl daha fazla �şç� engell� hale gelmekted�r. 6331 sayılı Yasanın uygulamasına bakıldığında yasanın get�rd�ğ� koruma s�stem�n�n kazaları önleme yönünde b�r etk�s� de olmamıştır. Türk�ye açısından asıl üzer�nde durulması gereken gel�şme �se �ş kazaları neden�yle yaşanan ölümlerd�r. 6331 Sayılı Yasanın yürürlüğe g�rmes� Türk�ye’n�n bu alandak� gerçekler�n� olumlu yönde değ�şt�rmed�ğ� g�b� ver�lere göre daha da arttırmıştır. Ancak şurası kes�nd�r k� SGK tarafından her yıl İstat�st�k yıllıklar aracılığıyla kamuoyuna duyurulan ver�ler �le İşç� Sağlığı ve Güvenl�ğ� Mecl�s�n�n ver�ler� b�rb�r�n� tutmamaktadır. Yukarıdak� tabloda da görüldüğü üzere SGK dışında İş Sağlığı ve Güvenl�ğ� Mecl�s�’n�n yayımladığı ver�lere göre Yasa’nın yürürlüğe g�rd�ğ� tar�hten 2024 yılına kadar olan süreçte 20,858 k�ş�d�r. Oysa SGK ver�ler�ne göre 2013-2024 dönem� arası �ç�n açıklanan rakam 16,060 k�ş�d�r. Yaklaşık 4,798 k�ş� eks�k açıklanmıştır. Ancak bu ver�ler de eks�kt�r. Çünkü SGK kend�s�ne gelen kayıt altına alınmış s�gortalı ölümler�n� d�kkate almaktadır. İş kazası veya meslek hastalığı neden�yle öldüğü sonradan müfett�ş raporlarıyla veya yargı kararlarıyla saptanmış ölümler bu rakamlara dah�l ed�lmemekted�r. Kayıtdışı çalışanların ölümler� bu rakamlara dah�l ed�lmemekted�r. İş kazaları yoğun olarak maden, metal, mak�ne, mob�lya, tekst�l, nakl�yat ve �nşaat sektörler�nde yaşanmakta; ölüm oranlarında �se maden, �nşaat, nakl�yat, metal, mob�lya sektörü g�b� b�r sıralama karşımıza çıkmaktadır. İş sağlığı ve güvenl�ğ� öncel�kl� olarak çalışanların sağlığı ve güvenl�ğ� açısından ele alınması gereken b�r konu olduğu kadar aynı zamanda n�cel ve n�tel açıdan �şyerler�ndek� üret�m ve h�zmet� de doğrudan etk�lemes�n�n yanı sıra ver�ml�l�ğ� de doğrudan etk�lemekted�r. D�ğer yandan genel anlamda da ekonom�y� de olumsuz etk�lemekted�r. 2025 yılı Ek�m �t�bar�yle SGK ver�ler�ne göre Türk�ye’de ortalama günlük kazancın 1726,55 TL. olduğu gerçeğ� d�kkate alındığında sadece 2024 yılında yaşanan �ş kazaları neden�yle 8,25 M�lyar TL.’l�k b�r ekonom�k mal�yet ortaya çıkmıştır. 6331 sayılı Yasanın yürürlüğe g�rd�ğ� 2013 yılından 2024 yılına kadark� 11 yıllık sürede �se �ş kazaları neden�yle kaybolan gün sayısının ekonom�k mal�yet� 67 M�lyar TL.’d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 239 ‒ Yukarıdak� ver�lerden de görüleceğ� üzere 6331 Sayılı Yasa ne �ş kazalarını önlem�ş, ne meslek hastalıkların tesp�t� ve tedav�s� yolunda b�r adım atab�lm�ş, ne de �ş kazalarının önlenmes�nde etk�n olab�lm�şt�r. Dahası bu ver�ler g�derek daha da artan ölümlü �ş kazalarının yaşandığını göstermekted�r. Özell�kle çalışma yaşamının kuralsızlaştırılması ve denet�ms�zl�k �ş kazalarının ve meslek hastalıklarının artışını tet�kleyen ana nedend�r. 6331 Sayılı Yasa, bu kuralsızlaşmış yapıyı ve denet�ms�zl�ğ� aşmayı hedefleyen b�r anlayışı öne çıkararak �ş sağlığı ve güvenl�ğ�n� düzenlemey� amaçladığını bel�rtmekteyd�. Bu amacı gerçekleşt�rmek üzere �k� yönlü b�r denet�m mekan�zmasını devreye sokacağını vurgulamaktaydı. B�r�nc�s� ve asl� denet�m türü olarak “�şyer� bazlı denet�m” ve �k�nc� denet�m türü olarak da merkez� denet�m ve teft�ş s�stem� öngörülmüştür. Yasa, “�şyer� denet�m�”n� �k� ayaklı olarak kurgulamış ve �şç�ler�n sağlığını koruma görev�n�n yer�ne get�r�l�p get�r�lmed�ğ�n�n denetlenmes� �ç�n �şyer� hek�ml�ğ� s�stem�n� ve �ş güvenl�ğ�n�n sağlanmasına yönel�k de “�ş güvenl�ğ�nden sorumlu “�ş güvenl�ğ� uzmanlığı” s�stem�n� get�rm�şt�r. Bu denet�m türü aslında öncek� s�stem�n devam ett�r�lmes� anlamına gelmekted�r. 4857 Sayılı Yasa’nın 81 ve sonrasındak� maddeler�nde kaynağını bulan bu s�steme yönel�k yapılan eleşt�r�lerden b�r�s� olan �şyer� hek�mler�n�n ve �ş güvenl�ğ� uzmanlarının �şverene �ş akd� �le bağlı olması bu yasal düzenleme �le devam ett�r�ld�. Dahası, get�r�len s�stem �le her �k� görevl�n�n yer�ne get�rd�ğ� h�zmetler�n dışarıdan da satın alınab�leceğ�ne �l�şk�n düzenleme yapıldı. Özell�kle bu s�stem bu denet�m s�stem�n� p�yasalaştırmıştır. 6331 Sayılı Yasanın öncek� s�stemden farklı olarak get�rd�ğ� yen�l�klerden b�r�s�n�n kapsamla �lg�l� olduğu görülmekted�r. Düzenleme �le, özel sektörde ell�den az çalışanı bulunan küçük ölçekl� �şyerler� ve kamuya a�t �şyerler� �le kamu çalışanlarının da koruyucu sağlık ve güvenl�k h�zmetler�nden yararlanması sağlanması hedeflenm�şt�. 6331 Sayılı Yasanın �şyer� hek�m� ve �ş güvenl�ğ� uzmanı çalışma zorunluluğuna �l�şk�n geç�ş �ç�n �k� yıllık b�r süre öngörmüştü. 1/7/2014 tar�h�nde kapsama alınması gereken �şyerler� �ç�n 12/7/2013 tar�hl� ve 6495 sayılı Kanun �le bu süre 1/7/2016 tar�h�ne ertelenm�ş, y�ne 20/8/2016 tar�h ve 6745 sayılı yasa �le de 1/7/2017 yılına ertelenmes�ne �l�şk�n düzenleme yapılmıştır. S�yas� �kt�dar adeta 6331 sayılı Kanunun get�rd�ğ� en öneml� değ�ş�kl�klerden b�r�s� olan �şyerler�n�n tamamını yasanın kapsamına almamak �ç�n yasal yollarla yürürlük tar�h�n� erteleme yoluyla d�renmeye başlamıştır. N�tek�m, 18/6/2017 tar�h ve 7033 sayılı Yasanın 86. Maddes� �le 6331 sayılı Yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 240 ‒ kamu �şyerler� ve 50’den az �şç� çalıştırılan özel sektör �şyerler� �ç�n uygulanmasını 1/7/2020 tar�h�ne ertelenmes�ne �l�şk�n düzenleme get�r�lm�ş, 23/7/2020 tar�hl� ve 7252 sayılı Kanunun 10 uncu maddes�yle de yasanın yürürlük tar�h� “31/12/2023” tar�h�ne ertelenm�şt�r. İşyer� kapsamına �l�şk�n bu düzenlemeye �l�şk�n 27/12/2023 tar�hl� ve 7491 sayılı Kanunun 71 �nc� maddes� �le de bu süre “31/12/2024” şekl�nde değ�şt�r�lm�şt�r. Dolayısıyla, 6331 sayılı Yasa, Türk�ye’de �şyerler�n�n büyük b�r çoğunluğunu oluşturan 50’den az �şç� çalıştıran �şyerler� �ç�n sadece b�r yıldır yürürlükted�r. Yasanın yürürlük tar�h�nden �t�baren 11 yıl geçmes�ne rağmen ancak yen� yürürlüğe g�reb�lmes� de, toplumsal açıdan da öneml� b�r sorun oluşturmaktadır. N�tek�m, Yaşanan �ş kazalarına bakılınca 50’den az �şç� çalıştıran �şyerler�nde �ş kazalarının öneml� b�r bölümünün meydana geld�ğ�n� söylemek mümkündür. Aşağıdak� tabloda bu durum gözler önüne ser�lmekted�r. 10-49 İşçi 50 ve daha fazla 10 işçiden az çalıştıran işçi çalıştıran işyerlerindeki işyerlerindeki işyerlerindeki kaza YIL kaza sayısı kaza sayısı sayısı 2007 26.148 23.401 31.053 2008 24.673 19.502 28.788 2009 23.265 17.406 23.645 2010 19.090 16.340 27.473 2011 16.780 18.803 33.644 2012 26.119 15.411 33.341 2013 16.960 44.593 129.836 2014 17.739 52.732 150.895 2015 18.835 53.216 169.496 2016 25.562 61.756 198.750 2017 23.852 69.431 266.370 2018 28.265 79.596 323.124 2019 27.945 77.647 316.871 2020 26.566 73.075 284.621 2021 33.768 97.380 379.936 2022 37.244 104.294 447.285 2023 40.550 116.291 542.560 2024 42.331 124.468 566.847 Kaynak: SGK İsta�s�k Yıllıkları Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 241 ‒ Y�ne 2014 yılında 6552 Sayılı Yasa �le “10’den az çalışanı bulunan ve az tehl�kel� sınıfta yer alan �şyerler�” �ç�n de �şyer� hek�m� ve �ş güvenl�ğ� uzmanı çalıştırma zorunluluğu kaldırılmıştır. 18/6/2017 tar�hl� ve 7033 sayılı Kanunun 85 �nc� maddes�yle, “10’dan az” �bares� “50’den az” şekl�nde değ�şt�r�lm�ş, böylece 6331 Sayılı Yasanın get�rm�ş olduğu �ç denet�m s�stem� devre dışı kalmış, s�stem esk�ye dönmüştür. Türk�ye’de 2025 yılı Eylül ayı �t�bar�yle 2.276.483 �şyer� bulunduğu ve bu �şyerler�nden 50’den daha az �şç� çalıştıran �şyerler�n�n sayısının 2,232,770 olduğu gerçeğ�n� d�kkate aldığımız takd�rde Türk�ye’dek� �şyerler�n�n % 98’�n�n 50’den az �şç� çalıştıran �şyerler�nde �şyer� �ç denet�m s�stem�n�n çalıştırılmadığını görmektey�z. Aynı şek�lde yaklaşık 28 b�n kamu �şyer� açısından �şyer� hek�m� ve �ş güvenl�ğ� uzmanı çalıştırma zorunluluğunun uygulamaya geç�r�lmemes� de bu tür �şyerler�n�n bu yasa kapsamından çıkarılmış olması ve b�r anlamda artık bu yasanın get�rd�ğ� denet�m s�stem�n�n uygulanamaz olduğu gerçeğ�n� de gözler önüne sermekted�r. B�r yasanın asl� unsurunu oluşturan �şyer� esaslı denet�m�n süreç �çer�s�nde �şyerler�n�n büyük b�r çoğunluğu �ç�n uygulanamaz hale get�r�lmes� Yasanın çıkarılış amacının ortadan kalktığını da göstermekted�r. Ayrıca, Yasanın kapsam düzey� olan 50 �şç� çalıştırma yükümlülüğünün de 6552 Sayılı Kanun’un 16. Maddes� �le muğlak hale get�r�ld�ğ� gerçeğ� de bu tesp�t� güçlend�rmekted�r. Bu değ�ş�kl�ğe göre �şyer�nde akt�f olarak çalışan çırak, stajyer ve burs�yerler 50 k�ş�l�k sınır sev�yen�n tesp�t�nde d�kkate alınmamaktadır. Dolayısıyla �şletmeler, 6331 Sayılı Yasanın yükümlülükler�nden kurtulab�lmek adına f��len �şç� olarak çalışanları bu kapsamda göstermeye başlamışlardır. 2013 yılında toplamda 440 b�n olan çırak, stajyer ve kurs�yer sayısının 2025 yılına gel�nd�ğ�nde 1.972.885 k�ş�ye çıkmasının arkasındak� neden de tam da burada ortaya çıkmaktadır. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenl�ğ� Kanunu’nun yürürlüğe g�rd�ğ� tar�hten �t�baren tehl�kel� ve çok tehl�kel� �şyerler� �ç�n yaşananlar da sürec�n bu tür �şyerler� açısından da sorunlu olduğunu göstermekted�r. Özell�kle yaşanan �ş kazalarında sektörel yoğunlaşmaların artması ve toplumsal olarak �nf�al yaratan büyük �ş kazaları neden�yle Yasanın parasal yaptırım get�ren hükümler� kısmen arttırılmış, madenc�l�k sektöründe yaşanan Soma, Ermenek, Şırnak g�b� kazalardan sonra 6645 Sayılı Yasa �le 4 N�san 2015 tar�h�nden �t�baren parasal yaptırımlar ağırlaştırılmış hem de “�ş�n durdurulması kararına aykırı �şlem” hal�nde hap�s cezası öngörülmüştür. Ancak, açık b�r b�ç�mde �ş�n durdurulma kararına aykırı olarak �şlet�len maden ş�rketler�ne yönel�k bu yaptırımlar Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 242 ‒ hayata geç�r�lmem�şt�r. Geçt�ğ�m�z yıllar �çer�s�nde meydana gelen Amasra maden fac�asında da görüldüğü üzere, madenlerde denet�mler yapılsa b�le bu denet�m sonuçları mal�yet açısından değerlend�r�lmekte ve uygulanmamaktadır. Y�ne Erz�ncan’da altın maden�nde yaşanan �ş c�nayet�nde 9 �şç� ölmes�ne rağmen aradan b�r yıl geçmes�ne ve ş�rket�n asl� kusurlu olmasına rağmen faal�yet �zn� ver�lmes� de bu sorunu gözler önüne sermekted�r. Kamu ve özel kes�m açısından �ş sağlığı ve güvenl�ğ� açısından mal�yet unsuru, dış denet�m olmaması ya da dış denet�mler�n yaptırımlarının uygulanmaması neden�yle esas değerlend�rme kr�ter� olarak tanımlanmaktadır. N�tek�m, İl�ç’de yaşanan maden kazasında �ş sağlığı ve güvenl�ğ� hükümler� gözardı ed�ld�ğ� g�b�, kamu otor�teler�n�n de bu sürece duyarsız kalarak ekonom�k kaygılarla ruhsatlandırma süreçler�ne müdahale ett�kler� görülmüştür. İş sağlığı ve güvenl�ğ� alanında yaşanan �ş kazalarının �st�krarlı b�r b�ç�mde artışının ana nedenler�nden b�r�s� �şverenler�n sorumluluğunu, �şyer� �ç denet�m s�stem�n�n etk�n b�r b�ç�mde çalışıp çalışmadığının denet�m�n�n yapılmaması, hatta bu denet�m s�stem�n�n ağırlıklı olarak p�yasalaştırılması ve �şyer� denet�m�n�n yapılıp yapılmadığı kontrol edecek b�r �k�nc�l denet�m mekan�zmasının ne yazık k� hayata geç�r�lemem�ş olmasıdır. Çalışma Bakanlığı tarafından yayımlanan �stat�st�klere bakıldığında Toplamda sadece 145 b�n �ş güvenl�ğ� uzmanı ve 28 b�n 323 �ş yer� hek�m� ve 14 b�n 389 d�ğer sağlık personel� bulunmaktadır. Dolayısıyla 2,27 m�lyon �şyer� �ç�n çok kısıtlı b�r �şyer� denet�m s�stem� hayata geç�r�leb�l�rm�şt�r. Çalışma Bakanlığı tarafından yayımlanan 2024 yılı ver�ler�ne göre de bu denet�m mekan�zmasının çalışmadığı görülmekted�r. Şöyle k�, Bakanlık ver�ler�ne göre 2024 yılında sadece 7.133 �şyer� denetleneb�lm�şt�r. 5.114 programlı teft�ş yapılab�lm�ş, 2.019 programdışı teft�ş yapılab�lm�şt�r. Bu teft�şler net�ces�nde sadece 344.062 �şç�ye ulaşılab�lm�şt�r. B�r d�ğer dey�şle 2024 yılında yaşanan yaralanma ve uzuv kaybı �le ölümlü �ş kazalarının hemen hemen büyük b�r kısmı �ncelenmem�ş, denetlenmem�şt�r. Y�ne Çalışma Bakanlığı’nın 2024 yılı Faal�yet Raporuna göre 2024 yılında sadece 897 müfett�ş ve müfett�ş yardımcısı bulunmaktadır. Bu çarpık durumun gösterd�ğ� gerçek çalışma yaşamında b�r denet�ms�zl�k ortamının bulunduğu gerçeğ�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 243 ‒ Bu ver�lerden de görüldüğü üzere �ş sağlığı ve güvenl�ğ� s�stem� ne yazık k� Türk�ye’de kağıt üzer�nde kalmış, uygulamada herhang� b�r şek�lde hayata geçmem�ş, geç�p geçmed�ğ�n�n denet�m� de yapılmamıştır. Hal böyle �ken çalışma yaşamının g�derek kuralsızlaşması, a-t�p�k �st�hdam b�ç�mler�n�n yaygınlaşması neden�yle çalışmanın güvenl� b�r b�ç�mde �nsan onuruna yakışır b�r b�ç�mde yapılması yer�ne mal�yet yönlü b�r yaklaşım egemen olmuş, koruyucu tedb�r ve önley�c� kültürün get�rd�ğ� mal�yetler �şgücü p�yasasının katılıkları ve mal�yet artırıcı unsurlar olarak değerlend�r�lmeye başlanmıştır. Devlet�n koruyucu tedb�rlere �l�şk�n 2012 önces�ndek� kamu kurumlarının koord�nasyonunu da ortadan kaldırması neden�yle f��len denet�mler�n yapılmaması da �şverenler� bu tedb�r ve önlemler� almamaya yöneltm�şt�r. Aynı şek�lde Çalışma Bakanlığı tarafından �ş sağlığı ve güvenl�ğ� denet�mler�n�n de p�yasalaştırılmasına yönel�k atılan adımlar net�ces�nde Devlet artık p�yasa açısından denet�m veya ölçümler� yapan ş�rket, kuruluş ve eğ�t�m kurumlarını denetleyen b�r konuma ger� çek�lm�şt�r. Bunun en somut örneğ�, 25/1/2024 tar�h ve 7495 sayılı Kanun �le 3146 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenl�k Alanında Bazı Mal� Hükümler Hakkında Kanunun 12 nc� maddes�n�n üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve y�ne 6331 sayılı Kanunun 24. Maddes�n�n 2. Fıkrası da yürürlükten kaldırılmış, bunların yer�ne 6331 sayılı Kanuna 24/A maddes� eklenm�ş, ancak bu esnada Bakanlığa 6331 sayılı Kanun kapsamında yer alan �şyerler�nde �ş sağlığı ve güvenl�ğ� konularında ölçüm, �nceleme ve araştırma yapma, b�lg�, belge ve numune alma yetk�s� kaldırılmıştır. 6331 sayılı Kanunun 24. Maddes�n�n �k�nc� fıkrasında yer alan bu yetk�n�n Kanun tekl�f�n�n 8. Maddes� �le yürürlükten kaldırılmış olması neden�yle ortaya öneml� b�r sorun çıkmaktadır. Bakanlığın, kanun kapsamında yeralan �şyerler�nde �ş sağlığı ve güvenl�ğ� konularında ölçüm, �nceleme ve araştırma yapmaya, b�lg� belge ve numune almaya �l�şk�n yetk�s�n�n kanun� dayanağı ortadan kaldırılmaktadır. Bakanlık sadece, eğ�t�m kurumları, ortak sağlık ve güvenl�k b�r�mler�, ek�pman muayene kuruluşları, �ş h�jyen� ölçüm, test ve anal�z laboratuvarlarında �nceleme, yetk�lend�rme, kontrol ve denet�m yapab�lecekt�r. İşyerler�nde denet�m yapamayacaktır. Aynı şek�lde Bolu’da Kartalkaya’dak� otel yangınında ortaya çıktığı üzere �ş sağlığı ve güvenl�ğ� açısından tek yetk�l� kamu otor�tes� Çalışma ve Sosyal Güvenl�k Bakanlığı olmasına rağmen, uygulamada Tur�zm Teşv�k Kanunu kapsamındak� otel ve konaklama yerler�n�n teft�ş, denet�m, �nceleme süreçler� Kültür ve Tur�zm Bakanlığı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 244 ‒ tarafından yürütülmekte ve bu nedenle de c�dd� zaf�yetler ortaya çıkmaktadır. İdd�anameye de yansıdığı üzere, ne çalışma bakanlığı, ne de Kültür ve Tur�zm Bakanlığı söz konusu oteller� �ş sağlığı ve güvenl�ğ� açısından denetlememekted�rler. Bu sektörde faal�yet �zn� ver�len f�rmalara devred�len denet�m sürec� de sadece kağıt üzer�nde yapılmakta, uygulamada yapılmamaktadır. Bu denet�m eks�kl�ğ�n�n varlığının b�l�nmes�ne rağmen özell�kle tehl�kel� ve çok tehl�kel� �şyerler�nde b�le yeterl� denet�m yapılmaması da başka b�r sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Özell�kle, Kocael� Gebze’de b�r parfüm dolum ş�rket�n�n yıllarca kaçak olarak faal�yet göstermes�ne rağmen h�çb�r denet�m yapılmamış olması, kaçak çalıştırılan 13 �şç�n�n yanarak ölmes� sonrasında �lg�l� tes�s�n Türk�ye İş-Kur b�nasından sadece 2 b�na uzakta olması da bu denet�m sorununun münfer�t b�r sorun olmanın ötes�nde yapısal ve artık önlem alınması gereken b�r sorun hal�ne geld�ğ�n� göstermekted�r. Teft�ş görme olasılığın yüzde 1 b�le olmadığı Türk�ye’de koruyucu ve önley�c� tedb�rler�n kend�l�ğ�nden veya farkındalık yoluyla, kültürel değ�ş�m g�b� kıstaslar temel�nde alınmasını beklemek hayalc�l�kten öte b�r �hmalkarlıktır. Devlet�n b�ran önce etk�n, etk�l�, uygulanab�l�r, çalışma yaşamının bütün unsurlarının da �ç�nde yeraldığı b�r �ş sağlığı ve güvenl�ğ� s�stem�n�, hayata geç�rmes� gerekmekted�r. Dolayısıyla ILO’nun 155, 161 ve 187 sayılı Sözleşmeler� �le AB’n�n 89/391/EEC d�rekt�f� �le Anayasamızın 56. Maddes�nde bel�rt�len “çalışanların sağlıklı b�r ortamda çalışma hakkının hayata geç�r�leb�lmes� amacıyla köklü b�r yapısal dönüşüme �ht�yaç vardır. 2026 yılı Bütçes�ne bakıldığında da �ş sağlığı ve güvenl�ğ�ne �l�şk�n öneml� b�r program değ�ş�kl�ğ� bulunmadığı g�b� Çalışma Bakanlığı ve �lg�l� Bakanlıkların 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenl�ğ� Kanunu gereğ�nce yapılması gereken harcamalara yönel�k kanunun gerekler� doğrultusunda b�r bütçeleme yapmadığı da görülmekted�r. Bu alanda Bakanlığın hazırladığı program bütçe sadece bu alanda faal�yet gösteren kurumların denet�m�, proje ve eğ�t�m verme şekl�nded�r. İşyerler�n�n etk�n denet�m�ne yönel�k b�r program bütçe hazırlanmamıştır. Buna �l�şk�n yatırım ve program ödenekler� �ht�yacı karşılayacak b�r b�ç�mde hazırlanmamıştır. Kısaca s�yas� �kt�dar çalışanların sağlık ve güvenl�ğ�n� yok saymaktadır. İşverenlere yönel�k teşv�k ve destek s�stemler�ne sürekl� kaynak aktarılırken çalışanların sağlıklarını koruma ve güvenl�kler� �ç�n yeterl� kaynağın aktarılmaması s�yas� �kt�darın yönel�m�n� de göstermekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 245 ‒ KAYITDIŞI ÇALIŞMA Türk�ye’n�n çalışma yaşamındak� en öneml� sorunlarından b�r�s� de kayıtdışılık sorunudur. Çalışma hakkının en öneml� b�leşenler�nden b�r� de formel b�r �şte çalışma hakkıdır. Bu kapsamda Türk�ye’n�n çalışma yaşamındak� öneml� sorunlarından b�r�s� de kayıtdışılıktır. 2025 yılı �t�bar�yle Türk�ye’de çalışan nüfusun % 26,3’ü halen kayıtdışı çalışmaktadır. Ç�fte bordro, eks�k pr�m yatırma g�b� uygulamalar bu oranın dışındadır. Bu oran bütün formel �şgücü p�yasasına �l�şk�n anal�zler�, ver�ler� sağlıksız hale get�r�rken, çalışanların % 26’sının korumasız, sosyal güvences�z b�r şek�lde çalıştığını göstermekted�r. Dahası ülkem�zde bulunan sığınmacılar bu anal�zler dışındadır. Dolayısıyla kayıtdışı ekonom�n�n büyüklüğü �stat�ksel ver�ler�n hayl� uzağında güvences�z b�r �şgücü p�yasası yaratmıştır. Çalışma Bakanlığı bütçe tekl�f�nde kayıtdışı �st�hdam �le mücadele amacıyla pol�t�kalar uygulanacağı bel�rt�lse dah� ne yazık k�, somut orta ve uzun vadel� b�r formel �st�hdam alanı yaratma yer�ne at�p�k �st�hdam b�ç�mler�n�n teşv�k ed�leceğ�ne �l�şk�n düzenleme hedefler� bu amacın hayata geç�r�lemeyeceğ�n� göstermekted�r. Dahası esnek çalışma b�ç�mler�n�n yaygınlaştırılmasına yönel�k atılacak adımların da orta vadel� program �le kalkınma planında öneml� b�r ayak olarak tanımlanması da formelleşmeye yönel�k b�r bütüncül yaklaşım olmadığını göstermekted�r. AKP dönem�nde kayıtdışılıkla mücadele hususunda etk�n mücadele ed�lmed�ğ� de görülmekted�r. Özell�kle kamu kurumlarının �şb�rl�ğ�ne dayalı b�r s�stem kurulmamaktadır. Dahası, Aynı zamanda ülke açısından en büyük sorun olan yabancı kaçak �şç�l�kle mücadele sadece bunların entegrasyonu ve kayıt�ç�ne alınması �le sınırlandırılmıştır. Entegrasyon sürec�ne yönel�k kayıtlı �s�thdamı öncelleyen bütüncül pol�t�kalar oluşturulması ve bu göçmen �şç�lere yönel�k koruyucu ve kapsayıcı önlemler�n alınması yer�ne bu tür çalışanlar tamamen p�yasanın �n�s�yat�f�ne bırakılmış, Bakanlık nezd�ndek� uluslararası Göç Genel Müdürlüğü, sadece çalışma �z�nler�n� veren b�r onay makamına çevr�lm�şt�r. Oysa, Türk�ye’de bulunan yabancıların sayısı 5 m�lyonun üzer�nded�r. Gerek İç�şler� Bakanlığı, gerekse uluslararası kuruluşlardan UNHCR’ın yabancılara �l�şk�n ver�ler� �le bu kapsamda çalışma yaşı �çer�s�nde olan geç�c� koruma altındak� yabancılarla d�ğer yabancıların kontroller� yapılab�lecek olmasına ve bunların ekonom�k b�r faal�yette �st�hdam ed�l�p ed�lmed�ğ� kolayca tak�p ed�leb�lecek olmasına rağmen buna yönel�k b�r süreç başlatılmamıştır. Yüksek �şs�zl�k ve kayıtdışılık oranlarına rağmen Sur�yel� mültec�ler�n ve yabancı �şç�ler�n ucuz �şgücü olarak çalıştırılmasına göz yumulması �şgücü p�yasası Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 246 ‒ açısından yapısal sorunların g�derek daha da artmasına ve etk�n pol�t�kalar üret�lememes�ne neden olmaktadır. 2016 yılında yürürlüğe g�ren 6375 Sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu’nu �le düzenlenen çalışma �z�n s�stem�n�n bu alandak� sorunları çözmek yer�ne daha da sorunlu hale get�rd�ğ� görülmekted�r. Dolayısıyla bunların meslek� olarak entegrasyonunu sağlama öncel�kl� hedef olarak görülen b�r pol�t�k yaklaşım olmamalıdır. Bunların eğer �şgücü p�yasasına entegrasyonu ve katılımı hedeflen�yorsa bu durumda çok sıkı tedb�rlerle bunların kayıtlı ve formel olarak çalıştırılmasının sağlanması ve sosyal güvenl�k haklarının b�r an önce düzenlenmes� gerekmekted�r. 2025 Bütçe gerekçes�ne bakıldığında �se bu alana �l�şk�n kapsamlı b�r hazırlık yapılmadığı g�b� devlet ve uluslararası örgütler ve s�v�l toplum örgütler� arasında �şb�rl�ğ� ve yardım ve projeler�n ortaklaştırılmasına �l�şk�n b�r yaklaşım da bulunmamaktadır. Dahası, �şgücü p�yasasının formelleşmes� ve �şs�zl�ğ�n azalması ve yen� �st�hdam olanakları oluşturulması açısından elzem olan Sur�yel�ler�n ülkeler�ne ger� dönüşüne �l�şk�n b�r pol�t�ka oluşturulmamıştır. İst�hdam ve �şs�zl�k açısından oldukça öneml� b�r değ�şken olan bu durum hususunda b�r pol�t�ka eks�kl�ğ� �kt�darın bu alana yönel�k ucuz �şgücüne dayalı büyüme anlayışının da b�r gösterges�d�r. TAŞERON SORUNU Türk�ye’de çalışma yaşamının en öneml� sorunlarından b�r�s� de taşeronlaşmadır. AKP hükümet� dönem�nde, gerek özel sektörde gerekse kurallı çalışmanın kales� sayılan kamuda taşeronluk ve at�p�k �st�hdam b�ç�mler� hızla yaygınlaşmıştır. Özell�kle �nşaat, maden, gem� �nşa g�b� sektörler, �ş kazaları ve taşeron uygulamaları �le gündeme gelmekted�r. Kamuda da başta eğ�t�m ve sağlık sektörü olmak üzere, beled�yelerden KİT’lere kadar pek çok alanda emekç�ler en ağır şartlarda ve güvences�z çalışma yaşamına dah�l olmuşlardır. Çoğu ün�vers�te mezunu yüz b�nlerce k�ş� kamu personel� sınavlarında kadrolu b�r �ş �ç�n çaba sarfederken, kamuda �st�hdamın öneml� b�r kısmı, güvences�z, kuralsız çalışma b�ç�mler� ve h�zmet alımı yan� taşeron yolu �le sağlanmıştır. AKP �kt�darında Türk�ye m�lyonlarca taşeron �şç�s�n�n olduğu b�r taşeron cumhur�yet�ne dönmüştür. 2002 yılında Türk�ye genel�nde 360 b�n olan taşeron �şç� sayısı 2017 yılı Ocak ayı �t�bar�yle 2 M�lyonu aşmıştır. Kamudak� taşeron �şç� sayısı �se yaklaşık 1,2 m�lyon �şç�ye ulaşmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 247 ‒ AKP �kt�darı taşeron �şç� çalıştırmayı engelleyecek pol�t�kalar bel�rlemek yer�ne ne yazık k� 11 Eylül 2014 tar�h�nde yasalaşan “Torba Kanun” �le taşeron çalıştırmayı gen�şletm�ş, yaygınlaştırmış, ardından 24 Aralık 2017 tar�h�nde yayınlanan 696 Sayılı OHAL Kanun Hükmünde Kararnames�yle Türk�ye’de çalışma yaşamında en öneml� sorunlardan b�r�s� olarak değerlend�r�len Kamuda taşeron �şç� çalıştırma �le �lg�l� yargı kararları ve kamuoyu baskısı neden�yle b�r değ�ş�kl�k yapmak zorunda kalmıştır. Söz konusu KHK’nın çeş�tl� maddeler� �le yapılan bu düzenleme, b�r yasa aracılığıyla düzenlenmemes�, konunun tarafları �le �st�şare ed�lmemes� ve Anayasaya aykırı düzenlemeler �ht�va etmes� neden�yle oldukça c�dd� eleşt�r�lere maruz kalmaktadır. Söz konusu KHK �le özell�kle 233 Sayılı KHK kapsamındak� kuruluşlar �le özel bütçel� kuruluşların büyük b�r kısmı kapsamdışı bırakılırken aynı zamanda mahall� �darelerde çalıştırılan taşeron �şç�ler mahall� �darelerce kurulmuş yada kurulacak ş�rketlere geç�r�lm�şlerd�r. 30 Haz�ran 2018 tar�h�nde Bakanlar Kurulu'nun 'Kamu İkt�sad� Teşebbüsler� ve Bağlı Ortaklıklarının 2018 Yılına A�t Genel Yatırım ve F�nansman Programında Değ�ş�kl�k Yapılmasına İl�şk�n Kararı �le KİT’lerde çalıştırılan taşeron �şç�ler�n kadroya alınmaları hususunda kurumları yetk�l� kılınarak bu kapsamda çalıştırılan taşeron �şç�lere ne yazık k� kadro yolu bel�rs�zleşt�r�lm�şt�r. Kamuda çalıştırılan taşeron �şç�lere kadroya geç�ş sürec�nde b�r d�z� sınırlama get�r�lm�şt�r. Bunlardan �lk� Kamuya h�zmet alımında % 70 ve daha üzer�nde �şç�l�k mal�yet� olan �şlerde çalışan �şç�ler�n kadroya geç�r�lmes� öngörülmüştür. Danışmanlık h�zmetler�, hastane b�lg� s�stemler�nde çalıştırılanlar ve kamu kurumlarının çağrı merkezler�nde çalıştırılan taşeron �şç�ler �le anahtar Tesl�m olarak b�l�nen ve sürekl�l�k arz etmeyen �şlerde çalışan taşeron �şç�ler kapsam dışına çıkarılmışlardır. S�yas� �kt�dar, 2026 bütçe tekl�f�nde de kapsamdışı bırakılan taşeron �şç�ler �le KİT’lerde çalıştırılan taşeron �şç�ler�n kadroya alınacağına �l�şk�n b�r düzenleme öngörmem�şt�r. Dolayısıyla, devlet�n asl� �şler�nde çalıştırılan �şç�ler açısından a-t�p�k b�r �st�hdam b�ç�m� olan taşeronluk AKP tarafından sürdürülmek �stenmekted�r. 696 Sayılı KHK �le taşeron �şç�ler�n�n halen almakta oldukları ücretler�n�n geç�ş yapıldıktan sonra aynen devam etmes� hedeflenm�şt�. Bunlardan merkez� �dareye geçenlere ücret hakkı dışında sadece 6772 Sayılı İlave Ted�ye Kanunu’na göre 52 günlük �lave ted�ye ödenmes� söz konusudur. Burada tartışma konusu olan nokta �se ücret, d�ğer mal� ve sosyal hakları Yüksek Hakem Kurulu tarafından karar bağlanan ve süres� en son sona erecek Taşeron Toplu Sözleşmes�ne göre bel�rlenmes� durumudur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 248 ‒ YHK tarafından bel�rlenen toplu �ş sözleşmes�ne göre bu �şç�lere 2019 ve 2020 yılları �ç�n altı aylık dönemler �t�bar�yle % 4 oranında zam yapılması öngörülmüştür. Bu da kamuda çalışan �şç�ler açısından �k� farklı kategor�de �şç� çalıştırıldığı anlamına gelmekted�r. Artık kamuda çalışan �şç�ler arasında da ücretler açısından �k� farklı kategor�de çalışan �şç�ler bulunmaktadır. AKP �kt�darı bu ayrımcılığı düzeltmeye yönel�k b�r adım atmamaktadır. KİRALIK İŞÇİLİK VE ZORUNLU ARABULUCULUK Türk�ye’n�n çalışma yaşamındak� d�ğer öneml� sorunlarından b�r�s� de çalışanların koruyucu düzenlemeler�n ekonom�k rekabet uğruna yok ed�lmes�ne yönel�k esnekl�k düzenlemeler�d�r. Özell�kle, çalışma süreler�n�, ücret ve d�ğer unsurları düşürücü, �şç�y� �şveren karşısında koruma yer�ne cezalandırıcı sayısal esnekl�k b�ç�mler� AKP �kt�darında g�derek artmıştır. Ulusal İst�hdam Stratej�s� Belges� adı altında ödünç �şç�l�k, denkleşt�rme, taşeronlaştırma g�b� uygulamalar artmıştır. Hal böyle �ken, AKP, orta vadel� program ve 2024 bütçes� �le zaten esnek olan çalışma hayatını daha da esnekleşt�rmek �stemekted�r. Modern kölel�k olarak tanımlanan k�ralık �şç�l�k send�kaların karşı çıkmasına, Cumhurbaşkanı’nın vetosuna rağmen tekrar tekrar get�r�lm�şt�r. 7 Şubat 2016 tar�h�nde TBMM’ye sevk ed�lm�şt�r. 6 Mayıs 2016 tar�h�nde de yasalaşmıştır. Özel İst�hdam Bürolarına ödünç �şç� çalıştırma hakkı get�rmek “dayıbaşılık” s�stem�n� bütün topluma yaymak demekt�r. Bütün çalışma yaşamını kuralsızlaştıracak, �şç�ler�n haklarını ortadan kaldıracak b�r düzenlemed�r. 2016 yılından bu yana k�ralık �şç�l�k �ç�n ruhsat alan ş�rket sayısı 476 olmasına rağmen bu ş�rketlerde kayıtlı �şç� bulunmadığı görülmekted�r. Y�ne bu yen� yasada “uzaktan çalışma” adı altında evde çalışma yasalaştırılmakta, �şyer� kavramı ortadan kaldırılmakta, çalışanların �şç� sağlığı ve güvenl�ğ� kurallarına bağlı olmadan, çalışma süreler� bell� olmadan, çoluk çocuk çalıştırılab�lmes�n�n önü açılmıştır. Öte yandan 2018 yılı 1 Ocak tar�h�nde yürürlüğe g�ren zorunlu arabuluculuk s�stem� başlı başına sorunlu b�r s�stemd�r. Bu düzenleme �le �şç�n�n alacaklarının yanı sıra �şe �ade davaları da zorunlu arabuluculuk konusu olmuştur. Çalışma Bakanlığının kuruluş amaçlarından en öneml�s� �şç�y� çalışanı koruma görev�n� yer�ne get�rmekt�r. Çalışanı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 249 ‒ �şveren karşısında korumanın amacı çalışma �l�şk�s�n�n eş�ts�z karakter�d�r. Eş�t olmayanlar arasındak� bu �l�şk�ye devlet müdahale ederek çalışanı korumaya yönel�k b�r koruma s�stem� kurmuştur. Mahkemeler�n �ş yükünün fazla olması neden�yle s�stem�n doğasına aykırı b�r b�ç�mde sank� çalışma �l�şk�s� eş�tler arası b�r �l�şk�ym�ş g�b� zorunlu arabuluculuk s�stem�n� devreye sokulması �şç�n�n emekç� aleyh�ne b�r durum ortaya çıkaracaktır. N�tek�m, Adalet Bakanlığı İstat�st�kler�ne göre 2017 yılı �t�bar�yle �ş mahkemeler�n�n bakmakta olduğu dosya sayısı 559,077 �ken, 2020 yılı �stat�st�kler�ne göre bu sayı 568,276 olmuştur. 2022 yılında da 648 652 başvuru sayısına ulaşmış, 2023 yılında �se 639,720 olmuştur. 2024 yılında �se dava sayısı 706.946’dır. Görüldüğü g�b� �ş mahkemeler�ne başvuru sayılarında b�r azalma olmadığı g�b� g�derek başvuru sayısı artmaktadır. Zorunlu arabuluculuk başvuru sayısı da 2022 yılında 792,483’dür, 2023 yılında bu sayı 953,323 dosyaya ulaşmış, 2024 yılında da artarak 1.041.842’ye ulaşmıştır. Bunlardan 244,083 ünde anlaşma sağlanmamıştır. Dolayısıyla, dava şartı olarak get�r�len arabuluculuk s�stem� ne yazık k�, �ş mahkemeler�n�n �ş yükünü azaltmamıştır. Bakanlık, ne yazık k� çalışma yaşamının en öneml� sorunlarından b�r�s� olan adalet�n sağlanmasına yönel�k yargılama sürec� ve etk�l� uzlaşma yollarının oluşturulmasına yönel�k süreçlere yönel�k b�r hedefleme ve bütçeleme yapmamaktadır. Bütün bu sürec�n hızlandırılab�lmes� amacıyla denet�m, �nceleme ve teft�ş g�b� mekan�zmalarla yargı sürec�n�n entegrasyonu sağlanab�lecekken bu tür b�r yaklaşımda serg�lenmemekted�r. KAMU ÇALIŞANLARINA ESNEKLİK VE PERFORMANS AKP �kt�dara geld�ğ�nden bu yana “kamu personel rej�m� reformu”nu d�le get�rmekte ancak bunu Anayasa değ�ş�kl�ğ� gerekt�rmes� neden�yle tam anlamıyla gerçekleşt�reb�lm�ş değ�ld�r. Bu sözde “reform”un 5 temel unsura dayandığını söylemek mümkün: Kamu emekç�ler�n�n �ş güvences�n�n kaldırılması, esnek ve güvences�z �st�hdam, esnek çalışma, memur�yete g�r�ş�n genel kurallara değ�l �kt�darın terc�hler�ne endekslenmes� ve performansa dayalı ücretlend�rme. Her ne kadar memur�yet güvences� genel anlamda kaldırılmamış olsa da, 2016 Temmuzun da bu yana �kt�dar OHAL KHK’ları �le memur�yet güvences�n� f��len askıya almıştır. Arş�v araştırması ve güvenl�k soruşturması kurallarını get�rerek memur�yete g�r�ş� �kt�darın onayına da Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 250 ‒ bağlamış oldu. D�ğer yandan, kamu personel�n�n öneml� sorunlarından b�r�s� de ek göstergeler�n düzenlenmes� sorunudur. S�yas� �kt�dar, bazı kamu çalışanlarına yönel�k seç�m vaad� olarak ortaya koyduğu 3600 ek gösterge vermeye yönel�k seç�m önces�nde b�r adım atmış, ancak bu adım aslında emekl� �kram�yes� ve emekl� aylıklarının satınalma gücünün oldukça düşük olduğu alt kademe memurların yer�ne üst kademe kamu bürokratlarının ek göstergeler�n�n artırılmasına �l�şk�n b�r şekle bürünmüştür. Özell�kle memurların aylıklarını ve emekl� aylıklarını doğrudan etk�leyen ek gösterge s�stem�, er�yen aylıklar ve düşük emekl� aylıkları açısından bütün memur gruplarına yapılması gereken ve bunları b�r nebze olsun dah� rahatlatacak b�r uygulama olsa dah�, özell�kle s�yas� �kt�dar dönem�nde bozulan kamu personel rej�m�n�n ve kamu personel ücretler�n�n günün koşullarına göre top yekün olarak ele alınması gerekmekted�r. Özell�kle 2023 yılı başında kamu görevl�ler�ne yönel�k ek ödeme adı altında emekl�l�kler�ne yansımayan b�r ödeme türünün �cat ed�lm�ş olması da kısa vadede kamu görevl�ler�n�n reel ücret düzeyler�ndek� hızlı aşınmayı b�r nebze olsun g�derm�ş olmasına rağmen uzun vadede kamu görevl�ler�n�n emekl�l�k aylıklarına yansımayacak olması neden�yle bunlar aleyh�ne b�r durum yaratmıştır. 2026 yılına gel�nd�ğ�nde kamu çalışanları açısından oldukça öneml� b�r sorun olarak kamu çalışanlarının maaşlarındak� satınalmagücü kaybı karşımıza çıkmaktadır. Özell�kle 2026-2028 yılları arası maaşlarda hedeflenen enflasyona endeksl� b�r zam s�stem�n�n öngörülmes� �se reel ücretler�n er�meye devam edeceğ�n� göstermekted�r. SENDİKALAŞMA, TOPLU PAZARLIK HAKLARI Çalışma hayatını sadece �st�hdam odaklı b�r yaklaşımla ele almakta, mevcut çalışanların korunması ve refahını arttırmaya yönel�k pol�t�kaları yok saymaktadır. Ücret düzeyler�n�n ve çalışanların refahının arttırılması, ya da satınalama güçler�n�n korunmasına yönel�k herhang� b�r pol�t�ka tanımlanmadığı g�b�, çalışma yaşamının öneml� b�r parçası olan kollekt�f haklar ve örgütlenme hakkının gel�şt�r�lmes�ne yönel�k pol�t�kalar ne yazık k� yok sayılmıştır. Send�kalaşma ve örgütlenme özgürlüğünün gel�şt�r�lmes� ve bu alanda gerek teşv�k gerekse yaptırım s�stemler�ne �l�şk�n pol�t�kalar ben�msenmemes�, çalışma yaşamında f��l� kuralsızlığın, ucuz �şgücü pol�t�kasının sürdürüleceğ�n�n de b�r başka gösterges�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 251 ‒ 2025 yılı Kasım ayı �t�bar�yle Çalışma Bakanlığı ver�ler�ne göre �şç� sayısı 17 M�lyon 326 b�n 143 k�ş�d�r. Send�kalarda örgütlü �şç� sayısı 2,429,527 k�ş�d�r. Türk�ye’de ne yazık k� �şç� send�kalaşma oranı % 14,02 düzey�nded�r. Toplam send�kalı �şç� sayısının % 49,82’s� kamu sektöründe çalışan send�ka üyes� �şç�ler, % 51,18'� özel sektörde çalışan send�ka üyes� �şç�lerd�r. Kamu sektöründe çalışan �şç�ler�n %75,57's� send�ka üyes�d�r. Özel sektörde çalışan �şç�ler�n �se %6,83'ü send�ka üyes�d�r. Toplu sözleşme kapsamındak� �şç� sayısı da 2.641.738 k�ş�d�r. Kapsama oranı �se % 15,25’d�r. 2024 yılına göre hem send�kalı �şç� sayısında hem de toplu sözleşme kapsamındak� �şç� sayısında ve kapsama oranında b�r ger�leme de görülmekted�r. Görüldüğü üzere Türk�ye’de send�kalaşma oranı ve toplu sözleşme kapsama oranı oldukça ger�ded�r. Türk�ye'de send�kasızlaştırma s�steml� b�r b�ç�mde hayata geç�r�lmekte ve bunun sonucunda send�kalı ve toplu pazarlık kapsamındak� çalışan sayısı hızla azalmaktadır. Send�kasızlaşmaya yol açan başlıca etkenler arasında ekonom� ve sosyal pol�t�kalarda yaşanan değ�ş�m, kamu kes�m�n�n daralması ve özelleşt�rme, toplam �st�hdam �ç�nde h�zmet sektörünün payının büyümes�, ana �şletmeler�n �şler�n�n öneml� b�r bölümünü alt �şverenler ve taşeron ş�rketlere devretmeler�, f�rma ölçeğ�n�n küçülmes�, esnek-kuralsız ve standart olmayan çalışma b�ç�mler�n�n yaygınlaşması yer almaktadır. Tüm dünyada karşılaşılan bu etkenler�n yanı sıra, Türk�ye'de send�kasızlaştırmayı ürkütücü boyutlara ulaştıran ve adeta send�kasız b�r çalışma dünyası yaratan özgül koşulları göz önünde bulundurmak gerekmekted�r. Türk�ye'n�n çalışma mevzuatı (özell�kle toplu çalışma �l�şk�ler� mevzuatı) send�kasızlaştırmanın başta gelen nedenler�nden b�r�d�r. Türk�ye’de çalışma mevzuatının özgürlükçü ortamını kısıtlayan b�r anlayışı yansıtmasının yanı sıra, Send�kalara yönel�k örgütlenmey� zorlaştırıcı düzenlemeler �le toplu pazarlık hakkını kısıtlayıcı düzenlemeler �çermekted�r. AKP �kt�darında send�kalara yönel�k baskılar kalkmamış, örgütlenmen�n önündek� engeller kaldırılmamış, kamu görevl�ler�ne yönel�k send�ka hakkı, toplu sözleşme hakkı gerçek anlamda ver�lmem�şt�r. AKP yandaş send�ka yaratma çabalarına hız verm�ş, çalışanlar baskı ve tehd�tlerle send�ka değ�şt�rmeye zorlanmış ve send�kalara yönel�k çeş�tl� tehd�t ve baskı yollarıyla send�kaların pas�fleşt�r�lmes� hedeflenm�şt�r. Son yıllarda ant�- send�kal tekn�kler (un�on-bust�ng) daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 252 ‒ Türk�ye'n�n çalışma mevzuatı, send�kal nedenl� �şten çıkarmalara karşı etk�n b�r koruma s�stem� (�ş güvences�) sağlamamaktadır. Davalar çok uzun sürmekte ve yasalar �şverene �şe �ade yükümlülüğü get�rmemekted�r. Send�kal nedenl� �şten çıkarmalar �ç�n öngörülen maddî tazm�nat �se caydırıcı değ�ld�r. AKP dönem�nde sadece yen� b�r s�yasal rej�m değ�l, yen� b�r çalışma rej�m� oluşturulmaktadır. AKP hükümetler�n�n, toplumsal ve s�yasal yaşamın değ�ş�k alanlarında yarattığı hegemonya özell�kle çalışma hayatı ve send�kalar açısından geçerl�d�r. Send�kal hareket�n öneml� b�r bölümü �kt�dar part�s�n�n etk�s� altına alınmıştır. Send�kaların üyeler�n�n ez�c� çoğunluğunun halen kamuda olduğu (kamu �şç�s� ve kamu görevl�s� olarak) d�kkate alındığında bu etk�n�n nedenler� daha �y� anlaşılab�l�r. AKP hükümetler� ‘s�mb�yot�k send�kacılığı’ öne çıkarmaktadır. Bunun en çarpıcı örnekler�nden b�r�s� kamu görevl�ler� send�kaları alanında yaşanmaktadır. Toplu �ş sözleşmes� kapsamı send�kalı �şç�ler�n send�kal hakları ne ölçüde kullanab�ld�ğ�n� göstermekted�r. Toplu �ş sözleşmes� kapsamında olmayan send�kalı �şç�n�n gerçek b�r send�kal korumadan yararlandığını söylemek mümkün değ�ld�r. O nedenle gerçek send�kalaşma ölçütü toplu �ş sözleşmes� kapsamıdır. Pek çok ülkede toplu �ş sözleşmes� kapsamındak� �şç� oranı send�kalı �şç� oranından daha yüksekt�r. Örneğ�n AB ülkeler�nde send�kalaşma oranı ortalama yüzde 20-25 c�varında �ken, toplu �ş sözleşmes� kapsamındak� �şç� oranı yüzde 65’e yaklaşmaktadır. Teşm�l uygulamaları yoluyla send�ka üyes� olmayan �şç�ler de send�kaların �mzaladığı toplu �ş sözleşmeler�nden yararlanmaktadır. Ülkem�zde �se send�ka üyes� �şç�ler�n b�le toplu �ş sözleşmes� kapsamı dışında bırakıldığı b�r toplu �ş sözleşmes� yetk� s�stem� söz konusudur. Ayrıca örgütlü toplumun en temel haklarından b�r�s� olan toplu pazarlık hakkı ve bunun ayrılmaz parçası olan Grev hakkına yönel�k 12 Eylül hukukuyla get�r�len yasaklar ve kısıtlamalar sürmekted�r. AKP dönem�nde bu alana �l�şk�n düzenlemeler yapılacağı bel�rt�lmes�ne rağmen hem kamu görevl�ler� hem de �şç�ler açısından ortaya çıkan yasa tasarılarında yasaklar ve kısıtlamalar devam etmekted�r. Özell�kle, �şkolu barajının varlığı, örgütlenme hakkının kullanımını engelley�c� yetk� �t�raz, mekan�zması, uzun ve katı kurallara bağlanmış toplu pazarlık görüşme sürec�, artık geçerl�l�ğ� kalmamış resm� arabulucu mekan�zması, ant� demokrat�k b�r kurum olan Yüksek Hakem Kurulu’nun varlığı toplu pazarlık hakkının kullanımını engeller b�r n�tel�kted�r. Aynı şek�lde hak Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 253 ‒ grev�, dayanışma grev�, genel grev g�b� grev türler�yle �şyerler�ndek� menfaat uyuşmazlıklarına �l�şk�n yapılan �ş yavaşlatma, ver�m düşürme g�b� barışçıl eylem türler�n�n yasa dışı grev olarak n�telend�r�lmes�, ILO normlarına aykırı grev yasakları, grev ertelemeler�, s�yas� �kt�darlara ver�len gen�ş yetk�ler ve get�r�len cezalar özgür toplu pazarlık ve grev hakkının ortadan kaldırıcı n�tel�kted�r. AKP kamuoyuna yönel�k söylemler�n aks�ne hem 4688 Sayılı Kamu görevl�ler� Send�kaları ve Toplu Sözleşme Kanunu hem de 6356 Sayılı Send�kalar ve Toplu İş Sözleşmes� Kanunu’nda söz konusu aykırılıkları g�dermem�ş, aks�ne kısıtlamıştır. AKP dönem�nde temel send�kal hak ve özgürlükler ne yazık k� kısıtlanmış ve adeta yandaş örgütler yaratmaya yönel�k b�r baskı aracı hal�ne get�r�lm�şt�r. AKP dönem�nde Türk�ye’de kollekt�f örgütlenme hakkı �hlaller� yapısal b�r hal almış, bu dönemde yapılan düzenlemelere rağmen send�kalaşma önündek� engeller kaldırılmamış ve buna bağlı olarak send�kal örgütlülük ne yazık k� arttırılamamıştır. Kollekt�f �şç� haklarına �l�şk�n en öneml� sorunlardan b�r�s� h�ç kuşkusuz send�kal örgütlenmeye �l�şk�n get�r�len hukuk� kısıtlamalardır. Bu hukuk� kısıtlamaların �lk� send�kaların tek �şkolunda faal�yet göstereb�lmes�ne yönel�k kısıtlamadır. İşç�ler�n send�ka seçme hakkı bu yolla kısıtlanmaktadır. İk�nc� kısıt �se send�kalara yönel�k �şkolu barajıdır. Yüzde 1 oranında bel�rlenen bu baraj s�stem� bazı send�kaların üyeler� adına toplu sözleşme yapma haklarını ortadan kaldırmıştır. Bunun har�c�nde üyel�k s�stem�nde e-devlet mekan�zmasının kullanılması, send�kaların yönet�c�ler�n� bağımsızca bel�rleme hakkının kısıtlanması, send�kaların yem�nl� mal� müşav�rlerce denetlenmes� g�b� ILO Sözleşmeler�ne aykırı b�r d�z� sorun da bulunmaktadır. Ancak, �şç�ler�n örgütlenme hakkı açısından bakıldığında en büyük adalets�zl�k send�kalaşma önündek� f��l� engellerd�r. Send�kalaşmayı engelleme hal�nde �şverenlere yönel�k etk�n yaptırımlar get�r�lmed�ğ�nden dolayı ne yazık k� örgütlenme hakkının kullanılması �mkansız hale gelmekted�r. Türk�ye'n�n çalışma mevzuatı, send�kal nedenl� �şten çıkarmalara karşı etk�n b�r koruma s�stem� (�ş güvences�) sağlamamaktadır. Davalar çok uzun sürmekte ve yasalar �şverene �şe �ade yükümlülüğü get�rmemekted�r. Send�kal nedenl� �şten çıkarmalar �ç�n öngörülen maddî tazm�nat �se caydırıcı değ�ld�r. D�ğer b�r �fadeyle, send�kasızlaştırmayı hedefleyen �şveren bunun mal�yet�n� ödeyerek send�kalaşmayı engelleyeb�lmekted�r. 30'dan az �şç� çalıştırılan �şyerler�nde çalışan �şç�ler �le altı aydan az kıdem� olan �şç�ler�n (bu toplam �şç�ler�n yüzde 50's� c�varındadır) send�kal tazm�nat hakları ortadan kaldırılmıştır. Yukarıdak� ver�lerden de görüleceğ� g�b� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 254 ‒ �şverenler örgütlenme hakkının kullanımını baştan engelled�kler� g�b� toplu pazarlık süreçler�nde de çalışanlarının ortalama % 25’�n� toplu sözleşme kapsamı dışında bırakma yoluyla send�kal haklarını kullanamaz duruma da get�rmekted�r. 2023 ve 2024 yıllarında Anayasa Mahkemes� DİSK’e bağlı B�rlleş�k Metal-İş Send�kasının başvurusu üzer�ne �k� öneml� karar verm�ş ve mevcut toplu �ş sözleşmes� yetk� sürec�n�n anayasal hakları korumadığı ve bu s�stem�n değ�şt�r�lmes� yolunda görüş b�ld�rm�şt�r. Çalışma Bakanlığı bu öneml� hakkın kullanımındak� anayasal hak �hlaller�n� ortadan kaldırmaya yönel�k olarak yen� b�r s�stem arayışına yada yasal düzenleme yapılmasına yönel�k b�r çalışma yapmaktan kaçınarak adeta çalışanların haklarını kullanab�lmes�n�n önündek� engeller� kaldırmamaktadır. Kollekt�f örgütlenme hakkına �l�şk�n �k�nc� eksen kamu çalışanlarına �l�şk�n kollekt�f haklardır. 2025 Kasım ayı �t�bar�yle send�kalaşma hakkını kullanab�lecek kamu görevl�ler�n�n sayısının toplam 3.016.495’d�r. Send�kalı kamu görevl�s� sayısı �se toplam olarak 2.319.157 k�ş�d�r. B�r d�ğer dey�şle send�kalaşma oranı kamu çalışanlarında % 76,88’d�r. Bu çerçeveden bakınca yüksek b�r send�kalaşma oranı �le karşılaşıldığı düşünüleb�l�r. Ancak, özell�kle kamu çalışanları açısından kollekt�f send�ka hakkının kullanılmasında �k� yönlü b�r sorun yaşanmaktadır. B�r�nc�s� kamuda görev yapan yargı mensupları, �nfaz kurumları çalışanları, pol�sler, asker� personel ve özel bazı yasalar yoluyla çalışan �st�sna� personel 4688 Sayılı Yasanın 15. Maddes� çerçeves�nde send�kal örgütlenme haklarını kullanamamaktadırlar. İk�nc� olarak send�ka hakkını kullanab�len kamu görevl�ler� doğrudan b�r konfederasyona üye olmaya zorlanmakta ve bu konfederasyonun bu baskısı da s�yas� �kt�darca desteklenmekte, teşv�k ed�lmekte hatta kamu görevl�ler� bu send�ka altında örgütlenmeye zorlanmaktadırlar. N�tek�m, 2022 yılında yürürlüğe g�recek kamu personel� toplu sözleşme görüşmeler�nde kamu görevl�ler�n toplu sözleşme �kram�yes�nden yararlanma �se send�kalara yüzde 1’l�k örgütlenme şartı get�r�lm�ş, bu nedenle de 375 sayılı KHK’nın Geç�c� 4. Maddes�ne aykırı b�r düzenleme 2023 yılı Ocak aynıdan �t�baren uygulamaya geçm�şt�r. Özell�kle yandaş send�kaların çıkarına olan bu hukuksuz düzenleme, Çalışma Bakanlığı el�yle hayata geç�r�lerek, kamu görevl�ler�n�n send�kal örgütlenme hakkı zedelenmekted�r. Toplamda 245 kamu çalışanı send�kasından sadece 47’s�n�n % 2’l�k �şkolu barajını aşab�ld�ğ� düşünüldüğünde özgür toplu pazarlık hakkının zedelenme düzey� de gözler önüne ser�lmekted�r. Anayasa Mahkemes� söz konusu ayrımcı uygulamaya yönel�k �ptal kararı vermes�n�n ardından bu defada bu ayrımcı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 255 ‒ haksız uygulama Çalışma Bakanı tarafından savunulmuş, Hatta 2024 yılı Haz�ran ayında TBMM’ye sunulan Kanun tekl�f�nde bu ayrımcı tutum devam ett�r�lmek �stenm�şt�r. Send�ka özgürlüğünü zedeleyecek olan bu yen� tekl�f Plan Bütçe Kom�syonu görüşmeler� sonrasında Genel Kurul görüşmeler� esnasında düzelt�lm�ş ve send�ka üyes� olmuş kamu görevl�ler� arasındak� ayrımcı ve eş�ts�z uygulama düzelt�lm�şt�r. Ancak somut durum açıkça Bakanlığın kamu görevl�ler� send�kaları açısından ayrımcılık �ç�nde davrandığı, yandaş send�kalara yönel�k kayırmacı b�r tutum serg�led�ğ�d�r. Örgütlü toplumun en temel haklarından b�r�s� olan toplu pazarlık hakkı ve bunun ayrılmaz parçası olan Grev hakkına yönel�k 12 Eylül hukukuyla get�r�len yasaklar ve kısıtlamalar sürmekted�r. AKP dönem�nde bu alana �l�şk�n düzenlemeler yapılacağı bel�rt�lmes�ne rağmen hem kamu görevl�ler� hem de �şç�ler açısından yasaklar ve kısıtlamalar devam etmekted�r. Özell�kle, �şkolu ve �şyer� barajının varlığı, örgütlenme hakkının kullanımını engelley�c� yetk� �t�raz, mekan�zması, uzun ve katı kurallara bağlanmış toplu pazarlık görüşme sürec�, artık geçerl�l�ğ� kalmamış resm� arabulucu mekan�zması, ant� demokrat�k b�r kurum olan Yüksek Hakem Kurulu’nun varlığı toplu pazarlık hakkının kullanımını engeller b�r n�tel�kted�r. Aynı şek�lde hak grev�, dayanışma grev�, genel grev g�b� grev türler�yle �şyerler�ndek� menfaat uyuşmazlıklarına �l�şk�n yapılan �ş yavaşlatma, ver�m düşürme g�b� barışçıl eylem türler�n�n yasa dışı grev olarak n�telend�r�lmes�, ILO normlarına aykırı grev yasakları, grev ertelemeler�, s�yas� �kt�darlara ver�len gen�ş yetk�ler ve get�r�len cezalar özgür toplu pazarlık ve grev hakkının ortadan kaldırıcı n�tel�kted�r. AKP kamuoyuna yönel�k söylemler�n aks�ne hem 4688 Sayılı Kamu görevl�ler� Send�kaları ve Toplu Sözleşme Kanunu hem de 6356 Sayılı Send�kalar ve Toplu İş Sözleşmes� Kanunu’nda söz konusu aykırılıkları g�dermem�ş, aks�ne kısıtlamıştır. AKP dönem�nde temel send�kal hak ve özgürlükler ne yazık k� kısıtlanmış ve adeta yandaş örgütler yaratmaya yönel�k b�r baskı aracı hal�ne get�r�lm�şt�r. Türk�ye’de toplu pazarlık hakkının kullanımına �l�şk�n en kr�t�k düzenleme yetk� s�stem�ne �l�şk�nd�r. Send�kanın �şkolu ve �şyer� barajlarını aşıp aşmadığı �lg�l� bakanlık tarafından tesp�t ed�lmekted�r. Bakanlığın verd�ğ� çoğunluk tesp�t�ne �şveren�n veya �şkolundak� örgütlü send�kaların �t�raz etmes� durumunda toplu �ş sözleşmes� prosedürü durmaktadır. Yetk� tesp�t davaları yıllarca süreb�lmekte ve dava süres� boyunca, send�ka �lg�l� �şyer�nde h�çb�r faal�yet sürdürememekted�r. İşveren dava sürec�n� b�r Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 256 ‒ send�kasızlaştırma �mkânı olarak kullanmakta ve send�kalaşan �şç�ler� ya �st�fa ett�rmekte ya da �şten çıkarmaktadır. Send�kal örgütlenmey� engelleyen bu yetk� s�stem� TBMM'de 18 Ek�m 2012 tar�h�nde kabul ed�len yen� Send�kalar ve Toplu İş Sözleşmes� Kanunu (STİSK) �le de korunmuştur. Kamu çalışanları açısından da oldukça adalets�z b�r durum söz konusudur. Ortada gerçek anlamda b�r toplu pazarlık hakkı bulunmamaktadır. Sadece “toplu görüşme” adı altında b�r düzenleme mevcuttur ve bu da sadece hükümet�n send�kalardan talepler�n� almasıyla sınırlıdır. Kamu Görevl�ler� Send�kalar ve Toplu Sözleşme Kanununda 2012 yılında yapılan değ�ş�kl�kle kamu çalışanlarının toplu pazarlık sürec�nde en fazla üyeye sah�p Konfederasyon Genel Başkanı’nın şahsına �mza yetk�s� ver�lerek kamu çalışanlarının özgür toplu pazarlık hakkı ortadan kaldırılmıştır. Türk�ye’de grev hakkı sadece toplu pazarlık sürec�ne endekslenm�ş ve uyuşmazlık grev� olarak �z�n ver�lm�şt�r. Genel grev, hak grev� ve dayanışma grev� g�b� grev türler� yasaktır. Grev ertelemes� f��l� grev yasağına dönüşmüştür. AKP dönem�nde büyük ölçekl� grevler�n öneml� b�r bölümü ertelenm�şt�r. 2002 yılından 2025 yılına kadar 22 öneml� grev ertelenm�şt�r. AKP dönem�nde yaklaşık 200 b�n �şç�n�n grev hakkı el�nden alınmıştır. OHAL’�n �lanından �t�baren de 10 grev erteleme adı altında yasaklanmıştır. Kamu çalışanlarının grev hakkı tanınmamış, ters�ne grev yasaklarını gen�şlet�c� b�r tutum �zlenm�şt�r. Sonuçta send�kal hareket�n öneml� b�r bölümünün faal�yetler� s�nd�r�lm�şt�r. 2026 yılı bütçe tekl�f�nde de yukarıda bel�rtt�ğ�m�z sorunları çözmeye yönel�k herhang� b�r program yaklaşımı ne yazık k� göster�lmemekted�r. Çalışma Bakanlığı, 2026 bütçe tekl�f�nde ne yazık k� bütün bu sorunların çözümü �ç�n gerek personel, gerek araç ve ek�pman gerekse b�lg� oluşturma ve saha sonuçlarını ölçmeye yönel�k b�r yaklaşım serg�lenmemekted�r. 3-SOSYAL GÜVENLİK SOSYAL GÜVENLİK KURUMU Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ek�pman gerekse b�lg� oluşturma ve saha sonuçlarını ölçmeye yönel�k b�r yaklaşım serg�lenmemekted�r. ‒ 257 ‒ 3-SOSYAL GÜVENLİK SOSYAL GÜVENLİK KURUMU Sosyal güvenl�ğ�n temel amacı, çalışma mot�vasyonunu sağlamak �ç�n gelecek end�şes�n� haf�fletmek ve aynı zamanda sosyal dayanışmayı sağlayarak sosyal barışı güçlend�rmek ve sosyal adalet�n sağlanması hedefler�n�n gerçekleşt�r�lmes�ne dayanır. Sosyal devlet olmanın en öneml� göstergeler�nden b�r�s� toplumun her kes�m� �ç�n sosyal güvenl�k h�zmetler�n�n ayrım yapılmaksızın sağlanıp sağlanmadığıdır. Sosyal güvenl�k s�stem�n�n öznes� ayrımsız “herkes” d�r. Bu nedenle sosyal güvenl�k s�stem�n�n öncel�kl� hedef� ayrımsız herkes� kapsamına almaktır. Ülkem�zdek� duruma bakıldığında �se sosyal güvenl�k s�stem�m�z�n bu amacı yeter�nce gerçekleşt�remed�ğ� görülmekted�r. Bu açıdan bakılınca pr�ml� ve pr�ms�z şekl�nde ayrıştırılab�lecek olan sosyal güvenl�k s�stemler� bu amaç doğrultusunda oluşturulmuş kurumsal yapılardır. Ülkem�zde pr�ml� rej�m, 1947 yılından bu yana oluşturulmuş ve zaman �çer�s�nde kapsamı ve r�skler� karşılamaya yönel�k s�gorta s�stemler� artarak devam etm�şt�r. Özell�kle, 1970’l� yıllarda ücretl� çalışanlar ve kend� hesabına çalışanlar �le tarımda çalışanları kapsayan öneml� kurumsal düzenlemeler yapılmış, buna �l�şk�n mevzuat düzenlenm�şt�r. Sosyal s�gorta s�stemler�n�n en öneml� özell�ğ� olan sınıflar arası dayanışma ve kuşaklar arası dayanışma s�stem�d�r. Bu da Kurumların mal� açıdan sürdürüleb�l�rl�ğ�n�n sağlanması ve bu çerçevede dayanışmanın refah arttırıcı b�r şek�lde kaynak aktarım süreçler�n�n düzenlenmes�ne dayanır. Ne yazık k�, 1970’l� yılların sonundan başlayarak 1990’lı yıllara kadar Türk�ye’de sosyal s�gorta s�stem�n�n mal� açıdan özerkl�ğ� sağlanamamış ve sosyal güvenl�k s�stem�n�n b�r�k�mler� devlet el�yle sermaye b�r�k�m� amacıyla kullanılmıştır. Öte yandan s�stem�n �şley�ş�ne yönel�k yapılan süper emekl�l�k g�b� popül�st pol�t�kalar neden�yle kuşaklar arası transfer ve dayanışma kr�terler� erozyona uğratılmış, s�stem�n sürdürüleb�l�rl�ğ� tartışılmaya başlanmıştır. Sosyal s�gorta �lkeler�ne aykırı uygulamalar, fonların kısa süre �ç�nde er�mes�ne neden olmuştur. Özell�kle Bağ- Kur ve SSK’da, pr�m tahs�latındak� başarısızlıklara çözüm bulunamamış, bu nedenle Kurumlar yeterl� gel�r kaynağına sah�p olamamıştır. F�nansman kaynağının esas olarak pr�me dayalı olduğu b�r sosyal güvenl�k s�stem�nde, �st�hdam yapısı �le sosyal güvenl�k kurumlarının gel�r kaynakları arasında doğrudan b�r etk�leş�m söz konusudur. Ülkem�zde, kayıt dışı �st�hdamın yaygın b�r sey�r �zlemes�, doğal olarak �lg�l� sosyal güvenl�k kurumunun çok c�dd� gel�r kaybını beraber�nde get�rmekted�r. Buna yüksek �şs�zl�k oranı da eklen�nce, sosyal güvenl�k s�stem�m�z�n f�nansman darboğazının asıl neden� daha kolay anlaşılacaktır. Bel�rt�len nedenler�n beraber�nde get�rd�ğ� d�ğer Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 258 ‒ öneml� b�r sonuç �se, akt�f/pas�f denges�n�n bozulmasıdır. Örneğ�n, 1980 yılında sosyal güvenl�k kurumlarının akt�f/pas�f denges� 4’ün üzer�nde �ken, 1999 yılında 2,24’e, 2003 yılında �se 2.03’e düşmüştür. Özell�kle, 1999 ve sonrasında orta ve uzun vadede sosyal s�gorta s�tem�n�n sürdürüleb�l�rl�ğ�n�n sağlanması adı altında s�stemde b�r d�z� yen� düzenleme yapılmıştır. Neo-l�beral yen�den yapılanma sürec�n�n başladığı bu dönemde 2008 yılında hayata geç�r�len ve emekl�l�k koşullarının ağırlaştırılması ve emekl�l�k haklarının düşürülerek kurumun sürdürüleb�l�rl�ğ�n�n sağlanmasına yönel�k düzenlemeler, kalkınma perspekt�f� yer�ne p�yasanın �ht�yaçları doğrultusunda ucuz �şgücü yaratma ve sermaye üzer�ndek� yükler�n azaltılmasına yönel�k olarak şek�llend�r�lmes� neden�yle ne yazık k� başarılı olamamıştır. AKP �kt�darı dönem�nde kurumsal özerkl�k sağlanması yönünde adımlar yer�ne pr�ml� rej�m adeta sermayeye transfer yapma aracılığı görev�n� yer�ne get�rm�ş, kayıtdışılık düşürülemem�ş, sosyal güvenl�k s�stem�n�n kapsamı gen�şlet�lemem�ş, Kurumun f�nansman s�stem�n�n sürdürüleb�l�rl�ğ� bozulmuş, pr�m alacakları pol�t�k ve popül�st nedenlerle tahs�l ed�lmem�ş, dahası sürekl� hale get�r�len pr�m afları ve yanlış teşv�k s�stemler� neden�yle Kurumun orta ve uzun vadede �şley�ş�ne doğrudan müdahale ed�lerek kurumun özerkl�ğ� zedelenm�şt�r. Son olarak, emekl�l�kte yaşa takılanlar şekl�nde �fade ed�len yaklaşık 4,5 m�lyon c�varında olan b�r kes�m�n emekl�l�ğ� hususunda yapılan düzenlemeler, Kurumun akt�f pas�f denges�n� sürdürülemez b�r boyuta get�rm�şt�r. Stratej� Bütçe başkanlığının ver�ler�ne ve Bütçe gerekçes�ne bakıldığında da görüldüğü üzere 2022 yılında 1.9’a ger�lem�ş olan akt�f pas�f denges�, 2023 yılında 1,66’ya düşmüştür. 2024 yılı sonu �t�bar�yle bu denge 1,61 olmuş, Ek�m 2025 �t�bar�yle 1,64’tür. 2026 yılında bu dengen�n 1,6’nın da altına düşmes� beklenmekted�r. Akt�f pas�f denges� sosyal güvenl�k s�stem� kurulduğundan bu yana Cumhur�yet tar�h�n�n en düşük düzey�ne düşürülmüştür. Yarınlarımız tehl�ke altındadır. Dolayısıyla bu dengen�n yen�den �y�leşt�r�lmes�ne yönel�k adımların atılması gerekmekted�r. Bu tür adımlar genell�kle akt�f kapsamı gen�şletmeye yönel�k adımlar olduğu g�b� aynı zamanda kayıtdışılığı azaltmaya yönel�k tedb�rlerden oluşmaktadır. N�tek�m, Plan’da buna yönel�k pol�t�kalar oluşturulacağı bel�rt�lmekted�r. D�ğer yandan bu denges�zl�k aynı zamanda mal� sürdürüleb�l�rl�ğ� etk�led�ğ� �ç�n gel�r artıcı pol�t�kaların yanı sıra g�derler� azaltmaya yönel�k pol�t�kaların pas�f s�gortalıların yaşam koşullarına etk�s�n� azaltıcı tedb�rlerle b�rl�kte ele alınması gerek�r. Bu da doğal olarak ülke Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 259 ‒ genel�nde emekl�ler�n satınalma güçler�ndek� büyük er�me ve aylık bağlama düzeyler�n�n artık açlık sınırının altında bağlanması g�b� sonuçlar doğuran pol�t�kaların toplumsal sonuçlarını da d�kkate almayı gerekt�r�r. Sosyal güvenl�k s�stem� yapılan “reform”lara karşın devlet katkısının yeters�zl�ğ�, kayıt dışı �st�hdamdan doğan pr�m kaçakları, çalışanlar �le emekl�ler arasındak� (akt�f/pas�f) denges�zl�ğ�, yaşlılık s�gortasından (emekl�l�k) yararlanma koşullarının ağırlaştırılmış olması, emekl�l�k ve genel sağlık s�gortasının p�yasaya açılmasıyla s�stem� kamu h�zmet� n�tel�ğ�n� g�tt�kçe y�t�rmes�, pr�m tahs�latının yapılamaması, toplanan sosyal güvenl�k pr�mler�n�n ve SGK kaynaklarının amacı dışında kullanılması g�b� b�rçok nedene bağlı olarak sorunlar yaşanmaktadır. Sosyal güvenl�k “reformu”nun temel gerekçeler�nden b�r� olarak sunulan herkes�n sosyal güvenceye kavuşturulacağı söylem�ne rağmen nüfusun en yoksul kes�m�n� oluşturan yüzde 15’l�k kes�m� sosyal güvenceden yoksundur. Sosyal güvenl�k s�stem�nden yararlanamayanların çoğunluğunu kayıt dışı çalışanlar oluşturmaktadır. TÜİK ver�ler�ne göre 2025 yılı Eylül ayı �t�bar�yle toplam �st�hdamın yüzde 26,3’ü kayıt dışıdır. Kayıt dışı �st�hdamın en yaygın olduğu kes�m düşük gel�rl� ya da asgar� geç�m düzey�n�n altında yaşayan yoksul kes�mlerd�r. Bu demekt�r k� toplumun korunmaya en fazla gereks�n�m� olan kes�m� sosyal güvenceden yoksundur. C�ns�yet ve yaşa göre kayıt dışı �st�hdama baktığımızda �se kadınlar ve gençler�n sosyal güvenceden yoksun olarak çalıştığı görülmekted�r. Kadınların yüzde 35’n�n b�r sosyal güvences� yoktur. Özell�kle b�r yandan kayıtdışılıkla mücadele etmeye yönel�k n�yet açıklayan AKP �kt�darı, aynı zamanda toplumun en zayıf kes�mler� olan ev kadınları, tarım �şç�ler�, taks�, dolmuş çalışanları, ev h�zmetler�nde kısm� çalışanar g�b� pr�mler�n� kend� ödeyen kes�mler�n s�steme dah�l olmasını teşv�k etmek yer�ne bunları s�stemdn uzaklaştırıcı adımlar atma etk�s� yaratacak olan bunların ödeyecekler� pr�m oranlarını arttırma g�b� b�r pol�t�ka değ�ş�kl�ğ�ne g�tmekted�r. Salt uzun vadel� akt�f pas�f denges� ve aktüeryal denge adına yapılmak �stenen bu pol�t�ka değ�ş�kl�ğ�, s�stem�n akt�f s�gortalı sayısını arttırmaya yönel�k b�r bakış açısının da olmadığını göstermekted�r. Sosyal güvenl�k s�stem�, b�reyler� ve a�leler�n� toplumsal yaşamda karşılaşacağı r�sklere karşı koruyan, geleceğ�n� güvence altına alan kamu h�zmet�d�r. Dolayısıyla sosyal Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 260 ‒ güvenl�k s�stem�n�n f�nansmanından devlet sorumludur. Sosyal güvenl�k s�stem�n�n �y� �şleyeb�lmes�nde kamu harcamalarının oldukça öneml� b�r payı vardır. Ancak Türk�ye’de sosyal güvenl�k harcamalarının toplam kamu harcamaları �çer�s�ndek� payı düşüktür. Dünyada toplam sosyal güvenl�k harcamalarının GSYH’ye oranla en yüksek olduğu ülkeler arasında Fransa yüzde 32,2 �le �lk sırayı alırken, Dan�marka yüzde 30,6 �le �k�nc� sırada, F�nland�ya yüzde 29,3 �le üçüncü sırada, İsveç yüzde 28,8 �le dördüncü sırada ve Almanya yüzde 28,3 �le beş�nd� sırada yer alıyor. Türk�ye’n�n sağlık dah�l toplam sosyal koruma harcamalarının GSYH’ye oranı ILO’ya göre yüzde 13,1’d�r. Türk�ye bu harcama düzey� �le yüzde 18,7 olan dünya ortalamasının oldukça altında yer almaktadır. Arnavutluk har�ç Avrupa’da en düşük sosyal güvenl�k harcamasına sah�p ülke konumundadır. OECD ver�ler�ne göre de Türk�ye’de sosyal güvenl�k harcamalarının GSYİH oranı yüzde 12. OECD üye ülke ortalaması yüzde 20’d�r. Türk�ye’de bütçeden sosyal güvenl�k harcamalarına ayrılan payın GSYİH oranını ayrıntılı olarak �nceled�ğ�m�zde �se 2002-2021 yılları arasındak� dönemde b�r artış olduğu görünmekle beraber bu pay oldukça azdır. Merkez� yönet�m bütçes�nden yapılan transfer tutarlarının son dönemlerde GSYH'ya oran olarak da küçülme eğ�l�m�ne g�rd�ğ� görülmekted�r. 2002 yılında bütçeden SGK'ya yapılan transferler toplamının 2006 yılından bu yana en düşük sev�yede olduğu görülmekted�r. 2023 yılında b�r öncek� yıla göre n�sp� b�r artış göstermes�ne rağmen 2006-2023 dönem� ortalamasının çok altında kalmıştır.2002 yılında yüzde 3,1 olan bu oran, 18 yılda yalnızca 1,8 puan artarak 2020 yılında yüzde 4,93’e çıkmış ancak bu oran 2022 yılında oldukça kesk�n b�r düşüş yaşayarak 2,59’luk b�r orana �nm�şt�r. 2023 yılında da %3,14’e çıkmıştır. 2024 yılında �se bu oran 3,24’e çıkmıştır. Dolayısıyla AKP �kt�darı 20 yılın sonunda sosyal güvenlik sistemine yönelik olarak bir arpa boyu yol gitmediği gibi transfer konusunda sınıfta kalmıştır. 2026 Yılı Bütçe Gerekçesinde yer alan ve Merkezi Yönetim Bütçesinden SGK’ya yapılan transferlerin bütçe içerisindeki oranının seyri de aynı sorunu ortaya koymaktadır. Aşağıdaki veriler de göstermektedir ki hem GSYH'ya oran hem de merkezi yönetim bütçesine oran olarak SGK'ya yapılan bütçe transferinin son dönemde en düşük seviyelerdedir. Kamuoyuna yönelik olarak SGK’ya yapılan transferler niteliksel olarak artmadığı gibi giderek azalmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 261 ‒ Sosyal Güvenlik Kurumuna Bütçe Transferleri Transferler/Merkezi Yönetim Yıllar Transferler/ GSYH (%) Bütçesi(%) 2007 3,7 16,2 2008 3,5 15,5 2009 5,2 19,6 2010 4,7 18,7 2011 3,8 16,8 2012 4,0 17,6 2013 3,9 17,6 2014 3,8 17,2 2015 3,4 15,8 2016 4,1 18,3 2017 4,2 19,5 2018 3,9 17,9 2019 4,6 19,7 2020 4,9 20,4 2021 3,5 15,8 2022 2,6 13,3 2023 3,3 13,3 2024 3,2 13,3 Kaynak: 2026 Yılı Bütçe Gerekçes�, s. 414 Türk�ye’de sosyal güvenl�k s�stem�n�n öneml� sorunlarından b�r� de sürekl� bütçe açığı vermes�d�r. SSK, Bağ Kur ve Emekl� Sandığının SGK adı altında b�rleşt�r�lmes�n�n temel gerekçelerden b�r�s� sosyal güvenl�k s�stem�ndek� bütçe açıklarının g�der�lmes� ve açık yaratan sorunların çözülmes�yd�. Ancak gerekçe olarak göster�len sorunlar çözülemem�ş, SGK’dak� “bütçe açıkları” katlanarak artmıştır. 2008 yılında 23 m�lyar 16 m�lyon l�ra olan bütçeden SGK’ya aktarılan destek, 2016 yılında 108 m�lyar 73 m�lyon l�raya yükselm�şt�r. 2018 yılında �se bütçeden SGK’ya aktarılan kaynak 148 m�lyar 808 m�lyon l�raya ulaşmıştır. 2020 yılında bu rakam, 248.846.194 TL’d�r. 2023 yılında 875 M�lyar’a, 2024 yılında 1,442 tr�lyon TL’ye ulaşmış. Bu yılın Temmuz ayı �t�bar�yle de 1,457 Tr�lyon TL’ye ulaşmıştır. Yukarıdak� ver�ler�n anal�z�nde sadece yapılan transfer tutarına bakılması veya bunun toplam bütçe büyüklüğüne veya GSYH'ya oranının d�kkate alınması yeterl� ve doğru b�r yaklaşım olmayacaktır. Çünkü, sosyal güvenl�k s�stem�ne bütçeden yapılan transferler�n tutarı ve büyüklüğü kadar bunların yapılış gerekçes�, yapılış şekl� ve n�tel�ğ� de önem taşımaktadır. Merkez� yönet�m bütçes�nden SGK'ya yapılan car� transferler "Haz�ne Yardımı" ve "Görevlend�rme G�der�" olarak yapılmaktadır. Yıllar �ç�nde SGK'ya bütçeden yapılan car� transferler �ç�nde devlet katkısı mah�yet�nde olan Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 262 ‒ Haz�ne yardımlarının payı azalırken, gerçekte b�r transfer n�tel�ğ� olmayan görevlend�rme g�derler�n�n payı artmıştır. Merkez� yönet�m bütçes�nden SGK'ya yapılan transfer ödemeler�n�n n�tel�ğ�n�n 2023 yılına gel�nd�ğ�nde 2006 yılı �le kıyasla öneml� değ�ş�m gösterd�ğ� ortaya çıkmıştır. Daha önce bütçeden SGK'ya yapılan toplam transferler�n sadece %25,3'ü görevlend�rme g�der� �ken bu oran 2025 yılında % 50’le yükselm�şt�r. Haz�ne Yardımları SGK'ya yapılan katkı ödemeler�n� �çermekted�r. Bu ödemeler 5510 sayılı Kanunla oran ve ödeme yöntem� bel�rlenm�ş ve bel�rl� düzende devam eden devlet desteğ�d�r. SGK'nın pr�m üretme, tak�p ve tahs�lat kapas�tes�ne bağlı olarak artmaktadır. Esk� adı görev zararı olan görevlend�rme g�derler� �se s�yas� otor�ten�n, SGK pr�m s�stem�nden kopuk şek�lde yıllar �t�bar�yle yapılan s�yas� ve pol�t�k müdahalelerle, SGK'ya çoğunluğu fatura karşılığı olmak üzere yaptığı ödemeler� �çermekted�r. Bu ödemeler�n b�r kısmı �şverene sağlanan SGK teşv�kler�n� de �çermekted�r. Bunların SGK'ya gerçek anlamda b�r kaynak transfer� n�tel�ğ� �çerd�ğ�n� söylemek mümkün değ�ld�r. Yıllar �ç�nde görevlend�rme g�derler� neden�yle yapılan bütçe transferler�ndek� artış aynı zamanda sosyal güvenl�k s�stem�ne yapılan müdahaleler�n artışına da �şaret etmekted�r. Bütçe kaynaklarıyla SGK'ya yapılan ve ardından emekl�lere yapılan görevlend�rme g�der� şekl�nde tanımlanan ödemeler zaman �ç�nde ödenen pr�mle alınan emekl� aylığı arasındak� bağı kopardığı �ç�n emekl�ler arasındak� maaş adalets�zl�ğ�n� de artırıcı b�r faktör olarak değerlend�r�lmekted�r. Burada üzer�nde durulması gereken konu şudur: sosyal devlet�n yerleş�k olduğu ülkelerde sosyal güvenl�k s�stem�nde bütçe açığı değ�l yurttaşın gereks�n�m� olan sosyal güvenl�k h�zmet�n�n n�tel�ğ�n�n sağlanıp sağlanmadığı sorgulanır. Sosyal güvenl�k s�stem�nde ana g�der kalemler� emekl� maaşı ödemeler� ve sağlık h�zmetler�d�r. Bu �k� ana h�zmet alanında yurttaş memnun�yets�zl�ğ� varsa sorgulanması gereken bu h�zmetler�n n�tel�ğ� olmalıdır. Türk�ye’de sosyal güvenl�k s�stem�n�n gel�r-g�der farkının teşh�s, tedav� ve laboratuvar h�zmetler�n� özelleşt�rerek ve yurttaştan katkı payı alarak azaltılmaya çalışılması sosyal devletten vazgeç�ld�ğ�n�n gösterges�d�r. Sosyal devletlerde GSYH �ç�nde sosyal güvenl�ğe ayrılan paya bakarak ülkem�zde sosyal devlet�n ger�let�ld�ğ�n� söyleyeb�l�r�z. 2024 yılında OECD ülkeler�nde kamunun sosyal harcamaları GSYH’nın ortalama yüzde 21,23 �ken, Türk�ye’de yüzde 10,36 g�b� oldukça düşük düzeyded�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 263 ‒ B�r sosyal güvenl�k s�stem�n�n mal� bakımdan ayakta durab�lmes� �ç�n akt�f/pas�f s�gortalı oranının asgar� 4 olması gerekmekted�r. Şu an AB ülkeler�nde 4 s�gortalıya 1, OECD ülkeler�nde 6 s�gortalıya 1 emekl� denk gel�rken, Türk�ye’de 1,6 s�gortalıya 1 emekl� düşmekted�r. Bu oran da yıllar �çer�s�nde düşmekted�r. Akt�f pas�f denges�zl�ğ�nde ağırlıklı neden yüksek �şs�zl�k oranları, �st�hdam olanaklarının yeters�zl�ğ� ve kayıt dışı �st�hdamdır. 2021 yılında sosyal güvenl�k kapsamı �çer�s�ndek� akt�f pas�f oranı 1,87 c�varında �ken bu oran 2024 yılı sonu �t�bar�yla 1.61’e kadar düşmüştür. Özell�kle kamuoyunda EYT’l�ler olarak b�l�nen 1999 önces� s�gortalılara tanınan özel emekl�l�k hakkından yararlanma neden�yle ortaya acıkan bu hızlı düşüşe �l�şk�n devlet olarak herhang� b�r tedb�r alınmamış, adeta popül�st pol�t�kaların sorumluluğu ve yükümlülüğü Kuruma yıkılmıştır. Türk�ye’de emekl�l�k s�stem� sosyal devlet pol�t�kası olarak sosyal güvenl�k s�stem� �ç�nde ve kamu h�zmet� olarak düzenlenm�şt�r. Sosyal güvenl�k s�stem� �ç�nde ayrılan payın büyük b�r kısmının emekl�l�k harcamalarının tuttuğu görüşü hak�md�r. Bu nedenle sosyal güvenl�k s�stem�nde “reform” olarak n�telend�r�len düzenlemelerde emekl�ler�n s�stem �ç�ndek� payının fazlalığı üzer�nde durulmuş ve emekl�l�k yaşı, emekl� olma şartları ve emekl�l�k maaşları üzer�nde düzenlemeler yapılmıştır. Emekl� olmak �ç�n gerekl� olan yaş ve pr�m şartı arttırılmış, kamusal emekl�l�k s�stem�n�n yanı sıra b�reysel emekl�l�k s�stem� de önce gönüllü sonra zorunlu olmak üzere çalışanlara alternat�f olarak sunulmuştur. S�stem �ç�nde emekl�lere ayrılan payın fazlalığı görüşünün aks�ne emekl�ler �ç�n yapılan harcamalarda Türk�ye, OECD üye ülke ortalamalarının da altındadır. Fransa’da yüzde 13,8, Almanya’da yüzde 10, İtalya’da yüzde 16 ve OECD üye ülke ortalamaları 8,2 �ken Türk�ye’de bu oran yüzde 8,1’d�r. Emekl�lere yönel�k sosyal pol�t�kaların ve sosyal güvenl�k s�stem�n�n yeters�zl�ğ� k�ş�ler�, emekl� olduğu halde başka b�r �şte çalışmak veya emekl� olduğunda geç�nemeyeceğ� düşünces� �le emekl�l�k süres� dolduğu halde çalışmaya devam etmeye zorlamaktadır. Türk�ye’de emekl�ler�n yüzde 71’� 56 yaş ve üzer�nded�r. Erken yaşta emekl�l�k g�b� b�r durumun söz konusu olmaması �le b�rl�kte 56 yaş üzer�nde yüzde 70’� kayıt dışı çalışmaktadır. 2026 yılına �l�şk�n bütçe görüşmeler�nde emekl�ler�n satınalma düzeyler�n�n korunacağı d�le get�r�l�rken 12. Kalkınma planında önümüzdek� 5 yıl �çer�s�nde emekl� aylıklarının yen�den değerlend�r�lmes� ve/veya �nt�bak ve satınalma güçler�n�n arttırılmasına yönel�k b�r düzenleme yapılmayacağını bel�rtmekted�r. Bu çerçevede kamu sosyal güvenl�k Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 264 ‒ s�stem� açısından 5510 sayılı Kanunun çıkarılış gerekçeler�nden b�r� olan 2048 yılından �t�baren yaşlanma sürec�n�n hızlanacağı savı ve bu çerçevede emekl�l�k yaşının erkeklerde 60 ve kadınlarda 58 olarak s�steme sokulması, ardından 2036 yılından �t�baren kademel� olarak 65 yaşa çıkarılmasına �l�şk�n düzenlemede tekrar ele alınacağı öngörülmekted�r. Önümüzdek� 5 yıl �çer�s�nde emekl�l�k yaşının yen�den yükselt�lmes�ne �l�şk�n pol�t�kalar oluşturulacaktır. Bu da kamu sosyal güvenl�k s�stem�n�n mal� açıdan güçlend�r�lmes� yer�ne daha zor ve geç emekl�l�k şartları oluşturularak akt�f pas�f denges�n�n düzelt�lmes�ne yönel�k b�r yaklaşımı öne çıkarmaktadır. D�ğer yandan emekl� aylıklarının m�ktarının g�derek düşmes� ve satınalma gücündek� azalmaya yönel�k olarak gelecek planlaması da s�stem�n sorunlarını çözme yer�ne, 12. Kalkınma Planı �le Orta Vadel� Programda bel�rt�ld�ğ� üzere “Tamamlayıcı Emekl�l�k S�stem�” adı altında çalışanların kıdem tazm�natı ve emekl� �kram�yeler�n�n b�r fon oluşturarak fona devred�lmes� ve bu fon üzer�nden emekl�l�k hal�nde �k�nc� b�r aylık ödenmes� g�b� b�r düzenleme yapma f�kr� bulunmaktadır. Çalışanlardan zaten yüksek olan pr�mler�n�n yanı sıra �k�nc� b�r pr�m alma yoluyla oluşacak bu fonun kaynağı olarak da kazanılmış hakları olan ve ücretler�n�n b�r parçası olan kıdem tazm�natı ve emekl� �kram�yeler�n�n ortadan kaldırılması anlamına gelmekted�r. Sosyal Güvenl�k Kurumu’nun mal� sorunlarını büyüten, sunulan h�zmetler� n�tel�ks�zleşt�ren yönet�m sorunlarının en büyük nedenler�nden b�r�s� de h�ç kuşkusuz, akt�f s�gortalı sayısını arttıramamasıdır. Ancak bunun da ötes�nde Kurumun pr�m alacaklarının tahs�l ed�lememes�, teknoloj�k �lerlemelere rağmen alacakların tahs�l�nde s�yas� �kt�dar tarafından gerekl� özen�n göster�lmemes�d�r. S�yas� �kt�dar, pr�m ve alacaklarının sağlıklı b�r b�ç�mde tahs�l�ne yönel�k b�r s�stem kurmak yer�ne sorunu daha büyük toplumsal sorunlara neden olab�lecek b�r çözümle kapatmak �stemekted�r. Özell�kle geçt�ğ�m�z 10 yıllık süreç �ncelend�ğ�nde SGK’nın pr�m alacaklarını tahs�l etmede yeters�z kaldığı, pr�m borçlarının tak�p ve tahs�latının yapılmadığı, hatta 10 yıllık zamanaşımına g�ren oldukça büyük b�r pr�m alacağı bulunduğu görülmekted�r. Sayıştay tesp�tler�ne rağmen bu alacakların tahs�l�ne �l�şk�n etk�n mekan�zmalar kurulmadığı g�b� bundan sorumlu olan kamu görevl�ler� hakkında da h�çb�r �şlem tes�s ed�lmem�ş olması Kurumu korumaktan çok kamu sosyal güvenl�k s�stem�n� batırmaya yönel�k çabalar olarak değerlend�r�lmekted�r. Öyle k�, kamu kurum ve kuruluşlarının büyük b�r kısmı SGK’ya olan borçlarını ödemekten kaçınmakta, s�yas� �kt�dar buna yönel�k etk�n yöntem ve tedb�rler almak yer�ne Kurumun aleyh�ne Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 265 ‒ uygulamalar yapmaya devam etmekted�r. Örneğ�n Kurum alacakları karşılığında kamudak� d�ğer kurumlara gayr�menkul taşınma trampa etme yetk�s� ver�lmekted�r, ancak Kurumun bu konuda yetk�s�n� kullanarak gayr� menkulü kabul etmeme hakkını ortadan kaldırmaktadır. Bazı beled�yeler, bunu fırsata çev�r�p yeş�l alanları b�le kuruma vermekted�r. Kurumun bu gayr� menkuller� değerlend�rme ve güncel değerler�yle satışa çıkarmasına �l�şk�n yetk�ler� kısıtlandığı g�b� buna yönel�k etk�n b�r mekan�zması da bulunmamaktadır. Sosyal Güvenl�k Kurumu 2025 Eylül ayı Mal� İstat�st�k Bülten� ver�ler�ne göre, Kurumun �lk sek�z aydak� gel�rler� toplamı �se 4 tr�lyon l�radır. Yıl sonunda bu tutar 5,2 tr�lyon l�rayı geçeceğ� öngörülmekted�r. SGK’nın 2024 yılı �t�bar�yle 1,4 tr�lyon TL alacağı bulunmaktadır. Sayıştay 2024 yılı raporuna göre SGK S�gorta Pr�mler� Genel Müdürlüğünden alınan ver�ye göre; Kurumun 2024 yılı sonu �t�barıyla 4/1-a kapsamında 831.296.043.624,00 TL, 4/1-b kapsamında 459.970.189.472,00 TL tutarında Kurum alacağı bulunmaktadır. Kurum alacağına dönüşen bu tutarlar tam ve doğru olarak mal� tablolara yansıtılamamaktadır. Yapılan �ncelemede h�zmet akd�yle çalışanlar �le bağımsız çalışanlar veya çalışmayanlardan alınacak tak�be alınmış pr�m borçlarının �zlend�ğ� yardımcı hesapların 2022 dönem sonundan ber� h�ç �şlem görmed�ğ�, 2024 yılında �craya 169.689.251.928,18 TL alacak �nt�kal ett�r�lmes�ne ve bu alacaklardan 53.828.931.545,72 TL tahs�lat yapılmasına rağmen bu �şlemlere �l�şk�n muhasebe kayıtlarının yapılmadığı tesp�t ed�lm�şt�r. Sayıştay tarafından hazırlanan, Sosyal Güvenl�k Kurumu nezd�nde düzenled�ğ� denet�m sonuçlarını �çeren raporlarda SGK'nın alacaklarını tak�p ve tahs�lde yeterl� performansı göstermed�ğ�, alacaklarını tak�be �l�şk�n programlarda entegrasyon sağlayamadığı, muhasebe s�stem�nde c�dd� sıkıntılar olduğu, alacakları karşılığı ed�nd�ğ� taşınmazları nakde çev�remed�ğ� g�b� hususlar yer almaktadır. SGK'nın toplam gel�rler� ve tak�ptek� alacakları �ç�nde küçük b�r oran teşk�l eden beled�yeler�n SGK pr�m alacaklarına göster�len hassas�yet�n %90'lar c�varındak� d�ğer alacaklarına göster�lmed�ğ� anlaşılmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 266 ‒ SGK’nın alacaklarının tahs�latında Sayıştay Başkanlığı 2016 yılından bu yana kamu kurum ve kuruluşlarından pr�m borcu tahs�latında sorun olduğu tesp�t�n� yapmaktadır. Ayrıca, SGK kurum nezd�nde bulunan gayr�menkuller�n�n de Kurum tarafından değerlend�r�lemed�ğ�n�, Başka kurumlarla yapılan gayr�menkul takas �şlemler�n�n tahs�latının yapılmadığını, �cra yoluyla ed�n�len gayr�menkullers�n satışının yapılamadığını bu yolla SGK’nın zarar ett�r�ld�ğ�n� bel�rtmekted�r. Yukarıda da bel�rt�ld�ğ� üzere SGK alacaklarının bu denl� yükseld�ğ� ve pr�m tahs�lat oranlarının f��len oldukça düşük olduğu bu dönem SGK’nın asıl S�yas� İkt�dar el�yle batırıldığını göstermekted�r. Bu çerçevede s�stem�n sürdürüleb�l�rl�ğ�n�n sağlanması �ç�n bütüncül b�r yaklaşım gerekl�d�r. AKP �se palyat�f düzenlemeler ve vaatler yoluyla sürec� yönetememekted�r. Görüldüğü üzere s�yas� �kt�dar, pr�m alacaklarını tahs�l etmekten �mt�na ett�ğ� g�b�, dönem dönem çıkardığı af kanunlarıyla da sosyal güvenl�k s�stem�n�n �şley�ş�ne olumsuz yönde müdahale etmekted�r. 2024 yılı sonu �t�bar�yla 1,4 tr�lyon TL’ye ulaşan kurum alacağı Cumhur�yet tar�h�n�n en yüksek m�ktarıdır. Bu nedenle derhal önlem alınması gerek�rken, Bakanlık sosyal güvenl�k s�stem�n�n kanayan yarasını görmezden gelmekted�r. Ayrıca bütün bunlar �ç�n Kurumun �ht�yaç duyduğu personel �ht�yacı da karşılanmamaktadır. Pr�ml� rej�m�n b�r d�ğer ayağı da SGK bünyes�nde kurulmuş olan Genel Sağlık S�gortasıdır. Sağlık h�zmetler� �ç�n alınan GSS pr�mler� Genel Sağlık S�gortası Fonu’nda değerlend�r�lmekted�r. SGK bütçes� �ncelend�ğ�nde Genel Sağlık S�gortası Fonu’nun gel�r�n�n g�der�nden fazla olduğu görülmekted�r. Her ne kadar A�le Bakanlığı geçm�ş yıllarda pr�m� devlet tarafından karşılananlar �ç�n aktarılması gereken transferler� sağlıklı b�r b�ç�mde yapmamış olmasına ve 25 yaş altı gençler�n GSS pr�m borçlarının affed�lm�ş olmasına rağmen s�stem poz�t�f b�r sey�r �zlem�şt�r. Özell�kle, yeş�l kart uygulamasının olduğu döneme kıyasla devlet tarafından GSS pr�mler� ödenenler�n de sayısı öneml� b�r gösterge olarak karşımıza çıkmaktadır. 2025 yılı Eylül ayı �t�bar�yle, 6.048.164 k�ş�n�n GSS pr�mler� devlet tarafından ödenmekted�r. Bu da 18 yaş üstü nüfusun b�r d�ğer dey�şle 55 m�lyon k�ş�n�n yaklaşık %14’ünün aylık 8.668,5 l�ranın altında b�r gel�rle geç�nmek zorunda olduğunu göstermekted�r. D�ğer yandan, herhang� b�r s�gortalılığı olmayan ve GSS pr�m�n� kend�s� ödemes� gerekenler�n sayısı da 2024 yılı sonu �t�bar�yle 2.014.213 k�ş�d�r. Bu k�ş�ler �ç�n aylık ödenmes� gereken pr�m m�ktarı 780 TL’d�r. Kasım ayı �çer�s�nde Resm� Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı �le genel sağlık s�gortası (GSS) pr�mler�n� kend� ödeyenler açısından pr�m oranları Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 267 ‒ artırıldı. Daha önce brüt asgar� ücret�n yüzde 3’ü oranındak� GSS pr�m� yüzde 6’ya çıkartıldı. Böylece aylık pr�m tutarı 780,17 TL’den b�n 560,33 TL’ye yükseld�. Ancak ne yazık k� 2012 yılından bu yana bu pr�m genell�kle ödenmemekted�r ve her yıl yılda b�r çıkarılan kanunlarla pr�m borçları terk�n ed�lmekted�r. Bu yönde b�r düzenleme �lk önce 5510 s. Kanuna 22 Aralık 2022 tar�hl� 7429 s. Kanunla eklenen Geç�c� 91’�nc� maddeyle, düzenlenm�şt�. Söz konusu kanunla 1/1/2013 tar�h� ve önces�ne a�t GSS borçları, ceza ve zamlarıyla beraber s�l�nm�şt�. Daha sonra 22 Aralık 2023 tar�hl� 7491 s. Kanunla eklenen Geç�c� 100’üncü maddeyle, aynı yönde düzenleme yapılmıştır. Söz konusu kanunla 1/1/2014 tar�h� ve önces�ne a�t GSS borçları, ceza ve zamlarıyla beraber s�l�nm�şt�. 2023 sonunda get�r�len yasayla, 1.879.401 borçlu vatandaşımızın 1 Ocak 2014 önces�ne a�t 1 m�lyar 835 m�lyon TL’l�k GSS borcunun s�l�neceğ� açıklanmıştı. Son olarak 25 Aralık 2024 tar�hl� 7537 s. Kanunla eklenen Geç�c� 105’�nc� maddeyle, aynı yönde düzenleme yapılmıştır. Söz konusu kanunla 1/1/2015 tar�h� ve önces�ne a�t GSS borçları, ceza ve zamlarıyla beraber s�l�nm�şt�. N�tek�m 2026 yılı önces�nde de bu yönde yen� b�r af yasası adalet kom�syonuna sunulmuştur. Bu çarpıklığın neden�, kanun �le ödenmes� gereken pr�mler� ödemeyen yurttaşların sağlık harcamalarının kend�ler�nden tahs�l ed�leceğ�ne �l�şk�n düzenleme yapılmasına rağmen Cumhurbaşkanınca yayımlanan kararlarla kamu sağlık kuruluşlarınca k�ş�ler�n pr�m borcu olup olmadığına bakılmaksızın sağlık h�zmet� sunumu yapılmasına �l�şk�n düzenlemes� arasında ortaya çıkan çel�şk�d�r. Bu nedenle yurttaşlar GSS pr�m� ödemekten kaçınmaktadır. Dolayısıyla bu çel�şk�l� durum neden�yle kurum sağlık harcamaları g�derler� artmakta, ancak buna �l�şk�n b�r düzenlemey� de hayata geç�rememekted�r. D�ğer yandan Kurumun özel ve kamu sağlık kuruluşlarıyla sağlık harcamalarının tahs�l�ne �l�şk�n �l�şk�s� de sorunludur. B�r yandan kamu sağlık kuruluşlarıyla yapılan götürü bedel anlaşmaları neden�yle kurumun uğradığı zararlar geçm�ş yıllarda sürekl� çıkarılan kanunlarla Kurum aleyh�ne terk�n yoluyla ortadan kaldırılırken, özel sektörde faal�yet gösteren sağlık kuruluşlarına yönel�k ödeme s�stemler�n�n de güncellenmemes� ve kontrol ed�lememes� neden�yle c�dd� b�r g�der artışı sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Geçt�ğ�m�z yıl �çer�s�nde İstanbul’da ortaya çıkan ve yargılama sürec� devam kamuoyunda Yen�doğan Çetes� Davası olarak b�l�nen durum da aslında Genel Sağlık S�gortası kapsamında özel sektör sağlık h�zmet sunucularının SGK’ya �l�şk�n organ�ze Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 268 ‒ ve sürekl�l�k arz eden b�r dolandırıcılık s�stem� kurduğunu göstermekted�r. Özel sağlık kuruluşları fatura ş�ş�rme yöntem�yle SGK’yı dolandırmaktadırlar. Savcılık tarafından dava dosyasına konulan ve SGK tarafından dava kapsamındak� özel hastanelere �l�şk�n Kurum raporuna bakıldığında ortada �nanılmaz b�r dolandırıcılık s�stem� bulunduğu, bunun yen�doğan yoğun bakımıyla sınırlı olmadığı, 2007 yılından bu yana dönem dönem müfett�şler�n yaptıkları �ncelemeler sonucunda büyük m�ktarda kurum zararı bulunduğu, tahm�n� olarak sadece savcılığın talep ett�ğ� dört hastane açısından 200 M�lyon Dolarlık b�r dolandırıcılık tesp�t ed�ld�ğ�, bu sürece katılan kamu görevl�ler�n�n de bulunduğu bel�rlenm�şt�r. Dahası, SGK ver�ler�ne göre 2012-2024 yılları arasında Kurumca özel hastanelere ödenen fatura bedel� toplamının nom�nal rakamla dah� 181 M�lyar TL. olması neden�yle söz konusu alanla �lg�l� ac�l önlem alınması gerekmekted�r. Orta vadel� programa ve d�ğer kamusal öngörülere göre sosyal güvenl�k kuruluşlarının (dolayısıyla Sosyal S�gortalar Kurumunun) açığında c�dd� b�r artış olacaktır. Bu devasa açığı kapatmak �ç�n s�yas� �kt�darın bulduğu çözüm, borçlanma pr�m oranlarını arttırma, genel anlamda pr�m oranını arttırma, emekl�l�k yaşını arttırarak g�der artışını azaltma ve Genel Sağlık S�gortası Fonu’nun aynı m�ktarda fazla vermes� sağlamadır. Yan� sosyal güvenl�ğ�n büyüyen açığını kapatmak �ç�n genel sağlık s�gortası daha çok “fazla” vermeye zorlanacaktır. Bunun yolu �se daha fazla pr�m toplamak ve daha az sağlık harcaması yapmaktan geçmekted�r. Dolayısıyla önümüzdek� dönemde harcamaları azaltmak �ç�n sağlık h�zmetler�n�n (tedav�, �laç vb.) kapsamı daraltılacak, katkı ve katılım payları artırılacağı görülmekted�r. Sonuç olarak sosyal güvenl�k açığını kapatmak �ç�n vatandaşlara sunulan sağlık h�zmetler� ger�ye g�derken, vatandaşların ceb�nden yaptığı harcamalar ve pr�m ödemeler� arttırılması hedeflenmekted�r. S�yas� �kt�darın gelecek döneme �l�şk�n öngördüğü düzenlemeler sosyal güvenl�k s�stemler�nde 2000’l� yıllardan �t�baren uygulamaya konulan neo-l�beralleşme sürec�n�n devam ett�r�lerek gen�şlet�leceğ�n�, özel sağlık s�gortaları ve tamamlayıcı s�gorta s�stemler� üzer�nden sürec�n �şlet�leceğ�n� göstermekted�r. D�ğer yandan s�gorta s�stem�nde varolan koruyucu düzenlemeler�n de esnet�lerek s�stem dışına çıkmış �şgücü unsurlarının s�steme dah�l ed�lmes�ne yönel�k pol�t�kalar oluşturulacağı vurgulanmaktadır. Dolayısıyla kamusal sosyal güvenl�k s�stem�n�n sürdürüleb�l�rl�ğ�n�n sağlanması ve buna yönel�k kurumsal adımlar atılması yer�ne, öncel�kle toplumsal sınıfların bu kaynak Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 269 ‒ yaratımı ve kaynak aktarım süreçler�ne dah�l ed�lmed�ğ�, p�yasa koşullarına uyarlanmış sadece b�r tasarruf ve yatırım denklem� üzer�nden hareket edecek yen� ek s�stemler devreye sokularak neo-l�beralleşme devam ett�r�lmek �stenmekted�r. Toplumun tümünün geleceğ�n� �lg�lend�ren sosyal güvenl�k s�stem�n�n sorunlarına gerçekç� b�r b�ç�mde eğ�lmek ve bu hususta planlama yapmak yer�ne mal� açıdan s�yas� �kt�dar tarafından yaratılmış olan kaynak aktarım sürec�n�n sürdürüleb�lmes� �ç�n oluşturulan bu kalkınma hedefler� ne yazık k�, çok yakın b�r gelecekte sosyal güvenl�k s�stem�n�n sürdürülemez hale gelmes�ne neden olacaktır. Özell�kle b�reysel emekl�l�k fonları oluşturma ve sosyal güvenl�k s�stem�n� b�r “p�yasadak� s�gorta ş�rket�” mantığına dönüştürme, ekonom�k kr�zler�n yaratacağı kaot�k durumlara karşı yurttaşları kend� haller�ne terk etmeye neden olacaktır. Dahası kuşaklar arası gel�r transfer s�stem�n�n bozulması kamusal sosyal s�gorta s�stem�n�n çöküşüne neden olacaktır. D�ğer yandan s�stem�n asl� unsuru olan kamusal sağlık s�gortası alanında yaklaşımın da kapsamın gen�şlet�lmes� ve yurttaş bazlı harcamalarının azaltılması yer�ne tasarruf sağlama adı altında karşılanan sağlık h�zmet ve �laçların kısılması ve s�gortalıların özel s�steme yönlenmes�ne yol vermeye yönel�k b�r yaklaşım serg�lenmekted�r. S�gortalıların sağlık h�zmetler�nden ücrets�z olarak yararlanmasına yönel�k adımlar atmak yer�ne sağlığın p�yasalaştırılmasının hızlandırılarak özel sağlık s�gortaları aracılığıyla s�stem�n mal� yükünün pr�m ödeyen yurttaşa yüklenmes� hedeflenmekted�r. Bu neo-l�beral bakış açısı kamusal sağlık s�gortası kurumunun s�stemsel b�r b�ç�mde r�skler� karşılamaktan uzaklaştırılması, sosyal güvenl�k s�stem�n�n çökert�lmes�ne neden olacak b�r başka kurumsal yapısal dönüşüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Bütüncül ve sürdürüleb�l�r b�r kamusal sosyal güvenl�k s�stem�ne yönel�k b�r yaklaşımın olmadığı 2026 bütçes�nde sosyal güvenl�k alanı sadece mal� b�r yük olarak tanımlanmakta ve p�yasalaştırma, özelleşt�rme g�b� pol�t�kalar çerçeves�nde çözüm arayışları tasarlanmaktadır. Oysa, kamusal ve sosyal b�r bakış açısıyla sosyal güvenl�k s�stem�n�n yen�den tasarlanması, mal� açıdan sürdürüleb�l�r b�r özerk b�r kurumsal yapıya dönüştürülmes� �ç�n gerekl� yapısal adımlar atılması kaçınılmaz b�r zorunluluktur. İŞSİZLİK SİGORTASI FONU Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Oysa, kamusal ve sosyal b�r bakış açısıyla sosyal güvenl�k s�stem�n�n yen�den tasarlanması, mal� açıdan sürdürüleb�l�r b�r özerk b�r kurumsal yapıya dönüştürülmes� �ç�n gerekl� yapısal adımlar atılması kaçınılmaz b�r zorunluluktur. ‒ 270 ‒ İŞSİZLİK SİGORTASI FONU Türk�ye, �şs�zl�kle mücadelede �şs�zler� korumak �ç�n, 1.6.2000 tar�h�nde 4447 sayılı İşs�zl�k S�gortası Kanunu çıkarmıştır. Bu Kanun çerçeves�nde, �şç�-�şveren ve devlet�n ödeyeceğ� s�gorta pr�mler�nden oluşturulan İşs�zl�k S�gortası Fonu’ndan, �şs�z kalan s�gortalılara �şs�zl�k ödeneğ� ver�lmes� öngörülmüştür. Devlet�n pr�m desteğ� sağladığı tek s�gorta kolu olan �şs�zl�k s�gortası amacına uygun kullanılmamaktadır. İşs�zl�k s�gortasının amacı, çalışanların �şs�z kalma durumunda uğradığı gel�r kayıplarını kısmen de olsa karşılayarak kend�ler�n�n ve a�le fertler�n�n zor duruma düşmeler�n� önlemekt�r. Ancak, yasa gereğ� fondan yapılacak olan �şs�zl�k ödeneğ�ne hak kazanma koşulları oldukça ağır olup, �şs�zl�k ödeneğ� m�ktarı ve ödeme süres� �nsanca b�r yaşam �ç�n yeters�zd�r. Türk�ye’de 2025 Ek�m ayı �t�bar�yle 2,3 m�lyon kayıtlı �şs�zden yalnızca, 1,49 m�lyon �şs�z İş’kur’a başvurmuş ve bunlardan 727,256 k�ş� �şs�zl�k ödeneğ�nden yararlanab�lm�şt�r. B�r d�ğer dey�şle �şs�z kalan vatandaşlarımızdan, sadece %30’u �şs�zl�k ödeneğ�ne hak kazanmıştır. Resm� İşs�zl�k oranının % 8,5 düzey�nde olduğu, n�tel�kler�ne uygun �ş bulmanın oldukça zor olduğu ülkem�zde, �şs�zl�k ödeneğ� ödeme süreler� de yeterl� değ�ld�r ve OECD ülkeler�ne göre oldukça kısadır. Oysa fon varlığı, 2025 yılı III. Çeyreğ�nde yaklaşık 565,2 m�lyar TL’y� bulmuştur. Fonda 565,2 m�lyar TL b�r�kmes�ne rağmen, �şs�zlere fonda b�r�ken kaynağın 10’da 1’�nden b�le azı aktarılmıştır. Özell�kle 2020 N�san ayı başından �t�baren 2022 yılı sonuna kadar İşs�zl�k S�gortası Fonu adeta yağmalanmıştır. Pandem� neden�yle çalışanlara ve �şverenlere yönel�k bütçeden yapılması gereken yardımlar, destekler ve teşv�klerde �şs�zl�k s�gortası fonu kullanılmış ve yaklaşık 18 aylık b�r dönemde Fondan 40 m�lyar TL’l�k b�r kaynak kullanılmış olup, bu dönemde fonun b�r�k�m� 88 M�lyar TL’ye ger�lem�şt�r. Burada özell�kle d�kkate alınması gereken usulsüz kullanımlar Fon açısından oldukça önümüzdek� dönemlerde de Fonun amaç dışı kullanılacağını göstermekted�r. S�yas� �kt�dar �şs�zl�k s�gortası fonunu amacı dışında kullanılmayı b�r pol�t�k terc�h olarak görmekted�r. Özell�kle fon �ht�yacı olan her alan �ç�n �şs�zl�k s�gortasının kullanılması s�gortanın amacı olan �şs�zl�k maaşının �k�nc�l planda kalmasına neden olmuştur. Bununla b�rl�kte �şs�zl�ğ� önleme amaçlı yapılan �st�hdam pol�t�kalarının �şveren teşv�kler� üzer�ne kurulmaması gerek�r. İşs�zl�k s�gortasına başvuru fazla �şs�zl�k s�gortasından faydalanma oranları düşüktür. İşs�zl�k s�gortasından faydalanmak �ç�n başvuran her 10 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 271 ‒ �şs�zden yalnızca 3’ü �şs�zl�k s�gortasından faydalanab�lmekted�r. Başvuru koşullarının sınırlılığı �şs�zl�k s�gortasının amacı dışında kullanılması bu oranı sınırlamaktadır. Özell�kle �şs�z kalan �şç�lere yönel�k gel�r desteğ� sağlama amacıyla oluşturulan bu fonun hak kazanma koşulları, kullanım alanları, �şç�lere ödenecek olan �şs�zl�k ödeneğ�n�n m�ktarının ve süres�n�n yen�den düşünülmes� ve buna göre yen�den yapılandırılması gerekmekted�r. İşs�zl�k S�gortası Fonu’nun bu yapısal dönüşümü, �st�hdam pol�t�kalarının �ç�n�n nasıl boşaltıldığının da somut b�r kanıtı olmaktadır. İst�hdam pol�t�kası b�r ülken�n ekonom�k yönel�m�n� bel�rleyen en temel araçtır. Burada ortaya çıkan tablo; �st�hdamı büyüten, güvencel� çalışmayı önceleyen b�r anlayışın bulunmadığını, tam ters�ne �şs�zl�ğ�n görünmez kılındığı b�r yönet�m yaklaşımının yerleşt�ğ�n� göstermekted�r. Fonun b�r�kt�rd�ğ� devasa kaynakların �şveren teşv�kler�ne yönlend�r�lmes�, Türk�ye’de �şs�zl�kle mücadele pol�t�kasının b�r araç olmaktan çıktığını göstermekted�r. İşverenler fona yüklen�rken �şs�z yurttaş fonun kapısından el� boş dönmekted�r. Bu tablo, kamunun kaynak dağılımındak� sınıfsal yönel�m�n en açık gösterges�d�r. Kamu otor�tes� �şs�z�n yanında durması gerek�rken sermayen�n yanında saf tutmuştur. İşs�zl�ğ�n büyümes� �le fonun sermaye leh�ne kullanımındak� artış b�rb�r�n� besleyen �k� süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. İst�hdamın n�tel�ğ� konusunda da karanlık b�r tablo ortaya çıkmaktadır. Fona yapılan �şveren ödemeler� büyümekte; fakat �st�hdam yaratma kapas�tes� aynı ölçüde artmamaktadır. Güvences�z, düşük ücretl� ve geç�c� �şler�n büyüdüğü b�r dönemde fon kaynakları �şgücü p�yasasının kalıcı sorunlarını çözmeye yönelmemekted�r. İşveren teşv�kler�, kalıcı ve güvencel� �şler yaratmamaktadır. Kaynak aktarımı sermayey� büyütmekte, fakat emekç�ye �st�hdam güvences� sağlamamaktadır. Bu süreç, Türk�ye’de �şs�zl�ğ�n neden kron�kleşt�ğ�n� açıklamaktadır. B�r d�ğer öneml� boyut, fonun gel�rler�n�n yapısıdır. Fonun fa�z gel�rler�n�n 105,2 m�lyar TL’ye ulaşması, ekonom�k kr�z koşullarında fonun adeta b�r f�nansal enstrümana dönüştüğünü göstermekted�r. Fonun varlığı artmakta; fakat bu artış �şs�z yurttaşın hanes�ne yansımamaktadır. Emekç�n�n öded�ğ� pr�mler�n f�nansallaşması sosyal devlet çerçeves�yle bağdaşmamaktadır. Bu yapı, fonun amaçlarına ne kadar uzaklaştığını göstermekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 272 ‒ İşs�zl�k S�gortası Fonu’nun bugünkü durumu, Türk�ye’de emek p�yasasının çöktüğünü açıkça ortaya koymaktadır. İşs�zl�k kron�k b�r hale gelm�ş; gen�ş tanımlı �şs�zl�k patlamış; �şgücü p�yasasında umutsuzluk kalıcılaşmıştır. Bakanlığın performans göstergeler� �şler� daha vah�m hale get�rmekted�r. Gen�ş tanımlı �şs�zl�ğe �l�şk�n b�r hedef bulunmamaktadır. Hedef koymaktan kaçınılması, �şs�zl�ğ�n b�r sorun olarak görülmed�ğ�n� göstermekted�r. Bu tablo karşısında Bakanlığın sunduğu bütçe tekl�f�, �şs�zl�ğ�n azaltılmasını sağlayan b�r çerçeve ortaya koymamaktadır. Bütçe, �şs�zl�ğ� azaltan b�r araç oluşturmamaktadır. Sunulan tekl�f; �şs�zl�ğ� büyüten, gen�ş toplumsal kes�mler� �şs�zl�k kıskacında yaşamaya zorlayan b�r yapıyı güçlend�rmekted�r. Bugün Türk�ye’n�n gençler�, kadınları ve m�lyonlarca emekç�s� çöken emek p�yasasının sonuçlarını günlük hayatında yaşamaktadır. İşs�zl�k kader hal�ne gelm�ş; fon �şs�z�n güvences� olmaktan çıkmıştır. İşs�zl�k S�gortası Fonu’nun bugünkü �şley�ş�, sosyal devlet�n tasf�yes� ve emekç�n�n haklarının s�stemat�k b�ç�mde ger� plana �t�lmes�n�n en somut örneğ� olarak karşımızda durmaktadır. D�ğer yandan İşkur tarafından akt�f �şgücü p�yasasına yönel�k meslek� n�tel�k kazandırma veya �şbaşı eğ�t�mler� yoluyla �st�hdamı arttırmaya yönel�k uygulamaları da yen�den gözden geç�r�lmel�d�r. Özell�kle Toplum Yararına Çalışma programları amaç dışı kullanıma açılmış, adeta s�yas� �kt�darın özel �ş bulma kurumu g�b� çalışan b�r kurum ortaya çıkmıştır. 2023 yılında Toplum Yararına Çalışma Programları sonlandırılırken 2024 yılında sadece �s�m değ�ş�kl�ğ� yapılarak İşgücüne Uyum Programı adı altında yen�den hayat bulmuş ve Bu program kapsamında kamu kes�m�nde, özell�kle M�ll� Eğ�t�m Bakanlığı bünyes�ndek� okullarda bu program katılımcıları 6-9 ay süreyle çalıştırmaya yönel�k adım atılmıştır. Özünde �şbaşı eğ�t�m model� olan bu program, amacından saptırılmış ve düşük ücretl�, h�çb�r sosyal güvences� olmayan, hakkı olmayan kamu h�zmet� sunumu yapan ayrı b�r kes�m hal�ne get�r�lm�şt�r. Özell�kle de kamu el�yle bu tür b�r a- t�p�k �st�hdam b�ç�m�n�n düzenlenm�ş olması, AKP’n�n neo-l�beral anlayışının ve emeğe bakış açısını yansıtması anlamında oldukça açık b�r gösterged�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 273 ‒ Bu çerçevede toplumsal �st�hdam �ht�yaçlarının doğru tesp�t� ve orta ve uzun vadel� kalkınma hedefler�yle uyumlu b�r �st�hdam yaratma sürec�n�n b�r parçası olarak bu kurumun yen�den tasarlanması ve s�yas� �kt�darın etk�ler�nden arındırılması gerekmekted�r. Çalışma ve Sosyal Güvenl�k Bakanlığı 2026 Bütçes� Ne D�yor? 2026 yılı bütçe tekl�f� �ncelend�ğ�nde, Çalışma ve Sosyal Güvenl�k Bakanlığı’nın bütçes�nde, sosyal devlet �lkes�n�n gerekt�rd�ğ� kamusal sorumlulukların bel�rg�n b�ç�mde ger�ye �t�ld�ğ� ve bakanlığın pol�t�ka kapas�tes�n�n daraltıldığı kapsamlı b�r tablo ortaya çıkmaktadır. Bakanlığın 2025 yılı �ç�n tekl�f ed�len 865 m�lyar 536 m�lyon TL düzey�ndek� bütçes�n�n 2026 yılı tekl�f�nde 447 m�lyar 903 m�lyon TL sev�yes�ne ger�led�ğ� görülmekted�r. Bu ger�leme nom�nal olarak dah� %48’e yaklaşan b�r düşüş anlamına gelmekted�r. Türk�ye’de çalışanların, �şs�zler�n, kadın ve gençler�n, emekl�ler�n ve kayıt dışı �st�hdamın oluşturduğu devasa sorunlar yumağı karşısında böyles�ne kesk�n b�r küçülmen�n terc�h ed�lmes�, bütçen�n sosyal pol�t�ka amaçlarıyla değ�l, salt mal� d�s�pl�n kaygılarıyla oluşturulduğunu göstermekted�r. Bu nedenle bütçen�n temel çerçeves�, sosyal devlet� güçlend�ren değ�l, sosyal devlet kapas�tes�n� sınırlandıran b�r perspekt�fe �şaret etmekted�r. Bakanlığın bütçes�ndek� bu kesk�n ger�leme �ncelend�ğ�nde, özell�kle sosyal güvenl�k s�stem�ne yönel�k kamu katkısının c�dd� b�ç�mde azaltıldığı tesp�t ed�lmekted�r. Böyle kr�t�k dönemdek� bu azalma, sosyal güvenl�k s�stem�n�n f�nansmanında hükümet�n ger� çek�ld�ğ�n� ve emekl� aylıklarının yükselt�lmes�ne dönük herhang� b�r �rade ortaya koymadığını göstermekted�r. Sosyal güvenl�k s�stem�ne aktarılan kaynağın bu denl� sert b�ç�mde azaltılması, emekl� aylıklarının reel değer�n�n daha da ger�leyeceğ�n�, aylık bağlama oranları üzer�nde baskının artacağını ve güncelleme katsayısının düşük tutulacağı b�r dönem yaratacağını göstermekted�r. Bu nedenle 2026 yılı bütçe tekl�f�, mevcut emekl� yoksulluğunu azaltmayı değ�l, kurumsallaştırmayı amaçlayan b�r mal� tasarım olarak ortaya çıkmaktadır. İŞKUR’a ayrılan kaynaklarda nom�nal b�r artış görülmekle b�rl�kte, bunun reel karşılığı son derece sınırlıdır. Yüksek enflasyon ortamı d�kkate alındığında bu artış, �şs�zl�kle mücadelede sıçrama yaratacak düzeyde değ�ld�r. Türk�ye’de m�lyonları bulan �şs�z k�tles�, genç �şs�zl�ğ�n�n ç�ft hanel� seyr�n�n kron�kleşmes�, kadınların �şgücüne Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 274 ‒ katılımındak� c�dd� eş�ts�zl�kler ve �st�hdam kal�tes�ndek� bozulma göz önüne alındığında, İŞKUR ödeneğ�ndek� artışın �st�hdamı gel�şt�recek akt�f pol�t�kalara dönüşmes�n�n mümkün olmadığı görülmekted�r. Bütçe, �st�hdamın n�tel�ğ�n� yükseltmey�, �şs�zl�ğ� yapısal nedenler�yle ele almayı, kayıt dışılıkla mücadeley� güçlend�rmey� hedefleyen b�r çerçeve sunmamaktadır. Bu nedenle �st�hdam pol�t�kalarında yen�l�kç�, kapsayıcı ve dönüştürücü b�r pol�t�ka �rades�nden söz etmek mümkün değ�ld�r. Bakanlığın kend� kurumsal kapas�tes�n� gösteren merkez ve yurt dışı teşk�lat ödenekler� �se oldukça sınırlı düzeyde artırılmıştır. 2025 yılı �ç�n 4 m�lyar 380 m�lyon TL olan ödenek, 2026 yılı tekl�f�nde 5 m�lyar 776 m�lyon TL’ye yükselt�lm�şt�r. Ancak bu artış, enflasyon etk�s� karşısında er�mekte; �ş sağlığı ve güvenl�ğ� denet�mler�, �ş müfett�şl�ğ� kapas�tes�, teft�ş mekan�zmalarının etk�nl�ğ� ve çalışma yaşamının düzenlenmes�ne dönük kurumsal güçlenme �ç�n anlamlı b�r artış oluşturmamaktadır. Türk�ye’de �ş c�nayetler�n�n artmaya devam ett�ğ�, meslek hastalıklarının büyük ölçüde tesp�t dah� ed�lemed�ğ�, MESEM merkezler�nde çocuk �şç�l�ğ�n�n ölümcül b�r boyuta ulaştığı ve kayıt dışılığın %30’lar sev�yes�nde seyrett�ğ� b�r dönemde denet�m kapas�tes�n�n güçlend�r�lmemes� kabul ed�lemez b�r durumdur. Bütçe, çalışma yaşamının en temel kamusal �şlev�n� yer�ne get�recek kurumsal altyapıyı güçlend�rmekten kaçınmaktadır. Bütçe tekl�f�n�n genel yapısı, sosyal pol�t�ka alanının daraltıldığı, bakanlığın rolünün azaltıldığı, çalışma yaşamının p�yasanın �n�s�yat�f�ne terk ed�ld�ğ� b�r yaklaşımın hâk�m olduğunu göstermekted�r. Sosyal güvenl�k harcamalarının daraltılması, emekl� aylıklarının reel olarak ger�leyeceğ�n� �şaret etmekted�r. İst�hdam pol�t�kalarının sınırlı kalması, kadınların ve gençler�n �şgücüne ertelenm�ş katılımını güçlend�recek b�r pol�t�ka bulunmadığını ortaya koymaktadır. İş sağlığı ve güvenl�ğ� alanına, �ş teft�ş�ne ve çalışma yaşamının düzenlenmes�ne dönük kaynakların artırılmaması, güvences�zl�ğ�n yapısal b�r hale geld�ğ�n� göstermekted�r. Bütçe tekl�f�nde �şç� sağlığı, �ş güvenl�ğ�, kayıt dışı �st�hdam, uzun sürel� �şs�zl�k, güvences�z çalışma b�ç�mler� g�b� alanlarda pol�t�ka der�nl�ğ� bulunmamaktadır. Sosyal devlet�n temel �lkeler�nden b�r� olan gel�r transferler�n�n adalet� de bütçede zayıflatılmıştır. SGK’ye yapılan transferler azaltılırken, �şverenlere dönük pr�m teşv�kler� ve muaf�yetler gen�şlet�lmekte; böylece kamu mal�yes�, sermaye leh�ne yen�den düzenlenmekted�r. Bu durum emekl�ler, �şç�ler, güvences�z çalışanlar ve düşük ücretl�ler �ç�n daha kırılgan b�r gel�r dağılımı yaratacaktır. Emekl� maaşlarının açlık Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 275 ‒ sınırının altında sıkıştığı, ortalama emekl� aylığının 2025 �t�barıyla 17 b�n TL düzey�nde kaldığı ve emekl�ler�n tekrar çalışma oranının %65’� aştığı düşünüldüğünde, bütçen�n bu alana yönel�k pol�t�ka üretmekten uzak olduğu açıktır. 2026 yılı bütçes�n�n sunduğu mal� çerçeve, çalışma hayatında karşı karşıya olunan kr�z d�nam�kler�n� haf�fletmek yer�ne der�nleşt�ren b�r yaklaşım serg�lemekted�r. Bütçe, çalışma yaşamında adalet arayışını, sosyal güvenl�kte güçlend�r�lm�ş b�r yapıyı, emekl� yoksulluğuyla mücadeley� ve �st�hdamın n�tel�ğ�n� yükseltecek pol�t�kaları dışlayarak, mal� d�s�pl�n gerekçes�yle sosyal devlet�n kapsamını daraltmaktadır. Bu nedenle bütçe tekl�f�, Türk�ye’de emeğ�n korunmasını ve çalışma yaşamının �nsan onuruna yaraşır b�ç�mde düzenlenmes�n� hedeflememekted�r. Sonuç olarak, Çalışma ve Sosyal Güvenl�k Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçes�, sosyal pol�t�ka alanının ger�let�lmes�, emekç�ler�n haklarının korunmaması, emekl�ler�n yoksulluğa mahkûm ed�lmes� ve çalışma yaşamının düzenlenmes�ne da�r kamusal sorumluluğun azaltılması anlamına gelmekted�r. Emek, sosyal güvenl�k, �ş sağlığı ve güvenl�ğ�, �st�hdam ve toplumsal c�ns�yet eş�tl�ğ� g�b� alanlarda kapsamlı b�r pol�t�ka �rades� sunmayan bu tekl�f, sosyal devlet� güçlend�rmey� değ�l, sosyal devlet kapas�tes�n� mal� d�s�pl�n gerekçeler�yle sınırlandırmayı hedeflemekted�r. BAKANLIK BÜTÇESİNDEKİ SEÇİLMİŞ PROGRAMLAR NE SÖYLÜYOR? Çocuk İşç�l�ğ� İle Mücadele Bu alt programın temel amacı, bakıma �ht�yacı olan çocukların a�leler�n�n yanında desteklenmes� ve koruma altına alınan çocuklara yönel�k h�zmet kal�tes�n�n artırılması olarak sunulmaktadır; ancak bütçe ve performans hedefler� �ncelend�ğ�nde, çocuk �şç�l�ğ�yle mücadelede kayda değer b�r ger�leme ve pol�t�ka zaf�yet� olduğu açıkça görülmekted�r. Alt programın performans göstergeler�nde yer alan “çocuk �şç�l�ğ� �le mücadele kapsamında ulaşılan çocuk sayısı” ver�s�, 2024 gerçekleşmes�n�n 66.063 olmasına rağmen 2025, 2026 ve 2027 hedefler�n�n yalnızca 30.000–32.000 bandına sab�tlenmes�, hükümet�n çocuk �şç�l�ğ�n� azaltma yönündek� �rades�n�n zayıfladığını göstermekted�r. Gerçekleşmen�n �k� katı düzey�ndek� sayı hedef yer�ne �nd�r�lm�ş ve mücadele kapsamı f��len daraltılmıştır. Çocuk �şç�l�ğ�n�n arttığı, MESEM uygulamaları neden�yle çocuk ölümler�n�n yaşandığı b�r dönemde hedefler�n bu denl� aşağı çek�lmes�, kabul ed�lemez b�r pol�t�ka ger� çek�lmes�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 276 ‒ Program açıklamalarında 81 �lde Çocuk İşç�l�ğ� �le Mücadele B�r�mler�n�n etk�nl�ğ�n�n artırılacağı bel�rt�lmekte olup, buna rağmen artırılmış b�r hedef ya da kaynak tahs�s� bulunmamaktadır. Faal�yetler�n gen�şlet�leceğ� �fade ed�lmes�ne karşın performans hedefler�n�n düşürülmes�, programın bütçeyle uyumsuz ve b�ç�msel b�r çerçeveye dönüştüğünü açıkça göstermekted�r. Çocuk �şç�l�ğ�yle mücadelede asıl �ht�yaç, MESEM kaynaklı çocuk emeğ� sömürüsünü önleyen, çıraklığı ucuz �şç�l�ğe dönüştüren yapıyı ortadan kaldıran, kayıt dışı çalıştırmayı engelleyen ve �şveren sorumluluğunu güçlend�ren somut adımlardır. Ancak bu programın h�çb�r bölümünde bu r�sklere yönel�k güçlü b�r stratej� ya da yaptırım mekan�zması bulunmamaktadır. Çocuk �şç�l�ğ�yle mücadele, hedefler�n yarı yarıya düşürüldüğü b�r alana dönüştürülmüştür. Bu alt program, çocuk �şç�l�ğ�yle mücadeley� güçlend�ren b�r perspekt�f sunmamakta; aks�ne öncek� yıllardak� kazanımları törpüleyen, sahadak� gerçek �ht�yaçlarla bağdaşmayan, hedefler� küçültülmüş b�r yaklaşımı �çermekted�r. Çocukların korunması devlet�n asl� sorumluluğudur; ancak bu program, bu sorumluluğu yer�ne get�rmek �ç�n gerekl� �radeden ve kaynaktan yoksundur. Meslek� Eğ�t�m (MESEM) ve Çocuk İşç�l�ğ�: Türk�ye’de Meslek� Eğ�t�m Merkezler� (MESEM) uygulamaları, çıraklık adı altında 14 yaşından �t�baren çocukların zorunlu eğ�t�m sürerken haftanın dört günü �şyerler�nde çalıştırılmasına yol açmaktadır. Güncel ver�lere göre ülke genel�nde 533 b�nden fazla çocuk MESEM kapsamında haftanın dört günü �şletmelerde çalışmaktadır. Bu çocukların büyük bölümü düşük gel�rl� a�lelerden gelmekte ve çalışan çocuklar genell�kle oto tam�r, �nşaat, metal �şleme g�b� ILO’nun “çocuk �şç�l�ğ�n�n en kötü b�ç�mler�” olarak tanımladığı r�skl� sektörlerde yoğunlaşmaktadır. İşyerler�nde denet�ms�zl�k neden�yle �ş kazası ve ölüm r�sk� artmış; MESEM’le çalıştırılan çocuklarda okuldan kopma ve eğ�tsel başarısızlık yaygınlaşmıştır. Bütçede bu alana �l�şk�n tek b�r �y�leşt�r�c� adım dah� yer almamaktadır. Stajyer Emek ve Genç İşs�zl�k: Benzer şek�lde, stajyer emeğ�n�n sömürüye açık yapısı ve �şbaşı eğ�t�m programları yoluyla �şverenler�n düşük mal�yetle ücrets�z �şgücü elde etmes�, bütçede gündeme alınmamıştır. D�ğer yandan genç �şs�zl�ğ� kron�kleşm�şt�r. Bütçede genç �şs�zl�ğ� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 277 ‒ azaltmaya yönel�k kapsamlı b�r stratej� veya ücrets�z stajyer çalıştırmayı önleyecek b�r düzenleme bulunmamaktadır. İst�hdamın Artırılması ve İşs�zl�kle Mücadele: Bütçe gerekçes�nde �st�hdamın artırılması ve �şs�zl�ğ�n azaltılması g�b� kr�t�k hedefler taşımasına rağmen, performans göstergeler� ve bütçe yapısına bakıldığında, etk�l� b�r pol�t�ka �rades� serg�lemeyen son derece sınırlı b�r çerçeve ortaya koymaktadır. Programın gerekçes�nde, Ulusal İst�hdam Stratej�s� Eylem Planı’na (2024–2028) uygun çalışmalar yürütüleceğ� �fade ed�lmekte; ancak hem hedefler hem de ayrılan kaynaklar, bu stratej�yle uyumlu b�r dönüşüm v�zyonu sunmamaktadır. Tabloda yer alan performans göstergeler�, �st�hdam pol�t�kalarının gerçek �ht�yaçlardan uzak b�ç�mde şek�llend�r�ld�ğ�n� açıkça ortaya koymaktadır. Ar-Ge pr�m teşv�k�nden yararlanan k�ş� sayısı, 2024’tek� 160.711 düzey�nden başlayarak 2025–2028 dönem�nde yalnızca sınırlı artışlarla yükselmekte, yapısal dönüşüm yaratacak b�r sıçrama öngörmemekted�r. Türk�ye’n�n düşük teknoloj�l� üret�m ağırlıklı yapısını dönüştürmek �ç�n Ar-Ge �st�hdamının gen�şlet�lmes� gerekl�yken, bu hedefler�n düşük tutulması, programın b�ç�msel n�tel�ğ�n� göstermekted�r. İşs�zl�k oranı �ç�n bel�rt�len hedefler de benzer b�r zaf�yet� yansıtmaktadır. 2024 gerçekleşmes�n�n %8,7 olduğu bel�rt�l�rken, 2025–2028 hedefler�n�n %9,6’dan başlayıp ancak %7,8’e düşecek şek�lde kademel� olarak azaltılması, sorunun yapısal düzeyde ele alınmadığını göstermekted�r. Türk�ye’de genç �şs�zl�ğ�n�n %15–20 bandında seyrett�ğ�, kadın �şs�zl�ğ�n�n ç�ft hanel� olduğu ve gen�ş tanımlı �şs�zl�ğ�n %25’�n üzer�nde bulunduğu b�r ortamda bu hedefler, gerçekl�kten kopuk ve etk�s�zd�r. Dahası, �şveren pr�m teşv�k�nden yararlanan k�ş� sayısının her yıl 11,7–11,8 m�lyon aralığında sab�tlenmes�, teşv�k s�stem�n�n yıllardır değ�şmeyen, etk�s� ölçülmeyen b�r yük hâl�ne geld�ğ�n� göstermekted�r. Pr�m teşv�kler�n�n �st�hdama katkısı anal�z ed�lmeden bütçeden m�lyarlarca l�ralık kaynak aktarılmaya devam ed�lmekted�r. İşverenlere sağlanan bu gen�ş teşv�k alanına karşın, �şç�ler�n gel�r güvences�n� artıracak, ücretler� yükseltecek ya da güvences�zl�ğ� azaltacak b�r mekan�zma programda yer almamaktadır. Ulusal İst�hdam Stratej�s� doğrultusunda düzenlenecek toplantı sayısının yıllar boyunca 2 olarak sab�tlenm�ş olması dah�, bu alt programın yalnızca şekl� b�r faal�yet olarak ele Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 278 ‒ alındığını göstermekted�r. İst�hdam yaratma kapas�tes�n� artıracak, özell�kle gençler ve kadınlar �ç�n hedefl� pol�t�kalar üretecek, kayıt dışılıkla mücadeley� güçlend�recek h�çb�r yen� adım planlanmamıştır. Sonuç olarak bu alt program, �st�hdam pol�t�kalarının yönünü bel�rlemes� gerek�rken yalnızca mevcut durumu �dare eden, hedefler� düşük tutulmuş, bütçes� daraltılmış ve �şs�zl�ğ� azaltmaya yönel�k h�çb�r c�dd� �rade barındırmayan b�r çerçeve sunmaktadır. Emek p�yasasında yaşanan der�n kr�z koşullarına rağmen böyles�ne sınırlı hedefler bel�rlenmes�, kamu pol�t�kası sorumluluğunun yer�ne get�r�lmed�ğ�n� göstermekted�r. Çalışma Hayatı ve Sosyal D�yalog: Bütçede çalışma hayatında sosyal d�yalogun gel�şt�r�lmes� g�b� son derece kr�t�k b�r hedefe sah�p olmasına rağmen, performans göstergeler� ve kaynak tahs�s� �ncelend�ğ�nde, pol�t�kaların yalnızca b�ç�msel düzeyde ele alındığı ve gerçek sorunlara müdahale kapas�tes�n�n son derece sınırlı bırakıldığı görülmekted�r. Sosyal d�yalogun güçlend�r�lmes� �dd�a ed�l�rken, yalnızca “dört toplantı” hedef�n�n yıllar boyunca sab�t tutulması, çalışma �l�şk�ler�ndek� sorunların yüzeysel b�ç�mde ele alındığını göstermekted�r. Mevs�ml�k tarım �şç�ler�ne �l�şk�n ver�ler, bu alt programın en öneml� gösterges�d�r; fakat 2024’te 87.626 olan ulaşılan k�ş� sayısının 2025–2028 dönem�nde 65.000–75.000 bandına düşürülmüş olması, bakanlığın bu kırılgan gruba yönel�k koruma kapas�tes�n� ger� çekt�ğ�n� ortaya koymaktadır. Mevs�ml�k �şç�ler�n barınmadan beslenmeye, ücret güvences�nden �ş sağlığına uzanan ağır sorunları ortadayken, hedefler�n düşürülmes� kabul ed�leb�l�r değ�ld�r. Mobb�ng başvurularının yıllık 11.000’de sab�tlenmes�, çalışma yaşamındak� ps�koloj�k tac�z gerçeğ�n�n küçümsend�ğ�n� göstermekted�r. Türk�ye’de mobb�ng vakalarının görünürlüğü her geçen yıl artarken, bakanlığın bu alanda önley�c� kapas�te �nşa etmes� gerek�rken mevcut durumu korumakla yet�nmes�, sosyal d�yaloğun güçlend�r�lmes�n�n değ�l, ertelenmes�n�n gösterges�d�r. Sonuç olarak bu alt program, çalışma hayatındak� yapısal sorunları çözmey� değ�l, mevcut tabloyu �dare etmey� hedeflemekte; sosyal d�yalog, mobb�ng, mevs�ml�k �şç�l�k Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 279 ‒ ve kayıt dışı �st�hdam alanlarında etk�l�, güçlü ve dönüştürücü b�r pol�t�ka �rades� sunmamaktadır. Sosyal Güvenl�k S�stem�ne Mal� Katkı: Bu alt program �ncelend�ğ�nde, sosyal güvenl�k s�stem�n�n karşı karşıya olduğu devasa f�nansman baskısına rağmen c�dd�yetle ele alınmış b�r mal� stratej�n�n bulunmadığı açıkça görülmekted�r. Rakamlar ortadadır: Bayram �kram�yes� alan emekl� sayısı 2024’te 15,4 m�lyon k�ş� �ken, 2028 hedef� sadece 17,2 m�lyondur. Türk�ye’n�n hızla yaşlanan nüfusu düşünüldüğünde bu artış, bırakın �ht�yacı karşılamayı, demograf�k gerçekler� dah� yakalayamamaktadır. Devlet katkısının pr�m gel�rler�ne oranının 2025’te %16,4’ten 2028’de yalnızca %16,7’ye çıkarılması �se başka b�r gerçeğ� göstermekted�r: İkt�dar sosyal güvenl�k s�stem�nden el�n� çekmekted�r. SGK’ye yapılacak katkının m�ll� gel�r �ç�ndek� payı düşerken, emekl�n�n ceb� daha da daralmaktadır. Bu terc�h�n sonucu bell�d�r: Aylık bağlama oranları baskı altında kalacak, güncelleme katsayıları düşük tutulacak, emekl� aylıkları reel olarak daha da ger�leyecekt�r. Programdak� b�r başka sorun, SGK’nın gel�r–g�der karşılama oranına �l�şk�n hedeflerde ortaya çıkmaktadır. 2024’te %99,8 olan bu oranın 2028’de %102,3’e yükselt�leceğ� �fade ed�lmekted�r. Bu hedef, mevcut ekonom�k tablo karşısında gerçekç�l�kten uzak b�r �y�mserl�k taşımaktadır. Kayıt dışılığın %30’lar sev�yes�nde olduğu, �st�hdamın büyük bölümünün düşük ücretl� ve pr�m tabanının dar olduğu b�r ekonom�de bu oran, ancak kâğıt üzer�nde mümkün olab�l�r. Özetle bu alt program, sosyal güvenl�k s�stem�n�n geleceğ�n� güvence altına almak yer�ne, sorunları öteleyen b�r tekn�kle hazırlanmıştır. Emekl� yoksulluğunu azaltan değ�l, kalıcı hale get�ren b�r yaklaşım vardır. SGK’n�n f�nansman açığını yapısal olarak çözecek; �st�hdam kal�tes�n� artıracak, kayıt dışılıkla mücadeley� güçlend�recek, pr�m tabanını gen�şletecek b�r �rade görülmemekted�r. Bu nedenle alt program, sosyal devlet�n gerekt�rd�ğ� c�dd�yet� karşılamamakta; emekl�n�n, çalışanın ve sosyal güvenl�k s�stem�n�n geleceğ�n� güvenceye alan b�r pol�t�ka çerçeves� sunmamaktadır. Sosyal Güvenl�k Mevzuatının Yen� Nes�l Çalışma Modeller�ne Uyumlaştırılması: Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 280 ‒ 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda çalışma hayatına ve sosyal güvenl�k s�stem�ne �l�şk�n ortaya konulan çerçeve �lk bakışta d�j�talleşme, esnek çalışma ve yen� �ş modeller� doğrultusunda “uyum” sağlamayı hedefl�yor g�b� görünmekted�r. Ancak metn�n bütününe bakıldığında bu yaklaşımın sosyal devlet� güçlend�ren değ�l, çalışma hayatındak� güvences�zl�ğ� kurumsallaştıran b�r perspekt�fe yaslandığı açıkça görülmekted�r. Düşük gel�rl� esnaf, ç�ftç�, sanatkâr ve mevs�ml�k çalışanlara yönel�k “özel sosyal s�gorta programları” hazırlanacağı yönündek� �fade, sosyal güvenl�kte bütüncül b�r koruma yapısını gen�şletmekten z�yade, daha düşük kapsamlı, ayrıştırılmış b�r �k�nc� sınıf s�stem yaratma r�sk�n� barındırmaktadır. M�lyonlarca yurttaşın ortak sosyal güvenl�k havuzundan uzaklaştırılarak ayrı kategor�lere yönlend�r�lmes�, hem gel�r adalet�n� zedeler hem de sosyal güvenl�ğ�n evrensel n�tel�ğ�n� zayıflatır. Bu yaklaşım, sosyal korumanın gen�şlet�lmes� gerek�rken daraltıldığı b�r tabloyu ortaya koymaktadır. Programın d�ğer bölümler�nde, �şgücü p�yasasında ortaya çıkan yen� nes�l çalışma b�ç�mler�ne — platform �şç�l�ğ�, evden çalışma, h�br�t modeller, parça başı çalışma �l�şk�ler� g�b� — sosyal güvenl�k mevzuatının uyarlanacağı bel�rt�lmekted�r. Ancak burada öngörülen uyum, çalışanı koruyan b�r güvence gen�şlemes� anlamına gelmemekted�r. Aks�ne, bu çalışma modeller�ndek� bel�rs�zl�ğ� sosyal güvenl�k s�stem�n�n yapısına entegre eden b�r yönel�m söz konusudur. Dünyada sosyal güvenl�k uygulamaları esnek çalışma arttıkça güvencen�n gen�şlet�lmes�n� savunurken, mevcut yaklaşım tam ters� yönde �lerlemekte; s�stem�n kend�s� esnekl�ğe uyum sağlasın den�lmekted�r. Bu, çalışan �ç�n daha fazla bel�rs�zl�k, daha düşük gel�r güvences� ve daha sınırlı hak anlamına gelecekt�r. D�j�talleşmeyle b�rl�kte ortaya çıkan çalışma modeller�ne �l�şk�n tekn�k ve hukuk� altyapının hazırlanacağına da�r vurgu da aynı r�skl� eks�kl�ğ� taşımaktadır. Yapısal b�r sosyal pol�t�ka v�zyonu ortaya konmamış; platform ş�rketler�n�n sorumluluklarının netleşt�r�lmes�ne, algor�tm�k yönet�m�n denetlenmes�ne, �şç�n�n tanımlı haklara kavuşmasına �l�şk�n herhang� b�r �rade göster�lmem�şt�r. Mevzuatın güçlend�r�lmes�nden söz ed�lse de emekç�n�n korunmasına yönel�k b�r �çer�k bulunmamaktadır. Bunun yer�ne �şveren�n esnekl�ğ�n� artıran, pr�m tabanını daraltan b�r anlayış hâk�md�r. Bütün bu çerçeve değerlend�r�ld�ğ�nde, çalışma yaşamının sosyal güvenl�k standartlarına yükselt�lmes� değ�l, sosyal güvenl�ğ�n çalışma yaşamındak� bel�rs�zl�klere Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 281 ‒ göre aşağı yönlü uyarlanması hedeflenmekted�r. Bu, sosyal güvenl�k s�stem�n� güçlü kılmaz; tam ters�ne daha kırılgan hale get�r�r. Çalışanların hakları zayıflarken, s�stem�n mal� sürdürüleb�l�rl�ğ� de uzun vadede zarar görür. Türk�ye'n�n �ht�yacı sosyal güvenl�ğ� esnetmek değ�ld�r. İht�yaç, yen� nes�l çalışma b�ç�mler�n� sosyal devlet�n asgar� standartlarına uygun hale get�ren, çalışanı koruyan, güvences�zl�ğ� azaltan b�r düzenleme yaklaşımıdır. Ancak programın ortaya koyduğu yön, sosyal devlet� daraltan, sosyal güvenl�ğ� p�yasa esnekl�ğ�n�n aracı hâl�ne get�ren b�r anlayışı yansıtmaktadır. Bu nedenle programda yer alan yaklaşım, çalışma hayatında güvences�zl�ğ� kalıcılaştıran, sosyal güvenl�k s�stem�n� zayıflatan ve sosyal devlet �lkes�n� ger�ye götüren c�dd� eks�kl�kler �çermekted�r. Türk�ye’n�n emekç�ler�n�n, gençler�n�n ve düşük gel�rl� çalışanlarının �ht�yaç duyduğu yapısal dönüşüm bu değ�ld�r; olması gereken güçlü, kapsayıcı, hak temell� b�r sosyal güvenl�k v�zyonudur. Sosyal güvenl�k s�stem�n�n mal� sürdürüleb�l�rl�ğ�n�n güçlend�r�lmes�: K�ş�ler�n daha uzun süre �st�hdamda kalmasını hedefleyen ve sosyal güvenl�k s�stem�n�n mal� sürdürüleb�l�rl�ğ�n� güçlend�rme �dd�ası taşıdığı bel�rt�len düzenlemeler, �lk bakışta rasyonel g�b� görünse de gerçekte sosyal devlet�n temel güvenceler�n� aşındırma r�sk� barındırmaktadır. “Hakkan�yet” ve “aktüeryal denge” vurgusunun öne çıkarılması, uzun süred�r �kt�darın emekl�l�k s�stem�ne yönel�k yaklaşımında gözlenen b�r yönel�m�n devamıdır: Emekl� aylıklarını artırmaktan kaçınmak, yükümlülükler� azaltmak, çalışanların daha geç emekl� olmasını sağlamak ve s�stemdek� kamu katkısını kısmak. Bu yaklaşımın temel sorunu, sosyal güvenl�k s�stem�n�n mal� denges�zl�kler�n� çalışan ve emekl� kes�me fatura eden b�r anlayışı yansıtmasıdır. Oysa Türk�ye’de aktüeryal denges�zl�ğ�n temel nedenler� arasında düşük ücret pol�t�kası, kayıt dışılığın yüksek seyretmes�, �st�hdam kal�tes�n�n bozulması ve bütçeden SGK’ye yapılan transferler�n uzun süred�r azaltılması yer almaktadır. Buna rağmen yükün y�ne emekç�lere yüklenmes�, sosyal devlet �lkes�n�n açık b�ç�mde ger�ye �t�lmes� anlamına gelmekted�r. Programda “sosyal güvenl�k s�stem�nde hakkan�yet� güçlend�rmek” �fades� yer almakla b�rl�kte, bu hakkan�yet�n nasıl tanımlandığı bel�rs�zd�r. Eğer kasted�len, emekl� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 282 ‒ aylıklarındak� eş�tleme uygulamalarının sürdürülmes� �se buradan b�r hakkan�yet değ�l, emekl�ler�n yoksulluk sınırına yakın b�r ortak noktada buluştuğu b�r standartlaşma ortaya çıkar. Eğer kast ed�len, erken emekl�l�ğ�n önlenmes� �se bu doğrudan çalışanların daha uzun süre düşük ücretle ve ağır çalışma koşulları altında s�stemde tutulması anlamına gel�r. Her �k� halde de bu yaklaşım, sosyal güvenl�ğ� güçlend�ren değ�l, daraltan sonuçlar üret�r. Öte yandan, programda sosyal güvenl�k s�stem�ne yönel�k reform alanlarının bel�rlenmes�n�n �lg�l� kurumlarla “ortak çalışmalar” yoluyla yapılacağı �fade ed�lm�şt�r. Ancak bu çalışma zem�n�, yıllardır sosyal tarafların dışlandığı, send�kaların karar süreçler�ne dah�l ed�lmed�ğ� b�r yönet�m prat�ğ� üzer�ne kuruludur. Dolayısıyla burada “ortaklık”tan söz ed�lmes� gerçek b�r sosyal d�yalog temel�nde değ�l, mevcut merkez� karar alma sürec�n�n devamı n�tel�ğ�nded�r. Programın asıl probleml� yönü, mal� sürdürüleb�l�rl�k gerekçes�yle sosyal güvenl�k harcamalarının kısıtlanmasını meşrulaştıran b�r d�l kullanmasıdır. Oysa Türk�ye’de sosyal güvenl�k harcamalarının GSYH’ye oranı OECD ortalamalarının çok ger�s�nded�r ve bu alanın gen�şlet�lmes� gerek�rken daraltılması, toplumun en kırılgan kes�mler�n�n daha da korunmasız hale gelmes�ne yol açacaktır. Bugün 16 m�lyona yaklaşan emekl� ve hak sah�b�, nüfusun en kırılgan grubunu oluştururken, en düşük emekl� aylığı açlık sınırının altında kalmış, ortalama aylık �se asgar� ücret�n dah� ger�s�ne düşmüştür. Böyle b�r tablo karşısında programın mal� sürdürüleb�l�rl�k vurgusu, emekl�ler�n daha fazla fedakârlığa zorlanacağı b�r döneme �şaret etmekted�r. Sonuç olarak ortaya konulan yaklaşım, sosyal güvenl�k s�stem�n�n güçlend�r�lmes�n� değ�l, yükümlülükler�n�n azaltılmasını ve sorumluluğun çalışanlar �le emekl�ler üzer�ne yıkılmasını hedefleyen b�r anlayışı somutlaştırmaktadır. Türk�ye’n�n �ht�yacı, sosyal güvenl�ğ� küçültmek değ�l; kayıt dışılıkla mücadeley� güçlend�ren, ücretler� yükselten, SGK’ye kamu katkısını artıran ve emekl�y� yoksulluktan koruyan ad�l ve güçlü b�r sosyal devlet v�zyonudur. Hedefler: Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 283 ‒ Sosyal güvenl�k s�stem�ne �l�şk�n hedefler, hükümet�n 2026 perspekt�f�n�n yönünü açık b�ç�mde ortaya koymaktadır. Tablo, sosyal güvenl�k f�nansmanının kamusal n�tel�ğ�n� güçlend�ren b�r çerçeveden uzak, emekç�lere yük aktaran ve emekl�l�ğ� g�derek daha kırılgan hâle get�ren b�r yaklaşımın sürdürüldüğünü göstermekted�r. SGK’ye yapılan bütçe katkısındak� azalma, akt�f–pas�f oranının aynı düzeyde tutulması, sosyal s�gorta kapsamındak� sınırlı artış hedef� ve pr�m tahs�latındak� �y�leşme beklent�s�n�n denet�m kapas�tes�yle uyumsuz oluşu, bu pol�t�kanın temel karakter�n� ortaya koymaktadır. İlk gösterge olan SGK’ye Yapılan Bütçe Transferler�n�n GSYH’ya Oranı, sosyal devlet �lkes�ne dayalı kamusal sorumluluğun en öneml� göstergeler�nden b�r�d�r. 2024’te %3,2 olarak gerçekleşen bu oranın 2026’da %3,0 sev�yes�ne �nd�r�lmes�n�n hedeflenmes�, hükümet�n sosyal güvenl�k s�stem�ne yaptığı katkıyı azaltma yönünde terc�h kullandığını göstermekted�r. Bu yaklaşım, uzun süred�r sürdürülen “SGK’n�n kend� f�nansmanını kend�s�n�n karşılaması” yönündek� anlayışın devamı n�tel�ğ�nded�r. Düşük gel�r pol�t�kası, kayıt dışılığın yüksek düzeyde seyretmes�, �st�hdam kal�tes�ndek� bozulma ve �şgücü p�yasasında güvences�zl�ğ�n artması g�b� unsurların yarattığı mal� yük, kamusal katkıyı gerekt�ren b�r konudur. Buna rağmen kamusal desteğ�n azaltılması; güncelleme katsayısının baskılanması, aylık bağlama oranlarının daha düşük tutulması ve emekl� nüfusun gel�r kaybının artması anlamına gelmekted�r. Dosya Bazında Akt�f–Pas�f Oranı, sosyal güvenl�k s�stem�n�n uzun vadel� yapısal denges�n� ortaya koyan temel gösterged�r. Oranın üç yıl boyunca 1,6 düzey�nde sab�t bırakılması, �st�hdam yapısındak� sorunlara yönel�k b�r çözüm hedef�n�n bulunmadığını göstermekted�r. Kayıt dışılığın azaltılmaması, güvencel� �st�hdam modeller�n�n yaygınlaştırılmaması, genç �şs�zl�ğ�n�n devam eden yüksek düzey� ve ücret pol�t�kalarının baskılanması sonucunda ortaya çıkan denges�zl�klerde sorumluluk Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 284 ‒ emekç�lere yüklenmekted�r. Bu yaklaşım, aktüeryal dengey� �y�leşt�rmeye yönel�k tekn�k b�r çerçeve sunmamaktadır. Toplam Pr�m Tahs�lat Oranı, sosyal güvenl�k s�stem�n�n f�nansal sürdürüleb�l�rl�ğ� açısından kr�t�k önemded�r. Bu oranın 2026 yılında %88’e yükselmes� hedeflenm�şt�r. Ancak �ş teft�ş� kapas�tes�n�n yıllar �ç�nde zayıflatılması, �şveren yükümlülükler�n�n denet�m�nde yaşanan yeters�zl�kler ve pr�m teşv�kler�n�n gen�şlet�lm�ş yapısı d�kkate alındığında bu hedef�n gerçekç� olmadığı görülmekted�r. Pr�m tahs�latının yükselt�lmes�; sıkı denet�m, kayıt dışılıkla etk�n mücadele ve �ş müfett�şl�ğ� kapas�tes�n�n güçlend�r�lmes�n� gerekt�rmekted�r. Bu unsurlar bütçe dokümanlarında yer almamaktadır. Sosyal S�gorta Kapsamı gösterges�, sosyal güvenl�k s�stem�n�n kapsayıcılığı açısından temel ver�d�r. Mevcut koşullar d�kkate alındığında �k� yıllık dönemde yalnızca b�r puanlık artış hedeflenmes�, kapsam gen�şlemes�ne yönel�k bütüncül b�r pol�t�ka bulunmadığını göstermekted�r. Tarım, ev �ç� çalışma, göçmen emeğ� ve geç�c�- mevs�ml�k çalışma g�b� alanlarda m�lyonlarca k�ş�n�n s�stem dışında kalmaya devam ett�ğ� b�r ekonom�de bu hedef, kapsamlı b�r sosyal pol�t�ka yaklaşımı sunmamaktadır Bu göstergeler b�r arada değerlend�r�ld�ğ�nde, sosyal güvenl�k s�stem�n�n kamusal n�tel�ğ�n�n ger�ye çek�ld�ğ� ve yükün g�derek çalışanlara aktarıldığı b�r çerçeve ortaya çıkmaktadır. Emekl� aylıklarının mevcut sev�yes�n�n korunması güçleşmekted�r, çalışanların pr�m yükü artmaktadır, kayıt dışılığın �nd�rgenmes�ne yönel�k güçlü b�r pol�t�ka hattı bulunmamaktadır ve sosyal güvenl�k s�stem� uzun vadede daha kırılgan hâle gelmekted�r. Bu nedenle ortaya konulan hedefler, sosyal güvenl�k yapısının güçlend�r�lmes�ne h�zmet eden b�r yaklaşım yer�ne mal� açıdan daralan ve emekç�ler�n korunma düzey�n� sınırlayan b�r pol�t�ka yönel�m�ne �şaret etmekted�r. Çalışma ve Sosyal Güvenl�k Bakanlığı Bütçes�n�n görüşülmes� sırasında CHP grubu tarafından ver�len; -En düşük emekl� maaşının asgar� ücret düzey�ne çıkarılması �ç�n adım attık, reddett�ler. Bakanlığın 2026 yılı bütçes�nde SGK’nın f�nansman açığı �ç�n konulan ödenek m�ktarı olan 43.6 m�lyar TL’n�n yeters�z olduğundan hareketle, asgar� emekl� maaşının asgar� ücret sev�yes�ne get�r�lmes� dah�l emekl�lere yapılan ödemeler�n �nsan� boyutlara yükselt�lmes� amacıyla 400 m�lyar TL daha artırılmasını, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 285 ‒ -İşç� sağlığı ve güvenl�ğ� önlemler� yeters�z olduğu �ç�n, bu ödeneğ�n 40 m�lyon TL artırılmasını ve �ş yer�nde güvenl�k eğ�t�mler�n�n, denet�mler�n�n ver�lmes�n�, Bakanlığın çocuk �şç�l�ğ�yle mücadelede 2026’da h�ç ödenek ayrılmayan Çocukların Korunması ve Gel�ş�m�n�n Sağlanması programına 1.000.000 TL ödenek konulması, amacıyla ver�len önergeler reded�lm�şt�r. Cumhur�yet Halk Part�s� olarak amacımız, Türk�ye’de çalışma hayatını ad�l, güvencel� ve �nsanca b�r düzene kavuşturmak; sosyal güvenl�k s�stem�n� sürdürüleb�l�r ve güçlü b�r yapıya oturtmak; emekl�, �şç�, genç, kadın ve yaşlı tüm yurttaşların yaşam kal�tes�n� yükselten b�r sosyal devlet anlayışını yen�den �nşa etmekt�r. Bu kapsamda çalışma hayatı, sosyal güvenl�k s�stem� ve yaşlı nüfusa yönel�k h�zmetler� kapsayan bütüncül b�r dönüşüm programını hayata geç�receğ�z. 1. Çalışma Hayatını Güvencel� Ve İnsan� B�r Yapıya Kavuşturacağız Çalışma �l�şk�ler�n� ILO standartlarına uygun hâle get�receğ�z. İş sağlığı ve güvenl�ğ� uygulamalarını tüm sektörlerde güçlend�recek, denet�m kapas�tes�n� artıracağız. İş yer� müfett�şler�n�n sayısını yükseltecek, görevler�n� bağımsız b�ç�mde yer�ne get�reb�lmeler� �ç�n kurumsal güvence sağlayacağız. İş kazalarını yapısal nedenler�yle ele alacak, r�skl� sektörlere yönel�k özel güvenl�k protokoller�n� uygulayacağız. Send�kal hakları gen�şleteceğ�z. Örgütlenme, toplu sözleşme ve grev haklarının kullanılmasını güçlend�recek; �şyerler�nde send�kal ayrımcılığa karşı etk�n yaptırımlar get�receğ�z. Kayıt dışı �st�hdamla çok yönlü b�r mücadele programı uygulayacağız. Yen� çalışma modeller�n� güvence altına alacağız. Uzaktan çalışma, platform çalışması, kısm� zamanlı �st�hdam ve ev �ç� emek g�b� modern çalışma b�ç�mler�n� kapsayan hukuk� düzenlemeler� tamamlayacağız. Kadınların ve gençler�n �st�hdama katılımını artırmak �ç�n bakım h�zmetler�, esnek ama güvencel� çalışma olanakları ve ayrımcılığa karşı özel pol�t�kalar gel�şt�receğ�z. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 286 ‒ 2. Asgar� Ücret� Ve Ücret Pol�t�kasını Güçlend�receğ�z Asgar� ücret�n bel�rlenmes�nde uluslararası normları esas alacağız. 131 sayılı ILO Sözleşmes�’n� onaylayacak, ücret�n bel�rlenmes�nde b�l�msel kr�terler� ve yaşam mal�yetler�n� temel alacağız. Asgar� ücret�n yılda �k� kez güncellenmes�n� sağlayacak, asgar� ücret�n altında emekl� maaşı uygulamasına son vereceğ�z. Ücret pol�t�kalarını gel�r dağılımını ve sosyal adalet� önceleyecek şek�lde düzenleyeceğ�z. Fazla mesa�, kıdem tazm�natı ve d�ğer tüm �şç�l�k haklarının korunmasını güvence altına alacağız. 3. Emekl�ler�n Yaşam Koşullarını İnsan Onuruna Uygun Hale Get�receğ�z En düşük emekl� aylığını asgar� ücret sev�yes�ne çıkaracağız. Emekl�ler �ç�n büyümeden kaynaklanan refah payını kalıcı hâle get�receğ�z. Bayram �kram�yeler�n� asgar� ücret düzey�ne yükselteceğ�z. Emekl�ler�n �laç ve sağlık h�zmetler�nden aldığı katılım paylarını kaldıracağız. Ev kadınları �ç�n �steğe bağlı s�gorta pr�mler�n� ve gün sayılarını azaltacak; s�gortalılık süreler�n�n daha er�ş�leb�l�r olmasını sağlayacağız. Emekl� olması gereken ancak f��len çalışmak zorunda kalan kes�mler�n gel�r güvences�n� �y�leşt�receğ�z. 4. Sosyal Güvenl�k S�stem�n� Sürdürüleb�l�r, Ad�l ve Güçlü B�r Yapıya Kavuşturacağız Sosyal Güvenl�k Kurumu’nun �dar� ve mal� özerkl�ğ�n� güçlend�receğ�z. Kurumun ver�, anal�z ve aktüerya kapas�tes�n� artıracağız. Sosyal güvenl�k açıklarını kalıcı hâle get�ren uygulamaları gözden geç�rerek sürdürüleb�l�r b�r f�nansman model� oluşturacağız. Yıpranma payı uygulamasını r�skl� mesleklerde gen�şleteceğ�z. Çırak ve staj mağdurlarının borçlanma hakkını tanıyacağız. Engell�ler, kron�k hastalar ve ağır �şlerde çalışanlara yönel�k sosyal güvence önlemler�n� güçlend�receğ�z. Bakım Güvence Model�’n� hayata geç�rerek bakım s�gortası uygulamasını başlatacağız. Hem çalışan kadınların �şgücüne katılımını artıracak hem de bakım emeğ�n� görünür kılacağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 287 ‒ 5. Kadınlar, Gençler ve Dezavantajlı Gruplar İç�n Daha Ad�l B�r İst�hdam Düzen� Kuracağız Kadın �st�hdamını artırmak �ç�n bakım h�zmetler�n� yaygınlaştıracak, kreş kapas�tes�n� artıracak, esnek çalışma modeller�n� güvencel� hâle get�receğ�z. Kadınların �şyer�nde maruz kaldığı ayrımcılığa ve ş�ddete karşı etk�l� önlemler alacağız. Gençler�n güvences�z çalışmasının önüne geçecek, genç �st�hdam programları oluşturacağız. Engell� �st�hdamını artıracak kotaların uygulanmasını sağlayacağız. Yen� nes�l �st�hdam b�ç�mler�n� (g�g economy, d�j�tal platformlar, ev eksenl� üret�m) sosyal güvence kapsamına alacağız. 6. Yaşlılık Pol�t�kalarını Güçlend�receğ�z 65 yaş üstü yurttaşlarımız �ç�n akt�f ve güvenl� b�r yaşam model� oluşturacağız. Bu amaçla Yaşlılar Genel Müdürlüğü’nü kuracağız. Yaşlılara yönel�k huzurevler�, yaşam evler�, gündüz bakım merkezler� ve evde bakım h�zmetler�n� gel�şt�receğ�z. Yaşlı bakım s�gortası uygulamasını hayata geç�rerek a�leler�n üzer�ndek� bakım yükünü azaltacağız. Evde sağlık ve bakım h�zmetler�n�n standartlarını yükselteceğ�z. Elver�şl� konut, ulaşım, sosyal katılım ve d�j�tal destek h�zmetler�n� kapsayan “Akt�f Yaşlanma Ulusal Programı”nı uygulayacağız. Sonuç: Cumhur�yet Halk Part�s� olarak çalışma hayatının ad�l, güvencel� ve �nsan onuruna uygun b�r çerçevede yen�den kurulmasını; sosyal güvenl�k s�stem�n�n sürdürüleb�l�r ve güçlü b�r yapıya kavuşturulmasını; emekl�, çalışan, kadın, genç ve yaşlı tüm yurttaşların hak ett�ğ� yaşam standardına ulaşmasını hedeflemektey�z. Bu kapsamlı dönüşüm programını kararlılıkla, b�l�msel temelde ve kurumsal b�r anlayışla hayata geç�receğ�z. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 288 ‒ Türk�ye’n�n emeğe, sosyal adalete ve güçlü b�r sosyal güvenl�k yapısına dayalı b�r geleceğe kavuşmasını sağlayacağız. XVIII. AİLE VE SOSYAL HİZMETLER A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığının 2026 Yılı bütçe tekl�f� 531 m�lyar 905 m�lyon 396 b�n l�ra olarak bel�rlenm�şt�r. Genel Bütçel� �darelere a�t ödenekler�n bütçen�n sadece %2,82ı A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı'na ayrılmış durumdadır. Bu yeters�z bütçe, mutlak değer olarak yeters�zl�ğ�n ötes�nde, bütçe d�s�pl�n�nden uzak, hedefler�n özens�zce seç�ld�ğ�, yıllar arası tak�p programının uyumsuz olduğu, hedefler� ölçüleb�l�r ve gerçekç� olmayan yapısı neden�yle, sonuçları �t�barı �le de güven vermeyen b�r bütçed�r. 2026 Yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanun Tekl�f� kapsamında, A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı’nın bütçes� ve stratej�k hedefler� �ncelend�ğ�nde; s�yas� �kt�darın Türk�ye’n�n �ç�nde bulunduğu der�n sosyal buhranı, ekonom�k çöküşün a�leler üzer�ndek� yıkıcı etk�s�n� ve toplumsal dokudak� çözülmey� �drak etmekten ne denl� uzak olduğu, üzüntü ve end�şe ver�c� b�r tabloyla ortaya çıkmaktadır. Bütçeler, b�r devlet�n sadece gel�r-g�der cetveller� değ�l; o devlet� yöneten �raden�n vatandaşına bakış açısının, v�cdanının ve adalet anlayışının somutlaştığı met�nlerd�r. Ancak el�m�zdek� met�n, sosyal devlet �lkes�n�n �ç�n�n boşaltıldığının, vatandaşın "hak sah�b� b�r b�rey" olmaktan çıkarılıp "yardıma muhtaç b�r �stat�st�k" hal�ne dönüştürüldüğünün belges�d�r. Bakanlık sunumunda yer alan "2025 A�le Yılı", "Türk�ye Yüzyılı", "Güçlü B�rey, Güçlü Toplum" g�b� ışıltılı sloganlar; çarşıda, pazarda, mutfakta ve okul kant�n�nde yaşanan "yangını" perdelemeye yetmemekted�r. Bu bütçe tekl�f�; sorunların kök nedenler�ne �nmek yer�ne sonuçlarını yönetmeye çalışan, yoksulluğu b�t�rmey� değ�l yoksulluğu s�yas� b�r araç olarak sürdürmey� hedefleyen, �nsan onurunu zedeleyen b�r anlayışla hazırlanmıştır. Aşağıda detaylandırılacak olan başlıklar, bu bütçen�n neden "halkın bütçes�" olamayacağının kanıtıdır. AİLE KURUMUNA BAKIŞ: SÖYLEMDE KUTSAL, EYLEMDE ÇARESİZ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 289 ‒ Bakanlık, bütçe sunumunun en başına "A�len�n Korunması ve Güçlend�r�lmes�" hedef�n� koymuştur. Ancak a�ley� tehd�t eden asıl düşman olan "ekonom�k ş�ddet�" görmezden gelmekted�r. A.Boşanma İstat�st�kler�nde "Hedef" Yanılsaması Bakanlık, 2026 yılı �ç�n boşanma hızını b�nde 1,7’ye düşürmey� stratej�k b�r hedef olarak bel�rlem�şt�r. Oysa k� Bakanlık, 2025 yılı �ç�n de aynı hedef� koymuş, ancak gerçekleşen oran b�nde 2,18 olmuştur. Aynı rakamları, gerçekleşmeyeceğ�n� b�le b�le tekrar tekrar hedef olarak koymak, stratej�k planlama değ�l, s�yas� b�r acz�yet �t�rafıdır. TÜİK’�n Türk�ye A�le Yapısı Araştırması ver�ler� açıktır: Boşanmaların en temel sebeb� "ekonom�k yeters�zl�k"t�r. • B�r asgar� ücretl�n�n, en mütevazı hal�yle b�r ev kurab�lmes� �ç�n yemeden �çmeden en az 5 yıllık b�r�k�m yapması gereken b�r ekonom�k düzende; • Ortalama k�ra bedeller�n�n asgar� ücret� aştığı büyükşeh�rlerde; • Gıda enflasyonunun mutfaklardak� huzuru kaçırdığı b�r ortamda; Bakanlığın "a�le danışmanlığı" veya "farkındalık eğ�t�mler�" �le boşanma hızını düşüreceğ�n� �dd�a etmes�, gerçekl�kten kopuktur. A�le bütünlüğünü korumak �steyen b�r bütçe, önce a�len�n tenceres�n� kaynatmak zorundadır. B. A�ley� Çürüten Sess�z Salgın: Sanal Kumar Bakanlık sunumlarında "Bağımlılıkla Mücadele" başlığı altında eğ�t�m faal�yetler�nden bahsed�lse de, Türk�ye’de ocakları söndüren asıl yangın, denet�ms�z bırakılan "sanal kumar"dır. Yeş�lay ver�ler�ne göre bağımlılık başvurularının %34’ü kumar kaynaklıdır. • Bu başvuruların %97’s�n�n erkek olması, a�le �ç�nde babaların ve eşler�n bu bataklığa sürüklend�ğ�n�, dolayısıyla tüm a�len�n ekonom�k ve sosyal b�r yıkıma uğradığını göstermekted�r. • Daha da vah�m�, kumara başlama yaşı 15’e düşmüştür. Evlatlarımız, l�se sıralarında, eller�ndek� akıllı telefonlarla kumar bataklığına saplanmaktadır. • Gençler�m�z�n %6,6’sı �nternet üzer�nden yasa dışı bah�s oynadığını beyan etmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 290 ‒ Kumarhane artık köşe başında değ�l; evler�n yatak odasında, çocukların ceb�nded�r. A�le Bakanlığı, bu d�j�tal zeh�rle mücadele etmek yer�ne "d�j�tal detoks etk�nl�kler�" g�b� palyat�f çözümlerle durumu geç�şt�remez. Çocuk Pol�t�kası: Geleceğ�m�z� "Yoksulluk Döngüsüne" Hapsetmek Bu bütçen�n v�cdanları en çok kanatan yönü, çocuklara yönel�k hedefler�n yeters�zl�ğ�d�r. Çocukların f�z�ksel, z�h�nsel ve sosyal gel�ş�m�n� sağlamak devlet�n anayasal ödev�d�r; ancak sunulan bütçe bu ödev� yer�ne get�rmekten uzaktır. A.%2,77’l�k Utanç Tablosu Bakanlık, "Çocukların Korunması ve Gel�ş�m�n�n Sağlanması" programı kapsamında, a�les� yanında desteklenen çocuk sayısını 2026 yılı �ç�n 195 b�n olarak hedeflem�şt�r. Bu rakamın b�r "hedef" olarak sunulması, Türk�ye gerçekler�ne hakarett�r. • TÜİK ver�ler�ne göre Türk�ye’de yoksulluk �ç�nde yaşayan çocuk sayısı 7 m�lyon 39 b�nd�r. • 5,4 m�lyon çocuğumuz "gıda yoksulluğu" çekmekted�r. 7 m�lyon yoksul çocuğun bulunduğu b�r ülkede, Bakanlığın sadece 195 b�n çocuğa ulaşmayı hedeflemes�, �ht�yaç sah�b� çocukların yalnızca %2,77’s�ne dokunab�lmek demekt�r. Ger�ye kalan 6,8 m�lyon çocuk; devlet�n koruma kalkanının dışında, yeters�z beslenme ve fırsat eş�ts�zl�ğ� �le baş başa bırakılmıştır. B. SED Yardımları: Yaşatmak İç�n Değ�l, Ölmemek İç�n Türk�ye’de yoksulluktan en fazla etk�lenen kes�mler�n başında çocuklar gelmekted�r. A�les�n�n yanında bakımı sağlanamayan” ve ‘yaşamlarını en düşük sev�yede dah� sürdürmekte güçlük çeken a�leler�n çocuklarına’ A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı tarafından ödenen sosyal ve ekonom�k destekten (SED) yararlanan çocuk sayısı günden güne artmakta olup 2012’de 37 b�n 295 olan sayı bu yıl 195 b�ne yükselm�şt�r. Sosyal ve Ekonom�k Destek (SED) adı altında a�lelere ver�len nakd� yardımlar, günümüz ekonom�k koşullarında anlamını y�t�rm�şt�r. • B�r çocuğun beslenme, g�y�m, eğ�t�m materyal�, ulaşım ve sosyal akt�v�te g�b� en temel �ht�yaçlarının aylık asgar� mal�yet� 12.000 TL sev�yes�nded�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 291 ‒ • Bakanlığın verd�ğ� SED tutarları �se bu mal�yet�n çok altında kalarak, çocuğu yoksulluktan kurtarmaya değ�l, sadece "f�z�ken hayatta kalmasına" yaramaktadır. Bu bütçe terc�h�yle çocuklarımız, "Türk�ye Yüzyılı'nın m�marları" değ�l, maalesef �kt�darın yarattığı der�n yoksulluğun "aynası" hal�ne get�r�lm�şt�r. Çocuk Çocuk �şç�l�ğ� 18 yaşın altındak�lere f�z�ksel, mental, ahlak� açıdan zarar veren ve onları eğ�t�mden yoksun bırakarak zedeleyen, �st�smar eden b�r çalıştırma b�ç�m� şekl�nde de �fade ed�leb�l�r. Çağdaş toplumlarda çocuk �şç�l�ğ� �nsan� gel�ş�m açısından c�dd� b�r sorun olarak görülmekted�r. Çalışan çocuklar, sağlıklı b�r çevreden ve temel özgürlüklerden de mahrum kalmakta, f�z�ksel, sosyal, kültürel, duygusal ve eğ�tsel gel�ş�me zarar veren koşullarda çalıştırılmaktadır. TÜİK’�n 2024 yılına a�t �stat�st�kler�ne göre Türk�ye nüfusunun yüzde 25.5’�n� çocuk nüfus oluşturmaktadır. 15-17 yaş grubundak� çocukların �şgücüne katılma oranı yüzde 24.9 olarak açıklanmıştır. Erkek çocukların �şgücüne katılma oranı %35.6 olurken, bu oran kız çocukları �ç�n %13.7 olarak açıklanmıştır. Söz konusu problem tarımda çalışanlar �ç�n de söz konusudur. Sokakta yaşamak zorunda bırakılan, çalıştırılan ve d�lend�r�len tüm çocukların kurumsal koruma altına alınması, çocuk �şç�l�ğ� �le ver� temell� ve �lg�l� paydaşların katılımıyla planlı b�r şek�lde mücadele ed�lmes�, çocukların erken yaşta ve zorla evlend�r�lmeler�n�n önüne geç�lmes�, çocukların c�nsel su�st�mal ve c�nsel İst�smara karşı korunmasının sağlanması gerekmekted�r. Bakanlığın açık ara en başarısız olduğu alan çocuk yoksulluğu ve yoksunluğuyla mücadeled�r! Güçlü ve sürdürüleb�l�r toplumun öneml� b�r parçası olan çocuklar, ülkem�z�n kalkınma hızı, gel�şm�şl�k sev�yes� ve uluslararası konumu bakımından geleceğ�m�z�n tem�natıdır. 2024 yılı sonu �t�barıyla, Türk�ye nüfusunun yüzde 225.5 (21.817.061) 0-17 yaş grubundak� çocuklar oluşturmaktadır. B�r öncek� yıla göre çocuk nüfusu azalmasına rağmen ülkem�z AB-27 ülkeler� ortalaması olan yüzde 17.8 �le karşılaştırıldığında AB ülkeler� �ç�nde çocuk nüfus oranı en yüksek olan ülke konumunu korumaktadır. Nüfus projeks�yonlarına göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında yüzde 22.1 olması beklenmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 292 ‒ TÜİK ver�ler�ne göre madd� yoksunluk çeken çocukların oranı �se %40,1 d�r 2023 B�rleşm�ş M�lletler Dünya Gıda Programı tarafından yapılan ve Haz�ran ayında güncellenen Dünya Yoksulluk Har�tasına göre, Türk�ye’de 5 yaş altı çocukların yüzde 17’s� yan� yaklaşık 1 m�lyona yakın çocuk akut yeters�z beslenme yaşamaktadır, yan�, çocuklar �ht�yaç duydukları bes�nler� alamadığı �ç�n gel�şememekted�rler. Çünkü uzmanlara göre, çocuklarımız yen� dokuların yapımı �ç�n gereken �y� kal�tede prote�n, v�tam�n ve m�neraller� alamamaktadırlar. Yaklaşık 3 m�lyon çocuk �se kron�k yeters�z beslenme yaşamaktadır. Çok Boyutlu Yoksulluk Endeks� ver� eks�kl�ğ� neden�yle Türk�ye �ç�n hesaplanamadığından, 2024 Küresel Çok Boyutlu Yoksulluk Endeks� raporuna Türk�ye dah�l ed�lemem�şt�r. Bakanlık ver�ler�ne baktığımızda yoksul çocuklarla �lg�l� destekler�n skandal düzey�nde yeters�z olduğu, yapılan yardımların da enflasyon canavarının var olduğu b�r ülkede devede kulak kaldığı görülmekted�r. Ayrıca şartlı eğ�t�m destekler� de son derece yeters�zd�r. Çocuklara okullarda kahvaltı ve öğle yemeğ� sunulmasından daha yararlı b�r eğ�t�me devam teşv�ğ� de yoktur. CHP �kt�darında yoksul çocuklar okullarında kahvaltı ve öğle yemeğ� y�yeb�lecekler, çok daha etk�n ve gerçekç� b�r burs s�stem�yle poz�t�f ayrımcılıktan yararlanacaklardır.İnternet ücrets�z olacak. Tüm eğ�t�m araçları da ücrets�z tem�n ed�lecek. Temel sağlık h�zmetler� de ücrets�z olacaktır Yaşlılık H�zmetler�: "Akt�f Yaşlanma" Kılıfı Altında Sefalet Türk�ye İstat�st�k Kurumu ver�ler�ne göre, yen� doğmuş b�r b�rey�n mevcut ölümlülük r�skler�ne maruz kalması durumunda yaşaması beklenen ortalama yıl sayısı olarak tanımlanan "doğuşta beklenen yaşam süres�" Türk�ye'de 2020-2022 dönem�nde 77,5 yıl �ken, 2020-20223 dönem�nde 77,3 olarak bel�rt�lmekted�r. Doğuşta beklenen yaşam süres�, erkeklerde 74,7, kadınlarda 80 yıl olarak saptandı. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşarken, doğuşta beklenen yaşam süres� farkı 5,3 yılı bulmaktadır. Türk�ye'de eğ�t�m düzey�ne göre beklenen yaşam süres� �ncelend�ğ�nde; eğ�t�m düzey� yükseld�kçe beklenen yaşam süres�n�n de uzadığı görüldü. Her yaştak� beklenen Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 293 ‒ yaşam süres�, düşük eğ�t�me sah�p k�ş�ler arasında daha az olurken, artan eğ�t�m düzey� �le b�rl�kte beklenen yaşam süres�n�n de arttığı tesp�t ed�ld�. Türk�ye nüfusunun %10,2’s� 65 yaş üzer�nded�r. Kısacası, 8 m�lyon 722 b�n 806 vatandaşımız, yaşlı nüfus olarak adlandırılmaktadır. Bu rakamlar, Türk�ye’n�n B�rleşm�ş M�lletlere göre yaşlı ülke statüsünde olduğunu göstermekted�r. Çok yaşlı ülke statüsüne g�rmeye �se çok az kaldığı vurgulanmaktadır. Nüfusun yüzde 10 ve üstünün 65 yaş üstü olması, çok yaşlı ülke olarak �fade ed�lmekted�r. Yoksulluk oranına baktığımızda, yaşlı nüfus d�ğer nüfusa göre çok daha yoksul ve özell�kle kadın yaşlılarımız güvences�z yaşam neden�yle erkeklere göre çok daha yoksuldur. Bu yaş grubunun sağlık problemler�ne bakacak olursak, yüzde 90’ının en az b�r kron�k hastalığı bulunmaktadır. Bu nedenle bu yaş grubu �ç�n sağlık s�stem�n�n doğru kurgulanması d�ğer yaş gruplarına göre çok daha öneml�d�r. Bu �kt�darın maalesef 2. ve 3. basamağa ağırlık vererek, t�car� kaygılarla yönett�ğ� sağlık s�stem�, 1. basamak a�le hek�ml�ğ�nden kopmuş, koruyucu hek�ml�kten uzaklaşmış, dolayısıyla bu yaş grubunu 65 yaşa kron�k hastalık sah�b� olmadan sokab�lme şansımız ortadan kalkmıştır. Bu grubun büyük b�r çoğunluğu (%64), 65-74 yaş arası, %28,1’�, 75-84 yaş arası, %7,9’u, 85+ üzer�, 6 b�n 609 k�ş�, 100+üzer�nded�r. B�z�m özell�kle eğ�lmem�z gereken, bağımlılık oranı yüksek ve bakım �ht�yacı olan 75 yaş ve üzer�d�r. Çalışma çağındak� her 100 k�ş�ye düşen yaşlı sayısı demek olan Yaşlı Bağımlılık Oranı, hızla yükselmekted�r (%15). Bu oran, �ller arası farklılıklar �çermekted�r. Örneğ�n, yaşlı nüfus oranı en yüksek olan �l olan S�nop’ta, Yaşlı Bağımlılık Oranı %31, yaşlı nüfus oranı en yüksek �k�nc� �l olan Kastamonu’da Yaşlı Bağımlılık oranı %29’dur. Bakanlık sunumunda "Akt�f ve Sağlıklı Yaşlanma" başlığı altında, 65 yaş üstü nüfusun �şgücüne katılım oranının artırılması b�r "başarı kr�ter�" ve "hedef" olarak sunulmuştur. Bu yaklaşım, sosyal devlet�n �flasıdır. Türk�ye’de halen yaklaşık 25 m�lyon hane bulunmakta, bu haneler�n yaklaşık ¼’ünde 65 yaş üstü nüfus yaşamaktadır. Kısacası, 6 m�lyonu geçk�n b�r hane yaşlı nüfusa da�r yaşananlardan b�zzat etk�lenmekted�r. Bu haneler�n de yaklaşık ¼’ünde 65 yaş üstü vatandaşımız TEK BAŞINA yaşamaktadır. Kısacası 1,5 m�lyona yakın 65+ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 294 ‒ vatandaşımız tek yaşamakta, sorunlarını, b�zzat tek başlarına üstlenmekted�r. B�r d�ğer çarpıcı ver� �se, tek başına yaşayan yaşlı nüfusun %75’�, erkeklerden 5,3 yıl daha fazla yaşayan kadınlardır. A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı, yaşlı nüfusa çözüm üret�rken, daha güvences�z olan yaşlı kadın nüfusu mutlaka öncel�klend�rmel�d�r. Hedefler� koyarken de bu nüfusa ağırlık verecek hedefler koymalıdır. Fakat b�z bütçe hedef tablolarına baktığımızda, maalesef bu vurguyu, bu öncel�klend�rmey� göremed�ğ�m�z g�b�, hedefler�n konarken ne kadar özens�z olduğunu görüyoruz. Halen Türk�ye’de toplam 461 Yaşlı Bakım merkez� bulunmakta, bu merkezler�n yaklaşık %60’ı özelde çalıştırılmaktadır. Toplam yatak sayısının da %50’s� özelded�r. A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığına bağlı 168 huzurev�nde 14.712 yaşlıya h�zmet ver�l�yor. 267 özel huzurev�nde de h�zmet alan yaşlı sayısı 13.030’dur. Sosyal güvences� olmayan, k�ş� başına düşen aylık gel�r� net asgar� ücret�n 1/3’ünden az olan 65+ �ç�n, aylık ücret� ortalama 40.000 TL olan özel huzurevler�nden zaten h�zmet alınamayacaktır. Bu aylıklarla kamuya a�t merkezlerden de h�zmet alab�lmek mümkün değ�ld�r. Asıl hedef her zaman YERİNDE YAŞLANMA ’dır. Bunu sağlamak �ç�n sosyal güvences� tam, ekonom�k özgürlüğü olan yaşlılara ve güçlü Evde Bakım S�stemler�’ne �ht�yaç vardır. Türk�ye’de maalesef Palyat�f Bakım S�stem� yeter�nce gel�şmem�şt�r ve yaşlılarımızın en az %80’�nde en az b�r kron�k hastalık (h�pertans�yon, d�yabet, kron�k akc�ğer hastalıkları g�b�) mevcuttur. Bu nedenle, yer�nde yaşlanmayı savunsak da hastalık yükü fazla olan 65+ nüfus �ç�n yaşlı bakım merkezler�ne y�ne de �ht�yaç vardır. Temel sorun, yaşlıya yaklaşımdadır. Öneml� olan yaşlının sosyoekonom�k olarak güçlend�r�lmes� ve yaşlının toplumsal yaşama katılımıdır. Fakat bu konuyla �lg�l� hedeflere baktığımızda, y�ne bu yaklaşıma uzak olan b�r tablo görüyoruz. Yaşlı Bakımı ’nın ölçüleb�l�r hedefler�, dünya standartlarında olmalıdır Yaşlı bakımına ver�len önem� ve yıllar �ç�nde nasıl önem kazandığını vurgulamak �steyen Bakanlık yetk�l�ler�, tablolarında, yaşlı bakım hedefler�ne ne kadar uzak olduklarını adeta �t�raf etm�şlerd�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 295 ‒ A.Emekl�ye "Mezara Kadar Çalış" Dayatması Türk�ye’de 65 yaş üstü vatandaşlarımızın çalışmaya devam etmes�, Bakanlığın �dd�a ett�ğ� g�b� "akt�f olma �steğ�nden" veya "sosyal hayata katılımdan" değ�l, "hayatta kalma zorunluluğundan" kaynaklanmaktadır. Ülkem�zde yaklaşık 1,2 m�lyon yaşlı vatandaşımız, emekl� maaşı yetmed�ğ� �ç�n hala çalışmaktadır. Bu vatandaşlarımızın %80-90’ı kayıt dışı, sosyal güvences�z, ağır ve tehl�kel� �şlerde; �nşaat köşeler�nde, pazar yerler�nde, güvenl�k kulübeler�nde çalışmak zorundadır. En düşük emekl� maaşının 16.880 TL olduğu, buna karşılık yoksulluk sınırının 92.547 TL’ye dayandığı b�r ülkede ; yaşlılara "�şgücüne katılın" demek, "açlıktan ölmemek �ç�n son nefes�n�ze kadar çalışın" demekt�r. B. Yaşam Kal�tes� ve Onurlu Yaşlılık Bakanlık yaşlıların yaşam süres�n� 18,8 yıldan 19,2 yıla çıkarmayı hedeflemekted�r. Ancak tekn�k olarak ömrü uzatmak b�r başarı değ�ld�r; esas olan o ömrün kal�tes�d�r. 30-40 yıl bu ülkeye pr�m ödem�ş, verg� verm�ş, h�zmet etm�ş �nsanların ömürler�n�n sonbaharında huzur �ç�nde yaşaması gerek�rken; bu bütçe onlara "onurlu b�r yaşam" değ�l, "sefaletle mücadele" vadetmekted�r. Engell� H�zmetler�: 400 K�ş�l�k "V�zyonsuzluk" Bakanlığın engell� vatandaşlarımıza yönel�k �st�hdam ve er�ş�leb�l�rl�k hedefler�, devlet c�dd�yet�yle bağdaşmayacak kadar düşüktür ve m�lyonlarca engell� yurttaşımızı hayal kırıklığına uğratmaktadır. Engell� nüfus �ç�n en temel sorun, gerçek engell� sayısının b�l�nmemes�d�r. 2011 yılı Nüfus ve Konut Araştırması sırasında, DSÖ tarafından gel�şt�r�len, kısaca ICF olarak b�l�nen (Uluslararası İşlevsell�k, Engell�l�k ve Sağlığın Sınıflandırılması) �le uyumlu olduğu söylenen b�r soru set�nden faydalanılmış fakat bu sınıflandırma, 2011 yılından bu yana dünyada tam 7 kez güncellenmes�ne rağmen, b�zde hala 13 yıl önces�n�n ver�ler�yle devam ed�lm�şt�r. Bu ver� set�nde, 6 farklı engell�l�k durumu �ç�n, 3 yaş ve üstü ve EN AZ BİR ENGELİ OLANLAR �ç�n, nüfusun %6,9’u Engell� olarak saptanmıştır (O dönemde 4.876.000 k�ş�) (Kadınların %7,9’u; Erkekler�n %5,9’u) Ayrıca TÜİK 2014-2019 yılları arasında Türk�ye Sağlık Araştırması’na göre, nüfusun %15’� engell� olarak saptanmıştır (15 yaş üstü) bu nedenle, �k� ölçümün ortalaması, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 296 ‒ yan� %11 oranında, yaklaşık 10 m�lyon engell� olduğu sadece TAHMİN EDİLMEKTEDİR! Bunun dışında, A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı’na bağlı ULUSAL ENGELLİ VERİ SİSTEMİ (Engell� Sağlık Kurulu Raporları üzer�nden)’ne göre �se, yaklaşık 2,5 m�lyon engell� bulunmaktadır. Bu s�stem, sadece başvuruları değerlend�ren ERKEK EGEMEN b�r s�stemd�r (%56’sı E) oysa b�z b�l�yoruz k�, engell�l�k kadın ağırlıklı b�r gruptur. Toplam engell� sayısının dışında, b�r d�ğer öneml� konu, ENGELLİ RAPORLAMA SÜRECİ ’d�r. Daha önce İKİLİ SKALA �le değerlend�r�l�rken; 2019 sonrası ÜÇLÜ SKALA ’ya dönen raporlama sürec� �le c�dd� hak kayıpları yaşanmış, bu konu, engell� nüfusun temel konusu hal�ne gelm�şt�r. (Tam Bağımlı/Kısm� Bağımlı/Bağımsız) Ayrıca, 50+ daha fazla �şç� çalışan özel sektör �şyerler�nde %3; kamuda �se %4 kotası bulundurulmasına rağmen, Türk�ye’dek� yaklaşık 5 m�lyon engell�n�n sadece 1 m�lyonu �st�hdamdadır. İşe yerleşt�r�len her 5 Erkek engell�ye karşılık, sadece 1 kadın engell� �st�hdam ed�ld�ğ� gözlenmekted�r. Bu konu, esas yoğunlaşmamız gereken, engell�n�n sosyal yaşama katılımını göz ardı etmekted�r. Temel hedef, uluslararası engell� kr�terler�ne dayalı, kr�terler�n sürekl� değ�şmed�ğ�, özlük haklarının tam ver�ld�ğ�, hane �ç�ndek� k�ş� başı gel�r sev�yes�n�n b�r asgar� ücret tutarının 1/3’ünün değ�l, engell�n�n b�zzat kend�s�n�n gel�r�n�n değerlend�r�ld�ğ�, en az b�r asgar� ücret üzer�nden hesaplanacak ve dayanağı olan �st�hdam kr�terler�n�n uygulandığı b�r düzen olmalıdır. A.Engell� �st�hdamında Durgunluk ve Umutsuzluk Bakanlık, kamu kurumlarında �st�hdam ed�len engell� memur sayısını 2025 yılındak� 81 b�n 600 sev�yes�nden, 2026 yılında sadece 82 b�ne çıkarmayı hedeflemekted�r. Türk�ye Cumhur�yet� Devlet�'n�n, engell� �st�hdamında b�r yıl boyunca koyduğu artış hedef� sadece 400 k�ş�d�r. Bu rakam, atama bekleyen on b�nlerce engell� vatandaşımızın umutlarıyla alay etmekt�r. Engell� kotaları kağıt üzer�nde dolu göster�lse de, uygulamada engell�ler �ş hayatının dışına �t�lmekte, sosyal yardımlara bağımlı hale get�r�lmekted�r. B. Er�ş�leb�l�rl�k B�r Lüks Değ�ld�r Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 297 ‒ Bakanlık sunumunda "Er�ş�leb�l�rl�k Belges�" sayılarından bahsed�lse de, sokaktak� gerçekl�k bambaşkadır. Engell�ler �ç�n er�ş�leb�l�rl�k hala b�r hak değ�l, b�r "lüks" durumundadır. Rampa olmadığı �ç�n sokağa çıkamayan, asansör olmadığı �ç�n �şe g�remeyen, kaldırım �şgaller� yüzünden ev haps�ne mahkum ed�len vatandaşlarımız varken; Bakanlığın denet�mler�n etk�nl�ğ�n� ve yaptırımları artırmak yer�ne sembol�k hedeflerle yet�nmes� kabul ed�lemez. Yoksullukla Mücadele: Çözüm Değ�l, Sürdürüleb�l�r Yoksulluk Yönet�m� Yoksullukla mücadele, A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı’nın temel görevler�nden b�r�d�r. Fakat maalesef, hedeflere ve uygulamaya bakıldığında, durum, h�ç de yeter�nce önemsenmemekted�r. Bu bütçen�n temel felsefes�, yoksulluğu ortadan kaldırmak üzer�ne değ�l, yoksulluğu "yönet�leb�l�r b�r sev�yede tutmak" üzer�ne kuruludur. İkt�dar, yoksulluğu b�t�rmemekte yoksulluğu b�r yönet�m aracı olarak kullanmaktadır. A.M�ll� Gel�rden Ayrılan Payın Yeters�zl�ğ� 2026 yılı �ç�n sosyal yardımların m�ll� gel�r �ç�ndek� payının %1,2 olarak hedeflenmes�, Türk�ye'n�n sosyal devlet olma �dd�asından vazgeçt�ğ�n�n en somut gösterges�d�r. • Türk�ye’n�n ürett�ğ� her 100 l�ranın sadece 1 l�rası yoksulluğu önlemeye ayrılmaktadır. • B�z� kıskandığı �dd�a ed�len Almanya g�b� sosyal devletlerde bu oran %16 sev�yeler�ndeyken; %1,2'l�k b�r hedef, sosyal adalet�n rafa kaldırıldığının kanıtıdır. • Emekl� aylığı ödemeler� har�ç tutulduğunda, sosyal korumaya ayrılan pay m�ll� gel�r�m�z�n yalnızca %3,4’üdür. B. Sadaka Kültürü ve Ayn� Yardımlar Yardım kalemler�n�n öneml� b�r bölümünün gıda kol�s�, yakacak desteğ�, geç�c� ödemeler g�b� "ayn� yardımlardan" oluşması, vatandaşın sürekl� olarak devlete muhtaç h�ssetmes�ne neden olmaktadır. Oysa sosyal devlet�n asl� görev� vatandaşına kol� dağıtmak değ�l; ona onurlu b�r yaşam süreb�leceğ� kalıcı b�r gel�r güvences�, güvencel� �st�hdam ve fırsat eş�tl�ğ� sağlamaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 298 ‒ AKP'n�n ekonom� pol�t�kası, m�lyonlarca haney� yoksulluğa sürüklemeye devam ed�yor. İkt�dar çevres�ndek� b�r avuç azınlık zeng�nl�ğ�ne zeng�nl�k katarken halkımız, en temel �ht�yaçlarını dah� karşılayamaz duruma gelm�şt�r. A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı’nın yayımladığı sosyal yardım ver�ler�, m�lyonlarca k�ş�n�n yardım almadan geç�nemed�ğ�n� ortaya koymaktadır. Bakanlık ver�ler�ne göre, 2012 yılında 2 m�lyon 171 b�n 614 hane düzenl� sosyal yardım alırken, 2024’te bu rakam 3 m�lyon 537 b�n 185’e yükselm�şt�r. 2012 yılında Türk�ye nüfusu 75 m�lyon 627 b�n 384 k�ş� �ken, 2024 yılı �t�barıyla 85 m�lyon 664 b�n 942’ye yükselm�şt�r. 12 yılda nüfus yalnızca yüzde 13 artarken, sosyal yardıma muhtaç hane sayısındak� artış yüzde 63 olmuştur. 2012’de 2 m�lyon 171 b�n 614 hane �le yaklaşık 8 m�lyon 251 b�n 133 k�ş� düzenl� sosyal yardım almakt ve bu rakam toplam nüfusun yüzde 10.9’una denk gelmekte �ken 2024’te �se 3 m�lyon 537 b�n 185 hane �le yaklaşık 11 m�lyon 672 b�n 710 k�ş� düzenl� sosyal yardıma muhtaç durumdadır. Bu da toplam nüfusun yüzde 13.6’sına karşılık gelmekted�r. Böylece 2024 yılında yaklaşık her 7 k�ş�den b�r� düzenl� sosyal yardıma muhtaç hale gelm�şt�r. Düzenl� sosyal yardıma �ht�yaç duyan nüfus oranı yüzde 10.9’dan yüzde 13.6’ya çıktı. Bu da 3.4 m�lyon k�ş�n�n düzenl� yardım kapsamında olduğunu ortaya koymaktadır. Yakacak yardımı 2024 yılında 1 m�lyon 637 b�n 118 haney�, barınma yardımı 2012’de 16 b�n 70 hane �ken, 2024’te 21 b�n 380 haneye yükselm�şt�r. Aşev� yardımından yararlanan k�ş� sayısı 2013’te 23 b�n 650 �ken, 2024’te bu rakam 65 b�n 414’e ulaşmıştır. ALO 144 sosyal yardım hattına 2013 yılında 2 m�lyon 156 b�n 564 başvuru yapılırken, 2024’te bu rakam 4 m�lyon 947 b�n 943’e yükselm�şt�r.Bugün 10 a�leden 3’ü yoksulluk sınırının altında yaşıyor A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçes� 531 m�lyar 905 m�lyon l�ra olup bunun 284 m�lyar 470 m�lyon l�rası, “Yoksullara yardım ve sosyal yardımlaşma’’ �ç�n kullanılacak. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 299 ‒ 2027’de �se bu yardım d�kkat çek�c� b�ç�mde 2 m�sl�n den fazla artacağı ve 644 m�lyar 347 m�lyon l�raya ulaşacağı anlaşılmaktadır. K�ş� başına düşen gel�r sev�yes� çok düşük olanlar �ç�n bütçeden ödenen Genel Sağlık S�gortası (GSS) pr�m�ne �l�şk�n ver�ler de yoksulluğun boyutunu gözler önüne sermekted�r.2020 yılında 7 m�lyon 810 b�n 588 k�ş� GSS yardımı alırken, 2025’te bu rakam 8 m�lyon 250 b�n k�ş�ye yükselm�şt�r. İkt�darın çözüm odaklı olmayan, yoksulluğun “�dares�n�” amaçlayan s�yaset�, “çok aktörlü, çok temaslı ama az etk�l�” tarzından da anlaşılab�l�r. Çok sayıda aktör sahadadır. 40’ı aşan sürel� ve düzenl� yardım vardır ama bu yardımlar son derece az ve etk�s�zd�r çünkü ana stratej�, s�stem mezun�yet�, yan� yoksulluktan çıkarma amaçlı değ�ld�r. Bunun yer�ne beklent� yaratmayı, muhtaç kılmayı ve borçlandırmayı amaçlayan b�r �st�smar s�yaset� söz konusudur. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları ’nın Sosyal Yardım ve İnceleme Görevl�s� Sayısı sadece 4.067’d�r. Bu rakamla sadece nakd� yardım odaklı popül�st pol�t�kalar �zleneb�l�r k� amaç da sadece budur. Nakd� yardımların toplam �ç�ndek� payının yüzde 93 olması da bu tesp�t� doğrulamaktadır. Özell�kle seç�m zamanları geç�c� yardımların arttırılması üzer�ne kurulu b�r fırsatçılık “s�yaset�” söz konusudur "Yoksulluğu b�t�receğ�z." d�ye �kt�dara gelen AKP’n�n, yoksulluğa kaynak artırmakla övünen b�r �kt�dar olduğu gözler önüne ser�lmekted�r. Bakanlığın görev�n� yer�ne get�rmes� açısından, yoksulluğu ortadan kaldıracak projelere kaynak aktarması doğrusudur İkt�dar bu tabloyu değ�şt�receğ�ne CHP’n�n A�le Destekler� S�gortası (ADS) öner�s�n�n çakmasıyla karşımıza çıkmıştır. Türk�ye’de sosyal yardımların yapısında oldukça öneml� b�r sorun olarak kamusal yardım s�stem�n�n karmaşık, dağınık ve farklı kurumlar tarafından yapılmasını göstereb�l�r�z. Örneğ�n, sosyal yardım yapan kamu kurumu çeş�d� altıdır. Bunlardan �lk� A�le, Çalışma ve Sosyal H�zmetler Bakanlığıdır. Bakanlık tarafından yer�ne get�r�len yardımlar, yaşlılara ve engell�lere yönel�k yardımlar, muhtaç çocukları olan a�lelere ver�len sosyal ve ekonom�k destekler, evde bakım destekler�, Sosyal Yardım ve Dayanışma Vakıflarınca ver�len tüm yardımlar, devlet tarafından ödenen Genel Sağlık Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 300 ‒ S�gortası pr�mler�d�r. İk�nc� kurum Vakıflar Genel Müdürlüğü’dür. Bu kurum tarafından da yet�m ve engell�ler �ç�n muhtaç aylıkları �le �maret h�zmetler� ve �lk ve ortaöğret�m öğrenc�ler�ne yönel�k burslar bu kategor�de sosyal yardım olarak sunulmaktadır. Y�ne M�llî Eğ�t�m Bakanlığı tarafından �lk ve ortaöğret�m kurumlarındak� muhtaç öğrenc�lere burs olarak ver�len yardımlar bulunmaktadır. Kred� ve Yurtlar Kurumu da yükseköğren�mdek� muhtaç öğrenc�lere burs vermekted�r. Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı tarafından TKİ ve TTK aracılığıyla sağlanan kömür yardımları bulunmaktadır. İllerdek� Sosyal Yardımlaşmayı ve Dayanışmayı Teşv�k Vakıflarının da bunun dışında ayrıca kömür yardımları yaptıkları b�l�nmekted�r. Bu yardımlardan yararlanan k�ş� sayısı ne yazık k� tam olarak saptanamamaktadır, çünkü mükerrerl�kler bulunmaktadır. Yukarıda da görüldüğü üzere muhtaçlık kr�ter� çerçeves�nde merkez� kamu kurumları yardımları yanında beled�yeler de aynı tür yardımları yaptığı g�b�, burslarda da mükerrerl�kler bulunmaktadır. Bu nedenle ac�l olarak sosyal yardım s�stem�n�n çoklu yapısının düzenlenmes� ve tek merkezden organ�ze ed�lmes� gerekmekted�r. CHP’n�n A�le Destekler� S�gortası, sosyal yardımları tek elde toplayarak nesnel b�r s�steme bağlamayı amaçlamaktadır. A�le Destekler� S�gortası �le hak temell� sosyal devlet� �nşa etme çabamız, yurttaşlarımız tarafından �lg�yle karşılanmıştır. Mevcut yardımları azaltmayan, arttıran ama sadece ayn� ve nakd� yardımlara sıkışmayan b�r s�stem öner�lmekted�r. Ayrıca s�stem sosyal h�zmetlerle ve desteklenecekt�r. Emekl� yoksulluğu da utanç ver�c� düzeylerde! SGK’n�n asgar� ücret�n altında maaş alan emekl� sayısını kamuoyuna açıklamamasının neden� tarafımızca b�l�nmemekted�r. Kaç emekl�m�z�n asgar� ücret�n altında maaş alıyor olduğu tarafımızca b�l�nmemekted�r. Çünkü ver�ler g�zlenmekted�r. En düşük emekl� maaşının asgar� ücretle eş�tlenmes� öner�m�z�n b�r an önce hayata geç�r�lmes� gerekmekted�r. Çünkü son 21 yılda en düşük �şç� emekl�s� aylığının 29 kat, asgar� ücret�n �se yaklaşık 62 kat arttığı göz önünde bulundurulmalıdır. Geçm�şte CHP’n�n “emekl�ye �k� �kram�ye” vaad� �ç�n “kaynak yok” d�yen �kt�dar sonra bunu hayata geç�rmek zorunda kalmıştı! Şeh�t Yakınları Ve Gaz�ler: Hak Sah�pl�ğ�nden İstat�st�ğe Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) geç�r�lmes� gerekmekted�r. Çünkü son 21 yılda en düşük �şç� emekl�s� aylığının 29 kat, asgar� ücret�n �se yaklaşık 62 kat arttığı göz önünde bulundurulmalıdır. Geçm�şte CHP’n�n “emekl�ye �k� �kram�ye” vaad� �ç�n “kaynak yok” d�yen �kt�dar sonra ‒ 301 ‒ bunu hayata geç�rmek zorunda kalmıştı! Şeh�t Yakınları Ve Gaz�ler: Hak Sah�pl�ğ�nden İstat�st�ğe Bakanlık programında şeh�t yakınları ve gaz�ler �ç�n "%100 yararlanma oranı" hedeflend�ğ� bel�rt�lm�şt�r. Ancak bu kutsal emanetler�m�z�, vatan �ç�n bedel ödeyen kahramanlarımızı b�r "yararlanıcı �stat�st�ğ�ne" �nd�rgemek, devlet�n şeref�ne yakışmaz. Onlar "yararlanan" değ�l, bu vatanın en onurlu "hak sah�pler�d�r". Şeh�t yakınları ve gaz�ler�m�z arasında statü farkı gözetmeks�z�n, tüm �mkanlar eş�tlenmel�d�r. Bakım Merkezler� Özel engell� bakım merkezler� ülkem�z genel�nde 30 b�n bakıma muhtaç engell� ve yaşlıya h�zmet veren kuruluşlardır. Bu merkezler toplumun en dezavantajlı grubuna çok zor koşullarda bakım h�zmet� sunmaya çalışmaktadırlar. Yapılan hesaplamalara göre; kamu kurumlarında bakılan her b�r engell�n�n bakım mal�yet� 130.000 tl c�varında �ken özel engell� bakım merkezler�ne �k� asgar� ücret ver�lmes� ve bu ücretle yüksek bakım kal�tes� beklenmes� gerçekç� b�r yaklaşım değ�ld�r. Mal�yetler�n bu kadar yüksek olduğu b�r ortamda bakım kal�tes�n� bu ücret �le yükseltmek mümkün değ�ld�r. Bakım h�zmetler� kal�te standartlarının yükselt�leb�lmes� �ç�n bakım merkezler�n�n desteklenmes� gerekmekted�r. A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı 2026 Yılı Bütçes�; • Rakamları büyütüp �nsanı küçülten, • Sorunların köküne �nmey�p sonucunu yönetmeye çalışan, • V�zyon belges� adı altında temenn�ler manzumes� sunan, • Çocuğu korumayan, genc� umutsuzluğa, yaşlıyı sefalete terk eden, • V�cdan� ve �nsan� boyutu eks�k, v�zyonsuz b�r bütçed�r. Sosyal yardımlarla "hayatta kalan" değ�l, üreterek, çalışarak ve hakça paylaşarak "onurlu yaşayan" b�r toplum �st�yoruz. Kaynakların fa�ze, kur korumalı mevduata ve �srafa değ�l; çocuğa, kadına, yaşlıya, engell�ye ve yoksulluğu b�t�rmeye ayrıldığı, gerçekç� ve �nsan odaklı b�r bütçe talep ed�yoruz. 23 yılda nereye geld�k Bugün, bu ülken�n yarınını bel�rleyecek en kr�t�k soruya cevap arıyoruz: Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 302 ‒ “Devlet k�me, nasıl sah�p çıkıyor?” Bu ülkede çocuklar korunamıyor, kadınlar öldürülüyor, a�leler yoksullaşıyor, engell�ler yalnız bırakılıyor, yaşlılar kader�ne terk ed�l�yor. Devlet�n en temel görev�, en kırılgan �nsanları korumak ve güçlend�rmekt�r. Bu �kt�dar, �şte o görev� yer�ne get�remem�şt�r. I. Yapılan Hatalar — A�ley� de Kadını da Çocuğu da Koruyamayan B�r Yönet�m Bu �kt�dar sosyal pol�t�kanın ruhunu kaybetm�şt�r. A�ley� güçlend�recek pol�t�ka yer�ne a�ley� yoksullaştıran pol�t�kalar uyguladınız. Kadınları koruyacak mekan�zmalar yer�ne kadınları yalnız bıraktınız. İstanbul Sözleşmes�’nden çıktınız; kadına yönel�k ş�ddetle mücadelede en kr�t�k uluslararası güvencem�z� yok ett�n�z. Çocukları koruyamadınız. İst�smar vakaları artarken koruyucu-önley�c� h�zmetler yok sayıldı. A�le �ç� ş�ddet, �hmal, çocuk yoksulluğu, çocuk �şç�l�ğ� tırmanırken bakanlık sey�rc� kaldı. A�le destekler�n� seç�ml�k b�r oy aracına çev�rd�n�z. Kurumlar kapsamlı sosyal h�zmet değ�l, başvuru olduğunda ver�len geç�c� yardımların dağıtıcısına dönüştürüldü. Engell� yurttaşlarımız ve a�leler� yalnız bırakıldı. Bakım h�zmetler� yeters�z kaldı, er�ş�leb�l�rl�k pol�t�kaları unutuldu. Kadın yoksulluğu, çocuk yoksulluğu, yaşlı yoksulluğu—heps� der�nleşt�. Devlet sosyal pol�t�ka üretmed�; kr�zler� yönetmeye b�le çalışmadı. II. Mevcut Durum — Der�nleşen Yoksulluk ve Çöken Koruma S�stem� Bugün Türk�ye sosyal alanda üç büyük kr�zle karşı karşıyadır: 1. Yoksulluk artık b�r a�le pol�t�kası sorunudur Bugün Türk�ye’de her 10 çocuktan 4’ü yoksulluk r�sk� altındadır. A�leler enflasyon altında ez�l�yor, bakanlık b�r destek stratej�s� gel�şt�rem�yor. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 303 ‒ 2. Kadına yönel�k ş�ddet artıyor, kadınlar yalnız Koruyucu mekan�zmalar zayıf. Sığınma evler� yeters�z. Ş�ddet uygulayan erkek ceza �nd�r�mler�yle korunuyor. Kadının yaşam hakkı devlet güvences�nde değ�l. 3. Çocuklar r�sk altında İst�smar, �hmal, çocuk �şç�l�ğ�, sokakta çalışma, erken yaşta zorla evl�l�k g�b� ağır sorunlarla karşı karşıyayız. Çocuk koruma s�stem� dağılmış durumda. 4. Yaşlılar ve engell�ler �ç�n sosyal bakım s�stem� çökmüş durumda Kurumsal bakım kapas�tes� yeters�z. Evde bakım h�zmetler� ya yok ya da etk�s�z. Yaşlanan nüfusa hazırlık yok. Bu tablo, sosyal devlet�n yalnızca zayıfladığını değ�l, çöktüğünü göstermekted�r. A�le ve Sosyal Pol�t�kalar Bakanlığı Bütçes�n�n görüşülmes� sırasında CHP grubu tarafından ver�len; -Çocuklar �ç�n koruyucu a�le h�zmet�nde n�tel�kl� b�r h�zmet sunumu �ç�n A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı Bütçes�n�n Çocukların Korunması ve Gel�ş�m�n�n sağlanması programının �lg�l� alt tert�b�nde ayrılan 26 m�lyar 17 m�lyon TL’l�k ödeneğe 40 m�lyar TL eklenmes�n�, -Engell�ler�n Toplumsal Hayata Katılımı ve Özel Eğ�t�m programının alt tert�b�ndek� 10.7 m�lyar TL ödeneğ�n 20 m�lyar TL daha artırılmasını, -A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı Kadının Güçlenmes� programının �lg�l� alt tert�b�nde yer alan 7.3 m�lyon TL. ödeneğ�n 5 m�lyar TL artırılmasını, -Kr�z altında alımgücü düşerken, Yoksullukla Mücadele Programının �lg�l� tert�b�nde bulunan 106 m�lyar TL tutarındak� yeters�z ödeneğe 100 m�lyar TL eklenmes�, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 304 ‒ -Akt�f ve Sağlıklı Yaşlanma Programının �lg�l� tert�b�nde bulunan 1.3 m�lyar TL tutarındak� yeters�z ödeneğe 10 m�lyar TL eklenmes�, -A�len�n Korunması ve Güçlend�r�lmes� Programının �lg�l� tert�b�ne 5 m�lyar TL tutarında ödenek eklenmes�n� amacıyla verd�ğ�m�z önergeler reded�lm�şt�r. Cumhur�yet Halk Part�s� olarak temel hedef�m�z; Türk�ye’de a�le yapısını güçlend�ren, kadınların yaşam hakkını ve eş�tl�ğ�n� koruyan, çocukların gel�ş�m�n� güvence altına alan, engell� ve yaşlı b�reyler� destekleyen, kapsayıcı ve bütüncül b�r sosyal devlet düzen� kurmaktır. Bu amaçla a�ley� destekleyen, önley�c� ve koruyucu sosyal h�zmetler� güçlend�ren, kadın-erkek eş�tl�ğ�n� güvence altına alan ve özell�kle çocukları önceleyen kapsamlı b�r sosyal pol�t�ka programını hayata geç�receğ�z. 1. B�rey� Ve A�ley� Güçlend�ren Bütüncül Sosyal Pol�t�ka Kuracağız A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı’nı koruyucu ve önley�c� sosyal h�zmetler�n merkez� hâl�ne get�receğ�z. A�le �ç� �let�ş�m, ebeveynl�k becer�ler�, çocuk gel�ş�m�, ş�ddetle mücadele ve ekonom�k güçlenme alanlarını kapsayan çok boyutlu “A�le Destek Model�”n� uygulayacağız. Ebeveynl�k Eğ�t�m Programını tüm �llerde yaygınlaştıracağız. A�le danışmanlığı h�zmetler�n� güçlend�recek; evl�l�k önces�, evl�l�k sürec� ve boşanma dönemler�ne yönel�k profesyonel rehberl�k sağlayacağız. Sosyal H�zmet Merkezler�n�n sayısını ve uzman personel kapas�tes�n� artıracağız. A�leler�n sosyal r�sklere karşı erken uyarı s�stem� �le �zlenmes�n� sağlayacağız. Ev �ç� bakım yükünü haf�fletecek destek mekan�zmaları oluşturacak; kreşler, gündüz bakım merkezler� ve a�le danışma merkezler�n� yaygınlaştıracağız. 2. Çocukları Koruyan Ve Destekleyen Güçlü B�r Yapının Temeller�n� Atacağız Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Ev �ç� bakım yükünü haf�fletecek destek mekan�zmaları oluşturacak; kreşler, gündüz bakım merkezler� ve a�le danışma merkezler�n� yaygınlaştıracağız. ‒ 305 ‒ 2. Çocukları Koruyan Ve Destekleyen Güçlü B�r Yapının Temeller�n� Atacağız Çocukların üstün yararını esas alan, hak temell� ve bütüncül çocuk pol�t�kası uygulayacağız. Çocuk Koruma Kanununu güncelleyerek koruyucu-önley�c� h�zmetler� merkez�ne alan yen� b�r model oluşturacağız. Çocuk İzlem Merkezler�n�n yaygınlığını artıracak, uzman personel sayısını yükselteceğ�z. Çocuk �st�smarıyla mücadelede hızlı müdahale ek�pler� kuracağız. Koruyucu a�le s�stem�n� güçlend�receğ�z; meslek� uzmanlık gerekt�ren vakalar �ç�n uzman koruyucu a�le model�n� hayata geç�receğ�z. Sokakta çalıştırılan çocukların hızlı şek�lde tesp�t ed�lmes�n� ve eğ�t�me yönlend�r�lmes�n� sağlayacağız. 0–36 ay dönem�ne özel erken çocukluk destek programı uygulayacağız. Mama, bez, beslenme ve kreş desteğ�n� düzenl� ve sürdürüleb�l�r hâle get�receğ�z. Çocuk yoksulluğu ve çocuk �şç�l�ğ�yle mücadeley� Sosyal Pol�t�ka Stratej� Belges�’n�n ana başlığı hâl�ne get�receğ�z. 3. Kadına Yönel�k Ş�ddet� Önleyeceğ�z, Kadın Eş�tl�ğ�n� Güvence Altına Alacağız Kadınların yaşam hakkını, özgürlüğünü ve eş�tl�ğ�n� koruyacak kapsamlı b�r pol�t�ka set� uygulayacağız. Ş�ddetle mücadelede uluslararası normları esas alarak İstanbul Sözleşmes�’n�n gerekl�l�kler�n� yen�den uygulayacağız. 6284 sayılı Kanun’u güçlend�rerek koruma tedb�rler�n�n etk�l� uygulanmasını sağlayacağız. Kadına yönel�k ş�ddet davaları �ç�n �ht�sas mahkemeler� kuracağız. Ş�ddet vakalarında tek kapı s�stem� uygulayarak mağdurun bürokrat�k süreçlerde kaybolmasını önleyeceğ�z. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 306 ‒ Sığınma evler�n�n kapas�tes�n� ve uzman personel sayısını artıracağız. Kadınların ekonom�k güçlenmes�n� destekleyeceğ�z. Kadın g�r�ş�mc�lere yönel�k fonlar oluşturacak, f�nansal okuryazarlığı artıracak, bakım yükünü azaltarak kadın �st�hdamını güçlend�receğ�z. Eş�t �şe eş�t ücret uygulamasını denet�m mekan�zmalarıyla destekleyeceğ�z. 4. Engell� B�reylere Yönel�k H�zmetler� Güçlend�receğ�z Engell� yurttaşların toplumsal hayata tam ve eş�t katılımını sağlayacak pol�t�kaları hayata geç�receğ�z. Engell� haklarını güçlend�recek Engell�l�k Hakları Yasası hazırlayacağız. Er�ş�leb�l�rl�k standartlarını zorunlu kılacak, denet�mler� artıracağız. Engell� b�reylere yönel�k bakım h�zmetler�n� profesyonelleşt�receğ�z; evde bakımın uzman ek�plerle desteklend�ğ� b�r yapı kuracağız. İst�hdam kotalarının etk�n uygulanmasını sağlayacak; engell� memur atamalarında l�yakate dayalı, düzenl� b�r takv�m oluşturacağız. Engell� kadınlara ve engell� çocuklara yer�nde ücrets�z sağlık ve bakım h�zmetler� sunacağız. 5. Yaş Almış Vatandaşlarımızı Önceleyen Sosyal Pol�t�ka Model� Oluşturacağız Demograf�k dönüşümün gerekt�rd�ğ� bütüncül yaşlılık pol�t�kalarını hayata geç�receğ�z. Yaşlılara yönel�k koord�nasyonu güçlend�rmek �ç�n Yaşlılar Genel Müdürlüğü kuracağız. Evde bakım, gündüz bakım, yaşam ev� ve huzurev� h�zmetler�n� gen�şleteceğ�z. Evde sağlık ve bakım h�zmetler�n�n standartlarını artıracak; a�leler�n üzer�ndek� bakım yükünü azaltmak amacıyla bakım s�gortası uygulamasını hayata geç�receğ�z. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 307 ‒ Yaşlı b�reyler �ç�n d�j�tal destek, ulaşım, bağımsız yaşam ve sosyal katılım programlarını �çeren Akt�f Yaşlanma Ulusal Programını uygulayacağız. 6. Sosyal H�zmet Personel�n�n Kapas�tes�n� Ve Kurumsal Yapıyı Güçlend�receğ�z Sosyal h�zmet uzmanları, ps�kologlar, çocuk gel�ş�mc�ler�, sosyologlar ve bakım personel�n�n �st�hdamını artıracağız. Kurum �ç� eğ�t�mler�, saha koord�nasyonunu ve vakaya özel uzmanlaşmayı güçlend�receğ�z. Bakanlığın ver� altyapısını modern�ze ederek r�sk anal�z�n� b�l�msel temele oturtacağız. Tüm sosyal pol�t�ka uygulamalarını hak temell�, b�l�msel, katılımcı ve ölçüleb�l�r b�r yapıya kavuşturacağız. Sonuç Cumhur�yet Halk Part�s� olarak hedef�m�z; güçlü a�ley�, güvencel� kadını, korunmuş çocuğu, desteklenm�ş engell�y� ve onurlu yaşlanmayı temel alan çağdaş ve kapsayıcı b�r sosyal devlet düzen� kurmaktır. Bu çerçevede a�ley� güçlend�ren, kadını koruyan, çocuğu destekleyen, engell�n�n önündek� tüm engeller� kaldıran ve yaşlılara güvenl� yaşam sağlayan bütüncül pol�t�ka set�n� hayata geç�receğ�z. Türk�ye’n�n sosyal adalet, eş�tl�k ve �nsan onuruna dayalı güçlü b�r sosyal devlet yapısına kavuşmasını sağlayacağız. XIX. TARIM Tarım, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye için de gerek ekonomik gerekse sosyal bakımdan en önemli sektörlerin başında gelmektedir. Taşıdığı üretim ve pazarlama avantaj ve riskleriyle dinamik bir özelliğe sahip olan tarım sektörü, beslenme için gerekli gıdaları karşılayan, sanayiye hammadde temin eden, toplam istihdamın önemli bir Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 308 ‒ bölümünü karşılayan, ülke ekonomisine önemli katkıları olan son derece stratejik bir sektördür. D�ğer yandan, tarımsal üret�m�n ve üret�c�ler�n desteklenmes� �se temel b�r zorunluluktur. Gıda egemenl�ğ� �se, b�r toplumun ya da ülken�n kend� gıda üret�m ve ad�l dağıtım süreçler�n�, dışa bağımlı olmadan, halkının �ht�yaçlarına uygun şek�lde yöneteb�lme �mkanıyla ölçülür. B�rleşm�ş M�lletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), gıda egemenl�ğ�n� yalnızca b�r ekonom�k veya t�car� olgu olarak değ�l, aynı zamanda �nsanların, toplumların ve doğanın haklarını savunan b�r hareket olarak n�teler. Bunun anlamı da her b�rey�n sağlıklı ve kültürel açıdan uygun gıdaya er�ş�m hakkının sağlanmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Tarımsal üret�m�n desteklenmes�, b�r ülken�n kalkınması ve sürdürüleb�l�rl�ğ� �ç�n hayat� önem taşır. Başka b�r �fadeyle gıda egemenl�ğ�, en az ulusumuzun egemenl�ğ� kadar öneml� b�r konudur. 12 Eylül 1980 asker� darbes�yle IMF ve Dünya Bankası programları eşl�ğ�nde yabancı sermaye g�r�şler�ne ve �thalata dayalı b�r modele geç�lm�ş; bu çerçevede dış t�caret l�beral�ze ed�lm�şt�r. Adalet ve Kalkınma Part�s� (AKP) de uyguladığı pol�t�kalarla 12 Eylül darbes�n�n ürünü olan pol�t�kaların sürdürücüsü olduğunu ortaya koymuştur. AKP’n�n 22 yıllık �kt�darında üret�m yer�ne �thalat teşv�k ed�lm�ş; Türk�ye tarım ürünler� dış t�caret�nde net �thalatçı hale get�r�lm�şt�r. İthalata bağımlılık sadece tarım ve gıda ürünler�yle sınırlı değ�ld�r. Özell�kle k�myasal gübreler, tarım �laçları ve mazot g�b� g�rd�lerde de büyük ölçüde dışa bağımlılık söz konusudur. 1980’li yıllara kadar büyük ölçüde kendini besleyebilen bir ülke olan Türkiye’de 12 Eylül askeri darbesinden sonra uygulanan neoliberal politikalarla tarımı çökertme sürecinin temelleri atılmıştır. IMF-Dünya Bankası önerileriyle tarıma verilen ürün ve girdi destekleri kaldırılmaya başlanmıştır. Buna karşılık her türlü tarımsal ithalat serbest bırakılmıştır. Bu politikalar günümüzde çok daha vahşi bir şekilde uygulanmaktadır. 1999 yılından sonra IMF ve Dünya Bankası ile yapılan anlaşmalar gereği bu politikalar daha da ağırlık kazanmıştır. Tarımdaki tüm fiyat, girdi ve kredi destekleri kaldırılarak, üretimle hiçbir ilişkisi bulunmayan doğrudan gelir desteği (DGD) sistemi getirilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 309 ‒ Bu sistem gerçek üreticilere hiçbir katkı sağlamadığı gibi, daha çok tarımla uğraşmayan arazi sahiplerinin yararına işlemiştir. IMF-Dünya Bankası patentli programlar 2002 yılı sonunda kurulan AKP hükümetleri tarafından tavizsiz bir şekilde yürütülmüştür. AKP’li yıllarda uygulanan emek ve üretim karşıtı, ithalata dayalı yanlış tarım politikalarının yıkıcı sonuçları bu süreçte iyice gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Tarımsal girdilerin üretim ve dağıtımını yapan KİT’lerin özelleştirilmesiyle piyasa özel şirketlerin kontrolüne girmiş, böylelikle kamunun fiyat düzenleyici rolü bitirilmiştir. Girdi fiyatlarını tekelci şirketler ve döviz kurundaki değişmeler belirlemekte, dolayısıyla üretim maliyetleri sürekli olarak yükselmektedir. Hububat ve bazı baklagiller dışındaki ürünlerde alım fiyatlarının belirlenmesi şirketlere bırakılmıştır. Özellikle fındık ve tütün piyasalarında hakim olan yabancı şirketler ürün fiyatlarını maliyetlerin altında veya başa baş açıklamaktadırlar. AKP iktidarları boyunca tarladan sofraya kadar emeği olan tüm bileşenleriyle tarım sektörü hak ettiği değeri hiç bulamamış, aksine sektör bir çöküşün içerisine doğru hızla itilmiştir. Son yıllarda uygulanan olumsuz politikalar tarım sektöründe de tüm yalınlığıyla kendini göstermektedir. Bugün ülke nüfusumuzun sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenebildiğini, bunun için gerekli olan tarım ve gıda ürünlerini uygun fiyatla satın alabildiğini ve ürünlerin zamanında tüketici sofrasına güvenli bir şekilde ulaşabildiğini, üreticilerin refahının bir önceki yıla göre arttığını söyleyebilmek hiç mümkün değildir. Çiftçiler ve üreticiler yoksulluğa ve çaresizliğe itilerek tarım kesimi yok edilmeye çalışılmış, tarımsal ihracat her ne kadar artıyor gibi gösterilse de ithalatı karşılayamaz duruma gelmiş, ekilen tarımsal alanlar azalmış, emek yoğun ve işsizliği absorbe eden bu sektörden kaçış hızlanmıştır. Tarımsal üretimin sadece gıda kaynağı olarak değil aynı zamanda enerji ihtiyacını karşılamada kullanılmasında da sektörün önemi tüm dünya tarafından kavranmasına rağmen aynı duyarlılık ve hassasiyet tüm uyarılara karşın ne yazık ki ülkemizde gösterilememiştir. Yapılan pek çok çalışma ve analiz göstermektedir ki yüzyılın en stratejik sektörlerinden biri tarım olacaktır. Bu süreçte tarımsal politikaların ülkeler için hayati önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 310 ‒ Tarım sektörü, küresel �kl�m kr�z�n�n tet�kled�ğ� kuraklık, su kaynaklarının daralması, artan g�rd� mal�yetler�, nüfus artışı ve jeopol�t�k kırılganlıklar g�b� çok boyutlu r�skler�n yoğunlaştığı kr�t�k b�r alanda varlığını sürdürmekted�r. Bu nedenle, tarımın planlanması, desteklenmes� ve sürdürüleb�l�r kılınması; yalnızca ekonom�k gerekçelerle değ�l, aynı zamanda toplumsal refah ve ulusal güvenl�k bakımından da zorunlu b�r devlet pol�t�kası olarak ele alınmalıdır. Mevcut tarım pol�t�kaları, ver�ye dayalı planlamadan uzak, teşv�k s�stem�nde bütünlükten yoksun, ç�ftç�n�n üret�m kapas�tes�n� korumaktan z�yade onu p�yasa dalgalanmalarına terk eden, dış t�caret–�thalat denges�n� yerl� üret�m aleyh�ne bozan b�r karakter taşımaktadır. Bu nedenle yaşanan sorunlar geç�c� değ�l; tarım ekonom�s�n�n temel d�nam�kler�n� zayıflatan, üret�m z�nc�r�n� kırılgan hale get�ren ve kırsal nüfusu hızla çözülmeye �ten kalıcı n�tel�kted�r. Bu bağlamda, tarım sayımının yıllardır yapılmaması, sektöre �l�şk�n sağlıklı ver� üret�m�n� engellem�ş; planlama süreçler�n� �şlevs�zleşt�rm�şt�r. 2050 yılında 12,1 milyarı aşacağı tahmin edilen dünya nüfusunun gıda ihtiyacının karşılanabilmesi için mevcut tarımsal üretimin 2 katına çıkarılması gerektiğinden söz edilmekle birlikte, bu öyle kolay olacak bir şey değildir. Nitekim, son on yılda gıda talebi yüzde 20 artmasına rağmen, gıda üretim kapasitesi ancak yüzde 8 artabilmiştir. Açıktır ki, gıda arzı gıda talebindeki artışa yanıt verememektedir. Genel olarak dünya için bu kadar önem arz eden tarımın özel olarak ülkemiz için önemi ilgili bakanlıkça yeteri kadar kavranamamıştır. Ç�ftç� desteklemeler�n�n hem uluslararası örneklerle hem de 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddes�yle bel�rlenen “GSYH’n�n en az %1’�n�n üret�c�ye ver�lme zorunluluğunun” yer�ne get�r�lmemes� sonucu destekler�n son derece yeters�z kalması, üret�c�n�n ekonom�k güvenl�ğ�n� c�dd� b�ç�mde zayıflatmıştır. G�rd� f�yatlarının yüksekl�ğ� karşısında alım f�yatlarının düşük tutulması, taban f�yat uygulamasının kaldırılması ve öngörüleb�l�r gel�r güvences� mekan�zmalarının yokluğu, ç�ftç�y� tarım dışına �ten en kr�t�k faktörlerden b�r� hal�ne gelm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 311 ‒ Üret�m�n düşmes�, ek�m alanlarının daralması ve küçük a�le t�p� �şletmeler�n hızla tarımdan kopması, yalnızca ekonom�k b�r sorun değ�l; aynı zamanda Türk�ye’n�n gıda egemenl�ğ�n� tehd�t eden b�r güvenl�k açığıdır. Devlet�n üret�m� desteklemes� gerek�rken �thalatı f�yat düzenleme aracı olarak kullanması; merc�mekten buğdaya, ayç�çeğ�nden ete kadar b�rçok temel üründe dışa bağımlılığı artırmış, yerl� üret�c�y� p�yasada rekabet edemez hale get�rm�şt�r. Ç�ftç�ler�n hızla borçlanması, kred� ve �cra baskısı altında üret�m� sürdürememes�, kırsal alanda toplumsal çözülmey� der�nleşt�rm�şt�r 2006 yılında çıkarılan Tarım Kanunu �le tarıma ver�lecek destekler�n m�ll� gel�r�n %1’�nden az olamayacağı hükmü get�r�lmes�ne karşın ver�len destek m�ktarı %0,5 ve daha altında kalmaya devam etm�şt�r. Son yıllarda �se önce %0,4’ün altına, 2023 yılında �se %0,21’e kadar ger�lem�şt�r. Ç�ftç�n�n tarlaya tohumu ekmes�nden önce açıklanması gereken destekler, hasattan sonra açıklanmış ve gec�kmel� olarak ödenm�şt�r. Örneğ�n 2023 yılında üret�len tarım ürünler�ne ver�lecek destekler�n çoğu üründe hasat b�tt�kten sonra açıklanmıştır. Tarıma yapılan nak�t desteğ�n 10 katı fazlasının rant�yeye fa�z olarak ödend�ğ� gerçeğ� gözlerden kaçırılmaktadır. Destekler g�derek daha fazla başlık altında ödenerek, ç�ftç� daha fazla desteklen�yor havası yaratılmıştır. Destekler�n yeters�z kalması ç�ftç�ler�n banka borçlarını da artırmaktadır. Sözleşmel� üret�m uygulaması devlet tarafından yaygınlaştırılmaktadır. Bu uygulama küçük üret�c�ler�n tarım ve gıda ş�rketler�ne bağımlılığına ve kend� toprağında köle hal�ne gelmeler�ne yol açmaktadır. Ver�len destekler�n düşük ve üret�m mal�yetler�n�n yüksek olmasına rağmen, ç�ftç�ler�n ürünler�n� değer�nde satamamalarından dolayı özell�kle küçük üret�c�ler g�derek yoksullaşmakta ve tarımı terk etmekted�rler. AKP’n�n 23 yıllık �kt�darında uyguladığı pol�t�kalarla üretmek �thal etmekten daha pahalı hale get�r�lm�ş, stratej�k ürünlerde üret�m ya düşmüş veya esk� sev�yes�nde kalmıştır. Nüfus artmakta, ancak üret�m artmamaktadır. Türk�ye tarımda �thalata mahkûm hale get�r�lm�şt�r. AKP’n�n 2023 Seç�m Beyannames�ndek� “Hububat, baklag�ller ve yağlı tohumlar öncel�kl� olacak şek�lde yurt �ç� yeterl�l�k oranının %100’ün üzer�nde tutulacağı” yalnızca b�r söylemden �barett�r. TÜİK tarafından 29 Mart 2024 tar�h�nde yayınlanan B�tk�sel Ürün Denge Tablolarına göre; yurt �ç� üret�m�n yurt �ç� taleb� karşılama (yeterl�l�k) dereces� arpada %90, ekmekl�k buğday, mısır ve kırmızı merc�mekte %86, p�r�nçte 74, yeş�l merc�mekte %60, ayç�çeğ�nde %51, soya da �se yalnızca %5’d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 312 ‒ 2023 yılı üret�m� tahıl ve b�tk�sel üret�mde 77 m�lyon 700 b�n ton olarak TÜİK ver�ler�nde yer alırken 2025 yılı �ç�n TÜİK �k�nc� üret�m tahm�n�nde 67 m�lyon 100 b�n tonluk b�r üret�m olacağı öngörülmüştür. Toplamda 10 m�lyon ton �k� yıl �ç�nde üret�m kaybı vardır. 2023 yılı Meyve üret�m� de TÜİK ver�ler�nde 27 m�lyon 400 b�n ton �ken 2025 yılı TÜİK ver�ler�nde 19 m�lyon 800 B�n ton olarak gerçekleşeceğ� öngörülmekted�r. Meyve de 8 M�lyon ton üret�m kaybı kayıt dışı üret�mle 10 m�lyon tonu bulacaktır. Her ne kadar kuraklık ve z�ra� don etk�s�nden söz ed�lse de yönet�msel yanlışlıklarında bu süreçte öneml� etk�s� vardır TARSİM ve ÇKS kayıtlı ç�ftç�ye ver�len z�ra� don desteğ� ÇKS olmayan ç�ftç�ye ver�lmem�şt�r. Ayrıca tahıl ve b�tk�sel üret�mde kuraklık ya da z�ra� dona yönel�k ç�ftç� üret�c�ye herhang� b�r zarar desteğ� sağlanmamıştır. Bu nedenle mevcut pol�t�kaların Türk�ye’n�n uzun vadel� tarımsal sürdürüleb�l�rl�ğ� açısından kabul ed�leb�l�r b�r yönü bulunmamaktadır. Tarım pol�t�kalarında köklü b�r parad�gma değ�ş�m� zorunlu hale gelm�şt�r. Bu değ�ş�m; üret�m� teşv�k eden, b�l�msel temell� planlamayı esas alan, ulusal gıda güvenl�ğ�n� merkeze koyan, ç�ftç�ye gel�r güvences� sağlayan ve küçük a�le �şletmeler�n� yaşatarak kırsalın sosyoekonom�k dokusunu koruyan ve ürün alım garant�l� pol�t�kalar �le kamucu ve kooperat�fç�l�ğ� öncel�kleyen b�r yaklaşımı gerekt�rmekted�r. Gerek ürett�ğ� üründen emeğ�n�n karşılığını alamayan gerekse kamudan yeterl� ölçüde desteğ� görmeyen ç�ftç�ler�m�z hızla topraktan, üret�mden kopmaktadır. Ek�l� ve d�k�l� araz� m�ktarı 2002 yılında yaklaşık 26,6 m�lyon hektarken, 2023 yılında 23,9 hektara ger�lem�ş, tarım alanları yaklaşık 2,6 m�lyon hektar azalmıştır. Bu kopuş 2025 yılında g�rd� f�yatlarındak� artış,kuraklık ve don olaylarının etk�s�yle daha da fazlalaşmıştır. Tarım Arazilerinde Yaşanan Kayıp Türkiye’nin son 20 yılda tarım alanında karşılaştığı en önemli sorunlardan biri, tarım arazilerinde yaşanan kayıplardır. AKP iktidarı döneminde Türkiye, tarım arazilerinin yüzde 6,2’sini kaybetmiştir. Tarım ve orman arazilerinin inşaata, madenciliğe ve enerji faaliyetlerine kontrolsüz biçimde açılması önemli bir sorun alanıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 313 ‒ Tarım arazilerinin madencilik, enerji ve benzeri faaliyetlere açılması yalnızca tarım arazilerinin kaybıyla sonuçlanmamaktadır. Aynı zamanda bu bölgelerde yaşayan nüfusun mülksüzleşmesine ve tarımdan kopmasına yol açmaktadır. Madencilik ve enerji gibi yatırım alanlarının, tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliğini zedelemeyecek ve bu topraklarda üretimle geçinen nüfusu mağdur etmeyecek şekilde planlanması gerekmektedir. Türkiye’nin tarım ve orman varlıklarının korunması ile tarım ve ormancılık faaliyetleriyle geçinen nüfusun haklarının gözetilmesi, kısa vadeli kâr amacı güden şirket çıkarlarının önünde tutulmalıdır. Bu kapsamda, tüm sektörlerin doğaya ve insana saygılı biçimde faaliyet gösterebilmesi için dengeli, uzun vadeli ve bütüncül bir planlamaya ihtiyaç vardır. İşlenen ve Uzun Ömürlü Bitki Alanları (bin hektar) Tahıllar vd. ürünler Meyveler, Yıllar Süs Sebze �çecek ve Toplam Ek�len Nadas b�tk�ler� baharat b�tk�ler� 2002 17.935 5.040 930 - 2.674 26.579 2010 16.333 4.249 802 - 3.011 24.395 2015 15.723 4.114 808 5 3.284 23.934 2019 15.398 3.387 790 5 3.519 23.099 2020 15.628 3.173 779 5 3.559 23.144 2021 16.062 3.059 755 5 3.591 23.472 2022 16.529 2.960 718 6 3.671 23.884 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 314 ‒ 2023 16.711 2.814 712 6 3.698 23.941 Stratejik ürünler olan hububat, bakliyat ve yağ bitkilerinde üretim nüfus artış hızına yetmemektedir. Ot verimi zaten düşük olan mera alanlarının rant amaçlı kullanıma açılmaları nedeniyle iyice yetersiz hale gelmektedir. Uygulanan hayvancılık politikasının endüstriyel yeme dayalı olup, yem hammaddesinde ithalata bağımlılık oranı %50’yi aşmıştır. Döviz kurundaki artışlarla birlikte yem fiyatları tırmanmakta ve hayvancılığa darbe vurmaktadır. Son iki yılda hayvan varlığımız 6,6 milyon baş azalmıştır. Sadece 2023 yılında canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına 1 milyar 383 milyon dolar (32,7 milyar TL) ödenmiştir. Hayvancılık destekleme ödemeleri ise bunun yarısı kadar 15,3 milyar liradır. Türkiye kendi çiftçisi yerine ithalat lobilerini ve çok uluslu tarım-gıda şirketlerini desteklemektedir. Çiftçilerin sorunları çığ gibi büyümektedir. AKP’nin kırsal kesimi ihmal eden emek ve üretici karşıtı tarım politikaları nedeniyle özellikle küçük aile işletmeleri hızla üretimden kopmaktadır. 2000’li yılların başında 3 milyon dolayında olan kayıtlı çiftçi sayısı günümüzde neredeyse 2 milyona düşmüştür. Kırsalda yaş ortalaması giderek yükselmekte olup, günümüzde 55-60 yaşa dayanmış durumdadır. 2005 yılında tarımsal istihdamın toplam istihdamdaki payı %25 dolayında iken günümüzde %15’e düşmüştür. Bundan 20 yıl önce tarım sektörünün Gayrisafi yurt içi hasıladaki (GSYH) payı %10 dolayında iken günümüzde bu pay % 5.8’e gerilemiştir. Çiftçilerimiz başta olmak üzere kırsalda yaşayanlar, ülkemizde kişi başına düşen milli gelirin ancak üçte birini alabilmektedir. Çiftçi başına gelir Avrupa ülkelerinden Almanya’da 45 bin dolar, Fransa’da 26 bin dolar, İtalya’da 16 bin dolar iken Türkiye’de ise 4 bin dolar civarındadır. Tarımda İstihdam Türkiye’de 2000’li yıllar, tarımsal istihdamın hızlı bir şekilde gerilediği bir dönem olmuştur. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında tarımda istihdam 7,5 milyon kişi iken, 2024 yılına gelindiğinde bu sayı 4,8 milyona düşmüştür. İki dönem karşılaştırıldığında toplamda 2,6 milyon kişilik bir istihdam kaybı söz konusudur. Tarımın toplam istihdam içindeki payı da aynı dönemde yüzde 34,9’dan yüzde 14,8’e gerilemiştir. Bu çözülmede, AKP döneminde tarımda uygulanan neoliberal dönüşüm programı merkezi Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 315 ‒ bir rol oynamıştır. Aynı şekilde, tarımın GSYH içindeki payı da yıllar içinde daralmış; 2002’de yüzde 10,2 olan pay, 2024 itibarıyla yüzde 5,8’e düşmüştür. Normal koşullar altında tarımda istihdamın, pay olarak hatta mutlak olarak azalması ekonomik gelişme sürecinde beklenen bir olgudur. Hatta gelişmiş ülke ekonomileri kıyaslandığında, Türkiye’de tarım istihdamının hâlâ göreli olarak yüksek olduğu söylenebilir. Türkiye’de sorunlu olan taraf, tarımsal istihdamdaki göreli gerilemenin kontrolsüz bir biçimde gerçekleşmesidir. Bugün tarımdaki kontrolsüz çözülmenin olumsuz sonuçlarını artan gıda fiyatlarında, yaşlanan çiftçi nüfusunda ve gıda maddelerinin ithalatındaki artışta görüyoruz. Tarımsal faaliyetlerde yaşanan hızlı çözülmenin yarattığı sorunlar yalnızca gıda fiyatları veya gıdada dışa bağımlılığın artması gibi sonuçlar doğurmamıştır. Aynı zamanda, ekonomik faaliyetlerin bölgesel olarak eşitsiz yoğunlaşmasıyla birleşerek, kentlere göç, kentsel işsizlikte artış, tarımdan ayrılan nüfusun güvencesiz ve düşük gelir getiren işlerde istihdam edilmesi gibi olumsuz sonuçlar da ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla AKP’li yıllarda tarım alanında uygulanan politikalar, ekonomiden toplumsal hayata, konut sektörüne, sosyal dokuya ve istihdama kadar uzanan çok önemli sonuçlar yaratmıştır. Tarım Sayımı Önemi Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) gelir getiren işlerde istihdam edilmesi gibi olumsuz sonuçlar da ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla AKP’li yıllarda tarım alanında uygulanan politikalar, ekonomiden toplumsal hayata, konut sektörüne, sosyal dokuya ve istihdama kadar uzanan çok önemli sonuçlar yaratmıştır. ‒ 316 ‒ Tarım Sayımı Önemi Tarım sayımı, bir ülkenin tarımsal varlığını bütüncül biçimde ortaya koyan en temel çalışmadır. Toprağın niteliğinden hayvan varlığına, çiftçinin üretim kapasitesinden işletmelerin yapısına kadar tüm alanlarda doğru ve güncel bilgi sağlar. Planlama, ancak sağlam bir veri zemini üzerinde yükselirse anlamlıdır; aksi hâlde hem tarım politikaları hem de bütçe ve desteklemeler tahmine dayalı yürütülür ve bu da ülke tarımına uzun vadede ağır bedeller ödetir. Türkiye’de 1927, 1950, 1963, 1970, 1980, 1991 ve 2001 yıllarında olmak üzere toplam yedi kez Genel Tarım Sayımı yapılmış; ancak AKP iktidarları döneminde 2002 yılından bugüne kadar tek bir sonuçlanmış tarım sayımı dahi gerçekleştirilememiştir. Bu, 23 yıldır ülkenin tarımının fotoğrafının çekilmediği anlamına gelir. Böyle bir ortamda ne üretim planlaması sağlıklı yapılabilir ne de destek politikaları ihtiyaca göre şekillendirilebilir. 1 Temmuz 2025 itibarıyla başlatılan yeni tarım sayımı ise hâlâ sonuçlanmamış, veri üretme aşamasına geçilememiştir. Dahası, saha çalışmasının pek çok bölgede personel yetersizliği nedeniyle fiziki olarak gerçekleştirilememesi, elde edilecek verilerin güvenilirliğini ciddi şekilde gölgeleme riski taşımaktadır. Sayım yapılmadan, üreticiyle yüz yüze bilgi alınmadan, tarlanın, işletmenin gerçek durumu görülmeden hazırlanacak raporlar, tarım politikalarını daha da hatalı yönlendirebilir. Tarım sayımının bu kadar gecikmesi, ülke tarımına büyük zarar vermiştir. Çünkü: Üretim planlaması doğru yapılamamış, kimi ürünlerde arz fazlası, kimi ürünlerde ise arz açığı yaşanmıştır. Tarımsal yatırımlar, stratejiler ve bütçeler sağlıklı veri olmadığı için hatalı kurgulanmıştır. Oysa sağlıklı bir tarım sayımı; üreticinin gerçek durumunu görmeyi, bölgesel farklılıkları tespit etmeyi, planlamayı bilimsel temele oturtmayı ve uzun vadeli tarım politikalarının etkinliğini artırmayı sağlar. Bir ülkenin geleceği tarımda ise, o geleceğin temeli doğru veri doğrultusunda doğru planlamadır. Tarım sayımının ihmal edilmesi, tarımı karanlıkta yönetmekle eşdeğerdir. Türkiye’nin tarımsal üretim, destek ve planlama sisteminin yeniden sağlıklı bir zemine oturması için tarım sayımının bilimsel yöntemlerle, şeffaf biçimde ve gecikmeden tamamlanması artık bir zorunluluktur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 317 ‒ Tarım Yatırımları Türkiye’de istihdama ve GSYİH içindeki düşüşe paralel olarak yatırımlar içinde tarıma giden payın da azaldığı görülmektedir. AKP iktidara geldiğinde toplam yatırımlar içinde tarımın payı yüzde 3,4 iken, yıllar içinde sürekli bir gerileme olmuştur. 2026 yılı programına göre tarım yatırımlarının payı yüzde 1,5 düşecektir. Bu noktada önemli bir hususun altının çizilmesi gerekiyor. Çeşitli gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında, Türkiye’de tarım yatırımlarının toplam içindeki payının görece düşük kaldığı söylenebilir. Örneğin, İtalya’da tarım yatırımlarının toplam içindeki payı yüzde 2,5 ile 3,2 arasında dalgalanmaktadır. Benzer şekilde, Fransa’da tarım yatırımlarının payı yüzde 2,5 civarındadır. Yatırımlar, bir sektörde teknolojik gelişmenin ve verimlilik artışlarının kilit değişkenidir. Türkiye’nin tarımda teknolojik gelişmeye ve verimlilik artışlarına yönelik yeterli düzeyde yatırım yapmadığı görülmektedir. Gıda Fiyatları, Girdi Fiyatları ve Üretici Fiyatları Türkiye’de tarımsal istihdamın ve üretimin hızlı çözülmesinin önemli sonuçlarından biri, gıda fiyatları üzerindeki kontrolün kaybedilmesi olmuştur. Son açıklanan rakamlara Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 318 ‒ göre tarımsal girdi endeksinde yıllık fiyat artışı yüzde 34,6; tarımsal üretici fiyatlarında yüzde 45,4; TÜFE gıda fiyatlarındaki artış ise yüzde 32,9’dur. Yukarıdaki rakamların gösterdiği gerçek şudur: Türkiye, Avrupa’nın en yüksek gıda enflasyonuna sahip ülkesi konumundadır. Son Merkez Bankası raporlarında ve toplantılarında da enflasyonun kontrolünde yaşanan zorlukların gerekçeleri arasında, diğer etkenlerle birlikte gıda fiyatlarına da vurgu yapılmıştır. Türkiye’de gıda, özellikle çalışanların ve yoksulların tüketim sepetinde daha yüksek bir ağırlığa sahip olduğu için, gıda fiyatlarındaki artışlardan en fazla bu kesimler etkilenmektedir. Dolayısıyla tarım ve gıda güvenliği, kentte yaşayan çalışanların ve yoksulların refahını korumak açısından da mutlaka güvence altına alınması gereken bir alandır. Gıda fiyatlarındaki artışlar, özellikle düşük gelir gruplarının refahı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Örneğin, geliri medyan gelirin yüzde 60’ı ve altında olan nüfusta, iki günde bir et, tavuk ya da balık tüketemeyenlerin oranı 2018 yılından 2022 yılına kadar 11,4 puan artarak yüzde 59,4’ten yüzde 70,8’e çıkmıştır. 2024 yılı itibarıyla yoksul nüfusun yüzde 66,6’sı et, tavuk ya da balık tüketememektedir. Bu veri, gıda fiyatlarındaki kontrol kaybının ve reel gelirlerdeki gerilemenin etkilerini son derece çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Tarımda İthal Girdiye Bağımlılıkta Artış AKP’nin Türkiye ekonomisinde yaratmış olduğu en derin tahribatlardan biri, üretim yapısını ithal girdilere bağımlı hâle getirmesidir. Tarım sektörü ise ne yazık ki ithal girdi bağımlılığının en hızlı arttığı sektör konumundadır. 2012–2023 yılları arasında tarımda kullanılan ithal girdilerin toplam girdilere oranı yüzde 14,5’ten yüzde 22,4’e çıkmıştır. Tarımda ithal girdi kullanımının yarattığı en büyük sorunlardan biri, tarımsal üretim maliyetlerinin döviz kurundaki hareketlere daha duyarlı hâle gelmesidir. Döviz kurundaki ani dalgalanmalar, diğer sektörlerde olduğu gibi üretim maliyetlerini artırarak tarımsal ürün ve gıda fiyatlarının yükselmesine neden olmaktadır. Tarımsal G�rd� Mal�yetler�n�n Artışı Ve Üret�m Üzer�ndek� Etk�ler� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Tarımda ithal girdi kullanımının yarattığı en büyük sorunlardan biri, tarımsal üretim maliyetlerinin döviz kurundaki hareketlere daha duyarlı hâle gelmesidir. Döviz kurundaki ani dalgalanmalar, diğer sektörlerde olduğu gibi üretim maliyetlerini artırarak ‒ 319 ‒ neden olmaktadır. tarımsal ürün ve gıda fiyatlarının yükselmesine Tarımsal G�rd� Mal�yetler�n�n Artışı Ve Üret�m Üzer�ndek� Etk�ler� Türkiye tarımında üretim maliyetlerinin hızla artması, hem üreticinin gelir düzeyini doğrudan etkilemekte hem de tarımsal üretim sürekliliği ve kırsal kalkınma açısından ciddi tehditler oluşturmaktadır. 2024–2025 dönemi, bu olumsuz eğilimin en somut biçimde gözlemlendiği yıllardan biri olarak öne çıkmaktadır. Gübre fiyatlarındaki belirgin artışlar, tarımsal üretim maliyetlerini önemli ölçüde yükseltmiş ve üreticileri ekonomik açıdan kırılgan bir konuma getirmiştir. 2025 yılı itibarıyla temel gübre türlerinde gözlenen fiyat artış oranları aşağıdaki şekilde kaydedilmiştir: Üre gübresi %102,38, DAP gübresi (18.46.0) %89,37, CAN gübresi %83,54, Amonyum Sülfat %76,69, 20.20.0 gübresi %81,71 ve 15.15.15 gübresi %62,96 oranında yükselmiştir. Bu veriler, üretim maliyetlerindeki yükselişin tarımsal üretim üzerindeki baskısını açıkça ortaya koymaktadır. Bu veriler, tarımsal üretimde girdi maliyetlerinin bir yıl içinde %60–100 arasında artabileceğini ve üretim maliyetlerindeki yükselişin çiftçinin rekabet gücünü ciddi biçimde zayıflattığını göstermektedir. Gübre fiyatlarındaki bu artış, yalnızca mali yükü artırmakla kalmamakta; aynı zamanda tarım alanlarının daralması riskini büyütmekte, üretimden çekilme ve tarımsal çeşitlilikte azalmaya yol açmaktadır. Girdi maliyetlerindeki artışların üretim üzerindeki olumsuz etkisi, fiyatlama ve devlet destek mekanizmalarının yetersizliği ile birleştiğinde, çiftçiyi piyasanın dalgalanmalarına karşı savunmasız bırakmaktadır. Tarımsal üretim maliyetleri artarken, ürün alım fiyatlarının maliyetlerin altında belirlenmesi ve çiftçinin finansal açıdan desteklenmemesi, ekonomik krizin faturasının doğrudan üreticiye kesilmesine yol açmaktadır. Bu durum, üreticinin tüccarın insafına terk edilmesiyle sonuçlanmakta ve üretimde sürekliliğin sağlanmasını tehdit etmektedir. Sonuç olarak, gübre ve diğer temel tarımsal girdilerdeki ani ve yüksek fiyat artışları, Türkiye tarımının sürdürülebilirliği açısından ciddi bir tehdit oluşturmakta; üreticiye mali ve psikolojik yük bindirmekte ve tarımsal üretimde sürekliliği tehlikeye sokmaktadır. Tarım politikalarının, üreticiyi koruyan ve üretim maliyetlerini dengeleyen bir kamusal anlayış temelinde yeniden şekillendirilmesi artık bir zorunluluktur. Hayvancılıkta Mevcut Pol�t�kaların Anal�z� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Türkiye tarımının sürdürülebilirliği açısından ciddi bir tehdit oluşturmakta; üreticiye mali ve psikolojik yük bindirmekte ve tarımsal üretimde sürekliliği tehlikeye sokmaktadır. Tarım politikalarının, üreticiyi koruyan ve üretim maliyetlerini dengeleyen bir kamusal anlayış temelinde yeniden şekillendirilmesi artık ‒ 320 ‒ bir zorunluluktur. Hayvancılıkta Mevcut Pol�t�kaların Anal�z� Türkiye’de hayvancılık sektörü, son yıllarda tarihî ithalat rekorları kırarken, AKP iktidarının politikaları üreticiyi koruma ve yerli üretimi artırma noktasında yetersiz kalmaktadır. Bu durum, özellikle şap hastalığı gibi bulaşıcı hayvan hastalıklarının önlenememesi ve gerekli önlemlerin alınmamasıyla birlikte, hayvan kayıplarının ciddi boyutlara ulaşmasına yol açmaktadır. Tarihsel veriler, Türkiye’nin hayvancılıkta yaşadığı dönüşümü ve mevcut politikaların etkilerini açıkça göstermektedir. 1980 yılında büyükbaş hayvan varlığımız 16 milyon 925 bin, küçükbaş hayvan varlığımız ise 67 milyon 673 bin olarak kaydedilmiş ve toplam hayvan varlığı 84 milyon 598 bin olarak belirlenmişti. Ancak 2024 yılı itibarıyla küçükbaş hayvan varlığı 54 milyon 902 bin 668’e, büyükbaş hayvan varlığı ise 16 milyon 986 bin 259’a gerilemiş; toplam hayvan varlığı ciddi ölçüde azalmıştır. Bu düşüş, mera hayvancılığının gerilemesi, üretim maliyetlerinin artması ve hastalıklarla mücadelede yaşanan eksikliklerle doğrudan ilişkilidir. Mera hayvancılığının yok olması, hayvanların doğal otlaklar yerine pahalı yemlerle beslenmek zorunda kalmasına ve üretim maliyetlerinin yükselmesine yol açmaktadır. Bu durum, küçük aile işletmelerinin sürdürülebilirliğini tehdit etmekte ve kırsal ekonomiyi zayıflatmaktadır. Hayvan kayıplarına karşı üreticiyi koruyacak mali destek ve sigorta mekanizmaları etkin bir şekilde uygulanmamaktadır. Yerli üretim desteklenmediği için ithalat bağımlılığı artmakta, fiyat istikrarı sağlanamamaktadır. Mera alanlarının tahribi, hayvansal üretim maliyetlerini artırmakta ve kırsal kalkınmayı olumsuz etkilemektedir. Şap ve benzeri bulaşıcı hastalıkların önlenmesinde yeterli önlemler alınmamakta, salgınlar üretimi ve hayvan sağlığını tehdit etmektedir. Mevcut politikalar Türkiye’nin hayvancılıkta kendi kendine yeterli üretim kapasitesine sahip olmasını engellemekte, üreticiyi mali risklere açık bırakmakta ve ulusal gıda güvenliği üzerinde ciddi tehditler oluşturmaktadır. Türkiye’nin tarım ve hayvancılık stratejisinin yeniden yapılandırılması; mera alanlarının korunması, yerli üretimin desteklenmesi, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede önlemler alınması ve ithalat bağımlılığının azaltılması hayati öneme sahiptir. Gıda ve Canlı Hayvan İthalatı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) desteklenmesi, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede önlemler alınması ve ithalat bağımlılığının azaltılması hayati öneme sahiptir. ‒ 321 ‒ Gıda ve Canlı Hayvan İthalatı Türkiye yalnızca tarım sektöründe dışa bağımlı bir görünüm sergilememektedir; aynı zamanda gıda ve hayvan ithalatı da zaman içinde artış göstermektedir. 2013 yılında 7,9 milyar dolar olan canlı hayvan ve gıda maddeleri ithalatı, 2023 yılında 15,8 milyar dolara yükselmiştir. 2025 yılının ilk dokuz ayındaki ithalat miktarı ise 12,3 milyar dolara ulaşmıştır. 2013 sonrasındaki toplam gıda maddesi ithalatı 139 milyar dolara ulaşmıştır. Et ve Canlı Hayvan İthalatı Gıda ve canlı hayvan ithalatı söz konusu olduğunda özellikle et ve hayvan ithalatı dikkat çekici bir başlık oluşturmaktadır. Türkiye’de hayvancılık özellikle son yıllarda önemli bir sorun yaşamaktadır. Türkiye’de büyükbaş hayvan sayısı 2025 Haziran itibarıyla 17,2 milyondur. Bu değer, 2018 yılıyla yaklaşık olarak aynı seviyededir. Nüfus artmasına rağmen hayvan sayısının son yıllarda artırılamamış olması, Türkiye’de hayvancılık politikaları açısından başlı başına bir başarısızlık göstergesidir. Fakat Türkiye’de sorun bununla sınırlı değildir. Dolar cinsinden bakıldığında da Türkiye’de et fiyatları dünya ortalamasının üzerindedir. Dünyanın farklı bölgelerinden eti ucuza temin ederek yurt içinde satış yapan Et ve Süt Kurumu, 2024 yılında kurumlar vergisi rekortmenleri listesine 15. sıradan girmiştir. Kurum 11 milyar lira kâr etmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 322 ‒ Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programına göre kurumun 2025 yılında 14 milyar lira kâr etmesi beklenmektedir. Ne yazık ki, uluslararası fiyat farklarından yararlanarak kâr eden tek yapı Et ve Süt Kurumu değildir. Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Mücahid Taylan’ın aynı zamanda Macaristan’da et ticareti yaptığının belgeleri ortaya çıkmıştır. Evrensel Gazetesi’nden Bahadır Özgür de pek çok AKP’li ismin Polonya ile yapılan et ticaretinden, oradaki şirketlerdeki ortaklıkları üzerinden gelir elde ettiğini ortaya koydu. Bütün bu göstergeler, AKP’nin Türkiye’deki et krizini bireysel kazançlar için bir fırsat kapısı olarak gördüğü anlamına gelmektedir. Devleti şirket gibi yönetme iddiasından, toplumun yaşadığı krizi kendi şirketleri aracılığıyla bir zenginleşme kapısına dönüştürme noktasına geldikleri görülmektedir. İthalat Politikalarının Yansımaları Türkiye’de tarım politikalarının son yıllarda aldığı yön, üretim odaklı olmaktan uzaklaşarak giderek daha fazla ithalata bağımlı bir yapıya sürüklenmiştir. Bu durum, yalnızca ekonomik bir tercih değil; aynı zamanda tarım sektörünün sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve kırsal kalkınma açısından stratejik bir kırılma noktasıdır. Mevcut göstergeler, Türkiye’nin kendi üretim kapasitesini güçlendirmesi gerekirken dış kaynaklara yönelmesinin, yapısal sorunları derinleştirdiğini ortaya koymaktadır. Tarım, gıda ve içecek sektöründe 2025 yılı verileri, bu bağımlılığın boyutlarını gözler önüne sermektedir. Sektörün yılın ilk 9 ayında gerçekleştirdiği ithalat, bir önceki yılın aynı dönemine göre %19,68 oranında artmış, 13,9 milyar dolardan 16,63 milyar dolara yükselmiştir. Bu artış, iç piyasadaki üretim daralmasının ithalatla telafi edilmeye çalışıldığını ve ülkenin dış ticaret açığını büyüten bir politika izlendiğini göstermektedir. Hayvancılık sektöründe ortaya çıkan tablo ise daha çarpıcıdır. 2025 yılının ilk 9 ayında yalnızca canlı hayvan ithalatı için yapılan ödeme tutarları şu şekildedir:  19.886 baş küçükbaş hayvan ithalatı için 3.799.780 dolar,  526.554 baş büyükbaş hayvan ithalatı için 831.152.261 dolar,  48.370 ton kırmızı et ithalatı için ise 368.229.107 dolar harcanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 323 ‒ Bu veriler, Türkiye’nin hayvancılıkta kendi kendine yeterliliğini kaybettiğini ve iç üretimin artan maliyetler, plansızlık ve destek yetersizlikleri nedeniyle zayıfladığını açıkça göstermektedir. Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına ödenen yüksek tutarlar, üreticiyi desteklemek yerine yabancı ülkelerin çiftçilerine kaynak aktarılması anlamına gelmektedir. Bunun yanı sıra ithalata dayalı fiyat istikrarı yaratma çabası, iç piyasadaki üreticinin rekabet gücünü daha da zayıflatmaktadır. Bitkisel üretimde de benzer bir eğilim söz konusudur. Pek çok stratejik ürün, yerli üretimde yaşanan düşüş nedeniyle ithalatla karşılanmakta; bu durum hem üretici gelirlerini azaltmakta hem de ülkenin dışa bağımlılığını kronikleştirmektedir. Bu tablo, gıda egemenliği açısından ciddi bir risk oluşturmakta, ulusal tarım politikalarının uzun vadeli hedeflerle uyumlu olmadığını göstermektedir. İthalata dayalı politikaların sürdürülmesi, Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesini daha da aşındıracak; kırsal nüfusun çözülmesini hızlandıracak ve gıda fiyatlarında dış bağımlılığa bağlı dalgalanmaları artıracaktır. Oysa sağlıklı bir tarım ekonomisinin temel koşulu, yerli üretimin güçlendirilmesi, üreticinin maliyet yükünün azaltılması, planlı üretim modeline geçilmesi ve ürün bazlı stratejik destek programlarının hayata geçirilmesidir. Bu çerçevede mevcut politika tercihleri, ne üreticiyi korumakta ne de uzun vadeli gıda güvenliği hedefleriyle uyum göstermektedir. Tarım sektörünün ithalatla ayakta tutulmaya çalışılması, sadece ekonomik bir başarısızlık değil; aynı zamanda ulusal güvenlik ve toplumsal refah açısından da kabul edilemez bir kırılganlık yaratmaktadır. Sektörel Sınıflandırmaya Göre Dış Ticaret Açığı Tarım sektöründe dış ticaret açığına bakıldığında, yıllar içinde bu açığın arttığı görülmektedir. Bu durum, Türkiye’nin tarımda dışa bağımlılığının bir diğer göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Türkiye, 2013 sonrasında toplamda 132,1 milyar dolarlık tarım ithalatı yapmış ve 46,4 milyar dolar dış ticaret açığı vermiştir. Bu olgu, hiçbir iktidarın tarımı desteklemekten kaçınamayacağı anlamına gelir. Her iktidar, tarımı desteklemek zorundadır. Buradaki kritik soru şudur: Tarımsal destekler Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 324 ‒ ve yatırımlar yoluyla kendi çiftçinizi mi destekleyeceksiniz, yoksa ithalat yoluyla başka ülkelerin çiftçilerini mi destekleyeceksiniz? AKP, tercihini ikincisinden yana kullanmıştır. Kırmızı et sorununun temel�nde hayvan varlığındak� yeters�zl�k yatıyor Ülkem�zde kırmızı et f�yatlarında yaşanan sıkıntının başta gelen neden�n� hayvan varlığında yaşanan azalma oluşturuyor. Meydana gelen hayvan açığı �se �thalatla kapatılmaya çalışılıyor. Ancak gerek bes�l�k gerekse damızlık hayvan açığı kısa sürede kapatılamayacağı �ç�n Türk�ye uzun b�r süre �thalata mahkûm hale get�r�lm�şt�r. Uygulanan yanlış pol�t�kalar neden�yle son yıllarda hayvan varlığında c�dd� b�r azalma yaşanmaktadır. Hayvancılıkta nereden nereye geld�ğ�m�z konusunda kısa b�r b�lanço çıkarmak gerek�r:  1923-1938 yıllarını kapsayan Atatürk dönem�, Osmanlı’dan kalan enkazın; harabeye dönmüş yoksul b�r ülken�n yen�den yapılandırılması dönem�d�r. Ulusal ekonom�n�n temel�n� tarım olarak gören Atatürk, tarımda kalkınmaya büyük önem verm�şt�r. “M�ll� ekonom�n�n temel� tarımdır” ve “Türk�ye’n�n hak�k� sah�b� ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 325 ‒ efend�s� köylülerd�r. Herkesten çok refah, saadet ve servete layık olan köylülerd�r” şekl�ndek� sözler� Atatürk’ün ne kadar �ler� görüşlü olduğunu ortaya koymaktadır.  1925 yılında hayvancılıkta et ve süt ver�m�n� artırmak adına ıslah çalışmaları başlatılmış, bunun �ç�n 1926 yılında Hayvan Islah Kanunu çıkarılmıştır. (Bu çalışmalar daha sonra sürdürülmed�ğ� �ç�n Türk�ye hayvancılıkta �thalata bağımlı hale gelm�şt�r). Bu dönemde hayvancılık koruma altına alınmış, hayvancılık yapan ç�ftl�kler teşv�k ed�lm�ş, damızlık hayvan dağıtımı yapılmış ve b�rçok �lde hayvan pazarları açılmıştır.  Atatürk dönem�nde oluşturulan Devlet Z�raat İşletmeler� ve Z�ra� Komb�nalar b�rleşt�r�lerek ç�ftç�ler�n tohumluk ve damızlık hayvan �ht�yaçlarını karşılamak amacıyla 1950 yılında Devlet Üretme Ç�ftl�kler� (TİGEM) kurulmuştur. Hayvancılığa destek sağlamak amacıyla 1952 yılında Et ve Balık Kurumu (EBK), 1956 yılında Yem Sanay� AŞ (YEMSAN), 1963 yılında Türk�ye Süt Endüstr�s� Kurumu (TSEK) faal�yete geç�r�lm�şt�r.  1980’l� yıllara hâk�m olan neol�beral pol�t�kalar çerçeves�nde kamunun hayvancılık alanında üstlend�ğ� rol, yer�n� özel sektöre bırakmaya başladı. Bu kapsamda SEK, EBK ve YEMSAN g�b� hayvancılığa destek olan KİT’ler özelleşt�r�ld�ler.  Hayvansal üret�mde mal�yetler�n %70’�n� yem g�derler� oluşturmaktadır. 2007 ve 2008 yıllarında yaşanan kuraklık yem mal�yetler�n� yükseltm�ş, buna karşılık yapılan süt tozu �thalatı neden�yle ç�ğ süt f�yatları yarı yarıya düşürülmüştür. Sattığı sütle yem almakta zorlana ç�ftç�ler 1 m�lyonun üzer�nde süt �neğ�n� kes�me gönderm�şlerd�r. Bu nedenle hayvan varlığı azaldığı �ç�n, üret�len et taleb� karşılayamaz hale gelm�ş; hükümet N�san 2010 tar�h�nde kırmızı et �thalatına karar verm�şt�r.  Türk�ye’de hayvan varlığı yeters�zd�r. Cumhur�yet dönem�n�n �lk tarım sayımının yapıldığı 1929 yılında b�le k�ş� başına yaklaşık 2 hayvan düşmekte �ken günümüzde bu sayı 1’�n altına düşmüştür.  1980 yılından bu yana Türk�ye’de nüfusun 45 m�lyondan 86 m�lyona yükselmes�ne (yaklaşık %90 oranında artmasına) rağmen, toplam hayvan varlığı 85 m�lyondan 70 m�lyon başa düşmüştür. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 326 ‒ Hayvan Varlığındak� Değ�şmeler (B�n baş) 2021 2023 Azalış Azalış (%) Sığır 17.851 16.421 -1.429 -8,0 Manda 186 162 -24 -12,8 Büyükbaş 18.036 16.583 -1.453 -8,1 Koyun 45.178 42.060 -3.117 -6,9 Keçi 12.342 10.303 -2.039 -16,5 Küçükbaş 57.519 52.363 -5.156 -9,0 Toplam 75.555 68.946 -6.609 -8,7 Kaynak: TÜİK Hayvancılık desteklerinin tarımsal destekleme ödemeleri içindeki payı giderek azalmaktadır. Bu oran 2020 yılında yaklaşık %36 iken 2024 yılında %21’e düşürülmüştür. Hayvancılık Desteklerinin Tarımsal Destekleme Ödemeleri İçindeki Payı Toplam tarımsal Hayvancılık desteklerinin tarım Yıllar destekleme ödemeleri destekleri içindeki payı (milyar TL) Tutarı (milyar TL) Payı (%) 2020 21,9 7,9 35,8 2021 24,1 7,3 30,1 2022 39,6 9,8 24,6 2023 63,3 15,3 24,2 2024 91,6 19,1 20,9 Kaynak: Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı Tarımda 2023 Haziran’ından Sonra Fiyat ve Bölüşüm Tarımda, Türkiye gibi küçük üreticiliğin yaygın olduğu bir ortamda, tarımsal girdi fiyatlarındaki gelişmeler ile tarımsal üretici fiyatlarının göreli hareketi, küçük köylülerin reel gelirleri açısından önemli bir göstergedir. Girdi fiyatları üreticilerin ödeme yaptıkları fiyatları gösterirken, üretici fiyatları gelirlerini belirler. Aşağıdaki grafik bu iki fiyatın göreli hareketini yansıtmaktadır. Göreli fiyatın, 1’in üzerine çıkması, çiftçiler açısından fiyatlarda lehte bir duruma; 1’in altına düşmesi ise çiftçilerin aleyhine bir gelişmeye işaret etmektedir. Grafikten anlaşıldığı üzere, 2024’ün son çeyreğinden itibaren göreli fiyatlar çiftçilerin aleyhine seyretmektedir. Yani, küçük çiftçiler göreli fiyatlardaki hareket nedeniyle gelir kaybı yaşamaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 327 ‒ Tarımsal bölüşümle ilgili bir diğer önemli gösterge, tüketici fiyat endeksinde yer alan gıda fiyatları ile gıda ÜFE’si arasındaki makastır. Yine hatırlatmak gerekirse, göreli fiyatın 1’in altına düşmesi, üretici fiyatlarının tüketici fiyatlarından daha az arttığı anlamına gelmektedir. 2023 Haziran’ından itibaren genel görünüm (don sonrası fiyat hareketleri hariç tutulursa), gıda tüketici fiyatlarının tarımsal üretici fiyatlarından daha hızlı bir şekilde arttığını göstermektedir. Bu durum, tarımsal ürünlerin üretim ve dağıtımında yaratılan gelirin daha büyük bir bölümünün üretici dışındaki aktörlere gittiği anlamına gelmektedir. Özellikle tarımda çiftçilerin, maliyet artışları karşısında gelirlerini ancak koruyabildiği, hatta koruyamadığı bir ortamda; gıda enflasyonunun arkasındaki dinamiklere ilişkin önemli çıkarımlar yapmak mümkündür. Şöyle ki, gıda fiyatlarındaki artış, girdi maliyetlerinin ve üretici fiyatlarının artışının ötesinde gerçekleşmiştir. Bu gözlem ticaret marjlarının yükseldiği anlamına gelir. Bu gözlem, Covid-19 sonrasında dünyada yaygınlaşan “satıcı enflasyonu” tartışmalarını akla getirmektedir. Bu durum, tarımda üretimden dağıtıma kadar kamusal bir düzenleme ve yeniden yapılanmanın, yalnızca tarımsal üretimin sürekliliği, çiftçilerin korunması açısından değil; aynı zamanda enflasyonun kontrol edilmesinde de ne kadar hayati bir rol oynadığının bir kanıtı olarak görülmelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 328 ‒ Küresel İklim Değişikliğinin Tarımsal Üretim Üzerindeki Riskleri Küresel iklim değişikliği, Türkiye tarımı açısından giderek daha ciddi ve doğrudan etkiler yaratmaktadır. Artan sıcaklıklar, düzensiz yağış rejimleri, kuraklık, ani don olayları, sel ve fırtına gibi ekstrem hava koşulları, tarımsal üretimde kayıpların sıklaşmasına ve üreticinin ekonomik olarak kırılganlaşmasına yol açmaktadır. Bu durum, yalnızca üretim miktarında azalmaya neden olmakla kalmamakta; aynı zamanda üreticinin gelir istikrarını bozmakta ve kırsal ekonomik yapıyı tehdit etmektedir. Bu süreç doğru yönetilmesi sorunları en aza indirileceği bir gerçektir. Bilimsel çalışmaların önemsenmesi,sulama suyu ve toprak yönetiminin doğru kurgulanması,ürün deseninden bölgesel iklim dokusuna yönelik üretim yapılanması önceliklenmelidir. Doğal afetlerin yarattığı risklerin yönetilmesi ve üreticinin korunması açısından tarım sigortaları (TARSİM) kritik bir araçtır. Ancak mevcut uygulamalar, hem karmaşık içerik yapısı hem yüksek maliyetleri hem de yetersiz devlet desteği nedeniyle yeterince etkili Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 329 ‒ olamamaktadır. Sigorta süreçlerindeki karmaşıklık, üreticinin sigorta yaptırmasını zorlaştırmakta ve zararların zamanında karşılanmasını engellemektedir. Bu durum, afet riskinin tüm yükünün üreticiye yüklenmesine yol açmakta, tarımsal üretimde sürdürülebilirliği tehdit etmektedir. Bu bağlamda, TARSİM sigortalarının kapsamlı bir şekilde yeniden yapılandırılması zorunlu hale gelmiştir. Söz konusu yapılandırma sürecinde temel hedef, üreticilerin sigorta mekanizmasını kolayca anlayıp başvurabileceği bir sistemin oluşturulmasıdır. Küçük ve orta ölçekli üreticilerin de tarımsal sigortadan etkin biçimde yararlanabilmesini sağlamak amacıyla prim ücretlerinin ve dolayısıyla sigorta maliyetlerinin azaltılması gerekmektedir. Prim desteğinin yükseltilmesi ve tazminat ödeme kapasitesinin güçlendirilmesi yoluyla üreticilerin ekonomik risklere karşı korunması sağlanmalıdır. İklim değişikliğine bağlı olarak ortaya çıkan yeni doğal afet türlerinin de sigorta kapsamına dahil edilmesi ve mevcut risklerin güncellenmesi, sistemin etkinliğini artıracaktır. Tarım sigortalarının bu şekilde etkin ve erişilebilir hâle getirilmesi, üreticiyi doğal afetlerin yol açtığı ekonomik kayıplardan koruyacak, üretimde sürdürülebilirliği sağlayacak ve kırsal ekonomiyi güçlendirecektir. Aksi durumda, iklim değişikliğinin yol açtığı afetler üreticinin ekonomik dayanıklılığını zayıflatmaya devam edecek ve tarımsal üretim kapasitesinin uzun vadeli azalmasına yol açacaktır. İklim değişikliği kaynaklı risklerin yönetilmesi ve üreticinin korunması açısından TARSİM sigortalarının yeniden düzenlenmesi, sadeleştirilmesi, maliyetlerin düşürülmesi ve devlet desteğinin artırılması acil bir zorunluluk haline gelmiştir. Tarım Sektöründeki Finansal Kırılganlık Türkiye’de tarım sektörünün son yıllarda içine sürüklendiği ekonomik kırılganlık, özellikle 2025 yılı itibarıyla yeni ve kritik bir eşiğe ulaşmıştır. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından temel bir gösterge olan çiftçi borçluluğu, ilk kez trilyon seviyesinde telaffuz edilmeye başlanmış; bu durum, tarım politikalarının üreticiyi korumakta başarısız olduğunu ve kırsal kesimde ekonomik çöküşün yapısal hale geldiğini göstermektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 330 ‒ 2025 yılı itibarıyla çiftçilerin bankalara olan toplam borcu 1 trilyon 143 milyar 971 milyon TL’ye yükselmiştir. Söz konusu borç düzeyi, yalnızca niceliksel bir artışı değil, aynı zamanda tarım sektörünün finansal sürdürülebilirlik kapasitesinin sınırlarına dayandığını göstermektedir. Gelirleri düşen, üretim maliyetleri artan ve destek mekanizmalarının yetersiz kaldığı koşullarda çiftçiler, borçsuz üretim yapabilme imkanını tamamen kaybetmiş; kredi borçlanması zorunluluk haline gelmiştir. Borç yükündeki bu dramatik artış, çiftçilerin ekonomik bağımsızlığını zayıflatmakla kalmamakta, aynı zamanda tarımsal üretim araçlarına ve topraklarına ilişkin haciz ve icra işlemlerinin olağan hale gelmesine yol açmaktadır. Tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için hayati önem taşıyan traktör, biçerdöver, sulama sistemi gibi üretim araçlarının icra yoluyla haczedilmesi, çiftçiyi doğrudan üretim dışı bırakmakta; kaybedilen her üretim aracı, tarımsal kapasitenin uzun vadeli olarak zayıflaması anlamına gelmektedir. Benzer şekilde, borçlarını ödeyemeyen çiftçilerin tarım arazilerinin haczedilmesi, yalnızca bireysel bir mülkiyet kaybı değil; ülkenin tarımsal varlıklarının el değiştirmesine ve üretimden kopmasına yol açan yapısal bir tehdit niteliği taşımaktadır. Bu süreç, kırsal yoksullaşmayı derinleştirmekte; tarım sektöründe aile işletmelerinin yok olmasına ve üretimden çekilme eğiliminin hızlanmasına neden olmaktadır. Devlet Alım F�yatları ve Üret�c� Üzer�ndek� Etk�ler� Tarım sektöründe son yıllarda izlenen düşük alım fiyatı politikaları, üreticiyi koruyucu kamusal yaklaşımın zayıfladığını ve ekonomik krizin yükünün çiftçilerin üzerine sistematik biçimde aktarıldığını göstermektedir. Devlet kurumlarınca belirlenen alım fiyatlarının maliyet artışlarıyla uyumlu biçimde güncellenmemesi, hatta çoğu üründe maliyetin altında açıklanması, bozulan makroekonomik dengelerin tarım sektörü üzerinden telafi edilmeye çalışıldığının açık bir göstergesidir. Bu politika tercihleri, yalnızca çiftçinin gelir kaybına yol açmakla kalmamakta; üretimde sürdürülebilirliği, kırsal istihdamı ve ulusal gıda güvenliğini doğrudan tehdit etmektedir. Devlet alım fiyatlarının düşük belirlenmesi, üretici ile piyasa aktörleri arasındaki güç ilişkisini çiftçi aleyhine derinleştirmekte; çiftçiyi tüccarın ve aracının insafına terk eden bir piyasa yapısına zemin hazırlamaktadır. Fiyat açıklanmasına rağmen ürün alımlarının zamanında ve yeterli düzeyde yapılmaması, üreticinin devlet Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 331 ‒ güvencesinden mahrum kalmasına ve ürününü düşük fiyatlarla tüccara satmak zorunda bırakılmasına yol açmaktadır. Bu durum, tarımsal piyasaların kamusal otorite tarafından düzenlenmesi gerekliliğini daha da belirgin hale getirmektedir. Bu bağlamda, birçok temel üründe taban fiyat uygulamasına ivedilikle geçilmesi zorunluluktur. Çiftçinin maliyetinin altında fiyatlarla üretim yapmaya zorlandığı bir ortamda piyasa mekanizmasının tek başına düzenleyici güç olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Taban fiyat; hem üreticiyi piyasa dalgalanmalarına karşı koruyan, hem de ulusal üretim planlamasını destekleyen temel bir kamusal araçtır. Türkiye’nin tarımsal bütünlüğünün korunabilmesi için tarımda kamucu bir yaklaşımın güçlendirilmesi, devletin düzenleyici ve dengeleyici rolünün yeniden tesisi gerekmektedir. Ayrıca, özellikle soğuk süt alım fiyatları, uzun yıllardır sağlanması gereken üretim paritesinin altında seyretmektedir. Yem-süt paritesinin bozulması, süt üreticisinin maliyetlerini karşılayamamasına ve üretimden çekilmesine yol açmaktadır. Bu durum yalnızca süt üretimini azaltmakla kalmamakta, aynı zamanda et üretiminin geleceğini de tehdit eden yapısal bir kırılma yaratmaktadır. Paritenin altında seyreden fiyatlar, küçük ve orta ölçekli süt üreticisinin tasfiyesine, sektörde büyük işletme yoğunlaşmasına ve dışa bağımlılığın artmasına neden olmaktadır. Tarım sektöründe yaşanan ekonomik baskıların temelinde, fiyat politikalarının üretici refahını öncelemeyen niteliği vardır. Ekonomik krizin faturasının alım fiyatlarının düşük tutulması yoluyla çiftçiye kesilmesi, üreticiyi kırılgan hale getirmiş; üretim maliyetlerini karşılayamayan yüz binlerce çiftçi borçlanmaya, borçlarını ödeyemeyenler ise üretimden tamamen çekilmeye zorlanmıştır. Bu süreç, tarımsal üretimde sürekliliği tehdit eden yapısal bir risk haline gelmiştir. Sonuç olarak, devletin alım fiyatlarında uyguladığı mevcut yaklaşım, çiftçiyi destekleyen bir mekanizmadan ziyade, onu piyasa baskılarına karşı savunmasız bırakan bir politika görünümündedir. Üretim maliyetleri ve girdi fiyatları dikkate alınarak belirlenmeyen alım fiyatları, tarımsal üretimin giderek cazibesini yitirmesine ve stratejik ürünlerde üretim azalmasına yol açmaktadır. Alımın gecikmesi veya hiç yapılmaması nedeniyle üreticinin tüccara mahkûm edilmesi kabul edilebilir değildir. Tarımda kamucu bir anlayışın ivedilikle güçlendirilmesi, taban fiyat uygulamalarının yaygınlaştırılması Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 332 ‒ ve üreticiyi koruyan yapısal politikaların hayata geçirilmesi artık zorunluluk haline gelmiştir. Küçük Aile İşletmelerinin Rolü Ve Kırsal Teşvik Politikaları Türkiye tarımında son yıllarda gözlenen önemli bir eğilim, küçük aile tipi işletmelerin üretimden uzaklaşmasıdır. Bu durum, yalnızca üretim kapasitesinde daralmaya yol açmakla kalmamakta; aynı zamanda kırsal toplumsal yapının çözülmesine ve tarımsal bilgi birikiminin kaybolmasına neden olmaktadır. Küçük aile işletmeleri, yerel tarımsal çeşitliliğin, üretim sürekliliğinin ve kırsal ekonominin temel taşlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu işletmelerin üretimden çekilmesi, Türkiye’nin tarımsal sürdürülebilirliği ve gıda güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır. Kırsal dönüş ve genç nüfusun tarıma kazandırılması, uzun vadeli tarımsal ve ekonomik stratejilerin merkezinde yer almalıdır. Bu kapsamda, genç çiftçilere ve kadın üreticilere yönelik ayrıcalıklar ve teşvik mekanizmaları geliştirilmesi, tarımsal üretimin canlanması için kritik bir öneme sahiptir. Özellikle sigorta primlerinin devlet tarafından karşılanması, üreticiye mali yükümlülükler açısından önemli bir kolaylık sağlayacak ve girişimciliği teşvik edecektir. Benzer şekilde, kırsala dönüşü destekleyen eğitim programları, finansal hibeler, düşük faizli krediler ve tarımda teknolojik altyapı yatırımları, hem üretim kapasitesinin artırılmasını sağlayacak hem de kırsal yaşamın cazibesini artıracaktır. Bu tür özendirici projeler, tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması, kırsal istihdamın artırılması ve tarımda kuşaklar arası bilgi aktarımının devamlılığının korunması açısından elzemdir. Küçük aile işletmelerinin desteklenmemesi, tarımda ölçek büyümesine ve üretimden kopmaya yol açmakta, tarımsal üretim merkezlerinin giderek sanayileşmeye ve ticari odaklı üretime kaymasına neden olmaktadır. Oysa kamusal destekler aracılığıyla kırsala yönlendirilen genç ve kadın nüfus, hem üretimde çeşitliliğin artırılmasını sağlayacak hem de kırsal kalkınmayı güçlendirecektir. Sonuç olarak, tarımda sürdürülebilirliği sağlamak ve küçük aile işletmelerini üretimden koparmamak için, kırsala dönüşü teşvik eden kapsamlı politikaların hayata geçirilmesi gerekmektedir. Genç çiftçilere ve kadın üreticilere sağlanacak ayrıcalıklar, sigorta primlerinin karşılanması ve finansman destekleri, Türkiye tarımının hem ekonomik hem de toplumsal açıdan güçlendirilmesi için vazgeçilmezdir. Bu strateji, yalnızca üretim Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 333 ‒ kapasitesini artırmakla kalmayacak; aynı zamanda kırsal yaşamın sosyal ve ekonomik sürdürülebilirliğini güvence altına alacaktır. Tarım Bütçesi Türkiye’de tarımsal destekleme ödemelerininin bütçe içindeki payı zaman içinde çok önemli bir şekilde azalmıştır. 2006 yılında bütçe içindeki payı yüzde 2,7 olan tarımsal destekleme ödemelerinin, 2025 için gerçekleşme tahmin yüzde 1,1’e düşmüştür. 2026 yılında tarımsal destekleme ödemelerinin bütçe içindeki payı yüzde 0,9’a düşecektir. 2026 yılı için Tarım ve Orman Bakanlığı’nın (TOB) kurumsal bütçesi 541,8 milyar TL görünmektedir. Bunun içinde tarımsal destekleme ödemeleri 160 milyar TL olup, 2025’e göre %24,4 artış içermektedir. Bu kalem çiftçiye ödenen ödemelerin ana gövdesidir. Bakanlık bütçesinde görünmeyen başka kaynak aktarımları da bulunmaktadır. Bu ek aktarımlar şunlardır: Tarımsal kredilere faiz/sübvansiyon desteği: ~220–222 milyar TL Tarım sektörü yatırım ödenekleri: ~190 milyar TL Özellikle çok düşük düzeylerde kalan destekleme ödemeleriyle Türkiye’de tarım sektörünün yapısal sorunlarının çözülemeyeceği açıkça görülmektedir. Bu nedenle faiz destek ödemeleri yerine doğrudan üreticiye yönelik desteklerin artırılmasının gündeme alınması gerekmektedir. Diğer taraftan, Türkiye’de tarım yatırımlarının payının düşeceği yukarıda gösterilmiştir. Tarım sektöründe yatırımlara ayrılan kaynakların artırılması, sürdürülebilir üretim ve gıda güvenliği açısından bir zorunluluktur. Bunun kamucu ekonomik karşılığı tarım sektörü yatırım ödeneklerine ayrılacak kaynakların artırılmasıdır. Tarım Destekleme Politikaları Tarım sektörünün içinde bulunduğu finansal kırılganlık, yalnızca mevcut ekonomik koşulların değil, yıllardır süregelen yetersiz, gecikmiş ve kanuna aykırı yürütülen tarımsal destekleme politikalarının bir sonucudur. Tarım Kanunu’nun 21. maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 334 ‒ Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) en az yüzde 1’inin çiftçilere tarımsal destek olarak ödenmesini hüküm altına almasına rağmen, bu yasal zorunluluk 20 yıldır sistematik biçimde ihlal edilmektedir. Rakamlar, tarım sektöründeki destek politikalarının yapısal sorunlarını çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. 2014–2026 yılları arasında çiftçilere verilmesi gereken toplam destek miktarı 2 trilyon 512 milyar lira olması gerekirken, fiilen ödenen tutar yalnızca 620 milyar lirada kalmıştır. Aradaki 1 trilyon 892 milyar liralık eksik ödeme, çiftçinin kanunen hak ettiği ancak kendisine ulaştırılmayan devasa bir kaynağa işaret etmektedir. Bu tablo, tarım sektöründe üretim maliyetlerinin her yıl arttığı, iklim krizi, kuraklık ve piyasa dalgalanmalarının baskısının ağırlaştığı bir dönemde, üreticinin kaderine terk edildiğini göstermektedir. 2025 yılı bütçesinde verilmesi gereken destek 615 milyar lira iken verilen destek 135 milyar lirada kalmıştır. 2026 yılı için verilmesi gereken destek en az 722 milyar iken verileceği öngörülen destek bütçede 168 milyar lira olarak yer almaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesi ise Tarım Kanununda verilmesi gereken desteğin altında ayrılmıştır. 2026 yılı için Tarım ve Orman Bakanlığı Bütçe teklifi 542 milyar Tl olarak belirlenmiştir. Bu fark, tarımsal destekleme politikasının hem hukuki hem de ekonomik açıdan sürdürülemez bir biçime dönüştüğünü teyit etmektedir. Bununla birlikte, desteklerin zamanında ödenmemesi, tarım sektöründeki finansal çöküşü daha da derinleştiren kritik bir sorundur. Pek çok destek kalemi üretim yılının bitiminden bir yıl sonra veya daha geç ödenmekte; bu durum hem desteklerin etkinliğini azaltmakta hem de çiftçinin nakit akışını bozarak üretim planlamasını imkânsız hâle getirmektedir. Zamanında yapılmayan destek ödemeleri, çiftçinin borçlanma yükünü artırmakta, kredi maliyetlerini yükseltmekte ve özellikle küçük aile işletmelerini iflasın eşiğine getirmektedir. Dolayısıyla gecikmiş bir destek, ekonomik rasyonalite açısından destek olma niteliğini yitirmekte, üreticinin ihtiyacına karşılık veremeyen sembolik bir transfer hâline dönüşmektedir. Tüm bu veriler, 2006’da AKP iktidarı tarafından çıkarılan Tarım Kanunu’nun desteklemeye ilişkin temel hükmünün uzun yıllardır uygulanmadığını göstermektedir. Hukuki yükümlülüğün yerine getirilmemesi yalnızca çiftçinin gelir kaybına neden Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 335 ‒ olmamakta, aynı zamanda tarımsal üretim planlamasını, arz güvenliğini ve ulusal gıda egemenliğini tehdit eden yapısal sorunları da derinleştirmektedir. Tarımsal desteklerin miktar bakımından yetersizliği, ödeme takvimlerinin gecikmesi ve Tarım Kanunu’nun açık hükümlerine uyulmaması; Türkiye’de tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini zayıflatan sistematik bir politika sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarım sektörü, öngörülebilir, zamanında ve yeterli bir destekleme mekanizmasını beklerken; mevcut uygulamaların devamı, üreticinin üretimden çekilmesine, kırsal yoksulluğun artmasına ve ülkenin gıda güvenliğinin risk altına girmesine yol açmaya devam edecektir. Tarımsal Üretim Ve Sürdürülebilirlik Açısından Değerlendirme Tarım sektöründe 2024–2025 dönemine ilişkin ortaya çıkan veriler, üretim kalemlerinde gözlenen daralmanın ötesine geçerek Türkiye’nin tarımsal sürdürülebilirliği açısından ciddi bir risk ortamı oluştuğunu göstermektedir. Üretimdeki düşüş eğilimi, tarım alanlarının belirgin biçimde küçülmesi ve temel gıda ürünlerinde yeterlilik oranlarının istikrarlı şekilde gerilemesi, mevcut tarım politikalarının ülkeyi hızla gıda güvencesizliği sorunuyla karşı karşıya bıraktığını ortaya koymaktadır. Tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 2024 yılında %5 olarak gerçekleşen üretim azalmasının, 2025 yılında %10,4 seviyesine yükselmesi sonucunda yalnızca bir yıllık dönemde 8,4 milyon tonluk kayıp yaşanmıştır. Meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise 2025 yılında kaydedilen %30,4’lük sert daralma, toplamda 8,2 milyon tonluk üretim kaybı anlamına gelmekte ve tarımsal çeşitlilik bakımından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu gelişmeler, Türkiye’nin tarım politikalarının üretimde istikrar sağlayamadığı gibi üreticiyi destekleme konusunda da yetersiz kaldığını göstermektedir. Stratejik öneme sahip temel gıda ürünlerinde yaşanan düşüş, tarımsal krizin boyutlarını daha da görünür hale getirmektedir. Buna göre buğday üretimi 2023 yılında 22 milyon ton iken 2025 yılında 17,9 milyon tona gerilemektedir. Arpa üretimi aynı dönemde 9,2 milyon tondan 6 milyon tona düşerken; ayçiçeği üretimi 2 milyon 198 bin tondan 1 milyon 800 bin tona inmektedir. Nohut üretimi 580 bin tondan 406 bin 400 tona, mercimek üretimi ise 424 bin tondan 230 bin tona gerilemektedir. Bu ürünlerdeki keskin düşüşler, gıda enflasyonunun yükseleceğini, ithalata bağımlılığın daha da Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 336 ‒ artacağını ve dışa bağımlı bir tarım yapısının kalıcı hale geleceğini göstermektedir. Tarımsal planlamadaki yetersizlikler, destek mekanizmalarının gecikmesi, üretim maliyetlerindeki artış ve çiftçinin alım gücündeki azalma bu gerilemenin temel nedenleri arasında yer almaktadır. Mevcut tarım politikalarının en çarpıcı sonuçlarından biri tarım alanlarında yaşanan dramatik daralmadır. 2002 yılında 26 milyon 579 bin hektar olan toplam tarım alanı, 2024 yılı sonunda 24 milyon 24 bin hektara gerilemiştir. Türkiye son 22 yıl içinde toplam 2 milyon 555 bin hektar tarım arazisini kaybetmiş; bu kayıp yaklaşık 5 İstanbul veya 2,5 Kıbrıs büyüklüğünde bir alana karşılık gelmektedir. Aynı dönemde ekilen tarım alanları 1,1 milyon hektar azalmış, sebze bahçelerinin ise %20’si yok olmuştur. Her saat yaklaşık 18,5 futbol sahası büyüklüğünde tarım arazisinin kaybediliyor olması, sürecin hızını ve yıkıcılığını açıkça göstermektedir. Tüm bu veriler, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı, imara açılması, madencilik faaliyetlerinin artışı ve kırsal nüfusun tarımdan uzaklaşması gibi nedenlerle mevcut tarım politikalarının toprağı ve üretimi korumakta etkisiz kaldığını ortaya koymaktadır. Bu durum, Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesini zayıflatan ve gıda güvenliği açısından ciddi riskler doğuran yapısal bir sorun alanına işaret etmektedir. Tarımda yen� yağma hazırlıkları Son dönemde �kt�dar part�s� tarım alanında �k� öneml� yen�l�k yapmaya başladı. İlk yen�l�k, �şlenmeyen tarım araz�ler�n�n kanun zoruyla k�ralanmasını hedeflerken, �k�nc�s� �se detayları tam olarak açıklanmayan yen� b�r destekleme s�stem� üzer�neyd�. İlk g�r�ş�m şu şek�lde �lerled�: 5403 sayılı 2005 tar�hl� Toprak Koruma ve Araz� Kullanımı Kanunu'nun 8. Maddes�’ne, 23 Mart 2023'te ek fıkralar eklenm�ş ve 22 Ağustos 2024'te yayımlanan İşlenmeyen Tarım Araz�ler�n�n Tarımsal Amaçlı K�raya Ver�lmes�ne İl�şk�n Yönetmel�k aracılığıyla bu düzenlemen�n hayata geç�r�lmes� planlanmıştır. İlg�l� Kanunun 8/K 2. fıkrası, “Bakanlık; Haz�nen�n özel mülk�yet�nde veya Devlet�n hüküm ve tasarrufu altında bulunan tarım araz�ler� har�ç olmak üzere, mülk�yet� gerçek ve tüzel k�ş�lere a�t olup, h�ssel�l�k, mülk�yet �ht�lafı, parçalılık, tarımsal faal�yete son ver�lmes�, göç veya başka b�r sebeple üst üste �k� yıl süreyle �şlenmeyen tarım Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 337 ‒ araz�ler�n� tesp�t ederek, ekonom�ye kazandırılması ve kamu yararına kullanılması �ç�n bu araz�ler� k�ra gel�r� araz� mal�kler�ne a�t olmak üzere ve araz�n�n vasfının değ�şt�r�lmemes� şartıyla sezonluk olarak ray�ç bedelden aşağı olmamak üzere k�raya ver�r”. hükmünü �çermekted�r. Ancak 2024 değ�ş�kl�kler� �ç�nde yer alan 8/K/1 fıkrası, “k�ralamayı” aşan n�yetler�n varlığına da �şaret etmekted�r.: “Bu Kanunun uygulanması �le �lg�l� olarak, �ht�yaç duyulması hâl�nde, yeter gel�rl� tarımsal araz� büyüklüğünün altındak� tarımsal araz�ler� yeter gel�rl� tarımsal araz� büyüklüğüne çıkarmak veya mülk�yetten kaynaklanan �ht�lafları g�dermek amacıyla kamulaştırma �le satım �şlemler� Bakanlığın taleb� üzer�ne Mal�ye Bakanlığınca �lg�l� mevzuatına göre yer�ne get�r�l�r”. Eğer ek�l� alanların gen�şlet�lmes� �sten�yorsa, Osmanlı'nın 16. yüzyıl uygulamalarında çözüm aramaya gerek yoktur. Öncel�kle ç�ftç�ler�n topraktan ve tarımdan uzaklaşma nedenler�n� sorgulamak gerekmekted�r. Bu nedenler arasında sırasıyla IMF/Dünya Bankası tarım programlarının AKP tarafından sadakatle uygulanması, tarımın dışa bağımlı hale get�r�lmes� ve ç�ftç�lere yeterl� desteğ�n sağlanmaması yer almaktadır. Ayrıca, artan g�rd� mal�yetler� ve mal�yet enflasyonu karşısında ç�ftç�ler�n elde ett�kler� satış f�yatlarının alıcı ş�rketler tarafından bel�rlenmes� sorunu mevcuttur. Ç�ftç�ler�n yaş ortalamasının 58’e ulaşması, yan� gençler�n bu koşullarda tarımda kalmak �stememes�, dolayısıyla toprakların terk ed�lmes�ne yol açmaktadır. Bu duruma neden olan AKP �kt�darı, ek�lmeyen toprakların ş�rketler tarafından kullanılmasının çözüm get�receğ�n� düşünmekted�r. Sadece k�ralama değ�l, kamulaştırma ve satış yolunu da açarak, ş�rketleşmey� teşv�k etmey� planlamaktadır. AKP uygulamalarından tanık olduğumuz keyf� kararlar �le rant ve yandaş kayırma öncel�kler� d�kkate alındığında, üret�c�ler�n ve kırsal mülk sah�pler�n�n çıkarlarının öncel�kl� olarak korunab�leceğ� hususunda haklı tereddütler ortaya çıkmaktadır. AKP hükümet�, 22 Ağustos Yönetmel�ğ�nden b�r hafta sonra, 29.08.2024 tar�hl� Resm� Gazetede yayınlanan 2025–2027 Yıllarında Yapılacak B�tk�sel Üret�me Yönel�k Desteklemelere İl�şk�n Karar �le destekleme yöntemler�n� köklü b�r şek�lde değ�şt�rmeye yönelm�şt�r. Bu öneml� düzenlemen�n Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s�n�n b�lg�s� dışında yapılması d�kkat çek�c� b�r durumdur. Karar, kamuoyunda "gübre ve mazot desteğ� kalkıyor" Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 338 ‒ haber�yle gündeme gelm�şt�r. Yen� destek s�stem�yle, üret�m planlaması kapsamındak� b�tk�sel ürünler �ç�n temel b�r destek s�stem�n�n açıklanacağı ve g�rd� destekler�n�n de bel�rl� oranlar çerçeves�nde bu s�stem �ç�nde yer alacağı bel�rt�lm�şt�r. Ancak bu konuda g�rd� f�yatları sürekl� yukarı çıkarken, "bel�rl� oranların” nasıl sağlanacağı, daha da öneml�s�, alan bazında destekler�n artıyor g�b� göründüğü ürünlerde toplam destek m�ktarında gerçek b�r artışın olup olmayacağı yönündek� sorular yanıtsız kalmıştır. Gayr�saf� Yurt İç� Hasıla’nın yasal olarak ayrılması gereken %1'l�k kısmı yer�ne %0,2’s� desteklemeye ayrılırken bu yen� s�stemde ne değ�şecekt�r. Yen� düzenlemen�n anlamlı b�r destekleme olduğunu söyleyeb�lmek �ç�n tarımsal katma değer�n en az üçte b�r�, yan� GSYH’n�n %2’s� desteklemeye ayrılmalıdır. Sonuç ve Değerlendirmeler Burada sunulan göstergeler, Türkiye’de tarım sektörünün son yirmi yılda ciddi bir yapısal zayıflama yaşadığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Tarımsal istihdamdaki hızlı çözülme, yatırımların gerilemesi, girdi maliyetlerinde yaşanan artışlar, ithal girdiye bağımlılığın yükselmesi, gıda ve hayvancılık ithalatındaki sıçrama, tarımsal dış ticaret açığının kalıcı hale gelmesi ve tarım arazilerinde yaşanan kayıplar, tarım sektörünün hem ekonomik hem toplumsal açıdan sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Bu gelişmeler yalnızca üretim düzeylerini etkilemekle kalmamış; gıda fiyatlarının kontrolünün kaybedilmesi, küçük çiftçinin gelirlerinin erimesi, bölgesel eşitsizliklerin derinleşmesi, kentlere zorunlu göç, düşük gelirli yurttaşların gıdaya erişiminde keskin bir bozulma gibi çok daha geniş çaplı ekonomik ve toplumsal etkiler yaratmıştır. Tarımın zayıflaması, Türkiye’de hem enflasyon dinamiklerini hem de sosyal refahın dağılımını doğrudan belirleyen bir zafiyet alanı haline gelmiştir. Tarım, giydiren ve doyuran stratejik bir sektördür. Gıdaya erişimde gıda güvenliği de önümüzdeki yüzyılın en önemli sorunlarından olacaktır B�rleşm�ş M�lletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), ver�ler�ne göre farklı bölgelerde üret�m sorunları gelecekte daha da artacağına �şaret etmekted�r. 8 m�lyara yaklaşan nüfusun b�r m�lyara yakını açlık r�sk� �le karşı karşıyadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 339 ‒ Dünya gel�şm�ş ülkeler�n Endüstr� 5.0 geçt�ğ� süreçte ülkem�z Endüstr� 3,5 sev��yes�nded�r. Bu süreçte tarımın mak�nalaşması ve katma değerl� ürün üret�m�ne geç�lmes� ve marka ürün üreterek yurt dışına ürün satab�len pol�t�ların gel�şt�r�lmes� de öneml�d�r. Kooperat�fç�l�k,alım garant�l� sözleşmel� üret�m, kamucu pol�t�kalar tarım �ç�n gelecekte de olmazsa olmaza dönüşecekt�r. AKP �kt�darları dönem�nde kamu tarımda sey�rc� tüccar bel�rley�c� olması, düşük alım f�yatları, yüksek g�rd� f�yatları tarım kes�m�nde sorunları der�nleşt�rm�şt�r. Ürün desenler�ne göre farklı ürünlerde artan üret�m üret�c�n�n ürünün tarlasında kalmasına neden olmakta ç�ftç� borçlarını ödeyemed�ğ� �ç�nde hac�z kapısına dayanmaktadır. 2025 yılında ç�ftç� borçlanması yalnız bankalara b�r tr�lyon 117 m�lyar l�raya er�şm�şt�r. Tak�pte alacak artarken tarla ,traktör, hayvan hac�zler� �cra da�reler�n�n uygulamalarında ön sıralarda yer almaktadır. Gıda da kend� kend�ne yetmeyen ülkeler�n başka ülkeler�n el�ne bakması özgürlüğü �ç�nde r�sk noktasıdır. Sümerlere atfed�len b�r ata sözünde gümüşü ve altını alanlar buğday �le koyunu olanın kapısında bekler sözü yanında Mustafa Kemal Atatürk’ün kılıç �le Saban �k� Fat�hten b�r�nc�s� da�ma �k�nc�s� karşısında yen�lm�şt�r �fades� de tarım önem�n� vurgular. AKP İkt�darları dönem�nde kamucu anlayıştan uzak özelleşt�rme �le ç�ftç� yanında olan yem,gübre,üret�m tes�s�ler� satılması da ç�ftç� bes�c� mal�yetler�n�n katlamasına yol açmıştır. 24 Ocak kararları sonrası IMF ve Dünya Bankası programları �le tarım makas adeğ�ş�kl�ğ�ne g�tm�ş taban f�yattan gümrük ver�s� ve �thalata değ�ş�mler yaratılmıştır Adalet ve Kalkınma Part�s� (AKP) de uyguladığı pol�t�kalarda bu sürec�n acımasızca uygulandığı b�r model olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 340 ‒ Sürekl� tarımda �thalat kapısı açık tutulmuş son yıllarda yerl� üret�c� �thalat sopası �le üret�mden soğutulmuştur. Gübreden yeme gıdadan hayvana aralıksız �thalat tarımın canına okumuştur. AKP’l� yıllarda uygulanan emek ve üret�m karşıtı, �thalata dayalı yanlış tarım pol�t�kaları etk�s� her yıl daha bel�rgenleşmekted�r. Sürekl� dışa bağımlı yem ve gübre g�b� tarımda olmazsa olmaz ürünler f�yat artışı g�rd� mal�yetler�n�n d�ğer kalemler�ndek� artış �le tarımı oldukça sıkıntılı b�r sürece sokmuştur. Tahıl ve bazı baklag�ller alım f�yatları ş�rketler�n kontrolünde sürdürülmes� üret�c�y� öneml� ölçüde sorunlu kılmıştır. B�rden çok ürün Kamu müdahale alımı yapmadığı dönemlerde çöp olmaktadır. Patates g�b� 1999 yılında 6,5 m�lyon ton üret�m� olan ürün 2024 yılında da değ�şen 30 m�lyon k�ş� nüfusa rağmen aynı m�ktarda üret�m sağlandığı halde tarlada kalmış ve �k� yıldır üret�c�s�ne zarar ett�rm�şt�r. S�stem ş�rket ve büyük tüccarlar el� �le seçmece ürün alınması ve kamunun alımlarda olmaması �le doğrudan bağı vardır. AKP �kt�darları boyunca tarladan çatala kadar tarım sektörü hak ett�ğ� değer� bulmaması gıda da g�derek arz açığına neden olacağını göstermekted�r. Halen hububat ve bakl�yat ürünler� ağırlıklı olmak üzere temel gıda sayılan 21 üründe ülkem�zde arz açığı bulunmaktadır. Ç�ftç�ler ve üret�c�ler yoksulluğa ve aynı zamanda kırsaldan kente göçe zorlanmaya devam ed�lmekted�r. Köy okulları ve sağlık ocakları kapatılması ve taşımalı eğ�t�mde sorunların oluşmasında öneml� etkend�r. Tarım alanları daralması ve ç�ftç� sayısını azalması yanında üret�m desenler�nde değ�ş�kl�k stratej�k açıdan tarımda sorunların der�nleşmes�ne yol açmaktadır AKP �kt�darlarında uygulanan yanlış tarım pol�t�kalarının yansıması raftak� ürününde fah�ş f�yatla satılmasına yol açmaktadır. Üret�c�, bes�c�. Ç�ftç� kazanmazken b�r avuç yandaş �thal ürünlerden vurgun vurmaktadır.İthalat p�yasa dengelemek ve arz açığı g�dermek kadar b�r kes�m�n karına kar katan b�r anlayışla sürdürülmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 341 ‒ Marketlere tanınan sözleşmel� doğrudan üret�mde de marketlerde hal çıkışlı ürünlerle aynı f�yatla ürünü rafa yansıtmaları p�yasa uygun f�yatla ürün satmaktan çok daha kar ederek kazanç artırma uygulamasına dönmüştür. Sözleşmel� üret�m�n artırılıp kapsamın gel�şt�r�lmes� alım garant�l� üret�me geç�ş sağlanması öncel�klenmel�d�r. Ülkem�zde AKP �kt�darları dönem�nde gıda ürünler�n�n de �çer�ğ� sürekl� tartışılır konuma erm�şt�r. Takl�t tağş�ş h�lel� gıdalar ve pest�s�t g�b� �stenmeyen durumlarda eğ�t�mde denet�mde yeters�zd�r. H�jyen koşulları üretene bırakılması bu bağlamda yeterl� eğ�t�m�n sağlanmaması da öneml� eks�kl�kt�r. Küresel �kl�m değ�ş�kl�kler� �le sulama ve �çme suyu önem� her geçen gün artmaktadır Ülkem�z su fak�r� b�r ülked�r. Suyu g�derek dünya da da önem� daha bel�rg�n artacaktır Ülkem�zde Akden�z ve Karaden�ze boşa akan suların yönünü başta �ç Anadolu ya çevr�lmel�d�r. Yer altısuları öneml� ölçüde çek�lmes�, göller�n kuruması karşısında AKP �kt�darları sürec�nde yeterl� ve gerekl� önlemler alınmaması su yönet�m�n de sıkıntıya sokmuştur. Kapalı s�steme geç�lmes� kuyu sularının ruhsatlandırılması, modern sulama yöntemler�n�n yaygınlaştırılması ve kuraklığa dayanıklı ürün desenler�n�n su sorunlu bölgelere kaydırılması sağlanmalıdır. 2002 yılının altında 2025 yılında üret�m gerçekleşen hububat, bakl�yat ve yağ b�tk�ler� �ç�nde kapsamlı ve r�sk� yöneteb�l�r pol�t�kalar AKP �kt�darları dönem�nde yapılamamıştır. AKP uyguladığı tarım pol�t�kaları tarımsal üret�m�n kapas�tes�n� artırarak �thalat bağımlığını azaltmak yer�ne tam ters� uygulamalar �çermekted�r. Ç�ftç�ğ� ve üret�c�ğ� odağına alan uygulamalardan uzak düzenlemeler ve uygulamalar �le tarım her geçen yıl daha da sorunlu kılınmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 342 ‒ Gıda güvenl�ğ�nde gıda arzı ve gıdaya er�ş�m� sürekl�l�ğ� �thal ürünle sağlanması gelecek adına da kaygı ver�c� b�r durumdur. Ç�ftç�n�n güvenle üreteb�lceğ� şart ve koşullar �y�den �ye daraltılmış durumdadır F�nansal destekler g�rd� desteğ� üret�m aracı ve f�yat destekler� sulama desteğ� sosyal desteklerle tarımın öncel�kleyen b�r b�ç�mde ele alınması �ht�yaçtır İkl�m değ�ş�kl�ğ� �le ortaya çıkan yen� durumlarda tarımsal üret�m üzer�nde yarattığı olumsuzluğu öngörecek b�r bakış ve yaklaşıma �ht�yaç vardır. Türkiye; sahip olduğu toprak ve su varlığı, coğrafik konumu ve iklim koşulları nedeniyle tarım potansiyeli yüksek bir ülkedir. Ekolojik zenginlik ve ürün çeşitliliği bakımından dünyanın sayılı ülkelerinden birisidir. Ülkedeki bitki türü sayısı Avrupa kıtası ile hemen hemen aynıdır. İnsan beslenmesinde hayati önemi olan birçok bitki türünün de gen merkezidir. Ancak bu potansiyel yeterince değerlendirilememekte; ihracat artırılamadığı gibi, ithalat da düşürülememektedir. Çünkü dış ticaret dengesinin ihracat yönünde sağlanabilmesi ancak üretim maliyetlerinin düşürülmesi, destekleme araçlarının doğru ve amaca uygun olarak kullanılması ve istikrarlı politikalarla sağlanabilir. 2025 yılı TÜİK �lk tahm�n�nde Tarım ve Orman Bakanlığı ver�ler� üzer�nden 2025 yılı �ç�n 19 m�lyon 600 b�n ton b�r üret�m öngörürken ek�m 2025 tar�h�nde üret�m� 17 m�lyon 900 b�n ton olarak öngörmes� beş ayda 1 m�lyon 700 b�n tonluk b�r sapma olduğunu göstermes� d�kkat çek�c�d�r. Kırmızı merc�mekte de mayıs 2025 de açıklanan 340 b�n tonluk üret�m ek�m 2025 de 230 b�ne düşürülmes� 110 b�n tonluk b�r açığın ortaya çıkmasına neden olmuştur arpa da da mayıs 2025 de açıklanan üret�m tahm�n� de 7 m�lyon 500 b�n ton �ken ek�m 2025 tar�h�nde 6 m�lyon ton olarak öngörülmes� ve 1 m�lyon 500 b�n tonluk b�r kayıbın açığa çıkması bu bağlamda öngörü eks�kl�ğ�n�nde sorunlu olduğunun gösterges�d�r. Hayvancılıkta et ve süt üret�m�nde kal�tey� artıracak pol�t�kalar uygulanması ve dışa bağımlıktan kurtulunmasına yönel�k b�r uygulama anlayışı da yoktur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 343 ‒ Meralar korunmamakta,yem f�yatlarında dışa bağımlılık �le sürekl� artış özell�kle b�r l�tre süt satıp 1,5 kl�o yem alamayınca zarar eden süt �nekç�l�ğ� yapanların hayvanlarını kes�me öndermes�ne neden olmaktadır Ayrıca buzağı ölümler� önlenmemes� hayvan hastalıkları �le mücadelede yeters�z kalınması ahır g�derler� artması hayvancılık �ç�n c�dd� r�skt�r. 2025 yılında 81 �lde yaşanan Şap salgını et ve süt kayıplarına neden olurken hayvanı ölen �ç�n herhang� b�r destek uygulaması da ver�lmem�şt�r. 2025 yılı sorunlu olmasına rağmen ç�ftç�ler�n banka borçları ötelend�r�lmemes� tarım kes�m�n� ayrıca zora sokmuştur. Kamuya a�t ç�ftç� dostu olması gereken TMO ve Et Süt kurumu �thalatçı kuruluşlara dönüştürülürken örnek ç�ftl�kler� �le üret�c� bes�c� ve ç�ftç� yol gösterecek TİGEM dah� t�car� b�r kuruluş g�b� değerlend�r�lmekted�r. Şeker fabr�kalarından kamu da kalanlar dışında özelleşen fabr�kalar Kota uygulamalarını t�car� b�r araç g�b� kullanıp ş�rketler el� �le ç�ftç�y� pancar ek�m�nde sorunlu duruma düşürmüşlerd�r Balıkçılığın gel�şt�r�lmes� modern alt yapı eğ�t�m su ürünler� yet�şt�r�c�l�ğ� Ar-Ge çalışmaları yanında Pazar gel�şt�rme ve etk�n denet�m alanlarında sorunlar AKP �kt�darları dönem�nde g�der�lemem�şt�r. Den�z ve İç Suların korunması balıkçılığın çok yönlü gel�şt�r�lmes�, dışa bağımlığın azaltılması b�l�msel temell� yaklaşımlarla balıkçılık önemsenmel�d�r. AKP �kt�darları dönem�nde balıkçılıkta sorunların artığı b�r alana dönüşmüştür AKP �kt�darları tarımda da bölgesel kalkınmayı öncel�klemem�ş ve bu konuda yeterl� çalışmalar gerçekleşmem�şt�r. Ç�ftç� ortalama yaşı 58 çıktığı süreçte gençler�n tarıma yönelmes�ne yönel�k dar çalışmalar dışında teşv�k ed�c� uygulamalar gel�şt�remem�şt�r. Bunun yansıması kırsalda yaşam �y�ce daralmıştır. Tarımda eğ�t�m b�l�msel çalışma ve kend� kend�ne yeter ülke olma sürec� doğru yönet�lmemes� sorunları gıda güvences�n� de sorunlu kılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 344 ‒ Dolayısıyla Türkiye’nin tarım politikasında bir paradigma değişikliğine ihtiyacı olduğu açıktır. Tarımın kalkınma stratejisinin merkezine alınması; çiftçinin maliyet yükünü azaltacak, üretimi sürdürülebilir kılacak, girdi bağımlılığını azaltacak, tarım arazilerini koruyacak ve gıda fiyatlarını kontrol altına alacak, bütüncül bir planlamanın hayata geçirilmesi gerekmektedir. AKP bu dönüşümü hayata geçirecek perspektiften yoksundur. Kamucu ve planlamaya dayanan perspektifimizle diğer sorunlarla birlikte tarımda belirtilen sorunları da çözeceğiz. Türkiye; sahip olduğu toprak ve su varlığı, coğrafik konumu ve iklim koşulları nedeniyle tarım potansiyeli yüksek bir ülkedir. Ekolojik zenginlik ve ürün çeşitliliği bakımından dünyanın sayılı ülkelerinden birisidir. Ülkedeki bitki türü sayısı Avrupa kıtası ile hemen hemen aynıdır. İnsan beslenmesinde hayati önemi olan birçok bitki türünün de gen merkezidir. Ancak bu potansiyel yeterince değerlendirilememekte; ihracat artırılamadığı gibi, ithalat da düşürülememektedir. Çünkü dış ticaret dengesinin ihracat yönünde sağlanabilmesi ancak üretim maliyetlerinin düşürülmesi, destekleme araçlarının doğru ve amaca uygun olarak kullanılması ve istikrarlı politikalarla sağlanabilir. Ormanlar amacı dışında kullanılmaktadır Anayasanın 169’uncu maddes�nde ormanların korunup gel�şt�r�leceğ�ne ve daraltılamayacağına �l�şk�n hükümler konulmuş olmasına rağmen gerek yasal düzenlemeler gerekse �daren�n yetk�ler�n� kullanmaması sonucunda orman tahr�batı devam etmekte, �z�n �rt�fak yoluyla amaç dışı kullanımlarla orman alanları sürekl� olarak daraltılmaktadır. İbretl�k b�r olayla başlamak gerek�rse; L�mak ve IC Hold�ngler�n ortak �şt�rak� YK Enerj�, �şlett�ğ� maden alanını gen�şletmek amacıyla Muğla’nın M�las �lçes� İk�zköy’dek� Akbelen ormanında katl�am yaparken, 31 Temmuz 2023 tar�h�nde doğamızı yok eden maden kuruluşlarının oluşturduğu Maden Platformu “Türk�ye’n�n enerj� ve madenc�l�kte dışa bağımlılığını azaltmak �ç�n çalışıldığı, madenc�l�k amaçlı faal�yetler �ç�n Tarım ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 345 ‒ Orman Bakanlığı’ndan �z�n almanın zorunlu olduğu, kes�len 100 b�n ağaçtan sadece 1 tanes�n�n madenc�l�k faal�yetler� �ç�n kes�ld�ğ�, orman alanlarının sadece b�nde 3’ünün madenc�l�k �ç�n geç�c� olarak kullanıldığı, madenc�l�k �ç�n geç�c� olarak kullanılan alanların Orman Genel Müdürlüğü’nün onayladığı rehab�l�tasyon projes�ne göre rehab�l�te ed�lerek Orman İdares�ne tesl�m ed�ld�ğ�” yönünde b�r açıklama yaptı. Ormanlarda maden açmak �ç�n Orman Genel Müdürlüğü’nden �z�n alınması zorunlu olduğu doğrudur, ancak 2004 yılında AKP’n�n yaptığı Maden Kanunu değ�ş�kl�ğ�nden sonra madenc�ler�n �şler�n� kolaylaştırmak �ç�n ormanlarla �lg�l� mevzuat da değ�şt�r�ld�. Orman Genel Müdürlüğü, Maden ve Petrol İşler� Genel Müdürlüğü’nün dağıttığı ruhsat alanlarının tümüne �z�n ver�r hale get�r�ld�. Ayrıca, ormancılık pol�t�kaları uzmanlarına göre; Türk�ye’de yok ed�len orman ekos�stemler�n yerler�nde yen�den oluşturulmuş b�r tane b�le madenc�l�k alanı yoktur. Çünkü kes�len her ağacın yer�ne 100 tane ağaç d�k�lse b�le sınır olarak b�r orman alanı oluşturulab�l�r, orman ekos�stem� değ�l. Orman ekos�stem�ndek� �şley�ş b�r kez bozulduğunda, tekrar ağaçlandırma yapılarak ekos�stem yaratılamaz. Bu, b�nlerce yılda oluşan b�r süreçt�r. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 16, 17 ve 18’�nc� maddeler�ne göre orman alanlarının ormancılık dışı amaçlar �ç�n tahs�s ed�leb�lmes� ormansızlaşmanın en başta gelen neden�d�r. Orman alanlarından maden, enerj�, tur�zm, ulaştırma vb. �ç�n tahs�sler�n sayısı yüzb�nler� bulmaktadır. Her yıl yangınlardan dolayı kaybed�len orman alanlarının 4 katından fazlası maden, enerj�, tur�zm, ulaşım g�b� ormancılık dışı amaçlarla yapılan tahs�sler neden�yle yok olmaktadır. 1956 yılında çıkarılan Orman Kanunu sonrası 811 b�n hektar orman alanı �z�n ve �rt�faka konu ed�lm�şt�r. Bu alan mevcut orman alanlarının %3,5’�n� oluşturmaktadır. Bu alanlar 2003 yılına kadar 46 yılda 250 b�n hektar �ken, AKP �kt�darında 2003-2023 tar�hler� arasındak� 20 yılda 561 b�n hektarı bulmuştur. 1956 tar�h�nde çıkarılan Orman Kanunu’nda 2002 yılına kadar 46 yılda 15 defa değ�ş�kl�k yapılmasına karşılık, 2003-2023 tar�hler� arasındak� 21 yılda 30 defa değ�ş�kl�k yapılmıştır. AKP �kt�darı tarafından Kanunun 16’ıncı maddes� üç defa, 17’�nc� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 346 ‒ maddes� 8 defa ve 18’�nc� maddes� �se �k� kez değ�şt�r�lm�şt�r. Bu değ�ş�kl�kler�n orman alanlarının ormancılık amacı dışında kullanımını artırmak �ç�n yapıldığı anlaşılmaktadır. 28 N�san 2018 tar�hl� ve 7139 sayılı Resm� Gazetede yayımlanan Kanunla 6831 sayılı Orman Kanunu’na eklenen ve anayasaya açıkça aykırı olan Ek-16’ncı Madde �le “b�l�m ve fen bakımından orman olarak muhafazasında h�çb�r yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmes� de mümkün olmayan yerler �le bu madden�n yürürlüğe g�rd�ğ� tar�hte üzer�nde yerleş�m yer� bulunan ya da yerleş�m yer� oluşturulması uygun olan taşlık, kayalık, ver�ms�z ve f��len orman vasfı taşımayan alanlar orman sınırları dışına çıkartılarak tapuda Haz�ne adına tesc�l ed�l�r” hükmü get�r�lm�şt�r. 7 Ocak 2021 tar�hl� ve 31357 sayılı Resmî Gazetede Ek 16’ncı Madde kapsamında orman sınırları dışına çıkarma �şlemler�ne �l�şk�n yönetmel�k yayımlanmıştır. Ek-16’ncı Madde �le 1 aded� Bakanlar Kurulu Kararı 16’sı �se Cumhurbaşkanı kararı �le bugüne kadar 17 kararla 22 m�lyon 344 b�n metrekare (2.234 hektar) saha orman alanından çıkarılmıştır. Kısacası 2018 yılında geç�len başkanlık s�stem� en çok ormanlara zarar verm�şt�r. En son 19 Ocak 2024 tar�hl� kararla orman sınırları dışına çıkarılan alanlar 5 m�lyon 983 b�n metrekared�r (598 hektar). Bugüne kadar orman sınırları dışına çıkarılan alanların %27’s� bu kararla çıkarılmıştır. Türk�ye genel�nde on b�nlerce Ek-16’ncı madde taleb� bulunmaktadır. Bu başvurulardan ancak AKP �le s�yas� bağlantıları olan k�ş�ler�n taleb� karşılanmakta, k�ş�ye özel uygulamalar vatandaşlar arasında büyük huzursuzluklara yol açmaktadır. Bu nedenle Cumhurbaşkanının b�r �mzası �le orman alanlarından çıkarılma �şlem�ne derhal son ver�lmel�d�r. Türk�ye ormancılığının b�r başka tartışma konusunu da 2/B araz�ler� olarak b�l�nen ve kadastrosu çalışmaları sırasında orman sınırları dışına çıkarılan alanlar oluşturmaktadır. Bu alanlar Orman Kanunu’nun 2’nc� Maddes�n�n (B) bend�nde bel�rt�len 31 Aralık 1981 tar�h�nden önce b�l�m ve fen bakımından orman n�tel�ğ�n� tam olarak kaybetm�ş yerler� kapsamaktadır. 1982 Anayasası bu alanların orman köylüler�n�n kalkınmalarının desteklenmes� amacıyla kullanılmasını hükme bağlamıştır. Ancak 26 N�san 2012 tar�h ve 28275 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan 6292 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 347 ‒ Kanunla orman köylüsü olmayan hak sah�pler�ne satışlarının da önü açılmıştır. 2/B �le toplam 6 m�lyar 400 m�lyon metrekare (640 b�n hektar) orman alanı orman rej�m�nden çıkarılmıştır. Anayasanın 169’uncu Maddes�nde; “Devlet, ormanların korunması ve gen�şlet�lmes� �ç�n tedb�rler� alır. Ormanların gözet�m� devlete a�tt�r, mülk�yet� devrolunamaz, devletçe yönet�l�r ve �şlet�l�r” hükmü yer almaktadır. Ayrıca 7 Ek�m 2021’de kanunlaşan Par�s İkl�m Anlaşması �le ormanların korunacağın ve gen�şlet�leceğ� taahhüt ed�lm�şt�r. Buna rağmen talepler artmış, tahr�batın önü açılmıştır. Orman yangınları Anayasa’nın 169. maddes�, devlete ormanları koruma ve gen�şletme konusunda öneml� yükümlülükler yüklemekted�r. Bu bağlamda, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) tarafından açıklanan ver�ler, orman yangınlarının hem sayı hem de etk� açısından c�dd� b�r sorun olduğunu ortaya koymaktadır. Yangın Sayıları ve Alan Kaybı: 2022 yılında 2.160 yangında 12.799 hektar,2023 yılında �se 2.579 yangında 15.520 hektar orman alanı zarar görmüştür. Bu durum, yangın sayısındak� artışın daha gen�ş alan kaybına yol açtığını göstermekted�r. Yangınlarla Mücadele İç�n Harcamalar: Orman yangınlarla mücadeleye yangın sayısında ve zarar gören alan m�ktarında artış d�kkate alınarak ödenek ayrılması gerekmekted�r. Anayasa’ya Uyum ve Tedb�rler: 169. madde uyarınca devlet�n önley�c� tedb�rler� artırması gerekt�ğ� açıktır. Ancak 2025 yılı bütçe planlaması, bu zorunlulukla çel�şeb�l�r n�tel�kted�r. Orman Yangınlarıyla Mücadelede İy�leşt�rme İht�yacı: Teknoloj�k yatırımlar, erken uyarı s�stemler� ve gönüllü destek ağlarının gen�şlet�lmes� g�b� stratej�lere daha fazla kaynak ayrılmalıdır. Ayrıca, yangın sonrası rehab�l�tasyon çalışmaları da hızlandırılmalıdır. Devlet�n Anayasa'dak� yükümlülükler�n� yer�ne get�reb�lmes� �ç�n, yangın sayısını ve etk�ler�n� azaltmaya yönel�k daha gen�ş kapsamlı pol�t�kalar ve etk�n b�r bütçe yönet�m� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 348 ‒ gerekl�d�r. OGM'n�n gelecek yıllara yönel�k performans programlarının bu gerçekler ışığında yen�den düzenlenmes� önem arz etmekted�r. Orman Genel Müdürlüğü'nün sorumluluk alanında, �nsan kaynaklı yangınların önlenmes�ne odaklanan, l�yakate dayalı b�r yapı oluşturulmalıdır. Yangın önleme ve söndürme konularına da�r mevzuat yen�den gözden geç�r�lmel� ve güncellenerek eks�kl�kler g�der�lmel�d�r. Gerekl� denet�mler ve önlemler alınarak her anlamda hazırlıklı olunmalıdır. Özell�kle yangınların sık yaşandığı yaz aylarında, p�kn�k g�b� etk�nl�klere kısıtlamalar get�r�lmes� faydalı olab�l�r. Sulama yatırımları �hmal ed�l�yor Küresel �kl�m değ�ş�kl�ğ�n�n b�r sonucu olarak, dünya genel�nde artan sıcaklıklar ve azalan yağış m�ktarları, kuraklık afet�n�n hem sıklığını hem de ş�ddet�n� artırmaktadır. Kuraklık, d�ğer b�rçok doğal afet�n aks�ne, yavaş b�r süreç olarak gel�şeb�l�r ve büyük coğraf� alanlarda, hatta bazen b�r ülken�n tamamında c�dd� ekonom�k, çevresel ve sosyal etk�ler yaratab�l�r. Tarım sektörünün hem yüzey hem de yeraltı su kaynaklarına olan bağımlılığı neden�yle kuraklık, tarımsal ekonom�n�n pek çok yönünü etk�leyen karmaşık b�r yapıya sah�pt�r. Dolayısıyla tarımda suyun önem� �nkâr ed�lemez. Ülkem�z�n küresel olarak yarı kurak b�r �kl�m kuşağında yer alması, kuraklığın önem�n� daha da artırıyor. Kuraklığın tarıma olumsuz etk�ler�n� 2007, 2008, 2014, 2021, 2022 ve 2024 yıllarında deney�mled�k. Bu yıllarda b�tk�ler�n çıkış ve büyüme dönem�nde �ht�yaç duyduğu suyun toprakta yeters�z olması hem ver�mde hem de kal�tede c�dd� sıkıntılar doğurmuştur. Kuraklık yüzünden tarımsal üret�m büyük ölçüde azaldı ve bu durum sadece b�rçok ç�ftç�y� değ�l, ülke ekonom�s�n� de olumsuz etk�lem�şt�r. Kuraklık, tarımsal ürünler�n ver�ml�l�ğ�n� düşürmen�n yanı sıra yüksek gel�r get�ren mahsuller�n ek�m�nden ç�ftç�ler� uzaklaştırdı. Ayrıca �kl�m değ�ş�kl�ğ�n�n sonucu olarak son yıllarda ek�m, d�k�m ve hasat tar�hler�nde kaymalar yaşanmaya başlandı. Bu sezon, ürün ve bölgeye göre değ�ş�kl�k göstermekle b�rl�kte buğday ve arpa g�b� ürünlerde ek�m tar�h� yaklaşık b�r ay �ler�ye kaymıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 349 ‒ Meteoroloji Genel Müdürlüğünün yağış raporuna göre, ekim ayında uzun yıllar ortalamasına göre yağış yüzde 46, geçen yıla göre yüzde 27 azalmış, İzmir'in güneyi, Antalya'nın kuzeyi, Aydın, Manisa, Burdur, Mersin, Niğde, Gaziantep, Kilis, Adıyaman, Şanlıurfa çevrelerinde hiç yağış kaydedilmemiştir. Ekim ayı yağışları Ege Bölgesi'nde son 40, Marmara Bölgesi'nde ise son 23 yılın en düşük seviyesine inmiştir. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün aylık yayımlanan yağış raporunun 2024 yılı ekim ayı verileri açıklandı. Raporda, Türkiye geneli ekim ayı yağışının, normalin ve geçen yıl ekim ayı yağışının altında gerçekleştiği belirtilmiştir. Türk�ye genel�nde, ek�m ayındak� yağışlar son 6 yıldır normal�n altında kalmaya devam ed�yor. Yağışlar, Ege Bölges�nde son 40 yılın ve Marmara Bölges�'nde �se son 23 yılın en düşük sev�yes�ne ger�lem�şt�r. Bu durum, buğday ve arpa ek�m dönemler�n�n �ler� b�r tar�he ertelenmes�ne yol açmıştır. Bu sezon, bölgesel farklılıklar göstermekle beraber, yağışların Ek�m ayında beklenen düzeylerde gerçekleşmemes� ve bazı bölgelerde oldukça gec�kmes� neden�yle ek�l�şte 20 gün �le 1 aya kadar b�r gec�kme yaşandı. Kuraklık neden�yle b�rçok ç�ftç�m�z hububat ek�m�n� gerçekleşt�remed�. Artan dünya nüfusuyla b�rl�kte, mevcut tarımsal üret�m�n ver�ml�l�ğ�, nüfusun gıda �ht�yacını karşılamada yeters�z kalacaktır. Bu durumda, b�r�m alandan daha fazla ver�m elde etmek gerekt�ğ� açıktır. Bu amaçla, özell�kle su sıkıntısı çeken ülkem�zde, sürdürüleb�l�r su pol�t�kalarını her zaman ön plana çıkarmak şarttır. Ayrıca, ülkem�zdek� 23,9 m�lyon hektar tarım araz�s�n�n yüzde 28,5’l�k kısmında üret�len ve stratej�k öneme sah�p buğdayın yüzde 74,5’� kuru tarım alanlarında yet�şt�r�lmekted�r. Bu da kuraklığın tarımsal üret�m�m�ze ne denl� öneml� b�r etk�s� olduğunu göstermekted�r. Ülkem�zde, sulanması mümkün olan 8,5 m�lyon hektar araz� bulunurken, şu an sulamaya açılan araz� m�ktarı 7,1 m�lyon hektardır. Ülke genel�nde bu alanlarda sulama oranı yüzde 68, sulama ver�ml�l�ğ� �se yüzde 51 olarak gerçekleşmekted�r. B�tk�sel üret�m sürec�nde, 1 k�logram buğday üretmek �ç�n b�n 800 l�tre, çelt�k �ç�n �se 2 b�n 500 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 350 ‒ l�tre su kullanılmaktadır. Bu ver�ler, su kaynaklarının sürdürüleb�l�r b�r şek�lde yönet�lmes�n�n önem�n� daha da artırmaktadır. Sulama yatırımlarının tamamlanmaması ve bu yatırımlardan beklenen etk�nl�ğ�n sağlanamaması, öneml� yapısal sorunlar arasında yer almaktadır. Sürdürüleb�l�r b�r tarımsal üret�m �ç�n suyun varlığı vazgeç�lmez b�r unsurdur. Ancak, halen 1,4 m�lyon hektar alan sulama altyapısından yoksundur. Sulamaya uygun hale get�r�lecek her tarımsal alan, ülkem�z açısından büyük b�r kazanç sağlayacaktır. Öte yandan, mal�yetler�n sürekl� artması ve kâr oranlarının düşük kalması neden�yle özell�kle küçük �şletmeler�n sah�b� olan ç�ftç�ler�m�z�n tarımsal sürdürüleb�l�rl�ğ�n�n sağlanab�lmes� �ç�n gölet ve baraj g�b� sulama yatırımlarına öncel�k ver�lmes� gerekmekted�r. Ülke genel�nde sulamaya açılan alanlarda sulama oranı %68 ve sulama randımanı %51 olarak tesp�t ed�lm�şt�r. Bu düşük sulama randımanı, suyun kaynaktan tarlaya ulaşana kadar öneml� m�ktarda kaybolmasına neden olmaktadır. Sulama kanallarının çoğu esk� ve açık s�stemd�r; bu durumun �y�leşt�r�lmes� �ç�n sulama kanallarının yen�lenmes� ve kapalı s�steme geç�lmes� gerekl�d�r. Ayrıca, b�tk�lerde ver�m kaybına ve toprakta tuzlanmaya yol açan geleneksel sulama yöntemler� terk ed�lmel�d�r. Bu yöntemler sulama mal�yetler�n� artırmakta ve beklenen faydaları sağlamamaktadır. Ç�ftç�ler�m�z�n suyu b�l�nçl� b�r şek�lde kullanab�lmes� �ç�n gerekl� eğ�t�mler ver�lmel�d�r. B�r�m alanda kullanılacak su m�ktarının bel�rlenmes�yle aşırı su tüket�m�n�n önüne geç�lmel�d�r. Tarla �ç� modern sulama s�stemler�n�n kurulması sorumluluğu �se üret�c�ler�m�ze a�tt�r. Ancak, artan mal�yetler neden�yle ç�ftç�ler�m�z�n zorluklarla karşılaşması, modern sulama s�stemler�ne geç�şler�n� güçleşt�rmekted�r. Bu sebeple, su tasarrufu sağlayan modern sulama s�stemler�n� kurab�lmeler� �ç�n ç�ftç�lere yönel�k teşv�kler ve kred�ler artırılmalıdır. Tarımın manzara-� umum�yes� (Özet) Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) sulama s�stemler�ne geç�şler�n� güçleşt�rmekted�r. Bu sebeple, su tasarrufu sağlayan modern sulama s�stemler�n� kurab�lmeler� �ç�n ç�ftç�lere yönel�k teşv�kler ve kred�ler artırılmalıdır. ‒ 351 ‒ Tarımın manzara-� umum�yes� (Özet) Günümüzde dünya ölçeğ�nde uygulanan tarım programları küçük ve orta ölçekl� �şletmeler� tasf�ye etmekte, onların yer�ne çokuluslu tarım-gıda ş�rketler� tarafından dayatılan endüstr�yel tarım ve sözleşmel� üret�c�l�k model�n� öne çıkarmaktadır. Böylel�kle hem çokuluslu ş�rketler tarafından üret�len/pazarlanan tohum, �laç ve gübre g�b� tarım g�rd�ler�ne pazar yaratılmaktadır, hem de tarımda tekeller�n hak�m�yet� güçlend�r�lmekted�r. 1980 ve özell�kle 2000 yıları sonrası Türk�ye’de de IMF ve Dünya Bankasınca hazırlanan neol�beral tarım pol�t�kalarına �l�şk�n projeler, tarımda f�yat, g�rd� ve kred� destekler�n�n kaldırılarak doğrudan gel�r desteğ� (DGD) s�stem�ne geç�lmes�n�, tarım b�rl�kler�n�n �şlevs�zleşt�r�lmes�n�, bazı ürünlerde kota uygulamasını, bazılarında �se üret�m alanlarının daraltılmasını �çer�yordu. Bu projeler, uygulamada tarımda hızlı çözülme, kırdan kente göç, tarımda dağıtım, pazarlama ve ar-ge etk�nl�kler�n�n yerl� ve yabancı tekellere devred�lmes�ne yol açtı. Cumhur�yet�n �lk yıllarında ekonom�n�n ana gücü olan tarım sektörü sanay� devlet� olacağız d�ye göz ardı ed�lerek arka plana �t�lm�şt�r. 1980 yıllarda başlayan bu hızlı süreç AKP’n�n �thalat pol�t�kası �le z�rve yapmıştır. Ak Part� de neol�beral reçetey� acımasız b�r şek�lde tarım ve hayvancılık alanında da kes�nt�s�z uygulayarak, gıda üret�m�n�n dünyada g�derek stratej�k b�r önem kazandığı süreçte, Türk�ye’y� artan ölçüde dışa bağımlı hale get�rm�şt�r. Bu pol�t�kaların yanlışlığı Pandem� dönem� ve onu �zleyen Rusya Ukrayna savaşı sırasında �y�ce anlaşılır hale gelm�şt�r. Ülkem�zde son 23 yıldır �kt�darda olan AKP’n�n tarımda �zled�ğ� �thalat pol�t�kası bugün dışarıdan tem�n edemezsek soframızda yağımız, ekmeğ�m�z olmayacak g�b� görünmekted�r. Bu kötü yönet�m�n uyguladığı tarım pol�t�kasının sonuçları ekonom�k ver�lere de yansımıştır. Tarım sektörünün GSYH �ç�ndek� payı azalmaktadır.. Tarım sektöründe çalışanların toplam �st�hdam �ç�ndek� payı dramat�k b�r şek�lde düşmekted�r. Tohum p�yasasında çokuluslu ş�rketler�n hak�m�yet� vardır Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 352 ‒ Türk�ye’de tarım üret�m� �ç�n tohumluk tedar�k�nde yabancı sermayel� ve/veya yabancı ortaklı ş�rketler�n hak�m�yet� güçlenmekted�r. K�myasal gübre p�yasasına �thalat lob�s� egemend�r. K�myasal gübre sektöründek� kamu kuruluşlarının (TÜGSAŞ ve İGSAŞ) özelleşt�r�lmeler� 2005 yılında tamamlanmış ve kamunun üret�c� olarak varlığı sona erd�r�lm�şt�r. İç p�yasadak� gübre f�yatlarını, uluslararası p�yasalardak� hammadde ve gübre f�yatları; döv�z kurundak� değ�şmeler ve gübre tekeller�n�n kâr hırsı bel�rlemekted�r. Kent yoksulu da gıdaya ulaşamaz hale gelm�şt�r. Bugünlerde pandem�n�n uluslararası p�yasalarda yarattığı yan sorunların da etk�s�yle gıdaya er�ş�m zorlaşmaktadır. Son 23 yıldır ülke tarımını yöneten AKP hükümetler� ve en son Saraydan alınan kararlarla bugün ülkem�z �thalat yapamazsa �nsanın karnını doyuramayacak noktaya gelm�şt�r. AKP dönem�nde gıda alışver�ş�; adına varlık çadırları ded�ğ� tanz�m çadırlarında yoksul �nsanlarımızın saatlerce bekleyerek ürün almaya çalıştığı, marketler�n yaptıkları �nd�r�mde ucuz gıdaya ulaşmak �ç�n b�rb�r�n� ezmek zorunda kaldığı, semt pazarlarında akşam kapanış saat�nden sonra pazarda kalan artık ürünler� toplamaya mahkûm ed�lmes�, beled�yeler�n ucuza sattığı ekmek büfeler�nde sıra bekled�ğ� ç�lel� günlere dönmüştür. Bu süreç AKP’n�n b�l�nçl� ve �stekl� pol�t�kaları �le üretmek yer�ne �thalatı seçmes�yle gerçekleşm�şt�r. Pandem� sonrası Ukrayna Rusya savaşının devam ett�ğ� bu günlerde devam ett�ğ� şu günlerde b�rçok ülke yer�nde üret�m ve alternat�f üret�m modeller� oluşturmaya çalışırken AKP y�ne �thalatı seçm�şt�r. AKP’n�n 23 yıllık �kt�darlık sürec�nde tarımda yapısal değ�ş�m ve dönüşüm sağlanamamış, ver�len destekler sonucunda sektörde �st�krarlı b�r büyüme yakalanamamış, sektörde katma değer ve ver�ml�l�k artışı sağlanamamıştır. V�zyondan yoksun bakış açısı sonucunda kırsalda yaşam sev�yes� yükselt�lemem�ş bunun doğal sonucu olarak da tarımda yoksulluk yaygınlaşmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 353 ‒ 2025 yılında 86 milyon nüfusa ulaşan ülkemizde tarım politikalarının yeniden, toplumsal yarar gözetilerek şekillendirilmesi ihtiyaçtan ziyade bir zorunluluktur. Bu çerçevede, tarımın makroekonomik açıdan stratejik olarak desteklenmesi ve uzun vadeli istikrarlı politikalarla yönlendirilmesi gereklidir. Tarım sektörünün öneml� ve stratej�k b�r sektör olduğu kabul ed�lmekted�r. Dünya ölçeğ�nde de Dünya ölçeğ�nde de b�r taraftan nüfus artışının devamı gıda taleb�n� hızla artırmaktadır. Bu anlamda tüm ülkeler tarım sektörünü desteklemekted�rler. Tarım sektörünün ülken�n gıda �ht�yacını karşılamasının yanında başka fonks�yonları da bulunmaktadır. 2024 yılında sığınmacılar har�ç 86 m�lyonluk nüfusumuza 59 m�lyon tur�st de eklen�nce b�r yılda 145 m�lyon k�ş�n�n gıda �ht�yacının karşılanması gerekmekted�r. Tarım sektörünün b�r d�ğer �şlev� �hracat yaparak, ülkeye döv�z kazandıracak olmasıdır Tarım sektörü aynı zamanda sanay� sektörüne ham madde ve g�rd� sağlayan b�r sektördür. Ancak üret�m koşulları açısından sanay� ve tarım sektörler� farklı karakter�st�ğe sah�pt�rler. Tarım sektörü daha çok �kl�m koşullarına, tarımsal hastalıklara bağlı olup anlamda özel olarak d�kkatle �zlenmes�, gözlenmes� ve desteklenmes� gereken b�r sektördür. Ayrıca �kt�sat l�teratüründe tarım sektörü �ç�n K�ng Kanunundan bahsed�lmekted�r. Bu kanuna göre tarım ürünler�n�n üret�m m�ktarı �le f�yat düzey arasında ters �l�şk� bulunmaktadır. Yan� üret�m�n çok olduğu yıllarda ürünün f�yatları aşağı düşmekted�r, yan� arz ve talep denges�zl�ğ� hal�nde f�yatlar üret�m fazlalığına göre düşmekte, üret�m�n azlığı durumunda f�yatlar artmaktadır. Söz konusu talep arz denges�zl�ğ� neden�yle dünyanın hemen bütün ülkeler� tarımı desteklemekted�rler. Avrupa B�rl�ğ�’n�n ortak bütçes�n�n üçte 1'� de tarıma desteklemeye ayrılmaktadır. Ülkem�z�n tarım ve hayvancılığına yönel�k olarak 23 yıllık AKP �kt�darları sürec�nde yürütülen çalışmalar ve ver�len destekler hak ett�ğ� sev�yeye ulaşamamış, bu dönem üret�m�n ve üretenler�n adeta cezalandırıldığı b�r dönem olmuştur. 2002-2024 yılları arasında uzun vadel�, sürdürüleb�l�r ve üretenler�n desteklend�ğ� projeler�n hayata geç�r�lememes� ve uygulanan çarpık, uzun vadeden yoksun pol�t�kalar sonucunda tarım ve hayvancılık büyük sorunlarla karşı karşıya bırakılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 354 ‒ AKP’n�n 23 yıllık �kt�darlık sürec�nde tarımda yapısal değ�ş�m ve dönüşüm sağlanamamış, ver�len destekler sonucunda sektörde �st�krarlı b�r büyüme yakalanamamış, sektörde katma değer ve ver�ml�l�k artışı sağlanamamıştır. V�zyondan yoksun bakış açısı sonucunda kırsalda yaşam sev�yes� yükselt�lemem�ş bunun doğal sonucu olarak da tarımda yoksulluk yaygınlaşmıştır. Tarım ve Orman Bakanlığı, son 23 yıl �ç�nde “stratej�”, “v�zyon” ve “stratej�k plan” g�b� çok sayıda belge hazırlanmıştır. Ancak Bakanlığın hazırladığı bu belgelerdek� hedefler ya tutturulamamış ya da sürekl� rev�ze ed�lmek durumunda kalınmıştır. Bu durumun tek neden�; uygulamalara sadece AKP’n�n gözlüğünden bakılarak tarım ve hayvancılığın sorunlarının görmezden gel�nerek yok sayılması ve sorunların halının altına saklanması en öneml� etkend�r. Tarımı ve ç�ftç�y�, sürdürüleb�l�r üret�m� ve n�tel�kl� kalkınmayı gözetmeyen bu bütçe yukarıda saydığımız eks�kler ve sakıncalarla doludur. Üret�m�, üret�c�y� ve halkı yok sayan bu bütçe, �thalatçı ve rantçı b�r anlayışın ürünüdür, halkımıza değ�l rant�yeye h�zmet edecek b�r bütçed�r. Ç�ftç�y� yoran, toprağı zayıflatan, doğayı koruyamayan yönet�m mevcuttur. Bu �kt�dar, tarımı kader�ne; ç�ftç�y� borca; toprağı susuzluğa; ormanı rantın �nsafına bırakmıştır. Öncel�kle tarımda tam b�r plansızlık vardır. Y�rm� yıldır tarım sayımı yapılmamıştır. Bu ülken�n kaç dönüm nadasa kaldı, hang� bölgede hang� ürün ne kadar ek�l�yor, hang� havza ne kadar suya sah�p… Bunların h�çb�r� b�l�nmemekted�r. Destekler�n m�llî gel�r�n %1’� olması gerek�rken h�çb�r yıl bu hedef tutturulamamıştır. Üstel�k bu destekler zamanında da ver�lmem�ş; ç�ftç� tarlaya tohum atarken değ�l, borcunu ödeyemez hâle gel�nce destek görmüştür. Gübre, yem ve mazot f�yatları katlanırken, �kt�dar ç�ftç�y� “p�yasanın �nsafına” terk etm�şt�r. Ç�ftç�n�n borcu �se ülke tarımının en ağır yükler�nden b�r�d�r. Z�raat Bankası ç�ftç�n�n bankası olmaktan çıkmış; fa�zler artmış; kred�ler yapılandırılmamış; b�nlerce ç�ftç� �cra Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 355 ‒ kıskacına alınmıştır. Traktörüne, hayvanına hac�z gelen b�r ç�ftç�den üret�m beklemek mümkün değ�ld�r. Hayvancılıkta durum daha da kötüdür. Par�te bozulduğu �ç�n süt üret�c�s� zarar etm�ş, b�rçok üret�c� hayvanını kes�me göndermek zorunda kalmıştır. Damızlık hayvan sayısı düşünce �thalat kaçınılmaz olmuş; et �thalatı her yıl m�lyonlarca dolarlık yük yaratmıştır. Yem f�yatlarını düzenleyecek h�çb�r mekan�zma kurulmamıştır. Su yönet�m� �se ülkem�z�n belk� de en der�n kr�z�d�r. Türk�ye hızla su fak�r� b�r ülkeye dönüşürken �kt�dar suyu stratej�k b�r alan olarak b�le görmem�şt�r. Havzalar k�rlet�lm�ş, yeraltı suları kontrolsüzce çek�lm�ş, sulama yatırımları tamamlanmamış; GAP, KOP, DAP projeler� yıllardır sürüncemeded�r. Ormanlarımız �se korunmamış, aks�ne tahr�p ed�lm�şt�r. Yangınla mücadelede kapas�te eks�kl�ğ� ortaya çıkmış; m�lyonlarca metrekare orman alanı maden ve �nşaat �z�nler�yle yok olmuştur. Orman teşk�latı zayıflatılmış, b�l�msel planlama rafa kaldırılmıştır. Gıda güvenl�ğ� de �hmal ed�lm�şt�r. Denet�m yeters�zd�r, kaçak ürün kolayca ülkeye g�rmekted�r. Tarladan sofraya uzanan gıda z�nc�r� şeffaf değ�ld�r, �zleneb�l�r değ�ld�r. Bu tablo b�r hata değ�l, tarımın yönet�lmed�ğ�n�n; doğanın korunmadığının açık b�r �lanıdır. Ç�ftç� borçlu, toprak susuz, gıda güvences� tehl�keded�r.Türk�ye bugün tarımda üç büyük kr�z yaşamaktadır. B�r�nc�s� üret�m kr�z�d�r. Ek�m alanları daralmakta; mal�yet artışı yüzünden ç�ftç� üret�mden vazgeçmekte; stratej�k ürünlerde �thalat bağımlılığı g�derek artmaktadır. İk�nc�s� su ve �kl�m kr�z�d�r. Havzalar k�rlenm�ş, sulak alanlar kurumuştur. Ülken�n su yönet�m� dağınıktır; kuraklık planı yoktur; sulama altyapısı esk�, kayıp-kaçak oranı çok yüksekt�r. Üçüncüsü gıda güvenl�ğ� kr�z�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 356 ‒ Üret�c� kazanamamakta, tüket�c� pahalıya almaktadır. Aracılar s�stem� p�yasayı bozmakta, denet�mler yeters�z kalmakta, �thalatçı lob�ler güç kazanmaktadır. Bu tablo b�r ülken�n tarımda �flas tablosudur. Tarım ve Orman Bakanlığı Bütçes�n�n görüşülmes� sırasında CHP grubu tarafından ver�len; -Ç�ftç�n�n 2006 yılında çıkarılan 5488 sayılı Kanunun 21. Maddes� gereğ�, her yıl m�ll� gel�r�n en az %1’� kadar tarımsal destekleme almasıBakanlık Bütçes�n�n �lg�l� tert�b�ne 604.9 m�lyar TL daha eklenmes�n�, -Z�raat Mühend�s�, Balıkçılık Teknoloj�s� Mühend�sler�, Gıda Mühend�sler�, Su ürünler� Mühend�sler�, Veter�ner Hek�mler ve B�yologlar meslek grubunda olup atanamayan �şs�zler�m�ze �st�hdam �ç�n Bakanlık Bütçes�ne �lg�l� tert�plere 40 m�lyar 100 m�lyon TL artış yapılmasını, - Tarımda kadın ve genç ç�ftç�ler�n s�gorta pr�m g�derler�n� devlet�n karşılamasını, bunun �ç�n de Bakanlık bütçes�nden SGK’ya 100 m�lyar TL ek transfer amacıyla Bakanlık ödeneğ�n�n artırılmasını,, -Zeh�rlenmen�n önlenmes� ve ürün kontroller�n�n daha sıkı yapılması �ç�n Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü kadrosunda çalışma olanaklarını artıracak 50 m�lyon TL ödenek eklenmes�n�, talep eden önergeler�m�z red ed�lm�şt�r. Cumhuriyet Halk Partisi olarak tarım, su ve orman politikalarını Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığının, gıda güvencesinin ve ekolojik sürdürülebilirliğinin temel alanları olarak görüyoruz. Tarım sektörünü, çiftçinin refahını ve doğal kaynakların korunmasını esas alan bütüncül bir yaklaşımla yeniden yapılandırmayı hedefliyoruz. Bu çerçevede, Türkiye’nin tarım politikalarını planlı, veriye dayalı, çevreyle uyumlu ve toplumsal faydayı önceleyen bir yapıya kavuşturacağız. Aşağıda, CHP olarak tarım, su ve orman alanlarında hayata geçireceğimiz temel politika başlıkları yer almaktadır. 1. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Yapısını Yeniden Şekillendireceğiz Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) kavuşturacağız. Aşağıda, CHP olarak tarım, su ve orman alanlarında hayata geçireceğimiz temel politika başlıkları yer almaktadır. ‒ 357 ‒ 1. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Yapısını Yeniden Şekillendireceğiz Tarım, orman, su yönetimi ve gıda politikalarını tek çatı altında toplayan bir bakanlık inşa edeceğiz. Böylece mevcut dağınık yapıyı sonlandırarak; üretim Tarım, orman, planlaması, su yönetimi destekleme ve gıdasu politikaları, politikalarını tek çatı altında yönetimi, ormanların toplayan korunması bir ve gıda bakanlık inşakoordineli güvenliğinin edeceğiz.yürütülmesini Böylece mevcut dağınık yapıyı sonlandırarak; üretim sağlayacağız. planlaması, destekleme politikaları, su yönetimi, ormanların korunması ve gıda güvenliğinin koordineli yürütülmesini sağlayacağız. 2. Üretim Planlamasını ve Tarımsal Sayımı Yeniden Başlatacağız Türkiye’de 2. Üretim 20 yıldır yapılmayan Planlamasını ve tarım Tarımsal sayımını Sayımı düzenli hâle Yeniden getirerek her 5 yılda Başlatacağız bir güncelleyeceğiz. Üretim kapasitesini, toprak uygunluğunu, iklim etkilerini ve Türkiye’de 20 yıldırdikkate pazar ihtiyaçlarını yapılmayan tarım bazlı alan havza sayımını düzenli üretim hâle getirerek planlaması her 5 yılda uygulayacağız. bir güncelleyeceğiz. Üretim kapasitesini, toprak uygunluğunu, iklim etkilerini ve Veriye dayalı pazar tarım ihtiyaçlarını politikalarıyla dikkate alan havzaürün bazlıarzını üretimgüvence altına alacak, planlaması ithalata uygulayacağız. bağımlılığı azaltacağız. Veriye dayalı tarım politikalarıyla ürün arzını güvence altına alacak, ithalata 3. Çiftçinin azaltacağız. bağımlılığı Borç Yükünü Hafifleteceğiz Ziraat 3. Bankası’nı Çiftçinin yeniden çiftçinin Borç Yükünü bankası hâline getireceğiz. Hafifleteceğiz Tarım kredilerini hasat Ziraat Bankası’nı sonrası yeniden ödemeli çiftçinin modele bankası dönüştüreceğiz. hâline getireceğiz. Faizlerikredilerini Tarım silecek, hasat borçsonrası ödemeli yapılandırmalarında modele çiftçiyi koruyan düzenlemeler dönüştüreceğiz. getireceğiz. Faizleri silecek, borç yapılandırmalarında çiftçiyi koruyan düzenlemeler Traktör ve hayvan hacizlerini engelleyecek yasal mekanizmalar oluşturacağız. getireceğiz. Traktör ve hayvan hacizlerini engelleyecek yasal mekanizmalar oluşturacağız. 4. Tarımsal Destekleri Artıracağız ve Zamanında Ödeyeceğiz Tarımsal destekleri 4. Tarımsal millî Destekleri gelirin enve Artıracağız azZamanında %1’i olacakÖdeyeceğiz şekilde artıracağız. Desteklerin Tarımsal yarısınımillî destekleri ekim öncesinde, gelirin en az %1’ikalanını üretim artıracağız. olacak şekilde sezonunda ödeyerek çiftçinin finansman ihtiyacını karşılayacağız. Desteklerin yarısını ekim öncesinde, kalanını üretim sezonunda ödeyerek Mazottaki ÖTV yükünü çiftçinin finansman kaldıracağız. ihtiyacını karşılayacağız. Türkiye Mazottaki ÖTV yükünüBüyük Millet Meclisi kaldıracağız. (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 358 ‒ Gübre, tohum, yem ve sulama desteklerini maliyet artışlarına göre düzenli güncelleyeceğiz. 5. Hayvancılıkta Üretim Odaklı Millî Program Uygulayacağız Süt ve et üretiminde pariteyi sağlayarak üreticinin zarar etmesini engelleyeceğiz. Damızlık hayvan varlığını koruyacak destekler verecek, ithalata bağımlılığı azaltacağız. Yem maliyetlerini düşürecek ve meraları verimli şekilde kullanılabilir hâle getireceğiz. Hayvancılıkta kayıt sistemini güçlendirerek izlenebilir bir yapıya geçeceğiz. 6. Su Yönetimini Tek Yasal Çerçevede Birleştireceğiz Yeni bir Su Kanunu çıkararak suyu ulusal güvenlik ve yaşam hakkı olarak tanımlayacağız. Havza yönetim planlarını güncelleyecek, yeraltı suyu kullanımını kontrol altına alacağız. Sulak alanları, gölleri, akarsuları ve kıyı ekosistemlerini koruyan düzenlemeleri hayata geçireceğiz. Yüzey sularının kirlenmesini önleyecek etkin izleme sistemi kuracağız. Ayrıca: • Açık kanal sulama sistemlerini kapalı sisteme dönüştüreceğiz. • Yağmur suyu hasadı ve gri su kullanımını yaygınlaştıracağız. • Atık suyun arıtılarak tarımda kullanılmasını sağlayacağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 359 ‒ • Tüm yurtta içilebilir musluk suyu hedefi doğrultusunda altyapı yatırımlarını planlayacağız. 7. Tarımsal Su Kullanımını Verimlilik Esasına Göre Yeniden Düzenleyeceğiz Kuraklık riskine karşı tarımda su kullanımını azaltan teknolojileri yaygınlaştıracağız. Damla sulama, basınçlı sulama ve akıllı sulama sistemlerini destekleyeceğiz. Su tüketimi yüksek ürünlerde bölgesel üretim planlaması yapacağız. 8. Ormanları Bilimsel İlkelerle Koruyacağız ve Genişleteceğiz Orman ekosistemlerini korumak için bilimsel esaslara dayalı orman yönetim planlarını güçlendireceğiz. Maden, inşaat ve enerji projelerinin orman alanlarına verdiği zararları en aza indirecek yasal düzenlemeler yapacağız. Orman varlığını artıracak ağaçlandırma ve rehabilitasyon projelerini destekleyeceğiz. Yangınla mücadele kapasitesini güçlendirecek, erken uyarı sistemlerini yaygınlaştıracağız. 9. Gıda Güvenliğini Güvence Altına Alacağız Tarladan sofraya kadar uzanan gıda zincirinin tamamını izlenebilir hâle getireceğiz. Denetimleri güçlendirecek, laboratuvar kapasitesini artıracağız. Kaçak ve kontrolsüz ürün girişini engelleyeceğiz. Lisanslı depoculuk, soğuk zincir ve lojistik altyapısını güçlendireceğiz. Kooperatifleşmeyi yaygınlaştırarak aracılık maliyetlerini azaltacağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 360 ‒ 10. Tarımda Dijital Dönüşüm ve Teknolojik Üretimi Yaygınlaştıracağız Sensörlü izleme, uzaktan algılama, robotik tarım teknolojileri ve otonom ekipmanlar gibi yenilikçi üretim yöntemlerini destekleyeceğiz. Tarım Organize Sanayi Bölgeleri’ni yaygınlaştırarak üretim–sanayi–lojistik entegrasyonunu güçlendireceğiz. Yerli tohum geliştirme kapasitesini artırmak için Tarım Bilimleri Akademisini kuracağız. 11. Orman ve Su Yönetiminde Kurumsal Kapasiteyi Güçlendireceğiz Tarım, su ve orman yönetimi alanlarında uzman personel istihdam edeceğiz. Kurumsal yeniden yapılanmayı liyakat ilkesine göre gerçekleştireceğiz. Uzmanlık, teknik yeterlilik ve bilimsel bilgiye dayalı karar alma mekanizmaları kuracağız. Sonuç CHP olarak tarımı yeniden üretim odaklı, çevreye duyarlı, bilime dayalı ve planlı bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz. Çiftçinin refahını artıracak, gıda güvencesini sağlayacak, suyu ve ormanı koruyacak bütüncül bir tarım ve ekosistem politikası hayata geçireceğiz. Türkiye’nin toprağına, suyuna, ormanına ve üreticisine sahip çıkan; sürdürülebilir tarım ve güçlü gıda güvenliği sağlayan bir yönetim kuracağız. XX. SANAYİ VE TEKNOLOJİ Bakanlığın 2026 yılı Bütçe Teklifi ve 2024 yılına ilişkin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının Sayıştay denetim raporları, harcama kalemleri hakkında ayrıntılı bilgi vermekten uzaktır; yapılan harcamaların ayrıntısı raporlarda işlenmemiştir; Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 361 ‒ geçmiş yıllara dair önemli Sayıştay denetim bulgularının birçoğunun akıbeti belirsizliğe terk edilmiş ve son 7 yılın bulgularıyla kıyasladığımızda birçok kritik tespit raporlardan çıkarılmıştır. Kamu Destek ve Teşviklerinin Etki Analizleri, Sonuçları Yeterince Gözetilmemektedir. Sanayimizde olduğu gibi, bütçe tartışmalarına da bir “verimsizlik” ve “cari açık” sorunu hakimdir. Alınan yetkiyle bir önceki yılda yapılan kamu harcamalarının denetiminde geçmiş yıllara göre ciddi ölçüde derinlikten ve hesapverebilirlikten yoksun raporlar sunulmakta; bütçe tartışmalarında sorulara net ve şeffaf yanıtlar alınamamaktadır. Devamında, sanayinin sorunlarının ve daralmasının en yoğun olduğu dönemde Bakanlık sanki bu güncel sorunlar yokmuş gibi davranmaktadır. Bakanlık, gelinen aşamada dünya çapında düşen sıralamamızı ölçen raporları ve kıyaslamalı verileri, güvenilir sektörel analizleri ve iş dünyasının sağduyulu çağrılarını arka plana itmekte; cari sorunlar ile bütçe verilerini değil, 2002’deki verilerle 2024’teki verileri kıyaslamaya kalkmaktadır. Sanayimizin ve teknolojinin sorunları, teknik olmaktan ziyade, önceden hazırlanmış siyasi propaganda metinlerinin okunması yoluyla karşılanmaya çalışılmıştır. Hatta muhalefet milletvekillerinin Bakanlık yetkililerinden daha ayrıntılı veriler aktardığı, sunumlar gerçekleştirdiği görüşmelerde, sanayi üzerinde kalıcılaşan kur, maliyet, faiz baskısı, finansmana erişim yükü, pazar kayıpları ve birçok sektördeki rekabet sorunlarının nasıl çözüleceğine dair yanıtlar Bakanlıkça verilmemiştir. 2002 yılındaki destek ve teşvik rakamları, ihracat tutarı, o dönemdeki sanayi sektöründe çalışan insan sayısı aktarılarak 2024 yılındaki sorunlara 22 yıl önceki Türkiye örnek gösterilmek suretiyle, “sanayileşme” yerine adeta “şükretme” yolu tavsiye edilmiştir. Dünyada 23 yıl önce bizden birçok göstergede geride olduğu halde bugün önümüze geçen, yüksek teknolojili ürün ihracatında rekabet gücümüzün kalmadığı ülkelerin birçoğunun ilerlemesinde ise “ülkemiz kadar darbe, terör, savaş tehdidi ve krize maruz bırakılmamaları”nın etkili olduğu iddia edilmiştir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde, sanayide ve kalkınmada, üretim süreçlerinde hesapverebilirlik yok sayılmış; Türkiye’nin kronikleşmiş sorunlarını dile getiren özel sektörün düzenli raporlarındaki, araştırma bulgularındaki uyarılar ciddiye alınmamış, bağımsız araştırma gruplarının Türkiye sanayiine dair ciddi verileri gündeme alınmamış, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 362 ‒ sanayicimizin ve ihracatçımızın dünyadaki güncel konumu ve iç piyasadaki sıkıntıları üzerinden yaptığımız sunumlar ve aktardığımız rakamlar, Bakanlık katında “2002-2024 arasında ne yaptık?” konuşmasıyla karşılanmıştır. Sanayi alanı başta olmak üzere, kamu kaynaklarının ne kadar tutarda dağıtıldığından ziyade bu kaynakların sektör, il/ilçe bazlı destek, teşvik ve muafiyetlerin dağıtımı sonucunda bu harcamaların nasıl bir çıktıya yol açtığı, nasıl bir yatırım ve istihdam yarattığı sorusu ise büyük ölçüde belirsiz kalmaktadır. Üretim ve yatırım için hukuk ve demokrasi şart… 31 Mart 2024 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi kadrolarının öncülüğündeki Türkiye İttifakı’nın elde ettiği başarıyı hazmedemeyen iktidar, Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İMAMOĞLU başta olmak üzere, birçok belediye başkanımızı, yöneticilerimizi tutsak etmiş, kayyım uygulaması ve soruşturmalar, demokrasinin, öngörülebilir hukuk düzeninin ve yatırımların önünü tıkamıştır. Cumhurbaşkanı Adayımız ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İMAMOĞLU ve dönem arkadaşlarının diplomalarının hukuksuzca iptali sonrasındaki haklı ve şiddetten uzak eylemler, özellikle gençlerin temel eğitim hakları ve özgürlükleri için başlattıkları direniş, CHP önderliğinde her ilde milyonlarca yurttaşımızın farklı talep ve beklentilerinin dile getirilmesini sağlamıştır. Reel sektör, 19 Mart Darbesi sürecinde, Merkez Bankası ile ekonomi yönetiminin son 2 yılda “akılcı yönetim” adı altında uyguladığı paketlerde alınan mesafenin tümüyle yok edildiğini görmüştür. Reel sektör ve özelde sanayicilerimiz, iki yıl boyunca, finansmana erişim zorlukları, yüksek faize eşlik eden yüksek enflasyon ortamında kaybedilen pazarlar ve maliyet artışlarının “geçici” olduğuna ikna edilmeye çalışılmış, ancak reel sektörün özellikle son iki yılda daralma pahasına katlandığı zorluklar, 19 Mart Darbesi’yle tümüyle heba edilmiştir. Bu darbenin ilk 3 ayda dahi maliyeti 150 milyar Dolara yaklaşmıştır. Darbenin ilk aylarında tahvil faizleri yükselmiş, kamu ve özel sektör daha yüksek faiz oranlarıyla borçlanmak zorunda kalmıştır. 19 Mart Darbesi’nin istihdam maliyeti de ağır olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 363 ‒ Atıl işgücü yani gerçek işsizlik 2025 yılı Mart ayında %28.8 iken, Haziran’da %32.9 olmuştur. 2024’ün ilk 6 ayında atıl işgücü oranı %27.4 iken, 19 Mart Darbesi’nin derinleştirdiği hukuk ve iktisadi kriz ortamında 2025’in ilk 6 ayındaki atıl işgücü oranı %32 ve 13 milyon gerçek işsiz sayısıyla tarihin en yüksek gerçek işsizlik verisine yol açılmıştır. Ağustos 2025 sonu itibarıyla gerçek işsiz sayısı 12 milyon 233 bine, atıl işgücü oranı ise %29.7’ye gelmiştir. 19 Mart Darbesi süreci, COVID-19 dönemindeki işsizliğin bile üstüne çıkmıştır. 19 Mart Darbesi’nin ilk aylarında özel sektöre maliyetine daha yakından baktığımızda; 19 Mart Darbesi’nin yaklaşık maliyeti 150 milyar Dolardır. 6 trilyon TL’nin üzerine çıkan bu maliyetin özel sektöre zararı ilk aylar için 2.1 trilyon TL olmuşken, 19 Mart Darbesi’nin kamuya zararı ilk aylar için 3.9 trilyon Liradır. Bu zararın Hazine’ye yükü, kur ve faiz artışı yüzünden 1.6 trilyon TL iken, ilk aylarda rezerv kaybımız ise 2.3 trilyon TL’ye dayanmıştır. 19 Mart Darbesi’nin ilk aylarında, özel sektörün kur artışı maliyeti 1.4 trilyon TL’ye ulaşmıştır. Büyümede ortaya çıkan zarar ise yavaşlama nedeniyle 680 milyar TL’dir. Faiz indirimlerinin ertelenmesi, rezervlerdeki kayıp, artan enflasyon ve darbe döneminde yükselen kredi risk puanları, sanayi kesiminin planlarını doğrudan etkilemiştir. Şubat 2025 sonunda 241 puan seviyesine inen CDS primleri, 19 Mart Darbesiyle beraber hızla 325 puana, Akın Gürlek’e yönelik tehdit iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasının görüldüğü gün olan 11 Nisan’da 372 puana çıkmıştır. 17-19 Eylül’de 239 baz puana kadar gerileyen CDS primleri, 17 Ekim 2025’te 274 puana kadar tekrar yükselmiş, CHP’nin 38. Olağan Kurultay Davası hakkındaki 24 Ekim 2025 tarihli kararın ardından yeniden 244 puan seviyelerine gelmiştir. 8 Eylül 2025’te, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet YILMAZ’ın Orta Vadeli Plan sunumunda övündüğü “CDS’ler 240 baz puana kadar geriledi” sözünü hatırladığımızda, bu puanın 19 Mart Darbesi öncesinde zaten yakalandığı ancak bu risk puanının iktidarın izlediği hatalı siyasi ve yargısal müdahalelerle artırıldığı, sanayi kesiminin bu hataların faturasını ödediği açıkça görülmektedir. 19 Mart Darbesi’nin yine ilk 3 ayında, imalat sanayii sektöründe atıl kapasite kullanımı son 28 ayın en yüksek düzeyine fırlamıştır. Reel sektörün döviz açığı 2024 yılında 143.9 milyar Dolar iken, 19 Mart 2025 Darbesi’nden sonra 2025 yılı Nisan ayında 174.2 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 364 ‒ milyar Dolara, Mayıs ayında 176.2 milyar Dolara, 2025 yılı Temmuz ayında ise 182.6 milyar Dolara yükselmiştir. Diğer ifadeyle; reel sektörün borç (351.5 milyar Dolar) ve varlıkları (168.8 milyar Dolar) üzerinden konuya yaklaşırsak; döviz kurundaki her 1 Liralık artış, reel sektöre 182 milyar TL’lik net kur zararı yazacaktır. Reel sektör, nakit sıkışıklığını aşmak için %60 üzerindeki TL faizli borç yerine, kur riskini göze alıyor ve dövizle borçlanmaya devam etmektedir. KOBİ’lerin banka borçları 8. ayın sonunda 5 trilyon 558 milyar TL olurken, bu borç 2024 yılı sonunda 4 trilyon 372 milyar TL idi. Darbenin ilk aylarında, 19 Mart – 2 Mayıs arasında, yani yaklaşık 45 günde döviz piyasasına 60 milyar Dolarlık müdahalede bulunulmuş, aynı dönemde enerji ve gıda zamları körüklenmiştir. Bir siyasi hata ve hukuk krizi, reel sektörün tüm kısa vadeli planlarını yerle bir etmiş, Merkez Bankasının iki yılda biriktirdiği rezervlerinde erimeye yol açmıştır. 19 Mart Darbesi’nin ilk 45 gününde sadece Merkez Bankası rezervleri 60 milyar Dolar erimiş; 19 Mart darbesi öncesinde “faizlerin düşürülmesi”ni puanlayan piyasalar, darbe yüzünden yeniden %46’ya yükselen faizler sonucunda yatırım ve imalatta planlarını ertelemek ya da yurtdışı dahil olmak üzere daha çok borçlanmak durumunda kalmıştır. 19 Mart Darbesi ve sonrasında devam eden hukuksuzluklar, faizlerin 35 puan ve altına inmesinin önünü doğrudan kesmiş, iş dünyamızın yıllık öngörülerini sarsmıştır. Maliyeti 150 milyar Doları bulan 19 Mart Darbesi’nin ilk ayında sadece kur artışının engellenmesi için, ilk hesaplarımıza göre, 1 triyon 700 milyar TL’lik kaynak heba edilmiştir. Özel sektör temsilcilerinin bir bölümü, 2025 yılı içinde ekonomide, hukukta ve özgürlüklerde yol açılan büyük kayıpları ve çıkarılan yasaları örnekleriyle saymaya çalıştıklarında, somut örnekler sıraladıklarında, tam da yakındıkları o siyasallaşmış hukuk düzeni bu defa özel sektör temsilcileri hakkında soruşturmalar açmaya başlamıştır. Örneğin; 19 Mart Darbesi’nden sadece 5 hafta önce TÜSİAD, Genel Kurulunun yapıldığı 13 Şubat 2025 tarihli toplantıda bazı tespit ve uyarılarla gündemi belirlemiştir. TÜSİAD’a başta Adalet Bakanı ile AKP Sözcüsü Sn. Ömer Çelik olmak üzere yanıtlar gelmiştir. TÜSİAD’ın tespit ve önerileri, uyarıları sanayinin temel sorunlarına ekonomi alanı dışında, “hukuk, maliye, demokrasi, özgürlükler, mülkiyet özgürlüğü ve idarenin müdahaleleri”ni de eklediği için iktidarın hışmına uğramıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 365 ‒ Soruşturma konusunu oluşturan TÜSİAD yöneticilerinin konuşmaları öne çıkarken, TÜSİAD’ın bu toplantısında açıklanan “Perspektif 2025” başlıklı rapor ise geride kalmıştır. Oysa bu raporda, Türkiye’nin sanayi sorunlarının ötesine geçen ve Türkiye’nin temel sorunlarını 40 sayfa-11 ana başlıkta sıralayan ve çözüm önerileri sunan bir içerik mevcuttur. TÜSİAD ile iktidar arasındaki tartışmanın ötesinde, soruşturmaya konu edilen toplantıdaki sözler, aslında 40 sayfalık bir raporun sunumundan ibarettir. Sorun, iş dünyasında “yanlışa yanlış” diyebilen, sanayi politikasını farklı alanlardaki sorunlarla birlikte ele alabilen ve bunu somut örneklerle ifade edebilenleri dinlemek yerine, “vesayet” söylemine sığınmaktır. Sorun, üretimdeki sorunları kısır siyasi söylemlerle yanıtlamaya çalışmaktır. Sorun, dünyada kabul gören temel sıralamalarda gün geçtikçe geriye giden konumumuzu görmezden gelirken, bu analizleri yapan kuruluşları kötülemek, verilerini yok saymaktır. Sanayi İçin Dünyanın Kritik Sıralamalarında Geriliyoruz… Ülkemiz, 21. yüzyıla ağır bir ekonomik krizle girmiş olsa da “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı”nın temel hedefleri doğrultusunda kısa sürede bir miktar toparlanma elde etmiş, ancak yapısal dönüşümlerin gerçekleşmesi için ihtiyaç duyulan adımlar geride kalan 23 yılda atılmamıştır. Orta veya orta-üst gelir grubundaki rakibimiz ülkelerden kıyaslamalı olarak önde başladığımız birçok göstergede geriye düştüğümüz açıktır. Örneğin; AB’ye üye olan Bulgaristan, Romanya ile kıyasladığımızda, 2023 verisiyle kişi başına düşen gelir bakımından ülkemiz fiili Tek Adam Rejimi’nin ön dönemi olan 2014 yılından itibaren gerilerken, Romanya ve Bulgaristan’da AB’ye üyelikle birlikte ilerleyiş göze çarpmaktadır. Romanya, kişi başına düşen gelirde ülkemizi 2017’de, Bulgaristan ise 2018’de geçmiştir. Diğer bir örnek olan enflasyon göstergeleri açısından da benzerlik taşıdığımız Arjantin, 2001-2023 dönemine baktığımızda 2002-2008 sürecindeki istikrar programlarıyla geride bıraktığımız bir ülkeyken, sonrasındaki süreçte kişi başına düşen gelir açısından ülkemizden daha yüksek performans sergilemiştir. Ülkemiz, özellikle 2018 ve sonrasındaki yeni hükümet sisteminde birçok kez fırsat penceresi elde etmesine rağmen, yanlış siyasal kararların da etkisiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 366 ‒ sanayide verimlilik odaklı üretimini, yüksek teknolojili ürün ihracatını, emeğin üretimden aldığı payı 2024 hedeflerine yaklaştıramamıştır. İşsizlik, borçluluk, enflasyon oranlarının temel alındığı “Sefalet Endeksi”nde 2018 öncesinde, 2015-2017 dönemi için 23.5-26.8 puan aralığındayken, 2023 sonunda 93.9 puana, 2024 sonunda ise 120.6 puanla en kötü 5. sıraya kadar yerleşmiştir. Bu listede üzerimizdeki diğer ülkeler; Sudan, Arjantin, Suriye, Yemen iken ülkemizde özellikle borçluluk düzeyi yeni sıralamada öne çıkarılmıştır. Sefalet Endeksi “(Enflasyon+İşsizlik+10 yıllık tahvil faizi oranları) - Büyüme oranı” formülüyle hesaplandığına göre; enflasyon ve büyüme sorununu kalıcı biçimde çözemeyen, nitelikli ve istikrarlı büyüme patikası oturtamayan iktidar, “sefalet endeksi”nde kötü bir performans sergilemiştir. Kısa vadeli dış borcumuzun özel sektör ve kamu kesimi toplamı 2025 Ağustos itibarıyla 169.8 milyar Dolardır, burada özel sektör payı 104.1 milyar Doları bulmuştur. Özel sektörün toplam dış borcu (kısa ve uzun vade) 2025 Ağustos ayında 296.5 milyar Dolara varmışken, bu borç içinde reel sektörün dış borcu 174.2 milyar Dolar, döviz açığı ise 182.6 milyar Dolardır. 2015 yılında 23.5 puan olarak gerçekleşen ülkemizin “sefalet endeksi”, sanayi üretimindeki hatalara eşlik eden yolsuzluk, yoksulluk, karapara, hatalı teşvik ve destekler, israf, liyakatsizlik, kayırma, mafya düzeni ve uyuşturucunun ekonomiye etki etmesiyle beraber, 2020’de 37.8, 2022’de 78.2, 2023 sonunda 93.9, 2024’te ise 120.6 puana fırlamıştır. Aşağıda ayrıntılı açıklanacağı üzere, ülkemiz 2025’te Dünya Rekabetçilik Endeksindeki tüm göstergelerde gerilemiş, endeks genelinde 53. sıradan 66. sıraya gerilemiştir. Tek Adam Rejimi’nin anayasal yönden de geçerli hale geldiği 2018 yılı ve sonrasında ülkemizin sanayi ve ticaret yaşamı, ekonomik tercihlerin üretimde, paylaşımda ve kalkınmada ülkemizi rekabet ettiğimiz diğer ülkelerin kıyaslamalı olarak gerisinde bırakmıştır. Yanlış kur, faiz ve enflasyon tercihlerine eşlik eden maliye politikası, bütçelerin hazırlık süreçlerinde üreten kesimlerin taleplerinden ziyade muktedirlerin kaynakların dağıtımı ve bölüşümünde kendi önceliklerinin öne çıkarılması ile hatalar zincirinin büyümesine yol açmıştır. Geldiğimiz aşamada, COVID-19 salgını sürecinde sanayide ve ticarette devletten beklediği destekleri bulamayan üretici kesimler, dünya ekonomisinin toparlanma Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 367 ‒ sürecinde izlenen müdahaleci sanayi politikalarında da iktidarın hatalı hamleleriyle, yanlış teşvik, kredi ve destek politikalarına maruz bırakılmıştır. Gelişmekte olan diğer ülke ekonomilerinin yıllar içinde dünya ticaretinden aldığı pay görece istikrarlı biçimde artarken, ülkemiz halen 2000’li yılların başındaki temel tartışmalarını geride bırakamamıştır. Dünya ticaretinden alınan pay ve kg başına imalat sanayi ihracatımızın birim fiyatı anlamlı biçimde yükselmemiş, sanayide verimlilik oranları halen atılım yapılacak düzeye erişmemiştir. Cari açığın kronik sorununa dönüşen yüksek katma değerli ürün ihracatımızın toplam imalat sanayii üretimi içindeki oranı hala 2000’li yılların başındaki düzeyin altında seyretmiştir. Bu kronikleşmiş tabloyu geride bırakmak ve 4. Sanayi Devrimi’nin üretim süreçlerindeki ana kompozisyonları tümüyle değiştirecek yeni atılımına hazırlıklı olmak, sıfır karbon salımına duyarlı bir üretim modeline geçiş yapmak, yapısal reformları gerçekleştirmek yerine, Türk sanayicisine halen kısır siyasi tartışmalarla zaman kaybettirilmektedir. İktidar Sanayide Dönüşümden Uzaktır. İktidar, sanayide ve enerjide kapsamlı bir dönüşümden uzaktır, uzun vadeli ve Türkiye’nin tercihlerini belirleyecek bir dönüşümden ziyade hem AB gümrüklerinden ürünlerin dönmemesi için alelacele bir İklim Kanunu getirmiş, hem de bu kanunun ruhuna ters bir jet izin/süper izin düzenlemesiyle çevresel süreçleri fiilen yok sayacak yeni izinlerin önünü açmıştır. Ayrıca, kömür madenciliğini sürdürmek uğruna zeytinliklerin kesilmesine, taşınmasına onay verecek bir anayasal aykırılığın peşine düşmüştür. 2/7/2025 tarihinde yasalaşan 7552 sayılı İklim Kanunu, içerdiği soyut hükümler ve merkezi yönetim ile özel sektöre belli hedeflerin hangi takvim dahilinde gerçekleşeceğine dair kurallar içermemesi nedeniyle eleştirilmiştir. Yasanın, özel sektörün 2026 yılı öncesinde AB gümrüklerine ihraç ürünlerine yeni bir engel konmaması için aceleyle getirildiği ve ana yaptırımları, zorlayıcı kuralları koymadığı konunun uzmanları tarafından dile getirilmiştir. Bunun ötesinde, yasanın ülkemizin enerji ve sanayi politikalarıyla iklim değişikliğine ilişkin süreçte yeterince uyumlu tasarlanmadığı da açıktır. İklim Kanunu, Aralık 2021 tarihli Küresel İklim Değişikliğinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 368 ‒ Etkilerinin En Aza İndirilmesi, Kuraklıkla Mücadele ve Su Kaynaklarının Verimli Kullanılması İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu Raporundaki kapsamlı sonuç ve önerilerin gerisinde kalmıştır. 7552 sayılı Kanunun ilgili Komisyon şerhi metninde de savunduğumuz üzere; “adil geçiş” politikalarının etkin bir sosyal diyalog mekanizması aracılığıyla işçi, işveren ve diğer taraflar ile hükümetler arasında, istişari bir zeminde sağlanacak mutabakat ve uyum sonucunda oluşturulması hedeflenmemiştir, teklifte sosyal diyalog mekanizmasına dair herhangi bir ibare bulunmamaktadır. İklim Kanunu, Türkiye’nin kısa ve uzun vadeli iklim hedeflerine yönelik olarak sanayideki dönüşümün ana hatlarını belirtmekten uzaktır. Sanayinin dönüşümünde izlenecek kısa ve uzun vadeli süreçlerin nasıl yönetileceği, sürdürülebilir yeşil istihdamın yaratılması ve iyileştirilmesi, çalışma hakkının etkin bir şekilde korunması ve mevzuatın iklim krizi ile mücadeleye uygun olarak gözden geçirilmesi bir amaç veya strateji olarak vurgulanmamaktadır. Yeşil dönüşümden etkilenecek ve karbon salımı kademeli azaltılacak işletmelerin nasıl dönüştürüleceği, bu dönüşümün bedeli ve kaynağının nasıl sağlanacağı da kanunda açıkça yer almamaktadır. Kanunda adil geçiş mekanizmasının en önemli ayaklarından olan “beceri dönüşümü” programlarının planlanmasına, beceri dönüşümünün hangi sektörlerdeki çalışanlar için öncelikli hale getirileceğine, 45 yaş üzeri ve özellikle eğitim seviyesi düşük çalışanlar için yeşil dönüşümden sonra erken emeklilik programlarının geliştirilmesine ilişkin düzenleme bulunmamaktadır. İklim Kanunu ile aynı yıl yasalaşan ve kamuoyunda zeytin katliamı yasası olarak bilinen 19/7/2025 tarihli ve 7554 sayılı Kanunla, “süper izin/jet izin” enerji torbasıyla, fosil yakıtlara dayalı izin, teşvik ve istisna süreçleri, ÇED süreçlerinin sıradanlaştırılması, orman alanlarında daha fazla madencilik faaliyetine izin verilmesi, zeytinlik alanlarda temel mevzuata aykırı ve adrese teslim yasalarla madencilik uygulamalarına diğer yandan devam edilmiştir. İktidar, elektrikte kömürün payının, ulaşımda petrol bağımlılığının artırılması için desteklenen politikalar, düşük karbonlu ekonomiye geçişin tersi yöndeki dinamiklerin hâlâ baskın olduğunu göstermektedir. Ülkemiz, erken sanayisizleşme sürecinin aşağıda ayrıntısı işlenecek örneklerini sürdürürken, bir yandan İklim Kanunu ile karbon salımının sınırlandırılması taahhüdünde bulunmakta, ancak diğer yandan sanayide bu yönde bir yapısal yeşil dönüşüm için gerekli hazırlıklarda yavaş seyir izlemektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 369 ‒ Sanayideki yapısal dönüşüm fırsatlarının kaçırılmasının ötesinde, bütüncül kalkınma hedeflerine uygun planlamalar yapamayan bu anlayış, farklı sektörlere aynı anda ve iklim kriziyle mücadelede çelişki yaratacak istisna, teşvik veya muafiyetler sağlamaktadır. Ülkemizin karbon salımında, fosil yakıt kullanımında en yoğun sektör ve kuruluşlarının incelendiği şu grafik de göstermektedir ki, sanayi ve enerji alanındaki dönüşümde sektörel tercihler net belirlenmediği takdirde, üretim modelimiz hedeflenen sürede değişmeyecek ve karbon salımı artışı belli sektörler üzerinden devam edecektir. Karbon Salımı En Yüksek 20 Alt Sektörün İllere Göre Dağılımı Kaynak: Tepav Destek ve Teşvikler Tümüyle Baştan Ele Alınmalıdır… Verimliliğin yeterince oluşmadığı ortamda, verilen destek ya da teşviklerin ayrıntılı etki analizleri ortaya konmadıkça, bu kamu harcamalarının nitelikli büyümeye ve cari açığın daralmasına katkısı sınırlı kalacaktır. Kuşkusuz ülkemiz iş üretme kapasitesi ve görece Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 370 ‒ nitelikli işgücü olanaklarına sahiptir ancak 2025 yılı Bakanlık Bütçe Teklifi’ne göre, 2023’te düzenlenen 15.780 teşvik belgesinin ve 2025’te verilmesi planlanan 15.250 teşvik belgesinin, 2024’te faiz desteğinden yararlanan 3300 teşvikin sektörel ve makro sonuçlarının analizinde yarar vardır. 2026 Bütçe Teklifinin ortaya koyduğu üzere, 2025 yılında verilmesi planlanan 15.250 teşvik belgesi sayısının büyük bir sapmayla 7.300 civarında kalması beklenmekte, 2026’da ise teşviklerin sayısının 5900’e ineceği kabul edilmektedir. Ayrıca, 2025 yılında 3400 işletmeye faiz desteği vermek için ödenek alan Bakanlığın 2025 sonunda açan 2300 işletmeye faiz desteği verebileceği, 2026’da ise bu sayının 2024’te 3324 faiz desteği gerçekleşmesinin de altında kalacağı ve ancak 2800 firmaya faiz desteği sağlanabileceği anlaşılmaktadır. Teşviklerdeki bu sayısal düşüşün ayrıntısı bütçe görüşmelerinde sırasında sorulduğu halde yanıt verilmemiştir. Bakanlığın bütçe görüşmelerinde dağıttığı kısa ve ayrıntıdan yoksun “Etki Değerlendirme Raporu” kartlarıyla, bölgesel teşvik uygulamaları yoluyla, 2012-2024 döneminde, 13 yılda desteklerden yararlanan işletmelerin net satışlarında toplam %62, istihdam sayısında %34, tesis, makina ve cihazlarda %97 artış sağlandığı iddia edilmiştir. Yine Bakanlığın yetkisindeki imalat sektöründe alınan yatırım teşviki belge tutarının toplam yatırım teşvikleri içindeki payının %59’a vardığı düşünüldüğünde, bu imalat sektörü teşviklerinin sayısı ya da tutarından ziyade, bunların ülkemizin teknoloji transferine ve katma değerli ürün üretimine etkisi, ihracatımıza kalıcı sonuçları üzerinde durulmalıdır. Bakanlığın ülkemiz için kritik olan “yüksek ve orta-yüksek teknolojili yatırımlar” için verilen yatırım teşvikleri tutarının toplam yatırım teşvikleri içindeki payı 2023’te %37 iken bu oran 2024’te %31’e kadar gerilemesi dikkate değerdir. 2024 yılında hedeflenen 21 proje bazlı teşvikin neden 12’de kaldığı ya da “proje bazlı teşvikler kapsamında desteklenen işler”in toplam yatırım teşvikleri içindeki payı 2024 başında %49 olarak hedeflenirken neden %80’e kadar çıkabildiği sorgulanmalıdır. Yeni yılda desteklenecek projelerin ülke ihracatımız üzerindeki kalıcı etkileri üzerinde tartışılmalı, sanayi destek ve teşviklerine seçici, uzun vadeli bakılmalı; sonuçlarının her aşamada takip edildiği bir bütüncül planlama dâhilinde yaklaşılmalıdır. Aksi takdirde, verilen desteklerle övünülen Bakanlık bütçe sunumları ile yılın sonunda “ödenen faizler, dış ticaret açığı, sanayinin büyümeye sınırlı katkısı, sınai verimliliğin düşüklüğü, il/ilçe/ürün bazlı teşvik, erken sanayisizleşme, hatta “sanayisizleşememe” gibi başlıklar arasında ciddi bir açık oluşmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 371 ‒ Ülkemizin 2000’li yılların başından beri temel teknoloji dönüşümünde ve imalat sanayiinin teknoloji yoğun üretiminde karşılaştırmalı olarak diğer gelişmekte olan ülkelerin neden gerisinde kaldığına dair kapsamlı bir analiz geliştirilmeksizin, Bakanlığın bütçe sunumlarında, ilgili yılların Sayıştay denetim raporlarında ve kurumların faaliyet raporlarında ne kadar kamu harcamasının yapıldığının açıklanması, sorunun verimlilik ve çıktı boyutunu görmezden gelmek demektir. Desteklenme Hedefi Konulan Kobi Sayısında Büyük Düşüş Var… KOSGEB’in 2023 ve 2024 yılı Faaliyet Raporları’nda görüldüğü üzere, sayısal yönden temel politika ve hedefler mevcuttur ancak bu destek ve teşviklerin sonucunda, Türk sanayiinde elde edilen sonuçlar, bu desteklerin ihracata ve imalat kollarına katkısı ayrıntılı olarak görülememektedir. KOSGEB’in “sanayinin geliştirilmesi, üretim ve yatırımın desteklenmesi” programının bir alt programı olan “KOBİ’lerin geliştirilmesi” kapsamında, desteklenmesi hedeflenen KOBİ sayısı 2023 yılı başında 59.000 iken 2023 sonunda 48.761’de kalmış; 2024 yılında ise hedef 51.000 iken 2024 sonunda hedefin %63’üne ulaşılmış ve geçen yıldan da daha düşük bir sayıyla 32.401 KOBİ geliştirme desteğinden faydalanmıştır. Kriz koşullarında kamu desteğinin önemi ortadadır. Bu kapsamda, “KOBİ’lerin geliştirilmesi” başlığında 2023 yılında 48.761 işletmeye 20 milyar 338 milyon TL destekleme verilirken, 2024 yılında bu destek 32.401 firmaya ve 16 milyar 821 milyon TL desteklemeye düşmüştür. “Sanayinin geliştirilmesi, üretim ve yatırımların desteklenmesi” programı altında tüm merkezi yönetim bütçesinden 2025 yılında 129.5 milyar TL kaynak ayrılmışken, 2026 Teklifinde bu ödenek 177.2 milyar TL’ye yükseltilmektedir ancak bu artışı KOSGEB özelinde 2023-2024 gerçekleşmeleri üzerinden karşılaştırdığımızda, KOBİ’lerin finansmana ve desteklere erişimde her yıl daha zorlandığını görüyoruz. 2023’te KOSGEB, “Sanayinin geliştirilmesi, üretim ve yatırımların desteklenmesi” programı altında 20.3 milyar TL kaynak sağlarken, 2024 yılında aynı programdaki kaynak 16.8 milyar TL’ye inmiştir. Bu program altında özellikle orta yüksek ve yüksek teknoloji girişim desteklerini alabilen firma sayısında 2024 yılı başlangıç hedefi 2150 iken, 1391 firmaya destek verilebilmiş, bu program altında desteklenmesi hedeflenen KOBİ sayısı 2024’te 51 bin iken 2024 sonunda 32.401 firma ile sınırlı kalınmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 372 ‒ KOSGEB’in kadın girişimci desteğinde 2023 yılı hedefi 13.000 iken yılsonunda 8.131 kadın girişimci desteklenmiş ve kadınlara sağlanan desteklerin toplam girişimci desteklerine oranı %26.5’te kalmış; girişimcilik eğitimlerinde hedefte %33’lük sapma olmuştur. 2024 yılında ise 8.250 kadın girişimcinin desteklenmesi hedeflense de yıl sonundaki desteklenen kadın sayısı 7.041’de kalmıştır. Devamında, KOSGEB destekleri sayesinde KOBİ’lerin birbirleriyle ya da büyük işletmelerle işbirliği yaparak ölçeklerini büyütmesi hedeflenmiş olsa da, 2023 yılbaşında “70” olarak hedeflenen bu değerin sadece %30’una ulaşılmış ve firmalarımızın işbirlikleri konusunda 2021 yılına kıyasla dahi gerileme yaşanmıştır. Enflasyon Sorunu, Bakanlığın Ana Gündeminde Yoktur. 2025 Ve 2026 Bütçesi, OVP Hedeflerini Karşılamaya Yetmemektedir. Türk sanayiinin “verimlilik” sorunu, pazar kayıpları, rekabetçilik endeksindeki gerileyişi ve yüksek katma değerli ürüne dayalı üretimdeki temel sorunları sürerken, iktidardakiler halen 2002’den bugüne verdikleri kredi toplamını, destekleme miktarlarının propagandasını yapmaktadır. Geride bıraktığımız yıllarda ülkemizle karşılaştırıldığında Asya ve Sovyet-sonrası ülkelerin, AB’ye yeni alınan üye ülkelerin yarattıkları değişim karşısında bizim ne aşamada ve sırada olduğumuzu ise tartışmaktan kaçınmaktadır. 2025-2027 dönemi Orta Vadeli Planı’nda olduğu gibi 2026-2028 Planında da soyut ve hangi araçlarla bu hedeflere ulaşılacağının belirsiz bırakıldığı vaatler ise, 2026 Bütçe Teklifi’nin ana verileri itibariyle gerçekleşmesi mümkün olmayan iyiniyet beyanından öteye geçememektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, geçtiğimiz yılki bütçe görüşmelerinde, gerek 2023 ve 2024 yıllarındaki küresel ekonomik gelişmeler karşısında ülkemizin tutumunda, gerekse 2025 Bütçesi’ne bakış açısında, izlenen politikalardaki ana sorunları görmezden gelmiştir. 2024 yılında sanayideki yüzde 5.1’lik daralmaya ve alt sektörlerde çok daha fazla hissedilen istihdam kaybına Bakanlık tarafından bütçe görüşmelerinde değinilmemiştir. Buna karşın “küresel düzeyde imalat sanayisinde ve ihracat siparişlerinde beklentilerin daralma yönünde olduğu” varsayımından hareket Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 373 ‒ edilmiştir. Devamında Bakan, “uluslararası ticaretteki zorlukların yanında Orta Vadeli Program kapsamında yürütülen fiyat istikrarını hedefleyen sıkı para politikasıyla yavaşlayan iç talebin de üretimde konjonktürel etkiler oluşturduğu” iddiasıyla, sorunu yine küresel ve bölgesel gelişmelere, geçici daralmalara “havale” etmiştir. 2026 yılı Bütçe görüşmelerinde Bakanın konuşmasında ve sunumunda da enflasyon sözcüğü ve maliyet sorunları yer bulmamıştır. Geçtiğimiz yılın sınai sorunları ve sanayicilerin talepleri artarak sürerken, Bakanlık tarafında “enflasyon” ana sorunlardan biri olarak okunmamaktadır. 10 Kasım 2025’te açıklanan güncel “Sanayi Üretim Endeksi”ne göre; son 1 yılda (2024 Ağustos-2025 Ağustos) toplam sanayi üretimi %7.1 artmış, bu artışta imalat sanayii artışı %7.7 olmuştur. Sanayi üretimindeki değişimde ara malı %6.2, sermaye malı üretimi %21, orta düşük teknoloji %8, orta yüksek teknoloji %19, yüksek teknoloji %8.5 artmıştır. Konu, Bakanlığın bütçe görüşmelerindeki savunma yöntemleriyle sanayicimizin, KOBİ’lerimizin gerçekleri arasında büyüyen “cari siyasi açık”ta düğümlenmiştir. Daralma gördüğü yerde sorunu küresel gelişmelere bağlayan ve kendisinde hata görmeyen bu anlayış, Bakanlığın tutarlı bir sanayi politikasıyla değil, partizan bakışla yönetildiğinin resmidir. Birçok endekste geriye gittiğimiz bu dönemde, kalıcı yabancı yatırımda beklentilerin altında kalınmıştır. Yabancı yatırımın gelmesi uğruna, iç piyasadaki üretim zincirine ya da planlamalara zarar verebilecek derecede farklı ülke ve firmalara açık “imtiyaz”larla dolu yasal düzenlemeler 2024 yılında yapılmış ve adeta maç oynanırken kural değiştirilerek üreticiden tüketiciye kadarki süreçte mal ve hizmetlerin iç piyasadaki dengesiyle oynanmıştır. Komisyonda 2024 yılı için e-ticaret ve otomotiv sektörü örnekleri üzerinden somut verilerle ortaya koyduğumuz bu imtiyazlara karşılık, Bakanlık açık ve tatmin edici bir savunma geliştirememiştir. Bunun yerine, bu dönemde “Avrupa’nın gelişmiş ekonomilerindeki toparlanmanın Türkiye’ye göre yavaş seyrettiği ve 4 yıldır büyümeyi sürdürdüğümüz” algısı üzerinden bir “hayaller alemi sunumu” kurgulanmıştır. Kısacası, makro verilerde anlatılan “başarı”, sanayinin küçülmesi uğruna sağlanmıştır. Diğer ifadeyle; OVP hedeflerinin bir iyiniyet beyanından öteye geçmediği ve mevcut sanayi üretim modeli ile ona uygun bir yapısal dönüşüme dair vizyonun oluşmadığı ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 374 ‒ yıldan açığa çıkmıştır. Ekonomi modeli, cari açığın azaltılması ve dövizin baskılanması doğrultusunda, sanayi ara malı ithalatını daraltacak bir eğilim göstermiştir. Dolayısıyla, “cari açığın düşürülmesi ve ihracatın artması” olarak övünülen tablo, aslında sanayi üretiminin daraltılması, yüksek faiz altında kredi erişiminin maliyetinin bilerek artırılması ve ara malı ithalatının düşürülmesi pahasına gerçekleşmektedir. Yine bu tabloda imalat sanayiinde yüksek teknolojili ürün ihracatının oransal olarak hedeflerin çok altında kalması, beklenmeyen bir sonuç değildir, planlanmış bir sürecin ürünüdür. 2025 yılının III. Çeyreğinde, sanayideki büyük kriz 2018 ve 2020’deki büyük daralmaya yeni bir boyut eklemiş ve sanayi istihdamında son 16 yılın en büyük kayıplarından biri olan 272 bin kişilik daralma gerçekleşmiştir. Ayrıca, ne eğitim ne de istihdamdaki 15- 34 yaş arası nüfus 2025’in III. çeyreğinde 7 milyonu aşarak %29 oranına yükselmiştir. Sanayide bütüncül kalkınma hedeflerinden kopan, öncelikli sektörlerini doğru ve adil teşvik ve desteklerle ayakta tutamayan, nitelikli ara eleman eğitimini sanayi ile bütünleştiremeyen bu politikasızlık hali, 2025 yılı III. Çeyreğinde ülkemize “erken sanayisizleşme”nin ağır faturasını ödetmiştir. Sanayi sektöründe 2025’in III. Çeyreğinde yaşanan daralma hem sanayinin milli gelirdeki payında, hem de sanayi istihdamındaki kayıpta görünmüştür. Bundan daha açık olan gerçek ise, sanayideki bu büyük daralma ve işgücü kaybının sanayiden hizmetler sektörüne kaymasıdır, ülkemizin planlanmamış ve/veya adeta başı boş bırakılmış biçimde sanayide belli sektörlerden çıkıyor olmasıdır. Sanayisizleşme sürecinin yaratacağı büyük boşluk, daha fazla işsizlik, daha niteliksiz eğitim, 4. Sanayi Devrimi’ne hazırlıksız yakalanan bir üretim modeli ve daha çok ithalattır. Yukarıda işveren temsilcilerinin 2025 yılındaki açıklamalarından verdiğimiz örnekler, işveren açısından “sanayisizleşme”yi büyük bir sorun olarak ortaya koyarken, iktidar penceresinden “üretim, istihdam ve verim kaybı, cari açığın bileşenleri” sanayisizleşmenin bir sonucu olarak görülmemektedir. Bu kadar açık veriye ve sektörel krizlere karşın, Bakanlık bütçesi ortada bir enflasyon ve istihdam sorunu yokmuşçasına, belli sektörlerin feda edildiği gerçeğine sırtını dönercesine sunulmaya çalışılmıştır. Sorunlar ise geçtiğimiz yıl olduğu gibi küresel sorunlara bağlanmış ya da veriler 2002-2024 kıyaslamasıyla “ak”lanmaya çalışılmıştır. Bütçe döneminde bir kez daha dile getirilen “Bizden önce toplu iğne dahi üretilemiyordu” söyleminin anlamsızlığı ortadayken, örneğin 1994 Krizi sonrasında, 1995 yılı I. birinci çeyreğinde sanayinin millî gelirdeki payı yüzde 30,2 iken hizmetler Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 375 ‒ sektörünün zaman içinde gelişmesiyle bu oran zamanla Yüzde 18,8 düşmüştür ancak ülkemizdeki “erken sanayisizleşme” süreci belli sektörlerin adeta feda edildiği, doğru eğitim ve istihdam politikasıyla yeni mesleklere ve sektörlere yönlendirme süreçlerinin zayıf kaldığı bir seyir izlemektedir. Bu tablo ve üretim seyrinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2030 yılı Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde belirtilen imalat sanayii katma değerinin GSYH’deki payının %21.25’den 2028-2030 döneminde 23’e çıkarılması, yüksek teknolojili ürün ihracatının 8.8 milyar Dolardan 30 milyar Dolara ve orta-yüksek teknolojili ürün ihracatının 92.3 milyar Dolardan 180 milyar Dolara yükseltilmesi; imalat sanayii ihracatının ise toplamda 247 milyar Dolardan 5 yıl içinde %60’ın üzerinde bir artışla 400 milyar Dolara yükseltilmesi hedefi gerçekçi görünmemektedir. Yüksek Teknolojili Ürün Ağırlıklı İhracat, 2026’da Yine Hayal Olmuştur… 2025 Yüksek Teknoloji Hedefi %3.7’ye Düşürüldü Ama 2026’da Hedef %4.35’e Uçuruluyor… Cumhurbaşkanlığı 2025 Yılı Yıllık Programı’na göre; teknoloji yoğunluğu bakımından imalat sanayiimizin yapısında yüksek teknolojili ürünler 2023 yılında ihracatımızın %3.8’ini, ithalatımızın ise %10.7’sini oluştururken, iktidarın atıf yapmaktan çekindiği yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payı 2002 yılında %6.2’yi oluşturmaktaydı. Cumhurbaşkanlığı 2026 Yılı Yıllık Programı’na göre; yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımızdaki payı 2020-2024 döneminde ortalama %3.47’de kalmıştır. 2024 yılında toplam ithalatımız içinde yüksek teknoloji ürünlerinin payı %11.1’e çıkarken, yüksek ve orta-yüksek teknoloji ithalatının toplam ithalatımızdaki payı %55’e yükselmekte, orta- yüksek ve yüksek teknoloji ihracatımızın toplam ihracatımızdaki payı ise %41.1’de kalmaktadır. 2025 Ocak-Eylül dönemi itibarıyla, imalat sanayii ihracatımızda yüksek teknolojili ürün payı ise son 1 yılda %3.4’ten %3.7’ye çıkabilmiştir. Yüksek teknoloji ihracatımız ilk 9 ayda 6 milyar 939 milyon Dolar olurken, ithalatımız ise toplam ithalat içinde %11.3 payla 24 milyar 667 milyon Dolar olmuş, yüksek teknolojide dış açığımız 3.5 kat olarak gerçekleşmiştir. Yine imalat sanayiimiz teknoloji yoğunluğuna göre katma değer, yüksek teknolojili ürünlerde geçtiğimiz yıl %5.9 olurken 2025 yılında %5.5’e düşmüş; düşük ve orta- Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 376 ‒ düşük teknolojili ürünlerde bu pay 2025 yılında toplam imalat sanayimizin %64.7’sini, oluştururken 2025 yılında %66’ya çıkmıştır. İmalat sanayiimiz içinde yüksek ve orta- yüksek teknolojili ithal ürünlerin payı, toplam imalat sanayii ithalatı içinde geçtiğimiz yıl %53.6 iken 2025 yılında %55’i bulmuştur. 2025 Yılı Bütçe Gerekçesi’ne bakıldığında (s. 222-223); sadece orta-yüksek teknolojili sanayinin imalat sanayiindeki payının %38’den %39.5’e çıkarılması, 2027 sonunda ise bu oranın ancak %40.3’e yükselmesi; yüksek teknolojili sanayinin payının ise %3.9’dan %4.2’ye çıkarılması planlanmıştı. 2026 Yılı Bütçe Gerekçesi’nde ise bu hedefe ulaşılamadığı açıktır. Yüksek teknolojili sanayilerin imalat sanayii ihracatındaki payı için 2025 yıl sonu hedefi %4.2’den %3.7’ye düşürüldüğü gibi, önceki yılın hedefinin de altında kalınmıştır. Daha önemlisi, yüksek teknolojili sanayilerde ihracat hedefinin tutmamasına karşın 2026’da bu hedefin %4.35’e, 2027’de %4.7’ye, 2028’de ise 2025’e kıyasla %46 artışla 5.5’e yükseltilmesi için nasıl bir sanayi politikası izleneceğine dair somut gösterge yoktur. İktidarın cari açığın bileşenlerini kapsamlı biçimde değiştirecek, üretimde yeni bir pencere açacak gücünün kalmadığı da açıktır. Unutulmamalıdır ki, iktidarın 2027 sonu için yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayii içindeki payında hedefi en çok %4.7 olarak belirmiştir. İmalat sanayii ihracatında yüksek teknolojili ürünlerin oransal payı açısından ülkemiz 2002 seviyesinin gerisindedir. Türkiye, bu alandaki %3.7’lik payıyla, %7-10 bandında yer alan “Avrupa-Orta Asya bölgesindeki üst gelir grubu ülkeler haricindeki ülkeler”le, %15-20 bandındaki “düşük-orta gelirli ülkeler” grubuyla, %20-25 bandındaki “üst-orta gelirli ülkeler” grubuyla kıyaslandığında, özellikle 2008 sonrasındaki süreçte imalat sanayiinin teknoloji-yoğun yatırım ve ihracat fırsatını yanlış politikalar nedeniyle kaçırmıştır. 2026 yılı Bütçe sunuşunda ülkemizi “üst gelir grubu” ülkeleri arasında olmakla anlatan Cumhurbaşkanı Cevdet YILMAZ, hedeflerdeki bu sapmaların ve özellikle yüksek teknolojili sanayi üretimi ihracatında tutturulamayan hedeflerin açıklamasını yapmamıştır. Bu imalat sanayii bileşenleriyle ülkemiz, genç nüfus potansiyelini ve eğitim reformunu vergi ve hukuk reformlarıyla birleştirmekte geciktiği için, sanayide dünyanın gelişmiş ülkelerinin kendisine “uygun” gördüğü hattan ileri geçememektedir. Ülkemiz, iktidarın Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 377 ‒ hataları nedeniyle, ileri teknolojiye dayalı üretim ve ihracata sıçrama sağlayamadığı için, montaj alanından ve düşük ve orta-düşük katma değerli üretimden fazla öteye yayılamamaktadır. Bu temel kısırdöngü nedeniyle, verimlilik sorununa eşlik eden üretim modelimizi değiştiremeyen anlayışla, imalat sanayii ihracatımızın dünya ihracatından aldığı pay, 2023 verileriyle %1.19’da kalmış, imalat sanayii katma değerimizin dünya katma değeri içindeki payı 2005’te %1.09 iken 2022 sonunda %1.25’e, 2023 sonunda ancak %1.4’e çıkabilmiştir. Bakanlığın 2030 hedefi ise sanayide bütüncül bir dönüşüm planı ortaya konmamasına karşın bu oranın %1.85’e çıkarılmasıdır. Bu sınırlı değişimin, 22 yıl önce bizimle benzer konumdaki gelişmekte olan ülkelerle kıyaslanması, sanayide 22 yıllık öykünün hedeflerin oldukça altında kaldığını ortaya koymaktadır. Ülkemizi benzer ülkelerle kıyaslamaktan uzak duran iktidar, 2026 bütçe sunumunda da imalat sanayii katma değerinde dünyada 14. sırada olduğumuzu ortaya koymaktadır. Ne var ki, ihracatımızda yüksek ya da orta-yüksek teknolojili ürünlerin payını ve sektörlerin durumunu tartışmak yerine, bütçe sunumunda ilk 9 ayda orta-yüksek ve yüksek teknoloji ihracatındaki kısmi iyileşmeyi (sırasıyla %9.9 ve %12.7) öne çıkarmıştır. Oysa kaydedilen “ilerleme”, yüksek teknolojili ürün ihracatında 2024 yılında yaşanan büyük düşüşün kısmen toparlanmasıdır. Sorunumuz sadece yüksek teknolojili ürün üretimi ve ihracı değil, küresel pazarlarda markalaşma sürecinde kamunun aktif rolünün sağlanması ve küresel rekabet düzeyimizdir. Bir teknolojinin üretimi yerine transferi söz konusuysa, bu transfer gerçekleştikten sonra yerli sanayimizde bu ürünün nasıl işleneceğine ve verimliliğinin nasıl artırılacağına, ilgili verimlilik ekosisteminin nasıl kurulacağına dair eğitimin ve bilgi paylaşımının KOBİ’lere ulaştırılması şarttır. Sorun, sadece bir ürünün üretimi değil, ilgili teknolojinin transferi sonrasında da bu ürünün nasıl daha katma değerli bir forma büründürüleceğine dair teşvik ve destek mekanizmasının kurulması, teknolojinin doğru, üretken ve verimli kullanımının kamu eşgüdümüyle sağlanması, dağıtılan teşviklerde öncelikli sektörlerin gözden geçirilerek teknoloji transferinin doğru bilgilendirme eğitimleriyle uyumudur. Kamunun özel sektörle istişare halinde geliştireceği ve önceliklerimizin yeniden belirleneceği aktif müdahalesi, sanayide önemli bir basamağın aşılmasına, planlı ve uzun dönemli bölgesel, mekânsal eşitsizliklerin azaltılmasına yardımcı olacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 378 ‒ Dünyadaki Sıralamamız, Sanayide Yapısal Dönüşüm İhtiyacı İçin Alarm Vermektedir. Dünya Rekabetçilik Endeksi temel ölçütlerine göre; ülkemizin COVID-19 sonrasında ekonomik performans açısından sıralamada yukarıya çıkmasında ana nedenler; ihracat yaptığı ülke ve firmalarda çeşitliliğin artması, turizm gelirleri artışı, milli gelir büyümesi ve gayrisafi sabit sermaye oluşumlarıdır. Ne var ki, Rekabetçilik Endeksinde asıl dikkat çeken nokta, “kamu yönetimi verimliliği” başlığında, rakip ülkelerle kıyaslandığımızda en çok sıra kaybeden ülke olmamızdır. Dinamik ve ihracat kanallarını genişletmek isteyen sanayicilerimiz, ihracatçılarımız yeni işbirlikleri ararken, “bütçe açığının milli gelire oranının artması, TCMB’nin para politikasının ekonomiye olumsuz etkileri, döviz kuru istikrarsızlığı, vergi tahsilatını düşürücü etkenler” kamu verimliliğinde sıralamamızı düşürmüştür. Sanayicimiz iktidarın tüm hatalarına rağmen ayakta kalmaya, büyümeye, pazar yitirmemek için rekabette sürekli fiyat kırmaya çalışmıştır. Dünya Rekabetçilik Endeksinin 2024’te açıklanan verisiyle; ülkemiz genel ortalamada 2015-2019 döneminde 44 üncü sıradayken, 2020-2024 döneminde 50 nci sıraya gerilemiştir. Türkiye, “ekonomik performans” yönünden 2015-2019 arasında 44 üncüyken, 2020-2024 döneminde 43 üncü sıraya çıkmıştır. Ne var ki, Tek Adam Rejimi’nin yozlaştırıcı ve kayırmacı dönüşümünün de etkisiyle, “kamu yönetimi verimliliği”nde 2015-2019 arasında 43 üncü sıradayken, 2020-2024 döneminde rekabet halinde olduğu ülkeler arasında en fazla düşüşü göstererek 58 inci sıraya inmiştir. “İş dünyasında verimlilik” üzerinden bakıldığında, ülkemiz 2015-2019 arasında dünyada 41 inci sıradayken, 2020-2024 döneminde 47 nciliğe gerilemiş; “altyapı” açısından ise son 9 yılın sonunda ancak 47nci sıradaki yerini koruyabilmiştir. Dünya Rekabetçilik Endeksinin 2025 verisi ise, son 1 yılda ekonomik performans, kamu yönetimi ve iş dünyası verimliliği, altyapı başlıklarında en büyük düşüşleri göstermektedir. “Ekonomik performans” yönünden, yani fiyatlar, ülke içi ekonomik durum, istihdam, uluslararası yatırımlar ve dış ticaretin etkili olduğu bu basamakta Türkiye 34.’lükten 45. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 379 ‒ Sıraya düşmüştür. “Kamu yönetimi verimliliği” üst başlığında yani iş mevzuatı, kurumsal çerçeve, kamu maliyesi ve vergi politikasının etkili olduğu basamakta 63.’lükten 66. Sıraya inmiştir. “Özel sektör verimliliği”ni oluşturan alt basamaklarda; üretkenlik ve verimlilik, finans, yönetim uygulamaları, tutumlar ve değerler ile işgücü piyasaları bakımından ise son 1 yılda 52. Sıradan 69. sıraya düşmüştür. Ülkemiz “altyapı” başlığı altında “sağlık ve çevre”, “eğitim”, “bilimsel altyapı”, “teknolojik altyapı” ölçütleri değerlendirildiğinde son 1 yılda 47.’likten 55. sıraya inmiştir. 2025 yılında sıralamada 13 ülke düşen ve 66.lığa inen Türkiye, nüfus, büyüme oranları, milli gelir, çalışan sayısı bakımından ön sıralarda olsa da yukarıdaki temel göstergelerde çok hızlı kan kaybetmektedir. Seçimle gelen yöneticilerin yargı ve bürokrasi baskısı altına alınmaları, ülkemizin itibarını yok etmekte ve kurumların çöküşünü hızlandırmaktadır. Ülkemiz, 4. Sanayi Devrimi’nin yarattığı ve iktidarın sıklıkla vurguladığı “fırsat pencereleri”nden birisini daha kaçırmak üzeredir. KOBİ’lerimizin teknolojiye dayalı üretime uyumu için geliştirilen KOSGEB desteklerinin sonucunda da görüldüğü üzere, 2022 yılında KOSGEB desteğiyle yatırım yapılan teknolojik ürün sayısı 68 iken, 2023 yılında bu değer 140 olarak hedeflendiği halde yılsonunda yatırım yapılan teknolojik ürün sayısı sadece 51’de kalmış, hedefin %36’sı tutturulabilmiştir. Genç nüfusumuzda kariyer beklentileri ve iyi eğitim almaya dair hedefler gerilemekte, ne eğitim ne de istihdamdaki genç nüfus oranı OECD ülkeleri arasında en üst seviyelere yükselmektedir. Kadınların işgücüne katılma oranı ise yine AB ülkelerinin oldukça gerisinde olup 2023 TÜİK verisiyle %36.8’dir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verisine göre; toplamda her 8 işverenden sadece 1’i kadındır (%12.1). Kadınların işgücüne katılım oranı Ekim 2024 tarihli Cumhurbaşkanlığı 2024 Yıllık Ekonomik Raporuna göre %36.8; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 27/11/2024 tarihli 2025 yılı bütçe sunumuna göre %37.4’dir. ir. Ne var ki, 2025 Ekim ayında yayımlanan 2025 Yılı Ekonomik Raporunda kadınların işgücüne katılımında ilk 6 ayda hedef tutmamış ve %36.3’te kalmıştır. Resmi verilerle; kadınların işgücüne katılım oranının 2027’de ancak %39.4’e, 2028 sonuna kadar ise ancak %40.1’e yükseltilmesi hedeflenmektedir. Ülkemiz, potansiyel işgücünün yetkinliği, büyümenin temelini oluşturan kaynakların varlığı, iktidar politikaları ve uluslararası rekabete açıklık bağlamında değerlendirilen “demografik fırsat penceresi”nde kadın istihdamı açısından son derece önemli bir dönemeçtedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 380 ‒ TÜİK Nüfus Projeksiyonları sonuçlarına göre; 2030’un ilk yarısında 65 yaş ve üzeri nüfusun %15’i aşacağı öngörülmekte, bu da çalışma çağındaki nüfusta özellikle kadın işgücü katılım oranının artırılmaması ve çalışan nüfusta niteliğin zenginleştirilmemesi halinde ülkemizin önemli bir kayıp yaşayacağını ortaya koymaktadır. TÜİK Projeksiyonunda, 2005 yılında çalışma çağındaki nüfus %66’yı aşarken, çalışma çağındaki nüfus 18 yıl sonunda, 2023’te %68.3’e ulaşmıştır. Buradaki asıl sorun, çalışma çağında olmasına rağmen istihdamda olmayan kadınların yeterince işgücüne katılmaması ve 2030’a kadar kadın işgücü katılımının %37’den %60’ların üzerine çıkarılamaması halinde ülkemizin önemli bir demografik fırsat penceresini kaçıracak olmasıdır. Resmi veriyle iktidarın hedefi %60’ların altında kalmakta, 2028 sonu itibarıyla ancak %40.1 olmaktadır. Bu oran, 2022 itibarıyla Doğu Asya ülkelerinden Çin, Güney Kore ve Japonya’da %65-75 aralığındadır. Ülkemizde ise 1995 yılında %30’u aşabilen kadın işgücüne katılımı oranı, 2015’ten 2022’ye kadarki 7 yılda anlamlı bir artış sağlayamamış ve halen %30-40 bandında kalmıştır. Milli gelir yönünden Dünyanın en büyük 17 nci ekonomisi olan ülkemiz, hatalı politikaların sonucunda, birçok uluslararası endekste hak ettiği yeri alamamaktadır. Geçtiğimiz yıl 2024 Küresel İnovasyon (Yenilik) Endeksi sıralamasındaki yükselişiyle dahi dünya genelinde 37 nci sırada olabilen ve orta-üst gelir grubundaki 34 ülke arasında 3 üncü sıraya yerleşerek potansiyeliyle dikkat çeken ülkemiz, görece dinamik ve yaratıcı özel sektörümüzle, fikri mülkiyet ve patent alanında daha aktif sanayi, girişimcilik ve bilişim politikasına ihtiyaç duymaktadır ancak 2025 Küresel İnovasyon (Yenilik) Endeksinde ülkemiz son 1 yıl içinde 37.’likten 43. Sıraya gerilemiştir. Ülkemiz, avantajlarını doğru bir kurumsal dönüşüm, teknoloji, eğitim, sanayi politikasıyla fırsata çeviremediği takdirde yeni zorluklarla karşılaşabilecektir. Bu bakımdan, üretilen milli gelirin ve yakalanan büyümenin, beşeri sermayeye kalıcı etkisi sağlanmalı, beyin göçü tersine çevrilmeli; ülkemizin nitelikli yetişmiş insanının hak ettiği refahı ve adil vergi bölüşümünü sağlamayan, eğitimli insan kaynağının yaşam tercihlerini kimi zaman hor gören, insan sermayemizden kolaylıkla vazgeçen, “giderlerse gitsinler” gibi söylemlerden uzak durulmalıdır. Bu endekste aynı gelir grubunda yer aldığımız, sırasıyla; Çin hariç tutulursa Malezya, Bulgaristan, Tayland, Brezilya, Sırbistan, Endonezya gibi ülkelerin 2000’li yılların başındaki durumlarıyla ülkemizi kıyasladığımızda, 23 yıl içinde doğru politikalar Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 381 ‒ uygulansaydı, nüfus potansiyelimiz ve milli gelirimiz açısından bugün ülkemiz üst gelir grubundaki ülkelerin düzeyinde olabilecekti. Ayrıca, inovasyon endeksinde 43. sırada yer alan ülkemiz, bu endekse ait ayrıntılı raporda da belirtildiği üzere, kadınların işgücüne katılımı bakımından birçok OECD ülkesinin gerisinde yer aldığı gibi, endeksteki zayıf yönlerimizden biri daha ortaya çıkmaktadır. Ülkemiz, eğitimli üst düzey yönetici kadınların istihdamında 63 üncü sıraya, genel olarak kurumların rolünde ise geçen yılki gibi 100 üncü sıradadır. Ülkemiz, endeksin genelinde 139 ülke arasında 43. sırada ve üst-orta gelir grubundaki rakip ülkeler arasında 3. sırada yer alsa da bu endeksin alt başlıklarına indiğimizde, nüfus ve milli gelirimizin potansiyelini neden kullanamadığımız daha net açığa çıkacaktır. Ülkemiz, son 1 yılda kurumların (iş dünyası, düzenleyici kurumlar ve kurumsallaşma) rolü bakımından yine 100. Sıradadır. Hukukun üstünlüğünde 90 ıncı sıradan 100. sıraya inmiş; işletmeler için kurumsal istikrarda 109. sıradan 103. Sıraya çıkmış; ülkedeki siyasal istikrarın özel sektörün iş yapabilme riski bakımından 111. Sıradan 110. sıraya çıkmış; kamu otoritesinin etkinliğinde 81 inci sıradan 87.liğe gerilemiş; genel olarak eğitimde 67 nci sıradan 65. Sıraya çıkmıştır. Eğitim harcamasının milli gelire oranında 111 inci sıradan 108. Sıraya çıkmış; PISA sonuçları yönünden yine 38 inci; öğrenci başına düşen öğretmen oranında 82 nci sıradan 85.liğe düşmüş; çevresel sürdürülebilirlik yönünden 53 üncülükten 54.lüğe inmiş; yatırımlar yönünden 58.likten 69. Sıraya düşmüş; nitelikli bilgiye dayalı bilgi-yoğun istihdamda 62 nci sıradan 60.lığa tırmanmış; üniversite-sanayi işbirliğine dayalı AR-GE faaliyetinde ise 87 nci sıradan 86. Sıraya yükselmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 382 ‒ Avrupa’nın 10 büyük ekonomisinin kalkınma göstergelerine karşılaştırması Kaynak: Eurostat, Dünya Bankası, Uluslararası Çalışma Örgütü OVP Hedefleri Tutmuyor, Sanayiciye Zarar Yazıyor… OVP ve Kalkınma Planı Hedeflerinin, öngörülebilirliği zayıf bir para ve maliye politikası ortamında, mevcut imalat sanayii kompozisyonunda ve teknoloji yoğunluğunda tutturulması imkânsızdır. Enflasyon ve büyüme hedefleri açısından baktığımızda, farklı kurumların tahminlerinin birbirini tutmaması, kamu otoritesine olan güveni azalttığı gibi, “enflasyonla mücadele reel kesimin ve vatandaşların yalnız bırakıldığı” algısını haklı çıkartmış; siyasal iktidarın yıllara yayılmış bariz hatalarını düzeltmek üzere yeni ve ağır maliyetli kurallar getiren iktisadi tercihlerin de doğruluğu ve güvenilirliği sorgulanmıştır. OVP’lerde ortaya konan tahminlerdeki “uzak, orta ve yakın” tarihli sapmalar incelendiğinde; 2018-2023 döneminde TÜFE yılsonu tahmini sapma oranı ortalama %594,8 olmuştur. Büyüme hedefinde aynı dönem için sapma (hedef/gerçekleşme oranı) ise %8.2, Dolar kurundaki sapma %87.9, petrol fiyatındaki hedef sapması ise %25.4 olmuştur. Diğer bir örnekle; 2020-22 dönemi OVP’sinde başlangıçta 2022 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 383 ‒ yılsonu için enflasyon hedefi %4.9 olarak belirlenmişken, 2022 yılsonu enflasyonu bunun 12 kat fazlası olarak %64.3 olarak gerçekleşmiştir. 2021-23 OVP’sinde ise 2023 yılsonunda %4.9 olarak hedeflenen enflasyon 2023 sonunda %1221 sapmayla %64.8’e çıkmıştır. Asıl önemli olan ise, “hatalı gibi görünen hedef sapmalarının, tahminlerde bilinçli biçimde hatalar yapılarak hazırlandığını göstermesidir. Büyümenin gerçekleşmelere göre sürekli yüksek, enflasyonun ise sürekli düşük tahmin edilmesi, bu tahminlerde bir yanlılık olduğunu göstermektedir." Devamında, Kasım 2024’te TCMB’nin 4 üncü Çeyrek Enflasyon Raporunda da görüldüğü üzere, güncellenen ve 2024 için %38’den %44’e (%15 artış), 2025 için %14’ten %21’e (%50 artış) yükseltilen tahminlerde yükselmenin ana nedeni olarak “başlangıç koşulları, enflasyonun ana eğilimi ve ataleti” olarak sıralanmıştır. Para otoritesinin tahminlerindeki sapmanın yeni ve kısa vadeli olmadığı, özellikle 2021’den bugüne enflasyonla mücadeleye para ve maliye otoritelerinin kurumsal bir eşgüdümle ve samimiyetle eğilmedikleri sanayi kesimi başta olmak üzere toplumumuzda genel bir kanaat halini almıştır. Öyle ki, Merkez Bankasının 2021 başındaki enflasyon raporunda %9.4 olarak hedeflenen enflasyon %36.1, 2022 yılbaşında hedeflenen enflasyon %23.2 iken yılsonunda gerçekleşen enflasyon %64.3’tür. 2024 yılına %36 hedefiyle başlayan para otoritesinin yılsonu için hedefi ise %44’e yükseltilmiştir. OVP tahminlerine yeniden dönecek olursak, 2022-2024 dönemi için, 2022 yılındaki tahminlerle 2024 yılında hedeflenen enflasyon oranının %7.6 olduğunu hatırladığımızda, 2024 sonunda revize edilen %44’lük enflasyon hedefinin %478.9’luk bir sapmayla gerçekleşmesi beklenmekteydi. Merkez Bankası ve ekonomi yönetiminin enflasyon tahminlerindeki sapmaların 2024’te olduğu gibi 2025 yılında da sürdüğünü görmekteyiz… TCMB Enflasyon Raporlarında görülen 2024-25 tahminlerinden hareketle; Bankanın 2024 yılı için 2023 Temmuz’da yaptığı enflasyon tahminindeki sapma %33.3; 2024 Ağustos ayında 2024 yıl sonu enflasyon hedefi tahminindeki sapma %15.8’dir. Bankanın 2025 yılı için 2023 Temmuzda yaptığı enflasyon tahmininin %123.6 sapacağı, 2024 Ağustos ayında yapılan 2025 yılsonu enflasyon tahmininin ise %30 civarı sapabileceği beklenmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 384 ‒ OVP’lerde açıklanan hedeflerin ne kadar sapma gösterdiğine bakarsak; 2024’teki %44.4’lük TÜFE, OVP’de açıklanan hedefe kıyasla %33’lük sapma olduğunu göstermiştir. 2023 Eylül ayında açıklanan OVP’de 2024 yılı TÜFE tahmini %34.5 oranında sapmıştır. Burada TÜFE tahmin ve sonuçları arasındaki oransal farkı değil, tahmindeki yanılma oranı esas alınmıştır. 2026 yılı bütçesinin görüşüldüğü haftada açıklanan TÜFE, Eylül 2025 verisiyle, 12 aylık enflasyon (2024 Eylül-2025 Eylül) %33.29; İTO enflasyonu ise %40.75 olarak gerçekleşmiştir. Piyasa katılımcılarının beklentisini TÜFE rakamlarına, piyasa katılımcılarının beklentilerini ise İTO verilerine daha yakın gösteren bu sonuçlar karşısında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet YILMAZ, Plan ve Bütçe Komisyonundaki sunumunda, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da yüksek enflasyondaki eğitim ve gıda etkisinin geçici olduğunu savunmuştur. TÜİK, 3 Kasım 2025’teki açıklamasıyla, Ekim 2025’te yıllık TÜFE’nin %32.87 olduğunu açıklamıştır. Eğitimin yıllık %32.87’lik enflasyona etkisi Ekim 2025’te %1.56, gıda ve alkolsüz içeceklerin etkisi yıllık enflasyona etkisi %8.44, konutun yıllık %32.87 enflasyona etkisi %7.75 olarak ölçülmüştür. Reel sektör beklentilerinin gerçekleşen enflasyona daha yakın olduğunun önceki kanıtları ise 2022 ve 2023’te görülmektedir. Reel sektör, piyasa katılımcıları ve hanehalkının aylar bazında tahminlerinin aritmetik ortalaması ile o yılın sonundaki resmi enflasyon gerçekleşme hedeflerinin ortalaması üzerinden yapılan bir hesaplama da göstermiştir ki, resmi enflasyon ortalama hedeflerine en yakın tahminleri yine reel sektör yapmıştır. Örneğin; 2022 yılında, reel sektörün 2023 sonu için enflasyon beklentisi ortalama %56,09 iken, 2023 sonunda resmi enflasyon gerçekleşme hedefi ortalaması %53.44; yine reel sektörün 2023 Ekim ayındaki tahminiyle, 2024’ün ilk 10 ayı için ortalama enflasyon beklentisi %55,97 iken (1 yıllık), 2024 Ekim ayı için resmi enflasyon hedefinin ortalaması %57.74 olarak hesaplanmıştır. TCMB Sektörel Enflasyon Beklentileri-2025 Ekim Anketi’ne göre ise piyasa katılımcılarının 2024 Ekim ayında gelecek 1 yıl sonrası yani Ekim 2025 için enflasyon beklentisi %27.4 olurken, reel sektörün geçen yıl için 1 yıllık enflasyon beklentisi ise %49.5, hanehalkının Ekim 2025’teki enflasyon beklentisi ise geçtiğimiz yıl %67.2 olmuştu. Ekim 2025 itibarıyla, piyasa katılımcıları 12 ay sonrasında (Ekim 2026’da) Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 385 ‒ enflasyonun %23.2, reel sektör temsilcileri %36.3, hanehalkı ise %54.3 olarak beklemektedir. Asıl sorun, ekonomi yönetiminin hedef sapmalarını sürekli uluslararası koşullara bağlarken kendi programlarında sorun görmemesidir; programın hedefler doğrultusunda ilerlediğini savunurken enflasyonda düşüş eğilimine toplumun da inandığını varsaymalarıdır. TCMB Anketinin diğer sonucu, hanehalklarının geçtiğimiz yıl Ekim ayında olduğu gibi bu yıl da enflasyonun düşeceğine büyük ölçüde inanmamasıdır. Katılımcıların sadece %26.5’i gelecek 12 yılda enflasyonun düşeceğini düşünmektedir. Yeni güncellemeler ve tahminler doğrultusunda ise, reel sektör Kasım 2025 için enflasyon tahminini aylık ortalamalar bazında bu defa önemli bir farkla %54,58 olarak verirken, resmi enflasyon hedefi açıklamalarının aylık ortalamaları alındığında Kasım 2025 için %29.82’dir. Reel kesimin enflasyon oranları hususundaki uyarısı ve beklentileri karşısında kurumların halen gerçekçi hedeflere, şeffaflığa ve enflasyonla mücadeleye güven verici biçimde odaklanmaması, sanayi büyümesi ve istihdamı açısından sorunludur. 3 Kasım 2025’te açıklanan TÜFE verisiyle, henüz Kasım ayına varmadan, Ekim 2025’te enflasyon geçen yılı aynı ayına göre %32.87 artmıştır. Kurumlara Güven Çöktükçe, Yapısal Reformlar Geciktikçe, Yatırım İklimi Yeşermiyor… Enflasyonun kalıcı biçimde düşeceğine olan güven ve beklentinin yerleşmemesi, aksine artış hızının beklendiği kadar dindirilemeyeceği inancı karşısında kurumların tutarlı ve eşgüdümlü, temel gerçeklerle uyumlu tahminler ve politikalar izlemesi, sanayi planlaması için hayati değerdedir. Planlama geleneğinin fiilen terk edildiği ve sektörel önceliklerin günübirlik kararlarla, yayımlanmış OVP ve Kalkınma Planı hedeflerinden kısa sürede ayrışılarak belirlendiği bir düzende, yabancı yatırımcının aradığı şeffaflık ve güven ortamı oluşmayacaktır. Ülkemiz, kalıcı yatırımlar, hukukun üstünlüğü, sivil toplumun gelişimi, bürokratik kurumsallaşma ve öngörülebilir politikalarda Dünya Bankasının “yönetişim” kalitesi bakımından temel göstergelerinden olan Worldwide Governance Indicators verilerine göre; 100 puan üzerinden yapılan değerlendirmede, hesapverebilirlik alanında 2002 yılında 42.29 puana sahipken, 2023 yılında 25 puana gerilemiştir. Örneğin; Güney Kore aynı endekste 2002’de 69.65 puandayken 2023 yılında 73.53 puana yükselmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 386 ‒ Ülke yönetimlerinin “Yönetişim” temelli değerlendirilmesinde, “-2.5’ten +2.5”e kadar puanlanan göstergede, Güney Kore’nin hesapverebilirlik puanı yönetişim açısından 2002 yılında +0.75 iken, 2023 yılında +0.86’ya yükselmiş; buna karşın ülkemizin bu alandaki notu 2002 yılında -0.22’den 2023 yılında -0.86’ya gerilemiştir. Ülkemiz “siyasal istikrar ve terörün/şiddetin önlenmesi” alanında 2002 yılında 21.69 puana sahipken 2023 yılında 13.74 puana düşerken; Güney Kore bu alanda 2002’de 52.38 puandan 2023’te 68.25 puana tırmanmıştır. Türkiye, “hükümetin/siyasi otoritenin etkinliği” alanında 2002 yılında 57.84 puandan 2023 yılında 41.51 puana gerilerken; Güney Kore 2002’de 76.22 puandan 2023’te 90.57 puana çıkmıştır. Türkiye, “düzenleyici otoritenin niteliği/kalitesi” açısından 2002 yılında 56.76 puandayken, 2023 yılında 43.87 puana düşmüş; Güney Kore ise 2002’de 72.43 puandan 2023’te 84.91 puana çıkmıştır. Türkiye, hukukun üstünlüğünde 2002’de 49.75 puana sahipken, 2023 yılında 32.55 puana inmişken; Güney Kore aynı alanda 2002’de 80.60 puan iken 2023’te 85.85 puana yükselmiştir. Ülkemiz “Yolsuzluğun denetimi” açısından ise; iktidarın “3Y’yi (yasaklar, yolsuzluk ve yoksulluk)” bitirmek üzere iktidarı devraldığı tarih olan 2002 yılında 34.92 olarak ölçülen değer, 2013 yılında 60.6’ya yükselirken, 2018’den sonra Tek Adam Rejimi’nin kuralsızlığı kural haline getiren yönetimi altında ciddi düşüşe geçmiş, 21 yılın sonunda 2023’te, iktidarın başlangıç tarihi olan 2002 ile aynı değere inmiştir. Aynı dönemde Güney Kore, 2002’de 70.43 puanla değerlendirildiği yolsuzlukların kontrolü alanında, 2023’te 79.72 puana çıkmıştır. 21. yüzyılda rekabet halinde başladığımız birçok ülkeyle aramızdaki mesafeyi kapatmamız gerekirken, hatalı siyasal tercihler ve sanayinin güvencesi olan hukuk, yolsuzlukla mücadele, hesapverebilirlik, düzenleyici kurumların etkinliği ve şeffaflığı alanlarında dünyada çizdiğimiz görüntü, gerçekleştirilmeyen yapısal dönüşümler, önemli fırsatları kaçırmamıza yol açmıştır. “Türkiye-Güney Kore sanayileşme süreci”ne dair karşılaştırmalı bölümde de görüleceği üzere, AKP iktidarında sanayimizin potansiyeli büyük ölçüde heba edilmiştir. Unutulmamalıdır ki, kurumlar ile hukukun çatıştığı yerde özgürlük olmaz, özgürlük ve mülkiyet haklarının yerleşik olmadığı, yarının öngörülemediği yerde ise kalıcı yatırım gelmez. Ağustos 2024’te ülkemiz 8 gün boyunca Instagram’a hukuka aykırı biçimde getirilen erişim engelinin kaldırılması sürecinde önemli bir itibar kaybetmiş; teknolojiden sorumlu Bakan ise bu yasaklama karşısında öncü rol üstlenmesi gerekirken pasif kalmış; Instagram’ın neden kapatıldığını ve akşam saat kaçta Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 387 ‒ açılacağını Ulaştırma ve Altyapı Bakanı telefondan video kaydı alarak “müjdelemiştir”. Benzer biçimde, ülkemizin önemli sorunlarından olan “dijital telif “ve teknoloji şirketlerinin ülkemizde edindikleri verilerin kullanımına, pazarlanmasına ve şirket kazançlarının ülkemizde yatırıma dönüşmesine dair sınırlayıcı hükümler konusunda da bakanlığın diğer kurumlarla yeterince eşgüdümlü çalışma yürüttüğünü söylemek zordur, bu husustaki kanuni düzenleme gecikmektedir. İktidarın kendi hatalı kur, faiz ve maliye politikasını düzeltmek için çıktığı yolda belirlediği hedeflerin tutturulamayacağı kısa süre içinde anlaşıldığı için revize edildikçe, piyasada enflasyonla mücadeleye olan güven sarsılmakta, para ve maliye politikasının ciddiyeti aşınmaktadır. Rekabet gücü yara almakta, sanayicinin ve reel sektörün, özelde ise KOBİ’lerin fiyatlama ve maliyet davranışları sürekli değişkenlik göstermektedir. Enflasyondaki artışın temel nedenleri ve maliyetler ile fiyatlardaki katılıklar üzerine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı arasında uyumlu, şeffaf bir söylem birliği mevcut değildir. Bakanlıklar ve diğer kurumlar, enflasyon ve rekabetteki temel olumsuzlukları tartışarak sorumluluk üstlenmek yerine, Plan ve Bütçe Komisyonundaki sunumlarında enflasyonu mümkün olduğunca konuşmamak ya da enflasyonun yol açtığı sorunları geçici, konjonktürel ve bölgesel savaşlar sonucunda oluşmuş dışsal nedenler üzerinden okuyan sunumlar gerçekleştirmişlerdir. Sanayi ve Teknoloji Bakanının 2026 yılı bütçe sunumu kitapçığı ve konuşmasında da “enflasyon” sözcüğü hiç kullanılmamış, sanayide son dönemde üretim ve istihdam ile güven endeksleri belirgin biçimde gerileyen sektörlerin sorunları ise anılmamıştır. Sanayi Sektörü, Yeni Dünyanın Dengelerine Uygun Bir Sanayi Politikası Ve Örgütlenmesi Bekliyor… Aktardığımız veriler ışığında nitelikli, bilgi temelli işgücünün istihdama katılımı, 4. Sanayi Devrimi sürecinde, üretim kompozisyonumuzun değişmesinde kilit rol üstlenecek olup eğitim modelimiz, sanayimizin karnesini ve üretimdeki çıktıları da belirleyecektir. Ne var ki, eğitim sistemimiz, gerek lise düzeyinde ara eleman eğitimine, gerekse dünya standartlarındaki üniversite eğitimine hazırlıklı değildir. Dahası, yapay zeka ve otomasyonun üretim süreçlerine çok daha fazla dahil olduğu yeni Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 388 ‒ ekonomilerde, üretim, stok, reklam, satış, müşteri talep ve beklentilerinin bütünüyle elektronik sistemlere, veri yönetimine tâbi kılındığı, bilginin üretim ve pazarlamaya doğrudan etki ettiği, kamu hizmetlerinin de dijital alana daha fazla kaydırıldığı yeni dijital ekonomi çağında sanayi şirketlerimizin bu yeni ekonomi modelinden küresel ticarette aldığı pay ve yeni dijital ekonomiye uyum sürecimiz hedeflerin oldukça altındadır. Dünyada genç nüfusumuzun toplam nüfus içindeki payına ve milli gelir sıralamamıza bakıldığında, dijital ekonomideki yerimiz sanayinin gelişimi açısından endişe vericidir. Ötesinde, Prof. Dr. Daron ACEMOĞLU ve Simon JOHNSON’ın kritik tespitiyle, “Çin, Tayvan, Güney Kore gibi ülkelerde başarı, insan kaynaklarının daha etkin kullanılmasını sağlayan yeni teknolojilerden kaynaklandı. Bu ülkelerde teknolojiler işgücünün büyük bölümü için yeni istihdam fırsatları yarattı. Bu ülkeler de yeni teknolojiler ile nüfusun becerisi arasında uyum sağlamak için eğitim yatırımlarını artırdılar. (…) Yapay zekânın tüm yaşam süreçlerini belirlediği yeni çağda, dijital teknoloji, robot ve diğer otomasyon ekipmanlarıyla küresel üretim becerisi ihtiyaçlarını artırdılar. Bu durum, yeni bir küresel işbölümünü de şekillendirmekte, işgücünün büyük bölümünün düşük eğitimli olduğu gelişmekte olan ülkelerde yapay zekâ, sanayisizleşme sürecini hızlandırmaktadır.” “Yükte hafif, pahada ağır” ürün üretebilen bir sanayinin cari açığı düşürebileceği gerçeğinden hareketle, yüzleşilmesi gereken konu, ihracatın toplamda ne kadar arttığı kadar, ihracatımızın kg bazında birim değeridir. Bu değer, 2005 yılı seviyesine inmiş ve 1.36-1.42 Dolar aralığında olmuşken, Bakanlık halen ihracatın toplam miktarının artışını “başarı” gibi göstermenin yolunu aramakta, teknoloji-yoğun pazarlardaki kayıpların telafisi için kapsamlı bir programı 2025 Bütçesi’nde de sunamamaktadır. 2015 yılında kg başına ihracatın birim değerinin 1.81 Dolar olduğu hatırlandığında, ihracatımızın bileşenlerinin ve ağırlığının Tek Adam Rejimi sürecinde nasıl doğru yönlendirilmediği daha çok ortaya çıkacaktır. AKP iktidarı, ihracatımızın kg başına değerini 2024'te yani 9 yıl içinde ancak 10 cent artırıp 1.92 Dolara çıkarabilmiştir. ihracatımız, örneğin 2024’ün ilk yarısında 1.42 Dolara inerken, ihracatımızın miktarı %11.2 artmıştı. Sektör bazında ise kg başına mücevher ihracatımız son 10 yılın en düşük seviyesine inerek 428 Dolar olurken, 2024 sonunu 532 Dolar civarında kapatmıştır. Kg bazında savunma sanayii ihracatımız 65 Dolar, hazır giyim ise 15.32 Dolar olmuştur. 2025 Bütçe Kanununun ardından, ilk çeyrek ihracat verileri üzerinden Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 389 ‒ yapılan hesaplamalarda; sektör bazında kg başına mücevher ihracatımız, altın fiyatlarının da artan etkisiyle, 2.390 Dolara kadar yükselmiştir. 2025’in ilk 3 ayında, savunma sanayii ihracatında kg başına değer %11 kayıpla 58.2 Dolara, hazırgiyim ve konfeksiyon yatay seyirle kg başına 15.33 Dolara, deri ve mamulleri 12.6 Dolara, gemi ve yat hizmetleri ihracatı kg bazında 9.35 Dolara çıkarken, tekstil ve hammaddeleri sektöründe ihracat kg bazında %6 kayıpla 3.63 Dolara, zeytin ve zeytinyağı ihracatında kg bazı değer %31 düşüşle 3.15 Dolara gerilemiştir. Ülkemizin ihracatının hangi mal bileşenleri ağırlıklı ilerleyeceği ve orta, orta-yüksek teknolojili ürünlerin payının hangi yollarla artacağı, tarımsal üründe ne tür bir çeşitlendirmeyle ve markalaşmayla dünyaya hitap edeceğimiz sorusu, bu rakamlar dahilinde iktidarın 2026 yılı için yeni ufkunun olmadığını göstermektedir. Bakanlığın 2026 Bütçe Teklifi’nin genel görünümü, geçtiğimiz yıl olduğu gibi, yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracatımızdaki payına dair yaşanan kronik sorunu ve ülkemizin içinde bulunduğu “erken sanayisizleşme” ile “orta teknoloji tuzağı” sürecini kısa vadede aşabilecek bir vizyon ve kaynak dağılımı içermemektedir. Aksine, bütçe sürecinin ilk günlerinde iktidarın büyüme ve milli gelirdeki artışı öne çıkarılmakta, dünyada artık “üst gelir grubundaki ülkeler”den biri sayıldığımız anlatılmaktadır. 2026 Bütçesi’ni bu sayede “istikrar ve refah bütçesi” olarak gösterme gayretleri, Türkiye sanayiinin ve KOBİ’lerinin kronikleşmiş sorunlarını tartışmamanın da bir yolu kılınmıştır. Yeni sanayi politikasının bir basamağı olan teknoloji politikası, küresel değer zincirinden daha fazla pay alma hedefindeki ülkeler için kamunun daha fazla müdahaleci politikalarla hem sektörleri belirlemesini, hem de bu sektörleri koruyucu önlemler alarak üretimi artıracak teşvikler sağlamasını içermektedir. Orta-gelir tuzağıyla paralel ilerleyen orta-teknoloji tuzağından çıkış için, devletin düzenleyici rolden daha fazla adım atması, etkin sanayi ve bilim politikası izlemesi ve sektörlere öncülük etmesi gereklidir. Bu bakımdan, gerek ABD, gerekse Güney Kore örneklerinde gördüğümüz gibi, erken aşamada bilgi ve teknoloji üretiminde etkin devlet politikası, kimi zaman özel sektörün riskli ve belirsiz gördüğü alanlarda devletin uzun vadeli yatırımları kendisinin yapabileceği, adeta bu piyasaları ısındırmak için öncü oyuncu olabileceği anlamına gelmektedir. Bu durumda devlet, riskleri ve piyasayı gözeterek bazen oyunda kalabilmeli, özel sektör yeni piyasaya ısınsa ve yatırım yapsa dahi piyasadan tamamen çekilmeyebilecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 390 ‒ Öyle ki, Orta Vadeli Plan’da (OVP) ve 12. Kalkınma Planı’nda önceliğini ihracat odaklı büyümeye bağlamış ekonomi modelinde, ihracat politikası Ticaret ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlıkları arasında sıkışmıştır. İmalat sanayii modelimizdeki “verimlilik” sorununda görüldüğü gibi, devlet örgütlenmesindeki “verimlilik” tartışmaları da devam etmektedir. Kurumların yüksek teknolojiye, genişleyen pazarlara ve markalaşma sorunlarına, verimlilik kısırdöngüsüne karşı eşgüdüm içinde çalışmasına engel olan örgütlenme sorunları bulunmaktadır. Bu kapsamda, mevcut Bakanlık örgütlenmesinde halen yer alabilen nitelikli, liyakatli kadroların daha uyumlu çalışmasını sağlayacak, ihracatı geliştirme amacıyla farklı Bakanlıklar arasında eşgüdüm sağlayacak, ihracat odaklı yeni bir bürokrasi reformu ve örgütlenme modeli kurabilecek anlayış bu iktidarda yoktur. Sağlanan kamu kaynaklarının, harcanan ödeneklerin ve verilen destek/teşviklerin, kredilerin sonucunda bu yardımlardan faydalanan sektörlerin makro anlamda elde ettiği sonuçların etki analizleri ayrıntılı raporlanmadıkça, kamu harcamalarında etkinlik, sonuç odaklılık ve şeffaflık mümkün olmayacaktır. Kamudaki örgütlenme sorunları açısından önemli bir örnek Sanayileşme İcra Komitesi’dir. Bakanlıkların mevcut yapısı içinde eşgüdüm sağlamak ve yatırımcılara hukuki öngörülebilirlik ile mülkiyet güvencesi sağlamak varken; 14/10/2020 tarihli ve 68 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle kurulan Sanayileşme İcra Komitesine (SAİK) iş dünyasını kaygıya sevk eden yetkiler de verilmiştir. Bu Komitenin bugüne kadar sanayimize ve ihracata somut hangi katkıları, hangi çalışmalarıyla yaptığı da belirsiz olduğu gibi, bu Komitenin bir yetkisi, başvurumuz sonrasında Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. AYM’nin 1/6/2022 tarihli ve 2020/94 E. 2022/61 K. Sayılı Kararıyla, SAİK’e “ülke içinde kritik önemde olduğu değerlendirilen şirketlerin ortaklık yapılarındaki değişikliklerin yurt içi üretimin sürekliliği ve ulusal güvenliği riske atabileceğinin değerlendirilmesi halinde bu değişikliklere dair karar alma yetkisinin verilmesi” ve bunun yasa yerine CB Kararnamesiyle yapılması mahkeme tarafından Anayasaya aykırı bulunmuştur. Yetişmiş nitelikli Bakanlık kadrolarının önemli bölümünü tasfiye eden, kritik karar alma mekanizmalarında partizanlığı sürdüren bu siyasi akıl, bürokrasinin tecrübesini değil dar çıkar çevrelerinin teşvik ve destek ricaları doğrultusunda sanayi politikası belirledikçe, ülkemizin yeni dijital ekonomiye, 4. Sanayi Devrimi’ne hazırlıklı olması mümkün değildir. Bakanlığın 2026 yılı bütçe teklifindeki ödenekler, gerek OVP ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 391 ‒ Kalkınma Planı, gerekse ihracat odaklı büyümeye dair süslü hedeflerin altını dolduracak büyüklükte değildir. Ayrıca, ihracat temelli OVP’deki büyüme hedefinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bütçeden aldığı ödenek, ucu açık ve altı doldurulamamış hedeflerin gerçekleşmesine yetmeyecektir. Komisyon görüşmelerinde de vurguladığımız gibi, %82’ye ulaşan yerlilik oranıyla savunma sanayiinde elde edilen deneyimin markalaşma, teknoloji ve AR-GE yatırımları, teknoloji transferi ve doğru teşvik politikalarıyla sivil alanlarda da yaygınlaştırılması ülkemizin önceliği olmalıdır. Aşağıda görüleceği üzere, Bakanlığın bütçe görüşmelerinde açıkladığımız verilerle, savunma sanayii ihracatının toplam ihracattaki payındaki gelişim ile diğer sektörlerin payını karşılaştırdığımızda, ülkemizin sanayi ve ihracat politikasında yeni dönüşümü savunma sanayiindeki ilerleme öyküsü de dikkate alınarak gerçekleştirmek gerekmektedir. Sektörlerin İhracattaki Paylarının Karşılaştırması Kaynak: TİM Ülkemiz, özellikle Tek Adam Rejimi’nin inşa edildiği son altı yılda, yaşadığı beyin göçü nedeniyle sanayide nitelikli dönüşümün en önemli girdisi olan beşeri sermayeyi büyük kayba uğramıştır. Ülkesinde kalmayı tercih eden nitelikli işgücü ise harcanabilir gelirinde büyük bir erimeyle karşı karşıya bırakılmış, karşılaştırmalı olarak AB Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 392 ‒ ülkelerindeki diğer teknik personelden çok daha düşük ücretlere mecbur bırakılmıştır. Ülke içinde de devam eden eşitsizlik derinleşmiş, bölgesel gelişmişlik farkının ağır sonuçları son 3 yılda daha çok etkisini göstermiştir. 2025 yılı Bütçe Gerekçesine göre; “Bölgesel Kalkınma” başlığı altında 2024 yılsonunda en yüksek gelirli bölgede kişi başına düşen gelirin en düşük gelirli bölgedeki kişi başı ortalama gelire oranı 4,25 kata kadar çıkmışken 2025 sonunda bu büyük uçurumun ancak 4.1 kata inebileceği öngörülmekte, 2026 yılı için ise 4 kata düşürme hedefi konmaktadır. Bu tabloda, 2025 yılında 14 trilyon 731 milyar TL’lik bütçeden tüm kamu kurumları için bölgesel kalkınmaya 7 milyar 45 milyon TL’lik toplam ödenek ayrılmışken, 2026 yılında 18 trilyon 928 milyar TL’lik bütçeden “bölgesel kalkınma”ya sadece 8.3 milyar TL ödenek ayrılması (%0.04) yetersizdir. CHP, Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki önergesiyle, bölgeler arası gelişmişlik farklarının dengeli bir yapıya kavuşturulması, bölgesel ve yerel kalkınmanın hızlandırılması ve sürdürülebilir dengeli bir gelişmenin sağlanması amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına ayrılan 780 milyon TL ödeneği yetersiz bularak 2 milyar TL artırılmasını önermiş, Cumhur İttifakınca reddedilmiştir. “Gözbebeğimiz” Denen Ama Gözden Çıkarılan KOBİ’lerin Hali Ve KOSGEB’in Karnesi… Nitelikli sanayi sektörü işgücümüz, aldığı eğitimin karşılığını alacak bir istihdam politikası izlenmemesinden şikayetçi iken, sanayicimiz ise ara eleman bulma sorunundan yakınmaktadır. Dünyada rekabet üstünlüğünü kaybettiğimiz (tekstil gibi) sanayi sektörlerine yeniden odaklanan, il/ilçe ve alt sektör bazlı teşvik sistemini yeniden ele alan, yüksek teknoloji yoğunluklu üretimi markalaşma stratejisiyle besleyebilen, dünyada aktif müdahaleci sanayi ve gümrük politikaları artarken yerli sanayicisi ve KOBİ’lerini tekelci dış müdahalelerden koruyabilen, sınai verimliliği teknoloji yatırımlarının temeline yayan bir sanayi politikasına ihtiyaç vardır. Yenilikçi ve katma değerli ürüne odaklanan ve küresel rekabette daha fazla pazar kaybına Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 393 ‒ tahammülü kalmayan sanayicimiz, AR-GE, tasarım ve teknoloji yatırımlarına öncelik tanınmalıdır. KOSGEB’in Şubat 2024 tarihli “Türkiye’de KOBİ’lerin Dış Ticaretteki Yeri” başlıklı raporundaki verilere göre; 2022 yılındaki toplam ihracatımızın %31.6’sını 78.8 milyar Dolarla gerçekleştiren (2023’te %35), toplam AR-GE harcamalarının %28.8’ini yapan KOBİ’lerimizde ihracatçı sayısı artarken, girişim başına düşen ihracat 2013 yılında 1 milyon 36 bin Dolar iken 2022 sonunda 739 bin Dolara gerilemiştir. Bu süreçte yüksek teknolojiye dayalı ihracatta artış gözlense dahi 2013’ten 2022 yılına dek imalat sanayiindeki ihracatçı KOBİ’lerde yüksek teknolojili üretim yapan girişim oranı ancak %1.3’ten %1.6’ya; orta düşük teknolojili girişimci oranı ise 9 yılda %28.3’ten %28.5’e çıkmıştır. 2013-2022 döneminde, karşılaştırmalı olarak, gelişmekte olan ülkelerde yüksek ve orta-yüksek teknoloji ihracatında büyük ivme gözlemlenirken, ülkemizde düşük teknolojili üretim yapan ihracatçı KOBİ’lerimizin payı %43.5’ten %42’ye gerilemiş, ancak yüksek teknolojili ürün ihracatında büyük ilerleme sağlanamamıştır. Bu 9 yıllık süreçte imalat sanayiimizdeki ihracatçı firmalarımızın teknoloji düzeyinde ciddi bir değişiklik yaşanmamıştır. TÜİK’in “Küçük ve Orta Büyüklükteki Girişim İstatistikleri”ne göre; 2022 sonunda imalat sanayiindeki KOBİ’lerimizin düşük ve orta-düşük teknolojili üretim yapanlarının toplam işletmelere oranı %87.9 iken bu oran 2023 sonunda sınırlı bir değişimle %87.3 oldu; yüksek teknoloji düzeyinde üretim yapan KOBİ’lerin oranı ise 2022’de binde 7 iken, 2023 sonunda bin 8’e, diğer ifadeyle 3475 adet KOBİ’ye çıkmıştır. Büyük ölçekli imalat sanayii firmalarında ise 2022 yılında düşük ve orta- düşük teknolojili üretim yapan firmaların oranı, toplam büyük ölçekli firmaların %74’üne denk gelmekteyken bu oran 2023’te de korundu; yüksek teknolojili üretimdeki büyük ölçekli firmaların oranı ise 2022’de %3 iken 2023 sonunda ancak %3.1’e çıkabildi. Bu dağılım ve 2022-2023 arasındaki çok sınırlı değişim, ülkemizin imalat sanayii ihracatında ve dijital ekonomiye geçiş sürecinde, iktidarın OVP ve 12. Kalkınma Planı’ndaki hedeflerine 2026 yılı Bakanlık bütçesindeki ödeneklerle ulaşmanın imkânsız olduğunu göstermektedir. OVP ve Yıllık Programlarda hedeflenen büyük değişim oranlarına ulaşılamamasının ardında sadece yetersiz ödenekler yoktur, bu kapsamlı reformu gerçekleştirecek bir siyasi vizyon yoktur ve yapısal reformların hukuk, kamu yönetimi, mali ve çevresel dinamikleri aksak işlemekte, bütüncül bir dönüşüme ihtiyaç bulunmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 394 ‒ 2023’te ülkemizin toplam ihracatının %35’ini (87 milyar Dolar), ithalatının %20’ini (67.5 milyar Dolar) gerçekleştiren KOBİ’ler özelinde ve imalat sanayiinin genelinde yeni, ayakları yere basan, yatırımcılara hukuk ve demokrasi vaat eden, üreten kesimleri cezalandırmayan, öngörülebilirliği temel ilke edinerek yıl içinde piyasayı sürekli kural değişikliğine tabi tutmayan, özetle sanayiyi üretimden soğutmayan anlamlı bir “hikâye” yazması gerektiğini ortaya koymaktadır. KOSGEB’in Mart 2025 tarihli “Türkiye’de KOBİ’lerin Dış Ticaretteki Yeri” başlıklı raporundaki verilere göre; toplam 3.723.944 firma içinde ihracat yapan KOBİ sayımız 2023 sonunda 131.928 olmuş, ihracat yapan tüm girişimcilerin %3.5’ini KOBİ’ler oluşturmuştur. 206.104 KOBİ ise ithalat yapabilmektedir. KOBİ’lerimiz ihracata özendirilirken ihracatçı sayısı artmakla birlikte, girişimci başına düşen ihracat son 10 yılda azalmakta, girişim başına ihracat 2013’te 1 milyon 36 bin Dolar iken 2023’te 660 bin Dolara inmiştir. Bu durum, KOBİ’lerin kaybolan pazarları, zorlanan rekabet koşulları, finansmana erişim ve yüksek, orta-yüksek teknolojiye daha çok özendirilmelerinin önemini ortaya koymaktadır, çünkü ihracat yapan imalat sanayiindeki KOBİ’ler içinde yüksek teknolojili sektörlerdeki firma oranı %1.6 iken, son 10 yılda orta-yüksek teknolojili KOBİ’ler ise %26.8’den %26.1’e düşmüş; aksine düşük teknolojili üretim yapan KOBİ oranı %44.4’e çıkmıştır. Diğer ifadeyle; “Büyüme ile enflasyon arasında bir ikileme düşülmeden, ücretlerde yapılacak insan onuruna yaraşır ve hayat gerçeklerine uygun bir artışın doğrudan enflasyon baskısı yaratacağı yargısına kapılmadan yeni bir üretim modeline geçmek mümkündür. Enflasyonu makul seviyelerde tutarak büyümeyi toplumsal ihtiyacın gerektirdiği düzeye çıkarmanın yolu, yeni bir arz artışını sağlamaktan geçmektedir. Bu da ‘ticarete-konu olmayan mallar’ yerine ‘ticarete-konu olan’ mal piyasası üzerinde etkili olacak arz artışının desteklenmesi yoluyla cari açığın azaltılması, kur şoklarının fiyatlar üzerindeki etkisinin düşürülmesi sonucunu doğurabilecektir.” Yukarıda açıklanan sorun ve tespitler kapsamında CHP Grubu Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bir önerge vermiştir. Yatırım teşvik sisteminin yanı sıra Proje Bazlı Teşvik Sistemi kapsamında da sürdürülebilir kalkınma ve büyüme hedeflerine ulaşmak için ülkemizin ek ihtiyaçlarını karşılayacak, arz güvenliğini sağlayacak ve dışa bağımlılığı azaltacak yatırımlar ile sanayimizin dünyada yaşanan teknolojik gelişmelerin ardında kalmasını engelleyecek, orta teknoloji üreten bir ülkeden yüksek Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 395 ‒ teknoloji üreten ülkeler arasına girmemizi sağlayacak yani teknolojik dönüşümünü sağlayacak, uluslararası rekabet gücümüzü artıracak, yenilikçi, Ar-Ge yoğun ve katma değeri yüksek olma niteliklerini haiz yatırımların mutlak suretle desteklenmesinde yarar bulunmaktadır. Bu amaçla, “Bakanlığın Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim Ve Yatırımların Desteklenmesi” hususunda uygulamada daha etkin olmasını sağlamak için, Bakanlık Bütçesinin “Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesi” programının ilgili alt tertibinde yer alan 40.000.000 tutarındaki yetersiz ödeneğin 400.000.000 TL artırılması CHP tarafından önerilmiş ancak Cumhur İttifakı oylarıyla bu ödenek artışı engellenmiştir. Tutmayan, Sürekli Güncellenen Hedefler… 500 milyar Dolar ihracat hedefini 2023 yılında tutturamayan iktidarın hesap vermesi gerektiği yerde bahane söylemine sığındığı bütçe görüşmelerinde yeni hedefler; 2025 yılı başlangıcında imalat sanayii ihracatında 268 milyar Dolar, toplam ihracatta ise 279.6 milyar Dolar hedef konmuşken, 2026 yılı Bütçe gerekçesinde bu hedefin tutturulamayacağı açıklanmış, 2025 sonu ihracat hedefi 258.7 milyar Dolara indirilirken, 2026 sonunda dahi 268 milyar Dolarlık ihracata ulaşılamayacağı ve 2026 hedefinin 266.5 milyar Dolar olduğu bildirilmiştir. İmalat sanayiinin milli gelir içindeki payını %21.1’e yükseltmek hedefiyle çıkılan 2024 yılının sonunda bu hedef %18.5’e indirilmiş; 2025 yılı için %21.5’e yükseltilmişti ancak eldeki ödenekler ve mevcut sanayi/ticaret politikası vizyonuyla bunun başarılması zor görünmekteydi. 2026 Bütçe Gerekçesinde de görüldüğü üzere bu hedefin tutmayacağı açık edilmiş ve İmalat sanayiinin milli gelir içindeki payı yine %23.3’lük büyük bir sapmayla %16.5 olarak güncellenmiştir. 2025 yılı başındaki %21.5’lik pay hedefinin tutmayacağı açıkken tahminleri zorlayanlar, yeni hedef güncellemiş ve 2028 sonunda dahi İmalat sanayiinin milli gelir içindeki payının en çok %18 olabileceğini tahmin ettiğinden, imalat sanayii alanının milli gelir payındaki artış düzeyi ülkenin genel büyüme oranlarının oldukça altında seyretmektedir. Bakanlığın geçtiğimiz yılki bütçe sunumunda ve 2026 yılı bütçe teklifindeki gibi, ihracatımızın son 22 yılda ya da COVID-19 sürecinden bugüne miktar bazında ne Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 396 ‒ kadar arttığından ziyade, bu ihracatımızın birim kg değeri, yüksek teknolojiye dayalı ihracatımızın payının kıyaslamalı biçimde önemli artış göstermemesi tartışılmalı; imalat sanayiimizdeki teknolojik atılımın gerçekleşmemesi, ana bileşenlerde yerinde saymanın ülkemize kaybettirdiği pazarlar üzerinde durulmalıdır. Sorunun yanlış teşhis edildiği noktada ihracatın sadece yıl sonu miktarının artırılmasına ve aylık bazda “Cumhuriyet tarihi rekorlarının kırıldığı savunması”na odaklanılmaktadır. Diğer yandan, cari açıktaki daralma ara malı ithalatı ile finansmana erişim zorlaştırılarak ve sanayinin bile isteye daralması yoluyla gerçekleştirilmekte; imalat sanayiinin ihracatçı firmalarına yeni dijital ekonomide doğru sanayi politikası araçları yeterince sunulmamaktadır. Ticari kredilerde finansmana erişim halen güçken, getirilen yeni düzenlemelerle konut ve ihtiyaç kredilerinde ve alımlarda seçeneklerin bir nebze hafifletilmesi, üretici firmalarımızın sorunlarının çözümüne yönelik adım atılmadığının göstergesidir. Finansmana erişim güçlüğü ve kredi maliyetinin 6 Şubat 2023 Depremini yaşayan illerimiz için daha ağır sonuçlar doğurduğu açıktır. Bölgedeki işletmelerin değişken faizli kredi maliyetinin anaparanın üzerine çıkmış olması ve Türk Lirası referans faizine endekslenen kredi maliyetlerinin Merkez Bankası politika faizi yükseldikçe artması karşısında, sanayicilerimizin bu kredilerin dövize çevrilmesi önerisi de muhatap bankalar tarafından reddedilmiştir. Sanayicilerimiz, deprem sonrasında %7.62’ye gerileyen referans faiz oranının Mayıs 2024 verisiyle önce yüzde 50’ler seviyesine çıkmasına, güncel veriyle %39.2’ye ulaşması karşısında sorun yaşamaktadır. Üretim tarafı, kredi maliyetlerini karşılayamamaktan ötürü, Türk sanayiinin yaşadığı daralmanın ötesinde sorunlarla karşılaşmakta, deprem sonrası üretime geçiş sürecini maliyetler nedeniyle planlayamamaktan şikayetçidir. Sonuçta, toplam krediler içinde orta-yüksek ve yüksek teknolojili sektörlerin payı 2023 yılında %6.2 iken 2024 sonunda %6.75 olmuş, 2026 yılsonu hedefi ise %7.6 olarak belirlenmiştir. EXIMBANK kredileri içinde yüksek ve orta-yüksek teknolojili ihracat payı ise 2023’te %38.5 iken 2025 sonu hedefi %44.5, 2026 hedefi ise %45 olmuştur. Bu, iç talebi kontrol altında tutarak enflasyonla mücadele edeceğini savunan ekonomi yönetimi açısından yine doğru araçların zamanında kullanılmadığının işaretidir. Yüksek teknolojiye, toplam faktör verimliliğinin yükseltilmesine daha fazla kaynak ayırması gereken 2026 bütçesi bu tercihe göre bir kaynak dağıtımı yapmadıkça, diğer yandan enflasyonla mücadelede gerçekçi hedefler ortaya konmadıkça, yeterince Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 397 ‒ güven ortamı oluşmayan piyasalarda üretime dönük yatırımlara değil, konut piyasasına olan talep yeniden canlanmaktadır. 7 Yıl Öncesinden Uyaran Ama Gereği Yapılmayan Rapor: “Üretim Ve Dış Ticaret İlişkisi”… Türkiye’nin temel sanayi sorunlarıyla yüzleşmeyi erteleyen, hesap vermekten imtina eden ve yapısal reformları gerçekleştiremeyen iktidarın, sürekli revizyona uğrayan Orta Vadeli Plan ve 12. Kalkınma Programı’ndaki hedeflerden önce, 11. Kalkınma Programı hazırlıkları kapsamında 2018 yılında yayımlanan “Üretim ve Dış Ticaret İlişkisi”ne dair çalışma grubu raporunu hatırlamasında yarar vardır. Bu raporun girişinde, gelecek 6 yılda yani 2023-2024 döneminde karşılaşılacak önemli bir yapısal soruna dikkat çekilmiştir. Raporun girişindeki ifade, 2025 yılı bütçe görüşmelerine adeta o tarihten düşülmüş bir uyarı notu niteliğindedir. 84 sayfalık rapor, ülkemizin 2023 yılına yaklaşılırken kişi başına 10 bin Dolarlık orta-yüksek gelir seviyeli ülkeler grubundan üst gruba çıkarılması için yapılması gerekenin “üretim ve dış ticarette yeni bakış açısı olduğunu, bunun da artan dış ticaret açığını azaltacak yüksek katma değerli üretim ve ihracatın geliştirilmesinden geçtiği”ni ortaya koymuştur. Raporda, “son 20 yılda bazı ilerlemeler kaydedilmiş olsa da dünya pazarlarında rekabet ettiğimiz diğer ülkelerde de bu değişimlerin yaşandığı” anlatılmış; dolayısıyla aldığımız mesafe karşılaştırmalı ele alındığında “Türkiye’nin rekabetçilik yönünden önemli bir değişim gerçekleştirmediği” resmen ortaya konmuştur. Çalışma grubunun raporunda, hedeflere erişmek ve kurumsal kapasiteyi geliştirmek için nitelikli insan kaynağının teşvik edilmesi adına öneriler de getirilmiştir. 7 yıl önce hazırlanan raporun gereği yerine getirilseydi bugün ülkemiz yapısal reform sürecinde ilerleme kaydetmiş olacaktı, zira resmi raporda “Türkiye’nin dünya piyasalarında ağırlıklı olarak düşük ve orta-düşük teknolojili imalat sanayii ürünleri ile rekabet ettiği ve daha yüksek teknolojili ürün piyasalarında henüz bir varlık gösteremediği savunulmuştur. Raporda Türkiye’nin özellikle AB pazarında rekabet gücü olan yüksek teknolojili televizyon, haberleşme teçhizatı ve cihazları sektörünü destek ve teşviklerle daha da geliştirerek bu sektördeki rekabetçi konumunu koruması Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 398 ‒ ve yükseltmesi gerektiği saptanmıştır. Raporda firmaların yeni ürün/teknoloji geliştirme ve AR-GE faaliyetlerinin önünde en önemli engel olarak finansman sorunlarını dile getirdikleri aktarılmıştır. Bu anlamda kamu teşvik ve destek politikalarının yeniden düzenlenerek bu teşvik ve desteklerin öncelikli/seçilmiş teknolojik alanlarda başarılı olma potansiyeline sahip firmaların risklerini hafifletmesi ve firmaların ilk etaptaki batık maliyetlerini bir miktar da olsa telafi etmesi gerektiği” vurgulanmıştır. 2018 tarihli rapora göre; “Bu yaklaşım, var olan tüm AR-GE ve diğer teşvik mekanizmalarında temel ilke olarak benimsenmeli”ydi.” Ülkemiz, cari açığın düşürülmesinde ve sanayi verimliliğinde, çalışan başına düşen katma değerde ve nitelikli teknik eğitimde bizi daha yüksek seviyelere taşıyacak olan yüksek teknolojili ürün ihracatında 2012-2015 dönemi seviyelerinde yer almakta, toplam ihracatın içinde yüksek katma değerli ürün üretim “oranı” yönünden 23 yıl öncesine kıyasla oldukça geride kalmaktadır. İhracatımız içinde yüksek teknolojinin kapladığı alanın %6.2’den %4’ün altına inişini gündeme getirmekten kaçınan Bakanlık, 2025 yılı Bütçe Kanunu Teklifi sunumunda yüksek teknolojili ürün ihracatını oransal değil tutar bazında vermiş ve ihracatı 10.3 milyar Dolardan 97.2 milyar Dolara çıkartmakla övünmüştür. Oysa 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında da görüldüğü üzere, imalat sanayiinin milli gelirdeki payının 2025 sonunda 2024’ün altına ineceği ve %16.5 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmekte; 2026 yılı içinse en iyimser tahminle %17.2’lik bir oran hesaplanmaktadır. Ayrıca, 2030 yılı Sanayi ve Teknoloji Stratejisi kapsamında konan imalat sanayiinde çalışan başına katma değerin 31.860 Dolardan hangi araçlarla 40 bin Dolara çıkarılacağına dair belirsizlik de mevcuttur. Sanayi Politikasında Devletin Rolü ve Güney Kore Kıyaslaması… Yapısal reformlardaki gecikmeler ve sivil toplumun gelişiminde yaşadığımız hukuksuz, antidemokratik uygulamalar üzerinden yaşadığımız sorunlar, sanayideki hedeflere varılamamasıyla doğrudan bağlantılıdır. Bu kapsamda, yukarıda “Kurumlara Güven Çöktükçe, Yapısal Reformlar Geciktikçe, Yatırım İklimi Yeşermiyor…” bölümünde Dünya Bankasının “yönetişim” alanında derlediği Worldwide Governance Indicators verilerine değinmiştik. Bu endeksteki verilerde özellikle Türkiye ile Güney Kore’nin yıllar içinde aldığı puanları öne çıkarmış ve “kalıcı yatırımlar, hukukun üstünlüğü, sivil Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 399 ‒ toplumun gelişimi, bürokratik kurumsallaşma ve öngörülebilir politikalar”da iki ülkenin zamanla nasıl ayrıştığını ortaya koymuştuk. Kurumsal reform, hukuksal dönüşüm ve iyi yönetişim, kamunun sanayi politikasına aktif yön verdiği bir ülke için avantajdır; verimlilik artışında, yüksek katma değerli teknolojide, tarıma dayalı sanayide, adil bir vergi sisteminin yerleşmesinde ve kişi başına düşen gelirin artırılmasında olmazsa olmazdır. Yönetişim alanında ülkemizle Güney Kore arasındaki kıyaslamayı daha derinleştirirsek; benzer dönemlerde ülkemize yakın ya da aşağı seviyede teknoloji yatırımlarını yoğunlaştıran Güney Kore, Hindistan, Polonya gibi ülkelerin aldığı mesafe, “orta teknoloji ve orta gelir tuzağı” içindeki ülkemizin öncelikle gerçekleri kabul eden bir iktidarla sanayi politikasını yeniden ele alması gerektiğini göstermektedir. Türkiye-Güney Kore kıyaslamasında görüleceği üzere; a) Dışa açılma sürecinde “ihracatı yaparak öğrenen” Güney Kore, 1960’lı yıllarda daha yüksek ihracata ve kişi başına gelire sahip olduğumuz halde 1970’lerin sonunda ülkemizin altı katı ihracata erişmiş, bu fark 1980’lerde dışa açılma politikamızla ancak dört kata kadar inebilmiştir. b) Güney Kore örneği, kalkınmada ve sanayi politikasında daha fazla sektörel odaklı (çelik, otomotiv, elektronik) ve kamu satınalım politikası geliştirmiştir. c) Güney Kore, bugün ülkemizde hataları daha fazla yapılan ve sonuçları kuşakları doğrudan etkileyen eğitim sistemini 19. yy. sonundan itibaren daha sağlam temellere oturtmuş, teknoloji odaklı yurtdışı eğitimini erken dönemde desteklemiştir. d) Kore örneğinde devlet ve özel sektörün kapasitesini daha yüksek biçimde kullanarak sanayi politikalarında kamunun tasarımcı, yönlendirici olması sağlanmıştır. Özel sektör ise teknoloji markalarının kurulmasında teknolojinin transferi ve üretimi, yerli üretim ve markalaşmada ısrarcı olmuş, vizyonlarını bayilik ve montaj sanayiinin ötesinde tutabilmiştir. Beraberinde Güney Kore’nin ihracat sepetindeki ürünleri yıllar içinde orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlere de terfi edecek yatırımlar barındırmış; belli ürün ve sektörlere odaklı sanayi politikasıyla üretim ve ihracat deseni değişebilmiştir. 1960’lı yıllarda tekstil ve ayakkabıyla başlayan ihracat süreci, 2000’lerde otomotiv ve elektroniğe kayabilmiş; standart ürünlerden markalaşmaya geçiş sağlanarak ithalat bağımlılığı azaltılabilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 400 ‒ Ülkemiz ise, kendi içinde yüzlerce başarı hikâyesiyle dolu sanayici ve ihracatçı yetiştirmiş olmakla birlikte, tam da 2000’li yıllarda atak yapabileceği ve yapısal reformlara AB çıpasını ekleyerek üretim kompozisyonunu değiştirebileceği dönemde hatalı ekonomi, dış politika, sanayi tercihleriyle ihracatında dönüşümü yeterince gerçekleştirememiştir. İthal girdi bağımlılığının sektörel incelemesinde; petrol ürünlerinde 1998’de %24.1’e düşen bağımlılık, 2012’de %70.4’e çıkmıştır. Ana metal sanayiinde girdi bağımlılığı 1998’de %35.7 iken, 2012’de %44’e çıkmış; motorlu kara taşıtlarında ise 1998’de %24.5 olan girdi bağımlılığı 2012’de %43.3’e yükselmiştir. İmalat sanayii üretiminin genelinde ise ithal girdi bağımlılığı 1998’de %21.9’dan 2012’de %38.1’e çıkarken; enerji sektörü toplam bağımlılığı 1998’de %15.8’den 2012’de %40’a fırlamıştır. Konuya “verimlilik” açısından baktığımızda; Mayıs 2023 tarihli Türkiye Verimlilik Raporu’nun sonuçlarına göre ülkemiz, 2000-2020 dönemindeki bazı kazanımlarına karşın, karşılaştırmalı analiz doğrultusunda, dünyada verimlilik açısından alt seviyelerdedir. Rapora göre; “tarihsel gelişim patikaları ele alındığında, gelişmekte olan ülke kategorisindeki Türkiye’nin üst lige tırmanabilmesi için en önemli itici güç, ekonomideki genel verimlilik düzeyinin artırılmasıdır. 1980’de kişi başına düşen gelirde ülkemizle aynı seviyede olan Güney Kore, 2023 itibariyle yaklaşık 4 kat seviyeye ulaşırken, aynı dönemde ülkemizin 1/10’u kişi başına düşen gelir düzeyindeki Çin, ülkemizin önündedir.” Rapora göre; “ülkemizin gelir düzeyinin 50 yıllık bir vadede Güney Kore’yi yakalayabilmesi için, kendi büyüme oranını artırmasının ötesine geçerek, Güney Kore’den her yıl ortalama %2.6 daha hızlı büyümesi, bunu da genel ve kalıcı bir verimlilik ile yakalaması gerekmektedir.” Verimlilik artışı için temel şartlardan birisi, uzun vadeli, büyüme odaklı yatırımlar ve bunu teşvik edecek öngörülebilir bir makro ekonomik düzendir. Bunun için belirsizliklerin giderilmesi, kalıcı dış ticaret fazlası verilmesi ve 2000 yılı öncesindeki ihracat artış oranlarının kalıcı biçimde yakalanması gerekmektedir. Ayrıca, kurda öngörülebilir seviyelerin sağlanması, ihracatta yüksek teknolojili ürün payının artırılması, beşeri sermayeye ve kadın işgücüne ağırlık tanınması şarttır. Verimlilik, bunlar haricinde, ekonomide rekabet ilkeleri ihlal edilmeden, yüksek potansiyelli firmaların yaş aldıkça ve tecrübe kazandıkça elde ettikleri ortalama büyüme oranlarının baskılanmadığı bir üretim ortamının kurulmasına ihtiyaç duymaktadır. Verimlilik, küçük ölçekli firmaların ortalama toplam faktör verimliliğinin ise, piyasadan çıkan firmaların verimliliğinden bile daha Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 401 ‒ düşük verimlilik sergilediği kısırdöngünün değiştirilmesi; teşvik ve desteklerin iyi ölçümü; dinamik e-ticaret sektöründeki regülasyonların büyük ölçekli firmaların işine yarayacak biçimde ve yıl ortasında değiştirilmeden sektörde adil rekabetin tesisini gerektirmektedir. Ülkemiz, 2000’ler sonrasında elinde fırsat olmasına karşın iktidarı kurumsal reform sürecine bağlayan AB üyelik sürecinin yavaşlaması ve ardından 2017 referandumuyla çok az denetim mekanizmasına sahip bir icracı başkanlık sistemine yönelerek, Daron ACEMOĞLU ve James A. ROBINSON’ın isimlendirmesiyle, “koridor”a girme fırsatını kaçırmıştır. 2000-2020 dönemi yıllık büyüme ortalamamızın %3.5 olduğu düşünüldüğünde, kaçırılan fırsat penceresinin ve geçilemeyen “koridor”un maliyeti daha net anlaşılabilecektir. Cumhuriyetimizin 100 üncü yılı için açıkladığı hedeflerini tutturamayan iktidar, bu hedeflere ulaşılamamasındaki payı kendi hatalarına değil, dış güçlere, muhalefete, bölgemizdeki savaşlara ve hatta Gezi Direnişi’ne fatura etmeyi denemiştir. Geldiğimiz aşamada, Orta Vadeli Plan’daki temel hedeflerin sürekli güncellenmesi ise yine Ukrayna-Rusya Savaşı’na, bölgesel krizlere, konjonktürel ve geçici olarak ifade edilen maliyet artışlarına bağlanmıştır. Oysa yakın bölgemizde bırakınız savaşlardan etkilenmeyi, bizzat savaşta olan Ukrayna, Rusya, İsrail, İran vb. ülkelerin enflasyon oranları, enerji fiyatları, borsalarında sanayi endekslerinin yıllık değer kayıpları, birçoğunun ulusal para birimlerinin son iki yıl içinde ABD Doları karşısındaki değeri ülkemize kıyasla çok daha yüksek düzeydedir. Sanayicimizin Enerji Maliyeti Sorunları… 1 Ağustos 2024’ten geçerli olmak üzere doğalgaz fiyatına konutlarda %38, yıllık doğalgaz tüketimi 300 bin m3’ten az olan küçük ve orta ölçekteki sınai ve ticari işletmelerde ise %33.1 oranında yapılan zam, enflasyon, kur ve pazar rekabeti nedeniyle zor dönemden geçen sanayicimiz ve KOBİ’lerimiz için yeni bir maliyet unsuru doğurmuştur. TMMOB-EMO verisiyle; 1 Ocak 2023’ten itibaren yapılan zamlar ele alındığında, hatalı enerji politikaları sonucunda, sadece küresel enerji fiyatlarının etkisiyle değil, seçim Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 402 ‒ odaklı sübvansiyonların doğru kurgulanmaması nedeniyle de küçük sınai ve ticari işletmeler 2024 ortasına dek yaklaşık %59 elektrik ve doğal gaz zammıyla karşılaşmıştır. 2024 Ekim verisiyle; Kamunun 22 aylık toplam 603 milyar TL’lik sübvansiyonu olmasaydı, bu zamların katlı olacağı da açığa çıkmıştır. Karşılaştırmalı bakıldığında; OECD’nin Eylül 2024 itibarıyla yayımladığı yıllık enerji enflasyonunda ülkemiz %71 ile ilk sıradayken, Kolombiya %13.7 ile ikinci, Polonya %6.3 ile sekizinci, İsrail %5.5 ile onuncu olup OECD genelinde yıllık enerji enflasyonu ortalaması ise - %0.1’dir. OECD’nin Ağustos 2025 Enerji Enflasyonu verisinde ise son 1 yılda ülkemiz %28.5 ile dünyada en yüksek enerji zamlarıyla karşı karşıya bırakılmıştır. En yakın takipçimiz Norveç’te bu oran %15.4 iken, OECD yıllık enerji enflasyonu ortalaması %0.7’dir. Açıkça daralma yaşayan sanayi sektörümüzde enerji maliyetlerinin düşürülmesi ve enerji verimliliğinin artırılması gerektiği açıktır. TÜİK’in Kasım 2024’te yayımlanan “2023 yılı Sanayi Sektörü Nihai Enerji Tüketim İstatistikleri”ne göre; sanayimizde en çok tüketilen enerji kaynağı %27.9 ile elektrik, ardından %24.6 ile katı fosil yakıtlar, %23.4 ile doğal gaz ve %12.6 ile petrol ürünleridir. Alt sektörler itibarıyla en çok nihai enerji tüketimi olanlar; %28.6 ile “diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı sektörü”, ardından %22.4 ile ana metal sanayii, %9.4 gıda imalatı, %7.5 ile tekstil sektörü, %4.4 ile inşaat sektörü gelmektedir. Bu tabloda sanayi üretimimizin temel girdisi olan enerjide halen fosil yakıt bağımlılığımız sürmektedir. Geldiğimiz aşamada ülkemiz sanayinin gelişimi, çevrenin korunması ve enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasında artık erteleyemeyeceği bir eşiktedir. Fosil yakıt emisyonlarını azaltacak vergi düzenlemesi, yenilenebilir enerji ve diğer temiz teknolojiler için inovasyon ve AR-GE desteği, kirliliği en çok yayan teknolojilere karşı yasal düzenlemeler yapılmalıdır ve bu yasal düzenlemelerin yürürlük tarihleri ertelenmemelidir. Enerji girdilerimiz ve bunların sektörel tüketimi ele alındığında; gelecek yılların fosil yakıtlarının azaltılmasına dair sanayi üretimi planlaması sürecinde karşılaşılacak zorluklar bugünden bellidir ancak sanayide enerji tüketim kaynaklarının kademeli değişimine dair bir irade bu bütçe kaynakları içinde yeterince bulunmamaktadır. Aksine, enerjinin verimli kullanımı ve bütçe kaynaklarının doğru transferinde hala önemli açıklar yer almaktadır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının bütçe sunuşunda belirtildiği üzere, son 22 ayda elektrik ve doğalgaz faturalarının 2023 yılında 328 milyar Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 403 ‒ TL, 2024’ün ilk 10 ayında ise 275 milyar TL’lik kısmı Hazine tarafından karşılanmış, toplam elektrik ve doğalgaz sübvansiyonu 603 milyar TL’ye varmıştır. Gelir, ölçek, işletme, hane ve bütçe odaklı olmayan ve her mesken abonesine de eşit uygulanmış bu sübvansiyon politikası karşısında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 3 yıllık bütçe ödenekleri toplamının (2023,2024,2025) dahi 128.2 milyar TL olduğu düşünüldüğünde, 22 aylık elektrik ve doğalgaz sübvansiyonunun anlamı daha net ortaya çıkacaktır. 2026 Bütçesinde ise doğal gaz ve elektrik desteklerinin payı 373 milyar TL olarak açıklanmıştır. Doğal gaz faturalarının mesken aboneliğinde %43’ü, düşük kademe elektrikte ise %57’si devlet destekleri kapsamındadır. Desteklemenin daralması sonucunda yaklaşık 43 milyon mesken abonesinden 2.5 milyon abonenin destek kapsamından çıkacağı (toplam mesken abonesinin %6’sı) tahmin edilmektedir. Destek kapsamı dışına çıkacak 2.5 milyon abonenin tükettiği elektriğin toplam elektrik tüketiminin %29’unu gerçekleştirdiği açıklanmıştır. Türkiye’de ortalama mesken abonesinin aylık tüketiminin 200 KWh civarında olduğu, yeni destekleme limitinin aylık 333 KWh’e kadarki tüketimleri kapsadığı (desteklemesiz 984 TL) savunulmaktadır. Sanayi ve ticarethane abonelerinin yıllık 15 bin KWh’e kadarki tüketimleri ise desteklemeden yararlanmaya devam edecektir. Elektrik üretiminin özelleştirilmesi sonucunda üretimin %83’ünü özel şirketlerin yaptığı, kamunun payının %17’ye düşürüldüğü; dağıtım ve perakende satışının tamamının aynı özel şirketlere teslim edildiği ve kamunun bu alandan çekildiği düzende, hatalı özelleştirmeler ve teşviklerin, eksik denetimlerin sonucunda birçok firma yatırım harcamaları ve mal-hizmet alımlarını da kendi kurdurduğu şirketler eliyle satın aldığından, nihai elektrik tüketiciye pahalıya mal edilmekte, faturalarda bunun yüksek görünmemesi için sağlanan destekler ise kamunun diğer hizmetleri aksatmasına neden olmaktadır. 2026 yılı Bütçe Kanunu Teklifi’nin görüşülmeye başlandığı 23 Ekim 2025 tarihi ile Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki son görüşme günü olan 1 Aralık 2025 arasında enerji fiyatlarının dalgalanışı dahi, maliyet hedeflerinin, istikrarın ve enflasyonun nasıl bir dengesiz tahtada ilerlediğini görmek açısından önemlidir. Yaklaşık 40 günlük komisyon sürecinde akaryakıt fiyatlarının 60 TL/Litreyi gördüğü bu belirsizlikte, sanayicimiz, KOBİ’ler, esnafımız ve dar gelirliler, henüz yürürlüğe girmemiş 2026 Bütçesi’ndeki birçok hedefin bugünden şaşacağının öngörüsünde bulunmuştur. Ülkemiz, OECD ülkeleri arasında en yüksek enerji enflasyonuna sahiptir. Türkiye’de 2024 Eylül ile 2025 Eylül ayı arasında ortalama enerji enflasyonu yıllık %29.7 iken, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 404 ‒ OECD yıllık enerji enflasyonu ortalaması sadece %3.1’dir. 2024 yılının tamamında Türkiye’de yıllık enerji enflasyonu %56 olurken, soykırım suçu işleyen savaştaki İsrail’in enerji enflasyonu %5, gelişmekte olan ülkeler arasında başarı hikayesiyle bizi geride bırakan Polonya’da %2, OECD ortalaması ise %1’de kalmış, Almanya’da enerji enflasyonu %3 düşmüştür. 1 yıllık enerji enflasyonu böyleyken, bütçe sürecindeki yaklaşık 1 aylık akaryakıt enflasyonu dahi çoğu ülkenin yıllık enerji fiyat artışının üzerinde, 2025 yılı Kasım ayında ortalama %6.2 olarak gerçekleşmiştir. Bütçenin komisyon aşamasında akaryakıt fiyatlarının seyri (23 EKİM-1 ARALIK 2025) Göz Göre Göre Eritilen Sektör: Tekstil/Hazırgiyim Örneği Sanayide ve alt sektörlerinde yaşanan, yaklaşık 3 yıla yayılmış düzenli daralma bu ekonomi modeli açısından hedeflenmeyen bir sonuç değildir; üretimi ve finansmana erişimi, aramalına ulaşımı kısıtlayan bu ekonomi modelinin olağan çıktılarından biridir. Bu modelin diğer çıktısı ise küçük ölçekli işletmeler kadar dar gelirli yurttaşımızın da alımgücünün erimesidir. Sanayide özellikle tekstil gibi alt sektörlerde hızla yaşanan istihdam, ciro ve pazar kayıpları, dünyada alternatif pazarların kur ve maliyet baskısı altında farklı ülkelere terk edilmesi, COVID-19 sürecindeki fırsatların kaçırılması, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 405 ‒ elindeki kamu kaynaklarını doğru, zamanında ve verimli harcayamayan bir politikanın kaçınılmaz sonuçlarındandır. Ticaret Bakanlığının 2024’te yayımlanan “Hazır Giyim Sektör Raporu”na göre; bu sektörümüz 2021 yılında dünyanın 6ncı büyük hazır giyim ihracatçısı konumundaydı ve dünya hazır giyim pazarının %3.7’sine sahipti. Rapora göre; giyim eşyası imalatı, tekstil ve deri sektöründe 2022 Aralık itibarıyla toplam 71.959 işyeri ve 1.304.927 kişilik istihdam bulunmaktaydı. 2025 Bütçesi öncesindeki manzara şöyleydi: SGK’nın Ağustos 2023-Ağustos 2024 dönemi “Aylık İstatistik Bültenleri”nden derlediğimiz verilerle; örneğin imalat sanayii alanında kan kaybeden sektörlerden tekstil, giyim eşyası ve deri ürünlerinin imalatını yapan işyeri sayısı, 2023 Ağustos-2024 Ağustos aralığında toplamda 70.265’ten 67.344’e düşerken, bu üç faaliyet bölümündeki toplam zorunlu sigortalı sayısı bir yılda 1.154.416 kişiden 1.053.192 kişiye gerilemiş, sigortalı sayısı bu üç faaliyet kolunda yaklaşık %8.7 azalmıştır. 2022 Aralık-2024 Ağustos döneminde ise 18 aylık sektörel istihdam kaybı 251.735 kişiye (-%19.3) düşmüştür. 18 ayda 4615 hazırgiyim sektörü işyeri (sektörün %6.5’i) kapanmıştır. 2025 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı verileriyle; imalat sanayiinde tekstil üretimi 2022-2023 döneminde %10.8 düşerken, 2023-2024 Ocak-Temmuz döneminde ise daralma %2.4’ü bulmuştur. Deri sanayii üretimi ise 2022-2023 döneminde %3.2 artarken, 2023-2024 Ocak-Temmuz döneminde ise daralma -%14.9 bulmuştur 2026 Bütçesi öncesinde ise tekstil, giyim ve deri imalat sektöründe güncel durum şudur: SGK’nın Ağustos 2025-Ağustos 2024 dönemi “Aylık İstatistik Bültenleri”nden derlediğimiz verilerle; imalat sanayii alanında kan kaybeden sektörlerden tekstil, giyim eşyası ve deri ürünlerinin imalatını yapan işyeri sayısı, 2023 Ağustos-2024 Ağustos aralığında toplamda 70.265’ten 67.344’e düşerken, bu üç faaliyet bölümündeki toplam zorunlu sigortalı sayısı bir yılda 1.154.416 kişiden 1.053.192 kişiye gerilemiş, sigortalı sayısı bu üç faaliyet kolunda yaklaşık %8.7 azalmıştı. Son 1 yılda, 2024 Ağustos ayından 2025 Ağustos ayına kadar bu kan kaybı sürmüştür; tekstil, giyim eşyası ve deri ürünlerinin imalatını yapan işyeri sayısı 67.344’ten 62.421’e düşmüştür. Özetle son 2 yılda bu sektörlerdeki işyerlerinin %11’i kapanmıştır. Tekstil, giyim ve deri imalat sektöründe toplam zorunlu sigortalı sayısı 2023 Ağustos ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 406 ‒ 1.154.416 kişiyken 2024 Ağustos ayında 1.053.192 kişiye gerilemişti. 2025 yılı Ağustos ayında bu 3 sektörde kayıtlı işçi sayısı bu defa sert inişini sürdürmüş ve 944.170’e düşmüştür. Kısacası, kaderine terk edilen bu üç sektörde son 2 yılda kayıtlı istihdam kaybı %18.3’tür. Verileri biraz geriye götürürsek; 2022 Aralık-2025 Ağustos döneminde 32 aylık sektörel istihdam 1.304.927 işçiden 944.170 işçiye düşmüş, istihdam kaybı 360.757 kişiyi bulmuş. Bu alanda istihdam kaybı son 32 ayda %27.6’ya varmıştır. 32 ayda deri, tekstil, giyim imalat sektörlerindeki işyeri sayısı 71.959’dan 62.421’e inmiş; bu sektörlerdeki imalatçı işyerlerinin %13.3’ü kapanmıştır. İstihdamdaki büyük kayıpları izleyen biçimde bu üç sektörde üretim ve ihracat zorluk içindedir. 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programına göre; -Üretim yönünden; 2023-2024 döneminde tekstilde üretim daralması %0.8, giyimdeki daralma %3.1, deri üretimindeki daralma %12.2 olurken; 2024-2025 Ocak Temmuz döneminde imalat sanayiinin genelindeki %2.8’lik kısmi bir toparlanmaya karşılık tekstilde üretim %3.7 düşmüş, giyimdeki üretim düşüşü %5.9, deri üretimindeki daralma ise %3 olmuştur. -İhracat yönünden; 2023-2024 arasında tekstil imalatı binde 5 büyüyebilirken, 2024-2025 Ocak-Ağustos döneminde tekstil ihracatı binde 6 azalmıştır. Giyim sektörü ihracatı 2023-2024 arasında %4.4 küçülmüş, 2024-2025 Ocak – Ağustos döneminde ise giyim ihracatı %6.7 azalmıştır. Deri sektörü ihracatı ise 2024-2025 Ocak-Ağustos döneminde %11.5 düşmüştür. İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğinin Temmuz 2025 tarihli güncel sektörel raporuna göre; toplam imalat sektöründeki 3 milyon 957 bin istihdamın, Nisan 2025 verisiyle 925.777’sini oluşturan tekstil ve hazır giyim sektörünün tüm imalat sektöründeki istihdam oranı son 5 yılda %27.1’den %23.4’e inmiştir. Sadece hazır giyim sektöründe 2022 sonunda 738.426 kişilik istihdam, 2025 Nisan itibarıyla iki buçuk yıldan az bir sürede %25.5 kayıpla 551.621 işçiye inmiştir. Son 3 yılda hazır giyim ihracatının genel ihracatımızdaki payı %8.6’dan %6.2’ye düşmüş; hazır giyim ve konfeksiyon ihracatının son 3 yıldaki payı ise %11.5’ten %8.7’ye inmiştir (Ocak- Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 407 ‒ Haziran 2022-2025). AB’ye ihracatımızda son 2 yılda %6.5 değer kaybı, %3.3 miktar kaybı yaşarken; AB pazarındaki iki ana rakibimiz Çin ve Bangladeş ihracatta aynı dönemde sırasıyla +%3.6 ve +%4.8 değer değişimi; %13.2 ve %10.1 miktar değişimini yakalamıştır. Ülkemiz, iktidarın hazır giyim sektöründeki hatalarının ısrarla düzeltilmemesi sonucunda, hazır giyim sektöründe dünyada 2014’te yakaladığımız %3.6’lık payı yitirmiştir. Türkiye, kriz dönemlerinin de bir ürünü olacak biçimde, 2018 ve 2020’den sonra 2024 yılında da hazır giyim sektöründe dünyadaki payını %3.2’ye düşürmüştür. 2024 yılı TİM verilerine göre; geçtiğimiz yıl bütçe görüşmelerinde dile getirdiğimiz üzere, Ocak-Ağustos 2023-2024 dönemi toplam ihracat rakamları kıyaslandığında, hazırgiyim ve konfeksiyon sektörümüzün toplam ihracatı, son 1 yılda 13 milyar 220 milyon Dolardan 12 milyar 27 milyon Dolara gerilemiş; 2 yıllık dönemde ise (2022 Ağustos-2024 Ağustos) bu alandaki ihracat kaybımız 2 milyar 221 milyon Dolara ulaşmıştır. 2022-2024’teki bu 2 yıllık ihracat verileri gözetildiğinde tekstildeki büyük ihracat, istihdam, pazar ve ölçek kaybı ortaya çıkmıştır. İktidarın yoğun tepkiler üzerine konuya “eğiliyormuş gibi yaptığı” tekstil ve hazırgiyim sektöründeki daralma derinleşmiştir. 2022 Ocak-Ekim dönemindeki hazırgiyim ve konfeksiyon ihracatımız 17 milyar 873 milyon Dolardan 2024 Ocak-Ekim Döneminde 15 milyar 177 milyon Dolara düşerek ihracatımızdaki erime 2 yılda %15.1’e dayanmıştır. 2025 yılı TİM verilerine göre; 2024 Ocak-Eylül dönemi hazırgiyim ve konfeksiyon ihracatı 13 milyar 609 milyon Dolar olurken, bu sektörde 2025 Ocak-Eylül ihracatı %6.4 düşüşle 12 milyar 712 milyon TL’ye gerilemiştir. Sektör temsilcilerinin, 2025 yılı bütçesi görüşmeleri öncesinde, asgari ücret ve döviz hususundaki belirsizliğe ek olarak, 2025 yılında ihracatta ek %5 civarında kayıp olabileceği tahminleri doğru çıkmıştır. Unutmayalım ki; 2025 yılına girerken, OVP’de açıklanan kur hedeflerine göre maliyet çıkartan ve dövizdeki bu hedefe uygun olarak yabancı müşteriye teklif veren birçok tekstil ihracatçımız, yılsonunu beklentinin altında kapatacak kur ve hedefin oldukça üstünde gerçekleşecek maliyet enflasyonu nedeniyle “Devletin verisine inandık, zarar ettik. İhracatımız daralırken ithal ürün ucuz hale geldi. OVP hedeflerinin gerçekleşmemesi iki yönlü zarar vermektedir” kaygısını dile getirmiştir, OVP’nin güvenilir bir çıpa olmaktan çıktığını savunmuşlardır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 408 ‒ The Economist dergisi ise, tekstil sektöründe yaşadığımız kriteri içeren özel sayısında, “bir dönem göz kamaştıran tekstilin bugün ciddi kriz içinde olduğunu, tekstilin eski gücüne dönmekte zorlanacağını, hazır giyim sektöründeki küresel pazar payımızın %3’ün altına indiğini, AB pazarındaki payımızın %5’in altına gerilediği, 2025’in ilk 6 ayında Bangladeş ve Vietnam’ın ihracatı %10’dan fazla artarken, ülkemizin tekstil ihracatının %6.9 düştüğü”nü vurgulamıştır. Hedef ile gerçekleşmeler arasındaki bu uçurumlar, programların gerçekçiliği ve tutarlılığını sorgulatmış, başta ihracatçılarımız olmak üzere sanayi sektörüne bu sapmalar nedeniyle maliyet ve fiyatlamalarda belirsiz bir dönem yaşatılmıştır. Konkordato ilan eden şirket sayılarındaki artışta özellikle 2022’den beri likiditesi düşük ve borçluluk oranları yüksek olan, diğer yandan krediye erişimi yeni ekonomi modeliyle büsbütün tıkanan firmaların etkili olduğu görülmektedir. Bugün geldiğimiz aşamada sanayicimizi kur ya da faiz baskısı altındaki sorunlarını dile getirirken belirtmek isteriz ki, sorun ne sadece kurun baskılanmasından ya da sadece krediye erişimden kaynaklıdır. TİM Başkanı Sayın Mustafa GÜLTEPE’nin, geçtiğimiz yıl komisyon görüşmelerine de yansıyan ve daha sonra düzeltmek durumunda kaldığı Kasım 2024 tarihli beyanında olduğu gibi, birçok ihracatçımız, en hafif tarifiyle, “%50 faizle ülkenin ayakta kalamayacağına, iş dünyasının yüksek faiz nedeniyle beklentilerinin olumsuz etkilendiğine” inanmakta, “sermaye ve enerjilerinin artık bu krizde yeterli gelmediği”ni vurgulamaktadır. Türk sanayii yapısal reform programını para ve maliye politikasıyla eşgüdümlü halde gerçekleştirmeden, hukuk devleti hâkim olmadan ve reformlar kalıcı bir biçimde zemin bulmadan, kalıcı yabancı yatırımlar ülkemize adil ve öngörülebilir bir rekabet iklimi içinde davet edilmeden düzlüğe çıkmak mümkün değildir. Kalkınmada öncelikli sektörler ve SEGE (sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralaması endeksi) kriterleri gözden geçirilmeden, ülkemizin teşvik ve desteklerindeki karar mekanizması süreçleri tümüyle ele alınmadan sanayide yeni bir yol çizmek mümkün görünmemektedir. Kamu İhale Yasasında koca deliklere dönüşmüş istisnaların kanundaki temel kuralları yerle bir ettiği ortamda ihale mevzuatı düzenlenmeden, farklı kurumlar arasında dahi güven ve gerçekçilik sorununa dönüşmüş enflasyon tahminleri piyasa gerçekleri ışığında yeniden ele alınmadan sektörel sorunların bütünlüklü çözümüne imkân yoktur. Türkiye Yol Ayrımındadır: Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Yasasında koca deliklere dönüşmüş istisnaların kanundaki temel kuralları yerle bir ettiği ortamda ihale mevzuatı düzenlenmeden, farklı kurumlar arasında dahi güven ve gerçekçilik sorununa dönüşmüş enflasyon tahminleri piyasa gerçekleri ışığında yeniden ele alınmadan sektörel sorunların bütünlüklü çözümüne imkân yoktur. ‒ 409 ‒ Türkiye Yol Ayrımındadır: Ya Düzenli Kurumlarla Adil Üretim Ve Bölüşüm Ya Da Dünya Sefalet Ligi Şampiyonluğu… Türk sanayicisi ve emekçileri, gün geçtikçe eriyen alımgücü ve kârlılık oranları, artan maliyetler ve borçluluk düzeyleri dikkate alındığında, her geçen hafta kendilerine danışılmadan getirilen yeni yasa düzenlemeleriyle öngörülemez, belirlilikten uzak piyasa şartlarına, kuralsızlığa itilmekte; hatta iktidara yakın çevrelerin önden bilgi sahibi olarak piyasada rant paylaştıkları bir düzene evrilmektedir. Bu koşullar altında Cumhur İttifakı’nın Türk sanayiine ve üretici kesimlerine katabileceği bir vizyonu, OVP hedeflerindeki altı doldurulamamış vaatleri gerçekleştirme becerisi kalmamıştır. 2024 Ekim ayı sanayi üretim endeksi verileriyle; son bir yılda yüksek teknolojili ürün imalatındaki %21 düşüş, cari açığı düşürmek uğruna ara malı ithalatının ve finansmana erişimin bilerek zorlaştırıldığı, buna karşın ithalat yerine muadil ürünün iç piyasada üretiminin özendirilmesine dönük hızlı adımların atılmadığı, bir yıllık konkordato sayılarının son 3 yıl verisinin toplamı kadar arttığı ve tüm bu olanlara seyirci kalındığı bir dönem olarak tarihe geçmiştir. Oysa yüksek teknolojili üretime dayalı ihracat Türkiye’nin ana önceliğidir. Bu verilerdeki daralma, ülkenin üretim damarlarının tıkandığının ve iktidarın bu dönüşümü gerçekleştirecek gücü olmadığının kanıtıdır. Cari açıkta kalıcı daralma isteniyorsa, yüksek teknolojili ürün imaları ve markalaşma hedeflerinin baştan ele alınması gerekir. Yüksek teknolojili üretime dayalı sanayisini geliştiremeyen ülkemizin "sanayisizleşme", hatta inşaat rantı odaklı “sanayisizleşememe” sürecini çok ağır koşullarda devam ettirmesi ve sermaye yeterliliği düşen firmalarımızda yeni konkordatoların, iflasların peşi sıra gelmesi olasıdır. Türkiye Ekonomisi’nde sanayi sektörünün daralma seviyeleri, COVID-19 salgınındaki ani yıllık daralmayı aratmayacak biçimde keskin bir düşüş kaydetmiştir. Birçok araştırmacıya göre, yüksek enflasyon altında üretim durgunluğu baş göstermiştir. Ötesinde, 2023 ve 2024 yılları sanayicimiz ve kamuoyu açısından birçok terimin günlük hayatta sıklıkça konuşulduğu; üretim maliyetlerindeki haftalık artışın ve kurdan bağımsızlaşan bir maliyet enflasyonunun piyasaya egemen olduğu, enflasyonun haricinde “şrinkflasyon, stagflasyon ve skimpflasyon”un da günlük kelime dağarcığımıza “kazandırıldığı” bir dönemdir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 410 ‒ Bu kapsamda, SGK’nın istihdam verileri üzerinden 2022-2025 arası dönemde teknoloji yoğunluğuna göre sektörel istihdam kayıplarına baktığımızda, sanayisizleşme sürecinin nasıl bir politikasızlıkla ilerlediği görülmektedir. Sanayide Dönüşüm Sorunu ve Teknoloji Yoğunluğuna Göre İşçi İstihdamı Kayıpları (2022-2025) Kaynak: SGK Ülkemiz temel bir yol ayrımındadır… Uyuşturucu, bahis, karapara ve yolsuzluk ve rüşvet ile iç içe geçen, çeteler ve tarikat koalisyonlarıyla yol yürüyen, hukuku bu ittifaklar için araç edinen, elindeki devlet gücünü suçu yok etmek için değil suçluyu kollamak için kullanan bir yönetim, adil ve sağlıklı bir kaynak dağılımı yapamaz, hukuki güvence veremez, üretkenlik ve verim sağlayamaz. Kendisini hukukla sınırlamayan, ücretli kesimlerin emeğini enflasyon Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 411 ‒ karşısında eriten bir yönetim, en büyük siyasi kaynak dağılımı olan merkezi yönetim bütçesinde adaletli davranamaz. Kurumsal ve bütüncül planla ma anlayışını fiilen terk etmiş, sanayi ve ticaret alanında adil bir vergi sisteminin getirilmesini sürekli ertelemiş, dar çevrelere ve küresel güçlere belli alanlarda taviz vererek, elektronik ticaret alanında olduğu gibi yasa ve alt düzenlemeler çıkarmaya devam etmiş Tek Adam Rejimi, nitelikli bir sanayi ve ticaret politikasıyla yeni dünyanın eğilimlerine uyum sağlayamaz. OVP ve Kalkınma Planı’ndaki hedeflerini kısa süre içinde revize eden, tahminlerinde sürekli yanılan ve kurumların itibarını tümüyle yok eden bir ekonomi yönetimi, Türkiye’yi liyakatli kadrolarla yatırım ve üretim ortamına kavuşturamaz, bakanlıklar arasında eşgüdüm sağlayamaz, sanayide verimliliği artıramaz, yeni iklim mevzuatına duyarlı bir sanayi ve kalkınma politikası izleyemez, KOBİ’lerini sıfır karbon emisyonu hedefi doğrultusunda sınai üretimin yeniden gözden geçirilmesine dair teşvik edecek vizyonu taşıyamaz. Unutmayalım ki, Dünyada yeni sanayi politikasının kurucu öğeleri; iklim değişikliği, sıfır emisyon (yeşil enerji), 4. Sanayi Devrimi sürecinde yeni teknolojiler ve yapay zekâ, yeni gümrük önlemleri, kamu kaynaklarının belli sanayi dallarında yerli firma ve endüstrilere daha çok tahsis edilmesi üzerinden yükselmektedir. Sanayi politikasında kamunun aktif müdahaleci açılımları kendisini hissettirmektedir. IMF’in hesaplamasıyla, 2023 yılında gelişmiş ekonomiler başta olmak üzere, yeni sanayi politikası tasarım ve müdahaleleri kapsamında dünya çapında 2500’ün üzerinde sanayi politikası müdahalesi gerçekleştiği saptanmıştır. Bu müdahalelerin dağılımına bakıldığında; yarısının Çin, AB, ABD tarafından uygulandığı ve yeşil dönüşüm ile ekonomik güvenliğe ağırlık verildiği görülmüştür. Aktif sanayi politikası müdahalelerinde diğer alanlar ise rekabetin korunması, tedarik zinciri esnekliği ve tedarik güvenliğidir. Ülkemizde iktidarın müdahaleci politikaları cari açığın azaltılması ve döviz kurunun durağan tutulması yönünde keskinleşirken, sanayide bu tercihler üretimin bilerek daraltılması biçiminde sonuç vermiştir. Diğer yandan dünyada aktif sanayi politikalarında ulusal rekabetin korunması ve gümrük duvarları önlemi alınırken, ülkemizde yükselmekte olan e-ticaret sektörü ile otomotiv alanlarında küresel şirketlere iç rekabeti ve yerli üretimi bozabilecek, açıkça ayrıcalık taşıyabilecek, şirket Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 412 ‒ kapanmalarını ya da yabancılara devrini artırabilecek yasal düzenlemelerin 2024 yılında TBMM’den muhalefet oylarına karşın geçirildiğini görmekteyiz. 2023-2024 döneminde kamunun sanayi politikasında cari açığı azaltma hedefi doğrultusunda öne çıkan ancak henüz istenen sonuçları vermeyen hususları şöyle özetlemek mümkündür: COP29 Zirvesinde nükleer enerji kurulu gücünün 2050 yılına kadar 3 katına çıkarılması bildirgesinin imzalanması, “yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapılması, dış ticaret açığının yarısını oluşturan ve kamu müdahalesiyle belirlenecek 281 üründe üretim yapacak firmalara 10 yıl vadeli kredi verilmesi, uzun vadede %5 üzerinde ortalama büyüme hedefinin tutturulması için yapısal dönüşümlerin gerçekleştirilmesi.” 2023 Kasım ayında açıklanan öncelikli sektörler listesinden gerekli sonucu alamayan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2025 yılı bütçe görüşmelerinin olduğu hafta 12 Aralık 2024’te, bu defa “5 kritik sektöre; tekstil, ayakkabı, mobilya, hazır giyim, deride iddialı teşvik yolda” haberleriyle istihdam ve yatırıma “yeni müjde” söylemi geliştirmiştir. Bakan Sayın Mehmet Fatih KACIR, tekstil sektörünün büyük kan kaybettiği dönemde izlenmeyen yol ve yöntemler için gecikmeli bir çıkış planı denemeye kalkmış ancak gelinen aşamada son 1 yılda tekstilin istihdam, ihracat daralması sürmüş, pazar kayıpları derinleşmiştir. Bu süreçte bu sektörlerde ihracat, istihdam ve üretim kayıpları derinleştiği gibi, getirilen destekler son derece yetersiz kalmış, firmalarımız üretimlerini ya başka ülkelere kaydırmış ya da konkordato ilan etmiştir. 2026 yılı Bütçe Teklifi’nin sunulmasından bir gün önce Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen torba teklife son anda eklenen bir maddeyle, İşsizlik Fonunda biriken tutarın bir kısmının bu sektörler başta olmak üzere, diğer sektörlere de işverenler için istihdam desteği olarak kullanılmasının önü açılmıştır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bütçesi kalemleri içinde yer almayan, bütçe ödenekleri üzerinden karşılanmayan bu desteklerin İşsizlik Fonunda karşılanması ve yaklaşık 45 milyar TL’lik kaynağın Fon’dan kullanılması, bütçe hakkına aykırıdır, kapsamlı bir sektörel desteklemenin olmadığının kanıtıdır. Sektörlerin işçi başına 2.500 TL’lik istihdam desteğiyle ayakta kalamayacağı ortadayken bu kaynağın kısa sürede tükeneceği ve sanayisizleşme sürecinin önüne geçecek politikaların bu bütçe içinde yeterince oluşturulmadığı ortadadır. Sanayi politikası ve kalkınma bütünlüklü bir bakışla ele alınmadan, günübirlik gündemlerle sanayinin sorunları ve yatırımlar ele alınamaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 413 ‒ Yeni GAP Eylemi Planı kapsamında, 2028’e kadar 475 bin hektar alana sulama ve 570.246 kişilik istihdam paketi bölgede açıklanmıştır. Yeni Eylem Planı kapsamında, ek istihdam ve sulama alanlarının genişlemesiyle, kuru tarımda 1605 dolarlık katma değer yaratılması ve GAP bölgesinin ülkenin tarımsal katma değerindeki payının %19’a, bitkisel üretim değerinin ise %21.5’e çıkarılması amaçlanmaktadır. Ne var ki, geride kalan 11 ayda bu konuda da herhangi bir somut adım görülmemiştir. Benzer biçimde, kamunun 2025-2026 döneminde sanayi politikasında kararlı bir adımla öncelikli sektörlerin seçimi üzerinden teşvik politikalarının baştan belirlenmesine, yeşil enerjiye, yeni teknolojilere dayalı bir üretim modeline geçmekte planlı, kararlı bir hedef ve uygulama ortaya koyamadığını görüyoruz. Sanayi üretimi ve cari açık bileşenlerimizin yıl içi değerleri, alınan kararların uygulamada sorunlar yaşadığı gibi, bu kararlarla çelişen yasal düzenlemelerin de getirildiğini ortaya koymuştur. Üretim kompozisyonumuzun ve dışa bağımlı sektörlerimizin durumunun yapısal reformlarla değişimine yönelik kararlı bir sanayi politikası tutumu 2025 yılında “yeterince” görülmemiştir. OVP hedeflerinde ve Kalkınma Planındaki hedeflerin kısa sürede revize edilmesi, para ve maliye politikalarında uyumun sağlanamaması, özel sektörün enflasyonla mücadelede kamunun etkinliği ve kararlı tutumunu göremediği yönündeki eleştirisi, kamunun sanayi politikasında aktif bir açılımının olup olmadığı konusunda halen belirsizlik olduğunu anlatmaktadır. Ülkemiz temel bir yol ayrımındadır… Sanayi ve ticaret sorunları, yeniden bütüncül kalkınmacı bir anlayışla ve devleti aktif sanayi politikalarına dahil ederek çözülmelidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kalkınmacı devlet politikaları, ekonomiyi 4 temel nitelikte dönüştürmeyi hedeflemektedir: İstihdam dönüşümü, mor dönüşüm, yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm. CHP, istihdam dönüşümünü sağlayacak, güvenceli ve insan onuruna yaraşır emek düzenini kuracaktır. Mor ekonomik dönüşümle, kalkınma eşitlikçi ve kapsayıcı olacaktır. Yeşil dönüşüm, iklim dayanıklılığı ile ekonomik ve sosyal adaleti birlikte güvence altına alacaktır. Dijital dönüşüm, bilim-teknoloji-yenilik politika çerçevesinde tüm üretimi dönüştürecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 414 ‒ Sanayide hedeflenen bu köklü ve büyük dönüşüm, aktif sanayi politikalarıyla hayata geçirilecektir. Aktif sanayi politikaları, piyasaların aksaklıklarını gidermek ve kamu yararını gözetmek gerekçelerine dayanacaktır. Kamu, bu politikalar aracılığıyla piyasaların yarattığı dışsallıkları ve dengesizlikleri gidererek ekonomik etkinliği artıracaktır. Piyasanın kendi dinamikleriyle çözemediği alanlarda kamu, yönlendirici ve koruyucu rol üstlenecek, bir yandan da ekonomik aktörler arasında uyumu güçlendirecek ve işbirliklerini teşvik edecektir. Böylece üretim ve yatırım süreçlerinde ölçek etkinliği sağlanacak, teknolojiler yaygınlaşacak, beceriler ve ihtiyaçlar uyumlu hale gelecektir. Verimlilik artacak, sanayimiz güçlenecektir. Aktif sanayi politikalarının başarıya ulaşması; planlı kalkınma anlayışı, katılımcı biçimde belirlenen stratejik hedefler ve şeffaf, dinamik etki değerlendirme süreçlerinin kurumsallaşmasıyla sağlanacaktır. Aktif sanayi politikası ekonomide hedeflenen dört temel dönüşümü sağlamanın temel aracıdır. Bu kapsamda, istihdamın dönüşümünü ve üretimin mor, yeşil ve dijital dönüşümünü hedefler. Türkiye’nin benimseyeceği sanayi politikası, küresel değer zincirlerinde ne ölçüde ve nasıl yer alacağını da belirleyecektir. Bu kapsamda CHP, sanayi politikasını dış ticaret politikasının ana unsuru görmekte ve dış politika ile eşgüdümünü güçlendirmektedir. Aktif sanayi politikası ile ekonomide verimlilik artışı, istihdamın nicelik ve nitelik olarak artması, yüksek katma değerli üretimin payının yükseltilmesi ve hammadde, ara malı, girdi ve finansmanda dışa bağımlılığı kırmak hedeflenmektedir. İthalata dayalı üretim yapısının yarattığı kırılganlıklar; planlı, sürdürülebilir ve milli üretimi esas alan bir sanayi politikasıyla aşılacaktır. Teşvik sistemi ve kamu alımları bu hedefler gözetilerek yeniden yapılandırılacaktır. Bu hedeflerle kalkınmacı devlet; kritik altyapı, hammadde ve girdi yatırımları gerçekleştirecektir. Enerji, tarım, madencilik, savunma sanayii, ulaştırma ve dijital altyapı gibi stratejik alanlarda kamu yatırımları artacak, üretim kapasitesi tahkim edilecektir. Üretimin iç pazar ve küresel piyasalara erişimini etkinleştirecek ve artıracak ulaştırma ve altyapı yatırımları hayata geçirilecektir. Verimlilik hedefine ulaşmak için yeni teknolojilerin üretimi ve bu teknolojileri kullanacak olan bireylerin, esnafın, KOBİ’lerin, sanayicinin, çiftçinin ve işletmelerin kapasitelerini ve yetkinliklerini artıracak yatırımlar desteklenecektir. Bu kapsamda, erken eğitimden yaşam boyu öğrenmeye Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 415 ‒ kadar tüm eğitim kademelerinde yetkinliklerin ve kapasitelerin artırılmasına dönük politikalar uygulanacaktır. CHP’ye göre teknoloji, eğitimle birlikte verimlilik artışının temel kaynağıdır. AR-GE ve inovasyon politikaları üretim süreçlerinin ayrılmaz parçası kılınacaktır. AR-GE desteklerinin sürekliliği, çıktılarıyla birlikte değerlendirilecektir. Kamu ve özel sektör AR-GE yatırımları için vergi indirimleri ve hibe programları, yenilenen teşvik sistemi içinde değerlendirilecektir. Kapsamlı bir bilim-teknoloji-yenilik politika çerçevesi ile beşeri sermayemiz ve teknolojimiz eş zamanlı gelişerek verimliliği artıracaktır. Gelişen teknolojiler, yapay zekâ, nesnelerin interneti (IoT), robotik teknolojiler, biyoteknoloji ve uzay teknolojileri aktif biçimde teşvik edilecektir. Enerji verimliliği uygulamaları ve akıllı iş yönetim sistemleri desteklenerek sanayi üretiminde sürdürülebilirlik artırılacaktır. Geleneksel sanayi kolları, dijitalleşme ve otomasyon kapasitesi açısından güçlendirilecektir. Bu dönüşüm kapsamında, kapsayıcı ve bölgesel adaleti gözeten dijital dönüşüm pilot projeleri hayata geçirilecektir. CHP’nin sanayi politikası bölgesel eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasını hedeflemektedir. Yatırım ve üretim kapasitesinin ülke geneline dengeli biçimde yayılması için kamunun yönlendirici ve destekleyici rolü güçlendirilecektir. Bölgesel kalkınma farklarını azaltmak, ekonomik gelişmeyi ülke geneline yaymak ve yönlendirmek amacıyla kamunun yatırım ve yönlendirmesiyle sanayi ve üretim bölgeleri oluşturulacaktır. Teknoloji geliştirme bölgeleri, OSB’ler ve teknoparklar bütüncül bir stratejiyle birbirini tamamlayan yapılar olarak çalışacaktır. Bu yatırımlar yurtiçi tedarik zincirlerini güçlendirecek ve ulusal üretim kapasitesini artıracak şekilde planlanacaktır. Sanayi yatırımları ile tüm bölgelerin sanayi altyapısı güçlendirilirken yatırım yapılan bölgelerde yaşam ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi, sosyal alanların geliştirilmesine dönük politikalar hayata geçirilecektir. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan Küçük ve orta ölçekli işletmeleri (KOBİ), istihdam ve üretimdeki büyük dönüşüm süreçlerinin aktif öznesi ve taşıyıcısı haline getirmeyi hedeflemektedir. KOBİ’lerin teknolojiye erişimini kolaylaştıracak, dijital altyapıyı güçlendirecek, istihdam ve çevre dostu üretim modellerine geçişlerini teşvik edecek politikalar öncelikli olacaktır. Aktif sanayi politikalarının hayata geçirilmesi ve girişimcilik ekosisteminin desteklenmesi hedefleriyle KOSGEB’in kurumsal etkinliği ve kapasitesi artırılacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 416 ‒ KOSGEB tarafından verilen destekler çoğaltılacak ve çeşitlendirilecek, desteklere erişimdeki eşitsizlikler ve bürokratik zorluklar giderilecektir. KOBİ’lerin üretim dönüşümlerine katılımlarında ihtiyaç duyacakları finans, insan kaynağı, bilgi ve teknoloji desteğinin sağlanmasında KOSGEB etkin rol üstlenecektir. Enerji reformu ile enerji maliyetleri düşürülerek sanayinin rekabet gücü artırılacaktır. Sübvansiyon mekanizmaları ile sanayide elektrik ve doğalgaz fiyatları düşürülecektir. KOBİ’lerin enerji maliyetlerini düşürecek maliye destek programları uygulanacaktır. Sanayi tesisleri için yenilenebilir enerji kullanımı teşvik edilerek maliyetler ve karbon emisyonu eş zamanlı azaltılacaktır. Araştırma Ve Geliştirme (Ar-Ge) Bütçesi Yetersizdir, Özel Sektörün Önünü Açmaktan Uzak Bir Sanayi Politikasına İşarettir. 2026 Yılı Bütçe Gerekçesinde; AR-GE harcamalarının GSYH’ye oranının %1.65’ten gelecek yıl %1.77’ye çıkarılması hedeflenmekte; bu oranın 2030 yılı Sanayi ve Teknoloji Strateji Belgesi’ne göre 5 yıl içinde %33 artarak %2.20’ye “fırlaması” öngörülmektedir, ancak geçmiş yükselme oranlarıyla kıyaslandığında, gelecek 5 yıla ilişkin nasıl bir büyük dönüşüm tasarlandığının altı bütçe görüşmelerinde doldurulamamıştır. 2026 Yılı Bütçe Gerekçesinde; faaliyetteki AR-GE merkezi sayısı hedefinin 2025 başında 1305’ten 1330’a çıkarılması öngörülmüşken bu sayı Eylül 2025’te 1356’ye gelmiştir. 2025 başında faaliyetteki tasarım merkezlerinin 329’dan 340’a yükseltilmesi amaçlanmışken Eylül 2025’te bu sayı 342 olmuştur. Faaliyetteki teknoloji geliştirme bölgelerinde 11.997 firma bulunmakta ve bu hedefler sadece Bakanlık değil tüm merkezi yönetim bütçesinden 2025 yılında AR-GE ve yenilik programı kapsamında 63.4 milyar TL kaynak ayrılmışken, 2026 yılında olumlu ancak yeterli olmayan bir artışla 84.8 milyar TL’lik kaynak ayrılması öngörülmektedir. %1.57’lik AR-GE oranı hedefi, ilerleme kaydedilmiş olsa da yetersizdir, çünkü bu oran 2000 yılında kabul edilen Lizbon Stratejisi’ndeki AR-GE harcamalarının milli gelire oranının %3 olmasına dair AB hedefinin yakalanamadığının kanıtıdır. 2025 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programına göre; imalat sanayiinde ticari kesim ciroları içinde AR-GE harcamalarının payı 2020’de %0.72 iken 2022 sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 417 ‒ %0.67’ye düşmüştür. Ayrıca bugünün Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet YILMAZ’ın Şubat 2015’te Kalkınma Bakanıyken ve AR-GE harcamalarının milli gelire oranı %0.95 iken hedef olarak 2023’ü işaret ettiği hatırlanacak olursa, iktidarın hedef gösterdiği tarih geçtiği halde %3’lük AR-GE hedefinin henüz yarısı bile aşılamamıştır. Yukarıda açıkladığımız 2025 Mart ayında açıklanan 2030 yılı Sanayi ve Teknoloji Strateji Belgesi’nde dahi, AR-GE harcamalarının milli gelirdeki payının 5 yıl sonra %33 artışla ancak %2.20’ye erişebileceği gibi bir hedef konmuşken, iktidarın 10 yıl önce 2015’te koyduğu 2023 hedefi olan %3’lük oranını, 15 yıl sonra yani 2030’da yakalamaktan dahi çok uzak düştüğü açıktır. Bu noktada özel sektörün AR-GE harcamalarının artmasına dönük desteklemelerin devam ettirilmesinde ve üniversite- sanayi işbirliğinin artırılmasında, teşvik modelinde AR-GE temelli yatırımların daha çok özendirilmesinde fayda vardır. Ülkemizin gelişen Ar-Ge, yenilik ve girişimcilik ekosistemi çıktıları olan teknolojik yenilik içeren ürün ve hizmetler ile hızlı ölçeklenme potansiyeline sahip geleceğin teknolojilerine yön verecek girişimlerin desteklenmesi şarttır. CHP Grubu, Bakanlığın Ar-Ge destekleri hususunda uygulamada daha etkin olmasını sağlamak için, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bütçesinin Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesi” programının ilgili alt tertibinde yer alan 1.080.000.000 TL tutarındaki yetersiz ödeneğin 4.000.000.000 TL artırılmasını önermiş ancak bu öneri Cumhur İttifakı oylarıyla reddedilmiştir. Ayrıca, iktidarın 2024 yılında günlerce övünerek gündemde tuttuğu “Küresel İnovasyon Endeksinde iki sıra yükselerek 37nciliğe yerleştiğimiz” bilgisi, bu yıl 43. Sıraya düştüğümüzde yerini sessizliğe bırakmıştır. Endeksin alt basamaklarına inildiğinde ağır gerçekleri göstermekte, genel sanayi hedeflerinin tutmamasının arka planı ortaya çıkmaktadır. Endeks, özel sektörümüzde bazı olumlu gelişme ve fırsatların habercisi olduğu gibi, iktidarın kurumsal reform, hukuk devleti, eğitim, kadın istihdamı, yatırım ortamı gibi konularda ülkemizi dünyada oldukça geri sıralarda bıraktığını ispatlamıştır. Benzer bir veride, ülkemiz WJP Hukukun Üstünlüğü Endeksi-2024 genel verileriyle; 142 ülke arasında 117 nci sırada, üst-orta gelir grubundaki ülkeler arasında 41 ülke arasında 38 inci, Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesindeki benzer 15 ülke arasında ise son sırada yer almıştır. Hükümet yetkileri üzerindeki sınırlamalar bakımından ise ülkemiz 142 ülke arasından 135inci sırada olup bu durum 2015 yılından beri gerçekleşen en düşük seviyelerden biridir; iktidar gücünün sınırsızlığı ve yatırımların Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 418 ‒ aradığı hukuksal güvence açısından düşündürücüdür. Ülkemiz bu endekste Doğu Avrupa, Orta Asya ülkeleriyle kıyaslandığında 15 ülke arasında sonuncu; üst-orta gelir grubundaki benzer 41 ülke arasında ise 38. Sıraya düşmüştür. “Hukukun Üstünlüğü Endeksleri”ni farklı araştırmalar üzerinden grafikleştiren bu çalışma, yargının siyasallaşmasının özellikle 2007 sonrasındaki tarihsel sürecini de ortaya koymaktadır. Türkiye’nin Yıllar İtibarıyla Hukukun Üstünlüğü Endekslerindeki Durumu V-Dem’in “Hukukun Üstünlüğü Endeksi”ni ülkelerin yer aldıkları sıralar üzerinden karşılaştırmalı inceleyen Yusuf Tuna Alemdar, Güney Kore, Polonya ve Almanya’nın gelişim çizgisiyle ülkemizi kıyaslama olanağı yaratmıştır. Türkiye’nin Diğer Seçili Ülkelerle Hukukun Üstünlüğü Endeksi Skor Karşılaştırması, 1789- 2024 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 419 ‒ Hukukun üstünlüğünün zedelendiği bu ortamdan çıkış için sanayide kalıcı yatırımların koşulu, öngörülebilir bir piyasa düzeni, adrese teslim olmayan adil yasal düzenlemeler ve siyasal istikrarın piyasaya güven veren niteliğidir. Katma değeri yüksek üretim için, yürütme yetkisinin hukukla sınırlanması ve mülkiyet hakları güvencesinin sağlanması da gereklidir. Aksi halde, hukuki güvencelerin sağlanmadığı ortamda yatırım iklimi yeşermeyecek, yabancı yatırım istendiği ölçüde gelmeyecek, sanayide yapısal dönüşümün OVP hedefleri doğrultusunda gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır. Bu doğrultuda 2024 yılbaşında uluslararası doğrudan yatırım girişini yaklaşık 17.94 milyar Dolar olarak hedefleyen iktidar, 2025 Yılı Bütçe Gerekçesinde (s. 223), 2024 yılsonu için büyük bir sapmayla bu hedefini 10.7 milyar Dolara düşürmüş, 2025 sonu için dahi 13 milyar Dolarlık doğrudan yabancı yatırım hedefine bel bağlamış, bu hedefi Eylül 2025 itibarıyla 14 milyar Dolara çıkarmıştır. 2026 yılında yabancı yatırım girişi hedefi sadece 1 milyar Dolar artmakta ve 15 milyar Dolara yükselmektedir. 2024 yılında doğrudan yatırım girişini 17.94 milyar Dolar olarak belirleyenler, bu hedefi yeni teklifle düşürmüş; ancak 2027 sonunda gerçekleşebileceğini itiraf etmiştir. Yatırım ortamı hakkında yerli ve yabancı yatırımcıya güvencelerin sağlanmadığı noktada, 2024 yılında farklı kanun düzenlemeleriyle e-ticarette belli ihracatçı küresel Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 420 ‒ şirketlere ve otomotivde belli küresel firmalara dönük yeni yasa tavizleri verilmek zorunda kalınacaktır. Sanayi ve ticaret alanlarının kesiştiği, ihracat ve yatırım alanlarında yabancıların yanlış teşviklerle, istisnalarla ve adrese teslim yasalarla ülkemize çekilmek istendiği örnekler artmaktadır… Bunun bir örneği, elektronik ticaret alanında 24/10/2024 tarihli ve 7529 sayılı Kanunla yapılan düzenlemenin ilk sonuçlarıdır. 2024 yılına ilişkin E-Ticaret verilerinin ortaya konduğu Ticaret Bakanlığının E-Ticaret Görünüm Raporu da göstermiştir ki, adrese teslim yasalar ve kapsamı yeterince düşünülmeden hazırlanmış paketler, ticarette ve sanayide dar bir çevreye fayda getirmekte; ihracatta adil ve rekabetçi ortamı yok etmekte, küresel şirketlere karşı ülkemizdeki ihracatçıları ve yatırımcıları, küçük işletmeleri zora sokmaktadır. 2023 yılında e-ticaret sektörünün toplam işlem hacmi içinde ithalatın payı %3.75 iken, 2025 yılı öncesinde değiştirilen ve ihracatçı e-ticaret firmaları ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından yatırım teşvik belgesi alarak yatırımları proje bazında desteklenen, bu belge yoluyla yüksek teknolojiye dayalı veri merkezleri kurmaları beklenen e-ticaret firmalarının 2024 yılı ihracatlarının ve yatırımlarının 4 katını toplam lisans bedeline konu tutardan düşerek daha düşük lisans bedeli ödeme kolaylığı getiren düzenlemeye rağmen ithalat düşmemiştir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bu belgesi kapsamında, Mayıs 2025’te ilgili firmayla Birleşik Arap Emirlikleri’nin bir firması ile Ankara’da veri merkezi kurulması hususunda anlaşma imzalamış, veri merkezinin ilk fazının 2026 yılı üçüncü çeyreğinde faaliyete geçmesi planlanmıştır. Çıkarılan yasalara karşın, yüksek enflasyon koşullarında tüketici %60 vergi ve 30 Euro alım sınırına karşın başta Çin menşeli olmak üzere yabancı sitelerden alışverişini sürdürmüştür. Bakanlık çok yüksek tutarda bir e-ticaret lisans bedelinden vazgeçtiği gibi, hem ihracatçı e-ticaret firmaları küresel pazarda aradığı hedefi büyük şirketler karşısında tutturamamış, hem de toplam e-ticaret hacmi içinde ithalatın payı 2023’ten 2024 yılına %3.75’ten %6.1’e çıkmıştır. Ticarette belli sektörlerin e-ticaret alanındaki net işlem hacmi ve satış adetlerindeki sıralamalarının değişiminin, sanayideki üretim daralmasıyla ve bu sektörlerdeki yüksek enflasyonla doğrudan bağlantısı vardır. Ticaret Bakanlığının “Türkiye’de E-Ticaretin Görünümü” başlıklı 2023 ve 2024 yılı raporları kıyaslamalı incelendiğinde, 2024 yılına ilişkin e-ticaret raporunda (Mayıs 2025’te yayımlandı), önceki yıllara kıyasla, bazı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 421 ‒ önemli göstergelerin silindiğini ya da önceki yıllara kıyasla daha kötüye gidilen verilerin karşılaştırmalı sunulmak yerine sadece 2024'ün verilerinin rapora konduğu anlaşılmaktadır. Bunun ötesinde, 2024 yılı Ekim ayında çıkarılan sorunlu yasayla, ihracatçı e-ticaret firmalarının 2024 yılı ihracat rakamlarını 4 katı tutarında lisans bedelinden düşebilmesinin yolu açılmasına rağmen, e-ticarette ithalatın ihracat karşısında çok daha fazla arttığı yani e-ticarette yükselen bir dış ticaret açığı verildiği görülmüştür. Geçtiğimiz yıl bütçe görüşmeleri öncesinde, 2024 Ekim ayında çıkarılan yasa da 2024 hedeflerinin tutmasına yardım etmediği gibi, sektör oyuncuları arasında rekabeti de etkilemiştir. 2024'ün asıl kritik e-ticaret sonucu, enflasyonun net etkisini göstermesi ve durgunluğu kanıtlamasıdır ancak Bakanlık bu kısımları görmezden gelmiş, e-ticaret hacminin 1.8 trilyon TL’den 3 trilyon TL’ye çıkmasını (%61.7) anlatmakla yetinmiştir. E- ticaretteki hedef sapmaları, doğrudan sanayi üretimindeki gerileme ve sektörlerdeki kan kaybıyla bağlantılıdır. 2023 yılında e-ticaretin milli gelirdeki payı %6.8 iken 2024'te bu oran %6.5'e inmiş ve Bakanlığın yeni raporunda bu düşüş işlenmemiştir. 2023 yılında e-ticaretin genel ticarete oranı %20.3 iken 2024'te %19.1'e inmiş ve Ticaret Bakanlığının yeni raporunda bu düşüş de verilmemiştir. 2023'te e-ticarette giyim, ayakkabı, aksesuar sektörü 3. sırada iken, 2024'te 1.’liğe yükselmiştir. İşlem hacmi bu sektörlerde 1 yıl içinde 127 milyardan 301 milyar TL’ye çıkmıştır, ancak buradaki önemli konu, bu iki sektörde büyük istihdam ve üretim daralması yaşanırken ve zorunlu harcamalar nedeniyle yapılan alışverişlerde ayakkabı ve giyimdeki alışveriş işlem adedinde belirgin bir artış olmazken, işlem hacminin artmasının temel nedeni, ayakkabı ve tekstil, giyim sektöründeki fahiş artışlardır. Bu durum fiyatlardaki yükseliş nedeniyle işlem hacminin arttığını göstermektedir ve bu iki sektör e-ticarette hızla 1. sıraya yerleşmiştir. Ticaret Bakanlığı’nın e-ticaret konulu raporunda bu sektörlerin neden 1.’liğe geçtiği, buna karşın sektörün genel sanayi üretiminde neden daraldığı da açıklanmamıştır. Ayakkabı ve giyimdeki 1.’liğe yükseliş öyküsünün temel nedenlerinden biri enflasyon olduğu kadar, beyaz eşya ve elektronik sektöründe perakende alışverişin de daralmasıdır. 2023'te en çok e-ticarete konu olan beyaz eşya ve perakendede yurttaşlar harcamalarını kısmış, işlem adedi düşmüş, harcamalar ertelenmiş, hatta evlilik istatistikleri de gerilemiş ve beyaz eşya ile elektronik e-ticaret alışverişlerinde liderliği devretmiştir. Beyaz eşya ve küçük ev aletleri sektörünün hacmi 2023 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 422 ‒ 233 milyar TL iken, enflasyona rağmen hacim 173 milyar TL’ye gerilemiş ve sektör bariz biçimde daralmıştır. Sanayideki daralmanın yansımalarını gördüğümüz e-ticaret işlemlerinde, alışverişlerdeki ertelemelerin diğer yansıması yemek sektörünün yükselişidir. E-ticaret sektöründeki tüm firmaların %21.5 ini oluşturan yemek sektörü ise işlem hacminde 6. sıradadır ve 2023 yılında 47.2 milyar TL'lik yemek sektörü hacmi büyük bir yükselişle 2024'te 171.4 milyar TL'ye çıkmıştır. Önceki yıllarda toplam e-ticaret hacmi yıllık %80-115 aralığında artış gösterirken, 2024 yılında yıllık e-ticaret hacmi artışı, enflasyona rağmen %61.7'de kalmıştır. Bakanlığın yeni raporunda açıklanmayan bir gerçekle; e-ticaret dinamik bir sektör olmakla beraber, sektörün 2019-2023 bileşik büyümesi %92.1 iken, hedeflerin aslında altında kalan ama toz pembe bir tablo çizen yeni raporda, 2024 yılında son 5 yıllık bileşik sektörel büyüme %85.6'ya düşmüştür. Sektöre dolar bazlı baktığımızda, 2019-2023 dönemi e-ticaret hacmi %34.3 büyürken, 2024'te işlem hacmi artsa dahi artış oranı geçen yıllara kıyasla düşmüştür. 2019-2024 e-ticaret hacmindeki büyüme dolar bazında %30.2'ye gerilemiştir. Bakanlık bu gerilemeyi de son raporunda kıyaslamalı vermemiştir. 2024 Ekim ayında tüm muhalefet partilerinin ortak itirazına rağmen çıkan yasa belli şirketlere ihracatta fayda sağlarken, Ticaret Bakanlığının lisans gelirinden büyük ölçüde vazgeçmesine yol açmış, ticari rekabete olumsuz etki etmiştir. Yasanın çıktığı süreçte birçok e-ticaret firması yabancılara satılmış, her şeyden öte Ticaret Bakanlığının 2023 raporunda hedeflediği temel büyüme hedefleri sapmış, büyüme hedefin altında kalmıştır. Bakanlık raporunda yeni e-ticaret yasasının 2024 etkisi ve firmalar bazında ne kadar lisans gelirinden vazgeçildiği ölçülmediği gibi, vazgeçilen bu gelir karşılığında ihracat/ithalat dengesinin e-ticarette ne kadar değiştiği de belirtilmemiştir. İhracatta şirketler 2025 yılında ihracat gelirlerinin artık 3 katını düşebilecektir ancak küresel rekabet nedeniyle e-ticaret şirketleri bu 3 katlık tutarı ve yatırım harcamalarının 3 katını düşebilmeyi de yetersiz bulmaktadır. TÜFE'nin 2024'te %44.38 olduğu düşünüldüğünde, sektörde reel büyümenin hedefin daha altında kaldığı daha net görülebilir. E-ticaret şirketleri, enflasyondan arındırıldığında çok düşük karlılık oranlarıyla yarıştıkları iddiasındadır. Ticaret Bakanlığı, e-ihracatta ne işlem adedinin, ne de toplam işlem hacmi miktarının geçen yıllara kıyasla daha az arttığını raporunda belirtememiştir. Bakanlık 2024 hedeflerinin birçoğunun tutmadığını, 2023'e kıyasla azalan işlem adedi sayısına rağmen işlem hacminin (1.2 trilyon TL) artmasının asıl sebebinin gerçek enflasyon olduğunu açıklamamıştır. Resmin asıl yüzü, e-ticarette Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 423 ‒ işlem hacminin artmasına yol açan şey, birçok üründe fiyatların zaten reel olarak %100'den fazla artmasıdır. 2023 yılında Ticaret Bakanlığının raporunda 2024 için konan e-ticaret hedefleri birçok kalemde tutmamıştır. Örneğin; 2024 için işlem hacmi hedefi 3.4 trilyon TL iken 3 trilyon TL'de kalınmıştır. E-ticarette toplam işlem sayısı hedefi 2024 için 6 milyar 670 milyon adet iken 5 milyar 910 milyon adet işlemde kalınmıştır. Resmin diğer yüzü, artan e-ticaret dış açığıyla ilgiliydi. Bakanlık raporunun 57. sayfasında e-ihracat/ithalat artışları verilmişken, bunun geçen yılla (2023) kıyaslaması yapılmamıştır, çünkü artan dış ticaret açığının çıkan yasaya rağmen yükseldiği belirtilmek istenmemiştir. Raporun 57. sayfasında sadece 2024 e-ticaret ithalat ve ihracatı verilmişken, 2023 raporundaki veriyle kıyasladığımızda e-ticarette ithalatçı ülke konumunda olduğumuz açıktır. E-ticaret sektörü en yüksek hacmin her yıl yakalandığı Kasım aylarında toplam işlem hacminin %22'sini yapmaktadır ancak 2024'te ortaya çıkan şey, Bakanlığın açıklamadığı bir noktadır: Eylül-Ekim şehre dönüş ve eğitim ayı olmasına karşın, enflasyondan arındırıldığında, e-ticarette işlem hacmi sınırlı artmakta ve en önemlisi işlem sayısı düşmekte, sepet başına harcama istendiği kadar artmamaktadır. 2023 raporunda görüldüğü üzere, tüm yılın işlem hacminin ortalama %20.6'sı eylül ve ekim aylarında yapılmışken, harcamaların kısılması ve işlem sayısının düşmesine bağlı olarak 2024 eylül ve ekim aylarında tüm yılın işlem hacminin %17.8'i kadar harcama yapılabilmiştir. Buna göre; 2023 ile 2024 e-ticaret raporuna kıyaslamalı baktığımızda, Bakanlığın yeni raporunda göstermediği bir noktayı anlıyoruz. 2024 raporunda açıklanmayan bir veriyle; 2023 yılındaki 1.86 trilyon TL'lik toplam e-ticaret hacmi içinde vatandaşlarımızın yurtdışı e-ticaret sitelerinden yaptığı alışverişlerin toplam e-ticaret hacmindeki payı (e-ithalat) %3.75 iken, yukarıda bahsedildiği gibi, 2024 yılında bu oran %6.1'e yükselmiştir. Ekim 2024'te çıkan ve e-ihracatı özendirme adı altında belli şirketlere ayrıcalık getiren, buna karşın Bakanlığın büyük bir lisans gelirinden vazgeçmesine sebep olan yasa sonucunda, e-ihracatın oransal bazda 2024 yılı içinde, toplam e-ticaret hacmi içindeki payının %2.88'den %6.2'ye çıktığını, kendi içinde %349 arttığını görüyoruz. E- ihracatını katlayan şirketler, belli spor organizasyonlarına, TOGG'a, federasyonlara, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 424 ‒ milli takıma, lige sponsorluğuyla seneyi tamamlarken, ihracatlarının artışına karşın daha az lisans bedeli ödeme rahatlığına kavuşmuştur. Yasanın Ekim 2024 öncesi halinde, e-ihracat yapan firmalar sadece ihracat tutarları kadar bedeli lisans hesaplamasından düşebilirken, yeni yasayla beraber 2024'te bu ihracatın 4 katını, 2025'te 3 katını düşebilmektedir. Bakanlığın son raporunda, geçen yıllarda olduğu gibi, e-ticaret işletmelerinin toplam sektörel büyüklüklerine dair veriler de yoktur. Bunun yerine işletme sayıları verilmektedir. 2024teki yasanın ardından e-ticaret firmalarının hacimleri, büyüklüklerinin son durumu ise açıklanmamıştır. E-ihracatın toplam e-ticaret hacmi içindeki payı 2024'te 2023'e kıyasla %2.88'den %6.2'ye çıkmıştır. E-ithalata baktığımızda, getirilen %60 vergi + 30 Euro sınırlamasına rağmen, firmaların ihracatının özendirilmesi ve ithalatın kısıtlanması çağrılarına rağmen, yüksek enflasyon ortamının kendisini net biçimde e-ticaret perakende alışverişinde gösterdiğini ve ülkemizin kendi insanımız nezdinde de pahalı bulunduğunu görüyoruz. Aynı ya da benzer ürün, tüm vergi ve zaman dezavantajlarına rağmen halen dışarıdan alınmaya ya da kargolatılmaya devam etmiştir. Sanayi Ve Teknoloji Bakanlığı’nın Bütçe Harcaması Artıyor, Ancak Türk Sanayii Durgunluğa Giriyor… 2022 yılından 2025 yılına dek sanayinin bütçedeki hacmine baktığımızda; aşağıdaki ödeneklerin, sanayinin yukarıda sıralanan sorunlarını çözebilecek ve OVP hedeflerine erişebilecek büyüklükte olmadığını düşünüyoruz. Ülkemizin uzay araştırmaları, yüksek katma değerli teknoloji, verimlilik, nitelikli ara eleman istihdamı ve ihracat odaklı büyümesinin bu kalemlerle gerçekleşemeyeceğini savunuyoruz. 2025 yılı Bütçe Teklifi’nde olduğu gibi 2026 Bütçesinde de sanayi hak ettiği değeri bulamamış, OVP hedeflerinin gerektirdiği ödenek ve hazırlıklar 2026 Bütçesi’ne yeterince dahil edilmemiştir. Yaklaşan Marmara Depremi’nin verebileceği ekonomik, sınai, ticari yıkımı düşündüğümüzde, sanayimizin farklı il ve bölgelere dağıtılması ve depreme dirençli kent inşasında sanayinin, ticaretin başat rolü bakımından 2026 Bütçesi depreme karşı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 425 ‒ hazırlıklı bir sanayi bütçesi niteliği taşımamaktadır; tüm bütçede “şehircilik ve risk odaklı bütünleşik afet yönetimi”ne ayrılan 510.8 milyar TL’lik pay, toplam bütçenin %2.69’una denktir. Yeni bütçe teklifi, yeni bir hukuk, vergi ve teknoloji reformunun mali habercilerinden olmadığı için, ülkemizin rekabet halinde olduğu ülkelere kıyasla yüksek teknolojili ürün imalat ve ihracatı, verimlilik, teknoloji transferi ve 4. Sanayi Devrimi’nin gerektirdiği büyük yapısal dönüşümlerin öncüsü olmaktan uzaktır. Türkiye’de sanayi üretiminde 2025’in ilk 8 ayında yaşanan büyümenin arka planında, geçtiğimiz yıldaki daralma yatmaktadır. Sanayi, 2024’ün ilk 8 ayında, 2023’ün aynı dönemine kıyasla %3.9 daralmış, imalat sanayiinde üretim ise %5.1 düşmüştü. 2023- 2024 Ağustos döneminde, Türkiye’nin dış ticaret açığını azaltacak asıl hamle olan yüksek ve orta yüksek teknolojili ürün üretimi ise %22 düşmüştü. Yukarıdaki ana hedeflerin tutturulamamasından da hareketle, 2025 yılının ilk 8 ayında yaşanan kısmi toparlanma, geçen yılki büyük kaybın kısmen giderilmesi olarak da okunabilir. Cari açığın azaltılması ve ihracatın artırılması üzerine kurulu OVP ve 12. Kalkınma Planı’nda iktidarın dış ticaret açığını ilk 8 ayda azaltmakla övündüğü tablonun ayrıntısına bakıldığında, bağımlılık yaşadığımız aramalı ithalatındaki düşüşün sanayideki daralmanın bir sonucu olduğunu, kaybettiğimiz dış pazarlar ve rekabet kayıpları nedeniyle üretimde kullanacağımız aramalındaki düşüşün cari açığımızı kendiliğinden düşürdüğünü görmekteyiz. Bu süreçte, 2024 Bütçe Kanunu’nda sadece Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının değil tüm kamu kurumlarının gerek sanayinin geliştirilmesi, gerek sınai mülkiyet hakları, gerekse üretim ve yatırımların desteklenmesi için ayrılan yaklaşık 82.7 milyar TL’lik ödeneğin verimli, sonuca odaklı, hedeflerle uyumlu olarak harcanamadığını görmekteyiz. Ödenecek Faiz, Sanayi Bakanlığı Bütçesinin 15 Katından Fazladır. 2026 yılı Bütçe Teklifi’nde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bütçe kalemlerine bakıldığında; Bakanlığın toplam bütçesi 124.497.913.000 TL’den 176.966.775.000 TL’ye çıkarılmaktadır. 2025 Bütçesinde 2024’e kıyasla ödenek artışı %57.6 idi ve ödeneğin toplam merkezi yönetim bütçesinin yaklaşık binde 8 idi (%0.84). 2026 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 426 ‒ Bütçesinde ise Bakanlığın bütçeden aldığı pay %0.93’tür. Bakanlık bu yıl da bütçenin %1’inden az bir ödenekle çalışacaktır, geçen yıla kıyasla bütçe ödeneğini %42.1 artırmıştır. 2026 Bütçesi’nde faiz giderlerinin 2025’e kıyasla 1 trilyon 950 milyar TL’den 2 trilyon 741 milyar TL’ye varacağı varsayıldığında; sanayiyi ve teknolojiyi yönetecek bakanlığın bütçesi, toplam merkezi yönetim bütçesinin ancak binde 9’una denk geliyorken, 1 yılda bütçeden ödenmesi öngörülen toplam faiz gideri Bakanlık bütçesinin 15 katından fazladır. Diğer ifadeyle; bütçeden 24 günde faize ödenecek tutar, Bakanlığın bir yıllık ödeneğine denk düşmektedir. Bakanlık ödeneğinin 2025’te 3 milyar 972 milyon TL’lik kısmı, 2026’da ise 5 milyar 389 milyon TL’lik personel gideri ve sosyal güvenlik primi giderine ayrılırken, Bakanlığın 2025’teki 604.3 milyon TL’lik mal/hizmet alım giderleri ödeneği 2026’da 723.6 milyon TL’ye çıkarılmaktadır. Bakanlık cari transfer kalemi 65.9 milyar TL’den bu yıl 96.4 milyar TL’ye çıkarılmasındaki amaç sorulabilir. Bakanlığın sermaye transferleri 32.4 milyar TL’den 2026’da 39.5 milyar TL’ye, borç verme kalemi 18.4 milyar TL’den 27.9 milyar TL’ye, sermaye gideri ise 3.1 milyar TL’den 7 milyar TL’ye yükseltilmesi öngörülmüştür. 2025 Bütçesi hedefleriyle; kredi desteğiyle tamamlanacak OSB sayısının 10 olması, planlı sanayi alanlarının ülke yüzölçümüne oranının %0.19’a çıkması, yatırımcıya tahsise hazır 3 endüstri bölgesi kurulması, yer seçimi kesinleştirilen toplam 22 endüstri bölgesi, OSB ve hazır yatırım alanı yaratılması hedeflenmekteydi. 2024 başlangıcında her 1000 TL’nin 7,4 TL’si sanayinin gelişimi, üretim ve yatırım destekleri için harcanması öngörülmüşken, geldiğimiz aşamada bütçede bu yıl 9 TL’si ayrılmaktadır. Bölgesel Kalkınmanın Planlanması ve Yönetişimi faaliyeti kapsamında; bölgeler arası gelişmişlik farklarının dengeli bir yapıya kavuşturulması, bölgesel ve yerel kalkınmanın hızlandırılması ve sürdürülebilir dengeli bir gelişmenin sağlanması amacıyla bu çalışma sahasında kullanılan ödenek ve fonların artırılmasında yarar bulunmaktadır. “SANAYİNİN GELİŞTİRİLMESİ VE YATIRIMLARIN DESTEKLENMESİ” PAYI, TOPLAM BÜTÇENİN %1’İ BİLE DEĞİL… Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 427 ‒ Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen yaklaşık 18 trilyon 928 milyar TL’lik 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinin “programlar”a göre dağılımına bakıldığında; sadece Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na değil, tüm kamu kurum ve kuruluşlarındaki AR-GE ve yenilik faaliyetlerine 2024’te 40.2 milyar TL, 2025 yılında 63.4 milyar TL (%52.7 artış) ayrılırken 2026 yılında 84.8 milyar TL ayrılmaktadır (%33.7 artış). Bölgesel kalkınmaya 2024’te 5.1 milyar TL ayrılırken 2025’te 7 milyar 45 milyon TL (%38 artış), 2026’da ise 8.3 milyar TL ayrılacaktır (%17.8 artış). Sanayinin geliştirilmesi, üretim ve yatırımların desteklenmesine tüm merkezi yönetim bütçesinde 2024’te 82.1 milyar TL ayrılırken 2025’te 129.5 milyar TL (%57.7 artış) ayrılmış; 2026 Bütçesinde ise 177.2 milyar TL kaynak konmuştur (%36.8) artış. Toplam merkezi yönetim bütçesinde “sanayinin geliştirilmesi”ne ayrılan pay 2025 yılında %0.87 iken 2026 Bütçesinde ise %0.93’tür, yine %1’in altında kalmıştır. Büyüme hedefleri küçülen, ihracat hedefleri tutmayan ve sanayisi daralan bir ekonomide yapısal reformlar gecikirse, vergi ve ücret adaleti sağlanmazsa, teşvikler doğru sektörlere dağılmazsa, sanayi ucuz hammaddeye ve krediye erişemezse ithalatın daralması bir sevinç sebebinden ziyade, sorgulanması gereken bir durum olarak karşılanmalı, “dış ticaretimizin ana omurgası değişmezken ithalatımız neden daralıyor” sorusu sorulmalıdır. Ülkemizin büyüme, katma değer yaratma ve rakip pazarlarla rekabet etme hikâyesi AKP iktidarında yarıda bırakılmıştır. Türkiye’nin aramalı ve hammadde ithalatındaki bağımlılığı düşüremeyen, yüksek teknolojili ürün ihracatını artıramayanlar, soruna çareyi sanayide küçülmekte, krediye erişimi zorlaştırmakta bulmuştur. Demek ki, Türkiye’de milli gelirden en az payı alan emekliler ve emekçilerden sonra, yolsuzluk ve rant düzeninden beslenmeyen sanayi kesimleri ve esnaf da daralmanın ve küçülmenin potasına bile isteye sokulmuştur. Yaşananlar tesadüf değildir; sanayideki daralma ve çarkların durması ekonomi yönetiminin hesapdışı bir adımı değildir… Sanayide verimlilik, yüksek katma değerli imalat sanayii ihracatı ve sanayide sermaye yatırımlarını artıramayan bir ekonomi politikası, ülkemizdeki sanayisizleşme sürecinin daha hatalı ilerlemesine yol açmış, birçok sektörde rekabet üstünlüğümüz kaybolmuş, üretim komşu coğrafyalara kaymıştır. Türkiye’nin öncelikli sektörleri ve yabancı yatırımcının gelmesinin beklendiği alanlarda hukuk ve kural büyük ölçüde kalmamış; sanayi ve ihracata odaklı bir büyüme yerine Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 428 ‒ üretim dışı alanlarda paradan para kazanma kültürü yaygınlaşmış, bahisçilerin, çetelerin, faili meçhullerin, uyuşturucu, karaparacıların, hatta iddialara göre sahte döviz vurguncularının rant düzeni egemen hale gelmeye başlamıştır. İSO’nun 1 Ekim 2025’te yayımlanan Ekim ayı İmalat Sanayi Raporuna göre; imalat PMI 2025 Eylül ayında 46.7 puana gerilemiş, iş dünyasının faaliyet koşullarındaki bozulma 18 aya ulaşmıştır. Gıda, ağaç ve kağıt sektörleri haricinde, üretimlerde ve siparişlerde daralma görülmüş, üretimde en sert düşüş yine tekstilde yaşanmıştır. Satın alma yöneticileri endeksinde eşik değer 50 iken, 46.7’lik puanla imat sanayiinde yavaşlama devam etti, istihdam, girdi alımları ve üretim öncesi stoklar Eylül ayında düşüş kaydetmiştir. Sektörlerde genel olarak üretimi azaltma ve istihdamı düşürme yoluna gidilmiştir. Geçtiğimiz yılın bütçe görüşmeleri sürecindeki İSO İmalat Sanayii Raporlarına benzer bir daralma tespiti 2026 Bütçe görüşmeleri öncesinde de göze çarpmaktadır. Yeni siparişler son 1 yıldır yavaşlamış, satış fiyatlarında ise son 5 ayın en hızlı artışı kaydedilmiştir. Sektörel PMI Endeksler alt sektörler itibarıyla ele alındığında ise, Mart-Ağustos 2025 arasında tekstil, giyim ve deri ürünlerinde endekslerin Mayıs ayı dışında 40 puanın altına dahi indiği gözlenmiş, ağaç ve kağıt ürünlerinde endeks sadece Mart ayında 50 puan üzerine çıkabilmiştir. Kimyasal, plastik ve kauçuk ürünlerde, metalik olmayan mineral ürünlerde, makine ve metal ürünlerde, elektrik ve elektronik ürünlerde sektörel PMI endeksi bu dönemde 50 puanın üzerine çıkamamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 429 ‒ Sektörel PMI verileri (Mart-Ağustos 2025), (Prof. Dr. Hakan KARA tarafından görselleştirilmiş, birleştirilmiştir.) Yine İSO’nun Kasım 2025’te yayımlanan İmalat Sanayi Raporuna göre; imalat PMI 2025 Ekim ayında son 3 ayın en düşük değeri olan 46.5 puana gerilemiş, imalat sanayi sektörünün faaliyet koşullarındaki bozulmanın sürdüğü gösterilmiştir. Üretimdeki yavaşlama 19 aya ulaşırken, “müşteri taleplerinde ve yeni siparişlerde zayıflama, isthdam ve satınalmada yavaşlama belirginleşmiştir. Bu durum, 2025’in kalan ayları için karşılaşılan koşulların yakın vadede sona ereceğine dair bir belirgin sinyal vermemiştir.” Bu tabloda sektör "durgunluk başladı, önlem alın" derken, "stagflasyon" kelimesi ekonomide en çok konuşulan kavram olurken, ekonomi yönetimi üretim için zorunlu olan aramalı ithalatının düştüğü ortamda cari açığın azalmasını övmüş, lüks tüketim malı talebinde ise daralma olmamasını, yani ekonomide açılan makas farkını izah edememiştir. UZAY ARAŞTIRMALARI BÜTÇESİ, AY’A SERT İNİŞİ YİNE GECİKTİREBİLİR… Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 430 ‒ “Sınai mülkiyet hakları”na 2024’te 512 milyon TL kaynak ayrılırken 2025 bütçesinde 652.4 milyon TL (%27.4 artış); 2026 Bütçesinde ise 855.7 milyon TL kaynak ayrılmıştır (%31.1 artış). 2024 seçimleri öncesinde temel gündemlerden birisi olan “uzay ve havacılığa” 2024’te 4 milyar 83 milyon TL kaynak ayrılmışken, 2025 yılında 14 trilyon 731 milyar TL’lik 2025 yılı Bütçesi’nde sadece 5 milyar 52 milyon TL ödenek (sadece %23.7 artış) ayrılmıştır. 2026 Bütçesinde uzay ve havacılık programı ödeneği 8 milyar 729 milyon TL’ye çıkarılırken, Türkiye Uzay Ajansı bütçe kalemlerinde 3.7 milyar TL’lik bir payın sermaye transferlerine ayrıldığını ve bu tutarın büyük bölümünün yıl içinde Savunma Sanayii Fonuna aktarılarak Ay’a sert iniş hedefinde gerekli altyapının alımında kullanılması olasıdır. Uzay Ajansının Bütçe Teklifi incelendiğinde 2024 yılında Ay’a sert iniş sözü verilmesine karşın, projenin şu ana dek %70’lik bölümünün tamamlandığını, 2026 sonunda ise %95’lik bir aşamaya gelinmesinin hedeflendiğini anlıyoruz. 2026 Bütçe ödeneklerinin haricinde, 2025 yılında Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen bir torba yasaya sonradan eklenen bir maddeyle, Uzay Ajansının sermaye transferleri kaleminde hiç kullanılmadığını gördüğümüz yaklaşık 2.1 milyar TL’lik bir ödeneğin yasayla Savunma Sanayii Fonuna aktarılmasına dair düzenleme yapılmıştır. 20/7/2025 tarihli ve 755 sayılı Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik içeren torba yasaya Plan ve Bütçe Komisyonunda son dakikada bir madde eklenmiştir. Gece eklenen maddeyle, sınırları belirtilmeden ve amacı açıklanmadan, Türkiye Uzay Ajansı Bütçesinde bekleyen sermaye transferi ödeneklerinin Savunma Sanayii Fonuna aktarılması için Sanayi ve Teknoloji Bakanına 2025 sonuna dek yetki verilmiştir. Türkiye Uzay Ajansının 2025 Bütçesi başlangıç ödeneği 2 milyar 344 milyon TL iken, Kurumun sermaye transferleri kaleminde öngörülen 2 milyar 186 milyon TL’nin 2025 Haziran sonuna dek harcanmadığı görülmüştür. Bu tutar, bu yeni Kanun sonucunda 2025 sonuna dek Savunma Sanayi Fonuna aktarılabileceği gibi, 2026 Bütçesinde Türkiye Uzay Ajansı ödeneklerindeki yeni artış da manidardır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 431 ‒ 2026 YILI TÜRKİYE UZAY AJANSI BÜTÇE ÖDENEKLERİNE BAKTIĞIMIZDA; Savunma Sanayii Fonuna Uzay Ajansından 2025 ve 2026’da 7 milyar 887 milyon TL aktarılacağını anlıyoruz. Türkiye Uzay Ajansının 2026 Bütçe Teklifinde başlangıç ödeneği 2 milyar 344 milyon TL’den 5 milyar 917 milyon TL’ye çıkarılmıştır (%252 artış). Bütçedeki 3.6 milyar TL’lik artışın temelinde 2026 yılı için “sermaye transferleri” kaleminde 2 milyar 186 milyon TL’den 5 milyar 701 milyon TL’ye yükseltilen bir tutar gözükmektedir. -2026'da Savunma sanayiinde yerlilik oranının %82'den 83'e çıkarılması; Savunma ve havacılık sektöründeki mal ve hizmet ihracatı dahil olmak üzere ciro toplamının 18.2 milyar Dolardan 2026’da 20 milyar Dolara, 2027’de yaklaşık 23 milyar Dolara, 2028’de 26 milyar Dolara çıkarılması; -Savunma ve havacılık sektöründeki sadece mal ve hizmet ihracatının ise 7.3 milyar Dolardan 2026’da önce 8 milyar Dolara, 2027’de ise 9.2 milyar Dolara, 2028’da 11 milyar Dolara çıkarılması; Savunma ve havacılık sektörlerindeki toplam istihdamın ise 108.900 kişiden 119.800 kişiye çıkarılması amaçlanıyor. -Sadece savunma sanayiinde istihdam 2018'de 67.239 iken, 2023 sonunda 90.669 oldu. -Hızlı gelişen savunma sanayiinde 2018'de 12.2 milyar Dolar sipariş alınmıştı, 2023 sonunda sipariş tutarı 20.1 milyar Dolara, ciro ise 5 yılda 8.7 milyar Dolardan 15 milyar Dolara çıktı. 2003-2025 döneminde savunma ve havacılık sektörü cirosu toplamda 19 kat arttı. -Sadece Savunma Sanayiinde ihracatımız 2018’de 2.2 milyar Dolar iken 2023 sonunda 5.5 milyar Dolar oldu. İthalat ise aynı sektörde 2.4 milyar Dolardan 5 yıl içinde 3.3 milyar Dolara çıktı. Savunma sanayiinde dış açık verirken, 2020’den sonra dış fazla vermeye başladık. -İktidarın çok övündüğü bu alanın büyümeye ve yüksek teknoloji ihracatına katkısı çokça konuşulduğundan, Türkiye’nin imalat sanayiinde asıl yaralardan olan yüksek teknolojili ürün ihracatına dair verilerde ayrı bir çalışma yapılması gerektiği açıktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 432 ‒ Buna göre; savunma sanayii hariç imalat sanayiinin güncel yapısı ve ihracatımızda savunma sanayii hariç tutulduğunda Türkiye ekonomisinin güncel durumunun, yüksek teknoloji yapısının net ortaya konacağı yeni bir TÜİK çalışmasının yapılması gerekmektedir. Büyümeye savunma sanayiinin etkisi hariç tutulduğunda, teknoloji ihracatı ve büyüme verisinde nelerin değiştiğine dair bir veri setinin konması önemlidir. Tartışmanın 2021 yılındaki geçmişine kısaca bakıldığında; iktidarın “2023 sonunda, Milli Uzay Programı kapsamında Ay’a sert iniş gerçekleştirileceği” vaadi, tıpkı 2023 yılı ekonomi hedefleri gibi tutmamıştır. Türkiye Uzay Ajansının 2025 yılı Bütçe Teklifine göre; “Ay’a yumuşak iniş projesi”nin gerçekleşme hedefinde ancak %3’te kalınmış, “Ay’a sert iniş projesi”nde 2023 yılı gerçekleşme oranı, vaatlerin aksine %36’da durmuş, hedefin tamamlanması için en yakın vade ise 2026 sonuna ertelenmiştir. Uzay ve havacılıkta bilim ve teknolojide desteklenen sadece 3 proje olmuştur. Uzay havasındaki değişimlerin etkisini incelemek için kurulacağı sözü verilen Uzay Havası Uygulama Merkezinin 2024 yılında en az %60’ının bitirileceği sözü verilmesine rağmen, seçimler geçtikten sonra bu merkezin tamamlanma oranı %3’te kalmıştır. Uzay ve havacılıkta farkındalığı artırmak için düzenlenmesi planlanan 50 konferans, seminerin yıl sonuna kadar sadece 17’sinin yapılacağı öngörülmüştür. 2021 yılı Şubat ayındaki tartışmalarda, uzay araştırmalarının ülkemizde geç kalınmış ancak ciddi bir bütçeyle yapılması gerektiğini ifade etmiştik. 3 yıl önceki tartışmalarda NASA’nın bu konuda yaklaşık 35 milyar Dolarlık harcama yaptığı, ABD’de yıllar içinde uzay alanına yaklaşık 200 milyar Dolarlık bütçe ayrıldığı da uzmanlarca dile getirilmiştir. Bu noktada 1 trilyon 346 milyar TL’lik 2021 Bütçe Kanununda, merkezi yönetim bütçesi içinde uzay ve havacılık programına toplamda sadece 1 milyar 553 milyon TL kaynak ayırmış iktidar, 2021-2024 dönemi için koyduğu bütçe tahminlerinde, 3 yılın toplamında uzay ve havacılık alanına sadece 4 milyar 806 milyon TL ödenek ayırmıştı. 2021 yılı tartışmaları hatırlandığında, aynı iktidar, toplam 1 trilyon 751 milyar TL’lik 2022 Bütçe Kanunu Teklifinde, 2021’deki hedefini de kenara koyarak uzay ve havacılık programı ödeneklerini düşürmüş; 2022’de %54’lük düşüşle 673 milyon 949 bin TL’lik kaynak ayırmıştı. 2022 Bütçe Kanununda, 2023 yılı bütçe hedefindeki uzay ve havacılık ödeneği tahminini ise 1 milyar 782 milyon TL’den %58 azaltmayla 737 milyon 241 bin TL’ye indirmişti. Türkiye Uzay Ajansı’nın geçmiş yıl bütçelerine baktığımızda da Ay’a sert iniş hayalini havada bırakacak bir yetersizlik görmüştük. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 433 ‒ 2021-2024 dönemi için bu iktidarın sadece Kuruma öngördüğü 3 yıllık toplam bütçenin, dönemin rakamlarıyla 201 milyon TL olduğunu hatırladığımızda, “Ay’a sert iniş yapılacağı” vaadinin gerçekleşmemiş olması, bütçe ve zaman eleştirisindeki haklılığımızı ortaya koymuştur. 2025 Bütçe görüşmelerinde de savunduğumuz gibi, bir kez daha gerek Türkiye Uzay Ajansı için konan bütçenin, gerekse merkezi yönetim bütçesi içinde tüm kurumların uzay ve havacılık programı için ayrılan 8.7 milyar TL payın yetersizliği savunulabilir ve artırılması gerektiği söylenebilir. Sanay� ve Teknoloj� Bakanlığı Bütçes�n�n görüşülmes� sırasında CHP grubu tarafından ver�len; -Bölgeler arası gel�şm�şl�k farklarının dengel� b�r yapıya kavuşturulması, bölgesel ve yerel kalkınmanın hızlandırılması ve sürdürüleb�l�r dengel� b�r gel�şmen�n sağlanması amacıyla Sanay� ve Teknoloj� Bakanlığına ayrılan 780 m�lyon TL ödeneğ� yeters�z bularak 2 m�lyar TL artırılmasını, -Bakanlığın Sanay�n�n Gel�şt�r�lmes�, Üret�m Ve Yatırımların Desteklenmes�” hususunda uygulamada daha etk�n olmasını sağlamak �ç�n, Bakanlık Bütçes�n�n “Sanay�n�n Gel�şt�r�lmes�, Üret�m ve Yatırımların Desteklenmes�” programının �lg�l� alt tert�b�nde yer alan 40.000.000 tutarındak� yeters�z ödeneğ�n 400.000.000 TL artırılmasını, talep eden önergeler�m�z reded�lm�şt�r. Cumhuriyet Halk Partisi olarak temel hedefimiz, Türkiye’nin üretim kapasitesini artıran, teknoloji düzeyini yükselten, bilimsel temelli kalkınmayı esas alan ve dijital dönüşümü toplumsal refahı artırıcı biçimde yöneten bütüncül bir sanayi ve teknoloji politikası oluşturmaktır. Bu çerçevede sanayi, teknoloji, Ar-Ge, girişimcilik ve dijital dönüşüm alanlarında kapsamlı bir dönüşüm programını hayata geçireceğiz. Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma hedeflerini destekleyecek Ulusal Sanayi ve Teknoloji Stratejisi hazırlayacağız. Bu strateji, üretim yapısının yüksek katma değerli sektörlere yönlendirilmesini, tedarik zincirlerinin yerli kapasiteyle güçlendirilmesini ve sanayi politikalarının koordineli biçimde uygulanmasını Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 434 ‒ sağlayacaktır. Bölgesel kümelenme modellerini yaygınlaştıracak, stratejik sektörlerde ölçek ekonomilerini destekleyeceğiz. Ar-Ge ve bilimsel araştırma ekosistemini güçlendireceğiz. Ar-Ge harcamalarını millî gelirin en az %2,5’i seviyesine çıkaracağız. TÜBİTAK’ı bilimsel özerkliğe kavuşturacak, genç araştırmacılara uzun vadeli fonlar sağlayacağız. Üniversitelerde araştırma enstitülerini güçlendirecek, uluslararası iş birliklerini artıracağız. Yapay zekâ, kuantum teknolojileri, biyoteknoloji, yeşil teknolojiler ve ileri malzeme araştırmaları için mükemmeliyet merkezleri kuracağız. Dijital dönüşümü bütüncül bir strateji hâline getireceğiz. Veri yönetişimi ve siber güvenlik kapasitesini artıracağız. Dijital altyapıyı genişletecek, 5G ve fiber altyapıyı ülke genelinde yaygınlaştıracağız. Sanayide dijital dönüşüm programını uygulayarak üretim süreçlerinin verimliliğini artıracağız. Yapay zekâ stratejisini güncelleyerek kamu hizmetlerinde ve özel sektörde kullanımını teşvik edeceğiz. KOBİ’leri üretim zincirinin güçlü bir parçası hâline getireceğiz. Uzun vadeli yatırım kredileri sağlayacak, KOSGEB’i proje bazlı ve performans odaklı destek modeline dönüştüreceğiz. KOBİ’lerin dijital dönüşüm yatırımlarını, yeşil dönüşüm uyum süreçlerini ve teknolojiye erişimlerini kolaylaştıracağız. Stratejik teknolojilerde yerlileşmeyi hızlandıracağız. Yarı iletken teknolojileri, batarya üretimi, elektrikli araç bileşenleri, sensör teknolojileri ve ileri malzeme üretimi gibi kritik alanlarda ulusal programlar başlatacağız. Kamu alımlarını stratejik sektörlerde yerli üretimi destekleyici biçimde kullanacağız. Savunma sanayii ile sivil teknolojilerin entegrasyonunu güçlendireceğiz. Girişimcilik ekosistemini genişletecek ve teknoloji girişimlerinin büyümesini destekleyeceğiz. Kamu destekli fon mekanizmaları kuracağız. Melek yatırımcı ve risk sermayesi ekosistemini büyütecek düzenlemeler yapacağız. Teknokentleri yalnızca ofis alanı değil, gerçek Ar-Ge ve inovasyon merkezleri hâline getireceğiz. Üniversite-sanayi-girişimcilik ilişkilerini güçlendirerek yenilikçi girişimlerin ticarileşmesini hızlandıracağız. Yeşil dönüşümü sanayi politikalarının temel unsuru hâline getireceğiz. Enerji verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması ve temiz üretim teknolojilerine geçişi sağlayacak teşvik mekanizmaları oluşturacağız. Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum için gerekli sektörel dönüşüm planlarını hazırlayacağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 435 ‒ Sonuç olarak, CHP olarak Türkiye’nin üretim kapasitesini güçlendiren, teknolojik bağımsızlığını artıran, bilimsel araştırmayı destekleyen, dijital dönüşümü hızlandıran ve girişimcilik ekosistemini büyüten bütüncül bir kalkınma programını hayata geçireceğiz. Bu yaklaşım, Türkiye’nin orta gelir tuzağından çıkmasını, rekabetçiliğini artırmasını ve 21. yüzyılın teknolojik dönüşümünde güçlü bir konum edinmesini sağlayacaktır. XXI. TİCARET TİCARET T�caret Bakanlığı Bütçe Rakamları T�caret Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçes� 76 m�lyar 251 m�lyon 159 b�n TL olarak öngörülmüştür. Oysa Bakanlığa 2024 yılında ayrılan ödenek 38,5 m�lyar TL �ken, 2025 yılında %46,1 oranında artışla 56 m�lyar 233 m�lyon TL’ye çıkarılmış; 2026 yılı �ç�n �se 2025’e kıyasla %35,6’lık b�r artış yapılmıştır. Ancak bu nom�nal artışların, yıl sonu �t�barıyla %30–35 bandında kes�nleşmes� beklenen resm� enflasyon karşısında reel b�r büyüme yaratmadığı açıktır. Başka b�r �fadeyle, Bakanlık bütçes� kâğıt üzer�nde artmış görünse de, satın alma gücü bakımından gerçekte b�r gen�şleme yaşanmamış, hatta bazı kr�t�k h�zmet alanlarında daralma r�sk� ortaya çıkmıştır. Bu durum, t�caret pol�t�kalarının etk�nl�ğ�, p�yasa denet�mler� ve tüket�c�n�n korunması bakımından c�dd� b�r sorgulama �ht�yacını beraber�nde get�rmekted�r. T�caret Bakanlığının 2026 yılı bütçes� 76 m�lyar 251 m�lyon TL olup toplam bütçe büyüklüğünün yalnızca b�nde 4’üne tekabül etmekted�r. Geçen yıla göre nom�nal olarak %35,59 oranındak� yaklaşık 20 m�lyar TL’l�k artış, Bakanlığın görev alanlarının gen�şl�ğ� ve ekonom�k koşulların ağırlığı d�kkate alındığında yeters�zd�r. Kayıt dışı ekonom�yle mücadeleye ayrılan payın bütçe �ç�ndek� oranının geçen yılk� %11 sev�yes�nden %10,84’e düşmüş olması, kayıt dışılıkla mücadelede stratej�k öncel�ğ�n zayıfladığını göstermekted�r. Ayrıca personel g�derler� ve SGK pr�m ödemeler�n�n bütçen�n %86’sını oluşturması, pol�t�ka üret�m�ne, tekn�k kapas�te güçlend�rmeye ve saha denet�mler�ne ayrılab�lecek kaynağın son derece sınırlı olduğunu ortaya koymaktadır. Car� transferler kalem�n�n 45 m�lyar 89 m�lyon TL sev�yes�nde olması ve bütçen�n öneml� b�r bölümünü oluşturması d�kkat çek�c�d�r. Bu tutarın öneml� ölçüde haz�ne yardımlarından oluştuğu anlaşılmaktadır. Haz�ne yardımlarının hang� kurum ve amaçlara yönlend�r�ld�ğ�, bu Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 436 ‒ kaynakların etk�n ve şeffaf b�ç�mde kullanılıp kullanılmadığı hususunda Bakanlık tarafından kapsamlı b�r açıklama yapılması gerekmekted�r. Plan ve Bütçe Kom�syonu’nda yapılan Bakanlık sunumunda �ht�yaç olarak vurgulanan hedeflerle bütçe dağılımı arasındak� uyumsuzluk d�kkat çekmekted�r. “Sanay�n�n gel�şt�r�lmes�, üret�m�n ve yatırımın desteklenmes�” başlıklarına ayrılan kaynakların azalması; “t�caret�n düzenlenmes� ve kolaylaştırılması” programlarının aynı düzeyde tutulması ve “tüket�c�n�n korunması” programlarına ayrılan kaynağın azaltılması, Bakanlığın öncel�kler� �le bütçen�n gerçek dağılımı arasında açık b�r çel�şk� yaratmaktadır. Bu durum, pol�t�ka hedefler�n�n bütçe d�s�pl�n�ne yansımadığı anlamına gelmekted�r. Kurumsal Yapı ve Yönet�m Kapas�tes� T�caret Bakanlığının kurumsal yapısına �l�şk�n olarak, mevcut teşk�lat şemasının rasyonel yönet�m �lkeler�yle uyumlu olmadığı görülmekted�r. Çok sayıda genel müdürlüğün tek b�r bakanlık altında toplanmış olması, özell�kle müsteşarlık makamının kaldırıldığı mevcut s�stemde, stratej�k koord�nasyon ve �dar� etk�nl�k bakımından c�dd� soru �şaretler� doğurmaktadır. Bakan Yardımcılarının konumu, öncek� dönemdek� müsteşarlık yapısının yer�n� dolduramamış; bu durum, pol�t�ka tasarımı ve uygulamada dağınıklık r�sk�n� artırmıştır. Makroekonom�k Çerçeve ve Büyüme Söylem� Plan ve Bütçe Kom�syonu’nda T�caret Bakanı’nın sunumunda dünya ekonom�s�ndek� bel�rs�zl�ğ�n ve korumacılık eğ�l�mler�n�n arttığı �fade ed�lm�ş; buna rağmen Türk�ye ekonom�s�n�n büyüme kaydett�ğ� bel�rt�lm�şt�r. Ancak aktarılan büyüme ver�ler� (2024 yılı �ç�n %3,3; 2025 yılının �lk çeyreğ�nde %2,3; �k�nc� çeyreğ�nde %4,8; �lk yarı ortalaması olarak %3,6) ekonom�k refah artışını yansıtmaktan uzaktır. Büyüme rakamları, ücretlerdek� kayıplar, yüksek enflasyon ve üret�m kal�tes�ndek� düşüş d�kkate alındığında toplumsal gerçekl�kle uyumluluk göstermemekted�r. Bu nedenle Bakanlığın büyüme anlatısı, ekonom�k yapının kırılganlıklarını perdelemeye h�zmet eden eks�k b�r çerçeve sunmaktadır. GSYH’n�n 2002 yılında 238,7 m�lyar dolardan 2024 yılı sonunda 1 tr�lyon 358 m�lyar dolara, 2025 yılı �lk yarısında 1 tr�lyon 474 m�lyar dolara yükseld�ğ� �dd�a ed�lm�şt�r. Ne var k� dolar c�ns�nden bu artış, kur hareketler�nden doğrudan etk�lenen nom�nal b�r büyüklüktür. K�ş� başına gel�rdek� ger�leme, artan gel�r dağılımı eş�ts�zl�ğ� ve gen�ş toplum kes�mler�n�n yoksullaşması karşısında, bu rakamların refah gösterges� olarak sunulması yanıltıcıdır. IMF’n�n satın alma gücü par�tes�ne dayalı sıralamaları da benzer şek�lde reel yaşam standartlarını değ�l, f�yat düzeltmes� yöntemler�n� yansıtmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 437 ‒ Enflasyon konusunda kullanılan söylem de benzer şek�lde sorunludur. Yıllık enflasyonun on yed� ayda 42,6 puan ger�led�ğ� vurgulanırken, enflasyonun ulaştığı sev�ye (yüzde 32,9) ve Türk�ye’n�n dünyadak� en yüksek enflasyona sah�p ülkelerden b�r� hâl�ne gelm�ş olması göz ardı ed�lmekted�r. Enflasyonun z�rveye taşınmasında y�ne aynı s�yas� sorumluluğun bulunduğu b�r dönemde, sadece “düşüş puanı”na odaklanmak; f�yat �st�krarının olmaması, alım gücündek� er�me ve gel�r dağılımındak� bozulmanın üzer�n� örtmekted�r. Küresel T�caret Ortamı, Stratej�k Konum Ve Rekabetç�l�k Küresel ekonom�de bel�rs�zl�ğ�n ve korumacılık eğ�l�mler�n�n yen�den güç kazandığı bu dönemde, dünya t�caret rej�m�ndek� dönüşümün Türk�ye’n�n dış t�caret performansını doğrudan etk�led�ğ� açıktır. Pandem� önces�nde yıllık ortalama 3.600 olan ülke bazlı müdahale sayısının pandem� sonrasında 6.000’�n üzer�ne çıkması, küresel ölçekte t�caret�n g�derek daha korumacı b�r zem�ne oturduğunu göstermekted�r. Böyle b�r konjonktürde dış t�caret pol�t�kalarını başarıyla yürütmek ve doğrudan yabancı yatırımları ülkeye çekmek, geçm�şe kıyasla daha yüksek b�r kurumsal kapas�te ve stratej�k yönel�m gerekt�rmekted�r. Buna karşın Bakanlık sunumunda, Türk�ye’n�n rekabetç� ürün gamının 2022’den bu yana daraldığı yönündek� r�sklere �l�şk�n kapsamlı b�r değerlend�rme yapılmamıştır. Bakanlık sunumunda Ç�n ve H�nd�stan ekonom�ler�ne �l�şk�n herhang� b�r stratej�k çerçeven�n sunulmaması öneml� b�r eks�kl�kt�r. Ç�n’�n son on beş yılda küresel �malat değer�n�n yarısını tek başına üretmes�, bu ülken�n Türk�ye dah�l tüm ekonom�ler üzer�nde bel�rley�c� b�r etk� yarattığını göstermekted�r. Buna rağmen Türk�ye’n�n orta ve uzun vadel� b�r “Ç�n stratej�s�n�n” olup olmadığı açıklığa kavuşturulmamıştır. Benzer b�ç�mde, Avrupa B�rl�ğ�’n�n H�nd�stan �le yürütmey� planladığı Serbest T�caret Anlaşması’nın Türk�ye açısından doğuracağı r�sklere �l�şk�n de Bakanlık herhang� b�r öngörü paylaşmamıştır. AB �le Gümrük B�rl�ğ�’n�n mevcut hükümler� gereğ� Türk�ye’n�n söz konusu anlaşmayı dolaylı olarak kabul etmek zorunda kalacak olması, özell�kle �hracat kompoz�syonu H�nd�stan’la benzerl�k gösteren sektörlerde c�dd� rekabet kayıpları yaratab�lecekt�r. Bu nedenle Gümrük B�rl�ğ� hükümler�n�n güncellenmes� ve müzakere çerçeves�n�n Türk�ye’n�n çıkarlarını koruyacak b�ç�mde yen�den şek�llend�r�lmes� zorunludur. Uluslararası rekabetç�l�k açısından Türk�ye’n�n konumunu değerlend�ren Küresel Rekabetç�l�k Endeks�’nde son b�r yılda ger�leme yaşanmış olması, ekonom�k pol�t�ka alanındak� tutarsızlıkların öneml� b�r gösterges�d�r. Endekste f�yat düzeyler�, �ş yapma etk�nl�ğ� ve özell�kle “tutum ve değerler” başlığında yaşanan düşüş, Türk�ye’n�n ekonom�k rekabet gücünün sadece makroekonom�k göstergelerle değ�l, kurumsal ve sosyal sermaye �le de zayıfladığını göstermekted�r. Enflasyonun yüksek ve öngörülemez seyr�, �şletmeler�n �ş model�ndek� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 438 ‒ kırılganlıklar ve toplumsal düzeyde ahlak� normlarda yaşanan erozyon, rekabet gücündek� ger�lemen�n temel nedenler� arasında yer almaktadır. Dış T�caret, İhracat–İthalat Denges� Ve Teknoloj� Yapısı Bakanlık, �hracat ver�ler�n� güçlü b�r performansın gösterges� olarak sunmuş; 2002’de 36,1 m�lyar dolar olan mal �hracatının 2024 sonunda 261,8 m�lyar dolara, h�zmet �hracatının 14 m�lyar dolardan 117,2 m�lyar dolara çıktığını açıklamıştır. Ancak aynı dönemde �thalat çok daha yüksek b�r hızla artmış ve dış t�caret açığı yapısal b�r n�tel�k kazanmıştır. 2025 yılı �t�barıyla yıllıklandırılmış �hracat 270,2 m�lyar dolar sev�yes�nde kalırken, �thalat 361 m�lyar dolara ulaşmış; dış t�caret açığı 90,7 m�lyar dolar olmuştur. Bu tablo, �hracatın n�cel�ksel artışının ülken�n dış t�caret denges�n� �y�leşt�rmed�ğ�n� açıkça ortaya koymaktadır. Dış t�caret göstergeler�ne yönel�k değerlend�rmelerde de bütüncül b�r anal�z yapılmamaktadır. İhracatın artışı sürekl� vurgulanırken, �thalatın daha yüksek b�r �vmeyle arttığı, dış t�caret açığının yapısal olarak yüksek sev�yelerde seyrett�ğ�, 2013–2025 dönem�ne bakıldığında m�lyar dolar c�ns�nden kalıcı b�r �y�leşme eğ�l�m�n�n görülmed�ğ� noktasında Bakanlık tarafından �kna ed�c� b�r açıklama sunulmamıştır. İhracat ve �thalatın b�rl�kte değerlend�r�lmed�ğ�, enerj� bağımlılığı, altın �thalatındak� sınırlamalar ve büyümedek� yavaşlamanın etk�ler�n�n hesaba katılmadığı b�r sunum yaklaşımı, sağlıklı pol�t�ka anal�z�yle bağdaşmamaktadır. Türk�ye’n�n dünya t�caret�nden aldığı pay anal�z ed�l�rken de �thalat boyutu göz ardı ed�lmekted�r. Son y�rm� yıllık dönemde Türk�ye’n�n �hracatını yaklaşık 4,9 kat artırdığı (Bakanlığın farklı ver� setler�yle 7 katın üzer�nde olduğuna da�r �t�razları bulunsa da), 156 ülke ortalamasıyla hemen hemen aynı performansı serg�led�ğ�; ancak aynı dönemde �thalatını dünya ortalamasından daha hızlı artırdığı görülmekted�r. D�ğer ülkeler �hracatlarını artırırken �thalat artışlarını daha sınırlı tutmayı başarırken, Türk�ye’n�n daha yüksek �thalat artışıyla benzer �hracat performansına ulaşması, dış t�caret yapısının kırılganlığını artırmaktadır. Buna rağmen, �thalat tarafındak� bu yapısal sorun Bakanlık sunumlarında yeter�nce ele alınmamaktadır. Mal ve h�zmet �hracatında k�ş� başına düşen performans, Bakanlığın �dd�a ett�ğ� başarı söylem�yle çel�şmekted�r. Nom�nal toplam �hracat büyüklüğü �t�barıyla Türk�ye 2023 yılında 26’ncı sırada yer alırken, k�ş� başına m�llî gel�rde ve k�ş� başına mal-h�zmet �hracatında yaklaşık 75’�nc� sıraya ger�lem�ş durumdadır. Orta ve yüksek teknoloj�l� ürün �hracatında k�ş� başına düşen tutar yaklaşık 940 dolar sev�yes�nded�r; buna karşın benzer veya daha �y� sosyal haklara sah�p ülkelerde (İrlanda, Hollanda, İsv�çre, Slovenya vb.) bu tutarın 14–22 b�n dolar bandına ulaştığı görülmekted�r. OECD tanımlı yüksek teknoloj� �hracatının toplam �hracat �ç�ndek� payının 2002’de yüzde 6,2 �ken bugün yaklaşık yüzde 3,6–3,7 sev�yeler�ne ger�lem�ş olması, Türk�ye’n�n teknoloj� yoğunluklu üret�mde ger�ye g�tt�ğ�n� göstermekted�r. Buna rağmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 439 ‒ Bakanlık sunumunda yüksek teknoloj� ve katma değerl� �hracat konusunda gerçekç� b�r özeleşt�r� yapılmamaktadır. T�caret müşav�rl�kler�, İhracat Akadem�s� ve Uzak Ülkelere İhracat Stratej�s� kapsamında aktarılan sayısal ver�ler (119 ülke, 180 merkez, 234 müşav�r/ataşe; 50 m�lyar dolar hedef) kurumsal kapas�te �nşası görüntüsü sunsa da, bu yapıların �hracatın teknoloj� yoğunluğunu artırmada nasıl b�r sonuç üret�ld�ğ�ne �l�şk�n h�çb�r performans gösterges� ortaya konmamıştır. Ex�mbank’ın yıl sonuna kadar 53 m�lyar dolarlık f�nansman ve s�gorta desteğ� hedef� �le Türk T�caret Bankası’nın 75 m�lyar TL f�nansman hedef� de benzer şek�lde somut etk� anal�zler�nden yoksundur. Son olarak, savunma sanay�s� dışındak� yüksek teknoloj� ürünler�ne �l�şk�n �hracat ve üret�m ver�ler�n�n ayrıştırılarak değerlend�r�lmes� gerekmekted�r. Türk�ye’n�n yüksek teknoloj� yoğunluklu sektörlerdek� gerçek konumunun tesp�t ed�lmes�, sanay� pol�t�kalarının stratej�k yönlend�r�lmes� açısından önem taşımaktadır. TÜİK �le koord�nel� b�ç�mde sektörel b�r çalışma yapılması, pol�t�ka yapım süreçler�ne öneml� katkı sağlayacaktır. Car� İşlemler Denges� Ve OVP Sapmaları Car� �şlemler hesabına �l�şk�n sunulan ver�ler, öncek� yıllarda olduğu g�b� bu yıl da gerçek ekonom�k eğ�l�mler� perdeleyen �y�mser b�r çerçeve �ç�nde aktarılmaktadır. 2023 yılında 56 m�lyar dolar sev�yes�nde bulunan car� açığın 10,5 m�lyar dolara ger�led�ğ�, 2024 yılının �lk sek�z ayında �se 18,3 m�lyar dolar sev�yes�nde olduğu �fade ed�lm�şt�r. Ayrıca son aylarda car� fazla ver�ld�ğ� �dd�a ed�lmekted�r. Ancak bu gel�şmeler üret�mdek� b�r artıştan ya da yapısal b�r �y�leşmeden değ�l, �ç talepte yaşanan sert daralmadan ve �thalattak� ger�lemeden kaynaklanmaktadır. Car� açığın m�llî gel�r oranındak� düşüş de ekonom�k d�nam�zm�n zayıflamasının b�r yansımasıdır. N�tek�m Bakanlığın geçen yıl yaptığı sunumda 2024 yılı �ç�n car� açığın yaklaşık 11 m�lyar dolar sev�yes�nde hedeflend�ğ� bel�rt�lm�ş ve “car� açık sorun olmaktan çıkmıştır” �fades� kullanılmıştır. Buna karşın bu yıl Sayın Cevdet Yılmaz tarafından yapılan sunumda 2025 yılı car� açığının 22,6 m�lyar dolar olacağı açıklanmıştır. Bu durumda doğal olarak şu sorular ortaya çıkmaktadır: Geçen yıl “sorun olmaktan çıktığı” �dd�a ed�len car� açık, b�r yıl �ç�nde neden yüzde 100 oranında artmaktadır? Car� açığın yen�den yüksel�şe geçmes�n�n gerekçes� ned�r ve bu öngörü değ�ş�kl�ğ�n� zorunlu kılan ekonom�k şartlar neden kamuoyuna açık ve şeffaf b�ç�mde �zah ed�lmemekted�r? Car� �şlemler denges�ne �l�şk�n kullanılan “car� açık düzel�yor”, “sorun olmaktan çıktı” b�ç�m�ndek� söylemler de ver�yle desteklenmemekted�r. 2013 sonrası dönemde car� açığın seyr�ne bakıldığında, enerj� f�yatları, büyüme oranları ve altın �thalatına get�r�len kısıtlar Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 440 ‒ neden�yle zaman zaman geç�c� �y�leşmeler görüldüğü; ancak altın ve enerj� har�ç car� dengen�n 2022’ye kıyasla kötüleşt�ğ�, büyümen�n de daha düşük sev�yelere ger�led�ğ� anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, car� dengedek� son �k� yıllık görece �y�leşmen�n yapısal değ�l, konjonktürel faktörlerden kaynaklandığı; dolayısıyla kalıcı b�r başarı h�kâyes� olarak sunulmasının gerçekç� olmadığı açıktır. Orta Vadel� Program (OVP) tahm�nler� �le gerçekleşme tahm�nler� arasındak� c�dd� sapmalar da Bakanlığın öngörü ve planlama kapas�tes�ne �l�şk�n soru �şaretler� doğurmaktadır. B�r öncek� OVP’de öngörülen �hracat, �thalat, dış t�caret açığı ve �hracatın m�llî gel�re oranı �le güncellenm�ş tahm�nler arasında, özell�kle oranlar düzey�nde 1,5–2 puana varan farklılıklar ortaya çıkmıştır. Bu büyüklüktek� sapmalar, salt konjonktürel oynamalarla açıklanamayacak düzeyded�r ve programlama süreçler�n�n c�dd�yet� konusunda c�dd� kaygı uyandırmaktadır. Türk�ye’n�n bölges�ndek� ülkelerle olan t�car� hacm� geçm�şe kıyaslı olarak g�derek zayıflamaktadır. AK Part� �kt�darından önce Irak’a en çok �hracat yapan ülke Türk�ye’yd�. AK Part� �kt�darı dönem�nde B�rleş�k Arap Em�rl�kler� Irak’a �hracatta Türk�ye’y� ger�de bırakmıştır. Bu duruma ek olarak 2022 yılı �t�bar�yle de Ç�n, Irak’a yapılan �hracatta Türk�ye’y� geçm�şt�r. Türk�ye bugün Irak’a yapılan �hracatta üçüncü sırada bulunmaktadır. Ç�n Türk�ye’n�n �hracat pazarlarını kısıtlamasının yanında bölgedek� ülkeler�n serbest bölgeler�nde yayılmaya devam etmekted�r. Mısır ve BAE’de ortaya çıkan bu durum Irak pazarını doğrudan etk�lem�şt�r. Örneğ�n Irak’a yüksek m�ktarda �hracat yapan BAE’dek� Jebel Al� Serbest Bölges�’ndek� ş�rketler�n büyük bölümü Ç�nl� f�rmalardan oluşmaktadır. Dünyada mevcut şartlar altında yaşanan tar�fe savaşları ve Ç�n’�n yayılmacılığına karşı T�caret Bakanlığı’nın herhang� b�r yol har�tasının olmadığı görülmüştür. Bu durum kend�s�n� Ç�n ve Türk�ye arasındak� t�car� denges�zl�k üzer�nden göstermekted�r. Son yıllarda ortaya çıkan ortalama rakamlara göre Türk�ye Ç�n’e yaptığı �hracatın 10 katından fazlasını Ç�n’den �thal etmekted�r. Bu durum Türk�ye’n�n ara mal bağımlılığından kurtulması yer�ne Ç�nl� ara mallara bağımlılığının arttığını göstermekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 441 ‒ Türk�ye’n�n enerj� har�ç olarak başta plast�k ve k�mya sektörler�nde var olan dışarıya bağımlılığını öncel�kle hedef hal�ne get�rerek yurt �ç�nde üret�m� teşv�k etmes�, sanay� ve t�caret teşv�kler�n�n yen�den düşünülmes� gerekmekted�r. Türk�ye’n�n t�carette önündek� engellerden b�r tanes� de Avrupa B�rl�ğ� �le 1996 yılında �mzalanarak yürürlüğe g�ren Gümrük B�rl�ğ� Anlaşması’nın güncellenmes� konusudur. Türk�ye �hracatının yarısından fazlasının Avrupa’ya yapıldığı düşünüldüğünde, bu duruma ek olarak 1996 yılından bugüne dünya t�caret�nde yaşananlar göz önüne alındığında, Gümrük B�rl�ğ� dışında bırakılan h�zmetler ve e-t�caret başta olmak üzere sektörler üzer�nden g�derek şartların yen�lenmes� gerekmekted�r. Yapılan bazı çalışmalara göre Gümrük B�rl�ğ�’n�n güncellenmes� durumunda, Türk�ye’n�n gayr� saf� yurt �ç� hasılasının 2.5 m�lyar dolara yakın şek�lde artması beklenmekted�r. Kayıt Dışı Ekonom�, Denet�mler ve Kaçakçılıkla Mücadele Haksız f�yat artışlarıyla mücadele kapsamında 10 ayda 470.037 �şletme ve 32 m�lyon 144 b�n ürünün denetlend�ğ�, toplam 2,4 m�lyar TL ceza uygulandığı bel�rt�lm�şt�r. Ancak ceza tutarının p�yasa büyüklüğü karşısındak� düşüklüğü, f�yat �st�krarsızlığının neden önlenemed�ğ�n� açıklamaktadır. F�yat et�ket� yönetmel�ğ�nde yapılan düzenlemeler �se yapısal sorunlara çözüm get�rmekten uzaktır. Esnaf ve küçük �şletmeler üzer�ndek� yoğun denet�m uygulamaları, Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı tarafından yürütülen hasılat tesp�t� süreçler�yle b�rl�kte c�dd� b�r huzursuzluk yaratmaktadır. Ayda üç, yılda on �k� defaya varan denet�m yükü, kayıtlı esnaf üzer�nde baskı oluştururken kayıt dışılığın kök nedenler�ne yönel�k b�r çözüm ortaya koymamaktadır. N�tek�m sunumda yer alan ver�lere göre 470 b�n �şletmede yapılan denet�mlere ve 32 m�lyon ürün kontrolüne rağmen kayıt dışı ekonom� öneml� ölçüde azaltılamamıştır. 2,4 m�lyar TL’l�k �dar� para cezası kes�lmes�ne karşın yapısal b�r �y�leşme sağlanamaması, tek başına ceza mekan�zmasının yeterl� olmadığını göstermekted�r. Bu çerçevede, tahs�latı düşük �dar� para cezalarının toplam büyüklüğünün Ağustos sonu �t�barıyla 1,1 tr�lyon TL’ye ulaşmış olması ayrıca sorgulanmalıdır; kes�len para cezalarının tahs�lat oranı kamuoyuna açıklanmalıdır. Kayıt dışı ekonom�yle mücadele başlığı altında yürütülen uygulamalar da c�dd� b�r çel�şk� barındırmaktadır. Kayıt dışılığın geleneksel anlamda kara para aklama, kaçakçılık, büyük ölçekl� verg� kaçırma g�b� ağır f��llerle �l�şk�lend�r�lmes� gerek�rken, prat�kte denet�mler�n ağırlıklı olarak zaten kayıtlı olan esnaf ve küçük �şletmeler üzer�nde yoğunlaştığı görülmekted�r. Hasılat Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 442 ‒ tesp�t� adı altında yürütülen uygulamalar, denet�m elemanlarının f��len kasaya oturması ve özell�kle yoğun günlerde elde ed�len c�ronun genelleşt�r�lerek verg� salınmasına yol açmaktadır. Bu yaklaşım, verg� adalet�n� güçlend�rmek yer�ne, kayıtlı mükellefler üzer�nde güven erozyonu ve baskı yaratmaktadır. Kayıt dışılıkla mücadele pol�t�kasının hedef�n�n, kayıtlı esnafı cezalandırmak değ�l, büyük ölçekl� kayıt dışı ağları ortaya çıkarmak olması gerek�r. Kayıt dışı ekonom�yle mücadele �ç�n Bakanlık bütçes�nden ayrılan kaynağın büyük bölümünün personel ve �dar� g�derlere g�tmes�, sah�c� b�r denet�m ve teknoloj� yatırımı perspekt�f�n�n bulunmadığını göstermekted�r. Mevcut bütçe yapısıyla, kayıt dışının yapısal nedenler�ne müdahale edecek b�r program yürütmek mümkün değ�ld�r. Buna rağmen yaptırımların ağırlıklı olarak kayıtlı esnafın üzer�nde yoğunlaşması, kamu otor�tes�n�n güç kullanımını yanlış hedefe yöneltt�ğ�ne �şaret etmekted�r. Uyuşturucu kaçakçılığı ve organ�ze suçlarla mücadelede gümrük kapılarının kr�t�k b�r rol oynadığı açıktır. Emn�yet Genel Müdürlüğü Narkot�k Suçlarla Mücadele Başkanlığı raporları, Türk�ye’n�n küresel uyuşturucu t�caret�n�n hem hedef hem trans�t güzergâhı hâl�ne geld�ğ�n� ortaya koymaktadır. Mers�n, Antalya, Ambarlı g�b� l�manlarda son dönemde yakalanan uyuşturucu m�ktarlarındak� c�dd� artış (örneğ�n b�r operasyonda 4 ton, b�r d�ğer�nde 1,8 ton g�b� devasa tutarlar) bu tehl�ken�n boyutunu göstermekted�r. Buna karşın, Bakanlığın Kayıt Dışı Ekonom� ve Kaçakçılıkla Mücadele Genel Müdürlüğü �ç�n ayırdığı yatırım ödeneğ�n�n yalnızca 686 m�lyon TL olması son derece yeters�zd�r. Kaçakçılıkla ve uyuşturucu traf�ğ�yle etk�n mücadele �ç�n tekn�k altyapı, c�haz ve personel kapas�tes�n�n güçlend�r�lmes� şarttır. Bu kapsamda �lg�l� ödeneğ�n en az üç kat artırılması gerekt�ğ� değerlend�r�lmekted�r. Ayrıca uluslararası operasyonlarda el konulan yaklaşık 341 m�lyon dolar tutarındak� varlıkların, operasyonlarda görev alan kurumlara gel�r olarak tahs�s ed�lmes� yönünde yasal b�r mekan�zma oluşturulması kamu yararı açısından önem taşımaktadır. Gümrüklerdek� �şlem hacm�ne �l�şk�n ver�ler (12 m�lyon araç, 8,1 m�lyon konteyner, 176 m�lyon yolcu) modern�zasyon �ht�yacının büyüklüğünü göstermes�ne rağmen, Bakanlık yatırımlarındak� yeters�zl�k ve yıllardır süren gec�kmeler�n üzer� örtülmekted�r. Kaçakçılıkla mücadelede bu yıl 30 ton 100 k�logram uyuşturucu ele geç�r�ld�ğ� açıklanmış; fakat depolama alanları, loj�st�k merkezler� ve sınır kapılarında ortaya çıkan yapısal güvenl�k problemler�ne da�r b�r değerlend�rme yapılmamıştır. KOBİ’ler, Esnaf ve Üret�m Yapısı T�caret Bakanlığının sunduğu tablo �le p�yasanın gerçek durumu arasında c�dd� b�r uyumsuzluk bulunmaktadır. Bakanlık sunumunda ekonom�de herhang� b�r yapısal sorun yokmuş g�b� b�r �y�mserl�k serg�len�rken, sahada küçük ve orta ölçekl� �şletmeler�n f�nansmana er�ş�mde zorlandığı, yükümlülükler�n� yer�ne get�remed�ğ�, �cra dosyalarının adl�ye raflarını doldurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 443 ‒ b�r dönem yaşanmaktadır. İşletmeler�n öneml� b�r bölümü borç baskısı altında faal�yet yürütmekte, b�r kısmı �se bu yükü taşıyamayarak kepenk kapatmak zorunda kalmaktadır. Bu nedenle sunulan makro anlatının, ülkedek� esnaf ve KOBİ gerçekl�ğ�n� yansıtmadığı açıktır. Türk�ye’de �şletmeler�n yaklaşık %98’�n� küçük ve orta ölçekl� �şletmeler oluşturmaktadır. Tesc�ll� esnaf sayısının 2 m�lyona yaklaştığı, kayıt dışı ve küçük �şletmelerle b�rl�kte bu sayının 2,5 m�lyon c�varında olduğu, ayrıca yaklaşık 1 m�lyon orta ölçekl� �şletmen�n faal�yet gösterd�ğ� tahm�n ed�lmekted�r. Buna karşın her yıl 150 �la 200 b�n arasında �ş yer� kapanmakta; bu kapanışlar çoğu zaman b�r a�len�n tüm b�r�k�m�n� kaybetmes� ve yen� �şs�zler yaratılması anlamına gelmekted�r. Gen�ş tanımlı �şs�zl�ğ�n 13 m�lyon c�varında olduğu, ülke nüfusunun neredeyse üçte b�r�n�n �şs�zl�k baskısıyla yaşadığı b�r dönemde her kepenk kapanışı, toplumsal ve ekonom�k bakımdan ağır b�r kayıp n�tel�ğ�nded�r. Bu gerçekl�k, �ş yer� kapanışlarının �stat�st�ksel b�r ver� olarak geç�şt�r�lmes�n� değ�l, sosyal pol�t�ka ve t�caret pol�t�kası düzey�nde c�dd�yetle ele alınmasını gerekt�rmekted�r. KOBİ ve esnaf destekler�ne �l�şk�n sunulan ver�ler (�şç� başına 2.500 TL destek, 140 m�lyar TL f�nansman, %46,4 artış �dd�ası) ekonom�k koşulların ağırlığı d�kkate alındığında yeters�zd�r. İşç�l�k mal�yetler�n�n ve kred� fa�zler�n�n ulaştığı sev�yeler düşünüldüğünde, bu destekler yalnızca sembol�k b�r koruma sunmaktadır. 2 m�lyon 285 b�n esnaf ve sanatkâra �l�şk�n açılış- kapanış ver�ler�n�n (her 1 terk�n karşılığında 3 kuruluş) ekonom�k dar boğazla çel�şen b�r �y�mserl�kle sunulduğu görülmekted�r. Küçük ve orta ölçekl� �şletmelerde ver�ml�l�k sorunları der�nleşmeye devam etmekted�r. M�llî Prodükt�v�te Merkez�’n�n daha önce üstlend�ğ� kurumsal rolün zayıflatılması, ver�ml�l�k pol�t�kalarının koord�nasyonunu güçsüzleşt�rm�şt�r. KOBİ’ler�n hang� teknoloj�ye yatırım yapması gerekt�ğ� konusunda yönlend�rme eks�kl�ğ� bulunmaktadır. B�lg� ve �let�ş�m teknoloj�ler�ne uyumdak� zayıflık, ver�ml�l�k açığını daha da artırmaktadır. Bu nedenle, KOBİ’lere teknoloj� danışmanlığı sağlayacak b�r mekan�zmanın KOSGEB veya Bakanlık bünyes�nde kurumsal b�r yapı hâl�ne get�r�lmes� zorunludur. Esnaf kefalet kooperat�fler� aracılığıyla kullandırılan kred�ler, devlet açısından tahs�lat r�sk� düşük b�r enstrüman olmasına rağmen, sahada kred�ye er�ş�m c�dd� ölçüde kısıtlanmıştır. Esnaf kred�ler�n�n nom�nal tutarlarının geçm�ş yıllara göre artmış olması, alım gücünün dramat�k b�ç�mde düşmes� neden�yle f��len anlamını y�t�rm�şt�r. Geçm�şte aynı kred�yle b�r konut ed�nme �mkânı varken bugün aynı tutarın b�r konutun küçük b�r bağımsız bölümüne dah� yetmemes�, kred� pol�t�kalarının reel hayatla bağını kopardığını göstermekted�r. Halk Bankası üzer�nden plasman tahs�s�n�n yeters�zl�ğ�, kooperat�fler� ve esnafı “plasman bekleyen” pas�f b�r konuma �tmekted�r. Ekonom�k �st�krar programları, esnafı ve küçük �şletmeler� koruyucu kred� mekan�zmaları olmaksızın toplumsal açıdan sürdürüleb�l�r değ�ld�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 444 ‒ Son dönemde artan fabr�ka taşınmaları da ülke sanay�s� açısından kaygı ver�c�d�r. Özell�kle tekst�l ve hazır g�y�m sektörler�nde faal�yet gösteren yaklaşık 160 fabr�kanın son b�r yılda Mısır, Fas, Cezay�r ve Bangladeş g�b� ülkelere taşındığı �fade ed�lmekted�r. Mob�lya sektörünün de bu eğ�l�me eklenmes�, Türk�ye’n�n üret�m altyapısının zayıfladığını ve yatırım ortamının caz�bes�n� kaybett�ğ�n� göstermekted�r. Üret�m tes�sler�n�n tırlarla sökülerek başka ülkelere taşınması, ülken�n �hracat kapas�tes� ve �st�hdam yapısı açısından c�dd� b�r alarm n�tel�ğ�nded�r. Bu eğ�l�m�n durdurulması �ç�n yatırım ortamının �y�leşt�r�lmes�, mal�yet baskılarının azaltılması ve enerj�, verg�, f�nansman pol�t�kalarında öngörüleb�l�rl�ğ�n sağlanması gerekmekted�r. Ekonom�de “zomb� ş�rketler” olarak tanımlanan ve f�nansal olarak batık durumda olmasına rağmen kred�ler ve teşv�klerle faal�yet göstermeye devam eden f�rmaların sayısındak� artış c�dd� b�r s�stem�k r�sk oluşturmaktadır. Yapılan çalışmalara göre bu tür ş�rketler�n toplam �ç�ndek� oranı IMF bulgularına göre %13, TOBB ver�ler�ne göre yaklaşık 325 b�n, bazı bağımsız çalışmalara göre �se %20’ye ulaşarak 500 b�n sev�yes�nded�r. Bu ş�rketlere sağlanan f�nansman, sağlıklı ve ver�ml� f�rmalara yönelmes� gereken kaynakların �sraf ed�lmes�ne yol açmaktadır. Bu nedenle Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı, Sanay� ve Teknoloj� Bakanlığı ve T�caret Bakanlığı tarafından ortak b�r pol�t�ka çerçeves�n�n gel�şt�r�lmes� zorunludur. Sonuç olarak, esnaf ve küçük �şletmeler bu ülken�n hem tar�hsel hafızası hem de ekonom�k omurgasıdır. Anayasa’nın 173’üncü maddes� devlete esnaf ve sanatkârı koruma ve destekleme görev� yüklemekted�r. T�caret Bakanlığı bütçes� ve pol�t�kaları değerlend�r�l�rken, bu anayasal yükümlülüğün gerekt�rd�ğ� ölçüde koruyucu, kollayıcı ve düzenley�c� adımların atılmadığı görülmekted�r. Esnafın, z�nc�r marketler ve kuralsız perakende düzen� karşısında korunması; verg� ve denet�m rej�m�nde adalet�n sağlanması; kred� ve f�nansman pol�t�kalarında esnaf leh�ne öngörüleb�l�r ve er�ş�leb�l�r b�r çerçeve oluşturulması artık ertelenemez b�r zorunluluk hâl�ne gelm�şt�r. Emek Yoğun Sektörler, İthalat Kompoz�syonu ve Teknoloj� Türk�ye’n�n geleneksel olarak rekabetç� olduğu emek yoğun sektörlerde (tekst�l, hazır g�y�m, konfeks�yon, der�, ayakkabı, mob�lya) son dönemde bel�rg�n b�r �st�hdam kaybı yaşandığı görülmekted�r. Bu kaybın, sadece mevcut ekonom�k konjonktürün değ�l, sektörlerdek� yapısal dönüşümün b�r sonucu olduğu anlaşılmaktadır. Uluslararası basında (BBC, F�nanc�al T�mes vb.) da Türk�ye’n�n tekst�l ve hazır g�y�m sektöründe yaşadığı daralmanın kalıcı n�tel�kte olduğuna da�r değerlend�rmeler yer almaktadır. Bu çerçevede, yalnızca mevcut �st�hdamı korumaya yönel�k sınırlı programlar yeterl� olmayacağı g�b�, �ş gücünün yen� sektörlere geç�ş�n� kolaylaştıracak bütüncül b�r pol�t�ka set�ne �ht�yaç bulunmaktadır. Bu konuda Çalışma Bakanlığı ve M�llî Eğ�t�m Bakanlığı’nın yaşam boyu öğrenme kapas�tes�n�n etk�nleşt�r�lmes� gerekmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 445 ‒ Bakanlık sunumunda Türk�ye’n�n küresel t�caret eğ�l�mler�ne uyum kapas�tes�ne �l�şk�n değerlend�rmeler yer almakla b�rl�kte, son �k� yıldır �thalat kompoz�syonunda yatırım malları yer�ne tüket�m mallarının ağırlık kazandığı gerçeğ� üzer�nde durulmamıştır. Tüket�m malı �thalatının özell�kle otomot�v ve dayanıklı tüket�m malları üzer�nden artış göstermes�, üret�m yapısındak� dönüşümün zayıfladığına ve dış t�caret denges�zl�ğ�n�n yapısal boyut kazandığına �şaret etmekted�r. Bu eğ�l�m, sanay� pol�t�kası �le dış t�caret pol�t�kasının eşgüdüm �ç�nde yürütülemed�ğ�n� göstermekted�r. Perakende Düzen�, Avm/Z�nc�r Marketler ve Esnaf T�car� hayatta “kuralsızlık” algısı der�nleşmekted�r. P�yasada hemen herkes�n her alanda faal�yet göstereb�ld�ğ�, meslek standartlarının, mesafe ve ölçek kr�terler�n�n, planlı perakende yapısının gözet�lmed�ğ� b�r ortam oluşmuştur. T�caret Bakanlığının temel görevler�nden b�r� olan t�car� hayatı düzenleme ve dengeleme fonks�yonunun yeter�nce yer�ne get�r�lmed�ğ� yönünde güçlü b�r kanaat vardır. Bu çerçevede, başta esnaf ve küçük �şletmeler olmak üzere yerl� üret�c�y� ve perakendec�y� koruyan, t�car� rekabet� sosyal adalet �lkes�yle uyumlu hâle get�ren kapsamlı b�r perakende yasasına �ht�yaç bulunmaktadır. Alışver�ş merkezler� ve z�nc�r marketler�n kontrolsüz yayılımı, yerl� ve küçük esnaf aleyh�ne ağır b�r rekabet baskısı yaratmaktadır. Uzun süred�r gündemde olmasına rağmen, perakende düzen�n� gerçek anlamda düzenleyen, şeh�r merkezler�nde ve mahalle ölçeğ�nde esnafı koruyan, mesafe ve yoğunluk kr�terler� �çeren b�r yasal çerçeve oluşturulmamıştır. Üç harfl� z�nc�r marketler�n ülken�n en ücra �lçeler�ne kadar yayılmış olması, sokak g�r�ş ve çıkışlarında aynı marka marketler�n b�rden fazla şube açab�lmes�, bakkal, manav, kasap g�b� geleneksel esnafın yaşam alanını g�derek daraltmaktadır. Z�nc�r marketler�n her ürünü satab�len çok gen�ş ürün gamı karşısında küçük esnaf, aynı ürünler� toptan alım gücü olmadan, çoğu zaman bu z�nc�rlerden tem�n ederek mal�yet�ne satmaya zorlanmaktadır. Bu tablo, hem t�car� düzen hem de ekonom�k adalet bakımından sürdürüleb�l�r değ�ld�r. Verg� rej�m�nde bas�t usulde verg�lend�r�len esnafın gerçek usule geç�r�lmes�ne yönel�k son düzenlemeler, küçük esnaf üzer�nde �lave b�r yük oluşturmaktadır. 2021 yılında küçük esnaf leh�ne atılan adımlar sonrasında, büyükşeh�rlerde bas�t usul mükellef�yet�n�n öneml� ölçüde daraltılması ve çok sayıda esnafın gerçek usule geç�r�lmes�, zaten zor koşullarda ayakta kalmaya çalışan kes�m �ç�n yen� b�r r�sk alanı yaratmaktadır. Bu düzenlemen�n, esnafın verg�ye uyumunu teşv�k etmek yer�ne, faal�yetler�n� tamamen sonlandırmasına ya da kayıt dışına kaymasına yol açma �ht�mal� göz ardı ed�lmemel�d�r. T�caret Bakanlığının, Mal�ye pol�t�kalarıyla uyumlu; ancak esnafı koruyucu perspekt�fle hareket etmes� Anayasa’nın 173’üncü maddes� uyarınca b�r yükümlülüktür. E-T�caret Platformları ve D�j�tal Pazar Yerler� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) kalmaya çalışan kes�m �ç�n yen� b�r r�sk alanı yaratmaktadır. Bu düzenlemen�n, esnafın verg�ye uyumunu teşv�k etmek yer�ne, faal�yetler�n� tamamen sonlandırmasına ya da kayıt dışına kaymasına yol açma �ht�mal� göz ardı ed�lmemel�d�r. T�caret Bakanlığının, Mal�ye pol�t�kalarıyla uyumlu; ancak esnafı koruyucu perspekt�fle hareket etmes� Anayasa’nın 173’üncü maddes� ‒ 446 ‒ uyarınca b�r yükümlülüktür. E-T�caret Platformları ve D�j�tal Pazar Yerler� Geçen yıl yürürlüğe g�ren e-t�caret düzenlemeler�ne rağmen yerl� üret�c�ler�n korunmasına yönel�k somut b�r �y�leşme sağlanamamıştır. Yurt dışı menşel� pazar yerler� Türk�ye pazarında g�derek daha güçlü b�r hâk�m�yet kurmakta, verg�sel avantajlardan yararlanmakta ve ödemeler denges�ne olumsuz etk� yaratmaktadır. Yapılan çalışmalara göre e-�thalat hacm�n�n 217,9 m�lyar TL’ye ulaştığı ve bu yıl %40 oranında büyümes�n�n beklend�ğ� �fade ed�lmekted�r. Özell�kle “Temu” adlı platformun 28 m�lyon kullanıcıya ve yıllık yaklaşık 50 m�lyar TL perakende satış hacm�ne ulaşmasına rağmen verg� ödemed�ğ� �dd�ası son derece vah�md�r. Ayrıca Bakan Yardımcısının, bu platformlardan gelen ürünlerde kanserojen madde �ncelemes� yapılmadığı yönündek� beyanının açıklığa kavuşturulması zorunludur. E-t�caret�n büyümes�yle b�rl�kte tüket�c� güvenl�ğ�ne �l�şk�n denet�m zaf�yetler� artmakta, yerl� üret�c� aleyh�ne c�dd� b�r rekabet eş�ts�zl�ğ� oluşmaktadır. Son olarak, e-t�caret platformları ve d�j�tal pazar yerler�ne �l�şk�n düzenlemelerde de c�dd� denges�zl�kler bulunmaktadır. Daha önce yapılan yasal değ�ş�kl�klerle bazı büyük platformların p�yasa üzer�nde hâk�m konuma gelmes�ne yol açan kararların, yüksek kom�syon oranları (yüzde 40’lara varan kes�nt�ler) yoluyla küçük üret�c�, kafe, restoran ve h�zmet sunucuları aleyh�ne sonuçlar doğurduğu sahadan b�ld�r�lmekted�r. Esnaf ve küçük �şletmeler�n bu platformlar karşısında korunması, rekabet hukukunun ve perakende mevzuatının etk�n şek�lde �şlet�lmes� gerek�rken; mevcut yasal çerçeven�n bazı platformlar leh�ne haksız avantaj yarattığı yönünde güçlü b�r algı oluşmuştur. Bu durum, t�caret pol�t�kasının toplumsal adalet ve rekabet eş�tl�ğ� �lkeler�yle uyumsuzluğunu göstermekted�r. ABD �le gümrük verg�ler� konusunda yaşanan gel�şmeler de dış t�caret denges� açısından yakından �zlenmel�d�r. Türk�ye’n�n bazı ürünlerde gümrük verg�ler�n� sıfırlaması sonrasında ABD’n�n Türk�ye menşel� ürünlerde benzer b�r yaklaşım serg�ley�p serg�lemeyeceğ� bel�rs�zd�r. Türk�ye’n�n aleyh�ne oluşab�lecek b�r tar�fe as�metr�s�n� önlemek amacıyla karşılıklılık �lkes�n� esas alan b�r müzakere sürec� yürütülmel�d�r. F�nansal P�yasalar, Kred� Kartı Kom�syonları ve Bah�s Faal�yetler� Kred� kartı kom�syon oranları ve bankacılık kes�m�n�n uygulamaları da T�caret Bakanlığının görev alanına g�ren alanlardan b�r�d�r. Pol�t�ka fa�z�ndek� düşüşe rağmen POS kom�syon oranlarının yükselt�lm�ş olması, kred� kartı tahs�latları üzer�nden bankaların yüzde 2,5–3,7 bandına çıkan kes�nt� uygulamaları, özell�kle küçük �şletmeler ve tac�rler üzer�nde ağır b�r mal�yet yaratmaktadır. POS kes�nt�ler�, ÖKC ücretler� ve d�ğer tahs�lat mal�yetler�n�n toplam etk�s�, reel sektörün f�nansman yükünü artırmakta; buna karşın T�caret Bakanlığının bu alanda güçlü ve koruyucu b�r düzenley�c� poz�syon aldığına da�r somut b�r gösterge bulunmamaktadır. Toplumda g�derek yaygınlaşan yasa dışı bah�s faal�yetler� ve f�nansal spekülasyonlar, yalnızca kr�m�nal b�r mesele değ�l, aynı zamanda c�dd� b�r toplumsal r�sk olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 447 ‒ Bu faal�yetler�n halk sağlığı problem� olarak mı yoksa kr�m�nal b�r sorun olarak mı değerlend�r�ld�ğ� konusundak� bel�rs�zl�k, pol�t�ka yapımını zayıflatmaktadır. Bah�s s�teler�n�n eş zamanlı olarak hem yasal hem de yasa dışı b�ç�mlerde varlığını sürdürmes�, düzenley�c� çerçeven�n tutarsızlığını ortaya koymaktadır. Bu alanda bütüncül, sosyal etk�ler� d�kkate alan b�r düzenleme yaklaşımına �ht�yaç vardır. Rekabet Hukuku, Kurumsal Bağımsızlık Ve Şeffaflık Rekabet Kurumu Başkan ve üyeler�n�n herhang� b�r özel ş�rket�n yönet�m�nde görev alıp almadığına �l�şk�n bel�rs�zl�k, rekabet hukukunun tarafsızlık �lkes�ne gölge düşürmekted�r. Rekabet otor�tes�n�n bağımsızlığı ve tarafsızlığı, p�yasa ekonom�s�n�n ad�l �şley�ş�n�n temel�d�r. Bu nedenle, �lg�l� soru kamu yararı bakımından önem taşımaktadır ve şeffaf b�ç�mde yanıtlanmayı beklemekted�r. Sonuç T�caret Bakanlığı bütçes� etrafında kurulan �y�mser tablo, ne yazık k� emeğ�yle geç�nen m�lyonların, küçük esnafın, KOBİ’ler�n ve yoksullaşan gen�ş halk kes�mler�n�n gerçekl�ğ�ne tekabül etmemekted�r. Yıllardır süren yüksek enflasyon, ücretler� görünmez b�r verg�ye dönüştürmüş; emekç�ler�n ceb�ndek� her kuruş, f�yat �st�krarsızlığı bahanes�yle sermaye leh�ne yen�den bölüştürülmüştür. Kred�ye, ucuz f�nansmana, ad�l verg� rej�m�ne er�şemeyen küçük �şletmeler b�rer b�rer kepenk kapatırken; bütçe kurgusu, kr�zle baş başa bırakılan bu kes�mler�n değ�l, zaten ayrıcalıklı olan dar b�r çevren�n korunmasına h�zmet etmekted�r. Kr�z�n gerçek adını koymadan, yapısal nedenler�yle yüzleşmeden, yoksullaşmayı “geç�c� dalgalanma” d�ye sunarak yürütülen b�r ekonom� yönet�m�, toplumsal barışı da, üret�m kapas�tes�n� de her gün b�raz daha aşındırmaktadır. Bu nedenle tartıştığımız bütçe, yalnızca tekn�k b�r gel�r-g�der cetvel� değ�l, sınıfsal b�r terc�h beyanıdır. Enflasyonun bedel�n� k�m ödüyor, yoksulluğun yükü k�m�n omuzlarına yıkılıyor, kr�ze rağmen k�mler korunuyor sorularına ver�len f��lî yanıt, bu terc�h�n yönünü açıkça ortaya koymaktadır. B�z, emeğ�yle geç�nenler�n, dükkânında ışığı zor yanan esnafın, üret�m� ve �st�hdamı ayakta tutmaya çalışan KOBİ’ler�n, �şs�z kalma korkusuyla yaşayan gençler�n yanında duruyor; bütçen�n yönünün bu kes�mlere çevr�lmes�n� talep ed�yoruz. Türk�ye’n�n �ht�yacı; yüzde 1’�n servet�n� güvence altına alan b�r kr�z yönet�m� değ�l, ad�l bölüşümü, güvencel� �st�hdamı, enflasyonla gerçek mücadeley� ve toplumsal refahı esas alan yen� b�r ekonom�k yönel�md�r. Aks� hâlde bu bütçe, kr�z� der�nleşt�ren ve yoksulluğu kalıcılaştıran b�r s�yasal terc�h�n belges� olarak tar�he geçmekten öteye g�demeyecekt�r. T�caret Bakanlığı Bütçes�n�n görüşülmes� sırasında CHP grubu tarafından ver�len; Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) yanında duruyor; bütçen�n yönünün bu kes�mlere çevr�lmes�n� talep ed�yoruz. Türk�ye’n�n �ht�yacı; yüzde 1’�n servet�n� güvence altına alan b�r kr�z yönet�m� değ�l, ad�l bölüşümü, güvencel� �st�hdamı, enflasyonla gerçek mücadeley� ve toplumsal refahı esas alan yen� b�r ekonom�k yönel�md�r. Aks� hâlde bu bütçe, kr�z� der�nleşt�ren ve yoksulluğu kalıcılaştıran b�r ‒ 448öteye s�yasal terc�h�n belges� olarak tar�he geçmekten ‒ g�demeyecekt�r. T�caret Bakanlığı Bütçes�n�n görüşülmes� sırasında CHP grubu tarafından ver�len; -Kayıt Dışı Ekonom�yle Mücadele Programını uygulamakla görevl� Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü Bütçes�n�n alt tert�b� �ç�n öngörülen sadece 207.000 TL. tutarındak� yeters�z ödeneğ�n 2 m�lyar TL artırılması, -İhracat destekler�, �hraç ürünler�n�n ülke pazarlarının gel�şt�r�lmes�, markalaşma, e- t�caret faal�yetler� vb. �ç�n; T�caret Bakanlığının T�caret�n Düzenlenmes�, Gel�şt�r�lmes� ve Kolaylaştırılması İhracatın Desteklenmes� programındak� 32.7 m�lyar TL l�k ödeneğ�n 60 m�lyar TL daha artırılmasını, talep eden önergeler�m�z reded�lm�şt�r. Özetle: Bu �kt�dar t�caret� yönetemem�şt�r. Esnafı yalnız bırakmış, KOBİ’y� ağır borç yükü altında ezm�ş, �ç p�yasayı z�nc�r marketler�n �nsafına terk etm�ş, dış t�caret� �se günüb�rl�k kararlarla bel�rs�zl�ğe sürüklem�şt�r. Bugün Türk�ye’n�n t�caret s�stem�, tıpkı ekonom�n�n d�ğer alanları g�b�, yapısal b�r çöküşün �ç�nded�r. Esnafı, KOBİ’y� ve �hracatçıyı yıpratan yönet�m anlayışı hak�md�r. Esnafı kader�ne terk eden b�r yaklaşım mevcuttur. Esnaf bu ülken�n sosyoloj�k s�gortasıdır. Mahallen�n ışığıdır, kent�n hafızasıdır, ekonom�n�n taşıyıcı kolonudur. Ama bu �kt�dar o kolonu çürümeye terk etm�şt�r:  Kira stopajı düşürülmedi,  Vergi yükü hafifletilmedi,  Zincir market baskısına karşı tek bir düzenleme yapılmadı,  E-ticaret devlerinin boğucu komisyonlarına karşı esnaf sahipsiz bırakıldı, İç t�caret yönet�lemem�ş, p�yasa çürütülmüştür. Hal Yasası yıllardır rafa kaldırılmıştır. Tarım ürünler� b�rkaç büyük aracı z�nc�r�n el�nded�r.Z�nc�r marketler p�yasayı bel�rler hâle gelm�ş, küçük esnafın yaşam alanı daralmıştır. Rekabet Kurumu’nun adı var ama yaptırım gücü kalmamıştır. Bu yüzden pazarın hakem� sahada bulunmamakta,, güçlü olan kazanmakta, zayıf olan yok olmaktadır. Dış t�caret günüb�rl�k kararlarla savrulmaktadır. İkt�dar sürekl� “�hracat rekoru” kırmaktan bahsetmekted�r, ama b�r yandan da gerçeğ� g�zlemekted�r. İhracat artmakta ama �thalat daha hızlı artmaktadır. Katma değer� yüksek ürün �hracı artmamaktadır. Türk�ye hâlâ düşük teknoloj�l� ürünlere bağımlıdır. Yeş�l Mutabakat görmezden gel�nmekted�r, �hracatın geleceğ� r�sk altındadır. Ex�mbank güçlend�r�lmem�ş, �hracatçının f�nansmanı zayıflatılmıştır. Üstüne b�r de döv�z bozdurma zorunluluğu get�r�lerek �hracatçı cezalandırılmıştır. Bu dış t�caret değ�l, savrukluk pol�t�kasıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 449 ‒ KOBİ'ler tar�h�n�n en ağır borç yükü altındadır. Yüksek fa�z, ağır tem�nat şartları, adalets�z teşv�kler ve kred� dağılımındak� eş�ts�zl�k hak�md�r. Bugün KOBİ'ler�n yarısından fazlası sadece ayakta kalmak �ç�n borçlanmaktadır. KOBİ’ler çökerse Türk�ye etk�len�r, Ama �kt�dar, ülken�n üret�m omurgasını kırılgan hâle get�rm�şt�r. Bugün Türk�ye t�carette üç temel kırılma yaşanmaktadır. Esnaf çökmekted�r. Ah�l�k geleneğ�yle şek�llenen sosyal dayanışma ruhu, sosyal güvenl�k desteğ� olmadığı �ç�n esnaf zayıflamaktadır.. Dış t�caret kalıcı açık üretmekted�r.Düşük teknoloj�l� �hracatla yüksek teknoloj�l� �thalatın f�nansörü hâl�ne gel�nm�şt�r. Rekabet bozulmuş durumdadır. Z�nc�r marketler�n f�yat bel�rleme gücü artmıştır. D�j�tal platformlarda büyük ş�rketler esnafı, KOBİ’y� ez�p geçmekted�r. T�caret�n omurgası kırılmıştır. Bu tabloyu düzeltmek, ülken�n geleceğ�n� düzeltmek demekt�r. Türk�ye’de t�caret�n çöküşüne �l�şk�n somut ver�ler mevcuttur. TESK’�n açıkladığı ver�lere göre: 2025 yılının �lk 9 ayında kepenk kapatan esnaf sayısı: 83.302 dır. Her gün 309 esnaf yok olmaktadır.Bu b�r toplumsal er�me gösterges�d�r. 2021’den 2025 Eylül sonuna kadar �şyer�n� kapatan esnaf sayısı: 569.722 d�r. Yarım m�lyonun üzer�nde esnafın b�r ekonom�den s�l�nmes�, o ekonom�n�n alarm vermes�d�r. TOBB ver�ler�ne göre: 2025 Eylül ayında kapanan ş�rket sayısı geçen yılın aynı ayına göre %8,4 artmıştır. 2025’�n �lk 9 ayında toplam kapanan ş�rket sayısı: 20.818’d�r. Kapanan kooperat�f sayısı 696, kapanan gerçek k�ş� t�car� �şletmes�: 11.265’d�r. Toplamda bu yıl kapanan �şletme sayısı: 32.779’dır. Bu da günde 91 ş�rket demekt�r. B�r ekonom�de günde 91 ş�rket kapanıyorsa; o ekonom�de kr�z değ�l, s�stemsel çöküş var demekt�r. Sonuç: t�caret�n omurgası yok ed�lm�şt�r Cumhur�yet Halk Part�s� olarak t�caret pol�t�kamızın temel amacı; esnafı ve KOBİ’ler� güçlend�ren, rekabet� artıran, �ç p�yasayı düzenleyen, dış t�carette katma değer� yükselten ve sürdürüleb�l�r b�r büyümey� destekleyen bütüncül b�r yapı oluşturmaktır. Bu doğrultuda �ç t�caret, dış t�caret, esnaf pol�t�kaları ve KOBİ ekos�stem�n� kapsayan kapsamlı b�r reform programını hayata geç�receğ�z. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 450 ‒ Esnaf ve T�caret Bakanlığı’nı kurarak esnafın kurumsal olarak tems�l ed�ld�ğ�, pol�t�ka yapım süreçler�ne dah�l olduğu güçlü b�r yönet�ş�m yapısı oluşturacağız. Esnafın verg�, pr�m, k�ra ve f�nansman yükler�n� azaltacak düzenlemeler� gerçekleşt�receğ�z. Esnaf kred�ler�n�n fa�zler�n� ve gec�kme zamlarını s�lecek, ger�ye dönük borçlanma hakkını tanıyacağız. Esnafın kısa çalışma ödeneğ�ne benzer gel�r koruma mekan�zmalarından yararlanmasını sağlayacağız. İşyer� k�ra stopajı ve KDV oranlarını düşüreceğ�z. Esnafın z�nc�r marketler ve d�j�tal platformlar karşısındak� rekabet gücünü koruyacak düzenlemeler� hayata geç�receğ�z. Esnaf ve sanatkârlar �ç�n yen� sanay� s�teler� ve meslek� eğ�t�m programları oluşturacağız. İç t�carette rekabet� güçlend�recek, p�yasa bozucu yapıların önüne geçeceğ�z. Rekabet Kurumu’nun bağımsızlığını güçlend�recek, atama süreçler�n� l�yakat esasına göre düzenleyeceğ�z. Kartel �hlaller�ne yönel�k yaptırımları artıracağız. Hal Kanunu ve gıda değer z�nc�r�n� yen�den düzenleyerek f�yat oluşumunda şeffaflığı sağlayacağız. D�j�tal platformların rekabet� engelley�c� uygulamalarını denet�m altına alacak, tüket�c� hakem heyetler�n�n kapas�tes�n� artıracağız. Sektörel düzenley�c� kurumlarla Rekabet Kurumu arasında koord�nasyon mekan�zması oluşturacağız. Dış t�caret pol�t�kamızı katma değer odaklı ve sürdürüleb�l�r b�r yapıya dönüştüreceğ�z. İhracatçıların döv�z gel�rler�n� bozdurma zorunluluğunu kaldıracağız. Ex�mbank’ın sermayes�n� güçlend�recek, uzun vadel� f�nansman �mkânlarını artıracağız. Yüksek teknoloj� ürünler�n�n �hracatına özel destek programları uygulayacağız. DEİK ve İGEME’y� bağımsız ve etk�n kurumlar hâl�ne get�receğ�z. Gümrük B�rl�ğ�’n�n güncellenmes� �ç�n müzakereler� hızlandıracağız. Serbest T�caret Anlaşmalarını gözden geç�recek, yen� pazarlara yönel�k t�caret anlaşmaları �mzalayacağız. Yeş�l Mutabakat’a uyum sağlayacak dönüşüm programını uygulayacağız. “Türk Malı” kal�te güven belges� s�stem�n� kurarak uluslararası pazarlarda marka değer�m�z� güçlend�receğ�z. KOBİ’ler� ulusal ekonom�n�n temel taşı olarak güçlend�receğ�z. KOSGEB’� yen�den yapılandırarak KOBİ’lere er�ş�leb�l�r, şeffaf ve �ht�yaç odaklı destek programları sağlayacağız. KOBİ’ler�n üret�m, Ar-Ge, d�j�tal dönüşüm, �hracat, f�nansmana er�ş�m ve marka gel�şt�rme kapas�teler�n� artıracak mekan�zmalar gel�şt�receğ�z. G�r�ş�m sermayes�, k�tle fonlaması ve etk� yatırımcılığı g�b� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 451 ‒ yen�l�kç� f�nansman yöntemler�nden daha fazla yararlanmalarını sağlayacağız. Yeş�l dönüşüm ve d�j�talleşme süreçler�ne uyumlarını destekleyeceğ�z. Sonuç olarak CHP olarak; esnafı güçlend�ren, �ç t�carette rekabet� artıran, dış t�carette katma değer� yükselten, KOBİ’ler� büyüten ve t�caret ekos�stem�n� sürdürüleb�l�r kalkınmanın temel unsuru hâl�ne get�ren bütüncül b�r t�caret pol�t�kası uygulayacağız. Bu pol�t�kalar Türk�ye’n�n ekonom�k d�renc�n� artıracak, üret�m yapısını güçlend�recek ve uluslararası rekabet gücünü sürdürüleb�l�r b�ç�mde yükseltecekt�r. XXII. ENERJİ Enerj�, modern yaşamın vazgeç�lmez b�r unsuru olarak artık sadece b�r altyapı h�zmet� değ�l, aynı zamanda temel b�r �nsan hakkı konumundadır. Ancak, günümüzde uygulanan popül�st ve kısa görüşlü ekonom� pol�t�kaları, enerj� sektörünü g�derek daha kırılgan ve sorunlu b�r alana dönüştürmekted�r. Mevcut yaklaşım, enerj� güvenl�ğ�n� salt b�r p�yasa meseles� olarak ele almakta ve kamusal yararı �k�nc� plana �tmekted�r. Oysa enerj�; üret�mden tüket�me, �let�mden dağıtıma kadar bütüncül ve stratej�k b�r planlama gerekt�ren hassas b�r ekos�stemd�r. Sürdürüleb�l�r kalkınmanın anahtarı, yerel ve yen�leneb�l�r enerj� kaynaklarına yapılacak yatırımlardır. Ne yazık k�, mevcut pol�t�kalar tam ters�ne dışa bağımlılığı artıran, yerl� teknoloj� ve üret�m� ger�leten b�r yapıdadır. Enerj� santraller�n�n ve altyapısının özelleşt�r�lmes�, kamunun stratej�k kontrolünü zayıflatmakta ve vatandaşların er�şeb�l�r, kal�tel� enerj� alma hakkını tehd�t etmekted�r. Bu durum, enerj� pol�t�kalarının, enerj� kaynaklarının kullanımının ve dağıtımının özel sektörün el�ne geçmes�yle b�rl�kte kamusal çıkarların göz ardı ed�ld�ğ� anlamına gelmekted�r. Kamusal enerj� pol�t�kaları, halkın gen�ş kes�mler�ne uygun f�yatlarla güven�l�r enerj� sağlamayı amaçlamalıdır. Ancak, yaşanan gel�şmeler, bu temel �lkelere ters düşmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 452 ‒ Gerçek anlamda b�r enerj� demokras�s� �ç�n şeffaf, katılımcı ve toplum yararını gözeten pol�t�kalar şarttır. Enerj�, artık b�r t�car� meta değ�l, herkes�n eş�t ve ad�l b�ç�mde yararlanab�leceğ� temel b�r toplumsal hak olarak görülmel�d�r. Kamu kontrolünden çıkarılan enerj� kaynakları, genell�kle özel sektörün kâr hedefler� doğrultusunda yönlend�r�lmekted�r. Bu durum, enerj� f�yatlarının artışına, h�zmet kal�tes�ndek� düşüşe ve enerj� arz güvenl�ğ�ndek� r�sklere neden olab�lmekted�r. Kamusal enerj� pol�t�kalarının tekrar gözden geç�r�lmes� ve enerj� sektörünün kamunun kontrolünde tutulması, gen�ş toplum kes�mler�ne ad�l ve sürdürüleb�l�r b�r enerj� h�zmet� sunulmasına katkı sağlayacaktır. Enerj� ve Tab�� Kaynaklar Bakanlığı; ● Elektr�k (yen�leneb�l�r enerj� dah�l olmak üzere) üret�m�, �let�m�, dağıtımı, toptan ve perakende satışı, �thalat ve �hracatında, ● Doğal gaz üret�m�, �let�m�, toptan ve perakende satışı, �thalat ve �hracatında, ● Petrol üret�m�, �let�m�, toptan ve perakende satışı, �thalat ve �hracatında, ● Madenler�n bulunup çıkarılması, üret�m� ve satışı, �thalat ve �hracatında, Yetk� ve sorumluluk sah�b�d�r. Bakanlığın 2020 yılı merkez� yönet�m bütçes�: 3.319.102.000 TL 2021 yılında: 3.999.188.000 TL 2022 yılında: 5.325.227.000 TL 2023 yılında: 18.861.264.000 TL 2024 yılında: 48.323.176.000 TL 2025 yılında TBMM tarafından onaylanan bütçes� �se: 45.332.020.000 TL Bel�rlenen bütçe �le, devlet�n merkez� yönet�m�ndek� d�ğer 40 Bakanlık ve Başkanlık kurumları arasında, en çok bütçe ayrılan 22. Kamu kurumudur. Tab� burada b�r başka s�yas� terc�h ortaya çıkmaktadır.Öelleşt�rme. AK Part� �kt�darının genel olarak devlet mekan�zmasının tamamında uyguladığı özelleşt�rme pol�t�kaları belk� de en çok ve en yoğun b�ç�mde enerj� alanında uygulanıyor. Görünürde kamuyu yatırım ve �şletme g�b� g�der kalemler�n�n yükünden kurtarmak �ç�n özelleşt�rmeler yapılıyor. Gerçekte �se durum tam ters�. Devlet Haz�nes�’nden sürekl� olarak enerj� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 453 ‒ yatırımı yapan, AK Part�’yle de organ�k bağı bulunan enerj� ş�rketler�ne servet transfer� söz konusu. AK Part�’n�n neredeyse çeyrek asırlık özelleşt�rme pol�t�kalarının yanında Türk�ye, enerj�de dışa bağımlı b�r ülked�r. Dışa bağımlılık oranı bugün %68-70 sev�yes�nded�r. 2002 yılında, yan� AK Part�’n�n �lk kez ülkey� yönetmeye başladığı tar�hte de enerj�de dışa bağımlılık oranımız %68’d�. Bugün gel�nen noktada, 23 yıllık AK Part� �kt�darı, onca s�yas� propagandasına rağmen, enerj�de dışa bağımlılığımızı azaltamamış, üstüne üstlük Cumhur�yet kazanımlarının öneml� parçalarından b�r� olan enerj� yatırımlarını da haraç mezat satarak, enerj� bağımsızlığımızı c�dd� b�ç�mde tehl�keye atmıştır. Buna somut b�r örnek olarak; Uludağ Elektr�k ver�leb�l�r. Bursa, Balıkes�r, Çanakkale ve Yalova’dak� 4 m�lyon elektr�k abones�n�n topluca Amer�ka’nın müşter�s� yapılmıştır. Kamuya a�t olan Uludağ Elektr�k Dağıtım A.Ş.’n�n özelleşt�rme �hales�n� 2010 yılında L�mak kazanmıştır. Aynı yıl �ç�nde L�mak-Kol�n-Ceng�z’�n ortak ş�rket�ne özelleşt�rme devr� yapılmıştır. 7 yıl sonra Kol�n ve Ceng�z’�n h�sseler�n�n tümü L�mak’a satılmış, böylel�kle L�mak 4 m�lyon aboney� kend�ne bağlamış ve 5 yıl sonra da dağıtım ş�rket�n� İng�l�z yatırım fonu Act�s’e satmıştır. İng�l�z Act�s de dağıtım ş�rket�n� 2024 yılında Amer�kan General Atlant�c ş�rket�ne satmıştır. Rekabet Kurumu da bu satışı 6 Şubat 2025’te onaylamıştır. Böylel�kle 4 m�lyon elektr�k abones�, önce yandaş ş�rketler�n, ardından İng�ltere’n�n ve son olarak da ABD’nin müşter�s� yapılmış�r. Ülkem�z�n vatandaşları topluca yabancı ülkeler�n borçlusu, müşter�s�, abones� hal�ne get�r�lm�ş oldu. Sonuç olarak, enerj� güvenl�ğ� ve güven�rl�ğ� �ç�n, enerj� üret�m�n� artırmak, yerl� enerj� arzını karşılama oranını yükseltmek gerekmekted�r. Ancak plansızlık ve yanlış enerj� pol�t�kaları neden�yle yerl� enerj� kaynaklarının gel�şt�r�lmes�ne ve bu kaynaklara dayalı üret�m�n artırılmasına gereken önem ver�lmem�şt�r. Bu nedenle yerl� kaynaklara dayalı b�r�nc�l enerj� arzı artışı yeterl� düzeyde olmamış, �thal kaynakların payı yükselm�ş, Türk�ye’n�n dışa bağımlılığı ve car� açığı artmıştır. Mevcut enerj� pol�t�kaları, enerj� üret�m�, �let�m ve dağıtımında kamunun rolünü etk�s�zleşt�ren, kamunun enerj� pol�t�kaları üzer�ndek� söz hakkını yok sayan, enerj�ye er�ş�m� ve er�ş�m araçlarını zorlaştıran b�r hattan �lerlemekte ve enerj� h�zmetler�n�n kamu yararına uygun şek�lde yürütülmes�n� engellemekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 454 ‒ Kamusal b�r hak olarak enerj� hakkının eş�tl�k ve sosyal adalet �lkeler� perspekt�f�nde ele alınmalı; enerj�, er�ş�leb�l�r ve n�tel�kl� b�r kamu h�zmet� olarak sunulmalıdır. Enerj� sektöründek� üret�m, �let�m, dağıtım ve tüket�m faal�yetler� b�rb�r�ne organ�k olarak bağlı olup, her aşama bütüncül b�r planlama �le yönet�lmel�d�r. Enerj� sektöründek� dışa bağımlılık, Türk�ye'n�n ekonom�k ve stratej�k açıdan hassas b�r konuma get�r�yor. Doğal gazda yüzde 99, petrolde �se yüzde 90 oranındak� dışa bağımlılık, enerj� mal�yetler�ndek� her artışın vatandaşlarımıza olumsuz etk�ler yaratmasına neden olmaktadır. Enerj�de dışa bağımlılık, sadece ekonom�k etk�ler�yle kalmayıp aynı zamanda enerj� güvenl�ğ� açısından da öneml� r�skler� beraber�nde get�r�yor. B�r ülken�n enerj� bağımsızlığı, stratej�k b�r avantajdır. Türk�ye enerj�de tam bağımsız ve hatta enerj� �hraç eden b�r ülke olmalıdır. Bu, yerl� ve m�ll� enerj� kaynaklarının etk�n b�r şek�lde kullanılması, enerj� ver�ml�l�ğ�n�n artırılması, sürdürüleb�l�r enerj� pol�t�kalarının ben�msenmes� ve yen�leneb�l�r enerj� kaynaklarına daha fazla yatırım yapılması anlamına gel�r. Dışa bağımlılığın azaltılması, sürdürüleb�l�rl�k, yen�leneb�l�rl�k ve arz güvenl�ğ� �lkeler�, enerj� sektöründek� kamusal planlamanın temel�n� oluşturmalıdır. Ancak, ülken�n en öneml� ve kârlı enerj� ve sanay� kuruluşları, satılarak veya kamunun yürüttüğü faal�yetler özel sektöre devred�lerek kamunun �kt�sad� kontrolünden çıkarılmıştır. Türk�ye'n�n enerj� sektöründek� dışa bağımlılığını azaltması, hem ekonom�k açıdan güçlenmes�n� sağlayacak hem de enerj� güvenl�ğ�n� artıracaktır. Bu v�zyon doğrultusunda atılacak adımlar, ülken�n enerj� bağımsızlığını sağlamlaştırarak daha sürdürüleb�l�r b�r gelecek �nşa etmede öneml� b�r rol oynayab�l�r. Enerj� sektörü, uzun yıllardır şeffaflıktan uzak, kapalı kapılar ardında yapılan anlaşmalarla yönet�lmekted�r. Bu bağlamda enerj� ve maden alanında �mzalanan uluslararası sözleşmeler �le başta yargı denet�m� olmak üzere tüm denet�m mekan�zmalarını �şlevs�z kılmaktadır. Özell�kle özelleşt�rme süreçler� ve yabancı sermayeye yapılan tav�zler halktan g�zlenmekte, enerj� projeler� hakkında kamuoyuna b�lg� ver�lmemekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 455 ‒ Türk�ye’de enerj� planlaması, merkez� otor�ten�n tekel�ne bırakılmış ve yerel yönet�mler bu sürec�n dışında tutulmuştur. Bu merkez�yetç� yapılanma tekeller oluşturmakta, kamu kaynaklarını bu tekellere aktarmakta, enerj� planlamasını bu tekeller�n� zeng�nleşt�rme perspekt�f� �le �nşa etmekted�r. Ancak enerj� pol�t�kalarının demokrat�kleşmes� �ç�n, beled�yeler ve kooperat�fler sürece akt�f olarak dah�l ed�lmes� gerekt�rmekted�r. . Yerel yönet�mler�n enerj� üret�m ve dağıtımında daha fazla söz sah�b� olması, yerel enerj� kooperat�fler�n�n desteklenmes� ve yurttaşların yen�leneb�l�r enerj� projeler�ne ortak olab�lmes�, bu kapsamda yerel yönet�mlere enerj� üretme, dağıtım ve perakende süreçler�nde akt�f rol ver�lmes�, kentlerde ve kırsal alanlarda enerj� f�yatlarının düşürülmes�nde ve tem�z enerj�ye er�ş�m�n artmasında etk�l� olacaktır. Özelleşt�rmeler�n Sonuçları ve Kamusal Enerj� Planlaması Enerj� sektöründek� özelleşt�rme pol�t�kaları, halkın daha pahalı ve güvences�z enerj� tüketmes�ne neden olmuştur. 2000’l� yıllardan sonra hız kazanan bu süreç, elektr�k üret�m ve dağıtım sektörünün büyük ölçüde özel ş�rketler�n kontrolüne geçmes�ne neden olmuştur. Kamuya a�t enerj� ş�rketler� ve santraller özelleşt�r�l�rken, vatandaşlar �ç�n daha kal�tel� ve ucuz enerj� vaad� ver�lm�ş; ancak sonuç tam ters� olmuştur. Özelleşt�rmeler sonucunda: ● Kamu denet�m� azalmış, enerj� p�yasası büyük sermaye gruplarının kontrolüne g�rm�şt�r. ● Elektr�k ve doğalgaz f�yatları hızla yükselm�ş, halk daha pahalı enerj� tüketmek zorunda kalmıştır. ● Yatırımlar plansız şek�lde yapılmış, arz güvenl�ğ� ve enerj� altyapısı zayıflamıştır. ● Şeffaflık kaybolmuş, kamu kaynakları bel�rl� özel ş�rketlere aktarılarak rant ekonom�s� oluşturulmuştur. Bu süreçte kaybeden, fah�ş f�yatlarla enerj� tüketmek zorunda kalan halk ve sanay� üret�c�ler� olmuştur. Kazananlar �se, devlet�n sağladığı teşv�kler, verg� muaf�yetler� ve alım garant�ler�yle büyüyen enerj� tekeller� olmuştur. Elektr�k dağıtım sektörü, tamamen özelleşt�r�lm�ş ve kamu kontrolü bu alandan tamamen çek�lm�şt�r. Bu durum, elektr�k faturalarında sürekl� artışa neden olmuş ve özel ş�rketler, h�zmet kal�tes�n� artırmak yer�ne, mal�yetler� en aza �nd�rerek kâr Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 456 ‒ maks�m�zasyonunu hedeflem�şt�r. Bu süreçte, elektr�k f�yatları enflasyonun çok üzer�nde artış gösterm�ş, vatandaşların enerj�ye er�ş�m� g�derek zorlaşmıştır. Bakım ve yatırım eks�kl�kler� neden�yle elektr�k kes�nt�ler� artmış, altyapı sorunları kron�k hale gelm�şt�r. Özel ş�rketler kayıp-kaçak bedeller�n� halka yüklem�ş, yolsuzluklar artmıştır. Enerj� sektörü, AKP �kt�darı dönem�nde büyük yolsuzlukların ve kamu zararlarının yaşandığı b�r alan olmuştur. Özelleşt�rme süreçler�, yap-�şlet-devret, kamu-özel �ş b�rl�kler� (KÖİ), �hale süreçler� ve teşv�k mekan�zmaları, bel�rl� sermaye gruplarına ayrıcalık tanıyan b�r yapı �ç�nde yürütülmüştür. Elektr�k üret�m ve dağıtımındak� özelleşt�rmeler, kamunun enerj� sektöründek� kontrolünü zayıflatmış, kamu kaynaklarının bel�rl� ş�rketlere aktarılmasını kolaylaştırmıştır. Bu usulsüzlükler, kamu bütçes�nde zarara yol açmakla kalmamış, halkın öded�ğ� enerj� faturalarının yükselmes�ne ve enerj� h�zmetler�n�n kal�tes�zleşmes�ne neden olmuştur. YEKDEM uygulamaları İzlenen yanlış teşv�k ve f�yatlandırma pol�t�kaları sonucu aşağıdak� graf�kten de görüleceğ� üzere bu konuda da çek�c�l�ğ�m�z azalmaktadır. Enerj�ye Er�ş�m Hakkı ve Kamusal Planlamadan Uzaklaşma Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 457 ‒ Enerj�ye Er�ş�m Hakkı ve Kamusal Planlamadan Uzaklaşma Enerj�ye er�ş�m, barınma ve beslenme kadar temel b�r �nsan hakkı n�tel�ğ� kazanmıştır. Ancak son �k� yılda uygulanan yanlış, öngörüsüz ve dışa bağımlı enerj� pol�t�kaları, yurttaşların bu temel haktan yararlanmasını g�derek zorlaştırmaktadır. Enerj�n�n üret�m–�let�m–dağıtım–tüket�m z�nc�r�, bütüncül b�r kamusal planlama yer�ne, parçalı ve ş�rket çıkarlarını önceleyen b�r mantıkla yönet�lmekted�r. AKP �kt�darı dönem�nde kârlı kamu enerj� ve sanay� kuruluşlarının satılması veya kamu el�yle yürütülen faal�yetler�n özel sektöre devred�lmes� sonucu, enerj� alanında kamunun �kt�sad� denet�m� c�dd� b�ç�mde zayıflamıştır. Enerj� kaynaklarının kullanım ve dağıtımında bel�rley�c� aktör olarak özel sektörün öne çıkması, enerj� pol�t�kasının eksen�n� kamusal yarardan kârlılık ve rant aktarımına kaydırmıştır. Enerj�de Dışa Bağımlılık ve Stratej�k Anlaşmalar Enerj�de dışa bağımlılık pol�t�k açıdan daha kırılgan b�r zem�ne oturmuştur. Doğalgazda %99, petrolde %90 düzey�ndek� dışa bağımlılık, döv�z kurundak� dalgalanmalar ve jeopol�t�k r�skler �le b�rleşerek Türk�ye’y� hem ekonom�k hem stratej�k bakımdan savunmasız kılmaktadır. Türk�ye’y� enerj� alanında kend� stratej�k kaynaklarını yüksek katma değerle �şleyen b�r ülke yer�ne, dış kaynaklı yatırımlara toprak ve mevzuat tahs�s eden b�r “enerj� taşeronu” konumuna �tmekted�r. Rusya �le Akkuyu Model�: Akkuyu Nükleer Santral�, f��len 100 yıllığına Rusya’ya tahs�s ed�len, üret�m ve gel�r paylaşımında Rus ş�rket� leh�ne çok ağır koşullar �çeren b�r yapıdadır. Hesaplamalara göre 60 yıl �ç�nde ROSATOM kasasına en az 284 m�lyar dolar g�rmes�, 15 yıl boyunca Haz�ne’den 38 m�lyar dolarlık alım garant�s� ödemes� yapılması öngörülmekted�r. Bu model, enerj� bağımsızlığını artırmak yer�ne Rusya’ya bağımlılığı kalıcılaştıran b�r çerçeve yaratmaktadır. BAE, Ç�n, Mısır G�b� Ülkelerle İmzalanan Anlaşmalar Son dönemde �mzalanan enerj� ve madenc�l�k �şb�rl�ğ� anlaşmaları, klas�k anlamda “kap�tülasyon” n�tel�ğ� taşıyan �mt�yazlar �çermekted�r. Döv�z bazlı alım garant�ler�, uzun vadel� sab�t f�yatlı sözleşmeler, tahk�m yolu �le Türk yargısının devre dışı bırakılması ve mevzuatın ş�rketler leh�ne esnet�leceğ�ne da�r hükümler, Türk�ye’n�n enerj� egemenl�ğ�n� zayıflatan b�r tablo ortaya koymaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 458 ‒ Özell�kle yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Santral� ve kurulması planlanan S�nop nükleer santral�, Türk�ye’n�n enerj� stratej�s� açısından büyük soru �şaretler� yaratmaktadır. Akkuyu, enerj� üret�m�nde Türk�ye’y� Rusya’ya bağımlı hale get�ren b�r model sunmaktadır. F�nansman yapısı, ülken�n dış t�caret açığını artırarak kamu mal�yes�ne ağır b�r yük get�recekt�r. Benzer şek�lde, S�nop Nükleer Santral�, yüksek mal�yetler�, çevresel r�skler� ve uzun vadel� dışa bağımlılık tehd�d�yle, ekonom�k ve stratej�k açıdan büyük r�skler �çermekted�r. Türk�ye, güneş ve rüzgar g�b� yen�leneb�l�r enerj� kaynaklarına büyük b�r potans�yele sah�pken, dışa bağımlılığı der�nleşt�ren bu projeler�n terc�h ed�lmes�, enerj� pol�t�kalarının sürdürüleb�l�rl�kten uzak olduğunu göstermekted�r. AK Part� �kt�darı son dönemde B�rleş�k Arap Em�rl�kler�, Ç�n, Mısır g�b� ülkelerle enerj� ve madenc�l�k alanında �şb�rl�ğ�n� öngören uluslararası anlaşmalar �mzalamaktadır. Kap�tülasyon n�tel�ğ�ndek� bu anlaşmaların �çer�kler� �se sır g�b� saklanmaktadır. Sırf yabancı b�r yatırım çekeb�lmek adına b�r takım �mt�yazlar vermekted�r. Uluslararası sözleşmelerde verd�ğ� sözler� yer�ne get�reb�lmek �ç�n �se Bakanlık el�yle hazırlanacak ısmarlama şartnamelerle, adrese tesl�m �haleler�n, süper �z�n adı altında �mar �zn�, orman �zn�, tarım �zn� g�b� �z�n ve onayları hızlıca vereb�lmen�n, ÇED raporu zorunluluğunu kaldırmanın yasal altyapılarını �nşa etmekted�r. AK Part� ülkeye sıcak para g�r�ş� sağlamak ve günü kurtarmak �ç�n, Türk�ye’n�n geleceğ�n� ateşe atmaktadır. Ak Part�, ekonom�k kr�zden çıkışın yolu olarak, ülkem�z�n enerj� potans�yeller�n� devasa kamu zararlarına yol açacak, ülkem�z�n topraklarını yabancı ülkelere tahs�s edecek bu t�p anlaşmaları �mzalamaktadır. 11 Mayıs 2024 tar�hl� Resm� Gazete’de yayımlanan 7501 Maden Kanunu �le Bazı Kanunlarda Değ�ş�kl�k Yapılmasına Da�r Kanun ve akab�nde 24 Temmuz 2025 tar�hl� Resm� Gazete’de yayımlanan 7554 Sayılı Bazı Kanunlarda Değ�ş�kl�k Yapılmasına Da�r Kanun �le Türk�ye’de tam da BAE �le yapılan anlaşmada yer alan taahhütte olduğu g�b�, �z�nler�n, ruhsatların ve çevresel etk� değerlend�rme sürec�n�n alınmasında kolaylık ve destek sağlamaya yönel�k yasal alt yapı oluşturulmak �sten�yor. Esasında, bu durum doğrudan yabancı yatırımlarına da�r l�teratürde pol�t�k r�sk olarak tanımlanmaktadır. B�r devlet, yabancı yatırımcıları kend� ülke sınırlarına çekeb�lmek adına ülkes�n� yatırım �ç�n caz�p kılmaya çalışmaktadır. Yabancı yatırımcının yatırım Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 459 ‒ �ç�n bekled�ğ� s�yas� �st�krarı, hukuk� kolaylıkları sağlayarak, ülkedek� yabancı yatırımın artmasını amaçlamaktadır. Somut durumda, BAE’y� yatırımlarını çekeb�lmek adına, �ç hukuktak� denet�m mekan�zması zayıflatılmaya çalışılmıştır. İsra�l-İran savaşı, Ukrayna-Rusya savaşında ve b�rçok savaşta olduğu üzere enerj� pol�t�kalarının uluslararası pol�t�kadak� önem�n� b�r kez daha ortaya çıkarmıştır. Enerj�, ülkeler�n b�rb�r�ne b�r savaş kozu olarak kullandıkları stratej�k öneme sah�pt�r. Türk�ye’y� bu kr�zlere karşı kırılgan ve savunmasız bırakan enerj� pol�t�kalarını terk etmek gerek�yor. AK Part�, uzun yıllardır enerj� konusunda Ç�n, B�rleş�k Arap Em�rl�kler� g�b� ülkelerle dışa bağımlılığı artıran anlaşmalara �mza atarak Türk�ye’y� enerj� �thalatçısı konumunda bırakıyor. İsra�l ve İran savaşının başladığı 13 Haz�ran 2025’te mecl�se BAE ve d�ğer ülkeler �le yapılan uluslararası sözleşmelerle ver�len taahhütler�n yasal altyapısını oluşturacak “Süper İz�n” düzenlemes�n� �çeren kanun tekl�f� sunulmuştur. Uluslararası Gündem�n İç Hukuktak� D�zaynı: “Süper İz�n” Rej�m� Enerj� ve madenc�l�k alanındak� uluslararası anlaşmalara paralel şek�lde, 7501 sayılı Kanun ve devamında 24 Temmuz 2025 tar�hl� 7554 sayılı “Bazı Kanunlarda Değ�ş�kl�k Yapılmasına Da�r Kanun” �le �ç hukukta da bu anlaşmaları taşıyacak b�r “süper �z�n rej�m�” �nşa ed�lmekted�r. İl�ç örneğ�, çok uluslu ş�rketlere yaratılan denet�ms�zl�k ortamının nasıl ağır sonuçlar doğurduğunu somut b�ç�mde ortaya koymuştur. Yabancı sermayey� çekme adına yapılan mevzuat esnetmeler�, ş�rketlere tanınan gen�ş operasyon alanı ve denet�m süreçler�n�n ş�rket beyanlarına �nd�rgenmes�, r�skl� faal�yetler�n h�çb�r gerçek kamu kontrolü olmaksızın yürütülmes�ne neden olmuştur. Bu uygulamalar, çok uluslu ş�rketler�n çevresel ve tekn�k r�skler� mal�yet unsuru olarak gördüğü; buna karşılık devlet�n denet�m yükümlülükler�nden ger� çek�ld�ğ� b�r “boşluk alanı” yaratmış ve fac�anın zem�n�n� hazırlamıştır. Teşv�klerle ve Alım Garant�ler�yle Dolu Süper İhaleler Enerj� ve Tab�� Kaynaklar Bakanının Süper İz�n olarak tanımladığı süreç, sadece �z�n süreler�n� hızlandırmaktan �baret değ�l. Söz konusu planlama kapsamında aşağıda sıraladığımız alım garant�s�, teşv�k ve tahk�m düzenlemeler� öngörülmekted�r. Bu aşamada �z�n süreçler�n� hızlandırmaya yönel�k hükümler �çeren 7554 Sayılı Torba Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 460 ‒ Kanun düzenlemes� kabul ed�lm�ş olsa da, önümüzdek� dönemde bu yönde de değ�ş�kl�kler �çeren kanun tekl�fler�n�n de TBMM’ye sunulması �ht�mal� güçlüdür. ● Alım Garant�s�: ○ İlk 5-6 yıl, elektr�k üret�mler�n�n serbest p�yasada değerlend�r�lmes� sağlanacak. Ancak p�yasa f�yatları kWh başına 4,95 Cent’�n altına düşerse, bu taban f�yat garant�s� devreye g�recek. ○ İlk dönem�n ardından 20 yıl boyunca sab�t f�yatlarla alım garant�s� ver�lecek. ● Teşv�kler: ○ Döv�z bazlı f�yat bel�rleme, �let�m bedel� muaf�yet� ve taban f�yat/kapas�te bedel� g�b� ek avantajlar sağlanacak. ○ 20 yıllık garant� süres� b�tse b�le tes�sler, ürett�kler� elektr�ğ� serbest p�yasa koşullarında satmaya devam edecek. ● Uluslararası Tahk�m: ○ Anlaşmalara uluslararası tahk�m garant�s� eklenm�ş durumda. Böylece Türk yargısı devre dışı bırakılıyor. Süper İz�n’le Gelen Kap�tülasyon Rej�m� 7554 Sayılı Torba Kanun’un zeyt�nl�kler� �lg�lend�ren 11. Maddes�ndek� yalanlar üzer�nden, sadece bu madden�n değ�l “süper �z�n” adı altında kap�tülasyonlar �çeren Torba Kanunun nasıl b�r man�pülasyon �le Türk�ye’ye dayatıldığı ortaya çıkmaktadır. Bu yasa, enerj� ve maden yatırımları �ç�n mevcut korumacı mevzuatları devre dışı bırakan, çevresel ve toplumsal denet�m mekan�zmalarını baypas eden b�r kap�tülasyon rej�m� oluşturmaktadır. Görünürde �lg�l� kanun tekl�f�n�n dört ana faydalanıcısı bulunmaktadır: Bu düzenlemeler aktörler�n ekonom�k çıkarlarına h�zmet eden, adrese tesl�m b�r düzenlemed�r. Bu bağlamda, kanun kamu yararına değ�l, bel�rl� özel sermaye gruplarının talepler�ne dayalı olarak şek�llenm�şt�r. Nad�r Toprak Elementler� (NTE) Nad�r toprak elementler� (NTE), modern sanay�, savunma, enerj�, �let�ş�m ve yüksek teknoloj� sektörler�n�n temel g�rd�ler� arasında yer alan, stratej�k öneme sah�p madenlerd�r. Günümüzde küresel ölçekte teknoloj�k üstünlük, bu elementler�n üret�m�, �şlenmes� ve tedar�k z�nc�r�ne hâk�m�yetle doğrudan �l�şk�l�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 461 ‒ Türk�ye, başta Esk�şeh�r–Beyl�kova sahası olmak üzere, dünya ölçeğ�nde öneml� nad�r toprak elementler� rezervler�ne sah�pt�r. Buna rağmen, bugüne kadar yürütülen çalışmalar yalnızca p�lot tes�s düzey�nde kalmış, endüstr�yel ölçekte üret�m aşamasına geç�lmem�şt�r. Türk�ye’n�n sah�p olduğu NTE rezervler�, yüksek teknoloj�l� sanay� üret�m� �ç�n stratej�k fırsatlar sunmasına rağmen, mevcut madenc�l�k pol�t�kaları bu potans�yel�n değerlend�r�lmes�n� engellemekted�r. AKP �kt�darı dönem�nde, bu stratej�k madenler�n �şlenmeden, hammadde olarak yurtdışına satışına yönel�k eğ�l�mler görülmekted�r. Bu durum, ülken�n katma değer� düşük b�r hammadde �hracatçısı konumunda kalmasına, teknoloj�k bağımlılığın artmasına ve m�ll� güvenl�k açısından stratej�k r�skler�n oluşmasına neden olmaktadır. NTE kaynaklarının m�ll� çıkarlar doğrultusunda, yerl� sanay�ye ve teknoloj� üret�m�ne katkı sağlayacak şek�lde değerlend�r�lmes� �ç�n ● Nad�r toprak elementler�n�n Devlet el�yle aranması, �şlet�lmes� ve �şlenmes�, ● Bu madenler�n hammadde (tuvenan) hal�nde yurtdışına satışının yasaklanması, ● Mevcut özel sektör ruhsatlarının �ptal�, gerekmekted�r. Esk�şeh�r–Beyl�kova başta olmak üzere, Türk�ye dünya ölçeğ�nde stratej�k NTE rezervler�ne sah�p olmasına rağmen; AKP �kt�darının ABD �le yaptığı “Stratej�k S�v�l Nükleer İşb�rl�ğ� Mutabakat Zaptı” üzer�nden bu kr�t�k madenlere dolaylı er�ş�m �mkânları sağladığı görülmekted�r. Sayıştay raporlarında Beyl�kova sahasının �çerd�ğ� toryum neden�yle “nükleer tes�s” sayıldığı, buna karşın endüstr�yel ölçekl� üret�m �ç�n Türk�ye’de kayda değer b�r yatırım yapılmadığı, NTE’n�n cevher hâl�nde ucuz f�yata �hraç ed�lmes� r�sk�n� artırmaktadır. NTE, elektr�kl� araçlar, yen�leneb�l�r enerj� teknoloj�ler�, savunma ve uzay sanay�s� g�b� yüksek katma değerl� alanların temel g�rd�ler�d�r. Türk�ye, Beyl�kova rezerv� sayes�nde bu alanda �lk 5 ülke arasına g�rme potans�yel�ne sah�p olmasına rağmen: 23 yıllık �kt�dar dönem�nde yalnızca düşük kapas�tel� b�r p�lot tes�s kurulmuş, endüstr�yel üret�me geç�lmem�şt�r. NTE’y� Türk�ye’de �şlemek ve �ler� teknoloj� sanay�s�yle bütünleşt�rmek yönünde somut adım atılmamıştır. Bu durum, enerj� ve maden pol�t�kasının uzun vadel� sanay�leşme ve teknoloj� atılımı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 462 ‒ yer�ne, kısa vadel� döv�z gel�r�ne ve yabancı ş�rketlerle yapılacak anlaşmalara �nd�rgenm�ş olduğunu göstermekted�r. NTE alanında atıl kalması, Türk�ye’n�n gelecektek� yeş�l dönüşüm ve savunma sanay�� rekabet�nde ger� düşmes� r�sk�n� büyütmekted�r. Türkiye–ABD Arasında Muhtemel Ortaklik Anlaşması ve Riskleri ABD’n�n Ukrayna �le �mzaladığı ortaklık anlaşması örneğ� üzer�nden, Türk�ye’n�n benzer b�r anlaşmaya yönelmes� durumunda ülken�n stratej�k kaynaklarını kaybetme r�sk� doğacağı değerlend�r�lmekted�r. Söz konusu Ukrayna–ABD anlaşması kapsamında, Ukrayna; nad�r toprak elementler�n�n, yarı �letkenler�n, altın ve bakırın, l�tyum, t�tanyum ve uranyumun, petrol ve doğalgazın, den�z h�drokarbon yataklarının %50’s�n� ABD’ye tahs�s etmekted�r. Ayrıca ABD’ye yönel�k verg�, gümrük, harç muaf�yetler� tanınmış; para transferler�n�n serbest bırakıldığı b�r s�stem kurulmuştur. Anlaşma, Ukrayna mevzuatının üstünde sayılmakta; ülke yönet�m� değ�şse dah� ABD’n�n haklarının korunacağı hüküm altına alınmıştır. Uyuşmazlıkların çözümünde Ukrayna yargısına başvuru �mkânı bulunmamaktadır. Bu n�tel�ktek� b�r anlaşmanın Türk�ye açısından da gündeme gelmes�, ülken�n doğal kaynakları üzer�nde f��lî b�r kap�tülasyon düzen� doğurab�lecekt�r. Nadir Toprak Elementleri İhracatı AKP’n�n söylemler�ne göre, nad�r toprak elementler� devlet el�yle �şlet�lmekte ve yurt dışına satılmamaktadır. Ancak Dünya Bankası’nın Resmî Entegre T�caret Ver�ler�ne göre, 2023 ve 2024 yıllarında Türk�ye’den ABD ve Ukrayna’ya nad�r toprak elementler� �hracatı yapılmıştır. Bu durum, hükümet�n kamuoyuna açıkladığı b�lg�lerle çel�şmekted�r. Türk�ye–Irak Ham Petrol Boru Hattı, Tahk�m Kararı ve İk� Yüzlü İsra�l Pol�t�kası 13 Şubat 2023 tar�hl� Uluslararası Tahk�m Mahkemes� kararı, 21 Mayıs 2014–30 Eylül 2018 arasında Türk�ye–Irak Ham Petrol Boru Hattı üzer�nden yapılan petrol taşımacılığında c�dd� usulsüzlükler� tesc�llem�ş; Türk�ye’n�n Irak’a yaklaşık 1,5 m�lyar dolara yakın ceza ödemes�ne hükmetm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 463 ‒ ● Irak Bölgesel Kürt Yönet�m�’n�n (IBKY), bu dönemde toplam 2,32 m�lyar dolar taşıma ücret� ödemes�ne rağmen, bunun öneml� b�r bölümünün Jersey Adası’ndak� TEC adlı ş�rket üzer�nden “buharlaştırıldığı”, ● TEC’�n BOTAŞ’a aktardığı tutar �le IBKY’n�n öded�ğ� tutar arasında 1 m�lyar doların üzer�nde fark bulunduğu, ● İz�ns�z ve anlaşmalara aykırı petrol sevk�yatı neden�yle, Türk�ye’n�n uluslararası hukuk nezd�nde tazm�nat ödemek zorunda kaldığı, ● Ucuz f�yatla sevk ed�len petrolün alıcıları arasında İsra�l, Yunan�stan, GKRY ve BAE g�b� ülkeler�n bulunduğu yönünde iddialar bulunmaktadır. Bu tablo, AKP �kt�darının b�r yandan �ç pol�t�kada “İsra�l karşıtı” söylem� yükselt�rken d�ğer yandan ucuz petrol satışları üzer�nden dolaylı olarak İsra�l ve d�ğer ülkelere f��len sübvans�yon sağladığını ortaya koymaktadır. Enerj� pol�t�kasının dış pol�t�kadak� söylemle çel�şmes�, Türk�ye’n�n uluslararası alandak� güven�l�rl�ğ�n� zedelemekte, kamu kaynaklarının şeffaf olmayan b�ç�mde el değ�şt�rmes�ne yol açmaktadır. Doğal Gaz Rezerv Açıklamaları ve S�yas� Kullanımı 17 Mayıs 2025’te Karaden�z’de 75 m�lyar m³’lük yen� b�r doğalgaz keşf� yapıldığı, bunun 30 m�lyar dolar değer�nde olduğu ve konutların 3,5 yıllık �ht�yacını karşılayab�leceğ� yönündek� açıklama, doğal gaz “müjdeler�”n�n s�yas� araç olarak kullanılmasının son örneğ� olmuştur. Sakarya Sahası’ndak� rezerv�n delta çökelme ortamı n�tel�ğ�, rezerv hesaplamalarında yüksek bel�rs�zl�k barındırmaktadır. Uzun sürel� üret�m testler� yapılmadan �lan ed�len 75 m�lyar m³’lük büyüklük, tekn�k ve b�l�msel güven�l�rl�kten yoksun görünmekted�r. Buna rağmen: keşf�n mal�yet�, üret�m sürec�n�n toplam yatırım tutarı, b�r�m üret�m mal�yet�, keşf�n yurttaşın doğalgaz faturasına nasıl yansıyacağı soruları yanıta muhtaçtır. Keş�f haberler�, ekonom�k kr�z�n der�nleşt�ğ� dönemlerde AKP �kt�darı tarafından s�yasal man�pülasyon aracı olarak kullanılmaktadır. Bölgesel Savaşlar, Jeopol�t�k R�skler ve Türk�ye’n�n Kırılganlığı Ortadoğu’dak� çatışma süreçler�, İsra�l–İran savaşı ve Rusya–Ukrayna savaşı, enerj� kaynaklarının uluslararası s�yasette b�rer “savaş kozu” olarak kullanılmasının en güncel örnekler�d�r. Türk�ye’n�n, çatışma bölgeler�ne jeopol�t�k yakınlığına rağmen, �thalata dayalı enerj� model�n� sürdürmes�, yen� savaş ve kr�z başlıklarının enerj� f�yatları ve arz güvenl�ğ� üzer�nde yarattığı r�skler� karşılayacak b�r ulusal stratej� gel�şt�r�lememes�, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 464 ‒ enerj�de bağımlılığı der�nleşt�ren uzun vadel� uluslararası anlaşmaları �mzalanması Türk�ye’y� daha kırılgan b�r konuma taşımıştır. Enerj� ver�ml�l�ğ� Enerj�de f�yatların yüksekl�ğ� yanında ver�ml�l�k hususunun da değerlend�r�lmes� gerek�r. Ancak aşağıdak� graf�kten de görüleceğ� üzere bu konuda da �y� b�r noktada değ�l�z. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 465 ‒ Enerj� Kr�z�, F�yat Artışları ve Enerj� Yoksulluğu Kasım 2023’ten bu yana enerj� pol�t�kalarındak� terc�hler�n doğrudan sonucu olarak, hane halkları açısından enerj�ye er�ş�m c�dd� b�r ekonom�k yük hâl�ne gelm�şt�r. Enerj�de asgar� tüket�m düzeyler� �ç�n koruyucu b�r tar�fe s�stem� kurulmadığı �ç�n elektr�k ve doğalgaz faturalarındak� artış, gıda ve barınma g�derler� �le b�rleşerek gen�ş kes�mler� enerj� yoksulluğu sınırına �tmekted�r. OECD ver�ler�ne göre, Türk�ye 38 üye ülke arasında enerj� enflasyonunda açık ara b�r�nc� sıradadır. Enerj� f�yatlarındak� artış, konut a�datları, asansör–ortak alan elektr�k g�derler� ve s�te yönet�m masraflarıyla b�rleşerek, özell�kle büyük kentlerde “barınma kr�z�”n� de der�nleşt�rmekted�r. A�datların k�ralarla b�rl�kte yükselmes� k�ralık konutların toplam aylık mal�yet�n� artırmaktadır. K�ra ve a�datlarla b�rl�kte toplam “barınma mal�yet�” �ç�nde enerj� g�derler�n�n payı hızla yükselmekted�r. Sanay� ve h�zmet sektörler�ndek� enerj� mal�yet artışı, f�yatlar genel düzey�ne yansımakta ve enflasyonu beslemekted�r. Ağustos 2025’te açıklanan ver�lere göre, Türk�ye'n�n enerj� enflasyonu oranı yıllık bazda %28,5 olarak kayded�lm�şt�r. Bu oran, aynı dönemde 38 OECD ülkes�n�n enerj� enflasyonu ortalaması olan %0,7 �le karşılaştırıldığında, Türk�ye'dek� enerj� f�yat artışlarının bölgesel ve küresel ortalamadan ne denl� yüksek b�r sev�yede olduğunu gözler önüne sermekted�r. Türk�ye'n�n %28,5'l�k oranı, OECD ortalamasının yaklaşık Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 466 ‒ 40 katına denk gelmekted�r k� bu da Türk�ye'n�n enerj� mal�yetler�nde kron�kleşen b�r ayrışma yaşadığına �şaret etmekted�r. Bu yüksek enerj� enflasyonu, makroekonom�k �st�krar açısından c�dd� r�skler taşımaktadır. Enerj�, hem üret�m hem de tüket�m sepet�nde k�l�t b�r g�rd� kalem� olduğundan, mal�yetlerdek� bu denl� kesk�n artışlar, genel tüket�c� f�yat endeks�n� (TÜFE) yukarı yönlü baskılamakta ve enflasyonla mücadele çabalarını zorlaştırmaktadır. Sonuç olarak, Türk�ye'n�n enerj� enflasyonunda OECD ülkeler� arasında sürekl� b�r�nc� sırada yer alması, ülken�n enerj� �thalatına bağımlılığı ve yerel f�yatlandırma pol�t�kalarının etk�ler�n� der�nlemes�ne anal�z etmey� gerekt�ren yapısal b�r sorun teşk�l etmekted�r. Pahalı Elektr�ğ�n Neden� ve Sübvans�yonun Garant� Etme İşlev� Ülkem�zde elektr�k üret�m� yapan kamu ş�rket�n�n adı EÜAŞ’tır. EÜAŞ, 2024 yılında Türk�ye'de üret�len elektr�ğ�n %16,74'ünü, tüket�len elektr�ğ�n %47's�n� karşılamıştır. Pek� bu ne demekt�r? EÜAŞ p�yasadan elektr�k satın alıp, elektr�k satıyor demekt�r. Yan� özel sektör santraller�nden elektr�k alıp, özel dağıtım ş�rketler�ne elektr�k satıyor demekt�r. Üstel�k bunu da zararına yapıyor demekt�r. EÜAŞ’ın üret�m kapas�tes� artırılarak vatandaşa mal�yet�ne elektr�k sağlanab�lecekken, elektr�k üret�m santraller�n�n çoğu, dağıtım ve perakende ş�rketler�n�n tümü özelleşt�r�ld�ğ� �ç�n p�yasada oluşan elektr�k f�yatı, devlet�n kontrolü dışında, ş�rketler�n tekel�nded�r. Bu nedenle f�yatlar çok yüksekt�r. Özel elektr�k santraller�nden pahalıya elektr�k satın alınıp, dağıtım ş�rketler�ne ucuza elektr�k satılmaktadır. Ve aradak� farkı da Haz�ne’den �lave ödenek alarak kapatmaya çalışılmaktadır. Bahsed�len alınan �lave ödenekler de y�ne söz konusu ş�rketlere aktarılmaktadır. Aktarılan bu tutar kadar da vatandaşa �lave verg� get�rmekted�r. EÜAŞ ülkem�zde üret�len elektr�ğ�n ortalama %15-17’s�n� üretmekte ve bu elektr�ğ� Görevl� Tedar�k Ş�rketler�ne kWh başına 0,48 TL’den vermekted�r. Ayrıca p�yasaya katılma hakkı da olan EÜAŞ, enerj� p�yasamızda üret�len elektr�ğ�n yaklaşık %40- 50’s�n� satın alarak �k�l� anlaşmalar �le Görevl� Tedar�k Ş�rketler�ne satmaktadır. P�yasamızda ağırlıklı ortalama P�yasa Takas F�yatlarının (PTF) 2.5-3 TL arasında olduğu düşünüldüğünde EÜAŞ p�yasadan topladığı elektr�ğ� bu f�yattan veya bu f�yata yakın b�r f�yattan almaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 467 ‒ Yan� EÜAŞ kend�s� kamu el�yle ucuza elektr�k üret�p vatandaşa aracısız dağıtıp satmak yer�ne, bu �şler�n özel ş�rketler üzer�nden yapılmasına kend�s� aracılık yapmaktadır. Bu ş�rketler aynı sah�pl�k yapısına sah�p; elektr�ğ� üreten, dağıtan ve satan ş�rketlerd�r. 21 Dağıtım bölges�nde bulunan dağıtım ş�rketler� �le Görevl� Tedar�k Ş�rketler� aynı sah�pl�k yapısında bu ş�rketler �le de elektr�k üreten ve p�yasada satışını yapan ş�rketler�n büyük b�r çoğunluğu da aynı sah�pl�k yapısındadır. Son dönemde �kt�darın vatandaşın meskende kullandığı elektr�ğ�n %60’ını sübvanse ett�ğ� savı pol�t�k b�r man�pülasyondur. Sübvanse �le yurttaşların ağır enflasyon karşısında fatura ödeyememe r�sk� elektr�k ş�rketler�n�n fatura tahs�l edememe r�sk�n� m�n�m�ze ed�lmeye çalışılmaktadır. Bu b�r tür ş�rketler leh�ne fatura tahs�latı garant�s� anlamına gelmekted�r. Yurttaşlar leh�ne sübvans�yon, temel enerj� tüket�m�n�n kamu tarafından karşılanması �le b�rl�kte enerj�ye er�ş�m ücretler�n�n ucuzlatılması �le mümkün olab�l�r. Hal� hazırda, EÜAŞ'ın ucuza sattığı elektr�k, ş�rketler�n EÜAŞ'tan ucuza alıp pahalıya sattığı elektr�k, vatandaştan alınan ve elektr�k üret�m bedel�nden çok daha yüksek oranda zamlanan elektr�k dağıtım bedel� ve Genel Aydınlatma tar�fes�n�n yüksek tutulması neden�yle kamu zararı oluşmaktadır. Enerj� f�yatlarındak� artış ve sanay��n�n çares�zl�ğ� Enerj�de aşırı f�yat artışı sanay��n�n de mal�yet yapısını bozmaktadır. Haneler doğal gaz desteğ�nden yararlandığı halde stratej�k sanay� tes�sler� �ç�n böyle b�r olanak bulunmamaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 468 ‒ Enerj� Kr�z� Barınma Kr�z�n� de Tet�kl�yor Apartman ve s�telerdek� a�dat artışları, konut g�derler�nde orantısız b�r yük oluşturarak mevcut barınma kr�z�n� der�nleşt�rme r�sk� taşımaktadır. Yüksek k�ra bedeller�ne ek olarak a�datların da hızla yükselmes�, vatandaşların toplam aylık barınma mal�yet�n� öneml� ölçüde artırmaktadır. B�r konutun f��lî barınma mal�yet�, yalnızca k�ra bedel�nden değ�l, aynı zamanda a�dat g�derler�nden de oluşmaktadır. Bu nedenle, k�ralık konut arayan vatandaşlar açısından a�dat bedeller�n�n yüksekl�ğ�, k�ra tutarı kadar bel�rley�c� b�r unsur hâl�ne gelm�şt�r. Artan a�datlar, özell�kle s�te ve apartman yaşamının yaygın olduğu büyükşeh�rlerde k�ralık konutlara er�ş�m� zorlaştırmakta ve barınma kr�z�n� yapısal b�ç�mde ağırlaştırmaktadır. Bu yönüyle düzenleme, sosyal devlet ve enerj�ye er�ş�m hakkı, ad�l tar�felend�rme ve sosyal devlet �lkeler�yle çel�şmekted�r. Apartman ve s�te sak�nler�n�n ortak tüket�m sayaçlarının t�carethane statüsüne alınması, konut tar�fes� kapsamı dışında haksız b�r f�yatlandırma yaratmaktadır. Uygulama, enerj� mal�yetler�n�n şeffaf olmayan b�ç�mde hanelere aktarılması sonucunu doğurmakta ve vatandaşların temel yaşam g�derler�n� artırmaktadır. Özelleşt�rme, Kapas�te Mekan�zması ve Teşv�k Pol�t�kaları Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) sayaçlarının t�carethane statüsüne alınması, konut tar�fes� kapsamı dışında haksız b�r f�yatlandırma yaratmaktadır. Uygulama, enerj� mal�yetler�n�n şeffaf olmayan b�ç�mde hanelere aktarılması sonucunu doğurmakta ve vatandaşların temel yaşam g�derler�n� artırmaktadır. ‒ 469 ‒ Özelleşt�rme, Kapas�te Mekan�zması ve Teşv�k Pol�t�kaları AKP hükümet�n�n, TEİAŞ aracılığıyla “kapas�te mekan�zması” adı altında özel elektr�k üret�m ş�rketler�ne üret�me hazır tuttukları ancak üretmed�kler� elektr�k �ç�n teşv�k ödemes� yapmaya devam etmekted�r. 2014–2025 yılları arasında bu kapsamda yapılan toplam teşv�k ödemes� 2 m�lyar 88 m�lyon dolar (yaklaşık 88 m�lyar TL) düzey�ne ulaşmıştır. Özell�kle bazı özel ş�rketlere yapılan ödemelerde olağanüstü artışlar görülmüştür: Elektr�k üret�m�nde kamu payının %17’lere ger�led�ğ� mevcut yapıda, 2025 yılı �ç�n özel elektr�k üret�m santraller�ne kapas�te mekan�zması kapsamında 17,5 m�lyar TL ödeme yapılması kararlaştırılmıştır. Bu durum, kamu kaynaklarının üret�m ve �st�hdamı güçlend�rmek yer�ne, özel elektr�k üret�m ş�rketler�ne “sermaye transfer�” olarak kullanıldığını göstermekted�r. Benzer şek�lde, yerl� kömür kullanan term�k santraller �ç�n rödovans bedel�n�n üçte b�r�n�n �ades� yoluyla get�r�len teşv�kten yalnızca �k� ş�rket�n (Soma Kol�n ve Bolu Göynük) yararlanmış olması; 940 m�lyon TL’l�k kaynağın son derece dar b�r çıkar grubuna tahs�s ed�ld�ğ�n� ortaya koymaktadır. Kapas�te mekan�zması teşv�kler�n�n dağılımında da Soma Kol�n leh�ne büyük farklar oluşması, teşv�k s�stem�n�n enerj� arz güvenl�ğ�n� değ�l, s�yasal–ekonom�k terc�hler� önceleyen b�r araç olarak kullanıldığını göstermekted�r. AKP �kt�darı, yen� özelleşt�rmeler �le bu yoldak� kararlılığını devam ett�rmekted�r. Çayırhan Term�k Santral� ve bağlı maden sahalarının özelleşt�rme �hales�, yaklaşık 164 m�lyar TL değer�ndek� varlıkların, yalnızca 20 m�lyar TL tekl�f veren Akçadağ Grup'a devred�lmes�yle sonuçlanmış ve bu durum, kamu adına net 144 m�lyar TL kamu zararı oluştuğu eleşt�r�s�ne yol açmıştır. Mal�yet-f�yat denges�zl�ğ�n�n yanı sıra, özelleşt�rme şartnames� gereğ� tes�sle b�rl�kte satılan 800 lojmanın personelden 4 ay g�b� kısa b�r süre �ç�nde boşaltılmasının �stenmes�, çalışanların barınma hakkını �st�smar ederek �şten ayrılmaya teşv�k etme g�r�ş�m� olarak yorumlanmış ve sosyal açıdan da öneml� b�r sorun teşk�l etm�şt�r. Öte yandan, özelleşt�rme sürec�nde devred�len term�k santraller�n borçları döv�zden TL’ye çevr�lm�ş, 6 taks�te bölünmüş ve bu uygulamadan kaynaklı zarar 1 m�lyar 830 m�lyon dolar olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 470 ‒ Bu santrallere uzun vadel� dolar bazlı elektr�k alım garant�ler� de sağlanmış olup, kamu kaynaklarının bel�rl� ş�rketlere aktarılması sonucunu doğuran bu uygulamalar kamu mal�yes� açısından c�dd� b�r yük yaratmaktadır. Türk�ye Petroller� Offshore A.Ş. (TP-OTC) Hel�kopter H�zmet Al�m� Türk�ye Petroller� Anon�m Ortaklığı’nın (TPAO) bağlı ortaklığı olan TP-OTC’n�n, sondaj gem�ler� �ç�n hel�kopter h�zmet�n� Katar ortaklı Redstar ş�rket�nden yüksek tutarlarla k�raladığı belgelenm�şt�r. Hel�kopter başına ödenen tutar: · Günlük: 36.000 Dolar · Aylık: 1.116.000 Dolar · Yıllık: 13.140.000 Dolar (yaklaşık 552 m�lyon TL) Toplamda 4 hel�kopter �ç�n ödenen yıllık h�zmet bedel� 52 m�lyon 560 b�n dolar (yaklaşık 2 m�lyar 213 m�lyon TL) sev�yes�nded�r. Bu tutarlarla hel�kopterler�n satın alınması mümkünken, k�ralama yoluna g�d�lmes� kamu kaynaklarının �srafı anlamına gelmekted�r. Türk�ye'n�n Madenc�l�k Pol�t�kalar� Anayasa’nın 168. maddes� gereğ�, tab�� servetler ve kaynaklar devlet�n hüküm ve tasarrufu altındadır. Ancak AK Part�’n�n enerj� ve maden pol�t�kaları, bu anayasal �lken�n ruhuna aykırı sonuçlar doğurmuş, madenc�l�k sektörü özel ş�rketlere tesl�m ed�lm�şt�r. Bu dönemde, devlet hakkının düşürülmes�, verg� ve s�gorta g�b� alanlarda teşv�k ve kolaylıklar sağlanarak, bu alandak� yatırımların sayısının artırılması planlanmıştır. Özel ş�rketlere b�r takım ekonom�k teşv�kler�n yanı sıra, denet�m ve mevzuatsal anlamda yükümlülükler�n�n haf�flet�lmes� g�b� hukuk� ve pol�t�k teşv�kler sağlanmaya da ağırlık ver�lm�şt�r. Bu bağlamda, 2004 yılında 5 Haz�ran 2004 tar�h ve 25483 sayılı Resm� Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe g�ren 5177 Sayılı 5177 Maden Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değ�ş�kl�k Yapılmasına İl�şk�n Kanun �le Maden Kanunu, Orman Kanunu, Çevre Kanunu, M�ll� Parklar Kanunu, Kültür ve Tab�at Varlıklarını Koruma Kanunu, Toprak Koruma ve Araz� Kullanımı Kanunu, M�ll� Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 471 ‒ Seferberl�k Kanunu, İstanbul Su ve Kanal�zasyon İdares� Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevler� Hakkında Kanunu, Beled�ye Gel�rler� Kanununun, Kamulaştırma Kanununun, Mal�ye Bakanlığı’nın Teşk�lat ve Görevler� Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamen�n, Taşocakları N�zamnames� �s�ml� kanun, kararname ve d�ğer mevzuatlarda değ�ş�kl�klere g�d�lm�şt�r. Bu düzenlemeler, madenler�n aranması ve �şlet�lmes�nde çok uluslu ş�rketler�n hak�m�yet�n� artırmış, kamu kuruluşları �se bu alandan adeta dışlanmıştır. Özell�kle, Maden Tetk�k Arama (MTA) g�b� öneml� kamu kurumlarının etk�nl�ğ� zayıflatılmış, arama ve buluculuk aşamalarındak� ekonom�k r�skler kamuya yüklen�rken, kazançlar özel sektöre bırakılmıştır. AK Part� dönem�nde, Maden Kanununda yapılan değ�ş�kl�kler, kamu madenc�l�ğ�nden özel sektör madenc�l�ğ�ne geç�ş� daha da hızlandırmıştır. Bu dönemde, çok uluslu ş�rketler�n Türk�ye’dek� maden arama ve �şletme faal�yetler� üzer�ndek� hak�m�yet� daha da artmıştır. AKP dönem�nde maden yatırımlarının kalkınma, �st�hdama katkı g�b� yönler� üzer�nden algı oluşturulurken, plansız ve kontrolsüzce yaygınlaştırılan maden tes�sler�n�n sebep olduğu zarar ve toplumsal mal�yetler �se göz ardı ed�lmekted�r. Madenc�l�k sektörünün ekonom�k potans�yel� doğru olsa da, bu kazançlar devlete ve yurttaşa fayda sağlamamakta, aks�ne daha büyük zararlara yol açmaktadır. Madenc�l�k sektörüne yapılan teşv�kler, verg� ve s�gorta muaf�yetler� �le sınırlı kalmamış; denet�m süreçler� ve mevzuat yükümlülükler� de haf�flet�lm�şt�r. Ancak bu teşv�klere rağmen, On B�r�nc� Kalkınma Planı raporlarına göre, Türk�ye’de ver�len 350 maden arama ruhsatından yalnızca b�r�n�n uluslararası klasmanda b�r maden sahasına dönüşmes�, sektördek� ver�ms�zl�ğ� açıkça göstermekted�r. Özel maden ş�rketler�, ekonom�k teşv�kler�n yanı sıra, ün�vers�teler, spor kulüpler� ve d�n� �nanç merkezler�yle sponsorluk �l�şk�ler� kurarak kamuoyunda meşru�yet sağlamaya çalışmaktadır. Bu tür sosyal onay çabaları, denet�ms�zl�k ve çevresel tahr�batı beraber�nde get�rm�şt�r. Ayrıca, madenc�l�k karşıtı demokrat�k mücadeleler sıklıkla “kalkınma karşıtlığı” olarak lanse ed�lm�ş, yerel halkın hak arama çabaları �se baskı altına alınmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 472 ‒ AK Part�’n�n madenc�l�k pol�t�kaları, kamu kaynaklarını özel sektöre devrederken çevresel, ekonom�k ve toplumsal zararlara yol açmıştır. AB İlerleme Raporları, Türk�ye’dek� madenc�l�k faal�yetler�n�n çevresel sürdürüleb�l�rl�kten uzak olduğunu ve uluslararası normlarla uyumsuzluğunu vurgulamaktadır. Türk�ye’n�n kamu yararını gözeten, sürdürüleb�l�rl�ğ�n toplumsal, ekonom�k ve çevresel b�leşenler�n� önceleyen maden pol�t�kalarına �ht�yacı vardır. Toplumsal kalkınma, sosyal refah ve gel�r adalet�n�n sağlanmasında, ülkem�z�n maden potans�yel�n� doğru değerlend�rerek, tüm paydaşların çıkarlarını gözeten b�r anlayışla regülasyonların yapılması, MTA benzeri kurumların güçlend�r�lmes�, çevresel denet�mler�n artırılması ve rehab�l�tasyon süreçler�n�n zorunlu hale get�r�lmes�n� öneml� ve gerekl�d�r. Kamu madenc�l�ğ�n�n yürütüldüğü dönemlerde, bulunduğu yerleş�m yerler�n�n ekonom�s�n� ve refah sev�yes�n� gel�şt�ren, sosyal yaşantısını destekleyen, yarattığı �mkanlarla bu yerleş�m yerler�n� caz�be merkezler� hal�ne get�ren, büyük nüfuslara açık hava s�nema, t�yatroları, ten�s kortları g�b� b�rçok sosyal �mkanlar sunan özell�kler�yle hatırlanmaktadır. Kamuda �ken özelleşt�r�len maden tes�sler�n�n bulunduğu coğrafyalarda, kamu madenc�l�ğ�n�n yürütüldüğü döneme a�t hafıza kent�n kültürel ve ekonom�k gel�şm�şl�ğ�ne da�r h�kayeler üzer�ne kurulu �ken, özelleşt�rme sürec� �le b�rl�kte kentte yaşanan büyük göç dalgalarından, atıl hale get�r�len sosyal tes�slerden, yaşanan ekonom�k zorunluluklardan söz eden aktarımlar ağırlık kazanmaktadır. Özelleşt�rme �le b�rl�kte bulunduğu bölgen�n gel�şm�şl�ğ�ne katkı koyan anlayış yer�n�, ş�rketler�n zeng�nl�ğ�ne zeng�n katacak b�r anlayışa bırakmıştır. Türk�ye’de kar odaklı çalışan ve saydığımız tüm faal�yetler� b�r masraf olarak gördüğü �ç�n göz ardı eden yapılar tarafından yürütülen b�r madenc�l�k anlayışı hüküm sürmekted�r. 2004 ve devam eden yıllarda Maden Yasası ve �lg�l� mevzuatlarda yapılan değ�ş�kler �le ş�rketler madenc�l�k alanında yatırım yapmaya teşv�k ed�l�rken, bu yatırımların önünde engel oluşturacak ekonom�k ve pol�t�k r�skler �se def ed�lmeye çalışılmıştır. İl�ç örneğ�nde de karşımıza çıktığı üzere, önces�nde tarım ve hayvancılık üzer�ne kurulu olan geç�m araçlarına süreç �çer�s�nde uzaklaştırılan/yabancılaştırılan yurttaşlar, ekonom�k açıdan maden �şletmes�ne bağımlı hale get�r�lm�şt�r. Yöre halkı madenc�l�k sektörünü ve madenc�l�k sektörüne bağlı yan sektörlerde çalışmak zorunda bırakılmıştır. Bu pol�t�kalar, hem tarım sektörünü hem de kırsal toplulukların sosyal ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 473 ‒ ekonom�k yapısını olumsuz etk�lem�şt�r. Ülkem�z�n tarımsal potans�yeller� c�dd� şek�lde zarar görürken, kırsal kes�mde yaşayan yurttaşlarımız �se büyük kentlere göç etmek zorunda kalmıştır. M�lyonlarca yıllık jeoloj�k süreçte oluşan ve kamusal kaynak olarak tanımlanan madenler�m�z bugün uygulanan yanlış maden hakları hukuku neden�yle ruhsat alarak hak sah�b� olan �şletmeler�n mülkü hal�ne get�r�lm�ş ve bu kaynakların kamunun ortak malı olduğu gerçeğ�nden uzaklaşılmıştır. Arama ve araştırma süreçler� günümüzün teknoloj�s�, uluslararası norm ve standartlarına göre yapılmamaktadır. Yen�lenemez n�tel�ktek� madenler�m�z çevresel değerler gözet�lerek fayda ve mal�yet anal�z� yapılarak ver�ml� b�r b�ç�mde �şlet�lmemekted�r. B�r bölgede açılab�lecek maden ruhsat sayısına ülke �ht�yaçları gözet�lerek b�r sınırlama, yan� kota get�r�lmel�d�r. Bu anlamda, güçlü b�r planlama teşk�latına, bel�rlenecek kamusal �ht�yaçlara ve hazırlanacak kamusal planlara uygun madenc�l�k �şlemler� yürütülmel�d�r. Madenler�n ve doğal kaynakların uç ürüne dönüştürülerek ülken�n ekonom�s�ne ve gel�şmes�ne, toplumsal refahın yükselt�lmes�ne madenc�l�ğ�n katkıları artırılmalıdır. Ülke kaynaklarının ham olarak veya çok az b�r zeng�nleşt�rme yapılarak uluslararası pazarlara gönder�lmes�n�n önüne geç�l�p uç ürünlere dönüştürülerek satışı sağlanmalıdır. Maden fac�alarının meydana gelmes�nden sonra dövünmek yer�ne çevreyle uyumlu, �şç� sağlığı ve �ş güvenl�ğ� sağlanmış, denet�m mekan�zması sağlıklı b�r şek�lde �şleyen, sorumlu kurumların üzer�ne düşen� yaptığı b�r ulusal madenc�l�k pol�t�kası mümkündür. Bunun �ç�n tüm b�leşenler�n katıldığı yen� b�r madenc�l�k pol�t�kası anlayışına ve yen� b�r maden kanununa �ht�yaç vardır. İl�ç: K�msen�n Sorumluluk Almadığı Yerde Altın Üret�mi! 13 Şubat 2024 İl�ç felaket�, madenc�l�k faal�yetler�nde çevresel ve �dar� denet�mler�n s�stemat�k b�r şek�lde �hlal ed�lmes�, ş�rketler�n kâr odaklı yaklaşımları ve kamu kurumlarının görevler�n� yer�ne get�rmemes� sonucu meydana gelm�şt�r. İl�ç’tek� altın Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 474 ‒ maden�nde yaşanan çevre felaket�, s�stem�k �hmaller�n, denet�m eks�kl�kler�n�n ve ş�rket odaklı pol�t�kaların b�r sonucudur. 13 Şubat 2024’te yaşanan felaket sonrasında ortaya çıkan kr�z, maden tes�s�ne da�r b�rçok �hlal� de gözler önüne serm�şt�r. Tes�s�n �çme, kullanma suyu havzasında ve fay hattı üzer�nde kurulması g�b� projen�n yer�n�n bel�rlenmes�ndek� h�le ve hatalar, proje sahası �çer�s�ndek� ün�teler�n konumlandırılmasından �şlet�lmes�ne �l�şk�n tasarım ve uygulama yanlışlıkları, yeters�z denet�m mekan�zmaları, ÇED ve d�ğer �z�n süreçler�nde yapılan usulsüzlükler, ve d�ğer eks�kl�kler, vahş� madenc�l�k uygulamaları, üret�m baskısı, emek sömürüsü g�b� proje başvurusundan başlayarak projen�n �şletme aşamaları süres�nce devam eden b�rçok usulsüzlük ve hukuksuzluk üzer�ne �nşa ed�len, 13 Şubat’ta yaşanan felaket net�ces�nde yönet�lmes� �mkansız kr�z doğuran, etk�s� yıllarca sürecek çevresel yıkıma neden olan, c�dd� k�rl�l�k ve sağlık r�skler� ortaya çıkarmıştır. Denet�m ve Yönet�m Sorunları Çevre Bakanlığı, Enerj� Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı’nın denet�m görevler�n� �hmal etmes�, ş�rketler�n keyf� uygulamalarını kolaylaştırmıştır. Özel f�rmalar el�yle yürütülen denet�mler, bağımsızlık ve şeffaflıktan yoksun kalmıştır. Fac�a üzer�ne TBMM bünyes�nde kurulan Araştırma Kom�syonu’nda d�nlen�len Çevre Bakanlığı, Enerj� Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı’nın h�çb�r�, yığın l�ç sahasının proses�n�n denet�m�n sorumlu olmadıklarını beyan etm�şlerd�r. Üç bakanlığın beyanlarını değerlend�rd�ğ�m�zde, yığın l�ç sahasının denetlenmed�ğ� gerçeğ� ortaya çıkmaktadır. Araştırma Kom�syonu tarafından hazırlanan raporda, fac�anın yaşandığı yığın l�ç sahasının denet�m yetk�s�n�n hang� bakanlıkta olduğu ya da bu alanın denet�m dışı kaldığına da�r b�r araştırma ve değerlend�rme de yapılmamıştır. B�l�nçl� olarak oluşturulan denet�m boşluğu, çevresel tahr�batın yanı sıra şüphel� mal� kayıt dışılığa zem�n hazırlamıştır. Bakanlık yetk�l�ler�n�n açıklamaları �le b�l�msel ver�ler arasındak� çel�şk�ler, şeffaflık eks�kl�ğ�n� ve toplum sağlığına yönel�k r�skler� ortaya koymuştur. Haraç Mezat B�r Özelleşt�rme Planı: Çayırhan Term�k Santral� ve Maden Sahalar�n�n Özelleşt�rme İhales� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) B�l�nçl� olarak oluşturulan denet�m boşluğu, çevresel tahr�batın yanı sıra şüphel� mal� kayıt dışılığa zem�n hazırlamıştır. Bakanlık yetk�l�ler�n�n açıklamaları �le b�l�msel ver�ler arasındak� çel�şk�ler, şeffaflık eks�kl�ğ�n� ve toplum sağlığına yönel�k r�skler� ortaya koymuştur. ‒ 475 ‒ Haraç Mezat B�r Özelleşt�rme Planı: Çayırhan Term�k Santral� ve Maden Sahalar�n�n Özelleşt�rme İhales� Çayırhan Term�k Santral� ve bağlı maden sahalarının özelleşt�rme �hales� tamamlanmış olup, 164 m�lyar TL değer�ndek� varlıkların �hales� 20 m�lyar TL tekl�f veren Akçadağ Grup tarafından kazanılmıştır. İhale sonucunda kamu zararının 144 m�lyar TL olduğu hesaplanmaktadır. Çayırhan Term�k Santral�’nde 1393 �şç�, L�ny�t İşletmes�nde �se 751 �şç� çalışmaktadır. Çayırhan Term�k Santral� ve Maden Sahaları, özelleşt�rme kapsamında 2000-2020 yılları arasında C�ner Grubu’na devred�lm�şt�r. 2020 yılında yen�den kamuya devred�lm�şt�r. İhale şartnames�ndek� detaylar, tes�s�n gerçek değer�n�n çok altında b�r bedelle özelleşt�r�ld�ğ�n� göstermekted�r. İşç�ler�n eylem� sonucunda �halede b�rkaç değ�ş�kl�k yapılmış olsa da söz konusu değ�ş�kl�kler �şç�ler�n ve �şç� a�leler�n�n yaşayacağı mağdur�yet� der�nleşt�rmekten dışında b�r değ�ş�kl�ğe sebep olacak n�tel�kte değ�ld�r. İhale şartnames�ne göre, tes�sle b�rl�kte 800 lojman da satılacak ve bu lojmanların en geç 4 ay �ç�nde boşaltılması gerekecekt�r. Şartnamede yapılan değ�ş�kl�ğe göre, lojmanda �kamet eden personel�n ve a�les�n�n 4 ay �ç�nde; �şten ayrılan personel�n ve a�les�n�n �se 12 ay (1 yıl) �ç�nde lojmanı boşaltması gerekmekted�r. Bu durum, özelleşt�rmeden sonra �nsanların barınma hakkının �st�smar ed�lerek, personel�n �şten çıkmasının teşv�k ed�lmes� anlamına gelmekted�r. Ayrıca 800 a�ley� barınma haklarından mahrum bırakacak bu uygulama hayata geçt�ğ� takt�rde, devlet güvences�yle yaşayan bu a�leler�n geleceğ� bel�rs�zl�ğe sürüklenecekt�r. Madenc�l�ğ�n Parad�gmasını Dönüştüren Kanun Kamuoyunda “Süper İz�n Yasası” olarak anılan 7554 Sayılı Kanun, Türk�ye’n�n çevre mevzuatını, maden rej�m�n� ve kamusal karar süreçler�n� yen�den şek�llend�ren 3 temel düzenleme �çerm�şt�r. “Süper İz�n” Mekan�zması: Çevresel Denet�m�n Tasf�yes� Kanunun 1. ve 3. maddeler�yle get�r�len “süper �z�n” uygulaması, çevresel etk� değerlend�rmes� (ÇED), orman �zn�, tarım dışı kullanım �zn� ve �mar �zn� g�b� temel kamusal denet�m mekan�zmalarını ya etk�s�z hale get�rmekte ya da göstermel�k b�r sürece dönüştürmekted�r. Artık ÇED “gerekl� değ�ld�r” kararı beklenmeden proje onayları ver�leb�lecek, kamu kurumlarının �z�n süreçler�ne 3 ay �ç�nde yanıt vermemes� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 476 ‒ durumunda bu sess�zl�k “�z�n ver�lm�ş” sayılacaktır. Ayrıca kurumların ÇED sürec�nde “olumsuz görüş b�ld�rme” hakkı da kaldırılmaktadır. Bu düzenlemeyle b�rl�kte, yatırımcı leh�ne şek�llend�r�len b�r �z�n rej�m� oluşturulmakta, çevren�n korunması görev�n� üstlenen kamu �dareler� �şlevs�zleşt�r�lmekted�r. Bu, özell�kle doğa koruma alanları, tarım toprakları ve ormanlar başta olmak üzere tüm hassas bölgeler� maden ve enerj� yatırımlarına açık hale get�rmekted�r. “Süper İz�n”�n Dış Yatırım Anlaşmalarıyla Bağlantısı Süper İz�n uygulaması yalnızca �ç hukukta çevre mevzuatını esneten b�r tekn�k düzenleme değ�ld�r; aynı zamanda AKP hükümet�n�n B�rleş�k Arap Em�rl�kler� (BAE) �le yaptığı enerj� �şb�rl�ğ� anlaşmalarının b�r tür yasal taahhüde dönüştürülmes� anlamı taşımaktadır. Bu konuda yukarıda gerekl� açıklamalar yapılmıştır. “Süper İz�n” düzenlemes�, bahsed�len dış taahhütler�n �ç hukukta karşılığını oluşturmaktadır. Bakanlık yetk�l�ler�n�n açıklamalarında “yatırımcıyı bekletmeyeceğ�z” ve “önümüzü açıyoruz” �fadeler�yle desteklenen bu yaklaşım, uluslararası yatırımcıya ver�len sözler�n yer�ne get�r�lmes� �ç�n Türk�ye’n�n çevre mevzuatının ve �dar� denet�m s�stem�n�n esnet�lmes�n� b�r zorunluluk hal�ne get�rm�şt�r. Bu kapsamda, “Süper İz�n” rej�m� yalnızca yerl� yatırımcıya değ�l, özell�kle Körfez sermayes�n�n Türk�ye’dek� enerj� ve maden yatırımlarının hızlandırılması �ç�n düşünülmekted�r. Türk�ye’n�n çevresel koruma standartları, dış yatırım �l�şk�ler� uğruna s�steml� b�ç�mde zayıflatılmaktadır. “Kurul” Mekan�zması: Yürütmen�n Üstün Kamu Yararı Yoluyla N�ha� Yetk�lend�r�lmes� 7554 Sayılı Kanunun 2. ve 3. maddeler�yle, IV. Grup madenler (altın, bakır, uranyum vb.) ve “stratej�k/kr�t�k” madenler �ç�n �z�n süreçler�nde n�ha� kararı verme yetk�s�, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında oluşturulan b�r Kurul’a devred�lmekted�r. Kurul üyeler�, çevre ve enerj� dah�l olmak üzere �lg�l� bakanlıklardan oluşmaktadır. Bu yapının get�rd�ğ� en kr�t�k sonuç, kamu kurumları arasında görüş ayrılığı çıkması hal�nde yürütmen�n doğrudan “üstün kamu yararı” gerekçes�yle bu sürece müdahale edeb�lmes�d�r. Böylece Cumhurbaşkanlığı �dareler�n denet�m mekan�zmaları üzer�ne dışına çıkarak maden projeler� konusunda merkez� ve mutlak bel�rley�c� konumuna yerleşmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 477 ‒ “Stratej�k/Kr�t�k maden” bel�rleme yetk�s� tamamen Bakanlığın takd�r�ne bırakılmıştır. Bu, yürütme organının �sted�ğ� herhang� b�r maden� “stratej�k” sayarak tüm çevre ve koruma statüler�n� baypas etmes�ne olanak tanımaktadır. Kurumlarda, zeyt�nl�kler yönünden çıkacak olumsuz karar üzer�ne de bu mekan�zma �şlet�leb�l�r m� sorusu öneml�d�r ? Bu konuda bel�rs�zl�k bulunmaktadır. Süper Denet�m: Kağıt Üzer�nde Denet�m M�? Süper İz�n’le hızlanan süreçler, denet�m �ç�n de aynı mantıkla �şlet�lecek g�b� görünüyor. 7554 Sayılı Torba Kanun’un 3. maddes�nde “İşletme �zn� alınıp alınamayacağı bell� olmayan sahalar �ç�n arama ve �şletme ruhsatı ed�nme zorunluluğu yatırımcı açısından r�sk teşk�l etmekte, yerl� ve yabancı yatırımcıların madenc�l�k sektörüne yönelmes�n� güçleşt�rmekte, �hale bedeller�n�n düşük kalmasına sebeb�yet vermekted�r.” �fades� yer almaktadır. Bundan dolayı, �z�n süreçler� hızlandırılırken, enerj� ve maden projeler� �ç�n gerekl� �z�nler�n mutlaka ver�leceğ� yönünde şüpheler �çeren �fadeler taşıyan kanun metn� �le İdaren�n denet�m ve kolluk yetk�s� de zayıflatılmaya çalışılmaktadır. Aynı şek�lde, 7554 Sayılı Torba Kanun’un özell�kle 3. maddes�nde yer alan Zımn� onay (süres� �ç�nde cevap ver�lmezse �z�n ver�lm�ş sayılması), çok c�dd� b�r r�sk oluşturmaktadır. Uygulamada, �lg�l� kurumların �ş yükü veya personel yeters�zl�ğ� g�b� gerekçelerle tepk� verememes� zımn� onay olarak kabul ed�lecek�r. Enerj� pol�t�kalarında dönüşüm: bağımsızlık mı, bağımlılık mı? Türk�ye'n�n enerj� serüven�, stratej�k b�r güvenl�k meseles�nden çok, günüb�rl�k ekonom�k hesapların gölges�nde şek�llen�yor. Özel sektörün kar odaklı yaklaşımı, kamusal çıkarların önüne geçerken ülken�n geleceğ� adeta b�r pazarlık konusuna dönüşüyor. Enerj� pol�t�kaları, artık salt b�r ekonom�k terc�h değ�l, ulusal güvenl�ğ�n ve bağımsızlığın temel taşı olarak görülmel�. Türk�ye, enerj� tüketen değ�l, enerj� üreten ve �hraç eden b�r ülke v�zyonunu ben�msemek zorundadır. Enerj�dek� özelleşt�rme uygulamaları kamusal zarara yol açtı Kamu enerj� yatırımlarının toplam yatırımlar �ç�ndek� payı 2002 yılında yüzde 20,8 �ken bu oran 2023 yılında yüzde 4,8’e düşmüştür. Enerj� yatırımlarının toplam yatırımlar Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 478 ‒ �ç�ndek� 2002 de yüzde 7.7 �ken 2023 yılında yüzde 1.8’e ger�lem�şt�r. Kamu enerj� yatırımlarının M�ll� Gel�r �ç�ndek� payına bakıldığında �se 2002 yılında yüzde 1 �ken, 2023 yılında b�nde 1.8’e ger�lem�şt�r. Bu rakamlara bakıldığında yatırımlarda c�dd� b�r azalış olduğu görülmekted�r. Son y�rm� yılda, enerj� pol�t�kalarını bel�rleyen temel eğ�l�m enerj� sektörünün neol�beral pol�t�kalar doğrultusunda yen�den yapılandırılması, özelleşt�rmeler, kamu varlıklarının satılması, p�yasaların oluşturulması, kamu h�zmetler�n�n p�yasa faal�yet�ne dönüştürülmes� ve bu h�zmetler�n özel ş�rketler el�yle ver�lmes�d�r. D�ğer sektörlerde olduğu g�b�, enerj�de de planlama anlayışı terk ed�lm�şt�r. Kamu kurumlarının özelleşt�r�lmes� ve kamu h�zmetler�n�n özel sektörün kâr edeb�leceğ� p�yasa faal�yetler� hal�ne dönüştürülmes� AKP �kt�darı dönem�nde hız kazanmıştır. 1986-2022 dönem�nde Özelleşt�rme İdares� Başkanlığı (ÖİB) tarafından yapılan özelleşt�rmeler�n toplam tutarı 71,3 M�lyar Dolar düzey�nde gerçekleşm�şt�r. 2004-2022 yılları arasında yapılan özelleşt�rmeler�n tutarı �se 63,061 M�lyar Doları olup, özelleşt�rme tutarlarının yaklaşık %89’unun AKP dönem�ne karşılık geld�ğ� anlaşılmaktadır. Bu tutarın 12.m�lyar 750 M�lyon Doları enerj� özelleşt�rmeler�ne a�tt�r. Ayrıca Kamu-özel İş B�rl�ğ� �le yapılan 270 adet yatırımın 102 aded� enerj� alanında yapılmıştır. Elektr�k dağıtım ş�rketler�n�n yapması gereken yatırımları yapmamaları neden�yle bu yıl �çer�s�nde orman yangınlarında dağı�m hatlarında ve çevresinde bakımın yapılmamasının sorumluluğu dile ge�rirlmektedir.. Söz konusu dağıtım ş�rketler� dev�r sözleşmeler�ndek� yükümlülükler�ne uymamaktadırlar. Burada TEDAŞ’ın görev�n� aksattığı düşünülmekted�r. Türk�ye, doğal enerj� kaynaklarını kullanamamaktadır! B�l�nd�ğ� üzere Anayasamızın 168. Maddes�ne göre “tab� servetler ve kaynaklar, devlet�n hüküm ve tasarrufu altında olduğu” yönünde tanımlanmış, bu kaynakların aranması, bulunması, çevreye en duyarlı şek�lde �şlet�lerek uç ürüne dönüştürülmes�, yüksek katma değer üret�lerek toplumsal kalkınmaya destek ver�lmes� �le son aşamada y�ne çevreye düzelmes� de yapılmak suret�yle terk ed�lmes�, Enerj� ve Tab�� Kaynaklar Bakanlığı çalışma alanı kapsamına g�rmekted�r. Bu amaçla Enerj� ve Tab�� Kaynaklar Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 479 ‒ Bakanlığı ve bağlı b�r�mler�n�n yeraltı kaynaklarımızı koruyarak- toplumsal gel�şmem�ze ve kalkınmamıza destek sunması gerekmekted�r. Özet olarak; Plan ve Bütçe Kom�syonunda görüşülmes� tamamlanan Enerj� Bakanlığı ve �lg�l� kuruluşlarının bütçeler�n�n enerj� yoksulluğunu gözeten ve halkın enerj�ye rahat ulaşımını sağlayan b�r �çer�kte görmemektey�z. Enerj� ve Tab�� Kaynaklar Bakanlığıı Bütçes�n�n görüşülmes� sırasında CHP grubu tarafından ver�len; -Ülke genel�nde yürütülen enerj� ver�ml�l�ğ� �le �lg�l� çalışmalara �l�şk�n gerekl� ölçme, �zleme ve denet�m çalışmalarını yapmakla görevl� bulunan Bakanlığın enerj� arz güvenl�ğ�, ver�ml�l�ğ� programlarını uygulamada daha etk�n olmasını sağlamak �ç�n, arz güvenl�ğ�, ver�ml�l�ğ� ve enerj� p�yasası programının �lg�l� alt tert�b�nde yer alan 1.3 m�lyon TL ödeneğ�n 1 m�lyar TL artırılmasını, -Genel aydınlatma g�derler�nde yerel yönet�mler�n payını artıran, Bakanlığın payını düşüren kanun düzenlemes� Genel Kurulda kanunlaşmayı beklemekted�r. Bu düzenleme, CHP’l� beled�yeler başta olmak üzere, yerel yönet�mler�n kaynaklarını etk�leyecek, Bakanlığın �se merkez� yönet�m bütçe ödeneğ�n� 2026-2028 dönem�nde büyük ölçüde azaltacak, yerel yönet�mlere ek yükler b�nd�rd�ğ� �ç�n d�ğer h�zmetler�n aksamasına yol açab�lecekt�r. Önergem�zle yerel yönet�mler�n 20.6 m�lyar TL’l�k genel aydınlatma g�derler� destekler�ne 10 m�lyar TL aktarılmasını, -TEDAŞ’ın elektr�k dağıtım ş�rketler�n� daha sıkı denetleyeb�lmes� �ç�n 1.6 m�lyon TL’l�k ödeneğ�n 1 m�lyar TL artırılmasını, talep eden öneregeler�m�z reded�lm�şt�r. 23 yılda nereye geld�k Enerj� sadece b�r sektör değ�ld�r. Enerj� b�r ülken�n ekonom�s�n�n omurgası, sanay�s�n�n yakıtı, m�llî güvenl�ğ�n�n temel�, dış pol�t�kasının bel�rley�c�s�d�r. Maalesef bugün Türk�ye, dünyanın en pahalı enerj�s�n� tüketen; buna rağmen arz güvenl�ğ� zayıf, planlaması dağınık, teknoloj�s� dışa bağımlı, maden pol�t�kası rant odaklı b�r enerj� yönet�m�yle karşı karşıyadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 480 ‒ I. Yapılan Hatalar — Pahalı Enerj�, Dışa Bağımlılık, Kaynak Yönet�m�nde Şeffaflık Sorunu Bu �kt�dar, Türk�ye’n�n enerj� geleceğ�n� v�zyonsuzlukla yönetm�ş; ülkey� pahalı enerj�ye, dışa bağımlılığa ve plansızlığa mahkûm etm�şt�r. 1. Dışa bağımlılığı der�nleşt�ren yanlış pol�t�kalar Türk�ye bugün enerj�de hâlâ %70’�n üzer�nde dışa bağımlıdır. Bu, ekonom�k kr�z demekt�r. Bu, car� açık demekt�r. Bu, dış pol�t�kada kırılganlık demekt�r. Yıllarca “enerj� bağımsızlığı” ded�n�z ama doğalgazda, petrolde, kömürde, ek�pmanda, teknoloj�de dışa bağımlılığı daha da artırdınız. 2. Enerj� f�yatlarında yanlış yönet�m Vatandaş dünyanın en pahalı doğalgazını, elektr�k faturasını ödemekted�r. Sanay� yüksek enerj� mal�yetler� yüzünden rekabet gücünü kaybetmekted�r. Enerj� mal�yetler�, enflasyonun en büyük �t�c� güçler�nden b�r� hâl�ne gelm�şt�r.. Yanlış alım garant�ler�, yanlış kur pol�t�kaları, yanlış zamanlamalı f�yatlamalar yüzünden Türk�ye enerj� yoksulluğu yaşayan b�r ülke hâl�ne gelm�şt�r 3. Yen�leneb�l�r kaynaklara geç�şte stratej� eks�kl�ğ� Güneş ve rüzgâr g�b� Türk�ye’n�n güçlü olduğu alanlarda yerl� ek�pman üret�m�n� �hmal ett�n�z. Yen�leneb�l�r enerj�y� büyüttünüz ama teknoloj�, türb�n, panel, batarya, �nverter… yan� katma değer yaratacak tüm alanlar dışarıda kaldı. Türk�ye yen�leneb�l�r enerj� üretmekte, ama teknoloj�s�n� �thal etmekted�r. Bu sürdürüleb�l�r değ�ld�r. 4. Nükleer enerj� yönet�m�nde şeffaflık sorunu Akkuyu’da yapılan anlaşmada Türk�ye’n�n egemenl�k alanı tartışmalı hâle get�r�lm�şt�r. Üret�mden pay alma model� şeffaf değ�l. Kullanılan teknoloj� şeffaf değ�ld�r. Nükleer atık ve güvenl�k standartları toplumla paylaşılmamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 481 ‒ 5. Madenc�l�kte rant ve denet�ms�zl�k B�l�msel planlama yer�ne “k�m ne �sterse ruhsat” anlayışı hâk�m olmuştur. Zeyt�nl�klere, tarım alanlarına, ormanlara maden ruhsatı ver�lm�şt�r. İş güvenl�ğ� zayıf olduğu �ç�n fac�alar yaşanmıştır. Denet�m mekan�zmaları ş�rketler�n �nsafına bırakılmıştır. Türk�ye’n�n en değerl� madenler� –n�kel, bor, nad�r toprak elementler�– katma değer yaratmadan ham madde olarak �hraç ed�lmekted�r. 6. Enerj� ver�ml�l�ğ� ve tasarruf pol�t�kaları yok Oysa dünyada enerj� bağımlılığını azaltmanın en etk�l� yolu ver�ml�l�kt�r. Ama Türk�ye bu alanda yıllardır yer�nde saymaktadır. B�nalar, sanay�, ulaşım, kamu… h�çb�r alanda kapsamlı b�r pol�t�ka uygulanmadı. II. Mevcut Durum — Pahalı Enerj�, Dış Bağımlılık, Kırılgan B�r S�stem Bugün Türk�ye enerj� alanında üç temel kr�z yaşıyor: 1. F�yat kr�z� Elektr�k ve doğalgaz faturaları hem hane halkını hem de KOBİ’ler� zorluyor. Sanay� yüksek mal�yet yüzünden kapas�tes�n� düşürüyor. Enerj� f�yatları enflasyonun en kırılgan noktası hâl�ne geld�. 2. Bağımlılık kr�z� Doğalgazda Rusya’ya, petrolde b�rkaç kaynağa, ek�pmanda Uzak Doğu’ya, teknoloj�de Avrupa’ya bağımlıyız. Bu, ekonom�k olduğu kadar jeopol�t�k b�r r�skt�r. 3. Gelecek kr�z� Enerj� dönüşümü hızla �lerl�yor ama Türk�ye şarj altyapısından batarya ekos�stem�ne, h�drojen v�zyonundan d�j�talleşmeye kadar b�rçok alanda ger� kalmaktadır. Türk�ye’de enerj� sektörünün omurgası güçlü değ�l, kırılgandır Bu bütçe Türk�ye’y� geleceğe değ�l, geçm�şe bağlamaktadır. Cumhur�yet Halk Part�s� olarak enerj� sektörünü, Türk�ye’n�n ekonom�k �st�krarı, dış pol�t�ka bağımsızlığı ve üret�m kapas�tes� açısından stratej�k b�r alan olarak görüyoruz. Enerj�y� yalnızca arz-talep denges� üzer�nden değ�l; teknoloj�, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 482 ‒ ver�ml�l�k, mal�yet yönet�m�, çevresel sürdürüleb�l�rl�k ve toplumsal refah boyutlarıyla ele alan bütüncül b�r pol�t�ka anlayışını hayata geç�receğ�z. Bugün karşı karşıya olduğumuz temel sorunlar—yüksek dışa bağımlılık, mal�yet baskısı, planlama eks�kl�ğ�, şeffaf olmayan süreçler ve maden yönet�m�ndek� yapısal zaf�yetler—Türk�ye’n�n enerj� geleceğ�n� tehd�t etmekted�r. CHP olarak bu yapısal sorunları g�derecek kapsamlı b�r dönüşüm programını hayata geç�rmeye hazırız. 1. Enerj�de Dışa Bağımlılığı Aşacağız Türk�ye’n�n enerj� güvenl�ğ�n� güçlend�ren, kaynak çeş�tl�l�ğ�n� artıran ve dışa bağımlılığı azaltan b�r stratej�k plan uygulayacağız. • Enerj� arz güvenl�ğ�n� orta ve uzun vadel� planlarla yöneteceğ�z. • Gaz tedar�k�nde tek ülkeye aşırı bağımlılığı sona erd�recek b�r çeş�tlend�rme model� kuracağız. • Yerl� enerj� teknoloj�ler�n�n gel�şt�r�lmes�n� kamu öncülüğünde teşv�k edeceğ�z. • Doğal gaz depolama kapas�tes�n� artıracak, yen� LNG altyapıları ve enterkonneks�yon hatlarıyla s�stem esnekl�ğ�n� büyüteceğ�z. Türk�ye’n�n enerj� güvenl�ğ�, şeffaf ve çok kaynaklı b�r model üzer�ne kurulacaktır. 2. Yen�leneb�l�r Enerj�de Teknoloj� Odaklı B�r Ekos�stem Kuracağız Yen�leneb�l�r enerj�y� yalnızca kurulu güç üzer�nden değ�l, teknoloj� üret�m� üzer�nden büyüteceğ�z. • Güneş panel�, rüzgâr türb�n�, �nverter, batarya ve d�ğer ek�pmanlarda yerl� üret�m� destekleyeceğ�z. • YEKA süreçler�n� şeffaf ve rekabetç� hâle get�receğ�z. • Şebeke kapas�tes�n� artıracak, yen�leneb�l�r entegrasyonunu kolaylaştıracağız. • Depolama teknoloj�ler�, h�drojen, batarya ve güç elektron�ğ� altyapılarına özel yatırım programı hazırlayacağız. Yen�leneb�l�r enerj� Türk�ye’n�n rekabet gücünü artıran b�r teknoloj� alanına dönüşecekt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 483 ‒ 3. Enerj� Ver�ml�l�ğ�nde Ulusal Dönüşüm Başlatacağız Enerj� ver�ml�l�ğ�n�, hem enerj� mal�yetler�n�n düşürülmes� hem de dışa bağımlılığın azaltılması �ç�n temel pol�t�ka alanı hâl�ne get�receğ�z. • B�nalarda enerj� sınıfı dönüşümünü teşv�k edeceğ�z. • Sanay�de ver�ml�l�k odaklı üret�m teknoloj�ler�n�n yaygınlaşmasını sağlayacağız. • Kamu b�nalarında zorunlu enerj� ver�ml�l�ğ� standartları get�receğ�z. • Ulaşımda elektr�kl� araçlar ve şarj altyapısı destekler�n� gen�şleteceğ�z. • Isı pompaları, m�kro şebekeler ve d�j�tal enerj� yönet�m s�stemler�n� yaygınlaştıracağız. Ver�ml�l�k alanında atılacak her adım ekonom�n�n genel denges�ne olumlu katkı sağlayacaktır. 4. Enerj� F�yatlarında İst�krar ve Öngörüleb�l�rl�k Sağlayacağız Hem hane halkının hem de reel sektörün sürdürüleb�l�r enerj� mal�yetler�ne ulaşmasını sağlayacağız. • Mal�yet bazlı ve şeffaf tar�felend�rme model�n� hayata geç�receğ�z. • Düşük gel�rl� a�leler �ç�n sosyal tar�fe s�stem� kuracağız. • KOBİ’ler �ç�n düşük mal�yetl� enerj� desteğ� programları oluşturacağız. • Dağıtım ş�rketler�nde denet�m� güçlend�recek, tar�feler�n kamu yararı temel�nde bel�rlenmes�n� sağlayacağız. • Yen�leneb�l�r enerj�n�n f�yat düşürücü etk�s�n� güçlend�recek şebeke ve p�yasa düzenlemeler�n� yapacağız. F�yat �st�krarı, hem vatandaşın refahı hem de üret�m�n sürdürüleb�l�rl�ğ� açısından temel öncel�k olacaktır. 5. Stratej�k Madenc�l�k Pol�t�kasını Hayata Geç�receğ�z Maden yönet�m�n� rant ve düşük katma değer yer�ne sanay� ver�ml�l�ğ� ve sürdürüleb�l�rl�k üzer�ne kuracağız. • Bor, n�kel ve nad�r toprak elementler�n� uç ürünlere dönüştürecek tes�sler� kuracağız. • Yerl� raf�ner� ve �şleme kapas�tes�n� artıracağız. • Maden kazalarında �şç� sağlığı ve güvenl�ğ�n� uluslararası standartlara Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 484 ‒ taşıyacağız. • Zeyt�nl�kler, tarım araz�ler� ve ormanlık alanlar g�b� korunan bölgelerde madenc�l�k faal�yetler�ne �z�n vermeyeceğ�z. • Madenc�l�kte çevre ve rehab�l�tasyon planlarını zorunlu hâle get�receğ�z. Maden pol�t�kası, Türk�ye’n�n sanay�s�ne değer katacak şek�lde b�l�msel temelde yürütülecekt�r. 6. Nükleer Enerj�y� Şeffaf ve B�l�msel İlkelerle Yöneteceğ�z Mevcut nükleer projelerde şeffaflık sorunlarını g�derecek, yen� yatırımları uluslararası standartlarla uyumlu şek�lde planlayacağız. • Akkuyu başta olmak üzere mevcut projelerde mal�yet, atık yönet�m�, pay dağılımı ve güvenl�k süreçler�n� şeffaflaştıracağız. • Yen� projelerde çok taraflı ortaklık model�n� zorunlu kılacağız. • Yerl� mühend�sl�k kapas�tes�n�n artırılması �ç�n uzun vadel� �nsan kaynağı planlaması yapacağız. Nükleer enerj� Türk�ye �ç�n b�r r�sk değ�l, doğru yönet�ld�ğ�nde b�r fırsat alanı hâl�ne gelecekt�r. 7. Enerj� Yoksulluğunu B�t�receğ�z Enerj�ye er�ş�m hakkını sosyal devlet �lkes�yle güvence altına alacağız. • Elektr�k ve doğalgazda düşük gel�rl� haneler �ç�n sosyal destek mekan�zmalarını kalıcı hâle get�receğ�z. • Kes�nt� süreçler�nde uluslararası standartlara uygun sosyal koruma uygulamalarını devreye alacağız. • Enerj� ver�ml�l�ğ� projeler�yle haneler�n enerj� g�derler�n� kalıcı olarak düşüreceğ�z. Enerj� h�zmetler�ne er�ş�m, gel�r sev�yes�ne bağlı b�r ayrıcalık değ�l, temel b�r kamusal h�zmet olacaktır. 8. Şeffaf, Hesap Vereb�l�r ve Katılımcı B�r Enerj� Yönet�m� Kuracağız Enerj� sektörünün tüm aktörler�n� kapsayan b�r yönet�m yapısı oluşturacağız. • Enerj� planlamasını kamu, özel sektör, ün�vers�teler ve s�v�l toplumun katılımıyla hazırlayacağız. • Ver�ye dayalı enerj� projeks�yonlarını düzenl� olarak kamuoyuyla paylaşacağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 485 ‒ • Sektördek� tüm kr�t�k karar süreçler�n� şeffaflaştıracağız. • Mecl�s denet�m�n� güçlend�recek b�r kurumsal yapı oluşturacağız. Enerj� pol�t�kaları, s�yas� takv�me göre değ�l, b�l�msel gerekl�l�klere göre şek�llenecekt�r. Sonuç CHP olarak enerj�de tam bağımsızlığa g�den stratej�k dönüşümü planlı, şeffaf ve teknoloj� odaklı b�r anlayışla gerçekleşt�receğ�z. Yen�leneb�l�r enerj� teknoloj�s�n� Türk�ye’de üreten, madenc�l�kte yüksek katma değere yönelen, enerj� mal�yetler�n� düşüren, ver�ml�l�ğ� artıran ve vatandaşın refahını güvence altına alan b�r enerj� model� kurmaya kararlıyız. Türk�ye’n�n enerj� güvenl�ğ�, ekonom�k geleceğ� ve toplumsal refahı �ç�n gereken tüm adımları atmaya hazırız. XXIII. ULAŞTIRMA Ulaştırma ve altyapı pol�t�kalarının temel amacı; vatandaşların güvenl�, er�ş�leb�l�r, ucuz ve n�tel�kl� ulaşım hakkını güvence altına almak ve altyapıyı ekonom�n�n büyük dönüşümler�ne katkı verecek, bölgesel eş�ts�zl�kler� g�derecek şek�lde d�rençl� hale get�rmekt�r. Ulaşım, kamusal b�r haktır. Ulaşım hakkı; tüm yurttaşların serbest, güvenl� ve er�ş�leb�l�r koşullarda sürdürüleb�l�r ulaşım olanaklarına er�şeb�lmes�n� �fade eder. Ulaşım hakkının güvence altında olması, yurttaşların toplumsal hayata katılımlarının ve ekonom�n�n canlılığının ön koşullarından b�r�d�r. Bu kapsamda ulaşımda güvenl�k ve kal�te standartları yükselt�lmes�, karayolu, dem�ryolu, den�zyolu, havayolu ve d�j�tal altyapı yatırımlarının bütüncül b�r planlama anlayışıyla yürütülmes�; her ulaşım türü kend� avantajları üzer�nden güçlend�r�lerek dengel� b�r ulaştırma s�stem� oluşturulması esas olmalıdır. İkl�m kr�z�n�n ülkem�z ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 486 ‒ dünya açısından yarattığı olumsuz etk�ler d�kkate alınarak, ulaşım sektörüyle �lg�l� olarak kararlı çalışmaların yapılması, yen�leneb�l�r enerj� kaynaklarını ulaşım ve altyapı projeler�nde daha etk�n kullanmak adına somut adımların atılması, çevre hassas�yetler�, karbon em�syonunun azaltılmasına özel önem ver�lmes� hızlı, güvenl� ve ekonom�k ulaşıma yönel�k projeler�n hayata geç�r�lmes� ülkem�z�n geleceğ� �ç�n büyük önem taşımaktadır. Bu açıdan, ulaştırma pol�t�kalarıyla sektörel öncel�kler�n ve yatırım hedefler�n�n yen�den tanımlanması gerekmekted�r. Rant odaklı, bütçey� �potek altına alan, gelecek nes�ller�n hakkını gasp eden, kamu zararı yaratan tüm uygulamalara son ver�lmes�, Kamu Özel İşb�rl�ğ� (KÖİ) projeler� de dâh�l olmak üzere tüm kamu mal� yükümlülükler�; şeffaflık �lkes�yle kamuoyunun b�lg�s�ne sunulması, denet�me açık olması ve kamu yararı gözet�lerek ulusal ve uluslararası hukuka dayanan b�r anlayışla ele alınması hayat� önem taşımaktadır. Ülkem�zde Cumhur�yet�m�z�n �lk yılları har�ç tutulmak üzere, özell�kle 1950’l� yıllardan sonra yapılan yanlış terc�hlerden ve ardından gelen yıllar boyunca uzun döneml� planlarla dengel� b�r modal dağılım hedeflenmed�ğ� �ç�n, artan ulaşım taleb�ne yönel�k kısa vadel� yaklaşımlar neden�yle mevcut ulaştırma s�stem� karayolu odaklı olarak büyümüştür. Kaynak: 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Programı Tablodan �zleneceğ� üzere, ülkem�zde yurt �ç� yük ve yolcu taşımacılığında son derece sorunlu b�r tablo bulunmaktadır. Ülkem�zde yük taşımacılığının yüzde 90.6’sı ve yolcu taşımacılığının yüzde 90,9’u karayolu �ken; yük taşımacılığının sadece yüzde 3.5’�, yolcu taşımacılığının sadece yüzde 1.5’u dem�ryolu �le yapılmaktadır. Bu oran AB’de sırasıyla yüzde 17.1 ve yüzde 7.5’t�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 487 ‒ AKP �kt�darının h�çb�r kamu yararı olmayan, Kanal İstanbul projes� örneğ�nde olduğu g�b�, projeler �le pol�t�kalar rant odağına sıkışmış durumdadır. Dolayısıyla bugüne kadar yapılan tüm �ş ve �şlemler�n hukuk�, ekonom�k, ekoloj�k ve tekn�k olarak �ncelemeye alınması gerekmekted�r. Aynı zamanda ülkem�z�n b�r deprem ülkes� olduğu gerçeğ�nden de hareketle depreme karşı alınacak önlemler, su kaynaklarının ve çevren�n korunmasına yönel�k tedb�rler�n alınması da kaçınılmazdır. AKP �kt�darları dönem�nde ülkem�zdek� ulaştırma sektörüne �l�şk�n temel stratej� belgeler�, planları �ncelend�ğ�nde ortaya çıkan en öneml� gerçek, bel�rlenen hedeflerle gerçekleşmeler arasında da�ma b�r uçurum olduğudur. Bu durum, her yen� çalışmada, hedefler�n değ�şt�r�lmes�ne ve her belgedek� hedef�n kağıt üzer�nde sayılar mezarlığına dönmes�ne neden olmuştur. AKP �kt�darlarının ve “tek adam” yönet�m�n�n plansız ve programsız, vatandaşların talepler�nden kopuk, doğa katl�amlarını beraber�nde get�ren, b�r avuç yandaşını zeng�nl�ğ�ne zeng�nl�k katan proje ve yatırımları neden�yle, ülkem�z�n yaşadığı kr�z her geçen gün der�nleşmekted�r. Cumhur�yet Halk Part�s� olarak rahat, er�ş�leb�l�r, konforlu ve güvenl� ulaşım, her yurttaşın temel hakkı olduğundan hareket ederek, Cumhur�yet�m�z�n kurucu önder� Gaz� Mustafa Kemal Atatürk’ün hedef olarak gösterd�ğ� “muasır meden�yetler” sev�yes�ne taşıyab�lmek �ç�n ülkem�z�n dört b�r yanını güvenl� ve entegre ulaştırma s�stemler�yle donatmak, hızlı �let�ş�m ağlarıyla örmek tar�h� sorumluluğumuzdur. Bu sorumluluk ve b�l�nçle; halktan toplanan verg�lerle oluşan bütçen�n yaş, bölge, şeh�r, c�ns�yet fark etmeks�z�n ülkem�z�n dört b�r yanındak� tüm vatandaşlarımıza eş�t ve ad�l b�r şek�lde h�zmet olarak ulaştırılmasını tak�p etmek, denetlemek öncel�kl� hedef�m�zd�r. İlg�l� mevzuat çerçeves�nde yalnızca eleşt�r� değ�l, tüm harcamaların mevzuata uygunluğunu sorgulamak ve kamu kaynaklarının doğru kullanıldığından em�n olmak �ç�n; bütçen�n etk�l�, ekonom�k ve ver�ml� kullanılmasını denetleme yükümlülüğümüz bulunmaktadır. Mevcut durum Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, 10 bağlı �l�şk�l� kuruluş, 18 merkez teşk�lat ve 81 taşra teşk�lat b�r�m�nden oluşmakta, Türk�ye genel�nde 131 b�n 454 personel ve 2003 şant�yede, 103 b�n� aşkın personel �le doğrudan 235 b�n 219 k�ş�ye doğrudan �st�hdam sağlamaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 488 ‒ Bakanlığın 2026 yılı bütçe tekl�f�, 525 m�lyar 260 m�lyon TL �le genel bütçe büyüklüğünün yüzde 2,77's�ne tekabül etmekted�r. Bu oran, geçen yılk� yüzde 3,25’l�k paya kıyasla oransal b�r düşüşü �şaret etmekted�r. Y�ne bütçedek� yüzde 8,75’l�k (45 m�lyar TL) nom�nal artış enflasyon oranının dah� oldukça altında kalmaktadır. Bakanlığın yen� yatırımlarını ve h�zmet kal�tes�n� enflasyon�st ortamda koruyamayacağını, dolayısıyla bütçen�n gerçekç� b�r yatırım bütçes� olmaktan uzak olduğunu göstermekted�r. Yatırım Programında 870 ana proje kapsamında toplamda 2 b�n 171 proje bulunmaktadır. 2026 yılında, bakanlık yatırımları �ç�n �se 488 m�lyar l�ra ödenek ayrılmıştır. Ülkem�z�n sınırlı kaynaklarının son derece yanlış kullanıldığı görülmekted�r. Bu duruma en �y� örnek olarak KÖİ (Kamu Özel İş b�rl�ğ�) yöntem�yle gerçekleşt�r�len yatırım projeler� ver�leb�lecek olup, kamu yatırımları �le �lg�l� döv�z c�ns�nden garant� ger� ödeme s�stem�n�n bütçe �ç�n önümüzdek� dönemde g�tt�kçe büyüyen b�r açık unsuru olacağı anlaşılmaktadır. Bu projeler�n öneml� b�r bölümünde f�z�b�l�te çalışmalarının doğru yapılmadığı sonradan anlaşılmakta, bunların sözleşmeler� denet�m elemanlarından ve m�lletvek�ller�nden ‘t�car� sır’ bahanes�yle saklanmaktadır. Bu projeler�n ülke kaynakların sınırlılığı ve ekonom�dek� ‘fırsat mal�yetler�’ göz önünde bulundurularak bugünkü değer hesaplarının t�t�zl�kle yapılması b�r rasyonal�te gereğ�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 489 ‒ Bakanlık bütçes�n�n en öneml� hand�kabını oluşturan ve bütçe �ç�n b�r karadel�k hal�n� alan Yap İşlet Devret model� �le �nşa ed�len projeler�ne ödenen garant�ler de kamu Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 490 ‒ mal�yes�ne yükled�ğ� devasa, şeffaf olmayan yükler b�nd�rmekted�r. Bu durum da bütçen�n, öncek� yıllarda olduğu g�b� yen� yatırımlar ve kalkınma hedefler� �ç�n değ�l, Haz�ne garant�l� projelere kaynak aktarımı ve patron talepler�n� karşılama aracı olarak kullanılacağını göstermekted�r. Z�ra ülkem�zde uygulandığı şekl�yle YİD model�, “�hales�z sömürü model�” hal�ne gelm�şt�r. KÖİ ve YİD’ler KÖİ Modeller� ülkem�zde 1986 yılından bu yana uygulanmaktadır. Ülkem�zde KÖİ modeller� �le yatırım yapılmasının temel gerekçes� kamunun yatırım �ç�n gerekl� f�nansmana sah�p olmaması, bu çerçevede özel sektörün yatırım sürec�ne dah�l ed�lmes� olarak �fade ed�lmekted�r. 2003 sonrası dönemde ağırlıklı olarak uygulanan bu model, �kt�darın el�nde öneml� b�r araç olarak kaynak aktarımının b�r metodu olarak öne çıkmıştır. AKP �kt�darları dönem�nde KÖİ model� �le yatırımlar sayısal olarak artmış, tutar bazında yüksek sev�yelere ulaşmıştır. AKP’n�n kamu kaynaklarını büyük �haleler, Yap-İşlet-Devret, Yap-K�rala-Devret ve benzer� yatırım modeller�yle b�r avuç yandaşa aktarıldıkça kamu açıkları da büyümüş, ülkedek� kr�z der�nleşm�şt�r. Cumhurbaşkanlığı Stratej� ve Bütçe Başkanlığı’nın ver�ler�ne göre, ülkem�zde YİD, Yap İşlet (Yİ), Yap K�rala Devret (YKD) ve İşletme Hakkı Devr� (İHD) olmak üzere dört temel KÖİ model� uygulamaktadır. Bu modellere 1986 yılından başlamak üzere, 277 adet KÖİ Projes� �ç�n uygulama sözleşmes� �mzalanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 491 ‒ Proje sayılarının yıllara göre dağılımına bakıldığında �se son 5 yılda 29 proje �ç�n uygulama sözleşmes� �mzalandığı görülmekted�r. KÖİ model�yle gerçekleşt�r�len projeler�n yatırım tutarlarının sektörel dağılımına bakıldığında �se Karayolu sektörü 41 m�lyar 847 m�lyon 943 b�n ABD doları �le �lk sırada yer almaktadır. Havaalanları �se 25 m�lyar 779 m�lyon 419 b�n ABD doları �le �k�nc� sıradadır ve 22 m�lyar 925 b�n 970 b�n ABD doları enerj� sektörü tak�p etmekted�r. Yatırım Tutarlarının Sektörlere Göre Dağılımı SEKTÖR TOPLAM ($) Karayolu 41.847.943.091,58 Havaalanı 25.779.419.123,04 Yat L�manı ve Tur�zm Tes�s� 1.607.895.363,03 Dem�ryolu 349.934.622,97 Kültür ve Tur�zm Tes�s� 424.168.804,20 Gümrük Tes�s� 740.474.711,77 Endüstr�yel Tes�s 1.838.840.157,48 Sağlık Tes�s� 13.802.877.147,53 Enerj� 22.925.970.295,36 L�man 2.659.863.016,91 Madenc�l�k 0 Katı Atık 115.374.009,26 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 492 ‒ İşletme hakkı devr� bedeller�n�n sektörel dağılımına bakıldığında �se 83.4 m�lyar ABD doları �le �lk sırada havaalanları yer almaktadır. Bunu 23.9 m�lyar ABD doları �le enerj� sektörü tak�p etmekte, 3.8 m�lyar ABD doları �le yat l�manı ve tur�zm tes�s� tak�p etmekted�r. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı, TBMM Plan ve Bütçe Kom�syonu görüşmeler�nde 2003 yılından bu yana AKP �kt�darlarının ulaştırma alanında 300 m�lyar dolarlık yatırım yaptığını ve Yap İşlet Devret projeler� �ç�n �se yaklaşık 90 m�lyar dolar harcandığını açıklamıştır. Kamu yatırımlarının dünyanın hemen bütün ülkeler�nde bütçe olanakları �le yapılması esastır. Kamu yatırımlarının bütçe dışı yöntemlerle yapılması mal� d�s�pl�ne ve bütçe prens�pler�ne aykırı kabul ed�lmekted�r. Ülkem�zde �se KÖİ ve YİD modeller�n�n AKP dönem�nde sağlığı da kapsayarak g�derek yaygınlaştığı ve mal� portres�n�n her geçen yükseld�ğ� b�l�nmekted�r. Bu projeler yapılırken, “M�llet�n ceb�nden beş kuruş çıkmayacak” d�yen �kt�darın, aşağıda açıklanacağı üzere 2016 yılında müteahh�tlere ödenecek garant� katkı payı 101 m�lyar 302 m�lyon TL’d�r ve bu rakam T�caret Bakanlığı ve Enerj� Bakanlığı bütçes�n�n 2,8 katı, Dış�şler� Bakanlığı’nın da 2,1 katır. Bu kadar para m�llet�n ceb�nden çıkıp bell� ş�rketler�n kasasına g�tmekted�r. Bu durumun adı kamu yönet�m� değ�l servet�n kamudan alınıp bel�rl� ellerde b�r�kt�r�lmes�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 493 ‒ Kamu İhale Kanunu ve 21/b Evrensel normlara göre, b�r kamu �hale mevzuatının �k� temel koşulu bulunmaktadır; bunlardan b�r�nc�s� şeffaflık, d�ğer� �se rekabet �lkes�d�r. Ülkem�zde �se yayımlandığı 2002 yılından günümüze dek çok sayıda değ�ş�kl�ğe uğrayan 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu ve �k�nc�l mevzuat olarak b�l�nen kanunla �lg�l� yönetmel�k ve tebl�ğlerde 23 yılda çok sayıda değ�ş�kl�ğe g�d�lm�şt�r. Kamu hukukuna tab� olan veya kamunun denet�m� altında bulunan veyahut kamu kaynağı kullanan kamu kurum ve kuruluşlarının yapacakları �halelerde uygulanacak esas ve usuller� bel�rleyen b�r mevzuatta bu kadar sık değ�ş�kl�ğ� mazur görmek mümkün değ�ld�r. N�tek�m böyles�ne temel b�r mevzuatta bu kadar sık değ�ş�kl�ğe g�d�lmes� �kt�darın yapılacak �halelere göre mevzuatı değ�şt�rd�ğ�, değ�ş�kl�kler�n bell� �s�mler�n �haleler� kazanması veya rahatlatılması amacıyla yapıldığı algısını güçlend�rmekted�r. Kamu İhale Kurumu’nun yayılmadığı 2025 Kamu Alımları İzleme Raporu kamu alımlarının toplam tutarının 2025’�n �lk yarısında 1 tr�lyon 596 m�lyar 678 m�lyon TL’ye ulaştığını ortaya koymuştur. Ocak-Haz�ran 2025 dönem�nde gerçekleşt�r�len kamu alımlarının 205 m�lyar 277 m�lyon 877 b�n TL’s�n� �st�sna kapsamında, 116 m�lyar 518 m�lyon 311 b�n TL’s�n� doğrudan tem�n yoluyla gerçekleşt�r�len alımlar oluşturmuştur. Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılan alımların toplam tutarı �se 1 tr�lyon 274 m�lyar 882 m�lyon TL olarak gerçekleşm�şt�r. İhale kanunun, öngörülemeyen özel ve ac�l durumlarda kullanılmak üzere düzenlenm�ş olan 21/b maddes� AKP �kt�darı dönem�nde genel �hale usulü hal�ne gelm�ş durumdadır. “Kamu �haleler�n� �sten�lene verme aracı” olarak kullanılan pazarlık yöntem�, kamu �haleler� �ç�ndek� ağırlığını g�derek artırmaktadır. Kamu alımlarında şeffaflığı ortadan kaldıran ve kamu kaynaklarının etk�l� ve ver�ml� kullanılmasını önleyen bu yöntemle, 2025’�n Ocak-Haz�ran ayı dönem�nde kamu �haleler�n�n yüzde 42.95’�ne karşılık gelen 547 m�lyar 535 m�lyon 963 b�n TL’l�k �hale gerçekleşt�r�ld�. Mücb�r sebepler �ç�n konulmuş olan 21/b usulü, �kt�dar tarafından halen �st�smar ed�lmeye devam ed�lmekted�r. Bu keyf�l�k, �haleler�n �çer�k ve şek�ller�n� �nceled�kten sonra suç ve �hlaller�n olab�lme potans�yel ve �ht�mal�n� de �ç�nde barındırmaktadır. KARAYOLLARI Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 494 ‒ Karayollarında Haz�ne garant�l� projeler�n garant� ödemeler�n�n karayolları yatırım bütçes�ne oranı 2018 yılında yüzde 18 �ken bu oran 2024 yılında yüzde 69’a yükselm�şt�r. Bu oran her yıl artmaktadır. Yan� devlet; Haz�ne garant�l� Yap-İşlet-Devret projeler�ne ödeme yapmaktan yen� yol, köprü yapamaz ve mevcutlarına bakım onarım faal�yet� dah� yapamaz hale gelm�şt�r. A-Garant� Ödemeler�n�n Hak�m�yet� Karayolları Genel Müdürlüğü'nün bütçes�n�n aslan payı haz�ne garant�l� ödemelere g�tmekted�r. 2019 yılında sadece otoyol ve köprüler �ç�n 5.1 m�lyar TL garant� öden�rken, 2025 yılında bu ödeme 94.6 m�lyar TL’ye fırlamış ve son beş yıldak� ödemeler toplamı 273 M�lyar TL’ye ulaşmıştır. 2026 yılında 101,3 m�lyar TL, 2027 yılında 125 m�lyar TL, 2028 yılında 150 m�lyar TL ödeme yapılacaktır. Dolayısıyla, 2026-2028 yılları �ç�n de toplam 370 M�lyar TL başlangıç ödeneğ� ayrılmıştır. YILLIK 2017-2025 2017-2028 KÖİ GARANTİ ÖDEMELERİ (Yap-İşlet-Devret, Yap-Kirala-Devret) 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 2025 2026 2027 2028 Dönemi Toplam Dönemi Toplam TOPLAM (Milyon TL) 1.452 5.749 10.562 19.264 28.430 53.177 106.385 154.468 202.250 237.951 273.764 309.146 581.738 1.402.599 Avrasya Tüneli 124 300 327 557 1.090 2.899 3.294 3.000 500 0 0 11.590 12.090 Otoyol ve Köprüler 1.128 3.403 5.110 10.122 14.256 25.978 56.824 60.484 94.648 101.302 125.000 150.000 271.953 648.255 Şehir Hastaneleri 310 2.201 5.088 8.739 13.380 25.827 46.662 90.690 104.602 136.149 148.764 159.146 297.498 741.557 Hizmet Bedeli 310 1.153 2.332 3.223 4.359 8.177 14.312 31.568 37.421 57.470 63.756 68.876 102.855 292.957 Kira Bedeli 1.048 2.756 5.516 9.021 17.650 34.819 59.122 67.181 78.679 85.008 90.270 197.113 451.070 Ankara YHT Terminali (Bütçe dışı) 14 22 64 76 238 282 697 697 TOPLAM (Milyon Dolar) 398 1.194 1.860 2.746 3.187 3.197 4.529 4.719 4.075 5.107 5.398 5.751 25.904 42.161 Avrasya Tüneli 26 53 47 63 66 123 100 60 11 0 0 538 548 Otoyol ve Köprüler 309 707 901 1.444 1.604 1.563 2.419 1.842 1.907 2.174 2.465 2.791 12.697 20.126 Şehir Hastaneleri 85 457 897 1.247 1.506 1.554 1.986 2.762 2.108 2.922 2.933 2.961 12.602 21.418 Hizmet Bedeli 85 239 411 460 491 492 609 961 754 1.233 1.257 1.281 4.503 8.275 Kira Bedeli 218 486 787 1.015 1.062 1.482 1.801 1.354 1.689 1.676 1.679 8.204 13.249 Ankara YHT Terminali (Bütçe dışı) 4 4 9 9 14 14 14 67,7 67,7 Haz�ne garant�s� �le yaptırılan bazı ulaşım projeler�n�n detayları (Avrasya Tünel� eklenm�ş şekl� �le) üç yıllık yapılacak toplam ödeme 376 m�lyar TL’y� bulmaktadır. Yaptığımız hesaplamalara göre Osmangaz� köprüsünün güncel mal�yet� 63.1 m�lyar, Yavuz Sultan Sel�m Köprüsü’nün mal�yet� 34 m�lyar TL, Çanakkale Köprüsü’nün mal�yet� �se 78.4 m�lyar TL’d�r. Başlangıç ödeneğ� olarak hesaplandığında, üç yıllık Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 495 ‒ garant� tutarı �le 6 Osmangaz� Köprüsü veya 11 Yavuz Sultan Sel�m Köprüsü �nşa etmek mümkündür. Üstel�k, bu projeler�n �şlet�lmes� sürec�nde ş�rketlere yapılan garant� ödemeler�n�n her geçen gün katlanarak arttığı b�l�nmekted�r. Z�ra Dolar ve Euro para b�r�mler� üzer�nden ver�len garant� ödemeler�, ABD Doları’nın 42 TL’y� aştığı, Euro’nun 48 TL’y� aştığı günümüz ekonom�k koşullarında bütçeye ağır b�r yük oluşturmaktadır. Bu durum, kamu kaynaklarının yanlış tahs�s�n�n en somut gösterges�d�r. B. Sözleşme Değ�ş�kl�kler�-Süre uzatımları Bugün ülkem�zde Yap İşlet Devret model� çerçeves�nde 12 adet otoyol projes� bulunmaktadır. Bunların 8’� �şletme hal�nde, d�ğer 4’ü �se yapım aşamasındadır. İkt�dar part�s�, ş�rketlerle olan sözleşme süreler�n� kapalı kapılar ardında “�ş artışı” bahanes�yle ardında keyf� olarak uzatmakta, traf�k garant� sayılarının da artırarak yandaşlara aktarılan paralar astronom�k şek�lde katlanmaktadır. Sözleşme Değ�şkl�ğ� Otoyol Adı Ş�rket(ler) İhaleye İle Durumu Sözleşme Göre Uzatılan Değ�ş�kl�ğ� Kamuya Sürelerle İle Traf�k Dev�r Kamuya Garant�s� Tar�h� Dev�r Artışı Tar�h� Gebze- Nurol- 2035 2038 İşletme Yok Orhangaz�- Özaltın- İzm�r Makyol- (Osmangaz� Astald�- Köprüsü Göçay dah�l) KMO IC İçtaş 2024 2028 İşletme Yok Odayer�- Paşaköy (3.Köprü dah�l) KMO Kınalı- Kalyon- 2025 2030 İşletme Var Odayer� Kol�n KMO L�mak- 2024 2030 İşletme Var Kurtköy- Ceng�z Akyazı KMO Rönesans 2041 2044 İnşaat Var Nakkaş- Başakşeh�r Ankara- ERG 2030 2035 İşletme Yok N�ğde Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 496 ‒ Menemen- IC İçtaş- 2027 2028 İşletme Yok Al�ağa- Kalyon Çandarlı Malkara- L�mak-Yapı 2037 2038 İşletme+İnşaat Yok Çanakkale Merkez�- (1905 SK- Çanakkale Hyunda� Köprüsü dah�l) Aydın- Fernas 2041 2041 İşletme Var Den�zl� Çeşmel�- Kol�n 2043 2043 İnşaat Var Kızkales� Antalya- L�mak 2035 2035 İnşaat Yok Alanya Ankara- Fernas 2038 2038 İnşaat Yok Kırıkkale- Del�ce Örneğ�n Kuzey Marmara Otoyolu'nda garant� sayıları 90 b�nden 240 b�nlere çıkarılmıştır. Ş�rket �haleye “4 yıl �şlet�p sonra otoyolu devredeceğ�m” d�yerek g�rm�ş ve sözleşme �mzalamıştır. Ancak, sonra sözleşmes� değ�şt�rerek, 30 yıla karşılık gelen para 10 yılda, �kt�darın bu mar�fet�yle ş�rket�n kasasına konulmuştur. Y�ne AKP M�lletvek�l�n�n f�rmasının garant�ler�n�n keyf� olarak artırıldığı, günlük geç�ş garant�ler�n�n 35 b�nden 53 b�ne ve 30 b�nden 48 b�ne çıkarıldığı ve bu sayede ülken�n yaklaşık 1 M�lyar Euro'sunun (49 M�lyar TL) tek b�r �mzayla aktarıldığı b�l�nmekted�r. Ek süre garant�ler�, traf�k sayısının artırımının yanı sıra, yer yer k�lometre başına geç�ş ücretler�n�n de artırıldığı hesaba katıldığında, garant�l� otoyollar vasıtasıyla �kt�darın yandaş müteahh�t ş�rketler�n� nasıl zeng�nleşt�rd�kler� ve bu amaçtan vazgeçmed�ğ� b�r kez daha gözler önüne ser�lmekted�r. C- Hukuka Aykırı Kabuller Garant� ödemeler� b�r an önce başlasın d�ye �kt�dar, projeler� eks�k (tuvalet, akaryakıt �stasyonu olmayan) yolların kes�n kabulünü yaparak h�zmete açtığı ve daha sonra traf�ğe kapatılarak eks�k �malatların tamamlandığı görülmekted�r. Buradak� amacın �se kes�n kabul yapılarak otoyolların �şletmeye açılmasıyla garant� sürec�n�n başlatılması ve �lg�l� ş�rkete ödemeler�n başlatılması olduğu aş�kardır. Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı’nın Kamu Borç Yönet�m� Raporu’nda borç üstlen�m�ne tab� kred� anlaşmaları açıklanmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 497 ‒ Bu tablonun anlamı, Ek�m 2025 �t�bar�yle Haz�ne 9 ulaştırma projes� �ç�n toplam 18.4 m�lyar dolarlık borç �ç�n üstlen�m taahhüdünde bulunmuştur. Projey� yapıp �şleten �şletmen�n ger� ödemes�n� yapmaması hal�nde bu borç Haz�ne tarafından üstlen�lecekt�r. AKP �kt�darı son olarak Mers�n’dek� Çeşmel�-Kızkales� Otoyolu-Çeşmel�- Kızkales� Kes�m� �ç�n 01.08.2025 tar�h�nde 1 m�lyar 24 m�lyon dolar kred� �ç�n borç üstlen�m�nde bulunmuştur. Ulaştırma Bakanı, Plan ve Bütçe Kom�syonu’ndak� ısrarlı sorularımız üzer�ne Bakanlığın 23 yılda Yap-İşlet-Devret projeler�n�n tutarının yaklaşık 90 m�lyar dolar olduğunu ve bu projeler�n yapıldığı tar�htek� rakamı 51 m�lyar dolar olduğunu açıklamıştır. Bakan, “Bu �mkanı kullanmasaydık, Van-Hakkar� yolundak� Güzeldere Tünel�'n�, Çamlık V�yadüğü'nü ve Honaz ve Z�gana tüneller�n�, Ankara'dak� Başkentray'ı, Marmaray'ı ve Avrasya Tünel�'n� yapamayacaktık. Burada emt�a f�yatlarının artmış olması bu projelerde b�z�m doğru yatırım yapmış olduğumuzun da altını ç�zm�şt�r” d�yerek d�kkatler� başka yöne çekmeye çalışmıştır. Oysa tüm bu b�lg�ler b�rl�kte değerlend�r�ld�ğ�nde kamu kaynaklarının; şeffaflıktan ve hesap ver�leb�l�rl�kten uzak, �srafa ve ranta açık olarak yapıldığını net olarak göst�rmekted�r. D-Otoyol uzunlukları, b�tmeyen yollar ve tüneller Ülkem�zde bugün 29.947 k�lometre bölünmüş yol, 3.796 k�lometre otoyol, 32.527 k�lometre BSK Kaplama yol bulunmaktadır. Hal�hazırda karayolları yatırımları halkın �ht�yaçlarından çok bell� yörelerde bell� sermaye gruplarının talepler�ne göre şek�llenmekted�r. Ülkem�z, otoyol uzunluğunda Avrupa ülkeler�n�n çok ger�s�nde kalmaktadır. Eurostat 2023 ver�ler�ne göre İspanya’dak� otoyol uzunluğu 15.886 km, Almanya’da 13.210 km, Fransa’da 11.251 km’d�r. Bakanlık, yandaş garant�l� projelere halkın bütçes�nden m�lyar akıtırken, halkın �ht�yacı olan ve başlanan projeler �se Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 498 ‒ yıllardır b�t�r�lememekted�r. Örneğ�n Karaden�z’� Akden�z’e bağlayacak ve çet�n kış koşullarında vatandaşlara güvenl� b�r sürüş olanağı sağlayacak olan S�vas’ta yapımına 12 yıl önce başlanan ve tam 8 Ulaştırma Bakanı gören Gem�nbel� Tünel� yıllardır b�t�r�lememekted�r. Y�ne Kop Dağı Tünel�’n�n (Erzurum-Bayburt) temel� 2012’de atılmış, halen tamamlanamamıştır. Y�ne Çorum Kırkd�l�m Tüneller�’n�n yapımı 10 yıldır sürmekte, Akden�z Sah�l Yolu halen bölünmüş yol olarak b�t�r�lemem�ş, Ş�le-Ağva- Kandıra yolu, Trabzon çevre yolu yapılmamış, her kış mevs�m�nde kapanan ve Şubat 2020’de 42 vatandaşımızı büyük b�r çığ felaket�nde kaybett�ğ�m�z Karabet Geç�d� yakınlarında tünel �ç�n proje dah� gel�şt�r�lmem�şt�r. E-Araç Muayene Soygunu Türk�ye’de traf�ğe kayıtlı taşıt sayısı 33 m�lyonu geçerken, yasal düzenlemeye göre bu araçların tamamı bel�rl� per�yod�k aralıklarda muayene olmak zorundadır. Araç muayeneler�nde tekel konumunda bulunan üç ortaklı b�r kurum olan TÜVTÜRK’tek� soygun düzen� yıllardır devam etmekted�r. 2025 yılında standart b�r otomob�l�n TÜVTÜRK'te muayene ücret� 2 b�n 620 TL’d�r. Beş dak�kalık b�r h�zmet�n karşılığı kamyon, otobüs, tankerler �ç�n �se 3 b�n 543 TL’d�r. Yen�den Değerleme Oranı’nın yüzde 25,49 olmasıyla b�rl�kte TÜVTÜRK araç muayene �stasyonlarında geçerl� muayene ücretler�ne de zam yapılacaktır. Standart otomob�ller �ç�n uygulanan ücret 2026 yılında 3 b�n 288 TL 84 kuruş; Otobüs, Kamyon, Çek�c� ve Tanker �ç�n �se 4 b�n 445 TL 60 kuruş olacaktır. İt�raz hakkı, alternat�f� de bulunmayan bu uygulama soygun düzen�nden başka b�r şey değ�ld�r. Z�ra aracını alırken ÖTV, KDV ödeyen, MTV’s�n� veren, akaryakıt alırken de verg�s�n� ödeyen, köprüden geçerken, otoyolu kullanırken vatandaşa get�r�len yüke ek olarak get�r�len muayene ücretler�nde üstüne, kred� kartı �le yapılan ödemelerde kom�syon almaya devam etmekted�r. Haz�ne ve Mal�ye Bakanı Mehmet Ş�mşek’�n kred� kartı �le yapılan �şlemlerden kom�syon alınmasına karşı yaptırımlar uygulanacağını bel�rtmes�ne karşın, TÜVTÜRK bu uygulamayı sürdürmekted�r. Tüm bu uygulamalar, vatandaşları ekonom�k olarak zor durumda bırakmaktadır. F- Köy yolları-Traf�k Güvenl�ğ� Er�ş�leb�l�rl�ğ� güvence altına alacak ve t�caret� güçlend�recek b�r ulaşım ağı hedeflenmel�d�r. Güvenl�, konforlu, teknoloj�k, zamanında ulaştıran, dayanıklı, çevreye duyarlı, d�ğer ulaşım s�temler�yle entegre, sürekl�l�ğe sah�p, yen�l�kç�, ekonom�k, sermaye transfer�ne yol açmayacak, m�ll� ve yerl� kaynak kullanımı �le planlanan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 499 ‒ gerçekleşt�r�len yol projeler�ne sah�p olmamız gerekmekted�r. Ülkem�zde halen, bakanlığın sorumluluğunda olan �lçeler �le köy ve grup yollarında büyük sorunlar yaşanmaktadır. Köy ve yayla yollarının olağanüstü b�r şek�lde bozuk olduğu k�m� �ller�m�zde, sert geçen kış mevs�m�nde köylere ulaşılamamaktadır. Ayrıca, son 21 yılda ülkem�zde araç sah�pl�ğ� ve karayolu kullanımı yaklaşık 3 katına çıkmıştır. Ancak traf�k güvenl�ğ�nde ülkem�z Avrupa ülkeler�ne göre oldukça ger� konumdadır. Ülkem�z karayolu ağında 2024 yılında toplam 1 m�lyon 444 b�n 026, 2025 yılının �lk 10 ayında �se 562 b�n 471 adet traf�k kazası meydana gelm�şt�r. 2024 yılında meydana gelen kazaların 1 m�lyon 177 b�n 172’s� bu yılın �lk 10 ayındak�ler�n 320 b�n 001’� madd� hasarlı kazalardır. 2024 yılında Türk�ye genel�nde meydana gelen 266 b�n 854 ölümlü ve yaralanmalı traf�k kazasında toplam 6 b�n 351 k�ş�, 2025 yılı Ocak-Ek�m dönem�nde �se 2 b�n 129 k�ş� hayatını kaybetm�ş, 344 b�n 200 k�ş� yaralanmıştır. Yan�; 2024 yılında b�r günde ortalama 731,1 ölümlü ve yaralanmalı kaza, 17,4 ölüm ve 1.055,1 yaralanma meydana gelm�şt�r. Kaynak: https://ec.europa.eu/eurostat/web/products-eurostat-news/w/ddn- 20251113-2 Yukardak� �stat�st�k� ver�ler d�kkatl� �ncelend�ğ�nde, traf�k güvenl�ğ� konusunda ülkem�zde uygulanan pol�t�kaların yeters�z olduğu ve bu anlamda etk�n denet�m faal�yetler�n�n eks�kl�ğ� net olarak görülecekt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 500 ‒ G-Taşeron İşç�ler�n Mağdur�yet� Bütün bunlar yapılırken, karayollarında zorlu koşullarda çalışan taşeron �şç�ler büyük zorluklar yaşamaktadır. İşç�lere asgar� ücret ödenmekte, gece ve hafta sonu çalışmaları �ç�n mesa� parası ver�lmemekted�r. İşç�ler�n kend� send�kalarını seçmeler� dah� engellenmekte, hakları gasp ed�lmekted�r. 2019'dan bu yana ver�len taşeron �şç�ye kadro sözü AKP �kt�darı tarafından tutulmamış, yüz b�nlerce �şç� adalets�zl�ğe mahkûm ed�lm�şt�r. İşç�ler�n kadroya alınması �ç�n bütçeye ödenek artırımına �l�şk�n önergem�z �kt�dar ve MHP grubu tarafından kabul görmem�şt�r. DEMİRYOLU-TCDD-HIZLI TREN Ülkem�z�n bağımsızlığını kazanmasında öneml� b�r rolü olan, bugün de ulaşımda stratej�k yer� bulunan dem�ryolları ve TCDD, AKP’n�n yıllar boyunca �hmal� ve l�yakats�zl�kler� neden�yle ger� planda kalmıştır. Cumhur�yet�n �lk yıllarında kazma kürekle döşenen dem�ryollarının üstünde bugün borç, yolsuzluk ve �hale oyunları vardır. Ülkem�zdek� mevcut dem�ryolu ağı 2025 yılı Kasım ayı �t�barıyla 2.251 km’s� hızlı tren hattı olmak üzere toplam 13.919 km’d�r. Kaynak: TCDD Faal�yet Raporu Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 501 ‒ AKP’n�n dem�r yolunda, yolcu ve yük taşıma payını artırmayı yıllardır �k�nc� planda tutması neden�yle ülkem�z�n dem�ryolu hat uzunluğu ve mevcut dem�ryolları üzer�ndek� traf�k yoğunluğu AB ortalamasının ve ülkeler�n�n çok ger�s�nde kalmaktadır. TCDD’n�n Sayıştay denet�m raporlarında yer alan bulgular ve tesp�tler, kurumun stratej�k planlardan uzak, hesapsız ve plansız b�r şek�lde yönet�ld�ğ�n� gözler önüne sermekted�r. Kurumun bu başarısızlığında, AKP �kt�darının bas�rets�zl�ğ� ve �ş b�lmezl�ğ� kadar, kurum yönet�c�ler�n�n ve k�m� bürokratlarının da görev�n� tam olarak yer�ne get�rmemes� sayılab�l�r. Bu durum, her fırsatta d�le get�rd�ğ�m�z g�b� l�yakat�n kurumsal başarılarda vazgeç�lmez olduğunu b�r kez daha bel�rg�nleşt�rmekted�r. Öyle k� kurumun 2021 yılı dönem zararı 4 m�lyar TL, 2022 yılı zararı 6,3 m�lyar TL, 2023 zararı 11,4 m�lyar TL 2024 yılında enflasyon muhasebes�ne göre hesaplamayla tam 36.5 m�lyar TL’ye fırlamıştır. Bu tablo b�zlere, asırlık kuruluşun �ş b�lmezler�n el�nde adeta zarar mekan�zması hal�ne dönüştürüldüğünü ve adeta b�r darboğaz �ç�nde çırpınmakta olduğunu göstermekted�r. A- Yük ve Yolcu Taşımacılığı Ver�lere göre yurt �ç� yük ve yolcu taşımalarında Türk�ye’n�n payı, Avrupa ortalamasının kat be kat ger�s�nde yer almaktadır. Bugün ülkem�zde yolcu taşımacılığının sadece yüzde 1,5'�, yük taşımacılığının �se yüzde 3,5 olan dem�ryolu payı AB-27 ülkeler�n�n yüzde 17,1 olan payına kıyasla oldukça düşüktür. Bu durum, karayolu yük taşımacılığına olan yüksek taleb�n dem�ryoluna kaydırılarak daha dengel� ve ver�ml� b�r ulaştırma s�stem�n�n oluşturulması olan �ht�yacı b�r kez daha ortaya koymakla b�rl�kte Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 502 ‒ güçlü b�r potans�yele de �şaret etmekted�r. Dem�r yolu altyapısının gel�şt�r�lmes�, yaygınlaştırılması, dem�r yolu taşımacılık sektörünün sektördek� ağırlığının artırılmasıyla �lg�l� projelere yön vermekten sorumlu bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının bu faal�yetler�n�n uygulamada daha etk�n olmasını sağlamak �ç�n bakanlık bütçes�n�n dem�r yolu ulaşımı programının �lg�l� alt tert�b�nde yer alan 1 m�lyon l�ra tutarındak� yeters�z ödeneğ�n 300 m�lyon l�raya artırılması amacıyla kom�syonda verd�ğ�m�z önerge AKP ve MHP oyları �le redded�lm�şt�r. E-5000 Elektr�kl� Lokomot�f, TÜRASAŞ tarafından yıllar �ç�nde gel�şt�r�len mühend�sl�k b�r�k�m�, AR-GE altyapısı ve �şç� emeğ�yle ortaya çıkarılmış b�r m�llî ürün n�tel�ğ�nded�r. Projen�n gel�şt�r�lmes�nde kurumun mühend�sler�, tekn�k personel� ve �şç�ler� akt�f rol almıştır. Ancak son dönemde TÜRASAŞ’ın bu lokomot�f� kend� tes�sler�nde üreteb�lecekken dışarıdan h�zmet alımı yapılacağı yönündek� �dd�alar, hem kurumsal kapas�ten�n devre dışı bırakılacağı hem de kamu kaynaklarının ver�ms�z kullanılacağı yönünde haklı end�şelere neden olmaktadır. TÜRASAŞ’ın üret�m kapas�tes� mümkündür, dış h�zmet alımı gerekl� değ�ld�r. TÜRASAŞ’ın hal� hazırda Esk�şeh�r, Sakarya ve S�vas bölge müdürlükler�nde; elektr�kl� lokomot�f üret�m hatları, test merkezler�, yüksek n�tel�kl� mühend�s kadrosu, dem�ryolu araçları �ç�n AR-GE altyapısı bulunmaktadır. Dolayısıyla dış kaynak �ht�yacının tekn�k gerekçelerle açıklanması mümkün görünmemekted�r. TÜRASAŞ’ın kend� bünyes�nde yapab�leceğ� b�r üret�m �ç�n dışarıdan h�zmet alımı yapılması: hem mal�yetler� artıracak hem kurumun teknoloj� gel�şt�rme kab�l�yet�n� zayıflatacak, hem de m�ll� üret�m hedef�n� ger�ye �tecek b�r uygulamaya dönüşeb�lecekt�r. Tüm bunlar, kamu kaynaklarının ver�ml� kullanılması �lkes�ne açıkça aykırıdır. B-Yüksek Hızlı Tren Hat ve Hedefler� Hızlı tren ve yüksek hızlı tren, ekonom�k kr�z �ç�ndek� ülkem�zde yolculuk yapmak �steyenler�n öncel�kl� terc�h� arasında yer almaktadır. Ancak gerek b�let f�yatları ve gerekse de yaşanan kazalar neden�yle güvenl�ğ� açısından soru �şaretler� bulunan hızlı tren seferler�n�n son derece yeters�z olduğu b�l�nmekted�r. Dem�ryolu alt yapısının en öneml� problemler�n�n başında yüksek nüfuslu şeh�rler arasındak� dem�ryolu hatlarının hala yüksek hız, s�nyal�zasyon ve kal�te olarak hazırlanmamış olmasıdır. Bugün yüksek hızlı trenler özell�kle İng�ltere. Japonya Güney Kore ve Ç�n’�n terc�h� durumundadır. Bu ülkeler�n pek çoğunda uçaklarla boy ölçüşeb�lecek b�r hıza ve rahatlığa kavuşan hızlı trenler özell�kle Batı Avrupa’da kara yolu traf�ğ�n� haf�fletm�şt�r. Oysa ülkem�zde, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 503 ‒ k�lometrekareye düşen dem�ryolu uzunluğu ve mevcut dem�ryolları üzer�ndek� traf�k yoğunluğu bu ülkelere kıyasla çok düşük kalmaktadır. 2024 yılında 2.251 k�lometre olan hızlı tren hattı üzer�ne b�r adım konulamamıştır. Uzun süre önce yapımına başlanan YHT hatlarındak� projeler hala tam olarak b�t�r�lemem�şt�r. Örneğ�n;  Ankara–İstanbul hattı: 20 yıldır yapımı devam etmektedir ve tam olarak bitirilememiştir.  Bandırma–Bursa–Osmaneli hattı:14 yıldır yapımı devam etmektedir ve 200 kilometrelik bu hattın 56 kilometrelik bölümündeki altyapı çalışmaları yüzde 80’i bulmuştur.  Ankara–İzmir Hızlı Tren hattı: 2007’de başladı, 1080 günde bitecek dediniz, 2027’ye ertelenmiştir.  Halkalı–Kapıkule hattı 2023’te biteceği öngörülmesine karşın, 2028’e kalmış, Ankara–Sivas hattı sinyal eksiğiyle açılmış ve 2 saatte gidileceği ifade edilen yolculuk, bugün 3 saat 20 dakika sürmektedir. B-Güvenl�k sorunları ve İhale Skandalları Tüm bunların yanı sıra, TCDD’n�n yatırım programlarında yer alan bazı projeler�n �lerlememes� b�r yana, çok c�dd� kamu zararı �dd�aları, mal�yet ş�şk�nl�ğ�, usulsüz uygulamalar ve tekn�k güvenl�k r�skler� de tesp�t ed�lm�şt�r. Örneğ�n Del�ce–Çorum Hızlı Tren Projes� bunun başında gelmekted�r. Z�ra henüz �hale yapılmadan projen�n bel�rl� ş�rketlere ver�leceğ�n� kamuoyuna duyurduğumuz bu projen�n �hales�; 31 Aralık 2024 tar�h�nde yapılmış ve öngördüğümüz üzere, Yapı Merkez� – YSE Yapı �ş ortaklığına üstel�k pazarlık usulüyle ver�lm�şt�r. İhalen�n pazarlık yöntem�yle yapılması, rekabet�n sağlanması �lkes�n� ortadan kaldırmış, kamuya en uygun mal�yet�n oluşmasını engellem�şt�r. Proje kapsamında sürec�n�n bütünlüğü �ncelend�ğ�nde hem kamu kaynaklarının etk�n ve ver�ml� kullanımına �l�şk�n anayasal yükümlülükler �hlal ed�lmekte, hem de can ve mal güvenl�ğ�n� etk�leyeb�lecek ölçekte mühend�sl�k kusurları ortaya çıkmaktadır. Tarafımıza ulaşan b�lg� ve belgeler, projen�n planlama, �hale, mal�yet güncellemeler� ve saha �malatları açısından ağır kamu zararına ve can güvenl�ğ�ne yol açacak n�tel�kte olduğunu ortaya koymaktadır. Z�ra bu projen�n 2022 yılı yaklaşık mal�yet� 7 m�lyar 18 m�lyon TL olarak bel�rlenm�şken, proje bedel� kısa sürede 85 m�lyar 846 m�lyon TL’ye yükselt�lm�şt�r. TCDD’n�n kend� proje kartlarında yer alan ver�lere göre mal�yet artışı 12,23 kat g�b� �zahı güç b�r sev�yeye ulaşmıştır. Oysa 2024/2022 deflatör katsayısı 1,53 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 504 ‒ olarak d�kkate alınsa dah� projen�n makul güncellenm�ş bedel�n�n 25,9 m�lyar TL c�varında olması gerekmekted�r. Buna karşın 85 m�lyar TL’l�k sözleşme bedel� kamu kaynaklarının amacı dışında ve fah�ş b�r b�ç�mde kullanılmasına �şaret etmekted�r. Aradak� on m�lyarlarca l�ralık fark, kamu zararının boyutunu açıkça göstermekted�r. Y�ne bu projede, uluslararası standartlarda 2–2,5 yıl �ç�nde tamamlanması gereken hattın yapım süres� 5 yıl olarak bel�rlenm�şt�r. Süren�n bu denl� yüksek öngörülmes� hem �ş�n mal�yet�n� yükseltmekte hem de yüklen�c� leh�ne oluşturulan keyfî b�r zaman avantajı neden�yle kamu zararına yol açmaktadır. Bu durum, Kamu İhale Kanunu’nun temel �lkeler�yle bağdaşmayan b�r uygulamadır ve bütçe hakkını zedeleyen n�tel�kted�r. Y�ne tarafımıza ulaşan b�lg�lere göre, projede öngörülen 32 metrel�k fore kazıkların f��len 20 metre olarak �mal ed�ld�ğ�, buna rağmen yüklen�c� f�rmaya 32 metre üzer�nden hak ed�ş ödend�ğ� yönünde c�dd� tesp�tler bulunmaktadır. Tüm bu bulgular hem kamu zararına hem de mühend�sl�k açısından yapısal güvenl�k r�sk� oluşturab�lecek b�r uygulamaya �şaret etmekted�r. Üstel�k bu usulsüzlüğü raporlayan mühend�sler�n tuttuğu tutanakların �mha ed�ld�ğ�ne da�r b�lg�ler end�şe ver�c�d�r. Bu nedenle hattın zem�n, temel, fore kazık ve tüm yapı b�leşenler�n�n bağımsız denetç�ler, meslek odaları ve ün�vers�telerden oluşturulacak b�r kurul tarafından ac�len �ncelenmes� zorunlu olduğuna da�r uyarılarımız, Plan ve Bütçe Kom�syonu’nda bakan ve bakanlık bürokratları tarafından d�kkate alınmamıştır. 29 Ek�m Cumhur�yet Bayramı’nda Gebze’de Gebze-Darıca Metro Hattı güzergahında yaşanan ülke olarak tüm yurttaşlarımızın yüreğ�n� dağlamıştır. Aynı a�leden dört k�ş�n�n hayatını kaybett�ğ� bu fac�ada yaşananlar h�ç şüphes�z “kader” değ�ld�r; �kt�darın yıllardır sürdürdüğü denet�ms�zl�k, sorumsuzluk ve �hmaller z�nc�r�n�n b�r halkasıdır. Olayın ardından Ulaştırma ve Altyapı Bakanı’ndan kamuoyuna yapılmış kapsamlı, tatm�n ed�c� b�r açıklama olmamıştır. Bakan, n�hayet konuştuğunda �se sorumluluğu başka unsurlara yönlend�rm�ş; tekn�k kavramların arkasına sığınmıştır. Bakan, “Tünelde en ufak b�r deformasyon, b�r çatlak ve su sızıntısı yok. B�z yüzlerce k�lometre metro yaptık, bu anlamda da yeter�nce tecrübeye sah�b�z. Hukuk� süreç tamamlandıktan sonra yapmamız gereken b�r şey varsa da onu s�zlerle paylaşacağız ve bunun gereğ�n� yapacağız” açıklamasını yapmış olmasına karşın, Çevre Bakanı Murat Kurum, çökmen�n olduğu bölgede 24 b�nadan 21’�n�n r�skl� olduğunu �fade etm�ş ve kentsel dönüşüm başlatılacağını açıklamıştır. Görüldüğü üzere, r�skler� yönetmekle bakanlıklar Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 505 ‒ yükümlüdür. Bölgede yaşayan vatandaşların, metro güzergahında bulunan evler�nde çatlak oluştuğu gerekçes�yle Bakanlığı uyarmış, ancak uyarılar d�kkate alınmamıştır. Denet�m mekan�zmalarının çalıştırılmamış olması, vatandaşların can güvenl�ğ� söz konusu olduğundan, kabul ed�lemez b�r sorumsuzluk örneğ�d�r. Y�ne hep�m�z�n �ç�n� yakan Çorlu Tren Katl�amı’nda adı gündeme gelen dönem�n TCDD Genel Müdürü İsa Apaydın’ın yönet�c�s� olduğu Deha Altyapı kamudan �haleler almaya devam etmekted�r. Ş�rket�n bugüne dek aldığı 38 �halen�n toplam bedel� 16,6 m�lyarı bulduğu bel�rt�lmekle b�rl�kte, bu konuda Plan ve Bütçe Kom�syonu’nda yapılan eleşt�r�lere Ulaştırma ve Altyapı Bakanı cevap veremem�şt�r. Gebze’de meydana gelen fac�a ve Çorlu, Pamukova g�b� çok sayıda vatandaşımızın hayatını kaybett�ğ� kazalar göz önünde bulundurulduğunda, Del�ce-Çorum hattı �le �lg�l� uyarılarımız c�dd�yetle ele alınmalı, tüm hak ed�şler�n bağımsız kom�syon raporu açıklanana kadar durdurulmalı, projen�n tüm tekn�k aşamaları bağımsız b�r �nceleme heyet�ne açılmalı, yaklaşık mal�yet artışlarına �l�şk�n tüm belgeler kamuoyuna şeffaf b�ç�mde açıklanmalı ve usulsüzlük �dd�alarında sorumluluğu bulunan tüm kamu görevl�ler� ve yüklen�c�ler hakkında derhal �dar� ve ceza� �şlem başlatılmalıdır. Ayrıca �hale sürec�n�n Sayıştay ve TBMM kom�syonları tarafından da özel denet�me tab� tutulması gerekmekted�r. B-Loj�st�k Türk�ye’n�n avantajlı coğraf� konumuyla, bölgesel ve kıtalararası taşımacılık faal�yetler� �ç�n b�r üs �şlev� görecek, küresel ve bölgesel loj�st�k merkez hal�ne get�r�lmes� mümkündür. Loj�st�k sektörünün modern ve bütünlüklü b�r yapıya kavuşturulab�lmes�, üret�m merkezler� �le entegre loj�st�k merkezler kurulmasına bağlıdır. Oysa bugün ülkem�zde 12 loj�st�k merkez� faal�yetted�r. İkt�darın uzun yıllardır, 25’e ulaşmayı hedef olarak bel�rlem�ş olmasına karşın bu merkezler�n sayısı yıllardır yer�nde saymaktadır. Oysa, bu merkezlerde sanay�, l�man ve serbest bölgeler arasında dem�r yolu taşımacılığını entegre ed�lmes�, ülkem�z�n ulusal ve bölgesel loj�st�k kab�l�yetler� uluslararası kor�dorlardan en �y� b�ç�mde faydalanarak gel�şmes� anlamında özel ve ayrı b�r anlam taşımaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 506 ‒ Kurulacak merkezler�n l�manlar, gümrükler, kara ve dem�ryolları �le çok modlu kor�dorlar hal�nde yapılması; konteyner aktarma term�naller�, üret�m merkezler�yle doğrudan bağlantı olması ve ger�de kalan bölgelere b�nen yükün azaltılması da büyük önem taşımaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 507 ‒ Başta deprem olmak üzere ulusal afet pol�t�kalarında loj�st�k sektörünün kr�t�k b�r sektör olduğu b�r kez daha görülmüştür. Dolayısıyla planlamaların bu doğrultuda yapılması, loj�st�kte n�tel�kl� �nsan gücünün yet�şt�r�lmes� �ç�n meslek l�seler� ve yüksekokullarının sektörün �ht�yaçlarına uygun şek�lde yapılandırılması da büyük önem arz etmekted�r. İhracatımızın öneml� b�r kısmının den�z yolları üzer�nde olduğu gerçeğ�nden hareketle yen� t�caret yollarına entegre olmak �ç�n l�manlarımızın bağlantı performansını gel�şt�rmem�z gerekmekted�r. Avrupa Sanay� ve İşveren Konfederasyonları B�rl�ğ� (UNİCE) ve TUİK ver�ler�ne göre ülkem�z�n daha fazla dem�r yolu yatırımına �ht�yacı bulunmaktadır. Mevcut durumda ülkem�z Karadağ, F�nland�ya, Gürc�stan’ın dah� ger�s�nded�r. DENİZYOLU-LİMANLAR Ülkem�z�n üç tarafı den�z �le çevr�l� olmasına karşın, hala den�zc�l�k sektöründe hak ett�ğ� merkez konumuna gelemem�ş, altyapısı ve yatırımları ger�de kalmıştır. L�manlarımızda elleçlenen konteyner m�ktarı 2002-2012 dönem�nde yıllık ortalama yüzde 13,9 artış göster�rken bu oran 2013-2024 yılları arasında yüzde 5’e kadar ger�lem�şt�r. Dünyanın en büyük 50 l�manı �çer�s�nde hala b�r l�manımız bulanmamaktadır. İlk 100 �ç�nde �se Ambarlı L�manı 72, Kocael� L�manı 86, Tek�rdağ L�manı 94, Al�ağa L�manı 92’nc�, Mers�n L�manı �se 98'�nc� sırada yer almaktadır. AKP’n�n �lk 10 l�man arasında yer alma hedef� �se gerçekleşemem�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 508 ‒ Ülkem�z, kend� bölges�ndek� ana l�man ülkeler�n�n Düzenl� Hat Taşımacılığı Bağlanab�l�rl�k Endeks� skorunda Suud� Arab�stan, Fas, Yunan�stan, İtalya, Mısır, İsra�l’den daha kötü durumdadır. Bu nedenle, yen� t�caret yollarına entegre olmak �ç�n l�manlarımızın mutlaka bağlantı performansını gel�şt�rmes� gerekmekted�r. Kaynak: Dünya Bankası 2014-2018 Onuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda Mers�n Konteyner L�manı’nın yapımına başlanması hedeflenm�şt�r. 2019-2023 On B�r�nc� Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda; Mers�n �ç�n öngörülen ana konteyner l�manının yer tar�f� “Doğu Akden�z Bölges�” olarak değ�şt�r�lm�şt�r. 2024-2028 On İk�nc� Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda; y�ne Doğu Akden�z bölges�nde trans�t yük odaklı b�r ana l�manın yapımı hedeflenm�şt�r. Geçen yılk� bütçe görüşmeler� sırasında Mers�n’e 11 m�lyon, Adana'ya 12 m�lyon TEU’luk olarak yapılacağı bel�rt�len l�manlara �l�şk�n olarak h�çb�r açıklama yapılmamış olması, projeler�n söylem düzey�nden �ler� g�tmed�ğ�n� göstermekted�r. Geçen yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 509 ‒ “müjde” olarak duyurulan Adana L�manı hakkında Bakan’ın bu yıl bütçe k�tapçığında ve söylem�nde tek b�r �fade dah� geçmem�ş olması AKP’n�n tutarsızlığının en net örneğ� olmuştur. Y�ne Al�ağa ve Çandarlı’da kamunun ve özel sektörün l�man yatırımları bulunmaktadır. Çandarlı L�manı tam randımanla çalışmamaktadır. Al�ağa’da �se tam randımanla çalışan l�manlar mevcuttur. Bu bölge aynı zamanda İzm�r’�n loj�st�k merkez� olarak öneml� katkı yapacaktır. Dolayısıyla yatırımların bu bölgede Al�ağa’ya öncel�k verecek şek�lde kullanılması daha doğru ve �sabetl� olacaktır. Den�zc�l�ğ�n rekabet ortamında gel�şmes�, uluslararası rekabet gücümüzü güçlend�rmes� en büyük hedefler�m�zden b�r� olmalıdır. Bunun yolu da den�zyolunun güçlü, rekabetç�, teknoloj�k ve sürdürüleb�l�r b�r ulaştırma s�stem� ve l�mancılık altyapısına kavuşturulmasından geçmekted�r. Uluslararası den�z yolu taşımacılığın entegrasyonunu sağlayacak yen� taşıma güzergahları ve ağlarına dönük yatırımların hayata geç�r�lmes�, den�zc�l�kle �lg�l� teknoloj� ve gel�şmeler� tak�p edecek, uygulama ve araştırma merkezler�n�n kurulması ülkem�z�n, den�zc�l�kte hak ett�ğ� noktaya kavuşmasının anahtarı olacaktır. Teknoloj�n�n mav� ekonom�n�n dönüşümünde oynadığı k�l�t rol de d�kkate alınarak yapay zeka, büyük ver� ve akıllı balıkçılık s�stemler� �le den�z kaynaklarının daha ver�ml� ve sürdürüleb�l�r şek�lde yönet�lmes�, D�j�tal L�man Yönet�m S�stemler� ve bu teknoloj�ler�n l�manlarımızda kullanılması da bu kapsamda değerlend�r�lmel�d�r. A-Kanal İstanbul Adeta b�r yıkım projes� olan Kanal İstanbul Projes� hakkında da değerlend�rme yapılması zorunludur. Z�ra Kanal İstanbul Projes�, yalnızca b�r su kanalı projes� değ�l büyük ölçekl� b�r emlak ve rant projes�d�r. Söz konusu proje, �lk kez 2011 yılında “Çılgın Proje” olarak kamuoyuna sunulmuş olup, bu proje kamu kaynaklarının kullanımı, çevresel etk�ler�, sosyo-ekonom�k sonuçları, güvenl�k ve uluslararası anlaşmalar açısından son derece sorunludur. Bugüne kadar farklı mecralar ve konusunda uzman b�l�m �nsanları tarafından proje �ncelenerek çok sayıda rapor hazırlanmış ve davalar açılmış ve kazanılmış olmasına karşın, �kt�darın �nadıyla �lerlemekted�r. Uzmanların ve özell�kle İstanbulluların, �lg�l� kurum/kuruluşların görüşler� alınmadan, f�k�rler� sorulmadan, büyük b�r emr�vak� �le yapılması hedeflenen bu proje toplumsal meşru�yet� olmadan sürmekted�r. Arap ülkeler� menşel� telev�zyon kanallarında dönen reklamlar Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 510 ‒ ve bölgede Ürdünlülere, Katarlılara yapılan taşınmaz satışları, projen�n yabancı sermayeye parsel parsel toprak satışı ve rant yaratma odaklı olduğunu göstermekted�r. Bu satışların açıklanması talepler� �se yanıtsız bırakılmaktadır. Kuzey Marmara Otoyolu'nun Nakkaş-Başakşeh�r kes�m�n�n güzergâhı �le �nşa ed�lecek konut alanlarının örtüşmes� ve bu �ş� üstlenen müteahh�t f�rmanın (Rönesans Hold�ng) Saray �le yakın �l�şk�s�, projen�n �haleler ve �mar rantı üzer�nden bel�rl� çevrelere çıkar sağlama amacını kuvvetlend�rmekted�r. Y�ne, İstanbul Su ve Kanal�zasyon İdares�’n�n (İSKİ) Sazlıdere’dek� TOKİ şant�yes�ne yıkım tebl�gatı yollamasının hemen ardından gerçekleşen operasyonlar ve tutuklamalar, mevzuata uygun davranan yerel yönet�m kurumlarının, merkez� �kt�dar tarafından baskı altına alındığını ve halkın tem�z �çme suyu havzasında rant projes�ne göz yumduğunu göstermekted�r. Bu durum, hukukun üstünlüğü ve kurumsal özerkl�k �lkeler�ne de açıkça aykırıdır. İstanbul Boğazı’na alternat�f b�r geç�ş olarak planlanan ve boğazın gem� traf�ğ�n� taşımakta yeters�z olduğu �dd�asıyla ortaya atılan bu yıkım projes�n�, boğaz geç�ş �stat�st�kler� de yalanlamaktadır. Z�ra yıkım projes�n�n ortaya atıldığı 2011 yılında 49 b�n 978 olan boğazdan geç�ş aded� 2024 yılında 41 b�n 363’a ger�lem�şt�r. Yan� gem� traf�ğ�n�n yoğunluğu �dd�a ed�l�rken, aradan geçen yıllarda gem� traf�ğ� azalmıştır. 2025 yılının Eylül ayı �t�barıyla da boğazdan geçen gem� sayısı 29 b�n 710’dur. Y�ne 23 N�san 2025 tar�h�nde yaşanan 6.2 büyüklüğündek� Marmara deprem�, Marmara’da deprem gerçeğ�n� b�r kez daha hatırlatmış ve Türk�ye’n�n b�r�nc� öncel�ğ�n�n Kanal İstanbul değ�l, depreme hazırlık olması gerekt�ğ�n� açıkça gösterm�şt�r. AKP �kt�darı, 2025 yılında den�zc�l�k sektörü �ç�n 8.2 m�lyar TL ödenek ayırmıştır. 2003- 2025 yılları arasında den�zc�l�k sektörüne ayrılan pay �se sadece 4.1 m�lyar Dolardır. Oysa ger� dönüşü olmayan, telaf�s� güç sorunları ortaya çıkarab�lecek olan bu yıkım projes�n�n �nşaat mal�yet� 75 m�lyar TL (Çevresel Etk� Değerlend�rmes� Raporunun hazırlandığı dönemdek� kur �t�barıyla) olarak öngörülmüştür. Projen�n toplam mal�yet� 15 m�lyar Dolardır. Görüldüğü üzere, Kanal İstanbul’a ayrılacak bütçen�n den�zc�l�k sektörüne ayrılması hal�nde, sektör �hya ed�l�r, Türk den�z t�caret� uluslararası rekabette c�dd� b�r atılım yapar, l�man altyapıları güçlend�r�l�r, yerl� tersaneler desteklen�r, �st�hdam artar ve m�ll� den�zc�l�k pol�t�kasıyla ülkem�z gerçek anlamda “den�zc� ülke” k�ml�ğ�ne kavuşab�l�r. Dolayısıyla Kanal İstanbul Projes� kamu yararı, b�l�msel gerçekler ve toplumsal Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 511 ‒ meşru�yet açısından gereks�z ve kabul ed�lemez b�r projed�r. İkt�darın, bütçe kaynaklarını beton ve ranta değ�l, halkın can güvenl�ğ� ve ülken�n gerçek öncel�kler�ne tahs�s etmes� gerekmekted�r. HAVAYOLU Türk�ye’de mevcut durumda s�v�l hava ulaşımına açık 58 haval�manından 50’s� Devlet Hava Meydanları İşletmes� Genel Müdürlüğü (DHMİ) tarafından �şlet�lmekte; Zafer, Zonguldak-Çaycuma, Gaz�paşa-Alanya ve Aydın-Çıldır Haval�manları DHMİ denet�m�nde özel ş�rketler tarafından; İstanbul ve Çukurova Uluslararası Haval�manları DHMİ denet�m� ve gözet�m� altında özel ş�rketler tarafından; İstanbul Sab�ha Gökçen Haval�manı Savunma Sanay�� Başkanlığı denet�m�nde özel ş�rket tarafından; Esk�şeh�r Hasan Polatkan Haval�manı �se Esk�şeh�r Tekn�k Ün�vers�tes� tarafından �şlet�lmekted�r. DHMİ bünyes�nde yer alan Ankara Esenboğa, Antalya, Muğla Bodrum-M�las, Muğla Dalaman ve İzm�r Adnan Menderes Haval�manlarındak� �ç ve dış hat yolcu term�naller� de özel ş�rket tarafından �şlet�lmekted�r. AKP’n�n “Halkın yolu yapacağız” d�yerek reklam peş�nde koştuğu s�v�l havacılıkta da öneml� sorunlar bulunmaktadır. Halen atıl durumda olan Uşak, Çanakkale Gökçeada, Kocael� Ceng�z Topel ve Balıkes�r Merkez haval�manlarının g�derler� devlet tarafından karşılanmaktadır. Türk Hava Yolları (THY) yönet�m�ndek� tartışmalı kararlar, S�v�l Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) ve Devlet Hava Meydanları İşletmes� (DHMİ) g�b� stratej�k kurumlardak� l�yakats�zl�k, mal� savurganlık, yolsuzluk �dd�aları ve YİD model� haval�manları �le havacılık sektörü sıkıntılar �le karşı karşıyadır. THY'n�n resm� f�lo planlarında 2028’e kadar 131 uçaklık hedef varken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD z�yaret� önces�nde ABD Başkanı Trump �le görüşme ayarlama ve ABD menşel� ürünlerde (otomob�lde %60, alkolde %70, kozmet�kte %30) verg� �nd�r�m� g�b� s�yas� tav�zler gündeme gelm�şt�r. Erdoğan, 21-25 Eylül 2025 tar�hler� arasında gerçekleşt�rd�ğ� z�yaret önces�nde Trump’un oğlu �le İstanbul Dolmabahçe’de g�zl� görüşme gerçekleşt�rm�şt�r. Ardından, ver�len tav�zler ve 225 uçaklık Boe�ng s�par�ş� konusu yaşananların “tekn�k b�r karar” olmanın çok ötes�nde olduğunu ortaya koymaktadır. THY’n�n geleneksel stratej�s� olan k�ralama yer�ne satın alma yoluna g�tmes� m�lyarlarca doların, halkın verg�ler�yle ABD'l� ş�rkete aktarılması anlamına Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 512 ‒ gelmekted�r. 2029 sonrası tesl�m ed�lecek bu uçakların alımı “ekonom�k akıl değ�l, s�yas� sadakat�n bedel�” olarak yorumlamak mümkündür. Zaten, Erdoğan’ın z�yaret� sırasında ve sonrasında Trump’un yaptığı açıklamalar da bu durumu doğrulamaktadır. A-Havaya saçılan paralar Ayrıca, mal� raporlar THY’n�n reklam �ç�n yaptığı fah�ş harcamaları ve yönet�c�ler�ne sağladığı madd� menfaat�n büyüklüğünü ortaya koydu. THY’n�n 2025’�n �lk çeyreğ�ne yönel�k mal� raporuna göre, THY, Ocak-Eylül 2025 dönem�nde reklam ve tanıtım �ç�n 4 m�lyar 485 m�lyon TL harcadı. Kurumun, reklam �ç�n öded�ğ� para, 2018-2025 dönem�nde yıllara göre şöyle gerçekleşm�şt�r.  2020: 561 milyon TL.  2021: 696 milyon TL.  2022: 1 milyar 847 milyon TL  2023: 4 milyar 694 milyon TL  2024: 7 milyar 140 milyon TL  2025 (Ocak-Eylül): 4 milyar 485 milyon TL THY, 2025’�n �lk çeyreğ�nde, dışarıdan aldığı müşav�rl�k ve danışmanlık h�zmetler� �ç�n 887 m�lyon TL ödeme yaptı. THY’n�n, 30 Eylül 2025 tar�h�nde sona eren dokuz aylık hesap dönem�nde, grupta görev alan yönet�m kurulu üyeler� �le genel müdür ve genel müdür yardımcılarına öded�ğ� para 506 m�lyon TL oldu. THY’n�n 21 Mayıs 2025 tar�h�nde gerçekleşt�rd�ğ� Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda öneml� değ�ş�kl�kler yapıldı. DHMİ esk� Genel Müdürü Hüsey�n Kesk�n �le Fatmanur Altun’un THY Yönet�m Kurulu’ndak� görevler� sona erd�. Kesk�n ve Altun’un yer�ne Kültür ve Tur�zm Bakanlığı Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz �le �ş �nsanı Gülden Nacar atandı. Esk� AKP Gençl�k Kolları Başkanı, Kartal İmam Hat�p L�ses� mezunu Mel�h Şükrü Ecertaş �se yönet�m kurulunda görev�ne devam etmekted�r. A-SHGM ve DHMİ’dek� usulsüzlükler ve l�yakats�zl�kler SHGM ve DHMİ, l�yakats�z kadrolar, sınavsız atamalar ve torp�ll� kadrolarla s�yas� rantın ve part�zan arka bahçen�n merkez� hal�ne dönüştürülmüştür. SHGM ve DHMİ’de son yıllarda yapılan yönet�c� atamaları, uzmanlık gerekt�ren kr�t�k poz�syonların s�yas� sadakat esasına göre dağıtıldığını göstermekted�r. Havacılık güvenl�ğ� g�b� yüksek r�skl� b�r alanda görev yapan kurumlarda; havacılık mühend�sl�ğ� ve emn�yet yönet�m� deney�m� olmayan k�ş�ler�n üst görevlere atanması, kar�yer uzmanlık mekan�zmasının Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 513 ‒ f��len devre dışı bırakılması, tekn�k b�r�mler�n başına �dar� veya part�zan kadroların get�r�lmes� ve kurumların profesyonel �şley�ş�n� zaafa uğratmış ve uluslararası standartlarla uyumsuz b�r yapı ortaya çıkarmıştır. Bu tablo, sadece yönet�m kapas�tes�n� zayıflatmakla kalmamış, kamu güvenl�ğ� �le �lg�l� c�dd� r�skler doğurmuştur. DHMİ bünyes�nde yapılan bazı �haleler ve �şletme anlaşmalarında; pazarlık usulünün �st�sna olmaktan çıkıp kural hal�ne gelmes�, yatırım mal�yetler�n�n şeffaf b�ç�mde açıklanmaması, denet�m raporlarının kamuoyundan g�zlenmes�, bazı projelerde h�zmet alımlarının p�yasa koşullarının çok üzer�nde bedellerle gerçekleşt�r�lmes� kamu zararına yol açmıştır. Havaalanı �şletme gel�rler�n�n öneml� b�r kısmının, kamuya değ�l özel ş�rketlere avantaj sağlayacak b�ç�mde yapılandırıldığı �dd�aları da t�t�zl�kle �ncelenmes� gereken konular arasındadır. Sayıştay raporlarına da g�ren, bazı haval�manlarında �şletmec� f�rmalar �le yapılan taşınır devr� / k�ralama / tahs�s sözleşmeler�nde, devred�len taşınırların l�steler� oluşturulmamış; dolayısıyla bu taşınırların �zlenmes�, bakım-yen�leme yükümlülükler�n�n tak�b� yapılmamıştır. Y�ne DHMİ’de defaten gündeme get�rd�ğ�m�z, kamu özel �ş yapan ş�rketlerle doğrudan �lt�sakı olduğu öne sürülen k�ş�lere üst düzey görevler�n ver�lm�ş olması ve kurum �ç�nde rez�dans skandalına karışan bürokratların görevler�ne devam etmes�, Atatürk Haval�manı’ndak� “f�lm g�b� soygunlar” konusunda bakanlığın aldığı tutum kurumlardak� çürümüşlüğü ortaya koymaktadır. Z�ra, kamuda l�yakat, kurumsal hafıza ve şeffaflık �lkeler�n� zayıflatmaktadır ve bu da havacılık sektörü g�b� yüksek sorumluluk gerekt�ren b�r alanda güvenl�k, denet�m, mal�yet yönet�m� açısından büyük zaaflar oluşturmaktadır. A-DHMİ’dek� bozulan �ş barışı Y�ne DHMİ ve SHGM personel�, uzun süred�r gündemde olan Avrupa Hava Seyrüsefer Emn�yet� Teşk�latı (EUROCONTOL) havacılık tazm�natı �ç�n yasal statüye kavuşmuştur. Ancak, bu düzenleme DHMİ’dek� çalışma barışını bozmuştur. Türk�ye Hava Sahasında gerçekleşen uçuş traf�ğ�n� yöneten ve haval�manlarını �şleten kamu kurumu olan DHMİ’de Türk Hava Sahasına yönel�k ver�len hava seyrüsefer h�zmetler� karşılığında oluşan mal�yetler (personel g�derler�, �şletme g�derler� vs.) EUROCONTROL aracılığıyla ger� alınmaktadır. Kar amacı gütmeyen bu s�stemde EUROCONTROL’e ne kadar mal�yet b�ld�r�l�rse o kadar para ülkem�ze ger� gelmekted�r. DHMİ bu kapsamda personel g�der� olarak da para tahs�l etmekted�r. Ancak, tahs�l ed�len paranın azlığı sebeb�yle hem ülkem�ze g�recek olan yıllık yüzlerce m�lyon döv�z g�rememekted�r hem de personel daha fazla m�ktarda faydalanamamaktadır. Havacılık Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 514 ‒ Tazm�natı Gel�r Verg�s�ne tab� olduğu �ç�n personele ödenen m�ktarın ortalama yüzde 25’� doğrudan haz�neye gel�r olarak kayded�lmekted�r. Y�ne kalanın yüzde 25’� de harcanırken ÖTV-KDV g�b� verg�ler yoluyla y�ne haz�neye g�tmekted�r. Dolayısıyla bu m�ktarların ad�l şek�lde artmasından DHMİ personel� kadar, m�llet�m�z ve devlet�m�z de kazanacaktır. DHMİ'de Havacılık Tazm�natında Mevcut Durum: DHMİ’de personel�ne üç havacılık tazm�natı ödemes� yapılmaktadır. 1-) Havacılık Tazm�natı 2-) İlave Havacılık Tazm�natı 3-) Performans Pr�m� Ödemes� a-) Performans Pr�m� Ödemes� b-) Trans�t Geç�ş Performans Pr�m� Ödemes� DHMİ Genel Müdürlüğü çalışanlarına Havacılık Tazm�natı ve türevler� öden�rken yasalar ve Cumhurbaşkanı kararları �le çalışanlar üç farklı gruba ayrılmıştır. Gruplar şu şek�lded�r: Personel Mal�yetler� Karşılanan Grup (1. Grup) Personel Mal�yetler� Kısmen Karşılanan Grup (2.Grup) Personel Mal�yetler� Karşılanmayan Grup (3.Grup) 1. Grupta Hava Traf�k Kontrolörler�, AIM Memurları ve Elektron�k b�r�m� personeller� bulunmaktadır. Bu grupta bulunan personeller�n seyrüsefere h�zmet ett�kler� �fade ed�lmekted�r. 2. Grupta Elektr�k, Mekatron�k, Mak�ne, İş Mak�neler� Sürücüler� ve �dar� personeller bulunmaktadır. Bu grupta bulunan personeller�n hem seyrüsefere hem de �şletmeye h�zmet ett�ğ� �fade ed�lmekted�r. 3. Grupta ARFF b�r�m� personeller� ve APRON b�r�m� personeller� bulunmaktadır. Bu grupta bulunan personeller�n de sadece �şletmeye h�zmet ett�kler� �fade ed�lmekted�r. Yapılan son yasal düzenleme �le b�rl�kte 2026 Yılı ocak ayı �t�bar�yle DHMİ Genel Müdürlüğü çalışanlarının bu ödeme kalemler� ve temel maaşlarına bakıldığında yaklaşık olarak elde edecekler� gel�r bel�rt�lm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 515 ‒ Ödeme Türü 1.Grup 2.Grup 3.Grup (6 B�n (3 B�n (3 B�n Personel) Personel) Personel) Havacılık Tazm�natı 80.000 TL 32.000 TL 22.000 TL İlave Havacılık Tazm�natı 6.000 TL 6.000 TL 6.000 TL Performans Pr�m� 29.000 TL 25.000 TL 21.000 TL Trans�t Geç�ş Performans Pr�m� 60.000 TL 0 TL 0 TL Memur Maaşı 75.000 TL 75.000 TL 75. 000 TL Toplam Ödeme 250.000 TL 137.000 TL 124.000 TL DHMİ Genel Müdürlüğü bu ödeme kalemler�ndek� gel�r dağılımı uçurumuna karşı açılan davalarda savunma olarak havacılık tazm�natı gruplarının çalışanların h�zmet ett�ğ� alana göre düzenlend�ğ� ve unvana göre ödeme yapılmadığını �fade etmekted�r. Buna rağmen çel�şk�ler düzenleme �çer�s�nde mevcuttur:  Havacılık Tazminatı gruplarında ARFF de görev yapmakta olan şefler ikinci grupta yer almasına rağmen aynı birimde görev yapan ARFF Memurları üçüncü grupta bulunmaktadır.  1 yıl kıdemi bulunan bir elektronik teknisyeni yaklaşık olarak 240.000 TL gelir elde ederken 20 yıl kıdemi bulunan bir Elektrik Mühendisi 135.000 TL gelir elde edecektir.  Transit Geçiş Performans Primi ödemesi birinci grupta bulunan personellerle birlikte ikinci ve üçüncü grupta bulunan 300 civarında idari çalışana verildiği halde geriye kalan çalışanlara verilmemiştir.  Türkiye'deki bütün kamu kurumlarında ve dünya örneklerinde siber güvenlik Bilgi İşlem birimi tarafından yürütülmektedir. Ancak DHMİ Genel Müdürlüğü hak iddia edilmesinin önüne geçmek için seyrüsefer kısmını elektronik birimine vermiştir. Sonuç olarak siber güvenlik uzmanları bilgi işlemde olmasına rağmen siber güvenlik aynı kurumda ikiye ayrılmıştır.  DHMİ'de görev yapan Sağlıklı bir ARFF Memuru (Havaalanı Kurtarma Ve Yangınla Mücadele), sağlık koşullarını kaybettiğinde yani görevini yapamaz raporu aldığında görevlendirildiği Büro Memurluğunda, maaşı yaklaşık aylık 15.000 TL artmaktadır. Özetle, DHMİ Genel Müdürlüğünde görev yapmakta olan 12 b�n çalışandan 9 b�n�n�n büyük tepk�s�n� çeken bu uygulamalar sebeb�yle kurumda çalışma barışı ortadan kalkmış, çalışanların mot�vasyon sev�yes� en düşük noktaya gelm�şt�r. Bu sebeplerle, DHMİ Genel Müdürlüğü çalışanlarına ödenmekte olan Havacılık Tazm�natı ve Trans�t Geç�ş Performans Pr�m� sebeb�yle oluşan maaş farkının Türk�ye’dek� Kamu Personel Rej�m� (Devlet�n üstlend�ğ� görevler� yer�ne get�ren kamu personel�n�n bağlı olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 516 ‒ temel pol�t�ka, kural, tekn�k ve uygulamalar bütünü) çerçeves�nde veya Avrupa B�rl�ğ� ülkeler�ndek� uygulamalara benzer şek�lde kabul ed�leb�l�r sev�yeye get�r�lmes� Türk�ye'de havacılık geleceğ�n�n güven �ç�nde olması açısından büyük önem taşımaktadır. DHMİ Genel Müdürlüğü çalışanları, EUROCONTROL Tazm�natı uygulamalarında yaşanan adalets�zl�kler� gerekçe göstererek 2026 yılı Şubat ayı �ç�nde �ş bırakma eylem� yapacaklarını açıklamıştır. Çalışanların açıklamasında, uluslararası kurallar gereğ� çalışanların b�r kısmının görevde bulunmadığı durumlarda uçuşların yapılamayacağı, yabancı uçakların Türk�ye üzer�nden trans�t uçuş gerçekleşt�remeyeceğ� bel�rt�l�rken, bu eylem�n uçuşlarda rötarlara veya tam �ptallere yol açab�leceğ� de �fade ed�lmekted�r. A-AKP’n�n Zafer’� “Afyon-Uşak-Kütahya kentler�n�n hava ulaşım sorununu çözmek” �dd�asıyla yapılan Zafer Havaalanı, YİD model�n�n havaalanlarında kullanım b�ç�m�n�n bütçede yarattığı tahr�batın adeta b�r sembolü hal�n� almıştır. Projen�n yapım �hales�n� 29 yıl 11 ay �şlet�m süres� veren IC İÇTAŞ kazanmıştır. 25 Kasım 2012 tar�h�nde dönem�n Başbakanı Erdoğan’ın katıldığı törenle açılan Zafer Haval�manı �ç�n, o tar�hten günümüze kadar her yıl, yolcu garant�s� çok altında kaldığı �ç�n müteahh�de dudak uçuklatan tutarlarda ödemeler yapılmıştır. Kamu bütçes�nde karadel�k açan bu havaalanı �ç�n 2025 yılında da gelenek bozulmamıştır. Bu havaalanı �ç�n 2025 yılının �lk 10 ayında garant� ed�len g�den yolcu sayısı 1 m�lyon 098 b�n 110 olmasına karşın, DHMİ’n�n açıkladığı ver�lere göre gerçekleşen “g�den yolcu” sayısı 30 b�n 077 k�ş�d�r. Yan� hata payı %97,26 olarak gerçekleşm�şt�r. Yapım mal�yet� 50 m�lyon Euro olan bu havaalanı �ç�n Haz�nen�n ş�rkete bu yıl �ç�n yapacağı garant� ödemes� tam 5 m�lyon 641 b�n 768 Euro (Kasım ayı 1 Euro 49 TL) güncel kurla 277 M�lyon TL’d�r. Bu ver�ler ve hesaplamalar �le haval�manının parası m�llet�n ceb�nden zaten çoktan çıkmıştır. Üstel�k, bu havaalanının kamuya dev�r tar�h� 2044 yılıdır ve o tar�he kadar ş�rkete yapılacak garant� ödemes� 208 m�lyon Euro’yu bulmaktadır. AKP’n�n yandaşı zeng�n eden anlayışının, ülkem�z�n ufkunu ağırlaştıran en büyük yük olduğunu bu proje net olarak göstermekted�r. İLETİŞİM-TELEKOMÜNİKASYON B�lg� ve �let�ş�m teknoloj�ler� �le d�j�tal sektörün gel�ş�m� ve bu stratej�k sektörler�n yapısal ve hızlı dönüşümü günümüz dünyasında çok büyük önem taşımaktadır. Toplumsal Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 517 ‒ hayatın her alanında d�j�talleşmen�n ve yapay zekanın ön aldığı, teknoloj�k gel�şmeler�n yüksek hız ve kapas�tel� ses, ver� ve görüntü h�zmetler�ne olan taleb�n arttığı günümüzde, gel�şmelere ayak uydurmak ve bunların önüne geçmek kadar ver� güvenl�ğ�nden s�ber güvenl�ğe kadar pek çok konuda gerekl� tedb�rler�n alınmasını da zorunlu kılmaktadır. Bu doğrultuda, dünya genel�nde pek çok ülke elektron�k haberleşme altyapılarını �y�leşt�rmek, yen� nes�l altyapılar kurmak �ç�n altyapı yatırımlarına ağırlık ver�rken ülkem�z hala yer�nde saymaktadır. Oysa d�j�tal dönüşüm �ç�n güçlü b�r telekom altyapısına �ht�yaç bulunmaktadır. D�j�tal ekonom�n�n yolu da güçlü f�ber altyapıdan geçmekted�r. Ancak telekom altyapısının yanı sıra f�ber opt�k altyapı yıllardır �hmal ed�lm�şt�r. Ülkem�zde yaklaşık 5 m�lyon k�lometre f�ber opt�k kabloya �ht�yaç duyulurken, bugün sadece 637 b�n k�lometre f�ber opt�k kabloya sah�p olduğumuz b�l�nmekted�r. 6 Şubat’ta resm� olarak 53 b�n 537 canımızı y�t�rd�ğ�m�z Kahramanmaraş merkezl� depremler, �kt�darın ulaşım, altyapı ve haberleşmedek� sorumsuzlukları, yeteneks�zl�kler�n� ve denet�ms�zl�kler�n� çarpıcı b�r şek�lde ortaya koymasına karşın, aradan geçen zaman �ç�nde de gerekl� önlem ve dersler�n hala tam olarak alınamamış olduğu görülmekted�r. GSM operatörler�n�n altyapı yatırımlarındak� eks�kl�ğ� neden�yle her afette yaşanan �let�ş�m kes�nt�ler� yaşanmaya devam etmekted�r. İkt�dar, operatörlere yaptırım uygulamak yer�ne onları yanlaması ve bu ş�rketler�n kar odaklı hareket etmes�ne �z�n vermes�, ulusal güvenl�k ve halkın temel �let�ş�m hakkını tehl�keye atmaktadır. Ülkem�z�n dem�r ağlar kadar, f�ber ağlara olan �ht�yacı son derece hayat� önem taşımaktadır. Türk Telekom'un özelleşt�r�lmes� ve sonrasındak� kötü yönet�m, Türk�ye'y� d�j�tal çağın ger�s�ne düşürmüştür. Küresel 5G kullanıcı sayısının tüm dünyada 2 m�lyara ulaştığı b�r ortamda, ülkem�zde �lk 5G s�nyal�n�n 2026’da alınmasının planlanmaktadır. Ulaştırma Bakanı’nın 5 yılda 100 m�lyar dolar kazandıracağını �fade ett�ğ� bu teknoloj�ye neden geç kalındığını açıklamayan �kt�dar sözcüler�, bu teknoloj�ye geç geç�lmes�yle b�rl�kte her yıl ülkem�z�n ekonom�s�ne 20 m�lyar dolar katkının neden kaybed�ld�ğ�n� �se açıklayamamışlardır. Ülkem�z, dünyada en yavaş �nternet� kullanan ülkeler arasında yer almasına rağmen, halk en pahalı �nternet ücretler�n� ödemekted�r. F�yatlar, son b�rkaç yılda astronom�k Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 518 ‒ sev�yelere ulaşmıştır. Bu durum, temel b�r hak olan b�lg�ye er�ş�m� mal�yetl� hale get�rerek sosyal eş�ts�zl�ğ� der�nleşt�rmekted�r. Kaynak: speedtest.net Ülkem�z bugün mob�l �nternet hızında dünya ortalamasının altında, sab�t gen�ş bant �nternet �nd�rme hızında dünya ortalamasının altında yer almaktadır. Türk Telekom'un özelleşt�rme sonrası yeterl� f�ber opt�k ve mob�l altyapı yatırımını yapmaması, halkın en temel �let�ş�m h�zmetler�nden mahrum kalmasına yol açmıştır. Altyapıda tekel konumunu sürdüren Telekom, �nternet serv�s sağlayıcılarına altyapıyı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 519 ‒ k�ralamakta, ama gereken yatırımları yapmamaktadır. Bu nedenle ülkem�z, �let�ş�mde dünya �le rekabet edememekted�r. Türk�ye’n�n �k�nc� büyük operatörü olan Turkcell’de de benzer süreçler yaşanmaktadır. Yönet�m�nde �kt�darın arka bahçes� görünümündek� bu operatör, tarafından gel�şt�r�len Türk�ye’n�n �lk uçan baz �stasyonu Dronecell’�n 120 metre yüksekl�kten 5 k�lometrekarel�k b�r alanda 4.5G h�zmet� vererek özell�kle afetler ve ac�l durumlarda hayat kurtaracağı, güçlü b�r baz �stasyonu olarak �stenen her yerde havalanıp kara �le h�çb�r bağlantısı olmadan ses ve data h�zmet� sağlayıcısı olarak görev yapacağı öne sürülmes�ne karşın, deprem afet�nde on b�nlerce �nsan afette mağdur olmuş, ancak bu ş�rkete herhang� b�r yaptırım uygulanmamıştır. İşte Varlık Fonu’ndak� Türk Telekom ve Turcell’�n yönet�m�ndek� zaf�yetler, alt yapı yatırımlarının yapılmaması, yapılanların da yeters�z olması ülkem�z� d�j�tal dünyanın çok ger�s�nde bırakmış, �let�ş�mde dünya �le rekabet edemez b�r hale get�rm�şt�r. 5G’ye geç�lmes� de tam da bu nedenle gec�km�şt�r. Tüm dünya 6G’ye geçmeye hazırlanırken, ülkem�zde �kt�dar “yarım yamalak” 5G hayaller� ve reklamları �le m�llete 2026 yılında yen� b�r dönem�n başlaya cağını “müjde” g�b� sunmaktadır. Oysa 2020’den �t�baren dünyada kurulmaya başlanan 5G teknoloj�s�, kablosuz İnternet h�zmet�n� daha hızlı, daha güven�l�r, daha düşük gec�kmel� hale get�rerek, sayısal dönüşüm adı ver�len sürece mob�l�te eklem�şt�r. 2030 yılından �t�baren kullanıma g�rmes� beklenen 6G teknoloj�s� �se mob�l�teye ek olarak, özell�kle yapay zeka uygulamalarını destekleyecek b�ç�mde tasarlanmaktadır. 5G ve 6G’de, yapay zekanın duyduğu ver� merkezler� ve hesap �şlemler�, düşük gec�kme gerekt�ren kr�t�k uygulamalar �ç�n (örneğ�n, sürücüsüz araçlar) baz �stasyonlarında konuşlandırılacaktır. Mob�l kenar b�l�ş�m (mob�le edge- comput�ng) adı ver�len bu yöntem, sayısal dönüşümde öneml� b�r aşamadır. 5G/6G altyapısı, yapay zekanın gereks�n�m duyduğu haberleşme h�zmetler�n� sağlarken, yapay zeka uygulamaları da 5G/6G ağ �şletmec�ler� �ç�n yen� ve öneml� b�r gel�r kaynağı oluşturacaktır. Yapay zeka entegrasyonunda erken hareket eden ülkeler bu çığır açıcı teknoloj� alanında büyük b�r rekabet avantajı elde edeceklerd�r. Hızlı hareket etmes� hal�nde, ülkem�z de yapay zeka alanında ortaya çıkan fırsatları değerlend�reb�l�r. Yerl� f�rmalar, yerel yapay zeka çözümler� üreteb�l�r. Bu durum, yalnız �ç refah artışını değ�l, aynı zamanda ülkem�z�n bölgesel pazarlara yönel�k d�j�tal h�zmet ve platform �hracatını da mümkün kılab�l�r. Özell�kle e-Devlet, f�ntek ve akıllı üret�m çözümler�nde Türk�ye bölgesel b�r merkez olab�l�r. Daha �ler� hamlelerle, Türk�ye bölgesel b�r yapay çek�m merkez� ve test alanına dönüşeb�l�r, uluslararası yatırım ve yeteneğ�n ülkeye akışı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 520 ‒ sağlanab�l�r. Haberleşme altyapısının yapay zeka h�zmet verecek düzeye çıkarılması, tüm bu potans�yel�n gerçekleşmes� �ç�n ön koşul n�tel�ğ�nded�r. A-Pahalı ama yavaş �nternet Ülkem�z, dünyada en yavaş �nternet� kullanan ülkeler arasında yer almaktadır. İnternet hızı konusunda otor�te sayılan ve bağlantı ver� hızı ve gec�kme süres� g�b� �nternet er�ş�m performansını ölçen Speedtest’�n Ek�m 2025 ver�ler�ne göre Türk�ye; mob�lde 69.09 Mbps �le dünya 58’�nc�s�, sab�tte �se 64.22 Mbps �le dünyada 95'�nc� sırada yer almaktadır. Ver�ler, mob�lde Azerbaycan, Karadağ, Umman’ın ger�s�nde kalan ülkem�z�n, sab�t hatta �se �şgal altındak� F�l�st�n’�n yanı sıra Nepal, Moğol�stan g�b� ülkeler�n dah� ger�s�nde kaldığını ortaya koymaktadır. Tüm bunlara rağmen vatandaşlar, ülkem�zde pahalı �nternet ücret� ödemekted�r. F�yatlar son b�rkaç yılda astronom�k sev�yelere ulaşmıştır. Bu durum, temel b�r hak olan b�lg�ye er�ş�m� mal�yetl� hale get�rerek sosyal eş�ts�zl�ğ� der�nleşt�rmekted�r. Keza ver�ler, ülkem�zdek� �şletmeler�n de d�j�tal dönüşüme hazırlanamadığını ortaya koymaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 521 ‒ Kaynak: OECD Ülkem�zde �nternet bağlantısı bulunan �şletmeler�n toplam �çer�s�ndek� payının OECD’n�n de Avrupa B�rl�ğ� ülkeler�n�n de ger�s�nde ortaya koyan bu ver�lere göre, ülkem�z �şletmeler�n�n d�j�tal dönüşüme hazır olduğunu söylemek neredeyse mümkün değ�ld�r. A-K�m Casus: Ver�ler sızıyor, satılıyor Y�ne son yıllarda ülkem�zde m�lyonlarca vatandaşın k�ş�sel ver�s� sızdırılmış, sahte d�ploma ve sahte ehl�yet skandalları yaşanmış ancak �lg�l� kurumlar bu konuda yeters�z kalmıştır. Ülkem�zdek� d�j�tal çöküşü ortaya koyan bu tablonun başlıca neden�, BTK ve Telekom başta olmak üzere bakanlıktak� tüm kurumlarda l�yakat yer�ne s�yas� sadakat�n ön planda tutulmuş olmasıdır. AKP �kt�darının el�nde, devlet savunmasız, vatandaşlar güvenl�kten yoksun hale düşürülmüştür. S�ber güvenl�ğ�n b�r ulusal güvenl�k meseles� olduğunu ve �kt�darın bu alanda tam b�r çöküş yaşadığını ortaya koyan örnekler ortada �ken bu �kt�dar 15,5 m�lyon vatandaşın Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşeh�r Beled�ye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ve part�m�z�n B�lg� İşlem Sorumlusu Orhan Gaz� Erdoğan �le muhal�f gazetec�lere “casusluk” g�b� kabul ed�lemeyecek ve h�ç k�msen�n �nanmadığı �ft�ralarla soruşturmalar başlatarak kumpas düzen� kurmuştur. 2023 yılında seçmen ver�ler�n�n YSK’dan alıp �l ve �lçe başkanlıklarımız �le paylaşmasını “casusluk” �lan ed�lmes� akıl tutulması değ�l �se b�r s�yas� mühend�sl�k g�r�ş�m�d�r. Çünkü herkes çok �y� b�l�yor k�; seç�m ver�ler�n� YSK’dan almak, s�yas� part�lere tanınmış kanun� b�r haktır. Bunu “casusluk” d�ye yaftalamak, ancak hukuku araçsallaştırmış b�r �kt�darın başvuracağı b�r yöntem olab�l�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 522 ‒ M�lyonların k�ml�k b�lg�ler�, devlet kurumlarının temel ver�ler�, kamu görevl�ler�n�n her türlü b�lg�s�, kamu b�nalarının envanter b�lg�ler�, vatandaşların aşı karnes�, a�le k�ml�k ve plaka numaraları, tapu b�lg�ler� dah� çalınıp �nternette satışa çıkarıldığında �ş�n� gereğ� g�b� yapmayan ve d�ğer kurumlarla koord�nasyon kuramayan, devlet�n kozm�k odalarının anahtarını terör örgütler�ne tesl�m eden, halen parayla satışa sunulmasına sess�z kalan �kt�darın bu tutumu �bret ve utanç ves�kasıdır. “Ver� güvenl�ğ�” den�lerek h�çb�r hukuk� temel� olmayan �dd�alarla İstanbul Büyükşeh�r Beled�yes�’n� ve İmamoğlu’nu karalamaya çalışmak, casusluk g�b� asla kabul ed�lemeyecek, h�ç k�msen�n de �nanmadığı �ft�ralar ortaya atmak bu �kt�darın c�dd�yets�zl�ğ� ve utancıdır. Ortada b�r ver� güvenl�ğ� sorunu varsa bu aslında �kt�darın yıllardır sorumlusu olduğu s�stemlerde ortaya çıkmıştır. Gerçek sorumlu �se vatandaşın k�ş�sel ver�ler�n� koruyamayan �kt�darın kend�s�d�r. Yalana ve �ft�raya dayalı olan, yorum ve varsayımdan �baret bulunan sözde soruşturmalar, �dd�anameler �le b�r kanıt ve hukuksal gerekçe üret�lmeye b�le �ht�yaç duymayan b�r kumpas rezalet�, tar�hsel ve s�yasal ömrü tükenen bu �kt�darın son çırpınışı olarak tar�htek� yer�n� almıştır. A-AKP �ç�n yasaklama ve sansür olağan Ayrıca, son yıllarda özell�kle sosyal medya hesaplarının kapatılması, platformlarına yönel�k bant daraltma uygulamaları, halkın haber alma hakkım ve �fade özgürlüğünü c�dd� boyutlarda �hlal eder hale gelm�şt�r. İkt�dar her toplumsal olayda, kend�s�ne yönelen eleşt�rel durumlarda vatandaşların gerçeğe er�şmes�n� engellemek �ç�n hukuka aykırı b�r şek�lde bant daraltma yoluna g�tmekte, bant daraltma uygulamasını hukuk devlet�nde yer� olmayacak şek�lde açık b�r sansür aracına dönüştürmekted�r. Yan� �kt�dar kısıtlamalar ve yasakları güvenl� �nternet kullanımı �ç�n değ�l, s�yasal ve �deoloj�k olarak kullanmaktadır. İkt�dar kend�s�ne muhal�f ve tehd�t olarak gördüğü her platformu, her s�tey�, her sosyal medya hesabını keyf�nce yasaklamakta, ulusal ölçekte bant daraltmaları yapmakta, düşünce bel�rtmey�, ceza davalarının ve tutuklamaların gerekçes� hal�ne get�rm�şt�r. 6 Şubat depremler� g�b� �let�ş�me ve �nternete en çok �ht�yaç duyulan afetlerde, toplumsal acılarda dah� �kt�dar bant daraltma uygulamasına g�tmekten çek�nmeyen �kt�dar, keyf� tutumunu mesnets�z gerekçelerle sürdürmekted�r. 2025 yılı �ç�nde Türk�ye, bu duruma sıkça tanık olmuştur. Örneğ�n İstanbul Büyükşeh�r Beled�ye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığına �l�şk�n faal�yetler�n� yürüten ve 333 b�n�n üzer�nde tak�pç�s� bulunan @cbof�s� (Cumhurbaşkanlığı Aday Of�s�) adlı X hesabına “devamlılık hal�nde dezenformasyon �çeren b�lg�ler yayıldığının tesp�t ed�lmes� üzer�ne” 13.11.2025 tar�h�nde 5237 sayılı Türk Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 523 ‒ Ceza Kanunu'nu ‘217/A’ maddes� uyarınca ‘Yanıltıcı B�lg�y� Alenen Yayma’ suçu kapsamında re'sen soruşturma başlatılmış ve 5651 Sayılı Kanun’un 8/A maddes� kapsamında “m�ll� güvenl�k” ve “kamu düzen�” gerekçes�yle er�ş�m engel� get�r�lm�şt�r. Y�ne İmamoğlu’nun 9,7 m�lyon tak�pç�s� olan X hesabı (ekrem_�mamoglu) da y�ne m�ll� güvenl�k ve kamu düzen�n�n korunması gerekçes�yle İstanbul 8. Sulh Ceza Hak�ml�ğ�n�n 24 N�san 2025 tar�hl� ve 2025/4361 sayılı kararıyla er�ş�me engellenm�şt�r ve X platformu hesabı Türk�ye’den görünmez kılmıştır. Y�ne İmamoğlu’nun uluslararası X hesabı (�mamoglu_�nt) Mayıs 2025’te “m�llî güvenl�k ve kamu düzen�n�n korunması” gerekçes�yle er�ş�me engellenm�ş ve X platformu hesabı Türk�ye’den görünmez kılınmıştır. Söz konusu uygulamaların; demokrat�k s�yasal rekabet�n engellenmes�, �fade ve örgütlenme özgürlüğünün ve aynı zamanda seçme ve seç�lme hakkının açık �hlal� ve d�j�tal sansür uygulamasının açık örneğ� olduğu görülmekted�r. Ancak aynı �kt�dar, ırkçı, ş�ddet �çeren, kadına yönel�k tehd�t ve ş�ddet �çeren paylaşımlara, şer�at çağrısı yapan sosyal medya paylaşımlarına �se tolerans göstermekted�r. İkt�darın bu tutumunun s�yas� olduğu kadar �deoloj�k b�r tutum olduğu, halkın çıkarını değ�l, kend� çıkarlarını gözetmes� açısından örnek teşk�l etmekted�r. A-PTT'de yaşanan temel sorunlar 184 yıllık köklü b�r tar�h�n m�rasını taşıyan PTT’de de sorunlar her geçen gün çığ g�b� büyümekted�r. AKP �kt�darı dönem�nden her geçen gün daha da ger�leyen PTT, önce kamu h�zmet� veren b�r KİT olmaktan uzaklaşmış, kar-zarar mantığı �le yönet�lmeye başlanmıştır. 2013 Yılında Anon�m Ş�rket hal�ne get�r�lm�ş, 2018 yılında �se Varlık Fonu’na devred�lm�şt�r. Varlık Fonu’na devred�lmeden önce kar açıklayan ve taşınmazları bulunan PTT, aradan geçen yıllarda katlanarak artan zararlar açıklamıştır. Güvencel� kadrolu �st�hdam yer�ne her geçen gün ucuz �ş gücüne yönel�m artmış, önce İdar� H�zmet Sözleşmes�, Taşeron f�rma çalışanı �st�hdamı, hamal�ye ve parça başı dağıtım model� g�b� kölel�k koşullarında çalışma modeller�ne geç�lm�şt�r. Yandaş send�kanın hızla kadrolaşması �le, çalışanlar arasında send�kal terc�hler baskı altına alınmış, çoğu PTT çalışanı send�kal terc�h�n� �darec�ler�n tavrına göre değ�şt�rmek zorunda kalmıştır. Çalışanlara karşı dayatmalar, d�s�pl�n cezaları ve sürgünler neden�yle, kurumdak� çalışma barışı bozulmuş, b�rçok personel�n a�le bütünlüğü bozulmuştur. Bu hukuksuz uygulamalara karşı başlatılan yargı sürec�nde mahkemeler kurumun kararlarının çoğunu hukuksuz bulmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 524 ‒ Kurumda halen 399 KHK’nın (I) cetvel�ne tab�, 399 KHK’nın (II) cetvel�ne tab�, İdar� H�zmet Sözleşmes�ne tab� b�rde taşeron f�rmaların �st�hdam ett�ğ� çalışanlar bulunmaktadır. Yakın zamanda PTT’n�n bozuk mal� yapısının �y�leşt�r�lmes� �ç�n b�r yapılandırılma hayata geç�r�leceğ� �fade ed�lmes�ne karşın, hala resm� ve yetk�l� ağızlardan b�r açıklama yapılmamıştır. B�r taraftan da PTT taşınmaz satışlarını gerçekleşt�rmeye devam etmekted�r. Ayrıca “yapılandırma” kapsamında değerlend�r�leb�lecek b�rçok �şyer�n�n ve başmüdürlükler�n kapatılması, 399 KHK’ya tab� çalışanların başka kurumlara geç�r�lmes� g�b� adımların atılacağı kurumda yüksek sesle d�le get�r�lmekted�r. İkt�dar, yaklaşık �k� asırlık kurumda çarey� küçülmekte, kamu mallarını peşkeş çekerek zararı kapatmakta, kamu h�zmet�n� daraltmakta bulmakta, asıl sorunu görmezden gelmeye devam etmekted�r. Kurumda öne çıkan sorunlardan bazıları şunlardır:  Liyakatsiz atamalar ile iş barışının bozulması,  Güvencesiz çalışma, ucuz iş gücü ve emek sömürüsünün varlığı, performansa dayalı ücretlerin varlığı,  Personel eksikliğinin had safhada olmasına rağmen personel alımının yapılmaması,  Sayıştay raporlarında tespit edilen usulsüzlük ve yolsuzluklara ilişkin herhangi bir yargı sürecinin başlatılmamış olması,  Usulüne göre değil, sayı dayatması ile gönderi dağıttırma, angarya ve iş baskısı,  Tebligatı taşerona yaptırma hukuksuzluğu,  Cinsiyet Ayrımcılığı, Cinsiyetçi İş Bölümü, Mobbing, Kreş Sorunu Özetle 23 yıllık AKP �kt�darları ülkem�z�n ve toplumun talep ve beklent�ler�nden kopuk, doğa ve çevre korunmasını esas almayan, plansızlıkların yol açtığı yen� sorunlar yaratan b�r haberleşme ulaştırma ve altyapı pol�t�kası �zlem�şt�r. Türk�ye’n�n ulaştırma ve �let�ş�m altyapısı, ekonom�k kalkınmanın, d�j�tal dönüşümün ve toplumsal refahın temel unsurları arasındadır. Ulaştırma sektörü; dem�ryollarından karayollarına, l�manlardan haval�manlarına, �nternet ve �let�ş�m altyapısından şeh�r �ç� ulaşıma kadar gen�ş b�r alanı kapsar. Son yıllarda bu alanlarda c�dd� yapısal sorunlar b�r�km�ş, mal�yetler artmış, altyapı yatırımlarının kamu yararı n�tel�ğ� zayıflamış, �let�ş�m sektörü uluslararası rekabette ger�ye düşmüştür. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bütçes�n�n görüşülmes� sırasında CHP grubu tarafından ver�len; Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 525 ‒ -Yen� balıkçı barınaklarının yapılması ve mevcut balıkçı barınaklarında bakım onarım yapılması �ç�n Bakanlık bütçes�ne 1 m�lyar TL ek ödenek konulmasını, -20 b�n karayolları taşeron �şç�s�n�n kadroya alınması �ç�n 16 m�lyar TL ödenek artırımı yapılmasını, -Dem�ryolu altyapısının gel�şt�r�lmes� �ç�nBakanlık bütçes�n�n �lg�l� tert�b�ne 300 m�lyon TL eklenmes�n�, talep eden önergeler�m�z reded�lm�şt�r. Cumhur�yet Halk Part�s� olarak yaklaşımımız nett�r: Ulaşım ve �let�ş�m altyapısını kamusal planlama, şeffaflık, teknoloj� ve sürdürüleb�l�rl�k �lkeler�yle yen�den kuracağız. Aşağıdak� başlıklarda, CHP �kt�darında hayata geç�receğ�m�z pol�t�kalar özetlenm�şt�r. 1. F�ber ve Gen�şbant Altyapısını Ülke Genel�ne Yayacağız Türk�ye’n�n d�j�talleşme kapas�tes�n� yükseltmek �ç�n f�ber altyapıyı stratej�k yatırım alanı olarak ele alacağız. Bu çerçevede: • Ulusal F�ber Master Planı hazırlayacağız. • Beled�yeler, özel sektör ve kamu arasında ortak altyapı konsors�yumları kuracağız. • Kazı �z�nler�, yeraltı geç�şler� ve şebeke tasarımını tek merkezden koord�ne eden Altyapı Koord�nasyon Kurulu oluşturacağız. • F�ber altyapı yatırımlarını bölgesel eş�ts�zl�kler� g�derecek şek�lde planlayacağız. • Ortak hat kullanımını zorunlu tutarak yatırım mal�yetler�n� azaltacağız. • Ün�vers�te öğrenc�ler�, haneler ve KOBİ’ler �ç�n düşük mal�yetl� gen�ş bant kullanım modeller� get�receğ�z. Hedef�m�z: 5 yıl �ç�nde haneler�n en az %95’�n� f�ber altyapıya kavuşturmak ve Türk�ye’y� Avrupa ortalamasına taşımaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 526 ‒ 2. İnternet� Ucuz, Hızlı ve Er�ş�leb�l�r B�r Kamu H�zmet�ne Dönüştüreceğ�z İnternet h�zmetler�n� kamusal b�r hak olarak ele alacağız. Bu doğrultuda: • Operatörler�n yüksek döv�z borçlanma mal�yetler�n� azaltacak düzenlemeler yapacağız. • Evrensel H�zmet Fonu’nun kullanımını şeffaflaştıracak, fonu gerçekten kırsal ve dezavantajlı bölgelerde gen�ş bant yatırımına yönlend�receğ�z. • Gençler ve öğrenc�ler �ç�n kamusal destekl� �nternet paketler� oluşturacağız. • Bölgesel f�yat farklılıklarını kaldırarak er�ş�m ücretler�nde adalet� sağlayacağız. • Okullar, kütüphaneler ve kamu kurumları �ç�n ücrets�z yüksek hızlı �nternet h�zmet� sunacağız. • 3. KÖİ Projeler�n� Şeffaflaştıracağız ve Kamu Yararını Esas Alacağız Kamu–Özel İşb�rl�ğ� model�yle yürütülen ulaşım projeler� büyük bütçe yükler� yaratmaktadır. CHP olarak: • Tüm KÖİ sözleşmeler�n� TBMM’n�n �ncelemes�ne ve kamu denet�m�ne açacağız. • Garant� hükümler�n� kamu leh�ne yen�den müzakere edeceğ�z. • Gelecektek� tüm projeler� Kamu İhale Kanunu kapsamına alacağız. • Traf�k, yolcu ve gel�r projeks�yonlarının bağımsız kurumlar tarafından doğrulanmasını zorunlu kılacağız. • İhale süreçler�nde rekabet� güçlend�recek, kamu zararını engelleyecek mekan�zmalar kuracağız. 4. Dem�ryollarını Güçlend�recek ve Loj�st�k Mal�yetler� Düşüreceğ�z Sanay�n�n rekabet gücünü artırmak �ç�n dem�ryolu taşımacılığını stratej�k öncel�k hal�ne get�receğ�z. Bu kapsamda: • Yük taşımacılığında dem�ryolu payını artırmak �ç�n OSB’ler� ve l�manları dem�ryolu �le entegre edeceğ�z. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 527 ‒ • Elektr�f�kasyon ve s�nyal�zasyon yatırımlarını tamamlayacağız. • Loj�st�k merkezler�n� uluslararası standartlarda yen�den konumlandıracağız. • Yüksek mal�yet yaratan karayolu bağımlılığını azaltacağız. 5. Şeh�r İç� Toplu Taşımayı Gel�şt�recek ve Beled�yelerle Tam Koord�nasyon Kuracağız Kentlerde sürdürüleb�l�r ve er�ş�leb�l�r ulaşım �ç�n: • Beled�yeler�n metro ve raylı s�stem projeler�ndek� engeller� kaldıracağız. • Elektr�kl� otobüs f�lolarını destekleyeceğ�z. • B�s�klet yolları ve yaya güvenl�ğ�n� güçlend�recek planlama yapacağız. • Ulaşım projeler�nde afet ve �kl�m dayanıklılığı standartlarını zorunlu hale get�receğ�z. • Ulaşım altyapısını şeh�r planlamasıyla entegre edeceğ�z. 6. Den�zc�l�k ve L�man Altyapısını Güçlend�receğ�z Türk�ye’n�n dış t�caret kapas�tes�n� artırmak amacıyla: • L�man–dem�ryolu entegrasyonunu sağlayacağız. • Yeş�l l�man standartlarını yaygınlaştıracağız. • Kr�t�k l�manların özelleşt�rme r�sk�n� ortadan kaldıracak kamu yararını esas alan düzenlemeler yapacağız. 7. Havacılıkta Er�ş�m�, Güvenl�ğ� ve Sektörel Rekabet� Artıracağız Havacılık sektöründe: • Haval�manı �şletmeler�nde şeffaf gel�r paylaşım model� gel�şt�receğ�z. • Hava yolu ş�rketler�n�n f�nansal sürdürüleb�l�rl�ğ�n� güçlend�recek pol�t�kalar uygulayacağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 528 ‒ • Bölgesel havacılık model�yle Anadolu’nun er�ş�leb�l�rl�ğ�n� artıracağız. Sonuç — Ulaşım ve Altyapıyı Yen�den Türk�ye’n�n Güç Kaynağı Yapacağız CHP olarak hedef�m�z; modern, güvenl�, hızlı, d�j�talleşm�ş, çevrec� ve kamu yararını esas alan b�r ulaştırma s�stem� kurmaktır. B�z, Türk�ye’y� f�berle, dem�ryoluyla, toplu taşımayla, akıllı altyapıyla büyüteceğ�z. KÖİ yükünü azaltacağız, �nternet� er�ş�leb�l�r kılacağız, loj�st�k mal�yetler�n� düşüreceğ�z. Ulaştırma ve �let�ş�m pol�t�kalarını b�l�msel planlamaya, şeffaf yönet�me ve uluslararası standartlara göre yen�den düzenleyeceğ�z. Türk�ye’n�n ulaştırma ağını ve d�j�tal geleceğ�n� güçlend�recek programı hayata geç�rmeye hazırız. XXIV.EĞİTİM Eğ�t�m ekonom�s� �le eğ�t�m arasında çok boyutlu b�r �l�şk� vardır. Öncel�kl� hedef �y� yet�şm�ş b�reyler yet�şt�rmek olmalıdır. Kaynakların doğru kullanılması, planlamanın uzun erimli yapılması, toplumsal kalkınmanın vazgeçilmezidir. Eğitim bütçesi bir ülkenin adalet anlayışını, kalkınma vizyonunu, çocuklarına verdiği değeri, çağdaş dünyayla kurduğu bağı gösteren en temel aynadır. Eğitim bütçesi, milyonlarca çocuğun kaderidir. Çocukların nitelikli eğitim hakkına erişip erişemeyeceğini, öğretmenlerin yoksulluk sınırının altında yaşayıp yaşamayacağını, köy okullarının açık kalıp kalmayacağını, kırsal bölgelerdeki çocukların okula gidip gidemeyeceğini, okulların afetlere ve depremlere dayanıklı olup olmayacağını, velilerin çocuklarını okula gönderebilmek için borca girmek zorunda kalıp kalmayacağını eğitim bütçesi belirlemektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 529 ‒ Ekonomik büyümenin, toplumsal kalkınmanın ve bireysel gelişimin en önemli unsurlarından biri eğitime yapılan yatırımlardır. Uluslararası araştırmalara göre eğitime yapılan her 1 lira yatırım, uzun vadede ekonomiye 7 lira olarak geri dönmektedir. Okullaşmanın düştüğü ülkelerde ise işsizlik, suça sürüklenme ve yoksulluk artmaktadır. Eğitim bütçesi, yalnızca okulların duvarlarını değil; sosyal adaleti, fırsat eşitliğini, toplumsal barışı, çocukların ve gençlerin güçlenmesini inşa etmektedir. AKP �kt�darı �le yönet�c�lerden sınırlı kaynaklarla daha fazlasını başarmaları beklenmekted�r. İkt�dar eğ�t�m bütçes� konusunda sayılarla saklı gerçekler�n arkasına sığınmaktadır. Eğ�t�m �ç�n ayrılan bütçen�n ver�ml� kullanılması esas olmalıdır. Eğ�t�me ayrılan kaynakların k�ş�sel ve toplumsal get�r�s� yüksekt�r. İy� yurttaş, �y� eğ�t�ml� b�rey yet�şt�rmek toplumsal gel�ş�m� hızlandıracaktır. Bu nedenle, eğ�t�mden tasarruf yapılmamalıdır. AKP �kt�darı 23 yıllık yanlışlarının bedel�n� öğrenc�, vel� ve öğretmenler�m�ze ödetmeye çalışmaktadır. Ülkem�zde öğretmen açığı der�nleşm�ş, ataması yapılmayan öğretmen sayısı b�r m�lyona yaklaşmış, okullara tem�zl�k-güvenl�k görevl�s� ataması yapılamayacak duruma gel�nm�şt�r. İk�l� ve taşımalı eğ�t�m devam etmekte, yatılı okullar kapatılmakta, örgün eğ�t�mdek� çocuklarımız açık öğret�me yoğun b�r şek�lde geç�ş yapmaya devam etmekted�r. 2026 yılı eğ�t�m bütçes� mevcut sorunları çözmekten, n�tel ve n�cel �ht�yaçları karşılamaktan çok uzaktır. 2016 sonrası tüm alanlarda eğ�t�me ayrılan pay azalmıştır. Ülkem�zde eğ�t�me ayrılan bütçen�n azlığı uluslararası ver�lere de yansımıştır. B�r Bakışta Eğ�t�m 2025 raporuna göre, Türk�ye’de yükseköğret�m önces� kademelerde öğrenc� başına yapılan yıllık harcama 4.032 dolar, OECD ülkeler� ortalamasında �se 13.527 dolardır. OECD ülkeler� ortalamasında öğrenc� başına yapılan yıllık harcama Türk�ye’n�n 3 katından fazladır. Türk�ye, Meks�ka �le b�rl�kte yükseköğret�m önces� kademelerde öğrenc� başına yapılan yıllık harcamanın 5.000 doların altında olduğu iki ülkeden biridir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 530 ‒ Tablo: Öğrenci Başına Yapılan Harcama, Kademelere Göre Türkiye OECD ort. Sıralama (38 ülke) Okul Öncesi 4.163 11.966 Sondan 2 İlkokul 3.914 12.730 Sondan 2 Ortaokul 4.025 14.315 Sondan 2 Ortaöğretim (Toplam) 4.140 14.562 Sonuncu Ortaöğretim – Genel 3.128 12.841 Sonuncu Ortaöğretim – Mesleki 6.168 14.905 Sondan 2 Yükseköğretim 10.825 21.444 Sondan 3 EĞİTİM BÜTÇESİ 2026 yılı merkez� yönet�m bütçes�n�n 18.928.815.484.000 TL olması öngörülmüştür. M�ll� Eğ�t�m Bakanlığı, Yükseköğret�m Kurulu, Yükseköğret�m Kal�te Kurulu, Kred� ve Yurtlar Kurumu- D�ğer bütçeler� toplamı 2026 yılı �ç�n 2.896.000.000.000 TL, M�ll� Eğ�t�m Bakanlığı bütçes� �se 1 tr�lyon 943 m�lyar TL olarak öngörülmüştür. Tablo 2026 Yılı Eğ�t�m Bütçes� Eğitim Bütçesi Milli Eğitim Bakanlığı 1.943.965.746.000 TL YÖK ve Üniversiteler 652.397.651.000 TL ÖSYM 8.967.537.000 TL Diğer-KYK (Yaklaşık) 290.669.066.000 TL TOPLAM 2.896.000.000.000 TL Kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı EĞİTİM BÜTÇESİNİN DAĞILIMI 2026 yılında toplam eğ�t�m bütçes� 2.896.000.000.000 TL olarak bel�rlenm�şt�r. Toplam eğ�t�m bütçes�n�n; %67,13’ünü MEB, %22,53’ünü YÖK ve ün�vers�teler, %0,30’unu ÖSYM bütçes�, %10,04’ünü �se KYK ve d�ğer bütçeler oluşturmuştur. Eğ�t�m bütçes� toplamda 2026 yılı �ç�n, 2.896.000.000.000 TL olarak bel�rlenm�şt�r. 2026 eğ�t�m bütçes�n�n Gayr� Saf� Yurt İç� Hasılaya (GSYH) oranı %3,74 (2025 yılı: Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 531 ‒ %4,21), merkez� yönet�m bütçes�ne oranı �se %15,29 (2025 yılı: %13,83) olarak gerçekleşm�şt�r. Ekonomik sınıflandırmaya göre 2026 yılı MEB bütçesinin; %74’ü personel g�derler�ne, %9’u sosyal güvenl�k kurumu devlet pr�m� g�derler�ne, %7’s� mal ve h�zmet alım g�derler�ne, %8’� sermaye g�derler�ne, %2’s� car� transferlere, %0,1’� �se sermaye transferler�ne ayrılmıştır. M�ll� Eğ�t�m Bakanlığı bütçes�nden yatırımlara ayrılan pay (sermaye g�derler�) 2023 yılında 39.964.000.000 TL, 2024 yılında 100.000.000.000 TL, 2025 yılında 141.254.495.000, 2026 yılında �se 160.495.553.000 TL olmuştur. Graf�k . Eğ�t�m bütçes�n�n GSYH ve merkez� yönet�m bütçes�ne oranı Eği�m Bütçesinin GSYH ve Merkezi Yöne�m Bütçesine Oranı (%) 25 18,59 19,24 18,98 20 18,13 16,92 17,66 14,51 16,215,7515,6714,57 13,77 15,29 14,52 15,7216,13 14,61 15 13,78 14,7414,11 13,83 11,81 9,68 10 5 3,843,47 3,5 3,583,753,843,74 4,183,913,58 3,743,52 3,663,94 4,21 3,74 3,023,053,163,033,353,22 2,92 1,83 0 2000 2005 2010 2015 2020 2025 2030 Merkezi Yön.Büt.İçindeki Payı(%) GSYH oranı (%) Tabloya göre eğ�t�m bütçes� 2016’dan buyana GSYH �çer�s�nde ve Merkez� Yönet�m Bütçes� �çer�s�nde azalma eğ�l�m�ne g�rm�şt�r. 2016 yılında eğ�t�m bütçes�n�n GSYH �çer�s�ndek� payı %4,18 �ken 2026 yılında bu oran %3,74 olmuştur. 2016 yılında merkez� yönet�m bütçes�nden eğ�t�me %19,24 oranında pay ayrılırken bu oran 2026 da %15,29’a ger�lem�şt�r. Bu ver�ler eğ�t�me ayrılan bütçen�n sürekl� azaldığını ortaya koymaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 532 ‒ Nüfusumuzun yaklaşık yüzde 30’unun öğrenc� olduğu bu ortamda GSYH’dan yüzde 3,74, Merkez� Yönet�m Bütçes�nden �se yüzde 15.29 oranında pay ayrılması toplumun eğ�t�m �ht�yaçlarını karşılamaktan uzaktır. M�llî Eğ�t�m Bakanlığı 2026 yılı bütçes�, 1.451.715.540.000 TL olarak bel�rlenm�şt�r. M�llî Eğ�t�m Bakanlığı 2026 yılı bütçes�n�n Gayr� Saf� Yurt İç� Hasılaya (GSYH) oranı %2,51; merkez� yönet�m bütçes�ne oranı �se % 10.26 olarak gerçekleşm�şt�r. Graf�k MEB bütçeler�n�n merkez� yönet�m bütçes� �ç�ndek� payı ve GSYH’ye oranı MEB bütçesini objek�f olarak değerlendirmek için Merkezi Yöne�m Bütçesi ve GSYH içerisindeki payına bakmak gerekmektedir. 2016 yılından buyana MEB bütçesinin merkezi yöne�m bütçesi içerisindeki payı azalmış�r. 2016 yılında MEB’in payı %13,38 iken 2026 yılında bu oran %10,26’ya gerilemiş�r. Aynı şekilde 2016 yılında MEB bütçesinin GSYH’ye oranı %2,91’iken 2026 yılında bu oran %2,51’e gerilemiştir. MEB BÜTÇESİNİN EKONOMİK SINIFLANDIRILMASI Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 533 ‒ 2026 yılı MEB bütçesinin; %74’ü personel giderlerine, %9’u sosyal güvenlik kurumu devlet primi giderlerine, %7’si mal ve hizmet alım giderlerine, %8’i sermaye giderlerine, %2’si cari transferlere, %0,1’i ise sermaye transferlerine ayrılmıştır. MEB bütçesinin %83’ü personel için harcanmaktadır. Kamuda en çok personel istihdamı Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindedir. Ancak eğitim hizmetleri alanında çalışanların tamamı yoksulluk sınırının altında, bir kısmı ise açlık sınırının altında gelir elde etmektedir. 25 yıllık bir öğretmen 51 bin TL maaş almaktadır. Eğitim bütçesi yıllar içinde sayısal olarak artıyor gibi görünse de personel ve SGK giderlerinin bütçenin %83’ünü kapsaması, eşit eğitim imkanına erişmeyi engelleyecek önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. İkili eğitimin sonlandırılması, okullaşma oranlarının artırılması ve eğitimin niteliğinin geliştirilmesi gibi politika ve hedeflerin gerçekleştirilmesi için daha fazla kaynak ayrılması, en azından orta vadede yatırım maliyetlerinin karşılanması açısından bir zorunluluk olarak görülmektedir. MEB bütçesinden 2026 yılında yatırıma ayrılan payın hedefleri gerçekleştirmek için yeterli olmayacağı ortadadır. Türkiye ile diğer OECD ülkeleri arasında kademeler düzeyinde yapılan eğitim harcamaları arasındaki farklılıklar her geçen yıl artmaktadır. Devletin eğitim harcamalarına yaptığı katkı yıllar içinde istikrarlı bir şekilde azalırken, hane Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 534 ‒ halkının cebinden yaptığı eğitim harcamalarının payı artmaya devam etmektedir. Türkiye’de kamusal eğitim yıllardır adım adım tasfiye edilmekte, eğitime ayrılan kamu kaynakları oransal olarak her geçen yıl azalırken, hane halkının cebinden yaptığı eğitim harcamaları artmaktadır. Anayasada ilköğretimde eğitim-öğretimin hukuken parasız olduğu yazmasına rağmen velilerin ceplerinden yapmak zorunda kaldıkları eğitim harcamaları her geçen yıl artmaktadır. Veliler çocuklarını kimi zaman borçlanarak, kimi zaman bankalardan ‘eğitim kredisi’ çekerek, kimi zaman da gıda harcamalarından kısarak okutmak zorunda bırakılmıştır. MEB bütçesinden 2026 yılında yatırıma ayrılan payın hedefleri gerçekleştirmek için yeterli olmayacağı ortadadır. MEB YATIRIM BÜTÇESİ Graf�k:Merkez� yönet�m bütçe ödeneğ�nden MEB yatırımlarına ayrılan pay Merkezi bütçe yatırım ödeneğinden MEB yatırımlarına 1998 yılında ayrılan pay %37,33 iken bu oran 2026 yılında deprem bölgesine ayrılan kaynağın da etkisi ile %12,22 olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca MEB bütçesinden yatırımlara ayrılan pay 1998 yılında %30,63 iken, 2026 yılında bu oran %8,25’e gerilemiştir. Merkezi bütçe yatırım ödeneğinden ve MEB bütçesinden yatırımlara ayrılan payın düşüş eğiliminde olması taşımalı eğitim, ikili eğitim gibi alanlardaki sorunların 2026 yılında da artarak Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 535 ‒ devam edeceğini göstermektedir. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay %17,18 iken, 2026 yılı itibariyle bu oran %8,25’e gerilemiştir. Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden yatırımlara ayrılan pay AKP iktidarı döneminde sürekli azalma eğilimi göstermiştir. MEB bütçesi içerisinde yatırımlara ayrılan payın en az %20 seviyesinde olması sorunların çözümü açısından önem arz etmektedir. YÖK-YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARININ BÜTÇELERİ 2026 yılı merkezi yönetim bütçesi içerinde YÖK ve Üniversitelerin bütçesinin 652.020.702.000 TL olması öngörülmüştür. Ülke genelinde 129 Devlet, 75 vakıf, 4 vakıf MYO olmak üzere toplam 208 yükseköğretim kurumu bulunmaktadır. Grafik: YÖK ve üniversitelerin bütçesinin GSYH’ye ve Merkezi Yönetim Bütçesine oranı YÖK VE ÜNİVERSİTE BÜTÇELERİ (2002-2026) 4,5 4,14 3,97 3,68 3,63 3,77 3,89 3,91 3,64 4 3,34 3,34 3,21 3,29 3,35 3,26 3,44 3,3 3,37 3,3 3,32 3,44 3,01 3,12 3,5 2,54 2,58 2,32 3 2,5 0,9 0,82 0,69 0,72 0,67 0,77 0,73 0,74 0,73 0,87 0,8 0,82 0,81 0,84 0,82 0,79 0,74 0,76 0,72 0,63 0,72 0,84 0,79 0,84 0,38 2 1,5 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 Merkezi Yöne�m Bütçesi İçindeki Payı (%) GSYH’ye Oranı (%) 2024 2025 2026 YÖK-Üniversite bütçesinin GSYH içerisindeki payı 2002 yılında %0,69 iken 2026 yılında bu oran %0,84’e yükselmiştir. Üniversite ve öğrenci sayısı ciddi oranda artmış olsa da aynı artış bütçede yeterince gerçekleşmemiştir. 2016 yılında YÖK ve üniversitelerin merkezi bütçe içerisindeki payı %4,14 iken 2026 yılına geldiğimizde %3,44’e gerilemiştir. Yükseköğretim düzeyinde yaşanan nitelik Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 536 ‒ sorununun esas nedeni bütçe eksikliğidir. Cumhurbaşkanı 2026 akademik yıl açılışında 2025 yılı için "Nereden nereye geldiğimizi görebilmek adına çok kısa bir şekilde bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Bakınız, 2002'de yükseköğretime ayrılan bütçe yalnızca 2,5 milyar liraydı. Bugün yükseköğretim bütçemiz tam 488,5 milyar liraya ulaştı. 23 yıl önce üniversite sayımız 76'ydı. Bugün 81 ilimizin tamamında 79'u vakıf, 129'u devlet üniversitesi olmak üzere 208 yükseköğretim kurumumuz var. Bu şu demek, ailesinin maddi durumu ne olursa olsun okumak isteyen tüm gençlerimiz artık yükseköğretim imkanından çoğu zaman kendi ilinde rahatlıkla faydalanabiliyor.” ifadelerini kullanmıştır. Ancak 2002 yılından günümüze öğrenci ve üniversite sayıları artmasına rağmen bütçede önemli bir artış sağlanamamıştır. Tablo . Yükseköğretim Öğrenci ve Öğretim Üyesi Sayıları, 2025 Öğrenci Sayıları Birinci-ikinci öğretim + açıköğretim + uzaktan öğretim öğrenci 6.835.116 sayısı Birinci-ikinci öğretim + açıköğretim öğrenci sayısı 6.752.355 Birinci-ikinci öğretim öğrenci sayısı 4.063.774 Akademik Kadro Profesör 40.352 Doçent 26.219 Doktor Öğretim Üyesi 46.987 Öğretim Görevlisi 35.169 Araştırma Görevlisi 38.708 Toplam 186.935 Yükseköğretim düzeyinde toplam 6.835.116 öğrenci, 186.935 öğretim üyesi bulunmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 537 ‒ Teknoloj� alanında yapay zekâ, mob�l �let�ş�m ve b�yoteknoloj�dek� gel�şmeler, üret�mde üret�m şekl�, çalışma hayatı ve meslekler üzer�nde öneml� değ�ş�kl�klere sebep olmaktadır. Yen� çalışma alanları ortaya çıkmakta, bazı meslekler ortadan kalkarken yen� meslekler doğmaktadır. Kentleşme, nüfus, göç, salgınlar ve afetler, yen� sosyo- kültürel gerçekl�kler oluşturmaktadır. Dünyada kamu yönet�m� anlayışında yen� yaklaşımlar yaygınlık kazanmakta ve bunlar yükseköğret�m�n yönet�m� ve yapılanmasını etk�lemekted�r. Ülkeler, �nsan kaynağının b�lg�, becer� ve yetk�nl�kler�n� bu gel�şmelere uygun şek�lde yet�şt�rmek durumundadırlar. Bunu yapab�lenler demokras�, toplumsal hayat ve ekonom�k bakımdan gel�şm�şl�k düzeyler�n� artırırken, yapamayanlar ger�de kalmaktadır. Ülkem�z�n yükseköğret�m kurumları, eğ�t�m ve araştırma �ç�n gerekl� bütçeden yoksun bırakılmıştır. AKP �kt�darı, sözde yükseköğret�me yatırım yaptığını �dd�a ederken, ün�vers�teler� ekonom�k darboğaza mahkum etmekted�r. Ün�vers�teler b�l�msel üret�m yapmak yer�ne tasarruf tedb�rler�yle, kaynak yokluğuyla boğuşmakta, olan kaynağı keyf� şek�lde kullanan yönet�mlerle, gençler�m�ze uluslararası standartlarda b�r eğ�t�m vermekten çok uzak kalmaktadır. AKP, yükseköğret�me mal� özerkl�k ve yeterl� bütçey� sağlamaktan ac�zd�r. Bugün b�ze sunduğunuz bütçe rakamları da yükseköğret�m�n eğ�t�m, araştırma ve topluma h�zmet m�syonlarını sürdürmeler� �ç�n yeterl� değ�ld�r. Bütçe kalemler�n�n paylaştırılması da doğru, yeterl�, kapsayıcı ve eş�tl�kç� değ�ld�r. Bu ac�zl�k hem gençler�m�z�n bugününü ve geleceğ�n� hem de Türk�ye’n�n uluslararası rekabet gücünü baltalamaktadır. Yükseköğret�m s�stem�, 44 yıl önces�n�n koşullarına göre hazırlanmış ve sayısız eklemeyle çel�şk�lerle dolmuş olan 2547 sayılı yasaya ve OHAL dönem�nde değ�şt�r�len rektör ve YÖK üyes� atamalarına mahkum ed�lm�şt�r. Anayasa Mahkemes�’n�n �ptal kararına rağmen hukuksuz ve keyf� rektör ve YÖK üyes� atamaları devam etmekted�r. Ün�vers�teler�n özerkl�ğ� tek part� �ç�n yok ed�lmekted�r. 2024 yılında Anayasa Mahkemes�, rektör atamalarındak� hukuksuz uygulamaları durdurmuştur. Mahkeme, rektörler�n Cumhurbaşkanı tarafından keyf� atamasının Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetm�şt�r. Kararın gerekçes�nde, rektör atama yetk�s�n�n sadece Cumhurbaşkanı’na ver�lmes�n�n ve herhang� b�r n�tel�k aranmamasının l�yakat esasını ortadan kaldırdığı, atamalarda keyf�l�ğe yol açab�leceğ� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 538 ‒ ve bu keyf�l�ğ�n ün�vers�teler�n özerkl�ğ�n� yok ett�ğ� vurgulanmaktadır. Ancak AKP �kt�darı, Anayasa’yı h�çe sayarak ün�vers�teler� kend� s�yas� amaçlarına göre d�zayn etme çabasını sürdürmekted�r. Bu Anayasa �hlal�ne rağmen, l�yakat �lkeler�ne uygun olmayan atamalarla rektörler ve YÖK üyeler� bel�rlenmeye devam ed�lmekted�r. Bu süreçte akadem�k yetk�nl�ğe sah�p olmayan, hatta geçm�şte ün�vers�telerle h�çb�r bağı olmayan k�ş�ler, cemaat ve tar�kat referanslarıyla yönet�m kademeler�ne get�r�lm�şt�r. Ün�vers�teler�n kurumsal değerler� ve özerkl�kler�, tek k�ş�n�n keyf� kararlarına feda ed�lm�şt�r. Anayasa Mahkemes�'n�n 4 Haz�ran 2024’te verd�ğ� kararla Cumhurbaşkanının Kanun Hükmünde Kararname (KHK) �le rektör atama yetk�s�n�n anayasal değerlere aykırı bulunduğu, Türk�ye’de yükseköğret�m s�stem�nde l�yakat ve özerkl�k �lkeler�n�n s�stemat�k olarak zayıflatıldığını gözler önüne serm�şt�r. Anayasanın 130. ve 131. maddeler�n� �hlal eden bu atama yöntemler�, ün�vers�teler�m�z�n uluslararası sıralamalarda ger�lemes�ne ve araştırma kal�tes�n�n düşmes�ne yol açmaktadır. AKP �kt�darı, b�l�m üreten b�r akadem�k ekos�stem yer�ne, kend�ne bağlı ve bağımlı b�r ün�vers�te s�stem� �nşa etmekted�r. Bu keyf� atamalar, b�l�m ve akadem�n�n doğasına aykırı şek�lde ün�vers�teler� yozlaştırmaktadır. Bu karar, sadece Boğaz�ç� Ün�vers�tes� �ç�n değ�l, son altı yıldır görevlend�r�len b�rçok rektörün de anayasal �lkelere aykırı olarak atanmış olduğunu ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemes�’n�n bağlayıcı kararına rağmen, �kt�darın bu atamaları yapmaya devam etmes�, hukuk devlet� �lkeler�n�n ve ün�vers�te özerkl�ğ�n�n göz ardı ed�ld�ğ�n� göstermekted�r. İkt�dar, uluslararası platformlarda kend�n� hukuk devlet� olarak tanıtırken, �çer�dek� bu uygulamalarla hukuk devlet� �lkes�n� ç�ğnemekted�r. Öte yandan Yükseköğret�m Kurulu, asl� görev� olan planlama, düzenleme ve gel�şt�rme yer�ne, �kt�darın baskı aracı hal�ne gelm�şt�r. Kamu kaynaklarını şeffaf ve hesap vereb�l�r b�r şek�lde kullanmak yer�ne, s�yas� hesaplar doğrultusunda hareket eden YÖK, toplumun güven�n� y�t�rm�şt�r. İkt�darın gölges�nde �şlevs�zleşen bu kurum, akadem�k l�yakatten yoksun, dar b�r çerçeveyle yönet�lmekted�r. Yönet�mde kadınların yok denecek kadar az olması, l�yakats�z atamaların üst kademe akadem�k poz�syonları doldurması, ün�vers�teler� b�l�m üretmek yer�ne �kt�darın propaganda aracı hal�ne get�rm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 539 ‒ Yazılı, görsel ve d�g�tal medyada AKP dönem�nde Ün�vers�telere rektör ve öğret�m elemanı alımındak� yolsuz �şlemlere �l�şk�n çok sayıda haber ve yoruma yer ver�lmekted�r. Ülkem�zde 208 yükseköğret�m kurumu, yaklaşık 7 m�lyon öğrenc� ve 186 b�nden fazla öğret�m elemanı bulunmaktadır. Ün�vers�te sınavına g�ren gençler�n yalnızca üçte b�r� ün�vers�teye yerleşme hakkı elde edeb�lmekted�r. İlk yerleşt�rme sonuçlarına göre;2025 YKS sınavına g�ren ve yerleşt�rme puanı hesaplanan adayların %34’ü (785.186) b�r yükseköğret�m programına yerleşm�şt�r. Puanı hesaplanan yaklaşık 1 m�lyon 524 b�n aday herhang� b�r yükseköğret�m programına yerleşmem�şt�r. AKP �kt�darında ün�vers�te ve öğrenc� sayısı c�dd� oranda artmış olsa da aynı artış bütçede yeter�nce gerçekleşmem�şt�r. 2002 yılında YÖK-Ün�vers�te bütçes�n�n GSYH �çer�s�ndek� payı %0,69 �ken 2026 yılında bu oran yalnızca %0,84’e yükselm�şt�r. Eğ�t�me ayrılan bütçe ne yükseköğret�m önces�nde ne de yükseköğret�m kademes�nde çocuklarımızın ve gençler�m�z�n üstün yararını gözeten, b�l�msel, demokrat�k, la�k, kamusal, parasız, eş�t, er�ş�leb�l�r, kapsayıcı, yen�l�kç� ve çağdaş b�r eğ�t�m almasına yetecek düzeyded�r. Üstel�k var olan bütçe de eğ�t�m�n n�tel�ğ� artırmak �ç�n değ�l, yandaşlara para aktarmak �ç�n kullanılmaktadır. AKP �kt�darında bütçen�n nasıl kullanıldığını hep�m�z yıllardır görüyoruz. Rakamsal olarak artan ama oransal olarak azalan; okullarımız, öğretmenler�m�z, öğrenc�ler�m�z yer�ne yandaşlar �ç�n kullanılan bütçelerle eğ�t�m�n geld�ğ� nokta ortadadır. Ün�vers�telerde eleman eks�kl�ğ� Erol Özvar 1 Ağustos’ta yen�den Yükseköğret�m Kurulu (YÖK) Başkanlığı görev�ne atandı. YÖK başkanı öğrenc�lere seslenerek, "Yapay zeka, büyük ver�, s�ber güvenl�k alanlarında bölümler açıyoruz." İfadeler�n� kullanmıştır. YÖK başkanının açtığı bu 16 yapay zeka bölümünde b�r tane profesör bulunmamaktadır. Ün�vers�telerde toplam 1.278 bölümde profesör, 990 bölümde doçent yok. 400 bölümde profesör ya da doçent bulunmamaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 540 ‒ Ps�koloj� bölümler�n�n 62's�n�n 34'ünde, hemş�rel�k bölümler�n�n 117's�n�n 32's�nde, sosyal h�zmetler�n 58'�n�n 29'unda, sağlık yönet�m�n�n 60'ının 25'�nde profesör bulunmazken, yazılım mühend�sl�ğ� 19 bölümde, b�lg�sayar mühend�sl�ğ� 35 bölümde profesör mevcut değ�ld�r. Ün�vers�te Öğrenc�ler�n�n Sorunları MEB 2024-2025 ver�ler�ne göre KYK’ya bağlı yurt sayısı 868, toplam kontenjan sayısı 996.306 olarak açıklanmıştır. Açıköğret�m ve uzaktan eğ�t�m har�ç toplam öğrenc� sayısı 4.063.774 �ken Devlet yurt �ht�yacı olan öğrenc�ler�n sadece %24,5’�ne yurt sağlanab�lmekted�r. Eğ�t�m-İş’�n araştırmasına göre;  Ün�vers�teye başlangıç mal�yet� özel yurtta kalan b�r öğrenc� �ç�n Ankara’da 90.570 TL, İstanbul’da 92.100 TL olarak hesaplanmaktadır. Sonrak� aylarda sab�t mal�yet Ankara’da 57.400 TL, İstanbul’da 58.930 TL’ye ulaşmaktadır.  Öğrenc�n�n k�ralık b�r evde kalması durumunda başlangıç mal�yet� Ankara’da 105.070 TL, İstanbul’da 105.100 TL olarak hesaplanmaktadır. Sonrak� aylarda sab�t mal�yet Ankara’da 46.900 TL, İstanbul’da 46.930 TL’ye ulaşmaktadır. Son zamlarla b�rl�kte devlet ün�vers�teler�nde yemek f�yatı ortalama 50 TL’d�r. 3.000 TL’l�k KYK bursu bazı ün�vers�telerde sadece günde �k� öğün yemek yetmeye b�le yetmemekted�r. 2002 yılının 45 “l�racık” bursuyla, 1,5 çeyrek altın alınamamaktadır.. Bugünün 3000 l�rasıyla gram altın almaya yetmemekted�r. ÜCRETSİZ ÖĞLE YEMEĞİ PISA raporlarına göre; Türk�ye’dek� öğrenc�ler�n yüzde 1,9’u ‘her gün’ veya ‘neredeyse her gün’, yüzde 1,8’� ‘haftada 4 �la 5 kez’, yüzde 4,8’� de ‘haftada 2 �le 3 kez’ öğün atladığını �fade etm�şt�r. ‘Haftada yaklaşık 1 kez’ d�yenler�n oranı �se yüzde 10,8, böylece haftada en az b�r kez öğün atlayan öğrenc�ler�n toplam oranı yüzde 19,3 olmuştur. Başka b�r �fade �le 3,6 m�lyon öğrenc� açlıkla mücadele etmekted�r. Öte yandan Türk�ye’de öğün atlayan öğrenc�ler�n oranının yüzde 19 olduğuna d�kkat çeken raporda “Öğrenc�ler�n karınları gurulduyorsa, etk�l� b�r şek�lde öğrenmeler� pek olası değ�l.” yorumuna yer ver�lm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 541 ‒ A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanı Mah�nur Özdem�r Göktaş 9 Ağustos’ta, 5,4 m�lyon çocuğun c�dd� yoksulluk �çer�s�nde olduğunu �fade etm�şt�r. Ayrıca İstanbul Planlama Ajansı’na göre, Türk�ye'de her 3 öğrenc�den 1 okula g�tmeden önce h�ç kahvaltı yapmamaktadır. Öğrenc�ler�n 5’te 1’� parasızlık neden�yle haftada en az b�r gün aç kalmaktadır. Beslenme �le başarı arasında öneml� b�r bağ bulunmaktadır. Açlıkla mücadele eden çocuklar d�ğerler�ne göre dezavantajlıdır. Matemat�k, fen ve okuma becer�ler�nde avantajlılarla dezavantajlılar arasındak� puan farkına bakıldığında bu çok açık görülmekted�r. Beslenme, barınma ve ulaşım haktır. Bunlar gerekt�ğ�nde devlet el�yle yapılmalıdır. Özell�kle zorunlu 12 yıllık eğ�t�m kapsamında bulunan çocuklarımızın bu temel �ht�yaçları karşılanmalıdır. Eğ�t�mde fırsat ve �mkân eş�tl�ğ� sağlanması �ç�n bu �lk adımdır. Yatağa aç g�ren çocuklarımızın başarılı olamayacağı ortadadır. Öğrenc�ler�m�ze b�r öğün yemek, ücrets�z sağlanmalıdır. 2025 yılı Kasım ayında TÜİK’e göre yıllık enflasyon yüzde 31.07 olarak gerçekleşm�şt�r. Ancak yatılı ve pans�yonlu okullardak� öğrenc�ler�m�z �ç�n ayrılan bütçede sadece yüzde 26.07 artış gerçekleşm�şt�r. Bu hesaplamaya göre; 2025 yılı bütçes�nde yatılı ve pans�yonlu okulların b�r öğün yemek g�der� �ç�n 72.68 l�ra bütçe ayrılmıştı. 2026 yılı �ç�n bu tutarın 91.63 l�ra olduğu görülmüştür. Örgün eğ�t�m kapsamında okulönces� eğ�t�m kurumları dah�l Devlet okullarında 17.956.523 öğrenc� bulunmaktadır. Pans�yonlu-yatılı ve taşıma kapsamındak� öğrenc�ler har�ç 14.275.309 öğrenc�n�n öğle yemeğ� �ht�yacı bulunmaktadır. Bu öğrenc�ler�n yıllık yemek g�der� 235.442.409.813 TL yapmaktadır. Bu tutar GSYH’nın yüzde 0,30’una merkez� bütçen�n yüzde 1,24’üne , MEB bütçes�n�n �se yüzde 12.11’�ne karşılık gelmekted�r. 2026 yılı bütçes�nde Reel Sektöre destek olarak �şveren p�r�m ödemes�, özel meslek� eğ�t�me ayrılan tutarlar, Avrasya Tünel�-Köprü-Otoyol ve Şeh�r Hastaneler�ne ayrılan 238.5 m�lyar TL kaynak d�kkate alındığında neredeyse her kalemde harcama yapılırken çocuklarımızın öğle yemeğ� �ç�n kaynak oluşturulamamaktadır. B�r aylık fa�z g�der�n�n yaklaşık 228 m�lyar TL olduğu ve b�r yıllık fa�z ödemes�n�n 2 tr�lyon 741,7 m�lyar TL olduğu gerçeğ� ortadayken çocuklarımıza öğle yemeğ� �ç�n kaynak bulunamaması man�dardır. B�r aylık fa�z g�der� neredeyse çocuklarımızın b�r yıllık yemek g�der�ne eş�tt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 542 ‒ Tablo . Öğle yemeğ� mal�yet�n�n GSYH’ye, Merkez� Bütçeye ve MEB bütçes�ne oranı. GSYH’ye Oranı Merkez� Bütçeye MEB Bütçes�ne Oranı Oranı % % % Öğle 0,30 1,24 12.11 Yemeğ� Fa�z g�derler� MEB bütçes�nden 798 Fa�z 3,54 12.76 m�lyar TL fazladır. G�derler� Tabloya göre, öğle yemeğ� �ç�n oluşturulacak yıllık bütçen�n merkez� bütçe �çer�ndek� payı fa�z g�derler�n�n çok altında kalmaktadır. Eğ�t�m Harcamaları Ülkem�zde Devlet ve a�leler�n eğ�t�m harcamaları 2022 yılında 2021 yılına göre %69,3 artarak 587 m�lyar 438 m�lyon TL olmuştur. 2022 yılında b�r öncek� yıla göre eğ�t�m harcamalarının en fazla arttığı eğ�t�m düzeyler�; %113,8 �le okul önces� ve %74,1 �le yükseköğret�m olmuştur. Graf�k 2011-2023 Eğ�t�m Harcamaları Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 543 ‒ Kaynak: TÜİK Türk�ye’de eğ�t�m harcamaları 2032 yılında 2022 yılına göre %92.5 artarak 1 tr�lyon 130 M�lyar 844 m�lyon TL olmuştur. B�r öncek� yıla göre eğ�t�m harcamalarının en fazla arttığı eğ�t�m düzeyler� 2023 yılında; %109,0 �le �lkokul ve %107,2 �le okul önces� olmuştur. Eğ�t�m harcamalarının gayr�saf� yurt �ç� hasıla (GSYH) �ç�ndek� payı 2022 yılında %3,9 �ken, 2023 yılında %4,3, Devlet eğ�t�m harcamalarının GSYH �ç�ndek� payı �se 2022 yılında %3,1 �ken, 2023 yılında %3,6 olmuştur. Devlet eğ�t�m kurumlarınca yapılan harcamaların %34,4'ünü yükseköğret�m, %21,4'ünü ortaöğret�m oluşturdu. Özel eğ�t�m kurumlarınca yapılan harcamaların, %41,4'ü yükseköğret�me, %32,2's� ortaöğret�me yapıldı. Türk�ye'de 2023 yılında yapılan eğ�t�m harcamalarının %83,5'� devlet tarafından f�nanse ed�lm�şt�r. Eğ�t�m harcamaları �çer�s�nde hanehalklarının yaptığı harcamaların payı �se %7,9 olmuştur. Öğrenc� başına yapılan eğ�t�m harcaması 2022 yılında 25 b�n 143 TL �ken, 2023 yılında 49 b�n 45 TL olarak gerçekleşt�. Eğ�t�m düzeyler�ne göre değerlend�r�ld�ğ�nde, 2023 yılında öğrenc� başına harcamanın en yüksek olduğu eğ�t�m düzey� 84 b�n 759 TL �le yükseköğret�m olmuştur. OECD ülkeler�nde �se devlet harcamalarının payı %93 olarak sab�t kalmış, hane halkı harcamalarının payı �se %6’dan %5’e ger�lem�şt�r. Türk�ye’de yükseköğret�m önces� kademelerde öğrenc� başına yapılan toplam harcama yaklaşık yıllık 4.219 dolar, OECD ortalamasında �se yıllık 12.703 dolardır. TÜİK ver�ler�ne göre; Okulönces� düzeyde, 2014 yılında öğrenc� başına 2.635 dolar harcama yapılırken 2023 yılında öğrenc� başına 1.649 dolar harcama yapılmıştır. İlkokul düzey�nde, 2014 yılında öğrenc� başına 1.939 dolar harcama yapılırken 2023 yılında öğrenc� başına sadece 1.626 dolar harcama yapılmıştır. Ortaokul düzey�nde, 2014 yılında öğrenc� başına 1.892 dolar harcama yapılırken 2023 yılında öğrenc� başına sadece 1.708 dolar harcama yapılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 544 ‒ Ortaöğret�m düzey�nde, 2014 yılında öğrenc� başına 2.396 dolar harcama yapılırken 2023 yılında öğrenc� başına sadece 1.873 dolar harcama yapılmıştır.53 Yükseköğret�m düzey�nde, 2014 yılında öğrenc� başına 5.169 dolar harcama yapılırken 2023 yılında öğrenc� başına sadece 3.564 dolar harcama yapılmıştır. 2011 yılında 103 devlet, 62 vakıf olmak üzere toplam 165 ün�vers�tede bulunmaktaydı. Görüldüğü g�b� 2011 yılından bu yana ün�vers�te sayısı %25,45 artmıştır. Ün�vers�te sayısı artarken eğ�t�m harcamalarının GSYH �çer�s�ndek� payı azalmıştır. TÜİK’�n araştırmalarına göre yoksullar gıda harcamalarının büyük bölümünü ekmek, tahıl ve sebzeye ayırırken, zeng�nler�n gıda harcamalarının büyük bölümünü et balık ve den�z ürünler�ne ayırdıkları görülmekted�r. Dolayısıyla zeng�nler�n çocukları et, balık, den�z ürünler� �le beslen�rken, yoksulların çocukları ekmek, tahıl ve sebze �le beslen�r olmuştur. Gel�r dağılımındak� adalets�zl�k a�leler�n yaptığı harcama kalemler�n�n heps�ne yansımış durumdadır. Yoksulun çocuğu dengel� beslenme ve �y� eğ�t�m �mkanlarına ulaşmada sorunlar yaşamaktadır. Zeng�nler�n n�tel�kl� eğ�t�m �mkanına çok kolay ulaştığı görülmekted�r. Öğrenc�ler, �y� eğ�t�m almış b�r azınlık ve �y� eğ�t�m �mkanından yararlanamamış çoğunluk olarak �k�ye ayrılmış durumdadır. Tüm bu ver�ler, ülkem�zdek� gel�r dağılımına paralel olarak zeng�n ve yoksul arasındak�, eğ�t�me ayrılan bütçe açısından oluşan uçurumu ortaya koymaktadır. ULUSLARARASI SINAVLARDAKİ BAŞARISIZLIK PISA 2003-2022: Türk�ye’n�n her 3 alanda da sıralama olarak 2003’ün ger�s�nded�r.  Türk�ye, 2003 yılından bu yana katıldığı PISA’da fen alanında 424-476, matemat�k alanında 420-454 ve okuma alanında 428-466 arasında değ�şen ortalama puana 53 TÜİK Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 545 ‒ sah�pt�r. Bu puan aralıkları her üç alanda da temel yeterl�k sev�yes� olan 2. düzeye karşılık gelmekted�r. Buna göre Türk�ye, 2003 yılından bu yana her üç alanda da 2. yeterl�k düzey�n�n üzer�ne çıkamamıştır.  Türk�ye’de her 5 öğrenc�den 1’� hem okuduğunu anlamada hem bas�t matemat�k �şlemler� yapmada hem de b�l�msel süreç becer�ler� konusunda sorunlar yaşamaktadır.  OECD ortalaması �le kıyaslandığında fen b�l�mler�nde 9 puan, matemat�kte 19 puan ve okumada 20 puanlık fark söz konusudur. Bu fark, Türk�ye’dek� 15 yaş grubu öğrenc�ler�n OECD ülkeler�ndek� akranlarından matemat�k ve okuma alanlarında neredeyse b�r okul yılı ger�de oldukları anlamına gelmekted�r.  Türk�ye’de üst düzey okuma becer�s�ne sah�p öğrenc� oranı yalnızca %1,9 �ken OECD ortalamasında bu oran %7,2’d�r.  Dünya Bankası’na a�t ver�ler de Türk�ye’de 10-14 yaş aralığındak� öğrenc�ler�n %21,7’s�n�n öğrenme yoksulu olduğunu yan� 10 yaşına geld�ğ� halde bas�t b�r metn� okuyamadığını ve/veya okuduğunu anlayamadığını ortaya koymaktadır.  PIRLS 2021 ver�ler�ne göre de Türk�ye’dek� öğrenc�ler�n %14’ü en düşük yeterl�k sev�yes�ne dah� ulaşamamıştır ve %38’� orta yeterl�k sev�yes�n�n altında kalmıştır.54  PİSA ver�ler� halen OECD ortalamasının uzağında olduğumuzu göstermekted�r.  PİSA ver�ler� üç alanda da başarı göstereb�len öğrenc�ler�n oranının % 0.8 olduğunu �fade etmekted�r.  Ülkem�zde �nsanların yıl olarak ortalamanın üzer�nde okula g�tmeler�ne rağmen ver�len eğ�t�m�n kal�tes�n�n sorgulanması gerek�r. Ver�ms�zl�k problem�n�n çözülmes� gerekmekted�r. Müfredatların becer� kazandırma yolunda değ�ş�me uğraması gerekmekted�r. 54 TEDMEM Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 546 ‒ Kaynak: OECD Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 547 ‒ KAYNAK: MEB PİSA’nın eğ�t�mde R�skle �lg�l� göstergeler� ŞİDDET Türk�ye’dek� çocukların �y� olma hâl� göstergeler� kapsamında katılımcı çocuklar, r�skle �lg�l� �fadeler arasında en öneml� tehl�ken�n çevrede uyuşturucu kullanılması (%60) olduğunu paylaşıyorlar. PISA 2022’de �se öğrenc�ler�n okul �kl�m�yle �lg�l� gördüğü r�skler tesp�t ed�leb�l�yor. Buna göre PISA 2022’ye Türk�ye’den katılan öğrenc�ler�n %25’� son dört hafta boyunca okulda çeteler, %26’sı �se okulda s�lah veya bıçak taşıyan öğrenc� gördükler�n� paylaşıyorlar. Bu oranlar neredeyse her dört öğrenc�den b�r�n�n böyle olaylara maruz kaldığına �şaret ed�yor. Daha yüksek b�r oranda (%28) öğrenc� �se b�r öğrenc�n�n başka b�r öğrenc�y� yaralamakla tehd�t ett�ğ�n� duyduğunu paylaşıyor. Öğrenc�ler�n paylaştıkları bu r�skl� davranışlar, özell�kle şah�t olan öğrenc� sıklığı düşünüldüğünde öneml� b�r güvenl�k sorununa �şaret etmekted�r. * Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 548 ‒ SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR Güvenl�k b�r�mler�ne gelen veya get�r�len çocukların karıştığı olay sayısı 2023 yılında, 537 b�n 583’tü. Sayı sonradan rev�ze ed�ld� ve 557 b�n 891 oldu. Bu sayı, 2024 yılında, 2023 yılına göre %9,8 oranında artarak 612 b�n 651 oldu. Bu olaylarda çocukların 279 b�n 620's� mağdur olarak, 202 b�n 785'� suça sürüklenme sebeb�yle güvenl�k b�r�mler�ne geld� veya get�r�ld�. 2010 yılında suça sürüklenen çocuk sayısı 83.393, mağdur olan çocuk sayısı �se 76.428’d�. AKP �kt�darının sözde zorunlu eğ�t�m s�stem�nde b�le çocuklarımızı koruyamıyoruz. Çocuklarımız eğ�t�mden kopup suça sürüklen�rken, olayların mağduru olurken, bu durum zorunlu eğ�t�me rağmen her yıl daha da kötüye g�derken çocukları zorunlu eğ�t�mden erken koparmanın önü açılamaz. ÇOCUK İŞÇİLİĞİ Çocuğu etk�leyen r�skler�n başında çocuğun gel�ş�m�n�, sağlığını, �y� olma hâl�n�, oyun hakkı dah�l olmak üzere haklarını ve eğ�t�me er�ş�m�n� etk�leyecek şek�lde çalışması gel�yor. “Çocuk �şç�l�ğ�” olarak tanımlanan bu durum, çocuğun para kazanmak �ç�n dışarıda çalışması kadar ev �şler�nde çalışmasını da �çereb�l�r. Türk�ye’dek� çocukların �y� olma hâl� göstergeler� kapsamında da para kazanmak �ç�n çalışmak zorunda olmak ve ev �şler�n�n onun görev� olması, katılımcı çocukların sırasıyla %41’� ve %23’ü tarafından mutsuzluk bel�rley�c�s� olarak terc�h ed�ld�. PISA 2022’de de bu faal�yetlere *�l�şk�n sorular yer alıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 549 ‒ Graf�kte göster�ld�ğ� g�b� Türk�ye’den öğrenc�ler�n %14’ü okuldan önce ve sonra haftada en az b�r gün çalışıyor. %5’� okuldan önce, %6’sı �se okuldan sonra her gün para kazanmak �ç�n çalıştıklarını paylaşıyorlar. MESEM SÖMÜRÜSÜ AKP’n�n eğ�t�m ve �st�hdam pol�t�kaları adı altında yaygınlaştırdığı Meslek� Eğ�t�m Merkez� Programı (MESEM), çocuk emeğ�n� s�stemat�k b�r şek�lde sömüren b�r düzen hal�ne gelm�şt�r. Bu program, eğ�t�m alması gereken çocukları ucuz �ş gücü olarak kullanmanın b�r aracı olarak �şlet�lmekte, ekonom�k kr�zle boğuşan a�leler�n çares�zl�ğ�n� fırsata çev�rmekted�r. Çocukları okul sıralarından alıp, düşük ücretlerle çalıştırmaya yönlend�ren bu s�stem hem eğ�t�m� hem de çocuk haklarını açıkça �hlal etmekted�r. MESEM, çocuk �şç�l�ğ�n� "meslek� eğ�t�m" k�sves� altında normalleşt�rerek emeğ�n sömürüsünü kurumsallaştırmaktadır. Eğ�t�m çağındak� çocukları �ş gücüne entegre etmek, onların geleceğ�n� çalmakla eşdeğerd�r. Bu durum, çocuk �şç�l�ğ�n� ortadan kaldırmak yer�ne, daha da yaygınlaştırarak toplumdak� eş�ts�zl�kler� der�nleşt�rmekte ve ekonom�k adalets�zl�ğ� büyütmekted�r. MESEM’lerde 2023 Eylül ayından bu yana 16 çocuk hayatını kaybetm�şt�r. Bu sömürü düzen�, Türk�ye'n�n çocuk hakları konusundak� uluslararası yükümlülükler�ne aykırı olduğu g�b�, v�cdan� ve �nsan� değerlerle de bağdaşmamaktadır. Eğ�t�mden dışlanan çocuklar yanında eğ�t�mde olup çırak, stajyer, meslek� eğ�t�m öğrenc�s� adı altında �şyerler�nde ağır �şlerde tehl�kel� koşullarda her türlü �st�smara açık b�r b�ç�mde çalıştırılmaktadır. Bu sorun Türk�ye’n�n yapısal kron�k sorunlarından b�r�d�r. Çalışma ve Sosyal Güvenl�k Bakanlığı çocukların ekonom�k �st�smarını önleyecek kurallar gel�şt�rmede ve uygulamada yeters�z kalmaktadır. Çeş�tl� b�ç�mlerde �stat�st�klere yansıyan çocuk emeğ� ver�ler� gerçeğ� göstermede yeters�zd�r. Bu ver�ler buzdağının sadece görünen kısmıdır. D�ğer yandan sokakta çalıştırılan çocuklar, alışageld�k görüntülerdend�r. Kamu kurumları başta olmak üzere kamu görevl�ler�, kolluk güçler� sokakta çalışan çocukları olağan b�r olgu olarak ben�msem�ş durumdadır. PISA 2022’de Türk�ye’den Öğrenc�ler�n Para Kazanmak İç�n Çalışmaya �l�şk�n İfadeler� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 550 ‒ DEVAMSIZLIK Türk�ye’den PISA 2022’ye katılan öğrenc�ler�n okul hayatları boyunca yaptıkları uzun sürel� devamsızlığa �l�şk�n ver�ler yer alıyor. Buna göre, öğrenc�ler�n %2,7’s� �lkokulda, %4,1’� ortaokulda, %4,6’sı �se ortaöğret�mde üst üste üç aydan uzun süre devamsızlık yaptı. OECD genel�nde de en fazla ortaöğret�m sev�yes�nde uzun süre devamsızlık yapıldığı görülüyor. Hem Türk�ye’de hem de OECD ortalamasında uzun sürel� devamsızlıkların temel neden�n�n sağlık sorunları olduğu bel�rt�l�yor. Bu durum eğ�t�m ve sağlık pol�t�kalarının ne kadar bağlantılı olduğunu b�r kez daha göstermekted�r. Sosyal ve Akadem�k Kapsayıcılık Endeksler�nde Türk�ye’n�n Yer� Son Sıralarda… AKADEMİK KAPSAYICILIK ENDEKSİ OECD, farklı akadem�k başarıya sah�p öğrenc�ler�n b�r arada mı okuduğunu yoksa ayrıştırılmış (homojen) ortamlarda mı eğ�t�me devam ett�ğ�n� tesp�t etmek �ç�n akadem�k kapsayıcılık endeks�n� (�ndex of academ�c �nclus�on) her PISA döngüsünde hesaplanmaktadır. 0-100 aralığında yapılan hesaplamaya göre, endekste yüksek puan, farklı akadem�k becer�lere sah�p çocukların okullara daha eş�t b�r şek�lde dağıldığını ortaya koyuyor. Düşük puan �se, benzer akadem�k becer�lere sah�p çocukların benzer okullara g�tt�ğ�n� ve akadem�k anlamda okulların ayrışmış olduğunu göster�yor. 37 OECD üyes� ülken�n akadem�k kapsayıcılık endeks� ortalaması 69,1’d�r. Bu endekse göre, İzlanda (93,1), F�nland�ya (91,0) ve Norveç (90,2) sırasıyla akadem�k anlamda en kapsayıcı eğ�t�m s�stem�ne sah�p ülkeler olurken 37 OECD üyes� ülke Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 551 ‒ arasında Hollanda �le Macar�stan’ı ger�de bırakab�len Türk�ye �se 43,4 puanla 35. sırada yer alıyor. Bu durum, Türk�ye’de benzer becer�lere sah�p öğrenc�ler�n OECD ülkeler�ne kıyasla daha fazla benzer okullara g�tt�ğ�n� ve böylece becer�lere göre ayrışmanın OECD ortalamasına göre daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. SOSYAL KAPSAYICILIK ENDEKSİ Öğrenc�ler�n akadem�k becer�ler�ne göre farklı okullarda yoğunlaşması, Türk�ye’de okullar arasında devam eden becer� farklarının yalnızca b�r bölümünü açıklıyor. Sosyoekonom�k olarak ayrışma, başka b�r �fadeyle benzer sosyoekonom�k arka plana sah�p öğrenc�ler�n benzer okullara devam etmes�, okullar arasında görülen becer� farklarının b�r d�ğer öneml� neden�d�r. Sosyal kapsayıcılık endeks�, sosyoekonom�k arka plana göre öğrenc�ler�n okullar arasında homojen dağılıp dağılmadıklarını anlamak �ç�n öneml� b�r gösterged�r. Akadem�k kapsayıcılık endeks� g�b� 0-100 aralığında b�r değerlend�rme aralığına sah�p olan sosyal kapsayıcılık endeks�nde de, 100’e yakın sonuçlar okulların çeş�tl� sosyoekonom�k arka plana sah�p öğrenc�lerden oluştuğunu göster�rken 0’a yakınsayan sonuçlar okulların benzer sosyoekonom�k arka plana sah�p öğrenc�lerden oluştuğunu ortaya koyuyor. OECD ortalamasının 76,1 olduğu endekste, Türk�ye 65,4 puanla değerlend�rmeye katılan 36 OECD üyes� ülke arasında 32. sırada yer alıyor. Sosyal kapsayıcılık endeks�nde en yüksek puana sah�p üç ülke �se Norveç (89,9), İzlanda (89,0) ve F�nland�ya’dır (88,9). Sosyal ve akadem�k kapsayıcılık endeksler�nde Türk�ye’n�n son sıralarda yer alması, Türk�ye’de okulların gerek sosyoekonom�k durum gerekse akadem�k becer�ler bağlamında ayrışmış olduğunu ortaya koyuyor. OKULLAR ARASI BAŞARI FARKLILIKLARI EN FAZLA OLAN OECD ÜLKESİ TÜRKİYE Okullar arası başarı farkları, benzer sosyoekonom�k arka plana ve akadem�k yeterl�klere sah�p çocukların aynı okullarda ve/ya okul türler�nde yoğunlaşması, Türk�ye’n�n PISA sonuçlarında öne çıkan sorunlarının başında gel�yor. Okul türler�n�n PISA 2022 ortalama puanlarını göster�yor. Okul türler� arasında matemat�k alanında fen l�seler� ortalama 598 puanla �lk sıradayken meslek� ve tekn�k Anadolu l�seler� 395 ortalama puanla son sırada yer alıyor. Her PISA döngüsünde 15 yaşındak� çocukların b�r eğ�t�m yılında ortalama ne kadar öğreneb�ld�ğ� ve b�r yılda ortalama kaç puan artırab�leceğ� hesaplanıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 552 ‒ PISA 2022 araştırması �ç�n yapılan hesaplama, 15 yaşındak� b�r öğrenc�n�n yılda ortalama 20 puanlık b�r hızda öğreneb�ld�ğ�n� ortaya koyuyor. Bu hesaplama, puan farklarının kapanması �ç�n kaç eğ�t�m-öğret�m yılına �ht�yaç duyulduğunu hesaplamak �ç�n kullanılıyor. Bu hesaplamaya göre, fen l�ses� ve meslek� ve tekn�k Anadolu l�ses� puan ortalamaları arasında var olan 203 puanlık fark, 10 eğ�t�m-öğret�m yılına eş�tt�r. Fen ve okuma becer�ler� alanlarında, okul türler� ortalama puanları arasındak� fark matemat�k alanına göre azalsa da yüksek seyretmeye devam ed�yor. Fen becer�ler� alanında, fen l�seler�ndek� öğrenc�ler�n ortalamaları �le meslek� ve tekn�k Anadolu l�seler�ndek� öğrenc�ler�n ortalama puanları arasındak� fark fen l�seler� leh�ne 180’ken okuma becer�ler�nde y�ne aynı okul türler� arasındak� puan farkı 154’tür. Son yıllarda yüksek m�ktarlarda devlet ve özel sektör desteğ� alan meslek� ve tekn�k Anadolu l�seler�n�n tüm alanlarda son sırada yer alması d�kkat çek�c� noktaların başında gel�yor. Okul Türler�ne Göre PISA Puanları Gençlere d�j�tal becer� kazandırma konusunda da yeters�z olduğumuz anlaşılmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 553 ‒ KAYNAK: Eurostat KAYNAK: Eurostat MİLLİ EĞİTİM AKADEMİLERİ Öğretmenler�n h�çb�r mevcut sorununu çözmeyen Öğretmenl�k Mesleğ� Kanunu Part�m�z�n, eğ�t�m send�kalarının ve eğ�t�m�n tüm paydaşlarının �t�razlarına rağmen geçt�ğ�m�z yıl dönem başında oy çokluğuyla Mecl�s’te kabul ed�ld�. Bu kanun �le get�r�len M�ll� Eğ�t�m Akadem�ler� �le eğ�t�m fakülteler� �şlevs�zleşt�r�ld�, l�sans d�ploması öğretmen olmak �ç�n yeters�z sayıldı. Part�m�z konuyla �lg�l� Anayasa Mahkemes�’ne dava açmışken, bu yıl 10 b�n öğretmen�n AGS �le M�ll� Eğ�t�m Akadem�ler�’ne alınacağı duyuruldu, AGS temmuz ayında yapıldı. Sınavda başarılı olan öğretmenler son Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 554 ‒ açıklamalara göre 12 ay boyunca eğ�t�m alacak ve henüz detayları b�le bell� olmayan b�r değerlend�rme sürec�n�n sonucuna göre en �y� �ht�malle �k� yıl sonunda atanacaktır. Akadem� �lk duyurulduğunda eğ�t�m süres� dört dönemd�, sonra 14 ay oldu, en son akadem� başkanı tarafından söz konusu eğ�t�m�n 12 ay olduğu �fade ed�lm�şt�r. 10 b�n atamaya �l�şk�n kılavuz, branş dağılımı, takv�m hala paylaşılmamıştır. Öğretmenler ne zaman hang� akadem�lere alınacak, eğ�t�mler� ne zaman tamamlanacak ve ne zaman göreve başlayacak hala bell� değ�ld�r. ATANMAYAN ÖĞRETMENLER VE MÜLAKAT VE 15 BİN ATAMA SORUNU Cumhurbaşkanı Recep Tayy�p Erdoğan’ın 11 N�san 2023’te atanmayan öğretmenlere “B�ze oy ver�n, mülakatı kaldırdık.” şekl�nde beyanda bulunmasından sonra dönem�n M�ll� Eğ�t�m Bakanı tarafından söz konusu �fadeye sah�p çıkılmış olmasına karşın seç�m sonrasında göreve başlayan , Yusuf Tek�n tarafından “Mülakat g�b� mülakat yapacağız.” Açıklamasında bulunulmuştur. Sözlü sınavın kaldırılmasına �l�şk�n dava açılmasına rağmen mülakat devam etm�ş, 1.611 öğretmen kom�syonlar arası farklar neden�yle kontenjan dışında kalmıştır. Öğretmenler�m�z 1 yıldır sesler�n� duyurmaya çalışmakta ve ek atama talep etmekted�rler. 2025 yılında yalnızca 15 b�n atama duyurusu yapılmış, 15 b�n atamanın 11.345’� �lk 5 branşa (Sınıf, Özel Eğ�t�m, D�n Kültürü ve Ahlak B�lg�s�, Okul Önces� ve İng�l�zce) , ger�ye kalan 71 branşa sadece 3.655 kontenjan ver�lm�şt�r. B�r öncek� M�ll� Eğ�t�m Bakanının ‘her 100 öğrenc�s� olan okula 1 rehber öğretmen’ sözü y�ne tutulmamıştır. Mülakat sonuçları 29 Ağustos’ta açıklanmış. Kuralar 24 Kasım’da, duyurudan 217 gün sonra çek�lm�şt�r. Öğretmenler en �y� �ht�malle 1 Ocak 2026’da göreve başlasa sürec�n başlamasından sonra 255 gün geçm�ş olacaktır.. Ayrıca 2002 yılında 68 b�n olan atanmayan öğretmen sayısı 1 m�lyona ulaşmıştır. Öğretmen �ht�yacı 85 b�n ekders ücret� karşılığında çalışan öğretmenlerle karşılanmaktadır. İht�yaç kadar, yaklaşık 100 b�n kadrolu öğretmen ataması yapılmalıdır. Kamuda ücretl�, sözleşmel� öğretmenl�k kaldırılmalı ve tüm atamalar kadrolu yapılmalıdır. ÖĞRETMENLERİN İSTİHDAM ŞEKİLLERİ VE ÖZLÜK HAKLARI Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Öğretmen �ht�yacı 85 b�n ekders ücret� karşılığında çalışan öğretmenlerle karşılanmaktadır. İht�yaç kadar, yaklaşık 100 b�n kadrolu öğretmen ataması yapılmalıdır. Kamuda ücretl�, sözleşmel� öğretmenl�k kaldırılmalı ve tüm atamalar kadrolu yapılmalıdır. ‒ 555 ‒ ÖĞRETMENLERİN İSTİHDAM ŞEKİLLERİ VE ÖZLÜK HAKLARI Başöğretmen�m�z Gaz� Mustafa Kemal Atatürk, “Öğretmenler, yen� nes�l s�zler�n eser� olacaktır.” sözü �le ülkem�z�n geleceğ� açısından öğretmenl�k mesleğ�n�n ne kadar öneml� olduğuna vurgu yapmıştır. Öğretmenler, en değerl� varlıklarımız olan çocuklarımızı emanet ett�ğ�m�z k�ş�lerd�r. Öğretmenler; toplumu aydınlatan, çocuklarımızı hayata hazırlayan ve onlara yol gösteren vazgeç�lmezler�m�zd�r. Ülke genel�nde 75 b�n kırk okul/kurum, bu okullarda/kurumlarda 17 m�lyon 956 b�n 523 öğrenc�, 1 m�lyon 187 b�n 409 öğretmen bulunmaktadır. Okul önces�nden yükseköğret�me kadar yaklaşık 27 m�lyon öğrenc�m�z vardır. A�leler� �le b�rl�kte düşünüldüğünde neredeyse toplumumuzun tamamı eğ�t�mle �l�şk�l�d�r. Tam da bu nedenle eğ�t�m, toplumumuzun vazgeç�lmez, en öneml� değerler�nden b�r�d�r. Maalesef bugün, eğ�t�m s�stem�m�z�n ve öğretmenler�m�z�n sayılamayacak kadar çok sorunu bulunmaktadır. 23 yıllık AKP �kt�darında eğ�t�m s�stem� yerle b�r ed�lm�ş, öğretmenler�m�z�n var olan sorunlarına her geçen gün yen�ler� eklenm�şt�r. İkt�dar, pol�t�kalarına öğretmenl�k mesleğ�n� �t�barsızlaştıran uygulamalarla devam etmekted�r. 22 yıllık AKP �kt�darında;  Yönet�c� atamalarında l�yakat �lkes� yok ed�lm�ş, 2014’te yaklaşık 50 b�n yönet�c� görevden alınmıştır.  Teft�ş s�stem� yok ed�lm�ş, müfett�şl�k s�stem�nde sayısız değ�ş�kl�k yapılmış, müfett�şl�k mesleğ� �t�barsızlaştırılmıştır.  Sözleşmel� öğretmenl�k uygulamasına geç�lerek, öğretmenler�n güvences�z çalışmasının önü açılmıştır.  Bugün, yeters�z atamalarla eks�k bırakılan kadrolar, ücretl� öğretmenl�k s�stem� �le doldurulmaya çalışılmaktadır. Her yıl yaklaşık 85 b�n öğretmen�m�z, asgar� ücretten daha düşük ücretlerle, güvences�z ve emekl�l�k hakkı olmadan çalıştırılmaktadır.  25 yıllık kadrolu b�r öğretmen, bugün 51 b�n l�ra maaş almaktadır. 2002 yılında 540 l�ra olan maaşı �le 19,7 çeyrek altın alan öğretmenler�m�z, bugün sadece 5,3 çeyrek altın alab�lmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 556 ‒  2002 yılında 175 l�ra olan Eğ�t�m Öğret�m Yılına Hazırlık Ödeneğ� �le 6,4 çeyrek altın alab�len öğretmenler�m�z, şu an 5 b�n 226 l�ra olan ödenekle 0,54 çeyrek altın alab�lmekted�r. Öğretmenler�m�z yoksulluk sınırı altında maaşlarla çalıştırılmaya devam etmekted�r.  Deprem bölges�nde; okulları yıkılan, çalıştığı kurum kapanan öğretmenler�m�z, �şler�n� kaybetm�şt�r. Öğretmenler�m�z, depremle yaşadıkları kayıp ve sıkıntılar yanında zorlu çalışma koşullarıyla da hak kaybı yaşamaktadır.  Kamuya öğretmen alımlarında yapılan mülakat uygulaması, seç�m önces� söz ver�lmes�ne rağmen kaldırılmamıştır. İkt�darın, ‘Mülakatları mülakat g�b� yapacağız.’ d�yerek çıktığı yolda b�nlerce öğretmen�m�z haksızlığa uğramıştır. Farklı �llerde farklı kom�syonların mülakata g�rmes�yle objekt�f b�r değerlend�rme yapılamamış, bunun sonucunda �ller arasında c�dd� puan farkları oluşmuştur. Bunun karşısında �kt�dar, TRT aracılığıyla öğretmeler� ‘algı yaratmak’ �le suçlamıştır. Mülakat sonucunda hala atama �ç�nde yer alsa dah�, sıralamada ger�ye düşen öğretmenler�m�z de hak kaybı yaşamıştır.  Yeterl� kadrolu tem�zl�k görevl�s� ver�lmed�ğ� �ç�n bugün öğretmenler�m�z okullarında tem�zl�k yapmak zorunda bırakılmış, yeterl� güvenl�k ve tekn�k personel olmadığı �ç�n okullarda öğretmenler�m�z hayatını kaybetm�şt�r.  Öğretmenl�k Meslek Kanunu �le öğretmenl�k mesleğ� basamaklandırılmıştır. Öğretmenler�m�z; ücretl�, sözleşmel�, öğretmen, uzman, başöğretmen şekl�nde farklı statülerde farklı ücretlerle çalıştırılmaktadır.  M�ll� Eğ�t�m Akadem�s� �le öğretmenler�n d�plomaları yok sayılmıştır.  Özel sektörde çalışan öğretmenler, taban maaş hakları eller�nden alındığı �ç�n, asgar� ücrete mahkum ed�lm�şt�r.  Öğretmenler�n çalışma ortamlarında, s�yas� baskı ve mobb�ng artmıştır. Mevcut çalışma koşulları ve s�yas� �kt�darın uygulamaları, öğretmenl�k mesleğ�n�n saygınlığını yok etm�şt�r. Kadrolu Öğretmen: 657 sayılı Kanununun 4 üncü maddes�n�n (A) fıkrası kapsamında çalışan öğretmenlerd�r. Kadrolu oldukları �ç�n devlet memurlarının tüm yasal haklarına Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 557 ‒ sah�pt�rler. 25 yılık görev süres� bulunan kadrolu b�r öğretmen 41.000 TL maaş almaktadır. Kadrolu öğretmenler uzman ve başöğretmen olarak ayrıştırılmışlardır. 25 yıllık Uzman Öğretmen 61.139 TL, 25 yıllık Başöğretmen �se 72.000 TL maaş almaktadır. Sözleşmel� Öğretmen: Öncel�kle kalkınmada b�r�nc� derecede öncel�kl� yörelerde olmak üzere Bakanlığın boş öğretmen norm kadrosu bulunan örgün ve yaygın eğ�t�m kurumlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4’üncü maddes�n�n (B) fıkrası kapsamında çalışan öğretmenlerd�r. Sözleşmel� öğretmenl�k s�stem� �lk olarak 2006 yılında Hüsey�n Çel�k’�n Bakanlığı dönem�nde başlatılmıştır. Send�kaların açtığı davalar net�ces�nde 2011 yılında bu uygulamadan vaz geç�lm�şt�r. Ancak 15 Temmuz sonrasında 2016 yılında 668 sayılı KHK �le 652 sayılı KHK’da düzenleme yapılarak yen� atanacak öğretmenler�n sözlü sınava dayalı olarak sözleşmel� statüde göreve başlamaları sağlanmıştır. Bu öğretmenler �le b�r yıllık sözleşme yapılmaktadır. İlk atandıkları yerde 3 yıl sözleşmel� ve çakılı olarak çalışmak zorundadırlar. 3 yıldan sonra kadroya geç�r�len bu öğretmenler, çalıştıkları yerde 1 yıl daha kalmak zorundadırlar. Eş ya da mazeret tay�n hakları, �ş garant�ler� yoktur. Göreve yen� başlayan sözleşmel� öğretmenler yaklaşık 52.000 TL maaş almaktadır. Ücretl� Öğretmen: G�rd�kler� ders saat�ne göre ücret alan öğretmenlerd�r. Ücretl� öğretmenler �lçe m�ll� eğ�t�m müdürlükler� tarafından tesp�t ed�l�r. Genel olarak kadrolu ve sözleşmel� öğretmen eks�ğ�n�n bulunduğu yerlerde ya da �z�nl� öğretmenler�n yer�ne çalıştırılırlar. İş garant�ler� yoktur. İlçe m�ll� eğ�t�m müdürler� �sted�kler� zaman bu öğretmenler�n görev�ne son vereb�l�rler. Ücretl� öğretmenler haftalık en fazla 30 saat derse g�rer. 1 ders saat� karşılığında 107,07 l�ra ücret alırlar. Aylık en fazla 120 saat derse g�reb�l�rler. 120 saat derse g�ren b�r ücretl� öğretmen en çok 30.000 l�ra ücret alab�l�r. Ancak ücretl� öğretmenler�n neredeyse tamamı 120 saat derse g�remed�kler� �ç�n bu tutarın altında ücretler almaktadır. Yaklaşık 100 b�n dolayında ücretl� öğretmen görev yapmaktadır. Sadece bel�rl� aylarda maaş alab�len, h�çb�r özlük hakkı olmayan, emekl�l�k hakkı b�le bulunmayan ücretl� öğretmen uygulamasıyla hem çocuklarımız hem öğretmenler�m�z devlet el�yle mağdur ed�lmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 558 ‒ Özel Sektör Öğretmenler�: Özel sektör öğretmenler�n�n taban maaş, güvenl� çalışma koşulları, eğ�t�m ve güzel sanatlar �şkolu kurulması, kamu �le özlük haklarında eş�tl�k sağlanması yönündek� talepler� göz ardı ed�lmekted�r. Okullardak� Tem�zl�k ve Güvenl�k Sorunu 2025-2026 Eğ�t�m Öğret�m Yılı, rehberl�k çalışmaları ve okula uyum programı �le 2 Eylül’de, tüm sınıflar �se 8 Eylül 2025’te başlamıştır. Cumhur�yet Halk Part�s� olarak okulların tem�zl�k ve güvenl�k �ht�yaçlarının öneml� b�r sorun olacağı yaz aylarında d�le get�r�lmes�ne rağmen, Bakanlık yetk�l�ler� bu konuda tedb�r almamıştır. Okulların açılmasının üzer�nden neredeyse üç ay geçmes�ne rağmen bu sorunlar çözülemem�şt�r. 2024-2025 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’nda okullarda:  İşgücü Uyum Programı (İUP): 97.517 katılımcı,  Toplum Yararına Program (TYP): 27.060 katılımcı,  Kadrolu personel: 49.578 olmak üzere  Toplam 174.155 tem�zl�k personel� görev yapmıştır B�lahare İUP katılımcı sayısının 97.522, TYP katılımcı sayısının �se 30 b�ne ulaştığı, toplam sayı 177.101’re ulaşmıştır. 2025-2026 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı �ç�n 1 Eylül’de göreve başlaması planlanan 70.000 TYP katılımcısının �şlemler� hala devam ett�ğ�, kadrolu atama planlamasının bulunmadığı �fade olunmaktadır.. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 559 ‒ Temmuz ayında 6 aylığına görevlend�r�leceğ� söylenen TYP katılımcılarının Eylül’de gelen cevapta 9 ay süreyle görevlend�r�leceğ� �fade ed�lm�şt�r Ayrıca okullarımızda güvenl�k de öneml� b�r sorun hal�ne gelm�şt�r. Öğretmenler�m�z ş�ddete uğramakta, hatta öldürülmekte; çocuklarımız okul �ç�nde, bahçes�nde hayatını kaybetmekted�r. Eğ�t�mc�lere yönel�k ş�ddet artarak devam etmekted�r. İbrah�m Oktugan ve S�bel Turan öğretmen�m�z �le M�ray Arslan çocuğumuz, okullarda sağlanamayan can ve �ş güvenl�ğ� sonucunda hayatını kaybetm�şt�r. Oysa 2021 yılında yapılan 20. M�ll� Eğ�t�m Şurasında alınan tavs�ye kararlarının 52. Maddes�nde “Uzman kütüphanec�, sağlık personel� (hem�şre), tekn�l eleman, tem�zl�k ve güvenl�k personel� �st�hdam ed�lmel�d�r �fadeler�ne yer ver�lm�şt�r. Bu tavs�ye kararına rağmen okullarımızın tem�zl�k ve güvenl�k sorunu hala çözülemem�şt�r. 2024-2025 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’nda okullarda:  1.219 okulda sab�t görev yapmak üzere 1.032 “Okul Kolluk Görevl�s�”  23.676 okulda okul yönet�m� �le �let�ş�m hal�nde olacak 19.856 “Güvenl� Eğ�t�m Koord�nasyon Görevl�s�”  20.848 okulda g�r�ş-çıkış saatler�nde 5.083 “Ek�p” görevlend�rmes� yapılmış. 2025-2026 başlangıcı �t�barıyla “Okul Kolluk Görevl�s�” ve “Güvenl� Eğ�t�m Koord�nasyon Görevl�s�” görevlend�rmeler�n�n tamamlanacağı bel�rt�lmekted�r. Toplam 59.336 devlet okulu. Sab�t görev yapan okul kolluk görevl�s� sayısı 1.032. Kadrolu güvenl�k görevl�s� atanmasına da�r b�r çalışma yoktur. Okullarımızın en az, 100.000 tem�zl�k görevl�s�ne, 65.000 güvenl�k görevl�s�ne, 75.000 okul sağlığı hemş�res�ne �ht�yaç bulunmaktadır. En düşük memur maaşı üzer�nden hesaplama yaptığımızda, b�r yıllık yaklaşık mal�yetler aşağıdak� g�b�d�r. Tem�zl�k Görevl�s�: 93.600.000.000 TL Güvenl�k Görevl�s�: 60.840.000.000 TL Okul Sağlığı Hemş�res�:70.200.000.000 TL Toplam: 224.640.000.000 TL Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 560 ‒ Okul yemeğ�, güvenl�k, tem�zl�k ve okul sağlığı hemş�res� �ç�n gereken toplan bütçe 460.082.409.813 TL’d�r. Bu tutar, GSYH’n�n yüzde 0,59’una, merkez� yönet�m bütçes�n�n yüzde 2,43’üne, M�ll� Eğ�t�m Bakanlığı bütçes�n�n �se yüzde 23,66’sına karşılık gelmekted�r. Meslek� Eğ�t�m Kapsamındak� Kayıplarımız S�yas� �kt�dar “2018’de Meslek� ve tekn�k l�selere devam eden öğrenc�lere ver�len eğ�t�m kal�tes�n�n artırıldığı; buralardak� öğrenc�ler �le d�ğer l�selerdek� öğrenc�ler arasındak� temel yetk�nl�klerdek� farkın kapatıldığı ve mezunlarının �st�hdam süreçler�n�n de planlandığı pol�t�kalara öncel�k vereceğ�z.”, 2023’te Meslek� eğ�t�m merkezler�ndek� çırak ve kalfa sayısını 2 m�lyona çıkartacağız. Böylece küçük ve orta ölçekl� �şletmeler�n tüm çırak, kalfa ve usta �ht�yacını karşılayacağız” vaatler�nde bulunmuştur. Bu vaatlere rağmen meslek� eğ�t�mde ver�len eğ�t�m�n kal�tes� artırılamamış, temel yetk�nl�klerdek� fark kapatılamamış, mezunların �st�hdam süreçler� planlanamamıştır. İk�l� ve B�rleşt�r�lm�ş Okullar Tablo Tekl�-�k�l� eğ�t�mdek� öğrenc� oranları-sayısı ve okul türler�ne göre dersl�k başına düşen öğrenc� sayısı. Tekl� Eğ�t�mdek� İk�l� Eğ�t�mdek� Dersl�k başına Öğrenc� Oranı % Öğrenc� Sayısı Düşen Öğrenc� Eğ�t�m Düzey� Sayısı İlkokul 59,44 2.147.437 21,99 Ortaokul 65,82 1.381.904 29,1 İmam Hat�p Ortaokulu 88,2 81.587 21,1 Genel L�se 92,65 158.946 28,7 Meslek� ve Tekn�k L�se 96,74 50.549 25,96 İmam Hat�p L�ses� 98,88 4.997 11,75 Tabloya göre; okul türler�ne göre �k�l� eğ�t�mde ve dersl�k başına düşen öğrenc� sayısında d�n okullarına poz�t�f ayrımcılık yapıldığı görülmekted�r. İlkokullarda Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 561 ‒ öğrenc�ler�n %40,66’sı, ortaokullarda %34,18’�, �mam hat�p ortaokullarında %11,8’�, genel l�selerde %7,35’�, meslek� ve tekn�k l�selerde %3,26’sı, �mam hat�p l�seler�nde %1,12’s� İk�l� eğ�t�m kapsamında bulunmaktadır. Başka b�r �fade �le her 5 öğrenc�den b�r� (3.825.420 öğrenc�) �k�l� eğ�t�m kapsamındak� okullarda eğ�t�m öğret�m faal�yet� yürütmekted�r. OKUL BÜTÇESİ MALİYETİ Kamu okullarının tem�zl�ğ�, güvenl�ğ� ve temel �ht�yaçları Bakanlık tarafından sağlanamadığı �ç�n, okulların eks�kl�kler�n� g�derecek bütçeler� olmadığı �ç�n, yasak olmasına rağmen vel�lerden ücret talep ed�lmeye devam ed�l�yor. Büyükşeh�rlerde “kayıt ücret�”, “bağış” adı altında talep ed�len ücretler 100 b�nlerce l�raya çıkab�lmekted�r. Devlet okullarında örgün eğ�t�mde 15.366.143 öğrenc� (Açıköğret�m har�ç) bulunmaktadır. M�ll� Eğ�t�m Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçes� 1.943.965.746.000 TL’d�r. Okullara eğ�t�m-öğret�m yılının başında öğrenc� başına 1500 l�ra bütçe gönder�l�rse mal�yet� yaklaşık 23,04 m�lyar l�ra (MEB bütçes�n�n yüzde1,18’�) olacaktır. Bu konuda Bütçe görüşmeler� sırasında verm�ş olduğumuz önerge redded�lm�şt�r. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI İSTATİSTİKLERİ M�ll� Eğ�t�m Bakanlığı rakamlarına göre;  Ülke genel�nde 74 b�n 40 okul/kurum, bu okullarda/kurumlarda 17.956.523 öğrenc�, 1.187.409 öğretmen, 753.571 dersl�k bulunmaktadır. Geçt�ğ�m�z yıla göre, öğrenc� sayısı %4 azalış, öğretmen sayısı �se sadece %1,58 oranında artış göstermekted�r.1 2022-2023 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’nda açıköğret�m okullarında 2.346.645 öğrenc� kayıtlı �ken bu sayı 2024-2025 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’nda 1.050.579’a düşmüştür.  Okul önces� düzeyde, geçt�ğ�m�z yıla göre öğrenc� sayısı %10,89 (212.888 ) azalmıştır.  İlkokul düzey�nde öğrenc� sayısında geçt�ğ�m�z yıla göre %1,06 oranında artış gerçekleşm�şt�r.  Ortaokul düzey�nde öğrenc� sayısında %2,5 azalma meydana gelm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 562 ‒  Ortaöğret�m düzey�nde öğrenc� sayısı geçt�ğ�m�z yıla göre 468 b�n 69 azalmıştır. Bu azalmanın 120 b�n 773 k�ş�s� açıköğret�m l�seler�ne a�tt�r.  MEB’�n yayımladığı 2024-2025 yılı �stat�st�kler�ne göre; 4+4+4 eğ�t�m model�n�n uygulanmaya başlamasından bu yana;  İlkokul düzey�nde okullaşma oranı %98,9’dan %95,43’e, ortaokul düzey�nde �se %93,1’den %89,09’a ger�lem�şt�r.  Ortaöğret�m düzey�nde okullaşma oranı geçt�ğ�m�z yıla göre %87,97’den %82,85’e, yükseköğret�m düzey�nde �se %47,52’den %46,34’e ger�lem�şt�r.  Öncek� M�ll� Eğ�t�m Bakanı Mahmut Özer tüm eğ�t�m kademeler�nde okullaşma oranlarının yüzde 99 olduğunu �fade etm�şt�.  MEB’�n ver�ler�ne göre, �lkokulda okullaşma yüzde 95, ortaokulda 89 ve ortaöğret�mde yüzde 82 olarak gerçekleşm�şt�r. Bu ver�lerle öncek� Bakanın açıklamaları çel�şmekted�r.  M�ll� Eğ�t�m Bakanlığı 2017-2018 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’ndan bu yana yaş gruplarına göre de okullaşma oranlarını yayınlamaktadır. Yaş gruplarına göre hesaplanan okullaşma oranlarında M�ll� Eğ�t�m�n öncek� bakanı Mahmut Özer’�n �fade ett�ğ� rakamlara ulaşılamamıştır. Özell�kle 14- 17 yaş grubunda 100 öğrenc�den 14’ü okullaşamamıştır.  MEB ver�ler�ne baktığımızda, 2002-2003 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’nda köylerde 32.401 okul, 3.275.579 öğrenc� bulunmaktaydı. 23 yılın ardından 2025 yılında köylerdek� okul sayısı 12.437’ye, öğrenc� sayısı 529.430’a ger�lem�şt�r. AKP �kt�darları boyunca 19.964 köy okulunu kapatılmıştır.  2002 yılından bu yana yatılı okulların sayısı 521’den 224’e, öğrenc� sayısı �se 278.448’den 36.174’e ger�lem�şt�r. 2  4+4+4 sürec� önces� 4.664 olan Özel Öğret�m Kurumu sayısı 14 b�n 700’e, öğrenc� sayısı 535.788’den 1.539.579’a yükselm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 563 ‒ Tablo: Eğ�t�m kurumlarının kademeler�ne göre okul, öğrenc�, öğretmen ve dersl�k sayısı Ülke genel�nde 74 b�n 40 okul/kurum, bu okullarda/kurumlarda 17.956.523 öğrenc�, 1.187.409 öğretmen, 753.571 dersl�k bulunmaktadır. Geçt�ğ�m�z yıla göre, öğrenc� sayısı %4 azalış, öğretmen sayısı �se sadece %1,58 oranında artış göstermekted�r.5 2022-2023 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’nda açıköğret�m okullarında 2.346.645 öğrenc� kayıtlı �ken bu sayı 2024-2025 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’nda 1.050.579’a düşmüştür. Tablo: Okul önces� eğ�t�m kurumlarının okul türler�ne göre okul, öğrenc�, öğretmen ve dersl�k sayısı Okul önces� düzeyde, geçt�ğ�m�z yıla göre öğrenc� sayısı %10,89 (212.888) azalmıştır. Tablo: İlkokullarda okul, öğrenc�, öğretmen ve dersl�k sayısı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 564 Okul önces� düzeyde, geçt�ğ�m�z yıla göre ‒ öğrenc� sayısı %10,89 (212.888) azalmıştır. Tablo: İlkokullarda okul, öğrenc�, öğretmen ve dersl�k sayısı İlkokul düzey�nde öğrenc� sayısında geçt�ğ�m�z yıla göre %1,06 oranında artış gerçekleşm�şt�r. Tablo: Ortaokullarda okul, öğrenc�, öğretmen ve dersl�k sayısı Ortaokul düzey�nde öğrenc� sayısında %2,5 azalma meydana gelm�şt�r. Tablo: Ortaöğret�m düzey�nde okul, öğrenc�, öğretmen ve dersl�k sayısı Ortaöğret�m düzey�nde öğrenc� sayısında geçt�ğ�m�z yıla göre 468 b�n 69 azalış meydana gelm�şt�r. Bu azalmanın 120 b�n 773 k�ş�s� açıköğret�m l�seler�ne a�tt�r. Tablo: Okullaşma oranları Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Ortaöğret�m düzey�nde öğrenc� sayısında geçt�ğ�m�z yıla göre 468 b�n 69 azalış meydana gelm�şt�r. Bu azalmanın 120 ‒ b�n565 773‒ k�ş�s� açıköğret�m l�seler�ne a�tt�r. Tablo: Okullaşma oranları MEB’�n yayımladığı 2024-2025 yılı �stat�st�kler�ne göre;  4+4+4 eğ�t�m model�n�n uygulanmaya başlamasından bu yana;  İlkokul düzey�nde okullaşma oranı %98,9’dan %95,43’e, ortaokul düzey�nde �se %93,1’den %89,09’a ger�lem�şt�r.  Ortaöğret�m düzey�nde okullaşma oranı geçt�ğ�m�z yıla göre %87,97’den %82,85’e, yükseköğret�m düzey�nde �se %47,52’den %46,34’e ger�lem�şt�r.  MEB’�n ver�ler�ne göre, �lkokulda okullaşma yüzde 95, ortaokulda 89 ve ortaöğret�mde yüzde 82 olarak gerçekleşm�şt�r. Tablo: Yaş gruplarına göre okullaşma oranları M�ll� Eğ�t�m Bakanlığı 2017-2018 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’ndan bu yana yaş gruplarına göre de okullaşma oranlarını yayınlamaktadır. Yaş gruplarına göre hesaplanan okullaşma oranlarında M�ll� Eğ�t�m�n öncek� bakanı Mahmut Özer’�n �fade ett�ğ� rakamlara ulaşılamamıştır. Özell�kle 14-17 yaş grubunda 100 öğrenc�den 14’ü okullaşamamıştır. Tablo: 2024-25 Örgün Eğ�t�m İstat�st�kler�ne Göre Okul dışında kalan Çocuklar, ERG Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) oranlarında M�ll� Eğ�t�m�n öncek� bakanı Mahmut Özer’�n �fade ett�ğ� rakamlara ulaşılamamıştır. Özell�kle 14-17 yaş grubunda 100 öğrenc�den 14’ü okullaşamamıştır. ‒ 566 ‒ Tablo: 2024-25 Örgün Eğ�t�m İstat�st�kler�ne Göre Okul dışında kalan Çocuklar, ERG Zorunlu eğ�t�m çağında olan çocukların (6-17 yaş) yaklaşık 611 b�n 612’s� eğ�t�m dışındadır. Zorunlu eğ�t�m çağında olan çocukların (6-17 yaş) yaklaşık 611 b�n 612’s� eğ�t�m dışındadır. Tablo: Köy Okulları Tablo: Köy Okulları MEB ver�ler�ne baktığımızda, 2002 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’nda köylerde 32.401 okul, 3.275.579 MEB öğrenc� ver�ler�ne bulunmaktaydı.23 baktığımızda, 2002 yılın ardından 2025 Eğ�t�m-Öğret�m yılında Yılı’nda köylerdek� köylerde okul sayısı 32.401 okul, 12.437’ye öğrenc� sayısı �se 529.430’a ger�lem�şt�r. AKP �kt�darları boyunca 19.964 3.275.579 öğrenc� bulunmaktaydı.23 yılın ardından 2025 yılında köylerdek� okul sayısı köy okulunu kapatılmıştır. 12.437’ye öğrenc� sayısı �se 529.430’a ger�lem�şt�r. AKP �kt�darları boyunca 19.964 köy okulunu kapatılmıştır. Tablo: Yatılı İlköğret�m Bölge Okullarının Sayısal Durumu Tablo: Yatılı İlköğret�m Bölge Okullarının Sayısal Durumu Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) 3.275.579 öğrenc� bulunmaktaydı.23 yılın ardından 2025 yılında köylerdek� okul sayısı 12.437’ye öğrenc� sayısı �se 529.430’a ger�lem�şt�r. AKP �kt�darları boyunca 19.964 köy okulunu kapatılmıştır. ‒ 567 ‒ Tablo: Yatılı İlköğret�m Bölge Okullarının Sayısal Durumu 2002 yılından bu yana yatılı okulların sayısı 521’den 224’e, öğrenc� sayısı �se 278.448’den 36.174’e ger�lem�şt�r. 2002 yılından bu yana yatılı okulların sayısı 521’den 224’e, öğrenc� sayısı �se 278.448’den 36.174’e ger�lem�şt�r. Graf�k: Özel Öğret�m Kurumları Graf�k: Özel Öğret�m Kurumları 4+4+4 sürec� önces� 4.664 olan Özel Öğret�m Kurumu sayısı 14 b�n 700’e yükselm�şt�r. Artış oranı %207 olarak gerçekleşm�şt�r.15 Öğrenc� sayısı �se %215 oranında artmıştır. 4+4+4 sürec� önces� 4.664 olan Özel Öğret�m Kurumu sayısı 14 b�n 700’e yükselm�şt�r. Artış oranı %207 olarak gerçekleşm�şt�r.15 Öğrenc� sayısı �se %215 oranında artmıştır. Graf�k: Anadolu İmam Hat�p L�seler� ve Öğrenc� sayıları Graf�k: Anadolu İmam Hat�p L�seler� ve Öğrenc� sayıları Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) 4+4+4 sürec� önces� 4.664 olan Özel Öğret�m Kurumu sayısı 14 b�n 700’e yükselm�şt�r. Artış oranı %207 olarak gerçekleşm�şt�r.15 Öğrenc� sayısı �se %215 oranında artmıştır. ‒ 568 ‒ Graf�k: Anadolu İmam Hat�p L�seler� ve Öğrenc� sayıları 2006-2007 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’ndan 2014-2015 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’na kadar Anadolu İmam Hat�p L�seler�n�n öğrenc� sayılarında c�dd� oranlarda artış gerçekleşm�şt�r. 2014- 2006-2007 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’ndan 2014-2015 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’na kadar Anadolu 20215 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’ndan sonra öğrenc� sayısı azalış eğ�l�m�ne g�rm�şt�r. İmam Hat�p L�seler�n�n öğrenc� sayılarında c�dd� oranlarda artış gerçekleşm�şt�r. 2014- 20215 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’ndan sonra öğrenc� sayısı azalış eğ�l�m�ne g�rm�şt�r. Graf�k: İmam Hat�p Ortaokulları ve Öğrenc� Sayısı Graf�k: İmam Hat�p Ortaokulları ve Öğrenc� Sayısı İmam Ha�p Ortaokulları ve Öğrenci Sayıları 4000 900000 3500 İmam Ha�p Ortaokulları 3286 3394 ve 3437 Öğrenci3451 3427 Sayıları 3432 3404 3396 800000 691422 4000 761785 900000 3000 2777 689076090000 3394 3437777439 3451 3427 710264 3432 3404 3396 800000 3500 3286723108 600000 2500 695499 691422 761785 689076090000 3000 1961 2777657020 714297 500000 2000 777439 710264 1597 723108 600000 400000 2500 695499 1500 524295 1961 657020 714297 500000 1099 300000 2000 946 1000 1597385830 400000 200000 1500 524295 500 1099 240015 300000 100000 94467 946 1000 385830 200000 0 0 500 240015 100000 94467 0 0 Okul sayısı Öğrenci sayısı Okul sayısı Öğrenci sayısı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 569 ‒ İmam Hat�p Ortaokulu öğrenc� sayısında 2018 yılından buyana c�dd� b�r azalma meydana gelm�şt�r. Tablo: Açıköğret�m Öğrenc� Sayıları Açıköğret�m ortaokul ve l�seler�ndek� öğrenc� sayıları 4+4+4 eğ�t�m model�n�n uygulanması sonrasında artış eğ�l�m�ne g�rm�şt�r. 2012 yılında genel ortaöğret�mde 680 b�n olan öğrenc� sayısı, 2023 yılında 1 m�lyon 839 b�ne yükselm�şt�r. Açıkortaokul ve açıkl�se toplamı 2012 yılında 1 m�lyon 548 b�n �ken 2023 yılında 2 m�lyon 55 b�ne yükselm�şt�r. Ancak 2024 yılına geld�ğ�m�zde açıkortaokul ve açıkl�se öğrenc� sayısı toplan 1.229.802’ye, 2024-2025 Eğ�t�m-Öğret�m Yılı’nda �se 1.050.801’e ger�lem�şt�r. Açıköğret�m okullarının öğrenc� sayısının ger�lemes�nden sonra M�ll� Eğ�t�m Bakanlığı tarafından yönetmel�k değ�ş�kl�ğ� yapılmış ve açıköğret�m okullarına geç�şler kolaylaştırılmıştır. Tar�kat ve cemaatler�n arka bahçes� vakıf ve dernekler�n baskısı sonucu bu yönetmel�k değ�ş�kl�ğ� yapılmıştır. Bu yönetmel�k değ�ş�kl�ğ� sonrasında özell�kle kız çocuklarımızın örgün eğ�t�mdek� okullaşma oranları azalacaktır. Taşımalı Eğ�t�m-Açıköğret�m Tablo. Taşımalı Eğ�t�m 2014-2023 Taşınılan Merkez Okul Sayısı Taşınan Toplam Öğrenci Sayısı Yıl (İlk-ort-lise) (İlk-ort-lise) 2014-2015 15.397 1.325.999 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 570 ‒ 2017-2018 17.245 1.242.786 2018-2019 17.234 1.218.581 2019-2020 17.198 1.152.520 2020-2021 17.170 1.172.646 2021-2022 17.694 1.118.599 2022-2023 18.291 1.224.053 2023-2024 17.959 1.009.214 Geçt�ğ�m�z yıla göre taşınan öğrenc� sayısında %17,5 oranında azalış meydana gelm�şt�r.55 Tablo: Türk�ye Maar�f Vakfına Aktarılan Bütçe Yıl Türkiye Maarif Vakfına Aktarılan Bütçe/Kesin hesap/öngörülen 2016 90.000.000 2017 241.000.000 2018 270.000.000 2019 422.500.000 2020 684.000.000 2021 1.077.000.000 2022 1.871.000.000 2023 3.499.874.000 2024 5.702.000.000 2025 6.774.000.000 2026 7.513.889.000 Toplam 21.371.263.000 55 MEB, 2024 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 571 ‒ 2025 yılı �ç�n Türk�ye Maar�f Vakfına 6,7 m�lyar TL aktarılması öngörülmüştür. Türk�ye Maar�f Vakfı 55 ülkede 442 eğ�t�m kurumu ve 44 yurtta, b�r ün�vers�tede 56.000 öğrenc�ye h�zmet sunmaktadır. Kurulduğu günden buyana toplam 21.371.263.000 TL para aktarılmıştır. KANUNLARA AYKIRI AÇILMIŞ OKULLAR AKP’n�n �kt�dara gelmes�yle eğ�t�m alanı s�yasallaşmış ve �kt�darın �deoloj�k hedefler� doğrultusunda şek�llend�r�lm�şt�r. Özell�kle 4+4+4 eğ�t�m pol�t�kasının uygulanmaya başlanması �le bazı d�n� yapıların uzantısı vakıf ve dernekler� protokoller yapılmaya başlanmıştır. Bu protokoller aracılığı �le tar�kat ve cemaatler�n uzantısı olan vakıf- dernekler eğ�t�m kurumlarında çeş�tl� etk�nl�kler yapmaya başlamıştır. MEB yetk�ler�n�n b�r kısmını bu protokoller aracılığı �le vakıf-derneklere devretm�şt�r. Eğ�t�m kurumlarında etk�nl�k yapan vakıf ve dernekler�n bazılarından kurum yönet�c�ler� ve öğretmenler�n rahatsız oldukları b�l�nmekted�r. Ayrıca, M�llî Eğ�t�m Bakanlığı 12/09/2019 tar�h�nde Sosyal Etk�nl�kler Yönetmel�ğ�nde yaptığı değ�ş�kl�k �le s�v�l toplum kuruluşlarının tüm eğ�t�m kademeler�nde okullara g�rmes�n�n önünü açmıştır. M�llî Eğ�t�m Bakanlığı vakıf ve derneklere yetk�ler�n� devretmes� neden�yle eleşt�r�l�rken, Sosyal Etk�nl�kler Yönetmel�ğ�nde yaptığı değ�ş�kl�k �le tar�kat, cemaat, vakıf ve dernekler�n okullara g�reb�lmes� �ç�n yen� b�r kapı daha aralamıştır. Yönetmel�ğ�n 1 ve 2. maddes�nde yapılan değ�ş�kl�kler de kamu kurum kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve s�v�l toplum kuruluşlarının “her tür ve sev�yedek� resmî ve özel örgün ve yaygın eğ�t�m kurumlarında” sosyal etk�nl�k yapmasının önü açılmıştır. Ortaya çıkan tabloda bazı protokoller�n �ptal�ne �l�şk�n mahkeme kararları olmasına rağmen, bu kararlar uygulanmamıştır. Ayrıca; M�llî Eğ�t�m Bakanlığı (MEB) 7 N�san 2012 tar�h�ne kadar bu kuran kurslarının denet�m�nden sorumlu b�r kurum �ken, bu tar�hte D�yanet İşler� Başkanlığı Kur’an Eğ�t�m ve Öğret�m�ne Yönel�k Kurslar �le Öğrenc� Yurt ve Pans�yonları Yönetmel�ğ�’nde yapılan değ�ş�kl�kle, MEB’�n denet�m yetk�s�ne son ver�lm�şt�r. Denet�m konusu da D�yanet’�n uhdes�ne alınmıştır. Aynı düzenlemeyle kış Kuran kurslarında “�lköğret�m� b�t�rm�ş olma”, yaz Kuran kurslarında da “�lköğret�m 5. sınıfı tamamlamış olma” şartı da Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 572 ‒ kaldırılmıştır. Yaş sınırı kaldırıldığı �ç�n okulönces� çağdak� (0-5 yaş) çocuklarda Kur’an kurslarına alınmaya başlanmıştır. 11.04.2012 tar�h�nde Resmî Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe g�ren İlköğret�m ve Eğ�t�m Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değ�ş�kl�k Yapılmasına Da�r Kanun �le zorunlu eğ�t�m 12 yıla çıkarılmış, eğ�t�m s�stem� 4+4+4 şekl�nde kademel� hale get�r�lm�şt�r. AKP vakıf ve dernekler�n kaçak eğ�t�m merkez� açmalarını kolaylaştırmak �ç�n �kt�dara geld�ğ� günden bu yana b�rtakım çalışmalar yapmıştır. Bunlardan en öneml�s� 2013 yılında Türk Ceza Kanunu’nun 263.maddes�n� yürürlükten kaldırarak, Kanuna Aykırı Eğ�t�m Kurumu açan, çalıştıran ve bu merkezlerde çalışanlara ver�len 6 aydan 3 yıla kadar hap�s cezasını ortadan kaldırmıştır. 14.03.2014 tar�h�nde Resmî Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe g�ren M�llî Eğ�t�m Temel Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değ�ş�kl�k Yapılmasına Da�r Kanun İle müsteşar Har�ç, MEB’�n merkez ve taşrada çalışan tüm yönet�c�ler� görevden alınmıştır. 14.03.2014 tar�h�nde Resmî Gazete’ de yayımlanan M�llî Eğ�t�m Temel Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değ�ş�kl�k Yapılmasına Da�r Kanun �le özel okullara g�den öğrenc�lere Eğ�t�m ve Öğret�m Desteğ� ver�lmeye başlanmıştır. Mal�ye Bakanlığınca hazırlanan Kamu Taşınmazları Üzer�nde Eğ�t�m ve Yurt Faal�yetler� İç�n Üst Hakkı Tes�s Ed�lmes�ne İl�şk�n Yönetmel�k, 21.07.2017 tar�h�nde Resmî Gazete yayımlanarak yürürlüğe g�rm�şt�r. Yönetmel�k, Bakanlar Kurulunca verg� muaf�yet� tanınan vakıflardan öğrenc�lere yönel�k eğ�t�m ve yurt tem�n� faal�yet� bulunanlardan Gençl�k ve Spor Bakanlığı, Mal�ye Bakanlığı ve M�ll� Eğ�t�m Bakanlığı tarafından müştereken bel�rlenen şartları sağlayanlar leh�ne, kuruluş amaçlarına uygun kullanılmak üzere mülk�yet� Haz�neye veya kamu kurum ve kuruluşlarına a�t taşınmazlar üzer�nde 49 yıl süre �le bedels�z �rt�fak hakkı tes�s ed�lmes�, devlet�n hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzer�nde �se bunlar adına bedels�z kullanma �zn� ver�lmes�ne �l�şk�n usul ve esasları düzenlenm�şt�r. Verg� Muaf�yet� Tanınan Vakıf Ve Kamu Yararına Çalışan Derneklere A�t Yükseköğren�m Yurtlarında Barınan Öğrenc�lere Yapılacak Beslenme Ve Barınma Yardımına Da�r Yönetmel�k 8.11.2017 tar�h�nde Resmî Gazete’ de yayımlanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 573 ‒ Yönetmel�k �le verg� muaf�yet� tanınan vakıf ve kamu yararına çalışan derneklere a�t yurtlarda kalan öğrenc�lere, “barınma ve beslenme” yardımı yapılması sağlanmıştır. 11.09.2018 Kamu Taşınmazları Üzer�nde Eğ�t�m Ve Yurt Faal�yetler� İç�n Üst Hakkı Tes�s Ed�lmes�ne İl�şk�n Yönetmel�kte Değ�ş�kl�k Yapılmasına Da�r Yönetmel�k �le Kamu yararına derneklere de okul, ün�vers�te, Kuran kursu g�b� eğ�t�m faal�yetler� ve yurt �ç�n Haz�ne araz�ler� �le kamu kurum ve kuruluşlarına a�t taşınmazların 49 yıllığına bedava ver�lmes� düzenlenm�şt�r. Bu derneklere, tab�at varlıkları ve doğal s�t alanları �le özel çevre koruma bölgeler� de eğ�t�m ve yurt �ç�n bedels�z kullandırılab�lmes� sağlanmıştır. Bu düzenlemeler�n ardından yasa dışı sözde okul ve yurtların sayısı olağanüstü artmıştır. Tar�kat, cemaat ve grupların yasal zem�ndek� uzantıları olan vakıf ve derneklere a�t yurt sayısında c�dd� artış gerçekleşm�şt�r. Ülke genel�nde yasalara mevzuata uygun açılmış olan ortaokul düzey�nde 1.683, ortaöğret�m düzey�nde 1.086, yükseköğret�m düzey�nde 1.705 olmak üzere toplamda 4.474 özel öğrenc� yurdu bulunmaktadır. Bu yurtların 3.126’sı derneklere, 396’sı vakıflara, 265’� şahıslara, 29’u kamu tüzel k�ş�l�kler�ne, 600’ü ş�rketlere, 33’ü vakıf ün�vers�teler�ne, 17’s� ün�vers�te tüzel k�ş�l�kler�ne a�tt�r. Özel öğrenc� yurtlarının toplam kapas�tes� 429.125 olmasına karşı, yurtlarda sadece 156.503 öğrenc� barınma h�zmet� almaktadır. Öte yandan mevzuata uygun olmayan yasa dışı açılmış olan �k� b�ne yakın sözde yurt-okul bulunmaktadır. Ortaöğret�m ve Yükseköğret�m düzey�ndek� Öğrenc� Yurdu açma, �şletme usul ve esasları “Özel Öğrenc� Yurtları Yönetmel�ğ�nde” düzenlenm�ş bulunmakta �d�. 6/5/2017 tar�hl� Resmî Gazete’ de yayımlanan Özel Öğrenc� Barınma H�zmetler� Yönetmel�ğ� �le yen� b�r düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme �le gerçek ve tüzel k�ş�lere ortaokul, yurt açma hakkı get�r�lm�şt�r. Tüm bu düzenlemeler�n yanı sıra M�llî Eğ�t�m Bakanlığı denet�m s�stem�n� ortadan kaldırdığı �ç�n yasalara aykırı açılmış kurumların sayısı olağanüstü artmıştır. Bu kurumlarda alanın uzmanı olmayan, yasal olarak çalışma ya da ders verme yetk�s� bulunmayan k�ş�ler�nde �st�hdam ed�ld�ğ� b�l�nmekted�r. Ayrıca sözde eğ�t�m kurumlarında uygulanan öğret�m programlarının �çer�kler� MEB’�n denet�m�nden geçmemekted�r. Hal böyle �ken M�llî Eğ�t�m Bakanlığı Beled�yeler bünyes�nde bulunan kreşler� tartışmaya açmıştır. Anayasası'nın 42'nc� maddes�nde "Eğ�t�m ve öğret�m, Atatürk Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 574 ‒ �lkeler� ve �nkılapları doğrultusunda, çağdaş b�l�m ve eğ�t�m esaslarına göre, Devlet�n gözet�m ve denet�m� altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğ�t�m ve öğret�m yerler� açılamaz..." hükmü yer almaktadır. Beled�yeler�n el değ�şt�rmes� sonucunda kreş sayıları artmıştır. M�ll� Eğ�t�m Bakanı eğ�t�m-öğret�m faal�yet� kapsamında değerlend�r�lmeyen kreşler� kapatmak �ç�n �lk adımı atmış ve s�yas� b�r karar �le kurumlara resm� b�r yazı gönderm�şt�r. Beled�yeler bünyes�ndek� kreş ve gündüz bakımevler� A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı’na bağlı kuruluşlardır. Elbette M�ll� Eğ�t�m Bakanlığı’nın mevzuata uygun olmayan yerler� denetleme ve kapatma hakkı bulunmaktadır. Ancak Cumhur�yet Halk Part�l� Beled�yeler bünyes�nde açılmış olan kreşler tüm �z�nler� alınmış ve mevzuata uygun faal�yet yürüten yerlerd�r. AKP 2013 yılında Türk Ceza Kanunu’nun 263.maddes�n� yürürlükten kaldırarak, Kanuna Aykırı Eğ�t�m Kurumu açan, çalıştıran ve bu merkezlerde çalışanlara ver�len 6 aydan 3 yıla kadar hap�s cezasını ortadan kaldırmıştır. TCK 263 ün kaldırılması sonrasında merd�ven altı okullar çoğalmıştır. Özell�kle okul önces� düzeyde SIBYAN MEKTEPLERİ açılmıştır. Bunun yanı sıra b�nlerce merd�ven altı yasaya aykırı MEDRESE açılmıştır. Tar�kat ve cemaatler�n önü açılmıştır. M�ll� Eğ�t�m Bakanlığı bu sözde yasaya aykırı açılmış yerler� denetlemek ve kapatmak yer�ne Beled�yeler�n kreş ve gündüz bakımevler�nde eğ�t�m-öğret�m faal�yet� yapılıp yapılmadığının peş�ne düşmüştür. SONUÇ MEB �stat�st�kler� eğ�t�m s�stem�n�n Bakan ve bürokratlarının bahsett�ğ� kadar �y� durumda olmadığını ortaya koymuştur. Mevcut pol�t�kalarla atama bekleyen yaklaşık b�r m�lyon öğretmen�n sorununa kalıcı b�r çözüm bulunması kısa vadede mümkün değ�ld�r. Okul-dersl�k sayılarına baktığımızda özell�kle ortaokul ve ortaöğret�m düzey�nde �mam hat�p okullarına yönel�k poz�t�f b�r ayrımcılık yapıldığı görülmekted�r. Pedagoj�k açıdan eğ�t�mc�ler tarafından çok tartışılsa da eğ�t�mde fırsat eş�tl�ğ� sağlayan yatılı okulların sayısının her geçen gün azalması, çocuklarımızı vakıf ve derneklere yönlend�rm�şt�r. 4+4+4 eğ�t�m model� önces� 4 b�n 644 olan özel öğret�m kurumları sayısı 14 b�n 700’e yükselm�şt�r. Aynı şek�lde öğrenc� sayıları da paralel olarak artmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 575 ‒ 4+4+4 eğ�t�m model� �le kamusal eğ�t�mden uzaklaşılmış, özel öğret�m kurumları desteklenm�şt�r. 2026 yılı �ç�n eğ�t�me ayrılan bütçe, eğ�t�m�n güncel gereks�n�mler�n�, öğrenc� ve eğ�t�m emekç�ler�n�n �ht�yaçlarını karşılamaktan uzaktır. Eğ�t�m�n ac�l çözüm bekleyen sorunları göz önüne alındığında bu traj�kom�k bütçe, hükümet �ç�n eğ�t�m�n önem sırasında ne kadar arkalara �t�ld�ğ�n�n de en güncel �spatı n�tel�ğ�nded�r. Başlık aralarına bakıldığında: Şu an �lköğret�m ve ortaöğret�m düzey�nde yurtta kalan öğrenc�lere günlük üç öğün yemek ve b�r ara öğün �ç�n ayrılan bütçe yeterl� değ�ld�r. Bütçen�n bu hal� �le pans�yonlarda kalan yatılı öğrenc�ler�m�z açlığa mahkum ed�lmekted�r. Gel�şme çağındak� çocuklarımızın günde b�r s�m�t y�yerek akşama kadar �dare etmeye çalışmakta ve musluklardan su �çmekted�r. Fah�ş f�yatlar neden�yle çoğu vel� kırtas�ye ve serv�s masraflarını b�le karşılayamamaktadır. Bunlar göz önünde bulundurulmadan hazırlanan bu bütçe, “�t�bardan tasarruf olmaz” d�yerek lüksler�nden vazgeçmeyenler�n, tasarruf alanı olarak y�ne eğ�t�m alanına karar verd�kler�n� ortaya koymuştur. Eğ�t�m, Anayasal olarak bedels�z ver�lmes� gereken b�r kamu h�zmet�; beslenme, barınma, ulaşım g�b� yan h�zmetler de onun ayrılmaz b�r parçasıdır. Oysa 2026 yılında MEB �ç�n öngörülen bu bütçe; yen� okul ve dersl�k �nşa etmeye yetmeyeceğ� �ç�n �k�l� eğ�t�m ve taşımalı eğ�t�m garabetler�n� b�t�remeyecek, eğ�t�mde g�derek dezavantajlı hale gelm�ş yoksul öğrenc�lere sosyal ve madd� destek sağlayamayacak, eğ�t�m s�stem�n�n �ht�yacı kadar öğretmen atamasını yapamayacak, eğ�t�m alanında g�derek der�nleşen barınma sorununa çözüm get�remeyecekt�r. Ayrıca MEB bütçes� eğ�t�m �ş görenler�n�n �ht�yaçlarını da karşılayamayacak düzeyded�r. M�ll� Eğ�t�m Bakanlığı Bütçes�n�n görüşülmes� sırasında CHP grubu tarafından ver�len; -Ataması yapılmayan 100.000 c�varında her branştak� öğretmen adayı, rehber öğretmenler ve 500 c�varında atanamayan engell� öğretmen adayının atanması �ç�n Bakanlık bütçes�n�n �lg�l� tert�pler�ne 100 m�lyar TL ödenek eklenmes�,- -Çocuklara ücrets�z öğle yemeğ� ve ara öğün sağlanması �ç�n bakanlık bütçes�ne 252 m�lyar 773 m�lyon tl ödenek konulması, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 576 ‒ -1 m�lyon c�varında öğretmen�m�ze eğ�t�m yılı başında "eğ�t�me hazırlık ödeneğ�" olarak 1'er maaş �kram�ye ver�lmes� �ç�n bütçeye toplam 150 m�lyar TL ödenek eklenmes�, 24 Kasım Öğretmenler Gününde ödenmek üzere öğretmenlere 1'er maaş �kram�ye dağıtılması �ç�n 150 m�lyar TL.ödenek konulmasını, -Okullarda eks�k olan 75 b�n hemş�re, 100 b�n tem�zl�k görevl�s� ve 65 b�n güvenl�k görevl�s� �ç�n toplam 224 m�lyar 640 m�lyon TL’n�n Bakanlık bütçes�ne ödenek eklenmes�n�, talep eden önergeler�m�z red ed�lm�şt�r. Cumhur�yet Halk Part�s� olarak eğ�t�m s�stem�n� b�l�msel, kamusal, eş�tl�kç� ve özgürlükçü �lkeler çerçeves�nde yen�den yapılandırmayı hedefl�yoruz. Eğ�t�m pol�t�kamızın temel amacı, her çocuğun n�tel�kl� eğ�t�me ücrets�z ve eş�t er�ş�m�n� sağlamaktır. 1. B�l�msel ve Tarafsız Müfredat Oluşturacağız Müfredatı b�l�msel, çağdaş ve tarafsız �lkeler doğrultusunda yen�den düzenleyeceğ�z. Öğrenc�ler�n eleşt�rel düşünme, problem çözme, yaratıcılık, d�j�tal okuryazarlık ve sosyal-duygusal becer�ler�n� güçlend�ren �çer�kler gel�şt�receğ�z. 2. Devlet Okullarının Altyapısını Güçlend�receğ�z Devlet okullarının f�z�k� altyapısını, teknoloj� donanımını, laboratuvar, kütüphane ve spor alanlarını �y�leşt�receğ�z. Tüm okullara kadrolu tem�zl�k, güvenl�k ve sağlık personel� sağlayacağız. Okullara bütçe tahs�s ederek kaynak eş�ts�zl�ğ�n� azaltacağız. 3. Tam Gün Eğ�t�me Geçeceğ�z Okullarda tam gün eğ�t�me geçeceğ�z; okulun tüm saatler�n�n eğ�t�m, kültür, sanat ve sporla zeng�nleşt�r�ld�ğ� b�r yapı kuracağız Öğrenc�lere ücrets�z �çme suyu ve b�r öğün sağlıklı yemek sağlayacağız. 4. Öğretmen Pol�t�kalarını Güçlend�receğ�z Öğretmen atamalarını b�l�msel ve nesnel ölçütlerle gerçekleşt�receğ�z. Mülakat ve M�ll� Eğ�t�m Akadem�s� g�b� subjekt�f eleme uygulamalarını kaldıracağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 577 ‒ Ücretl� öğretmenl�k uygulamasına son ver�p öğretmen �ht�yacını kadrolu atamalarla karşılayacağız. Öğretmenler�n özlük haklarını, maaşlarını �y�leşt�recek; uzun görev süres� olan öğretmenlere yen�lenme �zn� vereceğ�z. Özel öğret�m kurumlarında çalışan eğ�t�m çalışanları �ç�n taban maaş ve eş�t özlük hakkı düzenlemeler� yapacağız. 5. Eğ�t�me Er�ş�mde Ücret Yükünü Kaldıracağız Eğ�t�m tamamen ücrets�z olacaktır. Bağış, kayıt parası, zorunlu kurs, zorunlu serv�s g�b� uygulamalar kaldırılacaktır. Taşımalı eğ�t�me son ver�lecek; köy okulları yen�den açılacaktır. 6. Meslek� Eğ�t�m� Güçlend�receğ�z Meslek� eğ�t�m programlarını çocuk �şç�l�ğ�ne �z�n vermeyecek şek�lde yen�den düzenleyeceğ�z. Öğrenc�ler�n �ş yerler�nde güvenl�, pedagoj�k destekl� b�r ortamda meslek� becer� ed�nmes�n� sağlayacağız. 7. Yükseköğret�mde Demokrat�k ve Akadem�k Özerkl�k Sağlayacağız YÖK’ü kaldıracağız; yükseköğret�m s�stem�n� katılımcı, özerk ve hesap vereb�l�r b�r yapıya kavuşturacağız. Rektörler� katılımcı yöntemlerle seçeceğ�z; akadem�k yükselmey� objekt�f kr�terlerle düzenleyeceğ�z. Akadem�syenler�n özlük haklarını �y�leşt�receğ�z. 8. Yurt ve Burs S�stem�n� Güçlend�receğ�z Tüm ün�vers�te öğrenc�ler�n�n yurt �ht�yaçlarını karşılayacak güvenl�, er�ş�leb�l�r yurtlar açacağız. Başarıya ve �ht�yaca dayalı burs programlarını gen�şleteceğ�z. SONUÇ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Tüm ün�vers�te öğrenc�ler�n�n yurt �ht�yaçlarını karşılayacak güvenl�, er�ş�leb�l�r yurtlar açacağız. Başarıya ve �ht�yaca dayalı burs programlarını gen�şleteceğ�z. ‒ 578 ‒ SONUÇ CHP olarak Türk�ye’de eğ�t�m� eş�tl�kç�, özgürlükçü, b�l�msel ve kamusal b�r yapıya kavuşturmayı; her çocuğun ve genc�n n�tel�kl� eğ�t�me ücrets�z er�şmes�n� sağlamayı hedefl�yoruz. Bu kapsamlı dönüşüm programı �le eğ�t�m s�stem�n� güçlend�recek, özgür b�reyler�n yet�şt�ğ�, b�l�msel b�lg�n�n üret�ld�ğ� ve toplumsal �lerlemey� destekleyen güçlü b�r eğ�t�m yapısı kuracağız. XXV. GENÇLİK GENÇLİK VE SPOR 23 yıllık Adalet ve Kalkınma Part�s� (AKP) �kt�darında gençl�k; umutsuzluk, gelecek kaygısı ve �şs�zl�k g�rdabında büyük b�r çöküntüyle karşı karşıya bırakılmıştır. Okul çağında olması gereken gençler�m�z�n b�rçoğu; gerek yaşanan ekonom�k buhrandan gerekse a�leler�n�n yaşadığı sıkıntılardan dolayı çalışma hayatına adım atmak zorunda bırakılmış ancak �şs�zl�k neden�yle ne b�r �ş bulab�lmekte ne de eğ�t�m hayatlarına devam edeb�lmekted�rler. Ün�vers�te mezunu �şs�z gençler �ç�n “Ev Genc�” tab�r� kullanılmaktadır. Öte yandan, �şs�z ve umutsuz gençler, uyuşturucunun, suç örgütü çeteler�n ve sanal bah�s organ�zasyonlarının karşısında korunmasız, savunmasız durumdadır. Yapılan araştırmalar, gençler�n çoğunluğunun Türk�ye’de kend�ler� �ç�n b�r gelecek göremed�kler�n�, �mkân bulmaları hal�nde yurt dışına g�tmek �sted�kler�n� ortaya koymaktadır. Genç Nüfus Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) durumdadır. Yapılan araştırmalar, gençler�n çoğunluğunun Türk�ye’de kend�ler� �ç�n b�r gelecek göremed�kler�n�, �mkân bulmaları hal�nde yurt dışına g�tmek �sted�kler�n� ortaya koymaktadır. ‒ 579 ‒ Genç Nüfus Türk�ye AB ülkeler� �ç�nde en genç nüfusa sah�p ülke konumundadır. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt S�stem� (ADNKS) sonuçlarına göre 2024 yılsonu �t�barıyla Türk�ye'n�n toplam nüfusu 85 m�lyon 664 b�n 944 k�ş� �ken 15-24 yaş grubundak� genç nüfus 12 m�lyon 763 b�n 159 k�ş� oldu. Genç nüfus, toplam nüfusun %14,9'unu oluşturdu. B�rleşm�ş M�lletler tanımına göre 15-24 yaş grubunu �çeren genç nüfus, 1950 yılında toplam nüfusun yüzde 20,8'�n� oluştururken bu oran 2013 yılında yüzde 16,6, 2023 yılında yüzde 15,1 ve 2024 yılında %14,9 oldu. 2024 yılsonu �t�barıyla genç nüfus oranı Türk�ye Cumhur�yet� tar�h�n�n en düşük sev�yes�ne ger�lem�ş oldu. Ekonom�k olarak zayıf düşürülen ve gençler�n� umutsuzluğa terk eden yönet�m anlayışı neden�yle a�leler, çocuk sah�b� olmaktan çek�n�r hale geld�. Yapılan projeks�yonlar; genç nüfus oranının 2050’de %10’un altına düşeceğ�ne �şaret etmekted�r. Gençler ne eğ�t�mde ne �şte! Türk Eğ�t�m Derneğ�’n�n düşünce kuruluşu TEDMEM‘�n “B�r Bakışta Eğ�t�m 2025” raporuna göre Türk�ye, “Ne Eğ�t�mde Ne İst�hdamda” olan genç sayısında OECD ülkeler� arasında b�r�nc� oldu. Rapora göre her 3 Türk genc�nden 1’� “NEET” yan� ne eğ�t�mde ne �st�hdamda! Ne eğ�t�mde ne �st�hdamda olan gençler (NEET) araştırmasında OECD ortalaması %14,1 �ken, genç ve d�nam�k nüfus potans�yel�ne rağmen 18-24 yaş aralığındak� NEET gençler�n %31,3'lük oranıyla Türk�ye, OECD ülkeler� arasında başı çek�yor. Her şeye rağmen Avrupa’nın en genç nüfusuna sah�p ülkes� olan Türk�ye’n�n bu genç nüfusu �y� eğ�t�m ve yaşam olanakları sunarak ülken�n kalkınması �ç�n kullanma Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 580 ‒ potans�yel� vardır ama kamu kaynakları rant projeler�yle saray ol�garklarına aktarıldığı �ç�n gençler�n eğ�t�m�ne yeterl� pay ayrılmamaktadır. Bu nedenle genç ve d�nam�k nüfus Türk�ye �ç�n b�r sıçramaya dönüştürülememekted�r. Umutsuz gençler ya yurt dışına g�d�yor ya da suça sürüklen�yor! TÜİK ver�ler�ne göre son �k� yılda yaklaşık 450 b�n Türk vatandaşı yurt dışına göç etm�şt�r. Türk�ye'den göç edenler�n yaklaşık yarısı 34 yaş altı gençlerden oluşmaktadır. Türk�ye'dek� kurumsal ve et�k çürüme gençl�ğ�n altından kalkmakta zorlandığı sosyoekonom�k buhranla b�rl�kte gençl�ğ� karamsarlığa ve çares�zl�ğe sürükleyen en öneml� s�yas� sebep olarak karşımızda durmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 581 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 582 ‒ Türk�ye dışına çıkma �mkânı bulamayan gençler �se suça sürüklenmekted�r. Gençler�n mahallelerde, sokak aralarında mafyat�k yapılarla yüz yüze kalması, s�lahlanmanın olağanlaşması toplumsal çürümen�n en somut göstergeler�ndend�r. Bugün gençl�k âdeta b�r "Kurtlar Vad�s�" model� �ç�nde ş�ddet� ve yozlaşmayı meşrulaştıran, güç �l�şk�ler�n� kutsayan, �llegal yapıları yücelten b�r yoz kültürle karşı karşıya bırakılmıştır. Uyuşturucu ve organ�ze suç ağlarına karşı yıllarca süren sess�zl�k, s�yasetç�ler�n ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 583 ‒ kamu görevl�ler�n�n organ�ze suç örgütü mensuplarıyla �çl� dışlı olması, onlarla sam�m� pozlar ver�lmes� bu yoz kültürün yayılmasına zem�n hazırlamıştır. Kamunun koruyucu, önley�c� ve yönlend�r�c� rolü yer�ne cezasızlık ve kayıtsızlık yerleşt�r�lm�şt�r. Gençler artık sadece �şs�zl�kle değ�l, korumasız ve güvences�zl�kle de yüz yüzed�r. Bu ortamda, gençler mafya ve uyuşturucu şebekeler�n�n �nsafına terk ed�lm�şt�r. Küresel Organ�ze Suç Endeks�'nde Türk�ye 193 ülke arasında Avrupa'da 1'�nc� sırada, dünyada �se 10'uncu sırada yer almaktadır. 2024 yılında TÜİK ver�ler�ne göre sadece 15-17 yaş grubunda 145 b�n genç suça sürüklenm�ş olup, 119 b�n genç �se mağdur ed�lenler kategor�s�ne g�rm�şt�r. Daha üst gençl�k grubunda �se bu rakamlar çok daha vah�md�r. Bu karanlık tablo ve bu kara düzen çürümüş b�r s�yas�, �kt�sad� ve hukuk� yapının sonucudur. B�reysel ve organ�ze mafyat�k ş�ddet� tolere eden, bah�sten medet uman, uyuşturucuyu tolere eden, suç �şleyenler� koruyan ve hesap vermeyen b�r yönet�m anlayışı Türk�ye'n�n gençl�ğ�n� ve geleceğ�n� s�steml� b�ç�mde karartmaktadır. DİSK-AR, yılın üçüncü çeyreğ�ne �l�şk�n İşs�zl�k ve İst�hdamın Görünümü raporuna göre genç �şs�zl�ğ� yüzde 35.7. AKP dönem�nde gen�ş tanımlı genç �şs�zl�ğ� yaklaşık 10 puan yükseld�. İş bulma üm�d�n� kaybeden gençler �ş aramaktan vazgeç�p yurt dışına yerleşme olanaklarını araştırmaktadır. Ülkem�z�n geleceğ� olan gençler, mevcut bozuk düzende geleceks�zl�ğe terk ed�lmekte, g�derek daha umutsuz, morals�z ve çares�z h�ssetmekted�r. TÜİK’�n gençler arasında yaptığı Yaşam Memnun�yet� Araştırmasına göre, gençler her yıl g�tt�kçe mutsuzlaşıyor. 18 -24 yaş grubundak� genç nüfusta kend�n� mutlu olarak beyan edenler�n oranı 2020 yılında yüzde 47,2 �ken, 2021 yılında bu oran yüzde 44,5’e ger�lem�ş, 2022’de %47,9’a yükselm�şt�r. TÜİK ver�ler�ne göre bu oran 2023’te an� b�r yüksel�şle (7,5 puan) %54 olarak kayıtlara geçm�şt�r. 2024 yılında 18-24 yaş grubundak� genç nüfus �ç�nde kend�n� mutlu h�ssett�ğ�n� bel�rtenler�n oranı %51,8’e düşmüştür. Kend�n� mutsuz h�ssett�ğ�n� bel�rtenler�n oranı �se %11,2 oldu. A�leler�n�n büyük fedakârlıklarla yet�şt�rd�ğ� ve AKP �kt�darının karşılarına çıkardığı tüm engeller� aşab�len gençler, a�leler�n� arkalarında bırakarak, gel�şm�ş ülkelere yerleşmey� düşünmekted�r. Böylel�kle hem a�leler parçalanmakta hem de ülkem�z yet�şm�ş gençler�n� kaybetmekted�r. Bu durum, Türk�ye’dek� gençl�k kr�z�n�n boyutunu çarpıcı b�ç�mde gözler önüne sermekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 584 ‒ Gençler hak ett�kler� saygıyı ve değer� görmek �stemekted�r. Hoyrat tek adam rej�m� �se gençler�n talepler�ne kulaklarını tıkamakta, onlara �ş �mkânları ve kend�ler�n� özgürce �fade edeb�lecekler� ortamlar sağlamamaktadır. AKP’n�n ülkem�zde egemen kılmaya çalıştığı l�yakats�z atamalar, s�yas� kayırmacılık, baskı ortamı ve farklılıklara saygılı olmayan tek t�pleşt�r�c� pol�t�kaları gençler� hayal kırıklığına uğratmakta, ülkem�ze küstürmekted�r. Sadece son 4 yılda 20-34 yaş arasında olup ülkem�zden göçen vatandaşlarımızın sayısı %70 artmıştır. Gençler�m�z gelecekler�n� kurtarab�lmek, �nsanca yaşama olanaklarını elde edeb�lmek �ç�n ülkem�zden ve a�leler�nden uzak kalmayı göze almaktadır. Mezun ve �şs�z gençler sağlık h�zmet�nden de ücrets�z yararlanamamaktadır. İlköğret�m, l�se ya da ün�vers�teden mezun olduktan �k� yıl sonra s�gortalı b�r �şe g�remeyen gençler sağlık h�zmet� alab�lmek �ç�n, Genel Sağlık S�gortası pr�m� ödemek zorunda kalmaktadır. Mezun�yet�n ardından maks�mum �k� yıl boyunca pr�m ödemeks�z�n sağlık h�zmet� alab�lme hakkı �se, yaş sınırına bağlanmıştır. L�se mezunu b�r genç 20, ün�vers�te mezunu b�r genç �se 25 yaşını doldurduktan sonra s�gortalı b�r �şe �remed�ğ� takd�rde pr�m ödemeden sağlık h�zmet� alamamaktadır. Hane �ç�nde k�ş� başına düşen aylık tutar asgar� ücret�n üçte b�r�n� aşıyorsa, gençler sağlık h�zmet� alab�lmek �ç�n aylık en az 1.560,33 TL ödemek zorunda bırakılmaktadır. Genç �şs�zl�k sorununu çözmekte yeters�z kalan Saray �kt�darı, gençlere sosyal devlet olmanın en öneml� özell�kler�nden b�r� olan ücrets�z sağlık h�zmet�n� sunmaktan b�le ac�zd�r. Gençlere zaten �şs�z oldukları �ç�n a�leler�ne ekonom�k yük olmanın acısını h�ssett�ren �kt�dar, b�r de sağlık h�zmetler� neden�yle a�leler�ne külfet get�rmen�n sıkıntısını yaşatmaktadır. Ne eğ�t�mde ne de �st�hdamda olan gençler�m�z yalnız bırakılmaktadır. Bu durum, her şeyden önce bu gençler�n toplumsal a�d�yet duygularını, ülkem�ze olan �nançlarını ve kend�ler�ne olan güvenler�n� sarsmaktadır. Gençler�m�z kend�ler�n� değers�z h�ssetmekte ve k�ş�l�kler� örselenmekte; renc�de olmaktadır. Ne �şte ne okulda olan gençler sosyal�zasyon sorunları yaşamakta, yaşamsal b�r tehl�ke olan madde bağımlılığı g�b� tehd�tlere açık hâle gelmekted�rler. Bu çok boyutlu sorun çözülemezken a�leler ve gençler bu sorun karşısında âdeta kend� kaderler�ne terk ed�lmekted�r. Legal/�llegal şans oyunlarının ve kumarın yaygınlaşması Ülke adeta dev b�r kumarhaneye dönmüş durumda. Şans oyunları, legal-�llegal bütün kumar çeş�tler� üzer�ne boca ed�len �nsanlar umudunu kumara bağladı. “Alın ter�mle Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 585 ‒ çalışır, hayatımı devam ett�reb�l�r�m.” d�ye �nsanların �nancı kalmadı, umudunu kaybedenler y�rm� dört saat �nternet başında, kumarda umut arıyorlar. Türk�ye’dek� yasa dışı bah�s ve on-l�ne kumar pazarı yıllık yaklaşık 80 m�lyar TL’y� buluyor. Bu sorunla �lg�l� önlemler yeters�zd�r. Anayasa’nın 58’�nc� maddes�nde “Devlet, gençler� alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzer� kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak �ç�n gerekl� tedb�rler� alır.” den�lmekted�r. Ancak, AKP �kt�darı, Anayasal görev�n� yer�ne get�rememekted�r. Madde bağımlılığı Dünya genel�nde artış gösteren uyuşturucu madde sorunu, toplumların geleceğ�n� tehd�t etmekted�r. Uyuşturucuyla bağlantılı suçlarda adeta patlama yaşanmaktadır. Türk�ye’de, ceza �nfaz kurumlarında uyuşturucu madde bağlantılı suçlardan dolayı 100 b�n�n üzer�nde tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Esk� İç�şler� Bakanının “Haftada ortalama 5 b�n uyuşturucu satıcısını veya �malatçısını gözaltına alıyoruz” söylem� de uyuşturucunun g�tt�kçe hızlanan b�r “salgın” hal�ne geld�ğ�n�n açık gösterges�d�r. “Uyuşturucu sorunu”, Türk�ye’n�n sancılı sosyal, ekonom�k ve demograf�k dönüşüm sürec�nden bağımsız ele alınamaz. Uzun yıllar büyük kentlere akan kontrolsüz göçler sadece �zlend�. Der�n ve ağır yoksulluk koşullarında pek çok a�le, �st�hdamdan ve üret�mden kopuk şek�lde sosyal yardımlara bağlı yaşamaya zorlandı. İşs�z gençler�n sayısı katlanarak arttı. Bunun yarattığı sosyal yıkımın mal�yet�n� tahm�n etmek elbette zor değ�l. A�le çözüldükçe madde bağımlılığı �le mücadele zayıflıyor; gençlere ve a�leler�ne destek ver�lm�yor. Türk�ye’de madde bağımlılığı sorunu, ekonom�k kr�z ve artan yoksullukla b�rl�kte g�derek der�nleşmekted�r. Geleceğe da�r üm�ts�zl�k, çares�zl�k, eğ�t�mden kopuş ve �şs�zl�k madde kullanımını tet�klemekte, bu durum özell�kle gençler�m�z� tehd�t etmekted�r. Gençler� hayattan koparan bu sorun a�leler� bunalıma �tmekte, toplumda onarılmaz yaralara ve özell�kle güvenl�k, sağlık ve �st�hdam alanında büyük kayıplara yol açmaktadır. Yapılan araştırmalara göre, madde bağımlığına g�den süreçte, artan yoksulluk, a�le �ç� �hmal ve �st�smar, kr�m�nojen (suç üreten) çevre, maddelere kolay er�ş�m, özent� ve merak, okul s�stem�nden kaynaklı sorunlar, sosyal medya g�b� etkenler kr�t�k rol oynamaktadır. Tablo: Yıllara göre madde kullanımına bağlı ölüm sayıları Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 586 ‒ Türkiye Uyuşturucu Raporu-2025 (EGM) Emn�yet Genel Müdürlüğü’nün 2025 Türk�ye Uyuşturucu Raporunda, 2024 yılında uyuşturucuya bağlı ölümler�n yaş ortalaması 34,7’d�r. 30 yaş altı ölümler %37,5 (2023 yılında %34,3), 30-39 yaş arası ölümler %33,3 40 yaş üzer� ölümler �se %29 oranındadır. Ülkem�zde 18-25 yaş aralığındak� 5 m�lyon k�ş�, 26 yaş ve üzer� 15 m�lyon k�ş�, toplam 20 m�lyon �nsanın bağımlılık tedav�s�ne �ht�yacı bulunmaktadır. Her 4 gençten 1’� bağımlıdır ve tedav�ye �ht�yaç duymaktadır. Türk�ye’de madde kullanma yaşı 14’lere kadar düşmüştür. Son yıllarda, özell�kle Sentet�k Kannab�no�d (Bonza�) ve Metamfetam�n kaynaklı ölümler toplumumuz �ç�n yüksek derecede tehd�t oluşturmaktadır. Bu kapsamda, doğrudan madde bağlantılı 427 ölümün 204’ünde sentet�k kannab�no�d (Bonza�), 142’s�nde �se metamfetam�ne rastlanmıştır. 2024 yılında çoklu madde kullanımına bağlı gerçekleşen 242 ölümün %48’�nde sentet�k kannab�no�d (Bonza�), %42,2’s�nde �se metamfetam�n görülmüştür. Ayrıca, tek�l madde kullanımına bağlı gerçekleşen MBÖ’ler�n %21,3’ünde (39 ölüm) metamfetam�n, %47,6’sı (87 ölüm) �se sentet�k kannab�no�d (Bonza�) kaynaklıdır. Raporda, yen� nes�l uyuşturucu maddeler�n, düşük mal�yet�, �let�ş�m ve teknoloj�dek� gel�şmelere bağlı olarak kolay er�ş�leb�l�r olması ve hızlı etk� göstermes� neden�yle özell�kle genç nüfusun tehl�ke altında olduğu �fade ed�lmekted�r. 2024 yılında 15-18 yaş arasında 6 çocuk madde kullanımına bağlı olarak hayatını kaybetm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 587 ‒ Bakanlığın 2024-2028 Stratej�k Planı’nda da “Madde Bağımlılığı” başlığı altında gençler�n madde bağımlılığı ve sağlığa zararlı alışkanlıklardan korunmasına yönel�k çalışmaların yapılması �ht�yacı olduğu bel�rt�lmekted�r. Bütçe tekl�f�ne baktığımızda �se bu mücadele �ç�n talep ed�len tutarın 59.494.000 TL olduğu görülüyor. Yan� 20 m�lyondan fazla �nsanın bağımlılığını önlemek ve tedav� etmek �ç�n ayrılan kaynak 59,5 m�lyon l�ra! K�ş� başına 3 b�n l�ra g�b� b�r bütçe ayrılmış. Bu para �le bağımlılık mücadeles� yapılamaz. AKP Hükümetler�, bağımlılıkla mücadele etm�yor, ed�yormuş g�b� yapıyor. Gençler yuva kuramaz halde Hayat pahalılığı ve �şs�zl�k neden�yle gençler �steseler de yuva kuramaz hâle gelm�şt�r. Türk�ye’de evlenenler�n sayısı son 6 yılda yüzde 20 düşerken, evl�l�k yaşı da 30’lara kadar yükseld�. Gençler, �ş ve gel�r tem�n etmek, geleceğe karşı güven duyab�lmek ve yaşamını garant�ye almak konusunda c�dd� engellerle karşı karşıya olduğundan, a�le kurma konusunda çek�ncel� davranmaktadır. Gençler�m�z kuracakları a�leler� güvence altına alamadıklarını h�ssett�kler� �ç�n daha geç yaşta evlenmey� terc�h etmekte, fakat bu durum b�le madd� güçlüklerle karşı karşıya kalmalarını önleyememekted�r. Enflasyon ve döv�z kurundak� artışlar ve ekonom�k �st�krarsızlık, evlenmek �steyen gençler� evl�l�k hazırlığı �ç�n b�r servet ödemeye mahkûm etmekted�r. Ev eşyalarının f�yatları her yıl artmakta, gençler�n karşılamakta zorlandığı meblağlara ulaşmaktadır. Ev kurulumu �ç�n gerekl� olan eşyalardak� enflasyon, ev f�yatları ve ev k�ralarındak� fah�ş artış gençler�n gözünü korkutmaktadır. Her şey� göze alıp evlenenler �se çocuk yapmakta kararsızlık yaşamaktadır. KYK YURTLARININ YETERSİZLİĞİ KYK’nın yurt kapasitesinin 2002-2025 yılları arasındaki durumunu gösterir grafik aşağıdadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 588 ‒ YÖK ver�ler�ne göre; 2025-2026 eğ�t�m öğret�m yılında �se toplam 6.715.761 ün�vers�te öğrenc�s� bulunmaktadır. Bunlardan 3 m�lyon 714 b�n 449 öğrenc� örgün öğret�mde kayıtlıdır. Yaşadığı şeh�rdek� ün�vers�tede okuyan öğrenc�ler�n ekonom�k zorluklara bağlı olarak son yıllarda arttığını ve %35-40 sev�yes�ne geld�ğ�n� görüyoruz. Yaklaşık 1 m�lyon 200 b�n öğrenc� a�leler�yle yaşıyor. Bu durumda devlet�n barınma �ht�yacını karşılaması gereken 2,5 m�lyon öğrenc� var. Bakanlığın 2024-2028 yıllarını kapsayan stratej�k planında hal�hazırda 950 b�n olan yurt yatak kapas�tes�n� 2028 yıl sonuna kadar 170 b�n artırıp 1 m�lyon 120 b�ne çıkarmayı hedefled�ğ� �fade ed�lmekted�r. Beled�ye yurtlarının toplam kapas�tes� �se 25-30 b�n c�varındadır. Beled�yeler�n yen� yurt yatırımlarının engellenmeye çalışılması �se AKP Hükümet�n�n öğrenc� gençler�n barınma sorununa s�yas� gerekçelerle yaklaştığını ortaya koymaktadır. Gençl�k ve Spor Bakanlığı 1,5 m�lyon öğrenc�n�n barınma sorununu çözmemekte yahut çözmek �stememekted�r. Türk�ye’de yurt sorununun çözüldüğünü söyleyeb�lmek �ç�n 2,5 m�lyon kapas�teye ulaşılması gerekmekted�r. Ancak Bakanlığın ne öyle b�r arzusu var ne de yeteneğ�! Öte yandan 2006'dan sonra zorunlu eğ�t�m ve yükseköğret�m düzey�nde özel öğrenc� yurtları c�dd� oranda artmıştır. 2 b�n 735 olan sayı 4 b�n 692'ye yükselm�şt�r. Toplam kapas�tes� 463 b�n 365 olan özel yurtların 3 b�n 470'� vakıf ya da derneklere a�t. Devlet verg� muaf�yet� tanınan vakıf ve kamu yararına çalışan dernekler�n yurtlarına öğrenc� başına aylık 4 b�n TL destek vermekted�r. Özell�kle madd� yoksunluk çeken çocuklarımız tar�kat ve cemaatler�n, vakıf ve dernekler�n yurtlarına mecbur bırakılmıştır. Öte yandan merd�ven altı yurt ya da ev benzer� yapıların sayıları g�derek artmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 589 ‒ İstanbul’da her 100 öğrenc�den sadece 2,6’sı KYK yurtlarında kalab�lmekted�r. Türk�ye genel�nde bu oran %14’tür. “Lüks konutlar, rez�danslar, saraylar yapan TOKİ, neden öğrenc� yurdu yapmamaktadır?” sorusu cevaplanmaya muhtaçtır. Eğ�t�m, Anayasa'mıza göre parasız, kamusal ve eş�t şek�lde ver�lmes� gereken b�r devlet h�zmet�d�r. Öğrenc�ler�n barınma sorununun bedels�z olarak çözülmes�, sosyal devlet �lkes�n�n b�r gereğ�d�r. Olması gereken, devlet� yönetenler�n öğrenc�ler�n �ht�yacı kadar yurt yapıp burada ücrets�z barınmalarını sağlaması ve bu �ht�yacın b�r sektör ve �st�smar alanı olmaktan çıkarılmasıdır. "K�mses�zler�n k�mses�" olan Cumhur�yet, ülken�n geleceğ� olan gençler� k�mses�z, yers�z yurtsuz bırakamaz! Bu konuda orta vadede yapılması gereken şey, yoksul halka konut yapmak üzere kurulan fakat yozlaşan yönet�m neden�yle gökdelenler, rez�danslar yapar hale get�r�len TOKİ'n�n b�r sene boyunca durmadan KYK yurdu �nşa etmes�, �ht�yaç kadar yurdu hızla kullanılır hale get�rmes�d�r. Kısa vadede yapılacaklar: - Belediyelerin atıl olup, yurt olarak kullanılmaya müsait olan binalarına ilişkin hızla protokoller imzalanmalı ve buralar barınma sorunu yaşayan çocuklarımıza açılmalıdır. - Özel öğrenci yurtları ile dernek/vakıf yurtları düzenli olarak denetlenmeli, denetimlerde yönetmeliklere aykırı uygulamalar varsa derhal gereği yapılmalı ve bu konudaki tüm gelişmeler kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmalıdır. - Yurt gereksiniminin tamamı bir yıl içerisinde TOKİ eliyle karşılanmalıdır. Gençler geleceğ�n� yurt dışında arıyor Ülkem�z, artan b�r bey�n göçü �le karşı karşıyadır. Ülkem�z, �ht�yaç duyduğu beşer� sermayes�n� kaybetmekte, onlarca yıllık emeğ� ve on m�lyarlarca TL’l�k kaynağı kaybetmekted�r. Bey�n göçü kapsamında; b�l�m �nsanları, doktorlar, avukatlar, mühend�sler, eğ�t�mc�ler g�b� profesyonel meslek sah�pler�; sermaye sah�pler�, �ş �nsanları, g�r�ş�mc�ler ve ülkes�ne ger� dönmemek üzere eğ�t�m amacıyla yurt dışına g�den öğrenc�ler, yan� ülkem�z�n beşer� sermayes� kaybolmaktadır. Bu toplum kes�mler� ülkem�z�n b�lg� toplumuna dönüşmes�, sına� ve ekonom�k kalkınması, müreffeh b�r toplum hal�ne geleb�lmes� �ç�n anahtar role sah�pt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 590 ‒ Gelecekler�n� Türk�ye’de sürdürmeye gayret eden gençler�m�z �se, özell�kle son dönemdek� ekonom�k kr�z�n etk�s�yle daha da umutsuz hale gelm�şt�r. Yüksek �şs�zl�k oranları, kr�z�n gençler�m�z� olumsuz etk�led�ğ�n�n başlıca �fades�d�r. Daha da vah�m�, aynı dönemde, �ş bulma üm�d� olmayanların sayısında artış meydana gelmes�d�r. İşs�zler ordusu �ç�nde gözükmeyen bu k�ş�ler, �ş bulma üm�d� olmadığı �ç�n �ş aramayı bırakmışlardır. Bugün Türk�ye'de gençler pek çok sorunla boğuşmaktadır. Yapılan araştırmalarda gençler�n yüzde 70’� 'İmkan bulursam yurtdışına yerleş�r�m' demekted�r. Maalesef her 4 gençten 3 tanes� val�zler�n� kafasında toplamış! Ülken�n gençler�n�n dünyanın gel�şm�ş başka coğrafyalarında hayal kurması ülkem�z adına b�r beka sorunudur. L�sanslı sporcu sayılarındak� tutarsızlık Dünyada Gençl�k ve Spor Bayramı kutlayan tek ülke olmamıza rağmen, spor s�stem�m�z yeter�nce etk�n çalışmamakta ve sporun hayatımızdak� yer� hedeflenen�n çok uzağında kalmaktadır. Bakanlık, b�rkaç yıldır sporcu l�sansını peyn�r ekmek g�b� dağıtarak l�sanslı sporcu sayısını artırmış olsa ve sporun gel�şt�r�lmes� adı altındak� bütçe kalem� katlanarak artsa da n�tel�k anlamında �lerleme olduğunu görememektey�z. 19 Aralık 2022 tar�h�nde öncek� Bakan Mehmet Kasapoğlu, l�sanslı sporcu sayısının 12 m�lyona ulaştığını açıklamıştı. Gençl�k ve Spor Bakanı Sayın Osman Aşkın Bak, TBMM Plan ve Bütçe Kom�syonunda 5 Kasım 2024 tar�h�ndek� (geçt�ğ�m�z yıl) Türk�ye’de l�sanslı sporcu sayısının 16 m�lyon 678 b�n 264 olduğunu açıklamıştı. Bunun toplam nüfusa oranının %19,6 olduğu hatırlatılarak, l�sanslı sporcu sayısının kısa sürede nasıl m�lyonlarca arttığı sorularına �se tatm�n ed�c� şek�lde cevap veremem�şt�. 13 Kasım 2025 tar�h�ndek� Bakanlık bütçes�n�n görüşmeler� sırasında Bakan Osman Aşkın Bak, bu kez daha temk�nl� davranarak l�sanslı sporcu sayılarına �l�şk�n rakam telaffuz etmed�, sunum k�tapçığında da bu b�lg�ye yer ver�lmed�. Bu yaklaşım göster�yor k�, Gençl�k ve Spor Bakanlığı, kağıt üzer�nde rakamlar yazarak b�r başarı h�kayes� yazmaya çalışmakta ama bunda da muvaffak olamamaktadır. 18 branşta 102 sporcuyla katıldığımız 2024 Par�s Ol�mp�yat Oyunlarını 0 (Sıfır) altın madalya �le tamamlamış olmamız, bunun açık gösterges�d�r. “Sporun gel�şt�r�lmes� ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 591 ‒ desteklenmes�” kalem�nden 2026 yılı bütçes�ne konulan rakam 45,2 m�lyar l�ra, yan� 1 m�lyar USD’n�n üzer�nde. Sporu gel�şt�rmek üzere 1 m�lyar dolarlık bütçe kullanıp, ol�mp�yatlarda sıfır çekmek, �zahı olmayan, sorumluların �st�fasını gerekt�ren b�r durumdur. Bu spes�f�k örnek ülken�n kaynaklarının heba ed�ld�ğ�n�n, toplanan verg�ler�n yer�nde kullanılmayıp �sraf ed�ld�ğ�n�n bar�z örnekler�ndend�r. Sporun gel�şt�r�lmes� �ç�n 2026 yılı bütçes�nde tekl�f ed�len 45,2 m�lyar TL’n�n de yerl� yer�nde kullanılmayacağı kanaat� taşımaktayız. Gençl�k ve Spor Bakanlığı Bütçes�n�n görüşülmes� sırasında CHP grubu tarafından ver�len, -Ün�vers�te burslarının 1 kat daha artırılmasını, -Bağımlılıkla mücadele programındak� mal ve h�zmet alımları �ç�n öngörülen 9.9 m�lyon tl ödeneğe 50 m�lyon TL. eklenmes�n�, -Yurtların tad�latı �ç�n mevcut ödeneğe 500 m�lyon TL. daha �lave ed�lmes�n� talep eden önergeler�m�z reded�lm�şt�r. CHP İKTİDARINDA GENÇLİK CHP �kt�darında gençler, kend�ne güvenen, kend�ne yeten, kend�s�yle ve ülkes�yle barışık mutlu b�reyler olarak hem a�leler�ne hem de ülkem�ze değer katacaktır. CHP, �st�hdam temell� ekonom� pol�t�kaları gel�şt�rerek �şs�zl�k sorununu kalıcı çözüme ulaştıracaktır. Böylel�kle, uzun süre a�leler�ne bağımlı yaşamak zorunda kalan gençler�m�z ve a�leler� rahata kavuşacaktır. Gençler�n a�leler�ne mahcup b�ç�mde toplumdan koparılmalarına �z�n ver�lmeyecekt�r. CHP �kt�darı, gençler�n talepler�ne kulaklarını tıkamayacak, onların d�nam�zm�n�, eleşt�rell�ğ�n� ve yaratıcılığını rehber ed�necekt�r. Cumhur�yet�m�z�n İk�nc� Yüzyılında gençler�m�z borçlandırılmayacaktır. Güçlü sosyal devlet�n gereğ� budur. Enflasyon�st ortamda alım gücü kırılan, m�ktarları aşınan kred� ve burslar artırılarak güncellenecekt�r. Evlenmek ve çocuk sah�b� olmak �steyen gençler�n hayatlarının baharında geleceğe güvenle bakması sağlanacaktır. CHP �kt�darında hayat pahalılığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 592 ‒ �şs�zl�k, geç�m sıkıntısı ve yoksulluk gençler�n önünde engel olmayacaktır. Gençler, gelecek kaygısıyla planlarını ertelemek ve hayaller�nden vazgeçmek zorunda kalmayacaktır. Hayatlarını b�rleşt�rmek �steyen genç ç�ftlere evl�l�k destekler� ver�lecekt�r. Bu bağlamda a�le kurmak �steyen gençlere düşük fa�zl� ya da fa�zs�z, ger� ödeme koşulları ç�ftler�n durumuna göre bel�rlenecek kred�ler sağlanacaktır. Bebek sah�b� olmak �steyen her ç�fte bebekler�n temel �ht�yaçlarını karşılayab�leceğ� m�ktarda destek ver�lecekt�r. Bebek ve annel�k ödenekler� bebekler�n ve a�leler�n �ht�yaçlarına göre, özel koşullara bağlanmadan hakça ver�lecekt�r. 2023 yılında kred�ler 1250 l�rayken 25 GB’lık telefon tar�fes� 160 l�raydı; yüzde 13’ü. Bugün aynı paket 500 l�ra oldu. Bugünkü kred�n�n yüzde 25’�. Geçen yıl 20 s�nema b�let� alan kred� bu yıl 9 b�let alab�l�yor. Geçen yıl 50 t�yatro b�let� alırken bu yıl 28 b�let alab�l�yor. CHP �kt�darında YÖK kaldırılacak, ün�vers�teler özgürleşt�r�lecek. N�tel�kl� eğ�t�m, sadece zeng�n a�leler�n�n ulaşab�ld�ğ� b�r �mkan olmaktan çıkacak. Gençler arasında ayrımcılık ortadan kaldırılacak. CHP �kt�darında l�sey� b�t�ren her genç çok �y� yabancı d�l b�lecek ve dünyayla rekabet edecek teknoloj�k donanıma sah�p olacak. Kamuda mülakatlar kaldırılacak. Öğrenc�ler�m�ze n�tel�kl� eğ�t�m, güvenl�, sağlıklı mutlu yaşam ve �nsanca barınma olanakları sunulacak. Yurt kapas�teler� b�r yıl �ç�nde tamamlanacak. Öğrenc� burs ve kred� m�ktarları yükselt�lecek, �ht�yaç sah�b� öğrenc�ler�n tamamının kred� değ�l burs kullanması sağlanacak. Gençler�n �let�ş�m, ulaşım, sosyal akt�v�te özgürlüğü ve bunlara kolay er�ş�mler� sağlanacak. Bu ülke yen�den gençler�n ülkes� hal�ne get�r�lecekt�r. Türk�ye’n�n genç nüfusu ülken�n en büyük stratej�k avantajıdır. Ancak gençler bugün eğ�t�m, barınma, �şs�zl�k, gel�r güvences�, özgürlük, fırsat eş�ts�zl�ğ�, sosyal yaşam ve spor alanlarında der�n b�r pol�t�ka boşluğuyla karşı karşıyadır. Gençler�n potans�yel�n� desteklemes� gereken kamu mekan�zmaları dağınık, geç�c� ve proje bazlı b�r yapıya �nd�rgenm�ş; gençl�k pol�t�kaları ulusal b�r çerçeve olmaktan çıkmıştır. Cumhur�yet Halk Part�s� olarak gençl�k pol�t�kalarını yalnızca sosyal destek başlığı olarak değ�l; demokrat�k katılımın, b�l�msel üret�m�n, çağdaş eğ�t�m pol�t�kalarının ve toplumsal refahın temel bel�rley�c�s� olarak görüyoruz. Bu Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 593 ‒ kapsamda CHP �kt�darında uygulanacak pol�t�kalar aşağıdak� başlıklarda sunulmaktadır. 1. Gençl�k pol�t�kalarını ulusal stratej�ye kavuşturacağız Türk�ye’de gençlere �l�şk�n tüm pol�t�ka alanlarını bütünleşt�ren, uzun vadel� ve kapsayıcı b�r ulusal gençl�k stratej�s� oluşturacağız. Bu kapsamda: • Eğ�t�m–�st�hdam geç�ş�, barınma, sağlık, spor, kültür, gönüllülük ve d�j�tal er�ş�m� kapsayan Ulusal Gençl�k Stratej� Belges� çıkaracağız. • Gençler�n karar süreçler�ne katılımını sağlayacak mekan�zmaları güçlend�receğ�z. • Gençl�k çalışmalarında yerel yönet�m–merkez� yönet�m koord�nasyonunu gel�şt�rerek pol�t�kaları bütüncül hâle get�receğ�z. 2. Genç �şs�zl�ğ�ne yönel�k hedefl� ve sürdürüleb�l�r �st�hdam programları uygulayacağız Türk�ye genç �şs�zl�ğ�nde OECD’n�n en yüksek oranlarından b�r�ne sah�pt�r. CHP olarak: • İlk İş Programı �le mezun�yet sonrası gençlere güvencel� �lk �st�hdamı sağlayacağız. • G�r�ş�mc�l�k, teknoloj�, tasarım, yaratıcı endüstr�ler ve d�j�tal mesleklerde gençlere özel destek modeller� gel�şt�receğ�z. • Staj ve çıraklık s�stem�n� sömürüye açık yapıdan çıkarıp ücretl� ve s�gortalı hâle get�receğ�z. • Yeş�l ekonom�, d�j�tal dönüşüm ve sanay� pol�t�kalarıyla genç �st�hdamını bütünleşt�receğ�z. Gençler�n eğ�t�m aldığı alanla çalışma hayatına geç�ş�n� kolaylaştıran b�r model hayata geç�r�lecekt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 594 ‒ 3. Gençler�n barınma sorununu çözecek kamucu pol�t�kaları devreye sokacağız Barınma kr�z� gençler �ç�n en büyük eş�ts�zl�k alanlarından b�r�d�r. Bu nedenle: • Ün�vers�te öğrenc�ler� �ç�n güvenl�, n�tel�kl� ve yeterl� yurt kapas�tes� oluşturacağız. • Öğrenc� dostu k�ralık konut modeller�n� hayata geç�receğ�z. • Büyükşeh�rlerde gençler �ç�n sosyal konut projeler� gel�şt�receğ�z. • Kred� ve burs s�stem�n� adaletl� hâle get�rerek yaşam mal�yetler�n� karşılamayı kolaylaştıracağız. Gençler ne barınma kaygısıyla ne de madd� yeters�zl�kle eğ�t�m hakkından mahrum bırakılacaktır. 4. Gençler�n özgürlük alanlarını gen�şleteceğ�z Gençler demokrat�k katılım, �fade, örgütlenme ve yaşam tarzı özgürlükler� konusunda c�dd� kısıtlamalarla karşı karşıyadır. CHP olarak: • Gençl�k örgütlenmeler� üzer�ndek� �dar� baskıları kaldıracağız. • Ün�vers�telerde yönet�m süreçler�n� demokrat�kleşt�receğ�z. • Ücrets�z ve engels�z kültür–sanat er�ş�m� sağlayacağız. • Gönüllülük ve s�v�l toplum katılımını destekleyen yasal düzenlemeler� yapacağız. Gençler�n özgürce kend�n� �fade edeb�ld�ğ�, üreteb�ld�ğ� ve katıldığı b�r toplumsal yapıyı güçlend�receğ�z. 5. Spor pol�t�kalarını tabana yayacak ve herkese er�ş�leb�l�r hâle get�receğ�z Spor, yalnızca yarışma değ�l, halk sağlığı ve toplumsal bütünlük pol�t�kasıdır. Bu çerçevede: • Tüm �l ve �lçelerde çocuklar ve gençler �ç�n er�ş�leb�l�r spor alanları oluşturacağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 595 ‒ • Kulüpler� mal� şeffaflığa kavuşturarak sürdürüleb�l�r b�r federasyon yapısı kuracağız. • Amatör spor kulüpler�n� destekleyeceğ�z. • Okullarda spor saatler�n� ve spor öğretmen� kapas�tes�n� artıracağız. • Kadınların spora er�ş�m�n� güçlend�recek özel programlar uygulayacağız. • Engell� sporcular �ç�n uygun tes�s ve destek altyapısı oluşturacağız. Sporu yalnızca el�t sporda başarı hedef� olarak değ�l; toplumun her kes�m�ne yayılan b�r kamusal hak olarak ele alacağız. 6. D�j�tal dönüşümü gençl�k pol�t�kalarının temel b�leşen� yapacağız Gençler�n d�j�tal dünyaya eş�t ve güvenl� er�ş�m�, eğ�t�m ve �st�hdam fırsatları açısından kr�t�k önemded�r. Bu nedenle: • Gençlere uygun f�yatlı gen�ş bant �nternet h�zmet� sağlayacağız. • Cod�ng, yapay zekâ, ver� b�l�m� ve teknoloj� okuryazarlığı eğ�t�mler�n� yaygınlaştıracağız. • D�j�tal platformlarda gençler�n güvenl�ğ�, �fade özgürlüğü ve ver� korumasını güvence altına alacağız. D�j�tal uçurum kapanacak; gençler dünyayla eş�t fırsatlarda yarışab�lecekt�r. 7. Yerel gençl�k merkezler�n� güçlend�receğ�z Gençler�n kamusal alanlarla bağını artırmak �ç�n: • Her bölgede Gençl�k Yaşam ve Üret�m Merkezler� kuracağız. • Bu merkezlerde eğ�t�m, sanat, spor, ps�koloj�k destek, gönüllülük ve sosyal etk�nl�k h�zmetler� b�r arada sunulacaktır. • Yerel yönet�mlerle �şb�rl�ğ� �ç�nde gençler�n katıldığı modeller uygulayacağız. Bu merkezler gençler�n buluştuğu, ürett�ğ� ve güçlend�ğ� toplumsal alanlara dönüşecekt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 596 ‒ SONUÇ — Gençler� Güçlend�ren B�r Devlet� Hep B�rl�kte Kuracağız CHP �kt�darında gençl�k pol�t�kaları;eş�tl�kç�, özgürlükçü, kamucu, b�l�msel ve fırsat yaratan b�r yapıya kavuşturulacaktır. B�z: • Gençler�n özgür yaşam hakkını koruyacağız, • Eğ�t�mden �st�hdama geç�ş� destekleyeceğ�z, • Barınma kr�z�n� çözeceğ�z, • Sporu tabana yayacağız, • D�j�tal er�ş�m� güçlend�receğ�z, • Gençler�n ses�n� devlet�n her karar mekan�zmasına taşıyacağız. Türk�ye’n�n geleceğ� gençlerd�r. CHP olarak bu geleceğ� güçlend�rmek �ç�n tüm kapas�tem�zle çalışacağız. XXVI.SAĞLIK Sağlık Bakanlığı 2026 yılı bütçe tekl�f� Bütçe dağıtımında sağlığa öncel�k ver�lmes� pol�t�k b�r terc�ht�r. Sağlık Bakanlığı 2026 yılı Bütçe Tekl�f� �ncelend�ğ�nde, merkez� yönet�m bütçes�nden sağlığa ayrılan payın çok yeters�z olduğu gözlenmekted�r. B�l�nd�ğ� g�b�, 2025 yılında 1 Tr�lyon 20 m�lyar 317 m�lyon 291 b�n TL tekl�f �le Sağlık Bakanlığı bütçes�n�n merkez� yönet�m bütçes� �ç�ndek� oranı �se yüzde 6,9’du. Bu kez 2026 yılı �ç�n Sağlık Bakanlığı Bütçe tekl�f� 1 tr�lyon 474 m�lyar 947 m�lyon 780 b�n TL �le merkez� yönet�m bütçes�n�n yüzde 7,8’�d�r. Oysa Dünya Sağlık Örgütü tarafından da vurgulandığı g�b�, bu oranın en az yüzde 10 olması gerek�r. Merkez� yönet�m bütçes�n�n en az yüzde 10’u sağlık alanına aktarılmalıdır. 2025’ten 2026’ya Sağlık Bakanlığı bütçes�n�n nom�nal artış oranı �se yalnızca yüzde 44,55 d�r. Sağlık Bakanlığının 2026 yılı bütçe tekl�f�, Bakanlığa ayrılan kaynağın yeters�zl�ğ�n� ve bütçen�n dağıtımındak� terc�hler�n öncek� yıllarda olduğu g�b� sorunlu b�r yapıyı koruduğunu açık b�ç�mde ortaya koymaktadır. Bakanlığın kend�s�ne ver�len bütçe �le Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 597 ‒ erken ölümler� önleyerek yaşam süres�n� uzatması ve yaşam süres� �ç�ndek� sağlıklı geçen sürey� artırması beklenmekted�r. Bu �k� temel �şlev, doğumda beklenen yaşam yılı üm�d�, bebek ölüm hızı, beş yaş altı çocuk ölüm hızı, doğumda beklenen sağlıklı yaşam yılı üm�d� ve altmış yaşında beklenen sağlıklı yaşam yılı üm�d� g�b� göstergelerle �zlenmekted�r. Bakanlığın 2026 bütçes� performans göstergeler�, hedef ve er�ş�m oranları, bütçen�n düzey� ve b�leş�m� �le Sayıştay bulguları b�rl�kte değerlend�r�ld�ğ�nde, bütçen�n yeters�z kaldığı, dağıtım terc�hler�n�n yanlış bel�rlend�ğ� ve şeh�r hastaneler�ne ayrılan yüksek pay neden�yle Sağlık Bakanlığı bütçes�n�n f��len k�l�tlenm�ş durumda olduğu görülmekted�r. Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Sağlık İstat�st�kler� Yıllığı 2023’ye göre (Sağlık Bakanlığı 2025 yılının sonuna yaklaşıldığı halde, henüz 2024 yılı �stat�st�k yıllığını yayınlayamamış, sadece bülten yayımlamıştır); Cumhurbaşkanlığı Hükümet�, fa�z dışı harcamalar �le kıyaslandığında kamu sağlık harcamalarını 2009 yılından sonra sürekl� olarak azaltmaktadır. Bu azaltma 2022 yılında daha bel�rg�n b�r hale gelm�şt�r. Bu durum, Cumhurbaşkanlığı Hükümet�n�n sağlık alanına bakış açısını ortaya koyması bakımından d�kkat çek�c�d�r. Türk�ye’de Gayr� Saf� Yurt �ç� Hasıladan (GSYH) sağlığa ayrılan pay da çok düşüktür. OECD �stat�st�kler�ne göre, Türk�ye 2024 yılında GSYH’dan sağlığa yalnızca yüzde 4,7 pay ayrılmaktadır. Bu pay, OECD ülkeler� ortalaması olan yüzde 9,3’ün neredeyse yarısı ve OECD sıralamasında son sırada olarak yer almaktadır. Bu kadar düşük b�r Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 598 ‒ bütçeyle ne toplumun sağlık gereks�n�mler� karşılanab�l�r ne de sağlık emekç�ler�ne yeter�nce kaynak ayrılab�l�r. Cepten sağlık harcamaları artıyor Türk�ye’de sağlık harcamalarının yükü, ağırlıklı olarak yurttaşın sırtındadır. 2021 yılında sağlık harcamalarının yalnızca yüzde 29’u merkez� yönet�m bütçes�nden karşılanmaktadır. Bu oran OECD ülkeler�nde ortalama olarak yüzde 38’d�r. Merkez� yönet�m bütçes�nden sağlığa ayrılan payın düşüklüğü d�kkat çek�c�d�r. OECD ortalaması yüzde 38 olan zorunlu sağlık s�gortasının payı �se ülkem�zde yüzde 50’d�r (Genel Sağlık S�gortası fonunun büyük bölümü emekç�ler�n pr�mler�nden ve �şveren kes�nt�ler�nden oluşmaktadır). Sağlık harcamalarının yüzde 16’sı da 2021 yılında cepten harcamalarla karşılanmaktadır. TÜİK ver�ler�ne göre 2021’de yüzde 16 olan cepten sağlık harcamalarının toplam sağlık harcamaları �çer�s�ndek� oranı, 2022’de yüzde 19’a , 2023’deyüzde 17.8’e düşmüş, 2024 yılında yüzde 18.8’eyükselm�şt�r. Sağlıkla �lg�l� harcamaları kamu bütçes�nden karşılanamayan yurttaşlar zorunlu olarak cepten harcama yapmakta; bu durum özell�kle yoksul ve yoksunluk �çer�s�nde yaşayan yurttaşları zor durumda bırakmakta, tıbb� yoksulluk oranı artmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 599 ‒ Türk�ye’de yaklaşık 9,4 m�lyon yurttaşın Genel Sağlık S�gortası pr�m borcu olduğu tahm�n ed�lmekted�r. Pr�m borcu olanlar her yıl Cumhurbaşkanlığı Kararı �le kamu sağlık kuruluşlarına başvuru yapab�lseler de kend�ler�ne yazılan reçetelerdek� �laçları alamadıkları �ç�n tedav� ed�c� h�zmetlere er�ş�mler� engellenmekted�r. Özell�kle kron�k hastalıkları olan yurttaşlar bu nedenle büyük sıkıntı çekmekted�r. Sağlık bütçes�n�n dağıtımındak� terc�hler de yanlıştır. Türk�ye’de sağlık harcamalarının yarısından fazlası hastanelere yapılmaktadır. OECD ülkeler�nde ortalama olarak sağlık harcamalarının yüzde 39’u hastanelere yapılırken (2021), Türk�ye’de bu oran(2024) yüzde 54.6. Cumhurbaşkanlığı Hükümet� sağlıkla �lg�l� zaten çok az ayırdığı kaynakları, büyük ölçüde hastanelere aktarmayı terc�h etmekted�r. Sağlık Bakanlığı hastalıkları önlemey� ve sağlığı gel�şt�rmey� değ�l, hastalananları tedav� etmey� öncelemekte; b�r başka anlatımla, yurttaşların hastalanmasına sey�rc� kalmaktadır. 2021 de %15,9 olan cepten sağlık harcamalarının oranı 2024’de % 18.8 e yükselm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 600 ‒ Elbette bunun en öneml� neden�, sağlık alanının t�car�leşt�r�lmes�d�r. Çünkü özel sektöre sağlık h�zmetler�n�n sunulmasında çok büyük b�r alan açan AKP hükümetler�, sermaye b�r�k�m� ve kar maks�m�zasyonu �ç�n tedav� ed�c� h�zmetler� (üstel�k yen�doğan çetes� örneğ�nde olduğu g�b�, büyük ölçüde denet�ms�z bırakarak) öncelemekted�r. Sağlık s�stem�nde değ�ş�mler 2002-2022 yılları arasında ülkem�z�n nüfusu yüzde 31 artış gösterm�şt�r. Bu dönemde Sağlık Bakanlığı hastane sayısı yüzde 18, hasta yatağı sayısı �se yüzde 52 artmıştır. Buna karşın özel hastane sayısı 271’den 572’e yükselerek yüzde 111 ve özel hastanelerdek� hasta yatağı sayısı yüzde 345 artmıştır. Özel hastanelerdek� bu kadar yüksek artışı besleyen AKP hükümetler�n�n sağlık pol�t�kasıdır. Özell�kle SGK Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 601 ‒ tarafından özel hastanelerden h�zmet alımının büyük ölçüde arttırılması bu süreçte büyük etkend�r. 2023 yılında Sağlık Bakanlığı hastane sayısı 933 �ken 2024 yılında 941’e yükseld�. Ün�vers�te hastane sayısı 69 ve özel hastane sayısı 552 oldu. Sağlık Bakanlığı, ün�vers�te ve özel sektörün hastane yatağı sayıları 2023 yılında sırasıyla 167.649, 43.878 ve 55.067 �ken 2024 yılında 169.834, 44.131 ve 54.394’e yükselm�şt�r. Özel sektör daha ver�ml� değ�l Sağlık alanında özel sektörün daha ver�ml� olmadığı b�l�nmekted�r. Kamu ve özel sektör sağlık h�zmet� sunucuları, kal�te ve ver�ml�l�k açısından s�stemat�k olarak farklılık göstermez. Bu öneml� b�r noktadır, çünkü rekabet reformlarına �l�şk�n s�yas� tartışmalarda genell�kle özel sağlık sektörünün kamudan daha ver�ml� olduğu �dd�aları vardır ve bu onların p�yasaya g�r�ş�n� ve kamu �le özel sektör arasındak� rekabet� teşv�k etmek �ç�n k�l�t b�r argümandır. AKP hükümetler� terc�hler�n� özel sektörden yana kullanmış olmakla b�rl�kte, son olarak yen� doğan çetes� örneğ�nde de görüldüğü g�b�, büyük ölçüde denet�m dışı da bırakılan özel hastaneler�n b�r bölümü hem ver�ms�zd�r hem de kal�tes�z h�zmet sunmaktadır. Sağlık Bakanlığının Performansı Doğumda beklenen yaşam süres� açısından Türk�ye’n�n OECD ortalamasının ger�s�nde kaldığı görülmekted�r. Ver�lere göre Türk�ye’de doğan b�r k�ş�, OECD ortalamasına göre yaklaşık dört yıl daha kısa yaşam beklent�s�ne sah�p bulunmaktadır. Pandem� dönem�nde beklenen yaşam süres� en fazla azalan ülkelerden b�r�n�n Türk�ye olduğu, bu ger�lemen�n benzer gel�r grubundak� ülkelerle kıyaslandığında bel�rg�n b�ç�mde ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 602 ‒ Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölges� ver�ler� �le karşılaştırma yapıldığında Türk�ye’n�n 2000 �le 2013 arasındak� dönemde Avrupa ortalamasının üzer�nde b�r yaşam umuduna sah�p olduğu, 2007 sonrasında artış hızının yavaşladığı ve 2014 sonrasında Avrupa ortalamasının altına �nd�ğ� görülmekted�r. Pandem� sonrasında bu açığın daha da büyüdüğü ortaya çıkmaktadır. Pandem�n�n en yoğun etk�l� olduğu 2020, 2021 ve 2022 yıllarında toplam fazladan ölüm sayısı 309 b�n� aşmış, bu durum her yıl yaklaşık 100 b�n ek ölüm anlamına gelmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 603 ‒ Sağlıklı yaşam yılı beklent�s� de OECD ülkeler� �ç�nde en düşüklerden b�r� olarak konumlanmaktadır. Bu göstergeler b�rl�kte ele alındığında, Türk�ye’de sağlık s�stem�ne başvuru sayısının yüksek olmasına karşın �nsanların daha uzun ve daha sağlıklı yaşamadığı ortaya çıkmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 604 ‒ Bebek, çocuk ve yen�doğan ölümler� alanında kayded�len �y�leşmelere rağmen düzey ve eş�ts�zl�kler açısından c�dd� sorunlar devam etmekted�r. Türk�ye’n�n bebek ve beş yaş altı ölüm hızları, dünya ve Avrupa ortalamalarının üzer�nde seyretmekted�r. Sağlık Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 605 ‒ çıktılarında der�n bölgesel eş�ts�zl�kler göze çarpmaktadır. Doğu Karaden�z’de b�nde 5,8 düzey�nde olan bebek ölüm hızı, Güneydoğu Anadolu’da b�nde 13,6 düzey�ne çıkmaktadır. İl düzey�nde bakıldığında Artv�n’de b�nde 3,7 olan bebek ölüm hızının Gaz�antep’te b�nde 16,7’ye yükseld�ğ� görülmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 606 ‒ Yen�doğan yoğun bakım yataklarının sayısı ve dağılımına �l�şk�n ver�ler, Türk�ye’n�n nüfus başına dünya standartlarının oldukça üzer�nde yatağa sah�p olduğunu göstermekted�r. Uluslararası kabul gören standartlar b�n canlı doğum �ç�n 6 yen�doğan yoğun bakım yatağının yeterl� olduğunu ortaya koyarken, Türk�ye’de bu sayının 14 yatağı aştığı b�l�nmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 607 ‒ Yen�doğan yoğun bakım yatağı sayısı, uluslararası standartlara göre yeterl� görülen sayının �k� katından fazla �ken, neden yen�doğan ölümler�n�n ülkem�zde daha yüksek olduğu sorusu yanıt beklemekted�r. Sağlık bakanlığı bu konuda herhang� b�r açıklama yapamamıştır. Bebek ölüm hızının en yüksek olduğu Gaz�antep’te yen�doğan yoğun bakım h�zmet�n�n büyük ölçüde özel sektöre bırakıldığı, kamu hastaneler�nden özel hastanelere yoğun sevk yapıldığı görülmekted�r. Bakanlığın kend� raporlarında özel hastanelerde enfeks�yon kontrolü ve ant�b�yot�k kullanımına uyum oranlarının çok düşük seyrett�ğ� bel�rt�lmekte, buna karşın bu ün�telerde gerekl� yapısal müdahaleler�n hayata geç�r�lmed�ğ� anlaşılmaktadır. Yatak sayısının fazlalığına karşın, bu fazlalığın ağırlıklı olarak özel hastaneler tarafından karşılandığı ve özel hastanelerdek� yen�doğan yoğun bakım ün�teler�n�n n�tel�k ve denet�m sorunları neden�yle yen�doğan ölümler�n�n yüksek seyretmes�, Sağlık Bakanlığının planlama, h�zmet sunumu ve gözet�m kapas�tes�n�n yeters�z kaldığını göstermekted�r. Özel Sağlık Kuruluşlarında Yaşanan Yen�doğan Ölümler� ve Bakanlığın Rolü Kamuoyunda “Yen�doğan Çetes�” olarak anılan ve suç örgütü kurdukları �dd�a ed�len k�ş�ler�n yargılandığı süreçte sağlık alanındak� tartışmaların odağında özel sağlık kuruluşlarında yaşanan bebek ölümler� yer almaktadır. Bu süreçte, söz konusu olaylar sırasında İstanbul İl Sağlık Müdürü olarak görev yapan ve bugün Sağlık Bakanı olan Kemal Mem�şoğlu b�rçok kez davet ed�lm�ş olmasına karşın, Bazı Özel Sağlık Kuruluşlarında Yaşanan Bebek Ölümler�n�n Tüm Yönler�yle Araştırılması, Özel Sağlık Kuruluşlarının Yen�doğan, Çocuk, Engell� ve Yaşlılarla İlg�l� Bakım Serv�sler�ndek� Uygulamalarının ve Mevzuatın İncelenerek Alınması Gereken Tedb�rler�n Bel�rlenmes� amacıyla kurulan Mecl�s Araştırması Kom�syonu toplantılarına katılmamıştır. Kend�s� �le b�rl�kte davet ed�len esk� sağlık bakanları Fahrett�n Koca, Mehmet Müezz�noğlu ve Recep Akdağ’ın da Kom�syona gelmemeler�, yen�doğan ölümler�yle gündeme gelen olayların der�nlemes�ne �ncelenmes�n�, bu ölümlere yol açan kök nedenler�n sorgulanmasını ve yen�doğan ölümler�nde sorumluluğu bulunan sağlık yönet�c�ler�n�n ortaya çıkarılmasını f��len engelleyen b�r tutum olarak değerlend�r�lmekted�r. Temmuz -2017 tar�h�nde Türk Neonatoloj� Derneğ� ve Sağlık Bakanlığı tarafından habers�z olarak ülke genel�nde 39 hastanede gerçekleşt�r�len denet�mler, özel Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 608 ‒ hastanelerdek� yen�doğan yoğun bakım ün�teler�nde çok öneml� yapısal ve �şley�şsel sorunlar bulunduğunu açık b�ç�mde ortaya koymaktadır. Denet�mlerde Sosyal Güvenl�k Kurumu kayıtlarında fatura tutarları yüksek görünen merkezler sahada �ncelenmekte, Bakanlık onayı �le görevlend�r�len �k� yen�doğan uzmanı, b�r SGK tems�lc�s� ve çapraz görevlend�r�len b�r �l sağlık müdüründen oluşan dört k�ş�l�k ek�p, Yen�doğan Yoğun Bakım End�kasyon Denet�m Formu �le Yataklı Sağlık Tes�sler�nde Yoğun Bakım H�zmetler�n�n Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebl�ğ ve ekler�ne dayanarak değerlend�rme yapmaktadır. Sağlık Bakanlığına sunulan raporda, olumsuzluk saptanan merkezlerde yen�doğan yoğun bakım tesc�ller�n�n, hasta bakım koşullarının ve SGK ödemeler�n�n ac�len yen�den gözden geç�r�lmes� gerekt�ğ�, denet�mler�n ülke çapında yaygınlaştırılarak sürdürülmes�n�n önem taşıdığı ve özel hastanelerde kurulan ş�rket yapılarının ayrı b�r sorun alanı oluşturmakta olduğu vurgulanmaktadır. Buna karşın 2017 tar�hl� bu denet�m bulguları, özel hastanelerdek� yen�doğan yoğun bakım ün�teler�n�n eks�kl�kler�n� ve yeters�zl�kler�n� açık b�ç�mde ortaya koymuş olmasına rağmen, “Yen�doğan Çetes�” olarak anılan yapıya �l�şk�n 27 Mart 2023 tar�hl� CİMER başvurusuna kadar İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı tarafından etk�l� b�r �zleme ve denet�m sürec�n�n �şlet�lmem�ş olduğunu göstermekted�r. Bu tutum kabul ed�lemez. Sağlık Bakanlığı �zleme, denet�m ve yaptırım �şlevler�n� yer�ne get�rmem�şt�r. Hastalık R�sk Etmenler� Hastalık yükü ve r�sk etmenler� �ncelend�ğ�nde hem bulaşıcı hem bulaşıcı olmayan hastalıklar açısından olumsuz b�r tablo ortaya çıkmaktadır. Solunum s�stem� hastalıklarından ölümler artmakta, bulaşıcı hastalıklara bağlı ölüm hızları Avrupa ortalamalarının üzer�nde seyretmekted�r. COVID-19 �le �l�şk�l� ölümler�n oranının da Avrupa ortalamasının yaklaşık �k� katına ulaştığı bel�rt�lmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 609 ‒ Bulaşıcı olmayan hastalık yükünde yüksek vücut k�tle �ndeks�, tütün kullanımı, yüksek açlık kan şeker� ve yüksek kan basıncı öne çıkmaktadır. D�yabet prevalansı 20 �le 79 yaş aralığında 2011 yılında yüzde 8’�n altında �ken 2021 yılında yaklaşık yüzde 14,5’e, 2022 yılında �se yüzde 16,6’ya yükselmekted�r. Buna karşılık Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölges� ortalaması yaklaşık yüzde 8 düzey�nded�r. H�pertans�yon açısından 30 �le 79 yaş aralığında yaklaşık 15 m�lyon yet�şk�n�n h�pertans�f olduğu, bu k�ş�ler�n 9,7 m�lyonunun tans�yonunun kontrol altında bulunmadığı Dünya Sağlık Örgütü raporlarında �fade ed�lmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 610 ‒ Tütün kullanımı oranları özell�kle erkeklerde yüksek düzeyde seyretmekte, son yıllarda artış göstermekted�r. Küresel karşılaştırmalarda, Türk�ye, tütün endüstr�s�n�n hükümet üzer�ndek� etk�s�n�n en yüksek h�ssed�ld�ğ� ülkelerden b�r� olarak tanımlanmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 611 ‒ Ant�b�yot�k kullanımı alanında da Türk�ye, k�ş� başına tanımlanmış günlük doz açısından dünya sıralamasında en üst basamaklarda yer almakta, Tunus ve Cezay�r �le b�rl�kte en fazla ant�b�yot�k tüketen ülkeler arasında bulunmaktadır. Buna rağmen bulaşıcı hastalık yükünde beklenen azalma sağlanamamakta, sağlık h�zmet� �l�şk�l� enfeks�yonlarda d�renç oranları yüksek düzey�n� korumaktadır. Bu tablo, koruyucu ve toplum temell� h�zmetler�n, tarama programlarının ve akılcı �laç kullanımının hedeflenen düzeye taşınamadığını göstermekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 612 ‒ Sağlık H�zmetler�n�n Kullanımı ve Ver�ml�l�k Sağlık h�zmetler�n�n kullanım ve ver�ml�l�k göstergeler�, s�stem�n öneml� ölçüde tedav� ve tüket�m odaklı �şled�ğ�n� ortaya koymaktadır. Ac�l serv�slere başvuru sayıları OECD ortalamaları �le kıyaslandığında çok yüksek sev�yelere ulaşmaktadır. Yüz k�ş� başına ac�l başvuru oranı OECD ortalamasında yılda 31 �ken Türk�ye’de yüz k�ş� başına yıllık başvuru sayısı 177 düzey�nde bulunmaktadır. Rut�n hastaların da ac�l serv�slere yönlend�r�lmes� neden�yle b�r�nc� basamak �le �k�nc� basamak arasındak� �şlevsel ayrım zayıflamakta, ac�l serv�sler gerçek ac�l �şlev�n� yer�ne get�rmekte güçlük çekmekted�r. K�ş� başına düşen Manyet�k Rezonans (MR) ve B�lg�sayarlı Tomograf� (BT) kullanımında Türk�ye, OECD �ç�nde en yüksek değerlere yaklaşmaktadır. Özell�kle Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 613 ‒ tomograf� kullanımına bağlı radyasyon maruz�yet�, gereks�z tetk�kler neden�yle kansere yatkınlık r�sk�n� artırmaktadır. Türk�ye genel�nde hemod�yal�z c�hazı sayısı kron�k böbrek hastalığı görülme sıklığı �le uyumlu dağıtılmamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 614 ‒ Sezaryen oranları, Dünya Sağlık Örgütünün önerd�ğ� yüzde 15 eş�ğ�n�n çok üzer�ne (Yüzde 64,2) çıkmakta, yıllar �ç�nde bu düzey�n sürdürüleb�l�r b�ç�mde aşağı çek�lemed�ğ� görülmekted�r. D�ğer yandan kolorektal kanser tarama oranı g�b� erken tanı programları düşük düzeyde kalmakta, yalnızca her dört k�ş�den b�r�n�n taramaya ulaşab�ld�ğ� b�ld�r�lmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 615 ‒ Çocukluk çağı aşılamasında ve kızamık bağışıklamasında düşüşler yaşanmakta, kızamık aşısı kapsamının uzun yıllar sonra �lk kez yüzde 95 eş�ğ�n�n altına �nd�ğ�, 2024 yılında İstanbul g�b� bazı büyükşeh�rlerde bu oranın daha da aşağıya düştüğü (Yüzde 92) görülmekted�r. Sağlık Bakanlığı Faal�yet Raporunda yer alan tanıma göre “B�r�ken aşısız nüfus”, kızamık ve boğmaca g�b� aşı �le önleneb�l�r hastalıklarda salgın r�sk�n� artırmakta, aşıyla korunab�l�r hastalıklardan çocuk ölümler�n�n yaşanması öneml� b�r halk sağlığı sorunu oluşturmaktadır. Sağlık Bakanlığı, “aşısız nüfusu k�m�n b�r�kt�rd�ğ� ve bu nüfusun ne kadar zaman �çer�s�nde nasıl b�r�kt�r�ld�ğ�” sorularına yanıt verememekted�r. Buna ek olarak, r�sk altındak� k�ş�ler� ve yaşlıları koruyucu önlemler de yeters�zd�r. Örneğ�n COVID-19 aşısının yen� sürümler� ülkem�zde bulunmamaktadır ve gr�p aşılama oranı çok düşüktür. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 616 ‒ Yoğun bakım yataklarının hastaneler arasındak� dağılımı Sağlık Bakanlığı, özell�kle büyük kentlerde yoğun bakım yataklarını büyük ölçüde özel sektöre terk etm�ş durumdadır. Er�şk�n yoğun bakım yataklarının yüzde 31’�, çocuk yoğun bakım yataklarının yüzde 9’u ve yen� doğan yoğun bakım yataklarının yüzde 54’ü özel hastanelerde bulunmaktadır. Yen� doğan çetes� soruşturmalarına yen� doğan yoğun bakım yataklarının dağılımından başlayarak, kök nedenler� ortaya çıkaran b�r yaklaşımla başlamak gerek�r. Hek�m göçünü engellemem�z gerek�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 617 ‒ 2026 Yılı Sağlık Bakanlığı Bütçe Terc�hler� Sağlık bütçes�n�n düzey� ve b�leş�m� hem uluslararası karşılaştırmalar hem de ülke �ç� �ht�yaçlar açısından �ncelend�ğ�nde yeters�zl�k ve yanlış öncel�klend�rme sorununa �şaret etmekted�r. Sağlık Bakanlığı bütçes�n�n merkez� yönet�m bütçes� �ç�ndek� payı 2026 bütçe tekl�f�nde yüzde 7,8’d�r. Bu oran geçen yıllara göre yüksek görünmekle b�rl�kte bu payın, enflasyon ve sağlık h�zmet� �ht�yacındak� artış d�kkate alındığında en az yüzde 10 sev�yes�ne çıkarılması gerekmekted�r. Toplam kamu sağlık harcamalarının da d�ğer bakanlıkların harcamaları �le b�rl�kte OECD ortalamalarında olduğu g�b� merkez� kamu bütçes�n�n yaklaşık yüzde 15’� düzey�ne yükselmes� gerekmekted�r. F�nansman yapısına bakıldığında, merkez� yönet�m bütçes�n�n toplam sağlık harcaması �ç�ndek� payının yüzde 30 c�varında, zorunlu sağlık s�gortası payının yüzde 46, cepten harcamaların payının �se yüzde 19 düzey�nde bulunduğu görülmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 618 ‒ Cepten harcama oranı OECD ortalaması düzey�nde olmakla b�rl�kte, kamu payının düşük kalması ve Genel Sağlık S�gortası’na �l�şk�n pr�m, �lave ücret ve katkı paylarının hastalardan alınması neden�yle, sağlık harcamalarının yükü yurttaş üzer�nde ağırlaşmaktadır. Bütçe �ç� dağılım da tedav� odaklı b�r yapıyı ortaya koymaktadır. Hastaneler�n bütçe �ç�ndek� payı OECD ülkeler�nde ortalama yüzde 39 düzey�ndeyken Türk�ye’de bu oran yüzde 58 sev�yes�ne ulaşmaktadır. Koruyucu h�zmetlere ayrılan pay 2023 yılında yüzde 28,6 �ken 2026 bu düşük düzey�n b�le altında kalmaktadır. Tedav� ed�c� h�zmetler�n payı aynı dönemde yüzde 69,5’ten yüzde 71,9’a yükselmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 619 ‒ Bu b�leş�m, kaynakların daha çok hastalandıktan sonra tedav�ye yönlend�r�ld�ğ�n�, hastalıkların ortaya çıkmasını engelleyecek koruyucu h�zmetler�n �se görece ger� planda kaldığını göstermekted�r. B�r�nc� basamakta a�le hek�m�ne düşen nüfus hedefler�n�n de gerçekç� olmadığı, başlangıçta d�le get�r�len �k� b�n k�ş� hedef� yer�ne �k� b�n sek�z yüz k�ş�l�k hedeflerden söz ed�ld�ğ� görülmekted�r. Bu düzeyde nüfus yükü altında b�r�nc� basamak h�zmetler�n�n n�tel�kl� ve bütüncül b�ç�mde sunulması güçleşmekted�r. Bağımlılıkla mücadele hedefler�n�n çok yeters�z olduğu gözlenmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 620 ‒ Şeh�r Hastaneler� Model� ve Sayıştay Bulguları Şeh�r hastaneler� model� hem bütçe üzer�ndek� yükü hem de Sayıştay bulgularının n�tel�ğ� neden�yle ayrı b�r sorun alanı olarak öne çıkmaktadır. Kamu-Özel İşb�rl�ğ� çerçeves�nde �nşa ed�len ve �şlet�len şeh�r hastaneler�ne 2025 yılının �lk 10 ayında 100 m�lyar l�ranın üzer�nde ödeme yapılmış, bu tutarın yıl sonuna kadar 122 m�lyar TL’y� aşacağı tahm�n ed�lmekted�r. Sağlık Bakanlığı’nın 2026 tekl�f� �le bu tutarın 136 m�lyar l�ranın üzer�ne çıkacağı öngörülmekted�r. Bu durumda şeh�r hastaneler�n�n günlük mal�yet� yaklaşık 373 m�lyon TL düzey�ne ulaşmakta, Sağlık Bakanlığı bütçes�n�n yüzde 9’dan fazlası şeh�r hastaneler�ne aktarılmaktadır. Anımsanacağı g�b�, geçen yıllardak� b�r bütçe sunuşu sırasında Sağlık Bakanı Fahrett�n Koca şeh�r hastaneler�ne 25 yılda “322 m�lyar Euro” ödeme yapılacağının hesaplandığını ve bu tutarı azaltmak �ç�n bazı çabalar �çer�s�ne g�rd�kler�n� açıklamıştı. Şeh�r hastaneler�n�n mal�yet� çok yüksekt�r ve bu yüksek mal�yet eğer bu hastaneler�n kamunun üzer�nde yük olmasına �l�şk�n herhang� b�r müdahale olmazsa, 2045 yılına kadar süreb�lecekt�r. Avrupa Kom�syonu uzmanları şeh�r hastanes� model�n�n (Kamu-özel �şb�rl�ğ�) geleneksel olarak kamu tarafından f�nanse ed�len ve yönet�len sağlık h�zmet� sunumlarıyla karşılaştırıldığında mal�yet etk�n olduğuna da�r b�l�msel kanıtlar bulunamadığını raporlarında açıklamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 621 ‒ Ayrıca yıl başında öngörülen ödenekler�n yıl sonunda öneml� oranlarda aşıldığı, k�m� yıllarda, 2025 yılında tahm�n ed�ld�ğ� g�b�, başlangıç ödeneğ�n�n yüzde 17 üzer�nde harcama yapıldığı görülmekted�r. Bu kaynakların alternat�f kullanımında 150 b�n sağlık çalışanının �st�hdam ed�lmes� mümkün olab�lmekte, buna rağmen uzun vadel� k�ra ve h�zmet bedel� ödemeler� bütçey� sınırlandırmakta, b�r anlamda reh�n almaktadır. Sayıştay raporlarında, n�ha� tamamlama süreçler�n�n yürütülmemes�, yer tesl�m� yapılmadan �malatlara başlanması, yapılmayan �malatlar �ç�n sab�t yatırım tutarlarının rev�ze ed�lmemes�, ölçüm hataları neden�yle eks�k tahs�latlar, enerj� g�derler�n�n sözleşmeye aykırı b�ç�mde kamu tarafından üstlen�lmes�, t�car� alanların planlanan sınırların üzer�nde kullanılması ve bu alanlara �l�şk�n k�ra �le enerj� bedel� tahs�l� sorunları g�b� çok sayıda bulgu yer almaktadır. Görüntüleme ve laboratuvar h�zmetler�nde c�haz eks�kl�kler� ve performans puanlarının sağlıklı �zlenememes�, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 622 ‒ kemoterap� �laçlarının stok yönet�m�ndek� aksaklıklar, �cap ve nöbet uygulamalarında mevzuata aykırılıklar da ek sorunlar olarak öne çıkmaktadır. Bu bulgular, şeh�r hastaneler� model�n�n hem mal� sürdürüleb�l�rl�k hem de �dar� etk�nl�k açısından c�dd� zaaflar taşıdığını göstermekted�r. Sayıştay raporları şeh�r hastaneler�n�n �şlet�lmes�yle �lg�l� çok sayıda usulsüzlük, fazla ödeme, gereks�z ödeme, hatalı muhasebeleşt�rme, �hale dokümanı ve projelerde öngörülenden daha fazla alanın t�car� alan olarak kullanılması g�b� sorunu her yıl ortaya koymaktadır. Sayıştay’ın Sağlık Bakanlığı 2024 Yılı Düzenl�l�k Denet�m Raporu Bulgu L�stes�nde yer alan bulgulardan bazıları şunlardır: -Kamu Özel �ş b�rl�ğ� model� �le �şlet�len şeh�r hastaneler�ne �l�şk�n sorunlar bulunması, -Şeh�r hastaneler�nde n�ha� tamamlama süreçler�n�n yürütülmemes�, -Yer tesl�m� yapılmadan �nşaat �şler� başlamasına rağmen yatırım ve �şletme dönemler�ne �l�şk�n rev�zyonların yapılmaması, -Yaptırılmayan/yapılmayan �malatlar �ç�n toplam sab�t yatırım tutarı rev�zyonunun yapılmaması ve bu eks�kl�kler�n etk� ett�ğ� h�zmetler �ç�n h�zmet değ�ş�kl�ğ� yapılmaması, -Doğal gaz tüket�m�nde eks�k ölçüm bedeller�ne maruz kalınması, -Yatırım dönem�nde katma değer verg�s� �st�snasından yararlanan görevl� ş�rketler�n �st�sna kapsamında k�ra tutarının veya k�ra süres�n�n b�r kısmından vazgeçmes�ne �l�şk�n �şlemler�n tes�s ed�lmemes�, -Ankara Etl�k şeh�r hastanes� �ç�n f��l� tamamlama tar�h� önces�nde teknoloj�k gel�şmeler kalem� �ç�n yapılması öngörülen �ş azalışı hususunda mutabakat sağlanmasına rağmen kullanım bedel�n�n rev�ze ed�lmemes�, -İhale tekl�f� b�r�m f�yatlara dah�l olmasına rağmen h�zmet sunum alanları �ç�n ısıtma ve soğutma g�derler�n�n tahs�l ed�lmemes�, -Konya Karatay şeh�r hastanes�nde görevl� ş�rket tarafından sağlık tes�s� konsept�ne uygun olarak yer ve bahçe bakım h�zmet� ver�lmemes�, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 623 ‒ -Kütahya ve Tek�rdağ şeh�r hastaneler�nde t�car� alanlara �l�şk�n kabul sürec� yürütülmemes�nden kaynaklı olarak sözleşme haklarının kullanımında bel�rs�zl�k olması, -Kütahya şeh�r hastanes�nde yapı kullanma �z�n belges� alınmaması neden�yle hemod�yal�z h�zmet�n�n ver�lememes� ve sözleşme haklarının kullanılmaması, -Kamu özel �ş b�rl�ğ� model� �le �şlet�len şeh�r hastaneler�nde t�car� alanlara �l�şk�n sorunlar bulunması, -İhale dokümanı ve projelerde öngörülenden daha fazla alanın t�car� alan olarak kullanılması, -T�car� alan �kl�mlend�rme g�derler�n�n tahs�l ed�lmemes�, -Kamu özel �ş b�rl�ğ� model� �le �şlet�len şeh�r hastaneler�nde bulunan t�car� alanlarda elektr�k, su ve doğalgaz sayaçlarının eks�k veya arızalı olması, -Ek-13 kapsamında görevl� ş�rket tarafından tedar�k ed�lmes� gereken ek�pmanlarda eks�kl�kler ya da uygunsuzluklar olması, -Görüntüleme h�zmetler�ne �l�şk�n randevu verme süreler�nde ve laboratuvar h�zmetler�ne �l�şk�n sonuç verme süreler�nde gec�kmeler�n meydana gelmes� ve bunların çoğunluğunun yardım masasına b�ld�r�lmemes�, -Görüntüleme ve laboratuvar h�zmetler�ne �l�şk�n ek-14 (h�zmet şartları) ve yöntem beyanlarına göre gerekl� bazı c�hazların ve s�stemler�n sağlanmaması, -Kamu Özel İş b�rl�ğ� model� �le �şlet�len şeh�r hastaneler�ndek� görüntüleme h�zmetler�n�n haked�şler�ne yansıyan puanların kontrolünün yeters�z olması, -Kamu Özel İş b�rl�ğ� model� �le �şlet�len şeh�r hastaneler�ndek� laboratuvar h�zmetler�n�n haked�şler�ne yansıyan puanların kontrolünün yeters�z olması, -Kamu Özel İş b�rl�ğ� model� �le �şlet�len şeh�r hastaneler�ne �l�şk�n sözleşmelerde azam� hata puanı l�m�tler�n�n bel�rlenmemes�, -Sözleşme kapsamında görevl� ş�rket tarafından get�r�len tıbb� ek�pmanlarda meydana gelen onarım g�derler�n�n karşılanması konusunda sorunlar yaşanması, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 624 ‒ -Pazar test� süreçler�n�n yürütülmemes� ve sonuçlandırılmaması, -Sözleşmelerde öngörülen süre geçm�ş olmasına rağmen bazı şeh�r hastaneler� �ç�n pazar test� süreçler�n�n yürütülmemes�, -Bazı şeh�r hastaneler�nde pazar test� süreçler�n�n sonuçlandırılmaması Sayıştay bulguları, Sağlık Bakanlığı’nın �y� yönet�lemed�ğ�n� açık olarak ortaya koymaktadır. Yet�m �laç bedeller� karşılanmalıdır. Nad�r görülen hastalıklar, nüfusun çok küçük b�r kes�m�n� etk�lese de ölümcül ya da c�dd� şek�lde hayat� fonks�yonları etk�leyen b�r durum olarak tanımlanmaktadır. Dünya genel�nde nad�r hastalıkların yalnızca yaklaşık 300 kadarının tedav�s� mümkün olmaktadır. D�ğer yandan nad�r görülen hastalıklar genell�kle genet�kt�r ve bu nedenle nad�r hastalıklara yakalanma yaşı genell�kle bebekl�k ve erken çocukluk yaşlarıdır. Dolayısıyla nad�r hastalıklarda erken teşh�s ve zamanında uygun tedav� büyük önem taşımaktadır. Dünya genel�nde hasta sayısının azlığı neden�yle de �laç endüstr�s� �laçların gel�şt�r�lmes� ve üret�m� konusunda �steks�z davranmakta, bu nedenle bu �laçlar yet�m �laçlar olarak adlandırılmaktadır. Gel�şm�ş ülkelere bakıldığında bu konuda öneml� adımlar atan ülkeler�n başında ABD gelmekted�r. ABD’de 1983 yılında Yet�m İlaç Yasası yürürlüğe g�rm�ş, 1999 yılında da yet�m �laçların üret�m�ne �l�şk�n kapsamlı b�r mevzuat Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanmıştır. Dünya genel�nde gel�şm�ş ülkeler bu tür düzenlemeler� yaparken, maalesef ülkem�zde gerekl� adımlar bugüne kadar atılamamıştır. İlaç sanay��ne �l�şk�n ayrı b�r parantez açmak gerek�rse de ülkem�z, 1990’lı yıllardan �t�baren hem etken madde hem de son ürün anlamında dış p�yasaya bağımlığı hale gelm�şt�r. Özell�kle hammadde bağımlığı c�dd� b�r sorun olarak karşımızda dururken, yerl� f�rmaların sayıca azlığı da üzer�nde durulması gereken c�dd� b�r sorundur. Ülkem�zde SMA, ALS, DMD g�b� nad�r hastalıklar yaklaşık 5 m�lyon yurttaşımızı etk�lemekted�r. Bu hastalıklara �l�şk�n �laçların ger� ödemes� �se yapılmamaktadır. Yan� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 625 ‒ hastalar �laçları kend� bütçeler�nden tem�n etmek zorunda kalmakta ve �laç tem�n�nde de sıkıntılar yaşanmaktadır. Dünyada 60’ın üzer�nde yet�m �laç ruhsat alırken, Türk�ye’de bunların yalnızca 4’üne er�ş�m sağlanab�lmekted�r. Avrupa’da b�rçok ülkede bu sayı 50’n�n üzer�nded�r. Her yurttaşımızın sağlık h�zmetler�nden eş�t ölçüde faydalanab�lmes�n� sağlayacak düzenlemeler�n hayata geç�r�lmes�, bu anlamda hayat� önem taşımaktadır. Söz konusu adımları atmak, sosyal devlet olmanın ve tüm vatandaşlara eş�t ve ayrımsız sağlık h�zmet� sunma sorumluluğunun gereğ�d�r. Anayasamıza göre de yurttaşların sağlık h�zmet�n� ücrets�z alma hakkı vardır. 2025 bütçes� bel�rlen�rken, yet�m �laçlar �ç�n yeter�nce kaynak ayrılmamış olması kabul ed�lemez b�r durumdur. Dolayısıyla tüm bu gerekçelerle 2026 bütçes�nde yet�m �laçlarla �lg�l� gerekl� kaynağın ayrılması gerekmekted�r. Özetle; AKP’n�n 23 yılında Sağlık sektöründe ne oldu? Türk�ye’de sağlık hakkı, parası olanın er�şeb�ld�ğ� b�r h�zmete dönüşmüş durumdadır. Hastaneler�n kapısında sabaha karşı kuyruğa g�r�lmekted�r. Randevu almak torp�l �ş�ne dönüşmüştür.İlaç yokluğu yüzünden yurttaş kapı kapı eczane gezmekted�r. Sağlık çalışanları ş�ddet�n gölges�nde görev yapmaya çalışmaktadırlar.Bu ülkede sağlık pol�t�kası �şlev�n� y�t�rm�şt�r.Türk�ye’n�n sağlık s�stem� 2025 �t�barıyla kırmızı alarm vermekted�r. Sağlığı t�car�leşt�ren, halkı mağdur eden b�r s�stem kurulmuştur. Bu �kt�dar, sağlığı kamusal b�r hak olarak değ�l, kâr üreten b�r sektör olarak görmüştür. Devlet hastaneler�n� b�rer b�rer kapatılmış, vatandaşlar şeh�rler�n dışına kurulan, ulaşım sıkıntısı çek�len mahallelerde �nşa ed�len şeh�r hastaneler�ne mahkûm ed�lm�şt�r. Sağlık bütçes� k�ra ve h�zmet garant�ler�ne ayrılmıştır.B�r�nc� basamak sağlık h�zmetler� çökerken özel hastaneler büyümüştür. İlaca er�ş�m� zayıflamış, , katkı paylarıyla vatandaşın sırtına mal�yet yüklenm�şt�r. A�le hek�ml�ğ� model� de yanlış kurgulanmıştır. Sağlık çalışanları performans baskısı altında çalışmakta, emekler� değers�zleşt�r�lm�şt�r. Sağlıkta ş�ddet artarken yasal düzenlemeler göstermel�k olarak uygulanmaktadır.Bugün Türk�ye’de sağlık s�stem� tıkanmış durumdadır. Vatandaş Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 626 ‒ randevu bulamaz, bulsa b�le muayene süres� 4–5 dak�ka sürmekted�r. Ac�l serv�sler hastaneye g�remeyen yurttaşların yükünü taşır hâle gelm�şt�r. Yapılan araştırmalar sağlık h�zmetler�nden memnun�yet�n 2016 yılı sonrası azalmaya başladığını göstermekted�r. Bugün Türk�ye üç temel sağlık kr�z�yle karşı karşıyadır: 1. Randevu krizi Hastanelerde yığılma var. MHRS çökmüş durumdadır. Uzman hekimlere erişim zorlaşmıştır. 2. Birinci basamak sağlık hizmetleri iflas etmiş durumdadır. Aile hekimlerine aşırı yük bindirilmiş, ekip sistemi yok edilmiş, mahalle bazlı sağlık hizmeti neredeyse bitmiştir. 3. İlaç krizi Onkoloji, diyabet, kronik hastalık ilaçlarında sürekli yokluk yaşanmaktadır. Katkı payları dar gelirliyi ilaca erişimden koparmaktadır. Bu tabloyu değiştirmek zorundayız. Bu tablo kader değildir. Bu tablo kötü yönetimin sonucudur. Genel Değerlend�rme Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 627 ‒ Bu göstergeler�n tümü b�rl�kte değerlend�r�ld�ğ�nde, Türk�ye’de Adalet ve Kalkınma Part�s� tarafından 2003 yılından bu yana uygulanan ve “Sağlıkta Dönüşüm Programı” olarak b�l�nen sağlık s�stem�n�n sağlık h�zmetler�n�n t�car�leşt�r�ld�ğ� ve hastane merkezl� b�r yapıda �şled�ğ� b�r kez daha ortaya konmaktadır. Koruyucu h�zmetler ve b�r�nc� basamak leh�ne güçlü b�r yönel�me �ht�yaç duyulmakta, bu noktada kaynakların düzey� kadar hang� alanlara ayrıldığı bel�rley�c� önem taşımaktadır. Sağlık bütçes�n�n merkez� yönet�m �ç�ndek� payının yükselt�lmes�, bütçe b�leş�m�n�n koruyucu h�zmetler, b�r�nc� basamak, toplum temell� ruh sağlığı ve bağımlılık h�zmetler� �le nad�r hastalıklar g�b� alanlara ağırlık verecek b�ç�mde yen�den yapılandırılması zorunlu görünmekted�r. Şeh�r hastaneler� model�n�n sözleşme koşulları �le b�rl�kte kamuoyuna tamamen açıklanması, geleceğe dönük yükünün yen�den değerlend�r�lmes� ve kamucu, bölge temell� b�r sağlık h�zmet� sunumu planlamasına geç�lmes� gerekmekted�r. Yen�doğan yoğun bakım, hemod�yal�z, görüntüleme ve hasta yatağı ve yoğun bakım yatağı g�b� alanlarda özel sektör bağımlılığını azaltan, kal�te göstergeler�ne dayalı sıkı b�r denet�m s�stem� kurulması önem taşımaktadır. Tütün, obez�te, d�yabet ve h�pertans�yonla mücadele programlarının güçlend�r�lmes�, bağımlılık alanında BAHAR benzer� merkezler�n sayısı ve n�tel�ğ�n�n artırılması, çocukluk çağı aşılaması �le r�sk gruplarına yönel�k gr�p ve COVID-19 aşılamasının yen�den yüksek kapsam düzeyler�ne çıkarılması gerekmekted�r. Sağlık emek gücü �ç�n güvencel� �st�hdam, ş�ddetten arındırılmış b�r çalışma ortamı, gerçekç� �ş yükü hedefler� ve a�le hek�m�ne düşen üfusun azaltılması yönünde adımlar atılması zorunlu görünmekted�r. Ver� şeffaflığının sağlanması, �stat�st�k yıllıklarının zamanında yayımlanması ve ver� tabanlarının araştırmacıların er�ş�m�ne açılması hem durum tesp�t�n�n doğruluğunu hem de pol�t�ka üret�m�nde hesap vereb�l�rl�ğ� artıracak temel b�r koşul olarak öne çıkmaktadır. Bu genel çerçeve, sağlığın temel b�r �nsan hakkı olarak tanımlandığı b�r s�stemde kaynakların sağlık sermayes�ne değ�l toplumun sağlık �ht�yaçlarına yönlend�r�lmes� gerekt�ğ�n� ortaya koymaktadır. Adalet ve Kalkınma Part�s� hükümetler�n�n sağlık pol�t�kaları toplumun sağlık �ht�yaçlarını karşılayamamaktadır. Sağlık Bakanlığı yurttaşların “Uzun ve sağlıklı b�r ömür” sürmes�n� temel hedef olarak bel�rlemel�d�r. Yen� b�r sağlık s�stem�ne �ht�yaç duyulmaktadır. Uygulamaya konulacak sağlık s�stem� her yurttaşa eş�t, herkes �ç�n Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 628 ‒ ücrets�z, herkes�n her zaman her yerde er�şeb�ld�ğ� ve n�tel�kl� sağlık h�zmet� sunulan kamucu b�r s�stem olmalıdır. Her yurttaşımızın, ülkem�z�n her yer�nde ve her zaman �ht�yaç duyduğu sağlık h�zmetler�ne (Koruyucu sağlık h�zmetler�, tedav� ed�c� h�zmetler ve rehab�l�tasyon h�zmetler�) er�şeb�lmes�n� sağlamak �ç�n sağlık h�zmetler�n�n tümünün yurt çapında ve her basamakta Sağlık Bakanlığı tarafından sunulması esas alınmalıdır. Merkez� Yönet�m Bütçes� �çer�s�nde Sağlık Bakanlığı bütçes�ne en az yüzde 10 düzey�nde pay ver�lmel�d�r. Sağlık h�zmetler�ne er�ş�m�n önündek� bütün engeller kaldırılmalıdır. Yurttaşlar gücü yetmemek, ulaşım zorluğu ve randevu alamamak g�b� h�çb�r engelle karşılaşmadan sağlık h�zmetler�ne er�şeb�lmel�d�r. Sağlık h�zmetler� sunumunun odak noktasını b�r�nc� basamak oluşturmalıdır. Sağlık h�zmetler�nde kademel� sevk s�stem� altyapısı hazırlanarak hayata geç�r�lmel�, �k�nc� ve üçüncü basamak üzer�ndek� aşırı hasta yükü azaltılmalıdır. Her basamakta hek�mler hasta muayenes� �ç�n uluslararası standartlara uygun b�r zaman ayırab�lmel�d�r. Ülkem�zde ‘şeh�r hastanes�’ olarak adlandırılan, ‘Kamu Özel İşb�rl�ğ�’ yöntem�n�n ‘Yap- K�rala-Devret’ model�yle kurulan ve �şlet�len hastane �şletmeler�ne son ver�lmel�; b�rer rant yatırımı, ver�ms�zl�k ve �sraf projes�ne dönüşen şeh�r hastaneler� kamunun üzer�nde yük olmaktan çıkartılmalıdır. Şeh�r hastaneler� açılırken kapatılan kent merkezler�ndek� devlet hastaneler� bölgen�n koşullarına ve �ht�yaçlarına göre planlanıp yen�den açılmalıdır. Okul sağlığı h�zmetler�, b�r�nc� basamak sağlık örgütlenmes� �çer�s�nde çalışan sağlığı ve güvenl�ğ� h�zmetler�yle b�rl�kte bütünleş�k olarak ele alınmalı ve buna uygun b�r örgütlenme model� hayata geç�r�lmel�d�r. Sağlıkta ş�ddet�n önlenmes� �ç�n sağlık çalışanlarının saygınlığını yok sayan, sağlık çalışanlarını �t�barsızlaştırıcı ve hınç yüklü söylemler� besleyen yaklaşımlara son ver�lmel�d�r. Sağlıkta ş�ddet�n önlenmes� amacıyla sağlık çalışanlarının güvenl� ortamlarda çalışmaları sağlanmalı; sağlık çalışanlarına karşı ş�ddet uygulayan k�ş�ler en sert ve kararlı b�ç�mde cezalandırılmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 629 ‒ Ülkem�zdek� sağlık emek gücünün yaşadığı sorunları çözmek amacıyla planlama, yet�şt�rme ve �st�hdam bütünlüklü b�r süreç olarak ele alınmalı; sağlık çalışanlarının sayılarının planlanması, �y� yet�şt�r�lmeler� ve �st�hdam ed�lmeler� aşamalarının her b�r�nde hak temell� b�r sağlık s�stem�ne uygun düzenlemeler yapılmalıdır. Kamuda h�zmet sunan tüm sağlık çalışanlarının refah düzey�n� artıracak düzenlemeler yapılmalıdır. Sağlık emek gücü sürec� orta er�mde planlamanın, yet�şt�rmen�n ve �st�hdamın b�rb�r�n� tamamlayacağı b�ç�mde yönet�lmel�d�r. Yet�şt�rme planlamaya uygun b�ç�mde, �st�hdam da yet�şt�r�lenler�n �şs�z kalma kaygısı taşımayacakları b�r yaklaşımla ele alnmalıdır. Kamucu, eş�t, ücrets�z, er�ş�leb�l�r ve n�tel�kl� b�r sağlık s�stem� kurulmalıdır. Türk�ye’de sağlık alanında der�n eş�ts�zl�kler söz konusudur. Sağlık göstergeler�nden oluşan b�leş�k sağlık endeks�ne göre ülken�n batısı �le doğu ve güneydoğusu arasında büyük farklılıklar vardır. Sağlık Bakanlığı bütçes�n�n bu der�n eş�ts�zl�kler� azaltacak b�ç�mde dağıtılması beklen�r. Ancak 2026 yılı bütçes�nde böyle b�r dağıtım söz konusu değ�ld�r. Bu bağlamda sağlıkta eş�ts�zl�kler�n süreceğ� anlaşılmaktadır. Sağlık Bakanlığı bütçes� ağırlıklı olarak tedav� ed�c� h�zmetlere ve şeh�r hastaneler�ne kaynak ayırmak yer�ne; koruyucu h�zmetlere ve sağlık çalışanlarının refahını artırmaya dönük olarak hazırlanmalıdır. Sağlık Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçe tekl�f�, sağlığı temel b�r �nsan hakkı olarak ele alan, yurttaşlarımızın sağlığını korumayı ve gel�şt�rmey� hedefleyen b�r perspekt�f yer�ne; maalesef, sağlık alanını sermaye b�r�k�m� olarak bel�rleyen ve ş�rketler �ç�n kar maks�m�zasyonunu hedefleyen b�r anlayışla hazırlanmıştır. Bu hal�yle hem sağlıklı yurttaşlarımızın hem de hastaların ve hasta yakınlarının gereks�n�mler�n� karşılamaktan uzaktır. Sağlık Bakanlığı Bütçes�n�n görüşülmes� sırasında CHP grubu tarafından ver�len, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 630 ‒ -Şeh�r hastaneler� model�ndek� temel hatalar neden�yle, kamu özel �şb�rl�ğ�yle �şlet�len bu hastanelere ayrılmış ödeneğ�n 40 m�lyar TL düşürülmes�n� ve 40 m�lyarlık bu düşülen ödeneğ�n koruyucu sağlık h�zmetler�nde kullanımını, -Koruyucu sağlık h�zmetler� �ç�n ayrılan 19.8 m�lyar TL'y� düşük bularak, 100 m�lyar TL daha ödenek ayrılmasını; -Ülkem�z�n en can yakan sorunlarından bağımlılık �ç�n, bağımlılıkla mücadeleye ayrılan 241 m�lyon TL ödeneğe 10 m�lyar TL daha eklenmes�n�; -100 b�n yen� sağlık personel�n� �st�hdamı �ç�n bütçeye 120 m�lyar TL ödenek eklenmes�n� bu sayede 100 b�n c�varı hemş�re, B�yomed�kal Mühend�s, F�zyoterap�st, F�z�k Tedav� Tekn�ker�, D�yet�syen, D�ş Protez Tekn�syen�, Sağlık Kurumları İşletmec�l�ğ� mezunları, Hastane B�lg� Yönet�m S�stemler� çalışanları, Görüntüleme Merkez� Çalışanları, tıbb� sekreter branşlarında �st�hdam sağlanmasını, talep eden önergeler�m�z reded�lm�şt�r. Cumhur�yet Halk Part�s� olarak sağlık h�zmetler�n� p�yasa temell� değ�l, hak temell� b�r yapıya kavuşturmayı hedefl�yoruz. Sağlık h�zmetler�n�n f�nansmanı, sunumu ve yönet�m� kamusal sorumluluk çerçeves�nde düzenlenecek; koruyucu sağlık h�zmetler� tüm s�stem�n merkez�ne yerleşt�r�lecekt�r. 1. Koruyucu ve B�r�nc� Basamak Odaklı Sağlık S�stem� Kuracağız Sağlık s�stem�n�n temel�n� koruyucu sağlık h�zmetler� oluşturacaktır. Bu kapsamda ülke genel�nde Halk Sağlığı Merkezler� kurulacak; a�le hek�m�, hemş�re, ebe, d�yet�syen, d�ş hek�m� ve ps�kologdan oluşan mult�d�s�pl�ner ek�plerle b�r�nc� basamak güçlend�r�lecekt�r. Basamaklandırılmış sağlık s�stem� hayata geç�r�lecek; b�r�nc� basamakta çözülmeyen vakalar �k�nc� ve üçüncü basamağa yönlend�r�lecekt�r. Böylece hastanelerdek� yığılma azaltılacak, randevu s�stem� rahatlayacak ve sağlık h�zmet� bütüncül b�r yapıya kavuşacaktır. 2. Tek Sağlık Yaklaşımını Uygulayacağız Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Basamaklandırılmış sağlık s�stem� hayata geç�r�lecek; b�r�nc� basamakta çözülmeyen vakalar �k�nc� ve üçüncü basamağa yönlend�r�lecekt�r. Böylece hastanelerdek� yığılma azaltılacak, randevu s�stem� rahatlayacak ve sağlık h�zmet� bütüncül b�r yapıya kavuşacaktır. ‒ 631 ‒ 2. Tek Sağlık Yaklaşımını Uygulayacağız İkl�m kr�z�, salgınlar, çevresel r�skler ve zoonot�k hastalıklara karşı d�rençl� b�r yapı �ç�n çevre, hayvan ve �nsan sağlığını b�r arada ele alan Tek Sağlık Model� uygulanacaktır. Erken uyarı s�stemler�, saha ep�dem�yoloj�s� ve afet yönet�m� modern�ze ed�lecekt�r. 3. Hastane Kapas�tes�n� Güçlend�receğ�z Kapatılan devlet hastaneler� yen�den h�zmete açılacaktır. Hastaneler “eve en yakın sağlık h�zmet�” �lkes�yle planlanacak; bölgesel �ht�yaçlara göre yatak kapas�tes�, uzman dağılımı ve tıbb� teknoloj� yatırımları yen�den düzenlenecekt�r. Şeh�r hastaneler�ne bağımlı yapıyı azaltmak �ç�n kamuya a�t hastane altyapısı güçlend�r�lecekt�r. 4. İlaç ve Tedav�ye Er�ş�m� Güvence Altına Alacağız İlaçta katkı payları kaldırılacak, kron�k hastalıklar �ç�n sürekl� �laç tem�n� garant� altına alınacaktır. Stratej�k �laç ve tıbb� c�hazlarda yerl� üret�m desteklenecek; kanser ve nad�r hastalık �laçları başta olmak üzere tüm hayat� �laçlara ücrets�z er�ş�m sağlanacaktır. 5. Sağlık Çalışanlarının Çalışma Koşullarını İy�leşt�receğ�z Sağlık emekç�ler� �ç�n performans s�stem� kaldırılacak; maaş temell�, emekl�l�ğe yansıyan, ad�l ve güvencel� b�r ücret s�stem� uygulanacaktır. Ş�ddete karşı sıfır tolerans pol�t�kası yürürlüğe konulacak; caydırıcı cezalar ve özel koruma protokoller� hayata geç�r�lecekt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 632 ‒ Personel açığını g�dermek üzere sağlık çalışanı �st�hdamı artırılacak; görev tanımları netleşt�r�lecek ve çalışma süreler� �nsan onuruna yakışır düzeye çek�lecekt�r. Atama ve görevlend�rmelerde l�yakat esas alınacak; keyf� uygulamalar sona erd�r�lecekt�r. 6. Sağlık F�nansmanını Güçlend�receğ�z Merkezî bütçeden sağlığa ayrılan pay artırılacaktır. Halkın ceb�nden yaptığı sağlık harcamalarının oranı azaltılacak; koruyucu sağlık harcamaları artırılarak uzun vadede mal�yet etk�n b�r yapı kurulacaktır. Sonuç CHP olarak, hakkan�yetl�, kapsayıcı ve kamucu b�r sağlık s�stem�n� hayata geç�rmey�; herkes�n eş�t, ücrets�z ve n�tel�kl� sağlık h�zmet�ne er�şmes�n� sağlamayı hedefl�yoruz. Bu kapsamlı dönüşüm programıyla Türk�ye’y� paran kadar değ�l, hakkın kadar sağlık �lkes�ne dayanan modern ve güçlü b�r sağlık s�stem�ne kavuşturacağız. XXVII. ÇEVRE KENTLEŞME VE İKLİM KRİZİ İLE MÜCADELE Çevre, Şeh�rc�l�k Ve İkl�m Değ�ş�kl�ğ� Bakanlığı 2026 Bütçe Tekl�f�n�n Değerlend�rmes� 2026 yılı �ç�n TBMM’ye sunulan Çevre, Şeh�rc�l�k ve İkl�m Değ�ş�kl�ğ� Bakanlığı Bütçe Tekl�f�, öncek� yılların devamı n�tel�ğ�nde olup çevre, �kl�m ve ekoloj� pol�t�kalarını �k�nc� plana �tmekted�r. Bakanlık bütçes�n�n yaklaşık %33’ünün tek b�r program altında – “Yoksullukla Mücadele Programı”- kentsel dönüşüm ve konut yatırımlarına tahs�s Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 633 ‒ ed�lmes�, gerçekte b�r “yoksullukla mücadele” pol�t�kası değ�l, �nşaat temell� büyüme stratej�s�n�n sürdürüldüğünü açıkça göstermekted�r. Kamuoyuna “yoksullukla mücadele” başlığıyla sunulan 100 m�lyar TL’l�k sermaye g�der�, klas�k sosyal yardım programlarının h�çb�r�n� �çermed�ğ� g�b�, doğrudan TOKİ, Emlak Konut GYO ve rezerv alan konut projeler�ne yönlend�r�lmekted�r. Bu durum, sosyal pol�t�ka alanlarının araçsallaştırıldığı; çevre, �kl�m, doğa, su havzaları ve ekos�stemler�n korunmasına ayrılan kaynakların �se son derece sınırlı bırakıldığı b�r bütçe yapısı yaratmaktadır. Program Bazında 2026 Bütçes�n�n Anal�z� Yoksullukla Mücadele (Konut) Programı – 100 M�lyar TL’l�k Dev Sermaye Aktarımı Bütçes� 2025 yılında 22 m�lyar TL Yoksullukla Mücadele (Konut) Programının 2026 yılında 100 m�lyar TL’ye çıkarılması bütçe kompoz�syonunun tek başına konut ve �nşaat yatırımlarına endekslenm�ş olduğunu göstermekted�r. Bu kalem, uygulamada TOKİ projeler�, “İlk Ev�m” ve benzer� kampanyalar, Afet konutları, Rezerv alan konut üret�m� g�b� projeler�n f�nansmanı �ç�n kullanılmaktadır. Gerçekte ne doğrudan nakd� yardım, ne �st�hdam desteğ�, ne de sosyal h�zmet mekan�zmaları �çermekted�r. Buradak� kr�t�k sorun; söz konusu devasa yatırımın “yoksullukla mücadele” g�b� yanıltıcı b�r başlık altında sınıflandırılmasıdır. Yatırım n�tel�ğ�ndek� konut projeler�n�n bu şek�lde Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 634 ‒ sunulması hem bütçe şeffaflığını zedelemekte hem de Mecl�s’�n doğru b�lg�lend�r�lmes� �lkes�ne aykırı b�r yaklaşımı �fade etmekted�r. Hükümet�n geçm�ş sosyal konut vaatler�n�n (2019’da �lan ed�len 100 b�n Sosyal Konut, “İlk Ev�m İlk İş Yer�m” ve deprem konutları) zamanında yer�ne get�r�lemed�ğ� d�kkate alındığında, bu 100 m�lyar TL’l�k bütçen�n etk�l�l�k, ver�ml�l�k ve hedef k�tle yararı açısından çok c�dd� b�r r�sk oluşturduğu ortadadır. Kentsel Dönüşüm Programı – Artışlara Rağmen Etk�s�z B�r Çerçeve 2026 tekl�f� 40 m�lyar TL’den 52 m�lyar TL’ye çıkarılmıştır. Ancak:  Afet riski altındaki bölgelerde dönüşüm hâlâ parsel bazlı ve rant odaklıdır.  Rezerv alan politikaları hukuki tartışmalar yaratmaktadır.  6 Şubat sonrası verilen “1 yılda 650 bin konut teslimi” vaadi yerine getirilememiş; 3. yılında sadece 350 bin konut teslim edilebilmiştir. Dolayısıyla bütçe artmış ancak performans göstergeler� �y�leşmem�ş, b�rçok proje yarım veya gec�kmel� kalmaya devam etm�şt�r. Kentsel dönüşüm, r�skl� yapı stokunu azaltan b�r afet pol�t�kası olmaktan çok, yen� �mar alanları açan b�r rant pol�t�kasına �nd�rgenm�şt�r. Sıfır Atık ve Katı Atık Yönet�m� Programı – Sembol�k Artışlar Bütçede yerel yönet�mler�n katı atık tes�s kurma kapas�tes� desteklenmem�şt�r. Fakat büyük şeh�rlerde depolama alanları dolma sınırına gelm�ş, ger� dönüşüm oranları yer�nde saymıştır. Bu program, çevre yönet�m� �ht�yaçlarını karşılamaktan uzaktır. İkl�m Değ�ş�kl�ğ�yle Mücadele Programı – Türk�ye’n�n İkl�m Hedefler�yle Uyumlu Değ�l İkl�m değ�ş�kl�ğ�yle mücadele programına 2025 bütçes�nde 9 m�lyar TL ayrılmıştı. 2026’da �se 10 m�lyar TL ayrılmıştır. Artış yok denecek kadar azdır. Oysa Türk�ye’n�n 2053 net sıfır hedef� vardır. 2030 sera gazı azaltımı �ç�n ulusal katkı beyanı artmıştır. Su ve tarım sektörler�nde �kl�m r�sk� dramat�k b�ç�mde artmaktadır. Bu Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 635 ‒ bütçe kalem�yle sera gazı artışı azaltılamaz, �kl�m uyum projeler� uygulanamaz, atıksu ger� kazanımı %15’l�k 2030 hedef� mümkün değ�ld�r. Çevre ve İkl�m Pol�t�kaları Türk�ye’de çevre ve �kl�m yönet�m�, özell�kle AKP �kt�darı dönem�nde, yalnızca terc�h ed�len ekonom�k model�n değ�l, aynı zamanda b�l�nçl� b�ç�mde zayıflatılan kurumsal yapının sonucu olarak der�n b�r ger�leme yaşamaktadır. AKP’n�n son y�rm� yılı, doğayı ve doğal varlıkları korumayı b�r devlet yükümlülüğü olarak merkez�ne almak, bu anlamda ekos�stem üzer�ndek� tehd�t ve baskıları ortadan kaldıracak pol�t�kalar gel�şt�rmek ve uygulamak yer�ne; kısa vadel� rant odaklı b�r büyüme model�n� kurumsallaştırma dönem� olmuştur. Bu modelle b�rl�kte Sürdürüleb�l�r Kalkınma İlkeler�ne göre bel�rlenen çevre pol�t�kalarından Yeş�l Büyüme Odaklı pol�t�kalara geç�ş sağlanmıştır. 2021’de Bakanlığın “Çevre, Şeh�rc�l�k ve İkl�m Değ�ş�kl�ğ�” adıyla yen�den yapılandırılması da bu sürec�n parçasıdır. İkt�darın �dd�a ett�ğ� g�b� �kl�m pol�t�kalarını güçlend�rmek yer�ne, çevre yönet�m�n� �mar ve �nşaat öncel�kler�yle aynı çatı altına toplayarak �şlevs�zleşt�rm�şt�r. Oysa k�, Çevre ve İkl�m Pol�t�kaları perspekt�f�nde, koruyan, denetleyen ve gel�şt�rmeye çalışan b�r kurumsal yapıya �ht�yaç duyulmaktadır. Çevre, İkl�m Değ�ş�kl�ğ� �le �lg�l� kurumların, Şeh�rc�l�k �le �lg�l� kurumlar �le aynı h�yerarş�k düzlemde Genel Müdürlük olarak organ�ze ed�l�p, aynı Bakanlık bünyes�nde örgütlenmes� şeh�rc�l�k olgusunun Türk�ye’de denet�ms�zleşmes�ne zem�n hazırlamıştır. Bakanlığın bütçes� �çer�s�nde Çevre, İkl�m Değ�ş�kl�ğ� ve Şeh�rc�l�k �le �lg�l� b�r�mlere ayrılan payın, yan� dağılımın eş�ts�zl�ğ�, bu alandak� denet�ms�zl�ğ� yönet�msel anlamda ortaya çıkarmaktadır. ÇED süreçler�, denet�mler, korunan alanlar, b�yoloj�k çeş�tl�l�k ve ekos�stem temell� koruma pol�t�kaları, kentsel rant projeler�n�n gölges�nde er�m�ş; çevre bürokras�s�, kamusal yararı ve ekoloj�k dengey� savunan b�r yapı olmaktan çıkarılmıştır. ÇED ve Denet�m Programı – Tes�s Sayısına Göre Çok Yeters�z ÇED ve çevre denet�mler�ne ayrılan ödenek, Türk�ye’dek� maden, sanay� ve enerj� tes�sler�n�n ölçeğ� düşünüldüğünde son derece sınırlıdır. Denet�m sayıları, tes�s sayısının çok ger�s�nde kalmaktadır; 2026’da öner�len küçük artış, çevresel r�skler� azaltmak �ç�n yeterl� değ�ld�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 636 ‒ Gebze Arslan Apartmanı örneğ�nde gördüğümüz g�b�, yalnızca b�na projeler�n�n değ�l, altyapı projeler�n�n de zem�n ve çevre üzer�ndek� etk�ler� yeter�nce denetlenmemekte; bu da doğrudan can güvenl�ğ�n� tehd�t etmekted�r. Bakanlığın ve taşra teşk�latının Erz�ncan İl�ç’tek� Anagold Madenc�l�k AŞ’ye a�t Çöpler Kompleks Maden�’ne �l�şk�n �z�n ve denet�m süreçler�ndek� prat�kler�, bahsett�ğ�m�z yapının eşgal�n� ç�zmekted�r. İl�ç Çöpler Altın Maden�’nde 13 Şubat 2024’te yaşanan fac�a, Çevre, Şeh�rc�l�k ve İkl�m Değ�ş�kl�ğ� Bakanlığı’nın ÇED süreçler�ndek� görev ve sorumluluklarını yer�ne get�rmed�ğ�n� ortaya koymuştur. Olaya �l�şk�n soruşturma dosyası kapsamında hazırlanan b�r b�l�rk�ş� raporunda Bakanlığın “asl� kusurlu” bulunduğu görüşü yer almıştır. 2021 tar�hl� �k�nc� kapas�te artışı �ç�n ver�len ÇED Olumlu Kararının, projedek� c�dd� tasarım ve güvenl�k zaf�yetler�n� d�kkate almadan onaylanmış olması, b�l�rk�ş�n�n kusur tesp�t�n�n temel dayanağıdır. Bakanlık, kamu yararını korumaya yönel�k düzenley�c� rolünü yer�ne get�rmem�ş, çevresel r�skler� bertaraf etme yükümlülüğünü �hmal etm�şt�r. Bakanlığın asl� kusuru yalnızca karar verme aşamasında değ�l, karar sonrası �zleme ve denet�m yükümlülüğünün yer�ne get�r�lmemes� neden�yle de bel�rg�nleşmekted�r. 2021 tar�hl� ÇED Olumlu Kararı, Faz 1–4 toplam kapas�tes�n� 58 m�lyon ton �le sınırlamış olmasına rağmen, hukuk� dayanağı olmayan Faz 4B’n�n �nşasına göz yumulmuş; ÇED kararına aykırı kapas�te artışı uygulanmıştır. Enerj� ve Tab�� Kaynaklar Bakanlığı, fac�a tar�h�nde 58 M�lyon Ton kapas�tel� yığın l�ç sahasında 68 M�lyon Ton’luk malzem�n ser�l� olduğunu söylemekted�r. ÇED raporlarındak� taahhütler�n sahada gerçekleş�p gerçekleşmed�ğ�n� �zlemek Bakanlığın açık görev� olmasına, Faz 4B’n�n yürürlüktek� ÇED kararına aykırı olduğu b�l�nmes�ne karşın �nşasına ve �şlet�lmes�ne göz yumulmuş, faal�yet durdurulmamıştır. 13 Şubat 2024 tar�h�nde yaşanan kayma olayı, Faz 4B’de başlamıştır. Bahsed�len 2021 tar�hl� ÇED Olumlu kararında onayı bulunan ve asl� kusurlu olduğu söylenen Murat Kurum fac�adan sonrak� günlerde tekrar Bakanlık görev�ne atanmıştır. Soruşturma dosyasında alınan yen� b�l�rk�ş� raporunda Bakanlığın ve Murat Kurum’un sorumluluğunun olmadığı görüşü ver�lm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 637 ‒ Benzer b�r çözülme, �kl�mle �lg�l� kurul ve danışma mekan�zmalarında da görülmekted�r. AKP dönem�nde oluşturulan ya da dönüştürülen yapılar, şeffaflıktan uzak, katılımcılığı sınırlayan ve büyük ölçüde b�ç�msel �şlev gören kurullara dönüşmüştür. S�v�l toplumun, akadem�n�n, meslek örgütler�n�n ve yerel yönet�mler�n sürece gerçek anlamda dah�l ed�lmed�ğ� bu �kl�m kr�z� �le mücadele ve kr�z�n yönet�m� tarzı, karar alma süreçler�n� dar b�r bürokrat�k çerçeveye hapsetm�şt�r. Böylece �kl�m pol�t�kaları; toplumsal adalet�, kuşaklar arası hakkan�yet� ve b�l�msel rehberl�ğ� esas alan “�kl�m dayanıklılığı ve yeş�l ad�l dönüşüm” perspekt�f�nden uzaklaşmış; �kt�darın kısa vadel� ekonom�k öncel�kler�ne bağımlı hale gelm�şt�r. Bütçe ver�ler� de bu s�yasal terc�hler�n somut yansımasıdır. Çevre ve �kl�m pol�t�kalarına �l�şk�n bütçe dağılımı �ncelend�ğ�nde, programlar arası kaynak tahs�s�nde bel�rg�n b�r stratej�k uyumsuzluk göze çarpmaktadır. 2026 yılı ödenek tekl�f�nde bazı alanlarda artış öngörülmes�ne karşın, 2025 yılına kıyasla �kl�m değ�ş�kl�ğ�yle mücadelede temel �şlev gören �k� kr�t�k programda kayda değer kes�nt�ler yapılmıştır. Enerj� programına ayrılan kaynak b�r öncek� yıla göre % 14,1, sürdürüleb�l�r çevre ve �kl�m değ�ş�kl�ğ� programı �se % 14,8 oranında azaltılmıştır. Benzer durum çevre ve �kl�m değ�ş�kl�ğ�yle �lg�l� programların bakanlık bütçes� �ç�ndek� payının yıllar �ç�ndek� seyr�nde de �zlenmekted�r. 2024 yılında bu programlara ayrılan bütçe payı yüzde 5,72 olarak öngörülmüşken yıl sonu gerçekleşmes� yüzde 4,38’de kalmış, ödenek �le harcama arasında 1,34 puanlık b�r fark ortaya çıkmıştır. 2025 yılı �ç�n ödenek payı yüzde 13,21’e yükselt�lm�ş olmakla b�rl�kte, yılın �lk altı ayında gerçekleşen harcama yüzde 8,93 düzey�nde kalmıştır. 2026 yılı tekl�f�nde �se bu payın yüzde 9,35’e ger�let�lmes�, çevre–�kl�m programlarının bütçe �ç�ndek� ağırlığının �st�krarlı b�r artış eğ�l�m� göstermed�ğ�n� ortaya koymaktadır. Dolayısıyla �kl�m kr�z�ne karşı ortaya konan hedefler �le bütçe taahhütler� arasında olduğu kadar, taahhütler �le f��l� harcamalar arasında da c�dd� b�r tutarsızlık bulunmaktadır. Söz konusu kes�nt�ler, düşük gerçekleşme oranları ve dalgalı bütçe payları, Türk�ye’n�n �kl�m değ�ş�kl�ğ�yle mücadelede öngörüleb�l�r ve planlama temell� b�r f�nansman çerçeves� oluşturamadığını göstermekted�r. Oysa �kl�m kr�z�n� b�r kalkınma kr�z� olarak gören yaklaşımlar, yeş�l dönüşüm yatırımlarının, ad�l geç�ş programlarının ve �kl�m uyum projeler�n�n uzun vadel�, �st�krarlı ve şeffaf b�r bütçe m�mar�s�yle desteklenmes�n� zorunlu kılmaktadır. Mevcut bütçe yapısı �se hem kurumsal kapas�tey� hem de pol�t�ka güven�l�rl�ğ�n� zayıflatan b�r unsur olarak öne çıkmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 638 ‒ Türk�ye’n�n �kl�m kırılganlığı hızla artarken, �kt�dar ülkey� daha d�rençl� kılacak “yeş�l ad�l dönüşüm” perspekt�f�n� sah�plenmek yer�ne, kırılganlığı der�nleşt�ren b�r yönet�m prat�ğ�n� sürdürmekted�r. Bu nedenle Türk�ye’de çevre pol�t�kalarının yalnızca zayıf değ�l, s�yas� terc�hler sonucu b�l�nçl� b�ç�mde ger�let�lm�ş olduğu söyleneb�l�r. Cumhur�yet Halk Part�s�’n�n �kl�m kr�z�n� b�r güvenl�k ve kalkınma kr�z� olarak ele alan, bütün pol�t�ka alanlarını �kl�m dayanıklılığı eksen�nde yen�den yapılandırmayı hedefleyen yaklaşımı, bu tabloya alternat�f oluşturmaktadır. Yeş�l Büyüme Model� İkl�m Kanunu’nun amaç maddes�nde �kl�m kr�z� �le mücadelede Yeş�l Büyüme v�zyonu �le hareket ed�leceğ� düzenlenmekted�r. Bu v�zyon, hal� hazırda sürdürüleb�l�r kalkınma �lkeler� bağlamında düzenlenen çevre mevzuatında b�r parad�gma değ�ş�kl�ğ�ne g�d�ld�ğ�n� ortaya koymaktadır. İkl�m Kanunu’nun devamında yasalaşan 7554 Sayılı Kanun’da da bu perspekt�fle hareket ed�lm�şt�r. Büyümey� hedef alan bu akım yen� teknoloj�k hamleler �le üret�m�n “yeş�l” kılınab�leceğ�n� savunmaktadır. Ancak, bu hedeflerle oluşturulan teknoloj�ler, daha fazla üret�m, daha fazla kar, daha ucuz emek, daha ucuz hammadde, daha ucuz enerj� üzer�nde yoğunlaşmaktadır. Bu sürec�n varacağı sonuç tekrar b�r kr�zd�r. Büyüme Hedef�, AKP Plansızlığının B�r Örneğ� AKP’n�n Türk�ye’de yürüttüğü süreç, yeş�l büyüme söylem� altında ekoloj�k kr�z� der�nleşt�ren b�r serüvene dönüşmüştür. AKP’n�n enerj� alanındak� pol�t�ka ve uygulamalarını örnek alacak olursak; yen�leneb�l�r enerj� kaynaklarının kurulu güç �ç�ndek� payı artırılırken, fos�l yakıta dayalı enerj� üret�m�nde b�r azalma yaşanmamaktadır. Elb�stan-Afş�n term�k santral�n�n ek ün�tes�ne ÇED olumlu kararı ver�lm�şt�r. Akbelen’de ormanların kes�lmes�ne �z�n ver�lm�şt�r. Kapas�te mekan�zması adı altında kömürlü term�k santraller desteklenmekted�r. 7554 Sayılı Yasa �le Yen�köy- Kemerköy ve Yatağan term�k santraller�n�n kömür �ht�yacının karşılanab�lmes� �ç�n zeyt�nl�k alanlar feda ed�lm�şt�r. Bu denklemde yen�leneb�l�r enerj� yatırımları, b�r enerj� dönüşümü amacından z�yade mevcut kurulu gücü daha da büyütmek ve enerj� üret�m kapas�tes�n� artırmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu durum, daha fazla yatırımın önünü açmak �ç�n kurulu gücü yüksek tutma stratej�s�n�n b�r parçasıdır. Ancak bu stratej�, ekoloj�k tahr�batı da artırmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 639 ‒ İht�yaçtan fazla enerj� üret�m� �ç�n daha fazla üret�m tes�s� �nşa ed�l�rken, ormanlar, meralar ve tarım alanları g�b� karbon yutak alanları amaç dışı kullanılarak yok ed�lmekted�r. Bu süreçte, daha fazla hammadde tüket�m�, daha fazla atık üret�m� ve daha fazla enerj� kaynağı kullanımı söz konusudur. Aynı zamanda, bu üret�m model�, daha uzun çalışma saatler� ve emek sömürüsünü de beraber�nde get�rmekted�r. Bu döngü, yalnızca ekonom�k kr�zler� değ�l, ekoloj�k kr�zler� de der�nleşt�rmekted�r. İkl�m kr�z�, tam da bu sömürücü ve doğayı metalaştıran üret�m-tüket�m model�n�n b�r sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu arayış, daha fazla üret�me yönel�k b�r büyüme hamles�n�n parçasıdır. Bu nedenled�r k�, Kanun tekl�f� kapsamında oluşturulması düşünülen kurul, koord�nasyon g�b� organ�zasyonlarda, stratej� ve eylem planlarında, katkı beyanı g�b� taahhütlerde sadece yatırım çevreler� paydaş olarak kabul görmekted�r. Yeş�l Büyüme Daha Fazla Karbon Demek m�? Yeş�l büyüme söylem� kap�tal�zm�n doğayla kurduğu sömürü �l�şk�s�n� sürdürmen�n yen� b�r yolu olarak karşımıza çıkmıştır. Ekoloj�k sınırları gözeten, toplumun temel �ht�yaçlarını merkeze alan, doğayla uyumlu b�r üret�m ve tüket�m model�n� savunan b�r yaklaşım yer�ne, büyüme parad�gması üzer�nden hareket ed�lm�şt�r. Ancak, bu yöntem �le �kl�m kr�z�n�n çözülemeyeceğ� açıktır; çünkü büyüme daha fazla enerj� tüket�m�, daha fazla kaynak kullanımı ve daha fazla karbon salımı anlamına gel�r. İkl�m kr�z�yle mücadele kapsamında ekonom�den, endüstr�ye kadar b�rçok alanın yen�den �nşa ed�lmes� gerekmekted�r. Çalışma süreler�n�n yen�den düzenlenmes�nden, kr�z�n mağdurlarının zarar ve kayıplarını g�dermeye yönel�k mekan�zmaların �nşa ed�lmes� gerekmekted�r. Ancak, “büyüme” odaklı b�r mücadele yöntem�nde bu başlıkların yer almamış olması olağandır. İkl�m Kr�z� Türk�ye, Akden�z Havzası’nda yer alan b�r ülke olarak küresel �kl�m kr�z�nden hem en hızlı hem de en ş�ddetl� etk�lenen coğrafyalar arasındadır. Dünya Meteoroloj� Örgütü’nün (WMO) 2024 değerlend�rmeler�, Akden�z’�n küresel ortalamaya kıyasla çok daha hızlı ısındığını ve bölgen�n artık “�kl�m değ�ş�kl�ğ�n�n sıcak noktası” olarak tanımlandığını ortaya koymaktadır. Akden�z’�n kara ve den�z yüzey� sıcaklıkları, küresel ortalama artış hızının üzer�nde seyretmekte; bölge, �kl�m kr�z�n�n güvenl�k, gıda Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 640 ‒ güvences�, su yönet�m� ve göç d�nam�kler� üzer�ndek� etk�ler�n� d�ğer coğrafyalardan daha sert yaşamaktadır. 2024 yılı, �nsan faal�yetler�nden kaynaklanan sera gazı em�syonlarının etk�s�yle, küresel yıllık ortalama sıcaklığın sanay� önces� dönem�n 1,5°C üzer�ne çıktığı �lk yıl olmuştur. WMO ve Copern�cus’un ortak değerlend�rmeler�; atmosferdek� karbond�oks�t, metan ve azot oks�t b�r�k�m�n�n rekor sev�yelere ulaştığını, bu b�r�k�m�n �se Par�s Anlaşması’nda kr�t�k eş�k olarak tanımlanan 1,5°C sınırını f��len aştığını göstermekted�r. B�l�msel l�teratürde “ger� dönüşü zor sınırlar”a yönel�ş olarak tanımlanan bu süreç, �kl�m kr�z�n�n artık soyut b�r gelecek senaryosu değ�l, mevcut b�r kalkınma ve güvenl�k r�sk� olduğunu tey�t etmekted�r. Türk�ye’dek� ver�ler, bu küresel eğ�l�m�n yerel düzeyde çok daha bel�rg�n hale geld�ğ�n� göstermekted�r. Meteoroloj� Genel Müdürlüğü’nün 2025 İkl�m Raporu da bu tabloyu doğrulamaktadır: 2024 yılı Türk�ye’de son 54 yılın en sıcak yılıdır ve yıllık ortalama sıcaklıklar tüm ölçüm tar�h�n�n rekorunu kırmıştır. Aynı dönemde ekstrem hava olaylarının sayısı 1.257’ye yükselm�ş; bu artış, �kl�m kr�z�n�n artık mevs�msel b�r sapma değ�l, kalıcı b�r r�sk rej�m� oluşturduğunu göstermekted�r. Haz�ran–Temmuz–Ağustos dönem�nde ortalama sıcaklık 26,1°C �le uzun yıllar ortalamasının bel�rg�n b�ç�mde üzer�ne çıkmış; yıl boyunca 288 gün poz�t�f sıcaklık anomal�s� kayded�lm�ş, yalnızca 3 gün uzun yıllar normaller�ne eş�t seyretm�şt�r. Ege, Akden�z ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere b�rçok bölgede tar�hsel sıcaklık rekorları kırılmış; mevs�msel sıcaklık “sapmaları” sıradan dalgalanmalar olmaktan çıkmış, kalıcı b�r �kl�m rej�m� değ�ş�kl�ğ�ne �şaret etm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 641 ‒ Küresel ölçekte 1,5°C sınırının aşılması �le Türk�ye’n�n bölgesel ısınma eğ�l�m�n�n b�rleşmes�, ülkey� �kl�m kr�z�ne karşı dünya ortalamasının üzer�nde kırılganlığa sah�p b�r ülke konumuna get�rmekted�r. Su stres�, kuraklık, tarımsal ver�m kayıpları, orman yangınları, kıyı erozyonu, sel ve taşkınlar, halk sağlığı r�skler� ve �kl�m kaynaklı göç d�nam�kler�, Türk�ye’n�n kalkınma gündem�n� doğrudan etk�lemekted�r. Bu nedenle �kl�m kr�z�, yalnızca çevresel değ�l; aynı zamanda ekonom�k, toplumsal ve s�yasal b�r kr�z alanı olarak ele alınmak zorundadır. Cumhur�yet Halk Part�s�’n�n �kl�m kr�z�n� b�r güvenl�k ve kalkınma kr�z� olarak tanımlaması, bu bütünsel çerçevey� esas alan b�r perspekt�f� yansıtmaktadır. İkt�darın İkl�m Hedefler� Üzer�ne Değerlend�rme Par�s Anlaşması uyarınca taraf devletler, küresel sıcaklık artışını 1,5°C �le sınırlamak amacıyla düzenl� aralıklarla güncellenen Ulusal Katkı Beyanları (NDC) sunmaktadır. Bu beyanlar, ülkeler�n sera gazı em�syonlarını azaltma, uyum pol�t�kaları gel�şt�rme ve �kl�m adalet�n� gözeten b�r dönüşüm programı ortaya koyma �rades�n�n temel göstergeler�d�r. Türk�ye’n�n 2035 yılına �l�şk�n güncellenm�ş NDC’s� �se, �kl�m kr�z�n�n ac�l�yet�yle uyumlu, mutlak azaltıma dayalı ve ad�l geç�ş� önceleyen b�r çerçeve sunmaktan uzaktır. Yen� NDC’ye göre Türk�ye, 2035 yılında em�syonlarını 643 m�lyon ton CO₂ eşdeğer�ne �nd�rmey� hedeflemekted�r. Ancak bu hedef, mutlak b�r azaltımdan z�yade referans senaryoya göre “artıştan azaltım” metodoloj�s�ne dayanmaktadır. Başka b�r �fadeyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 642 ‒ hedef�n gerçekleşmes� hâl�nde Türk�ye’n�n em�syonları 2035’te 2023 sev�yes�ne göre yaklaşık %16 artmış olacaktır. Bu tablo, azaltım kavramının tekn�k olarak kullanıldığı ancak f��l�yatta artışın devam ett�ğ� b�r yaklaşımı yansıtmaktadır. Yen� referans senaryo, em�syonların 2035’e kadar 1.109 m�lyon ton sev�yes�ne yükseleceğ� varsayımı üzer�ne �nşa ed�lm�şt�r. Bu düzey, Türk�ye’n�n mevcut ekonom�k yapısı, enerj� tüket�m prof�l� ve dönüşüm kapas�tes� d�kkate alındığında gerçekç� olmaktan çok “yukarı yönlü ş�ş�r�lm�ş” b�r projeks�yon �zlen�m� vermekted�r. Bu nedenle, bu tür b�r referans noktadan yapılan �nd�r�m�n �kl�m pol�t�kası açısından somut b�r kazanım değ�l, daha çok �stat�st�ksel b�r manevra olduğu söyleneb�l�r. Yen� NDC’n�n b�r d�ğer temel sorunu, �lave pol�t�ka set� öngörmemes�d�r. Elektr�k üret�m�nde kömürün rolünü aşamalı olarak azaltan, yen� kömür ve fos�l yakıt yatırımlarını sınırlandıran, ulaşımda elektr�f�kasyonu hızlandıran, sanay�de enerj� ver�ml�l�ğ� ve karbonsuzlaşmayı zorunlu kılan, tarım ve atık sektörler�nde yapısal dönüşümü hedefleyen bağlayıcı düzenlemelere yer ver�lmem�şt�r. Em�syon azaltımının, mevcut eğ�l�mler�n “kend�l�ğ�nden” devamıyla sağlanacağı varsayılmaktadır. Bu yaklaşım, 2053 net sıfır hedef�yle de yapısal b�r uyumsuzluk yaratmaktadır. Em�syonların 2035’e kadar artmaya devam etmes�, kalan 18 yıl �ç�nde ekonom� genel�nde sıfıra yakın em�syon sev�yeler�ne �nmek �ç�n son derece sert ve mal�yetl� b�r dönüşüm gerekt�recekt�r. Em�syonların z�rve yapacağı yılın bel�rs�z bırakılması, bu uyumsuzluğu daha da der�nleşt�rmekted�r. Oysa �kl�m dayanıklılığı ve yeş�l ad�l dönüşüm perspekt�f�, em�syonların mümkün olan en kısa sürede z�rveye ulaşıp aşağı yönlü, mutlak azaltıma dayalı b�r pat�kaya g�rmes�n�; bu süreçte de emekç�ler�n, ç�ftç�ler�n, kadınların, gençler�n ve dezavantajlı grupların dışlanmadığı b�r ad�l geç�ş çerçeves�n� zorunlu kılmaktadır. NDC’n�n hazırlık sürec�nde katılımcılık �lkes�n�n sınırlı kaldığı; uzman kuruluşlar, s�v�l toplum örgütler�, yerel yönet�mler ve emek örgütler�n�n sürece yeter�nce dah�l ed�lmed�ğ� anlaşılmaktadır. Böylece ulusal �kl�m pol�t�kaları, gen�ş toplumsal mutabakata dayanan b�r v�zyon yer�ne, dar b�r �dar� çerçeve �ç�nde bel�rlenmekted�r. Sonuç olarak Türk�ye’n�n 2035 �kl�m hedef�, Par�s Anlaşması’nın 1,5°C uyumlu seferberl�k düzey�ne ulaşmamakta; 2053 net sıfır hedef�yle de çel�şmekted�r. Türk�ye’n�n Akden�z Havzası’nın kırılgan ülkeler�nden b�r� olarak gerçek b�r “�kl�m Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 643 ‒ dayanıklılığı ve yeş�l ad�l dönüşüm” yoluna g�rmes� �ç�n, mutlak azaltıma dayalı, sektörel yol har�talarıyla desteklenm�ş, kömürden çıkış takv�m� �çeren, ad�l geç�ş� ve toplumsal eş�tl�ğ� merkez�ne alan yen� b�r �kl�m pol�t�kasına �ht�yaç bulunmaktadır. COP31 Ev Sah�pl�ğ� Türk�ye’n�n B�rleşm�ş M�lletler İkl�m Değ�ş�kl�ğ� Çerçeve Sözleşmes� kapsamında düzenlenecek 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sah�pl�ğ� yapacak olması, �kl�m d�plomas�s� ve uluslararası görünürlük açısından öneml� b�r fırsattır. Antalya’nın ev sah�b� şeh�r olarak bel�rlenmes�, Akden�z’�n �kl�m kr�z�nden en çok etk�lenen havzalardan b�r� olduğu gerçeğ�n� görünür kılmak açısından da sembol�k b�r anlam taşımaktadır. Ancak ev sah�pl�ğ�, tek başına �kl�m l�derl�ğ� anlamına gelmemekted�r. Esas bel�rley�c� olan, Türk�ye’n�n COP31’e hang� �kl�m hedefler�, hang� müzakere poz�syonu ve hang� yeş�l dönüşüm programı �le g�receğ�d�r. Gel�şmekte olan b�r Akden�z ülkes� olarak Türk�ye’n�n, �kl�m kr�z�ne tar�hsel olarak en çok neden olan ülkeler �le bu kr�ze en az katkısı olmasına rağmen en ağır bedel� ödeyen ülkeler arasında ad�l, kapsayıcı ve b�l�m temell� b�r müzakere zem�n� kuran b�r rol üstlenmes� beklen�r. Bu rol, küresel �kl�m adalet� temel�nde; hem em�syon azaltımında sorumluluk paylaşımını hem de �kl�m f�nansmanına ad�l er�ş�m� gözeten b�r �kl�m d�plomas�s�n� gerekt�r�r. Ancak böyles� b�r poz�syonun �nandırıcılığı, Türk�ye’n�n ulusal �kl�m pol�t�kalarının tutarlılığı ve güven�l�rl�ğ�ne bağlıdır. Kasım ayında açıklanan güncel Ulusal Katkı Beyanı (NDC 3.0), bu açıdan c�dd� tartışmalar �çermekted�r. NDC’n�n hâlâ “artıştan azaltım” yaklaşımına dayanması, mutlak em�syon azaltım hedef� �çermemes�, fos�l yakıtlardan çıkış takv�m� ve kömürden kademel� çıkışı tanımlamaması, 2035 em�syon projeks�yonlarını 2023 sev�yes�n�n %16 üzer�nde öngörmes�, Türk�ye’n�n 2053 net sıfır hedef�yle açık b�r uyumsuzluk yaratmaktadır. Uluslararası bağımsız anal�z platformu Cl�mate Act�on Tracker’ın Türk�ye’n�n pol�t�kalarını “kr�t�k derecede yeters�z” kategor�s�nde değerlend�rmes�, bu uyumsuzluğun b�l�msel tey�d� n�tel�ğ�nded�r. B�rleşm�ş M�lletler İkl�m Sekreteryası’nın ve BM İkl�m Şef� S�mon St�ell’�n COP30’da yaptığı “düşük karbonlu ekonom�ye geçemeyen ülkeler� durgunluk ve yüksek enflasyonun bekled�ğ�” yönündek� uyarılar, özell�kle OECD �ç�nde en yüksek enflasyona sah�p ülkelerden b�r� olan Türk�ye açısından son derece öneml�d�r. İkl�m Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 644 ‒ pol�t�kalarındak� gec�kme, sadece ekoloj�k yıkım değ�l; aynı zamanda makroekonom�k �st�krarsızlık, rekabet gücü kaybı ve sosyal adalets�zl�k üretmekted�r. Dolayısıyla COP31, Türk�ye �ç�n �k� farklı rota arasında b�r terc�h anlamına gelmekted�r: Ya �kl�m kr�z�n� tal� b�r gündem olarak görmeye devam eden, artıştan azaltıma dayalı ve fos�l yakıt bağımlılığını sürdürmey� seçen mevcut ç�zg� korunacak; ya da b�l�m temell�, �kl�m adalet� odaklı, yeş�l ad�l dönüşüm perspekt�f�n� ben�mseyen yen� b�r �kl�m pol�t�kası eksen�ne geç�lecekt�r. Cumhur�yet Halk Part�s�’n�n �kl�m d�plomas�s�n� küresel �kl�m adalet� temel�nde, yeş�l ekonom�ye ad�l geç�ş ve bölgesel dayanışma eksen�nde kurgulayan yaklaşımı, Türk�ye’n�n COP31’de gerçek b�r �kl�m l�derl�ğ� serg�lemes�n�n yolunu açab�lecek n�tel�kted�r. AKP’n�n Çevre Pol�t�kaları AKP �kt�darı dönem�nde Türk�ye’de çevre ve �kl�m pol�t�kaları koruma odaklı çevre hukukundan g�derek uzaklaşmış; yatırım ve büyüme söylem� altında, doğal varlıkları ekonom�k faal�yetler�n “ayarlanab�l�r” g�rd�s� olarak gören b�r mevzuat yapısına evr�lm�şt�r. Ormanlar, meralar, zeyt�nl�kler, kıyılar, sulak alanlar ve su havzaları; çevresel taşıma kapas�tes� ve ekos�stem bütünlüğü gözet�lmeden maden, enerj�, �nşaat ve ulaşım projeler�n�n hedef alanlarına dönüştürülmüştür. Oysa �kl�m dayanıklılığını esas alan b�r çevre pol�t�kası, doğayı yalnızca korunması gereken b�r “alan” değ�l, aynı zamanda su güvenl�ğ�, gıda güvences�, halk sağlığı ve ekonom�k refahın temel altyapısı olarak kabul eden b�r anlayışı gerekt�r�r. Bu çerçevede Cumhur�yet Halk Part�s�; ormanların, den�zler�n, sulak alanların ve tüm ekos�stemler�n korunmasına dayanan doğa temell� çözümler�n teşv�k ed�lmes�n�, ekos�stem �zleme çalışmalarının düzenl� ve şeffaf b�ç�mde kamuoyuyla paylaşılmasını, korunan alanların sayısının ve koruma statüler�n�n güçlend�r�lmes�n�, ulusal b�yoçeş�tl�l�k envanter�n�n güncellenerek açık ver� hal�ne get�r�lmes�n� savunmaktadır. Türk�ye’n�n su fak�r� b�r ülke hal�ne gelmes�n� engellemek �ç�n havza temell�, korumacı b�r su yönet�m� anlayışının ben�msenmes�; yeraltı ve yüzey sularının güvence altına alınması, arıtılmış suların yen�den kullanımıyla tarım, sanay� ve tur�zmde ver�ml� b�r su döngüsü kurulması; özell�kle Marmara Den�z� başta olmak üzere den�z ve kıyı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 645 ‒ ekos�stemler�n�n müs�laj ve k�rl�l�k baskısı altında kalmaması �ç�n �ler� arıtma, kıyı planlaması ve den�z saha planlamasının b�l�msel temelde yürütülmes� zorunludur. Bugünkü tablo �se, bu hedeflerden uzak b�r yönet�ş�me �şaret etmekted�r: ÇED süreçler� büyük ölçüde b�r “onay mekan�zması”na �nd�rgenm�ş; halkın b�lg�lend�r�lmes� ve sürece katılımı toplantıları b�ç�msel hale gelm�ş; maden ve enerj� yatırımlarında “üstün kamu yararı” kavramı, ekos�stem bütünlüğünü zayıflatan b�r araç olarak kullanılmıştır. Maden sahalarının bağımsız b�r kom�syon tarafından �zlenmes�, ÇED süreçler�n�n AB mevzuatı �le uyumlu hale get�r�lmes�, şeh�rc�l�k ve afet yönet�m� �le çevre ve �kl�m pol�t�kalarının ayrı kurumsal yapılar tarafından yürütülmes� g�b� �lkeler hayata geç�r�lmed�ğ� sürece, çevre yönet�m�nde gerçek b�r dönüşümün mümkün olmayacağı açıktır. Den�z, Neh�r ve Havza K�rl�l�ğ� AKP dönem�nde yüzey suyu kaynakları üzer�ndek� baskı artarken, resmî ver�ler hem neh�rlerde hem den�zlerde k�rl�l�ğ�n yapısal hale geld�ğ�n� ortaya koymaktadır. Çevre, Şeh�rc�l�k ve İkl�m Değ�ş�kl�ğ� Bakanlığı’nın Çevresel Göstergeler 2024 Raporu ve yüzey suyu �zleme ver�ler�, Türk�ye’n�n su s�stemler�nde bölgesel ve mevs�msel ölçekte bel�rg�n b�r bozulma yaşandığını göstermekted�r. Tüm havzalar b�rl�kte değerlend�r�ld�ğ�nde, Büyük Menderes Havzası k�myasal oks�jen �ht�yacı, azot–fosfor yükler�, ağır metal baskısı ve kentsel kaynaklı k�rlet�c�ler açısından en sorunlu alan olarak öne çıkmaktadır. Sanay� yoğunluğu, tarımsal k�myasal kullanımı ve nüfus baskısı, havzada su kal�tes�n� “kötü” ve “çok kötü” sınıflara �tmekted�r. Bu tablo, yalnızca bölgesel b�r çevre sorunu değ�l; aynı zamanda tarım, tur�zm ve halk sağlığını tehd�t eden b�r kalkınma sorunudur. Kıyı ve den�z sularında elde ed�len bulgular da karasal baskının den�z ekos�stemler�ne yoğun b�ç�mde yansıdığını göstermekted�r. Mers�n ve İskenderun Körfezler�n� kapsayan su yönet�m b�r�mler�nde, özell�kle kış aylarında yüksek deb�l� akarsuların ve kentsel atıkların taşıdığı bes�n tuzları neden�yle klorof�l-a değerler� yükselmekte, ötr�f�kasyon r�sk� artmaktadır. Ege Den�z�’nde İzm�r Körfez�, d�ğer Ege ölçümler�nden ayrışan yüksek klorof�l-a konsantrasyonlarıyla d�kkat çekmekted�r. Ergene Nehr� yıllardır “kötü” ve “çok kötü” su sınıflarından çıkamamaktadır. Tekst�l, k�mya, der� ve metal sanay�ler�n�n yoğun deşarj baskısı, nehr�n ekos�stem�n� neredeyse tamamen çökertm�ş durumdadır. “Ergene Havzası Koruma Eylem Planı” başlıklı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 646 ‒ programın yürürlükte olmasına karşın, �zleme ver�ler�n�n k�rlenmen�n hâlâ yapısal b�r sorun olarak devam ett�ğ�n� göstermes�, kamu pol�t�kalarının sahada etk�l� sonuç üretmed�ğ�n�n açık gösterges�d�r. Gerede Çayı’nda da özell�kle der� sanay� kaynaklı ağır metal ve organ�k yükler�n, yeters�z arıtma ve denet�m eks�kl�ğ� neden�yle c�dd� r�sk oluşturduğu b�l�nmekted�r. Marmara Den�z�, alarm veren alanların başında gelmekted�r. Yüzey sularındak� bes�n elementler�ndek� artış, d�p sularda çözünmüş oks�jen sev�yeler�ndek� azalma ve müs�laj benzer� olayların tekrarlama r�sk�, ekos�stem�n taşıma kapas�tes�n�n zorlandığını ortaya koymaktadır. Karaden�z kıyılarında �se neh�rlerden taşınan yüksek azot–fosfor yükler�, özell�kle kapalı ve akıntıların zayıf olduğu kes�mlerde oks�jen azalmasına yol açmakta; Karaden�z’� karasal baskıya açık b�r ekos�stem hal�ne get�rmekted�r. Cumhur�yet Halk Part�s�’n�n su yönet�m�nde havza temell�, bütüncül, korumacı ve �kl�m dayanıklılığını esas alan yaklaşımı; den�z saha planlamasının b�l�msel temelde yürütülmes�, mav� ekonom�y� de kapsayan den�z çevres� stratej�s� hazırlanması, uydu teknoloj�ler� ve gel�şm�ş �zleme s�stemler�yle den�z k�rl�l�ğ�yle mücadele ed�lmes� ve tüm �zleme ver�ler�n�n şeffaf b�ç�mde kamuoyuyla paylaşılması hedefler�ne dayanmaktadır. Mevcut uygulamalar �se bu hedeflerden öneml� ölçüde uzağa düşmekted�r. Marmara Den�z� ve Körfez Tem�zl�ğ� – Bölgesel Eş�ts�zl�k  İzmir Körfezi dip çamuru temizliği için 2026’da hiçbir kaynak ayrılmamıştır.  Buna karşılık Kocaeli Körfezi için çok yıllı projeler sürmektedir. Bu yaklaşım, çevre pol�t�kalarında bölgesel eş�ts�zl�k yaratmakta; çevre yatırımlarının tekn�k gerekl�l�klerden çok s�yas� terc�hler doğrultusunda bel�rlend�ğ�n� göstermekted�r. Hava K�rl�l�ğ� AKP dönem�nde hava k�rl�l�ğ�, Türk�ye’de hem halk sağlığını hem de ekonom�k kalkınmayı tehd�t eden yapısal b�r kr�z hal�ne gelm�şt�r. Tem�z Hava Hakkı Platformu’nun Kara Rapor 2025’te ortaya koyduğu ver�ler, bu kr�z�n boyutlarını çarpıcı b�ç�mde göstermekted�r. Rapor, yalnızca PM2.5 k�rl�l�ğ�n�n Türk�ye ekonom�s�ne yılda yaklaşık 138 m�lyar dolar kayıp yarattığını; bunun 2024 GSYH’s�n�n yaklaşık yüzde 10’una karşılık geld�ğ�n� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 647 ‒ ortaya koymaktadır. 2024 yılında Türk�ye’de h�çb�r �l Dünya Sağlık Örgütü’nün önerd�ğ� hava kal�tes� l�m�tler�ne ulaşamamıştır. Osman�ye, Iğdır ve Malatya en k�rl� �ller olarak öne çıkarken, sanay� ve term�k santral bölgeler�nde yaşayan yurttaşlar yılın büyük bölümünde sağlıksız hava solumaktadır. İstanbul’da Sultangaz� 263 gün k�rl� hava maruz�yet� yaşamış; Ankara ve İstanbul genel olarak “hassas” sev�yede kalmış; İzm�r’de �se Bakanlığa bağlı �stasyonlardan yeterl� ver� alınamadığı �ç�n kenttek� hava kal�tes� dah� sağlıklı şek�lde �zlenemem�şt�r. PM2.5 k�rl�l�ğ�, Türk�ye’de erken ölümler�n başat nedenler�nden b�r�d�r. 2023’te 63.851, 2024’te 62.644 ölümün bu k�rlet�c�yle �l�şk�l� olduğu hesaplanmaktadır. Bu tablo, 30 yaş üstü ölümler�n yaklaşık yüzde 13’ünün hava k�rl�l�ğ�ne bağlı gerçekleşt�ğ� anlamına gelmekted�r. KOAH, kalp-damar hastalıkları, �nme, akc�ğer kanser� ve nöroloj�k hastalıklar PM2.5 maruz�yet�n�n doğrudan sonuçları arasındadır; her 5 µg/m³ artışın demans r�sk�n� yüzde 8 artırdığı b�l�nmekted�r. Orman yangınlarından kaynaklanan PM2.5 �se d�ğer kaynaklara kıyasla daha ölümcül olup, yüz b�nlerce �nsanın sağlığını etk�lemekted�r. Ozon k�rl�l�ğ� de yer sev�yes�nde zeh�rl� b�r k�rlet�c�ye dönüşmüş; solunum yollarında tahr�ş, kapas�te kaybı ve KOAH vakalarında artışa neden olmuştur. Buna karşın Türk�ye’n�n hava kal�tes� �zleme altyapısı yeters�zd�r; 380 �stasyondan çok azı yeterl� ver� üretmekte, PM2.5 ölçümler� b�rçok �lde h�ç yapılmamaktadır. Bu tablo, b�l�m-temell� çevre yönet�m� yer�ne, k�rlet�c� sektörler�n kısa vadel� çıkarlarını önceleyen b�r s�yasal terc�h�n sonucudur. Cumhur�yet Halk Part�s�, hava kal�tes�n� herkes �ç�n temel b�r yaşam hakkı olarak görmekte; Tem�z Hava Eylem Planlarının gerçekç� b�ç�mde uygulanmasını, hava kal�tes� �zleme �stasyonlarının sayısının artırılmasını, ölçüm parametreler�n�n AB mevzuatıyla uyumlu hale get�r�lmes�n� ve yerleş�m yerler�nde k�rlet�c� sınır değerler� aşıldığında hızlı ac�l önlemler�n devreye g�rmes�n� savunmaktadır. Ölçüm sonuçlarının kes�nt�s�z ve şeffaf b�ç�mde kamuoyuyla paylaşılması �se hem halk sağlığının korunması hem de hesap vereb�l�rl�k açısından zorunlu görülmekted�r. Kuraklık B�rleşm�ş M�lletler’�n “Kuraklık Sıcak Noktaları” raporu, Türk�ye’y� dünyada en yüksek r�sk altındak� 17 ülke arasında sınıflandırmaktadır. Bu tesp�t, ülken�n su kaynakları açısından artan �kl�m kırılganlığını küresel ölçekte tey�t eden öneml� b�r gösterged�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 648 ‒ 12. Kalkınma Planı Özel İht�sas Kom�syonunun su yönet�m� raporu da bu durumu destekleyen n�cel bulgular sunmaktadır. Türk�ye’n�n k�ş� başına düşen yıllık su potans�yel� günümüzde 1.313 m³ olup, bu değer uluslararası ölçekte “su stres�” yaşayan ülkeler arasına karşılık gelmekted�r. Mevcut projeks�yonlar, 2030 yılında bu m�ktarın 757 m³’e düşeceğ�n� ve Türk�ye’n�n “su fak�r� ülke” kategor�s�ne g�receğ�n� göstermekted�r. 2100 yılı �ç�n öngörülen 632 m³’lük k�ş� başına su potans�yel� �se yüzyıl �ç�nde toplam su kaynaklarında yaklaşık %25 oranında b�r azalmaya �şaret etmekted�r. Bu eğ�l�m, tarımsal üret�mden ekonom�k sürdürüleb�l�rl�ğe, ekos�stem dayanıklılığından halk sağlığına ve sosyal �st�krara kadar gen�ş kapsamlı etk�ler doğurab�lecek n�tel�kted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 649 ‒ Bu yapısal tabloya ek olarak, kısa döneml� meteoroloj�k ver�ler de Türk�ye’n�n �kl�msel düzens�zl�klere karşı g�derek daha kırılgan b�r hâle geld�ğ�n� göstermekted�r. Meteoroloj� Genel Müdürlüğü’nün 2025 Yılı Ek�m Ayı Alansal Yağış Raporu, ülke genel�nde yağışların mekânsal dağılımındak� bel�rg�n farklılaşmaları ortaya koymaktadır. Türk�ye genel�nde ek�m ayı yağışı 53.5 mm olarak gerçekleşm�ş, bu değer hem 1991–2020 normal� olan 49.4 mm’n�n (%8 üzer�nde), hem de geçen yılın ek�m ayı yağışının (26.8 mm) yaklaşık �k� katıdır. Ancak artış ülke genel�ne eş�t dağılmamıştır. Çanakkale, Balıkes�r, Man�sa, İzm�r, Muğla, Bolu, Düzce, Zonguldak, Samsun ve Amasya çevreler�nde yağışlar yer yer %100’ün üzer�nde artarken; Konya, Karaman, N�ğde, Kayser�, Nevşeh�r, Kahramanmaraş, Malatya, Elazığ, Şanlıurfa, Mard�n, Batman ve Şırnak çevreler�nde %60’tan fazla azalma görülmüştür. Şanlıurfa’nın güney�nde bu azalma oranı %80’�n üzer�ne çıkmıştır. Bölgesel ölçekte Marmara, Ege, Akden�z ve Karaden�z bölgeler� normaller�n�n üzer�nde yağış almış; İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeler� �se normaller�n�n altında kalmıştır. Normal�ne göre en fazla azalma %45 �le Güneydoğu Anadolu Bölges�'nde, en fazla artış �se %51 �le Ege Bölges�’nde gerçekleşm�şt�r. Ayrıca Ege Bölges�’nde son 12 yılın, Marmara Bölges�’nde �se son 10 yılın en yüksek ek�m yağışları kayded�lm�şt�r. İl bazında değerlend�r�ld�ğ�nde en fazla yağış 196.5 mm �le Zonguldak’ta ölçülmüş, normal�ne göre en bel�rg�n artış �se İzm�r’de %100’ün üzer�nde olmuştur. En düşük Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 650 ‒ yağışı alan �l 19.4 mm �le Mard�n’d�r; aynı �l normal�ne göre %62 azalma �le ülke genel�nde en büyük düşüşü gösterm�şt�r. Son 10 yılın en yüksek ek�m yağışı Amasya, İzm�r, Kocael�, Samsun’da 15; Man�sa ve Muğla’da 14; Düzce, Kütahya ve Sakarya’da 12; Burdur’da 11; Aydın, Balıkes�r, B�lec�k, Bolu, Bursa, Çanakkale, Ed�rne, Esk�şeh�r ve Yalova’da �se kayded�lm�şt�r. Türk�ye genel�nde Ek�m ayında ortalama yağışlı gün sayısı 9.8 gün olup, bu değer 1991–2020 dönem�ndek� 7.9 günlük normale kıyasla artış göstermekted�r. Yağışlı gün sayıları İstanbul, Kocael�, Yalova, Bursa, Balıkes�r, Batı Karaden�z �le Orta ve Doğu Karaden�z kıyılarında 15–20 gün aralığında; buna karşılık Antalya, Karaman, Mers�n’�n batısı, Kayser�, Kahramanmaraş, Malatya, Elazığ, Hakkâr� çevreler� ve Güneydoğu Anadolu Bölges�’nde 3–5 gün aralığında gerçekleşm�şt�r. Bu mekânsal farklılıklar, Türk�ye’n�n �kl�msel su döngüsünde hem artış hem azalış yönünde eş zamanlı ekstremleşme eğ�l�mler�ne �şaret etmekted�r. Tüm bu göstergeler, Türk�ye’n�n su güvenl�ğ� sorununu yalnızca h�drometeoroloj�k değ�şkenler�n b�r sonucu olarak değ�l; aynı zamanda havza yönet�m�, kentleşme pol�t�kaları, araz� kullanım kararları ve uzun vadel� �kl�m uyum stratej�ler�n�n bütüncül b�r b�leşen� olarak değerlend�rmes� gerekt�ğ�n� ortaya koymaktadır. Su kaynaklarının sürdürüleb�l�rl�ğ�, hem kısa vadel� �kl�m dalgalanmalarının hem de uzun vadel� yapısal eğ�l�mler�n b�rl�kte ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Kanal İstanbul Kanal İstanbul projes� bugün artık yalnızca tartışmalı b�r yatırım başlığı değ�l; b�l�msel raporlar ve mahkeme kararlarıyla İstanbul’un suyu, toprağı ve güvenl�ğ� açısından c�dd� b�r tehd�t olduğunu açıkça ortaya koymuş b�r g�r�ş�md�r. 2025 yılında mahkemeye sunulan kapsamlı b�l�rk�ş� raporu, projen�n dayandığı ÇED dosyasının tekn�k, b�l�msel ve çevresel açıdan yeters�z olduğunu net b�ç�mde ortaya koymuştur. Raporda, kanalın İstanbul’un temel �çme suyu kaynaklarını ger� dönüşsüz b�ç�mde kaybett�reb�leceğ�, yeraltı su denges�n� bozab�leceğ� ve bölgede tuzlanmayı artırab�leceğ� b�l�msel olarak gösterm�şt�r. Bu bulgular, projen�n kent �ç�n doğrudan b�r su ve yaşam güvenl�ğ� r�sk� taşıdığını kanıtlamıştır. B�l�rk�ş� heyet�n�n en kr�t�k tesp�tler�nden b�r�, projen�n jeoloj�k açıdan taşıdığı ağır r�skt�r. Kanal güzergâhı boyunca yapılacak kapsamlı kazıların, bölgede bulunan gömülü fay hatlarını tet�kleme �ht�mal�n�n bulunduğu; bunun olası depremler üzer�nde etk�l� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 651 ‒ olab�leceğ� b�l�msel ver�lerle ortaya konulmuştur. Dolayısıyla proje, İstanbul’un deprem güvenl�ğ�n� zayıflatma potans�yel� taşıdığını açıkça göstermekted�r. Aynı rapor, projen�n çevresel etk�ler�ne �l�şk�n de kapsamlı uyarılar sunmuştur. Kanal İstanbul’un bölgedek� ekos�stem bütünlüğünü parçalayacağı, flora ve fauna üzer�nde ger� dönüşü olmayan tahr�batlara yol açacağı, meraların, sulak alanların ve doğal yaşam alanlarının yok olacağını ortaya koymuştur. Bölgen�n arkeoloj�k ve kültürel m�rasının da c�dd� zarar göreceğ� b�l�msel olarak bel�rlenm�şt�r. Tüm bu tesp�tler, projen�n yalnızca b�r su yolu değ�l, çok boyutlu b�r çevresel yıkım r�sk� taşıdığını gösterm�şt�r. Bu b�l�msel bulgularla eş zamanlı olarak hukuk� süreçte yaşanan gel�şmeler de projen�n dayanaklarının çökmekte olduğunu ortaya koymuştur. Kasım 2025’te İstanbul 5. İdare Mahkemes�, Kanal İstanbul’a �l�şk�n rezerv yapı alanı kararlarının yürütmes�n� durdurmuş; bu kararların b�l�msel altyapıdan yoksun, su havzaları ve doğal alanlar gözet�lmeden alındığını tesp�t etm�şt�r. Böylece projen�n en öneml� �dar� temeller�nden b�r� hukuken geçers�z b�r zem�ne oturduğunu gösterm�şt�r. Ayrıca Bölge İdare Mahkemes� tarafından ver�len karar, plan değ�ş�kl�kler�n�n, ÇED süreçler�n�n ve rezerv yapı alanı kararlarının b�rb�r�nden bağımsız �şlemler olduğunu hükme bağlayarak, Kanal İstanbul’un hukuk� bütünlüğünün parçalı ve sorunlu olduğunu ortaya koymuştur. Projen�n b�r ayağındak� hukuksuzluk, d�ğer ayaklarla telaf� ed�lemeyeceğ�n� gösterm�şt�r. Bu tablo, Kanal İstanbul’un hukuken sürdürüleb�l�r b�r yapı sunmadığını artık açık b�r b�ç�mde ortaya koymaktadır. Gel�nen noktada b�l�m de hukuk da tek b�r gerçeğ� �şaret etmekted�r: Kanal İstanbul, İstanbul �ç�n ağır b�r r�sk projes�d�r. Su kaynaklarını tehl�keye atan, deprem güvenl�ğ�n� zayıflatan, ekos�stemler� yok eden ve kent�n doğal varlıklarını ger� dönüşsüz b�ç�mde tahr�p eden b�r g�r�ş�m olduğu b�l�msel olarak kanıtlanmış, hukuken de ortaya konulmuştur. Bu nedenle Kanal İstanbul artık b�r terc�h değ�l, doğrudan b�r güvenl�k meseles�d�r. İstanbul’un geleceğ�n� korumak, b�l�m�n ve hukukun açıkça �şaret ett�ğ� bu gerçekler� esas almakla mümkündür. Bu proje, kent�n yaşam hakkını tehd�t ett�ğ� ortaya konulduğu �ç�n �ptal ed�lmes� hem b�l�msel aklın hem de kamu yönet�m�n�n zorunlu b�r gereğ�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 652 ‒ 2025 Yılında Yapılan Yasal Düzenlemeler İkl�m Kanunu 9 Temmuz 2025’te yürürlüğe g�ren İkl�m Kanunu, görünüşte Türk�ye’n�n �kl�m değ�ş�kl�ğ�yle mücadelede kurumsal b�r adım attığı �zlen�m�n� yaratsa da, hazırlık sürec�, yönet�m model� ve �çer�k tasarımı b�r arada değerlend�r�ld�ğ�nde, ülkey� �kl�m çağının gerekl�l�kler�ne taşıyacak n�tel�kten uzak b�r düzenlemed�r. Kanunun ruhuna s�nen yaklaşım, �kt�darın �kl�m pol�t�kasını demokrat�kleşt�rmek, yerelleşt�rmek ve toplumsallaştırmak yer�ne, merkez�yetç� ve p�yasa odaklı b�r zem�ne oturtmayı terc�h ett�ğ�n� açıkça göstermekted�r. Daha en başında, pol�t�ka yapım sürec� demokrat�k katılım �lkeler�ne kapalı yürütülmüş; TBMM’n�n 2021 tar�hl� İkl�m Değ�ş�kl�ğ� Araştırma Kom�syonu raporu ve 2022 İkl�m Şûrası’nın kapsamlı, b�l�msel öner�ler� neredeyse tamamen göz ardı ed�lm�şt�r. Yerel yönet�mler�n, s�v�l toplumun, meslek örgütler�n�n ve akadem�n�n sürece sembol�k düzeyde dah�l ed�lmes�, kanunu hem yönet�ş�m hem de meşru�yet açısından c�dd� şek�lde zayıflatmaktadır. Dahası, stratej� ve eylem planlarının merkez� b�r anlayışla hazırlanması, yerel yönet�mler�n eylem planlarının dah� Val�l�k onayına tab� tutulması, yönet�m�n d�key b�r h�yerarş�k yapıya sıkıştırıldığını göstermekted�r. İkl�m değ�ş�kl�ğ� g�b� tüm toplumu �lg�lend�ren b�r alanda, Ulusal Katkı Beyanı’ndan tahs�sat planlarına kadar tüm kr�t�k karar alma süreçler�n�n toplumun her kes�m�ne açık olması gerek�rken, �kt�darın terc�h ett�ğ� kapalı yöntem, yerel�n d�nam�zm�n� ve toplumsal katılımı tamamen dışarıda bırakmıştır. Şeffaflık ve hesap vereb�l�rl�k eks�kl�ğ�, kanunun d�ğer zayıf halkasını oluşturmaktadır. Ne bağımsız b�r �zleme-değerlend�rme mekan�zması kurulmuş, ne em�syon envanterler�n�n düzenl� ve denetleneb�l�r b�ç�mde açıklanmasına �l�şk�n b�r çerçeve oluşturulmuş, ne de ver� yönet�m�n� kurumsallaştırılmıştır. Dünya genel�nde etk�l� �kl�m yasalarının en temel unsuru bağımsız denet�m �ken, Türk�ye’de bu boşluğun bırakılması �kl�m pol�t�kasının güven�l�rl�ğ�n� zedelemekted�r. Enerj� pol�t�kaları açısından �se kanun, Türk�ye’n�n en kr�t�k �ht�yacı olan fos�l yakıtlardan çıkışı tartışmaya dah� açmamaktadır. Kömürden çıkış takv�m� yoktur; kömür ve fos�l yakıt teşv�kler�n�n kaldırılmasına yönel�k b�r yol har�tası bulunmamaktadır. Yen� term�k santraller�n durdurulması veya mevcutların kademel� olarak kapatılması yönünde herhang� b�r düzenleme yer almamaktadır. 2053 net sıfır hedef� yalnızca gerekçede Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 653 ‒ geçen soyut b�r söylem düzey�nded�r; bu hedef� bağlayıcı kılacak ara hedefler, sektörel dönüşüm planları ve hukuk� mekan�zmalar bel�rlenmem�şt�r. Bu hal�yle kanun, Türk�ye’y� 1,5°C hedef�yle uyumlu b�r em�syon azaltım pat�kasına yönlend�rememekted�r. Uyum pol�t�kalarında da benzer b�r yeters�zl�k göze çarpmaktadır. Halk sağlığından su güvenl�ğ�ne, tarımsal üret�mden kentler�n afet dayanıklılığına, ekos�stem temell� çözümlerden restorasyon faal�yetler�ne kadar hayat� başlıklarda somut hedefler ve bağlayıcı mekan�zmalar yoktur. Ormanlar, su havzaları, sulak alanlar ve kıyılar g�b� doğal tampon bölgeler�n korunması ve güçlend�r�lmes� �kl�m kanunlarının temel unsurlarından b�r� olması gerek�rken, bu alanlar kanunda yalnızca genel �fadelerle geç�şt�r�lm�şt�r. Kanunun merkez�ne yerleşt�r�len Em�syon T�caret S�stem� �se tasarım �t�barıyla büyük r�skler barındırmaktadır. ETS, karbonu b�r p�yasa metasına dönüştüren b�r yapı düzey�nde bırakılmış; ücrets�z tahs�satların ölçütler�, açık artırmaya geç�ş takv�m�, denkleşt�rme mekan�zmalarının kapsamı ve karbon p�yasası gel�rler�n�n nasıl kullanılacağı netleşt�r�lmem�şt�r. Bu bel�rs�zl�kler, ETS’n�n k�rlet�c�ler� gerçekten azaltacak b�r pol�t�ka aracı olmaktan çok, denet�m� zayıf b�r p�yasa mekan�zmasına dönüşmes�ne yol açmaktadır. Dahası, karbon kred�s� ve denkleşt�rme uygulamaları, dünya genel�nde yıllardır tartışılan “greenwash�ng” r�sk�n� büyütmekted�r. Ş�rketlere, em�syon azaltmadan da b�r tür “k�rletme hakkı” satın alma �mkânı ver�lmes�; karbon yutak alanları adı altında kağıt üzer� yatırımlarla teşv�k mekan�zmalarından faydalanılması, �kl�m pol�t�kalarının etk�s�n� zayıflatmaktadır. Üstel�k kanunun 11. maddes�nde yer alan “yükümlülükler�n b�r bölümünün” karbon kred�s� �le karşılanab�leceğ�ne �l�şk�n muğlak �fade, bu alanda keyf�l�ğe kapı aralamaktadır. Sorun yalnızca ulusal düzeyde değ�ld�r. Kanunun uluslararası karbon p�yasasına açtığı kapı, Türk�ye’n�n denetleyemeyeceğ� b�r alanda yolsuzluk r�skler�yle karşı karşıya kalmasına neden olab�l�r. Offset projeler�n�n güven�l�rl�ğ�ne �l�şk�n bel�rs�zl�kler, ç�ft sayım r�sk�, projeler�n doğrulanmasındak� zorluklar ve karbon p�yasasında görülen spekülasyonlar, Türk�ye’y� uluslararası ölçekte denet�ms�z b�r p�yasa alanına eklemleyeb�l�r. Bu nedenle uluslararası karbon t�caret�ne açılan kapı, �kl�m yararından çok yen� r�sk alanları oluşturmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 654 ‒ Kanunun en kr�t�k eks�kler�nden b�r� �se ad�l geç�ş �lkes�n�n �ç�n�n doldurulmamış olmasıdır. Eğ�t�m, yen�den becer� kazandırma, sosyal güvence, gel�r desteğ� g�b� mekan�zmalar tanımlanmamış; sektörel dönüşüm neden�yle hak kaybına uğrayacak �şç�lere yönel�k somut b�r plan hazırlanmış değ�ld�r. ETS gel�rler�n�n küçük b�r kısmının ad�l geç�ş fonuna aktarılması öngörülse de, fonun kapsamı, k�mler� koruyacağı, hang� bölgelerde nasıl kullanılacağı tamamen bel�rs�zd�r. Dahası, karbon gel�rler�n�n yoksul hanelere enerj� desteğ� sağlamak üzere kullanılmasına da�r h�çb�r düzenleme bulunmamaktadır. Bu hal�yle, ad�l geç�ş kavramı sadece metne �l�şt�r�len sembol�k b�r �fade olmaktan öteye geçmemekted�r. Ad�l geç�ş�n somut mekan�zmaları (eğ�t�m, gel�r desteğ�, sosyal güvence) bel�rs�zd�r. Ücrets�z meslek� eğ�t�m programları, ücrets�z sağlık h�zmetler�, sektörel değ�ş�m neden�yle �şç�ler�n uğrayacağı hak kayıplarını ve zararları karşılayacak fon ve mekan�zmaların kurulması, geç�c� gel�r desteğ� ve send�kal hakların korunması g�b� somut adımlar yoktur. Karbon gel�rler�n�n en az %50's�n�n yoksul hanelere enerj� desteğ� g�b� sosyal paketler yoktur. Kırılgan grupların pol�t�ka yapım süreçler�ne katılımına da�r b�r düzenleme yoktur. Bu yönüyle eş�tl�k ve sosyal adalet �lkeler�n� �hlal etmekted�r. Tüm bu tablo, �kt�darın sunduğu �kl�m kanununun, toplumu ve doğayı koruyan b�r dönüşüm programı değ�l; p�yasaya yen� kazanç alanları açan, merkez�leşm�ş b�r yönet�m anlayışının ürünü olduğunu göstermekted�r. Oysa �kl�m kr�z�ne karşı gerçek b�r mücadele, ekoloj�k sınırları ve toplumsal adalet� gözeten, demokrat�k katılımı merkez�ne alan b�r s�stem değ�ş�kl�ğ�n� zorunlu kılar. Cumhur�yet Halk Part�s� olarak b�z, Türk�ye’n�n �ht�yaç duyduğu �kl�m yasasının; b�l�m temell�, şeffaf, hesap vereb�l�r, yerel yönet�mlerle b�rl�kte tasarlanmış, ad�l geç�ş� gerçek anlamda güvence altına alan ve ekos�stem temell� uyum pol�t�kalarını güçlend�ren b�r �kl�m mücadeles� gerekt�ğ�n� savunuyoruz. Türk�ye’n�n �kl�m geleceğ�, p�yasa merkezl� değ�l, toplum merkezl� b�r dönüşümle güvence altına alınab�l�r. Em�syon T�caret S�stem� İkl�m kr�z�n�n yaşadığı çıkmaz neden�yle AB ülkeler�nde uygulanan sınırda karbon uygulaması neden�yle ekonom�k b�r kayıp yaşamamak, dahası gümrüklerde bu konuda uygulanacak verg�lend�rmeden kend�s�ne kazanç elde etme arayışı �le Kanun’da ETS s�stem� kurulmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 655 ‒ Kanunun ana �skelet�n� oluşturan em�syon t�caret� s�stem�, karbon salınımını serbest p�yasa kurallarına tab� b�r metaya dönüştürerek �kl�m kr�z�n� çözmey� değ�l, f�nansal kazanç sağlamayı hedeflemekted�r.Ancak, bu gel�rler�n sosyal refaha ve kamu h�zmetler�ne aktarımı konusunda b�r adım yoktur. Bu s�stemde, büyük k�rlet�c�ler bel�rl� b�r bedel karşılığında em�syon hakları satın alarak faal�yetler�n� sürdürmeye devam edecek ve karbon p�yasasında spekülasyon yapma fırsatı elde edecekt�r. Karbon kred�s� ve denkleşt�rme g�b� mekan�zmalar, ş�rketler�n yeş�l aklama (greenwash�ng) yapmasına olanak tanır. K�rlet�c� tes�s sah�pler� denkleşt�rme adı altında “tem�z” yatırımlar yaptıklarını gerekçe sunarak, karbon yutak alanları oluşturarak hem bunun teşv�k mekan�zmalarından faydalanacak, bu sayede k�rletme hakkı elde edecek, bu hakla k�rlet�c� tes�sler�n� çalıştırmaya devam edeb�leceklerd�r. Uluslararası Karbon P�yasası ve Yolsuzluk R�skler� Karbon t�caret�n�n uluslararası boyutta yapılmasına �z�n ver�l�yor olması, Türk�ye Cumhur�yet�’n�n denetleyemeyeceğ�, doğruluğunu tey�t edemeyeceğ� uluslararası b�r karbon p�yasasının oluşmasına, uluslararası b�r yolsuzluk dalgalarıyla mücadele etmek zorunda kalmasına zem�n hazırlayab�l�r. Küresel karbon em�syon t�caret�, sera gazı em�syonlarını azaltmak amacıyla ekonom�k teşv�kler sağlayan b�r p�yasa mekan�zmasıdır. Hükümetler bel�rl� sektörler �ç�n em�syon sınırları koyar ve em�syonlarını azaltanlar, fazla em�syon yapanlara karbon kred�s� satarak p�yasada denge sağlanır. Ancak s�stem bazı sorunlar �çermekted�r: ● Offset projeler�n�n güven�l�rl�ğ�: Gerçek em�syon azaltımı sağlanıp sağlanmadığı bel�rs�z olab�l�r. ● Ç�ft sayım ve sızıntı r�sk�: Aynı em�syon azaltımı b�rden fazla kez kayded�leb�l�r veya b�r bölgede azalan em�syon başka b�r bölgede artışa yol açab�l�r. ● Denet�m ve şeffaflık sorunları: Projeler�n �zlenmes� ve doğrulanması zor ve mal�yetl�d�r. ● P�yasa man�pülasyonu: Karbon kred�s� t�caret�nde spekülasyon ve dolandırıcılık r�sk� yüksekt�r. Bu nedenle s�stem�n etk�nl�ğ� �ç�n uluslararası standartların güçlend�r�lmes�, sıkı denet�m mekan�zmalarının oluşturulması ve şeffaflık sağlanması gerekmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 656 ‒ Enerj� ve Maden Alanlarına Yönel�k Düzenlemeler İçeren Bazı Kanunlarda Değ�ş�kl�k Yapılmasına Da�r Kanun 24 Temmuz 2025’te yürürlüğe g�ren ve kamuoyunda “Süper İz�n Yasası” olarak anılan torba düzenleme (7554 Sayılı Kanun), yalnızca çevre mevzuatında bazı hükümler� değ�şt�ren sınırlı b�r met�n değ�ld�r; hukuk devlet� �lkeler�n�, kurumsal denet�m� ve toplumsal katılımı zayıflatan yen� b�r ruhsat rej�m� �nşa etmekted�r. “Enerj� ve Maden Alanlarına Yönel�k Düzenlemeler İçeren Bazı Kanunlarda Değ�ş�kl�k Yapılmasına Da�r Kanun”, Orman Kanunu, Zeyt�nc�l�k Kanunu, Mera Kanunu ve Çevre Kanunu g�b� temel koruma düzenekler�n� esneterek, ormanları, zeyt�nl�kler�, meralar ve hatta korunan alanları ruhsatlandırılab�l�r sahalar hal�ne get�rmekted�r. Bakanlığın �fade ett�ğ� “Süper İz�n”, ÇED Kararı, Orman İzn�, Tarım İzn� ve İmar İzn� g�b� onayların hızlıca ver�lmes�n� �fade ed�yor. Ancak hızlı �z�n demek, çevrey� koruma yükümlülükler�nden tamamen vazgeç�lmes� anlamına gel�yor. Bu anlayış, ülkem�z�n ormanlarını, tarım alanlarını ve tüm korunması gerekl� öneml� alanlarının hızlıca enerj� ve maden projeler�ne açılması anlamına gel�yor. Düzenlemen�n İkl�m Kanunu’nun kabulünden hemen sonra gündeme gelmes�, Türk�ye’n�n �kl�m pol�t�kasıyla açık b�r çel�şk� yaratmaktadır. B�r yandan �çer�k olarak zayıf, �kl�m korumacı b�r perpekt�ften uzak, karbon p�yasasına odaklı, em�syon t�caret s�stem�n� düzenleyen b�r �kl�m yasası kabul ed�l�rken, d�ğer yandan çevresel denet�m� zayıflatan, koruma �lkeler�n� ger� çeken b�r ruhsatlandırma rej�m� tes�s ed�lmekted�r. ÇED s�stem�nde “ÇED Gerekl� Değ�ld�r” �bares�n�n kaldırılması �se özde b�r değ�ş�kl�k yaratmamaktadır; z�ra başvuruların çok büyük b�r kısmı hâlâ olumlu sonuçlanmakta, s�stem f��len b�r “onay mekan�zması” olarak �şlemeye devam etmekted�r. Kanunun Stratej�k Çevresel Değerlend�rme (SÇD) sürec�ne tab� tutulmaması, pol�t�ka düzey�nde çevresel denet�m�n devre dışı bırakıldığını göstermekted�r. Bakanlığın kend� rehberler� dah� enerj� ve madenc�l�k pol�t�kalarının SÇD kapsamında değerlend�r�lmes� gerekt�ğ�n� bel�rt�rken, bu yükümlülüğün göz ardı ed�lmes�, çevre hukuku açısından c�dd� b�r ger� adımdır. Avrupa B�rl�ğ�’ne yapılan atıflar da bağlamından kopuktur; z�ra AB’n�n 2024 tar�hl� rehber�, yen�leneb�l�r enerj� yatırımlarına hız kazandırmayı amaçlasa da, halkın katılımı, ekos�stem har�talaması, b�lg�ye er�ş�m ve kurumsal kapas�te g�b� temel �lkelerden tav�z vermemekted�r. Türk�ye’dek� düzenleme �se bu �lkeler�n büyük bölümüyle çel�şmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 657 ‒ Daha da öneml�s�, kanun; s�t alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeler� ve m�ll� parklar dah�l olmak üzere Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle korunan alanları da ruhsatlandırılab�l�r kılmakta; orman ve zeyt�nl�klere yönel�k �z�n süreçler�n� MAPEG g�b� ruhsat dağıtım odaklı kurumların �n�s�yat�f�ne bırakmaktadır. Kurumların dört ay �ç�nde yanıt vermemes� hâl�nde projeler�n otomat�k onaylanmış sayılması hükmü, f��len “sess�zl�k onaydır” �lkes�n� get�rerek koruma �dares�n� �şlevs�z hale get�rmekted�r. Bakanlardan oluşan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında kurulacak yen� kurulun, yerel yönet�mler�, b�l�m �nsanlarını ve halkı sürec�n dışına �terek “üstün kamu yararı” gerekçes�yle gen�ş yetk�lerle projeler� onaylayab�lmes�, demokrat�k katılım ve yer�nden yönet�m �lkeler�yle bağdaşmamaktadır. Acele kamulaştırma yetk�s�n�n bu çerçevede gen�şlet�lmes� �se mülk�yet hakkı açısından ek b�r r�sk yaratmaktadır. 2022 yılında kamuoyu tepk�s�yle ger� çek�len zeyt�nl�klerde madenc�l�k �zn� düzenlemes�, bu kez tekl�f�n 11. maddes�yle yen�den TBMM’ye gündeme get�r�lerek, yasalaştırılmıştır. Yasa değ�ş�kl�ğ�, �lk etapta yalnızca Muğla’dak� Yatağan �le Yen�köy- Kemerköy term�k santraller� ve maden sahalarının koord�natlarıyla sınırlı g�b� sunulsa da, kanun düzenlemes� Maden Kanunu’na ekleneceğ� �ç�n kalıcı ve genel b�r uygulama hal�ne gelerek yaygınlaştırılması r�sk� de taşımaktadır. Cumhur�yet Halk Part�s�, bu düzenlemey� yalnızca ekos�stemler� değ�l, aynı zamanda hukuk devlet�n� ve toplumsal katılım mekan�zmalarını zayıflatan; �kl�m kr�z�ne karşı dayanıklı b�r ülke �nşa etme hedef�yle bağdaşmayan b�r düzenleme olarak görmekted�r. Yeş�l ad�l dönüşüm perspekt�f�, enerj� dönüşümünü ve yatırımı; ormanları, zeyt�nl�kler� ve meraları feda ederek değ�l, onları koruyan ve ekos�stem temell� çözümler� güçlend�ren b�r çerçeveyle mümkün görmekted�r. Çevre Ve Ekoloj� Pol�t�kalarındak� Ger�leme Su Havzalarının Korunmasında Bütçen�n Sürekl�l�k Arz Eden Zayıflığı  2025’te belirlenen kritik su havzası riskleri giderilmemiştir.  Havza koruma yatırımlarında 2026 için hiçbir kayda değer artış yapılmamıştır.  Su yönetimi hâlâ DSİ ve Bakanlık arasında parçalı bir yapıda ilerlemektedir. Bu durum, özell�kle: Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 658 ‒  İstanbul’un Melen bağımlılığı,  İzmir’de Tahtalı ve Gördes havzalarındaki riskler,  Ankara’nın Kızılırmak nitrat sorunu g�b� yapısal su güvenl�ğ� problemler�n� daha da der�nleşt�rmekted�r. Melen Barajı ve Sazlıdere Barajı: İstanbul’un Su Güvenl�ğ� Zaf�yet� Kuraklıktan ve susuzluktan en çok etk�lenen şeh�rler�n başında İstanbul gelmekted�r. İstanbul, su havzaları �t�barıyla yalnızca kend� membalarına yağan yağmurla değ�l, çevres�ndek� �llerden topladığı suyla ayakta durmaktadır. Bu çerçevede:  2014’te yapımına başlanan Melen Barajı, İstanbul’un su güvenliği için stratejik bir projeydi; bugün hâlâ Melen Barajı’ndan İstanbul’a 1 metreküp su dahi gelmemektedir, yalnızca Melen Deresi’nden su aktarılmaktadır.  319 milyon dolar (bugünkü karşılığı 12 milyarın üzerinde) tutarında İSKİ ve İBB tarafından ödenen bedel, ciddi mühendislik hataları nedeniyle heba olmuş görünmektedir; buna ilişkin açılmış tek soruşturma ve görevden alınmış tek bürokrat yoktur. D�ğer öneml� mesele Sazlıdere Barajı’dır. 2022 yılında, 15 Eylül tar�hl� 6065 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı �le Sazlıdere Barajı’nın �çme suyu kullanma kapas�tes� %100’den %0’a düşürülmüş, barajın su toplama havzası n�tel�ğ� f��len kaldırılmıştır. Buna rağmen:  Devlet Su İşleri tarafından yapılan bu barajın 2039 yılına kadar 46 milyon doların üzerinde borcu, her yıl 1 milyon doların üzerinde taksitlerle İBB ve İSKİ’den tahsil edilmeye devam etmektedir; 2022, 2023, 2024 ve 2025 ödemeleri yapılmıştır. Sazlıdere Barajı:  İstanbul’da pek çok ilçenin su ihtiyacını karşılarken yıllık 38–50 milyon m³ kapasiteye sahiptir; bu, Yalova, Uşak veya Burdur büyüklüğünde yaklaşık 300 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 659 ‒ bin nüfuslu bir ilin su ihtiyacına denktir. Bu kapasiteyi devre dışı bırakmak, kuraklık döneminde bir ilin suyunu çöpe atmaktır. Kuraklığın yoğunlaştığı, baraj doluluk oranlarının %20’n�n altına düştüğü, Melen’den geleb�lecek suyun 2,5–3 m�lyon m³/gün tasarlanmış kapas�teden 700–800 b�n m³/gün sev�yeler�ne ger�led�ğ� b�r dönemde; Sazlıdere’n�n havza n�tel�ğ�n�n kaldırılması, baraj borçlarının �se İstanbul halkına ödet�lmeye devam ed�lmes� hem tekn�k hem s�yas� açıdan ağır b�r hatadır. 2025’�n yaz mevs�m�nde Balıkes�r’den Tek�rdağ’a, Yalova’dan İzm�r’e kadar pek çok şeh�rde �çme suyuna er�ş�mde sorunlar yaşanmış, düzenl� su kes�nt�ler� gündeme gelm�şt�r. Şeh�rlere suyu get�rmek merkez� �daren�n, dağıtımını yapmak beled�yeler�n görev�d�r. Beled�yeler�n öneml� b�r kısmı muhalefette d�ye sorumluluk beled�yelere yıkılamaz; Melen ve Sazlıdere’dek� yanlış yatırım ve planlama terc�hler� doğrudan Bakanlığın ve hükümet�n sorumluluğundadır. Maden Pol�t�kaları ve Ormansızlaşma – Ekoloj�k Tahr�batın Sürekl�l�ğ� Bütçede maden ruhsat alanlarının gen�şlemes�n� durduracak b�r pol�t�ka dönüşümü yoktur, altın madenc�l�ğ� kaynaklı orman kaybını sınırlayacak düzenlemeler öngörülmem�şt�r, orman yangınları �ç�n r�sk azaltım bütçes� ve yen� erken uyarı yatırımları yok denecek düzeyded�r ve İzm�r Körfez� d�p çamuru �ç�n kaynak ayrılmazken, Kocael� Körfez� �ç�n çok yıllı projeler devam etmekted�r. Bu tablo, çevre yatırımlarının tekn�k gerekl�l�klerden çok s�yas� terc�hler doğrultusunda bel�rlend�ğ�, b�yoloj�k çeş�tl�l�ğ�n ve kıyı ekos�stemler�n�n gözden çıkarıldığı b�r yaklaşımı yansıtmaktadır. Atıksu Ger� Kazanımı ve Arıtma Pol�t�kaları – 2030 Hedefler� Ulaşılamaz Hale Gel�yor Atıksu ger� kazanımında 2024 hedef� %6 �ken gerçekleşme %5,5’te kalmıştır, 2025– 2027 hedefler� %7–9 bandındadır, 2030 hedef� %15’t�r. 2026 bütçes� bu hedefler� desteklememekte, �ler� b�yoloj�k arıtma ve ger� kazanım yatırımlarına anlamlı kaynak ayırmamaktadır. Bu nedenle, 2030 hedef� kâğıt üzer�nde kalmaya mahkumdur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 660 ‒ Atık Yönet�m� UN Comtrade ver�ler�ne dayalı “All EU Plast�c Waste Exports (HS 3915)” raporu, Avrupa B�rl�ğ�’n�n plast�k atık �hracatında 2023 sonundan �t�baren bel�rg�n b�r yön değ�ş�kl�ğ� yaşandığını ve bu değ�ş�m�n en çarpıcı yansımalarından b�r�n�n Türk�ye olduğunu ortaya koymaktadır. Rapora göre AB’n�n Türk�ye’ye plast�k atık �hracatı Ocak 2023’te aylık 10,7 m�lyon kg düzey�ndeyken, Ağustos 2025’te 38 m�lyon kg/aya yükselm�şt�r. Bu artış, Türk�ye’n�n uluslararası atık rej�m�ndek� konumunda n�tel�ksel b�r kırılmaya �şaret etmekted�r. Bu m�ktar günlük bazda değerlend�r�ld�ğ�nde tablo daha çarpıcı hale gelmekted�r: Ağustos 2025 �t�barıyla 38 m�lyon kg plast�k atık, her gün yaklaşık 237 kamyon dolusu plast�k atığın Türk�ye’ye g�r�ş yaptığı anlamına gelmekted�r. Aynı dönemde AB’n�n OECD dışı ülkelere plast�k atık �hracatı da 39,6 m�lyon kg/aydan 50 m�lyon kg/aya çıkarak, günde yaklaşık 311 konteyner plast�k atığın OECD dışı ülkelere gönder�ld�ğ� b�r yapı ortaya çıkarmıştır. Türk�ye, OECD ülkeler� arasında bu akıştan en çok pay alan ülke konumuna yükselm�ş; f��len “Avrupa’nın plast�k atık dest�nasyonu” rolüne �t�lm�şt�r. Bu durumun arka planında, AKP �kt�darının yaklaşık son 15 yılda sürdürdüğü �thalat odaklı, denet�ms�z ve düşük çevresel standartlara dayalı atık pol�t�kası bulunmaktadır. Atık �thalatı l�sans süreçler�ndek� şeffaflık eks�kl�ğ�, ger� dönüşüm tes�sler�n�n çevresel performansının yeter�nce denetlenmemes�, tehl�kel� karışım r�skler�n�n göz ardı ed�lmes� ve çevresel etk� değerlend�rme süreçler�ndek� zayıflık, Türk�ye’y� küresel plast�k atık t�caret�n�n “kolay hedef” ülkeler�nden b�r� hal�ne get�rm�şt�r. İç atık yönet�m� kapas�tes� sınırlıyken plast�k atık �thalatına yönel�k düzenlemeler�n gevşet�lmes�, ülken�n kend� atık sorununu çözmeden dışarıdan gelen plast�k yükünü üstlenmes�ne yol açmıştır. Bu tablo, Türk�ye’n�n çevresel egemenl�ğ�n� ve halk sağlığını tehd�t eden b�r durumdur. Cumhur�yet Halk Part�s�’n�n döngüsel ekonom� ve akıllı kaynak yönet�m� yaklaşımı; atık oluşumunun kaynağında azaltılmasını, ülken�n kend� atıklarının üret�m sürec�ne kazandırılmasını, dışa bağımlı ve denet�ms�z atık �thalatı model�n�n sona erd�r�lmes�n� ve yapay zekâ destekl� d�j�tal �zleme s�stemler�yle şeffaf, �zleneb�l�r b�r atık yönet�m�n�n kurulmasını öngörmekted�r. Gümrük kontroller�n�n b�l�msel ve tekn�k kr�terlere göre yapılması, denet�m raporlarının kamuoyuyla şeffaf b�ç�mde paylaşılması ve atık Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 661 ‒ t�caret�n�n ülkey� “dünyanın çöp merkez�ne” dönüştürmeyecek b�ç�mde yen�den düzenlenmes� bu yaklaşımın temel unsurudur. Aks� halde Türk�ye, her gün yüzlerce kamyon plast�k atığın g�rd�ğ�, çevresel r�skler� ve sağlık mal�yetler�n� tek başına taşıyan b�r atık dest�nasyonu olmaya devam edecekt�r. Yeş�l ad�l dönüşüm v�zyonu �se atık yönet�m�n�; doğayı, halk sağlığını ve gelecek kuşakların haklarını koruyan; atığı kaynak olarak değerlend�ren, fakat ülkey� küresel atık t�caret�n�n çöplüğü hal�ne get�rmeyen b�r çerçevede yen�den �nşa etmey� zorunlu kılmaktadır. Ad�l Geç�ş Türk�ye’n�n �kl�m pol�t�kalarının geleceğ� tartışılırken çoğu zaman gözden kaçan temel husus, dönüşümün yalnızca tekn�k b�r sanay� ya da enerj� meseles� değ�l; aynı zamanda der�n b�r bölgesel eş�ts�zl�k ve geç�m adalet� meseles� olduğudur. TEPAV’ın “Türk�ye’n�n Karbon Yoğunluğu Atlası” raporu, tam da bu noktada ülkem�z�n karşı karşıya bulunduğu yapısal gerçekl�ğ� berrak b�ç�mde ortaya koymaktadır. Türk�ye’n�n karbon yoğunluğu har�tası, aslında kırılganlığın ve sosyal r�sk�n har�tası hâl�ne gelmekted�r. Rapor, Zonguldak’ta ekonom�n�n ürett�ğ� her 1 dolarlık gerçek değer karşılığında 1,46 k�logram, Karabük’te 1,26 k�logram, Çanakkale’de 1,21 k�logram ve Kütahya’da 0,99 k�logram karbond�oks�t salındığını göstermekted�r. Başka b�r �fadeyle bu �ller, b�r�m ekonom�k üret�m başına Türk�ye’n�n en yüksek em�syonuna sah�p bölgeler� oluşturmaktadır. Bu düzey, hem Türk�ye ortalamasının hem de dünya ortalamasının bel�rg�n b�ç�mde üzer�nded�r. Dolayısıyla küresel �kl�m pol�t�kalarında yaşanacak küçük b�r değ�ş�kl�k b�le, bu �llerde ekonom�k yapıyı ve sosyal hayatı der�nden etk�leyeb�lecek sonuçlar doğurma kapas�tes�ne sah�pt�r. Ancak asıl d�kkat çek�c� olan, karbon yoğunluğunun �nsanların günlük yaşamına nasıl yansıdığıdır. TEPAV raporu, Soma’da �st�hdamın yüzde 44’ünün, Afş�n’de yüzde 40’ının, Yatağan’da yüzde 34,6’sının, Çanakkale-B�ga’da yüzde 25,7’s�n�n, Zonguldak’ta �se yüzde 20,7’s�n�n kömür, term�k santral veya enerj� yoğun sektörlerde bulunduğunu göstermekted�r. Bu durum, yüz b�nlerce a�len�n geç�m kaynağının fos�l yakıt temell� ekonom�k yapılara bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla yeş�l dönüşüm sürec�, bu bölgelerde yaşayan �nsanlar açısından yalnızca çevresel b�r hedef değ�l; doğrudan yaşam güvences� anlamına gelen b�r mesele hâl�ne gelmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 662 ‒ Uydu tabanlı Cl�mate Trace ver�ler�yle hazırlanan mekânsal anal�zler de em�syonların bel�rl� bölgelerde yoğunlaştığını göstermekted�r. Zonguldak–Karabük–Bartın hattında 36,8 m�lyon ton, İskenderun–Yumurtalık bölges�nde 33,8 m�lyon ton, Çanakkale’de 24,5 m�lyon ton, Afş�n–Elb�stan’da 17,4 m�lyon ton CO₂e em�syon üret�ld�ğ� ortaya konulmaktadır. Bu bölgeler, AB’n�n Sınırda Karbon Düzenlemes� (CBAM) g�b� mekan�zmaların baskısını ş�md�den h�ssetmeye başlamaktadır. Dolayısıyla dönüşüm ertelend�ğ� her gün, ekonom�k kırılganlık daha da artmaktadır. TEPAV’ın b�r d�ğer kr�t�k bulgusu �se, karbon yoğunluğu yüksek olan �ller�n aynı zamanda k�ş� başına gel�r�n en düşük olduğu �ller arasında yer aldığıdır. Yan� çevresel yük bu bölgelerde yoğunlaşmakta, buna karşılık ekonom�k kazanç ülken�n başka bölgeler�nde b�r�kmekted�r. Bu nedenle “ad�l geç�ş” yaklaşımı, Türk�ye’n�n yalnızca �kl�m pol�t�kası açısından değ�l, bölgesel kalkınma adalet� açısından da zorunlu hâle gelmekted�r. Ad�l geç�ş; gel�r güvences� sağlanmasını, yen�den becer� kazandırma programları gel�şt�r�lmes�n�, bölgesel ekonom�ler�n çeş�tlend�r�lmes�n� ve geç�ş sürec�n�n h�çb�r toplumsal grubu ger�de bırakmayacak şek�lde tasarlanmasını gerekt�rmekted�r. Aks� hâlde dönüşüm, sosyal b�r mal�yete dönüşecek; ekonom�k eş�ts�zl�kler daha da der�nleşecekt�r. Bu çerçevede, Türk�ye’n�n �kl�m pol�t�kalarının önümüzdek� dönemde üç temel hedef doğrultusunda şek�llend�r�lmes� gerekmekted�r; h�ç k�msen�n ger�de bırakılmadığı b�r ad�l geç�ş�n sağlanması, mevcut fos�l yakıt altyapılarının ekonom�k ömürler�n�n planlanarak adım adım dönüştürülmes�, fos�l yakıt teşv�kler�n�n kademel� b�ç�mde azaltılması ve fos�l yakıtlara bağımlılığın yapısal olarak ortadan kaldırılmasına yönel�k net b�r ulusal plan oluşturulması gerekmekted�r. Çünkü ancak böyle b�r dönüşüm, Türk�ye’y� hem �kl�m kr�z�n�n etk�ler�ne karşı d�rençl� kılacak, hem de kalkınmanın n�metler�n� ülken�n tamamına eş�t b�ç�mde taşıyacak b�r gelecek kurab�lecekt�r. Sonuç olarak, Türk�ye’n�n mevcut �kl�m ve çevre pol�t�kaları, ülkey� g�derek artan b�r kırılganlık döngüsüne sürüklemekte; kurumsal kapas�te kaybı, plansız bütçe terc�hler�, fos�l yakıt bağımlılığını güçlend�ren yatırımlar ve çevre hukukunun zayıflaması, �kl�m kr�z�n�n etk�ler�n� der�nleşt�rmekted�r. İkl�m kr�z� artık su güvenl�ğ�nden gıda güvences�ne, halk sağlığından k�tlesel göçlere, ekonom�k eş�ts�zl�klerden ulusal Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 663 ‒ güvenl�k r�skler�ne kadar yaşamın tüm alanlarını bel�rleyen kurucu b�r mesele hal�ne gelm�şt�r. Bu gerçekl�k karşısında ed�lgen ve gec�km�ş pol�t�kalar değ�l; �kl�m dayanıklılığını ve yeş�l ad�l dönüşümü merkeze alan kararlı b�r s�yasal yön değ�ş�kl�ğ� gerekmekted�r. Cumhur�yet Halk Part�s�, �kl�m kr�z�n� yalnızca çevresel b�r başlık değ�l, aynı zamanda b�r kalkınma ve güvenl�k kr�z� olarak görmekte ve tüm pol�t�ka alanlarının –ekonom�, enerj�, sanay�, tarım, ulaştırma, şeh�rc�l�k, dış pol�t�ka, sağlık, eğ�t�m ve yerel yönet�mler– �kl�m dayanıklılığını güçlend�recek b�ç�mde yen�den yapılandırılması gerekt�ğ�n� savunmaktadır. Bu yaklaşımın merkez�nde, doğa temell� çözümlerle ormanların, den�zler�n, sulak alanların ve tüm ekos�stemler�n korunması; havza temell� b�r anlayışla su yönet�m�n�n güvenceye alınması; tem�z hava hakkının ve sağlıklı çevren�n herkes �ç�n korunması yer almaktadır. Çevre hakkı �le hayvan hakları da toplumsal adalet anlayışının ayrılmaz b�r parçasıdır. Yeş�l dönüşüm, CHP açısından tekn�k b�r enerj� model� değ�l, sosyal adalet ve demokras� programıdır. Karbon nötr b�r ekonom�ye geç�ş sürec�nde emekç�ler�n, ç�ftç�ler�n, kadınların, gençler�n ve dezavantajlı grupların dışlanmadığı; fos�l yakıt yoğun bölgelerde gel�r güvences�, yen�den becer� kazandırma ve bölgesel kalkınma pol�t�kalarıyla desteklenen ad�l b�r geç�ş esas alınacaktır. Yeş�l kalkınma, döngüsel ekonom� ve akıllı kaynak yönet�m�yle üret�m yapısının dönüştürülmes�; fos�l yakıt teşv�kler�n�n kademel� b�ç�mde kaldırılması; kamu kaynaklarının �kl�m ve sürdürüleb�l�rl�k etk�ler�ne göre yönet�ld�ğ� yeş�l bütçeleme s�stem� bu dönüşümün temel araçları olacaktır. Karbon p�yasası �se, hem çevresel sorumluluğu güçlend�ren hem de yeş�l �st�hdam, enerj� yoksulluğuyla mücadele ve bölgesel kalkınma �ç�n kaynak yaratan b�r mekan�zma olarak çalışacaktır. Yerel yönet�mler�n �kl�m kr�z�ne ve afetlere karşı d�rençl� kentler oluşturmadak� rolü güçlend�r�lecek; yeş�l alanların korunması ve artırılması, kent �ç� ulaşımda em�syonların azaltılması, yerel uyum planlarının ve akıllı kent stratej�ler�n�n hayata geç�r�lmes� CHP’n�n temel öncel�kler� arasında olacaktır. Kent sak�nler�n�n yeş�l dönüşümün öznes� olduğu, karbon ayak �z�n� azaltmaya yönel�k teşv�klerle desteklenen b�r yerel yönet�m model� kurulacaktır. Uluslararası düzeyde �se Türk�ye’n�n �kl�m d�plomas�s�; küresel �kl�m adalet�n� esas alan, Par�s Anlaşması ve Avrupa Yeş�l Mutabakatı �le uyumlu, ülkey� yeş�l ekonom� düzen�nde rekabet gücünü artıran güçlü b�r dış pol�t�ka çerçeves�ne oturacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 664 ‒ Bu v�zyonun hayata geçeb�lmes�; b�l�msel temell�, katılımcı, şeffaf, sosyal adalet odaklı ve uzun vadel� b�r kamu planlaması gerekt�r�r. Ancak mevcut bütçe, �kl�m dayanıklılığını güçlend�recek h�çb�r temel adımı taşımamaktadır. Çevre kurumları �ç�n ayrılan kaynaklar yeters�zd�r; yerel yönet�mler�n �kl�m uyum kapas�tes� desteklenmemekted�r; fos�l yakıt teşv�kler� sürmekted�r; ad�l geç�ş �ç�n gereken f�nansman yaratılmamaktadır; afet r�skler�n� azaltan altyapı yatırımlarına öncel�k ver�lmemekted�r. Yeş�l dönüşümün gerekt�rd�ğ� üret�m, teknoloj� ve �st�hdam pol�t�kaları da bütçen�n perspekt�f�nde yer almamaktadır. Böyle b�r bütçen�n Türk�ye’y� �kl�m kr�z�n�n yen� rej�m�ne hazırlaması mümkün değ�ld�r. Cumhur�yet Halk Part�s�’n�n �kl�m dayanıklılığı ve yeş�l ad�l dönüşüm yaklaşımı; Türk�ye’n�n yalnızca bugünün tehd�tler�nden korunmasını değ�l, gelecek kuşakların haklarının güvence altına alınmasını, ülken�n �kl�m kr�z�ne karşı d�rençl�, müreffeh ve ad�l b�r geleceğe kavuşmasını hedeflemekted�r. Bu hedef; b�l�me dayalı, sosyal adalet temell� ve demokrat�k katılımla güçlenm�ş yen� b�r s�yasal �raden�n �nşasıyla mümkün olacaktır. Yerel Yönet�mler, Merkez�yetç�l�k ve Bütçen�n Etk�ler� Türk�ye’n�n en büyük şehr� İstanbul’un seç�lm�ş Büyükşeh�r Beled�ye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 5’�nc� büyük şeh�r olan Antalya’nın seç�lm�ş Büyükşeh�r Beled�ye Başkanı Muh�tt�n Böcek, nüfusu en büyük 7’nc� şeh�r Adana’nın seç�lm�ş Büyükşeh�r Beled�ye Başkanı Zeydan Karalar başta olmak üzere tüm seç�lm�ş beled�ye başkanları �le hâl�hazırda cezaev�nde bulunan Avcılar Beled�ye Başkanı Utku Caner Çaykara, Beş�ktaş Beled�ye Başkanı Rıza Akpolat, Beykoz Beled�ye Başkanı Alaatt�n Köseler, Beyl�kdüzü Beled�ye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Büyükçekmece Beled�ye Başkanı Hasan Akgün, Gaz�osmanpaşa Beled�ye Başkanı Hakan Bahçetepe, Seyhan Beled�ye Başkanı Oya Tek�n, Ceyhan Beled�ye Başkanı Kad�r Aydar, Ş�le Beled�ye Başkanı Özgür Kabadayı, Beyoğlu Beled�ye Başkanı İnan Güney, Bayrampaşa Beled�ye Başkanı Hasan Mutlu yerel demokras�ye yönel�k artan baskıların ve yargı süreçler�n�n doğrudan muhatabı hâl�ne get�r�lm�şt�r. Son yıllarda, yerel yönet�mler�n �dar� kararlar ve yargı uygulamaları yoluyla s�stemat�k b�ç�mde baskı altına alındığı, seç�lm�ş beled�ye başkanlarına yönel�k soruşturma, tutuklama ve görevden uzaklaştırma mekan�zmalarının yaygınlaştırıldığı görülmekted�r. Bu koşullar altında, yerel yönet�mler�n yetk� ve kaynaklarını doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 665 ‒ etk�leyen Çevre, Şeh�rc�l�k ve İkl�m Değ�ş�kl�ğ� Bakanlığı 2026 Yılı Bütçes� ayrı b�r önem taşımaktadır. Türk�ye’de son yıllarda yerel yönet�mlere yönel�k baskının en görünür alanlarından b�r�, Haz�ne ve İller Bankası paylarının s�yas� sa�klerle kes�lmes� olmuştur. CHP’l� beled�yeler, hukuken kend�ler�ne a�t olan bu kaynakları zamanında alamadıkları �ç�n yatırım planlarını ertelemek, borçlanmaya yönelmek veya h�zmetler� kısıtlamak zorunda kalmaktadır. Oysa bu paylar, beled�yeler�n performansına veya s�yas� terc�hler�ne göre değ�l; yasa gereğ� nüfus ve gel�r kr�terler�ne göre otomat�k olarak aktarılması gereken kaynaklardır. Merkez� yönet�m, kamu kaynaklarını b�r baskı ve kontrol aracı olarak kullanmakta; �kt�dara yakın beled�yelere h�beler, proje onayları ve ek bütçe �mkânları sağlarken, CHP’l� beled�yelere yönel�k s�stemat�k b�r ayrımcılık uygulamaktadır. Bu durum hem yerel yönet�mler�n gücünü kırmakta hem de doğrudan yurttaşların alacağı h�zmetler� etk�lemekted�r. H�zmet� engelleyen beled�yeler değ�l; beled�yeler�n h�zmet üretmes�n� �stemeyen bu ayrımcı yönet�m anlayışıdır. Yerel Yönet�mlere Mal� Destek Mekan�zmaları Zayıflatılmıştır 2026 yılı bütçes�nde yerel yönet�mlere yönel�k genel bütçe �ç�ndek� pay, 2025’tek� %9,2’den %8,8’e düşürülmüştür. Şeh�rc�l�k ve r�sk odaklı bütünleş�k afet yönet�m�n�n toplam bütçe �ç�ndek� payı %2,9’dan %2,7’ye ger�lem�şt�r. Bu oranların düşürülmes�, özell�kle büyükşeh�r ve �lçe beled�yeler�n�n altyapı, su, atık, ulaşım ve afet r�sk azaltımı alanlarındak� yatırım kapas�tes�n� daraltmakta; muhalefet beled�yeler�n� cezalandırıcı b�r z�hn�yet� yansıtmaktadır. KÖYDES g�b� sosyal etk�s� yüksek programlarda 2025’te f��len sıfır harcama yapılmış, 2026’da da anlamlı b�r artış öngörülmem�şt�r. Sındırgı Depremler�: Yerel Kapas�ten�n Güçsüzlüğünün Çarpıcı Örneğ� 10 Ağustos ve 27 Ek�m 2025 tar�hler�nde Balıkes�r Sındırgı’da meydana gelen depremler, pek çok mahallede ağır hasarlı, yıkık ve ac�l yıktırılacak konutların, zarar görmüş t�carethane ve depoların, yıkılmış ahırların ve üret�m tes�sler�n�n ortaya çıkmasına yol açmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 666 ‒ Kırsal mahallelerde yıkık ve ağır hasarlı konut oranı yüksekt�r; b�rçok vatandaş kend� ev�nde barınma �mkânını kaybetm�ş, tarımsal üret�m ve hayvancılık faal�yetler� c�dd� zarara uğramıştır. Sındırgı örneğ�, kırsal yapı stokunun mühend�sl�k h�zmet� almamış, denet�m dışı, düşük mal�yetl� yapılarla dolu olduğunu göstermekted�r. Türk�ye’n�n kırsalında m�lyonlarca yapı benzer r�sk altındadır. Bakanlığın 2026 bütçes�nde; kırsal konutların güçlend�r�lmes�ne, kırsal afet d�rençl� yerleş�m programlarına, köylünün ahır ve depo g�b� üret�m altyapısını onarmasına dönük özel b�r mal� araç ve program öngörülmem�şt�r. Bu boşluk, afet�n yükünü tamamen yerel halkın ve beled�yeler�n sırtına bırakmaktadır. Gebze Arslan Apartmanı: Zem�n–Altyapı–Yapı İl�şk�s�nde Çöken S�stem 29 Ek�m 2025’te Kocael� Gebze Mevlana Mahalles� Issıkgöl Caddes�’nde bulunan Arslan Apartmanı:  2012 ruhsatlı, 2013 iskânlı,  4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu kapsamında denetlenmiş,  2007 Deprem Yönetmeliği’ne göre projelendirilmiş,  Bodrum + zemin + asma + 5 normal kat olmak üzere 8 katlı bir yapı olmasına rağmen zem�n oturması/boşalması neden�yle devr�lerek çökmüştür; 4 yurttaşımız hayatını kaybetm�şt�r. Mak�na Mühend�sler� Odası’nın ön �ncelemeler�ne göre:  Bina üst kota doğru devrilmiş, asma kat seviyesinden kırılmış, temelde kırılma olmaksızın yaklaşık 3 metre zemine batma tespit edilmiştir,  Olaydan bir gün önce zeminde ani deformasyon belirtileri gözlenmiştir,  Çöküşün deprem veya doğa kaynaklı değil, büyük olasılıkla insan faaliyetine bağlı zemin hareketleriyle ilişkili olduğu değerlendirilmiştir. Yapının, Gebze–Darıca Metro Hattı güzergâhı üzer�nde, hattın bacasına yaklaşık 10 metre, en yakın �stasyona 20 metre mesafede bulunduğu; tünel kazılarında yeterl� jeotekn�k �zleme ve denet�m�n yapılıp yapılmadığının bel�rs�z olduğu �fade ed�lmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 667 ‒ Bu olay, yalnızca b�r apartmanın değ�l; altyapı projeler� �le yapı güvenl�ğ� arasındak� koord�nasyonun, zem�n �zleme s�stemler�n�n ve denet�m z�nc�r�n�n çöktüğünü göstermekted�r. Buna rağmen 2026 bütçes�nde büyük altyapı projeler� �ç�n zorunlu, bağımsız zem�n �zleme programlarına, bakanlık–beled�ye–meslek odaları ortak denet�m�ne, zem�n r�sk har�talarının güncellenmes�ne ayrılmış özel b�r kaynak görülmemekted�r. “Yoksullukla Mücadele” Adı Altındak� Kaynaklar Beled�yelere Değ�l, Merkez� Projelere Aktarılıyor K�ra artışları, konut f�yatları ve barınma kr�z� büyükşeh�rler� der�nden etk�lemekted�r. Buna rağmen k�ralık sosyal konut model� bütçede yer almamaktadır. Beled�yeler arsa tahs�s�nde desteklenmemekted�r. Konut kr�z�n�n çözümü �ç�n yerel aktörler devre dışı bırakılmaktadır. Bu yaklaşım, hem sosyal pol�t�kaların merkez�leşt�r�lmes� hem de yerel üret�m kapas�tes�n�n tıkanması sonucunu doğurmaktadır. Konut Pol�t�kaları, Mal�yetler Ve Rant Odaklı Planlama Konut Mal�yetler�ndek� Patlama ve Hedefler�n Gerçekç�l�kten Uzaklığı 2020 yılında 100 b�r�m olan konut mal�yet�, 2025 yılının Ek�m ayında 2.000 b�r�me çıkmıştır. 2020’de 150 b�n TL’ye yapılab�len b�r konut bugün 3 m�lyon TL düzey�nded�r. Bu kadar yüksek mal�yetlerle hem kentsel dönüşüm hem de sosyal konut hedefler�n� sürdürmek mümkün değ�ld�r. Bakanlık hedef� olarak �fade ed�len 500 b�n sosyal konut �ç�n b�r�m mal�yet� �y�mser b�ç�mde 4 m�lyon TL kabul edersek, toplam �ht�yaç yaklaşık 2 tr�lyon TL’d�r. Bütçede bu amaçla ayrılan kaynak �se 100 m�lyar TL’d�r. Bu, hedef�n ancak y�rm� yıllık b�r vadede gerçekleşt�r�leb�leceğ� anlamına gel�r. Ya bütçe gerçekç� değ�ld�r, ya hedefler kağıt üzer�nde tutulmakta, ya da başka alanlara yük b�nd�recek borçlanmalar planlanmaktadır. Üç durum da kabul ed�lemez. Yüzyılın Konut Projes�’nde baktığınız zaman bütün aslan payını y�ne Trakya ve İstanbul almaktadır. Oysa mesela, Adana-Mers�n’�n çok c�dd� b�r konut projes�, konut �ht�yacı ortada �ken orada sadece nüfusun yan� konut sah�b� olmayanların yüzde 10’una konut Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 668 ‒ projes� yapılmaktadır. Aşağıdak� graf�k yoksulların ve ev sah�b� olmayan haneler�n yoğunlaştığı bölgelere devlet el�yle konut yatırımının yeters�z olduğunu �fade etmekted�r. Ülkem�zdek� sorunun gerçek adı “konut sorunu” değ�l, “konuta er�şememe sorunudur”. İnsanların en öncel�kl� hakkı olan barınma hakkı -d�s�pl�nl�, ad�l ve halk yararı gözet�lerek uygulanacak konut pol�t�kaları �le güvence altına alınmadığında- bugün olduğu g�b� çözümsüzlüğe sürüklen�r. Ne var k�, TÜİK ver�ler�ne göre �nşaat mal�yetler� hızla arttığından, konut üret�m� c�dd� b�ç�mde pahalı hâle gelm�şt�r. Örneğ�n, 2025 yılı Eylül ayında �nşaat mal�yet endeks� b�r öncek� yılın aynı ayına göre %23,18 artmıştır. Alt kalemlerde, malzeme endeks� yıllık bazda %19,32, �şç�l�k endeks� �se %30,99 oranında artmıştır. Gerçekten konuta er�ş�m� sağlamak �sten�yorsa öncel�kle Haz�ne mülk�yet�ndek� �marlı arsaların satışını durdurmak; bu arsaların sadece -rant değ�l- toplumsal fayda esaslı sosyal konut projeler� �ç�n kullanılmasını sağlamak; doğrudan konut �ht�yacı olan kes�mler� hedefleyen “sosyal konut” üret�m�n� esas almak gerekmekted�r. Ancak, b�ld�ğ�m�z g�b� rant üzer�ne kurulu h�çb�r projede -�ster kamu �ster özel sektör fark etmeks�z�n- bu yaklaşımı ben�msemek kolay değ�ld�r. Dolayısıyla, bugünkü çerçevede “gerçekten ulaşılab�l�r f�yatlarla konut üretmek” c�dd� �deoloj�k ve yapısal kararlar gerekt�r�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 669 ‒ Konut stoğumuz artmasına rağmen konut sah�pl�ğ� hızla ger�lemekted�r. Konut f�yatları artmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 670 ‒ Yen�şeh�r Bölges�: 150 M�lyon m²’l�k Rant Alanı ve Şeffaf Olmayan Değer Artışı Yen�şeh�r bölges�yle �lg�l� 150 m�lyon metrekarel�k plan alanında:  11 milyon metrekare TOKİ tarafından planlanmakta,  2020’de bu Mecliste imarsız alanların imara açılmasıyla ortaya çıkan değer artışlarını vergilendirmek için düzenleme yapılmış olmasına rağmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 671 ‒  2010’dan sonra bölgede büyük arazi alan kişi ve şirketler, bu imar hareketlerinden ne kadar rant elde ettikleri ve ne kadar değer artış vergisi ödedikleri kamuoyuna açıklanmamaktadır. Köylüden dönümünü 1.000 TL’ye alıp bugün 5–10 m�lyon TL’ye satanların k�m olduğunun saklanması, değer artış verg�s�n�n tahs�latından kamuoyunun haberdar ed�lmemes�; hem bütçe adalet�n� hem de toplumsal adalet� zedelemekted�r. Bu alanlar; askerî alanlar, tarım alanları, su havzaları ve sulak alanlarla �ç �çed�r. Sazlıdere’n�n havza n�tel�ğ�n� kaldırırken aynı bölgede yoğun yapılaşma planları yapmak, İstanbul’un su ve ekoloj�k güvenl�ğ�n� feda etmekt�r. İnsan Merkezl�, Sosyal Adalet Odaklı B�r Kentsel Pol�t�kaya Doğru Cumhur�yet Halk Part�s�, gel�re göre k�ra s�stem�, kamu lojmanlarının sosyal konut s�stem�ne entegrasyonu, yen� yerleş�m alanlarında zorunlu sosyal konut kotası, beled�yelerde sosyal konut �şletmeler�, sosyal k�ralık konut g�b� yapısal çözümler sunmaktadır. Bu öner�ler olmadan barınma kr�z�n�n çözümü mümkün değ�ld�r. Ayrıca �kt�darın 23 yıllık yönet�m�ne rağmen, Cumhur�yet Halk Part�s�’n�n yıllardır savunduğu k�ralık sosyal konut pol�t�kalarının hâlâ hayata geç�r�lmem�ş olması, c�dd� b�r pol�t�ka zaf�yet� ve büyük b�r eks�kl�kt�r. Çevre ve İkl�m Pol�t�kalarında Yen� B�r Parad�gma CHP; ş�rket çıkarlarına göre şek�llenen mevcut model yer�ne kamusal ve ekoloj�k b�r çerçevey� önermekted�r:  Su yönetiminde havza temelli planlama,  Kanal İstanbul’un iptali,  Melen’in rehabilitasyonu ve tamamlanması,  Kömürden adil çıkış,  Deprem atıklarının döngüsel ekonomiye dahil edilmesi,  Temiz hava planlarının kent ölçeğinde uygulanması. Bu yaklaşım, Türk�ye’n�n �kl�m kr�z�yle mücadelede c�dd� b�r sıçrama yapmasını sağlayacaktır. 2026 Bütçes� Halkın Değ�l Rantın Ve İnşaatın Bütçes�d�r Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 672 ‒ 2026 Bütçe Kanun Tekl�f� çevre ve �kl�m programlarını �k�nc� plana �tmekte, yerel yönet�mler�n bütçe payını düşürerek afetle mücadelede en ön safta olan beled�yeler� zayıflatmakta, yoksullukla mücadele adı altında 100 m�lyar TL’y� gerçekte konut ve �nşaat projeler�ne aktarmakta, afet r�skler�n�n azaltılmasını değ�l, merkez� rant projeler�n�n f�nansmanını öncelemekte, su, hava, toprak ve ekos�stem sağlığı �ç�n gerekl� yatırımları yapmamaktadır. Sındırgı’dak� depremler, kırsal yapı stokunun ne kadar kırılgan olduğunu; Gebze’dek� Arslan Apartmanı fac�ası �se “yen�” ve “denet�ml�” den�len yapılarda dah� zem�n– altyapı–yapı �l�şk�s�n�n doğru kurulmadığında can güvenl�ğ�n�n tehd�t altında olduğunu göstermekted�r. Melen ve Sazlıdere’dek� yanlış mühend�sl�k ve planlama terc�hler�, İstanbul’un ve çevre �ller�n su güvenl�ğ�n� zayıflatmakta; yüz m�lyonlarca dolarlık kamu kaynağını heba etmekted�r. Buna karşın sorumlu tek k�ş� hakkında soruşturma yürütülmemekte, kamuoyuna şeffaf b�r hesap ver�lmemekted�r. Bakanlığın adı “Çevre, Şeh�rc�l�k ve İkl�m Değ�ş�kl�ğ�” olsa da bütçen�n ağırlığı şeh�rc�l�k ve �nşaat pol�t�kalarına, çevre ve �kl�m� gölgede bırakan rant odaklı projelere, merkez�leşm�ş, katılımcı olmayan b�r yönet�m anlayışına dayanmaktadır. Bu nedenle 2026 bütçes�, ülken�n çevresel sürdürüleb�l�rl�k hedefler�yle, afet r�skler�n� azaltma gereğ�yle ve halkın barınma hakkıyla bağdaşmamaktadır. Çevre, Şeh�rc�l�k ve İkl�m Değ�ş�kl�ğ� Bakanlığının Bütçes� , �kl�m hedefler�yle uyumlu olmayan, yeş�l dönüşümü ve ad�l geç�ş� desteklemeyen, kaynakları geleceğ�n �ht�yaçları yer�ne günüb�rl�k terc�hlere göre dağıtan b�r bütçed�r. Söz konusu bütçe çevrey�, �kl�m�, suyu, toprağı, doğal varlıkları ve yurttaşların güvenl� barınma hakkını korumadığı; aks�ne merkez�yetç�, �nşaat odaklı, rant ve şeffaflık sorunu der�n b�r yönel�m� sürdürmekted�r. Çevre, Şeh�rc�l�k ve İkl�m Değ�ş�kl�ğ� Bakanlığının Bütçes�n�n görüşülmes� sırasında CHP grubu tarafından ver�len, -Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nın Şeh�rc�l�k ve R�sk Odaklı Bütünleş�k Afet Yönet�m� Programlarını uygulamada daha etk�n olmasını sağlamak �ç�n, Marmara Kentsel Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 673 ‒ Dönüşüm Genel Müdürlüğü’nün �lg�l� alt tert�b�nde yer alan 52 m�lyar TL. tutarındak� yeters�z ödeneğ�n 200 m�lyar TL artırılması, -Çevre ve Şeh�rc�l�k ve İkl�m Değ�ş�kl�ğ� Bakanlığı Bütçes�n�n Toprak ve Su Kaynaklarının Kullanımı ve Yönet�m� Programının �lg�l� alt tert�b�ne 3 m�lyar TL ödenek eklenmes�, -Bakanlık Bütçes�n�n Sürdürüleb�l�r Çevre ve İkl�m Değ�ş�kl�ğ� Programının �lg�l� alt tert�b�nde yer 3.1 m�lyar TL tutarındak� yeters�z ödeneğ�n 40 M�lyar TL artırılması, -Ataması yapılmayan Çevre Mühend�s�, Orman Mühend�s�, Har�ta Mühend�s�, Har�ta Tekn�ker� meslek grubundak� 20 b�n �şs�z genc�m�ze Bakanlık bünyes�nde �st�hdam sağlamak �ç�n 1.5 m�lyar TL ödenek artışı yapılmasını, talep eden önergeler�m�z reded�lm�şt�r. Türk�ye'n�n çevre, şeh�rc�l�k ve �kl�m pol�t�kaları uzun yıllardır plansızlık, rant odaklı büyüme, yeters�z afet yönet�m�, bozulmuş �mar düzen� ve sürdürülemez kaynak kullanımı neden�yle c�dd� b�r kr�ze sürüklenm�şt�r. Kentler yaşanab�l�rl�ğ�n� kaybetmekte, barınma kr�z� der�nleşmekte, doğal alanlar tahr�p ed�lmekte, �kl�m değ�ş�kl�ğ�n�n etk�ler�ne karşı d�rençs�zl�k artmaktadır. Cumhur�yet Halk Part�s� olarak yaklaşımımız nett�r: B�l�m temell� şeh�rc�l�k, güçlü çevre koruma, �kl�m uyumlu kalkınma ve sosyal devlet�n temel b�r unsuru olarak barınma hakkı. Aşağıda CHP �kt�darında hayata geç�r�lecek pol�t�kalar ayrıntılı olarak sunulmaktadır. 1. Kentleşme ve �mar pol�t�kalarını b�l�msel zem�ne oturtacağız Kentler�n sağlıklı gel�ş�m� �ç�n planlama; nüfus, ulaşım, çevre, afet ve �kl�m ver�ler�ne dayalı olmalıdır. Bu kapsamda: • Ülke genel�nde bütüncül mekânsal planlama s�stem� oluşturacağız. • İmar yetk�ler�n� keyf�l�kten arındırıp anal�t�k, çok katmanlı planlama zorunluluğu get�receğ�z. • Şeh�rler�n büyümes�n� rant odaklı değ�l, kamusal faydayı esas alan b�r modelle yöneteceğ�z. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 674 ‒ • Yeş�l alan, sosyal donatı ve kamusal alan standartlarını yükselteceğ�z. • Çevresel etk� değerlend�rmes� süreçler�n� bağımsız uzmanlıkla güçlend�receğ�z. Kentler; doğası, tar�h�, kültürü ve �nsanıyla b�r bütündür. CHP �kt�darında bu bütünlük korunacaktır. 2. Kentsel dönüşümü ad�l, yer�nde ve halk odaklı b�r modele dönüştüreceğ�z Mevcut kentsel dönüşüm uygulamaları “yık–yap” anlayışına dayanmakta; sosyal adalets�zl�k, yer�nden ed�lme ve ekonom�k yük oluşturmaktadır. CHP olarak: • Yer�nde dönüşüm �lkes�n� esas alacağız. • Hak sah�pl�ğ�n�, k�ra yardımlarını ve mal� destekler� ad�l b�r s�steme bağlayacağız. • Dönüşüm projeler�n� bağımsız zem�n etütler�, afet r�skler� ve sosyal etk� anal�zler�yle yöneteceğ�z. • Mahalle kültürünü, topluluk yapısını ve yerel ekonom�ler� koruyacağız. • Dönüşüm projeler�n� şeffaf ve hesap vereb�l�r hale get�receğ�z. H�çb�r yurttaş, ekonom�k veya s�yas� baskıyla yer�nden ed�lmeyecek; dönüşüm sosyal devlet anlayışıyla yürütülecekt�r. 3. Barınma kr�z�n� çözmek �ç�n sosyal konut pol�t�kasını hayata geç�receğ�z Türk�ye’de der�nleşen barınma sorunu p�yasa d�nam�kler�yle çözülemez. CHP olarak: • Kamu öncülüğünde büyük ölçekl� sosyal konut seferberl�ğ� başlatacağız. • Gençlere, öğrenc�lere ve dar gel�rl�lere yönel�k k�ralık konut modeller� gel�şt�receğ�z. • K�racıları koruyan çağdaş k�racılık hukukunu çıkaracağız. • Enerj� ver�ml�l�ğ� yüksek sosyal konut stokunu artıracağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 675 ‒ • Boş duran konutların spekülat�f amaçlarla kullanımını sınırlayacak düzenlemeler yapacağız. Barınma b�r ayrıcalık değ�l, temel b�r haktır; CHP bu hakkı güvence altına alacaktır. 4. Afet yönet�m�n� yen�den yapılandıracağız: Önleme–Müdahale–Yen�den İnşa 6 Şubat depremler� afet yönet�m�ndek� tüm zaf�yetler� ortaya koymuştur. CHP olarak üç ayaklı yen� b�r s�stem� hayata geç�receğ�z: 4.1 Önleme • Fay hatlarında yapılaşmayı kes�n olarak engelleyeceğ�z. • B�l�msel zem�n etütler�n� zorunlu kılacağız. • Yapı denet�m�n� tamamen bağımsız hale get�receğ�z. • R�skl� bölgelerde zorunlu afet önlem planları oluşturacağız. 4.2 Etk�n Müdahale • Türk�ye’n�n �lk 48 saat�n� yönetecek ulusal afet loj�st�k ağını kuracağız. • Beled�yeler, AFAD ve �lg�l� kurumlar arasında gerçek zamanlı ver� paylaşımı sağlayacağız. • Afet durumlarında koord�nasyon �ç�n Ulusal Afet Yönet�m Merkez� oluşturacağız. 4.3 Ad�l Yen�den İnşa • Hak sah�pl�ğ�n� şeffaf ve eş�tl�kç� kr�terlerle bel�rleyeceğ�z. • Yer�nden etmey� değ�l, yer�nde yen�den �nşayı esas alacağız. • Kentsel dönüşümü, afet sonrası �ç�n de sosyal konut model�yle bütünleşt�receğ�z. Afetler karşısında “Nerede bu devlet?” sorusu b�r daha duyulmayacaktır. 5. Ulusal İkl�m Yasası çıkaracağız — Yeş�l dönüşümü kalkınmanın merkez�ne koyacağız Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 676 ‒ Türk�ye �kl�m değ�ş�kl�ğ�n�n etk�ler�ne en açık ülkelerden b�r�d�r. CHP olarak: • Ulusal İkl�m Yasası’nı çıkaracağız. • Tüm yatırımlar �ç�n �kl�m uyum anal�z� zorunluluğu get�receğ�z. • Yen�leneb�l�r enerj� ve enerj� ver�ml�l�ğ�n� şeh�rc�l�k pol�t�kalarıyla entegre edeceğ�z. • Yeş�l altyapı, gölgeleme, yağmur suyu hasadı ve geç�rgen yüzey uygulamalarını yaygınlaştıracağız. • Ulaşımda, b�nalarda ve üret�mde sera gazı azaltım hedefler�n� bağlayıcı hale get�receğ�z. İkl�m güvenl�ğ�, ulusal güvenl�ğ�n ayrılmaz parçasıdır. 6. Doğal varlıkların korunmasını güçlend�receğ�z: Su, toprak, orman ve kıyılar Türk�ye'n�n su kaynakları, ormanları ve kıyıları c�dd� tehd�t altındadır. Bu nedenle: • Ulusal su master planı hazırlayacağız; havza bazlı yönet�m� güçlend�receğ�z. • Yeraltı sularının aşırı kullanımını engelleyeceğ�z. • Kıyıların ve ormanların �mar baskısından korunmasını sağlayacağız. • Maden �z�nler�n� ekoloj�k kr�terlere bağlayacağız. • Kentlerde ısı adalarını azaltacak yeş�l altyapı standartlarını gel�şt�receğ�z. Doğal varlıklar, kuşakların ortak m�rasıdır; s�yasal ve ekonom�k baskılara tesl�m ed�lemez. 7. Çevre yönet�m�n� demokrat�kleşt�recek ve şeffaflaştıracağız • Çevresel etk� değerlend�rme (ÇED) süreçler�n� bağımsız uzman kuruluşlarla güçlend�receğ�z. • Çevre ver�ler�n� açık ver� formatında kamuoyu �le paylaşacağız. • Yerel yönet�mler�n çevre pol�t�kalarında yetk�ler�n� artıracağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 677 ‒ • S�v�l toplumun karar alma süreçler�ne katılımını güvence altına alacağız. Çevre yönet�m� toplumsal katılım olmadan sürdürüleb�l�r değ�ld�r. Sonuç — Yaşanab�l�r, güvenl� ve �kl�me dayanıklı şeh�rler kuracağız CHP �kt�darında şeh�rc�l�k ve çevre pol�t�kaları: • b�l�me, • şeffaflığa, • sosyal adalete, • ekoloj�k dengeye, • afet güvenl�ğ�ne dayanan b�r yapıya kavuşacaktır. B�z: • Kentler� güvenl� ve d�rençl� hale get�receğ�z, • Barınma kr�z�n� çözeceğ�z, • Doğayı ve �kl�m� koruyacağız, • Yatırımları çevresel ve �kl�msel kr�terlere göre yöneteceğ�z, • Bu ülken�n çevres�n�, şeh�rler�n� ve geleceğ�n� güvence altına alacağız. Çevre, Şeh�rc�l�k ve İkl�m Değ�ş�kl�ğ� Bakanlığı’nın görev alanına g�ren tüm pol�t�ka başlıklarını; ulusal güvenl�k, kamu yararı ve sürdürüleb�l�r kalkınma perspekt�f�yle yen�den yapılandırmaya hazırız. XXVIII. KÜLTÜR VE TURİZM Kültür ve Tur�zm Bakanlığı, b�r toplumun “duyuş ve düşünüş b�ç�m�”n� bel�rleyen, �nsanların doğayla ve b�rb�rler�yle olan �l�şk�ler� sonucunda ortaya çıkardığı “madd�- manev� her şey�” kapsayan kültür �le tur�zm g�b� �nsanların gezerek eğlenmes�n�, d�nlenmes�n�, bulunduğu yer�n kültürel, tar�hsel, sosyal, ekonom�k varlığıyla �let�ş�m Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 678 ‒ kurmasını �fade eden etk�nl�kler� düzenleyen, bu etk�nl�kler �ç�n �ht�yaç duyulan kurum ve kuruluşları kuran, yöneten, denetleyen Bakanlık olması neden�yle toplumsal yaşamın her alanına etk� edeb�len b�r kurum olma özell�ğ� göster�r. AKP, �kt�dara geld�ğ� 2002 yılında ayrı bakanlıklar olarak çalışmalarını sürdüren Kültür ve Tur�zm Bakanlıklarını 2003 yılında “Kültür ve Tur�zm Bakanlığı” adıyla tek bakanlık altında b�rleşt�rm�şt�. Doğası gereğ� farklı yapılanmalara sah�p olması gereken ve uğraş konuları �t�barıyla b�rb�r�n� gözet�p gerekt�ğ�nde denetlemes� gereken bu �k� bakanlığın b�rleşt�r�lmes�n�n sakıncalarını yıllardır anlatmaktayız. Bu �k� bakanlığın b�rleşt�r�lmes�n�n amacı; doğal, tar�h�, arkeoloj�k ve kentsel s�t alanlarının statüler�n�n daha kolay değ�şt�r�lerek ülkem�z�n kültürel m�ras alanlarının tur�zm �şletmec�l�ğ�ne kontrolsüzce açılmasından başka b�r şey değ�ld�r. Görev tanımları �çer�s�nde “M�llî, manevî, tar�hî, kültürel ve tur�st�k değerler� araştırmak, gel�şt�rmek, korumak, yaşatmak, değerlend�rmek, yaymak, tanıtmak, ben�msetmek ve bu suretle m�llî bütünlüğün güçlenmes�ne ve ekonom�k gel�şmeye katkıda bulunmak” olan Kültür ve Tur�zm Bakanlığı, onlarca doğal, tar�h� ve kültürel s�t alanı, kıyılar tarumar ed�l�rken sess�z kalmış, bu alanları korumak ve yaşatmak görev�n� �hmal etm�şt�r. Bu bütçe �le tur�zm, kültür ve sanat alanında gerekl� yatırımların yapılması mümkün değ�ld�r Bu yapı içerisinde hizmet birimlerine ayrılan bütçe paylarının büyüklüğü ve harcamalarının koordinasyonu ve yerindeliğini/performansını değerlendirmek, yapılan bütçe sunumuna(açıklaması) göre mümkün değildir. Ancak alt alta yazıldığında yapısal yoğunluğu hissedilebilen teşkilat şemasında turizm fonksiyonun yer alması tümüyle kültür ile turizmin kavramsal olarak yan yana kullanılması alışkanlığından gelen bir zorlamanın sonucudur. İkt�dar tems�lc�ler�, tur�zm sektörünün Ülkem�z ekonom�s�ne olan katkılarından özell�kle döv�z kazancından övünerek bahsetmekte ve bu başarıyı sah�plenmekted�rler. Ülkem�z�n tur�zm d�nam�kler�; yatırımcısı, �şletmec�s�, çalışan emekç�ler�, tur�zm okulları büyük b�r �nanç ve heyecanla ele ele vererek b�r büyük başarıya �mza atmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 679 ‒ Kr�z dönemler� dışında z�yaretç� sayımız ve gel�r�m�z� hep yukarı yönlü artarak büyümüştür.Elbette �ç�nde bulunduğumuz coğrafyanın, �kl�m ve doğanın, sah�p olduğumuz kültürel m�rasın da bunda büyük katkısı vardır. Buradan çıkan başarı h�kâyes�nde h�çb�r ayrım yapmaksızın tüm dolayısıyla k�msen�n ve h�çb�r kurumun bugün övündüğümüz başarı graf�ğ�n� k�ş�selleşt�rme ya da dönemselleşt�rme lüksü bulunmamaktadır. Tur�zm sektörü, �kt�dar ve muhalefet ayrımı olmaksızın s�yaset üstü ve stratej�k b�r sektör olarak görülmel�d�r. Sektörün ayrıcalıklı b�r taleb� olmadan sadece kanunla ver�len haklarını kullanmak �sted�ğ� b�r dönemde Devlet�n tüm kurumlarının b�rb�r�yle uyum �çer�nde hareket etmes� bu anlamda çok öneml�d�r. Kültür ve Tur�zm Bakanlığı mevzuatında yer alan olarak Tur�zm İşletmeler�n�n Bakanlıkla, B�rb�rler�yle Ve Müşter�ler�yle İl�şk�ler� Hakkında Yönetmel�ğ�n; Bakanlığın Teşv�k ve H�mayes� başlığında yer alan; 66. Maddede yer alan “Tur�zm yatırımı ve tur�zm �şletmes� belges� sah�pler� Bakanlığın teşv�k ve h�mayes� altındadırlar. Bakanlık, tur�zm yatırımlarının süreler� �ç�nde gerçekleşt�r�lmes� ve �şletmeler�n beklen�len h�zmet� sağlayab�lmeler� amacıyla belge sah�pler�n�n d�ğer kamu kuruluşları nezd�ndek� sorunlarının prens�pler düzey�nde çözümü konusunda g�r�ş�mlerde bulunur.” hükmü Bakanlığa çok açık b�r görev vermekted�r. Özell�kle, Tarım ve Orman, Çevre, Şeh�rc�l�k ve İkl�m Değ�ş�kl�ğ�, Haz�ne ve Mal�ye Bakanlıkları nezd�ndek� sorunlarının çözümünde Bakanlığın bu yetk� ve sorumluluğunu yer�ne get�rmes� gerekmekted�r. Tur�zm sektörüne �l�şk�n ver�lere göre; her çeyrekte Cumhur�yet tar�h�n�n rekorlarını kırıldığı beyan ed�lse de bunun geçm�ş on yıllardan ber� süre gelen b�r yüksel�ş trend� olduğu ve sadece bu döneme mal ed�lemeyeceğ� açıktır. Ülkem�z bu trend� tak�p ederken öneml� rak�pler�m�z�n de bu trend� tak�p ett�kler� görülmekted�r. Türk�ye, tur�st sayısında �lk beş ülke arasında yer almasına rağmen, tur�zm�n ekonom�k büyüklüğünde d�ğer dest�nasyonların ger�s�nde kaldı. 2024 yılında ekonom�k katkıya göre en büyük 10 tur�zm ekonom�s�: Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 680 ‒ ABD 2,36 tr�lyon dolar Ç�n 1,3 tr�lyon dolar Almanya 487,6 m�lyar dolar Japonya 297 m�lyar dolar B�rleş�k Krallık 295,2 m�lyar dolar Fransa 264,7 m�lyar dolar Meks�ka 261,6 m�lyar dolar H�nd�stan 231,6 m�lyar dolar İtalya 231,3 m�lyar dolar İspanya 227,9 m�lyar dolar WTTC(Dünya Tur�zm ve Seyahat Konsey�) ver�ler�ne göre Türk�ye Tur�zm ve Seyahat Sektörünün Türk�ye Ekonom�s�ne Katkısı yatay b�r sey�r �zl�yor. Tur�zm sektörünün GSYİH İç�ndek� Payı 2023 yılında ₺3,11 tr�lyon (ortalama Dolar kuru 23.74 TL) 131 m�lyar Dolar �le % 12 sev�yes�nde bulunurken, 2024 yılında ₺5 tr�lyon (Ortalama Dolar Kuru 32,78) 152.5 m�lyar dolar �le y�ne yaklaşık olarak % 12 sev�yes�n� korumuştur. UNWTO(B�rleşm�ş M�lletler Dünya Tur�zm Örgütü) ver�ler�ne göre Türk�ye, 2024 yılında uluslararası tur�st gel�ş�nde dünyada 4. sıraya yükselm�şt�r. Bu dönemde Türk�ye, 56.7 m�lyon uluslararası z�yaretç� ağırlamış ve İtalya’yı ger�de bırakmıştır. Türk�ye bu performansıyla, Avrupa ve Akden�z bölges�nde en hızlı büyüyen dest�nasyonlardan b�r� olmuştur. Dünya Tur�zm Örgütü ver�ler�ne göre, tur�zm l�g�nde �lk 5 ülke: Fransa, İspanya, ABD, Türk�ye ve İtalya’dır. Dünya Seyahat ve Tur�zm Konsey� (WTTC), hazırladığı 2025 Çevresel ve Sosyal Araştırması’na göre: seyahat ve tur�zm sektörü, dünya genel�nde her 10 �şten b�r�n� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 681 ‒ desteklem�ş, 2024’te sektör, 126 m�lyon kadın çalışanı desteklerken, Genç çalışan sayısı �se 2024’te 2,3 m�lyon artarak 2019 sev�yes�n� 2,4 m�lyon geçm�şt�r. 2024’te sektör, 3,5 tr�lyon dolarlık verg� gel�r� sağlamıştır. Bu rakam pandem� önces�ndek� en �y� yıl olan 2019’dak� 3,3 tr�lyon dolara kıyasla yüzde 6,1 artış göstererek toplam küresel hükümet gel�rler�n�n yaklaşık onda b�r�ne tekabül etmekted�r WTTC, pol�t�ka yapıcılarını(s�yas�ler�) yen� tur�zm özel verg�ler� uygulamadan önce bu katkıyı d�kkate almaya ve gel�rler� yerel topluluklar �le altyapıya stratej�k olarak yatırım yapmaya çağırmıştır. Seyahat ve tur�zm gel�şm�şl�ğ� sıralamasında tedr�c� b�r yükselmem�z söz konusudur. Ancak bazı ver�ler �nsana ve doğaya saygı duymadan kültürel kaynakları �y�leşt�rmeden tur�zmde yükselmem�z söz konusudur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 682 ‒ Tur�zm açısından reel olarak gel�rlere baktığımızda tablo farklılık göstermekted�r. Her şey dâh�l, s�stem� dolayısıyla Türk�ye'dek� bu paket harcamalar, tur�st gel�rler�n�n yüzde 30'unu oluşturmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 683 ‒ Tur�zm enflasyonunda da açık ara öndey�z. 2025 yılı Eylül ayında, Avrupa ülkeler� �ç�nde tur�zm Otel+Lokanta harcamalarında enflasyonun en yüksek olduğu dest�nasyon % 33,9 �le Türk�ye olmuştur. Eurostat ver�ler�ne göre Türk�ye’y�, % 13,3 �le Romanya �zlerken ana rak�pler�m�zde tur�zm enflasyonu; İspanya’da % 4,4, Fransa’da % 2,2, İtalya’da % 3,7 olmuştur. Haz�ne ver�ler�ne göre, 2025 yılı Ocak-Ek�m dönem�nde otellerden alınan konaklama verg�s� tahs�latı oranı % 90,2 d�r. D�ğer yandan, oteller�n verg�ye konu olan c�rosu da 2024’te 16,3 m�lyar Dolardan % 15,5 artışla 18,9 m�lyar Dolara yükselm�şt�r. Tur�zm Gel�şt�rme Ajansı TGA’nın, tur�zm sektöründen aldığı Tur�zm Payı m�ktarı 2025 yılı Ocak-Ek�m dönem�nde % 6,7 artarak 122,3 m�lyon Dolardan 130,4 m�lyon Dolara çıkmıştır.D�ğer yandan TGA’nın Haz�ne’den (KTB’den aldığı devlet yardımı bu dönemde % 17 daralarak 67,9 m�lyon Dolara �nm�şt�r. Toplamda TGA’nın topladığı toplam kaynak % 3 azalarak yaklaşık 204,1 m�lyon Dolardan 198,3 m�lyon Dolara ger�lem�şt�r.. TCMB ver�ler�nden elde ed�len bulgulara göre, 2024 yılında faal olan 12,611 konaklama �şletmes�n�n % 53’ü kar açıklarken, % 46’sı zarar açıklamıştır. Haz�ne ve Mal�ye Bakanlığı’nın ‘’Tur�zmdek� �st�krarlı görünüm ve �hracat performansımız sürdürüleb�l�r car� denge hedef�m�z� destekl�yor. Markalaşma, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 684 ‒ sürdürüleb�l�rl�k ve yüksek katma değer odaklı pol�t�kalarla mal ve h�zmet �hracatında rekabet gücümüzü artırmaya devam edeceğ�z.” açıklamasının karşılığının sektöre yansıması sektör tarafından beklenmekted�r. Oysa uygulamada açıklanan tur�st sayısı ve tur�zm gel�rler�n�n tümüyle sektörel kazanç algısı ve bakışıyla hala sektöre yen� verg�ler yen� mal� sorumluluklar get�rerek hatta var olanları artırarak yüklenmeye devam ed�lmekted�r. Çok sayıda verg� ve harçların dışında “pay ya da bedel” d�yerek adı b�le tam konamayan bu mal� yükler artık sektörün taşıma kapas�tes�n� zorlar hale gelm�şt�r. Bununla beraber, Kanunen hak ed�lm�ş olan �hracatçı sayılma statüsü kullandırılmamakta ve bu nedenle %5 l�k kurumlar verg�s� �nd�r�m�nden yararlanamamaktadırlar. Tur�zm mevzuatında sıklıkla yapılan değ�ş�kl�ler anlaşılmaz, tak�p ed�lemez b�ç�mde b�r hem kamu hem de özel sektör �ç�n c�dd� b�r karmaşa yaratmaktadır. Mer� mevzuata göre tem�n ed�lm�ş olan belge ve ruhsatlar geçers�z sayılmakta ve yen�lenmes� �stenmekted�r. Bakanlığın �lg�l� kurumlardan talep edeb�leceğ� belgeler �şletmelerden talep ed�lmekte ve farklı kurum ve b�r�mlerden bu belgeler�n tem�n� �stenmekted�r. İşletmeler�n kend� �radeler� dışındak� bürokrat�k süreçler ve zamanaşımları neden�yle önce Tur�zm Belgeler� arkasından da �ş yer� açma ve çalışma ruhsatları �ptal ed�lmekte hatta �şletmeye kapatılmaktadırlar. Bu belgeler�n b�rçoğunun yerel yönet�mlerden tem�n� gerekmekted�r. Ancak özell�kle beled�yelere yapılan baskı ve hukuk dışı uygulamalar neden�yle bu süreçler uzun zaman almakta, standart �şlemler b�le yaratılan ps�koloj�k baskı ortamı neden�yle çok fazla zaman almaktadır. Anayasa Mahkemes�n�n teşebbüs hürr�yet�ne engel olduğu kararına rağmen �natla sürdürülen bu uygulamanın AYM kararına uygun yasal b�r düzenleme ve/veya alt düzenlemelerle b�r an çözüme kavuşturulması gerekmekted�r. Geçt�ğ�m�z ay torba kanun �çer�s�nde yer alan b�r madde �le Tur�zm Teşv�k Kanunu’na yen� b�r ceza� müeyy�de daha get�r�lm�şt�r. Bu kanun artık adının aks�ne b�r ceza kanunu hal�ne dönüşmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 685 ‒ Kur ve mal�yet makasına sıkışmış sektörün mecburen yaptığı f�yat artışı �le gelen z�yaretç� sayılarının geçt�ğ�m�z aylarda nasıl aşağıya çek�ld�ğ� açıktır. B�l�nd�ğ� üzere son aylardak� tur�st sayısındak� toparlanması da sektörün zorunlu f�yat �nd�r�mler� sonucunda gerçekleşm�şt�r. Her ne kadar Bakanlık tarafında Şubat ayındak� İstanbul deprem�, N�san ayındak� H�nd�stan Pak�stan çatışması, Ukrayna Rusya savaşının etk�ler�n� b�le hesaba katılsa da gerçek neden�n f�yat artışı zorunluluğu neden�yle uluslararası pazarda rekabet şartlarının aleyh�m�ze dönmes� olduğu b�l�nmekted�r. Dünyanın önde gelen tur�zm merkezler�nde dest�nasyonların b�r ruhu, b�r odağı, b�r h�kayes� vardır. Artık �nsanlar ülkelere değ�l, o deney�m� yaşatab�len dest�nasyonlara g�tmekted�rler. Özell�kle Antalya’dak� tur�st davranışlarına bakıldığında, “Antalya’ya onlarca kez gelen m�saf�rler�m�z varsa da ve bu müşter� sadakat� g�b� görünse de aslında b�r eks�kl�kt�r. Ver�lere göre tur�stler�n sadece yüzde 38’� tat�l süres�nce otelden dışarı çıkmaktadır. Çünkü onları cezbeden b�r dış deney�m alanı bulunmamaktadır. Bakanlığın yaptığı plan ve stratej�lerde bunu d�kkate alması gerekmekted�r. Türk tur�zm� geçm�ş yıllardak� konforunu kaybetmekted�r. Bunun neden� yalnızca yanlış pol�t�kalar ve enflasyon değ�l b�r ölçüde de doygunluktur. B�r dest�nasyon hedef pazarlarında doygunluğa ulaşab�l�r, 12 ay seyahat ed�leb�len b�r dest�nasyon olmadığınız sürece değ�şen tur�st eğ�l�mler� neden�yle gelen sayıları azalab�l�r gel�rlerde daralma yaşanab�l�r. Sah�l kentler�m�z 12 ay tur�zm yapmaya elver�şl� hala hazır değ�ld�r. Bu bağlamda akılcı davranarak yen� pol�t�kalar bel�rlemel�, sırf b�r hedef bel�rtm�ş olmak sayılarla oynanmamalıdır. Türk tur�zm� 2025 yılının �lk 9 aylık dönem�nde, ülkem�ze gelen tur�stler�n yüzde 95’� sadece 6 şeh�rde konaklamıştır. 81 �l�n bulunduğu ülkem�zde oransal olarak baktığımızda gelen tur�st�n yüzde 95’�n� yüzde 7,5’a denk gelen dest�nasyonlarda konaklamıştır. Tur�zm�n bölgelerarası ekonom�k gel�şm�şl�ğ� dengeleme fonks�yonundan yararlanamadığımız, ekonom�k faydalarını tüm bölgeler�m�ze taşıyamadığımız görülmekted�r. Yatak sayısında c�dd� b�r artış gözlen�rken doluluk oranlarımız düşmekte geceleme sayılarımız �se artmaktadır. Göstergeler� k�m�n, nasıl ölçtüğü g�derek karışan pazarda; tur�st ve z�yaretç� �le bunlardan kazanılan c�roda (gel�r?) artışın, enflasyondan kaynaklanan mal�yet Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 686 ‒ artışlarının kısmen de olsa f�yatlara yansımasıdır. Bu mal�yet ve f�yat denges� �le gel�r�m�z arttı yaklaşımı sağlıklı değ�ld�r. Sayıları farklı yönler�yle ele almak b�r yönü, d�ğer yönü �se açıklandığı varsayılan rakamların �çer�ğ�n� açıklayamamaktır. Türk�ye’n�n hedef k�tles� orta gel�r düzey�d�r. Lüks segmente h�tap eden, ürünler�m�z ve dest�nasyonlarımız olsa da genel pay �çer�ndek� oranı azdır. Türk�ye sınırlı sayıda lüks ürünü olan, tur�zm gel�rler�n� orta gel�r düzey�nden kazanan b�r ülked�r. Ekonom�k daralmanın b�r yansıması olması çok normal. Sokakta kal�tes�zl�k sorunu yıllardır var. Doğru f�yatlandırma, doğru kampanya yönet�m�, dürüst yaklaşımlar gel�şt�r�lmel�d�r. Ayrıca bu yıl b�r zorluk da erken rezervasyon dönem�nde h�ssed�lm�şt�r. Hem �ç hem de dış pazarda güvenl� alan olarak görülen erken rezervasyon s�stem�nde güven kaybı yaşanmıştır. Aylar önce satın alınan tat�l�n başkaları tarafından 2 hafta kala daha ucuza alındığını görüldüğünde b�r daha o bölgeye erken rezervasyonla g�tmey� k�msen�n planlamayacağı aş�kardır. Bakanlık tarafından sıklıkla bel�rt�len çevreye duyarlılık ve sürdürüleb�l�rl�k sert�f�kasyonunda l�der olduğumuz �dd�asının, bu sert�f�kaları alıp çerçevelet�p duvara asmakla sürdürüleb�l�rl�ğe ne ölçüde katkıda bulunulduğu tartışmalıdır. Örneğ�n bu sert�f�kaya sah�p olan oteller su tasarruflarını yüzde 40’a çıkarab�ld�ler m�? Hedef koymak �y� n�yetl� ve güzel b�r çabaysa da konulan hedefler�n gerçekleşmes�n� ölçmek ve denetlemek de o kadar öneml�d�r. Ancak Kartalkaya’dak� otel yangını ve Adıyaman’da yerle b�r olan İs�as otel� fac�ası bu denetleme �şlev�n�n yer�ne get�r�lmed�ğ�n� göstermekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 687 ‒ Türk�ye kend�ne has tur�zm yaklaşımını, sam�m�yet�, sokaktak� düzen� ve en öneml�s� �nsan kaynağını y�t�rmekted�r.. Türk m�saf�rperverl�ğ� Türk tur�zm�n�n en öneml� değerler�nden b�r�d�r. R�sk �se bu bayrağı taşıyan kuşaklar yavaş yavaş emekl�l�k, yorgunluk, küskünlük g�b� nedenlerle sektörde azalmasıdır. Yabancı personel sayısı arttıkça türk m�saf�rperverl�ğ� �majı zayıflayacak, dolayısıyla sıradan b�r dest�nasyon hal�ne gelecekt�r. Önümüzdek� yıllarda yabancı personel sayısı özell�kle y�yecek- �çecek, kat h�zmetler� g�b� bölümlerde artacaktır. 12 ay çalıştırılamayan, yaşam koşulları g�derek zorlaşan ve devlet tarafından da bu konuda herhang� b�r destek göremeyen sektör bu konuda çares�zl�k yaşamaktadır. Tur�zm gel�r�n� artırmanın �lk şartı n�tel�kl� h�zmett�r. N�tel�kl� h�zmet�n �lk şartı �se eğ�t�ml�, güvencel�, hakkı ver�lm�ş çalışandır. Bugün Türk�ye tur�zm�n�n en büyük kr�z�, personel bulamamak değ�l; personel� tutamamaktır. Türk�ye çok zeng�n b�r tar�h ve kültüre sah�pt�r. Bunun �ç�n gelen m�lyonlarca �nsan vardır. Ancak otelden dışarı çıkmak �steyen tur�stler günlük tur �ç�n ortalama k�ş� başı 100 euro g�b� f�yatlarla karşılaşmaktadırlar. İnsanlar Avrupa’da bu f�yatın yarısına b�r ülkeden başka ülkeye seyahat edeb�lmekted�rler. Yıllarca bu kadar ucuz olmasın den�len h�zmetler ş�md� de hedef k�tles�n� hızla kaybedecek kadar pahalı hale gelm�şt�r. Topkapı Sarayı g�r�ş ücret� Luvr’a g�r�ş ücret�n�n neredeyse üç katıdır. Br�t�sh Museum ücrets�zd�r. Bu f�yatların keyf�yetten uzak rak�p anal�z�yle bel�rlenmes� gerekmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 688 ‒ Türk�ye kurak b�r ülked�r. Antalya’dan Muğla’ya g�derken görülen manzara bakılarak ülkem�z� yeş�l sanmak c�dd� b�r yanılsamadır. Türk�ye’n�n çok c�dd� çevre sorunları vardır. Çevre, geleceğ�m�zd�r. Ama �lg�l� Bakanlık neden artan orman yangınlarına yönel�k devlet�n daha fazla yangın uçağı almasını sağlayamıyor ya da HES projes� yapılması uygun değ�l, o bölgede su sorunu yaşanacak den�lememekted�r. Tur�zm sektörü ülke kaynaklarını ver�ml� kullanmakla mükelleft�r. Su, enerj�, toprak, �nsan kaynağı, b�tk�, sah�l k�mseye a�t değ�ld�r. Bunlar ülken�n m�ll� sermayes�d�r. Tur�zm sektörünün devamlılığı �ç�n en öneml� gündem maddes� kaynakları korumak olmalıdır. Ormanlık alanlar azaldıkça ısı adaları oluşmaktadır.. Bugünün Antalya’sı yarın çölleşt�ğ�nde çöl sıcaklarıyla k�m� m�saf�r edeceğ�z? Sorularını ş�md�den sorup çözüm gel�şt�r�lmel�d�r. 2026 bütçes� kültürü ve tur�zm� güçlend�ren değ�l, Başta Bakanlığınızın �şt�gal konularını zayıflatan rekabet gücünü düşüren tüketen b�r bütçed�r. Kültür, b�r ülken�n ruhudur. Sanat, özgürlüğün ses�d�r. Tur�zm, ülken�n dünyaya bakan penceres�d�r. Maalesef bugün Türk�ye, kültür ve tur�zm alanında c�dd� b�r yönet�m kr�z�n�n �ç�nded�r. Kültürel m�rasın korunmasına ayrılan pay düşüktür! Kütüphaneler�n, müzeler�n, t�yatroların bütçes� sınırlıdır! Yerel kültür ve geleneksel sanatlara destek yeters�zd�r! Kıyı şer�tler� taşıma kapas�tes�n� çoktan doldurdu. Bazı bölgelerde hâlâ den�ze doğrudan deşarj yapılıyor, su kal�te raporları düşmekted�r.Atık su arıtma yatırımlarına gerçekç� b�r pay yoktur. Den�z ekos�stem� �zleme programı yoktur. Kıyı taşıma kapas�tes� planlaması yoktur. Tur�zm�n altyapısı sadece otel, yol, haval�manı değ�ld�r; den�zd�r, suyun kal�tes�d�r, kanal�zasyon s�stem�d�r, kıyı ekos�stem�d�r. Sonuç ortada: 2021–2024 arasında Türk�ye Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 689 ‒ kıyılarında “mükemmel su kal�tes�” oranı %85’ten %72’ye düşmüştür. Yan� den�z� k�rlett�kçe, tur�zm�n geleceğ�n� de k�rlet�lmekted�r. Rak�p ülkelere bakıldığında İspanya kıyılarının üçte b�r�n� den�z koruma alanı �lan ett�ğ�n�, İtalya’nın arıtmayı devlet ve yerel yönet�m ortaklığıyla �şlett�ğ� görülmekted�r. Oysa Konaklama verg�s� gel�rler�n�n yerel yönet�mlerle paylaşılması hal�nde bunun ülkem�zde de yapılması mümkündür. Sonuç: Değer kaybı, gel�r kaybı, �maj kaybıdır. Tanıtım atağı takd�re değerse de, altyapı yatırımları tur�zm�n kader�n� bel�rler mah�yetted�r. Antalya’da bazı bölgelerde günlük atık su üret�m� arıtma kapas�tes�n�n yüzde 140’ına ulaşmış durumdadır. Muğla’da yaz aylarında nüfus 8 katına çıkmakta olup , altyapı hâlâ kış aylarının ortalamasına göre kurulmuş durumdadır. Mav� Bayrak tabela ve sayılar üzer�ne kurulu b�r s�stem değ�l, ekos�stem meseles�d�r! İç tur�zm�m�z de sorunlar vardır. Ne yazık k� �ç pazarda c�dd� b�r kan kaybı bulunmaktadır.. İç tur�zmde 2019’un çok ger�s�nde bulunmaktayız. Bu durum özell�kle Ege kıyılarında yer alan �şletmeler� oldukça olumsuz yönde etk�lemekted�r. Enflasyon Kend� �nsanımız enflasyon neden�yle ortaya çıkan f�yat artışları yüzünden bell� sürel� konaklamalı tat�l yapamaz hale gelm�şlerd�r. Özell�kle orta ve alt gel�r grubunda yer alan �nsanlarımız kend� ülkeler�nde günüb�rl�kç� hal�ne get�r�lm�şlerd�r. A�leler yanlarına aldıkları su, b�sküv� vb ürünlerle ücrets�z plajlarda gezg�n davranışıyla seyahat edeb�lmekted�r. Orta ve üst grupta yer alanlar �se günüb�rl�k v�ze g�b� uygulamalar neden�yle yakın sayılab�lecek Yunan adalarını terc�h etmekted�r. Hatta basında yer aldığı üzere alışver�ş �ç�n b�le bu seyahatler� gerçekleşt�renler mevcuttur. Üstel�k her g�d�p gelen�n g�tt�ğ� yerde yaşadığı deney�mler� paylaşmasıyla bu seyahat trend� g�derek artmaktadır. Vatandaşlarımızın özell�kle erken rezervasyon uygulamasına �t�bar ederek çok önces�nden satın aldığı tat�l bedeller�n�n yaz aylarında çok daha ucuza satılıyor olması Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 690 ‒ büyük hayal kırıklığı yaratmıştır. Bu yıllardır başarıyla süregelen erken rezervasyon uygulamasını da �t�barsız hale get�rm�şt�r. Vatandaşlarımızı konaklamalı tat�le yönlend�recek f�nansal önlemler alınmalıdır. Tur�zm �le �lg�l� tanıtma faal�yetler� TGA bütçes�nden (yan� sektörden) d�ğer harcamaların öneml� b�r bölümü DÖSİMM’den karşılanmaktadır. Bu s�z�n �ç�n b�r başarı g�b� görünse de TGA, DÖSİMM ve d�ğer gel�r kaynakları aynı performansla gel�r sağlayamadıklarında yükün y�ne haz�neye tarafından üstlen�lmes� kaçınılmaz olarak görülmekted�r. Dünya �le rekabet� en rahat sağlayan bu sektörü bu bütçeden daha fazla pay alarak Bakanlık yönetmel�d�r. Kültür yolu fest�valler� Kültür yolu fest�val� etk�nl�kler�nde sanatçı seç�m� ve kaşe ücretler�nde şeffaflık yoktur. İlg�l� genel müdürlüğün bütçes� �le harcamaları örtüşmemekted�r. Her ne kadar b�zzat Bakan tarafından sanatçıların Bakanlığa �nd�r�ml� tar�fe uygulandığı ve söz konusu harcamaların Tel�f Hakları Fonu �le DÖSİMM tarafından karşılandığı �fade ed�lse de süreç şeffaflaştırılmalıdır. 2024 yılında bu etk�nl�kler� düzenleyen genel müdürlüğün bütçes� 205,3 m�lyon l�ra olarak bel�rlenm�ş olup, yıl sonunda harcama tutarı 1 m�lyar 813 m�lyon l�raya çıkmış durumdadır. Yan� başlangıç ödeneğ�n�n neredeyse 9 katı harcama yapılmıştır. Bu tutarın 1 m�lyar 715 m�lyon l�ralık kısmının “h�zmet sunumu karşılığı dışarıdan aktarılan kaynak” olarak geçt�ğ�n� görüyoruz. Yan� klas�k bütçe kalemler� üzer�nden değ�l, çeş�tl� özel hesaplar ve gel�rler üzer�nden yürütülen, şeffaflığı tartışmalı b�r yapı söz konusudur. Bu fest�valler �ç�n toplam ne kadar harcama yapıldı? Bu harcamanın ne kadarı sponsorluklardan, ne kadarı bütçeden karşılandı? K�mlerle, hang� şartlarda sözleşme �mzalandı? vb soruların açıklıkla cevaplanması gerekmekted�r.El�m�zdek� ver�ler, sadece 2024 yılında Kültür Yolu etk�nl�kler� �ç�n yaklaşık 1 m�lyar 715 m�lyon l�ranın, yan� 50 m�lyon doların üzer�nde b�r kaynağın kullanıldığını göstermekted�r. Kültür-sanat alanı; keyf�, şeffaf olmayan ve s�yas� rekabet aracı hal�ne get�r�len b�r harcama alanına dönüştürülmemel�d�r. Beled�yelerle yarışmak �ç�n, part�zan b�r etk�nl�k takv�m� oluşturmak �ç�n kamu kaynaklarının hoyratça kullanılmaması gerek�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 691 ‒ Tanıtım tur�zm �ç�n yeterl� m�? Tanıtım bütçes�ne yüz m�lyon dolar daha eklesen�z, en parlak v�deoları çek�lse de b�r haksız tutuklama görüntüsü en parlak tanıtım f�lm�nden daha etk�l�d�r. Dünya ülkem�z� reklamlardan çok, haberlerden �zlemekted�r. Türk�ye’n�n tur�zm �majını bozan den�zler değ�l, hukuksuzluktur. “Neden k�ş� başı tur�zm gel�r� düşük?” sorusunun cevabını b�raz da burada aranması gerekmekted�r. İş �nsanlarına yapılan baskı ve ş�rketlere kayyum atamaları Türk�ye’n�n uluslararası �majını da doğrudan zedelemekted�r. Özgürlükler�n kısıtlandığı ülkeye n�tel�kl� tur�st gelmeyeceğ�, Yargının güven vermed�ğ� yere yatırımcı gelmeyeceğ�, Sanatçıların baskılandığı yerde kültür ekonom�s�n�n büyümeyeceğ�, aş�kardır. Bu koşullarda tur�zm� pazarlamaya, “güvenl� ülkey�z” demeye çalışılsa da bu çel�şk� herkes tarafından görülmekted�r. Bakanlık �ç�n düzenlenen Sayıştay raporuna baktığımızda: Sayıştay’ın söz konusu bulgulara da�r kamu �dares�n�n düzelt�c� adımlar atmaya başladığına �l�şk�n tesp�tler� bulunmakla b�rl�kte, yapılan tesp�tler mevcut durumda çok sayıda muhasebe �şlem�n�n hâlâ mevzuata aykırı b�ç�mde yürütüldüğünü ve sürec�n tamamlanmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu bulguları yıllardır görülmekte ancak neden çözülemed�ğ�n� açıklığa kavuşturulmamaktadır. Yunus Emre Vakfı : Bu vakıfta olan b�ten yolsuzluk �dd�alarına �l�şk�n ne �dar� yaptırımlar ne de yargıya �nt�kal eden konularda kamuoyunu b�lg�lend�recek şeffaf b�r yönet�m sürec� �zlenmem�ş, aks�ne �zlenen sess�zl�k pol�t�kası neden�yle şüpheler artmış ve olumsuz kanaat gel�şm�şt�r. Vakıflar Genel Müdürlüğü 2024 Sayıştay Raporu Bulguları : Sayıştay’ın 2024 yılına a�t Vakıflar Genel Müdürlüğü (VGM) Düzenl�l�k Denet�m Raporu, kamu taşınmazlarının yönet�m�nde c�dd� yapısal sorunlara ve mevzuata aykırı uygulamalara �şaret etmekted�r. Denet�m kapsamında tesp�t ed�len bulgular aynı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 692 ‒ zamanda kamu gel�r�nde kayıplara, hukuk� güvenl�k açıklarına ve eş�tl�k �lkes�ne aykırı uygulamalara zem�n hazırlayan s�stemat�k �hlaller z�nc�r�n� ortaya koymaktadır. Rapor, özell�kle taşınmazların yönet�m�, k�ra uygulamaları, tahs�s süreçler�, �ş avansları ve yurtdışı projeler�nde planlama, uygulama ve denet�m eks�kl�kler�ne �şaret etmekted�r. Ancak d�kkat çeken husus, bu �hlaller�n yıllardır devam ed�yor olmasıdır. Kurum, m�lyonlarca vatandaşın tar�h� ve toplumsal değer� olan vakıf mallarını korumakla yükümlü olmasına rağmen, bu malların ekonom�k değer� ya da kamuya olan katkısı doğru şek�lde değerlend�r�lmemekted�r. En temel sorunlardan b�r�, vakıf taşınmazlarının tapu kayıtlarının mevcut kullanım b�ç�m�yle uyumsuz olmasıdır. Rapor, çok sayıda taşınmazın c�ns�n�n değ�şm�ş olmasına rağmen tapuda hala esk� hal�yle kayıtlı olduğunu; bu durumun hem hukuk� �şlemlerde sorun çıkardığını hem de mal varlığının güncel ve doğru şek�lde değerlenmes�n� engelled�ğ�n� ortaya koymaktadır. Taşınmazların n�tel�ğ�ne �l�şk�n güncel olmayan kayıtlar, kamusal mülk�yet�n şeffaf b�ç�mde yönet�lmes�ne engel olduğu g�b�, olası gel�r get�r�c� �şlemlerde de değer kaybına yol açmaktadır. Ancak Sayıştay raporunda bu durumdan etk�lenen kaç taşınmaz olduğu ya da hang� bölgelerde yoğunlaştığı g�b� kr�t�k ver�ler yer almamaktadır. Bu da kamuoyunun sorunun boyutunu sağlıklı şek�lde görememes�ne neden olmaktadır. Benzer b�ç�mde, rapor vakıf taşınmazlarının öneml� b�r kısmının uzun süred�r ecr�m�s�l karşılığında – yan� hukuk� temel� olmayan, geç�c� b�r ödeme b�ç�m�yle – kullandırıldığını, bu kullanımın kalıcı hale geld�ğ�n� ve k�ra sözleşmes�ne dönüştürülmed�ğ�n� tesp�t etm�şt�r. Özell�kle tahl�ye ed�lmeyen �şgalc�ler neden�yle kamu taşınmazları, f��len bedels�z ya da düşük bedelle uzun sürel� kullanımda kalmıştır. Buradak� sorun yalnızca mevzuat �hlal� değ�l; aynı zamanda doğrudan kamu zararıdır. Z�ra ray�ç değer�n�n altında ecr�m�s�l ödeyen kullanıcılara karşı, aynı n�tel�ktek� taşınmazlar �ç�n �hale yoluyla k�ra ödeyenler�n eş�tl�k �lkes� �hlal ed�lm�ş; ad�l ve rekabetç� b�r s�stem rafa kaldırılmıştır. Daha da çarpıcı olan �se, süres� dolmuş k�ra sözleşmeler�ne �l�şk�n uygulamadır. Sayıştay, süres� 10 yılı geçm�ş çok sayıda k�ra �l�şk�s�n�n �hale yapılmaksızın uzatıldığını; bu durumun 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’na aykırı olduğunu tesp�t etm�şt�r. Söz konusu taşınmazların kaç yıldır �hales�z b�ç�mde kullandırıldığına, k�ra bedeller�n�n ne kadarının güncellenmed�ğ�ne ve toplam kamu gel�r kaybına �l�şk�n ver�ler raporda yer almamakla b�rl�kte, �lg�l� mevzuat oldukça açıktır: Vakıf Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 693 ‒ taşınmazlarında 10 yılın sonunda yen� �hale açılması zorunludur. Bu yapılmadığında hem kamu zararı doğar, hem de yandaşlara veya ayrıcalıklı gruplara �mt�yazlı k�ra hakkı ver�lm�ş olacaktır. Sayıştay’ın d�kkat çekt�ğ� b�r d�ğer alan da �ş avansı ve kred� uygulamalarıdır. VGM tarafından çeş�tl� yatırım ve onarımlar �ç�n yüklen�c�lere ver�len �ş avanslarının öneml� b�r kısmı kullanılmadan �ade ed�lm�şt�r. Rapora göre bazı projelerde �ade oranı %50’y� aşmakta, hatta %80-90 g�b� son derece yüksek düzeylere ulaşmaktadır. Bu, c�dd� b�r planlama eks�kl�ğ�ne �şaret etmekted�r. İhale önces� doğru f�z�b�l�te yapılmadığı, �ş takv�m� sağlıklı b�ç�mde kurgulanmadığı ve avans tahs�sler� keyfî b�ç�mde yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Dahası, kamu kasasında atıl kalan bu paralar hem enflasyon karşısında değer kaybetmekte, hem de farklı kamu yatırımlarında kullanılması gereken kaynakların ver�ms�z b�ç�mde bloke ed�lmes�ne yol açmaktadır. Yurtdışındak� vakıf taşınmazlarına �l�şk�n tesp�tler �se uluslararası düzeyde hesap ver�leb�l�rl�k sorunu doğurmaktadır. Sayıştay, yurtdışındak� mülklerde yapılan yen� yapılaşma ve onarımların usul ve esaslara bağlanmadığını, hang� tür �ş artışı ya da azalışında nasıl karar ver�leceğ� g�b� kr�t�k süreçler�n tamamen �dar� protokollere bırakıldığını bel�rtmekted�r. Bu uygulama, hem Türk�ye’n�n yurtdışındak� mal varlıklarının denet�m�n� zayıflatmakta hem de yolsuzluk ve usulsüzlük r�sk�n� artırmaktadır. Üstel�k �lg�l� projeler�n hang� ülkelerde, ne büyüklükte ve ne mal�yetle yapıldığına da�r temel ver�ler dah� kamuoyuna açık değ�ld�r. Tüm bu uygulamaların üstünde �se kamu kaynaklarının toplam boyutu yer almaktadır. 2024 yılında sadece vakıf taşınmazlarının korunması ve yen�lenmes� �ç�n yapılan harcama 6,45 m�lyar TL’d�r. Taşınmazların değerlend�r�lmes� çalışmaları �ç�n harcanan tutar �se 3,77 m�lyar TL’d�r. Buna karşın, taşınmazların hukuka uygun b�ç�mde tahs�s�, c�ns tash�hler�n�n yapılması, ray�ç değer üzer�nden gel�r elde ed�lmes� g�b� temel uygulamalar dah� yer�ne get�r�lmemekted�r. Başka b�r dey�şle; m�lyarlarca l�ra harcanan b�r s�stemde, en temel mülk�yet ve gel�r yönet�m� uygulamaları aksamakta; kamusal kaynaklar ver�ms�z, hatta potans�yel olarak kayırmacı b�ç�mde kullanılmaktadır. Tüm bu tabloya ek olarak, taşınmazların tahs�s�nde kurumlar arası c�dd� b�r denges�zl�k olduğu da d�kkat çekmekted�r. Örneğ�n, 2024 yılı �ç�nde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından D�yanet İşler� Başkanlığı’na 1083 taşınmaz, vakıflara 260, M�ll� Eğ�t�m Bakanlığı’na �se sadece 191 taşınmaz tahs�s ed�lm�şt�r. Bu dağılım, kamu kaynaklarının Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 694 ‒ �deoloj�k veya pol�t�k terc�hler doğrultusunda yönlend�r�ld�ğ� şüphes�n� doğurmaktadır. Eğ�t�m g�b� temel b�r kamu h�zmet� alanı, tahs�slerde ger�de kalmakta; d�n h�zmetler�yle �lg�l� kurumlar �se orantısız b�ç�mde öncel�klend�r�lmekte görünmekted�r. Devlet T�yatroları: Cumhur�yet�n kültür kurumlarının başında gelen Devlet T�yatroları, son dönemde kamu kaynaklarının kullanımı ve yönet�m anlayışıyla �lg�l� c�dd� �dd�aların odağına yerleşm�şt�r. 2023 yılında Tamer Karadağlı’nın Genel Müdür olarak atamasının ardından kurumda artan harcamalar, tartışmalı uygulamalar ve kadro pol�t�kaları, sanat dünyasında ve kamuoyunda büyük rahatsızlık yaratmıştır. Kurumun mal� ver�ler� �ncelend�ğ�nde, son �k� yılda olağan dışı b�r bütçe artışı d�kkat çekmekted�r. Devlet T�yatroları Genel Müdürlüğü’nün yolluk (harcırah) g�derler�, 2022 yılında 14,6 m�lyon TL �ken 2023’te 34,7 m�lyon TL’ye, 2024 yılında �se 127,8 m�lyon TL’ye yükselm�şt�r. Bu artış oranı yüzde 268 olarak kayıtlara geçm�şt�r. 2025 yılının �lk yarısında da kurumun 55 m�lyon TL’l�k ödeneğ�n� aşarak 84,9 m�lyon TL harcadığı b�ld�r�lm�şt�r. Bu rakamlar, kurumun kısa sürede c�dd� b�r harcama artışı yaşadığını ortaya koymaktadır. Tems�l ve tanıtım g�derler�nde de benzer b�r tablo görülmekted�r. 2024 yılı �t�barıyla bu kalemlerdek� harcama yüzde 115 oranında artmış, toplam tutar 13,3 m�lyon TL’ye ulaşmıştır. Ayrıca kurumun aynı yıl �ç�nde dağıtım amaçlı hed�yeler �ç�n 1 m�lyon TL’l�k b�r harcama gerçekleşt�rd�ğ� tesp�t ed�lm�şt�r. Söz konusu dönemde yapılan harcamaların n�tel�ğ� kadar, yönet�m anlayışına �l�şk�n �dd�alar da end�şe ver�c�d�r. Kurum yönet�m�n�n, turne organ�zasyonlarında sanatçılarla aynı koşullarda konaklamak yer�ne daha lüks otellerde kalmayı terc�h ett�ğ�; turnelerden elde ed�len m�l puanlarının, yönet�c�ler�n k�ş�sel VIP seyahatler� �ç�n kullanıldığı; programlama ve loj�st�k hatalar neden�yle turne masraflarının gel�rler� katladığı öne sürülmekted�r. Bunun yanında, “ortak yapım” olarak tanımlanan t�yatro projeler�n�n yalnızca bel�rl� yönet�c�ler�n oyunlarına tahs�s ed�ld�ğ�, yurt dışı turnelere de y�ne aynı kadroların gönder�ld�ğ� �ler� sürülmekted�r. Bu durum, kaynakların kurumsal �ht�yaçlardan çok k�ş�sel terc�hlere göre dağıtıldığı yönünde c�dd� b�r kuşku yaratmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 695 ‒ Kurumun �ç �şley�ş�nde de eş�tl�k ve l�yakat �lkeler�n�n zedelend�ğ�ne da�r �dd�alar gündemded�r. Çalışanlara yönel�k teşv�k ödemeler�nde ç�fte standart uygulandığı, görev almak �steyen sanatçılara fırsat tanınmazken, uzun süred�r akt�f olarak çalışmayan k�ş�lere aynı teşv�kler�n sağlandığı bel�rt�lmekted�r. Yönet�c� poz�syonlarına yapılan bazı atamaların, profesyonel yetk�nl�kten z�yade k�ş�sel yakınlık esasına göre bel�rlend�ğ� �dd�a ed�lm�şt�r. Devlet T�yatroları’nın son dönemdek� b�let pol�t�kası da tartışma konusudur. B�let f�yatlarının yüksek oranlarda artırılması ve salonların farklı kategor�lere ayrılması, kurumun tar�hsel olarak savunduğu “herkes �ç�n sanat” �lkes�n�n zedelend�ğ� yorumlarına yol açmıştır. Bu uygulamanın, sey�rc� prof�l� arasında ekonom�k temell� b�r ayrışma yarattığı değerlend�r�lmekted�r. Kurum �ç�ndek� yapım ve prodüks�yon süreçler�ne �l�şk�n mal� �dd�alar da kamuoyunda soru �şaretler�ne neden olmuştur. Özell�kle bazı büyük ölçekl� yapımlar �ç�n harcanan bütçeler�n, geçm�ş yıllardak� ortalama oyun mal�yetler�n�n b�rkaç katına çıktığı, ayrıca dışarıdan get�r�len kreat�f ek�plerle yapılan anlaşmaların Devlet T�yatroları’nın kend� kadrolu sanatçılarını ve tasarımcılarını devre dışı bıraktığı bel�rt�lm�şt�r. B�r prodüks�yona ayrılan yüksek bütçen�n, aynı mal�yetle b�rkaç oyunun sahneleneb�leceğ� düzeye ulaştığı �dd�a ed�lm�şt�r. Devlet�n en köklü sanat kurumlarından b�r�n�n, kamu yararı ve sanatsal üret�m yer�ne göster�ş, keyf�l�k ve k�ş�sel çıkar eksenl� b�r anlayışla yönet�ld�ğ� anlaşılmaktadır. Devlet T�yatroları 2024 Sayıştay Denet�m Raporu: Sayıştay’ın Devlet T�yatroları Genel Müdürlüğü (DTGM) �ç�n hazırladığı 2024 yılı Denet�m Raporu, �lk bakışta mal� tabloların doğru ve güven�l�r olduğuna da�r olumlu b�r görüş sunmaktadır. Ancak raporun satır aralarına ve ver�ler�n der�nl�kler�ne �n�ld�ğ�nde, kurumun sanatsal m�syonunu ve kamu kaynaklarının etk�n kullanımını tehd�t eden c�dd� �dar�, mal� ve yapısal sorunlar net b�r şek�lde ortaya çıkmaktadır Raporun en çarpıcı ver�ler�nden b�r�, kurumun bütçes�nde yaşanan olağanüstü artıştır. DTGMye yıl başında ayrılan 2,75 m�lyar TLl�k ödenek, yıl �ç�nde yapılan aktarma ve eklemelerle 3,5 m�lyar TLye yükselt�lm�şt�r. Başlangıç bütçes�ne göre yaklaşık %27l�k bu artış, bütçe planlamasının ne denl� �sabets�z olduğunu ve yeters�z b�r mal� yönet�m anlayışını gözler önüne ser�yor. Bu denl� büyük b�r kaynak artışının hang� ac�l ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 696 ‒ öngörülemeyen �ht�yaçlardan kaynaklandığı, kamuoyuna ayrıntılı olarak açıklanmalıdır. Bu artırılan kaynağın kr�t�k b�r alanda kullanılamamış olmadığı da tesp�tlere yer alıyor. Sermaye g�derler� �ç�n ayrılan 108 m�lyon TLl�k n�ha� ödeneğ�n sadece 74 m�lyon TLs� (%68,5) kullanılab�lm�şt�r. B�r başka dey�şle, t�yatro b�nalarının bakımı, yen� sahneler�n �nşası, modern sahne teknoloj�ler�n�n alımı g�b� kurumun geleceğ�ne yönel�k yatırımlar �ç�n ayrılan kaynağın yaklaşık 34 m�lyon TLl�k kısmı yer�nde saymıştır. Bu durum, DTGMn�n f�z�k� ve tekn�k altyapısının g�derek esk�d�ğ� ve her yere, her şartta ulaşmak şekl�nde açıklanan �dd�alı v�zyonunun, bu yatırımlar yapılmadan gerçekleşt�r�lmes�n�n mümkün olmadığı düşünüldüğünde, end�şe ver�c�d�r. Taşraya kültür h�zmet� götürme �dd�ası, bu yatırımların ertelenmes�yle b�rl�kte anlamını y�t�rmekted�r. Kurumun �nsan kaynakları yönet�m� de en az mal� yönet�m� kadar sorunludur. DTGM bünyes�nde, 5441 sayılı Kanuna tab� sözleşmel�ler, 657 sayılı Kanuna tab� memurlar, 4/Bl� sözleşmel�ler ve sürekl� �şç�ler olmak üzere dört farklı statüde toplam 3049 personel b�r arada çalışmaktadır. Bu karmaşık ve parçalı yapı, aynı çatı altında aynı �ş� yapan �nsanlar arasında eş�ts�zl�klere, sosyal güvenl�k açıklarına ve örgütsel a�d�yet zaf�yet�ne yol açmaktadır. Özell�kle aylık kota �le çalıştırılan statüsündek� sanatçıların durumu, sanat emekç�ler�n�n ne denl� güvences�z koşullara mahkum ed�ld�ğ�n�n açık b�r gösterges�d�r. Sayıştay raporunun üzer�nde en fazla durulması gereken tesp�t� �se, doğrudan yönet�ş�m zaaf�yet� olarak yorumlanab�lecek hassas görevlere �l�şk�n prosedürler�n henüz tamamlanmamış olmasıdır. Kamu �dares�nde hassas görev den�ld�ğ�nde, bütçe hazırlama, kamu �hales� yapma, taşınır/taşınmaz mal yönet�m� g�b� yolsuzluğa açık kr�t�k süreçler anlaşılır. Bu süreçlere �l�şk�n prosedürler�n eks�kl�ğ�, kurumu c�dd� b�r mal� r�sk ve denet�m boşluğu �le baş başa bırakmaktadır. Bu rapor Devlet T�yatrolarının b�r yönet�leb�l�rl�k kr�z� yaşadığını göstermekted�r. Bütçe tahm�nler�ndek� �sabets�zl�kler, yatırımların ertelenmes�, personel rej�m�ndek� adalets�z yapılanma ve en öneml�s� hassas görevlerdek� prosedür eks�kl�ğ�, kurumun Anayasanın 64. maddes�yle kend�s�ne ver�len sanatı ve sanatçıyı koruma görev�n� layıkıyla yer�ne get�rmes�n�n önünde c�dd� engeller oluşturmaktadır. Özetle; 23 yıllık AKP �kt�darı sanatı baskılayan, kültürü t�car�leşt�ren, tur�zm� ranta tesl�m eden yönet�m görünümü verm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 697 ‒ Kültür ve Tur�zm Bakanlığının Bütçes�n�n görüşülmes� sırasında CHP grubu tarafından ver�len, -Bakanlık Bütçes�nde arkeoloj�k kazıların hızlanması �ç�n ek 1 m�lyar TL ödenek konulmasını, -Özel t�yatro ve s�nemalara ver�lecek 116.3 m�lyon TL desteğ�n 400 m�lyon TL daha artırılmasını, -Tur�zm alanında yatırım yapan kamu kurumlarına ve özel sektörün arıtma altyapı yatırımlarına ver�lecek düşük desteğ�nteğ�n 1 m�lyar TL daha artırılmasını, -10 b�n kadar yen� arkeolog ve sanat tar�hç�s� �st�hdamı �ç�n Bakanlık personel ödenekler�ne 9 m�lyar TL ödenek eklenmes�n� talep eden önergeler�m�z red ed�lm�şt�r. Bu �kt�dar kültürü b�r zeng�nl�k değ�l, b�r tehd�t; sanatı b�r değer değ�l, b�r kontrol ed�lmes� gereken alan, tur�zm� �se b�r kamu pol�t�kası değ�l, b�r rant kapısı olarak görmüştür. Bu dönemde, sanat ve kültür kamusal destekten yoksun bırakılmıştır.  Devlet t�yatroları, operaları, orkestraları özerkl�ğ�n� kaybett�.  Fest�valler, konserler, sanatsal etk�nl�kler sansür ve baskıya maruz kaldı.  Genç sanatçılar güvences�z, düşük ücretl� ve destekten yoksun bırakıldı.  Beled�yeler�n kültür pol�t�kalarına s�yas� engeller çıkarıldı. Sanatın nefes� kes�ld�ğ�nde toplumun nefes� kes�l�r. Kültürel m�ras koruması �hmal ed�lm�şt�r.  Arkeoloj�k alanlar, s�t bölgeler�, kıyılar, yaylalar �mar baskısı altına g�rm�şt�r.  Restorasyon pol�t�kaları b�l�msel olmaktan çıktı; �hale odaklı b�r yapıya dönüşmüştür.  Tar�h� alanlarda kaçak yapılaşmanın önü kes�lmem�şt�r. Bu ülke b�nlerce yıllık meden�yetler�n m�rasını yönetemeyen b�r anlayışa mahkûm ed�ld�. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 698 ‒ Tur�zm stratej�s�z bırakılmıştır.  Türk�ye’n�n tur�zm gel�r� artıyor ama tur�zmde b�r�m gel�r artmamaktadır  Tur�zm çeş�tl�l�ğ� artırılamadı; kıyı tur�zm�ne bağımlılık devam etmekted�r  Tanıtım pol�t�kaları profesyonell�kten uzaklaştırılmıştır  Tur�zm çalışanları güvences�z ve düşük ücretl� çalıştırılmaktadır  Çevre tahr�batı tur�zm bölgeler�n� tehd�t eder hâle gelm�şt�r Tur�zmde ülkey� geleceğe taşıyacak b�r v�zyon ortaya konulamamıştır. Sanat Özgür Değ�l, Kültür Korunmuyor, Tur�zm Sıçrayamıyor Bugün Türk�ye kültür ve tur�zmde üç temel kr�z yaşamaktadır: 1. Özgürlük kr�z� Sanatçılar baskı altında, sahne yasakları yaygın, kültürel etk�nl�kler “uygunluk” denet�m�ne tab�. Sanatın özgürlüğü olmadan toplumun yaratıcılığı büyüyemez. 2. Koruma kr�z� Tar�h� kent merkezler�, kültürel varlıklar, arkeoloj�k alanlar tahr�bat altında. Kentleşme baskısı kültürel m�rası tehd�t ed�yor. 3. Stratej� kr�z� Tur�zm gel�rler� potans�yel�n çok altında. Sektör düşük ücret, mevs�msell�k ve yüksek mal�yet baskısı altında. D�j�tal tanıtım, kültür tur�zm�, sürdürüleb�l�rl�k g�b� alanlarda ger� kalmışlık var. Bu tablo kabul ed�lemez. Türk�ye’n�n kültür pol�t�kaları, toplumsal hafızanın korunması, sanatın özgürce üret�lmes�, yaratıcı sektörler�n gel�şt�r�lmes� ve tur�zm gel�rler�n�n sürdürüleb�l�r b�ç�mde artırılması açısından hayat� önemded�r. Kültür ve Tur�zm Bakanlığı’nın mevcut uygulamaları �se bu alanlarda parçalı, plansız ve kamu yararını gözetmeyen b�r yapı oluşturmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 699 ‒ Cumhur�yet Halk Part�s� olarak kültür, sanat ve tur�zm�; ekonom�k büyümen�n, demokrat�kleşmen�n, toplumsal gel�şmen�n ve uluslararası saygınlığın temel unsurları olarak görüyoruz. Bu çerçevede CHP �kt�darında hayata geç�receğ�m�z pol�t�ka ve reformlar aşağıda ayrıntılı b�ç�mde sunulmaktadır. 1. Kültür ve sanat kurumlarını özerkleşt�receğ�z Türk�ye’de kültür ve sanat üret�m�n�n büyümes� �ç�n özgürlük, özerkl�k ve kamusal destek gerekl�d�r. Bu amaçla: • Devlet T�yatroları, Devlet Opera ve Bales�, Devlet Orkestraları ve tüm kültür kurumlarına özerkl�k sağlayacağız. • Kültür-sanat kurumlarının karar alma süreçler�n� s�yasal müdahaleden arındıracağız. • Fest�valler, konserler ve kültürel etk�nl�kler üzer�ndek� �dar� kısıtlamaları kaldıracağız. • Sanatın �fade özgürlüğünü güvence altına alacağız. • Genç sanatçılar �ç�n özel destek fonları kuracağız. Sanatsal üret�m� baskı altına alan tüm düzenlemeler yürürlükten kaldırılacak; kültür pol�t�kası demokrat�k, katılımcı ve özgürlükçü b�r yapıya kavuşturulacaktır. 2. Kültürel m�rası b�l�msel temelde koruyacağız Türk�ye’n�n b�nlerce yıllık kültürel m�rası c�dd� tehd�t altındadır. CHP olarak: • S�t alanları, ören yerler� ve arkeoloj�k bölgeler�n korunmasını b�l�msel kr�terlere göre yöneteceğ�z. • Restorasyon projeler�n� uzmanlık esaslı b�r yapıya kavuşturacağız. • Kıyılar, yaylalar, ormanlar ve doğal s�tler üzer�ndek� �mar baskılarını durduracağız. • UNESCO Dünya M�rası alanlarının yönet�m planlarını güçlend�receğ�z. • Tar�h� kent merkezler�nde bütüncül koruma programları uygulayacağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 700 ‒ Kültürel m�rasın korunmasını yalnızca tur�zm�n değ�l; kültürel k�ml�ğ�n ve toplumsal hafızanın korunması olarak ele alacağız. 3. Tur�zm� sürdürüleb�l�r ve çeş�tlend�r�lm�ş b�r yapıya dönüştüreceğ�z Türk�ye’n�n tur�zm gel�rler�n� artırmak, tur�zm� 12 aya yaymak ve tur�zm çalışanlarının koşullarını �y�leşt�rmek �ç�n: • Sağlık tur�zm�, kültür tur�zm�, gastronom�, termal, doğa, kruvaz�yer ve �nanç tur�zm�n� destekleyeceğ�z. • Tur�zm çeş�tlend�rme master planı hazırlayacağız. • Tur�zm bölgeler�nde çevresel koruma standartlarını yükselteceğ�z. • Tanıtım pol�t�kalarını profesyonel b�r çerçeveye oturtacağız. • Tur�zm çalışanları �ç�n güvencel� çalışma s�stem� oluşturacağız. • Tur�zm yatırımlarını çevre ve kültürel m�ras kr�terler�yle uyumlu hâle get�receğ�z. • Yerel halkın ekonom�k faydasını artıran modeller gel�şt�receğ�z. Amacımız yalnızca tur�st sayısını artırmak değ�l; tur�zmde b�r�m gel�r� yükseltmek ve tur�zm sektörünü uzun vadel�, sürdürüleb�l�r b�r yapıya kavuşturmaktır. 4. Yaratıcı endüstr�ler� stratej�k sektör �lan edeceğ�z Kreat�f endüstr�ler Türk�ye’n�n genç �ş gücü �ç�n yüksek katma değerl� alanlardır. CHP olarak: • Tasarım, s�nema, müz�k, oyun teknoloj�ler�, an�masyon, d�j�tal medya g�b� alanlara doğrudan destek sağlayacağız. • Kültür ekonom�s�n� büyütecek teşv�k programları uygulayacağız. • Yerel yaratıcı g�r�ş�mlere ve bağımsız sanatçılara proje fonları açacağız. • D�j�tal kültür ve arş�v projeler�n� ulusal ölçekte destekleyeceğ�z. Bu alanlar hem ekonom�k büyümeye hem de kültürel çeş�tl�l�ğe katkı sağlayacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 701 ‒ 5. Müzeler� ve kültür varlıklarını d�j�talleşt�receğ�z Kültürel m�rasın korunmasını ve er�ş�leb�lmes�n� artırmak amacıyla: • Ulusal d�j�tal müze ve arş�v s�stem�n� kuracağız. • Ören yerler�nde d�j�tal rehberl�k, sanal tur ve akıllı z�yaretç� s�stemler�n� yaygınlaştıracağız. • Koleks�yonların kataloglanmasını ve uluslararası standartlara uygun korunmasını sağlayacağız. Bu çalışmalar Türk�ye’n�n kültürel varlıklarını hem koruyacak hem de dünyaya tanıtacaktır. 6. Kültürel eş�tl�ğ� ve er�ş�m� güçlend�receğ�z Kültür pol�t�kalarının ülken�n her bölges�ne yayılması �ç�n: • Kültür merkezler� ve kütüphaneler� ülke genel�ne yayacağız. • Çocuklar ve gençler �ç�n ücrets�z kültür-sanat er�ş�m programları oluşturacağız. • Yerel kültürel üret�m� ve halk sanatlarını destekleyeceğ�z. Kültür, sadece büyük şeh�rler�n değ�l, tüm ülken�n hakkıdır. Sonuç — Kültürü Özgürleşt�ren, M�rası Koruyan, Tur�zm� Büyüten B�r Pol�t�kayı Hayata Geç�receğ�z CHP �kt�darında kültür ve tur�zm pol�t�kalarının temel �lkeler�; özgürlük, kamusal yarar, sürdürüleb�l�rl�k, b�l�msel koruma, bölgesel eş�tl�k ve ekonom�k çeş�tl�l�k olacaktır. B�z: • Sanatı özgürleşt�receğ�z, • Kültürel m�rası koruyacağız, • Tur�zm� çeş�tlend�receğ�z, • Yaratıcı sektörler� büyüteceğ�z, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 702 ‒ • Türk�ye’y� kültürüyle ve tur�zm�yle güçlend�receğ�z. XXIX. HUKUK VE ADALET Türk�ye Cumhur�yet�, toplumun huzuru, m�ll� dayanışma ve adalet anlayışı �ç�nde, �nsan haklarına saygılı, Atatürk m�ll�yetç�l�ğ�ne bağlı, başlangıçta bel�rt�len temel �lkelere dayanan, demokrat�k, la�k ve sosyal b�r hukuk Devlet�d�r. (Türk�ye Cumhur�yet� Anayasası 2. Madde) Yargı yetk�s�, Türk M�llet� adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır. (Türk�ye Cumhur�yet� Anayasası 9. Madde) Türk�ye Cumhur�yet�’n�n Hukuk Devlet� n�tel�ğ� ve yargı bağımsızlığı Anayasamız tarafından güvence altına alınmıştır. 16 N�san 2017 yılında yapılan referandumla oylanan Anayasa değ�ş�kl�ğ� �le Türk�ye’de demokrat�k parlamenter s�stem son bulmuş, yer�ne gelen Cumhurbaşkanlığı Hükümet S�stem� �le �kt�dar sah�pler�, gerek yapmış olduğu düzenlemeler, gerekse f��l� uygulamalarıyla Türk�ye’n�n Cumhur�yet Tar�h� boyunca elde ett�ğ�, demokrat�k, anayasal ve kurumsal b�r�k�mler�n�n büyük bölümünü kaybetmes�ne neden olmuştur. Yen� s�stemle b�rl�kte sadece demokras�m�z, hukuk s�stem�m�z ve anayasal b�r�k�mler�m�z yara almamış, Türk�ye yönetsel anlamda da büyük b�r g�rdabın �ç�ne �t�lm�şt�r. Bu yen� s�stemle b�rl�kte �kt�darın denetleneb�l�rl�kten ve hesap vermekten uzak devlet anlayışı ne yazık k� yerleş�k b�r devlet anlayışı hal�ne gelm�şt�r. Demokrat�k tüm rej�mler�n en temel n�tel�kler�nden b�r� güçler ayrılığı ve �kt�darların denetleneb�l�r olmalarıdır. Bu nedenle demokrat�k ülkelerde �kt�darlar, yasama, yargı, medya ve bağımsız denge ve denetleme mekan�zmaları �le sınırlandırılır. 2017 yılında hayata geç�r�len Cumhurbaşkanlığı Hükümet S�stem� �le Türk�ye’de �kt�darın sınırlandırılması b�r yana, tüm erkler tek k�ş�de toplanmış, medya neredeyse tekelleşt�r�lerek büyük bölümü �kt�dar yanlısı hal�ne get�r�lm�ş, yargı baskı altına alınmış ve denge ve denetleme kurumları ve bu kurumlarda bürokratlar adeta �ş yapamaz hale get�r�lm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 703 ‒ Tüm bunların sonucunda denet�mden uzak ve hesap verme sorumluluğundan kaçan �kt�dar yen� s�stem sayes�nde elde ett�ğ� gücü b�rçok alanda kötüye kullanmış, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolaşma yoluna g�tm�ş başta bürokras� olmak üzere yaratılan l�yakatsızlaştırma kültürü adeta yönetsel b�r yıkıma yol açmıştır. Bu saydıklarımız yaşanırken en ağır yarayı maalesef yargımız ve hukuk s�stem�m�z almıştır. Her alanda yaşanan adalets�zl�kler toplumu umutsuzlaştırırken, adalet s�stem�m�zdek� çarpıklık yurttaşlarımızın yargıya olan güven�n� �se y�t�rmes�ne neden olmuştur. AKP �kt�darları dönem�nde artan ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet S�stem�ne geç�şle hız kazanan hukuksuzluklar ve yargının s�yasallaşması bugün kaldırılamaz boyuttadır. S�yasallaşan yargı, �kt�dar tarafından demokrat�k muhalefet�, �fade özgürlüğünü ve az da olsa kalan bağımsız medyayı çembere alarak sopa olarak kullanılmış ve tüm aykırı sesler� bastırarak s�nd�rme aygıtına dönüştürülmüştür. Türk�ye’de temel hak ve özgürlükler�n normat�f düzlemde güvence altına alınması �le bu güvenceler�n f��l� uygulamadak� görünümü arasındak� fark, son yıllarda g�derek der�nleşen b�r hukuksal tartışma alanı yaratmaktadır. Bu farklılaşmanın en bel�rg�n şek�lde ortaya çıktığı alanlardan b�r�, muhalefet�n s�yasal faal�yetler�ne yönel�k sınırlamalar, �fade özgürlüğünün daraltılması, toplantı ve göster� yürüyüşü hakkının s�stemat�k olarak kısıtlanması ve yargı bağımsızlığı üzer�nde oluşan baskının g�derek bel�rg�nleşmes�d�r. Bu nedenle, Türk�ye Cumhur�yet� Anayasası’nın ç�zd�ğ� çerçeven�n teor�k mah�yet� �le bu çerçeven�n uygulamadak� etk�l�l�ğ�n� karşılaştırmalı b�ç�mde ele almak, güncel hukuksal sorunları kavramak açısından zorunluluk hal�n� almıştır. Türk�ye’de temel hak ve özgürlükler�n anayasal güvenceler� �le s�yasal prat�k arasındak� bağın büyük ölçüde koparıldığı, özell�kle muhal�f s�yasal aktörlere, s�v�l topluma, basın ve �fade özgürlüğünü kullanan b�reylere yönel�k uygulamalar bağlamında s�stemat�k şek�lde �kt�dar el�yle baskı pol�t�kası uygulandığının altının ç�z�lmes� gerekmekted�r. Hukukun genel �lkeler�, uluslararası �nsan hakları standartları, Anayasa Mahkemes� ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemes� �çt�hatları �le anayasal devlet teor�s�n�n temel ölçütler� ağır b�ç�mde ç�ğnend�ğ�nden bu dönem� tar�he not düşmek adına söz konusu Adalet Bakanlığı 2026 Bütçes� muhalefet şerh�n�n yalnızca parasal ya da sayısal düzlemde Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 704 ‒ ele alınamayacağı değerlend�r�lerek ülkem�z�n sürüklend�ğ� baskı rej�m�n�n etk�ler�ne değ�nmek gerekt�ğ� sonucuna varılmıştır. ANAYASAL DEVLET VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ Anayasal devlet �lkes�n�n özü, devlet gücünün kaynağını, kullanımını ve sınırlarını bel�rl�, öngörüleb�l�r ve bağlayıcı normlara tab� kılmasıdır. Anayasa yalnızca normlar h�yerarş�s�n�n tepes�nde yer alan met�n değ�l; aynı zamanda kamu gücünün keyf�l�ğ�n� engelleyen b�r s�yasal sözleşmed�r. Bu bağlamda temel hak ve özgürlükler, devlet�n lütfu veya s�yasal �kt�darın takd�r�ne bağlı b�r ayrıcalık değ�l; toplumun bütününe a�t devred�lemez hukuk alanlarıdır. Türk�ye Cumhur�yet� Anayasası’nın başlangıç bölümü ve �lk maddeler�, �nsan hakları ve hukuk devlet� �lkeler�n� devlet örgütlenmes�n�n merkez�ne yerleşt�r�r. Ancak anayasal güvenceler�n prat�ktek� karşılığının değerlend�r�leb�lmes�, soyut normların yanı sıra bu normların uygulanma b�ç�m�n� bel�rleyen s�yasal ve kurumsal koşulların da �ncelenmes�ne bağlıdır. Z�ra hukukun üstünlüğü �lkes�, yalnızca b�r normat�f beyan değ�l; etk�n denet�m mekan�zmaları, bağımsız yargı ve temel haklara �l�şk�n sınırlamaların zorunluluk, ölçülülük ve demokrat�k toplum düzen�n�n gerekler�ne uygunluk test�nden geç�r�lmes�yle hayata geçer. N�tek�m, Türk�ye’de hukukun üstünlüğü �lkes�n�n yok sayılması sonucu doğuran olayların g�t g�de artarak tüm s�stem� ele geç�rmes�, uluslararası endekslere de yansımıştır. Türk�ye, Dünya Adalet Projes�’n�n 2023 Hukukun Üstünlüğü Endeks�’nde 0.41 puan �le 142 ülke arasında 117’nc� sırada yer almıştır. Benzer b�ç�mde, Uluslararası Demokras� ve Seç�m Yardımı Enst�tüsü'nün 2023 yılı raporuna göre Türk�ye Hukukun Üstünlüğü kategor�s�nde 173 ülke arasında 148; Avrupa'da 45 ülke �çeres�nde �se sondan �k�nc� sıradadır. Son b�r yıl �ç�nde Türk�ye’de hukuk devlet� �lkes�, kuvvetler ayrılığı doktr�n�, anayasal düzene �l�şk�n sınırlamalar ve yargı bağımsızlığı bakımından olağanüstü b�r ger�leme yaşanmıştır. Bu ger�leme sadece münfer�t olaylardan �baret değ�ld�r; aks�ne kurumsal n�tel�kte, s�stemat�k b�ç�mde �lerleyen ve kamu otor�tes� tarafından teşv�k ed�len b�r dönüşüm n�tel�ğ�nded�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 705 ‒ Anayasal denge ve denet�m mekan�zmalarının aşınması Türk�ye Cumhur�yet� Anayasası, yasama, yürütme ve yargının kend� alanlarında ancak hukuk çerçeves�nde hareket etmes�n� öngörmekted�r. Fakat son dönemde yürütme erk�n�n yargı üzer�ndek� etk�s� bel�rg�n b�ç�mde artmış; atamalar, soruşturmalar, d�s�pl�n süreçler�, gözaltılar, �dd�anameler ve yargısal kararlar açısından hukuksuzluk, yerleş�k b�r düzen hal�ne get�r�lm�şt�r. Adalet Bakanlığı Bütçes�n�n, muhalefete baskı aracı ve çok part�l� yaşamı sona erd�rme gayret�n�n b�r f�nansmanına dönüşmüş olması karşısında son dönemde yaygınlaştırılan baskı ve hukuksuz uygulamalara değ�nmek, tar�he not düşmek gerekmekted�r. Anayasa Mahkemes� (AYM) tarafından ver�len hak �hlal� kararlarının uygulanmaması, mahkemeler arasındak� h�yerarş�k bağın kırılmasına yol açmıştır. Yerel mahkemeler�n AYM kararını tanımaması, anayasal düzen�n temel normlarını zayıflatmış ve yargı b�rl�ğ� �lkes�n� f��len �şlemez hale get�rm�şt�r. Anayasa’nın 11 ve 153’üncü maddeler� uyarınca uyulması zorunlu AYM kararlarının �lk derece mahkemeler�nce tanınmamasının anayasal düzen� f��len ortadan kaldıran b�r n�tel�ğe sah�p olduğu, mahkemeler arasındak� h�yerarş�y� alt üst ett�ğ� açıktır. Buna rağmen, Hak�mler ve Savcılar Kurulu (HSK), söz konusu hak�mler ve savcılar hakkında h�çb�r tasarrufta ve yaptırımda bulunmayarak anayasaya başkaldırma cüret� gösteren yargıçları adeta ödüllend�rm�ş, cesaretlend�rm�şt�r. Bu durum, hukuk devlet� olma �dd�asını ortadan kaldıran b�r otor�ter rej�m prat�ğ�d�r. İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından yapılan araştırmaya göre Türk�ye’de yargıya müdahale ed�lmes�n�n artık yerleş�k b�r sorun olduğu ortaya konulmuştur. Bunun en net örneğ� Cumhur�yet Halk Part�s�’n�n Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşeh�r Beled�ye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelt�len soruşturma ve kovuşturmalardır. İkt�darın kend�s�ne rak�p ve s�yas� �st�kbal�ne tehd�t olarak gördüğü b�r s�yasetç�ye yönel�k yargı el�yle sürdürdüğü hukuksuzluk zulmü, yargının s�yasallaşmasının en net del�l�d�r. ANAYASA MAHKEMESİNE YAPILAN BİREYSEL BAŞVURULAR Anayasa Mahkemes�’ne yapılan b�reysel başvurulara �l�şk�n sayısal ver�ler, derece mahkemeler�n�n vatandaşa hukuk ve adalet sağlayamadığını ortaya koymaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 706 ‒ Türk�ye’de b�reysel başvuru kurumunun kuruluş gerekçes�, derece mahkemeler�n�n hak �hlaller�n� önleyememes� �ht�mal�ne karşı son çare �şlev� görmekt�. Bugün ortaya çıkan tablo �se bu mekan�zmanın b�r �st�sna olmaktan çıkıp b�r rut�n hal�ne geld�ğ�n�, yan� �hlal�n s�stem�k olarak üret�ld�ğ�n� göstermekted�r. Kurulduğu günden bu yana 686 b�n� aşan başvuru sayısı, vatandaşın adalete er�ş�m kanallarının �lk aşamada tıkandığını ve hak arama hürr�yet�n�n f��len AYM kapısına yığıldığını kanıtlamaktadır. Bu yoğunluk, b�reysel başvurunun amacını çarpıtarak AYM’y�, �lk derece yargısının �şlevs�zl�ğ�n� telaf� etmeye zorlanan b�r “onarım merkez�”ne dönüştürmüştür. Anayasa Mahkemesi’ne kurulduğu tarih olan 23 Eylül 2012'den 30 Haziran 2025'e kadar 686 bin 484 bireysel başvuru yapıldı.  Yüksek Mahkeme bu başvurulardan 573 bin 180'ini sonuçlandırdı.  Yüksek Mahkemenin derdest dosya sayısı ise 113 bin 304 olarak kayıtlara geçti.  Bu yılın ilk 6 ayında Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sayısı 36 bin 31 oldu.  AYM, 13 yıllık sürede 79 bin 565 dosyada hak ihlali kararı verdi.  AYM bugüne kadar toplamda;  56 bin 443 makul sürede yargılanma hakkı,  7 bin 587 adil yargılanma hakkı,  5 bin 813 mülkiyet hakkı,  4 bin 552 ifade özgürlüğü,  Bin 976 özel hayat ve aile hayatına saygı,  Bin 548 toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ve diğer haklara yönelik ihlal kararı verdi. Mahkemen�n 573 b�nden fazla dosyayı sonuçlandırmış olması n�cel�ksel olarak etk�ley�c� görünse b�le, 113 b�n� aşan derdest dosya gerçeğ�, s�stem�n talepler� karşılamada yapısal olarak yeters�z kaldığını açık ed�yor. Bu b�r “�ş yükü sorunu” değ�l, �lk derece yargısının hak eksenl� yaklaşımı ben�mseyememes�n�n doğal sonucudur. Her altı ayda on b�nlerce yen� başvuru yapılması, hukuk� güvenceler�n teor�de kalıp prat�kte uygulanmadığını ortaya koymuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 707 ‒ En çarpıcı ver�, 79 b�nden fazla dosyada ver�len �hlal kararlarıdır. Bu sayı, b�reysel başvurunun varlığını gerekçelend�ren münfer�t hataların çok ötes�nde, yargı prat�ğ�nde yerleşm�ş b�r z�hn�yet sorunu olduğunu �spatlamaktadır. Hang� hakların en çok �hlal ed�ld�ğ�ne bakıldığında �se Türk�ye’dek� yargısal �kl�m�n n�tel�ğ� daha da bel�rg�nleşmekted�r. Makul sürede yargılanma hakkına �l�şk�n 56 b�n� aşan �hlal, adalet�n gec�kt�r�lmes�n�n �st�sna değ�l kural olduğunu göstermekted�r. 7 b�nden fazla ad�l yargılanma hakkı �hlal�, mahkemeler�n tarafsızlık, gerekçe, del�l değerlend�rmes�, yargılama süres� ve s�lahların eş�tl�ğ� g�b� en temel standartlarda b�le sorun yaşadığını ortaya koymaktadır. Mülk�yet hakkı �hlaller�n�n bu denl� yüksek olması, �daren�n keyf� uygulamalarının, kamusal gücün ekonom�k haklara müdahales�n�n yaygınlığını göster�r n�tel�kted�r. İfade özgürlüğü �hlaller�, s�yasal alanın daraldığını ve vatandaşın ceza tehd�d� altında tutulduğunu kanıtlamaktadır. Toplantı ve göster� yürüyüşü hakkına �l�şk�n �hlaller �se, kamusal alanda muhal�f varlığın s�stemat�k b�ç�mde bastırıldığını ortaya sermekted�r. S�yasal �kt�darın hukuka yaklaşımı, bu tabloyu �st�sna� değ�l normal b�r uygulama hal�ne get�rmekted�r. Çünkü �hlaller� üreten mekan�zmalar değ�şmemekte: bağımsız olmayan yargılama süreçler�, ölçüsüz �dar� tasarruflar, keyf�leşm�ş kolluk uygulamaları, yürütme organının eleşt�r�ye tahammül etmeyen yapısı ve yargı üzer�ndek� pol�t�k baskı günden güne artmaktadır. Saray tal�matlarıyla �şleyen ulusal yargıdak� acı durum, uluslararası alana da yansımıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemes�’ne en çok �hlal başvurusu yapılan ülke Türk�ye’d�r. 2025 yılı �t�bar�yle AİHM’de bekleyen her 100 davadan 35’�n� Türk vatandaşlarının yaptığı başvurular oluşturmaktadır. Türk�ye 2024 yılında en çok 'ad�l yargılanma hakkının �hlal�' ve 'güvenl�k ve özgürlük hakkının �hlal�' konularında mahkûm ed�lm�şt�r. AİHM’�n en çok emsal karar verd�ğ� ülke Türk�ye olmuştur. Anayasa’nın 2. maddes� �le bel�rt�len “Hukuk Devlet�” kavramı, AKP �kt�darı tarafından ç�ğnenm�ş ve yok sayılmıştır. Özell�kle son zamanlarda ülkem�zde yaşanan gel�şmeler, hukuk devlet� �lkes� anlamında büyük �rt�fa kaybetmem�ze neden olmuştur. Yakın geçm�ş�m�ze baktığımızda, AKP dönem�nde hukuksuzluğun olağan düzen hal�ne get�r�ld�ğ�n� ve adalet mekan�zmasının �şlevs�z bırakıldığını söylemek mümkündür. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 708 ‒ ANAYASA MAHKEMESİ VE AİHM KARARLARININ SİSTEMATİK ŞEKİLDE UYGULANMAMASI Anayasanın f��len askıya alındığı b�r dönemden geç�lmekted�r. Anayasa Mahkemes� ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemes� kararlarının uygulanmaması artık �st�sna değ�l, kural hal�n� almıştır. Can Atalay hakkında ver�len açık �hlal kararına rağmen tahl�ye sağlanmamış, m�lletvek�ll�ğ� düşürülmüş; bu durum anayasal düzen� hedef alan ağır b�r yargı kr�z�ne dönüşmüştür. Tayfun Kahraman, Osman Kavala, Selahatt�n Dem�rtaş ve F�gen Yüksekdağ hakkında ver�len AİHM ve AYM kararlarına rağmen f��l� durum değ�şt�r�lmem�şt�r. Bu kararların uygulanmaması, Türk�ye’n�n uluslararası yükümlülükler�n� �hlal ett�ğ�n� göstermekted�r. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmes�’n�n 5. ve 18. maddeler�n�n �hlal� anlamına gelen bu durumlar ülkem�z�n uluslararası arenadak� hukuk� �t�barını zedelemekted�r. Ülkem�zde AİHM ve AYM kararlarını s�stemat�k olarak yok sayılmaktadır. Anayasa Mahkemes�’n�n �ptal ett�ğ� düzenlemeler�n neredeyse h�çb�r değ�ş�kl�k yapılmadan yen�den yasalaştırılması, yasama yetk�s�n�n Anayasa’ya karşı b�r araç hal�ne get�r�ld�ğ�n� göstermekted�r. Hukuk� güvenl�k �lkes� yok ed�lm�ş, öngörüleb�l�rl�k ortadan kalkmıştır. Hukuk� güvenl�k �lkes�n�n yok ed�lmes�, vatandaşların ve kurumların, yasaların uygulanab�l�rl�ğ� ve öngörüleb�l�rl�ğ� konusunda c�dd� kaygılar yaşamasına yol açmaktadır. Bu koşullarda Adalet Bakanlığı bütçes�n�n “hukukun üstünlüğü” adına savunulab�lmes� mümkün değ�ld�r. Uygulamada gözlemlenen �hlaller, yalnızca b�reysel hak kayıplarıyla sınırlı kalmayıp, demokrat�k denet�m mekan�zmalarının çökert�lmes�ne ve kamu v�cdanının zedelenmes�ne yol açmıştır. Özell�kle AYM ve AİHM kararlarının uygulanmaması, Türk�ye’n�n uluslararası yükümlülükler�ne aykırılık yaratmakta, ülken�n �t�barını ve hukuk� güvenl�ğ�n� der�nden sarsmaktadır. Anayasa Mahkemes�’n�n �ptal ett�ğ� düzenlemeler�n neredeyse h�çb�r değ�ş�kl�k yapılmadan yen�den yasalaştırılması, yasama yetk�s�n�n Anayasa’ya karşı b�r araç hal�ne get�r�ld�ğ�n� göstermekted�r. Hukuk� güvenl�k �lkes� yok ed�lm�ş, öngörüleb�l�rl�k ortadan kalkmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 709 ‒ Bütün bu olgular, Adalet Bakanlığı bütçes�n�n hukukun üstünlüğü adına savunulmasını �mkânsız hâle get�rmekted�r. Bakanlık, mevcut bütçes�yle sadece yargının �şley�ş�n� sürdürmekle kalmayıp, aynı zamanda s�stemat�k �hlallere f�nansal altyapı sağlayarak sürec� sürdürmekted�r. TAYFUN KAHRAMAN KARARI Tayfun Kahraman hakkında ver�len yargı kararları ve bu kararlara �l�şk�n Anayasa Mahkemes�’n�n �hlal tesp�t�n�n uygulanmaması, yen�den yargılama yapılmaması, ceza yargılaması hukuku ve anayasal düzen bakımından çok katmanlı b�r sorun ortaya koymaktadır. AYM’n�n b�reysel başvuru kararları, Anayasa’nın 11 ve 153. maddes� uyarınca yasama, yürütme ve yargı organları dah�l tüm makamları bağlayıcı n�tel�kted�r. Bu bağlayıcılık, kararın �çer�ğ�ne veya mahkemen�n değerlend�rmes�ne �l�şk�n takd�r� b�r alan bırakmaz; uygulanması zorunlu b�r hukuk normu n�tel�ğ� taşır. Dolayısıyla �lg�l� ağır ceza mahkemes�n�n AYM’n�n �hlal kararına rağmen yen�den yargılama yolunu �şletmemes�, anayasal düzen�n ortadan kaldırılması n�tel�ğ� taşımaktadır. AYM’n�n kararındak� �hlal tesp�t�, ad�l yargılanma hakkı kapsamında yapılmıştır. Bu kapsamda del�ller�n değerlend�r�lmes�ndek� nesnell�k sorunu, mahkûm�yet�n gerekçelend�r�lmes�ndek� eks�kl�kler, �snat ed�len f��l �le hukuk� n�telend�rme arasındak� �ll�yet bağının zayıflığı ve savunma hakkının sınırlandırılması g�b� unsurlar bel�rley�c� olmuştur. AYM, bu �hlaller�n mahkûm�yet sonucunu doğrudan etk�led�ğ� kanaat�ne varmış ve yen�den yargılama yoluyla sonuçların bertaraf ed�lmes� gerekt�ğ�n� tesp�t etm�şt�r. Yerel mahkemen�n bu karara rağmen uygulamadan kaçınması, Anayasa’nın normlar h�yerarş�s� �ç�ndek� üstünlüğüne aykırı olduğu g�b�, hukuk devlet� �lkes�n�n kurucu unsurlarından b�r� olan yargısal denet�m mekan�zmasını etk�s�zleşt�rmekted�r. AYM'n�n b�reysel başvuru s�stem�, temel hak ve özgürlükler�n korunmasında en yüksek yargısal güvenced�r. Bu güvencen�n uygulanmaması, hem b�reysel başvuru kurumunun �şlev�n� hem de AYM’n�n konumunu zayıflatmakta; yargısal �çt�hat b�rl�ğ�n� ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca AYM kararlarının uygulanmaması, ceza yargılamasında öngörüleb�l�rl�ğ� ve hukuk� güvenl�ğ� zedelemekted�r. Yargı organlarının keyf� uygulamalara kapı aralaması, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 710 ‒ benzer n�tel�ktek� b�reysel başvurularda ortaya çıkan kararların etk�s�zleşmes�ne ve normat�f bel�rs�zl�ğ�n artmasına neden olmaktadır. Bu durum, mahkemeler arası h�yerarş�k �l�şk�y� değ�l, yargı organları arasında anayasal yükümlülükler�n açıkça �hlal ed�ld�ğ� b�r çatışma alanını ortaya çıkarmaktadır. Sonuç olarak Tayfun Kahraman dosyasında AYM kararlarının uygulanmaması, b�reysel b�r yargılama prat�ğ� sorunundan öte, Türk�ye’de anayasal denet�m�n �şley�ş�, yargı bağımsızlığı ve hukuk devlet�n�n kurumsal bütünlüğü açısından c�dd� b�r bozulmaya �şaret etmekted�r. Bu bozulma, hem Anayasa’nın üstünlüğü �lkes�n�n hem de temel hak ve özgürlükler�n güvences� olan yargısal mekan�zmaların etk�s�zleşt�r�lmes� anlamına gelmekted�r. Bu nedenle ortaya çıkan durum, anayasal düzene aykırılık n�tel�ğ� bakımından yalnızca usule �l�şk�n b�r eks�kl�k olarak değ�l, hukuk� s�stem�n temeller�n� etk�leyen b�r �hlal olarak değerlend�r�lmel�d�r. HATAY MİLLETVEKİLİ CAN ATALAY Hatay M�lletvek�l� olarak seç�len Şerafett�n Can Atalay’ın yargılaması üzer�nden Anayasa Mahkemes� ve Yargıtay arasında başlatılan tartışma da Anayasa Mahkemes� kararlarını ve dolaylı olarak Anayasa’yı tartışmalı hale get�rmek �ç�n kullanılan b�r yoldur. Yargıtay 3. Ceza Da�res�, Anayasa Mahkemes�’n�n verd�ğ� hak �hlal� kararını yok sayarak Anayasa’nın 11 ve 153 maddeler�ne aykırı b�r karara �mza atmıştır. M�lletvek�l� seç�ld�kten sonra Mecl�s’te kend�s�ne oda ver�len, genel kurulda �sm� okunan, İnsan Hakları İnceleme Kom�syonu’na üye olarak seç�len Atalay’ın m�lletvek�ll�ğ�, hukuksuz ve s�yas� kararlar vasıtasıyla düşürülmüştür. Bu yolla, Hatay halkının �rades� de gasp ed�lm�şt�r. TBMM’de AYM kararı h�lafına okunan Yargıtay’ın hukuksuz ve s�yas� kararı �le Can Atalay’ın m�lletvek�ll�ğ� düşürülmüş ve bu hukuksuzluk b�r kara leke olarak tar�h�m�zde yer�n� almıştır. Türk�ye; Anayasa Mahkemes� kararlarına uymayarak yargıya darbe yapan Yargıtay hâk�mler�n�n olduğu, halkın �rades�yle seç�lm�ş M�lletvek�l� Avukat Can Atalay’ı tutsak eden s�yas� �raden�n yargıyı ele geç�rd�ğ� b�r �kl�mde ne yazık k� hukuksuzluğun merkez� hal�ne gelm�şt�r. Selahatt�n Dem�rtaş Kararı Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Türk�ye; Anayasa Mahkemes� kararlarına uymayarak yargıya darbe yapan Yargıtay hâk�mler�n�n olduğu, halkın �rades�yle seç�lm�ş M�lletvek�l� Avukat Can Atalay’ı tutsak eden s�yas� �raden�n yargıyı ele geç�rd�ğ� b�r �kl�mde ne yazık k� hukuksuzluğun merkez� hal�ne gelm�şt�r. ‒ 711 ‒ Selahatt�n Dem�rtaş Kararı Selahatt�n Dem�rtaş hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemes�’n�n verd�ğ� �hlal ve “derhal serbest bırakılma” yönündek� kararlarının uygulanmaması, Anayasa’nın 90. maddes� bağlamında c�dd� b�r normlar h�yerarş�s� sorunu doğurmaktadır. Anayasa 90/5 açık b�ç�mde, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere �l�şk�n m�lletlerarası andlaşmalar �le kanunlar arasında çıkab�lecek uyuşmazlıklarda, m�lletlerarası andlaşma hükümler�n�n esas alınacağını hükme bağlamaktadır. Bu düzenlemen�n lafzı, devlet�n AİHM kararlarına uymakla yükümlü olduğunu tartışmasız b�ç�mde ortaya koyar. Dem�rtaş kararında AİHM, tutuklamanın s�yas� sa�k taşıdığı, del�ller�n “makul şüphe” eş�ğ�n� karşılamadığı ve özgürlük ve güvenl�k hakkının �hlal ed�ld�ğ�n� açıkça tesp�t etm�şt�r. Buna ek olarak Mahkeme, tutukluluğun devamının seç�m süreçler�ne etk�s� ve demokrat�k tems�le yönel�k sonuçları neden�yle Sözleşme’n�n 18. maddes�n�n de �hlal ed�ld�ğ�ne hükmetm�şt�r. Bu türden b�r tesp�t, yalnız b�reysel özgürlük değ�l, demokrat�k �şley�ş�n bütünlüğü açısından da bağlayıcıdır. AİHM kararının �ç hukukta uygulanmaması, Anayasa 90’ın emred�c� hükmünün etk�s�z bırakılması anlamına gel�r. Yerel mahkemeler�n, AİHM’�n açık �hlal tesp�t�ne rağmen “farklı dosya” veya “yen� del�l” gerekçeler�yle kararı dolanmaya çalışması, hukuk� olmaktan z�yade norm denet�m�n� f��len bertaraf eden b�r tutum n�tel�ğ� taşır. Bu yaklaşım, m�lletlerarası andlaşmaların kanun üstü konumu �le bağdaşmadığı g�b�, Türk�ye’n�n AİHS’den doğan yükümlülükler�n� yer�ne get�rmed�ğ�n� göstermekted�r. Uygulamanın redded�lmes�, yalnızca b�reysel b�r hak �hlal�n�n sürdürülmes� değ�l, aynı zamanda Sözleşme s�stem�n�n bütünlüğünün zedelenmes�d�r. AİHM kararlarının bağlayıcılığı, Sözleşme’n�n 46. maddes� �le güvence altındadır ve taraf devletler açısından herhang� b�r takd�r alanı tanımamaktadır. Buna karşın �ç hukuktak� d�renç, hem Anayasa 90’ın üstünlük kuralını hem de Türk�ye’n�n uluslararası sorumluluğunu doğrudan �hlal eden b�r sonuç üretmekted�r. Bu genel tablo, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı �lkeler� bakımından c�dd� b�r ger�lemeye �şaret eder. AİHM kararına uyulmaması, yerel mahkemeler�n uluslararası �nsan hakları mekan�zmasını etk�s�zleşt�rmes� anlamına gel�r ve bu durum hem normlar h�yerarş�s�n� hem de öngörüleb�l�rl�ğ� ortadan kaldırır. Böylel�kle, Anayasa’nın temel Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 712 ‒ haklar alanında öngördüğü güvence rej�m� �şlevs�z hale gel�r ve yürürlüktek� normlar, mahkemeler�n takd�r�ne bağlı, değ�şken b�r yapı kazanır. Sonuç olarak, Dem�rtaş kararının uygulanmaması, Anayasa 90’ın normat�f üstünlüğünün açık şek�lde �hlal ed�lmes� ve AİHS yükümlülükler�n�n yer�ne get�r�lmemes� neden�yle hukuk devlet� �lkes� �le bağdaşmamaktadır. Bu durum, hem ulusal hukuk düzen�n�n bütünlüğünü hem de Türk�ye’n�n uluslararası saygınlığını zedeleyen yapısal b�r soruna �şaret etmekted�r. Yargı Bağımsızlığı Ve Hak�mler ve Savcılar Kurulu Yargı bağımsızlığı, hukuk devletinin işleyişinde yalnızca kurumsal bir örgütlenme tercihi değil, temel hak ve özgürlüklerin güvenceye kavuşmasının zorunlu koşuludur. Devletin yasama ve yürütme organları karşısında bağımsız olmayan bir yargı, hak ihlallerini önleyebilecek kapasiteye sahip olmadığı gibi, siyasal iktidarın müdahalelerine açık hale gelir. Bu durum, bireyin devlete karşı korunma mekanizmalarını işlevsizleştirir ve anayasal denge denetim sistemini zayıflatır. Türkiye’nin anayasal yapısında yargı, üç erk arasında denge sağlayıcı bir organ olarak tanımlanmıştır. Buna rağmen son yıllarda yapılan yapısal değişiklikler, yüksek yargı üyelerinin seçilme usulleri, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun oluşumu ve yürütmenin atama gücü, yargının kurumsal bağımsızlığını fiilen ortadan kaldırmıştır. Yargı organlarının bağımsızlığına ilişkin güvenin zayıflaması ise temel hakların korunmasında doğrudan olumsuz etki yaratmaktadır. Ekonom�k Kalkınma ve İşb�rl�ğ� Örgütü’nün (OECD) “B�r Bakışta Hükümet 2023” raporuna Türk�ye, yargıya güvende 38 üye ülke arasında 36’ncı sırada yer almıştır. 2010’da yüzde 59 olan yargıya güven 2020’de yüzde 37, 2022’de �se yüzde 33’e kadar ger�lem�şt�r. Türkiye’de ceza yargılamasının siyasal nitelik kazandığına ilişkin örnekler, özellikle ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü, örgütlenme özgürlüğü ve siyasal faaliyette bulunma hakkıyla ilişkili davalarda yoğunlaşmaktadır. Muhalif siyasal aktörlere, gazetecilere, öğrencilere, hak savunucularına ve çevresel protestolara katılan bireylere yönelik soruşturmalar, ceza yargılamasının “istisnai” nitelikten Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 713 ‒ çıkarılarak yaygın bir baskı aracına dönüştürüldüğü yönündeki değerlendirmeleri güçlendirmektedir. Ceza soruşturmalarının başlatılmasında kullanılan geniş yorumlu suç tipleri, özellikle “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret”, “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılma”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” gibi maddeler, ifade ve toplantı özgürlüğünün korunması gereken alanlarda cezalandırıcı bir araç olarak kullanılabilmektedir. Bu durumun anayasal çerçeveyle çeliştiği açıktır. Çünkü ceza hukuku, demokratik toplumlarda en son çare ilkesi temelinde yürütülmelidir. Muhalif faaliyetlere karşı cezalandırıcı yaklaşımın yaygınlaşması, hem siyasal alanı daraltmakta hem de bireylerin özgür katılım hakkını zedelemektedir. Türk�ye’de hâk�m ve savcıların meslek� güvences�n�, bağımsızlığını ve tarafsızlığını korumakla görevl� olan Hâk�mler ve Savcılar Kurulu, mevcut yapısı ve uygulamaları neden�yle bu asl� fonks�yonunu yer�ne get�remez b�r noktaya sürüklenm�şt�r. Kurulun üyeler�n�n tamamının doğrudan ya da dolaylı b�ç�mde yürütme organının bel�rley�c� etk�s� altında seç�lmes�, HSK’nın kurumsal n�tel�ğ�n� yargısal b�r organdan uzaklaştırarak s�yasal alanın uzantısına dönüştürmüştür. Bu durum, yargının bağımsız �şley�ş� bakımından yapısal b�r kırılma doğurmakta ve hem ulusal hem uluslararası hukuk standartlarıyla açık b�r çatışma oluşturmaktadır. HSK’nın atama ve d�s�pl�n süreçler� üzer�nde yürütmen�n etk�s�, yargıç ve savcıların bağımsız karar vereb�lme gücünü baskı altına almıştır. Meslek örgütler�n�n raporları, çok sayıda yargıç ve savcının s�yas� n�tel�kl� soruşturmalar neden�yle yer değ�şt�rme baskısına maruz kaldığını ortaya koymuştur. Ayrıca HSK’nın s�yas� b�r n�tel�k kazanması, tüm üyeler�n�n doğrudan ve dolaylı olarak yürütme organı tarafından seç�lmes�, �kt�darın part�san yaklaşımlarının tarafsız ve bağımsız olması gereken tüm kurumlara s�rayet etmes� net�ces�nde HSK, artık varoluş amacını terkederek sembol�k ve etk�s�z b�r kurum olarak varlığını sürdürmekted�r. HSK; s�yas� �raden�n baskısına başkaldıran, hukuka ve v�cdana dayanarak karar veren hak�m ve savcılara sürgün kararnameler� ve soruşturmalarla baskı kuran b�r kuruma dönüştürülmüştür. N�tel�ğ� �t�bar�yle, hak�m ve savcılara yönel�k s�yas� baskılara b�r Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 714 ‒ tem�nat olması gereken HSK, yayımladığı her kararname �le s�yas� davalarda tal�mata uymayan hak�m ve savcıları ülken�n d�ğer yanına sürgün etmekted�r. Atama, terf�, yer değ�şt�rme ve d�s�pl�n süreçler�n�n yürütme etk�s�ne açık hale gelmes�, hâk�m ve savcıların “bağımsız ve v�cdan� kanaate dayalı karar alma” güvences�n� zayıflatan en öneml� faktörlerden b�r�d�r. Kurulun karar alma süreçler�n�n şeffaflıktan uzak, gerekçelend�rme bakımından sınırlı ve denet�me kapalı b�r n�tel�k taşıması, bu süreçler�n objekt�f kr�terlere değ�l, s�yasal gerekçelere dayanarak �şlet�ld�ğ� yönündek� kanaat� güçlend�rmekted�r. Meslek örgütler�n�n raporlarında yer alan ver�ler, özell�kle s�yas� �çer�kl� soruşturmalar yürüten veya kamu gücüne �l�şk�n eleşt�rel n�tel�kte kararlar veren yargı mensuplarının s�stemat�k olarak yer değ�şt�rme, tedb�r mah�yet�ndek� görevlend�rme, d�s�pl�n soruşturması ya da meslekten uzaklaştırma �le karşı karşıya bırakıldığını göstermekted�r. Uygulamadak� örnekler, HSK’nın yargısal faal�yetler� bağımsız b�ç�mde yer�ne get�ren hâk�m ve savcılar üzer�nde b�r baskı mekan�zması hal�ne geld�ğ�n� açıkça ortaya koymaktadır. Soruşturma ve kovuşturma sürec�n�n n�tel�ğ�, atama ve görev yer� değ�ş�kl�kler�n�n zamanlaması �le b�rleşt�ğ�nde, HSK’nın pol�t�k konjonktüre uygun şek�lde hareket eden b�r organ hal�ne get�r�ld�ğ� sonucuna varılmaktadır. Benzer b�ç�mde, özell�kle son yıllarda s�yasal n�tel�kl� davalarda, evrensel hukuk �lkeler� �le uyumlu kararlar veren veya �daren�n �şlem ve eylemler�ne yönel�k denet�m görev�n� etk�n şek�lde yer�ne get�ren hâk�m ve savcıların çok kısa süreler �çer�s�nde farklı �llere atanması, görev yerler�n�n sık sık değ�şt�r�lmes� ya da d�s�pl�n süreçler�ne tab� tutulması, HSK’nın bağımsız yargıyı koruma fonks�yonundan uzaklaşarak, yürütme �le uyumlu yargısal poz�syonları teşv�k eden b�r yapıya dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Bu tablo, yargı bağımsızlığı �lkes�n�n yalnızca kurumsal değ�l, k�ş�sel güvence yönünden de aşınmasına yol açmaktadır. Bağımsız karar veren b�r hâk�m, kararının hukuk� doğruluğundan em�n olsa dah�, yürütme organıyla ters düşen b�r hükmün meslek� geleceğ�ne etk�ler�n� d�kkate almak zorunda kalmakta; bu durum, karar süreçler�nde “v�cdan� kanaat” yer�ne “meslek� r�sk” kavramını bel�rley�c� hale get�rmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 715 ‒ Hâk�m tem�natı �lkes�n�n bu ölçüde zayıflaması, doğal olarak tarafsız yargı hakkı ve ad�l yargılanma standartları üzer�nde doğrudan etk�ler üretmekted�r. Kurulun özell�kle s�yasal n�tel�kl� yargılamalarda hukuka uygun, del�le dayalı ve ölçülü kararlar veren yargı mensuplarını karar aşamalarında veya hemen sonrasında an� görev yer� değ�ş�kl�kler�yle karşı karşıya bırakması, yargısal tem�natın f��len ortadan kaldırıldığını göstermekted�r. Sürec�n en çarpıcı örnekler�nden b�r�, İstanbul Büyükşeh�r Beled�ye Başkanı ve Cumhur�yet Halk Part�s�n�n Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun Beyl�kdüzü dönem�ne �l�şk�n �haleler neden�yle 2015’ten bu yana süren yargılamasında ortaya çıkmıştır. Bu dosyada savcılık makamının uzun süred�r mütalaa vermemes�ne d�ğer b�r dey�şle görev�n� aksatmasına rağmen h�çb�r soruşturmaya maruz kalmaması buna karşın, dört celsed�r mütalaa bekleyen ve dosyayı yargısal usule uygun b�ç�mde yürütmeye çalışan hâk�m�n karar duruşmasından önce D�yarbakır’a atanması; ayrıca dava net�ces�nde beraat kararı veren mahkeme hâk�m�n�n kısa süre �ç�nde Kahramanmaraş’a gönder�lmes�, atama kararlarının s�yas� etk�yle doğrudan �l�şk�l� b�ç�mde kullanıldığını ortaya koymuştur. Benzer b�r örüntü, İzm�r’de yürütülen İzbeton soruşturmasında görülmüştür. Bu soruşturmada tutuklanan k�ş�ler hakkında del�l yeters�zl�ğ� neden�yle tahl�ye kararı veren İzm�r 17. ve 28. Asl�ye Ceza Mahkemeler�n�n hâk�mler�n�n görev yerler�n�n kısa süre �çer�s�nde değ�şt�r�lmes�, tahl�ye kararlarının s�yaset�n beklent�ler�yle uyumlu olmadığı durumlarda yargıçların doğrudan �dar� tasarrufa konu ed�ld�ğ�n� ortaya koymuştur. Ekrem İmamoğlu’nun dönem�n Adalet Bakan Yardımcısı Akın Gürlek’e yönel�k �fadeler� neden�yle açılan davada “tüm suçlardan beraat” yönünde karşı oy yazan hâk�m�n rütbe tenz�l� sonucu doğuran b�r görevlend�rmeyle �ş mahkemes�ne gönder�lmes�, yargısal düşünce farklılığının ve v�cdan� kanaat�n dah� cezalandırıldığı b�r �kl�me �şaret etmekted�r. Aynı şek�lde, kamuoyunda gen�ş yer bulan tahl�ye kararlarından b�r� olan gez� parkı soruşturması nedne�yle yıllar sonra tutuklanan Ayşe Barım dosyasında, tutukluluk tedb�r�n�n ölçüsüzlüğünü değerlend�rerek tahl�yeye hükmeden sulh ceza hâk�m�n�n b�r tüket�c� mahkemes�ne atanması ve ardından meslekten ayrılmak zorunda kalması, yargı mensupları üzer�nde baskının ne kadar görünür hale geld�ğ�n� göstermekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 716 ‒ İBB’ye yönel�k soruşturmada gözaltına alınan sek�z k�ş� hakkında somut del�l bulunmadığı gerekçes�yle tutuksuz yargılama kararı veren hâk�m�n görevden alınması da, tutuklama tedb�r�n� �st�sna olarak gören b�r yaklaşımın �dar� yaptırımla karşılık bulduğuna da�r güçlü b�r emared�r. Ekrem İmamoğlu’na yönel�k haksız ve hukuksuz d�ploma �ptal� dosyasında İstanbul Ün�vers�tes�’ne “açık hata nerede?” sorusunu soran İstanbul 5. İdare Mahkemes� heyet�n�n, kurumdan yanıt gelmeden dağıtılması, yürütme organını �lg�lend�ren hassas dosyalarda �dar� yargının da kurumsal tem�nattan yoksun bırakıldığını ortaya koymaktadır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in kamu şirketi olan ETİ Maden’in Lüksemburg merkezli iştirakinde yönetim kurulu üyeliği görevine atandığı ve bu görevden ücret aldığına ilişkin belgeler ortaya çıkmıştır. Bir hâkim veya savcının, yürütme organına bağlı bir kamu iktisadi teşebbüsünde yönetim düzeyinde görev alması, Anayasa’nın 140. maddesinde öngörülen sınırlamanın açık ihlalini oluşturmaktadır. Bu düzenleme, hâkimlerin ekonomik ve idari çıkar ilişkilerinden uzak tutulmasını ve yargı erkinin yürütme karşısında tarafsızlık ve bağımsızlığını korumasını sağlamak amacıyla getirilmiştir. Buna rağmen bir yargı mensubunun bir şirkette uluslararası düzeyde görev üstlenmesi, hukuki sınırların sistematik biçimde ihlal edildiğini ve yargı makamının siyasal iktidarla bütünleşen bir yapıya dönüştürüldüğünü göstermektedir. Atamanın gerçekleştiği anda yürütme organı ile yargı mensubu arasında çıkar temelli bir bağ oluşmuş, yargı etiği açısından kabul edilemeyecek bir ilişki kurulmuştur. Bir kamu görevlisinin sonradan istifa etmiş olması, anayasaya aykırı bir görevlendirmenin hukuki niteliğini değiştirmez. Bu durum, yargı etiği ve kamu yönetimi bakımından hesap verebilirliği gerektirirken, tam tersine kurumsal mekanizmaların devre dışı bırakıldığını göstermektedir. Sistematik olarak gözlemlenen diğer hukuksuz uygulamalar ise şu şekildedir: - Aynı bilirkişilerin sistematik biçimde görevlendirilmesi: Belirli davalarda aynı isimlerin tekrar tekrar bilirkişi olarak atanması, bağımsızlık ve tarafsızlık Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 717 ‒ ilkesine zarar vermektedir. Bu durum, özellikle siyasi davalarda, bilirkişi raporlarının adil ve objektif olma güvencesini zayıflatmaktadır. - Siyasi davaların tek merkezden yürütülmesi: Türkiye’de muhalifler ve basın mensuplarına yönelik davalar genellikle tek bir yargı merkezi veya mahkeme üzerinden yürütülmektedir. Bu uygulama, davaların tek merkezden kontrol edilmesine ve siyasi yönden yönlendirilmesine imkân tanımaktadır. - Yetki kurallarının keyfi biçimde ihlal edilmesi: Mahkemelerin yetki alanları ve dava türleri ile ilgili kuralların sıkça ihlal edilmesi, adil yargılanma hakkını ve hukuki öngörülebilirliği ortadan kaldırmaktadır. - Etkin pişmanlık durumunun itirafçılığa zorlama ve şantaj aracına dönüştürülmesi: Suçlulara yönelik pişmanlık hükümlerinin sistematik biçimde kullanılması, keyfi ve politik davalarda “itirafçılık” zorlamasına dönüşmüş, ceza adaleti süreçlerinin güvenilirliğini zedelemiştir. Özellikle son yıllarda Türkiye’de hukuk devleti, demokratik denge ve denetim mekanizmaları, kuvvetler ayrılığı ve temel hak ve özgürlükler alanında eşi benzeri görülmemiş bir gerileme yaşanmaktadır. Yargı, bağımsızlığını ve tarafsızlığını büyük ölçüde yitirmiş; siyasi iktidarın muhalefeti bastırma, yerel yönetimleri tasfiye etme, siyasi rekabeti yargı yoluyla dizayn etme aracı haline gelmiştir. Bu durum, kuvvetler ayrılığı ilkesinin ve demokratik denetim mekanizmalarının işlevsizleşmesine yol açmaktadır. Bütün bu uygulamalar halkın adalete olan güvenini derinden sarsmaktadır. Yargı bağımsızlığı zayıfladığı takdirde demokratik denetim mekanizmaları işlemez hale gelir ve hukuk devleti ilkesi fiilen askıya alınır. Bu durum, Türkiye’nin hem iç hem de uluslararası yükümlülükleri açısından ciddi riskler doğurmaktadır. Bu noktada en vahim olan, Hakimler ve Savcılar Kurulunun tüm bu iddialar karşısındaki mutlak sessizliğidir. Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 48. maddesi,yargı görevinde bulunan bir kişinin resmi veya özel bir görev almasını açıkça yasaklamıştır. Buna rağmen HSK’nın bugüne kadar hiçbir inceleme başlatmaması, yargı bağımsızlığını koruması gereken kurumun fiilen yürütmenin siyasi tercihlerini gözeten bir yapıya dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Yargı mensuplarının siyasal iktidarla ve kamu şirketleriyle kurduğu maddiyat temelli ilişkiler ne kadar normalleştirilirse, hukuk düzeninin meşruiyeti o kadar zedelenmektedir. HSK’nın görevi, böylesine açık bir ihlale Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 718 ‒ suskun kalarak kurumsal bir onay vermek değil bu ihlalleri önleyerek yaptırım uygulayacak güçte bağımsız bir kurum olmaktır. Sonuç olarak, HSK’nın yapısı ve uygulamaları, yargı bağımsızlığının kurumsal ve k�ş�sel güvenceler�n� aşındıran, hukuka uygun karar veren hâk�mler� sürgün n�tel�ğ�ndek� atamalarla cezalandıran b�r mekan�zma hal�ne gelm�şt�r. Bu durum, hukuk devlet� �lkes�n�n merkez�nde yer alan bağımsız yargı kavramını ortadan kaldırmakta ve hem ad�l yargılanma hakkını hem de yargı kurumuna duyulan toplumsal güven� der�nden sarsmaktadır. Hak�mler ve Savcılar Kurulu’nun �kt�dar bakımından yargıya müdahale aracı olarak görülmes� neden�yle �kt�darın mecl�s grubu, üye seç�mler�n� Anayasa tanımaz b�r anlayışla şek�llend�rme yoluna dah� başvurmuştur. Türk�ye Büyük M�llet Mecl�s� çatısı altında Karma Kom�syonda gerçekleşt�r�len HSK aday bel�rleme sürec�, Anayasa’nın 159’uncu maddes� �le çerçeves� ç�z�len emred�c� kurallar ç�ğnenerek gerçekleşt�r�lm�şt�r. Anayasanın emred�c� ve açık hükmü uyarınca üçüncü turda kura yöntem�ne başvurulması gerek�rken üçüncü turda oylama yöntem� �cat ed�lerek Anayasanın cevaz vermed�ğ� salt çoğunluk n�sabı aranmış ve aday l�steler� bu hukuksuz seç�me göre bel�rlenerek Genel Kurul’a sevk ed�lm�şt�r. Anayasanın lafzına ve Ruhuna aykırı bu seç�m yöntem� HSK bakımından demokrat�k meşru�yet sorununu der�nleşt�rm�şt�r. Bunun üzer�ne CHP Grubumuzun Anayasa Mahkemes�ne yaptığı başvuru, usulden redded�lm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çalışma usullerini belirleyen İçtüzük, anayasa hukukunun yürürlük kaynakları arasında yer almakta ve yasama faaliyetlerinin meşruiyetini doğrudan etkileyen temel bir normatif metin niteliğindedir. İçtüzük, iktidar- muhalefet dengesinin korunmasından, Meclis iradesinin gerçeğe uygun şekilde oluşmasına ve yansıtılmasına kadar geniş bir alanda belirleyici işlev görmektedir. Niteliği itibarıyla İçtüzük kuralı oluşturan Meclis kararları, Anayasa Mahkemesi tarafından “eylemli içtüzük değişikliği” sayılarak denetime tabi tutulmaktadır. Bu yaklaşım, çoğunluğu elinde tutan iktidarın meclis grubunun farklı isim ve yöntemlerle anayasal sınırları dolanmasını engelleyen, hukuk devletinin güvencesi niteliğindeki bir denetim tekniğidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 719 ‒ Anayasa Mahkemesi, söz konusu kararıyla bu içtihat çizgisinden uzaklaşmış, yasama faaliyetlerinin anayasal denetim kapsamının daraltılması yoluna başvurmuştur. Zira Meclis’in İçtüzük alanına ilişkin düzenlemeleri farklı başlıklar altında ve “karar” formunda hayata geçirmesi halinde, ilgili işlemlerin anayasal denetim dışında bırakılması ihtimali ortaya çıkmaktadır. Ortaya, anayasal denetimden arındırılmış, keyfi kararlara yatkın, denetimsiz bir uygulama alanı çıkmaktadır. Bu durum, yasama fonksiyonu açısından hem saydamlığı hem de denetlenebilirliği zayıflatarak, Anayasa’nın üstünlüğü ilkesini fiilen aşındırmıştır. Oysa hukuk devletinde kamu gücü kullanan bütün organların eylem ve işlemleri yargısal denetime tabidir. Denetim dışı alanların yaratılması, kuvvetler ayrılığı ilkesini zedeleyerek, temel hak ve özgürlüklerin güvencesini zayıflatmakta ve “anayasal devlet düzeni” bakımından telafisi güç sonuçlara yol açmaktadır. Yasama işlemlerinin hangi ad altında yapılırsa yapılsın anayasal sınırların gerisine çekilmesi ya da denetimden kaçırılması, demokratik meşruiyetin yapısal temellerini aşındırmaktadır. Bu nedenle, yargısal denetimin kapsamını daraltan her türlü yaklaşımın hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu kabul edilmelidir. Anayasa’nın bağlayıcılığını ve üstünlüğünü tartışmaya açacak nitelikteki her işlem, devlet düzeninin normatif tutarlılığını ve demokratik işleyişini tehdit etmektedir. TBMM İçtüzüğünün fiilen değiştirilmesi sonucunu doğuran yasama tasarruflarının yargı denetimi dışında bırakılması bu açıdan kabul edilemezdir. Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda yeniden istikrarlı içtihadına dönmesi ve anayasal denetimin bütünlüğünü koruması gerekmektedir. İBB Soruşturmasının Türk�ye’dek� Yargı Dönüşümündek� Yer� Türk�ye’de ceza muhakemes� hukukunun son on yılda geç�rd�ğ� dönüşüm, s�yasal alan �le yargı arasındak� sınırın s�stemat�k b�ç�mde aşındığını göstermekted�r. Bu aşınma, münfer�t örneklerden �baret değ�ld�r; aks�ne yapısal ve kurumsal n�tel�k kazanmıştır. İstanbul Büyükşeh�r Beled�yes�’ne yönel�k 19 Mart 2025 tar�hl� başlatılan soruşturma, gözaltı ve tutuklama kararları, 9 ay sonra hazırlanan �dd�aname Türk�ye’de yargının son yıllarda geç�rd�ğ� dönüşümün t�p�k b�r örneğ� olmakla b�rl�kte s�yasal �kt�darın yargı üzer�ndek� etk�s�n�n ne derece kurumsallaştığını, savcılık prat�ğ�n�n nasıl s�yasal Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 720 ‒ yönlend�rmelere ve tal�matlara açık hale geld�ğ�n� ve ceza adalet s�stem�nde normların nasıl aşındığını gösteren somut b�r tablodur. Ceza Muhakemes�n�n Çöküşü Ve S�yas� Takv�me Bağımlılık İBB soruşturması, ceza muhakemes�n�n en temel koşulu olan “makul şüphe” barajını karşılamayan b�r atmosferde başlatılmıştır. CMK’nın 160. maddes�ne göre savcı, ancak suç �şlend�ğ�ne �l�şk�n somut del�l veya olgular bulunduğunda soruşturma başlatab�l�r. İBB soruşturmasında �se bu şartın karşılandığını gösteren h�çb�r hukuk� dayanak yoktur. Bu dosyada �lk adımı oluşturan “dayanaklar”, hukuk� met�nlerden değ�l anon�m �hbarlardan, muhtel�f ve man�pülat�f �dd�alardan ve s�yas� argümanlardan oluşmaktadır. Savcılığın tüm bunları “hukuk� şüphe” yer�ne koyarak harekete geçm�ş olması, ceza adalet s�stem� açısından c�dd� b�r kırılmadır. Sürec� tet�kleyen �hbarların �çer�kler� somutluktan uzaktır; man�pülat�f, anon�m veya s�yas� söylem n�tel�ğ�ndek� �dd�alar makul şüphe yer�ne �kame ed�lm�şt�r. Ceza muhakemes�n�n en temel eş�ğ�n�n bu denl� kolay aşılması, hukuk� b�r hata değ�l, s�yasal yönlend�rmeye açık b�r savcılık prat�ğ�n�n gösterges�d�r. Ceza muhakemes�n�n yürütülüş b�ç�m�, �kt�darın s�yasal �ht�yaçları �le uyumlu b�r zamanlama �ç�nded�r. Bu durum, yargı bağımsızlığı açısından kabul ed�leb�l�r değ�ld�r. Soruşturmanın başlatıldığı tar�h �le ülken�n s�yas� takv�m� arasındak� paralell�kler tesadüf olarak açıklanamaz. Türk�ye’de yerel yönet�mler özell�kle İstanbul özel�nde yüksek s�yas� sembol değer� taşımaktadır. Muhalefet tarafından yönet�len ve seç�mlerde güçlü b�r meşru�yet kazanmış b�r beled�yeye yönelt�len böyles� kapsamlı b�r soruşturmanın, s�yas� ger�l�mler�n arttığı b�r döneme denk gelmes�, sürec�n tarafsızlığını zedelemekted�r. Soruşturmanın yürütülüş şekl�, söylem b�ç�m� ve zamanlaması, bunun b�r ceza� süreçten fazlası olduğunu göstermekted�r. Amaç, ceza� yaptırım uygulamak kadar, beled�yen�n meşru�yet�n� tartışmaya açmak, yönet�m� baskı altına almak ve kamuoyu algısını şek�llend�rmekt�r. Böylece yargı süreçler�, s�yasal rekabet aracı olarak kullanılır hale gelm�şt�r. Zamanlama da bunu doğrular n�tel�kted�r. Soruşturmanın kr�t�k aşamaları, ülken�n s�yas� gündem�yle adeta eşzamanlı �lerlem�şt�r. Cumhur�yet Halk Part�s�’n�n 2024 yerel seç�mler�nde elde ed�len başarısı �le hazırlanmış; AKP’n�n Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 721 ‒ kamuoyu desteğ�n�n tartışıldığı dönemde başlatılmıştır. Yan� hukuk� süreçler, s�yas� takv�m�n gölges�nde yürütülmüştür. Hukuk� çerçeve s�yasal söylemle ç�z�lm�şt�r. Tüm bu göstergeler, yalnızca İBB soruşturmasının kend�ne özgü n�tel�ğ�ne �şaret etmekle kalmamakta; Ekrem İmamoğlu’na �l�şk�n dosyalarda yaratılan hukuksuzluklar, özell�kle hukuka uygunluk çerçeves�nde hareket eden ya da Ekrem İmamoğlu leh�ne değerlend�rmelerde bulunan hak�mler�n kısa aralıklarla görev yerler�n�n değ�şt�r�lmes� g�b� uygulamalar �le b�rl�kte ele alındığında, hukuk� süreçler�n s�yasal rekabet�n d�nam�kler�yle kes�şt�ğ�n� ve hatta zaman zaman bu rekabet�n r�tm�yle uyumlu b�r doğrultuda �lerled�ğ�n� gözler önüne sermekted�r. Böylel�kle, İmamoğlu dosyaları yalnızca münfer�t dava örnekler� olmaktan çıkıp, yargı bağımsızlığı, kurumsal tarafsızlık ve s�yasal rekabet�n meşru sınırları arasındak� �l�şk�n�n nasıl dönüştüğüne da�r daha kapsamlı b�r tartışmanın merkez�ne yerleşmekted�r. İBB İdd�anames�: Hukuk� B�r Met�n Değ�l, S�yas� B�r Anlatı İBB soruşturması kapsamında 402 kişi hakkında hazırlanan iddianame, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiştir. 3739 sayfadan oluşan iddianamenin bu kadar hacimli olmasının temel nedeni, içerikteki ifadelerin çok sayıda bölümde tekrarlanması ve metnin iddianamelerde öngörülen sistematik yapının oldukça dışında, karmaşık ve bütünlükten uzak bir düzenle hazırlanmış olmasıdır. Kabul kararının hemen ardından, Mahkeme bünyesinde ikinci bir heyet oluşturulmuştur. Dolayısı ile heyetlerden birinin yalnızca bu dava için görevlendirileceği düşünülmektedir. Davanın ilk duruşması için 18 Aralık tarihi sisteme işlenmiş; ancak kısa süre sonra aynı sistem üzerinden duruşmanın iptal edildiğine dair yeni bir bildirim yapılmıştır. Bu gelişmenin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Mahkemece tensip düzenlenmediği, duruşma tarihi verildiği ve bu tarihin sonradan iptal edildiği yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığı belirtilmiştir. Mahkemece yapılan işlem, savcılık tarafından yalanmıştır. Tüm bu süreç devam ederken, - tutukluluk; hukuk sistemimizde özgürlüğü kısıtlayan istisnai bir tedbir olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 722 ‒ düzenlenmesine rağmen- dava kapsamında 105 kişinin hâlâ tutuklu bulunması dikkat çekicidir. İdd�anamen�n yapısı �ncelend�ğ�nde, ceza hukuku tekn�ğ� açısından zorunlu olan b�rçok unsurun bulunmadığı görülecekt�r. Suçun madd� unsuru �le �snat ed�len f��ller arasında �ll�yet bağı kurulmamıştır. TCK 220 kapsamında b�r örgütün varlığını gösterecek h�yerarş�k, sürekl�l�k arz eden veya ortak �radeye dayalı b�r yapı ortaya konulmamıştır. C�dd� mantık kopukluklarının yanı sıra kanunda olmayan “örgütsel �zlen�m”, “g�zl� yapılanma �ht�mal�” g�b� yoruma açık kavramlarla hukuk� boşlukları doldurmaya çalışılmıştır. İdd�anamede del�l olarak sunulan materyaller�n h�çb�r� suçun madd� unsurunu göstermeye elver�şl� değ�l; aks�ne suç yaratmaya yönel�kt�r. İdd�anamen�n sık tekrar eden “olab�l�r”, “duydum”, “öyle söyled�ler”, “muhtemelen” g�b� �fadeler�, hukuk� met�nlerde karşılığı olmayan, daha çok s�yas� met�nlerde görülen b�r d�l�n kullanıldığını göstermekted�r. Masum�yet kar�nes� ve şüpheden sanık yararlanır �lkes� �se tamamen göz ardı ed�lm�şt�r. Kullanılan d�l de d�kkat çek�c�d�r. “Ahtapotun kolları”, “s�stem” g�b� s�yas� f�gürler�n kullandığı kavramların �dd�anamen�n �lk sayfasından �t�baren yer ver�lmes�; bu �dd�anamen�n, ceza muhakemes�n�n gerekt�rd�ğ� hukuk� mantığı değ�l, s�yasal b�r tehd�t anlatısını taşıdığını göstermekted�r. Savunma Makamına Saldırı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehl�van’ın tutuklanma sürec�, bu çarpık s�stemat�ğ�n somut b�r örneğ�d�r. B�r avukatın meslek� faal�yetler� neden�yle özgürlüğünden yoksun bırakılması yalnızca b�reysel b�r mağdur�yet değ�l; savunma hakkının kurumsal bütünlüğüne yönelm�ş b�r tehd�tt�r. İfadeye davet ed�lmes� üzer�ne b�zzat davete �cabet ed�p adl�yeye �fade vermek �ç�n g�den b�r avukat, �fades� alındıktan sonra “kaçma şüphes�” gerekçe göster�lerek tutuklanmıştır. Tutuklama tedb�r�n�n “kuvvetl� suç şüphes�”, “kaçma şüphes�” ya da “del�ller� karartma �ht�mal�” g�b� CMK 100’dek� sınırlı koşullardan tamamen bağımsız, soyut ve gerekçes�z Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 723 ‒ b�ç�mde uygulanması, tedb�r�n cezalandırma aracına dönüştürüldüğünü açıkça göstermekted�r. Savunma dokunulmazlığı �lkes�n�n h�çe sayılması, avukatın müvekk�l�yle kurduğu �let�ş�m�n kr�m�nal�ze ed�lmes�, dosya �ncelemen�n b�r suçmuşçasına lanse ed�lmes� meslek� sınırların b�l�nçl� olarak s�l�kleşt�r�lmes�, hukuk düzen�n�n kend� normlarına sadakat�n� y�t�rd�ğ�n� göstermekted�r. B�r avukatın, müvekk�l�n�n haklarını savunmakla kend� özgürlüğünü korumak arasında bırakılması h�çb�r hal ve şartta hukuk düzen�yle bağdaşmaz. Bu, savunma makamının Anayasal konumuyla açıkça çel�şen b�r as�metr�d�r. İkt�dar, savunmayı yargısal �şley�ş�n eş�t kurucu unsuru görmek yer�ne potans�yel “tehl�ke” olarak konumlandırdığında, ad�l yargılanma hakkı söylemsel b�r güvenceden öteye g�demeyecekt�r. Mehmet Pehlivan’ın tutuklanmasındaki haksızlık, dosyanın içeriğinden bağımsız olarak, gerekçelendirme tekniğinden dahi okunabilmektedir. Kişiselleşmiş değerlendirmeler, soyut isnatlar, maddi olgularla desteklenmeyen yorumlar ve tipiklik unsurundan kopuk suçlamalar, modern hukuk bakımından kabul edilebilirlikten oldukça uzaktır. Tutuklama gerekçesinin, mesleki faaliyetleri “örgütsel irtibat” gibi suça ilişkin kavramlarla ilişkilendirmesi, savunma görevini icra eden herkes için hukuki bir belirsizlik ve güvencesizliktir. Hukuki öngörülebilirliğin ortadan kalktığı yerde keyfiyet kaçınılmaz hale gelir ve keyfiyetin en ağır tezahürü özgürlükten yoksun bırakmadır.Mesleğin olağan faaliyetlerine dayanaksız şüphe yöneltilmesi, avukatların mesleki sorumlulukları göz ardı edilerek masumiyet karinesinin ihlal edilmesi, adil yargılanma hakkı ile savunma hakkının kriminalize edilmesi sonucunu doğurmaktadır. İddianamede, Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’a ayrılan dört sayfalık bölümün kırmızı renkle düzenlenmesi, Pehlivan’a yöneltilen suçlamalara olağanüstü bir vurgu yapılmak istendiğini göstermektedir. Bu yöntem, kamuoyunda avukatın itibarını zedelemeye yönelik bir algı oluşturmakta ve savunma makamına dönük bir gözdağı niteliği taşımaktadır. Ayrıca, savcılık tarafından özel bölüm ayrılan bu kısımda, Av. Mehmet Pehlivan’ın mesleğinin yasal gerekleri ve etik sınırları içinde kalan eylemlerinin, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç oluşturduğuna dair herhangi bir somut delil ortaya Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 724 ‒ konulmadığı görülmektedir. İddianame, hangi delilin hangi eylem kapsamında suça konu edildiğini açık bir biçimde ortaya koyamamakta; bu yönüyle ileri sürdüğü iddiaları ispat gücü düşük, teknik açıdan zayıf bir metin olmaktan öteye geçememektedir. Bu bütünlük içinde değerlendirildiğinde, iddianamede yer alan ifadeler ve özellikle avukatlara yöneltilen suçlamaların sunuluş biçimi, yalnızca savunma makamına baskı kurma etkisi yaratmakla kalmamakta; aynı zamanda muhalif kişi ve kurumların avukatlığını üstlenmeye yönelik caydırıcı bir çerçeve oluşturmaktadır. Medya Müdahalesi İle Algı Oyunları Ve Yargısal Güvencelerin Aşınması İBB soruşturmasının başlatılmasıyla birlikte, iktidara yakın medya organlarında, resmi iddianamede yer almayan suçlamaların peş peşe servis edilmesi, hazırlık aşamasında gizli kalması gereken bilgilerin sanki yargısal süreç tamamlanmış gibi kamuoyuna aktarılması ve henüz iddianame dahi düzenlenmeden iddianameye konu olacağı öne sürülen içeriklerin, aynı medya kanallarında gündem yapılması dikkat çekici olmuştur. Bu çerçevede, avukatların dahi bilgisine sunulmayan içeriklerin, basın üzerinden ayrıntılı biçimde yayımlanması, soruşturmanın şeffaflığı ve tarafsızlığı kadar, yargı aktörlerinin ve kamu görevlilerinin sorumluluk alanlarına ilişkin tartışmaları da derinleştirmiştir. İddianamenin kamuoyuna açıklanmasından hemen önceki gün, iktidara yakın medya organlarında ertesi gün iddianamenin yayımlanacağına ilişkin haberlerin yer alması, yargısal sürecin zamanlamasıyla medya yayınları arasındaki dikkat çekici eşzamanlılığı ortaya koymuştur. Henüz savcılık tarafından resmi bir açıklama yapılmamışken bu yayınlarda, iddianamenin tamamlandığı ya da çok kısa sürede tamamlanacağı yönünde kesin ifadeler kullanılmıştır. Benzer şekilde, soruşturma resmen başlatılmadan önce de aynı medya organlarında soruşturma başlatılacağını öne süren içeriklerin yayımlanması, hukuki sürecin başlamasından önce kamuoyuna belirli bir yönlendirme yapıldığı izlenimini güçlendirmiştir. Yargının kendi iç düzeni içinde korunması gereken usul güvencelerinin, medyatik müdahaleler ve soruşturma aşamasındaki yönlendirici yayınlarla eşzamanlı şekilde aşınması, adil yargılanma hakkı çerçevesinde temel bir nokta olan masumiyet Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 725 ‒ karinesini fiilen devre dışı bırakmıştır. Soruşturmanın kapsamadığı bilgi ve yorumların sanki yargısal gerçekliğin bir parçasıymış gibi dolaşıma sokulması, hem bireyin savunma hakkını hem de toplumun yargıya duyduğu güveni zedeleyen bir etki yaratmıştır. Bu süreçte ortaya çıkan haber akışı, yargının bağımsızlığı ile medyanın siyasal yönelimli yayınları arasındaki sınırı belirsizleştirmiş; soruşturmanın maddi içeriğinden ziyade siyasal bağlamın ağırlığının hissedildiği bir ortam yaratmıştır. Medya üzerinden yürütülen bu erken ve yoğun bilgilendirme trafiği, yalnızca olayın taraflarını değil, yargının kurumsal konumunu da etkileyen bir görünüm ortaya koymaktadır. Zira bir soruşturmanın ilerleyişine paralel olarak, yargı makamlarının herhangi bir süreç tamamlanmadan önce kamuoyu nezdinde kanaat oluşturacak içeriklerle karşı karşıya bırakılması, hem yargısal kararların meşruiyetini hem de soruşturma aşamasının sağlıklı yürütülmesini tartışmalı hale getirmektedir. Bu tablonun en belirgin sonucu ise, bireyin yargı önünde eşitliğini ve tarafsız yargı ilkesini güvence altına alan normatif çerçevenin, medya üzerinden yönlendirilen politik tartışmalarla iç içe geçmesidir. Süreç boyunca, haklarında henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmayan kişiler, medya önünde sanki hüküm giymiş gibi sunulmuş; gerçekte dosyada yer almayan deliller varmış gibi gösterilmiş; iddianamede bulunmayan olaylar “ortaya çıktı”, “tespit edildi” şeklinde kesinlik belirten başlıklarla servis edilmiştir. Kimi yayınlarda, soruşturma dosyasında mevcut olmayan belgeler, gerçekmişçesine üretilmiş; olmayan telefon kayıtları varmış gibi ima edilmiştir. Gerçekte bunların hiçbirinin hukuki dayanağı olmadığı süreç ilerledikçe ortaya çıktığında ise, yalan bilgi yayan kişilerce, basitleştirici söylemlerle meşrulaştırılmaya çalışılmıştır. Ancak tüm bu yayınlara rağmen, söz konusu yanlış bilgileri dolaşıma sokan medya organları ya da kişiler hakkında hiçbir idari ya da hukuki inceleme yapılmamış; hatta aynı kişilerce bu kez, iddianamenin yayımlanmasının ardından, iddianamede yer alan suçlamalar hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı varmışçasına aktarılmaya devam edilmektedir. Medya üzerinden yürütülen algı yönetiminin bir diğer çarpıcı örneği ise TRT’de karşımıza çıkmaktadır. TRT, İBB iddianamesine ilişkin haberinde yer alan “772 bin lira” bilgisini “772 milyon lira” olarak servis etmiş; bu ağır hatayı tam 12 saat Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 726 ‒ boyunca düzeltmemiştir. Ardından yalnızca 2 saat süreyle yayımlanan kısa bir düzeltme metni paylaşılmış, ancak bu süre zarfında yanlış bilgi zaten geniş bir kitleye ulaşmış, kamuoyu nezdinde soruşturmanın mali boyutuna ilişkin çarpıtılmış ve abartılı bir algı oluşturulmuştur. Öte yandan, “4 bin sayfalık iddianame” söylemi, belgedeki yargısal içeriğin zenginliğinden ziyade, algı yönetimi stratejisidir. Son yılların politik yargı pratiklerinde sıkça rastlanan bu tür aşırı hacimli iddianameler, kamuoyu nezdinde “ortada çok ciddi bir suç örgüsü varmış” algısını üretmeyi amaçlamaktadır. Oysa ceza yargılamasında iddianamenin asli amacı, isnadın özünü açık, anlaşılır ve gereksiz ayrıntılardan arındırılmış bir çerçeveyle ortaya koymaktır. Bir iddianamenin gücü, hacminde değil; hukuki tutarlılığında, delil bütünlüğünde ve suçlamanın soyutlanmış niteliksel çerçevesinde aranmalıdır. Yakın tarihli örnekler, bu durumun sonuçları bakımından önemli karşılaştırma imkanları sunmaktadır. Ergenekon soruşturmaları sırasında ana iddianame yaklaşık 3 bin sayfa civarında olup; dava dosyaları ve ek iddianameler hesaba katıldığında toplam belge hacmi bir milyonu aşan sayfalara ulaşmıştı. O dönem de milyonlarca sayfayı bulan belgeler, kamuoyunda “kompleks, çok katmanlı, devasa bir suç yapılanması” algısı yaratmak için kullanılmıştır. Ancak yıllar içinde bu iddiaların önemli bir bölümü çökmüş; soruşturmayı yürüten savcı yurt dışına kaçmış ve siyasi iktidarın “kandırıldık” açıklaması hafızalara kazınmıştır. Dolayısıyla iddianame hacmi ile hukuki gerçeklik arasında kurulan bu yapay ilişki, Türkiye’nin yakın geçmişinde de defalarca kullanılmış bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. İBB iddianamesinin binlerce sayfayı bulan yapısı da delillerin fazlalığından ya da suçlamanın olağanüstü niteliğinden değil; ağırlıklı olarak teknik tekrarlar, birbirini tekrar eden ifade alıntıları, farklı dosyalardan yapılan uzun metin aktarımları ve olay örgüsünün doğal sınırlarını aşacak şekilde genişletilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede iddianamenin büyüklüğü, iddianamenin söylemsel işlevini yansıtmaktadır. Böylelikle, yargılama öncesi dönemde, medya aracılığıyla kurulan suçlu imajına iddianame hacmi üzerinden inandırıcılık kazandırılmaya çalışılmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 727 ‒ Yakın tarihin deneyimleri, hacmi büyüyen iddianamelerin her zaman gerçeği temsil etmediğini, bazen gerçeğin üzerini örtme işlevi gördüğünü göstermektedir. Bu nedenle İBB iddianamesinin hacmi, yargının işleyişine, siyasal atmosferin yargı süreçlerini şekillendirdiğine ve kamuoyunu yönlendirme amacına hizmet ettiğine dair bir gösterge niteliğindedir. İBB Soruşturmalarında Savcılık Makamının Tarafsızlık Sorunu ve HSK’nın Etkisizliği Soruşturma sürec�nde savcılık makamının s�yas� söylemle neredeyse tam uyumlu b�r anlatı kurduğu görülmekted�r. Bu uyum, yargının yürütme karşısında yapısal olarak güçsüzleşt�ğ�n� ve bağımsızlığını kaybett�ğ�n� göstermekted�r. Bu süreç boyunca HSK’nın h�çb�r �nceleme, açıklama veya değerlend�rme yapmamış olması �se; kurumun denet�m �şlev�n� f��len y�t�rd�ğ�n� göstermekted�r. HSK’nın bu derece pas�f kalması, yargı bağımsızlığının yalnızca prat�kte değ�l, kurumsal planda da aşındığını göstermekted�r. Bu tabloyu derinleştiren bir diğer unsur, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ve diğer isimlere dair Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yapılan şikayetlerin hiçbirinin işleme konulmamasıdır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek hakkında, başsavcılık görevini yürütürken, kamu iştiraki niteliğindeki ve özel hukuk tüzel kişiliğine sahip, yabancı bir ülkede bulunan bir şirkette yönetim kurulu üyeliği yaptığı gerekçesiyle yapılan başvuru incelemeye alınmamıştır. Benzer şekilde, İBB’ye yönelik soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet savcılarından birinin makam odasında bulunan beyaz Toros marka araç maketiyle çektirdiği fotoğraf nedeniyle yapılan şikayet de sonuçsuz bırakılmıştır. Bunun yanı sıra, “Meşe” kod adlı gizli tanığın ifadelerinin daha sonra “İlke” kod adlı başka bir gizli tanığın beyanıymış gibi iddianameye geçirilmesi üzerine soruşturmayı yürüten savcılar hakkında HSK’ya yapılan başvuru da aynı şekilde sonuçsuz bırakılmıştır. Tüm bunlara rağmen, son HSK kararnamesiyle Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen soruşturmanın savcıları terfi niteliğinde atamalara tabi tutulmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 728 ‒ İmamoğlu Dosyaları Eksen�nde Yargı Kadrolarında Sürgün Ve Stratej�k Terf�ler Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediyesi’nde 2015 yılında gerçekleştirilen bir ihaleye ilişkin yürütülen ceza soruşturması kapsamında, ihaleye fesat karıştırma iddiasıyla yargılandığı dosyada beraat kararını veren mahkeme başkanı, kısa süre sonra yayımlanan HSK kararnamesiyle Kahramanmaraş’a atanmıştır. Söz konusu dosyanın seyri, yalnızca beraat kararından sonra gerçekleşen bu atamayla sınırlı kalmamıştır. Duruşmalar sırasında, savcının dört ardışık celse boyunca mütalaa sunmaktan kaçınması üzerine savcıyı usul yönünden uyaran hakimin Diyarbakır’a gönderilmesi, dava sürecindeki ilk tartışmalı değişikliklerden biri olmuştur. Bunun yanı sıra, 2023 yılı içerisinde HSK tarafından mahkemenin yapısına da müdahale edilmiş; mahkemenin yetkisi ikiye ayrılarak mevcut hakimin yanına ikinci bir hakim atanmıştır. -Ekrem İmamoğlu’nun 14 Aralık 2022’de, 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası aldığı ve siyasi yasak kararının verildiği “ahmak” davası da benzer heyet hareketliliğine sahne olmuştur. Bu dosyaya bakan İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi, 2022 Haziran kararnamesiyle Samsun’a gönderilmiş; sonrasında hakimin, İmamoğlu hakkında iki yılın üzerinde ceza verilmesi yönünde telkinlerle karşılaştığına ve benzer davalardaki içtihatları incelediğinde böyle bir cezanın hukuki denge açısından uygun olmayacağı kanaatine vardığına ilişkin açıklamaları gündeme gelmiştir. -Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaline karşı açtığı davaya bakan ve üniversiteye açık hatayı soran mahkeme heyeti tamamen dağıtılmıştır. Yeni görevlendirilen heyet ise hiçbir inceleme yapmaksızın yürütmenin durdurulması talebini reddetmiştir. -Diploma davası kapsamında, baskılar yalnızca hakimlerle sınırlı kalmamıştır. Ekrem İmamoğlu’nun diplomasına yönelik incelemede ‘uygundur’ raporu veren İstanbul Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Kamil Ahmet Köse yoğun baskıların ardından istifa etmek zorunda bırakılmıştır. -İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e yönelik hakaret, tehdit ve terörle mücadelede görev yapanları hedef gösterme suçlamalarını içeren davada mahkeme, 16 Temmuz’da hükmünü açıklamıştır. Ekrem İmamoğlu, hedef gösterme iddiasından beraat etmiş; diğer iki suç yönünden ise hapis cezaları oyçokluğuyla karara bağlanmıştır. Tüm suçlamalar bakımından beraat verilmesi gerektiği yönünde karşı oy Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 729 ‒ kullanan hakim, kararın ilanından yalnızca yirmi gün sonra İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki görevinden alınarak İstanbul 45. İş Mahkemesi’ne atanmıştır. -HSK’nın 28 Kasım tarihli son kararnamesi ile de diploma için açılan ceza davasının ilk duruşmasında, Av. Mehmet Pehlivan’ın SEGBİS ile duruşmaya katılmasına karar veren, akabinde iktidar medyası ve Cumhurbaşkanı Danışmanı tarafından hedef gösterilen İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Kahramanmaraş’a atanmıştır. -Bunların yanı sıra, özellikle İBB iddianamelerine imza atan savcıların kısa süre içinde önemli pozisyonlara getirilmesi dikkat çekmiştir: -İBB iddianamesine imza atan üç savcı, kısa süre içerisinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili olmuştur. -Diploma ceza davasında iddianameyi yazan savcı, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak atanmıştır. -İmamoğlu’nun bilirkişi hakkında açıklamalarına ilişkin açılan davada, iddianameyi düzenleyen savcı ise; Beykoz Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği görevine getirilmiştir. -Cumhuriyet Halk Partisinin 2023 kurultayına ilişkin açılan ceza davasına bakan hakim de görevinden alınarak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi üyeliğine getirilmiş; yerine Ankara 1. Sulh Ceza Hakimi görevlendirilmiştir. Bu yeni atamalar, İmamoğlu ile ilgili dosyalar üzerinde görev yapan savcı ve hakimlerin neredeyse tamamının — ya terfi yoluyla üst görevlere taşındığı ya da dosyalardan uzaklaştırıldığı — bir tabloyu gözler önüne sermektedir. Yargı kadrolarındaki bu yoğun hareketlilik, hem davaların seyrine hem de yargı bağımsızlığına ilişkin tartışmaları derinleştirmeye devam etmektedir. İBB soruşturması etrafında şekillenen tablo, Türkiye’de ceza adalet sisteminin geçirdiği dönüşümün ulaştığı kritik eşiği açık biçimde ortaya koymaktadır. Sürecin başından itibaren gözlemlenen usul eksiklikleri, delilden ziyade söylem üzerinden kurulan isnatlar, soruşturmanın siyasi takvimle neredeyse birebir ilerleyen ritmi, medyanın Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 730 ‒ soruşturma makamlarından önce bilgi üretmesi ve yargı kadrolarında dikkat çekici bir biçimde görülen görev değişiklikleri; tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde bağımsız yargı ilkesinin işlevsizleştiği ortadadır. İBB soruşturması, ceza soruşturmalarının hukuk tekniğiyle değil, siyasi ihtiyaç ve senaryolarla şekillendiği bir dönemin örneğidir. Makul şüphe eşiğinin keyfi biçimde uygulanması, iddianamenin siyasi bir metin niteliğinde olması ve süreç boyunca yargı kurumlarının denetim mekanizmasını işletmemesi; Türkiye’de ceza adalet sisteminin siyasal müdahaleye açık hâle geldiğini somut biçimde göstermektedir. Bu süreçte en dikkat çekici hususlardan biri de, yargı kurumlarının kendi iç denetim mekanizmalarını işletmemesi ve HSK’nın tüm gelişmeleri izlemekle yetinerek kurumsal denetim rolünü fiilen askıya almasıdır. Denetimsiz kalan bir yargı pratiği, siyasal alanın ihtiyaçlarına göre şekillenen soruşturmaları daha da meşrulaştırmakta; böylece ceza adalet sistemi, kendisini hukuki ilkelerle sınırlandıran kurumsal çerçeveden koparak siyasal müdahaleye açık bir yapıya doğru evrilmektedir. Soruşturmanın yürütülüş biçimi, kullanılan dil ve seçilen zamanlama, ceza muhakemesinin tarafsızlık ilkesinin zedelendiğini somutlaştırmaktadır. Bu aşamada, Cumhur�yet Halk Part�s� tarafından, davanın kamuoyu tarafından şeffaf b�ç�mde �zleneb�lmes� amacıyla yargılamanın TRT’den canlı yayınlanmasını öngören kanun tekl�f�, TBMM Başkanlığı’na sunulmuş; tekl�f�n gerekçes�nde �se bu uygulamanın, dosya etrafında üret�len yanıltıcı b�lg�ler�n önüne geçerek toplumsal kanaat�n sağlıklı b�ç�mde oluşmasını sağlayacağı vurgulanmıştır. Ne var k�, aylardır gündemde bekleyen bu tekl�f, MHP ve AKP m�lletvek�ller�n�n oylarıyla redded�lm�şt�r. Bu ret kararı dah� tek başına, soruşturma kapsamındak� �dd�aların gerçekle bağdaşmadığının gösterges�d�r. Z�ra �dd�alar gerçek olsaydı, İstanbul Büyükşeh�r Beled�ye Başkanı’nın ve 15,5 m�lyon k�ş�n�n oyunu almış b�r Cumhurbaşkanı Adayının yargılandığı b�r davanın; kamu önünde, canlı yayınla �zlenmes�nden k�mse çek�nmez; tam ters�ne, şeffaflık ve demokrat�k meşru�yet�n doğal b�r gereğ� olarak savunulurdu. Bu tablo, hukuk devlet�n�n temel prens�pler� açısından son derece vah�md�r. Ceza muhakemes�n�n bağımsızlık �lkes�n�n s�yas� rekabet araçlarına dönüştürülmes�, yalnızca bugünün değ�l, gelecektek� tüm soruşturmaların meşru�yet�n� tehd�t eden b�r kırılma yaratmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 731 ‒ Hukukun siyasal senaryoları uygulamanın aracı hâline geldiği bir düzende, adalet sisteminin yurttaş nezdindeki güvenilirliği ciddi biçimde zarar görür. Bu nedenle İBB soruşturması, münferit bir ceza dosyasının ötesinde, Türkiye’de yargı düzeninin nasıl bir dönüşüm geçirdiğini, siyasal alanla hangi düzeyde iç içe geçtiğini gösteren bir örnek olarak değerlendirilmelidir. Çok Partili Yaşamın Sona Erdirilmesine Yönelik Yargı Tehdidi İstanbul Cumhur�yet Başsavcılığı tarafından İBB soruşturması kapsamında ortaya atılan ve kamuoyuna yansıyan süreç, Cumhur�yet Halk Part�s� üzer�ndek� kapatma tehd�d�n�n f��l�yatta “s�yas� part� kapatma �ht�mal�”ne kapı aralayacak b�ç�mde formüle ed�ld�ğ�n� ve muhalefete y�ne yargı yoluyla yapılan b�r baskıyı açıkça ortaya koymaktadır. Bu tablo, toplumun büyük b�r bölümünün desteğ�n� alarak son yerel seç�mde b�r�nc� part� olan CHP’y� hedef almaktan da öte çok part�l� demokrat�k s�yasal rej�me yönel�k açık b�r yargı tehd�d�d�r. İlk olarak bel�rtmek gerek�r k�, Başsavcılık kamuoyuna met�n gönder�rken “part�n�n kapatılması yönünde talep olmadığı, yalnızca yasal yükümlülük uyarınca Yargıtay Cumhur�yet Başsavcılığı’na b�ld�r�mde bulunulduğu” �fadeler�ne yer verm�şt�r. Ne var k�, anayasal düzen ve demokrat�k teamüller bakımından böyle b�r b�ld�r�m�n, s�yas� part� kapatma sürec�n�n resmen başlatılab�leceğ�ne yönel�k açık b�r tehd�t olduğu ortadadır. Cumhuriyet Halk Partisine yönelik kapatma imasını gündeme taşıyan son yargısal açıklamalar, Anayasa ile güvence altına alınmış çok partili demokratik düzeni hedef alan ağır bir müdahale niteliğindedir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirim yaptığı yönündeki açıklaması, “zorunlu prosedür” söylemiyle yumuşatılmaya çalışılsa da, siyasi parti kapatma mekanizmasının meşrulaştırılmasına kapı aralamaktadır. Anayasa’nın 68 ve 69. maddeleri, siyasi partileri ve çok partili yaşamı tehdit etmekten çok korumaya yönelik güvencelerdir. Soruşturma aşamasındaki siyasi maksatla birbirine dayandırılan uydurma suçlamaların gerekçe gösterilmesi suretiyle bir siyasi partinin tüzel kişiliğinin hedef alınması, siyasi haklara yönelik açık bir saldırıdır. Masumiyet karinesi, somut ve kesin delile dayanma zorunluluğu, adil yargılanma ilkesi Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 732 ‒ ortadadır; buna rağmen Cumhuriyet Halk Partisi hakkında kapatma ihtimalinin dahi konuşulması, 12 Eylül faşizminin bir başka görünümüdür. Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkenin kurucu partisidir ve çok partili yaşama geçişin de güvencesidir. Böyle bir partinin kapatma tehdidiyle karşı karşıya bırakılması Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik kazanımlarına yönelmiş ağır bir saldırıdır. Bu süreç, açıkça Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Yargı organlarının, siyasi iktidarın gündemini takip eden değil, hukuk düzenini koruyan bağımsız kurumlar olması gerekir. Oysa bugün tanık olunan tablo, yargısal yetkilerin siyasi alanı dizayn etmek amacıyla kullanıldığını göstermektedir. CHP’yi hedef alan kapatma söylemi, demokratik seçimlere müdahale niteliğindedir. AKP iktidarı, tükenen ömrünün çaresini demokrasiyi ortadan kaldıracak yöntemlerde aramaktadır. Tutuklama Ve Gözaltı Tedb�r�n�n B�r Cezalandırma Aracına Dönüştürülmes� Ceza Muhakemes� Kanunu’nun 100. maddes� çerçeves�nde tutuklama ve gözaltı tedb�rler�, esasen suç şüphes�, kaçma veya del�l karartma �ht�mal� g�b� somut gerekçelerle sınırlı ve ölçülü şek�lde uygulanması gereken araçlardır. Ancak son dönemde bu tedb�rler�n, özell�kle muhal�f s�yas�ler ve eleşt�rel gazetec�ler üzer�nde b�r s�nd�rme ve baskı aracı olarak kullanıldığı apaçık b�r b�ç�mde ortadadır. Ceza muhakemes� kanununda öngörülen ölçülülük ve süre sınırları, yan� tutuklama ve gözaltı tedb�rler�n�n uygulanab�leceğ� şartlar ve süreler çoğu zaman yok sayılmaktadır. Bu durum, hukukun üstünlüğü ve b�reyler�n temel hakları açısından c�dd� r�skler doğurmaktadır. Tutuklamanın istisnadan çok “otomatik bir uygulama” haline gelmesi, hem masumiyet karinesine hem de kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına aykırıdır. Uluslararası denetim mekanizmalarının kararlarında da Türkiye’de tutuklamanın siyasal nitelik taşıdığı yönündeki tespitlerin artması, bu olgunun yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir. Örnekler, uygulamanın s�stemat�k b�r sorun olduğunu göstermekted�r. Gazetec� Fat�h Altaylı ve Furkan Karabay, kamuoyunda �fade özgürlüğü çerçeves�nde değerlend�r�lmes� gereken eleşt�r�ler� neden�yle uzun sürel� gözaltı ve tutuklama Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 733 ‒ süreçler�ne maruz kalmış, bu süreçler boyunca del�l ve suçun varlığına da�r somut gerekçeler sunulamamıştır. Benzer şek�lde, İstanbul Büyükşeh�r Beled�yes� �dd�anames� çerçeves�nde yargılanan ve toplamda 15 CHP’l� beled�ye başkanının halen tutuklu bulunması, ceza muhakemes�nde esas alınması gereken suç şüphes�n�n nesnel ve somut göstergelerle desteklenmed�ğ�n�, s�yasal sa�klerle ve saf dışı etme pol�t�kasıyla yürütüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu durum, tutuklama tedb�r�n�n cezalandırma veya s�nd�rme amacıyla kullanıldığını göstermekted�r. Hukuk� açıdan bakıldığında, tutuklama ve gözaltı tedb�rler�n�n amaç dışı kullanımı, yalnızca b�reyler�n özgürlüğünü �hlal etmekle kalmayıp, aynı zamanda hukukun temel �lkeler�ne ve adalet mekan�zmasının güven�l�rl�ğ�ne zarar vermekted�r. Ortaya konulan �dd�anamelerde, sanıkların suçluluğunu destekleyen somut del�l ve belgeler�n bulunmaması, bu tedb�rler�n keyf� şek�lde uygulandığının açık b�r gösterges�d�r. Örneğ�n, gazetec� Fat�h Altaylı’nın anlattığı tar�h� b�r anekdot neden�yle “Cumhurbaşkanını tehd�t” suçundan tutuklanması ve halen tutuklu bulunması, yargısal refleksler�n s�yas� tutuma göre şek�llend�ğ�n�n en net del�l�d�r. Z�ra Türk Ceza Kanunu’nda “Cumhurbaşkanını tehd�t” suçu olarak tanımlanan b�r suç t�p� bulunmamaktadır. “Cumhurbaşkanına f��l� su�kast” şekl�nde tanımlanan suç t�p�n�n hukukun eğ�p bükülmes� vasıtasıyla tar�hsel b�r yoruma �nd�rgenmes� yoluyla Altaylı’nın tutukluluğuna hukuksuz b�r gerekçe uydurulmuş, net�ceten cezaev�nde s�yas� tutsak ed�lm�şt�r. Böyle b�r uygulama, hukuk devlet�n�n yükümlülükler� �le çel�şmekte ve yargının �kt�darın el�ndek� b�r sopaya dönüşmes�n�n yolunu açmaktadır. Sonuç olarak, tutuklama ve gözaltı tedb�rler�n�n s�stemat�k b�ç�mde muhal�fler� ve eleşt�rel ses� susturma aracı olarak kullanılması, Türk�ye’de hukukun üstünlüğü ve �nsan hakları bağlamında c�dd� b�r sorun teşk�l etmekted�r. Bu tedb�rler�n, ceza muhakemes� kanununda öngörülen şartlara ve ölçülülük �lkes�ne uygun şek�lde uygulanması, ad�l yargılanma hakkının güvence altına alınması �ç�n ac�l b�r gerekl�l�kt�r. İnfaz S�stem�ndek� Sorunlar Ve Yargıya Yönel�k Mal� Pol�t�ka Türk�ye’de ceza �nfaz s�stem�nde yaşanan sorunlar, hem �nsan hakları hem de yargının etk�nl�ğ� açısından c�dd� kaygılar doğurmaktadır. Cezaevler�nde aşırı kalabalık, yeters�z kadro ve sınırlı f�nansal destek, yönet�m aksaklıklarına yol açmakta ve �nfaz s�stem�n�n �şley�ş�n� tehd�t etmekted�r. Bu durum, özell�kle AİHM ve CPT raporlarında sıkça Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 734 ‒ vurgulanan yaşam hakkı, �şkence yasağı ve ad�l muamele �lkeler� açısından �hlallere yol açmaktadır. Cezaevler�ndek� doluluk oranları, kapas�ten�n üzer�nde olması neden�yle mahkûmların sağlıklı b�r yaşam sürmes�n� engellemekted�r. Bu aşırı kalabalık, sağlık h�zmetler�ne er�ş�m� zorlaştırmakta, h�jyen koşullarını olumsuz etk�lemekte ve mahkûmlar arasında sosyal çatışmalara neden olmaktadır. Kadroların yeters�zl�ğ�, �nfaz personel�n�n görev yükünü artırmakta ve cezaevler�nde etk�n denet�m�n önünde c�dd� b�r engel oluşturmaktadır. Yeters�z personel, mahkûmların eğ�t�m, rehab�l�tasyon ve ps�kososyal destek h�zmetler�ne er�ş�m�n� de sınırlamaktadır. Bu eks�kl�k, s�stem�n rehab�l�tasyon ve topluma yen�den kazandırma �şlev�n� zayıflatmaktadır. Adalet Bakanlığı ver�ler�ne göre, 01 Ek�m 2025 �t�barıyla Türk�ye genel�nde 402 ceza �nfaz kurumu faal�yet göstermekted�r ve 04 Kasım 2025 �t�barıyla bu kurumlarda 67.842 k�ş� güvenl�k ve gözet�m personel� olarak görev yapmaktadır. Ancak, Ceza ve Güvenl�k Tedb�rler�n�n İnfazı Hakkında Kanun’un amaçlarına rağmen, �nfaz ve koruma memurlarının çalışma koşulları, mevzuatta öngörülen standartların ger�s�nde kalmaktadır. Personel, 12 saatl�k vard�yalar ve nöbet s�stem�yle çalışmakta, uzun mesa� süreler� ve sürekl� baskı altında olma durumu �le karşı karşıya bırakılmaktadır. Hükümlü ve tutuklularla sürekl� temas hâl�nde bulunmalarına rağmen, meslekler� hâlen genel �dare h�zmetler� sınıfında değerlend�r�lmekted�r; bu durum, f��len kolluk h�zmetler�yle benzer r�skler taşıyan personel�n hak ett�ğ� özlük haklarından yoksun bırakılmasına yol açmaktadır. İş güvenl�ğ�, eğ�t�m, sosyal �mkânlar ve ps�koloj�k destek konularında eks�kl�kler, memurların mot�vasyonunu ve meslek� tatm�n�n� c�dd� b�ç�mde düşürmekted�r. Türk�ye İnsan Hakları ve Eş�tl�k Kurumu’nun raporu ve Ceza İnfaz Kurumları Personel� Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğ� talepler�, �nfaz ve koruma memurlarının çalışma koşullarının ac�l b�ç�mde �y�leşt�r�lmes� gerekt�ğ�n� açıkça ortaya koymaktadır. Raporda, meslek� tatm�n ve örgütsel bağlılığın artırılması, özlük haklarının �y�leşt�r�lmes�, meslekte yükselme kr�terler�n�n güncellenmes�, çalışma süreler�n�n azaltılması, eğ�t�mler�n kapsamlı ve uygulamaya dönük hâle get�r�lmes�, ps�koloj�k Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 735 ‒ destek mekan�zmalarının güçlend�r�lmes�, sosyal faal�yet �mkânlarının artırılması ve meslek özel�nde ayrı b�r h�zmet sınıfının oluşturulması öner�lmekted�r. Bununla b�rl�kte personel, yıpranma payı, meslek günü �lanı, görevde yükselme ve meslek kanunu çıkarılması g�b� taleplerle de karşı karşıya kalmaktadır. Mevcut koşullar, Bakanlık bütçes�n�n personel�n �nsanî ve meslek� �ht�yaçlarına yanıt vermed�ğ�n� göstermekte olup, Adalet Bakanlığı bütçes�n�n bu eks�kl�kler� g�dermeye yönel�k c�dd� b�r plan ve taahhüt �çermemes� neden�yle kabul ed�lemez n�tel�kted�r. Cezaevler�nde aşırı kalabalık ve �nsan hakları �hlaller� devam etmekted�r. Yeters�z kadro ve f�nansal destek, cezaevler�nde yönet�m aksaklıklarına yol açmaktadır. Etk�n denet�m mekan�zmalarının yokluğu, s�stemat�k hak �hlaller�n�n sürmes�ne zem�n hazırlamaktadır. Adalet Bakanlığı bütçes� �se s�yas� kontrol ve baskı mekan�zmalarına öncel�k vermekted�r. İnfaz s�stem�n�n etk�nl�ğ�n� artırmak ve �nsan haklarına uygun yönet�m� sağlamak �ç�n gerekl� kaynakları aktarmamaktadır. Basın Ve İfade Özgürlüğü Türk�ye’de basın özgürlüğü 2025 yılında, özell�kle gazetec�ler�n tutuklanması ve düzenley�c� kurumların uyguladığı ağır yaptırımlar aracılığıyla c�dd� b�r ger�leme gösterm�şt�r. Tutuklamalar, CMK 100 ve �lg�l� d�ğer usul hükümler� çerçeves�nde değerlend�r�lmes�ne rağmen, uygulamada hukuk� sınırlamaların göz ardı ed�ld�ğ� görülmekted�r. Gazetec�lere yönelt�len suçlamalar arasında örgüt üyel�ğ�, örgüt propagandası ve kamu görevl�s�ne hakaret g�b� maddeler yer almakta, ancak bu suçlamaların çoğu �fade özgürlüğü sınırlarını bel�rlemede aşırı gen�ş yorumlara dayanmakta ve sübjekt�f değerlend�rmelere açık olmaktadır. Söz konusu dönemde çok sayıda gazetec� tutuklanmış, uzun tutukluluk süreler� ver�lm�ş ve bazı gazetec�ler hakkında ağır hap�s cezaları kararlaştırılmıştır. Bu durum, basın çalışanlarının ve medya kuruluşlarının, haber üret�m� ve kamuoyunu b�lg�lend�rme görevler�n� yer�ne get�rmede c�dd� b�r caydırıcılık �le karşı karşıya olduklarını göstermekted�r. Tutuklama ve gözaltı uygulamaları, yalnızca b�reysel gazetec�lere değ�l, toplumsal muhalefet�n görünürlüğüne ve kamuoyunun b�lg� ed�nme hakkına da doğrudan müdahale etmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 736 ‒ Baskının b�r d�ğer boyutu, düzenley�c� kurumlar tarafından uygulanan mal� ve yayın kısıtlayıcı yaptırımlardır. RTÜK benzer� kurumların yüksek m�ktarda para cezaları ve ekran karartma g�b� yaptırımlar uygulaması, medya kuruluşlarını otosansüre zorlamakta ve bağımsız yayıncılık �lkeler�n� zayıflatmaktadır. Bu tür önlemler, �fade özgürlüğü ve haber alma hakkının ulusal ve uluslararası hukuk bağlamında korunması �lkeler�ne açıkça aykırıdır. İnternet ortamı, özellikle siyasal eleştirinin yoğunlaştığı bir alan olması nedeniyle sıkı idari ve teknik müdahalelere konu olmaktadır. Sosyal medya içeriklerinin hızla soruşturma konusu yapılması, erişim engellerinin yaygınlaşması ve dijital platformlara uygulanan içerik kaldırma yükümlülükleri, kamusal tartışma alanının sınırlandırılmasına yol açmaktadır. Express�on Interrupted’ın yayımladığı rapora göre 2025’�n �lk çeyreğ�nde 90 ayrı davada 157 gazetec� yargılanmış, 25 gazetec� tutuklanmış, 50 gazetec� gözaltına alınmıştır. RTÜK, muhal�f telev�zyonlara 25,3 m�lyon TL’y� aşan para cezası kesm�şt�r. Freedom House 2024 raporunda Türk�ye, 100 üzer�nden değerlend�rmede 33 puan alarak “özgür olmayan” kategor�s�n�n en sonunda yer almıştır. Türk�ye daha önce, 2016 yılında 53 puanla, 2017 yılında �se 38 puanla “kısmen özgür ülkeler” kategor�s�ndeyken, 2018 �t�barıyla puanının 32’ye düşmes�yle b�rl�kte “özgür olmayan ülkeler” kategor�s�ne geç�ş yapmıştır. Cumhur�yet Halk Part�s�’ne, beled�yeler�ne, m�lletvek�ller�ne ve yönet�c�ler�ne yönel�k toplu ve s�stemat�k b�r yargı saldırısı yürütülmüştür. Esenyurt Beled�ye Başkanı Ahmet Özer, Beş�ktaş Beled�ye Başkanı Rıza Akpolat, Beykoz Beled�ye Başkanı Alaatt�n Köseler, Ş�le Beled�ye Başkanı Özgür Kabadayı, Beyoğlu Beled�ye Başkanı İnan Güney, Adana Büyükşeh�r Beled�ye Başkanı Zeydan Karalar, Antalya Büyükşeh�r Beled�ye Başkanı Muh�tt�n Böcek, Adıyaman Beled�ye Başkanı Abdurrahman Tutdere başta olmak üzere çok sayıda beled�ye başkanı gözaltına alınmış, tutuklanmış ve bazı beled�yelere kayyım atanmıştır. Yargılandıkları davalardan beraat etm�ş ve tahl�ye ed�lm�ş olmalarına rağmen Ahmet Türk ve Ahmet Özer görevler�ne �ade ed�lmem�şt�r. Cumhur�yet Halk Part�s� İstanbul İl Kongres�’n�n hukuk dışı �ht�yat� tedb�r kararıyla �ptal ed�lmes�, �l başkanlığına kayyım atanması ve kurultay hakkında açılmış olan davalar, s�yas� part�ler�n �ç �şley�ş�ne doğrudan yargı müdahales� anlamına gelmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 737 ‒ Gazetec�ler Fat�h Altaylı, Suat Toktaş, Ercüment Akden�z, Furkan Karabay başta olmak üzere çok sayıda basın emekç�s� �fade vermeye çağırıldıkları takd�rde g�decek olmalarına rağmen sabah baskınları �le evler�nden gözaltına alınmış ve ardından tutuklanmıştır. K�m� gazetec�ler �dd�anames�z b�ç�mde çok uzun süre tutuklu kalmıştır. Basın emekç�ler�n�n yanı sıra akadem�syenler, sanatçılar, gençler ve barışçıl göster� hakkını kullanan yurttaşlar ceza tehd�d�yle susturulmak �stenm�şt�r. Yüzlerce genç Saraçhane’de barışçıl göster� hakkını kullandığı �ç�n tutuklanmıştır. K�m�ler� alandan k�m�ler� toplu taşıma aracı kullanırken k�m�ler� �se evler�nden sabah baskınları �le alınarak tutuklanmıştır. Bu uygulamalar, Anayasa’nın 34. ve 36. maddeler�nce güvence altına alınmış olan toplantı ve göster� yürüyüşü hakkı �le ad�l yargılama hakkına doğrudan müdahaled�r. Bu uygulamalar, demokrat�k toplumların temel kurumları olan yasam, yürütme ve yargı arasındak� dengey� bozmakta ve kamu v�cdanını der�nden etk�lemekted�r. Muhalefet part�ler�ne, yerel yönet�mlere ve basına yönel�k s�stemat�k b�ç�mde gerçekleşt�r�len yargı tac�zler�, Türk�ye’de toplumsal güven açısından c�dd� r�skler oluşturmaktadır. Bu tac�zler sadece b�reyler� değ�l, aynı zamanda demokrat�k kurumların �şley�ş�n� ve toplumsal barışı da tehd�t etmekted�r. Hukuk� çerçeve açısından uygulamalar, Anayasa’nın 25, 26 ve 28 maddes� �le güvence altına alınan �fade özgürlüğü ve basın özgürlüğü �le çatışmaktadır. Suç �snatlarının dayanağı bel�rs�z ve hukuk� dayanaktan yoksundur. Demokrat�k hukuk düzen�nde �fade özgürlüğü yalnızca ş�ddet çağrısı veya suç teşv�k eden �çer�klere karşı sınırlanab�l�rken, mevcut uygulamalarda bu sınırlamaların s�yas� sa�klerle yapıldığı ortadadır. Temel Hak ve Özgürlükler�n Kısıtlanması Türk�ye’de temel hak ve özgürlükler�n ana çerçeves� Anayasa’nın II. Kısmında düzenlenm�şt�r. Bu güvenceler hem klas�k hakları hem sosyal hakları hem de s�yasal hakları kapsamaktadır. Hakların sınırlanmasına �l�şk�n genel esaslar �se 13. maddede ortaya konulmuştur. Buna göre:  Sınırlama kanunla yapılmalı.  Demokrat�k toplum düzen�n�n gerekler�ne uygun olmalı.  Ölçülülük �lkes�ne bağlı olmalı.  Anayasa’nın özüne dokunmamalı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 738 ‒ Bu çerçeve, hak ve özgürlükler�n �st�sna� olarak sınırlandırılab�leceğ�n� kabul etmekle b�rl�kte, sınırlamanın ancak zorunlu ve meşru sebeplere dayanması gerekt�ğ�n� açıkça ortaya koyar. Dolayısıyla devlet�n poz�t�f yükümlülükler� yalnızca müdahaleden kaçınmayı değ�l, aynı zamanda hakların kullanımını kolaylaştıracak düzenlemeler yapmayı ve b�reyler� üçüncü k�ş�ler�n �hlaller�ne karşı korumayı da kapsar. Ancak Türk�ye’de s�yas� �kt�darın demokrat�k haklar üzer�ndek� baskısı, elle tutulur, gözle görülür b�r hal almıştır. N�tek�m bu durum, uluslararası endekslere de yansımıştır.  Kopenhag merkezli Demokrasiler İttifakı Vakfı tarafından 2024 yılında yayımlanan Demokrasi Algısı Endeksinde, 53 ülke içerisinde Türkiye, 47. sırada yer almıştır.  The Economist'in 2023 yılında yaptığı çalışmaya göre, Türkiye Demokrasi Endeksi'nde 174 ülke arasından 103'üncü sırada yer almıştır. Uygulamada yaşanan en temel sorunlardan b�r�, bu anayasal sınırların gen�ş yorumlanarak devlet müdahales�ne fazla alan açılması, buna karşın b�reyler�n özgürlük alanlarının daraltılmasıdır. Kolluk kuvvetler�n�n uygulamaları, �daren�n takd�r yetk�s�n� aşan kararları, toplantı ve göster� yürüyüşler�ne yönel�k rut�n yasaklamalar, �fade özgürlüğü alanındak� cezalandırıcı yaklaşım ve ceza yargılamasının muhal�f aktörlere karşı caydırıcı b�r araç olarak �şlev görmes�, bu anayasal sınırların f��len �şlevs�zleşt�r�ld�ğ�n� göstermekted�r. Buna �l�şk�n en net örnek CHP’n�n Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun uydurma suçlamalarla tutuklanmasına yönel�k tepk� gösteren vatandaşların katıldığı Saraçhane eylemler�d�r. Bu eylemler, ülken�n dört b�r yanında destekç� bulmuş, b�nlerce �nsan bu protestolarla demokrat�k ve barışçıl tepk�s�n� ortaya koymuştur. Özell�kle Anayasa’nın 34’üncü maddes� �le güvence altına alınan toplantı ve göster� yürüyüşü düzenleme hakkını kullanan ün�vers�te öğrenc�ler�n�n ve yurttaşların yoğun şek�lde kolluk ş�ddet�ne maruz kalarak, kötü muamele yasağına aykırı uygulamalarla gözaltına alınması, tutuklanması bu hakkın f��len ortadan kaldırıldığının en net del�l�d�r. Bu eylemlere yönel�k hukuksuz müdahaleler öyle b�r hal almıştır k�, 27 Mart 2025’te Saraçhane eylemler� kapsamında Cevah�r AVM önünde toplanan yaklaşık 120 k�ş� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 739 ‒ herhang� b�r yasak kararı olmadığı halde gözaltına alınmış, kolluğun orantısız müdahales�ne maruz kalmış, hakkında dava açılmış ve sanık rolüyle yargılanmışlardır. Mahkemen�n yaptığı yazışmada ver�len resm� b�lg�ye göre, bel�rt�len tar�h ve yer �ç�n h�çb�r yasak kararı olmadığı ortaya çıkmıştır. Mahkeme, duruşmayı �ler� b�r tar�he erteled�ğ�nden söz konusu 120 k�ş� haksız ve hukuksuz b�ç�mde halen sanık olarak yargılanmaya devam etmekted�r. Daha da çarpıcı olan, yargısal süreçler�n bu hukuksuz tabloyu bertaraf etmek yer�ne meşrulaştırırcasına �şlemes�d�r. Hakkında h�çb�r yasak kararı bulunmayan b�r alanda toplanan 120 k�ş�n�n halen sanık sıfatıyla yargılanmaya devam ed�yor olması, ceza yargılamasının eleşt�r�ye baskı �ç�n araçsallaştırıldığını ortaya koymaktadır. Yargılama sürec�n�n sürüncemede bırakılması, sanıkların üzer�ndek� baskıyı ve bel�rs�zl�ğ� artırmakta, toplantı ve göster� yürüyüşü hakkını kullanmak �steyen d�ğer yurttaşlar üzer�nde de açık b�r gözdağı �şlev� görmekted�r. Bu durum, ceza yargılamasının b�r “hukuk� süreç” olma n�tel�ğ�n� y�t�rerek s�yas� kararların tamamlayıcısı hal�ne geld�ğ�n� düşündürmekted�r. Barışçıl protestolar etrafında yaşanan bu süreç, �kt�darın muhal�f toplumsal tepk�ler� bastırmak amacıyla kolluk ve yargı el�yle oluşturduğu s�stemat�k baskı mekan�zmasının somut b�r örneğ�d�r. Bu mekan�zma, Anayasa’nın öngördüğü demokrat�k toplum düzen�yle bağdaşmayan yöntemler�n sıradanlaştırılmasına yol açmaktadır. Toplantı ve göster� yürüyüşü hakkını kullanan yurttaşların maruz kaldığı müdahalen�n keyf�l�ğ�, yargılamanın sürdürülüş b�ç�m� ve �daren�n kend� �şlemler�ne �l�şk�n b�lg� saklama eğ�l�m� b�rl�kte değerlend�r�ld�ğ�nde, Türk�ye’de temel özgürlüklere yönel�k müdahaleler�n münfer�t değ�l, yapısal n�tel�kte olduğu anlaşılmaktadır. Soruşturmanın G�zl�l�ğ�n� S�stemat�k İhlal Ceza Muhakemes� Kanunu’nun 157’nc� maddes� soruşturmanın g�zl�l�ğ�n� emred�c� şek�lde düzenlemekted�r. Y�ne, Türk Ceza Kanunu’nun 285’�nc� maddes� soruşturmanın g�zl�l�ğ�n� �hlal etme f��l�n� b�r suç olarak düzenlem�şt�r. Buna rağmen İBB �dd�anames� sürec� başta olmak üzere b�rçok kr�t�k soruşturmada �dd�aname hazırlanıp mahkemeye sunulmadan önce �çer�ğ� �kt�dara yakın medya organlarında yayımlanmış, dosyada yer alan b�lg� ve belgeler yandaş telev�zyon kanallarında günlerce serv�s ed�l�p Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 740 ‒ tartıştırılmıştır. Bu durum, soruşturma makamlarının tarafsızlığını y�t�rd�ğ�n�n ve b�r s�yas� operasyon takt�ğ� uygulandığının açık gösterges�d�r. D�ğer yandan, yandaş mecralara çarşaf çarşaf sızdırılan soruşturma b�lg�ler�n�n g�zl�l�k gerekçes�yle dosya avukatlarından g�zlenmes�, savunma hakkını ortadan kaldıran, ad�l yargılanma �lkes�n� yok sayan b�r n�tel�k arz etmekted�r. Dahası, �kt�dar güdümünde yürütülen yargısal süreçlerde avukatların meslek� faal�yetler� kr�m�nal�ze ed�lmeye çalışılmış, k�m� zaman dosya avukatları “müvekk�ller�n� savunma” suçu dolayısıyla gözaltına alınmış, tutuklanmıştır. N�tek�m, Cumhur�yet Halk Part�s�’n�n Cumhurbaşkanı Adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehl�van, avukatlık mesleğ�n�n �cra ett�ğ� �ç�n aylardır “kuyu t�p� hap�shane” olarak adlandırılan b�r hap�shanede �nsan onuruna aykırı koşullarda hukuksuzca tutulmaktadır. Davet üzer�ne b�zzat �cabet ett�ğ� adl�yede hakkında “kaçma şüphes�” gerekçes�yle tutuklama kararı ver�lm�şt�r. Tüm bu hukuksuz uygulamalar, muhalefete yönel�k ısrarla sürdürülen düşman ceza hukuku prat�ğ�n�n b�r yansımasıdır. Avukatlık Mesleğ�n�n Durumu Türk�ye’de savunma hakkının normat�f çerçeves� Anayasa’nın 36. maddes� ve CMK’nın savunmaya �l�şk�n hükümler�yle güvence altına alınmıştır. Ne var k� uygulama, kağıt üzer�nde yazılı hakların ve güvenceler�n pol�t�k süreçler karşısında nasıl kolaylıkla baypass ed�ld�ğ�n� kanıtlamaktadır. Savunma faal�yet�n�n, özell�kle s�yasal n�tel�kl� dosyalarda, ceza soruşturmasının “hedef�” hal�ne get�r�ld�ğ� b�r �kl�m oluşmuş durumdadır. Avukatın müvekk�l�yle özdeşleşt�r�ld�ğ�, savunma faal�yet�n�n suçla karıştırıldığı ve yargı makamlarının medya etk�s�yle bu yanlı algıyı pek�şt�rd�ğ� ortamda savunmanın bağımsızlığından söz etmek mümkün değ�ld�r. Savunma makamının içerisinde bulunduğu yapısal sorunlar bundan ibaret değildir. Ekonomik koşullar, mesleki itibar, savunma makamının kurumsal konumu ve siyasal baskı başlıkları iç içe geçmiş; ortaya hem bireysel hem kurumsal düzeyde ciddi bir erozyon çıkarmıştır. Bu erozyonun temelinde, savunmanın yargılamadaki asli kurucu unsur olarak değil, sistemin “tahammül ettiği” bir alan olarak görülmesi yatmaktadır. Bu bakış açısı, avukatın ekonomik güvencesizliği ile mesleki anlamda itibarsızlaştırılmasını aynı çizgide buluşturmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 741 ‒ Son ver�lere göre, hal�hazırda 204 b�n avukatın mevcut olduğu, bu avukatların 90 b�n�n�n 0-5 yıl arası kıdeme sah�p olduğu b�l�nmekted�r. Meslek� planlama yapılmaksızın açılan hukuk fakülteler�n�n hem n�tel�k hem de n�cel�k bakımından geleceğe etk�l� ve ger� döndürülemez b�ç�mde s�stemde yarattığı sorunlar, görmezden gel�nmekted�r. Öncel�kle ekonom�k koşullar, mesleğ�n sürdürüleb�l�rl�ğ�n� tehd�t eden b�r noktaya gelm�şt�r. Avukatlık Asgar� Ücret Tar�fes�, p�yasa gerçekl�ğ�n�n ve enflasyonun ger�s�nde kalmakta; genç avukatların büyük b�r bölümü asgar� ücret sev�yes�nde ya da altında çalışma koşullarına mahkûm ed�lmekted�r. Kamu kurumlarında çalışan k�ş�lere get�r�len kolaylıklarla avukatlığın “yan meslek” g�b� görülmes�, hem arz fazlasını büyütmekte hem de savunma mesleğ�n� değers�zleşt�rmekted�r. Yüz b�nler� aşan avukat sayısı, hukuk fakülteler�n�n kontrolsüz artışı �le b�rleş�nce rekabet� n�tel�k temel�nden çıkarıp hayatta kalma mücadeles�ne dönüştürmekted�r. Meslek� gel�r güvences� bu kadar zayıf olduğunda, avukat bağımsızlığı da soyut b�r �lkeden �baret kalır. Meslek� �t�barın aşınması �se daha der�n ve daha tehl�kel� b�r sorundur. Avukata; kollukta, adl�yede, �dar� makamlar karşısında s�stemat�k olarak �k�nc� sınıf muamele yapılmaktadır. Savunmanın yargısal sürec�n asl� b�r unsuru olduğu yönündek� anayasal güvence, uygulamada sembol�k b�r �fadeye dönüşmüş; avukatın müvekk�l�n� tems�l ederken karşılaştığı engellemeler olağanlaştırılmıştır. Avukatın dosyaya er�ş�m�n�n keyf� b�ç�mde sınırlandırılması, duruşmalarda küçültücü tavırlar, soruşturma evreler�nde �şlevs�z kılınması ve vek�l edenle görüşmeler�n f��l� kısıtlamalara maruz kalması, mesleğ�n saygınlığını aşındıran uygulamalardır. Bu tablo, ad�l yargılanma hakkının b�zzat devlet el�yle zedelend�ğ�n� göstermekted�r. Ceza soruşturmalarında avukata yönelen baskı, özell�kle son yıllarda bel�rg�n b�r b�ç�mde artmıştır. Meslek� faal�yet neden�yle avukat hakkında soruşturma başlatılması, müvekk�l�n�n s�yas� k�ml�ğ� ya da �snat ed�len suç neden�yle avukatın da hedef hal�ne gelmes�, savunmanın cezalandırıldığı b�r �kl�m yaratmaktadır. Avukatın müvekk�l�yle özdeşleşt�r�lmes�, hem ulusal hukuk düzen�ne hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemes� �çt�hatlarına açıkça aykırı olduğu halde ısrarla devam ett�r�lmekted�r. Bu durum, savunma makamının korku �kl�m� altında çalışmasına yol açarak meslek� �t�bar kadar yargılamanın meşru�yet�n� de zedelemekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 742 ‒ Özetle s�stem, avukatı ekonom�k güvences�zl�k ve kurumsal �t�barsızlık arasında sıkıştırıp b�r yandan da s�yasal ve �dar� baskı altında tutmaktadır. Bu tablo salt meslek� b�r sorun değ�l; hukuk devlet�n�n s�gortası olan savunmanın �şlevs�zleşt�r�lmes�n�n gösterges�d�r. Avukatın �t�barsızlaştırıldığı b�r ülkede yargı bağımsızlığı zaten kağıt üzer�nde kalır; ad�l yargılanma hakkı b�r hak olmaktan çıkar, b�r ayrıcalığa dönüşür. Bugün yaşanan sorunlar, avukatların b�reysel talepler�n�n ötes�nde, ülken�n hukuk düzen�n�n çürümekte olduğunun kanıtıdır. Hukuk Eğ�t�m� Ve Yargı Kurumsal Kapas�tes�n� Eks�kl�ğ� Türk�ye’de hukuk eğ�t�m� ve yargının kurumsal kapas�tes�, hukukun üstünlüğü ve ad�l yargılanma �lkeler�n�n etk�n şek�lde uygulanab�lmes� �ç�n kr�t�k öneme sah�pt�r. Ancak son yıllarda hem eğ�t�m s�stem�nde hem de yargı kurumlarında c�dd� eks�kl�kler ve s�stemat�k sorunlar gözlemlenmekted�r. Hukuk fakülteler�n�n kontenjanları azaltılmak �stenmekte, özell�kle devlet ün�vers�teler�nde yüksek kal�tel� eğ�t�m veren fakülteler�n kontenjanları düşürülürken, vakıf ün�vers�teler�ndek� kontenjanlar sab�t tutulmaktadır. Bu durum, hem l�yakat temell� b�r eğ�t�m model�n�n �şlemes�n� engellemekte hem de hukuk� b�lg� b�r�k�m� açısından n�tel�kl� mezun sayısının azalmasına yol açmaktadır. Kal�tel� eğ�t�mden yoksun mezunlar, yargının kurumsal kapas�tes�n�n güçlenmes�n� zorlaştırmaktadır. Hukuk Meslekler�ne G�r�ş Sınavı (HMS) ve d�ğer meslek� yeterl�l�k sınavları da c�dd� eleşt�r�ler almaktadır. Sınavların ezbere dayalı olması, b�lg�y� anal�z etme ve uygulama yetk�nl�ğ�n� ölçmede yeters�z kalması, hukuk eğ�t�m� �le meslek� prat�ğ� arasındak� uyumsuzluğu artırmaktadır. Kurumsal kapas�te eks�kl�ğ�, sadece b�reysel yargı mensuplarını değ�l, aynı zamanda mahkemeler�n etk�nl�ğ�n� ve ad�l yargılanma süreçler�n� doğrudan etk�lemekted�r. Mahkemelerde dosya yoğunluğu, eks�k personel ve yeters�z altyapı, yargılamaların gec�kmes�ne ve ad�l yargılanma hakkının �hlal�ne neden olmaktadır. Ayrıca, teknoloj�k altyapı ve d�j�tal dosya yönet�m s�stemler�n�n yeters�zl�ğ�, modern yargı uygulamalarının etk�n şek�lde yürütülmes�n� engellemekted�r. Özetle, hukuk eğ�t�m� ve yargı kurumsal kapas�tes�nde yaşanan eks�kl�kler, Türk�ye’de hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve etk�n adalet h�zmet� açısından c�dd� r�skler Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 743 ‒ oluşturmaktadır. Eğ�t�m ve kapas�te eks�kl�kler�n�n g�der�lmemes�, uzun vadede hukuk� güvenl�k �lkes�n�n zayıflamasına ve demokrat�k denet�m mekan�zmalarının �şlevs�zleşmes�ne yol açacaktır. SONUÇ Adalet Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçe ve kes�n hesap kanun tekl�f�, hukuk� güvenl�ğ�n ve anayasal sadakat�n c�dd� b�ç�mde aşındığı b�r dönem�n mal� çerçeves�n� oluşturmaktadır. Bütçe, tekn�k b�r met�n olmaktan çıkarak yargı s�stem�ne yönelen s�yasal müdahaleler�n, yargı bağımsızlığını zedeleyen atama ve terf� prat�kler�n�n, temel hak ve özgürlükler�n s�stemat�k b�ç�mde sınırlandırılmasının ve ceza muhakemes� kurumlarının s�yas� amaçlarla araçsallaştırılmasının f�nansmanı hal�ne gelm�şt�r. Muhalefet şerh�m�zde ortaya konulan somut örnekler, bütçen�n hukuksuzluk �kl�m�n�n devamını mümkün kılacak b�r araçtan öteye g�demeyeceğ�n� göstermekted�r. Tüm bu somut örnekler değerlend�r�ld�ğ�nde 2026 Adalet Bakanlığı bütçe tekl�f�n�n hukukun üstünlüğü �lkes�n� güçlend�ren b�r f�nansal plan değ�l, hukuk düzen�ndek� çöküşü der�nleşt�ren b�r s�yasal terc�h�n mal� çerçeves� olduğu açıkça görülmekted�r. Yargı bağımsızlığı, savunma hakkı, ceza muhakemes�n�n ad�l n�tel�ğ� ve temel özgürlükler�n anayasal çerçeves�n�n göz ardı ed�ld�ğ� b�r ortamda yen� adl�yeler �nşa etmen�n ve bu adl�yelere “saray” �sm� koymanın ne hukuk devlet� olma adına ne de demokras� adına olumlu b�r gel�şme sağlamayacağı ortadadır. Özetle; Türk�ye’de adalet s�stem� uzun süred�r yapısal b�r bozulma sürec� yaşamaktadır. Bu bozulma, hukukun üstünlüğü �lkes�n�n zayıflaması, yargı bağımsızlığının aşınması, tutuklama tedb�r�n�n ölçüsüz b�ç�mde kullanılması, yürütmen�n yargı ve yasama üzer�ndek� ağırlığının artması g�b� alanlarda kend�s�n� göstermekted�r. Adalet h�zmetler�n�n öngörüleb�l�rl�ğ�n� azaltan, vatandaşın hukuk� güvenl�k duygusunu zedeleyen ve Türk�ye’n�n uluslararası yükümlülükler�yle uyumsuzluk yaratan bu tablo, hukuk devlet� �lkes�n�n güçlend�r�lmes�n� zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede muhalefet şerh�m�z, mevcut sorunları tesp�t etmekten z�yade, Cumhur�yet Halk Part�s�’n�n adalet alanında ortaya koyduğu çözüm yaklaşımını tekn�k b�r çerçevede sunmayı amaçlamaktadır. CHP’n�n yaklaşımı, Güçlend�r�lm�ş Parlamenter S�stem �lkeler�ne dayalı, yargının bağımsızlığını ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 744 ‒ tarafsızlığını güçlend�ren, hukuk� öngörüleb�l�rl�ğ� artıran ve temel hak ve özgürlükler� güvence altına alan b�r reform programıdır. B�z CHP Olarak Ne Yapacağız? 1. Yargı Bağımsızlığını Güçlend�recek Kurumsal Düzenlemeler Hak�mler ve Savcılar Kurulu �k�ye ayrılacak, yargı bağımsızlığı �le savcılık teşk�latının fonks�yonel �ht�yaçları b�rb�r�nden ayrıştırılacaktır. • Hak�mler Kurulu’nun oluşumunda yürütmen�n etk�s� tamamen sona erd�r�lecek, Adalet Bakanı ve Bakanlık bürokratlarının kurulda yer alması anayasal güvence �le engellenecekt�r. • Üyeler�n seç�m�nde çoğulculuk, şeffaflık ve uzmanlık �lkeler� esas alınacaktır. • Mesleğe kabul, d�s�pl�n ve terf� süreçler� denet�me açık hale get�r�lecek, yargı mensupları üzer�ndek� �dar� baskı alanları ortadan kaldırılacaktır. Coğraf� tem�nat anayasal güvenceye bağlanacak; hak�m ve savcıların, verd�kler� kararlar neden�yle başka yerlere atanma baskısına maruz kalmaları engellenecekt�r. 2. Yargılama Süreçler�nde Adalet, Ölçülülük ve Öngörüleb�l�rl�k Tutuklamanın �st�sna olması �lkes�n� güçlend�rmek amacıyla Ceza Muhakemes� Kanunu’nda kapsamlı değ�ş�kl�k yapılacaktır: • Tutuklama ve tutukluluğun �ncelenmes� kararlarında somut olgu ve gerekçe zorunluluğu get�r�lecek, gerekçes�z veya standart met�nlerle tutuklama kararı ver�lmes�n�n önüne geç�lecekt�r. • Soruşturmalarda “g�zl�l�k” kararının kapsamı daraltılacak, bell� sürelerde otomat�k gözden geç�rme zorunluluğu get�r�lecekt�r. • Uzun tutukluluğu önlemek �ç�n hedef süre yaklaşımı ben�msenecek ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması sağlanacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 745 ‒ Sulh Ceza Hak�ml�kler� kaldırılacak, yer�ne bağımsız, denetleneb�l�r ve hukuk tekn�ğ�ne uygun sulh mahkemeler� kurulacaktır. 3. Yargının İşlevsell�ğ�n� Artıracak Yapısal Adımlar Savcılık teşk�latı güçlend�r�lecek ve savcıların etk�n soruşturma yürütmeler�n� sağlayacak şek�lde bağımsız b�r Adl� Kolluk Teşk�latı oluşturulacaktır. Bu yapı, del�l toplama ve soruşturma süreçler�nde s�yas� müdahalen�n önüne geçecek, savcıların �n�s�yat�f�n� güçlend�recekt�r. Hukuk fakülteler�n�n n�tel�ğ� yükselt�lecek, kontenjanlar azaltılacak ve müfredat uluslararası standartlarla uyumlu hale get�r�lecekt�r. Türk�ye Adalet Akadem�s�’n�n eğ�t�m kapas�tes� artırılacak; hâk�m ve savcıların kararlarında �çt�hat uyumu, gerekçelend�rme kal�tes� ve �nsan hakları standartları esas alınacaktır. 4. Yüksek Mahkemeler�n Otor�tes�n� Güçlend�ren Düzenlemeler Anayasa Mahkemes� ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemes� kararlarının bağlayıcılığı açık ve tartışmasız b�ç�mde düzenlenecek; • Bu kararlara uymayan kamu görevl�ler�ne yönel�k �dar� ve d�s�pl�n yaptırımları uygulamaya konulacaktır. • AYM’ye b�reysel başvuru yolu güçlend�r�lecek, kapsamı ekonom�k ve sosyal hakları da �ç�ne alacak şek�lde gen�şlet�lecekt�r. • Anayasa’ya aykırı kanun ve �şlemler�n denet�m� güçlend�r�lerek hukuk devlet�n�n koruyucu mekan�zmaları etk�l� hale get�r�lecekt�r. 5. Savunma Hakkının Güçlend�r�lmes� ve Avukatlık Mesleğ� Çoklu baro s�stem� kaldırılacak, baroların kurumsal b�rl�ğ� yen�den tes�s ed�lecekt�r. • Avukatlığın bağımsız b�r kamu h�zmet� olduğu �lkes� anayasal güvenceye alınacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 746 ‒ • Baro seç�mler�nde tems�lde adalet sağlanacak, savunma makamının yargı süreçler�nde eş�t konumu korunacaktır. Kadınlar, yoksullar ve kırılgan gruplar �ç�n adl� yardım mekan�zmaları gen�şlet�lecek, hukuka er�ş�m güçlend�r�lecekt�r. 6. Kanun Hükmünde Kararnamelerden Kaynaklanan Mağdur�yetler�n G�der�lmes� Olağanüstü Hal dönem�nde çıkarılan KHK’lar neden�yle hakkında herhang� b�r somut suç del�l� bulunmayan, beraat eden veya tak�ps�zl�k kararı alan b�reyler�n görevler�ne �ades� sağlanacaktır. Göreve �adede f��l� �mkânsızlık olması durumunda müktesep hakları korunarak uygun kadrolara atama veya erken emekl�l�k seçenekler� uygulanacaktır. Bu süreç bağımsız b�r kom�syon �le şeffaf, hızlı ve objekt�f kr�terlere göre yürütülecekt�r. 7. Yasama Süreçler�n�n Demokrat�kleşmes� ve Denetleneb�l�rl�k Torba kanun uygulamasına son ver�lecek; kanun yapım süreçler� katılımcı, öngörüleb�l�r ve kurumsal hale get�r�lecekt�r. • Kom�syon çalışmalarında uzman, STK ve meslek örgütler�n�n görüşü zorunlu hale get�r�lecekt�r. • Bütçe hakkı yalnızca TBMM’n�n yetk�s�nde olacak; yürütmen�n bütçe üzer�nde kararnameyle düzenleme yapması engellenecekt�r. • Kes�n Hesap Kom�syonu başkanlığı ana muhalefete ver�lecekt�r. CHP olarak hedef�m�z; bağımsız, tarafsız ve öngörüleb�l�r b�r yargı düzen� kurmak, vatandaşın hukuk� güvenl�ğ�n� güçlend�rmek ve demokrat�k hukuk devlet�n� kurumsal temeller�yle yen�den �nşa etmekt�r. Bu amaçla öner�ler�m�z; yürütmen�n yargı üzer�ndek� etk�s�n� azaltan, savunma hakkını güçlend�ren, temel hak ve özgürlükler� güvence altına alan ve yüksek yargı kararlarının bağlayıcılığını tartışmasız hâle get�ren kapsamlı b�r reform paket�n� oluşturmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 747 ‒ XXX. GÜVENLİK POLİTİKASI İç�şler� Bakanlığı, temel olarak güvenl�k pol�t�kalarından sorumlu olan bakanlıktır. Güvenl�ğ�n önem� tartışılmaz olmakla b�rl�kte demokras�lerde özgürlük ve güvenl�k arasında b�r dengen�n sağlanmasına �ht�yaç vardır. Demokras�ler� otor�ter rej�mlerden, total�ter rej�mlerden, d�ktatörlükten ayıran en öneml� kavram, özgürlüktür. Demokras�ler�n güvenl�k ve özgürlük �k�lem�nde özgürlükten yana tavır alması gerekt�ğ�ne dayanır. Ancak bu güvenl�ğ�n de �hmal ed�leceğ� anlamına gelmemekted�r. 1 no.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnames�ne göre, Bakanlığın görev ve yetk�ler� tanımlanmıştır ve bu tanımda “Yurdun �ç güvenl�ğ� ve asay�ş�, kamu düzen�, genel ahlak ve Anayasa'da yazılı hak ve hürr�yetler� korumak.” �bares� yer almaktadır. Bu �bareye göre; yalnızca güvenl�k değ�l, özgürlükler�, hak ve hürr�yetler� de korumak bu tanımın �ç�nde yer almaktadır. Temel hak ve hürr�yetler Anayasa'da 25'�nc� maddede düşünce ve kanaat hürr�yet�; 26'ncı maddede düşüncey� açıklama ve yayma hürr�yet�; 28'�nc� maddede basın hürr�yet� ve 34'üncü maddede toplantı ve göster� yürüyüşü düzenleme hakkı olarak yer almaktadır. Özetlenecek olursa; İç İşler� Bakanlığı’nın görev� yalnızca güvenl�ğ� sağlamak değ�l, Anayasa’da tanımlanmış ve tem�nat altına alınmış hürr�yetler� de korumak ve onların hayata geçmes�n� sağlamaktır. Anayasa'da sayılan bell� hakların kanunla sınırlanab�leceğ� �fade ed�lse de tanımlanan hak ve hürr�yetler�n kullanılmasını engelleyecek şek�lde sınırlamalar yapılması doğru değ�ld�r. Bu sınırlamalar Anayasa'nın ruhuna aykırı b�r durum teşk�l etmekted�r. Var olan bu durum da hukuk devlet�-kanun devlet� tartışmasını ortaya çıkarmaktadır. Türk�ye'n�n gerçek b�r demokras�ye ve hukuk devlet�ne �ht�yacı vardır. Bu doğrultuda güvenl�k pol�t�kalarının da demokras� �le uyum �ç�nde olması gerekmekted�r. Ancak o zaman demokras�n�n ayrılmaz b�r parçası olan hukuk devlet�n�n varlığı anlam kazanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 748 ‒ Demokras�lerde eleşt�r� hakkının önem� yadsınamaz boyutta öneml�d�r. Demokras� sadece çok s�yas� part�l� b�r düzen değ�l aynı zamanda çok sesl�l�k, farklı düşünce ve f�k�rler�n b�r arada yaşaması demekt�r. Yerel Yönetimler Türkiye, merkezi yönetim ve yerinden yönetim ilkelerine göre yönetilen üniter bir devlettir. Yerel yönetimler, varlığı ulusal ve yerel kanunlarla sabitlenmiş, bunun dışında yerel demokrasinin korunması ve güçlendirilmesi adına uluslararası anlaşmalarla güçlendirilmeye çalışılan demokratik birimlerdir. Yerel yönetimler, her ülkenin yönetsel kademelenmesi, yapısı ve işleyişine bağlı olarak farklılık gösterebilmekle birlikte, yerel halkın sorunlarını ve ihtiyaçlarını daha etkili ve uygun bir biçimde karşılayabilme, demokrasinin gelişimine katkı sunabilme ve ekonomik kalkınmanın şekillendiği mekânlar olarak kentleri yöneten çağdaş yönetim yapısının önemli bir parçasıdır. Cumhurbaşkanlığı hükümet s�stem� �le b�rl�kte Çevre ve Şeh�rc�l�k Bakanlığı bünyes�nde Yerel Yönet�mler Genel Müdürlüğü, İç�şler� Bakanlığı bünyes�nde de İller İdares� Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Bu durum �k�ye bölünmüş b�r görünüm arz etmekte, yerel yönet�mler açısından yeknesaklık ortadan kalkmaktadır. 6360 sayılı yasa �le Büyükşeh�r olan beled�yelerde kurulan dev�r tasf�ye ve paylaştırma kom�syonları kapanan beled�ye, köy, �l özel �dareler�n�n taşınmaz, alacak ve haklarını değ�şt�r�rken yapılan haksızlıklardan oluşan hukuksuzluk ve adalets�zl�k bugüne kadar devam etm�ş ve g�der�lmem�şt�r. Halk �rades�ne darbe: beled�yelere kayyum atama uygulaması İç�şler� Bakanlığı, �se seç�mle alamadığı beled�yeler�, zor yoluyla ele geç�rmen�n adeta karargahına dönüşmüştür. 23 yıldır s�yaset�n� “m�ll� �rade” üzer�ne kurduğunu �dd�a eden b�r �kt�dar �ç�n bu durum vah�md�r. İkt�dar tarafından son dönemde çok sayıda beled�yeye kayyım atanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 749 ‒ Bu kararlarla b�r kez daha hukukun temel �lkeler�, en temel �nsan hakları pervasızca ç�ğnenm�ş, demokras�m�z b�r kez daha der�n b�r yara almıştır. Anayasa’mıza göre mahall� �dareler�n karar organları, kanunda göster�len usulle ve seçmenler tarafından seç�lerek oluşturulmakta, mahall� �dareler�n seç�lm�ş organlarının, organlık sıfatını kaybetmeler� konusunda denet�m yargı yolu �le olmaktadır. Anayasa’mızda İç�şler� Bakanı’na ver�len görevden uzaklaştırma tedb�r�, yalnızca mahall� �dare organlarının görevler� �le �lg�l� b�r suç �şlemeler� hal�nde kullanılab�lecek �st�sna� b�r yetk� olarak sayılmıştır. Beled�ye Kanunu’nda da kayyım atamasına dayanarak yapılan hükümde İç�şler� Bakanı’na görevden alma yetk�s� tanınmamıştır. Ülkem�z�n �mzalayarak yürürlüğe koyduğu ve Anayasa’mızın 90’ıncı maddes�ne göre kanun gücünde olan uluslararası anlaşmalar, yerel düzeyde seç�lm�ş tems�lc�ler�n görev koşullarının, görevler�n� serbestçe yer�ne get�r�lmes�ne emretmekted�r. 1930 yılından bu yana elde ett�ğ�m�z yerel yönet�m tecrübes�n�n gel�şt�r�lerek �lerlet�lmes� ülkem�z menfaat�ned�r. Kayyım uygulaması yerel demokras�n�n Anayasa �le tem�nat altına alınmış en öneml� gösterges� olan halk �rades�n� ortadan kaldırmaktadır. Bu uygulama sadece başkan ataması �le sınırlı olmayıp seç�mle oluşan beled�ye mecl�s� encümen� ve mecl�s kom�syonlarının çalışması �mkanını da ortadan kaldırmaktadır. N�tek�m kayyım olarak atanan k�ş�n�n çağrısı olmadıkça beled�ye mecl�s� toplanamamaktadır. Mecl�s�n, encümen�n ve kom�syonların görev ve yetk�ler�, encümen�n atanmış memur üyeler� tarafından yürütülmekted�r. Bu kararlara �mza atan �kt�dar yüzünden Türk�ye muasır meden�yet düzen�nden kopmakta, total�ter rej�mler l�g�ne taşınmaktadır. Hukuktan uzaklaşarak atılan bu adımlar ülkem�z� seç�ml� demokras� olmaktan çıkarmaktadır. Ülkey� yönetenler, seç�leb�l�yorlarsa bunu m�llet �rades� saymakta; seç�lem�yorlarsa kayyımları devreye sokmaktadır. Yaşananlar demokras�n�n askıya alındığı darbe dönemler�n� hatırlatmaktadır. Bu kararların sonuçları salt s�yas� değ�ld�r. Demokras�den uzaklaşmak, dünyanın en kırılgan ekonom�ler�nden b�r� olmamıza yol açmaktadır. İşte bu yüzden emekl�s�nden öğrenc�s�ne herkes ağır b�r geç�m sıkıntısı �ç�nded�r. Gençler�m�z o yüzden umudu Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 750 ‒ başka ülkelerde arıyor. Söz ver�ld�ğ� halde kaldırılmayan mülakat s�stem� neden�yle, gençler�n alın ter� emeğ� yok sayılıyor. Ülkem�z kurumları çökmüş b�r sürece, sınırları denet�ms�zce suçlulara dah� açık b�r vatan hal�ne get�r�lmes� acı b�r durumdur. S�stemat�k hale gelen uygulamalarla, demokras�n�n en temel unsuru olan seçme ve seç�lme hürr�yet� yok ed�lm�şt�r. Tüm modern çağdaş devlet düzenler�n�n kabul ett�ğ� yer�nden yönet�m model�n�n altının merkez� �dare tarafından d�nam�tlend�ğ�, Türk�ye demokras�n�n yok ed�lmeye çalışıldığı b�r sürec� yaşıyoruz. Halkın demokrat�k usulle tems�lc�ler�n� bel�rled�ğ� yerel seç�mler�n üzer�nden sadece aylar geçm�şt�r. Yerel yönet�c�ler beled�yeler�n� nasıl yönetecekler�n�n planını henüz daha yen� yapmışlardır. Beled�yeler bütçeler�n� ve beş yıllık stratej�k planlarını yen� hazırlamışlar, beled�yey� yönetmeye yen� hazır hale henüz yen� gelm�şlerd�r. Kayyım uygulaması �le yerel halkın verg�ler�yle, katkılarıyla oluşturulan bütçe, bu yetk�n�n meşru kullanıcısı yerel yönet�c� yer�ne, İç�şler� Bakanlığının b�r memuruna tesl�m ed�lm�şt�r. Merkez� �dare, beled�yeler�n h�yerarş�k am�r�ne dönüştürülmüştür. Son 8 yıldır alınan kararlar, yapılan uygulamalar ülkem�zde keyf� vesayet yönet�m�n� açığa çıkarmıştır. Merkez� hükümet, yerel yönet�mler� �dar� ve mal� olarak baskılamaktan sonuç alamamıştır. Beled�ye başkanlarımız ve mecl�s üyeler�m�z tüm �mkansızlıklara rağmen halka h�zmet �ç�n canla başla çalışmaktadırlar. Son seç�mlerle dah� �kt�dar baskısına rağmen halkın teveccühü �kt�dardan yana olmamıştır. Artık merkez� hükümet, seç�mle kazanamadığı beled�yeler�n yönet�m�n� ne yazık k� �dar� �şlemle gasp etme yolunu seçm�şt�r. Kayyım uygulaması, 102 yıldır devam eden Türk�ye Cumhur�yet�’n�n demokrat�k varlığına zarar vermekted�r. İç�şler� Bakanlığı demokrat�k hukuk devlet�n�n gerekler�n� yer�ne get�rerek söz konusu kayyum atamalarını derhâl �ptal etmel�, yerel yönet�m ve yer�nden yönet�m �lkeler�ne bağlılık ve seçme ve seç�lme hakkına saygı çerçeves�nde bu uygulamalardan vazgeçmel� ve �kt�dara seç�mle kazanamadığı beled�yeler� ele geç�rme yolunu açan söz konusu hukuk� düzenleme yürürlükten kaldırılmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 751 ‒ Anayasa'mızın değ�şt�r�lmes� tekl�f dah� ed�lemeyecek 2'nc� maddes�nde �fades�n� bulan demokrat�k hukuk devlet� �lkes�n�n anlamı ve gereğ� budur 2024–2025 dönem�; İç�şler� Bakanlığı’nın görev, yetk� ve sorumluluk alanındak� yapısal sorunların der�nleşt�ğ�; �ç güvenl�k pol�t�kalarının part�zanca yaklaşımlarla şek�llend�r�ld�ğ�; sınır ve göç yönet�m�n�n ulusal çıkarlar yer�ne s�yas� terc�hler doğrultusunda bel�rlend�ğ�; ülkem�z�n uluslararası suç örgütü l�derler� �ç�n adeta b�r “güvenl� l�man” hal�ne geld�ğ�; uyuşturucu ve organ�ze suç faal�yetler�n�n yaygınlaşarak kolluk kuvvetler�n�, dolayısıyla devlet otor�tes�n� tehd�t edecek b�r cürete ulaştığı; afet yönet�m� kapas�tes�ndek� yeters�zl�kler�n öne çıktığı b�r dönem olmuştur. İç�şler� Bakanlığı kurumsal olarak personel�n�n özlük hakları ve pol�s �nt�harların önlemes� �ç�n gerekl� adımları atmadığı g�b�; asl� görev alanı olan kamu düzen�n�n sağlanması, vatandaşın can ve mal güvenl�ğ�, göç ve sınır yönet�m�, afet ve ac�l durum koord�nasyonu konularında başarısız b�r yönet�m serg�lem�şt�r. İç�şler� Bakanlığı’nın görev alanına g�ren başlıklarda, c�dd� yapısal ve pol�t�k sorunlar devam etmekted�r. Emniyet ve Jandarma Personelinin Özlük Hakları, Çalışma Koşulları Emniyet ve Jandarma personeli ağır çalışma koşulları, yetersiz özlük hakları ve kurumsal kapasite eksiklikleri nedeniyle ciddi bir mesleki tükenmişlik, ekonomik zorluk ve motivasyon kaybı yaşamaktadır. Bu durum, kamu güvenliğini doğrudan etkileyen yapısal bir sorun hâline gelmiştir. Polis İntiharlarında Artış ve Yeterli Önleyici Mekanizmaların Bulunmaması Son yıllarda polis intiharlarında dikkat çekici bir artış gözlenmektedir. Buna rağmen İçişleri Bakanlığı bünyesinde risk analizi, psikososyal destek ve kurumsal erken uyarı mekanizmaları etkin biçimde işletilmemektedir. Sorun, bütçede karşılığı olmayan ve politika düzeyinde görmezden gelinen bir kriz niteliğindedir. Tar�katların Devlet İçinde Örgütlenmesi Tehlikesi Tarikatlar ve benzeri paralel dini yapılar, özellikle güvenlik bürokrasisi, mülki idare, eğitim ve sosyal hizmet alanlarında etkilerini artırmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 752 ‒ Bu yapılar, liyakat ilkesini aşındırmakta; kurum içi hiyerarşiyi, personel atamalarını ve karar alma süreçlerini gayriresmî ilişkiler üzerinden şekillendirmektedir. FETÖ örneği, devlet içinde örgütlenen her türlü kapalı yapının ulusal güvenliğe yönelik ağır bir tehdit oluşturduğunu göstermiştir. Bakanlığın, mevcut risklere karşı etkin bir denetim ve mücadele stratejisi geliştirmediği bilinmektedir. Devlet otoritesini aşındıran, hukuk devletine zarar veren ve kurumsal güvenliği tehdit eden bu yapılanmaların varlığı, İçişleri Bakanlığı’nın bütçesinde görmezden gelinen kritik bir güvenlik sorunu oluşturmaktadır. Kadına yönel�k ş�ddet ve kadın c�nayetler� Kadın C�nayetler�n� Durduracağız Platformu’nun ver�ler�ne göre 2024 yılında 394 kadın öldürüldü, 258 kadın şüphel� şek�lde ölü bulundu. 2025 yılının �lk 10 ayında, 235 kadın öldürüldü, 247 kadın şüphel� şek�lde ölü bulundu. Her şeyden önce kadın c�nayetler�ne da�r, A�le ve Sosyal H�zmetler Bakanlığı �le İç�şler� Bakanlığı’nın ver�ler� arasında büyük b�r uyumsuzluk olduğunu vurgulamak gerek�yor. Bu uyumsuzluğun, Bakanlıklar arası koord�nasyonla g�der�lmes� gerekmekted�r Ülkem�zde kadına yönel�k ş�ddet ve c�nayetler artarken ve bu s�v�l toplumun çabalarıyla kayıt altına alınırken İç�şler� Bakanlığının bu konudak� önleme çalışmaları öneml� ancak yeters�zd�r. Ülkem�zde kadın c�nayetler�n�n yükselmes�n�n en öneml� nedenler� arasında, cezasızlık, �kt�darın kadınları �k�nc� sınıf vatandaş kabul eden uygulamaları ve buna yönel�k kurduğu d�l, İstanbul Sözleşmes�’n�n �ptal ed�lmes�, kadınların toplumsal ve s�yasal eş�tl�ğ�ne yeterl� bütçen�n ayrılmaması g�b� nedenler bulunmaktadır. Kadın c�nayetler�n�n önlenmes� konusunda �lave tedb�rlere �ht�yaç bulunmaktadır. B�reysel s�lahlanma Umut Vakfı’nın hazırladığı ‘Türk�ye S�lahlı Ş�ddet Har�tası Raporu’na göre; -2023 yılında; 3 b�n 773 s�lahlı ş�ddet olayı basına yansıdı. Basına yansıyan bu olaylarda 2 b�n 318 k�ş� ölü, 3 b�n 820 k�ş� de yaralandı. Yaşanan s�lahlı ş�ddet olaylarının 3 b�n 212’s�nde yan� yüzde 85’�nde kaleşn�kof, otomat�k tüfekler dah�l ateşl� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 753 ‒ s�lahlar (106’sı beyl�k s�lahı toplam 2 b�n 427’s� tabanca ve 784’ü tüfekler), yüzde 15’�ne denk gelen 561’�nde de bıçaklardan baltalara her tür kes�c� alet kullanıldı. -2014 yılından bugüne geçen 10 yılda; toplam 34 b�n 197 s�lahlı ş�ddet olayı basına yansıdı. 10 yılda meydana gelen 34 b�n 197 s�lahlı ş�ddet olayında toplam 21 b�n 434 k�ş� öldü, bazıları ağır 31 b�n 207 k�ş� de yaralandı. Türk�ye’de yaklaşık 4 m�lyon ruhsatlı, 36 m�lyon ruhsatsız s�lah bulunmaktadır. Buna göre, yaklaşık 85 m�lyon olan Türk�ye’n�n nüfusunun neredeyse yarısı b�reysel olarak s�lahlanmıştır. Bazı evlerde �se b�rden fazla s�lah bulunmaktadır. S�lah ed�n�m sayısı da her yıl yüzde 3.5 oranında artmaktadır. B�reysel s�lahlanmanın sosyal b�r güvenl�k konusu olduğunu kabul etmek gerekmekted�r. Çözüm TBMM tarafından yapılacak düzenlemelerded�r. Ruhsatlandırmak ya da cezayı artırmak da kes�n çözüm değ�ld�r. Yıllara yayılan (en az 30 yıllık) b�r kararlılık, b�r stratej� planı gerekmekted�r. Toplumun tüm alanlarında ş�ddet� azaltmanı sınırlamanın �lk adımı; s�v�l s�lahlanmayı önce zorlaştırmak ve denet�m altına almaktır. S�lah ed�nmey� b�r hak ve kayıt altına alarak verg� gel�r� olarak görmek doğru değ�ld�r. Yen� s�lah yasası tekrar tartışmaya açılmalı, ruhsatsız s�lahlarla �lg�l� caydırıcı çezalar get�r�lmel�, ruhsat süres� �k� yıla �nd�r�lmel�, evde s�lah bulundurma ruhsatında eş rızası alınmalı, s�lah ruhsatı başvurusunda en az 14 gün bekleme süres�n�n get�r�lmel�., ruhsat önces� eğ�t�m, ruhsat sonrası denet�m yapılmalı, c�dd� sağlık muayenes� uygulanmalı, özell�kle k�ş�l�k bozukluğu, bağımlılık düzey�, öfke kontrol problem� ve ps�kopatoloj�k testler�n uygulanması zorunlu hale get�r�lmel�, kamu spotu �le b�lg�lend�rmeler yapılmalı, s�lah reklamları yasaklanmalı, �nternetten satış kargo �le tesl�m, teşh�r, tanıtım yasaklanmalı g�b� b�reysel s�lahlanmaya karşı mücadele yürütenler�n öner�ler� c�dd�yetle tartışılmalıdır. Organize Suç, Uyuşturucu Ticareti ve Yetersiz Mücadele Uluslararası suç örgütlerinin Türkiye’deki etkinliği artmış; Türkiye hem transit hem hedef ülke konumuna gelmiştir. Bakanlığın duyurduğu operasyonlar, sorunun derinliğini ortaya koymakla birlikte, operasyon sayısının fazlalığı aslında caydırıcılığın sağlanamadığını göstermektedir. Organize suç örgütleri mahallelere kadar yayılmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 754 ‒ 16 yaşına kadar düşen yaş grupları suç döngüsüne dâhil olmuştur. Kolluğa yönelen tehditler ve motosikletli infaz ekipleri olağan hale gelmiştir. Bağımlılıkla mücadele programına bütçeden ayrılan tutar (9.441.685.000 TL) çok düşüktür. Göç Yönetimi ve Sınır Güvenliği Politikalarında Etkisizlik Düzensiz göç kontrol altına alınamamış, kara ve deniz sınırlarında güvenlik politikaları yetersiz kalmıştır. Etkili sınır yönetimi, veri temelli risk analizi ve bütüncül göç stratejileri hayata geçirilmediği için Türkiye, bölgesel göç hareketliliği karşısında kırılgan bir konuma sürüklenmiştir. Vatandaşlık Politikalarında Zafiyet: Uluslararası Suç Örgütleri, “Altın Pasaport” Uygulamaları ve Güvenlik Riski Kolaylaştırılmış vatandaşlık uygulamaları ve denetimsiz mülk edinme süreçleri nedeniyle Türkiye, uluslararası suç örgütü mensupları için bir güvenli limana dönüşmüştür. INTERPOL tarafından aranan kişilerin biyometrik sistemlerle tespit edilmesi gerekirken, bu şahıslar Türkiye’ye rahatlıkla giriş yapabilmekte, mülk edinebilmekte ve vatandaşlık alabildiği bilinmektedir. Vatandaşlığın adeta bir “koruma kalkanı”na dönüşmesi, ülkenin güvenliği, itibarı ve uluslararası ilişkileri açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Vatandaşlık hakkı, tapuda taşınmaz alımı g�b� r�skl� ve su��st�mal ed�lmeye açık alanlarda yer almamalıdır. Kamu Düzeni, Trafik Güvenliği ve Koruma Düzeni Uygulamalarında Keyfilik Kişilere verilen koruma kararlarında şeffaflık, nesnel standart ve denetim eksiklikleri bulunmaktadır. Kamu kaynakları, keyfî ve siyasi tercihlere dayalı şekilde tahsis edilmektedir. Kullanım hakkı olmadığı halde çakarlı araç kullanımı konusunda etkin denetim sağlanamamaktadır. TBMM Denet�m�n�n Engellenmes� Cumhur�yet Halk Part�s� olarak en temel sorumluluğumuz, yürütmey� m�llet adına denetlemekt�r. Ancak İç�şler� Bakanı Al� Yerl�kaya, Anayasa ve TBMM İçtüzüğü’nün öngördüğü denet�m görev�n� s�stemat�k b�ç�mde engellemekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 755 ‒ • Son b�r yılda Bakana yönelt�len b�nlerce soru önerges�n�n büyük bölümü yanıtsız bırakılmış, yanıtlananların öneml� kısmı �se matbu ve alakasız met�nlerden �baret olmuştur. • 21/7/2025 �t�barıyla kend�s�ne yönelt�len 4.105 soru önerges�n�n yalnızca 199’u süres� �ç�nde yanıtlanmıştır. Bu durum, m�lletvek�ller�n�n ve Gaz� Mecl�s’�n anayasal denet�m yetk�s�n�n f��len devre dışı bırakılması anlamına gelmekted�r. Sonuç olarak; İç�şler� Bakanlığı’nın görev alanlarına g�ren çeş�tl� başlıklarda ortaya çıkan sorunlar; pol�s �nt�harlarından göç pol�t�kalarına, organ�ze suçtan s�ber güvenl�ğe kadar gen�ş b�r alanda mevcut pol�t�kaların yeters�zl�ğ�n� ve çözüm bekleyen alanları gözler önüne sermekted�r. İç�şler� Bakanı Al� Yerl�kaya, yalnızca Gaz� Mecl�s’�n denet�m görev�n� engellemekle kalmamakta; aynı zamanda kend� anayasal sorumluluklarını da yer�ne get�rmemekted�r. Demokrat�k denet�m mekan�zmalarının �şlevs�zleşt�r�lmes�, hem hukuk devlet� �lkes�n� hem de güvenl�k pol�t�kalarının etk�nl�ğ�n� zayıflatmaktadır. Emn�yet ve Jandarma Teşk�latı’nın Sorunları ve Çözüm Öner�ler� İç�şler� Bakanlığı`nın bütçe görüşmeler�nde Emn�yet Teşk�latı’nın der�nleşen sorunların çözümüne yönel�k b�r çaba ve emn�yet teşk�latındak� ağır çalışma koşulları, mobb�ng, am�r tahakkümünü sona erd�rmeye yönel�k reform v�zyonu olmadığı görülmekted�r. Emn�yet Teşk�latı’nın tüm sorunlarına çözüm olacağını düşündüğümüz temel �k� çözüm öner�m�z bulunmaktadır. Öner�lerden b�r�; send�kalaşmalarının sağlanması, d�ğer� de tüm özlük hakları ve çalışma koşullarını düzenleyen Emn�yet Teşk�latı Personel Kanunu çıkarılmasıdır. Somut çözüm öner�ler�m�z şunlardır:  Fazla mesai ücretinin ödenmesi,  12-24 ve 12-36 (Emniyet Teşkilatında çakma diye tabir edilen sistem) sistemlerinin, polislerin çalışma hayatından tamamen çıkarılması,  Meslek içi yükselme sınavlarında mülakatın kaldırılması ve hak eden birikimli personelin amir olması,  Her ile yüksek kapasiteli personel lojmanı inşa edilmesi ve polis lojmanları bünyesinde çocuk kreşi açılması,  Taban maaşın yeniden yapılandırılması, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 756 ‒  Polis sandığına zorunlu üyeliğin kaldırılması, polis sandığının, alanında uzman iktisatçılar ile yeniden yapılandırılması,  Polislerin -dünyadaki örneklerine uygun olacak şekilde- sendika hakkının uygulanması,  Polis intiharlarına yönelik meclis araştırma komisyonunun kurulması,  Tam teşekküllü polis rehabilitasyon merkezlerinin oluşturulması,  Gece görevlerinde 8 saat üzeri mesainin yasaklanması,  Sivil personelin özlük haklarının yeniden düzenlenmesi,  2. şarkın derhal kaldırılması,  Bekçilerin (sürekli gece görevinde çalıştırılması) çalışma sistemlerinin yeniden düzenlenmesi,  Emniyet Teşkilatı Vakfı’nın gelirlerinin polislere sosyal tesis, lojman ve kreş yapılması amacıyla kullanılması. Pol�s İnt�harları Ülkem�zde, mesleğe yen� başlayan ya da emekl�l�ğ�ne çok az kalan fark etmeks�z�n çok sayıda pol�s �nt�har ederek yaşamına son vermekted�r. 2016 yılında 61, 2017 yılında 52, 2018 yılında 41, 2019 yılında 48, 2020 yılında 85, 2021 yılında 108, 2022 yılında 105, 2023 yılında 110, 2024 yılında 73 pol�s �nt�har etm�şt�r. 2025 yılında 3 Aralık �t�bar�yle 83 pol�s �nt�har etm�şt�r. Pol�sler�n özlük haklarının �y�leşt�r�lmemes�, uzun çalışma saatler�, mobb�ng, am�r tahakkümü ve çalışma koşulları, bu durumun temel nedenler� arasında yer almaktadır. Mecl�se sunulan soru önergeler�ne öncek� İç�şler� Bakanı Süleyman Soylu ve mevcut Bakan Al� Yerl�kaya tarafından aynı matbu yanıtlar gönder�lm�ş olup, bu konudak� talepler�m�z hala karşılık bulmamış, çözüm yönünde somut adımlar atılmamıştır. Kamu Denetç�l�ğ� Kurumu tarafından 2014 yılında yayımlanan raporda, haftada 40 saat çalışması gereken pol�sler�n haftada 59 saat çalıştığı �fade ed�lmekted�r. Raporda ayrıca ağır çalışma şartları neden�yle pol�sler�n ps�koloj�ler�n�n bozulduğu; c�nnet ve �nt�har vakalarının meslek �çer�s�nde çok sık görüldüğü, a�le ve sosyal hayatlarındak� sıkıntıların arttığı; ş�ddetl� geç�ms�zl�k, boşanma vakalarının çok sık yaşandığı tesp�tler�ne yer ver�lm�şt�r. Bu �nt�harlar karşısında Emn�yet Genel Müdürlüğü’nden de İç�şler� Bakanlığı’ndan da ne manalı b�r açıklama yapılmış ne de pol�sler�n �nt�har etmes�n�n önüne geçecek Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 757 ‒ kararlı b�r adım atılmıştır. İç�şler� Bakanlığı, pol�s �nt�harlarıyla �lg�l� yazılı soru önergeler�n�n tamamına aynı matbu met�nle cevap ver�lmekted�r. Pol�s �nt�harlarının sebepler�n�n araştırılması ve çözüm �ç�n gerekl� pol�t�kaların bel�rlenmes� amacıyla, Mecl�s’te araştırma kom�syonu kurulması gerekmekted�r. Parlamento’da, part� grubumuz tarafından pol�s �nt�harlarıyla �lg�l� araştırma kom�syonu kurulması talepler�n�n heps� AKP ve MHP oylarıyla redded�lm�şt�r. En son 21 Mayıs 2024 tar�h�nde, CHP’n�n Emn�yet Teşk�latı personel�n�n sorunlarının ve pol�sler� �nt�hara sürükleyen nedenler�n tesp�t ed�l�p çözülmes� �le pol�sler�n çalışma şartlarının �y�leşt�r�lmes� amacıyla Mecl�s’e sunduğu araştırma önerges� AKP ve MHP m�lletvek�ller�n�n oylarıyla redded�lm�şt�r. AKP Grup Başkanvek�l� Özlem Zeng�n’�n, bu konuda b�rl�kte b�r çalışma yapılab�leceğ�n� söylemes�ne rağmen bugüne kadar b�r gel�şme sağlanamamıştır. Pol�s Send�kası kurulması Toplu çalışma haklarının önem�ne rağmen, çeş�tl� ülkeler kolluk kuvvetler�n�n veya emn�yet h�zmet� sınıfında görev yapan kamu görevl�ler�n�n (çarşı ve mahalle bekç�s�, pol�s, kom�ser muav�n�, kom�ser, başkom�ser) send�kalarda örgütlenmes�ne kısıtlamalar get�rm�şt�r. Pol�s memurlarının örgütlenme hakkının engellenmes�, örgütlenme özgürlüğünü �hlal etmekted�r. Avrupa’da 27 ülkede toplam 36 pol�s send�kası bulunmaktadır. Pol�s send�kaları Avrupa Pol�s Send�kaları Konfederasyonu (EuroCOP) adlı Avrupa ölçekl� b�r örgütün üyes�d�r ve EuroCop aynı zamanda Avrupa Send�kalar Konfederasyonu (ETUC)’a üye 10 Avrupa send�ka federasyonundan b�r�s�d�r. Pol�s send�kası; “kend�n� hükûmetlerden, yönet�mlerden, s�yasal part�lerden, d�nî topluluklardan bağımsız görür, Pol�s�n ve emekl� pol�s�n meslek�, toplumsal, ekonom�k, ekoloj�k, kültürel çıkarlarını savunur” felsefes�ne dayanmaktadır. EuroCOP; Avrupa'dak� pol�s teşk�latları haklarının kademel� olarak erozyona uğradığını ve bu nedenle Avrupa çapında pol�s memurlarının sosyal hakları konusunda g�derek daha fazla end�şe duyduğunu d�le get�rmekted�r. EuroCOP; Avrupa`da 500.000'den fazla pol�s memurunun çıkarlarını tems�l etmekte, pol�sler �ç�n �nsan haklarını, demokrat�k denet�m altında etk�n b�r pol�s h�zmet�n� savunmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 758 ‒ Mevzuatında pol�s memurlarının örgütlenmes� ve grev yapmasının yasak olduğu ülkelerde, pol�s memurlarının çalışma koşulları b�zzat s�yas� �rade tarafından bel�rlenmekted�r. Pol�s örgütlenmeler� ve grevler�n�n yasaklanması genell�kle hükümetler�n pol�s teşk�latı üzer�ndek� sıkı kontrolünü sürdürme arzusundan kaynaklanmaktadır. Pol�s memurlarına örgütlenme ve grev hakkı tanınmasının, s�yas� baskılardan uzak b�r pol�s gücünün kurulmasına yol açacağı unutulmamalıdır. Pol�s send�kası sadece pol�sler�n çalışma koşulları ve özlük hakları açısından değ�l, hukuksuz uygulamaların sınırlanması açısından da önem taşımaktadır. Pol�s send�kası pol�s�n kanunsuz-hukuksuz em�rlere karşı çıkması açısından da b�r güvence oluşturacaktır. Dolayısıyla, örgütlenme hakkının redded�lmes�n�n dayandığı mantık g�derek önem�n� y�t�rmekted�r. EGM ve Jandarma Genel Komutanlığı’nda Tar�kat Yapılanmaları Fetullah Gülen’�n başını çekt�ğ� Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’nün Türk S�lahlı Kuvvetler� (TSK) �ç�ndek� yapılanması, 15 Temmuz 2016’da darbe g�r�ş�m�nde bulunmuş, g�r�ş�m başarısızlıkla sonuçlanmıştır. FETÖ, TSK’den yargıya, eğ�t�mden emn�yete, akadem�den sağlığa kadar Türk�ye Cumhur�yet� Devlet�’n�n tüm kurumlarında kadrolaşmıştır. Yapılanma öyle b�r hal almıştır k� kurulan devasa f�nansal ağ �le FETÖ; tar�kat-t�caret-s�yaset �l�şk�ler�yle hem kamuda yapılanmasını tamamlamış yan� ‘devletleşm�ş’ hem de bankalar, okullar, hastaneler, ün�vers�teler, s�v�l toplum kuruluşları, send�kalar g�b� b�rçok alanda ‘ş�rketleşm�ş’ hatta ‘hold�ngleşm�şt�r’. Yanı sıra emn�yet ve yargı �ç�ndek� yapılanmanın örgütlü çalışmalarıyla açılan �ft�ra ve kumpas davalarında onlarca �nsan mağdur olmuştur. FETÖ’nün kumpas davalarında askerler, gazetec�ler, aydınlar tutuklanırken, dönem�n s�yas� �kt�darı “Ben bu davanın savcısıyım” dem�şt�r. S�yas� �kt�dar, FETÖ’nün tar�kat-t�caret-s�yaset �l�şk�ler�n�n kurulmasında ve devamlılığında taşıyıcı ve �t�c� rol üstlenm�şt�r. S�yas� �kt�darla arasının bozulmasıyla harekete geçen yapılanma, asker� darbe g�r�ş�m�yle devlet yönet�m�n� ele geç�rmeye çalışmıştır. Cumhur�yet tar�h�nde �lk kez TBMM bombalanmış, askerler pol�sler b�rb�r�ne kurşun sıkmıştır. Darbe g�r�ş�m�ne karşı sokağa çıkan s�v�l yurttaşlar yaşamını y�t�rm�şt�r. FETÖ’nün Temmuz 2016’dak� darbe g�r�ş�m�n�n ardından, �k� yıl süren Olağanüstü Hal (OHAL) �lan ed�lm�ş, yüzb�nlerce �nsan OHAL Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) �hraç ed�lm�ş, kamuda kadrolaşan cemaat yapılanması dağıtılmaya çalışılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 759 ‒ Yurtlarından hastaneler�ne, dernek vakıflarından yayın organlarına kadar her türlü varlıklarına ve f�nansal kaynaklarına el konulmuştur. Türk�ye Cumhur�yet� tüm bunları yaşamışken; KHK’larla boşalan kamu kadrolarına başka d�n� cemaatlerden/tar�katlardan �nsanların yerleşt�r�ld�ğ� ve kamu kurumlarının tar�kat ve cemaatler arasında bölüştürüldüğü �dd�aları gündemden h�ç düşmem�şt�r. Bunun en somut örneğ�; Tuğam�ral Mehmet Sarı’dır. Den�z İkmal Komutanı Tuğam�ral Mehmet Sarı, makam arabasıyla b�r tar�kat ev�ne g�tt�ğ�, asker� ün�forması üzer�ndek� sarık ve cüppe taktığı fotoğraflar kamuoyuna yansımıştır. Sarı hakkında soruşturma başlatılsa da soruşturma net�celenmeden YAŞ kararlarıyla emekl� ed�lm�şt�r. Öte yandan Jandarma Genel Komutanlığı �le �lg�l�; “Askerler�n, kafalarına taktıkları farklı renklerdek� takkelerle gruplaşarak ayrı zamanlarda gruplar hal�nde mesc�tte �badet ett�kler�; d�ğer yandan da herhang� b�r tar�kata/cemaate/gruba mensup olmadan mesc�de g�den küçük rütbel� genç personeller� s�nd�rerek kend� cemaatler�ne/tar�katlarına dah�l etme çabası �ç�nde oldukları; Jandarma’nın en mahrem yer� olan İst�hbarat Başkanlığı’nda odalarında z�k�r çeken rütbel�ler�n olduğu ve Jandarma Genel Komutanlığı’nda karargaha tar�kat mensubu s�v�ller� davet eden rütbel� olduğu; Fetullahçılardan boşalan kadroların ş�md� de başka cemaatlerce doldurulduğu, özell�kle en kr�t�k yerlerde cemaat yapılanmalarının olduğu, örneğ�n Personel Başkanlığı’nda b�r cemaat�n, İst�hbarat Başkanlığı’nda başka b�r cemaat�n etk�n olduğu, bu cemaatler arasında özell�kle atama dönemler�nde sert f�k�r ayrılıklarının yaşandığı; personel atamalarında sağlık, a�le bütünlüğü, çocuklarının okul durumu ve öncek� çalışılan bölgeler g�b� kr�terler öncel�kl�yken son yıllarda ‘Hang� cemaate üye olduğunun’ en öneml� kr�ter hal�ne geld�ğ�; Jandarma Personel Başkanlığı’nda varlığı �ler� sürülen tar�kat/cemaat yapılanmalarının atamalarda �zled�ğ� yöntem, ‘metropol �ller ve Ankara Genel Komutanlık Karargahındak� özel b�r�mlere cemaatç� olmayan personeller�n atamasının yapılmadığı’, herhang� b�r tar�kata/cemaate mensup olmayanların ve/veya Hakkar�, Şırnak, Tuncel� g�b� terör bölgeler�nde çalışan personel�n b�le şark görev� b�tt�kten sonra Batı’da terc�h ett�ğ� büyük �llere tay�nler�n�n yapılmadığı ve terc�hler�n�n dışında, özell�kle İç Anadolu’nun küçük �ller�ne, atamalarının yapıldığı” yönündek� �dd�alar kamuoyunun gündem�ne yansımıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 760 ‒ Jandarma ve Sah�l Güvenl�k Akadem�s�’nde şeh�t ve gaz� yakınlarına ayrılan kontenjanların dolmadığı; sebeb�n�n �se, yazılı sınav, VKİ ve spor test� sonuçları yüksek olan, mülakatları da çok �y� geçen şeh�t ve gaz� yakını adayların, mülakatlarına 60’ın altına puan ver�lerek l�ste dışı bırakılması ve yerler�ne tar�kat/cemaat üyes� adayların alındığı da �ler� sürülmüştür. Öte yandan Emn�yet Teşk�latı’nda özell�kle atamalarda, terf�lerde ve pol�s alımlarında cemaat/tar�kat yapılanmalarının ‘etk�’ ve ‘müdahaleler�’ �le �lg�l� �dd�alar da kamuoyuna yansımaktadır. Türk�ye Cumhur�yet� Devlet�, demokrat�k, la�k ve sosyal b�r hukuk devlet�d�r (Anayasa madde 2). Tüm bu �dd�alar, araştırmaya, soruşturmaya, �zaha muhtaç; önlem alınması �se elzemd�r. Bu konudak� �dd�a ve eleşt�r�ler�m�z� gerek kom�syonda gerek yazılı soru önergeler� aracılığıyla defalarca gündeme get�rm�ş olsak da Bakandan b�r yanıt ve açıklama alınamamıştır. Türk�ye'n�n Büyüyen Sorunu: Organ�ze Suçla ve Uyuşturucuyla Mücadele Türk�ye, son yıllarda çete l�derler�, mafyalar, uyuşturucu kaçakçıları g�b� suç örgütler�n�n hesaplaşma yer� hal�ne gelm�şt�r. Interpol’ün kırmızı bültenle aradığı çok sayıda çete l�der� ülkem�zde yakalanırken bazıları da kend� aralarındak� çatışmalarda öldürülmüştür. İç�şler� Bakanlığı, son dönemde düzenlenen operasyonlarda yakalanan şahısların organ�ze suç örgütü üyel�ğ�, yasadışı s�lah t�caret�, uyuşturucu madde t�caret�, kasten öldürme, göçmen kaçakçılığı, n�tel�kl� ve mal� dolandırıcılık, soygun ve hırsızlık, resmî belgede sahtec�l�k ve verg� kaçakçılığı suçlarından arama kayıtları olduğunun tesp�t ed�ld�ğ�n� duyurmuştur. 2019 Avrupa Uyuşturucu Raporu, Türk�ye’n�n uyuşturucu kaçakçılığında öneml� b�r trans�t ülke olmaya devam ett�ğ�n� söyleyerek, Türk�ye’dek� operasyonlarda ele geç�r�len uyuşturucu oranlarının çok yüksek olduğuna d�kkat çekm�şt�r. Raporda yer ver�len �stat�st�klere göre Türk�ye’de b�r yıl �çer�s�nde ele geç�r�len ero�n m�ktarı tüm Avrupa B�rl�ğ� (AB) ülkeler�nde ele geç�r�len m�ktarın çok üzer�nde bulunmaktadır. Avrupa ve Ortadoğu arasında öneml� b�r uyuşturucu trans�t ülkes� olan Türk�ye’n�n Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 761 ‒ Balkan rotasında yer aldığı, Afgan�stan’dan Avrupa’ya yapılan ero�n kaçakçılığının güzergahının k�l�t ülkes� olduğuna d�kkat çek�lm�şt�r. Türk�ye’de ele geç�r�len esrarın büyük b�r bölümünün Batı Balkan ülkeler� ya da Fas’tan geld�ğ�, koka�n�n �se Güney Amer�ka kaynaklı olduğu aktarılmıştır. İspanyol gazetes� El Pa�s �se 2021 yılında yaptığı, “Yen� koka�n rotası Türk�ye üzer�nden geç�yor” başlıklı haber�nde Lat�n Amer�ka �le Avrupa ve Ortadoğu arasındak� “yen� koka�n rotasının” Türk�ye'den geçt�ğ�n� öne sürmüştür. “Türk mafyaları, Gal�çya'da S�to M�ñanco veya Meks�ka kartel� S�naloa �le �tt�faklar kurarak, bu uyuşturucunun Avrupa ve Ortadoğu'da dağıtımında ağırlık kazandı” �fadeler�n�n kullanıldığı haberde, Türk�ye'de kullanımının düşük olmasına rağmen son dönemde düzenl� olarak yüksek m�ktarlarda koka�n�n yakalanmasının da yen� rotanın gösterges� olduğu savunulmuştur. Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkez�'n�n (EMCDDA) yetk�l�ler�nden Laurent Lan�el, Türk�ye'de koka�n�n yüklü m�ktarlarda bulunmasının yanı sıra son yıllarda çok sayıda el koyma operasyonu yapıldığına d�kkat çekerek, “Bu durum, Türk�ye'n�n bu madden�n tüket�ld�ğ� b�r ülke hal�ne geld�ğ�n� göster�yor. 10 yıl önce böyle b�r durum yoktu” yorumunu yapmıştır. ABD Dış�şler� Bakanlığı’nın her yıl Kongre'ye sunduğu Uluslararası Narkot�k Kontrolü Stratej� Raporu (2022) “Türk�ye, uyuşturucu kaçakçılığında 'trans�t ülke' olduğu, Afgan�stan'dan Avrupa'ya gönder�len afyonun ve Avrupa'da üret�l�p Asya'ya gönder�len sentet�k uyuşturucunun Türk�ye üzer�nden geçt�ğ�…” �fadeler�ne yer vermekted�r. BM Uluslararası Narkot�k Kontrol Kurulu’nun (INCB), 160 sayfadan oluşan kapsamlı uluslararası narkot�k 2022 yılı raporu �se, Türk�ye’n�n uyuşturucu pazarında küresel geç�ş noktası olması konumunun g�derek arttığını ortaya koymaktadır. Raporda Türk�ye’de 2022 yılında gerçekleşt�r�len narkot�k operasyonlarına da �şaret ed�lm�şt�r. Türk�ye’ye Güney Amer�ka’dan öneml� m�ktarda koka�n kaçakçılığının gerçekleşt�r�ld�ğ�n� bel�rt�len raporda Türk�ye’n�n Orta Doğu ve Avrupa p�yasaları �ç�n trans�t ülke konumunda olduğu kayded�lm�şt�r. BM raporunda, Güney Amer�ka’dan Türk�ye’ye sevk ed�len koka�n�n b�r kısmının gönder�ld�kler� l�manlarda; b�r kısmının da Türk�ye’dek� varış noktalarında ele geç�r�ld�ğ� bel�rt�lm�şt�r. Uyuşturucu raporunda, 2022 Haz�ran ayında Ekvatorlu yetk�l�ler�n Guayaqu�l l�manında Türk�ye'ye g�den b�r muz konteyner�nde 850 kg koka�n ele geç�rd�ğ�, aynı l�mandan Türk�ye’ye sevk ed�len 250 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 762 ‒ kg'dan fazla koka�n�n de 2022 N�san ayında Mers�n l�manında ele geç�r�ld�ğ� örneğ�ne de yer ver�lm�şt�r. Rapora göre Türk�ye'dek� organ�ze suç gruplarının düşen afyon f�yatlarını telaf� etmek �ç�n g�derek daha fazla koka�ne yöneld�ğ� tesp�t�n�n ortaya konulmuş ve Türk�ye’de, 2020 yılında 1,96 ton koka�n ele geç�r�ld�ğ�, 2022 yılındaysa bu rakamın 2,8 tonla rekor düzeye ulaştığı kayded�lm�şt�r. Raporda, Türk�ye ve Balkan ülkeler�n�n İran ve Afgan�stan’dan Ortadoğu ve Avrupa’ya gönder�len uyuşturucuda öneml� b�r geç�ş noktası olduğu bel�rt�lerek Afgan�stan'dan hedeflenen pazarlara sevk ed�len ana rota statüsünün korunduğu, İran, Türk�ye ve Balkan ülkeler�nden geçen bu rotayla Orta ve Batı Avrupa’ya ero�n sevk�yatının sürdüğü kayded�lm�şt�r. Türk�ye’de, 2021 yılında 22,2 tonluk rekor düzeyde ero�n ele geç�r�ld�ğ�, bu m�ktarın 2019 yılında yakalanan 13,2 tonla kıyaslandığında neredeyse yüzde 70'l�k öneml� b�r artışa �şaret ett�ğ� bel�rt�lm�şt�r. Raporda; İran ve Türk�ye üzer�nden yapılan ero�n kaçakçılığı yollarının metamfetam�n kaçakçılığı �ç�n de kullanıldığı ve bu r�sk�n g�derek tırmandığının altı ç�z�lm�şt�r. Türk�ye’de 2021 yılında metamfetam�n kaçakçılığında büyük artışlar görülmeye devam ett�ğ�, 2019'da ülkede yaklaşık 1 ton metamfetam�n yakalandığı, 2020 yılında bu m�ktarın 4,1 tona, 2021 yılındaysa 5,5 tona ulaştığı kayded�lm�şt�r. İstanbul Haval�manı'nın kargo term�nal�nde 2022'n�n �lk beş ayında, üç büyük metamfetam�n sevk�yatının ele geç�r�ld�ğ� b�lg�s�ne de yer ver�lm�şt�r. Rapora 2021’de dünyada yakalanan aset�k anh�dr�d�n yüzde 60’ı Türk�ye’de ele geçt�ğ� ortaya konmuştur bu oran 2020’n�n (36,300 l�tre) üç katıdır. Rapor ayrıca Türk�ye’de d�azepam kullanımının yüzde 100 arttığı bel�rt�lm�şt�r. Sonuç olarak rapor, Türk�ye’de başta metamfetam�n olmak üzere uyuşturucu kullanımının halk sağlığı �ç�n büyük b�r tehd�t hal�ne geld�ğ�, son yıllarda artan madde kaçakçılığıyla b�rl�kte ölümler�nde arttığını ortaya koymaktadır. Türk�ye'de uyuşturucu kullanımından kaynaklanan ölümler �ç�nde metamfetam�n bağlantılı ölümler�n oranının 2018 yılında yüzde 6,2 �ken bu oranın 2020 yılında yüzde 31,2’ye yükseld�ğ� kayded�lm�şt�r. Türk�ye'de pazarda daha kolay elde ed�leb�len daha düşük f�yatlı maddelere doğru b�r kayma olduğu, bu durumun uyuşturucunun kötüye kullanılması vakalarında öneml� artışa ve eğ�l�mlerde değ�ş�kl�klere yol açtığı kayded�lm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 763 ‒ Türk�ye’de uyuşturucu kullanımı ve madde bağımlılığı c�dd� b�r halk sağlığı ve güvenl�k sorunu hal�ne gelm�şt�r. Özell�kle genç nüfus arasında yaygınlaşan madde kullanımı, toplumun tüm kes�mler�n� etk�lemekted�r. Son yıllarda Türk�ye’de sentet�k uyuşturucuların kullanımı artış göstermekted�r. Özell�kle MDMA, metamfetam�n ve yen� ps�koakt�f maddeler (NPS) p�yasada daha fazla yer almaktadır. Bu maddeler, kullanıcılar arasında “jel�bon” g�b� �s�mlerle anılan ve şeker, jelat�n, lol�pop g�b� formlarda sunulmaktadır. İç�şler� Bakanlığı öncek� yıl bütçe sunuşunda 2024 yılının �lk on ayında 41 b�n operasyon yapıldığını, bu operasyonlarda 29.738 k�ş� yakalandığını duyurmuştur. Yan�, neredeyse her suçlu başına 2 operasyon yapılmıştır. İç�şler� Bakanlığı 2025 yılı bütçe sunusunda organ�ze suçla mücadelede yaklaşık 80 b�n operasyon yapıldığını ve 2.334 k�ş�n�n tutuklandığını bel�rtm�şt�r. Bu durum her 34 operasyonda 1 k�ş�n�n tutuklandığını ortaya koymaktadır. Bu rakamlar ya operasyon sayısının abartıldığını ya da operasyonlarda başarısız olunduğunu göstermekted�r. Bununla b�rl�kte, yakalanan uyuşturucu m�ktarının son on ayda 112 m�lyon kök kenev�r, olduğu bel�rt�lm�şt�r. B�rleşm�ş M�lletler Uyuşturucu ve Suç Of�s� "Üret�len uyuşturucunun yüzde 85-90'ı yakalanamadığını" söylemekted�r. İç�şler� Bakanı tarafından açıklanan bu rakamlar, Türk�ye'n�n sadece uyuşturucu rotası değ�l aynı zamanda üret�m merkez� hâl�ne geld�ğ�n� ortaya koymaktadır. Temel mesele, uyuşturucuyu yakalamak değ�l, onun Türk�ye'ye g�rmes�n� ve burada üret�lmes�n� engellemekt�r. Türk�ye'de uyuşturucuyla mücadele hem ulusal düzeyde devlet�n hem de yerel yönet�mler�n ortak b�r sorumluluğudur. Bu mücadele, toplumun genel sağlığı, güvenl�ğ� ve sosyal huzuru �ç�n kr�t�k b�r konudur. Türk�ye’de uyuşturucu kullanımı ve madde bağımlılığı, özell�kle genç nüfus arasında hızla artmaktadır. Bu durum, hem halk sağlığı hem de kamu güvenl�ğ� açısından c�dd� b�r tehd�t oluşturmaktadır. Etk�n mücadele �ç�n şu adımlar öner�lmekted�r:  Eğ�t�m ve Farkındalık: Gençlere yönel�k b�l�nçlend�rme kampanyaları artırılmalıdır.  Tedav� ve Rehab�l�tasyon: Bağımlılara yönel�k tedav� ve rehab�l�tasyon merkezler�n�n sayısı ve kapas�tes� artırılmalıdır.  Hukuk� Düzenlemeler: Uyuşturucu t�caret� ve kullanımıyla �lg�l� yasal düzenlemeler gözden geç�r�lmel� ve caydırıcılık artırılmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 764 ‒  Uluslararası İşb�rl�ğ�: Uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede uluslararası �şb�rl�kler� güçlend�r�lmel�d�r. S�ber Güvenl�k: S�ber güvenl�k ulusal güvenl�ğ�n b�r parçasıdır S�ber tehd�tlerde, vatandaşlarımızın k�ml�k b�lg�ler�yle beraber k�ş�sel tüm ver�ler�n� ele geç�rmeye yönel�k saldırılar gerçekleşm�şt�r. 85 m�lyon vatandaşın k�ş�sel ver�ler�n�n çalındığı olay, c�dd� b�r ver� güvenl�ğ� kr�z�ne dönüşmüştür. Bu durum, b�lg� teknoloj�ler� altyapısının yeters�zl�ğ�n� ve ac�l müdahale �ht�yacını ortaya koymaktadır. S�ber güvenl�k, d�j�tal dünyada devlet�n güvenl�ğ�n�, vatandaşların mahrem�yet�n� ve ekonom�k s�stem�n �şley�ş�n� korumak �ç�n kr�t�k b�r öneme sah�pt�r. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve İç�şler� Bakanlığı bu konuda koord�nasyon ve �şb�rl�ğ� �çer�s�nde olmalıdır. Türk�ye’de son dönemde yaşanan k�ml�k b�lg�s� hırsızlıkları g�b� olaylar, s�ber güvenl�ğ�n ulusal güvenl�ğ�n ayrılmaz b�r parçası olarak değerlend�r�lmes� gerekl�l�ğ�n� göstermekted�r. Sonuç olarak, s�ber güvenl�k ulusal güvenl�ğ�n vazgeç�lmez b�r b�leşen�d�r. Stratej�k önlemler alarak d�j�tal altyapıyı güçlend�r�lmel�, s�ber tehd�tlere karşı hazırlıklı olunmalı ve b�reyler�n mahrem�yet� korunmalıdır. Somut olarak; • Kamu kurumlarının ve kr�t�k altyapıların s�ber saldırılara karşı korunması �ç�n güvenl�k önlemler�n�n artırılması, • Erken uyarı ve hızlı müdahale s�stemler�n�n kurulması, güvenl�k �hlaller�nde etk�l� b�r kr�z yönet�m� sağlanması, • S�ber güvenl�k alanında daha fazla n�tel�kl� personel yet�şt�r�lmes� �ç�n ün�vers�teler ve eğ�t�m kurumlarıyla �ş b�rl�ğ� yapılması, • Kamu kurumlarında görev yapan s�ber güvenl�k personel�ne sürekl� eğ�t�m ve gel�ş�m fırsatları sunulması, • Vatandaşların k�ş�sel ver�ler�n�n korunması �ç�n güçlü yasal düzenlemeler�n uygulanması ve �hlallere karşı ağır yaptırımlar uygulanması, • Kamu güvenl�ğ� adına toplanan ver�ler�n şeffaf ve denetleneb�l�r b�r şek�lde kullanılması, ver� �hlaller�ne karşı hassas�yet göster�lmes� gerekmekted�r. Sınır Güvenliği ve Yasa Dışı Göç: Türkiye ve Dünyadan Göç Alanında Gelişmeler ve Eğilimler Türkiye’de Güncel Durum Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 765 ‒ Türkiye, 2011 yılından bugüne kadar dünyada hiçbir ülkenin tek başına karşılaşmadığı karmaşık bir göç dalgası ile karşı karşıya kalmıştır. Suriye iç savaşıyla tetiklenen bu süreç, zamanla Orta Asya’dan Afrika’ya, Güney Asya’dan Güney Amerika’ya kadar uzanan çok katmanlı ve çok aktörlü bir düzensiz göç zincirine dönüşmüştür. Bu durum, iktidarın yanlış ve plansız politikaları, bölge ve Batı ülkelerinin külfet paylaşımına yanaşmaması Türkiye’yi hem bir hedef ülke hem bir geçiş ülkesi hem de bir göç deposu haline getirmiştir. Türkiye’nin anayasal düzeni, kamu güvenliği, demografik dengesi, ekonomik ve sosyal yapısı bu kontrolsüz ve politikasız biçimde gelişen göç akınlarıyla birlikte ciddi şekilde zarar görmektedir. Ancak 2011 yılından itibaren uygulanan yabancılar politikası, adeta ülke menfaatlerini yok sayan, stratejiden yoksun bir politikasızlığa dönüşmüştür. Sınırlarımızın çok ötesinden yasadışı yollarla gelen yabancıları, mevzuata ve taraf olduğumuz milletlerarası antlaşmalara aykırı olarak barındırmak, altından kalkılamayacak sorunlar ortaya çıkarmıştır. Bugün itibarıyla milyonlarca yabancı, kayıt dışı çalışmakta, sınır güvenliğini ihlal etmkte, kamu kaynaklarını denetimsizce kullanılmasına neden olmakta, şaibeli ve tartışmalı şekilde vatandaşlık hakkı başta olmak üzere bir vatandaştan daha fazla haklara erişmekte, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurumsal işleyişini ve sosyal yapısını zorlamaktadır. Bugün itibarıyla milyonlarca yabancı, kayıt dışı çalışmakta, sınır güvenliğini ihlal etmekte, kamu kaynaklarını denetimsizce kullanılmasına neden olmakta, şaibeli ve tartışmalı şekilde vatandaşlık hakkı başta olmak üzere bir vatandaştan daha fazla haklara erişmekte, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurumsal işleyişini ve sosyal yapısını zorlamaktadır. 2013 yılında Göç İdaresi Başkanlığı kurulamasına, taşra teşkilatlarının genişletilmesine ve Sınır Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün sürece entegre edilmesine rağmen, ülkemizin sınır güvenliği sağlanamamakta, hukuka aykırı işlemler yaygınlaşmakta, yabancılar politikası sistematik bir bütünlükten yoksun kalmaktadır. Göç yalnızca sosyal b�r konu değ�l, doğrudan �ç güvenl�k, kamu düzen� ve terörle mücadele pol�t�kalarıyla kes�şmekted�r. NATO ve AB sınır güvenl�ğ� s�stemler�nde göç, h�br�t tehd�t olarak kabul ed�lmekted�r. Göçle bağlantılı organ�ze suç, �st�hbarat zaafı, s�ber güvenl�k ve kayıt dışılık da �ncelenmek zorundadır. Bu nedenle; göçmen gruplar �ç�nde �nsan kaçakçılığı şebekeler�, rad�kalleşme, �st�hbarat ajanları ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 766 ‒ örgütlenme faal�yetler�n�n tesp�t� yapılmalıdır. Ancak �ç güvenl�k, kamu düzen� ve terörle mücadeley� doğrudan �lg�lend�ren bu kr�t�k husus İç�şler� Bakanlığı tarafından bugüne kadar görmezden gel�nm�şt�r. 27 Kasım 2025 tarihli Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre ülkemizdeki Geçici Koruma Altındaki Suriyeli sayısı yılbaşından bu yana 530.066 kişi azalarak 2.371.412’ye düşmüştür, yıl başından bu yana yakalanan düzensiz göçmen sayısı ise 142.820’dir. Bu veriler haftalık 3.000’den fazla kaçak göçmenin sınırlarımız içinde yakalandığı anlamına gelmektedir. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın 1 Kasım tarihli açıklamasına göre, 8 Aralık 2024 tarihi sonrasında toplam 550 bin Suriyeli ülkesine geri dönüş yapmıştır. 2016 yılından bu yana gönüllü geri dönüş yapan Suriyelilerin sayısı ise 1 milyon 290 bin kişidir. Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın 3 Aralık tarihli verilerine göre ise 2025 yılı içinde toplam 734 düzensiz göç olayına müdahale edilmiş, bu olaylarda toplam 19.157 düzensiz göçmen ve 324 göçmen kaçakçısı yakalanmıştır. Bu düzensiz göç olaylarında toplam 58 düzensiz göçmenin ise hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti, yalnızca bireysel mağduriyet değil, aynı zamanda devletin sınır egemenliği, kamu düzeni ve güvenliği açısından doğrudan tehdittir. Yasadışı göç rotalarının Türkiye’yi merkez olarak kullanması, sadece sınırları değil, idari ve mali bütünlüğü de tehdit etmektedir. İnsan kaçakçılığı suçu, anayasal düzene ve kamu güvenliğine karşı işlenen suçlar kategorisinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasadışı Göçle Mücadele ve Sınır Güvenliği Konusunda Yetersiz Kalınması Türkiye’nin kara sınırları, askeri yasak bölge ve güvenlik bölgesidir. Aynı durum sahiller için de söz konusudur. Türkiye’nin doğu ve güneydoğu sınırları, İran, Irak ve Suriye ile olan sınır hatları boyunca uzanmakta olup hem jeopolitik krizlerin hem de yasadışı göç rotalarının doğrudan hedefindedir. Buna karşın batı sınırlarında uygulanan yüksek güvenlik ve önleme kapasitesi, doğu sınırları için aynı ölçekte hayata geçirilmemektedir. Örneğin, Yunanistan ve Bulgaristan, kara ve deniz sınırlarında Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 767 ‒ sistematik geri itme (push-back) uygulamaları ile kendi sınırlarını sıkı biçimde korumaktadır. Avrupa Birliği ise bu ülkeleri hem mali hem de diplomatik olarak desteklemekte, Türkiye’yi ise doğu kaynaklı göçü kontrol etmekle yükümlü bırakmaktadır. Doğu ve Güney Doğu sınırlarının etkin korunmadığını bizzat resmî istatistikler ortaya koymaktadır. Göç İdaresi Başkanlığı’nın bir ay arayla yayınladığı istatistiklerde dahi aylık bazda Türkiye’ye giriş yapan yasadışı göçmen sayıları korkutucu boyuttadır. Üstelik bu rakamlar yakalanan yasadışı göçmenlere ilişkindir. 14.11.2024‒31.12.2024 tar�hler� arasında yasadışı olarak Türk�ye’ye 29.115 yabancı g�r�ş yapmıştır. Türk�ye’n�n kara sınırları, asker� yasak bölge ve güvenl�k bölges�d�r. Aynı durum sah�ller �ç�n de söz konusudur. 2565 sayılı Asker� Yasak Bölgeler ve Güvenl�k Bölgeler� Kanunu’nun 5-9. maddeler� arasında b�r�nc� ve �k�nc� derecede kara asker� yasak bölgeler; 10- 13. maddeler� arasında den�z asker� yasak bölgeler düzenlenm�şt�r. İran ve Sur�ye sınırlarının bel�rl� bölümler�ne beton duvarlar örülmüştür. Ancak bu duvarlar geç�c� yavaşlatma etk�s� yaratmaktan öteye g�tmemekte ve engelley�c� b�r etk� oluşturmamaktadır. Tünel kazma, tel kesme, sınırda rehberl�k yapan �nsan kaçakçıları g�b� takt�klerle geç�şler devam etmekted�r. Sadece f�z�k� önlem değ�l, personel kararlılığı ve yasal yetk�ler�n sahada akt�f kullanımı gerekmekted�r. Bu bölgelerde emn�yet ve asay�şten sorumlu askerî makamlar, görevler�n� ancak s�yas� müdahaleye uğramadan tam anlamıyla yer�ne get�reb�l�rler. Ancak mevcut durumda, Kara Kuvvetler� Komutanlığı, Sah�l Güvenl�k Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı’nın sınır hattındak� yetk�ler�, �dar� ve s�yas� müdahaleler neden�yle sınırlandırılmış, sahadak� uygulama gücü zayıflatılmıştır. Sınır hattı boyunca kamera, sensör, hareket algılayıcı, drone g�b� teknoloj�ler yeters�zd�r. Hudut hatları boyunca f�z�k� bar�yer (duvar, hendek, tel örgü) kurulan alanlarda b�le �nsan kaçakçıları bu engeller� aşab�lmekted�r. Duvarların yalnızca f�z�ksel b�r gec�kt�rme unsuru olduğu, �nsan ve teknoloj� odaklı akt�f kontrol olmadıkça etk�l� olamayacağı ortadadır. Göç İdares�n�n açıkladığı ver�lere göre 2024 ve 2025 yıllarında toplam 368.651 yasadışı göçmen yakalanmıştır, Sah�l Güvenl�k Komutanlığı ver�lere göre 2024 ve 2025 yıllarında den�zlerde yakalanan yasadışı göçmen sayısı 71.540 k�ş�d�r. Bu sayılar da göçün yönet�lemed�ğ�n� ortaya koymaktadır. Sur�yel�ler�n Sur�ye-Türk�ye Arasında Serbest Dolaşımı Resmî tat�ller başta olmak üzere geç�c� koruma altındak� Sur�ye vatandaşlarının kend� ülkeler�ne g�r�p çıkmasına �z�n ver�lmekted�r. Bu uygulama uluslararası hukuk açısından Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 768 ‒ olduğu kadar Türk hukuku açısından da yer�nde değ�ld�r. Geç�c� koruma statüsündek� yabancıların Sur�ye’ye g�d�p geld�kler� tesp�t ed�lmes�ne, hatta resm� olarak �z�n ver�lmes�ne rağmen geç�c� koruma kayıtlarının devam ett�r�lmes� hem ulusal hem uluslararası hukuka aykırı b�r uygulamadır. Bu k�ş�ler�n “zulüm tehl�kes�” altında oldukları varsayımıyla Türk�ye’de barındırılması; ancak aynı k�ş�ler�n “tat�l”, “a�le z�yaret�” veya d�ğer gerekçelerle Sur�ye’ye gönüllü olarak g�r�ş çıkış yapab�lmes� c�dd� b�r güvenl�k, �dare hukuku ve kamu pol�t�kası sorunudur. Ayrıca gönüllü olarak g�tmeler� b�r korumaya �ht�yaç duymadıkları ve kalışlarının daha çok ekonom�k olduğunu, bu k�ş�lere g�r�ş-çıkış hakkı tanımasının aslında hükümet açısından da geç�c� koruma altındak� Sur�yel�ler�n b�r korumaya �ht�yaç duymadıklarını b�ld�ğ�n� ve b�ld�ğ� halde uygulamayı sürdürdüğünü, d�lerse geç�c� korumaya son vereb�leceğ�n� açıkça göstermekted�r. Geç�c� koruma, yabancıya uluslararası koruma başvurusu b�reysel olarak alınamadığı �ç�n ver�len ve özünde ülkes�nden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye ger� dönemeyen, ac�l ve geç�c� koruma �ht�yacı bulunanlara ver�lmes� gereken b�r statüdür. Geç�c� Koruma Yönetmel�ğ� m. 12(1)(a) uyarınca, geç�c� koruma kapsamında sağlanan hak, �mkân ve h�zmetlerden yararlanan k�ş�n�n, Türk�ye’y� kend� rızası �le terk etmes� hâl�nde geç�c� koruması sona erer. Bu hüküm açık olmasına rağmen uygulanmamaktadır. Oysa her yıl yüzb�nlerce Sur�yel�n�n ülkes�ne serbestçe g�d�p geld�ğ�n� görmektey�z. Bu durum b�rçok Sur�yel� �ç�n geç�c� koruma �ht�yaçlarının kalmadığını kend�ler� �ç�n ülkeler�n�n güvenl� olduğunu göstermekted�r. Bu nedenle ve tar�hte h�çb�r ülke tarafından bu kadar esnet�lm�ş ve su�st�mal ed�lm�ş b�r geç�c� koruma uygulanmamışken ülkem�zdek� bu uygulamanın da artık sona erd�r�lmes� gerekmekted�r. Bu durum kamuoyunda c�dd� adalets�zl�k algısı yaratmaktadır. Türk�ye-Sur�ye sınır hattı halen düzens�z geç�şler�n en yoğun yaşandığı alanlardan b�r�d�r. Geç�c� koruma altında olanların, sınırdan defalarca geçmes�ne olanak sağlayan bu s�stem, sınır güvenl�ğ� açısından zaaf yaratmaktadır. Bu hat, kaçakçılık, s�lah geç�ş� ve terör örgütler�n�n sızmaları açısından da stratej�k b�r bölged�r. Geç�c� koruma altında bulunanların k�ml�k doğrulama s�stemler� yalnızca Türk�ye �ç�nde �şled�ğ�nden etk�n b�r denet�m s�stem� de bulunmamaktadır. Üstel�k, bu k�ş�ler�n ülke dışında terör gruplarıyla bağlantı kurup kurmadıkları, hang� bölgelerde bulundukları g�b� �st�hbarat da kayıt altına alınmamaktadır. Bel�rlenen sürede dönen her Sur�yel� sorgusuz suals�z ülkeye yen�den Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 769 ‒ kabul ed�lmekte ve statüler�n� korumaktadır. Tat�l dönemler�nde ver�len �z�nler, gönüllü ger� dönüş ve yen�den g�r�ş programları resm� b�r mevzuat temel�ne değ�l, çoğunlukla val�l�k düzey�ndek� geç�c� düzenlemelere dayanmaktadır. İdaren�n böyle b�r yetk�s� bulunmamalıdır. Uygulama sınır kapılarına göre değ�şmemel�d�r. Geç�c� koruma statüsünün gözden geç�r�lmes� ve rev�ze ed�lmes�, geç�c� koruma kapsamındak� k�ş�ler�n ülkeler�ne gönüllü olarak seyahat etmes� durumunda, statüler�n�n sonlandırılması yönünde açık ve uygulanan b�r mekan�zma gel�şt�r�lmel�d�r. Hâl�hazırda sınır geç�ş� yapmış ve Sur�ye’ye g�d�p gelm�ş k�ş�ler�n kayıtları �ncelenerek, koruma statüsü güncellenmel�d�r. Sur�ye �le doğrudan d�plomat�k �l�şk�ler kurularak geç�ş �z�nler� yen�den düzenlenmel� ve bu �z�nler Sur�ye tarafındak� yetk�l�lerle koord�nasyon �ç�nde yürütülmel�d�r. B�reysel olarak b�r koruma �ht�yacı olmayan ve geçerl� pasaportu olan Sur�yel�ler geç�c� korumadan çıkarılmalı ve düzenl� göçmen şartlarına uygun varlıklarını sürdürmel�, gerekl� �kamet şartlarını karşılamayanların �se sınır dışı ed�lmes� gerekmekted�r. Geçerl� pasaportu olmayan Sur�yel�ler�n �se kend� �radeler� �le ülkeler�ne g�r�ş yapıyorlarsa geç�c� korumaları sınır kapısında �ptal ed�lmel� ve tekrar g�r�şler� tur�st ya da �kamet �ç�n gerekl� şartları karşılamaları hal�nde mümkün olmalı. Kalanların �se Sur�ye hükümet� �le ortak b�r çalışma ve Türk�ye’n�n sunacağı destek ve kolaylaştırıcılıkla ülke pasaportlarını almaları sağlanmalı ve düzenl� göçmene geç�şler� sağlanmalı ve geçerl� �kamet şartlarına uymayan veya çalışma �zn� �le kalmayanlar har�ç, uluslararası koruma başvuru hakları saklı kalmak kaydıyla ülkeler�ne dönmeler� sağlanmalıdır. Böylece geç�c� korumanın güvenl�k r�sk� oluşturmasının önüne geç�lmel� ve �st�smarı önlenmel�d�r. Ulusal ve uluslararası mevzuata uygun olarak yapılacak b�reysel uluslararası koruma başvurulardan ülkes�ne dönmes� hal�nde şartlı mültec� ya da �k�nc�l koruma şartlarını karşılayanlar har�ç ülkem�zde geç�c� koruma statüsü kaldırılmalıdır. Yatırım Yoluyla Vatandaşlık “Altın Pasaport” Uygulamasının Sakıncaları Geleneksel olarak m�kro devletler, yan� nüfusu 1 m�lyondan az olan ülkeler yatırım planlarına göre vatandaşlık verm�şt�r. 2018`den bu yana Türk�ye -gerçek b�r ulus- devlet k�ml�ğ�yle b�r �st�sna olarak küresel pazara hak�m olmaya başlamış, hatta küresel pazarın yarısını karşılar hale gelm�şt�r. Bunun b�rkaç neden� bulunmaktadır. Öncel�kle, Türk pasaportu dünya sıralamasında n�speten zayıf olsa dah�; Sur�ye, Irak, Afgan�stan ve İran pasaportlarından çok daha �y� durumda olduğu �ç�n terc�h ed�lmekted�r k� geleneksel olarak bu dört ülke yatırım yoluyla vatandaşlık programına en çok başvuran Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 770 ‒ gruplardır. Üstel�k Türk�ye, �st�krarsızlık ve çatışmalar neden�yle doğdukları yerler� terk eden bu ülkelerden çok sayıda �nsana hal� hazırda ev sah�pl�ğ� yapmaktadır. Türk pasaportu �le B�rleş�k Krallık veya ABD v�zes�ne başvurmak İran pasaportuna göre daha kolay ve daha az r�skl�d�r. B�rleş�k Krallık veya ABD, �nceleme yaparken doğum yer�n�z� b�lse dah� onay �ç�n daha az engel uygulayab�lmekted�r. Tutar 400.000 USD’a yükselt�lse de Türk vatandaşlığı bas�t b�r başvuru prosedürüne sah�p olduğu �ç�n talep çok büyüktür. Hükümet, başvuruları kontrol etmek �ç�n d�ğer ülkeler�n yaptığı g�b� “har�c� durum tesp�t f�rmaları” �le �ş b�rl�ğ� yapmamakta bunun yer�ne, d�ğer vatandaşlığa kabul akışları �ç�n standart �nceleme ve tarama prosedürler�n� uygulamaktadır. Başvuru sah�pler�n�n m�ll� güvenl�k ve kamu düzen� bakımından engel teşk�l edecek b�r hal� bulunup bulunmadığının nasıl �ncelend�ğ�; yatırım yoluyla vatandaşlık ve oturum �zn� ed�nen k�ş�lerden kaçının, uluslararası suç örgütler� �le �l�şk�ler� sebeb� �le adl� �şleme tab� tutulduğu b�l�nmemekted�r. “Yatırım Yoluyla Vatandaşlık ve İkamet�n Kötüye Kullanımı” hakkında hazırlanan OECD ve “FATF raporları, suçlular, altın pasaport programları kullanılarak m�lyarlarca dolarlık suç ve yolsuzluk gel�rler�n� aklamak �ç�n b�r d�z� boşluktan yararlanıldığını ortaya koymuş, r�sk ve zararlarına d�kkat çekm�şt�r. Kaç yabancının gayr�menkul yoluyla vatandaşlık elde ett�ğ�ne �l�şk�n soru önergeler�m�z� �se İç�şler� Bakanı Al� Yerl�kaya yanıtsız bırakmıştır. Ülke Güvenl�ğ� Açısından R�sk Teşk�l Eden V�ze Muaf�yetler� Yasadışı göçle mücadele araçlarından b�r� olan v�ze, Türk�ye tarafından yasadışı göçle mücadele aracı olarak kullanılmamaktadır. Z�ra v�ze muaf�yet� uygulanan veya sınırda v�ze ver�len ülkeler�n sayısı oldukça fazladır. Türk�ye’n�n v�ze pol�t�kasını değ�şt�rmes�; vasıflı yabancıların bulunduğu Avrupa ülkeler� dışında kalan d�ğer ülkelerle yaptığı v�ze muaf�yet� antlaşmalarının yanı sıra Avrupa B�rl�ğ� üyes� ülkeler �le KKTC dışında kalan devletler�n vatandaşlarına sınır kapılarında v�ze verme uygulamasını da sonlandırması gerekmekted�r. V�ze muaf�yet� bulunan ülkeler arasında yer alan Bol�vya, El Salvador, Endonezya, Fas, Gürc�stan, Guatemala, Honduras, İran, Kazak�stan, Kırgız�stan, Kolomb�ya, Kosta R�ka, Lübnan, Malezya, N�karagua, Paraguay, Uruguay başta olmak üzere �kl�m göçü yaratan, ekonom�k sorunları olan veya �ç çatışmaların yoğun olduğu ülkeler�n de yer alması, v�zes�z Türk�ye’ye g�r�ş yapan söz konusu ülke vatandaşlarının sonradan ülkeden çıkışının sağlanmasında c�dd� sorunlar yaratacak n�tel�kted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 771 ‒ İst�zana Tab� V�ze uygulamasının sonlandırılması gerek�r. Z�ra İst�zana Tab� V�ze, bazı yabancıların ülkeye kabulü �ç�n Göç İdares� Başkanlığı’ndan alınması gereken �zn� �fade etmekted�r. Ayrıca İst�zana Tab� V�ze, kamu düzen� ve kamu güvenl�ğ� sebeb�yle bazı yabancıların ülkeye kabulünü ön �z�n şartına bağlayan v�ze �ç�n de kullanılmaktadır. Oysa v�ze Dış�şler� Bakanlığı’nın görev� kapsamındadır. Eğer b�r ön �z�n alınacaksa Dış�şler� Bakanlığı’ndan alınmalıdır. Ayrıca Cezay�r vatandaşlarından 15 yaşından küçük ve 65 yaşından büyük olan umuma mahsus pasaport ham�ller�, 90 gün; L�bya vatandaşlarından 12 yaşından küçük ve 65 yaşından büyük umuma mahsus pasaport ham�ller�, 90 gün; Irak vatandaşlarından 15 yaşından küçük ve 50 yaşından büyük olan umuma mahsus pasaport ham�ller�, 90 gün süreyle v�zeden muaf tutulmuştur. Muhtel�f defalar kamuoyu gündem�ne get�r�lmes�ne rağmen bu ülkeler�n bel�rl� yaştak� vatandaşlarına n�ç�n v�ze muaf�yet� tanınması �zahata muhtaçtır. 12 yaş altı – 65 yaş üstü g�b� yaş gruplarına yönel�k v�ze muaf�yetler�, standart dışı, r�skl� ve açıklaması olmayan uygulamalardır. Bu muaf�yetler�n çoğu Cumhurbaşkanı kararnames� �le alınmış, gerekçes� kamuoyuyla paylaşılmamıştır. Yaş muaf�yet� üzer�nden bazı k�ş�ler�n sahte belge düzenleyerek (yaş küçültme/büyütme) Türk�ye’ye g�r�ş yaptığı-yapması muhtemeld�r. Keyf� b�rer �dar� �şlem n�tel�ğ� taşıyan söz konusu v�ze muaf�yet� kararları yürürlükten kaldırılmalıdır. İlt�ca S�stem�ne Alınmaması Gereken Yabancıların İlt�ca Talepler�n�n Mevzuata Aykırı Olarak Kabul Ed�lmes� 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 72-74. maddeler� uyarınca Türk�ye’ye İran üzer�nden gelen Afgan�stan vatandaşlarının uluslararası koruma talepler�n�n kabul ed�lmes� mümkün değ�ld�r. Buna rağmen Göç İdares� Başkanlığı, kuruluşundan ber� Afgan vatandaşlarının uluslararası koruma başvurularını almakta, kaydetmekte ve bunlara uluslararası koruma vermekted�r. Afganlara ve Sur�yel�lere Vatandaşlık Ver�lmes�n�n 5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 12. Maddes� �le Yönetmel�ğ�n 16(c) Maddes�ne Aykırı Olması Hang� yolla olursa olsun b�r yabancının Türk vatandaşlığına alınmasının kamu düzen� ve m�llî güvenl�k açısından r�sk teşk�l etmemes� gerek�r. Bunun �ç�n 4901 sayılı Türk Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 772 ‒ Vatandaşlığı Kanunu �le bu Kanun’un uygulama yönetmel�ğ�nde, Türk vatandaşlığına alınacak yabancıların m�llî güvenl�k ve kamu düzen� açısından soruşturmasının yapılması öngörülmüştür. Güvenl�k soruşturması sadece Türk�ye �le sınırlı olmayıp vatandaşı oldukları ülkedek� durumlarını da kapsamaktadır. Sur�ye vatandaşlarının geç�c� koruma kayıtları ve geç�c� koruma belgeler� beyanları üzer�ne düzenlenm�şt�r. Sur�ye’dek� ve Afgan�stan’dak� güvenl�k soruşturmaları yapılamamaktadır. Z�ra Afgan�stan’da düzenl� b�r hükümet yoktur. Tal�ban, meşru b�r hükümet olarak tanınmamıştır. Sur�ye �le olan d�plomat�k �l�şk�ler 2013 yılında kes�lm�şt�r. Fakat 12 Aralık 2024 tar�h�nde Şam Büyükelç�l�ğ� Geç�c� Maslahatgüzarı atanmıştır. O halde gerek Afgan�stan gerekse Sur�ye vatandaşları açısından m�llî güvenl�k ve kamu düzen� şartının araştırılması olanağı halen bulunmamaktadır. Buna rağmen Afgan�stan ve Sur�ye vatandaşlarına nasıl Türk vatandaşlığı ver�ld�ğ�n� anlamak mümkün değ�ld�r. Ayrıca Sur�yel�ler, geç�c� koruma altında olduklarından Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 16(c) maddes� uyarınca Türk vatandaşlığına alınamazlar. Sur�yel�ler�n (1) k�ml�k b�lg�ler�ne �l�şk�n kayıtları beyanları üzer�ne tutulduğundan, (2) Sur�ye’dek� güvenl�k soruşturmaları yapılamadığından, (3) geç�c� koruma altında olduklarından Türk vatandaşlığına alınmaları zaten yasal olarak mümkün değ�ld�r. Sınır Güvenl�ğ� ve Düzens�z Göçle Mücadele Konusunda Çözüm Öner�ler�m�z Türk�ye’ye yasal yollarla göç edenler�n ve �kamet �zn� �le Türk�ye’de bulunanların hakları korunurken, yasadışı göçle mücadelede etk�l� b�r s�stem kurulması gerekmekted�r. Bunun �ç�n atılması gereken adımlar şunlardır: • Etk�l� Sınır Güvenl�ğ� Yöntemler�: • Sınır bölgeler�nde gel�şm�ş teknoloj�k �zleme s�stemler�n�n (drone, termal kamera, hareket algılama s�stemler�) kullanılmasının sağlanması. • Sınır güvenl�ğ� görev�n� yürüten personel�n düzenl� aralıklarla eğ�t�lmes� ve gerekl� ek�pmanlarla donatılması. • Düzens�z göçle mücadelede etk�l� tedb�rler alınması, sınır �hlaller� ve kaçak geç�şler�n önlenmes� �ç�n daha güçlü sınır kontroller�n�n yapılması. • Düzens�z göçmenler� taşıyan organ�zasyonlara karşı yaptırımı ağır, caydırıcı cezalar uygulanması ve bu tür suçlara karşı etk�n b�r tak�p s�stem� kurulması. • Göçmen kaçakçılığı, �nsan kaçakçılığı ve yasadışı yollardan �nsanları ülkeye sokma suçlarının, Türk�ye Cumhur�yet� Devlet�`n�n m�ll� güvenl�ğ�ne karşı �şlenm�ş Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 773 ‒ suç kabul ed�lmes�. Göçmen kaçakçılığı yapanlara karşı yaptırımların artırılması, 20 yıla kadar uzun sürel� hap�s cezaları get�r�lmes�. • Türk�ye’ye �z�ns�z g�r�ş�n cezalarının artırılması. • Kaçak göçmenlere çalışma yasağı get�r�lmes�, kaçak göçmen çalıştıran �şverenlere ağır para cezaları uygulanması. • Kaçak göçmenlere konut k�ralayanlara ağır yaptırımlar uygulanması. • Göçmen kr�z�ne kalıcı çözüm bulmak amacıyla, AB ve d�ğer uluslararası kuruluşlarla �ş b�rl�ğ�n�n artırılması. • Yasadışı göçe karşı göçü kaynağında engelleme pol�t�kası �zlenmes�. • Geç�c� koruma altında bulunan Sur�yel�ler�n en hızlı şek�lde ülkeler�ne gönder�lmes�n� savunur buna �l�şk�n pol�t�kalar oluşturulması. • Gayr�menkul yoluyla vatandaşlık (altın pasaport altın v�ze uygulamasına son ver�lmes�) • Göç pol�t�kalarında şeffaflığın sağlanması, kamuoyuna düzenl� b�lg� aktarımı. Sonuç olarak; 2024–2025 dönem�ne �l�şk�n İç�şler� Bakanlığı bütçes� ve faal�yetler� değerlend�r�ld�ğ�nde, Bakanlığın sorumluluk alanlarına g�ren b�rçok kr�t�k başlıkta yapısal zaf�yetler�n der�nleşt�ğ�, stratej�k planlama ve etk�n kamu yönet�m� anlayışının yer�n� dağınık, tepk�sel ve çoğu zaman s�yas� sa�klerle şek�llenm�ş uygulamalara bıraktığı görülmekted�r. Kamu güvenl�ğ� ve düzen�n�n tes�s�, sınırların korunması, göçün yönet�lmes�, vatandaşlık pol�t�kalarının denetlenmes�, terör ve organ�ze suçlarla mücadele, kolluk personel�n�n refahı ve afet yönet�m� g�b� devlet�n asl� görev alanlarında ortaya çıkan sorunlar bütüncül b�r s�stem yeters�zl�ğ�ne �şaret etmekted�r. Emn�yet ve Jandarma personel�n�n özlük haklarının �y�leşt�r�lmemes�, ağır çalışma koşullarının görmezden gel�nmes�, pol�s �nt�harlarında artışa rağmen kurumsal önley�c� mekan�zmaların hayata geç�r�lmemes�, güvenl�k b�r�mler�nde �nsan kaynağı yönet�m�n�n sürdürülemez b�r noktaya geld�ğ�n� göstermekted�r. Bu tablo, bugünün yalnızca �nsan� b�r kr�z� değ�l, aynı zamanda yarının kamu güvenl�ğ� kr�z�n� de der�nleşt�recek n�tel�kted�r. Göç ve sınır güvenl�ğ�nde yaşanan koord�nasyon eks�kl�kler�, düzens�z göçle mücadelede yeterl� stratej�k kapas�ten�n oluşturulamaması ve r�sk anal�z�ne dayalı b�r yönet�m model�n�n uygulanmaması, Türk�ye’y� bölgesel hareketl�l�kler karşısında kırılgan b�r konuma taşımıştır. Vatandaşlık ve mülk ed�nme süreçler�nde oluşan denet�m boşlukları, uluslararası suç örgütü l�derler�n�n Türk�ye’y� b�r sığınak olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 774 ‒ kullanmasına �mkan tanımakta; bu durum ülkem�z�n ulusal güvenl�ğ�n�, uluslararası �t�barını ve d�plomat�k �l�şk�ler�n� tehd�t eder boyuta ulaşmaktadır. Organ�ze suç ve uyuşturucu t�caret�yle mücadelede operasyon sayılarındak� artış, caydırıcılığın sağlanamadığını açıkça göstermekted�r. Suç örgütler�n�n mahallelere kadar sızdığı, küçük yaş gruplarının dah� suç döngüsüne çek�ld�ğ� ve kolluğa yönelen tehd�tler�n olağanlaştığı b�r ortamda, güncel güvenl�k stratej�s�n�n kökten reforma �ht�yaç duyduğu ortadadır. Buna ek olarak, tar�kat yapılanmaları ve kapalı d�n� ağların devlet kurumları �ç�nde güçlenmes�, l�yakat �lkes�n�n aşınmasına, güvenl�k bürokras�s�n�n tahr�p olmasına ve ulusal güvenl�k r�skler�n�n büyümes�ne yol açmaktadır. FETÖ deney�m� henüz çok tazeyken bu yapıların görmezden gel�nmes�, Bakanlığın en kr�t�k güvenl�k başlıklarından b�r�n� bütçede dah� ele almaktan kaçındığını göstermekted�r. Tüm bu sorunların yanı sıra İç�şler� Bakanı’nın TBMM denet�m mekan�zmalarını f��len �şlevs�zleşt�ren tutumu, demokrat�k hesap vereb�l�rl�ğ� der�n b�ç�mde zedelemekted�r. Soru önergeler�n�n yanıtsız bırakılması veya matbu �fadelerle geç�şt�r�lmes�, yalnızca m�lletvek�ller�n�n değ�l, aynı zamanda Gaz� Mecl�s’�n anayasal denet�m yetk�s�n�n açıkça �hlâl�d�r. Bu tutum, yürütmen�n hesap vereb�l�rl�ğ�n� ortadan kaldırmakta, kamu kaynaklarının ve güvenl�k pol�t�kalarının şeffaflığını tamamen gölgelemekted�r. İç�şler� Bakanlığı bütçes�n�n, mevcut uygulamalarda olduğu g�b� dağınık ve part�zanca alanlara değ�l; devlet�n güvenl�k m�mar�s�n� güçlend�recek, toplumun huzurunu sağlayacak ve kurumsal kapas�tey� artıracak şu stratej�k başlıklara yönlend�r�lmes� gerekmekted�r:  Kolluk personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi, çalışma koşullarının düzenlenmesi ve psikososyal destek mekanizmalarının kurulması,  Polis intiharlarını önlemek amacıyla bilimsel temelli erken uyarı sistemleri, psikolojik destek ve kurumsal risk yönetimi modelleri,  Veri temelli sınır güvenliği, modern gözetim teknolojileri, etkin göç yönetimi altyapısı,  Vatandaşlık ve mülk edinme süreçlerinde sıkı güvenlik taraması, biyometrik doğrulama ve şeffaf denetim sistemleri,  Organize suç ve uyuşturucu ile mücadelede istihbarat kapasitesinin artırılması, yerel suç ağlarının dağıtılması ve gençleri suça iten koşullarla mücadele,  Tarikat ve kapalı dini yapılanmaların devlet kurumlarına sızmasını engelleyecek güçlü denetim, liyakat sistemi ve hukuki çerçeve, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 775 ‒  Afet yönetimi ve acil durum koordinasyonu için bilimsel, merkezi ve modern kapasite inşası,  Kamu kaynaklarının şeffaf, hesap verebilir ve objektif kriterlerle tahsisi. Tüm bu değerlend�rmeler ışığında, İç�şler� Bakanlığı’nın mevcut bütçes�, ülkem�z�n güvenl�k �ht�yaçlarını karşılamaktan uzaktır; dağınık pol�t�ka terc�hler�, şeffaf olmayan uygulamalar ve kurumsal kapas�te eks�kl�kler� neden�yle etk�n b�ç�mde kullanılmamaktadır. Demokrat�k denet�m mekan�zmalarının �şlevs�zleşt�r�lmes� �se böyles�ne kr�t�k b�r alanda bütçen�n amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını sorgulama �mkanını ortadan kaldırmaktadır. İç�şler� Bakanlığının Bütçes�n�n görüşülmes� sırasında CHP grubu tarafından ver�len, -Bakanlık bütçes�nde yerel yönet�mler �ç�n ayrılan kaynağın 25 m�lyar TL artırılmasını, -Kaçakçılıkla mücadelede öngörülen ödeneğ�n 500 m�lyon TL artırılmasını, talep eden önergeler�m�z reded�lm�şt�r. Türk�ye’de güvenl�k ve �ç yönet�m alanı son yıllarda çok boyutlu yapısal sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Sınır güvenl�ğ�n�n zayıflaması, göç yönet�m�n�n plansızlığı, emn�yet teşk�latında s�yas� kadrolaşma, organ�ze suç örgütler�n�n güçlenmes�, d�j�tal güvenl�k açıkları ve mülk� �daren�n tarafsızlığını kaybetmes� bu sorunların temel başlıklarıdır. CHP olarak hedef�m�z; demokrat�k, şeffaf, hesap vereb�l�r ve teknoloj� tabanlı b�r güvenl�k m�mar�s� oluşturmaktır. B�z CHP olarak ne yapacağız? 1. Sınır Güvenl�ğ� ve Göç Yönet�m� • Sınır güvenl�ğ� çok katmanlı teknoloj� entegrasyonuyla güçlend�r�lecekt�r (radar, sensör, dron, yapay zekâ destekl� anal�z). • Göçmen kaçakçılığı “Devlet�n güvenl�ğ�ne karşı suç” kapsamına alınacak ve ağır yaptırımlar uygulanacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 776 ‒ • Altın pasaport uygulaması kaldırılacak; vatandaşlık ed�n�m� uluslararası standartlara uygun b�ç�mde yen�den düzenlenecekt�r. • Düzens�z göç, kaynak ülkelerle yapılacak protokoller ve AB uyumlu d�plomat�k mekan�zmalarla kaynağında sınırlandırılacaktır. • Ulusal Göç Stratej� Belges� yen�den hazırlanacak; geç�c� koruma, çalışma �zn�, ger� dönüş ve entegrasyon pol�t�kaları b�l�msel temelde oluşturulacaktır. 2. Mülk� İdare ve Kolluk Teşk�latında L�yakat • Val�l�k ve kaymakamlık atamaları objekt�f ve kar�yer temell� kr�terlerle düzenlenecek; s�yas� sadakat yer�ne kamu yararı esas alınacaktır. • Pol�s teşk�latında çalışma saatler� ve özlük hakları �nsan onuruna uygun şek�lde yen�den düzenlenecekt�r. • Bağımsız b�r Kolluk Ş�kayet Mekan�zması kurulacak; pol�s-vatandaş �l�şk�s�ndek� �hlaller şeffaf b�ç�mde denetlenecekt�r. • Yerel yönet�mlerde kayyum uygulamasına son ver�lecek; seç�lm�ş tems�lc�ler�n görevden alınmasına ancak yargı denet�m�yle �z�n ver�lecekt�r. 3. Organ�ze Suç ve Uyuşturucu �le Mücadele • Uyuşturucu �le mücadelede ver� tabanları tek merkezde b�rleşt�r�lecek; r�sk anal�z s�stem� kurulacaktır. • Organ�ze suç örgütler�yle mücadelede ulusal ve uluslararası �st�hbarat koord�nasyonu artırılacaktır. • Gençler� ve çocukları hedef alan suç türler� güvenl�k pol�t�kalarının b�r�nc� öncel�ğ� olacaktır. 4. Afet Yönet�m� ve Kr�z Kapas�tes� • İç�şler� Bakanlığı bünyes�nde afet yönet�m� yen�den yapılandırılacak; AFAD b�l�msel, özerk b�r yapıya kavuşturulacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 777 ‒ • Afet r�skler� �ç�n erken uyarı s�stemler�, afet loj�st�ğ� ve yerel kapas�te güçlend�r�lecekt�r. • Yerel yönet�mlerle koord�nasyon hukuk� çerçeveye bağlanacaktır. 5. D�j�tal Güvenl�k ve S�ber D�rençl�l�k • Kr�t�k altyapıların (enerj�, bankacılık, sağlık, ulaşım) s�ber güvenl�ğ� ulusal güvenl�k stratej�s�n�n ana eksen� yapılacaktır. • Ulusal Ver� Koruma Merkez� kurulacak; k�ş�sel ver�ler�n korunmasında evrensel standartlar ben�msenerek ver� hırsızlığıyla etk�n mücadele yürütülecekt�r. • Devlet kurumlarında s�ber güvenl�k m�mar�s� güncellenecek; k�ml�k korsanlığı ve f�nansal s�ber saldırılara karşı kapsamlı koruma mekan�zmaları oluşturulacaktır. 6. Demokrat�k D�rençl�l�k ve S�v�l Özgürlükler • Toplantı ve göster� yürüyüşü hakkı evrensel standartlara uygun b�ç�mde düzenlenecek; �dar� makamların keyf� yasaklama yetk�ler� sınırlandırılacaktır. • STK ve dernekler üzer�ndek� keyf� denet�m mekan�zmaları kaldırılacak; s�v�l toplumun karar süreçler�ne katılımı artırılacaktır. • Kolluk kuvvetler�n�n güç kullanımına �l�şk�n uluslararası normlar esas alınacaktır. Hedef�m�z, demokrat�k ve güven veren b�r devlet düzen� �nşa etmek; yurttaşın güvenl�ğ�n� yalnızca f�z�k� değ�l, hukuk� ve d�j�tal boyutlarıyla da güçlend�rmekt�r. XXXI.SAVUNMA POLİTİKASI Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın zaferle net�celenmes� sonucu kurulan Türk�ye Cumhur�yet�’n�n her karışı kahraman şeh�t ve gaz�ler�m�z�n kanı �le sulanmıştır. Avrupa ve Asya’nın kalb�nde yer alan ülkem�z, küresel üstünlük mücadeles�n�n g�derek kuvvet kullanmayı da �çerecek şek�lde devam ett�ğ� satranç tahtasında sonucu tay�n edeb�lecek b�r noktadadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 778 ‒ Türk�ye ve bölge ülkeler� arasındak� �l�şk�n�n jeokültürel, jeopol�t�k ve jeostratej�k boyutları ülkem�z�n uluslararası �l�şk�lerdek� önem�n� daha da kıymetlend�rmekted�r. Türk�ye, neres�nden bakarsanız bakın b�r Avrupa, Asya, Balkan, Kafkas, Ortadoğu, Akden�z ve Karaden�z ülkes�d�r. Çünkü Türk�ye Avrupa ve Asya’nın dolayısı �le Avrasya’nın kalb�nded�r. Dünyanın en öneml� petrol rezervler�ne sah�p Orta Doğu ve Hazar Havzasına komşu olmamız, öneml� den�z yollarının kavşağı konumundak� Akden�z’de L�bya �le �mzaladığımız den�z yetk� alanları anlaşması sonrası daha da güçlenen poz�syonumuz, Boğazlar ve yanı başımızda devam eden vekalet savaşları ülkem�z� apayrı b�r yerde konumlandırmaktadır. Söz konusu bölge dünya GSMH’ s�n�n % 60’ına ve dünyanın b�l�nen enerj� kaynaklarının dörtte üçüne sah�pt�r. Avrasya, tar�h boyunca toplumların hâk�m�yet mücadeles�ne şah�t olan ve dönem�n�n güçlü devletler� tarafından öncel�kle ele geç�r�lmeye çalışılan b�r coğrafya olagelm�şt�r. Ülkem�z�n jeokültürel, jeopol�t�k ve jeostratej�k konumu neden�yle savunma h�zmetler� son derece öneml�d�r. Dolayısıyla ulusal güvenl�ğ�m�z �ç�n kr�t�kt�r ve her türlü s�yas� rekabet ve mülahazanın üstünde olmakla �ç s�yaset�n dışında tutulması gereken b�r alandır. Bu durum Türk Silahlı Kuvvetlerinin personel gücünün, nitelikli ve eğitimli personel ile en üst düzeyde tutulmasını, en modern harp silah, araç ve gereçleri ile donatılmasını ve özenle ordunun siyasetin dışında tutulmasını da zorunlu kılmaktadır. Yüksek Asker� Şuranın Yapısı ve Çalışma Esasları AKP hükümetler�n�n Yüksek Askerî Şûra kararlarına şerh koyarak başladıkları TSK’n� b�ç�mlend�rme g�r�ş�mler�, kumpas davaları �le z�rve noktasına ulaşmış ve Türk s�lahlı Kuvvetler� FETÖ ve benzer� paralel örgüt yapılanmaları tarafından adeta kuşatılmıştır. Bu kuşatmanın net�ces� olarak da, Türk M�llet�’n�n gözü g�b� sakındığı, ordunun �çer�s�nde yuvalanan FETÖ unsurları 15 Temmuz Darbe teşebbüsünü acı b�r şek�lde tecrübe etmem�ze neden olmuşlardır. 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü önces� TSK’nın harbe hazırlık faal�yetler�n�n gözden geç�r�lmes�, General-Am�ral-Albay kadro ve terf�ler� �le kadrosuzluktan (res’en) emekl�l�k faal�yetler�nde karar ver�c� kurul görev� yapan Yüksek Askerî Şûra; Başbakan ve M�llî Savunma Bakanı’nın yanı sıra Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları �le Orgeneral-Oram�ral rütbes�nde bulunan subaylardan oluşmaktaydı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 779 ‒ 15 Temmuz darbe kalkışmasından sonrak� süreçte, bundan ders almış olmasını beklenen �kt�dar, yaşananlardan h�ç ders almamış olacak k�, tam aks�n� yaparak bazı paralel unsurları tasf�ye ederken, başka cemaat ve tar�katların S�lahlı Kuvvetler �ç�nde örgütlenmes�n�n önünün açılmaya başlandığına �l�şk�n çeş�tl� emareler zaman zaman kamuoyuna yansımaktadır. Türk M�llet�’n�n bu durumun sakıncalarını önümüzdek� dönemde yen�den acı �le tecrübe etmemes� en büyük arzumuzdur. Ancak süreç �çer�s�nde ortaya konulan prat�k bu anlamda h�ç umut ver�c� değ�ld�r. 15 Temmuz sonrasında, YAŞ Kanunu’nda yapılan değ�ş�kl�k �le kuruldak� s�v�l sayısı artırılmış ve bu kapsamda, h�ç �lg�ler� olmamasına rağmen sırf bell� kararlar �ç�n gerekl� n�tel�kl� çoğunluğu (2/3) sağlamak adına Cumhurbaşkanı Yardımcıları, Adalet Bakanı, Dış�şler� Bakanı, İç�şler� Bakanı, Haz�ne ve Mal�ye Bakanı ve hatta M�llî Eğ�t�m Bakanı �lave katılımcı olarak eklenm�ş, buna karşılık Orgeneral-Oram�ral rütbes�ndek� subaylar kuruldan çıkarılmıştır. Şura’da asker olarak sadece Genelkurmay Başkanı ve üç Kuvvet Komutanı kalmıştır. Geçm�ş yıllarda yılda �k� defa (Aralık ve Ağustos aylarında) yapılan YAŞ toplantıları uzun yıllardır yılda b�r defa ve terf�ler�n görüşüldüğü Ağustos şuraları �le sürdürülmekted�r. Oysak� YAŞ’ın Aralık toplantılarında TSK’nın harekât �ht�yaçları, kadro yapısı, bölgesel güvenl�k �ht�yaçları kapsamındak� değerlend�rmeler� görüşülmekte �ken özell�kle 15 Temmuz sonrasında YAŞ yapısının değ�ş�kl�ğ� �le Aralık şuraları yapılmamıştır. YAŞ’ın haklarında değerlend�rme yaptığı askerler�n meslekî safahatı hakkında h�çb�r b�lg�s� olmayan k�ş�lerden oluşturulması, terf� ve atama s�stem�n�n s�yas� müdahaleye açık hale get�r�lmes�; TSK’nın part� teşk�latları ve tar�kat kapılarında �st�kbal arayan askerlerden oluşan part� ordusuna dönüşmes�ne yol açmıştır. YAŞ; kuruluşu, s�yas�ler�n hâk�m konumları ve Cumhurbaşkanına ver�lm�ş olan tek�l atama, terf�, emekl�l�k ve rütbe bekleme süreler�n� uzatma yetk�ler� �t�bar�yle artık ‘ASKERİ’ vasfını y�t�rm�şt�r. Dünyanın gel�şm�ş demokrat�k ülkeler�nde s�lahlı kuvvetler; hükümet�n mutlak denet�m� altında fakat, askerl�k sanatına özgü, özel yasalar ve askere özgü h�yerarş� �le, hükümet�n değ�l devlet�n ordusu şekl�nde yönet�l�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 780 ‒ Asker�n s�yasete karışması ne kadar olumsuz sonuçlar doğurmuşsa, s�yaset�n asker�n �ç�nde kol gezmes� de yanlıştır. Tar�hsel tecrübeler gösterm�şt�r k� asker�n s�yasete karışması ne kadar olumsuz sonuçlar doğurmuşsa, s�yaset�n asker�n �ç�nde kol gezmes� de o kadar kötü sonuçlara neden olmuş, Balkanlardak� topraklarımız bu nedenlerle kaybed�lm�şt�r. Yaşadığımız coğrafya, özell�kle Ortadoğu, part� ordularının çöplüğüdür. Özell�kle TSK’nın komuta ve üst düzey yönet�c�ler�n�n bel�rlend�ğ� YAŞ’ta terf� ve emekl�l�k kararları objekt�f kr�terlere dayanılarak yapılması gerek�rken; k�ş�ler�n �nançları, dünya görüşler� (hatta a�le fertler�n�n dünya görüşler�) esas alınarak yapılır hale gelm�ş ve bu durum l�yakate dayalı terc�hler yer�ne s�yas� terc�hler�n önünü açmıştır. Emekl�l�k kararlarında yaşanan s�yas� terc�hler neden�yle TSK’da toplu tasf�ye süreçler� başlamış ve bekleme süres� dolmadan yapılan emekl�l�k �şlemler� subaylar arasında gelecek end�şes�ne neden olmuş ve bu durum subaylar arasında erken emekl�l�k kararlarının alınmasına veya subayların y�ne gelecek kaygısı �le s�yasallaşmasına sebep olmuştur. General/Am�ral sayılarının 15 Temmuz 2016 önces�ndek� mevcutları geçm�ş olmasının sebeb� tarafımızca anlaşılamamıştır. Osmanlı pad�şahların �sted�ğ�ne paşalık unvanı vermes� ya da II. Abdülham�t’�n jurnalc�lere makam �hdası g�b� b�r tablo mu yaşanmaktadır? 926 sayılı TSK Personel Kanunu ve Subay S�c�l Yönetmel�ğ�nde açık olarak bel�rt�lmes�ne rağmen general/am�ral terf�ler�nde kıta görev�, gem� h�zmet� ve p�lot zorunluluğu göz ardı ed�lm�şt�r. Yüksek rütbeye terf� eden general/am�raller�n kıta/gem� h�zmet� yer�ne karargâhlarda/yurtdışı görevlerde uzun süre görev yapanlar arasından seç�lmes�, TSK’nın savaşçı ruhuna zarar verm�ş, l�yakat�n ve kıta h�zmet�n�n önem�n� �k�nc� plana �tm�şt�r. Türk S�lahlı Kuvvetler� Komuta Yapısı: 15 Temmuz Darbe G�r�ş�m� önces�nde Kuvvet Komutanlıkları, Genelkurmay Başkanlığına bağlı olarak görev yapmakta ve bu yönet�m şekl� �le barış dönem�nden �t�baren müşterek harekâtın sevk ve �dares� açısından uygun b�r h�yerarş�k yapı �çer�s�nde bulunulmakta �d�. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 781 ‒ Bahse konu komuta s�stem�, Stratej�k-Pol�t�k sev�yede görev yapan Genelkurmay Başkanlığı altında Stratej�k sev�yede görev yapan Kuvvet Komutanlıklarının konumlandırılması �le müşterek ve b�rleş�k harekâtta bazı zaf�yetler yaşatmasına rağmen günümüzde hemen hemen tüm modern dünya ülke s�lahlı kuvvetler�nde görüldüğü şek�lde doğru b�r yönet�ş�m şekl� sunmakta �d�. Mevcut durumda �se Kuvvet Komutanlıkları ve Genelkurmay Başkanlığı doğrudan M�llî Savunma Bakanlığına bağlanmış ve �şley�ş açısından Anayasa’ya göre, “Genelkurmay Başkanı TSK’nın komutanı”56 olmasına rağmen, M�llî Savunma Bakanlığına bağlı kuvvet komutanlıklarına komutanlık yapması neden� �le �k� başlı b�r yapı doğmasına neden olmuştur. Yapı, ‘s�yas�’ kaygılar neden�yle �y�ce karmaşık hale gelm�şt�r. Bu çerçevede; 15 Temmuz sonrasında Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) �le yapılan düzenlemelerde, Harekât ve İst�hbarat konuları Genelkurmay Başkanlığı, d�ğer konular M�llî Savunma Bakanlığı sorumluluğuna ver�lm�şt�r. Ancak geçen süreçte M�llî Savunma Bakanlığı tüm konulardan sorumlu hale gelm�ş, Genelkurmay Başkanlığı �se hemen hemen �şlevs�z kalmıştır. M�llî Savunma Bakanlığı teşk�latı ve �mkânları Harekât ve İst�hbarat görevler� �ç�n düzenlenmem�ş olduğundan harekât faal�yetler�n�n �crasında zaman zaman gec�kme ve sorunlar yaşanmıştır. D�ğer yandan Genelkurmay Başkanlığı karargahının �mkan, kab�l�yet, yetenek ve tecrübes�n�n de atıl kalmasına neden olunmuştur. Yabancı devletler�n s�lahlı kuvvetler�ne �l�şk�n komuta yapıları �ncelend�ğ�nde, M�llî Savunma Bakanlıklarının Pol�t�k sev�yede konumlandıkları ve temel olarak hükümetler�n pol�t�k terc�hler� doğrultusunda s�lahlı kuvvetler�n gel�şt�r�lmes� ve �dame ed�lmes�ne yönel�k kaynak yönet�m� odaklı görev yaptıkları görülmekted�r. Buna karşılık 56 Anayasa’nın “Başkomutanlık ve Genelkurmay Başkanlığı” başlıklı 117’nci maddesi; Madde 117–Başkomutanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevi varlığından ayrılamaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur. Millî güvenliğin sağlanmasından ve Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı, Cumhurbaşkanı sorumludur. Cumhurbaşkanınca atanan Genelkurmay Başkanı; Silahlı Kuvvetlerin komutanı olup, savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanlığı namına yerine getirir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 782 ‒ Genelkurmay Başkanlıkları �se müşterek yapılar �çer�s�nde pol�t�k d�rekt�fler çerçeves�nde, ancak güncel s�yas� mülahazaların tamamen dışında olarak, s�lahlı kuvvetler�n pol�t�k-stratej�k yönet�m�ne odaklanmakta ve bu bağlamda daha çok stratej�k sev�ye komuta kontrol fonks�yonlarını �cra etmekted�rler. Türk�ye’dek� mevcut uygulama; pol�t�k sev�yede yer alan M�llî Savunma Bakanlığının doğrudan bağlısı olan Kuvvet Komutanlıklarının, zaman zaman pol�t�k-stratej�k sev�yede görev yapması veya Kuvvet Komutanlıklarının Pol�t�k-Stratej�k sev�yede çalışması durumunu ortaya çıkarması neden� �le Genelkurmay Başkanlığı’nın konumunu etk�s�zleşt�rmekted�r. Kuvvet Komutanlıkların doğrudan M�llî Savunma Bakanlığı �le çalışmaları zaman zaman Genelkurmay Başkanlığının müşterek planlama ve komuta-kontrol fonks�yonlarının devre dışı kalab�lmes�ne yol açmakta, Genelkurmay Başkanlığını süreç �çer�s�nde tutmaya yönel�k çalışmalar da zaten sorunlu olan h�yerarş�k yapıyı daha da sorunlu hale get�rmekted�r. Askerî harekâtın planlanması ve �crasında ana prens�plerden b�r� de “sadel�k” prens�b�d�r. Bahse konu prens�p esas olarak komuta kontrol yapısının sade, kolay anlaşılab�l�r ve uygulanab�l�r b�r yapıda olmasını amaçlar. Bu açıdan bakıldığında müşterek harekâtın komuta-kontrol makamı olan Genelkurmay Başkanlığı �le sorumlu oldukları harekâtın (Kara-Den�z-Hava) komuta-kontrolünden sorumlu kuvvet komutanlıkları ayrı ayrı M�llî Savunma Bakanlığına bağlı olarak bu sadel�k prens�b�n� ortadan kaldırılmakta ve karmaşık b�r komuta şekl� �le faal�yetler� yürütmek zorunda kalınmaktadır. Mevcut yapı “Em�r ve Komuta B�rl�ğ� Prens�b�”n� de �hlal etmekted�r. Şu ank� uygulama; yukarıda �fade ed�ld�ğ� g�b� pol�t�k sev�yede konumlanması gereken b�r kurum olan M�llî Savunma Bakanlığının, askerî harekâtın sevk ve �dares�ne dâh�l olmasına �mkân vermekte ve son dönemde �cra ed�len bazı harekâtlarda da görüldüğü g�b� operat�f- takt�k sev�yede kararlar vereb�lmes�n� sağlamaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 783 ‒ M�llî Savunma Bakanlığı �le Genelkurmay Başkanlığının; pol�t�k, asker�-pol�t�k ve stratej�k-harekât-takt�k sev�yelere yönel�k mülahazalar da d�kkate alınarak �cracı ve destekley�c� görev alanlarının bel�rg�nleşt�r�lerek karargâh teşk�lat yapılanmalarının buna göre yen�den düzenlenmes� gerekl�d�r. M�llî Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı arasındak� �l�şk� ve sorumlulukların yasa �le bel�rlenmel�d�r. Anayasa’da açık olarak �fade ed�len madde kapsamında “Genelkurmay Başkanının TSK’nın Komutanı olması” hükmünün Anayasa’ya uygun olarak tes�s� �le TSK komuta yapısının em�r komuta b�rl�ğ�ne ve sadel�k prens�b�ne uygun hale get�r�lmes�ne �ht�yaç bulunmaktadır Asker� Sağlık S�stem�n�n Yen�den Kurulması Ve Asker Hastaneler�n�n Tekrar Açılması Güçlü b�r ordusu olup da askerî sağlık s�stem� olmayan Türk�ye’den başka ülke bulunmamaktadır. Türk Ordusu bu yeteneğ�n� 2016 yılında kaybetm�şt�r. GATA ve Asker Hastaneler�m�z bu alanda dünya ölçeğ�nde sayılı ve saygın kurumlarken, menfur darbe g�r�ş�m� sonrasında, 17 Ağustos 2016 tar�hl� ve 669 sayılı OHAL KHK’sı �le kapatılmışlardır. Bugüne kadar TSK Sağlık Komutanlığı olarak teşk�latlanan Gülhane Askerî Tıp Akadem�s� (GATA) ve Asker Hastaneler�n�n ana görev� ülke �nsanını KBRN tehd�d�ne Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 784 ‒ karşı savunma, hava, uzay, su altı hek�ml�ğ�, yanık tedav�s�, harp cerrah�s�, protez-ortez vb faal�yetler� yürütmek gerekt�ğ�nde sahra hastaneler� kurmak olarak bel�rt�lm�şt�r. Bel�rt�len ana görev, doğal sağlık h�zmetler�ne �lave olarak, Türk�ye’de sadece GATA ve Asker Hastaneler�ne ver�len b�r görevd�r ve 85 m�lyon Türk�ye Cumhur�yet� vatandaşı �ç�n hayat� önem� vardır. TSK’da barışta ve savaşta sağlık s�stem�n�n temel �şlev�; hastalanan, yaralanan askerler�n kısa sürede tedav�ler�n�n yapılarak, b�rl�kler�ne/cepheye tekrar gönder�lmes�, barış zamanında b�rl�kler�n sağlık yönünden her an göreve hazır tutulması, personel mevcutlarında, dolayısıyla muharebe gücünde zaf�yete neden olunmamasıdır. GATA ve asker hastaneler� barış zamanında sağlık personel� ve donanımı �le b�rl�kler� takv�ye etmekte, kr�z ve savaş ortamlarında �se b�rl�kler�n sağlık h�zmet desteğ�n� sağlamaktadır. TSK’nın savaşta sağlık faal�yetler� cepheden ger�ye doğru dört kademed�r. B�r�nc� ve �k�nc� kademe b�rl�kler�n sağlık teşk�latları �le kurulup �şlet�l�rken üçüncü ve dördüncü kademelerde GATA dâh�l asker hastaneler�, NATO Sağlık s�stem�ne ve modern dünya askerî sağlık s�stemler�ne uyumlu olarak görev yapmaktadır. Askerî sağlık personel� muharebede sağlık h�zmet� yapmak üzere yet�şt�r�l�r ve bu yönü �le Sağlık Bakanlığının personel�nden farklıdırlar. Bu �k� farklı yapıyı karıştırmanın muharebede zay�ata, barışta yeters�z sağlık desteğ�ne neden olacağı açıktır. Bugüne kadar TSK’n�n aldığı tedb�rler, asker hastaneler�n�n yetenek üstünlükler� sayes�nde çatışmalarda yaralananlardan kayıplar %3’tür. Gel�şm�ş kabul ed�len ülkelerde dah� bu oran %10’dur. Sadece bu oran b�le; Askerî Sağlık teşk�latına müdahale ed�lmemes�, em�r komuta b�rl�ğ�n�n bozulmamasının gerekt�ğ�n� göstermekted�r. GATA ve Asker Hastaneler�n�n Sağlık Bakanlığı’na devr� neden�yle, em�r komuta ve teşk�lat yapısı bozulmuş ve öneml� oranda sağlık görevl�s� bu şartlarda çalışmayı kabul etmeyerek görev�nden ayrılmıştır. Kalan askerî sağlık personel� �se (askerî doktor, askerî hemş�re, eczacı ve d�ğer personel) Sağlık Bakanlığı teşk�latına dâh�l ed�lm�şt�r. Hem TSK hem de askerî sağlık teşk�latındak� em�r komuta yapısının bozulması, bu nedenle GATA ve Asker Hastaneler�n görev yapamaz hale gelmes� sonucu son günlerde terörle mücadelede ver�len şeh�t sayısının artmış olduğu değerlend�r�lmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 785 ‒ Asker Hastaneler�n�n kapatılması, askerî hek�ml�ğ�n ve harp cerrah�s� uzmanlığının yok olmasına, bu alanlara yönel�k eğ�t�m veren asker� sağlık eğ�t�m s�stem�n�n ortadan kalkmasına neden olmuştur. Bu durum; ateşl� s�lah ve patlayıcı madde yaralanmalarından b�rl�ğ�nde herhang� b�r sağlık sorununa duçar olan askere kadar, askerlere sunulan sağlık h�zmet�n�n askerl�k yükümlülüğünü yer�ne get�ren prat�syen hek�mlere �nd�rgenmes� sonucunu doğurmuştur. Yukarıda �fade ed�len hususlara �lave olarak bedell� askerl�k uygulaması sebeb� �le prat�syen asteğmen/teğmen tab�p kaynağı da büyük oranda azalmış, hatta sıfıra yakın hale gelm�şt�r. Askerî sağlık s�stem�nde yaşanan olumsuz dönüşüm ve bedell� askerl�k uygulamalarının b�r sonucu olarak MSB’de tab�p subay kadro karşılama oranı yüzde 10 c�varına kadar düşmüştür. D�ğer yandan terörle mücadele operasyonlarına katılan, sınır ötes�nde görev yapan ya da seyre çıkan den�z b�rl�kler�nde tab�p bulundurma �mkânı neredeyse �mkânsız b�r hal almış, dalış / uçuş hek�ml�ğ� g�b� özel n�tel�k gerekt�ren tab�p sayısı da neredeyse sıfıra kadar düşmüştür. TSK’nın tab�p �ht�yacının karşılanması �ç�n Sağlık Bakanlığından s�v�l doktorların askerî b�rl�klere görevlend�r�lmes� suret�yle geç�c� çözüm yolları aranmıştır. Yukarıda �fade ed�len olumsuzlukların doğal sonucu olarak kıtalardak� sağlık h�zmetler�, askerl�k mesleğ�n�n doğasına ve şartlarına vakıf olmayan s�v�l veya yedek subay kapsamında s�lahaltına alınan personel �le yürütülmek zorunda kalınmakta, hastalıklar ve harekât koşullarında personel zay�atı artmaktadır. Bu durum askerî personel�n moral ve mot�vasyonunu olumsuz olarak etk�lemekted�r. Y�ne Askerî tıp eğ�t�m�n�n sona erd�r�lmes� askerî personel�n çalışma ortamlarından kaynaklı özel durumlarının �ncelenmes�, araştırılması ve tıbb� çözümler üret�leb�lmes�ne yönel�k akadem�k çalışmaları da olumsuz olarak etk�lemekted�r. Her ne kadar Gülhane Asker� Tıp Akadem�s� (GATA), Gülhane Eğ�t�m ve Araştırma Hastanes� adı altında tıp eğ�t�m� vermeye devam ed�yor olsa da, bünyes�nde M�ll� Savunma Bakanlığı (Kara, Den�z ve Hava Kuvvetler� K.lığı �ç�n tab�p subay), İç�şler� Bakanlığı (Jandarma Genel K.lığı ve Sah�l Güvenl�k K.lığı �ç�n tab�p subay) ve s�v�l (Sağlık Bakanlığı kadroları �ç�n s�v�l tab�p) olarak üç farklı kategor�de tıp fakültes� öğrenc�ler�ne eğ�t�m vermes�, GATA’nın tar�hsel ve �şlevsel fonks�yonundan etk�n olarak faydalanılması �mkânını ortadan kaldırmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 786 ‒ GATA’nın Sağlık Bakanlığı’na bağlanması sonrasında akadem�k ve tıbb� kadrosunda c�dd� kayıplar yaşanmıştır. D�ğer yandan GATA’ya görev gerekl�l�kler� neden�yle geçm�şte alınmış olan gel�şm�ş tıbb� c�hazlar da atıl hale gelm�ş yada başka hastanelere gönder�lm�şt�r. Asker hastaneler�n�n kapatılması kr�z, gerg�nl�k ve savaş durumlarında askerî sağlık s�stem�n�n �ht�yaç duyacağı �lave �nsan gücünün karşılanması �mkânını ortadan kaldırmakta ve bahse konu hastaneler�n Sağlık Bakanlığı’na bağlanması �le TSK, askerî sağlık personel�n�n süratl� görevlend�r�lmes�ne yönel�k esnekl�ğ�n� kaybetmekted�r. Bu durum b�r bütün olarak TSK’nın harbe hazırlığını sekteye uğratmaktadır. Askerî sağlık s�stem�nde yaşanan dönüşümün yarattığı olumsuzlukların b�r sonucu olarak Hatay deprem�nde yabancı ordular ülkem�zde (asker�) sahra hastaneler� açarken TSK bu konuda yeters�z kalmıştır. Herhang� b�r savaş durumunda bahse konu olumsuzlukların ulaşacağı boyutları öngörmek s�yaset�n ahlak� ve v�cdan� görev�d�r. Sonuç olarak mevcut durum; askerî tababet s�stem�ne �l�şk�n kurumsal yapıyı yok etmes�n�n yanı sıra eğ�t�m kurumlarını da kapatması neden�yle bu konudak� b�lg� b�r�k�m� ve tecrüben�n kaybolmasına yol açmaktadır. Kısa vadede özell�kle harekât bölgeler�nde yaşanan sıkıntılar �le karşımıza çıkan bu olumsuzlukların orta ve uzun vadede bu konudak� b�lg� b�r�k�m�n�n kaybolması �le daha büyük ve telaf�s� mümkün olmayan sorunlara yol açab�leceğ� değerlend�r�lmekted�r. Asker� L�seler ve Astsubay Hazırlama Okulları Açılacak mı? Askerî okullardak� eğ�t�m ve öğret�m s�stem� askerl�k mesleğ�n�n b�r gereğ�d�r. Bu gerekl�l�k sadece harp sanatına özgü stratej�k ve takt�k eğ�t�m ve öğret�mden değ�l, aynı zamanda yüksek teknoloj� ürünü ağır s�lah s�stemler� ve müh�mmat kullanımını da gerekt�ren uygulamalı eğ�t�mlerden de kaynaklanmaktadır. N�tek�m Cumhur�yet�n kuruluşundan günümüze, Türk S�lahlı Kuvvetler�’n�n, Kore Savaşından Kıbrıs Barış Harekâtına, terörle mücadeleden sınır ötes� harekâtlara, doğal afet yardım faal�yetler�nden kamuoyundak� asker sevg�s�ne kadar ordu-m�llet geleneğ� ve kazanmış olduğu başarılar, yüzyıllardır süregelen askerî eğ�t�m ve öğret�m s�stem� �le oluşturulan geleneğ�n bar�z b�r sonucudur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 787 ‒ Yukarıda �fade ed�len tar�hsel arka plan �le de uyumlu olacak şek�lde 15 Temmuz darbe g�r�ş�m�ne kadar her kuvvet�n subay kaynağını teşk�l eden Harp Okullarının ana öğrenc� kaynağını da askerî l�seler oluşturmuştur. Bahse konu askerî l�seler; küçük yaşlardan �t�baren askerî d�s�pl�n, �taat, l�derl�k, sorumluluk ve vatan sevg�s� g�b� değerler çerçeves�nde sağladıkları �ler� sev�yede akadem�k eğ�t�m�n yanı sıra verd�kler� askerî eğ�t�m �le de Harp Okullarına askerî yaşam b�ç�m�n� �çselleşt�rm�ş öğrenc� sağlamışlardır. Bu durum Harp Okullarına yen� başlayacak öğrenc�ler�n yaşaması olası uyum sorunlarının önüne geçm�ş ve Harp Okullarının personel zay�at oranları düşük tutularak devlet�n subay yet�şt�rmeye yönel�k kaynakları etk�n b�r şek�lde kullanılab�lm�şt�r. 15 Temmuz darbe g�r�ş�m� sonrasında askerî l�seler�n kapatılması57 �le Harp Okullarına sadece s�v�l l�selerden öğrenc� alınmaktadır. Bahse konu öğrenc�ler�n akadem�k yetk�nl�kler� �cra ed�len akadem�k sınavlar �le ölçüleb�lmekle beraber askerl�k mesleğ�ne uyum yeterl�l�kler� akadem�k sınavlar yer�ne Harp Okulu eğ�t�m sürec�nde yapılan eğ�t�m, spor ve tatb�katlar �le davranış gel�ş�m� �le gözlemlenmekted�r. Askerî eğ�t�m�n l�sans ve ön l�sans sev�yes� boyutunda �se M�llî Savunma Ün�vers�tes�n�n kurulması58 önces�nde Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksek Okulları �lg�l� Kuvvet Komutanlıklarına bağlı olarak eğ�t�m faal�yetler�n� yürütmüşlerd�r. M�llî Savunma Ün�vers�tes�n�n kurulması �le Asker� L�seler kapatılmış, Harp Okulları, Harp Akadem�ler� ve Astsubay Meslek Yüksek Okulları M�llî Savunma Ün�vers�tes�ne bağlanmış ve M�llî Savunma Ün�vers�tes� de M�llî Savunma Bakanlığına bağlanarak Genelkurmay Başkanlığı ve �lg�l� Kuvvet Komutanlıkları �le organ�k ve h�yerarş�k bağları kes�lm�şt�r. Asker� l�seler�n kapatılması �le Harp Okulları, Harp Akadem�ler� ve Astsubay MYO’larının �lg�l� Kuvvet Komutanlıkları �le h�yerarş�k bağlarının kes�lmes�ne yönel�k kararların temel�n� oluşturan “Asker� eğ�t�m ve öğret�m s�stem�n�n öğrenc�lerde 57 Kuleli (Kara), Maltepe (Kara), Işıklar (Hava) ve Deniz Liseleri, 31/07/2016 tarihinde yayımlanan 669 sayılı KHK ile kapatılmıştır. 58 Millî Savunma Üniversitesi (MSÜ), 31/07/2016 tarihinde yayımlanan 669 sayılı KHK ile kurulmuş olup, TSK’da eğitim veren harp okulları, astsubay meslek yüksek okulları, yüksek lisans/doktora eğitimi veren enstitüler ile harp enstitüleri MSÜ Rektörlüğüne bağlanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 788 ‒ darbec�l�k veya asker� vesayet temell� b�r anlayış oluşturduğuna” yönel�k tesp�t�n b�l�msel b�r temel� bulunmamaktadır. Kaldı k� müfredatlarının M�llî Eğ�t�m Bakanlığı ve �lg�l� kurumlar tarafından onaylandığı ve denetlend�ğ� bahse konu eğ�t�m kurumları �ç�n zorlama ve haksız bu tarz �thamların hukuk� b�r kaynağı da dayanağı da yoktur. Sorun; askerî öğrenc�ler�n seç�m� ve eğ�t�m- öğret�m sürec�nde göster�lmes� gereken tak�p ve d�kkat�n yeter�nce göster�lmemes�d�r. Ayrıca tesp�t ed�len olaylara yönel�k �dar� ve hukuk� �şlemler�n s�yas� sa�kler gözet�lerek yapılmasıdır. Yen� askerî eğ�t�m ve öğret�m s�stem� �le Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksek Okullarının �ht�yaç duyacağı akadem�k yeterl�l�ğ�n yanı sıra meslek� yeterl�l�k açısından talep ed�len alanlara/konulara yönel�k özel eğ�t�m ver�lme �mkânı ve küçük yaştan �t�baren kurum kültürü ve s�lah arkadaşlığını özümseme �mkânı ortadan kalkmıştır. Örneğ�n Den�z L�ses�nde öğrenc�lere genel müfredatın yanında gem�c�l�k, bahr�ye kültürü, yelken, yüzme, astronom�, askerî beden eğ�t�m� g�b� dersler de ver�ld�ğ�, Kara veya Hava askerî l�seler�nde de m�llî eğ�t�m l�se müfredatına �lave olarak temel askerî ve savaş beden eğ�t�mler�, har�ta b�lg�s�, askerl�k ve subaylık n�tel�kler�ne uygun �lave eğ�t�mler ver�ld�ğ� göz önüne alındığında; meslekler�ne yönel�k dersler�n öğrenc�ler�n meslek� gel�ş�mler�ne olası etk�ler� daha �y� değerlend�r�leb�l�r. D�ğer yandan askerî l�seler 1845 yılında (Den�z L�ses� 1852 yılında) kurulmuş ve savaş dönemler�nde dah� kapatılmamış yaklaşık 170 yıllık tar�he sah�p anıtsal okullar olmalarına rağmen kapatılmaları �le tar�hsel b�r değer ve ülkem�z�n en esk� l�seler� olarak b�r kültür ve gelenek de ortadan kaldırılmıştır. M�llî Savunma Ün�vers�tes�n�n kuruluşu her ne kadar Harp Okulları, Harp Akadem�ler� ve Astsubay MYO’larının teşk�latlanma ve çalışma şek�ller�n� YÖK �le uyumlu b�r hale get�rm�ş olsa dah� bahse konu eğ�t�m kurumlarının personel�n� eğ�tt�ğ�, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları �le bağlarını kopartmıştır. Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarının h�yerarş�k yapısı dışına çıkarılan bahse konu okullar doğrudan MSB’ye bağlı s�v�l b�r rektör emr�nde faal�yet göster�rken, �lg�l� Kuvvet Komutanlıklarının personel�n� kullanmakta ve �lg�l� Kuvvet Komutanlıklarına öğrenc� yet�şt�rmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 789 ‒ Bu durum özell�kle bel�rt�len komutanlıkların denetleme, yönlend�rme ve �lg�l� kuvvet komutanlığının değ�şen harekât konseptler�nden doğan eğ�t�m/öğret�m �ht�yaçları çerçeves�nde müfredatları ve eğ�t�m tekn�kler�n� yen�den düzenleme �mkânlarını ortadan kaldırmıştır. Özetle �fade etmek gerek�rse, �ht�yaç sah�b� �le �ht�yacı karşılayan arasındak� organ�k bağ zayıflamış hatta koparılmıştır. Genelkurmay Başkanlığının ve kuvvet komutanlıklarının harekât konsept�, eğ�t�m gerekl�l�kler� ve harb�n geleceğ�ne �l�şk�n ger� besleme verme ve eğ�t�m kurumlarından faydalanma �mkânı kalmamış, “eğ�t�m-uygulama-ger� besleme” s�stem� kes�nt�ye uğramıştır. Ayrıca hâl�hazırda ülkem�zdek� akadem�k eğ�t�m�n tamamen s�yasallaşması ve l�yakate dayalı olmayan akadem�k kadrolaşma yaklaşımları göz önüne alındığında s�yaset�n kes�nl�kle g�rmemes� gereken askerî okulları da s�yaset�n �ç�ne çekeb�lecek b�r ortam oluşturulmuştur. D�ğer yandan dünyadak� tüm askerî okullarda (hatta s�v�l okullarda da) okulların eğ�tmenler�/akadem�syenler� ekser�yetle o okullardan mezun olanlardan oluşmaktadır. Bu uygulama meslek kültürünün ve değerler�n�n öğrenc�lere aktarılab�lmes� �ç�n çok faydalıdır. Ancak MSÜ’nün kurulması sonrası Harp Okulları ve Enst�tüler�ndek� öğretmen/akadem�syenler arasında Harp Okulu mezunu subay sayısı oldukça azaltılmıştır. Bu durum özell�kle mesleğe ve meslek kültürüne yönel�k eğ�t�m-öğret�m faal�yetler�n�n aksamasına ve eğ�t�m kal�tes�n�n düşmes�ne neden olmuş, okullardan mezun olan subay ve astsubayların katıldıkları b�rl�kler�nde �lave eğ�t�m görme �ht�yacının doğmasına neden olmuştur. GAZİ HAKLARI VE GAZİLER FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON (FTR) İŞLEMLERİ Toplumda el üstünde tutulması gereken şeh�t a�leler� ve gaz�ler�m�z, Anayasa’mızda da ayrıcalıklı b�r konumda yer almışlardır. Yasal ve Anayasal güvencelere rağmen, Şeh�t yakınları ve Gaz�ler�m�z�n özlük haklarındak� yeters�zl�kler ve adalets�zl�kler başta olmak üzere b�rçok sorunu bulunmaktadır. Özlük Hakları, Sağlık, Eğ�t�m Desteğ�, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 790 ‒ İst�hdam, Terörle Mücadelede Yaralanıp Gaz� Sayılmama g�b� b�rçok alanda sorunlar halen devam etmekted�r. Vatan �ç�n canlarını ve kanlarını feda eden, şeh�t yakınları ve gaz�ler�m�z�n özlük, sağlık, eğ�t�m, �st�hdam, terörle mücadelede yaralanıp gaz� sayılmama, sosyal tes�slerden faydalanma g�b� b�rçok alanda bürokrat�k engellerden kaynaklanan sorunlarının çözümlenmes� gerekl�d�r. Bu maksatla CHP olarak sayın Genel Başkanın da b�zzat katıldığı ve 12-13 Haz�ran 2024 tar�hler�nde İstanbul’da yapılan, Şeh�t A�leler� ve Gaz�ler Çalıştayı �le ana muhalefet part�s� ve yerel yönet�mler olarak Gaz� ve Şeh�t a�leler�n�n sorunları tartışılmış ve b�r yol har�tası oluşturulmuştur. Çalıştay sonucunda aşağıdak� bazı değerlend�rmeler yapılmıştır.  Şehitlerimizin anne ve babasının aldığı maaşların iyileştirilmesi,  2023 yılında memurlara verilen seyyanen zammın, emsal maaş almayan Şehit Aileleri ve Gazilere de verilmesi,  2013 yılında vazife malulü polis ve rütbeli gazilere verilmeyen %25’lik iyileştirmenin kapsamının eşitlik ilkesine uygun olarak genişletilmesi,  Muharip Gazilerimizin vefatı halinde, şeref aylıklarının; engelli, dul, muhtaç çocuklarına intikali,  Terörle mücadelede; Erbaş/Er Şehit aileleri ve Gazilerin emsal maaş hakkının verilmesi,  18 Mart Şehitler Gününde Şehit ailelerine ve 19 Eylül Gaziler Gününde Gazilere bir maaş İkramiye verilmesi,  Gazilerimizin Ortez/Protez sorunlarının ACİL olarak çözülmesi,  Şehit ve Gazi çocuklarının kamuda istihdamı ile ilgili kısıtlı hakkın genişletilmesi, Muharip Gazilerimizin çocuklarına da istihdam hakkı verilmesi,  Şehit ve Gazi çocuklarının eğitim desteğinin arttırılması,  Şehit ve Gazi Çocuklarına KPSS/YGS sınavlarında ek puan verilmesi,  Şehit anne ve babası ile muharip gazilerimiz için TOKİ Faizsiz kredi hakkının genişletilmesi,  Tüm Şehit Yakınları ve Gazilerimize yeşil pasaport hakkı verilmesi,  Tüm Şehit Aileleri ve İhtiyaç sahibi terör gazisi er/erbaşlara da kira desteği verilmesi,  Terörle mücadele esnasında yaralanıp gazi olamayanlara “Onur Gaziliği” verilmesi, GAZİLER FTR Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227)  Tüm Şehit Aileleri ve İhtiyaç sahibi terör gazisi er/erbaşlara da kira desteği verilmesi,  Terörle mücadele esnasında yaralanıp gazi olamayanlara “Onur Gaziliği” verilmesi, ‒ 791 ‒ GAZİLER FTR Gaz�lerle �lg�l� yapılan düzenlemeler kapsamında, SGK Sağlık Uygulama Tebl�ğ�n�n 3.1.2 numaralı maddes�n�n on dördüncü fıkrasında “3713 sayılı Kanuna göre aylık bağlanmış maluller, 5434 sayılı Kanunun 56’ncı maddes� veya 2330 sayılı Kanunun 2’nc� maddes�n�n b�r�nc� fıkrasının (e) ve (f) bentler�nde sayılanlardan 3713 sayılı Kanun kapsamına g�ren olaylar sebeb�yle aylık bağlananlar, 3713 sayılı Kanun kapsamına g�rmese dah� başkasının yardımı ve desteğ� olmaksızın yaşamak �ç�n gereken hareketler� yapamayacak derecede malul olan vaz�fe ve harp maluller� �le atış, tatb�kat veya d�ğer ateşl� s�lah yaralanmaları neden�yle malul olan vaz�fe ve harp maluller�n�n sağlık kurulu raporuyla �ht�yaç duydukları her türlü ortez/protez ve d�ğer �y�leşt�r�c� araç ve gereçler�n bedeller� herhang� b�r kısıtlama get�r�lmeks�z�n Kurumca karşılanır. Ancak, bu kapsamdak� k�ş�ler�n; … b) SUT’ta yer alan f�yatlarla tem�n ed�lemeyen ortez/protez ve d�ğer �y�leşt�r�c� araç ve gereçler �le SUT’ta yer almayan her türlü ortez/protez ve d�ğer �y�leşt�r�c� araç ve gereçler, Sağlık Bakanlığı Sağlık B�l�mler� Ün�vers�tes� Gaz�ler F�z�k Tedav� ve Rehab�l�tasyon Eğ�t�m ve Araştırma Hastanes� �le yapılan sözleşme kapsamında, bu sağlık h�zmet� sunucusunda oluşan ve/veya oluşturulacak kom�syon/kurulca �ht�yacı olduğunun tesp�t ed�lmes� ve �ht�yacın sağlık h�zmet� sunucusunca karşılanarak Kuruma faturalandırılması hal�nde fatura tutarı üzer�nden öden�r…… maddes�ne göre �şlemler� yürütülmekted�r. Yaralandıkları andan �t�baren, f�z�k� kayıpları ve engeller�n�n yanı sıra “Travma Sonrası Stres Bozuklukları” �le de mücadele eden gaz�ler�m�z�n �şlemler�; ülken�n 81 �l�nden Ankara B�lkent Sağlık B�l�mler� Ün�vers�tes� Gaz�ler F�z�k Tedav� ve Rehab�l�tasyon Eğ�t�m ve Araştırma Hastanes�’n�n tek adres göster�lmes� neden� �le randevu sırası alıp, tedav� prosedürü uygulaması kahraman gaz�ler�m�z� hem madd� hem de manev� olarak yıpratmaktadır.  Sağlık Uygulama Tebliği’ne konulan bu düzenleme ile yılda veya iki yılda bir düzenli periyotlarla değişmesi gereken ortez/protez ile diğer iyileştirici araç ve gereçlerin temininde tek adres olarak Gaziler FTR hastanesinin gösterilmesinin amacı nedir?  Gazi ve refakatçilerinin her yıl yaşamsal destek ekipmanlarını yenilemesinde Gaziler FTR hastanesine gelmesi mecbur bırakılarak ne kadar tasarruf edilmektedir?  Çoğunluğu Er/Erbaş olan ve ortalama 25-30 bin TL civarı aylık alan kahramanlarımızı, eşi/çocuğu ile birlikte yaklaşık bir ay boyunca Gaziler FTR hastanesi komisyon işlemleri için yormak, onları meşgul etmek; zaten zor olan Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 792 ‒ yaşamlarını daha da zorlaştırmaz mı? Ayrıca her yıl çok sayıda gazi ve ailesinin Gaziler FTR hastanesine gelerek gereksiz bir yoğunluk oluşturmasına ve hem kişi ve hem de kamu zararına neden olunmaktadır.  Ayrıca, her yıl protezleri kontrol edilmesi veya değiştirilmesi gereken gazilerimizin; randevu süresinin on ayı bulduğu söylenilen hastaneden randevu almak maksadı ile, tedavisinin hemen sonrasında tekrar yeni randevu alması için müracaat etmesi gerekmektedir. Randevu talep eden gazilerimize hangi aralıklarla yatış randevusu verilmektedir? Bu problemler�n çözülmes� ve soruların yanıtlanması �cap etmekted�r. Anıtkab�r’de İcra Ed�len Törenlerde Anıtkab�r Kanunu Ve İlg�l� Yönetmel�klere Aykırı Tezahurat Olayları Gaz� Mustafa Kemal Atatürk'ün ebed� �st�rahatgâhı Anıtkab�r'de ulusumuzun bağımsızlık mücadeles�n�n s�mges� olan Ulu Önder Atatürk'e ve Cumhur�yet değerler�m�ze duyulan der�n saygı gereğ�nce tüm ulusal bayram ve anma törenler� �cra ed�lmekted�r. Anıtkab�r, b�r anıt mezardır; sloganların, tezahüratların ve s�yas� şovların yer� değ�ld�r. 2524 sayılı Anıtkab�r H�zmetler�n�n Yürütülmes�ne İl�şk�n Kanun ve bu Kanun'un uygulanması maksadıyla çıkarılmış olan Yönetmel�ğ�n “Törenler” başlıklı 35’nc� maddes�nde açıkça bel�rt�ld�ğ� üzere: "Anıtkab�r'de, ancak Atatürk'e saygı �ç�n çelenk konab�l�r, tören düzenleneb�l�r. Başka amaçlarla; tören, yürüyüş ve göster� düzenlenemez, çelenk konamaz. Anıtkab�r'�n manev� varlığına yakışmayan her türlü tavır, hareket, söz, yazı ve davranışlara �z�n ver�lmez." Buna rağmen, son yıllarda (2016 sonrasında) – özell�kle Anıtkab�r’de devlet erkanının katıldığı resm� törenlerde– organ�ze gruplar tarafından atılan sloganlar ve tezahüratlar, Atatürk'ün manev� huzurunu bozmakta, Cumhur�yet'�n kurucu �rades�ne hakaret n�tel�ğ� taşımakta, törenlere katılan yada resm� törenler sonrasında Anıtkab�r’� z�yaret eden vatandaşlarımız nezd�nde hoşnutsuzluk yaratmakta ve kamuoyunda tepk�lere neden olmaktadır. Bu olaylar, 30 Ağustos Zafer Bayramı, 29 Ek�m Cumhur�yet Bayramı ve 10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü g�b� m�ll� günlerde rut�ne b�nm�ş s�yas� tezahüratlar, kab�r adabını h�çe sayarak ulusumuzun ortak değerler�ne �nd�rgenemez b�r saygısızlık örneğ� oluşturmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 793 ‒ Bahse konu slogan olayları �le b�rl�kte y�ne son dönemde yapılan törenlerde Türk S�lahlı Kuvvetler�'ne (TSK) ve ordumuzun şanlı ün�formasına da gölge düşüren bazı gel�şmeler de yaşanmaktadır. Modern harp s�lahları ve araçları ne kadar �ler� olursa olsun, ordumuzun asıl muharebe kab�l�yet� harp s�lah araçları değ�l, o yetenekler� kullanan kahraman askerler�m�zd�r. Askerler�m�z, halkımız gözünde her zaman saygın b�r kurum olan TSK’nın d�s�pl�nl� ve onurlu mensuplarıdır. Oysa son dönemde, Anıtkab�r'e törenlere katılmak üzere gelen ün�formalı asker� personel�m�z�n d�ğer b�r kolluk gücümüz olan pol�sler�m�z tarafından üst aramasına maruz kalması, kabul ed�lemez b�r tablo yaratmaktadır. Bu durum devlet�m�z� en zor görev şartlarında tems�l eden askerler�m�ze güven�lmed�ğ� ve bu personel�n devlet�m�z�n başka b�r s�lahlı gücü olan pol�sler�m�z tarafından kontrol ed�lmes� ve üst aramasının yapılması gerekt�ğ� g�b� gar�p ve güvens�z b�r durumun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. N�tek�m, 30 Ağustos 2025 Zafer Bayramı resm� törenler�n�n Anıtkab�r’de �cra ed�len bölümüne katılan subay ve astsubaylarımız Anıtkab�r’e g�r�şte dört ayrı güvenl�k noktasından geç�r�lerek �s�mler� tek tek kontrol ed�lm�ş, görevl� pol�s memurlarınca üst aramalarına tab� tutulmuşlardır. (Kamuoyundan gelen tepk�ler sonucunda son yapılan 29 Ek�m 2025 ve 10 Kasım 2025 törenler�nde askerler�m�z�n üzerler� kolluk kuvvetler�nce aranmamıştır.) Anıtkab�r’de �cra ed�lecek törenler�n güvenl�ğ� Anıtkab�r H�zmetler�n�n Yürütülmes�ne Yönetmel�ğ�n�n 50’nc� maddes� gereğ�nce Ankara Garn�zon K.lığı ve Anıtkab�r K.lığına (İl Emn�yet Müdürlüğü ve d�ğer güvenl�k b�r�mler� �le koord�ne ederek) ver�lm�şt�r. Törenlerde alınacak güvenl�k tedb�rler� y�ne Yönetmel�ğ�n 50-63’ncü maddeler�nde düzenlenm�şt�r. D�ğer yandan asker� şahısların üs aramalarına �l�şk�n esaslar 211 sayılı İç H�zmet Kanunu’nun 91 �la 97’nc� maddeler� �le 56’ncı maddes� �le bu maddelere dayanılarak çıkarılan �le “Asker� Mahallerde Arama ve Kontrol Yönetmel�ğ�”, Adl� ve Önleme Aramaları Yönetmel�ğ�’n�n 14’ncü maddes� ve Pol�s Vaz�fe ve Salah�yet Kanunu'nun �lg�l� hükümler�nde düzenlenm�şt�r. Bahse konu mevzuat hükümler� gereğ�nce b�r asker� şahıs ancak asker� makamlar (örneğ�n Garn�zon K.lıkları veya Merkez Komutanlığı) tarafından aranab�l�rler. Pol�s tarafından gerçekleşt�r�len bu arama, ağır cezayı gerekt�recek suçüstü hal� dışında hukuka aykırıdır ve TSK'nın kurumsal �t�barını zedelemekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 794 ‒ -ANITKABİR’de düzenlenen resm� törenlere katılımcı olarak gelen ve slogan atan, taşkınlık yapan k�ş�lere neden müdahale ed�lmed�ğ�, -Dokuz yıldır süren slogan ve tezahüratlara karşı neden etk�n önlemler alınmadığı, -Anıtkab�r Yönetmel�ğ� burada “Andımızı” okuyan gençlere karşı katı b�r şek�lde uygulanırken, kab�r adabını b�lmeyen gruplara karşı neden uygulanmadığı, -Bu konuda çeş�tl� k�ş� veya gruplarca organ�zasyon yapılarak özell�kle m� hareket ed�ld�ğ�, - Anıtkab�r'dek� güvenl�k kontroller�n�n, �lg�l� Yönetmel�k Gereğ�nce Ankara Garn�zon K.lığı (Merkez Komutanlığı) ve Anıtkab�r K.lığı tarafından üstlen�lmes� gerekl� olup olmadığı, - Benzer arama görüntüler�n�n ortaya çıkmaması �ç�n b�r düzenleme yapılıp yapılmayacağı, Konularındak� sorularımıza tatm�nkar yanıtlar alınamamaktadır İskenderun’da Yaşanan Müess�f Olay Ve Susuz Bırakılma Neden�yle Vefat Eden/Olumsuz Etk�lenen Askerler İskenderun Den�z Er Eğ�t�m Alay Komutanlığında 25 Temmuz 2025 tar�h�nde b�rl�k komuta zaf�yet� ve özell�kle b�r rütbel� personel�n kast� tutum ve davranışları neden�yle acem� eğ�t�m�nde bulunan erler�m�z susuz bırakılmalarına bağlı olarak hastaneye kaldırılmış, vefat eden ve uzun sürel� tedav�ler sonucunda hayat� tehl�key� atlanan erler�m�z�n durumu basına yansımıştır. Ülkem�z genel�nde büyük üzüntülere sebep olan bu olay ve TSK’ya emanet ed�len erler�m�ze yapılan kötü muamele ve yaşanan zaf�yet/kast olayı konusunda kamuoyu daha ayrıntılı olarak b�lg�lend�r�lmel�d�r. TSK’nın Doğal Afetlerdek� Rolü Türk S�lahlı Kuvvetler� tar�h boyunca halkından almış olduğu güç ve güven�n b�r n�şanes� olarak her türlü afet olayında başat rol oynamış loj�st�k �mkânları ve hızlı organ�zasyon kab�l�yet�yle bölge afet koord�natörü olarak afet yer�ndek� Arama- Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 795 ‒ Kurtarma, İaşe-İbate, Sağlık H�zmetler� ve Asay�ş�n sağlanması noktasında yönet�c� ve �cracı b�r yapı olarak görev yapmıştır. Ancak 2009 yılında AFAD’ın kurulması sonrası 5902 Sayılı Kanun gereğ� “Bütünleş�k Afet Yönet�m S�stem�”ne geç�lm�ş, bu kapsamda yayınlanan ve halen yürürlükte olan Türk�ye Afet Müdahale Planı’nda (TAMP) TSK, “Ana Çözüm Ortağı” yer�ne “Destek Çözüm Ortağı” olarak konumlandırılmıştır. TSK tekrar “Ana Çözüm Ortağı” olmalıdır. M�ll� Savunma Bakanlığı / Genelkurmay Başkanlığı, Türk�ye Afet Müdahale Planı’nda yer alan “Ulusal Afet ve Ac�l Durum Kurulunda” tems�l ed�lmel�d�r. TSK b�rl�kler�n�n afetlerde kullanılmasında 7269 sayılı Umum� Hayata Müess�r Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedb�rlerle Yapılacak Yardımlara Da�r Kanun hükümler�ne göre val� ve kaymakamlar tarafından yardım talep ed�lmed�ğ� sürece, afetlere müdahale edememekted�r. 17 Ağustos 1999 ve 06 Şubat 2023 depremler�nden elde ed�len tecrübeler ışığında, bölgedek� val� ve kaymakamların da afetlerden zarar görmüş olab�leceğ� hususu göz önünde bulundurularak, afet bölges�ndek� TSK b�rl�kler�n�n komutanlarına, gec�kmes�nde sakınca bulunan hallerde talep beklemeks�z�n afetlere müdahale �mkânı sağlanmalıdır. Özell�kle deprem g�b� ac�l müdahalen�n önem kazandığı hallerde TSK’nın organ�ze güç ve �mkânlarından en �y� şek�lde faydalanmak maksadıyla bu hususta gerekl� yasal düzenleme yapılmalıdır. TSK hâl�hazırdak� uygulama neden�yle afet g�b� olağanüstü durumlarda ancak kend�s�nden talep ed�ld�ğ� ölçüde görev alab�lmekted�r. Bu nedenle 06 Şubat 2023 tar�h�nde yaşadığımız ve ülkem�zde der�n b�r acı ve üzüntüye sebep olan deprem fac�asında TSK �lk etapta bölgeye İnsan� Yardım Tugayı’nı gönderm�ş, depremden yaklaşık 32 saat sonra 2. Ordu Komutanlığına bağlı tugayların deprem bölgeler�ne sevk ed�ld�ğ� açıklanmıştır. Bu t�p afet durumlarında �lk 72 saat�n kr�t�k olduğu göz önüne alındığında bu süren�n yarısı boşa harcanarak TSK arama kurtarma görevler�nde etk�n b�r şek�lde yer alamamıştır. Askerî sağlık s�stem�n�n müdahale gücünün yok ed�lmes� �le başta yıkılan hastaneler�n yanında olmak üzere sahra hastaneler� kurulamamış, Den�z Kuvvetler� Komutanlığı’nın afetlere yönel�k olarak da kullanmayı planladığı TCG ANADOLU bölgeye sevk Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 796 ‒ ed�lmed�ğ� g�b� kısıtlı hastane h�zmet� vereb�lecek amf�b� gem�ler� depremden 3 gün sonra deprem bölges�ne ulaşmıştır. Özell�kle AFAD’ın kurulması sonrasında yaşanan organ�zasyon değ�ş�kl�ğ� net�ces�nde destek çözüm ortağı olarak görev yapan TSK bahse konu rolün get�rm�ş olduğu, kısmen bel�rs�z ve muğlak b�r yapı net�ces�nde S�v�l Organ�zasyonlar (AFAD, KIZILAY, Sağlık Bakanlığı vb.) �le koord�nasyon sorunları yaşamakta ve hızın ön plana çıktığı bu g�b� afet durumlarında bahse konu koord�nasyon sorunları hızlı reaks�yon ver�leb�lmes�n� engellemekted�r. Afet�n başlangıcında kurumlardan talep ed�lecek h�zmetler�n AFAD tarafından bel�rlenmes� neden�yle TSK’dan beklenen �ht�yaçlar tam olarak ortaya konulamamakta ve bu durum net�ces�nde TSK afet bölges�nde �sten�len düzeyde etk�n olamamaktadır. 3 gün sonra deprem bölges�ne gönder�len yüzer hastane �mkânına sah�p çıkarma gem�ler� �ht�yacın doğru bel�rlenememes�n�n somut b�r gösterges� olduğu değerlend�r�lmekted�r. S�v�l-Asker �şb�rl�ğ� alanında yaşanan koord�nasyon eks�kl�kler�n�n g�der�lmes�ne yönel�k faal�yetler�n başında karşılıklı �cra ed�lecek tatb�kat/eğ�t�m faal�yetler� gelmekted�r. Ancak AFAD’ın koord�natör olduğu tatb�katların yüzeysel b�r planlama �le ve gerçek durumda karşılaşılması muhtemel tüm senaryoların ele alındığı b�r yaklaşım �le yapılamaması neden�yle bu tatb�katlarda TSK �le karşılıklı çalışab�l�rl�k hususları da tam olarak denenememekted�r. Afet g�b� hızlı ve olab�ld�ğ�nce doğru kararın ön planda olduğu, b�rçok paydaşın harekât sahnes�nde yer aldığı b�r ortamın komuta kontrolü maksadıyla gel�şm�ş komuta kontrol s�stemler�ne �ht�yaç duyulmaktadır. Ancak �çer�s�nde TSK’nın yer alab�leceğ� ve farklı paydaşları aynı komuta kontrol s�stem�nde buluşturacak b�r b�lg� s�stem� alt yapısının olamaması neden�yle komuta-kontrol fonks�yonu tam olarak �şlet�lmemekte ve kurumlar arasındak� yetk� sorunları �le b�rl�kte durum tam olarak b�r kargaşa ortamına ev�r�lmekted�r. An� ve hızlı müdahalen�n gerekl� olduğu afet süreçler�nde hava �mkân ve araçlarının kullanılması, hava-yer ve kara-den�z koord�nes� (müşterek harekât) yeteneğ�n�n kullanılması konusunda barış dönem�nden �t�baren koord�nasyon teşk�l�, yetk� ve müdahale esaslarının bel�rlenmes� gerekl�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 797 ‒ Asker� Yargı (Adalet) S�stem�nde Yaşanan Sorunlar Askerl�ğ�n temel� d�s�pl�nd�r. Her meslek �ç�n gerekl� olan d�s�pl�n kavramı askerl�k mesleğ�n�n n�tel�ğ� gereğ� mutlak b�r �taat� gerekt�rmekted�r. Bu durum asırlardır askerlere özgü adl� yargı, �dar� yargı ve personel mevzuatı gerekt�rm�şt�r. Askerl�ktek� komutan �le personel arasındak� em�r komuta münasebet� yüksek b�r �taat duygusuna ve yüce değerlere dayanmalı, ancak bunun mevzuat �le de tem�nat altına alınması gerekmekted�r. Askerî mevzuatta suç kavramı; d�s�pl�n tecavüzü, d�s�pl�n suçu ve askerî suç olarak kategor�ze ed�lm�ş olup, d�s�pl�n tecavüzler�n�n sıralı komutanlarca, d�s�pl�n suçlarının sıralı komutanlar ve/veya d�s�pl�n mahkemeler�nce, askerî suçların da askerî mahkemelerce tecz�ye ed�lmes� öngörülmüştür. Bu düzen; 15 Temmuz g�r�ş�m�n� müteak�p 2017 tar�hl� ve 6771 sayılı Kanun �le yapılan Anayasa değ�ş�kl�ğ�yle; askerî yargı teşk�latının sadece savaş hal�nde faal�yete geçecek şek�lde kapatılması, Askerî Ceza Kanunu ve Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun yürürlükte bırakılması ancak bu kanunların uygulamasının genel yargıya devred�lmes� suret�yle bozulmuştur. Bu sorunun da s�v�l adl� ve �dar� yargı �ç�nde �ht�sas savcılıkları, �ht�sas mahkemeler� ve �ht�sas da�reler� kurarak çözülmes� mümkün �ken konuya yabancı olan s�v�l yargı el�ne bırakılması b�rçok soruna ve mağdur�yete sebep olduğu g�b� askerî d�s�pl�n�n zedelenmes�ne de yol açmıştır. Askerî h�zmet ve görevler�n özell�kler�, mahrem�yet� ve s�lahlı kuvvetler personel�n�n katı h�yerarş�k �l�şk� düzen�nde ve askerî bölgelerde daha kapalı b�r hayat sürdürüyor olması; genel yargı teşk�latında görevl� hâk�m, savcı ve d�ğer yardımcı personel�n s�lahlı kuvvetlere ve askerî h�zmetlere yabancı kalmasına yol açar. Asker� ceza yargılamaları doğal olarak b�r asker� adl� kolluk da gerekt�rmekted�r. Bu �ht�yaç suç, suçlu ve soruşturma tekn�kler�n�n büyük çeş�tl�l�k ve gel�şme gösterd�ğ� günümüzde asker� �nz�bat b�rl�kler� el� �le karşılanamayacak n�tel�kted�r. Asker� Ceza Kanunu kapsamında asker şahıslarca �şlenen suçların soruşturulması, suç, suçlu ve soruşturma tekn�kler�n�n büyük çeş�tl�l�k ve gel�şme göstermes�, d�ğer kolluk b�r�mler� �le koord�nel� ve etk�n b�r soruşturma yürütülmes�, b�rl�k komutanı, d�s�pl�n subayı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 798 ‒ gerekt�ğ�nde soruşturma savcısına gerekl� destek ve katkıyı sağlayacak profesyonelleşm�ş b�r asker� kolluk teşk�latının varlığı ve güçlend�r�lmes� öneml�d�r. TSK mevzuatı (İç H�zmet Kanunu, Asker� Ceza Kanunu vb.) �le asker� kolluk konusunda, barış dönem� ve özell�kle savaş dönem�nde yetk�lend�r�lm�ş b�r�m Merkez Komutanlıkları ve Asker� İnz�bat b�rl�kler�d�r. Bu nedenle dünyada ve gel�şm�ş ülke uygulama örnekler�nde olduğu üzere Merkez Komutanlıkları ve Asker� İnz�bat (pol�s) teşk�latları personel kadrolarının güçlend�r�lmes�ne �ht�yaç vardır. Hâl�hazırda asker� ceza yargılamasının özel �ht�sas gerekl�l�ğ� sebeb�yle Hâk�m ve Savcılar Kurulu (HSK) kararnameler�, Adalet Bakanlığı düzenlemeler� ve Adalet Kom�syon Başkanlıkları ve Cumhur�yet Başsavcılıklarınca yapılan düzenlemelerle Asker� Ceza Kanunu kapsamındak� suçların soruşturmalarında bu konuda �ht�saslaşmış savcıların görevlend�r�lmes� ve y�ne asker� ceza kanunu kapsamındak� yargılamaları yapmak üzere farklı yargı çevreler�nde Ağır Ceza ve Asl�ye Ceza Mahkemeler�n�n bel�rlenmes� ve yetk�lend�r�lmes� suret�yle konuya �l�şk�n çözümler get�r�lmeye çalışılmaktadır. Aynı şek�lde 2577 sayılı İdar� Yargılama Usul Kanunu’nun 20’nc� madde c fıkrasında 30/06/2022 tar�h ve 7415 sayılı Kanun �le yapılan düzenleme �le asker� h�zmetlere �l�şk�n yargılamalarda yetk�l� �dare mahkemes�n�n bağlı bulunduğu Bölge İdare Mahkemes�n�n bulunduğu yerdek� �dare mahkemeler� yetk�l� kılınarak asker� �dar� davalara �l�şk�n b�r �ht�saslaşma sağlanmıştır. Keza Bölge İdare Mahkemeler�nde de asker� �dareye �l�şk�n davalar y�ne görevlend�r�lm�ş �st�naf da�reler�nce �st�naf �ncelemes�ne tab� tutulmaktadır. Benzer uygulamaların tüm yurdu kapsayacak şek�lde ve buna �lave olarak Yargıtay ve Danıştay’da da asker� ceza ve asker� �dare konusundan uzmanlaşmış �ht�sas da�reler� vasıtasıyla temy�z �ncelemes�ne tab� tutulması suret�yle çözüme kavuşturulması mümkündür. Bahse konu çözüm öner�ler� Anayasa değ�ş�kl�ğ�ne gerek kalmadan ve gerek duyulduğunda Kanun değ�ş�kl�ğ� yoluyla ve HSK, Adalet Bakanlığı düzenlemeler�yle sonuca ulaşılacağı değerlend�r�lmekted�r. Devlet�n, egemenl�ğ�ne dayanarak yaptığı yargılama faal�yet�n�n, devlet�n egemenl�ğ� g�b� tek olması mantık� b�r zorunluluktur. Yargı b�rl�ğ� �lkes� �le yargılamanın, egemenl�k g�b� tek oluşu ve b�r tek yargılama kuvvet�ne bağlı bulunma zaruret� �fade ed�l�r. Yargı b�rl�ğ�n�n �hlal ed�ld�ğ�ne �l�şk�n d�ğer görüş �se mahkemeler h�yerarş�s�nden hareket Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 799 ‒ etmekted�r. Bu yaklaşıma göre, adl�ye mahkemeler� üstünde Yargıtay, asker� mahkemeler üstünde �se Asker� Yargıtay bulunması yargı b�rl�ğ�n�n �hlal�d�r. Tekl�f ed�len çözüm öner�s� �le yargı b�rl�ğ� bozulmayacaktır. Asker� Ceza Kanunu’na göre asker şahısların yargılaması bu alanda �ht�saslaşmış s�v�l mahkemeler mar�fet�yle yapılacaktır. Asker� Ceza ya da Asker� İdare mahkemes� teşk�l ed�lmeyeceğ� g�b� asker� hâk�m ya da asker� savcı da olmayacaktır. Öner�len s�stemle hâl�hazırda asker� alanda �ht�saslaşan ceza ve �dare mahkemeler�n�n üzer�nde y�ne bu alanda �ht�saslaşmış Adl� ve İdar� Bölge Mahkemeler�nde (İst�naf) b�rer da�re ve Yargıtay/Danıştay’da (Temy�z) b�rer da�ren�n tes�s� hedeflenmekted�r. (Mevcut da�relere asker� ceza ve �dare konusunda �ht�saslaşma görev� ver�lecekt�r.) 2017 yılında yapılan Anayasa değ�ş�kl�ğ� �le asker� yargı teşk�latının tamamen kaldırılması ordunun d�s�pl�n�n�n bozulması ve savaşma kab�l�yet�n� sekteye uğratma potans�yel�ne sah�p, daha büyük sorunlara neden olmuştur. PERSONEL KONULARI Türk S�lahlı Kuvvetler� gerek yurt�ç�nde gerekse yurtdışında etk�n, caydırıcı ve kararlı b�r güç olarak; Kara, Den�z ve Hava sınırlarımızın korunmasında, ülke �ç� ve dışındak� hak ve menfaatler�m�z�n savunmasında mesa� mefhumu gözetmeks�z�n çalışan kahraman asker ve s�v�ller�m�zle görev�n� �fa etmekted�r. Teknoloj�k gel�şmelere bağlı olarak gel�şm�ş (sof�st�ke) s�lah ve komuta s�stemler� �le oldukça güçlü ve modern b�r hale gelen S�lahlı Kuvvetler�m�z �ç�n en öneml� kuvvet çarpanı kend�s�n� gel�şt�rm�ş, görev�ne adamış, vatan ve m�llet sevg�s� �le ordusuna, devlet�ne ve Atatürk �lke ve �dealler�ne bağlı olarak çalışan personeld�r. TSK’da görev yapan her rütbe ve statüdek� personel�n kurumsal a�d�yet�, a�leler� �le b�rl�kte görev etk�nl�ğ�n�n artırılması, s�lahlı kuvvetlerdek� emekler� sonrasında emekl�l�ğe ayrılmış personel �le TSK saflarına katılma hayal� �le yaşayan gençler�n katılımının teşv�k� �ç�n gerekl� mal� ve özlük haklarına �l�şk�m tüm tedb�rler alınmalıdır. Bu kapsamda; Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 800 ‒ - Ülkem�z�n göz bebeğ� kurumlarından olan TSK’nın her türlü s�yas� ve �deoloj�k mülahazaların dışında tutulması, - TSK saflarına katılacak personelin her türlü siyasi etkiden uzak olarak seçimi ile görevde yükselme ve uygun rütbelere terfilerinde liyakat ve görev performansının en önemli kriter olarak belirlenmesi, - YAŞ kararları ile görev süresini tamamlamadan “kadrosuzluk” gerekçesiyle emekliliğe sevk edilen personelin, tüm TSK personeli üzerinde oluşturduğu güvensizlik ortamının ortadan kaldırılması, - Görevdeki tüm subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erler ile sivil memur ve işçilerin özlük haklarının takibi, bütüncül bir bakış açısı ile iyileştirilmesi, - ⁠ Personelin lojman / misafirhane ve barınma sorunlarının çözüme kavuşturulması, - ⁠Emekli binbaşılar ile emekli astsubayların özlük hakkı ve ek göstergelerinin düzeltilmesi, - ⁠Uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erlerin görev şartları, kadro ve sözleşme fesih sonrası kamu kurumlarına yerleştirilmelerine ilişkin mevzuattan kaynaklı haklarının uygulanması, - Görevdeki ve emekli TSK personelinin yasal birikimleri ile oluşan Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) yönetim yapısı ve her yıl açıklanan nema oranlarının personelin hakkını koruyacak şekilde belirlenmesi önemli ve gereklidir. 926 SAYILI TSK PERSONEL KANUNU MADDE 54/3 GEREĞİ YAŞ KARARI İLE RESEN EMEKLİ EDİLEN ALBAYLAR Son dönemde TSK’nın s�yasallaşması net�ces�nde emekl�l�k hakkını kazanmamış daha rütbes�n�n �lk yıllarında olan albayların Yüksek Asker� Şura (YAŞ) kararları �le emekl� ed�lmeler� personelde kaygı, umutsuzluk ve geleceğe yönel�k b�r bel�rs�zl�ğe yol açmaktadır. Yargı denet�m�ne kapalı b�r �şlem olan YAŞ kararlarıyla üst düzey subayların emekl�ğe sevk ed�lmes� yer�ne hakkında herhang� b�r �dd�a olan personel�n yargı yolu açık �dar� �şlemlerle (Yüksek D�s�pl�n Kurulu, Mahkeme kararı vb) görevden ayrılması bunun dışındak� yollara g�derek personel arasında güvens�z ortamın oluşmasının önüne geç�lmes� gerekl�d�r. TSK personel�n�n her türlü s�yas�, �deoloj�k, tar�kat-cemaat vb. yapının etk�s�nden uzak olarak tamamen devlete ve Anayasal değerlere sadakat �le asker olmanın b�r�nc� şartı olan askerl�k yem�n�ne sadık olarak görev yapmasına olanak sağlayacak Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 801 ‒ b�r ortam sağlanmalıdır. Askerl�ğ�n temel� olan “d�s�pl�n”�n tes�s� ve �dames� �ç�n gerekl� tedb�rler �ved�l�kle alınmalıdır. 926 sayılı TSK Personel Kanunu’nun 54’ncü maddes�ne 2017 yılında eklenen fıkra �le Albayların ve Generaller�n rütbe bekleme süreler�ne bakılmaksızın YAŞ kararı �le “Kadrosuzluktan Emekl�” ed�lmeler�n�n yolu açılmıştır. Böylel�kle Albaylık / General / Am�rall�ğ�n �lk yılındak� subayların emekl� ed�lmes�ne olanak sağlanmıştır. (Düzenleme önces�nde Albaylar 5’nc�, General/Am�raller 4’ncü yılda değerlend�rmeye alınmaktaydı.) Böylel�kle Albay/General/Am�ral rütbes�ndek� subaylar adeta sözleşmel� subay hal�ne get�r�lm�ş, her YAŞ dönem�nde emekl� ed�lme tehd�d� altında kalarak doğru ve etk�n karar alma yetenekler� eller�nden alınmıştır. Üstel�k bu emekl�l�ğe sevk kararlarının kadro-�ht�yaç denges�nden çok; �kt�dara yakın olmayan (Atatürkçü, farklı mezhepten olan, boşanmış, alkol kullanan, kadın subay vb. gerekçelerle) üst rütbe subayların ordudan tasf�ye ed�lmes�nde b�r araç hal�ne gelm�ş, 2018 YAŞ toplantısından �t�baren b�nlerce üst rütbel� subay/general/am�ral bu maddeye dayalı olarak erkenden emekl�l�ğe sevk ed�lm�şt�r. Her yıl YAŞ’ta terf� eden ve emekl� ed�len general/am�ral ve albaylar medyada haber olup konuşulurken, h�ç konuşulmayan ve TSK’da görev yapan tüm Albayların Ağustos ayında adeta kâbusu hal�ne gelen “Res’en Emekl�l�kler” gündeme dah� gelmemekted�r. 2018’den bugüne kadar b�nlerce değerl� subay bu acı son �le karşılaşmıştır. Üstel�k her ne kadar Haz�ran ayı sonunda yapılan son kanun değ�ş�kl�ğ� �le düzelt�lm�ş olsa dah� bu şek�lde emekl� ed�len albaylardan yaş şartını taşımadığı gerekçes�yle uzun süre maaşsız ve sosyal güvences�z kalan, a�les�n�n geç�m�n� sağlamak �ç�n ek �şlerde çalışmak zorunda kalan yüzlerce albay a�leler�yle b�rl�kte mağdur olmuştur. YAŞ kararı �le re’sen emekl� ed�len Albayların emekl� ed�ld�kler� b�lg�sayarlarına gelen b�r mesajla tebl�ğ ed�lmekted�r. Yan� yıllarca vatanı �ç�n görev almış, çok zor şartlarda gece gündüz görev yapmış b�r albay b�r gün b�lg�sayarına gelen “emekl� ed�ld�n�z” mesajı �le TSK’dan ayrılmaktadır. Son üç yıldır, b�raz da gelen tepk�ler�n önüne geçmek �ç�n, emekl� ed�len albayların l�stes� yayımlanmadığı �ç�n toplu sayı tam olarak b�l�nmemekle b�rl�kte, 2024 YAŞ’ında 400’ün üzer�nde, 2025 yılı YAŞ’ında �se 350’den fazla Albay y�ne ses�z sedasız emekl� ed�lm�şt�r. Bu emekl� ed�len albaylar çeş�tl� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 802 ‒ sınıflarda mesleğ�n�n generall�k/am�rall�k önces�nde en üst rütbes�ne gelm�ş, en tecrübel�, en b�lg�l� kes�m�d�r. Bu subaylar, 15 Temmuz sonrasında b�nbaşı, yarbay ve albay rütbeler�nde çok öneml� görevler �fa etm�şler, adeta TSK’nın bunalımlı dönemler�nde ayakta kalmasını sağlamış subaylardır. TSK’nın �ht�yaç duyduğu b�lg�l�, tecrübel� ve yet�şm�ş albaylar genç yaşlarında sebeb�n� öğrenemed�kler� b�r yöntemle emekl� ed�lerek öneml� b�r kan kaybına sebep olunmakta, d�ğer yandan halen göreve devam eden subaylar �ç�n de geleceğe olan güven ortadan kalkmakta, sürekl� b�r kaygı hal�n�n yaşanmasına neden olunmaktadır. 2018-2025 yılları arasındak� son 8 YAŞ kararlarıyla emekl� ed�len subaylara bakıldığında; - Alay Komutanı, gemi komutanı gibi özel seçimle atama yapılan kritik komutanları, - MSB, Gnkur. ve Kuvvet Komutanlıkları karargahlarında kritik şube müdürleri, - MSB tarafından NATO kadrolarına sürekli göreve seçilen albaylar, - MSB tarafından kurmaylık eğitimine tefrik edilip kurmay olan albaylar, - FETÖ ile mücadele birimlerinde görev yapıp buralardaki başarılarından dolayı kritik görevlere atanıp emekli edilen albaylar bulunmaktadır. Aslında emekl�l�k kararlarını yayınlayan MSB’de bu konuda b�r çel�şk� yaşamaktadır. Emekl� ed�len albayları bu kr�t�k göreve seçen, kurmay subay adayı olarak seçen, FETÖ �le mücadele emr� veren MSB �le emekl�l�k �ç�n tekl�f eden MSB faklı bakanlık mıdır? Yoksa emekl� ed�lecekler�n l�steler� MSB dışında başka k�ş�/makam/b�r�mler tarafından mı hazırlanmaktadır? Emekl�l�k kararları yargı yoluna kapalı olduğu �ç�n ş�md�l�k bunu h�ç öğrenemeyeceğ�z! TSK Personel Kanunu 54’ncü madde kapsamında YAŞ kararı �le yapılacak emekl�l�k kararlarının kamu h�zmet�n�n daha �y� �şlemes� veya kamu yararı/k�ş� yararı denges� gözet�lerek, y�ne aynı Kanun’un 41’nc�, 49’ncu ve 50’nc� maddeler�nde tanımlanan objekt�f kr�terlere (öncel�kle H�zmet yılı, yaş, s�c�l puanı, kıdem sıralaması, takd�r-ödül puanı, adl�/�dar� soruşturma/kovuşturma, d�s�pl�n cezaları vs.) göre bel�rlenmes� gerekmekted�r. Hal� hazırda savunma hakkı dah� kullanılmadan, k�me göre, neye göre değerlend�r�ld�ğ� b�l�nmeden albayların erken emekl� ed�lme �şlemler�ne son ver�lmel�d�r. Hakkında şüphe olan subaylar varsa bunlar yargı denet�m�ne kapalı b�r �dar� �şlemle değ�l, b�lg� ve belgeye dayalı olarak mahkeme kararı �le yada yargı denet�m�ne açık Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 803 ‒ �dar� �şlemle meslekten ayrılmalı ancak tertem�z b�r maz�ye ve s�c�le sah�p albayların erken emekl�l�k �le töhmet altında bırakılmasına son ver�lmel�d�r. Uzman Çavuş Ve Sözleşmel� Er Tem�n�nde Sıkıntı Var Mıdır? Meslekten Ayrılan Personel�n Kamuda İst�hdamı Ne Durumdadır? 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 92’nc� maddes� Memurluktan Çek�lenler�n Yen�den Atanmalarına �l�şk�n esasları düzenlem�ş olup, madden�n 2’nc� fıkrası Devlet memurlarından 657 sayılı Kanun’a tab� olmayanların da devlet memurluğuna g�reb�lecekler�n� düzenlem�şt�r. 3269 sayılı Uzman erbaş Kanunu’nda da “Uzman erbaşların 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 92’nc� maddes� hükmünden yararlanab�lmeler� �ç�n en az yed� h�zmet yılını tamamlamış olmaları gerek�r.” hükmü �le Uzman Erbaşların bu maddeden faydalanab�lecekler�ne �l�şk�n b�r hüküm yer almaktadır. Ancak, uzman erbaşların 657 sayılı ve 3269 sayılı Kanunlarla tanınan bu yen�den memurluğa atanma hakları özell�kle “kadro açılmaması (bulunmaması)” ve “g�receğ� sınıfın n�tel�kler�ne uymaması” gerekçeler�yle uygulanamamakta, devlet memurluğuna geç�ş �ç�n başvuranlar red ed�lmekted�r. D�ğer yandan y�ne TSK’da 6191 sayılı Kanun’a göre �st�hdam ed�len sözleşmel� Erbaş/Erler de Uzman Erbaşlar g�b� TSK saflarından kend�ler�ne tevd� ed�len görevler� büyük başarı �le yer�ne get�rmekte, özell�kle ve öncel�kle terör�stle mücadele görevler� olmak üzere hayatları pahasına görev yapmaktadırlar. 6191 sayılı Sözleşmel� Erbaş/Er Kanunu gereğ�nce b�r sözleşmel� Erbaş/Er, TSK’da en fazla 7 yıl görev yapab�lmekte bu süre sonunda sözleşmes� mecburen fes�h ed�lmekted�r. Kanun’un “Kamuda �st�hdam” başlıklı EK 1’nc� maddes� “(1) Sözleşmel� erbaş ve er olarak en az yed� h�zmet yılını doldurarak ayrılanlardan n�tel�k belges� olumlu olanlar, �lg�l� mevzuatlarındak� şartları taşımaları kaydıyla kamu kurum ve kuruluşlarının boş kadro ve poz�syonlarına bu maddedek� usul ve esaslar çerçeves�nde atanırlar.” hükmüne ha�zd�r. Uzman erbaşlar ve Sözleşmel� Erbaş/Erler TSK’nın muhtel�f b�rl�kler�nde özver� �le ve mesa� mefhumu gözetmeks�z�n çalışan, vaz�fe ve ülke uğruna şeh�t veya gaz� olmaktan Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 804 ‒ çek�nmeyen b�r meslek grubudur. Statü kanunları gereğ� TSK’da “Sözleşmel� statüde” görev yapan uzman erbaş ve sözleşmel� erbaş/erler�n, başarı �le görev yaptıkları 7 yıldan �t�baren kamu kurumlarındak� uygun kadrolara atanmaları hem �lg�l� Kanunların hükmü, hem de vatana h�zmetler�n� gözünü kırpmadan yer�ne get�rm�ş olan uzman erbaşlarımıza b�r vefa borcudur. Tuzla P�yade Okulundak� Teğmenler Ve Kho Mezun�yet Tören�nde Yem�n Eden Teğmenler�n Durumu Tuzla’da bulunan P�yade Okul K.lığında, 10 Kasım 2023 tar�h�nde yapılan Atatürk’ü anma tören�nde sınıf okulu öğrenc� subayı Teğmen A.A.’nın arkadaşları tarafından �kaz ed�lmes�ne rağmen Atatürk fotoğrafını yakasına takmaması ve ancak Bölük Komutanın emr� üzer�ne �stemeyerek fotoğrafı takmasıyla başlamıştır. Törenden sonra A.A.’nın kaldığı oda önünde, A.A. ve oda arkadaşları F.A. ve M.F.A �le bazı teğmenler arasında sözlü olarak tartışma yaşanmıştır. Yakasına Atatürk resm� takmak �stemeyen teğmenler�n, Harp Okulu’ndan �t�baren cemaat ve tar�kat evler�ne g�tt�kler�, ‘Hubbuf�llah” ve “Dostlar Mecl�s�” adıyla whatsapp grupları kurarak örgütsel tutum gösterd�kler�, kend�ler�nden küçük Harb�yel� öğrenc�lerle “ab�l�k” adı altında �let�ş�m kurdukları, sosyal medya hesaplarında “şer�at yanlısı” paylaşımlarda bulunduklarına da�r devre arkadaşları tarafından Harp Okulu �dares�ne defalarca b�lg� ver�lm�ş ancak Harp Okulu yetk�l�ler�nce her hang� b�r �şlem yapılmamıştır. Olayların çıkmasına neden olan ve devlet�m�z�n kurucusu Atatürk’ün fotoğrafını şanlı ün�formaya takmayı red edenler �le bu duruma müdahele eden teğmenler�n TSK’dan �l�ş�ğ� kes�lm�şt�r. Y�ne basına yansıyan haberlere göre yakasına Atatürk fotoğrafı takmayı red edenlerden �dare mahkemes� kararı �le göreve �ade ed�lenler varken bunlara müdahale eden teğmenler konusunda �dare mahkemeler�nden olumlu b�r karar çıkmamıştır. Benzer şek�lde y�ne kamuoyunda büyük tartışmalara neden olan ve 30 Ağustos 2024 tar�h�nde Kara Harp Okulu D�ploma Alma ve Sancak Dev�r Tesl�m Tören�'nde teğmenler�n sosyal medyaya yansıyan görüntüler� ve Subay Andını okuyan teğmenlerden beş� ve komutanlarından 3’ü K.K.K.lığı ve MSB Yüksek D�s�pl�n Kurulu kararları �le meslekten �hraç ed�lm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 805 ‒ 29 Mart 2023’te M�ll� Savunma Ün�vers�tes� Tören Yönerges�’nde yapılan “M�ll� Savunma Ün�vers�tes� Rektörü” onaylı değ�ş�kl�kle törenlerde yapılacak mezun�yet andı RESMİ programdan çıkarılmış, ancak yasaklandığı veya okunmaması gerekt�ğ�ne da�r b�r �fade h�çb�r yönergede tesp�t ed�lemem�ş buna rağmen resm� tören sonrasından “Mezun�yet andı” okuyan ve “Mustafa Kemal’�n Askerler�y�z” d�yen genç teğmenlere karşı M�ll� Savunma Bakanlığınca meslekten �hraç g�b� çok ağır b�r tedb�r alınarak kamuoyunda c�dd� tartışmaların yaşanmasına neden olunmuştur. Teğmenlerle �lg�l� yürütülen yüksek d�s�pl�n kurulu sürec�nde kurul üyeler�n�n baskı altına alındığı, başlangıçta teğmenler�n meslekten �hracına karşı oy kullanan kurul üyeler�n�n sonradan oylarını değ�şt�rmeye zorlandığı ve �hraç kararının 4’e karşı 5 oyla alındığı da b�r gerçekt�r. Meslekler�n�n başında sevd�kler� meslekler�nden koparılan ve kend� devre arkadaşları arasında en başarılı ve en d�s�pl�nl� olan bahse konu teğmenler�n hukuk� mücadeleler� �dare mahkemeler� nezd�nde devam etmekte olup halen olumlu b�r karar alınmamıştır. Görevdek� Ve Emekl� Astsubaylar İle Emekl� B�nbaşıların Özlük Haklarına İl�şk�n Düzenlemeler Ne Durumda? Özell�kle 2020 yılından �t�baren başlayan ekonom�k kr�z�n yarattığı der�n sosyal sorunlar �le b�rl�kte muvazzaf ve emekl� personel�n durumu daha da kötüleşm�ş, ekonom�k durumlara �lave olarak hükümet�n�n yanlış pol�t�ka ve uygulamaları sonucunda TSK’nın s�yasallaşmasının get�rd�ğ� adalets�zl�k duygusu �le b�rl�kte personel moral ve mot�vasyonu olumsuz b�r şek�lde etk�lenm�şt�r. Personel�n yaşamış olduğu sorunların temel�nde ekonom�k şartların kötülüğü yatarken, kurum �çer�s�nde hâk�m olan hükümet�n�n yanlış pol�t�ka ve uygulamalarından kaynaklı l�yakats�zl�k ve s�yasallaşmanın b�r sonucu olan gelecek kaygısı da personel�n yaşadığı sorunların temel�n� oluşturmaktadır. Bahse konu sorunlar net�ces�nde personel ekonom�k olarak daha da zorlanacaklarını b�lmeler�ne rağmen emekl�l�k ve �st�fa mekan�zmaları �le s�stem dışına çıkmakta ve bu durum özell�kle tecrübel� personel�n kaybed�lerek TSK’nın asker� tecrübe ve entelektüel kapas�tes�n�n azalmasına neden olunmaktadır. Bahse konu problem sahalarında ön plana çıkanlar aşağıda özetlenmeye çalışılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 806 ‒ Astsubaylara makam/görev tazm�natı sözü ver�lm�ş ancak yer�ne get�r�lmem�şt�r. Emekl� astsubaylarımızın maaşları asgar� ücret c�varına düşmüş ve bu kapsamda muvazzaf / emekl� astsubayların maaşlarındak� makas menf� yönde açılmıştır. Hal�hazırda makam ve görev tazm�natından faydalanamayan kıdeml� b�nbaşılar �le astsubay başçavuş ve kıdeml� başçavuşlara emekl� maaşlarına da yansıyacak şek�lde tazm�nat ver�lmes�ne yönel�k düzenleme yapılmalıdır. Bu düzenleme �le bahse konu statü ve rütbelerdek� personel�n emekl�ler�ne de geçm�ş yıllarda ver�lm�ş ve tutulmamış olan sözün gereğ�n�n yer�ne get�r�lmes� gerekl�d�r. (31/03/2023 tar�h�nde TBMM’ye gönder�len ancak yasalaşmayan tekl�f�n özlük haklarına �l�şk�n bölümünün tekrar TBMM’ye gönder�lmes�) TSK personel�ne 926 sayılı TSK Personel Kanunu’nun EK-17’nc� maddes�ne göre ödenmekte olan TSK tazm�nat oranlarında düzenleme yapılarak TSK personel� maaşlarında �lave �y�leşt�rmeler yapılmalıdır. TSK Personel� Lojman Ve Barınma Sorunu TSK personel� üstlenm�ş olduğu görev�n özell�ğ� gereğ�, 211 sayılı İç H�zmet Kanunu’nun am�r hükümler�ne göre 24 saat esasına göre nöbet, gece eğ�t�m�, tatb�kat, yurt�ç� ve yurtdışı görevler, gem� sefer görevler�, �ç güvenl�k görevler� g�b� çok farklı ve meşakkatl� görevler� �cra etmekted�r. Y�ne, 926 sayılı TSK Personel Kanunu gereğ�nce, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tab� d�ğer kamu görevl�ler�nden farklı olarak ortalama 2-3 yılda b�r atama (Tay�n) görmekte, bazen ülken�n en mahrum bölgeler�nde, bazen de İstanbul, Ankara ve İzm�r g�b� k�ra ve pahalılık sorunlarının yüksek sev�yede olduğu �l veya �lçelerde görev yapmaktadır. Sürekl� ve sıklıkla atama gören TSK personel� b�r konut satın alamamakta, kend�ler�ne tahs�s ed�len lojmanlarda veya lojmanların yeters�z olduğu yerlerde k�rada kalmak zorundadır. Son dönemde daha da yükselen k�ra bedeller� ve konut f�yatları TSK Personel� �ç�n barınma sorunun daha da büyümes�ne neden olmuştur. Son yıllarda TSK tarafından �cra ed�len harekat görevler�n�n gereğ� olarak b�rçok b�rl�k ve komutanlığın garn�zon değ�ş�kl�ğ� yapmış olmaları da mevcut lojman/m�saf�rhane �mkanlarının yeters�z kalmasına sebeb�yet verm�şt�r. Asker� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 807 ‒ personel�n lojman/m�saf�rhane sorunu g�der�lecek şek�lde ve sadece doğu görevler�nde değ�l özell�kle üç büyük �l�n �çer�s�nde olduğu batı garn�zonlarında (asker� b�rl�kler�n bulunduğu ve k�raların yüksek olduğu sah�l/tur�st�k kentlerde) da barınma sorununu ortadan kaldıracak şek�lde öncel�kle b�na k�ralanması yoluyla ac�l �ht�yaç g�der�lmel�, müteak�ben yeter� kadar lojman/m�saf�rhane �nşa ed�lerek barınma sorunu kalıcı olarak çözülmel�d�r. Ancak kısa vadede bunun mümkün olmaması durumunda yapılacak özel b�r düzenleme �le personele, görev yapılan şehr�n özell�kler� gözet�lerek uygun m�ktarda nak�t k�ra yardımı yapılmalıdır. Hal� hazırda kullanılmakta olan sosyal tes�sler, artan personel mevcutları ve b�rl�k hareketl�l�kler� neden�yle yeters�z kalmaktadır. Ayrıca uzun yıllardır askerî sosyal tes�sler�n bakım ve onarımları �ç�n yeterl� ödenek tes�s ed�lmed�ğ�, asker� sosyal tes�sler�n sınırlı kar oranlarıyla elde ett�kler� gel�rler� bu �ht�yacın karşılanmaya çalışıldığı b�l�nmekted�r. Bu kapsamda öncel�kle mevcut asker� sosyal tes�sler�n bakım ve onarımlarının sağlanması �ç�n yeterl� ödenek tahs�s ed�lmel� müteak�ben eks�k kalan �ht�yacın karşılanması �ç�n yen� asker� sosyal tes�s�ler yapılması �ç�n gerekl� tedb�rler alınmalıdır. Ayrıca mevcut asker� sosyal tes�sler�n kullanım haklarının asker� personel mevcutları ve sorumluluk ve müess�r�yet prens�pler�ne göre yen�den düzenlenmes�, artık TSK’da mevcud�yetler� yadsınamaz b�r gerçek olan uzman erbaşlar �le sözleşmel� erbaş erler ve a�leler� �ç�n daha fazla sosyal �mkan sağlayacak şek�lde gaz�no ve m�saf�rhaneler açılmalı/mevcut sayılar artırılmalıdır. Asker� alanlar değ�ş�k gerekçelerle değ�ş�k kurum / kuruluşlara tahs�s ed�l�rken, asker� alanlar üzer�nden rant elde ed�l�rken yapılacak protokollerle zaf�yet yaşanan bölgelerde �lave lojman yapılması veya lojmanların tad�latı da düşünülmel�d�r. Zor şartlar altında 24 saat esasına göre görev yapan TSK mensubu subay ve astsubayların �t�barlarına uygun, göreve g�tt�ğ�nde ger�de bıraktığı a�les�n�n güven ve huzurunu sağlayacak lojmanlarda �kamet etmeler� en tab� hakları değ�lm�d�r? Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) Yönet�m Yapısı Ve Nema Oranları OYAK, üyeler�ne; emekl�l�k, ölüm ve malul�yet alanlarında ek yardımlar sağlamak üzere 1961 yılında 205 sayılı Kanun’la kurulmuş, tamamlayıcı b�r meslek� emekl�l�k fonudur. OYAK, kuruluş Kanunu çerçeves�nde, özel hukuk hükümler�ne tab�, mal� ve �dar� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 808 ‒ bakımdan özerk, tüzel k�ş�l�ğ� bulunan b�r kuruluş olarak 64 yıldır faal�yet göstermekted�r. OYAK, TSK mensubu subay, astsubay, uzman/sözleşmel� personel �le s�v�l memurlar �ç�n b�r emekl�l�k güvences�d�r. Kurulduğu tar�hten �t�baren üyes� olan asker� ve s�v�l personel�n maaşlarından yapılan kes�nt�lerle sermaye oluşturmuş ve her yıl bel�rlenen nema oranlarıyla da üye b�r�k�mler�n� değerlend�rm�şt�r. Bununla b�rl�kte OYAK �şt�rakler� �le b�rl�kte büyük b�r ekonom�k değere ulaşmıştır. Ülke �hracatının yaklaşık %5’� OYAK �şt�rakler�nce yapılırken, ülke güvenl�ğ� �ç�n stratej�k öneme ha�z ERDEMİR, İSDEMİR g�b� dem�r-çel�k fabr�kaları �le ç�mento fabr�kalarının öneml� b�r bölümü OYAK �şt�rak�d�r OYAK yönet�m yapısı kuruluş kanunu gereğ�nce, OYAK üyeler�nden oluşan yasal üyeler ve yetk�l� kurullarınca seç�lerek görev yapan profesyonel kadrolarla yönet�lmekted�r. OYAK tarafından her yıl açıklanan Nema oranları hem görevdek� hem de emekl� olduktan sonra OYAK b�r�k�mler�n� kurumda bırakarak emekl� maaşı alan personel �ç�n oldukça öneml�d�r. 17 Mayıs 2025 tar�h�nde yapılan OYAK 65’nc� Olağan Genel Kurulu tarafından açıklanan %55,2’l�k nema oranı sayısı 500.000’n� geçen OYAK üyeler�n�n (görevde yada emekl� asker� personel) tatm�n etmem�ş, enflasyon oranının dah� altında kalan bu rakam üyeler�n yatırımları ve gelecekler� konusunda end�şe yaşamalarına neden olmuştur. OYAK özell�kle son 20 yıllık dönemde enflasyonun yklaşık �k� katı oranında nema açıklayan b�r kuruluştur. OYAK 2024 nema oranının TUİK tarafından açıklanan sözde enflasyon oranı esas alınarak açıklanması büyük b�r yanılgı olmuş, beklent�ler�n ve p�yasa şartlarının altında gerçekleşm�şt�r. Ayrıca OYAK yönet�m organlarında, 205 sayılı Kanun gereğ�nce bel�rlenen üyeler�n “tems�lde adalet �lkes�” ve “l�yakat” �lkeler�ne uygun olarak tüm statüler�n tems�l�ne olanak sağlayacak şek�lde bel�rlenmes� gerekmekted�r. D�ğer yandan OYAK yönet�m kademeler�nce alınan tüm kararların tüm üyeler� ve kamuoyu �le şeffaf ve hesap vereb�l�r b�r yaklaşımla paylaşılması, alınan kararların bell� çevrelere yarar sağlayacak şek�lde değ�l, tüm üyeler�n ortak �y�l�ğ� gözet�lerek alınması gerekl�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 809 ‒ 2025 yılında OYAK Genel Müdürlüğüne seç�len Prof.Murat YALÇINTAŞ ve OYAK Yönet�m Kurulu Başkanlığına seç�len Emekl� Korgeneral Zeka� AKSAKALLI �le b�rl�kte OYAK’ın şeffaf ve hesap vereb�l�r b�r yapıda yönet�lmes� ve üyeler�n�n hak ve menfaatler�n� daha etk�n b�r şek�lde koruması temenn� ed�lmekted�r. SAVUNMA SANAYİ KONULARI 11 Kasım 2025 Tar�h�nde Meydana Gelen Ve 20 Kahraman Asker�m�z�n Şeh�t Olmasına Neden Olan Uçak Kazası 11 Kasım 2025 tar�h�nde, kardeş ülke Azerbaycan’dan yurdumuza dönüş yolunda Azerbaycan-Gürc�stan sınırı yakınlarında Türk Hava Kuvvetler�ne a�t C-130 Kargo uçağının düşmes� sonucunda mürettebat ve yolcu olarak uçakta bulunan 20 asker�m�z şeh�t olmuştur. Ülkem�z� der�n üzüntüye sevk eden bu vah�m olay sonrasında Hava Kuvvetler� K.lığımıza a�t kaza kırım ek�b� bölgeye �nt�kal etm�ş ve 12 Kasım 2025 tar�h�nde uçağın kara kutusuna ulaşıldığı �fade ed�lm�şt�r. Meydana gelen bu olayın b�r kaza mı yoksa dış etkenlere bağlı b�r sebeple m� oluştuğu araştırılıp �ncelenecek ve MSB’lığınca sonuçlar kamuoyu �le paylaşılacaktır. Bu olayla �lg�l� tüm soruların açık b�r şek�lde cevaplandırılması ve benzer olayların meydana gelmemes� �ç�n tüm tedb�rler�n alınması hep�m�z�n ortak temenn�s�d�r. Muhar�p Uçak Tem�n� Ve M�ll� Muhar�p Savaş Uçağı Zaf�yet� Nasıl G�der�lecek? Son dönemde ülkem�z yakın coğrafyasında meydana gelen savaşlar, düşük yoğunluklu muharebeler, devletler ve devlet dışı yapılar arasında meydana gelen çalışmalar savunma sanay��n�n, gel�şm�ş hava savunma, füze ve muhar�p uçak yetenekler�n�n önem�n� b�r kez daha gündeme get�rm�şt�r. Bölgem�zdek� çatışmalar ve çatışma r�skler� benzer r�skler�n ülkem�z �ç�n de geçerl� olduğunu ortaya koymaktadır. Bölgem�zdek� çatışmalardan alınan esas ders, taarruz ve savunma kab�l�yetl� etk�n b�r Hava Kuvvet�n�n büyük zorunluluk olduğudur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 810 ‒ Son dönemde Rusya Federasyonundan tem�n ed�len S-400 savunma s�stem� ve d�ğer s�yas� gerekçelerle üret�c� ortaklarından olduğumuz F-35 projes�nden çıkarılmış olmamız özell�kle yen� nes�l savaş uçağı kab�l�yet�ne ulaşmamızı engellem�şt�r. D�ğer yandan esk�yen/�ht�yarlayan F-16 f�lomuzun modern�zasyonu, bahse konu F-16 f�losuna yen� uçakların dah�l ed�lmes� konusunda da çeş�tl� sorunlar yaşanmaktadır. Her ne kadar son dönemde F-16 modern�zasyonuna �l�şk�n sorunların çözüldüğü yönünde haberler basında yer almış olsa da konuya �l�şk�n tatm�n ed�c� rakamlar resm� olarak paylaşılmamıştır. Ayrıca muhar�p savaş uçağı f�lomuzun zeng�nleşt�r�lmes� bakımından Avrupa’dan Eurof�ghter uçaklarının alınacağı, b�r kısım Eurof�ghter uçağının �se körfez ülkeler�nden �k�nc� el olarak satın alınarak envantere dah�l ed�leceğ� yönündek� haberler y�ne basında yer almaktadır. Ülkem�z�n bekası �ç�n büyük önem taşıyan yerl� Muhar�p savaş uçağı olan Kaan’ların �se motor tedar�k�nde yaşanan sorunlar neden�yle ser� üret�me geç�lemed�ğ� b�zzat Dış�şler� Bakanı tarafından �fade ed�lm�şt�r. M�ll� Hava Savunma S�stem� Projeler� Uygun Hızla İlerl�yor Mu, Yurtdışı Tedar�k� Düşünülüyor Mu? Tf2000 Ne Oldu? Bekamız İç�n Durum Ned�r? Günümüzün değ�şen güvenl�k ortamı özell�kle ülke hava savunmasını öncel�kl� alanlardan b�r� hal�ne get�rm�şt�r. Bu kapsamda ülke gündem�ne son dönemde S-400 tedar�k� �le g�ren hava savunma kavramının esasında b�rçok boyutu olduğu da aş�kârdır. Bu bağlamda ÇELİK KUBBE projes� �le ülken�n hava tehd�tler�ne karşı savunulması öngörülmekle beraber bahse konu projen�n geç kalmış b�r proje olması neden�yle ülken�n hava savunması konusunda zaf�yetler bulunmaktadır. Bahse konu zaf�yet alanlarından b�r� olan den�zden hava savunması maksadıyla gel�şt�r�lmes� öngörülen TF-2000 projes� de 20 yıllık b�r gec�kme �le bu sene �çer�s�nde ancak proje ç�z�m� boyutuna geleb�lm�şt�r. Ancak b�r gem�n�n �nşa ed�lme kararının ver�lmes� �le envantere g�rmes� arasında en az 10 yıllık b�r süreye �ht�yaç duyulduğu da ayrı b�r gerçekt�r. Yunan�stan’ın zaten görecel� olarak �y� durumda olan hava savunma �mkân ve kab�l�yetler�n� yeterl� bulmayarak hava savunma kab�l�yet� yüksek gem�ler� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 811 ‒ kısa b�r süre �çer�s�nde envantere sokacakları da göz önüne alındığına hava savunma alanındak� güvenl�k end�şeler� b�r kez daha artmaktadır. “Yerl� ve M�ll�” kavramının arkasına saklanılarak protot�p sev�yes�ndek� s�lah ve s�stemler�n envantere alınmış g�b� göster�lmes�, konsept sev�yes�nde olan düşünceler�n gel�şt�rme süreçler� başlamış g�b� yansıtılması ve adeta savunma sanay�n� s�yaset�n propaganda aracı g�b� kullanılması net�ces�nde ülke hava savunması her türlü tehd�de açık b�r hale get�r�lm�şt�r. Tüm bu olumsuzluklara �lave olarak savunma sanay� ş�rketler� arasındak� eş güdümün sağlanamaması ve her b�r ş�rket�n kend� ürünler�n� ön plana çıkarmak adına yapmış oldukları yatırımlar veya g�r�ş�mler bu kaot�k durumu daha da der�nleşt�rm�ş ve net�cede gerçek harekat şartlarında yeterl� sev�yede üret�leb�lecek ve kullanılab�lecek b�r hava savunma s�stem ve s�lahının olmaması g�b� b�r gerçekle karşılaşılmak zorunda kalınması g�b� vah�m b�r durum oluşmuştur. MİLLİ ANA MUHAREBE TANKI PROJESİ: ALTAY Türk savunma sanay� b�rçok başarıya �mza atsa da Altay ana muharebe tankı projes� yönet�msel ve tekn�k b�rçok sorunlarla karşılaşmıştır. 2007’de resm� olarak başlayan, 2012’de protot�p� tanıtılan, 2018’de ser� üret�m �hales� ver�len projede 2025’te ancak sınırlı tesl�mat yapılmıştır. Planlamaya göre, proje başlangıcından 24 sene sonra 250 tank envantere g�rmes� gerekmekteyd�. Ancak planlama hataları, dışa bağımlılık, motor/transm�syon sorunları, geçm�ş dönemdek� yüklen�c� yeters�zl�ğ�, s�yas� sa�kl� terc�hler neden�yle proje gec�km�şt�r. Bu öneml� proje “etk�n Proje Yönet�m� Eks�kl�ğ�” neden�yle gec�km�şt�r. Tecrübes� sorgulanmadan b�r f�rmaya �hale ver�lm�ş, gerçekç� planlama yapılmamış, süreç şeffaf yürütülmem�ş ve l�yakatl� ek�pler oluşturulmamıştır. Yüklen�c� f�rma seç�m� l�yakate değ�l s�yas� yakınlığa göre seç�lm�şt�r. Üstel�k proje tak�b� yeterl� yapılamamış, TBMM ve Sayıştay denet�m� bu projede de devre dışı bırakılmıştır. Projen�n planlandığı şek�lde �lerlememes� neden�yle, m�ll� güvenl�k zaf�yet� oluşmuş, modern tank f�lolarını güçlend�ren devletler karşısında ger� kalmamıza ve �hracat fırsatları kaçırmamıza neden olunmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 812 ‒ Savunma Sanay� İhracat Durumu 29 Ek�m 2024 tar�h�nde 2025 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı açıklanmış ve Savunma Sanay�� Başkanlığı’nın 2025 yılında 7.3 M�lyar dolar �hracat yapmasının planlandığı �fade ed�lm�şt�r. B�r başka �fade �le �hracat hedefler�n�n b�r yılda 700 m�lyon dolar arttırılması hedeflenm�şt�r. SSB’n�n Uluslararası İşb�rl�ğ� ve İhracat Stratej�s� 2024-2028 raporuna göre 2028 yılında 11 m�lyar dolar �hracat hedeflenm�şt�r. Bölgem�zde devam eden Rusya-Ukrayna savaşı neden�yle her �k� ülke de dünya genel�nde s�lah alımlarını arttırmışlardır. Ayrıca İsra�l’�n F�l�st�n ve Lübnan’a saldırmasıyla beraber Ortadoğu kr�z yaşanmaktadır. Kısacası günümüzde ülkeler daha çok müh�mmat ve daha çok s�lah satın alma eğ�l�m�ne g�rm�şlerd�r. Dolayısıyla böyle b�r dönemde savunma sanay�� �hracat rakamları artab�l�r Son olarak; Türk�ye’n�n uluslararası �l�şk�lerde yen�den etk�n olab�lmes� �ç�n komşuları �le sorunlarını çözmes� ve kurucu değerler eksen�nde ulusal çıkarlarını önceleyen b�r pol�t�kaya yönelmes� gerekmekted�r. Avrasya’nın kalb�nde yer alan b�r ülke olarak demokrat�k, lâ�k, sosyal hukuk devlet�ne sah�p ve neol�beral açmazlara sapmadan p�yasa ekonom�s�n�n gerekler�n� uygulayan, üstünler�n değ�l hukukun üstünlüğünü kabul etm�ş b�r Türk�ye’n�n yapacağı sıçrama muazzam olacaktır. Çağdaş batı dünyasının normlarını eks�ks�z uygulayan kurumsallaşmasını tamamlamış demokras�s�n� oturtmuş b�r Türk�ye bölgen�n parlayan yıldızı olmaya namzett�r. Türk�ye’n�n savunma m�mar�s� son yıllarda c�dd� kurumsal zaf�yetler yaşamıştır. TSK ve savunma sanay�� üzer�nde artan s�yas� etk�ler, l�yakat sorunları, şeffaf olmayan fon yönet�m� ve büyük projelerde tekn�k sorunlar savunma kapas�tes�n� zayıflatmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 813 ‒ Altay Tankı’ndan M�ll� Muhar�p Uçak’a, S-400 alımından F-35 programının kaybed�lmes�ne kadar pek çok süreç yanlış yönet�lm�ş; g�zl�l�k �lkes� �hlal ed�lm�ş; savunma sanay��n�n sürdürüleb�l�rl�ğ� r�ske atılmıştır. Türk�ye’n�n savunma ekos�stem�, �novasyon z�nc�r� ve orta ölçekl� üret�c� kapas�tes� zayıf kalmış; Ar-Ge z�nc�r� dar b�r tabana sıkışmıştır. Ün�vers�te– sanay�–TSK �şb�rl�ğ� kâğıt üzer�nde kalmış, bey�n göçü artmıştır. CHP’n�n Savunma Pol�t�kası – “B�z Ne Yapacağız?” 1. TSK'yı s�yaset�n gölges�nden çıkaracağız • Tüm atama ve terf�ler l�yakat esasına göre olacak. • Asker� okullar çağdaş standartlarla yen�den açılacak. • Kurumsal hafıza güçlend�r�lecek. 2. Savunma sanay��n� şeffaf ve planlı b�r yapıya kavuşturacağız • Savunma sanay�� fonlarında tam şeffaflık sağlanacak. • Orta ölçekl� teknoloj� f�rmaları desteklenecek; ekos�stem gen�şlet�lecek. • Ar-Ge uzun vadel� devlet stratej�s�ne bağlanacak. 3. Stratej�k teknoloj�lerde ulusal atılım programı başlatacağız • Yapay zekâ, otonom s�stemler, kuantum uygulamaları, uzay teknoloj�ler� ve elektromanyet�k harp alanlarında Türk�ye'n�n ulusal stratej�s� uygulanacak. • Yarı �letken, sensör, batarya ve �ler� malzeme teknoloj�ler�nde yerl�leşme desteklenecek. 4. Caydırıcılığı beş boyutta güçlend�receğ�z • Kara, Den�z, Hava kab�l�yetler�ne ek olarak Uzay Komutanlığı ve S�ber Komutanlık kurulacak. • NATO ve bölgesel güvenl�k �l�şk�ler� kurumsal düzlemde güçlend�r�lecek. 5. G�zl�l�k ve b�lg� güvenl�ğ�n� devlet pol�t�kası hal�ne get�receğ�z • Operasyonel b�lg�ler kamuoyunda paylaşılmayacak. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 814 ‒ • Savunma teknoloj�ler�nde g�zl�l�k pol�t�kası yen�den yapılandırılacak. 6. Bey�n göçünü ters�ne çev�receğ�z • Savunma sektöründek� mühend�s ve uzmanlara uzun vadel� kar�yer, ücret ve araştırma güvences� sağlanacak. 7. Ün�vers�te–Sanay�–TSK �şb�rl�ğ�n� gerçek b�r modele dönüştüreceğ�z • Savunma teknoloj�ler� �ç�n ulusal Mükemmel�yet Merkezler� kurulacak. • Akadem� �le TSK arasında teknoloj� transfer� mekan�zmaları oluşturulacak. Sonuç – Güçlü Ordu, Güçlü Demokras�, Güçlü Devlet CHP’n�n savunma yaklaşımı; • devlet aklını, • b�l�msel planlamayı, • şeffaflığı, • kurumsal c�dd�yet� esas almaktadır. B�z CHP olarak, Türk�ye’y� çağın savunma teknoloj�ler�ne hazırlayacak, TSK'yı güçlend�recek, savunma sanay��n� modern b�r ekos�steme kavuşturacak b�r yönet�m� uygulamaya hazırız. XXXII. DIŞ POLİTİKA Uluslararası İl�şk�lerde Genel Durum 2025 yılı dünyada devam etmekte olan çatışmaların genel g�d�şatı açısından dalgalı b�r sey�r �zlem�şt�r. Küresel s�yaset� etk�leyen bazı çatışma alanlarında ateşkes ve çözüm g�r�ş�mler� yaşanmakla b�rl�kte, bazı alanlarda pas�f çatışma evres�ne geç�lm�ş, bazı bölgelerde �se yen� çatışmalar baş gösterm�şt�r. Önümüzdek� yıl, küresel güçler�n, özell�kle Amer�ka B�rleş�k Devletler�’n�n (ABD), yen� asker� operasyonlara g�r�şmes� durumunda dünya genel�nde gerg�n atmosfer�n der�nleşme �ht�mal� bulunmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 815 ‒ Türk�ye’n�n çevres�nde cereyan eden �k� büyük ger�l�mden b�r�s� olan İsra�l–Hamas çatışmasına yılın sonlarına doğru kırılgan b�r ateşkesle ara ver�lm�ş olsa b�le ne asker� ne de s�yas� çözüm anlamında kalıcı b�r barış planı henüz hayata geç�r�lemem�şt�r. ABD Başkanı Donald Trump öncülüğünde dünya kamuoyuna açıklanan barış planlarının yalnızca F�l�st�n’� değ�l, henüz İsra�l’� b�le tatm�n edemeyen b�r aşamada olduğu da kayda geç�r�lmel�d�r. Türk�ye’n�n çevres�ndek� �k�nc� büyük ger�l�m olan Ukrayna – Rusya Savaşı �se dördüncü yılını tamamlamak üzereyken çatışmaların büyük ölçüde pas�f b�r evreye geçt�ğ� söyleneb�l�r. Özell�kle son yıl cephe savaşları durma noktasına gelm�ş, taraflar b�rb�rler�n�n stratej�k önemdek� asker� tes�sler�ne ve enerj� santraller�ne hava saldırıları düzenleyerek karşı tarafın savaş gücünü �nd�rgemey� hedeflem�şt�r. Hem Rusya hem de Ukrayna tarafında saldırılarda �nsansız hava araçları (İHA) kullanımının da artması, yen� ve h�br�t savaş yöntemler�n�n yaygınlaşması açısından da öneml� b�r gösterged�r. Uluslararası �l�şk�lerde hâk�m ve meşru unsurlar olan ulus devletler ve uluslararası kurumların hareket alanı, küreselleşm�ş terör örgütler� ve organ�ze suç çeteler� tarafından tehd�t ed�lmekte; bunun yanında uluslararası düzen� bel�rleyen hukukun temel �lkeler� bazı devletler tarafından saldırganca ç�ğnenmekted�r. Başta B�rleşm�ş M�lletler (BM) olmak üzere devletlerarası örgütler�n hareket alanı, bu örgütlerde başat rolü üstlenen devletler�n kural tanımaz eylemler�nden ötürü daralmaktadır. Bunlardan ABD’n�n, yakın zamana kadar eleşt�rd�ğ� Rusya’nın önüne geçmes� d�kkat çek�c�d�r. İk�nc� defa seç�ld�ğ� ABD Başkanlığı görev�n�n �lk yılını tamamlamakta olan Donald John Trump’ın yalnızca asker� alanda değ�l, uluslararası serbest t�caret alanında ben�msed�ğ� saldırgan tutumun da küresel �l�şk�lere olumsuz yansıması gözle görülür düzeyded�r. Trump Hükümet�, b�r yandan Rusya-Ukrayna veya Azerbaycan- Ermen�stan g�b� uyuşmazlıklarda arabuluculuğu kend�ne görev ed�nm�ş (özell�kle �k�nc�s�nde çözüme etk�n b�r katkı sağlamış) ve dünyada “düzen koruyucu” rolünü üstlenm�ş b�r görüntü ç�zmekte, d�ğer yandan Venezuela’ya asker� operasyon planları yapmakta olduğunu dünya kamuoyuna alenen �lan etmekted�r. Otor�ter eğ�l�mler� ve ABD’n�n demokras�s�ndek� denge denetleme mekan�zmalarına yönel�k hasmane söylemler�yle b�l�nen Trump, seç�lmes�nden önce kend�ne yönel�k beklent�ler�n aks�ne 2025 yılı boyunca ülkes�n�n bürokras�s� ve yerleş�k kurumlarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 816 ‒ uyumlu b�r �l�şk� kurmuş, uluslararası pol�t�kanın tay�n�nde selef� Joseph Rob�nette B�den’a kıyasla çok etk�l� hamlelere g�r�şm�şt�r. Trump yönet�m�ndek� ABD, İsra�l ve Hamas arasındak� ateşkes sürec�nde; Transkafkasya’da; Rusya, Ukrayna ve Avrupa B�rl�ğ� (AB) arasında; Sur�ye’n�n yen�den yapılandırılmasında b�r�nc�l aktör konumunda olmuştur. Uluslararası güvenl�k alanında daha önce tahm�n ed�lemeyen gel�şmelerden b�r�s�, Trump yönet�m�ndek� ABD’n�n, Kuzey Atlant�k Antlaşması Teşk�latı (NATO) �çer�s�nde bugüne kadar h�ç tems�l ed�lmed�ğ� kadar negat�f b�r poz�syonda konumlanmasıdır. Başkan Trump, NATO müttef�k� olan ülkeler�n ulusal savunma bütçeler�n� ve NATO’ya ayırdıkları katkı payını arttırmaları konusunda uluslararası d�plomat�k teamüllerle bağdaşmayan saldırganlıkta b�r üslupla talepte bulunmaktadır. Dünya s�yaset�nde bel�rs�zl�klere sebep olan b�r başka olgu da, Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vlad�m�r Put�n �le �l�şk�s�ndek� bel�rs�zl�kt�r. Rusya’nın Sur�ye, Azerbaycan, Ermen�stan, hatta Orta Asya Türkî Cumhur�yetler� üzer�nde beklenmed�k şek�lde etk�s� azalırken, s�yas� boşluğun ABD tarafından dolduruluyor olması �k� ülken�n ve �k� l�der�n karşıt poz�syonlarda olduğu �zlen�m�n� vermekted�r. Buna mukab�l Trump’ın, Rusya’ya karşı cephe alan AB ve NATO’ya (hatta ABD’n�n cephe müttef�k� Ukrayna’ya) karşı yer yer olumsuzlaşan tavrı; bu �k� kuruluş �çer�s�nde ayrıksı ve hatta Rus yanlısı b�r tutum ben�mseyen Macar�stan Başbakanı V�ktor Orbán g�b� l�derlere yönel�k sempat�k açıklamaları; ayrıca AB ülkeler�ndek� aşırı sağ popül�st hareketlere destek konusunda Put�n �le aynı cephede yer alıyor olması da ABD – Rusya arasında gözlemlenen rekabete tezat teşk�l etmekted�r. Trump yönet�m�n�n yukarıda da bahsed�ld�ğ� üzere, ABD’n�n uluslararası t�carette en yakın müttef�kler�n� dah� kapsayacak gen�şl�kte yürürlüğe koyduğu gümrük kısıtlamaları, 2025 yılında küresel �l�şk�ler�n öneml� r�sk unsurlarından b�r� hâl�ne gelm�şt�r. B�r asrı aşkın b�r süred�r dünya genel�nde serbest t�caret� savunan ABD’n�n b�r anda korumacı b�r t�caret pol�t�kasını ben�msemes�, dünyada h�çb�r ülken�n muaf kalamayacağı küresel b�r ekonom�k bel�rs�zl�ğe yol açmaktadır. Her ne kadar ABD, uluslararası t�caret�n ve f�nansın kontrolü açısından kend�s�ne baş rak�p olarak Ç�n Halk Cumhur�yet�’n� seçm�ş olsa da, Trump’ın ve hükümet�n�n öngörülemez dış pol�t�ka hamleler�; ABD Başkanının gümrük tar�feler�n� her an ve her ülkeye karşı b�r d�plomat�k tehd�t unsuru olarak kullanab�leceğ� �ht�mal�n� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 817 ‒ düşündürmekted�r. ABD Hükümet� son derece hızlı ve etk�n b�r şek�lde Ukrayna, Türk�ye, Orta Asya Türkî Cumhur�yetler� vb. ülkelerle temaslar kurmuş, bu ülkelerdek� nad�r toprak elementler�n�n �şlet�m tekel�n� elde etmek �ç�n büyük b�r çabaya g�r�şm�şt�r. AB �çer�s�nde, özell�kle b�rl�ğ�n yönel�m�nde söz sah�b� olan Almanya g�b� lokomot�f ülkelerde, kron�kleşen ekonom�k sorunlar ve yerl� nüfusun göçmenlere yönel�k rahatsızlığından ötürü artan ırkçı ve ayrımcı eğ�l�mler, bu ülkelerde aşırı sağ part�lere yönel�k desteğ� de güçlend�rmekted�r. Aşırı sağ part�ler�n farklı AB ülkeler�nde eşzamanlı yüksel�ş�, AB’n�n kend� temel d�reğ� olan demokras� ve �nsan hakları g�b� evrensel değerlere bağlılığına da gölge düşürme potans�yel�ne sah�pt�r. Aşırı sağ unsurların yer aldığı koal�syonların AB devletler�nde yönet�me gelmes�, bu ülkeler�n b�rl�ğe yönel�k destekler�n� ve tutumlarını olumsuz şek�lde etk�leyecekt�r. Ukrayna savaşı sonrasında AB �le karşı karşıya gelen Rusya’nın, AB’n�n çeper�nde yer alan, sağ popül�st Orbán yönet�m�ndek� Macar�stan ve sol popül�st Robert F�co yönet�m�ndek� Slovakya g�b� ülkeler üzer�nden b�rl�k üzer�nde baskı kurma olasılığı güçlenerek devam etmekted�r. Çekya’da yapılan seç�mler sonucunda 1 Aralık 2025 tar�h�nde başbakanlık makamına gelen sağ popül�st Andrej Bab�š’�n de yakın gelecekte bu �k�l�ye katılması beklenmekted�r. 1945 yılından sonra Sovyetler B�rl�ğ�n�n etk� alanına g�rerek neredeyse yarım yüzyıl Dem�r Perde �çer�s�nde kalan, 1990’lı yıllardan �t�baren �se Batı Avrupa kurumları �le entegrasyona g�ren Macar�stan, Çekya ve Slovakya’nın, yen�den Rusya’nın s�yas� etk� alanına g�rmes� Avrupa B�rl�ğ�’n�n geleceğ� açısından tar�h� b�r kırılma noktasına evr�leb�l�r. Böyle b�r durumda kamuoylarında Rusya korkusunun (Rusof�b�) hâlâ güçlü olduğu Polonya, L�tvanya, Letonya ve Estonya’nın stratej�k önem� de artacaktır. Ortadoğu’da güç kaybetm�ş görünse b�le Rusya’nın Doğu Avrupa’da ve özell�kle Sırb�stan g�b� ülkeler üzer�nden Balkanlar’da devam eden ağırlığı unutulmamalıdır. Küresel s�stemde 2025 yılı boyunca yaşanan gel�şmelerden doğrudan etk�lenen Türk�ye �se Recep Tayy�p Erdoğan yönet�m�nde dış pol�t�kada yen� b�r savrulma yaşamaktadır. 15 Temmuz 2016 Darbe G�r�ş�m�nden bu yana soğuk seyreden Türk�ye – ABD �l�şk�ler�nde, Trump’ın yen�den başkan seç�lmes�yle b�rl�kte �k� ülke devlet başkanının arasındak� k�ş�sel d�yalogun da etk�s�yle hızlı b�r yakınlaşma gözlemlenmekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 818 ‒ Erdoğan’ın altı yıllık b�r aradan sonra Beyaz Saray’da ABD Başkanı tarafından ağırlanması, Türk�ye’de �kt�dar medyası tarafından büyük b�r d�plomat�k zafer olarak tasv�r ed�lm�şt�r. Oysa �k� l�der�n görüşmeler� sonucunda Türk�ye’n�n gözle görülür b�r kazanım elde edememes�, karşılığında �se Trump’a net taahhütler ver�lmes�, ABD ve Türk�ye arasındak� �l�şk�n�n eş�tl�k temel�nden uzaklaşarak g�derek b�r tahakküm hâl�ne gel�yor oluşunun açık gösterges�d�r. Dış�şler� Bakanlığına Ayrılan Bütçe Payına İl�şk�n Değerlend�rme Türk�ye Cumhur�yet� Dış�şler� Bakanlığı’na ulusal bütçeden ayrılan payın bütçe �ç�ndek� oranında d�kkate değer b�r azalma gözlemlenmekted�r. Türk�ye ekonom�s�n�n daha �st�krarlı seyrett�ğ� b�r dönem olan 2015 yılından 2023 yılına kadar Bakanlığa ayrılan bütçe payı ortalama b�nde 4,5 dolaylarında olmuş, Cov�d-19 Pandem�s�ne bağlı makroekonom�k çalkantıların yaşandığı dönemlerde b�le Bakanlık bütçes�nden tartışmalı oranda b�r bütçe kes�nt�s� yapılmamıştır. Öte yandan Hakan F�dan’ın göreve geld�ğ� tar�hten �t�baren Dış�şler� Bakanlığı’na ayrılan bütçe payının tüm uyarı ve talepler�m�ze rağmen yen�den düşürülmüş olması, son yıl F�dan’ın bakanlık görev�nden b�r yıl önces�ne kıyasla bu oranın neredeyse yarı yarıya �nm�ş olması, part�m�zce son derece olumsuz b�r gel�şme olarak değerlend�r�lmekted�r. Son 12 yıl �ç�n bahsed�len bütçe m�ktarları ve ayrılan payın yüzdel�k oranı, aşağıda ver�len tabloda �nceleneb�l�r. Dış�şler� Bakanı F�dan’ın TBMM Plan ve Bütçe Kom�syonunda üç yıldır yaptığı tüm sunumlarda “artan faal�yet hedefler�nden” ve yurtdışı tems�lc�l�kler�n sayısının artmasından sürekl� bahsed�lmekte, fakat bütçen�n m�ktarında gözle görülür b�r artış olmaması ve genel bütçe �çer�s�ndek� payın da aynı oranda düşmes�, Dış�şler� Bakanı F�dan’ın sözler�n�n �nandırıcılığı konusunda şüphe uyandırmaktadır. B�r başka vah�m sorun da bütçen�n ne şek�lde harcanacağı hususunda b�lg� ver�lmem�ş olmasıdır. Z�ra, Dış�şler� Bakanı F�dan’ın daha fazla dış tems�lc�l�k açılmasından; Cumhurbaşkanı, Dış�şler� Bakanı ve ma�yetler�n�n daha çok sayıda ülke dışına seyahat gerçekleşt�rmeler� ve buna benzer b�rçok kalemde gerçekleşmes� öngördüğü başarı hedefler�n�n, bakanlığa tahs�s� her yıl azaltılan b�r bütçe �le ne ölçüde gerçekleşt�r�leb�leceğ� merak konusudur. Öncek� yıllarda TBMM Plan ve Bütçe Kom�syonu üyeler�ne detaylı sunum dosyaları sunulmasına rağmen 2026 Bütçes� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 819 ‒ görüşmeler� sırasında böyle b�r b�lg�lend�rme yapılmamış, kom�syon üyeler� ve d�ğer katılımcı m�lletvek�ller�ne yalnızca Bakanın kom�syon salonunda yaptığı konuşmanın metn� dağıtılmıştır. Dolayısıyla, Bakanlık bütçes�n�n harcanması hususunda el�m�zdek� tek belge, Sayıştay tarafından TBMM �ç�n hazırlanarak Plan ve Bütçe Kom�syonuna sunulan ver�lerd�r. Bu raporlar Bakanlığın b�r öncek� yılın bütçes�n� ne şek�lde harcadığını açıklamakta, harcamaların yapılma şekl�ne da�r tüm detayları vermemekted�r. Daha öncek� yıllarda, o yıl talep ed�len bütçen�n ne şek�lde harcanacağı konusunda Plan ve Bütçe Kom�syonuna b�lg�lend�rme dosyaları ve k�tapçıkları hazırlayan Bakanlık, bu yıl böyle b�r b�lg�lend�rme yapmamış, yalnızca Bakan F�dan’ın bütçede yaptığı konuşmanın yazılı metn�n� katılımcılara dağıtmıştır. Bakanlık tarafından öncek� yıllara benzer b�r hazırlığın yapılmamış ve sunulmamış olması, �lerleyen yıllar �ç�n tahm�n� bütçe projeks�yonlarının tartışılmasını �mkânsız kılmıştır. Böyle b�r planlama ya h�ç yapılmamıştır; ya da b�r sebepten TBMM denet�m�nden kaçırılmak �stenmekted�r. Her �k� �ht�malde de mevcut durum Dış�şler� Bakanının yönet�m tarzı açısından sorumsuzluğun ve keyf�yet�n gösterges�d�r. Tek başına bu gel�şme dah�, part�m�z�n Dış�şler� Bakanlığı bütçes�n� reddetmes� �ç�n yeterl� b�r gerekçed�r. Bakanlığın �ht�yaçlarına göre bel�rlenmem�ş, ulusal bütçeden hak ett�ğ� saygı ve değerle bağdaşan payı almamış, harcama aşaması usulünce planlanmamış b�r bütçe öner�s�n�n kabulü söz konusu değ�ld�r. YIL DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI TOPLAM GENEL BÜTÇE İÇİNDEKİ PAYI BÜTÇESİ (%) 2015 2.080.968.000 0,448 2016 2.739.482.000 0,489 2017 2.963.645.000 0,467 2018 3.310.380.000 0,434 2019 4.635.760.000 0,482 2020 4.631.723.000 0,458 2021 5.786.984.000 0,429 2022 7.487.450.000 0,427 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 820 ‒ 2023 16.778.583.000 0,375 2024 31.373.647.000 0,289 2025 39.035.706.000 0,264 2026 46.805.514.000 0,243 2027 (Bütçe tahm�n� açıklanmamıştır) ? AKP Hükümet�n�n başarıyı n�tel�k değ�l n�cel�k üzer�nden ölçen yaklaşımı, F�dan’ın Dış�şler� Bakanlığı yönet�m�nde g�derek daha yerleş�k b�r hâle gelm�şt�r. Daha fazla büyükelç�l�k ve başkonsolosluk açmayı başarı addeden bu yaklaşım, açılan tems�lc�l�kler�n çalışma ver�m�, etk�nl�ğ� ve denet�m� konusunda TBMM’ye �kna ed�c� b�r eylem planı sunmamaktadır. Yurtdışı tems�lc�l�kler�m�z, güvenl�kten ekonom�ye kadar b�rçok başlıkta devlet�m�ze, sağlıktan eğ�t�me kadar b�rçok konuda m�lyonlarca vatandaşımıza h�zmet vermekted�r. Faal�yetler� ve aldığı sorumluluk bakımından bu kadar kr�t�k önemdek� b�r bakanlık �ç�n böyle c�dd�yets�z b�r bütçe planlaması yapılmış olması hayret ver�c�d�r. Türk�ye, AKP önces� dönemde Afr�ka’dak� b�rçok küçük ülkeyle olan �l�şk�ler�n�, kıtanın büyük ülkeler�nde faal�yet gösteren büyükelç�l�kler�ne akred�te şek�lde başarıyla yürütmüştür. Buna mukab�l AKP Hükümet�, sank� daha önce Dış�şler� Bakanlığımız Afr�ka ülkeler� �le h�ç �l�şk� yürütmem�şçes�ne davranmakta; �l�şk�ler�m�z�n sınırlı düzeyde olduğu, nüfusları ve s�yas� güçler� çok küçük, fakat güvenl�k tehd�tler� çok yüksek olan b�rçok ülkede, gerekl� r�skler� hesaplamadan müstak�l büyükelç�l�k �hdas etme ısrarını sürdürmekted�r. Büyükelç�l�k açmanın yalnızca b�r kamu kurumu b�nası tahs�s etmekten �baret olduğunu düşünen Hükümet ve Dış�şler� Bakanı F�dan’ın aşağıda yer alan hususları göz ardı etmekted�r. Yabancı b�r şeh�rde açılacak b�r büyükelç�l�k, konsolosluk ya da tems�l of�s� �ç�n:  Temsilciliğin faaliyet göstereceği binanın fizikî ve istihbarî anlamda güvenliğini sağlayacak önlemlerin alınması,  Burada çalışacak Dışişleri Bakanlığı merkez personeli ve diğer bakanlıklardan gönderilebilecek temsilcilerin (ataşeler) ikameti ve güvenliği için yeterli ortamın olup olmadığının araştırılması,  Temsilciliğin kurulacağı ülkeden yerel personel istihdam edilebilmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 821 ‒  Yapılan tüm bu masrafların karşılığında Türkiye’ye ne ölçüde maddi ve manevi kazanç sağlanabileceğinin ölçülmesi hayati önem taşımaktadır. Bakan F�dan, göreve geld�ğ� �lk günden �t�baren başta Afr�ka kıtası olmak üzere uzak coğrafyalardak� küçük ülkelerde büyükelç�l�kler ve başkonsolosluklar açılırken yukarıda bel�rt�len gereks�n�mler�n yer�ne get�r�l�p get�r�lmed�ğ�ne da�r kamuoyuna ayrıntılı b�r b�lg�lend�rme yapmamıştır. Bu durum, yen� açılan tems�lc�l�kler�n gerekl�l�ğ�n� tarafımızca tartışma konusu hâl�ne get�rmekted�r. Ülkem�z�n ekonom�k sorunlarının sürekl� der�nleşt�ğ� b�r dönemde ulusal para b�r�m�m�z�n hâlen �st�krara kavuşamaması, Dış�şler� Bakanlığımız bütçes�n�n etk�n ve usulüne göre harcanması konusunda başka soru �şaretler�n� de beraber�nde get�rmekted�r:  Yurt dışı temsilciliklerinin sabit giderleri,  Tayindeki personelin yabancı döviz kurları üzerinden hesaplanan maaşları,  Dışişleri Bakanı ve Bakanlık merkez personelinin yurtdışı seyahat giderleri  Faaliyette olan ve yeni açılmakta olan yurtdışı temsilciliklerin mülklerinin işletim, bakım ve onarım masrafları, … başta olmak üzere yurtdışında yapılan harcama kalemler�n�n büyük çoğunluğu yabancı para b�r�mler� üzer�nden yapılmaktadır. Türk�ye’de yaşanab�lecek herhang� b�r s�yas� kr�z ve akab�nde olası b�r devalüasyon �ht�mal�nde bu harcamaların nasıl yönet�leb�leceğ� tartışma konusudur. Dış�şler� Bakanlığı Kurumsal Yapısında Yaşanan Sorunlar 250 yılı aşkın geçm�ş�yle ülkem�z�n en köklü bürokrat�k gelenekler�nden b�r�ne sah�p olan Dış�şler� Bakanlığı, Adalet ve Kalkınma Part�s� (AKP) hükümetler� dönem�nde s�steml� olarak dış pol�t�ka yapım süreçler�n�n dışında bırakılmış, yalnızca gerekl� yazışmaları yürüten ve organ�zasyonları gerçekleşt�ren b�r kuruma �nd�rgenm�şt�r. Bakanlığın en üst düzey b�lg� ve b�r�k�me sah�p kadroları s�yas� gerekçelerle ger� h�zmetlere çek�lm�ş, meslek dışı büyükelç� atamalarının sayısı her geçen sene daha çok artırılmıştır. Mevcut �kt�darın yönet�m� boyunca Dış�şler� Bakanlığına yönel�k sürekl� d�le get�rd�ğ�m�z, fakat �kt�darın sürekl� der�nleşt�rd�ğ� bu sorun, 2024 yılında gerçekleşen b�rtakım atamalarla daha da der�nleşm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 822 ‒ Daha öncek� yıllarda, dışarıdan büyükelç� atanan, fakat Dış�şler� Bakanlığında yet�şmed�ğ� �ç�n kurum kültürü �çer�s�nde personele ver�len meslek adabını b�lmeyen ve görev� sırasında bunu yer�ne get�rmeyen b�rçok büyükelç� part�m�zce eleşt�r� konusu olmuştur. Bakanlık bünyes�nde görev yapan d�plomatlar, ülkeler�ne h�zmet edeb�lmek �ç�n uzun yıllar boyunca vatanlarından uzak yerlerde yaşamakta ve bu yüzden öneml� r�skler almakta ve sorunlarla karşılaşab�lmekted�r. Madd� yük altına g�ren, çoğu zaman a�le düzenler� zarar gören, çocuklarının eğ�t�m hayatı kes�nt�ye uğrayan, hatta asay�ş�n tam sağlanamadığı ülkelerde can güvenl�kler� tehd�t altında yaşamak zorunda kalan d�plomatlarımızın meslek� kar�yerler�nde en üst noktaya ulaşma şansları böylel�kle azaltılmaktadır. Bugün büyükelç�l�k sırası gelen onlarca d�plomata, �kt�darın b�rtakım destekç�ler�ne yönel�k “büyükelç� tay�n ederek ödüllend�rme” uygulaması yüzünden görev ver�lmemekte, en azından büyükelç� olarak göreve gelmeler� gec�kt�r�lmekted�r. Bu durum başlı başına adalets�z olduğu g�b�, meslek dışı atamaların daha da yaygınlaşması sonrası bakanlık personel�n�n çalışma heves�n� de kırıcı b�r etk� yaratmaktadır. Son on yılda Dış�şler� Bakanlığı �çer�s�nde başkât�p sev�yes�nden yüksek meslek memurları arasında �st�fa oranlarının d�kkat çek�c� sev�yede arttığı �dd�a ed�lmekted�r. Dış�şler� Bakanı Hakan F�dan, 2026 Dış�şler� Bakanlığı bütçes� görüşmeler�n�n kom�syon aşamasında kend�s�ne bu kapsamda yönelt�len eleşt�r�lere karşılık “müster�h olunması gerekt�ğ�n�… bakanlıkta yeterl� h�zmet süres�n� tamamlamış ve büyükelç� olmak �ç�n gerekl� şartlara sah�p personel�n tamamının büyükelç� unvanına kavuştuğunu… dışarıdan atanan büyükelç�ler�n varlığının bakanlığın yerleş�k kadrosu �ç�n b�r hak kaybı yaratmadığını… çok fazla tems�lc�l�k açılmakta olduğu �ç�n herkese yetecek kadar büyükelç�l�k unvanı bulunduğunu” �dd�a etm�şt�r. Bu vah�m açıklama, b�zzat Dış�şler� Bakanının, val�l�kle eşdeğer b�r mülkî am�rl�k olan büyükelç�l�k makamının c�dd�yet�n�n ve bu makama atanan k�ş�ler�n taşıdığı sorumlulukların yeter� kadar farkında olmadığını göstermekted�r. Z�ra �ht�yaç �ç�n val�l�k makamı yaratılamayacağı g�b�, hükümete yakın çevrelere unvan ve dolgun maaş sağlamak �ç�n büyükelç�l�k kadroları oluşturmak da Türk�ye g�b� köklü b�r devlet�n geleneğ�nde kabul ed�lemez. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 823 ‒ Dışarıdan büyükelç� tay�n etmek daha önce �st�snaî b�r uygulama olup, görev� sona eren bakanlık dışı büyükelç�ler daha önce kend� kurumlarına dönmekteyken, AKP – MHP �tt�fakı devr�nde dışarıdan tay�n ed�lenler bakanlık kadrolarında tutulmakta, dört yıllık öngörülen görev süreler�n�n hemen ardından kend�ler�ne yen� büyükelç�l�kler ver�lmekted�r. Bu dah�, Bakan F�dan’ın yukarıda aktardığımız açıklamasıyla açıkça çel�şmekted�r. İkt�dara gösterd�ğ� s�yasal yakınlık sonrası 2024 yılında Lefkoşa Büyükelç�l�ğ� görev�yle talt�f ed�lm�ş olan Met�n Feyz�oğlu, Kıbrıs Barış Harekâtının 50. Yıldönümü g�b� anlamlı b�r günde Cumhur�yet Halk Part�s� tems�lc�ler�ne tarafsız b�r büyükelç�ye yakışmayacak b�r tavırla muamele etm�ş, kamuoyundan gelen tepk�ler üzer�ne görevden alınmış, fakat Prag Büyükelç�l�ğ�ne get�r�lerek yen�den ödüllend�r�lm�şt�r. Bu durum Türk�ye �ç�n başlı başına kabul ed�lemez b�r durum �ken, ülkem�z�n Çekya �le �l�şk�ler� açısından da b�r başka ayıbı �ç�nde barındırmaktadır. Met�n Feyz�oğlu’ndan önce de bu göreve, adı yolsuzluk skandalları ve Yüce D�van soruşturmalarına konu olan esk� bakan Egemen Bağış’ın get�r�lm�ş olduğu hatırlanırsa, Çekya nezd�nde ülkem�z�n �t�barı ve bu ülkedek� d�plomat�k muhataplarımızın kend�ler�ne gösterd�ğ�m�z muameleye da�r �nt�baının ne ölçüde zarar göreceğ�n�n hesaba katılmadığı aş�kârdır. Geçt�ğ�m�z yıllarda muhalefet şerhler�m�ze konu olan bazı meslek dışı büyükelç�ler bu yıl da görevler�ne devam etmekted�r. Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanlığı görev�ndeyken büyükelç�l�k sıfatıyla ödüllend�r�len, fakat adl� s�c�l�nde “adam yaralama” ve “tehd�t” suçlarından hüküm olduğuna da�r hakkında �dd�alar bulunan Muhammet Mücah�t Küçükyılmaz, hâlen Cezay�r Büyükelç�l�ğ� görev�ne devam etmekted�r. 17 Şubat 2024 tar�h�nde Akden�z İç�n B�rl�k Nezd�nde Türk�ye Cumhur�yet� Büyükelç�s� unvanı ver�len Fatma Sen�ha Nükhet Hotar da tüm eleşt�r�ler�m�ze rağmen görev�ne devam etmekted�r. 14 yıl AKP Genel Başkan Yardımcılığı, 4 dönem m�lletvek�ll�ğ� yapmış ve 2018 yılında Cumhurbaşkanı tarafından Dokuz Eylül Ün�vers�tes� (DEÜ) rektörlüğüne atanmış olan Hotar’ın hakkında, atandığı günden görev süres� dolana kadar “mobb�ng, ps�koloj�k tac�z, �ft�ra, haksız soruşturmalar” g�b� nedenler�n de arasında bulunduğu çok sayıda dava açılmıştır. Hotar’ın özell�kle DEÜ Rektörlüğü unvanını kötüye kullandığı, ün�vers�te bünyes�nde çok c�dd� yolsuzluk �dd�aları �ç�nde adının geçt�ğ� ve 2020 yılında Sayıştay’ın resm� denet�m� �ç�n kend�s�ne yapılmış 40 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 824 ‒ resm� b�lg� ve belge taleb�n� yanıtsız bıraktığı �dd�aları defalarca basına yansımıştır ve kamuoyunun b�lg�s� dâh�l�nded�r. Bu vah�m �dd�alara ek olarak Hotar’ın adı basında, kamuoyunda “FETÖ Borsası” olarak anılan ve Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) �le �lt�saklı olduğu �dd�asıyla yargılanan bazı k�ş�ler�n yargılama süreçler�ne rüşvet karşılığı etk� eden b�r çete örgütlenmes� �le sıkça anılmıştır. Ulusal basında çıkan çok sayıda haberde Hotar, AKP İzm�r esk� �l başkan yardımcılarından Ahmet Kurtuluş’un öldürülmes� �le doğrudan �l�şk�lend�r�lm�şt�r. Kurtuluş’un, b�r dönem Hotar’ın sağ kolu olduğu, tutuklanmasının ardından el�ndek� b�rtakım b�lg�ler yoluyla Hotar’a yönel�k tehd�t ve şantaj gerçekleşt�rd�ğ�, bu yüzden Hotar’ın azmett�r�c�l�ğ� �le öldürülmüş olab�leceğ� �dd�ası uzun süre gündemde kalmıştır. Bu �dd�alar uzun süre dolaşımda kalmasına rağmen Hotar’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan �le olan yakınlığından dolayı yürütmekte olduğu görevlerde kaldığı, ardından büyükelç�l�k makamıyla ödüllend�r�ld�ğ�ne yönel�k eleşt�r�ler kamuoyunda hâlâ güncell�ğ�n� korumaktadır. Adı geçen �dd�aların aslının olup olmadığından bağımsız olarak, hakkında Türk�ye �ç�nde devam etmekte olan c�dd� yargı süreçler� olan b�r�s�n� büyükelç� tay�n etmek, yalnızca ülkem�zdek� yargı düzen� açısından değ�l, Türk�ye’n�n uluslararası arenadak� �t�barı açısından da kabul ed�lemez. Hotar’ın kend�s�n� bekleyen adl� yaptırımlardan korunmak �ç�n yurtdışına göreve get�r�ld�ğ� şüphes� devam ett�ğ� müddetçe part�m�z bu duruma yönel�k �t�razını devam ett�recekt�r. Meslek dışı atamayla Dış�şler� Bakanlığı bünyes�ne alınan �kt�dar mensubu k�ş�ler�n mevk�ler�n� ve kend�ler�ne ver�len madd� �mkânları su��st�mal�n�n, Bakanlığın yerleş�k kadroları �ç�n kötü emsal teşk�l edeb�leceğ�ne yönel�k uzun yıllardır yapmakta olduğumuz uyarılar Bakan tarafından d�kkate alınmamaktadır. Çeş�tl� d�plomatlarla �lg�l� usulsüzlük �dd�alarının 2025 yılında basın yayın organlarında ve sosyal medyada sıklıkla yer almaya başlaması, end�şeler�m�z�n �sabetl�l�ğ�n� de açık seç�k ortaya koymaktadır. Bu �dd�alara yönel�k en güncel örneklerden b�r�s�, 1 Ek�m 2024 tar�h�nde Gürc�stan’da Batum Başkonsolosluğu görev�ne tay�n ed�len Adnan Altay Altınörs’e �l�şk�n olarak kamuoyu gündem�ne get�r�lm�şt�r. Adı geçen Başkonsolosun Batum’da b�r kumarhanede çek�len fotoğrafları sosyal medyada paylaşılmış, kend�s�n�n Batum’da b�rtakım organ�ze suç örgütler�n�n baskısı altında kaldığı da �dd�a ed�lm�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 825 ‒ Başkonsolosun eş�n�n, Bakanlığın yönetmel�k ve teamüller�ne aykırı olarak tay�nde bulundukları ülkede b�r t�car� �şletme sah�b� olduğu, bu �şletmeye da�r bazı nakl�ye �şler�n� Batum Başkonsolosluğuna z�mmetl� araçlarla yaptırdığı �dd�a ed�lm�şt�r. Başkonsolosun eş�n�n, yüksek sayıda tak�pç�s�yle herkes�n er�ş�m�ne açık sosyal medya hesapları olan arkadaşları �le b�rl�kte Başkonsolosluk H�zmet B�nası ve Başkonsolosun Rez�dansında v�deo çekmes� de adı geçen kamu b�nalarımız �ç�n c�dd� b�r güvenl�k açığı teşk�l etmekted�r. Bu aşamada �dd�alarda adı geçen başkonsolosa yönel�k herhang� b�r soruşturma başlatılıp başlatılmayacağı konusu da tak�b�m�zde olacaktır. Her halükârda bu ve benzer� örnekler�n Dış�şler� Bakanlığı bünyes�nde bulunmasının ve bakanlığın kend�ler�ne tahs�s ett�ğ� �mkânları su��st�mal�n�n baş sorumlusu, denet�m görev�n� eks�k olarak yer�ne get�ren Dış�şler� Bakanı Hakan F�dan’dır. 2025 yılında Bakanlık �çer�s�ndek� tay�nler arasında en çarpıcı olanlardan b�r�s� de, geçt�ğ�m�z yıl da gündeme get�rd�ğ�m�z Yas�n Ekrem Ser�m’�n Lefkoşa Büyükelç�l�ğ� görev�nden alınmasıdır. Ser�m’�n, 15 Ağustos 2024 tar�h�nde Bakan yardımcılığı görev�n� yürütmekteyken Lefkoşa Büyükelç�l�ğ� görev�ne get�r�lmes�, bazı çevrelerce KKTC’ye yönel�k b�r onurlandırma, bazıları tarafından �se rütbe tenz�l� olarak yorumlanmış; fakat Ser�m önceler� anlam ver�lemeyen bu tay�nden yalnızca 9 ay sonra, 6 Mart 2025 günü azled�lm�şt�r. Bu anî görevden alma, devlet geleneğ�ne ve d�plomat�k teamüllere aykırı olarak Ser�m’�n Ankara’da olduğu b�r zamanda gerçekleşm�ş, kend�s�ne KKTC Cumhurbaşkanına nezaket z�yaret� yapma şansı dah� tanınmamış, akab�nde tüm bu sürece da�r vah�m �dd�alar önce KKTC sonra Türk�ye kamuoyuna yansımıştır. KKTC basınında Ser�m’le �lg�l� olarak çıkan �lk haberler, bu ülkede b�rçok ağır suçtan yargılanmış ve hüküm g�ym�ş bazı �ş �nsanlarıyla yaptığı �ş ortaklıklarına da�r belgel� �dd�alar �çermekted�r. Bu k�ş�ler arasında adı en öne plana çıkan k�ş� �se, adı organ�ze suç örgütü l�derl�ğ�, kara para aklama ve yasa dışı bah�s başta olmak üzere b�rçok farklı suçla anılan ve b�r başka yasa dışı oluşum tarafından 8 Şubat 2022 tar�h�nde öldürülen Hal�l Falyalı’dır. 5 Ağustos 2024 günü Bugün Kıbrıs gazetes�nde Ser�m’�n adadak� t�car� �l�şk�ler�n�n sadece Falyalı �le sınırlı olmadığı �dd�a ed�lm�ş, kend�s�ne a�t HİS Trad�ng ve Black Sea Development adlı �k� ş�rket�n daha bulunduğuna da�r belgeler yayınlamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 826 ‒ İdd�aları gündeme get�ren gazeten�n yönet�c�ler�, haberler�n yayınlandığı tar�hten sonra kend�ler�ne “haberler�n çek�lmes� �ç�n” e-posta yoluyla baskı yapıldığını açıklamıştır. Belgeler� yayınlayan gazetec�, Ser�m’�n kend�s�ne da�r haberlere Türk�ye Cumhur�yet�’nde mahkeme kararı yoluyla er�ş�m engel� çıkarttığını, Türk Mahkemes�n�n kararına dayanarak kend� gazetes�nden haber� kaldırmaya yönel�k talepte bulunduğunu dah� �dd�a etm�şt�r. Ser�m’�n görevden an�den alınmasından b�r ay sonra ortaya atılan �dd�alar �se kend�s�n�n yalnızca “tek b�r özel vaz�fe” �ç�n dokuz aylığına göreve get�r�ld�ğ� yönünded�r. Hal�l Falyalı’nın öldürülmes�nden önce onun mal� �şler�n� yürütmüş olan Cem�l Önal �le, Önal’ın tutuklu kaldığı Hollanda’da gerçekleşt�r�len röportaj gerçekleşt�r�lm�ş, Önal röportajda esk� Başbakanlardan B�nal� Yıldırım’ın oğlu da dah�l olmak üzere AKP yönet�m�nde üst kademelerde bulunan çeş�tl� şahıslara ve a�leler�ne yönel�k şantaj amaçlı kasetler�n varlığından bahsetm�şt�r. Önal’ın can güvenl�ğ� end�şes�nden ötürü Hollanda makamları tarafından güvence altına alındığı, kend� hayatının güvences� olması amacıyla el�nde tuttuğu 45 v�deodan alınan bu arş�v�n tesl�m� �ç�n Yas�n Ekrem Ser�m’�n özel olarak Lefkoşa’ya tay�n ed�ld�ğ�; Ser�m’�n tesl�matın ardından apar topar Ankara’ya çek�ld�ğ� �dd�aları da röportajda yer almıştır. İdd�aları destekleyen b�r başka olgu da, yalnızca Yas�n Ekrem Ser�m’�n görevden alınması değ�l, uzun yıllar Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı görevler� sırasında Recep Tayy�p Erdoğan’ın örtülü ödeneğ�n� yöneten babası Maksut Ser�m’�n de emekl�ye sevk ed�lmes�d�r. Yas�n Ekrem Ser�m’�n dokuz aylık büyükelç�l�k serüven� Dış�şler� Bakanlığı �ç�n sıradan b�r yönet�m skandalından daha c�dd� b�r sorunu da açıkça göstermekted�r. AKP-MHP Koal�syonunun, “�k� devletl� çözüm” maskes�yle uluslararası topluma çözümsüzlüğü dayattığı Kıbrıs pol�t�kası, �ler�de KKTC’ye �l�şk�n başlıkta da değ�n�leceğ� üzere, Türk�ye Cumhur�yet� ya da KKTC’n�n çıkarlarını gözetmekten z�yade �kt�dara yakın gayr�meşru odakların çıkarlarını korumaya hasred�lmekted�r. Tüm dünyaya meşru�yet�n� tanıtmak �ç�n 50 yıldır çaba harcadığımız KKTC’ye tartışmalı prof�llere sah�p b�r büyükelç� tay�n etmek, Türk�ye üzer�nden demokrat�k KKTC’n�n basınına tüm dünyanın gözü önünde KKTC’ye sömürge muameles� yapmak, Kıbrıs Davasını dey�m yer�ndeyse ayaklar altına almaktır. Türk�ye’n�n AKP-MHP Koal�syonu mar�fet�yle bu muameley� layık gördüğü KKTC ve Kıbrıs Türkler�n�n, şartlar böyle olduğu takd�rde Kıbrıs sorununa yönel�k çözüm müzakereler�nde ağırlığını ve �t�barını koruması �mkânsızdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 827 ‒ Tüm bu gel�şmeler�n gösterd�ğ� üzere, �kt�darın Dış�şler� Bakanlığını yönet�m üslubu, kend�ler�n�n kurum �ç�nde yet�şm�ş har�c�ye personel�m�ze yönel�k düşmanca tavrının en açık tezahürüdür. B�zzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bakanlık personel� �ç�n y�rm� yıldır aralıksız kullandığı ve artık kl�şe hâle gelm�ş “monşer” vb. küçültücü �fadeler, �kt�darın bu kadrolara hak ett�ğ� saygıyı göstermed�ğ�n�, onların b�r�k�m�nden ve kend� yanlışlarına vereb�lecekler� tepk�lerden ne kadar rahatsız olduğunu da ortaya koymaktadır. Dünyada eş� benzer� çok az görülecek b�r şek�lde kend� kadrolu d�plomatlarını aşağılayan b�r anlayışın varlığına rağmen Dış�şler� Bakanlığı kadroları, üzerler�ne düşen görev ve sorumlulukları layıkıyla yapmaktadır. Meslek dışı atamalar asgar� düzeye �nd�r�l�p, Dış�şler� Bakanlığının kend� yet�şt�rd�ğ� d�plomatların en öneml� merkezlere tay�n� gerçekleşmed�kçe, part�m�z bakanlığın bütçes�ne yönel�k şerh�n� devam ett�recekt�r. Türk�ye – Avrupa B�rl�ğ� İl�şk�ler� ve Üyel�k Müzakereler�nde Yaşanan Sorunlar Türk�ye’n�n Avrupa B�rl�ğ�’ne (AB) üyel�k sürec�, 1963 yılında B�rl�ğ�n henüz Avrupa Ekonom�k Topluluğu adını taşıdığı evrede başlamıştır. AB başından ber� Türk�ye �ç�n yalnızca s�yas� ve ekonom�k çıkarların gözet�lmes� amacıyla başvurulan b�r topluluktan �baret olarak değerlend�r�lmem�şt�r. Kuruluşundan �t�baren Türk�ye Cumhur�yet�’n�n ve hatta selef� olan Osmanlı İmparatorluğu’nun geleneksel Batı yönel�m�n�n b�r aşaması olarak kabul ed�lm�ş, bu açıdan muasır meden�yet sev�yes�n� hedefleyen Cumhur�yet�m�z�n dış pol�t�kasının da merkez�nde olmuştur. Avrupa Ekonom�k Topluluğu’nun (AET) 1986’da s�yas� b�r b�rl�ğe dönüşmes�yle, bu oluşuma üye ülkeler, demokras� ve �nsan hakları g�b� evrensel değerler etrafında da b�rleşm�ş, anılan değerler�n yalnızca savunucuları olmakla kalmamış, bu değerlere da�r uluslararası standartların da bel�rley�c�s� hâl�ne gelm�şlerd�r. Bu konuda üye ülkelerde yer yer sorunlar yaşanıyor olsa da Avrupa B�rl�ğ�’n�n demokras� ve �nsan hakları ölçütler� hâlâ bu konuda dünyada er�ş�leb�lm�ş en üst sınır olarak kabul ed�lmekted�r. Türk�ye’dek� geleneksel dış pol�t�ka yaklaşımı da bu nedenlerle Avrupa B�rl�ğ�’n� b�r uygarlık projes� olarak kabul etmekted�r. B�rl�ğe tam üyel�k, Türk�ye �ç�n farklı f�k�rlere sah�p part�ler ve hükümetler tarafından da tak�p ed�len b�r ortak hedef olagelm�şt�r. Türk�ye’n�n özell�kle 12 Eylül 1980 Darbes� sonrasında demokrat�k düzen�n�n sekteye uğraması, AET/AB �le �l�şk�lerde de kopuşa sebep olmuş, fakat Türk�ye’n�n yönel�m�n� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 828 ‒ değ�şt�rmem�şt�r. 1987 yılında AB’ye tam üyel�k başvurusu yapan Türk�ye, önce 1 Ocak 1996 tar�h�nde Avrupa Gümrük B�rl�ğ�’ne katılmış, ardından 10-11 Aralık 1999 tar�hler�nde F�nland�ya’nın başkent� Hels�nk�'de yapılan AB Devlet ve Hükümet Başkanları Z�rves�'nde resmen “b�rl�ğe aday üye” statüsü kazanmıştır. Bu gel�şme dönem�n Başbakanı Bülent Ecev�t tarafından, “Türk�ye’n�n oy b�rl�ğ� �le AB’ye aday ülke olarak kabul ve �lan ed�lm�ş, başka aday ülkelerle eş�t konumda olacağının açık ve kes�n b�r d�lle �fade ed�lm�ş olması olumlu b�r gel�şmed�r. Böylel�kle Türk�ye’ye, AB’de tam üyel�k kapısı ön koşulsuz olarak da açılmış olmaktadır” şekl�nde yorumlanmıştır. 2002 yılında �kt�dara gelen AKP de, Türk�ye’n�n geleneksel AB pol�t�kasını �lk yıllarda devam ett�rm�ş, ülkem�z�n ulaşab�ld�ğ� en yüksek statü olan “müzakere eden üye” sıfatını 3 Ek�m 2005 tar�h�nde Türk�ye’ye kazandırab�lm�şt�r. Öte yandan, AKP �kt�darı, kend� açtığı yolu b�zzat kend�s� tıkayacak s�yas� eylem ve söylemler�yle üyel�k sürec�n� sekteye uğratmıştır. AKP �kt�darı, Türk�ye demokras�s�nde der�n b�r tahr�bat yaratmaya başladığı 2010’lu yıllara gel�nmeden önce dah� AB pol�t�kasında c�dd� hatalar yapmıştır. AB yolundak� kazanımları der�nleşt�recek çalışmalar �hmal ed�lm�ş, önce TBMM’dek� Avrupa B�rl�ğ� Uyum Kom�syonunun çalışmaları seyrekleşt�r�lm�ş, ardından müzakerelerde AB tarafının �sted�ğ� adımlar maksatlı olarak veya önemsenmed�ğ� �ç�n açılmamıştır. Müzakereler�n başladığı tar�hten bu yana geçen 20 yıl zarfında katılım sürec�n� tamamlamak �ç�n gerekl� olan 35 Fasıldan sadece 16 Fasıl açılab�l�rken, yalnızca 1 Fasıl geç�c� olarak kapatılab�lm�şt�r. AKP �kt�darı bu sürec� kend� başarısızlığı olarak yorumlamak yer�ne, AB’de o dönem güçlü b�r etk�s� bulunan Fransa Cumhurbaşkanı N�colas Sarkozy veya Almanya Başbakanı Angela Merkel g�b� l�derler�n Türk�ye karşıtı tutumuna bağlamıştır. 2017 yılında tartışmalı b�r referandum sonrasında Türk�ye’ye dayatılan tek adam rej�m�, ülkey� demokrat�k kurumlarının zayıflatıldığı, anayasanın s�stemat�k olarak ç�ğnend�ğ�, kuvvetler ayrılığı ve hukuk devlet� �lkeler�n�n f��len yok sayıldığı, �nsan hakları �hlaller�n�n normalleşt�ğ�, hukukun bütün kaynaklarının yürütme erk�n�n başındak� Cumhurbaşkanının k�ş�sel kararlarına zorla uydurulduğu b�r düzene sürüklem�şt�r. Bu şartlar altında Türk�ye’n�n AB üyel�ğ� yolunda olumlu adımlar atmasını, AB’n�n �se Türk�ye’n�n üyel�k yolunu açmasını beklemek mümkün değ�ld�r. AB üyel�ğ� uyum sürec�nde Türk�ye’n�n AB organları �le koord�nasyonunu sağlamak, gerekl� yasal düzenlemeler� yaparak TBMM’ye sunmak ve Türk�ye nezd�nde atılacak adımları Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 829 ‒ planlamak amacıyla kurulan Avrupa B�rl�ğ� Bakanlığı 25 Mayıs 2018 tar�hl� b�r kanun hükmünde kararname �le kaldırılmış ve yetk�ler� Dış�şler� Bakanlığına devred�lm�şt�r. Sadece bu karar b�le, AKP z�hn�yet�n�n AB’ye yönel�k gerçek bakışını ve n�yet�n� göster�r mah�yetted�r. AB üye ülkeler� halkları arasında yaygınlaşan mültec� korkusu ve buna bağlı olarak mültec� karşıtı aşırı sağ akımlar AKP �kt�darı tarafından b�r fırsat olarak görülmüş; AB �le �mzalanan Ger� Kabul Anlaşması kapsamında Türk�ye, sınırlı b�r madd� destek karşılığında AB’n�n mültec�ler konusundak� kapı bekç�s� konumuna �nd�rgenm�şt�r. 18 Mart Türk�ye-AB Mutabakatı karşılığında, 2016 yılından �t�baren Türk vatandaşlarına AB üyes� ülkelere g�r�şte v�ze muaf�yet� hakkı �ç�n taahhüt ed�len 72 kr�terden 6’sı tamamlanmadığı �ç�n süreç tıkanmış durumdadır. İş�n vah�m tarafı, AB üye ülkeler�nde der�nleşen mültec� karşıtı h�ss�yatın artık Türk�ye vatandaşlarına yönel�k olarak da der�nleşmes�d�r. Bu durum vatandaşlarımızın daha önce görülmed�ğ� ölçekte b�r ayrımcılığa maruz kalmasına yol açmaktadır. İkt�darın yıllar geçt�kçe daha sorunlu hâle gelen AB pol�t�kaları, ülkede demokras� ve �nsan hakları konusunda g�derek artan ger�leme, Avrupa’dak� mültec� karşıtlığı ve İslamofob� dalgasının yüksel�ş� �le b�rl�kte Türk�ye Cumhur�yet� vatandaşlarının Schengen V�zes� başvurularında etk�s�n� göstermeye başlamıştır. AB ülkeler�n�n neredeyse tamamına yapılan v�ze başvurularında ret oranı c�dd� düzeyde artmış, başvurular �ç�n açılan kontenjanların daraltılması sonucu v�ze almak �steyen vatandaşlar, kolay v�ze alab�lmek �ç�n merd�ven altı v�ze danışma ş�rketler�ne mahkûm ed�lm�şt�r. H�lel� yollarla Büyükelç�l�klerden Schengen V�zes� başvurusu elde eden bu ş�rketler, vatandaşlarımıza fah�ş h�zmet bedeller�yle bu randevuları satmaktadır. Vatandaşlarımız, v�zeye zor er�şeb�lme açısından mağdur�yetler� yetmezm�ş g�b�, artık karaborsaya düşmüş v�ze randevuları �ç�n kend� vatandaşları tarafından sömürülmekted�r. AKP �kt�darının bu mağdur�yetler� g�derme adına aldığı önlemler yeters�z kalmaktadır. 2019/19 sayılı ve “AB �le V�ze Serbest�s� D�yaloğu Sürec�” başlıklı Cumhurbaşkanlığı Genelges�ne rağmen, AB �le Türk�ye arasında v�ze rej�m�n�n serbestleşt�r�lmes� �ç�n eks�k kalan kr�terler�n tamamlanmadığı; bu konuda Dış�şler� Bakanlığı ve AB Başkanlığı başta olmak üzere, Adalet ve İç�şler� Bakanlıklarının gerekl� adımları atmadıkları anlaşılmaktadır. Böyle b�r s�yas� �radey� göstermeyen �kt�dar, aradan geçen uzun yıllar Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 830 ‒ sonunda yalnızca 6 kr�ter� yer�ne get�rmemes�n�n bedel�n� vatandaşlarımıza ödetmeye devam etmekted�r. Bu aşamada üç gel�şmen�n özel olarak altını ç�zmekte de fayda vardır.  AKP iktidarı, Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde hayata geçirilen geri kabul anlaşmasının karşılığı olarak AB’den vize serbestisi talep etmemekte, bunun yerine AB ülkelerindeki mülteci korkusunu istismar ederek Birlik Bütçesinden nakdî yardım almaktadır. Zamanla AB üyesi ülke hükümetlerinin birçoğu Türkiye’ye mültecilerin geri kabulü karşılığında ödenen paranın miktarının yüksekliğini; AB’ye iltica etmek isteyecek mültecilerin entegrasyonunun Türkiye’ye ödenen miktardan çok daha azı ile karşılanabileceğini idrak etmiş; fakat bu aşamada AKP Hükümeti, anlaşmanın revize edilmemesi, böylelikle aldığı AB fonlarının durdurulmaması için vize müzakerelerini rafa kaldırmıştır.  Türkiye’de demokratik kurum ve teamüllerin sistematik şekilde artıyor olması, AB’nin Türkiye’ye yönelik olumlu tavır geliştirmesinin önünde hâlâ engel teşkil etmektedir.  Türkiye’deki rejimin otoriterleşmesi ve aynı anda ekonominin kronik bir bunalımda olması, Türkiye’den daha çok insanın kendi ülkelerini terk ederek AB ülkelerine yerleşmek istemesine sebep olmaktadır. Bu durum AB ülkelerine uzun dönemli ulusal vize başvurularını arttırmış, hâlihazırda mülteci artışının korkusuyla baş edemeyen AB ülkeleri de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yalnızca iltica değil, standart vize başvurularında bile önemli ölçüde kısıtlamalara gitmiştir. Her halükârda bunun baş sorumlusu, Türkiye’yi yaşanmaz bir ülke hâline getirerek insanları Avrupa’ya göç etmeye zorlayan AKP Hükümeti ve onun siyasi ortaklarıdır. AB �le �l�şk�ler�n ve reformların g�d�şatına bağlı olarak AB fonları ve mal� kaynakların m�ktarı da değ�şmekted�r. AB'n�n Türk�ye’ye aktardığı Katılım Önces� Mal� Yardım Aracı (İPA) fonlarında c�dd� düşüş yaşanmıştır. IPA I 2007-2013 Dönem�nde 4,7 m�lyar Euro, IPA II 2014-2020 Dönem�nde 4,4 m�lyar Euro olan fon, kes�nt�lerle 3,3 m�lyar Euro’ya ve en son IPA III 2021-2027 Dönem�nde 1,2 m�lyar Euro’ya kadar düşmüştür. 1996’dan �t�baren yürürlükte olan Gümrük B�rl�ğ� Anlaşması’nın aradan geçen 28 yılda modern�ze ed�lmemes� �kt�darın büyük başarısızlıklarından b�r d�ğer�d�r. Gerek dünya ekonom�s� gerekse dünya t�caret�yle entegrasyonda öneml� faydalar sağlansa da kapsamı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 831 ‒ as�metr�k yapısı ve �mzalandığı tar�hten bu yana çok uzun b�r süre geçmes�ne rağmen b�r güncelleme yapılamaması ülkem�z açısından çok büyük b�r eks�kl�kt�r. AKP-MHP Koal�syonu, 2018’de tamamen dondurulmuş olan AB üyel�k sürec�n� tekrar canlandırma konusunda tek b�r g�r�ş�m dah� başlatmamıştır. Türk�ye demokras�s�ne büyük tahr�bat veren ve aynı zamanda ülkem�z�n AB �le bağlarını kopma noktasına get�ren, üyel�k hedef�m�z� askıya alan uygulamalar, �kt�dar tarafından bu yıl da artarak devam ett�r�lm�şt�r. Yargıya yönel�k s�yasal müdahaleler, kurucu üyes� olduğumuz Avrupa Konsey� bünyes�ndek� Avrupa İnsan Hakları Mahkemes�’n�n (AİHM) kararlarını görmezden gelmek, halkın oyu �le seç�len muhalefet part�l� beled�yelere kayyum atamaları 2025 yılı boyunca artmıştır. 30 Ek�m 2024 günü İstanbul Esenyurt’ta CHP’l� Beled�ye Başkanı Ahmet Özer’�n tartışmalı şek�lde gözaltına alınması �le başlayan süreç, 2025 yılında çok daha s�stemat�k b�r hâle gelm�şt�r. 19 Mart 2025 tar�h�nde İstanbul Büyükşeh�r Beled�ye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yalnızca dokuz ay �çer�s�nde 15 CHP’l� beled�ye başkanının ve yüzlerce beled�ye personel� cezaev�ne gönder�lm�şt�r. Üç Büyükşeh�r Beled�ye Başkanı ve 12 �lçe beled�ye başkanına yönel�k uygulamalar, �kt�dar el�yle yapılan b�r s�v�l darbe g�r�ş�m�d�r. Başkanların ve yüzlerce beled�ye personel�n�n �dd�anameler� aylar boyunca hazırlanmamış, yargılama süreçler� başlatılmamış; dosya bazında b�nlerce anayasa ve hukuk �hlal� gerçekleşt�r�lm�şt�r. Türk�ye’de yürütülen bu yen� otor�terleşme dalgasının AB üyel�k sürec�nde büyük b�r tahr�bata yol açması mukadderd�r. Z�ra ülkey� kend� s�yas� ve ekonom�k çıkarlarını koruma adına otor�terleşt�ren AKP-MHP Koal�syonunun, yapmakta oldukları s�v�l darbey� dış dünyanın demokrat�k denet�m�nden kaçırmak �steyecekler� �ç�n, AB’ye tam üyel�ğe da�r sam�m� b�r gayeler�n�n olduğuna �nanmak zor olacaktır. Türk�ye’de 2016’da �lan ed�len Olağanüstü Hâl dönem�nden sonra 2025 yılında �k�nc� defa bu denl� aşırı yüksel�ş gösteren otor�terleşme eğ�l�mler�, AB Kom�syonunun yıllık Türk�ye Raporuna da doğal olarak yansımıştır. Türk�ye Cumhur�yet� Dış�şler� Bakanlığı, son on raporun açıklanması sonrasında yaptığını tekrarlayarak bu yıl da 112 sayfalık son rapor hakkında agres�f b�r açıklama yayınlamış: "Raporun yargı ve temel haklar �le �ç s�yas� gel�şmelere �l�şk�n taraflı, ön yargılı ve mesnets�z �dd�alarını redded�yoruz" �fadeler�yle AKP-MHP Koal�syonunun �craatlarını savunmuştur. AB raporunu taraflı olmakla suçlayan açıklama, aynı raporda Türk�ye’dek� ekonom�k gel�şmelere �l�şk�n Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 832 ‒ olumlu yorumları �se tarafsız kabul ederek olumlu görüş b�ld�rmekted�r. Bu açıklama, Hükümet�n kend�s�ne yönel�k h�çb�r eleşt�r�y� hazmedemeyen ve bu eleşt�r�lerde bulunanları kötü n�yetle suçlayan özgüvens�z tavrının açık b�r tezahürüdür. AB Kom�syonunun raporlarına yönel�k bu alıngan tavrın, özell�kle Dış�şler� Bakanı Hakan F�dan’ın bakanlığı dönem�nde der�nleşerek arttığı da gözlemlenmekted�r. Raporun Kıbrıs'la �lg�l� bölümüne de sert b�r d�lle �t�raz eden Dış�şler� Bakanlığı açıklaması, “Her zaman olduğu g�b� Yunan�stan ve Kıbrıs Rum tarafının gerçeklerle bağdaşmayan, hukuk dışı ve maks�mal�st görüşler�ne yer ver�lmes� ve Türk�ye �le Kuzey Kıbrıs Türk Cumhur�yet�'n�n meşru kaygılarının görmezden gel�nmes�, AB'n�n Kıbrıs konusunda taraf tuttuğunu ve Kıbrıs meseles�n�n çözüm çabalarına katkı sunmasının mümkün olmadığını b�r kez daha �spatlamaktadır” �fadeler�yle Brüksel'� taraf tutmakla suçlamıştır. AB Yönet�m�n� tek taraflı olarak suçlayan bu açıklama kısmen doğru olsa da, Türk�ye’dek� hükümet�n Kıbrıs Sorununun çözümüne �l�şk�n ortaya koyduğu tutumun uzlaşmazlığını görmezden gelmekte olup, aynı zamanda Türk�ye’n�n tezler�n�n AB’ye doğru anlatılab�lmes� ve kabul ett�r�leb�lmes� yolunda doğru düzgün çaba harcanmadığının da açık �t�rafıdır. AB Kom�syonu’nun 2025 yılı Türk�ye Raporu, öncek� raporlarda olduğu g�b� Türk�ye’dek� demokrat�k standartlar, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı �le temel haklar konusunda ger�ye g�d�şle �lg�l� kaygılarının g�der�lmed�ğ�n� kayda geç�rmekted�r. Raporda açıkça kayda geç�r�len hususlar arasında şu hususlar d�kkat çekmekted�r:  Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerine 3 Ekim 2005'te başlayan Türkiye'nin süreci 26 Haziran 2018'den bu yana fiilen durmuştur.  Avrupa Birliği Dış Politika ve Güvenlik İşlerinden Sorumlu Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in 2024 yılında AB’nin Türkiye ile yeniden yapıcı ilişki kurmak istediğine dair verdiği birçok beyanata rağmen AKP-MHP iktidarının, bir demokratik devletler koalisyonu olan AB ile ikili ve çoklu temasları maksatlı olarak kısıtlı tuttuğu, geliştirmek için çaba harcamadığı, Dışişleri Bakanlığının da bu konuda etkisiz bırakıldığı AB Komisyonu tarafından gözlemlenmektedir.  TBMM resmi olarak yetkilere sahip olmakla birlikte bunları yalnızca sınırlı bir şekilde kullanabilmektedir.  Sistemde etkili denetim ve denge mekanizmaları ile seçimler dışında hükümeti hesap verebilir kılmak için gerekli araçlar eksiktir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 833 ‒  Cumhurbaşkanlığı sisteminin yapısal kusurları ve yürütme ile yargı arasındaki güçler ayrılığının yetersizliği giderilmemiştir.  Temel demokratik süreçlere uyum sorgulanmaktadır.  Gazeteciler, yazarlar, avukatlar, akademisyenler, insan hakları savunucuları ve diğer muhalif kişilere yönelik soruşturmalar ve mahkûmiyet kararları ciddi oranda yoğunlaşmıştır.  Türkiye'nin demokratik geleneğine bağlılığı açısından soru işaretleri daha da artmış, yargının bağımsızlığı konusundaki endişeler derinleşmiştir.  Büyük şehirlerde ve ilçelerde muhalefet tarafından seçilen belediye başkanlarına karşı üst düzey yolsuzluk davaları açılırken, büyük şehirlerde iktidar partisinden mevcut veya eski seçilmiş yetkililere karşı hiçbir soruşturma açılmamıştır. Bu seçici soruşturmalar/kovuşturmalar, yetkililerin yolsuzlukla mücadelesinin etkinliğine olan güveni sağlamamaktadır.  İstanbul Belediye Başkanı’nın [Ekrem İmamoğlu] 30 yıllık üniversite diploması iptal edilerek cumhurbaşkanlığı yarışına girmesinin engellenmek istenmiştir.  Hükümetin ana hedefi ana muhalefet partisi CHP olmakla birlikte, DEM Partili belediyelere yönelik uzun yıllardır devam eden baskılar da sona ermemiştir.  Muhalefet partilerine mensup belediye başkanlarının tutuklanmasına tepki gösteren sanatçılar, devlet televizyonu TRT’de yürüttükleri projelerden çıkarılmıştır.  İfade özgürlüğünde büyük gerileme yaşanmıştır. Medyanın, misilleme veya işten çıkarılma korkusu olmadan bağımsız bir şekilde çalışmalarını sürdürebileceği güvenli ve çoğulcu bir ortamın yeniden tesis edilmesi için adımlar atılmalıdır.  Yargı, yürütmenin kontrolü altında kalmaya devam etmektedir. Bu durum, yargının bağımsızlığını etkileyerek, yargı kararlarının kalitesini tehlikeye atmaktadır.  Türkiye, [mevcut hükümetin baskısı sonucu] Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarını ısrarla uygulamamaktadır. HDP eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğu, hakkındaki mükerrer AİHM kararlarına rağmen sürmektedir.  Komisyon, Osman Kavala hakkında verilen de dahil olmak üzere AİHM kararlarının bir an önce uygulanmasını talep etmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 834 ‒  Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından yoğun denetim altında tutulan 205 dava bulunmaktadır.  PKK, AB tarafından "terör örgütü" olarak görülmekte olup, Türkiye Hükümeti "terörle mücadele hakkı ve sorumluluğuna" sahiptir. Ancak bu yapılırken hukukun üstünlüğüne, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı gösterilmesi gerekmektedir.  AB Komisyonu, Schengen vizesi başvurusunda bulunan Türk vatandaşları için daha elverişli vize kurallarının devreye sokulduğunu belirtmekte, fakat vize muafiyeti konusundaki duruşunu sürdürmektedir. Komisyon, Türkiye'nin, vize muafiyeti için gerekli olan 6 kriteri karşılama konusunda ilerleme kaydetmediğini bir kez daha kayda geçirmektedir.  AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas tarafından yapılan açıklamalara göre Türkiye’nin AB Konseyi'nin yaptırım kararlarına uyum oranı bir önceki yıl %6 iken 2025 yılında %4'e gerilemiştir.  Türkiye ve AB’nin tutumları; Kıbrıs sorunu, Ankara'nın Hamas'a bakışı ve Rusya'ya yönelik yaptırımlarda aynı çizgide değildir.  Türkiye’nin Libya Ulusal Birlik Hükümeti'yle imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat zaptı AB tarafından eleştirilmektedir. Raporda bir takım olumlu gelişmelere de yer verilmiştir:  Türkiye Yunanistan’la bir yumuşama sürecine girerek Ege’de gerginliği azaltmıştır. Fakat bu tek başına yeterli değildir. Zira AB üyelik sürecinin yeniden hayata geçirilmesi için Türkiye’nin Kıbrıs sorununun çözümü noktasında da belli girişimlerde bulunması gerekmektedir. Türkiye özellikle Kıbrıs sorununun çözümü noktasında herhangi bir yapıcı adıma yanaşmamaktadır.  Türkiye işleyen bir piyasa ekonomisi oluşturmada oldukça ileri bir noktadadır. İç siyasi çalkantıların ekonomik etkileriyle karşı karşıya kalan yetkililer, politika duruşlarını daha da sıkılaştırmıştır. Zayıflayan iç talep ortamında ekonomik büyüme yavaşlarken, dış pozisyon güçlenmiştir.  Sıkı para politikası, enflasyonu ve enflasyon beklentilerini düşürme konusunda etkili olup, Türkiye’nin bu duruşunu sürdürmesi talep edilmektedir.  Türkiye, 2024'te AB'nin beşinci büyük ticaret ortağı olurken, AB Türkiye'nin en büyük ortağı olmaya devam etmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 835 ‒  Türkiye'nin AB'ye ihracatı 2024'te 98,4 milyar Euro'ya ulaşırken, AB'den ithalatı 112 milyar Euro olarak gerçekleşmiştir.  Türkiye'nin Kürt sorununa barışçıl ve sürdürülebilir bir çözüm bulmak için iç süreçlere yönelik siyasi çabaları, başarılı olması halinde, güvenlik tehditlerini azaltma potansiyeline sahiptir ve Suriye dahil bölgenin istikrarı için de önemli faydalar sağlayabilir.  Türkiye geçici koruma altında olan Suriyelilerin de dahil olduğu 2,7 milyon mülteciyi desteklemek ve ev sahipliği yapmak için kayda değer çabalarını sürdürmektedir.  Türkiye dış politikasını AB ile uyumlu hale getirmek için çok az siyasi irade göstermekle birlikte dış politika ve bölgesel konularda AB ile önemli fikir alışverişlerine daha açık görünmektedir. AB Kom�syonu Türk�ye Raporunda 2024 yılına kıyasla olumlu �fadeler daha fazla yer alsa b�le 19 Mart 2025 S�v�l Darbe Sürec�n�n hız kesmeden devam ed�yor olması, AKP – MHP Hükümet�n�n AB’ye tam üyel�k konusundak� sam�m�yet�ne gölge düşüren en büyük şüphe olarak öne çıkmaktadır. Bu gel�şmeler Hükümet�n AB’ye "tam üyel�k" hedef�n� artık rafa kaldırdığı, AB’y� yalnızca savunma sanay�� g�b� konularda "stratej�k alanlardak� �şb�rl�ğ�” yapılacak b�r ortak olarak gördüğü yönündek� görüşü desteklemekted�r. Türk�ye’n�n Savunma Sanay�� D�plomas�s� Türk�ye'y� yöneten AKP-MHP Koal�syonu, ülkem�z�n savunma sanay�� atılımlarını yalnızca kend�ler�ne mâl etmekte, kend�ler� dışındak� tüm s�yas� part�ler� savunma sanay�� hamleler�ne karşıymış g�b� gösteren b�r kara propaganda kampanyasını uzun yıllardır dolaşımda tutmaktadır. Oysa herkes�n b�ld�ğ� üzere Savunma Sanay�� Türk�ye'de her s�yas� part� �ç�n b�r ulusal değerd�r; onu gel�şt�r�p güçlend�rme ve büyütme hedef� de part�ler üstü b�r pol�t�ka olarak değerlend�r�lmel�d�r. Türk�ye'n�n Savunma Sanay�� atılımın tek pay sah�b� AKP değ�ld�r. Z�ra küresel ölçekte, dünyanın �lk 100 ş�rket� arasına g�ren beş kuruluşumuzun dördü, temeller� 1970'ler�n Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 836 ‒ �k�nc� yarısında atılmış kamu ş�rketler�d�r. Savunma sanay��nde lokomot�f�n her zaman kamu sektörü olacağı da açıktır. N�tek�m part�m�z�n 39. Olağan Kurultayında açıklanan yen� part� programımızın Savunma Sanay�� bölümünde “bugüne taşınan b�r�k�m m�llet�m�z�n ortak eser� olduğu" ve "bu anlayışla m�ll� savunma sanay�s�ne etk�n ve daha çok destek sağlanma hedef�," mevcut b�r�k�m�n �ler�ye taşınacağı” v�zyonuyla açılmaktadır. Kuşkusuz �ş�n altyapı bölümünde kamu-özel �ş b�rl�kler�n�n nasıl hakkan�yetl� b�ç�mde yen�den düzenleneceğ� ve bunların etk�n denet�m� de adı geçen v�zyonun yapıtaşlarındandır. Ayrıca savunma sanay�s� planlamasının onar yıllık hatta belk� çeyrek yüzyıllık er�mlerde yapılması gerekmekted�r. Bu alanda yapılan yatırımlar semeres�n� ancak böyles�ne uzun er�mlerde vereb�l�r. Ulusal güvenl�k; d�plomas�s�, �st�hbaratı, s�lahlı kuvvetler� ve savunma sanay�s�yle b�r bütündür. Bunların b�r�ndek� aksama ya da hatalı terc�h, bütünün tamamını olumsuz yönde etk�ler. Oysa ülkem�z�n ac�l savunma �ht�yaçlarının, hele k� �ç�nde bulunduğumuz �st�krarsız ortamda ne beklemeye ne de yalpalamaya takat� bulunmaktadır. Dolayısıyla savunma sanay��n� gel�şt�rmek �ç�n gereken stratej�k sabır �le hükümet�n kısa vadel� hesaplara göre yürütülen öngörüsüz d�plomas� neden�yle palyat�f çözümlere başvurması durumu b�rb�rler�yle çel�şmekted�r. İş�n �ç�ne �kt�dar sah�pler�n�n kısır k�ş�sel �ht�rasları g�r�nce II. Abdülham�t’�n 1880’lerde Osmanlı Donanmasını Hal�ç’te çürütmes� örneğ�nde yaşandığı g�b� karanlık sonuçlar çıkmaktadır. Motoru ABD f�rması GE tarafından üret�len F-110 olan 5. nes�l M�ll� Muhar�p Uçak (MMU) KAAN’ın böyle b�r d�plomat�k tıkanıklıkla karşı karşıya olması da �kt�darın savunma sanay�� alanındak� yanlış dış pol�t�ka yaklaşımının en somut örneğ�d�r. Bu konuda b�r başka somut örnek de MİLGEM ve ALTAY tankı projeler�ndek� üret�m aşaması başlamışken yapılan gerekçes� bel�rs�z değ�ş�kl�klerd�r. Savunma sanay�� ürünler�nde katma değer ve �hracatın toplam tutarı artarken perde ger�s�nde TUSAŞ, ASELSAN, ROKETSAN g�b� başat üret�c� kamu kuruluşlarından alım yapmaya gelen yabancı ülkeler�n k�m� özel ş�rketlere yönlend�r�ld�ğ�, hatta bu yabancılara o ş�rketlerden alım konusunda dayatma yapıldığı yönündek� vah�m �dd�alar 2025 yılında da kamuoyu gündem�ndek� yer�n� korumuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 837 ‒ Konunun yabancı muhataplarla d�plomas� veçhes�nde de eks�kl�kler ve yanlışlıklar olduğu açık seç�kt�r. Bunların başında b�r türlü Rusya’dan neden ve nasıl ed�n�ld�ğ� anlaşılamayan ve açıklanamayan S-400 hava savunma s�stem� alımı gelmekted�r. Türk�ye’n�n �ç�nde bulunduğu mevcut NATO s�stemler�yle uyumsuz olan, öte yandan AKP �kt�darının söz almasına rağmen Rusya’dan teknoloj�s�n� tem�n edemed�ğ� bu füzeler uzun yıllardır hangarlarda beklet�lmekted�r. Bu adımın savunma sanay��n�n teknoloj�k �ler� sıçrama hamles�ne nasıl b�r darbe vurduğundan, özell�kle Türk�ye’n�n F-35 projes�nden çıkartılması ve CAATSA yaptırımları bağlamında, Türk�ye – ABD �l�şk�ler�ne da�r bölümde bahsed�lm�şt�r. Bel�rt�ld�ğ� üzere yanlış �l�klenen d�plomat�k düğme Rusya’dan S-400 alımı olduğu c�hetle, çok amaçlı amf�b�k gem�m�z TCG Anadolu’ya �n�ş-kalkış yapab�lecek tek savaş uçağı olan F-35 B, ABD’den tem�n ed�lememekted�r. F-35’�n eks�kl�ğ�n� Kızılelma �le g�dermek ya da g�der�leb�leceğ�n� �dd�a etmek mümkün değ�ld�r. Dolayısıyla savunma sanay�� alanında ABD’n�n CAATSA yaptırımları kapsamından çıkmak en ac�l öncel�ğ�m�z olarak karşımıza çıkmaktadır. Savunma sanay�� d�plomas�s�nde 2025 yılı �çer�s�nde gerçekleşen bazı olumlu adımlar da kayda geç�r�lmel�d�r. Örneğ�n, özel ş�rket BAYKAR’ın ürett�ğ� Kızılelma s�lahlı �nsansız hava aracının (SİHA), AESA radarıyla F-16 jet�n� s�mülasyonda havadan havaya vurması çok öneml� b�r �ler� adımdır. Kızılelma’nın motoru Ukrayna Ivchenko Des�gn-S�ch Motor l�sansıyla üret�lmekte ve/veya oradan alınan motor burada mod�f�ye ed�lmekted�r. Görüleceğ� üzere Rusya’nın Ukrayna’yı �şgal�yle başlayan savaş Ukrayna �le ülkem�z arasında savunma sanay�� �ş b�rl�ğ� açısından b�r �ş b�rl�ğ� alanı da yaratmıştır. Fakat bu alanı değerlend�rmek �ç�n savaşın uzamasını temenn� etmek, Türk�ye’n�n geleneksel Cumhur�yet değerler�yle bağdaşmaz. Bu ve benzer� �ş b�rl�kler�n�n bölgesel barışa ve aynı zamanda Rusya �le olan �l�şk�ler�m�ze yönel�k muhtemel etk�s�n�n de d�kkatl� b�ç�mde hesaplanması gerekmekted�r. Öte yandan savunma sanay�� d�plomas�s� �ç�n bütüncül b�r pol�t�kanın tek b�r ş�rket�n başarısı üzer�ne kurgulanması mantıklı veya sürdürüleb�l�r b�r seçenek değ�ld�r. Y�ne aynı örneğe b�naen “yalnızca üzer�ne Kızılelma �n�p kalkab�ls�n d�ye” İspanya üret�m� amf�b�k çıkarma gem�s� ed�n�lmes� yer�ne, hâl�hazırda aynı özell�klere sah�p olan TCG Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 838 ‒ Anadolu’nun daha uzun güvertel�, yan� p�stl� b�r vers�yonunun kızağa konulması daha mantıklı b�r terc�h olarak değerlend�r�leb�l�r. Türk�ye – NATO İl�şk�ler� Türk�ye Kuzey Atlant�k Paktı (NATO) savunma �tt�fakının 1952 yılından ber� üyes�d�r. Türk S�lahlı kuvvetler� �se NATO’nun taşıyıcı sütunlarından b�r�s�d�r. Benzer b�ç�mde NATO da Türk�ye’n�n ulusal savunmasının omurgasını oluşturmaktadır. Buna rağmen AKP �kt�darının, ülkem�z kamuoyunda yaygın olan ABD karşıtı h�ss�yatı �st�smar ederek kend� s�yas� rak�pler�ne “NATO’culuk” ya da “Atlant�kç�l�k” g�b� sıfatlar atfederek onları �tham etmes�n�n somut b�r zem�n� bulunmamaktadır. Türk�ye, üyes� bulunduğu NATO g�b� �tt�faklar etk�n olduğu ölçüde güç ve �t�bar kazanab�l�r; �tt�faklar �ç�nde kend� konumunu güçlend�rerek görece stratej�k özerkl�k yönünde �lerleyeb�l�r. Doğru kurgulandığında bu �k� hedef b�rb�rler�yle çel�şmemekted�r. İkt�darın NATO �çer�s�ndek� konumu, AKP'n�n dış pol�t�ka meseleler�n� �ç pol�t�kaya alet etme g�r�ş�mler� yüzünden zarar görmekted�r. Sürekl� Rusya �le dostluk ve �ş b�rl�ğ�nden dem vuran Erdoğan, neredeyse NATO z�rveler�n�n sonuç b�ld�rgeler�nde Rusya'nın �tt�fak �ç�n başat tehd�t olduğu �fades�n�n altına h�çb�r çek�nce koymadan �mzasını atmaktadır. Aynı durum Ç�n �ç�n de söz konusudur. Y�ne komşumuz İran’ın nükleer s�lâh elde etmeye ramak kalmış b�r konuma gelmes� de NATO'nun öncel�kl� olarak ele aldığı konulardan b�r�s�d�r. Özell�kle Rusya’nın Ukrayna’yı �şgal�yle başlattığı savaşın akıbet� dördüncü yılında da bel�rs�zl�ğ�n� korumaktadır. Bu durum İsveç ve F�nland�ya’nın da dey�m yer�ndeyse apar topar NATO üyel�ğ�ne sığınması sonucunu yaratmış, özell�kle F�nland�ya’nın katılımı NATO’nun Rusya sınırına kuzeyden 1400 km daha ekleyerek Türk�ye’n�n �tt�fak �ç�nde geleneksel olarak yüklend�ğ� �şlev� b�r nebze olsun rahatlatmıştır. Kasım ayının son günler�nden �t�baren Karaden�z’de s�lahlı �nsansız den�z araçlarıyla (SİDA) Rusya’dan petrol taşıyan “hayalet f�lo” üyes� üçüncü ülke bandıralı tankerler�n Türk�ye açıklarında Ukrayna tarafından hedef alınmaya başlanması kr�t�k önemde b�r gel�şmed�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 839 ‒ 1936 tar�hl� Montrö Sözleşmes�’n�n �mzalanmasından bu yana Boğazların güvenl�ğ�n�n sorumluluğunu omuzlarında taşıyan Türk�ye'n�n stratej�k önem�, Ukrayna – Rusya Savaşı �le yepyen� b�r boyut kazanmıştır; z�ra Rusya'nın savaşın başından bu yana kes�n yen�lg�ye uğradığı tek alan Karaden�z olarak karşımıza çıkmaktadır. Rusya'nın Ukrayna’da savaşı sürdüreb�lmes�n�n temel dayanağı da yaptırımların etrafından dolaşarak Novoross�ysk başta olmak üzere Karaden�z l�manlarından ambargoları delerek yaptığı petrol �hracatını kes�nt�s�z sürdüreb�lmes�d�r. İk�nc� Dünya Savaşı’nın son dönem�n� çağrıştıran b�ç�mde bugün NATO'nun loj�st�k hatları Alp Dağları s�ls�les�n�n kuzey�nden başlayarak batı-doğu yönünde; Almanya ve Polonya üzer�nden geçmekte, Almanya Avrupa savunmasının NATO �ç�nde k�l�t taşı olma özell�ğ�n� ger� kazanmaktadır. N�tek�m ABD de NATO Da�mî Tems�lc�s� ağzından �lk kez Avrupa Kuvvet Komutanlığı (SACEUR) koltuğunun Almanya’ya bırakılab�leceğ� d�le get�r�lm�şt�r. Tüm bunlar Fransa’nın başını çekt�ğ� NATO’nun Avrupa Sütunu yahut Avrupa’nın ABD’ye muhtaç kalınmadan kend�n� savunması tartışmalarını alevlend�rmekted�r. Türk�ye açısından öncel�k Avrupa Sütununun ABD’n�n ger� çek�ld�ğ� �ht�malde b�le NATO �ç�nde kalması yönünde olmalıdır. Bugün yapılan �ht�mal�yat planlamalarında Estonya başta olmak üzere üç Baltık ülkes�nden b�r�ne yönel�k Rusya’nın yapacağı b�r asker� hamle en kötü senaryo olarak c�dd�yetle ele alınmaktadır. Böyle b�r kötü senaryonun kısmen gerçekleşmes� durumunda b�le NATO karargâhından sert b�r açıklamayla yet�n�lmes�, ABD’n�n Ukrayna’da yaptığı g�b� aradan çıkması ve yalnızca �tt�fakın s�lâh tedar�k�ne destek vermekle sınırlı kalması, NATO Kurucu Antlaşmasının 5. Maddes�n�n yan� NATO güvenl�k şems�yes�n�n sonu anlamına gelecekt�r. NATO bu açıdan Rusya’yı provoke etmek �stemese dah�, �tt�fakın Ukrayna’nın olası üyel�ğ�ne set çek�lmes�ne ses çıkarmaması da, hakeza sadece Ukrayna’nın egemenl�k haklarının değ�l, NATO �tt�fakı �ç�ndek� dayanışmanın aşınmasına, belk� de tamamen yok olmasına sebeb�yet vereb�l�r. Bu bağlamda ABD’n�n Avrupalı müttef�kler�n�n gaz kıtlığı korkusuyla Ukrayna’yı dışlayarak Rusya �le anlaşma olasılığı; buna karşılık Put�n’�n barışa �stekl� olmayışı, böylel�kle d�plomas�de �lke ve değerler� ger� plana �ten pazarlıkçı yaklaşımın baskın Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 840 ‒ oluşu NATO’nun geleceğ� ve Türk�ye’n�n ulusal savunması �ç�n büyük b�r tehl�ke anlamına gelmekted�r. Burada Türk�ye’n�n arayacağı başat ortağın güçlü müttef�klerden B�rleş�k Krallık olması beklenmekted�r. Ayrıca Yunan�stan’ın Türk�ye’ye sınırdaş olan Dedeağaç l�manı b�r yandan ABD’den Ukrayna’ya �thal ed�lecek LNG’n�n tedar�k kapısı olurken d�ğer yandan NATO’nun doğu kanadının loj�st�k köprü başı konumuna gelm�şt�r. Bu gel�şmen�n de d�kkatl� değerlend�r�lmes� Türk�ye �ç�n öncel�kl� önem arz etmekted�r. NATO’nun geç�rd�ğ� bu zor dönem sonucu zayıflaması �ht�mal�, Türk�ye’y� de NATO’ya sırtını dönmeye değ�l; aks�ne �tt�fakı güçlend�rmeye ve �tt�fak �ç�nde kend� konumunu daha etk�nleşt�rmek �ç�n d�plomat�k çabalarını �vmelend�rmeye zorunlu kılmaktadır. Fakat AKP Hükümet�n�n 2025 yılında yansıttığı s�yas� ç�zg�s�, NATO’nun karşı karşıya olduğu r�skler� görmed�kler�ne, �tt�fakın ve Türk�ye’n�n çıkarlarını koruma amacıyla ön alıcı b�r d�plomas�n�n gerekl�l�ğ�n�n farkında olmadıklarına del�l teşk�l etmekted�r. Yıllardır devam etmekte olan ekonom�k sorunlar, savunma harcamalarımızın gayr�saf� m�ll� hasıla �ç�ndek� oranının yüzde 1,9 �le sınırlı kalmasına sebep olmuştur. Tüm bu gerçeklere rağmen AKP-MHP Koal�syonunun Türk�ye’n�n ulusal güvenl�ğ� �ç�n somut b�r beka sorunu yaratab�lecek bu gel�şmeler�n farkında olmadığı tarafımızca açıktır. Yalnızca �ç s�yas� çek�şmelere sıkışmış olan �kt�dar koal�syonu, son dönemlerde kend� �ç çek�şmeler�n� de dış pol�t�ka söylemler� üzer�nden kamuoyuna yansıtmaktadır. Bunun en son örneğ� de Erdoğan’ın Beyaz Saray z�yaret�n�n hemen önces�nde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçel�’n�n (ne amaçla yapıldığı anlaşılamayan) Türk�ye– Rusya–Ç�n yakınlaşması çağrısıdır. Dolayısıyla kend� �çer�s�nde dah� tutarlı ve somut b�r yönel�m bel�rleyemem�ş b�r �kt�dar blokunun, Türk�ye’n�n ulusal güvenl�ğ� �ç�n doğrudan bel�rley�c� olan NATO konusunda elle tutulur b�r s�yas� �n�s�yat�f üretemem�ş olması şaşırtıcı değ�ld�r. Türk�ye – ABD İl�şk�ler� 2025 yılı, Türk Dış Pol�t�kasında Amer�ka B�rleş�k Devletler� �le olan �l�şk�ler�n merkeze alındığı b�r yıldır. AKP, 15 Temmuz 2016 tar�h�nde Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensuplarının sorumlu olduğu başarısız darbe g�r�ş�m�n�n baş sorumlusu olarak ABD’y� �lan etm�ş, 2024 yılı sonlarına kadar NATO Müttef�k� olmasına rağmen ABD �le �l�şk�ler�nde hasmane b�r söylem ben�msem�şt�r. ABD de bu tavra aynı düzeyde Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 841 ‒ düşmanca b�r tavırla karşılık verm�ş, Türk�ye’y� başta ülkedek� demokras� �hlaller� olmak üzere sürekl� olarak eleşt�rm�şt�r. Bu dönem yaşanılan en büyük kayıplardan b�r�s� de, Rusya’dan S-400 füzeler� alınmasına yönel�k tartışmalı kararın ardından ABD’n�n g�r�ş�mler�yle Türk�ye’n�n F-35 Projes�nden atılması, Aralık 2020’den �t�baren de Türk�ye’ye kısa adı CAATSA olan “Amer�ka'nın Düşmanlarına Yaptırımlarla Karşı Koyma Yasası” kapsamında yaptırımlar uygulanmaya başlanmasıdır. Türk�ye, Ukrayna’nın �şgal� sonrasında Avrupa’da Rusya’ya yönel�k korkuların arttığı b�r dönemde İsveç ve F�nland�ya’nın NATO’ya üye olma süreçler�nde b�r süre pürüz çıkartmış, tavrını sonrasında yumuşatmıştır. Son olarak 7 Ek�m 2023 tar�h�nde başlayan İsra�l – Hamas çatışması sırasında AKP yönet�m�n�n Hamas’ın ham�l�ğ�n� üstlenmes�, ABD �le hâl�hazırda bozuk olan �l�şk�ler� daha da germ�şt�r. Öte yandan, Donald Trump’ın 2024 yılının Kasım ayında yapılan seç�mler sonucu �k�nc� kez ABD Başkanlığına seç�lmes�, Türk�ye ve ABD arasındak� �l�şk�lerde şaşırtıcı hızda gel�şen b�r yakınlaşmaya şah�t olmuştur. Fakat bu yakınlaşma aynı �tt�fakta yer alan �k� aktörün karşılıklı saygıya dayalı ve eş�tl�k temel�ndek� �l�şk�s� olarak gerçekleşmem�ş, Trump’ın Türk�ye üzer�nde tahammül sınırlarını zorlayan düzeyde b�r tahakküm taleb�yle şek�llenm�şt�r. Yalnızca b�r yılda Başkan Trump, Başkan Yardımcısı James Dav�d Vance, Dış�şler� Bakanı Marco Anton�o Rub�o ve son olarak Türk�ye Büyükelç�l�ğ� görev� �le b�rl�kte ABD’n�n Sur�ye Özel Tems�lc�l�ğ�n� de üstlenen Thomas (Tom) Joseph Barrack’ın Türk�ye’ye yönel�k açıklamaları Vaş�ngton’dak� yen� yönet�m�n Türk�ye’y� ne kadar küçük gördüğünü ve ülkem�z üzer�nde nasıl b�r tahakküm kurmak �stend�ğ�n� kanıtlar n�tel�kted�r. ABD tems�lc�ler�n�n yalnızca b�r yılda yaptıkları küçültücü açıklamalara ne Cumhurbaşkanı Erdoğan, ne Dış�şler� Bakanı F�dan, ne de AKP’n�n d�ğer tems�lc�ler� veya Hükümet�n küçük ortaklarından tepk� gelm�şt�r. 2025 yılında Ankara ve Vaş�ngton tems�lc�ler�n�n b�rb�rler�ne olan yaklaşımı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve çevres�n�n, tıpkı Donald Trump’ın �lk başkanlık dönem�nde olduğu g�b� �k�nc�s�nde de “�k� ülke arasındak� �l�şk�y� �k� devlet başkanının şahsî arkadaşlığı üzer�nden yürütmey�” amaçladığını kanıtlamaktadır. 2017-2020 arasında olduğu g�b� 2025 yılında da Trump’ın Erdoğan �le �lg�l� ara sıra yaptığı olumlu açıklamalara, �kt�dar mahf�ller�nce gereğ�nden fazla önem atfed�lm�ş, �k�l� �l�şk�lerde Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 842 ‒ yalnızca b�r yılda ABD’ye ver�len tav�zler göz ardı ed�lm�şt�r. Oysa �kt�dar tems�lc�ler�n�n Trump’a besled�kler� güven�n sağlam temellere oturmadığı açıktır. Trump’ın �lk başkanlık dönem�nde yaşanan Rah�p Andrew Brunson’ın Tutuklanması Kr�z� sırasında 7 Ek�m 2019 günü Türk�ye’ye açık tehd�t yönelten sosyal medya paylaşımları, ardından doğrudan Erdoğan’a h�taben 9 Ek�m 2019 tar�h�nde kaleme aldığı aşağılayıcı �fadelerle dolu mektup hesaba katıldığında, ABD Başkanının Erdoğan’a yönel�k an�den saldırgan b�r tutum ben�mseme �ht�mâl� h�çb�r zaman göz ardı ed�lmemel�d�r. Trump’tan CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasını talep eden Erdoğan, bu yaptırımları uygulama kararının 5 yıl önce b�zzat Trump’tan çıktığı gerçeğ�n� yok saymaktadır. Trump l�derl�ğ�ndek� ABD’n�n Türk�ye üzer�nde kurmakta olduğu tahakkümün �lk gösterges�, Erdoğan’ın F�l�st�n konusunda artık neredeyse tamamen sönümlenen öfkes�d�r. Trump, her ne kadar �ş�n sonunda İsra�l ve Hamas arasında b�r ateşkes�n �lan ed�lmes�nde rol oynasa b�le, onun göreve geld�ğ� günden �t�baren İsra�l’�n Gazze’dek� �şgal�ne selef� Joe B�den’dan çok daha güçlü b�r destek verd�ğ� unutulmamalıdır. İlk başkanlık dönem�nde ABD’n�n İsra�l’dek� büyükelç�l�ğ�n� Tel Av�v’den Kudüs’e taşıyacak kadar tarafg�r olan Trump, resm� sosyal medya hesabından 26 Şubat 2025 günü yayınladığı yapay zekâ destekl� b�r v�deo �le Gazze’y� lüks b�r tat�l şer�d� yapma tasarısını bütün dünyaya duyurmuştur. Kend�n� her fırsatta Türk�ye kamuoyunda F�l�st�n’�n koruyucusu �lan eden Erdoğan, Gazze halkını vatanlarından açıkça sürmek �steyen Trump’a yönel�k kayda değer b�r tepk� veremem�şt�r. Önce Hakan F�dan’ın, ardından daha da yumuşak b�r ton kullanan Erdoğan’ın konuya da�r demeçler�, İsra�l’� destekleyen ülkeler�n açıklamalarından b�le daha yumuşak b�r tonda gerçekleşm�şt�r. Yalnızca Hamas’a değ�l, genel anlamda tüm F�l�st�n’e yönel�k saldırgan b�r tavrı yansıtmakla b�rl�kte ABD, İsra�l’� 9 Ek�m 2025 tar�h�nde kırılgan b�r ateşkese �kna etmey� başarmıştır. Aslında bu tar�hten �t�baren ağırlıklı olarak İsra�l’�n küçük çaplı saldırılarıyla del�nen, b�r başka dey�şle yalnızca kâğıt üzer�nde kalan bu ateşkes, b�z�m görüşümüze göre İsra�l’�n uzun vadede Gazze’y� �lhak etmes� �ç�n hazırladığı zem�n� �ç�nde barındırmaktadır. Bu durum ateşkesten önce ya da sonra Erdoğan ve çevres� tarafından değerlend�r�lmem�ş, ya da İsra�l’�n bu ateşkes� zamanla �st�smar etmes�ne b�lerek göz yumulmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 843 ‒ Dünya kamuoyunda part�m�z�n bu görüşünü destekleyen çok sayıda değerlend�rme yapılıyor olsa da, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dış�şler� Bakanı F�dan, İsra�l’�n Gazze’y� �lhakı �ht�mal�n� yok saymakta, sank� mevcut ateşkes kalıcı b�r çatışmasızlık ortamı yaratmış g�b� hareket etmekted�rler. Erdoğan’ın ve F�dan’ın İsra�l’e karşı eylemde ve söylemde yumuşayan tavrının arka planında Vaş�ngton’u hoş tutmak, Trump ve Erdoğan arasındak� d�yalogu canlı tutmak amacının yattığı kanaat�ndey�z. Erdoğan’ın Türk�ye’n�n pol�t�kasını tamamen Trump’a endeksled�ğ� konulardan b�r�s� de Sur�ye pol�t�kasıdır. Bu ülkede �ç savaşın sona erd�ğ� ve köklü b�r dönüşümün yaşandığı 2025 yılı boyunca Türk�ye’n�n Sur�ye’ye yönel�k bağımsız ve etk�n b�r pol�t�kası h�ssed�lemem�ş, Erdoğan yönet�m� Sur�ye konusundak� tüm tasarruflarını Trump ve Tom Barrack’la yaptıkları temaslara göre şek�llend�rm�şlerd�r. Sur�ye İç Savaşı önces�nde geleneksel devlet pol�t�kası Sur�ye’n�n toprak bütünlüğünü desteklemek olan Türk�ye, 2011 yılında �lk çatışmaların başlangıcından �t�baren Sur�ye’de farklı bölücü unsurları Beşşar el Esad Yönet�m�ne karşı desteklem�ş, fakat savaşın sona ermes�n�n ardından Şam’da �kt�dara gelen hükümetten memnun b�r görünüm ç�zerek yen�den Sur�ye’n�n toprak bütünlüğüne vurgu yapmaya başlamıştır. Bununla beraber AKP Hükümet�n�n Sur�ye’de 14 yıldır yaptığı hatalar, Türk�ye’n�n bu ülken�n geleceğ�nde söz sah�b� olma şansını kısmen azaltmıştır. Türk�ye’n�n Sur�ye’de yen� yönet�m�n başına geçen Ahmed eş-Şara �le bağlantıları Amer�kalılar tarafından kurulmuş, Ankara ve Şam arasındak� �l�şk�ler ABD’n�n koord�nasyonu �le şek�llend�r�lm�şt�r. Bugün Erdoğan Hükümet�n�n en öneml� şansı, Trump’ın (en azından ş�md�l�k) Sur�ye’de tek b�r yönet�m görmek �stemes�d�r. Aks� hâlde, ABD’n�n İsra�l’�n baskısıyla Sur�ye’de federal b�r düzen�, hatta bölünmey� destekled�ğ� b�r senaryoda Erdoğan’ın Vaş�ngton Yönet�m�n� Sur�ye’n�n toprak bütünlüğünü koruma konusunda �kna şansı b�z�m kanımızca zayıftır. Tamamen ABD gölges�nde yapılan ve tek öncel�ğ� Sur�ye’n�n yen�den �nşası projeler�n� üstlenerek madd� kaynak elde etmek olan b�r pol�t�ka, kısa vadede ne sonuç ver�rse vers�n, Türk�ye’n�n uzun vadel� çıkarlarına değ�l, ancak ABD’n�n Ortadoğu’dak� tahakkümünü güçlend�rmeye yarar. Türk�ye – ABD �l�şk�ler�n� “tahakküm” olarak yorumlamamıza neden olan en öneml� gel�şmelerden b�r�s� de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın altı yıl sonra �lk defa 25 Eylül 2025’te Beyaz Saray’a gerçekleşt�rd�ğ� z�yarett�r. İkt�dar yanlısı medya tarafından büyük Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 844 ‒ övgülerle kamuoyuna yansıtılan bu z�yaret bünyes�ndek� temaslarda Türk�ye ABD’den neredeyse h�çb�r somut kazanım elde edemem�ş, fakat bu ülkeye hatırı sayılır ölçüde �mt�yazlar verd�ğ�n� kamuoyuna açıklamıştır. Adı geçen �mt�yazlar özell�kle t�caret alanında kap�tülasyon n�tel�ğ�nded�r. İk� devlet başkanının görüşmes�n�n ardından Türk�ye, b�rçok kalemde Amer�kan malları üzer�ndek� gümrük verg�ler�n� kaldırmayı taahhüt etm�ş, özell�kle Türk�ye’n�n ABD menşel� elektr�kl� otomob�ller �ç�n avantajlı b�r pazar olmasının önünü açacak b�r düzenlemen�n hayata geç�r�leceğ�n� beyan etm�şt�r. Bunun yanında, kapsam ve �çer�ğ� tam olarak b�l�nmemekle b�rl�kte ABD Hükümet�n�n Türk�ye’de bulunan nad�r toprak element� rezervler�n�n �şlet�m hakkını talep ett�ğ�, Erdoğan’ın da buna sıcak baktığı �dd�aları basına yansımıştır. Türk�ye �se ABD’den CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasını, ülken�n yen�den F-35 projes�ne dahl�n� ve Amer�kan Kongres�’nden onay bekleyen ABD’den Türk�ye’ye F-16 satışını talep etm�ş, basına ve kamuoyuna yansıyan �dd�alara göre talepler�ne net b�r karşılık alamamıştır. İk� l�der�n görüşmes� sırasında Erdoğan’ın ABD’de devam etmekte olan, kend�s� ve a�les�n�n de �s�mler�n�n karıştığı Halkbank Davasının b�r an önce kapatılab�lmes� mevk�daşından destek talep ett�ğ� de �dd�alar arasındadır. Şayet �dd�alar doğruysa b�r Cumhurbaşkanının devlet�n� tems�len yaptığı b�r görüşmede şahsını �lg�lend�ren konularda talepte bulunması ve bu talepler� “Türk�ye’n�n ulusal çıkarı” g�b� pazarlaması kes�nl�kle kabul ed�lemez. Dahası, Türk�ye’de yargıya anayasaya aykırı s�yas� müdahaleler� uzun yıllardır normalleşt�ren Erdoğan’ın, demokrat�k gelenekler� ve kurumları güçlü b�r ülke olan ABD’de Başkanın, tıpkı kend�s�n�n yaptığı g�b� ulusal yargıya müdahale edeb�leceğ�ne �ht�mal vermes� vah�md�r. Son tahl�lde bu şahs� çıkar pazarlığı, ulusal gururumuzu ABD’ye karşı zedelem�şt�r. Trump’ın Erdoğan vasıtasıyla Türk�ye üzer�nde b�r tahakküm kurmakta olduğu �nt�baını b�zlerde uyandıran b�r başka onur kırıcı gel�şme, Trump’ın dünya kamuoyu önünde Erdoğan �le yaptığı basın toplantısında kend�s�ne “Türk�ye’n�n Rusya’dan petrol almaması” hususunda em�r ver�c� b�r üslupla yaptığı dayatmadır. Görüşmen�n �k� gün önces�nde 25 Eylül günü Büyükelç� Tom Barrack’ın, Trump’tan aktardığı “Erdoğan’a [�ht�yacı olan] meşru�yet� b�z vereceğ�z” �fadeler�, durumun vahamet�n� göstermek adına yeter�nce açıklayıcıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 845 ‒ Erdoğan’ın Trump’a gösterd�ğ� bu aşırı teveccühün arkasında, kend� �kt�darının Türk�ye’ye dayattığı ekonom�-pol�t�ğ� sürdüreb�lmek �ç�n Gazze’n�n ve Sur�ye’n�n yen�den �nşa projeler�nde b�rl�kte �ş yaptığı müteahh�tl�k f�rmalarının yer alması amacını taşıdığı �dd�ası kamuoyunda yaygındır. İdd�alar doğruysa, Erdoğan’ın sürekl� değ�şken söylemler�yle ve an� tavır değ�ş�kl�kler�yle b�l�nen Trump’ın kend�s�ne yönel�k kısmen olumlu tutumunu nasıl koruyacağı, bunu korumak �ç�n ABD Başkanına daha ne kadar tav�z vereceğ�, tüm tav�zlere rağmen başarısız olması durumunda nasıl b�r yol �zleyeceğ� tarafımızca merak konusudur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhur�yet�’ne Yönel�k Tutum Türk�ye’dek� �kt�darın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhur�yet� (KKTC) yönel�k üstenc� tutumu her yıl artmaktadır. AKP–MHP Koal�syonu b�r yandan Kıbrıs Türkünün haklarını ve talepler�n� yok saymakta, d�ğer yandan Kıbrıs Sorununda tüm taraflara çözümsüzlüğü dayatarak Kuzey Kıbrıs topraklarının uluslararası entegrasyonuna engel olmak �stemekted�r. 2017 yılında İsv�çre’de gerçekleşen ve çözümsüzlükle sonuçlanan Crans–Montana Sürec� sonrası Erdoğan yönet�m�ndek� Türk�ye’n�n çözüme da�r yen� b�r çabası gözlemlenmem�şt�r. Türk�ye’de başkanlık s�stem�n�n yürürlüğe g�rmes� ve MHP’n�n �kt�dar koal�syonuna g�rmes�n�n ardından Ankara’nın çözümsüzlük ısrarının güçlend�ğ�nden dah� bahsed�leb�l�r. B�ze göre Ankara’dak� �kt�darın çözüm �stememes�n�n başlıca sebeb�, �kt�darla yakın �l�şk� �çer�s�nde bulunduğu �dd�a ed�len b�rçok yasadışı oluşumun KKTC topraklarında karıştığı kumar, yasadışı bah�s, s�lah kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, fuhuş, kara para aklama ve daha b�rçok suç �çer�kl� faal�yet�n g�zlenmek �stemes�d�r. B�rçok somut olay ve del�lle açığa çıkmış olan bu eğ�l�m artık b�r �dd�adan z�yade olgu hâl�ne gelm�şt�r. KKTC’de yasadışı faal�yet yürüten b�rçok k�ş�n�n �kt�darla �lt�saklı olduğu vakalar yaygın olup, aralarında �kt�dar koal�syonu part�ler�nde s�yaset yapan şahısların dah� bulunduğu �dd�a ed�lmekted�r. M�ll�yetç� Hareket Part�s�’ne mensup b�r m�lletvek�l�n�n eş�n�n KKTC’de kurduğu b�r ün�vers�ten�n sahte not g�r�şler�yle Türk�ye’den 600 şahsa düzmece d�ploma verd�ğ�; y�ne aynı part�den b�r başka m�lletvek�l�n�n KKTC’de b�r yasadışı bah�s s�tes�n�n sah�b� olduğu, çok sayıda vah�m �dd�adan yalnız �k�s�d�r. Türk�ye ve KKTC kamuoyunda bu konudak� tartışmalar, KKTC esk� Cumhurbaşkanı Ers�n Tatar’a Ankara’dan doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 846 ‒ baskı yapıldığı, hatta Tatar’ın adı geçen faal�yetler�n koord�nasyonu ve kontrolü �ç�n AKP-MHP Koal�syonu �le doğrudan çalıştığı �dd�alarına kadar varmıştır. Tatar hakkındak� �dd�aları güçlend�ren çarpıcı b�r gel�şme, 19 Ek�m 2025 günü gerçekleşen KKTC Cumhurbaşkanlığı seç�mler� önces�nde AKP ve MHP’ye mensup b�rçok m�lletvek�l� ve s�yasetç�n�n KKTC’ye g�derek Tatar leh�ne s�steml� b�r propaganda çalışması yürütmes� ve bunun her �k� ülkede yarattığı tartışmalardır. 1983 yılından bu yana demokrat�k anayasa �le yönet�len KKTC’de demokrat�k kurum ve teamüller �şlerl�ğ�n� h�çb�r zaman y�t�rmem�ş, Türk�ye demokras�s�ndek� c�dd� ger�lemelere rağmen Kıbrıs Türkler� kend� s�yasal düzenler�n� korumuşlardır. Dolayısıyla Ankara’dak� hükümet�n KKTC’n�n �ç�şler�ne bu kadar alenî b�r müdahales� de Kıbrıs Türkler� nezd�nde cezasız kalmamıştır. Seç�mler�n sonucunda Cumhur�yetç� Türk Part�s� (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, bağımsız aday Ers�n Tatar’a karşı oyların yüzde 62,80’�n� alarak beklenmed�k ölçüde büyük b�r zafer kazanmıştır. Daha önce yapılan anketler ve araştırmalar Tatar ve Erhürman’a yönel�k desteğ�n b�rb�r�ne yakın olduğunu göster�rken, seç�m sonucunda Erhürman’ın Tatar’ın neredeyse �k� katı oy almış olması KKTC halkının Ankara’ya verd�ğ� �k� mesajı �çermekted�r. Kıbrıs Türkler�, söz konusu Türk�ye b�le olsa kend� �ç�şler�ne müdahaley� hoş karşılamamış; aynı zamanda çözümsüzlüğe daha yatkın olan Tatar yer�ne Erhürman’ı terc�h ederek Kıbrıs’tak� çözüm yönünde adım atılması yönünde �rade gösterm�şlerd�r. Bu konuda yaşanan b�r başka üzücü gel�şme, AKP ve MHP’n�n kend� koal�syonları �çer�s�ndek� çek�şmen�n KKTC �le olan �l�şk�ler�m�ze doğrudan yansımasıdır. Erhürman’ın ez�c� zafer� sonrası MHP Genel Başkanı Devlet Bahçel�’n�n seç�m sonuçlarını tanımaması, Kıbrıs Türkü’nün m�ll� �rades�n� h�çe sayan b�r yaklaşımla katılım oranları üzer�nden seç�m�n tekrarını talep etmes�, hatta daha �ler� g�derek KKTC’y� �lhak etme yönünde tal�hs�z açıklamalarda bulunmasıdır. Neyse k� Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hesapsız çıkışı sah�plenmeyerek Erhürman’ı tebr�k etm�ş Türk�ye ve KKTC arasında yers�z b�r kr�z�n önüne geçeb�lm�şt�r. Türk�ye’dek� �kt�dar, özell�kle AB üyel�k sürec�nde öneml� adımlar atacağını vadetmes�ne rağmen, Türk�ye’n�n AB üyel�ğ� önündek� en büyük pürüz olan Kıbrıs Sorunu üzer�ne h�çb�r olumlu gündem üretmemekted�r. İkt�darının �lk yıllarında AKP Hükümet�, kend�s�nden öncek� hükümetler� çözümsüzlüğü desteklemekle �tham etm�ş, fakat yukarıda anılan sebeplerle b�zzat kend�ler� çözümsüzlüğü destekler olmuş; hatta Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 847 ‒ Türk�ye ve KKTC’de çözümü destekleyen kes�mler� vatan ha�nl�ğ�yle suçlayacak kadar �ler� g�tm�şlerd�r. KKTC’n�n bağımsızlığı ve egemenl�ğ� büyük fedakârlıklarla kazanılmıştır. Yüzlerce şeh�t verd�ğ�m�z ve 1974 Barış Harekâtı sayes�nde varlığını koruyab�ld�ğ�m�z Kıbrıs Türkler�n�n ulusal ve uluslararası haklarını k�msen�n ç�ğnemes� kabul ed�lemez. Üstel�k bu haklar doğrudan Türk�ye’y� yöneten �kt�dar tarafından ç�ğnen�yorsa, bu daha da büyük b�r rezalett�r. M�llî b�r dava olan Kıbrıs’ın kazanılması �ç�n Kıbrıs Türkler�n�n de maruz kaldıkları ambargodan çıkab�lmes�n�n önem�n� kavrayamayan hükümet, yurt �ç� ve yurtdışındak� söylem ve eylemler�yle çözümsüzlüğü der�nleşt�rmekted�r. Bugün Kıbrıs sorununa, ülkem�z�n ulusal güvenl�ğ�n� ve uluslararası haklarını da koruyacak çözüm formüller� üretmek, Türk�ye’y� yönetmek �steyen her �kt�darın sorumluluğudur. İkt�dar sah�pler�n�n bu sorumluluğu �hmal etmeler�, üstüne bu konuda kend�ler�n� eleşt�renler� vatana �hanetle suçlamaları kabul ed�lemez. Türk�ye’dek� �kt�darın, Kıbrıs Sorununun çözümsüzlüğü konusunda tek kusurlu taraf olmadığını da kayda geç�rmek gerekmekted�r. Arkasına AB’y� alan Yunan�stan’ın ve Güney Kıbrıs Rum Yönet�m�’n�n (GKRY), Türk�ye’de Kıbrıs pol�t�kasını en �y� yürüten hükümetler dönem�nde b�le değ�şmeyen uzlaşmaz tavrı sürec� başlı başına zor b�r hâle get�rmekted�r. Öte yandan, Türk�ye’n�n mensubu olduğu Batı İtt�fakı �le �l�şk�ler�n� geçerl� b�r sebebe dayanmadan, yalnızca Cumhurbaşkanı ve çevres�n�n �deoloj�k hasletler�nden ötürü gerg�nleşt�rmes�, bugün GKRY’n�n NATO’ya üyel�ğ� örneğ�nde olduğu g�b� Türk�ye’n�n h�çb�r koşulda kabul edemeyeceğ� �ht�maller�n b�le d�le get�r�lmeye başlanmasıyla sonuçlanmıştır. AB’den sonra NATO alanını da Yunan�stan ve GKRY’ye kaptırmak Türk�ye’n�n Kıbrıs Davasında onarılamaz b�r yara almasıyla sonuçlanacaktır. Bu gel�şmelere AKP – MHP Koal�syonunun büyük b�r körlükle bakması hayret ver�c�d�r. Yunan�stan �le İl�şk�ler Yunan�stan, Türk dış pol�t�kasında aynı anda hem yakın müttef�k�m�z olan hem de aynı anda en çok sorun dosyasını bulundurduğumuz tek ülked�r. Bazıları yarım yüzyılı aşan bu dosyalar arasında bell� başlı olanları, Kıbrıs, Ege Kıta Sahanlığı, Ege Adalarının s�lahsız statüsünün korunması, �k� ülke karasularının bel�rlenmes�d�r. Ülkeler�n �k�l� sorunlarının yanında Türk�ye’n�n AB üyel�k sürec� ve AB’n�n mültec� kr�z� de çok taraflı sorunlar olarak Türk-Yunan �l�şk�ler� �çer�s�nde yer alan dosyalardır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 848 ‒ Yunan�stan’la olan �l�şk�ler�m�zde AKP Hükümetler�nden önce de var olan, ama onların zamanında en c�dd� boyutta der�nleşen sorun “�l�şk�ler�n her �k� ülkede �ç s�yaset malzemes� yapılmasıdır.” Her �k� ülkede güçlü b�r tabana sah�p olan m�ll�yetç� ve muhafazakâr s�yaset odakları, ürett�kler� popül�st söylemlerde b�rb�rler�n� baş düşman olarak �lan etmekte; Türk�ye ve Yunan�stan arasındak� her türlü dostane yaklaşımın meşru�yet�n� halkların gözünde tartışmaya açmaktadırlar. Aynı coğrafyayı paylaşan Türk ve Yunan halkları b�rb�rler� hakkında güçlü b�r tar�hsel hafızaya sah�p olup, her �k� ülke de kend� kurtuluş savaşlarını yüz yıl arayla b�rb�rler�ne karşı verm�şt�r; bu açıdan geçm�ş savaşların olumsuz hatıraları, popül�st s�yaset�n düşmanlaştırma söylemler� �ç�n son derece kullanışlıdır. Buna rağmen Türk�ye ve Yunan�stan’da s�yas� �raden�n �sted�ğ� zaman b�r araya gelerek sorunların üstes�nden geld�ğ� çok sayıda örnek mevcuttur. Ulu önder�m�z Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve Türk-Yunan Nüfus Mübadeles�n�n üzer�nden henüz çok kısa b�r zaman geçm�şken At�na’ya dostluk el� uzatmış, �k� komşu ülke İk�nc� Dünya Savaşı önces�nde ve sonrasında aynı güvenl�k ve savunma �tt�fakları �çer�s�nde yer almışlardır. Kıbrıs ve akab�ndek� sorunlar Türk�ye ve Yunan�stan’ı b�rb�r�yle rekabet eden �k� ülke konumuna get�rm�ş olsa b�le onlar NATO ve Avrupa Konsey� başta olmak üzere b�rçok platformda sorunlarını barışçıl yollarla çözme �mkânına sah�pt�r. Dış pol�t�ka meseleler�n� her fırsatta �ç s�yas� kampanyaları �ç�n �st�smar malzemes� hâl�ne get�ren AKP–MHP Koal�syonu, Yunan�stan �le �l�şk�ler�m�z� de sürekl� gerg�nl�k üzer�nden ele almakta ve �k� ülken�n barışçıl �ş b�rl�ğ� yollarını tıkamaktadır. Türk�ye’de hükümet çevreler� Yunan�stan’a yönel�k karşıtlıklarını açıklarken çoğu zaman, oradak� merkez ve aşırı sağ part�ler�n Türk�ye karşıtı söylem ve eylemler�n� gerekçe göstermekted�rler. Öte yandan, Yunan�stan’da Türk�ye �le barışçı d�yaloga mey�ll� hükümetler�n �kt�darda olduğu dönemlerde de AKP Hükümetler�n�n bu yönde b�r çabasına rastlanmamıştır. 2015 – 19 yılları arasında Yunan�stan Başbakanlığı görev�n� yürüten Alex�s Ts�pras, �k� ülke arasındak� sorunların çözümüne �l�şk�n olarak dönem�n Türk�ye başbakanı Erdoğan’a yönel�k çağrılarda bulunmuş fakat mevk�daşından tatm�n ed�c� b�r yanıt alamamıştır. AKP’n�n MHP �le kurduğu �kt�dar koal�syonu, �k�nc�s�n�n ağırlıklı etk�s�yle m�l�tar�st söylemler� ben�msem�ş, bu açıdan Yunan�stan’la d�plomas�den z�yade gerg�nl�ğ� yeğlem�ş; bu sayede halkı Türk�ye’n�n yanı başında savaş tehd�d� olduğuna yönel�k söylemlerle man�püle etmey� öncelem�şt�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 849 ‒ Son yıllarda �k�l� �l�şk�lerdek� sorunlarının tamamı �ç�n Türk�ye’dek� hükümet� suçlamak çok �sabetl� olmayab�l�r, z�ra düşmanca tavır ve söylemler son beş yıllık süreçte Yunan�stan’dak� yönet�c�ler tarafından da ben�msenm�şt�r. Yunan Hükümetler� Lozan Antlaşmasındak� yükümlülükler�n�n aks�ne Ege Den�z�’nde bulunan bazı ada ve kayalıklara s�lah konuşlandırmakta, Türk�ye �le bu konuda yapıcı b�r �ş b�rl�ğ�nden kaçınmaktadır. Özell�kle AB üyel�k kartını el�nde tutan Yunan�stan, bu anlamda Türk�ye’ye yönel�k öneml� b�r kozu el�nde bulundurmakta, Türk�ye’dek� hükümet �se Yunan tarafının saldırganlığına daha gen�ş çapta saldırganlıkla karşılık vermekted�r. 2025 yılında Türk�ye–Yunan�stan �l�şk�ler� açısından Türk�ye tarafında olumlu sayılab�lecek gel�şmelerden b�r�s�, �kt�dar koal�syonunun saldırgan söylemler�nde kısmî b�r azalma olmasıdır. Saldırgan tezler� ş�md�l�k rafa kaldıran AKP Hükümet�n�n, Yunan�stan’la olumlu b�r d�yalog yoluna g�rmes� ülkem�z adına sev�nd�r�c�d�r. Öte yandan yapay olarak �k� tarafta da sürdürülen gerg�nl�ğ�n uzaması ve Yunan�stan’da yönet�mde olan K�r�akos M�tsotak�s Hükümet�n�n Türk�ye �ş b�rl�ğ� konusunda dalgalı tavrı, son b�r yıl �çer�s�nde de yer yer kr�zler�n ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bunlardan en akılda kalıcı olanlarından b�r�s�, N�san ayında “Den�z Mekânsal Planlama” har�talarının müzakeres� sırasında yaşanan ger�l�m olmuştur. 28 Kasım – 4 Aralık günler� arasında yaşanan kr�z boyunca da Yunan�stan’ın tavrı daha saldırgan, Türk�ye’n�n �se �t�dall� olarak gözlemlenm�şt�r. Yunan�stan Savunma Bakanı N�kos Dend�as’ın, 1952’den ber� aynı �tt�fakın Yunan�stan �le b�rl�kte parçası olan Türk�ye’y� ülkes� �ç�n başat tehd�t tanımlayan tartışmalı açıklamaları, “Ege Den�z�'n� artık sadece den�z kuvvetler�ne bağlı donanmanın korumayacağını, "Aş�l Kalkanı" adı ver�len yen� b�r savunma hattıyla Ege adalarına konuşlandırılacak füzelerle korunacağını” beyan etmes� tal�hs�z b�r gel�şme olup, part�m�zce de kınanmaktadır. Bu konuda M�ll� Savunma Bakanlığımızın verd�ğ� yanıt, Yunan�stan’ın saldırganlığına kıyasla daha ölçülü gözükmekted�r. Sur�ye İç Savaşının sona ermes�, Türk�ye’de ve Avrupa’da bulunan geç�c� koruma statüsündek� Sur�yel�ler�n sayısının b�r m�ktar azalmasını sağlamış, Sur�ye’den AB’ye göç yolu olan Türk�ye ve Yunan�stan’ın bu anlamda gerg�nl�k yaşayab�leceğ� düzlem de yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlamıştır. Ne AB �le Ger� Kabul Antlaşması çerçeves�nde Sur�yel� mültec�ler�n AB’ye geç�şler�n�n engellenmes� durumunda onların geç�c� kabulünü üstlenen Türk�ye, ne de mültec�ler�n Türk�ye’den sonrak� �lk geç�ş Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 850 ‒ güzergâhı olan Yunan�stan; 2025 yılında büyük çapta b�r s�yas�-d�plomat�k kr�z yaşamamıştır. Üye olduğumuz tüm �tt�faklarda b�rl�kte bulunduğumuz ve üyes� olmak �sted�ğ�m�z AB’n�n de olduğu Yunan�stan’la �l�şk�ler�m�z� bölgesel husumetten bölgesel �ş b�rl�ğ�ne çev�rmek, �k� ülkeye de kısa ve uzun vadede kazanç sağlayacaktır. Bu açıdan AKP �kt�darının 2025 yılında dış pol�t�kada Türk�ye’n�n kurucu �lkeler� ve geleneksel barışçıl pol�t�kaları çerçeves�nde hareket ett�ğ� nad�r alanlardan b�r�s�n�n Yunan�stan’la �l�şk�ler olduğunu söylemek mümkündür. Öte yandan, AKP – MHP koal�syonu bu barışçıl ve ver�ml� dönem� sürdürme kapas�tes� konusunda kamuoyuna güven vermemekted�r. Yukarıda da değ�n�ld�ğ� üzere, Yunan�stan tarafından gelen saldırgan açıklamalara �t�dall� b�r üslupla yanıt ver�lmes�, Türk�ye’n�n meselelere gerg�nl�k değ�l d�yalog arayışı �le yaklaşması tarafımızca memnun ed�c� b�r gel�şme olarak görülmekted�r. Buna mukab�l AKP–MHP koal�syonuna bağlı unsurların ülkem�zdek� sosyal ve ekonom�k sorunları gölgeleme amacıyla dış pol�t�kada yen�den düşman arayışına g�rmeler� ve bu amaçla Yunan�stan’la olan sorunlarımızı �st�smar etme �ht�maller� hâlâ güçlüdür. Hükümet, Yunan�stan’a karşı ülkem�z�n gücünü ve güvenl�ğ�n� gerçekten arttırmak �st�yorsa, geçm�ş hatalarını telaf� ederek bunu başarab�l�r. Yunan�stan’ın F-35 uçaklarını rahat tem�n edeb�ld�ğ� b�r dönemde, Türk�ye’n�n bu fırsattan mahrum olması, daha önce de bahsed�len hesapsız adımların ülkem�ze ödett�ğ� b�r bedeld�r. İsra�l ve F�l�st�n 7 Ek�m 2023 günü Hamas’ın İsra�l’de s�v�llere yönel�k saldırıları sonucu başlayan çatışma, b�l�nd�ğ� üzere İsra�l’�n Gazze’y� topyekûn �şgal�ne dönüşmüş, yalnızca Hamas’ı değ�l, Gazze’dek� tüm halkı hedef alan bu �şgal zamanla Gazze nüfusunun tamamını vatansızlaştırma g�r�ş�m� üzer�nden soykırıma dönüşmüştür. Çatışma, İran’ın destekled�ğ� H�zbullah’ın da sürece dâh�l olmasıyla İsra�l ve Lübnan arasında �k�nc� b�r çatışmayı da tet�klem�ş, bunun sonucunda İran ve İsra�l’�n b�rb�rler�ne karşılıklı füze saldırıları gerçekleşt�rd�kler� üçüncü b�r çatışma da ortaya çıkmıştır. İsra�l’�n Gazze’den sonra Lübnan’ı da �şgal�, uluslararası kamuoyunda tepk�yle karşılanmış, fakat Batı İtt�fakı �çer�s�nde bu konuda yaşanan bölünmüşlük, Rusya’nın da Ukrayna’da kend� çatışması �le meşgul olması, İsra�l’�n her �k� kanattan da b�r Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 851 ‒ müdahale ya da kısıtlamaya maruz kalmadan hareket edeb�lmes�ne zem�n hazırlamıştır. Gazzel� s�v�llere yönel�k büyük çapta kıyımla dolu �k� yılın ardından 9 Ek�m 2025 günü ABD’n�n ısrarlı baskısı sonucu İsra�l Hükümet� ateşkes� kabul etm�şt�r. Öte yandan bu konuda uzun zaman masaya oturmak �stemeyen İsra�l, ateşkese �kna olmadan öncek� dönemde de sürec� baltalama çabaları �ç�nde olmuştur. 2024 yılı boyunca Hamas l�derler�nden İsma�l Han�ye ve Yahya S�nvar’ı, ayrıca Lübnan H�zbullahı’nın l�der� Hasan Nasrallah’ı su�kastlarla öldürmüş olan İsra�l Savunma Kuvvetler�, 2025 yılı boyunca da Hamas ve H�zbullah’ın b�rçok üst düzey yönet�c�s�ne ölümle sonuçlanacak saldırılar düzenlem�şt�r. En son 9 Eylül 2025 günü Katar’a hava saldırısı yapan İsra�l güçler�, ateşkes müzakereler�n� kabul aşamasındak� Hamas heyet�n�n üyeler�n� hedef almıştır. Donald Trump’ın �t�razlara rağmen önce İsra�l, sonra da d�ğer taraflara dayattığı 20 maddel�k barış planı 30 Eylül’den �t�baren ele alınmaya başlanmış ve dokuz gün sonra ateşkes �mzalanab�lm�şt�r. Bu ateşkes uyarınca İsra�l’e bağlı güçler Gazze’den üç aşamada çek�lmes� karşılığında Hamas’ın el�nde kalan canlı reh�neler� ve hayatını kaybedenler�n naaşlarını tesl�m� öngörülmüştür. Buna rağmen İsra�l Hükümet�n�n verd�ğ� taahhütlerden bazılarını yer�ne get�rmed�ğ�, İsra�l Savunma Güçler�n�n �se yer yer ateşkes� f��l� olarak delen küçük çaplı saldırıları gözlemlenmekted�r. Bu şartlarda Gazze’de kalıcı b�r barışı ya da en azından çatışmasızlığı ş�md�den öngörmek zordur. Ş�md�l�k net görünen tek husus, Hamas’ın artık neredeyse dağılma aşamasında oluşu ve ABD’n�n kurgulayacağı yen� Gazze yönet�m�nde kend�ler�ne yer ver�lmeyeceğ�d�r. Gazze’de yaşanan çatışmaların başından ber� son derece çel�şk�l� b�r pol�t�ka �zleyen Erdoğan yönet�m�ndek� Türk�ye �se 2025 yılında Trump �le paralel uygulanan dış pol�t�ka gereğ� Gazze konusunda c�dd� b�r yumuşama gösterm�şt�r. Yıl boyunca Erdoğan’ın Hamas’a sah�p çıkan söylemler�nde gözle görülür b�r azalma yaşanmış, başlarda sürekl� İsra�l Başbakanı B�nyam�n Netanyahu ve Dış�şler� Bakanı Y�srael Katz’ı söylemler�nde hedef alan Erdoğan, g�derek bu �s�mler� anmamaya başlamıştır. Yukarıda da değ�n�ld�ğ� üzere Trump’ın Gazzel�ler�n tamamının vatanlarından sürülmes� anlamında yorumlanab�lecek demeçler�ne sess�z kalan Erdoğan, Trump ve Netanyahu’nun g�r�ş�mler�yle Gazzel� s�v�ller�n vatanlarından çıkarılmalarına karşı c�dd� b�r d�renç koyab�lme potans�yel� gösterememekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 852 ‒ Türk�ye’n�n İsra�l ve F�l�st�n pol�t�kasını etk�s�zleşt�ren b�r başka olgu da, Erdoğan’ın sürekl� İsra�l’� hedef alan söylemler�n�n bugün ateşkes ortamında Türk�ye ve İsra�l’�n arasında sağlıklı b�r d�yalog şansını yok etm�ş olmasıdır. Erdoğan, F�l�st�n halkının yaşam hakkını korumanın tek yolunun Türk�ye’n�n İsra�l üzer�ndek� ağırlığını koruması, İsra�l’� �kna kab�l�yet�n� devam ett�reb�lmes� olduğu gerçeğ�n� �y� �ht�malle �drak edememekte; kötü �ht�malde �se Gazze’de yaşanan acıları kend� �ç pol�t�ka söylemler� �ç�n �st�smar etmekten başka b�r çıkar gözetmemekted�r. Erdoğan ve F�dan, bölgen�n geleceğ�nde söz sah�b� olab�lmek �ç�n bugünlerde Gazze’de kurulması planlanan asker� güce katkı koymak �stemekted�r. Bu talepler�n, Türk�ye’ye kapıyı daha ş�md�den kapatacağını açıklayan Netanyahu tarafından engellenecek olması mukadder gözükmekted�r. Türk�ye’n�n F�l�st�n Davasına desteğ�n� yalnız Hamas savunuculuğuna �nd�rmek �steyen, Hamas’ı destekleme pol�t�kasını �se Türk�ye’n�n part�ler üstü ulusal pol�t�kası hâl�ne get�rmeye çalışsa da amacına ulaşamamıştır. Dahası, Hamas’ın çatışmalar sonucu etk�n muhar�p ve s�yas� gücünü büyük ölçüde y�t�rmes�, AKP tems�lc�ler�n�n Hamas’ı savunma heves�n� de kırmış gözükmekted�r. Z�ra, �k� yıla yakın b�r süre Hamas’ı uluslararası arenada meşru b�r aktör statüsüne yükseltmeye çalışan Erdoğan, bu çabalarında başarısız olmuş; özell�kle Batı �tt�fakı �çer�s�nde b�rçok hükümet F�l�st�n Devlet�’n�n bağımsızlığını tanırken, bunlardan h�çb�r� Hamas �le özel b�r �l�şk� gel�şt�rmem�şt�r. Hamas �se tüm bu çabalarına rağmen Erdoğan’ı kend�s� �ç�n baş müzakere muhatabı olarak görmem�ş, sürec�n başından ber� İsra�l �le yaptığı görüşmelerde Katar’a bel bağlamıştır. Hâl�hazırda El Fet�h �le mesafel� b�r �l�şk� yürüten AKP’n�n bugün Hamas’a sah�p çıkma �rades�n� de rafa kaldırması, hükümet�n F�l�st�n’e karşı nasıl b�r yol �zleyeceğ� hususunda bel�rs�zl�k yaratmaktadır. Ateşkes�n �mzalanması, çatışmalar boyunca İsra�l �le g�zl� kapaklı t�caret�n� sürdüren, eleşt�r�ler yoğunlaştıkça t�car� faal�yetler� üçüncü ülkeler üzer�nden g�zleyen Erdoğan Hükümet�’n� bu konuda b�raz daha rahatlatmış görünmekted�r. Yalnızca b�r yıl önce İsra�l’�n Türk�ye’ye a�t toprakları da kapsayan devasa yayılma planları olduğunu �dd�a eden Erdoğan, 2025 yılı boyunca bu söylemlere neredeyse h�ç başvurmamış, İsra�l’�n Türk�ye �ç�n b�r güvenl�k tehd�d� olduğu konusuna dah� g�rmem�şt�r. 13–24 Haz�ran 2025 günler� arasında İsra�l’�n ve İran’ın b�rb�rler�ne füze saldırıları gerçekleşt�rmes�yle gerçekleşen kısa çatışma sürec�nde Türk�ye aşırı pas�f kalmış, saldırıya uğrayan İran’a söylemden öte destek veremem�şt�r. İran ve İsra�l’�n gen�ş b�r Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 853 ‒ çatışması sırasında Türk�ye’n�n İsra�l’e karşı saf tutması da mevcut �tt�fakları düşünüldüğünde �mkânlar har�c�nded�r. Erdoğan’ın sess�zl�ğ�, İsra�l’e yönel�k sert çıkışlarının yarattığı ortamı kademel� olarak yatıştırma ve �k� ülken�n tekrar masaya oturab�leceğ� ortamı sağlama g�r�ş�m� olarak değerlend�r�leb�l�r. Daha önce de değ�n�ld�ğ� üzere Gazze ve Sur�ye’den ekonom�k kâr beklent�s� olan Erdoğan Hükümet�’n�n, ABD’n�n Ortadoğu’dak� değ�şmez müttef�k� – hatta müttef�kler sıralamasında en öncel�kl� olanı – İsra�l �le husumet� sürdürmes� durumunda Trump’ın planlarına endeksled�ğ� pol�t�kasını yürütemeyeceğ� açıktır. Türk�ye – İsra�l �l�şk�ler�ndek� bel�rs�zl�k, Trump’ın hâl�hazırda değ�şken, dalgalı ve kest�r�lemez olan dış pol�t�ka ç�zg�s� düşünüldüğünde Erdoğan adına c�dd� b�r kırılganlık yaratmaktadır. F�l�st�n’de yaşanan zulme yönel�k �lk günden ber� tepk�s�n� ortaya koyan part�m�z, Erdoğan’ın s�yas� söylemler�n�n aks�ne 2025 yılı boyunca F�l�st�n’e en ufak b�r yardım dah� ulaştıramamasını kınamaktadır. F�l�st�n mücadeles�n�, İsra�l – F�l�st�n savaşını Türk�ye kamuoyuna yalnızca b�r “d�n savaşı” olarak kabul ett�rmeye çalışan ve meseley� �ç s�yaset polem�ğ� olarak kurgulamak �steyen AKP, Avrupa’nın (h�çb�r� Müslüman nüfus yoğunluğuna sah�p olmayan) ülkeler�n�n F�l�st�n’e yardım gönderme çabaları karşısında adeta d�ls�zleşm�şt�r. Gazze’ye büyük ölçüde yardım ulaştıramasa b�le en azından bu konuda farkındalığa katkı koyan Küresel Sumud F�losu, başka devletler�n den�z kuvvetler�ne mensup unsurlar tarafından korunmuş, f�loya Türk�ye adına çok az �nsansız hava aracı (İHA) göstermel�k olarak eşl�k etm�şt�r. Sumud F�losunun İsra�l Savunma Kuvvetler� tarafından derdest ed�lmes�n�n ardından tüm dünyadan gelen tepk�lerle kıyaslandığında Erdoğan’ın ve bakanlarının tepk�ler� de son derece cılız kalmıştır. Sadece 2025 yılında değ�l, çatışmaların �lk gününden �t�baren Türk�ye Gazze’ye tek b�r yardım uçağı dah� �nd�remem�şt�r. İç pol�t�kada mevz� kazanmak adına, “B�r gece ansızın geleb�l�r�z” �fadeler�n� kullanarak Türk�ye tar�h�nde �lk defa İsra�l’e karşı savaş/operasyon �ht�mal�n� z�kreden Erdoğan, yönetmekte olduğu devlet�n gücünü ve �mkânlarını, İsra�l’�n kontrol alanını aşarak Gazze’ye tek b�r yardım uçağı ulaştıramayacak sev�yeye düşürmes�n�n hesabını Türk�ye kamuoyuna vermel�d�r. Sur�ye’de Yen�den Yapılanma Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) devlet�n gücünü ve �mkânlarını, İsra�l’�n kontrol alanını aşarak Gazze’ye tek b�r yardım uçağı ulaştıramayacak sev�yeye düşürmes�n�n hesabını Türk�ye kamuoyuna vermel�d�r. ‒ 854 ‒ Sur�ye’de Yen�den Yapılanma Sur�ye’de 14 yıl devam eden �ç savaş, beklenmed�k b�r anda 8 Aralık 2024 günü Heyet’� Tahr�r eş-Şam (HTŞ) adlı s�lahlı örgütün Şam’ı ele geç�rmes�yle kısmen sona erm�şt�r. Bu örgütün başında bulunan ve savaş sırasında Ebu Muhammed el Colanî takma adını kullanan, bu dönemde başta ABD olmak üzere b�rçok ülken�n ödülle aranan terör�stler l�stes�ne g�ren Ahmed eş-Şara, Sur�ye’n�n yen� devlet başkanı olmuştur. Erdoğan’ın öncel�kl� emel�, Türk�ye’n�n doğrudan yönlend�rd�ğ� ve kend�s�ne ver�len b�rçok �sm�n ardından en son Sur�ye M�ll� Ordusu (SMO) olarak adlandırılan s�lahlı örgüt emel�yle Şam’ın kontrolünü ele geç�rmek �ken, SMO �le benzer �deoloj�k yapıdak� HTŞ’n�n bunu başarmış olması, onun muhtemel planlarında değ�ş�kl�ğe g�tmes�ne yol açmıştır. Şara’nın kurduğu yen� rej�m, Suud� Arab�stan’dan İsra�l’e, ABD’den AB Hükümetler�ne kadar neredeyse tüm devletler tarafından kabul ed�lm�ş, hatta Sur�ye’n�n yen� devlet başkanı, 14 yıl boyunca esk� l�der Beşşar el Esad’ın en büyük destekç�s� olan Rusya Devlet Başkanı Vlad�m�r Put�n tarafından b�le 15 Ek�m 2025 günü Moskova’da ağırlanmıştır. Sur�ye’de tüm uluslararası aktörler�n üzer�nde uzlaştığı ortak b�r yönet�m olması olumlu b�r gel�şme olmasına rağmen, Şara’nın c�hatçı geçm�ş� ve emr�nde hâlâ h�zmet etmekte olan rad�kal İslamcı s�lahlı b�rl�kler�n ülke �çer�s�nde Arap Alev�ler ve Dürzîler başta olmak üzere çeş�tl� etn�k grupları k�tlesel olarak hedef alan saldırıları, yalnızca Sur�ye �ç�n değ�l tüm bölge �ç�n kaygı ver�c�d�r. Ne yazık k� dış pol�t�ka yapım süreçler�nde hâlâ d�n�, mezhepsel ve �deoloj�k k�ml�kler� d�kkate alan b�r görünüm ç�zen AKP Hükümet� gerek Alev� gerek Dürzî katl�amları sonrası tepk�s� kalmış, Şara’ya yönel�k koşulsuz b�r güven açıklamıştır. Dış�şler� Bakanı F�dan’a a�t açıklamalarda, Kuzeybatı Sur�ye’de 2025 yılı boyunca saldırıya uğrayan Alev� nüfusun �çer�s�nde kadın ve çocukların bulunduğu gerçeğ� göz ardı ed�lm�ş, çatışmanın Sur�ye’n�n resm� güçler� �le “esk� düzen� ger� get�rmeye çalışan Esad Rej�m� artığı m�l�sler” arasında geçt�ğ� �dd�a ed�lm�şt�r. Dürzîlere yönel�k kıyım �se neredeyse h�ç kınanmamış, yok sayılmış; hatta �kt�dar yanlısı bazı gazetec�ler ve telev�zyon yorumcuları tarafından Dürzîler�n �nanç k�ml�ğ�ne yönel�k nefret �fadeler� yaygınlaştırılmıştır. Burada d�kkat çek�c� b�r başka husus, y�ne �kt�dar yanlısı mahf�ller�n Dürzîler� Sur�ye’de bölücülükle ve İsra�l �le �ş b�rl�ğ� yapmakla suçlarken AKP Hükümet�n�n, Sur�ye’de “Dürzî nüfusu koruma gerekçes�yle” Golan Tepeler�ndek� kontrol alanını gel�şt�ren, tampon bölge kurma �dd�asıyla Sur�ye’n�n güneybatısında kend�s�ne �şgal (belk� de muhtemel �lhak) alanı açan İsra�l’e karşı d�kkate değer b�r tepk� vermemes�d�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 855 ‒ Şam’dak� yönet�m de Türk�ye’n�n bu “koşulsuz” güven�ne gerekl� karşılığı verm�şt�r. Türk�ye, Ahmed eş-Şara’nın �lk z�yaret ett�ğ� ülkelerden olmuş, Türk yetk�l�ler de Şam’da yen� l�der� 2025 yılı boyunca b�rden fazla kere z�yaret etm�şlerd�r. Bugün Sur�ye’n�n yen� s�yasal ve ekonom�k yapılanmasını bel�rleyecek olan başat aktörün ABD olacağı beklenmekte, Türk�ye, İsra�l, Suud� Arab�stan ve Katar başta olmak üzere öncel�kl� gündem� Sur�ye olan neredeyse bütün ülkeler Trump �le paralel b�r ç�zg�y� tak�p eder gözükmekted�r. İsra�l �le çatışma sürec�n�n ardından İran, Sur�ye üzer�ndek� ağırlığını tamamen y�t�rm�şt�r. Türk�ye de Sur�ye’den ekonom�k kâr beklent�s�yle bu devletler topluluğu �çer�s�nde bulunmakta, tıpkı �ç pol�t�kada yaptığı g�b� dış pol�t�kada da “rant arayışını” �nsan� değerler�n önüne koyan ç�zg�s�n� burada da gösterm�şt�r. Sur�ye �le �l�şk�lerde en öneml� başlıklardan b�r�s� de, AKP–MHP koal�syonunun “Terörsüz Türk�ye” adını verd�ğ� yen� çözüm sürec�d�r. Part�m�z�n de gözlemc�s� bulunduğu ve �y� n�yetl� gördüğü konularda desteğ�n� açıkladığı bu süreç, Türk�ye– Sur�ye �l�şk�ler�yle de doğrudan bağlantılıdır. Sur�ye’n�n kuzeydoğusunda hâlâ kend� kontrol alanına sah�p olan, ağırlıklı olarak Kürtlerden oluşan Sur�ye Demokrat�k Güçler�n�n (SDG), bölgede özerkl�k talepler� kademel� olarak azalmış, yılın sonuna doğru Şam yönet�m� ve SDG l�der� Mazlum Abd� arasındak� görüşmeler, “SDG’n�n Şam’a bell� tav�zler karşılığında kısmî entegrasyonu” ve “ün�ter Sur�ye’n�n toprak bütünlüğü” formüller� etrafında şek�llenm�şt�r. Dışarıdan bakıldığında hem Türk�ye’de hem de Sur�ye’de �şlemekte g�b� görünen barış süreçler�ne yönel�k en büyük bel�rs�zl�k kaynaklarından b�r�s� de, Dış�şler� Bakanı Hakan F�dan’ın b�rb�rler�yle çel�şen açıklamalarıdır. F�dan, sürec�n en yoğun devam ett�ğ� aylarda, özell�kle 14 Ağustos’ta doğrudan SDG’ye b�r operasyon yapılab�leceğ�ne da�r mesajlar verm�ş, bu açıklama ertes� gün DEM Part�, Sözcüsü Ayşegül Doğan vasıtasıyla Dış�şler� Bakanı F�dan’a sert tepk� verm�şt�r. Buna mukab�l aynı F�dan’ın, SDG ve Şam arasındak� görüşmeler�n�n �lerlemes� karşısında b�r öncek� açıklamalar sank� h�ç yokmuşçasına yaptığı yen� poz�t�f açıklamalar şüphe uyandırmaktadır. Bell� aşamalarda sert söylemler d�plomat�k baskı aracı olarak elbette kullanılab�l�r, fakat söylemler�n ayarının tutturulamaması, çok yakın b�r zaman aralığı �çer�s�nde b�rb�r�yle taban tabana zıt açıklamaların yapılması, b�r Dış�şler� Bakanının ve �ç�nde yer aldığı hükümet�n güven�l�rl�ğ� ve sam�m�yet� açısından şüpheler doğurab�l�r. Part�m�z Türk�ye’de devam etmekte olan çözüm sürec�n�n başarıya ulaşmasını temenn� etmekte, bunun Türk�ye–Sur�ye �l�şk�ler�ne olan yansımalarını �se yakından tak�p Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 856 ‒ etmekted�r. Ne yazık k�, 2011 yılında bu yana AKP Hükümetler�n�n Sur�ye pol�t�kasındak� gelg�tl� ç�zg�s�, bu süreçlere yönel�k tamamen olumlu ve umutlu b�r beklent� gel�şt�reb�lmem�z�n önünde engel teşk�l etmekted�r. Irak’la ve Kürd�stan Bölgesel Yönet�m� �le İl�şk�ler Dış�şler� Bakanı Hakan F�dan, 2023 yılında göreve gelmes�n�n ardından Türk�ye’n�n Bağdat’la ve aynı zamanda Erb�l merkezl� Kürd�stan Bölgesel Yönet�m� �le �l�şk�ler�nde yen� b�r yakınlaşma dönem� başlatmış, bu g�r�ş�mler tarafımızca önceler� olumlu karşılanmıştır. Fakat 2025 yılında her �k� s�yas� merkezle olan �l�şk�lerde tartışma konusu olacak gel�şmeler yaşanmıştır. 10-11 Kasım 2025 günler�nde gerçekleşen seç�mlerde büyük b�r başarı elde ederek görev�nde kalan Irak Başbakanı Muhammed Ş�ya Es-Sudan� ve Dış�şler� Bakanı F�dan arasında 2023 ve 2024 yılları boyunca yoğun temaslar sonucu gerçekleşt�r�len �k�l� �şb�rl�ğ� çabaları ve Irak Kalkınma Yolu Projes�, maalesef henüz Irak Parlamentosunda onaylanmamıştır. Proje �ç�n ancak Mart ayı sonlarında bazı f�rmalarla �şb�rl�kler� yapıldığı haberler� uluslararası basında yer almış, yıl sonu gelmes�ne rağmen projen�n akıbet� �le �lg�l� tatm�n ed�c� b�r açıklama hâlâ yapılamamıştır. Aralık ayının �lk günler�nde Kürt medyasında bazı kaynaklar, Kalkınma Yolu Projes� har�talarına ulaştıklarına da�r haberler yapmış, haberlerde yer alan �dd�alarda Kalkınma Yolu’nun yalnızca 12 k�lometres�n�n Kürd�stan Bölgesel Yönet�m�nden geçeceğ� �dd�aları Erb�l’de hayal kırıklığı yaratmıştır. Özell�kle Ankara – Erb�l hattında �l�şk�ler 2025 yılı boyunca b�rçok tartışmalı gel�şmeye sahne olmuştur. Bu gel�şmeler�n arka planında Erdoğan Hükümet�’n�n Irak Kürd�stan Bölges�’nde (IKB) hak�m �k� ana akım part�den yalnızca Barzan� A�les� yönet�m�ndek� Kürd�stan Demokrat Part�s�’n� (KDP) �l�şk� ortağı olarak bel�rlemes�, Talaban� A�les� tarafından yönet�len Kürd�stan Yurtseverler B�rl�ğ�’n� (KYB) daha dışlayıcı b�r tutumla ele almasıdır. Bu tutumun muhtemel neden� merkez sağ muhafazakâr �deoloj�ye sah�p KDP’n�n, �deoloj�k k�ml�ğe aşırı önem veren Erdoğan �ç�n merkez solda bulunan KYB’ye göre daha terc�h ed�leb�l�r görünmes� olab�l�r. Y�ne de, b�r ülke ya da bölgen�n �ç �şler�nde ger�l�me mahal verecek s�yas� eylemlerde bulunmak uzun vadede fayda sağlamamakta, her şeyden önce d�plomas�de “muhatabının �ç �şler�ne saygı” kr�ter�yle uyuşmamaktadır. Erdoğan Hükümet� bu tavrı uzun yıllar F�l�st�n’de de gösterm�ş, El Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 857 ‒ Fet�h ve Hamas arasındak� bölünmen�n der�nleşmes�ne sebep olacak eylem ve söylemlerde bulunmuş; sonunda bunun ne Türk�ye ne de F�l�st�n’e en ufak b�r yararı olmamıştır. AKP’n�n dış muhatap seç�m�ndek� �deoloj�k terc�hler� Irak Kürtler� ve F�l�st�n �le sınırlı değ�ld�r. Erdoğan Hükümetler�n�n geçm�ş yıllarda Irak pol�t�kasında yaptığı hataların �zler� bugün hâlâ görünür n�tel�kted�r. Arap Baharının �lk yıllarında Türk�ye’n�n geleneksel la�k dış pol�t�ka anlayışını terk ederek mezhepç� b�r ç�zg�y� ben�mseyen AKP �kt�darı, kend� pol�t�kalarını yalnızca Irak değ�l b�rçok Ortadoğu ülkes�nde kend�ne yakın gördüğü Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müsl�m�n) yanlısı s�yas� hareketler� merkeze alarak yürütmüştür. Bu hatalı duruş, Ş�î Arapların ağırlıkta olduğu Bağdat Hükümet�n�n Türk�ye �le uzun yıllar mesafel� olmasına neden olmuştur. Bununla da yet�nmeyen AKP Hükümetler�, Türk�ye �ç�n varlığı çok değerl� olan Irak Türkmenler�n�n de Sünn� ve Ş�î Türkmenler olarak �k� s�yas� bloka bölünmes�ne yol açmıştır. AKP’n�n dış muhataplarına �deoloj�k bakışı kend� �çer�s�nde de dalgalanmalar göstereb�lmekted�r. 2025 yılı boyunca IKB s�yaset�nde KYB’ye karşı açık ve saldırgan b�r tutum serg�leyen, hatta KYB l�der� Bafel Talaban�’y� telev�zyon yayınlarında dah� “PKK terörüne destek vermekle suçlayan” Dış�şler� Bakanı F�dan bu tutumunu Türk�ye’dek� çözüm sürec�n�n başladığı dönem�n �lk günler�nde dah� sürdürmüş, PKK’nın �lk sembol�k s�lah yakma tören�n�n Süleyman�ye yakınlarında gerçekleşmes� sonrasında �se b�r nebze ger� adım atmıştır. Süreç boyunca KYB’y� PKK’ya destek vermekle suçlayarak bu part�n�n kaleler�nden Süleyman�ye’ye Türk�ye’den yapılan uçuşları durduran Hükümet, Neç�rvan Barzan�’n�n Kasım ayında Ankara’ya yaptığı z�yaret sonrasında sürpr�z b�r şek�lde Süleyman�ye �le uçuşları yen�den başlatma kararı almıştır. Bu kararın, IKB’de yapılacak seç�mler�n hemen önces�nde alınmış olması, AKP’n�n “bu başarının bölgedek� ortakları KDP’ye mâled�lmes�” amacıyla böyle b�r karar aldığı �dd�alarına yol açmıştır. Buna rağmen AKP’n�n KDP’ye de koşulsuz destek vermes� söz konusu değ�ld�r. Aralık ayının �lk günler�nde KDP’n�n esk� l�der� Mesud Barzan�’n�n Şırnak’a gerçekleşt�rd�ğ� b�r z�yaret çeş�tl� sebeplerle tartışma konusu olmuş, tartışmalar Devlet Bahçel� ve Mesud Barzan� arasında karşılıklı gerçekleşen b�r polem�ğe evr�lm�şt�r. Barzan� cephes�n�n Bahçel�’y� açıkça ırkçılıkla suçlamaya varan sert açıklamaları sonrası �kt�darın AKP kanadı da Bahçel�’n�n yanında durmuş ve aynı sertl�kte b�r açıklamayı Erb�l’e yöneltm�şt�r. Bu yaşanan son olay, sadece Türk�ye–Irak–IKB Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 858 ‒ üçgen�ndek� �l�şk�lerde değ�l, Türk�ye’n�n tüm uluslararası �l�şk�ler�ne yansıyan b�r bel�rs�zl�ğ�n tezahürüdür. Z�ra, Türk�ye’dek� koal�syon ortakları bazen kend� �çler�nde b�rb�rler�yle çel�şen dış pol�t�ka demeçler� vermekte; bazen b�rleşerek Türk�ye’n�n daha önce muhatap olarak önceled�ğ� b�r aktöre cephe alab�lmekte; bazen �se terc�h ed�len muhatabı ansızın değ�şt�reb�lmekted�r. İran �le İl�şk�ler İran, �ç�nde bulunduğumuz dönemde AKP–MHP Koal�syonunun dış pol�t�ka terc�hler�n�n etk�s�yle Türk�ye’n�n en çel�şk�l� ve �st�krarsız �l�şk� kurduğu komşusu hâl�ne gelm�şt�r. Arap Baharının �lk yıllarına kıyasla daha �y� b�r konumda olsa da Türk�ye’de �kt�darın hâlâ b�rtakım d�n ve mezhep a�d�yetler�n� vurgulayan söylem ve eylemler�, İran ve Türk�ye arasında kalıcı b�r güven ortamının oluşmasını zorlaştırmaktadır. İsra�l’e karşı sert b�r tavır takınan Erdoğan, Gazze’y� savunma ya da İsra�l’e d�renme konusunda benzer amaçlara sah�p olduğu İran’la ayrıksı b�r görüntü ç�zmekted�r. Gazze konusunda aynı cephede görünen Türk�ye ve İran, uzun yıllar Sur�ye’de farklı aktörler� destekleyen �k� rak�p ülke konumundadır. Türk�ye İran ve Azerbaycan arasındak� ger�l�mlerde Azerbaycan tarafında görünmekte, fakat Azerbaycan’ın müttef�kl�k �l�şk�s� kurduğu İsra�l’le karşı taraftadır. Türk�ye, İran �le güncel dış pol�t�kasında bu kadar gerg�n b�r �l�şk� �çer�s�ndeyken ülkem�z�n, İran’a yönel�k uluslararası yaptırımlara uymadığı gerekçes�yle ABD tarafından CAATSA yaptırımlarına uğraması ve uluslararası kamuoyunda Türk�ye’ye İran �le “altın kaçakçılığı” başta olmak üzere b�r sürü yasadışı faal�yet yürüttüğüne da�r suçlamalar yönelt�lmes�, Erdoğan’ın dış pol�t�kasındak� b�r başka açmaza �şaret etmekted�r. Erdoğan’ın İslam� muhafazakâr tabanında b�rtakım mezhepç� kes�mler İran Devlet�n�n Ş�î k�ml�ğ�nden dolayı bu ülkey� sürekl� olarak hedef almaktadır. 2025 yılı Haz�ran ayında İsra�l’�n İran’a yaptığı hava saldırıları sonrası dah� İran’a yönel�k mesnets�z saldırganlık �çeren çıkışların medyada yer alması, �k� ülke �l�şk�ler� adına üzücüdür. Normalde Gazze’y� �şgal�nden ötürü s�steml� şek�lde İsra�l’� hedef alan bu unsurların, söz konusu İran olduğunda bambaşka b�r tutum takınması d�kkat çek�c�d�r. Son tahl�lde Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 859 ‒ AKP Hükümet�n�n, sınır komşumuz İran �le olan �l�şk�ler�m�z�n zarar görmemes� adına bu ülkeye yönel�k saldırgan eğ�l�mler�n önünü alması gerekmekted�r. Türk�ye – Rusya – Ukrayna İl�şk�ler� D�ğer dış pol�t�ka alanlarının aks�ne Türk�ye’n�n Rusya ve Ukrayna arasında dördüncü yılını doldurmakta olan savaş boyunca b�r tarafı tutmaktan z�yade arabulucu poz�syonda bulunması, b�zler tarafından da olumlu karşılanmaktadır. Tahıl anlaşması başta olmak üzere Ukrayna ve Rusya arasında gerçekleşecek müzakerelerde Türk�ye’n�n yapıcı b�r rol oynaması Türk�ye’n�n geleneksel barışsever değerler�yle uyumludur. Y�ne de �l�şk�lerdek� dengen�n 2025 yılında Ukrayna leh�ne kaydığı söyleneb�l�r. Bunun �k� muhtemel sebeb�nden b�r�s� Rusya’nın uluslararası s�yasette son b�r yılda büyük mevz� kaybetmes�, d�ğer� �se AKP Hükümet�n�n savaşı fırsat görerek Ukrayna �le savunma sanay�� alanında devam eden t�caret ve teknoloj� gel�şt�rme yönündek� �şb�rl�ğ�n� yoğunlaştırma pol�t�kasıdır. Part�m�z, Türk�ye’de hükümet �le aynı ç�zg�de olup Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklemekted�r. Türk�ye’dek� mevcut hükümet�n Ukrayna ve Rusya arasında barışın tes�s� �ç�n gerçekleşt�rd�ğ� tüm arabuluculuk g�r�ş�mler� tarafımızdan tam destek almaktadır. Öte yandan, her �k� bölgesel komşumuzla �l�şk�ler�n sağlıklı b�r b�ç�mde sürdürülmes� b�z�m açımızdan önem taşımaktadır. 2016 – 2024 yılları arasında Rusya �le çok hızlı ve yoğun b�r yakınlaşma �ç�ne g�ren, bu yakınlaşmanın ayarını bel�rleyemed�ğ� �ç�n S-400 füzeler� satın alan ve bu yüzden üyes� bulunduğu Batı �tt�fakı �le ger�l�m yaşayan Türk�ye’n�n 2025 yılı boyunca küresel dengen�n ABD leh�ne kayması sonucu Rusya �le �l�şk�lerden tamamen el�n� eteğ�n� çekmes� anlaşılab�l�r değ�ld�r. Aslında Erdoğan’ın Rusya �le arasındak� yakınlığın varlığı da b�r nebze tartışma konusudur. Yakınlaşma olduğu �dd�a ed�len uzun aylar boyunca Rusya Federasyonu’nun Ankara’ya büyükelç� dah� tay�n etmemes�, AKP Hükümet� ve Erdoğan’ın Moskova’nın gözünde gerçekte ne kadar değer taşıdığını tartışmaya açmaktadır. Türk�ye, Rusya ve Batı İtt�fakı �çer�s�nde köprü �şlev� üstleneb�lecek neredeyse tek ülked�r. Rusya Türk�ye �ç�n değerl� b�r komşu, bölgem�z�n b�r gerçeğ�d�r. Henüz b�r yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 860 ‒ önce Türk�ye’n�n BRICS’e olan sempat�s�nden bahsetmek olan Erdoğan’ın 2025 yılında Rusya �le aslında h�çb�r teması yokmuş g�b� b�r ç�zg�ye gelmes� son derece düşündürücüdür. Erdoğan’ın terc�h ett�ğ� Trump eksenl� dış pol�t�ka, Türk�ye’n�n Rusya �le �l�şk�ler� �ç�n büyük r�skler �çermekted�r. Her ne kadar Rusya’ya yönel�k enerj� bağımlılığımız ülkem�z �ç�n b�r sorun olsa da Türk�ye Cumhurbaşkanı’na ABD’l� mevk�daşının �kametgâhında “Rus petrolünü satın almama” konusunda em�r ver�lmes�, part�m�z�n ş�ddetle kınadığı ve h�çb�r surette kabul edemeyeceğ� b�r olaydır. Türk�ye Batı İtt�fakının b�r üyes� olarak müttef�kler�n�n Rusya’ya yönel�k kararlarını destekleyeb�l�r, fakat bölgesel komşusuna yönel�k toptan husumet gel�şt�rmes� asla makul b�r dış pol�t�ka yönel�m� olarak kabul ed�lemez. Rusya s�yas� alanda her an müzakere edeb�lmem�z gereken, yalnızca t�caret�m�z�n değ�l, sosyal ve kültürel �l�şk�ler�m�z�n de son derece yoğun olduğu b�r ülked�r. Hükümet�n, bu ülkeyle olan �l�şk�ler�m�z� gereken c�dd�yette kurgulaması gerekmekted�r. Azerbaycan ve Ermen�stan �le Olan İl�şk�ler: İkt�darın 2025 yılı dış pol�t�kasında dalgalı başlıklardan b�r�s� de gerek Azerbaycan gerek Ermen�stan’a yönel�k tavrımızdır. AKP Hükümet�, etn�k ve kültürel bağlarımızı her fırsatta y�neled�ğ�m�z Azerbaycan’a yönel�k �l�şk�ler�nde gerekl� c�dd�yet� b�r süred�r gösterememekted�r. 2024 yılında Erdoğan’ın “Karabağ’a nasıl g�rd�ysek…” �fades�n� �çeren üstenc�l söylemler�, Karabağ Savaşı sırasında büyük fedakârlıklarda bulunan ve b�nlerce şeh�t veren Azerbaycan halkı �ç�n son derece yaralayıcıdır. AKP’n�n �deoloj�k eksenl� dış pol�t�kası yüzünden hükümet, İsra�l �le savunma alanında yakın �l�şk�ler� olan Azerbaycan’a üstü örtülü b�r mesafe koymaktadır. AKP Hükümet�n�n Azerbaycan’la dostluğumuzu yen�den esk� sev�yes�ne yükseltmes� part�m�zce talep ed�lmekted�r. 2025 yılında yaşanan olumlu b�r gel�şme Ermen�stan ve Azerbaycan arasında 8 Ağustos günü Beyaz Saray’da gerçekleşen tar�h� temastır. İk� ülke devlet başkanları N�kol Paş�nyan ve İlham Al�yev, ABD Başkanı Trump’ın ev sah�pl�ğ�nde b�r araya gelm�ş ve kalıcı b�r barış anlaşmasının altına �mza atmışlardır. Bu durum gerek bölgesel �st�krar, gerek �k� komşumuzun barış ve güvenl�ğ�, gerek Ermen�stan �le Türk�ye arasında yapıcı b�r yakınlaşma �ç�n zem�n hazırlamaktadır. Bununla beraber Rusya’nın bu bölgeden çek�lmes� ve ABD’n�n bölge üzer�ndek� müstakbel emeller�n� Başkan Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 861 ‒ Trump’ın ağzından net b�r şek�lde açıklaması, Trump’ın Zengezur Kor�doruna “Trump Kor�doru” adını vermeye kadar varacak talepler� d�kkatle �zlenmel�d�r. Bölgede Rusya’nın etk�s�n�n azaldığı b�r ortamda b�r başka büyük gücün Kafkasya üzer�nde Türk�ye’n�n zararına olacak ölçüde etk� sah�b� olmaması adına gerekl� pol�t�kanın kurgulanması elzemd�r. Sonuç: Kend� İçer�s�nde ve Dışarıda Uyuşmazlıklarla Çevr�l� Türk�ye 2025 yılında Türk dış pol�t�kasına damga vuran görünüm, AKP–MHP Koal�syonunun dış pol�t�kada kend� aralarında uyuşmazlık yaşadıkları ya da başka alanlardak� uyuşmazlıkları Erdoğan ve Bahçel�’n�n b�rb�rler�yle açıkça çel�şen dış pol�t�ka açıklamaları üzer�nden yansıtmalarıdır. Kend� �çer�s�nde bütünleş�k b�r dış pol�t�ka üretemeyen �kt�dar bloku, Dış�şler� Bakanlığımızın yönet�m�ndek� �dar� sorunlarla b�rl�kte ele alındığında bu tablo, ülkem�z�n uluslararası �l�şk�lerdek� konumu ve �lerleyen yıllardak� etk�nl�ğ� adına c�dd� boyutlarda kaygı uyandırmaktadır. AKP–MHP Koal�syonu tarafından Türk�ye’de demokrat�k kurum ve teamüller�n, s�steml� anayasa ve hukuk �hlaller� mar�fet�yle yıldan yıla erozyona uğratılması ülkem�z adına b�r uluslararası sorundur. Demokrat�k olmayan b�r Türk�ye �le güven temell� �l�şk� kurmak �steyecek ülke sayısı yüksek olmayacaktır. 19 Mart 2025 tar�h�nde Cumhur�yet Halk Part�l� Beled�yeler üzer�nde yoğunlaşan s�v�l darbe sürec�, Türk�ye’n�n yalnızca �ç s�yaset�n� değ�l, dış s�yaset�n� de çok c�dd� çıkmazlara sokma eğ�l�m� taşımaktadır. B�rleşm�ş M�lletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) açıkladığı 2024-2025 İnsan� Gel�şme Raporu’nda (İGR) yer alan İnsan� Gel�şme Endeks�'nde (İGE) Türk�ye, 193 ülke arasında kend�ne 51. sırada yer bulab�lm�şt�r. Freedom House, dünyadak� s�yasal haklar ve s�v�l özgürlükler�n durumunun değerlend�r�ld�ğ� “Freedom �n the World” başlıklı raporunun 2025 sayısında Türk�ye’y� 100 puan üzer�nden 33 puanla özgür olmayan ülkeler kategor�s�nde değerlend�rmekted�r. Türk�ye’n�n bu endekste son on yılda tam 22 puan kaybetm�ş olması çarpıcı b�r gel�şmed�r. The Econom�st Group bünyes�nde çalışmalarını sürdüren araştırma ve anal�z departmanı Econom�st Intell�gence Un�t her yıl hazırladığı "Küresel Demokras� Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 862 ‒ Endeks�" raporunun 2024 sayısında 24 ülken�n "tam demokras�", 50 ülken�n "kusurlu demokras�", 34 ülken�n "h�br�t (melez) demokras�" ve 59 ülken�n de "baskıcı rej�m" olarak sınıflandırıldığı l�stede en zayıf �k�nc� grup olan h�br�t demokras�ler arasında ve ancak 102. Sırada kend�ne yer bulab�lm�şt�r. Şubat 2026’da yayınlanması beklenen yen� raporda Türk�ye’n�n son yıl yargı üzer�nden yaşanan s�stemat�k demokras� ve �nsan hakları �hlaller�yle daha da ger�lemes� beklenmekted�r. World Just�ce Project (WJP) tarafından hazırlanan Hukukun Üstünlüğü Endeks�’nde 143 ülke arasında 118. sıraya ger�lem�şt�r. 2015 yılında bu endekste 80. sırada bulunan (k� bu sev�yeye sah�pken b�le ülkem�z saygın ülkeler�n çok ger�s�nde kalmaktaydı), bugün 38 sıra aşağı �nm�ş olmamız, Türk�ye’de muhalefet� hukuk temell� operasyonlarla yen�den şek�llend�rmeye çalışan �kt�dar anlayışının dış dünyada nasıl göründüğünün açık gösterges�d�r. Hukukun üstünlüğünün geçerl� olmadığı b�r Türk�ye’n�n s�yas� ya da ekonom�k �tt�faklar kurması, ülkes�ne yatırım çekmes�, uluslararası temaslarında başarılı olması çok zordur. Son olarak, AKP Hükümetler� dönem�nde kron�kleşen yolsuzluk, ülkem�z�n uluslararası görümüne de yansımaktadır. Uluslararası Yolsuzluk Algısı Endeks�’ne göre ülkem�z, 180 ülke �ç�nde 107. sıraya kadar ger�lem�ş, 100 puan yalnızca 34 puan alab�lerek son on yılın en düşük düzey�ne ger�lem�şt�r. AKP ve MHP’n�n uygulamaya çalıştığı dış pol�t�ka, 2025 yılı boyunca �nsan� ölçütlerden uzak, ekonom�k çıkar beklent�s�ne odaklı b�r görünüm ç�zm�şt�r. ABD �le olan �l�şk�lerde tek taraflı b�r bağımlılık ve tahakkümün yolunu açan s�yas� kararlar, dış pol�t�kamızın geleceğ� adına kaygı ver�c�d�r. Bölges�nde ve dünyada güçlü, söz sah�b� olmak �steyen b�r Türk�ye’n�n yolu, uluslararası �l�şk�ler�m�zdek� muhataplarımızla açık, güven temell� b�r �l�şk� kurab�lmek; bu �l�şk�y� kurmak �sted�ğ�m�z taraflara sözüne güven�l�r ve davranışları kest�r�leb�l�r, yapıcı b�r Türk�ye prof�l� ç�zeb�lmek, s�yas� söylem ve eylemler�nde �nsan� değerler� h�çb�r koşulda göz ardı etmemekt�r. B�r başka dey�şle uluslararası �l�şk�lerde saygınlık; hamas� nutuklarla değ�l, hukukla, adaletle, l�yakatle ve uluslararası toplumdan kazanılan güvenle �nşa ed�l�r. Saygınlık, dış pol�t�kayı �ç s�yaset�n malzemes� yapmadan, şahs� dostluklara, k�ş�sel �l�şk�lere, �ç tüket�m amaçlı göster�lere dayanmadan. Hukuka, dengeye, barışa ve ulusal egemenl�ğe dayanır. Saygınlık ve meşru�yet, başka devletler�n büyükelç�ler�n�n Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 863 ‒ açıklamalarıyla değ�l, ancak b�r hükümet�n kend� halkından aldığı destek ve onayla kazanılab�l�r. Cumhur�yet Halk Part�s� olarak dış pol�t�kada temel hedef�m�z; Türk�ye’n�n uluslararası alanda güven�l�r, öngörüleb�l�r, saygın ve etk�n b�r aktör hâl�ne gelmes�n� sağlamaktır. Bu amaç doğrultusunda dış pol�t�kayı kurumsallaştıracak, çok taraflı d�plomas�ye dayalı, hukuk temell� ve sürdürüleb�l�r b�r yaklaşımı hayata geç�receğ�z. Türk�ye’n�n dış �l�şk�ler�n� k�ş�sel terc�hlerden, günüb�rl�k karar süreçler�nden ve kurumsuzlaşmadan arındırarak devlet aklını yen�den hâk�m kılacağız. Her şeyden önce Dış�şler� Bakanlığı’nı kurumsal kapas�tes�, �nsan kaynağı ve d�plomat�k b�r�k�m�yle yen�den güçlend�receğ�z. Kar�yer d�plomas� s�stem�n� esas alacak, büyükelç� ve üst düzey atamalarda l�yakat� bel�rley�c� kılacağız. Bakanlık �ç�nde karar alma süreçler�n� şeffaflaştıracak, uzmanlığı merkeze alan b�r kurumsal �şley�ş� yen�den tes�s edeceğ�z. Kurum hafızasını erozyona uğratan atama ve görevlend�rme prat�kler�ne son vereceğ�z. Türk�ye’n�n Avrupa B�rl�ğ� �le �l�şk�ler�n� yen�den canlandıracağız. Gümrük B�rl�ğ�’n�n güncellenmes� �ç�n kapsamlı b�r tekn�k müzakere sürec� başlatacağız. V�ze serbest�s� �ç�n kalan kr�terler� süratle tamamlayacağız. Avrupa Yeş�l Mutabakatı’na uyum sağlayacak kapsamlı b�r dönüşüm programı hazırlayacağız. AB �le �l�şk�ler� karşılıklı güven, öngörüleb�l�rl�k ve ortak çıkarlar temel�nde yen�den kuracağız. ABD �le �l�şk�lerde dengel�, rasyonel ve öngörüleb�l�r b�r d�plomat�k çerçeve oluşturacağız. S-400, F-35 ve CAATSA yaptırımlarıyla �lg�l� sorun alanlarını ulusal çıkarlarımızı koruyarak d�plomat�k kanallarla çözeceğ�z. Savunma sanay�� alanındak� çok taraflı �şb�rl�ğ� �mkânlarını gen�şleteceğ�z. Ekonom�k ve teknoloj�k ortaklıkları güçlend�recek uzun vadel� b�r stratej� oluşturacağız. Komşu ülkelerle �l�şk�ler� normalleşt�recek, bölgesel ger�l�mler� azaltacak çok yönlü b�r d�plomas� �zlemeye kararlıyız. Sur�ye �le doğrudan d�plomat�k temas başlatacak, göç yönet�m� ve sınır güvenl�ğ� konularında karşılıklı ve uluslararası denet�me açık mekan�zmalar kuracağız. Irak �le enerj�, t�caret ve sınır güvenl�ğ� alanlarında kalıcı ve kurumsal �şb�rl�ğ� mekan�zmaları oluşturacağız. Yunan�stan Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 864 ‒ ve Doğu Akden�z konusunda uluslararası hukuk temel�nde d�yalog ve d�plomas� öncel�kl� olacaktır. Kıbrıs meseles�nde �k� toplumlu, �k� bölgel� çözüm �lkes� temel�nde yapıcı ve kararlı b�r tutum �zleyeceğ�z. F�l�st�n meseles�nde uluslararası hukuku, �nsan haklarını ve �k� devletl� çözüm v�zyonunu esas alan tutarlı b�r dış pol�t�ka yürüteceğ�z. Türk�ye’n�n bölgesel barışa katkı vereb�len, güven�l�r ve dengel� b�r aktör olmasını sağlayacağız. Göç yönet�m�n� yalnızca �ç pol�t�kayla sınırlı b�r konu olarak değ�l, dış pol�t�kanın asl� b�leşen� olarak ele alacağız. Ger� dönüşler�n güvenl�, onurlu ve uluslararası standartlara uygun b�ç�mde gerçekleşmes�n� sağlayacağız. AB, BM ve bölge ülkeler�yle ortak f�nansman ve koord�nasyon mekan�zmaları kuracağız. Rusya �le �l�şk�lerde enerj� bağımlılığını azaltan, ekonom�k çeş�tl�l�ğ� artıran ve ulusal çıkar odaklı b�r stratej� uygulayacağız. Ukrayna-Rusya savaşında uluslararası hukuka dayalı ve barışçıl çözümü önceleyen pol�t�kamızı güçlend�receğ�z. Türk�ye’y� yen�den dengel�, güven�l�r ve öngörüleb�l�r b�r d�plomat�k aktör hâl�ne get�receğ�z. NATO, BM, OECD ve Avrupa Konsey� başta olmak üzere çok taraflı kurumlarla �l�şk�ler� güçlend�receğ�z. Çok taraflı d�plomas�ye akt�f b�ç�mde katılacağız. Türk�ye’n�n uluslararası hukuk ve kurallara dayalı dünyada etk�nl�ğ�n� artıracak adımlar atacağız. Sonuç olarak, CHP olarak dış pol�t�kada kurumsallığı, öngörüleb�l�rl�ğ�, hukuku ve d�plomat�k aklı esas alan b�r yaklaşımı hayata geç�receğ�z. Türk�ye’n�n �t�barını yükseltecek, devlet geleneğ�n� güçlend�recek, bölgesel ve küresel düzeyde etk�nl�ğ�n� artıracak kapsamlı b�r dış pol�t�ka v�zyonunu kararlılıkla uygulayacağız. SON DEĞERLENDİRME Uzun zamandır zorlu b�r süreçten geçen ülkem�z büyük b�r kavşağa yaklaşmaktadır 31 Mart 2024 seç�mler�nden b�r�nc� part� olarak çıktıktan sonra CHP’n�n yaşadıkları tar�hsel b�r eş�kte olduğumuzu göstermekted�r. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 865 ‒ 23 sened�r ülkey� yönetenler kaybetmeye mahkum oldukları �kt�darı bırakmaya hazır görünmemekted�rler. 19 Mart 2024’ten ber� yaşadıklarımız, �kt�dardak�ler�n kend�ler�nden başkasının seç�mler� kazanmasını engellemek �ç�n her yola başvurab�lecekler�n� göstermekted�r. Türk�ye’y�, �kt�darların demokrat�k seç�mler yoluyla değ�şt�ğ� b�r ülke olmaktan çıkarmaya çalışıyor olma �ht�maller� bulunmaktadır. Böyle b�r eş�kte olduğumuz ortadadır. Fakat b�z her zamank�nden daha güçlü b�r şek�lde “egemenl�k kayıtsız şartsız m�llet�nd�r” demekten vazgeçmeyeceğ�m�z b�l�nmel�d�r. Atamızın ve şeh�tler�m�z�n emanet� bu cennet vatanı, rej�mler�n en faz�letl�s� olan Cumhur�yet�m�z�n �k�nc� yüzyılında daha demokrat�k, daha güçlü ve daha müreffeh b�r Türk�ye hal�ne get�rmek zorundayız. Kurucusu olduğumuz Cumhur�yet�m�z, ban�s� olduğumuz demokras�m�z hayat� sorunlarla boğuşmaktadır. Cumhur�yet�m�z�n ve demokras�m�z�n temel� Mecl�s�m�z felç ed�lm�ş halded�r. Ülkem�z Mecl�sten değ�l, danışmanlarla doldurulmuş saraydan yönet�lmekted�r. Kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü prens�pler� askıda bulunmaktadır. Bağımsız ve tarafsız olması gereken yargı yürütmen�n emr�ne g�rm�ş görünmekted�r. Medya tek t�pleşt�r�lm�ş, f�k�r hürr�yet� kısıtlanmıştır. Telev�zyon kanallarına el konulmaktadır. Bağımsız gazetec�l�k faal�yet� yürüten k�ş�ler asılsız suçlamalarla karşı karşıya kalmaktadır. Demokras�m�z g�b� ekonom�m�z de çökmekted�r. Tarım b�tme noktasındadır, sanay� üret�m� g�derek azalmaktadır. Küçük b�r azınlık servet�ne servet katarken, vatandaşlarımızın yarısından fazlası açlık ya da yoksulluk sınırında b�r hayata mahkum bırakılmışlardır. Gıda ürünler�n�n f�yatları, k�ralar kontrolden çıkmış halded�r. Çocuklarımız �şs�z ve üm�ts�z; gelecekler�n� başka ülkelerde aramaktadırlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 866 ‒ Gençler evlenem�yor, evlenenler çocuk yapmıyor. A�le kurumu ve değerler�m�z büyük zarar görmekted�r. Doğurganlık hızımız o kadar azaldı k� b�r nüfus kr�z�ne, demograf�k b�r kr�ze doğru g�tmektey�z. Demokras�m�z ve ekonom�m�z çökerken dünya büyük b�r dönüşümden geçmekted�r. Devletlerarası �l�şk�ler, dünya ekonom�s� ve uluslararası t�caret hızla değ�şmekted�r. Yapay zekâ, d�j�tal dönüşüm ve teknoloj�k �lerlemeler ekonom�ler�, üret�m, tüket�m ve bölüşüm süreçler�n� köklü b�r b�ç�mde dönüştürmekted�r. Dünya t�caret�n�n rotaları değ�şmekted�r. Değ�şen sadece dünya ekonom�s�, dünya t�caret� değ�l aynı zamanda İk�nc� Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan uluslararası düzen de değ�şmekted�r. Küresel s�yasete bel�rs�zl�k ve kuralsızlık hak�md�r. Devletler arası �tt�faklar yer�n� yen�ler�ne bırakırken, müttef�kler ve rak�pler arası �l�şk�ler değ�şmekted�r. Asker� çatışmalar ve çatışma potans�yel� artmaktadır. Hatta s�v�ller�n, masumların göz göre göre katled�ld�ğ� ve maalesef tüm dünyanın seyretmekle yet�nd�ğ� b�r tablo yaşanmaktadır. Cumhur�yet�m�z ve Demokras�m�z bu kadar büyük sorunlarla boğuşurken, dünyada yaşanan bu ekonom�k ve teknoloj�k dönüşümü yakalamamız �mkansızdır. Değ�şen uluslararası düzende ülkem�ze yakışan b�r yer bulmamız mümkün değ�ld�r. Geçm�şte, Osmanlı Devlet�’n�n esk� hal�yle devam edemeyeceğ� bell� olunca Tanz�mat Fermanını �lan etm�ş, B�r�nc� Dünya Savaşından yen�lerek çıktığımızdaysa Gaz� Mustafa Kemal Atatürk’ün önderl�ğ�nde Kurtuluş Savaşımızı ver�p Cumhur�yet� kurmuştuk. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 867 ‒ Büyük reformlar yaptık. Ülkem�z bugün y�ne büyük b�r yol ayrımında. Y�ne büyük b�r reform hamles�ne �ht�yacımız var. Cumhur�yet�m�z�n ve Demokras�m�z�n bekası �ç�n, değ�şen uluslararası düzende ülkem�ze yakışan b�r yer bulab�lmek �ç�n büyük b�r reform hamles� yapmamız gerek�yor. Türk�ye ancak CHP �kt�darında, Cumhur�yet’� kurarken yaptığımız g�b� b�r reform hamles� yapab�l�r. Cumhur�yet�m�z�n ve Demokras�m�z�n bekası �ç�n ülkem�z�n CHP �kt�darına �ht�yacı var. CHP herkes�n part�s�d�r. CHP barıştan, özgürlükten, eş�tl�kten yanadır. CHP Cumhur�yet�n de tem�natıdır, demokras�n�n de. CHP Türk�ye’n�n b�rl�ğ�n�n de tem�natıdır, Kürt meseles�n�n demokrat�k çözümünün de. CHP d�n ve v�cdan özgürlüğünün de tem�natıdır, f�k�r hürr�yet�n�n de. CHP Terörsüz ve Demokrat�k Türk�ye adıyla yürütülen çözüm sürec�n�n yanındadır, tamamlanana kadar da yanında olacaktır. CHP Kürt sorununun demokrat�k, kapsayıcı, c�dd� ve şeffaf b�r b�ç�mde çözümünden yanadır. CHP s�lahların bırakılması ve Kürt sorununun Mecl�s zem�n�nde, eş�t vatandaşlık ve kardeşl�k prens�pler�yle çözümü �ç�n el�nden gelen� yapmaya devam edecekt�r. CHP �kt�darında parlamenter s�steme döneceğ�z. Saraydan değ�l Mecl�sten yöneteceğ�z. CHP �kt�darında adalet� yen�den devlet�n temel� yapacağız. CHP �kt�darında Türk, Kürt, Alev�, Sünn� herkes eş�t, herkes özgür olacak. CHP �kt�darında Türk�ye bölges�nde yıldız g�b� parlayacak. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 868 ‒ Türk Ordusu güçlü, hazır ve caydırıcı olacak. CHP �kt�darında üret�m ekonom�s�ne geçeceğ�z. Ekonom�k büyümem�z� dış borçla değ�l, ver�ml�l�ğ� artırarak, arzı büyüterek gerçekleşt�receğ�z. Yalnız �nşaata değ�l aynı zamanda üret�me yatırım yapacağız. Anadolu Kalkınma Yolunu �nşa edecek, ülkem�z� uluslararası t�caret�n geç�ş noktası yapacağız. Türk�ye Ulusal Kalkınma Fonu’nu (TUKF) kuracak, teknoloj� kentler� �nşa edeceğ�z. Dünya değ�ş�rken bu kez seyretmeyeceğ�z. CHP �kt�darında gıda f�yatlarını düşürecek, köyler�m�z� şenlend�receğ�z. CHP �kt�darında parasız eğ�t�m� n�tel�kl�, n�tel�kl� eğ�t�m� parasız yapacağız. Devlet okullarını yen�den ülken�n en �y� okulları yapacağız. CHP �kt�darında çocuklarımız okula aç g�tmeyecek, okulda aç kalmayacak. CHP �kt�darında Temel Vatandaşlık Gel�r�yle her eve en az b�r asgar� ücret tutarında para g�recek. Herkes başını sokacak b�r ev bulacak. CHP �kt�darında A�ley� koruyacak, kadınları erkeklere ve p�yasaya ezd�rmeyeceğ�z. Gençlere �ş bulacağız, �şe yarar eğ�t�m vereceğ�z CHP �kt�darında yer�nden yöneteceğ�z. Şeh�rler�m�z� dayanıklı, şeh�rler�m�zde hayatı güvenl�, ferah ve ucuz kılacağız Nasıl k� B�r�nc� Dünya Savaşının yıkıntılarından bu ülkey� ayağa kaldırıp Cumhur�yet� kurduysak, Ş�md� sorumluluk b�z�m. Sorumluluk, görev b�z CHP’l�ler�n. M�lyonların arzusuna sah�p çıkacağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 869 ‒ M�lyonların üm�d�n� gerçekleşt�receğ�z. M�lyonlar CHP’ye hazır. Türk�ye CHP’ye hazır. CHP de Türk�ye’y� yönetmeye hazırdır. CHP olarak yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan gerekçelerle 2026 Yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Kanun Tekl�f�ne karşı oy vermektey�z. Veli Ağbaba Cavit Arı Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu Malatya Antalya Manisa Veli Ağbaba Cevdet Akay Cavit Arı Mustafa Erdem Ahmet Vehbi TahsinBakırlıoğlu Ocaklı Malatya Mv. Karabük Antalya Mv Antalya ManisaRize Mv. Ümit Özlale İzmir Cevdet Akay Mustafa Erdem Tahsin Ocaklı Karabük Mv. Antalya Mv. Rize Mv. Üm�t Özlale İzmir Mv. Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) . ‒ 871 ‒ CUMHURİYET HALK PARTİSİ 2024 YILI KESİN HESAP KANUN TEKLİFİ KARŞI OY YAZISI Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 872 ‒ İÇİNDEKİLER I SAYIŞTAY DENETİMİ HAKKINDA GENEL DEGERLENDIRME II SAYIŞTAY DENETİMİNDE REFORM ARAYIŞI 2024 YILI SAYIŞTAY DENETİM RAPORLARINDA MERKEZİ YÖNETİM III BÜTÇESİNDE YER ALAN KAMU İDARELERİNİN GENELİNE İLİŞKİN TEMEL TESPİTLER 2024 SAYIŞTAY DÜZENLİLİK DENETİMİ RAPORLARINDA MERKEZİ IV YÖNETİM BÜTÇESİNDE YER ALAN KAMU İDARELERİ İLE İLGİLİ OLARAK YAPILAN TESPİT VE ELEŞTİRİLERİN BAKANLIK, BAĞLI, İLGİLİ, İLİŞİKLİ KURUM BAZINDA İRDELENMESİ. V KALKINMA AJANSLARINA İLİŞKİN TEMEL TESPİTLER VI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ UYGULAMA SONUÇLARI VII ÖZEL BÜTÇELİ İDARELERİN ÖZ GELİR VE TAHMİN VE GERÇEKLEŞMELERİ ARASINDAKİ SAPMALAR VIII YEDEK ÖDENEK KULLANIMI IX BORÇLANMA X VERGİ HARCAMALARI XI BÜTÇE HARCAMALARININ ÇEVREYE DUYARLIĞININ DENETİMİ XII ÖZEL HESAPLAR XIII KÖİ PROJELERİ DERNEK, VAKIF, BİRLİK, KURUM, KURULUŞ, SANDIK VE BENZERİ XIV TEŞEKKÜLLERE YAPILAN YARDIM NİTELİĞİNDEKİ TRANSFERLERİN KAMUOYU VE TBMM DENETİMİNE TABİ TUTULAMAMASI XV ÖZET DEĞERLENDİRME 1 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 873 ‒ I-SAYIŞTAY DENETİMİ HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME: Bütçe Hakkı: Anayasa, siyasal iktidarın yapısını, işleyişini, siyasal kurumların statülerini, görev ve yetkilerini belirleyen, vatandaşların hak ve özgürlüklerini tespit eden ve bunların hukuki güvencelerini içeren bir “Toplum Sözleşmesi”dir. Kişilerin hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınabilmesi için yasama ve yürütme organlarının yetkilerinin sınırlanması ihtiyacı sadece temel hak ve özgürlükler alanında değil, kamu harcamalarına ilişkin düzenlemeler alanında da gerekli olup, bu bağlamda çeşitli kurallar anayasalarda yer alır. Demokrasilerde kamu harcamalarının büyüklüğü ve kapsamı ile bu harcamaların yapılabilmesi için vatandaşlara getirilecek yükümlülüklere halk karar verir ki buna “Bütçe Hakkı” denilmektedir. Halk sahip olduğu ve sahip olmak üzere yüzyıllarca mücadele ettiği “Bütçe Hakkı”nı seçtiği temsilcileri aracılığıyla kullanır. Kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanım meşruiyeti, parlamentoların varlık sebebiyle özdeş tutulan ulusal egemenliğin bütçe hakkına dayanır. Bütçe hakkı, dünya tarihinde demokrasi için vazgeçilmez bir kurum olarak çetin mücadelelerin ürünüdür. İngiltere’de Magna Carta (1215), Haklar Dilekçesi (1627), Haklar Yasası (1689), Fransa’da 1789 ihtilali, 1791 ve 1793 Anayasaları yaklaşık sekiz yüzyıllık tarihin bilinen uğraklarıdır. Bütçe hakkı bu uzun tarihsel süreçte demokrasinin gelişmesi açısından anahtar role sahip olmuştur. Öncelikle vergi toplanması temsil yeteneği sınırlı çevrelerin iznine tabi tutulmuştur. Daha sonra harcamaların yapılması temsil yeteneği kısmen güçlenen zeminlerce izne tabi kılınmış ve nihayet gelir ve harcamaların birlikte bütçe olarak her yıl için izin ve onaya tabi tutulması ve gerçekleşmelerin denetimi suretiyle bütçe hakkı bugünkü çehresine kavuşmuştur. 19-20. yüzyılın ilk yarısında bütçe hakkı hem birçok bütçe ilkesinin (önceden izin ilkesi, yıllık olma ilkesi, bütçe birliği ilkesi, genellik ilkesi, gelir ve giderlerin gayrisafiliği ilkesi) oluşması ve yerleşmesiyle güçlenmiş, hem de tedrici olarak diğer devletlerce de bütçe hakkı benimsenen evrensel bir değer haline gelmiştir. Her ülke, kendi tarihsel koşulları içinde bütçe hakkının kurumsallaşma sürecine farklı bir uyarlanma deneyimi yaşamıştır. 2 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 874 ‒ Bütçe Hakkı Süreci Çağdaş demokrasilerde Hükümetler politika önceliklerini amaç ve hedefler seti, kaynak-harcama yapısı, uygulama adımları ve benzeri açılardan ortaya koyarak Parlamentoya sunarlar ve Parlamentodan izin/onay isterler. İlgili dönemin sonunda Milletin Meclisince döneme ilişkin gerçekleşmeler ve yürütülen faaliyetler, bütçenin amaç ve hedeflerine ulaşma derecesi açısından değerlendirilir. Böylece, hükümetin performansı; bütçenin amaç ve hedefleri ile gerçekleşmeler arasındaki açıklık ve meydana gelen sapmalar üzerinden müzakere edilir ve hesap verme sorumluluğu çerçevesinde Hükümetten hesap sorulur. Kamu gider ve gelirlerinin belirlenmesinde halkın söz sahibi olması demek olan bütçe hakkı, 1215 tarihli Büyük Özgürlükler Sözleşmesi (Magna Carta) ile başlayan halkın yüzyıllar süren demokrasi mücadelesinin aşama aşama kaydettiği kazanımlarının ürünüdür. O nedenledir ki, bütçe ve Kesin Hesap yasa teklifi bütçe hakkı nedeniyle birer kanun olarak meclisler tarafından onaylanmak durumundadır. Ülkemizde 1982 Anayasası’nın 87, 160 ve 161. maddelerinde Bütçe Hakkı çeşitli yönleri ile hüküm altına alınmıştır. Bu anayasal normlar, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu gibi kod düzenlemelerle somut ve uygulanabilir kılınmıştır. 5018 sayılı Kanun, benzer dünya örneklerinde olduğu gibi bütçe hakkının kullanılmasında TBMM’nin konumunu güçlendirmiş, getirdiği yeni mali yönetim sistemi düzenlemeleri ile Bütçe Hakkının daha etkin kullanımının alt yapısını güçlendirmiştir. Nitekim 5018 sayılı Kanunun genel gerekçesine bakıldığında, Kanun ile bütçe kapsamının genişletilerek bütün kamu kaynaklarının TBMM denetimine sunulması suretiyle bütçe hakkının en iyi şekilde kullanılması, bütçe hazırlama ve uygulama sürecinde etkinliğin arttırılması, mali yönetimde şeffaflığın sağlanması, sağlıklı bir hesap verme mekanizması ile harcama sürecinde yetki sorumluluk dengesinin yeniden kurulması, etkin bir iç kontrol sisteminin oluşturulması ve bu suretle çağdaş gelişmelere uygun yeni bir kamu mali yönetim sisteminin oluşturulmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. 3 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 875 ‒ Kamu mali yönetim ve kontrol sisteminin yapısını ve işleyişini düzenleyen 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu; kamu bütçelerinin hazırlanma, uygulanma ve kontrol süreçlerini, mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini ve raporlanmasını şekillendirmektedir. Bu Kanun ile kamu mali yönetiminde saydamlık ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde, kamu kaynaklarının etkin ve verimli bir şekilde kullanılması, çok yıllı ve performansa dayalı bütçe sistemine geçilmesi, mali yönetim ve kontrol görev ve yetkisinin ilgili idarelere verilmesi, kamu harcamalarında iç ve dış denetime ilişkin düzenlemelerin yapılması amaçlanmıştır. 5018 sayılı Kanun ile düzenlenen kamu mali yönetim sisteminin en önemli unsurlarından birisi denetimdir. Ancak son dönemde kamu oyunda da geniş ölçekte tartışıldığı üzere kamu idarelerinin harcama prosedürlerinde görülen şeffaflıktan uzak satın alma, ihale ve ödeme süreçleri, sağlıklı bir hesap verme ve etkin iç ve dış denetim mekanizmasının kurulmaması, her boyutta gözlemlenen israf ve yolsuzluk olayları, önemli boyuttaki bazı kamu kaynaklarının kullanımı ve kamu harcamalarının 5018 sayılı Kanun kapsamına çıkarılması ile ilgili girişim ve düzenlemelerdeki artış 5018 sayılı Kanunla kurulan sistemin de sorgulanması gerekliliğini ortaya koymaktadır. SAYIŞTAY Sayıştay’ın dış denetim organı olarak yetkilendirildiği 5018 sayılı Kanun’un 68 inci maddesinde dış denetimin amacı, ‟genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin, hesap verme sorumluluğu çerçevesinde, yönetimin malî faaliyet, karar ve işlemlerinin kanunlara, kurumsal amaç, hedef ve planlara uygunluk yönünden incelenmesi ve sonuçlarının Türkiye Büyük Millet Meclisine raporlanması” şeklinde ifade edilmiştir. Anayasa’nın 160. maddesi ‟Sayıştay, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir.” hükmünü taşımaktadır. 4 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 876 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi, vatandaş adına kamu gelirlerini toplama ve bu gelirlerini toplama ve harcama konusunda yürütme organına verdiği yetkinin sonuçlarını denetleme anlamına gelen bütçe hakkını kendi adına denetim yapan Sayıştay aracılığıyla kullanmaktadır. Bu açıdan Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim faaliyetinin etkin bir şekilde yürütülmesinde Sayıştay denetim raporlarının rolü büyüktür. 6085 Sayıştay Kanunu’nun ‟Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinde; ‟(1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Sayıştay denetimi: Düzenlilik ve performans denetimini, b) Düzenlilik denetimi: Mali denetim ve uygunluk denetimini, c) Mali denetim: Kamu idarelerinin hesap ve işlemleri ile mali faaliyet, mali yönetim ve kontrol sistemlerinin değerlendirme sonuçları esas alınarak, mali rapor ve tablolarının güvenilirliği ve doğruluğuna ilişkin denetimi, ç) Uygunluk denetimi: Kamu idarelerinin gelir, gider ve mallarına ilişkin hesap ve işlemlerinin kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygunluğunun incelenmesine ilişkin denetimi, d) Performans denetimi: Hesap verme sorumluluğu çerçevesinde idarelerce belirlenen hedef ve göstergeler ile ilgili olarak faaliyet sonuçlarının ölçülmesini, e) Hesap yargılaması: Kanunlarla belirlenen sorumluların hesap ve işlemlerinin mevzuata uygun olup olmadığının yargılama yoluyla kesin hükme bağlanmasını ve bununla ilgili kanun yollarını, f) Yargılamaya esas rapor: Sayıştay dairelerince yapılacak yargılamaya esas olmak üzere, denetçiler tarafından genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap ve işlemlerinin denetimi sırasında tespit edilen kamu zararına ilişkin düzenlenen raporu, g) Denetim raporu: Sayıştay raporlarına esas olmak üzere, denetim ve incelemeler sonucunda denetim grup başkanlıkları veya denetçiler tarafından hazırlanan raporu, ğ) Sayıştay raporu: Denetim ve incelemeler sonucu hazırlanarak Sayıştay Başkanı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan veya kamu idarelerine gönderilen raporu, h) Sayıştay incelemesi: Sayıştay’ın kesin hükme bağlama ve denetim dışında kalan diğer çalışmalarını, k) Kamu zararı: Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda belirtilen kamu zararını, n) Performans: Kamu idarelerince belirlenen hedef ve göstergelere ulaşma seviyesini, ifade eder.” hükmü yer almaktadır. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun ‟Kamu zararı” başlıklı 71’nci maddesi ise; 5 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 877 ‒ ‟Madde 71-Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır. Kamu zararının belirlenmesinde; a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması, b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması, c)Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması, d)İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması, e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması, g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, esas alınır. Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir. Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış, sağlanmamış hizmetleri sağlanmış, yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir. Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmünü içermektedir. 19.06.2006 tarih ve 26324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ‟Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” te de yukarıda söz konusu edilen konuda benzeri hususlara yerilmiştir. Bu yönetmeliğin; -“Tanımlar” başlıklı 4. maddesi; ‟c) Kamu zararı: Mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıyla doğan zararı….. ğ) Sorumlu: Kamu zararının oluşmasına sebep olan kamu görevlisini, ı) Üst yönetici: Bakanlıklarda müsteşarı, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir.” -‟Sorumluluk” başlıklı 5. maddesi; ‟(1) Kanunun ilgili maddeleri gereğince, kamu görevlileri; kamu kaynaklarının etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, yönetilmesinden, 6 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 878 ‒ kullanılmasından, korunmasından, kötüye kullanılmaması ve her an hizmete hazır bulundurulması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludurlar. (2) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararının geri ödenmesi sürecine, kamu görevlileri ile birlikte ilgililer de dahil edilir.” -‟Kamu zararının belirlenmesi” başlıklı 6. maddesi; ‟1) Kamu zararının belirlenmesinde; a) Yapılan iş, alınan mal veya hizmet karşılığı olarak ilgili mevzuatında belirtilen ya da mevzuatında öngörülen karar, onay, sözleşme ve benzeri belgelerde belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması, b) İlgili mevzuatında öngörülen haller dışında, iş yaptırılmadan, mal veya hizmet alınmadan önce ödeme yapılması, c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması, ç) İlgili mevzuatı gereğince görevlendirilen komisyon veya kişilerce rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla iş yaptırılması, mal veya hizmet alınması d) Kamu idarelerine ait malların kiraya verilmesi, tahsisi, yönetimi, kullanımı ve elden çıkarılması işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması, e) Görevlilere teslim edilen taşınırların zarara uğraması, f) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması, g) Kamu idaresinin yükümlülüklerinin mevzuatına uygun bir şekilde yerine getirilmemesi nedeniyle kamu idaresine faiz, tazminat, gecikme zammı, para cezası gibi ek malî külfet getirilmesi, ğ) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, esas alınır.” -‟Kamu zararının tespiti ve bildirilmesi” başlıklı 7.maddesi de; ‟(1) Kamu zararları 6’ncı maddede belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle; a) Kontrol, denetim veya inceleme, b) Sayıştay’ca kesin hükme bağlama, c) Adlî, idarî veya askerî yargılama, sonucunda tespit edilir. (2) Tespit edilen kamu zararına ilişkin yazı, tutanak, rapor, ilâm ve benzeri belgeler ilgili kamu idarelerine gönderilir. Kontrol, denetim ve inceleme sonucunda tespit edilerek kamu idarelerine bildirilen kamu zararlarına ilişkin belgelerde yer alan hususlar, ilgili harcama yetkilisinin de görüşleri alınmak suretiyle merkezde üst yönetici, taşrada ise idarenin en üst yöneticisi tarafından değerlendirilir. (3) Kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen kamu zararına ilişkin belgelerde, sorumlularla birlikte tahsil sürecine dahil edilecek ilgililer de belirtilir. Bu belirlemenin yapılmadığı durumlarda, zararın tahsil sürecine dahil edilecek ilgililer merkezde üst yönetici, taşrada ise idarenin en üst yöneticisi tarafından yaptırılacak inceleme ile belirlenir. (4) Yargı kararları ve Sayıştay ilâmlarıyla tespit edilen kamu zararı alacakları ile değerlendirme sonucunda takip ve tahsiline karar verilen alacaklar, merkezde strateji geliştirme birimlerince, taşrada ise takibe yetkili idare birimince takip edilir. (5) Sayıştay denetçileri tarafından inceleme sırasında mevzuata uygun bulunmayan veya noksan görülen işler hakkında kendilerine gönderilen kamu zararına ilişkin sorguların bir örneği, ilgili kamu görevlisince ilgisine göre üst yönetici veya en 7 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 879 ‒ üst yöneticiye bildirilir. Bu sorgular, kamu idaresince ihbar kabul edilerek gerekli kontrol, denetim ve inceleme başlatılabilir.” hükmünü içermektedir. Yukarıda yer verilen Anayasal hükümler, kanun ve yönetmelik belirlemelerine karşın Sayıştay tarafından düzenlenen Denetim Raporları üzerinde tarafımızca yapılan değerlendirmeler; T.B.M.M. adına denetim yürüten Sayıştay’ın bu işlevini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini ortaya koymaktadır. Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunda denetimler sırasında tespiti yapılan kamu zararına ilişkin ön değerlendirmeler yer almalıdır. 6085 saylı Sayıştay Kanununun 38’inci maddesi hükmü gereğince kamu idarelerinin denetimleri sonucunda düzenlenen denetim raporlarında yer alan konulardan önemlilik veya genellik arz eden hususları, yürütülen denetimlere ilişkin genel bilgileri ve mali konularda belirtilmesi uygun görülen diğer hususları içerecek şekilde Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu hazırlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulması ve kamuoyuna açıklanması zorunluluktur. Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesi, kullanılması, muhasebeleştirilmesi, raporlanması ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemleri almasına katkı sağlayan önemli bir araçtır. Ülkemizdeki tek dış denetim kurumu olan Sayıştay’ın hazırlamış olduğu Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli biçimde elde edilmesi ve kullanılmasına katkı sağlanmasında önemli bir rolü bulunmaktadır. Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun hazırlanmasında, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları, mahalli idareler ve 5018 sayılı Kanun kapsamında olmayan ancak Sayıştay denetimine tabi diğer kamu idarelerinin denetim raporlarındaki bulgular da esas alınmıştır. Ancak, Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunda, diğer kuruluşların denetim raporlarında da olduğu gibi, denetimler sırasında tespit edilen kamu zararı tespitine ilişkin hususlara yer verilmemiştir. 8 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 880 ‒ Söz konusu hususların denetçiler tarafından düzenlenen yargılamaya esas raporlara konu edilerek Sayıştay yargılama dairelerinde hükme bağlandığı belirtilmektedir. 2024 Yılı Denetim Programı dahilinde; -39 genel bütçeli idare, -147 özel bütçeli idare, -11 düzenleyici ve denetleyici kurum, -2 sosyal güvenlik kurumu, -14 il özel idaresi, 30 büyükşehir belediyesi, 31 büyükşehir bağlı idaresi, 29 il belediyesi, 259 ilçe belediyesi, 78 mahalli idare şirket ve birliği -7 yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı (YİKOB), -5 kalkınma ajansı, -13 diğer kamu idaresi, 1 diğer kamu şirketi olmak üzere toplam 666 kamu idaresinde düzenlilik denetimi gerçekleştirilerek Sayıştay Denetim Raporu düzenlenmiştir. -Denetim Programı kapsamında ayrıca 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 4’üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 102 adet kamu işletmesi denetlenmiş̧tir. Bu raporlardan, 197’si merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerine, 2’si sosyal güvenlik kurumlarına 13’ü diğer kamu idarelerine, 5’i kalkınma ajanslarına, 1’ri diğer kamu şirketlerine ve 102’si kamu iktisadi teşebbüslerine ait olmak üzere toplam 320 adedi Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmaktadır. TBMM’ye sunulanlar dışında kalan 448 rapor ise yetkili organlarında görüşülmek ve gereği yapılmak üzere ilgili kamu idarelerine gönderilmiştir. Mahalli idarelerinin denetim kriteri konusunda bir belirleme bulunmamaktadır. 2024 yılı Denetim Programı kapsamında; Sayıştay tarafından 29 il belediyesinin denetlendiği, bunlardan 14 adedinin CHP, 5 adedinin DEM, 3 adedinin MHP’li başkanlar tarafından yönetildiği, 23 AKP belediyesinden sadece 5’inin denetlendiği, denetlenen 259 ilçe belediyesinden yarısından çoğunun CHP’li belediyelerden 9 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 881 ‒ oluştuğu, kayyımla yönetilen il ve ilçe belediyelerinin Sayıştay tarafından 2019 yılından itibaren denetlenmediği, Sayıştay tarafından denetlenen 75 belediye şirketinin çoğunun muhalefet tarafından yönetilen belediyeye ait olduğu, tespit edilmiştir. Sayıştay’ın denetim programında muhalefete ait belediyelere ağırlık vermesinin nedeni anlaşılamamıştır. Genel ve özel bütçeli kamu kurumlarından çoğu tüm ülke düzeyinde faaliyet göstermekte ve hemen hemen tüm il ve/veya ilçelerde teşkilatı bulunmaktadır. Sayıştay’ın bu kamu idarelerini ve bazılarının döner sermayelerini ve kantin, sosyal tesisi vb gibi alt harcama birimlerini kısmi ve örnekleme olarak denetlediği, bu kamu idarelerinin Ankara’da bulunan merkez teşkilatında ve/veya sadece ortalama 3-4 il veya bölge teşkilatında denetim yapıldığı göz önüne alındığında, bu idarelerin taşra teşkilatının, harcamalarının ve gelirlerinin büyük kısmı Sayıştay denetiminin dışında kaldığı, ancak bütün bu idarelerde kurumun tamamı (tüm mali işlemleri) denetlenmiş gibi denetim raporu yazıldığı, bu kurumların tüm mali işlem ve faaliyetlerinin doğru olduğuna dair mali tablolara görüş verildiği anlaşılmaktadır. Plan ve Bütçe Komisyonuna gönderilen Denetim Raporlarının içeriğinden de denetimin hangi ölçekte gerçekleştirildiğine dair herhangi bir bilgi yer almamaktadır. Sayıştay Denetim Rehberinde denetlenen kamu idaresinin tüm ülke düzeyinde yaygın bir faaliyet alanına sahip olması durumunda denetimin belirli il ya da bölgelerde yürütüleceği ve bu durumun denetlenen kamu idaresine bildirileceği belirtilmiştir. Rehberde, idare denetim raporlarında, denetlenen bölge veya illerin isimlerinin yazılacağı düzenlemesi de yer almasına rağmen Sayıştay’ın denetim raporlarında bu hususa yer verilmemekte olup denetçilerin, kurumun tüm merkez ve taşra teşkilatının tamamını denetlemiş gibi rapor yazmak, zorunda kaldıkları anlaşılmaktadır. Sayıştay’ın mevcutta uyguladığı denetim sistemi ile Türkiye çapında teşkilatı olan idarelerin tüm işlemlerini kapsayacak şekilde risk odaklı denetim yapmasının imkânı bulunmamaktadır. Sayıştay’ın il veya bölge düzeyinde örgütlenmesi gerekir. 10 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 882 ‒ Sayıştay’ın mevcut denetçi kadrosu ve teşkilatlanma şekli de bu denetimi eksiksiz olarak yapabilecek düzeyde değildir. Sayıştay’ın il veya bölge düzeyinde örgütlendirilmesinin tartışmaya açılması gerekmektedir. SANSÜRLÜ DENETİM Sayıştay 2024 yılı Denetim Raporlarının komisyon çalışmaları sırasında içerikleri incelendiğinde; yukarıdaki yasa ve yönetmelik açıklamalarında ayrıntılı olarak belirlenen Sayıştay’ın denetim yetkisinin uygulamada fiilen ortadan kaldırıldığı görülmektedir. Denetçilerin baskı altında çalışmakta olduğuna ve Düzenlilik Denetim Raporlarında yapılan tespitlerin birçoğunun rapor okuma komiteleri tarafından raporlardan çıkartıldığına, hatta denetim raporlarının sansürlendiğine dair tespitlerimiz bulunmaktadır. Geçmiş yıllara ait bulgular bazı kamu idarelerine ait denetim raporlarının “İzleme/takip Cetvelleri”nden bile çıkarılmıştır. (Örnek: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, EPDK, TENMAK) Bazı tespitlerle ilgili içeriklerde şeffaflığın gereği olmasına rağmen kişi, şirket kurum adlarının gizlenmesine özellikle riayet (!) edilmiştir. Bazı denetim raporlarında fazladan ödeme yapılmasına veya eksik gelir tahsilatı yapılmasına ilişkin bulgularda rakam verilmekten özellikle kaçınılmıştır. Söz konusu denetim raporlarının çoğunluğunda bazı muhasebe hatalarına ve avans – maaş vb. gibi özlük haklarının hesaplanmasındaki yanlışlıklara yönelik bulgulara yer verilirken; döner sermaye uygulamalarının genişlemesinin sakıncaları, Kamu-Özel İşbirliği projelerinin, ileride mevcut mali sistem açısından yaratması muhtemel finansal problemler konularında herhangi bir değerlendirme yapılmamış, bazı teşvik ve destekleme uygulamalarının sonuçları irdelenmemiştir. Bazı önemli tespitlerin “Denetim Görüşünün Dayandığı Bulgular” bölümü yerine “Diğer Bulgular” başlığı altında irdelenmesinin nedeni anlaşılamamıştır. Genel Uygunluk Bildirimi ve Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporlarında yer verilmeyen, ancak, denetime tabi tutulan kurum ve kuruluşların ayrı ayrı denetim raporları incelendiğinde gördüğümüz “Diğer Bulgular” başlığı altında yer alan bulgulardan bazıları çok önemli bulgulardır. 11 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 883 ‒ Bu durumu gösteren bazı örneklere aşağıda yer verilmiştir. Birinci örnek; Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ilgili olarak Sayıştay tarafından düzenlenen 2024 yılı Düzenlilik Denetimi Raporunda yer almaktadır. Bu tespitler, söz konusu Raporun “Diğer Bulgular” bölümünde belirtildiği üzere; Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce pazarlık usulü ile kiraya verilen yerlere ait kira sözleşmelerine olura aykırı hüküm konulması ve “Orman vasfı dışına çıkarılan araziler ile tarım arazilerinin satışına ilişkin taksit ödemesi geciken hak sahiplerine yönelik gerekli müeyyidelerin tesis edilmemesi” ne ilişkindir. İkinci örnek; Gençlik ve Spor Bakanlığı ile ilgili olarak Sayıştay tarafından düzenlenen 2024 yılı Düzenlilik Denetimi Raporunda yer almaktadır. Bu tespitler, söz konusu Raporun “Diğer Bulgular” bölümünde belirtildiği üzere; Spor müsabaka ve yarışmaları ile gösterilerinin bilet satış hasılatından alınması gereken bakanlık payının tahakkuk ve tahsilinin gerçekleştirilememesi” ve Stadyum tahsis sözleşmeleri uyarınca kulüplerin saha içi ve dışı reklamlardan elde ettikleri gelirler üzerinden alınması gereken %10’luk payın tahsil edilememesi” ne ilişkindir. Üçüncü örnek; Hazine ve Maliye Bakanlığı ile ilgili olarak Sayıştay tarafından düzenlenen 2024 yılı Düzenlilik Denetimi Raporunda yer almaktadır. Bu tespitler, söz konusu Raporun “Diğer Bulgular” bölümünde belirtildiği üzere; “Bazı düzenleyici ve denetleyici kurumların genel bütçeye aktarılması gereken gelir fazlalarını eksik göndermesi”ne ilişkindir. Dördüncü örnek; Milli Eğitim Bakanlığı Bakanlığı ile ilgili 2024 Yılı Düzenlilik Denetimi Raporunda yer almaktadır. Bu tespit, söz konusu raporun “Diğer bulgular” bölümünde belirtildiği üzere; “Beceri eğitimi yaptırmayan işletmelerden mesleki eğitime katılma payının tahsil edilememesi”ne ilişkindir. Beşinci örnek; Tarım ve Orman Bakanlığı ile ilgili 2024 Yılı Düzenlilik Denetimi Raporunda yer almaktadır. Bu tespitler, söz konusu raporun “Diğer bulgular” bölümünde belirtildiği üzere; “. Balıkçı barınakları üst yapılarının kiralama sözleşmesine dayanmaksızın su ürünleri ile ilgisi bulunmayan gerçek ve tüzel kişilerce kullanılması”na ilişkindir. Altıncı örnek; Ticaret Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi ile ilgili 2024 Yılı Düzenlilik Denetimi Raporunda yer almaktadır. Bu tespitler, söz konusu raporun “Diğer bulgular” 12 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 884 ‒ bölümünde belirtildiği üzere; “Bakanlığa ait bazı faaliyet ve gelirlerin protokolle devredilmesi” ne ilişkindir. Yedinci örnek; Vakıflar Genel Müdürlüğü ile ilgili 2024 Yılı Düzenlilik Denetimi Raporunda yer almaktadır. Bu tespitler, söz konusu raporun “Diğer bulgular” bölümünde belirtildiği üzere; “İdare taşınmazlarının ecrimisil karşılığı kullandırılması” ve “Kira süresi biten taşınmazların ihale yapılmaksızın süre uzatımı yoluyla aynı kişilere kiraya verilmesi” ne ilişkindir. Sekizinci örnek; Sağlık Bakanlığı ile ilgili 2024 Yılı Düzenlilik Denetimi Raporunda yer almaktadır. Bu tespitler, söz konusu raporun “Diğer bulgular” bölümünde belirtildiği üzere; Kamu özel iş birliği modeli ile işletilen şehir hastanelerine ilişkin sorunlar bulunması” başlıklı ana bulgu altında yer alan 24 adet detay bulguya1” ilişkindir. Dokuzuncu örnek; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile ilgili 2024 Yılı Düzenlilik Denetimi Raporunda yer almaktadır. Bu tespitler, söz konusu raporun “Diğer bulgular” bölümünde belirtildiği üzere; “ Bak Onar II Projesi kapsamında geri ödenmesi gereken bakım onarım bedellerinin eksik tahsil edilmesi”, “İlave katkı payının hesaplanmasında kullanılan yıllık sisteme verilen elektrik enerjisi üretim miktarının hatalı hesaplanması” ve Elektrik Üretim Anonim Şirketine (EÜAŞ) devredilen hidroelektrik santrallerine ilişkin gerekli işlemlerin yapılmaması” na ilişkindir. Onuncu örnek; Karayolları Genel Müdürlüğü ile ilgili 2024 Yılı Düzenlilik Denetimi Raporunda yer almaktadır. Bu tespit, söz konusu raporun “Diğer bulgular” bölümünde belirtildiği üzere; “Yapım işlerinde yer almayan ve yeni birim fiyatı yapılan iş kalemlerine, ihale dokümanlarında belirlenmiş olan iş bölümleri dışında farklı iş bölümleri oluşturularak genel endeks üzerinden fiyat farkı verilmesi”” ne ilişkindir. Önceki yıllarda Denetim Raporlarında “Denetim Görüşünü Etkilemeyen Tespit ve Değerlendirmeler” bu yıl “Diğer Bulgular” başlığı altında da yer alan bu bulguların bazılarının bütçe uygulamaları üzerinde önemli derecede olumsuz etki yarattığı ve ciddi kamu zararlarına yol açtığı görülmektedir. Ancak kamu zararı da doğurduğu anlaşılan bu tespitlerin “Diğer Bulgular” başlığı altında yer almasının nedeni anlaşılamamaktadır. 1 Bu bulgular oldukça önemli tespitler olup, bunlara Sağlık Bakanlığı ile ilgili tespitlere ilgili bölümde yer verilmektedir. 13 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 885 ‒ Raporlarda kalan tespitlerin çoğu ‟Yargılamaya Esas Rapor” kapsamına alınmakta ve bu raporlar TBMM’ye gönderilmemektedir. Sonuçta TBMM’ye her raporda bulunan standart metinler ve etkisiz tavsiyelerden oluşan, Rapor Değerlendirme Komisyonlarında sansüre uğratılmış dokümanlar rapor diye gönderilmektedir. Bu durum Anayasaya aykırılık suçu niteliği taşımakta ve TBMM’nin bütçe hakkı ve denetim yetkisini fiilen ortadan kaldırmaktadır. Sayıştay’ın 2024 yılı Kamu İdaresi Denetim Raporlarının çoğunda kamu idaresinin tespit ve değerlendirmeler konusundaki cevabına yer verilmemiştir. Uluslararası denetim standartlarının bir gereği olan denetlenen kamu idaresinin tespitler konusundaki cevabının 2012 ila 2018 yılları arasındaki uygulamanın dışına çıkılarak, T.B.M.M. Plan ve Bütçe Komisyonuna gönderilen Raporlardan kaldırılmasının nedeni anlaşılamamıştır. Bu durumun nedenlerinden biri de 4.7.2012 tarihli ve 6353 sayılı Kanunla başlayan Sayıştayın görev ve yetkilerini budamaya çalışan süreçtir. Sayıştayın TBMM’ye gönderdiği Denetim Raporları 6085 sayılı Kanunun, Sayıştay Denetim Yönetmeliğinin, INTOSAI Denetim Standartlarının, Düzenlilik Denetimi Rehberinin, Performans Bilgisi Denetimi Rehberinin ve Faaliyet Raporları Değerlendirme Rehberinin asgari gereklerini taşımamaya başlamıştır. Bu haliyle söz konusu raporlar TBMM denetim yetkisini de önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Bugün Sayıştay’ın, “iş ve işlemlerin gerekliliği, ölçülülüğü, etkililiği, ekonomikliği, verimliliği ve benzeri gerekçelerle” kamu idareleri hakkında rapor düzenleyemediği, performans denetimi yapamadığı bir manzara ile karşı karşıyayız. Kamu Özel İşbirliği uygulaması kapsamında şehir hastaneleri 3. Havalimanı, köprüler, otoyollar gibi projelerinin ihaleleri sırasında ve sonrasında yaşanan akılalmaz usulsüzlüklere ragmen mevcut Sayıştay mevzuatı çerçevesinde yapılan denetimlerde hiç bir sonuç alınamamaktadır. Son dönemde kamuoyunda da infial oluşturan “Bazı özel hastanelerin yeni doğan ünitesinde tespiti yapılan yolsuzluk boyutu oldukça büyük ödemelerin Sayıştay’ın denetilerinde neden tespit edilemediği veya Sayıştay’ın mevcut 14 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 886 ‒ denetim sisteminin bu yolsuz ödemeleri tespitte nasıl çaresiz kaldığı kamuoyu tarafından da sorgulanmaktadır. Türkiye Varlık Fonu gibi denetim dışına çıkartılan yapılar karşısında daha etkin bir denetim yapabilmesi için Sayıştay Denetiminin kapsamını tüm kamu kurum ve kuruluşlarını içerecek şekilde genişletecek bir kanun değişikliğini kaçınılmaz olarak görüyoruz. Devlet sırrı ve ticari sır kavramlarını Meclis’in ve Sayıştay’ın bilgi edinme ve denetim yetkilerini engellemeyecek şekilde tanımlanması gerekmektedir. Merkezi Yönetim Bütçe Kanun teklifi ile bir önceki yılın kesin hesap tasarısının ve Kamu İdareleri hakkında düzenlenen Denetim Raporlarının Plan ve bütçe Komisyonundaki sıkıştırılmış takvim sürecinde birlikte görüşülmesi sakıncalı sonuçlar yaratmaktadır 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 sayılı Sayıştay Kanununun bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarının hazırlanması, raporlanması ve TBMM’de görüşülmesi hususunda sisteme getirdikleri yeni düzenlemeler göz önüne alındığında, kamu kurum ve kuruluşlarının Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi aynı anda, ilgili kuruma ait bir önceki yılki Kesin Hesap Kanun Tasarısı, bir sonraki yılın bütçe kanun tasarısı, Kuruma ait Sayıştay Denetim Raporları (Düzenlilik ve Performans), kurumun bir önceki yıl faaliyet raporu, stratejik planı ve performans programları gibi altı adet dokümanın tetkik ve değerlendirilmesi sürecini içerdiğinden, Plan ve Bütçe Komisyonun değişen yeni konsepte görevini layıkıyla yerine getirmesini de olanaksız kılmaktadır. Sayıştay Denetim Raporlarının Plan ve Bütçe Komisyonunda kurulacak bir alt komisyon marifetiyle ön değerlendirmeye tabi tutulması yönündeki teklifimiz de kabul görmemiştir. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2024 yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi ve 2026 Yılı Bütçe Kanunu Teklifinin değerlendirilmesi sırasında en temel belge olan Sayıştay Raporları; zaman kısıtlılığı gerekçe gösterilerek ayrıntılı değerlendirmeye tabi tutulmadan görüşülmüş ve iktidar partisine mensup Milletvekillerinin oylarıyla Genel Kurul’a sevk edilmiştir. 15 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 887 ‒ Ayrıca 16 Nisan 2017 referandumu ile kabul edilen ve 24 Haziran 2018 seçimlerinin sonra realize edilmeye çalışılan adına ‟Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” denilen sistemde TBMM’nin sınırlanan ‟bütçe hakkı” yetkisi de dikkate alındığında; ilk etapta TBMM içtüzüğünde yapılacak ivedi bir değişikle ayrı bir bağımsız ve ihtisaslaşmış “Kesin Hesap Komisyonu”nun faaliyete geçirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. II-SAYIŞTAY DENETİMİNDE REFORM ARAYIŞI Tarihsel açıdan Sayıştaylar, parlamentonun bütçe hakkının gelişmesine bağlı olarak yasamanın yürütmeyi denetlemesine aracılık etme amacıyla ortaya çıkmışlardır. Anayasal devlet modeli ve erkler ayırımının ortaya çıkmasıyla birlikte vatandaşlardan toplanan vergilerin nereye harcanacağı (kimden ne kadar alınıp kime/nereye ne kadar ödeneceği) hususu vatandaşların temsilcilerinin karar verdiği bir alan olmuştur. Böylece bütçe hakkı olarak tanımlanan parlamentoların bütçeyi onaylama ve uygulamasını denetleme fonksiyonu hem yasama-yürütme ilişkilerini yasamanın üstünlüğüne bağlı olarak düzenlemiş hem de yürütme ve idare organlarının yaşamaca denetlenmesini mümkün hale getirmiştir. Parlamentoların merkezde yürütme ve onun emrindeki idarenin bir tarafta parlamento adına denetim yapan Sayıştay’ın da bir tarafta olduğu üçlü bir sistem 19 uncu yüzyıldan itibaren tüm anayasal devletlerde kurumsallaşmıştır. Türkiye’de Sayıştay’ın (Divan-ı Muhasebat) ortaya çıkışı Tanzimat reformları çerçevesinde modern devletin kurumsallaşma çabalarıyla birlikte gerçekleşmiştir. İlk öbaşlarda daha ziyade Babıali olarak tanımlanan Osmanlı Bürokratik elitinin Saray/Hükümdarın harcamalarını kontrol etme amacıyla kurulan Sayıştay, 1876 Kanun-i Esasisi ile anayasal bir kurum haline gelmiştir. Cumhuriyet döneminde her ne kadar TBMM Hükümeti döneminde parlamentonun üstünlüğü öne çıkmışsa da dönemin koşulları nedeniyle ciddi manada bir bütçeleme söz konusu olamadığı için Sayıştay ağırlıklı olarak ödenek tahsis ve kullanımlarının bütçe kanunlarına uygunluğuna bakan bir organ olmuştur. Zamanla bütçe ilkelerindeki değişim ve gelişim, devletin ekonomideki rol fonksiyonlarındaki gelişme ve değişmeler, bilgi teknolojileri ile ülke ekonomisindeki 16 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 888 ‒ parasallaşma düzeyinin artması gibi birden fazla faktörün etkisiyle mali yönetim ve kontrol sisteminin reformu gündeme getirilmiştir. Sonuçta Dünya Bankası’nın tavsiye raporları da dikkate alınarak bir asırlık mali yönetim ve kontrol sistemi 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile radikal bir değişime tabi tutulmuştur. Sayıştay’ın denetim evrenini oluşturan mali yönetim ve kontrol sürecinde yaşanan radikal yapı değişimi ve sisteme yeni kural, ilke, kurum ve aktörlerin dahil edilmesiyle birlikte Sayıştay’ın yapısı ve denetim şeklinin de buna uygun olarak değişmesi kaçınılmaz idi. 5018 Sayılı Kanunla Sayıştay’ın tüm denetim evreni ve süreçleri radikal bir değişime tabi tutulurken ve buna uyum sağlamak için Sayıştay Kanunu da baştan sona değiştirilip yeni kavram, ilke ve süreçler sisteme dahil edilirken Sayıştay’ın kurumsal kültürü, eski gelenekleri, denetim teknik ve şekillerinde ciddi bir değişim sağlanmamıştır. Türk Sayıştay’ının radikal bir reforma ihtiyaç duyduğu ve TBMM’nin yasa yapma yetkisinden sonraki en önemli yetki ve fonksiyonu olan bütçe hakkının etkinliği ve işlevselliği için Sayıştay reformunun kaçınılmazlığı herkesçe kabul görmekle birlikte, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildikten sonra TBMM’nin bütçe hakkının fiilen işlevsiz hale gelmesiyle birlikte bu reform da unutulmuştur. Hükümet sistemi değişikliğinden önce temel tartışma konusu Sayıştay’ın performans denetimine odaklanmışsa da bahse konu tartışma da bugün için anlamını önemli ölçüde yitirmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişle birlikte yasamaya karşı sorumlu bir bakanlar kurulu kavramı ortadan kalktığı gibi, yasamanın yürütmeyi tek başına temsil ve ifade eden Cumhurbaşkanına faaliyet programı anlamında performans hedefleri sunma imkânı ve hukuki alt yapısı da ortadan kalkmıştır. Başta bakanlar olmak üzere bütçe ile ödenek alan tüm kurum ve birimlere faaliyet ve eylemleri talimatlandıran yürütme yani Cumhurbaşkanı olduğuna göre eğer bir performans denetimi yapılacaksa bu denetimin kimin adına yapılacağı veya kimin icraatlarının denetimini kapsayacağının yeni baştan gözden geçirilmesi gerekir. 17 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 889 ‒ Hükümet programı anlamında yürütmenin yasamaya sunduğu bir politik metnin olmadığı bir yapıda zaten yasama adına gerçek anlamda performans denetimi yapılmasının söz konusu olamayacağını düşünüyoruz. Performans denetiminin hem şu anki anayasal sistem gereği hem de bütçe sistematiği gereği mümkün olmaması Sayıştay’ı fonksiyonsuz kılmaktadır. Sayıştay bu sistemde erkler ayırımı mantığına uygun olarak hukuka uygunluk denetimi için gerekli raporları TBMM için üretmekle sorumlu ve yetkilidir. Bu yetki ve sorumluluğun sınırları ise; TBMM’nin hangi idare için ne kadar ödenek belirlediğinin denetlenmesi ve belirlenen bu ödeneğin sahibi olan idarenin bu ödeneği harcama mevzuatına uygun olarak kullanıp kullanmadığının tespitidir. Burada eğer ödenek üstü harcama ya da ödeneksiz harcama söz konusu ise bu yasama fonksiyon gaspı ve bütçe hakkı ihlali olduğundan bunun kesin hesapla tespit edilip yasamaya tüm açıklığıyla raporlamasından sonra Sayıştay’ın bir rolü olamaz. Zira bizim anayasal sistemde kesin hesap denetiminin müeyyidesi düzenlenmiş değildir. Nitekim uygulamada da çoğu zaman ödenek aşımı ya da ödeneksiz harcama varsa bu telafi edici ödenekle kesin hesap görüşülürken giderilmektedir. Anayasaya ödenek üstü harcama veya ödeneksiz harcamayla ilgili bir müeyyide konuşmadıkça ve bunun sorumlusu da net olarak belirlenmedikçe Sayıştay’ın bu hususta yargısal karar verme imkânı yoktur. Türk Sayıştay’ının yapısında ciddi reform gerektiği herkesçe kabul görmektedir. Fakat Sayıştay reformu ancak gerçek manada bir parlamenter sistem hayata geçirilip erkler ayırımı kurumsallaştığı takdirde anlamlı olacaktır. Aksi takdirde bu günkü hükümet sisteminde bütçe hakkının kullanımının etkin olmadığı ve kesin hesabın müeyyidesinin bulunmadığı bir ortamda Sayıştay’da reform yapmanın hiçbir anlamı olmayacaktır. Türk Sayıştay’ının modern anayasal demokratik ülkelerde olduğu gibi parlamento adına denetim yapan bir yüksek denetim kurumu hüviyetine kavuşması için ilk aşamada yapılması gerekenleri aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz. § Mevcut Sayıştay üyelik yapısı, şartları ve seçim usulü gözden geçirilmelidir. 18 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 890 ‒ § Genel Uygunluk Bildirimi Raporlarında TBMM tarafından tahsis edilen ödeneklerin üzerinde ilgili birimlerce ödenek üstü harcama, ödeneksiz harcama yapıldığı gibi durumlar tespit edilmişse bunun rapora bağlanması ve bu raporun bütçe görüşmelerinden ayrı olarak TBMM Genel Kurulunda görüşülerek Genel Kurulun salt çoğunlukla vereceği karara göre ya soruşturmaya konu edilmesi ya da ek veya tamamlayıcı ödenekle telafi edilmesi hususunun yasayla düzenlenmesi gerekir § Mali Uygunluk Denetim Raporlarında denetçilerin denetim esnasında 5018 sayılı kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile ilgili diğer harcama mevzuatına uygun olmadığını tespit ettiği hususları ara rapora bağlayarak ilgili daireye sevk etmesi, dairenin denetçi ve kurum yetkililerinin görüşlerini de alarak verdiği karara dayalı olarak raporun Başsavcılığa sevk edilmesi zorunlu hale getirilmelidir. § Raporları Değerlendirme Komisyonunun lağv edilmesi gerekir. § Kesin Hesap Komisyonunun görev, yetki ve teşkilinin anayasada “Bütçe” kısmında açıkça belirtilmesi; Kesin hesap yasa tasarılarının TBMM’ce reddi durumunda üst yöneticiler için mali, idari ve cezai sorumluluk ile Bakanlar için siyasi sorumluluğun ne olacağının anayasada açıkça düzenlenmesi gerekir. III-2024 YILI SAYIŞTAY DENETİM RAPORLARINDA MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİNDE YER ALAN KAMU İDARELERİNİN GENELİNE İLİŞKİN TEMEL TESPİTLER;2 III.1 Sayıştay Denetim Raporlarında Merkezi Yönetim Bütçesinde Yer Alan Kamu İdareleri İle İlgili Olarak Yapılan Denetimin Genel Değerlendirilmesi: Sayıştay Denetim Raporlarında yer alan tespit ve önerilerden önemli görülenler aşağıda özetlenmeye çalışılmıştır. Sayıştay tarafından 2024 yılı için 666 kamu idaresinde denetim gerçekleştirilerek Sayıştay denetim raporu düzenlenmiştir. Bu raporlarda toplam 1.098 adet ihlal tespitinde bulunulmuştur. 2 Bu tespitler; Bakanlıklar, kamu idareleri ile bunlara bağlı döner sermayeler, özel hesaplar, sosyal tesisler ve kantinler olmak üzere tümünü konsolide bir biçimde içermektedir. 19 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 891 ‒ 2024 yılında yürütülen düzenlilik denetimleri kapsamında kamu idarelerinde tespit edilmiş olan mali rapor ve tabloları etkileyen hatalar ile mevzuata uygunluğa ilişkin hataları içeren bulgu sayıları, bütçe türleri itibarıyla aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. Tablo:1 TBMM’ye sunulan Kamu İdaresi Raporlarındaki Bulgu Sayısı Tablodan görüleceği üzere, denetimler sonucunda TBMM’ye sunulan kamu idareleri raporlarında, 324’ü mali rapor ve tabloları etkileyen, 706’sı mevzuata uygunluğa ilişkin, 68’i kamu idarelerinin mali yönetim ve iç kontrol sistemlerine ilişkin hataları içeren toplam 1.098 bulgu tespit edilmiştir. Tablo:2 Mahalli İdare ve YİKOB Raporlarındaki Bulgu Sayısı Tablodan görüleceği üzere denetimler sonucunda gereği için mahalli idarelere gönderilen raporlarda, 2.474’ü mali rapor ve tabloları etkileyen, 6.776’sı mevzuata uygunluğa ilişkin, 221’i kamu idarelerinin mali yönetim ve iç kontrol sistemlerine ilişkin hataları içeren toplam 9.471 bulgu tespit edilmiştir. 20 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 892 ‒ Tüm idare türleri açısından toplamda 2.798 mali rapor ve tabloları etkileyen, 7.482 mevzuata uygunluğa ilişkin, 289’u kamu idarelerinin mali yönetim ve iç kontrol sistemlerine ilişkin hataları içeren 10.569 bulgu bulunmaktadır. Sayıştay’ın bu kurum ve kuruluşlar için düzenlediği raporlarda “Diğer Bulgular” başlığı altında da önemli bulgulara yer verildiği görülmektedir ki, bu bulguların bütçe uygulamaları üzerinde önemli derecede olumsuz etki yarattığı ve ciddi kamu zararlarına yol açtığı görülmektedir. Ancak kamu zararı da doğurduğu anlaşılan bu tespitlerin Sayıştay Denetim Raporlarında “Diğer Bulgular” başlığı altında yer almasının nedeni anlaşılamamaktadır. 2024 yılında yürütülen düzenlilik denetimleri kapsamında mali yönetim ve iç kontrol sistemine ilişkin hataları içeren bulguların bütçe türleri itibarıyla sayısı ise aşağıda belirtilmiştir. Kamu idareleri itibarıyla mali rapor ve tablolara ilişkin en fazla tespit edilen on konu ve tespitin yapıldığı kamu idaresi sayısına ilişkin tablo aşağıda yer almaktadır. Tablo 3: Mali Rapor Ve Tablolara İlişkin En Fazla Tespit Edilen 10 Konu 21 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 893 ‒ Tablo incelendiğinde, sıklıkla yapılan hataların başında kamu idarelerinin tapu kayıtlarında idare adına kayıtlı olan taşınmazların kurum mali tablolarında yer almaması gelmektedir. Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri itibarıyla mali rapor ve tablolara ilişkin en fazla tespit edilen on konu ve tespitin yapıldığı kamu idaresi sayısına ilişkin tablo aşağıda yer almaktadır. Tablo 4: Denetimlerde Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri İtibarıyla Mali Rapor Ve Tablolara İlişkin En Fazla Tespit Edilen İlk 10 Konu Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri itibarıyla mali rapor ve tablolara ilişkin en fazla tespit edilen on konu ve tespitin yapıldığı kamu idaresi sayısına ilişkin tablo aşağıda yer almaktadır. Tablo:5. Denetimlerde Yüksek Öğretim Kurulu, Üniversiteler Ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri İtibarıyla Mali Rapor Ve Tablolara İlişkin En Fazla Tespit Edilen İlk 10 Bulgu 22 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 894 ‒ Tablolardan da görüleceği üzere, “Tahsis Edilen ve Tahsisli Kullanılan Taşınmazların Muhasebe Kayıtlarının Yapılmaması/Hatalı Yapılması”, “Yazılım/Lisans/Patent/Telif Hakkı/Harita Plan, Proje Alımları Niteliğindeki Gayrimaddi Hak Alımlarının Haklar Hesabında Muhasebeleştirilmemesi”, “Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabında Kayıtlı Olan Tutarlardan Tamamlanan/Geçici Kabulü Yapılanların İlgili Varlık Hesabına Aktarılmaması” ile “Tapu Kayıtlarında İdare Adına Kayıtlı Olan Taşınmazların Kurum Mali Tablolarında Yer Almaması (Fiili Envanter İşlemlerinin Tamamlanmaması)” hususları belirtilen üç bütçe türünde de en fazla tespit edilen konulardır. III.2.Kamu İdarelerince Düzenlenen İdare Faaliyet Raporları İle İlgili Genel Tespit ve Değerlendirmeler: 5018 sayılı Kanun ile mali yönetim ve kontrol sistemi sonuç odaklı bir anlayış çerçevesinde; etkinlik, verimlilik, ekonomiklik, saydamlık ve hesap verebilirlik kavramları üzerine inşa edilmiştir. 5018 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle birlikte kamu idarelerinin, orta ve uzun vadeli amaç ve hedefleri ile göstergelerine stratejik planlarında yer vermeleri gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu doğrultuda stratejik planda yer alan amaç ve hedeflerin performans programlarında yıllık performans hedeflerine dönüştürülerek bütçe bağlantısının kurulması öngörülmüştür. Mali yılın sonunda ise kamu idareleri performanslarını, 23 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 895 ‒ hazırlayacakları faaliyet raporları aracılığıyla yine ilgili hedef ve göstergelerle ilişkilendirerek raporlamakla sorumludur. Bu itibarla söz konusu üç doküman; stratejik yönetim süreci, hesap verebilirlik ve mali saydamlığa esas teşkil eden en önemli belgelerdir. “Kamu İdarelerince Hazırlanacak Faaliyet Raporları Hakkında Yönetmelik” ile hazırlanacak idare faaliyet raporlarının içeriği başlıklar olarak belirlenmiştir. “Kamu İdarelerince Hazırlanacak Faaliyet Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümleri gereğince idarelerin faaliyet raporlarında performans hedef ve gerçekleşmeleri ile meydana gelen sapmaların nedenlerine ilişkin açıklama da yapmaları gerekmektedir. Kamu İdarelerince düzenlenen faaliyet raporları ile ilgili değerlendirmelerin topluca görünümü aşağıdaki şekillerde yer almaktadır. Şekil:1 Sunum Ve İçerik Açısından Faaliyet Raporları Yapılan inceleme neticesinde, Sayıştay tarafından değerlendirmeye tabi tutulan kamu idarelerinden 2’sinin faaliyet raporunu hazırlamadığı, 4’ünün ise faaliyet raporunu hazırladığı halde yayımlamadığı görülmüştür. Bu idarelerden tamamı belediyedir. 24 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 896 ‒ İdare faaliyet raporunu yayımlayan kamu idarelerinden ise 72’sinin yayımlama tarihinin mevzuat gerekliliğine uygun olmadığı tespit edilmiştir. Bu idarelerden 5’i genel bütçeli idare, 7’si özel bütçeli idare, 4’ü özel bütçeli diğer idare, 40’ı belediye, 12’si bağlı idare, 3’ü il özel idaresi ve 1’i mahalli idare birliğidir. Mali saydamlık ilkesi gereğince idare faaliyet raporlarında bulunması gereken başlıklar ve içerikler ilgili yönetmeliklerde belirlenmiştir. Bu kapsamda yapılan değerlendirme neticesinde idare faaliyet raporunu hazırlayan 441 kamu idaresinden 315’inin öngörülen tüm bölümleri (genel bilgiler, amaç ve hedefler, öneri ve tedbirler gibi) içerecek şekilde faaliyet raporlarını hazırladığı, diğer 126 kamu idaresinin ise öngörülen bölümlerden en az birine idare faaliyet raporlarında yer vermediği görülmüştür. Bu idarelerden 7’si genel bütçeli idare, 21’i özel bütçeli idare, 9’u özel bütçeli diğer idare, 81’i belediye, 2’si bağlı idare, 3’ü il özel idaresi, 2’si mahalli idare birliği ve 1’i sosyal güvenlik kurumudur. Yapılan inceleme neticesinde kamu idarelerinden 36’sının kullanılan kaynaklar hakkında faaliyet raporunda bilgi vermediği tespit edilmiştir. Bu idarelerden 5’i genel bütçeli idare, 2’si özel bütçeli idare, 27’si belediye, 1’i bağlı idare ve 1’i il özel idaresidir. Şekil:2 Mali Tablo Bilgilerinin Değerlendirilmesi 25 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 897 ‒ İdare faaliyet raporlarında “Mali Bilgiler” başlığı altında bilanço, faaliyet sonuçları tablosu ve nakit akış tablosu gibi temel mali tablolara ve bu tablolara ilişkin açıklamalara yer verilmelidir. Yapılan inceleme neticesinde 254 kamu idaresinin faaliyet raporunda temel mali tablolara ve bu tablolara ilişkin açıklamalara yer vermediği görülmüştür.1 Bu idarelerden 20’si genel bütçeli idare, 64’ü özel bütçeli idare, 21’i özel bütçeli diğer idare, 2’si sosyal güvenlik kurumu, 123’ü belediye, 12’si bağlı idare, 3’ü mahalli idare birliği ve 9’u il özel idaresidir. “Mali Bilgiler” başlığı altında yardım yapılan birlik, kurum ve kuruluşların faaliyetlerine ilişkin bilgilere yer verilmesi gerekmektedir. Yapılan inceleme neticesinde, 127 kamu idaresi tarafından bazı birlik, kurum ve kuruluşlara yardım yapıldığı, bu idarelerden 86’sının yardım yapılan birlik, kurum ve kuruluşlara ilişkin bilgilere idare faaliyet raporunda yer verdiği; 41 kamu idaresinin ise yer vermediği görülmüştür. Bu idarelerden 4’ü genel bütçeli idare, 1’i özel bütçeli idare, 1’i özel bütçeli diğer idare, 32’si belediye, 2’si bağlı idare ve 1’i mahalli idare birliğidir İdare faaliyet raporlarında “Mali Bilgiler” başlığı altında tüm varlık ve yükümlülüklerin açıklanması gerekmektedir. Yapılan inceleme neticesinde kamu idarelerinden 121’inin varlık ve yükümlülüklerinin tamamını faaliyet raporlarında açıklamadığı tespit edilmiştir. Bu idarelerden 9’u genel bütçeli idare, 24’ü özel bütçeli idare, 7’si özel bütçeli diğer idare, 75’i belediye, 2’si bağlı idare, 3’ü il özel idaresi ve 1’i mahalli idare birliğidir.. Değerlendirmeye tabi tutulan kamu idarelerinin yaklaşık %58’i faaliyet raporunda temel mali tablolara ve bu tablolara ilişkin açıklamalara yer vermemiş, yaklaşık %27’si ise varlık ve yükümlülüklerinin tamamını açıklamamıştır. Bu durum, faaliyet raporlarıyla amaçlanan mali bilgiye yönelik kamuya hesap verme sorumluluğunun tam olarak yerine getirilmesini engellemektedir. Faaliyet raporlarının stratejik yönetim süreci ve hesap verebilirliğe temel olacak bir nitelik taşıyabilmesi için bu raporların kurumların mali tablolarını içermesi ve kurumların tüm varlık ve yükümlülüklerini açıklaması gerekmektedir. Şekil:3 Bütçe Uygulama Sonuçlarının Raporlanmasının Değerlendirilmesi 26 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) yerine getirilmesini engellemektedir. Faaliyet raporlarının stratejik yönetim süreci ve hesap verebilirliğe temel olacak bir nitelik taşıyabilmesi için bu raporların kurumların mali tablolarını içermesi ve kurumların tüm varlık ve yükümlülüklerini açıklaması gerekmektedir. ‒ 898 ‒ Şekil:3 Bütçe Uygulama Sonuçlarının Raporlanmasının Değerlendirilmesi 26 Değerlendirmeye tabi tutulan idare faaliyet raporlarında yer alan bütçe uygulama sonuçlarına ilişkin bilgilerin, bütçe hedef ve gerçekleşmeleri arasında meydana gelen sapmaların nedenlerinin açıklanması dışında, büyük ölçüde mevzuata uygun şekilde raporlandığı görülmüştür. İdare faaliyet raporlarında “Mali Bilgiler” başlığı altında yer alan bütçe uygulama sonuçlarına ilişkin bilgiler bu hükme göre değerlendirilmiş ve aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir. İdare faaliyet raporlarında “Mali Bilgiler” başlığı altında, bütçe hedef ve gerçekleşmeleri ile meydana gelen sapmaların nedenlerine yer verilmesi gerekmektedir. Faaliyet raporunu hazırlayan kamu idarelerinden 377’sinin bütçe hedef ve gerçekleşmelerini faaliyet raporunda açıkladığı, 64’ünün ise açıklamadığı görülmüştür. Bu idarelerden 3’ü genel bütçeli idare, 1’i özel bütçeli idare, 2’si özel bütçeli diğer idare, 51’i belediye, 2’si bağlı idare, 3’ü il özel idaresi ve 2’si mahalli idare birliğidir. 27 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 899 ‒ Faaliyet raporu hazırlayan kamu idarelerinden 381’inde bütçe hedef ve gerçekleşmeleri arasında sapma olduğu, ancak bu idarelerden 275’inin sapmaların nedenleri hakkında açıklama yapmadığı görülmüştür. Bu idarelerden 13’ü genel bütçeli idare, 68’i özel bütçeli idare, 21’i özel bütçeli diğer idare, 148’i belediye, 17’si bağlı idare, 5’i il özel idaresi, 2’si mahalli idare birliği ve 1’i sosyal güvenlik kurumudur. Faaliyet raporu hazırlayan kamu idarelerinden 291’inin bütçe ile tahsis edilen ödeneklerin dışında idarenin kullanımına tahsis edilen özel ödenek, dış proje kredisi veya bağış ve yardım gibi kaynaklara sahip olduğu; bu idarelerden 92’sinin söz konusu bütçe dışı kaynakları faaliyet raporunda göstermediği görülmüştür. Bu idarelerden 8’i genel bütçeli idare, 18’i özel bütçeli idare, 2’si özel bütçeli diğer idare, 55’i belediye, 6’sı bağlı idare, 2’si il özel idaresi ve 1’i sosyal güvenlik kurumudur. Faaliyet raporu hazırlayan kamu idarelerinden 77’sinin bütçe ödeneklerini başlangıç ve yılsonu ödenekleri olarak ayrı ayrı göstermediği görülmüştür. Bu idarelerden 1’i genel bütçeli idare, 1’i özel bütçeli idare, 2’si özel bütçeli diğer idare, 1’i sosyal güvenlik kurumu, 61’i belediye, 6’sı bağlı idare, 2’si mahalli idare birliği ve 3’ü il özel idaresidir. Faaliyet raporu hazırlayan kamu idarelerinden 54’ünün bütçe hedefleri ödenek cetvelleri ile karşılaştırıldığında, hedeflerin doğru gösterilmediği görülmüştür. Bu idarelerden 1’i genel bütçeli idare, 1’i özel bütçeli idare, 1’i özel bütçeli diğer idare, 45’i belediye, 3’ü bağlı idare, 2’si mahalli idare birliği ve 1’i il özel idaresidir. Faaliyet raporu hazırlayan kamu idarelerinden 19’unun yılsonu ödeneklerini doğru kaydetmediği görülmüştür. Bu idarelerden 1’i genel bütçeli idare, 1’i özel bütçeli idare, 2’si özel bütçeli diğer idare, 13’ü belediye, 1’i il özel idaresi ve 1’i sosyal güvenlik kurumudur. Faaliyet raporu hazırlayan kamu idarelerinden 19’unun ödenek artış, eksiliş ve aktarmalarını mevzuata uygun olarak yapmadığı görülmüştür. Bu idarelerden 1’i genel bütçeli idare, 1’i özel bütçeli idare, 1’i özel bütçeli diğer idare, 2’si özel idare, 13’ü belediye ve 1’i mahalli idare birliğidir. Faaliyet raporu hazırlayan kamu idarelerinden 19’unun bütçe gerçekleşmelerinin, düzenlilik denetimi sonuçları itibarıyla kontrol edildiğinde, gerçeği yansıtmadığı 28 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 900 ‒ görülmüştür. Bu idarelerden 3’ü genel bütçeli idare, 4’ü özel bütçeli idare, 1’i özel bütçeli diğer idare, 1’i sosyal güvenlik kurumu ve 10’u belediyedir. Şekil:4 Performans Bilgisinin Değerlendirilmesi İdare faaliyet raporlarında, idarenin stratejik plan ve performans programı uyarınca yürütülen faaliyet ve projelerine, performans programında yer alan performans hedef ve göstergelerinin gerçekleşme durumu ile meydana gelen sapmaların nedenlerine, diğer performans bilgilerine ve bunlara ilişkin değerlendirmelere yer verilmesi gerekmektedir. Faaliyet raporu hazırlayan kamu idarelerinden 338’inin performans programında belirlenen hedef ve göstergelere ilişkin gerçekleşmeleri raporladığı, 103’ünün ise raporlamadığı görülmüştür. Bu idarelerden 3’ü özel bütçeli idare, 2’si özel bütçeli diğer idare, 87’si belediye, 2’si bağlı idare, 3’ü mahalli idare birliği ve 6’sı il özel idaresidir. Faaliyet raporunu hazırlayan kamu idarelerinden 354’ünde hedef ve göstergelere ilişkin sapma olduğu görülmüştür. Ancak bu idarelerden 170’inin performans hedef ve göstergeleri ile gerçekleşmeler arasında meydana gelen sapmaların nedenlerine ilişkin açıklama yapmadıkları veya yapılan açıklamaların geçerli ve ikna edici sebeplere dayanmadığı tespit edilmiştir. Bu idarelerden 7’si genel bütçeli idare, 53’ü özel bütçeli idare, 8’i özel bütçeli diğer idare, 2’si sosyal güvenlik kurumu, 82’si belediye, 10’u bağlı idare, 1’i mahalli idare birliği ve 7’si il özel idaresidir. 29 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 901 ‒ III.3.Kamu İdarelerinin Mali Yönetim, İç Kontrol Sistemi ve İç Denetim İle İlgili Genel Tespit Ve Değerlendirmeler: 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 55’inci maddesinde iç kontrol, "idarenin amaçlarına, belirlenmiş politikalara ve mevzuata uygun olarak faaliyetlerin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde yürütülmesini, varlık ve kaynakların korunmasını, muhasebe kayıtlarının doğru ve tam olarak tutulmasını, malî bilgi ve yönetim bilgisinin zamanında ve güvenilir olarak üretilmesini sağlamak üzere idare tarafından oluşturulan organizasyon, yöntem ve süreçle iç denetimi kapsayan malî ve diğer kontroller bütünü" olarak tanımlanmıştır. 5018 sayılı Kanun ile getirilen sistem kamu kurumlarına, Kanun’un 56’ncı maddesinde belirtilen amaçları sağlamaya yönelik organizasyon, yöntem ve süreçle iç denetimi kapsayan malî ve diğer kontrolleri içeren iç kontrol sistemlerini kurma ve etkin bir şekilde yürütme görevi vermiştir. İç kontrol sisteminin etkin bir şekilde kurulması kamu idarelerinin sorumluluğunda olmakla birlikte bu sistemlerin değerlendirilmesi görevi 6085 sayılı Sayıştay Kanunu ile Sayıştay’a verilmiştir. Denetimlerde bazı kamu idarelerinde; -Kontrol ortamının oluşturulması bileşenine ilişkin olarak bazı kamu idarelerinde; Kurum organizasyon yapısı içerisinde görev, yetki ve sorumlulukların açık bir şekilde belirlenmediği veya bunların belirlenip yazılı hale getirilmesi konusunda eksiklikler bulunduğu, İdarede "Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri" ile ilgili eğitim ve bilgilendirme çalışmalarında eksiklikler olduğu veya bu çalışmaların yapılmadığı veya yeterli olmadığı, Personelin işe alınması, yer değiştirmesi, görevde yükselmesi, yeterlilik-performans değerlendirmesi ile disiplin hükümlerine yönelik insan kaynakları politikasının belirlenmediği veya bunların belirlenip duyurulmasında yetersizlikler olduğu -Hassas görevlere ilişkin olarak; Bazı kamu idarelerinde hassas görevlerin belirlenmesine ilişkin herhangi bir çalışmanın yapılmadığı veya bu çalışmaların tamamlanması, tüm birimleri kapsaması ve personele duyurulması konusunda eksiklikler olduğu 30 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 902 ‒ -Risk değerlendirme bileşenine ilişkin olarak bazı kamu idarelerinde; Stratejik Planın hazırlanmadığı, bazılarında mevzuata uygun hazırlanmakla birlikte zamanında yayımlanmadığı veya zamanında yayımlanmakla birlikte içerik olarak mevzuata uygun olmadığı, İdare Performans Programının mevzuata uygun şekilde hazırlanmamış ve zamanında yayımlanmamış olduğu veya zamanında yayımlanmakla birlikte içeriğinin mevzuata uygun olmadığı, İç kontrol risklerinin belirlenmediği veya belirlenmesine ilişkin yapılan çalışmaların yetersiz olduğu, Çalışmanın yapıldığı diğer bazı idarelerde ise; risk değerlendirme bileşeninin sonraki aşamaları olan risklerin gerçekleşme ihtimali ve önceliklendirilmesinin yapılmadığı veya çalışmalar yapılmakla birlikte yeterli olmadığı, -Kontrol faaliyetleri bileşenine ilişkin olarak, Bazı kamu idarelerine yürütülen faaliyetlere ilişkin iş akış süreçlerinin belirlenmesine ilişkin herhangi bir çalışmanın yapılmadığı veya yapılan çalışmalarda eksiklikler olduğu, Kurum içi görevlendirmelerde görevler ayrılığı ilkesine aykırı uygulamalar bulunduğu,, İç kontrol risklerinin belirlenmesi çalışmalarına başlamış olmakla birlikte, risklerin kabul edilebilir düzeye indirilmesine yönelik kontrol faaliyetlerinin ve bu faaliyetlerden sorumlu olanların belirlenmediği veya bu konuda eksiklikler olduğu, Yetki devirlerinin mevzuata uygun olmadığı veya bazı aykırılıklar taşıdığı, Ön mali kontrol sisteminin, İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar’a uygun olarak kurulmadığı veya kurulmuş olmakla birlikte iyileştirilmesi gerektiği, Ön mali kontrol yönergesi olmadığı veya mevcut olmakla birlikte eksiklikler barındırdığı, -Bilgi ve iletişim bileşeni ile ilgili olarak bazı kamu idarelerinde; Faaliyet raporlarının hazırlanmadığı veya hazırlanmakla birlikte mevzuata uygunluk ve zamanında yayımlanma yönünden eksiklikleri bulunduğu, -İzleme bileşenine ilişkin olarak; İç Kontrol Standartlarına Uyum Eylem Planları ile ilgili olarak; Denetimlerde bazı kamu idarelerinin İç Kontrol Standartlarına Uyum Eylem Planı hazırlamadığı, Eylem planı hazırlayan idarelerin bir kısmında ise bu planların güncellenmediği veya Kamu İç Kontrol Standartları Tebliği’ne uygun olmadığı, İç denetimle ilgili olarak; Denetimlerde bazı kamu idarelerinde; İç denetim birimlerinin oluşturulmadığı veya iç denetçi ataması yapılmadığı, İç denetçisi bulunan bazı 31 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 903 ‒ idarelerde ise iç kontrol sistemine ilişkin denetim çalışmalarının yapılmadığı veya denetim çalışmaları mevcut olmakla birlikte raporlamada bazı aksaklıklar bulunduğu -İzleme faaliyetinin gereği olarak iç kontrol sisteminin tüm birimler tarafından yıllık değerlendirmesinin yapılmadığı tespit edilmiştir. III.4. Mali Tabloların Hazırlanması ve Raporlanmasına İlişkin Genel Tespit Ve Değerlendirmeler 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 5’inci maddesinde kamu mali yönetiminin uyumlu bir bütün olarak oluşturulacağı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe hakkına uygun şekilde yürütüleceği belirtilmiştir. Kanun’un 6’ncı maddesi ile merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir, gider, tahsilat, ödeme, nakit planlamasının ve borç yönetiminin Hazine birliğini sağlayacak şekilde yürütüleceği, Kanun’a ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin tüm gelirlerinin Hazine veznelerine gireceği, giderlerinin bu veznelerden ödeneceği, bu idarelerin özel vezne açamayacağı; 7’nci maddesi ile ele alınan malî saydamlık ilkesine göre her türlü kamu kaynağının elde edilmesinde ve kullanılmasında, denetimin sağlanması amacıyla kamuoyunun zamanında bilgilendirileceği öngörülmektedir. Kanun’un “Bütçe türleri ve kapsamı” başlıklı 12’nci maddesi, “Bütçe ilkeleri” başlıklı 13’üncü maddesi ve “Muhasebe sistemi” başlıklı 49’uncu maddelerinde; kamu idarelerince kanunla belirlenen bütçe türleri dışında herhangi bir ad altında bütçe oluşturulamayacağı; bütçelerin ait olduğu yıl başlamadan önce Türkiye Büyük Millet Meclisi veya yetkili organlarca kabul edilmedikçe veya onaylanmadıkça uygulanamayacağı, kamu idarelerinin tüm gelir ve giderlerinin bütçelerinde gösterileceği; kamu hesaplarının, kamu idarelerinin gelir, gider ve varlıkları ile mali sonuç doğuran her türlü işlemlerini garanti ve yükümlülüklerini belirlenmiş bir düzen içerisinde hesaplara kaydedilmesi suretiyle oluşturulacağı ve muhasebe sisteminin karar, kontrol ve hesap verme süreçlerinin etkili çalışmasını sağlayacak ve mali raporların düzenlenmesi ile kesin hesabın çıkarılmasına temel olacak şekilde kurulacağı ve yürütüleceği belirtilmiştir. 32 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 904 ‒ Söz konusu maddelerin, 5018 sayılı Kanun’un “Üst yöneticiler” başlıklı 11’inci ve “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8’inci maddeleri ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda, üst yöneticinin sorumluluğunda bulunan tüm mali işlemlerin, tek bir muhasebe sistemi aracılığıyla yürütülmesi veya mali tabloların konsolide edilerek raporlanması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Kamu İdarelerine Ait Özel Hesaplara İlişkin İşlemlerin Muhasebeleştirilmesine Dair Yönetmelik hükümlerine göre, 01.01.2017 tarihi itibarıyla Yönetmelik kapsamındaki tüm özel hesaplara aktarılan tutarlar ile bu hesaptan yapılan kullanımların muhasebeleştirilmesinin ilgili kamu idaresinin muhasebe hizmetlerini yürüten muhasebe birimi tarafından yapılması ve özel hesaplara ilişkin malî işlemlerin kamu idaresi hesapları kapsamında ayrı bir malî tablo oluşturulmaksızın kullanıcı kamu idaresinin malî raporları içerisinde gösterilmesi gerekmektedir. Denetimlerde mali tabloların, üst yöneticinin sorumluluğu altında bulunan kaynakların tamamını içerecek şekilde hazırlanıp hazırlanmadığı bütçeye dahil edilmeyen ve malî tablolarda raporlanmayan hesapların bulunup bulunmadığı ile ilgili olarak herhangi bir tespite yer verilmemiştir. Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği ve Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nde; kamu idarelerinin muhasebe işlemlerinin yevmiye tarih ve numara sırasına göre ve maddeler hâlinde yevmiye defterine günlük olarak kaydedileceği, buradan da usulüne göre büyük defter ve yardımcı defterlere sistemli bir şekilde dağıtılacağı, gerçekleşme sırasına göre düzenli bir şekilde hesap dönemi başında “1” den başlamak üzere hesap döneminin sonuna kadar numaralandırılacağı ve muhasebe kayıtlarının ancak yeni bir muhasebe kaydı ile düzeltileceği belirtilmiştir. Denetimlerde, bazı kamu idarelerinin yevmiye defterlerinde yevmiye numaralarının boş bırakıldığı, geçmiş tarih verilmek suretiyle geriye dönük yevmiye kaydı yapıldığı ve daha önceden yapılan kayıtların değiştirildiği, -Mali yıla ilişkin mahsup işlemleri dışındaki muhasebe kayıtlarının izleyen yılda yapılmaya devam edildiği, -Muhasebe kayıtlarında kurumsal kodun hatalı kullanılması sonucu gelirlerin hatalı raporlandığı, 33 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 905 ‒ tespit edilmiştir. III.5.Kamu İdarelerindeki Taşınmazların, Tespit, Kayıt, Muhasebe, Kullanım, Kontrol, Satış, Tahsis Süreçleri İle İlgili Genel Tespit ve Değerlendirmeler: 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 3’üncü maddesinde kamu kaynağı olarak sayılan taşınmazların, mali saydamlığı ve hesap verebilirliği sağlayacak şekilde kayıtlara alınması gerekmektedir. Bu itibarla, taşınmazların fiili envanterinin yapılması ve mevzuata uygun olarak belirlenen değerler üzerinden mali tablolara alınması önem arz etmektedir. 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Taşınmaz tahsisi” başlıklı 47’nci maddesinde, kamu idarelerinin kanunlarında ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde belirtilen kamu hizmetlerini yerine getirebilmek için mülkiyetlerindeki taşınmazlarla Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerleri, birbirlerine ve köy tüzel kişiliklerine bedelsiz olarak tahsis edebileceği ifade edilmiştir. Kamu idarelerince yapılacak envanter çalışmaları, Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik’te düzenlenen kayıt işlemleri çerçevesinde yürütülmektedir. Kayıt işlemleri; taşınmazların fiili envanter ve değerleme çalışmalarının tamamlanması ile bu bilgilerin taşınmaz kayıtlarına işlenerek muhasebeleştirilmesini kapsamaktadır. Taşınmazların fiili envanteri, mevcutların miktar ve cinsi ile yıl içerisindeki değişimlere ilişkin bilginin elde edilmesini ifade etmektedir. Miktar tespiti, taşınmazın tescile tabi olup olmamasına bağlı olarak değişmektedir. Tescile tabi taşınmazların mülkiyet bilgisinin tapu sicilinden elde edilmesi mümkün olup tescile tabi olmamakla birlikte kurumun tasarrufunda bulunan ve ekonomik değer taşıyan taşınmazlara ilişkin özel bir çalışma yapılması gerekmektedir. Fiili envanter çalışmaları kapsamında ayrıca taşınmazların cinsinin de tespit edilmesi, taşınmazların mevcut kullanım şekli ile tapu kayıtlarının farklılık arz etmesi durumunda anılan Yönetmelik’in 10’uncu maddesi uyarınca cins tashihinin yapılması ve taşınmazların mevcut kullanım şekli ile kayıtlara alınması gerekmektedir. Taşınmazların kayıtlı değerlerine ilişkin düzenleme ise bahse konu olan Yönetmelik’in 5’inci maddesinde yer almaktadır. Buna göre; tapuda kayıtlı taşınmazların maliyet bedeli veya rayiç değer üzerinden, bu değerleri belirlenemeyenler veya tapuda kayıtlı 34 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 906 ‒ olmayanlardan ekonomik değer taşıyan ve kamusal ihtiyaçlarda kullanılanlar ile orta malları ve genel hizmet alanlarının ise iz bedeli ile kayıtlara alınması gerekmektedir. Ayrıca edinim sonrasında taşınmazın değerini ve kullanım süresini artıran maliyetler de Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nin 27’nci maddesi hükmü uyarınca kayıtlı değere ilave edilmelidir. Fiili envanter ve değerleme çalışmaları sonucunda Yönetmelik’te öngörülen form ve cetveller oluşturularak taşınmazlar kayıt altına alınmalıdır. Bu bilgilerin aynı zamanda muhasebe birimine de intikal ettirilerek mali tabloların taşınmazlara ilişkin doğru ve güvenilir bilgi sunması sağlanmalıdır. Muhasebe kayıtlarının bu bilgiler ışığında ve ilgili yönetmeliklere uygun oluşturulması, kamu idaresine ait taşınmazların miktar, cins ve değerine ilişkin bilgileri içerecek şekilde ilgili hesaplarda takip edilmesi gerekmektedir. Merkezî Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nin 170’inci maddesi ile Mahallî İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 187’nci maddesi hükümleri uyarınca, taşınmaz satış işleminin varlıktaki azalmayı ve satış bedeli ile kayıtlı veya net değer arasında oluşan farkı yansıtacak şekilde muhasebeleştirilmesi gerekmektedir. Net değer, amortismana tabi taşınmazlarda kayıtlı değerden birikmiş amortisman düşüldükten sonra kalan tutarı ifade etmektedir. Bu itibarla satışa konu taşınmazların kayıtlı değer ve varsa birikmiş amortisman tutarları esas alınarak kayıtlardan çıkarılması gerekmektedir. Öte yandan satış bedeli ile kayıtlı veya net değer arasında oluşan fark; olumlu ise 600 Gelirler Hesabına, olumsuz ise 630 Giderler Hesabına kaydedilerek Faaliyet Sonuçları Tablosuna yansıtılmalıdır. Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan, özel bütçeli idarelerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların işgalli kullanımına ilişkin temel düzenleme, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Ecrimisil ve tahliye” başlıklı 75’inci maddesinde yer almaktadır. Mezkûr düzenleme uyarınca; taşınmaz üzerinde işgalin tespit edilmesi hâlinde geriye dönük kullanımlar için beş yılı geçmemek üzere ecrimisil tahakkuk ettirilirken, aykırılığın gelecekte devam etmesini engellemek üzere işgal edilen taşınmazın tahliye edilmesi gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, ecrimisil tahakkuk ettirilmiş olması işgalciye herhangi bir hak tesis etmemekte olup söz konusu aykırılığın kaldırılmasını teminen taşınmaz üzerindeki işgalli kullanımın sona erdirilmesi gerekmektedir. Bahse konu yaptırımların uygulanması için kişinin kusurlu olması ya da kamu idaresinin bir zarara uğraması şartları aranmadığı gibi bir başka kamu idaresince 35 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 907 ‒ işgalli kullanılması da yaptırım uygulanmasını engellememektedir. Bu düzenleme uyarınca; taşınmaz üzerinde işgalin tespit edilmesi hâlinde geriye dönük kullanımlar için beş yılı geçmemek üzere ecrimisil tahakkuk ettirilirken, aykırılığın gelecekte devam etmesini engellemek üzere işgal edilen taşınmazın tahliye edilmesi gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, ecrimisil tahakkuk ettirilmiş olması işgalciye herhangi bir hak tesis etmemekte olup söz konusu aykırılığın kaldırılmasını teminen taşınmaz üzerindeki işgalli kullanımın sona erdirilmesi gerekmektedir. Bahse konu yaptırımların uygulanması için kişinin kusurlu olması ya da kamu idaresinin bir zarara uğraması şartları aranmadığı gibi bir başka kamu idaresince işgalli kullanılması da yaptırım uygulanmasını engellememektedir. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Müteahhit veya müşterinin sözleşmenin bozulmasına neden olması” başlıklı 62’nci maddesinde, sözleşme yapıldıktan sonra müşterinin taahhüdünü, şartname ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi üzerine, idarenin en az 10 gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi hâlinde, ayrıca protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminatın gelir kaydedileceği ve sözleşmenin feshedilerek hesabın genel hükümlere göre tasfiye edileceği hususu düzenlenmiştir. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde, genel bütçeye dâhil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin; alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işlerinin bu Kanun’da yazılı hükümlere göre yürütüleceği, “İhale usullerinin neler olduğu” başlıklı 35’inci maddesinde ihale usulleri ve işin gereğine göre bu usullerden hangisinin uygulanacağının bu Kanun hükümlerine uyularak idarelerce tespit edileceği belirtilmektedir. Söz konusu idarelerin mülkiyetinde bulunan taşınmazların hangi amaçlar doğrultusunda olursa olsun özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, kiralama ve gayri ayni hak tesisi işlemlerinin 2886 sayılı Kanun kapsamında belirtilen usul ve esaslar dâhilinde yapılması gerekmektedir. Buna ek olarak istisnaları olmakla beraber kiraya verilecek taşınır ve taşınmaz malların kira süresinin on yıldan çok olamayacağı “Kiralarda sözleşme süresi” başlıklı 64’üncü madde ile hüküm altına alınmıştır. Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile kiralama işlemleri hakkında yeni düzenlemeler getirilerek 339’uncu maddede; kamu kurum ve kuruluşlarının hangi usul ve esaslarla yapılmış olursa olsun konut ve çatılı işyeri kiralamalarında Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, 347’nci maddesinde ise belirli 36 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 908 ‒ ve belirsiz süreli kira sözleşmelerinin sona ermesine ilişkin şartlara yer verilmiştir. Madde hükmünde; belirli süreli sözleşmelerde süre bitiminden en az onbeş gün önce kiracı bildirimde bulunmadıkça sözleşmenin aynı koşullarda bir yıl için uzatılmış sayılacağı, kiraya verenin, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremeyeceği ancak on yıllık uzama süresi sonunda kiraya verenin herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebileceği, belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise kiraya verenin kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebileceği düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere taşınmaz kiralama ve gayri ayni hak tesisi işlemlerinin 2886 sayılı Kanun’da öngörülen ihale usulleri ile yapılması gerekmektedir. Kira sözleşmesi ise kiracı bildirimde bulunmadıkça on yıl süre ile uygulanmaya devam edecek olup bu sürenin sonunda kiraya veren tarafından sona erdirilebilecektir. Kiralama akdinin ve gayri ayni hak tesisinin sona ermesini takiben taşınmazın tekrar üçüncü kişilerin kullanımına bırakılması ancak 2886 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak yeniden ihaleye çıkılması ile mümkündür. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’na göre ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve ihalede açıklık ve rekabetin sağlanması esas olup Kanun kapsamındaki işlerde tekliflerin gizli olarak verilmesini sağlayan kapalı teklif usulünün esas olduğu belirtilmiş ve istisnai olarak Kanun’un 51’inci maddesinde sayılan işlerin pazarlık usulüyle yaptırılabileceği hüküm altına alınmıştır. İlgili maddenin birinci fıkrasının (g) bendinde ise kullanışlarının özelliği, idarelere yararlı olması veya ivediliği nedeniyle kapalı veya açık teklif yöntemleriyle ihalesi uygun görülmeyen, devletin özel mülkiyetindeki taşınır ve taşınmaz malların kiralanması, trampası ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiralanması ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisinin pazarlık usulü ile ihale edilebileceği belirtilmiştir. Aynı Kanun’da geçen “Devletin özel mülkiyetindeki” ve “Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler” ifadeleri ile Hazine taşınmazları tarif edilmekte olup belediye, il özel idaresi, üniversite gibi kamu idarelerinin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazların bu kapsamda değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır Denetimlerde, -Bazı kamu idarelerine ait taşınmazlara ilişkin fiili envanter çalışmalarının tamamlanmadığı, Bazı kamu idarelerinde Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına 37 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 909 ‒ İlişkin Yönetmelik’in hükümleri çerçevesinde taşınmazların değerlerinin belirlenmediği, Taşınmazların edinimi ve elden çıkarılmasının takibinin yapılmaması nedeniyle taşınmazların eksik veya fazla tutarlarla muhasebeleştirildiği ya da hatalı muhasebe hesaplarına kaydedildiği, Değer artırıcı harcamaların uygun şekilde muhasebeleştirilmediği, Cins tashihinin yapılmadığı, muhasebe kayıtlarına yansıtılmadığı ve ilgili hesaplarda takip edilmediği -Bazı kamu idarelerinde, tahsis işlemine konu edilen taşınmazların doğru muhasebeleştirilmediği, ya da hatalı muhasebeleştirildiği ve bu sebeple söz konusu taşınmazların mülkiyet ve kullanım durumlarına ilişkin sağlıklı bilgiye ulaşılamadığı ve bahse konu olan taşınmazların değerinin belirlenmesine ilişkin çalışmaların tamamlanmadığı, -Bazı kamu idarelerinde, satış işleminin muhasebeleştirilmesinde taşınmazların kayıtlı değeri yerine satış bedelinin esas alındığı veya satış bedelinin tamamının gelirler hesabına aktarıldığı, Taşınmazların satış işlemi tamamlanmamasına rağmen ilgili hesaplardan düşüldüğü, -Bazı kamu idarelerinde; taşınmazın işgalli kullanımının tespitine yönelik çalışmaların mevzuat gereklerine uygun yürütülmediği, işgal tespit edilenlerde ecrimisil tahakkuk ettirilmediği ya da eksik tahakkuk ettirildiği veyahut ecrimisil tahakkuk ettirilmekle birlikte taşınmaz tahliye edilmediğinden mevzuata aykırı kullanımların devam ettiği, bazılarında ise bu taşınmazlara ilişkin giderlerin ilgili idareler tarafından karşılandığı, Denetimlerde bazı kamu idarelerine ait taşınmazların kiralanmasında; Kira sözleşmelerinde yer alan hükümlere aykırı bir şekilde; kullanım alanlarının genişletildiği, İdareden izin alınmadan onaylı projelerde yer almayan imalatların yapıldığı ve sözleşmede yer almayan gelir getirici faaliyetlerde bulunulduğu ve sözleşmede yer alan faaliyetlerin eksik yapıldığı veya taşınmazın sözleşmede belirtilen amaca aykırı kullanıldığı, Kira tahsilatlarının öngörülen sürelerde yapılamadığı, Gider aboneliklerinin kiracılar tarafından devralınmadığı ve/veya ilgili giderlerin idare bütçesinden ödendiği, Taşınmazın sözleşmeye aykırı bir şekilde üçüncü kişilere devredildiği, Müşteri tarafından karşılanması gereken bakım-onarım, sigorta vb. giderlerin idare tarafından ödendiği tespit edilmesine unlara rağmen kamu idareleri 38 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 910 ‒ tarafından sözleşmeye aykırılıkların düzeltilmediği veya sözleşmenin feshine ilişkin süreçlerin başlatılmadığı Denetimlerde bazı kamu idarelerinin mülkiyetinde veya kullanımında bulunan taşınmaz malların ihale düzenlenmeksizin doğrudan kiraya verildiği ya da bu taşınmazlarda gayri ayni hak tesis edildiği, 2886 sayılı Kanun’a göre ihaleye çıkılarak kiralanan ya da gayri ayni hak tesis edilen taşınmazların, süre sonunda yeniden ihale düzenlenmeden süre uzatımı yoluyla aynı kişilere kiralandığı, Bazı kamu idarelerine ait bazı taşınmazların 2886 sayılı Kanun’un 51’inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında pazarlık usulüyle kiraya verildiği, Bazı kamu idarelerinde, ihale aşamasında tahmin edilen kira bedelinin belirlenmesine yönelik çalışmaların mevzuatta öngörülen şekilde yürütülmemesi nedeniyle ilk yıl kira bedelinin rayiç değeri yansıtacak şekilde belirlenmediği veya 5 yıldan uzun süreli kiraya verilen veya 5 yıldan kısa süreli olmakla beraber beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmesi bulunan taşınmazların kira bedellerinin günün emsal ve rayiç bedellerine göre güncellenmediği tespit edilmiştir. III.6.Kamu İdarelerindeki Taşınırların Kayıt, Muhasebe, Kullanım, Kontrol, Devir, Tahsis Süreçleri İle İlgili Genel Tespit ve Değerlendirmeler: Taşınır Mal Yönetmeliği’nin “Taşınır mal yönetim hesabı” başlıklı 34’üncü maddesine göre taşınır mal yönetim hesabı, önceki yıldan devredilen, yılı içinde giren, çıkan ve ertesi yıla devredilen taşınırlar ile yılsonunda yapılan sayım sonucu bulunan fazla ve noksanları göstermektedir. Maddede taşınır mal yönetim hesabının hangi cetvellerden oluştuğu, nasıl hazırlanacağı ve nerelere gönderileceği ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yönetmelik’in 13’üncü maddesine göre taşınırlar, edinme şekline bakılmaksızın kamu idaresince kullanılmak üzere teslim alındığında giriş; tüketime verildiğinde, satıldığında, başka harcama birimlerine devredildiğinde, bağışlandığında veya yardım yapıldığında, çeşitli nedenlerle kullanılamaz hale geldiğinde, hurdaya ayrıldığında veya kaybolma, çalınma, canlı taşınırın ölümü gibi yok olma hallerinde çıkış kaydedilir ve bu giriş ve çıkış kayıtları taşınır işlem fişine dayanılarak yapılır. 39 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 911 ‒ Aynı Yönetmelik’in “Taşınır giriş ve çıkış işlemlerinin muhasebe birimine bildirilmesi” başlıklı 30’uncu maddesinde yer verilen hükümler gereğince 150 İlk Madde ve Malzemeler Hesabı’nda izlenen tüketim malzemelerinin çıkışları için düzenlenen Varlık İşlem Fişleri muhasebe birimine gönderilmeyecek, bunun yerine aylık dönemler itibarıyla Taşınır II. Düzey Detay Kodu bazında düzenlenen onaylı bir liste ilgili dönemi takip eden dönemde, son dönem listesi ise en geç yılın son iş günü mesai bitimine kadar muhasebe birimine gönderilecektir. Yönetmelik’in “Taşınır kayıt yetkilileri ve taşınır kontrol yetkilileri” başlıklı 6’ncı maddesinde; taşınır kayıt ve işlemleri ile kontrol işlemlerini yürütmek üzere taşınır kayıt yetkilileri ile taşınır kontrol yetkililerinin görevlendirileceği ve bu iki görevin aynı kişide birleşemeyeceği, “Ambar devir işlemleri” başlıklı 33’üncü maddesine göre de taşınır kayıt yetkilileri, sorumlulukları altındaki ambarlarda bulunan taşınırları ve bunlara ilişkin kayıt ve belgeleri, yerlerine görevlendirilenlere devretmeden görevlerinden ayrılamayacakları ve söz konusu devrin “Ambar Devir ve Teslim Tutanağı” düzenlenerek yapılacağı belirtilmektedir. Yönetmelikte giriş kaydı yapılan dayanıklı taşınırlara, taşınır kayıt ve kontrol yetkilisi tarafından bir sicil numarası verilmesi ve bu numaranın yazma, kazıma, damga vurma veya etiket yapıştırma suretiyle taşınırın üzerinde kalıcı olacak şekilde belirtilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Dayanıklı taşınırların kişilerin kullanımına verilmesi durumunda da Taşınır Teslim Belgesi düzenlenmesi gerekmektedir. Taşınır Kod Listesinin (B) bölümünde gösterilen taşınırlardan oda, büro, bölüm, geçit, atölye, garaj ve servislere ortak kullanım amacıyla tahsis edilen taşınırlar için ise Dayanıklı Taşınırlar Listesi düzenlenmelidir. Amortisman ve Tükenme Paylarına ilişkin 47 sıra No.lu Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği’nin “Amortisman ve tükenme payı süre ve oranları” başlıklı 6’ncı maddesinde, dayanıklı taşınırların her biri için yapılan harcamalardan belirli limiti aşanların değer artırıcı harcama olarak kabul edilmesi gerektiği ve henüz amortisman ayırma süresini tamamlamamış olan duran varlıklar için yapılan değer artırıcı harcamaların varlığın maliyet bedeline eklenmesi gerektiği belirtilmiştir. Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliği, Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği ve Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği hükümleri 40 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 912 ‒ ise kurum faaliyetlerinde kullanılmak veya tüketilmek üzere satın alınan veya üretilen tüketim malzemelerinin, öncelikle 150 İlk Madde ve Malzeme Hesabına borç, ilgili hesaplara alacak kaydedilmesi, söz konusu malzemelerden tüketilmek amacıyla kamu idaresinin ilgili birimlerine verilenlerin veya kullanılanların ise, ilgili gider hesabına borç, 150 İlk Madde ve Malzeme Hesabına alacak kaydedilmesi gerektiğini belirtmektedir. Yine aynı Yönetmeliklere göre kurum faaliyetlerinin yürütülmesinde kullanılan her türlü dayanıklı taşınırın edinildiğinde ilgili varlık hesabına kaydedilmesi gerekmektedir. Elden çıkarılacak maddi duran varlıkların hurdaya ayrılması işlemleri de yine bu Yönetmeliklerde yer alan hükümlere göre yapılmalıdır. Denetimlerde, bazı kamu idarelerinde yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine aykırı olarak; -Taşınır yönetim dönemi hesabının hazırlanmadığı, -Taşınırların yılsonu sayımlarının yapılmadığı, -Bedelsiz olarak kuruma intikal eden taşınırların muhasebeleştirilmediği, hatalı muhasebeleştirildiği ya da bütçe geliri ile ilişkilendirildiği, -Taşınır kayıtları ile muhasebe kayıtları arasında, fiilen kurum stoklarında bulunan taşınırlar ile taşınır kayıtları arasında veya fiilen kurum stoklarında bulunan taşınırlar ile muhasebe kayıtları arasında tutarsızlık bulunduğu, -İlk Madde ve Malzeme Hesabına kaydedilmesi gereken mal ve malzemelerin ilgili hesaba kaydı yapılmaksızın doğrudan giderleştirildiği, veya tüketim malzemesi çıkışlarının düzenli olarak muhasebe birimine bildirilmediği, -Kamu idaresi bünyesinde üretilen mal ve malzemelerin taşınır kayıtlarına alınmadığı, -Varlık hesaplarına kaydedilmesi gereken dayanıklı taşınırların ilgili hesaba kaydı yapılmaksızın doğrudan giderleştirildiği veya dayanıklı taşınırlar için yapılan değer artırıcı harcamaların ilgili maddi duran varlıkların maliyet bedeline eklenmeyerek doğrudan giderleştirildiği, -Taşınır konsolide görevlilerinin belirlenmediği, 41 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 913 ‒ -Taşınır kayıt yetkilileri ile kontrol yetkilisinin belirlenmediği veya bu görevin aynı kişide birleştiği, -Taşınır kayıt yetkililerinin görevden ayrıldığı durumlarda devir işlemlerinin yapılmadığı ve Ambar Devir ve Teslim Tutanağının düzenlenmediği, -Dayanıklı taşınırlara sicil numarası verilmediği veya sicil numaralarının taşınır üstünde bulunmadığı, ortak kullanıma verilen taşınırlar için Dayanıklı Taşınır Listesi düzenlenmediği, -Taşınır işlemlerinin özelliklerine göre tutulması gereken defterlerin tutulmadığı, -Taşınır teslim belgesi ve taşınır işlem fişlerinin düzenlenmediği, -Hurdaya ayrılan taşınırların ve bunlara ilişkin amortismanların muhasebeleştirilmediği veya eksik muhasebeleştirildiği, hurdaya ayrılan varlıklardan elden çıkarılmış olanların muhasebe kayıtlarından çıkışının yapılmadığı, fiilen kullanım özelliği taşımayan ve hurdaya ayrılması gereken taşınırların hurdaya ayrılmadığı, hurdaya ayrılan taşınırların ise ilgili Kuruma satışının yapılmadığı tespit edilmiştir. III.7.İhale Kanunlarına Göre Yürütülen İşlemlerle İlgili Genel Tespit ve Değerlendirmeler: Kamu ihale usulleri ve ilkeleri temel olarak iki ayrı kanunda düzenlenmiştir. Kiraya verme ve satış gibi gelir getirici faaliyetler için 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu; mal ve hizmet satın alma ile yapım işleri gibi harcama niteliğindeki faaliyetler için ise 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ikincil mevzuat uygulanmaktadır. 4734 sayılı Kanun’a göre yapılan ihalelere ilişkin sözleşmelerin düzenlenmesi ve uygulanması ise 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ve ilgili ikincil mevzuata göre yapılmaktadır. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Temel ilkeler” başlıklı 5’inci maddesi ile idareler; ihalelerde saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumlu tutulmuşlardır. 42 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 914 ‒ Söz konusu Kanun uyarınca yapılacak ihalelerde açık ihale usulü ve belli istekliler arasında ihale usulünün temel ihale usulleri olduğu ve aralarında kabul edilebilir doğal bir bağlantı olmadığı sürece mal alımı, hizmet alımı ve yapım işlerinin bir arada ihale edilemeyeceği belirtilmiştir. 4735 sayılı Kanun’un sözleşme kapsamında yaptırılabilecek ilave işleri düzenleyen 24’üncü maddesinde iş artışına, öngörülemeyen durumlarda, işin sözleşmeye esas proje içinde kalması ve idareyi külfete sokmaksızın asıl işten ayrılmasının teknik veya ekonomik olarak mümkün olmaması hallerinde gidilebileceği ifade edilmiştir 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “İlkeler” başlıklı 2’nci maddesinde de söz konusu Kanun kapsamında yapılacak ihalelerde açıklık ve rekabetin sağlanmasının esas olduğu belirtilmiştir. Denetimlerde bazı kamu idarelerinde 4734 sayılı İhale Kanunu kapsamında yapılan ihalelere ilişkin olarak; -İhale hazırlık çalışmalarında gerekli özenin gösterilmemesi nedeniyle, ihale süreçlerinde gecikmelerin yaşanması, ihalelerin iptal edilmesi ve belirlenen yeterlilik kriterini karşılamayan yüklenicilerin seçilmesi gibi sorunların yaşandığı, bu nedenlerle iş artışı ve azalışlarının yaygın hale geldiği, -Kamu ihale mevzuatındaki sınırlamaların ötesinde, isteklilerin ihalelere katılımını sınırlayacak şekilde bilgi ve belge istendiği, teknik şartnamelerde belirli marka ve modellere işaret edildiği, -İhale dokümanını oluşturan belgelerde çelişkiler ve noksanlıklar olduğu, -Farklı istekliler tarafından karşılanması mutat olan ihtiyaçların tek bir ihalede birleştirildiği; -4734 sayılı Kanun Kapsamında temin edilmesi gereken ihtiyaçların mevzuatta öngörülen koşullar sağlanmadığı halde istisna kapsamında satın alındığı, -Aralarında doğal bir bağlantı bulunmadığı halde mal ve hizmet alımı ile yapım işinin bir arada ihale edildiği, 43 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 915 ‒ -Temel ihale usulleri (açık ihale ve belli istekliler arasında ihale) ile karşılanması gereken ihtiyaçların, 4734 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan şartlar gerçekleşmemesine rağmen pazarlık usulü ile karşılandığı, -Temel ihale usulleri ile karşılanması gereken ihtiyaçların, her yıl Kamu İhale Kurumunca belirlenmiş olan parasal limitlerin altında kalmak amacıyla kısımlara bölünmek suretiyle doğrudan temin ile karşılandığı -İhale usulleri ile temin edilmesi gereken ihtiyaçların doğrudan temin ile satın alındığı, -Doğrudan Temin Usulünün uygulanmasında mevzuat hükümlerine uyulmadığı (Belli süreyi gerektiren doğrudan temin tedariklerinde sözleşme yapılmadığı, Alım yapılacak gerçek veya tüzel kişinin Kamu İhale Kurumunun internet sayfasındaki yasaklılar listesinde bulunup bulunmadığının kontrol edilmediği, Yaklaşık maliyetin mevzuata uygun olarak belirlenmediği, Hakediş raporunun düzenlenmediği, Piyasa araştırmasının yapılmadığı, Doğrudan Temin Kayıt Formunun EKAP üzerinden doldurulup kayıt altına alınmadığı), -Bazı kamu idareleri tarafından gerçekleştirilen yapım işlerine ilişkin projelerin hazırlık aşamasında yeterli özenin gösterilmemesi nedeniyle projelerde eksiklik ve hataların bulunduğu ve dolayısıyla uygulama aşamasında çeşitli aksaklıkların meydana geldiği,( Gerçekleştirilen yapım işi ihalelerinde, uygulama projelerinin yapım işinin her türlü ayrıntısını göstermediği, bu nedenle işin yapımı sırasında proje değişikliğine gidilmesi, iş artışı ve azalışı yapılması gibi hususların yaygın olduğu, Yapım işinin ihale ilanı ve dokümanında kesin proje üzerinden birim fiyat teklif alınmak suretiyle ihaleye çıkılacağı belirtilmiş olmasına rağmen kesin projeler hazırlanmadan veya ön proje niteliğinde hazırlanan projelerle ihaleye çıkıldığı, Uygulama projesi çizilerek anahtar teslimi götürü bedel usulüne göre ihale edilmesi gereken bina yapım işlerinde birim fiyat teklif usulüne göre ihaleye çıkıldığı), -Yapım işlerinde İş artışı ve/veya süre uzatımı yapılmasına rağmen zeyilname ile sigorta bedelinin arttırılmadığı ve/veya sigorta süresinin uzatılmadığı, İnşaat sigortası (bütün riskler) kapsamında yer alan bazı risk kalemlerinde muafiyet oranının %2’den fazla belirlendiği, 44 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 916 ‒ -Yapım işlerinde,kamu idaresinin onayı olmadan alt yüklenici çalıştırıldığı, Yapım işlerinde alt yükleniciye yaptırılabilecek işler ile ilgili sınırlamalara uyulmadığı, İdareye sunulan alt yüklenici sözleşmelerinde damga vergisinin ödenip ödenmediğinin kontrolünün sağlanmadığı, Alt yüklenicilerin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borcunun sorgulanmadığı, Doğrudan temin ve pazarlık usulü ile yapılan alımlarda kamu ihale kurulunun uygun görüşü olmadan limitin aşıldığı, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu Uyarınca yapılan ihalelerde -Kanun’da yer alan ilkelere aykırı hususlar bulunduğu, -Şartnamelerde bulunması zorunlu olan hususların şartnamelere eklenmediği, -İlanların usulüne uygun yapılmadığı, -Tahmini bedelin mevzuata uygun bir şekilde belirlenmediği, -İhalelere katılmaya ilişkin yasaklılık kontrollerinin yapılmadığı, -Sözleşme yapılması gereken durumlarda sözleşmenin hiç yapılmadığı ya da ihale koşullarına uygun yapılmadığı, -Bazı idarelerde kesin teminatın alınmadığı, bazı idarelerde ise oranların doğru belirlenmediği ya da her yıl cari yıl tutarları üzerinden kesin teminatın güncellenmediği, - Yapılan sözleşmelerin notere tasdik ettirilmediği, -Sözleşmelerin devrinde gerekli iznin alınmadığı, -Sözleşme hükümlerinin yerine getirilmediği durumlarda mevzuat çerçevesinde uygulanması gereken yaptırımların (fesih, yasaklama, kesin teminatın gelir kaydedilmesi vb.) uygulanmadığı tespit edilmiştir. III.8.Kamu İdarelerindeki Mali İşlemler Dışındaki Bazı Hususlarla İlgili Genel Tespit ve Değerlendirmeler: 45 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) -Sözleşme hükümlerinin yerine getirilmediği durumlarda mevzuat çerçevesinde uygulanması gereken yaptırımların (fesih, yasaklama, kesin teminatın gelir kaydedilmesi vb.) uygulanmadığı tespit edilmiştir. ‒ 917 ‒ III.8.Kamu İdarelerindeki Mali İşlemler Dışındaki Bazı Hususlarla İlgili Genel Tespit ve Değerlendirmeler: İdari para cezalarının tebliğ edilmediği ve bu suretle tahakkuk ettirilmediği, Kesilen idari 45 para cezalarının muhasebe birimlerince faaliyet alacakları hesap grubunda izlenmediği, tahsil edildiğinde muhasebeleştirildiği ve bu suretle idari para cezalarına ilişkin işlemlerin tahakkuk esasına göre yürütülmediği, İdari para cezası peşin ödeme indirimlerinin İndirim, İade ve İskontolar Hesabında muhasebeleştirilmeksizin gelir kaydı yapıldığı, Kesilen idari para cezalarının nazım hesaplarda izlenmediği -Vadesi geçmiş alacaklar için takip ve tahsil işlemlerinin yapılmadığı ve söz konusu alacakların ilgili hesaplara kaydedilmediği, -Kamu Haznedarlığı Yönetmeliği’ne aykırı uygulamalar bulunması,( Kendi bütçeleri veya tasarrufları altında bulunan mali kaynakların kamu sermayeli bankalar dışında değerlendirildiği, Kredi kartları ile yapılan tahsilatların banka hesaplarına aktarılma süresinin 20 günü aştığı, Banka ile yapılan protokol hükümlerine göre kredi kartları ile yapılan tahsilatın hesaplara aktarılması sürecinde bankaya komisyon ödendiği, İhtiyaç fazlası olan mali kaynağın uygun değerlendirme araçları ile değerlendirilmediği). -Enerji müsaadesi alınabilmesi için kamu idareleri tarafından karşılanan yatırım giderlerinin elektrik dağıtım şirketlerinden talep edilmemesi, söz konusu tesis ve trafoların bakımının yüksek maliyet, teknik donanım ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bu tesislerin kaydi olarak da müştemilatı ile birlikte ilgili dağıtım şirketine devredilmesi gerekirken devredilmemesi -Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı yapılması, -işçilerin yıllık ücretli izinlerini kullanmayarak biriktirdiği, bunun sonucunda iş akdinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçilere önceki yıllarda kullanmadıkları yıllık izinler için sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden toplu olarak ödeme yapılmak zorunda kalınması, -Tasarruf Tedbirleri Genelgesine aykırı uygulamalar bulunması (Kurum taşıtlarının bakım onarım harcamalarının yüksek olması, genelgede belirtilen taşıt yaş sınırlarına, yerlilik şartlarına ve motor hacmi sınırlarına riayet edilmemesi, Hizmet içi eğitim ve kurum içi istişare toplantısı gibi organizasyonların hizmet alım yöntemi kullanılarak otelde gerçekleştirilmesi,yönelik basım hizmet ihaleleri gerçekleştirildiği ve kitapçık, takvim, ajanda, el ilanı, katalog gibi dokümanlar için basım hizmeti harcaması yapıldığı, 46 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 918 ‒ Uluslararası toplantılar ve milli bayramlar haricindeki faaliyetler sebebiyle temsil ve tören harcaması yapılması), -Genel bütçeye aktarılması gereken gelir fazlalarının bazı düzenleyici ve denetleyici kurumlar tarafından zamanında gönderilmediği; bazılarının ise hem zamanında göndermediği hem de eksik gönderilmesi, -SGK’ya fiilen ödenmeyen primlerin dönem kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alındığı ancak ticari bilanço karına kanunen kabul edilmeyen gider olarak eklenmemesi, -Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan faaliyet ve alacak hesaplarına ilişkin tahsilatın Emanetler Hesabında izlenmesi, -Tarımsal amaçlı kooperatiflere kullandırılan kredilerden alacakların ve yapılan tahsilatın mali tablolarda doğru şekilde gösterilmemesi, -Bilişim sistemleri arasında entegrasyon sağlanamaması nedeniyle muhasebe kayıtlarının gerçeği yansıtmaması, -Bilimsel araştırma projelerine yapılan desteklerde hatalı uygulamalar bulunması,( Bilimsel araştırma projelerinin finansmanı için tahsis edilen kaynakların, bilimsel araştırma projesi tanımına ve amacına uygun olmayan yerlerde kullanıldığı, Bilimsel araştırma projelerine ilişkin projenin başlama tarihinden itibaren her altı ayın son haftası içinde ara rapor vermeleri ve proje neticesinde kesin rapor sunulması gerekmekte iken projelere ait ara ve sonuç raporlarının teslim edilmediği veya geç teslim edildiği, Desteklenen projeler kapsamında edinilen taşınırların, projenin sona ermesini müteakip proje yürütücülerinin zimmetinde bırakılması nedeniyle diğer personel tarafından kullanılabilmesi imkânının sağlanmadığı, Süresi geçtiği halde tamamlanmayan projelerin bulunduğu, Projelerde taahhüt edilen yayın şartlarının yerine getirilmediği), Bazı üniversitelerde, üniversite tıp fakültesi hastanesi yönetim kurulu kararı ile Sağlık Bakanlığının belirlediği fiyatın üzerinde bir fiyat belirlendiği, söz konusu sağlık hizmetlerinden elde edilen gelirin danışmanlık hizmeti olarak değerlendirilmesi sonucunda öğretim üyelerine herhangi bir tavan uygulanmaksızın ek ödeme olarak dağıtılması, 47 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 919 ‒ -Yükseköğretim Kalite Kurulu üyelerinin, dış değerlendirme programı çerçevesinde bulundukları dönemdeki konaklama, ulaşım ve yolluk giderlerinin üniversite bütçelerinden karşılanması, -Bazı üniversitelerde anonim şirket olarak kurulması gereken teknoloji transfer ofisinin kurulmadığı ya da rektörlüklere bağlı koordinatörlük olarak kurulduğu veya iş ve işlemlerinin teknokent anonim şirketi eliyle yürütüldüğü, -Sosyal Güvenlik Kurumu alacaklarının takibinde kuruma ait bilgi işlem sistemleri arasında entegrasyonun sağlanmamış olması (SGK’nın alacaklarına ilişkin işlemlerin tahakkuk esasına göre gerçekleştirilmemesi nedeniyle mali tabloların cari ve geçmiş dönemde Kurum alacağına dönüşmüş tutarları tam olarak yansıtmaması), -Sosyal Güvenlik Kurumunun faaliyet ve alacak hesaplarına ait tahsilatın Emanetler Hesabında izlenmesi, III.9.Kamu İdarelerindeki Mali İşlemlerin Muhasebeleştirilmesi ve Muhasebe Hesaplarının Kullanımı İle İlgili Genel Tespit ve Değerlendirmeler: 3 --Tek Hazine Kurumlar Hesabının bakiye verdiği, -Bazı kamu idarelerinde vadesi geçmiş alacakların 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabına kaydedilmediği, söz konusu alacaklar için takip ve tahsil işlemlerinin yapılmadığı, Tahakkuk ettirilen alacaklardan takibe alınanların 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabı’nda muhasebeleştirilmediği, -Bazı kamu idarelerinde gayrimaddi hak alımlarının maddi olmayan duran varlıklara ait ilgili hesaplarda muhasebeleştirilmeden doğrudan giderleştirildiği, bunlara ilişkin amortisman kayıtlarının yapılmadığı, -Mevzuat hükümlerine aykırı olarak; Kişilerden Alacaklar Hesabında yer alan tutarların takip ve tahsil edilmediği ve Sayıştay tarafından tazmin hükmedilen tutarların Kişilerden Alacaklar Hesabına kaydedilmediği, 3 Bu tespitler; Bakanlıklar, kamu idareleri ile bunlara bağlı döner sermayeler, özel hesaplar, sosyal tesisler ve kantinler olmak üzere tümünü konsolide bir biçimde içermektedir. 48 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 920 ‒ -Bazı kamu idarelerinin kendi personeli ve hizmet alımı suretiyle çalıştırdıkları personel için kıdem tazminatı karşılığı ayırmadığı, kıdem tazminatı ödemelerinin muhasebeleştirilmesinde ilgili hesapların kullanılmadığı, kıdem tazminatı karşılık hesabı kullanmadığı, kıdem tazminatlarının karşılık hesapları kullanılmadan doğrudan giderleştirildiği ve kıdem tazminatı karşılıklarının muhasebeleştirilmesinde dönemsellik ilkesine uyulmadığı, -Maliyet hesaplarının kullanılmadığı, -Haklar Hesabının kullanılmadığı, bu hesaba bilançoda yer verilmediği, Haklar Hesabına kayıt yapılmadığı ve amortisman ayrılmadığı, Haklar Hesabında izlenmesi gereken tutarların doğrudan giderleştirildiği, 260 Haklar Hesabı yerine 630 Giderler Hesabının çalıştırıldığı, Patent hakkının Haklar Hesabında izlenmediği, -Verilen Depozito ve Teminatlar Hesaplarının kullanılmadığı veya yanlış ve hatalı kullanıldığı, Verilen Depozito ve Teminatlar Hesabının gerçeği yansıtmadığı, Verilen depozito, teminat, güvence bedelinin Verilen Depozito ve Teminatlar Hesabında muhasebeleştirilmediği, doğrudan giderleştirildiği, hatalı muhasebeleştirildiği, -Tahsisli kullanılan taşınmazların mevzuata uygun olarak muhasebeleştirilmediği, hatalı uygulamalar olduğu, -Tahsisli kullanılan taşınmazlar için yapılan değer artırıcı harcamaların varlık hesaplarında aktifleştirilmediği, amortisman kayıtlarının yapılmadığı, -Taşınmazlara yapılan değer arttırıcı harcamaların ilgili taşınmazın kayıtlı değerine ilave edilmediği, -Taşınmazlara ait değer artırıcı harcamaların maliyete eklenmediği, doğrudan gider kaydedildiği, -İlk madde ve malzeme niteliğindeki varlıklar ile demirbaşların ilgili varlık hesaplarına alınmaksızın doğrudan giderleştirildiği, İlk Madde ve Malzeme Hesabında izlenen tüketim malzemelerinden kullanılanların mevzuata uygun muhasebeleştirilmediği, çıkış kaydının düzenli yapılmadığı, -Gelecek aylara ait olan peşin ödenen kira giderlerinin muhasebeleştirilmesinde dönem ayırıcı hesapların kullanılmadığı, Peşin ödenmiş kira giderlerinin Gelecek 49 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 921 ‒ Aylara Ait Giderler ve Gelecek Yıllara Ait Giderler Hesaplarında izlenmediği, Peşin ödenen kira bedellerinin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmediği, tahakkuk kaydının yapılmadığı, -Peşin tahsil edilen kira gelirlerinin Gelecek Aylara/Yıllara ait Gelirler Hesabında takip edilmediği, Peşin tahsil edilen kira gelirlerinin muhasebeleştirilmesinde dönem ayırıcı hesapların kullanılmadığı, -Devam etmekte olan yatırımlara ilişkin tutarların Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabında izlenmediği ve yapımı tamamlananların bu hesaptan ilgili varlık hesaplarına aktarılmadığı, - Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabında takip edilen yatırımlardan, tamamlananların ve geçici kabulü yapılan yatırımların Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabında tutulduğu, ilgili Maddi Duran Varlıklar Hesabına aktarılmadığı, -Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabının hatalı kullanıldığı, gerçek durumu yansıtmadığı, yapılmakta olan yatırımların ilgili varlık hesabında aktifleştirilmediği, yapılmakta olan yatırım niteliğindeki harcamaların doğrudan gider kaydedildiği, -Duran varlıklar için yapılan değer artırıcı harcamaların doğrudan gider kaydedildiği, -Değer arttırıcı harcamaların ilgili Varlık Hesabına kaydedilmediği, -Maddi olmayan duran varlık alımlarının doğrudan giderleştirildiği ve amortisman ayrılmadığı, -Amortismana tabi varlıklar için amortisman kaydı yapılmadığı, -Maddi Olmayan Duran Varlıklar Hesabına ilişkin tutarların ilgili varlık hesaplarında takip edilmediği, bunlar için amortisman ayrılmadığı eksik veya fazla amortisman ayrıldığı, mevzuata uygun ayrılmadığı, -Maddi Olmayan Duran Varlıklar Hesabına ilişkin tutarların ilgili haklar hesaplarında takip edilmediği, -Maddi Duran Varlıklar için amortisman ayrılmaması, maddi duran varlıklara ilişkin amortisman kayıtlarının hatalı yapılması veya fazla amortisman ayrılması, mevzuata uygun olarak yapılmaması, 50 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 922 ‒ -Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabı için eksik amortisman ayrıldığı, amortisman ayırma işlemlerinde hatalar bulunduğu, -Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabı bakiyesi ile Birikmiş Amortismanlar Hesabı bakiyesinin birbirine eşit olmadığı, - Maddi Duran Varlıklar için yapılan harcamaların doğrudan giderleştirildiği, -Geçici kabul işlemleri yapılan maddi duran varlık yatırımlarına ilişkin tutarların ilgili oldukları varlık hesaplarına alınmayarak mali tablolarda gösterilmediği, amortisman ayrılmadığı, -Geçici kabulü yapılan binalara ait tutarların Binalar Hesabına aktarılmayıp, Yapılmakta olan Yatırımlar Hesabında izlenmeye devam edildiği, - Genel Yönetim Giderleri Hesabına kaydedilmesi gereken harcamaların farklı hesap kodlarında yer alması, - Hizmet Üretim Maliyeti Hesabının kullanılmaması, -Tahsili şüpheli hale gelen alacakların şüpheli ticari alacaklar hesabında takip edilmediği ve karşılık ayrılmadığı, -Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri Hesabının hatalı kullanıldığı, hesaba eksik kayıt yapıldığı veya hesabın gerçeği yansıtmadığı, -Yevmiye defterinde boş yevmiye kayıtlarının bulunduğu, bazı yevmiye numaralarının boş bırakıldığı, Yevmiye defterinde yevmiye numaralarının sıralı olarak birbirini takip etmediği, geriye doğru kayıt yapıldığı, -Maddi duran varlıkların, taşınırların hurdaya ayırma işlemlerinde Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabının kullanılmadığı veya gerekli kayıtların yapılmadığı, -Hurdaya ayrılan maddi duran varlıkların muhasebe kayıtlarında izlenmediği, Hurdaya ayırma işlemlerinde birikmiş amortisman tutarlarının devredilmediği, Fiilen kurum envanterinden çıkarılan hurdaların 294-Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabı’nda kayıtlarından düşülmediği, -İş Avans ve Krediler Hesabının hatalı kullanıldığı veya bu hesaba kayıt yapılmadığı, 51 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 923 ‒ -Vadesinde tahsil edilmeyen alacaklar için Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabının kullanılmadığı, bu hesabın mali tablolarda yer almadığı, -Alınan Depozito ve Teminatlar Hesabının hatalı kullanıldığı, -Yazılım/Lisans/Patent/Telif Hakkı/Harita Plan, Proje alımları niteliğindeki gayrimaddi hak alımlarının 260 Haklar Hesabı’nda muhasebeleştirilmediği, doğrudan giderleştirildiği, -Bütçe Emanetleri Hesabının hatalı kullanıldığı, -Emanetler Hesabının hatalı kullanıldığı, -Mutemetler Cari Hesabının amacı dışında kullanıldığı, -Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesaplarının hatalı kullanıldığı, -Banka Kredi Kartlarından Alacaklar Hesabının kullanılmadığı veya hatalı kullanıldığı, -Merkez ve Şubeler Hesabının hatalı kullanıldığı, -Ödenecek Döner Sermaye Katkı Payları Hesabının kullanılmadığı, -Ödenecek Döner Sermaye Yükümlülükleri Hesabının kullanılmaması, -Kişilerden Alacaklar Hesabının hatalı ve eksik kullanıldığı, hususlarında tespit ve değerlendirmeler yapılmıştır. Bütün bu tespitler; kamu idarelerinin bir bölümünün; 5018 sayılı Kanunun getirmiş bulunduğu konsepte uygun bir muhasebe kayıt sistemi konusunda halen birtakım zorluklar yaşadığını ve bu yeni sisteme anılan kanunun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana 22 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen tam anlamıyla adapte olamadıklarını, kamuda kullanılan taşınırların ve taşınmazların kayıt, muhasebe, kullanım, kontrol, devir, tahsis süreçleri ile ilgili Kamu İhale Kanunu, Devlet İhale Kanunu olmak üzere harcama mevzuatına uyumda ve uygulamada halen güçlük çektiklerini göstermektedir. 52 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 924 ‒ IV. 2024 SAYIŞTAY DÜZENLİLİK DENETİMİ RAPORLARINDA MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİNDE YER ALAN KAMU İDARELERİ İLE İLGİLİ OLARAK YAPILAN TESPİT VE ELEŞTİRİLERİN BAKANLIK, BAĞLI, İLGİLİ, İLİŞİKLİ KURUM BAZINDA İRDELENMESİ: Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanlığı, Savunma Sanayi Başkanlığı ve Savunma Destekleme Fonu, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Türkiye Adalet Akademisi, Kamu Denetçiliği Kurumu, Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Trakya Kalkınma Ajansı, Karacadağ Kalkınma Ajansı, Kişisel Verileri Koruma Kurumu, İçişleri Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, Yatırımcı Tazmin Merkezi, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Türk Tarih Kurumu, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı, Türkiye Hudut Ve Sahiller Genel Müdürlüğü, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Döner Sermayesi, Türk Akreditasyon Kurumu, Türk Patent ve Marka Kurumu, Avrupa Birliği Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye Su Enstitüsü, Rekabet Kurumu, Kamu İhale Kurumu, Helal Akreditasyon Kurumu, Radyo ve Televizyon Üst Kurumu, Türkiye Uzay Ajansı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi, Bartın Üniversitesi, İzmir Bakırçay Üniversitesi, Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi, Kayseri Üniversitesi, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Trabzon Üniversitesi,Milli Savunma Bakanlığına bağlı kantinler, Özel Bakım Merkezleri Döner Sermaye İşletmeleri, Sosyal Tesisler, Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal Ve Nato Pol Tesisleri İşletme Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı Döner Sermaye İşletmesi, Emniyet Genel Müdürlüğüne ait Kantin ve Sosyal Tesisler; Polis 53 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 925 ‒ Akademisi Döner Sermaye İşletmesi, Emniyet Genel Müdürlüğüne ait Kantin ve Sosyal Tesisler; Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Karabük Üniversitesi, Çankırı Karatekin Üniversitesi, BoğaziçiÜniversitesi, Bartın Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi, Döner Sermaye İşletmesi, ile ilgili olarak düzenlenen Sayıştay Denetim Raporlarında herhangi bir bulguya yer verilmemiştir. Bu bölümde 2024 Sayıştay Denetim Raporlarında yukarıda yer verilen genel tespitler dışında kalan hususlardan önemli görülenlerin kurum bazında ayırımına yer verilmiştir. Bu tespit ve eleştiriler üzerinde zaman kısıtlılığı nedeniyle Plan ve Bütçe Komisyonunda detaylı görüşme ve tartışma yapılmamıştır. 1-) Adalet Bakanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Tek Hazine Cari Hesabının bakiye vermesi, -Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabının borç bakiyesi ile Birikmiş Amortismanlar Hesabının alacak bakiyesinin eşit olmaması, -Verilen depozito, teminat, güvence bedellerinin doğrudan giderleştirilmesi -Personel yemek hizmeti karşılığında yapılan ödemelerden Katma Değer Vergisi tevkifatı yapılmaması, -Tapuda kayıtlı taşınmazların cins tashihlerinin yapılmaması, -Taşınır mal devirlerinde muhasebe birimleri arası işlemler hesabının kullanılmaması, -Doğrudan temin yöntemiyle yapılan ve belirli bir süreyi gerektiren mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinde sözleşme imzalanmaması ve genel iş tanımları üzerinden alım yapılması, -Arabuluculuk aidatlarının takibinin yapılmaması, -Bütçe Emanetleri Hesabının hatalı kullanılması, 54 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 926 ‒ -Süresi içinde kesin kabulü yapılmayan yapım işlerinin olması, 2-) Ceza Ve İnfaz Kurumları İle Tutukevleri İşyurtları Kurumuna İlişkin Bazı Tespitler: -Tahsil edilemeyen alacakların Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabına aktarılmaması, -Taşınmazlar için yapılan değer artırıcı harcamaların ilgili varlığın kayıtlı değerine eklenmemesi, -İdarenin mülkiyetinde yönetiminde ve kullanımında bulunan taşınmazların envanter ve kayıt işlemlerinin tamamlanmaması, -Yapım işleri kapsamında yapılan ödemelerin doğrudan giderleştirilmesi, -Hurdaya ayrılan taşınırların Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabında izlenmemesi, -Peşin tahsil edilen kira gelirlerinin Gelecek Aylara/Yıllara ait Gelirler Hesabında takip edilmemesi, -İktisadi faaliyet konusu olmayan giderlere ilişkin Katma Değer Vergisinin indirim konusu yapılması, -Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar üzerindeki ticari ünitelerin kiraya verilmesinde yanlış ihale mevzuatının uygulanması, -Bütçe Emanetleri Hesabının hatalı kullanılması, -Emanetler Hesabının hatalı kullanılması, -Kesin teminatların güncellenmeden gelir kaydedilmesi ve tahakkuk kayıtlarının yapılmaması, -İhale ile yapılması gereken alımların parçalara bölünerek doğrudan temin yöntemiyle yapılması, -Ticari ünitelere ait ortak gider tüketim bedelinin tahsilatının yapılamaması, tahsilata ilişkin takip sisteminin kurulmaması ve kontrollerin geliştirilmemesi, 55 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 927 ‒ -Doğrudan temin yöntemiyle yapılan ve belirli bir süreyi gerektiren mal alımlarında sözleşme imzalanmaması, -Elektronik ortamda oluşturulan ödeme emri belgelerine kanıtlayıcı belgelerin eklenmemesi, 3-) Türkiye İnsan Hakları Koruma Kurumu’na İlişkin Bazı Tespitler: -Parasal limitler dahilinde yapılan harcamalarda bütçeye konulan ödeneğin %10'unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, -Kurum faaliyetlerinin etkinliği ve uluslararası akreditasyon açısından iş analizi, iş tanımı ve iş etüdüne dayalı organizasyon ve norm kadro çalışmalarına ihtiyaç bulunması, -Kurumda iç mevzuat eksikliklerinin bulunması, -Doğrudan teminle yapılan mal ve hizmet alımlarında maliyet unsurlarının ve iş süreçlerinin net belirlenmemesi, -Zorunlu mali sorumluluk sigortası ödemelerinde ihtiyari mali mesuliyet sigortalarına yer verilmesi, -Maddi olmayan duran varlık alımlarının Haklar Hesabında izlenmemesi, -Mal alımlarında taşınır işlem fişi düzenlenmemesi ve taşınır kaydı yapılmaması, 4-) Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Özel sosyal hizmet kuruluşlarına uygulanan idari para cezalarına ilişkin alacakların muhasebeleştirilmemesi, -Kamu idaresinin bazı alacaklarının mali tablolarda yer almaması, -Kamu idaresinin kullanımında bulunan taşınmazların muhasebeleştirilmesinde eksiklikler bulunması, 56 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 928 ‒ -Değer artırıcı nitelikteki harcamaların ilgili maddi duran varlığın değerine eklenmemesi, -Yeşil alanların, otoparkların ve spor sahalarının muhasebe kayıtlarında görünmemesi -Yapılmakta olan yatırımlar hesabının tam ve doğru bilgi sunmaması -Hurdaya ayrılan bazı varlıkların Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabında izlenmemesi, -Hizmet alım ihalelerinin bazılarında fiyat farkı teminat kesintisi yapılmaması ve muhasebeleştirilmemesi, -Mutemetlikler Cari Hesabının amacı dışında kullanılması, -Kişi veya kurumlar tarafından yapılan şartlı bağış ve yardımların yükümlülük hesaplarında izlenmemesi, -Özel Engelli Rehabilitasyon Merkezlerinde çalıştırılması zorunlu personel sayıları ile söz konusu merkezlere yapılan personel teşvik ödemelerinde standart bir uygulamanın bulunmaması, -Bakım personeli olarak görev yapmayan sürekli işçilere iş primi ödenmesi, -Toplu sözleşmede belirtilen kuruluşlarda fiilen görev yapmayan personelin ek ödeme oranının artırılması, 4.1-) Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’na İlişkin Bazı Tespitler: -Fon gelirlerinden kamu idaresi için ayrılan payların hatalı muhasebeleştirilmesi, -Çalışabilir durumdaki sosyal yardım yararlanıcılarının istihdama kazandırılmasına yönelik yükümlülüklerin tam olarak yerine getirilmemesi 5-) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Bakanlığa devrolunan döner sermaye işletmelerinin yönetmeliklerinin mevzuat değişikliklerine göre güncellenmesi çalışmalarının tamamlanmaması, 57 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 929 ‒ 5.1-) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı Ve Güvenliği Genel Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesine İlişkin Bazı Tespitler -Maliyet hesaplarının kullanılmaması, 6-) Sosyal Güvenlik Kurumu’na İlişkin Bazı Tespitler: -Kurum alacaklarının takibinin yapıldığı yazılımın entegrasyonunun sağlanmamış olması, -Vadesinde tahsil edilmemesi nedeniyle takibe alınan prim alacaklarının Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabında izlenmemesi, -Faaliyet ve alacak hesaplarına ait tahsilatların emanet hesaplarında izlenmesi, -Tecil ve taksitlendirmelere ilişkin mali işlemlerin muhasebe kayıtlarına yansıtılmaması ve tecil işlemleri için alınan teminatların tam ve doğru muhasebeleştirilmemesi ilişkin işlemlerin eksik yürütülmesi o Tecil ve taksitlendirmelere ilişkin mali işlemlerin muhasebe kayıtlarına yansıtılmaması o Tecil işlemleri için alınan teminatların tam ve doğru muhasebeleştirilmemesi, -İşveren emanetlerine ilişkin iş ve işlemlerin tam olarak uygulanmaması, -İşveren sisteminde bulunan emanetlerin muhasebe kayıtlarına yansıtılmaması, -İşveren sisteminde oluşan emanetlerin icra takibindeki alacaklara mahsup edilmemesi, -Bazı alacakların hukuk birimine gönderilirken muhasebe sisteminde terkin edilmesi, -Teşvik tutarlarının ilgili bakanlıklardan eksik tahsil edilmesi, -Taşınmaz kiralamalarında sözleşme hükümlerine uyulup uyulmadığının kontrolünün yapılmaması, -Belli süreyi gerektiren doğrudan temin alımlarında sözleşme yapılmaması, -Arsa payı karşılığı inşaat yaptırılmasına ilişkin protokol kapsamında yürütülen faaliyetlerde eksikliklerin bulunması, 58 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 930 ‒ -Protokol kapsamında yaptırılan bazı işlerde eksikliklerin tamamlanmaması, -Protokol kapsamında yaptırılan bazı işlerde kesin hesapların çıkartılamaması ve mahsuplaşmanın yapılamaması, -Protokol kapsamındaki eksiklikler giderilmeden yeni bir protokol yapılması, -Kira sözleşmeleri uzun süre devam ettirilen taşınmazlara ilişkin kira bedelleri güncellenirken rayiç değerlerin dikkate alınmaması ve kira bedellerinin artmasına rağmen teminat tutarlarının güncellenmemesi, -Prim borcuna karşılık satış amacıyla alınan taşınmazların nakde dönüştürülememesi, -Genel sağlık sigortası primlerinin tahakkuk ve tahsiline ilişkin hatalı uygulamaların bulunması, -Yaşlılık aylığı alan kişilere veya kanunun 4/1-c maddesi kapsamındaki sigortalılara GSS primi tahakkuk ettirilmesi, -Bazı kişilere sahte sigortalı olduğu tespit edilen dönemleri için gss primi tahakkuk ettirilmemesi, -Kısmi süreli çalışılan aylardaki eksik günlerin %32 oranında borçlanılmasına rağmen gss prim tahakkuklarının takibine devam edilmesi, -GSS primlerinin icraya aktarılmasında gecikmeler yaşanması, -Taşınmazlara ait değer artırıcı harcamaların ilgili varlığın kayıtlı değerine eklenmemesi, -İcra ve haciz süreçlerinin sağlıklı işlememesi, -İcraya intikal eden bazı kurum alacaklarının tahsil edilememesi, -Kurum alacaklarının icraya aktarılmasında sorunlar yaşanması ve tebligat işlemlerinin gecikmesi, -Hacizli araçlara yakalama şerhi konulmasına ilişkin uygulama birliğinin bulunmaması, -İadeli tıbbi cihaz takibinin sağlıklı bir şekilde yapılmaması, -Kamu kurumlarında çalışan bazı personelin yaşlılık aylığı almaya devam etmesi, -Özel sağlık hizmet sunucularına uygulanan hasta kabul edilmeme cezasının yetersiz olması ve hastalara yeterli bilgilendirmenin yapılmaması, 59 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 931 ‒ 7-) Türkiye İş Kurumu’na İlişkin Bazı Tespitler: -Muhasebe sistemindeki eksikliklerin hatalara sebep olması, -Personel sistemlerinin veri üretimi ve kontrolünde eksikliklerin bulunması, -Gelir–Gider Modülünde takip durumuna ilişkin bilgi olmayan alacakların bulunması, 8-) Türkiye İş Kurumu İşsizlik Sigortası Fonu’na İlişkin Bazı Tespitler: -Tahsil edilememiş işsizlik sigortası primleri ve gecikme cezalarından kaynaklanan alacakların muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması, 9-) Mesleki Yeterlik Kurumu’na İlişkin Bazı Tespitler: -Personel iş ve işlemlerinde eksiklikler bulunması, -İhale süreçlerinde hatalı uygulamalar bulunması, -Tekliflerin değerlendirilmesinde yeterlik kriteri olarak belirlenen belgelerden bazılarının alt yükleniciye ait olması, -Doğrudan temin üst limitine uyulmadan alım yapılması, -Bazı ulusal meslek standartlarının süresi geçmesine rağmen yeniden değerlendirilmemesi, 10-) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Çevre idari para cezalarının tahakkuk kayıtlarının yapılmaması ve faaliyet alacakları hesap grubunda izlenmemesi, -Yapımı süren maddi duran varlıklar için yapılan ödemelerin yapılmakta olan yatırımlar hesabında muhasebeleştirilmesi gerekirken doğrudan giderleştirilmesi, -Maddi olmayan duran varlık alımlarının Haklar Hesabında takip edilmemesi, -Döner sermaye işletmesi bütçesinden bakanlık ihtiyacı için yapılan alımların varlık hesaplarında izlenmemesi, 60 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 932 ‒ -Tabiat varlıklarını koruma genel müdürlüğünce pazarlık usulü ile kiraya verilen yerlere ait kira sözleşmelerine olura aykırı hüküm konulması, -Orman vasfı dışına çıkarılan araziler ile tarım arazilerinin satışına ilişkin taksit ödemesi geciken hak sahiplerine yönelik gerekli müeyyidelerin tesis edilmemesi, -Okul aile birliğine kiralanan kantinlerde tahsil edilmesi gereken arz bedellerinin takibinin yeterince yapılmaması, -İşgal edilen hazine taşınmazlarına ilişkin tahliye mekanizmasının işletilmemesi, -Ecrimisil kıymet takdirinde yeterince araştırma yapılmadan birim bedeli belirlenmesi, -Uluslararası kuruluşlara yapılan üyelik ve katkı payı ödemelerinin ilgili hesaplarda izlenmemesi 10.1) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Döner Sermaye İşletmeleri’ne İlişkin Bazı Tespitler: Döner sermaye işletmesinin, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü işlemlerinden elde edilen gelirleri takip edememesi, 11-) Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne İlişkin Bazı Tespitler: -Maddi ve maddi olmayan duran varlık alımlarının ilgili hesaplarda izlenmemesi -Taşınmazlara ilişkin yapılan değer artırıcı harcamaların doğrudan giderleştirilmesi, 12-) İklim Değişikliği Başkanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Maddi olmayan duran varlık alımlarının Haklar Hesabında izlenmemesi, -İhalelerde ön mali kontrole ilişkin usul ve esaslara uyulmaması, -Doğrudan teminle ve pazarlık usulü ile yapılan alımlarda bütçeye konulan ödeneğin %10’unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, 61 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 933 ‒ 13-) Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Rezerv yapı ve riskli alanlardaki uygulamalar neticesinde borçlandırılan hak sahiplerinin borç tutarlarına ilişkin tahakkuk kayıtlarının yapılmaması, -AFAD tarafından hak sahipliği tesis edilen vatandaşlara mükerrer hak sahipliği tesis edilmesini önleyici sistemin etkin çalışmaması. 14-) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’ne İlişkin Bazı Tespitler: -Kurumsal bazda üretilen mali tablolarda “gelirler” hesabı içinde yer alan tapu harçları gelirlerinin gerçek durumu göstermemesi, -Maddi duran varlık alımlarının doğrudan giderleştirilmesi, -Taşınmazlara yönelik muhasebe kayıtlarının gerçeği yansıtmaması, -Maddi olmayan duran varlık alımlarının Haklar Hesabında takip edilmemesi, -Taşıtlar için yapılan değer artırıcı harcamaların doğrudan gider kaydedilmesi, -Emlak beyan değerinin kuruma belediyeler tarafından bildirilmesi hususuna ilişkin bir sistem kurulmaması, -Belli bir süreyi gerektiren yapım işlerine ilişkin doğrudan temin alımlarında sözleşme yapılmaması, -Parasal limitler dâhilinde yapılan mal alımları ile yapım işlerinde, bütçeye konulan ödeneğin %10’unun kamu ihale kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, -Muhtelif ihtiyaçların parçalara bölünerek doğrudan teminle karşılanması, -Taşınır mal yönetmeliğine aykırı uygulamaların bulunması, -Taşınır sistem kayıtlarının mevcut durumu yansıtmaması, -Hurdaya ayrılması gereken taşınırlara ilişkin işlemlerin yapılmaması, -Müze defterinin tutulmaması, 62 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 934 ‒ -Müze yönetim hesabı cetvelinin düzenlenmemesi, 14.1-)Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesi’ne İlişkin Bazı Tespitler -Döner sermaye bütçesinden Genel Müdürlük için yaptırılan yatırımların doğrudan giderleştirilmesi, -Maddi olmayan duran varlık alımlarının Haklar Hesabında izlenmemesi, 15-) Türkiye Çevre Ajansına İlişkin Bazı Tespitler: -Depozito katılım bedellerine ilişkin tahakkuk kayıtlarının yapılmaması ve tahsil kayıtlarının hatalı şekilde yapılması, -Depozito katılım bedeli olarak tahsil edilen tutarların ilgili dönemine ait gelir hesaplarıyla ilişkilendirilmemesi, -Ajansa aktarılması gereken geri kazanım katkı paylarının kanunda belirtilen sürede aktarılmaması, -Ajans personeline mali ve sosyal haklar kapsamında yapılan ödemelerin hatalı şekilde gerçekleştirilmesi, 16-) Dışişleri Bakanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: - Yurt dışı tedavi evrakının incelenmesi ve tedavi giderlerinin ödenme süreçlerinde bakanlık ve sosyal güvenlik kurumu incelemeleri için öngörülen mevzuat düzenlemelerinin tamamlanmaması, 17-) Avrupa Birliği Eğitim Ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: 63 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) - Yurt dışı tedavi evrakının incelenmesi ve tedavi giderlerinin ödenme süreçlerinde bakanlık ve sosyal güvenlik kurumu incelemeleri için öngörülen mevzuat düzenlemelerinin tamamlanmaması, ‒ 935 ‒ 17-) Avrupa Birliği Eğitim Ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Yurt dışı tedavi evrakının incelenmesi ve tedavi giderlerinin ödenme süreçlerinde bakanlık ve Sosyal Güvenlik Kurumu incelemeleri için öngörülen mevzuat 63 düzenlemelerinin tamamlanmaması 18-) Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne İlişkin Bazı Tespitler: -Daimi nezaretçilerin hukuki statüsünün güçlendirilmesi ihtiyacının bulunması, -Madencilik faaliyetlerinin denetiminde uygulanan denetim yönteminin sorunlara neden olması, 19-) Maden Tetkik Ve Arama Genel Müdürlüğüne İlişkin Bazı Tespitler: -Ticari faaliyet kapsamına girmeyen mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin Katma Değer Vergisinin indirim konusu yapılması, -Taşınmazların kaydına ilişkin işlemlerin tamamlanmaması nedeniyle taşınmaz hesaplarının gerçeği yansıtmaması, -Maden arama kamplarında kullanılmakta olan taşınırların kayıt, teslim ve kullanımında yönetmelik uyumunun sağlanması adına yeni bir sisteme geçilmesinin gerekmesi, -Taşınır malzemelerin kayıt ve kontrol sürecinde eksikliklerin bulunması, 20-)Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK)’na İlişkin Bazı Tespitler -Geçici kabul noksanlıkları için hakediş ödemelerinden kesinti yapılmaması, -Yapım işi ihalelerinde all risk (bütün riskler) sigorta bedelinin fiyat farkı ödenen durumlarda revize edilmemesi ve sigorta süresinin süre uzatımı veya cezalı çalışma olan durumlarda uzatılmaması, -Kaybedilen davalar nedeniyle ödenen vekalet ücretlerinin tahakkuk kayıtlarının zamanında yapılmaması, 64 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 936 ‒ -Araştırma geliştirme faaliyetleri sonucunda elde edilen ve ticari değere sahip ürünlerin fikri ve mülkiyet haklarının devir ve kiralanmasına ilişkin ikincil mevzuatın olmaması, 21-) Nükleer Düzenleme Kurumu’na İlişkin Bazı Tespitler - Nükleer tesislerde bulunan iş ekipmanları için sağlık ve güvenlik şartlarına ilişkin bir düzenleme bulunmaması, 22-) Gençlik ve Spor Bakanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -İl müdürlüklerinin muhasebe işlemlerinin hangi mevzuat hükümleri dahilinde yürütülmesi gerektiği konusunda güncel bir düzenleme eksikliği bulunması, -Eğitim yönetim sistemi kapsamında yürütülen eğitim faaliyetlerinde yetki, görev ve sorumluluklara dair detaylı düzenlemeler içeren mevzuat eksikliğinin bulunması, il müdürlükleri tarafından yürütülen işlemlerde hata ve farklılıklar bulunması, -Eğitim süreç ve uygulamalarında yetki, görev ve sorumlulukları detaylı olarak düzenleyen mevzuat eksikliğinin bulunması, -Eğitim yönetim sistemi ve bu sistemin alt sistemlerinin manuel veri girişi ve düzeltmelere izin vermesi, -Sistemin geriye dönük olarak eğitici ve kursiyer yoklaması alınmasına izin vermesi ve bu durumun ödemeye esas belgeler arasında tutarsızlıklara neden olması, -Resmi görevi bulunmayan eğitim görevlilerinin sigortalılık kontrollerinin belirli periyotlar halinde yapılmaması -Kamu kurum ve kuruluşları tarafından bildirilen yüksek öğrenim öğrencilerine yönelik burs ödemelerinin Kredi Ve Yurtlar Genel Müdürlüğünce herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmaksızın yapılması, -Spor müsabaka ve yarışmaları ile gösterilerinin bilet satış hasılatından alınması gereken bakanlık payının tahakkuk ve tahsilinin gerçekleştirilememesi, 65 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 937 ‒ -Spor hizmetlerinde görevlendirileceklere yapılan ödemelere esas teşkil eden belgelerin doğru seans ve tutarlar üzerinden düzenlendiğine dair kontrol riski bulunması ve bu konuda il müdürlükleri arasında uygulama birliği olmaması, -Stadyum tahsis sözleşmeleri uyarınca kulüplerin saha içi ve dışı reklamlardan elde ettikleri gelirler üzerinden alınması gereken %10’luk payın tahsil edilememesi, -Gençlik ve Spor il müdürlüğünden izin alınmadan özel beden eğitimi ve spor tesisi açılması, -İl müdürlüklerinin tasarrufunda bulunan taşınmazlardan tahsis ve kiralama yoluyla kullandırılanların sözleşme hükümlerine aykırı kullanılması ve kira süresi sona eren taşınmazların tahliyesinin sağlanmaması, -Revize projeler kapsamında belirlenen yeni iş kalemlerinin yeni birim fiyatlarının şartnamedeki süre içerisinde belirlenmemesi, 23-) Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler -Yasa Dışı Bahisle Mücadele Konusunda İlave Bazı Hukuki ve İdari Tedbirler Alınmasına İhtiyaç Bulunması -Başbayi ve sanal bayilerin faaliyet ve işlemlerinin takip ve kontrolü için etkin bir denetim mekanizmasının bulunmaması, -Reklam harcamalarına ilişkin etkin bir takip ve denetim mekanizmasının oluşturulmaması, 24-) Hazine ve Maliye Bakanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler -Enflasyon düzeltmesi uygulamasında eksiklikler bulunması, -Avukatlık vekâlet ücretlerine ilişkin muhasebe kayıtlarının hatalı tutulması, -İlama bağlı ödemelerin ve muhasebe kayıtlarının zamanında yapılmaması, 66 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 938 ‒ -Hizmet alımı kapsamında temin edilen taşınır malların kayıtlara alınmasında hatalar bulunması, -Bakanlık tarafından tahsil edilmesi gereken gelir fazlalarını eksik gönderen düzenleyici ve denetleyici kurumların bulunması, -Mali yıla ilişkin muhasebe kayıtlarının izleyen yılda yapılmaya devam edilmesi, -Avukatlık vekâlet ücretlerinin dağıtımına ilişkin sistemsel sorunların vekâlet ücretlerinin takip ve dağıtımını güçleştirmesi, 25-) Gelir İdaresi Başkanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Tahsisli kullanılan taşınmazlar için yapılan değer artırıcı harcamaların varlık hesaplarında aktifleştirilmemesi, -Faaliyet alacaklarının vade tarihi dikkate alınmaksızın muhasebeleştirilmesi, -Kişilerden Alacaklar Hesabında kayıtlı kamu zararı alacaklarının sorumluluk dağıtımında ve muhasebeleştirilmesinde hatalı uygulama yapılması, -Kişilerden alacaklar hesabında kayıtlı kamu zararından doğan alacakların bazı vergi dairesi müdürlükleri tarafından mükerrer muhasebeleştirilmesi, -Kişilerden Alacaklar Hesabına kayıtlı kamu zararı alacaklarından sorumlu olan personelin, zararın tamamından müteselsil sorumluluğu söz konusu iken bazı vergi dairesi müdürlükleri tarafından muhasebe kayıtlarında kamu zararının sorumlulara eşit paylaştırılması, -Faaliyet ve alacak hesaplarına ilişkin tahsilatların emanet hesaplarında izlenmesi, -Gelir İdaresi Başkanlığına ait olmayan gelir ve alacakların mali tablolarda yer alması, -Elden Çıkarılacak Stoklar ve Maddi Duran Varlıklar Hesabının işleyişinde hatalı uygulamalar bulunması, -Dönem sonu işlemlerinin eksik yapılması, -Kıdem tazminatı karşılığı hesaplarının işleyişinde hatalı uygulamalar bulunması, 67 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 939 ‒ -GİB’e bağlı bazı birimlerde işçi statüsünde çalıştırılan personel için kıdem tazminatı karşılığı ayrılmadığı -Kıdem tazminatı karşılıklarının ayrıldığı bazı birimlerde, içinde bulunulan faaliyet döneminden sonraki yıllarda ödenecek uzun vadeli kıdem tazminatları karşılıklarının 472- Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabı yerine 372-Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabında izlenmesi, -Maddi duran varlıkların amortisman işlemlerinin gereği gibi yerine getirilmemesi, -Şartları sağlamadığı halde KDV istisna belgesi verilen mükelleflerin bulunması, -KDV iade işlemlerine ilişkin sözleşmelerin damga vergisi takibinin yapılmaması, -Mükellefler tarafından sisteme yüklenen beyannamelerde ve mali tablolarda tekdüzen hesap planına ve genel muhasebe ilkelerine aykırılıklar bulunması, -Finansman gider kısıtlamasına uyulmaması nedeniyle kurumlar vergisi matrahının aşınması, -Mükellefler tarafından şüpheli ticari alacak tutarlarının üzerinde karşılık ayrılması suretiyle kurumlar vergisi matrahının aşınması, -Mükellefler tarafından yapılan reeskont işlemlerinde mevzuata uyulmaması sonucu vergi matrahlarının aşınması, -Konusu kalmayan alacakların kişilerden alacaklar hesabında izlenmeye devam edilmesi, -Başkanlığın taraf olduğu davalardan kaynaklanan mevcut yükümlülüklerin muhasebeleştirilmemesi ve koşullu yükümlülüklerin varlıkların açıklanmaması, -İş avans ve kredilerinin yasal sürelerinde mahsup edilmemesi, -Kıdem tazminatı karşılıklarının mükellefler tarafından kanunen kabul edilmeyen giderlere eklenmemesi sonucu kurumlar vergisi matrahının aşınması, -Mükellefler tarafından Türkiye dışında elde edilen kazançlar için yurtdışında ödenen vergilerin kurumlar vergisi genel oranından fazla olacak şekilde indirim konusu yapılması, 68 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 940 ‒ -Kurumlar vergisi beyannamesi ve eki mali tablolarda yer alan kâr tutarlarının birbirinden farklı olması, -Başka kamu idarelerinin hatalı işlemleri nedeniyle kaybedilen davalarda rücu yoluna gidilmemesi, -Gayrimenkul satış kazancı istisnasından yararlanan bazı mükelleflere ilişkin YMM raporlarının sunulmamasına rağmen bu mükelleflere ilişkin işlem tesis edilmemesi, -YMM raporlarının sunulmamasına rağmen takdire veya incelemeye sevk işlemlerinin yapılmaması, -YMM raporlarını sunmayan mükelleflere özel usulsüzlük cezası kesilmemesi, -Bazı kurumlar vergisi mükellefleri tarafından fiilen ödenmeyen SGK primlerinin kanunen kabul edilmeyen giderlere eklenmemesi sonucunda kurumlar vergisi matrahının aşınması, -Sat-kirala-geri al istisnasından yararlanma şartlarını yerine getirmeyen mükelleflerin tespitine yönelik kontrol mekanizmasının oluşturulmaması, -Beyanname vermeyen bazı mükellefler hakkında usulsüzlük cezalarının ceza kesme zamanaşımı süresi içinde kesilmemesi, -Taşınır işlemlerinde mevzuata aykırı uygulamalar bulunması, -Dayanıklı taşınırlara sicil numarası verilmemesi, -Dayanıklı taşınırların birim sorumluları adına tek bir teslim belgesi düzenlenerek kullanıma verilmesi, -Dayanıklı taşınır listelerinin düzenlenmemesi, -Artırımlı teminat uygulaması kapsamında nakden iade alan mükelleflere ilişkin bazı YMM raporlarının süresi içinde ibraz edilmemesine rağmen söz konusu mükelleflerin incelemeye sevk edilmemesi, 26-) Türkiye İstatistik Kurumu’na İlişkin Bazı Tespitler: 69 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) -Artırımlı teminat uygulaması kapsamında nakden iade alan mükelleflere ilişkin bazı YMM raporlarının süresi içinde ibraz edilmemesine rağmen söz konusu mükelleflerin incelemeye sevk edilmemesi, ‒ 941 ‒ 26-) Türkiye İstatistik Kurumu’na İlişkin Bazı Tespitler: -İzmir Bölge Müdürlüğü hizmet binası güçlendirme ve onarım ihalesinde hatalı uygulamalar olması, 69 -Temel ve zemin etütleri yapılmadan güçlendirme ve onarım işi’nin projelendirilmesi nedeniyle ikmal ihalesine çıkılması ve süre uzatımı verilmesi, -Deprem performans analizi için güncel numune temin edilmemesi, -Yapı ruhsatı alınmadan güçlendirme ve onarım inşaat işine başlanması, -Proje karşılığı aktarılan hibelerin kullanılmasında hatalı uygulamaların olması, -Proje kaynaklarından yapılacak mal ve hizmet alımlarının gerçekleştirilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmemiş olması, -Götürü bedel hizmet alımı için birim fiyat teklif alınması ve tekliflerin karşılaştırılabilir olmaması, -Teknik şartname düzenlemelerine aykırı hizmet alımı gerçekleştirilmesi, -Hizmet işleri kabul tutanağı imzalandıktan sonra süre uzatımı verilmesi, -Toplu taşıma kartı verilmesi uygulamasında düzenleme yapılması gerekliliği, Şoförlü araç kiralama ihalesinde hatalı uygulamaların olması, -Taşıt kiralama ihalesine konaklama giderinin dahil edilmesi, -İhale dokümanında belirtilen sayıdan daha fazla sayıda şoför çalıştırılması, -Bina değerine katılan arsalar için amortisman kayıtlarının yapılmaması 27.) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Toplu taşıma kartı verilmesi uygulamasında düzenleme yapılması gerekliliği 27.1-) Özelleştirme Fonu’na İlişkin Bazı Tespitler: -Özelleştirme Fonuna ilişkin mali işlemlerin zamanında muhasebe kayıtlarına alınmaması, 70 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 942 ‒ -Taşınmaz satış işlemlerinin kesin teminat alınmadan tapu devirsiz olarak gerçekleştirilmesine dair usul ve esasların mevzuatta düzenlenmemesi, -Sözleşme imza süreçlerinin önceden belli edilmiş kriterlere bağlanmaması, -Satış yöntemi ile özelleştirilen taşınmazların değer tespit çalışmalarında eksiklikler olması, -Ekspertiz yönteminde kullanılan emsal düzeltme katsayılarının belirlenme şeklinin raporlarda açıklanmaması ve katsayılara ilişkin bir doğrulama mekanizmasının bulunmaması, -Proje geliştirme-hasılat/kat karşılığı analizinde girdi olarak kullanılan emsal dükkanların bina yaşları ve teknik özelliklerinin dikkate alınmaması, -Değer tespit yönteminin değiştirilmesinin taşınmaz değerini etkilemesi, -Emsal düzeltme katsayılarının metre kare birim fiyatlara hatalı uygulanması, -Özelleştirme işlemlerine ait değer tespit sonuçlarının kamuoyuna duyurulmaması, -Kamu yararına kullanılması şartıyla kamu idarelerine devredilen taşınmazların amacı dışında kullanılması, -Danışmanlık hizmeti alımına dair iş artışı ve ek kesin teminat konusundaki hususlarının yönetmelikte düzenlenmemesi, 28-) Sermaye Piyasası Kurumu’na İlişkin Bazı Tespitler: -Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca 30.12.2013 tarihine kadar yürürlüğe konulması gereken yönetmeliklerin çıkarılmaması, 29-) Bankalararası Kart Merkezi’ne İlişkin Bazı Tespitler: -İstisna kapsamında değerlendirilemeyen mal alımlarının bulunması, - İhale yapılmadan binek araç satın alınması, 71 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 943 ‒ -Yapım işlerinin parçalara bölünerek doğrudan temin ile gerçekleştirilmesi, 30-) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na İlişkin Bazı Tespitler: -Bedelsiz devredilen arsanın Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabında izlenmesi -Gelir fazlalarının genel bütçeye aktarılmasına ilişkin mevzuat hükümlerinde farklılıklar bulunması -Sayıştay ilamına istinaden Kişilerden Alacaklar Hesabına yapılması gereken kayıtların yapılmaması, -5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Kanun kapsamında tahsil edilen sisteme giriş paylarının tahakkuk kayıtlarının yapılmaması 31-) Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumuna İlişkin Bazı Tespitler: -Levha kayıt ücretleri ile aidatlardan doğan kurum gelirlerinin tahsil sürecinde aksaklıklar olması, -Vekalet ücretlerinin dağıtımına ilişkin kurul kararı alınmış olması, -Dayanıklı taşınırlar için enflasyon düzeltmesi işlemlerinin yapılmaması, 32-) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na İlişkin Bazı Tespitler: -Özel durumlarda kullanılması gereken istisna maddesinin ihalelerde genel bir uygulama haline gelmiş olması, -İnsan kaynağı hizmet alımlarının dış kaynak olduğu gerekçesiyle Kamu İhale Kanunu’nun istisnası kapsamında gerçekleştirilmesi, -Banka personeli ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin tedavi ve ilaç giderlerinin grup sağlık sigortası alınarak bütçeden ödenmesi, 72 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 944 ‒ 33-) Emniyet Genel Müdürlüğü’ne İlişkin Bazı Tespitler: -Taşınmazların envanter çalışmalarının tamamlanmaması, -Yapım işleri için başka kurumlara aktarılan tutarlardan bazılarının Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabında izlenmemesi ve söz konusu hesapta izlenen tutarlardan geçici kabulü yapılanların ilgili varlık hesabına aktarılmaması, 34-) Sahil Güvenlik Genel Komutanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Tahsisli kullanılan bazı taşınmazların muhasebe kaydının olmaması, 35-) Afet ve Acil Durum Başkanlığı’na Ait Tespitler: -Taşınmazların envanter çalışmalarının tamamlanmaması, -Yapım işleri için başka kurumlara aktarılan tutarlardan bazılarının Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabında İzlenmemesi ve söz konusu hesapta izlenen tutarlardan geçici kabulü yapılanların ilgili Varlık Hesabına aktarılmaması, 36-) Kültür ve Turizm Bakanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Duran varlıklar için yapılan değer artırıcı harcamaların giderleştirilmesi, -Tahsisli kullanılan taşınmazların muhasebe kayıtlarında yer almaması, -Döner sermaye işletmesinden aktarılan şartlı bağış ve yardımların hatalı muhasebeleştirilmesi, -İdari para cezalarının tahakkuk kayıtlarının yapılmaması, -İdarenin kullanımında bulunan taşınmazlara ilişkin cins tashihlerinin yapılmaması, -Süreli kullanım işlemlerinde hatalı uygulamalar bulunması, 73 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 945 ‒ -İdarenin üretmekle yükümlü olduğu coğrafi verilerin ulusal coğrafi bilgi platformu üzerinden sunulması işlemlerinin tamamlanmamış olması, -Fiyat farkı hesaplamalarında hatalı uygulamalar bulunması, -Fiyat farkı hesaplamalarında güncel endekslerin uygulandığı imalat tutarlarının hatalı belirlenmesi, -Fiyat farkı formülünde yer alan pn değerinin hatalı hesaplanması, -Konaklama giderlerinin bütçe kanununda belirtilen limitlerin üzerinde doğrudan temin yöntemiyle yapılması, -Yapım işleri ile ilgili hatalı uygulamaların bulunması, -Teknik personel çalıştırılmasına yönelik sözleşme hükümlerinin uygulanmaması, -Aralarında doğal bağlantı bulunmayan işlerin birlikte ihale edilmesi, -Yapım işi ihaleleri proje ve şartnamelerinde eksiklikler bulunması, 36.1-) Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğüne İlişkin Bazı Tespitler: -Tahsis gelirleri kapsamında yapılan tahsilatlara ilişkin kontrollerin sağlıklı yapılmaması, takip sisteminin kurulmaması, 37-) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’ne İlişkin Bazı Tespitler: -Banka Kredi Kartlarından Alacaklar Hesabının hatalı işletilmesi, -Faaliyet gelirlerinden elde edilen alacakların eksik ve hatalı kaydedilmesi, 38-) Türk Dil Kurumu’na İlişkin Bazı Tespitler: 74 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) -Banka Kredi Kartlarından Alacaklar Hesabının hatalı işletilmesi, -Faaliyet gelirlerinden elde edilen alacakların eksik ve hatalı kaydedilmesi, ‒ 946 ‒ 38-) Türk Dil Kurumu’na İlişkin Bazı Tespitler: 74 -Gayrimaddi hak alımlarında Sermaye Giderleri yerine Cari Giderler tertibinden ödeme yapılması, 39-) Atatürk Araştırma Merkezi’ne İlişkin Bazı Tespitler: -Geçici görevle yurt içi ve yurt dışı görevlere giden personelin konaklama giderlerinin doğrudan teminle karşılanması, 40-) Türkiye Yazma Eserler Kurumu’na İlişkin Bazı Tespitler: -Taşınır işlemlerinde eksiklikler bulunması, -Taşınır işlemlerinin takibine yönelik belge ve cetvellerin düzenlenmemesi -Harcama birimi ambarlarında kayıtlı görünen tüketim malzemelerinden bazılarının tüketilmesine rağmen çıkışlarının yapılmaması, 41-) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Başkanlık faaliyetlerine gönüllü olarak katkıda bulunacak öğrencilerin tespitine ve bu öğrencilere yapılacak ödemelere ilişkin usul ve esasların bulunmaması, -Uluslararası öğrenci ödülleri ile değerlendirme heyeti/jürisi ücretlerine ilişkin usul ve esasların bulunmaması, 42-) Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne İlişkin Bazı Tespitler: -Bazı taşınmazların cins tashihinin yapılmaması, -İdare taşınmazlarının ecrimisil karşılığı kullandırılması, -Kira süresi biten taşınmazların ihale yapılmaksızın süre uzatımı yoluyla aynı kişilere kiraya verilmesi, 75 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 947 ‒ -İş avans ve kredi tutarlarının ihtiyacın üzerinde belirlenmesi, -Yurt dışında yer alan vakıflara ait taşınmazlar üzerinde yapılan yeni yapı inşası ile ilgili usul ve esasların bulunmaması, -Fiyat farkı hesaplamalarında güncel endekslerin uygulandığı imalat tutarlarının hatalı belirlenmesi, 43-) Kapadokya Alan Başkanlığına İlişkin Bazı Tespitler: - Banka Kredi Kartlarından Alacaklar Hesabının kullanılmaması, -Başkanlık gelirleri arasında sayılan idare paylarının tahsilat süresinde belirsizlik olması, 44-) Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığına İlişkin Bazı Tespitler: -Mal alımının hatalı hesapta muhasebeleştirilmesi ve envanter kaydının yapılmaması, -Başkanlık envanterine kayıtlı taşınırlara ilişkin fiili sayım yapılmaması ve ilgili cetvelin kayıtlar esas alınarak düzenlenmesi, -Katı atık toplama hizmeti için ücret tespiti ve tahsili yapılmaması, -Başkanlık gelirleri arasında sayılan idare paylarının tahsilat süresinde belirsizlik olması, 45-) Millî Eğitim Bakanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Geçici kabulü yapılan okul binalarının ilgili maddi duran varlık hesabına kaydedilmemesi, -Kamulaştırmaya ilişkin harcamaların arazi ve arsalar hesabında muhasebeleştirilmesi, 76 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 948 ‒ -Kıdem tazminatı karşılıklarının eksik ve hatalı hesaplanarak muhasebeleştirilmesi, -Döner Sermayeli Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabının gerçeği yansıtmaması -Beceri eğitimi yaptırmayan işletmelerden mesleki eğitime katılma payının tahsil edilememesi, -Öğretim elemanlarından alınan danışmanlık hizmetlerinde hizmet bedelinin yasal kesintiler yapılmadan ödenmesi, -Araştırma ve geliştirme birimlerinde görev alanların gerekli nitelikleri taşımaması, -Bakanlığa bağlı muhtelif birimlerde görevlendirilenlere ders yılı dışındaki idari izinli sayılan günlerde de ek ders ücreti ödenmesi, -Yapım işlerinde yapı denetim görevlisi tarafından yerine getirilmesi gereken görevlerde eksikliklerin bulunması, Halk eğitim merkezlerine bağlı kurslarda hatalı uygulamaların bulunması, -Halk eğitim merkezlerinde eğitim ihtiyacının belirlenmesinde eksiklikler bulunması, -Kurs açma ve kapatma olurlarının zamanında alınmaması, Ücretli usta öğretici görevlendirmelerinde sıralamaya uyulmaması ve puan tutarsızlıklarının bulunması, -Bazı ücretli usta öğreticilerin öğretim programında belirtilen eğitici niteliklerini taşımaması, -Halk eğitim merkezlerinde düzenlenen kurslarda denetim eksikliğinin bulunması, -Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları ile il özel idarelerine aktarılan hakediş tutarlarından yüklenicilere kesilen cezaların düşülmemesi, -Bakanlığa bağlı il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerince gerçekleştirilen öğrenci taşıma uygulaması kapsamında taşıma hizmeti alımı ihalelerinde hatalı uygulamaların bulunması, 77 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 949 ‒ -Öğrenci taşıma uygulaması kapsamındaki özel eğitim taşıma hizmeti alımı ihalelerinde hesaplanan fiyat farklarındaki işçilik katsayısının olması gerekenden düşük belirlenmesi, -Taşımalı eğitim ihalelerine ilişkin hazırlanan hakediş raporlarının mevzuattaki örneğe uygun olmaması, 45.1-) Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Öğretim Okulları Döner Sermayesi’ne İlişkin Bazı Tespitler: - Haklar Hesabında izlenmesi gereken lisans ve yazılım bedellerinin doğrudan gider kaydedilmesi, -Mesleki ve teknik öğretim okulları döner sermayelerinden parça başı ücret dağıtımında hatalı uygulamaların bulunması, 45.1-) Devlet Kitapları Döner Sermaye İşletmesine İlişkin Bazı Tespitler: -İşletmenin karlılık ve verimliliğini etkileyen sorun ve eksikliklerin bulunması, -Hasılattan ayrılan %15’lik genel bütçe payının olumsuz etkileri, -İşletmede atıl ve eksik kapasiteyle çalıştırılan makinalar ile hurda olarak nitelendirilen makinaların bulunması, -İşletmede çalışan personelin alan bazında mesleki kodlarının bulunmaması 46-) Yüksek Öğrenim Kurumu’na İlişkin Bazı Tespitler: -Vakıf yükseköğretim kurumlarında ücretsiz okutulması gereken aktif lisans üstü öğrenci sayısına YÖKSİS üzerinden ulaşılamaması, -Yabancı uyruklu öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kayıt sürecinde girmiş oldukları sınav sonuçlarına ilişkin kontrol mekanizmasının bulunmaması, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi 48-) Üniversitelere İlişkin Bazı Tespitler: 78 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) -Yabancı uyruklu öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kayıt sürecinde girmiş oldukları sınav sonuçlarına ilişkin kontrol mekanizmasının bulunmaması, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi ‒ 950 ‒ 48-) Üniversitelere İlişkin Bazı Tespitler: Afyon Kocatepe Üniversitesinde; Taşınmazların 78 cins tashihi işlemlerinin tamamlanmaması, İç kontrol sisteminin işleyişinde eksiklikler bulunması Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesinde; Üniversiteye tahsis edilen binanın muhasebe hesaplarında yer almaması, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesinde; . Sağlık raporlarının bildirimlerine ilişkin olarak birimler arasında etkin bir kontrol sistemin bulunmaması, Erasmus işlemlerinde yetkili organlardan karar alınmamış olması Akdeniz Üniversitesinde; Üniversitenin, döner sermaye işletmesindeki ortaklık payının üniversite bilançosunda eksik yer alması, Üniversite bünyesinde kiraya verilen işletmelerde işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının bulunmaması, Bazı kira alacaklarının tahsil edilmesi sürecinde eksiklikler bulunması,; Döner Sermaye İşletmesinde, Doğrudan temin yoluyla yapılan bazı alımlar için sözleşme yapılmaması, Faaliyeti olmayan döner sermaye işletme birimlerinin bulunması Amasya Üniversitesinde, Kıdem tazminatı karşılığı hesaplarının dönemsellik ilkesine uygun muhasebeleştirilmemesi, İhale usulleri ile temin edilmesi gereken ihtiyaçların doğrudan temin ile satın alınması, İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmasına ilişkin tedbirlerin alınmaması, Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından görevlendirilen dış değerlendiricilerin giderlerinin üniversite özel bütçesinden karşılanması, Anadolu Üniversitesinde; Üniversiteye ait taşınmazların tam ve doğru şekilde kayıtlara alınmaması, Üniversite mülkiyetindeki taşınmazlardan tahsise konu olanlarla ilgili gerekli muhasebe kayıtlarının yapılmaması, Üniversitenin envanter kayıtlarında yer alan taşıtlar ile muhasebe kayıtları arasında uyumsuzluk olması, Bazı öğretim görevlilerine idari personelce yerine getirilmesi gereken görevlerin verilmesi, Bazı öğretim görevlilerine ders programlarında ders görevi verilmemesi, Bazı öğretim elemanlarının zorunlu haftalık ders yükünü lisans programlarında tamamlamaması, Öğretim elemanlarının başka üniversitelerde ve kurumlarda vermekte olduğu derslerin ve görevlerin sistemsel olarak takip edilmemesi, İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmasına ilişkin tedbirlerin alınmaması, Üniversitenin taşıtlarına ilişkin envanter kayıtları ile trafik tescil kayıtlarının uyumlu olmaması, Döner 79 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 951 ‒ sermaye işletmesinde; Öğretim elemanının görevi ile bağlantılı olarak verdiği hizmetin karşılığında aldığı telif ücretinin gelir olarak değerlendirilmemesi, Ankara Hacı Bayram Üniversitesinde; Kamu idaresine ait taşınmazların kira sözleşmelerinin noter tasdikli olmaması, İşyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadan faaliyet gösteren işletme bulunması, Ankara Üniversitesinde; Döner sermaye işletmesine ait giderlerin üniversite bütçesinden karşılanması, Üniversite senato kararı ile dekanlık kurulması, Döner sermaye işletmesinde, Elde edilmeyen gelirler üzerinden personele ek ödeme dağıtımı yapılması, Taşınır yönetiminde etkin bir kontrol sisteminin kurulmaması, Personelin çalışmadığı dönemlerde sağlık sistemine veri girişi yapması, Personele izinli olunan zaman dilimi için ek ödeme yapılması, Kanuna aykırı olarak tıbbi danışmanlık adı altında sağlık hizmeti yürütülmesi ve elde edilen gelirin ek ödeme olarak dağıtılması Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde, . All risk sigorta poliçesinde bazı risk kalemlerinde muafiyet oranlarının yüksek belirlenmesi, Ardahan Üniversitesinde; Özel nitelikteki gelirlerin takibinin yapılmasına ilişkin yönergeye ihtiyaç bulunması , Atatürk Üniversitesinde; Döner sermaye işletmesindeki gelir getirici birimlerin cari giderlerinin üniversite bütçesinden karşılanması,Üniversite bünyesinde kurulan iktisadi işletmenin kullanımına bırakılan taşınmazlara ait cari giderlerin üniversite bütçesinden karşılanması,İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmasına ilişkin tedbirlerin alınmaması, Üniversite senatosu kararı ile dekanlık kurulması ve dekanlık personeli görevlendirilmesi, Mal ve hizmet alımlarının parçalara bölünmek suretiyle doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirilmesi, Doğrudan temin yöntemiyle yapılan ve belirli bir süreyi gerektiren yapım işlerinde sözleşme imzalanmaması, Bazı döner sermaye birimlerinin araç ihtiyaçlarının tamamının üniversite tarafından karşılanması, Taşınmazlara ait değer artırıcı harcamaların ilgili varlığın kayıtlı değerine eklenmemesi, Kurumun taşınmaz kiralamalarına ilişkin muhasebe kayıtlarının yapılmaması, Kamu idaresine ait taşınmazların kira sözleşmelerinin noter tasdikli olmaması, Üniversiteye tahsis edilen taşınmazlarının kiraya verilmesinde pazarlık usulünün kullanılması, Döner Sermaye İşletmesinde; Üretilen mamuller ile üretimde kullanılan ilk madde ve malzemelerin taşınır ve 80 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 952 ‒ muhasebe kayıtlarına yansıtılmaması, Mal ve hizmet alımlarının parçalara bölünmek suretiyle doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirilmesi, Taşınır ambarlarında kayıtlara nazaran noksan veya fazlalık olması, İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmasına ilişkin tedbirlerin alınmaması, İşçilerin yıllık fazla çalışma saati sınırının aşılması, Bilgi İşlem Daire Başkanlığı görev alanına giren hizmetin Bilgisayar Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi döner sermaye işletmesinden hizmet alım sözleşmesi ile satın alınması, Sağlık uygulama tebliği kodu olmayan ürünlerin satın alınması, Tıbbi cihaz onarımlarında kusur araştırması yapılmadan maliyetlerin doğrudan kurum bütçesinden karşılanması, Personele kredi mahiyetinde avans kullandırılması, Muayenelerin asistanların yapmasına rağmen muayene bireysel katkı puanlarının doktor öğretim üyelerine verilmesi, Aydın Menderes Üniversitesinde; İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmasına ilişkin tedbirlerin alınmaması, Yapım işlerinin parçalara bölünerek doğrudan temin yöntemi ile alınması, Taşınmazların cins tashihi işlemlerinin tamamlanmaması, İktisadi işletme tarafından kamu ihale mevzuatı hükümleri gözetilmeden bina inşaatı yaptırılması, Döner Sermaye İşletmesinde; Avrupa Birliği desteği kapsamında yapılan projenin atıl halde bulunması, Zarar eden ve faaliyeti olmayan döner sermaye işletme birimlerinin bulunması, Döner sermayeye ait resmi plakalı aracın mizanda taşıtlar hesabına kayıtlı olmaması, İhale dokümanında fiyat farkı verileceği belirtilen bazı hizmet alım işlerinde fiyat farkı ağırlık oranları ve bunlara dair endekslerin belirlenmemiş olması, Hastanenin Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi’nde hizmet alımına ilişkin taahhüdün ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yürütülmemesi, Hizmet alımı yöntemi ile sağlanan ancak sağlık uygulama tebliği hükümleri gereği kapsam dışında tutulan tetkiklerin sosyal güvenlik kurumuna faturalandırılması, Bilgi sistemleri kontrollerine dair eksikliklerin bulunması,(Yetkilendirme ve kimlik doğrulama eksiklikleri, Veri bütünlüğünü tehdit eden kayıt silme olayları), Döner Sermaye Hesabına İlişkin banka hesabında bulunan paraların vadesiz hesapta tutulması, Balıkesir Üniversitesinde; Banka kredi kartlarıyla yapılan tahsilatların Banka Kredi Kartlarından Alacaklar Hesabında muhasebeleştirilmemesi, Özel nitelikteki gelirlerin takibinin yapılmasına ilişkin yönergeye ihtiyaç duyulması, Parasal limitler dâhilinde yapılan hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10’unun kamu ihale kurulunun 81 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 953 ‒ uygun görüşü alınmadan aşılması, Üniversitenin mülkiyetindeki ticari yerlerin kira artışının sözleşme hükümlerine göre yapılmaması, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesinde; Türkçe ve Yabancı Dil Öğretimi ygulama ve Araştırma Merkezine (TÖMER) ait öğrenci kayıt gelirleri ile döner sermaye hesabına yatan tutarların uyumlu olmaması, Üniversite ile diğer kurum ve kuruluşlar arasında yapılan protokollerin bir kısmında yükümlülüklerin yerine getirilmemesi Batman Üniversitesinde; Taşınmazların kaydına ilişkin formların ilgili birimlerce tutulmaması ve dosyalama işleminin yapılmaması, Doğrudan teminle gerçekleştirilen ve belli süre gerektiren işlerde sözleşme yapılmaması, Kanunda sayılan istisnalar dışında dolu kadroya görevlendirme yapılması, Bayburt Üniversitesinde; Uygulama ve araştırma merkezlerinin faaliyet raporlarının bulunmaması ve merkezlerden bazılarının fiilen aktif durumda olmaması, Sosyal tesislerin gelir ve giderlerinin ayrı hesapta izlenmemesi, Doğalgaz ile ısınma sistemine geçilen binalardan çıkan kömür kazanı hurdaları ve kullanım fazlası taşkömürlerinin ihale ile satılarak değerlendirilmemesi, Bilimsel Araştırma Projelerinden (BAP) bazılarının BAP komisyonunca onaylanan sürede sonuçlandırılmaması, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi; Parasal limitler dahilinde yapılan hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10'unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, Üniversitede iç denetim biriminin olmaması ve iç denetçi istihdam edilmemesi, Bingöl Üniversitesinde; Parasal limitler dahilinde yapılan hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10'unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüş alınmadan aşılması, Doğrudan teminle gerçekleştirilen işlerde mevzuatta düzenlenen bazı hususlara uyulmaması, Taşınmazlarda cins tashihi işlemlerinin yapılmaması, Bitlis Eren Üniversitesinde; Sosyal Tesisler İşletme Müdürlüğünün faaliyetlerinde kullanılan taşınırların İşletme Müdürlüğü Hesapları yerine üniversitenin mali tablolarında yer alması, Bilimsel araştırma projelerine ayrılan kaynakların bir kısmının idarenin genel faaliyetlerinde kullanılması, 82 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 954 ‒ Boğaziçi Üniversitesinde; Üniversite senato kararı ile dekanlık kurulması, Üniversitede faaliyeti olmayan birim bulunması, Taşınmaz kayıtlarının yönetmelik hükümlerine uygun yürütülmemesi ve mali tablolarda yer alan taşınmaz hesaplarının hatalı gösterilmesi, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinde; Üniversite senato kararı ile dekanlık kurulması, Üniversite yönetim kurulu üyelerinden bazılarının sendika üyeliğinin bulunması, İş ortaklığı üzerine ihale edilen yapım işlerinde ortaklık sözleşmesinin bulunmaması, Yapım işleri all risk sigorta poliçelerinde azami oranların üzerinde muafiyet oranlarına yer verilmesi, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Araştırma Geliştirme Vakfına taşınmaz kiralanması, Döner Sermaye İşletmesinde; Personele yapılan ek ödemelerin Genel Yönetim Giderleri Hesabında yer alması, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde; İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmasına ilişkin tedbirlerin alınmaması, İç kontrol sisteminin kurulması ve işleyişine ilişkin eksiklikler bulunması, Kesin kabulden itibaren yükleniciye getirilen 15 yıllık sorumluluk mükellefiyeti gözetilmeden bakım onarım yaptırılması, Yapım işlerinde esas proje dışında iş artışı yapılması ile iş artış ve iş eksilişine ilişkin gerekçelerin yeterli olmaması, Hurdaya ayrılan taşınırların kontrol ve takibinde eksiklikler olması, Parasal limitler dâhilinde yapılan hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10'unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, İrtifak hakkı tesisine konu yapım işinde üniversite hak ve menfaatlerinin korunmaması, Döner Sermaye İşletmesinde; Genel Yönetim Giderleri ve Hizmet Üretim Maliyeti Hesaplarının hatalı olarak birbirlerinin yerine kullanılması, Bursa Uludağ Üniversitesinde, Döner sermaye işletmesi birimlerine ait elektrik ve su giderlerinin üniversite özel bütçesinden karşılanması, Yapım işlerinde idareden onay almadan alt yüklenici çalıştırılması, Taşınır yönetim işlemlerinde eksiklik bulunması, Tek kaynaktan temin edilen hizmetlere ilişkin piyasa fiyat araştırması yapılmaması, Kesin kabulden itibaren yüklenici ve alt yükleniciler için getirilen 15 yıllık sorumluluk mükellefiyeti gözetilmeden bakım onarım yaptırılması, Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu kapsamında alınıp iade edilmeyen nakit teminatların gelir kaydedilmemesi, Yaklaşık maliyetin mevzuat hükümleriyle uyarlı şekilde belirlenmemesi (Yaklaşık maliyet hesaplamasında önceki dönemler sözleşme fiyatlarının dikkate alınmaması, Yaklaşık maliyetin tespitinde aşırı sapma gösteren tekliflerin değerlendirme dışında 83 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 955 ‒ tutulmaması), Kiralanan taşınmazların sözleşmesinde öngörülen alanların aşılması, Kiraya verilen alanlarda ruhsat ve belgelendirme eksikliğinin bunulması, Kiraya verilen taşınmazların tip ihale dokümanlarında eksiklik bulunması, (Hijyen eğitim belgesine ilişkin düzenleme bulunmaması, Acil yardım ekipmanlarına ilişkin düzenleme bulunmaması, SGK bildirimleri ile prim ödemelerinin ibrazına ilişkin bir hüküm bulunmaması, Sigara yasağına ilişkin uyarı yazılarının asılacağına ilişkin düzenleme olmaması, İmkân ve fırsat eşitliğini sağlayan önlemlerin eksikliği) İkinci öğretim tezsiz yüksek lisans gelirleri için ayrılması gereken payların ayrılmaması, Sağlık ve sosyal hizmet kolu kapsamı dışındaki personele artırımlı sabit ek ödemede bulunulması, Üniversite kaynaklarının Uludağ Üniversitesi Güçlendirme Vakfı yararına kullandırılması, Üniversitede düzenlenen faaliyetler için konukevinde ücretsiz konaklama hizmeti sunulması, İdarenin bilişim hizmet alımlarının yetki belgesine sahip olmayan katılımcılardan sağlanması, Üniversite mülkiyetindeki kiralık alanların mevzuata uygun ihale edilmemesi, Taşınmazlarda cins tashihi işlemlerinin tamamlanmaması, Doğrudan teminle sağlanan ve konusu belli bir sürede yerine getirilmeyi gerektiren bakım destek hizmeti alımında sözleşme düzenlenmemesi, Döner Sermaye İşletmesinde; Üniversite hastanesinin sunduğu hizmetlerden doğan ve belirli bir tutarın altında kalan alacakların muhasebeleştirilmemesi ve hukuk birimince takibinin yapılmaması, Tahsili şüpheli hale gelen alacaklarla ilgili muhasebe kayıtlarının yapılmaması, Üniversite hastanesinin sunduğu hizmetler karşılığı doğan alacakların muhasebeleştirilmemesi, Özel sağlık kuruluşlarına sunulan hizmetlerden doğan alacakların takip edilmemesi ve süresinde tahsil edilmeyen alacaklara gecikme cezası uygulanmaması, Trafik kazaları kapsamında sunulan sağlık hizmetlerine ilişkin giderlerin sosyal güvenlik kurumuna fatura edilmemesi, Özel hastanelerle yapılan sözleşmeler ile görevlendirilen öğretim üyelerinin sözleşme ücretlerinin mesai dışı tavan ödeme tutarının altında belirlenmesi, Tıbbi kötü uygulamalar nedeniyle ödenen maddi ve manevi tazminatların ilgili sigorta şirketinden talep edilmemesi, Taşınır yönetim işlemlerinde eksiklik bulunması, Parasal limitler dâhilinde yapılan hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10’unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, İhale dokümanında belirtilen evsafa uygun olmayan hizmet temini, Tek kaynaktan temin edilen hizmetlere ilişkin piyasa fiyat araştırması yapılmaması, Teknik şartname düzenlemesi yeterlik kriteri olarak kullanılarak sınır değer üzerindeki en avantajlı teklifin değerlendirme dışı bırakılması, Yaklaşık maliyetin mevzuat hükümleriyle uyarlı şekilde belirlenmemesi, (Yaklaşık maliyet 84 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 956 ‒ hesaplamasında önceki dönemler sözleşme fiyatlarının dikkate alınmaması, Yaklaşık maliyetin tespitinde aşırı sapma gösteren tekliflerin değerlendirme dışında tutulmaması), Yapım işlerinin doğrudan teminle ve parçalara bölünmek suretiyle gerçekleştirilmesi, Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasının takibinin yapılmaması, Uludağ üniversitesi mensuplarına ücretsiz sertifika programı açılması ve dışarıdan da katılımcı alınması, Ek ödeme usul ve esaslarını belirlemeyen ve hatalı ödeme yapan birimler olması (Teşvik ek ödeme hesaplamasından farklı bir yöntemle ek ödeme hesaplanan personelin bulunması, Teşvik ek ödemenin hesaplanmasında eğitim-öğretim faaliyetleri puanının öğretim üyeleri için sabit olarak belirlenmesi, Ek ödeme usul ve esaslarını belirlemeyen döner sermaye işletme birimlerinin olması), Çanakkale Onsekizmart Üniversitesinde; Genel sekreter yardımcısı görevlendirmelerinde sayı sınırına uyulmaması, Kira sözleşmelerinde Devlet İhale Kanunu'na aykırı işlemler yapılması, Döner Sermaye İşletmesinde; Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasının takibinin yapılmaması, Çankırı Karatekin Üniversitesinde, Üniversite adına kabul edilen patentin Haklar Hesabında izlenmemesi, Üniversitenin Teknokent Yönetici Anonim Şirketindeki sermaye payının bilançoda yer almaması, Üniversitenin bazı birimleri adına muhasebe sistemi dışında açılmış banka hesaplarının bulunması, Vergi borcunun zamanında sorgulanmaması, Taşınmazlarda cins tashihi işlemlerinin yapılmaması, İç kontrol sisteminin işleyişinde eksiklikler bulunması) Çukurova Üniversitesinde; İrtifak hakkı sözleşmesine konu edilen maddi duran varlıkların mali tablolarda gösterilmemesi, Taşınırların proje bitiminde bilimsel araştırma projesi yürütücüsü üzerinde kalması, Bilimsel araştırma projelerinde avansla yapılan alımların piyasa araştırması yapılmadan doğrudan bir firmadan alınması, Bilimsel araştırma projesi için öngörülen ek bütçe sınırının aşılması, All Risk Sigorta poliçesinde bazı risk kalemlerinde muafiyet oranlarının yüksek belirlenmesi, Yeni birim fiyat tespitinde ticaret ve/veya sanayi odası onayı alınmayan rayiçlerin kullanılması, Yapım işlerine ait nihai projelerin idareye teslim edilmemesi, Taşınmazların cins tashihlerinin yapılmaması, Doğrudan teminle gerçekleştirilen ve teslimi belli bir süreyi gerektiren işlerde sözleşme imzalanmaması, Öğretim üyesi ve öğretim üyesi dışındaki kadrolara yapılan atamalarda nesnel olmayan kriterler konulması, Teknokent A.Ş.’nin 85 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 957 ‒ elektrik faturalarını zamanında ödemeyerek nakit akış dengesini bozması, Kesin kabulü yapılmamış yapım/onarım işlerinin bulunması, Yapım işlerinde iş sağlığı ve güvenliğine dair görevlendirmelerin yapılmaması veya geç yapılması, Meslek yüksekokulu yemek hizmet alımlarının parçalara bölünerek doğrudan temin yöntemiyle alınması, Parasal limitler dahilindeki hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10'unun kamu ihale kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, Üniversite senato kararı ile dekanlık kurulması, İktisadi işletme tarafından işletilen öğrenci kantinlerinin elektrik ve ısınma giderlerinin üniversite bütçesinden karşılanması, Döner Sermaye İşletmesinde; Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabının kullanılmaması, Tahsili şüpheli hale gelen diğer çeşitli alacakların Şüpheli Diğer Alacaklar Hesabında takip edilmemesi, Alıcılar Hesabında takip edilen alacakların doğru bilgiyi içermemesi, Tahsili şüpheli hale gelen alacakların Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabında takip edilmemesi, Hastane yönetim sistemindeki alacak senetleri tutarı ile mali tablolardaki tutarın uyumsuz olması, Tıp Fakültesi tarafından elde edilen gelirlerden döner sermaye işletmesine bağlı diğer birimlere borç verilmesi, İşletme alacaklarından bir bölümünün tahsil edilememesi, Hastane otomasyon sisteminde eksiklik bulunması, İşçilerin yıllık fazla çalışma saati sınırının aşılması, Faturalandırılması uzman hekim raporuna bağlanan hizmetlerin ilgili raporun eksikliğinden dolayı sosyal güvenlik kurumuna fatura edilememesi, Aynı ihale konusu içinde yer alabilecek mal ve hizmet alımlarının, kısımlara bölünerek, doğrudan temin yoluyla yapılması, Parasal limitler dahilinde yapılan mal ve hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10’unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü olmadan aşılması, Zarar eden döner sermaye işletme birimlerinin bulunması, Tıbbi cihaz ve sarf malzemesi alımlarında katma değer vergisinin hatalı ödenmesi, Tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle açılan davaların sigorta şirketlerine bildirilmemesi ve bu davalar neticesinde ödenen tazminatların sigorta şirketlerinden talep edilmemesi, Üniversite hastanesinde görev yapan tabiplerin tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmaması, İmha edilecek stok ve hurdaya ayırma işlemlerinde Elden Çıkarılacak Stoklar Ve Maddi Duran Varlıklar Hesabına gerekli kayıtların yapılmaması, Dicle Üniversitesinde; Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri Hesabının gerçek durumu yansıtmaması, Üniversiteye tahsis edilen taşınmazlardan bazılarının mali tablolarda gösterilmemesi, Verilen depozito ve teminatların muhasebe hesaplarında dönemsellik ilkesine uygun olarak izlenmemesi, Hurdaya ayrılan taşınırlardan satışı yapılan ve 86 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 958 ‒ imha edilenlerin muhasebe kayıtlarından düşülmemesi, Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabının gerçek durumu yansıtmaması, Gelecek Yıllara Ait Giderler Hesabının hatalı kullanılması, Üniversite adına kabul edilen patentin Haklar Hesabında izlenmemesi, Peşin tahsil olunan kira gelirlerinin hatalı muhasebeleştirilmesi, Sosyal tesislere kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmemesi, Üniversiteye ait tesislerin atıl durumda bırakılması, Taşınmazlarda cins tashihi işlemlerinin yapılmaması, Döner sermaye işletmesi birimine ait giderlerin özel bütçeden karşılanması, İç kontrol sisteminin işleyişinde eksiklikler bulunması, Dokuz Eylül Üniversitesinde, Üniversite mülkiyetinde olup, diğer kamu idarelerine tahsis edilen taşınmazların mali tablolarda yer almaması, Üniversite kooperatifine kiralanan yerlerden birikmiş kira alacakları bulunması ve kooperatif çalışanlarının üniversitede istihdam edilmesi, Döner Sermaye İşletmesinde; Kanuna aykırı olarak tıbbi danışmanlık adı altında sağlık hizmeti yürütülmesi ve elde edilen gelirin ek ödeme olarak dağıtılması, Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasının takibinin yapılmaması, Zarar eden ve faaliyeti olmayan döner sermaye işletme birimlerinin bulunması, Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılan ihalelerde rekabeti sınırlayacak şekilde ödemenin ileri tarihlerde yapılacağına dair hükümler bulunması, Ağız diş sağlığı uygulama ve araştırma merkezinde tedavi gören hastalar için gerekli olan malzemelerin satın alınmasının üniversite kooperatifine yaptırılması, Düzce Üniversitesinde; Taşınır işlemlerinin yürütülmesinde eksiklikler bulunması, Üniversite bünyesinde yürütülen çeşitli projelerle ilgili mevzuata uygun olmayan iş ve işlemlerin bulunması (Bilimsel araştırma projeleri kapsamında tespit edilen eksiklikler, TÜBİTAK projeleri kapsamında elde edilen kurum hisselerinin yetkisi olmayan kişilerce harcanması, Avrupa Birliği projeleri kapsamında tespit edilen eksiklikler), Muhasebe birimi dışında tutulan banka hesaplarının bulunması, Döner Sermaye İşletmesinde; Döner sermaye işletmesi muhasebe yetkilisinin görev ve sorumluluklarını yerine getirmemesi, Teminat mektupları ile ilgili işlemlerin zamanında yapılmaması, Kamu İhale mevzuatına uygun olmayan iş ve işlemlerin bulunması (İhale konusu hizmeti oluşturan iş kalemleri veya gruplarının doğru belirlenmemesi ve yaklaşık maliyetin hatalı belirlenmesi, Şartnamelerde öngörülen şartların yerine getirilmesinin sağlanmaması, Hatalı borcu yoktur belgesi esas alınarak yükleniciye ödeme yapılması), Sağlık uygulama ve araştırma merkezi bünyesinde kullanılan ilaçların miadına ilişkin kontrol sisteminin bulunmaması, Sağlık uygulama ve araştırma merkezi 87 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 959 ‒ envanterinde görünen tüm tıbbi cihaz, araç gereç ve ekipmanlara ilişkin iş ve işlemlerin yerine getirilmemesi, Kasa hesabıyla ilgili iş ve işlemlerde eksiklikler bulunması ( Kasa defterinin tutulmaması ve mali tablolarda kasa hesabının bulunmaması, Tahsil edilen paraların gün sonlarında bankaya yatırılmaması ve kasadaki paraların müşterek muhafaza altına alınmaması), Ege Üniversitesinde; Üniversite ile TARİŞ arasında yapılan protokolde TARİŞ’in yükümlülüklerini yerine getirmemesi, İhtiyaçların kısımlara bölünerek doğrudan temin yöntemiyle alınması, Parasal limitler dahilinde yapılan hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10'unun kamu ihale kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, Üniversite öğrenci köyünün güncel mevzuata uygun işletme ruhsatının bulunmaması, Sosyal tesis işletmelerinin özel bütçe hesabı içerisine alınmasına rağmen vergi ve sgk borcu ile ilgili karar alınmaması, Üniversiteye ait menemen araştırma, uygulama ve üretim çiftliğinin amacına uygun düzeyde faaliyetinin olmaması, Döner Sermaye İşletmesinde; Uzaktan sağlık hizmetleri kapsamında tıbbi danışmanlık adıyla sağlık hizmeti sunulması ve bu kapsamdaki hizmetler için hastalardan sağlık bakanlığının belirlediği fiyat tarifesinin üzerinde ücret alınması, Genel Yönetim Giderleri Hesabına kaydedilmesi gereken harcamaların farklı hesap kodlarında yer alması, Tek kaynaktan temin edilen mal ve hizmetlere ilişkin piyasa fiyat araştırması yapılmaması, Doğrudan teminle yapılan alımlarda piyasa fiyat araştırması yapılmaması, Erciyes Üniversitesinde; Kira sözleşmesi gereği ortak kullanım bedellerinden doğan alacakların muhasebe içi takibinin yapılmaması ve süresi içinde tahsil edilmeyen söz konusu alacaklar için sözleşmede belirtilen müeyyidenin uygulanmaması, Yıl içinde peşin tahsil edilen kira bedellerinin ilgili hesapta takip edilmemesi ve süresi içinde tahsil edilmeyen kira bedellerinin muhasebe kayıtlarında yer almaması, Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri Hesabının gerçek durumu yansıtmaması, Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabının gerçek durumu yansıtmaması, Kira sözleşmesi bitiminde tahliye işleminin yapılmaması nedeniyle kira alacağının yıllar boyunca ecrimisil bedeli üzerinden tahsil edilmesi, Kiracılara ait elektrik, ısınma ve su bedellerinin tebliğ ve tahsil sürelerinin kiracı lehine olması, Parasal limitler dahilinde yapılan hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10’unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, Taşınmazlarda cins tashihinin tamamlanmaması, Yapım işlerinde proje maliyet değişikliği ile süre uzatımları bulunduğu halde mevzuatın öngördüğü onayın alınmaması, Resmi taşıtların mevzuata uygun kullanılmaması, Kanunda sayılan 88 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 960 ‒ istisnalar dışında dolu kadroya görevlendirme yapılması, Teorik dersin bölünmesi suretiyle ek ders ücreti ödenmesi, S.S. Erciyes Kültür ve Eğitim Kooperatifinin yönetim ve denetim kurullarında öğretim elemanlarının görev almaları, S.S. Erciyes Kültür ve Eğitim Kooperatifinin üniversitenin kiracısı olması, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinde; Yükseköğretim Kalite Kurulu Tarafından görevlendirilen dış değerlendiricilerin masraflarının üniversite özel bütçesinden karşılanması, Hurdaya ayrılan varlıkların elden çıkarılmaması, Üniversite taşınmazları için yapılan değer artırıcı harcamaların varlık hesaplarına kaydedilmemesi, Patent hakkının Haklar Hesabında takip edilmemesi, Üniversite ile il millî eğitim müdürlüğü arasında düzenlenmiş olan anaokulu devir protokolünün hükümlerine uyulmaması, Kira sözleşmesi devirlerinde yasaklılık sorgulaması yapılmaması, Proje yardımları ve bazı gelirlerin muhasebeleştirilmesinde tahakkuk esaslı muhasebe sistemi usullerine uyulmaması, Üniversite bünyesinde kiraya verilen alanların bazılarında işyeri açma ve çalışma ruhsatının bulunmaması, Tek kaynaktan temin edilen mal ve hizmetlere ilişkin mevzuatın öngördüğü araştırmaların yapılmaması, Döner Sermaye İşletmesinde; Kredi kartlarından yapılan tahsilatların mevzuatta belirtilen süre içinde idarenin banka hesabına aktarılmaması, Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde; Hizmet alımıyla edinilen projelerin Haklar Hesabında izlenmemesi, Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabının gerçek durumu yansıtmaması, Taşınır işlemlerinde eksiklikler bulunması, Personelin ihmali ve kusurlu işlemleri nedeniyle mahkemelerce idarenin tazminat ödemesine hükmedilmesi, Hukuki olarak geçerli kılınan alacak temlik belgesine rağmen alacaklı yerine yükleniciye ödeme yapılması, Kadrolu avukat bulunmasına rağmen dışarıdan avukatlık hizmeti alımı yapılması, Parasal limitler dâhilinde yapılan hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10'unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, Döner Sermaye İşletmesinde; Şartnameye göre sunulması gereken malzeme ve cihazların zamanında sunulmamasına rağmen gecikme cezası uygulanmaması, Tıbbi sarf malzemelerinin son kullanma tarihlerinin şartnameye uygun olmamasına rağmen kabul edilmesi, Bazı tıbbi cihaz alımlarında rekabetin sağlanamaması ve ihalenin yüklenici firmanın yaklaşık maliyet aşamasında verdiği tekliften daha yüksek bedelle sonuçlandırılması, Hizmet alımlarında yaklaşık maliyetin hesabı ve sorgulamasında hatalı uygulamalar bulunması, Hizmet alımı ihalelerinde alt yüklenicilerin yasaklılık kontrolünün yapılmaması, İhale usulleri ile temin edilmesi gereken ihtiyaçların 89 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 961 ‒ kısımlara bölünmek suretiyle doğrudan temin ile satın alınması, Tıbbi cihaz alımlarında cihazla birlikte verilmesi gereken malzeme ve ekipmanların taşınır kayıtlarına alınmaması, Taşınır işlemlerinde eksiklikler bulunması, Zarar eden ve faaliyeti olmayan döner sermaye işletme birimlerinin bulunması, Üretilen ve satışı yapılan muhtelif ürünlerin ilgili stok kayıtlarına alınmaması, Vakumlu kriyojenik tankların yerleşiminde standartlara uyulmaması Eskişehir Teknik Üniversitesinde; Taşınırlar için yapılan değer artırıcı harcamaların doğrudan giderleştirilmesi, Peşin tahsil edilen kira gelirlerinin hatalı muhasebeleştirilmesi, Patent hakkının haklar hesabında takip edilmemesi, Taşınmazlara ait değer artırıcı harcamaların ilgili varlığın kayıtlı değerine eklenmemesi, Spor Bilimleri Fakültesindeki laboratuvarların âtıl durumda olması ve kapasitesinin altında kullanılması, Akreditif karşılığı açtırılan kredinin hatalı muhasebeleştirilmesi, Desteklenen proje tutarlarına ilişkin bap birimi kayıtları ile strateji geliştirme başkanlığı kayıtlarının uyumlu olmaması, Taşınmazların kiralanmasında yasaklılık sorgulamasının yapılmaması, Fırat Üniversitesinde; Üniversitenin davalardan kaynaklanan borçlarının ve yükümlülüklerinin mali tablolarda gösterilmemesi, Takipteki alacakların muhasebe sisteminde yer almaması, Kamu idaresinin Fırat Teknokent Teknoloji Geliştirme Bölgesi Yönetici AŞ’deki ödenmiş sermaye tutarına ait enflasyon farkının mali tablolarda gösterilmemesi, Taşınmaz icmal cetvellerinin düzenlenmesine esas taşınmaz formlarının bulunmaması sebebiyle bilançoda maddi duran varlıklarda gösterilen tutarın güvenilir olmaması, Arazi ve arsalarda kayıtlı tutarlar için yapılan enflasyon düzeltmesi ve yeni değer belirlenmesi işlemlerinin hatalı olması, Proje yardımları ve bazı gelirlerin muhasebeleştirilmesinde tahakkuk esaslı muhasebe sistemi usullerine uyulmaması, Yarıyıl sınav dönemlerinde ders veren öğretim elemanlarının ek ders ücreti hesabında ders yükünü doldurma şartının aranmaması, İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmasına ilişkin tedbirlerin alınmaması, Parasal limitler dâhilinde yapılan mal ve hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10’unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, Süreklilik gösteren ihtiyaçların kısımlara bölünmek suretiyle temin edilmesi, Kongre ve sempozyum projelerinin bilimsel araştırma projesi niteliği taşımaması, Bilimsel araştırma projeleri bütçesinin alt yapı projeleri kapsamında makine, cihaz ve tüketim malzemesi alımları için kullanılması, 90 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 962 ‒ Galatasaray Üniversitesinde; Tarihi değeri olan eserlerin kayda alınmaması, Bağış yoluyla edinilen demirbaş ve cihazların kayda alınmaması, Hurdaya ayrılarak satılan maddi duran varlıkların satış sonrası kayıt işlemlerinin yapılmaması, Demirbaşlar hesabında yer alan tutarın doğru ve güvenilir olmaması, Yarıyıl sınav dönemlerinde ders veren öğretim elemanlarının ek ders ücreti hesabında ders yükünü doldurma şartının aranmaması, Beyoğlu Kültür ve Sanat merkezi binasının üçüncü kişilerin kullanımına bırakılması, Taşınmaz kira bedellerinin tespitinde rayiç değerin esas alınmaması ve kira bedellerinin piyasa rayiçleri ile emsallerine göre güncellenmemesi, Gazi Üniversitesinde; İhaleler kapsamında alınan nakit teminatların öngörülen süre sonunda ilgilisine iade ve gelir aktarım işlemlerinin gerçekleştirilmemesi, Taşınmazların cins tashihi işlemlerinin tamamlanmaması, Gelir tahsilatlarının Emanetler Hesabında uzun süre bekletilmesi ve faaliyet döneminden sonra gelir hesaplarına kaydedilmesi, Üniversite tarafından hazırlanan yönergelerde, yabancı uyruklu öğrencilerin öğrenimlerini kendi imkanlarıyla karşılamalarını temin edecek maddi güvenceye yer verilmemesi, Kiralama yoluyla edinilen taşınmazın kira sözleşmesindeki alt kiracı sınırlamasına uyulmayarak özel bir şirkete kiraya verilmesi, Vadesinde tahsil edilmeyen kira alacaklarının Gelirlerden Alacaklar Hesabında, bunlardan takibe alınanların ise Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabında izlenmemesi, Döner Sermaye İşletmesinde; Kredi kartlarından alacaklar hesabının banka kayıtları ile uyumlu olmaması, İcra takibinde bulunan alacakların muhasebe kayıtlarında izlenmemesi, Gaziantep Üniversitesinde; Kredi kartı ile yapılan tahsilatların kayıtlara geç alınması, Proton hızlandırma ve radyofarmasötik üretim tesisinin atıl kalması, Üniversite personelinden bazılarına gelir getirici birimlerden ödeme yapılması, Yapım işlerinde alt yüklenicilerin üniversite yönetimine bildirilmemesi, İç kontrol sisteminin işleyişinde eksiklikler bulunması, Bilimsel araştırma projeleri kapsamında edinilen taşınırların proje sonunda ortak kullanıma verilmemesi, İktisadi işletmelerin elektrik, su ve doğalgaz faturalarının özel bütçe tarafından karşılanması, Doğrudan teminle gerçekleştirilen ve belli süre gerektiren işlerde sözleşme yapılmaması, Taşınmazların cins tashihi işlemlerinin tamamlanmaması, Döner Sermaye İşletmesinde; Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasının takibinin yapılmaması, 91 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 963 ‒ Gebze Teknik Üniversitesinde; Memur öğle yemeği hizmetinin ihalesiz olarak protokolle karşılanması, Giresun Üniversitesinde; Projelerle ilgili mevzuata uygun olmayan iş ve işlemlerin bulunması (Bilimsel araştırma projeleri kapsamında tespit edilen eksiklikler, TÜBİTAK projeleri kapsamında elde edilen kurum hisselerinin yetkisi olmayan kişilerce harcanması), Anomim şirket olarak kurulması gereken teknoloji transfer ofisinin rektörlüğe bağlı koordinatörlük olarak kurulması,Üniversite ile TOKİ arasında akdedilen protokolün hata ve eksiklikler içermesi ve protokole bağlı iş ve işlemlerin eksik yapılması (Protokolün bazı maddelerinin hukuki dayanaktan yoksun olması, Üniversite tarafından yapıların işin projesine ve mevzuatına uygunluğu yönünden kontrol ve kabul işlemlerinin yapılmaması, Protokol kapsamında verilen avansın mahsubunun hatalı oran üzerinden yapılması), İdareye ait taşınmazların rayiç tespit çalışmalarının halen tamamlanmaması ve taşınmaz işlemlerinin yürütülmesinde görevli birimin iş ve işlemlerinde eksiklikler bulunması (Taşınmazların kaydına dair formların ilgili birimlerce tutulmaması ve dosyalama işleminin yapılmaması,Bazı taşınmazların halen emlak vergisi değerleri üzerinden kayıtlarda yer alması), Açık ihale usulüyle yapılması gereken ve önceden öngörülebilecek işlerin eşik değerlerin altında kalmak amacıyla kısımlara bölünerek doğrudan temin yöntemiyle gördürülmesi, Teminat mektupları ile ilgili işlemlerin zamanında yapılmaması, Döner Sermaye İşletmesinde; Özel bütçeden döner sermaye işletmesine transfer edilen taban ödeme miktarlarının Merkez Ve Şubeler Cari Hesabı’na kaydedilerek gelir kaydı yapılmaması (Özel bütçeden döner sermaye işletmesine transfer edilen taban ödeme miktarlarının gelir kaydının yapılmaması, Bağlı olunan idareden alınan yardım niteliğindeki miktarların kısa vadeli borç niteliğindeki 393 Merkez Ve Şubeler Cari Hesabı’na kaydedilmesi, Yıl sonunda devir vermemesi gereken işletmeler arası malî borçlardan alacaklar hesabının devir vermesi, Döner sermaye işletmesi bütçesinin gerçekçi hazırlanmaması, Döner sermaye gelirlerinden yapılacak ek ödemenin mevzuatında yer alan usule göre dağıtımının yapılmaması, Genel sağlık sigortası kapsamı dışındaki kurum ve kuruluşlara sunulan hizmetlere yönelik protokol yapılmaması, Mevzuatına uygun olmayan döner sermaye işletmelerinin bulunması ve özel bütçe gelirlerinden kendilerine gelir oluşturmaları, Hacettepe Üniversitesinde; Muhasebe birimleri arası işlemler hesabı kullanımında hatalı uygulamalar olması, Tek Hazine Kurumlar Hesabına aktarılan mali kaynakların 92 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 964 ‒ hatalı hesapta raporlanması, Döner sermaye işletmesi birimlerinin elektrik ve ısınma giderlerinin üniversite bütçesinden karşılanması, Bilimsel araştırma projelerinin yürütülmesinde ilgili mevzuat hükümlerine uygunluk konusunda eksiklikler bulunması, Döner Sermaye İşletmesinde; Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabının gerçek durumu yansıtmaması, Protez laboratuvarı hizmetinin ihale edilmeksizin doğrudan alınması, Harran Üniversitesinde; İktisadi işletme sermayesinin üniversiteye ait mali tablolarda yer almaması, Üniversite mülkiyetindeki taşınmazların değer ve cins tashihlerinin tamamlanmaması, Doğrudan teminle yapılan bazı alımlarda gerekli özenin gösterilmemesi, Öğretim elemanlarına ek ders ödemesi yapılırken derslerin fiilen yapılmasına ilişkin kontrollerin yeterli düzeyde olmaması, Kiraya verilen yerlere ilişkin yapılan ihalede hatalar bulunması, Döner Sermaye İşletmesinde; İcra takibi için hukuk birimine bildirilmiş alacakların Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabında izlenmemesi, Sağlık araştırma ve uygulama merkezi döner sermaye işletmesinin tahakkuk etmiş alacaklarının muhasebeleştirilmemesi ve bunların tahsiline yönelik takiplerin yapılmaması, Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezinde sunulan bazı sağlık hizmetleri için genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden fark ücreti adı altında bedel tahsil edilmesi, Hastanenin acil servis bölümünden giriş yapan geçici koruma kimlik belgesi bulunmayan göçmenlere ait tedavi gelirlerinin tahakkuk ve tahsilinin sağlanmaması, Genel sağlık sigortası kapsamı dışındaki kurum ve kuruluşlara sunulan hizmetlere yönelik protokol yapılmaması, Genel sağlık sigortası kapsamında bulunmayan kurum ve kuruluş personeline öğretim üyeleri tarafından mesai saatleri dışında sunulan sağlık hizmeti bedellerinin sağlık uygulama tebliği tarifesi üzerinden fiyatlandırılması, Döner sermaye işletmesini ilgilendiren konularda sadece ilgili birimlerin yönetim kurullarında karar alınması, Ödenen fiyat farkları üzerinden ek kesin teminatın alınmaması, Hakediş ödemelerinde sosyal güvenlik kurumundan alınması gereken borcu yoktur yazısı yerine hatalı belgenin esas alınması, Bazı hizmet alımı ihalelerinde yaklaşık maliyetin yeterli araştırmaya dayalı olarak hazırlanmaması, Mesai saatleri dışında sunulan sağlık hizmetlerinden elde edilen gelirden fiilen katkısı olan idari personele ek ödeme yapılmaması, Hitit Üniversitesinde; Yapım işi ihalelerinde isteklilerin sunmuş olduğu iş deneyim belgelerinde eksiklikler bulunması, 93 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 965 ‒ Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesinde; . Üniversiteye tahsisi gerekirken tahsis edilmeyen parsellerin edinimi için hukuki yollara başvurulmaması, Taşınmazlarda cins tashihinin tamamlanmaması, Bilimsel araştırma projeleri kapsamında alımı yapılan taşınırların proje sonunda takibinin yapılmaması, Personele birden fazla dizüstü bilgisayarı verilmesi, İnönü Üniversitesinde; İdarenin kiraya verilen taşınmazlarda denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi, Taşınır işlemlerinde eksiklikler bulunması, Doğrudan teminle gerçekleştirilen ve belli süre gerektiren işlerde sözleşme yapılmaması, Teknoloji Transfer Ofisi Anonim Şirketi'nin kurulmamış olması, Parasal limitler dahilindeki hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10’unun kamu ihale kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, Döner Sermaye İşletmesinde; Tıbbi ilaç ve farmakolojik ürünlerin eczaneye iadelerinde riskli uygulamaların olması, Ek ödemelerin dağıtımında hatalı uygulamalar bulunması, Devlet Malzeme Ofisi üzerinden yapılan alımların kurumun mali dengesi, taşınır ve stok yönetimini olumsuz etkilemesi, Faaliyeti olmayan işletme birimlerinin bulunması İstanbul Medeniyet Üniversitesi; TÜBİTAK destekli projelerde bursiyer ödemelerinin zamanında yapılmaması, İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmasına ilişkin tedbirlerin alınmaması, Ön mali kontrole tabi işlemlere ilişkin sürecin işletilmemesi, Döner Sermaye İşletmesinde; Üniversite yönetim kurulunca araştırma ve geliştirme projesi/faaliyeti olarak değerlendirilen bazı projelerin, mevzuatta öngörülen niteliklere haiz olmaması; İstanbul Teknik Üniversitesi; Taşınmazların ihale yapılmaksızın üçüncü kişilere protokol kapsamında kullandırılması, Ödenek temin edilmeden ihale yapılması, İhale ile yapılması gereken alımların parçalara bölünerek doğrudan temin yöntemiyle yapılması, Üniversitenin kampüslerinde faaliyet gösteren ticari işletmelerin su aboneliklerinde sorunlar bulunması, Üniversitenin sermayesine ortak olduğu şirketin teknoloji transfer ofisi gibi faaliyet yürütmesi, Üniversite bütçesinden karşılanan patent ödemelerinde hatalı uygulamalar bulunması, Üniversitenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazların pazarlık usulü ile kiraya verilmesi, Teknoloji Geliştirme Bölgesi Yönetici Şirketi tarafından mevzuatında izin verilen amaçlar dışında şirket kurulması ve üniversite taşınmazlarının bu şirkete pazarlık usulü ile kiralanması (Üniversitenin ortağı olduğu Teknoloji Geliştirme Bölgesi Yönetici Şirketi tarafından (İTÜ TEKNOPARK A.Ş) 94 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 966 ‒ Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nda izin verilen amaçlar dışında bir şirket kurulması, Üniversite taşınmazlarının söz konusu şirkete 51/g maddesine istinaden pazarlık usulü ile kiralanması), Üniversitenin ortak olduğu teknopark yönetici şirket iştirakine pazarlık usulü ile taşınmaz ve “1773İTÜ” logosunu kiralaması, şirket tarafından da logo kullanım hakkının üçüncü kişilere devredilmesi, Proje kapsamında yurt dışından ithal edilerek temin edilen cihazların kullanılmaması, Üniversite tarafından tahsis edilen ve tahsisli kullanılan taşınmazlara ilişkin hatalı uygulamalar bulunması (Üniversite tarafından Gençlik Ve Spor Bakanlığı’na öğrenci yurdu yapılması için verilen arazide herhangi bir işlem yapılmaması, Üniversiteye tahsis edilmiş olan taşınmazların amacına uygun faaliyetlerde kullanılmaması), Üniversitenin mülkiyetinde bulunan taşınmazlardan bazılarının işgal edilmesi, Üniversitede ticari faaliyet gösteren işletmelerden ısınma bedellerinin alınmaması, Döner Sermaye İşletmesinde; Döner sermaye birimlerinin elde ettikleri gelirlerin ayrı hesaplarda takip edilmemesi, İstanbul Üniversitesinde; Avrupa Birliği Projeleri kapsamında proje yönetim ve uygulama kaleminden yapılan harcamalar için fatura veya fatura yerine geçen belgeleri eklemeden ödeme yapılması, Bilimsel araştırma projelerinin öngörülen sürede tamamlanmaması, Aynı özel kişinin münferiden temsile yetkili olduğu üç şirketten aynı iş için teklif alınması, Hizmet alımı işinde hatalı uygulamalar bulunması (Üniversitenin tüm birimleri için alımı yapılması öngörülen hizmet kapsamında yalnızca sağlık kültür ve spor daire başkanlığına yönelik işlerin gerçekleştirilmesi, Hizmet alımı yapılan iş tamamlanmadan tüm ödemenin yapılması, Üniversite mülkiyetindeki taşınmazların pazarlık usulü ile kiraya verilmesi), Avrupa Birliği Projeleri kapsamında açılan banka hesaplarının zamanında kapatılmaması ve projeden kalan bakiyelerin ilgili kurum hesabına devredilmemesi, Döner Sermaye İşletmesinde; Sağlık Uygulama Tebliği ve Sağlık Bakanlığı Kamu Sağlık Hizmetleri Satış Tarifesi Usul ve Esasları’ndaki düzenlemeye uygun olmayan iş ve işlemlerin bulunması ve bu işlemler için bağış ve katkı payı şeklinde tahsilatların yapılması (Fiyat tarifesine ekli olan ve ekli olmayan hizmetler için yeni kodlar üretilerek bunlar için fiyat belirlenmesi, Bağış ve katkı payı adı altında ücret tahsil edilmesi), Alacaklara ilişkin hatalı uygulamalar bulunması (Kişilerden Sosyal Güvenlik Kurumu harici gerçekleştirdikleri sağlık hizmetleri karşılığı elde edilen gelirlerin tahakkuk kaydının yapılmaması, Sosyal güvenlik kapsamında bulunmayan hasta alacaklarından bazılarının takibinin yapılmaması, Kurum 95 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 967 ‒ alacaklarının muhasebe kayıtları ile tutarlı olmaması, Tahsili şüpheli hale gelen alacakların Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabında takip edilmemesi, Kurum ve kuruluşlara verilen hizmetlerden doğan alacakların takibinin yapılmaması), Hizmet verilmesine rağmen faturası düzenlenmemiş alacakların bulunması, Stok takibinin etkin yapılmaması nedeniyle bazı ilaçların son kullanım tarihlerinin geçirilmesi ve kayıttan düşürülmemesi, Sağlık güvencesi kapsamında olmayan sağlık hizmetinden faydalanan yabancı uyruklu hastalardan tahsil edilen gelirin yurt dışı gelirleri hesabında takip edilmemesi, Uzaktan hasta değerlendirilmeye yönelik sağlık hizmetleri ile ilgili tespit edilen hususlar (Mevzuatta yer almayan ve mevzuatın yetkilendirmediği sağlık hizmeti için fiyat belirlenerek hastadan ücret alınması, Kamu İhale Kanunu hükümlerine uymadan protokol yoluyla anlaşma yapılması, Protokol yapılan firma tarafından yetkisiz tahsilat yapılması, Hastane ve ilgili öğretim üyeleri dışında kişilerce hasta kişisel ve tıbbi verilerine ulaşılmasına izin verilmesi, Mevzuatta yeri olmayan bir usulde öğretim üyelerine ek ödemenin dağıtılması), İlave ücrete ilişkin parasal sınırların aşılması, Üniversite yönetim kurulunca otelcilik hizmetleri için alınacak ilave ücretin belirlenmesine yönelik kararın alınmaması, Sağlık hizmetlerine ilişkin fiyat tarifelerinin hatalı uygulanması (Kişilere Türk soylu belgeleri olmadan kamu sağlık hizmetleri fiyat tarifesinin uygulanması, Genel sağlık sigortasından yararlanmayan Türk ve yabancı uyruklu hastalara fiyat tarifesinin hatalı uygulanması veya ücretsiz kurum kodundan işlem yapılması), İlave ücret alınamayacak işlemlerden ve kişilerden ilave ücret alınması, Sayım fazlası ilaçların bağış olarak kayıtlarının yapılması, Tıbbi cihazlar periyodik bakımı hizmet temini işinde sorunlar bulunması (Hizmet yeri yeterlilik belgesi uygun olmayan firmaya ventilatör cihazlarının bakımının yaptırılması, Ventilatör cihazların üreticileri tarafından 6 ve 12 aylık periyodlar halinde bakım yapılması öngörülmüşken cihazlara her ay bakım yaptırılması, Teknik servis formlarının idareye teslim edilmemesi, Bakım hizmetinin alt yükleniciler tarafından yerine getirilmesi, Teknik şartnamede belirtilmesine rağmen yeterliliği gösterir belgelerin teklif ekinde sunulmaması, Yaklaşık maliyet belirlenirken herhangi bir gerekçe gösterilmeden farklı uygulamalar yapılması, Görev, yetki ve sorumlulukların belirlenmemesi sonucunda sağlık araştırma ve uygulama merkezinin (hastane) idari ve mali işleyişinde sorunlar bulunması (Hastanenin yönetim ve organizasyon yapısına ilişkin yönetmelik bulunmaması, Tıp fakültesi dekanlığının hastanenin idari ve mali işleyişi içerisinde bazı durumlarda onay makamı olarak işlem tesis etmesi, Organizasyon şemasının oluşturulmaması, iş tanımları ile iş akışlarının 96 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 968 ‒ belirlenmemesi), Firma ödemelerinde sorunlar bulunması (Öncelikli ödeme kapsamında olmayan bazı firma ödemelerinin bu kapsamda gerçekleştirilmesi, Bazı firmalara öncelik tanınmak suretiyle erken ödeme yapılması, Firma ödemelerine ilişkin yazıların eklerinde liste bulunmaması), Nöbet günlerinde öğretim elemanları dışındaki personele mesai dışı ödemenin yapılması ve bu konuda sistemsel kontrolün sağlanamaması, Öğretim üyelerinin gelir getirici katkılarının hesaplanmasında sistematik hataların bulunması, Yönetim kurulu kararı olmadan yüksek öğretim kurumunun hazırladığı gelir getirici faaliyet cetvelinde bulunmayan kodlar kamu satış tarifesi ve sağlık uygulama tebliğinden hareketle gelir getirici faaliyet puanlarının verilmesi, Mesai dışı ödemelerin dağıtımına ilişkin esasların mevzuat hükümleri uyarınca belirlenmemesi, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa; Döner sermaye işletmesi birimine ait giderlerin kurum bütçesinden karşılanması, Ortak kullanıma tahsis edilen sosyal tesisin üniversite tarafından kullanılamaması, Taşınmazların cins tashihi işlemlerinin tamamlanmaması, İhalelerde rekabeti engelleyici hükümlere yer verilmesi ( Kafeterya kiralama ihalesinde rekabeti engelleyici hükümlere yer verilmesi, Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılan ihalelerde rekabeti engelleyici hususlara yer verilmesi), İç kontrol sisteminin işleyişinde eksiklikler bulunması, Döner Sermaye İşletmesinde; Tahsili şüpheli hale gelen alacakların Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabında takip edilmemesi, Alınan Depozito ve Teminatlar Hesabında dönemsellik ilkesine uyulmaması, Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasının takibinin yapılmaması, Uzaktan sağlık hizmetleri kapsamında online danışmanlık adıyla sağlık hizmeti sunulması ve bu kapsamdaki hizmetler için hastalardan sağlık bakanlığının belirlediği fiyat tarifesinin üzerinde ücret alınması, Genel Yönetim Giderleri Hesabına kaydedilmesi gereken harcamaların farklı hesap kodlarında yer alması, İhale iptaline neden olan idari şartname hükmünün yeniden ihale dokümanına konulması, İzmir Demokrasi Üniversitesi; Demirbaş niteliği taşıyan varlıkların tüketim malzemesi olarak muhasebeleştirilmesi ve dönem sonunda çıkışlarının yapılması, Taşınmazlara ait bazı değer artırıcı harcamaların ilgili varlığın kayıtlı değerine eklenmemesi, Parasal limitler dâhilinde yapılan hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10'unun kamu ihale kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, Doğrudan teminle gerçekleştirilen ve belli süre gerektiren işlerde sözleşme yapılmaması, 97 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 969 ‒ İzmir Katip Çelebi Üniversitesinde; Harcama birimleri arasındaki taşınır devir işlemlerinde hatalı muhasebeleştirme işlemi yapılması, Önceki yıllarda ayrılmış olan kıdem tazminatı karşılıklarının güncellenmemesi, Taşınır hesaplarında kayıtlı tutarların doğru ve güvenilir olmaması, Taşınmazlarda cins tashihinin tamamlanmaması, Diş Hekimliği Fakültesi binası yapım işi sürecinin sağlıklı bir şekilde yürütülmemesi, İkinci öğretim tezsiz yüksek lisans gelirlerinden %10’luk pay ayrılmaması, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi AŞ’den yapılan mal alımlarının şirket tarafından üçüncü kişilerden sağlanarak üniversiteye fatura edilmesi, Döner Sermaye İşletmesinde; İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi AŞ’den yapılan hizmet alımlarının şirket tarafından üçüncü kişilerden sağlanarak üniversiteye fatura edilmesi, İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmasına ilişkin tedbirlerin alınmaması, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünde; Ortak girişim kapsamında kurulan rüzgâr enerjisi santralinin sözleşme gereği olan devir işlemlerinin yapılmaması, Peşin tahsil edilen kira gelirlerinin hatalı muhasebeleştirilmesi, İç kontrol sisteminin işleyişinde eksiklikler bulunması, İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmasına ilişkin tedbirlerin alınmaması, Döner Sermaye İşletmesinde; Kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmemesi, Maliyet hesaplarının yanlış kullanılması, Ödenecek Döner Sermaye Katkı Payları Hesabının kullanılmaması, Ödenecek Döner Sermaye Yükümlülükleri Hesabının kullanılmaması, Kafkas Üniversitesinde; Döner sermaye birimleri tarafından kullanılan yerlere ait giderlerin üniversite bütçesinden ödenmesi, İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmasına ilişkin tedbirlerin alınmaması, Karabük Üniversitesinde; Dayanıklı taşınırlar için enflasyon düzeltme işleminin hatalı yapılması, İdarenin kiraya verilen taşınmazlarda denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi, Taşınır işlemlerinde eksiklikler bulunması, Karadeniz Teknik Üniversitesinde; Üniversite iktisadi işletmesince yapılan taşıt alımlarında ve taşıtların elden çıkarılmasında mevzuata uyulmaması (Taşıt Kanunu’na aykırı olarak taşıt edinilmesi,, İşletmenin araç satış ve trampa işlemlerinde Devlet İhale Kanunu'nu uygulamaması), İktisadi işletmede kamu ihale mevzuatına ilişkin eksiklikler bulunması ( Üniversite iktisadi işletmesinin kamu ihale kurumundan onay almadan mal 98 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 970 ‒ ve hizmet alımlarını istisna kapsamında yapması, İşletmenin mal ve hizmet alımlarının elektronik kamu alımları platformu üzerinden Kamu İhale Kurumuna bildirilmemesi, İktisadi işletmenin mal ve hizmet alımlarında yasaklılık teyidi yapılmaması), Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından görevlendirilen dış değerlendiricilerin giderlerinin üniversite özel bütçesinden karşılanması, Üniversite merkez kanuni yerleşkesi alanının yapı ruhsatının alınamaması ve cins tashihinin yapılamaması (Üniversitenin mülkiyetinde, yönetiminde veya kullanımında bulunan taşınmazlardan bir kısmının yapı kullanma izinlerinin bulunmaması, İmar işleri tamamlanmadan ihalelere çıkılması ve inşaat ruhsatlarının alınamaması, Taşınmazların mevcut kullanım şekli ile tapu kayıtlarının birbirine uygun olmaması, bunların mevcut kullanım şekline göre kayıtlara alınmaması ve cins tashihlerinin yapılmaması), Yapım işlerinde uygulama projelerinin gerekli nitelikte hazırlanmaması nedeniyle işlerin uygulanması sırasında sık proje değişiklikleri yapılması, Yapım işlerinde yeni birim fiyatın belirlenmesi işlemlerine ilişkin mevzuatta öngörülen yöntemlere uygun hareket edilmemesi, Döner Sermaye İşletmesinde; İlave ücret alınamayacak sağlık hizmeti alan muhtelif hastalardan ilave ücret alınması, Temsil ağırlama giderlerinde tasarruf tedbirlerine uyulmaması, Genel yönetim giderlerinin hizmet üretim maliyeti hesabına kaydedilmesi /takip edilmesi, Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesinde; Döner sermaye işletmesinde; Genel Yönetim Giderleri Hesabına kaydedilmesi gereken harcamaların farklı hesap kodlarında yer alması, Kastamonu Üniversitesinde, Üniversite mülkiyetindeki taşınmazlardan tahsise konu olanlarla ilgili gerekli muhasebe kayıtlarının yapılmaması, Bazı taşınmazların emlak vergi değerleriyle kayıtlarda yer alması, Peşin tahsil edilen kira gelirlerinin dönem ayırıcı hesaplar kullanılmaksızın doğrudan gelir hesaplarına kaydedilmesi, Parasal limitler dahilinde yapılan mal ve hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10'unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, Taşınmazlarda cins tashihi işlemlerinin tamamlanmaması, Kiraya verilen alanların bazılarında işyeri açma ve çalışma ruhsatının bulunmaması, Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından görevlendirilen dış değerlendiricilerin giderlerinin üniversite özel bütçesinden karşılanması, 99 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 971 ‒ Kırıkkale Üniversitesinde; Taşınmazlarda cins tashihi işlemlerinin yapılmaması, 2886 sayılı kanun'a göre yapılan kiralama ihalelerinde hatalı uygulamaların bulunması(Tahmin edilen bedel tespitinin sağlıklı yapılmaması, 2886 sayılı Kanun’a göre yapılan ihalelerde geçici teminat tutarının rekabeti etkileyecek düzeyde yüksek belirlenmesi, Yemek hizmeti alımı ihalesinde yaklaşık maliyetin hesabının hatalı yapılması), Bilimsel araştırma projelerine ilişkin hatalı uygulamalar( Bilimsel araştırma projesi kaynaklarının mevzuata uygun kullanılmaması, BAP kaynakları ile satın alınan bazı taşınırların proje bitiminde ilgili birimlere teslim edilmemesi), Döner Sermaye İşletmesinde; Döner sermaye işletmesinin alıcılar hesabında yer alan tutarın kaynağının tespit edilememesi, Sağlık market kapsamında yapılan alımlarda hatalı uygulamalar bulunması ( Mevzuatta öncelik verilmemesine rağmen Devlet Malzeme Ofisi ödemelerinin öne alınması, Sağlık market kapsamındaki alım ve teslim süreçlerinde eksiklikler olması), Mal alımlarının parçalara bölünerek pazarlık usulü ile temin edilmesi, Tıbbi cihaz hizmet alımı ihalelerinde kontrol teşkilatı tarafından mevzuat yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi, Kit karşılığı tıbbi cihaz alımı ihalelerinde cihazların idarede kalacağı sürelerin belirlenmemesi, Dış laboratuvar hizmet alımında ihale dokümanları arasında çelişki bulunması ve alt yüklenicinin tıbbi cihazlarına ilişkin ürün takip sistemi kayıtlarının sunulmaması (İhale dokümanları arasında çelişki bulunması, Alt yüklenicinin tıbbi cihazlarına ilişkin ÜTS kayıtlarının sunulmaması), Teknik şartname hükümlerine uymayan tekliflerin değerlendirme dışı bırakılmaması, Teşhis ve tedavi hizmet alımlarında fiyat farkı düzenlemelerine uyulmaması (Sözleşme süresi 365 günü aşan hizmet alımı ihalelerinde fiyat farkı düzenlemesine yer verilmemesi, Teşhis ve tedaviye yönelik puan usulü hizmet alımlarında fiyat farkı hesabının hatalı belirlenmesi), Tıbbi cihaz hizmet alımı sözleşmelerinde özel ve ağır aykırılık hallerinin belirlenmemesi, Kırklareli Üniversitesinde; Üniversiteye tahsis edilen taşınmazların atıl vaziyette olması, Kiraya verilen taşınmazlarda açık kullanım alanlarının ihale konusu edilmemesi, Üniversite bünyesinde aktif olmayan uygulama ve araştırma merkezlerinin bulunması, Kanunda sayılan istisnalar dışında dolu kadroya görevlendirme yapılması, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde; Parasal limitler dahilindeki hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10'unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, İktisadi işletmenin hukuki alt yapısında eksiklikler olması ve üniversite taşınmazlarının iktisadi işletmeye bedelsiz kullandırılarak bu yerlerin elektrik, su ve 100 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 972 ‒ doğalgaz bedellerinin üniversite özel bütçesinden karşılanması, İhale mevzuatına göre istisna kapsamında değerlendirilemeyecek olan mal alımlarının ihalesiz olarak yapılması, Tek Hazine Kurumlar Hesabı kapsamındaki tahsilat hesabından ödeme yapılması, Üniversitenin farklı birimleri tarafından tahsil edilen gelirlerin muhasebe birimi hesaplarına zamanında aktarılmaması, Kanunda sayılan istisnalar dışında dolu kadroya görevlendirme yapılması, Döner Sermaye İşletmesinde; Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından görevlendirilen dış değerlendiriciler için döner sermaye işletmesi gelirlerinden geçici görev yolluğu ve konaklama bedeli ödenmesi, Kocaeli Üniversitesinde; . Dayanıklı taşınırların numaralandırma işlemlerinin tamamlanmaması, Kiraya verilen taşınmazların kullanım alanlarının sözleşmelerde öngörülen alan ile uyumlu olmaması ve işgale konu alanlar için bedel alınmaması, Döner Sermaye İşletmesinde; Uzun vadeli kıdem tazminatı karşılıklarının hatalı muhasebeleştirilmesi, Konya Teknik Üniversitesinde; Taşınmazlara ait değer artırıcı harcamaların ilgili varlığın kayıtlı değerine eklenmemesi, Arazi ve Arsalar Hesabına enflasyon düzeltmesi işlemlerinin hatalı yapılması ve kayıtların gerçek durumu yansıtmaması, Üniversite bünyesindeki iki fakültenin fiilen âtıl durumda olması, İç kontrol sisteminin işleyişinde eksiklikler bulunması, Döner Sermaye İşletmesinde; Döner sermaye alacaklarının takibinin yapılmaması sebebiyle zamanaşımına uğratılması, İşletmeler Arası Mali Borçlardan Alacaklar Hesabı ile İşletmeler Arası Mali Borçlar Hesabının birbirine denk olmaması, Malatya Turgut Özal Üniversitesinde; Parasal limitler dâhilinde yapılan hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10'unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, Yapım işleri ve hizmet alımlarında hakediş raporu düzenlenmeden ödeme yapılması, Manisa Celal Bayar Üniversitesinde, Ameliyathane rehabilitasyonu kapsamındaki yapım işlerinin hizmet alımı şeklinde ihale edilmesi, Taşınmazlarda cins tashihi işlemlerinin yapılmaması, İç kontrol sisteminin işleyişinde eksiklikler bulunması, Döner Sermaye İşletmesinde; Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasının takibinin yapılmaması, 101 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 973 ‒ Mardin Artuklu Üniversitesinde; Takipli alacakların ilgili hesaba kaydedilerek muhasebeleştirilmemesi, Mevcut taşınmazların değerini artıran bakım ve onarım harcamalarının doğrudan gider yazılması, Doğrudan teminle geçekleştirilen hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10’unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, Doğrudan teminle gerçekleştirilen ve belli süre gerektiren işlerde sözleşme yapılmaması, Üniversite bünyesinde iç denetçi bulunmaması, Marmara Üniversitesinde, Kesin kabulden itibaren yüklenici ve alt yükleniciye getirilen 15 yıllık sorumluluk mükellefiyeti gözetilmeden idare bütçesinden bina bakım onarımı yapılması, Kamu idaresine ait taşınmazların kira sözleşmelerinin noter tasdikli olmaması, İşyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadan faaliyet gösteren işletme bulunması, Taşınmazların cins tashihi işlemlerinin tamamlanmaması, Üniversite taşınmazlarının kiraya verilmesinde pazarlık usulünün kullanılması, Üniversitenin taşıtlarına ilişkin envanter kayıtları ile trafik tescil kayıtlarının uyumlu olmaması, Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından görevlendirilen dış değerlendiricilerin giderlerinin üniversite özel bütçesinden karşılanması, Bilimsel araştırma projeleri kapsamında alınan taşınırların proje bitiminde iade edilmemesi, Üniversite kullanımında bulunan taşıtların takibi için kontrol sistemi kurulmaması, Taşınır işlemlerinde eksiklikler bulunması, Kütüphaneye bağışlanan kitapların muhasebe kayıtlarının ve değerlemelerinin yapılmaması, Başka bir kurum tarafından anahtar teslim olarak yapılıp kuruma teslim edilen yerlere ilişkin kurum bütçesinden yapılan bakım onarım veya başkaca imalatlar için sorumluluk mükellefiyetine gidilmemesi, Döner Sermaye İşletmesinde; Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin mali sorumluluk sigortasının takibinin yapılmaması, Mersin Üniversitesinde; Bilgi sistemleri kontrollerine dair eksiklikler bulunması, İç kontrol sisteminde eksiklikler bulunması, Personel atamalarında hatalar bulunması ( İki yıllık yüksekokul mezunu kişinin şube müdürü kadrosuna atanması, Üniversitenin halihazırda dolu olan bazı kadrolarına tedviren görevlendirilme yapılması), Döner Sermaye İşletmesinde; Bazı doktorlarca hastalara dışarıdan malzeme aldırılması neticesinde hastane deposunda bulunan malzemelerin son kullanma tarihinin geçmesi, İhale dokümanlarında yer alan yüklenici yükümlülüklerinin takibinin yapılmaması,(PET/BT sistemi hizmet alımı işinde sgk bildirimleri kontrolünün yapılmaması, Cihaz alımı işinde yüklenici yükümlülüğünde sağlanması gereken test kitleri için ödeme yapılması), Personel ve personel yakınlarından oda türlerine göre 102 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 974 ‒ ücret alınmaması, Yemek hizmeti alım ihalesi hakediş ödemelerinde idarenin kontrol yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmemesi, Uyku odası randevularında hastaların kamu hizmetlerine eşit bir şekilde ulaşma ve hizmetten eşit şekilde yararlanma hakkına uygun davranılmaması, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde; İç kontrol sisteminin işleyişinde eksiklikler bulunması, Üniversitenin muafiyeti bulunmasına rağmen elektrik güvence bedeli ödemesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde, Kanunda sayılan istisnalar dışında dolu kadroya görevlendirme yapılması, Alınan mal ve malzemelerin ihale dokümanında yazılı şartlara uygun olmaması, Muş Alparslan Üniversitesinde, Sosyal Güvenlik Kurumundan bazı prim iadesi işlemlerinin sonuçlandırılamaması, İç kontrol sisteminin işleyişinde eksiklikler bulunması, Üniversite tarafından ihale yoluyla kiraya verilen ticari işletmelerin işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadan faaliyet göstermesi, İcra dairesine yapılan ödemede vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgenin aranmaması, Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından görevlendirilen dış değerlendiricilerin giderlerinin üniversite özel bütçesinden karşılanması, Necmettin Erbakan Üniversitesinde; Kanunda sayılan istisnalar dışında dolu kadroya görevlendirme yapılması, Döner Sermaye İşletmesinde; Döner sermaye işletme biriminin mevzuatta tarifi olmayan işlemleri yetkisiz gerçekleştirmesi, Personelin mesai içi döner sermaye katkı verilerinin otomasyon sistemine mesai dışı veri olarak girilebilmesi, Faaliyeti olmayan döner sermaye işletme birimleri bulunması, Nevşehir Hacı Bektaş Üniversitesinde; . Gelecek Aylara Ait Gelirler Hesabında izlenmesi gereken gelirlerin bu hesapta izlenmemesi, Tıbbi cihaz alımlarında ürün takip sistemi bildirimlerinin yapılmaması, Niğde Halis Özdemir Üniversitesinde; Hak sahibi olunan patent, marka, faydalı model ve geliştirilen yazılımların kayıtlarının tutulmaması, Fakülte kütüphanesindeki kitapların demirbaş kayıtlarının bulunmaması, İdarenin bilişim hizmet alımlarının yetki belgesine sahip olmayan katılımcılardan sağlanması, Kiraya verilen alanlarda ruhsat ve belgelendirme eksikliğinin bulunması, Doğrudan temin kapsamında yapılan alımlara 103 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 975 ‒ ilişkin değerlendirmede eksiklik bulunması, Mal ve hizmet alımlarında yaklaşık maliyetin mevzuata uygun belirlenmemesi, (Yaklaşık maliyet hesaplamasında önceki dönemler sözleşme fiyatlarının dikkate alınmaması, Yaklaşık maliyetin tespitinde aşırı sapma gösteren tekliflerin değerlendirme dışında tutulmaması, Yaklaşık maliyetin tespiti için firmalara yazılan yazılara teknik şartnamenin eklenmemesi, Yaklaşık maliyet komisyonunda malı talep eden birimden personel görevlendirilmemesi), Yapım işleri ihalelerinde yaklaşık maliyetin hatalı ve eksik belirlenmesi, İhale dokümanlarında bitkisel atık yağların kontrolüne ilişkin düzenlemelere yer verilmemesi, Üniversite taşınmazlarının kiraya verilmesinde pazarlık usulünün kullanılması, Taşınmazların mali tablolarda gerçek değeriyle raporlanmaması, Döner Sermaye İşletmesinde; Döner sermaye işletme müdürlüğünde yarı mamuller-üretim ve maliyet hesaplarının kullanılmaması, Döner sermaye işletmesi tarafından yapılan satışlardan doğan alacakların alacak hesaplarında kayıt ve takibinin yapılmaması (Tahsili geciken ticari satışlar için faiz işletilmemesi, Ticari satıştan doğan alacağın takip edilmemesi), Öğretim üyelerine bireysel verimlilik katsayıları belirlenerek teşvik ek ödemesi yapılması, Doğrudan teminle gerçekleştirilen ve belli süre gerektiren işlerde sözleşme yapılmaması, Parasal limitler dahilindeki mal ve hizmet alımlarında %10 sınırını aşan kısım için kamu ihale kurulundan uygun görüş alınmaması, Tek kaynaktan temin edilen hizmetlere ilişkin piyasa fiyat araştırması yapılmaması, Mal alımlarının 4734 sayılı Kanun’da öngörülen ihale usulleri yerine parçalara bölünmek suretiyle ve limit aşımı yapılarak doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirilmesi, Taşınır işlemlerinde eksiklik bulunması, Sosyal Güvenlik Kurumuna faturalandırılan işlemler için ilave ücret alınması, Ondokuz Mayıs Üniversitesinde, İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmasına ilişkin tedbirlerin alınmaması, Taşınmazların cins tashihlerinin yapılmaması, Doğrudan teminle gerçekleştirilen ve belli süre gerektiren işlerde sözleşme yapılmaması, Kiraya verilen taşınmazların ihale dokümanlarında eksikliklerin bulunması, Ondokuz Mayıs Üniversitesine ait taşınmazların, Ondokuz Mayıs Üniversitesi vakfına ait iktisadi işletmeye, pazarlık usulü ile kiralanması ve bakanlık izni olmaksızın uzatılması, Taşınır işlemlerinde eksiklikler bulunması, Lojmanlarda oturma süresi sınırına uyulmaması, Sosyal tesislerin bakım ve onarımı için kaynak ayrılmaması, Çalışan işçiler için kıdem tazminatı karşılığı ayrılmaması, Özel bütçe ve döner sermaye işletme birimlerinin elektrik ve doğalgaz giderlerinin 104 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 976 ‒ kendi bütçelerinden ödenmemesi, Tek kaynaktan temin edilen mal ve hizmetlere ilişkin piyasa fiyat araştırması yapılmaması döner sermaye işletmesinde; Kurumun Tıp Fakültesi hastanesi kayıtlarında yer alan ve sosyal güvencesi olmayan hastalardan alacaklarının alacak hesaplarında yer almaması, İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmasına ilişkin tedbirlerin alınmaması, Personelin mesai içi döner sermaye katkı verilerinin otomasyon sistemine mesai dışı veri olarak girilebilmesi, Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasının takibinin yapılmaması, Taşınır işlemlerinde eksiklikler bulunması, Faaliyeti olmayan döner sermaye işletme birimlerinin bulunması, Temel ihale usulleri kullanılmaksızın mal alımlarının parçalara bölünerek doğrudan temin ile alınması, Yapım işleri ve hizmet alımlarında hakediş raporu düzenlenmeden ödeme yapılması, Tek kaynaktan temin edilen mal ve hizmetlere ilişkin piyasa fiyat araştırması yapılmaması, Doğrudan teminle gerçekleştirilen ve belli süre gerektiren işlerde sözleşme yapılmaması Orta Doğu Teknik Üniversitesinde; Dış kaynaklı hibelerden yararlanılarak yürütülen projelerden tamamlananların kapanışlarının muhasebe sisteminde yapılmaması, Peşin tahsil edilen kira gelirlerinin dönem ayırıcı hesaplarda izlenmemesi, İdare ile ODTÜ Teknokent arasındaki kira protokolünün güncellenmemesi, Özel nitelikteki gelirlerin takibinin yapılmasına ilişkin yönergeye ihtiyaç bulunmaması, İdarenin özel mülkiyetindeki gayrimenkullerin değerlendirilmesine ilişkin yönergeye ihtiyaç bulunması, Özel mülkiyetteki gayrimenkullerin kiraya verilmesinde açık ihale usulünün uygulanmaması, Üst hakkının ihale yapılmaksızın kurulması ve verilme amacı dışında kullanılması, (İhale yapılmaksızın üst hakkının kurulması, İdareden projeler için izin almaksızın- gelir getirici faaliyetin, güneş enerji santralinin kurulması, Ruhsatsız inşaat yapılması, TED Ankara Koleji Mezunlar Derneği’ne sosyal tesis yapmak amacıyla yerleşke içerisinde usulsüz olarak ayrı bina yapılması, Eğitim ve sosyal amaçların dışında idareden izinsiz TEİAŞ ile kira kontratı imzalamak suretiyle gelir getirici faaliyetin yapılması, Döner Sermaye İşletmesinde; Taahhüt evrakı ile sözleşme tasarılarının mevzuat gereği zorunlu olan ön mali kontrole tabi tutulmaması Pamukkale Üniversitesinde; Mevcut taşınmazların değerini artıran bakım onarım harcamaları ile bir kısım yatırım harcamalarının ilgili hesaplara kaydedilmeyip doğrudan gider yazılması, Üniversite personelinin öğle yemeği hizmetleri için ayrı bir birimin oluşturulmaması, yemek hizmetlerinin kurum bütçesi içerisinde yürütülmesi, 105 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 977 ‒ Hizmet alımı ihalelerinde rekabetin yeteri kadar sağlanamaması; bakım onarım ihalelerinde işin süresinin ihale öncesi süreçte etkin bir şekilde belirlenememesi (Yaklaşık maliyetin belirlenmesine ilişkin uygulamalar, Bakım ve onarım işlerinde süre uzatımına ilişkin uygulamalar),Taşınır işlemlerinde Taşınır Mal Yönetmeliği hükümlerine uyulmaması, (İdarenin bazı birimlerinde taşınır kontrol yetkilisinin görevlendirilmemesi, Bazı akademik birimlerde dayanıklı taşınırların numaralandırma işlemlerinin henüz tamamlanmamış olması, Harcama birimleri tarafından varlık işlem fişlerinin ve tüketim malzemeleri çıkış raporlarının süresinde muhasebe birimine gönderilmemesi), Yüksek personel giderleri nedeniyle iktisadi işletmenin ticari borçlarını ve çalışanların kıdem tazminatlarını ödeyemez duruma gelmesi; üniversitenin mali külfet ve hukuki sorunlarla karşı karşıya kalması, (Yasal düzenlemelere aykırı uygulamalar:İşçi ücretlerinin toplu iş sözleşmesiyle belirlenmesi, Üniversitenin mülkiyetindeki otopark alanlarının iktisadi işletmeye tahsis edilmesi, İşçiler tarafından açılan davalarda iktisadi işletmenin taraf olarak gösterilmesi ve bu davalar için dışarıdan avukatlık hizmeti satın alınması, Gelecekteki yükümlülükler için kıdem tazminatı karşılığının ayrılmaması, İktisadi işletmenin kullanımında bulunan tesislerden kira alınması, Üniversite tüzel kişiliğinin hukuki sorumluluğunun göz ardı edilmesi), İktisadi işletmenin finansal durumu ve mali sürdürülebilirliğini kaybetmesi, Toplu iş sözleşmelerinden kaynaklanan dava sayısının fazlalığı ve bu durumun üniversiteye ilave mali yük getirmesi, İç kontrol sisteminin kurulması ve işletilmesinde eksiklikler bulunması, Döner Sermaye İşletmesinde; Sosyal güvencesi bulunmayan hastalardan tahsil edilemeyen kurum alacaklarının takibi ve tahsilinin etkin bir şekilde yürütülememesi, Yıl içerisinde alımı yapılan bilgisayar yazılımlarının haklar hesabına kaydedilmemesi, Tahsili şüpheli hale gelen alacaklarla ilgili muhasebe kayıtlarının yapılmaması, Hastanenin piyasaya olan borçlarının sürdürülemez düzeyde artması ve borçların ödenmesinde emanete alınma sırasına uyulmaması, Sağlık hizmetleri alımı kapsamında yapılan ihalelerde teknik şartnamelerin ve yaklaşık maliyetin hazırlanmasında mevcut yasal düzenlemelere uyulmaması; ihalelerde rekabetin ve saydamlığın sağlanamaması, kaynakların verimli ve etkili kullanılamaması, Döner sermayeli kuruluşlarca üretilen hizmet bedellerinde kurum personeline indirimli tarife uygulanması, Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasının yapılmaması ve tıbbi uygulamalar nedeniyle açılan davaların sigorta şirketlerine bildirilme sürecinin takip edilmemesi (Bazı personelin tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasını yaptırmaması, Tıbbi işlem ve uygulamalar 106 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 978 ‒ nedeniyle açılan davaların sigorta şirketlerine ihbar edilmesine ilişkin sürecin takip edilmemesi), Fazla mesai, nöbet ve icap uygulamalarıyla ilgili etkin işleyen bir sistemin bulunmaması ve personel giriş çıkışlarda kart okuttukları cihazların ihtiyacı karşılamaması, Sağlık Bilimleri Üniversitesinde; İşyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadan faaliyet gösteren işletme bulunması, Taşınmazların cins tashihi işlemlerinin tamamlanmaması, Üniversite iktisadi işletmesine kiraya verilen taşınmazların iktisadi işletme tarafından üçüncü kişilere kiralanması, Döner Sermaye İşletmesinde; Bilgisayar yazılım, bakım, güncelleme hizmeti alımlarının haklar hesabına kaydedilmemesi, Döner sermaye işletmesi gelirlerinden ayrılan bilimsel araştırma projeleri ve hazine paylarının mevzuatın öngördüğü hesaplarda izlenmemesi, Personele yapılan ek ödemelerin mevzuatın öngördüğü hesaplarda izlenmemesi, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesinde; İhale dokümanlarında bitkisel atık yağların kontrolüne ilişkin düzenlemelere yer verilmemesi, Birden fazla idarenin zorunlu ortak ihtiyacı için birlikte ihaleye çıkılmaması, Parasal limitler dahilindeki mal alımlarında %10 sınırını aşan kısım için Kamu İhale Kurulundan uygun görüş alınmaması, Yaklaşık maliyetin mevzuat hükümleriyle uyarlı şekilde belirlenmemesi, (Yaklaşık maliyet hesaplamasında önceki dönemler sözleşme fiyatlarının dikkate alınmaması, Yaklaşık maliyetin tespitinde aşırı sapma gösteren tekliflerin değerlendirme dışında tutulmaması, Araç kiralama ihalesi yaklaşık maliyetinin teknik şartnameye aykırı belirlenmesi), Kartlı geçiş sistemi bakım destek ve geliştirme işinin sözleşmesine uygun yürütülmemesi (Teknik şartnamedeki bilgi güvenliğini sağlamaya yönelik araçların uygulama yazılımına eklenmemesi, Sistem destek ve geliştirme taleplerinin yüklenici tarafından karşılanmaması), Doğrudan teminle yapılan alımlarda ihtiyacın tek kaynaktan sağlanabildiğine dair çalışma ile piyasa fiyat araştırması yapılmaması, Yapım işleri için düzenlenen özel teknik şartnameler ile yüklenicilerin sorumluluklarının sınırlandırılması, İdarenin bilişim hizmet alımlarının yetki belgesine sahip olmayan yüklenicilerden sağlanması, Sakarya Üniversitesinde; Kanunda sayılan istisnalar dışında dolu kadroya görevlendirme yapılması, 107 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 979 ‒ Selçuk Üniversitesinde; Bağış yoluyla edinilen kültür varlıklarının muhasebe kaydının yapılmaması, Yazma ve nadir eserlerden bazılarının kurumun bilançosunun aktifinde görünmemesi, Peşin tahsil edilen kira gelirlerinin dönem ayırıcı hesaplar kullanılmaksızın doğrudan gelir hesaplarına kaydedilmesi, Kiraya verilen alanların bazılarında işyeri açma ve çalışma ruhsatının bulunmaması, Kira borcunu ödemeyen kiracıya ihtar çekilmemesi ve fesih işlemlerinin yapılmaması, Kamu sosyal tesislerine ilişkin tebliğe aykırı fiyat tarifelerinin uygulanması, Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından görevlendirilen dış değerlendiricilerin giderlerinin üniversite özel bütçesinden karşılanması, Döner Sermaye İşletmesinde; Satılmak üzere üretimi yapılan mamullerin, stok kayıtlarına alınmadan satışının yapılması, Zarar eden ve faaliyeti olmayan döner sermaye işletme birimlerinin bulunması, Hastane bilgi yönetim sistemi hizmet alımı işinin doğrudan temin ile gerçekleştirilmesi, İcap nöbet ücreti ödenmemesi nedeniyle açılan davalarda icap nöbet ücretine ek olarak faizinin ve yargılama giderlerinin ödenmesi, Sinop Üniversitesinde; Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından görevlendirilen dış değerlendiricilerin masraflarının üniversite özel bütçesinden karşılanması, Kanunda sayılan istisnalar dışında dolu kadroya görevlendirme yapılması, Enerji dağıtım şirketinin üstlenmesi gereken trafo bakım onarım giderlerinin idare bütçesinden karşılanması, Parasal limitler dahilindeki hizmet alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10’unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü alınmadan aşılması, Teknik zorunluluk olmadığı halde idari nedenlerle iş artışı yapılması, Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde; Taşınmazlara ait değer artırıcı harcamaların ilgili varlığın kayıtlı değerine eklenmemesi, Yıkımı yapılan binanın binalar hesabında kayıtlı olması, Üniversitenin mali duran varlıklarının bilançoda raporlanmaması, Üniversite adına tescil edilmiş patentlerin bilançoda raporlanmaması, Kira işlemlerinin sözleşmeye uygun yürütülmemesi, Taşınmaz kira bedellerinin mevzuata uygun belirlenmemesi, Genel sekreter yardımcısı görevlendirmelerinde mevzuatla belirlenen sınırlamalara uyulmaması, İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmasına ilişkin tedbirlerin alınmaması, Döner sermaye işletmesi birimlerine ait elektrik, su ve ısınma giderlerinin kurum bütçesinden karşılanması, Döner Sermaye İşletmesinde; Sürekli eğitim merkezi ve Türkçe öğretimi uygulama ve araştırma merkezinde sınav görevlileri için farklı ücret ödenmesi, Bazı hizmet alımı ihalelerinde ödemeye esas hizmet miktarlarının sağlıklı belirlenmemesi, Biyokimya laboratuvarı 108 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 980 ‒ puana dayalı sonuç karşılığı kit, cihaz ve sarf malzeme alımı işinde mevzuatta öngörülen yeterlilik kurallarının belirlenmemesi, Radyoterapi hizmeti alımı ihalesinde mevzuatta öngörülen şartlar oluşmadığı halde pazarlık usulünün kullanılması, Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasının takibinin yaptırmaması, Süleyman Demirel Üniversitesinde, Taşınmazlara ait değer artırıcı harcamaların ilgili varlığın kayıtlı değerine eklenmemesi, Devam eden yatırım harcamalarının muhasebeleştirilmesinde yapılmakta olan yatırımlar hesabının kullanılmaması, Süresinde edimini yerine getirmeyen yüklenici ile imzalanan sözleşmede hukuki süreçlerin tamamlanmaması, Sosyal tesis niteliğinde olan birimlerin bağımsız bütçe ve muhasebe yapısına sahip olmaması, Kesin kabul işlemlerinin tamamlanmasına rağmen nakit teminatlara ilişkin işlemlerin yapılmaması, İç kontrol sisteminde eksiklikler bulunması, Döner Sermaye İşletmesinde; Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasının takibinin yapılmaması, Şırnak Üniversitesi; Kurum taşınmazlarının tespit ve muhasebe sistemine kayıt işlemlerinin birbiriyle tutarlı olmaması ve tam yapılmaması, Haklar Hesabına kaydedilmesi gereken tutarların doğrudan giderleştirilmesi, Kıdem tazminatı karşılıklarının güncellenmemesi, Kameralı güvenlik sistemi alımlarının hatalı muhasebeleştirilmesi, Tek kaynaktan temin edilen hizmetlere ilişkin mevzuatın öngördüğü araştırmaların yapılmaması, Üniversite bünyesinde kiraya verilen alanların bazılarında işyeri açma ve çalışma ruhsatının bulunmaması, Üniversite taşınmazlarının kiralanmasına yönelik ihalelerde istekliler hakkında yasaklılık sorgulamasının yapılmaması, Öğretim üyesi kadrolarına alım ilanlarında objektif kriterlere aykırı hususlara yer verilmesi, Kayıtlı ambarlardan bazılarının fiziken bulunmaması ve ambarlarda gözüken taşınırların ortak kullanıma verilmiş olması, Kiraya verilen yerlerin şartname ve sözleşme hükümlerine uygun şekilde kullanılıp kullanılmadığına ilişkin denetimlerin yapılmaması, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi; Bilançonun taşınmazlara ilişkin doğru ve güvenilir bilgi sunmaması, Emanetler Hesabının hatalı kullanılması, Hizmet alımına yönelik ihtiyaçların kısımlara bölünmek suretiyle doğrudan temin yöntemiyle karşılanması, Anahtar teslimi götürü bedel yapım işleri kapsamında alınan taşınırların kayıt işlemlerinin yapılmaması, Parasal limitler dahilinde yapılan mal alımlarında bütçeye konulan ödeneğin %10'unun Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü alınmadan 109 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 981 ‒ aşılması, Döner Sermaye İşletmesinde; Kurum mali tablolarındaki stok kayıtlarının taşınır kayıt sistemindeki kayıtlarla doğrulanamaması, Giğer Çeşitli borçlar Hesabının hatalı kullanılması, Doğrudan teminle gerçekleştirilen işlerde mevzuatta düzenlenen bazı hususlara uyulmaması (Doğrudan temin kapsamında gerçekleştirilen yapım işleri ve hizmet alımlarında belli bir süreyi gerektiren edimlerin sözleşmeye bağlanmaması, Mal ve hizmet alımına yönelik ihtiyaçların kısımlara bölünmek suretiyle doğrudan temin yoluyla karşılanması, Kamu İhale Kurulunun yazılı izni olmadan doğrudan temin limitinin aşılması, Doğrudan temin ile yapılan alımlarda yasaklılık kontrolünün yapılmaması), Faaliyeti olmayan döner sermaye işletme birimlerinin bulunması, 4734 sayılı Kanun'un 22-f maddesine göre doğrudan teminle yapılan alımlarda eksiklikler bulunması, Üniversite araştırma ve uygulama hastanesi ilaç ve sarf malzemesi depolarında stok yönetimi yapılmaması, Faturalandırılması uzman hekim raporuna bağlanan hizmetlerin ilgili raporun eksikliğinden dolayı sosyal güvenlik kurumuna fatura edilememesi, Takibi ve tahsilatı yapılamayan alacakların bulunması, İşçilerin yıllık fazla çalışma saati sınırının aşılması, Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin mali sorumluluk sigortasının takibinin yapılmaması ,Tahsilatı gerçekleştirilmeyen ve/veya faturalandırılmayan işlemlerden öğretim üyelerine ek ödeme yapılması, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinde; Bilançonun Taşınmazlara ilişkin doğru ve güvenilir bilgi sunmaması, Taşınır bilgilerinin düzeltilmesi amacıyla yapılan muhasebe kayıtlarının hatalı olması, Uygulama projesi ile ihale edilen yapım işlerinde teknik gerekçe olmaksızın proje değişiklikleri yapılması ve bunlara ilişkin gerekçe raporlarının gerekli bilgileri içermemesi, Yeni birim fiyat tespitinde ticaret ve/veya sanayi odası onayı alınmayan rayiçlerin kullanılması, Alınan nakit teminatların ilgilisine iade veya hazineye gelir aktarımı işlemlerinin gerçekleştirilmemesi, Taşınır işlemlerinde eksiklikler bulunması, Kanunda sayılan istisnalar dışında dolu kadroya görevlendirme yapılması, Döner Sermaye İşletmesinde; Döner sermaye işletmesinin tahakkuk etmiş alacaklarının muhasebeleştirilmemesi ve bunların tahsiline yönelik takiplerin yapılmaması, Tahsil edilen fatura alacaklarının diğer çeşitli borçlar hesabında bekletilmesi ve gelir kayıtlarının geç yapılması, Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabının gerçek durumu yansıtmaması, Hibe olarak alınan ilaçlara ilişkin muhasebe kayıtlarının yapılmaması, Döner sermaye işletmesi kaynaklarından temin edilen ve genel yönetim faaliyetlerinde kullanılan taşınırların bilançoda yer almaması, Mal alımlarına ilişkin muayene ve kabul işlemlerinde eksiklikler bulunması, Genel sağlık sigortası kapsamı 110 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 982 ‒ dışındaki kurum ve kuruluşlara sunulan hizmetlere yönelik protokol yapılmaması, Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasının takibinin yapılmaması, Sağlık market kapsamında yapılan alımlarda hatalı uygulamalar bulunması, Trakya Üniversitesinde;. Gelirlerden Takipli Alacak Hesaplarında kayıtlı bazı alacakların tahsilinin mümkün olmadığının tespit edilmesi, Gelecek Aylara Ait Giderler Hesabına kaydedilerek bilanço hesaplarında gözükmesi gereken harcamaların gider hesaplarına kaydedilmesi, İktisadi işletme sermayesinin üniversiteye ait mali tablolarda yer almaması, Doğrudan teminle yapılan uzun süreli alımlarda sözleşme yapılmaması, Döner Sermaye İşletmesinde; İcra takibi için hukuk birimine bildirilmiş alacakların Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabında izlenmemesi, Tahsil edilme niteliğini kaybetmiş bazı alacakların Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabında izlenmeye devam edilmesi, Sağlık Araştırma Ve Uygulama Merkezi Döner Sermaye İşletmesinin tahakkuk etmiş alacaklarının muhasebeleştirilmemesi ve bunların tahsiline yönelik takiplerin yapılmaması, Direkt ilk madde ve malzeme ve genel üretim giderleri hesaplarının kullanılması, Sağlık UygulamaTtebliği puan değişiminden kaynaklı oluşan farkların ayrıca fiyat farkı olarak ödenmesi yerine sözleşme bedeline dahil edilmek suretiyle ödenmesi, Öğretim üyelerinin mesai dışında özel hastanelerde çalışmak üzere görevlendirilmeleri karşılığı elde edilen gelir üzerinden bilimsel araştırma payı kesintisi yapılması, Genel Sağlık Sigortası kapsamı dışındaki kurum ve kuruluşlara sunulan hizmetlere yönelik protokol yapılmaması, Üniversite personelinden hastane özel oda fark bedellerinin alınmaması konusunda yürütme kurulu kararı bulunması, Van Yüzüncüyıl Üniversitesinde; Üniversiteye ait binaların envanter ve kayda alma işlemlerinin yapılmaması, Üniversiteye tahsis edilen arsaların mali tablolarda gösterilmemesi, Taşınır işlemlerinde eksiklikler bulunması, Kiraya verilen taşınmazların ısınma bedelinin hatalı hesaplanması, Döner sermaye işletmesine ait elektrik, su ve doğalgaz giderlerinin üniversite bütçesinden karşılanması, Teknik personele ödenen ek özel hizmet tazminatında görevlendirmelerin mevzuatına uygun olmaması, İdari görev ödeneği, yabancı dil tazminatı, aile yardımı ödeneği ve makam tazminatı alan personelin durumlarındaki değişikliklerin takip edilmemesi, Genel sekreter yardımcısı görevlendirmelerinde sayı sınırlarına uyulmaması, Geliştirme ödeneği ile eğitim ve öğretim ödeneğinin takibine ilişkin bilgi akışının yetersiz olması, Taşınmazların cins tashihinin tamamlanmaması, İç kontrol sisteminin işleyişinde eksiklikler bulunması (Kamu iç kontrol standartlarına uyum eylem planının 111 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 983 ‒ güncellenmemesi, İç kontrol sisteminin yılda en az bir kez değerlendirilmemesi, Kurumsal risklerin belirlenmemesi ve değerlendirilmemesi, Hassas görevlere ilişkin prosedürlerin belirlenmemesi, İç denetçi istihdam edilmemesi ve iç denetim faaliyetinin olmaması) Döner Sermaye İşletmesinde; Sermaye Hesabının bilançoda hatalı olarak fazla gösterilmesi, Maddi olmayan duran varlıklar için amortisman ayrılmaması, Zarar eden ve faaliyeti olmayan döner sermaye işletme birimlerinin bulunması, Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortasının takibinin yapılmaması, Hizmet alımlarına ilişkin denetim, muayene ve kabul işlemlerinde eksiklikler bulunması, İşletme tarafından üretilen hizmet bedellerinin üniversite yönetim kurulunca belirlenmemesi, İşçilerin yıllık fazla çalışma saati sınırının aşılması, İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmasına ilişkin tedbirlerin alınmaması, Taşınır işlemlerinde eksiklikler bulunması, Taahhüt evrakı ve sözleşme tasarılarında ön mali kontrol uygulanmaması ve ön mali kontrol işlemleri yönergesinin bulunmaması, Yıldız Teknik Üniversitesinde; Taşınmazların cins tashihi işlemlerinin tamamlanmaması, Üniversite senato kararı ile dekanlık kurulması, Üniversite öğrenci otomasyon sistemi bilgi güvenlik kontrollerinde eksiklikler bulunması, Döner Sermaye İşletmesinde; Döner sermaye işletmesi bünyesinde faaliyette bulunan işletmelere kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmemesi, Yozgat Bozok Üniversitesinde; Alınan şartlı bağış ve yardımların muhasebeleştirilmesinde dönem ayırıcı hesapların kullanılmaması ve şart kılınan amaç doğrultusunda harcanmadan gelir kaydının yapılması, Üniversitenin döner sermaye işletmesindeki ortaklık payının üniversite mali tablolarında eksik yer alması, Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabının gerçek durumu yansıtmaması, Diş Hekimliği Fakültesi Eğitim Araştırma Ve Uygulama Hastanesi elektrik, su ve ısınma giderlerinin özel bütçeden karşılanması, Taşınır işlemlerinde eksiklikler bulunması, Öğretim elemanlarından bazılarının zorunlu haftalık ders yükünü yüksek lisans programlarında tamamlaması, Kanunda sayılan istisnalar dışında dolu kadroya görevlendirme yapılması, Hizmetine gereksinim duyulan öğretim elamanlarının başka üniversitelerde görevlendirilmesi, Eğitim öğretim faaliyetinde bulunmayan âtıl durumda fakülte, yüksekokul ve bölümlerin bulunması, İşçilerin birikmiş yıllık ücretli izinlerinin kanuna uygun olarak kullandırılmasına ilişkin tedbirlerin alınmaması, Döner Sermaye İşletmesinde; Tıp Fakültesi Sağlık Araştırma Ve Uygulama Merkezi Hastanesi yatan 112 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 984 ‒ hastaları ve refakatçileri için yemek takip sistemi bulunmaması, Herhangi bir faaliyeti bulunmayan döner sermaye işletmelerinin bulunması, İşletmeler arası mali borçlardan alacakların tahsil edilmemesi, Satılmak üzere üretimi yapılan mamullerin, stok kayıtlarına alınmadan satışının yapılması, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi; İç kontrol sisteminin işleyişinde eksiklikler bulunması, 58-) Sağlık Bakanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Hizmet alımı suretiyle temin edilen uygulama projeleri ve ihale dokümanları hazırlanması işlerindeki eksikliklerin ek maliyetlere ve sağlık tesislerinin planlanan zamanda faaliyete geçememesine sebep olması, -Yapım işi ihalelerinde mevzuata uygun olmayan kefalet senetlerinin teminat olarak kabul edilmesi, -Yapım işlerinde fiyat farkı hesaplanmasında kullanılacak endekslere yer verilmemesi, sigorta kapsamında yer alması gereken teminatların yer almaması ve gerekli durumlarda sigorta bedelinin artırılmaması ve sigorta sürelerinin uzatılmaması, -Yapım işlerine ilişkin idari şartname ve sözleşmelerde fiyat farkı hesaplanmasında kullanılacak endekslere yer verilmemesi, -İş ve iş yeri sigortası yapılması kararlaştırılan bazı yapım işlerinde sigorta kapsamında yer alması gereken teminatların yer almaması, -Yapım işlerinde ödenen toplam hakediş tutarının poliçedeki sigorta bedelini aşması halinde sigorta bedelinin artırılmaması ve süre uzatımları nedeniyle inşaat sigorta sürelerinin uzatılmaması, -Kamu Özel iş birliği modeli ile işletilen şehir hastanelerine ilişkin sorunlar bulunması, -Şehir hastanelerinde nihai tamamlama süreçlerinin yürütülmemesi, -Yer teslimi yapılmadan inşaat işleri başlamasına rağmen yatırım ve işletme dönemlerine ilişkin revizyonların yapılmaması, -Yaptırılmayan/yapılmayan imalatlar için toplam sabit yatırım tutarı revizyonunun yapılmaması ve bu eksikliklerin etki ettiği hizmetler için hizmet değişikliği yapılmaması, 113 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 985 ‒ -Doğal gaz tüketiminde eksik ölçüm bedellerine maruz kalınması, -Yatırım döneminde katma değer vergisi istisnasından yararlanan görevli şirketlerin istisna kapsamında kira tutarının veya kira süresinin bir kısmından vazgeçmesine ilişkin işlemlerin tesis edilmemesi, -Ankara Etlik şehir hastanesi için fiili tamamlama tarihi öncesinde teknolojik gelişmeler kalemi için yapılması öngörülen iş azalışı hususunda mutabakat sağlanmasına rağmen kullanım bedelinin revize edilmemesi, -İhale teklifi birim fiyatlara dahil olmasına rağmen hizmet sunum alanları için ısıtma ve soğutma giderlerinin tahsil edilmemesi, -Konya Karatay şehir hastanesinde görevli şirket tarafından sağlık tesisi konseptine uygun olarak yer ve bahçe bakım hizmeti verilmemesi, -Kütahya ve Tekirdağ şehir hastanelerinde ticari alanlara ilişkin kabul süreci yürütülmemesinden kaynaklı olarak sözleşme haklarının kullanımında belirsizlik olması, -Kütahya şehir hastanesinde yapı kullanma izin belgesi alınmaması nedeniyle hemodiyaliz hizmetinin verilememesi ve sözleşme haklarının kullanılmaması, -Kamu özel iş birliği modeli ile işletilen şehir hastanelerinde ticari alanlara ilişkin sorunlar bulunması, -İhale dokümanı ve projelerde öngörülenden daha fazla alanın ticari alan olarak kullanılması, -Ticari alan iklimlendirme giderlerinin tahsil edilmemesi, -Kamu özel iş birliği modeli ile işletilen şehir hastanelerinde bulunan ticari alanlarda elektrik, su ve doğalgaz sayaçlarının eksik veya arızalı olması, -Ek-13 kapsamında görevli şirket tarafından tedarik edilmesi gereken ekipmanlarda eksiklikler ya da uygunsuzluklar olması, 114 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 986 ‒ -Görüntüleme hizmetlerine ilişkin randevu verme sürelerinde ve laboratuvar hizmetlerine ilişkin sonuç verme sürelerinde gecikmelerin meydana gelmesi ve bunların çoğunluğunun yardım masasına bildirilmemesi, -Görüntüleme ve laboratuvar hizmetlerine ilişkin ek-14 (hizmet şartları) ve yöntem beyanlarına göre gerekli bazı cihazların ve sistemlerin sağlanmaması, -Kamu Özel İş birliği modeli ile işletilen şehir hastanelerindeki görüntüleme hizmetlerinin hakedişlerine yansıyan puanların kontrolünün yetersiz olması, -Kamu Özel İş birliği modeli ile işletilen şehir hastanelerindeki laboratuvar hizmetlerinin hakedişlerine yansıyan puanların kontrolünün yetersiz olması, -Kamu Özel İş birliği modeli ile işletilen şehir hastanelerine ilişkin sözleşmelerde azami hata puanı limitlerinin belirlenmemesi, -Sözleşme kapsamında görevli şirket tarafından getirilen tıbbi ekipmanlarda meydana gelen onarım giderlerinin karşılanması konusunda sorunlar yaşanması, -Pazar testi süreçlerinin yürütülmemesi ve sonuçlandırılmaması, -Sözleşmelerde öngörülen süre geçmiş olmasına rağmen bazı şehir hastaneleri için pazar testi süreçlerinin yürütülmemesi, -Bazı şehir hastanelerinde pazar testi süreçlerinin sonuçlandırılmaması 58.1-) Sağlık Bakanlığına Bağlı Döner Sermaye İşletmeleri’ne İlişkin Bazı Tespitler: -Sağlık tesislerinin gerçek kişilerden alacaklarına ilişkin tek düzen muhasebe sistemi ve hastane bilgi yönetim sistemi kayıtları arasında uyumsuzluk olması, -Tahsili şüpheli hale gelen alacaklarla ilgili muhasebe kayıtlarının yapılmaması, -Ek ödeme süreçlerine ilişkin sorunlar bulunması, -Bilimsel çalışma destek puanı verilen kişilerin akademik teşvik ödeneğinden yararlandırılıp yararlandırılmadığı hususunda sistematik bir kontrolün bulunmaması, 115 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 987 ‒ -Taşınır kayıt ve kontrol yetkililiği sebebiyle ek puan alan kişilerden kefalet kesintisine tabi tutulmayanların mevcut olması, -Sağlık tesislerinde basamaklar arası geçişlerde çalışılmış sayılan gün sürelerinin takibinin yapılmaması, -İcap ve nöbet yazılan personele mesai dışı teşvik ek ödemesi yapılması -Sağlık tesisleri tarafından temin edilen ve ilaç hazırlama ünitesinde hazırlanan kemoterapi ilaçlarının stok takibinde ve süreç yönetiminde aksaklıklar bulunması, -Sağlık tesisleri tarafından temin edilen ve ilaç hazırlama ünitesinde hazırlanan kemoterapi ilaçlarının stok takip sürecinin sağlıklı yürütülememesi, -Hekim tarafından hazırlanan kemoterapi tedavi protokollerinde yer alan bilgilerin sistem üzerinden takibinin yapılmaması, -Kemoterapi ilaç hazırlama ve faturalandırma süreçlerinin belirli standartlara bağlanması amacıyla kamu hastaneleri genel müdürlüğü tarafından yapılan genel düzenlemelerin uygulanamaması -İcap ve nöbet süreçlerine ilişkin sistematik bir kontrolün bulunmaması, -Fiilen çalışılabilir sürelerin üzerinde icap ve nöbet yazılabilmesi, -Yıllık izin, rapor ve kongre izni gibi çalışılmayan dönemler için icap nöbeti ücreti ödenmesi, -Branş ve branş havuz nöbeti süreçleri yürütülmeksizin branş bazında yüksek saatlerde icap nöbeti yazılması, -Uzman tabip dışındaki personellere icap nöbeti adı altında nöbet tutturulması neticesinde idare aleyhine açılan davaların kaybedilmesi, bu kapsamda ödenmeyen nöbet ücretlerden dolayı faiz, yargılama gideri ve avukatlık vekalet ücreti ödemelerinde artış olması, -Ticari alan kira tahsilatlarında mevzuatta belirtilen sürelere uyulmaması 116 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 988 ‒ 60.1 Yalova Termal Kaplıcaları İşletmesine İlişkin Bazı Tespitler: -İşletme idaresinin sermayesinin ve gelirlerinin faaliyetlerini karşılamada yetersiz kalması, -İşletme idaresinin hukuki statüsünün belirsiz olması, 61-) Türkiye İlaç Ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na İlişkin Bazı Tespitler: -Beşeri tıbbi ürünlere ilişkin ruhsat yenileme işlemlerinin sistematik olarak yapılmaması, -Kurum tarafından geri çekme kararı alınan ürünler hakkında takip mekanizmasının etkin olmaması, 59-) Türkiye Sağlık Enstitüsü’ne İlişkin Bazı Tespitler: -TÜSEB’in desteklediği projelerdeki fikri hak sahipliği oranlarına ilişkin değerlendirme kriterleri bulunmaması, TÜSEB bünyesindeki bazı enstitülerin etkin bir şekilde faaliyette bulunmaması, 60-) Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -İdari para cezalarından yapılan indirimlerin muhasebeleştirilmemesi, -İdari para cezalarının tahakkuk kayıtlarının tam olarak yapılmaması, -Proje Özel Hesabında kayıtlı tutarın değerleme işleminin mevzuata uygun yapılmaması 62-) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumuna İlişkin Bazı Tespitler: -Enstitüler nezdinde gerçekleştirilen üretim faaliyetlerinde maliyet muhasebesi uygulanamaması ve stoklara ilişkin hesapların eksik kullanılması 117 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 989 ‒ -Dış kaynaklı projelere ilişkin tespitler -Proje kapsamında geçici olarak istihdam edilmesi gereken personelden bazılarının idari faaliyetlerde çalıştırılması -Proje maliyet kalemleri arasında yapılan aktarımların usulüne ilişkin alt düzenleme bulunmaması -Projeler kapsamında girdi olarak kullanılan sıvı maddelerin tamamının ilk edinimlerinde giderleştirilmesi 63-) Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’na İlişkin Tespitler: -Yılı içerisinde harcanamayan proje ödeneklerinin uygulayıcı kuruluşların açtığı banka hesaplarına blokeli olarak aktarılması ve bu kaynakların takip eden yıllarda muhasebe sistemi dışında yönetilmesi, -Hurdaya ayrılan veya başka idarelere devredilen taşınırların muhasebe kayıtlarında eksiklikler bulunması, -Bazı hizmet alımlarında Kalkınma idarelerinin kalkınma ajansları için düzenlenen mevzuata tabi tutulması 64-) Doğu Karadeniz Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’na İlişkin Tespitler: -Yılı içerisinde harcanamayan proje ödeneklerinin uygulayıcı kuruluşların açtığı banka hesaplarına blokeli olarak aktarılması ve bu kaynakların takip eden yıllarda muhasebe sistemi dışına yönetilmesi, -Görevlendirme süresi itibarıyla geçici niteliğinin kaybolmasına karşın personelin geçici görevlendirme hükümleri çerçevesinde istihdamının sürdürülmesi, -Bazı hizmet alımlarında kalkınma ajansları için düzenlenen mevzuatın uygulanması, 118 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 990 ‒ 65-) Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’na İlişkin Tespitler: -Yılı içerisinde harcanamayan proje ödeneklerinin uygulayıcı kuruluşların açtığı banka hesaplarına blokeli olarak aktarılması ve bu kaynakların takip eden yıllarda muhasebe sistemi dışında yönetilmesi, -Gayrimaddi hak alımlarında sermaye giderleri yerine cari giderler tertibinden ödeme yapılması, -Bazı hizmet alımlarında kalkınma ajansları için düzenlenen mevzuatın uygulanması 66-) Türk Standartları Enstitüsü’ne İlişkin İlişkin Bazı Tespitler: -Bazı hizmetlere ait ücretlerin tahsil edilememesi sonucu açılan icra ve dava dosya sayılarının sürekli artması, -Verilen hizmetlerin karşılığı olarak müşteriler tarafından yapılan ücret ve avans ödemelerinin tamamında kurumsal tahsilat sisteminin kullanılmaması, -Otomotiv test merkezi için tahsis edilen taşınmazın fuzuli şagiller tarafından işgal edilmesi, -Bazı hizmetlerin belirlenen sürelerde yerine getirilmemesi nedeniyle idari para cezası ödenmesi, -Gayrimaddi hak alımlarında sermaye giderleri yerine cari giderler tertibinden ödeme yapılması -Taşınmazların cins tashihlerinin yapılmaması 67-) Türkiye Bilimler Akademisi’ne İlişkin Bazı Tespitler 1. Araştırma desteğine ilişkin uygulamalarda hatalar bulunması -Araştırma desteği kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan bazı giderlerin karşılanması 119 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 991 ‒ -Araştırma alanıyla ilgisi olmayan kitapların araştırma desteği kapsamında değerlendirilmesi -Araştırma ve geliştirme desteği kapsamında araştırma yardımcıları için yapılan ödemelerde Sosyal Güvenlik Kurumu bildirimlerinin aranmaması 68-) Tarım ve Orman Bakanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Toprak ve Tarım Reformu Kanunu hükümlerine göre evvelce kamulaştırılan arazilerin iadesine ilişkin olarak varlık ve yükümlülüklerin muhasebeleştirilmemesi ve raporlanmaması, -Kişilerden alacaklara esas bilgi ve belgelerin eksik olması ve ilgili hesabın tam ve doğruluğunun teyit edilememesi, -Kurumca verilen borçlardan alacakların mahiyetinin tam olarak tespit edilememesi, -Tarımsal amaçlı kooperatiflere kullandırılan kredilerden kaynaklanan alacakların gerçek tutarı göstermemesi, -Dönem toplu sözleşmeden kaynaklı “kontrol hizmetlerinde ilave ödeme” kapsamının yönerge ile genişletilmesi, -Resmi kontrollere ilişkin çok yıllık ulusal kontrol planlarının, yıllık raporların hazırlanmaması ve raporların yayınlanmaması, -Köy ve belediyelerce elde edilen mera gelirlerinin takip edilmemesi, -Balıkçı barınakları üst yapılarının kiralama sözleşmesine dayanmaksızın su ürünleri ile ilgisi bulunmayan gerçek ve tüzel kişilerce kullanılması, -Toprağın korunması ve arazilerin planlı kullanılması amacıyla düzenlenmesi gereken arazi kullanım planları ve tarımsal amaçlı kullanılan plan ve projelerin hazırlanmaması, -Kadro sınıf ve dereceleri üzerinde memur çalıştırılması 68.1-) Döner Sermaye İşletmeleri’ne İlişkin Bazı Tespitler: 120 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) -Toprağın korunması ve arazilerin planlı kullanılması amacıyla düzenlenmesi gereken arazi kullanım planları ve tarımsal amaçlı kullanılan plan ve projelerin hazırlanmaması, -Kadro sınıf ve dereceleri üzerinde memur çalıştırılması ‒ 992 ‒ 68.1-) Döner Sermaye İşletmeleri’ne İlişkin Bazı Tespitler: 120 -Üretimi teşvik primi ödemelerinin, işletmenin bünyesinde görev alan ve karın elde edilmesinde emeği geçen personele, katkıları oranında yapılmaması 68.2-) Doğa Koruma ve Milli Parklar Döner Sermaye İşletmeleri’ne İlişkin Bazı Tespitler: -Korunan alanlarda elde edilen işletme ve ağaçlandırma bedeli alacaklarının Ticari Alacaklar Hesap grubunda raporlanmaması, 69-)Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumuna İlişkin Bazı Tespitler: - Kurumun muhasebe işlemlerinin farklı birimler tarafından yürütülmesi ve mali tablolarının konsolide edilmemesi, 70-) Orman Genel Müdürlüğü’ne İlişkin Bazı Tespitler: -Kurum tarafından tahsil edilmesi gereken izin irtifak gelirlerinin döner sermaye işletmesi tarafından tahsil edilip kullanılması, -Kişilerden Alacaklar Hesabının gerekli bilgileri içermemesi, -Ağaçlandırma fonu gelirlerinin tahsilinde hata veya noksanlıklar bulunması, -Sabit kıymetlerin değerlendirilmesi konusunda Turizmi Teşvik Kanunu hükümleriyle çelişen düzenlemelerin bulunması 70.1-) Orman Genel Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesi’ne İlişkin Bazı Tespitler: -Orman Genel Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesi 2023 Yılı kapanış kayıtları ile 2024 yılı açılış kayıtları arasında farklılık bulunması, -Dönem gelirlerinin ilgili döneme ait gelir tablosunda raporlanmaması, -Döner sermaye işletmesinin özel bütçeye olan yükümlülüklerini yerine getirmemesi, -Yayla alanlarındaki taşınmazların vaziyet planlarına işlenmesi, sabit kıymetlere alınması ve kullanıcı tespitlerinin yapılması işlemlerinin tamamlanmaması, 121 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 993 ‒ 71-) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne İlişkin Bazı Tespitler: -Kurum alacaklarının güncellenmesinin terkin yoluyla yapılması, -Takipli alacakların ilgili hesaplarda izlenmemesi, -Tahsisli taşınmazların mali tablolarda yer almaması, -Taşınmazların fiili envanterinin yapılmaması, -Mülkiyeti idareye ait kuyuların mali tablolarda tam ve doğru tutarlarla izlenmemesi, -Hurdaya ayrılarak satışı yapılan taşınırların muhasebe hesaplarından çıkarılmaması, -Genel bütçenin geliri olan idari para cezalarının DSİ bütçesine gelir kaydedilmesi, -Duran varlığın maliyetine dahil edilmesi gereken ilk madde ve malzemelerin doğrudan giderleştirilmesi, -Taşınmaz satışlarında ilgili taşınmazın kayıtlı değeri yerine satış bedeli kullanılarak kayıtlardan çıkarılması, -Bak onar ıı projesi kapsamında geri ödenmesi gereken bakım onarım bedellerinin eksik tahsil edilmesi, -İlave katkı payının hesaplanmasında kullanılan yıllık sisteme verilen elektrik enerjisi üretim miktarının hatalı hesaplanması, -Elektrik Üretim Anonim Şirketine (EÜAŞ) devredilen hidroelektrik santrallerine ilişkin gerekli işlemlerin yapılmaması, -EÜAŞ’a devredilen hidroelektrik enerji santrallerine ilişkin su kullanım anlaşmalarının imzalanmaması, -Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Tarafından İnşa Edilmiş, İşletmeye Alınmış ve İşletmeye Alınacak Hidroelektrik Santrallerinin Enerji Üretimiyle İlgili Kısımları ve Bunların Mütemmim Cüzleri Olan Taşınmazların Elektrik Üretim Anonim Şirketine Devir İşlemlerine Ait Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik kapsamında EÜAŞ’a devredilen 35 adet hidroelektrik santralin arazi devirlerinin ve tesis, makine ve cihazlar ile demirbaşlara ilişkin muhasebe işlemlerinin yapılmaması, 122 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 994 ‒ -Taşınmazların cins tashihi işlemlerinin tamamlanmaması. 72-) Ticaret Bakanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Bilişim sistemleri arasındaki entegrasyon hatası sebebiyle muhasebe kayıtlarının gerçeği yansıtmaması, -Tescil edilen gümrük beyannameleri ile muhasebe kayıtlarının uyumlu olmaması, -Gümrük beyannamelerine ilişkin vergi tahsilatı kayıtlarının muhasebe ile uyumlu olmaması, -Emanetler Hesabının yanlış kullanılması, -121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesaplarının kapanmaması, -İlama bağlı ödemelerin muhasebe kayıtlarının zamanında yapılmaması, -Deniz ve hava limanlarını işleten kuruluşlar ile posta idarelerinin gümrük idarelerine karşı çeşitli yükümlülükleri yerine getirmemesi ve buna ilişkin usul ve esasların belirlenmemiş olması, -İşletici kuruluşların bazı yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle çeşitli maliyetlere katlanılması, -Bakanlıkça gümrük gözetimi ve kontrolü kapsamındaki işletmelerin yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların belirlenmemesi 72.1-) Ticaret Bakanlığı Döner Sermayesine İlişkin Bazı Tespitler: -Bakanlığa ait bazı faaliyet ve gelirlerin protokolle devredilmesi 73-) Ulaştırma Ve Altyapı Bakanlığı’na İlişkin Bazı Tespitler: -Yapılandırılmış alacakların Gelirlerden Tecilli Ve Tehirli Alacaklar Hesabında izlenmemesi, 123 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 995 ‒ -Taşıtlar Hesabının fiili durumu yansıtmaması, -Kurum taşınmazlarının kaydına yönelik eksikliklerin bulunması, -Kamulaştırma yolu ile edinilen duran varlıkların arazi ve arsalar hesabında izlenmemesi, -Tahsisli kullanılan taşınmazların muhasebe kayıtlarındaki tutarları ile net değer hesabının uyuşmaması, -Kamu konutları, spor salonu, misafirhane ve otoparkların mali tablolarda tam ve doğru raporlanmaması, -Maddi olmayan duran varlıkların doğrudan giderleştirilmesi, -Yapım işlerine ilişkin müşavirlik hizmetleri kapsamında ödemesi yapılan hakediş tutarlarının Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabında izlenmesi, -Bakanlık tarafından ulaştırma spor kulübüne tahsis edilen spor tesisi giderlerinin bütçeden karşılanması, -Bakanlık tarafından gerçekleştirilen bazı yapım işleri ile hizmet alımlarına ait sözleşmelerin ihale dokümanında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler içermesi, -Alacakların takibi konusunda bakanlık bünyesinde herhangi bir birim görevlendirilmemesi, -Sözleşmesi feshedilen yapım işlerinde fesih sonrası sigorta işlemlerinin gerçekleştirilmemesi 74-) Karayolları Genel Müdürlüğü’ne İlişkin Bazı Tespitler: - Plakası latin alfabesi olmayan araçların geçiş ücreti ve idari para cezalarından kaynaklı gelir tahakkuk kayıtlarının yapılmaması, -Dönem ayırıcı hesapların kullanımında eksiklikler bulunması, -Bazı bölge müdürlüklerinde davaların tebligat giderleri için gelecek aylara veya yıllara ait peşin ödenen tutarlarının dönem ayırıcı hesaplar dikkate alınmadan muhasebeleştirilmesi, 124 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 996 ‒ -Bazı bölge müdürlüklerinde peşin tahsil edilen kira gelirlerinin dönemsellik ilkesi dikkate alınmadan muhasebeleştirilmesi, -Kurumun kendi imkanları ile ürettiği yazılımların varlık hesaplarında takip edilmemesi -Tahsisli kullanılan taşınmazların muhasebe kayıtlarında eksik yer alması, -Emanetler Hesabında kayıtlı olup, zamanaşımına uğrayan tutarların gelir kayıtlarının yapılmaması, -Araçların ağırlık ve ölçü denetimi uygulamalarında mevzuat düzenlemesine ihtiyaç bulunması, -Araçların, ağırlık ve boyut için belirlenen yasal sınır ve düzenlemeleri ihlal etmeleri halinde uygulanacak yasal ceza tutarları arasında orantısızlık ve uyumsuzluk olması, -Trafik zabıtası görevlilerinin kimler olduğu ve hangi kamu kurumu tarafından görevlendirileceğinin mevzuattan tam anlaşılmaması, -Azami ağırlık sınırını geçen araçlara uygulanacak yaptırımlarda eksiklikler bulunması, -İdare yükümlülüklerinin zamanında yerine getirilmemesi nedeniyle ek mali külfete maruz kalınması, -Karayollarına bağlantı sağlayan alanlarda geçiş yolu izinlerine ilişkin eksiklikler bulunması, -Uygulama projesi hazırlanarak anahtar teslimi götürü bedel teklif alınması gereken bina yapım işlerinin birim fiyat teklif almak suretiyle ihale edilmesi, -Yapım işlerinde yer almayan ve yeni birim fiyatı yapılan iş kalemlerine, ihale dokümanlarında belirlenmiş olan iş bölümleri dışında farklı iş bölümleri oluşturularak genel endeks üzerinden fiyat farkı verilmesi, -Rutin bakım, onarım ile kar ve buzla mücadele işlerinde kullanılan iş makinelerinde araç takip sistemlerinin bulunmaması 125 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 997 ‒ 76-) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna İlişkin Tespitler -Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yapılan taşınmaz trampa işlemlerinin sonuçlandırılamaması, -Bir yıldan uzun süreli alınan depozito ve teminatlar için ilgili hesabın kullanılmaması, V-) KALKINMA AJANSLARINA İLİŞKİN TEMEL TESPİTLER Sayıştay tarafından önceki yıllar tüm kalkınma ajansları ile ilgili olarak bir genel denetim ve değerlendirme raporu hazırlanmasına karşın 2024 yılı içerisinde 26 adet Kalkınma Ajansından sadece 5 adet Kalkınma Ajansında denetim gerçekleştirilerek, düzenlenen raporlarda sadece bu denetim çalışmasının sonuçlarına yer verilmiştir. Denetlenen Kalkınma Ajanslarından Karacadağ ve Trakya Kalkınma Ajansı ile ilgili Denetim Raporlarında herhangi bir bulguya yer yer verilmemiş, Zafer; Ankara ve Bursa, Eskişehir, Bilecik, Kalkınma Ajanslarında, basit muhasebe hataları ve bazı işlemler haricinde dışında sınırlı sayıda tespite yer verilmiş, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ajans mevzuatında düzenleme yapılması gerektiği ifade edilmiştir. 17.09.2022 tarih 31456 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Kalkınma Ajansları Denetim Yönetmeliğinde; kalkınma ajanslarının mali yönetim yeterlik denetimi ve diğer denetim türlerine ilişkin standartlar ile usul ve esasları belirlenmiş, Ajansların kaynak kullanım yeterliğini belirlemek için, Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Bakanlık temsilcilerinden müteşekkil bir “yeterlilik komisyonu” oluşturulacağı, Ajansların destekleri için kaynak kullanımı ve bu amaçla Bakanlık bütçesinden transfer ödeneğinin kullandırılması, ancak mali yönetim yeterliklerinin uygun bulunması halinde gerçekleşebileceği ifade olunmuştur. Sayıştay Denetim Raporlarında; Merkezi yönetim bütçesi tarafından bu ajanslara aktarılan direkt bütçe kaynaklarının özel hesaplar yöntemiyle kullanılmasının sakıncalarına değinilmemesi, bu ajanslar tarafından yürütülen projelerin performansı ile Kalkınma Ajansları ile ilgili olarak genel bir değerlendirme yapılmamasının nedeni anlaşılamamıştır. V.1 Ankara Kalkınma Ajansına İlişkin Bazı Tespitler: 126 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) aktarılan direkt bütçe kaynaklarının özel hesaplar yöntemiyle kullanılmasının sakıncalarına değinilmemesi, bu ajanslar tarafından yürütülen projelerin performansı ile Kalkınma Ajansları ile ilgili olarak genel bir değerlendirme ‒ 998 ‒ yapılmamasının nedeni anlaşılamamıştır. V.1 Ankara Kalkınma Ajansına İlişkin Bazı Tespitler: -Medya takip hizmet alımında yükleniciyle imzalanan sözleşmede işin niteliğine uygun maddelere yer verilmemesi, 126 -T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ajans mevzuatında düzenleme yapılmasının gerekmesi -Ajans tarafından güneş enerjisi sistemiyle üretilen elektriğin mahsup tutarlarının faturalarda gösterilmemesi V.2 Bursa, Eskişehir, Bilecik Kalkınma Ajansına İlişkin Bazı Tespitler: - Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü tarafından karşılanması gereken dergi basım giderlerinin ajans tarafından karşılanması, -Ajansın mülkiyetinde olan taşıt aracına kasko sigortası yaptırılması -Ajans tarafından desteklenen bazı projelerin bölgesel gelişme ve kalkınmaya katkı sağlamaması -Ajans yönetim kurulu kararları ile proje sözleşme fesih kapsamının genişletilmesi V.3 Zafer Kalkınma Ajansına İlişkin Bazı Tespitler: -T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ajans mevzuatında düzenleme yapılmasının gerekmesi VI-) MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ UYGULAMA SONUÇLARI Sayıştay tarafından hazırlanan Genel Uygunluk Bildiriminde 2024 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Uygulama Sonuçları ile ilgili olarak aşağıdaki tablo ve dipnotlarına yer verilmiştir. Tablo: 6 2024 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Uygulama Sonuçları 127 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) VI-) MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ UYGULAMA SONUÇLARI Sayıştay tarafından hazırlanan Genel Uygunluk Bildiriminde 2024 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Uygulama Sonuçları ile ilgili olarak aşağıdaki tablo ve dipnotlarına yer verilmiştir. ‒ 999 ‒ Tablo: 6 2024 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Uygulama Sonuçları 127 Söz konusu tablo ve dip notları ayrıntılı olarak incelendiğinde Sayıştay tarafından hazırlanan 2024 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminde, “Sayıştay denetim raporlarının incelenmesi sonucunda, ödenek ve bütçe gideri tutarlarında değişikliğe yol açan bir tespitin bulunmadığı görülmüştür.” şeklinde bir ifadeye yer verilmiştir.4 Ancak söz 4 Sayıştay 2024 Genel Uygunluk Bildirimi Sayfa:12 128 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1000 ‒ konusu açıklama 2024 yılı bütçe ödeneklerinin kaynağını tam olarak açıklamamaktadır. Sayıştay tarafından düzenlenen Genel Uygunluk Bildiriminde “Kamu idarelerinin 2024 yılı kesin hesap cetvelleri gider açıklamaları incelendiğinde; -Kamu idarelerinden bazılarının açıklamalarda ödenek ve gider arasındaki farkın nedenlerine, ödenek iptal edilme nedenlerine, başlangıç ödeneğine göre sapmalara ve nedenlerine yer vermediği, -Bunun yerine genel ifadeler kullanarak ödeneğin kullanım durumu hakkında bilgiler verdiği görülmektedir. Kamu idareleri bütçe giderleri kesin hesap cetveli açıklamalarında, sapmalar ve nedenleri hakkında yeterli bilgi verilmemesi, hizmet gerekçesi ve hedeflerinin gerçekleşen bütçe ile karşılaştırmasını zorlaştırmaktadır. Bu çerçevede, açıklamaların, analitik bütçe sınıflandırma düzeyi bakımından kamu idareleri arasında karşılaştırmaya imkân verecek bir biçimde, bütçe hazırlama rehberi dikkate alınarak hizmet gerekçeleri belirtilmek suretiyle açık ve anlaşılır olarak, ödenek ve gider arasındaki sapmalar ile ödenek iptal nedenlerini içerecek şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.” denilmektedir.5 Sayıştay kamu idarelerini ödenek ve gider sapmaları ve bunların nedenlerini açıklamamaları konusunda eleştirirken, kendisi tarafından düzenlenen 2024 yılına ait Genel Uygunluk Bildiriminde söz konusu araştırmayı kurumların toplam bütçe büyüklüğü ve harcama programları bazında yapmamıştır. Söz konusu sapmaların TBMM’nin bütçe hakkını tartışmalı hale getirdiğini ortaya koymamıştır. VII-) ÖZEL BÜTÇELİ İDARELERİN ÖZ GELİRLERİNİN TAHMİN VE GERÇEKLEŞME TUTARLARI ARASINDAKİ SAPMALAR: 5 2024 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi Sayfa:23 129 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1001 ‒ Özel bütçeli kamu idarelerinin bütçe gelirleri, hazine yardımı ve öz gelirden oluşmaktadır. Bütçe hazırlanırken öz gelirleri ile karşılanamayan bütçe giderleri için hazine yardımı hesaplandığından, öz gelir tahminlerinin isabetli yapılması önem arz etmektedir. Sayıştay tarafından düzenlenen 2024 yılı Genel Uygunluk Bildiriminde; özel bütçeli kamu idarelerinin öz gelirlerine ait tahmin ile net tahsilat tutarları arasında sapma olup olmadığı incelenmiş ve tahmin ile net tahsilat tutarları arasındaki sapmaların yıllar itibarıyla karşılaştırmasına yer verilmiştir. 2024 yılı içinde öz gelir tahmin ve net tahsilat tutarları arasındaki fark tutarı en yüksek olan 20 özel bütçeli idarenin (Yükseköğretim Kurumları) bilgileri ise Tablo 7’ de yer almaktadır. Tablo 7: Özel Bütçeli İdarelerin (Yükseköğretim Kurumları) Bütçe Öz Gelir Tahminlerindeki Sapmalar 130 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1002 ‒ Söz konusu tablo incelendiğinde, bazı yükseköğretim kurumlarınca yapılan gelir tahminlerinin yeterli düzeyde gerçekçi temellere dayanmadığı görülmüştür. Özel bütçeli diğer kamu idarelerinin 2024 yılı öz gelir tahmin ve net tahsilat tutarları arasındaki sapma oranı, 2024 yılı içinde öz gelir tahmin ve net tahsilat tutarları arasındaki fark tutarı en yüksek olan 10 özel bütçeli diğer idarenin bilgileri Tablo 8’de gösterilmiştir. Tablo 8: Özel Bütçeli Diğer İdarelerin Bütçe Öz Gelir Tahminlerindeki Sapmalar % Tablodaki verilerden % 8 ile % 5204 arasında değişen sapma oranlarına rastlanılması tarafımızca oldukça düşündürücü bulunmaktadır. Bu sapma sonucunda yıl içinde eklenen ödenek tutarı 134.672.154.590, 12 TL. olup özel bütçeli idarelerin 2024 yılı başlangıç ödeneklerinin % 12’sine denk gelmektedir. Öz gelirlerin bütçe hazırlığı başlangıcında düşük tahmin edilmesi bilahare söz konusu 131 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1003 ‒ tutarların % 1000’leri aşan ölçekte fazla sapma ile gerçekleşmesi, kamu kurumlarının bütçe hazırlama ve tahmin sürecini dikkatle yerine getirmemesinin bir sonucudur. Bu tutum kamu kurumlarının bütçesini görüşen, tartışan ve onaylayan TBMM’nin Anayasa’nın 87 ve 161 maddelerinde tanımını bulan “Bütçe Hakkına” aykırı bir durum arz etmektedir. Söz konusu tespitler ile ilgili olarak; “Yukarıdaki tablolarda ortaya konulduğu üzere, öz gelirlere ilişkin bütçe tahmini ile net tahsilat arasındaki sapma oranlarının çok yüksek olduğu görülmektedir. Bu durumun, ilgili idarelerce bütçe hazırlama sürecinde 5018 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinde belirtilen bütçe ilkelerine uyum konusunda titizlik gösterilmemesinden ve Bütçe Hazırlama Rehberi hükümlerinin yeterince dikkate alınmamasından kaynaklandığı değerlendirilmektedir” şeklinde bir açıklamaya yer verilmiştir. Özel Bütçeli Kuruluşların 2024 yılı başlangıç ödeneklerine % 12’sine denk gelen ödenek eklenmesine olanak tanıyan, özel Bütçeli Kuruluşların özel gelirlerinin tahmin ve gerçekleşmesi arasında % 8 ila % 5204 oranında sapma bulunan farkın kurumlar bazında düzenlenen Sayıştay Denetim Raporlarında eleştirilmemesinin nedeni tarafımızca anlaşılamamaktadır. VIII-) YEDEK ÖDENEK KULLANIMI: Yedek Ödenek miktarındaki sapmalar konusunda 2024 yılı “Genel Uygunluk Bildiriminde; 5018 sayılı Kanun’un “Yedek ödenek” başlıklı 23’üncü maddesinde: “Merkezî yönetim bütçe kanununda belirtilen hizmet ve amaçları gerçekleştirmek, ödenek yetersizliğini gidermek veya bütçelerde öngörülmeyen hizmetler için, bu Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan idareler ile (II) sayılı cetvelde yer alan idarelerden merkezî yönetim bütçe kanununda gösterilecek olanların bütçelerine aktarılmak üzere, genel bütçe ödeneklerinin yüzde ikisine kadar (…) yedek ödenek konulabilir. Bu ödenekten aktarma yapmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. Malî yıl içinde yedek ödenekten yapılan aktarmaların tür, tutar ve idareler itibarıyla dağılımı, yılın 132 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1004 ‒ bitimini takip eden on beş gün içinde Cumhurbaşkanlığı tarafından ilan edilir.” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca, genel bütçeli idarelerin yedek ödenek miktarına getirilen %2’lik sınırlama, başlangıç ödeneklerine ilişkindir. Bununla birlikte 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun 6’ncı maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanunla verilen ödeneklerin etkin ve verimli bir şekilde kullanılması amacıyla, kamu idarelerinin yıl içinde ortaya çıkabilecek ihtiyaç fazlası ödeneklerinin diğer kamu idarelerinin ödenek ihtiyacının karşılanmasında kullanılmasını temin etmek veya ödeneklerin öncelikli hizmetlerde kullanılmasını sağlamak üzere genel bütçe ödeneklerinin yüzde 10’unu aşmamak kaydıyla; genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin bütçelerine konulan (01), (02), (03), (05), (06), (07), (08) ve (09) ekonomik kodlarındaki ödenekleri kamu idareleri bütçeleri arasında veya Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin ‘Yedek Ödenek’ tertibine aktarmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.” hükmü yer almaktadır. Merkezi yönetim kesin hesabı ile kamu idareleri kesin hesapları ödenek bilgileri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2024 Yılı Kesin Hesabının yedek ödenek tertibindeki (99-41.32-01-09.06) tutarın, yapılan ödenek aktarmaları sonucunda 217.401.353.361,00 TL’ye ulaştığı görülmüştür. Bu tutar 11.311.948.080.018,43 TL’lik genel bütçeli idareler yılsonu toplam ödeneğinin yaklaşık %1,92’sine tekabül etmektedir. Yedek ödenek tertibinden (99-41.32-01-09.06) kullanılan toplam 66.667.378.000,00 TL yedek ödeneğe ilişkin tür, tutar ve idareler itibarıyla dağılım bilgileri Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığınca yayımlanan 14.01.2025 tarihli duyuru ve eki tablolarda ilan edilmiştir. Söz konusu tertipte yapılan işlemlere aşağıdaki tabloda yer verilmiştir . 133 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1005 ‒ Tablo 9: Yedek Ödenek Tertibinden 899-41.32-01-09.06) Yapılan İşlemler (TL) Tablodan da görüldüğü üzere toplam 217.401.353.361,00 TL yedek ödeneğin 66.667.378.000,00 TL’si aktarmalarla düşülmüş olup geriye 150.733.975.361,00 TL kalmıştır..”6 şeklinde açıklama yer almaktadır. Sayıştay 2024 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminde; 2024 yılı Genel Bütçeli idareler başlangıç ödeneği olan 11.007.879.053.000,00 TL.nin yaklaşık %0.87’sine denk gelen bütçe uygulaması sonucunda başlangıçtaki seviyesi olan 96.499.683.000,00 TL.’den 120.901.670.361,00 TL.’nin ilavesiyle 217.401.353.361,00 TL’ye ulaşan ve 10.721.863.763.428,72 Türk Liralık genel bütçeli idareler yılsonu toplam ödeneğinin yaklaşık % 1.92’sine tekabül eden yedek ödenek tutarı konusunda sadece tespitte bulunulmuş, bu durumun nedenlerini ve nasıl oluştuğunu sorgulamamış, keza bu durumun TBMM’nin bütçe hakkını zedeleyip zedelemediği hususunu da değerlendirmemiştir. Yedek ödenekten aktarmalar ile düşülen 186.999.376.6761 TL ödenek, kamu idarelerine ait 105 adet bütçe tertibine eklenmiştir. Aşağıdaki tabloda 108.649.648.184,00 TL ile bu tutarın %58,10’unu oluşturan ilk 20 bütçe tertibine aşağıda yer verilmiştir. Tablo:10 Yedek Ödenekten Aktarma Yapılan Kamu İdareleri 6 Sayıştay 2024 Genel Uygunluk Bildirimi sayfa:19 134 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Yedek ödenekten aktarmalar ile düşülen 186.999.376.6761 TL ödenek, kamu idarelerine ait 105 adet bütçe tertibine eklenmiştir. Aşağıdaki tabloda 108.649.648.184,00 TL ile bu tutarın %58,10’unu oluşturan ilk 20 bütçe tertibine ‒ 1006 ‒ aşağıda yer verilmiştir. Tablo:10 Yedek Ödenekten Aktarma Yapılan Kamu İdareleri 6 Sayıştay 2024 Genel Uygunluk Bildirimi sayfa:19 134 Yedek Ödenekten yapılan aktarmaları gösteren söz konusu tabloların incelenmesinden bazı kamu kuruluşlarına yapılan aktarmaların söz konusu kamu İdarelerinin Örneğin: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 123.579.336.000,00 TL. tutarındaki başlangıç ödeneğinin % 16’sını aştığını göstermektedir. Bu durum bazı kurumların başlangıç ödeneklerinin saptanmasında ihtiyaç analizlerinin isabetli olmadığını, ihtiyaçlara uygun ödenek tespitinin bütçe tercihine yansıtılmadığını göstermektedir. Genel Uygunluk Bildiriminde 2024 yılında Yedek ödenek tertibine (99-41.32-01- 09.06), kurum dışı aktarmalar ile 120.868.877.361,00 Türk Lirası eklenmiş olmasına karşın buna ilişkin detay tabloya daha önceki yıllar Genel Uygunluk Bildirimlerinde yer verilmesine rağmen 2024 yılı Genel Uygunluk Bildiriminde yer verilmemesinin nedeni anlaşılamamıştır. Geçmiş yıllarda yedek ödeneğe aktarım mekanizması aynı zamanda ödenek üstü gider mekanizmasıyla paralel çalıştırılmakta, yedek ödenek tertibine yapılan aktarmalar aynı zamanda ödenek üstü gider yapılmasına neden olmakta idi. Ancak 135 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1007 ‒ ödenek üstü harcama yapılamayacağına dair Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karar dikkate alınarak7 2024 yılında ödenek üstü harcama yapılmadığı anlaşılmaktadır. Tablo:11 Yedek Ödeneğin Yıllar İtibarıyla Seyri Maliye Bakanlığı Bütçesinde Yedek Ödeneğin Yedek Ödenek / Genel Bulunan 12.01.31.00.01.1.2.00-1- Aktarmalar Sonrası Bütçeli İdarelerin 09.6 Tertibindeki Yedek Ödeneğin Ulaştığı Yılsonu Başlangıç Ödeneğine Başlangıç Ödeneği(Strateji Bütçe Ödeneği(TL) Oranı Başkanlığının ((99-41.32-01- Yıllar 09.06) tertibi)TL 2012 665.250.000 30.919.961.928 8,67 2013 949.178.000 35.912.248.988 9,05 2014 1.199.178.000 25.360.405.215 5,90 2015 1.547.000.000 35.259.761.554 7,59 2016 2.064.576.000 35.480714.953 6.32 2017 3.662.841.000 38.006.572.361 6.00 2018 2.883.442.000 56.462.495.756 7.52 2019 3.353.443.000 53.420.198.890 5.42 2020 3.749.149.000 96.507.777.429 8.91 2021 4.122.014.000 96.403.795.978 5.96 2022 38.633.925.000 8 79.167.726.000 2.699 2023 94.961.168.078 1.4411 81.152.264.00010 2024 96.499.683.000 217.401.353.361,00 1.97 7 21.12.2019 tarih ve 7198 sayılı 2018 yılı Kesin Hesap Kanunu’nun 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasınında yer alan tamamlayıcı ödenekle ilgili olarak benzeri bir düzenleme;7 Cumhuriyet Halk Partisinin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesinin 28.09.2023 tarih ve 2023/33 E., 2023/161 K. Sayılı kararı ile “kesin hesap kanunlarının konusunun bütçe kanunlarında yer alan ödeneklerin uygulanmasını göstermekle sınırlı olduğu, kanunlarla ve bütçe kanunuyla düzenlenmesi gereken bir konunun kesin hesap kanunlarıyla düzenlenemeyeceği, tamamlayıcı ödenek verilmesinin 5018 sayılı Kanun’un 19., 26., 31., 42 ve 70. maddelerini 2018 yılı yönünden uygulanamaz hâle getirdiği, kesin hesap kanunları ile harcama yetkisinin verilmesinin, Anayasa’nın 161. maddesine aykırılık oluşturduğu ve bütçe hakkı ile bağdaşmadığı gerekçesiyle Anayasa’nın 87 ve 161. maddelerine aykırı bulunarak” iptal edilmiştir 8 7414 sayılı Ek Bütçe Kanunu ile artırılan tutar dikkate alınmıştır. 9 Burada hesaplamada 7414 sayılı Ek Bütçe Kanunu ile artırılan Genel Bütçe ödenekleri toplamı dikkate alınmıştır. 10 7457 sayılı Ek Bütçe Kanunu ile artırılan tutar dikkate alınmıştır. 11 Burada hesaplamada 7457 sayılı Ek Bütçe Kanunu ve diğer ödenek eklemeye izin veren düzenlemelerle artırılan Genel Bütçe ödenekleri toplamı dikkate alınmıştır (6.611.109.166.859,69 TL.) 136 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1008 ‒ Bu itibarla, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinde bulunan yedek ödenek tertibinin bütçe tahmininin geçmiş yıl ödenek hareketleri dikkate alınmadan bütçeleştirilmesi, bütçe gider tahminlerinde açıklık, doğruluk ve saydamlık ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir. Daha önceki yıllarda Sayıştay örneğin; 2013 Kesin Hesabı ile ilgili olarak düzenlemiş bulunduğu “Genel Uygunluk Bildirimi”nde ödenek üstü harcama ve Maliye Bakanlığı Bütçesinde yer alan “yedek ödenek” tutarının ilgili yıl bütçe kanununun 6/1-a maddesi hükmü kullanılmak suretiyle artırılması ile ilgili çarpıcı ve detaylı tespit ve önerilerde bulunurken; 2024 yılı kesin hesabı ile ilgili olarak düzenlemiş bulunduğu “Genel Uygunluk Bildirimi” nde bu konuyu detaylandırmamıştır. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun “Bütçe İlkeleri” başlıklı 13’üncü maddesinde sayılan ilkeler gereğince, bütçe gelir ve gider tahminleri ile uygulama sonuçlarının raporlanmasında açıklık, doğruluk ve mali saydamlığın esas alınması gerekmektedir. Kanun hükmünde sayılan bütçe ilkeleri doğrultusunda, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Dairesi Başkanlığı bütçesinde12 yer alan bütün yedek ödenek tertibi başlangıç ödeneğinin önceki yıllarda yapılan ödenek hareketleri dikkate alınmadan belirlendiği tespit edilmiştir. Tablo: 12 Yedek Ödenek Durum Tablosu13 (TL) Yılı Başlangıç Eklenen Ödenek Düşülen Ödenek Ödene Ödeneği (I) (II) k Ekl. Oranı (II/I) 2014 3.593.223.000 35.070.832.215 38.664.055.215 9,76 2015 3.572.633.000 37.600.406.554 41.173.039.554 10,52 2016 4.971.728.000 34.579.468.953 39.551.196.953 6,96 2017 6.420.922.000 34.471.897.998 41.892.819.998 5,52 2018 7.318.005.000 53.746.954.892 60.020.928.268 7,34 2019 7.865.890.000 50.719.668.890 58.582.240.890 6.44 2020 8.763.543.000 92.846.968.906 101.610.511.906 10.59 2021 9.856.910.000 92.281.780.978 102.940.932.020 9.43 12 Daha önceki yıllar yedek ödenek tertibi Hazine ve Maliye Bakanlığı Bütçesinde yer almakta idi. 13 Bu yedek ödenek tutarı Hazine ve Maliye Bakanlığı Bütçesindeki (2020 yılından sonra Strateji Bütçe Başkanlığının) tüm yedek ödenek tutarlarını kapsamaktadır 137 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1009 ‒ 2022 27.321.120.000 80.801.287.000 108.122.407.000 2.95 14 2023 165.216.357.000 13.530.631.078 180.763.074.446 0.08 15 2024 215.332.087.000 120.901.670.361 186.999.376.676 0.56 Yukarıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere, yıllar itibariyle Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı16 bütçesinde yer alan yedek ödenek tertibi ihtiyaca göre düşük bir tutarda belirlenmiş ve yıl içinde idarelerin ihtiyaçları doğrultusunda bu tertibe başlangıç ödeneğine kıyasla yüksek tutarlarda ekleme yapılmıştır. Ancak bir sonraki yıl bütçesi hazırlanırken diğer kamu idarelerinin yıl içinde yedek ödeneğe ihtiyaç duyacağı muhtemel olmasına rağmen, yedek ödenek başlangıç ödeneği yine düşük belirlenmiştir. Şöyle ki; 2015 yılında yedek ödeneğe, başlangıç ödeneğinin 10,52 katı kadar ödenek eklenmesine rağmen, 2016 yılı Bakanlık bütçesinde bir önceki yıla göre %39’luk bir artışla 3.572.633.000,00 TL tutarında ödenek tahmin edilmiştir. 2016 yılında ise başlangıç ödeneğinin 6,96 katı kadar ödenek kurum içi ve kurum dışı aktarmalar yoluyla eklenmiş ve yedek ödenek tertibinden ihtiyacı olan kurumlara toplam 39.551.196.953,00 TL ödenek aktarılmıştır. 2017 yılında %29’luk bir artışla 6.420.922.000,00 TL tutarında ödenek tahmin edilmiştir. 2017 yılında ise başlangıç ödeneğinin 5.52 katı kadar ödenek kurum içi ve kurum dışı aktarmalar yoluyla eklenmiş ve yedek ödenek tertibinden ihtiyacı olan kurumlara toplam 41.892.819.998,00 TL ödenek aktarılmıştır. 2018 yılında %14 ’lük bir artışla 7.318.005.000,00 TL tutarında ödenek tahmin edilmiştir. 2018 yılında ise başlangıç ödeneğinin 7.34 katı kadar ödenek kurum içi ve kurum dışı aktarmalar yoluyla eklenmiş ve yedek ödenek tertibinden ihtiyacı olan kurumlara toplam 60.020.928.268,00 TL ödenek aktarılmıştır. 2019 yılında % 7.4’lük bir artışla 7.865.890.000,00 TL tutarında ödenek tahmin edilmiştir. 2019 yılında ise başlangıç ödeneğinin 6.44 katı kadar ödenek kurum içi ve 14 7414 sayılı Ek Bütçe Kanunu ile eklenen tutarı da içermektedir. 15 7457 sayılı Ek Bütçe Kanunu ve diğer ödenek eklemeye izin veren düzenlemelerle artırılan ödenekler toplamı dikkate alınmıştır 16 Daha önceki yıllar yedek ödenek tertipleri Hazine ve Maliye Bakanlığı Bütçesinde yer almakta idi. 138 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1010 ‒ kurum dışı aktarmalar yoluyla eklenmiş ve yedek ödenek tertibinden ihtiyacı olan kurumlara toplam 58.582.240.890,00 TL ödenek aktarılmıştır. 2020 yılında % 11.41’lik bir artışla 8.763.543.000,00 TL tutarında ödenek tahmin edilmiştir. 2020 yılında ise başlangıç ödeneğinin 10.59 katı kadar ödenek kurum içi ve kurum dışı aktarmalar yoluyla eklenmiş ve yedek ödenek tertibinden ihtiyacı olan kurumlara toplam 101.610.511.906,00 TL ödenek aktarılmıştır. 2021 yılında % 12.47 bir artışla 9.856.910.000,00 TL tutarında ödenek tahmin edilmiştir. 2021 yılında ise başlangıç ödeneğinin 9.43 katı kadar ödenek kurum içi ve kurum dışı aktarmalar yoluyla eklenmiş ve yedek ödenek tertibinden ihtiyacı olan kurumlara toplam 102.940.932.000,00TL ödenek aktarılmıştır. 2022 yılında Ek Bütçe Kanunu dahil % 177 bir artışla 27.321.120.000,00 TL tutarında ödenek tahmin edilmiştir. 2022 yılında ise başlangıç ödeneğinin 2.95 katı kadar ödenek kurum içi ve kurum dışı aktarmalar yoluyla eklenmiş ve yedek ödenek tertibinden ihtiyacı olan kurumlara toplam 108.122.407.000,00TL ödenek aktarılmıştır. 2023 yılında Ek Bütçe Kanunu dahil % 511 bir artışla 165.216.357.000,00 TL tutarında ödenek tahmin edilmiştir. 2023 yılında ise başlangıç ödeneğinin 0.08 katı kadar ödenek kurum içi ve kurum dışı aktarmalar yoluyla eklenmiş ve yedek ödenek tertibinden ihtiyacı olan kurumlara toplam 180.763.074.446,00TL ödenek aktarılmıştır. 2024 yılında % 30.33 bir artışla 215.332.087.000,00 TL tutarında ödenek tahmin edilmiştir. 2024 yılında ise başlangıç ödeneğinin 0.56 katı kadar ödenek kurum içi ve kurum dışı aktarmalar yoluyla eklenmiş ve yedek ödenek tertibinden ihtiyacı olan kurumlara toplam 186.999.376.676,00TL ödenek aktarılmıştır. Sayıştay 2024 yılı Genel Uygunluk Bildiriminde; Strateji Bütçe Başkanlığı içinde yer alan tüm yedek ödenek tertiplerinin toplam başlangıç tutarı olan 215.332.087.000,00 Türk Lirasından yıl içinde -% 29 sapma göstererek 151.561.380.685.,00 Türk Lirasına nasıl ve hangi aktarmalarla ulaştırılma mekanizması irdelenmemiş, bu ödeneğe yıl içinde bazı kuruluşların bütçelerinin değişik tertiplerinden 2024 yılı Merkezi Bütçe 139 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1011 ‒ Kanununun 6/1 maddesi hükmü17 olanakları kullanılarak aktarma yapılmasının, bu kurumların Bütçeleri açısından ortaya çıkardığı sonuçları tartışılmamıştır. IX-) BORÇLANMA: Sayıştay tarafından düzenlenen 2024 yılına ait Genel Uygunluk Bildiriminde; “İç Borçlanma: 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde 2025 yılına devreden devlet iç borcu 4.959.910.326.330,09 TL olarak gösterilmektedir. Bu duruma ilişkin tablo aşağıda yer almaktadır. Tablo13: İç Borç Hareketleri 2024 yılında kur farkı hariç 2.403.566.645.043,25 TL iç borçlanmaya karşılık 909.012.122.381,88 TL iç borç geri ödemesi yapılmış, bunun sonucu 1.494.554.522.661,37 TL net iç borçlanma gerçekleşmiştir. Dış Borçlanma: 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde 2024 yılına devreden devlet dış borcu 4.247.390.066.763,24 Türk Lirası olarak gösterilmektedir. Bu duruma ilişkin tablo aşağıda yer almaktadır. 17 2015 Yılı Merkezi Bütçe Kanununun 6/1-a. Maddesi CHP’nin yaptığı başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 26.05.2016 tarih ve E.2015/7 K.2016/47 sayılı Kararı ile Anayasanın 87 ve 161. Maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. 6682 sayılı 2016 yılı Merkezi Bütçe Kanununda yer alan benzeri bir hüküm dolayısıyla C.H.P. tarafından Anayasa Mahkemesinde açılan iptal davası da 14.02.2018 tarih ve 2016/47E.2018/K. Sayılı kararı ile iptal ile sonuçlanmış, 6767 sayılı 2017 yılı Merkezi Bütçe Kanununda yer alan benzeri bir hüküm ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi 14.02.2018 tarih ve 2017/61 E., 2018/12 K. Sayılı kararı ile red kararı vermiştir. 140 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1012 ‒ Tablo 14: Dış Borç Hareketleri 2024 yılında kur farkı hariç 513.347.625.862,07 TL dış borç kullanımına karşılık 391.861.490.254,05 TL dış borç geri ödemesi yapılmış, bunun sonucu 121.486.135.608,02 TL net dış borçlanma gerçekleşmiştir. Net Borçlanma Limiti 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun “Denge” başlıklı 3’üncü maddesinde; “(1) 1 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ödenekler toplamı ile 2 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan tahmini gelirler toplamı arasındaki fark, net borçlanma ile karşılanır.”, Aynı Kanun’un, “Gider” başlıklı 1’inci maddesinde; (1) Bu Kanuna bağlı (A) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli; (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 11.007.879.053.000 TL, … ödenek verilmiştir.”, "Gelir ve finansman" başlıklı 2’nci maddesinde; “(1) Gelirler: Bu Kanuna bağlı (B) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli; (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri 8.353.029.549.000 TL, … olarak tahmin edilmiştir.” hükümleri yer almaktadır. Diğer taraftan 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un “Borçlanma, ikraz ve garanti limiti” başlıklı 5’inci maddesi, 141 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1013 ‒ “Mali yıl içinde 1 inci maddede belirtilen ilkeler ve mali sürdürülebilirlik de dikkate alınarak yılı bütçe kanununda belirtilen başlangıç ödenekleri toplamı ile tahmin edilen gelirler arasındaki fark miktarı kadar net borç kullanımı yapılabilir. Borçlanma limiti değiştirilemez. Ancak borç yönetiminin ihtiyaçları ve gelişimi dikkate alınarak, bu limit yıl içinde en fazla yüzde beş oranında artırılabilir. Bu miktarın da yeterli olmadığı durumlarda, ilave yüzde beş oranında bir tutar, ancak Cumhurbaşkanı kararı ile artırılabilir. Bütçenin denk olması durumunda da borçlanma, anapara ödemesinin en fazla yüzde beşine kadar artırılabilir. Vadesinde nakden ödenenler hariç, çeşitli kanunlara dayanılarak ikrazen ihraç olunan özel tertip Devlet iç borçlanma senetleri bu limitin hesaplanmasında dikkate alınmaz. Malî yıl içerisinde ikrazen ihraç edilecek özel tertip Devlet iç borçlanma senetlerinin limiti her yıl bütçe kanunlarıyla belirlenir. Mali yıl içinde sağlanacak garantili imkân ve dış borcun ikrazı limiti, yılı bütçe kanunuyla belirlenir.” şeklindedir. 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun “Denge” başlıklı 3’üncü maddesine göre tespit edilen net borçlanma limiti, yukarıdaki hükümler uyarınca bütçe kanununda belirtilen başlangıç ödenekleri toplamı ile tahmin edilen gelirler toplamı arasındaki fark miktarı kadar olabilir. Bu limit en fazla %5 oranında, bu miktarın da yeterli olmadığı durumlarda ise ilave %5’lik tutar kadar artırılabilir. Yapılan incelemede, 2024 yılı için borçlanma limit artışına gidilmediği görülmüştür. 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu hükümleri uyarınca hesaplanan ve ayrıntısı tablolarda gösterilen 2024 yılı net borçlanma limiti 2.654.849.504.000,00 TL’dir. 2024 yılında 1.616.040.658.269,39 TL borçlanma yapıldığından net borçlanma limiti aşılmamıştır.” denilmiştir. Sayıştay tarafından düzenlenen 2024 yılına ait Genel Uygunluk Bildiriminde; iç borç, dış borç miktarları ile ilgili bilgi verilirken söz konusu borçlanmaların tür ve vadelerinin kamu maliyesi dengeleri açısından ileriki yıllarda doğurması muhtemel riskler konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. 142 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1014 ‒ X-) VERGİ HARCAMALARI Ulusal vergi otoritelerinin ulaşmak istediği sosyo-ekonomik amaçlar doğrultusunda tahsilinden vazgeçtiği vergiler “vergi harcaması” olarak anılır. Vergi toplama maliyetlerinden farklı olan bu harcamalar, kamu ekonomisi açısından bir tür gelir kaybı anlamına gelmektedir. Vergi harcamaları aynı zamanda gelir dağılımının şekillenmesinde de rol oynamaktadır. Tahsilinden vazgeçilen vergilerin vergi harcaması olarak anılmasının en önemli nedeni, bu harcamalar sayesinde kamu ekonomisinden özel ekonomiye üstü örtük bir fon transferi gerçekleşmektedir. Bütçe uygulama süreci açısından düşünüldüğünde vergi harcamalarının bir tür “görünmez harcama” olması ve bütçe ile ilişkilerinin doğrudan kurulamaması da özel bir öneme sahiptir. Son yıllarda vergi harcamaları konusunda toplumda oluşan duyarlılık da aslında bu eksene oturmuştur. Vergi harcamalarının raporlanması, sadece kamu maliyesi açısından değil ekonomik aktörler açısından da önemli bir veri kaynağıdır. Bu verilerden ekonomi politikasının yönünü, önceliklerini okumak mümkündür. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayınlanan 2024 yılı Vergi Harcamaları Raporuna göre, 2024 yılında gelir, kurumlar, katma değer, özel tüketim, banka ve sigorta muameleleri, motorlu taşıtlar ve özel iletişim vergilerinde toplam 2.454 milyar TL tutarında vergi harcaması tahmin edilmiştir. Bu harcamanın 2024 yılı GSYH’sine oranı %5,50’sidir. Yapılan vergi harcamasının; 1.144 milyar TL’si gelir vergisi, 607.7 milyar TL’si kurumlar vergisi, 92.3 milyar TL’si katma değer vergisi, 122.7 milyar TL’si özel tüketim vergisi ve 186.8 milyar TL’si ise diğer vergiler kaynaklıdır. Yasama organının yürütmeye (2018’den itibaren Cumhurbaşkanına), ayrıntılarını ve gerçekleşme sonuçlarını tam olarak bilemeden devrettiği bu devasa “vazgeçilen vergi gelirleri” hesabı, bütçe hakkının açık ve büyük çaplı bir istismarına dönüşmüştür. 143 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1015 ‒ TBMM adına denetim yapan Sayıştayın denetim raporlarında vergi harcamaları uygulama sonuçları hakkında herhangi bir tespitte bulunulmaması önemli bir eksikliktir. XI) BÜTÇE HARCAMALARININ ÇEVREYE DUYARLIĞININ DENETİMİ Tüm dünyanın karşı karşıya bulunduğu iklim değişikliği ve küresel ısınma ile mücadelede, kamu harcamalarının; planlanmasında, programlanmasında, bütçeleştirilmesinde, harcamaların gerçekleştirilmesinde ve denetiminde çevresel amaçlara uygun olarak hareket edilmesi gerekmektedir. Kalkınma planlarının, orta vadeli programların, bütçelerin ve kurumların stratejik planlarının hazırlanmasında çevrenin korunması, iklim değişikliği, küresel ısınma ile mücadeleye yönelik olarak belirlenen amaç ve hedeflere öncelik verilmesi icap etmektedir. Belirlenen amaç ve hedeflere ulaşmak amacıyla, program bütçedeki çevre konulu programlara yeteri kadar ödenek tahsis edilmesi, bütçeye konulan ödeneklerin kullanımında çevre hassasiyetinin dikkate alınması, örneğin mal ve hizmet alımlarında, karbon ayak izine dikkat edilmesi, bu nedenle Kamu İhale Kanununda ve diğer harcama kanunlarında gerekli düzenlemeler yapılarak küresel ısınmayı azaltan ya da nötrleyen satın almaların ve harcamaların tercih edilmesi sağlanabilir. Sayıştay denetimlerinde bütçe harcamalarının çevrenin korunması, iklim değişikliği, küresel ısınma ile mücadeleye hangi düzeyde uyulduğuna dair tespitler açısından da raporlanması gerekmektedir. XII) ÖZEL HESAPLAR: 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve malî saydamlığı sağlamak üzere, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm malî işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve malî kontrolünü düzenlemektedir. 144 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1016 ‒ Ancak son dönemde kamu mali sistemine Anayasa’ya ve yasalara aykırı bir şekilde yerleştirilmeye çalışılan “özel hesap uygulaması” ile karşı karşıya bulunulmaktadır. Mali sistemimiz içinde yeni birtakım aksaklıklara sebep olacak, mali disiplin ve kontrolü ortadan kaldıracak “özel hesap”, “özel fon hesabı”, “kaynak yönetimi hesabı” gibi isimlerle kontrol dışı hesap, bütçe ve fonlar oluşturulmaya çalışılmaktadır. Söz konusu uygulamalar 5018 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra başlatıldığı halde aradan 12 yıl geçtikten sonra “Kamu İdarelerine Ait Özel Hesaplara İlişkin İşlemlerin Muhasebeleştirilmesine Dair Yönetmelik” 17.10.2017 tarih ve 30213 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Yönetmeliğin 1. maddesinde bu Yönetmeliğin amacı; “yılları merkezi yönetim bütçe kanunu veya diğer kanunlar uyarınca, belirli faaliyetlerin gerçekleştirilmesi ya da projelerin desteklenmesi amacıyla oluşturulan özel hesaplardan yapılan işlemlerin muhasebeleştirilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir” şeklinde tarif edilmiştir. 01.01.2017 tarihinden geçerli olmak üzere çıkarılan söz konusu Yönetmelik hükümlerine rağmen bazı kamu idarelerinin bünyelerinde bulunan bu tür hesaplarla ilgili işlemleri bu Yönetmelik belirlemeleri kapsamında muhasebeleştirmekten kaçındıkları gözlenmiştir. Sayıştay tarafından düzenlenen 2024 Yılı Genel Değerlendirme Raporlarında özel hesaplarla ilgili herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiştir. Anayasamıza göre bütçe kanunlarına bütçeyle ilgisi olmayan hükümler konulamamaktadır. Geçmiş yılarda bu konudaki bütçe kanunlarına konulan bazı hükümler Anayasa Mahkemesince reddedilmiştir. Ancak bu defa Bütçe Kanunu’na Ekli E-Cetveline benzer hükümler konulmaya başlanarak Anayasa Mahkemesinin kararları hiçe sayılmaya başlanılmıştır. Bütçe Kanuna ekli cetveller Kanunun uygulanmasına ilişkin açıklayıcı hükümleri içermesi gerekir. Ancak (E) cetveline kanunla düzenlenmesi gereken yetkilere benzer hükümler konularak kamu kaynakları mali yönetim sisteminin dışına çıkarılmakta; daha da öteye gidilerek mevcut kamu harcama hukuku, muhasebe ve denetim sistemine tabi olmadan kullanılabileceğine ilişkin ilgili Bakanlık veya Bakanlara yetkiler verilmektedir. Böylece kamu kaynakları hem keyfi bir şekilde kullanılabilmekte hem de TBMM denetiminden kaçırılmaktadır. Bu husus Bütçe ile ilgisi olmayan hükümlerin bütçe kanunu ile düzenlenmesi anlamında Anayasa’ya aykırılık teşkil etmektedir. Çünkü (E) 145 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1017 ‒ cetvelinde yer verilen hükümler incelendiğinde bu cetvelin amacıyla bağdaşmayan bir şekilde yeni bir kanuni düzenleme niteliğinde hükümler olduğu kolayca anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 2024 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarına ekli (E) cetveline yazılan maddelerle; -Kamu idarelerinin bütçe ödeneklerini bütçe sistemi dışına çıkarılarak özel hesaplara aktarılması, -Harcama yetkilisi, muhasebe yetkilisi, gerçekleştirme görevlilerinin kimler olacağının belli olmaması ve bu konularda ilgili bakana yetki verilmesi, -Özel hesap uygulamasının ayrı bir vezne açmak anlamına gelmesi, -Özel hesaptan yapılacak harcamaların kamu harcama hukukunun genel esaslarını belirleyen 5018 sayılı Kanunun kapsamı dışına çıkarılması, -Özel hesaptan yapılacak harcamaların 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamı dışına çıkarılması, -Özel hesaptan yapılacak harcamaların kayırmacılığa ve belirli kişilerin korunmasına açık olması, -Özel hesaptan yapılan harcamaların denetlenmesinde, genel denetim yerine, ilgili bakanın yetkilendirilmesi, -Özel hesaptan yapılan harcamaların hesabının TBMM’ne verilmemesi, -Sayıştay’ın özel hesapları takibi ve denetimi konusunun tartışmalı hale getirmesi, -Özel hesapların iç denetime tabi olmaması, -Özel hesaptan yapılan harcamaların belgelendirilmesi ve muhasebeleştirilmesi konularında ayrı bir sistem oluşturulması hususunda ilgili bakana yetki verilmesi, gibi pek çok açıdan “özel hesap” uygulaması kamu mali yönetimi ve kontrol sistemini düzenleyen yasal düzenlemelere aykırılıklar içermektedir. 146 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1018 ‒ 2024 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifinde, Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, (Kalkınma Ajansları, Bölge Kalkınma İdareleri), Cumhurbaşkanlığı (Milli Savunma Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü) Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (İl Valilikleri) gibi birçok idarenin bütçelerine konulan/veya açılacak tertiplere konulacak ödeneklerin yine Merkezi Bütçe Kanununa ekli (E) cetveline Anayasanın 161. Maddesi hükmüne aykırı olarak konulan hükümlerle özel hesaplara aktarılmasının veya özel hesaplar gibi kullanılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu amaçla E-Cetveline konulan hükümlerle (8, 12, 13, 14, 33, 43 ve 50. maddeler) özel hesaplar veya benzeri hesaplara aktarılmak istenilen 2024 yılı Merkezi Yönetim Bütçesindeki toplam başlangıç ödeneği tutarı 8.097.994.000,00 TL dir. Söz konusu tutarların ayrıntısına aşağıda yer verilmiştir. Özel Hesabın "E Açılacağı / 2024 Yılı Başlangıç Cetveli" İçerik Yararlanacak Ödeneği (TL) Maddesi Kurum a)Dışişleri Bakanlığının gerçekleşmesi önceden öngörülemeyen ve hazırlık için yeterli süresi bulunmayan uluslararası toplantıların giderlerinin karşılanması amacıyla 13-11.2-01- 05.06 tertibinde yer alan ödenek, yurtdışında açılacak yeni temsilciliklerinin kuruluş aşamasındaki ve daha önceden açılmış ancak mücbir sebeplerle tahliye edilmiş temsilciliklerinin yeniden faaliyete geçirilmesi aşamasındaki ivedi giderlerinin karşılanması amacıyla 13-11.4-01-05.06 tertibinde yer alan ödenek, Kıbrıs konusunda Bakanlık ve Lefkoşa 8 Büyükelçiliğince yürütülecek çeşitli faaliyetler Dışişleri Bakanlığı 302.076.000 için 13-11.36-01-05.06 tertibinde yer alan ödenek ile yurtdışında yürütülecek tanıtım faaliyetleri için 12-11.43-01-05.06 tertibinde yer alan ödenek Dışişleri Bakanlığı bütçesine gider kaydedilmek suretiyle özel hesaba aktarılarak kullanılır. Aktarılan bu tutarların harcanması, muhasebeleştirilmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığının görüşü üzerine Dışişleri Bakanlığınca belirlenir. 147 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1019 ‒ b) İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) üyesi ülkelere teknik ve mali destek sağlamak amacıyla, ülkemiz ve diğer üye ülkelerin kamu kurum ve kuruluşları ile İİT kuruluş ve organları tarafından teklif edilenler ve İSEDAK sekreterya hizmetleri kapsamında geliştirilen program ve projelerden, İSEDAK sekretaryası görevini ifa eden Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından 2024 yılı içinde uygun görülenler ile önceki yıllarda uygulanmakta olup 2024 yılı içinde ödemesi devam eden program ve projelere kullandırılmak üzere Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin 57-41.34-01- Strateji ve Bütçe 12 07.01 ve 57-41.34-01-07.02 tertiplerine tahsis 87.800.000 Başkanlığı edilen ödenekler, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Anonim Şirketi nezdinde açılacak özel hesaba aktarılarak kullanılır. Söz konusu program ve projeler çerçevesinde oluşabilecek harcamalar, program ve projelerin yürütülmesi esnasında Kalkınma ve Yatırım Bankası tarafından talep edilebilecek komisyon, transfer ücreti, döviz kuru farkı ve benzeri nitelikteki harcamalar ile projelerin değerlendirilmesine ilişkin hizmet alımları bu ödeneklerden karşılanır. Bu ödeneklerden yapılacak harcamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye Strateji ve Bütçe Başkanı yetkilidir. 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereğince Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından kalkınma ajansları vasıtasıyla yürütülen Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı, Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı, Kurumsal Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Destek Programı ve bölgesel gelişme amaçlı diğer entegre ve tematik destek programları kapsamında sağlanan destekler ve 4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereğince kalkınma ajansları tarafından genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerine sağlanan destekler ile 388 sayılı Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 642 sayılı Sanayi ve Doğu Anadolu Projesi, Doğu Karadeniz Projesi ve Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Teknoloji Başkanlıklarının Teşkilat ve Görevleri Bakanlığı 13 Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Kalkınma - kapsamında bölge kalkınma idarelerince genel Ajansları yönetim kapsamındaki kamu idarelerine sağlanan destekler; yararlanıcı ve uygulayıcı Bölge Kalkınma idarelerin bütçelerine gelir kaydedilmeksizin İdareleri açılacak özel hesaplarda izlenir. Söz konusu projelerde kullanılmak üzere genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerince taahhüt edilecek eş finansman tutarı, bütçe ve bütçe dışı imkânlardan karşılanır. İdare bütçelerinden karşılanan eş finansman tutarlarını, bu amaçla idarelerin bütçelerinde (06) ve (07) ekonomik kodlarını içeren tertiplerde yer alan ödeneklerden gider kaydedilmek suretiyle söz konusu projeler için açılan özel hesaplara ödemeye yararlanıcı idareler yetkilidir. Kalkınma ajansı ve yararlanıcı kamu idaresi 148 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1020 ‒ tarafından proje kapsamı ve proje süresiyle sınırlı olmak üzere 6.6.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı hükümleri çerçevesinde personel çalıştırılabilir. Bu sıra kapsamında özel hesapların işleyişi ve diğer hususlar ile 6.6.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı hükümleri çerçevesinde personel çalıştırılmasına ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığının görüşü alınarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından belirlenir. Maliyeti 15.000.000 Türk Lirasının üzerinde olan projeler bölge kalkınma idareleri tarafından Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karara uygun olarak Yatırım Programına müstakil proje olarak teklif edilir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesinin 27- 19.38-01-07.01 tertibinde yer alan Kalkınma Ajanslarının Desteklenmesine ilişkin ödenekten Sanayi ve bölgesel girişim sermayesi uygulamaları için Teknoloji belirlenen miktar Cumhurbaşkanının uygun 14 göreceği kuruluşlara aktarılır. Söz konusu Bakanlığı 2.873.000.000 ödeneğin tahsisi, aktarımı, kullanımı, izlenmesi, Kalkınma denetlenmesi ve gerektiğinde geri dönüşüne Ajansları dair usul ve esaslar Cumhurbaşkanı tarafından tespit olunur. 149 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1021 ‒ a) Barışı Destekleme ve Koruma Harekatları kapsamında Cumhurbaşkanlığı bütçesinin 13- 2.2-01-03.04 a) Barışı tertibine ve Destekleme tahsis edilen ödenek Koruma ve Harekatları Somali SilahlıCumhurbaşkanlığı kapsamında Kuvvetlerinin yenidenbütçesinin 13- yapılandırılması çalışmaları 2.2-01-03.04 tertibine tahsis edilen ödenek ve kapsamında Somali Milli Silahlı Savunma Bakanlığı Kuvvetlerinin yeniden bütçesi ile Somali Polis Özel yapılandırılması Harekat Personelinin çalışmaları eğitilmesi faaliyetleri kapsamında kapsamında Milli Savunma Bakanlığı Emniyet bütçesi Genel Müdürlüğü ile Somali bütçesinin Polis Özel Harekat(05.06) ekonomik Personelinin kodlarına eğitilmesitahsis edilenkapsamında faaliyetleri ödeneklerin Emniyet harcanmasına Genel Müdürlüğü ilişkin usul ve esaslar bütçesinin (05.06) ekonomik Cumhurbaşkanlığı kodlarına tahsis edilentarafından belirlenir. Bu usul ödeneklerin harcanmasına ilişkin usul ve esaslar özel ve esaslar kapsamındaki harcamalar Cumhurbaşkanlığı hesaba aktarılarak tarafından Cumhurbaşkanlığı gerçekleştirilebilir. belirlenir. Bu usul Milli Savunma ve esaslar kapsamındaki harcamalar özel Cumhurbaşkanlığı 33 b) 2/10/2014 hesaba tarihli ve 1071 aktarılarak sayılı Türkiye gerçekleştirilebilir. Bakanlığı 4.812.000.000 Büyük Millet Meclisi Kararına dayanılarak Milli Savunma Emniyet Genel 33 Türk Silahlı Kuvvetleri b) 2/10/2014 personelinin tarihli ve 1071 sayılı Türkiye Bakanlığı Müdürlüğü 4.812.000.000 gönderilmesine Büyük karar verilen Millet Meclisi Kararınayerlerde dayanılarak Cumhurbaşkanlığınca görevlendirilen Emniyet Genel Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin kamu kurum ve kuruluşlarının gönderilmesine yapacakları karar verilen yerlerde Müdürlüğü harcamalara ilişkin usulgörevlendirilen Cumhurbaşkanlığınca ve esaslar kamu Cumhurbaşkanlığınca kurum ve kuruluşlarının tespit edilir. yapacakları harcamalara ilişkin usul ve esaslar c) Cumhurbaşkanlığı tespit Cumhurbaşkanlığınca bütçesinin 2-2.2-01- edilir. 05.02 tertibinde yer alan ödeneğin özel hesaba aktarılarak kullanımına ilişkin c) Cumhurbaşkanlığı bütçesinin 2-2.2-01- usul ve esaslar Cumhurbaşkanlığınca 05.02 tertibinde tespit özel yer alan ödeneğin edilir. hesaba aktarılarak kullanımına ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanlığınca tespit edilir. Koruyucu Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetlerinin Geliştirilmesi ve Sürdürülmesi" kapsamında; diş fırçası ve Koruyucu diş ve Diş Ağız macununun Sağlığıalımı için Sağlık Hizmetlerinin Bakanlığı bütçesinin Geliştirilmesi 53-14.42-01-03.02 ve Sürdürülmesi" kapsamında; 43 tertibine bu amaçla konulan ödeneğin diş fırçası ve diş macununun alımı için Sağlık Sağlık Bakanlığı 11.840.000 harcanmasına, diş fırçası Bakanlığı bütçesinin ve diş macununun 53-14.42-01-03.02 bedeli karşılığında tertibine bu amaçlaveya bedelsiz konulan olarak ödeneğin 43 dağıtımına ilişkin Sağlık Bakanlığı 11.840.000 harcanmasına, dişusul ve ve fırçası esasları belirlemeye diş macununun Sağlık Bakanlığı yetkilidir. bedeli karşılığında veya bedelsiz olarak dağıtımına 4-16.33-01-05.02ilişkin usul ve yer tertibinde sasları belirlemeye alan ödenek; Sağlık Bakanlığı Türkiye’de ikametyetkilidir. eden ve hizmete ihtiyaç duyan 65 yaş üstü yaşlıların 4-16.33-01-05.02 tertibinde yerkorunması alan ve ödenek; desteklenmesi Türkiye’de ikamet ile biyo-psiko sosyal bakıma eden ve hizmete ihtiyaç ihtiyacı olanların yaşadıkları mekânlarda duyan 65 yaş üstü yaşlıların korunması ve gerekli olan bakımlarının desteklenmesi ile yapılarak yaşamlarının biyo-psiko sosyal bakıma kolaylaştırılmasını ihtiyacı amaçlayan Yaşlı olanların yaşadıkları Destek mekânlarda gerekli Programı (YADES)yapılarak olan bakımlarının için Aileyaşamlarının ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından kolaylaştırılmasını amaçlayan Yaşlı Destek belirlenecek usul ve esaslar Programı (YADES)çerçevesinde belediyelerin için Aile ve Sosyal program Hizmetler amaçlarına Bakanlığıuygun olarak tarafından belirlenecek hazırlayacakları projeler için kullandırılır. usul ve esaslar çerçevesinde belediyelerin Aile ve Sosyal 50 program amaçlarına uygun olarak Hizmetler 11.278.000 YADES Programıprojeler hazırlayacakları kapsamındaiçin valilikler kullandırılır. tarafından Aile ve Sosyal Hizmetler Aile ve Sosyal Bakanlığı 50 Bakanlığına YADES teklif edilen Programı ve anılan kapsamında Bakanlık valilikler Hizmetler 11.278.000 tarafından tarafındanuygun Aile vebulunan Sosyal projelerden, Hizmetler valinin Bakanlığı yetki ve sorumluluğunda gerçekleştirilmesi Bakanlığına teklif edilen ve anılan Bakanlık uygun görülenlerin tarafından uygun bulunanbedelleri, münhasıran projelerden, proje valinin ile ilgili yetki veharcamalarda sorumluluğunda kullanılmak üzere söz gerçekleştirilmesi konusu ödenekten ilde valilik adına uygun görülenlerin bedelleri, münhasıran proje ile ilgili özel açılacak bir hesaba harcamalarda aktarılır veüzere kullanılmak projesöz amaçlarına konusu uygun ilde ödenekten olarakvalilik vali adına tarafından belediyelere açılacak özelAile bir ve Sosyal hesaba Hizmetler aktarılır Bakanlığı ve proje tarafından amaçlarınabelirlenecek uygun olarak usul vetarafından vali esaslar çerçevesinde kullandırılır. belediyelere Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından belirlenecek usul ve esaslar Toplam 8.097.994.000 çerçevesinde kullandırılır. 150 150 Sayıştay Denetim Raporlarında; Cumhurbaşkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Dışişleri Bakanlığı, Strateji Bütçe Başkanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Bölge Kalkınma Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) İdareleri bütçelerinde özel hesap kullanımı vasfında olan bu harcamalarla ilgili olarak herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiştir. Sayıştay’ın 2024 yılı “Genel Uygunluk Denetimi”, “Mali İstatistikleri ‒ 1022 ‒ Toplam 8.097.994.000 Sayıştay Denetim Raporlarında; Cumhurbaşkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Dışişleri Bakanlığı, Strateji Bütçe Başkanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Bölge Kalkınma İdareleri bütçelerinde özel hesap kullanımı vasfında olan bu harcamalarla ilgili olarak herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiştir. Sayıştay’ın 2024 yılı “Genel Uygunluk Denetimi”, “Mali İstatistikleri Değerlendirme”, “Faaliyet Genel Değerlendirme”, “Dış Denetim Genel Değerlendirme”, Raporlarında başta muhasebe hataları olmak üzere bazı spesifik konularda ayrıntılı değerlendirmeler yapılırken, Bütçe Kanunu metnine ve bu metne ekli E-Cetveline Anayasanın başta 161’nci maddesi olmak üzere diğer bazı maddelerine ve 5018 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak, harcama disiplinini bozan, mali şeffaflık ve saydamlık ilkesine aykırı olan hükümlerle oluşturulan “özel hesap”, “özel fon hesabı”, “kaynak yönetimi hesabı” gibi hesapların kamu mali yönetim ve denetimi açısından sakıncaları ilgili olarak detaylı bir değerlendirmeye yer verilmemesi dikkat çekici bulunmuştur. XIII-) KÖİ PROJELERİ Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerince Kamu Özel İş Birliği (KÖİ) Modeli çerçevesinde yaptırılan yatırım ve hizmetlerin muhasebeleştirilmesi, Merkezî Yönetim Muhasebe Yönetmeliği, Mahallî İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği ile 45 Sıra No.lu Muhasebat Genel Tebliği (Kamu Özel İş Birliği Uygulamalarının Muhasebe İşlemleri) hükümlerine göre gerçekleştirilmektedir. Tebliğ KÖİ modelini; yap-işlet-devret veya yap-kirala-devret modellerine göre gerçekleştirilen kamu yatırımları ile işletme hakkının devri gibi kamu hizmeti sunumunun devredilmesini içeren idari sözleşmeleri ya da özel hukuk sözleşmeleri ile kanunlarla belirlenmiş bu modellerin belirli bölümlerini kısmen içeren diğer kamu özel iş birliği modelleri olarak tanımlamıştır. Yönetmelik ve Tebliğ hükümleri uyarınca, kamu idarelerine ait maddi duran varlıklardan hizmet imtiyaz sözleşmesine konu edilenlerin, işletme süresinin başladığı 151 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1023 ‒ tarihten itibaren 256 Hizmet İmtiyaz Varlıkları Hesabına borç, ilgili maddi duran varlık hesabına alacak, diğer taraftan ayrılmış amortisman tutarlarının 257 Birikmiş Amortismanlar Hesabına borç ve alacak kaydedilmesi gerekmektedir. Anılan Tebliğ’in “Yap-İşlet-Devret Modelinde Varlık ve Yükümlülük Kayıtları” başlıklı 7’nci maddesinin birinci fıkrasında, yapımı tamamlanarak işletme süresi başlayan hizmet imtiyaz varlığının, 256 Hizmet İmtiyaz Varlıkları Hesabına borç; gelecekte elde edilmesi muhtemel vazgeçilen gelirin, içinde bulunulan faaliyet dönemini takip eden dönemlerde gelir kaydedilecek kısmının 480 Gelecek Yıllara Ait Gelirler Hesabına, sonraki aylarda tahakkuk ettirilmesi gereken kısmının ise 380 Gelecek Aylara Ait Gelirler Hesabına alacak kaydedileceği belirtilmiştir. Aynı fıkrada, gelecekte elde edilmesi muhtemel vazgeçilen gelir, sözleşmeye esas dokümanlarda yer alan görevli şirket tarafından hesaplanmış yatırımların işletilmesinden elde edilmesi muhtemel gelir olarak tanımlanmıştır. Tebliğ’de ayrıca sözleşme gereği işletmeci/görevli şirket/yüklenicinin yerine getirmeyi taahhüt ettiği yapım işlerinin izlenebilmesi amacıyla girişilen taahhüt tutarları sözleşme fiyatı üzerinden 922 Kamu-Özel İş Birliği Modeli Taahhütleri Hesabına borç, 923 Kamu- Özel İş Birliği Modeli Taahhütleri Karşılığı Hesabına alacak kaydedileceği belirtilmiştir. Yine Tebliğ’in 12’nci maddesinde idare tarafından gerçekleştirilen borç üstlenimlerinde 934 Borç Üstlenim Taahhütleri Hesabına borç, 935 Borç Üstlenim Taahhütleri Karşılığı Hesabına alacak olmak üzere gerekli kaydın yapılacağı ifade edilmiştir. Söz konusu mevzuat hükümlerinde yapımı tamamlanan ve idare tarafından kabulü yapılan finansal kiralama işlemine konu maddi duran varlıkların gerçeğe uygun değeri ile kira ödemelerinin bugünkü değeri karşılaştırılarak düşük olan değer üzerinden ilgili maddi duran varlık hesabında izlenmesi, sözleşme gereği kiralayana ödenecek toplam tutarın vade durumuna göre mali borç olarak kaydedilmesi, finansal kiralama borçlanma maliyetlerinin ise ilgili oldukları dönemde gider kaydedilmek üzere ayrı bir hesapta izlenmesi gerektiği düzenlenmiştir. Kamu kurumları bünyesinde Kamu Özel İşbirliği modeline göre yürütülen projelerde verilen garantilerinin, 01.01.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği (Md. 304, 305, 306) ve Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliği (Md. 481, 482, 483, 484) ile Kamu Özel İş Birliği Uygulamalarının Muhasebe İşlemlerine ilişkin 152 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1024 ‒ 45 sıra numaralı Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği (Md. 8) gereğince nazım hesaplarda izlenmesi ve mali tablolarda raporlanması gerekmektedir. Söz konusu modelle ülkemizde enerji üretim tesisleri, karayolu projeleri, liman projeleri, yurt yapımı, havaalanı projeleri, sağlık tesisi projeleri, kent hastaneleri, demiryolu projeleri vb. alanında çok sayıda proje KÖİ (Yİ(Yap İşlet), YİD(Yap İşlet Devret), İHD(İşletme Hakkının Devri), YKD(Yap Kirala Devret)) modelleriyle yürütülmesine rağmen; düzenlenen Sayıştay Denetim Raporlarında bu projeler nedeniyle bazı muhasebe ve kayıt hataları ile ilgili olarak genel tespitlerde bulunulmasına karşın, bu projeler dolayısıyla kamu maliyesi açısından gerçekleşmesi olası riskler konusunda herhangi bir değerlendirmede de bulunulmamış, Kamu Özel İşbirliği modelleri ile ilgili olarak kurum ve kuruluş bazında da herhangi bir genel değerlendirmeye yer verilmemiştir. Sayıştay tarafından düzenlenen 2024 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunda da ülkemizde uygulanan Kamu Özel İşbirliği modellerinin gelecekte Merkezi Yönetim Bütçelerine yükü ile ilgili olarak herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemesinin nedeni anlaşılamamıştır. Kurumların denetimi sonucunda düzenlenen Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporlarında Kamu Özel İşbirliği Projeleri ile ilgili olarak sadece Sağlık Bakanlığı ile ilgili olarak düzenlenen raporda şehir hastaneleri ile ilgili olarak bir ana bulgu altında yer alan 24 adet detay18” bulguya yer verilmesi dikkat çekici bulunmuştur.. Sayıştay; bu bulgularda yukarıda bahis konusu yapılan tebliğ belirlemelerine, diğer Muhasebe Yönetmeliklerine atıfta bulunularak yapılmayan veya hatalı yapılan bazı muhasebe kayıtlarının yapılması veya düzeltilmesini önermiş, mevzuat açısından hatalı olarak yapılan işlemlerin eleştirisini yapılmış, ancak bu projelerle ilgili olarak döviz cinsinden verilen garanti ödeme tutarlarının kamu maliyesi açısından ileriki yıllarda gerçekleşmesi olası yüklerinin ne olacağı konusunda herhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır. Ayrıca diğer kamu idareleri bünyesinde yürütülen kamu özel işbirliği projeleri ile ilgili olarak (Örneğin; Karayolları Genel Müdürlüğü bünyesindeki otoyol projeleri, Havalimanları projeleri, Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığında yat limanları ve Enerji ve 18 Bu bulgular oldukça önemli tespitler olup, bunlara Sağlık Bakanlığı ile ilgili tespitlere ilgili bölümde yer verilmektedir. 153 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1025 ‒ Tabii Kaynaklar Bakanlığının, bağlı ve ilgili, ilişikli kuruluşlarının benzeri projeleri için) herhangi bir tespit ve değerlendirmeye de yer verilmemiştir. KÖİ Modelleri ülkemizde 1986 yılından bu yana uygulanmaktadır. Kamunun KÖİ modelleri ile yatırım yapmasının temel gerekçesi de, yatırım için gerekli finansmana sahip olmamasıdır.2003’ten itibaren mevcut hükümet KÖİ modeli ile yatırımlara ivme kazandırmış bulunmaktadır. Mevcut KOİ Projelerinin adet, yatırım değeri ve yatırım değerlerinin durumunu gösterir detaylı tablo aşağıdadır. Tablo 15: KÖİ Projelerinin Adet, Yatırım Değeri Ve Kamuya Ödenecek İşletme Hakkı Bedeli (Eylül 2025) 19ABD Doları Kamuya ödenecek işletme Proje Adet Yatırım Değeri (Dolar) hakkı bedeli (Dolar) Karayollu 50 41.847.943.091,00 956.033.073,00 Havaalanı 21 25.779.419.123,00 83.472.713.843,00 Yat Limanı 22 1.607.895.363,00 3.870.549.905,00 Demiryolu 1 349.934.622,00 Kültür-Turizm 3 424.168.804,00 17.465.551,00 Gümrük 23 740.474.711,00 9.558.313,00 Endüstriyel Tesis 2 1.838.840.157,00 Sağlık Tesisi 18 13.802.877.147,00 Enerji 102 22.925.970.295,00 23.990.554.499,00 Liman 24 2.659.863.016,00 3.436.573.941,00 Madencilik 9 363.733.020,00 Katı Atık 2 115.374.009,00 Toplam: 277 112.092.960.338,00 116.068.082.145,00 1986 – 2024 döneminde sözleşme değeri artık kamuoyuna açıklanmayan ve 98.6 Milyar Dolarlık yatırım değeri bulunan karayolu, havaalanı, yat limanı, demiryolu, kültür, gümrük, endüstriyel tesis, sağlık tesisi, enerji, liman, madencilik, katı atık alanında 262 KÖİ Projesi uygulamaya geçirilmiştir. 19 Söz konusu rakamlar Cumhurbaşkanlığı Strateji Bütçe Başkanlığının Web sayfasından alınmıştır. 154 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1026 ‒ Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından yayımlanan “Kamu Özel İşbirliği Raporu” en son 2018 tarihini işaret etmektedir. Söz konusu Raporun güncellenerek yayımlanmamasının nedeni tarafımızca anlaşılamamaktadır. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Strateji Başkanlığı web sitesinde Kasım 2025 itibarıyla KÖİ Projeleri ile ilgili olarak verilen bilgilerde sadece yatırım değeri ve kamuya ödenecek işletme hakkı bedeli ile bilgilere yer verilmesi, daha önceki yıllarda yer alan sözleşme bedellerine yer verilmemesi; sözleşmelerde yer alan koşulların ve sürelerin bilahare değiştirildiği yönündeki kuşkuları doğrular niteliktedir. Ancak 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Programının 177. sayfasında; “Ülkemizde, Yap-İşlet-Devret (YİD), Yap-İşlet (Yİ), Yap-Kirala-Devret (YKD) ve İşletme Hakkı Devri (İHD) olmak üzere dört temel Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modeli uygulanmaktadır. Söz konusu modellerle 1986 yılından başlamak üzere, Eylül 2025 itibarıyla 277 KÖİ projesi için uygulama sözleşmesi imzalanmıştır. Uygulama sözleşmesi imzalanan projelerin toplam yatırım büyüklüğü Eylül 2025 fiyatlarıyla 112.09 milyar dolara ulaşmaktadır. Bu tutar içinde ulaştırma sektörü 70.64 milyar dolar yatırımla ilk sırada yer almakta olup bunu 22.93 milyar dolarla enerji, 13,80 milyar dolarla sağlık sektörü takip etmektedir. Mevcut durumda 262 proje işletmeye alınmış olup 15 projenin yapımına devam edilmektedir.” açıklaması yer almaktadır. Kamu özel ortaklığı ve işbirliği modeli ile son dönemde gerçekleştirilen başta havalimanı, hastane, otoyol, köprü vb. projelerle ilgili sözleşmelere dayalı olarak yabancı para cinsinden verilen başta asgari ödeme olmak üzere diğer garantilerin devlet hazinesi ve bütçesi açısından ortaya çıkarması olası risk ve yüklerin gerçek boyutunun, ileriki yıllarda ulaşabileceği tutarların ve diğer muhtemel riskler konusunda gerekli olan projeksiyon hesaplamalarının, bu konudaki tespit ve önerilerin söz konusu Sayıştay Denetim Raporlarında ve diğer değerlendirme raporlarında yer alması gerekmekte idi. Son dönemde Uluslararası kuruluşların hazırlamış olduğu çok uluslu çalışmalara dayanan bazı raporlar, kamu özel işbirliği ile gerçekleştirilen projelerin finansman modelinin kendi içerisinde önemli sakıncalar taşıdığını somut veriler ortaya koymaktadır 155 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1027 ‒ Ekonomi büyürken, bütçe ve diğer kamu gelirlerinin arttığı dönemlerde sorun olmayan garantilerin, yabancı para cinsinden yapılacak ödemeler nedeniyle kriz dönemlerinde bütçeye ekstra yük olarak ortaya çıkaracağı mali yükün boyutları Türkiye ekonomisi için telafisi çok güç sorunlar doğurabilecektir. Bu nedenlerle T.B.M.M. adına denetim yapan Sayıştay tarafından düzenlenen Denetim Raporlarında bu projeler dolayısıyla kamu maliyesi açısından gerçekleşmesi olası riskler konusunda herhangi bir değerlendirmede ve uyarılarda bulunulmaması tarafımızca uygun bulunmamaktadır. XIV.DERNEK, VAKIF, BİRLİK, KURUM, KURULUŞ, SANDIK VE BENZERİ TEŞEKKÜLLERE YAPILAN YARDIM NİTELİĞİNDEKİ TRANSFERLERİN KAMUOYU VE TBMM DENETİMİNE TABİ TUTULAMAMASI Bütçelere bazı tertiplere konulan ödeneklerin vakıf, dernek, birlik, teşekküllere yardım amacıyla kullanımının, 5018 ile belirlenen hesap verilebilirlik ve saydamlık ilkeleri ile bağdaşacak şekilde yapılması, kamuoyuna duyurulması, aynı zamanda denetiminin de Sayıştay tarafından genel esaslara göre yürütülmesi gerekmektedir. 5018 sayılı Kanunun “Bütçeden Yardım Yapılması” başlıklı 29. maddesi; “Gerçek veya tüzel kişilere kanunda veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir. Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” hükmünü içermektedir. 5018 sayılı kanunun 29 uncu maddesi uyarınca, “kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esaslar” Bakanlar Kurulu kararıyla çıkarılan 2006/10656 156 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1028 ‒ sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla 17.07.2006 tarihli resmi gazetede yayımlanan yönetmelik hükümlerine göre yapılmaktadır. Bu yönetmeliğe göre yardım yapılmasının şartları, yardımların izlenmesi ve denetlenmesine ilişkin birtakım düzenlemeler yapılmakla birlikte, yardımların kamuoyunun denetiminin sağlanabilmesi amacıyla 8 inci maddesinde; “MADDE 8 – (1) İdareler, yardım yapılan teşekküllerin isim listesini, teşekküllere ilişkin bilgileri, yardımın amacını, konusunu ve yapılan yardım tutarlarını, izleyen yılın Şubat ayı sonuna kadar kamuoyuna açıklar.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu yönetmeliğe göre 2024 yılı bütçesinden yapılan bu kapsamdaki yardımlar konusunda kamuoyunu aydınlatması gerekirken kamu idarelerinin çoğunun bu hususa riayet etmedikleri halde Sayıştay tarafından uyarılmadıkları, Sayıştay denetim raporlarında da bu konuda herhangi bir tenkit ve eleştirinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Sayıştay tarafından düzenlenen 2024 yılına ait Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun, İdare Faaliyet Raporlarının Değerlendirildiği bölümde; “Yapılan inceleme neticesinde 41 kamu idaresinin yardım yapılan birlik, kurum ve kuruluşlara ilişkin bilgilere idare faaliyet raporunda yer vermediği görülmüştür. Bu idarelerden 4’ü genel bütçeli idare, 1’i özel bütçeli idare, 1’i özel büçeli diğer idare, 32’si belediye, 2’si bağlı idare ve 1’i mahalli idare birliğidir.” tespiti yer almasına karşın, kurumlar ile ilgili olarak düzenlenen Sayıştay denetim raporlarında da bu konuda herhangi bir tenkit ve eleştirinin yer verilmemesinin nedeni anlaşılamamaktadır. Sayıştay tarafından düzenlenen 2024 yılına ait Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunda; “Kamu İdarelerince Hazırlanacak Stratejik Planlar ve Performans Programları ile Faaliyet Raporlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 31’inci maddesi birinci fıkrası hükmü uyarınca Genel Faaliyet Raporunda, bütçeden yardım alan dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllerin faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelere yer verilmesi gerekmektedir. 157 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1029 ‒ 2020, 2021 ve 2022, 2023 yıllarında eleştiri konusu edilmesine rağmen 2024 yılı Genel Faaliyet Raporunda da bu kapsamda yardım yapılan kurum ve kuruluşların faaliyetlerine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmeksizin sadece yardım yapan idarelerin açıklandığı görülmüştür. Sorumluluk, mali saydamlık ve tam açıklama ilkelerinin yerine getirilmesi açısından faaliyetlere ilişkin bilgilere yer verilmesinin önemli olduğu değerlendirilmektedir.” şeklinde bir açıklamaya yer verilmiştir.20 Yardım yapan idarelerce kamuoyunun aydınlatılmaması sonucunda adeta bu yardımlar kapalı kapılar ardında kamu yararı amacına bakılmaksızın yandaş derneğe ve vakfa yapılabilir hale gelmiştir. Bunlara ilişkin kamuoyunu aydınlatıcı hiçbir bilgi verilmemektedir. Bu kapsamda kullandırılan kamu kaynaklarının boyutu da bilinmemektedir. Diğer yandan kamuoyundan edinilen bilgilere göre, kimi dernek ve vakıflara nakit ve arsa, arazi bağış ve yardımların sadece bütçe olanakları değil kamu gücü kullanılarak değişik yöntemlerle gerçekleştirildiği gözlenmektedir. Dolayısıyla ister bütçelerden yapılan nakdi yardımların, isterse nakit dışı kaynaklardan arsa, arazi vb verilmek suretiyle yapılan tüm yardımların kamuoyuna açıklanarak bu konuda saydam ve hesap verebilir bir yönetim oluşturulması sağlanması, kaynakların kötüye kullanılması ve yolsuzluklara konu edilmesi önlenmesi için Sayıştay tarafından kurumlar nezdinde gerçekleştirilen denetimlerde bu hususa özel önem verilmesi gerekmektedir. XV. ÖZET DEĞERLENDİRME: Kamu gider ve gelirlerinin belirlenmesinde halkın söz sahibi olması anlamına gelen bütçe hakkı, 1215 tarihli Büyük Özgürlükler Sözleşmesi (Magna Carta) ile başlayan halkın yüzyıllar süren demokrasi mücadelesinin aşama aşama kaydettiği kazanımlarının ürünüdür. 20 2024 Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu sayfa:15 158 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1030 ‒ O nedenledir ki, bütçe ve Kesin Hesap yasa teklifi bütçe hakkı nedeniyle birer kanun olarak meclisler tarafından onaylanmak durumundadır. 23.10.2025 ila 01.12.2025 tarihleri arasında 228 Kuruma ait Bütçe teklifi, 227 Kuruma ait Kesin hesap, 4’ü genel denetim raporu olmak üzere 222 adet Sayıştay Denetim raporunun görüşüldüğü yaklaşık 38 günlük süre zarfında 20 Birleşimde, Plan ve Bütçe Komisyonundaki zaman baskısı nedeniyle, daha önce Sayıştay bünyesinde Rapor Değerlendirme Komisyonlarında sansüre tabi tutulduğu anlaşılan Sayıştay raporlarındaki bulguların ayrıntılı değerlendirmesi yapılamamıştır. Anayasal hükümler, kanun ve yönetmelik belirlemelerine karşın Sayıştay tarafından düzenlenen Denetim Raporları üzerinde tarafımızca yapılan değerlendirmeler; T.B.M.M. adına denetim yürüten Sayıştay’ın bu işlevini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini ortaya koymaktadır. Sayıştay 2024 yılı Denetim Raporlarının komisyon çalışmaları sırasında içerikleri incelendiğinde; Anayasa’da ve 6085 sayılı yasada ve diğer ilgili mevzuatta ayrıntılı olarak belirlenen Sayıştay’ın denetim yetkisinin fiilen ortadan kaldırıldığı görülmektedir. Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunda denetimler sırasında tespiti yapılan kamu zararına ilişkin hususlara yer verilmemiştir. Denetçilerin baskı altında çalışmakta olduğuna ve Düzenlilik Denetim Raporlarında yapılan tespitlerin birçoğunun rapor okuma komiteleri tarafından raporlardan çıkartıldığına, hatta denetim raporlarının sansürlendiğine dair tespitlerimiz bulunmaktadır. Raporlarda kalan tespitlerin çoğu ‟Yargılamaya Esas Rapor” kapsamına alınmakta ve bu raporlar TBMM’ye gönderilmemektedir. Sonuçta TBMM’ye her raporda bulunan standart metinler ve etkisiz tavsiyelerden oluşan Rapor Değerlendirme Komisyonlarında sansüre uğratılmış dokümanlar rapor diye gönderilmektedir. Bu durum Anayasaya aykırılık suçu niteliği taşımakta ve TBMM’nin bütçe hakkı ve denetim yetkisini fiilen ortadan kaldırmaktadır. Mahalli idarelerinin denetim kriteri konusunda bir belirleme bulunmamaktadır. 159 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1031 ‒ Sayıştay’ın denetim programında muhalefete ait belediyelere ağırlık vermesinin nedeni anlaşılamamıştır. Tek tek raporlar incelenerek ortaya koyduğumuz bu bulgular bize göre, bütçe hakkının gereği olarak kamu idarelerinin faaliyet sonuçları hakkında tam olarak aydınlatıcı bilgi vermemekle beraber aynı zamanda bazı idarelerin bütçe uygulamasında yasa tanımazlığına karine teşkil etmektedir. Geçmiş yıllara ait bulgular bazı kamu idarelerine ait denetim raporlarının “İzleme/takip Cetvelleri”nden bile çıkarılmıştır. Bazı tespitlerle ilgili içeriklerde şeffaflığın gereği olmasına rağmen kişi, şirket kurum adlarının gizlenmesine özellikle riayet edilmiştir. Bazı denetim raporlarında fazladan ödeme yapılmasına veya eksik gelir tahsilatı yapılmasına ilişkin bulgularda rakam verilmekten özellikle kaçınılmıştır. Sayıştay’ın 2024 yılı Kamu İdaresi Denetim Raporlarının çoğunda kamu idaresinin tespit ve değerlendirmeler konusundaki cevabına yer verilmemiştir. Uluslararası denetim standartlarının bir gereği olan denetlenen kamu idaresinin tespitler konusundaki cevabının 2012 ila 2018 yılları arasındaki uygulamanın dışına çıkılarak, T.B.M.M. Plan ve Bütçe Komisyonuna gönderilen Raporlardan kaldırılmasının sebebi bilinmemektedir. Sayıştay’ın bu kurum ve kuruluşlar için düzenlediği raporlarda “Diğer Bulgular” başlığı altında da önemli bulgulara yer verildiği görülmektedir ki, bu bulguların bütçe uygulamaları üzerinde önemli derecede olumsuz etki yarattığı ve ciddi kamu zararlarına yol açtığı bilinmektedir. Ancak kamu zararı da doğurduğu anlaşılan bu tespitlerin Sayıştay Denetim Raporlarında “Diğer Bulgular” başlığı altında yer almasının nedeni anlaşılamamaktadır. Sansürlenen Denetim Raporlarında yer tespitler; kamu idarelerinin bir bölümünün; 5018 sayılı Kanunun getirmiş bulunduğu konsepte uygun bir muhasebe kayıt sistemi konusunda halen birtakım zorluklar yaşadığını ve bu yeni sisteme anılan kanunun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana 22 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen tam anlamıyla adapte olamadıklarını, kamuda kullanılan taşınırların ve taşınmazların kayıt, muhasebe, kullanım, kontrol, devir, tahsis 160 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1032 ‒ süreçleri ile ilgili Kamu İhale Kanunu, Devlet İhale Kanunu olmak üzere harcama mevzuatına uyumda ve uygulamada halen güçlük çektiklerini göstermektedir. Sayıştayın TBMM’ye gönderdiği Denetim Raporları 6085 sayılı Kanunun, Sayıştay Denetim Yönetmeliğinin, INTOSAI Denetim Standartlarının, Düzenlilik Denetimi Rehberinin, Performans Bilgisi Denetimi Rehberinin ve Faaliyet Raporları Değerlendirme Rehberinin asgari gereklerini taşımamaya başlamıştır. Bu haliyle söz konusu raporlar TBMM denetim yetkisini de önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Mevcut Sayıştay mevzuatı ile, Kamu Özel İşbirliği uygulaması kapsamında şehir hastaneleri 3. Havalimanı, köprüler, otoyollar gibi projelerinin ihaleleri sırasında ve sonrasında yaşanan akılalmaz usulsüzlüklere rağmen Sayıştay denetimlerinden bir sonuç alınamamaktadır. Son dönemde kamuoyunda da infial oluşturan; bazı özel hastanelerin yeni doğan ünitesinde tespiti yapılan yolsuzluk boyutu oldukça büyük ödemelerin Sayıştay’ın denetimlerinde neden tespit edilemediği veya Sayıştay’ın mevcut denetim sisteminin bu yolsuz ödemeleri tespitte nasıl çaresiz kaldığı kamuoyu tarafından da sorgulanmaktadır. Sayıştay 2024 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminde; 2024 yılı Genel Bütçeli idareler başlangıç ödeneği olan 11.007.879.053.000,00 TL.nin yaklaşık %0.87’sine denk gelen ve bütçe uygulaması sonucunda başlangıçtaki seviyesi olan 96.499.683.000,00 TL.’den 120.901.670.361,00 TL.’nin ilavesiyle 217.401.353.361,00 TL’ye ulaşan ve 10.721.863.763.428,72 Türk Liralık genel bütçeli idareler yılsonu toplam ödeneğinin yaklaşık % 1.92’sine tekabül eden yedek ödenek tutarı konusunda sadece tespitte bulunulmuş, bu durumun nedenlerini ve nasıl oluştuğunu sorgulamamış, keza bu durumun TBMM’nin bütçe hakkını zedeleyip zedelemediği hususunu da değerlendirmemiştir. Genel Uygunluk Bildiriminde 2024 yılında Yedek ödenek tertibine (99-41.32-01- 09.06), kurum dışı aktarmalar ile 120.868.877.361,00 Türk Lirası eklenmiş olduğu belirtilmesine karşın buna ilişkin kurumlar bazında detay tabloya daha önceki yıllar Genel Uygunluk Bildirimlerinde yer verilmesine rağmen bu yılki Genel Uygunluk Bildiriminde yer verilmemesinin nedeni anlaşılamamıştır. 161 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1033 ‒ Sayıştay kamu idarelerini ödenek ve gider sapmaları ve bunların nedenlerini açıklamamaları konusunda eleştirirken, kendisi tarafından düzenlenen 2024 yılına ait Genel Uygunluk Bildiriminde söz konusu araştırmayı kurumların toplam bütçe büyüklüğü ve harcama programları bazında yapmamıştır. Söz konusu sapmaların TBMM’nin bütçe hakkını tartışmalı hale getirdiğini ortaya koymamıştır. Özel Bütçeli kuruluşların özel gelirlerinin tahmin ve gerçekleşmeleri arasında % 8 ile % 5204 arasında değişen sapma oranlarına rastlanılması tarafımızca oldukça düşündürücü bulunmaktadır. Bu sapma sonucunda yıl içinde eklenen ödenek tutarı 134.672.154.590, 12 TL. olup özel bütçeli idarelerin 2024 yılı başlangıç ödeneklerinin % 12’sine denk gelmektedir. Öz gelirlerin bütçe hazırlığı başlangıcında düşük tahmin edilmesi bilahare söz konusu tutarların % 1000’leri aşan ölçekte fazla sapma ile gerçekleşmesi, kamu kurumlarının bütçe hazırlama ve tahmin sürecini dikkatle yerine getirmemesinin bir sonucudur. Bu tutum kamu kurumlarının bütçesini görüşen, tartışan ve onaylayan TBMM’nin Anayasa’nın 87 ve 161 maddelerinde tanımını bulan “Bütçe Hakkına” aykırı bir durum arz etmektedir. Özel Bütçeli Kuruluşların 2024 yılı başlangıç ödeneklerine % 12’sine denk gelen tutarda ödenek eklenmesine olanak tanıyan, özel gelirlerinin tahmin ve gerçekleşmesi arasında % 8 ila % 5204 oranında sapma bulunan farkın kurumlar bazında düzenlenen Sayıştay Denetim Raporlarında eleştirilmemesinin nedeni tarafımızca anlaşılamamaktadır. Yasama organının yürütmeye (2018’den itibaren Cumhurbaşkanına), ayrıntılarını ve gerçekleşme sonuçlarını tam olarak bilemeden devrettiği bu devasa “vazgeçilen vergi gelirleri” hesabı, bütçe hakkının açık ve büyük çaplı bir istismarına dönüşmüştür. TBMM adına denetim yapan Sayıştayın denetim raporlarında vergi harcamaları uygulama sonuçları hakkında herhangi bir tespitte bulunulmaması önemli bir eksikliktir. 162 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1034 ‒ Sayıştay denetimlerinde bütçe harcamalarının çevrenin korunması, iklim değişikliği, küresel ısınma ile mücadelede hangi düzeyde uyulduğuna dair tespitler açısından da raporlanması gerekmektedir. Sayıştay tarafından düzenlenen denetim Raporlarında Merkezi yönetim bütçesi tarafından Kalkınma Ajanslarına aktarılan direkt bütçe kaynaklarının özel hesaplar yöntemiyle kullanılmasının sakıncalarına değinilmemesinin, bu ajanslar tarafından yürütülen projelerin performansı ile Kalkınma Ajansları ile ilgili olarak genel bir değerlendirme yapılmamasının nedeni anlaşılamamıştır. Sayıştay’ın 2024 yılı “Genel Uygunluk Denetimi”, “Mali İstatistikleri Değerlendirme”, “Faaliyet Genel Değerlendirme”, “Dış Denetim Genel Değerlendirme”, Raporlarında başta muhasebe hataları olmak üzere bazı spesifik konularda ayrıntılı değerlendirmeler yapılırken, Bütçe Kanunu metnine ve bu metne ekli E-Cetveline Anayasanın başta 161’nci maddesi olmak üzere diğer bazı maddelerine ve 5018 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak, harcama disiplinini bozan, mali şeffaflık ve saydamlık ilkesine aykırı olan hükümlerle oluşturulan “özel hesap”, “özel fon hesabı”, “kaynak yönetimi hesabı” gibi hesapların kamu mali yönetim ve denetimi açısından sakıncaları ilgili olarak daha detaylı bir değerlendirmeye yer verilmemesi dikkat çekici bulunmuştur. T.B.M.M. adına denetim yapan Sayıştay tarafından düzenlenen Denetim Raporlarında Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) yöntemiyle gerçekleştirilen projeler dolayısıyla yabancı para cinsinden verilen garanti ödemeleri nedeniyle kamu maliyesi açısından gerçekleşmesi olası riskler konusunda herhangi bir değerlendirmede ve uyarılarda bulunulmamıştır. Bütçelere bazı tertiplere konulan ödeneklerin vakıf, dernek, birlik, teşekküllere yardım amacıyla kullanımının, 5018 ile belirlenen hesap verilebilirlik ve saydamlık ilkeleri ile bağdaşacak şekilde yapılması, kamuoyuna duyurulması gerekmekte iken; Sayıştay tarafından düzenlenen 2024 yılına ait Faaliyet Genel Değerlendirme Raporunun, İdare Faaliyet Raporlarının Değerlendirildiği bölümde; “Yapılan inceleme neticesinde 41 kamu idaresinin yardım yapılan birlik, kurum ve kuruluşlara ilişkin bilgilere idare faaliyet raporunda yer vermediği görülmüştür. Bu idarelerden 4’ü genel bütçeli idare, 1’i özel bütçeli idare, 1’i özel büçeli diğer idare, 32’si belediye, 2’si bağlı idare ve 1’i mahalli idare birliğidir.” tespiti yer 163 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1035 ‒ almasına karşın; kurumlar ile ilgili olarak düzenlenen Sayıştay denetim raporlarında da bu konuda herhangi bir tenkit ve eleştiriye yer verilmemesinin nedeni anlaşılamamıştır. Merkezi Yönetim Bütçe Kanun teklifi ile bir önceki yılın kesin hesap tasarısının ve Kamu İdareleri hakkında düzenlenen Denetim Raporlarının Plan ve bütçe Komisyonundaki sıkıştırılmış takvim sürecinde birlikte görüşülmesi sakıncalı sonuçlar yaratmaktadır Özetle; 2024 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi geçmiş dönem uygulamaları T.B.M.M. Plan ve Bütçe Komisyonunda tam anlamıyla denetlenememiştir. CHP Grubu, uzun süredir Merkezi Yönetim Bütçe Yasa tasarıları ile birlikte görüşülen geçmiş yıl bütçe kesin hesap kanun tasarılarının, görüşme yönteminin TBMM’nin denetim hak ve yetkisini sınırladığı, kesin hesap kanun tasarılarının başkanı muhalefet partilerinden seçilmiş bir ‟kesin hesap komisyonu” tarafından incelenmesi ve denetlenmesi gerektiğini dile getirmektedir. Ancak bu isteğe TBMM’de en fazla üyeye sahip Adalet ve Kalkınma Partisi karşı çıkmakta, başlangıç olarak Bütçe ve Plan Komisyonunda bir alt komisyon kurularak kesin hesap kanun tasarısının öncelikle burada görüşülmesi talebimiz ise kabul görmemektedir. İç tüzük değişiklikleri sırasında da söz konusu teklifimiz TBMM’de en fazla üyeye sahip Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından kabul görmemiştir. Bu durum, Türkiye Varlık Fonu’nu kurarak kendisine denetlenmeyen paralel bir hazine yaratan AKP iktidarının, mevcut rejiminin meşruiyetinin kamu harcamaları üzerinden sorgulanmasından rahatsızlık duymasından kaynaklanmaktadır. Sayıştay’ın mevcutta uyguladığı denetim sistemi ile Türkiye çapında teşkilatı olan idarelerin tüm işlemlerini kapsayacak şekilde risk odaklı denetim yapmasının imkânı bulunmamaktadır. Sayıştay’ın il veya bölge düzeyinde örgütlenmesi gerekir. Türkiye Varlık Fonu gibi denetim dışına çıkartılan yapılar karşısında daha etkin bir denetim yapabilmesi için Sayıştay Denetiminin kapsamını tüm kamu kurum 164 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1036 ‒ ve kuruluşlarını içerecek şekilde genişletecek bir kanun değişikliğini kaçınılmaz olarak görüyoruz. Denetim sonuçlarının kamuoyuna duyurulmasını bir ölçekte engelleyen “devlet sırrı” ve “ticari sır” kavramlarının Meclis’in ve Sayıştay’ın bilgi edinme ve denetim yetkilerini engellemeyecek şekilde tanımlanması gerekmektedir. Türk Sayıştay’ının yapısında ciddi reform gerektiği herkesçe kabul görmektedir. Sayıştay reformu ancak gerçek manada bir parlamenter sistem hayata geçirilip erkler ayırımı kurumsallaştığı takdirde anlamlı olacaktır. Aksi takdirde bu günkü hükümet sisteminde bütçe hakkının etkin olmadığı ve kesin hesabın müeyyidesinin bulunmadığı bir ortamda Sayıştay’da reform yapmanın hiçbir anlamı olmayacaktır. CHP olarak yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan gerekçelerle 2024 yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifine karşı oy vermekteyiz. Veli Ağbaba Cavit Arı Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu Malatya Antalya Manisa Cevdet Akay Mustafa Erdem Tahsin Ocaklı Karabük Antalya Rize Veli Ağbaba Cavit Arı Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu Ümit Özlale Malatya Mv. . Antalya Mv İzmir Manisa Mv. Cevdet Akay Mustafa Erdem Tahsin Ocaklı Karabük Mv. Antalya Mv. Rize Mv. Ümit Özlale İzmir Mv. 165 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1037 ‒ HALKLARIN EŞİTLİK VE DEMOKRASİ PARTİSİ KARŞI GÖRÜŞ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1039 ‒ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’ne ilişkin muhalefet şerhimiz ektedir. Adalet Kaya Kamuran Tanhan Hakkı Saruhan Oluç Diyarbakır Mardin Antalya Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1040 ‒ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu’na ilişkin muhalefet şerhimiz ektedir. Adalet Kaya Kamuran Tanhan Hakkı Saruhan Oluç Diyarbakır Mardin Antalya Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1041 ‒ 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ İLE 2024 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TEKLİFİ MUHALEFET ŞERHİ 2 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1042 ‒ 1-) HEGEMONYA KRİZİ DERİNLEŞİYOR: 2026’YA GİRERKEN DÜNYA KAPİTALİST SİSTEMİ .......................................................................................................... 6 1.1-) BÜYÜME VE KRİZ DÖNGÜSÜNDE SIKIŞAN KÜRESEL KAPİTALİZM ........... 6 Küresel Büyüme ve Yapısal EğGlGmler ................................................................................................ 7 1.2-) VERGİ-GÜMRÜK TARİFELERİ VE TİCARET SAVAŞLARI ............................... 8 1.3-) NATO EL YÜKSELTİYOR: “SAVUNMA” HARCAMALARI ARTIYOR ............. 10 1.4-) ORTADOĞU’DA SİYASAL YENİDEN DİZİLİŞ ................................................ 13 Dış PolGtGkada Köklü BGr DeğGşGm İhtGyacı KendGnG Dayatıyor ................................................ 16 1.5-) HALKLARIN VE EZİLENLERİN MÜCADELESİ .............................................. 18 “SosyalGzmde Israr, İnsan Olmakta Isrardır” .................................................................................. 22 2-) DERİNLEŞEN YOKSULLUK ve EŞİTSİZLİK: TÜRKİYE EKONOMİSİ ............. 23 2.1-) EMEK SÖMÜRÜSÜ BÜYÜYEREK DEVAM EDİYOR ...................................... 23 Emek Alanında Hak Kayıpları ......................................................................................... 23 AKP’lG Yıllarda EmeğGn Hakları Tırpanlandı .................................................................. 25 AsgarG Ücret Ortalama Ücret HalGne GetGrGldG ................................................................. 27 İş Bulup Çalışanlar Yoksulluk, İşsGz Kalanlar Açlık RGskG Altında .................................. 30 Her Gün En Az 6 İşçG Yaşamını YGtGrGyor ......................................................................... 32 Çocuklar İşçGleştGrGlGyor .................................................................................................... 34 EngellG EmeğG ve Çalışma Hakları Yok Sayılıyor ............................................................ 37 Emek Sömürüsü Her Yerde .............................................................................................. 38 2.2-) TÜRKİYE EKONOMİSİNDE TEKELLEŞME VE SERMAYE KARLILIĞI ......... 43 TekelcG KapGtalGzm ........................................................................................................... 43 TürkGye’de Tekelleşme EğGlGmG ........................................................................................ 44 TürkGye’de Sermaye Karlılığı........................................................................................... 46 2.3-) GELİR DAĞILIMI VE SERVET EŞİTSİZLİKLERİ ............................................. 49 İktGdarın TercGhlerG EmekçGlerG Çalışan Yoksullar HalGne GetGrdG .................................... 50 TürkGye Dolar MGlyonerG Artış Sayısında Dünya Rekoru Kırdı ....................................... 54 2.4-) TÜRKİYE’DE YAPISAL BİR SORUN OLARAK VERGİ ADALETSİZLİĞİ ....... 56 VergG Yapısının Sınıfsal KarakterG ve TürkGye’de Dolaylı VergG GerçeğG ........................ 58 GelGr-Kurumlar VergGsG TahsGlatlarındakG Çarpıklıklar ve EmekçGlerGn VergG Yükü ........ 63 VergG DGlGmlerGndekG AdaletsGzlGk ve YenGden Değerleme Oranı ..................................... 65 Sermayeye GGzlG TeşvGkler: VergG Harcamaları ve Afları ................................................. 69 2.5-) BORÇLULUK .................................................................................................... 71 AKP Borçluluğu “GelecekleştGrGyor” ............................................................................... 71 Yoksulluk Borçla YönetGlGyor ........................................................................................... 72 KredG Kartı Borçları Yüzde 56 Arttı, Batık Borçlar 115 MGlyarı Aştı .............................. 73 Nüfusun Yarısı KredG Borçlusu: BGreysel KredG Borcu 5 TrGlyon 300 MGlyar TL............ 74 Borçluluğun 5 Yıllık Tablosu: TürkGye Toplumu Yüzde 500 Daha Borçlu...................... 75 3 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1043 ‒ İktGdarın Yoksulluğu Dayatan PolGtGkaları Kadınlara Borçluluğu da Dayatıyor .............. 75 Borç BatağındakG Esnaf Kepenk Kapatıyor ..................................................................... 76 Tarımsal ÜretGm Durma Noktasına GelGrken Borçluluk Yayılıyor................................... 77 FaGzGn Faturası Halka KesGlGyor: Halkın BütçesGnden 2.7 TrGlyon TL Ödenecek ............ 78 2.6-) YOKSULLUK .................................................................................................... 79 SGyasG TercGhlerle DerGnleştGrGlen EşGtsGzlGk: Kadın Yoksulluğu ....................................... 79 Kırsal Yoksulluk ............................................................................................................... 85 Çocuk Yoksulluğu ............................................................................................................ 90 3-) 2026 BÜTÇESİ’NE KARŞI “EKMEK ve BARIŞ İÇİN BÜTÇE” .............................. 95 2026 BÜTÇESİ’NDE DE BÜTÇE HAKKI İHLAL EDİLMİŞTİR .................................... 95 2026 BÜTÇESİ’NDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK ............................................................... 96 2026 BÜTÇESİ SERMAYENİN BÜTÇESİDİR ................................................................. 98 DOLAYLI VE DOĞRUDAN VERGİLERLE YURTTAŞ SOYULMAYA DEVAM EDECEK .............................................................................................................................. 99 2026 BÜTÇESİ DE SAVUNMAYA-SİLAHLANMAYA DEVASA KAYNAK AYIRIYOR ............................................................................................................................................ 100 2026 BÜTÇESİ FAİZ LOBİLERİNİ SEVİNDİRİYOR .................................................... 100 2026 BÜTÇESİ İKTİDARIN ENFLASYON HEDEFLEMESİNİ BOŞA DÜŞÜRÜYOR ............................................................................................................................................ 101 CUMHURBAŞKANLIĞI VE DİYANET HALKIN KAYNAKLARINI EMİYOR ......... 101 2026 BÜTÇESİ ZAMANIN RUHUNA UYGUN DEĞİLDİR ......................................... 102 2026 BÜTÇESİ TOPLUMSAL CİNSİYETE DUYARLI DEĞİLDİR ............................. 102 2026 BÜTÇESİ TEKÇİ İNANÇ POLİTİKALARINI KURUMSALLAŞTIRIYOR ........ 104 2026 BÜTÇESİNDE ENGELLİLERİN HAKLARI VE EŞİT YURTTAŞLIK TALEPLERİ GÖRMEZDEN GELİNİYOR ............................................................................................ 106 2026 BÜTÇESİNDE ÇOCUKLAR YOK SAYILIYOR ................................................... 107 2026 BÜTÇESİ EKOLOJİK TAHRİBAT VE RANTA HİZMET EDİYOR ..................... 108 2026 BÜTÇESİ’YLE TARIMIN TASFİYESİ DEVAM EDİYOR.................................... 110 2026 BÜTÇESİ’YLE EĞİTİMDE PİYASALAŞMA SÜRÜYOR .................................... 112 2026 BÜTÇESİ GENÇLİĞİ GÖZDEN ÇIKARIYOR ...................................................... 113 2026 BÜTÇESİYLE SAĞLIKTA PİYASALAŞMA TAM GAZ DEVAM EDİYOR ....... 115 2026 BÜTÇESİ’NE KARŞI “EKMEK ve BARIŞ İÇİN BÜTÇE” ........................ 116 Ekmek ve Barış İçGn Bütçe Barışın BütçesGdGr ............................................................... 117 Ekmek ve Barış İçGn Bütçe EmeklGlerGn BütçesGdGr ....................................................... 117 Ekmek ve Barış İçGn Bütçe EmeğGn BütçesGdGr .............................................................. 117 Ekmek ve Barış İçGn Bütçe Kamu EmekçGlerGnGn BütçesGdGr ......................................... 117 Ekmek ve Barış İçGn Bütçe Kadınların BütçesGdGr ......................................................... 118 Ekmek ve Barış İçGn Bütçe Esnafın BütçesGdGr .............................................................. 118 Ekmek ve Barış İçGn Bütçe EngellGlerGn BütçesGdGr ....................................................... 118 Ekmek ve Barış İçGn Bütçe ÇGftçGlerGn BütçesGdGr .......................................................... 119 4 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1044 ‒ Ekmek ve Barış İçGn Bütçe ÖğrencGlerGn ve EğGtGm EmekçGlerGnGn BütçesGdGr .............. 119 Ekmek ve Barış İçGn Bütçe GençlerGn BütçesGdGr........................................................... 120 Ekmek ve Barış İçGn Bütçe Çocukların BütçesGdGr......................................................... 120 Ekmek ve Barış İçGn Bütçe EkolojGktGr .......................................................................... 120 Ekmek ve Barış İçGn Bütçe Halkların ve İnançların BütçesGdGr ..................................... 121 Ekmek ve Barış İçGn Bütçe GöçmenlerGn ve MültecGlerGn BütçesGdGr ............................ 121 BÜTÇEDEKİ POLİTİK TERCİHLERİ DEĞİŞTİREREK EKMEK VE BARIŞ İÇİN BÜTÇE’Yİ HAYATA GEÇİRMEK MÜMKÜN! ......................................................... 122 4-) KÜRT SORUNU VE ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN EKONOMİ POLİTİĞİ ....................... 124 4.1-) MALAZGİRT’TEN CUMHURİYET’E, ÇATIŞMADAN ÇÖZÜM ARAYIŞLARINA124 TarGhsel Kökler: İttGfaktan İnkara Kürt-Türk İlGşkGlerG ................................................... 125 CumhurGyet DönemG: KGmlGğGn İnkârı, DGrenGşGn Doğuşu ............................................. 126 Bölgesel EşGtsGzlGk ve EkonomGk Gerçekler ................................................................... 127 İşsGzlGk ve Yoksulluk ...................................................................................................... 134 EkolojGk Talan ................................................................................................................ 138 4.2-) ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN EKONOMİK MALİYETİ ................................................ 141 5-) KÜRT SORUNUNUN DEMOKRATİK VE BARIŞÇIL ÇÖZÜMÜ: KALICI ÇÖZÜMÜN ANAHTARLARI ............................................................................................ 145 5.1-) DEMOKRATİK EKONOMİ .............................................................................. 145 EkonomGde DemokrasG, DemokrasGde EkonomG ............................................................ 145 Katılımcı ve Komünal EkonomG .................................................................................... 147 EndüstrGyalGzmGn Talanına Karşı Eko-EkonomG............................................................. 148 5.2-) DEMOKRATİK TOPLUM ................................................................................ 149 YenG BGr SGyasal ve Toplumsal Sözleşme: DemokratGk Toplum ParadGgması ................ 152 Çoğulcu BGr DemokratGk Yaşamın TemelG ..................................................................... 153 Komünal Kuruluş ........................................................................................................... 154 Halkların DemokratGk BGrlGğGne Dayalı YenG BGr Yaşam ................................................ 155 5.3-) DEMOKRATİK CUMHURİYET ve DEMOKRATİK ANAYASA ....................... 156 5.4-) TÜRK-KÜRT İLİŞKİSİNDE TARİHSEL EŞİK: BARIŞ ve DEMOKRATİK TOPLUM ÇAĞRISI .................................................................................................. 157 NegatGf Barıştan PozGtGf Barışa ......................................................................................................... 160 5 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1045 ‒ 1-) HEGEMONYA KRİZİ DERİNLEŞİYOR: 2026’YA GİRERKEN DÜNYA KAPİTALİST SİSTEMİ 1.1-) BÜYÜME VE KRİZ DÖNGÜSÜNDE SIKIŞAN KÜRESEL KAPİTALİZM Küresel kapGtalGst ekonomG 21. Yüzyılın Glk çeyreğGnG tamamlarken bGr müphemlGk ve yönsüzlük GçGnde GlerlemektedGr. PandemG sonrasındakG ekonomGde toparlanma söylemlerG bugün yerGnG belGrsGzlGk, borç sarmalı ve ekolojGk çöküş endGşelerGne bırakmış durumdadır. KapGtalGzmGn başat kurumları olan Dünya Bankası ve IMF’nGn verG ve öngörülerG, dünya genelGnde kapGtalGst ekonomG GşleyGşG GçGn hayatG olan büyümelerGn zayıfladığı, gelGr dağılımındakG adaletsGzlGklerGn daha da derGnleştGğGnG göstermektedGr. GelGnen bu nokta yalnızca ekonomGk bGr yavaşlamayı değGl aynı zamanda yenG bGr krGzGn kapıda olduğuna da Gşaret etmektedGr. KapGtalGzm kâr maksGmGzasyonu üzerGne kurulu bGr GşleyGşe sahGp olup, kendG var ettGğG “bolluk” GçerGsGnde aynı zamanda kıtlık ve eşGtsGzlGk üreten, bu noktada kendG GçGnde çelGşkGler barındıran bGr rejGmdGr. Bugün küresel ekonomGnGn üretGm kapasGtesG Gnsanlığın en temel GhtGyaçlarını fazlasıyla karşılayabGlecek düzeydedGr. Ancak buna rağmen mGlyarlarca Gnsan hâlâ yoksulluk sınırının çok altında yaşamaya devam etmek zorunda kalmaktadır. Bu çelGşkG ancak kapGtalGzmGn doğasına GçkGn olan sömürü GlGşkGlerGyle açıklanabGlGr. Son yıllarda kapGtalGst ekonomGk sGstemde emek gGderek daha esnek, güvencesGz ve parçalı bGr hale gelGrken, sermaye özellGkle fGnansal araçlar aracılığıyla sanal bGr büyüme Gllüzyonu ortaya koymaktadır. Günümüzde fGnansallaşma, krGzlerden krGzlere savrulan kapGtalGzmGn yenG can suyu görevGnG görmektedGr. Reel üretGm alanlarının daralmasıyla bGrlGkte değer emek üzerGnden değGl, spekülatGf sermaye hareketlerG üzerGnden de üretGlmeye çalışılmaktadır. Bu da ekonomGyG dev bGr balona dönüştürmektedGr. Lehman Brothers’ın Gflasıyla başlayan 2008 KrGzG bunun son örneklerGndendG. Merkez bankalarının sınırsız para basımı, devasa borçlanma ve toplumsal malGyetG emekçGlerGn sırtına yüklenen “kurtarma paketlerG” bunun yansımaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün küresel ekonomGnGn görece GstGkrarı özünde bu çelGşkGlerG taşıyan yapay bGr sükûnetten GbarettGr. ABD ekonomGsGnGn faGz aracılığıyla kurduğu hegemonya, gelGşmekte olan ülkelerG yenGden borç bağımlısı hale getGrmektedGr. Son zamanlarda tahtının sarsıldığı GddGa edGlen doların küresel hakGmGyetG, ekonomGk bGr araçtan zGyade polGtGk bGr tahakküm 6 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1046 ‒ mekanGzmasına dönüşmüş durumdadır. Yaşananları ve ortaya çıkan bu ekonomGk tabloyu yalnızca sayılarla açıklamak, kapGtalGzmGn yarattığı GnsanG ve ekolojGk yıkımı görünmez kılma çabasından başka bGr şey değGldGr. Bugün Amazon ormanlarının yok oluşuyla Bangladeş’tekG tekstGl GşçGsGnGn düşük ücretG arasında doğrudan bGr bağ söz konudur. Her GkGsG de sermayenGn sınırsız genGşleme Gştahının ve arzusunun sonucudur. KapGtalGzm süreklG büyüme stratejGsGne dayalı, büyümek GçGn büyümek Gsteyen bGr ekonomGk sGstemdGr. AksG takdGrde sGstem çökme tehlGkesGyle karşı karşıya kalacaktır. KapGtalGzmGn süreklG büyüme stratejGsG doğayı tahrGp ederken ekolojGk yıkımı gerG dönülemez noktaya taşımaktadır. SüreklG büyüme stratejGsG doğanın sınırlarına takılmaktadır. İklGm krGzG kapGtalGzmGn ekonomGk değGl, varoluşsal bGr krGzGne dönüşmüş durumdadır. Çünkü sGstemGn kendGnG yenGden üretme bGçGmG krGzlerG ertelemeye dayalıdır ve ertelenen her krGz daha yıkıcı bGr bGçGmde gerG dönmektedGr. Bugün yaşanan borçlanma dalgası, yükselen gıda ve enerjG fGyatları, savaş ekonomGlerGnGn yaygınlaşması gGbG sonuçlar aynı yapısal bozulmanın farklı yansımaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde dGjGtal ekonomG, yapay zekâ ve verG tekellerGyle şekGllenen “yenG kapGtalGzm” görünürde bGr dönüşüm gGbG sunulmaktadır, ancak özünde değGşen tek şey sömürünün bGçGmGnden başka bGr şey değGldGr. ZGra emek sömürüsü artık sadece fabrGkalarda değGl görünmez bGçGmde her alanda sürdürülmektedGr. DGjGtal emek kavramı, üretGmGn soyutlaştığı ama tahakkümün somutlaştığı bu çağın en net GfadesG halGne gelmGştGr. KapGtalGzmGn krGzG yalnızca ekonomGk bGr tıkanma olarak değGl, aynı zamanda sGyasal temsGlGn kadük kalması, toplumsal dayanışmanın zayıflaması ve etGk değerlerGn çözülüşü olarak da karşımıza çıkmaktadır. Bugün GtGbarGyle dünyanın dört bGr yanında yükselen otorGter rejGmler, bu çöküşün sGyasal karşılığıdır. NeolGberal pGyasa düzenG Gle demokrasG arasındakG uyumsuzluk ve zıtlık her alanda kendGsGnG rGjGt bGr bGçGmde göstermeye devam etmektedGr. Küresel Büyüme ve Yapısal EğXlXmler IMF’nGn Dünya Ekonom2k Görünüm Raporu’nun EkGm 2025 sayısında küresel ekonomGk büyümenGn 2025’te yüzde 3,2 ve 2026’da 3,1 olmasının beklendGğG Gfade edGlmGştGr. Bu büyüme oranı pandemG sonrası toparlanma dönemGne kıyasla daha mütevazı görünürken, ayrıca bu durum “yenG normale geçGş” ve yapısal yavaşlama baskıları altında kalındığını da göstermektedGr. Bu öngörülere rağmen olası savaşlar, jeopolGtGk gergGnlGkler, fGnansal 7 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1047 ‒ oynaklıklar ve tGcaret barGyerlerG bu büyüme görünümünü aşağı yönlü rGsklerle baskı altına almaya devam etmektedGr ve edecektGr. Ortadoğu’dakG gelGşmeler, Rusya-Ukrayna savaşı, ABD ve ÇGn arasında süregelen tGcarG savaşlar ve NATO’nun gGderek daha görünür olması bu tahmGnlerG farklı bGr noktaya taşıma potansGyelGnG barındırmaktadır. Uluslararası kuruluşlar tarafından öngörülen bu büyüme tahmGnlerG sadece ortalama bGr dünya senaryosunu yansıtmaktadır. Ancak büyümenGn bölgesel olarak çok değGşkenlGkler gösterme GhtGmalG de söz konusudur. Bu süreçte merkez kapGtalGst ekonomGler daha zayıf büyüme gösterGrken, bazı yarı çevre ülkelerde, özellGkle Gç talep güçlü olan ya da doğal kaynak Ghracatçısı olan ülkelerde, görece daha yüksek büyüme söz konusu olabGlmektedGr. Savaş, jeopolGtGk ve fGnansal rGsklerGn yanı sıra küresel boyutta yaşanan enflasyonGst baskılar, yüksek faGz oranları, tedarGk zGncGrG sorunları ve enerjG malGyetlerG gGbG faktörler büyüme üzerGnde sınırlayıcı rol oynamaya devam etmektedGr. Mevcut yapısal zorluklar, demografGk faktörler ve Gşgücü pGyasasında sıkışmalar çok sayıda ülkede büyüme potansGyelGnG baskılayan dGğer faktörler olarak karşımıza çıkmaya devam edecek gGbG görünmektedGr. 1.2-) VERGİ-GÜMRÜK TARİFELERİ VE TİCARET SAVAŞLARI Küresel kapGtalGst sGstem, 2008 fGnans krGzGnGn yarattığı tahrGbattan henüz çıkamamışken pandemG, tedarGk zGncGrG kırılmaları, enerjG fGyatlarındakG dalgalanmalar ve bölgesel savaşların etkGsGyle “normalleşme” kapasGtesGnG daha da yGtGrmGştGr. Bu bGrGkmGş kırılganlıklar, ABD’nGn küresel ekonomGk ağırlığını sarsmış, buna karşılık ÇGn ve dGğer yükselen ekonomGlerGn dünya ekonomGsGndekG payını artırmıştır. ABD hegemonyasının ekonomGk ve sGyasal düzlemlerdekG sarsılması, çok kutuplu bGr düzenGn belGrgGnleşmesG ve uluslararası kurumların Gşlev kaybı, dünya ekonomGsGnG gGderek daha korumacı, gergGn ve parçalı bGr yapıya sürüklemektedGr. Bu dönüşümün en görünür yansıması, ABD’de Trump dönemGnde kurumsallaşan vergG-güvenlGk tarGfelerG yaklaşımıdır. ABD’nGn dış tGcaretG ulusal güvenlGk kategorGsG altında yenGden tanımlaması, küresel ölçekte yenG bGr tGcaret savaşları döngüsünü tetGklemGştGr. ÇelGk ve alümGnyumdan yüksek teknolojGlG ara mallara kadar genGş bGr ürün yelpazesGnde uygulanan tarGfeler, özellGkle ÇGn’G hedef almıştır. ABD TGcaret TemsGlcGlGğG’nGn verGlerGne göre, ÇGn’den yapılan yaklaşık 370 mGlyar dolarlık Gthalat yüzde 25’e varan tarGfelerle karşı karşıya kalmıştır. Böylece tarGfeler, ekonomGk bGr araç olmanın ötesGne geçerek teknolojG, tedarGk zGncGrlerG ve stratejGk sektörler üzerGnden yürütülen jeopolGtGk 8 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1048 ‒ rekabetGn merkezG hâlGne gelmGştGr. Bu durum nedenGyle dünya ekonomGsG, tGcaret savaşlarının yoğunlaştığı daha gergGn bGr döneme gGrmGştGr. Trump’ın tarGfelerG salt “tGcaret polGtGkası” değGl, ABD’nGn küresel hegemonya alanını yenGden tanımlama gGrGşGmG ve ekonomGk rekabetG ulusal güvenlGk kategorGsGne sokarak yürütmesGnGn kurumsallaşmış bGr yolu halGne gelmGştGr. Bu vergG-güvenlGk tarGfelerG uygulamasından GkG önemlG sonuç çıkarılmaktadır: İlk olarak, ABD, artık Dünya TGcaret Örgütü’nün (DTÖ) kurallarını dGkkate alan bGr aktör olmaktan uzaklaşmıştır. DTÖ’nün TemyGz Organı’nın fGGlen Gşlemez hale gelmesG, küresel tGcaret rejGmGnGn kuralsızlaşmasının en belGrgGn göstergesGdGr. İkGncG olarak ABD yüksek teknolojGlG üretGmG yenGden kendG topraklarına çekmeyG amaçlamakta, yarı Gletkenler, krGtGk mGneraller, batarya teknolojGlerG ve yapay zekâ altyapılarında ÇGn’e yönelGk kısıtlamaları genGşletmektedGr. Bu nedenle tarGfeler, ABD’nGn hegemonya mücadelesGnde kullandığı araçlardan bGrG olmuştur. ABD-ÇGn rekabetG, küresel üretGm ağlarında bölünmeyG hızlandırmaktadır. BRICS’Gn genGşlemesGyle dünya GSYH’sGnGn yüzde 36'sını kapsayan yenG bGr ekonomGk blok ortaya çıkmış, ÇGn’Gn Kuşak-Yol GGrGşGmG ve Ortadoğu’da enerjG temellG GlGşkGlerG, küresel sermaye akışlarını yenGden yönlendGrerek bölgesel güç dengelerGnG dönüştürmektedGr. Bu gelGşmeler, TürkGye açısından hem dış tGcaret hem de makroekonomGk kırılganlıklar bakımından krGtGk sonuçlar üretmektedGr. TürkGye, Gümrük BGrlGğG’nGn yapısı gereğG ABD, AB ve ÇGn’Gn tGcaret polGtGkalarından doğrudan etkGlenen nadGr ülkelerden bGrGdGr. ABD’nGn ÇGn’e yönelGk tarGfelerG, ÇGn menşelG ürünlerGn üçüncü ülke rotalarına yönelmesGne neden olmuş ve TürkGye bu dolaylı rotalardan bGrG hâlGne gelmGştGr. AB’nGn TürkGye’den gelen ürünlerde menşe ve uygunluk denetGmlerGnG sıkılaştırmasının temel nedenG, ÇGn ürünlerGnGn TürkGye üzerGnden Avrupa pazarına yönelme GhtGmalGdGr. Bu durum, AB’nGn kendG sanayGsGnG koruma refleksGyle GlgGlG olmakla bGrlGkte, her GkG aktörün ÇGn’e yönelGk baskı stratejGlerGnGn kısmen örtüştüğü açıktır. Ayrıca, AB’nGn Sınırda Karbon DüzenlemesG (CBAM) de önemlG bGr dış baskı unsurudur. DemGr-çelGk, çGmento ve alümGnyum gGbG karbon yoğun sektörlerde Ghracat malGyetlerGnGn yüzde 8-18 arasında artacağı öngörülmektedGr. ABD’nGn tarGfelerG Gle AB’nGn karbon düzenlemesG bGrlGkte değerlendGrGldGğGnde, TürkGye'nGn GkG yönlü korumacılık baskısı altında olduğu görülmektedGr. TGcaret savaşlarının toplumsal etkGlerG de belGrgGnleşmektedGr. Küresel fGyat dalgalanmaları, özellGkle enerjG ve gıda enflasyonunu tetGklemGş, bu enflasyon TürkGye’de daha sert hGssedGlmGştGr. ILO’nun 2025 raporu, düşük gelGrlG hanelerGn reel alım gücünün bu süreçte yüzde 12'ye varan oranlarda düştüğünü ortaya koymuştur. YanG küresel kapGtalGst sGstemdekG 9 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1049 ‒ rekabetGn faturasını en çok emekçGler ve dar gelGrlG toplumsal kesGmler ödemektedGr. Sonuç olarak küresel hegemonya krGzG derGnleşGrken, ABD’nGn vergG-güvenlGk tarGfelerG üzerGnden yürüttüğü polGtGkalar bu krGzGn hem nedenG hem sonucu olarak Gşlev görmektedGr. 1.3-) NATO EL YÜKSELTİYOR: “SAVUNMA” HARCAMALARI ARTIYOR NATO, 24-25 HazGran 2025 tarGhGnde Hollanda’nın Lahey kentGnde lGderler zGrvesG gerçekleştGrdG. ZGrveye 32 NATO üyesGyle bGrlGkte örgütün ortak ülkelerG Gle Avrupa BGrlGğG de katıldı. Bu zGrvede NATO tarGhGnGn en önemlG kararlarından bGrG alındı. Lahey ZGrvesG’nde üye ülkelerGn savunma harcamalarının Gayrı SafG YurtGçG Hasılalarının (GSYİH) yüzde 5’Gne çıkarılmasına karar verGldG. 2014’te alınmış olan bGr kararla NATO üyesG ülkelerGn GSYİH’nGn yüzde 2’sGnG savunma harcamalarına ayırması gerekGyordu. Bu kararlar bGrlGkte yüzde 150’lGk bGr artışa gGdGlmGş oldu. Lahey’de alınan karara göre bu taahhüt 2035’e kadar tüm üyeler tarafından yerGne getGrGlecek. Harcamaların yüzde 3,5’G askerî personel, operasyonlar, ekGpman gGbG temel savunma alanlarında; yüzde 1,5’G Gse sGber güvenlGk, krGtGk altyapı, lojGstGk gGbG destekleyGcG alanlarda yapılacak1. Sovyetler BGrlGğG ve Doğu Bloku’na karşı kurulmuş olan dünya tarGhGnGn gördüğü en büyük “savunma” örgütü NATO’nun varlığı, Soğuk Savaş’ın bGttGğG 1990’ların başından berG tartışılmaktadır. NATO’nun kuruluş mantığı başta Batı Avrupa olmak üzere Batı Bloku’na dahGl olan bölgelerGn Sovyet GşgalGne uğramasını önlemek ve üye ülkeler GçGn bGr güvenlGk şemsGyesG oluşturmaktı. Bunun GçGn pek çok ülkede Gladyo örgütlenmelerG kuran NATO, Soğuk Savaş dönemG boyunca “komünGzm tehlGkesG” adı altında askerG ve sGvGl faşGst derGn yeraltı güçlerG oluşturmuştur. Gladyo örgütlenmelerG her türlü kGrlG Gşlere ve operasyonlara kalkışarak paralel yapılanmalara gGtmGştGr. TürkGye dahGl olmak üzere, ülkelerdekG yükselen devrGmcG ve sol hareketlerG gayrG nGzamG harp taktGklerGnG kullanarak kırma planları uygulamıştır. Sovyetler BGrlGğG’nGn 1991’de dağılmasıyla bGrlGkte NATO’nun varoluş nedenG ortadan kalktı. Fakat kuruluş mantığı anlamsız hale gelmGş olsa da NATO dağılmadı. NATO 1990’ların başından berG süreklG bGçGmde yenG küresel düşmanlar Gcat ederek varlığını bGr şekGlde anlamlandırmayı ve sürdürmeyG başarmıştır. KendG varlığını meşrulaştırmak GçGn başta Avrasya olmak üzere dünyanın çeşGtlG yerlerGndekG çatışmaları GlerG süren NATO bGrçok çatışmanın bGzzat nedenlerGnG ortaya çıkaran 1 https://www.reuters.com/world/europe/nato-countr?es-approve-hague-summ?t-statement-w?th-5- defence-spend?ng-goal-2025-06-22/ 10 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1050 ‒ örgüttür. 1980’lerde AfganGstan’da Sovyetler BGrlGğG’ne karşı savaşmaları GçGn ABD tarafından desteklenen ve sGlahlandırılan GslamG kökenlG hareketler, sonrakG 40 yıl boyunca dünyayı kana bulayacak çeşGtlG örgütlerGn de kuluçka merkezG oldular. El-KaGde’nGn ve onun daha vahşG bGr türevG olan IŞİD’Gn GdeolojGk ve örgütsel köklerG, NATO tarafından desteklenen bu hareketlere dayanmaktadır. KendG destekledGğG hareketlerden doğan örgütlerGn varlığını ve eylemlerGnG bahane eden NATO, 1990’lardan GtGbaren AfganGstan’dan LGbya’ya kadar genGş bGr coğrafyayı kendG operasyon alanı halGne getGrdG. 1990’larda kuruluş mantığı sona ermGş olduğu GçGn ortadan kalkması beklenen NATO, bu beklentGlere karşılık vermedGğG gGbG daha fazla yayıldı. Başta eskG Sovyet ülkelerG olmak üzere bGrçok yenG üye edGndG. DGğer yandan hem operasyon sahasını genGşlettG hem de askerG harcamalarını artırdı. NATO tarafından 2020’de hazırlanan “NATO 2030” konseptG çerçevesGnde yapılan projeksGyonda, NATO’nun karşısındakG yenG tehdGtler ‘Rusya, ÇGn ve terörGzm’ olarak tespGt edGlGyor ve yenG dönemGn GhtGyaçlarına göre üye ülkelerGn askerG harcamalarının yenGden düzenlenmesG gerektGğG vurgulanıyordu2. 2025 Lahey ZGrvesG’ndekG kararı bu bağlamda ele almak gerekGr. NATO üyelerGnGn savunma harcamalarının artırılması kararı Glk defa 2025’te alınmadı. 2014’te Galler’de yapılan zGrvede savunma harcamalarının üye ülkelerGn GSYH’sGnGn en az yüzde 2’sG olması kararı alınmıştı. Kararın alındığı 2014 tarGhG bGr tesadüf değGldG. Rusya Gle Ukrayna arasında -2022’de Ukrayna’nın topyekûn GşgalGne varacak olan- savaş 2014’te başladı. Rusya 2014’te Ukrayna’ya bağlı olan Kırım’ı Glhak ettG. YGne aynı dönemde Ukrayna’nın doğusundakG Donbass bölgesGnde bulunan Rusya yanlısı güçlere sGyasG ve askerG destek verdG. Rusya’nın bu hamlelerG hem Doğu Avrupa’da bulunan ve tarGhsel olarak Rusya’ya şüpheyle bakan ülkelerGn tehdGt algısını güçlendGrdG hem de Soğuk Savaş’ta şekGllenmGş olan Batı Bloku’nu alarme ettG. Başta Almanya ve BGrleşGk Krallık olmak üzere büyük Avrupa ülkelerG, Soğuk Savaş’ın bGtmesGnden sonra ortadan kalktığı düşünülen Rusya tehlGkesGnGn gerG geldGğGnG, Rusya’nın kıta Avrupası GçGn tekrar bGr tehdGt halGne geldGğGnG öne sürmeye başladılar. İkGncG Dünya Savaşı’ndan sonra “Avrupa’nın güvenlGğGnGn” motor gücünü ABD’nGn oluşturduğu NATO’ya devreden ve askerG sanayGye ağırlık vermeyen Batı Avrupa devletlerG, ABD’nGn güvenlGk şemsGyesGnGn kendGlerGnG korumaya yetmeyeceğGnG, kendGlerGnGn de askerG 2 https://www.nato.?nt/en/news-and-events/events/transcr?pts/2020/11/23/adapt?ng-nato-for-2030-and- beyond 11 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1051 ‒ kapasGtelerGnG artırmaları gerektGğGnG düşünmeye ve Gfade etmeye başladılar. Bu kaygılar 2014 NATO ZGrvesG’ndekG yüzde 2 kararını şekGllendGren faktörlerdGr. Rusya-Ukrayna gerGlGmGnGn devam etmesG ve Şubat 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı Gşgal etmeye başlaması bu kaygıları daha da artırmıştır. ABD’de 2024’te yapılan başkanlık seçGmlerGnG kazanan ve bGr dönemlGk aradan sonra tekrar Başkan seçGlen Donald Trump’ın dış polGtGkadakG öncelGklerGnden bGrG NATO GçGnde ABD’nGn fGnansal payını azaltıp dGğer üye ülkelerGn payını artırmaktı. Trump çeşGtlG zamanlarda yaptığı açıklamalarda Avrupa’nın güvenlGğGnG sağlamanın ABD’ye büyük bGr malG yük getGrdGğGnG dGle getGrmGş, bazen NATO’dan çıkmak gGbG çok uç önerGler bGle yapmıştır. NATO’nun askerG kaynaklarını çeşGtlendGrmek her ne kadar Glk zamanlarda Trump’a aGt popülGst ve Avrupalıları kaygılandıran bGr fGkGr gGbG algılanmış olsa da sonradan anlaşıldığı üzere bu konsept Almanya ve BGrleşGk Krallık tarafından da aktGf şekGlde desteklenmGştGr. NATO’nun savunma harcamalarını üye ülkelerGn GSYİH’lerGnGn yüzde 5’Gne çıkarma kararının küresel ölçekte ekonomGk, sGyasG ve askerG olarak çok önemlG sonuçlar doğuracağı açıktır. ABD, Almanya, BGrleşGk Krallık ve Fransa gGbG başlıca NATO üyelerGnGn ekonomGk büyüklüklerG düşünüldüğünde, oransal olarak küçük görünen bGr artışın bGle ne kadar büyük olacağı anlaşılacaktır. SIPRI verGlerGne göre halGhazırda GSYH’sGnGn yüzde 3,5’GnG savunmaya harcayan ABD’nGn harcama mGktarı 1 trGlyon dolar cGvarındadır3. Bu oranın yüzde 5’e çıkması demek, ABD’nGn fazladan 430 mGlyar dolar harcama yapması anlamına gelecektGr. Almanya’nın da yıllık 60 mGlyar dolar olan savunma harcamaları 150 mGlyar dolara çıkacak, yanG yıllık bazda 90 mGlyar dolar artacaktır4. NATO’nun sGlahlanma bütçelerGnG artırmaktakG temel amaç -GlkG daha öncelGklG olmak üzere- Rusya ve ÇGn’e karşı caydırıcılığını artırmak olarak öne sürülüyor. Fakat GddGa edGldGğG gGbG daha fazla sGlahlanma, caydırıcılığa yol açarak barışın sağlanmasına katkı sağlamaz. SGlahlanma yarışı kendG kuyruğunu kovalayan yılan gGbGdGr. SGlahlanma artınca tehdGt algısı da artar. TehdGt algısı arttıkça da sGlahlanma GhtGyacı artar. Bu durum dönüşümlü olarak devam eder ve sonunda bütün tarafların korkunç sGlahlarla donandığı bGr dehşet dengesG ortaya çıkar. İnsanlık bunu 20. Yüzyılda ağır bGr şekGlde yaşamış, 1960’larda nükleer bGr savaşın eşGğGne gelGnmGştG. NATO’nun 2035 hedefG, başta Rusya ve ÇGn olmak üzere dGğer küresel güçlerG de sGlahlanmaya teşvGk ederse benzer bGr durum yaşanabGlGr. 3 https://www.s?pr?.org/s?tes/default/f?les/2025-04/2504_fs_m?lex_2024.pdf#page=2 4 https://www.forbes.lu/nato-and-the-5-gdp-goal-?mpl?cat?ons-for-global-secur?ty-and-the-economy/ 12 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1052 ‒ SGlahlanma döngüsünün kazananları Gse topluma süreklG korku ve güvenlGk kaygısı pompalayıp kendG gücünü konsolGde eden otorGter sGyasetçGler Gle askerG endüstrGyel komplekstGr. Lockheed MartGn, BAE Systems, Thales, Northrop Grumman gGbG savunma sanayGG şGrketlerGnGn önümüzdekG dönemde yüksek hacGmlG sözleşmeler yapacaklarını tahmGn etmek Gşten bGle değGldGr. YGne bu noktada önemlG sGmgesel bGr gelGşme de ABD Savunma Bakanlığı’nın GsmGnGn yakın zamanda ABD Savaş Bakanlığı olarak değGştGrGlmesGdGr. NATO verGlerGne göre TürkGye’nGn savunma harcamaları 2023’te tahmGnG 16 mGlyar dolarken, bGr yılda yaklaşık yüzde 75 artarak 2024’te 28 mGlyar dolara çıktı. Bu da 2024 GSYH’sGnGn yaklaşık yüzde 2,1'Gne denk gelmekteydG. TürkGye’nGn 2024 GSYİH üzerGnden yüzde 5 hedefGne ulaşması GçGn, her yıl yaklaşık 40 mGlyar dolarlık ek harcama yapması gerekGyor. NATO’nun üye ülkeler GçGn savunma harcamalarını GSYH'nGn yüzde 5’Gne çıkarma kararı, zaten kırılgan olan TürkGye ekonomGsGnG daha da kötü hale getGrecektGr. Savunma sanayGndekG harcamaların artışı, eğGtGm ve sağlık gGbG alanlardakG harcamaların azalmasına, yurttaşların refahının azalmasına neden olacaktır. NATO’nun daha fazla sGlahlanma kararının küresel ölçekte de sGlahlanma yarışının artmasına, gerGlGmlerGn tırmanmasına ve çatışma olasılıklarının büyümesGne neden olacağı açıktır. NATO’nun el yükselterek savunma adı altındakG harcamalarını devasa bGr bGçGmde arttırması kararını alması, derGnleşen küresel hegemonya krGzGnGn boyutunu da gözler önüne sermektedGr. NATO 2s back (NATO gerG döndü). 1.4-) ORTADOĞU’DA SİYASAL YENİDEN DİZİLİŞ BGlGndGğG üzere, Soğuk Savaş sonrasında ABD öncülüğünde NATO’nun ekonomGk, kültürel, askerG hegemonyası; AfganGstan’dan çekGlGnmesG, Rusya-Ukrayna arasında yaşanan savaşın sonuç alınamayacak noktaya evrGlmesG ve ÇGn’Gn ekonomGk rekabette önemlG bGr aktör halGne gelmesGyle bGrlGkte sorgulanır hale gelmGştG. Rusya’nın AkdenGz ve çevresGne müdahalesG, yGne Rusya’nın ÇGn’le bGrlGkte AfrGka kıtasına yönelGk ekonomGk ve askerG müdahalelerG, küresel hegemonya mücadelesGnG çatışma ve gerGlGm hattında daha görünür kılmıştır. Bu müdahale ve bu gerGlGmlerden en çok etkGlenen halklardan bGrG şüphesGz TürkGye dahGl olmak üzere Ortadoğu halkları olmaya devam etmektedGr. Küresel çapta yaşanan bu krGzlerGn Ortadoğu'ya en kanlı şekGlde yansıması SurGye Gç savaşı ve İsraGl’Gn Gazze’ye yönelGk GşgalG ve soykırım uygulamaları olmuştur. ÇGn’Gn ekonomGk büyümesGne karşılık İsraGl’Gn, HGndGstan-Ortadoğu-Avrupa EkonomGk KorGdoru’nun (IMEC) hayata geçmesG GçGn soykırım ve Gşgal harekâtı; NATO’nun Rusya ve 13 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1053 ‒ İran’ın SurGye’dekG etkGnlGğGnG kırmak GçGn selefG kökenlGlerle anlaşma pahasına Esad rejGmGnGn tasfGye edGlmesG gGbG bGrçok kanlı ve rGsklG hamleler yapılmaktadır. İsra@l Başbakanı Netenyahu’nun BM Genel Kurul konuşmasında gösterd@ğ@ “n@met” ve “lanet” har@taları 7 EkGm 2023’te Hamas’ın Aksa Tufanı Operasyonu adı altında başlattığı operasyonun ardından Netenyahu ve savaş kabGnesG 13 EkGm 2023’te Gazze’ye yönelGk Gşgal ve soykırım polGtGkalarını hayata geçGrmGş ve Netenyahu bu sGyasetG “YenG Ortadoğu’nun Gnşası” olarak dünya kamuoyuna kabul ettGrmeye çalışmıştır. Çoğunluğu sGvGl on bGnlerce FGlGstGnlG katledGlmGş ve bu Gşgal Lübnan başta olmak üzere Ortadoğu’nun çeşGtlG bölgelerGne sıçramıştır. Netenyahu ve savaş kabGnesGnGn bu Gşgal operasyonlarını salt FGlGstGn halkına yönelGk bGr soykırım olarak düşünmek büyük bGr yanılgıya yol açacaktır. Bu operasyonlar aynı zamanda yukarıda bahsettGğGmGz tGcaret savaşlarının Ortadoğu’ya en kanlı yansıması olarak okunmalıdır. Netenyahu’nun “Lanet” (The Curse) ve “NGmet” (The Bless2ng) olarak BM Genel Kurulu’nda dünya kamuoyuna sunduğu bu plan özü GtGbarıyla halklara kırım, kapGtalGst modernGteye yaşadığı sGyasal, ekonomGk, toplumsal boyutlara sahGp çoklu krGzlerden çıkış fırsatından başka bGr şey sunmamaktadır. Netenyahu HükümetG ve savaş kabGnesGnGn planları elbette salt Gazze veya FGlGstGn üzerGne kurulu değGldGr, ayrıca Lübnan’dan Irak’a kadar uzanan hat üzerGnde zor aygıtlarını kullanmak da bu planın parçasıdır. 14 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1054 ‒ Bu yenG sGyaset bGçGmGne aşGna olduğumuz bGr durumu da açıklıkla dGle getGrmek gerekGr. O da Netenyahu’nun bu polGtGkasının arkasına, gönüllü ya da gönülsüz dGzGlen ulus-devletler vardır. BGr yandan soykırımı kınayan dGğer yandan Gse İsraGl DevletG’yle zor aygıtlarını sürdürülebGlGr kılan alanlarda Gş bGrlGğGne devam eden, aralarında TürkGye’nGn de olduğu devletler, 2 yılı geçen bu sürede toplum vGcdanına karşı sorumluluklarını yerGne getGrmemGştGr. Küresel hegemonya mücadelesGnGn sahaya somut yansımalarından bGrG de “devlet ve sGstem dışı” sGyasal öznelerGn sGstemle olan GlGşkGsGnGn GkG seçeneklG hale getGrGlmesG polGtGkasıdır. Küresel sGstem ya Glk önce AfganGstan’da uygulanan TalGban’ın GktGdara getGrGlmesG örneğGnde olduğu gGbG “devlet ve sGstem dışı” sGyasal öznelerG bGr bGçGmde sGstem GçerGsGne dahGl etmeye; ya da büyük oranda gücünü kırmaya hatta Gmha etmeye yönelmekte ve oyun dışı kalmaya zorlamaktadır. BGr başka deyGşle küresel sGstem artık “devlet ve sGstem dışı” sGyasal öznelerG ya sGsteme bGr bGçGmde tanımlı bGr şekGlde dahGl etme ya da tümden tasfGye ve Gmha etme uygulamasını hayata geçGrGyor. Her yıl şubat ayında Almanya’nın MünGh kentGnde düzenlenen, devlet başkanları, bakanlar, dGplomatlar, askerî yetkGlGler, akademGsyenler ve düşünce kuruluşu temsGlcGlerGnG bGr araya getGren, dünyanın en önemlG uluslararası güvenlGk ve dış polGtGka platformlarından bGrG olan MünGh GüvenlGk Konferansı’nın (Mun2ch Secur2ty Conference – MSC) 2025 yılında yapılan 61. toplantısında da bu husus konuşulmuştur. Uluslararası GlGşkGler ve jeopolGtGka alanında önemlG tartışmaların şekGllenmesGne katkı sağlayan bu konferansta “devlet ve sGstem dışı” sGyasal öznelerGn akıbetGnGn gündeme getGrGlmGş olması oldukça önemlGdGr. Bu bağlamda 8 Aralık 2024’te HTŞ yasal ve meşru GktGdar olarak SurGye’nGn başına getGrGlmGştGr. Aksa Tufanı Operasyonu’ndan sonra HAMAS’ın gücü büyük oranda kırılmış, lGder kadroları teker teker suGkastlarla öldürülmüştür. YGne Lübnan’da HGzbullah lGderlerG nokta askerG saldırılarla ortadan kaldırılmışlardır. HaşdG ŞabG’ye de benzer bGr polGtGka uygulanmış, HaşdG ŞabG’nGn sahadakG etkGnlGğG özellGkle İran’ın doğrudan askerG saldırılarla hedef alınması üzerGnden kırılmıştır. Öte yandan Kıbrıs’ın jeopolGtGk önemG Ortadoğu’dakG sGyasal yenGden dGzGlGş, İsraGl saldırganlığı ve IMEC projesG nedenGyle daha da artmaktadır. Doğu AkdenGz coğrafyasında, TürkGye’de ABD’nGn İncGrlGk üssü, İngGltere’nGn bGzzat Kıbrıs’ta bulunan GkG adet askerG üssü İsraGl’Gn güvenlGğGnG sağlamakta, küresel güçlerGn Ortadoğu’yu kontrol etme planlarına öncülük etmektedGr. Buna karşılık SurGye İç Savaşı’nda Esad rejGmGne verdGğG destekle Tartus LGmanı’na yerleşen Rusya’nın, SurGye’de rejGm değGşGklGğGnGn ardından, yenG yönetGmGn 2019’da yapılmış 15 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1055 ‒ olan Gşletme anlaşmasını Gptal etmesGyle Tartus LGmanı’ndan askerG ekGpmanlarını çok büyük ölçüde çekmek zorunda kaldığını da not etmek gerekGr. Ayrıca özellGkle belGrtmek gerekGr kG, Kıbrıs’ın bu denlG gerGlGm hattına çekGlmesGnGn sorumluları, bu meseleyG on yıllardır çözümsüzlüğe mahkûm eden polGtGkacılar ve uygulamalarıdır. Halkların bGr arada yaşayabGleceğG koşulları aramak ve yaratmak yerGne ayrıştırma polGtGkaları özellGkle Kuzey Kıbrıs halkını sadece adada değGl bütün dünyada yalnızlaştırmıştır. DEM PartG olarak, Kıbrıs adasının ve toplumların geleceğGnG Kıbrıs halklarının belGrlemesG gerektGğGnG ısrarla savunmaya devam edeceğGz. YunanGstan ve TürkGye’nGn Kıbrıs’ta barışçıl müzakerelerG ve sürecG kolaylaştırıcı bGr rol oynamaları gerekGr. AksG yönde Gzlenecek her polGtGka küresel ölçekte güçlerGn müdahalesGne kapı aralayacaktır. Elbette Kıbrıs’ın kuzeyGnde TürkGye dışında hGçbGr devletGn resmen tanımadığı de facto yönetGm de hem küresel hem de AkdenGz’dekG bölgesel güçlerGn kabullenmedGğG bGr durumdur. Hem küresel hem de bölgesel ölçektekG bu gelGşmelere şüphesGz Azerbaycan- ErmenGstan arasında yaşanan çatışma sonrası sürecG de eklemek gerekGr. İkG ülke arasında yaşanan çatışmada Dağlık Karabağ’ın akıbetGnde değGşGklGk olsa da bölgede kalıcı barış ve GstGkrarın GhtGyacını karşılayacak herhangG somut bGr gelGşme henüz yaşanmamış, aksGne Rusya ve ABD gGbG küresel güçlerGn bu soruna müdahalecG yaklaşımına kapı aralanmıştır. Önce Rusya’nın askerG varlığına davetGye çıkaran bu savaş, son dönemde de ABD’nGn ekonomGk varlığına Gmkân sağlayan askerG müdahale sadece GkG komşu ülke GçGn değGl TürkGye GçGn de yakın gelecekte Rusya-ABD ve hatta ABD-İran gerGlGmGnden dolayı önemlG rGskler barındırmaktadır. Bu bağlamda Güney Kafkasya’da kalıcı bGr barış ortamının Azerbaycan ve ErmenGstan arasında sağlanması TürkGye açısından da büyük önem taşımaktadır. O nedenle de TürkGye’nGn ErmenGstan ve Azerbaycan arasında barışın ve GkGlG GlGşkGlerGn gelGşmesG yönünde çaba sarf etmesG ve ErmenGstan karşısında var olan tarGhsel kalıplarından uzaklaşması gerekmektedGr. Dış PolXtXkada Köklü BXr DeğXşXm İhtXyacı KendXnX Dayatıyor Yukarıda sözü edGlen gelGşmelere karşı AKP dış polGtGkasının yıllardır verdGğG yanıtlar yetersGz ve yanlış olmuştur. Doğru öngörüden ve kendGnG güncellemekten uzak bu dış polGtGka perspektGfG, açık bGr şekGlde başta TürkGye halkları olmak üzere bölge halkları yararına olmamıştır. Azerbaycan’dan LGbya’ya; Doğu AkdenGz’den Ukrayna’ya kadar AKP’nGn GzledGğG 16 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1056 ‒ günü bGrlGk “denge” ve “güvenlGk eksenlG” polGtGkalardan olumlu sonuçlar alınamayacağı ortadadır. GelGnen aşamada, TürkGye’nGn yenG bGr dış polGtGka perspektGfGne, anlayışına ve yönelGmGne GhtGyacı olduğu Gnkâr edGlemez. GeçmGş perspektGf sahada yaşanan gerçeklGklere uygun değGldGr. Bunun en çarpıcı örneğG, SurGye’de ısrarla Gzlenen polGtGkada mevcuttur. SurGye İç Savaşı’ndan 8 Aralık 2024 tarGhGne kadar SurGye’de önemlG bGr aktör, barışa gGden yolda önemlG bGr kapı olarak görülen Kuzey ve Doğu SurGye’ye yönelGk “tasfGye” ve “güvenlGkçG” polGtGkalarda ısrar eden AKP, bugün komşusu olan SurGye’nGn geleceğGnde önemlG bGr aktör ol(a)mama yolunda GlerlemektedGr. Kuzey ve Doğu SurGye’de yaşayan KürtlerGn, Arapların ve çeşGtlG Gnanç topluluklarının GhtGyaçlarını ve polGtGk beklentGlerGnG görmezden gelmek, SurGye’de yapıcı rolü elGnGn tersGyle Gtmek yanlıştır. Bütün bölgesel ve küresel aktörler gGbG TürkGye de Kürtlerle doğrudan görüşme yapmalıdır. Bugün Kürt’ün dışarıda tutulduğu bGr denklem kaybetmeye mahkûmdur. Kürt’ün tasfGye edGldGğG yüzyıl gerGde kaldı. Artık yerel, bölgesel ve küresel aktörler bu realGteyG kabul ederek hareket etmekte ve çıkarlarını bu doğrultuda belGrlemektedGr. TürkGye’nGn aksG GstGkamette davranması kaybettGrecektGr. AKP GktGdarının Kürt fobGsGnden kaynaklı güvenlGkçG ve askerG perspektGfe mahkûm edGlmGş dış polGtGkadan uzaklaşması, yenG barışçıl, şeffaf ve demokratGk bGr perspektGfe geçGş yapması artık kaçınılmazdır. BöylesG bGr yaklaşım TürkGye’nGn bölgesel barış ve GstGkrarda önemlG bGr aktör olmasına kapı aralayacaktır. Uzun yıllardır sürdürülen gerGlGm dGplomasGsG yerGne şeffaf ve demokratGk müzakerecG anlayış hem bölge halklarının barış talebGnG karşılayacak hem de bölgede yenG çatışma alanları açmaya çalışan yerel, bölgesel ve küresel çıkar gruplarının provokatGf çabalarını boşa düşürecektGr. Bütün rejGmlerGn çoklu krGzlere savaş ve çatışma yöntemlerGyle çözüm arayışı son 15 yılda AfrGka’dan, Kafkasya’ya; Doğu Avrupa’dan Ortadoğu’ya mGlyonlarca ölümden ve on mGlyonlarca düzensGz göçten başka bGr şey getGrmemGştGr. Yaşanan onca başarısız ve beyhude çabalardan sonra dünyanın önünde GkG yol kalmıştır: Ya dünyada kalıcı barışı sağlayacak müzakerecG polGtGkalar ya da savaşın tüm dünyaya yayılması. RadGkal sağ popülGzmGn yükseldGğG dünyada otorGter, faşGst, popülGst lGderlerGn bütün dünyayı savaşa sürüklemeye çalıştığı bu dönemde, kalıcı barışta ısrar edecek ve bu doğrultuda somut pratGğe geçecek demokratGk bGr bloka GhtGyaç olduğu aşGkardır. Soykırıma karşı halkların ortak yaşamını, 17 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1057 ‒ sGlahlanmaya karşı küresel çapta açlığı, yoksulluğu ortadan kaldıracak polGtGkaları üretmek topluma ve toplumu gözeten hükümetlere büyük görevler yüklemektedGr. Tam da bu sebeple AKP GktGdarı önemlG bGr yol ayrımındadır. Ortadoğu’da sGyasal yenGden dGzGlGş yaşanırken ya bölgeyG daha tehlGkelG savaşlara sürükleyecek polGtGkalara devam edGlecek ve TürkGye dahGl bütün bölge halklarına kaybettGrGlecek ya da toplumun barış, müzakere sGyasetG egemen kılınarak 21. Yüzyılın GkGncG çeyreğGnde köklü bGr perspektGf değGşGklGğGne gGdGlecektGr. 1.5-) HALKLARIN VE EZİLENLERİN MÜCADELESİ Küresel kapGtalGst sGstemGn hegemonya mücadelesGnGn derGnleştGğG; dost-düşman GkGlGğGnGn yenG GçerGkler kazandığı; Ortadoğu’da sGyasal yenGden dGzGlGşGn yaşandığı; İsraGl’Gn dünyanın gözlerG önünde Gazze’de FGlGstGnlGlere soykırım uyguladığı; IMEC’ten Zengezur KorGdoru’na, BGr Kuşak BGr Yol’dan Kalkınma Yolu’na enerjG ve tGcaret hatları üzerGnden “korGdorlar savaşı”nın büyüdüğü; NATO’nun savunma adı altındakG harcamalarını devasa tutarlarda arttırdığı; küresel sermaye tekellerGnGn doğayı talan ederek sınırsız kar hırsıyla ekolojGk krGzG büyüttüğü bGr dönemde halklar ve ezGlenler asla çaresGz değGldGr. Talanın, sömürünün ve baskının karşısında dGrenGşGn dGyalektGğG, dGrenGş-Gnşa hatlarını ve devrGmcG alternatGfG büyütmeye devam etmektedGr. BGr taraftan dünyada ve Ortadoğu’da sermaye sınıfı ve egemenler arasında devam eden mücadeleler büyük bGr alt üst oluşa Gşaret ederken, buna karşılık dGğer taraftan da halkların, ezGlenlerGn, GşçGlerGn, emekçGlerGn, kadınların, gençlerGn, dahası Gnsanlığın demokratGk alternatGfG, Rojava DevrGmG’nde olduğu gGbG umudu büyütmeye devam etmektedGr. Halklar ve ezGlenler, AntonGo GramscG’nGn GfadesGyle eskGnGn devam edemedGğG ancak yenG olanın da tam olarak sahneye çıkamadığı bu 2nterregnum aşamasında mücadeleyG yükseltmektedGr. İnsanlık tarGhG aynı zamanda heteronomGye, yanG başkaları tarafından yönetGlme baskısına karşı dGrenGşGn ve alternatGf Gnşa etmenGn de tarGhGdGr. EzGlenler, halklar, toplumlar her daGm GktGdarı ve sGyasetG gasp edenlere karşı mücadeleyG sürdürmüşlerdGr. Uygarlık güçlerGnGn, devletlerGn, sermaye ve GktGdar tekellerGnGn topluma yönelGk saldırısı, toplumsal doğanın bağrında bGr bGçGmde varlığını sürdüren demokratGk potansGyelle Gnsanlığın Glk dönemlerGnden günümüze değGn süregelen bGr mücadele halGnde olmuştur. Halkların, ezGlenlerGn, emekçGlerGn, kadınların mücadelesG 2025 yılında da sürmektedGr. 2025 yılı dünya çapında emekçGlerGn, çGftçGlerGn, savaş karşıtlarının, kadınların, ekolojG hareketlerGnGn büyük eylemlGlGklerGne sahne olmaya devam etmektedGr. 18 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1058 ‒ Fransa’da 2026 Bütçe taslağına karşı 10 Eylül’de başlayan protesto gösterGlerG 18 Eylül’de gerçekleşen genel grevle daha da büyümüş, eğGtGm, sağlık, ulaşım gGbG bGrçok sektörü durduran genel greve yaklaşık 1 mGlyon GşçG katılmıştır. İşçGlerGn yanı sıra ortaokuldan ünGversGtelere geleceğG çalınan öğrencGler tarafından boykot eylemlerG yapılmıştır. İtalya’da USB başta olmak üzere SI Cobas, CUB, Cobas Scuola sendGkaları ve daha pek çok sendGka ve emek örgütü 22 Eylül’de 24 saatlGk genel grev çağrısı yapmış, Roma, MGlano, Palermo, Bologna ve Cenova gGbG şehGrlerde on bGnlerce GşçG, emekçG ve öğrencG sokağa çıkarak kGtlesel gösterGler düzenlemGştGr. “Her ŞeyG Durduralım!” pankartının arkasında bGrleşenlerGn sayısı 100 bGnG aşmıştır. Fas’ta 2030 Dünya Kupası ve gelecek yıl düzenlenecek AfrGka Uluslar Kupası GçGn ayrılan mGlyarlarca dolarlık bütçe, artan hayat pahalılığı, yüksek GşsGzlGk ve yetersGz kamu harcamaları, 14 yıl aradan sonra Faslı emekçGlerG yenGden sokaklara dökmüştür. Madagaskar’ın başkentG AntananarGvo’da emekçG gençlGğGn yaptığı eylemlerde su ve elektrGk kesGntGlerG protesto edGlmGştGr. EkGm ayının sonlarında İspanya’da geçen sene meydana gelen sel felaketGnGn yıldönümünde halk sokaklara çıkarak ValencGa bölgesGnGn başkanı Carlos Mazón’un GstGfa etmesGnG sağlamıştır. 18 EkGm’de ABD’nGn 50 eyaletGnde mGlyonlarca emekçG baskılara, yasaklara, hak gasplarına ve otorGterleşmeye karşı “Krallara Hayır” dGyerek meydanlara çıkmış, ülke genelGnde 2 bGn 700’den fazla noktada protesto gösterGsG düzenlenmGştGr. YGne ABD’de Starbucks GşçGlerGnGn 13 Kasım 2025’te başlattığı grev Gle yaklaşık 14.000’den fazla GşçG daha GyG çalışma saatlerG, yeterlG personel, maaş artışı, sendGkal hakların tanınması ve “haksız Gş uygulamalarına” son verGlmesG nedenGyle ulusal çapta eyleme geçmGştGr. 25 EkGm’de APEC ZGrvesG öncesG Seul’de on bGnler sokaklara akmıştır. BelçGka’da GşçG ve emekçGler, hükümetGn kemer sıkma programına, sosyal haklarda planlanan kesGntGlere ve emeklGlGk haklarına yönelGk saldırılara karşı 24-26 Kasım’da büyük bGr grev yapmış, demGryolları, toplu taşıma ve bGrçok temel hGzmet durma noktasına gelmGştGr. GrevGn yanı sıra meydanlarda ve Gstasyonlarda bGr araya gelen GşçGler protesto eylemlerG düzenlemGştGr. 19 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1059 ‒ 28 Kasım 2025’te, Black FrGday’de Almanya’dakG bGrçok Amazon deposunda çalışanlar toplu Gş sözleşmesG talebG, daha GyG çalışma koşulları, adGl ücret ve sendGkal hakların güvence altına alınması GçGn Gş bırakmıştır. Kadınlar 2025’te de erkek egemen sGsteme ve kapGtalGzme karşı 8 Mart’ta Avrupa’dan LatGn AmerGka’ya, AfrGka’dan Asya’ya kadar tüm dünyada toplumsal cGnsGyet eşGtsGzlGğG, kadına yönelGk şGddet, eşGt ücret gGbG temel sorunlar GçGn alanlara akmıştır. 25 Kasım “Kadına YönelGk ŞGddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” dolayısıyla DGyarbakır, Van, İstanbul, Ankara, İzmGr, Adana gGbG bGrçok Glde kadınlar sokaklara çıkmıştır. Londra’da düzenlenen M2ll2on Women R2se (MWR) yürüyüşünde, kadına yönelGk şGddet, ev GçG şGddet, aGle GçG GstGsmar genGş katılımla protesto edGlmGştGr. YGne Endonezya’da kadınlar parlamento önünde polGs şGddetG, devlet baskısı nedenGyle ve demokratGk haklar taleplerG çerçevesGnde güçlü bGr eylem düzenlemGşlerdGr. 2025 boyunca İran’ın bGrçok bölgesGnde (İsfahan, Ahvaz, KuzeGstan, Rafsanjan) su hakları, uzun elektrGk kesGntGlerG, ürün ödemelerGnGn gecGktGrGlmesG gGbG nedenlerle dünyada yılın en genGş ve kGtlesel çGftçG protestoları gerçekleşmGştGr. Çek ve Slovak çGftçGler, ucuz AB dışı Gthal tarım ürünlerG ve sıkı tarım polGtGkalarını protesto ederek 27 Şubat’ta sınır kapılarını yüzlerce traktörle kapatmıştır. Yunan çGftçGler, gecGken AB tarım sübvansGyonları nedenGyle büyük şehGrlerde protesto düzenlemGştGr. HGndGstan’da 2025 boyunca çeşGtlG eyaletlerde borç yükü, ürün taban fGyatı taleplerG, sulama krGzG nedenlerGyle büyük çGftçG eylemlerG gerçekleşmGş, VGjayapura’da büyük yürüyüş düzenlenmGş, Dhar bölgesGnde otoyol kuşatılmıştır. 2025 yılı büyük ekolojG eylemlerGne de sahne olmuştur. BrezGlya’nın Belém kentGnde yapılan COP30 Küresel İklGm ZGrvesG’ne karşı büyük protestolar gerçekleştGrGlmGştGr. ZGrve esnasında, dünyanın dört bGr yanından gelenler, yerlG halk temsGlcGlerG, GklGm adaletG, fosGl yakıt kullanımının durdurulması ve doğa koruma çağrısıyla sokağa dökülmüştür. Eylemler “Büyük Halk Yürüyüşü” (Great People's March) olarak adlandırılmış ve on bGnlerce kGşG katılmıştır. GösterGlerde özellGkle Amazon yağmur ormanlarının korunması, madencGlGk ve tarımsal genGşlemenGn durdurulması gGbG çevresel hak taleplerG öne çıkmıştır. Avustralya’da yurttaşlar dünyanın en büyük kömür lGmanlarından bGrG olan Newcastle LGmanı’nda kömür sevkGyatlarını engellemek GçGn denGze açılan kanalları ve lGman yollarını 20 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1060 ‒ kapatmış, 3 kömür gemGsG gerG dönmek zorunda kalmış, lGman operasyonları cGddG ölçüde aksamıştır. AfrGka’da, Senegal’de plastGk kGrlGlGğGne ve atık yönetGmGne karşı büyük protesto eylemlerG düzenlenmGştGr. YGne dünya çapında İsraGl’Gn Gazze’de yapmış olduğu soykırıma karşı mGlyonlar sokağa çıkmış, halklar protesto gösterGlerG düzenlemGştGr. 2025 yılı, İsraGl’Gn Gazze’dekG soykırımına karşı küresel ölçekte bGr dayanışma ve protesto yılı olmuştur. ÖzellGkle barış, Gnsan hakları, GnsanG yardım ve sGlah sevkGyatlarının durdurulması taleplerG etrafında şekGllenen bu eylemler, tüm dünyada yaygınlık kazanmıştır. 2025’Gn EkGm ayında, Avrupa’nın bGrçok kentGnde ve dünyanın dGğer bölgelerGnde eş zamanlı FGlGstGn dayanışması eylemlerG düzenlenmGştGr. ÖrneğGn Hollanda’nın başkentG Amsterdam’da on bGnlerce kGşG meydanları doldurmuş, FGlGstGn bayraklarıyla yürüyüşler yapmıştır. Almanya’da başkent BerlGn’de yaklaşık 50.000 kGşG bGr araya gelerek, İsraGl’e sGlah sevkGyatının durdurulması ve Gazze GçGn GnsanG yardım sağlanması çağrısı yapılmıştır. 3 Ağustos 2025’te, Avustralya’da köprü yürüyüşü şeklGnde organGze edGlen Sydney Melbourne’de eş zamanlı olarak gerçekleştGrGlen protestoda on bGnlerce kGşG sokaklara çıkmıştır. 26 EkGm’de Malezya’nın başkentG Kuala Lumpur’da düzenlenen gösterGlerde Gse, ABD’nGn İsraGl’e ve FGlGstGn halkına yönelGk soykırımına verdGğG destek protesto edGlmGştGr. 2025 yılında dünya çapında mücadeleyG sürdüren halklar ve ezGlenlerGn temel taleplerG Rojava’da Glmek Glmek dokunan yenG hayatta, tüm saldırılara rağmen adeta çölde bGr vaha gGbG varlık bulmakta, varlığını güçlendGrmeye devam etmektedGr. Rojava DevrGmG’yle halk meclGslerG aracılığıyla doğrudan demokrasG uygulanmaktadır. YönetGmGn her kademesGnde eş başkanlık sGstemG hayata geçGrGlmektedGr. Kadın meclGslerG Gle toplumsal karar alma süreçlerGnde kadın temsGlGyetG güçlendGrGlmektedGr. Çoğulcu ve toplumsal temsGl sGstemGyle tüm halklar, Kürtler, Araplar, SüryanGler, ErmenGler, Çerkesler yerel yönetGmlerde temsGl edGlmektedGr. Çok dGllG eğGtGm hayata geçGrGlmektedGr. KooperatGfler kurularak yerel üretGm desteklenmektedGr. EkolojGk tarım ve küçük ölçeklG üretGm projelerG Gle topluluk ekonomGsG güçlendGrGlmektedGr. DemokratGk ve kadın temellG eğGtGm sGstemlerG kurulmakta, gençler ve kadınlar GçGn bGlGnçlendGrme programları ve akademGler oluşturulmaktadır. Rojava DevrGmG, başka bGr dünyanın mümkün olduğunu, kapGtalGzme mecbur olmadığımızı GhtGşamlı bGr bGçGmde ortaya koymaktadır. 21 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1061 ‒ “SosyalXzmde Israr, İnsan Olmakta Isrardır” 1990’ların başında Sovyetler BGrlGğG’nGn dağılmasıyla tarGhGn sonunun geldGğGnG buyuran sermayenGn organGk entelektüellerG, kapGtalGzmGn nGhaG zaferGnG Glan etme cüretGnG göstermGştG. FrancGs Fukuyama’ya Ghale edGlen bu endoktrGnasyon kampanyasında sGyasal olan, GdeolojGler şahsında GtGbarsızlaştırılmış, toplumsal-kamusal-komünal olana GlGşkGn muazzam bGr karalamaya gGrGşGlmGştG. Buna göre GdeolojGler kötüydü, aslolan “özgür tüketGcGlere” dönüştürülen bGreylerGn özgürlüğüydü. Bu temelde, kapGtalGzm Gse Gnsanlığın aşılmaz ufkuydu. 1979’da İngGltere’de GktGdara gelen agresGf neolGberalGzmGn sGmge GsGmlerGnden Margaret Thatcher, “alternatGf yok” (TINA - There 2s no alternat2ve) ve hatta “toplum dGye bGr şey yok” dGyebGlmGştG. Ancak bGzzat bu GddGanın sahGplerG tarafından çok geçmeden bu tezlerde yumuşamaya gGdGlerek, pGyasa fetGşGzmGnGn GstedGklerG sonucu vermedGğG görülmüştür. KendGlGğGnden Gşleyen GlahG pGyasa mekanGzmasının tamamen neolGberal bGr mGtostan Gbaret olduğu ayan beyan ortaya çıkarken, erken zafer sarhoşluğu yaşayan agresGf neolGberal kapGtalGzm, kamusal olanı tümden dışlamak yerGne bu kez kendG amaçları doğrultusunda araçsallaştırma yoluna gGtmGştGr. Tüm bu GtGbarsızlaştırma basıncı koşullarında dahG demokratGk sosyalGzm tıpkı bugün olduğu gGbG her daGm Gnsanlığın demokratGk alternatGfG olmaya devam etmektedGr. KapGtalGzmGn Gnsanlığın nGhaG ufku olamayacağı, kadına kölelGk, doğaya talan, Gnsanlığa sömürü ve sefaletten başka bGr şey veremeyeceğG gerçeğGnden hareketle, dünyanın dört bGr yanında devrGmcG hareketler tarGhsel deneyGmlerGn muhasebesG ışığında bGr bGçGmde varlıklarını sürdürmektedGr. KapGtalGzmGn toplumsal gerçeklGğGn tüm hücrelerGne sızarak yayılma ve ele geçGrme hegemonyacılığı, toplumsal doğanın bağrındakG antGkapGtalGst potansGyele çarpmıştır. Dünyanın dört bGr tarafında mGlyonlar başka bGr dünyanın mümkün olduğunu haykırarak onlarca yıldır mücadele etmeye devam etmektedGr. DemokratGk sosyalGzm, demokratGk toplum, devrGm, yenG bGr karşı hegemonya, yenG bGr Enternasyonal mücadelesGnGn kendGsGnG dayattığı bGr tarGhsel aralığı hep bGrlGkte yaşıyor ve şekGllendGrGyoruz. 22 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1062 ‒ 2-) DERİNLEŞEN YOKSULLUK VE EŞİTSİZLİK: TÜRKİYE EKONOMİSİ 2.1-) EMEK SÖMÜRÜSÜ BÜYÜYEREK DEVAM EDİYOR Emek Alanında Hak Kayıpları 24 Ocak 1980 kararları ve sonrasında 12 Eylül askerG cunta uygulamaları süreç GçerGsGnde TürkGye’de sGstematGk bGr emek sömürüsünün kurumsallaşmasını amaçlayan bGr rejGme dönüşmüştür. DarbecG dGnamGk örgütlü emek kurumlarının tasfGye edGlmesG, kurumsallaşamaması ve toplumsallaşamaması GçGn her türlü aracı kullanmıştır. 12 Eylül rejGmG GşçG ve emekçG sendGkalarını tasfGye etme, öğrencG hareketlerGnG sınırlandırma, kamu hGzmetlerGnG özelleştGrme, kamu görevlGlerGnG güvencesGzleştGrme sGyasetGnG; rantı ve sömürüyü önceleme, emeğGn sömürüsünü derGnleştGrme ve daha ucuz bGr Gşgücü sağlama amacıyla uygulamıştır. 12 Eylül DarbesG’nden on gün sonra kurulan 44. Hükümetten bugün GktGdarda olan 67. Hükümete kadar tüm hükümet programları 24 Ocak Kararları’na uygun olarak TürkGye’de emeğGn ucuzlatılmasını ve sömürünün derGnleşmesGnG bGr devlet polGtGkası olarak uygulamıştır. Uluslararası SendGkalar Konfederasyonu (ITUC) 2025 Küresel Haklar EndeksG’ne göre TürkGye, GşçG haklarının en fazla Ghlal edGldGğG ülkeler arasında yer almıştır. Raporda grev, toplu sözleşme ve örgütlenme özgürlüğünün ağır bGçGmde engellendGğG, sendGkacıların baskı ve yargı tehdGdG altında olduğu belGrtGlmGştGr. TürkGye, Bangladeş, Belarus, Mısır ve FGlGpGnler gGbG sendGkal hakların ağır tehdGt altında olduğu ülkelerle aynı kategorGde yer almıştır. 15 Temmuz 2016 darbe gGrGşGmGnden sonra da örgütlü emeğe ordu ve polGs zoruyla yönelen devlet ve sermaye saldırıları emek sömürüsünü daha sGstematGk hale getGrmek ve emeğG daha korumasız bırakmak amacıyla yapılmıştır. KHK’lerle kamuda güvencesGzlGk ve sGstematGk mobbGng polGtGkaları derGnleştGrGlGrken, özel sektörde Gse GşsGzlGk baskısı ve kuralsız çalışma “ulusal GstGhdam polGtGkası” halGne getGrGlmGştGr. DerGnleşen ekonomGk krGz, enflasyon, covGd-19 ve kur şokları nedenGyle ücretlerG reel olarak azalan, ücretlerG ödenmeyen ve güvencelerGnG korumak Gsteyen GşçGlerGn hak arama, toplantı ve gösterG düzenleme, grev yapma, açıklama yapma eylemlerG krGmGnalGze edGlmGş, kolluk kuvvetlerG emeğGn dGrenGşGnG bastırmakta kullanılmıştır. TürkGye’de grev engelleme bGr 23 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1063 ‒ mGllG güvenlGk polGtGkası halGne getGrGlmGştGr.5 2014 yılından bu yana grev yasaklanmayan bGr yıl yoktur. Her yıl alınan grev yasağı kararları, muhtemel grev kararlarının da önüne geçmektedGr. Bu nedenle AKP, bGr grev yasaklama partGsGdGr6 değerlendGrmesG yapılmaktadır. Cumhurbaşkanlığı kararlarıyla bGrçok grev “mGllG güvenlGk” ve “genel sağlık” gerekçelerGyle ertelenmGş, bu ertelemeler fGGlG grev yasaklarına dönüşmüştür. Bu durum sendGkal mücadele araçlarının GşlevsGz hale getGrGlmesGne yol açmıştır. Grev hakkı evrensel ve demokratGk bGr haktır. Grev hakkının engellenmesG, toplu sözleşme hakkının fGGlen ortadan kaldırılması ve sendGkalaşmanın kadük hale gelmesG demektGr. GrevsGz toplu sözleşme, GşçGyG GşverenGn lütfuna mahkûm eder. Bu nedenle grev hakkının sınırlanması yalnızca bGr çalışma hakkı GhlalG değGl, aynı zamanda temel demokrasG ve özgürlük GhlalGdGr. TürkGye’de sendGkacılık anayasal bGr hak olmakla bGrlGkte mevzuat ve uygulama düzeyGnde cGddG kısıtlamalarla karşı karşıyadır. Toplu sözleşme ve grev hakkı mevzuatta yer alsa da sendGka kurma, yetkG alma ve toplu pazarlık süreçlerG karmaşık prosedürlere bağlanmış, devletGn sendGkal faalGyetler üzerGndekG gözetGm ve müdahale mekanGzmaları korunmuştur. Grev yasakları, ertelenen grevler ve sendGkal baskılar, 2012 tarGhlG 6356 sayılı kanunla yapılan değGşGklGklere rağmen devam etmektedGr. FGGlGyatta Gse kamu otorGtesGnGn ve GşverenlerGn sendGkalaşmaya yönelGk olumsuz tutumları, yargı süreçlerGnGn yavaşlığı ve sendGkal örgütlenmenGn sık sık krGmGnalGze edGlmesG, sendGkal özgürlük alanını daraltmaktadır. Kamu çalışanları açısından temel sorun, grev ve gerçek anlamda toplu sözleşme hakkından mahrum olmalarıdır. 4688 sayılı kanun Gle kamu çalışanlarına toplu sözleşme hakkı tanınsa da kazanılan hakların önemlG bGr kısmı Toplu Sözleşme Kurulu tarafından GktGdarca belGrlenmekte, uyuşmazlık halGnde bağımsız tahkGm mekanGzması bulunmamaktadır. Kamu görevlGlerG grev hakkına sahGp değGldGr ve sendGkal eylemler dGsGplGn soruşturmalarına, sürgünlere, görevden almalara konu olabGlmektedGr. Son yıllarda kamu sendGkacılığı alanında GktGdara yakın sendGkalar GdarG ve polGtGk güçten yararlanarak örgütlenmGş, dGğer sendGkalar dışlanmış, kamu emekçGlerGnGn GradesG yönlendGrGlmGş, kamu sendGkacılığında eşGtsGz ve baskıcı bGr düzen oluşmuştur. 5 https://www.researchgate.net/publ?cat?on/336349408_Turk?ye'de_M?ll?_Guvenl?k_Gerekcel?_Grev_Er telemeler? 6 https://b?anet.org/haber/grev-yasaklar?-s?stemat?klest?-akp-?kt?dar?-boyunca-22-grev-ertelend?-309995 24 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1064 ‒ 2016-2108 OHAL dönemGnde çıkarılan KHK’ler Gle 130 bGn kamu emekçGsG hukuksuz bGr şekGlde kamudakG GşlerGnden atılmış, buna özel sektör kuruluşları dahGl edGldGğGnde KHK’ler Gle 152 bGn kGşGnGn GşsGz bırakıldığı bGr süreç yaşanmıştır. Bu korku, baskı ve mobbGng GklGmG sonucunda kamu emekçGlerGnGn önemlG bGr bölümü kendG haklarına daGr reel bGr faalGyet göstermese de “GktGdar güdümlü sendGkalara” yanaşmış, üye olmuş ve üye kalmıştır. KamudakG lGyakatsGzlGk, atama ve karGyer GşleyGşlerGndekG adaletsGzlGklerGn çok önemlG bGr bölümü bu yandaş sendGka ve GktGdar Gş bGrlGğG Gle uygulanmakta ve gerçek sendGkacılık engellenmektedGr. İşçG alanında Gse toplu sözleşme ve grev hakkı kağıt üzerGnde var olsa da uygulamada cGddG engeller söz konusudur. Grev kararlarının “mGllG güvenlGk” veya “genel sağlık” gerekçesGyle sıkça ertelenmesG, fGGlG grev yasağı yaratmaktadır. SendGkalı GşçGlerGn Gşten çıkarılması, GşverenlerGn baskıyla sendGka değGştGrme dayatması, taşeron ve güvencesGz çalışma bGçGmlerGnGn yaygınlaştırılması örgütlenmeyG zorlaştırmaktadır. İş kolu barajları, yetkG tespGt süreçlerG ve GşverenlerGn sendGkal faalGyetlerG engelleyen yöntemlerG; sendGkal hareketG zayıflatmakta, GşçGlerGn toplu pazarlık gücünü fGGlen sınırlamaktadır. Sonuç olarak TürkGye’de hem kamu hem özel sektör çalışanları GçGn sendGkal haklar, kâğıt üzerGnde tanınmış olsa da pratGkte cGddG şekGlde sınırlandırılmıştır; demokratGk ve bağımsız sendGkacılığın güçlenmesG Gse hukukG reform, sGyasal Grade ve toplumsal destek gerektGrmektedGr. AKP’lX Yıllarda EmeğXn Hakları Tırpanlandı “ÜcretlerGn mGllG gelGr GçGndekG payının” sGstematGk bGr şekGlde azaltılması; faGz, rant ve karlılığın arttırılması 2026 BütçesG’nGn de temel hedeflerGndendGr. İktGdar bütçe tercGhGnG mGlyonlarca emekçGden, halktan ve genel toplumsal hGzmetlerden yana değGl açıkça küresel ve yerel sermayeden yana kullanmakta ve var olan adaletsGz durumu derGnleştGrmektedGr. AKP GktGdarları boyunca emeğGn üretGmden daha az pay alması, küresel ölçekte neo-lGberal polGtGkaların yerelde de rant ve sermaye endekslG polGtGkaların yürürlükte olmasının sonucudur. AKP’nGn sosyal güvenlGk, Gş hukuku ve GstGhdam alanında yaptığı “tüm mevzuat değGşGklGklerG” emeğGn kazanılmış haklarını tırpanlayan bGr uygulamaya dönüşmüştür. 2003 yılından bu yana TürkGye’de GşsGzlGk oranları azaltılmamış, Gş cGnayetlerGnGn önüne geçGlmemGş, Gşe bağlı ölüm, yaralanma ve engellG kalma durumlarına daGr GşçG sağlığı ve güvenlGğG tedbGrlerG yerGne getGrGlmemGş, uzun çalışma sürelerG kısaltılmamış, ücretler üzerGndekG gelGr vergGsG ve prGm yükü hafGfletGlmemGş ve çalışmaya bağlı özlük hakları GlerletGlmemGştGr. YanG AKP emekten yana herhangG bGr GyGleştGrme yapmamıştır. 25 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1065 ‒ AKP, 4857 sayılı İş Kanunu sonrasında gündeme süreklG bGr şekGlde getGrdGğG kıdem tazmGnatı fonu tartışmaları ve esnek GstGhdam polGtGkaları, kıdem tazmGnatının Gş güvencesG GşlevGnG zayıflatmıştır. TürkGye’de kıdem tazmGnatını fGGlen alabGlen emekçG oranı çok sınırlıdır. Mevzuat ve uygulama emekçGden yana değGldGr. İktGdar emeğGn kazanımlarını budamak amacıyla konuyu her fırsatta gündeme getGrmekte ve sendGkaların bu konudakG görüşlerGnG dGkkate almamaktadır. AKP, 4857 sayılı İş Kanunu Gle Gşten çıkarmalar GçGn “geçerlG neden” kavramını genGşletmGş; GşverenGn fesGh takdGr yetkGsGnG artırmıştır. BGrçok GşyerGnde sendGkalaşma engellendGğG GçGn GşverenlerGn keyfG Gşten atma uygulamaları ve konuda Gşler bGr hak arama yolu bulunmaması nedenGyle her yıl yüzbGnlerce GşçG mağdur edGlmektedGr. İşten atmalara karşı yargı yoluna gGden emekçGlerG koruyan ve destekleyen bGr sGstem yoktur. YGne yargı kararlarının bu konuda uygulanması GçGn de bGr sGstem kurulmamıştır. Van’dakG 306 GşçG örneğGndekG gGbG kayyımlar veya bGrçok yerde Gşverenler mahkeme kararlarını uygulamamaktadır. Alt GşverenlGk uygulaması adı altında taşeron sömürü sGstemG kamu ve özel sektörde yaygınlaştırılmıştır. PTT örneğGnde somut olarak görülebGleceğG gGbG, aynı GşyerGnde eşGt Gş GçGn eşGt ücret GlkesGnGn fGGlen ortadan kaldırıldığı bGr rejGm dayatılmaktadır. MEB’de aynı GşG yapan “ücretlG öğretmen”, “sözleşmelG öğretmen”, “kadrolu öğretmen”, “uzman öğretmen”, “baş öğretmen”, “GdarecG öğretmen” ayırımı kamuda bGle çalışanlar arasında ayrımcılığın somut bGr göstergesGdGr. YGne MEB’de “usta öğretGcGlGk” adı altında yaptırılan GşGn Gnsan onuruna yakışır Gş koşulları yoktur. Özel dershane öğretmenlerGnGn maruz bırakıldığı güvencesGzlGk ve sömürü özel bGr meclGs araştırmasının konusu olmalıdır. Özel sektörde taşeron GşçGler düşük ücret, sendGkasızlık ve Gş güvencesGzlGğG kıskacına alınmıştır. Kamuda da 696 sayılı KHK Gle yapılan düzenleme sonucunda taşeron GşçGler gerçek anlamda kadroya geçGrGlmemGş, çoğu GşçG geçGcG statüde (4/D) çalışmaya zorlanmıştır. Bu düzenleme, kamu GstGhdamında güvencenGn ve özlük haklarının gerG çekGlmesG anlamına gelmGştGr. AKP, sömürü polGtGkalarının malGyetGnG, dGğer bGr tabGrle “dGş kGrasını da” emekçGye yükleyen mekanGzmaları gelGştGrmGştGr. Bugün halen devam ettGrGlen Gşveren desteklerGnGn önemlG bGr bölümü, ücret garantG fonu, kısa çalışma ödeneğG, ücretlG/ücretsGz zorunlu-gönüllü GzGn uygulamaları vb. durumlarda Gşveren malGyetlerGnGn önemlG bGr bölümü GşsGzlGk fonu, vergG muafGyetlerG ve GstGsnaları üzerGnden veya dGğer teşvGk ve destekler üzerGnden sağlanmaktadır. AKP, İşsGzlGk Fonu’nu GşsGzler GçGn değGl sermayeye teşvGk GçGn kullanmaktadır. BGr yandan İşsGzlGk SGgortası Fonu üzerGnden hem de şeffaf olmayan bGr şekGlde “belGrlG bGr sermaye kesGmG” sübvanse edGlmekte dGğer yandan mGlyonlarca GşçG GşsGzlGk maaşı alamamaktadır. 26 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1066 ‒ AKP, “sarı sendGkacılığı” hem özel sektörde hem de kamuda teşvGk etmGş emekten yana sendGkacılığı Gse kısıtlamıştır. 6356 sayılı yasa Gle getGrGlen Gşkolu barajları ve uzun yetkG tespGt süreçlerG, GşçGlerGn toplu sözleşme hakkını kullanmasını zorlaştırmıştır. SendGkalı GşçG oranı düşük sevGyelerde kalmıştır. ÖzellGkle kamuda Memur-Sen Konfederasyonu üzerGnden “yandaş ve güdümlü bGr sendGkacılık” beslenGrken, yıllar GçerGsGnde kamu emekçGlerG reel kayıplarla karşı karşıya bırakılmıştır. AKP GktGdara geldGğGnde üye sayısı 50 bGn cGvarında olan Memur-Sen Konfederasyonu bugün bGr mGlyonun üzerGnde “üyeye” sahGptGr. SendGka üyelGk aGdatları HazGne’den karşılandığı GçGn 2026 bütçesGnde de yaklaşık 4-5 mGlyar TL Memur-Sen Konfederasyonu’na aktarılacaktır. Bu ödenekler Memur-Sen yönetGcGlerG arasında bGr kast sGstemGne yol açtığı gGbG, bu kGşGler elGyle kamuda mobbGng uygulandığı, mülakat yolsuzluklarına gGdGldGğG, bu kGşGlerGn Gşe gelmeden maaş almaya devam ettGğG, tayGn-atama ve karGyer GşlemlerGnde, hGzmet GçG eğGtGmlerde, yurt GçG ve yurtdışı görevlendGrmeler ve harcırah almalarda, ödüllendGrmelerde sendGkal ayrımcılık yaptığı bGrçok vaka Gfade edGlmektedGr. GelGnen aşamada kamudan emeklG olan çalışanlar açlık sınırında maaşlara, kamuda çalışanlar da yoksulluğa mahkûm edGlmGştGr. 2010 yılından bu yana Gmzalanan toplu Gş sözleşmelerG Gle kamu emekçGlerG yoksullaştırılmış ve güvencesGzleştGrGlmGştGr. Bu tablo hem GktGdarın hem de yandaş sendGkaların Gş bGrlGğG Gle açığa çıkmıştır. AsgarX Ücret Ortalama Ücret HalXne GetXrXldX TÜİK EkGm verGlerGne göre TürkGye’de GstGhdamda olan kGşG sayısı 32,7 mGlyon kGşGdGr. SGK’nGn Eylül 2025 dönemG GstatGstGk bültenGne göre Gse TürkGye’de “tüm şekGllerde” (4a, 4b, 4c) çalışan sGgortalıların toplamı 23 mGlyon 994 bGn 704 kGşGdGr. 2022 yılından bu yana 23 mGlyon bandında kalan bu verG TürkGye’de sGgortasız ve güvencesGz çalışan mGlyonlarca Gnsanın olduğunu gösteren resmG bGr GstatGstGktGr. Çıraklar, kursGyerler ve stajyerler dahGl edGldGğGnde 26 mGlyon bandını aşan aktGf sGgortalı sayısı GktGdarın tüm söylemlerGnde Gfade ettGğG GstGhdam seferberlGklerGnGn ne kadar gerçeklGkten yoksun ve temelsGz olduğunu da gösteren bGr verGdGr. TÜİK’e göre Gse sGgortalı ve kayıtlı sayıları SGK Gle uyumlu değGldGr. TÜİK ve SGK arasında 2 mGlyon kGşGlGk bGr tutarsızlık mevcuttur. TÜİK hane halkı anketG sonuçlarına ve 2025 III. dönem verGlerGne göre kayıtlı çalışan sayısı 24 mGlyon 159 bGn kGşG olup, bu GstGhdamın yüzde 30’u kadın yüzde 70’G erkektGr. Kadın GstGhdamının yüzde 33’ü, erkek GstGhdamının Gse yüzde 24’ü kayıt dışıdır. Kayıt dışılık oranı tarım alanında yüzde 83 Gken, ücretsGz aGle GşçGlerGnde Gse bu oran çok daha yüksektGr. 27 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1067 ‒ Erkek Kadın Toplam İstihdam (Bin kişi) (Bin kişi) (Bin kişi) Kadın Oranı Kayıtlı 677 161 838 19% Kayıtsız 2.160 2.000 4.160 48% Tarım Toplam 2.837 2.161 4.998 43% Kayıt Dışı Oranı 76% 93% 83 % Kayıtlı 16.169 7.152 23.321 31% Kayıtsız 3.137 1.612 4.749 34% Tarım-Dışı Toplam 19.306 8.764 28.070 31% Kayıt Dışı Oranı 16% 18% 17 % Kayıtlı 16.846 7.313 24.159 30% Kayıtsız 5.297 3.612 8.909 41% Toplam Toplam 22.143 10.925 33.068 33% Kayıt Dışı Oranı 24% 33% 27 % Kaynak: TÜİK 2025 III. Dönem Hane Halkı İşgücü İstatGstGklerG TÜİK’Gn III. dönem verGlerGne göre TürkGye’de 2025 yılında 614 bGn kGşGsG tarım dışı sektörlerde olmak üzere 2 mGlyon 690 bGn kGşG “ücretsGz aGle GşçGsGdGr”. Bu ücretsGz çalışmanın toplam GstGhdam GçGndekG oranı yüzde 8-10 bandındadır. KendG hesabına çalışanlarla bGrlGkte “kırılgan GstGhdam olarak” Gfade edGlen bu ücretsGz ve güvencesGz çalışma halGnGn her 4 çalışandan bGrG GçGn geçerlG olduğu Gfade edGlebGlGr. Kayıtlı Kayıtlı Değil Toplam İstihdam (Bin kişi) (Bin kişi) (Bin kişi) Kayıtdışı Oranı Ücretli/Yevmiyeli 20.456 3.152 23.608 13 % 28 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1068 ‒ İşveren 1.265 241 1.506 16 % Kendi Hesabına Çalışan 2.118 3.147 5.265 60 % Ücretsiz Çalışan 320 2.370 2.690 88 % Toplam 24.159 8.910 33.069 27 % Ücretli/Yevmiyeli 85% 35% 71 % İşveren 5% 3% 5% Kendi Hesabına Çalışan 9% 35% 16 % Ücretsiz Çalışan 1% 27% 8% Toplam 100% 100% 100 % Kaynak: TÜİK, Temmuz-Eylül (III. Çeyrek İşgücü İstatGstGklerG) AsgarG ücret, evrensel normlara göre GstGsnaG bGr gelGr düzeyG Gken TürkGye’de mGlyonlarca emekçGnGn temel ücretG halGne gelmGştGr. BGrçok araştırma ve verG TürkGye’de asgarG ücret veya onun altında ücretle çalışan oranını yüzde 55’Gn üzerGnde göstermektedGr. HükümetGn tek taraflı kararıyla 2025 yılı asgarG ücretG (22.104,67 TL) öncekG döneme göre yalnızca yüzde 30 artırılmış, oysa yıllık resmG enflasyon yüzde 44,4 olarak açıklanmıştır. Böylece asgarG ücret daha en başta enflasyonun yaklaşık 15 puan gerGsGnde kalmış, Temmuz ayında da ara zam yapılmayarak mGlyonlarca GşçG 2025 yılı boyunca erGyen bGr gelGrle yaşamaya mahkûm edGlmGştGr. 2025’te net 22.104,67 TL olan asgarG ücret yaklaşık 450 euroya/500 dolara denk gelmektedGr. Eurostat verGlerGne göre TürkGye, Avrupa ülkelerG GçGnde en düşük asgarG ücrete sahGp ülkeler arasındadır. Buna karşılık TürkGye’de ortalama haftalık çalışma süresG 44,2 saat Gle Avrupa’nın en yükseğGdGr. YanG TürkGye’de emekçGler daha fazla çalışıp daha az kazanmaktadır. Almanya’da GşsGz bGr bGreyGn aldığı nakGt destek dahG TürkGye’dekG asgarG ücretG aşmakta, barınma ve sağlık desteğG de eklendGğGnde bu fark daha da derGnleşmektedGr. AsgarG ücretGn açlık sınırının dahG altında kaldığı TürkGye’de GşsGzlGk maaşı da yalnızca 7.940 TL Gle 15.880 TL arasında değGşmektedGr. Türk-İş verGlerGne göre Kasım 2025’te açlık sınırı 29.828 TL, yoksulluk sınırı Gse 97.159 TL’ye yükselmGştGr. Mevcut asgarG ücret, açlık sınırının 7.724 TL, en düşük emeklG maaşı Gse açlık sınırının 13.328 TL altında kalmıştır. Bu koşullarda TürkGye’de mGlyonlarca kGşG temel gıda gGderlerGnG bGle karşılayamaz durumdadır. 29 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1069 ‒ AsgarG ücret yalnızca GşçGlerGn aldığı en düşük ücretG değGl; emeklG maaşları, GşsGzlGk ödeneğG, SGK ve GSS prGmlerG, evde bakım ücretlerG gGbG pek çok kalemG doğrudan etkGlemektedGr. AsgarG Ücret YönetmelGğG Gle ILO’nun 131 numaralı sözleşmesG, ücretGn GşçGnGn ve aGlesGnGn zorunlu GhtGyaçlarını Gnsan onuruna yaraşır bGçGmde karşılaması gerektGğGnG belGrtGr. Ancak TürkGye’de asgarG ücret belGrlenGrken GşçGler, 15 kGşGlGk komGsyonda yalnızca 5 kGşG Gle temsGl edGlmekte, bu nedenle karar sürecG demokratGk ve eşGtlGkçG bGr zemGnden uzak kalmaktadır. AsgarG ücret belGrleme sürecGnde emekçGlerGn ve sendGkaların talep ve önerGlerG ve GşçGlerGn yaşam koşulları dGkkate alınmamaktadır. AsgarG ücret belGrlemesG sadece enflasyon oranına göre yapılmamalı; büyüme, gelGr dağılımı, kamusal hGzmetlerGn malGyetlerG ve yaşam standartları dGkkate alınmalıdır. AsgarG Ücret TespGt KomGsyonu’nun yapısı değGştGrGlmelG, gerekGrse bu yapı tamamen kaldırılarak grev ve toplu pazarlık hakkını Gçeren yenG bGr model kurulmalıdır. AsgarG ücret, dört kGşGlGk bGr aGlenGn temel GhtGyaçları gözetGlerek en az yoksulluk sınırının yarısına yükseltGlmelG ve enflasyon karşısında erGmemesG GçGn yılda GkG kez güncellenmelGdGr. İş Bulup Çalışanlar Yoksulluk, İşsXz Kalanlar Açlık RXskX Altında AKP GktGdarında emek aleyhGne yenGden düzenlenen sosyal güvenlGk, sosyal hGzmet, sosyal yardım ve GstGhdam sGstemlerG TürkGye’de emekçGlerG çalışan yoksullara dönüştürmüştür. TürkGye ekonomGsG “büyürken” GstGhdamsız büyümüş, çalışanlar daha yoksul olmuştur. Mevcut durumda mGlyonlarca yurttaş GçGn var olan bu durum kuşaklar arası devreden bGr yoksulluğun kısır döngüsü olarak da yaşanmaktadır. 2009 yılında küresel çapta başlayan, 2016’da OHAL uygulaması Gle derGnleşen ve 2018 RahGp Brunson vakasıyla kur şokuna yol açan, 2020 covGd-19 etkGsG Gle kalıcılaşan TürkGye’dekG ekonomGk krGz; 2022 Eylül ayında alınan faGz kararıyla yüksek enflasyona yol açmıştır. Bu süreçte AKP’nGn faGz-enflasyon polGtGkaları tüm çalışanların reel olarak yoksullaşması ve daha ucuz çalışması Gle sonuçlanmıştır. 12 Eylül rejGmGnGn TürkGye emek alanını “patronlar GçGn dGkensGz gül bahçesG” yapma hayalG AKP elGyle yaşama geçGrGlmGş durumdadır. “Sağlıkta dönüşüm”, “özel GstGhdam polGtGkaları”, “emeklGlGk yaşının yükseltGlmesG, prGmlerGnGn arttırılması ve maaşlarının azaltılması”, “kıdem tazmGnatına yönelGk değGştGrme çalışmaları”, “kayıt dışılıkla mücadele etmeme”, “eğGtGmGn ve yükseköğrenGmGn özelleştGrGlmesG”, “KHK’ler Gle Ghraç” ve daha bGrçok polGtGka emeğG korunaksız bırakmak amacıyla uygulanmıştır. 30 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1070 ‒ TÜİK EkGm ayı İşgücü İstatGstGklerG’ne göre mevsGm etkGsGnden arındırılmış GşsGzlGk oranı yüzde 8,5’tGr. İşsGz sayısı 3 mGlyon 33 bGn kGşGdGr. İşsGzlGk oranı erkeklerde yüzde 7 Gken kadınlarda yüzde 11,3’tür. Genel GstGhdam oranı yüzde 49,2 olup erkeklerde yüzde 66,5, kadınlarda yüzde 32,4’tür. Genel Gşgücüne katılma oranı yüzde 53,8 olarak gerçekleşmGş, erkeklerde yüzde 71,5’e karşılık kadınlarda yüzde 36,5 olmuştur. Genç nüfusta GşsGzlGk oranı yüzde 15,6’dır; genç erkeklerde yüzde 12,9, genç kadınlarda yüzde 20,6 olarak açıklanmıştır. Bütün verGler, kadınların Gş gücüne katılımı ve GstGhdamında eşGtsGzlGğGn sürdüğünü göstermektedGr. TÜİK verGlerGnde GşsGzlGğGn düşük görünmesGnGn önemlG bGr nedenG verG tanımı Gle GlgGlGdGr. DİSK-AR hesaplamasına göre Gse “genGş tanımlı GşsGzlGk” 12 mGlyonu geçmGştGr. İstGhdamın 33 mGlyon bandında olduğu bGr yerde 12 mGlyon Gnsanın Gş yapabGlGr durumda Gken Gş bulamaması yapısal bGr sorunu göstermekte ve GktGdarların üretGmG/GstGhdamı desteklemedGğGnG de açığa çıkarmaktadır. DİSK’e göre son GkG yılda genGş tanımlı GşsGzlGk oranı yüzde 23,5’ten yüzde 29,6’e yükselmGştGr. EkGm 2023’te 8 mGlyon 215 bGn olan genGş tanımlı GşsGz sayısı EkGm 2024’te 11 mGlyon 453 bGne ve EkGm 2025’te 12 mGlyon 66 bGne yükselmGştGr. TÜİK, dar tanımlı GşsGzlGğG yüzde 8,5 olarak açıklarken DİSK-AR genGş tanımlı GşsGzlGğG yüzde 29,6 ve GşsGz sayısını 12 mGlyon 66 bGn olarak hesaplamıştır. Kadınlar GşsGzlGkte de açık ara dezavantajlıdır. GenGş tanımlı GşsGzlGk kadınlarda yüzde 38,8, erkeklerde yüzde 24,1’dGr. Fark 14,7 puana ulaşmıştır. Her 10 kadından yalnızca 3’ü çalışma hayatında yer almakta, genGş tanımlı kadın GşsGz sayısı yaklaşık 5 mGlyon 972 bGn düzeyGndedGr. Ayrıca yaklaşık 12 mGlyon kadın “aGlevG ve bakım sorumlulukları/yüklerG” nedenGyle Gş hayatına katılamamaktadır. Kadınların ev GçG emeğG güvencesGz ve ücretsGz bGr şekGlde, emeklG olma Gmkanı sunulmadan sömürülmektedGr. “Ev dışı” Gşlerde her türlü cGnsGyetçG rGsk altında çalışan kadınların yüzde 33’ü, yanG 3 mGlyon 612 bGnG kayıt dışı çalışmaktadır. TürkGye’de GşverenlerGn yüzde 87’sG erkek, yüzde 13’ü kadındır. Buna karşın ücretsGz aGle GşçGlerG GçerGsGnde kadın oranı yüzde 66’dır. YGne benzer bGr şekGlde kamuda kadın çalışma oranı Gse sadece yüzde 34’tür. Dünya EkonomGk Forumu 2025 Küresel C2ns2yet Eş2ts2zl2ğ2 Raporu’nda TürkGye Gşgücüne katılım göstergesGnde 146 ülke arasında 133. sıradadır. ÖncekG yıllara göre TürkGye cGnsGyet eşGtlGğG kategorGlerGnde gerGlemGştGr. İstihdam Erkek Kadın Toplam Kadın Oranı Ücretli/Yevmiyeli 15723 71 % 7885 72 % 23608 33 % 31 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1071 ‒ İşveren 1316 6% 190 2% 1506 13 % Kendi Hesabına Çalışan 4200 19 % 1065 10 % 5265 20 % Ücretsiz Çalışan 904 4% 1786 16 % 2690 66 % Toplam 22143 100 % 10926 100 % 33069 33 % Kaynak: TÜİK Kadın GşsGzlGğGnGn azaltılması GçGn güvencelG GstGhdam olanaklarının yaratılması, cGnsGyetçG uygulamaların son bulması, sendGkal haklar, sağlık ve sosyal güvenlGk haklarının güvence altına alınması; çocuk, yaşlı, engellG bakım hGzmetlerGnGn kamusal olarak sunulması gerekmektedGr. Kadınların tam zamanlı ve güvencelG Gşlerle Gş gücüne katılımını sağlayacak polGtGkalar hayata geçGrGlmelGdGr. Kadın emeğGnG görünmez kılan uygulamalar, ekonomGk bağımsızlığı engelleyerek kadına yönelGk şGddetG de beslemektedGr; şGddet gören kadın ekonomGk güvencesG yoksa şGddet döngüsünden çıkamamaktadır. Kreş ve yaşlı bakım hGzmetlerGnGn yetersGzlGğG kadınları GstGhdamdan uzaklaştırmakta, yüklerGnG artırmaktadır. “Toplum Yararına Programlar” ve benzerG modeller Gse “esnek, güvencesGz, kayıt dışı, meslek kazandırmayan, reel üretGm alanlarına dönüşmeyen ve düşük ücretlG” çalışmayı yaygınlaştırarak toplumsal cGnsGyet eşGtsGzlGğGnG derGnleştGrmektedGr. Her Gün En Az 6 İşçX Yaşamını YXtXrXyor TürkGye’de GşçGler, sermayenGn kâr hırsı ve GktGdarın önlem almaması nedenGyle her gün Gş cGnayetlerGnde yaşamını yGtGrGyor. AKP’nGn 2003’te yürürlüğe koyduğu 4857 sayılı İş Kanunu Gle taşeron, esnek ve güvencesGz çalışma yasallaşmış, daha sonra “kGralık GşçGlGk” uygulamalarıyla Gş güvenlGğG tamamen ortadan kalkmıştır. DenetGmsGzlGk, caydırıcı cezaların olmayışı ve yasaların Gşveren lehGne GşletGlmesG, uzun sürelG saatlerle çalışma durumu Gş cGnayetlerGnG olağanlaştırmıştır. İşçG Sağlığı ve İş GüvenlGğG MeclGsG’ne göre 2025’Gn EkGm ayında en az 169, yılın on ayında 1.737 GşçG yaşamını yGtGrdG. AKP’nGn GktGdara geldGğG 2002’den 2025’e kadar Gse en az 48 bGn GşçGnGn Gş cGnayetlerGnde yaşamını yGtGrdGğG tahmGn edGlmektedGr. GeldGğGmGz aşamada her gün en az 6 GşçG Gş cGnayetlerGnde yaşamını yGtGrmektedGr, çok daha fazlası kalıcı veya geçGcG olarak engellG kalmaktadır. 32 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1072 ‒ SGK verGlerGne göre 2024’te 733.646 Gş kazası yaşanmış, 888 GşçG meslek hastalığına yakalanmış, 1.897 GşçG Gş başında, 3 GşçG meslek hastalığı nedenGyle ölmüştür. 2023’e kıyasla Gş kazaları yüzde 8, çocuk GşçG kazaları yüzde 20, 60 yaş üstü GşçG kazaları yüzde 30 artmıştır. En çok ölüm Gnşaat (552), taşımacılık (298), metal (122), gıda (113) ve tGcaret (105) sektörlerGnde yaşanmıştır. ÖlümlerGn üçte bGrG Gnşaatlarda meydana gelmGştGr. Maalesef bu artışın deprem sonrası hızlanan TOKİ Gnşaatlarıyla bağlantılı olduğu Gfade edGlmektedGr. TedbGrsGzlGk nedenGyle ölüm getGren depremlerden sonra yGne tedbGrsGzlGk nedenGyle bu defa GşçG ölümlerG olmaktadır. 2024’te Gş cGnayetlerGnGn yüzde 40’ı İstanbul, Ankara, İzmGr, Bursa ve Antalya GllerGnde gerçekleşmGştGr. Çocuk GşçGlGğGn yaygınlaşması, emeklG maaşı yetmedGğG GçGn çalışan yaşlı GşçGlerGn yaşamını yGtGrdGğG vaka artışı dGkkat çekmektedGr. En çok görülen meslek hastalıkları; solunum, kas-Gskelet, sGnGr sGstemG ve GşGtme bozuklukları şeklGnde raporlanmıştır. Maden, metal ve tekstGl Gşkolları en rGsklG alanlar arasında yer almaktadır. Bu alanlara yönelGk GşçG sağlığı ve güvenlGğG tedbGrlerGnGn gelGştGrGlmesG gerekmektedGr. Soma, Davutpaşa, OstGm, Torunlar, Isparta, Düzce, Ermenek, Esenyurt, Erzurum, Samsun, Güllük, ElbGstan, Şırnak, Dursunbey, Hendek, 3. HavalGmanı, Tuzla TersanelerG, kot kumlama gGbG bGrçok GşçG katlGamı bu dönemde meydana gelmGştGr. AKP’nGn GktGdara gelGr gelmez çıkarttığı 4857 sayılı İş Kanunu Gle taşeron çalıştırma başta olmak üzere esnek ve güvencesGz çalıştırma yasal hale getGrGlmGş ve kGralık GşçGlGk ve özel GstGhdam büroları GçerGklG kölelGk yasası Gle bütün Gşlerde güvence tamamen ortadan kalkmıştır. GelGnen noktada TürkGye sermaye GçGn bGr cennet halGne gelmGştGr. Emek Gse süreklG güvencesGzleştGrGlmGş ve ucuzlaştırılmıştır. EkonomGk krGzle bGrlGkte Gş cGnayetlerGnde artış sürmektedGr. Çoğu olayda gereklG önlemler alınmamakta, Gşverenler GçGn “taksGrle öldürme” davası dahG görülmemekte, cezalar para cezasına çevrGlerek meşruGyet kazanmakta, asıl sorumlular yargılanmamaktadır. Bu tablo, GşçGlerGn yaşamının sermaye çıkarları karşısında değersGzleştGrGldGğGnG ve acGl önlemler alınmadığı takdGrde ölümlerGn süreceğGnG göstermektedGr. TürkGye’de sığınmacı, geçGcG göçmen ve geçGcG korunma vb. adlar altında 4 mGlyon cGvarında göçmenGn emeğG hGçbGr koruma olmadan sömürülmektedGr. 20 Kasım 2025 tarGhG GtGbarGyle TürkGye’de hale 2 mGlyon 375 bGn 909 SurGyelGnGn yaşadığı açıklanmıştır.7 TürkGye’de göçmen emeğGne yönelGk sömürünün en temel Gnsan haklarına aykırı şekGlde yaşanması ve faGllerGn yaptırımsız kalması GktGdar ve sermayenGn ortak tutumudur. Ankara’da yanarak yaşamını yGtGren Afgan GşçGlerGn durumu, SurGyelG GşçGlere yönelGk bGrçok yerde yaşanan fGzGksel saldırıların 7 https://www.goc.gov.tr/gec?c?-koruma5638 (Er?ş?m tar?h?: 29.11.2025) 33 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1073 ‒ yaptırımsız kalması, mültecG emeğGne yönelGk sömürünün bGr devlet polGtGkası olmasının sonucudur. 2020 yılında Van Gölü’nde 61 mültecGnGn ölümü Gle sonuçlanan katlGamdan sorumlu hGç kGmse yaptırıma maruz kalmamıştır. Zonguldak’ta yanmış bedenG bulunan AfganGstanlı madencG VezGr Mohammad NourtanG davasında verGlen düşük cezalar 2025 yılında GstGnaf mahkemesG tarafından da onanmıştır. Bu tür vakalarda da görüldüğü üzere, Gş cGnayetlerGnde mültecGlerGn ölümü neredeyse hGçbGr soruşturmaya konu olmamakta veya süreç sonunda asıl sorumlular asla yargılanmamaktadır. Çocuklar İşçXleştXrXlXyor TürkGye’de GktGdarın çocuk GşçGlGğGnG yasaklamaması ve bu bağlamda denetGmsGzlGk polGtGkalarında ısrar etmesG de emek sömürüsü Gle GlGşkGlGdGr. TürkGye’de çalıştırılan çocuk sayısına daGr net bGr verG mevcut değGldGr. İşgücü pGyasasında kayıt dışılığın yüzde 30 bandında olması çalışan kGşGlerGn nGtelGğGne daGr net bGr verG sunulmasını engellemektedGr. UNICEF TürkGye’de covGd-19, depremler ve devam eden ekonomGk krGz nedenGyle çocukların çocuk GşçGlGğGne sürüklenmesG rGskGnGn arttığını ve mültecG çocuklar dahGl bu kapsamdakG sayının 350 bGn cGvarında olduğunu kamuoyuna açıklamıştır. TürkGye’de AKP GktGdarı elGyle MESEM cGnayetlerG olarak Gfade edGlen güncel bGr sorun yaşanmaktadır. Yıllardır meslekG eğGtGmG değersGzleştGren polGtGkalarda ısrar eden GktGdarlar, şGmdG de ucuz Gşgücü GçGn çocukların yaşamını rGske atmaktadır. TürkGye’de bGrçok meslek lGsesG eğGtGm kurumundan çok üretGm tesGsGne dönüştürülmüş durumdadır. Çocuklar “stajyer” veya “çırak” adı altında ucuz Gş gücü olarak kullanılmaktadır. MESEM projesG, 300 bGnG çocuk olmak üzere 1,5 mGlyondan fazla gencG Gşgücüne yönlendGrmekte, yüz bGnlercesGnG ağır koşullarda çalışmaya zorlanmaktadır. İSİG MeclGsG, 19 Eylül 2025’te yayımladığı raporda MESEM'Gn ucuz emek sömürüsünü meşrulaştırdığını belGrtmGş; 2024 Eylül–2025 Ağustos dönemGnde tarımda 20, sanayGde 19, Gnşaatta 17, hGzmet sektöründe 16 çocuğun yaşamını yGtGrdGğGnG açıklamıştır. 505 bGn öğrencGnGn haftada dört gün GşyerGnde çalıştırıldığı, bunun “eğGtGm” değGl çocuk emeğG sömürüsü olduğu vurgulanmıştır. 2013-2024 dönemGnde 713 çocuk GşçG hayatını kaybetmGşken, bunlardan 9’u MESEM kapsamındadır. Ağustos 2025’te yaşamını yGtGren 192 GşçGden 13’ü 14-18 yaş aralığındadır. Son GkG yılda MESEM’de en az 16 çocuk, farklı lGselerde staj sırasında Gse en az 7 öğrencG yaşamını yGtGrmGştGr. MESEM’lG öğrencGler 9. sınıftan GtGbaren haftanın 4-5 gününü sanayG kuruluşlarında 34 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1074 ‒ geçGrGrken, ağır ve tehlGkelG koşullarda çalıştırılmakta; bu durum ergenlGk çağındakG çocuklar GçGn cGddG rGsk oluşturmaktadır. Meslek lGselerG, merkezG sınavlarla “başarısız” görülen ve çoğunlukla yoksul aGlelerGn çocuklarının yönlendGrGldGğG okullara dönüşmüştür. Yoksulluk ve artan eğGtGm malGyetlerG nedenGyle çocuklar erken yaşta “GşçGleştGrGlmekte” ve MESEM’e yönlendGrGlmektedGr. ÖrneğGn, Menderes İlçe MGllG EğGtGm Müdürü başarılı olmayan öğrencGlerGn MESEM’e yönlendGrGlmesG gerektGğGnG duyurmuştur. Ankara TGcaret Odası Gle İl MGllG EğGtGm Müdürlüğü protokolü Gse her meslek lGsesGnGn en az bGr Gşletmeyle eşleşmesGnG, sermayenGn ders GçerGklerGnde söz sahGbG olmasını ve çocuk GşçGlGğGnGn ortaokul düzeyGne kadar yaygınlaştırılmasını öngörmektedGr. Kalkınma Planı (2024-2028), OVP ve Ulusal İstGhdam StratejGsG (2025-2028) meslekG eğGtGmde özel sektörün rolünü artırarak OSB ve teknoparklarda meslekG eğGtGm merkezlerG kurulmasını hedeflemektedGr. MEB’Gn genelgesG Gle Bursa, Burdur, SGvas ve Konya’da meslekG ortaokullar açılmış; meslek lGselerGnGn sanayG bölgelerGnde yatılı olarak kurulmasının önü açılmıştır. Bu polGtGkalar, çocuk GşçGlGğGnG kurumsallaştırma tehlGkesG taşımaktadır. MGllG EğGtGm Bakanı Yusuf TekGn, 5 Eylül 2025’te zorunlu eğGtGmGn kısaltılması yönünde hazırlık yapıldığını açıklamıştır. Bu yaklaşım çalışma yaşının fGGlen düşürülmesG ve çocuk GşçGlGğGnGn devlet elGyle yaygınlaştırılması anlamına gelmektedGr. 14-15 yaşındakG çocuklar “meslekG eğGtGm” adı altında kayıt dışı, güvencesGz ve tehlGkelG Gşlerde çalıştırılmaktadır. Bu model genç GşsGzlGğGnG azaltmamakta, çocukları ucuz Gşgücü havuzuna yöneltmektedGr. TTB, 22 EkGm 2025’te MESEM’Gn çocukları eğGtGmden kopardığını, eşGtsGzlGğe sürükledGğGnG, GstGsmara açık hale getGrdGğGnG belGrterek programın derhal kapatılmasını talep etmGş, BM Çocuk Hakları SözleşmesG ve ILO’nun 138 No’lu AsgarG Yaş SözleşmesG’nG hatırlatmıştır. İstanbul Barosu Gse çocukların haklarını savunmak amacıyla “MESEM ÖğrencGlerGnGn Hak Arama RehberG”nG yayımlamıştır. Sonuç olarak MESEM uygulaması, çocukların eğGtGm hakkını ortadan kaldıran, erken yaşta güvencesGz ve tehlGkelG Gşlere sürükleyen bGr sömürü modelGne dönüşmüştür. Uygulama acGlen durdurulmalı, meslekG eğGtGm öğrencGlerGn bGlGmsel bGlgG ve becerGlerle donatılmasını sağlayacak şekGlde yenGden düzenlenmelGdGr. Çocuk GşçGlGğGnG yaygınlaştıran bu sGsteme karşı tüm toplum sorumluluk almalı, gençler okula yönlendGrGlmelG ve eğGtGmGn GçerGğG Gle GstGhdam süreçlerG kesGn bGçGmde ayrılmalıdır. OnlGne eğGtGmGn, açık öğretGm programlarının ve ünGversGte hazırlık süreçlerGnGn çocukları GşçGlGğe sürükledGğG ve yoksulluk GçGndekG hanelerGn bu yolu tercGh ettGğG gözlenmektedGr. Son yıllardakG bu olumsuz etkGlerGn dışında da 720 bGn-2 mGlyon arası çocuğun GşyerlerGnde 35 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1075 ‒ çalıştırıldığı çeşGtlG araştırma raporları ve resmG GstatGstGklerle kamuoyuna açıklanmıştır. 18 yaşın altında olan ve yoksulluk nedenGyle hane gelGrGne katkı sağlamak GçGn çalıştırılan çocuklar büyük bGr rGsk altındadır. HafGf ve az zamanlı Gşlerde 15 yaşını tamamlamış çocukların çalışması olağan kabul edGlebGlGrken, Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun tanımladığı ve TürkGye’nGn de taraf olduğu sözleşmelere göre, ağır ve tehlGkelG Gşlerde çalışmanın asgarG yaşı 18 olarak kabul edGlmGştGr. Çocuk GşçGlGğGnGn en kötü bGçGmlerG mevsGmlGk tarımda, küçük ve orta ölçeklG GşletmelerGn ağır ve tehlGkelG GşlerGnde, sokakta ve aGle GşletmelerGnde ortaya çıkmaktadır. Çocuk GşçG çalıştırılan hanelerde çalışan dGğer bGreylerGn de yoksul ve güvencesGz veya GşsGz olduğu bGr durum mevcuttur. BGr tür çocuk-genç-öğrencG emeğG sömürüsü formu olarak AKP GktGdarı elGyle uygulamaya konulan “stajyerlGk, çıraklık, kursGyerlGk” polGtGkaları kalıcı olarak yaklaşık 2 mGlyon (2025 Eylül ayında 26,5 mGlyon sGgortalı GçGnde yüzde 7,5 oranındadır) kGşGnGn emeğGnG sömürmektedGr. 2015 yılından önce yüzde 2-3 bandında olan bu oran 2015’ten sonra artarak yüzde 7-8 bandına yükselmGştGr. Çırak-stajyer-kursGyer adları altında ucuz Gşgücü olarak çalıştırılan bu emeğGn “deneyGm kazanacağı ve genç GşsGz” olmayacakları GddGası tamamen temelsGz olup, bu uygulamadan sonra genç GşsGzlGğG azalmadığı gGbG artmıştır. Bu uygulamanın dGğer bGr kamusal zararı da İşsGzlGk SGgortası Fonu’ndan fGnanse edGlmesGdGr. YanG Gşverenlere sıfır malGyetle sağlanan bu Gmkânın faturası da GşçGlerGn prGmlerG Gle bGrGken GşsGzlGk fonuna kesGlerek sömürünün boyutu derGnleştGrGlmektedGr. Bu bağlamda ayrıca sadece ücretsGzlGk veya düşük ücret sorunu değGl aynı zamanda çocuk-genç-öğrencG GşçGlere yönelGk mobbGng, şGddet ve GstGsmar vakalarının da denetlenmedGğG bGr süreç Gle karşı karşıya kalınmaktadır. TürkGye’de geleneksel emek sömürüsü alanlarından bGrGsG de mevsGmlGk GşçGlGk alanlarıdır. Tarım, turGzm ve Gnşaat alanlarında ve özellGkle Kürt emekçGlerG Gle mültecG emekçGlerGn yoğunlukla GstGhdam edGldGğG bu alan yasal düzenleme eksGklGklerG, uzun çalışma saatlerG, ücret adaletsGzlGklerG, aracı ve dayıbaşıların komGsyonları, sGgortasızlık, Gş güvencesGzlGğG, ağır yaralanma ve çok sık Gş cGnayetlerGne maruz kalma boyutları Gle geleneksel bGr emek sömürüsü alanıdır. Bu alanda denetGmsGzlGk ve kayıt dışılık adeta bGr devlet polGtGkasıdır. AKP dönemG TürkGye’sGnde yaygınlaşan ve kurumsallaşan emek sömürüsü formlarına her geçen dönem yenG bGr tür eklenmektedGr. AKP öncesG dönemde kısıtlı sayılarla, GstGsnaG ve yasa dışı olan bu emek sömürüsü formları gGttGkçe yayılmaktadır. 2016’dan sonra uygulanan OHAL ve darbe hukuku fGGlen emekçGler üzerGnde devam etmekte ve ülke genelGnde hem kamuda hem de özel sektörde emekçGler ağır baskı, mobbGng, GşsGzlGk tehdGdG altında sömürülmektedGr. 36 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1076 ‒ KHK’ler Gle 2016-2018 yılları arasında kamudan 152 bGn kGşGyG Ghraç eden AKP GktGdarı aradan geçen yaklaşık 9-10 yıla rağmen bu adaletsGzlGğe daGr hukukG bGr çözüm sunmamıştır. OHAL’den sonra da AKP GktGdarı bu hukuksuz teamülü devam ettGrmektedGr. AYM ve AİHM’Gn kararlarına rağmen OHAL KomGsyonu ve şGmdG de OHAL Gdare mahkemelerG KHK’lGlerGn durumunu sürüncemede tutmaktadır. Bu süreçte yüz bGnG aşkın KHK’lG mahkeme kararlarını beklerken ağır ve tehlGkelG Gşlerde çalışmak zorunda kalmış, bGnlercesG yaşamını yGtGrmGş hatta yaşamını yGtGrenlerden 100’den fazlası öldükten sonra mahkeme/komGsyon kararıyla GşGne Gade edGlmGştGr. Tüm KHK’lG emekçGlere yönelGk sGstematGk mobbGng ve sömürü devam etmektedGr. Kamu GşyerlerGnde en temel sorunlar, lGyakatsGz GdarecGlerGn baskısı altında memur güvencesGnGn azaltılması, sGyasG saGkle Gş yaptırma ve mobbGngGn artması, sürgün polGtGkasında ısrar edGlmesG ve KHK Ghraçlarına halen devam edGlmesGdGr. Ayrıca Gş kollarına özgün güncel sorunlar da mevcuttur. Sağlıkta şGddet ve ücret adaletsGzlGğG, eğGtGmde atama eksGklGğG, ücretlG öğretmenlGk ve usta öğretGcGler sorunu, büro Gş kolunda “vergG dGlGmG soygunu” ve mobbGng, PTT, haber ve ulaştırma Gş kolunda “özelleştGrme ve sürgün sorunu”, yerel yönetGmler alanında taşeronlaşma, kayyum Gşten atmaları ve ücrette eşGtsGzlGk sorunları mevcuttur. Van, Batman ve MardGn başta olmak üzere kayyum atanan yerlerde beledGye GşçGlerG hukuksuz bGr şekGlde Gşten atılmış, bGrçok yerde mahkemeler GşçGlerGn lehGne karar almasına rağmen bu kararlar uygulanmamıştır. EngellX EmeğX ve Çalışma Hakları Yok Sayılıyor Sağlamcılık ideolojisi nedeniyle Türkiye’deki 12 milyondan fazla engelli yurttaşın erişilebilirlik, ulaşım, istihdam, eğitim, sağlık, siyasal ve sosyal katılım hakları sistematik bir ihlal ve ayrımcılık altındadır. Türkiye’nin de onaylayıp ve imzaladığı BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nin gerekleri yerine getirilmemektedir. Engellilerin erişilebilirlik hakları tam 20 yıldır ertelenmekte ve 2005 yılında bu kapsamda çıkarılan mevzuat uygulanmamaktadır (5378 Sayılı Engelliler Hakkında Kanun, 1 Temmuz 2005). Bu nedenle işyerlerine de erişim sorunu yaşanmaktadır. Erişilebilirlik sorunları yıllardır ötelenen engellilerin eğitim, istihdam, ulaşım, sağlık ve çalışma hakları ekonomik kriz koşullarında aşınmış durumdadır. Engelli işgücü, istihdam ve işsizlik durumuna dair TÜİK ve Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı güncel hiçbir bir veriyi kamuoyuna sunamamaktadır. TÜİK ve İŞKUR verileri kapsamında engelli istihdamı verileri incelendiğinde ise, engellilerin yaklaşık yüzde 80’inin işgücü piyasası dışında kaldığı görülmektedir. 37 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1077 ‒ TürkGye’de kamu ve özel sektörde uygulanması gereken GstGhdam kotaları tam olarak uygulanmamaktadır. Kamu kurumları ve bazı bakanlıkların mevcut yüzde 3’lük oranı bGle GstGhdam etmemesG ve bu durumun yıllarca sürmesG GktGdarın engellG hakları karşıtı sağlamcı polGtGkalarının bGr sonucudur. ResmG olarak sayıları 12 mGlyonu aşan engellGye en temel bakım hGzmetlerG, kamu hGzmetlerG ve erGşGlebGlGrlGk hakları sunulmadığından mGlyonlarca engellG dört duvar arasında yaşamaktadır. Bu bağlamda engellGlerGn çalışma, ulaşım, yoksulluğa ve şGddete karşı korunma haklarının sGstematGk bGr şekGlde Ghlal edGlmesG söz konusudur. YGne kamuda Gşe alınan tüm engellGlerGn temel özlük haklarının, büyük çoğunlukla “yardımcı hGzmetler sınıfından” hesaplandığı, hGzmet GçG eğGtGmlerde engellGlerGn Ghmal edGldGğG, kurum GçGnde hem yönetGcGlerGn hem de çalışma arkadaşlarının engellGlere sağlamcılık mobbGngG uyguladığı ve bu ayrımcılık GddGalarının çoğunlukla soruşturulmadığı bGlGnmektedGr. 2024 ve 2025 yılları TürkGye’de engellGlerGn hak kayıplarının hızlandığı, engellGlere yönelGk damgalama, etGketleme ve dışlamanın yoğunlaştığı bGr dönem olduğu görülmektedGr. EngellG çalışanların 15 yılla sınırlı olan prGm gün ödeme koşulları ağırlaştırılmış, prGm gün sayısı artırılmış ve emeklG olma koşulları zorlaştırılmıştır. Emek Sömürüsü Her Yerde Yukarıda Gfade edGlen emek sömürüsü formları dışında, AKP dönemGnde yoğunlaşarak artan çeşGtlG emek sömürüsü formlarını da aşağıda lGstelGyoruz. Bu kapsamda kısaca değGnmek durumunda kaldığımız bu başlıkların her bGrG, yüzbGnlerce ve hatta mGlyonlarca Gnsanın geleceğGnG doğrudan kırılgan ve yoksullaşmaya karşı korunmasız hale getGrmektedGr. “KXralık XşçXlXk” kapsamında emek sömürüsü özel GstGhdam büroları aracılığıyla uygulanmakta olup modern kölelGk olarak da Gfade edGlebGlecek bGr emek sömürüsü formudur. İŞKUR’un denetGmGnde olan ancak fGGlen denetlenmeyen bu alanda kaç kGşGnGn hangG hak kayıplarına maruz kaldığı ve fGGlen kaç kGşGnGn GstGhdam edGldGğG bGlGnmemektedGr. 30 Kasım 2025 tarGhG GtGbarGyle özellGkle Marmara, AkdenGz, İç Anadolu ve Ege bölgelerGnde faalGyet gösteren 60 Özel İstGhdam Bürosu “geçGcG Gş GlGşkGsG” adı altında GşçG kGralama yetkGsGnG almıştır. İç göç veren bölgelerde bu kurumların olmaması ve daha çok GstGhdamın yoğunlaştığı bölgelerde geçGcG Gş GlGşkGsG kurulması tesadüf değGldGr. Bu kapsamdakG GşçGlerGn hak kayıpları ve emek sömürüsü durumlarına GlGşkGn özel denetGm ve araştırmalar yapılmalıdır. “Çağrı ÜzerXne Çalışma” kapsamında öğrencGler, gençler ve yaşlı GşsGzlerGn emeklerG sGstematGk olarak sömürülmektedGr. “Esnek çalışma bGçGmlerG arasında yer alan çağrı üzerGne Gş 38 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1078 ‒ GlGşkGsGnGn “güvencesGz”, “GstGkrarsız”, “kuralsız”, “geçGcG” ve “belGrsGz” yapısı çalışanları fGzGksel olduğu kadar ruhsal olarak da olumsuz yönde etkGlemektedGr. Çağrı üzerGne Gş GlGşkGsG, esnek çalışmanın neredeyse GstGsmara en açık ve en güvencesGz bGçGmG olmuştur. EğGtGmlerGnG maddG Gmkânsızlıklar altında kalmadan, devletGn koruyucu sosyal polGtGkaları altında sürdürmelerG gereken ünGversGte gençlerG Gse bugün “ucuz Gşgücü” olarak bu çalışma bGçGmGnGn vazgeçGlmez elemanları halGne gelmGşlerdGr.8 Çağrı üzerGne çalışma modelG, kamu ve özel sektörde “esneklGk” gerekçesGyle yaygınlaştırılmış olsa da fGGlGyatta emekçGler açısından belGrsGzlGk ve güvencesGzlGk üretmektedGr. Bu çalışma bGçGmGnde emekçG ne zaman Gşe çağrılacağını önceden öngörememekte, aylık gelGrGnG planlayamamakta ve düzenlG bGr yaşam kuramamaktadır. Çalışma saatlerGnGn düzensGzlGğG, fazla çalışmanın çoğu zaman kayıt dışı kalması ve çağrı gelmedGğG dönemlerGn “çalışılmamış” sayılması GşçGnGn fGGlen süreklG hazır beklemesGne rağmen ücret alamamasına yol açmaktadır. Bu durum, emeğGn yalnızca çalışılan saat kadar “değerlG” sayıldığı, boşta bekleme süresGnGn yok sayıldığı bGr sömürü GlGşkGsGnG doğurmaktadır. DGğer yandan çağrı üzerGne çalışma, Gş güvencesGnG zayıflatmakta ve sendGkal örgütlenmenGn önünde fGGlG engel oluşturmaktadır. SüreklG Gş sözleşmesG görünümüne rağmen çalışmanın süreklGlGk arz etmemesG, Gş güvencesG hükümlerGnGn uygulanmasını zorlaştırmakta; GşçG, Gşten çıkarılma korkusuyla hak arama yoluna gGdememektedGr. Ayrıca bu model, kıdem tazmGnatı, yıllık GzGn ve emeklGlGk prGmlerGnGn düzensGz ve eksGk yatmasına neden olmakta; uzun vadede emekçGyG sosyal güvenceden yoksun bırakmaktadır. Çağrı üzerGne çalışma, esneklGğGn ötesGnde, çalışma yaşamını kuralsızlaştıran ve emekçGyG süreklG geçGcG hale mahkûm eden bGr GstGhdam rejGmG üretmektedGr. “Freelancer Çalışma” kapsamında sözleşmesGz ve çalışma saatG belGrsGz bGr şekGlde çalışma gGttGkçe yaygınlaşmaktadır. ÖzellGkle basın yayın, medya, sGnema, çevGrG, basım, tasarım ve benzerG alan ve Gşlerde yoğunlaşan bu çalışma şeklG GşverenlerGn malGyetlerGnG azaltırken çalışanların kıdem, GzGn, örgütlülük, GkramGye ve emeklGlGk gGbG haklarında kayıplara ve çoğu zaman düşük ücretlG çalışmaya yol açmaktadır.9 İş sözleşmelerGnGn toplu pazarlık kapsamında yapılmaması, sözleşmelerde saatlGk düzenleme olmaması, asgarG ücret uygulama denetGmlerGnGn olmaması bu formda emek sömürüsünün derGn yaşanmasına yol açmaktadır. Freelancer çalışma, “özgürlük ve esneklGk” söylemGyle GktGdar tarafından “pazarlansa da”, uygulamada emekçGyG süreklG belGrsGzlGk GçGnde çalışmaya zorlayan bGr modele dönüşmektedGr. DüzenlG gelGr güvencesGnGn olmaması, GşGn süreklGlGğGnGn tamamen pGyasa koşullarına bağlı hale 8 https://derg?park.org.tr/tr/download/art?cle-f?le/486741 9 https://of?spress.com/freelance-cal?sma-somurunun-yen?-hal?-m?-ozlem-?lyas-?le-konustuk/ 39 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1079 ‒ gelmesG ve ödemelerGn gecGkmesG ya da yapılmaması rGskG, freelancer’ı her zaman ekonomGk kırılganlık GçGnde bırakmaktadır. SGgorta, ücretlG GzGn, kıdem tazmGnatı gGbG temel GşçG haklarının dışına GtGlen freelancer’lar, hastalık, GşsGzlGk veya yaşlılık gGbG durumlarda tamamen bGreysel çözümlerle baş başa bırakılmaktadır. Bu durum, görünürde “bağımsız” olan çalışanı, fGGlGyatta daha korumasız bGr emek bGçGmG GçGne sürüklemektedGr. Öte yandan freelancer çalışmada Gş tanımı, süre ve ücret çoğu zaman yazılı ve bağlayıcı sözleşmelerle güvence altına alınmadığından, emek sömürüsü yaygınlaşmaktadır. Sınırları belGrsGz Gşler, süreklG revGzyon talebG ve ücret artışı olmaksızın artan Gş yükü, freelancer’ı görünmez fazla mesaGye zorlamaktadır. Platform üzerGnden yapılan Gşlerde algorGtmGk değerlendGrme, tek taraflı sözleşmeler ve yıldız sGstemG gGbG uygulamalar, emeğGn pazarlık gücünü zayıflatmakta çalışanı platforma bağımlı hale getGrmektedGr. Sonuç olarak freelancer’lık, kuralsızlaştırılmış dGjGtal emek pGyasasında, güvencelG çalışma yerGne bGreysel rGskGn esas alındığı bGr GstGhdam bGçGmGne dönüşmektedGr. “Çağrı MerkezX Çalışanları” kapsamındakG emek sömürüsü de daha çok genç, öğrencG ve kadın emeğGnG hedeflemektedGr. AKP’nGn GstGhdam laboratuvarları olarak reklamını yaptığı ve özellGkle KürtlerGn yoğunlukla yaşadığı Gllerde ucuz emeğG sömürmeyG amaçlayan bu yerlerde kısa sürelG, desteklG/teşvGklG GstGhdam kapsamında düşük ücretlerle uzun saatlerle GstGhdam yapılmaktadır. Çalışan “sGrkülasyonunun” çok yüksek olduğu ve Gş yükü dışında GşGn nGtelGğGnGn psGkolojGk bGr yük bıraktığı10 bu alanda fGrmalar çalışanları GşsGzlGkle tehdGt etmektedGr. İşçG sağlığı ve güvenlGğG koşulları sağlanmadığında kalıcı GşGtme engelG ve psGkolojGk sorunlara neden olan bu çalışma formunun denetlenmesG, sözleşmelerGn hak kayıplarına yol açmayacak şekGlde düzenlenmesG, asgarG ücretGn üzerGnde bGr ödemenGn sağlanması düzenlenmelGdGr. Çağrı merkezG çalışanları, yoğun ve Gnsan sınırlarını zorlayan bGr çalışma temposu altında GstGhdam edGlmektedGr. Günlük çağrı kotası, sanGyelerle ölçülen performans krGterlerG ve süreklG gözetGm uygulamaları (ekran, ses ve kamera takGbG) çalışanlar üzerGnde ağır bGr baskı oluşturmaktadır. Mola sürelerGnGn yazılımlar aracılığıyla kısıtlanması, tuvalet ve su gGbG temel GhtGyaçların dahG denetGme tabG tutulması, GnsanG çalışma koşullarını ortadan kaldırmaktadır. Buna ek olarak müşterGlerden yönelen hakaret, tehdGt ve psGkolojGk şGddete karşı yeterlG koruma mekanGzmalarının bulunmaması, çalışanların tükenmGşlGk, kaygı bozukluğu ve depresyon gGbG cGddG ruhsal sorunlar yaşamasına yol açmaktadır. Uzun süre kulaklıkla çalışma nedenGyle GşGtme sorunları, sabGt pozGsyonda çalışma nedenGyle kas-Gskelet hastalıkları yaygınlaşmaktadır. 10 https://www.karel.com.tr/blog/cagr?-merkez?-cal?sanlar?n?n-?s?n?-b?rakmas?n?n-4-sebeb? 40 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1080 ‒ EkonomGk ve hukukG boyutta Gse çağrı merkezG emekçGlerG genellGkle düşük ücret, belGrsGz prGm sGstemG ve güvencesGz sözleşmeler Gle çalıştırılmaktadır. Performansa dayalı ücretlendGrme, objektGf ve şeffaf olmaktan uzak olduğu GçGn keyfG kesGntGlere açık bGr yapı yaratmakta, fazla mesaGler çoğu zaman karşılıksız bırakılmaktadır. Taşeron ve proje bazlı çalışma yaygın olduğu GçGn Gşten çıkarılma tehdGdG süreklGdGr. Bu durum, çalışanların sendGkal örgütlenme ve hak arama yollarını fGGlen kullanamamasına neden olmaktadır. Yıllık GzGn, rapor ve sosyal hakların kullanımında baskı ve engelleme uygulamaları yaygın olup meslek hastalıkları tanınmadığı GçGn sağlık sorunları bGreysel bGr kader halGne getGrGlmektedGr. Sonuç olarak çağrı merkezG sektörü, sGstematGk güvencesGzlGk, yoğun emek sömürüsü ve kuralsızlaştırılmış GstGhdamın en belGrgGn alanlarından bGrG halGne gelmGştGr. “SevkXyat Motor-Esnaf Kurye ve PTT emekçXlerX” kapsamında emek sömürüsü her geçen dönem artmaktadır. ÇevrGmGçG yemek/gıda, kargo ve sGparGş şGrketlerGnGn yaygınlaşması ve “hızlı teslGmat” reklamları, müşterG puanlaması, paket başı prGm sGstemGnGn yaygınlaşması, motosGkletlGlerGn trafGkte görülmemesG gGbG sebeplerden ötürü ölümlü kurye kazalarının artması; hız baskısı, meslekG yeterlGlGk belgesGnGn zorunlu olmaması ve eğGtGmsGzlGk nedenGyle kuryelerGn trafGkte kuralsız davranışlarının öne çıkması; asgarG ücretGn açıklandığı süreçlerde özellGkle kendG hesabına çalışan “esnaf kuryeler”Gn fGrmaların açıkladığı zam oranlarına karşı tepkGlerGnGn sokağa taşması; uzun çalışma saatlerG, düşük ücret ve güvencesGz çalışma şartları bu alandakG emek sömürüsünün katlanarak artmasına yol açmaktadır. PTT emekçGlerGne yönelGk taşeronlaştırma, özelleştGrme polGtGkaları sendGkal mücadele veren emekçGlere yönelGk sürgün polGtGkaları Gle devam etmektedGr. LGyakatsGz PTT yönetGcGlerG hukuka aykırı bGr şekGlde emekçGlere Gş yükü çıkarmakta, uzun sürelerle emeğGn sömürüsünü derGnleştGrmektedGr. “AVM emekçXlerX” kapsamında çok ağır hak kayıpları yaşanmaktadır. AVM’lerde olumsuz çalışma koşullarının hâkGm olduğu görülmektedGr. Uzun çalışma saatlerG, esnek ve vardGyalı çalışma, düşük ücretler, dGnlenme zamanlarının yetersGzlGğG, fGzGkG koşulların elverGşsGzlGğG, Gş-aGle dengesG, müşterGlerle ve Gşverenle GlGşkGler bu olumsuz koşullardan bazılarıdır. Mevcut Gş ve sosyal güvenlGk hukukunu dahG Ghlal eden bu GşyerlerGnde sendGkalaşmaya ve emeğGnG korumaya çalışan GşçGlere yönelGk patronlardan ve kolluk güçlerGnden sGstematGk saldırılar yapılmaktadır. YüzbGnlerce AVM emekçGsG GşsGzlGk tehdGdG altında geçGm derdGyle çalışmak zorunda kalmaktadır. “EmeklX emeğX sömürüsü” son dönemlerde derGnleşmGştGr. Enflasyonun çok yükseldGğG dönemlerde sabGt ücretlG olan emeklGlerGn satın alma gücü çok hızlı düşmektedGr. Açlık sınırının atında kalan ücretlerG Gle geçGnemeyen emeklGler GlerG yaşlarına rağmen Glave çalışmalara ve Gşlere dahGl olmak zorunda kalmaktadır. TürkGye’de son EYT düzenlemesGnden sonra emeklGlGğe dahGl 41 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1081 ‒ olanlarla bGrlGkte geçGm sorunu nedenGyle çalışmak zorunda kalan emeklG sayısı 4-6 mGlyon cGvarındadır. ÖzellGkle büyükşehGrlerdekG kGra ve geçGm sorununun ağırlaşması nedenGyle emeklGlerGn fGGlen emeklG olamadığı Gfade edGlebGlGr. “EngellX Bakım EmeğX” kapsamında kadın emeğG sömürüsü de TürkGye’de bGr tür emek sömürüsü olarak ele alınmalıdır. Çoğunluğu kadın olan yaklaşık 586 bGn kGşG aylık 5 bGn TL cGvarında bGr ödenekle evde bakım GşG yapmaktadır. Bu kGşGler TÜİK hesaplamalarında GşsGz sayılmamakla bGrlGkte sosyal güvenlGk prGmlerG ödenmedGğGnden emeklG de olamamaktadır. Ayrıca eve bağımlı kalmak durumunda oldukları GçGn dışarıda gelGr getGrGcG bGr Gşe gGtmelerG de mümkün değGldGr. Ev dışında gelGr getGrGcG bGr Gş yapanların Gse tespGt edGlmelerG durumunda ödeneklerG kesGlmektedGr. Bu durumda on yıllarca emek veren kGşGler herhangG bGr gelGr ve bGrGkGm Gmkanına kavuşmadan ömürlerGnG vermektedGrler. Konu hakkında gereklG kanunG düzenleme yapılmalı ve belGrlG bGr süre bu alanda hGzmet veren kGşGler toplu ödeme, kıdem tazmGnatı veya özgün bGr emeklGlGk koşulu oluşturulmalıdır. “Özel Sektör EğXtXm ve Sağlık Kuruluşlarında Öğretmen ve Sağlık EmekçXlerXnXn Emek” sömürüsü GktGdarın özelleştGrme ve emeğG değersGzleştGrme sGyasetGnGn bGr sonucudur. YüzbGnlerce öğretmen yıllarca çok düşük ücretlerle, Gş güvencesG olmadan, sGgortasız ve her anlamda kayıt dışı bGr şekGlde özel eğGtGm kurumlarında çok uzun çalışma saatlerG Gle sömürülmektedGr. EğGtGm Gle GstGhdam arasında var olan doğal GlGşkGnGn her geçen dönem aşındığı bu rejGmde özel eğGtGm adı altında emekçGlerGn bu şekGlde sömürülmesGnGn önüne geçmek GçGn denetGm faalGyetlerG arttırılmalı, kayıt dışılık önlenmelG ve eğGtGmGn kamusal kurumlarda güvencelG çalışanlar elGyle verGlmesG amacıyla bGr geçGş programı uygulanmalıdır. Bu koşullarda aGle, öğrencG ve kurum karşısında emeğGnG korumaya ve geçGmGnG sağlamaya çalışan yüzbGnlerce emekçG mobbGng ve sömürü altında bGr yaşam sürmektedGr. Sağlık alanında da devam eden özelleştGrme polGtGkaları ve GşsGz sağlık emekçGlerGnGn sGstematGk bGr şekGlde arttırılması özel sektör sağlık GşletmelerGne sömürü alanı açmaktadır. BGrçok sağlık emekçGsG asgarG ücret veya altında ücretlerle uzun çalışma saatlerG Gle çalışmak zorunda kalmaktadır. 42 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1082 ‒ 2.2-) TÜRKİYE EKONOMİSİNDE TEKELLEŞME VE SERMAYE KARLILIĞI TekelcX KapXtalXzm “SermayenGn akışını, dolambaçlı patGkalarını, davranışlarının tuhaf mantığını kavramak, GçGnde yaşadığımız koşulları anlamak açısından hayatG önem taşır. KapGtalGzmGn başlangıç yıllarında her soydan ve boydan sGyasal GktGsatçı bu akımları kavrayabGlmek GçGn çaba gösterGyordu; bunun sonucunda, kapGtalGzmGn nasıl GşledGğGne daGr eleştGrel bGr değerlendGrme belGrmeye başlamıştı. Oysa son zamanlarda bu tür eleştGrel bGr kavrayışa sırtımızı dönmüş bulunuyoruz. Bunun yerGne, sofGstGke matematGksel modeller gelGştGrGyoruz, sonsuza dek verG analGzG yapıyoruz, hesap çGzelgelerGmGzG dGkkatle GrdelGyoruz, ayrıntıları Gnce Gnce araştırıyoruz ve nGhayet sermaye akışı konusunda sGstemGk bGr kavrayış olasılığını makaleler, raporlar ve öngörüler yığını altında gömüyoruz.”11 dGyerek Sermaye Muamması adlı eserGne gGrGş yapan DavGd Harvey’Gn, sermayenGn GzGnG süren yolculuğu GçGn klasGk bGr durak arayacaksak “tekelcG kapGtalGzm” durağına uğramadan geçemeyGz. Paul Sweezy, Paul Baran ve Harry Magdoff Çağdaş Kap2tal2zm2n Bunalımı adlı eserlerGnde, gelGşmesGnGn bellG bGr aşamasında rekabetçG kapGtalGzmGn nGçGn ve nasıl tekelcG kapGtalGzme dönüştüğünü, bu dönüşümün de sGstemGn GşleyGşG üzerGne nasıl etkG yaptığını anlatırlar. Marx’a atıf yaparak, sermayenGn yoğunlaşması ve merkezGleşmesGnG, anonGm şGrketlerGn merkezGleşmede temel bGr araç olarak kabul edGldGğGnG, karteller, tröstler ve şGrket bGrleşmelerG yoluyla rekabetG bGlGnçlG olarak kontrol altına alma eğGlGmGnG güçlendGrdGklerGnG, bankaların hGsse senedG ve tahvGl yoluyla anonGm şGrketlerGn kuruluşunda tekelleşme sürecGndekG GtGcG rollerGne dGkkat çekerler. Sonunda da LenGn’Gn meşhur “fGnans kapGtal”G tanımlarken kullandığı “üretGmGn yoğunlaşması, bundan doğan tekeller, bankalarla endüstrGnGn bGrleşmelerG veya GçGçe geçmelerG” analGzGnGn altını kırmızı kalemle çGzerler. Bu köşelerG oluşturulan tanım ve kavramsallaştırmalar, tarGh boyunca bGrçok GktGsatçının sayfalar dolusu tartışmasına neden olsa da tıpkı yerkürenGn çekGrdeğG mGsalG halen bGr kor olarak bu tartışmaların ortasında durmaya, her tartışmaya bazen genGş bazen dar da olsa bGr çerçeve sunmaya devam etmektedGr. SermayenGn GzGnG sürmeye devam ederken dGğer bGr durak da Ernest Mandel’Gn Geç Kap2tal2zm eserG olabGlGr. Burada Mandel detaylı olarak tekelleşmenGn ölçeğGnG belGrleyen 11 Dav?d Harvey, Sermaye Muamması: Kap/tal/zm/n Kr/zler/, çev. Sungur Savran, Sel Yayınları, İstanbul, 2019, s.7-8 43 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1083 ‒ başlıca faktörün, sermayenGn uluslararası düzeyde merkezGleşmesG, Gç Gçe geçmesG ve yoğunlaşması olduğunu Gfade eder. Bunun merkezG komuta gücü ya da üretGm araçları üzerGndekG kontrolün merkezGleşmesG anlamına geldGğG ve merkezGleşmGş özel mülkGyet yapılarını ortaya çıkardığı tezGnG savunur. Mandel, bu yapıları kısaca şöyle tarGf eder: “Söz konusu mülkGyet yapıları genellGkle GkG bGçGmde gelGşGr. Farklı uluslara aGt tekelcG kapGtalGstlerGn şGrketlerG veya büyük GşletmelerG bGr tek emperyalGst grubun denetGmG altında bGr araya gelGrler ya da büyük kapGtalGst Gşletmeler ve emperyalGst şGrketler tek bGr kapGtalGstGn denetGmG altına gGrmeksGzGn ayrı bGr uluslararası veya uluslarüstü şGrket GçGnde bGrleşGrler. Bu GlGşkGnGn geç kapGtalGzmdekG somutlanma şekGllerG arasında başlıcası çok uluslu şGrket formudur.”12 TürkXye’de Tekelleşme EğXlXmX TürkGye’de tekelcG büyük burjuvazGnGn (fGnans kapGtalGn) egemenlGğG ne zaman belGrgGnlGk kazanmıştır dGye sorulsa, hGç duraksamadan “TÜSİAD kurulduğunda” dGye yanıt verGlebGlGr. 12 Mart 1971 AskerG Muhtırası’ndan yalnızca bGrkaç hafta sonra faalGyete geçen bu dernek, o tarGhten bu yana TürkGye’de toplumsal değGşGmGn en önemlG aktörlerGnden bGrG olagelmGştGr. 12 Mart dönemG, daha doğrusu 1968-73 arası yıllar, TÜSİAD’ın kuruluşunun yanı sıra bGr yandan da TürkGye’de büyük sermaye kesGmGnGn hızla “holdGngleştGğG” bGr zaman dGlGmGydG. EgemenlGğGnG 1970 yılı cGvarında netleştGren TürkGye fGnans kapGtalG, aynı zamanda “holdGng” tarzı organGzasyonu da tercGh etmGştG. FGnans kapGtalGn ana örgütü olan TÜSİAD’ın kuruluşu ve TÜSİAD çatısı altında bGrleşen holdGnglerGn oluşumu, TürkGye’de kapGtalGzmGn belGrlG bGr gelGşme düzeyGne ulaşmış olmasının sonucuydu. ZGra 1950’lerGn GkGncG yarısından GtGbaren belGrgGnleşen ve 1960’lı yıllarda planlı bGr bGçGm kazanan Gç pazara dönük kapGtalGst sanayG üretGmG bu dönemde faalGyete geçen sanayG GşletmelerGnGn kısa sürede satış-pazarlama teşkGlatlarını oluşturarak tekel halGne gelmelerGne yol açmış, 1960’ların sonlarında TürkGye’de bGrçok sektörde tekelcG denetGm kurulmuştu.13 Korkut Boratav TürkGye sermayesGnGn karakterGnG tarGf ederken, “DevletGn rolünün dolayımsız sonuçlarından bGrG olan bGr dGğer gerçek de sermayenGn sanayG, tGcarG, malG kesGmler olarak ayrımından zGyade, bu alanların tümünde faalGyet gösteren, ağırlıklı olarak sanayG sermayesGnGn nGcel ve/veya sürükleyGcG olduğu, uluslararası sermayeye entegre tekelcG bGr yapı” GfadesGne yer verGr. 12 Ernest Mandel, Geç Kap/tal/zm, çev. Candan Badem, Versus Yayınları, İstanbul, 2013, s. 324-325 13 devr?mc?marks?zm.net /ozgur-ozturk-turk?ye-f?nans-kap?tal?n?n-d?sa-ac?lmas? 44 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1084 ‒ 2000’li yıllara geldiğimizde Türkiye kapitalizmi finansal serbestleşmeyle küresel sisteme entegre olmuştur. “1980’den itibaren kamunun pek çok alandan geri çekilmesi ulusal ve uluslararası büyük sermayeye bu alanlara el koyma, faaliyet yürütme, finansal sisteme müdahale etme imkânı tanımıştır. Büyük sermaye tekelci piyasa koşullarında kârlılıklarını belli oranlarda tutabilmiştir ve yeni meta alanlarının oluşumuna öncelik vererek tekelci fiyatlandırma olanakları sayesinde kâr oranlarını yükseltebilmiştir. DTÖ, IMF ve Dünya Bankası hakimiyetinde ilerleyen bu dönem 2000’lerden itibaren büyük ölçekli özelleştirme programlarıyla büyük sermayenin hükümranlığını kökleşmiştir. Sermayenin küresel hareketliliği tekelleşmeye ivme kazandırarak Türkiye’deki sermaye kompozisyonunu şekillendirmeyi sürdürür.”14 Türkiye’de tekelleşmeyi açıkça görebilmek için Rekabet Kurumu’nun Birleşme Devralma Raporları’na bakmak gerekir. 2024 yılında bildirilen 311 adet birleşme ve devralma işleminin toplam değeri 17 trilyon 408 milyar TL’dir. İşlem gruplandırmasına göre tarafların Türkiye’den olduğu 75, uluslararası şirket olduğu 7, Türkiye’den ve uluslararası olduğu 49 adet işlem gerçekleşmiştir. 6 özelleştirme işleminin değeri 31 milyar 362 milyon TL’dir. Hedef şirketin Türkiyeli olduğu 131 birleşme ve devralma işleminin değeri 191 milyar 917 milyon TL’dir. Uluslararası sermaye 47 ayrı işlemde Türkiyeli şirketlere yatırım yapmıştır. 14 https://www.evrensel.net/yaz?/98051/turk?ye-kap?tal?zm?n?n-tekellesme-eg?l?m?-ve-s?yasal- yans?malar? 45 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1085 ‒ Yukarıdaki tabloda görüleceği gibi Rekabet Kurumu verilerine göre son 10 yılda (2024’e kadar) 2 bin 500 adet şirket satın alma ve birleşmesi gerçekleşmiştir. Birleşme ve devralma işlemlerinde son 12 yıla ait ortalama işlem bedeli değeri ise 46 milyar TL’dir. Özelleştirmeleri dışarıda tuttuğumuzda her yıl ortalama 6 milyar dolarlık şirket satın alma ve birleşmelerinde sermaye hareketliliği olduğu görülebilir. SermayenGn üzerGndekG komuta gücünün uluslararasılaşması, sermayenGn fGGlG merkezGleşmesG her zaman ya bGr ülkeden ötekGne ya da bGr ulusal sermaye sahGplerG grubundan bGrkaçına mülkGyet transferG anlamına gelGr. Burada da eşGtsGz ve bGleşGk gelGşGm yasası hüküm sürer. Tekelleşme bu nedenle ekonomGk düzeyle sınırlı bGr olgu değGldGr. Bağımlılık GlGşkGlerG, yenG tGp sömürge pratGklerG, ulus üstü kurum ve organGzasyonların tahakkümü, yenG ekstraktGvGzm gGbG sGyasetG ve toplumsal yaşamı doğrudan etkGleyen boyutlara da sahGptGr. 15 TekelleşmenGn artması ve tekellerGn malGyetlerG düşürmek üzere aldıkları önlemler, ezGlenlerGn, emekçGlerGn ve GşçG sınıfının önüne ağır bGr fatura çıkarmaktadır. Tekelleşmiş sektörlerdeki birkaç büyük şirket, ücretlerin belirlenmesinde tek taraflı güç kazanmakta, işçilerin alternatif iş bulma imkanları sınırlanmakta, sendikal örgütlenme zorlaşmaktadır. Bunu düşük ücret politikaları, taşeronlaştırma ve esnek çalışma izlemektedir. Bölgesel eşitsizlikleri ve kent yoksulluğunu artıran etkilerini de göz ardı etmemek gerekir. Bu iktisadi güç, aynı zamanda siyasal güce de dönüşmekte veya siyaseti doğrudan etkileyerek vergi afları, teşvik paketleri ve özelleştirmeler yoluyla gücüne güç katmaktadır. Kısaca, Türkiye’de sermayenin tekelleşmesi, emek üzerindeki yapısal baskıyı artıran, ücretleri, hakları ve yaşam koşullarını olumsuz etkileyen, devlet politikalarını sermaye lehine kaydıran bir süreçtir. Bu nedenle tekelleşmenin artması yalnızca ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda sınıf mücadelesinin güç dengelerini değiştiren politik bir olgudur. TürkXye’de Sermaye Karlılığı MarksGst GktGsat kuramı, kar oranını doğrudan doğruya kapGtalGst sömürü GlGşkGlerGne bağlar ve GktGsadG artığın uzantısı olarak hesaplar. Marx, Ücret F2yat Kâr adlı eserGnde, artı- değerGn kârın da faGzGn de rantın da kaynağı olduğunu belGrtGr. Artı-değer nasıl artı-emeğGn ürünü 15 https://www.evrensel.net/yaz?/98051/turk?ye-kap?tal?zm?n?n-tekellesme-eg?l?m?-ve-s?yasal- yans?malar? 46 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1086 ‒ olarak üretGm alanında doğuyorsa, artı-değerGn dönüşmüş bGçGmG kâr da üretGm alanında doğar. İşçGler ne kadar uzun süre çalışıp ne kadar çok üretGrse, ücretler ne kadar düşerse, emek malGyetlerGnden ne kadar tasarruf edGlGrse, patronların kârları da o kadar artar.16 KapGtalGst toplumlarda üretGmGn ve GstGhdamın özel sektörün yatırımları sonucunda oluşması, bGr sınıf olarak sermayeyG ayrıcalıklı bGr konuma sokar. ZGra sermaye ancak kar ettGğG GçGn yatırım yapacağından, sGyasG GktGdarlar GçGn GktGdarda kalmanın koşulu sermayenGn karlılığını sağlamaktır. Bütçe kaynaklarının toplanması ve bölüşümü sorunu gündeme geldGğGnde, toplanan kaynakların halkın/emekçGlerGn GhtGyaçları doğrultusunda bölüştürülmesG talep edGldGğGnde, kaynakların denetGmGnG elGnde tutanlar, bunun GçGn yeterlG kaynağın olmadığını GddGa ederler. Ancak söz konusu olan patronların taleplerG olduğunda, devlet hazGnesGnGn kapıları ardına kadar açılır, emekçG halklara gelGnce sınırlı olan bütçe kaynakları patronlar GçGn adeta seferber edGlGr. Başka bGr Gfadeyle kapGtalGzmde, sermayenGn çıkarlarının belGrleyGcG ve başat olduğu koşullarda, ekonomGk hedeflerGn ve bütçenGn sermaye sınıfının GhtGyaçları doğrultusunda oluşturulması kural halGne gelGr. Türkiye ekonomisine ve sermaye karlarına bu çerçeveden baktığımızda İstanbul Sanayi Odası’nın her yıl açıkladığı “En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu”nun yıllara göre kârlılık oranları incelenebilir. Kârlılık göstergelerinden birisi olan faaliyet kârlılığı oranı, 2012 yılından 2023 yılına kadar olan dönemde istikrarlı bir artış göstererek 5,5’ten 12,5’e çıkmış, sermaye karları sadece 2024’te küçük bir düşüş yaşamıştır. Faiz, amortisman ve vergi öncesi kârlılık (FAVÖK) oranı 2012-2023 arası dönemde sürekli artarak 11,8’den 15,7’ye yükselmiştir. 2024’te ise FAVÖK kârlılığı oranı 2,9 puan düşüşle yüzde 15,7’den yüzde 12,8’e gerilemiş gibi görünse de toplamına baktığımızda rakamın yüzde 12,1 ile artış göstererek 1,2 trilyon TL’den 1,3 trilyon TL’ye yükseldiği görülmektedir. Her ne kadar sermaye sahipleri bu artışı “zayıf” olarak göstermeye çalışıp kendilerinin büyük zararlar ettiklerini iddia etseler de bunun yoksulluk ve ekonomik kriz altında ezilen halklar için bir anlam ifade etmeyeceği açıktır. İSO 500 çalışmasında, 2024 yılında üretimden satışlara göre en büyük kuruluş, 651,6 milyar lira ile uzun yıllardır olduğu gibi yine TÜPRAŞ oldu. İkinci sırada 356 milyar lira ile 16 https://www.?s?gmecl?s?.org/21041-ucretl?-emek-ve-sermaye-turk?ye-de-s?n?f-savaslar?-kansu- y?ld?r?m 47 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1087 ‒ Ford Otomotiv Sanayi A.Ş., üçüncü sırada da 201,6 milyar lira ile Star Rafineri A.Ş. yer almıştır. Aynı şekilde Türkiye ekonomisinde özellikle son yıllarda bankaların karlarında da devasa artışlar olmuş, kar rekorları kırılmıştır. Son açıklanan verilere göre, Türkiye'nin en büyük 10 bankasının 2025 yılının 9 ayı itibarıyla aktif büyüklüğü geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40,3 üzerinde artarak 35,4 trilyon liraya ulaştı. Geçen yıl Ocak-Eylül döneminde en büyük 10 bankanın aktif toplamı 25,2 trilyon lira düzeyindeydi. Yılın 9 ayında en yüksek kar elde eden banka 113,7 milyar lira ile Ziraat Bankası oldu. Karlılıkta Garanti BBVA 84 milyar lirayla ikinci, Türkiye İş Bankası 44 milyar lirayla üçüncü, VakıfBank 42 milyar lirayla dördüncü ve DenizBank 40,5 milyar lirayla beşinci oldu. Karlılık bazında bu bankaları sırasıyla, 38,9 milyar lirayla Akbank, 37,8 milyar lirayla Yapı Kredi, 34 milyar lira ile QNB Bank, 29,4 milyar lirayla Kuveyt Türk ve 20,2 milyar lirayla Halkbank izledi. Bu dönemde karını en fazla artıran banka yüzde 125,6'yla Ziraat Bankası oldu. Bu bankayı, yüzde 87,4'le Garanti BBVA, yüzde 80,1'le Halkbank, yüzde 68,8'le Yapı Kredi, yüzde 54,2'yle VakıfBank takip etti. Bu yılın Ocak-Eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre karını Türkiye İş Bankası yüzde 26,9, QNB Bank yüzde 24,7, Kuveyt Türk yüzde 20,6, DenizBank yüzde 19,6, Akbank yüzde 17,4 artırdı. Böylece Türkiye'nin en büyük 10 bankası, 2025'in ilk 9 ayında 484 milyar 499,8 milyon lira net dönem karı elde etti ve ilgili bankaların toplam karı önceki yıla kıyasla yüzde 57 artış gösterdi. İşte bu sürekli yükselen karlılık tablosuna karşın Türkiye’de ücretlerin düşürülmesi ve artışının baskılanması, patronlar açısından bir beka sorunu haline gelmiştir. “Enflasyonla mücadele” politikaları, talebi kısarak enflasyonu düşürmekten ziyade, ücretlerin ortalama seviyesini düşürmeye odaklanmış, ucuz emek-ucuz meta döngüsünde asgari ücretin ortalama ücrete dönüşmesine neden olmuştur. Türkiye ekonomisinin sermayenin kârlılığını önceleyen ve geniş halk kesimlerinin yaşam koşullarını sistematik biçimde zayıflatan bir birikim rejimine doğru hız kesmeden ilerlediğini görmek mümkündür. Bu “ilerleme”, yalnızca iktisadi göstergelerde değil, sınıflar arasındaki güç ilişkilerinde de derin bir yeniden yapılanmaya yol açarak, işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin aleyhine, sermayedarların lehine bir sistemin gün geçtikçe güç kazanmasına ve kurumsallaşmasına yol açmaktadır. Devasa kârlar ve hiper-sömürünün egemen olduğu bir düzende emekçiler nefessiz bırakılmakta, her gün işyerlerinde amansız bir sınıf mücadelesi verilmektedir. Sadece ücretlerin baskılanmasıyla sınırlı olmayan bu saldırı dalgası sermayenin 48 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1088 ‒ toplumsal egemenliğini tam ve kusursuz inşa etmek amacıyla emekçilere, ezilenlere ve işçilere dönük, hakları gün be gün tırpanlayan bir siyasal-hukuksal muhteva da kazanmaktadır. 2.3-) GELİR DAĞILIMI VE SERVET EŞİTSİZLİKLERİ TürkGye’de enflasyon başta olmak üzere işsGzlGk, güvencesGz GstGhdam, ucuz emek, cari açık, gelir dağılımı ve vergi adaletsizliği gibi ekonomGk sorunlar her geçen gün daha da büyüyerek çözümsüz bGr hal almıştır. TürkGye’de AKP’nGn ekonomG polGtGk tercGhlerGnden dolayı emekçG sınıfın mGllG gelGrden aldığı pay her geçen gün erGrken, yoksullaşma ve bGreysel borçluluk artarken bankalar ve şGrketler kar rekorları kırmıştır. Son yıllarda ülkede servet ve gelGr dağılımı yoksullar aleyhGne GyGden GyGye bozulurken, emekçG sınıf en temel GhtGyaçlarını dahG borçlanarak karşılamak zorunda kalmaktadır. AKP GktGdarının “ekonomG büyüyor” söylemlerGnGn gölgesGnde gelGr dağılımı adaletsGzlGğG ve servet eşGtsGzlGğG gGderek artmış, yapısal sorunlar kronGk bGr hal almıştır. 2025 yılı verileri, Türkiye’de servet dağılımının az sayıdaki birey lehine dönüştüğünü ortaya koymaktadır. BDDK verilerine göre, hesaplarında 1 milyon lira ve üzeri varlığı bulunan kişi sayısı 2 milyon 367 bin 312’ye yükselmişken, bu kesimin toplam serveti 17 trilyon lirayı aşmıştır. Buna rağmen geniş toplum kesimlerinin serveti reel olarak gerilemiş, orta sınıfın serveti ise yaklaşık yüzde 21 erimiştir. TCMB tarafından yayınlanan Finansal İstikrar Raporu’ndaki analiz Eylül 2025 yılına kadar olan süreyi kapsamaktadır. Eylül 2025 sonu itibarıyla tüketici fiyatları enflasyonu yüzde 33,29 olmuştur. Buna karşı hane halkının, yani bireylerin borçları yüzde 46,9 artış gösteriştir. Finansal varlıklarındaki yükseliş ise yüzde 44,5’i bulmuştur. Yani borçluların borçları, tasarruf sahiplerinin yatırımları reel anlamda artış göstermiştir. Borçlular daha fazla borçlu, varlık sahipleri daha zengin hale gelmiştir. Günümüzde ücretli çalışanların ve emeklilerin alım gücü tarihi seviyelerde çökmüş durumdadır. Asgari ücret bugün itibariyle açlık sınırının 7 bin 724 lira altında kalmış, çalışan nüfusun dörtte üçü açlık riski altında yaşamaya mecbur bırakılmıştır. Ayrıca emeklilerin önemli bir kısmı 16 bin 881 lira gelirle yaşamaya mahkûm edilmişlerdir. Türk-İş verileri açlık sınırının 30 bin liraya, yoksulluk sınırının 97 bin 159 liraya ulaştığını gösterirken, bütçe teklifinde emekçilere yapılması düşünülen yüzde 20-25 zam oranı gerçeklikten kopuk, gelir adaletsizliğini arttıracak bir tercih olacaktır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre, 20 milyon yurttaş sosyal yardımlarla yaşamını sürdürmekte olup, bu yardımların “şartlı” hale 49 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1089 ‒ getirilmesi, yoksulluğun siyasal kontrol aracına dönüştürüldüğünü göstermektedir. Sosyal yardım politikaları, ihtiyaca değil, itaate dayalı hale getirilmiştir. Ekonomik politikaların doğrudan sonucu olarak toplumda çok boyutlu bir çürüme yaşanmaktadır. Genç işsizliği kritik eşikleri aşmış, NEET oranı yüzde 26’ya ulaşmıştır. Kadınlar çalışma hayatından dışlanmış; genç kadınlarda geniş tanımlı işsizlik yüzde 48,9’a yükselmiştir. İşçileştirilmiş çocuk sayısı artmış; 2025 yılında 85 çocuk iş cinayetinde yaşamını yitirmiştir. Denetimsizlik nedeniyle iş yerlerinde yaşanan facialar ve halk sağlığının çöküşü, ekonomik politikanın ölümcül boyutlara ulaştığını göstermektedir. Bu veriler, Türkiye’de ekonomik krizin yalnızca finansal değil; aynı zamanda toplumsal, kültürel ve ahlaki bir krize evrildiğini de ortaya koymaktadır. İktXdarın TercXhlerX EmekçXlerX Çalışan Yoksullar HalXne GetXrdX TürkGye’de emekçG ve emeklGler başta olmak üzere yurttaşların önemlG bGr kısmı cGddG bGr alım gücü krGzG yaşamakta, en temel GhtGyaçlarını dahG karşılayamamaktadır. Durumun vahametGnG GktGdar tarafından manGpüle edGlen TÜİK verGlerG de doğrulamaktadır. TÜİK’Gn GelGr ve Yaşam Koşulları Araştırmasına göre, TürkGye’de en az 17 mGlyon 821 yurttaş en temel GhtGyaçlarını dahG karşılayamayacak kadar yoksul durumdadır. Ayrıca TürkGye İstatGstGk Kurumu (TÜİK) ve çeşGtlG uluslararası raporlara göre, gelGr ve servetGn büyük bGr kısmı nüfusun küçük bGr kesGmG tarafından kontrol edGlmektedGr. En zengGn yüzde 20’lGk kesGm, 2024 yılı verGlerGne göre toplam gelGrGn yüzde 48,1’GnG alırken, en yoksul yüzde 20’lGk kesGm Gse toplam gelGrGn sadece yüzde 6,3’ünü elde etmektedGr. GINI katsayısı gelGr eşGtsGzlGğGnG ölçen bGr endeks olup, 2024 yılında 0,413 olarak belGrlenmGştGr. YGne en zengGn yüzde 1’lGk kesGm TürkGye’dekG toplam servetGn yüzde 42,04’üne sahGpken en zengGn yüzde 5’lGk kesGm toplam servetGn yüzde 59,2’sGnG kontrol etmektedGr. En zengGn yüzde 10’luk kesGm Gse toplam servetGn yüzde 69,8’Gne sahGptGr. Bu verGler, TürkGye’de gelGr ve servet dağılımındakG eşGtsGzlGğGn vardığı boyutları açıklıkla ortaya koymaktadır. En zengGn kesGm, toplam gelGrGn ve servetGn büyük bGr kısmını kontrol ederken, genGş bGr nüfus kesGmG daha düşük gelGr ve servet sevGyelerGnde yaşamaya çalışmaktadır. VerGler 2025 yılı TürkGye’sGnde gelGr ve servet dağılımının çarpıklığını ve ülkedekG ekonomGk eşGtsGzlGğGn boyutlarını gözler önüne sermektedGr. TÜİK tarafından Aralık ayının ilk günü 2025 yılı Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) üçüncü çeyrek verileri açıklandı. Verilere göre, geçen yılın eş dönemine göre işgücü ödemeleri yüzde 41,1 “net işletme artığı/karma gelir” ise yüzde 43,5 artmıştır. Emek kesiminin milli 50 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1090 ‒ gelirden aldığı payı gösteren işgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içinde geçen yıl üçüncü çeyrekte yüzde 35 olan, bu yıl aynı ikinci çeyrekte yüzde 38,4’e yükselen payı, üçüncü çeyrekte tekrar yüzde 35’e gerilemiştir. Sermaye kesiminin milli gelirden aldığı payı gösteren net işletme artığı/karma gelirin geçen yıl üçüncü çeyrekte yüzde 46,9 olan, bu yıl ikinci çeyrekte yüzde 41,3’e inen payı ise üçüncü çeyrekte yüzde 46,7’ye yükselmiştir. Veriler bize emekçi yoksulluğunun ve gelir dağılımı adaletsizliğinin artık resmi verilerle dahi gizlenemediğini göstermektedir. İktidarın ekonomi-politik tercihleri emekçiden sermaye sınıfına kaynak aktarma üzerine kurulmuştur. https://data.tuGk.gov.tr/Bulten/Index?p=GelGr-DagGlGmG-IstatGstGklerG-2024-53712 DİSK/Genel-İş Araştırma DaGresG’nGn hazırladığı “TürkGye’de GelGr EşGtsGzlGğG ve Yoksulluk Raporu”na göre TürkGye, Avrupa ülkelerG GçGnde gelGr eşGtsGzlGğGnGn en yüksek olduğu ülke konumundadır. Enflasyon, yoksulluk, gelGr adaletsGzlGğG ve borçluluk gGbG başlıkların ölçü alınarak hazırlanan rapor değerlendGrmesGne göre TürkGye’de her 10 kGşGden 2’sGnGn yoksul her 10 kGşGden 6’sının borçlu olduğu tespGt edGlmGştGr. TürkGye GktGdarın tercGhlerG dolaysıyla günümüzde yoksulluk oranı yüzde 21,2’ye yükselGrken, yoksulluk sınırı 2014 yılına göre tam 14,5 kat artış göstermGştGr. 2014’te 6 bGn 665 TL olan yoksulluk sınırı 2025 yılı kasım ayında 97 bGn 459 lGraya kadar çıkmıştır. Bu artış, 51 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1091 ‒ özellGkle, 2022 sonrası dönemdekG yüksek enflasyonun etkGsGyle hızlanmıştır. Yoksulluk sınırı 2022’de 21 bGn 296 TL Gken 2023’te 38 bGn 531 TL’ye, 2025’te 97 bGn 159 lGraya kadar çıkmıştır. Düşük asgarG ücret, ağır vergGler ve adaletsGz gelGr dağılımı çalışan yoksulluğunu her geçen gün artırmaktadır. 2024 yılında TürkGye’de çalışanların yoksulluk oranı yüzde 10,7 cGvarındadır. Bu da gelGr dağılımı adaletsGzlGğGnGn geldGğG boyutu ortaya koyan bGr başka verGdGr. Yurttaşlar çalıştıkları halde yoksulluk gGrdabından çıkamamaktadırlar. YanG TürkGye’de mGlyonlarca yurttaş, çalışıp emek vermesGne rağmen kendGsGnG ve aGlesGnG geçGndGrebGlecek bGr ücrete ve Gnsanca yaşam koşullarına bGle sahGp olamamaktadır. 2025’Gn Kasım ayında Gse açlık sınırı 29 bGn 828 lGra Gken yoksulluk sınırı 97 bGn 159 lGraya çıkmış aynı dönemde asgarG ücret sadece 22 bGn 104 lGrada kalmıştır. YanG bGr aGlede yoksulluk sınırına ulaşabGlmek GçGn bGle en az beş asgarG ücretlGnGn olması gerekmektedGr. Durum bu kadar vahGm bGr hal almıştır. Aynı dönemde en düşük memur maaşı 50 bGn 503 TL, en düşük memur emeklG aylığı Gse 22 bGn 671 lGra sevGyesGnde kalmıştır. TÜİK GstatGstGklerGne göre, nüfusun sadece yüzde 39,1’G borçlu durumda değGldGr. Konut masrafı dışındakG gGderler nedenGyle 2024 yılında kurumsal olmayan nüfusun yüzde 60,9’u borçlu hale gelmGştGr. Halkın yüzde 12,5’G Gse borçlarını ödemekte zorlanmaktadır. YGne her 10 çocuktan 4’ü yoksulluk ve sosyal dışlanma rGskG altındadır. 2024 yılında 18 yaşından küçük çocukların yüzde 38,9’u yoksul ya da sosyal dışlanma rGskG altındadır. Toplam yoksulluk ve sosyal dışlanma rGskG altında olanların oranı Gse yüzde 29,3 olarak ölçülmüştür. Eurostat verGlerGne göre Gse AB ülkelerGnGn ortalama GINI katsayısı 0,344 Gken TürkGye’de bu oran 0,461’dGr. TürkGye’de en zengGn yüzde 20’lGk grup en yoksul yüzde 20’lGk grubun yaklaşık 9 katı fazla gelGr elde etmektedGr. Nüfusun en varlıklı ve en düşük gelGrlG yüzde 10’luk dGlGmlerG arasında 12,3 kat fark söz konusudur. TürkGye’de en yüksek yüzde 10’luk grubun kGşG başı gelGrG 55 bGn 330 dolar Gken en düşük yüzde 10’un gelGrGyse 4 bGn 159 dolar dolayındadır. Bu fark yalnızca gelGr düzeyGnG değGl, yaşam standartları, sağlık, eğGtGm ve tüketGm Gmkanları gGbG sosyal hGzmetlere erGşGmG de derGnden etkGleyen bGr faktördür. EşGtsGzlGk sadece gelGr farkıyla da sınırlı değGldGr aynı zamanda bölgesel farklılıklar (özellGkle kırsal ve şehGr merkezlerG arasındakG fark), eğGtGm düzeyGndekG değGşGklGkler, hane halkı fert sayısı gGbG etkenler düşük gelGr grubunun koşullarını daha da zorlaştıran faktörler arasındadır. 52 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1092 ‒ En zengin yüzde 10 toplam gelirden aldığı pay açısından alt gelir gruplarına göre görece çok daha yüksek durumdadır. Bu da mevcut kaynakların büyük kısmının üst gelir grubuna aktarıldığını göstermektedir. Gelir dağılımındaki eşitsizlik maliye politikasında da sürdürülmektedir. Geliri yalnızca yaşamını idame ettirmeye yeten yurttaşların geliri yüzde 27’lik vergi dilimine çekilirken, faiz ve sermaye gelirleri üzerinden milyonlar kazanan sermayenin ödediği kurumlar vergisinin tahsilat oranı giderek düşmektedir. Bu tablo, vergi sisteminin adaleti sağlama işlevi değil, sınıfsal ayrım mekanizması işlevi gördüğünü açıkça göstermektedir. Diğer yandan bireysel borçluluk ekonomik bir yaşam biçimine dönüştürülmüş, 42,4 milyon yurttaş kredi kartı borcu altına sokulmuş, toplam kart sayısı 460 milyona yaklaşmış, yurttaşların yüzde 52’si gelirinin en az yarısını borç ödemeye ayırmak zorunda kalmıştır. Bu durum, piyasa işleyişinin değil, borçlandırma rejiminin sistematik bir devlet politikası haline geldiğini ortaya koymaktadır. 2026 Bütçesi, yurttaşın refahını artıracak hiçbir somut hedef içermemektedir. Enflasyon hedefi yüzde 16 olarak ilan edilirken, halihazırda yüzde 60’lara varan hissedilen enflasyon yok sayılmakta, buna karşın faiz ödemeleri için başlangıç ödeneğinde yüzde 40’lık artış yapılmaktadır. Bu tercih, iktidarın bütçeyi bir ekonomik program olmaktan çıkarıp, servet transferinin aracı haline getirdiğini göstermektedir. Kur Korumalı Mevduat sisteminin sonucu olarak oluşan 60 milyar doları aşan kamu yükü, yurttaşın sırtına yüklenmiş, Merkez Bankası bilançosu toplumdan gizlenen zararlarla şişirilmiştir. Bu tablo kriz yönetiminin değil, krizin idamesinin bilinçli bir tercihe dönüştüğünü göstermektedir. 53 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1093 ‒ TürkXye Dolar MXlyonerX Artış Sayısında Dünya Rekoru Kırdı BGr ekonomGde büyüme önemlG bGr parametre olsa da büyüme sonunda ortaya çıkan artı- değerGn nasıl pay edGldGğG çok daha önemlG bGr mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. AKP’nGn yıllardır sadece sermayeyG gözeten tercGhlerG halGhazırda var olan eşGtsGzlGklerG daha da derGnleştGrmGş, gelGr uçurumunu arttırmıştır. TürkGye’nGn karşı karşıya bulunduğu derGn sosyoekonomGk krGz, gelGr dağılımındakG adaletsGzlGğG belGrgGn bGçGmde artırarak ülkeyG Avrupa’nın en yüksek gelGr eşGtsGzlGğGne sahGp ülkesG konumuna getGrmGştGr. MGllG gelGrGn genGş toplum kesGmlerGne yeterGnce yansımaması, zengGnlerle yoksullar arasındakG uçurumun hızla büyümesGne ve orta sınıfın gGderek erozyona uğramasına yol açmaktadır. Avrupa’da benzerG görülmeyen bu düzeydekG GINI katsayısı yalnızca ekonomGk kırılganlığı derGnleştGrmekle kalmamakta, aynı zamanda toplumsal ve sGyasal GstGkrarsızlık rGsklerGnG de cGddG ölçüde artırmaktadır. Ülke bu anlamda tarGhGn en rGsklG zamanlarını yaşamaktadır. Türkiye’de en üst gelir dilimine düşen 8,8 milyon kişinin refah düzeyinin Almanya, Belçika, Avusturya gibi gelişmiş Avrupa ülkelerinin ortalama kişi başı gelirlerini geçmesi dikkat çekmektedir. Türkiye’nin en yüksek gelir grubundaki kesimi, kişi başı gelir açısından Belçika ve Avusturya ile aşağı yukarı benzer refah seviyelerinde yaşamaktadır. Türkiye’de yaşanan bu uçurum, ülke içerisinde “iki farklı Türkiye” görüntüsünü vermektedir. Bir tarafta durum bu iken diğer tarafta, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre, 20 milyon yurttaş sosyal yardıma mahkûm olarak yaşamaktadır. Ayrıca TÜİK verGlerGne göre, TürkGye'de yıllık ortalama eşdeğer hane halkı kullanılabGlGr fert gelGrG 2024 yılında 187 bGn 728 TL Gken, İBBS 2. Düzey bölgelerG GtGbarıyla en yüksek olduğu bölge 257 bGn 891 TL Gle TR10 (İstanbul) bölgesG olmuştur. Bu bölgeyG 248 bGn 285 TL Gle TR51 (Ankara) bölgesG ve 225 bGn 758 TL Gle TR21 (TekGrdağ, EdGrne, KırklarelG) bölgesG GzlemektedGr. En düşük yıllık ortalama eşdeğer hane halkı kullanılabGlGr fert gelGrG Gse 91 bGn 818 TL Gle TRB2 (Van, Muş, BGtlGs, HakkârG) bölgesGnde gerçekleşmGştGr. Bu verGler de gelGr dağılımı adaletsGzlGğGnGn bölgesel boyutunu ortaya koymaktadır. TÜİK'Gn bölgesel gelGr verGlerG derGn bGr uçurum olduğunu göstermektedGr. İstanbul'da kGşG başına düşen gelGr, Ağrı'dakGnGn 7,2 katıdır. Kürt nüfusun yoğun olduğu 11 Glde yoksulluk oranı, TürkGye ortalamasının GkG katından fazladır. İsvGçre merkezlG UBS Group AG’nGn 2024 yılı Küresel Servet Raporu’na göre, dolar mGlyonerlerGnGn sayısı dünya genelGnde yüzde 1,2 oranında -684 bGn kGşG- artış göstermGştGr. Böylece 2024’te küresel çapta her gün neredeyse 2 bGn yenG dolar mGlyonerG ortaya çıkmıştır. 56 ülkenGn GncelendGğG raporda TürkGye Gse dolar mGlyonerG sayısının en fazla arttığı ülke olmuştur. 54 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1094 ‒ Rapora göre, TürkGye yerel para cGnsGnden servetG en çok azalan ülke olmuştur. Fakat buna rağmen ülke dolar mGlyonerG artış sayısında dünya lGderG olmuştur. Altın, dövGz ve yüksek faGz mGlyonları yoksullaştırırken zengGnlerGn servetlerGnG daha da büyütmesGnG beraberGnde getGrmGştGr. Geçen yıl TürkGye’de kGşG başına servet yüzde 35’ten fazla artmıştır. Ancak reel olarak bakıldığında, yanG enflasyondan arındırıldığında, kGşG başı servetGn yüzde 14,6 gerGledGğG görülmüştür. Dünyada mGlyoner sayısının artış hızı ortalama yüzde 1,2 Gken TürkGye’de bu oran yüzde 8,4 olmuştur. TürkGye’de geçen yıl dolar mGlyonerG sayısı 7 bGn kGşG artarak 68 bGne yaklaşmıştır. Buna karşılık raporda TürkGye’de medyan servetGn geçen yıl yüzde 21’e yakın düştüğüne ve gelGr dağılımında eşGtsGzlGğGn arttığına dGkkat çekGlmGştGr. Oxfam’ın 2024 "EşGtsGzlGkler ÜlkesG" raporuna göre TürkGye’de en zengGn GkG Türk'ün servetG, en yoksul yüzde 30'un toplam servetGne eşGttGr. PandemG dönemGnde mGlyarderlerGn servetG yüzde 300 artarken, asgarG ücretle çalışanların reel gelGrG yüzde 30'dan fazla erGmGştGr. YGne TürkGye'dekG 23 mGlyarder nüfusun en yoksul yarısından, yanG 42 mGlyon kGşGden daha fazla servete sahGptGr. TürkGye'de gelGr ve servet eşGtsGzlGğG, sadece ekonomGk değGl aynı zamanda sGyasG ve toplumsal bGr sorundur. ResmG ve talGmatlı TÜİK verGlerG dahG eşGtsGzlGğGn yapısal boyutunu ortaya koymaktadır. Uluslararası kuruluşların raporları Gse TürkGye'nGn eşGtsGzlGkte dünya ölçeğGnde kötü bGr performans sergGledGğGnG belgelemektedGr. EşGtsGzlGğG azaltmaya yönelGk polGtGkalar demokratGkleşme, yerel yönetGmlerGn güçlendGrGlmesG, toplumsal cGnsGyet eşGtlGğG ve kültürel hakların tanınması Gle bütünsel bGr çerçevede ele alınmalıdır. Sonuç olarak AKP’nGn GzledGğG polGtGkalar, netGcesGnde TürkGye’dekG gelGr uçurumu gGderek derGnleşmGş ve bu durum beraberGnde toplumsal adaletsGzlGğGn derGnleşmesGne yol açmıştır. İktGdarın yoksullukla mücadele adı altında sunduğu sosyal yardım ödemelerG gelGr eşGtsGzlGğGnG azaltmaktan zGyade yoksulluğu Gdare etmek üzerGne Gnşa edGlmGştGr. O sebeple kamu kaynaklarının yoksullara, emekçGlere, halklara, kadınlara, çocuklara, engellGlere daha etkGlG bGr şekGlde yönlendGrGlmesG, servet vergGlerGnGn artırılarak eşGtsGzlGğG azaltacak polGtGkaların benGmsenmesGnG, bölgesel gelGr eşGtsGzlGğGnGn azaltılması GçGn bölgesel farklılıkların gGderGlmesGne yönelGk yatırımların artırılması ve bütün bunlar GçGn de kapsamlı sosyal polGtGkaların hayata geçGrGlmesG gerekmektedGr. Böylece hem toplumsal adaletGn sağlanması hem de toplumsal barışın güçlenmesGnGn yolu açılabGlecektGr. DEM PartG olarak yıllardır gelGr dağılımı ve servet eşGtsGzlGklerGnGn sadece ekonomGk değGl, aynı zamanda toplumsal adaletGn ve eşGtlGğGn temellerGnG tehdGt eden bGr sorun olduğunun 55 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1095 ‒ altını çGzmekteyGz. GelGrGn adGl paylaşımı toplumsal barışın en önemlG temGnatıdır, bu yüzden de gelGr eşGtsGzlGğGnG azaltacak gerçek polGtGkalar acGlen uygulanmaya başlanmalıdır. 2.4-) TÜRKİYE’DE YAPISAL BİR SORUN OLARAK VERGİ ADALETSİZLİĞİ VergGler bGr devletGn ekonomGk ve sosyal GhtGyaçlar/ortak yarar adına yurttaşlardan topladığı pay Gken, aynı zamanda makroekonomG polGtGkalara yön vermek amacıyla kullanılan önemlG ekonomG polGtGk araçlardır. Bu yönüyle vergG, modern devletGn meşruGyetGnG belGrleyen en temel toplumsal sözleşme araçlarından bGrGsGdGr. Bunların yanı sıra vergGyG devlet Gle yurttaş arasındakG sGyasal ve ahlakG GlGşkG olarak tanımlamak da mümkündür. Ancak TürkGye’de bu GlGşkGnGn yapısı çok uzun süredGr bozulmuş durumdadır. Çünkü TürkGye’de vergG artık ortak sosyal GhtGyaçların veya yararın fGnansmanı GçGn değGl, sınıfsal GktGdarın yenGden üretGmGnGn ve kaynak aktarımının bGr aracı halGne getGrGlmGştGr. O sebeple günümüz TürkGye’sGnde vergG polGtGkası gelGr dağılımındakG uçurumu derGnleştGren, emeğG sömüren, sermayeyG koruyan bGr yapıya bürünmüştür. Günümüz ekonomG GlGşkGlerGnde adaletGn yerGnG etkGnlGk, eşGtlGğGn yerGnG büyüme, kamusal yararın yerGnG Gse pGyasa dGsGplGnG gGbG kavramlar almıştır. Bugün vergG sGstemG, sermayeyG koruyan ve onu “ekonomGk GstGkrarın temelG” olarak kutsayan bGr anlayışla bGçGmlenmektedGr. Bu anlayış, vergG adaletGnG “yatırım dostu vergG sGstemG”ne feda etmektedGr. Böylece hükümran güç/yasa yapan olarak konumlanan devlet yurttaşlarına karşı değGl, sermayeye karşı sorumlu hale gelmektedGr. Bu durumda da bütçenGn sahGbG vergGnGn yükünü taşıyan halk değGl, bütçeden nemalanan sermaye olmaktadır. Bu yaklaşımların sonuçlarından bGrGsG olarak ortaya çıkan vergG adaletsGzlGğG sorunu da salt bGr ekonomGk sGstem sorunu değGl, aynı zamanda bGr sGyasal sGstem sorunudur. Son zamanlarda TürkGye’de yurttaşlarda vergG tepkGsG gGderek yaygınlaşmaktadır. Yurttaşlar, adGl olmayan bGr devlete, adGl davranma eğGlGmGnG kaybetmektedGrler. O sebeple sosyal devletGn yenGden Gnşasının bGr yolu da vergG sGstemGnGn adalet temelGnde yenGden düzenlenmesGnden geçmektedGr. Kamu harcamaları, sosyal eşGtlGğG ve Gnsanca yaşamı öncelemedGğG sürece bütçeler adaletsGzlGğG yenGden üreten metGnler/belgeler olmaya devam edecektGr. BGr ülkede vergG oranlarının ne olduğu, vergGnGn yapısının nasıl bGçGmlendGğG ve vergG yükünün hangG sınıfa yıkıldığı o ülkedekG GktGdarın sınıfsal karakterG ve GdeolojGk konumlanışı hakkında bGlgG verGr. Çünkü bGr ülkedekG vergG polGtGkası GktGdarın, bGreylerGn ve toplumun sosyo- 56 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1096 ‒ ekonomGk yaşam koşullarında önemlG bGr belGrleyGcGdGr. Bundan dolayı vergG polGtGkasında meydana getGrGlecek değGşGmler hem elde edGlen gelGrGn hem de yaşam kalGtesGnGn yönünün olumlu ya da olumsuz mu olacağını belGrler. Bu sebepten ötürü malG gücüne göre vergGleme GlkesG 1982 Anayasası’nda güvence altına alınmıştır. MalG güce göre vergGlendGrme, bGreylerGn ekonomGk ve kGşGsel koşullarını esas alarak “az kazanandan az, çok kazanandan çok” vergG alınmasını Gfade eder. Araştırmalar, “az gelGşmGş” ve “gelGşmekte olan” ülkelerde vergG gelGrlerGnGn ağırlıklı olarak tüketGm üzerGnden alınan dolaylı vergGlere dayandığını, buna karşın “gelGşmGş” ülkelerde gelGr, kurumlar ve servet üzerGnden alınan dolaysız vergGlerGn daha büyük bGr paya sahGp olduğunu göstermektedGr. TürkGye’dekG vergG sGstemG büyük ölçüde dolaylı vergGlere yaslanan, yapısal sorunlar barındıran ve bu nedenle de gelGr dağılımında adaletsGzlGğe yol açan bGr yapıya sahGptGr. TürkGye’nGn de üyesG olduğu OECD ülkelerGnde dolaylı vergGlerGn toplam vergG gelGrlerG GçerGsGndekG payı yüzde 30-35 bandındayken TürkGye’de dolaylı vergGlerGn vergG gelGrlerG GçerGsGndekG payı uzun süredGr yüzde 65-70 bandındadır. Bunun en temel sebebG Gse GktGdarın ekonomG-polGtGk tercGhlerGdGr. Bu yönüyle bakıldığında 2026 BütçesG’nGn de geçmGş yıl bütçelerGnden farklı olmadığını, AKP-MHP GktGdarının 2026 BütçesG’nG de vergG yükünü yoksulların ve emekçGlerGn sırtına yıkan, sermayeyG Ghya eden bGr bGçGmde hazırladığını görüyoruz. ÖzellGkle son yıllarda AKP tarafından toplanan vergGlerGn dağılımına baktığımızda durumun vahametG daha net bGr bGçGmde ortaya çıkmaktadır. İktGdar söz konusu kendG alacakları/vergG alacakları olduğunda yenGden değerleme oranında, yüzde 25,49 artış yaparken, sıra GşçG ve memurların maaşlarına zam yapmak olduğunda bu orandan çok daha düşük olan hedeflenen enflasyon oranında, yüzde 16 oranında zam yapma eğGlGmG göstermektedGr. Bunu Gse enflasyonla mücadele adı altında pazarlamaktadır. Oysa TürkGye’dekG enflasyonun sebebGnGn emekçGlerGn ve halkın tüketGmGnGn olmadığı, aksGne fGrmaların kar dürtüsünden kaynaklı olduğu yanG “kar GtGlGmlG” olduğu defalarca Gspatlanmıştır. Bunu ortaya koyan bGrçok bGlGmsel çalışma yapılmıştır. Bu durum Gse hem sabGt gelGrlG mGlyonlarca emekçGnGn alım gücünün erGmesGne hem de GşçG sınıfının üzerGndekG vergG yükünün GyGden GyGye artmasına sebep olmaktadır. Bu gerekçelerden dolayı TürkGye’dekG vergG adaletsGzlGğGnG salt teknGk bGr problem olarak görmek yanıltıcı olacaktır. Çünkü buradakG temel sorun, GktGsadG tercGhlerG belGrleyen GdeolojGk tercGhler sorunudur. Bu nedenle daha adGl bGr vergG düzenG kurmak GçGn dolaylı vergGlerGn toplam vergG gelGrlerG GçerGsGndekG payı azaltılmalı, temel tüketGm ürünlerG üzerGndekG KDV oranları kaldırılmalı, gelGr vergGsG tarGfesG yenGden değerleme oranına paralel bGçGmde her yıl yenGden 57 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1097 ‒ güncellenmelG, servet ve mülkGyet vergGlerG (emlak, fGnansal kazanç, mGras, lüks tüketGm) etkGn bGçGmde uygulanmalı ve adGl bGr vergG reformu yalnızca teknGk bGr düzenleme olarak değGl, sınıfsal bGr yenGden yapılanma sürecG olarak görülmelG ve hayata geçGrGlmelGdGr. VergX Yapısının Sınıfsal KarakterX ve TürkXye’de Dolaylı VergX GerçeğX Dolaylı vergGler yansıtılması kolay, yükümlüsü bellG olmayan, tahsGlGnGn ne zaman ve ne kadar olacağı kestGrGlemeyen ve gelGr düzeyGnden bağımsız olarak herkesGn aynı oranda ödedGğG vergGlerdGr. Dolaylı vergGler, gelGr ve servete dayalı bGr esasa dayanmadığı GçGn yoksulu da zengGnG de vergG yükümlülüğü bakımından eşGtlemekte, dolayısıyla var olan eşGtsGzlGğG büyütmektedGr. Bu vergGlerGn yükümlüsü anonGm olduğu GçGn şahsGleştGrGlebGlmelerG de mümkün değGldGr, bu sebeple dolaysız vergGler ‘vergG kaçırma olasılığı mümkün’ olan vergGler GçerGsGnde yer alırlar. Bu nedenle düşük gelGrlG yurttaşlar GçGn oransal olarak çok daha ağır bGr yük oluşturmaktadır. EmeğGyle yaşamını Gdame ettGrmeye çalışan ve çoğunlukla Gnsan onuruna yaraşır ücretten bGle mahrum şartlarda çalışmak zorunda kalan emekçGler zorunlu günlük rutGnlerGnGn her aşamasında vergG ödemektedGr. Bu ödemeler sınırlı gelGrlerGnde önemlG bGr yekûn tutmakta, harcanabGlGr gelGrlerGnde önemlG bGr kayba sebep olmaktadır. Buna karşılık, yüksek gelGr grupları kazançlarını çeşGtlG muafGyetler, GstGsnalar ve vergG cennetlerG aracılığıyla koruma altına almaktadır. TürkGye’de sosyal ve ekonomGk adaletG esas alan, servete dayalı ve artan oranlı bGr vergGlendGrme polGtGkası uygulanmamaktadır. TürkGye’de Katma Değer VergGsG (KDV), Özel TüketGm VergGsG (ÖTV), Gümrük VergGsG ve Banka-SGgorta MuamelelerG VergGsG gGbG dolaylı vergGler harcama ve Gşlemler üzerGnden alınmakta, bu nedenle gelGr ya da servet düzeyGnden bağımsız olarak tüm bGreylerG aynı şekGlde etkGlemektedGr. VergG sGstemGnde dolaylı vergGlerGn bu kadar yüksek paya sahGp olması, vergG yükünün genGş kGtlelere yayıldığını ancak adGl bGr bGçGmde dağılmadığını ortaya koymaktadır. Bu durum özellGkle düşük gelGrlG hanelerGn, tüketGm ağırlıklı vergG polGtGkaları nedenGyle gelGrlerGne kıyasla daha ağır bGr vergG yükü üstlenmesGne yol açmaktadır. 58 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1098 ‒ https://www.hmb.gov.tr/kamu-fGnansmanG-GstatGstGklerG Dar gelGrlG yurttaşlar bütçelerGnGn büyük kısmını gıda, barınma, enerjG ve ulaşım gGbG temel GhtGyaçlara ayırmak zorunda kalmaktadırlar. Bu zorunlu harcamalar üzerGnden alınan yüksek oranlı dolaylı vergGler, onların reel gelGrGnG azaltmakta, alım gücünü düşürmekte ve yaşam malGyetlerGnG artırmaktadır. Bu nedenlerle dolaylı vergGlerGn bütçe gelGrlerG GçGndekG ağırlığı, vergG adaletGnGn “denkleştGrGcG” GşlevGnden uzaklaşıldığının açık bGr göstergesG olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü gelGr ve servet düzeyGne göre farklılaşmayan bu vergGler, fGGlen düşük gelGrlG bGreyler GçGn daha ağır bGr ekonomGk yük anlamına gelmektedGr. TürkGye’nGn vergG yükü, servet sahGbG azınlığın değGl, evGnGn mutfak GhtGyacını karşılayamaz, kGrasını ödeyemez hale gelen ve açlık sınırı altında ücretle borçlanarak yaşamaya mecbur bırakılan mGlyonlarca dar gelGrlG yurttaşın sırtındadır. Dar gelGrlG yurttaşlar, hane bütçelerGnGn büyük bölümünü gıda, barınma, enerjG ve ulaşım gGbG temel GhtGyaçlara ayırmak zorunda kalmaktadır. Bu zorunlu harcamalardan alınan yüksek oranlı dolaylı vergGler, Gnsanların reel gelGrGnG aşındırmakta ve yaşam malGyetlerGnG daha da ağırlaştırmaktadır. GelGr veya servet düzeyGne göre farklılaşmayan bu vergGler, fGGlen düşük gelGrlG bGreyler üzerGnde çok daha büyük bGr yük oluşturmakta, vergGlendGrme sürecGnde yoksulla zengGnG eşGtleyerek mevcut eşGtsGzlGğG derGnleştGrmektedGr. İktGdarın ekonomG polGtGkaları sonucunda her geçen gün daha 59 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1099 ‒ fazla yoksullaşan mGlyonlarca dar gelGrlG, aylık bütçelerGne kıyasla temel tüketGm harcamaları üzerGnden orantısız bGçGmde vergGlendGrGlmektedGr. AşağıdakG tabloda 2025 Ocak-EkGm dönemG vergG gelGrlerG ve bu vergGlerGn toplam vergG gelGrlerG GçGndekG payları gösterGlmGştGr. https://t24.com.tr/yazarlar/murat-bat?/y?l?n-?lk-10-ay?nda-verg?-tahs?lat?n?n-yar?s?-kdv-ve-otv- den,52435 MerkezG yönetGm bütçe gerçekleşmelerG Ocak-EkGm 2025 dönemG GtGbarıyla bütçe gGderlerG 11 trGlyon 592,5 mGlyar TL, bütçe gelGrlerG 10 trGlyon 152 mGlyar TL ve bütçe açığı 1 trGlyon 440,5 mGlyar TL olarak gerçekleşmGştGr. Ayrıca, faGz dışı bütçe gGderlerG 9 trGlyon 772,7 mGlyar TL ve faGz dışı fazla Gse 379,3 mGlyar TL olarak gerçekleşmGştGr. VergG gelGrlerG Gse 8 trGlyon 729 mGlyar 521 mGlyon TL, genel bütçe vergG dışı gelGrlerG Gse 1 trGlyon 143 mGlyar 762 mGlyon TL olarak gerçekleşmGştGr. 60 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1100 ‒ https://kmyd.hmb.gov.tr/duyuru/2025-ekGm-merkezG-yonetGm-butce-gerceklesmelerG 2025 Ocak-EkGm dönemGnde KDV ve ÖTV’nGn toplam vergG gelGrlerG GçGndekG payı yüzde 48,44’tür. Dolaylı vergGlerGn payı Ocak-EkGm dönemGnde yüzde 63,02; dolaysız vergGlerGn payı Gse yüzde 36,98 olarak gerçekleşmGştGr. TahsGl edGlen gelGr vergGsGnGn yüzde 92,37’sG stopaj yoluyla alınmıştır. 17 Sadece bu verG dahG vergG yükünün emekçGlerGn sırtında nasıl bGndGrGldGğGnG göstermektedGr. Bütçe GçerGsGnde önemlG bGr kalem olan gelGr vergGsGnGn yüzde 92,37’sG çoğunluğu emekçGlerGn maaşlarından stopaj usulüyle kesGlen vergGlerden oluşmaktadır. TürkGye’de GktGdar uzun zamandır emekçG ve yoksullardan düzenlG olarak tahsGl ettGğG vergGlerle bütçesGnG döndürürken, muafGyet, GstGsna, vergG afları, yapılandırmalar ve teşvGklerle sermaye sınıfının yükünü hafGfletmektedGr. Bu şekGlde de sınıflar arası önemlG kaynak transferG yapmaktadır. AKP-MHP GktGdarı bGr malGye polGtGkası aracı olan vergG polGtGkasını gelGr dağılımındakG adaletsGzlGğG azaltmak GçGn sınıfsal bGr yenGden dağıtım mekanGzması olarak değGl, aksGne sermaye sınıfı GktGdarının tahkGm aracı olarak kullanmaktadır. Çünkü GktGdar uyguladığı 17 https://t24.com.tr/yazarlar/murat-bat?/y?l?n-?lk-10-ay?nda-verg?-tahs?lat?n?n-yar?s?-kdv-ve-otv- den,52435 61 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1101 ‒ polGtGkalar ve yaptığı bazı yasal değGşGklGklerle sermayeye ve yandaşlara vergG muafGyetG ve GstGsnası adı altında mGlyarlarca lGra kaynak aktarırken, bunun fGnansmanını Gse en temel GhtGyaçlarını dahG karşılamaktan mahrum kalan ve açlık sınırının çok altında rakamlara uzun saatler çalışan emekçGlerden stopaj yoluyla topladığı vergGler aracılığıyla yapmaktadır. AKP GktGdarı günümüzde bu tabloyu değGştGrecek adımlar atmak bGr yana, yoksullar ve emekçGler üzerGndekG vergG yükünü arttıran yenG düzenlemeler getGrerek yasallaştırmaktadır. TürkGye’dekG dolaylı vergGler Avrupa ortalamasının üzerGndeyken, OECD ortalamasının neredeyse GkG katıdır. EkonomGk İş bGrlGğG ve Kalkınma TeşkGlatı’nın (OECD) karşılaştırmalı analGzlerG, TürkGye’nGn mal ve hGzmet üzerGnden alınan vergGlerde 38 OECD ülkesGnGn ortalamasının üzerGnde olduğunu ortaya koymaktadır. 2021 yılında TürkGye’de mal ve hGzmetlerden alınan vergGlerGn oranı yüzde 42,1’dGr. Bu oran OECD ortalamasında 32,2’dGr. 2022’de Gse TürkGye’de mal ve hGzmetlerden alınan vergGlerGn oranı yüzde 43,9, OECD ortalamasında Gse 31,4 olarak gerçekleşmGştGr. Mal ve Hizmetler Üzerinden Alınan Vergilerin Toplam Vergiler İçindeki Payı 1990 2000 2010 2020 2021 2022 Türkiye %27,9 %42,0 %47,7 %42,9 %42,1 %43,9 OECD-Ortalama %33,7 %33,9 %34,0 32,1 %31,9 %31,4 Kaynak: Gelir İdaresi Başkanlığı, Vergi İstatistikleri Ayrıca OECD her yıl “ÜcretlerGn VergGlendGrGlmesG” raporunu yayımlamaktadır. 2025 yılına aGt son rapor 30 NGsan’da yayınlanmıştır. Raporda, 38 OECD üyesG ülkede çalışanların 2024 ve öncekG yıllara GlGşkGn vergG yüklerG analGz edGlmGş, vergG takozu gGbG bazı göstergeler de sunulmuştur. OECD 2025 Raporu’na göre, OECD ortalamasında ücret üzerGndekG vergG yükü yüzde 34,9 Gken TürkGye yüzde 39 Gle 19. sırada yer almaktadır. VergG takozu, çalışanın Gşverene toplam malGyetG Gle net ücret arasında oluşan farkı Gfade eder ve brüt gelGr yükseldGkçe vergG yükünün gelGr artışını nasıl baskıladığını ortaya koyar. TürkGye’de 2024 GtGbarıyla vergG yükü belGrgGn bGçGmde artmış, farklı hane tGplerGnde vergG sonrası gelGr oranları gerGlemGş ve vergG takozu OECD ortalamasının üzerGne çıkmıştır. OECD verGlerG, TürkGye’nGn uzun süredGr GstGkrarlı bGçGmde OECD ortalamasının üzerGnde bGr vergG takozuna sahGp olduğunu göstermektedGr. Bu yüksek vergG takozu, GşsGzlGğG ve güvencesGz 62 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1102 ‒ GstGhdamı teşvGk ederken çalışanların harcanabGlGr gelGrGnG azaltmakta, aynı zamanda Gşverenler GçGn GşçGlGk malGyetlerGnG artırarak GstGhdam üzerGndekG baskıyı büyütmektedGr. Rapora göre dünyada en yüksek vergG/GSYİH oranına sahGp Glk 10 ülke Avrupa’da yer almakta olup, BelçGka yüzde 52,6, Almanya yüzde 47,9 ve Fransa yüzde 47,2 Gle Glk üçte bulunmaktadır. Ancak bu ülkeler yüksek vergG karşılığında sağlık, eğGtGm ve sosyal hGzmetler gGbG kapsamlı hGzmetler sunmaktadır. İskandGnav ülkelerG Gse yüksek vergG gelGrlerGnG yüksek yaşam standartlarını sürdürmek GçGn kullanmaktadır. TürkGye’de Gse vergG gelGrlerGnGn GSYİH GçGndekG payı yüzde 24,4’tür ve vergG yükünün çok büyük bGr kısmı emekçGlerGn omuzlarındadır. İktGdar emekçGlerden bu kadar çok vergG toplamasına rağmen topladığı bu vergGlerG emeğGyle geçGnen/kazanan mGlyonların barınma, sağlık, eğGtGm, ulaşım, GstGhdam sorunlarının çözümü GçGn değGl sınıfsal eşGtsGzlGğG derGnleştGrmek GçGn kullanmaktadır. GelXr-Kurumlar VergXsX TahsXlatlarındakX Çarpıklıklar ve EmekçXlerXn VergX Yükü 2025 yılı bütçe gerçekleşmelerGne bakıldığında, gelGr vergGsGndekG artışın kurumlar vergGsGnden daha yüksek oranda gerçekleşmesG dGkkat çekmektedGr. Bu, vergG lGteratüründe GkG olasılığa Gşaret eder ya ücretlG kesGm üzerGndekG vergG baskısı olağanüstü artmıştır ya da şGrketlerGn vergG yükü fGGlen azaltılmıştır. Her GkG GhtGmal de vergG adaletG açısından alarm verGcG bGr durumdur. https://ms.hmb.gov.tr/uploads/s?tes/23/2025/11/2025-Ek?m-Ayl?k-Butce-Gerceklesme-Raporu- bb86a1ccee6bb2df.pdf 63 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1103 ‒ ÜcretlGlerden alınan gelGr vergGsG stopaj yoluyla kaynağında kesGldGğG GçGn emekçGler açısından kaçınılmaz olmaktadır. Buna karşın büyük sermaye grupları, muhasebe oyunları, grup GçG transfer fGyatlamaları ve GstGsnalar sayesGnde vergG matrahlarını daraltabGlmektedGrler. Bu nedenle TürkGye’de gelGr vergGsG artışı aslında çoğunlukla ücretlG çalışan emekçGlerGn sırtında bGr yüktür. 2025 EkGm ayı bütçe gerçekleşmelerGne baktığımızda, gelGr vergGsG geçen yılın aynı dönemGne göre yüzde 90 oranında artarken, aynı dönemde kurumlar vergGsG yüzde 38,4 azalmıştır. Sadece bu verG bGle bGze vergG yükünün sınıfsal dağılımı, bütçeyG hangG sınıfın fGnanse ettGğG ve GktGdarın GdeolojGk duruşu hakkında yeterlG bGlgGyG vermektedGr. Yüksek enflasyon ortamında bu da emekçGlerden sermaye sınıfına yapılmış bGr transfer bGçGmG olarak karşımıza çıkmaktadır. Enflasyon bahanesGyle ürünlerGnG zamlı satan şGrketler devlete ödemesG gereken yükümlülüklerG gereğG gGbG yerGne getGrmedGklerG gGbG, bunu yenG bGr sermaye olarak da kullanmaktadırlar. 2026 MerkezG YönetGm BütçesG teklGfGne baktığımızda, durumun farklı olmadığını görüyoruz. GelGr vergGsGnden 3 trGlyon 558 mGlyar lGra, kurumlar vergGsGnden 1 trGlyon 740 mGlyar lGra, ÖTV’den 2 trGlyon 548 mGlyar lGra ve KDV’den 3 trGlyon 539 mGlyar lGralık gelGr hedeflenmektedGr. YGne vergG harcamaları adı altında 3 trGlyon 597 mGlyar lGra tutarında vergGden, GstGsna ve muafGyetler kapsamında vazgeçGlmektedGr. TürkGye gGbG yüksek enflasyon ortamında sermaye sınıfı GçGn kâr oranlarının yüksek olduğu, ancak ücretlerGn düşük kaldığı bGr ekonomGde bu fark vergGlendGrmenGn sınıfsal karakterGnG daha da belGrgGn kılmaktadır. Ayrıca HazGne ve MalGye Bakanlığı’na bağlı VergG KonseyG, NGsan 2024’te yayımladığı “Türk VergG SGstemGnGn VergG AdaletG Bakımından DeğerlendGrGlmesG” başlıklı raporda, mevcut gelGr vergGsG yapısının düzenleme ve uygulama açısından cGddG adaletsGzlGkler GçerdGğGnG vurgulamış ve bu adaletsGzlGklerGn gGderGlmesGne yönelGk bGr dGzG önerG sunmuştur. Raporda yer alan bu önerGler, gelGr vergGsGnde gerçek anlamda adaletGn sağlanabGlmesG GçGn atılması gereken temel adımları şu şekGlde ortaya koymuştur: - GelGr vergGsG tarGfesGnde yer alan dGlGm tutarlarının yasal düzenleme gereğG her sene yenGden değerleme oranında artırılması gerekmektedGr, - VergG tarGfesGnGn en az on dGlGmden oluşması ve bu yolla Glk üç gelGr sevGyesGndekG gruplar GçGn uygulanacak vergG tarGfesGndekG geçGşlerGn daha yumuşak olmasının sağlanması, - VergG dGlGmlerGnGn yıl GçGndekG TÜFE oranında otomatGk olarak güncellenmesG, 64 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1104 ‒ - BGrGncG gelGr dGlGmGnGn asgarG ücretGn yıllık brüt tutarından aşağı olmaması ve dGğer dGlGmlerGn de paralel bGçGmde yükseltGlmesG, - ÜcretlGler GçGn tamamen müstakGl bGr tarGfe belGrlenmesG, en yüksek oranın yüzde 35’e GndGrGlmesG. VergX DXlXmlerXndekX AdaletsXzlXk ve YenXden Değerleme Oranı Türkiye’deki vergi sistemi uzun süredir ciddi bir yapısal kriz içerisindedir. Tercihli vergi politikalarının doğurduğu adaletsizlik her geçen yıl derinleşirken, vergi yükünün en ağır kısmı yoksul ve emekçi kesimlerin omuzlarına bindirilmektedir. Sermaye sahiplerinin gelirleri beyan usulüyle vergilendirilirken, emekçilerin maaşları henüz ceplerine girmeden kaynağından kesilmektedir. Hal böyleyken mali gücüne göre vergilendirme ilkesi fiilen işlemez hale gelmiş, vergi sistemi adaleti sağlamak yerine gelir eşitsizliğini büyüten bir mekanizmaya dönüşmüştür. Ayrıca gelir vergisi dilimleri, düşük ücretliler aleyhine yapılandırılmıştır. Birinci vergi diliminin dar tutulması, düşük gelirli çalışanların yıl içerisinde hızla daha yüksek oranlı vergi dilimlerine geçmesine neden olurken, yüksek gelir grupları daha düşük efektif vergi yüküyle korunmaktadır. Bu nedenle vergi dilimlerinin başlangıç ve bitiş aralıkları, çalışanların yıl boyunca ne kadar gelir elde edebileceğini belirleyen kritik bir unsur haline gelmiştir. İlk dilimin yeterince genişletilmemesi, çalışan üzerindeki vergi baskısını arttırmakta, bu da emekçileri her yıl “gizli vergi zammıyla” karşı karşıya bırakmaktadır. Sonuç olarak alım gücü eriyen milyonlarca kişi, giderek derinleşen yoksulluk koşullarına itilmekte ve adeta sefalet ücretlerine mahkûm edilmektedir. Türkiye’deki bütçe yapısı ve tercihleri de bu adaletsizliği pekiştirmektedir. Dolaysız vergilerin payı yüzde 35’lerde kalırken, dolaylı vergilerin payı yüzde 65’lere ulaşmış durumdadır. Oysa sosyal devlet anlayışı gereği ücretli/sabit gelirli emekçilerin vergi sisteminde pozitif ayrımcılıkla korunması gerekmektedir. Bu çerçevede düşük gelirlilerin ya tamamen vergi dışı bırakılması ya da çok daha düşük oranlarla vergilendirilmesi gerekir, ancak uygulamada bunun tam tersi söz konusudur. Mali güce göre vergilendirme anayasal bir ilke olmasına rağmen, pratikte hayata geçirilmemekte, düşük gelir gruplarının yaşam standartları vergi dilimlerinin baskısı altında doğrudan gerilemektedir. Nominal ücretlerin artması, genişletilmeyen dilimler nedeniyle kısa sürede daha yüksek vergi oranlarına geçişe yol açmakta, reel gelir artışı sağlanmadan artan vergi yükü çalışanlar için ek bir külfete dönüşmektedir. Böylece iktidar enflasyonun yarattığı maliyeti emekçiler 65 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1105 ‒ üzerinden tahsil eder hale gelmektedir. Bu “soğurulmuş adaletsizlik” artık kalıcı bir yapıya bürünmüş görünmektedir. Yeniden değerleme oranlarının bütçe hedefleri doğrultusunda aşağı çekilmesi ise vergi sistemini fiilen bir ücret erozyonu aracına dönüştürmektedir. Sonuç olarak emek gelirleri reel olarak gerilerken vergi tahsilatında ise rekorlar kırılmaktadır. Bu vergi yapısı Türkiye’deki vergi sisteminin düşük gelirlileri korumak yerine yüksek gelir gruplarını kollayan bir düzene dönüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye’de yanlış vergi politikaları nedeniyle çalışanların maaşı henüz ellerine geçmeden kaynağında kesilmektedir. 2025 yılı Temmuz ayında da ücretlilere “enflasyon kaybını telafi etmek” için küçük zamlar yapılmış fakat gelir vergisi dilimleri yine de aynı bırakılmıştır. Temmuz ayında yapılan zam sonrası gelir vergisi dilimlerinin güncellenmemesi emekçiler için mağduriyeti daha da arttırmaktadır. Yüksek enflasyon ortamında yaşamak zorunda bırakılan ve gelir vergisi brüt aylık üzerinden hesaplanan emekçiler, gelir vergisi dilimlerinde güncelleme yapılmadığı için Ağustos’ta beklediklerinden daha düşük maaş almak zorunda kalmaktadır. Böyle olunca da vergi dilimleri hızlıca değişen ve Ağustos ayında bir üst dilime giren bordrolu çalışanlar daha fazla vergi ödemeye başlamakta, işçinin ve memurun maaşından yapılan gelir vergisi kesintisi artmaktadır. Böylece ay başında çalışanın cebine girmesi gereken ücretin bir kısmı vergi yoluyla geri alınmaktadır. Gelir vergisi tarife dilimlerinde yaşanan yüksek enflasyon ortamını dikkate alan iyileştirici bir düzenleme yapılmadığında, enflasyon nedeniyle brüt ücrette yapılan artış oranı ile çalışanın eline geçen net ücret artışı oranı arasında fark oluşması kaçınılmaz olmaktadır. Yapılan hesaplamalara göre, 2000 yılında ilk vergi dilimi 0-2.500 liradır. Bu tutar 2001 yılı için uygulanması söz konusu olan yeniden değerleme oranı olan yüzde 56 oranında artırılmış olsaydı ilk dilimin 3.900 lira olması gerekiyordu. Ancak 2001 yılında sadece yüzde 12 artış yapılarak vergi dilimi tutarı düşük tutulmuş, mükelleflerin daha önce üst dilime girmeleri sağlanmış ve böylece emekçilerden daha fazla vergi alınmıştır. 2025 yılı için gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi 158.000 lira olarak belirlenmiştir. 2026 yılı için belirlenen Yeniden Değerleme Oranı yüzde 25,49 olarak açıklanmıştır. Yeniden Değerleme Oranı’nın bu şekilde uygulanması durumunda vergi dilimin ilk tarifesi 190.000 liraya çıkacaktır. Oysa Yeniden Değerleme Oranı 2000’den bu yana açıklandığı gibi uygulanmış olsaydı 2026 yılında gelir vergisinin ilk dilimi yaklaşık 500 bin liranın üzerinde olacaktı. Fakat iktidar bunu uygulamadığı için emekçilerin sırtındaki vergi yükü günden güne artmıştır. Gelir vergisi tarifesinin ilk diliminde olması gerekenden daha düşük belirlenen artış, asgari ücretli başta olmak üzere tüm ücretlilerin aleyhine sonuç doğurmaktadır. 66 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1106 ‒ Emek gelirinin diğer gelir türlerinden ayrıştırılması ve emekçilere pozitif ayrımcılık uygulanması, vergilemede ayırma prensibinin doğal bir gereğidir. Buna rağmen Türkiye’de emek gelirleri, sermaye gelirleriyle eşit şekilde korunmamakta, hatta çoğu zaman daha ağır bir yük altında bırakılmaktadır. Şirketlere yönelik vergi afları, muafiyetleri, yeniden yapılandırma imkânları ve kur korumalı mevduat gibi uygulamalarla geniş kapsamlı vergi istisnaları sağlanırken, emekçilerin gelirlerinden kesintiler daha kaynağında yapılmaya devam etmektedir. Vergi dilimlerinin yeniden değerleme oranının altında artırılması vergi sisteminin sermaye lehine işlediğini açıkça göstermektedir. Bu uygulama görünürde bir vergi artışı olmasa da fiilen gizli bir vergi zammı anlamına da gelmektedir. Düşük gelirli çalışanların değil, yüksek gelir gruplarının korunması, ücret gelirlerinden damga vergisi alınmaya devam edilmesi ve damga vergisi oranlarının sürekli yükseltilmesi ayrıca gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi ile asgari ücret arasındaki oransal ilişkinin kopması sonucunda asgari ücretliler de dâhil olmak üzere geniş bir kesimin üst vergi dilimlerine girmesi kabul edilemez bir adaletsizliktir. Bu tablo, Türkiye’de vergi sisteminin emekçiyi değil, yüksek gelir gruplarını koruyan bir yapıda olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Ücretlerin yüksek vergi dilimine girmesinde asıl önemli etkenlerden birisi de 25 Aralık 2021’de yayımlanan ve Gelir Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesine eklenerek 1 Ocak 2022’de uygulamaya giren asgari ücrete kadar olan gelirin vergi istisnası düzenlemesidir. Gelir Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesine eklenen asgari ücrete kadar olan kısmın istisnasına ilişkin hükümde asıl dikkat edilmesi gereken husus, “istisnayı aşan ücret gelirinin vergilendirilmesinde verginin hesaplanacağı gelir dilim tutarları ve oranları, istisna kapsamındaki tutarlar da dikkate alınarak belirlenir” fıkrasıdır. Yani asgari ücretin üstünde elde edilen gelirlerin önce asgari ücrete kadar olan kısmı istisnaya tabi tutulup bunu aşan kısım vergilendirilmemekte, aksine tüm ücret önce vergilendirilmekte sonra asgari ücrete isabet eden kısım da vergilendirilerek ödenmesi gereken gelir vergisinden mahsup edilmektedir. Yani önce toplam miktar tarifeye tabi tutularak yüksek oranda vergilendirme yapılmakta sonrasında asgari ücret kadar olan kısmı düşük oranda vergilendirilerek, istisna uygulanarak, çıkan vergiler birbirinden düşürülmektedir. Bu şekilde daha çok vergi alınarak çalışanların harcanabilir gelirleri azalmakta, yaşam standartları düşmektedir. Türkiye’de yaklaşık 16 milyon ücretlinin çalıştığı düşünüldüğünde, iktidarın vergi dilimlerini adil bir biçimde yeniden düzenleyerek sosyo-ekonomik dengeyi sağlama sorumluluğu açıktır. Yüksek enflasyon koşullarında özellikle düşük gelir gruplarının gelirlerini iyileştirecek adımlar atılması, vergi dilimlerinin en azından 2000 yılı sonrası yeniden değerleme 67 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1107 ‒ oranları dikkate alınarak hakkaniyetli biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca vergi dilimlerinin altı ayda bir memur maaş artış oranlarına göre otomatik olarak güncellenmesi, vergi adaletinin kısmen de olsa tesis edilmesi için zorunlu bir düzenlemedir. Özetle iktidar, sermayeyi değil emekçiyi merkeze alan, gelir dağılımındaki bozulmayı durduracak ve vergi adaletini gerçek anlamda sağlayacak politikaları hayata geçirmekle yükümlüdür. AKP, gelGr vergGsG tarGfe dGlGmlerGnGn yenGden değerlendGrGlmesG konusunda gelen tüm haklı talep ve eleştGrGlere kulak tıkamaktadır. Mevcut gelGr vergGsG tarGfesG 5 dGlGmden oluşmakta ve yüzde 15, 20, 27, 35 ve 40 olmak üzere farklı tutarlar üzerGnden kademelendGrGlmektedGr. Güncel ekonomGk koşullarda söz konusu tarGfler arasında gelGre göre cGddG bGr kayma gerçekleşmGştGr ve ücretlG çalışanların gelGrlerGnden yılın daha Glk aylarında büyük tutarlarda kesGntGler yapılmaktadır. EmekçGler üzerGndekG vergG yükünü bGr nebze de olsa hafGfletmek GçGn gelGr vergGsG tarGfe dGlGmlerGnGn güncellenmesG gerekmektedGr. Bu bağlamda tarGfeler aşağıdakG şekGlde olmalıdır. Ücret Gelirleri için: Gelir Dilimleri Vergi Oranları 588.000 TL’ye kadar %5 1.176.000 TL’nin 588.000 TL’si için 29.400 TL, fazlası % 15 2.352.000 TL’nin 1.176.000 TL’si için 117.600 TL, fazlası % 20 4.900.000 TL’nin 2.352.000 TL’si için 627.200 TL, fazlası % 27 4.900.000 TL’den fazlasının 2.352.000 TL’si için 1.315.160 TL, fazlası % 40 Ücret Dışı Gelirleri için: Gelir Dilimleri Vergi Oranları 588.000 TL’ye kadar %5 1.176.000 TL’nin 588.000 TL’si için 29.400 TL, fazlası % 15 2.352.000 TL’nin 1.176.000 TL’si için 117.600 TL, fazlası % 20 4.900.000 TL’nin 2.352.000 TL’si için 627.200 TL, fazlası % 27 4.900.000 TL’den fazlasının 2.352.000 TL’si için 1.315.160 TL, fazlası % 40 68 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1108 ‒ Sermayeye GXzlX TeşvXkler: VergX Harcamaları ve Afları VergG harcaması, devletGn belGrlG sektörlere ya da gruplara sağladığı GstGsna, muafGyet ve GndGrGmlerGn toplamını Gfade eder. BGr bütçede vergG harcamalarının ne kadar yer kapladığı ve bu kaynaklardan kGmlerGn yararlandığı, o ülkedekG vergG adaletGnGn düzeyGnG anlamak açısından krGtGk bGr göstergedGr. Günümüz sosyal devlet anlayışında Gse devletlerGn yurttaşlarına karşı sosyal ve ekonomGk sorumlulukları bulunur. Bu sorumlulukların yerGne getGrGlebGlmesG GçGn gelGr gerekGr ve bu gelGrGn en önemlG kaynağı vergGdGr. Dolayısıyla asıl mesele yalnızca vergGnGn toplanması değGl, vergGnGn kGmden, ne kadar ve hangG amaçla alındığıdır. TürkGye’de vergG harcamalarına GlGşkGn en temel sorun, bu harcamaların yeterGnce şeffaf bGçGmde açıklanmamasıdır. VergG harcamaları bütçede genel başlıklar altında gösterGlmekte ancak hangG sektörlerGn, hangG şGrketlerGn ve hangG oranlarda bu ayrıcalıklardan yararlandığı kamuoyuyla paylaşılmamaktadır. NGtekGm 2026 BütçesG GncelendGğGnde de vergG harcamalarının hangG gerekçelerle, hangG ölçütlerle kGmlerG destekledGğGne daGr somut bGr bGlgGye ulaşmak mümkün değGldGr. Bu şeffaflık eksGklGğG, yurttaşların vergG teşvGklerGnGn etkGnlGğGnG değerlendGrmesGnG ve bu kaynakların gerçekten toplumsal faydaya mı yoksa belGrlG çıkar gruplarına mı hGzmet ettGğGnG görmesGnG Gmkânsız hale getGrmektedGr. Sonuçta vergG yükü altında ezGlen genGş kesGmler, bu uygulamaların adGl olup olmadığını doğal olarak sorgulamaktadır. BGr dGğer önemlG sorun Gse vergG harcamalarının ekonomGk ve sosyal hedeflere ne ölçüde katkı sağladığının değerlendGrGlmemesGdGr. Pek çok teşvGk belGrsGz sürelerle yürürlüğe gGrmekte, etkGlerG ölçülmedGğG GçGn malGyet büyürken toplumsal getGrGsG sınırlı kalmaktadır. Oysa vergG harcamalarının temel amacı dezavantajlı gruplara destek vermek, gelGr dağılımını GyGleştGrmek, sosyal refahı artırmak ve ekonomGk eşGtsGzlGklerG azaltmak olmalıdır. Sosyal polGtGkayı güçlendGrmek amacıyla yapılan vergG harcamaları gelGr ve servet dağılımının düzenlenmesG, sağlık ve sosyal güvenlGğGn gelGştGrGlmesG, demokratGk kGtle örgütlerGnGn desteklenmesG, eğGtGm ve kültürel faalGyetlerGn yaygınlaştırılması ve dezavantajlı bGreylere pozGtGf ayrımcılık sağlanması gGbG alanlarda kullanılmalıdır. ÖzellGkle gelGr vergGsG GçGnde yer alan düzenlemelerle yaşlılar, engellGler ve bakıma muhtaç bGreyler GçGn gerçek anlamda vergG kolaylıkları getGrGlmesG gerekmektedGr. Çünkü vergG harcamalarının en hassas boyutu gelGr dağılımına olan etkGsGdGr. Ancak 2026 BütçesG, sosyal adaletG güçlendGrmek yerGne sermaye sınıfını kayıran ve gelGr dağılımındakG eşGtsGzlGğG derGnleştGren adımların sürdüğünü göstermektedGr. BütçenGn yaklaşık yüzde 20’sGne ulaşan vergG harcamalarının etkGn, şeffaf ve 69 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1109 ‒ toplumsal faydayı önceleyen bGr şekGlde yönetGlmesG toplumsal refah açısından hayatG önem taşımaktadır. 2026 BütçesGnG vergG gelGrlerGnGn dağıtımındakG öncelGkler üzerGnden GnceledGğGmGzde, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı konusunda önemlG Gpuçları elde edGlmektedGr. ÖzellGkle “vergG harcamaları”na baktığımızda kamu kaynaklarının etkGn ve adGl kullanımı konusunda cGddG sorunların olduğunu açık bGr şekGlde ortaya çıkmaktadır. 2026 yılı GtGbarıyla TürkGye’de vergG harcamalarının tutarı 3 trGlyon 597 mGlyar lGra olarak öngörülmektedGr. Bu tutar bütçe büyüklüğünün yüzde 19’u Gken sosyal harcamalar GçGn ayrılan kaynağın yaklaşık 4 katı büyüklüğündedGr. YanG GktGdar bGr yandan bütçe açığını “kemer sıkma” polGtGkalarıyla kapatmaya çalışırken, dGğer yandan büyük sermaye gruplarına fGGlen vergG bağışı yapmaktadır. Bu aynı zamanda AKP-MHP GktGdarının 2026 yılı GçGnde toplamayı düşündüğü gelGrlerGn beşte bGrGnden sermaye lehGne vazgeçmesG anlamına gelmektedGr. https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2025/10/2026-Y?l?-Merkez?-Yonet?m-Butce-Kanunu- Tekl?f?-ve-Bagl?-Cetveller.pdf VergG harcamalarının demokratGk denetGme tabG olmaması bu ayrıcalıkların GdeolojGk bGr zemGn üzerGne oturduğunu göstermektedGr. Bu ayrıcalıklar, genellGkle sermayenGn “yatırım yapmam” tehdGdGyle devletten aldığı GmtGyazlardan oluşmaktadır. Bu nedenle vergG harcamaları modern dönemde sermayeye tanınan en sofGstGke GltGmas bGçGmlerGnden bGrGsG olarak da tanımlanabGlGr. 70 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1110 ‒ Bu sorun ve adaletsGzlGklerGn yanı sıra GktGdarın seçGm kaygısıyla sık sık başvurduğu vergG afları da vergG yapısını bozan faktörlerden bGrGsGdGr. Son dönemlerde sıklıkla çıkan vergG affı/barışı düzenlemelerG AKP dönemGnde vergG sGstemGnGn olağan bGr parçası halGne gelmGş, mükellefler arasında “nasıl olsa af çıkar” beklentGsGnG yerleştGrmGştGr. Bu durum yükümlülüklerGnG zamanında ve eksGksGz yerGne getGren dürüst mükelleflerG fGGlen cezalandırmakta, vergGye uyumu zayıflatmakta ve vergG adaletGnG ortadan kaldırmaktadır. TBMM’nGn açıldığı günden bu yana toplam 42 vergG affı çıkarılmıştır. 1924-1960 arasında 7, 1961-1980 arasında 8, 1981-2000 arasında 11 ve 2000-2025 dönemGnde Gse 15 vergG affı yasası yürürlüğe gGrmGştGr. YanG TürkGye’de ortalama her GkG buçuk yılda bGr vergG affı düzenlenmesG yapılmış, bunun en büyük kısmı da AKP dönemGnde hayata geçGrGlmGştGr. Afların olağanlaştığı bu vergG sGstemG, vergG yükünün büyük bölümünü emekçGlerGn sırtına yıkarken, sermayeyG koruyan polGtGkaların nasıl sGstematGk bGr hâl aldığını da açıkça göstermektedGr. 2.5-) BORÇLULUK AKP Borçluluğu “GelecekleştXrXyor” Borçluluk, AKP GktGdarının yarattığı ekonomG düzenGnGn alametG farGkalarından bGrGsGdGr. Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, düşük ücret polGtGkası, güvencesGz GstGhdam, yoksulluğun derGnleşmesG ve ekonomGk güvencesGzlGğGn bGr çıktısı olarak borçluluk, toplumun tüm kılcal damarlarına yayılmıştır. FaGz gelGrlerG, sGyasal GktGdarla yakın GlGşkGler sonucu elde edGlen sermaye teşvGklerG ve halka aGt olan kaynakların bütçe tercGhlerG sonucunda kendGlerGne aktığı bGr avuç sermayedar dışında; TürkGye toplumunun tamamı GçGn borçlanmak fGnansal bGr tercGh olmaktan zGyade zorunluluk halGnG almıştır. Açlık sınırının altında rakamlarla sefalete GtGlmGş olan mGlyonlarca yurttaş cephesGnden “borçlanarak yaşamak” artık hayatta kalmak GçGn bGr zaruret halGnG almıştır. Bugün GtGbarGyle kadınlar, gençler, yaşlılar, emeklGler, esnaflar, çGftçGler ve kamu emekçGlerG gGbG toplumsal kesGmlerGn neredeyse tamamı borçla yaşamaktadır. Marketten alınan ekmek ve süt, aylık ödenen doğalgaz faturası, bozulan çamaşır makGnası, Gşe-okula gGderken ödenen ulaşım masrafları, tarlayı sürecek traktörün mazotu, özetle tüm temel GhtGyaçlar artık bGr borçlanma sebebGdGr. MGlyonlarca yurttaş “gerçekte olmayan parayla” yanG sadece borçlanarak yaşamını sürdürebGlmekte ve adeta borç ödemek GçGn yaşamaktadır. Yüksek enflasyon, düşük ücret, erGyen alım gücü karşısında yurttaşların payına düşen sadece borcu borçla çevGrmektGr. 71 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1111 ‒ AKP, mGlyonlarca yurttaşı borçla yönetmektedGr. Borçlandırmak, sGyasal GktGdarın tercGhlerGyle Gnşa edGlen mevcut ekonomG düzenGnde ısrarla sürdürülen adaletsGz bütçe tercGhlerGnGn hayata geçGrGlebGlmesG ve halkın daha da yoksullaştığı ekonomGk sGstemGn bGr bütün olarak yönetGlebGlmesG açısından bGr zorunluluktur. Bu açıdan, ‘borçlandırmak’ mevcut sGyasal GktGdar GçGn bGr yönetGm teknGğG GşlevG görmektedGr. Yurttaşlara eşGtsGzlGk, adaletsGzlGk ve yoksulluk getGren ekonomG tercGhlerG aynı zamanda borçlandırmayı da sGstemGn devamı GçGn olmazsa olmaz bGr gereklGlGk olarak GşlemektedGr. MGlyonlarca yurttaşa yoksulluk ve adaletsGzlGk getGren, kamunun borcunu artıran ve halkın kaynaklarını faGze akıtan bütçe tercGhlerGnGn sonucunda gGttGkçe yoksullaşan ve temel GhtGyaçları karşılayabGlmekten yoksun hale gelen mGlyonların hayatta kalmasını sağlamak GçGn GktGdarın formülü borçlandırmak ve borçla yaşatmaktır! Toplum artık borçlanmadan yaşayamaz hale gelGrken, AKP GktGdarı mGlyonlar GçGn borçluluğu gelecekleştGrmGştGr. Yoksulluk Borçla YönetXlXyor Yoksulluk ve açlık sınırının altında kalan sefalet ücretlerG, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı, barınma krGzG, temel GhtGyaçlara dahG erGşmede yaşanan çoklu Gmkansızlıklar, özetle bütün olarak mGlyonlarca dar gelGrlGye dayatılan gelGr ve yaşam koşulları, yoksulluğun her geçen gün derGnleştGğGnG ve gGttGkçe kalıcı hale geldGğGnG göstermektedGr. TÜİK’Gn son yayımlanan 2024 yılı Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatGstGğG’nde yoksulluğun ve yoksunluğun geldGğG boyut apaçık ortadadır. TÜİK’e göre, fertlerGn yüzde 29,3'ü yanG yaklaşık 25,3 mGlyon yurttaş yoksulluk veya sosyal dışlanma rGskG altında yaşamaktadır. Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatGstGklerG’ne göre, 2024 yılında fertlerGn yüzde 39,3’ü GkG günde bGr et, tavuk ya da balık Gçeren yemek masrafını, yüzde 26,8’G beklenmedGk harcamaları, yüzde 15,1’G evGn ısınma GhtGyacını, yüzde 59,6’sı Gse eskGmGş mobGlyaların yenGlenmesGnG ekonomGk olarak karşılayamadığını beyan etmektedGr. DİSK/Genel-İş Araştırma DaGresG’nGn (DİSK-AR) hazırladığı, 2024 yılını değerlendGren TürkGye’de GelGr EşGtsGzlGğG ve Yoksulluk Raporu’nda Gse TürkGye’de her 10 kGşGden 2’sGnGn yoksul olduğu ve her 10 kGşGden 6’sının borcu bulunduğu Gfade edGlmektedGr. DİSK-AR tarafından yapılan borçluluğun geldGğG aşamayı gösteren oranlar, TÜİK verGlerGyle de doğrulanmaktadır. TÜİK’e göre (konut alımı ve konut masrafları dışında) borç veya taksGt ödemesG olanların oranı yüzde 56,8’dGr. YanG toplumun yüzde 60’a yakını borçlu durumdadır. 72 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1112 ‒ KredX Kartı Borçları Yüzde 56 Arttı, Batık Borçlar 115 MXlyarı Aştı Bankalar Arası Kart MerkezG (BKM) verGlerGne göre EkGm 2025 GtGbarıyla TürkGye’de toplam kredG kartı sayısı, 2024 yılına kıyasla 12 mGlyon artarak 140 mGlyon adete ulaşmıştır. 2020 yılında toplam kredG kartı sayısı 75 mGlyon Gken, bu sayının sadece 4 yıl gGbG kısa bGr sürede 65 mGlyon daha -yaklaşık 2 kat- artarak 140 mGlyona ulaşması son derece dramatGk bGr tabloya da Gşaret etmektedGr. KredGlere kıyasla son derece kolay erGşGlebGlGr bGr araç olan kredG kartı sayılarındakG artış, fGnansal bağımlılığın geldGğG aşamaya GlGşkGn temel bGr gösterge olarak önümüzde durmaktadır. Yoksulluğa mahkûm edGlmGş yurttaşların cebGndekG kredG kartı sayısı arttıkça, borçluluğun artışı da hız kazanmaktadır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) 2025 Kasım ayı haftalık verGlerGne göre, bGreysel kredG kartı kullanımı toplam 2 trGlyon 617 mGlyar 666 mGlyon lGra olmuştur. 2025 Kasım ayında bGreysel kredG kartlarında taksGtsGz kullanım Gse 1 trGlyon 669 mGlyar 535 mGlyon lGradır. KredG kartlarının taksGtsGz kullanımının 2 trGlyon lGraya koşan bGr seyGr GzlenmesG, günlük ve temel GhtGyaçlara erGşGmde kredG kartı kullanımına mecbur kalmanın boyutlarını da ortaya koymaktadır. KredG kartı kullanımında sadece 12 ayda devasa bGr artış gerçekleşmGştGr. BGreysel kredG kartı kullanımı, 2024 Kasım dönemGnde 1 trGlyon 676 mGlyar 521 mGlyon lGraya Gken 2025’Gn aynı dönemGnde toplam 2 trGlyon 617 mGlyar 666 mGlyon lGraya yükselmGştGr. Sadece 12 ayda artan kredG kartı borç mGktarı 941 mGlyar 145 mGlyon lGra olmuştur. YanG yurttaşlar 1 yıl GçGnde yüzde 56 daha fazla borçlanmak zorunda kalmıştır. KredG kartı borçluluğunun bu denlG artışı, mGlyonlarca yurttaşın borç yükünün altında daha fazla ezGldGğGnG ve borçlu yaşamın daha fazla sürdürülemeyeceğGnG de ortaya koymaktadır. NGtekGm, TürkGye Bankalar BGrlGğG RGsk MerkezG (RGsk MerkezG) tarafından son açıklanan 2025 yılı Mart ayı verGlerGne göre, bGreysel kredG veya kredG kartı borcunu ödememGş, borcu devam etmekte olan kGşG sayısı 4 mGlyona ulaşmıştır. Borç sarmalının ulaştığı krGtGk nokta Gse yasal takGp rakamlarında görülmektedGr. RGsk MerkezG verGlerGne göre, kredG veya kredG kartı borcunu ödeyemedGğG GçGn yasal takGbe alınan bGreysel müşterG sayısı son bGr yılda cGddG bGr artışla 4,3 mGlyon kGşGyG aşmıştır. BDDK 2025 Kasım ayı haftalık verGlerGne göre Gse batık kredG kartı borcu 115 mGlyar lGranın üzerGne çıkmıştır. KredG borçluluğu katlanıp da borçlanmayı sağlayan fGnansal araçlar tıkanmaya başladığında, bahsettGğGmGz vahGm tablonun mGmarı olan AKP, “yapılandırma kolaylığı” adı altında borçluluk sGstemGn devamını sağlamaya gGrGşmektedGr. Bunun yakın tarGhlG örneğG, 73 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1113 ‒ BDDK tarafından 10 Temmuz 2025’te yayımlanan tavsGye kararıyla bGreysel kredG kartı ve GhtGyaç kredGlerGnGn 48 ay vadeyle Merkez Bankası’nın belGrledGğG yüzde 3,11 faGz oranı üzerGnden yapılandırılmasının düzenlenmesGdGr. AKP’nGn tercGhG, borçlanmanın kök nedenlerGnG ortadan kaldıracak polGtGkalara geçmek ve kalıcı çözümler getGrmek yerGne, “sürdürülebGlGr borçluluk” yaratacak polGtGkaları benGmsemek ve yurttaşın borcuna borç eklemeye devam etmektGr. Nüfusun Yarısı KredX Borçlusu: BXreysel KredX Borcu 5 TrXlyon 300 MXlyar TL BGreysel kredG borçluluğunda da tablo değGşmemektedGr. RGsk MerkezG’ne göre TürkGye’de bGreysel kredG kullanan kGşG sayısı son bGr yılda yaklaşık 1,8 mGlyon kGşG artarak 43 mGlyon kGşG olmuştur. Bu sayının kredG kullanım sayısını değGl, en az bGr kez kredG kullanan kGşG sayısını Gfade ettGğG hesaba katıldığında, bGreysel kredG borçluluğundakG tablonun çok daha vahGm olduğu ortaya çıkmaktadır. Ortalama kredG bakGyesG Gse 123 bGn TL düzeyGndedGr. YanG hane halkları arasında kredG kullanan her bGr kGşGnGn ortalama 123 bGn lGra borcu bulunmaktadır. Kaldı kG, verGlere göre TürkGye toplumunun yaklaşık yarısı kredG borçlusudur. RGsk MerkezG tarafından Eylül 2025’te yayımlanan verGlere göre, bankacılık sGstemGndekG toplam kredG hacmG geçen yılın aynı dönemGne göre yüzde 42 artış göstererek 22 trGlyon 223 mGlyar lGraya ulaşmıştır. Toplam kredG hacmG GçGnde en yüksek artış yüzde 48’le bGreysel kredGlerde gerçekleşGrken, bGreysel kredG borçları 5 trGlyon 300 mGlyar lGraya kadar yükselmGştGr. Yurttaşların GçGne GtGldGğG borç sarmalı kadar, borçluluktakG artışın hızı da son derece çarpıcı ve vahGmdGr. Öyle kG, RGsk MerkezG’nGn Eylül ayı rakamlarıyla, BDDK tarafından 14 Kasım’da yayımlanan en güncel haftalık verGler kıyaslandığında borçlanmanın ne derece hızlı büyüdüğü daha da netleşmektedGr. BDDK tarafından 14 Kasım 2025’te yayımlanan haftalık verGlere göre, tüketGcG kredGlerG ve bGreysel kredG kartlarından oluşan toplam borç mGktarı 5 trGlyon 365 mGlyar 735 mGlyon lGraya ulaşmıştır. YanG sadece bGr buçuk ayda bGreysel kredG ve kredG kartı kullanımında 65 mGlyar 735 mGlyon lGra artış olmuştur. Yurttaşların toplam borcunun 2 trGlyon 748 mGlyar 68 mGlyon lGrası tüketGcG kredGlerGnden oluşmaktadır. TüketGcG kredGlerG arasında en büyük kalemG Gse 2 trGlyon 46 mGlyar 988 mGlyon lGrayla GhtGyaç kredGlerG oluşturmaktadır. VerGler bGze, 2026 yılı bütçe teklGfG MeclGs’te görüşülmeye devam ederken mGlyonlarca yurttaşın, AKP’nGn dayattığı yoksulluğun gölgesGnde hızla borçlanmaya/borçlandırılmaya devam ettGğGnG göstermektedGr. 74 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1114 ‒ Borçluluğun 5 Yıllık Tablosu: TürkXye Toplumu Yüzde 500 Daha Borçlu 2020 Kasım ayı Gle 2025 Kasım ayı arasındakG beş yıllık dönem BDDK verGlerG GncelendGğGnde, AKP’nGn ekonomG polGtGkalarının toplumu nasıl bGr borç krGzGne sürükledGğG bGllurlaşmaktadır. Yüksek enflasyon ve ekonomGk krGz, dar gelGrlGnGn borcunu da katlamaktadır. Borçlanma akıl almaz boyutlara ulaşmakta ve rekor hızda artmaya devam etmektedGr. KASIM 2020 KASIM 2025 5 YILLIK (Milyon TL) (Milyon TL) ARTIŞ (%) Toplam Krediler 3.575.701,28 21.845.268,87 511,1 Tüketici Kredileri ve Bireysel 814.318,95 5.365.734,96 558,9 Kredi Kartı Toplamı Bireysel Kredi Kartı Kullanımı 140.713,74 2.617.666,78 1753,9 İhtiyaç Kredileri 383.062,71 2.046.988,75 434,4 Taksitli Ticari Krediler ve Kredi 646.304,77 4.018.440,08 521,8 Kartları KOBİ Kredileri 857.543,47 5.852.965,12 582,5 (Kaynak: BDDK Haftalık Bankacılık Sektörü VerGlerG, 2020 ve 2025-46. Hafta) 2020 Kasım ayı Gle 2025 Kasım ayı arasındakG beş yıllık dönemde bGreysel kredG kartı kullanımı yüzde 1753,9 gGbG bGr oranda rekor kırarken, tüketGcG kredGlerG ve bGreysel kredG kartları toplamındakG büyüme yüzde 558,9 olarak gerçekleşmGştGr. Benzer şekGlde toplam kredGlerde yüzde 511,1; KOBİ kredGlerGnde yüzde 582,5 ve GhtGyaç kredGlerGnde Gse yüzde 434,4 oranında büyüme gerçekleşmGştGr. TaksGtlG TGcarG KredGler ve Kurumsal KredG KartlarındakG artış da yüzde 521,8 olmuştur. BorçlanmadakG artış oranları rekor sevGyede seyrederken AKP yönetemedGğG aşGkâr olan ekonomGk sGstemde topluma daha fazla borçlanmayı dayatmaktadır. İktXdarın Yoksulluğu Dayatan PolXtXkaları Kadınlara Borçluluğu da Dayatıyor Yaşamın her alanında kadınları yoksul ve yoksun kılan GktGdar, ekonomGk alanda da kadınlara zorlu bGr yaşamı dayatmaktadır. Ağır çalışma koşullarına mecbur bırakılan kadınların sırtına bu alanda da ağır bGr yük bGndGrGlmGştGr. DİSK-AR’ın 2025 yılı AsgarG Ücret Araştırması 75 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1115 ‒ 7 mGlyon kadın çalışanın yüzde 41’GnGn, bugün sefalet ücretG olarak nGtelenen yasal asgarG ücretG dahG alamadığını ortaya koymaktadır. Yıllardır ısrarla mücadelesGnG verdGğGmGz toplumsal cGnsGyete duyarlı bütçe talebGmGzG görmezden gelen mevcut GktGdar, kadınlara yönelGk ayrımcı ve adaletsGz polGtGkalarını sürdürmektedGr. ÜretGmde, GstGhdamda, vergGlendGrmede ayrımcı polGtGkalar aracılığıyla ekonomGk olarak gGtgGde daha kırılgan hale getGrGlen kadınlar hem yoksulluğu mutlak bGçGmde yaşamakta hem de kaçınılmaz bGçGmde borçluluğa zorlanmaktadır. TÜİK’Gn dahG toplumun yüzde 60’a yakınının borçlu durumda olduğunu Glan ettGğG, kredG veya kredG kartı borcunu ödeyemedGğG GçGn yasal takGbe alınan kGşG sayısının 4 mGlyonu aştığı koşullarda kadınların sırtındakG borç yükü de katmerlenmektedGr. Kadınlar, bGreysel borçluluğun yanı sıra tGcarG alanda da borçlanmaya GtGlmektedGr. KredG Kayıt Bürosu verGlerGne göre, 2024 yılında kadın gGrGşGmcGlere kullandırılan toplam tGcarG kredG bakGyesG 208 mGlyar TL sevGyesGndedGr. TürkGye toplumuna sGrayet eden borçluluk krGzG, toplumsal cGnsGyet temellG ekonomGk yıkımı da tetGklemekte, kadınlar hem yoksulluğun hem de borçluluğun yükünü aynı anda taşımaya zorlanmaktadır. BGreysel ve tGcarG borçlanmaya daGr resmG verGlerde, borçluluk cGnsGyet kırılımlı bGçGmde sunulmamaktadır. Bu durum, sosyoekonomGk ve polGtGk bGr fenomen olarak kadın borçluluğunun durumunu tespGt etmeyG zorlaştırdığı gGbG borç krGzGne yönelGk kadın duyarlı polGtGka üretGmGne yönelGk de kasıtlı bGr engel oluşturmakta ve sGyasal bGr tercGh anlamı taşımaktadır. Borç BatağındakX Esnaf Kepenk Kapatıyor TürkGye'de esnaf, tGcarG Gşletmeler ve tarım üretGcGlerGnGn kredGlere olan bağımlılıkları yüksek faGz ortamında da artmıştır. EkonomGk sıkışıklık ve güvencesGzlGk tGcarG alandakG borçluluğu kaçınılmaz kılmakta, kredGlerG taşınamaz bGr yük halGne getGrmektedGr. Günümüz ekonomG koşullarında tGcarG kredGler, tGcarG yaşamda Glerleme sağlayacak fGnansal araç olmaktan çıkarak Gflasa sürükleyen bGr zorunluluk halGne gelmGştGr. Mevcut koşullarda tGcarG borçlanmalar krGtGk bGr eşGğe ulaşmıştır. RGsk MerkezG Eylül 2025 verGlerGne göre, tGcarG kredGler bakGyesG 17 trGlyon TL sınırına dayanmıştır. Borç ödeme gücü düşen GşletmelerdekG durum Gse trajGk boyutlara varmıştır. RGsk MerkezG raporuna göre, tasfGye olunacak tGcarG kredGlerdekG yükselGş Eylül 2024-Eylül 2025 arasındakG son bGr yılda yüzde 73 sevGyesGne ulaşmıştır. Bu süreçte borç mGktarı Gse 409 mGlyar lGranın üzerGne çıkmıştır. KredGlerGn yanı sıra, tGcarG kredG kartı kullanımı ve borçluluğu da hızla 76 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1116 ‒ artarak borç krGzGne yenG bGr boyut katmaktadır. BKM verGlerGne göre (HazGran 2025 GtGbarıyla) tGcarG kredG kartı sayısı 10 mGlyonu aşmış durumdadır. Bu, küçük GşletmelerGn yüksek malGyetlG ve kısa vadelG kredG kartı borçlarıyla ayakta kalma baskısı altında olduğunu gösteren somut bGr GşarettGr. Rakamlar, borçlanmanın sGyasal GktGdarın GddGa ettGğGnGn aksGne sürdürülemez olduğunu göstermektedGr. TürkGye Odalar ve Borsalar BGrlGğG (TOBB) tarafından 21 Kasım 2025 tarGhGnde açıklanan EkGm 2025 verGlerGne göre, gerçek kGşG tGcarG Gşletme sayısında (esnafı temsGl eden kalemde) bGr öncekG aya göre kapanışlarda yüzde 35,8 oranında keskGn bGr artış yaşanmıştır. Kapanan şGrket sayısında yılın Glk 10 ayında yüzde 10,7 artış gözlenGrken Adalet Bakanlığı (UYAP) kaynaklı en güncel Gcra verGlerGne göre Gse mahkemelerdekG Gcra ve Gflas dosya sayısı 23 mGlyon 148 bGn sevGyesGne ulaşmıştır. Bu durum, tGcarG faalGyetlerdekG zorlanmanın yanı sıra genel borçluluk baskısının da yüksek seyrGnG koruduğunu teyGt etmektedGr. Tüm mücadelemGze rağmen pandemGde, afette esnafa ısrarla ekonomGk güvence sağlamayan GktGdar, derGn ekonomGk krGz koşullarında da hGçbGr çözüm ve güvence sağlamamış, aksGne borçlanmanın kapılarını sonuna kadar açarak tGcarG GşletmelerG sadece Gflasa sürüklemGştGr. Tarımsal ÜretXm Durma Noktasına GelXrken Borçluluk Yayılıyor Tarım sektöründe kredG kullanımı hızla artmaktadır. RGsk MerkezG’nGn Eylül 2025 verGlerGnde, tarım sektöründekG nakdG kredGlerde son bGr yılda yüzde 48’lGk artış görülmektedGr. Bu, çGftçGnGn gGrdG malGyetlerGnG (gübre, mazot vb.) kredGyle yanG borçlanarak fGnanse etme baskısı altında bırakılmasının sonucudur. TÜİK’Gn Eylül 2025 verGlerGne göre, Tarımsal GGrdG FGyat EndeksG bGr yılda yüzde 34,60 oranında artış göstermGştGr. ÜretGcG GçGn borçlanmanın temel sebebG olan yakıt, gübre vb. temel tarımsal gGrdGler yıllık yüzde 36,01; veterGner harcamaları yüzde 56,97 artmıştır. Tarımsal gGrdGlerdekG artış, yüksek malGyetlere rağmen üretGmde kalmaya çabalayan çGftçGyG daha büyük borçlara sürüklemektedGr. Tarımsal kredGlerGn büyük çoğunluğunu sağlayan ZGraat Bankası verGlerGne göre, bankanın tarımsal alanda kullandırdığı toplam kredG tutarı 2024 yılı HazGran ayı GtGbarıyla 500 mGlyar TL’yG aşmış ve bu dönemdekG yıllık artış oranı yüzde 35 olarak kaydedGlmGştGr. TürkGye ZGraat Odaları BGrlGğG, HazGran 2025’te yaptığı açıklamada, doğal afetler nedenGyle bazı bölgelerde yüzde 80’e varan verGm kayıpları yaşandığını Gfade etmektedGr. Bu durum, üretGcGnGn ödeme gücünü doğrudan yok ederek borç sarmalını derGnleştGrmektedGr. Tarımsal üretGmdekG borçlanma eğGlGmGnGn asıl nedenG, ekonomGye GlGşkGn yapısal sorunların 77 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1117 ‒ gGderGlmemesG, tarım polGtGkalarının yetersGzlGğG ve kaynakların üretGcGyG ve üretGmG koruyacak şekGlde dağıtılmamasıdır. Tarım üretGcGlerGnG borca Gten, tarımsal üretGmG borçlanmaya koşullayan polGtGkaların ülkeyG tarımsal üretGm krGzGne sürükledGğG, üretGmG ve üretGcGyG bGtGrdGğG ortadadır. FaXzXn Faturası Halka KesXlXyor: Halkın BütçesXnden 2.7 TrXlyon TL Ödenecek VergGnGn yükünün büyük bGr kısmını çeken, yoksulluğa ve sefalete sürüklenen mGlyonlarca yurttaş bGreysel ve tGcarG borçlar kadar, AKP GktGdarının ekonomG-polGtGk kararlarıyla ortaya çıkardığı kamu borcu ve faGz gGderlerGnGn devasa yükünü de sırtlanmış durumdadır. Halkın çıkarlarını gözeten bütçe tercGhlerG yerGne, bGr avuç sermayedara fayda sağlayan bütçe tercGhlerG dolayısıyla kamu borçluluğu artmakta, bunun yükü Gse derGn yoksulluk, güvencesGzlGk ve sefalete mahkûm edGlen yurttaşların sırtına bGndGrGlmektedGr. 2026 BütçesG’nde borçluluğu dayatan bütçe tercGhlerG nedenGyle, mGlyonlar rekor mGktarda faGz yükünü taşımak zorunda kalacaktır. HazGne ve MalGye Bakanlığı verGlerGne göre, kamunun varlıkları düşüldükten sonra kalan net yükümlülüğü gösteren Kamu Net Borç Stoku 30 HazGran 2025 GtGbarıyla 8 trGlyon 932 mGlyar TL sevGyesGndedGr. Bu devasa borç, bütçede faGz ödemelerG olarak da halka yansıltılmaktadır. 2025 yılı Bütçe Kanunu’nda faGz gGderlerGne 1 trGlyon 950 mGlyar TL ödenek ayrılmışken, bu rakam 2026 yılı Bütçe TeklGfGnde 2 trGlyon 741 mGlyar TL'ye yükselmGştGr. AKP, faGz gGderlerGnde bGr yıl GçGnde yüzde 40’ın üzerGnde bGr artış getGrmGş olmaktadır. 2026 yılı GçGn belGrlenen faGz ödemesG, aynı yıl GçGn hedeflenen bütçe açığının (yaklaşık 2.713 trGlyon TL) neredeyse tamamına eşGttGr ve AKP’nGn kamuya kestGğG borçlanma yükünün faturası, dolaylı vergGler aracılığıyla yGne yoksul mGlyonlara ödetGlmektedGr. ÜlkenGn Gç borç ve faGz ödemelerGnG rekor mGktarlara ulaştıran AKP, 2026 BütçesG’nde de devasa mGktarda kaynağı Gç borca ve faGze akıtmakta kararlıdır. İç borç ve faGze 2026’nın sadece Glk GkG ayında tam 1 trGlyon 183,7 mGlyar lGra, yanG yaklaşık 30 mGlyar dolar ödenecektGr. HazGne’nGn fGnansman programında yer alan verGlere göre 2026’dakG Gç borçlanma 5 trGlyon 344 mGlyar lGra olacaktır. Hal böyleyken, AKP’nGn ekonomG yönetGmGnGn, IMF’nGn EkGm 2025 tarGhlG Dünya EkonomGk Görünüm (WEO) ve MalG İzleme (FGscal MonGtor) raporlarına yansıyan TürkGye’nGn toplam kamu borcu (380,4 mGlyar dolar) ve borcun GSYH’ye oranını (yüzde 24,3) “düşük” dGye lanse etmesG ve dGğer ülkelere kıyasla “GyG durumdayız” algısı yaratma çabası en basGt tabGrle trajGkomGktGr. ZGra TürkGye, 192 ülkenGn sıralandığı lGstede 25. sırada yer 78 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1118 ‒ almaktadır. YanG TürkGye, kamu borcu en yüksek 25 ülkeden bGrGsG konumundadır. İktGdar, borcun dolar cGnsGnden mGktarının dGğer ülkelere kıyasla düşük görünmesG Gllüzyonuyla övünse de bu devasa faGzGn faturası doğrudan bütçeden karşılanmaktadır. YanG borç yabancıya “düşük” gösterGlse de bedelG bütçe kaynakları kısılarak ve vergGler artırılarak yGne yoksul emekçGlerGn cebGnden çıkmaktadır. 2.6-) YOKSULLUK SXyasX TercXhlerle DerXnleştXrXlen EşXtsXzlXk: Kadın Yoksulluğu Toplumların tarGhsel yapısı, rollerGn kadın ve erkek arasında eşGtsGz dağıldığı bGr düzenG meşrulaştırarak bugüne taşımıştır. Toplumsal cGnsGyet eşGtsGzlGğGne tekabül eden bu roller, tarGh boyunca kadınların üretGmden, kamusal alandan, karar alma süreçlerGnden ve ekonomGk kaynaklara erGşGmden dışlanmasının temel nedenlerGnden bGrG olmuştur. Kadınlar, ataerkGl toplumsal yapılar GçGnde, bGn yıllardır erkek egemen normların belGrledGğG rollerle sınırlandırılmış, ev GçG emeğG görünmez kılınmış, ekonomGk bağımsızlık kazanması engellenmGştGr. Bu tarGhsel eşGtsGzlGk yalnızca geçmGşe aGt bGr mGras değGl, bugün kadınların yaşamlarının her alanını şekGllendGrmeye devam eden sGstematGk bGr şGddet halGnG almıştır. KastXk ŞXddet Bu tarGhsel eşGtsGzlGğGn günümüzdekG en görünür sonuçlarından bGrG Gse kadın yoksulluğudur. SGstematGk şGddet bGçGmlerGnden bGrG olan “kadın yoksulluğu” sadece ekonomGk bGr sorun değGl, patrGyarkal sGstemGn kadına bGçtGğG yerG muhafaza etmek GçGn sürdürdüğü GdeolojGk bGr kuşatmadır. Kadınların ekonomGk haklara erGşememesG, yalnızca bGreysel bGr mağdurGyet değGl, halkların kendG yaşamlarını örgütleme hakkına dönük kolektGf bGr gasptır. Devlet polGtGkalarının kadınları eve mahkûm eden yapısı, sosyal desteklerGn yetersGzlGğG, güvencesGz ve düşük ücretlG kadın GstGhdamı, hepsG bu yapısal kastGk saldırının parçalarıdır. TürkGye’de egemen erkek aklının şekGllendGrdGğG kastGk zGhnGyet, kadınları hala aGle, ev, bakım emeğG ve bağımlılıkla tanımlamaktadır. Bu zGhnGyet yalnızca toplumsal rollerG dayatmakla kalmamakta aynı zamanda kadınların GstGhdama, eğGtGme, sGyasete ve kamusal yaşama eşGt koşullarda katılımını sGstematGk bGçGmde engellemektedGr. Kadının emeğGnG görünmezleştGren, onu ucuz, güvencesGz ve kayıt dışı alanlara hapseden bu düzen; kadın 79 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1119 ‒ yoksulluğunu sadece üretmemekte, bGzzat bu yoksulluğu bGr şGddet bGçGmG halGne getGrmektedGr. KastGk şGddetGn kadın emeğG üzerGndekG tahakkümü, kadını hem ekonomGk hem toplumsal olarak bastıran yapısal eşGtsGzlGklerG süreklG yenGden üretmektedGr. TürkGye’de kadın yoksulluğu, yıllar GçGnde değGşen GktGdar polGtGkalarıyla farklı bGçGmlerde karşımıza çıkmıştır. Ancak özellGkle 2000’lG yıllardan GtGbaren, AKP dönemGnde bu durum daha belGrgGn bGr hal almıştır. Bu dönemde kadın yoksulluğu, neolGberal ekonomG polGtGkalarıyla muhafazakâr kadını aGleye GndGrgeyen toplumsal anlayışın bGrleştGğG bGr zemGnde derGnleştGrmGştGr. AKP GktGdarı, bGr yandan emeğG güvencesGzleştGren uygulamalarla kadınları esnek ve düşük ücretlG Gşlere yönlendGrGrken, dGğer yandan kadını daha çok ev GçG rollerle tanımlayan aGle merkezlG polGtGkaları öne çıkarmıştır. Kadınlara “evdekG Gşler yetmGyor mu?”, “kadının karGyerG annelGktGr” gGbG söylemlerle Gşgücünden çok ev GçG sorumluluklar atfedGlmGştGr. TemGzlGk, çocuk, yaşlı, engellG ve hasta bakımı gGbG görünmeyen fakat zorunlu olan Gşler çoğunlukla kadınların “doğal görevG” olarak tanımlanmakta, bu da kadınları ücretsGz ve görünmeyen emek alanına mahkûm etmektedGr. Kadınlar bu yük nedenGyle ne GstGhdama katılabGlmekte ne de kendGlerGne aGt zamana sahGp olabGlmektedGr. Bu durum, kadınların hem ekonomGk bağımsızlığını engellemekte hem de cGddG bGr zaman yoksulluğu yaratmaktadır. Kadınların zaman yoksulluğu, yalnızca dGnlenememek ya da kendGne vakGt ayıramamak değGl, aynı zamanda eğGtGm olanaklarından faydalanamamak, sosyal hayata katılamamak ve meslekG gelGşGm sağlayamamak anlamına da gelGr. 2024 yılı dördüncü çeyrek verGlerG, bu eşGtsGzlGğGn boyutlarını açık bGçGmde göstermektedGr: 6 mGlyon 657 bGn kadın, ev GşlerG nedenGyle Gş gücüne dâhGl olamadığını beyan ederken, aynı gerekçeyle çalışma hayatına katılamadığını belGrten erkek sayısı yalnızca 6’dır. Benzer şekGlde, aGlevG ya da kGşGsel nedenlerle Gş hayatında yer alamadığını Gfade eden kadın sayısı 3 mGlyon 442 bGn Gken, bu sayı erkeklerde yalnızca 466’dır. Bu verGler, bakım emeğGnGn ağırlıklı olarak kadınlar tarafından üstlenGlmesGnGn kadın GstGhdamı üzerGnde belGrleyGcG bGr engel oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Uluslararası araştırmalar ve OECD verGlerG, TürkGye’de kadınların günlük yaşamda erkeklere kıyasla ortalama 4 saat daha fazla ücretsGz ev GçG emek harcadığını ortaya koymaktadır. Bu eşGtsGz emek dağılımı, bakım yükünün neredeyse tamamen kadınların omuzlarına bırakıldığını ve bunun yapısal bGr sorun olduğunu göstermektedGr. AKP GktGdarının sosyal polGtGka anlayışı da bu yapıyı değGştGrmek yerGne güçlendGrmektedGr. “AGleyG koruma” başlığı altında yürütülen sosyal yardım ve destek polGtGkaları, kadınları bGrey olarak değGl, 80 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1120 ‒ aGlenGn bGr parçası olarak tanımlamakta ve onları üretken bGreyler değGl, bakım sağlayıcıları olarak konumlandırmaktadır. İktGdarın kadın GstGhdamına daGr polGtGkaları da çoğu zaman kreş, bakım, temGzlGk gGbG geleneksel olarak “kadın GşG” sayılan alanlarla sınırlı Gş alanları açmakla kısıtlı kalmıştır. Kadınlar, yGne evdekG rollerGnGn uzantısı olarak görülen düşük ücretlG ve güvencesGz Gşlerde GstGhdama dahGl edGlmekte, bu da yoksulluğu azaltmak yerGne daha da derGnleştGrmektedGr. YanG GstGhdam polGtGkaları kadınları bağımsız, eşGt yurttaşlar olarak değGl, “annelGk” ve “fedakârlık” üzerGnden tanımlamaktadır. DİSK-AR’ın 2025 yılına aGt raporuna göre, kadınlar GşsGzlGk açısından erkeklere kıyasla çok daha dezavantajlı bGr konumda bulunmaktadır. Rapora göre erkeklerde genGş tanımlı GşsGzlGk oranı yüzde 22,7 Gken, kadınlarda bu oran yüzde 38,3’e kadar yükselmGş durumda. Kadınlar ve erkekler arasındakG GşsGzlGk farkı böylece 15,6 puana çıkarak son yılların en yüksek sevGyesGne ulaşmış durumdadır. Bu tablo, kadınların GstGhdamdan dışlanmasının yapısal boyutlarını açıkça ortaya koymaktadır. TürkGye’de kadınlar GçGn GstGhdama katılmak ne kadar zor Gse GstGhdamda kalmak da o kadar zordur. Çünkü kadın GstGhdamı yalnızca nGcel olarak değGl, nGtelGksel olarak da krGz GçGndedGr. İstGhdamda yer alan kadınlar da çoğu zaman güvencesGz koşullarda, düşük ücretle ve ayrımcılığa açık bGçGmlerde çalışmaktadır Aynı GşG yapan erkeklerle kadınlar arasında hala cGddG ücret farkları bulunmaktadır. “EşGt Gşe eşGt ücret” GlkesG tam anlamıyla hayata geçGrGlemedGğGnden kadın emeğG görünmez ve değersGz hale gelmektedGr. Sosyal güvenlGk haklarının yetersGzlGğG Gse kadınların çalışma yaşamında uzun vadelG güvenceden yoksun kalmasına neden olmaktadır. DİSK/Genel-İş SendGkası Araştırma DaGresG’nGn 2025’te yayımladığı raporuna göre TürkGye’de GstGhdamda cGnsGyet açığı yüzde 34,6 olarak hesaplanırken 10 mGlyona yakın kadın aGlevG ve kGşGsel nedenler ve ev GşlerG dolayısıyla çalışma hayatına katılamamaktadır. Her 10 kadından sadece 3’ü çalışma hayatında Gken her 10 kadın GşçGden Gse yalnızca bGrG sendGkalıdır. Tam zamanlı çalışan kadınların da yüzde 24,4’ü kayıt dışı ve güvencesGz çalıştırılmaktadır. 2024 yılı 4. çeyrek verGlerGne göre 10 mGlyon 855 bGn kadın GstGhdamının 6 mGlyon 557 bGnG (yüzde 75,6’sı) tam zamanlı ve kayıtlı, 2 mGlyon 122 bGnG Gse (yüzde 24,4’ü) yGne tam zamanlı ancak kayıt dışı çalıştırılmaktadır. YanG her 4 kadından 1’G tam zamanlı çalışmasına karşın sGgortasız çalıştırılmaktadır. 81 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1121 ‒ Kadınlar aynı zamanda Gşe alım ve yükselme süreçlerGnde cGnsGyet temellG ayrımcılıkla karşılaşmakta; hamGlelGk, annelGk gGbG bGyolojGk ya da dayatılmış sosyal sorumluluklar nedenGyle dezavantajlı konumda kalabGlmektedGr. İş yerlerGnde cGnsGyetçG mobbGng ve tacGz, kadınların psGkolojGk ve fGzGksel güvenlGğGnG tehdGt etmekte; şGkâyet mekanGzmalarının yetersGzlGğG Gse bu durumların görünmez kalmasına neden olmaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve ÖzyeğGn ÜnGversGtesG Gş bGrlGğGnde 3007 kGşGnGn katılımı Gle gerçekleştGrGlen İş Yer2nde Ş2ddet ve Tac2z Algıları ve Deney2mler2 araştırmasının sonuçlarına göre, yönetGcG konumundakG kadınlar hem erkek yönetGcGlere hem de yönetGcG olmayan kadınlara kıyasla psGkolojGk şGddete daha sık hedef olmaktadır. CGnsel şGddet Gse açık bGçGmde toplumsal cGnsGyet temellG bGr şGddet bGçGmG olarak öne çıkmaktadır. Her dört kadından bGrG, Gş yaşamı boyunca en az bGr kez cGnsel şGddete maruz kalmaktadır. Kadınlar GçGn bu şGddet bGçGmGnGn görülme sıklığı, erkeklere kıyasla GkG katından daha fazladır. EkonomGk krGz ve daralma dönemlerGnde, Glk Gşten çıkarılanların çoğu kadınlar olmaktadır. Kadın GstGhdamı, çoğunlukla esnek ve geçGcG yapılarda kurulduğundan, Gşten çıkarılma rGskG daha fazladır. Bu durum, kadınların ekonomGk bağımsızlığını daha da zayıflatmakta, yoksulluğu derGnleştGrmekte ve toplumsal eşGtsGzlGğG artırmaktadır. Kadın Yoksulluğunun En Yoğun HalX: MevsXmlXk Tarım İşçXsX Kadınlar MevsGmlGk tarım GşçGsG kadınlar Gse bu sorunların çok daha ağır ve çok katmanlı bGçGmlerGnG yaşamaktadır. Bu kadınlar, ayrımcılığın, yoksulluğun ve şGddetGn en görünmez ve en yoğun bGçGmGyle yüzleşmektedGr. Bu nedenle mevsGmlGk kadın GşçGler, kadın emeğGne yönelGk sömürünün en çarpıcı örneklerGnden bGrG olarak karşımızda durmaktadır. DEM PartG Kadın MeclGsG’nGn kadın yoksulluğu raporu mevsGmlGk tarım GşçGsG kadınların yaşamını gözler önüne sermGştGr. Rapora göre, mevsGmlGk GşçGlGk KürtlerGn yoğunluklu olarak yaşadığı coğrafyada yaşayan bGnlerce emekçG kadın GçGn geçGcG bGr gelGr kaynağı değGl, zorunlu bGr hayatta kalma bGçGmGdGr. Kadınlar bu sGstemde hem ucuz Gş gücü olarak görülmekte hem de tüm bakım yükümlülüklerGnG sırtlarında taşımaktadır. Erkek egemen çalışma koşullarında, güvencesGzlGk, düşük ücret, uzun çalışma saatlerG ve barınma-Gnsan onuruna yakışmayan yaşam koşulları, bu kadınların her gün karşılaştığı gerçeklerdGr. Kadına yönelGk şGddet, tacGz ve sömürü bu alanlarda sıklıkla görülmesGne rağmen hGçbGr denetGm ya da yaptırım mekanGzması GşletGlmemektedGr. MevsGmlGk GşçG olarak gGttGklerG yerlerde kadınlar her türlü ırkçı, ayrımcı saldırıların hedefG olmaktadır. Yılın neredeyse 6 Gla 9 ayı evlerGnG, yaşam alanlarını terk ederek 82 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1122 ‒ çalışmak zorunda kalan mevsGmlGk tarım GşçGsG kadınlar, gGttGklerG yerlerde de her türlü ayrımcılığa ve ötekGleştGrmeye maruz kalmaktadır. MevsGmlGk tarım GşçGsG kadınlar sadece bGr şehre gGtmekle sınırlı kalmamakta, daha çok gezGcG tarım GşçGsG olarak çalışmaktadır. Konya’dan Amasya’ya, Adana’dan Bursa’ya neredeyse bGrkaç şehGr değGştGrmek zorunda kalmaktadır. MevsGmlGk tarım GşçGsG kadınların şu sözlerG GktGdarın polGtGkalarını en açık şekGlde göstermektedGr: “Yılda bGr ya da GkG defa gelGyorlar, sorunları dGnlGyorlar. Çocukların elGne bGrkaç parça oyuncak verGp gGdGyorlar ve bGr daha arkalarına dahG bakmıyorlar. Yaşadığımız sorunları çözme gGbG bGr dertlerG yok.” Kısacası mevsGmlGk kadın GşçGlGğG, yalnızca çalışma yaşamını değGl, kadınların gün GçGndekG tüm yaşamını kuşatarak, zamanı, mekânı ve bedenlerGnG denetGm altına alan çok yönlü bGr tahakküm GlGşkGsGne dönüştürmektedGr. Kadın yoksulluğu, TürkGye’nGn her yerGnde yakıcı bGr gerçeklGk olsa da bölgesel eşGtsGzlGkler bu yoksulluğun derGnlGğGnG ve bGçGmGnG daha da ağırlaştırmaktadır. ÖzellGkle KürtlerGn yoğunlukla yaşadıkları Gllerde çatışma koşullarında bastırılmış toplumsal yapı, kadınların ekonomGk hayata katılımını doğrudan engellemekte; sGstematGk ayrımcılık, devletGn sosyal hGzmetlerGnden mahrum bırakılma ve güvenlGkçG polGtGkaların gölgesGnde yaşama zorunluluğu, kadınları yoksulluğun katmanlı bGr bGçGmGyle baş başa bırakmaktadır. EğGtGm hakkına erGşGmdekG eşGtsGzlGk, sosyal güvence eksGklGğG, cGnsGyete dayalı yasaların uygulanmaması veya tamamen yok sayılması, kadınların ekonomGk bağımsızlığını kazanmasını ve yaşamını güvence altına almasını Gmkansızlaştırmaktadır. Bu gerçeklGğe dGkkat çeken “Yoksulluğun Kadın HalG: DGyarbakır’da EşGtsGzlGğGn HarGtası” başlıklı saha araştırması, yoksulluğun sadece gelGr düzeyGyle değGl, kadınların GstGhdama erGşGmGnden mülkGyet hakkına, temel GhtGyaçlarını karşılama kapasGtesGnden çocuk bakım yüküne kadar çok boyutlu olduğunu ortaya koymaktadır. Raporda yer alan GstGhdam, gelGr adaletsGzlGğG, fGnansal araçlara erGşGm, borçlanma, bakım emeğG, mülkGyet gGbG alanlarda yaşanan yapısal eşGtsGzlGkler, kadınların yoksulluğa karşı dGrenç gelGştGrmesGnG engelleyen polGtGk baskıların ve ayrımcı devlet uygulamalarının bGr sonucudur. TürkGye’de kadın yoksulluğunun yalnızca ekonomGk bGr sorun olmadığını kadının emeğGne, özgürlüğüne ve güvenlGğGne yöneltGlmGş yapısal bGr baskı, bGr nevG “kastGk şGddet” olarak görmek gerekGr. TürkGye’dekG bugünkü tablo bunu acı bGr bGçGmde ortaya koymaktadır. Kadınların ekonomGk bağımsızlıktan yoksun bırakılması, onları erkeklerle eşGtsGz GlGşkGlere mahkûm etmekte, boşanma veya şGddetten kurtulma Gmkanlarını ortadan 83 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1123 ‒ kaldırmaktadır. ÖrneğGn son araştırmalarda, mahkemece kararlaştırılan yoksulluk nafakalarının büyük çoğunluğu kadınların temel GhtGyaçlarını karşılamaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. 2024 raporuna göre nafakaların ortalaması çok düşük olduğu hatta “asgarG ücretGn çeyreğG kadar” olduğu belGrtGlmGştGr. [1] Bu “yardım” bGle düzgün verGlmedGğGnde, kadın GçGn ekonomGk özgürlük değGl, bağımlılık ve çaresGzlGk üretmGş olmaktadır. Ayrıca nafaka hakkının tartışmaya açılması, mGras hakkının fGGlen gasp edGlmesG, kadına ekonomGk güvence sağlayan İstanbul SözleşmesG’nden çekGlme gGbG hukukun kadınlar aleyhGne gerGletGlmesG adımları; kadınları yalnızca günlük yaşamda değGl, aynı zamanda hukukG zemGnde de yoksunlaştırmakta; yanG kadınların haklarını hem pratGkte hem de kâğıt üzerGnde sGlGkleştGrmeyG hedeflemektedGr. Bu yaklaşım, kadınların şGddet karşısında dayanma gücünü ve özgürlük umutlarını sGstemlG olarak zayıflatmayı adeta ajandası halGne getGrmGştGr. Bu bağlamda TürkGye’de kadın yoksulluğu, yalnızca bGr gelGr eksGklGğG değGldGr. Toplumsal cGnsGyet eşGtsGzlGğGnG, ekonomGk bağımlılığı, şGddet ve tutsaklığı yenGden üreten yapısal bGr sorundur Kadın yoksulluğu bugün TürkGye’de yalnızca şGddetG üreten bGr krGz değGl, doğrudan şGddetGn kendGsGdGr de. Ped yoksulluğu bunun en açık örneklerGnden bGrGdGr. En temel hGjyen GhtGyacı olan pede ulaşamayan bGnlerce kadın, ped yoksulluğu nedenGyle sağlık sorunlarıyla baş başa kalmakta, okula veya Gşe gGdememektedGr. BGr kadının en temel GhtGyacı olan pede bGle ulaşamaması, açık bGr onur kırıcı şGddet bGçGmGdGr. Bu durum, kadının bedenG üzerGndekG haklarını yok sayan, yaşamını sağlıklı ve onurlu sürdürmesGnG engelleyen yapısal bGr GhlaldGr. Buna bGr dGğer acı örnek Gse, KocaelG DGlovası’ndakG ruhsatsız ve kayıtsız şekGlde haftalık 7.600 TL’ye Gş güvenlGğG ve sGgortanın olmadığı koşullarda 12 saatlere varan vardGya sürelerGnde çalıştırılan, bırakalım Gş güvenlGğGnG bGr penceresG dahG bulunmayan parfüm dolum fabrGkasında çıkan yangında yaşamını yGtGren kadın ve GşçGleştGrGlmGş çocuklardır. Bu trajedG, yoksul kadınların düşük ücretlG, güvencesGz, denetGmsGz alanlara mahkûm edGlmesGnGn nasıl ölümle sonuçlanabGleceğGnGn çarpıcı bGr güncel örneğGdGr. Kadın yoksulluğu artık yalnızca sayılarla değGl bedenGyle, canıyla ödenen bGr gerçeklGğe dönüşmüştür. İktGdar, kadınların omuzuna daha fazla bakım yükü yükleyen “AGle Yılı” gGbG projelerG bGr kenara bırakmalı, kadın yoksulluğunu ortadan kaldıracak, toplumsal cGnsGyet eşGtlGğGnG esas alan yapısal polGtGkalar üretmelGdGr. “AGle Yılı” kapsamında Gşgücünden çekGlen kadın sayısındakG artış, uygulanan polGtGkaların kadın emeğGnG görünmezleştGrdGğGnGn ve derGn yoksulluğu pekGştGrdGğGnGn açık göstergesGdGr. Kadınları üretGm dışına Gten, güvencesGzlGğe ve bağımlılığa mahkûm eden bu yaklaşım derhal terk edGlmelGdGr. 84 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1124 ‒ AGle ve Sosyal HGzmetler Bakanlığı, kadınların hak temellG taleplerGnG görmezden gelen değGl, sosyal devlet sorumluluğunu esas alan bGr yaklaşım benGmsemelGdGr. MesaGsGnG kadınların doğurganlığına değGl, kreş ve yaşlı bakım evG gGbG kamusal hGzmetlerGn yaygınlaştırılması, yerel yönetGmlerGn bu hGzmetlerG sunmasının önünün açılması, erkeklerle eşdeğer GşG yapan kadınların ücret eşGtlGğGnGn sağlanması ve denetlenmesG gGbG çalışmalara harcamalıdır. Kadınların Gşgücüne katılımını sağlayacak polGtGkalar, emeğGn üzerGndekG çoklu sömürü bGçGmlerGnG ortadan kaldıracak bütçelerle desteklenmelGdGr. ZGra kadın yoksulluğu kader değGl sGyasG tercGhlerle derGnleştGrGlen bGr eşGtsGzlGktGr. DEM PartG olarak kadın yoksulluğuna karşı gelGştGrdGğGmGz yaklaşımımız, mevcut sGstemGn kadın emeğGnG değersGzleştGren, toplumsal yaşamdan dışlayan ve bakım yüküyle sınırlayan yapısına bGr GtGrazdır. PartGmGz kadını yalnızca aGle GçGnde tanımlayan, onu ekonomGk bağımlılığa ve görünmezlGğe mahkûm eden anlayışa karşı, yaşamın her alanında kadın öznesGnG güçlendGren bGr toplumsal örgütlenme hedeflemektedGr. Kadınların sadece sosyal yardımlarla değGl, kolektGf dayanışma GlGşkGlerGyle güçleneceğG, üretGme eşGt ve onurlu katılacağı bGr yaşam Gnşasının esas alınmasını savunmaktayız. Bu bağlamda önerdGğGmGz alternatGf, topluluk temellG, ekolojGk ve eşGtlGkçG bGr ekonomGk ve toplumsal örgütlenmeyG temel alır. Kadınların bGlgGye, üretGm araçlarına ve toplumsal kararlara erGşGmGnG güvence altına alan bu model, kadınların sadece yoksulluktan değGl, tüm boyutlarıyla bağımlılıktan kurtulmasının yoludur. Toplumun her hücresGnde kadın özgürlüğünü esas alan bu paradGgma, sadece kadınları değGl, tüm toplumu adalet ve eşGtlGk temelGnde yenGden Gnşa etmenGn kapısını aralamaktadır. Kırsal Yoksulluk TürkGye’nGn son otuz yılına damgasını vuran sosyoekonomGk ve sGyasal süreçler, kırsal nüfusun geçGm kaynaklarının zayıflamasına, üretGm kapasGtesGnGn gerGlemesGne ve bGrçok kırsal yerleşGmGn çözülmesGne yol açmıştır. Tarım ve hayvancılık polGtGkalarındakG yönelGmler, doğal varlıkların talancı ve rantçı bGr anlayışla kullanımına GlGşkGn düzenlemeler, güvenlGkçG uygulamalar, zorunlu ve ekonomGk göç hareketlerG Gle kamu yatırımlarının dağılımı kırsal yoksulluğun hem seyrGnG hem de bölgesel derGnlGğGnG belGrleyen başlıca faktörler olarak öne çıkmaktadır. Bu süreç, yalnızca ekonomGk göstergelerG değGl, kırsal toplumsal yapının tamamını etkGleyen genGş kapsamlı bGr dönüşüm yaratmıştır. Kırsalın üretGm bGlgGsG, toplumsal dayanışma 85 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1125 ‒ mekanGzmaları ve doğayla kurduğu tarGhsel GlGşkG bu dönüşümle bGrlGkte aşınmış, kırsal ekonomG gGderek daha kırılgan hale gelmGştGr. Bu bağlamda kırsal yoksulluk bugün TürkGye’de sadece ekonomGk bGr sorun olmaktan çıkmış, uzun yıllardır uygulanan devletçG-kapGtalGst polGtGkaların bGrGkGmlG etkGsGyle toplumsal dokuyu aşındıran yapısal bGr krGze dönüşmüştür. “Kalkınma” adı altında sunulan polGtGkaların gerçekte neyG kalkındırdığı sorusu açıkça ortadayken, kırsalın büyük bölümünde yaşanan yoksullaşma, yerleşGmlerGn boşalması ve üretGm kapasGtesGnGn çöküşü çoğu zaman görünmez kılınmaktadır. Kalkınma söylemG, toplumsal dönüşümün etGk, polGtGk ve kültürel boyutlarını dışarıda bırakarak ekonomGk büyüme eksenlG bGr yaklaşıma GndGrgenmGş, böylece doğal varlıkların, üretGm araçlarının ve toplumsal bGrGkGmGn genGş ölçüde sermayeye devredGldGğG, kırsal nüfusun Gse gGderek yoksullaştırıldığı bGr mekanGzma ortaya çıkmıştır. MerkezGleşmGş ekonomG polGtGkaları ve güvenlGkçG uygulamalar, kırsal toplulukları üretGmden koparan, geçGm kaynaklarını tasfGye eden ve onları kendG yaşam alanlarında tutunamaz hale getGren bGr yapıya dönüşmüştür. Tarımın gGderek pGyasa bağımlı hale gelmesG, köylünün üretGm malGyetlerG karşısında ezGlmesG, kamusal desteklerGn gerçek üretGm GhtGyaçlarını karşılamaması ve Gthalat polGtGkalarının Gç pGyasayı çökertmesG, kırsal emek gücünü sGstematGk olarak değersGzleştGren unsurlardır. TürkGye’de genel yoksulluğun ağırlık merkezG kırdadır. TÜİK artık kırsal-kentsel yoksulluk ayrımı yayınlamasa da tarGhsel verGler, bölgesel dağılımlar, ulusal ve uluslararası raporlar açıkça gösterGyor kG, kırsaldakG yoksulluk kentlere göre GstGsnasız bGçGmde daha yüksek seyretmektedGr. Dünya Bankası ve OECD’nGn 2023 raporları da TürkGye’de bölgesel eşGtsGzlGğGn OECD ortalamasının üç katı olduğunu, kırsal bölgelerde gelGr kaybının çok daha derGn yaşandığını vurgulamaktadır. Kent yoksulluğu dönemsel dalgalanmalara bağlı olarak düşüş gösterebGlGrken, kırsal yoksulluk neredeyse sabGt bGr tavan gGbG dGrenmektedGr. Kırsalda yaşayan nüfus her yıl azalmasına rağmen yoksulluğun yükü azalmamaktadır. Bu derGnleşen yoksulluğun en görünür etkGlerGnden bGrG, köylerGn hızla boşalmasıdır. Yıllarca hayvancılıkla geçGnen pek çok aGle, meralarının maden ruhsatına açılmasıyla bütün geçGm kaynaklarını kaybetmGştGr. Köy nüfusu azalınca geçGm kaynakları tükenmGş, farklı metropollere gGdGp tarım, Gnşaat gGbG kayıt dışı, güvencesGz alanlarda ucuz Gş gücü olarak çalışmak zorunda kalmışlardır. Kırsal nüfus toplam nüfusun yalnızca beşte bGrG düzeyGndeyken, gelGr yoksulluğu, sosyal dışlanma ve çok boyutlu yoksunluğun en yoğun yaşandığı bölge hâlâ kırsaldır. Bu nedenle 86 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1126 ‒ kırdakG yoksulluk, genel yoksulluğun “çevresGnde” değGl, tam merkezGnde durmaktadır. Kentte görülen yoksulluğun önemlG bGr kısmı da zaten kırdan kopan yoksulluğun göç yoluyla taşınmış halGdGr. ÖzellGkle 1990’larda KürtlerGn yoğunlukla yaşadığı Gllerde köy boşaltmaları Gle yaşanan zorunlu göçle metropollerde tarım, Gnşaat, tekstGl, hGzmet sektörü gGbG alanlarda emek sömürüsüne maruz kalanların yaşadığı yoksulluğun şGddetG bu durumun en somut göstergelerGnden bGrGdGr. Bugün de bu döngü sürmektedGr. Urfa’dan Adana’ya mevsGmlGk GşçGlGk GçGn gGden bGnlerce aGlede çocuklar, tarlada pamuk toplamaya zorlandıkları GçGn eğGtGmden kopmakta, çocuk yoksulluğu kuşaktan kuşağa taşınmaktadır. Yoksulluk anne babadan çocuğa geçen bGr kısır döngüye dönüşmektedGr. MevsGmlGk tarım çadırlarında yaşanan kötü barınma koşulları, hGjyen eksGklGğG, düşük ücret ve güvencesGzlGk, kırsal yoksulluğun yalnızca ekonomGk değGl aynı zamanda sağlık, eğGtGm ve sosyal haklar açısından da çok boyutlu bGr krGz olduğunu göstermektedGr. TÜİK verGlerGne göre nüfusun yalnızca yüzde 17’sG bugün kırsalda yaşamaktadır. Son on yılda 1,2 mGlyon kGşG çGftçGlGğG bırakmış, tarımsal hane gelGrlerG reel olarak yüzde 38 erGmGştGr. KırsaldakG yoksulluk oranı kente göre GkG kat daha yüksektGr. Kırsal çocuk yoksulluğu Gse şehGrlerdekG oranın 1,7 katına ulaşmış durumdadır. ZGraat MühendGslerG Odası’nın analGzlerGne göre son 20 yılda küçük üretGcGlerGn tarımdan çekGlme oranı yüzde 48’e ulaşmış, çGftçG borçluluğu Gse 20 yıl öncesGne göre 43 kat artmıştır. Bu tablo, kırsal yoksulluğun ekonomGk baskı altında nasıl kalıcılaştığını ortaya koymaktadır. Bu tablo sahada her gün yenGden doğrulanmaktadır. Ağrı’da 25 yıldır çGftçGlGk yapan bGr üretGcG, mazot ve gübre fGyatları nedenGyle tarlasının bGr kısmını ekemedGğGnG, bütün emeğGnGn yalnızca bankaya faGz ödemeye gGttGğGnG söylemektedGr. ÜretGcG, ülkenGn tarımsal yapısını özetleyen şu cümleyG kuruyor: “Ben artık ekmek GçGn değGl, borç ödemek GçGn ekGyorum.” Tüm bu verGler alarm verGcGyken, GktGdar kanadında kırsal yoksulluğun nedenlerGne daGr hGçbGr analGz, araştırma yapılmamaktadır. GençlerGn tarımdan kopuşu yok sayılmakta, toprağını, merasını, suyunu kaybeden köylünün yaşadığı yapısal yıkım görmezden gelGnmektedGr. FAO’nun (Gıda ve Tarım Örgütü) TürkGye raporları, kırsal bölgelerde gıda güvencesG rGskGnGn yüzde 20’nGn üzerGnde olduğunu gösterGrken, GktGdar hâlâ Gthalatçı bGr modelde ısrar edGyor ve üretGcGyG koruyan hGçbGr kamusal mekanGzma güçlendGrGlmGyor. Öte yandan resmG söylem her yıl “rekor tarımsal hasıla” GddGasını tekrarlasa da sahadakG gerçeklGk tam tersGdGr. Dünya Bankası, tarım gelGrlerGnGn enflasyon ve malGyet artışları 87 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1127 ‒ karşısında negatGf reel büyüme gösterdGğGnG belGrtmektedGr. Toprak tükenmekte, meralar parçalanmakta, su kGrlenmekte, hayvancılık daralmakta, üretGcG borç sarmalında ayakta kalmaya çalışmakta ya da tamamen üretGmden çekGlmektedGr. Bu tablo, sermayenGn büyümesG merkezlG hesaplamaların toplumun hGçbGr GhtGyacını karşılamadığını açıkça ortaya koymaktadır. TarGhsel süreç GçerGsGnde kırsal yoksulluğun en derGn ve en polGtGk bGçGmG Gse KürtlerGn yoğunlukla yaşadığı Gllerde yaşandı ve yaşanmaya devam etmektedGr. 1990’larda başlayan köy yakmaları, yayla ve mera yasakları, zorunlu göçler, güvenlGkçG uygulamalar, baraj-HES projelerG ve maden GşletmelerG bölgenGn geçGm kaynaklarını sGstemlG bGçGmde yok etmGştGr. Bu uygulamalar yalnızca ekonomGk yıkım yaratmakla kalmamış, toplumsal hafızayı, kültürel varlığı ve toplulukların kendG mekânlarıyla kurdukları bağı da tahrGp etmGştGr. SEGE-2025 (Sosyo-EkonomGk GelGşmGşlGk Sıralaması Araştırmaları) verGlerG, Ağrı, Muş, BGtlGs, HakkârG, Şırnak ve Van’ın TürkGye’nGn en düşük gelGşmGşlGk düzeyGndekG GllerG olduğunu ve bu Gllerde kGşG başına gelGr düzeyGnGn ulusal ortalamanın yarısının altına düştüğünü göstermektedGr. Bu Gllerde tarımsal üretGm son 20 yılda yarı yarıya daralmıştır. Genç nüfusun büyük kısmı metropollere göç etmek zorunda kalmıştır. ÜretGm alanlarının sınırlandırılması, askerG yasak bölgeler, düşük kamu yatırımı ve güvencesGzlGk, kırsal yoksulluğu sGyasal bGr tasfGye mekanGzmasına dönüştürmüştür. Bu nedenle KürtlerGn yoğun yaşadığı bölgelerde kırsal 88 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1128 ‒ yoksulluk yalnızca ekonomGk değGldGr. Halkın kGmlGğGnG, kültürünü ve toplumsal yaşamını hedef alan polGtGk bGr yoksullaştırma stratejGsGdGr. Bugün yaşanan krGz, demokratGk, ekolojGk ve toplumsal bütünlüğe dayalı bGr yaşam tasarımının neden hayatG olduğunu da açıkça göstermektedGr. YerelGn söz hakkını güçlendGren, kadın emeğGnG görünür kılan, doğayı pGyasanın değGl toplumun ortak yaşam alanı olarak gören, üretGcGyG sadece bGr “malGyet unsuru” değGl, toplumsal yaşamın kurucu ögesG olarak kabul eden bGr yaklaşım kırsalın yenGden ayağa kalkmasının ön koşuludur. Kırsalda Kadın Yoksulluğu Kırsal yoksulluğun en ağır bGçGmG kadınları vurmaktadır. FAO ve UNDP (BGrleşmGş MGlletler Kalkınma Programı) raporları, kırsaldakG kadınların yaptığı GşlerGn yüzde 70-76’sının ücretsGz, kayıt dışı ve sosyal güvence kapsamı dışında olduğunu göstermektedGr. Kadınlar tarımsal üretGmde fGGlen omuzlayıcı güç olmasına rağmen, tohumdan hasada kadar tüm süreçlerde karar mekanGzmalarından dışlanmış durumdadır. TürkGye’de kırsaldakG kadınların yüzde 85’G mülkGyet hakkına sahGp değGldGr. Bu durum kadınların üretGm araçlarına, kredGye, kooperatGf desteğGne ve sosyal güvenceye erGşGmGnG büyük oranda engellemektedGr. Bu tablo emeklGlGk hakkının gaspı, görünmez emek sömürüsü, mülkGyet hakkından dışlanma, destek mekanGzmalarına erGşememe, şGddet ve güvencesGzlGk döngüsünün kalıcılaşması şeklGnde ağır sonuçlar doğurmaktadır. Kalkınma söylemGnGn en büyük yalanı burada ortaya çıkmaktadır: Toprağa en çok emek verenler üretGmGn merkezG değGl, görünmez Gş gücü olarak çalışma yaşamının dışına GtGlmektedGr. Yoksulluğu yaratan erkek egemen toplumsal yapıyla kapGtalGst tarım modelGnGn Gç Gçe geçen halG bGr kez daha gün yüzüne çıkmaktadır. Bu nedenle kırsal yoksullukla mücadele kadın özgürlüğünü güçlendGrmeden mümkün değGldGr. Kırsal yoksulluğu derGnleştGren mevcut düzen, halkın doğayla kurduğu kadGm GlGşkGyG, kolektGf dayanışmayı, yerel üretGm bGlgGsGnG ve toplumsal özerklGğG yok eden bGr hat üzerGnde Glerlemeye devam etmektedGr. Tarımın şGrketleştGrGlmesG, meraların ve ortak yaşam alanlarının özel projelere tahsGs edGlmesG, küçük üretGcGnGn borçlandırılarak bağımlı hale getGrGlmesG ve kırsalın GdarG karar süreçlerGnden dışlanması, bu yapısal yoksullaştırmanın temel araçları olarak öne çıkmaktadır. Buna karşılık çözüm, köylünün toprağıyla bağını güçlendGren, yerel yönetGmG ve topluluk özgücünü esas alan, üretGmGn toplumsal karakterGnG yenGden kuran ve kadınların özgür emeğG üzerGne yükselen bGr üretGm anlayışındadır. 89 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1129 ‒ Çocuk Yoksulluğu ElG Kamarov yoksulluğu “GşlemedGğGnGz bGr suçun cezasını çekmek” şeklGnde tanımlamaktadır. Yoksulluk koşullarında yaşamaya zorlandıkları bu ülkede çocuklar Kamarov’un deyGmGyle GşlemedGklerG bGr suçun cezasını çekmektedGrler. SGyasG GktGdar da bu soruna sahGcG ve samGmG çözümler üretmek yerGne bGr yabancı gGbG Gzlemeye devam etmektedGr. Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 26’sını oluşturan çocuklar ekonomGk şGddetGn, derGn yoksulluğun ve yoksunluğun olumsuz etkGlerGnden çokça etkGlenmektedGr. Yüksek enflasyon gerçeklGğG ve düşük ücretler, buna paralel her geçen gün artan hayat pahalılığı, alım gücündekG düşüş ve gelGr adaletsGzlGğG çocukları derGn yoksullukla karşı karşıya bırakmaktadır. Eurostat tarafından 2024 yılı verGlerG baz alınarak yapılan bGr değerlendGrmeye göre, TürkGye’de çocukların yüzde 43,6’sG yoksulluk veya sosyal dışlanma rGskG altındadır. TürkGye, Avrupa’da yoksulluk ve sosyal dışlanma rGskG altındakG çocuk oranı en yüksek ülke olan Arnavutluk’tan sonra GkGncG sırada yer almaktadır ve üstelGk bu durumdakG çocukların oranı 2015’ten berG artmaya devam etmektedGr. BGr çocuğun yoksulluk GçGnde yetGşmesG demek beslenme, sağlık, eğGtGm gGbG temel hGzmetlere ulaşılması önünde de büyük engellerGn olması demektGr. Ve ne yazık kG, çocukluk dönemGnde yaşanan yoksulluk, çoğu zaman yetGşkGnlGk dönemGnde yaşanan yoksulluğun da habercGsG olmaktadır. TürkGye’de eşG benzerG görülmemGş bGr gıda fGyatları krGzG yaşanıyor. OECD’nGn Ağustos 2025 raporuna göre, gıda enflasyonu OECD ülkelerG arasında ortalama yüzde 4,1 cGvarında Gken TürkGye yüzde 33,3 Gle üye ülkeler arasında yGne Glk sırada yer almıştır. 2019’dan bu yana TürkGye’de gıda fGyatları yüzde 790’dan fazla artmıştır. TÜİK’Gn Çocuk Sağlığı ve Yoksunluğu 2024 verGlerGne göre yaklaşık her 10 aGleden 1’G çocuklarına yenG gGysGler alamazken, her 10 aGleden 1’G, çocuklarının gün GçGnde taze meyve ve sebze tüketmesGnG sağlayamaz durumdadır. Bu göstergeler bGlhassa dar ve orta gelGrlG hanelerdekG çocukların yeterlG, sağlıklı, güvenGlGr ve besleyGcG gıdaya erGşGmGnGn oldukça zorlaştığına Gşaret etmektedGr. ÖrneğGn; OECD’nGn son olarak yayınladığı ‘Hayat Nasıl?’ 2024 Yılı Raporu’na göre, “TürkGye’dekG 15 yaşındakG öğrencGlerGn yüzde 20’sG yeterlG parası olamadığı GçGn haftada en az bGr gün hGç yemek yGyememektedGr. Her 5 çocuktan 1’G okula aç gGtmektedGr” tespGtGnG yapmaktadır. SGyasG GktGdarların bGlhassa bürokrasGye, güvenlGk polGtGkalarına ayırdığı kaynaklar bGr taraftan ekonomGk krGzGn daha fazla derGnleşmesGnde rol oynarken öte yandan toplumsal 90 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1130 ‒ kesGmler arasında en kırılganlaştırılanların başında gelen çocuklar bu krGzGn faturasını ödemek zorunda bırakılmaktadır. TürkGye’de çocuklar derGn yoksulluk sorunları Gle karşı karşıyadır ve çocuklar yeterlG ve besleyGcG gıdaya ulaşamamaktadır. Yeterli beslenme ile çocuğun gelişimi, eğitimi ve iyi olma hâli arasındaki ilişki göz önünde bulundurulduğunda, çocukların beslenme durumu, çocuğa yönelik tüm politika ve uygulamalarda dikkate alınmalıdır. Bu temelde çocuk yoksulluğuyla mücadelede ve çocukların sağlıklı beslenmesini güvence altına almaya ilişkin eğitim politikaları kapsamında okul yemeği programları öne çıkmaktadır. Türkiye’de verilerin ortaya koyduğu gıdaya erişim riskinin boyutları düşünüldüğünde, okul yemeği programının ne kadar hayati bir uygulama olduğu konusunda şüphe yoktur. Bugün yoksulluğun kıskacında olan çocuklar adeta ölüm makGnelerG gGbG Gşleyen MESEM’lerde çalışmak zorunda bırakılmakta ve kapGtalGst sömürü çarklarında ölüme terk edGlmektedGr. Patronların Gnsafına ve kar hırsına bırakılan çocuklar ağır çalışma koşulları altında saatlerce çalışmak zorundalar. ÖrneğGn oto tamGrcGlerGnde çırak ya da stajyer olan öğrencGler, haftalar boyunca hGçbGr eğGtGm almadan lastGk değGştGrmekle uğraşmaktadır. Buna karşılık “EngellerG Aşmak” adı altında, sözde meslekG geleceğGnG seçme özgürlüğü yasasıyla 18’Gnden küçük çırakların Gş güvenlGğG Ghlal edGlmektedGr. Patronlar haftalık azamG 35 saat, günde 8 saat çalıştırma sınırından muaf tutulmakta ve gece çalışması sınırları da gevşetGlmektedGr. İSİG MeclGsG’ne göre 2024 Eylül-2025 Ağustos dönemGnde en az 72 çocuk çalışırken hayatını kaybetmGştGr. YanG bu eğGtGm-öğretGm yılında bGr evvelkG eğGtGm-öğretGm dönemGne göre çocuk GşçG ölümü yüzde 10 artmıştır. Geçen dönem 66 çocuk GşçG hayatını kaybetmGştG. İSİG’Gn ulaşabGldGğG verGlere göre ölen çocukların 7’sG kız çocuk. 20 çocuk (14 GşçG ve 6 çGftçG) tarım sektöründe, 19 çocuk sanayG sektöründe, 17 çocuk Gnşaatlarda ve 16 çocuk da hGzmet sektöründekG Gş cGnayetlerGnde yaşamlarını yGtGrmGştGr. MESEM’lerle bGrlGkte GşçGleştGrGlen çocuklardan son bGr yılda en az 15 çocuk hayatını kaybetmGştGr. İSİG, aynı dönemde MTAL, tGcaret, denGzcGlGk gGbG lGselerde staj yaparken en az 7 çocuk GşçGnGn hayatını kaybettGğGnG tespGt etmGştGr. AKP’lG yılların GkGncG yarısından GtGbaren tutulabGlen raporlar GşçGleştGrGlen çocuk gerçeklGğGnG gözler önüne sermektedGr: 2013-2025 dönemGnde en az 770 çocuk GşçG hayatını kaybetmGştGr. Tüm bu çarpıcı verGlere rağmen devletGn çocuklara dönük koruyucu ve bütünlüklü polGtGkalar gelGştGrmesG elzem Gken, TürkGye Büyük MGllet MeclGsG’ne sunulan 2026 Yılı MerkezG 91 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1131 ‒ YönetGm Bütçe Kanunu TeklGfG’nde sadece 19 adet “çocuk” kelGmesG yer almakta ve çocuk polGtGkasına GlGşkGn herhangG bGr koruyucu ve önleyGcG tedbGrGn bahsG bGle geçmemektedGr. “Çocukların korunması ve gelGşGmGnGn sağlanması” programı GçGn 2026 hedefG 30 bGn çocuğa ulaşmak olarak belGrlenmGş olsa da programın bütçesG 2025’tekG 1.000 TL’lGk sembolGk ödenekten 2026’da 0 TL’ye GndGrGlerek bütçeden tamamen çıkarılmıştır. Bakanlığın “çocuk GşçGlGk Gle mücadele programı”nda Gse 2025 yılında 30 bGn çocuğun faydalanması hedeflenmekteydG. Hedef 2026 yılı GçGn Gse sabGt tutulmuştur. KocaelG DGlovası’nda parfüm şGşeleme atölyesGnde meydana gelen yangında 2’sG çocuk 6 kayıtsız kadın GşçGnGn yaşamını yGtGrmesGyle bGrlGkte bGr kez daha ortaya çıkan kayıtsız çalışma ve GşçGleştGrGlen çocuk hakGkatG, bakanlığın bütçe planında faalGyetlerGn gelGştGrGlmesG gereken bGr alan olarak görülmemGştGr. Çocukların “suça sürüklenmesG”nde yoksulluk, kültürel/kGmlGk baskıları, eğGtGmden kopuş ve çocuk GşçGlGğG, göç ve travma başlıkları bGrleşerek bGr “sessGz savaş” atmosferG üretmektedGr. Öte yandan anadGlGnde eğGtGmGn önündekG engeller, kalabalık sınıflar ve öğretmen eksGklGğG, “okul değersGz” algısını pekGştGrGrken, hane GçG yoksullaşma, borç ve GşsGzlGk çocukları sokak ekonomGsGne GtmektedGr. TürkGye’de, nüfusun üçte bGrGnG oluşturan çocukların lehGne ve yararına 2026 MerkezG YönetGm Bütçe Kanunu TeklGfG’nde bGr bütçe kalemG bulunmamaktadır. Bu temelde, 2026 BütçesG’nde eğGtGm, sağlık, adalet, barınma ve sosyal güvenlGk konularında gerçek bGr polGtGka bulunmamaktadır. Dünyada ve TürkGye’de derGnleşen çocuk yoksulluğu, küresel kapGtalGzmGn ve mevcut neolGberal polGtGkalarının bGr yansımasıdır. Çocuğa duyarlı bütçeleme, çocuk yoksulluğuyla mücadelede etkGlG bGr yöntem olarak öne çıkmaktadır. Çocuğa duyarlı bütçeleme, çocuk haklarını ve refahını bütçeleme sürecGnGn merkezGne yerleştGrmek anlamına gelmektedGr. Bu tGp bütçeleme aynı zamanda bu çocukların temel çıkarlarını öncelGk halGne getGrerek, sosyoekonomGk alanda uygulanma fırsatı sunmaktadır. Geleneksel ve kapGtalGst-modernGst yaklaşımlara karşı özgürlükçü, sınıfsal ve kGmlGklere dayalı eşGtsGzlGklerGn olmadığı, ekolojGst, cGnsGyet eşGtlGkçG, çocukları toplumsal özne ve bGrey kabul eden bGr çocuk yaklaşımı bu bağlamda polGtGk hattımıza şekGl vermektedGr. Bu sGyasetGmGzle çocukları polGtGka yapım süreçlerGnde katılım hakkı gereğG olarak aktGf özneler kabul edGyoruz. 92 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1132 ‒ KendG yaşamlarının kurucu öznelerG ve GradelerG olan çocuklarla beraber, çocukların talep ve kararlarını yok sayarak görmezden gelen hâkGm anlayışa karşı çocuklarla bGrlGkte söz kuran ve polGtGka yapmayı esas alan demokratGk yapının Gnşa edGlmesGnG amaçlıyoruz. Barış ve demokratGk toplumun, çocuk perspektGfG doğrultusunda ve çocukların öznellGklerG, GradelerG, seslerG ve taleplerG esas alınmadan Gnşa edGlmeyeceğGnG düşünüyoruz. Bu gerekçeyle çocukların, çatışma çözümlerG süreçlerGnde toplumsal ve polGtGk özneler olarak kabul edGlmesG, deneyGm ve taleplerGnGn kolektGf hafızaya dönüştürülerek barış ve demokratGk toplumun Gnşasına dahGl edGlmesG gerektGğGnG Gfade edGyoruz. Bugün dünyada 109 ülke okul çağındakG çocuklara en az bGr öğün ücretsGz ve sağlıklı yemek vermektedGr. Bu gerçeklGğGn yanına TürkGye’de çocukların okula aç gGderek, tuvaletten su GçtGğG gerçeklGğGnG koyduğumuzda, başta sosyal devlet olmanın ve TürkGye’nGn taraf olduğu BGrleşmGş MGlletler Çocuk Hakları SözleşmesG gGbG uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuat gereğG sGyasG GktGdar bu soruna çözüm üretmekle mükelleftGr. Bu nedenle, 2026 BütçesG’nde her çocuğa en az bGr öğün ücretsGz, sağlıklı, besleyGcG yemek ve su hakkının sağlanması, hem daha önce kabul edGlmGş hakkın uygulanması hem de ekonomGk krGzden etkGlenen aGlelerGn desteklenmesG açısından elzemdGr. KürtlerGn yoğunlukla yaşadığı Gllerde yoksullukla, ekonomGk şGddetle ve yoksunlukla mücadele etmek zorunda bırakılan çocuklar merdGven altı atölyelerde, tarımda, sokakta, fabrGkalarda canları pahasına çalışmakta, sömürülmekte ve ucuz Gş gücü olarak patronların, sermayedarların her türlü şGddet ve GstGsmarına maruz kalmaktadır. Çocukları toplumsal özneler olarak, eyleyen ve değer üreten varlıklar olarak görmeyen yerleşGk devletGn çocuk polGtGkalarını yenGden üretmektedGr. MESEM’ler elGyle kapGtalGst, pGyasacı, rekabetçG sömürü sGstemGnGn kGrlG çarklarına GtGlerek GşçGleştGrGlen, GşçGleştGrGlGrken de katledGlGp hayattan koparılan çocukların sayısı artmaya devam etmektedGr. Bu nedenlerle; MESEM’ler amasız ve fakatsız derhal kapatılmalıdır. Toplumsal üretGm süreçlerGnde çocukların özgür GradelerGnG esas alan bGr yaklaşımın ışığında, çocuklar GçGn çeşGtlG mesleklerGn bGlgGsGnG ve pratGğGnG öğrenme koşulları yaratılmalı, sömürüsüz, özgürlükçü ve demokratGk bGr eğGtGm müfredatı uygulanır duruma getGrGlmelGdGr. Bugün TürkGye’de 3 mGlyondan fazlası Kürt ve 7 mGlyondan fazlası da farklı halklardan olan toplam 10 mGlyon cGvarında çocuk anadGllerGnde eğGtGm alamamaktadır. Bütün bu çocukların anadGllerGnde eğGtGm görebGlmelerG GçGn gereklG anayasal ve yasal düzenlemelerGn 93 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1133 ‒ yapılması elzemdGr. Bütün çocukların evGne en yakın okulda anadGlGnde, parasız, nGtelGklG ve bGlGmsel eğGtGm alabGlmesG GçGn bütçeden gereklG olan kaynak buraya aktarılmalıdır. Nöro-çeşGtlG ve engellG olan çocuklar Gle mültecGleştGrGlen çocukların eğGtGm hakkına erGşebGlmelerG GçGn GktGdar tarafından gereklG tedbGrler alınarak bu temelde bütçenGn etkGn kullanılması sağlanmalıdır. SGyasG GktGdar TürkGye’nGn BM Çocuk Hakları SözleşmesG’nde koyduğu çekGncelerG kaldırmak GçGn adım atmalıdır. Çocuk alanındakG sorunlara GlGşkGn bütüncül polGtGkaların hayat bulması GçGn TBMM bünyesGnde bGr çocuk GhtGsas komGsyonu kurulmalıdır. Bununla beraber çocuk alanına yönelGk olarak etkGn polGtGkalar üretGlmesG ve uygulamaya geçGrGlmesG GçGn bGr Çocuk Bakanlığı’nın kurulması zarurGdGr. TürkGye’dekG bütçe sGstemG, çocuklara yönelGk harcamaların tam olarak belGrlenmesGne olanak tanımamaktadır. HangG kamu kurumunun çocuklara ne kadar ve hangG amaçla harcama yaptığını görmek mümkün değGldGr. Bu nedenle, çocuklara yönelGk harcamaların ayrıştırılması ve çocuğa duyarlı bGr anlayışla ortaya konulması gerekmektedGr. 94 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1134 ‒ 3-) 2026 BÜTÇESİ’NE KARŞI “EKMEK VE BARIŞ İÇİN BÜTÇE” 2026 BÜTÇESİ’NDE DE BÜTÇE HAKKI İHLAL EDİLMİŞTİR Bütçe, belGrlG bGr dönem GçGnde gelGrlerGn ve gGderlerGn planlanması, organGze edGlmesG ve takGbGnGn yapıldığı fGnansal bGr planlama olarak tanımlanmaktadır. Bu yönüyle merkezG yönetGm bütçelerG bGr ülkede belGrlG bGr süre GçerGsGnde halktan toplanan vergGlerGn/kaynakların nasıl, kGmlere ve nerelere harcanacağını gösteren ekonomG polGtGk belgelerdGr. SGyasG otorGteler yaptıkları bütçelerle kGmlerden, hangG sosyal kesGm ve sınıflardan ne şekGlde ve ne oranda kaynak toplayacaklarını, topladıkları bu kaynakları kGmlere, hangG sosyal kesGm ve sınıflara ne GçGn harcayacaklarını Glan etmGş olurlar. YanG daha basGt bGr Gfadeyle bütçeler bGr sGyasG GktGdarın sınıfsal pozGsyonunu göstermektedGr. Bu özellGğGnden dolayı çok önemlG metGnlerdGr. İktGdarlar zengGnlerden mG yoksullardan mı, sermayeden mG emekçGlerden mG, savaştan mı barıştan mı, kadınlardan mı ataerkGllGk sGstemden mG yana olduklarını bütçe tercGhlerGyle ortaya koyarlar. Dolayısıyla bGr ülkenGn bütçesG her şeyden önce toplumsal bGr meseledGr. 2026 BütçesG’ne baktığımızda, AKP’nGn daha öncekG bütçelerGnde de olduğu gGbG, toplumun tercGhlerGnGn ve öncelGklerGnGn yer almadığını görüyoruz. 2026 BütçesG toplumun sorun ve öncelGklerGnden çok sermaye sınıfına kaynak aktarımını önceleyen bGr mantıkla hazırlanmıştır. Bu topraklarda yaşayanlar kendG hayatlarını GlgGlendGren bütçe sürecGne dahGl edGlmemGşlerdGr. Oysa bütçelerGn belGrlenmesGnde toplum söz, yetkG ve karar sahGbG olmalıdır. Yükünün büyük bGr kısmını halkın üstlendGğG kamu gelGrlerGnGn nerelerden toplanacağı ve bunun nerelere ve ne kadar harcanacağını belGrleme hakkı vardır. Buna “bütçe hakkı” denmektedGr. Yurttaşlar genellGkle bütçe hakkını parlamentolara gönderdGklerG temsGlcGler, sendGkalar, dernekler ve çeşGtlG toplumsal örgütlenmeler aracılığıyla kullanırlar. Ancak bu bütçede de toplumun bu hakkı elGnden alınmıştır. 2026 BütçesG’nde toplumun bütçe hakkı Ghlal edGlmGştGr. Bütçe topluma sorulmadan, danışılmadan, toplumsal talepler dGnlenmeden, toplumsal katılım olmaksızın hazırlanmıştır. AKP-MHP GktGdarı, 2026 BütçesG’nG hazırlarken 16 bGn 881 lGra alan emeklGlere, 22 bGn 104 lGraya mahkûm edGlen asgarG ücretlGlere, grev yapan GşçGlere, tarlasına gübre atamayan çGftçGlere, günü sGftahsız kapatan esnafa, eve kapatılarak sosyal hayattan tecrGt edGlmGş engellGlere, barınma ve geçGm sorunu yaşayan öğrencGlere danışmamıştır. Onlarla bGr araya gelGp 2026 BütçesG’nG 95 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1135 ‒ oluşturmamıştır. 2026 BütçesG, halktan kaçırılarak Saray’da hazırlanmıştır. Bu sebeple 2026 BütçesG de Saray’ın bütçesGdGr. 2026 BÜTÇESİ’NDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK 2026 BütçesG, halklarımızın dertlerGne derman olamayacak bGr bütçedGr. Çünkü bu bütçenGn AKP GktGdarlarının daha öncekG bütçelerGnden hGçbGr farkı yoktur. Nasıl kG, daha öncekG bütçeler yoksulluğa, adaletsGzlGklere, zamlara, yüksek enflasyona, sefalete neden olmuşsa, 2026 BütçesG’nde de aynı sonuçları doğuracak bGr kaynak dağılımı yapılmıştır. Çünkü AKP-MHP GktGdarının bütçe tercGhlerG değGşmemGştGr. AKP 2026 BütçesG GçGn “İstGkrar ve Refah BütçesG” tanımlamasını kullanmıştır. Ancak 2026 BütçesG ne emekçGlere ne emeklGlere ne kadınlara ne GşsGzlere ne engellGlere ne gençlere ne küçük esnafa ne de çGftçGlere refah sunabGlecek ve refah vadedebGlecek bGr bütçe değGldGr. AksGne 2026 BütçesG yoksullaşmayı ve sefaletG daha da arttıracak tercGhlerle örülü bGr bütçedGr. İktGdarın 2026 BütçesG GçGn kullandığı “İstGkrar BütçesG” GfadesGnGn bellG noktalarda gerçeklGk payı vardır. ZGra GktGdar 2026 BütçesG’yle sermayeden yana emeğGn aleyhGne, yandaşlardan yana doğanın aleyhGne bütçe tercGhlerGnde, yanG yanlışta ısrar etmektedGr. Devasa savunma ve sGlahlanma harcamalarına, şGrketlere garantG ödemelerGne büyük bGr kaynak ayırmaktadır. Sermaye lehGne kGmG vergGlerden vazgeçmekte, kaynakları faGze aktarmakta ve emekçGlere, yurttaşlara vergGler yüklemektedGr. Bu konularda GstGkrarlı davranmaktadır. 2026 BütçesG GktGdarın GddGa ettGğG gGbG refahı artıran bGr GstGkrar bütçesG değGldGr. Tam tersGne, yıllardır tekrarlanan alışılmış kalıpların dışına çıkamadığı GçGn ancak ‘alışıldık’ anlamında bGr GstGkrar sunmaktadır. Kısacası, 2026 BütçesG de öncekG yıllardan farksız, aynı anlayışın tekrarından Gbaret bGr bütçedGr. Bunu 2026 BütçesG’nGn makro büyüklüklerGnden de görmek mümkündür: Bütçe GXderlerX: 18 trGlyon 929 mGlyar lGra (452 mGlyar dolar) Bütçe GelXrlerX: 16 trGlyon 216 mGlyar lGra Bütçe Açığı: 2 trGlyon 713 mGlyar lGra Bütçe Açığının Bütçe GXderlerXne Oranı: Yüzde 14,33 FaXz GXderlerX: 2 trGlyon 742 mGlyar lGra FaXz GXderlerXnXn Bütçe GXderlerXne Oranı: Yüzde 14,48 96 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1136 ‒ Savunma Harcamaları: 2 trGlyon 155 mGlyar lGra (Gç güvenlGk harcamaları 953 mGlyar lGra) – 51 mGlyar 500 mGlyon dolar Savunma Harcamalarının Bütçe GXderlerXne Oranı: Yüzde 11,4 VergX Harcamaları: 3 trGlyon 597 mGlyar lGra VergX Harcamalarının Bütçe GXderlerXne Oranı: Yüzde 19 VergX Harcamalarının Bütçe GelXrlerXne Oranı: Yüzde 22 2026 Yılı Bütçe ÖdeneklerXnXn EkonomXk Sınıflandırmaya Göre Dağılımı: - Personel GGderlerG 5 trGlyon 507 mGlyar lGra, - Mal ve HGzmet Alım GGderlerG 1 trGlyon 250 mGlyar lGra, - CarG Transferler 6 trGlyon 821 mGlyar lGra, - Sermaye GGderlerG 1 trGlyon 312 mGlyar lGra, - Sermaye TransferlerG 525 mGlyar lGra, - Borç Verme GGderlerG 397 mGlyar lGra, - Yedek Ödenekler 375 mGlyar lGra, - FaGz GGderlerG 2 trGlyon 742 mGlyar lGra. Bütçe GelXrlerXnXn Alt KalemlerX: - GelGr VergGsG 3 trGlyon 517 mGlyar lGra - Kurumlar VergGsG 1 trGlyon 613 mGlyar lGra - Özel TüketGm VergGsG 2 trGlyon 532 mGlyar lGra - Katma Değer VergGsG 3 trGlyon 993 mGlyar lGra - DGğer VergG GelGrlerG 2 trGlyon 128 mGlyar lGra - VergG Dışı GelGrler 2 trGlyon 433 mGlyar lGra 97 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1137 ‒ 2025 Bütçesi 2026 Bütçesi Değişim Bütçe Giderleri 14 trilyon 731 milyar 18 trilyon 929 milyar %28,50 Bütçe Gelirleri 12 trilyon 800 milyar 16 trilyon 216 milyar %26,69 Bütçe Açığı 1 trilyon 931 milyar 2 trilyon 713 milyar %40,5 Faiz Giderleri 1 trilyon 950 milyar 2 trilyon 742 milyar %40,6 Savunma 1 trilyon 608 milyar 2 trilyon 155 milyar %34 Harcamaları Vergi Harcamaları 3 trilyon 5 milyar 3 trilyon 597 milyar %19,7 2026 BÜTÇESİ SERMAYENİN BÜTÇESİDİR AKP-MHP GktGdarı Saray’da, yGne yoksulluğun ve adaletsGzlGğGn bütçesGnG hazırlamıştır. Zaten AKP-MHP GktGdarı boyunca sermayenGn çıkarlarını gözeten bütçeler ve düzenlemeler yapılması kural halGne gelmGş durumdadır. 2026 BütçesG’nde tercGhler emekçGden yana değGl sermayeden, halktan yana değGl bGr avuç ayrıcalıklı kesGmden, barış ekonomGsGnden yana değGl sGlahlanmadan, kadından yana değGl erkek egemen sGstemden, yoksullardan yana değGl zengGnlerden yana kullanılmıştır. ÖrneğGn çoğunluğu sermayeye tanınan vergG muafGyet ve GstGsnalarından oluşan VergG Harcamaları’nın 2026 BütçesG’ndekG payı yaklaşık 3 trGlyon 600 mGlyar lGra olarak belGrlenmGştGr. Bu da 2026 bütçesGnGn yaklaşık yüzde 19’una tekabül etmektedGr. VergG Harcamaları’na ayrılan kaynak yıllar geçtGkçe artmaya devam etmektedGr. Bu tutar 2025 98 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1138 ‒ BütçesG’nde yaklaşık 3 trGlyon 5 mGlyar lGraydı ve 2026 yılı GçGn de 3 trGlyon 340 mGlyar lGra olarak öngörülmekteydG. AKP’nGn vergG harcaması polGtGkası, kamu kaynaklarının etkGn ve adGl kullanımına GlGşkGn cGddG soru GşaretlerGnG de beraberGnde getGrmektedGr. ZGra AKP’nGn vergG GstGsna ve muafGyetlerG genellGkle belGrlG kesGmlere avantaj sağlayan, genGş toplum kesGmlerGnGn omzuna daha ağır bGr vergG yükü bGndGren nGtelGktedGr. Bu yaklaşım hem bütçenGn gelGr tarafında şeffaflık sorunlarına yol açarken hem de vergG adaletsGzlGğGnG büyütmektedGr. Sonuç olarak, vergG harcaması adı altında yapılan bu uygulamalar, sosyal devlet GlkesGnG güçlendGrmekten çok gelGr dağılımındakG eşGtsGzlGklerG derGnleştGrmektedGr. DOLAYLI VE DOĞRUDAN VERGİLERLE YURTTAŞ SOYULMAYA DEVAM EDECEK 2026 BütçesG’ndekG verGlere baktığımızda zamların ve Glave vergGlerGn hız kesmeden devam edeceğG ortadadır. Çünkü bütçede tercGhler emeğGyle geçGnen on mGlyonlarca yurttaştan yana yapılmamıştır. SermayenGn çıkarları temelGnde bütçe hazırlanmıştır. 2026 BütçesG GktGdarın yanlış polGtGkaları sonucu ortaya çıkan ekonomGk krGzGn faturasını yGne emekçGlerGn sırtına yükleyen bGr bütçedGr. Bunu sadece vergG gelGr tercGhlerGnden bGle çok net bGr bGçGmde görebGlGyoruz. 2026 BütçesG’nde GktGdar sadece, çoğunluğu halktan toplanan dolaylı vergGlerden bGrGsG olan KDV’den 3 trGlyon 993 mGlyar lGra gelGrG elde etmeyG hedeflemektedGr. 2026 BütçesG’nde toplamda yaklaşık 16 trGlyon 216 mGlyar lGra gelGr hedeflenGrken bunun yüzde 24,6’sını tek başına KDV oluşturmaktadır. KDV gGbG dolaylı vergGler zengGn yoksul gözetmeksGzGn herkesten aynı oranda alınan vergGlerdGr. TürkGye’de dolaylı vergGlerGn toplam vergG gelGrlerG GçerGsGndekG payı süreklG olarak yüksek seyretmektedGr. ÖzellGkle son yıllarda bütçe GçerGsGndekG payı ortalama yüzde 60-65 bandında olmuştur. Dolayısıyla dolaylı vergGlerGn toplam vergG gelGrlerG GçerGsGndekG payının azaltılması gerekmektedGr. Ancak azalmak bGr yana artmaktadır. YGne, 2026 BütçesG’nde, dolaylı vergGler kategorGsGnde yer alan Özel TüketGm VergGsG’nden 2 trGlyon 532 mGlyar TL gelGr hedeflenmektedGr. Çoğunluğu emekçGlerGn maaşlarından stopaj yoluyla kesGlen gelGr vergGsGnden 2 trGlyon 128 mGlyar lGra, şGrketlerGn ödedGğG kurumlar vergGsGnden Gse sadece 1 trGlyon 613 mGlyar lGra gelGr elde edGlmesG beklenmektedGr. Oysa aslolan gelGre göre vergGlendGrmektGr; az kazanandan az, çok kazanandan çok vergG alınmasıdır. 99 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1139 ‒ AKP 2026 BütçesG’nde 13 trGlyon 786 mGlyar lGra vergG gelGrG toplamayı hedeflemektedGr. Bu da 2026 yılında yurttaşların günde 37 mGlyar 770 mGlyon lGra, saatte 1 mGlyar 574 mGlyon lGra, dakGkada 26 mGlyon 230 bGn lGra, sanGyede 437 bGn 200 lGra vergG ödemesG anlamına gelmektedGr. 2026 BütçesG’nde de GktGdarın adaletsGz vergG tercGhlerG değGşmemGştGr. 2026 BÜTÇESİ DE SAVUNMAYA-SİLAHLANMAYA DEVASA KAYNAK AYIRIYOR 2026 BütçesG de önemlG kaynakları savunmaya, sGlahlanmaya ve güvenlGkçG polGtGkalara harcayan bGr bütçe olmaya devam etmektedGr. Bütçeden “savunma ve güvenlGk” gGderlerG GçGn 2 trGlyon 155 mGlyar lGra ödenek tahsGs edGlmGştGr. Bu rakam, 18 trGlyon 929 mGlyar lGralık bütçe büyüklüğüyle kıyaslandığında yaklaşık yüzde 11,4’e tekabül etmektedGr. YanG her yüz lGralık vergGnGn 11,5 lGrası savunma-sGlahlanma GçGn harcanmaktadır. 2 trGlyon 155 mGlyar lGralık ödenek, bugünün kuru Gle yaklaşık 51 mGlyar 500 mGlyon dolara karşılık gelmektedGr. Geçen yıl yaklaşık 47 mGlyar dolar ayrılmıştı. Savunma harcamalarında sadece bGr sene GçerGsGndekG artış 4,5 mGlyar dolar olmuştur. 2025 BütçesG Gle 2026 BütçesG’nG Türk LGrası bazında kıyasladığımızda savunma gGderlerGndekG artış yüzde 34 gGbG yüksek bGr oranda olmuştur. 2026 BÜTÇESİ FAİZ LOBİLERİNİ SEVİNDİRİYOR 2026 BütçesG aynı zamanda faGz bütçesGdGr. 2026 Yılı MerkezG YönetGm BütçesG’nde yalnızca faGz ödemelerG GçGn 2 trGlyon 742 mGlyar lGra ödenek ayrılmıştır. Bu rakam, 18 trGlyon 929 mGlyar lGralık bütçe büyüklüğüyle kıyaslandığında, 2026 BütçesG’nGn yüzde 14,5’Gne denk gelmektedGr. Bu rakam bGze 2026 BütçesG’nde de kaynakların büyük bGr kısmının üretGme, yatırıma, GstGhdama ve halkın GhtGyaçlarına değGl, faGz lobGlerGne gGdeceğGnG göstermektedGr. Bu aynı zamanda çoğunluğu emeğGyle geçGnen yurttaşların alın terGnden kesGlen her 100 lGralık vergGnGn yaklaşık 15 lGrasının faGz lobGlerGnGn cebGne akıtılması demektGr. 2024 BütçesG’nde faGz gGderlerGnGn bütçeye oranı yüzde 11,3 Gken, 2025 BütçesG’nde bu oran yüzde 13,2’ye, 2026 BütçesG’nde Gse yüzde 14,5’e çıkmıştır. Sadece 2024 BütçesG’nden 2026 BütçesG’ne kadar faGz ödemelerGnde yaklaşık 3 buçuk puanlık artış yaşanmıştır. Her geçen yıl artarak devam eden ve bütçede önemlG bGr karadelGğe sebep olan faGz ödemelerG TürkGye ekonomGsGnGn geldGğG trajGk noktayı göstermesG açısından çarpıcıdır. ⁠Bütçede GktGdarın faGz ödemelerG GçGn ayırdığı kaynak aynı zamanda günde 7 buçuk mGlyar lGra, saatte 313 mGlyon lGra, dakGkada 5 mGlyon 216 bGn lGra, sanGyede Gse 87 bGn lGra 100 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1140 ‒ ödeme anlamına da gelmektedGr. Ödeme kalemlerG arasındakG çarpıklık günümüzde öyle bGr noktaya varmıştır kG, yalnızca faGze bGr sanGyede ödenen para 4 asgarG ücretlGnGn bGr aylık maaşına denktGr. 2026 BÜTÇESİ İKTİDARIN ENFLASYON HEDEFLEMESİNİ BOŞA DÜŞÜRÜYOR 2026 BütçesG’ndekG gelGr ve gGder kalemlerGnGn artış oranlarına baktığımızda, gelGrdekG artışın geçen seneye göre yüzde 27, gGderdekG artışın yüzde 29 cGvarında olduğunu görüyoruz. Sadece bu rakamları referans alarak bütçeyG değerlendGrdGğGmGzde bGle GktGdar tarafından 2026 yılı GçGn açıklanan yüzde 16-22 enflasyon hedeflemesGnGn gerçekçG olmadığını, GktGdarın kendG açıkladığı oranlara GtGbar etmedGğGnG görüyoruz. Çünkü GktGdarın merkezG yönetGm bütçesGndekG gelGr ve gGder beklentGlerGndekG artış bu rakamların çok çok üzerGndedGr. İktGdar, Gş emekçGlere yapılacak zamma gelGnce hedeflenen enflasyon oranını baz alırken, Gş kendG gelGrlerGne gelGnce hedeflenen enflasyon oranını yok saymakta, gerçek enflasyon oranını dGkkate almaktadır. Özetle, bütçedekG bu rakamlar bGze GktGdarın 2026 yılı GçGn bekledGğG enflasyon oranının yüzde 16 değGl, yüzde 30’lar cGvarında olduğunu göstermektedGr. CUMHURBAŞKANLIĞI VE DİYANET HALKIN KAYNAKLARINI EMİYOR 2026 BütçesG’nde savunma ve faGz gGbG devasa gGderlerGn yanı sıra Cumhurbaşkanlığı ve DGyanet İşlerG Başkanlığı gGbG halkın kaynaklarını harcayan GkG önemlG kurum daha söz konusudur. 2026 BütçesG’nden sadece Cumhurbaşkanlığı’na 21 mGlyar 300 mGlyon lGra cGvarında ödenek ayrılmıştır. Bu, Cumhurbaşkanlığına 2026 yılı GçGn günlük olarak 58 mGlyon 400 bGn lGra harcama yapma yetkGsG vermek anlamına gelmektedGr. Bu rakam o kadar devasa boyutlardadır kG, Cumhurbaşkanlığı’nın bGr günlük harcama lGmGtG, bugünkü asgarG ücretle hesaplandığında 2 bGn 640 asgarG ücretlGnGn maaşına denk bGr rakamdır. YGne 2026 Yılı MerkezG YönetGm Bütçe Kanunu TeklGfG’ne göre, DGyanet İşlerG Başkanlığı’na 174 mGlyar 400 mGlyon lGra ödenek ayrılmıştır. Bu, 2025 yılında ayrılan 130 mGlyar 200 mGlyon lGra olan bütçeye oranla yüzde 34 artış anlamına gelmektedGr. Her sene olduğu gGbG bu sene de AKP-MHP GktGdarı DGyanet’e ve Cumhurbaşkanlığı’na pek çok bakanlıktan çok daha fazla ödenek ayırmaktadır. 101 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1141 ‒ Halkın temel GhtGyaçlarını karşılayamadığı, ağırlaşan ekonomGk sorunlarla boğuştuğu bGr dönemde, Cumhurbaşkanlığı ve DGyanet İşlerG Başkanlığı’na ayrılan bu devasa kaynaklar öncelGklerGn yenGden tanımlanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu rakamlar pek çok bakanlığın ve kurumun bütçesGnG gerGde bırakmaktadır. TercGhlerGn bu yönlü olması GktGdarın öncelGklerGnGn kamu yararına göre belGrlenmedGğGnG göstermektedGr. Öte yandan mGlyonlarca yurttaş enflasyon, GşsGzlGk ve gelGr adaletsGzlGğGyle boğuşurken, bu bütçe tercGhlerG GktGdarın kGmG/kGmlerG önemsedGğGnG açıkça ortaya koymaktadır. Aynı zamanda GktGdarın kaynakları günümüzde toplumun en kırılgan kesGmlerG olan emeklGlere, GşsGzlere, emekçGlere, gençlere ve sefalet koşullarında yaşamaya çalışan aGlelere yönlendGrmek yerGne bu kurumlara ayırması, toplumun dertlerGne olan duyarsızlığın da bGr göstergesGdGr. 2026 BÜTÇESİ ZAMANIN RUHUNA UYGUN DEĞİLDİR Tüm bunların gösterdGğG gGbG 2026 BütçesG, halkın sorunlarına çare olamayacaktır. AksGne 2026 BütçesG’yle yoksulluk ve sefalet sürecek, zamlar artarak devam edecek, enflasyon can yakacak, ev kGralarındakG artış durmayacak, Glave vergGler gelecektGr. 2026 BütçesG de AKP’nGn geçmGş yıl bütçelerGnde olduğu gGbG emeklGlerGn, ataması yapılmayan öğretmenlerGn, çGftçGlerGn, GşçGlerGn, GşsGzlerGn, asgarG ücretlGlerGn, kadınların, gençlerGn, öğrencGlerGn, engellGlerGn ve esnafın sorunlarını çözemeyecektGr. Bu sebeplerle 2026 BütçesG “zamanın ruhu”na uygun bGr bütçe değGldGr. Çünkü toplumun GhtGyaçları yerGne bGlGndGk kalıplarla ve ezberlerle hazırlanmıştır. 2026 BütçesG Kürt sorununda yaşanan demokratGk ve barışçıl çözüm çabalarının yoğunlaştığı bGr dönemde, bu gelGşmelere duyarsız bGr şekGlde hazırlanmıştır. Halkın beklentGlerG ve sorunları ortadayken, bu bütçeyG kabul etmek mümkün değGldGr. Oysa GçerGsGnde bulunduğumuz dönem ve koşullar bu ezberlerden vazgeçmeyG zorunlu kılmaktadır. 2026 Bütçe tercGhlerG daha önce süreklG gerekçe olarak sunulan olağanüstü koşullar devam edGyormuş gGbG, 1 EkGm 2024’ten bu yana olağanüstü gelGşmeler yaşanmamış gGbG, 27 Şubat Barış ve DemokratGk Toplum Çağrısı yapılmamış gGbG hazırlanmıştır. 2026 BÜTÇESİ TOPLUMSAL CİNSİYETE DUYARLI DEĞİLDİR Toplumsal cGnsGyete duyarlı bütçeleme, kamu bütçelerGnGn hazırlanması ve uygulanmasında toplumsal cGnsGyet rollerGnGn ekonomGk, sosyal ve sGyasal alandakG etkGlerGnG 102 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1142 ‒ görünür kılmayı amaçlayan bGr yaklaşımdır. Bu yaklaşım, farklı cGnsGyet kGmlGklerGnGn GhtGyaçlarını ve mevcut eşGtsGzlGklerG dGkkate alarak kaynak tahsGsGnGn yenGden düzenlenmesGnG öngörür. Dolayısıyla toplumsal cGnsGyet perspektGfG, özellGkle kadınların ekonomGk ve kamusal yaşama katılımının önündekG yapısal engellerGn gGderGlmesG bakımından hayatG bGr araç nGtelGğGndedGr. TarGhsel ve kültürel olarak Gnşa edGlmGş toplumsal cGnsGyet rollerG, kadınları ağırlıklı bGçGmde hane GçG sorumluluklar ve ücretsGz bakım emeğGyle özdeşleştGren bGr yerde konumlandırmaktadır. Kadınların toplumsal Gş bölümünde bu şekGlde konumlandırılması, yalnızca özel alanla sınırlı bGr rol tanımı üretmekle kalmamakta, aynı zamanda kamusal alana katılım bGçGmlerGnG de belGrleyGcG ölçüde sınırlandırmaktadır. Bu durum, kadınların eğGtGm olanaklarına eşGtsGz erGşGmGnden başlayarak, düşük ücretlG, güvencesGz veya ücretsGz emek bGçGmlerGnde yoğunlaşmalarına, GstGhdam süreçlerGnde ayrımcılığa maruz kalmalarına ve gelGr dağılımında dezavantajlı konuma GtGlmelerGne sebep olmaktadır. Söz konusu yapısal eşGtsGzlGkler, kadınların sosyal güvenlGk mekanGzmalarından yeterlG düzeyde yararlanamaması, sağlık hGzmetlerGne erGşGmde güçlük yaşaması, karar alma ve sGyasal temsGl süreçlerGne sınırlı katılması gGbG çok boyutlu sonuçlar üretmektedGr. Dolayısıyla kadınların toplumsal konumlanışı, yalnızca bGreysel tercGhlerGn değGl, tarGhsel olarak kurumsallaşmış toplumsal norm ve polGtGkaların bGr yansıması olarak ortaya çıkmakta; bu normlar, toplumsal cGnsGyete dayalı eşGtsGzlGğGn süreklGlGğGnG yenGden üretmektedGr. Bu eşGtsGzlGklerGn gGderGlmesG, yalnızca yasal hakların tanımlanmasıyla değGl, bu hakların kullanılmasını mümkün kılan kamusal kaynak tahsGslerGyle mümkündür. BütçelerGn toplumsal cGnsGyet perspektGfGnden yoksun hazırlanması yasal düzenlemelerGn fGGlen uygulanmasını da güçleştGrmektedGr. Bu çerçevede 2026 MerkezG YönetGm BütçesG GncelendGğGnde, toplumsal cGnsGyet eşGtlGğGnG önceleyen bGr planlama yaklaşımının benGmsendGğGnG söylemek mümkün değGldGr. AGle ve Sosyal HGzmetler Bakanlığının bütçesGnden “kadının güçlendGrGlmesG” başlığına sadece 6 mGlyar 737 mGlyon lGra tahsGs edGlmGştGr. Söz konusu kalem toplam bütçenGn yalnızca yüzde 1,2’sGne denk düşmektedGr. Bu tutar TürkGye’dekG kadın nüfusuna oranlandığında bGr kadına yıllık 157,4 lGra günlük Gse 43 kuruşluk bGr harcama düşmektedGr. Bu, kadın polGtGkalarının GktGdar tarafından talG bGr alan olarak konumlandırıldığını göstermektedGr. AGle ve Sosyal HGzmetler Bakanlığı bütçesGnGn alt kalemlerG değerlendGrGldGğGnde de benzer bGr öncelGklendGrme dGkkatG çekmektedGr. ÖrneğGn “aGlenGn korunması ve güçlendGrGlmesG” başlığının payı yıllar GçerGsGnde artarak devam etmektedGr. Bu kaynak dağılımı 103 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1143 ‒ GktGdarın kadın polGtGkalarını bGreysel hak ve özgürlük eksenGnde değGl, aGle merkezlG bGr perspektGften ele aldığını göstermektedGr. Oysa toplumsal cGnsGyet eşGtlGğGnGn güçlendGrGlmesG, bütçe planlamasında kadınların şGddetten korunması, GstGhdama katılımı, bakım yükünün toplumsallaştırılması ve kamu hGzmetlerGne erGşGmGn eşGtlenmesG gGbG alanlarda somut kaynak tahsGsGnG gerektGrGr. Kreş hGzmetlerG, kadın sığınma evlerG, meslekG danışmanlık, sağlık ve adlî destek uygulamaları gGbG mekanGzmalar bütçe öncelGklerGne yansıtılmadıkça toplumsal cGnsGyet eşGtsGzlGklerG üretGlmeye devam etmektedGr. DEM PartG hem merkezG düzeyde hem yerel yönetGmlerde toplumsal cGnsGyete duyarlı bütçeleme anlayışını savunmakta; eş başkanlık modelG, kadın polGtGkaları daGrelerG ve yerel hGzmet uygulamalarıyla bu yaklaşımın somut örneklerGnG hayata geçGrmektedGr. Ancak söz konusu polGtGkaların kayyım uygulamalarıyla ortadan kaldırılması, mevcut GktGdarın toplumsal cGnsGyet eşGtlGğGne yönelGk yaklaşımının kurumsal nGtelGkte olmadığını bGr kez daha ortaya koymuştur. Sonuç olarak 2026 yılı BütçesG, AKP’nGn geçmGş bütçelerG gGbG, toplumsal cGnsGyet eşGtlGğGnG önceleyen bGr perspektGfe sahGp değGldGr. Toplumsal cGnsGyet temellG eşGtsGzlGklerGn gGderGlmesG, yalnızca hukuksal düzenlemelerGn değGl, bütçe polGtGkalarının da bu doğrultuda yenGden Gnşasını gerektGrmektedGr. Kamusal kaynakların cGnsGyet eşGtlGğGnG destekleyecek bGçGmde tahsGsG, toplumsal dönüşümün ön koşullarından bGrGsGdGr. 2026 BÜTÇESİ TEKÇİ İNANÇ POLİTİKALARINI KURUMSALLAŞTIRIYOR 2026 MerkezG YönetGm BütçesG, TürkGye’de Gnanç alanının GdarG ve malG olarak yenGden düzenlenmesGne yönelGk polGtGk tercGhlerG de görünür kılmaktadır. 2026 Yılı MerkezG YönetGm Bütçe Kanunu TeklGfG, AKP’nGn yurttaşın taleplerGnG görmezden gelen tercGhlerGnG bGr kez daha gözler önüne sermektedGr. KrGtGk önemG bulunan Gcracı bakanlıkların pek çoğunun bütçe artışı DGyanet İşlerG Başkanlığı’nın bütçe artışının gerGsGnde kalmaktadır. DGyanet İşlerG Başkanlığı GçGn 2026 yılında teklGf edGlen bütçe 174 mGlyar 389 mGlyon 341 bGn lGra olmuştur. Bunun 148,8 mGlyar lGrasını personel gGderG oluşturmaktadır. Başkanlık, 2025-2026 dönemGndekG bütçe artış oranı Gle 41 genel bütçelG Gdareden 23’ünü gerGde bırakmıştır. DGyanet bütçesGndekG yüzde 34’lük artışa karşılık, öğrencGlerGn barınma sorununu çözemeyen GençlGk ve Spor Bakanlığı’nın bütçesGndekG artış oranı yüzde 29,5'te kalmıştır. YGne önemlG ve Gcracı bakanlıklardan olan Çevre, ŞehGrcGlGk ve İklGm DeğGşGklGğG Bakanlığı’nın yüzde 104 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1144 ‒ 25,4; Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yüzde 23,7; AGle ve Sosyal HGzmetler Bakanlığı’nın yüzde 30,7; DışGşlerG Bakanlığının yüzde 19,9 artmıştır. Bu durum, 2026 BütçesG’nde olduğu gGbG, DGyanet’Gn devlet aygıtı GçGndekG konumunun nGcelGksel bGr güçlenmeye dayalı olarak sGyasal ve GdeolojGk bGr rol üstlendGğGnG göstermektedGr. DGyanet İşlerG Başkanlığı tarGhsel olarak GktGdarların toplum üzerGndekG GdeolojGk yönlendGrme araçlarından bGrG olmuş, özellGkle son yıllarda hutbe GçerGklerG ve dGn görevlGlerGnGn söylemlerG, yürütmenGn polGtGk tercGhlerGyle örtüşecek bGçGmde şekGllenmGştGr. Böylece toplumun tüm kesGmlerGnGn vergGlerGyle fGnanse edGlen bu kurum, çoğulcu bGr Gnanç sGstematGğGnG değGl, SünnG-HanefG merkezlG tekçG bGr Gnanç anlayışını kurumsallaştırmaktadır. ÖncekG dönem DGyanet İşlerG Başkanlığı yapan AlG Erbaş’ın, AlevG Gnanç pratGklerGnG SünnG normlarla uyumlaştırma yönündekG açıklamaları, bu tekçGlGk sGyasetGnGn söylemsel boyutunu açıkça ortaya koymuştur. CemevlerGnGn Gbadethane olarak tanınmaması, Gnanç alanında devletGn standartlaşma arayışının en görünür örneklerGnden bGrGsGdGr. Bu yaklaşım yalnızca söylem düzeyGnde kalmamış, AlevG Gnanç alanına doğrudan müdahale Gçeren kurumsal yapılanmalar yaratmıştır. Kültür ve TurGzm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan AlevG-BektaşG Kültür ve CemevG Başkanlığı, AlevGlGğGn özgün Gnanç sGstematGğGnG tanımak yerGne onu devletGn dGn polGtGkalarıyla uyumlu hale getGrmeyG hedefleyen bGr araç olarak Gşlev görmektedGr. AlevG Gnancının “rıza” GlkesGne dayanan örgütlenme bGçGmG, devlet memurluğu statüsü üzerGnden hGyerarşGk bGr yapıya dönüştürülmek Gstenmekte; bu durum, Dede ve Ana’ların otantGk Gnanç önderlGğG konumunu ortadan kaldırma rGskG taşımaktadır. Söz konusu başkanlığın faalGyetlerG, bütçe kullanım pratGklerG açısından da cGddG tartışmalar yaratmaktadır. AlevGlGkle doğrudan GlGşkGsG bulunmayan etkGnlGklere ayrılan ödenekler, AlevG toplumunun rızası olmaksızın kamu kaynaklarının sGyasal amaçlarla seferber edGldGğGnG göstermektedGr. MüteahhGtlGk GlGşkGlerG, Ghale süreçlerG ve kurum yönetGcGlerGnGn GlgGlG derneklerle olan kGşGsel bağları, kamu bütçesGnGn şeffaflık ve hesap verebGlGrlGk GlkelerGyle çelGşmektedGr. Bu durum, AlevG toplumunun Gnanç mekânları ve değerlerG üzerGnden yürütülen polGtGkaların, kamusal kaynağın aslG hGzmetler yerGne GdeolojGk mühendGslGk projelerGne yönlendGrGldGğG algısını güçlendGrmektedGr. Sonuç GtGbarıyla, 2026 BütçesG Gnançlar arası eşGtlGğG güvence altına alan bGr kamusal yaklaşımın ürünü değGldGr. AksGne, DGyanet ve onun türev kurumları üzerGnden yürütülen polGtGkalar, Gnanç alanını merkezGyetçG kontrol mekanGzmalarına tabG kılmakta; AlevGlGk gGbG bGr Gnanç geleneğGnG kendG özgün nGtelGklerGnden kopararak devletçG bGr forma sokmayı 105 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1145 ‒ hedeflemektedGr. Bu nedenle mevcut bütçe yaklaşımı, toplumsal çoğulculuğun tanınmasını değGl, tekçG bGr Gnanç düzenGnGn kurumsallaşmasını esas almaktadır. Bu yapısal tercGhGn sürdürülmesG hem Gnanç özgürlüğünün hem de demokratGk yurttaşlık temelGnGn zedelenmesGne yol açmaktadır. 2026 BÜTÇESİNDE ENGELLİLERİN HAKLARI VE EŞİT YURTTAŞLIK TALEPLERİ GÖRMEZDEN GELİNMİŞTİR Türkiye’de nüfusu 10 milyonu aşan engelli bireylerin temel haklara erişimi, aileye bağımlı kılınan politikalar ve kurumsal yetersizlikler nedeniyle ciddi biçimde ihlal edilmektedir. Merkezi yönetim, engellilik alanını sosyal devlet anlayışının konusu olmaktan çıkararak bütçe planlamasında bu alanı tali ve lütuf niteliğinde bir kaleme indirgemektedir. Nitekim 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’nde engellilere ayrılan pay yalnızca yüzde 1,20 düzeyinde kalmış, engellilerin talepleri bütçeye yansıtılmamıştır. Bu oran BM Engelli Hakları Sözleşmesi ve anayasal yükümlülüklerle açık bir çelişki taşımaktadır. Türkiye’de engellilere yönelik hizmetler hem kapsam hem erişilebilirlik bakımından parçalı, eşitsiz ve kurumsal süreklilikten yoksundur. Engelli bireyler sağlık, eğitim, ulaşım ve istihdam alanlarında sistematik ayrımcılığa maruz kalmakta, nörogelişimsel farklılıklar başta olmak üzere birçok engel grubunun gereksinimleri kamu hizmetlerinde karşılık bulmamaktadır. Erişilebilirlik yalın bir fiziksel düzenleme meselesi olmaktan çok önce bir zihniyet dönüşümünü gerektirmekte, ancak 2005’ten bu yana ertelenen yasal yükümlülükler bu dönüşümün gerçekleşmediğini göstermektedir. DEM Parti, engellilik alanındaki yapısal sorunların bireysel yardım politikalarıyla değil, kamusal, parasız, anadilinde ve erişilebilir hizmet esasına dayalı bütüncül bir sosyo-politik modelle aşılabileceğini savunmaktadır. Bu doğrultuda 2026 Bütçesi’nde engellilerin hak temelli taleplerinin karşılanması zorunludur. Bu sebeple: - Erişebilirlik adına kamu binaları, yerel yönetim hizmetleri ve dijital platformlarda 2026 sonuna dek bütçe kısıtı olmaksızın erişilebilirlik dönüşümü tamamlanmalı, özel sektörde dönüşüm teşvik edilmeli ve yaptırımlarla desteklenmeli, - Medikal malzeme, protez-ortez, tekerlekli sandalye, özel mama ve benzeri zorunlu ihtiyaçlar piyasaya terk edilmeden nitelikli ve ücretsiz erişimle sağlanmalı, 106 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1146 ‒ - Engellilerin hane gelirine bağımlı kılınan ödenek sisteminin kaldırılarak, en az asgari ücrete eş değer “Temel Yurttaşlık Geliri” hayata geçirilmeli; bakım emeği güvenceli ve emeklilik hakkı içeren biçimde düzenlenmeli, - Özel eğitim personeli artırılmalı; bütünleştirme eğitiminde altyapı ve müfredat dönüşümü sağlanmalı; kamuda engelli istihdam kotası nüfus oranına uyumlu biçimde yüzde 10’a çıkarılmalı ve 2026’da 35 bin yeni engelli kamu personeli alımı için bütçe tahsis edilmeli, - Rehabilitasyon ve bakım hizmetleri piyasa odaklı yapıdan çıkarılıp kamu eliyle, anadilinde ve bilimsel kriterlere bağlı biçimde sunulmalıdır. Engellilere yönelik bütçe yaklaşımının mevcut hali, eşit yurttaşlık yerine bağımlılık üreten yardım siyasetine dayanmaktadır. Oysa engelli bireyler, toplumun pasif öznesi değil; vergi veren, kamusal hizmetlerden eşit yararlanma hakkına sahip yurttaşlardır. 2026 Bütçesi, bu hakikat çerçevesinde yeniden ele alınmalı, engelliliğe duyarlı bütçeleme anlayışı tüm kurumlara yön vermelidir. Aksi durumda engelliler, anayasal haklarını kullanmaktan yoksun bırakılan bir toplumsal kategori olarak kalmaya devam edecektir. Bu nedenle bütçe, engelliler için bir gider kalemi değil, toplumsal adaletin ölçütü olarak görülmelidir. 2026 BÜTÇESİNDE ÇOCUKLAR YOK SAYILMIŞTIR 2026 MerkezG YönetGm BütçesG, TürkGye nüfusunun yaklaşık üçte bGrGnG oluşturan çocukların GhtGyaçlarını önceleyen bGr perspektGften yoksundur. Çocuklara yönelGk bütçe kalemlerGnGn yokluğu, mevcut ekonomGk krGz koşullarında çocuk yoksulluğunu derGnleştGren temel etmenlerden bGrG halGne gelmGştGr. Çocukların sGyasal karar alma süreçlerGne dahGl edGlmeyGşG, onların kamu polGtGkalarında nesneleştGrGlmesGne yol açmakta; böylelGkle bütçe hakkı fGGlen ortadan kaldırılmaktadır. Bu durum, çocukların eğGtGm, sağlık, barınma, beslenme ve sosyal güvenlGk gGbG temel haklarına erGşGmGnde cGddG bGr kırılganlık yaratmaktadır. TürkGye’de çocuk yoksulluğu yapısal bGr sorun nGtelGğG taşımaktadır. TÜİK verGlerGne göre 0–17 yaş arası 9,4 mGlyon çocuk yoksulluk sınırının altındadır; bu oran her GkG çocuktan bGrGne karşılık gelmektedGr. Her beş çocuktan bGrGnGn okula aç gGtmesG, yoksulluğun çocukların beslenme ve bGlGşsel gelGşGm süreçlerGnG doğrudan tehdGt ettGğGnG açıkça göstermektedGr. İşçGleştGrGlmGş çocuk sayısının artması, MESEM uygulamalarıyla çocuk emeğGnGn pGyasalaştırılması, çocukların GstGsmar döngülerG GçGne sürüklenmesG ve evlGlGk adı altında cGnsel 107 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1147 ‒ şGddete maruz bırakılması, bütçe polGtGkalarının çocuk haklarını koruma kapasGtesGnGn olmadığını ortaya koymaktadır. Mevcut bütçe yapısı, analGtGk kodlama sGstemGndekG eksGklGkler nedenGyle çocuklara yapılan harcamaların ayrıştırılmasına dahG GzGn vermemektedGr. Dolayısıyla TürkGye’de çocuk odaklı bütçeleme pratGğG yoktur. Çocuklara yönelGk kamusal hGzmetlerdekG kesGntGler, GktGdarın öncelGklerGnGn güvenlGkçG polGtGkalar, bürokratGk yapıların genGşletGlmesG ve merkezGyetçG yönetGm anlayışı üzerGnde yoğunlaştığını göstermektedGr. MeclGs’te çocuklara daGr kalıcı bGr GhtGsas komGsyonunun bulunmaması ve bGr Çocuk Bakanlığı’nın halen kurulmaması, çocukların toplumsal özne olarak kabul edGlmedGğGnGn kurumsal göstergelerGdGr. Oysa çocuk yoksulluğu kader değGldGr. Uluslararası uygulamalar, bütüncül sosyal polGtGkalar ve çocuk katılımını esas alan yönetGşGm modellerGyle bu sorunun çözülebGleceğGnG kanıtlamaktadır. Çocukların anadGlGnde, parasız, nGtelGklG ve bGlGmsel eğGtGme erGşGmGnG güvence altına alan düzenlemelerGn yapılması, ücretsGz okul yemeğG programının derhal başlatılması, engellG ve nöroçeşGtlG öğrencGler GçGn kapsayıcı eğGtGm olanaklarının gelGştGrGlmesG, savaş, göç ve yoksunluk süreçlerGnden etkGlenen çocuklar GçGn sosyal uyum polGtGkalarının hayata geçGrGlmesG sosyal devletGn asgarG sorumlulukları arasındadır. Sonuç olarak, 2026 BütçesG, çocukları bGrer toplumsal özne olarak değGl ekonomGk yük olarak konumlandıran sGyasal bGr paradGgmanın ürünüdür. Bu yaklaşım sürdürülemezdGr. Çocukların bütçe hakkının tanındığı, çocuk dostu polGtGkaların üretGldGğG, çocukların katılım mekanGzmalarına dahGl edGldGğG yenG bGr bütçe anlayışı hem hukuksal hem de etGk bGr zorunluluk olarak karşımızda durmaktadır. TürkGye ancak bu dönüşümü gerçekleştGrdGğG ölçüde çocukların hak temellG bGr geleceğe erGşGmGnG güvence altına alabGlGr. 2026 BÜTÇESİ EKOLOJİK TAHRİBAT VE RANTA HİZMET ETMEKTEDİR 2026 MerkezG YönetGm BütçesG, TürkGye’de çevre polGtGkalarının pGyasa öncelGklerG doğrultusunda yenGden şekGllendGğGnG gösteren çarpıcı bGr belge nGtelGğGndedGr. Çevre, ŞehGrcGlGk ve İklGm DeğGşGklGğG Bakanlığı’na ayrılan 275 mGlyar 11 mGlyon 91 bGn lGradır. Bu bütçenGn 111 mGlyar 125 mGlyon lGrasının Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’na tahsGs edGlmesG, çevresel sürdürülebGlGrlGkten zGyade betonarme Gnşaat sektörüne ekonomGk kaynak aktarma stratejGsGnGn sürdüğünü ortaya koymaktadır. Bu durum, kentsel dönüşümün barınma hakkını güvence altına alması gereken sosyo-ekonomGk bGr polGtGka olmaktan uzaklaştırılarak, mülksüzleştGrme, 108 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1148 ‒ yerGnden etme ve sermaye bGrGkGmG süreçlerGne GçkGn bGr rant rejGmGne dönüştürüldüğünün göstergesGdGr. Bütçe teklGfG, kentsel dönüşümü “ŞehGrcGlGk ve RGsk Odaklı BütünleşGk Afet YönetGmG” programı altında göstermekte ve bu program GçGn 2026 yılında 510,9 MGlyar TL gGbG büyük bGr bütçe ayırdığı GzlenGmGnG yaratmaktadır. Fakat bu bütçenGn aslan payı 373,5 MGlyar TL Gle AFAD’a ayrılmıştır. AFAD bütçesG, önleyGcG kentsel dönüşümden zGyade, deprem sonrası müdahale ve harcamalara odaklanmaktadır. Afet rGskG, kentlerG doğayla barışık hale getGrmek GçGn değGl, kamusal alanları ve doğal varlıkları pGyasalaştıran merkezGyetçG bGr müdahale GçGn gerekçe olarak kullanılmaktadır. Bu bütçe, yaşam alanlarını değGl, Gnşaat ve rant ekonomGsGnG güvence altına almayı hedeflemektedGr. “Afet rGskG” kavramı kamusal alanları, ormanları ve doğal varlıkları pGyasalaştıran ve sermayeye açan bGr müdahalenGn gerekçesG olarak kullanılmaktadır. Kentsel dönüşüm GçGn ayrılan pay Gse 111 mGlyar 125 mGlyon lGra olarak belGrlenmGştGr. 2026 yılı GçGn kentsel dönüşüm hedefG kümülatGf olarak 2.550.000 bağımsız bGrGm olarak belGrlenmGştGr. 2025 tahmGnG 2.400.000 olduğuna göre, 2026 yılı hedefG sadece 150.000 konuttur. 150.000 konut hedefG GçGn ayrılan 111,1 MGlyar TL’lGk kaynak, GktGdarın bu hayatG konudakG cGddGyetsGzlGğGnG göstermektedGr. Bu sebeple, bu bütçe bGr “dönüşüm” bütçesG değGl, bGr “oyalama” bütçesGdGr. Son yıllarda merkezG yönetGm, yerel yönetGmlerGn yetkGlerGnG devre dışı bırakan uygulamalarla kentsel alanları Gmar hakkı transferG gGbG mekanGzmalar aracılığıyla kontrol altına almakta; böylelGkle kent mekânı demokratGk karar süreçlerGnden koparılmaktadır. Bu yaklaşım, kent yoksullarını kentsel dış çeperlere doğru sürükleyen mekânsal ayrışma bGçGmlerG üretmekte ve hem sosyal dokuyu hem de halk sağlığını tehdGt eden sonuçlar doğurmaktadır. NGtekGm denetGmsGz yıkımlar sırasında açığa çıkan asbest ve kanserojen toz partGküllerG, kentsel dönüşüm polGtGkalarının toplumsal malGyetlerGnG görünür kılmaktadır. Bakanlığın bütçesGnGn yalnızca 563 mGlyon lGralık kısmının İklGm DeğGşGklGğG Başkanlığı’na ayrılması GklGm krGzGnGn yönetGmGnde yapısal bGr kayıtsızlığın varlığını gözler önüne sermektedGr. EmGsyon azaltımının “artış hızını düşürme” stratejGsGne GndGrgenmesG, GklGm polGtGkalarını hedef-sapma ve GstatGstGk mühendGslGğG boyutuna taşımaktadır. FosGl yakıtlara bağımlılık bu tabloyu derGnleştGrmektedGr: TürkGye’de elektrGk üretGmGnGn yarısından fazlası kömür ve doğal gazdan sağlanmakta, kömürlü termGk santraller kapatılmadığı gGbG yenG yatırımlar teşvGk edGlmektedGr. Bu koşullarda “2053 net sıfır emGsyon” hedefGnGn teknGk olarak mümkün olmadığı açıktır. 109 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1149 ‒ Atık polGtGkaları da benzer bGr manGpülasyon pratGğG GçermektedGr. GerG dönüşüm başarıları, zamansal bağlamdan koparılarak sunulmakta; buna karşın Avrupa’dan Gthal edGlen yüz bGnlerce ton atığın Adana havzasında yarattığı toksGk kGrlGlGk gGbG verGler resmî söylemde yer almamaktadır. Aynı şekGlde “kurtarıldığı” GddGa edGlen orman alanı verGlerG, yanan ormanlar ve orman sınırı dışına çıkarılan mGlyonlarca metrekarelGk alan gerçeğGyle çelGşmektedGr. EkolojGk tahrGbatın boyutunu en dramatGk bGçGmde yaşanan maden facGaları ortaya koymaktadır. Bunun son örneklerGnden olan İlGç maden sahasında sGyanür ve ağır metal yüklü lGç yığınının çökmesG sonucu hem ekosGstem hem de Gnsan yaşamı gerG dönüşü olmayan bGçGmde zarar görmüş ve bu olay yalnızca bGr Gş cGnayetG değGl, TürkGye’nGn endüstrGyel çevre güvenlGğG kapasGtesGnGn çöküşü olarak tarGhe geçmGştGr. Bu facGaya onay veren kurumların bütçede bu olaya daGr hGçbGr sorumluluk üstlenmemesG, çevresel yıkımın kurumsal düzeyde meşrulaştırıldığını göstermektedGr. Benzer bGçGmde, Akkuyu Nükleer SantralG projesG; deprem rGskG, Gş kazaları, atık yönetGmG ve denetGmsGz ÇED sürecG nedenGyle uzun vadelG radyoaktGf ve sosyo-ekonomGk tehdGtler barındırmaktadır. YenGlenebGlGr enerjG yatırımlarının tarım ve mera alanlarına yönlendGrGlmesG Gse enerjG dönüşümünün ekolojGk bGr restorasyon değGl, yenG bGr talan evresG olarak GşletGldGğGnG göstermektedGr. ÇED süreçlerGnGn yalnızca bGnde bGrlGk bGr kısmının olumsuz sonuçlandırılmış olması, devletGn çevresel denetGm mekanGzmasını sermaye çıkarlarına bağlı kıldığını sayısal olarak kanıtlamaktadır. Bu tablo, 2026 BütçesG’nGn GklGm krGzGnG önleme hedefG taşımadığını, bGlakGs kapGtalGst büyüme paradGgması doğrultusunda ekolojGk yıkımı hızlandıracağını ortaya koymaktadır. Sonuç GtGbarGyle 2026 BütçesG çevre polGtGkalarını koruma ve onarım üzerGnden değGl, sermaye bGrGkGmGnGn mekânsal genGşlemesG üzerGnden kurgulamaktadır. Bu tercGh, TürkGye’nGn ekolojGk geleceğGnG güvence altına almak yerGne, doğanın gerG dönüşsüz bGçGmde tahrGp edGldGğG bGr güzergâhı kurumsallaştırmaktadır. 2026 BÜTÇESİ’YLE TARIMIN TASFİYESİ DEVAM ETMEKTEDİR Bütçe teklGflerG yalnızca malG göstergeler değGl, aynı zamanda sGyasal GktGdarların toplumsal öncelGklerGnG görünür kılan polGtGk metGnlerdGr. Bu bağlamda GktGdarın 2026 MerkezG YönetGm BütçesG, son 23 yılda GzledGğG neolGberal dönüşüm stratejGsGnGn süreklGlGğGnG teyGt eden bGr belge nGtelGğGndedGr. BütçenGn genel çerçevesG, tarım ve hayvancılık sektörlerGnG ekonomGk 110 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1150 ‒ ve sosyal bGr planlama alanı olmaktan çıkarıp, pGyasa odaklı ve dışa bağımlı bGr yapıya mahkûm eden tercGhlerG kurumsallaştırmaktadır. BöylelGkle 2026 BütçesG, tarımsal üretGmde yaşanan krGzGn bGr sonucu değGl, bGzzat krGz üretme kapasGtesGne sahGp GdeolojGk bGr tercGh olarak konumlanmaktadır. TürkGye, son yıllarda OECD ülkelerG arasında en yüksek gıda enflasyonuna sahGp ülke halGne gelmGştGr. Gıda enflasyonunun yüzde 36,6’ya, enerjG enflasyonunun yüzde 34,64’e ulaşmış olması, yalnızca malGyet yönetGmGndekG başarısızlığa değGl, kamusal tarım polGtGkalarının tasfGyesGne de Gşaret etmektedGr. Bu tablo, savaş koşullarındakG ülkelerden dahG daha yüksek fGyat dalgalanmalarıyla karşı karşıya kalan yurttaşların temel gıdaya erGşGmGnG tehdGt etmektedGr. Son 47 ayda, Kasım 2021'den bu yana, TürkGye'de gıda enflasyonu dünya ortalamasının çok üzerGnde seyretmektedGr. YGne OECD üyesG ülkelerde yıllık yüzde 3 olan enerjG enflasyonu, TürkGye'de yüzde 34 dolaylarındadır. Tarım polGtGkalarının somut yansıması, TMO’nun buğday ve fındık alım fGyatlarında, üretGcGnGn beklentGlerGnGn altında seyreden fGyatlama mekanGzmasında belGrgGnleşmektedGr. ÖdemelerGn gecGkmesG, çGftçGyG tüccarlara yönlendGrmekte; üretGmden elde edGlen gelGr malGyetlerG dahG karşılanamaz hale gelmektedGr. Aynı durum mısır üretGmGnde daha çarpıcı bGr şekGlde görülmektedGr: 10 EkGm 2024 tarGhlG Cumhurbaşkanlığı kararnamesGyle mısır Gthalat vergGsGnGn yüzde 130’dan yüzde 5’e GndGrGlmesG, hem yerlG üretGcGyG rekabet dışına GtmGş hem de Gthalat lobGlerGnGn karar süreçlerGnG etkGleyen yapısal gücünü görünür kılmıştır. Karardan hemen önce mısır yüklü gemGlerGn açıkta bekletGlmesG, tarım pGyasasında öngörülebGlGrlGğGn değGl spekülatGf dış bağımlılığın hâkGm olduğunu göstermektedGr. Benzer şekGlde çay ve süt pGyasalarında belGrlenen alım fGyatları, artan GşçGlGk ve gGrdG malGyetlerGnG karşılayamamakta; üretGcGlerGn üretGmden çekGlmesGne yol açmaktadır. ÇGğ süt üretGmGnGn azalması ve hayvan varlığının gerGlemesG, tarımsal üretGm altyapısının çöküşünü ortaya koyan verG temellG göstergelerdGr. BütçedekG en krGtGk kırılma noktası Gse, Tarım Yasası’nın 21. MaddesGnGn sGstematGk bGçGmde Ghlal edGlmesGdGr. Kanuna göre tarımsal desteklerGn GSYH’nGn en az yüzde 1’G olması gerekGrken, 2024 GSYH’sını baz aldığımızda, 440 mGlyar lGradan sadece 159 mGlyar TL’lGk kaynak tarıma tahsGs edGlmGştGr. DesteklerGn yetersGzlGğG verGlere göre son yıllarda süreklG artarak 111 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1151 ‒ günümüzde 1 trGlyon 200 mGlyar lGraya ulaştığı hesaplanan çGftçG borçlarını daha da ağırlaştırmış, tarım arazGlerGnGn hacGz yoluyla el değGştGrmesGne zemGn oluşturmuştur. Bu tablo rastlantısal değGldGr. TürkGye’de tarım polGtGkaları, 1980 sonrası neolGberal dönüşümle bGrlGkte korumacı yapısından uzaklaştırılmış; AKP dönemGnde Gse dışa bağımlılık, küresel tarım tekellerGne entegrasyon ve planlamadan vazgeçGş, yapısal bGr yönelGm halGne getGrGlmGştGr. 2026 BütçesG, tarımı stratejGk bGr üretGm alanı olarak değGl, küresel pGyasalara eklemlenmGş kırılgan bGr tedarGk zGncGrG unsuru olarak tanımlamakta, böylece tarımın toplumsal, ekonomGk ve ekolojGk bütünlüğünü ortadan kaldırmaktadır. Özetle, 2026 BütçesG tarım ve hayvancılık alanındakG sorunları çözmeyG hedefleyen bGr program sunmamakta; tersGne mevcut krGzG derGnleştGren, üretGcGyG tasfGye eden ve ülkeyG gıda egemenlGğGnden uzaklaştıran bGr polGtGk yönelGm ortaya koymaktadır. Bu nedenle söz konusu bütçe, yalnızca teknGk bGr belge değGl, TürkGye’de tarımın geleceğGnGn bGlGnçlG bGçGmde gözden çıkarıldığını kanıtlayan sGyasal bGr deklarasyon nGtelGğGndedGr. 2026 BÜTÇESİ’YLE EĞİTİMDE PİYASALAŞMA SÜRECEK EğGtGm bütçelerG, GktGdarların yalnızca malG tercGhlerGnG değGl, aynı zamanda toplum tasavvurlarını yansıtan sGyasal metGnlerdGr. Bu bağlamda 2026 MerkezG YönetGm BütçesG, GktGdarın 23 yıllık eğGtGm polGtGkalarının devamlılığını teyGt eden ve eğGtGmGn kamusal, laGk, bGlGmsel nGtelGğGnG aşındıran GdeolojGk bGr yönelGmG görünür kılmaktadır. Bu yönelGm, eğGtGmG pGyasalaştırma, dGnselleştGrme ve toplumsal eşGtsGzlGklerG yenGden üretme eksenGnde kurumsallaştırmaktadır. 2026 yılı GçGn MGllî EğGtGm Bakanlığı’na ayrılan 1 trGlyon 943 mGlyar 965 mGlyon lGra bGr öncekG yılın bütçesGne göre nomGnal olarak artsa da reelde enflasyonun oldukça altında kalmıştır. EğGtGm bütçesGnGn merkezG bütçeye oranı yüzde 10,02 Gle düşük sevGyesGnG korumaktadır. Bu oran, 2016’dakG yüzde 13,38’lGk düzeyGnGn yaklaşık yüzde 25 altında, seyretmektedGr. Dolayısıyla “eğGtGme en yüksek pay ayrıldı” söylemG, MEB BütçesG’nGn yüzde 83’e yakın bölümünün personel ve sosyal güvenlGk harcamalarına gGtmesG gerçeğGnG gGzleyerek, eğGtGmGn aslG yatırım ve nGtelGk boyutunu görünmez kılmaktadır. Ayrıca TürkGye, eğGtGm bütçesGnGn mGllG gelGre oranı bakımından OECD ortalamasının belGrgGn bGçGmde altında seyretmekte ve bu durum kamusal eğGtGmGn yapısal olarak zayıflatıldığını göstermektedGr. EğGtGm alanındakG ekonomGk kırılganlık, toplumsal eşGtsGzlGklerle bGrleşerek derGnleşmektedGr. OECD’nGn 2024 verGlerGne göre 6,5 mGlyon çocuğun şGddetlG yoksulluk GçGnde 112 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1152 ‒ yaşadığı TürkGye’de, çocukların önemlG bGr bölümü yeterlG gıdaya erGşememekte ve okula aç gGtmektedGr. Hane halkı eğGtGm harcamalarının OECD ortalamasının GkG katına çıkmış olması, eğGtGmGn fGGlen özelleşmesGne neden olmakta kırtasGye, servGs, ek kaynak kGtapları ve zorunlu bağışlar eğGtGm hakkını sınıfsal bGr ayrıcalığa dönüştürmektedGr. Bu tablo, GktGdarın eğGtGm polGtGkalarının bütüncül bGr yenGden yapılanma amacı taşıdığını göstermektedGr. ÇEDES ProjesG ve TürkGye Yüzyılı MaarGf ModelG, eğGtGm programlarını dGnsel referanslara dayalı bGçGmde yenGden şekGllendGrmekte; toplumsal cGnsGyet eşGtlGğG, bGlGmsel düşünme ve demokratGk yurttaşlık gGbG evrensel pedagojGk GlkelerG dışlamaktadır. Bu müfredat, aGleyG kutsallaştıran ve özellGkle kız çocuklarının kamusal hayattan çekGlmesGnG meşrulaştıran normatGf bGr çerçeve üretmektedGr. Zorunlu dGn derslerG, mülakat sGstemG ve MGllG EğGtGm AkademGsG uygulamaları Gse öğretmenlGk mesleğGnG araçsallaştırarak eğGtGmG sGyasal sadakat temelGnde yenGden örgütlemektedGr. Öte yandan, MESEM’ler aracılığıyla çocuk emeğGnGn ucuz Gşgücü olarak pGyasaya sürülmesG, mevsGmlGk tarım GşçGlGğG nedenGyle eğGtGmden koparılan çocuklara daGr verGlerGn açıklanmaması ve taşımalı eğGtGmGn sınırlandırılması, çocukların eğGtGm hakkının sGstematGk şekGlde gasp edGldGğGnG göstermektedGr. AnadGlGnde eğGtGm hakkının yokluğu, 7 mGlyonu aşkın öğrencG GçGn yapısal bGr eşGtsGzlGk yaratmakta, engellG öğrencGler GçGn ayrılan bütçenGn yalnızca yüzde 5,2 düzeyGnde tutulması Gse kapsayıcı eğGtGm yaklaşımından uzaklığı teyGt etmektedGr. Sonuç GtGbarıyla 2026 BütçesG, eğGtGmG toplumsal eşGtlenmenGn aracı olarak değGl, sGyasal-GdeolojGk kontrolün aracı olarak kurgulamaktadır. Bu bütçe, eğGtGme erGşGm hakkını pGyasa koşullarına, çocukları ucuz Gşgücüne, öğretmenlerG hGyerarşGk bGr meslekG rejGme ve okulları tekçG, muhafazakâr bGr toplumsal tahayyüle teslGm eden bGr polGtGk vGzyonu temsGl etmektedGr. Dolayısıyla bütçe yalnızca malG bGr belge değGl, TürkGye’de eğGtGmGn kamusal, demokratGk ve bGlGmsel nGtelGğGnGn tahrGbGne yönelGk stratejGk bGr tercGh olarak okunmalıdır. 2026 BÜTÇESİ GENÇLİĞİ GÖZDEN ÇIKARMIŞTIR Kamu bütçelerG, GktGdarların toplumsal tahayyüllerGnG somutlaştıran sGyasal metGnlerdGr. Bu çerçevede 2026 MerkezG YönetGm BütçesG, gençlGğG toplumsal dönüşümün öznesG olarak değGl, denetGm altında tutulması gereken bGr nüfus kategorGsG olarak kodlamaktadır. İktGdarın uzun yıllara yayılan gençlGk polGtGkaları, özgür düşünceyG teşvGk eden bGr yaklaşım yerGne, Gtaatkâr, apolGtGk ve denetlenebGlGr bGr gençlGk yaratma hedefG doğrultusunda şekGllenmektedGr. GençlerGn yalnızca “geleceğGn temGnatı” olarak tanımlanması, onların bugünün toplumsal ve 113 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1153 ‒ sGyasal aktörlerG olma nGtelGklerGnG yok saymakta, bGreysel özerklGklerGnG sGstematGk bGçGmde sınırlandırmaktadır. Bu polGtGk çerçeve gençlerGn toplumsal kGmlGklerGnG ve yaşam pratGklerGnG dönüştürme amacını taşıyan çok katmanlı bGr stratejGyle desteklenmektedGr. Genç kadınlar, ekonomGk bağımlılık ve toplumsal cGnsGyet temellG roller aracılığıyla kamusal alandan dışlanmaya zorlanmakta, LGBTİ+ gençler GktGdarın dışlayıcı ve krGmGnalGze edGcG söylemlerGnGn hedefG halGne getGrGlmektedGr. Kürt gençlerG Gse daha derGnlGklG ve özel bGr polGtGk müdahalenGn nesnesG olarak konumlandırılmaktadır. AnadGle yönelGk baskılar, kültürel alanın daraltılması, dGjGtal şantaj, çete yapılanmaları ve uyuşturucu kullanımının yaygınlaştırılması gGbG araçlar genç Kürt nüfusunu kGmlGksGzleştGrme ve toplumsal aGdGyet bağlarını koparma amacına hGzmet eden bGr anlayışın parçasıdır. Bu GdeolojGk yönelGm gençlerGn örgütlenme özgürlüğüne yönelGk baskılarla tamamlanmaktadır. Dernekler, öğrencG kulüplerG, ünGversGte toplulukları ve gençlGk örgütlerG üzerGndekG kısıtlamalar toplantı ve gösterG hakkına daGr engellemeler Gle ceza süreçlerG, gençlGğGn sGyasal katılım kanallarını fGGlen kapatmaktadır. Böylece gençlerGn demokratGk mücadeleye katılımı engellenmekte, eleştGrel düşünme ve kolektGf eylem kapasGtesG zayıflatılmaktadır. EkonomGk alan gençlerGn geleceksGzleştGrGlmesGnGn en görünür boyutunu oluşturmaktadır. Genç GşsGzlGğG ve yoksulluğu, toplumsal dışlanmanın ana eksenGne dönüşmüştür. Yüksek yaşam malGyetlerG, barınma krGzG, beslenme yetersGzlGğG ve burs-kredG sGstemGnGn GşlevsGzlGğG, gençlerGn temel yaşam koşullarına erGşGmGnG Gmkânsız hale getGrmektedGr. Devlet yurtlarının kapasGtesGnGn öğrencG nüfusunun yalnızca küçük bGr kısmını karşılaması, kalan mGlyonlarca gencG fahGş kGra ve özel yurt ücretlerGne mahkûm etmektedGr. Bu tablo yalnızca ekonomGk bGr sorun değGl, gençlerGn eğGtGm hakkını, psGkososyal bütünlüğünü ve yaşam güvenlGğGnG tehdGt eden yapısal bGr krGze Gşaret etmektedGr. Bu bağlamda GençlGk ve Spor Bakanlığı bütçesG gençlGk nüfusunun büyüklüğüyle karşılaştırıldığında son derece yetersGz kalmakta, kGşG başına düşen kamu harcaması gençlerGn GhtGyaçlarını karşılayamayacak düzeyde seyretmektedGr. Alt programların GçerGğG, hedef kGtlesGnGn gerçek taleplerGne karşılık vermemekte, uygulama verGlerG Gle raporlanan memnunGyet oranları arasındakG çelGşkGler, bütçenGn gençlGk polGtGkasını görünürde var eden fakat fGGlGyatta etkGsGz kılan sembolGk nGtelGğGnG açığa çıkarmaktadır. 114 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1154 ‒ 2026 BütçesG, gençlGğGn özgürleşmesGnG, katılımını ve eşGtlGğGnG gözeten bGr perspektGfG dışlayan, gençlerG ekonomGk krGz, kGmlGk baskısı ve sGyasal denetGm mekanGzmaları Gle kuşatan bGr GktGdar mühendGslGğG belgesG nGtelGğG taşımaktadır. Bu bağlamda, gençlerG pasGfleştGren ve geleceksGzleştGren akla karşı, DEM PartG’nGn gençlerG toplumsal dönüşümün aslG öznesG olarak gören yaklaşımı, demokratGk ve özgürlükçü bGr alternatGf sunmaktadır. GençlerGn anadGlGnde eğGtGm hakkının güvence altına alınması, ücretsGz barınma ve beslenme olanaklarının sağlanması, GşsGzlGk ve yoksullaşmayı önceleyen polGtGkalara son verGlmesG, borçlandırma mekanGzmalarının kaldırılması, ayrımcılığın her türüne karşı mücadele edGlmesG ve Kürt gençlerGne yönelGk özel polGtGkaların son bulması, yalnızca gençlGk polGtGkalarının değGl, demokratGk toplum Gnşasının da önkoşullarıdır. 2026 BÜTÇESİYLE SAĞLIKTA PİYASALAŞMA TAM GAZ DEVAM EDİYOR TürkGye’de sağlık alanı, 1980’lerle bGrlGkte benGmsenen neolGberal yenGden yapılanma polGtGkalarının etkGsGyle kamusal bGr hak olmaktan çıkarılarak gGderek pGyasa mantığına teslGm edGlmGştGr. AKP GktGdarı dönemGnde bu dönüşüm hızlanmış, 2002’de uygulamaya konulan “Sağlıkta Dönüşüm Programı”, sağlık hGzmetlerGnG yurttaşların temel hakkı olarak değGl, metalaştırılmış ve fGnansallaştırılmış bGr sektör olarak yenGden tanımlamıştır. Böylece yurttaşlar hasta değGl “müşterG”, sağlık kurumları Gse kâr odaklı Gşletmeler halGne gelmGştGr. Bu dönüşüm yalnızca organGzasyonel bGr değGşGm değGl, sağlık sGstemGnGn etGk, hukukG ve toplumsal çerçevesGnG dönüştüren yapısal bGr kırılmadır. Performansa dayalı ücretlendGrme modelG, sağlık emekçGlerGnGn meslekG özerklGğGnG zayıflatmış, hGzmet nGtelGğGnG gözeten tıp anlayışının yerGnG nGcelGksel çıktılara dayalı bGr mantık almıştır. Kamu-Özel İşbGrlGğG (KÖİ) modelGyle Gnşa edGlen şehGr hastanelerG Gse sağlık bütçesGnGn gGderek artan bGr bölümünü özel şGrketlere aktaran bGr fGnansal mekanGzma olarak Gşlev görmektedGr. NGtekGm 2026 BütçesG’nde sağlığa ayrılan 1 trGlyon 474 mGlyar lGranın sadece yüzde 5’G şehGr hastanelerGne ayrılmıştır. Bu mGktar, yüzlerce aGle sağlığı merkezG ya da onlarca yenG devlet hastanesG Gnşasına yeterlG olabGlecek bGr büyüklüğe, 79 mGlyar lGra, karşılık gelmektedGr. Bu model yalnızca kamu kaynaklarının şGrketlere devrGnG değGl, sağlık hGzmetGnGn coğrafG ve sınıfsal eşGtsGzlGk temelGnde örgütlenmesGnG de pekGştGrmektedGr. ŞehGr merkezlerGnde bulunan kamu hastanelerGnGn GşlevsGzleştGrGlmesG ve kapatılması, sağlık hGzmetlerGnGn kent çeperlerGne taşınmasını zorunlu kılmakta, erGşGlebGlGrlGk GlkesGnG ortadan kaldırmaktadır. Sağlık 115 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1155 ‒ sGstemGnGn özel hastaneler ve muayenehaneler eksenGnde yenGden şekGllenmesG, hGzmete erGşGmG ekonomGk güçle bağlantılı hale getGrmGş, sağlık hakkını bGr ayrıcalığa dönüştürmüştür. PGyasa-rasyonellGğGnGn sağlık alanındakG yıkıcı etkGsG yalnızca ekonomGk sonuçlarla sınırlı değGldGr. YenGdoğan yoğun bakım servGslerGnde kamu ödeme teşvGklerG doğrultusunda sGstematGk manGpülasyon yapıldığı “YenGdoğan ÇetesG” skandalı benzerG skandallar sağlıkta metalaştırmanın Gnsan hayatını değersGzleştGren en uç bGçGmGnG somutlaştırmaktadır. Bu örnek, sağlık alanında denetGmsGz pGyasa GlGşkGlerGnGn yalnızca kurumsal yozlaşmayı değGl, doğrudan yaşam hakkının GhlalGnG de mümkün kıldığını göstermektedGr. 2026 BütçesG, sağlık sGstemGnGn bütüncül bGr planlama yerGne tedavG edGcG hGzmetlere bağımlı kılındığını da açığa çıkarmaktadır. BütçenGn yaklaşık üçte GkGsGnGn tedavG edGcG alanlara ayrılması, koruyucu sağlık hGzmetlerGnGn sGstematGk bGçGmde Ghmal edGldGğGnG kanıtlamaktadır. Buna karşın bebek, anne ve beş yaş altı ölüm oranlarındakG artış, aşı temGnGndekG sorunlar, Glaç krGzGnGn derGnleşmesG, nGtelGklG sağlık personelGnGn yurtdışına yönelmesG, randevu ve tetkGk sürelerGndekG olağanüstü uzamalar bütçenGn toplumsal GhtGyaçlarla uyumsuzluğunu gözler önüne sermektedGr. Ayrıca, KürtlerGn yoğun yaşadığı bölgelerde anadGlGnde sağlık hGzmetG sunumuna yönelGk herhangG bGr düzenleme yapılmaması, sağlık alanında etno-lGnguGstGk eşGtsGzlGklerG yenGden üretmektedGr. Özetle sağlık bütçesG, sağlık hakkını sosyal devlet GlkesGnGn değGl, pGyasa aktörlerGnGn taleplerGnGn belGrledGğG bGr alana dönüştürmektedGr. Sağlık hGzmetlerGnGn tGcarGleştGrGlmesGnG kurumsallaştıran bu bütçe toplum sağlığının korunmasını değGl, sağlık sektörünün sermaye bGrGkGm rejGmGne entegre edGlmesGnG öncelemektedGr. Böylece sağlık toplumsal refahın taşıyıcısı olmaktan çıkarılarak kâr maksGmGzasyonu eksenGnde örgütlenen bGr endüstrG halGne getGrGlmektedGr. 2026 BÜTÇESİ’NE KARŞI “EKMEK VE BARIŞ İÇİN BÜTÇE” Ancak başka bGr bütçe mümkün! DEM PartG olarak tercGhlerG değGştGrerek barıştan ve emekten yana bGr bütçe olan “Ekmek ve Barış İçGn Bütçe”yG önerGyoruz. 116 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1156 ‒ Ekmek ve Barış İçXn Bütçe Barışın BütçesXdXr Halkın kaynaklarını sGlahlanmaya ve güvenlGkçG polGtGkalara değGl ücretsGz eğGtGm, sağlık ve barınma gGbG kamusal hGzmetlere aktarır, MGlyonlarca GşsGze GstGhdam sağlayacak yatırımlar yapar, Barışın ekonomGsGyle toplumsal refahı yükseltGr, Bölgesel eşGtsGzlGklerG ortadan kaldırmak GçGn kamusal kaynakları tahsGs eder, Yurtta, bölgede ve dünyada barıştan yana polGtGkaları esas alır. Ekmek ve Barış İçXn Bütçe EmeklXlerXn BütçesXdXr En düşük emeklG maaşını en az yoksulluk sınırının yarısı düzeyGne (bugün 46 bGn lGra) çıkartır, EmeklGlere bGr asgarG ücret bayram GkramGyesG verGr, KademelG emeklGlGk sGstemGnG getGrerek EYT mağdurlarının adGl bGr şekGlde emeklG olmalarını sağlar. Ekmek ve Barış İçXn Bütçe EmeğXn BütçesXdXr AsgarG ücretG yoksulluk sınırının en az yarısı olacak şekGlde (bugün 46 bGn lGra) belGrler, VergG dGlGmlerGnG tüm emekçGler lehGne güncelleyerek yenGden düzenler, İşsGzlGğG önlemek GçGn kamusal GstGhdam garantGsG ve desteğG sağlar, İşsGzlGk Fonu’nu yalnızca GşçGler ve GşsGzler yararına kullanır, Her türlü güvencesGz GstGhdama son verGr, herkese güvencelG Gş ve gelGr güvencesG sağlar, GrevlG ve toplu sözleşmelG sendGkal hak ve özgürlüklerGn önündekG engellerG kaldırır, İşçG sağlığı ve güvenlGğGnG tavGzsGz uygular. Ekmek ve Barış İçXn Bütçe Kamu EmekçXlerXnXn BütçesXdXr Aynı unvana sahGp kamu çalışanları arasında, kurumlar veya kadro türlerG bakımından oluşmuş maaş farklılıklarını emekçGler lehGne ortadan kaldırır, KHK’ler Gle GşGnden edGlen kamu emekçGlerGnGn derhal GşGne gerG dönmesGnG sağlar, Tüm kamu emekçGlerGnGn ve emeklGlerGnGn 3600 ek gösterge hakkını verGr. 117 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1157 ‒ Ekmek ve Barış İçXn Bütçe Kadınların BütçesXdXr Kadına yönelGk şGddet ve kadın katlGamlarına karşı mücadele GçGn pay ayırır, Kamusal hGzmetlere erGşGmde ve tüm alanlarda toplumsal cGnsGyet eşGtlGğGnG esas alır, Kadınlar GçGn uzun vadelG, güvencelG GstGhdam alanları yaratır, Kadın yoksulluğunu, GşsGzlGğGnG ve emek sömürüsünü ortadan kaldıracak projelerG hayata geçGrGr, Kadın GstGhdamındakG cGnsGyet temellG ayrımcılığı ortadan kaldırır, Tarlada, atölyede, evde kayıtsız çalışan kadınlara güvence ve eşdeğer Gşe eşGt ücret sağlar, Kadın gGrGşGmcGlerG destekler, genç kadınların GstGhdamda yer bulması GçGn teşvGkler sağlar, Bakım hGzmetlerGnG kamusal bGr sorumluluk halGne getGrGr, ev emekçGsG kadınların emeklGlGk ve sosyal güvence haklarının tamamını verGr, sağlık ve emeklGlGk prGmlerGnG bütçeden ödeyerek emeklG olmalarını sağlar, Genç kadın yoksulluğu ve GşsGzlGğGne son verGr, ÜcretsGz eğGtGm ve barınma hakkı sağlar, Her mahalleye parasız kreş açar, İstanbul SözleşmesG’nGn gereklerGnGn yerGne getGrGlmesG GçGn kurulmasını savunduğumuz Kadın Bakanlığı’na yeterlG kaynağı ayırır. Ekmek ve Barış İçXn Bütçe Esnafın BütçesXdXr Küçük esnafa 500 bGn lGra hGbe yapar, Küçük esnafın vergG, sGgorta prGmG ve banka borçlarını faGzsGz ve uzun vadelG olarak yapılandırır. Ekmek ve Barış İçXn Bütçe EngellXlerXn BütçesXdXr EngellGlerG ekonomGk ve sosyal yaşamda yok sayan, ayrımcılığa sebep olan tüm sağlamcılık polGtGka ve uygulamalarını ortadan kaldırır, Tüm engellG gruplarına şartsız olarak temel yurttaşlık gelGrG öder, 118 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1158 ‒ Kamuda engellG GstGhdamı kotasını yüzde 10’a yükseltGr, EngellGlerGn tüm destek araç ve gereçlerGnG parasız olarak karşılar, ErGşGlebGlGr yaşamı, erGşGlebGlGr kamu hGzmetlerGnG, erGşGlebGlGr kentlerG ve alanları Gnşa eder, İşaret dGlGnG anadGlG olarak kabul eder. Ekmek ve Barış İçXn Bütçe ÇXftçXlerXn BütçesXdXr Küçük ölçeklG çGftçGlerGn 500 bGn lGraya kadar olan borçlarını sGler, ÇGftçGye verGlen mazot, gübre, Glaç, yem, tohum ve veterGnerlGk gGderlerGnGn yüzde 80’GnG karşılar, Küçük ölçeklG çGftçGlerGn 300 bGn lGraya kadar olan elektrGk borçlarını sGler, Koruyucu veterGnerlGk hGzmetGnG kamusal bGr bGçGmde ücretsGz olarak sağlar, DesteklemelerG 5 yıllık perGyotlarla açıklar, Her yıl ekGn ve hasat dönemGnde desteklemelerG öder ve desteklemelerden vergG almaz, ZGraG don ve benzerG afet durumlarında, GstGsnasız zarar gören tüm çGftçGlerGn zararlarını karşılar, DEDAŞ başta olmak üzere elektrGk dağıtım şGrketlerGnGn desteklemelere el koymalarına engel olur, Topraksız köylüye tarla tahsGs eder. Ekmek ve Barış İçXn Bütçe ÖğrencXlerXn ve EğXtXm EmekçXlerXnXn BütçesXdXr KredG Yurtlar Kurumu’na olan borçların tamamını sGler, İhtGyacı olan ünGversGte öğrencGlerGne aylık önerdGğGmGz asgarG ücretGn yarısı kadar karşılıksız burs verGr, ÖğrencGlerGn eğGtGm hayatı boyunca ulaşım, beslenme, ders araç gereçlerG ve sağlık gGbG GhtGyaçlarını parasız olarak karşılar, ÖğrencGler GçGn sağlıklı, erGşGlebGlGr ve parasız yurtlar GçGn kaynak ayırır, EğGtGmde anadGlG temellG çok dGllG, parasız, bGlGmsel, nGtelGklG eğGtGm modelGnG esas alır, EğGtGmde Gnanç referanslı projelerG, dGnG vakıf, tarGkat ve derneklerle Gmzalanan protokollerG ortadan kaldırır, 119 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1159 ‒ İlk etapta 250 bGn öğretmen ataması yapar, özel sektör öğretmenlerGne “taban maaş” düzenlemesG uygulaması getGrGr. Ekmek ve Barış İçXn Bütçe GençlerXn BütçesXdXr AktGf GstGhdam polGtGkalarıyla genç GşsGzlGğGnG ortadan kaldırır, EğGtGmGn her aşamasını kamu kaynaklarıyla fGnanse eder ve parasız olarak sunar, ŞehGr GçG toplu taşımayı gençler GçGn parasız hale getGrGr, İnternet hGzmetGnG gençler GçGn tamamen parasız sağlar, Gençler GçGn her Glçede parasız spor ve sanat merkezlerG açar. Ekmek ve Barış İçXn Bütçe Çocukların BütçesXdXr Çocuk yoksulluğuyla mücadele etmek ve çocukların GşçGleştGrGlmesGnGn önüne geçmek GçGn temel gelGr güvencesG verGr, ÜcretsGz sağlık, barınma, ulaşım gGbG hakların güvence altına alınmasını sağlar, Çocukların anadGllerGnde kültürel-sanatsal, bGlGmsel, sportGf deneyGmler yaşayabGleceğG, oyunlar oynayabGleceğG ve sosyalleşebGleceğG mekânların yaratılmasına kaynak ayırır, Çocuklarda her türlü bağımlılığın son bulması GçGn önleyGcG ve koruyucu polGtGkaları hayata geçGrGr, Sokakları, ulaşım araçlarını, parkları ve oyun alanlarını nöroçeşGtlG çocuklar dahGl bütün çocuklar GçGn erGşGlebGlGr ve güvenlG hale getGrGr, Kanunla GhtGlaflı hale getGrGlmGş çocuklar GçGn onarıcı adalet yaklaşımını temel alarak gelGştGrGlecek tüm mekanGzmaların hayata geçGrGlmesGnG sağlar. Ekmek ve Barış İçXn Bütçe EkolojXktXr Doğal afetlerGn yıkıcı sonuçlar doğurmaması GçGn gereken tüm önlemlerG önceden alır ve afetlere yönelGk etkGlG planlamalar yapar, güvenlG toplanma alanlarını çoğaltır, Orman yangınlarıyla mücadele GçGn önleyGcG önlemlere, acGl müdahaleye ve onarıcı faalGyetlere kaynak ayırır, FosGl yakıt teşvGklerGnG kaldırır, tüketGmGne sınırlandırma getGrmek GçGn ekonomGk araçlar gelGştGrGr, 120 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1160 ‒ MerkezG enerjG yatırımları yerGne yerel enerjG kooperatGflerGnGn olduğu bGr sGstem oluşturur, Her haneye GhtGyaç sınırına kadar parasız, süreklG ve güvenGlGr elektrGk sağlar, Nükleer santrallere yönelGk projelerG durdurur, bu projeler GçGn ayrılan fonları orman alanlarının artırılması ve doğal yaşamın korunması GçGn aktarır, İklGm krGzGyle mücadele GçGn yerel yönetGmlere destek bütçelerG tahsGs eder, Kanal İstanbul gGbG ekokırım projelerGnG Gptal eder, Tarım arazGlerGnG, yaylaları, meraları, ormanları, bozkır alanları, kıyıları, nehGrlerG, göl ve denGzlerG Gmara, enerjG, maden ve turGzm yatırımlarına açmaz, geçGmlGk ekonomGlerG korur, Doğayı ve GşçGyG sömürerek yükselen madenler, termGk santraller vb. yerGne bölge halkının katılımıyla doğa ve toplum GçGn adGl, aşamalı ve kapsayıcı ekonomGk modeller gelGştGrGr. Ekmek ve Barış İçXn Bütçe Halkların ve İnançların BütçesXdXr Halkların, Gnançların, kültürlerGn, dGllerGn kendGlerGnG özgürce Gfade edGp gelGştGrebGlmelerG GçGn kaynak sağlar, DGyanet İşlerG Başkanlığı’nın yerGne tüm Gnançlara örgütlenebGlme Gmkânı sağlayan ve tüm Gnançların temsGl edGldGğG ve kendGlerGnG fGnanse edebGleceklerG “İnanç HGzmetlerG Kurulu” kurulması GçGn bütçe ayırır, DevletGn tüm yurttaşların vergGlerGnG sadece bGr Gnancın hGzmetGne sunması yerGne, eşGt yurttaşlık temelGnde bütçe anlayışını hayata geçGrGr. Ekmek ve Barış İçXn Bütçe GöçmenlerXn ve MültecXlerXn BütçesXdXr GöçmenlerGn sGgortalı/güvencelG çalışma hakkının önündekG engellerG ortadan kaldırır, Parasız dGl kursu, eğGtGm hakkı, barınma, beslenme, dGğer temel GhtGyaçlarının karşılanması ve kGmlGk, kayıt ve statülerGne bakılmaksızın sağlık hGzmetlerGnden eşGt bGçGmde faydalanmaları GçGn kaynak sağlar, 121 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1161 ‒ Karşılıklı uyum polGtGkası Gle sadece göçmenlerGn toplumsal uyumu değGl, toplumun da göçmenlerGn kültürel ve sosyal yaşantısına uyumu GçGn bütçe ayırır. BÜTÇEDEKİ POLİTİK TERCİHLERİ DEĞİŞTİREREK EKMEK VE BARIŞ İÇİN BÜTÇE’Yİ HAYATA GEÇİRMEK MÜMKÜN! Ekmek ve Barış İçXn Bütçe’yle: GelGrG olmayan/bellG bGr gelGrGn altındakG hanelere Gnsan onuruna yaraşır bGr yaşam GçGn temel gelGr sağlanır. İhtGyaç sınırına kadar elektrGğG, suyu ve doğalgazı, kömürü ve GnternetG parasız olarak sağlanır. Temel gıda ürünlerGndekG KDV sıfırlanır. ŞehGr GçG toplu taşıma parasız hale getGrGlGr. Yoksul aGlelerGn okul gGderlerG kamu tarafından karşılanır. Yoksul aGlelere kGra desteğG sağlanır, bellG gelGrGn altında olan aGlelerGn kGraları merkezG veya yerel yönetGm bütçelerGnden karşılanır. En yoksullardan başlayarak kadınlara ve engellGlere öncelGk verGlGr. Her haneden en az bGr kGşGye aylık asgarG ücretGn üçte GkGsG tutarında her ay düzenlG ödenecek şekGlde ‘temel gelGr güvencesG’ desteğG verGlGr. Yerellerce yürütülecek olan kamu fGnansmanlı GstGhdam programları artırılır, GşsGzlGk azaltılır. Sağlık hGzmetlerG tüm yurttaşlarımız GçGn kamusal, nGtelGklG, erGşGlebGlGr, anadGlGnde ve parasız sağlanır. Sağlık sektöründe özelleştGrme ve pGyasalaştırmaya son verGlGr, şehGr hastanelerG kamulaştırılır. Bütçe kaynaklarıyla eğGtGm nGtelGklG hale getGrGlGr ve parasız olur. Kamucu ulaştırma ve sosyal konut projelerG hayata geçGrGlGr. FaGz gGderlerG mGnGmGze edGlGr. Büyük sermayeye uygulanan vergG muafGyetG, GstGsnası, GndGrGmG ve aflarına son verGlGr. Kâr, faGz ve servet gelGrlerGne tanınan ayrıcalıklar kaldırılır. 122 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1162 ‒ VergGlendGrmedekG adaletsGzlGk ortadan kaldırılır. Rantlar ve büyük servetler vergGlendGrGlGr. Yurtdışı vergG cennetlerGne kaçırılan kaynaklar vergGlendGrGlGr. Servete ve gelGre göre artan oranlı bGr vergG sGstemG oluşturulur. İmar artışlarıyla yaratılan rantlara artan oranlı “rant vergGsG” getGrGlGr. Karbon salınımını kontrol altında tutmak amacıyla “karbon vergGsG” getGrGlGr. Halka aGt kaynakların, Gsraf ve şatafat GçGn harcanmasına son verGlGr. Örtülü ödenek kaldırılır. Kamu hGzmetGnde olanların bGrden fazla maaş alması engellenGr. Barışçı polGtGkalarla savunmaya, sGlahlanmaya ve güvenlGk harcamalarına akan kaynaklar düşürülür. RejGmGn paralel hazGnesG durumunda olan TürkGye Varlık Fonu kapatılır. Yıllardır yandaş şGrketlere verGlmekte olan kamu GhalelerG Gptal edGlGr ve ödemeler durdurulur. Kamu Özel İşbGrlGğG ProjelerG’ne gGden garantG ödemelerGne son verGlGr. Kamu Özel İşbGrlGğG ProjelerG Gle yapılan köprü, otoyol ve şehGr hastanelerG kamulaştırılır. Bütçe dışı fonlar bütçeye dahGl edGlGr. Saray’ın keyfG harcamalarının kaynağı olan fonlar bütçeye dahGl edGlGr. Ödenek üstü harcamalara son verGlGr. Başka bGr bütçe mümkün. Kaynak var. Yeter kG, ekonomGdekG ve bütçedekG tercGhler değGştGrGlsGn. 123 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1163 ‒ 4-) KÜRT SORUNU VE ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN EKONOMİ POLİTİĞİ MALAZGİRT’TEN CUMHURİYET’E, ÇATIŞMADAN ÇÖZÜM ARAYIŞLARINA… ÜlkenGn en önde gelen sorunu olan Kürt sorununun tarGhsellGğGnGn ve toplumsallığının yanısıra pek çok farklı boyutu bulunmaktadır. Bunların en önemlGlerGnden bGrG de Kürt sorununun ekonomG polGtGğG ve ortaya çıkardığı ekonomGk sonuçlardır. Kürt sorununun, KürtlerGn yoğunlukla yaşadıkları coğrafyanın gerG bıraktırılmışlığının, büyük bölgesel eşGtsGzlGğGn bGr tarGhsellGğG ve aynı zamanda sorunun çözümsüz bırakılmasının sebep olduğu ekonomGk bGr tablo ve sonuçları da vardır. EkonomG polGtGk tercGh metnG olan bütçe, Kürt sorununda demokratGk ve barışçıl çözüm çabalarının yoğunlaştığı bGr dönemde aynı bGlGndGk ezberlerle, geleneksel anlayış ve yaklaşımla yapılmıştır. 2026 BütçesG dönemGn gerçeklGğGne duyarsız bGr bGçGmde hazırlanmıştır. Bütçe tercGhlerGnde herhangG bGr değGşGklGk öngörülmemGştGr. Oysa Kürt sorunu gGbG gündelGk hayata, yaşam koşullarına doğrudan etkGde bulunan büyük bGr sorunun çözümü aynı zamanda ekonomG polGtGk bGr çözüm aklını da Gçermek durumundadır. Çünkü Kürt sorunu, TürkGye’nGn modern tarGhGnGn en uzun soluklu, çok katmanlı ve toplumsal, ekonomGk, psGkolojGk malGyetG en yüksek meselelerGnden bGrGdGr. Bu sorun, yalnızca bGr etnGk kGmlGk veya sGyasal temsGl meselesG değGl aynı zamanda devlet-toplum GlGşkGlerG, merkezGleşme polGtGkaları, ulus devlet Gnşası, bölgesel eşGtsGzlGkler, güvenlGkçG akıl ve demokratGk eksGklGklerle doğrudan GlGşkGlG karmaşık bGr yapıdadır. Kürt sorunundakG çözümsüzlük sadece sGyasal ve toplumsal krGz yaratmakla kalmamış, çatışmaların yarattığı doğrudan ve dolaylı malGyetler de ağır sonuçlar doğurmuştur. Çözümsüzlük, yüz mGlyarlarca doların güvenlGkçG polGtGkalara, sGlahlanmaya ve çatışma operasyonlarına aktarılmasıyla eğGtGm, sağlık ve altyapıya ayrılacak kaynakların cGddG şekGlde sınırlandırılmasını da beraberGnde getGrmGştGr. Sadece son kırk yılı aşkın süredGr devam eden çözümsüzlüğün ekonomGk malGyetG 4 trGlyon dolar olarak kayıtlara geçmGştGr. Kürt sorununda tarGhsel seyGr de göz önünde bulundurulduğunda, demokratGkleşme sorunuyla bGrlGkte ekonomGdekG ağır tablonun da çözümsüzlüktekG ısrarın bGr sonucu olduğu görülecektGr. 124 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1164 ‒ Toplumların geçmGşG Gle bugünü arasında kopmaz bGr bağ vardır. Bugün yaşanan gelGşmeler, tarGhGn derGn kırılma noktalarının bGr sonucudur. Bu tespGtten hareketle Kürt sorununun tarGhsel kökenlerGnG anlamak GçGn de yalnızca CumhurGyet dönemGne değGl, Türk- Kürt GlGşkGlerGnGn Osmanlı öncesGne ve Osmanlı dönemGne de bakmak gerekGr. TarXhsel Kökler: İttXfaktan İnkara Kürt-Türk İlXşkXlerX Dokuzuncu ve onuncu yüzyıllarda, Türk boylarının Orta Asya’dan başlayarak Ortadoğu’ya göç etmelerG yalnızca yenG yaşam alanı arayışından değGl, aynı zamanda coğrafG ve GklGmsel koşulların yarattığı zorunlulukların bGr sonucu olarak kendG varlıklarını sürdürebGlecek güvenlG mekanlar bulma GhtGyacından kaynaklanmıştı. Bu dönemde Anadolu’ya gGrGş sürecGnde Selçuklular öncülüğünde Kürt beylGklerG Gle kurulan GttGfaklar, MalazgGrt Savaşı’nın kazanılmasında belGrleyGcG rol oynamıştır. Elbette Alparslan’ın Kürtlerle gelGştGrdGğG GttGfak sGyasetG olmaksızın, BGzans’ı gerGletGp Anadolu’ya yerleşmek mümkün olamazdı. Aynı zamanda Kürtler GçGn bu GttGfak, topraklarını Gşgal ve fetGh GhtGmalGne karşı koruma ve güvence mekanGzmasıydı. Bu anlamıyla MalazgGrt, Mezopotamya’nın yerlG halkı Kürtler Gle buraya göç eden TürklerGn Glk tarGhsel GttGfakı ve ortak zaferG olmuştur. MalazgGrt’te gelGştGrGlen GttGfak, sonrakG dönemlerde de ortak bGr savunma stratejGsGyle sürdürülmüş, karşılıklı çıkara dayalı GlGşkGlenmeyG beraberGnde getGrmGştG. Bu yakınlaşmanın sonucu olarak gelGşen toplumsal kaynaşma ve sosyal bütünleşme, yüzlerce yıl süren bGr bGrlGktelGğGn de adımları olmuştu. MalazgGrt’te gelGşen bu ortaklık Osmanlı öncesG ve Osmanlı dönemGnde Kürt topluluklarının, emGrlGkler, şeyhlGkler ve aşGret toplulukları aracılığıyla kendG Gç düzenlerGnG sürdürmelerGnG sağlamıştı. Kürtler, çoğu zaman vergG ve askerî yükümlülükler karşılığında genGş bGr yerGnden yönetGmle varlıklarını sürdürmüşlerdG. Ancak 19. ve 20. yüzyıllara gelGndGğGnde Batı’da gelGşen kapGtalGst ulus devlet hegemonyası, Osmanlı’nın çözülme ve gerGleme sürecGnG hızlandırmasıyla bGrlGkte TanzGmat ve merkezGyetçG modernleşme dalgası, Türk-Kürt GlGşkGlerGnGn de adeta öz ve bGçGm değGştGrmeye başladığı bGr döneme kapı aralamıştı. Bu dönemde yüzlerce yıldır süren Kürt-Türk GlGşkGlerGnGn gerGlemeye başlamasıyla, KürtlerGn yaşadığı bölgelerdekG yerel yapılar da tasfGye edGlmeye başlanmıştı. Babanzadeler, Botan EmGrlGğG gGbG yerel otorGtelerGn tasfGye edGlmesG, Kürt toplumunun sGyasal bGlGncGnGn erken adımlarını oluşturmuştu. Bu dönemde Osmanlı’nın yerel yapıları merkeze bağlama hedefGyle yürüttüğü reformlar, yerel zemGnGn aşamalı olarak 125 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1165 ‒ gerGlemesG hem Kürtler hem de dGğer etnGk-dGnsel topluluklar GçGn yenG bGr dönemGn başlangıcı olmuştu. CumhurXyet DönemX: KXmlXğXn İnkârı, DXrenXşXn Doğuşu CumhurGyet’Gn kuruluşuyla bGrlGkte Kürt-Türk GlGşkGsG de köklü bGr dönüşüme uğramıştı. Kurtuluş Savaşı sürecGnde Türk-Kürt GttGfakı yenGden öne çıkmış, Mustafa Kemal, doğu ve güney cephelerGnG KürtlerGn desteğGyle savunarak, tarGhsel bGr Gş bGrlGğGnG yenGden tesGs etme çabasına gGrmGştG. Bu dönemde Kürtler, Osmanlı’dan kopup ulus devlet Gnşası yerGne Türklerle bGrlGkte ortak yaşamı tercGh etmGşlerdG. Hatta denGlebGlGr kG, Mustafa Kemal’Gn “Anadolu ulusçuluğu” olarak başlattığı “kurtuluş hareketG”ne, Kürtler başta olmak üzere dGğer halklardan da önemlG bGr kesGm destek vermGştG. Bu destek sonrasında Mustafa Kemal’Gn muhtarGyet vaadG, âdem-G merkezGyetçGlGğGn bGr bGçGmG olarak 1921 Anayasası’na yansımış, Kürtlere TBMM’de temsGl hakkı tanınmıştı. DeyGm yerGndeyse 1921 Anayasası, Kürt ve Türk GlGşkGlerGnde toplumsal bGr mutabakat belgesGydG. Ancak sonrakG yıllarda 1921 Anayasası’ndakG demokratGk çerçeve 1924 Anayasası Gle tasfGye edGlmGş, Kürtler resmG olarak yok sayılmıştı. Bu süreçle bGrlGkte Kürt-Türk GlGşkGlerG tamamen makas değGştGrmeye başlamıştı. Bu dönemde etnGk kGmlGkler ulusal bGrlGğe tehdGt olarak görülmüştü. Kürt kGmlGğG, çoğu zaman modernleşmeye dGrenç gösteren feodal yapılarla eşleştGrGlmGştG. Bu dönemde uygulanan polGtGkalar, Prof. Dr. Mesut Yeğen’Gn tanımıyla “Gnkâr, asGmGlasyon ve yenGden tanımlama polGtGkalarının Gç Gçe geçtGğG bGr vatandaşlık rejGmG” olarak tezahür etmGştG. 1925 sonrasında Kürtler tarafından gerçekleştGrGlen Gsyanlar, Gşte bu dönem polGtGkalarına tepkGlerGn göstergesGydG. Şeyh SaGd Gle arkadaşlarının Gdamı, Ağrı İsyanı ve DersGm KatlGamı başta olmak üzere tüm Gsyanlar homojenleştGrGcG ve baskıcı polGtGkaların sonucu olarak yaşanmıştı. Ardından Şark Islahat Planı, sürgünler, zorunlu göçler gelmGştG. Bu dönemde yaşananlar, Kürt toplumsal hafızasında derGn Gzler bırakan bGr sGyasal şGddet repertuarı üretmGştG. Bununla bGrlGkte Gnkâr polGtGkalarına karşı bGr dGrenGş zemGnG de ortaya çıkmıştı. 1950 sonrası çok partGlG sGyaset ortamında TürkGye değGşGrken, KürtlerGn toplumsal konumu da değGşmGştG. Bu dönemde Kürt kGmlGğGnGn kamusal görünürlüğü artsa da baskıcı yaklaşım tam olarak sona ermemGştG. Kentleşme, ekonomGk göç ve TürkGye solunun yükselGşG, Kürt gençlGğG arasında yenG bGr sGyasal bGlGncGn oluşmasını ve 1960-70’lerde Kürt aydınları ve örgütlenmelerG kGmlGğGn sGyasG bGr kategorG olarak yenGden tanımlanmasını sağlamıştı. 126 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1166 ‒ 70’lG yılların sonlarından GtGbaren Kürt sorununun seyrG de değGşmGştG. KGmlGk Gnkârının süreklGlGğG, sGyasal alanın daralması, 12 Eylül darbesGnGn yarattığı otorGter ortam ve özellGkle DGyarbakır CezaevG’ndekG ağır Gnsan hakları GhlallerGne karşı ortaya konan dGrenGşGn bGr sonucu olarak Kürt sorunu, çok yönlü ve parçalı bGr başlık olarak gündemde yer almaya başlamıştı. Bu dönem Kürt varlığının, kültürünün, anadGlGnGn Gnkârı ve yaşanan baskılar karşısında bGr halk dGrencG ve dGrenGşG gelGşmGş, KürtlerGn yoğunlukta yaşadığı bölge GllerG yenGden sıkıyönetGmle ve olağanüstü halle yönetGlmeye başlanmıştı. TakGp eden yıllarda bGnlerce köy boşaltılmış, mGlyonlarca Gnsan yerGnden edGlmGştG. Artık bGr şGddet ve çatışma döngüsü gündemdeydG. Öte yandan 1990’lar aynı zamanda Kürt sGyasetGnGn parlamenter alanda da görünür olduğu bGr dönemdG. HEP, DEP ve HADEP gGbG partGlerGn ardı ardına kapatılması, TürkGye'de sGyasal çoğulculuğun sınırlarını gösterGrken, Kürt toplumunda sGyasal temsGl kapasGtesGnGn genGşlemesGne engel olunamamıştı. Bu dönemde Kürt sorunu, egemen akıl tarafından “terör sorunu” olarak tanımlanarak, Kürtlere dönük yaklaşım bu tez üzerGnden sert güvenlGkçG polGtGkalarla yürütülürken, Kürt-Türk GlGşkGlerG de bu hukuk ve demokrasG dışı yaklaşımla süreklG tahrGp edGldG. Bölgesel EşXtsXzlXk ve EkonomXk Gerçekler CumhurGyet’Gn kuruluşundan GtGbaren bölgesel eşGtsGzlGk, ulus devlet Gnşasının bGr yan ürünü değGl adeta kurucu unsurlarından bGrG olmuş, KürtlerGn yoğunluklu olarak yaşadıkları bölgenGn ekonomGk olarak gerG bırakılması veya belGrlG bGr bağımlılık GlGşkGsG GçGnde tutulması tarGhsel süreçte sGyasal denetGmGn bGr aracı olarak da Gşlev görmüştür. Bölgesel eşGtsGzlGkler, kalkınma polGtGkalarının bGlGnçlG bGr tercGhG olmanın ötesGnde, Kürt sorununu çözümsüzlük sarmalında tutan kalıcı bGr sonuçtu aynı zamanda. Erken CumhurGyet dönemGnde İzmGr İktGsat KongresG Gle başlayan mGllG burjuvazG yaratma hamlesG coğrafG olarak Batı Anadolu ve Marmara’ya odaklanmış, KürtlerGn yoğun olarak yaşadıkları bölge GllerG ekonomGk entegrasyonun sağlanacağı bGr pazar olmaktan zGyade GdarG ve askerG kontrolün tesGs edGlmesG gereken bGr güvenlGk sahası, bGr çeşGt müstesna bölge olarak kodlanmıştır. 1925 Şark Islahat Planı ve sonrasında kurulan UmumG MüfettGşlGkler, bölgenGn ekonomGk yapısını “dışa kapalı, sermaye bGrGkGmGnGn olmadığı, salt hammadde kaynağı olarak kullanılacak” bGr yapı olarak kurgulamıştır. AbGdGn Özmen ve İsmet İnönü’nün bölgeye daGr raporlarında da açıkça seçGlebGlen ekonomGk kalkınmanın “Türklüğe temessül” aracı olarak 127 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1167 ‒ kullanılması, aksG takdGrde ekonomGk gücün sGyasG bGr tehdGde dönüşebGleceğG endGşesGne uygun olarak yatırım dGye adlandırılan FevzGpaşa-DGyarbakır hattı gGbG demGryollarının GşlevG de askerG sevkGyatın hızlandırılması ve ErganG bakırı gGbG madenlerGn batıya taşınmasından Gbaret tutulmuştur. 1960 sonrası kurulan Devlet Planlama TeşkGlatı (DPT), bölgesel eşGtsGzlGğG bGlGmsel verGlerle resmG olarak kayda geçGrmGştGr. DPT raporlarında KürtlerGn yoğunluklu olarak yaşadıkları bölge, Kalkınmada ÖncelGklG Yöreler statüsüne alınsa da uygulanan İthal İkamecG SanayGleşme (İİS) modelG, pazarın ve altyapının gelGşkGn olduğu batı GllerGnG merkeze alarak faalGyet yürütmüştür. Bu dönemde Sümerbank, Et ve Balık Kurumu, Tekel, ÇGmento fabrGkaları gGbG Kamu İktGsadG TeşebbüslerG yatırımları yapılmışsa da bu yatırımlar yapısal bGr dönüşüm yaratmaktan çok devletGn bölgedekG varlığını hGssettGren ve GstGhdamı sGyasG patronaj ağlarıyla dağıtan mekanGzmalar olarak Gşlev görmüştür. 70’lerde bölgenGn kaderGnG değGştGrecek bGr “entegre kalkınma projesG” olarak sunulan Güneydoğu Anadolu ProjesG de gerek ekonomGk gerek sGyasal sebeplerle öncelGğGnG hGdroelektrGk santrallere ve barajlara vermGş, böylece bölgenGn su kaynaklarının ülkenGn enerjG GhtGyacını karşılaması dışında projenGn başka bGr ekonomGk çıktısı olmamıştır. 1990’larda uygulanan OHAL rejGmG, üç bGnden fazla köyün boşaltılması ve zorunlu göç polGtGkası, bölge ekonomGsGnGn bel kemGğG olan tarım ve hayvancılığı çökertmGştGr. ÜretGmden 128 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1168 ‒ koparılan mGlyonlarca Gnsan, nGspeten daha büyük GllerGn kent çeperlerGne ve batı metropollerGne göçmek zorunda bırakılarak kaba Gşgücü ordusuna ve kent yoksullarına dönüştürülmüştür. Yayla yasakları ve gıda ambargoları kırsal ekonomGyG hedef almış, bölge kendG kendGne yeten bGr yapıdan dışa bağımlı ve tüketGcG bGr yapıya evrGlmGştGr. Bu dönemde ortaya çıkan koruculuk sGstemG, devlet desteklG yenG bGr rant ekonomGsG yaratmış, toplumsal dokuyu ve ekonomGk GlGşkGlerG zehGrlemGştGr. Kürt sorununun çözümsüzlüğünün bGr sonucu olan bu tablo, aradan geçen on yıllar boyunca toplumsal ve GktGsadG tahrGbat telafG edGlmedGğG gGbG kümülatGf bGr şekGlde artarak bugüne taşınmıştır. 2026 yılına gGrerken TürkGye ekonomGsGnGn genel görünümü, yüksek enflasyon ve gelGr dağılımı bozukluğu Gle karakterGze edGlse de bu krGzGn bölgesel dağılımı da açıkça asGmetrGktGr. TÜİK, BDDK, SGK ve Bakanlık verGlerG, “Batı” Gle “Doğu” arasında derGn uçurumlar olduğunu kanıtlamaktadır. MerkezG YönetGm Bütçe Kanunu TeklGfG, yalnızca rakamların alt alta sıralandığı teknGk bGr metGn değGl GktGdarların sGyasal tercGhlerGnGn, sınıf karakterGnGn ve Kürt sorununa yaklaşımının krGstalGze olduğu ülke ekonomGsGnGn GçGnde bulunduğu yapısal krGzGn, ülkenGn demokratGkleşme sorunuyla olan kopmaz bağını ortaya koyan temel polGtGk belgelerden bGrGdGr. TÜİK’Gn Gl bazında GSYH verGlerG GncelendGğGnde, TürkGye’nGn ekonomGk coğrafyasının kutupları ve mekânsal adaletsGzlGk gözler önüne serGlmektedGr. İstanbul, KocaelG ve Ankara'da kGşG başına düşen mGllG gelGr TürkGye ortalamasının yüzde 40-50 üzerGndeyken; Van, Muş, BGtlGs, HakkarG (TRB2 BölgesG) ve MardGn, Batman, Şırnak, SGGrt (TRC3 BölgesG) TürkGye ortalamasının yarısına bGle ulaşamamaktadır. İstanbul'da kGşG başına gelGr 21.000 doları aşmışken, Van ve Ağrı'da bu rakam 4.500 dolar sevGyesGnde seyretmektedGr. AradakG fark yaklaşık 5 kattır. TürkGye’de bölgeler arası gelGr farkı OECD ülkelerG arasındakG en yüksek oranlardan bGrGdGr. KürtlerGn yoğun olarak yaşadıkları bölge GllerG sadece yoksul değGl aynı zamanda gelGr dağılımının da en dengesGz olduğu yerler arasındadır. Bu durum KürtlerGn yoğunluklu olarak yaşadıkları bölgedekG sınırlı sermayenGn devlet GhalelerG ve koruculuk sGstemG üzerGnden zengGnleşen dar bGr kesGmGn elGnde toplandığını, genGş halk kGtlelerGnGn Gse derGn bGr yoksulluk yaşadığını göstermektedGr. 129 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1169 ‒ KXşX Başına GSYH EndeksX GSYH’den Aldığı Pay İBBS Düzey 2 BölgesX (TR=100) (%) TR10 (İstanbul) 160+ 30.4 TR42 (KocaelX, Sakarya...) 145 11.2 TRB2 (Van, Muş, BXtlXs, 36 0.8 HakkarX) TRC3 (MardXn, Batman, 41 1.1 Şırnak, SXXrt) TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, 39 0.7 Ardahan) Bu tablodakG verGler 2026 BütçesG’nGn de temelGnG oluşturan ekonomGk yapının özetGdGr. Toplam nüfusun yaklaşık yüzde 15-20'sGnG oluşturan KürtlerGn yoğunluklu olarak yaşadıkları Gller, mGllG gelGrden yüzde 5'Gn altında pay almaktadır. Bu tablo kader değGl tercGhtGr. Bölgesel eşGtsGzlGğGn en yakıcı sonucu, GstGhdam alanında görülmektedGr. İşsGzlGk, bölge GçGn konjonktürel değGl yapısal ve kronGk bGr hal almıştır. TÜİK’Gn resmG GşsGzlGk oranları dahG bölgedekG vahGm tabloyu gGzleyememektedGr. TürkGye genelGnde yüzde 8-9 bandına gerGleyen resmG GşsGzlGk, TRB2 (Van, Muş, BGtlGs, HakkarG) ve TRC3 (MardGn, Batman, Şırnak, SGGrt) bölgelerGnde halen yüzde 17-18 sevGyelerGyle TürkGye ortalamasının GkG katıdır. Ancak “Gş aramaktan ümGdGnG kesenler” de dahGl edGldGğGnde (GenGş Tanımlı İşsGzlGk/Atıl İşgücü), bölgedekG gerçek GşsGzlGk oranının çok daha vahGm boyutlarda olduğu bağımsız araştırmalarla ortaya konmaktadır. Bölge nüfusu, TürkGye'nGn en genç nüfusudur ancak GstGhdam polGtGkalarındakG başarısızlık ve ayrımcılık nedenGyle bu potansGyel bGr “sosyal patlama” rGskGne dönüşmüştür. Genç GşsGzlGğG HakkarG, Şırnak ve Batman’da yüzde 30-35 bandında seyrederken “ne eğGtGmde ne GstGhdamda” olan gençlerGn oranı bu Gllerde yüzde 40’ları aşmaktadır. Kadınların Gşgücüne katılım oranı Gse yüzde 17-20 sevGyelerGnde kalarak, TürkGye ortalamasının (yüzde 36) yarısı kadar bGle değGldGr. Kreş, yaşlı bakım merkezG gGbG sosyal devletGn sunması gereken hGzmetlerGn eksGklGğG kadınları ev GçG emeğe hapsetmektedGr. BölgedekG GstGhdamın büyük çoğunluğu da 130 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1170 ‒ kayıt dışıdır. Tarım ve hGzmet sektöründe çalışanların sosyal güvencesG yoktur. Bu durum emeklGlGk hakkından mahrum, geleceksGz bGr çalışan sınıfı yaratmaktadır. KürtlerGn yoğunlukla yaşadığı Gllerde bölgesel eşGtsGzlGğGn yalnızca ekonomGk göstergelerde değGl sosyal devlet hGzmetlerGnGn tüm alanlarında derGnleştGğG açıktır. Bölgesel eşGtsGzlGğGn gündelGk hayata en sert yansıdığı GkG temel alan sağlık ve eğGtGmdGr. Bu GkG hGzmet yurttaşların Gnsan onuruna yakışır yaşam koşullarına erGşGmG ve nGtelGklG kamusal hGzmet hakkı açısından krGtGk eşGklerdGr. GelGnen aşamada bölgesel eşGtsGzlGk, ekonomGk farklılıkların ötesGnde temel haklara erGşGmGn sGstematGk bGçGmde sınırlandığı bGr hak yoksunluğu düzenG olarak ortaya çıkmaktadır. Sağlık PersonelG Dağılımı ve EşGtsGzlGk GöstergelerG 100.000 KXşXye Uzman HekXm Bölge Hastane Yatak Bölge İllerX Düşen HekXm Başına Düşen Kodu Doluluk Oranı (%) Sayısı Nüfus TR51 Ankara 385 850 %65 TR10 İstanbul 320 1.100 %68 TR31 İzmGr 305 1.250 %62 TR42 KocaelG, Sakarya... 210 1.900 %70 Van, Muş, BGtlGs, TRB2 112 3.400 %92 HakkarG MardGn, Batman, TRC3 118 3.100 %88 Şırnak, SGGrt Şanlıurfa, TRC2 125 2.900 %85 DGyarbakır TRA2 Ağrı, Kars, Iğdır 105 3.600 %90 131 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1171 ‒ Tabloda da görüldüğü üzere sadece Ankara’da 100.000 kGşGye düşen hekGm sayısı 385 Gken Van-Muş-BGtlGs-HakkarG’yG kapsayan TRB2 bölgesGnGn tamamında bu sayı 112’dGr. Uzman hekGm başına düşen nüfus Gse Ankara’da 850 kGşGden bölgede 3.400 kGşGye çıkmaktadır. Bu farkın tesadüfG bGr sonuç olmadığı ve/veya “doktorların bölgeye gGtmek GstememesG” Gle açıklanamayacağı aşGkardır. SGstematGk ayrımcılık, çatışmalı süreç, güvenlGk soruşturmalarını esas alan atama mekanGzmaları ve kalıcı GstGhdam polGtGkalarının uygulanmaması bölgeyG sağlık personelG açısından bGr “sürgün yerG” halGne getGrmGştGr. DevletGn bölgedekG sağlık polGtGkası kalıcı GstGhdam ve altyapı yatırımı yerGne “mecburG hGzmet” yasasıyla geçGcG personel atamaya dayalı olduğundan, sağlıkta kurumsal hafıza oluşması mümkün olmamış bölge halkı nGtelGklG sağlık hGzmetGne erGşGm hakkı GçGn de -bGr kez daha- batı GllerGne gGtmek zorunda bırakılmıştır. Bölgelere Göre EğGtGm GöstergelerG DerslXk Başına Düşen Öğretmen Başına İkXlX EğXtXm Bölge / İl ÖğrencX Sayısı (Ort.) Düşen ÖğrencX Sayısı (Sabahçı/ÖğlencX) Oranı TürkXye Ort. 24 19 %18 TRB1 22 17 %12 (Malatya...) TR21 20 16 %5 (TekXrdağ...) TRC2 48 32 %60 (Şanlıurfa...) TRC3 45 29 %65 (Şırnak...) TRB2 (Van...) 42 28 %58 İl: Şırnak 52 35 %70 132 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1172 ‒ EğGtGm alanındakG eşGtsGzlGkler de aynı polGtGkanın bGr başka dışavurumudur. Görüldüğü gGbG TekGrdağ’da derslGk başına düşen öğrencG sayısı 20 Gken Şırnak’ta bu sayı 52’ye yükselmektedGr. YGne öğretmen başına düşen öğrencG sayısı batıda 16 Gken Şanlıurfa’da 32’ye çıkmaktadır. BölgenGn bGrçok GlGnde GkGlG eğGtGm oranının yüzde 60-70 sevGyesGnde olması fGzGkG altyapı eksGklGğGnGn artık kronGkleştGğGnG göstermektedGr. Bu eşGtsGzlGk yalnızca fGzGkG kapasGte ya da öğretmen açığı Gle açıklanamaz. AnadGlGnde eğGtGm hakkının yokluğu, zorunlu hGzmet polGtGkalarıyla bölgeye atanan öğretmenlerGn süreklG sGrkülasyonu ve kalabalık sınıf yapısı çocukların eğGtGm hakkını fGGlen kullanamaz hale getGrmGştGr 2026 Yılı Yatırım Programı GncelendGğGnde bölgeye ayrılan kamu yatırımlarının nGtelGğG, bölgesel eşGtsGzlGğGn polGtGk karakterGnG ele vermektedGr. Batı bölgelerGne yapılan yatırımlar ağırlıklı olarak İmalat SanayG, TeknolojG, Ulaştırma (Metro/Hızlı Tren) ve EğGtGm alanlarında yoğunlaşırken; KürtlerGn yoğun yaşadıkları bölge GllerGne yapılan yatırımların aslan payını “GüvenlGk” (Kalekol, GüvenlGk Yolları, CezaevlerG) ve “EnerjG” (Barajlar) almaktadır. Yapılan ulaştırma yatırımları dahG tGcarG lojGstGkten zGyade askerG hareketlGlGğG kolaylaştıran güvenlGk yolları nGtelGğGndedGr. Bölgesel eşGtsGzlGklerGn bu denlG kalıcı ve derGn olmasının tek sorumlusu, ekonomGnGn kendG Gç dGnamGklerG değGldGr. Esas neden Kürt sorununun ele alınış bGçGmGnde yatmaktadır. Bölge ekonomGsG, bGlGnçlG bGr sGyasG tercGhle güvenlGk bürokrasGsGnGn bGr uzantısı halGne getGrGlmGştGr. Kamu GhalelerG, altyapı projelerG ve GstGhdam polGtGkaları yerel halkın GhtGyaçlarına göre değGl merkezGn güvenlGk kaygılarına göre şekGllendGrGlmektedGr. 2026 BütçesG de mevcut halGyle bölgesel eşGtsGzlGklerG sürdüren, güvenlGk harcamalarını önceleyen ve Kürt sorununun çözümsüzlüğünden beslenen bGr zGhnGyetG GçGnde barındırmaktadır. Bu tablonun değGşmesG, teknGk düzenlemelerden zGyade polGtGk bGr paradGgma değGşGklGğGnG zorunlu kılmaktadır. Bölgesel eşGtsGzlGk, ekonomGk teşvGk paketlerGyle veya “yol yaptık” söylemlerGyle gGderGlemez. Kürt sorununun demokratGk çözümü “Barış Temettüsü” (Peace D2v2dend) sağlayarak savunma sanayGne ve çatışmaya ayrılan mGlyarlarca doların eğGtGme, sağlığa ve üretGme aktarılmasını sağlayacak; bölge ekonomGsG kendG dGnamGklerGyle ayağa kalkarken TürkGye’nGn genel refahına da devasa bGr katkı sunacaktır. Bütçe hakkı aynı zamanda bGr mekânsal adalet ve barış hakkı talebGdGr. 133 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1173 ‒ İşsXzlXk ve Yoksulluk TürkGye’de uzun yıllardır çözümsüz bırakılan Kürt sorunu yalnızca sGyasal, sosyal ve kültürel alanlarda değGl, ekonomGk yaşamın en temel göstergelerGnde de derGn eşGtsGzlGkler yaratmıştır. Bu nedenle Kürt sorunu salt bGr güvenlGk meselesG değGldGr, aynı zamanda ekonomGk yoksunluğu ve yoksulluk döngüsünü kurumsallaştıran bGr sGstem halGnG almıştır. KürtlerGn yoğunlukla yaşadığı bölge GllerG başta olmak üzere TürkGye’de yaşanan GşsGzlGk, göç, kadın yoksulluğu ve gelGr eşGtsGzlGğG Kürt sorununun çözümsüzlüğünün veya barışın yokluğunun ekonomGk GzdüşümlerG olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle Kürt sorununun çözümü sadece gereklG demokratGk-sGyasal dönüşümlerG sağlayarak değGl, bunun yanı sıra tarGhsel süreçte ortaya çıkan ekonomGk eşGtsGzlGklerG ve adaletsGzlGklerG de ortadan kaldırarak çözülebGlecek bGr sorundur. KürtlerGn yoğun olarak yaşadığı bölge GllerGnde yıllardır süren güvenlGkçG polGtGkalar, gerG bıraktırılma yaklaşımı, merkezGyetçG, eşGtsGz yatırım anlayışı ve bölge halklarının karar alma süreçlerGne dahGl edGlmemesG gGbG faktörler GşsGzlGğG, yoksulluğu ve üretGm yoksunluğunu bölge özelGnde daha da barGz bGr şekGlde ortaya çıkarmıştır. Günümüzde tercGh edGlen polGtGkalar bu durumu yenGden üretmeye devam ederken, eşGtsGzlGk yıllar geçtGkçe daha da artmaktadır. Kürt sorununun çözümsüzlüğündekG ısrar hem bölgesel kalkınmayı engellemGş hem de bölge halklarını GktGsadG anlamda devlete bağımlı kılan bGr mekanGzma halGnG almıştır. Bu eşGtsGzlGk, TÜİK’Gn ve DİSK-AR’ın yayımladığı verGlerle de açıkça görülmektedGr. Kürt nüfusun yoğun yaşadığı Gller gelGr, GstGhdam, eğGtGm ve sosyal refah göstergelerGnde sGstematGk bGçGmde gerGde bırakılmıştır. Bu tablo doğrudan “çözümsüzlük polGtGkasının” bGr sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. TÜİK’Gn 2024 yılı Gel2r Dağılımı İstat2st2kler2’ne göre TürkGye’de en yüksek gelGr dGlGmGnde yer alan yüzde 20’lGk kesGm toplam gelGrden yüzde 48,1 pay alırken, en düşük gelGr grubunda yer alan yüzde 20’lGk kesGm yalnızca yüzde 6,3 pay alabGlmektedGr. Uzun yıllardır kaynakların şeffaf bGr şekGlde yönetGlmemesG, güvenlGkçG polGtGkalar ve çatışma ekonomGsG TürkGye’de gelGr dağılımı adaletGnG daha da bozmuş, bu eşGtsGz dağılımdan KürtlerGn yoğun olarak yaşadığı Gller daha çok nasGplenmGşlerdGr. GelGr dağılımın bölgesel boyutunu GnceledGğGmGzde en düşük gelGre sahGp GllerGn tamamının KürtlerGn yoğun olarak yaşadığı bölge GllerGnden oluştuğu görmekteyGz. YGne TÜİK’Gn 2024 yılı Gel2r Dağılımı İstat2st2kler2’ne göre, TürkGye'de yıllık ortalama eşdeğer hane halkı kullanılabGlGr fert gelGrG 187 bGn 728 TL Gken, İBBS 2. Düzey bölgelerG 134 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1174 ‒ GtGbarıyla en yüksek olduğu bölge 257 bGn 891 TL Gle TR10 (İstanbul) bölgesG olmuştur. Bu bölgeyG, 248 bGn 285 TL Gle TR51 (Ankara) bölgesG ve 225 bGn 758 TL Gle TR21 (TekGrdağ, EdGrne, KırklarelG) bölgesG GzlemGştGr. En düşük yıllık ortalama eşdeğer hane halkı kullanılabGlGr fert gelGrG Gse 91 bGn 818 TL Gle TRB2 (Van, Muş, BGtlGs, HakkârG) bölgesGnde gerçekleşmGştGr. Bölgeyle batı GllerG arasındakG gelGr skalası genelde bu eğGlGmdeyken İstanbul Gle bölge GllerG arasında yaklaşık 3 kat fark vardır. YGne TÜİK’Gn 2025 Eylül Hanehalkı İşgücü Araştırması’na göre mevsGm etkGsGnden arındırılmış dar tanımlı GşsGzlGk oranı yüzde 8,6 Gken DİSK-AR’ın genGş tanımlı hesaplamasına göre gerçek GşsGzlGk yüzde 28,6 olarak gerçekleşmGştGr. GenGş tanımlı GşsGz sayısı 11 mGlyon 705 bGn kGşGye ulaşırken son bGr yılda 1 mGlyon 255 bGn kGşG daha GşsGzler kervanına katılmıştır. Kadın GşsGzlGğG yüzde 38,3 olarak ölçülürken, GşsGzlerGn yüzde 84’ü GşsGzlGk ödeneğGnden yararlanamamaktadır. DGcle Kalkınma Ajansı bölgesGnde GstGhdam oranı yüzde 37,5 Gken Trakya bölgesGnde bu oran yüzde 54,5’tGr. TürkGye’nGn GşsGzlGk tablosu böyle Gken yoksulluk tablosu da her geçen daha kötüye gGtmektedGr. Eurostat’ın 2024 verGlerGne göre, TürkGye’de yoksulluk rGskG altındakG nüfus oranı yüzde 22,6’dGr yanG yaklaşık 18,7 mGlyon kGşG temel yaşam koşullarını karşılayamamaktadır. Genç nüfusta (15-24 yaş) yoksulluk rGskG yüzde 21,2’dGr. Bu, yaklaşık 2,87 mGlyon gencG kapsamaktadır. Bu oranlar AB ortalaması olan yüzde 16,2’nGn oldukça üzerGndedGr. 135 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1175 ‒ Eurostat verGlerGnGn yanı sıra AGle ve Sosyal HGzmetler Bakanlığı’nın sosyal yardım verGlerG de 2024 GtGbarGyle yaklaşık 20 mGlyon yurttaşın bu yardımlara muhtaç hale geldGğGnG göstermektedGr. Bu tablo, kaynakların sosyo-ekonomGk GhtGyaçlar yerGne sGlaha ve savunmaya harcanmasının, yoksulluğu geçGcG çözümlerle yönetme yaklaşımının ve Kürt nüfusunun yoğun yaşadığı GllerdekG yatırım ve üretGm kapasGtesGnGn gerektGğG gGbG kullanılmamasının uzun vadelG ekonomGk etkGlerG olarak ortaya çıkmaktadır. Kürt nüfusun yoğun yaşadığı bölge GllerGnde tarım ve hayvancılığın çökertGlmesG, köy boşaltmaları, zorunlu göçler ve güvenlGk odaklı polGtGkalar, bölgesel yoksulluğu kalıcı hale getGrmGştGr. Genç nüfusun büyük kısmı güvencesGz Gşlerde çalışmakta ve yerel üretGm yapamamakta, bu durum yalnızca bölgesel bGr sonuç doğurmamakta, TürkGye genelGnde ekonomGk eşGtsGzlGğGn derGnleşmesGne yol açmaktadır. Kürt sorununda uzun yıllardır devam eden çözümsüzlük sadece bölgesel değGl, tüm TürkGye’de GşsGzlGk ve yoksulluğun yapısal olarak derGnleşmesGne yol açmıştır. GüvenlGk odaklı polGtGkalar ve merkezG yönetGm öncelGklerG, yerel üretGm kapasGtesGnG yok etmGş, genç ve kadın GşsGzlGğGnG artırmış, mGlyonlarca Gnsanı ekonomGk güvencesGzlGk ve sosyal yardıma bağımlı hâle getGrmGştGr. Bu durum, yalnızca Kürt nüfusun yoğun yaşadığı GllerG değGl, tüm ülkeyG etkGleyen bGr ekonomGk çöküşün, toplumsal eşGtsGzlGğGn ve emek sömürüsünün yayılmasına zemGn hazırlamaktadır. 136 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1176 ‒ TürkGye’de emeğGn değersGzleştGrGlmesG, özellGkle güvencesGz ve geçGcG Gşlerde çalışan kesGmler GçGn derGn bGr yoksulluk döngüsüne dönüşmüştür. MevsGmlGk tarım GşçGlGğG bu sömürü zGncGrGnGn en görünür halkalarından bGrGdGr. Düşük ücretler, sosyal güvence eksGklGğG, sağlıksız barınma alanları, uzun çalışma saatlerG ve ağır Gş yükü, bu GşçGlerGn “ucuz emek deposu” olarak görülmesGne yol açmaktadır. Tarımsal üretGmGn omurgasını oluşturmalarına rağmen, temel Gnsan haklarından yoksun bırakılan mevsGmlGk GşçGler hem ekonomGk hem de sosyal polGtGkalardakG GhmallerGn en ağır sonuçlarını yaşamaktadırlar. MevsGmlGk tarım GşçGlerGnGn önemlG bGr çoğunluğunu oluşturan Kürt emekçGler Gse bu tabloyu çok daha ağır bGçGmde deneyGmlemektedGr. Bölgesel eşGtsGzlGkler nedenGyle çalışmak GçGn memleketlerGnden uzaklaşmak zorunda kalan bu GşçGler, yalnızca ekonomGk sömürüye değGl, aynı zamanda ırkçı saldırılara, toplumsal dışlanmaya ve kGmlGk temellG ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Çadırlarda Gnsanca yaşam koşullarının sağlanmaması, çocukların eğGtGme erGşGmGnGn kesGlmesG ve kadın GşçGlerGn hem tarlada hem ev GçG yük altında ezGlmesG, Kürt mevsGmlGk tarım GşçGlerGnGn maruz kaldığı yapısal adaletsGzlGğG daha da derGnleştGrmektedGr. Bu nedenle mevsGmlGk tarım GşçGlGğGnGn sorunları, yalnızca ekonomGk düzenlemelerle değGl, eşGt yurttaşlık, sosyal adalet ve Gnsan hakları temelGnde kapsamlı bGr polGtGka dönüşümü Gle ele alınmalıdır. Aynı zamanda TürkGye ekonomGsGnde sGlahlanma ve güvenlGkçG polGtGka harcamalarına ayrılan kaynaklar üretGm ve GstGhdama yönlendGrGlemeyerek halkın genGş kesGmGnGn yoksullaşmasına sebep olmuştur. Bugüne kadar Kürt sorununun çözümsüzlüğü nedenGyle güvenlGkçG polGtGkalara harcanan yüz mGlyarlarca dolar bölgesel eşGtsGzlGklerGn gGderGlmesGne ve kamu hGzmetlerGne yönlendGrGlseydG hem bölgesel hem de ulusal düzeyde GşsGzlGk ve yoksulluk sorunu çözülebGlGr veya önemlG ölçüde azaltılabGlGrdG. Bugün GtGbarGyle, özellGkle bölge özelGnde, GşsGzlGk ve yoksulluk gGbG ekonomGk temellG sorunları kalıcı bGçGmde azaltmak ancak demokratGkleşme, dezavantajlı bölgelere yapılacak kamusal yatırımlar ve sosyo-ekonomGk adaletG sağlayacak polGtGk yaklaşımlarla mümkündür. ZGra bölgesel eşGtsGzlGkler sadece merkezden belGrlenen/dayatılan projelerle değGl, yereldekG halkların kararları doğrultusunda bGçGmlenmelG ve ayrıca yerel yönetGmler, sGvGl toplum örgütlerG ve üretGcG bGrlGklerG gGbG kurumların katılımı sağlanmalıdır. Çözüm GçGn tarım, hayvancılık, tekstGl ve küçük sanayG alanlarında yerel kooperatGfler desteklenmelG, kadınlar ve gençler gGrGşGmcGlGk açısından özel programlarla teşvGk edGlmelG ve kırsal üretGm yenGden canlandırılarak kamusal yatırım polGtGkaları adaletlG ve eşGtsGzlGklerG azaltacak bGr şekGlde yenGden belGrlenmelGdGr. Ayrıca TürkGye’dekG ekonomGk ve toplumsal 137 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1177 ‒ krGzlerGn Glk elden çözümü barış, bölgesel adaletGn tesGsG ve üretGm polGtGkalarıyla mümkün olacaktır. EkolojXk Talan TürkGye’de Kürt sorununun uzun yıllara yayılan çözümsüzlüğünün sonuçları, çoğu zaman sGyasal, ekonomGk, hukuksal ve toplumsal boyutlarıyla ele alınsa da bu sürecGn bGr dGğer önemlG boyutunu da ekolojGk yıkım oluşturmaktadır. Çatışma dönemlerGnde doğaya yönelen şGddet, tesadüfG ve dolaylı bGr sonuç olmaktan zGyade, bGr stratejGnGn bGlGnçlG bGleşenG halGne gelmekte, GktGdarlar GçGn korunması öncelGklG olmayan doğa varlıkları yok edGlmesG gerekenler lGstesGne eklenmektedGr. Orman yangınlarından genGş ölçeklG ağaç kesGmlerGne, meraların ve yaylaların erGşGme kapatılmasından zehGrlenen toprağa, su kaynaklarının tahrGp edGlmesGnden güvenlGk barajlarına, bütün bunlar yaşamın maddG zemGnGnGn belGrgGn bGr bGçGmde sGstematGk şGddetGn bGr parçası halGne getGrGlmesGnGn örneklerGdGr. BGrçok bölgede hayvancılık ve tarımsal üretGm GçGn krGtGk önemdekG meralar daralmış, geleneksel otlatma ve geçGm pratGklerG sürdürülemez hale gelmGştGr. Kırsal ekonomGnGn temel dayanakları hedef halGne gelmGş, bölge halkının doğa Gle kurduğu bağın koparılmasına hGzmet etmGştGr. Yıllara yayılmış bGr pratGk olarak karşımıza çıkan orman yangınları, gerçekleştGğG bölgelerGn ekosGstemGnde derGn yaralar açmıştır. Güçlü bGr şekGlde toprağa tutunan, köklerG derGne Gnen, erozyonu önleyen ve yer altı sularının zengGnlGğG açısından önemlG olan ağaç örtülerG, yangınlarda zarar görerek söz konusu GşlevlerG yerGne getGrememektedGr. BGyolojGk çeşGtlGlGğG olumsuz etkGlemesG ve ağaçların azalmasının yanı sıra bütün yaban hayatının da yok olmasına sebebGyet vermektedGr. Bu durum basGte GndGrgenmGş bGr sebep sonuç GlGşkGsG olarak görülmemelG, bölgede yaşayanların deneyGmlerGnde açığa çıkan çeşGtlG boyutları Gle değerlendGrGlmelGdGr. Yangınlar bölge halkının aşGna olduğu bGr “uygulama” olarak karşımıza çıksa da halkın ormanlar Gle kurduğu GlGşkG çok yoğundur. Kuruyan ağaçların toplanması orman sağlığı açısından önemlG, çıkan yangınlarda yayılmayı önlemede etkGlG, halkın kullanımı GçGn GşlevlGdGr. Yaban meyvelerGnGn gelGr elde etmede yardımcı ve de orman çeperlerGnGn hayvan otlatma açısından kıymetlG olduğu bGr yaşam söz konusu Gken, yangınların sıklığı ve uzun sürelGlGğG söz konusu pratGklerG sekteye uğratmakta, bölge halkının yaşam olanaklarını elGnden almakta ve en nGhayetGnde ekolojGk olarak korkunç bGr yıkım karşımıza çıkmaktadır. 138 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1178 ‒ Yaşamı GlerGye taşıyacak yegâne şeyGn doğal yaşam olduğu dGkkat alındığında, bölge halkı yaşam alanlarını korumak GçGn GstGkrarlı bGr çaba GçerGsGndedGr. Günler süren yangınlara kendG olanaklarıyla müdahale etme çabası, her ne kadar 5-10 yılda bGr tekrar yakılsa da yanan ormanlık alanları yenGden yeşertme ısrarı doğa Gle kurulan yaşamsal bağın koparılmasına müsaade edGlmedGğGnGn, doğayı katlederek korku sGyasetGnGn yaygınlaştırılmasına geçGt verGlmedGğGnGn göstergelerGdGr. Bugün gelGnen aşamada, orman varlıkları ne yazık kG başka bGçGmlerde de tahrGp edGlmektedGr. İnsan-doğa GlGşkGsG dendGğGnde sermayenGn penceresGnden bakan ve doğayı stratejGk yönelGmde metaya dönüştürerek, tarGhsel tahakkümü esas alan akıl, yenG yok etme bGçGmlerGnG yürürlüğe koymaktadır. Yangınlarla tahrGp edGlen alanlar bu kez kesGm, taşımacılık ve maden projelerG GçGn “uygun” mekânlara dönüştürülmektedGr. Yakmadan kesmeye uzanan bGr hatta geçGşle bGrlGkte sGstematGk olarak yıllara yayılmış bGr ağaç kıyımı gerçekleştGrGlmekte, Google’ın uydu görüntülerGnde bGle bu durum görülebGlmektedGr. Yıllarca Gnkâr edGlmesGne rağmen, uzun kamyon kuyruklarıyla ağaç kütüklerGnGn nakledGldGğG görüntüler, sahGbGnden.com üzerGnden yapılan satışlar, hukukG mücadelede hukukun koruma GşlevGnG göz ardı etmesG, ekolojGk tahrGbatın nasıl kurumsallaşmış bGr rant zGncGrGne evrGldGğGnG göstermektedGr. Bu dönüşümün bGr dGğer gerG döndürülemez boyutu Gse madencGlGk faalGyetlerGnde kendGnG göstermektedGr. EkGm 2025 GtGbarıyla, Maden ve Petrol İşlerG Genel Müdürlüğü (MAPEG) web sGtesGnde 4.101’G arama ve 9.716’sı Gşletme olmak üzere toplamda aktGf 13.817 maden ruhsatı olduğu görülebGlmektedGr. 2026 yılı bütçesGnde Gse 1.850 arama ve 680 Gşletme ruhsatı verGlmesG hedeflenmektedGr. TürkGye’nGn dört bGr tarafı halG hazırda talandan payını alırken, KürtlerGn yoğun yaşadığı bölgelerde dağlar, vadGler, ormanlar yenG bGr talan döngüsünün hedefG halGne gelmGştGr. Ağrı’dan ErzGncan’a, CudG, Gabar ve Herekol’dan Munzur kanyonlarına, MardGn Mazıdağı’ndan Şırnak’ın yüksek platolarına uzanan genGş bGr hat altın, krom, kalker ve bakır madencGlGğG GçGn parsel parsel ruhsatlandırılmış durumdadır. Bu ruhsatların büyük bGr yüzdelGk dGlGmG ormanlık alanları kapsamakta, bölge halkına herhangG bGr fayda sağlamadığı gGbG, gerGye yalnızca kısa sürede yok edGlen dağlar, kGrlenen dereler ve tarımsal üretGmG felç eden ağır metal bGrGkGmler bırakılmaktadır. Patlatmalı madencGlGk sonucu ortaya çıkan toz, gürültü ve kGmyasal kGrlGlGk bölge arazGsGnGn topoğrafyasını değGştGrmekte, öte yandan toprağın verGmlGlGğGnG, su kaynaklarının 139 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1179 ‒ süreklGlGğGnG ve yaban hayatının bütünlüğünü tahrGp etmektedGr. BGrçok köyde Gçme sularının bulanıklaşması, arı kayıplarının artması, meyve ağaçlarının kuruması ve hayvanların meralara çıkamaması, madencGlGğGn Gnsana, toprağa, suya yönelmGş bGr tehdGt olduğunu özetler nGtelGktedGr. ÜstelGk bu faalGyetler, maden şGrketlerG tarafından “çevresel etkG yok” raporlarıyla görünmez kılınmaya çalışılmakta, halkın GtGrazları Gse çoğu zaman GdarG ve hukukG mekanGzmalar yoluyla etkGsGzleştGrGlmektedGr. EkolojGk tahrGbat yalnızca ormansızlaştırma ya da meraların erGşGme kapatılmasıyla sınırlı değGldGr. 2007’den GtGbaren “sınır güvenlGğG” gerekçesGyle Gnşa edGlmeye başlanmış ve resmî belgelerde dahG adı “güvenlGk barajı” olarak geçen projeler söz konusudur.18 ÖrneğGn Şırnak Uludere’den HakkârG Çukurca’ya kadar sınırı oluşturan hat GçerGsGnde 11 barajdan oluşan bGr zGncGr, derGn vadGlerG su Gle dolduran, canlı hareketlGlGğGnG sınırlamakla bGrlGkte vadGlerG parçalayan, geçGm pratGklerGnG kesGntGye uğratan ve halkın doğa Gle kurduğu tarGhsel bağları kopartan bGr mekânsal kontrol bGçGmGnG kalıcılaştırmaktadır. Bu barajların oluşturduğu göller, tıpkı yangınlarda olduğu gGbG, ekosGsteme cGddG zararlar vermektedGr. Suyun doğal yönü ve akış rejGmG kesGntGye uğramakta, öncesGnde yaşam kaynağı olan topraklar ve yerleşGm yerlerG sular altında bırakılmakta, bölgedekG mGkroklGma düzeyG değGşmekte, suyun durağanlaştırılmasıyla ısı, oksGjen oranı ve besGn döngüsü değGştGğGnden çokça genGş bGr canlı grubunun yaşam alanı daraltılmaktadır. Benzer bGr tahrGbat hattı, hGdroelektrGk santrallerGnde (HES) de görülmektedGr. HES projelerG, akarsuların doğal rejGmGnG dar tüneller ve cebrG borular GçGne hapsederek hem suyun ekolojGk döngüsünü kesGntGye uğratmakta hem de nehGr boyunca uzanan yaşamı parçalayan çGzgGsel bGr yıkım üretmektedGr. Su akışının mevsGmsel ve doğal döngülerden koparılması, endemGk balık türlerGnden sucul bGtkGlere kadar bGrçok canlı GçGn ölümcül sonuçlar doğurmakta, akış aşağı köylerGn tarımsal sulama olanakları azalmakta, suyun nGtelGğG bozulmaktadır. HES’lerGn yarattığı yıkım, yalnızca suyun olumsuz etkGlenmesG Gle sınırlı değGldGr. İnşa süreçlerGnGn kendGsG başlı başına bGr ekolojGk çöküş üretmektedGr. Sarp coğrafyaları yararak açılan yollar, pek çok vadGde ormanları ortadan kaldırmış, GletGm hatları GçGn dGk yamaçlarda yapılan kesGmler erozyonu ve toprak kaymalarını olağan hale getGrmGştGr. DGnamGtlG kazılar suyu, havayı ve toprağı aynı anda kGrletGrken, hafrGyatın neredeyse her projede dere yataklarına 18 Ayboğa, E. (2013). Türk?ye’n?n Baraj ve HES Pol?t?kaları Bağlamında Güvenl?k Barajları. http://www.suhakk?.org/2013/11/turk?yen?n-baraj-ve-hes-pol?t?kalar?-baglam?nda-guven-l?k- barajlar?/#.WTQEYWjy?Uk 140 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1180 ‒ dökülmesG sucul yaşamı çökerten bulanıklık, ısı değGşGmG ve oksGjen azalması gGbG etkGlerG tetGklemGştGr. Öte yandan HES’lerGn enerjG üretGmG gerekçesGyle kurulduğu pek çok vadG, şGrketlerGn özel mülkGyet ve Gşletme alanına dönüştürüldüğünden, halkın suya erGşGmG de fGGlen kısıtlanmakta, böylece su, ekolojGk bGr varlık olmaktan çıkarak bGr sermaye aracına ve denetGm mekanGzmasına dönüşmektedGr. Bunca yıkımın ardından, tahrGp edGlen her dağın, akışı kesGlen her derenGn, yakılan her ormanın doğaya yönelmGş bGr şGddet olduğunu söylemek mümkündür. Max HorkheGmer’ın “doğa üzerGndekG egemenlGk, Gnsan üzerGndekG egemenlGğG getGrGr” uyarısı, bugün tüm çıplaklığıyla önümüzde durmaktadır. Kürt sorununun çözümsüzlüğünden beslenen doğayı tahakkümün nesnesG halGne getGren akıl, yıllar boyunca toplumu da aynı şGddet döngüsüne mahkûm etmGş, yaşamın tüm alanlarını kontrol edGlmesG gereken bGrer “güvenlGk” meselesGne GndGrgemGştGr. Bu yüzden hakGkG bGr barış, ancak doğa Gle kurulan GlGşkG tahakkümden arındığında, yaşamı taşıyan tüm varlıklarla eşGtlGkçG bGr bağ kurulduğunda mümkündür. Dolayısıyla bugün GhtGyaç duyulan şey, çözümsüzlüğün ve yıkımın süreklGlGğGnG değGl, yaşamın süreklGlGğGnG esas alan bGr anlayıştır. ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN EKONOMİK MALİYETİ Kürt sorununun çözümsüzlüğünde 40 yıldan fazla bGr süredGr uygulanan güvenlGkçG, GktGsadG alt yapıyı tahrGp eden gerek doğrudan gerekse dolaylı olarak yapılan harcamalar, devlet kaynaklarınca zaman zaman bol sıfırlı şekGlde açıklansa da net bGr tablo ortada yoktur. 2018’de dönemGn Kültür ve TurGzm Bakanı Numan Kurtulmuş, 1984’ten bu yana TürkGye’de savaş ve çatışma harcamalarını 1,5 trGlyon dolar olarak belGrtmGş, aynı meblağ bGr yıl sonra 2019’da dönemGn Başbakanı BGnalG Yıldırım tarafından da tekrar edGlmGştGr. Mayıs 2025’te Gse Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından çatışma malGyetlerGnGn doğrudan ve dolaylı olarak 2 trGlyon doları aştığı belGrtGlmGştGr. Uluslararası kurum ve kuruluşlar da 40 yıllık çatışmanın ekonomGk malGyetGnG bGrçok araştırma ve rapor Gle ortaya koymuştur. Demokrat2k Gel2ş2m Enst2tüsü’ne (DPI) göre TürkGye, bu süre zarfında 4 trGlyon dolarını çatışmaya ayırmıştır. 141 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1181 ‒ TürkGye İşveren SendGkaları Konfederasyonu’nun MGllG Dayanışma, KardeşlGk ve DemokrasG KomGsyonu toplantısında yaptığı sunum Gse yukarıdakG verGlerle cGddG paralellGkler taşımaktadır. Konfederasyonun satın alma gücü Gle küresel ortalamaları baz alarak yaptığı araştırmaya göre, savaş ve çatışmaların TürkGye’ye yıllık 140 Gle 240 mGlyar dolarlık malGyetG söz konusudur. YGne konfederasyon yetkGlGlerGnGn aktarımına göre, 100 mGlyar dolardan hesaplansa dahG, bu malGyetle her yıl en az 2 buçuk mGlyon konut, 12 adet Kuzey Marmara Otoyolu, 9 adet İstanbul-İzmGr Otoyolu’nun yapılabGlecek olması, GdeolojGk ve polGtGk bGr tercGh olarak bugün de karşımızda bulunan bu ekonomG anlayışının halkların ve bGreylerGn yaşamından neler götürdüğünün majör tablosunu sunmaktadır. Son 10 yıldır Glmek Glmek örülen “yenG güvenlGk rejGmGnGn” yansıması olan askerG harcamalar ve onun yol açtığı derGnleşen yoksulluk ve artan GşsGzlGktGr. Savunma sanayGGnGn, askerG sGnaG kompleksGn her yıl bütçeden aldığı pay, tekno- mGllGyetçG propagandayla yoksulluk ve GşsGzlGk görünmez kılınarak, yenG tür bGr “kalkınma modelG” amacıyla artırılmıştır. OtorGter rejGmGn varlığı Gle aralarında sGmbGyotGk bGr GlGşkG olan sermaye gruplarına aktarılan kaynaklar, bGr nevG ulufe dağıtımına dönüştürülmekte ve devlet-G alGyyenGn gGzlG bGlgGlerG kategorGsGne alınarak detaylar halka açıklanmamaktadır. AstronomGk düzeydekG kaynak aktarımlarının derGnleşen ekonomGk krGzGn temel sebeplerGnden bGrGsG olduğu Gse tartışma götürmez bGr gerçektGr. SGlahlanmanın ve güvenlGkçG polGtGkaların ekonomG-polGtGk malGyetG, geçmGş yıllarda olduğu gGbG 2026 BütçesG’nGn de temel belGrleyGcGsG olmuştur. Savunma ve güvenlGk harcamaları kategorGsGne alınan 7 kurumun toplam bütçesG 2 trGlyon lGraya yakın bGr meblağa erGşGrken 19 trGlyona yakın olan merkezG bütçenGn yüzde 10’undan fazlasına tekabül etmektedGr. Buna Savunma SanayGG Destekleme Fonu’na ayrılan kaynak da dahGl edGldGğGnde askerG ekonomGye dGrekt yapılacak harcamanın 2 trGlyon 155 mGlyar lGrayı aşacağı yanG merkezG yönetGm bütçesGnGn Gse en az yüzde 11,4’üne denk geleceğG belGrtGlmektedGr. 142 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1182 ‒ Mezkûr bütçe GçerGsGnde, MGllî Savunma Bakanlığı’na 822 küsur mGlyar lGra; EmnGyet Genel Müdürlüğüne 554 küsur mGlyar lGra; Jandarma Genel Komutanlığına 375 küsur mGlyar lGra; İçGşlerG Bakanlığına 119 küsur mGlyar lGra; MGllG İstGhbarat TeşkGlatına 39 küsur mGlyar lGra; SahGl GüvenlGk Komutanlığına 23 küsur mGlyar lGra; MGllG GüvenlGk Kurulu SekreterlGğGne 590 küsur mGlyon lGra ayrılması planlanırken ayrıca 233 küsur mGlyar lGra da Savunma SanayGG Destekleme Fonu’na ayrılmaktadır. Bu rakamlara örtülü ödenekten ayrılan paylar, sağlanan vergG muafGyetlerG de dahGl edGldGğGnde bütçedekG en büyük payın askerG sınaG komplekse, sGlahlanmaya ve güvenlGkçG polGtGkalara aktarıldığı rahatlıkla söylenebGlecektGr. ZGra MGllî Savunma Bakanlığı bütçesG aralarında Adalet, GençlGk ve Spor, AGle ve Sosyal HGzmetler, Ulaştırma ve Altyapı, Kültür ve TurGzm, SanayG ve TeknolojG Bakanlıkları da bulunan 12 bakanlığın bütçesGnden fazladır. Kaynaklar sosyal polGtGkalar yerGne güvenlGkçG polGtGkalara, askerG alana ayrılmaktadır. Bu ekonomG anlayışının yarattığı tahrGbatı sadece soğuk rakamların ardında aramak elbette kG hakGkatG göstermez. Bunu açık şekGlde görebGlmek GçGn çatışmanın, KürtlerGn yoğun yaşadığı bölge GllerGnde ortaya çıkardığı yoksulluğa, GşsGzlGğe, güvencesGzlGğe, borçlanmaya, zorla yerGnden edGlmeye, KürtlerGn üretGmden koparılarak kent yoksullarına dönüştürülmesGne odaklanmak gerekmektedGr. Çatışma çözümü süreçlerGnde en bGlGnen ve dünyadakG benzer süreçlere cGddG katkılar sunan Kuzey İrlanda örneğG, barış koşullarının oluştuğu Glk on yılda kGşG başı gayrG safG mGllG hasılanın yüzde 68 arttığını, GşsGzlGk oranının Gse yüzde 42 azaldığını bGzlere göstermektedGr. 143 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1183 ‒ Bask bölgesGne bakıldığında da yGne çatışma çözümünün ardından gelGşen Glk 10 yılda, kGşG başı gayrG safG mGllG hasıla yüzde 20 artış gösterGrken GşsGzlGk Gse yüzde 45 azalmıştır. TarGhsel bGr dönem olarak Barış ve DemokratGk Toplum SürecG’nde Gse savunma ve güvenlGk harcamaları adı altında aynı anlayışın sürdürülmesGnGn sürecGn ruhu Gle bağdaşır bGr yanı bulunmamaktadır. “NegatGf” barış koşullarında dahG askerG hazırlıkların sürdürülmesGnGn, 40 yıllık çatışmanın temelG olan mGlGtarGzmGn tahkGmGnden başka bGr şeye hGzmet etmeyeceğG gün gGbG ortadadır. Bu sebeple etGk, polGtGk, tarGhsel Glkeler ve konjonktür gereğG yapılması Gcap edGlen halkların kolektGf, yurttaşların Gse bGreysel ekonomGk, polGtGk ve sosyal haklarının yerleşGk hale gelmesG GçGn barışın ekonomGsGnG Gnşa etmektGr. Kürt sorununun çözümsüzlüğünün yarattığı devasa askerG ekonomG, halkın kaynaklarını emmGş, emekçGler GçGn yoksulluk ve sefaletG büyütmüştür. Kürt sorununun demokratGk ve barışçıl çözümü aynı zamanda müreffeh bGr ülkenGn Gmkanını da hayata geçGrecektGr. 144 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1184 ‒ 5-) KÜRT SORUNUNUN DEMOKRATİK VE BARIŞÇIL ÇÖZÜMÜ: KALICI ÇÖZÜMÜN ANAHTARLARI DEMOKRATİK EKONOMİ Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklı olarak ülkede yaşanan derGn ekonomGk tahrGbat yurttaşları yoksullaştırmış, ülkenGn kaynakları sGlahlanmaya ve güvenlGkçG polGtGkalara gGttGğG GçGn ekonomGk refah gerGlemGştGr. Dahası çatışmalı süreç kendG ekonomGsGnG yaratmış, günümüzde yaşanan servet transferG temelGndekG eşGtsGzlGklerGn ve yoksulluğun temel nedenlerGnden bGrG olmuştur. Kürt sorununun demokratGk ve barışçıl çözümünün en önemlG boyutlarından bGrG ekonomGdGr. Kürt sorununun gerçekten kalıcı bGr çözüme kavuşabGlmesG aynı zamanda yenG bGr ekonomG mGmarGsGnden geçer. Kürt sorununun çözümü Gle vahşG emek sömürüsü, kadın yoksulluğu, devasa sermaye karlılığı, GşsGzlGk, açlık ve sefalet asla bGr arada olamaz. Bu bağlamda DemokratGk EkonomG, kalıcı çözümün temel taşıyıcı kolonlarındandır. EkonomXde DemokrasX, DemokrasXde EkonomX KapGtalGst modernGtenGn toplumsal gerçeklGğe GlGşkGn en krGtGk müdahalelerGnden bGrG ekonomG Gle sGyaset olarak tarGf edGlen boyutları bGrbGrGnden ayrıştırmasıdır. Bu GdeolojGk-polGtGk bGlGnçlG hamle, ekonomG Gle sGyaset arasında GlGşkGsGzlGğGn mutlaklaştırılması üzerGne kuruludur. EkonomG Gle sGyasetG bGrbGrGnden ayıran bu rekompozGsyon, kapGtalGzmGn çıkarları temelGnde bGr toplumsal ontolojG Gnşa eder. Buna göre kapGtalGst pGyasa ekonomGsG, doğalında ve kendGlGğGnden kendG dengesGnG bulur. PGyasanın kendG GlahG bGr GşleyGş rasyonalGtesG vardır. Dolayısıyla sGyaset özellGkle devlet aygıtı, ekonomGye karışmamalı, bu mGstGk GşleyGşG bozmamalıdır. Karl PolanyG’nGn de sözünü ettGğG gGbG, her ne kadar kapGtalGst pGyasa ekonomGsGnGn ortaya çıkışında kamusal müdahale ve devlet hem kurucu hem de meşrulaştırıcı bGr rol oynamışsa, kapGtalGzmGn GdeolojGk aygıtları bu şekGlde aksG yönde propaganda yapmaktadırlar. Esasen ekonomG olarak tarGf edGlen alanı olumlu, sGyaset olarak tarGf edGlen alanı Gse olumsuz bGr yaklaşımla etGketleyen bu söylem, lGberalGzmde olduğu gGbG “GktGsadG olanın” kralGçe konumuna getGrGlmesG projesGdGr. Ancak bu ayrıştırmayı zGrveye taşıyan Gse neolGberalGzm olmuştur. WashGngton Uzlaşması’nın rGjGt-agresGf neolGberalGzmG, sGyasal olanın 145 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1185 ‒ ve dolayısıyla kamusalın, “ekonomGk” olan lehGne GtGbarsızlaştırılması kampanyasını coşkulu bGr bGçGmde yürütmüştür. EkonomGk alanı serbest pGyasa mekanGzmasıyla özdeşleştGrGp pGr-ü pak olarak sunan bu zGhnGyet, benzer bGçGmde sGyasal-kamusal alanı da etkGnsGzlGk, kayırmacılık ve partGzanlık gGbG pejoratGf çağrışımlarla yüklemGştGr. Buna göre özellGkle Keynesyen sosyal refah devletG uygulamaları, ekonomGde kamusal- devlet müdahalesGnG ve mülkGyetGnG genGşleterek ekonomGk etkGnlGğG zayıflatmış, böylelGkle kâr alanlarını daraltmıştır. “Doğası gereğG” olumsuz olarak addedGlen sGyasal-kamusal olan, “doğası gereğG” GyG ve doğru GşledGğG varsayılan serbest pGyasayı olumsuz etkGlemGştGr. Oysa ekonomGk alan, yanG serbest pGyasa mekanGzması kendG halGne bırakıldığında metafGzGk bGr şekGlde “denge”ye erGşecek ve en etkGn bGçGmde GşleyebGlecektGr. Bu çerçevede neolGberal zGhnGyet, sGyasal alan Gle ekonomGk alanın kesGn bGr bGçGmde ayrıştırılmasını savunmuş; mümkün olduğunda sGyasetG “Gdare” düzeyGne GndGrerek basGt bGr teknGk düzenek halGne getGrmeye yönelmGştGr. İdeolojGlerGn ve GdeolojGk olana GlGşkGn her tür tutumun değersGzleştGrGlmesG söylemlerG eşlGğGnde sGyasal alan etkGsGzleştGrGlerek salt GdarG bGr Gşleve dönüştürülmek GstenmGştGr. BöylelGkle neolGberal rasyonalGte, başta özelleştGrme polGtGkaları aracılığıyla kamusal-devlet mülkGyetGnGn tasfGyesG olmak üzere, ekonomGde kamusal nGtelGk taşıyan tüm unsurların gecGkmeksGzGn ekonomGk alanın dışına çıkarılması gerektGğGnG GlerG sürmüştür. Bu tarGhsel ve GdeolojGk-polGtGk zemGnde ekonomG Gle sGyasetG bGrbGrGnden ayrıştıran yaklaşım, demokrasGyG de salt “sGyaset” olarak tarGf edGlen alana sıkıştırmak GstemGştGr. Dahası demokrasG ekonomG Gle asla bGr araya getGrGlmek GstenmemGştGr. Oysa gerçek demokrasG, sGyaset Gle ekonomG arasındakG barGyerlerGn ortadan kaldırılmasıdır. DemokrasG bGr yanıyla toplumsal öznenGn ve toplumsal GlGşkG bGçGmGnGn kuruluşudur. Dolayısıyla demokrasG asla ekonomG alanından uzaklaştırılamaz. BGlakGs gerçek demokrasG ekonomG alanında çalışır. DEM PartG olarak ekonomGk olan Gle sGyasal olanın ayrıştırılmasına güçlü bGr GtGraz temelGnde radGkal demokrasGyG ve DemokratGk EkonomG’yG savunuyoruz. RadGkal demokrasG, demokrasG kavramının bGzzat kendGsGnGn demokratGkleştGrGlmesGdGr. DemokrasGnGn toplumsal gerçeklGğGn ve yaşamın tüm alanlarında yaşam bulmasıdır. EkonomG demokrasGyle buluşmalı, ekonomG de radGkal demokratGk dönüşüm projesGnGn kapsama alanına alınmalıdır. BGr tarafta sGyasal alanda demokrasG, örneğGn özgür seçGmler, yurttaşlık hakları, daha GyG bGr temsGl sGstemG, Gfade özgürlüğü, ancak dGğer tarafta yoğun emek sömürüsü, GşsGzlGk, derGn bGr yoksulluk ve sefalet aynı anda olamaz. SGyasal alanda göstermelGk 146 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1186 ‒ ve bGçGmsel de olsa katılım varken, ekonomG alanında hGçbGr bGçGmde yurttaşların katılım sağlayamaması kabul edGlemez. Katılımcı ve Komünal EkonomX Yurttaşların yaşamlarını doğrudan etkGleyen kararlarda yerel halkın söz, yetkG ve karar sahGbG olması gerekGrken, bu yetkGyG onların adına kullanan merkezGyetçG teknokratGk yaklaşım, karar alma süreçlerGnG merkezGleştGrerek yerel düzeydekG katılım Gmkânlarını ortadan kaldırmıştır. Buna karşılık DemokratGk EkonomG, devlet aygıtlarını ve bürokratGk yapıları toplum aleyhGne genGşletGp güçlendGren tarGhsel deneyGmlerden farklı olarak, demokrasGnGn derGnleştGrGlmesG ve yaygınlaştırılması aracılığıyla toplumu güçlendGrmeyG amaçlar. EkonomGyle demokrasGnGn buluştuğu DemokratGk EkonomG’de, yerellGk ve katılımcılık temel GlkedGr. Katılımcılığın temelGnde yerellGk vardır. Yurttaşlar, üretGm ve tüketGm kooperatGflerGnde, fabrGkalarda, atölyelerde, tarlalarda, dükkânlarda, ofGslerde, okullarda, hastanelerde yanG tüm GşyerlerGnde karar alma süreçlerGne aktGf bGr bGçGmde katılırlar. Yurttaşlar kendG sahGp oldukları, kendG komünal (topluluk) mülkGyetlerGnde olan GktGsadG varlıkları kendGlerG yönetGrler. Yurttaşların gereksGnGm duyduğu malların ve hGzmetlerGn üretGmGnde, hangG mal ve hGzmetGn üretGleceğG, ne mGktarda ve nasıl üretGleceğG sorularının cevapları yurttaşların, emekçGlerGn ve onların örgütlerGnGn katılımı Gle verGlGr. Bu kararlar demokratGk üretGm mekanGzmaları elGyle yürütülür. Mevcut kapGtalGst sGstemGn eşGtsGzlGkler yaratmasının en önemlG nedenlerGnden bGr tanesG de üretGm araçlarının eşGtsGz mülkGyet GlGşkGlerGyle bGr avuç kGşGde toplanmış, tekelleşmGş olmasıdır. Ancak bu gerçeğe karşın kapGtalGzmGn eşGtsGz mülkGyet, üretGm, tüketGm ve mübadele GlGşkGlerGnGn toplumsal rıza yaratımı, bGr avuç sermayedar sınıfının çıkarının ve faydasının tüm toplumun çıkarı ve faydasıyla özdeşleştGrGlmesG mGstGfGkasyonuyla sağlanır. KapGtalGzm toplum ve kamusal fayda karşıtı bGr sGstemdGr. Buna karşılık DemokratGk EkonomG, komünal-kamusal mülkGyetG Gfade eder. Komünal mülkGyetGn temel alınması, DemokratGk EkonomG’de temel GnsanG GhtGyaçların karşılanmasına GlGşkGn söz, yetkG ve karar mekanGzmalarının doğrudan toplum tarafından kullanılması anlamına gelGr. Böylece yurttaşlar, kendG temel GhtGyaçlarına daGr süreçlerde belGrleyGcG konuma sahGp olacaklardır. İnsanca yaşayabGlmek GçGn en temel GhtGyaçlar olan sağlık, eğGtGm, ısınma, ulaşım, barınma, beslenme, GletGşGm gGbG faalGyetlerde kamusal-topluluk mülkGyetG esas olmalıdır. Çünkü bu alanlar, Gnsanca yaşayabGlmenGn asgarG koşullarının sağlanmasına GlGşkGndGr. Adına serbest pGyasa ekonomGsG denen sGstemGn Gnsafına bırakılamaz. 147 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1187 ‒ Serbest pGyasa ekonomGsGnde müşterG olmak esastır. YanG GhtGyaç duyulan mallara ve/veya hGzmetlere erGşebGlmek GçGn fGyatının ödenmesG gerekGr. Oysa DemokratGk EkonomG’de Gnsanca bGr yaşam sürebGlmenGn asgarG gereksGnGmlerG olan sağlık, eğGtGm, ulaşım, barınma, beslenme, GletGşGm gGbG alanlarda müşterG değGl yurttaş temelGnde bGr GşleyGş geçerlG olacaktır. Parası olanın faydalanabGldGğG müşterGlGk GlGşkGsG yerGne sadece bu ülkenGn yurttaşı olduğu GçGn hak temelGnde faydalanabGldGğG toplumsal bGr sGstem kurulmalıdır. Çatışan bencGl bGreysel çıkarların arGtmetGk toplamından tüm toplumu kuşatacak, toplumsal GyGyG açığa çıkartacak bGr kamusal fayda oluşmaz. Kamusal fayda, bGrbGrGne zıt bencGl bGreysel çıkar çatışmalarından değGl, komünal-ortak GyGlGğe yönelmGş dayanışma ahlakıyla mümkündür. DemokratGk EkonomG, bencGl yok edGcG rekabet ahlakı yerGne yurttaşların dayanışmacı ahlakına dayanır. Yurttaş yerGne müşterGyG geçGrmek, “hak” yerGne “kâr”ı geçGrmektGr. YanG mal ve hGzmetlere müşterGlerGn erGşebGlmesG demektGr. Dolayısıyla sadece parası olan, yanG müşterG olmayı başarabGlenlerGn değGl GhtGyacı olanların faydalanabGldGğG bGr GhtGyaçlar sGstemG kurulmalıdır. Ortak GyGye ve doğruya, kamusal fayda merkezlG bGr ekonomG polGtGk tercGhle ulaşılabGlGr. Bu da DemokratGk EkonomG’dGr. EndüstrXyalXzmXn Talanına Karşı Eko-EkonomX KapGtalGzm emek sömürüsü üzerGne kurulu bGr sGstemdGr. Ancak kapGtalGzm aynı şekGlde endüstrGyalGzm çılgınlığıyla doğayı da sömürür. Doğanın sınırsız kar hırsıyla talan edGlmesG kapGtalGzmGn en temel GşleyGş bGçGmlerGnden bGrGdGr. Dolayısıyla sGstemGn sömürü rejGmG esasen GkG yönlü olarak Gşler. Emek gücünü metalaştırarak emeğG; ormanları, nehGrlerG, toprağı, dağları, ovaları, denGzlerG bGr bütün olarak eko-sGstemG metalaştırarak doğayı sömürür. İşte eko-ekonomG bu bGlGnç temelGnde yükselGr. Eko-ekonomG Gnsanı doğaya karşı kışkırtan yok edGcG mantığı kabul etmeyen, neoklasGk GktGsadın “sınırsız GhtGyaçlar vs. sınırlı kaynaklar” dogmasına karşı çıkan, Gnsan merkezcG hGyerarşGyG reddeden, geçGm faalGyetlerGnGn, üretGmGn ve tüketGmGn doğayla uyumunu öngören radGkal demokratGk paradGgmasıdır. EkolojG esasen hGyerarşGye GlGşkGn bGr meseledGr. Önce Gnsanı doğadan ayırarak karşısında konumlandıran, ardından Gnsanı bGyolojGk doğanın tepesGne yerleştGren akıl tamamen bGr hGyerarşGk mantıkla Gşleyerek Gnsan Gle doğa arasında bGr düşmanlık dGyalektGğG kurgular. Dolayısıyla eko-ekonomG her şeyden önce hGyerarşGyG reddeder. ÖrgütlenmesGnG hGyerarşGk değGl heterarşGk bGr düzlemde gerçekleştGrGr. DemokratGk EkonomG yurttaşların geçGm ekonomGsG temelGnde, antG-tröst yaklaşımla bürokratGk bGr katmanlaşmaya gGtmeden kendG ekonomGsGnG örgütlenmesGnG Gfade eder. Bu tarz 148 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1188 ‒ bGr örgütlenmenGn ölçeğG Gse komünlerdGr. Yurttaşlar merkezGyetçG ulus devlet aygıtının yerelG boğmasına GzGn vermeksGzGn kendG eko-ekonomGlerGnG yaratırlar. İktGsadG faalGyetGn can düşmanı tekellerdGr. Yurttaşların temel GhtGyaçları ve geçGm ekonomGsGnGn üzerGndekG sınırsız sömürü ve kar hırsına dayanan tekelleşme ortadan kaldırılmalı, komünler temelGnde eko-ekonomG örgütlenmesG gerçekleştGrGlmelGdGr. KapGtalGzmGn doğayı getGrdGğG korkunç yer ortada. Büyük bGr ekolojGk krGzGn ortasındayız. Sınırsız kar hırsı dünyayı canlılar GçGn yaşanılır bGr yer olmaktan çıkarabGlecek sonuçlar doğurmaktadır. FosGl yakıtların neden olduğu sera gazı salınımının, mGkro plastGklerGn sebep olduğu plastGk kGrlGlGğGnGn, habGtat kaybının, su kGrlGlGğGnGn ve kıtlığının geldGğG boyut ürkütücü. Dolayısıyla eko-ekonomG bGr alternatGfGn de ötesGnde bGr zorunluluktur. KapGtalGzmGn yarattığı büyük GklGm krGzGnden başka bGr çıkış yolu yoktur. Eko-ekonomG Gnsanlığın kurtuluş yoludur. Öte yandan eko-ekonomG sosyalGzmGn, solun, MarksGzmGn ekonomG paradGgmasının gerçek anlamda kapGtalGst modernGtenGn koordGnatlarından ayrı yerde konumlanmasının şartıdır. EkolojGyG gündemGne ve merkezGne almayan bGr ekonomG paradGgması kapGtalGst modernGteyG aşamaz. Bu temelde, ekonomGde tercGhler ve yapısal öncelGkler değGştGrGlerek yenG bGr mülkGyet, üretGm, mübadele ve tüketGm GlGşkGlerG kurulması zorunludur. Tekrar Gfade etmek gerekGrse DemokratGk EkonomG paradGgması, kalıcı çözümün temel taşıyıcı kolonlarındandır. DemokratGk EkonomG, TürkGye’dekG mevcut krGze karşı hem güncel hem de yapısal doğru çözümler Gçeren gerçek çözümlerG GçerGr. DemokratGk EkonomG’yle genGş toplumsal kesGmlerGn enflasyon, GşsGzlGk, gelGr dağılımı adaletsGzlGğG, yoksulluk, barınma sorunu gGbG acGl GhtGyaçlarına tüm emekçGlerGn, ezGlenlerGn ve dışlananların yararına çözümler üretGlebGlecektGr. DemokratGk EkonomG’yle bu sorunların bGr daha yaşanmaması GçGn kapGtalGzmGn sınırlarını aşan orta ve uzun vadelG çözüm önerGlerG gelGştGrGlGr. AlternatGf üretGm ve bölüşüm GlGşkGlerGnGn kurulması hedeflenerek gelecek toplumun ekonomGk ve toplumsal temellerG ortaya konur. DEMOKRATİK TOPLUM TürkGye, uzun yıllardır çözümsüz bırakılan ve süreklG ertelenen demokratGkleşme krGzGnGn GçGnden geçmektedGr. Sadece sGyasal bGr krGz değGl, aynı zamanda toplumsal, ekonomGk ve kültürel boyutları gGttGkçe derGnleşen çok boyutlu bGr krGz sürecGyle karşı karşıyadır. Bu krGz, devlet merkezlG ulus devlet paradGgmasının toplumsal GhtGyaçlara cevap üretme kapasGtesGnGn 149 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1189 ‒ tükendGğGnG ve demokratGkleşme talebGnGn artık ertelenemez bGr zorunluluk hâlGne geldGğGnG ortaya koymaktadır. Kürt sorunu bu krGzGn en görünür parçası olmakla bGrlGkte, Kürt sorununa GndGrgenerek daraltılan fakat gerçekte bütün toplumu GlgGlendGren bu krGz, yapısal bGr demokratGkleşme sorunu olarak devletGn tekçG ve merkezGyetçG yapısının artık sürdürülemez hâle geldGğGnG açık bGçGmde göstermektedGr. Bu krGz esasında devlet Gle toplum arasındakG bağların kopmasına yol açan, toplumsal GradeyG ve haklı taleplerG görünmez kılan ve halkı sGyasal süreçlerGn dışına Gten paradGgmanın Gflasıdır. Bugün TürkGye’de yaşanan krGz, devletGn toplumu yönetme kapasGtesGnGn erGmesG değGl, toplumu tanıma GradesGnGn tükenmesGdGr. Toplumun demokratGk dGnamGklerG bastırıldıkça, sGyasal alan daraldıkça, halk GradesG gasp edGldGkçe ülke hem ekonomGk hem sGyasal hem de toplumsal çürümenGn GçGne sürüklenmektedGr. Halk GradesGnGn gasp edGlerek beledGyelere kayyım atanması, muhalefetGn krGmGnalGze edGlmesG, demokratGk sGyaset mekanGzmalarının Gşlemez hâle getGrGlmesG, Kürt halkının GradesGnGn yok sayılması bu krGzGn açık göstergelerGdGr. DevletGn hGyerarşGk, tekçG ve merkezGyetçG yapısı toplumun çoğulluğunu yok saydıkça, halkın GradesG ve katılımı bastırıldıkça, farklı kGmlGkler, kültürler ve Gnançlar krGmGnalGze edGldGkçe sGyasal sGstem çözümsüzlüğe mahkûm olmuştur. Buna karşı halkların gelGştGrdGğG çözüm toplumun demokratGk örgütlülüğünün güçlenmesG, yerel demokrasGnGn genGşlemesG ve müzakerecG sGyasetGn yenGden Gnşa edGlmesGdGr. TürkGye’de demokratGk bGr gelecek Gnşa edGlecekse, bu ancak ve ancak toplumun tüm kesGmlerGnGn eşGt temsGlGne dayanan, çoğulcu, özgürlükçü ve yerel demokrasGyG esas alan demokratGk toplum yaklaşımıyla mümkündür. Bu nedenle TürkGye’nGn acGl GhtGyacı, devletGn tepeden GnmecG mantığının yenGden üretGlmesG değGl, tam aksGne toplumu özne kılan demokratGk bGr dönüşümü bGrlGkte Gnşa etmektGr. Kürt sorunu ve demokratGkleşme sorunu Gç GçedGr. GelGnen aşamada klasGk ulus devletçG çözüm modellerGnGn tıkandığı, güvenlGk merkezlG polGtGkaların çözüm üretmedGğG, toplumsal taleplerGn bastırılmaya çalışılmasının yalnızca krGzG derGnleştGrdGğG kesGnleşmGştGr. Bu durum yenG bGr paradGgmanın gereklGlGğGnG ortaya koymaktadır. Bu yenG paradGgma, “DemokratGk Toplum” kavramı etrafında şekGllenmekte; DemokratGk EkonomG, DemokratGk Anayasa ve DemokratGk CumhurGyet boyutlarıyla çok yönlü bGr çözüm yaklaşımı sunmaktadır. TürkGye’nGn sGyasal rejGmG bugün tarGhsel bGr kavşağın eşGğGndedGr. Yıllardır Kürt halkına, GşçGlere, emekçGlere, kadınlara, Gnanç topluluklarına ve ezGlen tüm kesGmlere dayatılan 150 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1190 ‒ tekçG, merkezGyetçG ve güvenlGkçG yönetGm tarzı en derGn krGzGnG yaşamaktadır. Bu krGz yalnızca GktGdarın sGyasal bunalımı değGldGr, aynı zamanda devletGn kendGsGnG toplumdan yalıtan, toplumu kendG öz GradesGnden koparan ulus devletçG paradGgmanın çözüme ulaşamayan karakterGnGn görünür hâle gelmesGdGr. TürkGye’de demokrasG, adalet, eşGtlGk ve barış talep eden mGlyonların karşı karşıya kaldığı baskı ve Gnkâr polGtGkaları artık sürdürülemez bGr düzeye ulaşmış, toplumsal dönüşüm GhtGyacı açık bGr gerçeklGk hâlGne gelmGştGr. Bu tarGhsel eşGk, yenG bGr toplumsal modelG, yenG bGr sGyaset hattını ve DemokratGk CumhurGyet anlayışını zorunlu kılmaktadır. Bu tartışmanın merkezGnde Gse DemokratGk Toplum kavramı durmaktadır. DemokratGk Toplum, devlet yapısının yüzeysel bGçGmde reforme edGlmesGnG değGl, halkın kendG kendGnG örgütledGğG, karar süreçlerGne doğrudan katıldığı ve tüm kGmlGklerGn eşGt yurttaşlık temelGnde özgürce yaşayabGldGğG yenG bGr toplumsal sözleşmeyG tarGf eder. PartGmGzGn yıllardır savunduğu DemokratGk CumhurGyet fGkrG de tam olarak bu zemGnde anlam kazanmaktadır: Halkların, Gnançların, kültürlerGn, cGnsGyetlerGn ve kGmlGklerGn eşGt ve özgür bGr arada yaşadığı, merkezGyetçGlGğGn değGl yerel demokrasGnGn esas alındığı, tekçGlGk yerGne çoğulculuğun güvence altına alındığı bGr sGyasal düzen. DemokratGk Toplum tam da bu GhtGyaca cevap veren bütünlüklü bGr önerGdGr. Toplumu özne hâlGne getGrGr, sGyasal alanı tabana açar ve katılımı özel bGr hak olmaktan çıkarıp bGr sGyaset kültürüne dönüştürür. Halk meclGslerGnden komünlere uzanan yapısı, demokratGk sGyasetG sadece sandıkla sınırlamadan yaşamın tüm alanlarında örgütlü, katılımcı ve çoğulcu bGr modelG mümkün kılar. Bu modelde mahalle meclGslerG, kadın meclGslerG, gençlGk meclGslerG, ekolojG komGsyonları, kültür ve Gnanç platformları toplumun kendG kendGnG yönetme GradesGnG somutlaştıran yapılardır. Tam da bu nedenle DemokratGk Toplum fGkrG, yıllardır savunduğumuz toplumcu ve katılımcı demokratGk sGyaset hattının teorGk ve pratGk zemGnGnG oluşturmaktadır. Bu noktada “DemokratGk Entegrasyon” kavramı da önem kazanmaktadır. ZGra DemokratGk Entegrasyon ne asGmGlasyon ne de ayrılıkçılıktır; tersGne, toplumsal kesGmlerGn kendG kGmlGklerGyle DemokratGk CumhurGyet’e katılımını Gfade eder. Bu model, toplum Gle devlet arasındakG GlGşkGnGn müzakerecG ve çoğulcu bGr çerçevede yenGden tanımlanmasını gerektGrGr. DemokratGk Entegrasyon, halkların ve toplumsal grupların özgün kGmlGklerGyle, kendG kurumlarıyla, kendG örgütlülüklerGyle DemokratGk CumhurGyet’e katılımını Gfade eder. Bu, zorla bGrleştGrme ya da asGmGlasyon değGl; kendG kGmlGğGyle eşGt ve özgür bGr ortak yaşamın anayasal 151 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1191 ‒ güvencesGdGr. Devlet Gle toplum arasındakG GlGşkGyG baskı temelGnde değGl, müzakere, Grade ve rıza temelGnde yenGden kurar. Başta Kürt sorunu olmak üzere ülkenGn tüm önemlG sorunlarının çözümünün anahtarı da tam olarak burada yatmaktadır. GüvenlGkçG polGtGkaların değGl, demokratGk sGyasetGn, müzakerenGn ve katılımcılığın yolundadır. DEM PartG müzakerecG demokrasGyG yenG dönemGn temel sGyasal yöntemG ve zemGnG olarak tanımlar. Özünde doğrudan katılımı, ortaklaşmayı, toplumsal uzlaşıyı ve farklılıkların eşGt ve karşılıklı rızaya dayalı GlGşkGsGnG GçerGr. MüzakerecG demokrasG aynı zamanda lGberal demokrasGnGn sınırlı katılım mekanGzmalarına ve çoğunlukçu yapısına, radGkal demokrasGnGn keskGn kopuşlarına, reel sosyalGzmGn bürokratGk ve otorGter yönelGmlerGne karşı daha kapsayıcı ve pratGk bGr demokratGk sGyaset modelGdGr. MüzakerecG demokrasG, yalnızca devlet Gle toplum arasındakG GlGşkGnGn dönüşümünü değGl; toplumun kendG GçGnde de yenG bGr özgürlükçü sGyasal kültürün gelGşmesGnG amaçlar. Ayrıca tüm bu tartışmalar yalnızca TürkGye bağlamıyla sınırlı değGldGr. Ortadoğu’nun çok kültürlü, çok etnGsGtelG, çok Gnançlı toplumsal yapısı düşünüldüğünde, ulus devlet anlayışının yaşadığı toplumu ayrıştıran, düşmanlaştıran, antG demokratGk bGr yapıya büründüren yapısal krGzGne de önemlG bGr çözüm modelGdGr. BölgenGn çok katmanlı toplumsal gerçeklGğGnG dGkkate alarak eşGt ve özgürlükçü Glkelerle bGrleştGrGr. Bu nedenle DemokratGk Toplum modelG yalnızca Kürt sorunu GçGn değGl, bölgesel barış ve GstGkrar GçGn de uygulanabGlGr bGr perspektGf olarak hayatG noktadadır. Rojava deneyGmG bu yaklaşımın güncel ve somut bGr örneğG olarak önümüzde durmakta bu yönüyle tüm dünyanın GlgGsGnG çekmektedGr. YenX BXr SXyasal ve Toplumsal Sözleşme: DemokratXk Toplum ParadXgması DemokratGk Toplum, yalnızca devletGn yenGden düzenlenmesGnG değGl, toplumun özneleşmesGnG ve özgürleşmesGnG hedefleyen tarGhsel bGr dönüşümdür. DevletçG modernGtenGn hGyerarşGk, tekçG ve merkezGyetçG yapısı toplumun çoğulluğunu yok saydıkça; halkın GradesG ve katılımı bastırıldıkça, farklı kGmlGkler, kültürler ve Gnançlar krGmGnalGze edGldGkçe sGyasal sGstem çözümsüzlüğe mahkûm olmuştur. DemokratGk Toplum, yalnızca bGr yönetGm bGçGmG ya da anayasal model değGldGr. Toplumun kendG kendGnG örgütleme kapasGtesGnG esas alan, sGyasal katılımı genGşleten, kültürel çoğulluğu güvence altına alan ve ekonomGk refahı toplumsallaştıran bütünlüklü bGr demokratGkleşme programıdır. 152 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1192 ‒ Toplumun kendG kendGnG yönetme kapasGtesG, çoğulculuk ve eşGt yurttaşlık, yerel demokrasGnGn kurumsallaşması, halk GradesGnG temsGl eden meclGslerden komünlere, yerel yönetGmlerden erGl GktGdarı aşan kadın örgütlenmelerGne kadar genGş bGr örgütsel zemGnG barındırır. DemokratGk Toplum, toplumun sGyasal alanını genGşletGrken devletGn hGyerarşGk baskısını daraltır, toplumsal karar süreçlerGnG merkezden yerele doğru yayar, toplumun kendG Gç dGnamGklerGnG güçlendGrmeyG esas alır. Devlet aklının yerGne toplumsal öz örgütlülüğü koyar. Halkın karar süreçlerGnden dışlandığı, yerel yönetGmGn Grade gaspıyla etkGsGzleştGrGldGğG, seçGmlerGn bGr yönetGm mekanGzmasına GndGrgenerek toplumsal katılımın daraltıldığı mevcut sGyasal yapı, TürkGye’nGn demokratGk GhtGyaçlarına cevap vermekten uzaktır. Buna karşı partGmGzGn savunduğu DemokratGk Toplum modelG, halk meclGslerGnden komünlere uzanan çok katmanlı bGr yerel örgütlenme zemGnG sunar. Mahalle meclGslerG, kadın ve gençlGk meclGslerG, ekolojG ve kültür komGsyonları halkın gündelGk yaşamın her alanında söz ve karar sahGbG olmasını sağlayan kurumsal mekanGzmalardır. Bu modelde demokrasG, dört-beş yılda bGr sandığa gGtmekten Gbaret değGl; süreklG, dGnamGk ve doğrudan katılıma dayalı bGr toplumsal sGyaset kültürüdür. Bu nedenle DemokratGk Toplum, devletGn toplum üzerGndekG vesayetGnG kaldırmakla yetGnmez, toplumun kendGsGnG yönetme GradesGnG güçlendGrGr. DemokratGk CumhurGyet de tam olarak bu toplumsal tabana dayanır: Çok kGmlGklG, çok kültürlü, çok dGllG bGr sGyasal bütünlük; eşGt yurttaşlık temelGnde halkların özgür ortak yaşamı. Çoğulcu BXr DemokratXk Yaşamın TemelX TürkGye’nGn toplumsal yapısı çok kGmlGklG, çok dGllG, çok Gnançlı ve tarGhsel olarak çeşGtlGlGğe dayanan bGr bütünlüktür. Ancak ulus devlet, bu çeşGtlGlGğG çoğu kez tehdGt olarak görmüş; Gnkâr, baskı ve homojenleştGrme polGtGkalarıyla toplumsal zengGnlGğG daraltmıştır. Bu nedenle DemokratGk Toplum’un Gnşası, farklılıkların yalnızca tanınmasını değGl, talep ve GhtGyaçlarının sGyasal sGstemGn merkezGne yerleştGrGlmesGnG zorunlu kılar. DGlsel, kültürel ve sGyasal hakların eşGt yurttaşlık temelGnde anayasal güvence altına alınması, yerel yönetGmlerGn güçlendGrGlmesG, kayyım uygulamalarına son verGlmesG, Kürt halkının kendG kurumlarıyla eşGt bGçGmde yer alması DemokratGk Toplum’un temel koşuludur. DemokratGk Toplum, Gnanç özgürlüğünün devlet vesayetGnden tamamen arındırılması; cemevlerGnGn Gbadethane olarak tanınması, DGyanet İşlerG Başkanlığı’nın zorunlu devlet kurumu 153 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1193 ‒ olmaktan çıkarılması, toplumun Gnanç çeşGtlGlGğGnG yansıtan eşGtlGkçG bGr modelGn hayata geçGrGlmesGdGr. Kadın özgürlüğü, yalnızca cGnsGyet eşGtlGğGnGn sağlanması anlamına gelmez. Aynı zamanda demokratGk toplumun ontolojGk temelGdGr. Kadının özgürleşmesG, toplumun bütününün özgürleşmesGnGn koşuludur. DemokratGk Toplum bütün alanlarda kadınların eşGt temsGlGne, kurumsal gücüne ve bağımsız örgütlülüğüne dayanmaktadır. Erkek egemenlGğGnGn ürettGğG şGddetGn yapısal nGtelGğG göz önünde bulundurulduğunda, kadınların sGyasal, ekonomGk ve toplumsal alanda eşGt ve bağımsız örgütlülüğü DemokratGk Toplum’un Gnşasının önkoşuludur. DemokratGk Toplum paradGgması, kadın özgürlüğünü merkeze alarak toplumsal dönüşümün yolunu açar. Eşbaşkanlık sGstemG, kadın meclGslerG, öz savunma mekanGzmaları ve kadın ekonomGlerG demokratGk toplumun sadece bGrer kurumsal ayağı değGl, toplumsal örgütlülüğün taşıyıcı sütunlarıdır. Bu nedenle DemokratGk Toplum’un Gnşası, kadınların özgürlük mücadelesGyle Gç GçedGr. Kadın özgürlüğü olmadan demokratGkleşme mümkün değGldGr. DemokratGk Toplum, başta gençler ve kadınlar olmak üzere tüm farklı kesGmlerGn ortak yaşamın eşGt öznelerG hâlGne gelmesGnG hedefler. Aynı zamanda bütün bu farklılıkları bGr çatışma alanı olarak değGl, eşGtlGk ve özgürlük temelGnde ortak yaşamın zengGnlGğG olarak kabul eder. Komünal Kuruluş DemokratGk Toplum’un en somut sGyasal-toplumsal örgütlenmesG komünlerdGr. Komün, yalnızca bGr “yerel örgütlenme bGçGmG” değGl; toplumun kendG kendGnG yönetme GradesGnGn en doğrudan, en katılımcı ve en yatay bGçGmde görünür olduğu yapıdır. Bu temelde yerel toplumsal örgütlenme olarak mahalle komünlerGnG, kadın komünlerGnG, gençlGk komünlerGnG, ekolojG komünlerGnG, ekonomG komünlerGnG esas alır. Mahalle komünlerG eğGtGm, sağlık, çevre, altyapı, kültür ve toplumsal dayanışma gGbG alanlarda halkın doğrudan karar alabGldGğG bGrGmlerdGr. Her komün kendG çalışma gruplarını oluşturur ve yerel sorunları tespGt edGp çözümler üretGr. Kadın komünlerG kadınların özgün örgütlenmesG demokratGk toplumun omurgasıdır. Kadın komünlerG, erkek egemen GktGdarı aşmanın temel araçlarıdır ve kendG karar süreçlerGne sahGptGr. GençlGk komünlerG, gençlerGn söz ve örgütlenme hakkını genGşletGr, kültür-sanat, teknolojG, eğGtGm ve toplumsal dayanışma alanlarında özerk alanlar oluşturur. 154 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1194 ‒ EkolojG komünlerG, yerel ekolojGk koruma polGtGkalarını belGrler, su, toprak ve doğal kaynakların kamusal nGtelGğGnG korur. EkonomG alanındakG komünal kuruluş temel bGrGmG kooperatGflerdGr. KooperatGfler, yerel üretGm ağları, topluluk ekonomGlerG ve dayanışmacı/ortaklaşmacı paylaşım mekanGzmaları demokratGk ekonomGnGn temel araçlarıdır. Bu modelde ekonomGk faalGyet pGyasanın Gnsafına bırakılmaz, toplum kendG ekonomGk kaynakları üzerGnde doğrudan söz sahGbG olur. Kadın emeğGnGn görünür ve özgür kılınması, gençlGğGn yaratıcı üretGm alanlarının genGşletGlmesG, tarımın ve yerel üretGmGn güçlendGrGlmesG komünal ekonomGnGn aslG unsurlarıdır. Komünler, ekonomGk alanın demokratGkleştGrGlmesGnde merkezG bGr rol üstlenGr. Gıda üretGm kooperatGflerG, kadın emeğG kooperatGflerG, topluluk alternatGf enerjG projelerG, yerel tarım ağları, paylaşım ve dayanışma ağları başta olmak üzere bu yapılar hem toplumun ekonomGk bağımsızlığını hem de topluluk temellG dayanışmayı güçlendGrGr. Halkların DemokratXk BXrlXğXne Dayalı YenX BXr Yaşam DemokratGk toplum, sadece bGr yönetGm modelG değGl; toplumsal GlGşkGlerG, ekonomGk yapıyı ve kültürel çeşGtlGlGğG bütünlüklü bGçGmde yenGden düzenleyen bGr perspektGftGr. DevletçG modernGtenGn ürettGğG hGyerarşGk GktGdar bGçGmlerGne, merkezGyetçGlGğe, tekçGlGklere ve cGnsGyet eşGtsGzlGğGne karşı toplumun tarGhsel-komünal nGtelGğGnG güçlendGrmeyG amaçlar. İnsanlığın tarGhsel gelGşGmG GncelendGğGnde, merkezG devlet yapılanmalarından çok daha önce komünal örgütlenme pratGklerGnGn egemen olduğu görülmektedGr. Ortaklaşma, dayanışma ve karşılıklı yardımlaşma üzerGne kurulu bu toplumsal GlGşkGler, tarGh boyunca farklı düzeylerde varlığını sürdürmüş; devletGn ortaya çıkışıyla tümüyle ortadan kalkmamış ama oldukça zayıflamıştır. DemokratGk toplum modelG, toplumsallığın komünal değerlerG olan bu tarGhsel mGrası toplumun, toplumu oluşturan tüm kesGmlerGn GhtGyaçlarını gözeterek, bunları temel alarak toplumu demokratGk temeller üzerGnden örgütlemeyG hedefler. Sonuç olarak demokratGk toplum yaklaşımı, devlet merkezlG çözüm arayışlarının sınırlarını aşan; toplumsal örgütlenmeyG, ekonomGk paylaşımı, kültürel çeşGtlGlGğG ve sGyasal temsGl bGçGmlerGnG bütüncül bGr şekGlde dönüştürmeyG hedefleyen genGş kapsamlı bGr demokratGkleşme programıdır. Bu model, Kürt sorununun çözümünü yalnızca sGyasal müzakereye değGl, toplumun tüm alanlarında demokratGk yapıların güçlendGrGlmesGne bağlar. YenG dönem, çatışma stratejGsGnden 155 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1195 ‒ demokratGk sGyaset stratejGsGne; merkezGyetçGlGkten yerel demokrasGlere doğru bGr geçGş sürecG olarak tanımlanır. DemokratGk toplumun Gnşası, sadece sGyasal özne ve kurumların değGl tüm toplumsal kesGmlerGn ortak sorumluluğu olarak görülmelGdGr. Bu çerçevede amaç, devletGn GçGnde erGyen değGl kendG özgün örgütlülüğüyle güçlenen; çatışmayı değGl müzakereyG esas alan; tekçGlGk yerGne çoğulculuğu koruyan; eşGtlGkçG ve özgürlükçü bGr toplumsal düzen yaratmaktır. DemokratGk toplum programı, yalnızca Kürt halkının özgürlük talebGnGn değGl, TürkGye halklarının ortak demokratGk geleceğGnGn anahtarını sunmaktadır. Bugün toplumun karşısında GkG yol bulunmaktadır: ya tekçGlGkte ısrar eden, krGzG ve çatışmayı büyüten, toplumu boğan anlayış devam edecek ve sorunları daha da büyütecek; ya da halkların eşGtlGğGnG, yerel demokrasGyG ve toplumsal özgürlüğü temel alan demokratGk toplum ve demokratGk cumhurGyet modelG hayata geçGrGlerek kalıcı çözüme ulaşılacaktır. DemokratGk toplum paradGgması; Kürt halkının özgürlüğünün olduğu kadar TürkGye halklarının ortak demokratGk geleceğGnGn de yol harGtasıdır. Halkların demokratGk bGrlGğG mümkündür. EşGt, özgür ve çoğulcu bGr yaşam mümkündür. Yerel demokrasG, kadın özgürlüğü ve çoğulculaşmış bGr sGyasal düzen mümkündür. YenG bGr demokratGk cumhurGyet mümkündür. Halkların ortak GradesGyle kurulacak demokratGk toplum, TürkGye’nGn karanlıktan çıkış yoludur. Barışın, özgürlüğün ve eşGtlGğGn yolu buradan geçmektedGr. DEMOKRATİK CUMHURİYET VE DEMOKRATİK ANAYASA TürkGye’nGn anayasal düzenGnGn yüz yılı aşan bGr tarGhsel seyrG vardır. Uzun süredGr gündemde olan TürkGye’dekG Anayasa sorununda GhtGyaç duyulan şey, yalnızca bGr “anayasa değGşGklGğG” olmayıp CumhurGyet’Gn demokratGk bGr bağlamda yenGden tesGs edGlmesGdGr. SGyasal bGlGmler ve anayasa kuramı açısından anayasa, yalnızca devletGn örgütlenmesGnG belGrleyen bGr normlar toplamı değGldGr. Alman fGlozof Jürgen Habermas, hukuk kuramcısı Hans Kelsen, sGyaset teorGsyenG Hannah Arendt ve modern sözleşmecG düşünürler temelGnde anayasa şu şekGlde tarGf edGlebGlGr: Anayasa, bGr toplumun kendG geleceğGnG belGrleme yetkGsGnG nasıl paylaştığını, sGyasal GktGdarı ne şekGlde sınırlayıp meşrulaştırdığını ve yurttaşların bGrbGrlerGyle hangG haklar ve yükümlülükler temelGnde bGr arada yaşayacağını belGrleyen sözleşmedGr. Kısaca anayasa yalnızca devletGn yapısını değGl, yurttaş ve toplum tanımından halkların, Gnançların, farklı kGmlGklerGn ve aGdGyetlerGn nasıl yaşamak GstedGğGne ve olması gereken eşGtlGğG 156 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1196 ‒ hangG Glkeler üzerGne kurduğunu da belGrler. Dolayısıyla anayasa, teknGk bGr metGn değGl her bGr yurttaşın kendG varlığını ortak bGr hukuk GçGnde yenGden üretme GradesGdGr. TürkGye’nGn sGyasal tarGhG, özellGkle KürtlerGn dGlG, kültürü ve sGyasal taleplerGnGn bastırılmasına yönelGk polGtGkalarla örülüdür. AnadGlGn kamusal alandan dışlanması, eğGtGmde tekçG düzenlemeler, yerel yönetGmlerGn vesayet altına alınması, sGyasal partGlerGn kapatılması, Gfade ve örgütlenme özgürlüğünün sınırlanması ve kayyım pratGklerG gGbG uygulamalarla Kürt meselesG “güvenlGk sorunu” adı altında yönetGlen yapay bGr çerçeveye sıkıştırılarak hakGkatGnden koparılmak GstenmGştGr. Fakat bu yaklaşım, gerçeğG tarGhten berG değGştGremedGğG gGbG Kürt meselesGnGn, temelde anayasal tanınma ve eşGt/özgür yurttaşlık sorunu olduğu gerçeğGnG de değGştGrmemektedGr. Kürt meselesG bGr güvenlGk sorunu değGl, bütüncül hukukla anayasaya dahGl edGlme meselesGdGr. BGr başka deyGşle Kürt sorunu anayasal bGr sorundur. Kürt sorununun demokratGk ve barışçıl temelde kalıcı çözümü DemokratGk Anayasa’dan geçer. DemokratGk CumhurGyet GlkesG Gse devletG değGl halkları, Gnançları, kGmlGklerG, kültürlerG yanG toplumsal tüm dGnamGklerG temel alan, yürütme-yargı-yasama GlGşkGlerGnG gerçek bGr denge denetGm GçGnde kuran, bGreysel ve kolektGf hakları evrensel normlara göre güvence altına alan bGr rejGm modelGdGr. DemokratGk CumhurGyet kültürel farklılık ve zengGnlGktGr. CumhurGyetGn demokrasGyle buluşmasıdır. Özgür ve demokratGk bGrlGğGn esas olduğu DemokratGk CumhurGyet tüm toplum GçGn güvencedGr. DemokratGk CumhurGyet’te her bGrey kendG kültürünü ve tercGhlerGnG özgürce yaşayabGlecektGr. TÜRK-KÜRT İLİŞKİSİNDE TARİHSEL EŞİK: BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM ÇAĞRISI Ortadoğu’da büyük jeopolGtGk kırılmaların yaşandığı bGr döneme kapı aralanmaktadır. İsraGl’Gn 7 EkGm 2023 Aksa Tufanı sonrası saldırılarıyla bGrlGkte bölgede derGnleşen güç mücadelelerG, merkezG otorGtelerGn zayıflaması ve ulus devlet formunun krGzGnGn daha da belGrgGnleşmesG, Kürt sorununun çözümünü yalnızca TürkGye GçGn değGl, tüm Ortadoğu GçGn stratejGk bGr zorunluluk halGne getGrmektedGr. 157 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1197 ‒ Öte yandan SurGye’de 13 yılı aşkın süren savaşa rağmen ayakta duran 62 yıllık Esat RejGmG’nGn dış güçlerGn de desteğGyle bGr haftalık bGr süreçte çöküşü, Ortadoğu’dakG krGzG daha derGnleştGrmektedGr. FGlGstGn’de süregelen yıkım, Gazze’dekG GnsanG felaket ve bölge genelGnde artan gerGlGm, Ortadoğu’nun bGr yenGden dGzayn sürecGne gGrdGğGnG açıkça ortaya koymaktadır. Tam da bu süreçte tarGh, Kürtler GçGn seyrGnG değGştGrmek zorunda kalmıştır. Kürtler bölgesel denklemGn merkezdekG aktörü, demokratGk çözüm perspektGfGyle bölgenGn geleceğGnde belGrleyGcG öznesG konumuna gelmGştGr. Kuzey ve Doğu SurGye’de Gnşa edGlen deneyGm ve tüm baskılara rağmen TürkGye’de gelGşen demokrasG mücadelesG, Ortadoğu’nun bu krGzlG ortamına alternatGf bGr modelGn mümkün olduğunu göstermektedGr. Ortadoğu’dakG bu krGzlG ortam Kürt sorununu artık ertelenebGlGr bGr “Gç sorun” olmaktan çıkarıp bölgesel barış ve GstGkrarın temel anahtarı halGne getGrmektedGr. Hatırlatmak gerekGr kG, yüzyıl boyunca TürkGye’nGn “Gç meselesG” olarak ele alınan Kürt sorunu, SurGye İç Savaşı’yla bGrlGkte artık Gnkâr edGlemeyecek düzeyde bölgesel ve uluslararası bGr nGtelGk kazandı. 2011 sonrası Rojava’da gelGşen ve KürtlerGn öncülük ettGğG yenG sGyasal- toplumsal düzen, yalnızca Ortadoğu sGyasetGnGn değGl, küresel kamuoyunun da dGkkatle GzledGğG bGr olguya dönüştü. Böylece, uzun yıllar TürkGye’nGn Gç polGtGk dengelerG üzerGnden tartışılan mesele, uluslararası GlGşkGlerGn, güvenlGk polGtGkalarının ve küresel-bölgesel güç mücadelelerGnGn ayrılmaz bGr parçası halGne geldG. Bu dönüşüm, Kürt sorununun artık yalnızca sınır GçG dGnamGklerle açıklanamayacağını, bölgesel jeopolGtGğGn, küresel güçlerGn ve yerel aktörlerGn bGrbGrGne eklemlendGğG çok katmanlı bGr denklem halGne geldGğGnG açık bGçGmde gösterdG. Bu gelGşmelerGn yaşandığı bGr dönemde MHP lGderG Devlet BahçelG, önce 1 EkGm 2024’te DEM PartG Gle tokalaştı, ardından 22 EkGm 2024’te partGsGnGn grup toplantısında yaptığı konuşmada, Öcalan’ın üzerGndekG tecrGdGn kaldırılması ve MeclGs’te konuşma yapması önerGsGnde bulundu. Bu açıklamadan bGr gün sonra Gse DEM PartG Urfa MGlletvekGlG Ömer Öcalan, İmralı’da 43 aydır tecrGt altında olan Sayın Abdullah Öcalan Gle 23 EkGm’de görüştüklerGnG duyurarak, mesajını paylaştı: “Koşullar oluşursa bu sürecG çatışma ve şGddet zemGnGnden hukukG ve sGyasG zemGne çekecek teorGk ve pratGk güce sahGbGm.” Bu tarGhsel eşGkte, Öcalan 27 Şubat Çağrısı Gle Kürt sorununun demokratGk çözümüne ve Kürt-Türk GlGşkGlerGnGn demokratGk temelde güncellenmesGne dönük stratejGk bGr müdahale gelGştGrdG. Bu çağrı, yüz yılı aşkın süredGr Gnkâr ve ret polGtGkalarıyla örülen GlGşkGler sGstemGne yenG bGr yön verme gücüne sahGptG. 158 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1198 ‒ “Barış ve DemokratGk Toplum Çağrısı”, sadece Kürt hareketG GçGn değGl, bütün TürkGye GçGn bGr dönüm noktası nGtelGğGndedGr. Çağrı, 2013 çözüm sürecGnde okunan Newroz deklarasyonundan sonra gelen en kapsamlı barış beyanı olduğu gGbG, ondan da öteye geçerek PKK’nGn tamamen sGlahsızlanması ve kendGnG feshetmesGnG öngören bGr çerçeve sunmuştur. Bu çağrının tarGhsel önemG GkG temel hat üzerGnden okunmalıdır: BGrGncGsG, Öcalan PKK’nGn sGlahlı mücadele dönemGnGn tarGhsel mGsyonunu tamamladığını açıkça Gfade etmGştGr. “Varlığı zorla sona erdGrGlmemGş her çağdaş cemGyet ve partGnGn gönüllü olarak yapacağı gGbG…” dGyerek PKK’ye, kendGnG feshederek devlet ve toplumla demokratGk düzlemde bütünleşme kararı alma çağrısı yöneltmGştGr. Bu, çatışma döngüsünün bGzzat Öcalan tarafından nGhaG olarak sonlandırılması anlamına gelmektedGr. NGtekGm PKK de kısa süre GçGnde kongresGnG toplayarak bu doğrultuda karar almış, neredeyse yarım yüzyıllık sGlahlı çatışma dönemG, Öcalan’ın çağrısıyla fGGlen kapanma sürecGne gGrmGştGr. İkGncGsG, Öcalan’ın çağrısı, devlet açısından da sorunun çözümü GçGn yenG bGr müzakere zemGnG yaratmıştır. Öcalan, BahçelG ve Erdoğan’ın sGyasG Grade beyanlarına referansla bu çağrıyı yaptığını belGrtmGş, devletGn en üst kademelerG tarafından da Gşaret edGlen “çözüm nGyetG”nG karşılıksız bırakmamıştır. SGlahların devre dışı kaldığı, çatışmalı dönemGn gerGde bırakıldığı bGr ortamda, Kürt sorununun özüne GlGşkGn meselelerGn hukukG ve sGyasG zemGnde müzakere edGlmesGnGn önünü açmıştır. Kürt sorununun sGyasal, hukukG, kültürel ve ekonomGk boyutlarına odaklanma Gmkânı doğmuştur. Bu çerçevede Barış ve DemokratGk Toplum Çağrısı, Kürt meselesGnde yenG bGr dönemGn merkezî referans belgesG hâlGne gelmGştGr. SGlahların sustuğu, demokratGk çözüm GradesGnGn açıkça beyan edGldGğG bu tarGhsel momentGn krGtGk eşGğG olmuştur. Bugün gelGnen noktada gerçek açıktır: Kürt sorununun çözümü, artık bGr tercGh değGl, tarGhsel bGr zorunluluktur. Ne operasyonlarla ne de kayyumlarla bu gerçek bastırılabGlGr. Çözüm, zor aygıtlarında değGl, demokratGk müzakere masasında; Gnkâr polGtGkalarında değGl, halkların eşGtlGğGnde yatmaktadır. Bu anlamıyla Barış ve DemokratGk Toplum perspektGfG, yalnızca bGr çözüm önerGsG değGl, Ortadoğu’nun kan ve yıkım üreten düzenGne karşı halkların geleceklerGnG kendG belGrleme manGfestosudur. Bu zorunluluk, TürkGye’yG ya otorGter karanlıkta daha da derGnleşmeye ya da gerçek bGr demokratGk dönüşümle halkların ortak geleceğGnG Gnşa etmeye zorlayan krGtGk bGr yol ayrımıdır. Ve artık bu yol ayrımında gerG dönüş yoktur. 159 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1199 ‒ NegatXf Barıştan PozXtXf Barışa Barış yalnızca çatışmasızlık olarak değGl, demokratGk dönüşümün ve özgür yurttaşlık hukukunun Gnşası olarak tanımlanmalıdır. Johan Galtung’un kavramsallaştırdığı bGçGmGyle barış, yalnızca sGlahların susması, yanG negatGf barış değGl, aynı zamanda adalet ve özgürlüğün tesGs edGlmesGyle toplumda kalıcı hâle gelen bGr durumdur, yanG pozGtGf barış.19 TarGhsel deneyGmler göstermGştGr kG, tek başına çatışmasızlık, barış anlamına gelmemektedGr. Savaşın veya çatışmanın olmaması, eğer toplumsal adaletsGzlGkler, hak GhlallerG ve demokrasG eksGklGğG devam edGyorsa, sürdürülebGlGr bGr barış getGrmeyecektGr. Kalıcı barış, ancak meşru ve kapsayıcı bGr sGyasal zemGne oturan demokratGk bGr çözüm sürecGyle mümkündür. NegatGf barış anlayışı çatışmanın durmasını yeterlG görürken, pozGtGf barış anlayışı barışın toplumsal dokuda kök salmasını ve demokratGk bGr toplumun Gnşasını hedeflemektedGr. Barışı salt “çatışmanın yokluğu” olarak tanımlayan anlayış yerGne, “adaletlG ve demokratGk bGr toplum düzenGnGn varlığı” olarak tanımlayan yaklaşımı esas alınmalıdır. Bu nedenle, barış sürecGnGn nGhaG hedefG yalnızca sGlahların susması değGl, aynı zamanda TürkGye’de gerçek bGr demokratGk dönüşümün gerçekleştGrGlmesGdGr. Kürt halkının ve tüm farklı kGmlGklerGn, kültürlerGn eşGt yurttaş olarak kabul gördüğü, haklarının anayasal güvenceyle tanındığı demokratGk bGr düzende ancak kalıcı barış mümkün olacaktır. Bu çerçevede pozGtGf barış vGzyonunun merkeze alınması elzemdGr. Barış sürecGnde atılacak her adımın, çatışmasızlık ortamını korumakla bGrlGkte demokratGkleşmeyG ve toplumsal barışı derGnleştGrmesG hedeflenmelGdGr. NegatGf barış yerGne pozGtGf barışın esas alınması, yanG yalnızca sGlahların susmasına değGl halkların eşGtlGğGne, hak ve adalet temelGnde kurulan bGr barış düzenGne odaklanılması kalıcı çözümün anahtarıdır. DEM PartG olarak belGrtmek GsterGz kG, GçGnden geçtGğGmGz Barış ve DemokratGk Toplum SürecG, yalnızca Kürt sorununun değGl, TürkGye’nGn demokratGk geleceğGnGn de anahtarıdır. Kürt sorununun demokratGk çözümü, TürkGye’nGn demokratGk ve ekonomGk geleceğGnG doğrudan belGrleyecektGr. Öte yandan, bu kısa tarGhsel seyGr gösterGyor kG, Kürt sorununun çözümsüzlüğü sadece Gnsan hakları GhlallerG, sGyasal gerGlGm yaratmakla kalmıyor aynı zamanda bütçe ve ekonomG 19 Johan Galtung, Çatışmaları Aşarak Dönüştürmek, çev. Havva Kök, USAK Yayınları, 2001 160 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1200 ‒ üzerGnde de cGddG yük oluşturmaktadır. SGlahlanma, operasyon ve güvenlGk altyapısı GçGn ayrılan kaynaklar, sağlık, eğGtGm ve bölgesel kalkınma yatırımlarını azaltmaktadır. O nedenle uzun vadelG çözüm, yalnızca toplumsal barışı değGl, ekonomGk refahı da mümkün kılacaktır. Bu nedenle 2026 BütçesG, tarGhsel bGr tercGhGn GfadesG olmak zorundadır. Barışın kalıcı hale gelmesG, yalnızca Kürt halkının değGl, TürkGye toplumunun tamamının özgürleşmesG demektGr. Artık sGlahların değGl sözün, baskının değGl dGyalogun, sGlahlanmanın değGl barış bütçesGnGn zamanı gelmGştGr. Bu tarGhG fırsatın değerlendGrGlmesG, kaynakların toplumsal GhtGyaçlara yönlendGrGlmesGyle mümkün olacaktır. Artık tarGhsel sorumluluk açıktır. Kürt sorununun demokratGk çözümüyle bGrlGkte yalnızca sGyasal bGr krGz değGl, aynı zamanda TürkGye’nGn kronGk ekonomGk adaletsGzlGğG de aşılabGlecektGr. Barışın kalıcı hale gelmesG, halkların refahını büyütecek, toplumsal kaynakların gerçek GhtGyaçlara yönelmesGnG sağlayacaktır. Bugün adım atmaktan korktuğumuz her çözüm, yarının kaybıdır. Bu yüzden, geçmGşGn acılarından ders çıkararak, barış ve demokratGk toplumun Gnşası GçGn cesur adımlar atmanın zamanıdır. Çünkü Kürt sorununun çözümü, demokratGk TürkGye’nGn geleceğGdGr. Türk-Kürt GttGfakının tarGhsellGğG ve konjonktürel gerçeklGğG, sadece TürkGye sınırları GçGnde değGl, Ortadoğu bölgesGnde de demokratGk, özgür ve eşGt geleceğGn anahtarı ve temGnatıdır. 161 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝ YASAMA DÖNEMİ YASAMA YILI 28 4 SIRA SAYISI: 226-227 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ İLE 2024 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TEKLİFİ (1/280, 1/279) RAPORLARI Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarına İlişkin Karşı Görüşler ve Ek Görüş 2025 CİLT 1/B Not: Bu Sıra Sayısına; elektronik ortamda https://www.tbmm.gov.tr/yasama/komisyon-raporlari internet adresindeki sorgu sayfası üzerinden erişilebilmektedir. Kanunlar ve Kararlar Başkanlığı ‒ 1201 ‒ İÇİNDEKİLER Sayfa • MİLLİYETÇİ HAREKET PARTISİ 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi Ek Görüş. .......................................1205 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi Ek Görüş............................ 1277 • İYİ PARTI 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi Karşı Oy Yazısı............................. 1283 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi Karşı Oy Yazısı.................. 1961 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1203 ‒ MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ EK GÖRÜŞ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1205 ‒ MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ’NİN 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TEKLİFİ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORUNA EK GÖRÜŞLERİ (TBMM İçtüzüğünün 42’nci maddesinin son fıkrası uyarınca hazırlanmıştır.) 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi Cumhurbaşkanı tarafından 16 Ekim 2025 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulduktan sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın 23 Ekim 2025 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonundaki sunumunun ardından 30 Ekim 2025 tarihinde komisyonda başlayan bütçe görüşmeleri, 1 Aralık 2025 tarihinde tamamlanmıştır. 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi, 8 Aralık 2025’ten itibaren TBMM Genel Kurulunda görüşülüp kanunlaşacaktır. 2026 yılı bütçesi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişimizin ardından hazırlanan sekizinci, Türk ve Türkiye yüzyılının üçüncü bütçesidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifini tümüyle olumlu değerlendiriyor ve destekliyoruz. TBMM İçtüzüğünün 42’nci maddesinin son fıkrasında, Plan ve Bütçe Komisyonu Üyelerinin, Komisyon Raporuna katılmakla beraber, raporda yer almayan görüşlerini rapora eklemek hakkına sahip oldukları belirtilmektedir. Milliyetçi Hareket Partisine mensup Komisyon Üyeleri olarak; 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifinin komisyon görüşmelerinde hem tümüne, hem de ayrı ayrı her bakanlık ve kurumun bütçesine olumlu oy kullanılmıştır. Komisyon raporuna katılmakla birlikte, rapora ilave olarak hazırladığımız görüşlerimize ve yapıcı önerilerimize TBMM İçtüzüğünün 42’nci maddesi uyarınca aşağıda yer verilmiştir. A. GENEL DEĞERLENDİRME Plan ve Bütçe Komisyonunda 2026 yılı Bütçe Kanun Teklifi kapsamında; 41 genel bütçeli kamu idaresi, 129 yükseköğretim kurumu, 47 özel bütçeli kamu idaresi, 11 düzenleyici ve denetleyici kamu idaresi olmak üzere toplam 228 kamu idaremizin bütçesi görüşülmüştür. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi, program sınıflandırması yoluyla toplumun beklentileri esas alınarak kaynak tahsis edilen kamu hizmetlerini ve harcama önceliklerini göstermekte, ayrıca program ve alt program düzeyinde üretilen performans bilgisi yoluyla kamu hizmet sunumu performansının ölçülmesi, izlenmesi ve değerlendirilmesi konusunda karar alıcılara, kamuoyuna ve TBMM’ye bilgi sunmaktadır. Program bütçe esaslarına göre hazırlanmış olan Merkezi Yönetim Bütçesindeki ödenekler, 68 program arasında dağıtılmıştır. 2026 yılı Bütçe Teklifi; 2026-2028 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program ile 2024-2028 dönemini kapsayan 12. Kalkınma Planında yer alan makroekonomik hedef, politika ve önceliklerle uyumlu olarak hazırlanmıştır. Kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınma perspektifi ile hazırlanmış olan 2026 yılı bütçesi tüm bu özellikleri ile “istikrar ve refah” bütçesi olarak kamuoyuna sunulmuştur. 1 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1206 ‒ Bu kapsamda ödenek tutarlarının tahsisi; kaynak kullanımda etkinliği ve çevresel sürdürülebilirliği önceleyen; yeşil ve dijital dönüşüm politikaları ile üretim süreçlerinde verimliliği ve rekabetçiliği bütüncül olarak artırma amacıyla yapılmıştır. Orta Vadeli Programda 2026 yılı sonunda; GSYH’nin 1 trilyon 658 milyar dolar, işsizlik oranının yüzde 8,4, ihracatın 282,0 milyar dolar, ithalatın 378,0 milyar dolar, dış ticaret açığının 96,0 milyar dolar, cari işlemler açığının GSYH’ye oranının yüzde 1,3, tüketici enflasyon oranının yüzde 16,0 olması öngörülmüştür. 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifinde merkezi yönetim bütçe giderleri 18 trilyon 978,8 milyar TL, bütçe gelirleri ise 16 trilyon 266,1 milyar TL olarak teklif edilmiştir. Bütçe açığının 2 trilyon 712,7 milyar TL, faiz dışı fazlanın ise 29 milyar TL, bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının yüzde 3,5 olması öngörülmüştür. 2026 yılı toplam vergi gelirlerinin 13 trilyon 833,1 milyar TL olması hedeflenmiştir. Ülkeler arasında büyüme görünümünde ayrışmaların belirginleştiği son yıllarda küresel iktisadi faaliyet beklentilere kıyasla daha dayanıklı bir seyir izlemiştir. 2024 dünya ekonomisi istikrarlı ancak daha zayıf bir görünüm sergilemiştir. 2024 yılında enflasyonda kademeli bir düşüş eğilimi izlenirken jeopolitik gerilimler, ticaret politikalarındaki belirsizlikler ve finansal koşullardaki sıkılık küresel iktisadi faaliyet üzerinde baskı oluşturmaya devam etmiştir. Bu dönemde gelişmiş ekonomilerde büyüme yatay seyrederken özellikle Asya merkezli olmak üzere yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomilerde büyüme oranları yavaşlamıştır. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre 2024 yılında bir önceki yıl ile kıyaslandığında dünya ekonomisi yüzde 3,3 oranında büyümüştür. Gelişmiş ekonomiler yüzde 1,8 oranında büyürken ABD yüzde 2,8 ile beklentilerin üzerinde büyüme kaydederek bu grup arasında olumlu ayrışmıştır. Aynı yılda yüzde 4,3 büyüyen yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomilerde görece güçlü performans gösteren Çin yüzde 5,0, Hindistan ise yüzde 6,5 oranında büyüme kaydetmiştir. 2024 yılının ikinci yarısından itibaren para politikalarında normalleşme adımları ve Çin ekonomisinde iç talebi canlandırmaya yönelik teşvikler küresel ekonomik görünümün iyileşeceğine dair beklentileri desteklemiş, özellikle gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne başlamasıyla küresel finansal koşullar bir miktar gevşemiş, sermaye akımlarında sınırlı da olsa canlanma gözlenmiştir. Çin’in büyümeyi destekleyici politikalarının da etkisiyle küresel talepteki kısmi toparlanma, 2025 yılına girerken iktisadi faaliyetin ivme kazanabileceğine yönelik beklentileri güçlendirmiştir. Bununla birlikte, ABD’nin politika belirsizlikleri, tırmanan ticaret gerilimleri, küresel görünümdeki aşağı yönlü riskleri artırmış, karşılıklı tarife artışları ve misilleme önlemleri hem ticaret akımlarında hem de finansal piyasalarda oynaklığın artmasına yol açarak büyüme görünümünü zayıflatmıştır. Küresel ekonomi 2025 yılının ilk yarısında yüzde 3,4 oranında büyürken gelişmiş ekonomilerde bu oran yüzde 1,8 oranında kaydedilmiştir. Çin ve Hindistan’da 2025 yılının ilk yarısında ağırlıklı ortalamada yüzde 6 oranında gerçekleşen büyüme hem gelişmekte olan ekonomilerin hem de küresel iktisadi faaliyetin seyrinde itici güç olarak öne çıkmıştır. 2025 yılında süregelen küresel kırılganlıklara, ticaret gerilimleri kaynaklı politika belirsizlikleri eklenmesine rağmen Ekim ayında yayımlanan IMF Dünya Ekonomik Görünüm Raporuna göre, 2 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1207 ‒ dünya ekonomisinde yıl genelinde yüzde 3,2, 2026 yılında ise yüzde 3,1 büyüme kaydedilmesi öngörülmektedir. 2024 yılında tedarik zincirlerinde gözlenen toparlanma, hizmet ticaretindeki canlanma ve talep koşullarının güçlenmesi küresel ticareti belirgin biçimde desteklemiş, dünya mal ve hizmet ticaret hacminde yüzde 3,5 oranında artış kaydedilmiştir. 2025 yılında ise ABD’nin uygulamaya koyduğu geniş kapsamlı gümrük tarifeleri ve bunlara ilişkin belirsizlikler ticaret faaliyetlerine ilişkin beklentileri olumsuz yönde etkilemiştir. Ancak, tarifelerle ilgili haber akışı ve özellikle öne çekilen ithalat talepleri bu etkileri geçici olarak ortadan kaldırmıştır. Açıklanan son IMF tahminlerine göre, küresel mal ve hizmet ticaretindeki artışın 2025 yılında yüzde 3,6 oranında gerçekleşeceği, 2026 yılında ise normalleşen ithalat talebinin etkisiyle yüzde 2,3 olacağı öngörülmektedir. Küresel enflasyon, ücret artışlarının yavaşlaması, başta enerji olmak üzere emtia fiyatlarındaki olumlu görünüm ve sıkı finansal koşullar nedeniyle talepteki zayıflamayla birlikte düşüş eğilimini sürdürmektedir. Hizmetlerde süregelen katılık ve gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinde tarifeler kaynaklı gözlenen baskılar manşet enflasyonda daha fazla inişi sınırlamakta bu kapsamda güncel tahminlere göre, gelişmiş ekonomilerde ortalama tüketici enflasyonunun, 2024 yılındaki yüzde 2,6 seviyesinden 2025 yılı itibarıyla yüzde 2,5'e ineceği öngörülmektedir. Diğer taraftan, yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomilerde 2024 yılında yüzde 7,9 olan yıllık ortalama tüketici fiyatları artışının, 2025 yılında yüzde 5,3 düzeyinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Jeopolitik gerilimler, enerji krizi ve yüksek enflasyon sorununun baş gösterdiği 2024 yılında Türkiye ekonomisi kapsamlı ve etkin politikaları, aynı zamanda uluslararası diplomasi girişimleriyle küresel ve bölgesel olumsuzlukları büyük ölçüde bertaraf etmiş ve yüzde 3,3 oranındaki güçlü büyümeyle dayanıklılığını ispat etmiştir. Deprem bölgesinde devam eden yeniden yapılanma çalışmaları, yıl genelinde iktisadi faaliyeti destekleyerek milli gelire katkı sağlamıştır. 2024’te GSYH 1,358 trilyon dolar olmuştur. 2025 yılı üçüncü çeyreğinde Türkiye ekonomisi küresel ve bölgesel olumsuz konjonktüre rağmen dayanıklılığını ortaya koyarak büyüme eğilimini 21 çeyrektir kesintisiz devam ettirmiş ve yüzde 3,7 oranında büyüyerek dengeli büyüme modeline uygun olarak ekonominin dirençli yapısını ve sürdürülebilir büyüme patikasındaki kararlılığı ortaya koymuştur. GSYH dolar cinsinden yıllıklandırılmış olarak 1,538 trilyon seviyesine, kişi başı milli gelir ise 17 bin dolar seviyesine ulaşmıştır. Üretim yönüyle değerlendirildiğinde, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde sanayi sektörü yüzde 6,5 oranında, inşaat dahil hizmetler sektörü ise yüzde 4,6 oranında büyüme kaydederken bu yıl yaşanan zirai don ve kuraklık etkisiyle tarım sektörü yüzde 12,7 negatif büyüme kaydetmiştir. Deprem bölgesinin yeniden imarına yönelik çalışmaların katkısıyla inşaat sektörü yüzde 13,9 oranında büyüme kaydederken makine ve teçhizat yatırımları yüzde 11,3 oranında artarak güçlü eğilimini sürdürmüştür. 2025 yılı üçüncü çeyrek GSYH gerçekleşmeleri harcamalar yönünden ele alındığında tasarruf tedbirleri sonrasında kamu tüketim harcamaları yüzde 0,8 oranında oldukça sınırlı bir şekilde artarken, toplam tüketim büyümesi yüzde 4,2 oranında, sabit sermaye yatırımları büyümesi ise yüzde 11,7 oranında güçlü bir artış göstermiş, net mal ve hizmet ihracatı büyümeyi sınırı düzeyde aşağı yönlü etkilemiştir. 3 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1208 ‒ Bu kapsamda dördüncü çeyreğe yönelik öncü göstergeler, dengelenmenin istenilen düzeye ulaştığına, iç ve dış faktörlerin katkısıyla talep koşullarında bir miktar toparlanma yaşanabileceğine işaret etmektedir. Yılın son çeyreğinde dışsal koşulların talep üzerinde oluşturduğu geçici ivmenin ortadan kalkmasıyla birlikte büyüme kompozisyonunda dengeli seyrin daha da belirginleşmesi beklenmekte ve uygulanan dezenflasyonist politikaların etkisiyle büyüme kompozisyonunun OVP’de öngörülen şekilde daha dengeli bir görünüm arz etmesi, 2025 yılı genelinde Türkiye ekonomisinin yüzde 3,3 oranında büyümesi beklenmektedir. İstihdam kazanımları da benzer ekonomilere göre daha olumlu seyretmektedir. Özellikle, istihdam artışına katkı veren sektörler dikkate alındığında büyüme dinamiklerinin yapısal kazanımlarla desteklenmekte olduğu görülmektedir. Güçlü iktisadi faaliyetin istihdam oluşturma kapasitesi üzerinde olumlu etkileriyle 2024 yılında toplam istihdam bir önceki yıla göre 988 bin kişi, tarım dışı istihdam ise 856 bin kişi artmıştır. İşgücüne katılma oranı yıllık bazda 0,9 puan yükselmiş, işsizlik oranı 0,7 puan azalarak yüzde 8,7’ye gerilemiştir. Aynı yılda genç nüfusta işsizlik oranı ise 1,1 puan azalarak yüzde 16,3 olarak gerçekleşmiştir. Toplam istihdam 2025 yılının Ekim ayında 32 milyon 772 bin kişi olmuştur. 30 aydır tek haneli seviyelerde seyreden işsizlik oranı ekonomiye duyulan güveni pekiştirmiş ve Ekim ayında bir önceki aya göre 0,1 puan düşerek yüzde 8,5 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2025 yılı genelinde işsizlik oranının yüzde 8,5 olması beklenmektedir. Dünya genelinde enflasyon görünümüne ilişkin sektörel dinamiklerin farklılık gösterdiği ve hizmet grubu enflasyonunda katılığın öne çıktığı son dönemde, ülkemizde de benzer bir eğilim belirleyici olmuştur. 2024 yılının ilk aylarında tüketici fiyatlarındaki artışlarda, maliyet yönlü unsurların yanı sıra ücret düzenlemeleri ve geçmiş enflasyona endeksleme davranışları etkili olmuştur. Bu dönemde, doğal gaz kullanımına ilişkin geçici düzenlemeler, kira kaynaklı hizmet enflasyonundaki katılık enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturmuştur. 2024 yılı Haziran ayı itibarıyla dezenflasyon süreci başlamış yılın geri kalanında enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme gözlenmiştir. Sürdürülen sıkı para politikası ve parasal aktarım mekanizmasını desteklemek için alınan makroihtiyati tedbirlerin gecikmeli etkileri ve Türk lirasındaki görece istikrarlı seyirle beraber TÜFE yıllık artışı en yüksek seviyesini gördüğü Mayıs ayına kıyasla toplamda 31,1 puanlık düşüşle yüzde 44,4 ile 2024 yılını kapatmıştır. 2025 yılında dezenflasyon stratejisi, para ve maliye politikaları ile eşgüdüm içerisinde, yapısal reformlardan destek alınarak kararlı şekilde yürütülmüş ve tüketici enflasyonu kasım ayında aylık yüzde 0,87, yıllık yüzde 31,07’ye gerilemiştir. Kasım ayında son 2,5 yılın en düşük aylık, son dört yılın en düşük yıllık enflasyonu gerçekleşmiştir. Yıllık temel mal enflasyonu yüzde 19’un altına düşmüş, ağustos-ekim aylarında uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde gerçekleşen gıda enflasyonu kasımda normalleşmiştir. Enflasyondaki bu görünüm, orta vadeli hedeflerle uyumlu patikanın korunduğuna işaret etmektedir. Uygulanan ekonomi programı doğrultusunda, enflasyonda düşüş trendinin yeniden devam etmesi öngörülmekte, 2026’da yüzde 20’nin altı, 2027’de ise tek haneli seviyeler hedeflenmektedir. 2024 yılında küresel ticaret hacminde toparlanma eğilimi, başta Avrupa olmak üzere temel ihracat pazarlarında iktisadi faaliyetin kademeli olarak canlanması ve dış talepteki artış, Türkiye’nin ihracat performansına olumlu yansımış ve 2024 yılında ihracat bir önceki yıla kıyasla yüzde 2,4 oranında artarak 261,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Diğer taraftan enerji ve altın ithalatındaki gerilemenin etkisiyle toplam mal ithalatı yüzde 5 oranında 4 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1209 ‒ azalmış ve 344 milyar dolar olarak kaydedilmiştir. Aynı dönemde seyahat gelirleri güçlü bir artış sergileyerek yüzde 12,5 oranında yükselmiş ve 56,3 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu gelişmeler sonucunda 2024 yılında cari işlemler açığı 10,4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmiş, GSYH’ya oranı ise yüzde 0,8 ile öngörülerin altında kalmıştır. 2025 yılında dış talep koşullarındaki yavaşlamaya rağmen ihracatta artış eğilimi sürmektedir. Kasım ayında yıllık ihracat yüzde 3,6 oranında artışla 270,6 milyar dolar, ithalat yüzde 6,6 oranında artışla 361,9 milyar dolar olmuştur. Yıllık dış ticaret açığı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,8 artarak 91,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 74,8’dir. Dış ticaret açığındaki düşüş ve seyahat gelirlerindeki artış, cari işlemler dengesini sürdürülebilir seviyelerde kalmasını desteklemiştir. Cari açık 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yüzde 1,3 oranı ile yatay seyretmektedir. Programın başlangıcı olan 2023 yılı mayıs ayındaki 55,1 milyar dolarlık zirveye göre 35 milyar dolar iyileşen yıllıklandırılmış cari açık 2025 yılı eylül ayında yıllık 20,1 milyar dolar olmuştur. 2025 yılı sonunda cari açığın GSYH’ye oranının yüzde 1,3 ile sürdürülebilir seviyelerde kalması öngörülmektedir. 2024 yılında deprem harcamalarının öngörülenin altında kalması ve uygulamaya konulan tasarruf tedbirlerinin etkisiyle merkezi yönetim bütçe harcamalarında azalış yaşanmıştır. Ayrıca, gelir tahsilatında etkinliği artırmaya yönelik politikalar neticesinde merkezi yönetim bütçe gelirleri tahminlerin üzerinde olmuş, bütçe açığı öngörülenin altında kalarak yılsonunda GSYH’ya oranla yüzde 4,7, deprem harcamaları hariç tutulduğunda ise yüzde 3 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2025 yılında da mali disipline kararlılıkla devam edilmektedir. Cari fiyatlarla 3,6 trilyon liraya ulaşan deprem harcamalarına rağmen bütçe disiplini güçlendirilmekte ve alınan tedbirler sayesinde harcamalarda sıkı duruş korunarak 2024 yılında olduğu gibi 2025 yılında da bütçe ödeneklerinin altında bir bütçe gerçekleşmesi beklenmektedir. 2025 yılında bütçe açığının GSYH’ya oranının yüzde 3,6, 2026 yılında ise yüzde 3,5 olması hedeflenmektedir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yönetim hayatımızdaki en önemli reformlardan birisidir. Türkiye Cumhuriyeti, 9 Temmuz 2018 tarihinden itibaren Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle yönetilmektedir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle birlikte siyasi istikrar sağlanmış, hızlı ve etkin icraat sistematik hale gelmiş, güvenli ve huzurlu Türkiye'nin yolu inşa edilmiştir. Türkiye, kendisine yöneltilen tüm tehdit ve saldırıların çok cepheli olarak devam ettirildiği bir süreçte Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle daha güçlü bir karşılık verme imkanına kavuşmuştur. Yürüttüğü çok boyutlu ve kapsayıcı dış politikayla bölgesel ve küresel etkisini arttırırken, kurulacak denklemlerde hesap dışı bırakılamayacak bir ülke durumuna gelmiştir. Türkiye tehditlere aldırmadan, egemenlik haklarını ve millî çıkarlarını korumak için başta savunma ve güvenlik olmak üzere her alanda etkin politikalar yürütmüş, terörle mücadelede sağladığı başarıdan sonra terörü tamamen bitirmiş olarak Türk ve Türkiye Yüzyılını inşa etmek için “Terörsüz Türkiye” hedefine odaklanmıştır. Terörsüz Türkiye vizyonu ile ülkemizin terörden tamamen kurtulması; Türk milletinin gelecek nesillerinin güvenliği için olduğu kadar ekonomik ve sosyal refahı için de önemli olacaktır. Terörsüz Türkiye milli birlik ve tarihi bir hedeftir. İnsan hak ve hürriyetlerinin güçlendiği, daha demokratik ve daha müreffeh bir Türkiye’dir. Milletimizin bu hedefe sahip çıkmasıyla ve devlet-millet dayanışmasıyla gerçekleşecektir. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında terörü bitirmiş olarak millî birlik ve kardeşlik bağları daha da güçlenecektir. 5 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1210 ‒ Her geçen gün dünyadaki kaos ve kutuplaşmalar derinleşirken, anlaşmazlıklar ve çatışmalar artmakta, krizler ise genişlemektedir. Bu şartlarda, Türk dış politikası akılcı ve yapıcı tutumla seyrederken, Türkiye’nin her türlü sorun karşısında milli menfaatlerimizi gözeten, insani/vicdani, uzlaşmacı yumuşak güç unsurları yanında tüm sert güç kapasitesiyle kendine has bir tutum benimseyerek hareket ettiği görülmektedir. Türkiye; bölgemizde barış ve huzur kararlılığıyla hareket etmekte, başta Suriye olmak üzere kalıcı istikrar için gayret göstermektedir. Irak, Mısır ve körfez ülkeleriyle başlatılan iyi ilişkiler, kalkınma yolu projesinin bölgeye ve Türkiye’ye katacağı güç Türkiye’nin bölgesel etkinliğini artıracak, küresel önemli bir aktör olarak Türkiye’yi öne çıkarmaya devam edecektir. Diğer yandan, Kıbrıs’ta iki devletli çözümden başka gerçekçi yol bulunmadığından, Türkiye ve KKTC’nin bu yöndeki kararlılığının sürdürülmesi gerekmektedir. AB’nin ikircikli tavrı devam etse de Türkiye ilkelerinden taviz vermeden tam üyelik yolunda gayretini sürdürmektedir. Üç yılı aşkın süredir bölgesel istikrarsızlık kaynağı olmaya devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’ında Türkiye’nin girişimleri, bölgesel istikrar ve uluslararası barış için kritik öneme sahiptir ve ülkemizin diplomatik saygınlığını pekiştirmektedir. Önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin barış çabaları ve arabuluculuk rolü, savaşın sona erdirilmesine yönelik umutların canlı tutulmasında belirleyici olacaktır. Düzensiz göç meselesi birçok ülkenin sorunu olsa da etrafımızdaki kırılganlıklar, risk ve tehditler Türkiye’ye yönelik bir göç dalgası riskini barındırmaktadır. İsrail’in Gazze’de uyguladığı katliam karşısında Türkiye, başından itibaren Filistin halkının haklarını korumak, İsrail’in soykırım politikalarını durdurmak ve uluslararası camianın harekete geçmesini sağlamak için aktif diplomatik çaba göstermiştir. İsrail ve Filistin arasında sağlanan ateşkes, İsrail tarafından ihlal edilse de devam etmektedir. Şüphesiz kalıcı barış için başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 şartlarında coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devletinin tanınması şarttır. Son yıllarda ulaştırma ve altyapıya ilişkin dünyanın en büyük projeleri kapsamında olan yatırımlar gerçekleştirilmiş, milletimizin hizmetine sunulmuştur. Türkiye jeopolitik konumuyla, ulaştırma, altyapı ve lojistikte yakaladığı kapasiteyle, rekabet avantajı sağlamış, uluslararası ulaşımda önemli bir aktör hâline gelmiştir. Enerjide büyük bir dönüşüm hamlesi başlatan Türkiye hem arz güvenliği hem de sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda; yerli kaynak potansiyelini arama, bulma ve kullanıma alma yolunda başarılı adımlar atmıştır. Türkiye artık Gabar’da petrol üreten, Karadeniz'de ve Sakarya Gaz Sahası’ndaki yeni keşiflerle üretimini arttıran bir ülkedir. Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nde ilk elektriğin çok yakın bir zamanda üretilmesi elektrik sektöründe arz güvenliğimize yönelik önemli katkı sağlayacaktır. Tarihi adımlardan birisi de başlatılmış olan milli teknoloji hamlesinin çıktılarının alınmaya başlanması, başta savunma sanayi olmak üzere enerji, yazılım, ilaç ve tıbbi malzeme gibi birçok alanda yerli ve milli üretimin artmış olmasıdır. Milli İHA’lar, SİHA’lar, TİHA’lar, gemiler, zırhlı araçlar ve silahlar ile birlikte milli otomobilimiz TOGG, yurtiçinde ve yurtdışında kullanıcılarla buluşmuş, milli savaş uçağımız KAAN ve Kızılelma üretilmiş, Altay tankı TSK envanterine girmiştir. 6 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1211 ‒ Her biri tarihî dönüm noktası olan bu gelişmeler Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin sunduğu imkân ve Cumhur İttifakı'nın sağladığı istikrar ve kararlılıkla başarılmıştır. Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin parlamenter sistemin açmazlarından kurtulmuş, tarihi ve kültürel kodlarımızla uyumlu, çağdaş gelişmeleri yakından takip eden, demokrasisi güçlenmiş bir yönetim yapısı ile mümkün ve daha kolay hale gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin temelini oluşturan insan merkezli bir yaklaşımla, ekonomik ve sosyal refahın artırılması için hukuk devleti, demokratikleşme ve iyi yönetişim ilkelerinin güçlü bir şekilde sahiplenilmesi ve buna yönelik reformist adımların, düzenleme ve uygulamaların hayata geçirilmesi önemli bulunmaktadır. Önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini güçlendirecek düzenlemelerle daha özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı yeni bir Anayasa’nın yapılması önem arz etmektedir. Terörsüz Türkiye’yi inşa edecek, terörizmi ve bölücülüğü zihinlerden temizleyecek atılımların yapılması gerekmektedir. Ayrıca, Siyasi Partiler ve Seçim Kanunları, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü, milletvekili dokunulmazlıkları, siyasi etik düzenlemeleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına belediyelere ilişkin çalışmalar konusunda atılan adımların tamamlanması sistemin kökleşmesini sağlayacaktır. 2026, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu reformlara ilişkin atılımların yapılacağı bir yıl olacak, Türk ve Türkiye Yüzyılının altyapısı inşa edilecektir. 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinin amaç ve ilkeleri de Türkiye’nin söz konusu kalkınma hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacaktır. B. ORTA VADELİ PROGRAM VE BÜTÇE HEDEFLERİ 1. Orta Vadeli Program (2026-2028) 5018 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi uyarınca, çok yıllı bütçe hazırlık süreci en geç eylül ayının ilk haftası sonuna kadar makro politikaları, ilkeleri, hedef ve gösterge niteliğindeki temel ekonomik büyüklükleri de kapsayacak şekilde hazırlanan Orta Vadeli Programın kabul edilmesiyle başlamaktadır. 2026-2028 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program 7 Eylül 2025 günü Mükerrer Sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. OVP (2026-2028), On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028)’nın genel çerçevesiyle uyumlu olarak, makroekonomik ve finansal istikrarı güçlendirmeyi, yüksek katma değerli üretimi teşvik etmeyi, Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesini geliştirmeyi, yeşil ve dijital ekonomiye geçiş sürecinde teknolojik dönüşümü hızlandırmayı, beşeri sermayeyi güçlendirmeyi, işgücü piyasasını daha etkin hale getirmeyi, iş ve yatırım ortamını iyileştirmeyi ve ekonomide kayıt dışılığı azaltılmak yoluyla sürdürülebilir büyümeyi ve mali disiplini korumayı esas alan politika zeminini tesis etmeyi amaçlamaktadır. 7 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1212 ‒ Orta Vadeli Programda yer alan temel ekonomik büyüklüklere dair bazı hedefler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Temel Ekonomik Büyüklükler 2024 2025 2026 2027 2028 Gerçekleşme Tahmin Program Program Program GSYH (Milyar TL) 44.587 62.179 77.275 89.406 101.397 GSYH (Milyar Dolar) 1.358 1.569 1.658 1.763 1.886 Kişi Başına Gelir (Dolar) 15.525 17.748 18.621 19.710 20.987 GSYH Büyümesi (yüzde ) 3,3 3,3 3,8 4,3 5,0 İstihdam Oranı (yüzde ) 49,5 49,1 49,8 50,5 51,6 İşsizlik Oranı (yüzde ) 8,7 8,5 8,4 8,2 7,8 İhracat (Milyar Dolar) 261,8 273,8 282,0 294,0 308,5 İthalat (Milyar Dolar) 344,0 367,0 378,0 393,0 410,5 Cari Denge (Milyar Dolar) -10,2 -22,6 -22,3 -20,5 -18,5 Cari Denge/GSYH (yüzde -0,8 -1,4 -1,3 -1,2 -1,0 ) TÜFE, Yılsonu ( yüzde ) 44,4 28,5 16,0 9,0 8,0 2024 yılında cari fiyatlarla 44,5 trilyon TL olan GSYH’mizin 2025 yılında 62,1 trilyon TL’ye çıkması beklenmektedir. Dolar cinsinden bakıldığında, milli gelirimizin 2025 sonunda 1 trilyon 569 milyar dolar ve kişi başına gelirimizin ise 17 bin 748 dolar olması beklenmektedir. Program dönemi sonu olan 2028 yılında GSYH’nin 101,3 trilyon TL, dolar cinsinden 1,8 trilyon dolara yükselmesi hedeflenmektedir. 2025 yılında işsizlik oranının, yüzde 9,6 olan geçen yılki tahminin oldukça altında, yüzde 8,5 seviyesine gerilemesi beklenmektedir. Bu düşüş, ekonomideki toparlanmanın devam ettiğini ve işgücü piyasasında kısmi bir iyileşme yaşandığını göstermektedir. 2026 yılında işsizlik oranının yüzde 8,4 seviyesinde olacağı öngörülmektedir. 2027 ve 2028 yıllarında da işsizlik oranlarının tek haneli seviyelerde kalarak sırasıyla yüzde 8,2 ve yüzde 7,8 seviyelerine gerilemesi beklenmektedir. OVP ve uygulanan ekonomi programının en temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. 2024 yılı Haziran ayı itibarıyla dezenflasyon süreci başlamış yılın geri kalanında enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme gözlenmiştir. Bu süreçte Türk lirasındaki istikrar, emtia fiyatlarındaki ılımlı seyir ve talep koşullarındaki zayıflama enflasyondaki düşüşe destek olurken yıl sonunda TÜFE yıllık artışı en yüksek seviyesini gördüğü mayıs ayına kıyasla toplamda 31,1 puanlık düşüşle yüzde 44,4 olarak kaydedilmiştir. 2025 yılında da dezenflason süreci devam etmiştir. 2025 yılı kasım ayı itibariyle enflasyon oranı daha da gerileyerek son dört yılın en düşük seviyesi olan yüzde 31,1’e gerilemiştir. Program döneminde, ekonominin dengelenmesi ve para politikalarının istikrarlı bir şekilde uygulanması, enflasyonun tek hanelere inmesinde kritik rol oynayacaktır. 2026 yılında enflasyonun yüzde 8 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1213 ‒ 16,0, 2027 ve 2028 yılında ise tek haneli seviyelere inerek sırasıyla yüzde 9,0 ve yüzde 8,0’a gerilemesi öngörülmektedir. 2024 yılında ihracat odaklı politikalar, pazar çeşitlendirme stratejileri ve rekabet gücünü artırmaya yönelik yapısal adımlar sayesinde ihracat bir önceki yıla göre yüzde 2,4 oranında artarak 261,8 milyar dolar, ithalat 344 milyar dolar, dış ticaret açığı ise 82,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. 2025 yılının ilk 11 ayında ihracat, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,6 oranında artarak 270,6 milyar dolar, ithalatımız yüzde 6,2 artışla 361,9 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Zayıf dış talep, yakın coğrafyamızda süregelen savaşlar, iç karışıklıklar ve gerilimler, tarife artışlarının getirdiği belirsizliğin devam etmesiyle beraber gelen zorlu rekabet şartlarına rağmen hem mal hem de hizmet ihracatında artış devam etmektedir. 2025 yılı ihracatının yüzde 4,6 oranında artarak 273,8 milyar dolar, ithalatın yüzde 6,7 oranında artarak 367 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi tahmin edilmektedir. Program dönemi boyunca, ihracatın kademeli olarak artarak 2028 yılı sonunda 308,5 milyar dolara ulaşması, ithalatın ise 410,5 milyar dolara çıkması öngörülmektedir. Bu veriler, dış ticaret açığımızın kademeli olarak daralacağını ve ekonomimizin ihracat odaklı büyüme stratejisinin güçleneceğini göstermektedir. 2024 yılında 10,2 milyar dolar seviyesinde kaydedilen cari işlemler açığı, GSYH’ya oranla yüzde 0,8 ile OVP (2025-2027) tahmininin altında kalmıştır. 2025 yılında cari açığın 22,6 milyar dolara kadar düşmesi ve program dönemi sonu 2028 yılında 18,5 milyar dolara gerilemesi beklenmektedir. OVP’ye göre 2025’te yüzde 1,4 olan cari işlemler açığının GSYH’ye oranının 2026’da yüzde 1,3’e, program dönemi sonu olan 2028 yılında yüzde 1,0 seviyesine kadar gerileyeceği öngörülmektedir. Deprem kaynaklı harcamaların sürmesine rağmen, mali disiplinin güçlendirilmesine yönelik adımlar sayesinde bütçe dengelerinde hızlı bir toparlanma görülmüştür. Söz konusu gelişmelerin etkisiyle bütçe açığı öngörülenin altında kalarak 2024 yılsonunda GSYH’ya oranla yüzde 4,7 seviyesinde gerçekleşmiştir. GSYH’ya oranla yüzde 1,7 olarak gerçekleşen deprem harcamaları hariç tutulduğunda ise bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 3 olmuştur. Bütçe açığının GSYH’ya oranının, 2025 yılsonunda yüzde 3,6, deprem harcamaları hariç yüzde 2,8 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. OVP döneminde kademeli olarak azalarak program sonu olan 2028 yılında yüzde 2,8 düzeyine gerilemesi öngörülmektedir. Program döneminde, On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028) hedefleri doğrultusunda ekonomik dayanıklılığı koruyarak, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeye, kalıcı refah artışına ve adil gelir dağılımına katkı sunacak şekilde fiyat istikrarının sağlanması, finansal istikrarın korunması ve ekonominin üretkenliğinin artırılması yoluyla rekabetçi konumunun güçlendirilmesi temel amaçtır. Bu dönemde enflasyonla mücadele kapsamında elde edilen kazanımların devamıyla beraber talep koşullarının enflasyonla uyumlu bir patikada seyretmesi sağlanırken arz yönlü büyüme dinamiklerini güçlendirecek politikalara güç verilecektir. Program döneminde iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi odaklı politikalara hız verilirken kamu altyapı yatırımlarının özel sektör yatırımlarını tamamlayıcı nitelikte etkinleştirilmesinin sağlanması; uygulanan politikaların sağladığı kazanımlar doğrultusunda, Program döneminde ülkemizin yüksek gelir grubu ülkeler arasında yer alması öngörülmektedir. Bu gruptaki konumun sürdürülebilir kılınması ve küresel ölçekte rekabet gücünün yükseltilmesi için büyümenin niteliğinin artırılması kritik önemdedir. Bu doğrultuda sürdürülebilir kalkınma ilkeleri gözetilerek verimlilik artışını destekleyen yapısal dönüşümlerin hayata geçirilmesi, 9 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1214 ‒ yenilikçi ve teknoloji odaklı üretim yapısının güçlendirilmesi, beşerî sermayenin niteliğinin yükseltilmesi, kurumsal kapasitenin geliştirilmesi temel öncelikler arasında yer almaktadır. 2. 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Hedefleri Orta Vadeli Program çerçevesinde hazırlanan 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi performans esaslı program bütçeyle birlikte kamu hizmetleri ile kaynak tahsisleri arasında güçlü bir bağ kuran, toplumun beklentilerini ön plana çıkaran, mali saydamlık ve hesap verebilirliğe katkı sağlayan bir bütçe olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. “İstikrar ve refah” bütçesi olarak ifade edilen 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa uygun olarak ve aşağıda yer alan hedefler doğrultusunda hazırlanmıştır; • Ekonomik dayanıklılığı koruyarak dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeye, kalıcı refah artışına ve adil gelir dağılımına katkı sunacak şekilde fiyat istikrarını sağlamak, finansal istikrarı korumak ve ekonominin üretkenliğinin artırılması yoluyla ülkemizin rekabetçi konumunu güçlendirmek, • Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesini geliştirmek, yeşil ve dijital dönüşüm odağında teknolojik dönüşümü sağlamak, beşerî sermayeyi güçlendirmek, işgücü piyasasını daha da etkinleştirmek, iş ve yatırım ortamını iyileştirmek ve ekonomide kayıt dışılığı azaltmak, • Enflasyonla mücadelede para, maliye ve gelirler politikalarının eşgüdüm içerisinde ve hedef odaklı bir şekilde uygulanmasını sürdürmek, • Kamu maliyesinin makroekonomik istikrarı destekleyici rolünü artırmak ve sürdürülebilir yüksek büyümenin sağlanmasında ve kalkınmada stratejik bir araç olarak kullanmak, • Vergi politikalarını sürdürülebilir ve adil bir yapı temelinde öngörülebilirlik ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda uygulamak, • Vergi sistemini gelir dağılımını iyileştiren ve yatırım ortamını güçlendiren bir araç olarak kullanmak, • Kamu kaynak kullanımında; temel politika belgelerinde belirlenen politika, tedbir ve öncelikler doğrultusunda hareket etmek, kamu idarelerinin kendilerine tahsis edilen ödenekleri aşmadan kaynaklarını etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanmasını temin etmek, • Kaynak kullanımında etkinliğin artırılması amacıyla harcamaları sistematik olarak gözden geçirmeye devam etmek ve verimsiz harcama alanlarını tasfiye etmek, • Kamu harcamalarında etkinliği artıracak tasarruf tedbirlerine ilişkin denetim ve izleme faaliyetlerine devam etmek, • Kamu yatırım programında rasyonelleştirme çalışmaları yapmak suretiyle kısa sürede tamamlanarak ekonomik ve sosyal fayda üretecek yatırımları önceliklendirmek, • Kritik teknoloji alanları ile öncelikli Ar-Ge ve yenilik konularında araştırma yapan nitelikli insan kaynağının artırılmasına yönelik destek mekanizmalarını yürütmek, 10 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1215 ‒ • Sağlık ürün ve hizmetlerinde talep kontrolü ve hizmet basamakları arasındaki entegrasyonu güçlendirerek hizmet basamaklarının uygun kullanımını sağlamak, • Lojistik maliyetleri azaltarak tüketicilerin tarım ürünlerine uygun fiyatla ulaşabilmelerini temin etmek üzere organize tarım bölgesi sayısını artırmak ve önemli tüketim merkezi olan kentlerin çeperlerinde tarımsal faaliyeti desteklemek, • Tarımsal üretimde verim artışı ve işlenmeyen tarım arazilerinin üretime kazandırılması ile sulanabilir alanların genişletilmesi yoluyla tarımsal üretimi artırmak, • Petrol, doğal gaz ve maden kaynaklarına yönelik yurt içi ve yurt dışında arama ve üretim çalışmaları artırılarak rezervlerin katma değeri yüksek şekilde ekonomiye kazandırılmasını sağlamak, • Sosyal güvenlik sisteminde kişilerin daha uzun sürede istihdamda kalmasını teşvik eden, hakkaniyeti ve aktüeryal dengeyi önceleyen düzenlemeleri hayata geçirerek sistemin mali sürdürülebilirliğini güçlendirmek. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi; makroekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesi, mali disiplinin ekonomide güven ve istikrarı artıran bir çıpa olarak korunması ve güçlendirilmesi, enflasyonun kalıcı olarak tek haneye indirilerek fiyat istikrarının sağlanması, refahın toplumun tüm kesimlerine dengeli ve kapsayıcı biçimde yansıtılması, kamu maliyesi alanında elde edilen kazanımların gelecek dönemde de korunması başta olmak üzere yukarıda sayılan hedeflerin gerçekleştirilmesi amacını taşımaktadır. Bütçe ödenekleri; Orta Vadeli Programda yer alan makroekonomik göstergeler, politika ve öncelikler, tedbir hedefleri, idarelerin geçmiş yıllar harcama eğilimleri, yürüttükleri önemli faaliyet, proje ve ihtiyaçları dikkate alınarak belirlenmiştir. Bütçe gelir tahminleri ise Orta Vadeli Programda belirlenen gelir politikası hedef ve öncelikleri ile makroekonomik göstergeler, geçmiş yıl gelir tahsilâtları, gelir politikalarının bütçe gelirlerine etkileri, ulusal ve uluslararası piyasalardaki gelişmeler göz önünde bulundurularak oluşturulmuştur. 2026 yılı merkezi yönetim bütçe gelir ve gider tahminleri yapılırken; • GSYH’nin reel olarak yüzde 3,8 büyüyeceği, • GSYH deflatörünün yüzde 19,7 olacağı, • Yılsonu TÜFE’nin yüzde 16 olacağı, • İhracatın 282 milyar ABD Doları olacağı, • İthalatın 378 milyar ABD Doları olacağı, varsayılmış ve bütçe uygulaması sırasında ortaya çıkacak acil ve öncelikli hizmetlerin yürütülmesi amacıyla yeterli düzeyde yedek ödenek konulması öngörülmüştür. Teklif edilen 2026 bütçesine ilişkin büyüklükler, 2024 yılı bütçe gerçekleşmeleri ve 2025 yılı bütçe gerçekleşme tahmini rakamları ile birlikte aşağıdaki tabloda gösterilmektedir. 2025 2026 2024 Gerçekleşme Bütçe Merkezi Yönetim Bütçe Büyüklükleri Gerçekleşme Tahmini Teklifi BÜTÇE GİDERLERİ 10.780,6 14.674,1 18.978,8 11 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1216 ‒ Faiz Hariç Giderler 9.510,2 12.621,4 16.237,2 Personel Giderleri 2.666,0 3.672,3 4.907,3 Sos. Güv. Kurumlarına Devlet Primi Giderleri 332,2 449,0 599,7 Mal ve Hizmet Alımları 747,0 1005,0 1.249,6 Cari Transferler 3.863,9 5.525,2 6.870,8 Sermaye Giderleri 944,1 1.316,8 1.310,4 Sermaye Transferleri 640,4 334,4 523,2 Borç Verme 316,5 318,8 394,3 Yedek ödenekler 0,0 0,0 382,0 Faiz Giderleri 1.270,5 2.052,7 2.741,7 BÜTÇE GELİRLERİ (NET) 8.672,8 12.465,9 16.266,1 Genel Bütçe Vergi Gelirleri (Net) 7.305,3 10.733,6 13.833,1 Diğer Gelirler 1.367,6 1.732,3 2.433,0 BÜTÇE DENGESİ -2.107,8 -2.208,3 -2.712,7 FAİZ DIŞI DENGE -837,3 -155,6 29,0 PROGRAM TANIMLI DENGE -1.183,0 -397,9 -372,7 Bütçe Dengesi / GSYH (yüzde ) -4,7 -3,6 -3,5 Faiz Dışı Denge / GSYH (yüzde ) -1,9 -0,3 0,0 Program Tanımlı Denge / GSYH (yüzde ) -2,7 -0,6 -0,5 Ekonomik sınıflandırmaya göre 2026 yılı merkezi yönetim bütçe ödenekleri içinde en büyük payı sırasıyla cari transferler ile personel giderleri (sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri ile personel giderlerini karşılama ödeneği dâhil) almakta olup bu gider kalemlerinin GSYH’ye oranları cari transferlerde yüzde 8,8, personel giderlerinde yüzde 7,2’dir. 2026 yılında personel giderleri için 4 trilyon 907,3 milyar TL ve sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri için 599,7 milyar TL ödenek öngörülmüştür. Mal ve hizmet alım giderlerinde ise 2026 yılı ödeneği 1 trilyon 249,6 milyar TL olarak belirlenmiştir. 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinde faiz ödemeleri için ulusal ve uluslararası para piyasalarındaki gelişmeler de dikkate alınarak 2 trilyon 741,7 milyar TL ödenek öngörülmüştür. 2026 yılında cari transferler için toplam 6 trilyon 870,8 milyar TL ödenek öngörülmüş olup cari transferler içinde en önemli kalem Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak transferlerdir. Anılan yılda bu amaçla öngörülen ödenek tutarı 2 trilyon 328,6 milyar TL’dir. Ayrıca gelirden ayrılan paylar karşılığında 2 trilyon 340,9 milyar TL ödenek öngörülmüş olup bu ödenekten 1 trilyon 605,8 milyar TL mahalli idarelere verilecek paylar için, 522,4 milyar TL fonlara verilecek paylar için, 212,8 milyar TL ise diğer paylar için ayrılmıştır. 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinde tarımsal destekleme ödemeleri için 167,6 milyar TL, görevlendirme giderleri için 735,8 milyar TL ödenek öngörülmüş olup bu ödenekten 392,1 milyar TL’si görevlendirme giderleri için planlanmıştır. 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinde sermaye giderleri için 1 trilyon 312,3 milyar TL, sermaye transferleri için 525,4 milyar TL, yatırımları hızlandırma ödeneği için ise 168,9 milyar TL olmak üzere toplam yatırım harcamaları için 2 trilyon 6,6 milyar TL ödenek öngörülmüştür. 12 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1217 ‒ 2026 yılında borç verme için toplam 397,1 milyar TL ödenek ayrılmıştır. 2026 yılında genel bütçe gelirleri (brüt) 17 trilyon 923,8 milyar TL, özel bütçe öz gelirleri (brüt) 1 trilyon 644,1 milyar TL, düzenleyici ve denetleyici kurum gelirleri (brüt) ise 87,2 milyar TL olarak tahmin edilmiştir. Böylece 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifinde merkezi yönetim bütçe gelirleri (brüt) 19 trilyon 655,1 milyar TL olarak öngörülmüştür. Merkezi yönetim net bütçe geliri ise 16 trilyon 266,1 milyar TL’dir. 2026 yılında vergi gelirlerinin (red ve iadeler hariç) 13 trilyon 833,1 milyar TL olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Vergi türleri itibarıyla gelir tahminleri ise; gelir vergisinde 3 trilyon 517 milyar TL, kurumlar vergisinde 1 trilyon 613,2 milyar TL, dahilde alınan KDV’de 1 trilyon 900,5 milyar TL, ithalde alınan KDV’de 2 trilyon 92,8 milyar TL, özel tüketim vergisinde 2 trilyon 531,5 milyar TL, motorlu taşıtlar vergisinde 138,1 milyar TL, BSMV’de 631,6 milyar TL, harçlarda 453,5 milyar TL ve damga vergisinde 307,7 milyar TL’dir. C.TBMM, KAMU DENETÇİLİĞİ VE SAYIŞTAY’IN BÜTÇELERİ 1) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin irade ve egemenliğinin temsil kurumu; millî hassasiyetlerin, millî gayelerin, millî birlik ve kardeşliğin ana karargâhıdır. İstiklal Harbi'mizi idare ettiği için "Gazi Meclis” unvanı almış olan Meclisimiz 15 Temmuz 2016 tarihinde hain FETÖ terör örgütü tarafından gerçekleştirilen darbe teşebbüsüne karşı kararlı bir duruş sergilemiş ve demokrasi adına örnek direnişiyle ikinci kez "gazi” unvanını almayı hak etmiştir. Türk milletinin tam bağımsız yaşama iradelerinden doğmuş olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılması Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi ve hukuki altyapısının hazırlandığı dönemin de başlangıç olmuştur. 29 Ekim 1923'te kurulan Cumhuriyetimiz, millî birlik içinde 102’nci yılına ulaşmıştır. Türkiye Cumhuriyeti kuruluş döneminin ardından çok partili hayata geçildikten sonra yetmiş iki yıldır uyguladığı parlamenter sistemden 16 Nisan 2017 halk oylamasıyla Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle yasamanın etkinliği artmış, Anayasa'nın "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez." hükmünün tam manasıyla hayata geçirilmesini mümkün kılmıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile kuvvetler ayrımı net olarak sağlanmış, TBMM, asıl fonksiyon ve vasfına kavuşturulmuş, temsil ve yetki bakımından güçlendirilmiştir. Kanun yapımında Meclis iradesi ön plana çıkarılmış, Meclis, münhasıran milletvekilleri tarafından verilen kanun teklifleri üzerinde yasama yapmaya başlamıştır. Yürütme TBMM’ye sadece bütçe ve kesin hesap kanun teklifi sunabilmekte, bütçe kanun teklifini aynen ya da değiştirilerek onaylanma yetkisi ise yine TBMM’ye ait bulunmaktadır. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle birlikte, Meclisin yasama yetkisinin elinden alınması anlamına gelen yetki kanununa dayalı kanun hükmünde kararname çıkarma uygulamasına son verilmiş, kuvvetler ayrılığı tahkim edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde ilk kez Hâkim ve Savcılar Kurulunun çoğunluğunu oluşturan 7 üyenin nitelikli çoğunlukla seçilmesi yetkisi verilmiştir. 13 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1218 ‒ Meclisin soru, genel görüşme, Meclis araştırması ve Meclis soruşturması yoluyla denetim fonksiyonları devam etmektedir. Yazılı soru önergelerine on beş gün içinde cevap verilmesi öngörülmüştür. Denetim faaliyetleri alanında 28'inci Yasama Döneminde Meclis Başkanlığına verilip işleme alınan yazılı soru önergeleri yüzde 69 oranıyla cevaplandırılmış ve bu cevaplandırmaların süresinde yapılabilmesi için de her yıl düzenli olarak 2 kez Başkanlık tarafından yürütmeye bilgilendirme yazıları yazılmıştır. 28'inci Dönemde Meclis araştırması açılması kabul edilen 53 araştırma önergesi konusuna göre birleştirilerek kabul edilmiş ve buna göre de 9 Meclis araştırması komisyonu kurulmuştur. Yürütme Meclis içinden çıkmadığı ve güven oyunu bizzat milletimizden aldığı için de güven oyu ve gensoru mekanizması kaldırılmıştır. Cumhurbaşkanının her türlü eylem ve işlemleri yasama ve yargı denetimine tabi hâle getirilmiş, Cumhurbaşkanına cezai sorumluluk yüklenmiştir. Bu amaçla getirilen suçlandırma mekanizması yeni sistemin güçlü ve caydırıcı bir denetim aracı olarak Anayasa'da yerini almıştır. Siyasi partilerin ittifak yaparak seçime katılabilmelerinin yasal altyapısı oluşturulmuş, temsilde adalet ilkesi gözetilmiştir. Parlamenter sistem yumuşak kuvvetler ayrılığına dayanmakta olup yürütme organı ikili bir yapı arz etmekte, yürütme yasama organı tarafından seçilmekte ve yasama organına karşı sorumlu olmaktadır. Hükûmet yasama organı içinden çıktığı için yürütme yasama üzerinde tahakküm oluşturmakta, dolayısıyla kuvvetler ayrılığı ilkesi işlememektedir. Parlamento çoğunluğunu elde eden hükûmet, içinden çıktığı çoğunluk partisinin ya da partilerinin desteğine de sahip olduğu için sağlıklı bir parlamento denetiminden de söz edilememektedir. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminde ise yürütmeyi de yasamayı da millet seçtiği için millî irade güçlendirilmiş; ayrıca, yönetimde tam istikrar sağlanmıştır. Parlamenter sistemde yaşanan sıkıntılar Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle ortadan kaldırılmıştır. Devlet yönetiminde çift başlılık, yönetim sisteminde tıkanıklıklar, hükûmet krizleri ve siyasi istikrarsızlıklar dönemi sona ermiştir. Böylelikle siyasi, ekonomik ve demokratik istikrarın yolu açılmış, hızlı işleyen, çabuk karar alan, sorunların çözümüne ve Türkiye'nin gelişmesine odaklı bir yönetim yapısı tesis edilmiş ve başarıyla uygulanmaktadır. Meclis’in çalışma usul ve esasları İçtüzük ile düzenlenmektedir. Meclis İçtüzüğünde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine uyum amacıyla bazı değişiklikler yapılmıştır. Bununla birlikte Milliyetçi Hareket Partisi olarak hızlı, etkin, şeffaf, katılımcı ve kaliteli bir yasama sürecinin ortaya çıkarılmasını sağlayacak şekilde Meclis İç Tüzüğünün yeni bir anlayışla ele alınması gerektiğini, Meclis çalışmalarında hem kurumsal hem de işlevsel yeniliklere ihtiyaç olduğunu değerlendiriyoruz. Yasama kalitesinin artırılması, yasama ve denetim sürecinin odağını komisyonların teşkil etmesi, kanun tekliflerinin etki analizini yaparak tarafsız ve teknik rapor sunacak altyapının oluşturulması, denetimin etkinleştirilmesi kapsamında kesin hesap ve denetim raporlarının görüşüleceği ayrı bir daimi ihtisas komisyonu kurulması, İç Tüzük çalışmasında önemli gördüğümüz ve önerdiğimiz hususlardandır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve milletvekillerinin etkinliğini daha da arttırdığı için, buna uygun olarak kanun yapma, kanun teklif etme kapasitesini artırmak amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinin idari kapasitesinin de bu yapıya uygun olarak geliştirilmesi gerekmektedir. 14 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1219 ‒ TBMM yasama faaliyetleri yanında idari teşkilatı aracılığı ile meclis faaliyetlerinin verimli ve etkin yürütülmesi için faaliyet yürütmektedir. Bu sürecin etkili unsurları olan Meclis çalışanlarının mali ve sosyal haklarındaki farklılıklar ile çalışma şartlarına ilişkin düzenlemelerin yapılması verimliliği artıracak, hakkaniyet sağlayacaktır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle birlikte seçim sistemlerinde temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkeleri arasında azami dengeyi sağlamak amacıyla siyasi partiler ve seçim kanunlarında kısmî değişiklikler yapılmış, bundan sonraki süreçte bu ilkeleri esas alacak bütüncül düzenlemelerle siyaset kurumu daha demokratik bir yapıya kavuşturulmalı ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yeni ve demokratik bir Anayasa’yla taçlandırılmalıdır. Amacı ülkeye ve millete hizmet olan siyasetin ahlaki değerlerle bezenmesi bize göre bir mecburiyettir. Siyasetin, siyasetçinin ve tüm devlet düzeninin saygınlığını geliştirmek için her şeyden önce siyasi etik kurallarına uygun davranan bir parlamentonun varlığı tesis edilmelidir. Temiz siyasetin temiz toplum için ön şart olduğu düşüncesinden hareketle Mecliste siyasi etik komisyonu kurularak yasama faaliyetlerinin ve milletvekillerinin etik kurallar çerçevesinde hareket etmesi temin edilmelidir. Bu doğrultuda Milletvekili dokunulmazlığı kamu vicdanının kabul edeceği makul esaslara bağlanarak belli durumlar dışında kaldırılmalıdır. 2) KAMU DENETÇİLİĞİ Kamu Denetçiliği Kurumu Anayasa’nın 74’üncü maddesine göre 6328 sayılı Yasa’yla faaliyetlerine başlamıştır. Kurum; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere 2012 yılında kurulmuştur. Tavsiye niteliğinde kararlar alan Kamu Denetçiliği Kurumu’nun etkinliği her geçen gün artmakta ise de beklenen kapasiteye ulaşmak için toplumsal farkındalığın daha da yükseltilmesi gerekmektedir. Verilen tavsiye kararlarının ilgili kurumlarca uygulanma oranının her geçen gün artırılması, hem kuruluş amacının gereği hem de idareyle vatandaş arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde daha fazla katkı olacaktır. Kamu Denetçiliği Kurumu bir hak arama kurumu olarak aldığı başvuru sayısını 5 binlerden 260 binlere ulaştırmıştır. İstatistiklerden, başvuruların hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulduğu anlaşılmaktadır. Kuruma 2025 yılında, 1 Ocak ile 27 Ekim tarihleri arasında 17.125 başvuru yapılmış, bunlardan 14.718’i karara bağlanmıştır. Bu kararların 692’si tavsiye, 1.447’si dostane çözüm, 255’i kısmen tavsiye kısmen ret ve 743’ü de ret kararıdır. Tavsiye kararlarına uyum oranı ise gün geçtikçe artmakta, 2025 yılı Ekim ayı itibariyle de yüzde 65'in üzerinde bulunmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak tarihimizden ve geleneğimizden gelen bu yapının sağlıklı işlemesini, vatandaşlarımızın idareden kaynaklanan mağduriyetlerinin süratle giderilmesi bakımından önemsiyoruz ve takip ediyoruz. Kurulmasını Türkiye'de gündeme taşıyan ilk siyasi partilerden birisi olarak kurumun faaliyetlerinin hak arama bilincinin artmasına, idari uyuşmazlıklarını azalarak uygulamanın istikrar kazanmasına ve yargı yükünün hafiflemesine katkı sunduğunu düşünüyoruz. 15 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1220 ‒ 3) SAYIŞTAY Bütçe, yasama organınca yürütme organına izin ve yetki verilmesini düzenleyen bir kanun olup, bu izin ve yetkinin mevzuata ve bütçeye uygun şekilde kullanılıp kullanılmadığının izlenmesi de yasamanın görevlerindendir. Bütçe hakkı, Parlamentoya, vatandaşlar adına gelir toplama ve bu gelirleri belirli alanlara ve amaçlara tahsis etme yetkisini vermektedir. Bu hakkın kullanılması kamu mali yönetim sisteminin belirlenen usullere uygun şekilde denetlenmesi sorumluluğunu da beraberinde getirmektedir. Sayıştay, Anayasa'nın 160'ıncı maddesine göre Türkiye Büyük Millet Meclisi adına kamu idarelerinin ve sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adını denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak, kesin hesap kanun tasarılarına genel uygunluk bildirimini hazırlamak, kamu işletmelerinin denetimi ile kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlemlerini yapmak ve kesin hükme bağlamakla görevlidir. Sayıştay; kamu idarelerinin kalkınma planlarında öngörülen amaçlarından başlayarak kurumsal stratejik planların, yıllık performans programlarının ve faaliyet raporlarının mevzuata uygun olarak hazırlanması, uygulanması ve sonuçlandırılmasına, iyi işleyen bir iç kontrol sisteminin oluşturulmasına, kamu mali yönetim sisteminin gereksinimlerini karşılayacak mekanizmaların işlerliğine ve denetim bilincinin yerleşmesine destek olmak suretiyle kamu idarelerinde hesap verme sorumluluğu ve mali saydamlığın gelişimini hedefleyerek kamu yönetiminin daha iyi bir düzeye çıkmasına katkı sağlamaktadır. Bu kapsamda, kamu menfaatlerini koruma ve idarenin denetim yoluyla geliştirilmesi bakımından önemli bir fonksiyon ifa etmektedir. Sayıştay tarafından yürütülen 2024 yılı denetimleri neticesinde genel uygunluk bildirimi, Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu, Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu ve kamu idarelerine ilişkin 218 adet Sayıştay denetimi raporu Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. Sayıştay, değerlendirmeye tabi tutulan idarelerin faaliyet raporlarında yer alan bütçe uygulama sonuçlarına ilişkin bilgilerin, bütçe hedef ve gerçekleşmeleri arasında meydana gelen sapmaların nedenlerinin açıklanması dışında, büyük ölçüde mevzuata uygun şekilde raporlandığını ifade etmiştir. 2024 yılına ilişkin düzenlilik denetimleri kapsamında kamu idarelerinde tespit edilmiş olan 2.247 adet mali rapor ve tabloları etkileyen bulgulara, 5.377 adet mevzuata uygunluğa, 212’si kamu idarelerinin malî yönetim ve iç kontrol sistemlerine ilişkin bulgu olmak üzere toplam 7.836 denetim bulgusu tespit edilmiştir. En fazla bulgu tespiti ise 2023 yılında olduğu gibi 5.188 adetle mahallî idarelere ilişkin olmuştur. Malî rapor ve tablolara ilişkin sıklıkla yapılan hatalara bakıldığında muhasebe kayıtlarında yapılan hatalar başta olmak üzere, personel mevzuatına ilişkin iş ve işlemlerde yapılan hatalar ön plana çıkmaktadır. Sayıştay denetim raporlarının detaylı incelemelere dayandığı, yapılan denetimlerin idarelerin mevzuata uygunluk ve kamu kaynaklarının rasyonel kullanımına katkıda bulunması 16 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1221 ‒ bakımından yararlı olduğu anlaşılmaktadır. Sayıştay denetim raporlarında yer alan önerilere titizlikle riayet edilmesi, sağlıklı işleyen bir kamu idaresi için büyük önem arz etmektedir. Özellikle mevzuatın yahut uygulamanın, kamu kurumlarındaki uygulayıcılarca bilinmemesi, yanlış muhasebeleştirme gibi sebeplerle yapılan eksik işlemlerin giderilmesi için Sayıştay ile kurumların işbirliğine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu kapsamda önümüzdeki dönemde kalkınma planında da ifade edildiği gibi kamuda yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesiyle sistemsel bir yapı kurulmasının, eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerinin artırılmasının mali risklerin tanımlanmasına ve azaltılmasına yardımcı olabileceğini değerlendiriyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde yasamanın yürütme üzerindeki denetim görevinin daha da önem kazandığı dikkate alınarak, TBMM’nin etkin biçimde denetim görevini yapabilmesini teminen kesin hesap kanun teklifi ve Sayıştay denetim raporlarının, oluşturulacak ayrı bir Komisyon tarafından görüşülmesi için TBMM İçtüzüğünde gerekli düzenleme yapılması yerinde olacaktır. Sayıştay’ın denetimler sonucunda ortaya koyacağı bulgular milletvekilleri için de yönlendirici olacaktır. Bu kapsamda hem mevzuattan kaynaklanan sorunların giderilmesi bakımından milletvekillerince hazırlanacak kanun tekliflerinde yol gösterici nitelik taşımasını hem de uygulamaya dönük aksaklıkların denetlenmesini mümkün kılacaktır. D- CUMHURBAŞKANLIĞI VE BAKANLIKLARIN BÜTÇELERİ 1) CUMHURBAŞKANLIĞI 16 Nisan 2017 halk oylamasıyla kabul edilen Anayasa değişiklikleri özü itibarıyla Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçişi düzenlemiştir. Bu şekilde Türkiye Cumhuriyet tarihinin en önemli yönetim reformunu gerçekleştirmiştir. 9 Temmuz 2018 de Cumhurbaşkanı’nın TBMM’nde yemin ederek göreve başladığı tarih itibariyle hukuken ve fiilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi siyasi ve toplumsal uzlaşmanın ön plana çıktığı, demokratik, millî iradenin doğrudan tecelli ve temerküz ettiği bir yönetim yapısıdır. Güçlü devlet, güçlü yönetim, demokratik istikrar gayeleri yeni sistemin ana omurgasıdır. Sistem ile yasama, yürütme ve yargı arasında sağlam bir denge ve denetim mekanizmasının tesis edilmesi sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi de daha etkin ve güçlü bir yapıya kavuşmuştur. Böylelikle hükûmet tartışmaları, hükûmet krizleri, hükûmet kurulamama sorunu ortadan kalkmış, koalisyonlar dönemi sona ermiş, siyasi, ekonomik ve demokratik istikrarın yolu açılmış, bürokrasiyi azaltacak, yetki karmaşalarını giderecek hızlı işleyen, çabuk karar alan, sorunların çözümüne ve Türkiye'nin gelişmesine odaklı bir yönetim yapısı tesis edilmiştir. Türkiye vesayet odaklarından arındırılmış, ayak bağlarından kurtulmuş, özgüvene kavuşmuştur. Önümüzdeki hedef ise Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini kurumsallaştıracak yeni bir anayasanın yapılmasıdır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, bu doğrultuda hazırladığımız cumhuriyetimizin 100'üncü yılında 100 maddelik anayasa taslağını 4 Mayıs 2021 tarihinde Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli kamuoyuna duyurmuştur. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle demokrasimiz güçlenmiş, cumhur ile cumhuriyet kucaklaşmış ve Türkiye'nin önü açılmıştır. Parlamenter sistemde yaşanan hükûmet kurma krizleri, yürütmedeki çift başlılıktan kaynaklı çekişme ve istikrarsızlıklarla karşılaşılmamış, 17 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1222 ‒ yönetimde sağlanan istikrar, küresel konjonktürel sıkıntıların aşılmasında önemli rol oynamıştır. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin uygulama dönemi önemli icraat ve atılımların hayalden gerçeğe dönüşmesine sahne olmuştur. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, yönetim hayatımıza istikrar, güçlü bir irade, etkin ve hızlı karar alma mekanizması kazandırmıştır. "Başkent Ankara" vizyonuyla dünyayı Türkçe okuma kararlılığı kuvveden fiile geçmiş, siyasi ve ekonomik ablukalara karşılık verme gücü artmıştır. Orta Doğu'da, Kafkaslar'da, Orta Asya'da, Afrika'da, Balkanlar'da Ege ve Doğu Akdeniz'de söz geçiren, söz dinleten, egemenlik haklarından asla taviz vermeyen bir Türkiye gerçeği ortaya çıkmıştır. Türk Devletleri Teşkilatı kurularak Türk birliğinin ümitleri yeşermiştir, "kızıl elma" ülküsü etrafında tam bir kucaklaşma yaşanmıştır. Kıbrıs Türklüğünü dünyaya anlatan; tanınması için gecesini gündüzüne katan; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin, Türk Devletleri Teşkilatının gözlemci üyesi olmasına ortam hazırlayan; Karabağ'ın azatlık mücadelesinde Azerbaycan'la kol kola giren bir Türkiye hepimizin haklı gururu hâline gelmiştir. Türkiye dün olduğu gibi bugün de haksızlık karşısında tepkisini ortaya koyarak Gazze'deki hukuksuzluğa, katliama dikkat çekmeye devam etmiş, Gazze'de ateşkes hukukunun tesis edilmesi için çabalayan ve iki devletli kalıcı çözüm için samimiyetle gayret gösteren neredeyse tek ülke olmuştur. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta iki tarafla aynı anda görüşen, barışın ve kalıcı çözümün etkili savunucusu haline gelmiştir. Milli Teknoloji Hamlesi'yle yerli ve millî üretimi artırma, stratejik alanlarda dışa bağımlılığı azaltma yönünde politikalar yoğun ve yaygın bir şekilde uygulanmakta ve başta savunma sanayisi olmak üzere otomotiv, makine, enerji, yazılım, ilaç ve tıbbi malzeme gibi birçok alanda yerli ve millî üretim artmaktadır. Türkiye, yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı büyüme politikası ve Milli Teknoloji Hamlesiyle; Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin güçlü yönetim yapısıyla; çok yönlü, insani, dengeli ve etkin dış politika anlayışıyla, millî birlik ve dayanışma ruhu içinde lider ülke Türkiye'ye doğru kutlu yürüyüşünü kararlılıkla sürdürmektedir. İnanıyoruz ki Türk milletinin desteğiyle, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin stratejik gücüyle Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefleri birer birer hayata geçecek, tarihin akışına yön verecektir. Küresel ölçekte hızlanan dijitalleşme ve yapay zekâ gelişmeleri, ekonomi ve güvenlik politikalarında yeni bir çerçeveyi zorunlu kılmıştır. Ülkemizin dijital bağımsızlığını güçlendirmek, veriyi millî bir değer olarak korumak ve siber tehditlere karşı kapasiteyi artırmak amacıyla yürütülen çalışmalar önem kazanmıştır. Bu doğrultuda “dijital vatan” ve “siber vatan” anlayışının güçlendirilmesi, yerli yazılım ile donanım kullanımının yaygınlaştırılması ve kamuya yönelik yeni siber güvenlik stratejisinin hayata geçirilmesi kritik önemdedir. Siber Güvenlik Başkanlığının bu alandaki koordinasyon rolünün desteklenmesi, dijital dönüşümün ekonomik ve kurumsal verimliliğe katkısını artıracaktır. Kamu hizmetlerinin kullanıcı talep ve ihtiyaçlarına uygun olarak değer üretecek şekilde tasarlanması, elektronik ortamda sunulması ve kullanımının artırılmasına yönelik başarıyla yürütülen çalışmalar önem arz etmektedir. 18 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1223 ‒ Dünyada çok kutuplu yeni düzen arayışının hız kazandığı bir dönemde Türkiye bölgesel güç ve küresel aktör konumunu pekiştirmekte; bu süreçte dış tanıtımın güçlendirilmesi, Türkiye’nin tezlerinin doğru ve hızlı biçimde anlatılması ve artan dezenformasyonla etkin mücadele için İletişim Başkanlığının teknolojik, fiziki ve insan kaynağı kapasitesinin geliştirilerek kurumlar arası uyum içinde çalışması önem arz etmektedir. Sağlanılan güven sonucu Türkiye'ye yönelik yabancı yatırım iştahında da artış görünmektedir. Bu yönde oluşturulan kurumsal kapasite yönlendirici ve itici güç olarak önemli bir etkiye sahip olmuştur. Türkiye'nin yatırım fırsatlarının küresel iş dünyasına tanıtılmasında başat rol üstlenmiş, Türkiye’ye yatırım yapmaya karar vermiş yatırımcılara yatırım sürecinin her aşamasında destek sağlamıştır. Yürütmenin etkinliğini artıran Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin sağlıklı işlemesi, ehliyet ve liyakati esas alan bütüncül bir insan gücü planlamasını zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede, eğitim-istihdam ilişkisinin güçlendirilmesi, kamu personel rejiminde fırsat eşitliği ve şeffaflığın kurumsallaştırılması amacıyla bir Liyakat Kurulu oluşturulması gerekmektedir. Kamuda aynı yerlerde ve hizmetlerde aynı işi yapmalarına rağmen statülerinin farklı olması nedeniyle çalışanlar arasında mali ve sosyal haklar yönünden farklılıklar bulunması çalışanların motivasyonunu ve çalışma barışını olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle ehliyeti ve liyakati esas alacak, statü ve istihdam karmaşasını giderecek, ücret adaletini sağlayacak, topluma kaliteli hizmet sunan, değişen koşullara uyum yeteneği yüksek ve daha verimli bir kamu personel sistemi oluşturulması gerekmektedir. Etkili bir idare ve iş bölümüyle kaynak israfının önlenmesi, tasarruf bilincinin oluşturulması, stratejik yönetimin uygulama etkinliğinin artırılması ve hesap verebilirlik anlayışının planlamadan izleme ve değerlendirmeye kadar yönetim döngüsünün tüm aşamalarında hayata geçirilmesi yönünde adımların atılması gerekmektedir. Basın ve yayın kuruluşlarımızın sorunlarının çözümlenmesi, demokrasimiz açısından önem arz etmektedir. Yerel medyaya uygun koşullarda kredi desteği verilmesi, desteğin teknolojik gelişimi ve yatırım ihtiyaçları göz önüne alınarak uzun vadeli olması ve sektörde istihdamı desteklemesi önemli olacaktır. Özellikle, reklamlar ile resmî ilanlara uygulanan vergilemede, gazete kâğıdı, gazete mürekkebi ve kalıp gibi ürünlerin gümrük vergilerinde gazetelere kolaylıklar getirilmesi özgür basın anlayışına da katkı sağlayacaktır. Anadolu medyasının ciddi, basın ahlakına sahip, tarafsızlık ilkesine bağlı ve objektif bir yayın organı olarak faaliyetlerini sürdürebilmeleri için özel destek programları uygulamaya konulmalı, yerel medyaya kamu reklamlarından daha fazla pay verilmesi sağlanmalıdır. Türkiye’nin önemli gelişme kaydettiği sektörlerden birisi savunma sanayidir. Savunma sanayisinde gerçekleştirilen ürünler, dünya çapında örnek gösterilmekte, gıpta edilmektedir. Türk savunma sanayisi Türkiye'nin küresel güç vizyonu doğrultusunda inşa edilmektedir. Millî bekamız açısında da büyük önem arz eden yerli ve millî savunma sanayisindeki gelişmelerden ve üretilen her üründen Türk milleti gurur duymaktadır. Savunma ve havacılık sektörü son yıllarda güçlü bir büyüme performansı sergilemiş, savunma ve havacılık ihracatı 2024 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 30'luk artışla 7,2 milyar dolar 19 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1224 ‒ olarak gerçekleşmiş, 2025 yılının ilk dokuz ayında 6 milyar dolara ulaşmıştır. Savunma sanayiinde yerlileştirme çalışmaları kesintisiz sürmüş, savunma sanayi sektörü yerlilik oranı 2025 yılı itibarıyla yüzde 82 düzeyine çıkmıştır. Ülkemizin yüksek teknolojiye dayalı savunma sanayisinde elde ettiği bu millîlik ve yerlilik kapasitesinin artması memnuniyet vericidir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin silah ve teçhizat yönünden dışa bağımlılığını daha da azaltarak ihracat kapasitesi yüksek, bağımsız ve yerli bir harp sanayisinin gelişmesi ve yerli müteşebbisin de silah ve askerî teçhizat üretimine daha fazla yatırım yapması teşvik edilmelidir. Karşı karşıya bulunduğumuz jeopolitik riskler, İslam coğrafyasına yönelik küresel oyunlar ve iç-dış kaynaklı terör tehditleri, Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiçbir zafiyet göstermeden görevini icra edebilmesi için savunma ve güvenlik ihtiyaçlarının süratle karşılanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede, savunma sanayimizde sağlanan teknolojik üstünlük, yüksek kabiliyetli ordumuzun gücünü pekiştirdiği gibi ihracat kapasitesi yüksek, bağımsız ve yerli bir harp sanayisinin gelişimine stratejik katkı sunmaktadır. Büyüyen ekosistemin sürdürülebilirliği için yenilikçi kapasitenin korunması, aksayan yönlerin rasyonel biçimde giderilmesi ve muhtemel risklerin önüne geçilmesi milli güvenliğimiz açısından önem arz etmektedir. Türkiye’de yaşadığımız birçok sorunun temelinde yer alan ahlaki kirlilik ve yozlaşmanın toplumsal alanda yaygınlık kazanması, Diyanet İşleri Başkanlığının sorumluluğunu da artırmaktadır. Toplumsal yapıyı hedef alan sapkın akımların yaygınlaşması millî ve manevi değerlerimizin korunmasını her zamankinden daha önemli hâle getirmiştir. Bu çerçevede, Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Mevlâna, Yunus Emre ve Hacı Bayram Veli gibi gönül erlerinin hikmet dolu mirasının toplumda daha görünür kılınması; birlik, merhamet, adalet ve insanlık anlayışımızı tahkim edecek, kültürel ve ahlaki dayanıklılığımızı güçlendirecektir. Din anlatımında ve öğretiminde feragat ve fedakârlık duygularının, ahlak ve adalet anlayışının, devlet malına sahip çıkmanın, kamu menfaatlerini şahsi menfaatlerinin önünde tutmanın bir kültür ve bilinç olarak yerleştirilmesine Diyanet İşleri Başkanlığı’nın katkı vermesini istikbale güvenle bakabilmek açısından önemli görüyoruz. 2) ADALET BAKANLIĞI Hukukun sağlıklı işlemesi, adaletin doğru tecelli etmesi hayati önemdedir. İnsanlarımızın adaletli ve hakkaniyetli bir sosyal düzen içerisinde yaşaması, hukukun üstünlüğü prensibinin hâkim kılınmasına, hak ve özgürlüklerin uygulamada da güvence altına alınmasına bağlıdır. Çeşitli güç unsurlarının hukuk devleti kurallarına göre sınırlandırılması, güçlünün değil, haklının korunması, toplumsal ahengin ve huzurun tesis edilmesi bakımından devletin en temel görevlerindendir. Bağımsız yargı, vatandaşlarımızın en önemli teminatıdır. Bu teminat sayesinde hukuk devleti varlık bulur ve hukuk kurallarıyla yönetilen bir ülkede toplum, genel hukuk ilkelerinin, adil yargılanma hakkının ve diğer temel hakların uygulanabilirliğinin garanti edilmesini ister. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi ile daha demokratik ve adil, tarafsız ve bağımsız bir yargı düzeninin teşekkülü sağlanarak yargı erkinin daha şeffaf bir zemin üzerinde inşa edilmesine fırsat ve imkân sağlanmıştır. 20 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1225 ‒ Yargı Reformu Stratejisi kapsamında yargısal etkinliğin artırılması ve yargı verimliliğinin güçlendirilmesi maksadıyla Meclisimize bugüne kadar sunulan 11 yargı paketiyle önemli reform adımları atılmış, infaz sisteminin makul ve etkin bir şekilde sürdürülmesine imkân ve olanaklar sağlanmış, alınan idari tedbirlerle yargının çok daha hızlı ve etkili hareket edebilmesinin yolu açılmış, temel hak ve özgürlüklerin korunması, adil yargılanma ve lekelenmeme hakkının uygulanması noktasında önemli adımlar atılmıştır. Vatandaşlarımızın hukukun üstünlüğünün ve hak arama özgürlüğünün bütün kurum ve kurallarıyla uygulandığına güvendiği ve inandığı bir adalet anlayışının hâkim kılınması esastır. 23 Ocak 2025 tarihinde kamuoyuyla paylaşılan Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Stratejisi ile reform iradesi kararlılıkla sürdürülmüştür. “Hukukun üstünlüğünü esas alan, gecikmeyen ve öngörülebilir bir adalet sistemi” vizyonuyla hazırlanan Belge; 5 temel amaç, 45 hedef ve 264 faaliyetten oluşan kapsamlı bir yol haritası niteliği taşımaktadır. Reform Stratejisi, özgürlüğün, güvenin ve hakkın adaletle buluştuğu bir Türkiye idealinin kurumsal çerçevesini güçlendirmeyi amaçlamakta; adalete erişimin geliştirilmesi, yargılamaların makul sürede sonuçlanması ve yargı hizmetlerinden memnuniyetin artırılması yönünde atılacak adımları sistematik biçimde ortaya koymaktadır. Ülkemizin de ekonomik ve sosyal kalkınmasının ve büyümesinin en önemli dayanaklarından biri insan haklarına dayalı demokratik hukuk devletidir. Hukuk devleti demokratikleşme, insan hakları, hak arama hürriyeti, düşünce özgürlüğü, hukuki belirlilik, öngörülebilirlik, mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı gibi haklarla somut bir hâl almaktadır. Hâkim ve savcıların liyakat ve vicdan sahibi, "önce Türkiye ve Türk milleti" diyebilecek vasıflarda bulunması, bağımsız ve tarafsız bir yargı sisteminin teminatı ve yargıya güvenin temel belirleyicisi olacaktır. Hâkim ve savcı adaylarının seçimi ve yetiştirilmesinin bu anlayışla sağlanması son derece önemlidir. Hâkim ve savcıların mesleki gelişmeleri takip edebilmeleri ve niteliklerinin artırılması için hizmet içi eğitim faaliyetlerinde devamlılık sağlanmalıdır. Bu kapsamda yardımcılık sisteminin hâkim ve savcıların yetişmesine katkı sağlayacağını değerlendiriyoruz. Hâkim ve savcıların örgütlü suçlar, haksız rekabet, döviz işlemleri, sigortacılık, kara para aklama, sermaye piyasası suçları gibi bazı özel alanlarda uzmanlaşması temin edilmelidir. Yapay zekâ gibi çağdaş tekniklerle suç tiplerine göre geliştirilecek programların mahkemeleri, savcılıkları ve kolluğu desteklemesiyle usul hatalarının büyük ölçüde önlenmesinin mümkün olduğunu düşünüyoruz. Anayasa’nın 9’uncu maddesi yargı yetkisinin bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından kullanılacağını hükme bağlasa da dijital mecraların yükselişi, özellikle sosyal medya üzerinden oluşturulan baskı ve yönlendirmeler yargı bağımsızlığını zedeleyen ciddi bir tehdit hâline gelmiştir. Bu nedenle yargının, hukuk kurallarına ve vicdani kanaate dayalı işleyişini koruyacak tedbirler hayati önem arz etmektedir. Yine, son dönemde ortaya çıkan ve medya araçları yoluyla pekiştirilerek paylaşılan cezasızlık algısının ortadan kaldırılması sadece adil ve bağımsız kararların verilmesiyle değil aynı zamanda suç ve ceza arasındaki dengeyi koruyan caydırıcı düzenlemelerle de mümkündür. Yargı paketlerindeki düzenlemelerle de caydırıcılığın artırılması hedeflenmiştir. 21 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1226 ‒ Mağdur haklarının korunması, koruyucu ve önleyici hukuk yaklaşımının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Yargının iş yükünü azaltmak amacıyla getirilen ve başarılı bir şekilde uygulanan uzlaştırma ve ara buluculuk sistemi ile bilirkişilik sisteminin etkinliği ve kapsamı daha da artırılmalıdır. Çevre, imar, rekabet ve enerji gibi ihtisas gerektiren alanlarda yeni ihtisas mahkemeleri kurulmalıdır. Fikrî mülkiyet haklarının korunması, icrası ve uygulanmasıyla ilgili birimlerde beşerî ve kurumsal kapasite ile bu alandaki mevzuat teknolojik gelişmeler ve ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilmeli, ilgili kurum ve kuruluşlar arası iş birliği güçlendirilmelidir. Hukuki himaye sigortasının genel şartları yeni ihtiyaçlara göre güncellenmeli, tüm vatandaşlarımızı kapsayacak bir aile avukatlığı sistemine dönüştürülmelidir. Bu şekilde vatandaşlarımızın muhatap olduğu hukuki sorunlar karşısında destek almasını, hukuki problemlerin ortaya çıkmadan önlenmesi ve uyuşmazlıkların azaltılarak yargının yükünün hafifletilmesi sağlanmalıdır. Kadın, çocuk, engelli ve yaşlılara yönelik şiddet olaylarından dava zaman aşımı süreleri yeniden belirlenmeli, harç ve benzeri mahkeme masraflarının alınmaması sağlanmalıdır. Adliye ve ceza infaz kurumlarında engellilere yönelik iyileştirici tedbirler alınmalıdır. Çocuklarımızın her türlü istismardan ve suça sürüklenme riskinden korunması devletin asli görevidir. Bu kapsamda mağdur çocuklar için çocuk izleme merkezlerinin devlet üniversiteleri tarafından da kurulmasına imkân tanınması, ifadelerin güvenli ortamda alınması ve psikososyal desteğin güçlendirilmesi açısından önemli bir düzenleme olmuştur. Çocuk eğitim evleri ve çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına yönelik adımlar ise infazın eğitici ve ıslah edici yönünü pekiştirmiştir. Bununla birlikte, suça sürüklenen çocuklar meselesi yalnızca adli bir konu değil ailevi, toplumsal ve güvenlik boyutları bulunan stratejik bir devlet sorunudur. Çocukların terör örgütleri ve organize suç yapıları tarafından devşirilmesine yönelik telkin ve tuzakların engellenmesi için infaz ve adli kontrol süreçlerindeki zaafların giderilmesi, caydırıcılığın artırılması ve cezasızlık algısının ortadan kaldırılması gerekmektedir. Kişisel verilerin korunması bireylerin mahremiyet haklarının temel bir parçasıdır. Bu, yalnızca etik bir zorunluluk değil, aynı zamanda hukuki bir gerekliliktir. Gelişen teknolojiyle birlikte artan veri ihlalleri ve siber saldırılar kişisel bilgilerin korunmasının önemini daha da artırmıştır. Bu bağlamda, devletin vatandaşlarının verilerini koruma sorumluluğu bulunmakta, yeterli derinlikte güvenlik önlemleri ve sürekli güncellenen veri koruma politikalarının uygulanmasını da gerektirmektedir. Büyük veri analitiği kişisel verilerin toplanması ve işlenmesi çalışmalarını artırmakta; bu da gizlilik ve şeffaflık konularında yeni sorunları ortaya çıkarmaktadır. Yasa dışı şekilde sızan kişisel verilerin birleştirilmesiyle bireylere karşı birçok dolandırıcılık yöntemi de oluşturulmaktadır. Vatandaşlarımızın kişisel verilerinin korunmasını sağlamak için gerekli olan teknolojik altyapının, eğitim programlarının, mevzuat çalışmalarının ve uyum denetimlerinin sağlanması, veri koruma standartlarının gelişmelere uygun olarak güncellenmesi ve kamuoyunun kişisel verilerin önemi konusunda bilinçlendirilmesi hem vatandaşlarımızın güvenliğini sağlayacak 22 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1227 ‒ hem de uluslararası alanda ülkemizin veri güvenliği konusundaki itibarını güçlendirecek adımlar olacaktır. 3) AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI Millî ve manevî değerlerin korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasında; millî bütünlüğün ve dayanışmanın pekiştirilmesinde aile kurumu büyük önem taşımaktadır. Türk toplumunun temel taşı olan aile, ekonomik ve sosyal gelişmelerin yol açtığı olumsuz gelişmelere karşı korunmalıdır. Modernleşme, kentleşme ve küreselleşme süreçlerinin ortaya çıkardığı geniş aileden çekirdek aileye dönüşüm, göç, boşanmalardaki artış gibi yapısal sorunlarla karşı karşıya kalan aile kurumu güçlendirilmeli, aile bireyleri arasındaki bağlılığı ve aile bütünlüğünü koruyucu politikalar geliştirilmelidir. Aileyi ve sosyal fonksiyonlarını zayıflatıcı unsurlar ortadan kaldırılmalıdır. Toplumsal birlikteliğin güçlendirilerek devam etmesi, sağlıklı bireylerin yetişmesi ve beşerî sermayenin niteliğinin artırılmasında aile kurumu önemli bir işleve sahiptir. Toplumun çekirdeğini oluşturan aile, sanayileşme ve kentleşme gibi süreçlerin birey üzerine getirdiği baskıların hafiflemesine ve bireyin risklere karşı mücadele etme yetisi kazanmasında yardımcı olmaktadır. Bu kapsamda küçük çocuğu olan ve çocuk bakım sorumlulukları nedeniyle istihdamdan uzaklaşma riski bulunan kadınların kurumsal çocuk bakımı konusunda desteklenerek kayıtlı istihdama katılmaları ve istihdam piyasasında kalmalarının temini önemli olacaktır. Aileye yönelik sosyal hizmet ve yardımlarda ailenin ihtiyaçlarını bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek, bu ihtiyaçlara kapsamlı şekilde rehberlik ve danışmanlık hizmetleriyle cevap verebilmek amacıyla yürütülen Aile Sosyal Destek Programı (ASDEP) in hukuki, teknik ve bilişim altyapısının güçlendirilerek insan kaynağının geliştirilmesi gerekmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, net biçimde tanımlanacak bir asgari refah düzeyinin altında kalan tüm hanelere doğrudan gelir desteği sağlanmasını gerekli görüyoruz. Ülkemizde benzer nitelikte pek çok yardım mekanizması bulunsa da Türkiye’ye özgü ortak bir asgari refah standardının belirlenmesi ve bu seviyenin altındaki tüm ailelerin kapsayıcı biçimde desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. 2025 yılı temmuz ayı istatistiklerine göre Türkiye’deki kadın nüfusu 42 milyon 901 bin 270, erkek nüfusu ise 42 milyon 923 bin 584 kişi olmuştur. Bu çerçevede; toplam nüfusumuzun yüzde 49,97'sini kadınlar, yüzde 50,03'ünü ise erkekler oluşturmuştur. Kadın, Türk milletinin hem iradesi hem vicdanıdır. Kadın emeğinin üretimle, kadın onurunun adaletle buluştuğu bir sosyal düzen inşa etmek temel hedefimizdir. Bu doğrultuda kadın kooperatiflerinin ve girişimciliğin desteklenmesi, kadın istihdamında kalıcı artışın en etkili yollarındandır. Son yıllarda eğitim, istihdam ve sosyal hayata katılım alanlarında önemli ilerlemeler sağlanmış olsa da kadına yönelik şiddet halen ciddi bir toplumsal sorun olarak karşımızdadır. Bu nedenle, şiddeti besleyen sebeplerin ortadan kaldırılmasına yönelik önleyici politikaların güçlendirilmesi ve kadınların temel hak ve fırsatlardan güvenli ve eşit biçimde yararlanmasını sağlayacak adımların kararlılıkla sürdürülmesi gerekmektedir. 23 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1228 ‒ Güçlü aile yapısının huzurlu bir Türkiye’nin teminatı olduğuna inanıyor; kadın ve erkeğe eşit fırsatların sunulduğu, kadına saygının esas alındığı bir yaklaşımı benimsiyoruz. Kadına yönelik şiddetin önemli bir insan hakları ihlali olduğu gerçeğiyle, bu mücadeleyi sıfır tolerans ilkesi doğrultusunda, tüm kurumlar ve toplumsal paydaşlarla iş birliği içinde yürütmenin hayati önemde olduğunu düşünüyoruz. Ailenin korunması, şiddetin önüne geçilmesi konusunda kapsamlı bir ruh sağlığı yasasına ihtiyaç duyulduğu tartışılmazdır. Şiddetin ruhsal ve psikolojik yönü mutlak surette analiz edilmeli, yasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Üniversitelerin sosyoloji, psikoloji, psikiyatri, felsefe, ilahiyat gibi bölümlerinde görev alan akademisyenlerin öncülüğünde ülkemizin şiddet haritası çıkarılmalı, şiddetle mücadelede ufuk ve yol açıcı çalışmalar yerine getirilmelidir. Medyada şiddeti, bağımlılığı ve olumsuz davranışları özendiren içeriklere karşı dikkatli olunmalı; ailelerin bilinçli medya kullanımı ve milli değer bilincinin güçlendirilmesi desteklenmelidir. Toplumsal yapımızı zedeleyen yayınlara fırsat verilmemelidir. Kadınları aile içinde de toplumsal hayatta da öne çıkarıcı tedbirler uygulanmalı, kadınların sigortalılık öncesi doğumlarına borçlanma hakkı getirilmesi temin edilmelidir. 2026 yılı bütçesinden münhasıran kadınlara yönelik hizmetler için ayrılan kaynak; evde bakım desteği, SED ödemeleri, koruyucu aile uygulamaları, doğum yardımları, eşi vefat eden, engelli ve 65 yaş üstü kadınlara sağlanan düzenli destekler, Aile Destek Merkezi (ADEM) ve Sosyal Dayanışma Merkezi (SODAM) projeleri ile genel sağlık sigortası primlerini kapsamaktadır. Bu başlıklar altında kadınlar için tahsis edilen toplam tutar 287 milyar 36 milyon liraya ulaşmış, böylece Bakanlık bütçesinin yüzde 53’ü kadınlara yönelik programlara ayrılmıştır. Şehitlerimizin emaneti ailelerine ve gazilerimize sahip çıkmak, korumak ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlamak devlet ve millet olarak vazifemizdir. Milliyetçi Hareket Partisi, şehitlerimizin emaneti olan şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin her zaman ve her şart altında yanındadır. Son yıllarda gazilerimize ve şehit ailelerine yönelik çok önemli haklar ve imkânlar sağlanmıştır. Elbette sağlanan hak ve imkânların onların hizmetleriyle ölçülmesi söz konusu dahi edilemez. Kamudaki istihdam hakkı başta olmak üzere elektrik ve su ücretlerinde indirim, ücretsiz ulaşım, psikososyal destek hizmetleri gibi birçok destek ve imkân devletimizce gazilerimize ve şehit yakınlarına sağlanmaktadır. Bu kapsamda şehit yakınlarının 1 olan istihdam hakkı 2'ye çıkarılmış; gazi ve gazi yakınları gibi vazife malulü ve sivil terör mağdurlarının malullerine de 1 istihdam hakkı getirilmiştir. Ayrıca muharip gazilere ödenen şeref aylığının geliri olsun ya da olmasın tüm gazilere aynı şekilde ödenmesi de sağlanmıştır. Bununla birlikte şehit yetimlerinin tamamına iş hakkı verilmesi, bunların meslek becerisine göre uygun hizmet sınıflarında ya da genel idare hizmetleri sınıfında istihdamlarının sağlanması, gazilere de 2'nci istihdam hakkı verilmesi gerekmektedir. Terörle mücadele şehitlerimizin dul ve yetimleri ile ana ve babalarına bağlanan aylığın toplam tutarının şehidin ya da malulün kendisine bağlanacak aylıktan az olmaması sağlanmalıdır. Şehitlerimizin eş veya çocuklarından biri, eşi ve çocuğu yoksa anne veya babasından biri ÖTV'siz araç alma imkânından bir defaya mahsus yararlanabilmektedir. Gazilerimiz de bir defaya mahsus ÖTV'siz araç alma imkânından yararlandırılmalıdır. 24 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1229 ‒ Terörle Mücadele Kanunu'na 2017 yılında eklenen maddeye göre, terörle mücadelede yaralanmış olup ilgili mevzuatına göre malul sayılmayanlardan vazife malullüklerinin nevileri ile dereceleri hakkında nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılanlara bu dereceler esas alınarak belirlenen göstergeler üzerinden aylık bağlanmaktadır. Aylık bağlananlar, vazife malullerine sağlanan istihdam hakkı, faizsiz konut kredisi, sağlık hizmetlerinden katılım payı alınmaması, elektrik ve su ücreti indirimi, ücretsiz ulaşım gibi haklardan yararlanmaktadır ancak bazı gazilerimizin talepleri söz konusu nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılamadığı gerekçesiyle reddedilmektedir. Zira, genel olarak yüzde 30 üzeri çalışma gücü kaybı olanların derece tespiti yapılabilmektedir. Terörle mücadele esnasında yaralanmalarına rağmen mevzuata göre vazife malulü veya gazi sayılmayan gazilerimiz hiçbir haktan yararlanamamakta, gazi sayılmamaktadır. Diğer taraftan, 7091 sayılı Kanun'un 9'uncu maddesi ve 7082 sayılı Kanun'un 14 ve 17'nci maddeleriyle, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemi esnasında yaralananlara, yaralanma derecesine bakılmaksızın "gazilik" unvanı verilmiş, istihdam hakkı tanınmış ve diğer haklardan yararlanmaları sağlanmıştır. Ancak terörle mücadelede yaralanmalarına rağmen malul sayılmayan gazilerimize de yaralanma derecesine bakılmaksızın gazilik unvanı verilmelidir. Gazilik onların onurla taşıyacakları ve çocuklarına gururla anlatacakları bir haktır. Bununla birlikte istihdam ve diğer haklardan yararlanmaları da sağlanmalıdır. Şehitlik ve gazilik ile vatana üstün hizmette bulunanlarla ilgili sosyal güvenlik sistemine ilişkin olanlar dışında müstakil bir kanuni düzenleme yapılması gerekmekte, bunların sorunlarını yakından takip etmek ve gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir ihtisas komisyonu oluşturulmasının da yerinde olacağını değerlendiriyoruz. Ulaşımdan eğitime, çalışma hayatından sağlık hizmetlerine varıncaya kadar her alanda engellilerimize insanca bir hayat sunmak; insani ve hukuki mükellefiyettir. Engellilere yönelik bugüne kadar birçok hizmet uygulamaya konulmuş ve engelli memur sayısında önemli artış sağlanmış olmakla birlikte engelli ve engelli yakını aylığının artırılması, engelli aylığı ödemesinde aile geliri yerine engellilerin kendi gelirlerinin esas alınması da yerinde olacaktır. Engellilerin genel ve mesleki eğitim, mesleki rehabilitasyon, kendi işini kurma, hibe desteği, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri daha da geliştirilmelidir. Çevresel ve fiziki şartlar tümüyle engellilere uyumlu hâle getirilmelidir. Çocuk bağımlılığı, çocuk işçiliği, suça sürüklenme, çocuk çeteleri, şiddet ve istismar gibi alanlar ülkemiz açısından güncel ve ciddi riskler barındırmaktadır. Bu nedenle çocuk bakım kuruluşlarının niteliğinin yükseltilmesi, koruma politikalarında kurum bakımından ziyade aile temelli modellerin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Çocuklara yönelik hizmetlerde sağlanan ilerlemelere rağmen sosyoekonomik ve bölgesel eşitsizlikler, erken yaşta evlilikler, madde bağımlılığı, zararlı dijital içerikler ve teknolojinin sorunlu kullanımı gibi riskler devam etmektedir. Çocuklarımız yazılı, görsel ve dijital mecralardaki şiddet, cinsellik, istismar ve bağımlılığı özendiren içeriklere karşı etkin biçimde korunmalıdır. 25 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1230 ‒ Bağımlılıkla mücadelede çocuklara ve ailelere yönelik farkındalık çalışmaları sürdürülmeli, zorla çalıştırılan, dilendirilen, suç girişimlerinde kullanılan ya da şiddete maruz kalan çocuklar devletin güçlü koruması altına alınmalıdır. Çocuklara özgü tedbirlerin uygulanması ve izlenmesine ilişkin mekanizmaların geliştirilmesi; okul ve okul sonrası sanatsal, kültürel ve sportif faaliyetlere erişimin artırılması sağlanmalıdır. Koruyucu aile hizmetinin yaygınlaştırılması, ailelerin bilinçlendirilmesi ve fırsat eşitliğini destekleyen programların güçlendirilmesi de bu çerçevenin önemli bir parçasıdır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak çocuğun yüksek yararını esas alan, sağlığını ve esenliğini güvence altına alan, gelişimini ve potansiyelini destekleyen millî bir çocuk politikasının hayata geçirilmesini hedefliyoruz. 2024 yılı sonu itibarıyla ülkemiz nüfusunun yüzde 25,5'ini 0-17 yaş grubundaki çocuklar oluşturmaktadır. AB-27 ülkeleri ortalaması olan yüzde 17,8'le karşılaştırıldığında ülkemiz çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu ülke konumundadır. Nüfusumuzun içindeki oranı giderek artan yaşlı nüfusa yönelik hizmet alanının genişletilmesi ve kalitesinin artırılması yaşlılara dönük politikaların onların yaşlılık şartlarını hazırlayan, gençlik ve aktif çalışma dönemlerini de kapsayacak şekilde olması sağlanmalıdır. Bununla beraber, dünyada da yaygınlaşan, geriatri merkezlerinin Türkiye'de de teşvik edilmesi, özel sektörün bu anlamda desteklenmesi, emeklilerimizin deneyimlerini de paylaşacağı hem sağlık hizmetlerinin hem de sosyal ihtiyaçların karşılanacağı ortamların oluşturulmasının bu kapsamda yararlı olacağını değerlendiriyoruz. Partimiz, devleti yaşatmanın yolunun insanı yaşatmaktan geçtiğine, ülkelerin değerinin insanlarına verdiği değerle artacağına ve istikbale güvenle bakabilmek için her bir vatandaşımızın onurlu bir yaşam sürmesinin temin edilmesi gerektiğine inanmaktadır. Türkiye, Anayasa'nın sosyal devlet olma ilkesinin gereğini layıkıyla yerine getirmeye çalışan bir devlettir. Milletimizin her ferdine insanca yaşayacağı bir hayat standardının sunulması; muhtaç, güçsüz ve ihtiyaç sahiplerini de bu standartlara eriştirecek desteklerin sağlanması gerekmektedir. 4) ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI Çalışma hayatına bakışımızın temeli, toplumun tüm kesimlerine insana yaraşır iş fırsatlarının sunulduğu, iş gücünün niteliğinin yükseltilip etkin kullanıldığı, iş sağlığı ve güvenliği şartlarının iyileştirildiği bir iş gücü piyasasının oluşturulmasına, çalışma hayatının, işçi ile işveren haklarının dengeli bir şekilde korunması yanında, işin korunmasını da dikkate alan politikalar çerçevesinde tanzim edilmesine dayanmaktadır. Bu çerçevede, çalışma hayatındaki problemlerin çözümü ve çalışma barışının tesisi için çoklu danışma mekanizmalarının güçlendirilmesini ve tarafların etkin katılımlarının sağlanmasını önemli buluyoruz. İşsizlikle mücadelenin temel unsuru istihdam dostu büyüme ve girişimcilik kapasitesidir. Girişimcilik kapasitesinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi için girişimcinin yatırım yapma, iş sahası açma, üretim ve ihracat yapma hususundaki her türlü çabası desteklenmeli, yatırım ve girişimci odaklı yaklaşım, istihdam stratejisinin esasını oluşturmalıdır. Türkiye'nin ileriye dönük istihdam ihtiyacının nitelik ve nicelik bazlı değerlendirilerek, istihdam ve eğitim ilişkisinin kurulması, bu ihtiyaca uygun bir eğitim planlaması yapılması, 26 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1231 ‒ eğitim müfredatı mesleki ve yükseköğretim programlarının bu çerçevede düzenlenmesi gerekmektedir. 2024 yılında istihdamımız 988 bin kişi artarken ekim ayında toplam istihdam 32 milyon 772 bin kişiye ulaşmıştır. İşsizlik oranı 2024 yılında yüzde 8,7'ye; 2025 Ekim ayı itibarıyla yüzde 8,5'e gerilemiş olup otuz aydır tek haneli gerçekleşmektedir. Kadınların işgücüne katılım oranı 2025 yılı Ekim ayı itibariyle yüzde 36,5 olup bir önceki yılın aynı ayına göre 0,5 puan azalmıştır. Ekim ayında kadınlarda işsizlik oranı yüzde 11,3 olup önceki yılın aynı ayına göre 1,1 puan düşmüştür. 2024 yılında yüzde 16,3 olan genç nüfusta işsizlik oranı 2025 yılı ekim ayı itibariyle yüzde 15,6 düzeyine inmiştir. Atıl iş gücü oranı Ekim ayında yüzde 29,6 seviyesindedir. Son dönemde yaşanan gelişmeler birçok alanda olduğu gibi çalışma hayatında önemli değişikliklerin yapılmasını da gerekli kılmıştır. Çalışma hayatında yeni nesil çalışma modellerinin Türkiye'de iş gücü piyasasına etkin biçimde entegre edilmesi ve yaygınlaşması bu süreçte önem kazanmıştır. Dijital dönüşüm ve iklim değişikliğinin iş gücü piyasasında oluşturduğu talebe yönelik olarak iş gücünün niteliği geliştirilmelidir. Çağdaş normlarda endüstri ilişkilerinin tesisi için sendikalı işçileri ve toplu iş sözleşmeli iş yerlerinin artırılmasına destek sağlayacak düzenlemeler getirilmelidir. 2013 yılında yüzde 9,21 seviyelerinde olan işçi sendikalaşma oranı 2025 yılı itibarıyla yüzde 14,02 seviyelerine yükselmiştir. SGK istatistiklerine göre 2024 yılında 733 bin 646 iş kazası meydana gelmiş; toplam 1.908 çalışanımız hayatını kaybetmiştir. Bu tablo, iş sağlığı ve güvenliği konusunda atılan adımların güçlendirilmesinin önemini açıkça göstermektedir. Benzeri acıların yaşanmaması için iş güvenliği kültürü yaygınlaştırılmalı, hizmetlerin niteliği artırılmalı ve denetimler daha etkili şekilde sürdürülmelidir. Çocuk işçiliği ülkemizin önemle üzerinde durması gereken alanlardan biridir. Kalkınma Planı’nda da vurgulandığı gibi bu mücadele kararlılıkla sürdürülmeli, toplumsal farkındalık artırılmalıdır. Kamu hizmetlerinin geliştirilmesi ve etkin şekilde sunulması için yeterli nicelikte ve nitelikli insan kaynağı büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte, çalışanlarımızın verimliliği ve kamu hizmet sunumunun etkinliği de öncelikli meselelerdendir. Bunu sağlayacak motivasyon hukuki statüye ilişkin hak ve adalet temelli düzenleme ve uygulamalar ile mali hakları iyileştirici hususlardır. Bu doğrultuda kamu personel rejiminin de tüm boyutlarıyla ve bütüncül bir yapıda değerlendirilerek reforma tabi tutulmasını gerekli görüyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak Seçim Beyannamelerimizde yer verdiğimiz, çalışanlarımıza yönelik birçok önemli düzenleme TBMM’de gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte BAĞ-KUR prim gün sayısının 7200'e düşürülmesi, ayrıca 1'inci dereceye gelen memurlara 3600 ek gösterge verilmesi, emeklilerimizin insanca ve huzur içinde yaşayacakları, sosyal ve ekonomik yönden diğer toplum kesimleriyle birlikte yüzlerinin güleceği bir refah düzeyine 27 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1232 ‒ kavuşturulması, net asgari ücretin geçim şartlarına uygun seviyelerde belirlenmesi ve asgari ücretliye büyük şehirlerde ulaşım desteği verilmesi, ücretlilere ilişkin gelir vergisi dilimlerinin yeniden belirlenmesi ve ev kadınlarına prim desteğiyle birlikte emeklilik hakkı tanınması yönündeki düzenlemelerin de yapılmasını gerekli görüyoruz. Ayrıca, istihdam imkânı geliştirilerek her ailenin yeterli ve sürekli bir gelire sahip olması sağlanmalı, bu doğrultuda her aileden en az bir kişiye iş imkânı temin edilmeli, çalışamayacak durumda olanlar sosyal korumadan yararlandırılmalıdır. Belirlenecek asgari refah seviyesinin altında gelir elde eden aileler asgari gelir desteği kapsamına alınmalı ve bu çerçevede verilecek doğrudan gelir desteği ile her ailenin beslenme, barınma, giyinme gibi temel ihtiyaçlarını karşılayacak düzenli bir gelire sahip olması sağlanmalıdır. 2025 yılı temmuz ayında engelli bireylerin kendilerini işgücü piyasasında denemeleri için özelleştirilmiş bir uygulama olarak Engelsiz İşgücü Uyum Programını hayata geçirilmiş ve 81 ilde uygulanmak üzere 10 bin kontenjan tahsis edilmiştir. Engelli vatandaşların istihdamını artırmak amacıyla yürütülen kamuda engelli kontenjanı programı kapsamında engelli memur sayısında önemli artış sağlanmış olup ayrılan kontenjanın yüzde 95'i kullanılmaktadır. Önemli hizmetlerle buluşturulan engellilerin genel ve mesleki eğitim, mesleki rehabilitasyon, kendi işini kurma, hibe desteği ve iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri daha da geliştirilmelidir. Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği açısından ana gösterge olan aktif-pasif oranı 2022 yılında yüzde 2 düzeyine kadar yükselmiş iken bu oran 2023 yılında 1,66'ya, 2024 yılında 1,61 seviyesine inmiştir. 2025 yılı eylül ayı itibariyle aktif sigortalı sayısı 26 milyon 453 bin 218 kişiye ulaşmıştır. Aktüeryal dengenin gözetilmesi, suretiyle sosyal güvenlik sisteminin kapsamının artırılması, daha adil ve etkin bir yapıya kavuşturulması ve uzun dönemli mali sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi gereklidir. Kayıt dışı istihdam oranı 2025 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla yüzde 26,9 olup, erkek çalışanların yüzde 23,9'u; kadın çalışanların ise yüzde 33,1'i kayıt dışı çalışmaktadır. Kayıt dışı istihdamın önemli bir kısmı da tarım sektöründe yoğunlaşmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumunun mali görünümü son dönemde görece dengeli bir seyir izlemiştir. 2025 yılı sonu itibarıyla SGK gelirlerinin giderleri karşılama oranı 2024 yılında yüzde 99,7 olarak gerçekleşmiş, 2025 sonu itibarıyla da yüzde 97-99 aralığında oluşacağı öngörülmektedir. Prim gelirlerinin emekli aylıkları ile sağlık harcamalarını karşılama oranı yüzde 75,1 seviyesine yükselmiş, SGK açığının GSYH’ye oranının ise yüzde 0,42 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Prime esas kazanç tutarının asgari ücretle birlikte artması, özellikle küçük esnaf ve çiftçimizin ödediği SGK primlerinde ciddi bir yükselişe yol açmaktadır. Bu kapsamda prim gün sayısındaki farkların giderilmesi ve emekli aylıkları arasındaki adaletsizliğin azaltılması sosyal güvenlik sisteminin güçlendirilmesi açısından önem taşımaktadır. Sosyal güvenlik sistemi; hukuki boyutuyla uygulanabilir, mali boyutuyla sürdürülebilir ve ilgili taraflarca kabul edilebilir bir yapıda olması sağlanmalıdır. 28 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1233 ‒ 5) ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI Hızla artan nüfus, şehirleşme, ekonomik faaliyetler ve çeşitlenen tüketim alışkanlıkları çevre üzerindeki baskıyı artırmakta ve iklim değişikliği, çölleşme, biyolojik çeşitlilik kaybı ve kuraklık gibi çevre problemleri her geçen gün insan yaşamını ve kalkınma sürecini daha belirgin bir şekilde etkilemektedir. Bu kapsamda çevre ve doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi gittikçe önem kazanmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, ekolojik dengenin sürdürülebilirliğine saygı duyuyoruz. Parti programımızda temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını her insanın temel haklarından birisi olarak gördüğümüz ifade edilmiştir. Bize göre çevre demek aynı zamanda vatan demektir ve milliyetçilik anlayışımızın ana eksenlerinden birisi de çevreciliktir. Çevreye hürmet, huzurlu ve mutlu bir hayatın da ilk şartıdır. Çevre sorunlarının kalkınma çevre ikilemi yerine akılcı bir koruma, kullanma ve geliştirmeyi öngören sürdürülebilir kalkınma modeliyle aşılabileceğini düşünüyoruz. Çevre politikamızın esasını da gelecek nesillere temiz, yaşanabilir, doğal ve kültürel değerleri korunmuş bir çevrenin intikali oluşturmaktadır. Doğal, tarihî ve kültürel değerlerin kirlenmesini, tahrip edilmesini ve yok olmasını önlemek için, çevre konusuna, bilimi ve aklı esas alan, tarih, kültür, inanç ve millî menfaatlerimizle çatışmayan bir bakış açısıyla yaklaşılmasını gerekli görüyoruz. Çevreyi koruma, doğal kaynakları kullanma, afete karşı duyarlı olma, yaşanabilir bir konuta sahip bulunma gibi hususlar; kentleşme, konut, afet ve çevreye ilişkin politikaların oluşturulmasında önemli bir yere sahiptir. Ülkemiz coğrafi konumu itibarıyla iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer aldığından, iklim değişikliğine uyum kapasitesinin geliştirilmesi ile ekonominin ve toplumun iklim risklerine dayanıklılığının artırılmasına yönelik sürdürülen çalışmalar önem arz etmektedir. Ülkemizde çevreye duyarlı politikalar, sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda küresel sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu şekilde hayata geçirilmektedir. Türkiye, 2026 yılında COP31’e ev sahipliği yaparak iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliğine verdiği önemi ortaya koyacaktır. Paris Anlaşmasına 2021 yılında ekonomik ve sosyal kalkınma hakkı saklı tutularak taraf olunmuş; 2053 net sıfır emisyon ve yeşil büyüme hedefleri doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadeleyi düzenleyen İklim Kanunu bu yıl yürürlüğe girmiştir. Türkiye, gelişmekte olan bir ülke olarak enerji, sanayi ve ulaştırma sektörleri başta olmak üzere ilgili alanlarda iklim değişikliğiyle mücadele stratejileri belirlemekte, yeşil büyümenin sağlanması ve emisyon artış trendinin sınırlandırılması yönünde bir politika izlemektedir. Bu bağlamda, yeşil dönüşüm konusu orta vadeli programda ve ekonomik reform programında da yer almıştır. Sürdürülebilir çevre için doğal, tarihî ve kültürel değerlerin kirlenmesini, tahrip edilmesini ve yok olmasını önlemek için, çevre konusuna bilimi ve aklı esas alan, tarih, kültür, inanç ve millî menfaatlerimizle çatışmayan bir bakış açısıyla yaklaşılmalıdır. 29 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1234 ‒ Kıyı, deniz, akarsu, göl, yapay göl ve diğer sulak alanların çevresi ile eko sistemlerin tamamını bütünlük içinde ele alan kıyı alanı planlaması ve yönetimi uygulanmalı, su, hava, toprak ve denizi birlikte dikkate alan entegre çevre politikaları geliştirilmelidir. Biyolojik çeşitlilik ve yaban hayatı korunmalı, su kaynaklarının kullanımında etkinlik sağlanmalıdır. Tabii zenginliklerimize toplum olarak sahip çıkma anlayışının kuvvetlenmesi için, çevre duyarlılığı geliştirilmeli, bunun için medyanın toplumsal sorumlulukla yayın yapması sağlanmalı ve eğitim müfredatı zenginleştirilmelidir. Turizm, sanayi, tarım ve şehirleşmenin sağlıklı bir yapıya kavuşturulması için çevre düzeni planlarının ülke sathında tamamlanmalı, yatırım projelerinin yer seçiminde çevre duyarlılığına önem verilmeli, yatırımlarda çevre dostu teknoloji kullanımı teşvik edilmelidir. Taş ocağı ve maden aramaları tamamlandıktan sonra çalışma yapılan alanların ağaçlandırılması zorunlu olmalıdır. Çevre duyarlılığını bir kültür hâline getirmek için çocuklarımızdan başlayarak erken yaştan itibaren bu kavramın eğitim süreçlerine dâhil edilmesi ve doğal kaynak kullanma bilincinin zihinlere yerleştirilmesi gerekmektedir. Çevre sorunları kirlenmenin ortaya çıkmasından sonra çözümü aranan sorunlar olarak değil, genel kalkınma planının bir unsuru olarak önceden belirlenen kıstaslar çerçevesinde ele alınmalı ve tatbik edilmelidir. Küresel değer zincirinin yeni alanlarından biri hâline gelen ve büyük bir ekonomik potansiyel barındıran yeşil üretim stratejisi muhtemel risklerinin önüne geçilerek hem ekolojik dengenin sağlanması hem de sürdürülebilir bir ihracat hedefi için öncelikli konulardan biri olmalıdır. Enerji meselesinin artan önemi dikkate alınarak ülkemiz özellikle çevreye duyarlı enerji yatırımlarını desteklemelidir. Su havzalarının korunarak su kaynaklarının kontrol altında tutulması, sulama kanalları ve diğer su yollarındaki su kayıplarını önleyici sistemlerin geliştirilmesiyle kuraklık ve çölleşmeyle mücadelede başarı sağlanabilecektir. Atık su arıtımı ve katı atıkların ekonomik bir değer olarak geri dönüşümünü sağlayacak yatırımlara önem ve öncelik verilmelidir. Sürdürülebilir kalkınma ve kaynak verimliliği için döngüsel ekonomi kurumsallaştırılmalıdır. Atık su arıtma tesislerinin işletilmesi ve yönetimine yönelik model geliştirilmedir. Katı atık yönetimi etkinleştirilmeli, katı atık yönetiminde kaynak verimliliğinin ve çevresel sorumluluğun sağlanması temin edilmelidir. Kentleşme politikalarımızın esasını, yerleşimlerin afete duyarlı olması, doğal, tarihî ve kültürel varlıkların korunması ve yaşatılması, kentlilik kültürünün oluşturulmasına katkı sağlaması, su kaynaklarının ve çevrenin korunması, planlı, çağdaş, altyapılı, yaşanabilir kentler inşa edilmesi, yerel kalkınmanın sağlanması, hizmetlere erişimin kolaylaştırılması ve kentte yaşayan vatandaşlarımızın hayat kalitesinin artırılması oluşturmaktadır. Yaşanabilir kentlerin oluşturulabilmesi için ulaşım altyapısı tamamlanmış, çağdaş donanımlı konut alanları yanında gerekli altyapıya sahip endüstri, teknoloji ve sanayi bölgeleri ile mali ve ticari merkezler de oluşturulmalıdır. Böylece yerel kalkınmanın sağlanması; hizmetlere erişiminin kolaylaştırılması ve kentte yaşayan vatandaşlarımızın hayat kalitesinin artırılması temel amaç olmalıdır. 30 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1235 ‒ Kentlerdeki altyapı, çevre ve güvenlik gibi alanlara ilişkin sorunlar, ekonomik ve sosyal yansımalarıyla birlikte kentlerin rekabet gücünü ve yaşam kalitesini düşürmektedir. Yerleşimlerin afete duyarlı olmasına, doğal, tarihî ve kültürel varlıkları korumasına, kentlilik kültürünün oluşmasına katkı sağlaması gerekmektedir. Eğitim, sağlık, sosyal hizmet, kültür, ulaşım ve kentsel altyapı hizmetlerinin hızlı, güvenli, zamanında, ucuz ve erişilebilir bir şekilde sunulmasını diğer politikalarla birlikte sağlıklı kentleşmenin bir gereği olarak görüyoruz. Nüfus ile arsa arzı ilişkisi kurulmalı, arsa ve konut arzı; nüfus, ihtiyaç, talep, kentsel gelişim ve benzeri etkiler dikkate alınarak belirlenmelidir. Türk kültürünü yansıtan, estetik değerleri önceleyen mimari eksikliği giderilmelidir. Yaşlı, engelli ve çocukları dikkate alan bir anlayışla kent ve bina planlaması yapılması ve buna uygun çevrelerin düzenlenmesi ihtiyacı devam etmektedir. İmar planlarının değiştirilme sürecinin zorlaştırılması yanında, alenileştirilmesi tamamen şeffaf hale getirilmesi suretiyle hem haksız imar rantlarına fırsat verilmemesi, hem de vatandaşlarımızın mağdur olmaması temin edilecektir. Farklı kent dokularının ortaya çıkmasını önlemek için çeşitli kurumlardaki plan ve imar yetkisinde birlik sağlanmalıdır. Ayrıca, yapı denetim sisteminin tekrar ele alınarak eksikliklerinin giderilmesine ve her belediyede büyüklüklerine göre yeterli sayıda ve unvanda teknik personel istihdamına önem verilmelidir. Kadastroya ilişkin devam eden uyuşmazlıkların mülkiyet hakkına saygılı ve uzlaşmacı bir yaklaşımla giderilmesi amacıyla yasal düzenlemelerin yapılması, bu süreci destekleyecek teşviklerin hayata geçirilmesi ve kamulaştırma ile imar uygulamalarında nesnel ölçütlere dayalı bir gayrimenkul değerleme sisteminin oluşturulması önem taşımaktadır. Bu düzenlemelerin vergi yükünü artırmadan uygulanması yatırımcı güvenini ve kamu kaynaklarının etkin kullanımını güçlendirecektir. Kira ve konut fiyatlarında son yıllarda yaşanan artışların enflasyon üzerindeki olumsuz etkileri, konut arzını artıran ve konuta erişimi kolaylaştıran politikaların kararlılıkla sürdürülmesini gerekli kılmaktadır. Barınma hakkının temel bir insan hakkı olduğu anlayışıyla, konut piyasasındaki aşırı fiyat hareketlerinin önlenmesi, sürdürülebilir konut finansman modellerinin geliştirilmesi ve dar gelirli vatandaşların konuta ulaşımını destekleyen düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların güçlendirilmesi önem taşımaktadır. Başta arsa üretimi olmak üzere konut maliyetini düşüren araçların etkinleştirilmesi; alternatif finansman yöntemleriyle destekleyici mekanizmaların genişletilmesi konuta erişimi artırıcı bir etki yaratacaktır. Kentsel dönüşüm uygulamaları afet öncelikli hale getirilmeli, başta deprem olmak üzere sel ve heyelana dönük olarak insan hayatını önceliğine alan bir anlayış hâkim kılınmalıdır. Kentsel dönüşümde; niteliği ve süreçleri iyi tanımlanmış, sosyo-ekonomik boyutları güçlendirilmiş ve katılımcı bir yaklaşıma dayanan bütüncül ve sürdürülebilir bir uygulama modeli geliştirilmelidir. Kentsel dönüşüm kentsel yenileme, yeniden canlandırma ve koruma gibi alternatif yöntemleri de içerecek şekilde uygulanmalıdır. 31 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1236 ‒ Kamu kaynaklarının kentsel dönüşümlere yönlendirilmesinde afet bakımından en acil ve öncelikli alanların esas alınması, vatandaşlarımızı zor durumda bırakmayacak şekilde kendi kendini finanse edebilen modellerin geliştirilmesi sürecin hızlı, şeffaf ve vatandaş odaklı ilerlemesine imkân sağlayacaktır. Bu çerçevede, kentsel hizmetlere ve konuta erişimin güçlendirilmesiyle birlikte dönüşümün sosyal boyutunun gözetilmesi; AFAD ve Kızılay gibi kurumlarımızca fay hatlarında bulunan şehirlerde güvenli alanlarda depo, lojistik merkez, toplanma sahaları ve barınma alanlarının oluşturulması afet riskine karşı hazırlık kapasitesini artıracaktır. Konut ve her türlü bina üretiminde güneş enerjisi ve gün ışığından daha fazla yararlanılması, ısı yalıtımını ve depreme dayanıklılığı esas alan teknoloji ve standart malzeme kullanımı sağlanmalı; sağlıklı, güvenli, kaliteli ve ekonomik konut üretimine önem verilmeli, zemin etüdü aşamasından iskân ruhsatı aşamasına kadar etkin denetim yapılmalıdır. Kent içi ulaşımda yaşanan problemler insanların yaşam kalitesini olumsuz etkilemekte, ekonomik ve sosyal kayıplara yol açmaktadır. Kent içi ulaşımda trafik sıkışıklığına bağlı olarak ortaya çıkan zaman kaybı yakıt tüketimiyle çevre ve gürültü kirliliği sorunlarının asgari seviyeye indirilebilmesi, kentlerimizde kaliteli ve konforlu bir ulaşım altyapısının tesis edilmesi için ülkemizde toplu taşımanın ve motorsuz ulaşım türlerinin geliştirilmesi amacıyla önemli yatırımlar yapılmaktadır. Sürdürülebilir kırsal kalkınma anlayışıyla, üretici birlikleri ve aile işletmelerinin üretim kapasitesinin ve kırsal işgücünün istihdam edilebilirliğinin artırılması, yaşam kalitesinin iyileştirilmesi, yoksullukla mücadele ile kırsal toplumun düzenli ve yeterli gelir imkânlarına kavuşturularak refah düzeyinin artırılması ve nüfusun kırsalda tutundurulması gerekir. Türkiye'nin yüzde 71’i deprem riski olan alanlarda yer almaktadır. Meydana getirdiği hasar ve can kaybı açısından deprem yüzde 61'lik bir oranla Türkiye'de yaşanan afetler içerisinde birinci sırada yer almaktadır. 12'nci Kalkınma Planı'nda da afetlere dirençli yaşam alanlarıyla medeniyet temelli, akıllı ve sürdürülebilir şehirlerin tesis edilmesi öncelikli beş ana eksenden 1'i olarak belirlenmiştir. Afet yönetimi politikamız afete maruz kalmadan önce tüm boyutlarıyla önlem alınması, yer seçiminin jeolojik etütlerle belirlenmesi, riskli alanların dönüştürülmesi ve doğal afetlerin zararlarının en aza indirilebilmesi temeline dayanmaktadır. Bu kapsamda, Türkiye'nin tamamını kapsayacak bir çalışmayla jeolojik etütler yapılarak fay hatları, dere yatakları, kıyı şeritleri, tarım alanları ve doğal yapılar gibi imara uygun olmayan alanlar tespit edilerek yerleşime kapatılmalı, üst ölçekli planların tamamlanması suretiyle yer seçiminde yaşanan karmaşa giderilerek düzenli kentleşmenin altyapısı oluşturulmalıdır. Afet riskini en aza indirmek için her türlü yapılaşmanın coğrafi ve jeolojik etütleri tamamlanmış, başta deprem olmak üzere sel, heyelan ve diğer doğal afetlere karşı güvenli alanlarda kurulması, mevcut yerleşimlerde ise bu doğrultuda kentsel dönüşüm projelerinin hızla uygulanması önemli ve öncelikli bir hâl almıştır. Afete maruz kalmadan önleyici tedbirleri içeren risk yönetimine öncelik verilmelidir. Bu çerçevede, depremin yol açtığı tahribatın giderilmesi ve şehirlerimizin yeniden inşası amacıyla merkezi yönetim bütçesinden önemli kaynaklar tahsis edilmiştir. 2023 yılında 960 milyar lira, 2024 yılında 1 trilyon 28 milyar lira, 2025 yılında 584 milyar lira harcama yapılmış olup, 2026 yılı bütçesinde de 653 milyar liralık ödenek öngörülmektedir. Bu kaynaklar, afet 32 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1237 ‒ bölgesinde kalıcı konutların yapımı, temel altyapının yenilenmesi ve şehirlerin sosyal, ekonomik ve fiziki olarak yeniden ayağa kaldırılması için kullanılmaktadır. Deprem riskinin yüksek olduğu ülkemizde sigortalılık bilincinin güçlendirilmesi de önem taşımaktadır. Asrın deprem felaketi sonrası 11 ilde 3.481 şantiyede, 200 bin mimar, mühendis ve işçi gece gündüz aralıksız çalışarak 350 bin konutu tamamlamıştır. Yıl sonuna kadar 453 bin konutun teslim edilmesi beklenmektedir. Dünyada eşi benzeri olmayan bir hızla deprem bölgesi devlet millet dayanışmasıyla inşa edilmektedir. Ülkemizde konut sektörünün regüle edilmesi, aşırı fiyat artışlarının önüne geçilmesi ve sürdürülebilir konut finansman politikalarının geliştirilmesi, dar ve orta gelir gruplarının konuta ulaşılabilirliğinin kolaylaştırılması amacıyla “Ev sahibi Türkiye” temasıyla tarihin en büyük projesi olan 500 bin sosyal konut seferberliği başlatılmıştır. Proje ile 2 milyon vatandaşımızın güvenli ve dayanıklı ev sahibi yapılması hedeflenmiştir. Emeklilere, engellilere, gençlere, şehit aileleri ve gazilerimize yüksek oranda kota verilmesini de çok değerli buluyoruz. Ayrıca, kiralık konut uygulaması devreye alınarak İstanbul’da uygulanacak model ile TOKİ eliyle kiralama sistemi kurulması, konutların bölgedeki rayicin yarı fiyatına kiralanması ve sözleşmelerin 3 yılı kapsaması, kiralanan konutların yönetimi, bakımı ve denetimini TOKİ’nin sağlaması öngörülmektedir. 6) DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI Partimizin dış politika anlayışının özü, Türkiye'nin güvenliğini ve millî çıkarlarını korumak ve geliştirmek, çevremizde barış, huzur, istikrar ve güvenlik kuşağı oluşturmak, başta komşularımız olmak üzere bütün ülkelerle karşılıklı saygı ve menfaate dayalı uzun vadeli dostane ilişkiler kurmak, mevcut sorunları Türkiye'nin hak ve çıkarları korunarak uluslararası hukuk çerçevesinde adil ve kalıcı çözümlere kavuşturmaktır. "Lider ülke Türkiye" ülkümüzün en önemli unsurlarından biri, Türkiye'nin bağımsız, etkili ve sonuç alıcı bir dış politika izleyebilmesidir. Bu kapsamda tarihten gelen husumetleri bugüne taşıyan ve Türkiye'nin millî çıkarlarını hedef alan ülkelere karşı uluslararası hukuk ve meşruiyet çerçevesinde gereken caydırıcı politikalar uygulanmalıdır. Ülkemizin yürüttüğü dış politika anlayışı da sahada ve masada güvenlik ve çıkarlarımızın korunması için her türlü tedbiri almayı, diyaloğa kapıyı kapatmamayı ve barışın sağlanabilmesi için caydırıcı gücünü kullanmayı esas almaktadır. Bu çerçevede küresel ölçekte yaşanan gelişmeler dikkatle değerlendirildiğinde, coğrafyaların tamamında derinleşen sorunların hızla savaş ve çatışma eşiğine geldiği, barış girişimlerinin ise çoğu zaman göstermelik imza törenlerinden öteye geçemediği bir tablo ortaya çıkmaktadır. Sulh yanlısı söylemleri yüksek sesle dillendiren pek çok ülkenin aynı anda askerî yatırımlarını artırması, küresel güç mücadelesinin sertleşen doğasını açıkça göstermektedir. Avrupa’da AB ve NATO üyesi ülkelerle Rusya arasında keskinleşen kutuplaşma, Orta Doğu’da İsrail ile İslam ülkeleri arasında tırmanan gerilim ve Uzak Doğu’da Çin ile Amerika Birleşik Devletleri'nin QUAD ittifakı üzerinden yürüttüğü rekabet, dünyanın hangi kamplara ayrıldığını gözler önüne sermektedir. Bu manzara, istikrarsızlığın küresel ölçekte çok boyutlu bir hâle 33 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1238 ‒ dönüştüğünü ve uluslararası ilişkilerde öngörülebilirliğin giderek azaldığını ortaya koymaktadır. Konvansiyonel çatışmaların sayısındaki artış, etnik, dinî ve ekonomik temelli uyuşmazlıkların yaygınlaşması, küresel güç mücadelesinin kazandığı yeni boyutlar, gümrük tarifeleriyle karşılıklı uygulanan vergilendirmeler neticesinde rekabetin daha da arttığı, göç ve mültecilik olgularında ortaya çıkan trajik örnekler ve terörizm, yakın geleceğe ilişkin tahmin ve değerlendirmeleri güçleştirmektedir. Küresel ölçekte yaşanılan olayların büyük çoğunluğu yakın coğrafyamızda cereyan etmekte, bu çatışmaların yol açtığı sorunlar komşu ülkelerle birlikte en çok bizi etkilemektedir. Türkiye, yürüttüğü çok boyutlu ve kapsayıcı dış politikayla bölgesel ve küresel etkisini arttırırken, kurulacak denklemlerde hesap dışı bırakılamayacak bir ülke durumuna gelmiş, özellikle Ukrayna-Rusya savaşında barış için samimi iradesini ortaya koyan her iki devletle görüşebilen tek ülke olarak diplomasinin merkezi olmuştur. Savaşın ilk anından itibaren şimdiye kadar geçen süre içerisinde en makul şekilde davranan, barışı önceleyen ve tarafları uzlaştırmaya çalışan ülke olarak Türkiye ön plana çıkmıştır. Bu çabalar, ateşkes ve barışa dair hiçbir ülkenin başaramadığını Türkiye'nin gerçekleştirebilme kudretine sahip olduğunu ispat etmiştir. Ukrayna'nın NATO'ya üye olması gündemi karşısında kendi millî güvenlik gerekçelerini öne süren Rusya'nın başlattığı savaş, sonuç itibarıyla sadece Ukrayna topraklarıyla sınırlı kalmayan neticeler yaratmıştır. Avrupa'da güvenlik mimarisi çökmüş, ekonomik sistem bozulmuş, gıda ve tedarik zinciri bozulmakla kalmayıp istikrarsızlığa saplanmış ve küresel sistem, üzerindeki sorumlulukları kaldıramayacağını göstermiştir. Türkiye diplomaside temsil ağını tüm dünyaya genişletmiş, yüksek düzeyli ve bölgesel iş birliği mekanizmalarıyla dış politika araçlarını çeşitlendirmiştir. Birleşmiş Milletler ve çok taraflı kuruluşlarda öncü rol üstlenmiş, çatışma çözümü ve ara buluculukta marka olmuş, göç yönetimi, insani ve kalkınma yardımlarında insanlık onurunu koruma kararlılığında olmuştur. Akdeniz havzası ve Afrika Kıtası'nın barış ve güvenliği için büyük önem taşıyan Libya'nın bağımsızlığı, egemenliği, toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin korunmasını esas alarak Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen tüm siyasi süreçlerin aktif destekçisi olma vasfını sürdürmüştür. Devam eden küresel ve bölgesel gerilimler, Türkiye'nin her bakımdan teyakkuz hâlinde olmasını, millî bütünlük ve çıkarlarımızı önceleyen Ankara merkezli, çok yönlü ve çok boyutlu bir dış politikayı zorunlu kılmaktadır. Bugün Suriye'de, Libya'da, Doğu Akdeniz'de, Kıbrıs'ta, Ukrayna-Rusya savaşında, Gazze’ye yönelik saldırılarda ve daha birçok alandaki çatışma ve gerilimlere ilişkin çözüm süreçlerinde Türkiye'nin aktif olarak yer alması, uygulanan başarılı dış politikanın sonucudur. Türkiye diplomasideki etkinliğini her geçen gün arttırmakta, insani diplomasiyle küresel huzurun temini, açlık ve yoksullukla mücadele konusunda da çaba göstermektedir. Bu amaca hizmet etmeyen Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların yeniden tanzimi hususunda görüşünü açıkça ifade etmekte, bu yönde etkili bir diplomasi yürütmektedir. 34 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1239 ‒ Ermenistan'ın otuz yılı aşkın süredir işgal ettiği Karabağ mücadelesinde ilk andan itibaren Azerbaycan'ın sonuna kadar yanında olan ülkemizin takındığı tutum, Karabağ bölgesindeki zulme, işgale ve soykırıma dayalı statükonun yıkılmasını sağlamıştır. 44 gün süren savaşın ardından imzalanan anlaşmayla Karabağ'ın Azerbaycan toprağı olduğu tescillenirken bölgesel barışın da kapıları aralanmıştır. Kafkasya'nın barış ve istikrarının tesisi açısından tarihî sonuçlar doğuran İkinci Karabağ Savaşı'nın bir başka neticesi de Azerbaycan ve Nahçıvan'ı birbirine bağlayacak olan Zengezur Koridorunun hayat bulmasıdır. Söz konusu koridor vasıtasıyla Türk dünyası ülkelerinin birbirine erişimi de tesis edilebilecektir. Enerji arzına dayalı yeni senaryoların konuşulduğu bir dönemde kaynak ülkeler ile tüketici ülkeler arasında Türk dünyası yeni bir vizyonla sağlam bir cazibe merkezi hâline gelebilecektir. Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa ve Kudüs'ü vazgeçilmezimiz olarak kabul eden Türkiye İsrail eliyle yaşanan insanlık dramı karşısında sessiz kalmayarak İslam dünyasının da vicdanı ve öncüsü olduğunu göstermiştir. Gazze'de ateşkes hukukunun tesis edilmesi için çabalayan, iki devletli kalıcı çözüm için samimiyetle gayret gösteren neredeyse tek ülke olmuştur. Yayılmacı, maksimalist ve agresif dış politika eylem ve söylemleriyle Türkiye aleyhine bir gerilim yaratma çabasında olan Yunanistan, arkasına aldığı Batı desteğine rağmen, Türkiye'nin kararlılığı sayesinde başarılı olamamıştır. Türkiye, en büyük kıyıdaşı olduğu Doğu Akdeniz'de uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını korumaya devam etmektedir. 12 Kasım 2021 tarihinde, İstanbul'da gerçekleştirilen tarihi zirvede, Türk Konseyi, Türk Devletleri Teşkilatına dönüştürülmüş, 2040 Türk Dünyası Vizyon Belgesi de kabul edilmiştir. Bu kararla, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeler arasındaki ekonomik, sosyal ve siyasi iş birliklerinin ve kalıcı ittifakların sağlanması mümkün olacak, yeni bir güç birliği oluşturulmasına, bölgesel ve küresel barışın tesisine katkı sağlanacaktır. Yeni bir dünyanın inşasında ciddi bir sorumluluk üstlenen ve Türkiye Yüzyılı inancıyla yoluna devam eden ülkemizin sadece bölgesel gelişmelerle sınırlı kalmayıp küresel gelişmelerin tamamında öncü olan bir aktör konumuna erişmesi yüksek potansiyelimizi tescillemiştir. Böylesi bir dönemde Türk dünyası ülkeleriyle girişilen ortaklığın Türk devletleri teşkilatıyla ileri bir düzeye taşınması ve yayınlanan vizyon belgesiyle ortak çabaların geniş bir kapsamda değerlendirilmesi, sadece bizim ve bu yapının ortakları için değil, dünyanın geri kalanı için de istikrar ve barışın anahtarı konumundadır. Büyük belirsizliklerin ve karmaşık ittifak ilişkilerinin hâkim olduğu günümüz dünyasında, Türkiye, barışçıl tutumuyla gerginleşen uluslararası ilişkilere güven aşılamaya devam etmektedir. Nitekim, iklim değişikliği, küresel gıda ve enerji krizi, artan açlık ve yoksulluk, yükselen İslamofobi ve Türkofobi, salgın hastalıklar ve düzensiz göç gibi sınamalar karşısında Türkiye, mazlum milletlere doğru elini taşın altına koyan ve yüksek fedakârlıklar gösteren erdemli bir duruş sergilemektedir. Ülkemiz, uyguladığı diplomasiyle, millî menfaatleri koruma kararlılığıyla küresel refah ve adaletin, insanlığın barış ve huzurunun sağlanması peşinde ve kararlılığındadır. Bu çerçevede bölgesel ve küresel gelişmelerin seyri hangi yönde olursa olsun Türkiye, milli menfaatlerini koruma kararlılığı ile politikalarını yürüterek, kime yahut neye göre değil Ankara merkezli bakışını devam ettirecektir. 35 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1240 ‒ 7) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI Enerji, ülkelerin kalkınması ve toplumların refah seviyesine doğrudan etki eden önemli bir üretim girdisi; ulaştırmadan ısınmaya, sağlık hizmetlerine temel bir ihtiyaç, gündelik yaşam için bir zorunluluktur. Ekonomik büyüme ve kalkınmayla birlikte sanayinin rekabet gücünün, toplumların yaşam standartlarının, uluslararası siyasetin, diplomasinin ve küresel ekonominin de belirleyicilerindendir. Bu durum uzun vadeli bir enerji stratejisinin önemini ortaya koymaktadır. Enerji kaynaklarına sahip olan ülkeler bu avantajı ekonomik, siyasi ve stratejik bir güç olarak kullanılabilmektedir. Bu nedenle, ülkelerin enerji talebini karşılayacak güçlü ve dengeli bir arz yapısını kurmak ve bu süreci sürdürülebilir bir zeminde yürütmek çabaları artarak devam etmektedir. Türkiye, enerjide büyük ölçüde dışa bağımlıdır ve dış ticaret açığımızın temel kaynağı da enerjidir. Bununla birlikte, Türkiye, dünya çapındaki enerji yatırımlarıyla öne çıkmaktadır; nükleer santraller, hidroelektrik, güneş ve rüzgâr santralleri, doğal gaz ve petrol keşifleri, lityum pil üretimi ve diğerleri bu kapsamdaki önemli yatırımlardır. Enerjinin ekonomik boyutunun yanı sıra siyasi, diplomatik, çevresel ve insani boyutlarının olması arz güvenliğini esas alan uzun vadeli bir enerji stratejisinin önemini de ortaya koymaktadır. Partimizin millî enerji politikası, dışa bağımlılığı en aza indirirken enerji tedariki ve güvenliğinin sağlanmasını, enerjide verimliliğin ve millî kaynakların payının artırılmasını, hem üretim hem de tüketim aşamasında enerjinin çevre ve insan dostu olmasını öngörmektedir. Türkiye, bugün üretici ve tüketici bölgeler arasındaki jeostratejik konumu nedeniyle sektörde bölgesel düzeyde önemli bir aktör hâline gelmiştir. Enerji diplomasisinin geliştirilmesi, zengin enerji kaynaklarına sahip Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerle ikili ve çok taraflı anlaşmaların yapılması bu gücünü artıracaktır. 2021 yılında kabul edilen 2040 Vizyon Belgesi'nde yer alan enerji iş birliklerinin ve hedeflerin gerçekleşmesi paydaş ülkelerin ekonomik ve sosyal hayatına, bölgesel ve küresel barışa da katkı sağlayacaktır. Türkiye'nin enerji ithalatını azaltabilmesi için hem arz yönlü hem de talep yönlü tedbirleri eş zamanlı olarak hayata geçirmesi zorunluluk arz etmektedir. Bununla birlikte, Karadeniz'de keşfedilen ve toplam 710 milyar metreküplük doğal gaz rezervi ülkemizin enerji bağımsızlığı hedefi doğrultusunda attığı dev bir adım olmuştur. Bu gazın ekonomiye katkısı yanında sosyal ve psikolojik motivasyonu da önemli olacaktır. Keşfedilen doğal gazın, geliştirilen doğal gaz altyapısıyla birlikte, mevcut uzun dönemli doğal gaz alım anlaşmalarının yeniden müzakere edilmesi sürecinde başta fiyat olmak üzere önemli avantajlar sağlaması da beklenmektedir. Ayrıca, Gabar sahasında günlük 80 bin varili aşan üretim seviyesine ulaşarak yurt içi petrol rezervine önemli katkılar sağlanmıştır. Ülkemizin ilk nükleer santrali olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin tamamlanmasına yönelik çalışmalar sürerken, nükleer yakıtın sahaya getirilmesiyle tesis resmen nükleer tesis statüsü kazanmış ve bu gelişme ülkemiz enerji tarihinde dönüm noktası olmuştur. Akkuyu’da ilk 36 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1241 ‒ elektriğin yakın zamanda üretilmesi, elektrik arz güvenliğimize önemli katkı sağlayacak ve Türkiye’nin enerji bağımsızlığı yolunda stratejik bir adım teşkil edecektir. Temiz enerji kaynağı da olan nükleer enerji yatırımlarına yönelik yeni girişimlerin yapılmasını da önemli ve gerekli görüyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda da ifade edildiği üzere, arz güvenliği sorunu ve mevsimsel talep dalgalanmaları, doğal gaz depolama kapasitesinin artırılmasını zorunlu hâle getirmiştir. Bu kapsamda, doğal gaz arz güvenliğini ve kaynak çeşitliliğini güçlendirmeye yönelik önemli çalışmalar yürütülmektedir. Hâlihazırda yaklaşık 6 milyar metreküp olan yer altı doğal gaz depolama kapasitesinin, 2028 yılına kadar ülke tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sine ulaşacak olması da arz güvenliğinin güçlendirilmesine önemli katkı sağlayacaktır. Enerji arzında yaşanan küresel daralma sadece sanayinin üretim girdisi olarak kullandığı enerji kaynaklarıyla sınırlı kalmamış, aynı zamanda ısınma ve aydınlatma için gerekli olan kaynakların teminini de zorlaştırmıştır. Dar gelirli vatandaşlarımızın enerji maliyetlerinin azaltılması amacıyla yürütülen destek politikaları kapsamında, düzenli sosyal yardım programlarından yararlanan hanelere 150 kilovatsaate kadar elektrik tüketim desteği verilmektedir. Ayrıca, ısınma yardımı alan haneler için destek kapsamı genişletilmiş ve doğal gaz da bu kapsama dâhil edilmiştir. Bu uygulamalarla, elektrik ve doğal gaz faturalarında tüketime bağlı kademelendirme sistemi devreye alınarak dar gelirli vatandaşlarımızın korunması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, tüm vatandaşlarımızın elektrik ve doğal gaz faturalarında 2024 yılında 548 milyar TL, 2025 yılı ilk on ayında ise yaklaşık 530 milyar TL tutarındaki bedel Hazine tarafından karşılanmıştır. Hâlihazırda meskenlerde kullanılan elektriğe yüzde 54, doğal gaza ise yüzde 45 oranında devlet desteği sağlanmakta; 2026 yılı bütçesinde vatandaşlarımızın enerji maliyetlerinin hafifletilmesi amacıyla 373 milyar lira kaynak öngörülmektedir. Bu desteklerin, özellikle iklim koşulları ve şehirlerin kullanım alışkanlıklarını dikkate alan il bazlı kademeli bir sisteme dönüştürülmesinin gerekli olduğunu değerlendiriyoruz. Böyle bir uygulamanın, enerji desteklerinin daha adil ve hakkaniyete uygun bir yapıya kavuşmasını sağlayacağına inanıyoruz. Petrol, Türkiye'nin enerji arzı ve nihai enerji tüketimi içerisinde önemli bir paya sahiptir. Ancak ülkemiz enerjide olduğu gibi petrolde de yüksek oranda dışa bağımlıdır. Bu durum dış ticaret açığı ve cari işlemler dengesi üzerinde önemli bir baskı oluşturmaktadır. Enerji ithalatı kaleminin ekonomiye getirdiği bu yük, arz güvenliğini sağlayacak kalıcı ve güçlü yatırımların gerekliliğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, ithalat kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve yerli üretimin artırılmasına yönelik yürütülen çalışmalar, petrol arz güvenliğinin güçlendirilmesi açısından stratejik bir önem taşımaktadır. Enerjinin millî kalkınma ve refah artışı için taşıdığı önem ortadadır. Türkiye bu hedefe yönelik olarak bölgede önemli doğal gaz ve petrol boru hattı projelerini hayata geçirmiş veya hayata geçirilmesine öncülük etmiş, bu kapsamda doğu-batı aksında gaz deposu olması gündeme gelmiştir. Enerji aynı zamanda önemli bir diplomasi aracıdır. Türkiye, jeopolitik konumu ve yürüttüğü başarılı enerji politikalarıyla hem enerji güvenliğini sağlamış hem de enerji ticaretinde kilit bir 37 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1242 ‒ aktör haline gelmiştir. Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle yürütülen iş birlikleri ve 11. Zirve’de imzalanan mutabakatlar, Türkiye’nin bölgesel enerji gücünü pekiştirmiştir. Türkiye, gazın ticaretinin ve dağıtımının gerçekleştirileceği bir merkez konumuna gelmektedir. Bu süreçte önemli adımlar atılmış; böylece Türkiye, bölgesel enerji ticaretinde ana hat haline gelmiş, arz güvenliğini güçlendirmiş ve enerji piyasalarında etkisini artırmıştır. Enerji verimliliği, enerji kaynaklarının üretimden tüketime kadar tüm sahalarda en yüksek etkinlikte değerlendirilmesini ifade eden, enerji sektöründeki diğer ulusal hedefleri tanımlayan ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi destekleyen sürdürülebilir kalkınma yolundaki çabalardan biridir. Bu nedenle enerji verimliliğine yönelik faaliyetlerin enerji politikalarının öncelikli konusu olmaya devam etmesi gerekmektedir. Daha verimli ve kendi enerjisini üreten binaların yaygınlaştırılması, kamu binalarında enerji tüketimlerinin ve maliyetlerinin düşürülmesine yönelik tedbirler alınması, bu çerçevede kendi ihtiyaçlarını karşılayacak tesisler kurması teşvik edilmelidir. Enerji tasarrufu ve verimlilik politikalarına yönelik toplumsal bilinçlendirmenin artırılması önem arz etmektedir. Bu şekilde ailelerin harcamalarında önemli bir yer tutan enerji maliyeti de azalacaktır. Dünyada yaklaşık 90 çeşit maden üretilmekte olup bu madenlerin üçte ikisi ülkemizde de bulunmaktadır. Türkiye, 168 ülke arasında maden üretiminde 22’nci, değer bakımından 28’inci, maden çeşitliliğinde ise 8’inci sıradadır. Ülke madenciliğini daha ileri noktalara taşımak, yatırımcıların sektöre daha öngörülebilir koşullarda yatırım yapmalarını sağlamak amacıyla yapısal gelişim çalışmalarının sürdürülmesi büyük önem taşımaktadır. Altın, toryum, bor ve benzeri kıymetli madenlerin işlenmeden cevher olarak ihraç edilmesi yerine, ileri teknolojiyle katma değerli ürünlere dönüştürülmesi, doğal kaynaklarımızdan elde edilen ekonomik faydayı önemli ölçüde artıracaktır. Bu doğrultuda, stratejik önemi giderek artan nadir toprak elementleri, Türkiye’nin enerjide tam bağımsızlık hedeflerinde kilit bir rol üstlenmektedir. Emisyon düzenlemeleri ve çevre dostu enerji sistemlerine yönelik artan küresel talep, bu elementlere olan ihtiyacı daha da yükseltmektedir. Tabii kaynaklar kapsamında katma değerli ürün üretiminin artırılması, madenler bakımından bir arz güvenliği sorununun söz konusu olmaması gerekmektedir. Madencilik sektörüne ilişkin temel strateji yer altı ve yer üstü kaynaklarımızın ülke ekonomisine azami katma değer oluşturacak şekilde değerlendirilmesi, madencilik sektörünün millî gelir içerisindeki payının artırılması ve madencilik faaliyetlerinin güvenli ve çevreyle uyumlu olarak yürütülmesidir. Madencilik sektöründe üretim maliyetlerini düşük tutmak amacıyla kabul edilebilir madencilik tekniklerinden ve mali denetimden uzak bir şekilde faaliyet gösteren maden işletmeleri yakın takibe alınmalı, sektördeki kayıt dışılık önlemelidir. Enerjinin millî kalkınma ve refah artışı için taşıdığı önemi ortadadır. Bize göre Türkiye enerji altyapısında, kaynak çeşitliliğinde, arz güvenliğinde, yerli ve yenilenebilir enerjide çok önemli yatırımlar ve hamleler yapmış, dünyanın enerji dağılım merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Bulduğumuz rezervler ve yerli kaynak çeşitliliği ile yapılan uzun süreli tedarik anlaşmaları sayesinde enerji maliyetlerinin azalması da mümkün hâle gelecektir. İnsani ve çevresel boyutu 38 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1243 ‒ da dikkate alan sürdürülebilir enerji politikasıyla ülkemizin kalkınması ve milletimizin refahı için daha fazla katkı sağlanacaktır. Arz yönlü olumlu gelişmeler ve ekonomide sağlanacak güçlü toparlanmaya paralel olarak üretim ve hizmet sektörü içinde önemli bir paya sahip olan elektrik, mazot ve doğal gaz maliyetlerinin çiftçimizin, sanayicimizin ve ticaret erbabımızın üzerindeki yükün hafifletilmesi ve tüketiciye olumsuz yansıması, bu doğrultuda verimli ve etkin kullanım adına alternatifler geliştirilmesi önemli ve öncelikli bir husustur. 8) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI Gençlik, geleceğimizin ümidi, yarınlarımızın gerçeğidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak gençliğe yapılan yatırımı Türkiye'nin geleceği için en önemli yatırım olarak görüyoruz. Türk gençliği istikbalimizin güvenceleridir. Gençlik sorunlarına yaklaşımımız ekonomik, toplumsal, kültürel ve psikolojik yönlerden bütünlük arz etmektedir. Gençlerimizin eğitim, sağlık, istihdam, sosyal güvenlik ve serbest zamanlarını değerlendirmesiyle ilgili sorunların çözüme kavuşturulmasını istiyoruz. Türk milletine mensubiyetin gurur ve şuuruna sahip, manevi ve kültürel değerlerimizi özümsemiş, düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği gelişmiş, yeni gelişmelere açık, sorumluluk duygusu ve toplumsal duyarlılığı yüksek bilim ve teknoloji üretimine yatkın girişimci, demokrat, kültürlü ve inançlı nesillerin yetiştirilmesi Türkiye'nin büyüme, kalkınma ve yükselme gayesini kamçılayacaktır. Gençliğin çağın şartlarına, ekonomik ve sosyal hayata hazırlanmasında eğitimden istihdama her alanda fırsat eşitliğinin sağlanması, tüm kurum, kural ve uygulamaların fırsat eşitliği anlayışına uygun olarak şekillendirilmesi gençlerimizin en büyük beklentisidir. Gençlerin güçlü yaşam becerilerine, insani ve millî değerlere sahip olarak yetişmelerinin, iktisadi ve sosyal hayata ve karar alma mekanizmalarına aktif katılımlarının sağlanması elzemdir. Genel nüfus içerisinde en dinamik kesimi oluşturması nedeniyle stratejik bir öneme sahip olan gençlik, hayatın birçok alanında belirleyici bir role de sahiptir. Gençler, yakın geleceğin mimarı olarak siyasi, sosyal, ekonomik ve diğer alanlarda yarınlarımızı inşa edecek kitleyi oluşturmaktadır. Ülkemiz genç nüfusu 2024 yılsonu rakamlarına göre toplam nüfusun yaklaşık yüzde 14,9’unu oluşturmakta, ortalaması yüzde 10,7 olan AB ülkelerine oranla yüksek bir paya sahip bulunmaktadır. 15-24 yaş grubundaki genç işsizlik oranının 2023’te yüzde 17,4 iken 2024’te yüzde 16,3’e gerilediği, böylece 1,1 puanlık bir iyileşme sağlandığı görülmektedir. 2025 Eylül itibarıyla ise oran yüzde 15,3 seviyesine inmiş ve 2024’e göre 1 puan, 2023’e göre toplamda 2,1 puanlık bir düşüş kaydedilmiştir. Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre gençlerde iş gücüne katılım oranı 2023 yılında yüzde 45,6 iken 2024 yılında yüzde 47,2 olarak gerçekleşmiştir. 39 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1244 ‒ Genç nüfustaki istihdam oranı da 2023 yılında yüzde 39,1 iken 2024 yılında yüzde 38,7 olmuştur, 2025 Eylül ayında ise yüzde 41,4'e yükselmiştir. Genç nüfusun istihdamı sektörlere göre incelendiğinde ise istihdam edilen gençlerin 2024 yılında yüzde 13’ü tarım, yüzde 30,7’si sanayi, yüzde 56,3’ü ise hizmet sektöründe yer almıştır. Sağlıklı bir eğitim-istihdam ilişkisinin kurulması, gençlerimizin ilgi, yetenek ve becerileri doğrultusunda yönlendirilmesini sağlayacak; aldıkları eğitimin çağın gereklerine uygun hale gelmesi mezuniyet sonrası istihdamı kolaylaştıracaktır. Bu çerçevede gençlere mesleki eğitim, iş başı programları ve yetkinlik kazandırıcı faaliyetlerin sunulması, iş gücü piyasasına geçişte önemli bir destek oluşturacaktır. TÜİK verilerine göre 15-24 yaş aralığında ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı 2024 yılında yüzde 22,9'dur. Bu oran erkeklerde yüzde 16,2 iken kadınlarda yüzde 30,1 olmuştur. Gençlerin eğitimde ve istihdamda olmama nedenlerine uygun olarak iş gücü piyasasına geçişi sağlayacak bilgi, beceri, çalışma alışkanlığı, toplumda birey olarak ayakta kalabilme yeteneği ve disiplini kazandırmayı amaçlayan aktif iş gücü programları kapsamında yürütülenlerle birlikte çeşitli iş başı eğitim ve mesleki eğitim kurs faaliyetleri ve destekleri sürdürülmelidir. Gençlik merkezlerinin fiziki altyapı ve faaliyetler açısından engelli gençler için daha erişilebilir hâle getirilmesiyle faaliyetlerin gençlerin taleplerini ve zamanın gerekliliklerini karşılayacak şekilde geliştirilmesi şekilde geliştirilmesi yönündeki çalışmalar önem arz etmektedir. Uyuşturucuyla Mücadele Eylem Planı çerçevesinde madde bağımlılığıyla mücadelede etkinliğin artırılması ve bu alana ayrılan kaynakların güçlendirilmesi önem taşımaktadır. Gençleri suça ve illegal yollara iten ekonomik, sosyal ve psikolojik risklerin azaltılması, madde ve dijital bağımlılıkla kararlı şekilde mücadele edilmesi gerekmektedir. Sosyal medyanın gençlerin değer dünyasını olumsuz etkilediği dikkate alındığında, gençlerin bu tehditlerden korunması ve ruh sağlığının desteklenmesi kritik bir ihtiyaçtır. Risk alanlarının çeşitliliği karşısında gençlerin korunmasını sağlayacak daha kapsamlı ve bütüncül adımların atılmasını gerekli görüyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, gençlerimizin ilköğretim ve ortaöğretim kademesindeki yönlendirme çerçevesinde ve yetenekleri ölçüsünde istedikleri bölümde yükseköğrenime devam etme imkânlarına kavuşturulmasını, aldıkları eğitimle çağın şartlarına, ekonomik ve sosyal hayata hazırlanabilmelerini öngörüyoruz. Gençlerin fiziksel, sosyal ve bilimsel gelişimleri ile yenilikçi ve girişimci niteliklerini destekleyen kültürel, bilimsel ve sportif faaliyetler özendirilmeli, yaygınlaştırılmalı ve erişilebilir hâle getirilmelidir. Gençlerin toplumsal hayata aktif katılımlarını ve sağlıklı bireyler olarak yetişmelerini sağlayacak, öz güven ve toplumsal aidiyet duygularını güçlendirecek hizmetler sunulmalı ve çeşitlendirilmelidir. Bu amaçla, politika ve hizmetler geliştirilmeli ve kurumlar arası eş güdüm artırılmalıdır. Yurt kapasitesi, 2025 Ekim ayı itibarıyla 1 milyona ulaşmıştır. 2025-2026 eğitim-öğretim döneminde KYK yurtlarına başvuru yapan öğrencilerin yaklaşık yüzde 97'si yerleştirilmiştir. Yükseköğretimde okuyan gençlerin yurt, burs ve kredi imkânlarının geliştirilmesini önemli ve değerli buluyoruz. Gençlerin sosyal, kültürel ve kişisel gelişimlerini destekleyen hareketlilik programlarının çeşitlendirilmesi, kapsamının genişletilmesi ve erişilebilirliğinin artırılması; gençlerimizin yeni 40 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1245 ‒ deneyimler kazanmasına, bilgi ve becerilerini geliştirmesine ve geleceğe dönük daha geniş bir vizyon oluşturmalarına önemli katkı sağlayacaktır. Gençlerin gönüllü faaliyetlere daha fazla katılımı teşvik edilmeli, bilinçlendirilmeli ve yönlendirilmeli, bilişsel, fiziksel ve psikolojik gelişimlerini olumsuz yönde etkileyen faktörler ile etkilerinin azaltılmasını teminen gençlerin ve ebeveynlerin özelliklerine uygun psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır. Sağlık, sosyal medya ve hukuk okuryazarlığı artırılmalı, gençlerin kişisel, sosyal gelişimleri ile kariyer planlamalarına katkı sağlamaya ve ruh sağlığını güçlendirmeye yönelik programlar uygulamaya konulmalıdır. Dijital çağ, milletimiz ve gençlerimiz için hem fırsat hem de riskler barındırmaktadır. Türk gençliğinin sosyal medyayı ve interneti doğru, dengeli kıvamında ve bilgi amaçlı kullanımı sosyal barış ve toplumsal huzur açısından önemlidir. Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçları, 16-24 yaş grubundaki gençlerin İnterneti en yoğun biçimde iletişim ve sosyal etkileşim amaçlı kullandığını göstermektedir. Doğru ve temiz kullanımdan ziyade karanlık operasyonlara, yalan ve dedikodunun servis ağına dönüşen sosyal medya platformlarının bu hâliyle gençlerimiz ve geleceğimiz için ciddi risk ve tehditler içerdiği açıktır. Bu nedenle, gençliğin benzeri tehditlerden korunması günümüzün önemli bir meselesi hâline gelmiştir. Bu kapsamda bilgisayar, telefon, tablet ve internet kullanımına bağlı riskleri azaltmaya yönelik uygulamalar geliştirilmeli, bağımlılık yapıcı maddelerle etkin mücadele edilmeli, bu maddelerin kullanım durumunu tespite yönelik araştırma ve hizmetlere devam edilmelidir. Yurt dışında yaşayan Türk gençliği ile Türk dünyası gençliğinin de katılacağı gençlik kampları oluşturulmalı, gençlerimizin ülkemizle olan bağlarının güçlendirilmesi; sosyal, sportif ve kültürel açıdan gelişmeleri sağlanmalıdır. Geniş kitlelerin sporu yaşam biçimi olarak benimsediği, dezavantajlı gruplar dâhil talep eden herkesin spor faaliyetlerine erişiminin sağlanabildiği, uluslararası şampiyonalarda çok sayıda sporcuyla derece alan, olimpiyat oyunları başta olmak üzere dünyadaki prestijli spor organizasyonlarına ev sahipliği yapan ve böylelikle sporun her dalında dünya çapında rekabet edebilir seviyeye ulaşmış bir ülke olmak ülkemizin spor politikasının temel amacıdır. Sporda kalıcı başarının temel şartı, sporun her aşamasında ahlaki ilkelere bağlı kalınmasıdır. Bu nedenle, hangi branşta olursa olsun olumsuz örneklerin ve etik dışı davranışların önüne geçilmesini sağlayacak köklü yapısal tedbirlerin hayata geçirilmesini gerekli görüyoruz. Aynı yaklaşım çerçevesinde sevgi, disiplin, azim ve gayret gibi erdemlerin öne çıkarılması; spor eğitiminin niteliğinin artırılması; etik kurallara uyumun güçlendirilmesi; sporcu sağlığına yönelik hizmetlerin geliştirilmesi ve sportif mal ile hizmetlerde marka ile kalite standartlarının yükseltilmesi önem taşımaktadır. Sporun bir yaşam biçimi olarak benimsetilmesi ve geniş kitlelere yaygınlaştırılması da bu bütüncül spor politikasının tamamlayıcı boyutunu oluşturmaktadır. Her alanda sporcu yetiştirilmesi için gerekli fiziki, teknolojik ve insan kaynağı altyapısının güçlendirilmesi, çocuklarımızın mümkün olan en erken yaşlarda spora yönlendirilmesi milli spor politikamızın temel unsurları arasındadır. Türkiye’de son yıllarda tesisleşme, ekipman ve 41 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1246 ‒ teknoloji alanlarında dikkate değer bir altyapı gelişimi sağlanmış; bu ilerleme uluslararası arenada birçok branşta elde edilen başarılarla da somutlaşmıştır. Bununla birlikte, Türk sporunu daha ileriye taşıyacak adımların atılması, bu kapsamda sporun bir hayat tarzı hâline gelmesi, isteyen bütün vatandaşlarımızın spor faaliyetlerine erişebilmesi, uluslararası şampiyonalarda sürdürülebilir bir başarı düzeyinin yakalanması, sporun her dalında dünya çapında rekabet edebilen bir seviyeye ulaşılması gerekmektedir. Temel amacı çocuklarımızı ve gençlerimizi her türlü zararlı alışkanlıklardan uzak tutmak, bedenen ve ruhen sağlıklı bir nesil olarak yetişmelerine katkı sağlamak, spora yönlendirmek suretiyle çocuklarımızı çeşitli sapkın akımlardan, bağımlılıktan kurtarmak, sosyal ilişkileri geliştirmek ve sporcu kaynağı oluşturmak için Türk sporunu geliştirme projesiyle sporda sürdürülebilir atılım gerçekleştirilebilecektir. Mahallî idarelerin spor alanındaki etkinliklerinin artırılması, spor kulüpleri ve federasyonlarının kapasitelerinin güçlendirilmesi ve spor turizmi başta olmak üzere dünya spor ekonomisindeki pazar payının artırılması da önem arz etmektedir. Her branşta uluslararası spor organizasyonlarının ve olimpiyat oyunlarının ülkemizde düzenlenebilmesi için önemli yatırımlar yapılmış, birçok şampiyona da ülkemizde yapılmıştır. Türkiye'nin bu çerçevede yaptığı önemli ve başarılı organizasyonlar ülkemiz ve milletimiz adına gurur verici olmuştur. Bu yolla ülkemiz sportif başarılar kadar sahip olduğu altyapı, tesis, insan gücü, organizasyon kapasitesi gibi alanlardaki başarılarını da tüm dünyaya gösterebilmektedir. Bu faaliyetlerin artırılması ve desteklenmesi çerçevesinde, Türk Dünyası Dostluk ve Kardeşlik Oyunları ile İslam Ülkeleri Oyunları'nın spor yoluyla Türk ve İslam dünyasının dostluk ve kardeşliğini pekiştireceğini değerlendiriyoruz. 9) HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI Jeopolitik risklerin ekonomiler üzerinde belirleyici olduğu bir dönemden geçilmektedir. 2022 yılında başlayan ve hâlen devam eden Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'da yaşanan gerilimler, İran ve İsrail arasında gerçekleşen savaş gibi jeopolitik gelişmeler küresel tedarik zincirlerinde aksamalara ve navlun fiyatlarında dönemsel artışlara yol açmıştır. Bu belirsizlikler küresel ekonominin büyümesine de olumsuz yansımaktadır. Dünyada bazı güçlü ekonomiler arasında yaşanan tarife gerilimleri ve ticarette artan korumacılık eğilimleri, devam eden riskler küresel ticaret ve büyüme üzerinde baskı oluşturmaya devam etmektedir. En büyük ticaret ortağımız Avrupa'nın imalat sanayisi pandemiden bu yana henüz toparlanamamıştır. Aynı şekilde, küresel mal ticaretinin de önümüzdeki dönemde sınırlı bir artışla ilerlemesi beklenmektedir. Türkiye bu süreçte zamanında aldığı tedbirlerle istikrarlı büyümesini koruyan, istihdam yaratan ve vatandaşlarını enflasyona ezdirmeme yönünde hareket eden bir ülke olarak olumlu şekilde ayrışmıştır. Bölgemizde tarihi gelişmelerin yaşandığı bir süreçte Türkiye karmaşık bölgesel gelişmelerde kilit rol oynamaya, ekonomik olarak güçlenmeye ve dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olma hedefine ulaşmak için gayret göstermeye devam etmektedir. 2025'in dokuz ayında ekonomimiz yüzde 3,7 oranında büyümüş, millî gelirimiz 1,5 trilyon doları aşmıştır. 42 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1247 ‒ Ekonomide yakalanan istikrarlı büyüme eğilimi iş gücü piyasasına da olumlu yansımış, işsizlik oranı tek hanelerde seyretmiştir. 2024 yılında istihdam 988 bin kişi artmış, ekim ayı itibarıyla toplam istihdam 32 milyon 772 bin kişiye ulaşmış, işsizlik oranı ise yüzde 8,5 düzeyinde kaydedilmiştir. Bu gelişmelerin yanında, vatandaşlarımızın hayatını yakından etkileyen enflasyon baskısı varlığını korusa da Türkiye artık belirgin bir dezenflasyon sürecine girmiştir. Ancak başta kira kalemi olmak üzere hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve gıdada süren arz yönlü kısıtlar iyileşmenin hızını kısmen sınırlandırmıştır. Diğer taraftan, konut kira ve satışındaki fiyat artışlarının enflasyon üzerindeki olumsuz etkilerinin giderilmesine yönelik konut arzını artırıcı ve konuta erişimi kolaylaştırıcı uygulamaların hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda başlatılan sosyal konut projesinin amaca hizmet edeceğini düşünüyoruz. Kasım ayında tüketici enflasyonu aylık yüzde 0,87, yıllık yüzde 31,07 oranında artmıştır. Yurt içi üretici fiyat endeksi de aylık yüzde 0,84, yıllık yüzde 27,23 olmuştur. Fiyat istikrarını kalıcı şekilde tesis etmek için mali disiplinle birlikte yapısal adımların kararlılıkla atılmaya devam edilmesi gerekmektedir. Türkiye ekonomisinde yüksek oranlı ve istikrarlı büyümenin sağlanmasında finansmanın sürdürülebilir ve sağlıklı kaynaklardan temin edilmesi, dış kaynaklara olan bağımlılığın azaltılması ve kaynakların gelir artırıcı, istihdam sağlayıcı ve verimlilik potansiyeli yüksek alanlara yönlendirilmesi gerekmektedir. Son yıllarda ihracat performansımız güçlü seyrini korurken, 2025 yılı Kasım ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracat yüzde 3,6 artışla 270,6 milyar dolara yükselerek tarihsel olarak en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Aynı dönemde ithalat yüzde 6,2 artışla 361,9 milyar dolar olmuş, dış talepteki zayıflığa rağmen ihracattaki pozitif katkı ve turizm gelirlerindeki artış sayesinde yıllık dış ticaret açığı 91,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu görünüm, dış ticaret dengesinin dikkatle takip edilmesi ve ithalat bağımlılığını azaltacak politikaların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine işaret etmektedir. İhracattaki bu artışta, yılın ilk yarısında dış talebin güçlü görünümünü koruması, ihracat fiyatlarının görece yüksek seyretmesi ve reel sektör ile ihracatçı firmalarımızın ürün ve pazar çeşitliliği bakımından dinamik ve esnek yapıları belirleyici olmuştur. Turizmde de benzer şekilde olumlu bir tablo hâkimdir. Üçüncü çeyrekte turizm gelirimiz yıllık yüzde 3,9, ziyaretçi sayımız yüzde 1,9 artmış, böylece yıllıklandırılmış turizm geliri 63,8 milyar dolara, ziyaretçi sayısı ise 63,1 milyona ulaşmıştır. 2025 yılı sonunda cari açığın gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 1,4'le sürdürülebilir seviyelerde kalarak ülkemizin dış finansman ihtiyacını azaltması beklenmektedir. Cari işlemler dengesindeki iyileşmeyi kalıcı hâle getirmek için dış ticaret dengesindeki gelişmelerle birlikte hizmet ticaretinden elde edilecek gelirlerin artırılmasına yönelik politikaların daha da etkinleştirilmesi gerekmektedir. Türkiye’de hem hane halkının hem de finansal kesim dışındaki firmaların borçluluk oranları uluslararası ortalamalara kıyasla olumlu bir görünüm sergilemektedir. Türk lirasına olan güvenin belirgin şekilde artmasıyla TL mevduatının toplam mevduat içindeki payı ekim sonu itibarıyla yaklaşık yüzde 60’a yükselmiş, kur korumalı mevduat uygulaması sona ermiştir. Merkez Bankası rezervleri artış eğilimini sürdürmüş ve 24 Ekim haftasında 185,5 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Dezenflasyon politikalarının finansal istikrara katkısıyla Türkiye’nin beş 43 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1248 ‒ yıllık CDS primi gerilemiştir. Borçlanmanın yapısındaki iyileşme devam etmektedir AB tanımlı genel yönetim borç stokunun millî gelire oranı da AB ortalamasının oldukça altında seyrederek düşük eğilimini korumaktadır. Bu süreçte yurt içi finansal piyasalar güçlü ve dengeli görünümünü muhafaza etmekte; bankacılık sektöründe takibe dönüşüm oranı eylül ayı itibarıyla yüzde 2,29 ile düşük seviyelerde, sermaye yeterlilik oranı ise yüzde 18,55 ile oldukça yüksek bir seviyede bulunmaktadır. Tüm bu göstergeler, Türkiye ekonomisine duyulan güvenin somut yansımalarıdır. Bununla birlikte, kalıcı olarak istihdam dostu, sürdürülebilir bir büyüme ortamını tesis etmek, işsizliği azaltmak, gelir dağılımını daha adil hâle getirmek, enflasyonu kalıcı şekilde aşağı çekmek, üretim ve ihracatın ithalat bağımlılığını azaltarak rekabet gücü yüksek bir üretim ekonomisi tesis etmek, dünyada Türk malı markalı ve patentli ürünleri daha yaygınlaştırmak öncelikli hedef ve beklentimizdir. 2026 yılı merkezî yönetim bütçesinde öngörülen gelirlerin yüzde 85'ini vergi gelirleri oluşturmaktadır. OECD verilerine göre ülkemizde toplam vergi ve sigorta primi gelirlerinin millî gelir içindeki payı 2023 yılında yüzde 23,5 iken OECD ortalaması yüzde 33,9'dur, aynı oran Avrupa Birliğinde yüzde 40 düzeyindedir. Reel ekonominin ihtiyaçlarını karşılamak için büyümeyi finanse edecek her türlü finansal aracın ihraç edilebildiği, etkin bir biçimde denetlenen, yenilikçi ve şeffaf bir mali piyasa yapısının oluşturulmasıdır. Hukuk normlarında, vergilemede ve bürokratik işlemlerde yatırım için her bakımdan öngörülebilir, istikrarlı ve güvenilir bir ortam oluşturulması yerli ve yabancı yatırımcı için bütünüyle kurumsal hâle gelmiş bir yatırım ortamının teşekkül ettirilmesi gerekmektedir. Herkesin mali gücüne göre vergi ödediği adaletli bir vergi sistemi tesis edilmelidir. Vergiye ilişkin düzenlemelerde, kamu finansmanıyla ilgili önceliklerin yanında verginin üretim ve istihdam üzerindeki etkileriyle sosyal yönü birlikte değerlendirilmelidir. Kayıt dışılık önemli bir sorun olarak varlığını devam ettirmektedir. Haksız rekabete ve çalışanların sosyal haklardan yoksun kalmasına yol açan kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı istihdamla mücadelede daha etkili yöntemler benimsenmeli hem kayıt dışılığın önlenmesine hem de kayıtlı ekonomiye geçişin özendirilmesine yönelik tedbirler bir arada uygulamaya konulmalıdır. Kayıt altında ve hukuken korunan bir istihdam anlayışı hâkim kılınmalıdır. Rasyonel ve modern vergi politikasının temel amacı, devlete gelir sağlarken vergi yükünün toplumun çeşitli kesimleri arasında mümkün olduğu kadar adaletli dağıtılmasıdır. Modern vergicilik, mali amaçlar dışında, gelir dağılımı farklılıklarını azaltmak, yatırım eğiliminin üzerindeki olumsuz etkileri azaltmak, tasarruf-yatırım dengesine katkıda bulunmak, işsizliği önlemek, bölgesel dengesizlikleri azaltmak, iktisadi ve mali istikrarı gerçekleştirmek gibi sosyal ve ekonomik amaçları da kapsamaktadır. Ülkemizde vergi kaçakçılığı suçlarının büyük bir kısmını karmaşık suç örgütleri tarafından oluşturulan ve yönetilen, gerçekte farklı kişiler tarafından kurulduğu hâlde konuyla ilgisi olmayan kişiler adına kurulan firmalar üzerinden yüksek tutarlarda vergi kayıp ve kaçağına neden olan işlemler oluşturmaktadır. Gelir İdaresinin kurumsal kapasitesi arttırılarak kayıt dışı ekonomiyle yaygın ve yoğun vergi denetimleri yapılarak mücadele etkin bir biçimde sürdürülmelidir. e-Fatura ve e-Defter uygulamaları sistemsel olarak geliştirilerek sahte belgeyle 44 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1249 ‒ daha etkin mücadele edilmelidir. Vergilerin toplanmasında görev yapan personel, teknoloji ve diğer kapasite ihtiyacı giderilmelidir. Türkiye, son yıllarda ekonomi, siyaset ve diplomaside önemli adımlar atmış, zorlu konjonktürel koşulların etkilerinin azalmasıyla bu kazanımlar daha görünür bir hâle gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin sağladığı yönetim ve siyasi istikrar, Türkiye’yi bölgesel ve küresel gelişmelerde söz sahibi bir aktör konumuna taşımış; yakın coğrafyamızda Türkiye’nin onayı olmadan herhangi bir girişimin hayata geçmesi neredeyse imkânsız hâle gelmiştir. Bu sistemle birlikte yürütmenin karar alma kapasitesi güçlenmiş, caydırıcılık artmış, küresel meydan okumalara karşı daha etkin cevap verebilen bir devlet yapısı ortaya çıkmıştır. Terörsüz Türkiye hedefiyle sağlanan güven, huzur ve öngörülebilirlik ise ekonomik istikrarın temel dayanaklarından biri hâline gelmiştir. Geniş bir toplumsal mutabakatla benimsenen bu hedefin tam anlamıyla gerçekleşmesi, ülkemizin kalıcı barış, refah ve güven ortamında daha güçlü bir geleceğe yürümesini sağlayacaktır. 10) İÇİŞLERİ BAKANLIĞI Yaşadığımız çağ, güvenlik ve tehdit algısının kökten değiştiği, suç ve şiddet unsurlarının çeşitlenerek arttığı, suçun niteliğiyle birlikte faillerin profilinin de dönüşüme uğradığı asimetrik bir dönemdir. Türkiye, konumu, jeopolitiği ve tarihsel mirası gereği her zaman çok boyutlu risk ve tehditlerle karşı karşıya kalan bir ülkedir. Toplumsal ihtiyaçların başında ise huzur ve güvenlik gelmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak beklentimiz; ülkemizin her köşesinde güvenliğin kesintisiz biçimde sağlanması, vatandaşlarımızın huzur içinde yaşadığı güçlü ve emniyetli bir Türkiye tablosunun kalıcı hâle gelmesidir. Devletimizin, yasalardan aldığı yetkiyi, kollayıcı ve müşfik bir anlayış içinde kullanarak vatandaşlarımızı koruyacak ve onların güven içinde olduğunu hissetmesini temin edecek bir ortamı tesis edilmesidir temennimiz. Bu doğrultuda uygulanacak mücadele yöntemleriyle birlikte önleyici kolluk hizmetine ağırlık verilerek, asayişsizliğe zemin hazırlayan unsurların ortadan kaldırılması gerekmektedir. Suçun teşebbüse dönüşmeden engellenmesi için istihbarat hizmetleri etkinleştirilmeli, vatandaşlarımızın güvenlik güçlerine yardımcı olmasını sağlayacak yöntemler geliştirilmeli, yardımcı olan vatandaşların güvenliği ve gizliliği teminat altına alınmalıdır. Toplumsal huzur ve millî güvenliğimizle ilgili her türlü asimetrik tehdide karşı güvenlik birimlerinin, hukuki, idari, teknik ve insan kaynakları bakımından yeterli donanıma sahip olmasını temin edecek gerekli düzenlemelerin yapılarak kurumsal yapılanmada, istihbarat faaliyetlerinde, bilgi akışında ve suçla mücadelede birimler arasında etkili bir eşgüdüm sağlanması gerekmektedir. Ülkemiz; güvenlik ve tehdit algısının değiştiği, suç ve şiddet unsurlarının çeşitlendiği, bölgesel istikrarsızlıkların dikkatle yönetilmesini gerektiren bir süreçten geçmektedir. Çevre coğrafyalardaki gelişmeler, düzensiz göç baskısı ve bölgesel riskler, Türkiye’nin huzur ve güvenliğini yakından ilgilendiren başlıklar olmaya devam etmektedir. Türkiye, farklı terör örgütlerinin ağır saldırılarına maruz kalan ülkelerin başında gelmiştir. PKK, FETÖ, DEAŞ, DHKP-C ve benzeri yapılar, yıllar boyunca millî birliğimizi hedef alan iç 45 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1250 ‒ ve dış odaklar tarafından kullanılmış; milletimizin huzur ve güvenliği zaman zaman ciddi sınamalarla karşı karşıya kalmıştır. Bugün ülkemiz, uzun soluklu ve kararlı mücadelenin ardından “Terörsüz Türkiye” sürecine girmiş; toplumsal huzurun, kamu düzeninin ve millî dayanışmanın güçlendiği yeni bir döneme adım atmıştır. Bu yeni dönemde öncelik; iç güvenliğin sağlam bir zeminde sürdürülmesi, kamu düzeninin korunması ve istikrarlı bir güvenlik ikliminin ülkenin her köşesinde kurumsallaşmasıdır. Terörsüz Türkiye vizyonu, huzurun pekiştiği, toplumsal güvenliğin güçlü biçimde hissedildiği bir düzenin devamını hedeflemektedir. Bu vizyon aynı zamanda insan hak ve hürriyetlerinin güçlendiği, demokrasinin sağlamlaştığı ve refahın genişlediği bir Türkiye idealinin de temelidir. Ülkemiz açısından bölgesel risklerin ve sınır aşan tehditlerin yakından izlenmesi önemini korumaktadır. Uluslararası iş birliği ve uluslararası hukukun sunduğu imkânlar çerçevesinde sınırlarımız dışından ülkemize yönelen fiili tehdit ve saldırılar karşısında, Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları kararlılıkla kullanılmaya devam edilmeli, millî güvenliğimiz için gerekli bütün tedbirler alınmalıdır. 2011 yılında Suriye’de başlayan iç karışıklıklar sonrasında bölgede ortaya çıkan zorunlu kitlesel göç hareketi, ülkemizi doğrudan etkileyen en önemli insani ve güvenlik meselelerinden biri olmuştur. Türkiye, bu süreçte hem insani sorumluluklarını hem de kamu düzenini gözeterek, dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke konumuna gelmiştir. 31 Ekim 2025 itibarıyla ülkemizde; 2 milyon 381 bin 326 geçici koruma altındaki Suriyeli, 1 milyon 85 bin 40 kişi ikamet izniyle, 149 bin 125 kişi ise Uluslararası Koruma statüsüyle bulunmaktadır. Bu üç grup birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’de toplam 3 milyon 615 bin 491 düzenli göçmen bulunmaktadır. Türkiye’de geçici koruma altında bulunan Suriyelilere yönelik temel yaklaşım, gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüş ilkesidir. Suriye’de yaşanan değişimlerin ardından bu süreç daha da hız kazanmış; geri dönüşler düzenli ve denetlenebilir bir çerçevede yürütülmüştür. Düzensiz göçün yönetimi ile ilgili kapasitenin güçlendirilmesi doğrultusunda atılan önemli adımlar dinamik bir şekilde uygulanmalı ve etkinleştirilmeli, teknoloji ve insan gücü destekli, önleyici ve caydırıcı yapılar oluşturulmalıdır. Türkiye’nin gündeminde yer alan önemli meselelerden birisi de çocukları suça karıştırma, çeteleşme ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılık meselesidir. 2025 yılının ilk on ayında yürütülen operasyonlarda 35 bin 226 şüpheli tutuklanmış; 37,9 ton uyuşturucu madde ile 112 milyonun üzerinde uyuşturucu ve uyarıcı hap ele geçirilmiştir. Uyuşturucuyla mücadelede devletimiz önemli hizmetler yapmakta etkili sonuçlar alınmaktadır. Bunun yanında şüphesiz ki en önemli unsur ailelerin bu mücadeleye destek olması, çocuklarına sahip çıkmasıdır. Uyuşturucu ve madde bağımlılığı ile mücadele etkinliği artırılarak sürdürülmeli, önleyici tedbirlere ağırlık verilmeli, aileleriyle işbirliği içinde çocuklarımızın bu tehlikeye maruz kalmasının önüne geçilmelidir. 46 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1251 ‒ Vatandaşların uyuşturucuyla mücadele konusunda bilinçlendirilmesi çalışmaları yürütülmeli, uyuşturucuyla mücadelede diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşlarıyla iş birliği faaliyetleri de daha artırılmalıdır. Kadına yönelik şiddet, toplumumuzun vicdanını yaralayan ve insan onurunu hedef alan en hassas meselelerden biridir. Beklentimiz; kadınlara ve çocuklara yönelen her türlü şiddet ve istismar vakasının ülkemizin gündeminden tamamen çıkarılmasını sağlayacak, etkili, kararlı ve sonuç odaklı adımların hayata geçirilmesidir. Bu konuda tüm kurumların eşgüdüm içinde çalışmasının, hem toplumsal duyarlılığı artıracağına hem de kalıcı çözümler üretilmesine önemli katkı sunacağına inanıyoruz. İklim değişikliğinin etkisiyle afetlerin sayısı ve yıkıcılığı artarken, ülkemiz deprem başta olmak üzere çeşitli afetlere sıkça maruz kalmaktadır. AFAD’ın artan kapasitesiyle yürüttüğü hızlı ve profesyonel müdahaleler takdir edilirken, yaşanan tecrübeler risk yönetiminin güçlendirilmesini, dirençli yerleşim alanları oluşturulmasını ve kurumlar arası eş güdümün önemini bir kez daha göstermiştir. Güvenlik hizmetleri sunan kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyonun artırılması, güvenlik birimlerinin personel sorunlarının çözülmesi, toplum destekli kolluk yaklaşımının etkinleştirilmesi, ulusal bilgi güvenliğinin yeterli düzeye çıkarılması, önleyici ve koruyucu güvenlik hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerekmektedir. Türkiye'nin özellikle 2000'li yıllardan itibaren gerçekleştirdiği ekonomik ve sosyal gelişim süreci ve dünyadaki dönüşümün de etkisiyle sivil toplum, önemli bir toplumsal aktör konumuna gelirken, sivil toplum kuruluşları (STK) toplumsal gelişimin ve ekonomik kalkınmanın dinamik bir gücü haline gelmiştir. STK’ların toplum içindeki öneminin ve kapsamının yaygınlaşması, çeşitliliğinin ve sayısının giderek artması, karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanmasına yönelik çalışmalar öncelik kazanmıştır. Sivil toplum ve gönüllülük alanında ihtiyaç duyulan yasal, mali ve idari hususlara ilişkin kapsayıcı bir düzenleme yapılmasına yönelik faaliyetler yürütülmeli, STK’lara özellikle mali konularda kolaylaştırıcı imkânların sağlanması ile sosyal girişimcilik, sosyal yenilik ve kurumsal sosyal sorumluluk alanlarının geliştirilmesine yönelik düzenlemeler ve uygulamaların hayata geçirilmesi gerekmektedir. 11) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Kültür ve sanat beşeri kalkınmanın önemli bir unsurudur Türk ilim, kültür ve sanatının bütün zenginliğiyle ortaya çıkarılması, yaşatılması, benimsetilmesi ve nesilden nesile aktarılması kültür politikalarının temelini oluşturmaktadır. Kültürel zenginliğin korunup geliştirilerek gelecek nesillere aktarılması, kültür ve sanat faaliyetlerinin yaygınlaştırılması millî kültür ve ortak değerler etrafında toplumsal bütünlüğün ve dayanışmanın güçlendirilmesiyle sağlanabilecektir. Böylece kültürün kalkınmadaki çok boyutlu etkisini artırmak da mümkün olabilecektir. Toplumların birikimlerini yansıtan, tarihî perspektifte oluşan değerlerini muhafaza eden ve yeniden üreterek gelecek nesillere aktaran kültür ile toplumların estetik duygusunu öne çıkaran, güçlendiren ve insanlığın hizmetine sunulan sanat da beşerî kalkınmada öne çıkmaktadır. 47 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1252 ‒ Milleti millet yapan temel unsurlardan biri dildir. Millî kimliğimizin vazgeçilmez bir ögesi olarak gördüğümüz Türkçenin doğru ve güzel kullanımını esas alan çalışmaların etkinleştirilmesi, uygulamaların buna uygun icra edilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda Türk dili araştırmalarına verilen önem artırılmalı, Türkçenin uluslararası düzeyde bilim, sanat, ticaret ve tele iletişim dili olarak kullanılabilmesini mümkün kılacak adımlar atılmalıdır. Her türlü basın, yayın, reklam, film, tiyatro eserleri ile gündelik hayatta kullanılmasında Türkçenin yozlaşmasına fırsat verilmemelidir. Türk kültürü ve sanatının yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması ve yaygınlaştırılması bizim için stratejik bir önceliktir; millî kültür değerlerimizin yıpratılmasına hiçbir şekilde fırsat verilmemeli, kültür politikalarımızın merkezine bu hassasiyet yerleştirilmelidir. Uluslararası kültürel iş birliği programlarıyla Türk kültürünün bölgesinde ve çevre kültürler nezdinde güçlü bir cazibe merkezine dönüşmesi hedeflenmelidir. Bu doğrultuda, Türk Devletleri Teşkilatının ortak alfabe uzlaşmasını tarihî bir adım, kültürel bütünleşmemizin geleceğini şekillendiren kıymetli bir eşik olarak görüyoruz. Millî çizgi film ve çocuk oyunları yazılım endüstrisinin desteklenmesi ve yönlendirilmesini önemli görüyoruz. Ayrıca, bunların dış satım yoluyla kültürümüzün tanıtımına katkı sağlayacağını değerlendiriyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı 2040 Vizyon Belgesi'nde yer alan çerçevede millî kültürümüzü yansıtan filmlerin ve özellikle Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerle ortak kültürel değerlerimizi yansıtacak ortak film projelerinin desteklenmesi yerinde olacaktır. Ninni, tekerleme, masal, hikaye, dua ve şiir gibi dil ve kültür ögelerinin aktarımını güçlendiren yayın ve yapımların desteklenmesi kapsamında başlatılan Türk masal külliyatı ve yayıma geçmesi planlanan “Masal Masal Türkiye” mobil uygulamalar gibi projeler; Türk masallarının değerlenmesi ve yayımlanarak korunmasına, nesilden nesile aktarılmasına yardımcı olacaktır. Tüm sanat dallarının geliştirilmesi, faaliyet alanlarının yaygınlaştırılması, bu amaçla sanatın ve sanatçının desteklenmesini gerekli görüyoruz. Sanatçıların söz ve eylemleriyle toplumu millî değerlerle barışık ve onu özümseyen bir anlayış içinde toplumsal ortak değerler etrafında kenetlemeye yönlendirmesi gerektiğini düşünüyoruz. Dijital medya platformlarının çocuklarımız açısından saçtığı tehlikelerin mutlaka önüne geçilmelidir. Şiddeti özendiren, ahlaki değerleri tahrip eden çocukları sapkın akımlara teşvik eden dizi ve film gibi yapımların denetlenmesi; önleyici bir mekanizmanın oluşturulması gerekmektedir. Geleneksel Türk sanatları ve folklorunun korunması, geliştirilmesi ve tanıtılması, Türk el sanatlarının yaşatılması için öncelikle sanatçıların desteklenmesi ve gençlere öğretilerek nesilden nesile aktarılması önem arz etmektedir. Millî kültürümüzü tanıtacak eser ve yayınlara destek verilmesi ve bu kitapların gençlerimizin kolaylıkla ulaşabileceği il ve ilçe kütüphaneleriyle küçük yaştan itibaren çocuklarımızın erişimine açılmalıdır. Tarihî gerçeklerin ortaya çıkarılması ve Türk tarihine ilişkin çarpıtma ve iftiraların önüne geçilebilmesi amacıyla millî kültürümüzün temel değerleri olma niteliğini koruyan her sahadaki yazılı eserlerin yok olması önlenmeli, bu eserler bugünkü yazı ve konuşma diliyle toplumumuza kazandırılmalıdır. 48 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1253 ‒ Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milletinin birliğini ve beraberliğini koruyarak toplumsal huzursuzluk alanlarının cepheleşmeye dönüşmesini önlemeyi ve herkesin inancına saygı duyarak birlikte yaşama ideali etrafında kenetlenip toplumsal sıkıntı ve sorunları çözmeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede, Alevi İslam inancını benimsemiş vatandaşlarımıza ve cemevlerine dönük yapılan yasal düzenlemeleri millî birlik ve beraberliğimiz için önemli bir kazanım olarak görüyoruz. Ayrıca yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız bakımından Türk kimliğinin korunması, Türkçenin dünya dilleri arasındaki konumunun güçlendirilmesi için Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız ile Yunus Emre Enstitüsüne önemli sorumluluk düşmektedir. Yurt dışında Türk diasporasını güçlendirmek, Türkiye aleyhine oluşturulmaya çalışılan olumsuz algıya karşı tarihî, kültürel, siyasi, sosyal ve ekonomik gerçekleri içeren doğru bilgilerin önce vatandaşlarımızla, ardından da muhataplarına iletilmesini sağlayacak mekanizmaların etkinleştirilmesi gerekmektedir. Turizm ülkemizin kalkınmasında önemli bir fonksiyona sahiptir. Turizm, konaklama, ulaşım, turistik yerler, seyahat şirketleri, yeme içme sektörü ve daha fazlası dâhil olmak üzere birçok aktörü bünyesinde barındırmaktadır. Bu nedenle salgın hastalık, terör, savaş, doğal afetler, jeopolitik riskler ve siyasi olaylar gibi krizlerden en çok etkilenen sektörlerden biridir. Ülkemiz turizm alanında önemli bir altyapıya, yatırıma, idari kapasiteye, bilgi ve deneyime sahiptir. Bununla birlikte, uluslararası rekabette daha öne çıkmak, turist sayısı ve turizm gelirini artırmak, turizm potansiyelimizden daha fazla istifade etmek turizm politikasının hedefi olmalıdır. 2025 yılının dokuz aylık döneminde ziyaretçi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,6 artarak 50 milyon kişiye, turizm gelirleri ise yüzde 5,9 artışla 50 milyar doların üzerine çıkmıştır. Bu kapsamda değişen tüketici taleplerinin dikkate alınması, Türk turizminin özgünlüğünün korunması, dört mevsim turizm potansiyelinin harekete geçirilmesi, müşteri çeşitlendirmesi, alternatif turizm zenginliğinin ortaya çıkarılması, sağlık ve kültür turizminin geliştirilmesi, kalifiye personelin idari, fiziki ve teknolojik kapasitelerinin yeterliliğinin sağlanması, sektörün desteklenmesi ve etkili bir tanıtım önem arz etmektedir. Diğer yandan turizm tesislerinin ruhsatlandırma ve denetim süreçlerinde yaşanan aksaklıkların giderilmesi, yetki karmaşasının ortadan kaldırılması ve mevzuat eksikliklerinin süratle tamamlanması sektörün sağlıklı gelişimi açısından önem taşımaktadır. Uygulamadaki belirsizliklerin giderilmesi hem yatırım ortamını güçlendirecek hem de turizm hizmetlerinde kalite ve güven standartlarının yükselmesine katkı sağlayacaktır. Turizm politikalarının uzun vadeli başarısı sürdürülebilirlik yaklaşımının güçlendirilmesine bağlıdır. Bu çerçevede, çevreye duyarlı koruma-kullanma dengesini gözeten turizm yatırımlarının desteklenmesi, sektörün sürdürülebilirliğine katkı sağlayacak konaklama tesislerinin teşvik edilmesi ve nitelikli insan gücü ile güçlü kurumsal kapasitenin oluşturulması önemli bir ihtiyaç olarak değerlendirilmektedir.” Ülkemizdeki kültür varlıklarıyla ilgili farkındalığın artırılması ve bu alanda turizm potansiyelinin oluşturulması sağlanarak kültür turizmi geliştirilmelidir. Doğal, tarihi, kültürel 49 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1254 ‒ ve diğer zenginlikleri; çevreye duyarlı, tarihe saygılı, özgünlüğünü muhafaza eden ve sürdürülebilirliğini sağlayacak bir anlayışla, yüksek katma değer yaratacak şekilde değerlendirilmelidir. Ülkemizin zengin turizm potansiyelini gereğince değerlendirmek için tanıtım ve pazarlama konularına etkinlik kazandırılarak potansiyelin dört mevsim kullanılması temin edilmelidir. Sağlık turizmiyle ilgili çalışmalar da artarak devam etmiş ve Türkiye sağlık turizminde gelirini yükseltmeye başlamıştır. Bunun yanı sıra, sağlık turizmi hizmet kapasitesinin nitelik ve nicelik olarak geliştirilmesi uluslararası alanda ülkemizin tercih edilirliğinin artırılmasına ve bir cazibe merkezi hâline getirilmesine yardımcı olacaktır. Ayrıca bütünüyle yaşlı dostu konaklama alanlarının yaygınlaştırılması engelli vatandaşlarımız için her bakımdan uygun şartların oluşturulduğu alanların ülkemizin her yerinde ve tüm turizm alanlarında hizmet vermesi sağlanmalıdır. 12) MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Eğitim politikamızın temel amacı; Türk milletine mensubiyetin gurur ve şuuruna sahip; manevî ve kültürel değerlerimizi özümsemiş, düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği gelişmiş; sorumluluk duygusu ve toplumsal duyarlılığı yüksek; yeni gelişmelere açık, bilim ve teknoloji üretimine yatkın, girişimci, demokrat, kültürlü, erdemli ve inançlı nesillerin yetiştirilmesidir. Eğitim, sürdürülebilir kalkınmanın en önemli unsurlarından birisidir. Eğitimdeki iyileşmelerin gerek iş gücünün verimliliğini gerekse bilgi üretme kapasitesini artırarak ekonomik gelişmeyi olumlu etkilediği, fiziksel sermayenin yanında beşerî sermayenin, kalkınmanın temel dinamiği olduğu bilinmektedir. Temel eğitim her Türk vatandaşının hakkıdır ve eğitim kurumlarının hiçbir ayrım gözetmeksizin herkese açık olması, eğitimin genellik ve eşitlik ilkesinin doğal sonucudur. Bu anlayışla 2026 yılında eğitim hizmetlerinin yaygın, erişilebilir ve tüm çocuklarımız için fırsat eşitliğini güçlendiren bir yapıda sürdürülmesi hedeflenmiş; bütçeden en büyük payın yüzde 15,3 oranıyla eğitime tahsis edilmesi bu önceliğin açık bir göstergesi olmuştur. Çocuklarımıza dinî inanç, etnik köken ve felsefi düşüncülerine bakılmaksızın eğitim ve öğretimde imkân ve fırsat eşitliğinin sağlanması, toplumun bütün fertlerinin ilgi, eğilim ve yetenekleri doğrultusunda öğrenim görmesi esas olmalıdır. Eğitim sisteminin, çocuklarımızın hayatının her alanında Türk milletine değer kazandıracak, onu geliştirecek ve kalkındıracak bir donanıma sahip olmasını, bilgi toplumunun gerektirdiği beceriler ile uluslararası rekabet yeteneğine sahip, teknoloji kültürü gelişmiş insan gücü olmasını sağlayacak şekilde yapılandırılmalıdır. Ülkemizde son yıllarda eğitimde fiziki, teknolojik ve beşerî kapasitenin artırılmasına yönelik önemli iyileşmeler kaydedilmiştir. Derslik ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısı önemli ölçüde azalmıştır. Okul öncesi eğitimde ve temel eğitimde okullaşma oranında ciddi iyileşmelerle birlikte eğitime erişim de artmıştır. Önümüzdeki dönemde ise eğitimin niteliğinin daha fazla artırılma ihtiyacı devam etmektedir. Eğitimin amacı temelde bireyin kendine ve topluma yararlı hâle getirilmesi ve problem çözme yeteneğinin kazandırılmasıdır. Bu sürecin rehberi de öğretmenlerimizdir ve öğretmenlerimiz 50 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1255 ‒ eğitim sisteminin en temel ögesidir. Sorunsuz öğretmen, sorunsuz eğitim; huzurlu öğretmen, huzurlu öğrenci ve aile demektir. Bu nedenle öğretmenlerimizin özlük haklarının ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi, maddi ve manevi beklentilerinin mümkün olan en üst seviyede temin edilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra, atanamayan öğretmen sorununun kademeli olarak çözülmesini ve bu konunun sorun olmaktan çıkarılmasını gerekli görüyoruz. Eğitimin her kademesinde müfredatın millî ve çağın gereklerine uygun bir şekilde planlanması ve uygulanması esas olmalıdır. Türkçenin doğru ve güzel kullanımını teminen ana sınıfı ve ilköğretim kademesinde Türkçenin iyi öğretilmesine önem verilmelidir. Vasıflı insan gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla mesleki ve teknik eğitim ile iş gücü piyasası arasındaki bağı güçlendirecek mekanizmalar çeşitlendirilmeli ve etkinleştirilmelidir. Eğitim sistemi; çocuklarımızı milletimize değer kazandıracak, bilgi toplumunun gerektirdiği becerilere sahip, teknoloji kültürü gelişmiş ve uluslararası rekabete hazır bireyler olarak yetiştirecek şekilde yapılandırılmalıdır. Bu çerçevede ruhsal ve bedensel gelişimi destekleyen, güvenli ve kapsayıcı okul ortamları oluşturulmalı; eğitim dışına çıkma ve okuldan kopma riski taşıyan öğrenciler için erken uyarı ve önleyici mekanizmalar güçlendirilmelidir. Çocuklarımıza erken yaşlardan itibaren vatan ve millet sevgisi, sorumluluk, hoşgörü ve iyi insan olma erdemi kazandırılmalı; bu doğrultuda okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması ve çocukların örgün eğitime daha erken dâhil edilmesi kritik önemde görülmektedir. Ayrıca yenilikçi düşünme, yaratıcılık ve problem çözme becerilerini geliştiren çizgi film, içerik üretimi ve eğitici oyunlar gibi eğitim teknolojilerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması desteklenmelidir. Bununla birlikte, okul çağındaki çocukların şiddet, suç ve bağımlılık risklerinden korunması için okul, aile ve ilgili kurumlar arasında güçlü bir eş güdüm tesis edilmeli; önleyici, bütüncül ve sürdürülebilir bir mücadele yaklaşımı hayata geçirilmelidir. Disiplinler üstü bir yaklaşımla, iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma tüm öğretim programlarına dâhil edilmek suretiyle çevre duyarlılığı okul öncesi eğitimden başlayarak öğretilmeli, doğal kaynak kullanma bilinci geliştirilmelidir. Bu çerçevede, müfredat, eğitim mekânları, eğitim teknolojileri ve insan gücü imkânlarının nitelik ve nicelik açısından yeterli standartlara yükseltilmesi gerekmektedir. Öğretim programları bilgiyi analiz edip işleyerek değer süreçlerini aktarma yetenekleri geliştirilmiş, ekip çalışmasına uyumlu bireylerin yetiştirilmesi hedeflerine dönük olarak ele alınmalıdır. Üniversitelerimizin; evrensel bilgi üretebilen, yenilikçi, üretim ve teknoloji ekosistemine katkı sunan akademik kadrolar yetiştirmesi, Türkiye’nin beşerî sermaye kapasitesini güçlendiren ana unsur hâline gelmiştir. Son yıllarda yapılan yatırımlar sayesinde yükseköğretim kademesinde erişimi artıran önemli adımlar atılmış; açık öğretim dâhil olmak üzere toplam kontenjanların 1 milyonun üzerine çıkması, Türkiye’nin sınavsız üniversiteye geçişi kaldırabilecek kurumsal zenginliğe ve kapasiteye ulaştığını göstermiştir. İlköğretim ve ortaöğretimde etkili bir yönlendirmeye bağlı olarak uygulanacak müfredatla ortaöğretim başarısını ve ortaöğretim sonunda yapılacak olgunlaşma sınavını esas alan, fırsat eşitliğini ve adaleti gözeten üniversiteye geçiş sisteminin uygulamaya konulabileceğini, bu çerçevede çocuklarımızın ilgi yetenek ve becerilerine göre etkin bir rehberlik desteğiyle istedikleri bölümlere sınavsız girebilmelerini mümkün kılan adımların atılabileceğini değerlendiriyoruz. 51 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1256 ‒ Türklüğün ve İslam'ın millî ve manevi değerlerini yaşayan ve yaşatan Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Mevlana, Hacı Bayram Veli ve Yunus Emre gibi şahsiyetlerin hayatı ve felsefesinin ortaöğretimde seçmeli ders olarak okutulması, manevi ve kültürel yozlaşmaya, bölücülüğe ve sapkın akımlara karşı Anadolu'da mayalanan bilgi ve hikmetin genç kuşaklara aktarılmasını, yurt dışındaki Türk çocuklarının millî kimliklerini korumaları ve geliştirmeleri için sağlanan eğitim imkânlarının artırılması, ayrıca eğitimin bütün kademelerinde müfredat, sınav sistemi ve benzeri gibi temel konulara istikrar kazandırılması gerektiğini değerlendiriyoruz. Millî bütünlük bilincinin geliştirilmesi, ahlaki, manevi değerlerin güçlendirilmesi ve sosyalleşmenin sağlanması için okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması ve bu yaş grubundaki nüfusun daha erken yaşta örgün eğitim programı kapsamına alınması sağlanmalıdır. Fizikî mekân, insan gücü ve program imkânları geliştirilerek okul öncesi eğitim kademesinde yüzde 100 okullaşmanın temin edilmesi, bunun için özel sektörün imkânlarından da istifade edilmesi gerekir. Üstün zekâlı ve üstün yetenekli öğrencilerin özel eğitim imkânlarına kavuşturulması sağlanarak bu öğrencilere yönelik stratejik bir kariyer planlaması ve yönlendirme sistemi geliştirilmelidir. Özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin tanımlanması, sınıflandırılması, özel eğitim kurumlarının yaygınlaştırılması ve denetlenmesi ile eğitim programlarının günün ihtiyaçlarına göre yeniden değerlendirilmesi gereklidir. Öğretim programları düşünme ve öğrenmeyi öğretmeye odaklı, bilgiye erişen, bilgiyi analiz edip işleyerek değer süreçlerine aktarma yetenekleri geliştirilmiş, ekip çalışmasına uyumlu bireylerin yetiştirilmesi hedeflerine dönük olarak ele alınmalıdır. Ekonominin ihtiyacı olan ara insan gücünün yetiştirilmesi amacıyla örgün ve yaygın mesleki teknik eğitime ve beceri kazandırıcı eğitime ağırlık verilerek eğitim programları meslek standardına dayalı olarak yeniden düzenlenmeli, istihdam edilebilirliği artıran mesleki eğitimin ortaöğretim içindeki payı yükseltilmelidir. Şehit ve gazi çocuklarının eğitim hayatlarının her aşamada güçlü biçimde desteklenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda eğitim harcamalarının devlet tarafından karşılanması, yükseköğretime girişlerinde kendilerine özel kontenjan ayrılması ve eğitim süreçlerinin kesintisiz şekilde sürdürülmesi yönündeki uygulamaların kararlılıkla devam ettirilmesini önemli görüyoruz. Ayrıca yurt dışında yaşayan Türk çocuklarının millî kimliklerini koruyup geliştirebilmeleri için eğitim imkânlarının artırılması, kültürel bağlarını güçlendiren programların genişletilmesi ve bu alandaki teşviklerin çeşitlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Üniversitelerin; ülkemizin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştiren, araştırma yaparak bilim ve teknoloji üreten, toplumsal gelişmeye önderlik eden, bilimsel yöntemlerle meselelere çözüm üreten, dünya üniversiteleriyle yarışan, bilgiyi sanayileştiren ve ticarileştiren eğitim kurumları hâline getirilmesi esas olmalıdır. 13) MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI Türkiye bulunduğu konum ve tarihi misyonu itibariyle jeopolitik tehditlerin, ekonomik operasyonların, sosyal ve siyasal gerginliklerin menfi sonuçlarına maruz kalmaktadır. Bu sebeple yurt içi ve sınır ötesi alanları terörden temizlemek için yıllardır olağanüstü bir gayret sarf edilmekte, varlığımızı ve geleceğimizi hedef alan tehdit, tehlike ve tuzaklarla dolu bir dönemden geçilmektedir. 52 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1257 ‒ Terör, uzun yıllardır Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu en kritik güvenlik sorunu olmuş, ülkemize yönelik hasmane girişimlerde kullanılan en etkili araçlardan biri hâline gelmiştir. Yaşama hakkını hedef alan terör eylemleri, insan haklarına ve demokratik değerlere yönelik açık bir tehdit oluşturmaktadır. Terörün tüm biçimlerinin reddedilmesi, bertaraf edilmesi ve ülkemizden tamamen çıkarılmasına yönelik kararlılık, millî güvenliğimizin ve toplumsal huzurun temini açısından vazgeçilmez bir zorunluluk olarak görülmektedir. Gelinen aşamada Türkiye’nin terörle mücadelede kritik bir dönemeçten geçtiği, bu süreçte bölgesel istikrara katkı sağlayan somut sonuçların ortaya çıktığı değerlendirilmektedir. Terörden arındırılmış bir Türkiye iradesi, milletimizin kararlı duruşunun ve Cumhuriyetimizin yeni yüzyılına yönelik stratejik hedeflerinin temel unsurlarından biri olarak görülmektedir. Bölgesel ve uluslararası düzeyde artan güvenlik riskleri ile çevremizdeki istikrarsızlık alanları, millî savunmanın güçlü, hazırlıklı ve caydırıcı bir yapıda tutulmasını zorunlu kılmakta; millî güvenliğimizin, sınırlarımızın ötesinden başlayan kapsamlı bir güvenlik anlayışıyla korunmasını gerektirmektedir. Küresel ölçekte askerî harcamaların son yıllarda belirgin şekilde yükseldiği görülmekte olup bu durum, zorlayıcı güvenlik şartları altında millî savunma kapasitesinin güçlü tutulmasının önemini ortaya koymaktadır. Türkiye’nin jeopolitik konumunun beraberinde getirdiği riskler, yeni nesil tehditler ve caydırıcılık ihtiyaçları dikkate alındığında, savunma harcamalarının ülkemiz açısından yüksek düzeyde olmadığı değerlendirilmektedir. Soğuk savaş sonrasında değişen güvenlik yaklaşımıyla birlikte Türkiye'nin güvenliğine yönelik tehdit ve riskler de farklılık göstermiştir. Ülkemiz küresel çatışma ve istikrarsızlıkların yoğun olarak yaşandığı bir noktadadır ve bölgesel alanda artan güvenlik riskleri ve tehditleriyle karşı karşıyadır. Sınırlarımızdaki terör tehdidinin yanı sıra çatışma ve istikrarsızlık kaynaklı düzensiz göç riski, Doğu Akdeniz'de egemenlik haklarımızı ihlal girişimleri, çatışma potansiyeli taşıyan diğer bölgesel gelişmeler önemli risk potansiyeli oluşturmaktadır. Bu durum, Türkiye'nin caydırıcı gücünün, kendine yeterliliğinin önemini ortaya koymakta, üye olunan uluslararası güvenlik ortaklıkları ve müttefik ilişkilerinden destek beklemek yerine kendi imkân ve kabiliyetlerinden hayat bulan millî bir savunma gücü oluşturulmasını zorunlu kılmaktadır. Nitekim bu yönde atılan tarihî nitelikteki adımlarla Türk ordusu dünyanın en güçlü ve caydırıcı ordularından biri olarak öne çıkmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri güçlü yapısıyla yurt savunması yanında Birleşmiş Milletler, NATO, AGİT ve ikili anlaşmalar kapsamında Libya'dan Kosova'ya, Afganistan'dan Bosna Hersek'e, Katar'da Somali'ye ve Sudan'a kadar birçok coğrafyada bölgesel istikrara ve dünya barışına katkı sunmak için üstün bir gayret göstermektedir. Bölgemizde her gelişmeyi yakından takip ederek barış ve istikrara katkı sağlayan Türkiye, Ukrayna-Rusya savaşında etkin bir uzlaştırıcı rol üstlenmiş, İsrail'in Filistin halkına yönelik zalimane soykırımcı tavrını önlemek için samimiyetle mücadele eden dünyadaki tek devlet olmuştur. 53 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1258 ‒ Türk Silahlı Kuvvetleri Ege'de ve Doğu Akdeniz'de ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hak ve menfaatlerini korumaya, Orta Doğu'da Karadeniz'de ve Kafkaslarda egemenlik haklarımıza yönelik saldırıları durdurmaya, barış ve güvenliğin teminatı olmaya kararlılıkla devam etmektedir. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının, emeklilerinin, şehit ve gazilerimizin fedakârlıkları karşısında, çalışma şartları ile mali ve sosyal haklarının iyileştirilmesi önem taşımaktadır. Bu kapsamda, askerî hastanelerin de yeniden hizmete alınmasını gerekli görüyoruz. Ayrıca şehit yetimlerimizin tamamı ile gazilerimize ilave istihdam hakkı verilmesi, terörle mücadelede yaralanmalarına rağmen gazi sayılmayanların mağduriyetlerinin giderilmesi de sağlanmalıdır. Şehit yakını ve gazilere şehitlik ve gazilik tarihinden itibaren yeşil pasaport hakkı, şehit ve gazilerimizin çocuklarına KPSS ve üniversitelere girişte ek puan verilmesini öngörüyoruz. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle demokrasisi güçlenen, etkin bir icra kabiliyeti kazanan Türkiye, tehditlere aldırmadan, egemenlik haklarını ve millî çıkarlarını korumak için savunma ve güvenlik alanında etkin bir politika yürütmektedir. Türkiye, siyasi ve diplomatik adımlarıyla birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerinin caydırıcı gücünü etkin şekilde kullanarak, ihmal edilmesi veya hafife alınması mümkün olmayan bir aktör olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur. Geniş bir coğrafyada yürütülen askerî varlık ve faaliyetlerin sürdürülebilmesinde, sahip olunan teknolojik kapasitenin ve savunma alanındaki ilerlemenin belirleyici olduğu değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, Türk Silahlı Kuvvetlerinin muharip yapısının insan gücü, teknoloji ve organizasyon bakımından daha da güçlendirilmesi; bölgesel ve küresel düzeyde caydırıcılığın artırılması stratejik bir gerekliliktir. TSK’nın dünyanın en etkili ordularından biri hâline gelmesi, Türkiye’nin jeopolitik konumu ile tarihî ve kültürel sorumluluklarının doğal bir sonucudur. Askerî savunmada asimetrik, politik ve ekonomik güvenlik anlayışlarını da dikkate alan, ön alıcı bir yaklaşımla millî hak ve menfaatlerimizi sınırlarımızın ötesinden başlayarak koruyan stratejik güvenlik anlayışı sürdürülmelidir. Dijital riskleri azaltmak için güçlü bir siber güvenlik politikası oluşturulması ve zafiyet taraması ile millî siber güvenliğin kuvvetlendirilmesi, veri güvenliği kritik altyapısının korunması gerekmektedir. Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehditlere karşı ulusal müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi; savunma araç ve yöntemlerinin riskli bölgeler başta olmak üzere ülke genelinde geliştirilip yaygınlaştırılması önem taşımaktadır. 54 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1259 ‒ Ülkemizin güvenliği açısından, uluslararası güvenlik ortaklıklarından bağımsız olarak kendi imkân ve kabiliyetlerine dayanan millî bir savunma yapılanmasının güçlendirilmesi temel önemdedir. Bu doğrultuda savunma sanayisinde kaydedilen ilerleme, yüksek teknolojiyi esas alan güçlü bir üretim altyapısının oluşmasına katkı sağlamış; dışa bağımlılığın azaltılması ve yerli-millî üretim kapasitesinin artırılması stratejik bir hedef olarak benimsenmiştir. Savunma sanayisinin yükselişine paralel olarak, hava, kara ve deniz sistemlerinde yerlilik oranlarının artması; insansız sistemler, hava platformları ve çeşitli savunma teknolojilerinde ihracat kapasitesinin genişlemesi dikkat çekmektedir. Bu gelişmeler, hem millî güvenliğimizin tahkim edilmesine hem de dost ve müttefik ülkelerle savunma iş birliğinin güçlenmesine katkı sunmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarının azami ölçüde yerli imkânlarla karşılanması, savunma sanayiindeki yetkinliklerin artırılması ve bu alanda edinilen teknolojik birikimin diğer sektörlere yayılması önem taşımaktadır. 14) SAĞLIK BAKANLIĞI Doğuştan kazanılan bir insan hakkı olan sağlık, insanlar arasında hiçbir ayrım gözetilmeden devletin güvencesi altındadır. Nitekim Anayasa'mızın 56'ncı maddesi: "Devlet herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlama; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler." Bu kapsamda, sağlık hizmetlerinin etkili, verimli ve hakkaniyete uygun bir şekilde organize edilmesi, finansmanının sağlanması ve sunulması devletimizin sorumluluğundadır. Sağlık politikamızın temelinde yaşam kalitesini ve yaşama sevincini geliştiren, insan ömrünü uzatan, vatandaşın ve hizmet sunanların memnuniyetini esas alan, hayatı anlamlı ve değerli kılan bir sağlık sisteminin tesis edilmesi yer almaktadır. Sağlıkta insan merkezli yaklaşımla birey ve toplumun sağlık hakkını en üst düzeyde korumak, sağlık sorunlarına zamanında, uygun ve etkin çözümleri yüksek hizmet kalitesiyle sunmak, nihai olarak da vatandaşlarımızın sağlığını korumak, geliştirmek ve herkesin hakkaniyet içinde kaliteli sağlık hizmetine erişmesini sağlamak sağlık hizmet politikasının temel amacı olmalıdır. Sağlık hizmetlerinin erişilebilirliğinin ve kalitesinin teminiyle, sürdürülebilmesini sağlamak hayati önemdedir. Bunu sağlamak yeterli fiziki ve teknolojik kapasite ile sağlıkta insan gücünün ülke genelinde yeterli ve dengeli dağılımını temin edecek bir planlama, istihdam ve ücret politikası ile yakından ilişkilidir. Sağlık hizmeti sunumunda yapılan yatırımlar, oluşturulan kapasite, elde edilen başarılarla sağlanan kolaylıklar neticesinde hizmet kalitesinde ve halk sağlığının korunmasında önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu kapsamda, aile hekimliği, anne ve çocuk sağlığı, hastane ve hasta yatak sayıları, sağlık personeli, koruyucu sağlık, kurumsal yapılanma, bulaşıcı hastalıklarla mücadele ve hasta hakları başta olmak üzere pek çok alanda önemli gelişmeler sağlanmıştır. 55 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1260 ‒ Temel sağlık göstergelerinde sağlanan iyileşmelerle birlikte, bebek ölüm hızı ve anne ölüm oranı hızla düşürülmüş ve doğuşta beklenen yaşam süresi yükselmiştir. Sağlık hizmetlerinde insan gücü sayısı, Bakanlığın son verilerine göre 14.970’i uzman hekim olmak üzere yapılan yeni alımlarla birlikte toplam 1 milyon 470 bin 757 kişiye ulaşmıştır. 2024'te 100 bin kişiye düşen hekim sayısı 258, hemşire ve ebe sayısı 381 olmuştur. Avrupa Birliği ve OECD ülkelerindeki hekim ve hemşire yoğunluğu dikkate alındığında, Cumhurbaşkanlığı yıllık programında da ifade edildiği üzere ülkemizde sağlık insan gücünün artırılması yönündeki ihtiyaç sürmektedir. 2024 yılında 10 bin kişiye düşen yatak sayısı 31,3; nitelikli yatak sayısının yoğun bakım yatakları hariç tüm yataklara oranı yüzde 83,4 olmuştur. Bununla birlikte fiziki altyapı ve sağlık personelinin bölgeler arası dağılımındaki farklılıkların giderilmesine, sağlık hizmetlerinde insan gücü planlamasının güçlendirilmesine, finansmanın sürdürülebilirliğinin sağlanmasına, hizmet sunum kalitesinin yükseltilmesine ve koruyucu sağlık hizmetlerinin etkinliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir. Sağlık altyapısının iyileştirilmesi ve hizmete erişimin kolaylaştırılmasıyla 2023 yılında 11,3 olan kişi başı hekime müracaat sayısı 2024 yılında 12,2 olarak gerçekleşmiştir. Bu kapsamda birinci basamak sağlık tesislerinin sağlığın korunması ve geliştirilmesindeki rolünün güçlendirilmesi, birinci basamak sağlık tesislerinin nitelik ve nicelik olarak geliştirilerek bu birimlere başvuran kişilerin koruyucu, önleyici, tedavi edici sağlık hizmetlerini bütüncül olarak alabilmesi ikinci ve üçüncü basamak sağlık merkezlerine başvuruların azaltılmasını sağlayacaktır. Türkiye kapsamlı bir sağlık ve sosyal güvenlik sistemine sahiptir. Türkiye ilaç, tıbbi cihaz, aşı, medikal malzeme üretiminde ileri bir teknolojik dönüşüm içerisindedir. Vatandaşlarımıza sunulan bu imkânlar, ilaç ve sağlık harcamalarındaki artış, kişilerin sağlık durumlarına da olumlu etki etmiş, bununla beraber gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilmesi de önemli hâle gelmiştir. Sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi sağlık çalışanlarımıza verilen önem ve değerle yakından ilişkilidir. Bu çerçevede sağlık çalışanlarımızın mali ve sosyal haklarına ilişkin sorunlarının çözülmesi çalışma verimini ve sağlıkta kaliteyi artıracaktır. Hasta yatağı, donanım ve insan gücü kapasitesinden daha iyi yararlanılması, hasta taleplerinin zamanında karşılanması ve hizmet bekleme süresinin asgari düzeye indirilmesi için tam gün, tam kapasite çalışmanın sağlanması, koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, sağlık turizminin geliştirilmesi amacıyla sağlıkta kalite ve standardizasyon uygulamalarına öncelik verilmesi, sağlık turizmi hizmet kapasitesinin nitelik ve nicelik olarak geliştirilmesine önem verilerek ülkemiz sağlık turizmi yönünden bir cazibe merkezi hâline getirilmesi sağlanmalıdır. Ayrıca, bedenen ve ruhen sağlıklı nesillerin yetişmesi, kalkınmanın temel unsurlarından biri olan beşeri sermayenin güçlenmesi açısından zorunludur. Kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve istismar başta olmak üzere toplumda sağlıksız gelişmelere yol açan davranışların önlenmesi, şiddet eğiliminin ortaya çıkmasına neden olan sosyal ve psikolojik risklerin ortadan 56 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1261 ‒ kaldırılması, insan ve toplum sağlığı ile toplumsal huzurun korunması bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede, Milliyetçi Hareket Partisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğumuz Ruh Sağlığı Kanun Teklifimizin gündeme alınmalıdır. Doğumda beklenen yaşam süresi bakımından Türkiye’nin uluslararası karşılaştırmalarda olumlu bir konumda olduğu görülmekte; ülkemizde bu değerin 78,1 yıla ulaşması, sağlık alanında yapılan yatırımların yaşam süresine doğrudan katkı sunduğunu ortaya koymaktadır. Bununla beraber Türkiye’nin demografik yapısında 65 yaş ve üzeri nüfusta son yıllarda hızlanan artış dikkat çekmektedir. TÜİK projeksiyonlarına göre 2050 yılında her dört kişiden birinin 65 yaş üzerinde olacağı ve yaşlı nüfusun 21,6 milyona ulaşacağı öngörülmektedir. Yaşlı bağımlılık oranının yüzde 12,9’dan yüzde 15’e yükselmesiyle birlikte kronik hastalıkların görülme sıklığı, takip süreleri ve sağlık sisteminin hizmet yükü artmaktadır. Bu çerçevede birinci basamak kapasitesinin güçlendirilmesi, yaşlı nüfusa yönelik evde sağlık ve bakım hizmetlerinin geliştirilmesi, geriatri ve palyatif bakım birimlerinin yaygınlaştırılması ve toplum temelli uzun süreli bakım modellerinin hayata geçirilmesi önem arz etmektedir. Yaşlanan nüfusun etkisiyle bulaşıcı olmayan hastalıkların toplam hastalık yükü içindeki payı giderek artmakta; kalp ve damar hastalıkları, kanser, diyabet ve kronik solunum yolu hastalıkları temel ölüm nedenleri arasında yer almaktadır. Bu hastalıkların önlenmesine yönelik koruyucu sağlık programlarının güçlendirilmesi, dijital takip modellerinin yaygınlaştırılması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını destekleyen merkezlerin artırılması, hem bireysel sağlığın korunması hem de sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahiptir. Doğurganlık hızının artırılması, yaşlanan Türkiye için şimdiden dikkate alınması gereken öncelikler arasında olmalıdır. Madde bağımlılığıyla mücadele daha da etkinleştirilmeli, bağımlılıkla mücadele konusunda danışmanlık, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine kolay erişimin sağlanmasını teminen bu hizmetlerin verildiği merkezlerin sayısı artırılmalı, sunulan hizmetlerin kalitesi yükseltilmelidir. Ortalamanın üzerinde yapılan tetkik ve tahlil işlemlerine ilişkin bir izleme ve bilgilendirme sistemi kurulmalıdır. Vatandaşlarımızın hastanelerde yaşadıkları kan ve kan ürünlerinin sağlanması için birçok ülkede olduğu gibi Büyük Bölgesel Kan Merkezleri kurulmalıdır. Tıp fakültelerinde daha kaliteli eğitim, öğretim ve sağlık hizmeti sunulması sağlanmalıdır. 15) SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI Ekonomide uzun dönemde istikrarlı bir büyümenin sağlanması, sürdürülebilir sanayi üretiminden geçmektedir. Bölgesel ve küresel sınamalara rağmen Türkiye ekonomisi, verimlilik ve ihracat artışlarının da etkisiyle kesintisiz büyümesini 21 çeyrektir sürdürmektedir. Son yıllarda yaşanan ve dünya ekonomisini de olumsuz etkileyen küresel krizler, savaşlar, belirsizlikler ve dalgalanmalar ile ülkemizde meydana gelen deprem felaketi, uygulanmakta 57 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1262 ‒ olan dezenflasyon politikaları ve yüksek faiz oranları, Türkiye ekonomisinin, özellikle de sanayi sektörümüzün üzerinde ciddi bir baskı oluşturmuştur. En büyük ihracat pazarımız olan Avrupa’da yaşanan ekonomik daralma, sanayimizin dış talebini olumsuz etkileme potansiyeli taşımaktadır. Eurostat verilerine göre, Avrupa Birliği sanayi üretimi 2023 yılında yüzde 1,3 oranında, 2024 yılında ise yüzde 2 oranında daralmıştır. Bozulan dış talep ve üretim beklentilerindeki zayıflama, özellikle imalat sanayii ihracatına dayalı sektörler üzerinde baskı oluşturmuştur. 2024 yılı Ocak-Aralık döneminde imalat sanayisi, dış ticaret dengesindeki önemli yerini korumuş ve ihracattaki payı %94,1 olarak gerçekleşmiştir. İmalat sanayi ihracatı 2025 yılı Ocak-Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,1 oranında artarak 212,1 milyar dolar gerçekleşmiş, Türkiye'nin toplam ihracat içerisindeki payı %94,5 olmuştur. Katma değeri görece yüksek olan sektörlerin ihracat artışı sağlayabildiği, iş gücü yoğun sektörlerin ise rekabet edebilirliklerindeki azalma nedeniyle ihracatının azaldığı görülmektedir. İmalat sanayi üretimi, 2025 yılının ilk yarısında %2,8 oranında artmış olmakla birlikte, alt sektörler itibarıyla özellikle tekstilde %3,7, giyimde %5,9, deride %3 ve makinede %5,9 oranında azalma kaydedilmiştir. İmalat sanayi istihdamı da 2024 yılında %0,5 artarken, 2025 yılının ilk yarısında %1,8 oranında azalmış; özellikle tekstil, giyim ve deri gibi emek yoğun sektörlerde çalışan sayısında düşüş gözlenmiştir. Bu çerçevede, imalat sanayisinin emek yoğun sektörlerinde istihdamı korumak amacıyla KOSGEB destek programı yürütülmektedir. Sanayide yapısal dönüşümün hızla sağlanmasını, teknolojik dışa bağımlılığın azaltılmasını, yerel kaynakları harekete geçiren, nitelikli iş gücü istihdam eden, dijital çağa uyum sağlayan ve uluslararası rekabet gücüne sahip bir sanayi yapısının oluşturulmasını, lider ülke Türkiye hedefine ulaşılması bakımından son derece önemli görmekteyiz. Diğer taraftan, Türkiye'nin ithalatında ara malları büyük bir ağırlık teşkil etmektedir. TÜİK dış ticaret verilerine göre, 2024 yılında ithalatın %14,7’si yatırım mallarından, %69,3’ü ara mallarından ve %15,8’i tüketim mallarından oluşmuştur. 2023 yılına kıyasla, yatırım malları ithalatı %4, ara malları ithalatı %8,8 azalmış; tüketim malları ithalatı ise %14,3 artış göstermiştir. İmalat sanayisinin katma değerli üretim yapabilmesi ve yenilikçi ürün geliştirme kapasitelerinin artırılması yönünde AR-GE ve yenilik kabiliyetinin güçlendirilmesi önem arz etmektedir. 2024 yılında yüzde 23,6 artarak 19,9 milyar dolara yükselen ülkemiz ARGE harcamalarının yüzde 64,8'i özel sektöre, yüzde 30,9'u yükseköğretim, yüzde 4,3'ü de kamu sektörüne aittir. AR-GE harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2024 yılında bir önceki yıla göre 0,7 puan artarak yüzde 1,46'ya çıkmış, 2025 yılında yüzde 1,65'e, 2026 yılında 1,77'ye yükselmesi beklenmektedir. Türkiye Küresel İnovasyon Endeksi'nde 2024 yılında 37'nci sıraya kadar yükselmiş, 2025'te ise 43'üncü sıraya gerileyerek genel tabloda düşüş yaşamıştır. Buna rağmen, üst orta gelirli 58 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1263 ‒ ekonomiler arasında Çin ve Malezya'dan sonra 3'üncü sıradaki yerini korumuş ve marka ile endüstriyel tasarımlarda öncülerden biri olma konumunu sürdürmüştür. 10 bin çalışan kişi başına düşen tam zamanlı eş değer AR-GE personeli sayısı 2024 yılında 3 kişi artarak 95'e, araştırmacı sayısı da 4 kişi artarak 77'ye yükselmiştir. Bununla birlikte, AR- GE harcamalarında daha fazla artış sağlamamız gerekmektedir. AR-GE ve inovasyon teşvik edilmeli, yenilik desteklerinin etkinliği artırılmalı ve geliştirilmeli, ARGE insan gücü hem sayı hem nitelik bakımından geliştirilmelidir. 2024 yılında ortalama yüzde 75,9 gerçekleşen imalat sanayisi kapasite kullanım oranı 2025 yılının dokuz ayında ortalama yüzde 74,3 olmuştur. Yüksek teknolojili ürünlerin toplam imalat sanayisi ihracatından aldığı pay 2025 yılı Ocak- Eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 0,3 puan artarak yüzde 3,7'ye; orta ileri teknolojili ürünlerin payı 2 puan artarak yüzde 38,9'a yükselmiştir. Orta düşük ve düşük teknolojili sektörlerin payında ise azalış görülmüştür. Dünya genelinde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ihracatındaki payı, Dünya Bankası’nın resmi kaynaklardan derlediği kalkınma göstergelerine göre 2023 yılında %22,68 olarak, OECD ülkeleri için ise %21 olarak raporlanmıştır. Yüksek teknolojili sektörlerin üretim ve ihracat içindeki payı daha fazla artırılmalı, nispeten düşük teknolojili sektörlerde tasarım, markalaşma ve etkin pazarlama yoluyla katma değeri yüksek bir yapıya geçiş sağlanmalıdır. Bilgi ve teknolojiye dayanan yüksek katma değerli mal ve hizmet üretimiyle ileri ve öncü teknolojileri esas alan bir sanayileşme stratejisinin oluşturulması, sanayi yatırımlarına ucuz ve uzun vadeli kaynak sağlayacak yatırım bankacılığının desteklenmesi bu sektörlerde ülkemizin önemli bölgesel ve küresel üretim merkezi olmasına destek olacaktır. Son yıllarda Türkiye'yi yüksek teknolojili üretim merkezi hâline getirecek büyük ölçekli yatırımlar hız kazanmıştır. Bu kapsamda 1 milyar lira ve üzeri düzeyde yatırım projelerini içeren Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı uygulamaya konulmuştur. Türkiye'nin imalat sanayisi faaliyetlerinde KOBİ niteliğindeki işletmelerin önemli bir yeri vardır. Bu kapsamda KOBİ'lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, üretim ve pazarlama faaliyetlerinin ve ölçek büyütmelerinin desteklenmesi gerekmektedir. 30 Mayıs 2025 tarihinde yürürlüğe konulan yeni yatırım teşvik sistemi, temelde, Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi'yle sektörel ve bölgesel teşvik sistemi uygulamalarından oluşmaktadır. Teknoloji odaklı sanayi hamlesi kapsamında, AR-GE ve yenilik kapasitesini güçlendirmek amacıyla tasarım merkezlerinin ve teknoloji geliştirme bölgelerinin sayısı artırılmakta, dijital dönüşüm merkezleri kurulmaktadır. Bu gelişmelerin somut bir sonucu olarak, Türkiye’nin ilk yerli ve milli elektrikli otomobili TOGG başarıyla üretilmiştir. Havacılık ve savunma sanayisi ihracatında Türkiye, bugün dünyanın 11’inci ülkesi konumundadır. Savunma sanayisi, faaliyette olan yaklaşık 3 bin 500 firma ve 100 bine yakın çalışanıyla ülke sanayisinin lokomotifi olmuş son bir yılda 180 ülkeye 59 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1264 ‒ 8,4 milyar dolar ihracat gerçekleştirmiştir. Sanayinin odak sektörü olarak diğer alt sektörlerin gelişmesine de önemli katkı sağlamaktadır. Milli Uzay Programı kapsamında, Aya ulaşması planlanan uzay aracının mühendislik, tasarım, analiz, üretim ve test çalışmaları devam etmektedir. Milli enerji atılımı sayesinde ise Türkiye, yenilenebilir enerji üretiminde Avrupa’da 5’inci, dünyada 11’inci sıraya yükselmiştir. Ayrıca organize sanayi bölge sayısının 371'e, endüstri bölge sayısının 52’ye çıkması ve tescillenen yerli patent sayısının 3.390’a yükselmesi, bölgesel kalkınma politikası çerçevesinde cazibe merkezlerini destekleme programı kapsamında 173 projeye destek verilmesi, çevre dostu üretim, ortak kaynak kullanımı ve iş birlikleri noktasında sanayi ekosistemini güçlendirmeye yönelik faaliyetlerinin sonucudur. Teknoloji üretimine ve teknolojinin üretimde kullanımına, üretim yöntemlerinin rekabetçi düzeye ulaştırılarak sanayinin geliştirilmesine, bilime, bilimsel düşünceye ve yenilikçiliğe önem verilmesi, yerel kaynakları harekete geçiren ve nitelikli iş gücü istihdam eden dijital çağa uyum sağlayan ve nihayet uluslararası rekabet gücüne sahip bir sanayi oluşturulması Türkiye'nin lider ülke olma hedefine ulaşması için oldukça önemlidir. Üniversiteler, araştırma altyapıları ve özel sektör arasında iş birlikleri ile bilgi ve teknoloji transferinin artırılmasına yönelik destek mekanizmaları uygulanmalı ve arayüz yapıların kurumsal kapasiteleri geliştirilerek etkinliği artırılmalıdır. Yeni teknolojik ürünlerin ticarileştirilmesine hız kazandırmaya yönelik destek miktarı ve çeşitliliği artırılmalı, desteklerin kamu alımları mekanizmalarıyla tamamlayıcılığı sağlanmalıdır. Günümüzde yenilikçi teknolojilerin üretim yapısına entegre edilmesi rekabetçiliğin ve verimliliğin artışı için önem taşımaktadır. Kritik teknolojilere ilişkin hazırlanan teknoloji yol haritaları esas alınarak uygulama planları hazırlanmalıdır. Kaynak tahsisinde söz konusu teknolojilere odaklanılmalı, bu alanlarda insan gücü, altyapı ve özel sektör kapasitesi artırılmalıdır. Patentin ekonomik değerinin tespitinde yardımcı olmak, sanayi kesimi ile buluş sahibini bir araya getirmek ve yenilikçilik sürecinde destek sunmak için yeni mekanizmalar geliştirilmelidir. Yeni nitelikli endüstri bölgeleri oluşturulmalı, mevcut bölgelerin ise etkin kullanımı sağlanmalı, yatırımcıyı cezbedecek şekilde altyapısı tamamlanmalıdır. Ana ve yan sanayi entegrasyonu güçlendirilerek tasarım ve üretimde yurt içi katkı artırılmalı, marka geliştirilmelidir. Bilimsel düşüncenin hayat bulacağı ve itibar göreceği bir iklim oluşturulmalı, temel eğitimden başlamak üzere, eğitim ve öğretimde aklın ve bilimin hâkimiyeti sağlanarak, öğrenci ve öğreticilere sorgulayıcı ve araştırmacı bir kimlik kazandırılmalı, araştırmacı insan gücü kapasitesi artırılmalıdır. 60 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1265 ‒ Türkiye’de bölgeler arası gelişmişlik farklarının giderilmesi ve bölgesel kalkınmanın gerçekleştirilmesi amacıyla uygulanan KOP, DAP, DOKAP ve GAP bölgesel kalkınma projeleri hızla tamamlanarak bölgenin gelişmesine, üretime ve istihdama katkı sağlanmalıdır. İmalat ve ihracat odağı niteliğindeki şehirlerin orta yüksek teknolojili ürünlerde değer zincirlerinin daha üst aşamalarına çıkması ve küresel değer zincirleriyle bütünleşmesi için kurumsallaşma, pazarlama, yenilik ve ulaşım altyapılarını desteklemek ve bu şehirlerde yaşam kalitesini yükselterek nitelikli iş gücü istihdamı artırmak üzere tasarlanan Üreten Şehirler Programı kapsamında mekansal gelişme planları hazırlanmalı, küresel rekabet gücü yüksek yeni odaklar oluşturulmalıdır. Türkiye’de katma değerli üretimin artırılması amacı doğrultusunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, KOSGEB ve TÜBİTAK tarafından sağlanan destek ve teşviklerin orta- yüksek ve yüksek teknoloji seviyeli sektörlere yoğunlaştırılmasına yönelik Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı yaygınlaştırılmalıdır. İş ve yatırım ortamı reformları ile kamu politikaları ve düzenlemelerinde şeffaflık, istikrar, güvenilirlik ve öngörülebilirlik sağlanarak, piyasalarda rekabetçi ortamın geliştirilmesi, etkin teşvik programları uygulanarak üretim yapısının güçlendirilmesi, ekonomide teknolojik dönüşümü sağlayacak uluslararası doğrudan yatırımların artırılarak Türkiye’nin bölgesel üretim merkezi haline getirilmesi sağlanmalıdır. 16) TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI Türkiye'nin stratejik ve mukayeseli üstünlüğü tarımdır. O sebeple, üretimi ve çiftçimizin refahını artırıcı desteklerin etkin ve verimli bir şekilde sürdürülmesi şarttır. Tarım sektörünün üretim, işleme ve pazarlama boyutlarıyla bütüncül bir yapıya kavuşturulması, teknoloji temelli üretim ve iyi tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması, ürün çeşitliliğinin ve katma değer üretiminin artırılması büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte girdi maliyetlerindeki dalgalanmalar, su ve toprak kaynakları üzerindeki baskılar ile pazarlama zincirindeki aksaklıkların giderilmesi ve kurumsal koordinasyonun güçlendirilmesi gerekmektedir. Tarım politikalarının, çiftçimizi üretmeye teşvik etmesi ve ürettiği değerden hak ettiği payı almasını sağlamaya yönelik olması şarttır. Çiftçilere sağlanacak devlet desteğinin üreticinin yoksulluğunu ortadan kaldıran, refah artışı sağlayan, girdi maliyetlerini azaltan, üretim maliyeti ve ürün fiyatı dengesini gözeten, afete karşı koruyan bir anlayışla yapılandırılması esastır. Nüfus artışı, iklim değişikliği ve su kaynaklarındaki daralma gibi küresel gelişmeler, tarımın stratejik önemini daha da artırmakta; sürdürülebilir ve dirençli bir tarım-gıda sisteminin tesis edilmesini zorunlu kılmaktadır. Toprak ve su varlığının azalmasına karşı sürdürülebilir üretim, verimlilik artışı, teknolojik altyapının güçlendirilmesi ve doğal kaynakların korunması dünya tarımının öncelikli gündemi hâline gelmiştir. Bu çerçevede, doğal kaynakları dengeli kullanan, modern tekniklere hâkim, rekabet gücü yüksek ve örgütlü bir yapı tarım sektöründe çağdaş dönüşümün anahtarıdır. 61 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1266 ‒ Gıda güvenliğinin sağlanması için tarımsal üretimin artırılmasına yönelik çalışmaların önemi daha da belirgin hâle gelmiştir. Bu çerçevede ekilebilir ve nadasa bırakılan alanların boş kalmasının önlenmesi, üretimde verimliliğin yükseltilmesi ve dışarıdan temin edilen tarımsal ürünlerin ülkemizde üretilebilmesine yönelik faaliyetlerin güçlendirilmesi gerekmektedir. Türkiye'de cari fiyatlarla 2023 yılında 1,7 trilyon lira olan tarımsal gayrisafi yurt içi hasıla, 2024 yılında yüzde 50 artışla 2,4 trilyon liraya ulaşmış, 2025 yılı ilk iki çeyreğinde ise toplam 871 milyar olmuştur. Dünya Bankasının 2024 yılı verilerine göre ülkemiz tarımsal hasılada Avrupa'da 1'inci, dünyada 7'nci sıradadır. 2024 yılında yüzde 5,1 oranıyla Türkiye ortalamasının üzerinde büyüme gerçekleştiren tarım sektörü ülke ekonomisine olumlu katkı vermiştir. 2025 yılı üçüncü çeyreğinde ise yaşanan zirai don ve kuraklık gibi zorunlu iklim koşullarının etkisiyle sektör yüzde 12,7 oranında daralmıştır. Türkiye tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde net ihracatçı bir ülkedir. 2024 yılında Türkiye'nin tarımsal ihracatı bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 5,3 artışla 32,5 milyar dolar, dış ticaret fazlası ise yüzde 57 artışla 10,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiş, ihracatın ithalatı karşılama oranında yüzde 150'yle birçok ülke geride bırakılmıştır. 2024 yılında sektörün toplam istihdam içerisindeki payı yüzde 15,1 olmuştur. Üçüncü çeyrek verilerine göre de tarım sektöründe hâlen 4 milyon 998 bin kişi çalışmaktadır. Türkiye, önemli bir tarım ülkesi olmasının yanında, gıda yoksulluğu çeken Afrika ile Orta Doğu, Asya ve Avrupa'nın kesiştiği kilit noktadır. Bulunduğu konum ülkemizi gıda lojistik merkezi ve gıda ticaretinde uluslararası bir koridor olarak öne çıkarmaktadır. Nitekim Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle sevk edilemeyen büyük miktardaki tahıl, Türkiye'nin başlattığı diplomatik girişimler sonucunda oluşturulan Tahıl Koridoru Anlaşması sayesinde Karadeniz üzerinden boğazlarımız aracılığı ile sevk edilmiş, gıdaya erişimin insani boyutu ve tahıl ticaretinin kolaylaştırılması adına önemli bir adım atılmıştır. Kuraklık ve don gibi doğal afetlerin etkisi, artan girdi maliyetleri, gıda arzındaki küresel kırılganlıklar, yer ve mera baskısı gibi sorunlarla karşı karşıya kalan çiftçimizin her durumda üretime devam etmesi için önündeki engellerin kaldırılması, faaliyetlerini yürütmesini mümkün kılacak destek ve teşviklerin verilmesi hayati önemdedir. Destek sisteminin girdi maliyetlerini azaltan, üretim maliyeti ve ürün fiyat dengesini gözeten, iklim değişikliğine uyumlu, suyu merkeze alan, afetlere karşı koruyan bir anlayışla yapılandırılması gerekmektedir. Kırsal kesimde üretken iş gücünün korunması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi amacıyla tarım ile sanayiyi aynı üretim yapısında buluşturan Tarım Kentleri modelinin hayata geçirilmesini gerekli görüyoruz. Bu model; ürün çeşitliliğini, verim ve kaliteyi artıran, üretimin yerinde işlenerek katma değere dönüştürülmesini sağlayan, istihdam oluşturan ve yatırımı kırsal alanlara yönlendiren bütüncül bir kırsal kalkınma yaklaşımıdır. Hayvansal üretimde verimliliğin artırılması için suni tohumlama çalışmalarının güçlendirilmesi, uygun ırkların yaygınlaştırılması, mera ıslahının hızlandırılması ve yem maliyetlerini azaltacak desteklerin etkin uygulanması gerekmektedir. Süt, buzağı ve birlik 62 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1267 ‒ uygulamalarında üreticinin aleyhine işleyen hususların giderilmesi, destekleme sisteminin daha adil ve sürdürülebilir bir çerçevede düzenlenmesine katkı sağlayacaktır. Önemli bir güce erişen arıcılığımız ve arıcılarımızın desteklenmesi için kovan başına destek miktarı artırılmalıdır. Ülkemiz şartlarına uygun yüksek verim ve kalitede tohum, fide, fidan ve damızlık hayvan geliştirilmeli ve üretim desteklenmeye devam edilmeli; bu konularda dış bağımlılığa yer verilmemelidir. Tarımsal işletme, pazarlama ve depolamayla ilgili yatırımlar için uygun finansman sağlanmalı ve bu yatırımlar ile sözleşmeli üretim ilişkilendirilerek teşvik edilmelidir. Yeni teknolojiler, pazarlama sistemleri ve teşvikler konusunda üreticilerimiz bilinçlendirilmeli; genç nüfus tarıma, tarımsal üretime özendirilmelidir. Tarımsal üreticilerin en kısa zincirle pazara ulaşmasını mümkün kılacak mekanizmalar etkinleştirilmelidir. Bu şekilde üreticiler daha çok kazanmalı, tüketicilerin daha ucuza gıda tedariki temin edilmelidir. Tohum, tarımın en önemli konularından biridir, Türkiye bu konuda önemli adımlar atmıştır. Bununla beraber gelecek yıllara ve nesillere aktarabileceğimiz millî tohum politikasına ilişkin yapıların etkinleştirilmesi ve çeşit ıslahı konusunda daha fazla AR-GE desteği sağlanması bu süreci destekleyecektir. Tarım dışı sektörlerden gelen arazi talebinin giderek artması nedeniyle tarım, orman, çayır ve mera alanlarındaki koruma kullanma dengesinin sağlanması ihtiyacı önemini korumaktadır. Tarım arazilerinin korunması için arazi kullanım planlarının tamamlanması, güncel bir toprak veri tabanının oluşturulması, karbon salımını azaltacak toprak işleme yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve erozyonla mücadelenin güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, arazilerin bölünmesini önleyen, verimli kullanımını sağlayan ortak yönetim modelleri geliştirilerek müşterek mülkiyetten kaynaklanan kadastro sorunlarının çözümü için teşvik edici ve destekleyici yöntemler geliştirilmelidir. Gıda arz zincirinde maliyet dışı etkenlerden kaynaklanan kontrolsüz fiyat artışlarının önüne geçilmesi için tarladan sofraya tüm süreçlerin kurumlar arası eş güdümle izlenmesini gerekli görüyoruz. Türkiye’de hayvancılık işletmeleri genelde küçük ölçekli aile işletmesi niteliğinde olup son yıllarda uygulanan projelerle orta ve orta-büyük ölçekli işletme sayılarında önemli artışlar görülmüştür. Verim kayıplarının azaltılması ve hayvansal üretimin sürdürülebilir şekilde artırılması için bu işletmelerin ölçeklerinin büyütülmesine yönelik politikaların güçlendirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Su ve su yönetimi, stratejik önemdedir. Türkiye, mukayeseli olarak su zengini bir ülke değildir; o sebeple, su varlığının rasyonel yönetilmesi ve suyun korunması gerekmektedir. 2026 yılında tarım sektörü yatırım ödeneklerinin yaklaşık yüzde 56'sı tarımsal sulama yatırımları için öngörülmüştür. 2024 yılında 60,3 milyar lira olan tarımsal sulama yatırım ödeneği, 2025 yılında yüzde 79,3 artışla 108,1 milyar liraya çıkarılmış, 2026 yılında ise yüzde 12,8 artışla 122 milyar liraya yükseltilmektedir. 63 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1268 ‒ Ormanlarımız millî servetimizdir. Bugün itibarıyla 23,4 milyon hektar orman alanıyla ülke yüz ölçümünün yüzde 30’unu oluşturan bu servetin korunması her vatan evladının ihmal edemeyeceği bir görevdir. Orman köylümüzün orman endüstrisinden daha fazla istifade etmesini, refahının artırılmasını ve ormanların korunma, kullanma sürecinde orman köylümüzle iş birliği içinde hareket edilmesini önemsiyoruz. Türkiye ağaçlandırma çalışmalarında Avrupa'da 1’inci, dünyada 4’üncü sırada yer almakla birlikte, iklim değişikliği nedeniyle artan kuraklık, sel ve orman yangınları gibi afetler orman varlığımızı tehdit etmeye devam etmektedir. Bu nedenle yenilenebilir doğal kaynakların başında gelen ormanlarımızın sağlıklı, sürdürülebilir ve ekosistem bütünlüğünü dikkate alan bir anlayışla korunması ve geliştirilmesi; özellikle orman yangınlarına karşı önleyici tedbirlerin etkinleştirilmesi gerektiğini değerlendiriyoruz. Artan nüfus ve yükselen hayat standartları karşısında milletimizin gıda ihtiyacının karşılanması ancak tarımsal verimliliği artırmakla mümkündür. Organik, nitelikli tarımsal üretim teşvik edilmeli, Havza Bazlı Ürün Destekleme Programı bölgesel avantaj ve dezavantajları göz önüne alınarak yeniden düzenlenmelidir. Ayrıca gençlerin ve kadınların tarım sektörüne yönelmeleri için mevcut destekler yaygınlaştırılmalı ve bu konuda yeni teşvikler uygulamaya konulmalıdır. TÜİK verilerine göre kırmızı et üretimi 2024 yılında yüzde 11,7 azalarak 2,1 milyon tona düşmüştür. Et ve süt ihtiyacının yurt içinden sürdürülebilir şekilde karşılanması amacıyla hayvan varlığının ve verimin artırılmasına yönelik çalışmaların güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede suni tohumlama uygulamalarının yaygınlaştırılması, büyükbaşta uygun ırkların tercih edilmesi, küçükbaş üretiminin et arzındaki payını yükseltecek desteklerin etkinleştirilmesi, yem ve mera bağımlılığının azaltılması, hayvan ıslahı ile biyogüvenlik standartlarının güçlendirilmesi önem arz etmektedir. Küçük ölçekli aile işletmelerinin sürdürülebilirliklerini sağlayacak ölçek büyütme politikalarının hızlandırılması da gerekli görülmektedir. Hayvancılık açısından yemleme maliyetlerinin azaltılması ve kaba yem açığının giderilmesi büyük önem taşımaktadır. Hayvancılık destekleri, hayvan ıslahı, kaliteli yem ve bitkilerin üretimi artırılmalıdır. Tarımsal üretimdeki başarı, mekanizasyonun yaygınlaşması, etkin destek sistemi, özel sektörün tarım yatırımlarının artırılması ve kırsal kalkınma projelerinin uygulanarak tarım ve çiftçiliğe yönelimin geliştirilmesiyle doğru orantılı olacaktır. 17) TİCARET BAKANLIĞI Türkiye’nin ticaretinin daha kolay ve daha güvenli bir şekilde aynı zamanda daha hızlı ve kaliteli yapıldığı ülke olmasını temin etmek gümrük ve ticaret politikalarının ana unsurudur. Ticaret hacminin ve ihracatın artırılması, bu amaçla yeni pazarlar bulunması, ülkemizin güvenlik duvarları olan gümrüklerin hem güvenli hem ticareti destekleyici bir anlayışla faaliyet yürütmesi, sürdürülebilir büyüme hedefinin vazgeçilmezleridir. 64 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1269 ‒ Dünya ticaretinde değişen şartlara ülkemizin de uyumunu teminen ilgili kurumların hukuki, idari, fiziki, teknik ve mali kapasitesinin dünyadaki gelişmelere uyumlu hâle getirilmesi gerekmektedir. Ekonomide ihracata dayalı, istihdam dostu büyüme modelinin gereği olarak üretimin ve ihracatın ithalat bağımlılığının azaltılarak, sürdürülebilir büyüme ve ihracat artışını sağlayacak politikaları uygulamayı, daha açık ve rekabetçi bir yapı içerisinde dünya ekonomisiyle bütünleşmeyi öngörüyoruz. 2020 yılında başlayan küresel pandemi, üretim ve lojistik ağlarında ciddi kesintilere yol açarak tedarik zincirlerini zayıflatmış, birçok sektörde arz-talep dengesini bozmuştur. Ardından, 2022 yılı Şubat ayında patlak veren Rusya-Ukrayna savaşı, özellikle gıda, enerji ve ham madde piyasalarında büyük dalgalanmalara neden olmuş bölgesel değer zincirlerinde aksamalar yaşanmıştır. Bu süreçte emtia fiyatları hızla yükselmiş, küresel ölçekte belirsizlik ve riskler artmıştır. İsrail-Filistin çatışmasının tırmanması ise bölgedeki ticaret yolları ve enerji güvenliği açısından yeni kırılganlıklar yaratmış, küresel tedarik zinciri üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Küresel piyasalarda yaşanan bu olumsuz gelişmelere rağmen Türkiye ekonomisi yatırıma, üretime, istihdama ve ihracata devam etmiş, üretim ve ihracata dayalı bir ekonomik model hedefiyle ihracat politikalarında önemli etkinlik sağlamış ve dünya ticareti içerisindeki payını her geçen gün artırmıştır. 2023 yılında küresel ölçekte uygulanan sıkı para politikaları, başta ana ihracat pazarımız olan Avrupa ekonomilerinde olmak üzere, genel bir durgunluğu beraberinde getirmiştir. Avrupa’daki zayıf talep koşullarına rağmen ülkemizin ihracatı 2024 yılında yüzde 2,4 artışla 261,8 milyar dolar seviyesine ulaşarak Orta Vadeli Program hedeflerine yakın bir performans sergilemiştir. Böylece ülkemizin küresel mal ihracatındaki payı yüzde 1,07 düzeyinde gerçekleşmiştir. 2025 yılına gelindiğinde, küresel ticaretteki artan korumacılık eğilimlerine ve zayıf dış talep koşullarına karşın ihracatımızda yükseliş eğilimi sürmektedir. Kasım ayı itibarıyla yıllık ihracat 270,6 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Aynı dönemde yıllık ithalat 361,9 milyar dolar olmuştur. Dünyada hizmet ticaretinin giderek daha fazla önem kazandığı bu dönemde, hizmet ihracatı Türkiye ekonomisinin küresel rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan biri hâline gelmiştir. Hizmetler ihracatı, 2025 Kasım ayı itibarıyla yıllıklandırılmış olarak 122,5 milyar dolara ulaşmıştır. Bu tablo, küresel ekonomideki tüm zorluklara rağmen Türkiye’nin hizmet ihracatında sergilediği güçlü dayanıklılığı ve yüksek potansiyeli açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, On İkinci Kalkınma Planı’nda da vurgulandığı üzere; verimlilik ve rekabet gücünü esas alan, döviz kazandırıcı hizmet ticaretine yönelik çalışmaların etkinleştirilmesi, Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme hedeflerinin gerçekleştirilmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Bu doğrultuda, ihracata dayalı büyüme anlayışı, ülkemizin uzun vadeli kalkınma vizyonunun vazgeçilmez unsuru olmayı sürdürmektedir. Önümüzdeki dönemde, küresel tedarik zincirlerindeki çeşitlenme eğiliminin, enerji ve emtia fiyatlarındaki istikrarlı seyrin ve Terörsüz Türkiye girişimiyle sağlanan huzur ve bölgesel istikrarın ticaretimize yeni bir ivme kazandıracağı, mal ve hizmet ihracatındaki artışa güçlü bir destek sunacağı öngörülmektedir. 65 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1270 ‒ Uzak ülkelerin ticari ve ekonomik iş birliği potansiyelinin değerlendirilmesi de Türkiye'nin dünya ticaretindeki payının artmasına katkı sağlayacaktır. Yurt dışı müteahhitlik sektörümüz, 2024 yılında 28,6 milyar dolarlık proje büyüklüğüne ulaşarak, küresel ölçekte yaşanan ekonomik durgunluk ve artan korumacılık eğilimlerine rağmen güçlü bir performans sergilemiştir. Sektörün bu başarısının sürdürülebilmesi için yeni pazarlara açılımın sağlanması, mevcut pazarlarda derinleşmenin artırılması ve Türk inşaat firmalarının uluslararası alanda güçlenerek markalaşması büyük önem taşımaktadır. Perakende sektörü, güvenli ve erişilebilir gıda temininde kritik bir rol oynamakta, milyonlarca kişiye istihdam ve yerel ekonomiye canlılık sağlamaktadır. 2024 yılında GSYH yüzde 3,3 büyürken TÜİK verilerine göre, perakende satış hacmi bir önceki yıla göre yüzde 13,5 artmıştır. Bu büyüklükteki bir sektörün sağlıklı işleyişi için etkin denetim, fiyat istikrarı ve adil rekabetin korunması büyük önem taşımaktadır. Salgınla birlikte ekonomik ve sosyal faaliyetlerin uzaktan sürdürülebilmesi ihtiyacı dijital dönüşümü hızlandırmış, e-ticaret alanındaki yatırımlar artmıştır. Bununla birlikte, e-ticarette rekabeti bozucu veya sınırlayıcı faaliyetlerin engellenmesi, rekabetçi bir yapının tesis edilmesi ve e-ticaretin sağlıklı bir şekilde büyümesi öncelikli bir konu hâline gelmiştir. Mağazalar ve AVM’ler gibi fiziksel satış kanallarında alışveriş trafiği giderek azalırken, e- ticaret hızla büyümeye devam etmektedir. E-ticaret hacmi 2024’te bir önceki yıla göre yüzde 61,7 artarak 3 trilyon TL’ye ulaşmış, genel ticaret içindeki payı yüzde 19,1’e yükselmiştir. Aynı dönemde e-ticaret yapan işletme sayısı 600 binin üzerine çıkmıştır. Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da yapılan değişikliklerle elektronik ticarette (e-ticaret) haksız rekabetin ve tekelleşmenin önüne geçilerek pazara yeni aktörlerin girişinin kolaylaştırılması, pazarın dengeli ve sağlıklı büyümesinin sağlanması amacıyla, ölçekler de dikkate alınarak e-ticaret aracı hizmet sağlayıcı ve e-ticaret hizmet sağlayıcılara yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Gümrük işlemleri Bakanlığın en önemli işlerinden birini oluşturmaktadır, ülke güvenliği gümrük kapılarından başlamaktadır. Gümrük idarelerinde uluslararası standartlar ve yükümlülüklerimiz doğrultusunda, bürokrasinin ve maliyetlerinin azaltılması, ticaretin ve seyahatin kolaylaştırılması, etkin kontrol yöntemlerinin uygulanarak kaçakçılığın önlenmesi ve işlemlerde şeffaflık sağlanması esastır. Bu kapsamda, pek çok önemli adım atılmış, gümrük idarelerinde sürdürülen modernizasyon ve yapım projelerinin tamamlanarak yeni gümrük tesislerinin hizmete açılmasına önem verilmiştir. İşlemlerin dijital platforma taşınması yönündeki çalışmalar gerçekleştirilmiş, ithalat ve ihracat süreçlerinin daha da kolaylaştırılması ve gümrük işlemlerinde zaman tasarrufunun sağlanmasıyla ticaret performansının artmasına katkı sağlanmıştır. İktisadi sınırlarımızın korunmasında ve dış ticaretimizin hem kolay hem de güvenli şekilde yürütülmesinde kilit rol üstlenen gümrüklerimizde, 2024 yılı boyunca 344 milyar dolarlık ithalat ve 261,8 milyar dolarlık ihracata ilişkin işlemler gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte ülkemiz vergi gelirlerinin yüzde 22,8’i gümrük idareleri aracılığıyla tahsil edilmiş, ayrıca 12 milyon 66 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1271 ‒ araç, 8,1 milyon konteyner ve 176 milyon yolcunun giriş-çıkış işlemleri başarıyla yürütülmüştür. Yasa dışı ticaretin ve kaçakçılığın önlenmesiyle dürüst ticaret erbabının iş ve işlemlerinin basitleştirilmesi, bu amaçla operasyonel kapasitenin artırılması önem arz etmektedir. Ayrıca, usulsüzlüklere zemin hazırlayan yapıların, düzenleme ve uygulamaların önüne geçilmesi için etkin bir denetimin uygulanması gereklidir. Türkiye'nin kaçakçılıkla mücadelede kullanılan bilgi teknolojileri sayesinde kaçak eşya, akaryakıt, tütün, tütün mamulleri ve elektronik eşya başta olmak üzere önemli miktar ve değerde kaçak ticari eşya yakalanması mümkün hâle gelmiştir. Yasa dışı faaliyetlerle mücadele kapsamında, 2023 yılı Haziran ayından 1 Kasım 2025 tarihine kadar yürütülen operasyonlarda yüzde 53 artışla 16.954 olay tespit edilmiş, bir önceki döneme göre değerde yüzde 493 artışla yaklaşık 160,3 milyar TL tutarında kaçak eşya yakalaması gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte ülkemizin lojistik performansının iyileştirilmesi için, gümrük hizmetlerini hızlı ve etkin şekilde sürdürmek ve kapılardaki beklemeleri en aza indirmek için insan gücü ve teknik kapasitenin artırılması gerekmektedir. Ayrıca geleneksel sektörlerde yerli üreticilerin rekabet gücü artırılmalı, jeopolitik konumumuzdan faydalanılarak lojistik imkânlarımız geliştirilmelidir. İhracatta sektörel ve mal grupları çeşitliliğinin sağlanması, katma değeri yüksek mallara ağırlık verilmesi, Türk malı imajının yerleşmesi için moda marka oluşturulması, tanıtım ve tasarım faaliyetlerinin desteklenmesi son derece önemlidir. Moda ve markaya yönelik tekstil ve konfeksiyon sanayisi, elektrikli ve elektronik makine ve cihazlar sanayisi, otomotiv ana ve yan sanayisi, makine imalat sanayisi, demir çelik sanayisi, gıda sanayisi ve bilişim sektörleri bu kapsamdaki sektörlerin başında gelmektedir. Damping ve sübvansiyonlara karşı Türk markasını, Türk üreticisini koruyacak önlemlerin alınmaya devam edilmesi gerekmektedir. Esnaf ve sanatkâr kesiminin faaliyetlerinin desteklenmesi, bu amaçla esnafımıza istihdamı da artıracak kredi, vergi, prim ve benzeri teşviklerin sağlanması, ekonomiye yeni girişimcilerin kazandırılması ve yerel potansiyelin harekete geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede, müteşebbislerimize ve esnafımıza yönelik etkin bir rehberlik ve yönlendirme hizmetinin verilmesi, hem destek mekanizmalarının daha verimli kullanılmasını sağlayacak hem de hedef sektörlerin güçlenmesine önemli katkı sunacaktır. Ayrıca Meslek standartları geliştirilerek, esnafa ihtisas kimliği kazandırılmalı ve mensubiyet bilinci oluşturulmalıdır. Esnaf kesiminin teknoloji kullanım düzeyi ve ürün kalitesi yükseltilerek verimliliği artırılmalı, bilgiye erişimleri kolaylaştırılmalı, ana ve yan sanayi bağlantıları güçlendirilmelidir. 18) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI Ulaştırma sektörü ulaşım ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte giderek artan şekilde stratejik bir sektör olarak dünyanın ve ülkemizin gündeminde üst sıralarda yer almaya devam etmektedir. Ulaştırma sistemleri ve hizmetleri, modern ekonomilerin ve toplumsal 67 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1272 ‒ gelişmenin temel ögesidir. Ulaştırma, lojistik, haberleşme sektörü diğer sektörler bakımından öne çıkan, vatandaşlarımızın hızlı ve kaliteli hizmet altyapısıdır. Aynı zamanda, ulaştırma yatırımları vatandaşımızın hayat kalitesinin ve konforunun yükseltilmesine de katkı sağlamaktadır. Ulaştırma politikamızın esasları hızlı, güvenli ve teknolojik yeniliklere sahip, rekabeti tesis edecek, sanayiyi yönlendirecek, millî menfaatlerimizi kollayacak, ekonomik ve sosyal kalkınmaya destek olacak, vatandaşımızın refah düzeyini yükseltecek ve kullanıcıların memnuniyetini sağlayacak, uluslararası ulaşım koridorlarıyla bütünleşen yaygın, hızlı, güvenli ve düşük maliyetli bir sistemin tesis edilmesi, uzay ve telekomünikasyon yatırımlarıyla ülkemizi çağın ilerisine taşımak, bölgedeki stratejik ve lojistik hâkimiyetimizi artırılmasıdır. Ülkemiz, son yıllarda ulaştırma ve altyapıya ilişkin dünyanın en büyük projeleri kapsamında olan yatırımları gerçekleştirmiş ve aziz milletimizin hizmetine de sunmuştur. Bunun yanı sıra, Türkiye'nin büyüme ve kalkınma hedefleri doğrultusunda bir ulaştırma açığı oluşmayacak şekilde yeni projelerin hayata geçirilmesine devam edilmesi gerekmektedir. Çin ve Orta Asya ülkelerini Avrupa'ya bağlayacak tarihî ipek yolunun yeniden ihya edilmesi projesi Türkiye'ye ekonomik olduğu kadar, siyasi ve kültürel üstünlük sağlayacak, böylelikle Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeler arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkilerin gelişmesine de destek olacaktır. Uzak Asya'dan, Basra'dan, Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaşması öngörülen Kalkınma Yolu Projesi ülkemize önemli fırsatlar sunacaktır. Ayrıca, Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini daha da güçlendirecek ve Hazar Denizi'ni doğrudan Türkiye'ye bağlayacak olan Zengezur Koridoru'nun inşasıyla ilgili çalışmaların devamı ve bölgemizin barış projeksiyonu olarak desteklenmesi son derece önemli gelişmelerdir. Ulaştırma altyapısının aynı zamanda ileri teknolojiyi kullanan, çevreye duyarlı, rekabeti tesis edecek ve sanayiyi yönlendirecek bir yapıda olmalıdır. Bu doğrultuda, ihracat odaklı bir lojistik ve ulaştırma altyapısının oluşturulması, Türk sanayisinin uluslararası rekabet gücünde önemli paya sahip olan ulaştırma girdi maliyetlerini azaltmaya ve yatırım, üretim, ihracat zincirinin sağlıklı olarak kurulmasına yardımcı olacaktır. Üretim maliyetlerini ve rekabet gücünü doğrudan etkileyen, bu yönüyle halkın refah düzeyine yansıyan ulaştırmanın zaman ve maliyet avantajı sağlaması da büyük önem arz etmektedir. Malın hasarsız, mümkün olan en kısa sürede ve ucuz bir şekilde üretim noktasından tüketim noktasına veya başka üretim sürecine taşınması, söz konusu malın kalitesi ve fiyatı kadar önemli bir unsur hâline geldiğinden, rekabet gücünün önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Kara yolunun esneklik avantajından, deniz ve demir yolunun hacim ve maliyet avantajından, hava yolunun ise sürat avantajından en iyi şekilde yararlanıldığı kombine taşımacılığın yaygınlaştırılması rekabet avantajı yakalayabilmenin temel unsurudur. O sebeple, bölge ülkelerine de hizmet edecek, ulaşım yolları üzerinde büyük ticaret limanları ve bunlara bağlı lojistik ve stratejik sanayi kümelerinin oluşturulması, demir yolu ve deniz yolu fiziki altyapısı geliştirilerek modlar arasındaki dengesizliğinin giderilmesi gerekmektedir. 68 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1273 ‒ Yüksek kapasiteli kara, deniz, demir ve havayolu bağlantıları bulunan organize lojistik bölgeleri inşa edilerek bu bölgeler aracılığıyla sanayi, enerji ve tarımsal üretim havzalarının iç piyasa ve uluslararası piyasalara erişimi de sağlanabilecektir. Yapılan yatırımlarla bölünmüş yol ağı 29.906 kilometreye ulaşmış, yollardaki akıllı ve otonom teknolojiler artırılmıştır. Trafik güvenliği sağlayan hızlı ve emniyetli yol altyapısı kazalardaki ölüm oranının düşmesini de sağlamıştır. Bununla birlikte, kara yolu ihtiyacının özellikle diğer bağlantı ağlarının zor ya da uzun vadeli olduğu yerlerde devam ettirilmelidir. Bu çerçevede, kara yolu taşımacılığına olan yüksek talebin demir yoluna kaydırılarak daha dengeli ve verimli bir ulaştırma sisteminin oluşturulması Türkiye'nin ulaştırmada öncelikle hedeflerinden olmalıdır. Toplu taşıma ve raylı sistemlerin artırılmasının yanında motorsuz ulaşım türlerinin geliştirilerek kent içi ulaşımda yaşanan trafik sıkışıklığı ve buna bağlı olarak ortaya çıkan çevre ve gürültü kirliliğinin, zaman kaybının da azaltılabilmesine yardımcı olacaktır. Yatırımların, kentsel hareketliliğe bağlı olarak yeni nesil ve sürdürülebilir ulaşım modellerinin geliştirilmesine, ulaşım modellerine, kent içi ulaşımda toplu taşımanın desteklenmesine yönlendirilmelidir. Kent içi ulaşım altyapısı sadece araç odaklı olmaktan çıkarılarak insan odaklı hâle getirilmeli, araçların ana merkezlere girişi yerine yayaların taşınmasını sağlayacak sistemler oluşturulmalıdır. Türkiye’deki mevcut demiryolu ağı 2024 yıl sonu itibarıyla 2.251 km’si hızlı tren hattı, 9.235 km’si konvansiyonel ana hat, 2.433 km’si iltisak hattı ve istasyon yolları olmak üzere toplam 13.919 km’dir. Mevcut demir yolu ağı yoğunluğu dikkate alındığında hem nüfus hem de yüz ölçümü bazında Türkiye'nin demir yolu ağında ve demir yolu üzerindeki hat başına düşen trafik ve tren sayısında AB ortalamasının altındadır. 2023 yılı verilerine göre yurt içi yük taşımalarında ülkemizin yüzde 3,5 olan demir yolu payı da yüzde 17,1 olan AB ortalamasına kıyasla oldukça düşüktür. Demir yolunun yük taşımacılığından daha fazla pay alabilmesini teminen ana hatlardaki sorunların giderilmeli, trafik yoğunluğuna bağlı olarak belirlenen tek hatlı demir yollarının çift hatlı hâle getirilmeli, sinyalizasyon ve elektrifikasyon yatırımları tamamlanmalıdır. Deniz taşımacılığının bittiği ve kara taşımacılığının başladığı kesişim noktası olan limanlar ulaştırma kapasitesinin tanımlanmasında önemli bir yere sahiptir. Liman altyapıları ve terminal imkânlarıyla birlikte deniz taşıma filo kapasitesi de artırılarak limanların coğrafi tekel konumunu dikkate alan etkin bir düzenleme ve denetleme sistemi oluşturulmalıdır. Liman yatırımlarının bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi Doğu Akdeniz'de Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerinin çıkış kapısı olacak transit yük odaklı bir ana liman inşasıyla gemi bakım ve onarımı için yeni tersane kurulması Türkiye'nin denizcilikte bölgesel aktarma merkezi olmasını mümkün kılacaktır. Ülkemizde aktif havalimanı sayısı 2025 yılı ekim ayı itibarıyla 58’e yükselmiş olup 132 ülke ve 352 noktaya sağlanan hava yolu bağlantıları, Türkiye’yi dünya ekonomik merkezleri ile ham madde kaynakları arasındaki güzergâh üzerinde stratejik bir kavşak hâline getirmiştir. Ekonomik ve sosyal hayatın hızlandığı günümüzde hava taşımacılığı, insan ve yük hareketliliğinin hızlı ve etkin şekilde sağlanmasında kritik bir rol üstlenmektedir. Türkiye, 69 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1274 ‒ Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kesişim noktasındaki jeostratejik konumuyla bölgesel bir hava ulaşım merkezi niteliğini güçlendirmekte; geniş uçuş menzili ve artan kapasitesiyle küresel hava trafiğindeki önemini giderek artırmaktadır. Ülkemiz 2024 yılında yaklaşık 231 milyon yolcuya hizmet vererek toplam yolcu trafiği sıralamasında Avrupa'da 2024 yılında 3'üncü, dünyada 7’nci sırada yer almıştır. İstanbul Havalimanı'mız günlük uçuş sayısıyla Avrupa başkentlerindeki havalimanlarını geride bırakmıştır. İstanbul Havalimanı, içinde bulunduğumuz dönemde günlük ortalama 1.482 uçuş ile Avrupa’daki tüm havalimanlarını geride bırakarak ülkemizin hava taşımacılığındaki stratejik konumunu güçlendirmiştir. 17 Nisan itibarıyla eş zamanlı üç pist operasyonlarının devreye alınması, kapasitenin artırılmasına ve hava trafiğinin daha etkin yönetilmesine önemli katkı sağlamıştır. Kullanım oranı giderek artan bir taşımacılık şekli olan hava kargo taşımacılığının geliştirilmesi için özendirici tedbirler alınmalı, dış ticarete konu ürünlerin taşınmasında yerli hava kargo filosunun payının artırılarak bölgemizde yer alan ülkelerin hava kargo pazarından pay almasına dönük bir strateji takip edilmelidir. Ülkemizin ekonomik hedeflerini yakalamada oynayacağı temel rol itibarıyla ulaştırma faaliyetleri hem verimliliğin artırılması hem de maliyetlerinin azaltılması açısından tedarik zinciri içerisinde de önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye jeopolitik konumu ve sahip olduğu dünya çapındaki altyapılar ile ulaştırma ve lojistikte rekabet üstünlüğüne ve bölgesel bir üs olma potansiyeline sahiptir. Lojistik mevzuatının bütünleşik bir yapıya getirilmesi ve lojistikle ilgili etkin bir koordinasyon sağlanarak istatistiki bir altyapının oluşturulması arzu edilen lojistik ekosisteminin oluşturulmasını mümkün kılacaktır. Pandemiyle birlikte güçlenen e-ticaret alışverişindeki artış, Evrensel posta hizmeti sektörünün büyümesine önemli katkı sağlayarak 2024 yılında posta kargosu gönderileri hacmi bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 8 oranında artarak 1,39 milyar adede ulaşmıştır. Posta sektörünün değişen teknoloji ve piyasa koşulları dikkate alınarak görev ve sorumluluklarıyla kapsam ve finansmanının gözden geçirilmesi, gelişen e-ticaret koşullarına uyumlu ilave mevzuat çalışmalarının yapılması daha hızlı, kaliteli, güvenilir, çağdaş ve sürdürülebilir hizmet sunulmasını mümkün kılabilecektir. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler doğrultusunda, rekabetçi ve erişilebilir bir dijital altyapının güçlendirilmesi, bilgi güvenliği ve kişisel verilerin korunmasına yönelik millî kapasitenin artırılması önem arz etmektedir. Devlet hizmetlerinde yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaştırılması, siber güvenlik tehditlerine karşı dayanıklılığın güçlendirilmesi ve kritik haberleşme uydularının yerli imkânlarla üretimi stratejik bir ihtiyaçtır. Yüksek yerlilik oranıyla üretilen TÜRKSAT 6A ve alçak yörünge uydu projeleri, ülkemizin uzayda artan varlığını destekleyen; acil durumlarda kesintisiz iletişim sağlayacak kapasiteyi güçlendiren önemli adımlardır. E. SONUÇ Cumhurbaşkanı tarafından TBMM’ye sunulan 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi 1 Aralık 2025 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilmiş olup, 8 Aralık 2025 tarihinden itibaren TBMM Genel Kurulu’nda görüşülüp kanunlaşacaktır. 70 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1275 ‒ TBMM İçtüzüğünün 42’nci maddesinin son fıkrasında, Plan ve Bütçe Komisyonu Üyelerinin, komisyon raporuna katılmakla beraber, raporda yer almayan görüşlerini rapora eklemek hakkına sahip oldukları belirtilmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi’ne mensup Komisyon Üyeleri olarak; 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin, hem tümüne hem de ayrı ayrı her bakanlık ve kurumun bütçesine kabul oyu kullanılmıştır. Komisyon raporuna katılmakla birlikte, İçtüzüğün mezkûr hükmüne göre rapora ilave olarak hazırladığımız görüşlerimize ve yapıcı önerilerimize yukarıda ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Bu çerçevede, hazırladığımız 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi Plan ve Bütçe Komisyonu Raporuna “Ek Görüşlerimizi” bilgilerinize arz ederiz. 5/12/2025 Mustafa Kalaycı İsmail Faruk Aksu Mustafa Baki Ersoy Konya İstanbul Kayseri Mustafa KALAYCI İsmail Faruk AKSU Mustafa Baki ERSOY Konya Milletvekili İstanbul Milletvekili Kayseri Milletvekili 71 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1277 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1278 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1279 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1280 ‒ Mustafa Kalaycı İsmail Faruk Aksu Mustafa Baki Ersoy Konya İstanbul Kayseri Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1281 ‒ İYİ PARTİ KARŞI GÖRÜŞ İYİ PARTİ KARŞI GÖRÜŞ Aralık 2025 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1283 ‒ 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ İYİ PARTİ MUHALEFET ŞERHİ Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülerek kabul edilen 2026 Yılı Merkezi YöneAm Bütçe Kanunu Teklifine ilişkin İYİ ParA muhalefet şerhidir. ! Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1284 ‒ TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI BAŞLANGIÇ Türk Vatanı ve MilleAnin ebedi varlığını ve Yüce Türk DevleAnin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye CumhuriyeAnin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda; Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye CumhuriyeAnin ebedi varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde; Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk MilleAne ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı; Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu; Hiçbir faaliyeAn Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, DevleA ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve poliAkaya kesinlikle karışWrılamayacağı; Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde gelişArme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu; Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iXiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayaWnın her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve “YurZa sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu; FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere, TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur. !! Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1285 ‒ BİRİNCİ KISIM GENEL ESASLAR I. Devle;n şekli MADDE 1- Türkiye DevleA bir Cumhuriyedr. II. Cumhuriye;n nitelikleri MADDE 2- Türkiye CumhuriyeA, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirAlen temel ilkelere dayanan, demokraAk, lâik ve sosyal bir hukuk DevleAdir. III. Devle;n bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başken; MADDE 3- Türkiye DevleA, ülkesi ve milleAyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirAlen, beyaz ay yıldızlı al bayrakWr. Millî marşı “İsAklal Marşı”dır. BaşkenA Ankara’dır. IV. Değiş;rilemeyecek hükümler MADDE 4- Anayasanın 1 inci maddesindeki DevleAn şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki CumhuriyeAn nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değişArilemez ve değişArilmesi teklif edilemez. !!! Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1286 ‒ TÜRK MİLLETİNE 2026 Yılı Merkezi YöneAm Bütçesi üzerine hazırladığımız muhalefet şerhimize Anayasamızın Başlangıç hükümleri ile ilk dört maddesinde ifadesini bulan temel ilkelerle başlamayı görev addediyoruz. Türkiye, bugün Anayasa’nın değişArilemez ve değişArilmesi teklif dahi edilemez hükümlerinin tarWşmaya açılmaya çalışıldığı bir dönemden geçmektedir. İYİ ParA için bu ilkeler bir hukuk metninin sıradan maddeleri değildir. Bu maddeler Türk milleAnin ortak vicdanı, CumhuriyeAn kuruluş iradesi ve devleAmizin ebedi varlığının teminaWdır. DevleAn şeklinin cumhuriyet olduğu, ülkenin bölünmez bütünlüğü ve millet iradesinin üstünlüğü herhangi bir siyasi pazarlığın, günübirlik tarWşmaların veya anayasa mühendisliğinin konusu değildir. Bu şerh, tükeniş bütçesi olarak gördüğümüz bir bütçe anlayışına ilişkin eleşArilerimizin ötesinde devleAmizin kurucu ilkelerini korumakta tereddüt etmeyeceğimizi ve Türkiye CumhuriyeA’nin temel niteliklerinin tarWşmaya açılmasına asla izin vermeyeceğimizi açıkça ortaya koyan ilkesel bir duruşun ifadesidir. EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR !v Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1287 ‒ İÇİNDEKİLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI ........................................................................................................ ii BAŞLANGIÇ .............................................................................................................................................. ii TÜRK MİLLETİNE .................................................................................................................................... iv BÜTÇE HAKKININ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ TARAFINDAN KULLANILMASI ................................. 1 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Sonrasında Bütçenin Sahibi Sorunu .......................................... 2 AK ParQ’nin Kurumlarımızı GeQrdiği Nokta: ParQli Bürokrasi ............................................................. 2 Bütçe Yayınına Engel, Halktan Kaçırılan Bütçe Süreci ......................................................................... 3 Sivil Toplum Kuruluşlarının Komisyon Görüşmelerine Ka\lımının Sağlanamaması ............................ 4 Anayasaya ve Kanunlarımıza Aykırı Söylemler .................................................................................... 5 Bölücü Anlayış Gazi Meclisi Temsil Edemez ........................................................................................ 6 Gazi Meclisin Türk Bayrağı RozeQni Göğsünde Taşımak MilleQn Temsilidir ........................................ 6 2026 MYBK TEKLİFİNİN GENELİ ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER ............................................................. 7 “Tükeniş Bütçesi" ................................................................................................................................ 7 TBMM, CUMHURBAŞKANLIĞI VE BAKANLIKLAR 2026 BÜTÇELERİ ....................................................... 11 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE ÖDENEKLERİNİN PROGRAMLARA GÖRE DAĞILIMI (2025-2026) ................ 14 MAKROEKONOMİK GÖRÜNÜM ............................................................................................................ 15 İkQsadi Büyüme ve Kişi Başına Milli Gelir ......................................................................................... 15 Enflasyon ve Fiyat İsQkrarı ................................................................................................................ 19 İşgücü Piyasası ve İsQhdam............................................................................................................... 21 Gelir Dağılımı ve Yoksulluk ................................................................................................................ 25 ÜreQm ve Ya\rım .............................................................................................................................. 29 Çanak Ekonomisi: 23 Yılın Sonunda Başlanılan Noktaya Dönüş ........................................................ 32 TÜRKİYE EKONOMİSİNE DAİR SONUÇ VE POLİTİKA ÖNERİLERİ............................................................. 35 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ .......................................................................................................... 39 Türkiye Büyük Millet Meclisinin EtkisizleşQrilmesi............................................................................ 44 Tek Adam Rejiminin Yaraoğı Tahribat .............................................................................................. 45 İKİNCİ İHANET SÜRECİ: “MİLLİ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ KOMİSYONU”....................... 46 TBMM Başkanının Anayasa ve İçtüzük Tanımazlığı: Hukuk Dışı Komisyon........................................ 47 DemokraQk Değerleri Güçlendirme Değil, Zayıflatma Süreci............................................................ 48 Gerçekler Milleren Saklanırken İmralı ve Kandil’e Zarflanıyor ......................................................... 49 “Biten Teröre Sığınmak” ve MilleQ Aldatan Yeni Süreç: Siyasal İsQsmarın Anatomisi ....................... 49 Dün “Terörle İş Birliği” İsirası Atanlar Bugün TerörisQn Masasında Ne Arıyor? ............................... 50 Cumhur İufakı Büyüyor: AK ParQ, MHP ve DEM ParQ Birlikteliği ..................................................... 51 TBMM’de Terör Propagandası: İkinci İhanet Süreci Milli Birlik ve Egemenliğe Tehdit ...................... 52 İkQdar Ortağının Açıklamaları Üzerine .............................................................................................. 53 Gazi Meclis Teröristbaşı öcalan’ın Bölücü Telkinleriyle Yönlendirilemez! ......................................... 54 Teröristbaşı öcalan Gazi Meclisin Başkanına Rol Biçemez! ............................................................... 55 v Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1288 ‒ MilleQmizin Vicdanı İhanet Sürecine Cevap Beklerken, TBMM Başkanı “Salonu Terk Eu” .............. 56 TBMM’nin Onuru İmralı’ya Taşınamaz, Terörün Masasına Sürülemez! ............................................ 58 İmralı’ya Gidiş Milli Egemenliğe Sürülmüş Kara Bir Lekedir!............................................................. 58 Milli Vicdana Kulak Verene “3 Kuruşluk Dava”! Türk MilleQne “Soykırımcı” Diyene Ses Yok! .......... 60 Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu’na Tehditlere Sessiz Kalan Düzen ............................... 61 MilleQmizin İradesi Rehin Alınamaz.................................................................................................. 62 İlk Dört Madde: Milli İradesinin Yazıya Dökülmüş Halidir ................................................................. 63 Pazarlık SiyaseQ Üzerinden “Anayasa Dayatması” Siyaseten de Hukuken de Meşru Değildir ........... 63 TBMM’DE KANUN YAPIM SÜRECİ: KOMİSYONLARIN ETKİSİZ VE VERİMSİZ ÇALIŞTIRILMASI ................ 64 Komisyonlarda Şeffaflık Eksikliği ve Basının Engellenmesi ................................................................ 65 TBMM TV Yayınlarının Kısıtlanması .................................................................................................. 66 YASAMA FAALİYETİ İSTATİSTİKLERİ ........................................................................................................ 66 Kanun Teklifi İstaQsQkleri .................................................................................................................. 66 Kanun Tekliflerinin Kabul Edilme Oranının Düşüklüğü ...................................................................... 67 Muhalefet Milletvekillerinin Tekliflerinin Hiçbirinin Komisyon Gündemine Alınmaması ................. 67 Torba Kanun Uygulamasının Yaygınlığı.............................................................................................. 68 Tali Komisyonların Devre Dışı Bırakılması ......................................................................................... 68 Düzenleyici Etki Analizinin Gerekliliği ve AK ParQ Döneminde Uygulama Sorunları ......................... 68 Düzenleyici Etki Analizi Kâğıt Üzerinde Kalmış\r .............................................................................. 69 Yasama Sürecinde Şeffaflık ve Ka\lım İlkeleri İhlal Ediliyor............................................................... 69 Veriye Dayalı YöneQm Yerine Keyfilik Hakimdir ................................................................................ 70 Seçili Ülkelerde Kanun Teklifleri Süreçleri ......................................................................................... 70 DENETİM FAALİYETİ İSTATİSTİKLERİ....................................................................................................... 72 1. Meclis Araş\rması Önergesi İstaQsQkleri .............................................................................. 72 Meclis Araş\rması Önergelerinin Kabul Edilme Oranı %1,7 ............................................................. 72 Tüm Kabul Edilen Önergelerin BirleşQrilerek İşleme Alınması .......................................................... 72 DeneQm Fonksiyonunun İkQdarın Kontrolünde Olması.................................................................... 73 2. Genel Görüşme Önergesi İstaQsQkleri................................................................................... 74 3. Yazılı Soru Önergesi İstaQsQkleri ........................................................................................... 74 Süresi içinde Cevaplandırılmayan ya da Cevaplandırılmayan Önergelerin Oranı %82,4 ................... 74 Süresi GeçQkten Sonra Cevaplandırılan Önergelerin Oranı %54 ...................................................... 75 Cevaplanmayan Önergelerin Oranı %28,2 ........................................................................................ 76 “TBMM Başkanı Bile” Kendine Sorulan Soruya Geç Cevap Veriyor .................................................. 78 Danışmanların Sorunları ve Özlük Haklarındaki Adaletsizlikler ........................................................ 78 TBMM’de Mesai AdaleQ Sağlanmalıdır ............................................................................................. 79 CUMHURBAŞKANLIĞI............................................................................................................................ 80 Sahipsiz Bütçe ................................................................................................................................... 83 İleQşim, Diyanet İşleri ve Milli İsQhbarat Başkanları Bütçesini Savunmaya Gelmedi ........................ 85 v! Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1289 ‒ İleQşim Başkanlığının ParQzan Dili .................................................................................................... 87 Kesin Hesabı Olmayan Bütçe ............................................................................................................ 90 Soyulan E-Devlet ve Kağıt Üstünde Kalan Siber Güvenlik Başkanlığı ................................................ 92 Yetkili ve Bütçeli Ama Sorumsuz ....................................................................................................... 94 Liyakatsiz ve Şeffaf Olmayan Atamalar ............................................................................................. 97 Külliyenin Gölge Bakanlıkları............................................................................................................. 99 İQbardan Sözde Tasarruf ................................................................................................................. 101 Örtülü Ödenek ................................................................................................................................ 103 Son 5 yılın örtülü ödenek harcamaları: ........................................................................................... 104 2025 yılı aylara göre örtülü ödenek harcamaları: ........................................................................... 104 Uluslararası Endekslerde Gerileme ve Saray Merkezli YöneQm ...................................................... 105 Hukukun Üstünlüğü Endeksi ........................................................................................................... 105 HükümeQn Yetkilerinin Sınırlandırılması Endeksi ........................................................................... 106 Açık Hükümet Endeksi .................................................................................................................... 107 Zirve Çok, Sonuç Yok ....................................................................................................................... 108 Kimin TRT’si?................................................................................................................................... 110 Diyanet Bütçesi Şeffaf Olmalı.......................................................................................................... 114 FaQh’ten Atatürk’e Kurulan Dengeyi Bozan Papa ZiyareQ ............................................................... 116 “Ağır Silahlı Misafir”: Barzani .......................................................................................................... 118 DPT’nin Makro Aklı Yok, Strateji ve Bütçe Yetersiz.......................................................................... 119 Çözüm Belli: Güçlendirilmiş DemokraQk Parlamenter Sisteme Dönüş ........................................... 121 ADALET BAKANLIĞI ............................................................................................................................. 124 TÜRKİYE CUMHURİYETİ BİR HUKUK DEVLETİDİR! ............................................................................... 127 Adalet Gecikiyor ve Bu İkQdarla Çözüm Yok ................................................................................... 127 HSK’nın Yapısı ve Atama/Terfi Rejimi .............................................................................................. 130 Hukuk Fakültelerinin Nicelik ve Nitelik Sorunu ............................................................................... 133 Sosyal Medya Mahkemeleri............................................................................................................ 134 Hâkim ve Savcıların Sessiz Çığlığı .................................................................................................... 137 ADALET İSTATİSTİKLERİ 2024 RAPORU İNCELEMESİ ............................................................................ 141 Dosya Temizleme Oranları ve Yargılama Süreleri ............................................................................ 141 Ceza AdaleQnde Suç Profili ve Toplumsal Yansımalar ..................................................................... 143 Suça Sürüklenen Çocuklar .............................................................................................................. 143 “Mahkeme Türüne Göre Dosya Sayıları” ve “Mahkeme Türü ve Karar Türüne Göre Dosya Sayıları” ........................................................................................................................................................ 144 Uzlaş\rma ve Arabuluculuk Mekanizmaları ................................................................................... 146 Bütçe Açısından Adalet İstaQsQklerin Genel Değerlendirmesi........................................................ 147 Ekonomik Krizin Adalet Sistemindeki Yansımaları: İcra, İflas ve Diğerleri… .................................... 147 TÜRK HUKUK SİSTEMİNİN ULUSLARARASI ENDEKSLERDE GERİ KALMASI .......................................... 153 v!! Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1290 ‒ Delilli-Tescilli Hak İhlalleri ............................................................................................................... 157 Siyasal Yargı .................................................................................................................................... 162 ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARINA UYMAK ZORUNLU! ................................................................. 165 Hukuki Çerçeve: AYM Kararlarının Bağlayıcılığı ............................................................................... 165 Enis Berberoğlu Davası: İlk Büyük “Direnme” Örneği ..................................................................... 166 Can Atalay Davası ve 2023–2025 “Anayasa Krizi” ........................................................................... 166 Kural Tanımaz Mahkeme: İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi......................................................... 167 AYM Kararlarına Uyulmaması: Yapısal Bir Sorun............................................................................. 168 İkQdar Cephesinden Destekleyici ve NormalleşQrici Açıklamalar ................................................... 168 EleşQrel Değerlendirme: Anayasanın Üstünlüğü ve Yargı Bütünlüğü .............................................. 169 Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ..................................................................................................... 170 Türkiye’nin Devasa Sayıdaki Ama Yetersiz Cezaevleri ..................................................................... 172 Savunmanın Çöküşü: Türkiye’de Avukat… ...................................................................................... 175 İnfaz Ve Koruma Memurları: Gardiyanlar Tükeniyor....................................................................... 178 İsQsnaydı Kural Oldu: Tutuklama Tedbiri......................................................................................... 181 Basın Özgür Değil ............................................................................................................................ 183 Bakanlığın Sözde Strateji Belgeleri ve Planları ................................................................................ 186 Adalet Hala Enkaz Al\nda (6 Şubat) ............................................................................................... 189 Hakim/Savcı EğiQmi ve Adalet Akademisi ....................................................................................... 192 UYAP Avukat Portalı: Sürekli Güncellenen, Bir Türlü Doğru Çalışmayan Sistem ............................. 196 AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI .............................................................................................. 198 Yoksulluğu Yöneten Bütçe ............................................................................................................... 200 Yoksulluk Büyüyor ve Derinleşiyor .................................................................................................. 202 Yaparsa AK ParQ Yapar: “Çalışan Yoksulların Ülkesi Türkiye” .......................................................... 203 Her 7 haneden 1’i Elektrik Faturasını Dahi Ödeyemiyor ................................................................. 204 Türkiye’de 1,6 milyon hane yakacak yardımıyla ısınıyor ................................................................. 205 GSS Prim Ödemelerinden Faydalanan Kişi Sayısı 9,5 milyon Kişiye Ulaş\ ...................................... 205 AİLE KURUMUNU KORUYAMAYAN POLİTİKALAR ................................................................................ 206 Aileye Ayrılan Bütçede En Kötü Oran Türkiye’nin ........................................................................... 207 “1 Kutu Bebek Bezi Alacak Kadar Aylık Destek Veren Sosyal PoliQkalar” ........................................ 208 Demografik Kriz Kapıda, İkQdar Derin Uykuda ................................................................................ 210 Sosyal Çöküşün Bedeli: Çocuk Sahibi Olmaktan Uzaklaşan Aileler ................................................. 211 2006’da Binde 9,37 Olan Evlenme Oranı 2024’te Binde 6,65’e Geriledi ......................................... 212 Boşanma Hızı En Yüksek Seviyelere Ulaş\ ...................................................................................... 215 Avrupa’nın En Genç Nüfusa Sahip Ülkesi TÜRKİYE ......................................................................... 216 Yoksul ve Kendini Dışlanmış Hisseden Çocukların Ülkesi ................................................................ 217 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne ka\lma oranı %24,9 .................................................... 217 2024 Eylül-2025 Ağustos döneminde en az 72 çocuk çalışırken haya\nı kaybeu.......................... 219 v!!! Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1291 ‒ Çocukların Suça Karışması, Çocuğa Karşı Şiddet ve İsQsmar ........................................................... 219 Bakanlık Çocuk Yoksulluğunu Durduramıyor .................................................................................. 222 Engelli Vatandaşlarımızın Hakları GenişleQlmeli ............................................................................. 222 Engelli Haklarında Sosyal Koruma İflas Eu ..................................................................................... 224 Şehit Yakınlarımız ve Gazilerimiz Bu Vatanın Birliğidir .................................................................... 225 Terör Gazileri Arasında Ayrım Olmaz, Olamaz! ............................................................................... 226 Şehit Yakını ve Gazilerimizin Hassasiyetleri Görmezden Gelinemez ............................................... 227 Kadını Güçlü Toplum Güvenli Toplumdur ....................................................................................... 228 Okuryazar olmayan kadın nüfus oranı %5,4 ................................................................................... 228 Kadınların isQhdam oranı %31,3 ..................................................................................................... 228 Kadınların işsizlik oranı %12,6......................................................................................................... 229 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda Türkiye 135’inci Sırada ....................................................... 229 Kadının İşgücüne Ka\lımında OECD Ülkelerinin En Kötü Oranı Türkiye’nin .................................... 230 Kadına Yönelik Şiddet, İsQsmar ve Kadın CinayeQ Durdurulamıyor ................................................ 231 “İstanbul Sözleşmesi Yaşa\r”.......................................................................................................... 233 Yaşlı Vatandaşlarımızı Görmeyen Bütçe Anlayışı............................................................................. 233 Nüfus Yaşlanıyor, PoliQkalar Yetersiz ............................................................................................... 234 Yaşlı Yoksulluğu Derinleşiyor ........................................................................................................... 235 Yaşlılarımızın Mahkum Olduğu Sosyal PoliQka: “Huzur Vermeyen Evler” ....................................... 236 ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI ........................................................................................ 238 İsQhdam .......................................................................................................................................... 239 ÜCRETLER, GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİ VE ASGARİ ÜCRET........................................................... 245 GENÇ İŞSİZLİĞİ TEHDİDİ ...................................................................................................................... 248 SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN MALİ DENGESİ ................................................................................... 251 DENETİMSİZLİK, İŞ CİNAYETLERİ VE KAYIT DIŞI İSTİHDAM .................................................................. 255 Liyakat Sorunu ................................................................................................................................ 256 Çalışma Haya\na İlişkin Diğer Sorunlar .......................................................................................... 257 ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI ......................................................................... 260 “Yoksullukla mücadele” değil, “yoksulluğu yönetme” politikası iddiası ......................................... 262 Deprem Sonrası Mali Yapı ............................................................................................................... 263 Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ........................................................................................................... 265 Barınma Krizi................................................................................................................................... 266 Deprem Biu, Çaresizlik Bitmedi ..................................................................................................... 267 Depremzedeye Değil, Müteahhire Sahip Çıkıldı! ........................................................................... 268 Bakanlığın Ev Projeleri Hakkında .................................................................................................... 269 Türkiye Nefes Alamıyor: Görmezden Gelinen Sessiz Felaket .......................................................... 270 Göre Göre Gelen Ekolojik Felaketler ............................................................................................... 272 Seyhan ve Ceyhan Nehirleri Göz Göre Göre Zehre Dönüştürülüyor ............................................... 273 !x Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1292 ‒ Yeşil Bursa’nın Nilüfer Çayı’na Kıymayın ......................................................................................... 274 COP31: Dünya Koşuyor, Türkiye Yerinde Sayıyor ............................................................................ 274 Avustralya Keyfini Sürecek, Türkiye Cefasını Çekecek ..................................................................... 275 Kuralık Krizi ..................................................................................................................................... 276 Rant Çizgisine Değil, Kıyı Hakkına Bütçe ......................................................................................... 277 Toplanma Alanlari Ranta, Yeşil Alanlar Betona ............................................................................... 278 Kağıtla Arsa Dağı\mı ....................................................................................................................... 280 Tapu Var, Güvence Yok: 2b Ve Kadastroda Kamu Topraği Erozyonu................................................ 281 Kira Bedeli Kadar Aidat Alınan Düzen: Site YöneQmleri Sorunu...................................................... 283 DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI ........................................................................................................................... 286 LİYAKAT EROZYONU VE HARİCİYE GELENEĞİNİN AŞINMASI ................................................................ 288 Kurumsal Aklın Tasfiyesi ve Türkiye’nin Dış PoliQkada Güç Kaybı ................................................... 289 Kıbrıs Türklüğünün Var Olma Mücadelesine Destek Olmak Milli Davamızdır ................................. 293 “POLİTİKASIZLIK POLİTİKASI” İÇİNDE SAVRULAN DIŞ POLİTİKA........................................................... 294 Utanç ZiyareQ: Erdoğan’ın ABD Temasları ...................................................................................... 295 Fener Rum Patrikhanesi'nin Ekümeniklik İddiasına Sessiz Kalınamaz............................................. 296 Uygur Türkleri ve Doğu Türkistan’a Sessiz Kalınamaz ..................................................................... 298 Kerkük’teki Demografik Değişim Türk Soydaşlarımızı Tehdit Ediyor ............................................... 300 Ba\ Trakya Türkleri Unutulmamalı ................................................................................................. 301 Türk Pasaportunun Zayıflayan İQbarı .............................................................................................. 302 Soydaşlarımız Türk Dili ve Kültüründen Yoksun Bırakılmamalı ....................................................... 303 Gurbetçilerimize Destek Mekanizmaları Yetersiz ve Eksik .............................................................. 304 ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI ............................................................................................. 305 ENERJİ POLİTİKASI, ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ GENEL GİRİŞ ................................................................... 307 Asrın Soygunu: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ............................................................ 307 Kaynaklar Gemilere Gidiyor, Enerji Stratejisi Limanda Bekliyor ...................................................... 311 Dar Gelirliden Çok Zengine Yarayan ‘Ücretsiz’ Gaz! ........................................................................ 314 Türk Vatanında Rus Sermayeli Santral: Akkuyu............................................................................... 316 Akkuyu Nükleer Santrali ve TENMAK Performans Göstergeleri Üzerine Değerlendirme ............... 317 TÜRKİYE’NİN MADEN STRATEJİSİ: BAĞIMSIZ VE ŞEFFAF MI? .............................................................. 319 Vatandaşlarımız Evini Isıtmakta Zorlanıyor ..................................................................................... 320 Yanlışta Israr: Kalıcı Yaz SaaQ Uygulaması ....................................................................................... 322 Elektrik Dağı\m Şirketleri Denetlenmiyor, Vatandaşlarımız Ölüme Sürükleniyor........................... 323 “Erdoğan Petrol Buldukça” Benzin-Mazot Zamlanıyor ................................................................... 325 Gizli Zamlanan Elektrik Faturaları ................................................................................................... 327 Madencilikte Rehabilitasyon Masalı ............................................................................................... 329 Santrallerde Karbon Azalmıyor ....................................................................................................... 331 GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI ............................................................................................................. 334 x Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1293 ‒ GENÇ NÜFUS ORANI DÜŞÜYOR .......................................................................................................... 337 Genç nüfusun %30,5'i 15-17 yaş grubunda .................................................................................... 338 Avrupa’nın En Genç Nüfusu Türkiye’de........................................................................................... 338 Genç İşsizlik .................................................................................................................................... 339 Gençlerde İşgücüne Ka\lma Oranı %47,2....................................................................................... 340 Gençlerde İsQhdam Oranı %39,5 .................................................................................................... 341 Her 4 Gençten 1’i Ne EğiQmde Ne İsQhdamda ............................................................................... 341 Türkiye’de “Ev Genci” Oranı OECD Ülkelerinin En Yükseği .............................................................. 342 Üniversite Gençliği Sahipsiz Bırakıldı .............................................................................................. 343 Burs ve Kredi Desteğinin GSYH Oranı Binde 6’ya Düştü .................................................................. 344 Burs Ücretleri Yetersiz: Öğrenci Yoksulluğu Ar\yor ........................................................................ 345 Yurra Kalan Öğrencinin Yaşam MaliyeQ 22.490 TL İken Burs 3.000 TL........................................... 346 2013 Yılında KYK Bursu ile 93 Adet Döner Alan Öğrenci Bugün 13 Adet Döner Alabiliyor ............. 347 Yurtlarda Manevi Danışmanlık Uygulaması Adı Al\nda İdeolojik Propaganda mı Yapılıyor?.......... 348 Giderlerse Gitsinler PoliQkası Gençlerimizi Terketmeye Mahkum Eu ............................................ 348 Bağımlılıkla Mücadeleye Kaynak Yetersiz........................................................................................ 350 2024 yılında madde kullanımından ölenlerin %37,5’i 30 yaş al\ gençler ....................................... 352 Bakanlık Gençlik Etkinliklerinde 10 Kasım’a Neden Yer Vermiyor? ................................................. 353 Gençlerimiz Spora Yönlendirilmiyor: AB Ülkelerinde Son Sıra Türkiye’nin...................................... 354 Oyun, Eğlence, Şans Oyunu Görünümlü Kumar Tuzağına Acil Müdahale Şart ............................... 355 Futbolda Bahis Skandalı .................................................................................................................. 356 HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI ........................................................................................................... 358 Ekonomi YöneQmine Güven Sorunu ............................................................................................... 359 2026 BÜTÇE TEKLİFİNİN YAPISI: FAİZ KISKACI VE VERGİ ADALETSİZLİĞİ.............................................. 363 Programın Toplumsal MaliyeQ: Derinleşen Yoksulluk ..................................................................... 369 MAKROEKONOMİK KIRILGANLIKLAR................................................................................................... 373 KAMU KAYNAKLARININ KULLANIM TERCİHLERİ.................................................................................. 378 Tarımsal Desteklerdeki DramaQk Düşüş ve ÜreQcinin Çaresizliği ................................................... 378 Kamu-Özel İş Birliği (KÖİ) Projelerinin Bütçeye GeQrdiği Yük .......................................................... 380 Düzenleyici Kurumlardaki DeneQm Zafiyetleri ve İsraf ................................................................... 381 REEL SEKTÖRÜN ÇIKMAZI ................................................................................................................... 382 BÜYÜME VERİLERİNDEKİ TUTARSIZLIKLAR .......................................................................................... 383 VERGİ UYGULAMALARINDAKİ ORANTISIZLIK VE TİCARİ HAYATA MÜDAHALE ..................................... 384 KAMUDA NİTELİKLİ PERSONEL SORUNU VE ÖZLÜK HAKLARINDAKİ ERİME ........................................ 385 EKONOMİK İSTİKRAR VE KALICI REFAH İÇİN ÖNERİLER ....................................................................... 387 Yapısal Reform Ajandası.................................................................................................................. 387 Ekonomide Güven Tesisi ve Hukuki Altyapının Güçlendirilmesi ..................................................... 387 Yolsuzlukla Mücadele ve DeneQm Mekanizmalarının Güçlendirilmesi........................................... 388 x! Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1294 ‒ İsQhdam Piyasasının Dönüşümü ve Beşerî Sermaye Ya\rımları ..................................................... 389 İş Ortamının İyileşQrilmesi ve Kurumsal Bağımsızlık ....................................................................... 389 Kaynakların Verimli Kullanımı ve ÜreQm Ekonomisi ....................................................................... 390 İÇİŞLERİ BAKANLIĞI ............................................................................................................................. 391 YEREL YÖNETİMLERE MÜDAHALELER VE KAYYUM UYGULAMALARI .................................................. 394 TOPLANTI VE GÖSTERİ ÖZGÜRLÜĞÜNE MÜDAHALE .......................................................................... 398 TRAFİK VE KARAYOLU GÜVENLİĞİ POLİTİKALARININ YETERSİZLİĞİ ..................................................... 401 Türkiye’nin Uyuşturucu Raporu ...................................................................................................... 405 Türkiye’de Uyuşturucu İle İlişkili Tablolar........................................................................................ 408 Uyuşturucuya İlişkin Resmi Verilerin ve Tabloların Değerlendirilmesi ............................................ 415 TÜRK POLİSİ ........................................................................................................................................ 416 Çalışma Koşulları ve Fazla Mesai Yükü ............................................................................................ 416 Personel Yetersizliği ve Görev Dağılımı Sorunları............................................................................ 416 Kurumsal Baskı, Mobbing ve Disiplin Uygulamaları ........................................................................ 417 Psikososyal Destek Eksikliği ve Polis İnQharları ............................................................................... 417 Ücret PoliQkası, Promosyon ve Ek Mali Haklar ............................................................................... 417 EğiQm, Meslek İçi Gelişim ve Liyakat Sorunları ............................................................................... 419 Barınma, Donanım ve Sosyal Haklar ............................................................................................... 419 Sendikalaşma ve Temsil Sorunları ................................................................................................... 419 Kurumsal İQbar, Siyasileşme Algısı ve Toplumla İlişkiler ................................................................. 419 Hesap Verebilirlik, Şikâyet Mekanizmaları ve İç DeneQm ............................................................... 420 Emniyet Teşkila\ndaki İnQharlar ve Sorunlara Yönelik Anket Çalışması ......................................... 420 Türk Polisinin Bütçe Bakımından Değerlendirilmesi ....................................................................... 421 KADIN CİNAYETLERİ............................................................................................................................. 421 DEVLET, KENDİ VALİSİNİ TERÖR ANMASINA TESLİM EDİYOR: BÜLENT TEKBIYIKOĞLU ....................... 424 GÜVENSİZ SOKAKLAR .......................................................................................................................... 426 YASA DIŞI KUMAR VE BAHİS İLE KARA PARAYI AKLAMA ENGELLENMELİ ............................................ 429 TÜRKİYE DÜZENSİZ GÖÇÜN ANA KORİDORU OLDU ............................................................................ 431 Suriyeliler Geri Dönüyor Mu? ......................................................................................................... 434 Türkiye’nin Bitmeyen Çete Sorunu ................................................................................................. 437 DEMOGRAFİK KRİZ: TÜRKİYE’NİN NÜFUS POLİTİKASIZLIĞI ................................................................. 440 TRAFİK CEZALARI GÜVENLİK Mİ YOKSA KASA İÇİN Mİ? .................................................................. 442 Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün İçişleri Bakanlığından Koparılması .................................... 444 KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI .......................................................................................................... 446 Yiten Canlarımız: Kartalkaya Faciası ................................................................................................ 449 Ziyaretçi Sayısı Ar\yor, Kişi Başı Harcama Yerinde Sayıyor ............................................................. 452 Her Şeyi Belirsiz Kültür Yolu FesQvalleri .......................................................................................... 456 Vatandaşlarımızın TaQl Yapamıyor .................................................................................................. 458 x!! Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1295 ‒ Ziyaretçi Çok, Gelir Az ..................................................................................................................... 462 AK ParQ’nin Zayıf Restorasyon Karnesi ........................................................................................... 466 Kağıt Üzerinde Yeşil Gerçekte Sürdürülemez Turizm ...................................................................... 470 BAKANLIĞIN ADINDA KÜLTÜR VAR İÇİNDE KÜLTÜR YOK..................................................................... 475 KIYILAR KİMİN? ................................................................................................................................... 477 Asla İsQfa Etmeyen Ve Değişmeyen Bakan ..................................................................................... 480 AK PARTİ’NİN MEDYA PATRONU: RTÜK ............................................................................................... 482 TurisQn Parası Ankara’ya, Yükü Yerele… .......................................................................................... 486 MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI .................................................................................................................... 489 BAKANLIK BÜTÇESİNDE YATIRIMA AYRILAN GERÇEK BÜTÇE MERKEZİ BÜTÇENİN %1,55’İ ................. 495 YILLARA GÖRE MEB BÜTÇESİNİN MERKEZİ BÜTÇE VE GSYH İÇİNDEKİ PAYI .................................... 496 MEB YATIRIM BÜTÇESİNİN MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ VE GSYH ORANI ...................................... 497 MEB BÜTÇESİNDEN YATIRIMA AYRILAN PAY ................................................................................... 497 BÜTÇEDE ASLAN PAYI EĞİTİME DEĞİL FAİZE GİDİYOR ..................................................................... 498 TOPLAM EĞİTİM BÜTÇESİNİN PAYI ................................................................................................. 499 MİLLİ EĞİTİME İLİŞKİN İSTATİSTİKLER .................................................................................................. 500 Öğrenci sayısı .................................................................................................................................. 500 Öğretmen sayısı .............................................................................................................................. 500 Okul ve derslik sayıları .................................................................................................................... 500 Özel Okullara Rağbet Aro .............................................................................................................. 501 Devlet Okulu Sayısı %23 Azaldı, Özel Okul Sayısı %123 Aro........................................................... 501 Derslik Sayılarında Devlet Okulları Yavaş, Özel Okullar Şaşır\cı Hızda Büyüdü ............................... 502 Dersliklerde Devlet Aleyhine Büyük Çözülme ................................................................................. 502 TÜRKİYE ÖĞRENCİ BAŞINA HARCAMADA 38 ÜLKE İÇİNDE 35’İNCİ ..................................................... 503 Okul Öncesi EğiQme Ya\rım Yapılmıyor .......................................................................................... 504 PISA Sonuçları EğiQmde Kaybedilen Yılların Kanı\ Oldu ................................................................. 505 Yoksul ve Kendini Dışlanmış Hisseden Çocukların Ülkesi ................................................................ 507 Öğrencilere Ücretsiz Öğün Sağlanması ........................................................................................... 507 Okullarımızda Şiddet, Güvenlik Açığı ve Akran Zorbalığı Önlenmeli ............................................... 509 Çocuklarımız MESEM’lerde Ölüme Mahkum Edildi ........................................................................ 510 Köy Okullarımız Kapa\lmamalı ....................................................................................................... 511 EĞİTİME YATIRIM ÖĞRETMENE YATIRIMLA BAŞLAR ........................................................................... 512 Öğretmenlere Verilen Desteklerin Yetersizliği EğiQmde Kaliteyi Etkiliyor ....................................... 513 Öğretmenler Günü’nde 1 Maaş İkramiye Verilmeli ........................................................................ 513 Başöğretmenimiz Atatürk’ün Ebediyete İnQkali Anmayan EğiQm Sistemi ...................................... 514 SİYASİ İKTİDAR ÜNİVERSİTELERDEN ELİNİ ÇEKMELİ ............................................................................ 515 YükseköğreQme Ayrılan Bütçenin %74’ü “Maaş” %26’sı “Bilim” .................................................... 516 MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI ............................................................................................................... 518 x!!! Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1296 ‒ Askerlerimizi Hedef Alan Söylemlere Sessiz Kalınamaz .................................................................. 521 Milli Savunma Bütçe Teklifi Gerekçesinde Şehit Yakını ve Gazilere Ayrılan Bölüm “BOŞ” .............. 522 MERKEZİ BÜTÇE İÇİNDEKİ PAY: %4,3 ................................................................................................... 524 ULUSAL SAVUNMA VE GÜVENLİK HİZMETLERİNE AYRILAN PAYIN GSYH’YE ORANI %1,5 ................... 525 SIPRI 2024: ASKERİ HARCAMALARIMIZIN GSYH İÇİNDEKİ PAYI %1,9 .............................................. 526 Askeri Harcamalarımızın Dünyadaki Payı %1 .................................................................................. 528 GÜÇLÜ ORDU GÜÇLÜ TÜRKİYE’DİR ..................................................................................................... 529 Sürmene Tersanesi GenişleQlerek ve Gökçeada’ya Üs Kurularak Deniz Gücümüz Ar\rılmalı ......... 530 Gürcistan’da Düşen Uçak Kazasında 20 Şehit Verdik: C-130 Tipi Nakliye Uçağı İhmal mi? ............. 531 “Metan Gazından Zehirlenen” 12 Askerimiz Şehit Oldu: İhmal mi var? Terör Saldırısı mı? ............ 532 Bakandan Utandıran Açıklama: “Dün bir tane drone aolar, o da bizim Mehmetçiğe çarp\…” ..... 533 Hipertermi Nedeniyle Yaşamını YiQren Mehmetçiklerimiz: İhmalin Hesabı Sorulmalı ................... 533 SAVUNMA SANAYİ YATIRIMLARI SİYASET ÜSTÜDÜR ....................................................................... 534 HUDUT NAMUSTUR ........................................................................................................................ 535 ASKERİ OKULLAR VE ASKERİ HASTANELER YENİDEN AÇILMALIDIR ................................................. 537 TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONELİNİN ÖZLÜK HAKLARI VE İSTİHDAM SORUNLARI ................. 538 SAĞLIK BAKANLIĞI .............................................................................................................................. 541 6428 SAYILI KANUN KAPSAMINDA ŞEHİR HASTANELERİNE İLİŞKİN ÖDENEKLER ............................ 543 KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNİN EKSİKLİĞİ ............................................................................... 544 HASTALARIN PROBLEMLERİ ............................................................................................................ 545 SAĞLIK ÇALIŞANLARININ PROBLEMLERİ ......................................................................................... 546 ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ......................................................................................................................... 547 HER YIL AYNI SORUN “İLAÇ YOK” .................................................................................................... 548 AİLE HEKİMLİĞİNDE ÇÖKÜŞ ................................................................................................................ 548 SAĞLIKTA ŞİDDETE KARŞI KALICI ÇÖZÜMLER ÜRETİLMELİDİR ........................................................ 550 İyi Hal Belgesi (Hekimlerin Sicil Belgesi) ve Hekimlerin Yurtdışını Tercihi ....................................... 551 SAĞLIK BÜTÇESİNDE ÖNCELİK SORUNU: KÖİ MODELİNİN TOPLUMA MALİYETİ............................. 552 OECD 2025 – BİR BAKIŞTA SAĞLIK RAPORU .................................................................................... 555 OECD Ülkeleri İçinde Sağlığa En Az Pay Ayıran Ülke: Türkiye .......................................................... 555 Sigara Kullanımı .............................................................................................................................. 556 Sağlık Hizmetlerine Vatandaşların Erişim MemnuniyeQ: %41 ........................................................ 556 Sağlık Sistemi Kapasitesi ve Kaynaklar ............................................................................................ 557 Doğuşta Beklenen Yaşam Süresi ..................................................................................................... 558 Nadir Hastalıklar ............................................................................................................................. 559 YAŞLILIK HİZMETLERİ ...................................................................................................................... 562 SAĞLIK MESLEK MENSUPLARININ İSTIHDAM AÇMAZI ................................................................... 564 SAĞLIK TURİZMİNDE POTANSİYELİN ALTINDA KALAN TÜRKİYE ...................................................... 567 SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI....................................................................................................... 570 x!v Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1297 ‒ BÜYÜME VERİLERİNDEKİ ÇELİŞKİLER VE TOPLAM FAKTÖR VERİMLİLİĞİ ............................................. 571 İMALAT SANAYİİNİN YAPISAL SORUNLARI ........................................................................................... 573 Türkiye, İmalat Sanayiinin GSYH İçindeki Payı, % ............................................................................ 574 TEŞVİK SİSTEMİNİN SORUNLARI VE KAYIT DIŞI MALİYETLER ............................................................... 576 AR-GE YATIRIMLARININ İŞLEVSİZLİĞİ .................................................................................................. 579 İmalat Sanayi Katma Değeri, Milyon dolar...................................................................................... 583 KOBİ’LERİN VE EMEK YOĞUN SEKTÖRLERİN ÇÖKÜŞÜ ......................................................................... 585 OSB VE KALKINMA AJANSLARININ YÖNETİM SORUNLARI .................................................................. 588 Yeşil Dönüşüm ................................................................................................................................ 589 DeneQm ve Sanayi Mallarının Standardizasyonu............................................................................ 589 TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI ............................................................................................................ 591 TARIMSAL HASILA VE YAPISAL SORUNLAR .......................................................................................... 592 TARIMSAL DESTEKLEME POLİTİKALARININ YETERSİZLİĞİ .................................................................... 596 HAYVANCILIK SEKTÖRÜNDEKİ DARALMA, ET VE SÜT ÜRETİMİNDE KRİZ ............................................ 600 GIDA ENFLASYONU VE GIDA GÜVENLİĞİNDE YAŞANAN ZAFİYETLER .................................................. 604 Tarım Zararlılarıyla Mücadele ......................................................................................................... 609 Su YöneQmi, Kuraklık Riski ve Tarımsal Sulama Altyapısındaki Yetersizlikler .................................. 610 Tarım Arazilerinin ve Meraların Korunması, Çevresel Tehditler ve Madencilik Baskısı ................... 612 TİCARET BAKANLIĞI ............................................................................................................................ 615 DIŞ TİCARETİN GÖRÜNÜMÜ: İHRACAT-İTHALAT DENGESİ VE NOMİNAL ARTIŞ YANILSAMASI ........... 616 İHRACATIN KÜRESEL TİCARET VE MİLLİ GELİR İÇİNDEKİ PAYI .............................................................. 622 İHRACATIN NİTELİĞİ: KİŞİ BAŞINA DÜŞEN İHRACAT VE TEKNOLOJİ YOĞUNLUĞU ............................... 625 REEL SEKTÖRÜN FİNANSMAN KRİZİ VE SANAYİCİNİN REKABET GÜCÜ ............................................... 629 ESNAFIN ÇIKMAZI VE PERAKENDE TİCARETİN DÜZENLENMESİ İHTİYACI............................................ 633 GIDA TEDARİK ZİNCİRİ VE TARIMSAL TİCARETİN ALTYAPI SORUNLARI................................................ 635 DİJİTAL PİYASALAR, E-TİCARET VE REKABET ORTAMININ TESİSİ.......................................................... 638 ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI .................................................................................................... 642 MÜTEAHHİTE SERVET, MİLLETE SEFALET! ........................................................................................... 643 YAVAŞ VE ÖFKELİ TREN YOLCULUĞU: TÜRKİYE’NİN “HIZLI TRENİ”...................................................... 646 2026 YILI TRAFİK CEZASI YILI – HALKINA PUSU KURAN HÜKÜMET ..................................................... 649 BTK: BİLGİ İSTEYENE IŞIK HIZIYLA ‘CEVAP YOK’ ................................................................................... 650 Türkiye’deki İnternet Hızı ................................................................................................................ 652 Pahalı İnternet Pahalı İleQşim ......................................................................................................... 652 İleQşimde Gelinen Nokta “Aradığınız GSM Şirketlerine Şu An Ulaşılamıyor” .................................. 654 Türkiye’nin Kuzeyinden Güneyine Ölüm Yolları .............................................................................. 656 Yolların ve Köprülerin Geçiş Ücretleri Cep Yakıyor .......................................................................... 657 MİLLETİMİZİN SORUNLARININ ÇÖZÜMÜNE AK PARTİ VE MHP ENGELİ .............................................. 659 xv Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1298 ‒ BÜTÇE HAKKININ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ TARAFINDAN KULLANILMASI Bütçe hakkı devleAn topladığı vergilerin nerelere harcanacağına halkın temsilcileri aracılığıyla karar verilmesi anlamına gelir. Bu hak sayesinde yürütmenin mali tercihleri yalnızca siyasal meşruiyet kazanmaz, aynı zamanda ekonomik poliAkalar da deneAme açılır. DemokraAk parlamenter rejimlerde bütçe hakkı parlamentonun onayı ve sürekli deneAmiyle kullanılır. Böylece hükümetler kamu kaynaklarını harcarken hem hukuken hem siyaseten sorumlu tutulur ve bu sorumluluk doğrudan halk iradesini temsil eden yasama organı üzerinden kurumsallaşır. CumhuriyeAn kuruluşundan bu yana Türkiye’de bütçe hakkının sahibi Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Meclis, yürütmenin hazırladığı bütçe tekliflerini inceleyerek, değişArerek ve onaylayarak kamu kaynaklarının yerinde ve verimli kullanılmasına nezaret etmişAr. Ancak 2017 Anayasa değişikliği ile birlikte siyasal sistem köklü biçimde değişmiş, bu değişim bütçe hakkının kullanılma biçimini de dönüştürmüştür. Anayasaya eklenen hükümle, bütçe kanununun süresinde çıkarılamaması hâlinde geçici bütçe yapılacağı, bu da mümkün olmazsa bir önceki yıl bütçesinin yeniden değerleme oranı kadar arWrılarak uygulanacağı düzenlenmişAr. Eski sistemde bütçe kanun tasarıları Bakanlar Kurulu taramndan hazırlanır, Meclis bu tasarı üzerinde geniş değişiklik yetkisine sahip olurdu. Bugün ise bütçe kanun teklifini yalnızca Cumhurbaşkanı sunmakta, Meclis teklifin reddi halinde dahi bir önceki yıl bütçesinin güncellenmiş hâli otomaAk olarak yürürlüğe girebilmektedir. Bu tablo, Meclisin bütçeyi reddetme veya değişArme yetkisini fiilen etkisizleşArmektedir. Halk adına kullanılacak bütçe hakkının, Anayasal sistemin öngördüğü parlamenter deneAm yerine tek kişinin iradesine dayanması, yasama organının bütçe sürecindeki ağırlığını ciddi biçimde zayıflatmaktadır. AK ParA’nin 2017 sonrası uygulamaları, yalnızca parlamenter rejimi ortadan kaldırmamış, bütçe hakkını da tek adam yöneAminin araçlarından birine dönüştürmüştür. Oysa bütçe teklifinin Meclis taramndan ayrınWlı biçimde görüşülmesi, millet egemenliğinin somutlaşWğı en temel mekanizmalardan biridir. Bu mekanizmanın işlevsiz bırakılması, demokrasinin kurucu ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. 1 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1299 ‒ Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Sonrasında Bütçenin Sahibi Sorunu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişle birlikte bütçe yapım ve uygulama sürecinin kurumsal mimarisi de dağınık ve belirsiz hale gelmişAr. Ekonominin yöneAminde hangi kurumun hangi aşamadan sorumlu olduğu netleşmemiş, bu durum makroekonomik planlamanın tutarlılığını tarWşmalı kılmışWr. Eski dönemde Devlet Planlama TeşkilaW, Kalkınma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Yüksek Planlama Kurulu arasında kurulan koordinasyon, yeni sistemde Cumhurbaşkanlığı bünyesinde toplanmış; fakat bu yetki devri açık bir işbölümü eşliğinde yapılmamışWr. Bugün hala şu sorulara doyurucu yanıt verilememektedir: Bütçeyi kimin hazırladığı, kimin Meclise sunduğu ve kimin nihai olarak uyguladığı konusunda açık bir idari şema yoktur. Anayasal düzenleme gereği bütçenin sahibi Cumhurbaşkanıdır ve teklif teknik olarak Cumhurbaşkanlığı taramndan hazırlanır. Uygulama ise Hazine ve Maliye Bakanlığı üzerinden yürütülmektedir. Ancak bütçenin hazırlanması sürecinin, anayasal yetkisi olmayan kurumlara fiilen devredilmesi, Hazine ve Maliye Bakanlığının konumunu da tarWşmalı hale geArmektedir. Öte yandan Anayasa’nın 161’inci maddesi, bütçe kanun teklifini Meclise bizzat Cumhurbaşkanının sunmasını açıkça zorunlu kılar. Buna rağmen, son yıllarda bütçeyi Meclise Cumhurbaşkanı Yardımcısı geArmekte, Cumhurbaşkanı bütçe sürecinde görünür hiçbir rol üstlenmemektedir. Bütçenin gerçek sahibi olan Cumhurbaşkanının bu süreçten uzak durması, hem Anayasa’ya uygunluk tarWşmalarını gündeme geArmekte hem de Meclisin bütçe hakkının aWl bırakılmasına yol açmaktadır. Çözüm için Cumhurbaşkanı, Meclisi devre dışı bırakan mevcut yaklaşımından vazgeçmeli, bütçe sürecini bizzat sahiplenmeli ve Anayasa’nın emredği şekilde yürütmelidir. Bütçe üzerinde demokraAk deneAmin sağlanması ve yürütme yetkisinin meşru zeminde kullanılması, ancak bu anayasal sorumluluğun ciddiyetle yerine geArilmesiyle mümkündür. AK Par;’nin Kurumlarımızı Ge;rdiği Nokta: Par;li Bürokrasi Modern devleAn omurgasını oluşturan bürokrasi, siyasal kararların uygulanması ve kamu düzeninin sürdürülmesi açısından hayaA önemdedir. Bürokratların temel görevi, siyasal tercihlerden bağımsız biçimde kamu yararını gözetmek ve tüm vatandaşlara eşit hizmet sunmakWr. Türkiye’de ise son yıllarda bu temel ilke ağır biçimde aşınmış, bürokrasi giderek ikAdar parAsinin uzanWsı hâline gelmişAr. 2 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1300 ‒ AK ParA döneminde kamu yöneAmi, parA sadakaAni liyakaAn önüne koyan bir anlayışla şekillenmişAr. Bu süreçte bürokratlar, toplumun tüm kesimlerine tarafsız hizmet sunan devlet görevlileri olmaktan çıkarak, parAnin siyasi tercihlerini hayata geçiren birer icra aracı konumuna iAlmişAr. Özellikle bütçe hazırlığı, ekonomik poliAka tasarımı ve kamu kaynaklarının dağıWmı gibi objekAf değerlendirme gerekAren alanlar parAzan kaygılarla yönlendirilmeye başlanmışWr. Bakanlıkların bağlı ve ilgili kuruluşları ile bağımsız olması gereken düzenleyici kurumlar da bu siyasal yoğunlaşmadan payını almışWr. Bürokrasinin siyasallaşması yalnızca kamu hizmetlerinin eşitliğini zedelememekte, ekonomik öngörülebilirliği de ortadan kaldırmaktadır. Ekonomik göstergelere dair projeksiyonlar, teknik analizden çok siyasi hesaplara göre yapılmakta; bütçe ve orta vadeli programlar, gerçekçi verilerden ziyade ikAdarın poliAk ihAyaçlarını yansıtan belgelere dönüşmektedir. Bu durum hem şeffaflığı hem de kamuoyunun devlete duyduğu güveni ciddi biçimde zayıflatmaktadır. Bürokrasi parAzan bir yapıya sürüklenmiş, kamu hizmeA bilincinden uzaklaşmışWr. Devlet kurumlarının yeniden tarafsız ve liyakate dayalı bir yapıya kavuşturulması, bütçe sürecinin ve kamu yöneAminin sağlıklı işlemesi için zorunludur. Aksi hâlde, parAli bürokrasi modeli, yurZaşlara eşit hizmet sunma kapasitesini tamamen tahrip edecekAr. Bütçe Yayınına Engel, Halktan Kaçırılan Bütçe Süreci Bütçe müzakereleri, parlamenter demokrasilerde hem temsil hem de deneAm fonksiyonunun en görünür olduğu süreçAr. Vatandaş adına toplanan vergilerin nasıl harcanacağına ilişkin tarWşmaların kamuoyuna açık yürütülmesi, bütçe hakkının doğal bir gereğidir. Bu nedenle pek çok ülkede bütçe görüşmeleri televizyon ve dijital plarormlar üzerinden geniş kitlelere canlı olarak ulaşWrılır. Türkiye’de Meclis TV’nin bütçe görüşmelerini canlı veya banZan yayınlama imkânı vardır. Ne var ki bu imkân, bütçe sürecinin kamuoyuyla buluşması için yeterince kullanılmamaktadır. Oysa Genel Kurul ve Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapılan tarWşmaların, haXa sonları ve geç saatler dâhil olmak üzere geniş kitlelere ulaşWrılması demokrasinin kalitesini arWrır. 1997 yılında kısmen uygulanmış olan bu uygulamanın bugünün teknolojik imkânlarıyla yeniden hayata geçirilmesi mümkündür ve gereklidir. 3 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1301 ‒ Bütçe görüşmelerinin kamuoyundan saklanması, ikAdarın anlaWsının dışında kalan muhalefet görüşlerinin de görünmez kılınmasına yol açar. Şeffaf bir demokraside ise hem ikAdarın hem muhalefeAn bütçe konusundaki tutumu yurZaşın gözü önünde olmalıdır. Bu nedenle bütçe sürecinin açığa çıkarılması, hem hesap verebilirliği güçlendirecek hem de vatandaşların kendi vergilerinin akıbeA konusunda bilgi sahibi olmasını sağlayacakWr. Sivil Toplum Kuruluşlarının Komisyon Görüşmelerine Ka`lımının Sağlanamaması Sivil toplum; toplumsal sorunlara çözüm üretmek için gönüllü biçimde bir araya gelen kişi ve örgütlerin oluşturduğu, devlet dışı ortak alanı ifade eder. Hak kayıpları, özgürlük talepleri ve günlük hayata ilişkin sorunlar bu alan aracılığıyla siyasal gündeme taşınır. Bütçe süreci de tam bu nedenle sivil toplumun kaWlımına en çok ihAyaç duyulan alanlardan biridir. Çünkü bütçe, kamu kaynaklarının kimler için, hangi önceliklerle ve nasıl kullanılacağını belirler. Yoksulluğun derinleşAği, gelir dağılımının bozulduğu, geniş toplum kesimlerinin ekonomik baskı alWnda yaşadığı bir ülkede, yurZaşların her kuruş verginin nereye gidğini bilme hakkı vardır. İşçilerin, çiXçilerin, emeklilerin, öğrencilerin, kadınların, gençlerin, engellilerin ve diğer tüm toplumsal kesimlerin beklenAleri bütçe planlamasında görünür olmak zorundadır. DemokraAk parlamentolar, bu kesimlerin sesini doğrudan veya sivil toplum örgütleri aracılığıyla sürece dâhil eden mekanizmalar kurar. 2024 Merkezi YöneAm Kesin Hesap Kanunu ile 2026 Merkezi Bütçe Kanunu tekliflerinin görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonu toplanWlarında ise bu açıdan son derece yetersiz bir tablo ortaya çıkmışWr. İşçi sendikalarının, meslek örgütlerinin, üreAci birliklerinin, kadın ve çocuk derneklerinin, gençlik örgütlerinin ve diğer sivil toplum yapılarının görüşleri Komisyona yansımamışWr. İkAdar çoğunluğuna güvenerek muhalefeAn çağrılarını ve sivil toplumun taleplerini yok sayan bu yaklaşım, bütçenin toplumsal meşruiyeAni zayıflatmaktadır. Oysa gerçek bir bütçe süreci, çoğulcu kaWlıma açık olmalıdır. Sivil toplumun görüş bildirebildiği, komisyonlara davet edildiği ve önerilerini dile geArebildiği mekanizmalar kurulmadıkça, bütçenin toplumun bütünü için adil sonuçlar üretmesi mümkün değildir. Bu nedenle bütçe planlamasında sivil toplumun etkin kaWlımını sağlayacak yeni usullerin hayata geçirilmesi, demokrasinin ve bütçe hakkının gereğidir. 4 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1302 ‒ Anayasaya ve Kanunlarımıza Aykırı Söylemler Gazi Meclis çaWsı alWnda DEM ParA milletvekillerinin sıkça başvurduğu “Kürt illeri”, “Kürdistan bölgesi” gibi ifadeler ile Türkiye CumhuriyeA'nin Anayasa ve kanunlarında yer almayan idari olarak tanımlanmamış isimleri (Dersim, Amed vb.) resmi şehir adlarının yerine kullanmaları Anayasa’nın 3’üncü maddesinde güvence alWna alınmış olan devleAn ülkesi ve milleAyle bölünmez bütünlüğünü, tekil ve üniter yapısını hedef alan açık bir meydan okumadır. Türkiye CumhuriyeA sınırları içinde “Kürdistan” adıyla bir idari bölge yoktur. “Kürt illeri” diye ayrı bir coğrafi sınıflandırma da yoktur. “Amed”, “Dersim” gibi isimler ise idari ve hukuki karşılığı olmayan poliAk nitelikli söylemlerdir. Meclis çalışmalarının anayasal düzene sadakat yükümlülüğü alWnda yürütülmesi gerekAği düşünüldüğünde bu tür ifadelerin ısrarla kullanılması kabul edilemez bir tutumdur. Bu yaklaşım egemenlik hakkının sahibi olan Türk milleA adına yasama yetkisini kullanan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin üniter devlet yapısını tarWşmaya açmakta ve Anayasa’nın “devleAn bölünmez bütünlüğü” ilkesini aşındırmayı amaçlar nitelikte görünmektedir. Bu söylemler herhangi bir ifade özgürlüğü çerçevesinde masumlaşWrılamaz çünkü hiçbir demokraAk hukuk devleAnde parlamentonun içinde ülkenin toprak bütünlüğünü fiilen veya kavramsal olarak parçalayan terminoloji kullanılmasına izin verilmez. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi kararlarında da açıkça belirAldiği üzere, devleAn ülkesi ve milleAyle bölünmez bütünlüğünü zedelemeye yönelik çağrışımlar taşıyan siyasi söylemler demokraAk düzen için tehdit niteliği taşımaktadır. Genel Kurul çalışmalarında geçen bu ifadelerin Türkiye CumhuriyeA DevleA’nin resmi idari yapısını yok sayan, alternaAf bir coğrafi-siyasi tasarım imasında bulunan bir dil hâline geArilmesi Meclis iradesiyle bağdaşmadığı gibi milleAmizin ortak değerleriyle de bağdaşmamaktadır. İYİ ParA olarak devleAn ve milleAn bir ve bütün yapısını tehdit eden bu yaklaşımı kesin bir kararlılıkla reddediyoruz. Türkiye CumhuriyeA’nin şehirleri Anayasa ve kanunlarla belirlenmişAr ve yasama organında görev yapan hiçbir milletvekili siyasi amaçlarla şehir isimlerinin yerine kendi ideolojik tasavvurunun ürünlerini koyamaz. 5 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1303 ‒ Gazi Meclis milleAn egemenliğinin tecelli edği yerdir. Burada kullanılan her ifade Türkiye CumhuriyeA’nin devlet yapısını, milli kimliğini ve toprak bütünlüğünü gözetmek zorundadır. Bu nedenle anayasal sınırları aşan ifadeleri en güçlü şekilde kınıyor, Meclis Başkanlığını Anayasa’nın emredici hükümleri doğrultusunda gerekli hassasiyeA göstermeye davet ediyoruz. Bölücü Anlayış Gazi Meclisi Temsil Edemez Yukarıda dile geArmiş olduğumuz eleşArinin muhatabı asla Kürt vatandaşlarımız veya farklı etnik kökene sahip herhangi bir yurZaşımız değildir. Tam tersine milleAmizin birliğini, ortak kimliğini ve toplumsal bütünlüğünü korumaya yönelik bir hassasiyeAn ifadesidir. Türkiye’de herkes eşit haklara sahipAr ve bu eşitlik devleAmizin üniter yapısının güvencesi alWndadır. Ancak kullanılan “Kürdistan”, “Kürt illeri”, “Amed”, “Dersim” gibi Anayasa’da ve kanunlarımızda karşılığı olmayan, ülkenin bütünlüğünü tehdit eden ifadeler açık şekilde bölücü faaliyetlerin siyasi tezahürüdür. Bu tür söylemlerin Meclis çaWsı alWnda millet egemenliğinin en yüksek tecelligâhında dile geAriliyor olması ise tehdidin boyutunu göstermektedir. İYİ ParA olarak eleşArimiz Türkiye CumhuriyeA’nin devlet yapısını, sınırlarını, milli kimliğini ve ortak geleceğini hedef alan her türlü girişime yönelikAr. Birlik ve bütünlüğümüzü zedeleyen bu anlayışa karşı durmak milleAmize ve CumhuriyeAmize karşı taşıdığımız tarihi sorumluluğun gereğidir. Gazi Meclisin Türk Bayrağı Roze;ni Göğsünde Taşımak Mille;n Temsilidir Gazi Meclis çaWsı alWnda bölücü nitelikteki söylemleri dile geAren bazı milletvekillerinin, göğüslerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin şerefini ve devleAmizin bağımsızlığını temsil eden Türk bayrağı rozeAni dahi taşımaktan imAna etmeleri, meselenin bir tercih değil, bilinçli bir poliAk tutum olduğunu göstermektedir. TBMM çaWsı alWnda görev yapan her milletvekili unvanını ve yetkisini Türk milleAnden alır ve taşıdığı rozet de bu ortak kimliğin ve devleAmizin egemenliğinin sembolüdür. Bu sembolden uzak durmak Anayasa’nın öngördüğü milli bütünlük ilkesine ve Türkiye CumhuriyeA’nin kurucu değerlerine yönelik bir mesafe koyma iradesinin dışavurumudur. Bu durum, etnik kökeni ne olursa olsun tüm vatandaşlarımızı kapsayan millet birliğine yönelik bir saygısızlık niteliği taşımaktadır. 6 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1304 ‒ 2026 MYBK TEKLİFİNİN GENELİ ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER “Tükeniş Bütçesi" CumhuriyeAmizin ikinci yüzyılının başında, milleAmizin refahı ve devleAmizin isAkrarı adına büyük umutlarla beklenen 2026 Yılı Merkezi YöneAm Bütçe Kanunu Teklifi, ne yazık ki ikAdarın yirmi üç yıllık ekonomi poliAkasının iflasını tescilleyen bir belge olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulmuştur. İkAdarın "isAkrar ve refah bütçesi" olarak tanımladığı, ancak rakamların derinliğine inildiğinde bir "tükeniş ve faiz bütçesi" olduğu açıkça görülen bu teklif, mali disiplinin tamamen terk edildiğinin, bütçe hakkının zedelendiğinin ve kamu kaynaklarının verimsiz alanlara tahsis edildiğinin en somut kanıWdır. İYİ ParA olarak, bütçenin sadece rakamlardan ibaret olmadığını; bir siyasi tercihler bütünü, bir niyet beyanı ve milleAn alın terinin nereye harcanacağının taahhüdü olduğunu biliyoruz. Ancak önümüze konulan tablo, milleAn önceliklerini değil, faiz lobilerinin ve rant çevrelerinin beklenAlerini önceleyen bir anlayışın ürünüdür. 2026 yılı bütçe teklifi incelendiğinde, giderler toplamının bir önceki yıla göre yüzde 28,5 artarak 18 trilyon 928 milyar liraya ulaşWğı görülmektedir. Enflasyon hedefinin yüzde 16 olarak belirlendiği bir yılda, bütçe giderlerinin bu oranın neredeyse iki kaW kadar arWrılması, ikAdarın kendi enflasyon hedefine dahi inanmadığının en açık iAramdır. Bütçe giderlerindeki bu kontrolsüz arWş, kamu maliyesindeki disiplinsizliğin bir göstergesi olmakla kalmayıp, aynı zamanda önümüzdeki dönemde de yüksek enflasyonun devam edeceğinin sinyalini vermektedir. Faiz dışı giderlerin bütçe gelirlerine oranının yüzde 103,6 seviyesine çıkması, devleAn topladığı tüm gelirlerin, faiz hariç harcamaları dahi karşılamaya yetmediğini, borçlanmanın arWk faiz ödemek için değil, temel kamu hizmetlerini sürdürebilmek için zorunlu hale geldiğini göstermektedir. İkAdarın "mali disiplin" söylemi, bütçe rakamları karşısında içi boş bir slogandan öteye gidememektedir. 7 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1305 ‒ 2026 Merkezi Yönetim Bütçesi Ekonomik Sınıflandırma TL 2025 2026 Değişim (%) Bütçe Giderler 14.731.014.000.000 18.928.000.000.000 %28 Faiz Dışı Giderler 12.781.014.000.000 16.186.344.000.000 %27 Fazi Dışı Giderler/ Bütçe Gelirleri %99,8 %99,8 %4 Faiz Dışı Açık -19.286.000.000 -29.656.000.000 %54 Bütçe Gelirler 12.800.300.000.000 16.216.000.000.000 %27 Vergi Gelirleri 11.138.800.000.000 15.631.078.000.000 %40 Bütçe Dengesi 1.930.714.000.000 2.712.000.000.000 %40 Giderler Personel Giderleri 3.475.520.000.000 4.907.308.000.000 %41 SGK Prim Ödemeleri 434.991.000.000 599.691.000.000 %38 Mal ve Hizmet Alımları 1.023.744.000.000 1.249.567.000.000 %22 Cari Transferler 5.813.438.000.000 6.820.793.000.000 %17 Sermaye Giderleri 1.102.418.000.000 1.312.319.000.000 %19 Sermaye Transferleri 337.955.000.000 525.369.000.000 %55 Borç Verme 306.084.000.000 397.083.000.000 %30 Yedek Ödenek 286.860.000.000 375.026.000.000 %31 Faiz Giderleri 1.950.000.000.000 2.741.656.000.000 %41 Gelirler Gelir Vergisi 2.130.000.000.000 3.517.027.000.000 %65 Kurumlar Vergisi 1.637.000.000.000 1.613.218.000.000 %-1 ÖTV 2.121.000.000.000 2.531.509.000.000 %19 Dahilde KDV 1.496.367.000.000 1.900.526.000.000 %27 İthalde KDV 2.103.209.000.000 2.092.841.000.000 %0 BSMV 544.382.000.000 631.567.000.000 %16 Damga Vergisi 216.178.000.000 307.681.000.000 %42 Harçlar 278.725.000.000 453.517.000.000 %63 Diğer Gelirler 1.248.101.000.000 1.639.947.000.000 %31 8 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1306 ‒ Bütçe açığındaki arWş ve sapmalar, ekonomi yöneAmindeki öngörüsüzlüğün ve savurganlığın en net fotoğramnı sunmaktadır. 2025 yılı için öngörülen bütçe açığı, yıl sonu gelmeden tahminlerin üzerine çıkarak 2 trilyon 208 milyar liraya ulaşmış, hedeflenen rakamdan yüzde 14,3 oranında, yani 277 milyar liralık bir sapma gerçekleşmişAr. Sadece bir yıl sonrasını bile yüzde 15'e varan hata payıyla tahmin eden bir yöneAmin, orta vadeli programlarına ve uzun vadeli hedeflerine güvenmek mümkün değildir. 2026 yılı için öngörülen 2 trilyon 712 milyar liralık bütçe açığı, Türkiye ekonomisinin finansman ihAyacının ne denli büyüdüğünü ve bu ihAyacın yüksek faiz ortamında borçlanma yoluyla karşılanmasının gelecek nesillere ne kadar ağır bir yük bırakacağını göstermektedir. İkAdar, bütçe açığındaki bu devasa arWşı 6 Şubat depremlerinin maliyeAne bağlamaya çalışsa da veriler bu savunmayı çürütmektedir. Deprem harcamaları hariç tutulduğunda dahi bütçe açığının GSYH'ye oranının yüksek seyretmesi, sorunun kaynağının deprem değil, yapısal bozukluklar ve israf ekonomisi olduğunu kanıtlamaktadır. Deprem, ikAdar için bütçe disiplinsizliğini örtmekte kullanılan bir "günah keçisi" haline geArilmişAr. Oysa deprem vergileri adı alWnda toplanan kaynaklar ve "Milli Dayanışma PakeA" ile geArilen ek vergiler, deprem harcamalarının finansmanı için fazlasıyla yeterli olmalıydı. Gelinen noktada, toplanan vergilerin deprem yaralarını sarmaktan ziyade, bütçedeki kara delikleri kapatmak için kullanıldığı endişesi oluşmaktadır. Bütçenin en can yakıcı ve "tükeniş” in en somut göstergesi olan kalemi ise şüphesiz faiz giderleridir. İkAdarın yıllarca "faizle mücadele" adı alWnda yürüZüğü ancak faiz lobilerini ihya etmekle sonuçlanan irrasyonel poliAkaların bedeli, 2026 bütçesinde milleAn sırWna yüklenmişAr. 2025 yılı için 1 trilyon 950 milyar lira olarak tahmin edilen faiz giderlerinin, yıl sonunda 2 trilyon 53 milyar liraya ulaşması beklenirken, 2026 yılı bütçe teklifinde bu rakamın 2 trilyon 742 milyar liraya mrladığı görülmektedir. Bu, faiz giderlerinde bir önceki yıla göre yüzde 40,6'lık bir arWş demekAr. Daha da vahim olanı, faiz giderlerinin bütçe içindeki payının 2025 teklifinde yüzde 13,2 iken, 2026 teklifinde yüzde 14,5'e yükselmesidir. 2016 yılında bu oranın yüzde 8,6 olduğu haWrlandığında, Türkiye'nin nasıl bir faiz sarmalına sürüklendiği daha iyi anlaşılacakWr. İkAdarın "Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkardık" iddiası, kendi hazırladıkları bütçe cetvelleriyle yalanlanmaktadır. 2002 yılıyla kıyaslamalar yaparak başarı hikayesi yazmaya çalışanlar, son on yılda faiz harcamalarındaki bu korkunç arWşın hesabını vermelidir. 9 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1307 ‒ 2025 Teklif 2025 Gerçekleşme 2026 Tahmini Faiz Gideri (milyon TL) 1.950.000 2.052.700 2.741.700 Faiz Gideri/Toplam Bütçe Gideri (%) 13,23 13,99 14,48 Faiz giderlerinin vergi gelirlerine oranı, bütçenin kimin için yapıldığının en önemli göstergesidir. 2026 yılında toplanması hedeflenen 13 trilyon 783 milyar liralık verginin yaklaşık 2 trilyon 742 milyar lirası, yani toplanan her 5 liralık verginin 1 lirası doğrudan faiz ödemelerine gidecekAr. Vatandaşın ekmeğinden, suyundan, elektriğinden, akaryakıWndan kesilen vergiler; yaWrım, eğiAm, sağlık veya tarımsal destek olarak değil, faiz lobilerine kaynak transferi olarak kullanılacakWr. Tarımsal desteklemelere ayrılan payın (175 milyar TL), faiz ödemelerinin (2,7 trilyon TL) yanında devede kulak kalması, bu bütçenin bir üreAm bütçesi değil, bir rant bütçesi olduğunu tescillemektedir. ÇiXçiye, üreAciye reva görülen destek, faizcilere aktarılan kaynağın on beşte biri bile değildir. Bu tablo, ikAdarın tercihini üreAmden yana değil, finansal sermayeden yana kullandığını açıkça ortaya koymaktadır. "Faiz sebep, enflasyon sonuç" teziyle çıkılan yolun sonu hem faizin hem enflasyonun patladığı, hazinenin faiz yükü alWnda ezildiği bir çıkmaz sokak olmuştur. Bütçenin gelir taramna bakıldığında ise adaletsizliğin kurumsallaşWğı görülmektedir. Vergi yükü, yine dar ve sabit gelirli vatandaşın, bordrolu çalışanın ve esnamn sırWna yüklenmişAr. 2026 bütçesinde Gelir Vergisi tahsilaWnda yüzde 65,1'lik bir arWş hedeflenirken, Kurumlar Vergisi'nde yüzde 1,5'lik bir azalış öngörülmesi, vergi poliAkasındaki çarpıklığın en bariz örneğidir. Enflasyonun alWnda ezilen ücretli çalışanların vergi yükü arWrılırken, şirketlerin vergi yükünün oransal olarak azalWlması, sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Dolaylı vergilerin (KDV, ÖTV) toplam vergi gelirleri içindeki ağırlığının yüksek seyretmeye devam etmesi, "vergide adalet" söyleminin havada kaldığını göstermektedir. Özel TükeAm Vergisi'nde yüzde 19,4, Dahilde Alınan KDV'de yüzde 27'lik arWş hedefleri, iğneden ipliğe her şeye zam geleceğinin ve vatandaşın alım gücünün daha da düşeceğinin habercisidir. Damga vergisi ve harçlarda öngörülen yüzde 40 ila yüzde 60 arasındaki arWşlar ise devleAn sunduğu hizmetlerin maliyeAnin fahiş oranlarda arWrılacağını, vatandaşın devlet kapısındaki her işleminin daha pahalı hale geleceğini göstermektedir. 2025 Teklif 2025 Gerçekleşme Tahmini 2026 Teklif Vergi Gelirleri (milyon TL) 11.138.800 10.733.554 13.783.100 Gelir Vergisi (milyon TL) 2.130.000 2.784.029 3.517.027 Gelir Vergisi/ Vergi Gelirleri (%) 19,22 25,93 25,51 10 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) TBMM, CUMHURBAŞKANLIĞI VE BAKANLIKLAR 2026 BÜTÇELERİ 2025– Merkezi 2024 Bütçesi 2024 Bütçesi 2025 Bütçesi 2025 Haziran Sonu 2026 Bütçe Teklifi 2026 Bakanlık/Kurum Adı Bütçe Başlangıç Ödeneği Gerçekleşen Başlangıç Ödeneği Harcama (₺) Değişim Payı (%) (%) Adalet Bakanlığı 198.703.054.000 200.431.902.092 280.275.802.000 131.887.997.549 389.560.443.000 %38,99 %2,06 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 334.349.925.000 316.661.872.003 407.010.627.000 186.668.859.468 531.905.396.000 %30,7 %2,81 Cumhurbaşkanlığı 12.283.843.000 12.572.434.218 16.928.146.000 6.607.824.522 21.286.534.000 %25,75 %0,11 Çalışma ve Sosyal Güvenlik 625.780.424.000 421.348.414.294 865.356.500.000 272.447.413.087 447.903.261.000 %–48,24 %2,37 Bakanlığı Çevre, Şehircilik ve İklim 271.741.383.000 407.741.765.066 219.294.468.000 118.921.503.646 275.011.091.000 %25,40 %1,45 Değişikliği Bakanlığı Dışişleri Bakanlığı 31.373.647.000 26.624.633.022 39.035.706.000 14.857.183.557 46.805.514.000 %19,9 %0,25 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 48.323.176.000 38.180.683.353 45.332.020.000 15.251.828.758 36.097.800.000 %−20,37 %0,19 Türkiye Büyük Millet Meclisi Gençlik ve Spor Bakanlığı 171.030.724.000 172.943.491.500 231.922.274.000 108.657.950.850 300.302.192.000 %30,7 %1,59 ‒ 1308 ‒ Hazine ve Maliye Bakanlığı 4.564.413.425.000 4.546.035.368.814 6.598.875.177.000 3.228.758.109.267 8.840.323.158.000 %33,97 %46,70 İçişleri Bakanlığı 76.295.436.000 79.904.049.455 96.401.694.000 44.104.625.495 119.506.858.000 %23,97 %0,63 Kültür ve Turizm Bakanlığı 38.964.106.000 49.379.941.421 53.202.392.000 23.077.322.675 69.999.818.000 %31,57 %0,37 Milli Eğitim Bakanlığı 1.092.129.668.000 1.105.444.631.033 1.451.715.540.000 678.246.507.864 1.943.965.746.000 %33,9 %10,27 Milli Savunma Bakanlığı 440.496.960.000 428.981.489.114 623.899.190.000 252.008.365.117 822.930.177.000 %31,9 %4,35 Sağlık Bakanlığı 732.562.378.000 783.041.606.581 1.020.317.291.000 489.537.522.168 1.474.947.780.000 %44,57 %7,79 Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 78.995.069.000 78.995.069.000 124.497.913.000 47.220.956.112 176.966.775.000 %42,14 %0,93 Tarım ve Orman Bakanlığı 283.124.800.000 305.536.573.785 438.122.123.000 195.207.037.074 541.840.483.000 %17,51 %2,86 Ticaret Bakanlığı 38.501.707.000 42.988.263.511 56.233.383.000 24.943.411.832 76.251.159.000 %35,59 %0,40 (Sıra Sayısı: 226-227) Türkiye Büyük Millet Meclisi 9.536.586.000 10.946.620.007 17.817.190.000 7.240.237.462 27.235.264.000 %52,8 %0,14 Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 369.082.137.000 345.688.878.662 479.273.718.000 187.225.051.169 525.260.273.000 %9,59 %2,78 11 ‒ 1309 ‒ MERKEZİ BÜTÇE İÇİNDEKİ DİĞER İDARE BÜTÇELERİ (GENEL BÜTÇELİ İDARELER) DEĞİŞİM Merkezi Bütçe KURUMLAR 2025 2026 (%) Payı (%) ANAYASA MAHKEMESİ 789.466.000 996.693.000 %26,25 %0,005 YARGITAY 4.010.716.000 5.238.733.000 %30,62 %0,02 DANIŞTAY 2.389.043.000 3.136.706.000 %31,30 %0,01 HAKİMLER VE SAVCILAR KURULU 1.187.203.000 1.547.695.000 %30,36 %0,008 SAYIŞTAY 3.259.505.000 4.729.868.000 %45,11 %0,02 MİLLİ GÜVENLİK KURULU GENEL 380.778.000 590.052.000 %54,96 %0,003 SEKRETERLİĞİ MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI 28.896.461.000 39.495.902.000 %36,68 %0,20 BAŞKANLIĞI JANDARMA GENEL 261.262.624.000 375.056.157.000 %43,56 %1,98 KOMUTANLIĞI SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI 16.766.308.000 23.093.023.000 %37,73 %0,12 EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 416.426.543.000 554.506.812.000 %33,16 %2,92 DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI 130.119.153.000 174.389.341.000 %34,02 %0,92 AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ 266.923.268.000 373.452.610.000 %39,91 %1,97 BAŞKANLIĞI GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI 47.519.639.000 70.555.179.000 %48,48 %0,37 TAPU VE KADASTRO GENEL 11.172.157.000 15.962.597.000 %42,88 %0,08 MÜDÜRLÜĞÜ METEOROLOJİ GENEL 4.873.426.000 6.086.888.000 %24,90 %0,03 MÜDÜRLÜĞÜ GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI 36.205.532.000 31.613.903.000 %-12,68 %0,16 AVRUPA BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI 6.797.254.000 10.232.906.000 %50,54 %0,05 DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI 1.217.806.000 1.532.678.000 %25,86 %0,008 İLETİŞİM BAŞKANLIĞI 6.155.014.000 7.564.179.000 %22,89 %0,04 MİLLİ SARAYLAR İDARESİ 3.113.542.000 4.084.667.000 %31,19 %0,02 BAŞKANLIĞI STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI 290.238.912.000 378.985.152.000 %30,58 %2 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANLIĞI 405.463.000 563.370.000 %38,94 %0,003 DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUMLAR 2025-2026 Değişim KURUMLAR 2025 2026 Oranı (%) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU 1.919.952.000 3.373.876.000 %75,73 BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU 47.729.000.000 54.670.000.000 %14,54 SERMAYE PİYASASI KURULU 2.500.000.000 6.500.000.000 %160,00 BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME 7.263.100.000 10.103.000.000 %39,10 KURUMU ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU 2.243.803.000 3.014.000.000 %34,33 KAMU İHALE KURUMU 1.800.000.000 2.400.000.000 %33,33 REKABET KURUMU 1.278.253.000 1.679.024.000 %31,35 KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM 501.612.000 758.310.000 %51,17 STANDARTLARI KURUMU KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU 536.250.000 651.100.000 %21,42 NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU 1.965.515.000 2.990.663.000 %52,16 SİGORTACILIK VE ÖZEL EMEKLİLİK DÜZENLEME 625.000.000 1.000.000.000 %60,00 VE DENETLEME KURUMU 12 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1310 ‒ ÖZEL BÜTÇELİ DİĞER İDARELER VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLAR 2025 2026 Değişim (%) TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU 5.126.038.000 6.761.940.000 %31,9 ÖLÇME SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI 5.822.457.000 8.967.537.000 %54,0 SAVUNMA SANAYİ BAŞKANLIĞI 1.137.681.000 1.546.524.000 %35,9 ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU 166.266.000 245.238.000 %47,5 ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ 81.941.000 123.612.000 %50,9 ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ 88.104.000 133.262.000 %51,3 TÜRK DİL KURUMU 191.653.000 313.519.000 %63,6 TÜRK TARİH KURUMU 278.733.000 375.561.000 %34,7 TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU 46.163.803.000 58.465.987.000 %26,6 TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ 191.827.000 270.141.000 %40,8 KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 349.452.370.000 389.228.530.000 %11,4 DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 4.007.399.000 5.295.573.000 %32,1 DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3.911.872.000 5.248.396.000 %34,2 ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 45.494.330.000 59.930.736.000 %31,7 VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 4.630.365.000 5.447.225.000 %17,6 TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 912.027.000 1.255.592.000 %37,7 MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 7.126.628.000 10.301.541.000 %44,6 SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 724.211.000 905.000.000 %25,0 TÜRK AKREDİTASYON KURUMU 394.441.000 478.386.000 %21,3 TÜRK STANDARDLARI ENSTİTÜSÜ 5.712.053.000 7.015.285.000 %22,8 TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU 1.106.021.000 1.492.220.000 %34,9 KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME VE 11.165.313.000 13.501.279.000 %20,9 DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI 3.261.899.000 3.800.063.000 %16,5 GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ 1.180.824.000 1.405.112.000 %19,0 ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI 362.026.000 474.722.000 %31,1 KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU 340.972.000 470.508.000 %38,0 CEZA İNFAZ KURUMLARI İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI 19.277.796.000 25.019.451.000 %29,8 KURUMU MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU BAŞKANLIĞI 229.068.000 280.439.000 %22,4 YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI 2.635.494.000 3.229.498.000 %22,5 TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI 626.998.000 983.718.000 %56,9 DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ 518.563.000 586.755.000 %13,2 BAŞKANLIĞI KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI 632.342.000 756.949.000 %19,7 DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ 1.018.014.000 1.156.266.000 %13,6 BAŞKANLIĞI DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 197.609.747.000 233.036.886.000 %17,9 TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ 36.735.000 48.923.000 %33,2 TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU 1.857.738.000 2.512.134.000 %35,2 TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU 250.368.000 360.920.000 %44,2 TÜRKİYE SAĞLIK ENSTİTÜLERİ BAŞKANLIĞI 1.728.766.000 2.451.225.000 %41,8 HELAL AKREDİTASYON KURUMU 73.591.000 105.677.000 %43,6 MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3.791.488.000 2.597.880.000 %-31,5 TÜRKİYE UZAY AJANSI 2.344.953.000 5.917.250.000 %152,3 KAPADOKYA ALAN BAŞKANLIĞI 373.370.000 448.590.000 %20,1 TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ 299.850.000 389.420.000 %29,9 TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU 2.869.267.000 3.364.498.000 %17,3 ULUDAĞ ALAN BAŞKANLIĞI 72.927.000 112.783.000 %54,7 KENTSEL DÖNÜŞÜM BAŞKANLIĞI 136.557.896.000 111.125.662.000 %-18,6 DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 8.372.565.000 - ÖZEL BÜTÇELİ DİĞER KURUMLAR 871.836.225.000 986.310.978.000 %13,1 YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI 488.405.230.000 651.020.702.000 %33,3 ÖZEL BÜTÇELİ DİĞER KURUMLAR + YÜKSEKÖĞRETİM 1.360.241.455.000 1.637.331.680.000 %20,4 KURUMLARI TOPLAMI 13 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1311 ‒ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE ÖDENEKLERİNİN PROGRAMLARA GÖRE DAĞILIMI (2025-2026) PROGRAMLAR 2025 2026 Değişim (%) AİLENİN KORUNMASI VE GÜÇLENDİRİLMESİ 16.666.881.000 21.804.400.000 30,8 AKTİF VE SAĞLIKLI YAŞLANMA 15.097.557.000 21.541.103.000 42,7 ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 63.467.534.037 84.801.928.000 33,6 BAĞIMLILIKLA MÜCADELE 11.897.485.000 14.959.024.000 25,7 BİLGİ VE İLETİŞİM 17.427.562.000 23.292.789.000 33,7 BÖLGESEL KALKINMA 7.045.759.000 8.309.259.000 17,9 ÇOCUKLARIN KORUNMASI VE GELİŞİMİNİN SAĞLANMASI 41.002.549.000 54.803.330.000 33,7 CUMHURBAŞKANLIĞI 7.066.146.000 10.803.534.000 52,9 DEMİRYOLU ULAŞIMI 305.228.361.000 377.196.243.900 23,6 DENİZYOLU ULAŞIMI 5.659.988.000 6.809.995.000 20,3 DİN HİZMETLERİ VE YAYGIN DİN EĞİTİMİ 127.269.146.000 170.704.602.000 34,1 DIŞ DENETİM VE HESAP YARGILAMASI 2.562.118.000 3.675.430.000 43,5 DIŞ POLİTİKA 45.798.666.000 56.756.849.000 23,9 ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ PİYASASI 515.567.510.000 428.249.315.000 -16,9 ENGELLİLERİN TOPLUMSAL HAYATA KATILIMI VE ÖZEL EĞİTİM 192.206.111.000 250.365.813.000 30,3 FİNANSAL SİSTEMİN GELİŞTİRİLMESİ VE SİGORTACILIK 82.241.986.000 103.765.538.000 26,2 GENÇLİK 11.256.295.000 14.011.191.000 24,5 GÖÇ YÖNETİMİ 31.271.874.000 25.821.430.000 -17,4 HAYAT BOYU ÖĞRENME 35.791.042.000 42.265.105.000 18,1 HAZİNE VARLIKLARININ VE YÜKÜMLÜLÜKLERİNİN YÖNETİMİ 2.011.339.382.000 3.003.687.517.000 49,3 HUKUK VE ADALET 279.632.610.000 390.922.734.000 39,8 İNSAN HAKLARI 726.999.000 932.605.000 28,3 İSTATİSTİK 3.978.935.000 5.266.293.000 32,4 İSTİHDAM 311.329.226.000 400.642.751.000 28,7 KADININ GÜÇLENMESİ 5.941.139.000 7.997.891.000 34,6 KAMU DENETÇİLİĞİ 311.713.000 431.323.000 38,4 KAMU GELİRLERİ YÖNETİMİ 39.569.889.000 58.459.523.000 47,7 KARAYOLU ULAŞIMI 329.853.395.000 365.156.017.000 10,7 KAYIT DIŞI EKONOMİYLE MÜCADELE 21.745.267.562 30.099.870.000 38,4 KIRSAL KALKINMA 41.663.579.000 60.502.025.000 45,2 KOMBİNE TAŞIMACILIK, LOJİSTİK VE TEHLİKELİ MAL TAŞIMACILIĞI 4.421.813.000 6.044.149.100 36,7 KORUYUCU SAĞLIK 274.404.018.000 407.379.487.000 48,5 METEOROLOJİ 4.241.596.000 5.276.680.000 24,4 MİLLİ KÜLTÜR 38.564.559.000 46.707.185.000 21,1 ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME 5.968.091.000 9.269.003.000 55,3 ORMANLARIN VE DOĞANIN KORUNMASI İLE SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNETİMİ 37.091.299.000 49.272.453.000 32,8 ORTAÖĞRETİM 432.578.181.000 583.300.407.000 34,8 SANAT VE KÜLTÜR EKONOMİSİ 10.799.429.000 14.780.112.000 36,9 SANAYİNİN GELİŞTİRİLMESİ, ÜRETİM VE YATIRIMLARIN DESTEKLENMESİ 129.542.286.000 177.202.278.000 36,8 ŞEHİRCİLİK VE RİSK ODAKLI BÜTÜNLEŞİK AFET YÖNETİMİ 426.252.491.000 510.884.378.000 19,9 ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER 14.551.106.000 19.144.716.000 31,6 SINAİ MÜLKİYET HAKLARI 652.464.000 855.739.000 31,2 SOSYAL GÜVENLİK 1.822.358.870.000 1.872.495.103.000 2,8 SPORUN GELİŞTİRİLMESİ VE DESTEKLENMESİ 35.338.585.000 45.375.451.000 28,4 STRATEJİK YÖNETİM VE KAYNAK TAHSİSİ 8.073.158.000 10.240.350.000 26,8 SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ 19.398.392.000 18.948.609.000 -2,3 TABİİ KAYNAKLAR 9.622.599.000 11.162.158.000 16,0 TAPU VE KADASTRO 9.455.917.000 12.648.188.000 33,8 TARIM 358.180.194.000 457.587.084.000 27,8 TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 826.722.724.000 1.181.520.201.000 42,9 TEMEL EĞİTİM 774.292.939.000 1.025.680.044.000 32,5 TİCARETİN DÜZENLENMESİ, GELİŞTİRİLMESİ VE KOLAYLAŞTIRILMASI 56.214.711.838 60.859.585.000 8,3 TOPLUM GÜVENLİĞİ 643.268.130.000 881.944.651.695 37,1 TOPRAK VE SU KAYNAKLARININ KULLANIMI VE YÖNETİMİ 196.008.316.000 232.161.510.000 18,4 TRAFİK GÜVENLİĞİ 40.887.341.000 49.950.705.000 22,2 TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 27.915.740.600 34.677.230.000 24,2 STANDARDİZASYONU TURİZMİN GELİŞTİRİLMESİ 7.031.981.000 9.339.479.000 32,8 ULUSAL SAVUNMA VE GÜVENLİK 902.899.183.000 1.183.862.695.000 31,1 14 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1312 ‒ ULUSLARARASI EĞİTİM İŞ BİRLİKLERİ VE YURTDIŞI EĞİTİM 15.446.648.000 17.469.139.000 13,1 ULUSLARARASI KALKINMA İŞBİRLİĞİ 4.753.814.000 5.457.454.000 14,8 UZAY VE HAVACILIK 5.052.473.000 8.729.002.000 72,8 VATANDAŞLIK VE SİVİL TOPLUM 16.189.587.000 21.725.206.000 34,2 YASAMA 11.213.090.000 16.128.331.000 43,8 YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ 1.348.491.670.000 1.660.502.632.000 23,1 YOKSULLUKLA MÜCADELE VE SOSYAL YARDIMLAŞMA 362.062.314.000 553.584.143.000 52,9 YÜKSEKÖĞRETİM 519.671.246.120 680.585.918.000 31,0 YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 458.577.249.843 620.605.613.305 35,3 PROGRAM DIŞI GİDERLER 1.595.593.996.000 1.928.593.989.000 20,9 MAKROEKONOMİK GÖRÜNÜM İk;sadi Büyüme ve Kişi Başına Milli Gelir İkAdarın 2026 bütçe sunuşunda çizdiği pembe tablo ile milleAn çarşıda, pazarda, murakta yaşadığı kara kış arasındaki uçurum, makroekonomik verilerin detaylı analiziyle daha da belirginleşmektedir. Hükümet, Türkiye’nin kişi başına düşen milli gelirinin 17 bin dolar seviyesine çıkacağını ve ülkemizin "Yüksek Gelirli Ülkeler" sınımna terfi edeceğini müjdelemektedir. Ancak bu iddia, sokağın gerçekliğinden kopuk, teknik hesaplama yöntemlerinin sınırlarını zorlayan ve ikAsadi temellerden yoksun bir "sanal refah" yaratma çabasından ibaredr. Büyüme rakamlarının kalitesi, kapsayıcılığı ve sürdürülebilirliği sorgulandığında, ortada övünülecek bir başarı hikayesi değil, hormonlu bir büyüme ve illüzyonist bir istaAsAk yöneAmi olduğu açıkça görülmektedir. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın bütçe sunuşunda dile geArdiği "Türkiye hızlı koştu" iddiası, küresel verilerle kıyaslandığında geçerliliğini yiArmektedir. Türkiye ekonomisi, AK ParA ikAdarının devraldığı dönemde dünya ekonomisinde 16-17. sıralardayken, aradan geçen yirmi üç yılın sonunda, 2024 yılı iAbarıyla yine 17. sırada yer almaktadır. Çeyrek asırlık bir ikAdar döneminde, dünya sıralamasında bir basamak dahi yukarı çıkılamamış olması, "hızlı koşma" iddiasını boşa çıkarmaktadır. Kişi başına düşen gelir sıralamasında da durum farklı değildir. 2002 yılında devralınan Türkiye, kişi başı gelirde dünyada 75. sıradayken, uygulanan doğru poliAkaların mirasıyla 2005-2015 döneminde bir miktar yükseliş göstermiş, ancak bugün gelinen noktada (2024) yeniden 75. sıraya gerilemişAr. 15 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1313 ‒ İkAdar, kendi döneminde büyüme oranlarının ar|ğını iddia etse de bu arWş, küresel likidite bolluğunun yaşandığı ve tüm gelişmekte olan ülkelerin hızlı büyüdüğü bir döneme denk gelmişAr. Türkiye, kendi ligindeki gelişmekte olan ülkelerle kıyaslandığında 1981- 2002 yılları arasında yarım puanlık daha hızlı büyümeye sahipken AK ParA döneminde poziAf bir ayrışma gösterememişAr. 2003-2024 döneminde Türkiye’nin ortalama büyüme hızı ile gelişmekte olan ülkelerin ortalama büyüme Türkiye’nin büyüme hızını geçmişAr. Dolayısıyla, ortada Türkiye’ye özgü bir başarı hikayesi değil, küresel rüzgârla şişen yelkenlerin hikayesi vardır. Rüzgâr dindiğinde ise geminin olduğu yerde saydığı, haZa su almaya başladığı görülmektedir. HükümeAn "Kişi başı gelir 17 bin dolara çıkacak, yüksek gelirli ülke olacağız" söylemi, vatandaşın cebine giren parayla değil, kâğıt üzerindeki hesaplamalarla ilgilidir. Bir ülkede 24 milyon insan açlık sınırının alWnda bir gelirle yaşamaya çalışırken, emeklilerin yarısı 12.500 TL’ye mahkûm edilmişken, çalışanların yüzde 50’si asgari ücret sarmalına girmişken "zenginleşAk" demek, milleAn aklıyla alay etmekAr. 17 bin dolar, bugünkü kurla yaklaşık 600 bin TL yapmaktadır. Dört kişilik bir aile için bu rakam 2,4 milyon TL yıllık gelir demekAr. Hangi asgari ücretlinin, hangi emeklinin, hangi memurun evine bu para girmektedir? Bu rakam, gelir dağılımındaki korkunç adaletsizliğin bir sonucudur. Bir yanda serveAne servet katan, dünyada dolar milyoneri sayısını en hızlı arWran bir azınlık; diğer yanda pazar arWklarıyla beslenmeye çalışan milyonlar varken, ortalama kişi başı gelirin yükselmesi "kalkınma" değil, "adaletsiz büyüme"dir. IMF, Dünya Bankasının aksine, gelişmişlik seviyesini belirlerken sadece bu aritmeAk hesaba bakmamaktadır. Hukukun üstünlüğü, yolsuzlukla mücadele, basın özgürlüğü, insani gelişmişlik gibi kriterlerde Türkiye, "yüksek gelirli ülkeler" liginde değil, üçüncü dünya ülkeleri ligindedir. Hukukun olmadığı, mülkiyet güvencesinin zedelendiği, kurumsal kapasitenin çöktüğü bir ülkede, kâğıt üzerinde gelir artsa bile bu durum kalıcı refaha dönüşmemektedir. 16 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1314 ‒ Bu sanal zenginleşmenin teknik arka planında ise GSYH deflatörü ile enflasyon (TÜFE/ÜFE) arasındaki ilişkinin kopmuş olması yatmaktadır. İkAsat biliminin temel kurallarına göre, milli gelir hesaplamasında kullanılan deflatör (milli gelir enflasyonu) ile piyasadaki enflasyon oranlarının paralel seyretmesi gerekir. Ancak Türkiye'de son üç yılda bu ilişki izah edilemez bir şekilde bozulmuştur. TÜİK verilerine göre 2023 ve 2024 yıllarında deflatör ile TÜFE-ÜFE sepeA arasında 16 puana varan bir makas oluşmuştur. Bu durum iki ihAmali ortaya çıkarmaktadır: Ya TÜFE olduğundan düşük ölçülerek vatandaşın ücret arWşları baskılanmakta ve milleAn cebinden para çalınmaktadır; ya da milli gelir deflatörü olduğundan yüksek gösterilerek GSYH rakamı ve dolayısıyla kişi başı gelir sanal olarak şişirilmektedir. Her iki durumda da ortada bir veri manipülasyonu ve gerçeği gizleme çabası vardır. Bu "köpük" büyüme, vatandaşın sofrasına ekmek, çocuğuna süt, gencine iş olarak dönmemektedir. Deflatör oyunlarıyla büyütülen milli gelir, sadece ikAdarın "büyüme" propagandasının bir aracıdır. Büyümenin niteliği incelendiğinde karşılaşılan bir diğer sorunlu alan ise Toplam Faktör Verimliliği (TFV) iddiasıdır. İkAdar, 2025 yılının ilk yarısındaki büyümenin önemli bir kısmının ve 2025 geneli için öngörülen büyümenin 2 puanının toplam faktör verimliliğinden kaynaklandığını iddia etmektedir. Toplam Faktör Verimliliği; eğiAm kalitesi, hukuk sistemi, 17 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1315 ‒ kurumsal yapı, teknolojik yenilik ve yöneAm becerisi gibi "sermaye ve işgücü arWşıyla açıklanamayan" verimlilik arWşlarını ifade eder. Bir ülkede hukuk sistemi çökmüşse, yolsuzluk algısı artmışsa, eğiAm sistemi alarm veriyorsa, beyin göçü hızlanmışsa, mülkiyet güvencesi kalmamışsa ve sivil toplum baskı alWndaysa, o ülkede toplam faktör verimliliğinin artması ikAsadi olarak mümkün değildir. Türkiye'nin son yıllardaki kurumsal erozyonu, TFV arWşını imkânsız kılmaktadır. Veriler de bunu doğrulamaktadır. Penn World Table verilerine göre Türkiye'nin toplam faktör verimliliği seviyesi, 2002 yılı ile 2023 yılı arasında neredeyse aynı kalmışWr, haZa son yıllarda düşüş eğilimindedir. Çin, Hindistan, Doğu Avrupa ülkeleri verimliliklerini arWrırken, Türkiye yerinde saymaktadır. Dolayısıyla ikAdarın verimlilik kaynaklı büyüme iddiası, gerçeklerle örtüşmemekte, büyümenin kaynağının verimlilik değil, tükeAm ve kamu harcamaları olduğu gerçeğini gizlemeye çalışmaktadır. 18 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1316 ‒ Bu bakış açısıyla değerlendirildiğinde 2026 yılı bütçesinin dayandığı makroekonomik çerçeve, sağlam temeller üzerine değil, sahte bir istaAsAk mühendisliği üzerine kuruludur. Büyüme rakamları, isAhdam yaratmayan, gelir dağılımını bozan, dışa bağımlı ve enflasyonist bir karakter taşımaktadır. "Yüksek gelirli ülke" olma hedefi, vatandaşın refahını değil, ikAdarın siyasi bekasını önceleyen bir vitrin süsüdür. Türkiye ekonomisinin ihAyacı olan şey, kâğıt üzerinde şişirilen rakamlar değil; hukukun üstünlüğüne, güvene, liyakata ve üreAme dayalı, tabana yayılan, isAhdam yaratan ve yoksulluğu biAren gerçek bir kalkınma hamlesidir. Mevcut bütçe teklifi ve dayandığı makroekonomik varsayımlar, bu ihAyaçtan tamamen uzakWr. Bu bütçe, büyüdükçe fakirleşen, çalışWkça yoksullaşan bir Türkiye tablosunu kalıcı hale geArme belgesidir. Enflasyon ve Fiyat İs;krarı İkAdarın yıllardır "tek haneli enflasyon" vaadiyle milleA oyaladığı, ancak her yıl hedeflerin şaşWğı ve revize edildiği bir ekonomik iklimde, 2026 yılı bütçesi de enflasyonla mücadele konusunda güven vermekten uzakWr. "Faiz sebep, enflasyon sonuç" gibi ikAsat bilimine aykırı tezlerle denenen ve ülke ekonomisini laboratuvara çeviren anlayışın faturası, ne yazık ki kronikleşen hayat pahalılığı olarak vatandaşın sofrasına yansımışWr. Hükümet, baz etkisiyle gerçekleşen matemaAksel düşüşleri enflasyonunla mücadele başarısı şeklinde pazarlamaya çalışsa da çarşıdaki, pazardaki ve markeZeki yangın sönmemişAr. Fiyat arWş hızının azalması, fiyatların düştüğü anlamına gelmemektedir; aksine, eAketler her gün değişmeye, vatandaşın alım gücü her geçen gün erimeye devam etmektedir. İkAdarın 2025 yılı için belirlediği enflasyon hedeflerinin dahi tutmadığı, yıl sonu tahminlerinin sürekli yukarı yönlü revize edildiği bir ortamda, 2026 yılı için öngörülen yüzde 16’lık enflasyon hedefi de gerçekçi bir planlamadan ziyade bir "temenni" niteliği taşımaktadır. Enflasyonla mücadelenin en temel şarW olan "güven" olgusu, bizzat kamu kurumlarının açıkladığı verilerle zedelenmişAr. Türkiye İstaAsAk Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon verileri ile vatandaşın hissedği enflasyon arasındaki makasın tarihi zirvelere ulaşması, ekonomi yöneAmine olan güveni tamamen biArmişAr. Özellikle GSYH hesaplamasında kullanılan deflatör ile TÜFE arasındaki ilişkinin kopması, bu güvensizliğin en büyük teknik kanıWdır. Bu durum, enflasyonun kâğıt üzerinde düşük gösterilerek memurun, emeklinin ve işçinin maaş zammının Wrpanlandığı gerçeğini ortaya koymaktadır. Hükümet, bir yandan milli geliri 19 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1317 ‒ hesaplarken deflatörü yüksek tutarak büyümeyi şişirmekte, diğer yandan maaş zamlarını belirlerken TÜFE’yi düşük göstererek vatandaşın cebinden servet transferi yapmaktadır. Enflasyonist sürecin en yıkıcı etkisi, şüphesiz gıda fiyatlarında ve temel yaşam maliyetlerinde görülmektedir. Dünya genelinde gıda fiyatları düşüş eğilimindeyken veya yatay seyrederken, Türkiye gıda enflasyonunda OECD ve G20 ülkeleri arasında negaAf ayrışmaya devam etmektedir. Tarımsal üreAm maliyetlerinin artması, mazot, gübre ve yem fiyatlarındaki fahiş arWşlar ve yanlış tarım poliAkaları, sofradaki ekmeği, sütü, eA lüks tükeAm maddesi haline geArmişAr. İkAdarın fiyat isAkrarı söylemi, muraktaki yangını söndürmeye yetmemektedir. OECD verilerine göre gıda enflasyonunda şampiyonluğa oynayan Türkiye’de, vatandaşın en temel protein kaynaklarına ulaşımı dahi imkânsızlaşmışWr. Dar gelirli aileler için sağlıklı beslenmek bir hak olmaktan çıkmış, bir ayrıcalık haline gelmişAr. Bu durum, sadece bugünü değil, yetersiz beslenen nesiller nedeniyle ülkemizin geleceğini de tehdit eden bir halk sağlığı sorununa dönüşmüştür. Enflasyonist sürecin vatandaşın alım gücü üzerindeki yıkıcı etkisi, ikAdarın yüksek gelirli ülke söylemleriyle değil, hanehalkının yaşadığı derin yoksunlukla ölçülmelidir. Tükenişin en somut göstergesi sofradaki yangındır. Bir yanda kâğıt üzerinde artan milli gelir rakamları konuşulurken, diğer yanda nüfusun yüzde 30,2'si, yani her 10 kişiden 3'ü, günde en az bir kez et, tavuk veya balık içeren bir öğüne ulaşamamaktadır. HükümeAn refah arWşı vaatleri, vatandaşın en temel protein ihAyacını dahi karşılayamadığı gerçeği karşısında hükmünü yiArmektedir. Benzer şekilde, toplumun yüzde 49'u evden uzakta bir haXalık taAl masramnı karşılayamazken, yüzde 64'ü ekonomik nedenlerle herhangi bir boş zaman akAvitesine kaWlamadığını beyan etmektedir. Bu veriler, enflasyonun sadece eAketlerin değişmesi değil, yaşam standartlarının çökmesi ve sosyal hayaWn tükenmesi anlamına geldiğini; vatandaşın alım gücünün, en temel insani ihAyaçları dahi karşılamaktan uzaklaşWğını acı bir şekilde ortaya koymaktadır. Enflasyon beklenAlerinin yöneAmi konusundaki başarısızlık da devam etmektedir. Merkez Bankası’nın enflasyon hedefleri ile piyasa kaWlımcılarının ve hanehalkının beklenAleri arasında uçurum vardır. Merkez Bankası, sürekli olarak yıl sonu tahminlerini yukarı yönlü revize etmek zorunda kalmakta, bu da "hedef" kavramını anlamsızlaşWrmaktadır. 20 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1318 ‒ Enflasyonun sebebi olarak sürekli dışsal faktörlerin, küresel gelişmelerin veya "mrsatçıların" gösterilmesi, ikAdarın sorumluluktan kaçma refleksidir. Oysa Türkiye’deki enflasyonun ana sebebi, yıllarca sürdürülen yanlış para poliAkaları, kamudaki israf, üreAmden kopuk büyüme modeli ve Türk lirasının değer kaybıdır. Kur Korumalı Mevduat (KKM) gibi, günü kurtarmaya yönelik ancak Hazineye ve Merkez Bankası’na devasa yükler bindiren uygulamalar, parasal genişlemeye neden olarak enflasyonu körüklemişAr. Şimdi ise bu hataların bedeli, yüksek faiz ve yüksek vergi olarak vatandaşa ödeAlmektedir. İkAdar, enflasyonu düşürmek için talebi kısmaya çalışırken, aslında vatandaşın boğazını sıkmaktadır. Buna karşılık kamudaki israf ve verimsizlik aynen devam etmektedir. HükümeAn, kendi harcamalarından tasarruf etmezken, vatandaştan fedakârlık beklemesi ne ahlakla ne de ikAsat bilimi ile bağdaşmaktadır. Mevcut bütçe teklifi, enflasyonla mücadele eden değil, enflasyonu besleyen bir yapıdadır. Bütçe giderlerindeki yüzde 28,5’lik arWş, yöneAlen ve yönlendirilen fiyatlara yapılacak zamların habercisidir. Vergi arWşları ve harçlara yapılacak zamlar, maliyet enflasyonu yaratarak fiyatlar genel düzeyini yukarı çekecekAr. İkAdarın 2026 yılı için öngördüğü "tek haneye yaklaşan enflasyon" hedefi, bu bütçe büyüklükleri ve harcama iştahıyla tuZurulması imkânsız bir hayalden ibaredr. Enflasyon, sadece bir rakam değil, toplumsal bir tahriba|r; gelir dağılımını bozan, ahlaki yozlaşmayı arWran ve toplumsal barışı tehdit eden bir canavardır. Bu bütçe, bu canavarla mücadele etmek yerine, onu beslemekte ve faturasını yine dar gelirli vatandaşa kesmektedir. İşgücü Piyasası ve İs;hdam İkAdarın ekonomi yöneAmindeki başarısızlığını gizlemek için en sık başvurduğu yöntemlerden biri, işgücü piyasası verilerini kendi başarı hikayesine uygun bir şekilde makyajlayarak sunmakWr. 2026 bütçe sunuşunda da benzer bir tabloyla karşılaşılmışWr. Hükümet, manşet işsizlik oranının tek hanelere düştüğünü ve 2028 yılında yüzde 8’in alWna inerek tarihi bir başarı yakalanacağını iddia etmektedir. Ancak Türkiye’nin isAhdam piyasasındaki gerçeklik, TÜİK’in dar tanımlı işsizlik rakamlarına hapsedilemeyecek kadar derin ve yakıcıdır. Sokaktaki gerçek, milyonlarca vatandaşımızın işsizlik kıskacında kıvrandığını, iş bulma ümidini kaybederek işgücü piyasasından çekildiğini ve çalışanların dahi yoksulluk 21 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1319 ‒ sınırının alWnda ücretlere mahkûm edildiğini göstermektedir. Dolayısıyla ikAdarın "işsizliği düşürdük" söylemi, istaAsAki bir illüzyondan ibaret olup, milleAn yaşadığı "işsizlik ve geleceksizlik" travmasını yansıtmaktan uzakWr. İsAhdam piyasasının gerçek fotoğramnı çekmek için bakılması gereken yer, ikAdarın övünerek anla|ğı "Manşet İşsizlik Oranı" değil, Türkiye İstaAsAk Kurumu’nun verileriyle hesaplanan "ÂWl İşgücü Oranı" dır. "Timsahın Ağzı" metaforuyla adlandırdığımız tablo, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu isAhdam krizini en net şekilde özetlemektedir. Grafikler incelendiğinde, manşet işsizlik oranı yatay veya sınırlı bir düşüş eğilimi gösterirken, geniş tanımlı işsizliği ifade eden âWl işgücü oranının hızla yükseldiği görülmektedir. Bu iki veri arasındaki makas, Wpkı bir Amsahın ağzı gibi açılmaktadır. TÜİK verilerine göre âWl işgücü oranı yüzde 27-28 bandına oturmuş durumdadır. Bu oran, Türkiye’de çalışmak istediği halde iş bulamayan, iş bulma ümidini kesAği için iş aramayı bırakan veya eksik isAhdam edilen milyonlarca vatandaşımızın olduğunu ortaya koymaktadır. Hükümet, iş aramaktan yorulup evine kapanan vatandaşlarımızı "işsiz" saymayarak istaAsAkleri düşürmektedir. 22 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1320 ‒ Avrupa Birliği’nde âWl işgücü oranının yüzde 10,9 seviyesinde olduğu düşünüldüğünde, Türkiye’deki yüzde 28’lik oranın ne denli vahim bir tablo olduğu daha iyi anlaşılacakWr. Avrupa’nın üç kaW kadar âWl işgücüne sahip bir ülkede, işsizlik sorununun çözüldüğünü iddia etmek, milleAn aklıyla alay etmekAr. İşgücü piyasasının en kırılgan ve en stratejik grubu olan gençlerimiz, bu bütçe döneminde de büyük bir umutsuzluk sarmalına terk edilmişAr. Türkiye ne eğiAmde ne de isAhdamda olan gençlerin, yani kamuoyunda bilinen adıyla "ev gençleri" nin oranında OECD ülkeleri arasında zirvededir. Gençlerimizin yaklaşık yüzde 23’ü, yani her dört gençten biri ne okulda eğiAm görmekte ne de bir işte çalışmaktadır. Bu oran, OECD ortalaması olan yüzde 8,8’in neredeyse üç kaWdır. Kolombiya, Meksika ve Brezilya gibi ülkelerin dahi gerisinde kalan Türkiye, genç potansiyelini heba eden bir ülke konumuna düşmüştür. Milyonlarca gencin evde oturması, sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda sosyal bir patlama riski oluşturmaktadır. Öte yandan gençlerin işgücü piyasasına kaWlamaması, yetenek erozyonuna ve beşerî sermayenin değersizleşmesine yol açmaktadır. Bu umutsuzluk tablosunun en acı sonucu ise "Beyin Göçü” dür. Bu göçün önemli bir kısmını, iyi eğiAmli, yabancı dil bilen, meslek sahibi gençlerimiz oluşturmaktadır. Gençlerimiz, kendi ülkelerinde liyakate dayalı bir iş bulma umudunu kaybedkleri için, geleceklerini başka ülkelerde aramaktadır. İkAdarın yara|ğı "tanıdık olmadan iş bulamama" düzeni, mülakatlarda elenen liyakatli gençler ve asgari ücrete mahkûm edilen mühendisler, doktorlar, öğretmenler, ülkenin en büyük serveA olan beşerî sermayeyi yurt dışına itmektedir. Bu, sadece bir işsizlik sorunu değil, aynı zamanda bir "beka" sorunudur. Kendi gençlerine isAhdam ve gelecek sunamayan bir ülkenin, uzun vadeli kalkınma hedeflerine ulaşması mümkün değildir. İsAhdam piyasasının bir diğer yapısal sorunu, işgücüne kaWlım oranlarındaki düşüklük ve özellikle kadın isAhdamındaki yetersizlikAr. Gelişmiş ülkeler kategorisinde yer aldığımız iddia edilse de veriler bunun tam tersini söylemektedir. Gelişmiş 40 ülkenin ortalamasında işgücüne kaWlım oranı yüzde 61,6 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 53,7 seviyesindedir. Asıl dramaAk fark ise kadın isAhdamında görülmektedir. Gelişmiş ülkelerde kadınların işgücüne kaWlım oranı yüzde 56,3 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 36,3’te kalmaktadır. Nüfusun yarısını oluşturan kadınların üreAm sürecinin dışında bırakıldığı bir ekonominin, "yüksek gelirli ülkeler" ligine çıkması aritmeAk olarak da sosyolojik olarak da mümkün değildir. Kadınları eve hapseden, bakım hizmetlerini kamusallaşWramayan ve kadın isAhdamını teşvik edecek mekanizmaları 23 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1321 ‒ kuramayan ikAdar, potansiyel büyümenin önündeki en büyük engeldir. "Kadın-erkek mrsat eşitliği" söylemleri, bütçe rakamlarına ve isAhdam verilerine yansımamakta, kadın yoksulluğu her geçen gün derinleşmektedir. İkAdarın 2026 bütçe sunuşunda dile geArdiği "İşsizlik oranı ilk kez yüzde 8'in alWna inecek" iddiası da geçmiş verilerle çelişmektedir. Sayın Cevdet Yılmaz, bu oranın tarihi bir başarı olacağını savunsa da TÜİK’in kendi yayınladığı "100 Yılın Göstergeleri" kitabına bakıldığında, Türkiye’nin geçmişte yüzde 8’in alWnda işsizlik oranlarını yakaladığı dönemler olduğu görülmektedir. İkAdarın, 2005 sonrası seriyi baz alarak "tarihte ilk kez" algısı yaratmaya çalışması, başarısızlığı örtme çabasından başka bir şey değildir. Kaldı ki, bugün açıklanan yüzde 8,5’lik işsizlik oranı, sağlıklı bir ekonominin sonucu değil; işgücü piyasasından çekilenlerin, iş aramaktan vazgeçenlerin ve istaAsAk dışına iAlenlerin yara|ğı bir tablodur. Ekonominin soğutulduğu, büyümenin yavaşladığı ve sanayi üreAminin daraldığı bir dönemde, işsizlik oranının düşmesi ikAsadi akılla izah edilemez. Bu düşüş, isAhdam yaraWlmasından değil, işgücüne kaWlımın düşmesinden kaynaklanmaktadır ki bu da ekonominin geleceği açısından daha büyük bir tehlike anlamına gelmektedir. İsAhdamın niteliği de en az niceliği kadar sorunludur. Türkiye, "asgari ücretliler ülkesi" haline gelmişAr. Çalışanların yaklaşık yüzde 50’si asgari ücret ve civarında bir gelirle çalışmaktadır. Yükseköğrenim görmüş, meslek sahibi bireylerin dahi asgari ücrete yakın maaşlarla işe başlaması, eğiAmin geArisini düşürmekte ve gençlerin okuma moAvasyonunu kırmaktadır. "Çalışan yoksulluğu" kavramı, AK ParA ikAdarının literatüre soktuğu en acı gerçeklerden biridir. İnsanlar çalışmakta, üretmekte, ancak elde edkleri gelirle karınlarını dahi doyuramamaktadır. 24 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1322 ‒ İkAdarın "ucuz işgücü" üzerine kurguladığı rekabet modeli, vatandaşımızı fakirleşArmiş, Türkiye’yi küresel sermaye için bir "ucuz emek cenneA” ne dönüştürmüştür. Verimlilik arWşına, teknolojiye ve katma değere dayanmayan bu isAhdam yapısı, sürdürülebilir değildir. Gelir Dağılımı ve Yoksulluk Türkiye ekonomisinin son yıllarda ulaşWğı en can yakıcı boyut, gelir dağılımındaki korkunç bozulma ve derinleşen yoksulluktur. İkAdarın büyüme olarak sunduğu rakamların, toplumun tabanına yayılmadığı, aksine belirli bir zümrenin serveAne servet katarken geniş halk kitlelerinin yoksullaşWğı bir "transfer mekanizması" işlevi gördüğü açıkça anlaşılmaktadır. Türkiye, bugün iAbarıyla aynı sınırlar içinde, aynı bayrak alWnda yaşayan ancak birbirinden tamamen kopuk hayat standartlarına sahip iki farklı sosyoekonomik manzara ile karşı karşıyadır. Bir yanda krizden, enflasyondan ve kur arWşından beslenerek serveAni katlayan mutlu bir azınlık; diğer yanda ise barınma, beslenme ve ısınma gibi en temel insani ihAyaçlarını dahi karşılamakta zorlanan, tükenişi iliklerine kadar hisseden milyonlarca vatandaşımız bulunmaktadır. Bu bütçe teklifi, bu uçurumu kapatacak sosyal poliAkaları ve adil vergi düzenlemelerini içermekten uzak olduğu gibi, mevcut adaletsizliği kurumsallaşWran bir yapıdadır. Gelir dağılımındaki bu dramaAk bozulmanın en somut kanıW, uluslararası raporlara yansıyan servet arWş verileridir. "Global Wealth Report 2025" (Küresel Servet Raporu) verilerine göre Türkiye, 2023-2024 döneminde dünyada dolar milyoneri sayısının en hızlı ar|ğı ülke konumundadır. Enflasyonun ve hayat pahalılığının vatandaşın belini büktüğü, emeklinin pazara çıkamaz hale geldiği bir dönemde, Türkiye’de dolar milyonerlerinin sayısının patlama yapması, uygulanan ekonomi modelinin kimlere hizmet edğinin en net göstergesidir. Kriz dönemleri, servet transferi dönemleridir. Türkiye’de bu transfer, yoksuldan alınıp zengine verilerek, dar gelirliden alınıp ranAyeye aktarılarak, ücretli çalışandan alınıp sermayeye transfer edilerek gerçekleşArilmişAr. Rusya, Suudi Arabistan ve Singapur gibi ülkeleri dahi geride bırakarak zenginleşme(!) liginde zirveye oynamak, bir başarı hikayesi değil, sosyal bir felakeAn habercisidir. İkAdar, kişi başı milli gelir arWşıyla bu tabloyu savunmaya çalışsa da artan milli gelirin tabana yayılmadığı, aksine tavanda birikAği bu raporla tescillenmişAr. 25 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1323 ‒ Türkiye İstaAsAk Kurumu’nun (TÜİK) gelir dağılımı verileri de bu adaletsizliği doğrulamaktadır. Türkiye’de en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik kesim, toplam gelirin yüzde 51,9’unu alırken; nüfusun geri kalan yüzde 80’i, gelirin yüzde 48,1’ini paylaşmak zorunda kalmaktadır. Daha da vahimi, en yoksul yüzde 20’lik kesimin milli gelirden aldığı payın sadece yüzde 5,9 seviyesinde kalmasıdır. En zengin ile en yoksul arasındaki farkın bu denli açıldığı bir ülkede, ortalama kişi başı gelirin kâğıt üzerinde artması, yoksulun sofrasındaki ekmeği büyütmemektedir. İkAdarın uyguladığı yüksek enflasyon, düşük ücret ve adaletsiz vergi poliAkaları, orta sınım tamamen yok etmiş, toplumu "zenginler" ve "yoksullar" olarak iki kutba ayırmışWr. Bu bütçe, bu çarpık yapıyı düzeltmek için sermayeye yönelik bir servet vergisi veya adil bir vergi reformu öngörmemekte, aksine dolaylı vergilerle yükü yine tabana yaymaktadır. Yoksulluğun derinliği, sadece gelir rakamlarıyla değil, vatandaşın yaşadığı "yoksunluk" ile ölçülmelidir. TÜİK’in "Yaşam MemnuniyeA AraşWrması" ve "Gelir ve Yaşam Koşulları AraşWrması" verileri, Türkiye’de barınma ve beslenme krizinin boyutlarını gözler önüne sermektedir. Yüksek gelirli ülkeler grubuna girileceğine yönelik iddialara karşılık, Türkiye’de her 10 evden 3’ünün çaWsı akmakta, duvarları nemlenmekte ve çürümektedir. Vatandaşlarımızın 26 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1324 ‒ yüzde 30,2’si, konut izolasyonunun yetersizliği veya yakıt pahalılığı nedeniyle evini yeterince ısıtamamaktadır. 21. yüzyılda, ülkemizde, insanların üçte birinin ısınma sorunu yaşaması, çaWsının akması, "tükeniş” in en somut göstergesidir. Barınma, bir lüks değil en temel insan hakkıdır; ancak mevcut ekonomik koşullar ve konut fiyatlarındaki fahiş arWşlar, sağlıklı bir konuZa yaşamayı vatandaşlarımız için hayal haline geArmişAr. Beslenme ve sosyal hayata kaWlım konusundaki veriler ise daha da iç kararWcıdır. Türkiye’de her 10 çocuktan 3’ü, günde en az bir kez et, tavuk veya balık içeren bir öğüne ulaşamamaktadır. Protein eksikliği, çocuklarımızın fiziksel ve zihinsel gelişimini tehdit eden bir halk sağlığı sorununa dönüşmüştür. Vatandaşlarımızın yüzde 64’ü, ekonomik yetersizlikler nedeniyle herhangi bir boş zaman akAvitesine kaWlamadığını, sosyal hayaZan koptuğunu beyan etmektedir. Daha da çarpıcı olanı, nüfusun yarısının (yüzde 49), evden uzakta bir haXalık taAl masramnı karşılayabilecek güce sahip olmamasıdır. TaAle gitmek bir yana, eskiyen kıyafetlerini yenileyemeyen (yüzde 11,4) ve elindeki iki çiX ayakkabıyı değişAremeyen (yüzde 11,8) milyonlarca insanımız varken, ikAdarın "refah" söylemleri milleAn gerçekliğine çarparak paramparça olmaktadır. Evinde ders çalışabilecek uygun bir ortamı olmayan çocukların oranı yüzde 21,5’Ar. EğiAmde mrsat eşitliğinin temelden yok olduğu, çocuğun evde masasının, sandalyesinin, ısınma imkânının olmadığı bir ortamda, "Türkiye Yüzyılı" vizyonundan bahsetmek inandırıcı değildir. 27 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1325 ‒ İkAdarın, açlık sınırı verilerini reddetmesi, sorunu çözmek yerine görmezden gelme stratejisinin bir parçasıdır. Oysa veriler ortadadır; Türkiye'de yaklaşık 16 milyon emekli ve 20 milyona yakın çalışan bulunmaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre çalışanların yüzde 40'ı asgari ücretle, yüzde 72'si ise asgari ücreAn 2 kaWnın alWnda bir ücretle çalışmaktadır. Emeklilerin ise yaklaşık 4,5 milyonu 14.469 TL olan en düşük emekli aylığına mahkûm edilmişAr. Toplamda emeklilerin yüzde 80'i, çalışanların ise yüzde 50'ye yakını açlık sınırının alWnda bir gelirle yaşam mücadelesi vermektedir. Bu hesapla Türkiye'de yaklaşık 24 milyon vatandaşımız ve aileleri, bilimsel olarak hesaplanan açlık sınırının alWnda bir gelire sahipAr. İkAdarın bu gerçeği görmezden gelmesi, milyonların yaşadığı geçim sıkınWsını hafifletmemektedir. Asgari ücreAn "ortalama ücret" haline geldiği, emekli maaşının "sosyal yardım" seviyesine indiği bir ülkede, yoksulluk bir isAsna değil, ikAdarın poliAkalarıyla yaraWlmış bir norm haline gelmişAr. Bu bütçe döneminde asgari ücret ve emekli maaşlarına yapılacak zamların, "hedeflenen enflasyon" üzerinden belirlenmeye çalışılması, yoksulluğu daha da kalıcı hale geArecekAr. Gerçek hayaZa hissedilen enflasyonun yüzde 45-50 bandında olduğu bir ortamda, yüzde 17- 20 bandındaki bir "hedef" üzerinden ücret arWşı yapmak, vatandaşın alım gücünü bile isteye WrpanlamakWr. Bu, IMF programlarının dahi ötesine geçen, emeği ve emekliyi ezen acımasız bir kemer sıkma poliAkasıdır. İkAdar, enflasyonun faturasını, krizi çıkaranlara değil, krizin alWnda ezilenlere kesmeye hazırlanmaktadır. Gelir dağılımındaki bozulmayı düzeltecek, alt gelir gruplarına kaynak aktaracak, vergi yükünü sermayeden tabana değil, tabandan tavana yayacak bir irade bu bütçede görülmemektedir. Sosyal yardımlara ayrılan bütçenin arWrılmasıyla 28 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1326 ‒ övünmek, yoksulluğu biArmek değil, yoksulluğu yönetmek ve siyasi bir araca dönüştürmek niyeAnin iAramdır. Bir ülkenin başarısı, dağı|ğı sosyal yardımın büyüklüğüyle değil, sosyal yardıma muhtaç insan sayısını ne kadar azal|ğıyla ölçülür. Türkiye'de sosyal yardıma muhtaç hane sayısının her geçen yıl artması, uygulanan ekonomi poliAkalarının iflas edğinin en büyük delilidir. Üre;m ve Ya`rım 2026 Yılı Merkezi YöneAm Bütçe Kanunu Teklifinin saWr araları incelendiğinde, Türkiye ekonomisinin en büyük yapısal sorunu olan "üreAmden kopuş" ve "ranta dayalı büyüme" modelinin bu dönemde de ısrarla sürdürüleceği açıkça görülmektedir. Bir ülkenin kalkınması, zenginleşmesi ve küresel rekabeZe söz sahibi olabilmesi, ancak ve ancak kaynaklarını verimli alanlara, yani sanayiye, teknolojiye ve tarıma yönlendirmesiyle mümkündür. Oysa AK ParA ikAdarının yirmi üç yıllık ekonomi yöneAmi, Türkiye’nin kıt kaynaklarını betona gömen, imalat sanayisini ihmal eden ve inşaat yapmayı üretmek zanneden bir bakış açısıyla hareket eden tercihler manzumesidir. Bu tercihler, sadece ekonomik birer hata değil, aynı zamanda gelecek nesillerin refahından çalan, ülkeyi dışa bağımlı kılan ve cari açığı kronikleşAren stratejik bir körlüktür. 2026 bütçesi de bu körlüğün devam edğinin, kaynakların yine taşa toprağa, müteahhide ve ranta akıWlacağının, buna karşılık fabrikaların, tarlaların ve atölyelerin kaderine terk edileceğinin belgesidir. YaWrım tercihlerindeki bu çarpıklığın en somut göstergesi, Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın (SBB) verilerinde gizlidir. Özel sektör yaWrımlarının sektörel dağılımına 29 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1327 ‒ bakıldığında, Türkiye’nin nasıl bir "sanayisizleşme" sürecine sokulduğu dehşet verici bir netlikle ortaya çıkmaktadır. 2002 yılında, yani bu ikAdar göreve geldiğinde, özel sektör yaWrımları içerisinde imalat sanayisinin payı yüzde 30’lar seviyesindeyken, bugün bu oran dramaAk bir şekilde düşmüş ve yüzde 15-20 bandına gerilemişAr. Buna karşılık, aynı dönemde konut ve ulaşWrma sektörlerine yapılan yaWrımların payı hızla artmış, imalat sanayisinin yerini almışWr. İmalat sanayisine yapılan yaWrımların düşmesi demek; fabrikaların kapanması, yeni fabrikaların açılmaması, makine ve teçhizat parkının yenilenememesi ve teknolojik dönüşümün ıskalanması demekAr. Ülkemizin geArildiği bu noktada, girişimciler fabrika kurmak, üreAm yapmak, isAhdam sağlamak ve ihracat yapmak yerine; rezidans dikmeyi, AVM açmayı veya devlet garanAli yol ve köprü ihalelerine girmeyi tercih etmektedir. Bu tercih, girişimcinin değil, sistemin suçudur. Çünkü ikAdar, uyguladığı teşvik poliAkaları, imar planları ve vergi düzenlemeleriyle üreAmi cezalandırmış, ranW ise ödüllendirmişAr. Sanayicinin bin bir emekle, riskle ve stresle elde edği kâr marjının çok daha fazlasını, bir imar değişikliğiyle veya bir arsa spekülasyonuyla elde eden ranAyeciler sınım yaraWlmışWr. Yanlış yolda devam etmekte ısrarcı olan ikAdar, ülkenin üreAm gücünü zayıflaWrken, rant odaklı bir sahte büyümeye neden olmuştur. Bu tablonun bir diğer acı sonucu, Türkiye’nin ihracat yapısındaki nitelik sorunudur. Her mrsaZa ihracat rekorlarından bahsedilse de ihracaWn katma değeri ve teknolojik içeriği yerinde saymaktadır. Yüksek teknoloji ürünlerinin ihracaWmız içindeki payı yüzde 3-4 bandına sıkışıp kalmışWr. Oysa bizimle aynı ligde yarışan Güney Kore, Polonya, Çekya gibi ülkelerde bu oranlar yüzde 20’lerin üzerindedir. Türkiye ise halen fason üreAmle, ham madde veya yarı mamul satarak, yani emeğimizi ve kaynaklarımızı ucuza pazarlayarak ayakta kalmaya çalışmaktadır. Bunun nedeni sanayiye yaWrım yapılmaması, teknolojiye kaynak ayrılmaması, AR-GE faaliyetlerinin yeterince desteklenmemesidir. İmalat sanayisinin milli gelir içindeki payının düşmesi, Türkiye’nin "orta gelir tuzağı"na takılıp kalmasının en temel nedenidir. Üretmeden tüketmeye, kazanmadan harcamaya dayalı bu model, sürdürülebilir değildir. Sanayiciler, enerji maliyetleri, finansman zorlukları ve nitelikli eleman sıkınWsı sorunlarıyla boğuşurken, ikAdar önceliği hala çılgın projeler ve beton ekonomisine vermektedir. 2026 bütçesinde de sanayinin dijital dönüşümü, yeşil mutabakata uyum ve yüksek teknoloji hamlesi için ayrılan kaynaklar, bu anlayışı ortaya koyacak şekilde olması gerekenin çok alWnda kalmışWr. 30 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1328 ‒ YaWrım ortamının zehirlenmesi, sadece sektörel tercihlerle değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünün ve kurumsal kalitenin çöküşüyle de doğrudan bağlanWlıdır. Yabancı sermaye arWk Türkiye’ye fabrika kurmaya, teknoloji geArmeye, isAhdam yaratmaya gelmemekte; sadece yüksek faizden yararlanmaya gelmektedir. Doğrudan Yabancı YaWrımların (DYY) kompozisyonuna bakıldığında, gelen sermayenin büyük kısmının gayrimenkul alımına gidği görülmektedir. Yani yabancı sermaye de Türkiye’de üreAm yapmak yerine Türkiye’nin toprağını ve konutunu almayı tercih etmektedir. Kamu yaWrımlarının dağılımı ve verimliliği de en az özel sektör yaWrımları kadar sorunludur. Kamu İhale Kanunu’nun yüzlerce kez değişArilerek "adrese teslim" ihale düzeninin kurulması, kamu yaWrımlarının maliyeAni fahiş oranda arWrmış ve verimliliğini düşürmüştür. Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri, devleAn sırWnda devasa bir yük, milleAn cebinde ise kara bir delik haline gelmişAr. Geçmediğimiz köprünün, uçmadığımız havalimanının, yatmadığımız hastanenin parası dolar ve euro üzerinden vatandaşa ödeAlmeye devam edilmektedir. 2026 bütçesinde de "garanA ödemeleri" adı alWnda milyarlarca lira, yandaş müteahhitlerin kasasına aktarılacakWr. Bu kaynaklar, sanayinin altyapısına, organize sanayi bölgelerinin modernizasyonuna, demiryolu ağının genişleAlmesine veya tarımsal sulama projelerine harcanmış olsaydı, bugün Türkiye çok farklı bir üreAm gücüne sahip olabilirdi. Ancak ikAdar, tercihin "üreAmden yana" değil, "ranZan yana" kullanmışWr. "İAbardan tasarruf olmaz" diyerek yapılan saraylar, alınan uçaklar ve lüks makam araçları, kamu yaWrım bütçesinin nasıl hoyratça kullanıldığının en acı örnekleridir. Tarım sektörü, bu çarpık yaWrım anlayışının en büyük mağdurlarından biridir. Stratejik bir sektör olması gereken tarım, yıllarca ihmal edilmiş, çiXçi toprağına küstürülmüştür. Tarımsal hasılanın GSYH içindeki payı sürekli düşmektedir. 2026 bütçesinde tarımsal desteklemeler için ayrılan 168 milyar TL’lik kaynak, Tarım Kanunu’nun emredği "milli gelirin yüzde 1’i" kuralının (yaklaşık 772 milyar TL olması gerekirken) çok alWndadır. ÇiXçiye reva görülen bu komik destek, faiz lobilerine ödenecek 2,7 trilyon liranın yanında devede kulak kalmaktadır. İkAdar, çiXçiyi desteklemek yerine, gümrük vergilerini sımrlayarak ithalaW teşvik etmekte, yabancı çiXçiyi zengin etmektedir. Sulama yaWrımlarının tamamlanmaması, arazi toplulaşWrmasının yavaş ilerlemesi ve tarımsal teknolojinin yaygınlaşWrılamaması, tarımda verimliliği düşürmekte ve gıda enflasyonunu körüklemektedir. ÜreAm yapısının bu denli bozulduğu bir ortamda, gıda fiyatlarının düşmesini beklemek hayalperestlikAr. 31 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1329 ‒ Kurumsal kapasitenin çöküşü, yaWrım ve üreAm planlamasını da imkânsız hale geArmişAr. Devlet Planlama TeşkilaW’nın (DPT) kapaWlmasıyla başlayan süreç, Türkiye’yi "plansız, programsız, günübirlik" kararlarla yöneAlen bir ülke haline geArmişAr. Strateji ve Bütçe Başkanlığı, DPT’nin fonksiyonlarını yerine geArmekten uzakWr. YaWrımların önceliklendirilmesi, etki analizlerinin yapılması ve kaynakların en verimli alanlara yönlendirilmesi konusunda ciddi bir zafiyet yaşanmaktadır. "Fizibilitesi olmayan" projelerin siyasi saiklerle hayata geçirilmesi, kamu kaynaklarının isramna neden olmaktadır. Bölgesel kalkınma farklarını azaltacak, Anadolu’yu üreAm üssü haline geArecek bir sanayi stratejisi yerine, İstanbul ve çevresine sıkışmış, deprem riskiyle karşı karşıya bir sanayi yapısı ısrarla sürdürülmektedir. ÜreAm yapısının mekânsal planlaması dahi yapılmamış, sanayi tesisleri konut alanlarının içinde kalmış, çevre sorunları ve lojisAk maliyetler artmışWr. İkAdarın 'yerli ve milli üreAm' söylemi, mevcut ithalata bağımlı üreAm yapısıyla derin bir çelişki içindedir. İmalat sanayisinin ithalat bağımlılığı azalWlamamış, aksine ara malı ve yaWrım malı ithalaW artarak devam etmişAr. Bir birimlik ihracat yapabilmek için gereken ithalat miktarının yüksekliği, döviz kurlarındaki arWşın maliyet kanalıyla doğrudan enflasyona yansımasına neden olmaktadır. Türkiye’nin ihAyacı olan şey, ucuz emek üzerinden kurgulanan bir rekabet stratejisi değil; nitelikli işgücü, markalı ve tasarıma dayalı yüksek katma değerli üreAmdir. Ancak 2026 bütçesi, bu yapısal dönüşümü sağlayacak vizyondan ve kaynak tahsisinden yoksundur. EğiAm bütçesinin niteliği, mesleki eğiAmin piyasa gerçeklerinden kopuk durumu ve üniversite-sanayi iş birliğinin zayıflığı, sanayimizin ihAyaç duyduğu nitelikli beşerî sermayenin yeAşArilmesini engellemektedir. Çanak Ekonomisi: 23 Yılın Sonunda Başlanılan Noktaya Dönüş AK ParA ikAdarı, çeyrek asra yaklaşan yöneAm süresi boyunca Türkiye ekonomisini yapısal reformlarla kalıcı bir isAkrar çizgisine oturtmak yerine, konjonktürel dalgalanmalarla savrulan bir yapıya mahkûm etmişAr. İkAdarın ekonomi yöneAmindeki başarısızlığı, temel makroekonomik göstergelerin zaman içindeki seyrini gösteren grafiklerde açıkça görülmektedir. Bu grafikler incelendiğinde, göstergelerin "U" şeklinde bir hareket izleyerek, yani bir "çanak" oluşturarak 2002 yılındaki kriz seviyelerine, haZa daha kötü noktalara geri döndüğü tespit edilmektedir. Biz bu tabloyu, Türkiye'nin kayıp yıllarını ve heba edilen potansiyelini en iyi özetleyen kavram olan "Çanak Ekonomisi" olarak tanımlıyoruz. İkAdarın her sıkışWğında "2002'ye bakın, nereden nereye geldik" söylemi, bizzat kendi oluşturdukları bu 32 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1330 ‒ "çanaklar" ile çürümektedir. Çünkü veriler, Türkiye'nin 23 yılın sonunda başladığı noktaya döndüğünü, aradaki iyileşme dönemlerinin ise yanlış poliAkalarla heba edildiğini ortaya koymaktadır. Enflasyonla mücadeledeki iflas, bu çanak formasyonunun en belirgin olduğu alandır. 2002 yılında yüzde 29,7 seviyesinden devralınan TÜFE, uygulanan programlar sayesinde tek hanelere kadar düşürülmüşken, 2022- 2023 yıllarında yüzde 60-70 bandına yükselerek "çanağı" tamamlamış, haZa taşmışWr. İkAdarın "enflasyonun belini kırdık" dediği seviyeler, aslında 20 yıl önce "kriz" olarak adlandırılan seviyelerin çok üzerindedir. Benzer bir tablo Merkez Bankası'nın gecelik borç verme faiz oranlarında da görülmektedir. 2002 krizinde yüzde 50'ler seviyesinde olan faizler, uzun bir süre düşük seyredkten sonra, "nas" söylemleri ve irrasyonel deneyler sonucunda tekrar 2002 seviyelerine, yüzde 50 bandına yükselmişAr. Enflasyon ve faizdeki bu geri dönüş, Türkiye'nin fiyat isAkrarı konusunda çeyrek asır kaybedğinin resmidir. Kamu maliyesindeki bozulma da "çanak" formasyonuyla kendini göstermektedir. Kamu Net Borç Stoku'nun GSYH'ye oranı, 2002'deki yüksek seviyelerinden (yaklaşık yüzde 60) önemli ölçüde gerilemişken, son yıllarda hızla artarak yeniden yukarı yönlü bir ivme kazanmışWr. Aynı şekilde Genel Devlet Borçlanma Gereği, 2000'li yılların ortasında kontrol alWna alınmışken, bugün yeniden kriz dönemlerini andıran seviyelere yükselerek "çanağı" tamamlamışWr. Bu durum, mali disiplinin terk edildiğini, bütçe açıklarının ve borçlanma ihAyacının tehlikeli boyutlara ulaşWğını göstermektedir. Mali disiplinden taviz verilmediğine yönelik hükümet 33 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1331 ‒ taramndan sunulan iddialar, borç stokundaki ve borçlanma gereğindeki bu "U" dönüşü ile yalanlanmaktadır. Faiz giderleri, bu tükenişin en ağır faturası olarak bütçenin üzerine çökmüştür. Merkezi YöneAm Bütçesi (MYB) faiz ödemelerinin GSYH'ye oranı, 2017 yılına kadar düşüş eğilimindeyken, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişle birlikte dramaAk bir yükselişe geçmişAr. Grafik, faiz yükünün tekrar 2000'li yılların başındaki seviyelere doğru Wrmandığını göstermektedir. MilleAn vergileri, yaWrıma ve hizmete değil, yeniden faiz lobilerine akıWlmaya başlanmışWr. Bankacılık sektörünün kârlılığı ile milleAn refahı arasındaki ters oranW da bu dönemde "çanak" etkisiyle zirve yapmışWr. Bankacılık Sektörü Net Kar / Öz Kaynak oranı grafiği incelendiğinde, kriz dönemlerinin Apik karakterisAği olan "bankacılık sektörünün kâr oranlarının arWşı" olgusu net bir şekilde görülmektedir. 2022 ve sonrasında banka kârlılıklarında yaşanan arWş, reel sektörün ve vatandaşın finansman maliyetleri alWnda ezildiği bir dönemi ifade etmektedir. Bu tablo, uygulanan poliAkaların finansal sermayeyi öncelediğini, üreAm ve emek kesiminden servet transferi yapWğını kanıtlamaktadır. Dış Acaret dengesindeki bozulma da "çanak" ekonomisinin bir göstergesidir. İhracaWn GSYH'ye oranı, belirli bir dönem arWş gösterse de son yıllarda bu ivme kaybedilmiş ve eğri aşağı yönlü bir "ters çanak" oluşturmaya başlamışWr. İkAdarın "rekor ihracat" söylemleri, milli gelire oranla bakıldığında gerçeği yansıtmamaktadır. Türkiye, üreAm ve ihracat odaklı büyüme paAkasından uzaklaşmakta, ithalata bağımlı ve tükeAm eksenli bir yapıya geri dönmektedir. 34 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1332 ‒ Sonuç olarak, "Çanak Ekonomisi" grafikleri, AK ParA ikAdarının ekonomi yöneAmindeki 23 yıllık serüveninin bir "başarı hikayesi" değil, bir "kayıp yıllar ve başa dönüş" hikayesi olduğunu ispatlamaktadır. Enflasyonda, faizde, borçlanmada ve gelir dağılımında başladığımız noktaya, haZa daha gerisine dönmüş durumdayız. Bir ülkeyi çeyrek asır yöneAp, eski kriz günlerine geri döndürmek, ancak "tükenmişlik"le izah edilebilir. TÜRKİYE EKONOMİSİNE DAİR SONUÇ VE POLİTİKA ÖNERİLERİ 2026 Yılı Merkezi YöneAm Bütçe Kanunu Teklifinin geneli üzerine yapWğımız kapsamlı analizler, teknik değerlendirmeler ve sahadan edindiğimiz veriler ışığında ulaşWğımız nihai kanaat şudur: Bu bütçe, Türkiye’nin yakıcı sorunlarına merhem olmaktan uzak, vizyonsuz, adaletsiz ve sürdürülemez bir "tükeniş" belgesidir. İkAdarın "isAkrar" adı alWnda sunduğu tablo, aslında yoksulluğun isAkrarıdır; "refah" vaadi ise sadece belirli bir zümre için geçerli olan, milleAn payına düşeni ise enflasyonla geri alan bir illüzyondur. Ancak İYİ ParA olarak bizler, sadece eleşArmekle kalmayıp, "nasıl bir Türkiye" ve "nasıl bir bütçe" olması gerekAğini de ortaya koymakla mükellefiz. Tükenen sadece ikAdarın ekonomi poliAkaları değil, milleAn sabrıdır. Bu tükenişten çıkış, pansuman tedbirlerle, rakam oyunlarıyla veya algı yöneAmiyle değil; ancak ve ancak köklü bir zihniyet değişimi ve yapısal reformlarla mümkündür. Aşağıda sıraladığımız poliAka önerileri, Türkiye’yi düştüğü bu darboğazdan çıkaracak, devleA yeniden milleAn hizmeAne sunacak ve ekonomiyi ranta değil üreAme dayalı bir rotaya sokacak olan yol haritamızın özeAdir. Öncelikle ve ivedilikle yapılması gereken, devlet gücünün bir silah olarak kullanılmasına son verilmesidir. Ekonomi, sadece para ve maliye poliAkasından ibaret değildir; ekonominin temeli güvendir, adaledr. Yargı bağımsızlığının zedelendiği, mahkeme kararlarının siyasi talimatlarla şekillendiği bir iklimde, hiçbir ekonomik program başarıya ulaşamayacakWr. YaWrımcının -ister yerli ister yabancı olsun- aradığı ilk şart, mülkiyet güvencesidir. Bir ülkede şirketlere kayyum atanma korkusu varsa, mülkiyet hakkı siyasi ikAdarın iki dudağı arasındaysa, orada uzun vadeli yaWrım olmayacakWr. Bu nedenle, yargıya müdahalenin kesin olarak sonlandırılması, hukukun üstünlüğünün tarWşmasız bir şekilde tesis edilmesi gerekmektedir. Basın özgürlüğü, şeffaflığın ve hesap verilebilirliğin teminaWdır; basının susturulduğu yerde yolsuzluklar artar, kaynaklar israf edilir. DemokraAk standartların yükselAlmesi, sadece siyasi bir tercih değil, ekonomik kalkınmanın ön koşuludur. Geriye dönük vergi uygulamaları 35 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1333 ‒ gibi öngörülebilirliği yok eden, vergi mükellefini devleZen soğutan, "oyunun kuralını maç oynanırken değişAren" keyfi uygulamalardan derhal vazgeçilmelidir. Devlet, vatandaşına tuzak kuran değil, ona güven veren bir yapıya kavuşturulmalıdır. Ekonomik isAkrarın sağlanması için güçlü ve inandırıcı bir dezenflasyon programı şar|r. Ancak bu program, yükü sadece vatandaşa yıkan, ücretleri baskılayarak enflasyonu düşürmeye çalışan mevcut anlayışla yürütülemez. Enflasyonla mücadelenin ilk adımı, kamudaki isram durdurmakWr. Kamu mal ve hizmet alımlarında radikal bir tasarruf seferberliği başlaWlmalıdır. Ancak bu tasarruf, fotokopi kâğıdından veya personelin servisinden kısarak değil; lüks makam araçlarından, şatafatlı temsil giderlerinden, gereksiz bina kiralamalarından vazgeçerek yapılmalıdır. Ayrıca, bütçenin kara deliği haline gelen Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projelerinde dövize endeksli garanA uygulamasından vazgeçilmelidir. Harcama programları rasyonalize edilmeli, verimsiz, etkisi olmayan, sadece siyasi saiklerle sürdürülen projeler tasfiye edilmelidir. Türkiye’nin en büyük zenginliği olan beşerî sermayemiz, yani gençlerimiz ve işgücümüz, bugünkü poliAkalarla heba edilmektedir. İsAhdam piyasasının gelişArilmesi, sadece işsizlik rakamlarını düşürmek için değil, ülkenin üreAm kapasitesini arWrmak için hayaA önemdedir. Kadınların işgücüne kaWlımını arWracak kreş, bakım desteği ve esnek çalışma modelleri hayata geçirilmelidir. İşgücünün niteliğini arWrmak, sadece diploma dağıtmakla değil, piyasanın talep edği becerileri kazandırmakla mümkündür. EğiAm sistemi, "diplomalı işsizler" üreten bir yapıdan çıkarılıp, gençleri geleceğin mesleklerine hazırlayan, inovaAf ve yüksek teknolojili sanayi sektörlerine yönlendiren bir yapıya kavuşturulmalıdır. Mesleki eğiAm, sanayinin ihAyaç duyduğu ara ve teknik elemanı yeAşArecek şekilde, özel sektörle iş birliği içinde yeniden kurgulanmalıdır. Gençlerimizi "ev genci" olmaktan kurtarıp üreAme katan, beyin göçünü tersine çeviren bir isAhdam stratejisi, kalkınmanın motoru olacakWr. Kamu maliyesinin kanayan yarası olan yolsuzluk ve kayıt dışılıkla etkin mücadele, bütçe disiplininin sağlanması için olmazsa olmazdır. Kamu İhale Kanunu, yap-boz tahtası olmaktan çıkarılmalı, uluslararası standartlara uygun, şeffaf, rekabetçi ve adil bir yapıya kavuşturulmalıdır. Adrese teslim ihaleler, pazarlık usulü ile yapılan keyfi alımlar son bulmalıdır. Sayıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına yapWğı deneAmlerde daha etkin hale geArilmeli, raporları sümen alW edilmemeli, tespit edği usulsüzlüklerin hesabı sorulmalıdır. Kamudaki iç deneAm sistemleri ve teXiş kurulları, siyasi baskıdan arındırılarak yeniden işlevsel hale geArilmelidir. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele, sadece vergi oranlarını arWrarak değil, vergi tabanını genişleterek, 36 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1334 ‒ deneAmi etkinleşArerek ve vergiye gönüllü uyumu teşvik ederek yapılmalıdır. Kayıt dışılığın azalması hem haksız rekabeA önleyecek hem de bütçe gelirlerini arWrarak, ücretli çalışanların üzerindeki vergi yükünün hafifleAlmesine imkân tanıyacakWr. Kamu mali yöneAminin reforme edilmesi, bütçe hakkının iadesi ve mali disiplinin kalıcılığı için zorunludur. Bütçe süreci, sadece Meclis'te el kaldırıp indirmekten ibaret olmamalı, bütçe hazırlığı daha kaWlımcı ve şeffaf hale geArilerek öne çekilmelidir. Bütçe disiplinini bozan en önemli unsurlardan biri olan "ödenek üstü harcama" alışkanlığına son verilmelidir. Meclis'in verdiği yetkinin aşılması, bütçe hakkının ihlalidir. Ödenek aktarımları sınırlandırılmalı, "yedek ödenek" gibi kalemlerin keyfi kullanımının önüne geçilmelidir. Harcamaların nereye ne kadar ve ne amaçla yapıldığı kuruşu kuruşuna milleAn bilgisine sunulmalıdır. Mali kural uygulaması gibi mekanizmalarla, bütçe disiplini siyasi ikAdarların inisiyaAfine bırakılmayacak kadar sağlam bir zemine oturtulmalıdır. YaWrım ortamının iyileşArilmesi ve iş ortamının düzelAlmesi, sadece teşvik vermekle değil, bürokraAk engelleri kaldırmakla mümkündür. YaWrımcının önündeki en büyük engel, belirsizlik ve bürokrasidir. Bütün izinlerin, ruhsatların ve kararların tek bir merkezde, "Saray"da toplanması, iş süreçlerini yavaşlatmakta, maliyetleri arWrmakta ve yaWrımcıyı bezdirmektedir. Yetki devri yapılarak yerel ve sektörel inisiyaAfler güçlendirilmeli, bürokrasi hızlandırılmalıdır. Düzenleyici ve denetleyici kurumlar (EPDK, BDDK, SPK, Rekabet Kurumu gibi), siyasi talimatla değil, piyasa kuralları ve kamu yararı gözeterek, bağımsız ve ahlaklı bir şekilde çalışmalıdır. Piyasalara güven veren, kural bazlı ve şeffaf bir yöneAm anlayışı, Türkiye'yi yeniden yaWrım yapılabilir bir ülke haline geArecekAr. Son olarak, ülke kaynaklarının verimli alanlara yönlendirilmesi, Türkiye'nin kalkınma stratejisinin merkezinde olmalıdır. Beton ekonomisi devri kapanmalı, üreAm ekonomisi devri başlamalıdır. Teşvik sistemi, katma değeri yüksek, ithal ikamesi sağlayan, ihracat potansiyeli olan stratejik sektörleri destekleyecek şekilde sil baştan gözden geçirilmelidir. Kaynaklar ranta değil, sanayiye, teknolojiye ve tarıma aktarılmalıdır. Bu kapsamda, kentsel rantların vergilendirilmesi hayaA bir adım olacakWr. İmar değişiklikleriyle yaraWlan haksız kazançlar vergilendirilmeli, buradan elde edilecek gelir kentsel dönüşüme ve sosyal konut projelerine aktarılmalıdır. Tarım sektörü, stratejik bir milli güvenlik meselesi olarak ele alınmalıdır. Tarımsal destekler, "ekilmeden önce" açıklanmalı, çiXçinin maliyeAni düşürecek ve verimliliğini arWracak şekilde rasyonalize edilmeli ve Tarım Kanunu'nun emredği gibi milli gelirin en az yüzde 1'i 37 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1335 ‒ seviyesine çıkarılmalıdır. Gıda güvenliğini sağlamak, çiXçiyi toprağında tutmak ve tarımsal sanayiyi gelişArmek, bu ülkenin geleceği için en büyük yaWrımdır. 2026 Yılı Merkezi YöneAm Bütçe Kanunu Teklifi; yirmi üç yıllık ikAdarın metal yorgunluğunu aşan yapısal bir "tükenişin" tescili, milleAn refahından çalarak faiz lobilerine ve rant çevrelerine kaynak aktaran bir "mirasyedi" harcamasıdır. ÜreAmi, sanayileşmeyi ve tarımsal kalkınmayı öncelemek yerine; beton ekonomisine, ithalata bağımlılığa ve vergi adaletsizliğine dayalı bu anlayış, Türkiye’nin yapısal sorunlarını çözmek bir yana, yoksulluğu derinleşArerek geleceğimizi ipotek alWna almaktadır. İYİ ParA olarak; kaynakların israfa ve yandaş sermayeye değil, toprağını eken çiXçiye, üreten sanayiciye ve geçim mücadelesi veren vatandaşa aktarıldığı bir Türkiye vizyonuna inanıyoruz. Hukukun üstünlüğünün tesis edildiği, liyakaAn esas alındığı ve planlı kalkınma hamleleriyle “tükeniş sarmalından” çıkıldığı bir düzeni inşa etmek mümkündür. MilleAmizin aleyhine olan, isAkrar değil borç, refah değil yoksulluk vadeden bu bütçe teklifine, tarihe ve milleAmize olan sorumluluğumuz gereği HAYIR diyoruz. 38 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1336 ‒ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ 2025 Bütçesi Değişim 2025 Harcama 2026 Bütçe Teklifi Merkezi Bütçe Başlangıç Oranı (%) (Haziran Sonu) (₺) İçindeki Payı (%) Ödeneği 2025-2026 17.817.190.000 7.240.237.462 27.235.264.000 %52,8 %0,14 TBMM’nin 2026 yılı bütçesi, toplamda %52,8 oranında artarak 17,8 milyar TL’den 27,2 milyar TL’ye yükselmişAr. En dikkat çekici arWş sermaye giderlerinde (%496,8) gerçekleşmişAr. Cari transferler ve mal-hizmet alım giderlerindeki yüksek arWş oranları ise Meclisin operasyonel harcamalarında ciddi bir büyüme olduğunu işaret etmektedir. Buna karşın sosyal güvenlik primi giderlerindeki arWş sınırlı (%5,2) kalmış, personel giderleri ise enflasyon oranına yakın bir seviyede (%17,7) arWrılmışWr. TBMM bütçesi ekonomik sınıflandırma kalemlerine bakıldığında ise ar`şlar farklıklar göstermektedir. Değişim Bakanlık Açıklama 2025 Başlangıç 2025 Haziran 2026 Bütçe Oranı Bütçesi (Ekonomik Ödeneği Sonu Harcama Teklifi (2025- İçindeki Sınıflandırma) 2026) Payı (%) Personel Giderleri 11.053.550.000 4.531.571.200 13.005.047.000 %17,7 %47,8 SGK Devlet Primi 1.337.502.000 497.630.369 1.406.400.000 %5,2 %5,2 Giderleri Mal ve Hizmet 1.801.854.000 604.000.746 2.601.928.000 %44,4 %9,6 Alım Giderleri Cari Transferler 2.806.861.000 1.147.283.290 5.407.355.000 %92,6 %19,9 Sermaye Giderleri 803.423.000 449.351.857 4.794.534.000 %496,8 %17,6 Sermaye 14.000.000 10.400.000 20.000.000 %42,9 %0,07 Transferleri 1. Personel giderleri %17,7 artmışWr. TBMM bütçesi içindeki payı %47,8’dir. (Kamu personeli ile kamu personeli olmasa bile bunlar gibi çalışWrılan veya hizmeAnden faydalanılan kişilere -veya diğerlerine- bordroya dayalı olarak nakden yapılan ödemeleri kapsar.) 2. Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri %5,2 artmışWr. TBMM bütçesi içindeki payı %5,2’dir. (DevleAn işveren sıfaWyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri, bu bölümde izlenir.) 39 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1337 ‒ 3. Mal ve hizmet alım giderleri %44,4 artmışWr. TBMM bütçesi içindeki payı %9,6’dır. (Faturalı olarak veya ilgili mevzuaWna uygun şekilde belgelendirilerek alınan mal ve hizmet bedellerini kapsar. DevleAn, karşılığında herhangi bir mal veya hizmet almadığı karşılıksız ödemeler ile sermaye giderleri kapsam dışındadır.) Mal ve hizmet alım giderlerindeki %44,4’lük arWş, TBMM bütçesinin yalnızca %9,6’sını oluşturmasına rağmen dikkat çekicidir. Bu oran, personel giderlerindeki arWşın çok üzerinde olup, Meclisin asli faaliyetlerinden ziyade idari harcamalara öncelik verildiği izlenimini yaratmaktadır. Tasarruf tedbirlerinin kamu kurumlarına sıkça haWrlaWldığı bir dönemde, Meclisin kendi bütçesinde bu kalemde bu denli yüksek bir arWş yapılması, kamu vicdanı açısından da sorgulanması gereken bir durumdur. 4. Cari transferler %92,6 artmışWr. TBMM bütçesi içindeki payı %19,9’dur. (Sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla karşılıksız olarak yapılan ödemelerdir.) 5. Sermaye giderleri bir önceki yıla göre %496,8 oranında artmışWr. TBMM bütçesi içindeki payı %17,6’dIr. (Sermaye harcamaları, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi akAflerin edinimi için yapılan ve Devlet mal varlığını arWran ödemelerdir.) Sermaye giderlerindeki %496,8’lik olağanüstü ar`ş, TBMM bütçesinde en dikkat çekici kalemlerden biridir. Bu düzeyde bir arWş Meclisin fiziki yaWrımlarına, bina yenilemelerine ya da yeni projelere yöneldiğini göstermektedir. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik koşullar ve tüm kamu kurumlarına uygulanan “tasarruf tedbirleri” dikkate alındığında bu arWş kamu kaynaklarının önceliklendirilmesi açısından ciddi bir sorgulamayı hak etmektedir. TBMM’nin asli görevi yaWrım değil, yasama ve deneAm faaliyetleridir; dolayısıyla bu kadar yüksek bir sermaye harcaması, kurumsal ihAyaçtan ziyade israf ve pres;j odaklı harcamalar şüphesi yaratmaktadır. 6. Sermaye transferlerinde %42,9’luk bir arWş yapılmışWr. TBMM bütçesi içindeki payı ise 0,07’dir. (Sermaye birikimi amaçlayan veya sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir.) 40 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1338 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet egemenliğinin vücut bulduğu, devlet otoritesinin demokraAk meşruiyet kazandığı asli organdır. Bu kurumun bütçesi yalnızca bir mali plan değil, aynı zamanda Meclisin siyasal kapasitesinin, deneAm gücünün ve kurumsal özerkliğinin göstergesidir. Ancak 2026 bütçesi incelendiğinde görülen tablo Meclisin güçlendiğini değil; yürütmenin vesayet alanının genişlediğini işaret etmektedir. 2025 yılı için 17 milyar 817 milyon lira olan Meclis bütçesi, 2026 yılı için 27 milyar 235 milyon liraya çıkarılmışWr. Yüzde 50’yi geçen bu arWş, ilk bakışta Meclisin etkinliğinin arWrılması amacıyla yapılmış gibi görünse de bütçenin yapısına dikkatle bakıldığında bunun böyle olmadığı anlaşılmaktadır. Harcama kalemlerinin dağılımı, Meclisin asli fonksiyonlarını güçlendiren bir anlayışı değil; büyüyen bir idari mekanizmanın ihAyaçlarını karşılamaya odaklanan bir zihniyeA yansıtmaktadır. Meclis, demokraAk deneAm merkezi olmaktan uzaklaşWrılarak işlevsiz bir törensel yapıya dönüştürülmekte; yürütmenin gölgesinde, bürokrasinin ağır adımlarına hapsolmuş bir ofise dönüşmektedir. Bütçe arWşının önemli bir bölümünün uluslararası organizasyonlar üzerinden gerekçelendirilmesi ise ayrıca kaygı vericidir. AGİT PA’nın 50’nci yılı, Parlamentolar Arası Birlik Genel Kurulu ve NATO Parlamento Başkanları Zirvesi gibi organizasyonlara ev sahipliği yapılması elbeZe diplomaAk değer taşımaktadır. Ancak bu toplanWlar öngörülebilir, şeffaf ve hesap verilebilir bütçeler gerekArir. Oysa Meclis Başkanlığı, bu dev organizasyonların toplam maliyeAni hangi kaleme dağı|ğını, hangi giderlerin ne şekilde planlandığını kamuoyuyla paylaşmamaktadır. Başkanlık Divanı toplanWsında sorulan sorulara verilen “bütçe içinde dağıWldı” yanıW, bütçenin şeffaflığı bakımından yeterli değildir. Zira mal ve hizmet alımları kaleminde enflasyon dışında herhangi bir arWş görünmemekte; buna karşın 2026 bütçesi önemli ölçüde şişirilmiş bulunmaktadır. Bu durum, bazı harcama kalemlerinin makyajlandığını, bazılarının ise örtülü biçimde gizlendiğini düşündürmektedir. Parlamentonun bütçesi gizli ödenek manWğıyla yöneAlemez; zira Meclis devleAn denetlenen değil, denetleyen organıdır. Diğer taraXan norm kadro düzeninin yıllardır bilinçli biçimde hayata geçirilmemesi, Meclis idaresini hesap verilebilir bir sistemden uzaklaşWrmakta; kadroların keyfi genişlemesine imkan tanımaktadır. Norm kadro düzeni oluşturulmadığı sürece hangi birimde hangi işin kaç kişiyle yapılacağı belirlenememekte ve buna bağlı olarak kadrolaşma ilkeleri yerini kişiye göre 41 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1339 ‒ pozisyon üreAlen bir yöneAm anlayışına bırakmaktadır. Bugün Meclisin idari yapısında ortaya çıkan karmaşanın temel nedeni budur. Kadro standartlarının belirlenmesi durumunda keyfi alanların ortadan kalkacağını bilen Meclis idaresi yıllardır bu zorunluluğu görmezden gelmekte ve kurumu teknik değil, siyasi bir tasarruf alanına dönüştürmektedir. Bu keyfiliğin en somut sonucu başkan yardımcılığı ve müşavirlik kadrolarındaki kontrolsüz arWşWr. Teşkilat kadro cetvelinde 46 başkan yardımcısı görünmesine rağmen fiili sayının 58’e ulaşmış olması yöneAmin kendi ilan edği şemaya dahi riayet etmediğini ortaya koymaktadır. Üstelik bazı birimlerde çok sayıda başkan yardımcısı görevlendirilmesi, Meclisi kurumsal hiyerarşisi belirsiz ve büyüklüğü gerekçesiz şişirilmiş bir organizasyona çevirmişAr. Buna ek olarak makam aracı kullanımı konusunda da kanuni sınırlamalar açıkça ihlal edilmektedir. Mevzuata göre yalnızca Genel Sekreterin makam aracı kullanabileceği açıkça düzenlenmişken bugün birçok başkan yardımcısının bu imkandan yararlandığı görülmektedir. Tasarruf çağrılarının milleAn sırWna yüklenip Meclis yöneAcilerinin bu imkanlardan sonuna kadar yararlanması kamu vicdanında haklı bir tepkiye yol açmaktadır. Dışarıdan yoğun yöneAci atanması ise Meclis bürokrasisinin en derin yaralarından biridir. Meclis bünyesinde yıllardır birikmiş bilgi ve tecrübe sahibi çalışanlar varken idari kademelerin sistemaAk biçimde dışarıdan atamalarla doldurulması kurumsal aidiyeA zayıflatmakta, liyakat zincirini kırmakta ve çalışan moAvasyonunu ciddi biçimde tahrip etmektedir. ElbeZe sınırlı sayıda dış atama mümkündür ancak bugün gelinen noktada isAsna olmaktan çıkmış, yöneAmsel bir alışkanlığa dönüşmüştür. Bu uygulama TBMM’nin kendi kadrolarını değersizleşAren bir anlayışın ürünüdür. Komisyon görüşmelerinde TBMM Başkanının işçi alımlarına yönelik olarak; “ama gerçekten önceki dönemlerde çok fazla böyle, torpil vesairenin devreye girdiği bir alandı” yönündeki ifadeleri aslında uzun süredir dile geArdiğimiz kurumsal çürümeyi bizzat ikAdarın en üst makamlarından birinin teyit etmesidir. Asıl dikkat çekilmesi gereken nokta ise şudur: Başkanın “önceki dönem” diye işaret edği dönem yine AK ParA yöneAmindeki Meclis Başkanlığı dönemidir. Dolayısıyla dile geArilen “torpil” eleşArileri muhalefeAn yıllardır işaret edği bir gerçekliğin arWk inkar edilemez bir şekilde ikAdar taramndan kabul edildiğini göstermektedir. Bu sözler TBMM gibi millet 42 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1340 ‒ egemenliğinin merkezi kurumunda dahi parAzan kadrolaşmanın ruAn hale geldiğinin, devlet ciddiyeAnin ise giderek erozyona uğraWldığının açık bir iAramdır. Bugün “noter huzurunda kura” yöntemine geçilmiş olmasının bir başarı gibi sunulması, aslında Meclisin uzun yıllar boyunca yürütülen yanlış uygulamalar nedeniyle ne derece güven erozyonuna uğradığının göstergesidir. Çünkü bir devlet kurumunda liyakatli atama zaten olağan usuldür; olağanüstü olan AK ParAnin Meclisi dahi siyasi sadakat mekanizmasına dönüştürmüş olmasıdır. Bugün yapılanlar geçmişteki yanlışların üstünü örtmeye yetmez; aksine o yanlışların ağırlığını daha görünür kılar. Tüm bu uygulamalar bir araya geldiğinde, Meclisin idari yapısının kişisel tercihler, siyasi kaygılar ve kapalı kapılar ardında şekillenen kararlarla yöneAldiği açıkça görülmektedir. TBMM gibi bir anayasal kurumun, kendi iç düzenini dahi hukuki standartlara göre yönetememesi Türkiye’nin genel kamu yöneAmi kalitesine de olumsuz yansımaktadır. Tüm bu tespitlerle; TBMM bütçesinin arWrılırken hangi kurumsal kapasitenin güçlendirildiğine dair hiçbir somut veri sunulmamaktadır. Meclisin yasa yapma, deneAm, araşWrma ve kamusal şeffaflığı sağlama işlevleri yıllardır sistemaAk olarak zayıflaWlmışWr. Şimdi yapılan ise kurumsal zaafları gidermek değil bu zaafları büyük bütçelerle perdelemekAr. TBMM’nin iAbarını korumak, onu maddi büyüklüklerle değil siyasal işlevleriyle güçlendirmekle mümkündür. Bugün gelinen noktada Meclis bütçesi büyümekte ancak Meclisin ağırlığı küçülmektedir. Bu bütçe demokraAk temsilin değil yöneAm tekelleşmesinin bütçesidir. Meclisin iradesi genişleAlmemiş, yalnızca gövdesi büyütülmüştür. 2026 yılı TBMM bütçesi yaWrım, cari ve idari harcamalar ağırlıklı, ancak yasama faaliyetlerini destekleyici unsurlar bakımından zayıf bir yapı sergilemektedir. Bu durum Türkiye Büyük Millet Meclisinin demokraAk işlevini güçlendirmek yerine, Başkanın şahsi presAje dayalı bir büyüme anlayışını benimsediğini göstermektedir. Bu bütçe yasama organının etkin, şeffaf ve demokraAk ilkeler doğrultusunda çalışmasını sağlamada kriAk bir rol oynamaktadır. Ancak 2026 yılı bütçe teklifi Meclisin asli görevi olan yasama ve deneAm faaliyetlerinden uzaklaşWğını ve kurumsal önceliklerin yanlış belirlendiğini gözler önüne sermektedir. 43 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1341 ‒ Türkiye Büyük Millet Meclisinin Etkisizleş;rilmesi DemokraAk anayasal düzenlerin temelini oluşturan kuvvetler ayrılığı ilkesi, yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden bağımsız ancak birbirini dengeleyen ve denetleyen bir yapıda örgütlenmesini zorunlu kılar. Bu ilke keyfi yöneAmin önüne geçmeyi, ikAdar gücünün sınırlandırılmasını ve millet adına kullanılan yetkilerinin denetlenmesini güvence alWna alan anayasal bir emniyet mekanizmasıdır. Özellikle yasama organı demokraAk meşruiyeAn kaynağı olarak millet egemenliğinin somut biçimde vücut bulduğu yerdir. Ne var ki Türkiye 2017 Anayasa değişikliğiyle bu anayasal mimariden radikal bir kopuş yaşamış; kuvvetler ayrılığı ilkesinin ruhunu ve kurumsal işleyişini zedeleyen, yürütme lehine son derece asimetrik bir güç yoğunlaşması doğuran bir hükümet sistemine geçmişAr. Bu sistem kısa sürede Türkiye Büyük Millet Meclisinin tarihsel rolünü ve anayasal ağırlığını zayıflatan, yasama yetkisini fiilen daraltan ve yürütmeyi denetleme araçlarını işlevsizleşAren bir yönetsel yapı yaratmışWr. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri yoluyla yasama yetkisinin yürütme organı taramndan kullanılabilmesi, Anayasa’nın 7’nci maddesinde ifadesini bulan “yasama yetkisinin devredilemezliği” ilkesini uygulamada aşındırmışWr. TBMM demokraAk hukuk devleAnin gerekArdiği şekilde yürütmeyi denetleme kapasitesini büyük ölçüde kaybetmiş; soru önergeleri, genel görüşmeler, araşWrma komisyonları ve bütçe hakkı gibi deneAm mekanizmaları etkisiz hale geArilmişAr. Bu durum parlamentonun üstünlüğü yerine yürütmenin üstünlüğünü kurumsallaşWran bir yöneAm praAği yaratmışWr. Yargı organının atama ve terfi süreçlerinde yürütmenin belirleyici hale gelmesi, yargı bağımsızlığı ilkesini zedeleyerek kuvvetler ayrılığı ilkesinin üçüncü sac ayağını da işlevsiz bırakmışWr. Böylece Türkiye, anayasal devlet olmaktan uzaklaşarak yürütme gücünün tek merkezde toplandığı, karşı deneAm mekanizmalarının neredeyse tamamen devre dışı kaldığı bir rejim praAğine sürüklenmişAr. Sistemin uygulanmaya başlandığı tarihten bu yana ortaya çıkan sonuçlar demokraAk gerilemenin yapısal nitelikte olduğunu göstermektedir. TBMM’nin yürütme karşısındaki kurumsal güç kaybı, sadece yasama faaliyeAnin niteliğini düşürmemiş; aynı zamanda millet iradesinin Meclis eliyle tecelli etmesini de zayıflatmışWr. Bu süreç demokraAk meşruiyeAn 44 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1342 ‒ merkezini oluşturan parlamentonun, anayasal konumuna aykırı şekilde tali bir organ hâline geArilmesi anlamına gelmektedir. Türkiye’nin yeniden demokraAk standartlara kavuşabilmesi kuvvetler ayrılığı ilkesinin gerçek anlamda tesis edildiği; yasamanın yürütme karşısında güçlendirildiği, TBMM’nin bütçe hakkı, deneAm yetkisi ve asli yasama fonksiyonunun yeniden ihya edildiği bir süreci zorunlu kılmaktadır. Meclisin tarihsel konumlanışı, kurucu iradesi ve millet egemenliğini temsil eden yapısı güçlendirilmeden demokraAk bir hukuk devleAnden söz etmek mümkün değildir. Tek Adam Rejiminin Yaratğı Tahribat Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, milleAmize hızlı ve etkin yöneAm vaadiyle sunulmuş olsa da kısa sürede bu vaatlerin tam tersine yol açan, devleAn kurumsal omurgasını zayıflatan derin bir yöneAm krizini beraberinde geArmişAr. Sistem yürütme gücünü tek elde yoğunlaşWrarak karar alma süreçlerini keyfiliğe açmış ve liyakat yerine itaaA esas alan bir kadrolaşmayı kurumsallaşWrmışWr. Böylece devlet yöneAmi Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde görülmediği ölçüde kişiselleşmiş, kurumsal hamzası zayıflamış ve kamu idaresi siyasal sadakat üzerinden şekillenen bir yapıya dönüşmüştür. Bu süreçte TBMM anayasanın kendisine yüklediği “millet adına yasama yetkisini kullanma” görevini yerine geAremez hâle geArilmişAr. Yürütmenin hazırladığı kanun tekliflerinin Meclis çoğunluğu eliyle tarWşılmadan, değişArilemeden ve denetlenemeden yasalaşWrılması, TBMM’yi işlevsiz bir tasdik makamına dönüştürmüştür. Siyaset ve hukuk düşüncesinin en temel referanslarından biri olan Montesquieu’nün “yasama, yürütme ve yargının aynı elde toplanması özgürlüklerin sonudur” tespiA bugün Türkiye’de somut bir gerçekliğe dönüşmüştür. Kuvvetler ayrılığı yerini kuvvetler birliği, hukuk devleA yerini keyÖ yöneAm, demokraAk denge-deneAm mekanizmaları ise yerini mutlak yürütme üstünlüğüne bırakmışWr. Türkiye’nin içine sürüklendiği bu tablo, anayasal düzenin ruhuna, Atatürk’ün kurduğu CumhuriyeAn temel felsefesine ve millet egemenliği ilkesine açık bir tehdit oluşturmaktadır. CumhuriyeAmizin kurucu emri olan “Egemenlik kayıtsız şartsız milleAndir” ilkesi, bu sistem alWnda anlamını yiArmekte ve yürütmenin tek elde toplandığı bu yapı millet iradesini 45 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1343 ‒ tek kişinin iradesiyle özdeşleşAren bir anlayışı beslemektedir. TBMM’nin egemenlik yetkisini kullanma iradesi daralWlmışWr. İYİ ParA; güçlendirilmiş parlamenter sistemin inşasını, yasama, yürütme ve yargı erkleri arasında sağlıklı ve gerçek bir kuvvetler ayrılığı tesis edilmesini, TBMM’nin asli, bağımsız ve denetleyen konumunun güvence alWna alınmasını, Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle gasp edilen yasama yetkisinin yeniden Meclise iade edilmesini ve liyakat temelli, şeffaf ve hesap verebilir bir kamu yöneAminin kurulmasını Türkiye’nin toparlanması için tarihsel bir görev olarak görmekteyiz. Millet iradesinin tecelli edği yegane makam olan Türkiye Büyük Millet Meclisi güçlendirilmeden, Atatürk’ün emanet edği CumhuriyeAn hukuk temelleri yeniden sağlamlaşWrılmadan Türkiye’nin demokraAk geleceği güvence alWna alınamaz. İKİNCİ İHANET SÜRECİ: “MİLLİ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ KOMİSYONU” Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu; terörün Türkiye’nin gündeminden tamamen çıkarWlması, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi, millî birlik ve kardeşliğimizin pekişArilmesi, özgürlük, demokrasi ve hukuk devleA alanlarında çalışmalar yapmak amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş taramndan TBMM’de temsil edilen siyasi parAlere gönderilen bir yazı ile kurulmuş ve 05.08.2025 tarihinde çalışmalarına başlamışWr. Bu girişim her ne kadar “kardeşlik”, “dayanışma” ve “demokrasi” gibi toplumun ortak duygularına hitap eden kavramlarla perdelenmeye çalışılsa da gerçekte Türkiye CumhuriyeA’nin üniter devlet yapısını, milli bütünlüğünü ve anayasal egemenlik düzenini aşındırmayı hedefleyen siyasal bir manevradır. Bu söylemler iyi niyetli bir toplumsal barış arayışının değil; devleAn kurucu ilkelerini esneterek, terör örgütlerinin yıllardır dillendirdiği siyasi zemine meşruiyet kazandırmayı amaçlayan bir yaklaşımın vitrin süsüdür. Türkiye’nin binbir bedelle koruduğu milli birliği, terör örgütünün kirli siyaseAne ve örtülü müzakere süreçlerine kurban edilemeyecek kadar değerlidir. Böylesi bir girişim süslü kavramların ardına gizlenmiş olsa da milli iradeyi ve anayasal düzeni hedef alan tehlikeli bir siyasal yönelimi işaret etmektedir. 46 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1344 ‒ TBMM Başkanının Anayasa ve İçtüzük Tanımazlığı: Hukuk Dışı Komisyon Türkiye Büyük Millet Meclisi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün millet egemenliğinin merkezi olarak kurduğu ve “egemenlik kayıtsız şartsız milleAndir” ilkesinin tecelli edği yegâne organdır. Gazi Meclisi, kişisel inisiyaAflerin gölgesine sokan her tasarruf, yalnızca siyasal bir tercih değil; aynı zamanda devleAn kurumsal varlığına yönelmiş sistemsel bir tahriba|r. Tam da bu nedenle, Meclis Başkanı’nın Anayasa’da, İçtüzük’te veya herhangi bir kanunda hiçbir karşılığı bulunmayan bir komisyon kurma girişimi, sıradan bir idari tasarruf olarak görülemez. Bu uygulama, milli iradeye, millet egemenliğine, tarihsel müktesebaWmıza, yasama organının tarafsızlığına, hukuk devleA ilkesine ve kuvvetler ayrılığına yönelik ağır bir ihlaldir. Anayasanın hiçbir maddesi Meclis Başkanına böyle bir yetki tanımamakta; İçtüzük ise Meclis Başkanının görevlerini tadadi olarak saymaktadır. Anayasanın 95’inci maddesi, TBMM’nin komisyonlarını açık biçimde “daimi ve geçici ihAsas komisyonları” olarak tanımlamaktadır. Buna karşın “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” adıyla yürütülmesi planlanan bu yapının, Anayasa’da veya TBMM İçtüzüğü’nde hiçbir karşılığı bulunmamaktadır. Diğer taraXan bu komisyonun kurulmasına dayanak olabilecek ne bir kanun hükmü vardır ne de bir Danışma Kurulu kararı alınmışWr. Meşru zemini olmayan bir girişimin “millet bu yetkiyi verdi” gibi soyut söylemlerle temellendirilmesi ise milli iradeyi aldatan, kandıran ve yok sayan bir anlayışı gün yüzüne çıkarmaktadır. O dönemki siyasi konumlanışı yoluyla milleAmizi kandıran bu anlayışa sandıkta verilen iradenin yönü son derece açıkWr: “Terörle müzakereye” değil, “terörle mücadeleye” destek verilmişAr. Bu durum ortadayken Meclis Başkanının kendi anayasal sınırlarını aşarak, toplumun geniş kesimlerinde meşruiyet tarWşması doğuracak bir komisyon kurması, yürütmenin çizdiği siyasi çerçeveyi yasama organına dayatmak anlamına gelmektedir. Millet iradesiyle seçilen TBMM üyelerinin dışında, anayasal meşruiyeA bulunmayan bir oluşumun Türkiye’nin geleceğine dair karar süreçlerine dahil edilmesi, milli egemenliğin gayriresmî yollarla devredilmesi anlamına gelmektedir ve bu asla kabul edilmemelidir. 47 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1345 ‒ Bu komisyon, “demokrasi” ve “kardeşlik” kavramları üzerinden pazarlanan yeni bir “çözüm süreci”nin ön hazırlığı olarak görülmektedir. “Milli Dayanışma” adı alWnda yürütülen bu süreç Wpkı 2013 yılında “çözüm süreci” adıyla yürütülen ve sonunda ülkeyi ağır bedeller ödemeye mahkum eden ihanet süreci gibi; terör örgütüyle diyalog zeminini yeniden canlandırmakWr. “Kardeşlik” ve “demokrasi” söylemleriyle süslenmiş bu girişim, aslında milli egemenliğin pazarlık konusu haline geArilmesinin kapısını aralamaktadır. Terör örgütüyle müzakere masasına dönülmesi, Türkiye CumhuriyeA’nin kurucu ilkeleriyle ve Anayasamızın 3’üncü maddesinde yer alan “Türkiye DevleA, ülkesi ve milleAyle bölünmez bir bütündür” hükmüyle açıkça çelişmektedir. Demokra;k Değerleri Güçlendirme Değil, Zayıflatma Süreci Bu tür komisyonlar demokraAk süreci güçlendirmemekte aksine demokraAk deneAmden kaçan bir müzakere zemini oluşturmaktadır. Şeffaflıktan uzak, kamuoyundan gizlenen ve milleAn iradesine dayanmayan her girişim, demokrasiyi kuvvetlendirmez; onu siyasi pazarlığın aracı haline geArir. İYİ ParA olarak bizler; Millet iradesinin kapalı kapılar ardında pazarlık konusu yapılmasına, terörle mücadelenin siyasal uzlaşma bahanesiyle sulandırılmasına, Türkiye CumhuriyeA’nin üniter yapısının “demokrasi” kavramı üzerinden aşındırılmasına kararlılıkla karşıyız. Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun da ifade edği gibi: “İYİ Par( olarak bizim Cumhuriyet düşmanlarıyla müzakere edecek hiçbir şeyimiz olamaz.” Bizim için milli dayanışma, terörle mücadelede taviz vermemek; kardeşlik ise Türk milleAnin eşit yurZaşlık bilinci alWnda birlik olmasıdır. Demokrasi, kapalı kapılar ardında pazarlıkla değil, milleAn iradesiyle güçlenir. Ne anayasal dayanağı ne de milli meşruiyeA bulunan bu komisyonun içinde yer almak, Türkiye CumhuriyeA’nin kurucu değerlerine ihanet anlamına gelmektedir. İYİ ParA Grubu olarak milli birliği zedeleyecek, terörle müzakereyi meşrulaşWracak ve Meclisin iAbarını zayıflatacak hiçbir girişimin parçası olmayacağımızı Türk milleAne ve yüce Meclis’e ilan edk ve etmeye devam edeceğiz. 48 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1346 ‒ Gerçekler Milleven Saklanırken İmralı ve Kandil’e Zarflanıyor Komisyon toplanWlarından ikisinin “bakanların daha rahat konuşabilmesi” gerekçesiyle basına kapaWlması sakıncalı ve milli egemenlik ilkesiyle bağdaşmayan bir uygulamadır. TBMM Başkanının bu gerekçesi Meclis çalışmalarını milleAn hak edği şeffaflıktan mahrum bırakan ve yasama organını yürütmenin talepleri doğrultusunda şekillenen bir arka oda faaliyeAne dönüştüren son derece yanlış bir yaklaşımdır. Kapalı toplanW içeriğinin Kandil’e, İmralı’ya ve bu terör odaklarına arka çıkan dış yapılara ulaşıp ulaşmayacağına dair bir kuşku yokken Türk milleAnin tüm bu gelişmeleri bilmesinin engellenmesi milli hassasiyet sorumluluğu ile bağdaşmamaktadır. “Biten Teröre Sığınmak” ve Mille; Aldatan Yeni Süreç: Siyasal İs;smarın Anatomisi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iç siyaseA tasarlamak için terör kavramını araçsallaşWrmayı temel strateji haline geArmişAr. Her seçim döneminde, muhalefeA kriminalize etmeye yönelik bilinçli bir kampanya yürütmüş; toplumu kutuplaşWrarak siyasi çıkar devşirmeyi tercih etmişAr. Erdoğan’ın meydanlarda defalarca tekrarladığı “muhalefet terörle iş birliği yapıyor”, “HDP/DEM ile aynı saXalar”, “Kandil’le kol kola yürüyorlar” söylemlerinin hiçbir somut delile dayanmayan, siyasi operasyon niteliği taşıyan asılsız bir propaganda olduğu bugün gelinen noktada ortaya çıkmışWr. Bu söylemler özellikle seçim süreçlerinde sistemaAk bir şekilde kullanılmış; milleAmizin en hassas olduğu konular üzerinden milleAmiz korkutularak siyasal manipülasyon yapılmışWr. Aynı ikAdar bloğu; yıllarca “terörle ilişkili olmakla” suçladığı aktörlerle örtülü temaslar yürütmekte, hukuki zemini olmayan komisyon süreçleri işletmekte ve terör örgütünün taleplerine denk düşen adımlar atmaktadır. Bu durum Türkiye siyaseAnin en büyük çelişkilerinden birini oluşturmakla kalmamakta; aynı zamanda Cumhur İdfakının terör konusunda samimiyetsizliğini de tüm açıklığıyla gözler önüne sermektedir. 49 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1347 ‒ Dün “Terörle İş Birliği” İwirası Atanlar Bugün Teröris;n Masasında Ne Arıyor? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişteki sert söylemleri hala hamzalardadır. Yıllarca meydanlarda: “Bunlar Kandil’le iş birliği yapıyor.” “Onlar gelirse öcalan’ı serbest bırakacaklar.” “Muhalefet terör örgütüyle pazarlık içinde.” “Kandil’den talimat alıyorlar.” diyerek toplumda korku ve kutuplaşma yaratan bir siyasi dil kullandı. Bu söylemler her seçim döneminde yeniden ısıWldı ve siyasal rakipleri iAbarsızlaşWrmanın temel aracı haline geArildi. Ancak bugün geldiğimiz noktada Erdoğan’ın ve Cumhur İdfakının yıllarca suçlayıcı bir dille hedef gösterdiği aktörlerle müzakere zeminlerinin bizzat ikAdar eliyle oluşturulduğu görülmektedir. Meclis Başkanı taramndan hukuki temeli bulunmaksızın kurulan komisyon, ikAdarın geçmişte kendi propaganda diliyle reddedği ilişki biçimlerini perde arkasında yeniden üretmektedir. Bu durum yalnızca bir siyasi tutarsızlık değil; siyaset bilimi literatüründe “güvenlik isAsmarı” olarak tanımlanan otoriter refleksin Türkiye’deki en belirgin örneğidir. Güvenlik söylemi, ilkesel bir devlet poliAkası olmaktan çıkmış; seçim dönemlerinde seçmeni manipüle eden, seçim sonrası dönemlerde ise ikAdarın takAk hamlelerine göre şekillenen bir araç hâline gelmişAr. Milli güvenlikte tutarlılık, şeffaflık ve hukuki meşruiyet temel şar|r. Oysa Cumhur İdfakının yıllardır sürdürdüğü siyaset, güvenliği bir devlet meselesi olarak değil; bir siyasal araç olarak ele almaktadır. Terörü seçim meydanlarında sopa gibi kullanıp, sandık kapandıktan sonra aynı terör örgütünün söylemleriyle kesişen adımlar atmak ağır bir çelişkidir. Bu çelişki hem milli güvenliğe zarar vermekte hem de siyaseAn kurumunu topyekûn aşındırmaktadır. Bugün asıl sorulması gereken soru şudur: Dün “terörle iş birliği” diye bağıranlar, bugün teröristbaşının tarif edği masanın etramnda ne aramaktadır? Bu sorunun cevabı, Türkiye’nin güvenlik poliAkasının nasıl günlük siyasi hesaplara feda edildiğini ve ikAdarın yıllardır sürdürdüğü söylemin ne kadar samimiyetsiz olduğunu açıkça göstermektedir. 50 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1348 ‒ Cumhur İyfakı Büyüyor: AK Par;, MHP ve DEM Par; Birlikteliği 2025 yılı iAbarıyla Meclis’te ilginç bir tablo oluşmuştur. Bir yanda DEM ParA’nin pkk ve öcalan’ı meşrulaşWran açıklamaları, diğer yanda Cumhur İdfakı ortağının “umut hakkı” çıkışları ve teröristbaşı öcalan’a “önder” demesi ikAdar bloğunun sessiz onayıyla birleşmişAr. Dün “çözüm süreci ihanedr” diyenlerin, bugün cani öcalan üzerinden “yeni bir umut hakkı” tarWşmasını başlatması zedeleyen bir tutumdur. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son dönemde yeniden “çözüm” benzeri süreçleri dillendirmesi, Türkiye’nin ekonomik, hukuki ve yönetsel krizlerini örtbas etme çabasından ibaredr. İkAdar ülkenin gerçek gündemlerinden; yoksulluktan, yolsuzluktan, yasaklardan, işsizlikten, adaletsizlikten, eşitsizliklerden, hukuksuzluktan uzaklaşmak için, “terör” başlığını yeniden canlandırmakta; geçmişte kendi eliyle biArdiğini iddia edği sorunu yeniden siyaset sahnesine taşımaktadır. “Biten terör” söylemiyle övünen ikAdar bugün “terörsüz Türkiye” başlığıyla yeni bir masa kurmaya kalkışarak aslında bidğini söylediği bir tehdidi yeniden üretmektedir. Bu durum, Türkiye CumhuriyeA’nin devlet aklıyla değil ikAdar refleksiyle yöneAldiğini göstermektedir. Türkiye CumhuriyeA bir terör örgütüyle müzakere ederek değil, hukuku, adaleA ve milli egemenliği güçlendirerek kalıcı barışı tesis edebilir. Bu bağlamda; § Terörle mücadele siyasi hesapların aracı olamaz. § TBMM terör örgütlerinin siyasal vitrinine dönüştürülemez. § KaAl öcalan veya benzeri figürler, hiçbir sureZe “siyasi aktör” olarak gösterilemez. § DevleAn meşruiyeA terörle müzakereyle değil, terörle mücadeleyle korunur. İmralı’nın siyasal bir “referans noktası” haline geArildiği her süreç ister çözüm süreci adı alWnda ister komisyon çalışmaları kisvesi alWnda yürütülsün, Türkiye CumhuriyeA’nin kurucu değerlerini erozyona uğratmaktadır. Bugün TBMM’de ortaya çıkan ve kapalı kapılar ardında yürütülen komisyon tarWşmaları, geçmişteki aynı hatanın yeni bir versiyonu olarak görülmektedir. Millet adına karar alma yetkisi olan kurumların İmralı’ya göre pozisyon aldığı bir siyasi iklim, Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu’nun ifadesiyle “devlet aklının değil, teslimiyeAn tezahürüdür.” 51 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1349 ‒ TBMM’de Terör Propagandası: İkinci İhanet Süreci Milli Birlik ve Egemenliğe Tehdit TBMM’de gerçekleşArilen bazı DEM ParA grup toplanWlarında terör örgütü pkk’nın elebaşı, bebek kaAli abdullah öcalan lehine aWlan sloganlar, özellikle “biji serok apo” ifadeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi çaWsı alWnda yankılanmışWr. Bu durum, yalnızca demokraAk siyaset ilkeleriyle değil, hukuk devleA anlayışıyla da açıkça çelişmektedir. Zira Meclis, milleAn iradesini temsil eden en yüce yasama organıdır; terör örgütlerinin ideolojik uzanWlarının propaganda alanı değildir. DEM ParA’nin, terör örgütüyle arasına net bir mesafe koymaktan ısrarla kaçınması, siyasi faaliyetlerini bir demokraAk mücadele zemininde değil; terör örgütü söylemlerinin meşrulaşWrılması üzerinden yürütmesi Türkiye’nin milli birliğine ve anayasal düzenine açık bir tehdidr. Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu hükümleri uyarınca bu eylemler doğrudan suç teşkil etmektedir. Suçu ve suçluyu övme, terör örgütü propagandası yapmak kanunlarımıza göre suçtur. TBMM çaWsı alWnda gerçekleşArilen bu fiil yalnızca anayasal sınırları aşmakla kalmamış aynı zamanda devleAn temel hukuk düzenine meydan okuyan, milli birliğe kasteden bir eylem haline gelmişAr. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında sosyal medyada birkaç cümlelik paylaşımı nedeniyle ya da hükümeAn poliAkalarını eleşArdiği için vatandaşlar hakkında soruşturmalar yürütülmekte; gazeteciler, öğrenciler ve akademisyenler cezaevlerine gönderilmektedir. Ancak aynı ülkede, milleAn egemenliğinin sembolü olan Gazi Meclis’in çaWsı alWnda; bölücü terör örgütünün elebaşı lehine slogan aWlması, “ifade özgürlüğü” kisvesi alWnda korunmakta, adeta suç ile özgürlük arasındaki çizgi keyÖ biçimde yeniden çizilmektedir. Bu durum, yalnızca bir hukuk ihlali değil; aynı zamanda milleAn vicdanına ve şehitlerimizin aziz haWrasına yönelmiş açık bir saldırıdır. Gazi Meclis çaWsı alWnda, Türkiye CumhuriyeA’ni bölmeye çalışan bir terör örgütü liderine methiyeler düzülmesi, terörle mücadelede can vermiş kahramanlarımızın fedakârlıklarını hiçe saymak, milleAn ortak değerlerine ihanet etmekAr. TBMM, terör örgütlerinin gölgesinin dahi düşmemesi gereken kutsal bir mekandır. 52 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1350 ‒ Bu çaW alWnda terör örgütlerinin propagandasına müsamaha göstermek, Türkiye CumhuriyeA’nin kurucu iradesine, “egemenlik kayıtsız şartsız milleAndir” ilkesine ve anayasal düzene karşı bir suikas|r. Millet iradesinin tecelligâhı olan Meclis’te terörist lehine aWlan her slogan, demokraAk siyaset alanına aWlmış bir hançerdir. Bu ihaneAn adı “ifade özgürlüğü” olamaz. Hukukun sınırlarını aşan her fiil, milleAn birlik duygusuna ve devleAn bekasına yönelmiş bir tehdidr. İYİ ParA olarak, bu tür eylemlerin hiçbir bahaneyle mazur gösterilemeyeceğini; TBMM kürsüsünün terörün değil, Türk milleAnin sesinin yankılandığı bir yer olarak kalması gerekAğini kararlılıkla savunuyoruz. § TBMM’nin terör örgütlerinin propagandasına alet edilmesini, § Sözde “demokraAk siyaset” maskesiyle yürütülen terör söylemini, § Meclis kürsüsünün, milleAn egemenliği yerine terör örgütlerinin ideolojik ajandasına tahsis edilmesini şiddetle reddediyoruz. Egemenliğimizi bölmeye, tarWşWrmaya, parçalamaya çalışan hiçbir anlayışa tahammül gösterilemez. Meclis terörün değil, milli iradenin mekânıdır. İk;dar Ortağının Açıklamaları Üzerine Yıl içerisinde Cumhur İdfakı ortağının, teröristbaşı abdullah öcalan’dan “önder” olarak bahsetmesi ve “umut hakkı” kavramını gündeme taşıması, milleAmizin vicdanında derin ve sarsıcı bir kırılma yaratmışWr. Bir yandan “terörle mücadelede kararlılık” söylemini sürdürürken, diğer yandan terör örgütü liderini meşrulaşWran ifadeler kullanmak milleAmizin kendi içindeki milli duyguları tahrip etmiş; bu siyasi iradenin yıllardır savunduğu “devleAn bekası” ve “teröre karşı sımr tolerans” çizgisiyle açık bir çelişki oluşturmuştur. Bu açıklamalar, yalnızca siyasi bir gaf değil; Türkiye CumhuriyeA’nin terörle mücadele poliAkasına gölge düşüren tarihi bir hata olarak kayıtlara geçmişAr. İYİ ParA olarak bizler; kim taramndan söylenirse söylensin, terör örgütü liderine yönelik her türlü “önder”, “lider”, “umut” veya “siyasi aktör” nitelendirmesinin kabul edilemez olduğunu savunuyoruz. Bu tür ifadeler, yalnızca terörü değil, terörisAn siyasal temsilini ve ideolojik meşruiyeAni güçlendirmekte; milleAn birliğini hedef alan çevrelere cesaret 53 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1351 ‒ vermektedir. Terörle mücadelede tavizsiz olunması gerekirken, bu tür söylemler terörle mücadelenin inandırıcılığını aşındırmakta, terör örgütlerine “yeni kapılar” aralamaktadır. İYİ ParA olarak TBMM çaWsı alWnda terörle müzakereyi, terör örgütü liderinin isim veya sıfatla anılmasını, terörün herhangi bir biçimde siyasallaşWrılmasını milli birliğe karşı ihanet olarak görüyoruz. DEM ParA’nin Meclis kürsüsünü terör propagandası alanına çevirmesi ile Cumhur İdfakı ortağının terör örgütü liderini “umut” figürü haline geAren açıklamaları, aynı oranda tehlikelidir ve terörle mücadelenin toplumsal direncini zayıflatmaktadır. TBMM, milleAn kalbidir; bu kalbe terörün dili sokulamaz. Bu çaWya taşınan her söz, milleAn varlığına ve devleAn bekasına sadakat borcu taşır. Terör örgütlerinin söylemlerini çağrışWran ithamların ya da Türkiye’nin düşmanlarıyla örtüşen siyasi dilin Meclis kürsüsüne sızması, yalnızca bir haAp kusuru değil, milli egemenliğe yönelik bir suikast niteliğindedir. Gazi Meclisin kalp aWşını belirleyen şey, milleAn sesi, şehitlerin emaneA ve cumhuriyeAn ortak ruhudur. Bu ruha yabancı her kelime, her yaklaşım ve her niyet, demokrasi kisvesi alWnda dahi olsa reddedilmeli ve milleAn iradesi adına mahkum edilmelidir. Gazi Meclis Teröristbaşı öcalan’ın Bölücü Telkinleriyle Yönlendirilemez! Komisyon sürecinde yaşanan tarWşmalar Meclis çaWsı alWnda yürütülen tarWşmalı komisyon sürecinin ne denli tehlikeli bir çerçeveye oturduğunu açıkça göstermektedir. Hukuki dayanağı bulunmayan bu komisyonun yapısı 2013 yılında teröristbaşı abdullah öcalan’ın İmralı notlarında dile geArdiği “konvansiyon” modeline şaşırWcı derecede benzemektedir. Yine aynı notlarda görülen ve dikkat çekici olan detay ise o dönem AK ParA Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Numan Kurtulmuş’un ise bu konvansiyona “liderlik” etmesi isteğinin dile geArilmiş olmasıdır. DevleAn onlarca yıl boyunca verdiği mücadele, ödediği ağır bedeller ve binlerce şehidin emaneA ortadayken; bir terör örgütü liderinin yıllar önce dillendirdiği taleplerle örtüşen adımların Gazi Meclis çaWsı alWnda aWlması kabul edilemez bir zafiyet ve utançWr. Türkiye’nin milli güvenlik konusunda en küçük bir tereddüde dahi tahammülü yokken, TBMM’nin böyle bir yapıyı üstleniyor olması milli vicdanı ve hassasiyetleri zedeleyen ağır bir yanlışlıkWr. 54 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1352 ‒ Canibaşı öcalan’ın geçmiş ifadeleriyle bugün kurulan komisyon arasındaki benzerlik, terör örgütü başının “yol gösterici” rolüne kapı aralayan tehlikeli bir siyasi zemin yaratmaktadır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası olan Meclisin terör örgütlerinin söylemlerine paralel bir görüntü vermesi hiçbir koşulda mazur görülemez. Bu tablo, milli iradenin karar süreçlerinden uzaklaşWrıldığı ve devleAn en hassas meselelerinde toplumdan kaçırılan bir müzakere zeminine işaret etmektedir. Meclis’in isAkameA milleAn iradesidir; terör örgütlerinin arzuları değildir. Şu açıkça ortadadır ki; teröristbaşı öcalan’ın yıllar önce dile geArdiği taleplerle bugünkü uygulamalar arasında benzerlik kurulmasına imkan veren her adım; hem milli güvenliği zedeler hem de Gazi Meclisin iAbarına ve saygınlığına gölge düşürür. Türkiye’nin ihAyacı, terör örgütlerinin söylemleriyle kesişen örtülü süreçler değil hukuka dayalı, şeffaf, milli iradeye sadık ve terörle mücadelede tavizsiz bir devlet aklıdır. Hiç kimse Türkiye CumhuriyeA DevleA’nin kurumlarını terör örgütü liderlerinin işaret edği çizgiye yaklaşWramaz; canibaşı öcalan’ın kimseye görev biçme iradesi yoktur. Teröristbaşı öcalan Gazi Meclisin Başkanına Rol Biçemez! Meclisimizin saygınlığı, milli egemenliğin tecelligahı oluşundan kaynaklanır. Gazi Meclis, millet iradesinin üstünde hiçbir gücün, hiçbir odağın telkin, dayatma veya yönlendirmesiyle hareket edemez. Ancak bugün yürütülen anayasa dışı, hukuka aykırı ve kanun tanımaz komisyon süreci bu ilkenin açıkça zedelendiği bir tabloyu gözler önüne sermektedir. Komisyon görüşmeleri esnasında Plan ve Bütçe Komisyonu sözcümüz ve Samsun Milletvekilimiz Erhan Usta’nın TBMM tutanaklarına yansıyan soruları ve tespitleri, meselenin ne kadar vahim bir boyut taşıdığını ortaya koymaktadır. Usta’nın işaret edği en çarpıcı hususlardan biri olan teröristbaşı abdullah öcalan’ın geçmişteki ifadelerinde, 2013 tarihli İmralı notlarında öcalan’ın “konvansiyon” adıyla önerdiği yapının liderliği için dönemin siyasal aktörü Numan Kurtulmuş’u işaret edği bilinmektedir. Bugün ise Meclis Başkanı sıfaWnı taşıyan aynı ismin hiçbir hukuki dayanağı bulunmayan bir komisyon kurarak benzer bir işlev üstlenmesi, ister istemez şu haklı soruyu gündeme 55 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1353 ‒ geArmektedir: Teröristbaşı öcalan’ın, o dönem AK ParA Genel Başkan Yardımcısı olan Numan Kurtulmuş’a aredği rolün bugün TBMM zemininde üreAliyor olmasının izahı nedir? Bu soru sadece siyasal bir eleşAri değil, devlet ciddiyeAni ve milli güvenliği doğrudan ilgilendiren anayasal bir sorgulamadır. Zira teröristbaşının on yıl önce dile geArdiği bir modele bugün aWlan adımların yaklaşması ve haZa birebir örtüşmesi, Gazi Meclisin milletçe teslim edilmiş haysiyeAne halel geArmekte ve milli iradenin çizdiği kırmızı çizgileri yok sayan bir zafiyeA ortaya koymaktadır. Türkiye CumhuriyeA’nin terörle müzakereye kapıları kapatması gerekirken, teröristbaşı abdullah öcalan’ın yıllar önce dile geArdiği bir yapıya benzer bir mekanizmayı kim, hangi iradenin yönlendirmesiyle Meclis’e taşımaktadır? Atatürk’ün mirası olan üniter devlet yapısı ile terör örgütünün taleplerinin kesişAği hiçbir yer meşruiyet üretmez; tam tersine meşruiyeA yok eden bir alan oluşturur. Komisyon görüşmeleri sırasında bu anlayışla dile geArilen çekincelerimiz Cumhur İdfakı kanadınca ağır ithamlarla karşılık bulmuş, Gazi Meclisin Başkanı eleşArilerimizi farklı bir zemine çekerek izah etmekten uzaklaşmayı tercih etmişAr. Sonrasında yaşanan süreç ise millet egemenliğinin tecelligahı Gazi Meclisiz açısından tarihi bir talihsizlik ve utanç olarak anılacakWr. Mille;mizin Vicdanı İhanet Sürecine Cevap Beklerken, TBMM Başkanı “Salonu Terk Ey” 31.10.2025 tarihli Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan TBMM bütçesi görüşmeleri sırasında dile geArilen ifadeler, Türkiye Büyük Millet Meclisinin deneAm işlevi ve milletvekillerinin anayasal sorumlulukları çerçevesinde değerlendirilmesi gereken siyasal nitelikte sözlerdir. Buna rağmen söz konusu konuşma üzerinden sözcümüz Erhan Usta’nın cezalandırılmaya çalışılması, hem Anayasanın öngördüğü yasama sorumsuzluğu ilkesine hem de TBMM İçtüzüğü’nün sistemaAğine açıkça aykırıdır. Erhan Usta’nın konuşmasının temel odağı teröristbaşı abdullah öcalan’ın 2013 tarihli İmralı notlarında dönemin AK ParA Genel Başkan Yardımcısı olan Numan Kurtulmuş’a aredği rol ile bugün TBMM Başkanı sıfaWnı taşıyan aynı ismin, hukuki temeli tarWşmalı bir komisyon sürecinin başaktörü haline gelmesi arasındaki çarpıcı benzerliğe dikkat çekmekAr. “Teröristbaşı öcalan’ın, o dönem AK ParA Genel Başkan Yardımcısı olan Numan Kurtulmuş’a aredği rolün bugün TBMM zemininde üreAliyor olmasının izahı nedir?” sorusu, 56 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1354 ‒ kişisel bir saldırı değil; tam tersine, devlet ciddiyeAni ve milli güvenliği doğrudan ilgilendiren siyasal bir sorgulamadır. Zira teröristbaşının on yıl önce dile geArdiği bir “konvansiyon/komisyon” modeline bugün aWlan adımların yaklaşması, haZa bazı yönleriyle örtüşmesi, Gazi Meclisin milletçe kendisine emanet edilen tarihsel haysiyeAni tarWşmaya açmakta; milli iradenin çizdiği kırmızı çizgilere riayet edilip edilmediği yönünde meşru sorular sordurmaktadır. Bu sorgulamanın dile geArilmesi bir milletvekilinin görev ve yetkisinin, haZa yemin edği andın doğal bir sonucudur. Komisyon görüşmeleri sırasında bu çerçevede ifade edilen çekincelerimiz, Cumhur İdfakı temsilcileri taramndan ağır ithamlarla karşılanmış; Gazi Meclisin Başkanı ise eleşArileri cevaplandırmak yerine tarWşmayı şahsileşAren bir dil kullanarak siyasi sorumluluktan kaçınmayı tercih etmişAr. Erhan Usta’nın konuşmasının hiçbir bölümünde TBMM Başkanının özel hayaWna, şahsi iAbarına veya kişiliğine yönelik bir saldırı bulunmamaktadır. Hedef alınan TBMM Başkanının siyasi tutumu ve ikAdarın poliAkaları bağlamındaki tercihleridir. Bu bakımdan söz konusu ifadeleri hakaret kapsamında değerlendirmek mümkün değildir. Kişiye yönelik hakaret, sövme, küçük düşürme kasW olmadığı gibi, aşağılayıcı herhangi bir ifade de kullanılmamışWr. Tersine konuşmanın bütününe bakıldığında; millet iradesinin tecelligahı olan Gazi Meclisin terör örgütü liderinin yıllar önce yazdığı senaryolarla aynı eksende konumlanmasına yönelik haklı ve yerinde bir kaygı dile geArilmektedir. Söz konusu konuşma, Türkiye’nin terörle mücadelesinin seyrine, TBMM Başkanının tarafsızlık ve hukuki meşruiyet içinde hareket edip etmediğine ve Gazi Meclisin iradesinin terör örgütünün kirli talepleriyle örtüşen bir çizgiye çekilip çekilmediğine ilişkin son derece hayaA sorular içermektedir. Bu soruların muhatabı öncelikle Meclis Başkanı ve Cumhur İdfakıdır. Cevabın nihai muhatabı ise Türk milleAdir. Millet adına deneAm yapan bir milletvekilinin bu çerçevede söz söyleme hakkını sınırlamak parlamenter rejimin özüne aykırıdır. 57 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1355 ‒ Sürecin devamında TBMM Başkanının açmış olduğu dava ise ileride TBMM tarihine, “milli egemenliğin ve millet vicdanına kulak veren seslenişimizin baskı alWna alındığı talihsiz ve utanç verici bir sayfa” olarak geçecekAr. TBMM’nin Onuru İmralı’ya Taşınamaz, Terörün Masasına Sürülemez! Türkiye CumhuriyeA DevleA, varlığını ve birliğini canı pahasına bu vatanı koruyan aziz şehitlerimizin fedakarlığına, milleAn kayıtsız şartsız egemenliğine ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in temel ilkelerine borçludur. Böyle bir devleAn, terörle mücadelede onlarca yıl boyunca binlerce evladını toprağa vermiş bir milleAn, bugün teröristbaşı abdullah öcalan’ın ayağına heyet göndermesi izah edilebilir, mazur görülebilir bir durum değildir. Bu süreç esas iAbarıyla devleAn otoritesini terör örgütünün lideriyle aynı masaya oturtan sakat bir aklın ürünüdür. Bu girişim ne milleAn vicdanında karşılık bulur ne de şehitlerimizin haWrasıyla bağdaşır. Gazi Meclisin vakarına en ağır gölgeyi düşüren şey terör örgütünün yıllardır daya|ğı siyasi zeminle TBMM’nin iradesini aynı çizgiye geArmeyi hedefleyen bu yaklaşımdır. İmralı’da yatan bir kaAl, bir bölücü, bir terör örgütünün kurucusu; Türkiye CumhuriyeA devleAnin hiçbir kurumu taramndan “muhatap” alınamaz. Bir terör örgütü elebaşının düşüncesi, talebi veya beklenAsi demokraAk devlet düzeninde milli iradenin üzerinde bir değer taşıyormuş gibi TBMM zemininde oylanamaz. Terörün daya|ğı hedefleri “çözüm arayışı” kılımna sokmak, sadece devleAn meşruiyeAne değil, milleAn onuruna yönelmiş aleni bir meydan okumadır. İmralı’ya Gidiş Milli Egemenliğe Sürülmüş Kara Bir Lekedir! İmralı’ya heyet gönderilmesi arWk yalnızca bir niyet, bir tarWşma ya da bir ihAmal değildir. Maalesef bu karar uygulanmış ve Gazi Meclis içinden oluşturulan bir heyet Cumhuriyet tarihinin en karanlık sayfalarından birine imza atacak şekilde İmralı’ya gitmişAr. Bu adım sadece siyasi yanlış değil, devlet aklının ve milli iradenin isAsmar edildiği vahameAn geldiği seviyeyi gözler önüne sermektedir. Şehitlerimizin kanıyla kurulan Türkiye CumhuriyeA devleAnin, sırf ikAdar ortaklarının dayatmasıyla bir terör örgütü liderinin bulunduğu adaya heyet göndermesi milleAn egemenliğine indirilmiş ağır bir darbedir. 58 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1356 ‒ Bu sürecin başından sonuna kadar Meclis Başkanlığınca yönlendirilmesi, AK ParA– MHP–DEM oylarıyla kapalı oturumlarda ilerleAlmesi ve “İmralı’ya gidilmeli, gidilmezse ilerleme olmaz” söylemlerinin adeta siyasi bir baskıya dönüştürülmesi TBMM’yi millet adına karar alan bir kurum olmaktan çıkarıp terör örgütlerinin ajandasına meşruiyet devşiren bir plarorma dönüştürmüştür. Gazi Meclisin çaWsı alWnda, şehitlerimizin kaAlinin bulunduğu adaya “heyet gönderme kararı” çıkması bile utanç vericiyken, bu kararın uygulanmış olması arWk demokrasiyle değil, devleAn kırmızı çizgilerinin sistemli biçimde aşındırılmasıyla izah edilebilir. Daha da vahimi ikAdar ortağının “Alırım üç arkadaşımı İmralı’ya giderim” sözlerinin kendi parA grubunca ayakta alkışlanmasıdır. Bu manzara teröre karşı verilen yarım asırlık mücadelenin meclis kürsüsünde iAbarsızlaşWrılmasıdır. Bu anlayışın “Sürecin muhatabı öcalan’dır” sözleri alkışlarla karşılanırken milyonlarca şehit yakını, gazi ve vatan sevdalısı yurZaşımızın kalbinde tarifsiz bir infial yaraWlmışWr. Bugün geldiğimiz noktada şu gerçekle karşı karşıyayız: Bir siyasi parA genel başkanının İmralı’ya gitme çağrısı alkışlanmış, Gazi Meclisin onuru İmralı’ya taşınmışWr. Bu tabloyu “siyaset”, “çözüm”, “kardeşlik” gibi süslü kavramlarla açıklamak mümkün değildir. Bu tablo yalnızca bir şeyin adıdır: Gazi Meclisin iradesinin terörün kapısına götürülmesi. Türkiye CumhuriyeA DevleA terörle masaya oturacak bir devlet değildir. Gazi Meclis bölücülüğün değil, milli birliğin makamıdır. İYİ ParA olarak İmralı’ya gidilmiş olmasını meşrulaşWrmaya yönelik bütün siyasi kılıfları reddediyor ve bu kararı CumhuriyeAn kurucu değerlerini, millet egemenliğini ve şehitlerimizin aziz haWrasını yok sayan tarihi bir cinnet hali olarak kayda geçiriyoruz. MeXa olmuş bu siyasi cinnet haline karşı duruş; Şanlı bayrağımızı göndere çeken kahramanların emaneA olan bu ülkenin bölünmez bütünlüğünü, Atatürk’ün bizlere bırakWğı Cumhuriyet’in vakarını ve TBMM’nin haysiyeAni savunmanın bir gereğidir. 59 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1357 ‒ Milli Vicdana Kulak Verene “3 Kuruşluk Dava”! Türk Mille;ne “Soykırımcı” Diyene Ses Yok! Türkiye Büyük Millet Meclisi çaWsı alWnda sarf edilen her söz doğrudan milli vicdanı ilgilendiren tarihsel ve hukuki bir sorumluluk taşır. Bu bağlamda DEM ParA Mardin Milletvekili George Aslan’ın Genel Kurul’da Türk milleAni “soykırımcı” olarak nitelendirmesi, devleAn temellerine, milleAn ortak tarihine ve bu Meclisin şerefine yapılmış ağır bir saldırı niteliğindedir. Bu ifadeler; bir milleAn bin yıllık tarihini, fedakârlıklarını ve devlet kurma iradesini hedef alırken, aynı zamanda Türkiye CumhuriyeA’ni uluslararası alanda mahkum etmeye yönelik açık bir girişimdir. Bu sözlere ikAdar cephesinden ciddi bir iAraz yükselAlmemiş, Meclis Başkanlığı taramndan da güçlü bir refleks gösterilmemişAr. İYİ ParA bu konuda kararlı bir tutum sergilememiş olsaydı, bu ağır ifade sessizce geçişArilecek ve Gazi Meclisin tutanaklarına tarihe leke olarak düşecek biçimde kaydedilecekA. Nitekim Grubumuz 20/06/2025 tarihli başvurusu ile; • George Aslan’ın “soykırım” ifadesinin tutanaklardan çıkarılmasını, • İçtüzük 161 gereğince üç birleşim geçici çıkarma cezası uygulanmasını, • Türk milleAne yönelAlen bu ithamın cezalandırılmasını talep etmişAr. Ancak bu haklı ve yerinde talebin yalnızca bir bölümü karşılık bulmuş; ParAmizin ısrarı sayesinde söz konusu ifadelere tutanaklarda şerh düşülmüştür. Genel Kurulun 18/6/2025 tarihli 98'inci Birleşiminde George Aslan taramndan yapılan konuşmada dile geArilen "soykırım" ve "yok etme" ithamlarının TBMM tutanaklarında yer almasının milleAn birlik ve beraberliği ile ortak geçmişine yönelik TBMM'nin temsil edği misyonla uyuşmayacağı, bu nedenle bu sözlerin reddedildiğine yönelik ifadenin tutanaklarda ilgili kısma not olarak işlenmesi hususuna ilişkin tezkere kabul edilmişAr. Fakat asıl yapılması gereken disiplin cezası verilmesi ve ifadelerin tamamının tutanaklardan çıkarılması gerekliliği Cumhur İdfakı taramndan kabul görmemişAr. Bu durum, Meclis’in kendi saygınlığını ve milleAn tarihsel onurunu korumak konusunda göstermesi gereken devlet refleksinin ikAdar taramndan sergilenmediğini açıkça ortaya koymaktadır. Bir milleAn tarihine “soykırımcı” diyerek saldıran birinin cezalandırılması gerekirken, Meclis Başkanlığı ve ikAdar sıralarından yükselen sessizlik, kabul edilemez bir duyarsızlığa işaret etmektedir. 60 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1358 ‒ Aynı ikAdar, muhalefet milletvekilleri bir eleşAri yapWğında İçtüzük sopasını gösterirken; Türk milleAne “soykırımcı” diyen bir vekile karşı adım atmıyorsa, burada arWk bir çiXe standart değil milli duyarlılıklara karşı siyaseten kayıtsızlık vardır. Bu tablo, Erhan Usta’ya yönelik haksız girişimin gölgesinde daha da vahim hâle gelmektedir. Terör örgütü elebaşı öcalan’ın yıllar önce dile geArdiği modelle bugün TBMM’de yürütülen süreç arasındaki benzerliği sorgulayan bir milletvekiline karşı acil disiplin mekanizmaları işleAlirken; Türk milleAni topyekûn suçlayan bir anlayışa karşı ceza mekanizmasının çalışWrılmaması, ikAdarın neyi koruduğunu, neyi görmezden geldiğini tüm açıklığıyla göstermektedir. İYİ ParA, Türk milleAne yönelAlmiş hiçbir ithamı görmezden gelmez. İYİ ParA, Gazi Meclisin iAbarının ayaklar alWna alınmasına izin vermez. İYİ ParA, bu çaW alWnda Türk milleAni soykırımcı ilan eden hiçbir söyleme sessiz kalmaz. Bugün olduğu gibi yarın da milli iradenin ve Türkiye CumhuriyeA’nin tarihi onurunun savunusu, her türlü siyasi hesaplaşmanın üzerinde tutulacakWr. Bu nedenle George Aslan hakkında disiplin cezası verilmesi yönündeki güçlü talebimizin reddedilmiş olması, yalnızca siyasi bir yanlış değil; Meclis tarihinde unutulmayacak bir kırılma anıdır. Gazi Meclisi koruyan, Türk milleAnin onurunu savunan ve devleAn temel değerlerine sahip çıkan tek siyasi irade bu süreçte İYİ ParA olmuştur. Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu’na Tehditlere Sessiz Kalan Düzen Gazi Meclis’te yer alan, grubu bulunan bir parAnin genel başkanının açık ve net şekilde tehdit edilmesi, sadece bireysel bir mesele değildir. Bu, demokraAk siyaset kültürüne, millet iradesine, parlamenter yapının güvenliğine ve hukuk devleAnin temel normlarına yönelik bir saldırıdır. Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu’na dönük tehditler kamusal alanın normal siyaset çerçevesini aşmaktadır. Bu tehditler yalnızca bir siyasetçinin uğradığı hak ihlali olarak kalmamakta; Meclisin güvenliğini, milleAn temsilinin onurunu saygınlığını da hedef almaktadır. 61 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1359 ‒ Ancak daha da vahimi şudur: bu tehditlere karşı yürütme ve meclis makamları taramndan eşzamanlı, güçlü ve caydırıcı bir tepki verilmemişAr. Cumhurbaşkanı’na, AK ParA’ye ya da ikAdar ortaklarına yönelik en ufak eleşAri dahi yıllardır derhal soruşturma, disiplin süreci, haZa cezai kovuşturma ile karşı karşıya kalırken; açık tehdit edilen bir muhalefet liderine dair benzer süreçlerin devreye sokulmaması kasıtlı ve maksatlıdır. Bu durumun üç temel sakıncası vardır: Tehdit edilenin aynı zamanda vekil olduğu bir ortamda, devlet makamlarının tarafsız ve etkin müdahale etmemesi “bazıları için hukuk” algısını doğurur. Tehditlerin Meclis kürsüsüne ya da siyasi liderlere yönelmiş olması temsil gücünü azalWr. MilleAn seçAği temsilcinin korunmaması, egemenliğin tecelli edği yerin güvenilmezleşmesi demekAr. Muhalefet liderinin tehdit edilmesi ve bu tehdide karşı sessiz kalınması, siyasi rakipleri sindirme stratejisinin açık işareAdir. Mille;mizin İradesi Rehin Alınamaz Ülkemizde son dönemde yeniden alevlenen “yeni anayasa” tarWşmaları teknik bir değişiklikten çok daha öte, devleAn kurucu felsefesine ilişkin hayaA bir noktaya işaret etmektedir. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un “En ideali, 400’ü aşkın milletvekilinin Meclis’te kabul etmesi” şeklindeki açıklaması, anayasa yapımını çoğulcu bir toplumsal uzlaşının değil, siyasal çoğunluğun matemaAk hesabının konusu haline geArmeyi amaçlayan bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Oysa anayasa, siyasi pazarlıklar üzerinden çoğunluk hesaplarıyla değil, millet iradesiyle yapılır; sayısal üstünlük kurucu meşruiyeAn yerine geçemez. Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu’nun “Türkiye, bizzat onu yönetenler ölene kadar yönetmeye devam etsin diye gayrimeşru bir anayasa değişikliği için rehin alınamaz” sözleri, bugün yaşanan tarWşmanın merkezindeki anayasal sorunu son derece isabetli biçimde tarif etmektedir. Millet iradesi, siyasi ikAdarların kendilerini tahkim etme aracı olarak kullanılamaz. 62 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1360 ‒ İlk Dört Madde: Milli İradesinin Yazıya Dökülmüş Halidir Anayasanın ilk dört maddesi, Türkiye CumhuriyeA’nin devlet felsefesini, siyasal kimliğini ve ülkesel bütünlüğünü tarif eden kurucu bloktur. Bu maddeler devleAn cumhuriyet olduğunu, egemenliğin kayıtsız şartsız millete aidiyeAni, Türkiye’nin laik, demokraAk ve sosyal bir hukuk devleA olduğunu ve ülkenin bölünmez bütünlüğünü teminat alWna alır. Bu düzenlemeler, herhangi bir hükümeAn, herhangi bir parAnin ya da anlayışın siyasal takdirine bağlı maddeler değil; milleAmizin tarihi müktesebaWyla biçimlenen, değişArilemez nitelikteki anayasal temellerdir. Bugün “yeni anayasa” tarWşmalarının alWna gizlenerek bu maddeler üzerinde değişiklik ima eden her söylem, toplumsal uzlaşıyı zedeleme ve devleAn kurucu mimarisini yok etme riski taşımaktadır. Mevcut anayasal düzenin sorunu ilk dört madde değil; Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin yara|ğı kuvvetler ayrılığı felci, Meclisin ve tüm kurumların işlevsizleşmesi ve yargı bağımsızlığının tahrip edilmesidir. Mevcut krizin kaynağı olan yanlış yöneAm modelini değişArmek yerine, devleAn kurucu dengelerini ortadan kaldırmaya yönelmek hukuk tekniği bakımından temelsiz, siyasal anlayış bakımından ise meşruiyetsizdir. Pazarlık Siyase; Üzerinden “Anayasa Dayatması” Siyaseten de Hukuken de Meşru Değildir TBMM Başkanı’nın Anayasa tarWşmaları özelinde “En ideali 400 milletvekiliyle Meclis’te kabul edilmesi” sözleri anayasa yapımını basit bir sayı üstünlüğüne indirgeyen, demokraAk meşruiyet ölçütleriyle bağdaşmayan son derece sakıncalı bir yaklaşımdır. Çünkü anayasa ikAdar ve onun kuracağı uzlaşı çoğunluklarının kendilerine siyasi konfor alanı yaratacağı bir meAn değil; milli iradenin tümünü kapsayan kurucu milli bir mutabakat belgesidir. Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu’nun, “Türkiye, bizzat onu yönetenler onu ölene kadar yönetmeye devam etsin diye gayrimeşru bir anayasa değişikliği için rehin alınamaz” uyarısı hem siyasi hem de demokraAk açıdan yerinde ve zorunlu bir haWrlatmadır. Asıl mesele ikAdarın anayasa üzerinden kendi ikAdar ömrünü uzatma iradesi göstermesidir. Bu tür bir girişim, kurucu iradenin değil, ikAdar iradesinin anayasa yapmaya kalkması anlamına gelir ki bu en açık biçimiyle “meşruiyet sorununa” işaret eder. 63 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1361 ‒ 400 milletvekilinin aritmeAk çoğunluğuna dayanarak yeni bir anayasa dayatmak, toplumsal meşruiyet üretmez. Aksine, Türkiye CumhuriyeA’nin kurucu değerlerinin, kurucu uzlaşısının ve milli birliğin siyasal mühendisliğe konu edildiği kaygısını derinleşArir. Bir anayasanın meşruiyeA sayılardan değil, milleAn bütününü kapsayan rızadan doğar. Rıza yoksa metnin adı anayasa olsa dahi işlevi toplum sözleşmesi olamaz. TBMM Başkanının bu çıkışı yalnızca teknik bir değerlendirme değil, ikAdarın uzun süredir inşa etmeye çalışWğı “dayatmacı anayasa” anlayışının yeni bir evresidir. Oysa Türkiye’nin ihAyacı; ikAdarı sınırlayan, milleA güçlendiren, keyfiyeA değil hukuku esas alan bir anlayışWr. Anayasa değişikliği tarWşmalarında karar verilmesi gereken temel mesele şudur: Ülkemiz, milleAn tamamının mı, yoksa ikAdarın siyasi ihAyaçlarının mı önceleneceğine karar verecekAr. Mevcut anayasa değişikliği talepleri, toplumsal ihAyaçlardan değil, siyasal ikAdarın kendisini kurumsal düzeyde tahkim etme arzusundan doğmaktadır. Türkiye CumhuriyeA, bir kişinin iradesine, bir grubun çıkarına veya bir ikAdar blokunun beklenAsine göre şekillendirilebilecek bir devlet değildir. MilleAn egemenliği, hiçbir siyasal girişimin rehinesi yapılamaz. ParAmizin ortaya koyduğu tutum ise nedr: Türkiye CumhuriyeA, bir siyasi ikAdarın ömrünü uzatmak için kurucu ilkelerinden vazgeçmez. Milli irade, hiçbir ikAdarın kendi kendine yazacağı bir anayasa metnine teslim edilemez. TBMM’DE KANUN YAPIM SÜRECİ: KOMİSYONLARIN ETKİSİZ VE VERİMSİZ ÇALIŞTIRILMASI Kanun yapım sürecinin en kriAk aşamalarından biri komisyonlardır. DemokraAk parlamentolarda komisyonlar müzakere ve isAşare kültürünün vücut bulduğu, toplumsal kesimlerin temsiline imkân tanıyan, yasaların kalitesini arWran asli yapılardır. Ancak mevcut sistemde komisyonların etkinliği büyük ölçüde azalmış; müzakere kültürü ortadan kalkmışWr. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin en çok öne sürdüğü “güçlü milletvekili ve güçlü Meclis” iddiası bugün iAbarıyla çökmüştür. Komisyonlarda sivil toplum kuruluşlarının, akademisyenlerin ve meslek örgütlerinin görüşlerine yeterince başvurulmamaktadır. Tekliflerin toplumsal etkileri analiz edilmeden yasalaşması, demokraAk meşruiyeA zedelemekte; kanunların uygulanabilirliğini azaltmaktadır. 64 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1362 ‒ Muhalefet milletvekillerinin görüşleri dikkate alınmamakta, çoğu zaman virgülüne bile dokunulmadan ikAdar çoğunluğunun oylarıyla teklifler kabul edilmektedir. Bu durum yasama faaliyetlerini teknik ve siyasi açıdan tek taraflı hale geArmekte; TBMM’nin kurumsal saygınlığını zayıflatmaktadır. Böyle bir yaklaşım ile müzakere ve isAşare süreci yasa yapımının olmazsa olmaz bir aşaması iken, günümüzde yalnızca bir formaliteye indirgenmişAr. Komisyonların oluşumu ve işleyişine dair süreçlerde de ciddi usulsüzlükler yaşanmaktadır. TBMM İçtüzüğü’ne göre tali komisyonlara sevk edilmesi gereken tekliflerin doğrudan esas komisyonlarda görüşülmesi hem yasama sürecinin kalitesini düşürmekte hem de ihAsaslaşmayı engellemektedir. Böylece birden fazla kanunu ve farklı konuları içeren teklifler yalnızca bir komisyonun inisiyaAfine bırakılmakta bu da yasama tekniği açısından sakıncalı sonuçlar doğurmaktadır. Şu açıkWr ki; komisyonların işlevsizleşmesi parlamenter geleneğimiz açısından büyük bir gerilemedir. TBMM, milleAn sesini yansıtmak, sorunlarına çözüm üretmek yerine yürütmenin kararlarını onaylayan bir yapıya dönüştürülmüştür. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu bu çaW, giderek asli görevinden uzaklaşWrılmakta; ikAdarın iradesine hizmet eden bir kuruma dönüşmektedir. Böyle bir meclis anlayışı, gelişmiş demokrasilerde eşi benzeri görülmeyen bir gerilemedir. Komisyonlarda Şeffaflık Eksikliği ve Basının Engellenmesi TBMM komisyonlarında milletvekillerinin halka ulaşması son yıllarda sistemaAk biçimde engellenmektedir. Meclis millet iradesinin tecelli edği en yüce kurumdur; dolayısıyla seçilmiş milletvekillerinin düşüncelerini kamuoyuyla paylaşması demokraAk bir zorunluluktur. Ancak son dönemde komisyon görüşmeleri sırasında yalnızca bakanların ve Cumhurbaşkanı yardımcılarının sunumları kameralarca kaydedilmekte, milletvekilleri söz aldığında kameralar salon dışına çıkarılmaktadır. Bu uygulama millet iradesine açık bir gölge düşürmektedir. Atanmış bürokratların konuşmalarının basına açık olması, buna karşın seçilmiş milletvekillerinin ifadelerinin gizlenmesi, demokrasinin özüne aykırıdır. Komisyon başkanlıklarına yapılan tüm iArazlara 65 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1363 ‒ rağmen bu uygulama sürdürülmekte; kamuoyu, temsilcilerinin Meclis’teki faaliyetlerinden habersiz bırakılmaktadır. İYİ ParA olarak toplumsal konuları gündemine alan komisyon toplanWlarının tamamının basına ve kamuoyuna açık yapılmasını, milleAn temsilcilerinin sözlerinin halk taramndan doğrudan izlenebilmesini savunuyoruz. Şeffaflık yasama faaliyeAnin meşruiyeAnin en temel koşuludur. TBMM TV Yayınlarının Kısıtlanması TBMM Genel Kurul çalışmaları, vatandaşlarımız taramndan ağırlıklı olarak TBMM TV aracılığıyla takip edilmektedir. Ancak son dönemde yapılan keyÖ yayın kesinAleri, sınırlı yayın saatleri ve teknik bahanelerle gerçekleşArilen durdurmalar, Meclis faaliyetlerinin kamuoyuna yansıWlmasını engellemektedir. TBMM TV’nin yayın süresi genişleAlmeli, İçtüzük’teki kısıtlamalar kaldırılmalı ve yayınlar Genel Kurul kapanıncaya kadar kesinAsiz devam etmelidir. Ayrıca TBMM TV’nin TRT 3 frekansında spor veya haber yayınlarıyla karışması kamuoyunun takibini zorlaşWrmaktadır. Bu nedenle TBMM TV, TRT-TBMM adıyla bağımsız bir kanal haline geArilmeli ve yasama sürecine ilişkin tüm faaliyetleri kesinAsiz biçimde yayınlamalıdır. TBMM TV’nin uygun biçimde düzenlenmesi, demokraAk bilincin güçlenmesi açısından zorunludur. MilleAn Meclisi, milleAn gözü önünde olmalıdır. YASAMA FAALİYETİ İSTATİSTİKLERİ Kanun Teklifi İsta;s;kleri 28. Dönem 1, 2, 3 ve 4’üncü yasama yıllarında milletvekillerince verilen toplam kanun teklifi sayısı 3677 olmuştur (4.12.2025 tarihine kadar). Bu tekliflerin 111’i genel kurulda görüşülerek kabul edilmişAr. 3516 kanun teklifi yani %97’si ise komisyona havale edilmiş ancak komisyon gündemine alınmamışWr. Kabul edilen kanun tekliflerinin 64’ü uluslararası anlaşmaların onaylanmasının uygun bulunmasına ilişkin Meclis Başkanı taramndan sunulan kanun teklifi, 5’i Cumhurbaşkanı taramndan sunulan Merkezi YöneAm Bütçe Kanun Teklifi ve Kesin Hesap Kanun Teklifi, 42’si ikAdar grubu milletvekilleri taramndan sunulan kanun teklifidir. 66 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1364 ‒ 42 kanun teklifinin 41’i esas komisyonları dışında havale edildikleri tali komisyonların hiçbirinde görüşülmemişAr. 42 kanun teklifinin 37’si birden fazla kanunda düzenleme yapan torba kanun teklifi usulü ile hazırlanmış tekliflerdir. Muhalefet parAlerine mensup milletvekillerinin vermiş olduğu kanun tekliflerinin hiçbiri komisyon gündemine dahi alınmamışWr. KANUN TEKLİFİNE İLİŞKİN İSTATİSTİKLER Kanun Teklifi (Toplam Sayı /4.12.2025) 3677 Kabul Edilen 111 %3 Komisyondan Çıkan / Gündeme Alınacak 106 %2,9 Komisyona Havale Edilen / Gündeme Alınmayan 3451 %93,9 Geri Alındı / Hükümsüz 9 %0,2 Kanun Tekliflerinin Kabul Edilme Oranının Düşüklüğü 28. Dönem 1, 2, 3 ve 4. yasama yıllarında milletvekillerince verilen 3.677 kanun teklifinden yalnızca 111’i kabul edilmişAr. Bu oran %3 düzeyindedir. Bu veri, TBMM’de yasama faaliyetlerinin büyük bir kısmının sonuçsuz kaldığını ve Meclis’in asli işlevi olan yasama görevinin etkili biçimde işlemediğini açıkça göstermektedir. Milletvekillerinin sunduğu tekliflerin çok büyük bir bölümü komisyonlarda dahi gündeme alınmamakta, aylarca bekleAlmekte ya da doğrudan işleme konmamaktadır. Bu tablo, yasama organının yürütme karşısındaki bağımsızlığını kaybedği, Meclis’in sadece hükümeAn geArdiği teklifleri onaylayan bir yapıya dönüştüğü yönündeki eleşArileri güçlendirmektedir. Yasama sürecinin bu denli daralWlması, demokraAk temsilin ve siyasal çoğulculuğun fiilen askıya alınması anlamına gelmektedir. Bu düşük oran, yalnızca Meclis’in üretkenliğini değil, aynı zamanda halk iradesinin parlamentoya yansıma gücünü de zayıflatmaktadır. Muhalefet Milletvekillerinin Tekliflerinin Hiçbirinin Komisyon Gündemine Alınmaması Muhalefet parAlerine mensup milletvekillerinin sunduğu kanun tekliflerinin hiçbiri komisyonlarda görüşülmemektedir. Bu durum, yasama faaliyeAnin demokraAk niteliğine ve çoğulculuk ilkesine açıkça aykırıdır. TBMM’nin tüm milleAn iradesini temsil etmesi gerekirken, yürütme çoğunluğunun deneAminde tek taraflı bir yasama süreci işleAlmektedir. 67 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1365 ‒ Muhalefet tekliflerinin dikkate alınmaması, toplumsal sorunlara dair alternaAf çözüm yollarının tarWşılmasına engel olmakta, Meclis’i dar bir görüşün hâkim olduğu, tek sesli bir kuruma dönüştürmektedir. Böylece yasama süreci, demokraAk rekabeAn ve müzakerenin yaşandığı bir plarorm olmaktan çıkarak, sadece ikAdar blokunun iradesini yansıtan bir onay mekanizmasına dönüşmüştür. Torba Kanun Uygulamasının Yaygınlığı Yasama sürecinde giderek yaygınlaşan torba kanun uygulaması, Meclis’in çalışma kalitesini ve şeffaflığını ciddi biçimde zedelemektedir. Farklı alanlarda düzenlemeler içeren çok sayıda değişiklik, tek bir teklif alWnda birleşArilmekte; bu da hem milletvekillerinin hem de kamuoyunun mevzuaW sağlıklı biçimde tarWşmasını engellemektedir. Nitekim 4 yasama yılında AK ParA taramnca hazırlanan ve kabul edilmiş olan 42 kanun teklifinin 37’si torba kanun yöntemiyle hazırlanmışWr. Torba kanunlarla yapılan düzenlemeler, Meclis’te deneAmi ve etki analizini imkânsız hale geArmekte; hukuki öngörülebilirlik ilkesini zayıflatmaktadır. Ayrıca, torba tekliflerin görüşülmesi sırasında tali komisyonların devre dışı bırakılması, uzman görüşlerinden yararlanılmamasına ve yasaların kalitesinin düşmesine yol açmaktadır. Tali Komisyonların Devre Dışı Bırakılması Kanun tekliflerinin büyük çoğunluğu, yalnızca esas komisyonlarda ele alınmakta, tali komisyonlar sürece dahil edilmemektedir. Bu uygulama, İçtüzük hükümlerine aykırı olduğu gibi, yasama sürecinin teknik doğruluğunu da tehlikeye atmaktadır. 42 kanun teklifinin 41’i esas komisyonları dışında havale edildikleri tali komisyonların hiçbirinde görüşülmemişAr. Tali komisyonların devre dışı bırakılması, yasaların farklı alanlarda yaratacağı etkilerin kapsamlı biçimde değerlendirilmesini engeller. Bu durum, uzman katkısını azaltarak Meclis’in kurumsal kapasitesini zayıflaWr ve niteliksiz yasa yapımına neden olur. Düzenleyici Etki Analizinin Gerekliliği ve AK Par; Döneminde Uygulama Sorunları Yasama süreci, yalnızca kanunların çıkarılması değil, çıkarılan kanunların toplumsal, ekonomik ve mali etkilerinin önceden analiz edilmesi sürecidir. DemokraAk hukuk devletlerinde bu analiz, “düzenleyici etki analizi” (DEA) adıyla yürütülür ve etkili bir yasama sürecinin en önemli bileşenlerinden biridir. 68 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1366 ‒ Türkiye’de 3 Haziran 2022 tarihli ve 5681 sayılı “Düzenleyici Etki Analizinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar” Cumhurbaşkanı Kararı ile bu süreç yasal bir zemine kavuşturulmuştur. Bu karar açıkça, kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesi taslaklarının bütçeye, sosyal hayata, Acarete, çevreye ve mevzuata olan etkilerinin önceden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Karar uyarınca yürürlüğe konulacak düzenlemenin yıllık bütçe yükü 100 milyon TL’yi aşıyorsa, kapsamlı bir düzenleyici etki analizinin yapılması mecburidir. Ayrıca analiz süreci; veriye dayalı, kaWlımcı, objekAf ve saydam bir anlayışla yürütülmelidir. Ancak uygulamada, özellikle AK ParA ikAdarının Meclis’e sunduğu kanun tekliflerinde bu yükümlülüklerin büyük ölçüde ihlal edildiği görülmektedir. Düzenleyici Etki Analizi Kâğıt Üzerinde Kalmış`r Cumhurbaşkanlığı Kararı, düzenleyici etki analizini veriye dayalı kanıtların toplanmasına, paydaşlarla isAşareye ve şeffaf değerlendirmelere dayalı bir ön çalışma olarak tanımlamaktadır. Buna karşın, AK ParA’nin Meclis’e sunduğu tekliflerin çoğunda ya hiçbir etki analizine yer verilmemekte ya da analiz raporu teklif metniyle aynı anda, göstermelik biçimde sunulmaktadır. Bu durum, düzenleyici etki analizinin amaç ve ruhuna açıkça aykırıdır. Etki analizinin amacı, tekliXen önce yapılacak değerlendirmelerle en uygun çözüm seçeneğini belirlemek iken; AK ParA’nin uygulamasında analiz, karar alındıktan sonra meşruiyet kazandırma aracı olarak kullanılmaktadır. Bu yöntem, TBMM’nin yasama faaliyeAni verimsizleşArmekte, bilimsel değerlendirmeyi siyasi iradenin gölgesinde bırakmaktadır. Yasama Sürecinde Şeffaflık ve Ka`lım İlkeleri İhlal Ediliyor Düzenleyici Etki Analizi Usul ve Esasları’nın 6. maddesi, analiz sürecinin saydam, tarafsız, kaWlımcı ve kapsayıcı biçimde yürütülmesini zorunlu kılar. Fakat Meclis’teki praAk, tam tersine kapalı kapılar ardında yürütülen, kamuoyuna ve uzman kuruluşlara danışılmadan hazırlanan tekliflerdir. Ne sendikalar ne meslek örgütleri ne de akademik çevreler çoğu zaman düzenleme süreçlerine dahil edilmemektedir. Bu durum, hem kanun yapımında toplumsal meşruiyeA zedelemekte, hem de uygulamada direnç yaratmaktadır. AK ParA’nin “torba yasa” yöntemiyle birbirinden tamamen farklı konuları tek meAn alWnda toplayarak, hiçbir ön etki analizi yapmadan Meclis’ten geçirmesi, düzenleyici etki analizinin öngördüğü şeffaflık ve verimlilik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. 69 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1367 ‒ Veriye Dayalı Yöne;m Yerine Keyfilik Hakimdir Usul ve Esaslar açıkça, düzenleyici etki analizinin “veriye dayalı kanıtların toplanması ve analiz edilmesiyle yürütüleceğini” belirtmektedir. Ancak son yıllarda hazırlanan kanun tekliflerinde ne bağımsız mali etki hesapları ne de sosyal ve çevresel sonuçlara ilişkin ölçümler yer almaktadır. Bu eksiklik, kamu kaynaklarının etkin kullanımını engellemekte; tekliflerin maliyet-fayda dengesinin belirlenememesine yol açmaktadır. Bütçe yükü 100 milyon TL’yi aşan tekliflerde dahi, Strateji ve Bütçe Başkanlığı taramndan hazırlanması gereken detaylı analizlerin ya hiç yapılmadığı ya da “sayfa alW not” düzeyinde sembolik bırakıldığı görülmektedir. Bu uygulama hem Cumhurbaşkanlığı Kararına hem de Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Yönetmeliği’ne açıkça aykırıdır. Etki Analizi Yapılmayan Teklif, Sağlıklı Yasama Değildir Etki analizinin yokluğu, sadece teknik bir eksiklik değil; yasama yetkisinin bilimsel, şeffaf ve demokraAk kullanımı açısından ciddi bir erozyondur. AK ParA ikAdarı, yasama faaliyeAni veriyle değil, talimatla yürütmekte; bu da TBMM’nin kanun yapma kalitesini düşürmekte, deneAm yetkisini ortadan kaldırmaktadır. Bu tablo, Meclis’in giderek yürütmenin onay makamına dönüşmesine neden olmuştur. İYİ ParA olarak biz, yasama faaliyetlerinde etki analizi zorunluluğunun AAzlikle uygulanmasını, her teklifin bütçeye, sosyal hayata ve çevreye etkilerinin açıkça ortaya konulmasını savunuyoruz. Çünkü demokraAk gelişmiş toplumların parlamentolarında “acele yasa yapmak” değil, doğru yasa yapmak esasWr. Seçili Ülkelerde Kanun Teklifleri Süreçleri Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile yürütmenin yasama üzerindeki hâkimiyeA, Meclis’i adeta onay makamına dönüştürmüştür. Kanun teklifleri çoğu zaman milletvekillerince değil, doğrudan yürütme organı taramndan hazırlanmakta; teknik, mali ve sosyal etki analizleri yapılmadan komisyondan geçirilip kısa sürede Genel Kurulda kabul edilmektedir. Bu durum, TBMM’nin asli işlevi olan yasama faaliyeAni zayıflatmakta ve demokraAk deneAmi ortadan kaldırmaktadır. Ülke Etki Analizi Zorunlu mu? Sivil Toplumun Katılımı Yürütmenin Etkisi Fransa Zorunlu Güçlü Sınırlı İngiltere Zorunlu Güçlü Sınırlı Türkiye Etkisiz Zayıf Aşırı güçlü 70 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1368 ‒ Türkiye’de yasama sürecinin iki örnek ülke özelinde karşılaşWrıldığında ne denli tek merkezli ve kapalı bir yapıya dönüştüğünü net biçimde göstermektedir. Fransa ve İngiltere’de hem etki analizi zorunlu hem de sivil toplum sürece etkin biçimde dahil edilirken diğer taraXan yürütmenin etkisi sınırlı tutulmaktadır. Buna karşılık Türkiye’de etki analizi ya hiç yapılmamakta ya da göstermelik olarak uygulanmakta, sivil toplumun kaWlımı son derece zayıf kalmakta ve yasama süreci tamamen yürütmenin kontrolü alWnda ilerlemektedir. Bu tablo, Türkiye’de kanun yapım sürecinin demokraAk meşruiyeAni yiArdiğini, tek yönlü ve kaWlımdan uzak bir modelin yerleşAğini ortaya koymaktadır. Diğer taraXan kanun tekliflerin görüşülmesi ve kanunlaşması süreçlerinde de “acele yasalaşma” hali aşağıdaki örneklerle açıkça ortaya konulmaktadır. Özellikle 2018 yılından sonra yani “Erdoğan Modeli Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne geçişle birlikte neredeyse tüm kanun tekliflerinin yasalaşma süreçleri ortalama 10 güne kadar düşmüştür. Teklif Kanunlaştığı Süre Ülke Yasa (yıl) Sunuluş tarih (gün) Göç Yasası (Loi immigration) Fransa 01.02.2023 26.01.2024 359 (2023/24) İngiltere Online Safety Act (2023) 11.05.2022 26.10.2023 533 Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Türkiye Hükmünde Kararnamede Değişiklik 30.06.2025 10.07.2025 10 Yapılmasına Dair Kanun (2025) Bu tablo, Türkiye’de kanun yapım sürecinin ne denli hızlı ama aynı oranda yüzeysel ve etkisiz yürütüldüğünü açık biçimde göstermektedir. Fransa ve İngiltere gibi gelişmiş demokrasilerde bir teklifin ortalama yasalaşma süresi aylar sürmektedir. Türkiye’de ise 10-15 günde teklifler kanunlaşmaktadır. Bu durum, yasaların toplumsal etki analizinden, sivil toplumdan ve bilimsel incelemelerden yoksun biçimde hazırlandığını ortaya koymaktadır. DemokraAk ülkelerde yasama süreci “zamana yayılmış bir müzakere” iken Türkiye’de “yürütmenin talimaWyla hızla sonuçlanan bir formaliteye” dönüşmüştür. Bu hız, verimlilik değil; niteliksizlik, tarWşmasızlık ve deneAmsizlik anlamına gelmektedir. Bu tablo, parlamentonun kurumsal iAbarını zedelemekte, hukuk devleA ilkesini zayıflatmakta ve yasaların toplumsal meşruiyeAni tarWşmalı hale geArmektedir. 71 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1369 ‒ DENETİM FAALİYETİ İSTATİSTİKLERİ 1. Meclis Araş`rması Önergesi İsta;s;kleri 28. Dönem 1, 2, ve 4’üncü yasama yıllarında verilen toplam meclis araşWrması önerge sayısı 3425 olmuştur (4.12.2025 tarihine kadar). Bunlardan 59’u yani %1,7’si kabul edilmişAr. Kabul edilen önergelerin tümü önergelerin birleşArilerek işleme alınması yoluyla gündeme alınmışWr. MuhalefeAn tek başına vermiş olduğu hiçbir meclis araşWrması önergesi kabul edilmemişAr. MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİNE İLİŞKİN İSTATİSTİKLER Meclis Araştırması Önergesi (Toplam Sayı /4.12.2025) 3425 Kabul Edilen 59 %1,7 Meclis Araş`rması Önergelerinin Kabul Edilme Oranı %1,7 Toplam 3425 meclis araşWrması önergesinden yalnızca %1,7’sinin kabul edilmesi, TBMM’de yasama faaliyetlerinin önemli bir kısmının işlevsiz kaldığını göstermektedir. Meclis araşWrmaları, yürütmenin faaliyetlerini sorgulamak ve denetlemek için önemli bir araçWr, ancak kabul edilmemeleri bu işlevin etkinliğini azaltmaktadır. Tüm Kabul Edilen Önergelerin Birleş;rilerek İşleme Alınması Kabul edilen 59 önerge, önergelerin birleşArilmesi yoluyla gündeme alınmışWr. Bu durum meclis araşWrmalarının bağımsız bir şekilde tarWşılmadığını, yalnızca ikAdar grubunun iradesi ve talepleri doğrultusunda Meclis AraşWrma Komisyonu kurulabildiği ve konuların yeterince detaylandırılmadığını göstermektedir. Muhalefe;n Tek Başına Verdiği Hiçbir Önergenin Kabul Edilmemesi MuhalefeAn tek başına sunduğu hiçbir meclis araşWrması önergesinin kabul edilmemesi, demokraAk deneAm mekanizmalarının işlevsiz hale geArildiğini göstermektedir. Bu durum, TBMM’nin sadece ikAdar parAsi lehine işlediği algısını güçlendirmekte ve muhalefeAn anayasal görevlerini yerine geArmesini zorlaşWrmaktadır. 72 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1370 ‒ Dene;m Fonksiyonunun İk;darın Kontrolünde Olması Meclis araşWrması önergelerinin kabul edilme oranının düşük olması ve yalnızca ikAdar parAsi ile iş birliği yapıldığında önergelerin kabul edilmesi, deneAm mekanizmasının ikAdarın kontrolünde olduğunu göstermektedir. Bu, yasama organının bağımsızlığını zayıflatarak, yürütmenin daha az şeffaf ve hesap verebilir olmasına yol açmaktadır. İkAdarın TBMM’deki çoğunluğunu kullanarak muhalefeAn deneAm taleplerini sürekli reddetmesi, demokrasinin temel ilkelerinden biri olan denge deneAm sistemini zayıflatmaktadır. Toplumsal Sorunların TBMM Gündemine Taşınmasının Engellenmesi Meclis araşWrma önergelerinin büyük bir kısmının kabul edilmemesi, muhalefet parAlerinin toplumsal sorunları TBMM gündemine taşıma çabalarının engellendiğini göstermektedir. Bu durum, halkın temsilcilerinin seslerinin yeterince duyulmadığı algısını yaratmaktadır. Meclis araşWrmaları, kamuoyunun ilgisini çeken ve toplumsal önemi olan konuların gündeme alınması için önemli bir araçWr. Bu önergelerin reddedilmesi, toplumsal sorunların etkin bir şekilde tarWşılmasını ve çözüm üreAlmesini zorlaşWrmaktadır. MuhalefeAn sunduğu meclis araşWrma önergelerinin hiçbirinin kabul edilmemesi, TBMM’de siyasi kutuplaşmanın derinleşmesine yol açmaktadır. İkAdar ile muhalefet arasındaki diyalog eksikliği ve karşılıklı anlayışın yokluğu, yasama faaliyetlerini kısır bir döngüye sokmaktadır. Bu durum, yasama organının ortak akıl ile hareket etme ve ülkenin genel menfaatleri doğrultusunda hareket etme kapasitesini azaltmakta, siyasi Wkanıklıklara yol açmaktadır. Meclis araşWrma komisyonları, deneAm araçlarından biri olarak yürütmenin faaliyetlerini inceleme, toplumsal olayları araşWrma ve kamu poliAkaları için çözüm önerileri gelişArme amacıyla kurulmaktadır. Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu komisyonlar çoğu zaman sembolik düzeyde faaliyet göstermekte, sonuç raporları ya geç tamamlanmakta ya da yürütme organı taramndan dikkate alınmamaktadır. Meclis araşWrma komisyonlarının etkinliği yalnızca kurulmalarıyla değil, önerilerinin siyasi irade taramndan uygulanmasıyla ölçülmelidir. TBMM’nin deneAm yetkisini yeniden işler hale geArmek için bu komisyonların sonuçlarının yürütme taramndan raporlanması, kamuoyu deneAmine açılması ve Meclis gündeminde takip edilmesi zorunludur. Aksi halde bu komisyonlar “deneAm” değil, “gündemi geçişArme” aracı olmaktan öteye gidememektedir. 73 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1371 ‒ 2. Genel Görüşme Önergesi İsta;s;kleri 28. Dönem 1, 2, 3 ve 4. yasama yıllarında verilen toplam genel görüşme önergesi sayısı 98 olmuştur (4.12.2025 tarihine kadar). Bu önergelerden 6’sı ayrı ayrı gündeme alınarak kabul edilmiş, 1’i ise diğer siyasi parA gruplarının önergeleriyle birleşArilmek sureAyle işleme alınmışWr. 9 Temmuz 2024 tarihinde Srebrenitsa Soykırımı hakkında verilen genel görüşme önergelerinin ayrı ayrı görüşülüp kabul edilmesi, deneAm faaliyetleri açısından olduğu kadar, Meclis’teki siyasi parA gruplarının temsil ve kaWlımı bakımından da büyük önem taşımaktadır. Bu uygulama, parlamentonun çoğulculuğunu güçlendirmekte ve milli iradenin Meclis’te dengeli biçimde temsil edilmesine imkân sağlamaktadır. Bu nedenle, genel görüşme önergelerinin ayrı ayrı ele alınması ve her siyasi parA grubuna söz hakkı tanınması, parlamenter deneAmin etkinliği ve demokraAk temsiliyeAn güçlendirilmesi açısından sürdürülebilir bir yöntem olarak benimsenmelidir. GENEL GÖRÜŞME ÖNERGELERİNE İLİŞKİN İSTATİSTİKLER Genel Görüşme Önergesi (Toplam Sayı /28.10.2025) 98 Kabul Edilen 7 3. Yazılı Soru Önergesi İsta;s;kleri 28. Dönem 1, 2, 3 ve 4’üncü yasama yıllarında verilen toplam yazılı soru önerge sayısı 36.949 olmuştur (4.12.2025 tarihine kadar). Bunlardan 5733’ü yani %15,5’i süresi içinde, 20.034’ü yani %54’ü süresi geçAkten sonra cevaplandırılmışWr. 10.438’’ü yani %28,2’si ise cevaplandırılmamışWr. YAZILI SORU ÖNERGELERİNE İLİŞKİN İSTATİSTİKLER Soru Önergesi (Toplam Sayı /4.12.2025) 36.949 Süresi İçinde Cevaplandı 5733 %15,51 Süresi Geçtikten Sonra Cevaplandı 20.034 %54,22 Cevaplanmadı 10.438 %28,25 Süresi Devam Eden 740 %2,00 Önerge Sahibi Tarafından Geri Alınan 4 %0,01 Süresi içinde Cevaplandırılmayan ya da Cevaplandırılmayan Önergelerin Oranı %82,4 36.949 yazılı soru önergesinin yalnızca %15,5’inin süresi içinde yanıtlanmış olması, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin deneAm faaliyetlerinin etkisizleşArildiğini açıkça 74 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1372 ‒ göstermektedir. Bu tablo, yürütmenin yasamaya karşı sorumluluk bilincinin zayıfladığını ve demokraAk deneAm mekanizmasının işlevsiz hale geldiğini ortaya koymaktadır. Başka bir ifadeyle, süresi içinde yanıtlanmayan veya hiç cevaplanmayan önergelerin oranı %82’i aşmaktadır. Bu durum, milletvekillerinin bilgi edinme ve denetleme görevlerinin büyük ölçüde engellendiğini göstermektedir. Yürütmenin, Meclis üyelerinin yazılı soru önergelerine zamanında yanıt vermemesi yalnızca yasama deneAmini değil, aynı zamanda halkın bilgi edinme hakkını da ihlal etmektedir. DemokraAk sistemlerde yürütme organı, yasamanın sorduğu her soruya zamanında ve tatmin edici biçimde yanıt vermek zorundadır. Ancak Türkiye’de yürütmenin bu sorumluluğu yerine geArmemesi, hesap verebilir yöneAm ilkesinin fiilen ortadan kalkWğını göstermektedir. Cevaplanmayan veya gecikmeli yanıtlanan önergeler, TBMM’nin bilgi alma işlevini zayıflatmakta; deneAm faaliyetlerini sembolik bir hale dönüştürmektedir. MilleAn temsilcilerinin sorularına kayıtsız kalan bir yürütme anlayışı, parlamenter deneAmi yok saymakta, halk adına soru sorma hakkını anlamsızlaşWrmaktadır. Bu tablo, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin, yürütmeyi deneAmsiz kılan yapısal sorunlarını gözler önüne sermektedir. Yasama deneAminin sistemaAk biçimde etkisizleşArilmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesine ve demokraAk yöneAşim anlayışına ağır bir darbe niteliğindedir. Süresi Geç;kten Sonra Cevaplandırılan Önergelerin Oranı %54 Cevapların %54’ünün süresi geçAkten sonra verilmiş olması, milletvekillerinin önergelerine yönelik ilginin ve önemin yeterince gösterilmediğini ortaya koymaktadır. Yanıtların zamanında verilmemesi, konuların güncelliğini ve önemini yiArmesine neden olmaktadır. Süresi geçAkten sonra verilen cevaplar, TBMM'nin deneAm işlevini etkisiz hale geArmekte ve yürütmenin yasamaya karşı duyarsız bir yaklaşım sergilediği algısını güçlendirmektedir. 75 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1373 ‒ Cevaplanmayan Önergelerin Oranı %28,2 Yazılı soru önergelerinin %28,2’sinin hiç cevaplandırılmamış olması, hükümeAn yasama organına yeterince hesap vermediğini göstermektedir. Bu oran oldukça yüksek olup, deneAm fonksiyonunun ciddiye alınmadığını veya ihmal edildiğini düşündürmektedir. Cevaplanmayan önergeler, milletvekillerinin sormak istediği soruların kamuoyuna açıklık geArilmeden sonuçsuz kalmasına neden olmaktadır. Bu da şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine aykırı bir durumdur. Görüldüğü üzere yürütmenin deneAm işlevini zayıflatan bu tutumu yasama ve yürütme arasındaki sorumluluk esaslı ilişkiyi zayıflatmaktadır. Genel olarak bakıldığında, hükümeAn yazılı soru önergelerine verdiği yanıtların düşük oranları, yasama organının deneAm işlevini zayıflatmaktadır. Bu durum, yürütme organının yasama organına karşı sorumluluğunun yeterince yerine geArilmediği anlamına gelmektedir. Önergelerin büyük bir kısmının süresinde cevaplanmaması, yürütme ile yasama arasındaki güç dengesinde bir bozulmaya işaret etmektedir. Yürütmenin yasamanın deneAm taleplerine karşı bu kadar ilgisiz kalması, kuvvetler ayrılığı ilkesinin zayıfladığını göstermektedir. Yasama organının etkili olabilmesi için yürütmenin, sorulara zamanında ve doyurucu cevaplar vermesi gerekmektedir. Bu dengenin bozulması, parlamenter sistemin işleyişini olumsuz etkileyebilir. Dene;m Faaliye; Sürecinde Bilgi Eksikliği ve Şeffaflık Sorunu Zamanında ve tam olarak cevaplanmayan soru önergeleri, yasama sürecinde bilgi akışını yavaşlatmakta, milletvekillerinin gerekli bilgilere ulaşmasını engellemektedir. Bu da deneAm faaliyetlerinin niteliğini düşürmekte ve karar alma süreçlerini olumsuz etkilemektedir. Milletvekilleri, halkı temsil edklerinden, önergelerin zamanında ve kapsamlı cevaplandırılması, halkın bilgilendirilmesi açısından da önemlidir. Cevaplanmayan veya geciken önergeler, kamusal bilgilendirme süreçlerini sekteye uğratmaktadır. Aşağıdaki tabloda 28.Dönem 4.Yasama yılına kadar TBMM, Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıkların soru önergesi istaAsAkleri yer almaktadır. 76 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Süresi Geçfkten Sonra Süresi Önerge Sahibi Soru Önerge Süresi İçinde Süresi Geçfkten İlgili Kurumlar Listesi Cevaplanmadı Cevaplandı + Devam Taraindan Geri Toplam Sayısı Cevaplandı Sonra Cevaplandı Cevaplanmadı Eden Alınan Adalet Bakanlığı 5023 470 2653 1791 4444 109 0 Aile ve Sosyal Hizmetler 1373 155 929 258 1187 31 0 Bakanlığı Çalışma ve Sosyal Güvenlik 1766 196 1067 465 1532 38 0 Bakanlığı Çevre, Şehircilik ve İklim 2316 127 1469 637 2106 83 0 Değişikliği Bakanlığı Cumhurbaşkanlığı 1426 800 479 135 614 12 0 Dışişleri Bakanlığı 472 33 107 322 429 10 0 Enerji ve Tabii Kaynaklar 1342 347 900 69 969 26 0 Bakanlığı Gençlik ve Spor Bakanlığı 735 36 31 640 671 27 1 Hazine ve Maliye Bakanlığı 1342 221 1016 83 1099 22 0 İçişleri Bakanlığı 4711 236 2484 1848 4332 143 0 Kültür ve Turizm Bakanlığı 1015 54 689 249 938 23 0 Türkiye Büyük Millet Meclisi Millî Eğiim Bakanlığı 2862 611 2076 107 2183 66 2 Millî Savunma Bakanlığı 450 185 225 27 252 13 0 ‒ 1374 ‒ Sağlık Bakanlığı 1820 101 682 982 1664 55 0 Sanayi ve Teknoloji 439 146 44 238 282 11 0 Bakanlığı Tarım ve Orman Bakanlığı 3840 706 2101 945 3046 87 1 TBMM 188 185 0 1 1 2 0 Ticaret Bakanlığı 693 225 440 16 456 12 0 Ulaşjrma ve Altyapı 2136 566 1432 93 1525 45 0 Bakanlığı Süresi Geçfkten Sonra Süresi Önerge Sahibi Soru Önerge Süresi İçinde Süresi Geçfkten İlgili Kurumlar Listesi Cevaplanmadı Cevaplandı + Devam Taraindan Geri (Sıra Sayısı: 226-227) Toplam Sayısı Cevaplandı Sonra Cevaplandı Cevaplanmadı Eden Alınan YUKARIDAKİ BÜTÜN 33949 5400 18824 8906 27730 815 4 KURUMLAR TOPLAM 77 ‒ 1375 ‒ “TBMM Başkanı Bile” Kendine Sorulan Soruya Geç Cevap Veriyor TBMM Başkanının bizzat muhatabı olduğu bir yazılı soru önergesini tam 20 gün boyunca havale dahi etmeksizin bekletmesi Meclisin baş makamında oturan kişi açısından izahı mümkün olmayan bir sorumsuzluk örneğidir. İçtüzük açıkken, anayasal deneAm yetkisi bu denli belirginken, Meclis Başkanının kendi görev alanına giren bir önergeyi “kendi kendine havale edememesi” ve gayrihukuki şekilde 15 günlük cevaplanma süresinin dışına taşırması sadece teknik bir gecikme değil; Meclisin Başkanı taramndan deneAm yetkisini aşındıran ciddi bir kurumsal zafiyedr. Yasama organının işleyişini teminle görevli kişi bir milletvekilinin deneAm talebini bekleAp raf dışında tutamaz; yasama yetkisinin bir parçası olan soru önergelerini gecikArmek Gazi Meclis’in deneAm yetkisini işlevsizleşAren bir tutumdur ve bu Meclis Başkanı taramndan tercih edilmemelidir. Danışmanların Sorunları ve Özlük Haklarındaki Adaletsizlikler Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev yapan milletvekili danışmanları ile siyasi parA gruplarında çalışan danışman ve büro görevlilerinin özlük hakları, uzun yıllardır çözülemeyen yapısal sorunlar içermektedir. DemokraAk temsilin, yasama faaliyetlerinin ve Meclis çalışmalarının belkemiğini oluşturan bu personel grubu, güvencesiz ve esnek çalışma koşullarına mahkûm edilmişAr. Danışmanlar, Meclis’in işleyişinde kriAk bir role sahip olmalarına rağmen, ne kadrolu memurların sahip olduğu sosyal güvencelere ne de iş güvencesine sahipAr. Danışmanlar, TBMM bünyesinde açıktan sözleşmeli statüde isAhdam edilmekte ve herhangi bir iş güvencesine veya kıdem tazminaW hakkına sahip olmadan görev yapmaktadır. Oysa bu durum, Anayasa’nın eşitlik ilkesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ayrımcılık yasağını düzenleyen 14. maddesine, Avrupa Sosyal ŞarW’na ve ILO’nun 158 No’lu Hizmet Sözleşmesi’ne açıkça aykırıdır. 2018 yılından bu yana yaşanan yüksek enflasyon, TBMM bünyesinde görev yapan kadrolu personelin toplu sözleşme zamlarıyla kısmen telafi edilirken, danışmanlar ve büro görevlileri bu düzenlemelerden yararlanamamışWr. Kadrolu personele sağlanan yolluk, harcırah, giyim yardımı ve fazla mesai ödemeleri bu personel için uygulanmamaktadır. Bu durum, TBMM’nin aynı çaW alWnda görev yapan personeli arasında açık bir gelir uçurumu yaratmışWr. 78 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1376 ‒ 27’nci dönemde birçok sözleşmeli kamu personeli için kadroya geçiş hakkı tanınmış olmasına rağmen, milletvekili danışmanları ve siyasi parA grubu personelleri bu kapsamın dışında bırakılmışWr. Dönemin TBMM Başkanı Mustafa Şentop taramndan 12 Aralık 2022 tarihinde sunulan 2/4785 esas numaralı kanun teklifi, danışmanların iş sonu tazminaW sorununu çözmeyi amaçlamışsa da komisyon gündemine dahi alınmamış ve hükümsüz kalmışWr. TBMM’nin kendi başkanının sunduğu bir teklifi dahi gündeme alamaması, yasama organının idari işlevlerinin bile siyasi iradeye bağımlı hale geldiğinin göstergesidir. Danışman ve büro görevlilerinin çalışma koşullarının iyileşArilmesi, iş güvencesi sağlanması ve emeklerinin karşılığını alabilmeleri için acilen yasal düzenlemeye ihAyaç vardır. Bu kapsamda: çalışma sürelerine bağlı olarak iş sonu tazminaW hakkı, işsizlik ödeneğinden yararlanma imkânı, giyim yardımı ve fazla mesai ücreA gibi hakların tanınması ve bu personelin kadro güvencesine kavuşturulması, adalet ve liyakat ilkeleri gereğidir. TBMM’de Mesai Adale; Sağlanmalıdır Meclis bünyesinde uygulanan mesai rejimi, adalet ve eşitlik ilkelerinden giderek uzaklaşan bir görüntü arz etmektedir. Gün boyunca emek vererek Meclisin iş yükünü sırtlayan personelin birkaç dakikalık gecikmesi ağır disiplin tehdidiyle karşılanırken, hiçbir şekilde görevinin başında görünmeyen ya da Meclise neredeyse hiç uğramayan bazı personelin bu düzenden muaf tutulması kabul edilemez bir çiXe tavırdır. Meclis yöneAminin görevi, çalışan üzerinde Demokles’in kılıcı gibi dolaşan çiXe bir deneAm mekanizması kurmak değil disiplini, hakkaniyet ve eşitlik temelinde, tüm personele eşit şekilde uygulamakWr. Çalışanını korumayan, emeği görünmez kılan, adaleA hiçe sayan bir mesai anlayışı kabul edilemez idari bir savrulmadır. 79 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1377 ‒ CUMHURBAŞKANLIĞI 2025 Bütçesi Değişim 2025 Harcama 2026 Bütçe Teklifi Merkezi Bütçe Başlangıç Oranı (%) (Haziran Sonu) (₺) İçindeki Payı (%) Ödeneği 2025-2026 16.928.146.000 6.607.824.522 21.286.534.000 %25,75 %0,11 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi 18 trilyon 929 milyar lira olup, Cumhurbaşkanlığı’nın 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi içindeki payı ise %0,11’dir. Cumhurbaşkanlığı 2026 yılı bütçe teklifi 21.286.534.000 TL olarak öngörülmüştür. Bu rakam, 2025 yılı başlangıç ödeneği olan 16.928.146.000 TL'ye göre %25,7 oranında bir artışa tekabül etmektedir. Değişim Bakanlık Açıklama 2025 Başlangıç 2025 Haziran 2026 Bütçe Oranı Bütçesi (Ekonomik Ödeneği Sonu Harcama Teklifi (2025- İçindeki Sınıflandırma) 2026) Payı (%) Personel Giderleri 2.784.216.000 1.494.395.037 4.502.933.000 %61,73 %21,15 SGK Devlet Primi 163.119.000 106.738.933 259.790.000 %59,26 %1,22 Giderleri Mal ve Hizmet Alım 9.857.811.000 3.943.334.853 11.732.811.000 %19,02 %55,12 Giderleri Cari Transferler 2.370.000.000 814.000.000 1.885.000.000 -%20,46 %8,86 Sermaye Giderleri 1.753.000.000 249.355.699 2.906.000.000 %65,77 %13,65 1. Personel giderleri %61,73 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %21,15’tir. (Kamu personeli ile kamu personeli olmasa bile bunlar gibi çalıştırılan veya hizmetinden faydalanılan kişilere -veya diğerlerine- bordroya dayalı olarak nakden yapılan ödemeleri kapsar.) 2. Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri %59,26 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %1,22’dir. (Devletin işveren sıfatıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri bu bölümde izlenir.) 3. Mal ve hizmet alım giderleri %19,02 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %55,12’dir. (Faturalı olarak veya ilgili mevzuatına uygun şekilde belgelendirilerek alınan mal ve hizmet bedellerini kapsar.) 4. Cari transferler %20,46 azalmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %8,86’dır. (Sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla karşılıksız olarak yapılan ödemelerdir.) 80 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1378 ‒ 5. Sermaye giderleri %65,77 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %13,65’dir. (Sermaye harcamaları, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi aktiflerin edinimi için yapılan ve Devlet mal varlığını artıran ödemelerdir.) 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi 18 trilyon 929 milyar TL olarak öngörülmüş, Cumhurbaşkanlığı’na ise 21.286.534.000 TL başlangıç ödeneği tahsis edilmiştir. Böylece Cumhurbaşkanlığı bütçesinin merkezi yönetim bütçesi içindeki payı yaklaşık %0,11 düzeyinde kalmakta; 2025 yılı başlangıç ödeneği olan 16.928.146.000 TL’ye kıyasla ise %25,75 oranında artış gerçekleşmektedir. Nominal olarak kayda değer bu artışa rağmen, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin toplam bütçe içindeki ağırlığı sınırlı bir dilimi temsil etmektedir. Ekonomik sınıflandırma itibarıyla bakıldığında; 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı bütçesinin %55,12’si mal ve hizmet alım giderlerine, %21,15’i personel giderlerine, %13,65’i sermaye giderlerine, %8,86’sı cari transferlere, %1,22’si ise sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerine ayrılmaktadır. 2025–2026 dönemi değişim oranları; personel giderlerinde %61,73, SGK primi giderlerinde %59,26, mal ve hizmet alımlarında %19,02 ve sermaye giderlerinde %65,77’lik artışa, cari transferlerde ise %20,46’lık azalışa işaret etmektedir. Bu kompozisyon, bütçenin ağırlıklı olarak mal ve hizmet alımları ile personel ve yatırım harcamalarında büyüdüğünü, cari transferlerde ise göreli bir daralma yaşandığını göstermektedir. Mal ve hizmet alım giderlerinin 11.732.811.000 TL’ye yükselerek toplam ödenek içinde %55’i aşan paya sahip olması, Cumhurbaşkanlığı harcamalarında tedarik ve hizmet alımı kaynaklı giderlerin baskın olduğunu ortaya koymaktadır. Personel giderlerinin 4.502.933.000 TL’ye çıkması ve hem oran hem düzey itibarıyla güçlü bir artış göstermesi, bordro yükünün belirgin şekilde büyüdüğünü göstermektedir. Sermaye giderlerindeki yüksek artış ise (2.906.000.000 TL) sabit sermaye ve yatırım kalemlerinin genişlediğine işaret etmekte, ancak bu yatırımların kapsamı ve önceliklendirme gerekçeleri ayrıca açıklanmasını gerektirmektedir. Bu tablo, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin idari yapı, mal-hizmet tedariki ve yatırım harcamaları etrafında yoğunlaştığını ortaya koymaktadır. Program bazlı sınıflandırmaya göre 2026 yılında Cumhurbaşkanlığı bütçesinin tamamı programlara dağıtılmış olup program dışı gider öngörülmemiştir. Programlar toplamı 21.286.534.000 TL’dir ve 2025 yılı başlangıç ödeneğine göre %25,75 oranında artış içermektedir. Harcamalar esas olarak iki ana program etrafında toplanmaktadır: “Cumhurbaşkanlığı” programı 10.803.534.000 TL ile toplamın %50,75’ini; “Dış Politika” 81 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1379 ‒ programı ise 7.000.000.000 TL ile %32,88’ini oluşturmaktadır. Kalan ödenek, “Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesi”, “Şehircilik ve Risk Odaklı Bütünleşik Afet Yönetimi” ile “Yönetim ve Destek Programı” arasında dağıtılmaktadır. Bu yapı, kurumsal çekirdek faaliyetler ve dış politika alanının bütçe içinde belirgin biçimde önceliklendirildiğini göstermektedir. Öte yandan, 2025 yılında ödenek tahsis edilmiş olan “Bilgi ve İletişim”, “Finansal Sistemin Geliştirilmesi ve Sigortacılık” ile “İstihdam” programlarına 2026 yılında ödenek ayrılmaması dikkat çekicidir. Bu programların 2026 bütçesinde sıfırlanması, ilgili işlevlerin ya diğer programlara/devlet kurumlarına devredildiğini ya da Cumhurbaşkanlığı bünyesinde farklı başlıklar altında yürütüldüğünü düşündürmektedir. Ancak bu geçişe ilişkin açık bir çerçevenin sunulmaması, özellikle istihdam ve finansal sistem gibi kritik alanlardaki koordinasyon ve politika desteğinin nasıl sürdürüleceği konusunda belirsizlik yaratmaktadır. “Yönetim ve Destek Programı” için 1.718.000.000 TL ödenek öngörülmüş olup bu tutar toplam bütçenin %8,07’sine karşılık gelmektedir. Bu program, idari ve destek hizmetleri başlığı altında önemli bir büyüklüğe ulaşmakta; mal alımları, gayrimaddi hak edinimleri ve menkul malların büyük onarımları gibi kalemleri içermektedir. Programın büyüklüğü, bu alanlardaki harcamaların kalem kalem şeffaf, karşılaştırılabilir ve performans göstergeleriyle ilişkilendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Sanayinin geliştirilmesi ile afet yönetimi eksenli programlar için ayrılan kaynaklar ise toplam bütçe içinde daha sınırlı bir paya sahiptir ve bu kaynakların somut çıktı ve fayda göstergeleriyle desteklenmesi gerekmektedir. 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı bütçesi hem ekonomik hem program bazlı sınıflandırma açısından önemli bir artış içermekle birlikte, mal ve hizmet alımları ile personel ve yatırım harcamalarının ağırlık kazandığı, program düzeyinde ise Cumhurbaşkanlığı ve dış politika faaliyetlerinin ön plana çıktığı bir yapı ortaya koymaktadır. Bilgi-iletişim, istihdam ve finansal sistem gibi tematik alanların sıfır ödenekle tasfiye edilmiş görünmesi, bu politikaların nerede ve nasıl sürdürüleceğine dair ek açıklama ihtiyacını artırmaktadır. Bütçenin büyüklüğü ve kompozisyonu dikkate alındığında, harcama kalemlerinin ve programların amaç, araç ve sonuç ilişkisi çerçevesinde daha ayrıntılı, şeffaf ve performans odaklı biçimde izlenmesi ve Meclis denetimine elverişli hale getirilmesi zorunlu görünmektedir. 82 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1380 ‒ Sahipsiz Bütçe TBMM’nin bütçe hakkı, bütçenin bizzat bütçeden sorumlu en üst yürütme makamınca Meclis’e sunulması ve Meclis huzurunda savunulmasıyla anlam kazanır. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi sürecinde ise, Plan ve Bütçe Komisyonu çalışmalarını yürütme adına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açtığı; ardından ilgili bakanların sunum yaptığı görülmektedir. Bu tablo, bütçenin “siyasi sorumluluk” düzeyinde üstlenilmediğini; Meclis’in tarihsel “bütçe üzerinde söz ve denetim” fonksiyonunun teamüller bakımından zayıflatıldığını göstermektedir. Bütçenin sahibi makamın, Komisyon ve Genel Kurulda bizzat bulunmaması, milletvekillerinin ödenek tahsisleri, program hedefleri ve uygulama sonuçlarına ilişkin sorularına doğrudan ve bağlayıcı yanıt alınmasını güçleştirir. Plan ve Bütçe Komisyonu, yürütme ile yasama arasında doğrudan muhataplık zeminidir; sunum ve savunmanın yardımcı/teknik düzeye bırakılması, Komisyonun amacından sapmasına ve denetim kapasitesinin zayıflamasına yol açar. Son yıllarda Genel Kurul safhasında yürütme adına konuşmaların Cumhurbaşkanı Yardımcısı tarafından yapıldığı; bakanların da kendi bütçeleri özelinde söz aldığı yönündeki resmi ve kurumsal açıklamalar, bu uygulamanın sürekliliğini ortaya koymaktadır. Dahası, Cumhurbaşkanı’nın 2018’den bu yana hiçbir bütçe görüşmesine katılmadığı, kamuoyunda da not edilmiş bir olgudur. Parlamenter dönemde başbakan olarak her yıl TBMM’de bütçeyi savunan kişinin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişten sonra bütçe görüşmelerinde yer almaması, bütçe hakkı bakımından ciddi bir boşluk yaratmaktadır. Bu durum, yalnızca sembolik bir eksiklik değildir; yürütmenin en üst makamının Meclis denetimi karşısındaki sorumluluğunu görünür kılan asgari demokratik gerekliliğin ortadan kalkması anlamına gelmektedir. Bütçe hakkının gereği, sürecin hazırlık, sunum, izin–onay ve denetim aşamalarının tamamında şeffaflık ve hesap verebilirliğin tesis edilmesidir. 2026 sürecinde Komisyon takviminin işletildiği, bakanların tek tek kendi bütçelerini sunduğu doğrudur; ne var ki, bu usul bütçe hakkının özünü karşılamaz. Bütçe bir “teknik metin” değil, siyasal sorumluluk ve program hesabıdır. Bu nedenle bütçe sahibi makamın, program bazlı hedef–gösterge setlerini, 83 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1381 ‒ ödenek artış gerekçelerini ve yıl içi uygulama sonuçlarını Meclis’e bizzat açıklaması beklenir. Aksi hâlde, bütçe “sahipsiz” bir metne indirgenir ve Meclis’in denetim gücü sınırlanır. Teamüller ve uluslararası iyi yönetişim ilkeleri ışığında, bütçeyi Meclis’te sunmak ve savunmak, yürütmenin en üst makamı için bir tercih değil; demokratik asgari bir yükümlülüktür. 2026 Bütçesi özelinde de Komisyon ve Genel Kurul görüşmelerine Cumhurbaşkanı’nın bizzat katılması; bütçe kompozisyonu, program performansı ve uygulama sonuçlarına ilişkin soruları doğrudan yanıtlaması zorunlu görülmelidir. Meclis’te bütçeyi üst düzeyde sahiplenmeyen bir yürütme, hem “bütçe hakkı”nı aşındırmakta hem de TBMM’ye yönelik açık bir “umursamama” görüntüsü vermektedir. Bu tablo parlamenter denetimin etkinliğini zayıflattığı gibi kamu yönetiminde hesap verebilirliğin ve siyasal sorumluluğun görünürlüğünü de azaltmaktadır. Ayrıca vurgulamak gerekir ki, bu yokluk hali bütçeyi adeta “öksüz ve yetim” bırakmaktadır. Bütçeyi Meclis’e sunup savunması gereken en üst yürütme makamının sahnede olmaması, metni teknik bir evraka indirgediği gibi, siyasal sahipliği ve sorumluluğu da görünmez kılar. Bu durum, program hedeflerinin doğrulanması, ödenek artış gerekçelerinin tartışılması ve yıl içi uygulama sonuçlarının kamuoyuna açıklanması bakımından telafisi güç bir boşluk yaratır; Meclis’in denetim yetkisini zayıflatırken, kamu yönetiminde hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerinin içini boşaltır. Anayasal çerçeve ve demokratik teamüller uyarınca, 2026 bütçe sürecinde de yinelenen bu yokluk kabul edilemez niteliktedir. Bütçenin sahibi ortada değildir. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu ile Genel Kurul görüşmelerine en üst yürütme makamının bizzat katılması bütçe hakkının özü ve Meclis denetiminin etkinliğinin asgari şartıdır. Bugün yürürlükte olan uygulama, yürütmenin kendi bütçesine dair siyasal sorumluluğunu görünmez kılmakta Meclis’in söz ve denetim yetkisini teamüller düzeyinde daraltmaktadır. Bu nedenle, 2026 Bütçesi görüşmelerinde bütçenin doğrudan sahibi tarafından Meclis’te sunulması ve savunulması, demokratik meşruiyet ve hesap verebilirlik bakımından ertelenemez bir gereklilik olmasına rağmen yine bu gereklilik göz ardı edilmiştir. 84 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1382 ‒ İle;şim, Diyanet İşleri ve Milli İs;hbarat Başkanları Bütçesini Savunmaya Gelmedi Cumhurbaşkanlığı ve ilgili özel bütçeli başkanlıkların 1 Aralık 2025 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki bütçe görüşmelerinde; Milli Güvenlik Kurulu Sekreteri, Strateji ve Bütçe Başkanı, Milli Saraylar Başkanı ve diğer pek çok üst düzey bürokrat bulunurken yine her zamanki gibi İletişim, Diyanet İşleri ve Milli İstihbarat Başkanları bu toplantıda hazır bulunmamıştır. Plan ve Bütçe Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe hakkının kullanılmasında ve yürütmenin mali faaliyetlerinin denetiminde kilit rol oynayan, Anayasa tarafından özel olarak zikredilen temel ihtisas komisyonudur. Bütçe görüşmeleri sırasında kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığının, hangi önceliklere göre harcama yapıldığının ve bu harcamalardan kimlerin sorumlu olduğunun ortaya konulabilmesi için, ilgili kurumların en üst düzey yöneticilerinin Komisyon huzurunda hazır bulunması hem demokratik teamüllerin hem de siyasi ahlakın gereğidir. Ne var ki, Cumhurbaşkanlığı ile birlikte Millî İstihbarat Teşkilatı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve İletişim Başkanlığının bütçelerinin görüşüldüğü birleşimlerde, bu kurumların başkanlarının Komisyona katılmaması artık münferit bir istisna değil, yerleşik bir “alışkanlık” hâlini almıştır. Strateji ve Bütçe Başkanı gibi devlet hiyerarşisinde son derece kritik görevler üstlenen bürokratlar düzenli olarak Komisyona gelip milletvekillerinin sorularını yanıtlarken, İletişim Başkanı, Diyanet İşleri Başkanı ve MİT Başkanı’nın kendi kurum bütçeleri görüşülürken dahi toplantıya gelmemeyi tercih etmeleri kabul edilemez bir görüntü yaratmaktadır. Bu durum, arızi ve makul bir mazeretle açıklanamayacak ölçüde süreklilik kazanmış; önceki yıllarda “geçici yoğunluk” olarak takdim edilen yokluk, adeta bir geleneğe dönüştürülmüştür. Bir defaya mahsus sağlık sorunu, yurt dışı görevi veya zorunlu resmi program gibi sebepler elbette anlaşılabilir; ancak yıllardır aynı kurum başkanlarının sistematik biçimde Plan ve Bütçe Komisyonu birleşimlerinde yer almaması, artık kişisel takvimin ötesinde kurumsal bir tercih ve siyasal bir tutum olarak görülmektedir. Bu tercih, yalnızca muhalefet partilerine değil, iktidar grubuna mensup milletvekillerine de yöneltilmiş bir saygısızlıktır; zira Komisyon’da bulunan tüm üyeler, Türk Milletinin oylarıyla seçilmiş parlamenterlerdir. Kendi bütçesi görüşülürken Komisyona gelmeyen kurum başkanları, fiilen iki sonucu doğurmaktadır: Birincisi, milyarlarca liralık kaynak kullanan 85 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1383 ‒ kurumların siyasi ve idari sorumluluğu, sadece teknik bürokratların omuzlarına bırakılmakta; milletvekilleri sorularını doğrudan karar verici siyasi iradeye yöneltememektedir. İkincisi, Plan ve Bütçe Komisyonu’nun Anayasa’dan ve İçtüzük’ten doğan ağırlığı zedelenmekte; Komisyon, yürütme nezdinde “ertelenebilir” ve “ikinci planda” bir platform gibi muamele görmektedir. Oysa bütçe hakkı, yalnızca cetveller üzerinden rakamların onaylanması değil, o rakamların arkasındaki tercihler, öncelikler ve siyasal sorumluluğun yüz yüze tartışılabilmesidir. İletişim Başkanlığı’nın milyarlarla ifade edilen bütçesini savunmak yerine Komisyona hiç uğramayan bir üst yönetim anlayışı; Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hızla büyüyen bütçesine rağmen başkanın Parlamentoya gelip tek cümle dahi açıklama yapmaktan imtina etmesi ve Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanının Komisyona katılmaması, yürütmenin yasama karşısında kendisini fiilen dokunulmaz ve denetim dışı konumlandırma eğiliminin somut göstergeleridir. Bu tablo, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminde aşınan kuvvetler ayrılığı ilkesini daha da kırılgan hâle getirmektedir. Kendi bütçesini savunmak üzere Komisyon huzuruna çıkmayan kurum başkanları, gerçekte Cumhurbaşkanı Yardımcısının ve Komisyon Başkanının otoritesini de görmezden gelmekte; “Parlamento dışı yoğunluklarını” TBMM’nin üzerinde gören bir bürokratik oligarşi anlayışını yeniden üretmektedir. İletişim Başkanı, Diyanet İşleri Başkanı ve MİT Başkanının, kendi bütçelerinin görüşüldüğü günlerde Plan ve Bütçe Komisyonu’na katılmamasının, sadece Parlamento’ya, Cumhurbaşkanı Yardımcısına ve Komisyon Başkanına değil, her şeyden önce Türk Milletine karşı yapılmış ağır bir saygısızlık olduğudur. TBMM, milletin iradesinin tecelli ettiği yegâne organdır; bu organa karşı sorumluluğu bulunan hiçbir kamu görevlisi, “yoğunluk” bahanesinin arkasına sığınarak hesap vermekten kaçınamaz, kaçınmamalıdır. Bu çerçevede, söz konusu uygulamadan derhâl vazgeçilmesi; İçtüzükte yapılacak açık düzenleme yahut güçlü bir Meclis teamülü ile kendi bütçesi görüşülen kurum başkanlarının bizzat katılımının fiilen zorunlu hâle getirilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı bütçesi de dâhil olmak üzere önümüzdeki dönemde yapılacak tüm bütçe görüşmelerinde aynı usulsüz ve saygıdan yoksun pratiğin tekrarlandığı bir tabloyla karşı karşıya kalınacak; bu da hem bütçe hakkını hem de Meclisin denetim fonksiyonunu kağıt üzerinde bırakmaya devam edecektir. 86 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1384 ‒ İle;şim Başkanlığının Par;zan Dili İletişim Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı teşkilatı içinde devletin kurumsal iletişimini yürütmek, kamu adına bilgi paylaşımını sağlamak, doğru bilgiye erişimi kolaylaştırmak ve yanlış/yanıltıcı bilgiyle mücadele etmekle görevli stratejik bir birimdir. Bu konumu itibarıyla Başkanlığın, yürütmenin dar siyasi çıkarlarını değil, Anayasa’nın öngördüğü tarafsızlık, ölçülülük, kapsayıcılık ve kamu yararı ilkelerini esas alması; ürettiği dil ve içeriklerle toplumsal barışı güçlendiren, kurumlara güveni artıran bir işlev görmesi beklenir. Oysa son dönemde Cumhurbaşkanlığı’nın kurumsal iletişim dili, sert ve kutuplaştırıcı bir nitelik kazanmış; farklı toplumsal kesimlerin meşru taleplerini karşıtlık ekseninde konumlandıran, eleştirel görüşleri dışlayıcı bir tonda şekillenen bir pratik ortaya çıkmıştır. Bu üslup, devlet dilinin gerektirdiği serinkanlılık ve kapsayıcılıkla bağdaşmamakta; kamusal kararların rasyonel ve kanıta dayalı tartışılmasını zorlaştırmaktadır. İletişim Başkanlığı’nın bütçesindeki hızlı artış, bu partizanlaşma eğilimiyle birlikte düşünüldüğünde ayrıca kaygı vericidir. Başkanlığın başlangıç ödeneği 2024 yılında 4,1 milyar TL iken, 2025’te 6,2 milyar TL’ye, 2026 yılı bütçe teklifinde ise 7,6 milyar TL seviyesine yükseltilmiştir. Böylece 2024–2025 arasında ödenek %49,2, 2025–2026 arasında %22,9 oranında artmış; iki yıllık kümülatif artış %83,3’e ulaşmıştır. Medya özgürlüğünün ciddi biçimde gerilediği, basın alanında tekelleşmenin güçlendiği, eleştirel mecraların ekonomik ve idari baskı altında tutulduğu bir ortamda, İletişim Başkanlığı bütçesinin bu ölçüde büyütülmesi, kamuoyunu objektif ve çoğulcu biçimde bilgilendirmekten ziyade, kamusal kaynaklarla siyasi iletişim ve algı yönetimi yapılması riskini artırmaktadır. Bu nedenle, Başkanlığın yürüttüğü kampanyaların içeriği, hedef kitlesi, kullanılan medya kanalları, sosyal medya ve geleneksel medya harcamalarının düzeyi ile bu faaliyetlerin doğrudan seçim süreçlerine ve siyasi rekabet ortamına etkisi, Meclis ve kamuoyuna ayrıntılı ve denetime elverir şekilde açıklanmalıdır. İletişim Başkanlığı bünyesinde oluşturulan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) ise, doğru bilgiye erişim ve yanlış bilginin etkilerini azaltma bakımından teorik olarak önemli bir ihtiyaca cevap vermesi gerekirken, fiiliyatta ciddi bir çifte standart algısının odağı hâline gelmiştir. Merkezin yayımladığı bülten ve açıklamaların, ağırlıklı olarak siyasal iktidarı eleştiren haber ve paylaşımları “dezenformasyon” etiketiyle damgaladığı; buna karşılık iktidar yanlısı medya organlarında ve trol ağlarında dolaşıma sokulan bariz yanlış bilgi örneklerine çoğu zaman sessiz kalındığı yönündeki değerlendirmeler, basın meslek örgütleri ve sivil toplum 87 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1385 ‒ temsilcilerince sistematik biçimde dile getirilmektedir. Bu tablo, Başkanlığın yanlış bilgiyle mücadele görevini, evrensel ilkeler ve objektif ölçütler üzerinden değil, iktidarın kısa vadeli siyasi ihtiyaçları doğrultusunda kullandığı yönündeki kaygıları güçlendirmektedir. DMM’nin seçici ve taraflı uygulamaları, Cumhurbaşkanlığı’nın kurumsal iletişim dilinin genel tonuyla birlikte değerlendirildiğinde, yurttaşların ve medya mensuplarının gözünde şu sakıncalı algıyı pekiştirmektedir: Devletin “dezenformasyon”la mücadele için tesis ettiği mekanizma, gerçekte eleştirel sesi bastırmanın, iktidarı rahatsız eden haber ve yorumları itibarsızlaştırmanın bir aracına dönüşmüştür. Kamunun güvenini yeniden tesisi için DMM’nin çalışma usulleri, içerik seçimi, düzeltme süreçleri ve önceliklendirme kriterleri baştan sona objektif, ölçülebilir ve tarafsız ilkeler ışığında yeniden tanımlanmalı; bu ilkelerin uygulamasına dair veriler yıllık faaliyet ve performans raporlarında ayrıntılı biçimde raporlanmalıdır. Basın kartı ve akreditasyon uygulamaları etrafında yaşanan sorunlar da İletişim Başkanlığı’nın partizanlaşma eleştirilerini güçlendirmektedir. Basın kartı verme ve yenileme yetkisinin Başkanlıkta toplanmasını izleyen süreçte, pek çok eleştirel gazeteci ve medya kuruluşunun başvurularının sonuçsuz bırakıldığı, kartlarının iptal edildiği veya makul gerekçe olmaksızın uzatıldığı; bazı basın kuruluşlarının toplantı, etkinlik ve bilgilendirme toplantılarına sistematik biçimde davet edilmediği kamuoyuna yansımıştır. Buna karşılık, yürütme organına yakınlığıyla bilinen medya kuruluşlarıyla yoğun ve ayrıcalıklı bir temas yürütülmesi; farklı düşünce ve yayın çizgisine sahip gazetelerle mesafeli, hatta dışlayıcı bir ilişkinin tercih edilmesi, İletişim Başkanlığı’nı fiilen hükümetin propaganda birimi konumuna itmektir. İletişim Başkanlığı, CİMER üzerinden vatandaş başvurularını koordine eden ve devlet– vatandaş iletişimini yöneten bir merkez konumundadır. Buna rağmen, CİMER’e yapılan başvuruların konusu, yanıt süreleri, hangi başvuruların somut idari iyileştirmeye dönüştüğü, kaç başvurunun sonuçsuz kaldığı gibi göstergeler kamuoyu ile yeterince şeffaf ve karşılaştırılabilir biçimde paylaşılmamaktadır. Başkanlığın performans programlarında genellikle üretilen içerik sayısı, yürütülen kampanya adedi, erişim ve etkileşim rakamları gibi nicel göstergelere yer verilirken; hesap verebilirlik, şeffaflık, basın özgürlüğüne katkı, toplumsal barışı güçlendirme ve yanlış bilgiyi azaltma gibi asli hedefler bakımından anlamlı performans kriterlerine ve hedef–gerçekleşme karşılaştırmalarına yeterince yer verilmemektedir. 88 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1386 ‒ Oysa kamu kaynaklarıyla finanse edilen bir iletişim kurumunun faaliyetleri, ölçülebilir ve denetlenebilir göstergelere dayanmalıdır. Bu çerçevede; erişim, etkileşim, düzeltme oranı, yanlış bilginin yayılma hızı, kampanya başına maliyet gibi teknik göstergeleri içeren standart bir performans seti belirlenmeli; bu set hem Meclis denetimine hem de kamuoyunun incelemesine açık biçimde yıllık faaliyet ve performans raporlarında yayımlanmalıdır. Medya ve dijital satın alma süreçlerinde tedarik yöntemi, sözleşme koşulları, performans kriterleri ve denetim sonuçları ayrıntılı olarak raporlanmalı; bu harcamaların hangi hedeflerle yapıldığı ve ne ölçüde karşılık bulduğu somut verilerle ortaya konulmalıdır. İletişim Başkanlığı’nın partizanlaşan kurumsal dili ve Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin çifte standartlı uygulamaları, kurumun Anayasal devlet ilkeleriyle uyumunu tartışmalı hâle getirmektedir. 2024–2026 döneminde bütçesi %80’i aşan oranlarda artırılan bu kurumun, büyüyen mali imkânlarını iktidarın dar siyasi menfaatleri için değil, kamu yararı temelinde; hukuka uygunluk, tarafsızlık, çoğulculuk ve şeffaflık ekseninde kullanması zorunludur. Aksi hâlde, İletişim Başkanlığı’na ayrılan ödenekler, toplumsal barışı ve kurumsal güveni güçlendiren bir iletişim politikasının aracı olmaktan çıkacak; kamusal kaynaklarla finanse edilen, hesap vermez bir siyasi propaganda mekanizmasına dönüşme riskini daha da derinleştirecektir. Bu gerekçelerle, mevcut haliyle İletişim Başkanlığı’nın kurumsal pratiği ve iletişim dili, 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı bütçesinin kabulü yönünde olumlu oy kullanmamıza imkân tanımamaktadır. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçildikten sonra kurulan İletişim Başkanlığı, başlangıçta basın müşavirliği benzeri bir yapı olarak tasarlanmışken zamanla dezenformasyonla mücadele iddiası altında bizzat dezenformasyon üreten, yürütmenin partizan propaganda merkezine dönüşmüştür. Bugün Başkanlığın bütçesi, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüştüğümüz 228 idarenin 151’inden ve Boğaziçi Üniversitesi ile Yıldız Teknik Üniversitesi gibi köklü üniversitelerden dahi yüksektir. Bu tablo, kamu kaynaklarının rasyonel ve adil kullanımına açıkça aykırıdır. Bu nedenle Başkanlığın mevcut hâliyle Türkiye’ye fayda sağlamadığı, aksine tarafgir bir propaganda aygıtı olarak işlev gördüğü gerekçesiyle, ilk adım olarak mal ve hizmet alımlarına yönelik tüm ödeneklerinin kesilmesini ve nihai olarak İletişim Başkanlığının kapatılmasını öngören bir önerge verdik; ancak söz konusu önerge AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir. 89 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1387 ‒ Kesin Hesabı Olmayan Bütçe Kesin hesap denetimi, bütçe hakkının ayrılmaz ve vazgeçilmez bir parçasıdır. Merkezi yönetim bütçesiyle bir mali yıl için verilen harcama ve gelir yetkilerinin, yıl sonunda fiilen nasıl kullanıldığının; hangi kalemlerde ne kadar sapma yaşandığının ve bu sapmaların hukuki, mali ve idari sorumluluğunun TBMM önünde tartışılması, Anayasa’nın öngördüğü yasama denetiminin asgari gereğidir. Bir başka deyişle, yalnızca bütçe kanununun kabulü değil, bütçenin uygulanmasının da halk adına Meclis tarafından ayrıntılı biçimde incelenmesi bütçe hakkının “tam” kullanılmasının zorunlu unsurudur. Ne var ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde bugün itibarıyla bu görevi üstlenen müstakil bir Kesin Hesap Komisyonu bulunmamaktadır. Her yıl Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile birlikte kesin hesap kanun teklifleri ve Sayıştay raporları Plan ve Bütçe Komisyonu gündemine getirilmekte; ancak son derece yoğun ve sınırlı bir takvim içinde, yüzlerce kurumu kapsayan yeni yıl bütçesi tartışmalarının gölgesinde kesin hesaba ayrılan süre fiilen sembolik düzeyde kalmaktadır. Nitekim 2024 yılı kesin hesaplarının da Cumhurbaşkanlığı bütçesinin görüşüldüğü birleşimde aynı oturuma sıkıştırıldığı; harcama ve gelir gerçekleşmelerinin, sapma gerekçelerinin ve Sayıştay tespitlerinin Komisyon tarafından derinlemesine ele alınamadığı açıkça görülmektedir. Bu tablo, bütçe denetiminin usulen yerine getirilip esasen ihmal edilmesine yol açmaktadır. Kesin hesap komisyonu, modern parlamentolarda devletin bir mali yılda yaptığı tüm harcamaları ve elde ettiği gelirleri bütçeye uygunluk ve hesap verebilirlik açısından incelemek üzere kurulan, yasama organına bağlı özel bir denetim komisyonu olarak tasarlanmaktadır. Böyle bir komisyon; bir yandan Sayıştay raporlarını ayrıntılı biçimde değerlendirip kamu idarelerinden ek bilgi ve belge talep edebilmekte, diğer yandan da bütçe uygulamasında tespit edilen hata, usulsüzlük ve kaynak israfını sistematik raporlarla Genel Kurula ve kamuoyuna yansıtarak yürütme üzerinde caydırıcı ve düzeltici bir baskı oluşturmaktadır. Türkiye’de uzun süredir, farklı siyasi partiler tarafından dile getirilen çağrılara rağmen, bu komisyonun hayata geçirilmemiş olması bütçe hakkı ve denetim fonksiyonu bakımından ağır bir kurumsal eksikliktir. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçildikten sonra yasama–yürütme dengesi zaten yürütme lehine bozulmuş; Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yönetim alanı genişlemiş, 90 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1388 ‒ TBMM’nin politika oluşturma ve denetim kapasitesi görece zayıflamıştır. Bu koşullarda, özellikle kesin hesap alanında güçlü ve uzmanlaşmış bir komisyona duyulan ihtiyaç daha da artmıştır. Buna karşın, Plan ve Bütçe Komisyonu aynı anda hem yeni yıl bütçesini hem de bir önceki yılın kesin hesabını görüşmek zorunda bırakılmakta; çok sayıda idarenin bütçesi ve Sayıştay raporu birkaç haftalık yoğun bir takvime sıkıştırılmaktadır. Komisyon üyelerinin de ifade ettiği üzere, bu yapıda kesin hesap başlıklarının gerektiği gibi konuşulmasına, denetlenmesine, takip edilmesine fiilen imkân kalmamaktadır. Oysa pek çok demokratik ülkede, kesin hesap ve bütçe uygulama sonuçlarının incelenmesi için ya doğrudan bir Kesin Hesap Komisyonu kurulmakta ya da bütçe komisyonu bünyesinde bu işe özgülenmiş alt komisyonlar oluşturulmaktadır. Ülkemizde de İçtüzük değişikliğiyle müstakil bir Kesin Hesap Komisyonu kurulması veya ilk aşamada Plan ve Bütçe Komisyonuna bağlı daimi bir alt komisyon ihdas edilmesi hem teknik olarak mümkündür hem de mali disiplin, şeffaflık ve kamu güveni bakımından zorunlu bir adımdır. Böyle bir komisyon; merkezi yönetim bütçesinin gerçekleşmelerini, Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kurumların harcama kalıplarını, ödenek üstü harcamaları, yedek ödenek kullanımlarını ve ödenek aktarmalarını sistematik biçimde inceleyerek TBMM’ye düzenli rapor sunabilecektir. Kesin Hesap Komisyonu’nun yokluğu, sadece teknik bir düzenleme eksikliği değil, aynı zamanda bütçe hakkının özüne ilişkin bir zaaf olarak görülmelidir. Trilyonlarca liralık kamu kaynağının kullanımında, Meclisin yalnızca başlangıçta yetki verip sonrasında gerçekleşmeleri yüzeysel biçimde onaylayan bir organa indirgenmesi; demokratik hesap verebilirlik ve mali saydamlık ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı bütçesi değerlendirilirken, kesin hesap alanındaki kurumsal boşluk özellikle vurgulanmakta; hem Cumhurbaşkanlığı harcamaları hem de bütçe uygulamasının bütünü üzerinde etkili bir denetim tesis edilebilmesi için Kesin Hesap Komisyonu’nun bir an önce kurulması gerektiği altı çizilmektedir. Kanaatimiz açıktır: Kesin Hesap Komisyonu kurulması şarttır ve çok önemli, ertelenemez bir ihtiyaçtır. TBMM’nin bütçe hakkının gereği gibi kullanılabilmesi, Sayıştay raporlarının gerçek muhatabını bulması, Cumhurbaşkanlığı ve tüm kamu idarelerinin halk adına yaptıkları harcamaların şeffaf, izlenebilir ve hesap verebilir bir çerçevede denetlenebilmesi için bu komisyonun hayata geçirilmesi zorunludur. Aksi hâlde, önceki yıllarda olduğu gibi, 2026 bütçesi için de kesin hesaplar sadece şeklen görüşülen, fiilen ise denetim dışı 91 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1389 ‒ bırakılan metinler olmaya devam etmiştir. Bütçe hakkı kâğıt üzerinde var olup pratikte zayıflayan bir yetki olarak kalmıştır. Bu gerekçelerle, Kesin Hesap Komisyonu kurulmadan bütçe denetimi alanındaki yapısal zaafın giderilemeyeceğini belirtmek istiyoruz. Zaten yetersiz olan denetim Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle birlikte sona erdi. İktidarın yıllardır görmezden geldiği mert bir Meclis denetimine ihtiyaç vardır. Türk milletinin bütçesi olarak gördüğümüz bu bütçenin, tüğü bitmemiş yetimin hakkı ancak bu şekilde korunabilecektir. Soyulan E-Devlet ve Kağıt Üstünde Kalan Siber Güvenlik Başkanlığı “E-Devlet Kapısı”, kamu hizmetlerine erişimin ana dijital platformu olup vatandaş ile devlet arasındaki temel elektronik iletişim altyapısını oluşturmaktadır. Bu platformun kurulması, işletilmesi, bütüncül güvenlik mimarisinin oluşturulması ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin kurumsal politikanın tanımlanması, doğrudan Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki ilgili birimlerin sorumluluğundadır. Teknik işletim Türksat A.Ş. üzerinden yürütülmekle birlikte, sisteme entegre bütün kurumların veri güvenliği ve erişim yetkileri bakımından ortak bir standart çerçeveye tabi kılınması, yürütmenin asli görevidir. Buna rağmen son yıllarda e-Devlet altyapısı üzerinden tutulan veya bu altyapıyla bağlantılı veri tabanlarına ilişkin geniş ölçekli “kişisel veri sızıntısı” iddiaları kamuoyunda ciddi güvensizlik yaratmış; seçmen kütükleri, kimlik, adres ve iletişim bilgilerinin karanlık ağda dolaşıma girdiğine ilişkin somut bulgular tartışılır hâle gelmiştir. Komisyon görüşmelerinde de, e-Devlet Kapısı üzerinden yetkisiz erişimlerle vatandaşların dijital verilerinin çalındığının kabul edilmesi, sorunun boyutunu çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Devletin elinde tuttuğu verilerin güvenliği, basit bir teknik mesele değil, özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunması ve hukuk devleti ilkeleriyle doğrudan bağlantılı anayasal bir yükümlülüktür. Buna karşın veri sızıntısı iddiaları karşısında yürütmenin tutumu; kamuoyuna tatmin edici, teknik ayrıntıları içeren açıklamalar yapılmaması, bağımsız ve şeffaf soruşturmaların yürütülmemesi ve siyasi–idari sorumluluğu bulunan makamların hesap verdiği bir mekanizmanın işletilmemesi yönündedir. Vatandaşın devlete güveninin temel unsuru, kendisi hakkında tutulan bilgilerin güvenle saklanması ve yetkisiz erişime karşı etkin biçimde korunması iken; bugün bu güven ağır biçimde sarsılmış durumdadır. Buna rağmen “sistemde sorun yoktur” söylemiyle konunun geçiştirilmesi, dijital dönüşüm iddiaları ile hukuk devleti pratiği arasındaki makasın açıldığını göstermektedir. 92 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1390 ‒ Bu tablo karşısında siber güvenlik alanındaki kurumsal yapılanma da ciddi soru işaretleri barındırmaktadır. Cumhurbaşkanlığı teşkilatında yapılan yeniden düzenleme ile Dijital Dönüşüm Ofisi ilga edilmiş; dijital dönüşüm ve siber güvenlik alanındaki görevlerin yeni kurulan Siber Güvenlik Başkanlığına devredildiği ifade edilmiştir. Yürütme organı, bu değişikliği “dijital egemenliği” ve “siber vatan” anlayışını güçlendiren bir adım olarak sunmakta; ülkenin verilerini, dijital altyapılarını ve dijital ekonomik faaliyetlerini koruyacak daha etkili bir yapı kurulduğunu iddia etmektedir. Ancak 2026 yılı bütçe teklifinin incelenmesinde, bu Başkanlığa ilişkin müstakil, şeffaf ve takip edilebilir bir ödenek kaleminin dahi net olarak ortaya konulmadığı, Komisyon çalışmalarında da “Siber Güvenlik Başkanlığının hangi bütçeyle ve nasıl çalışacağı” sorusunun cevapsız kaldığı görülmektedir. Bu durum, kağıt üzerinde kurulan bir başkanlığın fiilen kurumsal kapasite, insan kaynağı, yatırım ve denetim araçlarıyla desteklenmediği izlenimini güçlendirmektedir. Öte yandan, siber güvenlik alanında küresel ölçekte 50 trilyon dolara yaklaşan dijital ekonomiden yalnızca binde 1 civarında pay alınabildiği, ülkemizin genel ekonomi içindeki payının dahi gerisine düşüldüğü Komisyon görüşmelerinde dile getirilmiştir. Aynı tartışmalarda, Siber Güvenlik Başkanlığına ilişkin bütçe belirsizliği vurgulanırken, bir yandan da e-Devlet ve diğer kritik dijital altyapılarda yaşanan sızıntıların casusluk amaçlı kullanılabilecek nitelikte olduğu ifade edilmiştir. Böyle bir ortamda, siber güvenlik ekosistemini bir araya getirmesi, ürün ve firmaları akredite etmesi, kritik altyapılara zorunlu standartlar ve denetim rejimi getirmesi beklenen Başkanlığın hâlâ net bir strateji belgesi, risk envanteri, önceliklendirilmiş eylem planı ve performans göstergeleriyle Meclis önüne gelememesi, “kâğıt üzerinde kalmış bir kurum” görüntüsünü pekiştirmektedir. E-Devlet Kapısı ve bağlı dijital altyapılardan sorumlu organların, her veri sızıntısı iddiasında sorumluluğu başka kurumlara yönlendiren dağınık ve belirsiz bir yönetim zinciri içinde hareket etmesi de ciddi bir yönetişim zaafına işaret etmektedir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin hukuki çerçeve açık olmasına rağmen, bu alandaki ihlaller karşısında etkili idari ve cezai yaptırımların işletilmemesi; üst düzey sorumluların ne siyasi ne de idari anlamda hesap vermemesi, fiili bir cezasızlık algısı doğurmaktadır. Bu koşullar altında “Siber Güvenlik Başkanlığı” adıyla yeni bir yapı kurmak, ancak bu yapıyı somut yetki, kaynak, personel, denetim ve şeffaflık mekanizmalarıyla desteklememek, gerçek bir kurumsallaşma değil, bir vitrinden ibarettir. 93 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1391 ‒ Bu nedenlerle, 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı bütçesi görüşmeleri, yalnızca yeni ödeneklerin teknik dağılımının tartışıldığı bir süreç olarak değil; devletin elindeki veriyi koruma kapasitesi ve iradesinin bütün boyutlarıyla sorgulandığı bir hesap verme zemini olarak ele alınmalıdır. Siber Güvenlik Başkanlığı’nın, mevzuatı çıkarılmış, başkanı atanmış olmasına rağmen hâlâ faaliyete geçmemesi; e-Devlet verilerinin güvenliğini sağlayacak somut projeler, standartlar ve bağımsız denetim mekanizmaları üretmemesi kabul edilemez. Bu yapının şeffaf bir bütçe kalemi ile Meclis denetimine açılması, ulusal siber güvenlik stratejisi ve eylem planının kamuoyuna açıklanması, geçmiş veri sızıntılarının nedenlerini ve sorumlularını ortaya koyan bağımsız incelemelerin yapılması ve sonuçlarının TBMM’ye raporlanması zorunludur. Aksi halde, siber güvenlik zaafları derinleşecek, e-Devlet verilerine yönelik saldırılar karşısında vatandaşın devlete duyduğu güven daha da zedelenecek ve Siber Güvenlik Başkanlığı yalnızca kâğıt üzerinde kalan bir başkanlık olarak kalmaya devam edecektir. Siber Güvenlik Başkanlığının kurulması, bizim açımızdan da son derece önemli bir adım olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle hem kurumsal yapısı oluşturulmuş hem de başkanı atanmış olmasına rağmen bütçede hiçbir izine rastlanamayan bu Başkanlığın personel, altyapı, yazılım, donanım ve koordinasyon giderlerini karşılayacak düzeyde ödenek ihdas edilmesini sağlamak amacıyla bir önerge verdik ve Başkanlığın bir an önce fiilen faaliyete başlamasını hedefledik. Ancak ülkenin artan siber riskleri ve e-Devlet güvenliğine ilişkin ciddi tartışmalar ortadayken, bu önergemiz AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir. Yetkili ve Bütçeli Ama Sorumsuz Yetki örtüşmesi; aynı görev alanında birden fazla kurumun düzenleme veya icra yetkisine sahip olması sebebiyle karar alma süreçleri ile sorumluluk sınırlarının muğlaklaşması hâlidir. Bu durum, mükerrer işlemlere, kamu kaynaklarının etkin olmayan kullanımına, idari süreçlerde gecikmelere, uygulamada tutarsızlıklara ve nihayetinde hesap verebilirliğin zayıflamasına yol açar. Kurumsal görev–yetki dağılımının açık, yeknesak ve denetime elverir biçimde tanımlanmaması, politika tutarlılığını bozmakta ve kamu hizmetlerinin etkinliğini olumsuz etkilemektedir. Bakanlıkların görev alanına giren konulara Cumhurbaşkanlığının doğrudan veya dolaylı biçimde müdahil olması; idarenin bütünlüğü, hiyerarşik yapı, uzmanlaşma ve hesap verebilirlik ilkeleri bakımından sakıncalı sonuçlar doğurmaktadır. 94 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1392 ‒ Bakanlıklar, kanunla belirlenmiş görev, yetki ve sorumluluk çerçevesinde; kurumsal kapasite, teknik uzmanlık ve yerleşik süreçlerle politika üretir ve uygular. Bu çerçevenin dışında, Cumhurbaşkanlığı düzeyinden gelen talimat, yönlendirme veya fiilî karar alma pratikleri; karar ve sorumluluk çizgilerini muğlaklaştırarak “yetki örtüşmesi” yaratmakta, mükerrer işlem ve kaynak israfına yol açmakta, idari süreçlerde gecikmeye ve uygulama tutarsızlıklarına neden olmaktadır. Ayrıca bakanların ve bağlı/ilgili/ilişkili kuruluşların “görev– sorumluluk–hesap verme” zincirinin kırılması, denetim mekanizmalarının etkinliğini zayıflatmakta; hukuki güvenlik, öngörülebilirlik ve idarenin tarafsızlığı ilkelerini zedelemektedir. Politika döngüsünün (tasarım–uygulama–izleme–değerlendirme) kurumsal sahipliği dışında yürütülmesi, performans göstergelerinin sağlıklı izlenmesini engellemekte; program bütçe ile Orta Vadeli Program ve kalkınma planı hedefleri arasındaki hiyerarşiyi bozmaktadır. 2026 Yılı Bütçe Gerekçesinde; “Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesi” programının Program Performans Bilgisi incelendiğinde sorumlu idare olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı gösterilmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2026 Bütçe Teklifi’nde ise bu programa 89.027.027.000 TL tutarında ödenek tahsis edilmiştir. “Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesi” fonksiyonu, mevzuat ve idari mimari bakımından asli olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının görev alanındadır ve bu amaçla Bakanlığa hem bütçe hem kurumsal kapasite tahsis edilmiş durumdadır. Buna rağmen, aynı başlık altında Cumhurbaşkanlığı bünyesine ayrıca ödenek konulması; yetki örtüşmesi, mükerrer harcama ve hesap verebilirlik zincirinin zayıflaması risklerini büyütmektedir. Politika tasarımı–uygulama–izleme döngüsünün farklı idari katmanlarda paralel yürütülmesi; kaynak tahsisinde rasyonelliği bozmakta, proje seçiminde “çifte kapı” etkisi yaratmakta, denetimi zorlaştırmakta ve kamuoyunda “bu programın gerçek sahibi kimdir?” sorusunu güçlendirmektedir. “Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesi” programında tam ve tek yetkinin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında bulunması gerekirken, Cumhurbaşkanlığı çatısı altında aynı başlıkla yeni bir bütçe alanı açılması; hem idari rasyonaliteyle hem de program bütçe mantığıyla çelişmektedir. Bu uygulama; hangi projenin hangi kurum tarafından seçileceği, teşvik ve desteklerin kim tarafından hangi kriterlerle verileceği, performans sonuçlarının hangi idare tarafından raporlanacağı gibi temel soruları yanıtsız bırakmaktadır. Bu 95 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1393 ‒ nedenle söz konusu yanlışlığın ivedilikle düzeltilmesi; sanayi ve yatırım desteklerine ilişkin bütçe, program, proje, teşvik ve performans izleme yetkilerinin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında tevhid edilmesi zaruridir. Cumhurbaşkanlığı düzeyi, bu alanda varsa üst politika eşgüdümü ve izleme–değerlendirme rolünü harcama yetkisi olmaksızın ve yazılı koordinasyon protokolleri çerçevesinde icra etmelidir. Mevcut ödenekler bakımından da aktarılmış bütçe ve personel çizelgesi, devam eden projelerin devri, performans göstergelerinin tekleştirilmesi ve dış denetime elverir raporlama takvimi açıklanmalı; böylece hem bütçe hakkı hem de kurumsal etkinlik ilkeleri güvence altına alınmalıdır. Şu soruyu sormak kaçınılmazdır: Bu program için sorumlu idare ve büyük ölçekli bütçe varken, neden Cumhurbaşkanlığına aynı program adı altında ayrıca ödenek aktarılmaktadır? Benzer bir yetki örtüşmesi sorunu, “Şehircilik ve Risk Odaklı Bütünleşik Afet Yönetimi” programında da görülmektedir. 2026 Yılı Bütçe Gerekçesinde bu programın sorumlu idaresi olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı gösterilmekte; Bakanlığın 2026 Bütçe Teklifi’nde aynı program için 30.239.267.000 TL ödenek ayrılmaktadır. Türkiye gibi doğal afet sıklığı ve şiddeti yüksek bir coğrafyada bu program, kamu güvenliği ve toplumsal dayanıklılık açısından vazgeçilmez niteliktedir. Programın varlığı kadar, yetki, sorumluluk ve kaynakların tek elde toplanması; risk azaltımından hazırlık ve müdahaleye, iyileştirme ve yeniden inşaya kadar karar alma–uygulama–izleme zincirinin kesintisiz işlemesi ve uzmanlık kapasitesinin kurumsal bütünlük içinde yönetilmesi de zorunludur. Mevzuat ve idari mimari uyarınca programın asli sorumlusu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı iken, aynı başlık altında Cumhurbaşkanlığı bünyesine ayrıca ödenek konulması; afet yönetimi gibi yüksek koordinasyon ve teknik uzmanlık gerektiren bir alanda yetki örtüşmesi ve mükerrer harcama riskini büyütmektedir. Afet yönetiminde kurumsal sorumluluk zincirinin parçalanması, karar süreçlerinde gecikmeye, uygulamada tutarsızlığa ve kaynak israfına yol açabilecek en kritik risklerden biridir. Cumhurbaşkanlığının bu program altında görünürlük ve tanıtım odaklı harcamalarla öne çıkması, kamuoyunda “operasyonel yetkinin üzerinde vitrini önceleyen” bir algı oluşturmakta; Bakanlığın teknik otoritesini ve uygulama bütünlüğünü gölgelemektedir. Oysa afet yönetiminde esas olan siyasi vitrin değil, bilimsel temelli uzmanlık, kurumsal bütünlük ve ölçülebilir sonuçtur. Bu nedenle söz konusu yanlış uygulama ivedilikle düzeltilmeli; “Şehircilik ve Risk Odaklı Bütünleşik Afet Yönetimi” programının bütçe, personel, proje ve performans 96 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1394 ‒ göstergeleri bakımından tam ve tek yetkisi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına ait olmalıdır. Cumhurbaşkanlığı bu alandaki rolünü, varsa üst düzey politika eşgüdümü ve izleme fonksiyonuyla, harcama yetkisi üstlenmeksizin yürütmelidir. Burada da aynı soru karşımıza çıkmaktadır: Bu program için sorumlu idare açıkça belirlenmişken, neden Cumhurbaşkanlığına aynı program adı altında ayrı bir bütçe aktarılmaktadır? “Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesi” ve “Şehircilik ve Risk Odaklı Bütünleşik Afet Yönetimi” programları üzerinde Cumhurbaşkanlığı ile ilgili bakanlıklar arasında oluşan yetki örtüşmesi, 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı bütçesi kapsamında yapısal bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Cumhurbaşkanlığı bütçesinde bu ve benzeri programlara ayrı ödenek tahsis edilmesi; program bütçe mimarisini bozmakta, sorumluluk zincirini parçalamakta ve hem TBMM’nin bütçe hakkını hem de idarenin hesap verebilirliğini zayıflatmaktadır. Kamu yararı ve idari rasyonalite gereği; bakanlıkların kanunla belirlenmiş görev alanlarına riayet edilmeli, Cumhurbaşkanlığı ile bakanlıklar arasındaki koordinasyon açık usul ve protokollerle yürütülmeli, karar alma süreçlerinde kurumsal uzmanlık esas alınmalı ve hesap verebilir sorumluluk zinciri titizlikle korunmalıdır. Aksi hâlde, “sorumlu idare bakanlık, bütçe ise Cumhurbaşkanlığında” şeklinde özetlenebilecek bir çelişki, hem mali disiplin hem de demokratik denetim bakımından kabul edilemez bir tablo oluşturmaya devam edecektir. Liyakatsiz ve Şeffaf Olmayan Atamalar Cumhurbaşkanlığının kadro ve atama tasarruflarında son yıllarda ortaya çıkan tablo, liyakat ve şeffaflık ilkelerinden belirgin bir uzaklaşmaya işaret etmektedir. Stratejik konumlara yapılacak atamaların; eğitim, mesleki deneyim, uzmanlık alanı ve etik sicil gibi nesnel kriterlere dayalı, ilanı ve değerlendirme süreci kamuoyunca izlenebilir usullerle yürütülmesi gerekirken, fiiliyatta siyasi sadakat ve kişisel yakınlık algısını güçlendiren, ölçülebilir kriterleri görünmez kılan bir uygulama pratiği öne çıkmaktadır. Bu durum hem Cumhurbaşkanlığı teşkilatında hem de Cumhurbaşkanlığına bağlı, ilgili ve ilişkili kurumlarda kurumsal kapasiteyi zayıflatmakta; kamu yönetimine duyulan güveni aşındırmaktadır. 2026 yılı bütçe teklifinde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, İletişim Başkanlığı ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği gibi kritik kurumların ödeneklerinde 2024 yılı kesin hesaplarına göre çok yüksek oranlı artışlar öngörülmektedir. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin bütçesi iki yıl içinde 97 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1395 ‒ yaklaşık yüzde 70, Millî İstihbarat Teşkilatının bütçesi yaklaşık yüzde 65, Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi yaklaşık yüzde 80, İletişim Başkanlığının bütçesi yaklaşık yüzde 50, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin bütçesi ise iki katından fazla artırılmaktadır. Kamu kaynaklarının bu ölçekte büyüdüğü bir yapıda, atama süreçlerinin kapalı devre, takdir ağırlıklı ve denetime elverişsiz yürütülmesi, bütçe hakkı ve hesap verebilirlik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Öte yandan Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinin neredeyse tamamına yakın kısmının “yedek ödenek” olarak tertiplenmesi, yürütmenin takdirine bırakılan ve hangi projelere, hangi kriterlerle tahsis edildiği kamuoyu tarafından izlenemeyen çok geniş bir hareket alanı yaratmaktadır. 2026 yılı için bu Başkanlığın toplam ödeneğinin yaklaşık yüzde 99’u yedek ödenek kaleminde toplanmakta, böylece siyasal ve bürokratik tercihlere bağlı olarak kullanılabilecek çok yüksek bir kaynak bloğu oluşmaktadır. Liyakate dayanmayan ve şeffaf yürütülmeyen atama politikalarıyla birleşen bu yapı, kamu personel rejiminde “ehliyet” yerine “sadakat”i ödüllendiren, bütçe sürecini ise teknik olmaktan çıkarıp siyasal kadrolaşmanın aracı hâline getiren bir risk doğurmaktadır. Cumhurbaşkanlığı sunumlarında, On İkinci Kalkınma Planı, Orta Vadeli Program ve performans esaslı program bütçe sistemi üzerinden etkinlik, verimlilik ve şeffaflık vurgusu yapılmakta; kamu yönetiminde kurumsal kapasitenin güçlendirildiği iddia edilmektedir. Ne var ki, atama süreçlerinde objektif kriterlerin yayımlanmadığı, başvuru ve değerlendirme aşamalarının standartlaştırılmadığı, mülakat ve tercih gerekçelerinin kamuoyu ile paylaşılmadığı, bağımsız denetime elverişli bir izlek ortaya konulmadığı sürece bu hedef ve söylemler kâğıt üzerinde kalmaktadır. Gerçekte, uzmanlık gerektiren birçok alanda siyasi kimliği öne çıkan isimlerin tercih edilmesi; kurum içi kariyer basamaklarının keyfî biçimde devre dışı bırakılması; farklı görüşten nitelikli kamu görevlilerinin merkez dışına itilmesi, kurumsal hafızayı ve profesyonel kadroların motivasyonunu ciddi biçimde zedelemektedir. Liyakatten uzak atama pratiği, yalnızca personel politikası meselesi değil, aynı zamanda bütçe ve politika sonuçlarını doğrudan etkileyen yapısal bir sorundur. Kamu kaynaklarının planlanması, tahsisi ve denetimi süreçlerinde yer alan üst düzey görevliler, teknik ehliyetten ziyade siyasi sadakat esas alınarak belirlendiğinde; program ve projelerin seçimi, önceliklendirilmesi ve uygulanmasında kısa vadeli siyasal tercihlerin hâkim olması kaçınılmaz hâle gelmektedir. Bu da, artan Cumhurbaşkanlığı bütçesinin; planlama belgelerinde iddia 98 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1396 ‒ edildiği gibi “stratejik hedeflere yön veren, koordinasyonu güçlendiren” değil, çoğu zaman keyfî kararları finanse eden bir araç hâline gelmesine yol açmaktadır. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığının atama politikalarının ivedilikle liyakat eksenine taşınması zorunludur. Stratejik ve kritik kadrolar için açık ve rekabetçi ilan süreçleri işletilmeli, başvuru şartları ile değerlendirme kriterleri önceden ilan edilmeli, adayların eğitim, deneyim, performans ve etik sicilini esas alan standart bir puanlama sistemi uygulanmalı ve sonuçlar gerekçeleriyle birlikte kamuoyuna açıklanmalıdır. Atama ve görevlendirme süreçleri düzenli olarak Sayıştay ve TBMM denetimine açılmalı; gerektiğinde bağımsız denetim mekanizmaları devreye sokulmalı; liyakat ilkesini sistematik biçimde ihlal eden uygulamalar için hem idari hem de siyasi sorumluluk işletilmelidir. Aksi hâlde, 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı bütçesiyle tahsis edilen artan kaynaklar, kurumsal kapasiteyi güçlendiren değil, liyakatsiz ve şeffaf olmayan atamaların yol açtığı tahribatı derinleştiren bir sonuç üretecektir. Külliyenin Gölge Bakanlıkları Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulan 9 politika kurulu (Bilim, Teknoloji ve Yenilik; Eğitim ve Öğretim; Ekonomi; Güvenlik ve Dış Politikalar; Hukuk; Kültür ve Sanat; Sağlık ve Gıda; Sosyal Politikalar; Yerel Yönetim Politikaları Kurulları), isimleri ve görev alanları itibarıyla mevcut bakanlık teşkilatının portföyleriyle büyük ölçüde örtüşen bir yapı sergilemektedir. Bu kurulların hangi somut yetkilerle donatıldığı, karar alma süreçlerine hangi aşamada ve hangi araçlarla etki ettikleri, hazırladıkları metin ve kararların hukuki niteliğinin ne olduğu açık ve denetime elverir biçimde tanımlanmamıştır. Bu belirsizlik, fiiliyatta kurulları “danışma organı” ile “gölge icra makamı” arasında muğlak bir konuma sürüklemekte; politika tasarımı ve uygulamasında kimin söz sahibi, kimin sorumlu olduğu sorusunu cevapsız bırakmaktadır. Kurulların konu başlıkları bakanlıkların görev alanları ile örtüştükçe, yetki ve sorumluluk çizgileri de karışmaktadır. Ekonomi Politikaları Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığı; Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu ile Millî Eğitim Bakanlığı ve YÖK; Yerel Yönetim Politikaları Kurulu ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı; Sosyal Politikalar Kurulu ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı aynı sahada faaliyet gösterir hâle gelmektedir. Bu durum, bir tarafta kanunla kurulmuş, bütçesi ve teşkilatı açık bakanlıklar; diğer tarafta Külliye bünyesinde, harcama kalemleri Cumhurbaşkanlığı bütçesi içinde erimiş kurulların bulunduğu iki katmanlı bir yönetim mimarisi ortaya çıkarmaktadır. Yetkinin ve sorumluluğun 99 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1397 ‒ paylaştırıldığı bu yapı; mükerrer iş yapma, karar alma süreçlerinde gecikme, çelişkili uygulama ve nihayetinde hesap verebilirliğin zayıflaması risklerini ciddi biçimde artırmaktadır. Bu tablo yalnızca politika kurullarıyla sınırlı değildir. Adalet alanında, bir tarafta resmî Adalet Bakanı bulunurken, diğer tarafta fiilen Adalet Bakanı gibi davranan Cumhurbaşkanı başdanışmanının, yargı ve hukuk gündemine ilişkin açıklamalarla kamuoyunda temel referans hâline gelmesi, kurumsal rol ve sorumluluk çizgilerinin ne ölçüde bulanıklaştığını çarpıcı biçimde göstermektedir. Hukukla ilgili pek çok konuda ilk açıklamanın bakanlık yerine danışmanlık makamından gelmesi, “o hâlde bakanlığın rolü nedir?” sorusunu beraberinde getirmekte; danışman–bakan–Cumhurbaşkanı üçgeninde, kimin hangi yetkiyle konuştuğu ve hangi kararın hukuken kime atfedileceği konusundaki belirsizliği derinleştirmektedir. Bu durum, bizzat yasama organında dile getirilen bir kurumsal sorun alanı hâline gelmiş; yürürlükteki sistemin, danışmanlık ve politika kurulu yapılanmaları üzerinden bakanlıkları gölgeleyen bir kaos ürettiği ifade edilmiştir. Cumhurbaşkanlığı sistemi içinde politika kurullarının yanı sıra Ekonomi Koordinasyon Kurulu, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu, Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu, Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi Yönlendirme Kurulu, Türkiye Coğrafi Bilgi Sistemi Kurulu, Nüfus Politikaları Kurulu gibi çok sayıda kurul ve konseyin daha oluşturulduğu görülmektedir. Bu çok katmanlı kurul mimarisi, bakanlıkların zaten yürüttüğü planlama, programlama ve uygulama görevlerinin üzerine ikinci ve üçüncü koordinasyon katmanları eklemekte; karar zincirini uzatmakta ve sorumluluğu yaymaktadır. Buna rağmen, söz konusu kurulların kaç toplantı yaptığı, hangi somut politika önerilerini ürettiği, bu önerilerin hangi ölçüde hayata geçirildiği, hangi göstergeler üzerinden değerlendirildiği kamuoyuna açık, ölçülebilir ve karşılaştırılabilir bir performans setiyle ortaya konmamaktadır. Komisyon görüşmelerinde dahi, politika kurullarının kuruluş amacına uygun biçimde çalışmadığı; ülkenin uzun vadeli stratejik sorunlarında zamanında ve bütüncül politika üretemediği yönündeki değerlendirmeler dikkat çekmektedir. Kurulların, alanında en donanımlı uzmanların sahadan gelen geri bildirimlerle politika geliştireceği yapılar olmak yerine, aktif siyaset dışına itilmiş isimler için bir görev alanına dönüştüğü; buna karşın doğurganlık, iklim krizi, kuraklık gibi yapısal dosyalarda hâlâ güçlü ve somut strateji ve eylem planlarının ortaya konamadığı dile getirilmektedir. 100 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1398 ‒ Bütün bu kurumsal katmanlar, doğrudan ayrı bir bütçe kalemiyle değil, esasen Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve ilgili birimlerin bütçeleri altında finanse edilmektedir. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin 2024 yılı kesin hesap gideri yaklaşık 12,6 milyar TL iken, 2025 için 16,9 milyar TL, 2026 yılı için ise 21,3 milyar TL ödenek öngörülmüştür. Bu hızlı artış; Külliye bünyesindeki politika kurulları, çeşitli koordinasyon kurulları, ofisler ve Külliye organizasyonlarının büyüyen idari yapısını da yansıtmaktadır. Buna karşın, söz konusu artan kaynak kullanımının hangi kurul tarafından hangi faaliyet için, ne tür çıktı ve sonuçlar üretilerek kullanıldığı; fayda–maliyet ve etki analizlerinin nasıl yapıldığına ilişkin şeffaf bir tablo sunulmamaktadır. Bütçe hakkı açısından sorunlu olan bu durum, “harcama yetkisi bakanlıklarda, politika yönlendirme gücü ise Külliye’de” gibi denetlenmesi zor, ikili bir yapı üretmektedir. Politika kurullarının ve Cumhurbaşkanı başdanışmanlıkları üzerinden fiilen yürütülen “gölge bakanlık” pratiğinin mevcut işleyişi, idarenin bütünlüğü, hiyerarşi, uzmanlaşma ve hesap verebilirlik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki politika kurulları ve benzeri yapıların görev ve yetki alanları; bakanlıkların kanunla belirlenmiş sorumluluk zinciriyle çakışmayacak biçimde, açık ve sınırlı olarak yeniden tanımlanmalıdır. Bu kurulların rolü; harcama yetkisi kullanmaksızın, şeffaf biçimde yayımlanan strateji ve etki analizleriyle bakanlıklara danışma ve koordinasyon desteği sunmakla sınırlandırılmalı; hazırladıkları rapor ve önerilerin tamamı kamuoyuna ve TBMM’ye düzenli raporlama yükümlülüğü altına alınmalıdır. Aksi hâlde, “Külliye’nin gölge bakanlıkları” niteliğini fiilen üstlenmiş bu kurullar ve başdanışmanlık yapıları hem kamu kaynaklarının rasyonel kullanımını, hem de yürütmenin demokratik denetimini zayıflatan bir unsur olmaya devam edecek; Cumhurbaşkanlığı bütçesindeki artış ile sahadaki somut kamu hizmeti çıktıları arasındaki bağ giderek daha fazla sorgulanacaktır. İ;bardan Sözde Tasarruf Ekonomik kırılganlıkların, gelir dağılımı adaletsizliklerinin ve alım gücündeki sert erimenin yaşandığı bir dönemde Cumhurbaşkanlığı bütçesinin önemli bir kısmının protokol, temsil-ağırlama ve vitrin odaklı faaliyetlere yönelmesi, kamu kaynaklarının önceliklendirilmesi açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Kamusal harcama tercihleri, yalnızca hukuken değil, aynı zamanda toplumsal meşruiyet ve adalet duygusu bakımından da ölçülü, gerekçeli ve somut faydaya yönelmiş olmak zorundadır. Buna karşın, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin 101 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1399 ‒ komisyon görüşmelerinde ortaya konan çerçevesi, vatandaşlardan “tasarruf ve fedakârlık” talep edilirken Külliye için genişleyen harcama alanlarını işaret etmektedir. 2026 yılı için Cumhurbaşkanlığı bütçesi 21,3 milyar TL düzeyine çıkarılmakta; bu tutar genel bütçe içinde pay olarak küçük görünse de, bir önceki yıla göre yaklaşık 4,3 milyar TL ek yük ve yüzde 25’in üzerinde artış anlamına gelmektedir. Bütçe bileşimine bakıldığında, yaklaşık 4,8 milyar TL’nin personel ve sosyal güvenlik giderlerine, 11,7 milyar TL’nin mal ve hizmet alımlarına yönlendirildiği, kalan kısmın ise yatırım ve diğer giderler ile çeşitli kurumlara aktarımlar için kullanıldığı görülmektedir. Mal ve hizmet alımlarının toplam ödenek içindeki payı yüzde 55 civarına ulaşmakta; personel giderlerinin payı yüzde 21, sermaye giderlerinin payı ise yüzde 13 düzeyinde kalmaktadır. Bu yapı, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin önemli bir bölümünün doğrudan protokol, temsil-ağırlama, organizasyonlar ve saray eksenli harcama kalemlerine yöneldiğini göstermektedir. Mal ve hizmet alımlarına ayrılan 11,7 milyar TL’lik tutarın; temsil, ağırlama, toplantı ve özel organizasyonlar başta olmak üzere, kamuoyunda “gösterişli protokol ve vitrin faaliyetleri” olarak algılanan harcamaları finanse ettiği belirtilmektedir. Aynı bütçede, bir yıl içinde personel giderlerinin yaklaşık yüzde 60 civarında artırılması, yeni kadrolar ve protokol düzenine eklenen unvan ve pozisyonların maliyetini büyütmektedir. Buna ek olarak, 2026 yılı için Cumhurbaşkanlığı envanterine 20 yeni aracın dâhil edilmesinin planlanması ve Cumhurbaşkanının günlük harcamasının on milyonlarca lira seviyesine ulaşması, tasarruf genelgeleriyle kamu çalışanına “ışığı kapat, kâğıt tasarrufu yap” denilen bir dönemde kamu vicdanıyla açık bir çelişki yaratmaktadır. Kongre ve Kültür Merkezi’nde yıl boyunca gerçekleştirilen çok sayıda program, Külliye’de düzenlenen geniş katılımlı tematik etkinlikler ve yüz binlerce vatandaşın ağırlandığı organizasyonlar ile Cumhurbaşkanlığı protokol takvimi her yıl daha da yoğunlaşmaktadır. Önümüzdeki dönemde Külliye’nin, on binlerce kişinin katılımının öngörüldüğü NATO Zirvesi gibi yüksek maliyetli uluslararası toplantılara da ev sahipliği yapacak olması, bu protokol ve temsil odaklı harcama baskısını daha da artıracaktır. Bu tablo, “zorunlu devlet giderleri” ile “sembolik ihtişam ve vitrin” arasındaki çizginin gitgide silikleştiğini; kamu kaynaklarının acil sosyal ihtiyaçlar ve üretken yatırımlar yerine, itibarı lüks ve gösterişle özdeşleştiren bir bakış açısıyla kullanıldığı yönündeki kaygıları güçlendirmektedir. 102 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1400 ‒ Cumhurbaşkanlığı’nın protokol ve temsil faaliyetlerine ilişkin ayrıntılı, kalem kalem ve sonuç odaklı gösterge setleri kamuoyuyla paylaşılmamaktadır. Temsil-ağırlama, tören- organizasyon, yurt içi ve yurt dışı seyahat, konaklama, araç ve filo yönetimi gibi gider kalemleri için birim maliyetler, kişi başı ortalama harcamalar, etkinlik başına maliyet-fayda analizleri, tasarruf tedbirlerinin fiilî etkisi ve israfı önleyici uygulamalar sistematik bir şekilde raporlanmamaktadır. Bu şeffaflık eksikliği, idarenin ölçülülük ve hesap verebilirlik standartlarıyla bağdaşmadığı gibi, toplumsal düzeyde “savurganlık” algısını pekiştirmektedir. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığı bütçesinde protokol ve vitrin odaklı harcamaların sıkı bir tasarruf rejimine tabi tutulması zorunludur. Temsil-ağırlama ve organizasyon giderleri için üst sınırlar belirlenmeli; yeni araç ve lüks demirbaş alımları durdurulmalı; zorunlu olmayan tören ve gösterişli etkinlikler asgari düzeye çekilmelidir. Üçer aylık dönemler itibarıyla, ilgili bütçe kalemlerine ilişkin ayrıntılı harcama dökümleri, TL başına kamu faydasını ortaya koyan performans göstergeleri ve ex-post etki analizleri Meclis ve kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Aksi hâlde, ekonomik sıkıntıların derinleştiği bir dönemde saray harcamalarını koruyan, buna karşılık yurttaşa tasarruf dayatan bu yaklaşım; kurumlara duyulan güveni ve devletin meşruiyetini daha da aşındıracaktır. Gerçek itibar; lüks ve israfla değil, şeffaflık, ölçülülük ve toplumsal dayanışmayla korunur. Bu nedenle “itibardan tasarruf olmaz” anlayışının terk edilmesi, Cumhurbaşkanlığı bütçesinde itibardan da tasarruf olabileceğini ve olması gerektiğini gösteren somut adımların atılması kaçınılmazdır. Örtülü Ödenek “Örtülü ödenek” yada resmi adıyla “gizli hizmet giderleri”. Peki nedir bu örtülü ödenek, kanuni tanımına göre: “Kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, Devletin millî güvenliği ve yüksek menfaatleri ile Devlet itibarının gerekleri, siyasi, sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili Devlet ve Hükümet icapları için kullanılmak üzere Cumhurbaşkanlığı bütçesine konulan ödenektir”. Cumhurbaşkanlığı ve diğer ilgili idare bütçelerinde yer alan örtülü ödeneklerin kullanılma yeri, giderin kimin tarafından yapılacağı, hesapların tutulma ve kapatılma yöntemi, gideri yapanın değişmesi halinde yeni yetkiliye hangi belgelerin aktarılacağı Cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor. 103 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1401 ‒ Son 5 yılın örtülü ödenek harcamaları: Yıl Kullanılan Ödenek 2020 2.006.407.000 TL 2021 2.714.470.000 TL 2022 3.478.945.000 TL 2023 6.475.687.000 TL 2024 10.480.517.000 TL 2025 yılı aylara göre örtülü ödenek harcamaları: Ay Kullanılan Ödenek Ocak 1.563.104.000 TL Şubat 961.631.000 TL Mart 795.400.000 TL Nisan 1.639.989.000 TL Mayıs 569.253.000 TL Haziran 621.278.000 TL Temmuz 657.718.000 TL Ağustos 344.346.000 TL TOPLAM 7.152.719.000 TL Son 5 yıl incelendiğinde, örtülü ödeneğin kullanım miktarında devamlı bir artış söz konusu. 2024 yılında örtülü ödeneğin toplama harcama miktarı yaklaşık 10.5 milyar lira iken bu rakam 2025’in ilk sekiz ayında 7 milyar lirayı geçmiş bulunmakta. İlgili ödeneklerin nasıl ve nereye kullanıldığı konusu kamuoyunun gündemini meşgul etmekte ve vatandaşların güvensizliğine neden olmaktadır. 104 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1402 ‒ Uluslararası Endekslerde Gerileme ve Saray Merkezli Yöne;m Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle merkezileşen yönetim yapısı, yasama ve yargı organlarının denetim gücünü sınırlamış; bu durum kamu yönetiminde öngörülebilirlik, hesap verebilirlik ve güven göstergelerinde düşüşe yol açmıştır. Türkiye uluslararası endekslerde gerilemiştir. Türkiye’nin uluslararası itibarı açısından bu gerileme, sadece demokratik standartların değil, aynı zamanda yatırım güvenliği ve hukuk devleti algısının da zedelenmesine neden olmaktadır. Sürdürülebilir bir yönetişim anlayışı için; “saray merkezli yönetim” anlayışından, denetime açık, şeffaf, veriye dayalı ve katılımcı bir kamu yönetimi modeline geçilmesi zaruridir. Dünya Adalet Projesi’nin (World Justice Project - WJP) 2025 raporu yayınlanmıştır. Raporda 143 ülke değerlendirilmiş olup değerlendirme başlıkları arasında “Hukukun Üstünlüğü Endeksi”, “Hükümetin Yetkilerinin Sınırlandırılması” ve “Açık Hükümet” bulunmaktadır. Türkiye bu endekslerin tamamında en alt sıralarda yer edinmiştir. Hukukun Üstünlüğü Endeksi Kategori Değer Endeks Puanı 2025 0,41 (Bir önceki sene 0,42) Bölge Doğu Avrupa ve Orta Asya Gelir Grubu Üst-orta gelir Küresel Sıralama 118 / 143 Bölgesel Sıralama 14 / 15 Gelir Sıralaması 37 / 41 2024'te 117. sırada bulunan Türkiye, bir sıra daha gerileyerek 143 ülke arasında 118. sırada yer almıştır. Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesinde 15 ülke arasında 14’üncü sırada bulunan Türkiye, üst-orta gelir grubundaki 41 ülke içinde ise 37’nci sıradadır. Bu değere göre, Türkiye hem küresel sıralamada hem de bölgesel ve gelir grubu sıralamalarında son sıralarda yer almaktadır. 105 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Hüküme;n Yetkilerinin Sınırlandırılması Endeksi Hükümetin Yetkilerinin Sınırlandırılması Endeksi 0 0,05 0,1 0,15 0,2 0,25 0,3 0,35 0,4 Macaristan 0,35 Bolivya 0,34 Haiti 0,34 Togo 0,34 Afganistan 0,34 Moritanya 0,34 İran, İslam Cumhuriyeti 0,32 Sırbistan 0,32 Zimbabve 0,32 Türkiye Büyük Millet Meclisi Çin 0,32 Gabon ‒ 1403 ‒ 0,32 Etiyopya 0,31 Rusya Federasyonu 0,31 Türkiye 0,28 Belarus 0,26 Myanmar 0,25 Sudan 0,25 Kamboçya 0,24 (Sıra Sayısı: 226-227) Mısır (Arap Cum.) 0,23 Nikaragua 0,22 Venezuela 0,18 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 106 ‒ 1404 ‒ Türkiye “Hükümetin Yetkilerinin Sınırlandırılması Endeksi”nde 143 ülke arasında 136. sırada bulunmaktadır. Hükümetin yetkilerinin sınırlandırılması kategorisi, yargının bağımsız bir denetim mekanizması olarak hükümetin hukuka aykırı işlemlerine sınır koyabilmesi anlamına gelmektedir. Yani mahkemelerin yürütmenin kararlarını iptal edebilmesi ya da durdurabilmesi, anayasa ve yüksek yargı organlarının hukukun üstünlüğünü koruyacak şekilde iktidarı denetleyebilmesi beklenmektedir. Bu denetim, iktidarı zayıflatmak için değil, güçler ayrılığı ilkesi çerçevesinde yasama, yürütme ve yargı arasında denge ve hesap verebilirlik sağlamak için yer alıyor. Türkiye’nin bu alandaki düşük sıralaması, iktidarın güçler ayrılığı ve hesap verebilirlik ilkeleriyle dengelenmesinde ciddi sorunlar yaşandığını ortaya koymaktadır. Aşağıdaki liste incelendiğinde Togo, Haiti, İran, Bolivya gibi ülkelerin hükümetlerin yetkilerinin kısıtlanmasının değerlendirildiği bu endekste Türkiye’den iyi durumda olduğu tespit edilmektedir. Açık Hükümet Endeksi Başlık Bilgi Bölge Doğu Avrupa ve Orta Asya Gelir Grubu Üst-orta Faktör 3 Puanı (2025) 0,39 ↓ Küresel Sıralama 110 / 143 Bölgesel Sıralama 13 / 15 Gelir Grubu Sıralaması 35 / 41 Türkiye “Açık Hükümet Endeksi”nde 143 ülke arasında 110. sırada bulunmaktadır. 107 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1405 ‒ Açık Hükümet Endeksi (Open Government Index), hükümetin şeffaflık, bilgiye erişim, yurttaş katılımı ve şikâyet-denetim mekanizmaları gibi alanlarda ne ölçüde açık davrandığını nicel olarak ortaya koyan bir ölçektir. Türkiye’nin 2025 Açık Hükümet Endeksi’nde 143 ülke arasında 110. sıraya gerilemesi; yürütme yetkisinin aşırı merkezileşmesi, karar süreçlerinin denetimden uzaklaşması, bilgiye erişim ve katılım kanallarının daralmasıyla yakından ilişkilidir. Kamu ihalelerinde şeffaflık eksikleri, düzenlemelerin katılımcı süreçler olmadan yürürlüğe girmesi ve bağımsız denetim kurumlarının etkisizleşmesi bu tabloyu pekiştirmektedir. Bu durum, demokratik meşruiyetin yanı sıra kamu kaynaklarının etkin kullanımını ve yatırım güvenliğini de zayıflatmaktadır. İyileşme için yürütme-yasama dengesinin güçlendirilmesi, bilgi edinme hakkının fiilen genişletilmesi, şeffaf ihale ve harcama raporlamasının standartlaştırılması ve sivil toplumun karar süreçlerine kurumsal katılımının güvence altına alınması gereklidir. Zirve Çok, Sonuç Yok Türkiye, 2025 yılı boyunca Cumhurbaşkanlığı uhdesinde özellikle Gazze, Ukrayna, İran ve Suriye başlıklarında yoğun bir “arabuluculuk -zirve diplomasisi” trafiği yürütmüş; yüksek görünürlüklü temaslar, toplantılar ve kamuoyuna dönük beyanlarla kriz aktörleri nezdinde inisiyatif alma iddiasını öne çıkarmıştır. Ne var ki bu yoğun diplomasi trafiği; sonuçlandırıcı anlaşmalar, kalıcı ateşkesler, kurumsallaşmış uygulama mekanizmaları yahut sahada uygulanabilir somut tedbirler üretme bakımından kayda değer bir sonuç ortaya koyamamıştır. Zirve sayıları, telefon ve heyet görüşmeleri, basına açık fotoğraflar ve sert söylemler “girdi göstergeleri” olarak öne çıkarılırken; ateşkes ilanı, esir değişimi, kesintisiz insani erişim, güven artırıcı önlemler, uluslararası ortak izleme ve uygulama komiteleri gibi “sonuç göstergeleri” somut ve ölçülebilir düzeyde ortaya konulamamıştır. Dış politika alanındaki kaynak kullanımındaki savrulma, bütçe kalemleri düzeyinde de çarpıcı biçimde görünür hâle gelmiştir. 2024 yılı için dış politika amaçlı bir kaleme yaklaşık 4,3 milyar TL ödenek öngörülmüş; yıl sonunda bu tutardan yalnızca 18 milyon TL harcama yapıldığı, kalan yaklaşık 4 milyar TL’nin ise sonradan Cumhurbaşkanlığı bütçesine eklendiği ifade edilmiştir. Bu tablo, bir yandan bütçe hazırlanırken öngörülen dış politika araç seti ile fiilî uygulama arasındaki uyumsuzluğa, diğer yandan da “zirve diplomasisi” söylemi ile sahadaki 108 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1406 ‒ somut adımlar arasındaki makasın büyüklüğüne işaret etmektedir. Dış politika için ayrılan kaynağın kullanılmaması, ardından yıl sonunda Cumhurbaşkanlığı harcamalarını büyütmek için devreye sokulması; mali planlama ve program bütçe anlayışı bakımından tutarlılık sorunu yaratmakta; dış politika faaliyetlerinin performans esaslı bir çerçeveyle yönetilmediğini göstermektedir. Bu nedenle, “zirve diplomasisi”nin başarısı propaganda amaçlı istatistiklerle değil; hangi somut adımların üretildiği, bunların hangi takvimle uygulandığı ve sürdürülebilirliğinin nasıl güvence altına alındığı sorularına verilen net, doğrulanabilir cevaplarla ölçülmelidir. Cumhurbaşkanlığı, dosya bazında zamanlı yol haritaları, ara hedefler (örneğin belirli bir dönem içinde ateşkes ihlallerinde yüzdesel azalma; insani koridorların kesintisiz açık kalma süresi; esir takaslarının sayı ve kapsamı), sorumlu taraf ve mekanizma tasarımı, bağımsız izleme– doğrulama usulleri ve sonradan yapılan etki değerlendirmelerini yayımlamakla yükümlüdür. Aksi hâlde, yüksek perdeden duyurulan temaslar “zirveler çok, sonuç kıt” özetine mahkûm olacak; dış politika kapasitesi, kaynak–etki verimsizliği ve meşruiyet aşınması üzerinden daha da yıpranacaktır. Dış politika, iç siyasetin vitrini veya kampanya sahnesi değildir. Diplomatik adımların özünde; teknik müzakere, ulusal çıkar eksenli rasyonalite, güvenilirlik ve öngörülebilirlik yer almalıdır. Buna rağmen son dönemde dış politikaya ilişkin pek çok hamle, içeride siyasi puan toplama saikiyle; abartılı, zamanlaması tartışmalı veya diplomatik teamüllerle bağdaşmayan gösteriler eşliğinde sunulmaktadır. Dış politika başlıklarının miting meydanlarında ve parti toplantılarında sürekli gündem malzemesi hâline getirilmesi; hassas dosyalarla ilgili açıklamaların iç kamuoyuna “yüksek sesli mesaj” vermek amacıyla yapılması; müzakere masasında güvenilirlik kaybına, karşı taraflar nezdinde taahhütlerin sürekliliği konusunda tereddüt oluşmasına yol açmaktadır. Diplomatik süreçlerin siyasal kampanya diline tercüme edilmesi, özellikle kriz ve savaş başlıklarında gerekli olan “gizli diplomasi”, mahremiyet ve usulî disiplinin aşınmasına neden olmakta; sahada gerçekçi olmayan beklentiler yaratmaktadır. Sonuç alınamadığında ise içeride itibar erozyonu, dışarıda pazarlık gücü kaybı ve “seyirci maliyeti” ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, dış politikanın iç politik kutuplaşma ekseninde araçsallaştırılması; devlet adına konuşan aktörlerin mesaj bütünlüğünü bozmakta; kurumsal koordinasyonu zayıflatmakta; kısa vadeli siyasi kazanç uğruna uzun vadeli ulusal çıkarların ikinci plana itilmesine neden olmaktadır. 109 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1407 ‒ Bu nedenle, diplomatik süreçlerde partilerüstü bir iletişim disiplini, zamana bağlı açıklama protokolleri, parlamenter denetime elverir raporlama, bağımsız etki değerlendirmesi ve “iç siyaset–dış siyaset ayrımı”nı teminat altına alan yazılı bir etik davranış ve iletişim rehberi oluşturulması zorunludur. Dış politika alanındaki harcamalar ve “barışı destekleme faaliyetleri” başlığı altındaki kaynak transferleri; TBMM’ye düzenli raporlarla, somut çıktı ve sonuç göstergeleri eşliğinde sunulmalı; zirve sayısı ve fotoğraf üzerinden değil, sahadaki kalıcı etkiler üzerinden değerlendirilebilmelidir. Aksi hâlde, Cumhurbaşkanlığı bütçesinde dış politika ve barışı destekleme faaliyetlerine ayrılan yüksek tutarlar; kalıcı barış mekanizmaları, insani erişim ve bölgesel istikrar üretmek yerine, iç siyasette vitrin oluşturan ama uluslararası alanda sonuç üretmeyen bir “gösteri diplomasisi”nin finansmanı olarak görülecek; hem bütçe hakkı hem de dış politikanın kurumsal itibarı bakımından kabul edilemez bir tablo ortaya çıkmaya devam edecektir. Kimin TRT’si? TRT, kamu yayıncılığı alanında üstlendiği hayati role rağmen yıllardır tarafsızlık, çoğulculuk ve kamu yararına uygunluk ilkeleri bakımından yoğun eleştirilere konu olmaktadır. Kurumun, Anayasa ve ilgili mevzuatla güvence altına alınan “eşitlikçi ve bağımsız yayıncılık” ilkesinden uzaklaşarak iktidar lehine tek taraflı bir yayın çizgisi izlediği, muhalefet partileri ile farklı toplumsal kesimlere yeterli ve adil biçimde yer vermediği, seçim dönemlerinde ise siyasi rekabeti bozacak ölçüde dengesiz bir ekran dağılımı sunduğu sıkça dile getirilmektedir. Bu çerçevede, TRT’nin hem bütçesinin büyüklüğü hem de doğrudan vatandaşlardan alınan gelirlerle finanse edilen bir kamu kurumu olması karşısında, hesap verebilirlik, şeffaflık ve tarafsızlık konusundaki zaafları, uzun süredir kamuoyunun ve muhalefetin temel eleştiri başlıklarından biri hâline gelmiştir. 2954 sayılı TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KANUNU’nun 5. Maddesi TRT’nin yayın esaslarını belirtmektedir. İlgili maddeye göre TRT’nin genel yayın esasları şunlardır: “a) Anayasanın sözüne ve ruhuna bağlı olmak; Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, milli egemenliği, Cumhuriyeti, kamu düzenini, genel asayişi, kamu yararını korumak ve kollamak, b) Atatürk ilke ve inkılaplarını kökleştirmek, Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmasını öngören milli hedeflere ulaşmayı gerçekleştirmek, 110 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1408 ‒ c) Devletin milli güvenlik siyasetinin, milli ve ekonomik menfaatlerinin gereklerine uymak, d) Devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini veya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak yahut Devleti ve Devlet otoritesini ortadan kaldırmak veya dil, ırk, din ve mezhep ayırımı yaratmak yahut sair herhangi bir yoldan bu kavramlara ve görüşlere dayanan bir Devlet düzeni kurmak amacı güden rejim ve ideolojilerin propagandasına yer vermemek, e) Genel ahlakın gereklerini, milli gelenekleri ve manevi değerleri gözet mek, f) Türk milli eğitiminin temel görüş, amaç ve ilkelerine uymak, g) Kolayca anlaşılabilir, doğru, temiz ve güzel bir Türkçe kullanmak, h) Toplumun beden ve ruh sağlığına zarar verecek hususlara yer vermemek, i) Karamsarlık, umutsuzluk, kargaşa, dehşet, saldırganlık gibi olumsuz duygular uyandırmak ve telkin etmek amacına yönelik yayın yapmamak, j) Kişilerin özel hayatlarına, şeref ve haysiyetlerine saygılı olmak ve dürüstlük anlayışına bağlı kalmak, k) Haberlerin toplanması, seçilmesi ve yayınlanmasında tarafsızlık, doğruluk ve çabukluk ilkeleri ile çağdaş habercilik teknik ve metotlarına bağlı olmak, l) Haberler ile yorumları ayırmak ve yorumların kaynaklarını açıklamak, m) Kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe oluşabilmesi için kamuoyunu ilgilendirecek konularda yeterli yayın yapmak; tek yönlü, taraf tutan yayın yapmamak ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevresinin, inanç veya düşüncenin menfaatlerine alet olmamak.” TRT Kanunu’nun 5. maddesinde sayılan genel yayın esasları, kuruma Anayasa’ya bağlı, tarafsız, çoğulcu ve kamu yararını esas alan bir yayıncılık yükümlülüğü yüklemektedir. Buna göre TRT’nin, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü gözetirken aynı zamanda kamuoyunun serbestçe oluşmasına imkân tanıması, haberlerde doğruluk ve tarafsızlığı esas alması, tek yönlü ve taraf tutan yayın yapmaması, herhangi bir siyasi parti, grup veya çıkar çevresinin menfaatlerine alet olmaması gerekmektedir. Ne var ki uygulamada TRT’nin bu hükümlere uygun davranmadığı, özellikle seçim dönemleri başta olmak üzere siyasal iktidar lehine açık biçimde ağırlık veren yayın politikası izlediği, muhalefet partilerine, eleştirel görüşlere ve farklı toplumsal kesimlere ekranlarında asgari düzeyde bile yer vermediği görülmektedir. Haberlerin seçimi ve sunumunda iktidar odaklı bir dilin benimsenmesi, yorum ile haberin sınırlarının sıkça bulanıklaştırılması, kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe oluşması yükümlülüğüyle bağdaşmadığı gibi, TRT’yi kanunun emrettiği tarafsız kamu yayıncılığı çizgisinden uzaklaştırmakta; kurumun, kendi kuruluş kanununda güvence altına alınan yayın esaslarını fiilen ihlal ettiği yönündeki eleştirileri güçlendirmektedir. 111 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1409 ‒ Cumhurbaşkanlığına bağlı kamu yayıncısı konumundaki Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu’na (TRT) yalnızca yatırım ödeneği düzeyinde dahi dikkat çekici büyüklükte kaynak tahsis edilmektedir. Strateji ve Bütçe Başkanlığının 2026-2028 Dönemi Yatırım Programı Hazırlama Rehberi’ne göre TRT için 2026 yılı yatırım ödenek teklif tavanı 5,7 milyar TL, 2027 yılı için 7,053 milyar TL, 2028 yılı için ise 8,002 milyar TL olarak öngörülmektedir; bu çerçevede üç yıllık dönemde yatırım ödeneğinde yaklaşık %40’lık artış söz konusudur. Ekonomik kriz ve tasarruf çağrılarının yapıldığı bir dönemde, kamu yayıncısına ayrılan bu düzeyde yatırım kaynağı, önceliklendirme ve verimlilik açısından sorgulanmayı hak etmektedir. Öte yandan TRT, sadece bütçe kaynaklarına dayanmamakta; ticari gelirleri ve kârlılığı da hızla artmaktadır. Hazine ve Maliye Bakanlığının Kamu İşletmeleri Raporu’nda, TRT’nin reklam, sponsorluk ve benzeri kalemleri de içeren toplam ticari gelirlerinin 2024 yılında bir önceki yıla göre yaklaşık %80’in üzerinde arttığı belirtilmektedir. 2024 faaliyet raporuna yansıyan bilgilere göre TRT TV kanallarının reklam geliri 3,647 milyar TL’ye ulaşmış, reklam gelirlerindeki artış oranı yaklaşık %78 olmuştur. Aynı yıl kurumun açıkladığı kâr 5,19 milyar TL, öz kaynakları ise 26 milyar TL’nin üzerine çıkmıştır. tablo, yüksek ticari gelir ve kârlılık düzeyine rağmen kurumun bütçe ve yatırım ödenekleriyle önemli ölçüde desteklenmeye devam ettiğini göstermektedir. 112 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1410 ‒ Buna karşın, kurumun harcama kompozisyonu ve özellikle dış yapım harcamaları ciddi şeffaflık sorunları barındırmaktadır. Son beş yılda dış yapım şirketlerine ödenen tutarın 14 milyar TL’yi aştığı, kamuoyuna yansıyan bilgilerle ortaya konmuştur. 2024 yılı faaliyet raporunda TRT Yönetim Kurulu üyelerine ödenen huzur haklarının toplamının 3,9 milyon TL’ye ulaşması, kurum içi ücret ve yan haklar dengesinin de kamu vicdanı açısından tartışmalı olduğuna işaret etmektedir. Bir yandan yatırım ödenekleri 2026-2028 döneminde milyarlarca lira artarken, diğer yandan ticari gelir ve kârlılığı rekor düzeylere çıkan TRT’nin, Cumhurbaşkanlığı bütçesi altında bu ölçüde kamu kaynağı ile desteklenmesi; şeffaflık, hesap verebilirlik, tarafsız ve çoğulcu kamu hizmeti yayıncılığı ilkeleri bakımından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Kurumun bütçesinin program bazlı hedeflerle ilişkilendirilmesi, dış yapım ve reklam gelirlerine ilişkin tüm kalemlerin ayrıntılı ve denetlenebilir biçimde kamuoyuna açıklanması ve kamu kaynağı kullanımında tasarruf-verimlilik ilkelerinin esas alınması zorunludur. Bu tablo, TRT’nin hukuken “kamu yayıncısı” statüsüne sahip olmasına rağmen fiiliyatta milletten ziyade iktidar partisinin kanalı gibi hareket ettiğine ilişkin eleştirileri güçlendirmektedir. Özellikle haber bültenleri, canlı yayın akışları ve seçim dönemlerindeki özel yayınlar incelendiğinde; muhalefet partilerinin, yerel yönetimlerin, eleştirel uzmanların ve farklı toplumsal kesimlerin ekranlarda ya hiç yer bulamadığı ya da son derece sınırlı ve sembolik düzeyde temsil edildiği; buna karşılık iktidar partisinin genel başkanı, yöneticileri ve hükümet politikalarını destekleyen yorumculara neredeyse kesintisiz biçimde alan açıldığı görülmektedir. Milletten toplanan vergiler ve kamu kaynaklarıyla finanse edilen bir kurumun, yayın dilini ve ekran dağılımını fiilen belirli bir siyasi parti ve ittifakın tercihleri doğrultusunda şekillendirmesi; “TRT kimin TRT’si?” sorusunu yalnızca siyasi bir slogan olmaktan çıkararak somut bir demokratik temsil ve eşitlik sorunu hâline getirmekte; Anayasa’da ve 2954 sayılı Kanun’da güvence altına alınan tarafsız, çoğulcu ve tek yönlü yayın yapmama yükümlülüğünün ağır biçimde ihlali anlamına gelmektedir. 113 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1411 ‒ Diyanet Bütçesi Şeffaf Olmalı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın başlangıç ödeneği 2024’te 91,8 milyar TL iken, 2025’te 130,1 milyar TL’ye, 2026 yılı bütçe teklifinde ise 174,4 milyar TL düzeyine çıkmaktadır. 2024– 2026 döneminde iki yıllık artış yaklaşık %90’a yaklaşmakta, bütçe neredeyse iki katına yükselmektedir. Başkanlığın 2024 yılı kesin hesap gideri yaklaşık 97,3 milyar TL, 2025 yılı için ayrılan ödenek 130,1 milyar TL, 2026 yılı için öngörülen ödenek ise 174 milyar 389 milyon TL seviyesindedir. Bu tutar, 2026 yılı itibarıyla Diyanet’e her gün ortalama yaklaşık 478 milyon TL’lik kaynak tahsisi anlamına gelmektedir. Bu büyüklükte bir bütçenin kompozisyonu da dikkat çekicidir. 2026 teklifi itibarıyla ödeneğin yaklaşık 148,8 milyar TL’lik kısmı personel giderlerine ayrılmakta; bu da toplam bütçenin yaklaşık %85’ine tekabül etmektedir. Personel ağırlıklı bu yapı, Başkanlığın insan kaynağı planlaması ve hizmet sunum modelinin kamuoyuna şeffaf ve performans esaslı biçimde açıklanmasını zorunlu kılmaktadır. Nitekim Başkanlıkta merkez, taşra, yurt içi ve yurt dışı teşkilat dâhil yaklaşık 143 bin personel görev yapmakta; ülkedeki 89.949 caminin 16.144’ünde hiç görevli bulunmamakta, 11.644 camide ise kadro olup fiilen görevli bulunmaması personel dağılımında ciddi bir dengesizliğe işaret etmektedir. Bu tablo, hızla büyüyen bütçeye rağmen mevcut personel yapısının hizmet ihtiyacı ve coğrafi dağılım ile uyumlu biçimde yönetilemediğini göstermektedir. Öte yandan, 2026 yılı teklifinde Diyanet’e ayrılan 174,4 milyar TL’lik ödenek; sosyal politika, sağlık, eğitim ve istihdam gibi doğrudan yurttaşın temel ihtiyaçlarına yönelik birçok icracı bakanlığın artış oranlarını geride bırakmaktadır. Genel bütçeli 41 idare içinde artış hızları karşılaştırıldığında, Diyanet bütçesinin göreli ağırlığının belirgin biçimde yükseltildiği görülmektedir. Bu tercih, 5018 sayılı Kanun’un performans esaslı bütçeleme ilkeleri uyarınca, somut çıktı ve sonuç göstergeleriyle, hedef–gerçekleşme tablolarıyla ve bağımsız etki analizleriyle desteklenmediği sürece kamuoyu nezdinde ikna edici olmayacak; artan kaynak tahsisi “alışkanlıkla genişleyen” bir harcama kalemi görünümü kazanacaktır. Başkanlığın faaliyet alanı; din hizmetleri, dinî rehberlik, yurt içi ve yurt dışı organizasyonlar, eğitim ve yayıncılık gibi geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Hac ve umre organizasyonları, 4–6 yaş Kur’an kursları, uluslararası yardım kampanyaları ve çok dilli dinî yayınlar gibi hizmetlerin varlığı elbette önemlidir; ancak bu hizmetlerin her biri için erişilen kişi 114 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1412 ‒ sayısı, bölgesel kapsama oranı, hizmet kalitesi, memnuniyet düzeyi ve toplumsal etkiler gibi performans göstergeleri ortaya konulmadıkça, hızla büyüyen bütçenin hangi somut toplumsal ihtiyacı hangi ölçüde karşıladığı denetlenebilir hale gelmemektedir. Ayrıca, Diyanet’in görev alanıyla Aile ve Sosyal Hizmetler, Gençlik ve Spor, Millî Eğitim gibi icracı bakanlıkların programları arasında önemli kesişim alanları bulunmaktadır. Gençlere, çocuklara, ailelere ve dezavantajlı kesimlere dönük manevi rehberlik, sosyal destek, bağımlılıkla mücadele ve eğitim faaliyetlerinin, farklı kurumlar tarafından paralel biçimde yürütülmesi; yetki örtüşmesi, mükerrer harcama ve izleme–değerlendirme süreçlerinde dağınıklık riski doğurmaktadır. Bu nedenle, Diyanet’in söz konusu alanlardaki faaliyetlerinin diğer bakanlıklarla açık protokoller, ortak programlar ve müşterek performans göstergeleri üzerinden koordine edilmesi; mükerrerliklerin azaltılması ve kamu kaynağında tasarruf sağlanması gereklidir. Bütçe hakkı ve hesap verebilirlik ilkeleri açısından en dikkat çekici hususlardan biri ise, bu büyüklükte bir bütçeyi kullanan kurumun üst yönetiminin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na karşı fiilen hesap vermekten kaçınmasıdır. 2026 yılı için 174,4 milyar TL düzeyinde ödenek öngörülen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Başkanı, bütçe ve kesin hesabın görüşüldüğü Komisyon toplantısına katılmamış; böylece günlük yaklaşık 478 milyon TL’lik bir kaynağın kullanımına ilişkin sorulara bizzat cevap verme imkânını dahi kullanmamıştır. Bu durum, yalnızca Parlamentoya değil, yürütmeyi temsilen Komisyona katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısına ve nihayetinde bu bütçenin gerçek sahibi olan Türk milletine karşı saygı ve hesap verebilirlik bakımından ciddi bir sorun olarak görülmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hızla büyüyen bütçesi, yüksek personel ağırlıklı gider yapısı, kurumlar arası yetki ve görev kesişmeleri ile üst yönetimin Meclis denetimi karşısındaki mesafeli tutumu birlikte değerlendirildiğinde, 2026 yılı bütçe teklifinin mevcut haliyle kamu yararı, mali disiplin ve bütçe hakkı ilkeleriyle uyumlu olmadığı kanaatine varılmaktadır. Başkanlığın bütçesinin; ölçülebilir performans kriterleri, şeffaf personel politikası, mükerrer harcamaları azaltan kurumsal koordinasyon mekanizmaları ve güçlendirilmiş parlamenter denetim çerçevesinde yeniden yapılandırılması zorunlu bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır. 115 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1413 ‒ Fa;h’ten Atatürk’e Kurulan Dengeyi Bozan Papa Ziyare; Papa XIV. Leo’nun Türkiye ziyareti, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin kullanım önceliklerini ve iktidarın egemenlik anlayışını tartışmaya açan siyasi-diplomatik bir tercihtir. Katolik Kilisesi’nin ruhani lideri Papa XIV. Leo, 27 Kasım–2 Aralık 2025 tarihleri arasında Türkiye’yi ziyaret etmiş; program kapsamında İstanbul’un ardından İznik’e geçerek, Birinci İznik (Nicea) Konsili’nin 1700. yılı vesilesiyle çok sayıda kilise temsilcisinin de katıldığı gösterişli bir ayin ve dua töreni icra etmiştir. Bu tören, yalnızca dinî ritüellerle sınırlı kalmamış; farklı Hristiyan mezheplerinin katıldığı, Nikeya İman Bildirgesi’nin tekrarlandığı ve küresel medyada geniş yer bulan yüksek profilli bir siyasi-dinî gösteriye dönüşmüştür. Türkiye Cumhuriyeti’nin elbette ki farklı dinlerin temsilcilerine kapılarını açması, din ve vicdan hürriyetine saygının gereğidir. Sorun, Papa XIV. Leo’nun Türkiye’ye “devlet töreni” düzeyinde, saray protokolünün en yüksek imkânları seferber edilerek ağırlanması ve İznik’teki ayinin, tarihsel ve hukuki hassasiyetler gözetilmeden, neredeyse bu toprakların üzerinde yeni bir sembolik “manevî vesayet” alanı inşa ediliyormuşçasına kurgulanmasıdır. İktidar yıllardır muhalefeti “Vatikan yanlısı”, “dış güçlerin maşası” gibi ithamlarla suçlarken, bugün Papa’yı bizzat kendi eliyle devlet protokolüne konu etmekte; 1700 yıl sonra İznik’te ayin icrasına zemin hazırlayarak, söylemiyle pratiği arasındaki uçurumu iyice görünür kılmaktadır. Ne Fatih Sultan Mehmet ne Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ne de bu devletin kurucu iradesini taşıyan atalarımız, bu coğrafyayı, başka devletlerin dinî liderlerinin siyaseten tahkim edildiği bir “sahneye” dönüştürmemiştir. Fetih sonrasında Fatih, İstanbul’daki gayrimüslimlere inanç özgürlüğü tanırken, patrikhanelerin statüsünü Osmanlı egemenliği içinde, siyasî otoritenin çizdiği sınırlar çerçevesinde belirlemiştir. Cumhuriyet’in kurucu kadroları ise Lozan Antlaşması’yla azınlık haklarını güvence altına alırken, Fener Rum Patrikhanesi dâhil hiçbir dinî kurumu uluslararası siyasetin aparatına dönüştürecek bir ayrıcalığı kabul etmemiştir. Bugün ise, İznik’teki ayinin 1700. yıl vurgusu, Papa’nın bu topraklarda ilk kez Konsil’in toplandığı yerde ayin icra eden Pontif olarak kayıtlara geçtiği bir atmosferde yapılmakta, böylece Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan hassas denge siyasetinden belirgin bir kopuş sergilenmektedir. Bu tablo, yalnızca Vatikan ile ilişkiler bağlamında değil, Türkiye’nin genel egemenlik anlayışı bakımından da kaygı vericidir. Nitekim Papa XIV. Leo’nun Türkiye ziyaretiyle aynı günlerde, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın, 1971’de kapatılan Heybeliada Ruhban 116 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1414 ‒ Okulu’nun Eylül 2026’da yeniden açılmasının hedeflendiğini kamuoyuna açıklaması, Türkiye Cumhuriyeti’nin yetkili organları yerine, yabancı bir devletin temsilcisinin tarih ve takvim ilan eder hâle geldiği izlenimini uyandırmıştır. Bu beyan, iktidarın ve yandaş medyanın sessizliği eşliğinde, sanki Türkiye’nin egemenlik alanına ilişkin bir “müşterek karar” değil de, dışarıdan dayatılan bir takvimmiş gibi sunulmuştur. Oysa Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun da ifade ettiği üzere, bu mesele yalnızca inanç ve din özgürlüğü meselesi değil, doğrudan doğruya egemenlik ve Lozan’dan kaynaklanan haklarımızın korunması meselesidir. İktidarın izlediği bu çizgi, ülkemizi bir yandan Ortadoğu’nun çatışma dinamikleri arasında “yoksul ve güvensiz bir hendek ülke” konumuna iterken, diğer yandan Türkiye’yi; Vatikan, Washington ve diğer güç merkezlerinin dinî ve siyasî gösterilerine ev sahipliği yapan, sembolik jestlerle yetinen bir sahneye dönüştürmektedir. Papa XIV. Leo’nun İznik programı kapsamında yürütülen ritüeller, İznik’in turizm ve hac rotası olarak pazarlanmasıyla da birleşerek, Türkiye’nin kültürel mirasının öncelikle yerli vatandaşların, bilim insanlarının ve ulusal kurumların ihtiyaçları doğrultusunda değil, dış aktörlerin beklentileri ve ajandaları doğrultusunda şekillendirildiği izlenimini güçlendirmektedir. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığı bütçesindeki kaynakların; genç işsizlik, derinleşen yoksulluk, deprem riskine karşı hazırlık, bilim ve teknoloji yatırımları gibi ülkemizin hayati sorunları yerine, Vatikan’ın ve küresel güçlerin sembolik taleplerine cevap veren yüksek maliyetli protokoller, gösterişli törenler ve dış politika şovları için seferber edilmesi, kabul edilebilir değildir. Papa XIV. Leo’nun Türkiye ziyareti, İznik’teki ayin ve buna eşlik eden ritüeller; iktidarın “yerli ve millî” retoriğiyle bağdaşmayan, Türkiye’yi kendi egemenlik alanında edilgenleştiren bir tercihin somut örneği hâline gelmiştir. Papa XIV. Leo’nun Türkiye ziyareti ve İznik’te 1700 yıl sonra ilk kez icra edilen ayin, Fatih Sultan Mehmet’in, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve bu coğrafyada yüzyıllardır hüküm süren atalarımızın dış politika çizgisiyle bağdaşmayan, sembolik ağırlığı yüksek bir organizasyon olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle muhalefet şerhimizde; Cumhurbaşkanlığı bütçesinin bu tür tartışmalı dinî-diplomatik gösterilere tahsis edilmesini, Türkiye Cumhuriyeti’nin Lozan’dan kaynaklanan haklarını, tarihsel denge siyasetini ve milli egemenliğini aşındıran yanlış bir tercih olarak görüyor; iktidarı, dinler arası diyalog ve inanç özgürlüğünü, Türkiye’yi edilgenleştirmeden, milli çıkarları ve Cumhuriyet’in kurucu ilkelerini esas alan bir çizgide yürütmeye davet ediyoruz. 117 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1415 ‒ “Ağır Silahlı Misafir”: Barzani Mesut Barzani’nin son Türkiye ziyareti sırasında ortaya çıkan görüntüler, Cumhurbaşkanlığı’nın güvenlik ve protokol anlayışı bakımından ciddi soru işaretleri doğurmuştur. Şırnak ve Cizre hattında yapılan karşılama ve programlarda, Barzani’nin etrafında taktik kamuflajlı, askerî üniformalı ve uzun namlulu silahlarla donatılmış bir koruma ekibinin Türkiye Cumhuriyeti egemenlik sahasında serbestçe dolaşabildiği, kamuoyuna yansıyan görüntülerden açıkça anlaşılmaktadır. Bu manzara; Türkiye’nin güvenlik kapasitesine, devlet otoritesine ve egemenlik haklarına ilişkin algıyı zedelediği gibi, “misafirini koruyamayacak kadar güvensiz bir ülke” görüntüsü verdiği yönünde iç ve dış kamuoyunda haklı tartışmalara yol açmaktadır. Normal şartlarda, medeni ve egemen bir devlette, resmî sıfatı bulunmayan bir siyasi aktörün ülkeye kendi ağır silahlı, üniformalı koruma unsurlarıyla girmesine izin verilmesi, devlet teamülleri ve güvenlik mevzuatıyla bağdaşmaz. Türkiye Cumhuriyeti’nde sıradan bir vatandaşın dahi uzun namlulu silahlarla dolaşmasına müsaade edilmezken, herhangi bir yürütme organı sıfatı taşımayan bir aktörün Türkiye topraklarında kendi silahlı unsurlarıyla, üstelik kamu kurumlarının ve yerel yöneticilerin eşlik ettiği programlarda görünür olması, hukuk devleti ve egemenlik ilkeleriyle açık bir çelişki yaratmaktadır. Bu durum, meşru devlet otoritesinin kimde olduğu ve kamu düzeninin kimin güvencesi altında bulunduğu hususunda son derece sakıncalı bir görüntü ortaya koymaktadır. Bu çerçevede cevaplanması gereken temel sorular şunlardır: Barzani’nin etrafındaki askerî üniformalı ve uzun namlulu silahlı kişilere Türkiye Cumhuriyeti topraklarında bu şekilde dolaşma, koruma faaliyeti yürütme ve silah taşıma iznini kim, hangi hukuki yetkiye dayanarak vermiştir? Eğer böyle bir izin verilmediyse, bu görüntülere rağmen neden derhâl müdahale edilmemiş, silahlar toplatılmamış ve ilgili kişiler sınır dışı edilmemiştir? Egemenlik haklarını ciddiyetle koruyan bir devletin, kendi ülkesinde bu tür bir fiilî uygulamaya tahammül göstermesi düşünülemez. Komisyon görüşmelerinde de dile getirildiği üzere, söz konusu koruma düzeninin hangi hukuk rejimine ve hangi idari karara dayandığı, bugüne kadar doyurucu biçimde açıklanmamıştır. Olayın bir diğer boyutu da, bu ziyaretin siyasal ve sembolik çerçevesidir. Şırnak Valiliği, belediye yöneticileri ve iktidar partisinin temsilcilerinin dâhil olduğu programlarda, hem 118 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1416 ‒ Barzani’ye yönelik abartılı övgü ifadeleri hem de kullanılan söylemin Türkiye’deki iç siyasal ve toplumsal fay hatlarını tetikleyen unsurlar içermesi, bu ziyaretin planlamasının ve mesaj disiplininin ne ölçüde sağlıklı yürütüldüğü sorusunu gündeme getirmiştir. Bir yandan egemenlik ve güvenlik ihlali izlenimi doğuran görüntüler, diğer yandan kamuoyu vicdanını rahatsız eden siyasi ifadeler, Cumhurbaşkanlığı’nın dış temas ve protokol süreçlerini iç politika hassasiyetleri ve milli birlik duygusu bakımından yeterince öngörülü yönetemediğini göstermektedir. Mesut Barzani’nin Türkiye ziyareti sırasında ağır silahlı, askerî kıyafetli korumalarla birlikte dolaşmasına fiilen izin verilmiş olması; Cumhurbaşkanlığı makamının, güvenlik bürokrasisinin ve ilgili tüm yetkililerin sorumluluğunu yakından ilgilendiren bir egemenlik ve devlet ciddiyeti sorunudur. 2026 Cumhurbaşkanlığı bütçesi görüşmeleri, bu olayın tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulduğu; hangi karar ve ihmaller sonucunda bu tablonun ortaya çıktığının netleştirildiği; benzeri görüntülerin tekrarına izin vermeyecek açık ve bağlayıcı protokol–güvenlik standartlarının TBMM ve kamuoyuyla paylaşıldığı bir denetim zemini olmak zorundadır. Aksi hâlde, Cumhurbaşkanlığı bütçesine ilişkin her artış, sadece mali değil, aynı zamanda egemenlik ve güvenlik sorumluluklarının gereği gibi yerine getirilmediği yönündeki haklı kaygıları da büyütecektir. DPT’nin Makro Aklı Yok, Strateji ve Bütçe Yetersiz Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın mevcut kurumsal yapısı, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu makroekonomik analiz ve koordinasyon fonksiyonlarını yeterince yerine getirmekten uzaktır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişle birlikte, Maliye Bakanlığının bütçe işlemlerini yürüten birimlerinin Strateji ve Bütçe Başkanlığı çatısı altına alınması, eski Devlet Planlama Teşkilatının “maliyeleştirilmiş” bir yapıya dönüşmesine yol açmıştır. Böylece, hem hâlâ ayrı bir Maliye Bakanlığı bulunmakta, hem de maliye bürokrasisinin önemli bir kısmı Strateji ve Bütçe Başkanlığına taşınmış durumdadır. Bu tercih, kurumsal iş bölümü ve denge–kontrol mekanizmaları açısından ciddi sakıncalar doğurmaktadır. Oysa Türkiye gibi kırılgan ve dalgalanmalara açık ekonomilerde, Maliye, Hazine ve Planlama birimleri arasındaki kurumsal denge, geçmişte önemli bir fren ve denetim işlevi görmüştür. Önceki dönemde bu üçlü, temel ekonomik konularda birlikte çalışır; farklı bakış açıları sayesinde zaman zaman birbirini düzeltir, tartışma ve müzakere sonunda ortak bir orta 119 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1417 ‒ yol oluştururdu. Bugün ise, cari nitelikli harcamalar ve Hazine’den yapılan transfer bütçesinin önemli bir bölümünün Strateji ve Bütçe Başkanlığına devredilmiş olması, bu dengeyi bozmuş; planlamayı bütçe uygulaması ve transfer yönetimi içinde eriten bir modele geçilmiştir. Bu dönüşümün en kritik sonucu, makroekonomik fonksiyonların zayıflamasıdır. Strateji ve Bütçe Başkanlığının, enflasyon, büyüme, cari açık, kamu maliyesi dengesi gibi temel makro göstergeler arasındaki tutarlılığı izleyen; kamu harcamalarının makro ekonomi üzerindeki etkisini, sektörler arası kaynak dağılımını ve uzun vadeli kalkınma hedefleriyle uyumunu değerlendiren “üst koordinasyon” görevini büyük ölçüde geri plana ittiği görülmektedir. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda da ifade edildiği üzere, dışarıdan bakıldığında Planlama’nın makro fonksiyonlarını kaybettiği; bu alanlarda Strateji ve Bütçe Başkanlığının yeterince görünür ve etkin bir analiz üretmediği yönündeki kanaat güçlenmektedir. Strateji ve Bütçe Başkanlığının uygulama işlerine çekilmesi, bu zaafı daha da derinleştirmektedir. Kalkınma ajanslarının uzun süre planlama bünyesinde tutulmuş olması, bizzat eski planlamacıların da ifade ettiği gibi, Planlama’nın işleviyle bağdaşmayan bir tercihti; ajanslar para dağıtan, proje seçen uygulayıcı yapılar olarak Planlama’yı “havalı ama asli görevinden uzaklaşmış” bir pozisyona itmişti. Bugün benzer bir durum, başka uygulama işlerinin Strateji ve Bütçe Başkanlığına yüklenmesiyle tekrar etmektedir. Başkanlığın makro analiz, uzun vadeli senaryo üretimi, sektör stratejileri ve risk değerlendirmesi yerine, bütçe tekniği ve idari süreçler içinde boğulması; Türkiye’nin gerçek anlamda planlama kapasitesini zayıflatmaktadır. Sektörel izleme boyutunda da ciddi sıkıntılar bulunmaktadır. Kamu yatırımının bulunmadığı veya sınırlı olduğu alanlar, giderek “sektör olmaktan çıkmış” gibi ele alınmakta; Strateji ve Bütçe Başkanlığı çoğu zaman yatırım programının bir eki gibi çalıştırıldığından, kamunun doğrudan yatırım yapmadığı sektörleri bütüncül olarak takip etmekte zorlanmaktadır. Oysa telekomünikasyon, dijital ekonomi, finansal teknolojiler gibi stratejik alanlarda kamu yatırımı olmasa dahi, bu sektörlerin performansı, diğer sektörlerle entegrasyonu ve ülke rekabet gücüyle ilişkisi dikkatle izlenmelidir. Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki değerlendirmelerde de vurgulandığı üzere, tüm sektörleri bir arada gören, kamu yatırımı olmayan alanları da düzenli izleyen kurumsal bir “büyük resim” yaklaşımına ihtiyaç vardır. 120 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1418 ‒ Strateji ve Bütçe Başkanlığının mevcut bütçe kompozisyonu da bu kurumsal sorunları yansıtmaktadır. Başkanlığın 2026 yılı bütçesinde; sulama, iklim değişikliği, su yönetimi ve bölgesel kalkınma gibi uzun vadeli ve makro etkileri son derece yüksek alanlar için ilave kaynak yaratılması amacıyla verilen ödenek artırımı önergeleri reddedilmiş; buna karşın Başkanlığın idari ve cari fonksiyonlarını genişleten çizgi korunmuştur. Örneğin, iklim krizi ve su kıtlığı risklerine dikkat çekilerek Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesine 25 milyar TL ilave kaynak aktarılmasını öneren değişiklik teklifi, iktidar oylarıyla kabul edilmemiştir. Bu yaklaşım, Başkanlığın uzun vadeli planlama kapasitesini güçlendirmek yerine, mevcut dar kurumsal rolüne mahkûm edildiğini göstermektedir. Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın bugünkü kurumsal kurgusu; denge–kontrol mekanizmasını zayıflatmış, planlamayı mali idare ile iç içe geçirerek makro fonksiyonlarını geriletmiş, sektörel izleme kapasitesini daraltmıştır. Türkiye’nin enflasyon, büyüme, cari açık ve kamu maliyesi arasında tutarlı, uzun vadeli ve veri temelli bir politika setine duyduğu ihtiyaç, Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın yeniden gerçek bir “makro beyin” olarak yapılandırılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle, 2026 Cumhurbaşkanlığı bütçesi tartışılırken, yalnızca ayrılan ödeneklerin düzeyi değil; Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın kurumsal rolü, görev tanımı ve makro fonksiyonlara dönüş ihtiyacı da açık biçimde gündeme alınmalı; planlamanın bütçe tekniğine sıkıştırıldığı bu yanlış mimari ivedilikle gözden geçirilmelidir. Çözüm Belli: Güçlendirilmiş Demokra;k Parlamenter Sisteme Dönüş Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye’de yaşadığımız siyasal, ekonomik ve kurumsal sorunların kaynağı haline gelmiştir. Yasama, yürütme ve yargı arasındaki denge ve denetim mekanizmalarını fiilen ortadan kaldıran bu model; yetkiyi tek merkezde toplayan, hesap verebilirliği zayıflatan, Meclis’i ve bağımsız kurumları işlevsizleştiren bir rejime dönüşmüştür. Partili Cumhurbaşkanlığı uygulaması, devletin tarafsızlığını ve birleştirici niteliğini aşındırmış; yürütmenin, bir siyasi parti genel başkanlığı ile iç içe geçmesi sonucu, ülke yönetimi şahıslar üzerinden yürüyen ve kurallardan çok talimatlara dayanan bir düzene indirgenmiştir. Bu tablo; bütçe sürecinden atama mekanizmalarına, yargı bağımsızlığından kamu kaynaklarının kullanımına kadar her alanda keyfiliği, kuralsızlığı ve güvensizliği derinleştirmektedir. 121 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1419 ‒ İYİ Parti’mizin Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu da, Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu krizin “tek tek alanlara ilişkin bir yönetim hatası” değil, bizzat sistem sorunu olduğunu vurgulamaktadır. Sayın Dervişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni “Türkiye’nin en önemli meselesi” olarak nitelemiş; behemehal değiştirilmesi gerekenin kişiler değil, bu sistemi üreten ve sürdüren rejim olduğunu ifade etmiştir. 2017 referandumu sonrasında geçen yılların; yoksullaşma, adalet krizleri, kurumların çürütülmesi ve toplumsal kutuplaşma olarak özetlenebileceğini, bu maliyetin temel sebebinin de tek adam rejimi olduğunu dile getirmiştir. Bu sistemin en ağır sonuçlarından biri, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bütçe hakkının fiilen aşındırılmasıdır. Bütçe yapma ve yürütmeyi denetleme yetkisi, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve merkezileşmiş bütçe mimarisiyle daraltılmış; TBMM, yürütmenin hazırladığı metni onaylayan bir “tasdik makamına” indirgenmiştir. Genel Başkanımız Sayın Dervişoğlu, her bütçe döneminde TBMM’nin tarihsel yetkisinin gasp edildiğini, hükümet ve devlet kavramlarının bilinçli olarak birbirine karıştırıldığını ve belirli süre için görevlendirilen siyasetçilerin kendilerini devletin yerine koymaya başlamasının bu sistemin en çarpıcı sonucu olduğunu vurgulamaktadır. İşte 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı bütçesi de, bu ucube sistemin mali tezahürü olarak; yetkiyi ve kaynakları Meclis denetimi dışındaki dar bir yürütme çekirdeğinde toplamakta, parlamenter demokrasinin asgari gerekleriyle bağdaşmayan bir yapı üretmektedir. Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu’na göre, demokrasi bu topraklarda şeklen var olsa da, fiilen büyük ölçüde anlamını yitirmiştir. Demokrasiye ve hukuk devletine yönelen bu tehdidin tek panzehri, İYİ Parti’nin uzun süredir savunduğu “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” tezidir. TBMM grup konuşmalarında, 23 Nisan’da Gazi Meclis’in tek ve gerçek gündeminin bu sistem değişikliği olması gerektiğini, mevcut rejimi “kanıksatan” palyatif arayışlarla vakit kaybetmenin ülkeye daha fazla zarar verdiğini açıkça dile getirmiştir. Bu yaklaşım, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni “reform” adı altında rötuşlamayı değil, esaslı biçimde terk etmeyi ve demokratik parlamenter düzeni çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden inşa etmeyi öngörmektedir. Genel Başkanımız, anayasa tartışmalarında da net bir tutum ortaya koymakta; “ülkesini seven herkesin parlamenter sisteme kafa yorması gerektiğini” ifade etmektedir. İYİ Parti, yeni anayasa başlığını; tek adam rejimini tahkim edecek bir mühendislik alanı değil, güçlendirilmiş 122 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1420 ‒ parlamenter sisteme geçişin hukuki zeminini oluşturacak bir demokratik uzlaşma süreci olarak görmektedir. Bu nedenle “Erdoğan Anayasası” olarak nitelenen, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni kalıcılaştıracak her türlü girişime karşı sonuna kadar mücadele edeceğini; buna karşılık, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişi sağlayacak anayasal düzenlemeleri ise Türkiye’nin demokrasi ihtiyacının asli unsuru olarak savunacağını açıkça beyan etmiştir. İYİ Parti olarak, Türkiye’yi içine sürüklendiği bu yıkıcı tablodan çıkarmanın tek yolunun, Cumhuriyet’in kurucu ilkelerine sahip çıkmak ve yeniden parlamenter demokratik sisteme geçmek olduğu ifade ediyoruz. Bu çerçevede Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sistem; tarafsız ve temsili bir Cumhurbaşkanlığı, TBMM çoğunluğuna karşı siyasi ve hukuki sorumluluk taşıyan bir Bakanlar Kurulu, yargı bağımsızlığını güvence altına alan kurumsal düzenekler, güçlü yerel yönetimler, kuvvetler ayrılığına dayalı denge ve denetim mekanizmaları ve şeffaf bütçe süreçlerini içeren bütüncül bir model olarak ele alınmaktadır. 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı bütçesine ilişkin muhalefet şerhimiz, yalnızca rakam ve kalemlere dönük teknik bir itiraz değil; Türkiye’yi her geçen gün daha derin bir krize sürükleyen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne karşı ilkesel ve sistemsel bir itirazdır. Bu bütçeyi doğuran siyasal rejim değişmedikçe, yoksullaşma, adaletsizlik, kurumsal çürüme ve hesap vermezlik sarmalından çıkmak mümkün olmayacaktır. İYİ Parti olarak tüm bu sorunların çözümünü açık ve net biçimde söylüyoruz: Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sisteme dönüş. Bu metni, hem 2026 Cumhurbaşkanlığı bütçesine itirazımızın gerekçesi hem de Türkiye’nin yeniden demokratik hukuk devleti rotasına girmesi için zorunlu gördüğümüz sistem değişikliğinin ilanı olarak kamuoyunun takdirine sunuyoruz. 123 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1421 ‒ ADALET BAKANLIĞI 2025 Bütçesi Değişim Merkezi Bütçe 2025 Harcama 2026 Bütçe Teklifi Başlangıç Oranı (%) İçindeki Payı (Haziran Sonu) (₺) Ödeneği 2025-2026 (%) 280.275.802.000 131.887.997.549 389.560.443.000 %38,99 2,06 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi 18 trilyon 929 milyar lira olup Adalet Bakanlığı’nın 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi içindeki payı ise %2,06’dır. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile Adalet Bakanlığı için toplam 389.560.443.000 TL ödenek öngörülmüştür. Bu tutar, 2025 yılı başlangıç ödeneği olan 280.275.802.000 TL’ye kıyasla nominal olarak %38,99 oranında bir artışa tekabül etmektedir. Değişim Bakanlık Açıklama 2025 Başlangıç 2025 Haziran 2026 Bütçe Oranı Bütçesi (Ekonomik Ödeneği Sonu Harcama Teklifi (2025- İçindeki Sınıflandırma) 2026) Payı (%) Personel Giderleri 170.804.203.000 87.594.304.307 245.799.117.000 %43,91 %63,10 Sosyal Güvenlik %6,94 Kurumlarına Devlet 19.356.118.000 9.882.908.655 27.047.344.000 %39,74 Primi Giderleri Mal ve Hizmet Alım %18,72 55.271.494.000 25.332.495.356 72.940.860.000 %31,97 Giderleri Cari Transferler 4.253.333.000 2.238.088.964 3.530.622.000 %-16,99 %0,91 Sermaye Giderleri 24.552.652.000 3.743.462.267 31.625.000.000 %28,80 %8,12 Sermaye Transferleri 6.038.002.000 3.096.738.000 8.617.500.000 %42,72 %2,21 1. Personel giderleri %49,91 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %63,10’dur. (Kamu personeli ile kamu personeli olmasa bile bunlar gibi çalıştırılan veya hizmetinden faydalanılan kişilere -veya diğerlerine- bordroya dayalı olarak nakden yapılan ödemeleri kapsar.) 2. Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri %39,74 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %6,94’dür. (Devletin işveren sıfatıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri bu bölümde izlenir.) 3. Mal ve hizmet alım giderleri %31,97 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %18,72’dir. (Faturalı olarak veya ilgili mevzuatına uygun şekilde belgelendirilerek alınan mal ve hizmet bedellerini kapsar.) 124 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1422 ‒ 4. Cari transferler %16,99 azalmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %0,91’dir. (Sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla karşılıksız olarak yapılan ödemelerdir.) 5. Sermaye giderleri %28,80 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %8,12’dir. (Sermaye harcamaları, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi aktiflerin edinimi için yapılan ve Devlet mal varlığını artıran ödemelerdir.) 6. Sermaye transferleri %42,72 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %2,21‘dir. (Sermaye transferleri, bütçe dışına sermaye birikimi amaçlayan ve sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir.) Adalet Bakanlığının 2026 yılı bütçe teklifi 389.560.443.000 TL olarak öngörülmüş; bu tutar 2025 yılı başlangıç ödeneği olan 280.275.802.000 TL’ye göre %38,99 oranında artmıştır. 18 trilyon 929 milyar TL olarak teklif edilen 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi içinde Adalet Bakanlığının payı %2,06 düzeyindedir. Bu çerçeve, Bakanlık bütçesinin mutlak olarak çok ciddi bir artış gösterdiğini, ancak merkezi bütçe toplamı içindeki ağırlığının sınırlı kaldığını ortaya koymaktadır. Ekonomik sınıflandırma itibarıyla; 2026 yılı bütçesinin %63,10’u personel giderlerine, %6,94’ü sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerine, %18,72’si mal ve hizmet alım giderlerine, %0,91’i cari transferlere, %8,12’si sermaye giderlerine ve %2,21’i sermaye transferlerine ayrılmıştır. Personel ve prim kalemlerinde sırasıyla %43,91 ve %39,74 oranlarında yüksek artışlar öngörülürken, mal ve hizmet alımlarında %31,97, sermaye giderlerinde %28,80 artış, cari transferlerde ise %16,99 oranında azalış söz konusudur. Bu yapı, bütçenin ağırlıklı olarak personel ve işletme giderlerine dayandığını, yatırım ve uzun vadeli kurumsal kapasiteyi güçlendirecek kalemlerin toplam içindeki payının sınırlı olduğunu göstermektedir. Buna karşın, yargı hizmetlerinin kalitesi, adalete erişim, makul sürede yargılanma ve ceza infaz sisteminin insan haklarına uygunluğu gibi alanlarda bu artışların somut ve ölçülebilir iyileşmelere dönüştüğüne dair yeterli veri sunulmamıştır. Personel ve SGK primi giderlerinin artış kompozisyonu, merkez–taşra dağılımı, unvan ve görev yeri bazında kadro yapısı, ek ödeme ve fazla mesai politikaları gibi başlıklar itibarıyla ayrıştırılmamaktadır. Mal ve hizmet alımlarında da bilişim/dijitalleşme, bakım-onarım, güvenlik-temizlik, eğitim ve hizmet alımları gibi alt kırılımlar ile ihale ve tedarik süreçlerinin rekabet ve tasarruf boyutu şeffaf biçimde ortaya konulmamaktadır. Bu durum, hızla büyüyen bütçe yükünün verimlilik, şeffaflık ve hizmet kalitesi ile bağının Meclis denetimi ve kamuoyu 125 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1423 ‒ açısından yeterince izlenebilir olmadığını göstermektedir. Sermaye giderleri ve sermaye transferlerinde öngörülen artışlara rağmen, hangi yatırım projelerinin hangi kriterlerle önceliklendirildiği, keşif artışları, gecikmeler ve kapasite artışı gibi göstergeler de ayrıntılı biçimde paylaşılmamaktadır. Program sınıflandırması açısından bakıldığında; 2026 yılı Adalet Bakanlığı bütçesinin 350.871.096.000 TL’lik kısmı “Hukuk ve Adalet” programına, 27.346.661.000 TL’lik kısmı ise “Yönetim ve Destek Programı”na tahsis edilmiştir. “Hukuk ve Adalet” programı toplam bütçenin yaklaşık %90,7’sini, “Yönetim ve Destek Programı” ise %7,02’sini oluşturmaktadır. Buna ek olarak 11.342.686.000 TL tutarındaki harcamalar “programlar dışı giderler” altında yer almakta ve bütçenin %2,91’ine karşılık gelmektedir. Adalet hizmetlerinin neredeyse tamamının tek bir ana program altında toplanması, bu programın alt başlıkları ve performans göstergeleri itibarıyla daha şeffaf ve denetlenebilir olmasını zorunlu kılarken, programlar dışı giderlerin hâlen kayda değer bir büyüklükte olması, performans esaslı bütçeleme anlayışıyla tam olarak uyumlu olmayan bir yapı ortaya koymaktadır. “Hukuk ve Adalet” programı kapsamında yer alan adalete erişim, adlî ve idarî yargı, yüksek yargı organları, anayasa yargısı ve seçimlerin genel yönetimi, ceza infaz ve iyileştirme, alternatif uyuşmazlık çözüm yolları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mevzuat hizmetleri, uluslararası ilişkiler ve mesleki eğitim gibi alt programlar için ayrıntılı hedef ve performans göstergelerinin ortaya konulmadığı görülmektedir. Dava türlerine göre ortalama yargılama süreleri, derdest dosya sayıları, mahkeme ve hâkim-savcı başına iş yükü, ceza infaz kurumlarındaki koşullar, tahliye sonrası yeniden suç işleme oranları, arabuluculuk ve uzlaştırmanın iş yüküne etkisi, anayasa ve yüksek mahkeme kararlarının uygulanma düzeyi, HSK karar süreçlerinin şeffaflığı ve mesleki eğitimlerin karar kalitesine etkisi gibi kritik alanlar bakımından ölçülebilir ve düzenli raporlanan bir performans çerçevesi sunulmamaktadır. Bu eksiklik, büyüyen bütçenin yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı, hız ve kalite bakımından hangi somut sonuçları ürettiğinin denetlenmesini güçleştirmektedir. Adalet Bakanlığının 2026 yılı bütçesi hem ekonomik hem program sınıflandırması itibarıyla önemli tutarda bir büyüme içermekte ancak bu büyümenin adalet hizmetlerinin etkinliği ve hak eksenli niteliği bakımından nasıl bir dönüşüm yarattığına dair yeterli kanıt ve gösterge sunulmamaktadır. Personel ve işletme ağırlıklı kompozisyon ile program dışı giderlerin varlığı, kaynak tahsisini amaç–sonuç ilişkisi temelinde değerlendirmeyi 126 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1424 ‒ zorlaştırmakta, alt programlar düzeyinde somut hedef–gösterge–gerçekleşme setlerinin eksikliği de hesap verebilirliği sınırlamaktadır. Bu nedenle Adalet Bakanlığı bütçesinin, artış oranlarından ziyade, yargı bağımsızlığını, adalete erişimi, makul sürede yargılanmayı ve insan haklarına uygun infaz rejimini güçlendiren ölçülebilir sonuçlarla ilişkilendirilmesi, bu çerçevede çok daha ayrıntılı, şeffaf ve performans odaklı bir bütçe mimarisine kavuşturulması gerekmektedir. TÜRKİYE CUMHURİYETİ BİR HUKUK DEVLETİDİR! Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un hemen her eleştiride tekrar ettiği “Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir.” cümlesi, ne yazık ki bugün artık bir tespit değil, gerçekliği tartışmalı bir temenninin slogan hâline gelmiş ifadesidir. Hukuk devletinden söz edebilmek için, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına kayıtsız şartsız uyulması, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun yürütmeden bağımsız bir yapıda işlemesi, yargı süreçlerinin siyasi saiklerden arındırılması, savunma makamının ve baroların baskı altında bırakılmaması, tutuklamanın istisna olmaktan çıkarılıp fiilî cezaya dönüştürülmemesi gerekir. Oysa bugün Türkiye’de siyasal iktidarı rahatsız eden kararlar veren yargıçların görev yerlerinin değiştirildiği, temel hak ve özgürlüklere ilişkin ihlal kararlarının görmezden gelinebildiği, uzun tutukluluk ve adil yargılanma hakkı ihlallerinin sıradanlaştığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu nedenle, Adalet Bakanının her vesileyle tekrarladığı bu cümlenin, hukuki ve fiilî karşılığının doldurulması, “hukuk devleti” kavramının bir ezberden ibaret olmaktan çıkarılıp kurumları, uygulamaları ve bütçesiyle somutlaştırılması zorunludur. Adalet Gecikiyor ve Bu İk;darla Çözüm Yok Adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri, davaların “makul sürede” sonuçlandırılmasıdır. Anayasa’nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi uyarınca Türkiye, yargılamaların gereksiz gecikmeler olmaksızın tamamlanmasını taahhüt etmiştir. Buna rağmen hem iç hukuk hem de AİHM içtihadı, yargılamaların uzun sürmesi ve tutukluluğun fiilen cezaya dönüşmesi konularında yapısal bir soruna işaret etmektedir. Avrupa Komisyonu’nun 2024 Türkiye Raporu ile Avrupa Konseyi organlarının değerlendirmeleri de ceza ve hukuk yargılamalarının süresinin uzunluğu ve özellikle ceza davalarında tutukluluğun kapsamı ve süresi bakımından kaygı verici bir tabloya işaret 127 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1425 ‒ etmektedir. Raporda, istinaf ve temyiz aşamalarının istiflenmesi, bilirkişi ve keşif süreçlerindeki gecikmeler, hâkim ve savcı sayısındaki dengesizlikler, UYAP altyapısının etkin kullanılmasındaki sorunlar ve sık mevzuat değişikliklerinin yargılamaların uzamasına katkı sunduğu belirtilmektedir. Türkiye’de yargılamaların yıllarca sürmesi, milyonlarca vatandaşımız açısından başlı başına bir adalet sorunu haline gelmiş durumdadır. Ancak bu soruna karşı, artık ne Anayasa Mahkemesi ne de başka etkili bir iç hukuk yolu üzerinden “makul sürede yargılanma hakkı” ihlali tespit ettirilebilmekte, geciken adalet karşısında başvurulacak gerçek anlamda bir merci kalmamaktadır. Başka bir ifadeyle, “Türkiye’de yargılamalar uzun sürüyor ve buna karşı başvurulacak bir yer yoktur.” Makul sürede yargılanma hakkı, hem Anayasa’nın 36. maddesi hem AİHS’nin 6. maddesi hem de Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi bakımından evrensel bir adil yargılanma standardı. Buna rağmen Anayasa Mahkemesi’nin 10.10.2023 tarihli Keser Altıntaş kararından sonra, Türkiye’de bu hakka ilişkin ihlal iddialarının AYM önünde artık esastan incelenmeyeceği bir döneme girildi. Mahkeme, daha önce verdiği Nevriye Kuruç pilot kararıyla yapısal bir sorun tespit ettiğini, buna rağmen kanun koyucunun bireysel başvuru öncesinde etkili bir iç hukuk yolu oluşturmadığını, bu nedenle makul sürede yargılanma şikâyetlerini tek tek ele almaya devam etmenin bireysel başvurunun “ikincillik” niteliğiyle bağdaşmadığını belirterek başvuruyu düşürdü. AYM’nin kendi verileri, sorunun boyutunu açıkça gösteriyordu: 2022 itibarıyla Mahkeme önünde derdest yaklaşık 130 bin bireysel başvurudan 80 bini makul sürede yargılanma hakkı iddialarına ilişkindi. 2.7.2013’ten karar tarihine kadar 55 binden fazla dosyada ihlal kararı verilmişti. Bu tablo, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmamasının Türkiye’de süregelen, sistematik bir yapısal sorun olduğunu ortaya koymasına rağmen, çözüm yönünde kapsamlı bir yargı reformu veya etkin bir iç hukuk yolu tesis edilemedi. Nihayetinde AYM, aynı konuda “sürekli tazminat” ödemeye devam etmenin sorunu çözmediği, pilot kararın da anlamını yitirdiği gerekçesiyle bu başvuruları kayıttan düşürme yoluna gitti. Bugün gelinen noktada, 6384 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinde yapılan değişiklikle, 9.3.2023 tarihine kadar AYM önünde derdest bulunan makul süre başvuruları için Tazminat Komisyonu’na müracaat imkânı tanınmış, buna karşılık 10.3.2023 tarihinden sonra yapılan 128 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1426 ‒ başvurular bakımından AYM, esasa girilmeyip düşme kararı verilmesi gerektiğini içtihat haline getirmiştir. Türkiye Barolar Birliği de bu kararın ardından yayımladığı açıklamada, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin ihlal tespitinin yapılacağı bir iç hukuk yolu kalmadığını açıkça ifade etmiş ve kanun koyucu veya idarenin görevini yerine getirmemesinin faturasının hakları ihlal edilen yurttaşlara çıkarılmasının hukuk devletiyle bağdaşmadığını vurgulamıştır. Bu tablo, evrensel nitelikte bir hak olan makul sürede yargılanma hakkının Türkiye’de fiilen “incelemeye bile alınmayan” bir hak haline gelmesi sonucunu doğurtmaktadır. Yıllar boyunca verilen on binlerce ihlal kararı, yargılamayı uzatan yapısal sorunları ortadan kaldırmadı, mahkemelerin iş yükü, personel ve altyapı yetersizlikleri, usul ekonomisine aykırı uygulamalar, kötü planlanan yargı teşkilatlanması olduğu gibi durmaktadır. Sorunun kökenine inmek yerine, AYM’nin kendisini dosya baskısından kurtarmak amacıyla bu alandan geri çekmesi, hak ihlallerini ortadan kaldırmak yerine sadece tazminata indirgenmiş, “hasar tespiti de yapılmayan” bir hak rejimi yaratmaktadır. Artık yurttaş, yargılaması yıllarca sürse bile AYM’den “ihlâl” tespiti, genel bir ilke kararı veya yargı pratiğini dönüştürecek güçlü bir içtihat bekleyemiyor, en fazla bir tazminat mekanizmasına yönlendirilmiş olmaktadır. Karşı oy yazılarında altı çizilen husus da tam olarak budur: AYM Üyesi Muhammed Emin Kuz, AİHM’in Ümmühan Kaplan/Türkiye kararına atıfla, “Geciken adalet, adalet değildir” ilkesinin gerektirdiği yapısal önlemler alınmadıkça, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin ihlallerin devam edeceğini, bu yüzden yalnızca yeni bir başvuru yolu kurulana kadar değil, aynı zamanda yargılamaları uzatan temel sorunlar giderilene kadar AYM’nin bu başvuruları incelemeye devam etmesi gerektiğini savunuyor. Çoğunluk kararına katılmayan diğer üyeler de gereken yasal düzenlemeler yapılmadan pilot karara dayanılarak düşme kararı verilmesinin, hem yerleşik içtihadı anlamsızlaştırdığını hem de Mahkemenin diğer temel hak başvurularını incelemesini daha da güçleştireceğini belirtiyor. AYM’nin tercih ettiği yol, yapısal sorunun çözümünü hızlandırmak yerine hak arama imkânını daraltan bir çizgiye işaret ediyor. Makul sürede yargılanma hakkı kâğıt üzerinde Anayasa’nın ve uluslararası sözleşmelerin güvencesi altında olmaya devam ediyor, ancak AYM’nin düşme kararları ve kanun koyucunun pasifliği birleştiğinde, bu hak iç hukukta ihlali tespit edilen, içtihadı geliştirilen ve güçlendirilen bir hak olmaktan çıkıp sadece tazminat pazarlığına indirgenmiş, hatta belirli bir tarihten sonra hiç tartışılmayan bir hak görünümüne bürünüyor. Bu da bireysel başvurunun kuruluş gerekçesi olan “hak ihlallerini içeride tespit edip 129 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1427 ‒ gidermek” idealinin, tam da en çok başvuru alan temel hak alanlarından birinde fiilen askıya alınması anlamına gelmektedir. Bu tablo karşısında, yıllardır süregelen yapısal sorunların sorumluluğunu yurttaşın omuzlarına yüklemek yerine, yargı teşkilatını planlayan ve yöneten siyasi iradenin sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir. Mahkemelerin iş yükünün rasyonel dağıtılması, hâkim-savcı sayısının ve niteliğinin artırılması, usul ekonomisini güçlendiren düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve etkili, erişilebilir bir iç hukuk yolunun derhal kurulması artık ertelenemez bir zorunluluktur. Kısacası, Adalet Bakanlığının makul sürede yargılanmaya ilişkin etkili bir çözüm bulması elzemdir. Adalet Bakanlığı bütçesinin, mahkemelerin iş yükünü azaltacak personel planlaması, uzmanlaşmış mahkeme türlerinin geliştirilmesi, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının etkinleştirilmesi, bilirkişi kurumunun profesyonelleştirilmesi ve dijital altyapının güçlendirilmesi yönünde hedefli programlarla desteklenmesi zorunludur. Ayrıca, tutukluluğun kapsam ve süresini daraltan, adli kontrol ve diğer alternatif tedbirleri daha etkin kılan mevzuat ve uygulama reformlarının hayata geçirilmesi gerekmektedir. HSK’nın Yapısı ve Atama/Terfi Rejimi HSK’nın yapısı ve atama/terfi rejimi, özellikle 2017 Anayasa değişiklikleri sonrasında yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı bakımından en çok tartışılan alanlardan biri hâline gelmiştir. 13 üyeli Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) 4 üyesinin Cumhurbaşkanı, 7 üyesinin ise TBMM tarafından seçilmesi, Adalet Bakanı ve Bakan Yardımcısının da (doğal) üye olması, yürütme organı ile Meclis çoğunluğuna yargı kurulu üzerinde belirleyici ağırlık tanımaktadır. Uluslararası rapor ve değerlendirmelerde de bu kompozisyonun siyasal çoğunluğun yargı kurulları üzerindeki etkisini artırdığı, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı ilkeleri bakımından ciddi kaygılar doğurduğu belirtilmektedir. Atama ve terfilerde, objektif, öngörülebilir ve denetlenebilir kriterler yerine, büyük ölçüde Kurul kararlarına ve idari takdire dayalı bir rejimin sürmesi, hâkim ve savcılar bakımından öngörülebilir kariyer güvencesini zayıflatmaktadır. Coğrafi-tematik uzmanlık, performans göstergeleri, şeffaf puanlama ve gerekçeli karar mekanizmalarının sınırlı olması özellikle kritik dosyalarda görev yapan, meslek örgütlerinde faaliyet yürüten veya yargı bağımsızlığını savunan isimler bakımından “yer değiştirme”, “terfide bekletilme” gibi araçların 130 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1428 ‒ fiilî baskı unsuru olarak algılanmasına yol açmaktadır. Avrupa Konseyi ve Venedik Komisyonu değerlendirmelerinde de HSK’nın yürütme ve parlamento çoğunluğuna bağımlı bileşimi ile birlikte düşünüldüğünde, bu atama/terfi rejiminin yargıç güvencesiyle bağdaşmadığı vurgulanmaktadır. Bu yapısal sorunlar, 2025 yılında TBMM tarafından seçilen 7 HSK üyesine ilişkin süreçte somut ve güncel bir örnek daha kazanmıştır. Anayasa ve Adalet Komisyonlarından oluşan Karma Komisyon’da yürütülen aday belirleme ve sonrasında TBMM Genel Kurulu’nda yapılan seçimler, “demokratik olmayan”, Anayasa ve İçtüzük hükümlerini çoğunluğun lehine esnetecek biçimde yorumlayan bir yaklaşımın ürünü olarak değerlendirilmiştir. HSK üyelerinin seçimine ilişkin süreç iki aşamalıdır: Öncelikle Karma Komisyon başvuran adaylar arasından bir liste belirlemekte, ardından Genel Kurul bu listeyi oylamaktadır. Karma Komisyon aşamasında, Anayasa’nın 159. maddesi ile TBMM İçtüzüğü’nün öngördüğü nitelikli çoğunluk ve uzlaşma mantığının “çoğunluk oyu ile şekillenen tek liste” anlayışıyla işlevsiz hâle getirildiği, geçmiş dönem yüksek yargı seçimlerinde gözetilen çoğulcu temsil ve asgarî güç paylaşımı teamüllerinin yok sayıldığı görülmüştür. İktidar partileri, Anayasa ve İçtüzük hükümlerini, yalnızca aritmetik çoğunluğa dayanarak tüm üyelerin kendi bloklarından seçilmesini mümkün kılacak şekilde yorumlamış ve muhalefet partilerinin bu yoruma ilişkin itirazları ise Karma Komisyon’da çoğunluk oyuyla bastırılmıştır. Bu yaklaşım, kanaatimizce, hukukun lafzı kadar ruhunu da gözetmesi gereken yasama organının, yargı kurulu seçiminde demokratik meşruiyeti, çoğulculuğu ve kuvvetler ayrılığını ikinci plana ittiğini göstermektedir. HSK’nın TBMM tarafından seçilecek 7 üyesine ilişkin 2025 yılında yürütülen seçim sürecinde, TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonlarından Kurulu Karma Komisyon’un demokratik ilkelere uygun davranmadığı görülmüştür. Bu süreçte iktidar çoğunluğunun Anayasa ve TBMM İçtüzüğü hükümlerini kendi siyasal tercihleri doğrultusunda yorumladığı, yerleşik teamül haline gelen uygulamaların bilinçli biçimde göz ardı edildiği anlaşılmaktadır. HSK üyesi olarak Genel Kurulun oyuna sunulacak adayların belirlenmesi sırasında Karma Komisyon’da yürütülen seçim usulü, şeffaflık, tarafsızlık ve eşitlik ilkelerini zedeleyecek biçimde işletilmiştir. Böylece hukuka ve siyasi etik kurallarına uygun düşmeyen bir tablo ortaya çıkmıştır. Bu durum hem yargı bağımsızlığına duyulan güveni hem de TBMM’nin çoğulcu temsil ve denetim fonksiyonunu ciddi biçimde tartışmalı hale getirmektedir. 131 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1429 ‒ Genel Kurul safhasında ise, TBMM’nin 20 Mayıs 2025 tarihli birleşimde, HSK üyelerinin seçiminde ilk iki turda gerekli üçte iki ve beşte üç çoğunluk sağlanamayınca, adaylar arasında “ad çekme” usulüne gidilmiştir. Bu yöntem, Anayasa’nın 159. maddesinde öngörülmeyen üçüncü bir tur ve kura benzeri bir prosedürle TBMM’nin takdir yetkisinin şekli olarak kullanıldığı, nitelikli çoğunluk arayışı ve uzlaşma kültürünün devre dışı bırakıldığı gerekçesiyle sert biçimde eleştirilmiştir. Söz konusu seçimlerin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur. Anayasa Mahkemesi ise, kararın TBMM İçtüzüğü’nün uygulanması niteliğinde olduğu, doğrudan norm denetimi konusu yapılamayacağı gerekçesiyle “görevsizlik” kararı vermiştir. Mahkeme çoğunluğu böylece seçim işleminin Anayasa’ya uygunluğunu esasen hiç incelemezken, dört üyenin karşı oyunda bu yaklaşımın Mahkemenin kendi içtihatlarıyla çeliştiği ve Meclis çoğunluğunun işlemlerinin denetimsiz bırakıldığı belirtilmiştir. Bu tablo, HSK üyelerinin seçiminde hem Karma Komisyon hem de Genel Kurul safhasında demokratik meşruiyeti güçlendirmesi gereken mekanizmaların tersine işlediğini göstermektedir. Muhalefet partilerine hiçbir fiilî temsil alanı bırakmayan, Anayasa ve İçtüzük hükümlerini çoğunluğun iradesini mutlaklaştıracak şekilde yorumlayan, geçmiş uzlaşma teamüllerini dışlayan bir süreç, hukuken tartışmalı olduğu kadar, siyasal etik bakımından da kabul edilemez niteliktedir. Yargı kurulunun tamamına yakınını iktidar blokunun belirlediği bir kompozisyon, HSK’nın “yargı içinde denge ve denetim” organı olma vasfını zayıflatmakta, hâkim ve savcıların, kariyerlerini belirleyen kararların siyasal çoğunluğun tasarrufuna bağlı olduğu yönündeki algıyı pekiştirmektedir. HSK’nın mevcut yapısı ve 2025 seçim pratiği, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı açısından taşıdığımız kaygıları derinleştirmiştir. Adalet Bakanlığı bütçesi görüşülürken, yalnızca mahkemeler ve cezaevlerine ayrılan rakamlar değil, bu bütçelerin üzerinde yükseldiği yargı yönetişim mimarisi de tartışılmalıdır. HSK’nın oluşum sürecinin yürütme ve Meclis çoğunluğundan bağımsızlaştırılmadığı, atama-terfi rejiminin objektif ve şeffaf kriterlerle yeniden düzenlenmediği koşullarda, yargı reformu söylemlerinin somut karşılık bulması mümkün değildir. Bu nedenle, HSK seçimlerinin tüm aşamalarında gerçek anlamda çoğulculuk, uzlaşma ve şeffaflık esas alınmalıdır. Anayasa ve İçtüzük hükümleri çoğunluğun değil, yargı bağımsızlığının güvencesi olacak şekilde uygulanmalıdır. 132 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1430 ‒ Hukuk Fakültelerinin Nicelik ve Nitelik Sorunu “Hukuk devleti iddiasındaki bir ülkede hukuk fakültelerinin sayısı, dağılımı ve eğitim kalitesi, yargı sisteminin tamamını doğrudan etkileyen stratejik bir alandır. Adalet Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde de açıkça görüldüğü üzere, Türkiye’de hukuk eğitimi uzun süredir “nicelik artışı – nitelik kaybı” ikilemi içinde şekillenmekte, yükseköğretim planlamasında yapılan tercihler, yargı bağımsızlığı ve adalete erişim kadar, binlerce genç hukukçunun mesleki geleceğini de belirlemektedir. Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 6’ncı sırada yer alan Almanya’da 43 hukuk fakültesi varken, 118’inci sıraya gerilemiş Türkiye’de 168 hukuk programı bulunmakta olup bugün fiilen 85 hukuk fakültesi faal durumdadır. AK Parti iktidarı öncesinde 25 hukuk fakültesi varken, mezunların iş bulma endişesi taşımazken, bugün ise on binlerce hukuk fakültesi mezununun işsizlik ve güvencesizlikle karşı karşıyadır. Bu tablo, fakülte ve program sayısındaki kontrolsüz artışın, eğitim niteliğini ve istihdam imkânlarını aşındırdığını somut biçimde ortaya koymaktadır. Çeşitli hukuk fakültelerinde görev yapan öğretim üyeleri “bu kadar çok fakülte açılmasının eğitimi niteliksizleştirdiği” yönünde uyarılarda bulunmaktadır. Bu beyanlar, eleştirinin yalnızca muhalefetin değil, bizzat akademinin içinden geldiğini göstermektedir. Öğrenci sayısının hızla arttığı, öğretim üyesi başına düşen öğrenci oranlarının makul sınırların üzerine çıktığı, araştırma, uygulamalı eğitim, staj ve klinik programlarının yeterince yapılamadığı, pek çok fakültede temel derslerin dahi asgari nitelikte verilebildiği bilinmektedir. Adalet Bakanı, Komisyon görüşmelerinde YÖK’ün ikinci öğretim programlarını kapatmasını, adalet meslek yüksekokullarından hukuk fakültelerine dikey geçiş uygulamasına son verilmesini, hukuk fakültelerine girişte ilk 100 bine girme şartı getirilmesini ve kontenjanların 14.164’ten 10.300’e düşürülmesini, hukuk eğitiminde kaliteyi artıracak olumlu adımlar olarak sunmuştur. Ayrıca Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavının üç kez yapıldığını, bundan böyle hukuk mesleklerinin “yalnızca diploma ile değil, bilgi ve liyakatle” erişilebilir olacağını ifade etmiştir. Ancak kontenjan azaltımı ağırlıklı olarak devlet üniversitelerinde yapılmış fakat vakıf üniversitelerindeki artış eğilimi devam etmiştir. Böylece toplam program sayısındaki şişkinlik büyük ölçüde korunmuştur. 133 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1431 ‒ Hukuk fakültelerinin niteliksizleştirilmesi ile yargıdaki yapısal sorunlar arasındaki bağa da dikkat çekmek gerekir. Bir yandan, yüzlerce hâkim ve savcı adayının sınavlarda derece yaptığı hâlde mülakat listelerine alınmadığı; öte yandan, liyakat yerine referans ilişkilerinin belirleyici olduğu iddiaları gündeme gelmektedir. Bu tablo, nicelik odaklı fakülte ve mezun artışının, liyakatten uzak atama ve terfi rejimiyle birleştiğinde, yargıya duyulan güveni daha da aşındırdığını göstermektedir. Hakim ve savcıların çok ağır iş yükü altında, yılda binlerce dosyaya bakmak zorunda kaldıkları, buna karşın “merkeze yakın” az sayıda ismin daha sınırlı dosya yüküyle hızlı kariyer yaptığı yönündeki şikâyetler, hukuk eğitimi – mesleğe giriş – meslek içi kariyer zincirinin bütününde adalet duygusunun zedelendiğini ortaya koymaktadır. Adalet Bakanlığı bütçesi, hukuk fakültelerinin sayısındaki patlamayı, programların nitelik sorunlarını, mezunların işsizlik ve güvencesizlik tablosunu dikkate alan bütüncül bir politika ortaya koyamamaktadır. Fakülte ve program sayısının kademeli olarak azaltılması, kontenjanların ülkenin gerçek hâkim–savcı, avukat, akademisyen ve hukukçu ihtiyacına göre planlanması, hukuk fakültelerine girişte başarı sıralaması şartının hem yukarı çekilmesi hem de tüm üniversiteler için istisnasız uygulanması zorunludur. Bununla eşzamanlı olarak, hukuk eğitiminin içeriğini güçlendiren, öğretim üyesi kapasitesini artıran, klinik–uygulamalı eğitim ve staj olanaklarını yaygınlaştıran bir reform paketine ihtiyaç vardır. Aksi hâlde, “hukuk fakülteleri arttıkça endekslerde aşağı doğru gerileyen”, genç hukukçularına gelecek umudu yerine belirsizlik ve güvencesizlik sunan bir tablo ile karşı karşıya kalmaya devam edilecektir. Sosyal Medya Mahkemeleri Adalet arayışının kurumsal adresi mahkemeler, savcılıklar ve yasal denetim mekanizmalarıdır. Hak arama özgürlüğü, adil yargılanma hakkı ve yargı bağımsızlığı ilkeleri, adaletin adliyede ve hukuk usulleri çerçevesinde sağlanmasını zorunlu kılar. Ne var ki Türkiye’de son yıllarda hem kamuoyu tartışmaları hem de uluslararası endeksler, yargıya güvenin ciddi biçimde erozyona uğradığını göstermektedir. Bu güven bunalımı, adalet arayışının fiilî adresini de değiştirmekte, mahkeme kapılarından önce sosyal medya platformlarına yönelen bir “sosyal medya adaleti” olgusunu beslemektedir. Nitekim kamuoyunda giderek daha sık dile getirilen “Adliyelerde ulaşılamayan adalet sosyal medyada aranıyor” tespiti, yalnızca bir retorik değil, sahadaki fiilî davranış kalıplarını da yansıtmaktadır. Hak ihlali iddiasında bulunan pek çok yurttaş, savcılığa suç duyurusunda 134 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1432 ‒ bulunmadan veya klasik başvuru yollarını deneyip sonuç alamadan önce, yaşadıklarını X (Twitter), Instagram, YouTube ve gündüz kuşağı televizyon programları üzerinden görünür kılmaya çalışmaktadır. Özellikle şiddet görüntülerinin, iş kazalarının, hakaret ve nefret söylemi içeren kayıtların sosyal medyada hızla yayılmasının ardından soruşturma başlatıldığı; kolluğun veya savcılığın ilk aşamada takipsizlik ya da gözaltı olmaksızın geçiştirdiği bazı dosyalarda “sosyal medya tepkisi” oluşunca yeni işlem tesis edildiği örnekleri kamuoyuna yansımaktadır. Adalet Bakanlığı bütçe görüşmelerine ilişkin Komisyon toplantısında da bu eğilim açıkça kayda geçmiştir. Mağdur ve yakınlarının adliyede sonuç alamadıkları dosyalar için gündüz kuşağı programlarına ve sosyal medyaya başvurduklarını, savcılık makamının ise çoğu zaman bu yayın ve paylaşımlar sonrasında harekete geçtiği ifade edilmiştir. Yine bazı olaylarda şüphelilerin önce serbest bırakıldığı ancak video ve kampanyaların sosyal medyada yaygınlaşması üzerine tutuklama ve yeni soruşturmalar yapıldığına dikkat çekilmiş, böylece “adaletin sosyal medyaya endekslendiği” eleştirisi yüksek sesle dile getirilmiştir. Bu tespit, yargıya güven bunalımının Meclis kayıtlarına da girmiş olduğunu göstermektedir. “Sosyal medya adaleti”nin en görünür olduğu alanların başında kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı iddiaları, çevre ve hayvan hakları ihlalleri gelmektedir. Pek çok vakada, fail olduğu iddia edilen kişilerin isimlerinin ve görüntülerinin kısa sürede milyonlara ulaşması, klasik şikâyet mekanizmalarından daha hızlı bir baskı üretmekte olup emniyet ve yargı organları üzerinde güçlü bir “toplumsal tepki” etkisi oluşturmaktadır. Kadın örgütleri ve hak savunucuları, yıllardır cezasızlıkla sonuçlanan veya çok yavaş ilerleyen dosyaları görünür kılmak için sosyal medyayı sistemli biçimde kullanmakta, bazı davalarda niteleme değişikliği, ceza artırımı veya istinaf/temyiz başvurularında kamuoyu kampanyalarının etkisini vurgulamaktadır. Bu yönüyle sosyal medya, cezasızlık kültürüne karşı bir görünürlük ve farkındalık aracı işlevi de görebilmektedir. Ancak tam da bu nedenle, ortaya çıkan tablo bir yandan hak arama mücadelesinin yeni bir cephesine işaret ederken, diğer yandan hukuk devleti ilkesi bakımından ciddi bir sorun alanı yaratmaktadır. Zira sosyal medyada gündem olabilen dosyalar ile sesini duyuramayan, dijital imkânları sınırlı, örgütlü desteği bulunmayan veya politik olarak “riski yüksek” görülen dosyalar arasında fiilî bir ayrım oluşmaktadır. “Trend topic” olabilen mağdurun dosyası hızla ilerlerken; kamuoyu ilgisini çekmeyen, sosyal medyada yankı bulmayan binlerce dosya klasik cezasızlık ve gecikme riskleriyle baş başa bırakılmaktadır. Bu durum, kanun önünde eşitlik ilkesini 135 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1433 ‒ zedelemekle birlikte adalete erişimin ölçütü olarak “takipçi sayısı”, “fenomen desteği” ve “gündem olabilme kapasitesi”nin öne çıkması gibi kabul edilemez bir algı üretmektedir. Öte yandan, hâkim ve savcıların “sosyal medya linci” baskısı altında karar vermemesi gerektiği, sosyal medyanın yargı bağımsızlığına müdahale aracı olarak kullanılmasının sakıncaları iktidarın da desteklediği ve kaygı duyduğu bir görüştür. Bu kaygı, önemli bir gerçeğe işaret etmektedir: Sosyal medya kampanyaları, yalnızca cezasızlıkla mücadele aracı değil, aynı zamanda masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı ve adil yargılanma güvenceleri açısından da risk yaratabilmektedir. Yargılama tamamlanmadan kişilerin “suçlu” ilan edildiği, linç kültürünün yaygınlaştığı, tek taraflı bilgi ve montaj içeriklerle yargı organları üzerinde baskı kurulmaya çalışıldığı örnekler, “sosyal medya adaleti”nin karanlık yüzünü göstermektedir. Bu çift yönlü risk, esasen kurumsal adalet mekanizmalarındaki zafiyetin dışavurumudur. Yargıya güven yüksek ve soruşturma–kovuşturma süreçleri şeffaf, hızlı ve öngörülebilir olsaydı, vatandaşların adaleti önce sosyal medyada arama ihtiyacı bu denli yaygınlaşmayacaktı. Yargının bağımsızlığına, savcının re’sen soruşturma yetkisine ve mahkemelerin gerekçeli kararlarına duyulan güven azaldıkça; kamuoyu denetimi, dengeleyici bir kuvvet olmaktan çıkıp “tek gerçek arena” hâline gelmekte, adalet adliyeden çok sosyal medya akışında aranır hâle gelmektedir. Bu durum hem adalet duygusunu hem de devletin meşruiyetini aşındırmaktadır. Bu bağlamda “sosyal medya adaleti” olgusu, Adalet Bakanlığı bütçesi ve yargı politikaları bakımından göz ardı edilemeyecek bir gösterge niteliğindedir. Adaletin adresini yeniden mahkemeler yapmak için etkin ve bağımsız soruşturma mekanizmalarının güçlendirilmesi, delil toplama ve iddianame hazırlama süreçlerinde şeffaflığın artırılması, mağdurlar ve sanıklar için erişilebilir başvuru–şikâyet kanallarının kurulması, soruşturma izinleri ve disiplin süreçlerinin siyasi baskıdan arındırılması zorunludur. Aynı şekilde, UYAP Vatandaş ve Avukat portalları üzerinden dava süreçlerinin şeffaf takibi, gerekçeli karar standartlarının yükseltilmesi ve makul sürede yargılanma hakkının somut performans göstergeleriyle izlenmesi, sosyal medyaya “tek çıkış kapısı” muamelesi yapılması ihtiyacını azaltacaktır. Adaletin sağlanma yeri ve koşulu, anayasal düzen içinde adliyelerdir. Mahkeme salonları, savcılık kalemleri ve hukukun koyduğu usullerdir. Türkiye’de ise yurttaşların önemli 136 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1434 ‒ bir bölümü için adaletin sağlanmasının fiilî ön koşulu, dosyanın önce sosyal medyada gündem olması, bir “fenomen” tarafından paylaşılması veya kitlesel bir dijital kampanyaya konu edilmesi hâline gelmiştir. “Sosyal medya adaleti” bu yönüyle, hukukun üstünlüğü krizinin hem sonucu hem de onu derinleştiren bir faktördür. Adalet Bakanlığı bütçesi ve yargı reformu politikaları, sosyal medyayı bir adalet mercii olmaktan çıkarıp kurumsal adaletin güvenilirliğini yeniden tesis etmeyi hedeflemeli; vatandaşların adaleti, takipçi sayısına değil, hukuk devletine güvenerek aradığı bir düzeni inşa etmelidir. Hâkim ve Savcıların Sessiz Çığlığı Hakimler ve Cumhuriyet savcıları, yargı erki adına karar veren ve soruşturma yürüten temel aktörlerdir. Adalet Bakanlığının son faaliyet raporlarına göre Türkiye’de hâkim ve savcı sayısı son yıllarda artsa da iş yükü artış hızı bu yükselişin üzerinde seyretmekte, yargı mensupları kişi başına düşen dosya sayısı bakımından Avrupa ortalamasının oldukça üzerinde bir yoğunlukla çalışmaktadır. Avrupa Konseyi’nin CEPEJ verilerine göre Türkiye’de 100.000 kişiye düşen hâkim ve savcı sayısı, birçok Avrupa ülkesinin altında kalmakta, buna karşılık dosya yükü Avrupa ortalamasının üstünde seyretmektedir. Bu tablo, hâkim ve savcıların mesleki performansları yanında çalışma koşulları, özlük hakları ve kurumsal destek mekanizmalarının da bütçe ve politika tartışmalarının merkezinde ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Adalet Bakanlığının performans göstergeleri ve kamuya yansıyan değerlendirmeler, hâkim ve savcı başına düşen dosya sayısındaki artışın sürdüğünü ortaya koymaktadır. Basına yansıyan ve Bakanlık verilerine dayanan bilgilerde, 2024 yılında bir hâkim başına ortalama 875 dosya düşerken, bu sayının 2025 yılı sonunda 923’e yükselmesinin öngörüldüğü, savcı başına düşen dosya sayısının ise 2024’te 1.703 iken 2025 yılı için 1.714 olarak tahmin edildiği belirtilmektedir. Özellikle genç hâkim ve savcıların yıllık 2.000’e yaklaşan dosya yüküyle karşı karşıya kaldığı, bunun nitelikli karar ve soruşturma yürütme imkanını daralttığı tespit edilmiştir. Bu iş yükü, fiilî çalışma sürelerini resmi mesai tanımlarının çok üzerine taşımaktadır. Uzun duruşma günleri, yoğun tensip ve karar yazım süreçleri ile soruşturma işlemleri birleştiğinde, hâkim ve savcıların dinlenme hakkı ve sağlıklı çalışma rejimi fiilen zayıflamaktadır. Sürekli yüksek tempoda çalışma, tükenmişlik hissini güçlendirmekte, hata riskini, karar ve işlem kalitesine dair tartışmaları artırmaktadır. Buna karşın, bütçe 137 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1435 ‒ dokümanlarında iş yükünü kalıcı biçimde azaltmaya dönük yapısal tedbirler (mahkeme ve cumhuriyet başsavcılığı teşkilatlanmasının gözden geçirilmesi, yardımcı hukuk personeli istihdamı, idari yükü azaltacak dijital süreçlerin güçlendirilmesi gibi) sınırlı yer bulmaktadır. Hâkim ve savcıların maaş ve mali hakları, görevlerinin ağırlığı ve yasal sorumlulukları dikkate alındığında, hukuk devletinin “bağımsız ve güvenceli yargı” ilkesinin temel unsurlarından biridir. Ancak yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı, tüm kamu görevlilerinde olduğu gibi yargı mensuplarının da reel gelirlerinde belirgin bir aşınmaya yol açmaktadır. Yıllardır süren enflasyonist baskı dikkate alındığında, sabit ücret artışlarının alım gücünü korumakta yetersiz kaldığı açıktır. Hâkim ve savcıların görevleri gereği ek kazanç elde etmelerine yönelik sıkı kısıtlar bulunmaktadır. Bu durum mesleğin “tek gelir kaynağına” bağımlı bir yapıda icra edildiği anlamına gelmektedir. Yüksek kiralar, büyükşehirlerdeki yaşam maliyeti, çocukların eğitimi ve benzeri zorunlu giderler dikkate alındığında, özellikle mesleğe yeni başlayanların ekonomik baskı altında olduğu, buna rağmen bütçe görüşmelerinde hâkim ve savcıların mali haklarını bağımsızlık ve tarafsızlık güvencesiyle ilişkilendiren bütüncül bir yaklaşımın yeterince ortaya konulmadığı görülmektedir. Ekonomik güvencenin zayıf olması, uzun vadede nitelikli hukukçuların yargı mesleklerini tercih etme motivasyonunu da azaltabilecek bir risk barındırmaktadır. Hâkim ve savcılar için tayin sistemi ve bölge esasına dayalı görev planlaması hem mesleki gelişim hem de aile ve özel hayat bakımından belirleyici bir unsurdur. Komisyon tutanaklarında da dile getirildiği üzere, mevcut uygulamada atama ve yer değiştirme süreçlerinde öngörülebilirlik ve istikrar sorunu yaşandığı, bazı yargı mensuplarının kısa aralıklarla birden fazla il değiştirmek zorunda kaldığı, bunun da hem mesleki verimlilik hem de aile bütünlüğü üzerinde olumsuz etkiler doğurduğu ifade edilmektedir. Özellikle eş durumu, çocukların eğitimi ve sağlık gerekçeleriyle yapılan mazeret taleplerinin pratikte her zaman tatmin edici şekilde karşılanmadığı yönündeki şikâyetler, kamuoyuna yansımaktadır. Tayin sisteminin objektif kriterlere dayalı, öngörülebilir ve aile hayatını gözeten bir yapıya kavuşturulamaması, yargı mensuplarının mesleklerini uzun vadeli planlayabilme imkanını daraltmakta, kurumsal aidiyet duygusunu zayıflatmaktadır. 138 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1436 ‒ Yargı mensuplarının önemli bir kısmı, görev yaptıkları yerlerde lojman ve barınma imkanlarının yetersizliğinden yakınmaktadır. Özellikle kira düzeylerinin yüksek olduğu büyükşehirler ve tayinle sık değişen illerde, yeterli sayıda, nitelikli ve adil kriterlerle dağıtılan lojman bulunmaması, hâkim ve savcıların bütçeleri üzerinde ciddi baskı yaratmaktadır. Komisyon görüşmelerinde de lojman yetersizliği sıkça dile getirilmiş, yeni adliye binaları ve yargı kampüsleri planlanırken lojman ihtiyacının göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanmıştır. Barınma sorunu, özellikle mesleğe yeni başlayan ve göreve sosyoekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerde başlayan hâkim ve savcılar için daha yakıcı hale gelmektedir. Yeterli lojman altyapısının bulunmaması, bu bölgelerde görev yapmayı gönüllü olarak tercih etme motivasyonunu da azaltmaktadır. Bu durum, bölgeler arası dengesizliği artıran bir başka faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Hâkim ve savcıların uğradığı zorluklar yalnızca ekonomik ve fiziki koşullarla sınırlı değildir. Meslek örgütleri, yargı mensupları arasında yapılan anketler ve kamuoyuna yansıyan değerlendirmeler, kurumsal iklim ve yönetim kültürü bakımından ciddi sorun alanları bulunduğuna işaret etmektedir. Amir–ast ilişkilerinde keyfî uygulama iddiaları, performans değerlendirmelerinin nesnel ölçütler yerine sübjektif kanaatlere dayandığı algısı ve tayin/terfi süreçlerinde liyakat dışı hususların etkili olabileceğine dair kaygılar, “kurumsal mobbing” tartışmalarını beslemektedir. Bu çerçevede, soruşturma veya kovuşturma süreçlerinde verilen takdir yetkisini hukuka uygun kullandığı halde, siyasi veya idari tartışmalar nedeniyle hedef haline getirilen yargı mensuplarıyla ilgili vakalar, yargı bağımsızlığı açısından da endişe vericidir. Etkili, bağımsız ve güven veren bir şikâyet mekanizmasının eksikliği, hâkim ve savcıların maruz kaldıkları baskı ve mobbing iddialarını resmi kanallara taşımalarını güçleştirmekte, sorunların kurum içinde birikmesine yol açmaktadır. Bu alanda bilimsel temelli psikososyal destek programları, mesleki tükenmişlik ve stres yönetimi eğitimleri ile bağımsız denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bazı adliyelerde duruşma salonlarının, kalemlerin ve savcılık bürolarının fiziki koşulları hem yargı mensupları hem çalışanlar hem de vatandaşlar açısından yeterli standartları karşılamamaktadır. Aşırı kalabalık adliye binaları, dosya ve evrak yoğunluğunu kaldırmakta 139 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1437 ‒ zorlanan kalemler, sınırlı sayıda zabıt kâtibi ve yardımcı personel, hâkim ve savcıların üzerindeki idari yükü artırarak asli yargısal faaliyete ayırabilecekleri zamanı azaltmaktadır. Dijital dönüşüm alanında atılan olumlu adımlara rağmen, altyapı sorunları ve insan kaynağı eksiklikleri nedeniyle UYAP ve benzeri sistemlerin her zaman yeterli verimle çalışamaması, iş yükünü hafifletmek yerine zaman zaman artıran bir etki yaratabilmektedir. Bu tablo, bütçe planlamasında yalnızca yeni mahkeme ve savcılık kadrolarının değil, aynı zamanda nitelikli yardımcı personel istihdamı, fiziki mekân iyileştirmeleri ve kesintisiz işleyen dijital altyapı yatırımlarının da önceliklendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Aksi halde, artan dosya sayısı karşısında hâkim ve savcıların “yalnız bırakıldığı” bir yargı mimarisi, hem adil yargılanma hakkı hem de etkin soruşturma yükümlülüğü bakımından ciddi riskler doğuracaktır. Hâkim ve Cumhuriyet savcılarının karşı karşıya bulunduğu zorluklar, ekonomik yetersizlikler, tayin ve lojman sorunları, aşırı iş yükü, kurumsal mobbing iddiaları ve yetersiz psikososyal destek başlıklarında yoğunlaşmaktadır. Adalet Bakanlığı bütçesi değerlendirildiğinde, yargı mensuplarının bu çok boyutlu sorunlarının bütçe mimarisine ve performans göstergelerine yeterince yansımadığı görülmektedir. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ancak insan onuruna yakışır çalışma koşullarına sahip, ekonomik ve mesleki güvencesi sağlanmış, liyakat esaslı ve mobbingden arındırılmış bir hâkim–savcı kadrosuyla mümkün olabilir. Bu nedenle 2026 Adalet Bakanlığı Bütçesi, yalnızca yeni adliye binaları ve personel sayılarını artırmaya yönelik değildir Hâkim ve savcıların yaşam ve çalışma koşullarını iyileştiren, iş yükünü makul seviyeye çeken, tayin ve lojman rejimini adil ve öngörülebilir hale getiren, psikososyal destek ve bağımsız denetim mekanizmalarını güçlendiren bütüncül bir yaklaşımla yeniden ele alınmalıdır. Aksi halde, “adaletin hızlandırılması” hedefi, yargı mensuplarının ağırlaşan yükü ve kötüleşen çalışma koşullarının gölgesinde, kâğıt üzerinde kalmaya devam edecektir. 140 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1438 ‒ ADALET İSTATİSTİKLERİ 2024 RAPORU İNCELEMESİ Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan 2024 Adalet İstatistikleri, 2015–2024 dönemini kapsayan on yıllık bir görünümle adalet sisteminin tüm kademelerinde iş yükü, dosya akışı ve sonuçlarını ortaya koymaktadır. Cumhuriyet başsavcılıkları, ceza ve hukuk mahkemeleri, icra ve iflas daireleri, idare ve vergi mahkemeleri, bölge adliye ve idare mahkemeleri ile Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve Uyuşmazlık Mahkemesi’ni kapsayan bu istatistikler, 2026 yılı bütçe teklifinin adalet hizmetlerinin etkinliği, kalitesi ve toplumsal etkisi bakımından değerlendirilmesine imkân tanımaktadır. Raporun ortaya koyduğu veriler, kâğıt üzerinde bazı alanlarda iyileşme sinyalleri olmakla birlikte, özellikle yargılama süreleri, vergi adaleti, çocuk adalet sistemi ve icra–iflas alanında derinleşen yapısal sorunlara işaret etmektedir. Dosya Temizleme Oranları ve Yargılama Süreleri 2024 yılında mahkeme türlerine göre dosya temizleme oranları incelendiğinde, yüksek yargıda ve bazı ilk derece mahkemelerinde kâğıt üzerinde olumlu bir tablo görülmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ceza dairelerinde dosya temizleme oranı bir önceki yıla göre %62,1 ile en yüksek artışı göstermiştir. Buna karşılık vergi mahkemelerinde dosya temizleme oranındaki değişim, %–24,3 ile en yüksek azalış olarak kayda geçmiştir. İdare mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay’ın ceza ve hukuk dairelerinde temizleme oranlarının 100’ün üzerinde olması, yıl içinde gelen dosyaların tamamı ile devreden dosyaların bir kısmının karara bağlandığını işaret etmektedir. Ancak bu görünüm, yargılamaların fiilî süresi ve vatandaşın adalete erişim deneyimi ile birlikte ele alındığında daha eleştirel bir okuma gerektirmektedir. Yargılama süreleri açısından bakıldığında 2024 yılı verileri daha da çarpıcıdır. Anayasa Mahkemesi’nde bir dosyanın ortalama görülme süresi 2023’e kıyasla %61,0 oranında artmıştır. Bölge idare mahkemelerinde ise ortalama görülme süresinde %19,0’lık azalma kaydedilmiştir. Buna karşın icra ve iflas dairelerinde ortalama görülme süresi 919 gün seviyesine ulaşmış, yani bir dosyanın takibi yaklaşık iki buçuk yılı bulmuştur. Bu durum, alacaklının korunması, ticari hayatın öngörülebilirliği ve ekonomik faaliyetlerin istikrarı bakımından ciddi bir yargısal tıkanmaya işaret etmektedir. 141 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1439 ‒ Yüksek mahkemelerde ve belirli mahkeme türlerinde güçlü görünen dosya temizleme oranları, icra–iflas dairelerindeki uzun yargılama süreleri ve Anayasa Mahkemesi’ndeki belirgin süre artışı ile birlikte değerlendirildiğinde, adalet hizmetlerinde “kâğıt üzerinde performans” ile vatandaşın hissettiği adalet hızının tam olarak örtüşmediğini göstermektedir. 142 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1440 ‒ Ceza Adale;nde Suç Profili ve Toplumsal Yansımalar Ceza mahkemelerinde seçilen suç türlerine göre 2023–2024 dosya endeksleri, suç profilindeki dönüşümü açıkça ortaya koymaktadır. 2024 yılında ceza mahkemelerine gelen dosyalarda dolandırıcılık, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul, bulundurma veya kullanma (TCK 191) ile uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (TCK 188) suçları en yüksek artış gösteren suç türleridir. Buna karşılık hırsızlık suçlarına ilişkin dosya sayısında yaklaşık %4 oranında azalma görülmektedir. Bu tablo, klasik malvarlığı suçlarının görece azalırken, daha karmaşık, çoğu zaman organize ve dijital boyutları olan suç tiplerinin öne çıktığını göstermektedir. Cumhuriyet başsavcılıklarında yıl içinde açılan dosyalara göre her 100.000 kişi başına düşen mağdur/müşteki ve şüpheli sayıları da toplumsal kriminalizasyon düzeyini göstermektedir. 2015 yılında her 100.000 kişide mağdur/müşteki sayısı 4.369 iken, 2024 yılında bu değer 4.816’ya yükselmiştir. Aynı dönemde şüpheli sayısı her 100.000 kişide 6.038’den 7.204’e çıkarak yaklaşık %19 oranında artmıştır. Bu veriler, ceza adalet sistemine maruz kalan nüfusun on yıllık dönemde belirgin şekilde arttığına işaret etmektedir. Suça Sürüklenen Çocuklar 2024 yılı istatistiklerinin en hassas başlıklarından birini, suça sürüklenen çocuklara ilişkin veriler oluşturmaktadır. Cumhuriyet başsavcılıklarında soruşturma evresinde suça sürüklenen çocuklara ilişkin toplam 201.959 dosya açılmıştır. Bu dosyalar kapsamında 222.329 çocuk hakkında işlem yapılmış, bu çocuklarla ilişkilendirilen toplam suç sayısı ise 414.034 olmuştur. Dosya düzeyinde bakıldığında 201.959 dosyanın 102.755’i kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sonuçlanmış, 81.109 dosyada ise kamu davası açılmıştır. Suça sürüklenen çocuklara ilişkin temel göstergeler (2024) Gösterge Değer Toplam soruşturma dosyası 201.959 Suça sürüklenen çocuk sayısı 222.329 Toplam suç sayısı 414.034 Kovuşturmaya yer olmadığı oranı (yaklaşık) %51 Basit oranlamayla, dosyaların yaklaşık %51’inde çocuk hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, çocukların yaklaşık %54’ü hakkında kovuşturmaya yer olmadığı, 143 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1441 ‒ yaklaşık %38’i hakkında ise kamu davası açıldığı görülmektedir. Bu tablo, on binlerce çocuğun ceza adalet sistemine soruşturma aşamasında dahi yoğun biçimde maruz kaldığını, ancak önemli bir kısmının yargılama açılmadan sistem dışına çıktığını göstermektedir. Çocuğun üstün yararı ilkesi bakımından bu veriler, önleyici sosyal politikalar, çocuk adalet sistemi için uzman kadrolar, rehberlik ve destek mekanizmalarına yönelik kaynak tahsisinin güçlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. “Mahkeme Türüne Göre Dosya Sayıları” ve “Mahkeme Türü ve Karar Türüne Göre Dosya Sayıları” 2024 yılı Adalet İstatistikleri, yargı teşkilatının farklı kademelerinde ortaya çıkan iş yükünü ve karar dağılımını son on yıla yayılan verilerle ayrıntılı olarak ortaya koymaktadır. “Mahkeme türüne göre dosya sayıları” ve “Mahkeme türü ve karar türüne göre dosya sayıları” tabloları birlikte değerlendirildiğinde, yargı sisteminin temel darboğazları, karar verme davranışlarındaki yönelimler ve kaynak tahsisi bakımından öne çıkan sorun alanları açık biçimde görülmektedir. Ceza yargısında 2023–2024 döneminde dikkat çekici bir artış meydana gelmiş, ceza mahkemelerine gelen dosya sayısı bir önceki yıla göre yaklaşık 533 bin artarak 3,9 milyon seviyesine yükselmiştir. Bu artış, dolandırıcılık, uyuşturucu ve dijital suçlar gibi daha karmaşık suç türlerindeki yükselişe paralel şekilde gerçekleşmiştir. Ceza mahkemelerinde 2015 yılında 624 bin olan mahkûmiyet kararlarının 2024 yılında 991 bine ulaşması, ceza adalet sisteminin giderek daha fazla mahkûmiyet üreten bir yapıya dönüştüğünü göstermektedir. Aynı dönemde beraat sayılarında düşüş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarında belirgin artış meydana gelmesi, ceza yargılamasının önemli bir bölümünün kesin hükme ulaşmadan “koşullu erteleme” mekanizmasına yöneldiğini ortaya koymaktadır. Hukuk mahkemelerinde dosya yükü 2015–2024 döneminde 3,4 milyon seviyesinden 5,3 milyon seviyesine çıkarak yaklaşık yüzde 58 oranında artmıştır. 2024 yılında tam kabul kararlarında görülen yükseliş ile “diğer kararlar” kategorisindeki sert artış, uyuşmazlıkların niteliği ile yargı dışı çözüm mekanizmalarının etkisizliği arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Dava şartı arabuluculuk ve uzlaştırma süreçlerinin, iş yükünü azaltmak yerine çoğu zaman dava öncesi zorunlu bir aşama haline geldiği, tarafları mahkemeye erişmeden önce bekleten fakat uyuşmazlığı çözüme ulaştırmakta sınırlı bir başarı sağlayan bir işlev üstlendiği görülmektedir. 144 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1442 ‒ İdari yargıda 2015 yılında 190 bin olan dosya sayısı 2024 yılında 362 bin seviyesine yükselmiştir. İdare mahkemelerindeki iptal kararlarının 10 yılda yüzde 54 oranında artması, idarenin işlem tesis etme süreçlerinde hukuka uygunluk bakımından önemli sorunlar bulunduğuna işaret etmektedir. Buna karşılık vergi mahkemelerinde 2015 yılında 108 bin olan toplam karar sayısının 2024 yılında 87 bine düşmesi, vergi uyuşmazlıklarının hem nicelik hem de karar dağılımı bakımından dalgalı bir seyir izlediğini göstermektedir. Bu alanda özellikle 2020–2021 dönemindeki artış ve sonrasında ortaya çıkan düşüş, mevzuat değişiklikleri, tahsilat politikaları ve dava açma eğilimleri ile yakından ilişkilidir. Yargı sisteminin en ağır yükü ise icra ve iflas dairelerinde ortaya çıkmaktadır. 2024 yılında 32,7 milyon dosyaya ulaşan icra-iflas iş yükü, tek başına tüm mahkemelerin toplam iş yükünü katlayarak aşmaktadır. 2023 yılında 38,9 milyon dosya ile tarihsel zirveye ulaşan bu alanda görülen kısmi düşüşe rağmen, icra daireleri ekonomik ve sosyal sorunların yargıya yansıdığı en yoğun alan olmaya devam etmektedir. Alacak-borç ilişkilerindeki bozulma, tüketici işlemleri, kredi ve abonelik kaynaklı takipler ile ticari iflas dosyaları icra sisteminin yapısal tıkanıklığını derinleştirmektedir. Mahkeme türü ve karar türü bakımından kararların dağılımı incelendiğinde, ceza yargısında daha cezalandırıcı bir çizginin, hukuk ve idari yargıda ise usulî kararların oranının artma eğiliminde olduğu görülmektedir. “Diğer kararlar” kategorisinin hukuk mahkemelerinde 2024 yılında 626 bin gibi yüksek bir seviyeye ulaşması, mahkemelerin dosya yükünü azaltmak amacıyla usulî yolları daha yoğun biçimde kullandığını göstermektedir. Bu durum, uyuşmazlıkların tam anlamıyla maddi çözüm bulunarak sonuçlandırılması yerine hızlı sonuç üretmeye odaklanan bir pratiğin geliştiğine işaret etmektedir. Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, 2026 yılı bütçesinin sadece personel sayısının artırılmasına değil, yargının en çok tıkanan alanlarına yönelik yapısal reformlara yönelmesi gerektiği görülmektedir. Özellikle icra-iflas alanında dijitalleşme, otomasyon ve alternatif çözüm mekanizmalarının güçlendirilmesi, ceza yargısında artan suç türlerine yönelik uzmanlaşmış birimlerin desteklenmesi, idari yargıda hukuka uygun işlem tesisine yönelik önleyici idare hukuku mekanizmalarının geliştirilmesi ve hukuk yargısında arabuluculuk süreçlerinin 145 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1443 ‒ niteliğinin artırılması gerekmektedir. 2024 yılı istatistikleri, adalet sisteminin yalnızca iş yükü bakımından değil, karar dağılımının niteliği bakımından da ciddi bir dönüşüm ve güçlendirme ihtiyacı olduğunu açıkça göstermektedir. Uzlaş`rma ve Arabuluculuk Mekanizmaları Uzlaştırma ve arabuluculuk mekanizmalarına ilişkin veriler, bu yolların artık adalet sisteminin yapısal bir unsuru haline geldiğini göstermektedir. Ceza yargılamasında uzlaştırma dosyaları 2017 sonrasında hızlı bir artış göstermiş, 2024 yılı itibarıyla yüz binlerce dosyada uzlaştırma süreci işletilmiştir. Hukuk yargılamasında ise, kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti, tarımsal üretim ve komşuluk hukuku gibi dava şartı arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklara ilişkin 2024 yılında 318.856 arabuluculuk dosyası açılmıştır. Bunlardan 314.948’i müzakere ile sonuçlanmıştır. 77.603 dosyada anlaşma sağlanırken, 223.865 dosyada anlaşma sağlanamamış, 13.480 dosyada ise diğer kararlar verilmiştir. Müzakere bekleyen dosya sayısı 3.908’dir. Dava şartı arabuluculuk sonuçları (2024) Gösterge Dosya sayısı Yaklaşık oran Açılan dosya 318.856 - Müzakeresi tamamlanan 314.948 %100 Anlaşma sağlanan 77.603 ≈ %25 Anlaşma sağlanamayan 223.865 ≈ %71 Diğer kararlar 13.480 ≈ %4 Tamamlanan arabuluculuk dosyalarında yaklaşık dörtte bir oranında anlaşma sağlanırken, %70’i aşan bir oranda uyuşmazlık mahkeme aşamasına taşınmaktadır. Bu durum, dava şartı arabuluculuk kurumunun uygulamada çoğu zaman etkin bir uyuşmazlık çözüm mekanizması olmaktan ziyade, tarafların mahkemeye erişmeden önce geçmek zorunda olduğu usulî bir “kapı” işlevi gördüğü yönündeki eleştirileri güçlendirmektedir. Bu alana ayrılan insan kaynağı ve bütçenin, kurumun niteliğini ve taraf memnuniyetini artıracak şekilde yeniden tasarlanması gerekmektedir. 146 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1444 ‒ Bütçe Açısından Adalet İsta;s;klerin Genel Değerlendirmesi 2024 Adalet İstatistikleri, 2026 yılı bütçe teklifine yalnızca iş yükü ve performans göstergeleri açısından değil, aynı zamanda adalet politikalarının yönü bakımından da önemli bir arka plan sunmaktadır. Yargıtay ve bazı mahkeme türlerinde yükselen dosya temizleme oranları, vergi mahkemelerinde yaşanan belirgin performans kaybı, icra–iflas dairelerinde yaklaşık üç yıla yaklaşan yargılama süresi ve Anayasa Mahkemesi’nde artan bekleme süreleri birlikte değerlendirildiğinde, kaynakların yalnızca nicelik olarak arttırılmasının yeterli olmadığı, doğru alanlara ve uzmanlaşmış birimlere yönlendirilmesi gerektiği görülmektedir. Ceza adaletinde dolandırıcılık ve uyuşturucu suçlarındaki artış ile her 100.000 kişide şüpheli sayısındaki yaklaşık %20’lik on yıllık yükseliş, toplumsal barış ve suç önleme politikalarının güçlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Buna rağmen bütçe teklifinde, suç önleyici programlar, gençlere ve çocuklara dönük sosyal destek mekanizmaları ile çocuk adalet sistemine yönelik özel kaynak tahsisi sınırlı kalmaktadır. Suça sürüklenen çocuklara ilişkin yüksek dosya ve çocuk sayıları karşısında, koruyucu–önleyici hizmetler ile rehabilitasyon programlarının güçlendirilmesi, adalet sisteminin yükünü orta vadede azaltacak en rasyonel yatırım alanı olarak ön plana çıkmaktadır. Uzlaştırma ve arabuluculuk mekanizmalarının nicel büyüklüğü, bu kurumların bütçe içindeki payının sorgulanmasını gerektirmektedir. Dava şartı arabuluculukta anlaşma oranının yalnızca dörtte bir düzeyinde kalması, bu alana ayrılan kaynakların etkinlik ve verimlilik açısından yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. 2026 yılı bütçesi tartışılırken, adalet sisteminin yalnızca dosya bazlı performans göstergeleriyle değil, hak arama özgürlüğünü güçlendiren, makul sürede ve adil yargılanma hakkını güvence altına alan, çocuğun üstün yararını gözeten ve toplumsal barışı önceleyen bir anlayışla ele alınması gerekmektedir. Ekonomik Krizin Adalet Sistemindeki Yansımaları: İcra, İflas ve Diğerleri… Türkiye’de son yıllarda derinleşen ekonomik kriz hem hane halklarının hem de işletmelerin ödeme gücünü sistematik biçimde aşındırmakta, bu durumun hukuki karşılığı ise icra ve iflas dosyalarında, konkordato başvurularında ve ekonomik suçlarda görülen belirgin artış olarak karşımıza çıkmaktadır. Borçlarını çeviremeyen vatandaş ve şirketler açısından icra 147 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1445 ‒ takibi, haciz, iflas tehdidi ve karşılıksız çek gibi başlıklar artık münferit olaylar değil, geniş toplum kesimlerinin günlük hayatını belirleyen bir “yapısal risk alanı” hâline gelmiştir. İYİ Parti açısından Adalet Bakanlığı bütçesini değerlendirirken temel hareket noktamız, bu ağır ekonomik tablonun yargı sistemine nasıl yansıdığını ve bütçenin bu yükü ne ölçüde karşıladığını ortaya koymaktır. Ana tespitimiz şudur: Türkiye’de ekonomi iyiye gitmemekte, bunun hukuki yansıması olarak icra–iflas alanına giren iş ve işlem hacmi sürekli artmakta, Adalet Bakanlığı bütçesi ise bu gerçekliğe uygun bir kapasite artışını ve yapısal reformu içermemektedir. Adalet Bakanlığı 2026 yılı bütçesi 389 milyar 560 milyon 443 bin TL’ye yükselmiş, 2025 yılı başlangıç ödeneğine göre yüzde 38,99 oranında artmıştır. Buna rağmen, bütçe gerekçesi ve Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısı analiz edildiğinde, adalet sisteminin en ağır yükünü taşıyan icra ve iflas dairelerinin mevcut personel ve altyapı kapasitesiyle iş yükünü çeviremez hâle geldiği bizzat resmî verilerle ortaya konulmaktadır. Adalet istatistiklerine göre 2024 yılında icra–iflas alanındaki iş yükü 32,7 milyon dosya seviyesine ulaşmıştır. 2015’te 18 milyon olan devreden dosya sayısı 2024’te 23,9 milyona çıkarak sistemin her yıl net dosya birikimi ürettiğini göstermiştir. İcra–iflas dairelerinde bir dosyanın ortalama işlem süresi 2023 yılında 582 gün iken, 2024 yılında 918 güne yükselmiştir. Sadece bir yılda yaklaşık yüzde 57’lik bir süre artışı yaşanmıştır. Bu tablo hem adalete erişim hakkı hem de ekonomik hayatın öngörülebilirliği bakımından alarm vericidir. Bakanlık bütçesinin kompozisyonu da bu yapısal sıkışmayı teyit etmektedir. 2026 yılı itibarıyla Adalet Bakanlığı bütçesinin yaklaşık üçte ikisi personel giderlerine, yaklaşık beşte biri mal ve hizmet alımlarına ayrılmaktadır. Yatırımlar, modernizasyon, dijital altyapı, uzmanlaşmış birimler ve doğrudan vatandaşa dokunan iyileştirmeler için sınırlı bir pay kalmaktadır. Personel giderlerinde yüzde 43,91’lik artışa rağmen, bu artışın adalet hizmetinin hızına ve kalitesine ne kattığını gösteren, icra–iflas dairelerindeki ortalama işlem süresini düşürmeye dönük somut bir performans göstergesi ortaya konulamamıştır. Bütçe kitapçığı ve program bazlı sınıflandırma, icra–iflas alanını “en ağır yükü taşıyan ama en zayıf desteklenen” alanlardan biri hâline getirmiştir. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün 4 Haziran 2025 tarihli “Türkiye’nin İcra ve İflas Raporu” çalışması, bu resmi verileri tamamlayan ve bütünleyen bir çerçeve sunmaktadır. Rapora göre icra, iflas ve konkordato sistemindeki hareketlilik, enflasyon, faiz oranları, kredi 148 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1446 ‒ daralması, işsizlik ve döviz oynaklığı gibi makroekonomik göstergelerle doğrudan bağlantılıdır ve aynı zamanda toplumsal güven ile ahlaki çözülme döngüsünün de bir yansımasıdır. Çalışmada iflas kurumunun Türkiye’de “fiilen devre dışı” olduğu, buna karşılık zombi şirket oranının yüksek seyrettiği ve icra dosyaları ile ceza soruşturmaları arasındaki paralel artışın dikkat çekici boyutlara ulaştığı vurgulanmaktadır. İflas kurumunun tasfiye ve yeniden başlangıç imkânı tanıyan bir mekanizma olmaktan çıkıp, âtıl ve istatistiksel olarak düşük seyrettiği, buna karşılık fiilen iflas etmiş çok sayıda şirketin konkordato, yeniden yapılandırma veya gayriresmî uzlaşı yollarıyla sistem içinde sürüncemede tutulduğu belirtilmektedir. IMF’nin “The Rise of the Walking Dead: Zombie Firms Around the World” çalışmasına atıfla, Türkiye’de halka açık olmayan şirketlerde zombi oranının yüzde 13, halka açık şirketlerde yaklaşık yüzde 8 seviyesinde olduğu, yüksek enflasyon, kredi daralması ve reel kârlılık erozyonu dikkate alındığında gerçek oranın yüzde 20’lere yaklaştığı tahmin edilmektedir. Bu, her 5 şirketten yaklaşık 1’inin ekonomik olarak iflas etmiş olmasına rağmen yapay finansal destekler ve borç çevirme mekanizmalarıyla sistemde tutulduğu anlamına gelmektedir. Böyle bir yapı, kaynak dağılımını bozan, verimliliği düşüren ve bankacılık sektörü ile rekabet düzeni açısından riskleri büyüten bir zemin yaratmaktadır. Adalet Bakanlığı bütçe evrakında bu tespitlere karşılık gelecek şekilde iflas hukukunun, konkordato rejiminin ve ticari tasfiye mekanizmalarının bütüncül bir bakışla gözden geçirildiği, icra–iflas dairelerinin bu işlevi destekleyecek biçimde yeniden yapılandırıldığına dair bir programatik yaklaşım bulunmamaktadır. KOBİ kredileri ve reel kredi daralmasına ilişkin veriler de icra–iflas cephesindeki yükün finansal bağlamını ortaya koymaktadır. BDDK verileri üzerinden yapılan analizde Ocak 2023’te 1,745 trilyon TL olan KOBİ kredisi stoku, Mayıs 2025’te 3,824 trilyon TL’ye yükselmiştir. Nominal artış yüzde 120 iken, aynı dönemde kümülatif enflasyon yaklaşık yüzde 240 civarındadır. Fiyatlar ortalama 3,4 katına çıkarken kredi stoğu yalnızca 2,2 katına çıkmıştır. Nominal olarak genişler görünen kredi hacmi, reel anlamda ciddi bir daralmaya işaret etmektedir. İşletmelerin finansmana erişimi kolaylaşmak bir yana, gerçekte zayıflamakta, zombi şirketler borç servislerini çevirmekte zorlandıkça icra–iflas baskısı, alacak–borç uyuşmazlıkları ve konkordato başvuruları artmaktadır. 149 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1447 ‒ Bu gelişmeler, Adalet Bakanlığının icra–iflas ve ekonomik suçlar cephesinde artan iş yükünün yalnızca yargısal bir sorun değil, para–kredi politikalarının ve enflasyonist sürecin doğal bir sonucu olduğunu göstermektedir. İflas istatistiklerinin güvenilirliği ve “iflas kültürü eksikliği” de raporda altı çizilen bir diğer başlıktır. 2019–2024 dönemine ait verilere bakıldığında, yıl içinde açılan iflas dosyalarının sayısının oldukça sınırlı ve oynak olduğu, karar çıkan dosya sayısının ise daha da düşük kaldığı görülmektedir. Bu durum, yüzeysel bakışla “şirket iflasları az, sistem sağlıklı” gibi yanlış bir sonuca yol açabilmektedir. Yine TÇE tarafından hazırlanan rapor, Türkiye’de iflasın şirketler açısından “son çare” bile olmayan, fiilen devre dışı bir kurum hâline geldiğini, şirketlerin iflas ilan etmek yerine konkordato, yeniden yapılandırma, bankalarla gayriresmî anlaşmalar ve kamu destekleriyle süreçleri uzattığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla iflas istatistiklerindeki düşüş, ekonomik iyileşmeden ziyade iflas hukukunun işlevsizleşmesine işaret etmektedir. Bu da bütçe tartışmalarında “iflas hukukunun ve ticari tasfiye mekanizmalarının yeniden tasarlanması” gereğini güçlü biçimde gündeme getirmektedir. Konkordato cephesinde ise “başvuru patlaması–tasdik çöküşü” olarak özetlenebilecek bir tablo oluşmuştur. Adalet Bakanlığı her ne kadar konkordatoya ilişkin ayrıntılı resmî istatistik yayımlamasa da Ticaret Sicili ve Resmî İlan Portalı verilerinin birleştirilmesiyle yapılan analizler, konkordato başvurularının tarihsel zirveye çıktığını, buna karşılık tasdik oranlarının tarihsel dip seviyelere gerilediğini göstermektedir. Bu ikili yapı, borçlu şirketler bakımından konkordatonun dürüst borçlunun korunması amacından saparak kötü niyetli borç erteleme ve alacaklılardan kaçınma aracına dönüşmesi riskini artırmakta, alacaklılar ve tedarik zinciri açısından ciddi belirsizlik ve zincirleme riskler üretmektedir. Yargı açısından ise büyük emek ve kaynak harcanan dosyaların çok düşük oranda sonuçlandığı, verimsiz bir alan yaratmaktadır. Buna rağmen Adalet Bakanlığı bütçe gerekçesinde konkordato yargılamalarının kalitesini, süresini ve sonucunu iyileştirmeye dönük özel bir programlama ve kaynak tahsisi öngörülmemiştir. İcra–iflas dairelerindeki birikmiş yük ve süre krizi Adalet Bakanlığı adalet istatistikleri ile teyit edilmektedir. 2015–2024 döneminde her yıl açılan icra dosyası sayısı kapanan dosya sayısını aşmış, sistem her yıl net dosya birikimi üretmiştir. Devreden dosya sayısı 2015’te 18 milyon iken 2024’te 23,9 milyona yükselmiştir. Adalet istatistiklerine dayanarak hazırlanan analizde, icra–iflas dosyaları için ortalama işlem süresi 2023’te 582 günden 2024’te 918 güne 150 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1448 ‒ çıkmış, bir yılda yüzde 57’lik bir sıçrama yaşanmıştır. Bu artış, adalete erişim hakkını zayıflatmakta, alacak–borç ilişkilerinde tahsilat güvencesini aşındırmakta ve yargı hizmetinin “makul süre” içinde yerine getirilmesi yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal eden bir yapısal tıkanmaya işaret etmektedir. Adalet Bakanlığı bütçesinin icra–iflas daireleri için önerdiği kaynak artışları, bu yapısal krizi çözmekten uzak, personel, dijital altyapı, uzmanlaşmış bürolar ve süreç yönetimi bakımından gerekli kapasite artışını karşılamaktan yoksundur. Ticari hayatın erken uyarı göstergesi niteliğindeki karşılıksız çek istatistikleri de ekonomik sıkışıklığın icra–iflas sistemine yansımasını güçlendirmektedir. 2023 yılında karşılıksız çıkan çek adedi 146.986, tutarı ise 57,2 milyar TL iken, 2024’te bu rakamlar 273.303 adet ve 177,4 milyar TL’ye yükselmiştir. 2025 yılının ilk üç ayında da eğilimin bozulmadan devam ettiği görülmüştür. Bankaya ibraz edilen çekler içinde karşılıksız kalanların oranı hem adet hem tutar bazında yükselmektedir. Özellikle tutar bazında artışın daha belirgin olması, yüksek meblağlı çeklerdeki sorunların derinleştiğine işaret etmektedir. Bu veriler, çekin “güven aracı” olma özelliğini kaybederek kriz dönemlerinde riski büyüten bir unsur hâline geldiğini göstermektedir. İcra–iflas dosyalarına konu olan alacakların niteliğini de daha kırılgan bir zemine taşımaktadır. Malvarlığına karşı suçlar ve ekonomik suçlardaki yükseliş, ekonomik krizin ceza adaletine yansıyan boyutunu ortaya koymaktadır. 2024 yılında malvarlığına karşı suçlar kapsamında yaklaşık 5 milyon ceza soruşturması dosyası açılmış; bu dosyalarda yaklaşık 6 milyon kişi şüpheli sıfatıyla işlem görmüştür. Başka bir ifadeyle, 2024 yılı içinde Türkiye’de yaşayan her 14 kişiden biri malvarlığına karşı suçlarla ilgili bir soruşturmaya konu edilmiştir. Özel kanunlara göre ekonomik suçlarda da benzer bir sıçrama göze çarpmaktadır: 5941 sayılı Kanun kapsamındaki karşılıksız çek suçları 2024’te 141.658’e yükselmiş, Vergi Usul Kanunu’nun 359’uncu maddesindeki vergi suçları 2022’de 23.673 iken 2024’te 215.830’a çıkmıştır. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamındaki suç sayıları yapısal olarak yüksek seviyesini korumuştur. İcra ve İflas Kanunu kapsamındaki suçlar ise ekonomik baskı dönemlerinde artış eğilimini sürdürmüştür. Bu tablo, ekonomik sıkışıklığın yalnızca icra–iflas dosyalarında değil, ceza hukukunun en yoğun işlediği alanlarda da katmanlı bir kriz ürettiğini göstermektedir. 151 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1449 ‒ Kriz dönemlerinde icra–iflas dosyaları artarken, toplumun bazı kesimleri bu artışı sistemin zayıflığının göstergesi olarak görmekte, yükümlülükleri yerine getirmemek veya sistemin açıklarını kullanmak normalleşmektedir. Bu durum, borcunu ödemeye çalışan kesimlerde adalet duygusunu zedelemekte, toplumsal güveni aşındırmakta ve ahlaki çözülmeyi hızlandırmaktadır. Sonuçta icra–iflas dosyalarındaki artışın nedenleri arasında hem “ödeyemeyenler” hem de “ödemeyenler” bulunmaktadır. Bu çerçevede Adalet Bakanlığı bütçesinin yalnızca işlem kapasitesini artırması değil, hukukun genel caydırıcılığını, öngörülebilirliğini ve güven vericiliğini güçlendirecek politika ve programları da içermesi gerekmektedir. Bütün bu veriler ışığında İYİ Parti, Adalet Bakanlığı 2026 yılı bütçesinin, Türkiye’de hızla artan icra–iflas yüküne, konkordato rejimindeki tıkanmaya, ekonomik suçlardaki sıçramaya ve adalet hizmetinin aşırı yavaşlamasına cevap vermekten uzak olduğunu tespit etmektedir. Vatandaşların ve şirketlerin icra ve iflasla yüzleştiği, ekonomik göstergelerin kötüleştiği bir dönemde Adalet Bakanlığı bütçesinin icra–iflas dairelerinde uzman personel istihdamı, dosya yönetimi, elektronik tebligat ve UYAP entegrasyonu, veri analitiği ve risk yönetimi, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının yaygınlaştırılması gibi başlıklara öncelik vermesi gerekirken, mevcut bütçe mimarisi ağırlıklı olarak cari giderleri finanse eden, performans göstergeleri zayıf ve yapısal reform perspektifinden yoksun bir çerçeve sunmaktadır. Bu nedenle partimiz, hem ekonomik krizin mağduru olan vatandaşın ve işletmenin korunması hem de hukukun öngörülebilirliği ve adalete erişim hakkının güçlendirilmesi amacıyla icra–iflas alanında köklü bir yasal ve kurumsal reform yapılmasını, Adalet Bakanlığı bütçesinin de bu reformu destekleyecek biçimde yeniden tasarlanmasını zorunlu görmekte, mevcut bütçe teklifine bu gerekçelerle muhalefet etmektedir. Türkiye’de icra ve iflas hukukunu ilgilendiren bu ağır tablonun hafifletilmesi ve sistemin yeniden işler, öngörülebilir ve makul sürede sonuç üretir hâle getirilebilmesi için, icra ve iflas dairelerinde yeni personel istihdamını, mevcut personel sayısının ve nitelikli uzman kadroların artırılmasını, dosya yönetimi, elektronik tebligat, UYAP entegrasyonu ve otomasyon süreçlerini güçlendirecek dijital altyapı yatırımlarını, özellikle büyükşehirlerde ve borç–alacak trafiği yoğun bölgelerde uzmanlaşmış icra birimlerinin kurulmasını ve mevcut birimlerin fiziki kapasitesinin artırılmasını öngören ilave ödenek içeren önergemiz Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasında AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir. 152 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1450 ‒ TÜRK HUKUK SİSTEMİNİN ULUSLARARASI ENDEKSLERDE GERİ KALMASI Türkiye’nin hukuk ve adalet sistemini ilgilendiren uluslararası endeksler, son yıllarda ülkemizin dünya ölçeğinde giderek daha kötü bir tablo çizdiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, temel hak ve özgürlükler ile sendikal haklar gibi alanları ölçen saygın endekslerde Türkiye, artık yalnızca alt sıralarda yer alan bir ülke değil, otoriter sicili tartışmalı ülkelerle aynı kümeye düşmüş, “sistematik gerileme yaşayan ülkeler” kategorisine girmiştir. Bu tablo, bir yandan ülkemizdeki hukuk ihlallerinin dışarıdan nasıl görüldüğünün somut bir göstergesi, diğer yandan Türkiye’nin uluslararası itibarını zedeleyen yapısal bir sorun olarak karşımızdadır. Dünya Adalet Projesi’nin (World Justice Project – WJP) yayımladığı Hukukun Üstünlüğü Endeksi, sekiz temel başlık (yürütmenin yetkilerinin sınırlandırılması, yolsuzluğun yokluğu, açık ve şeffaf devlet, temel haklar, güvenlik ve asayiş, düzenleyici uygulamaların kalitesi, sivil adalet, ceza adaleti) üzerinden 140’tan fazla ülkeyi karşılaştırmaktadır. Türkiye, bu endekste son yıllarda sürekli gerileyerek, 2025 verilerine göre 143 ülke arasında 118. sıraya düşmüştür. Bu sıralama, Türkiye’yi hukukun üstünlüğü bakımından dünyanın en sorunlu ülkeleri arasına yerleştirmektedir. Özellikle “yürütmenin yargı ve yasama tarafından sınırlandırılması”, “yargı bağımsızlığı” ve “ceza adaletinin etkinliği” başlıklarında ağır zafiyetler bulunduğunu göstermektedir. Hukukun Üstünlüğü Endeksi 0,46 0,44 0,42 0,4 0,38 0,36 0,34 0,32 Bangladeş Mozambik Nijerya Guatemala Kongo Cumhuriyeti Meksika Uganda Rusya Federasyonu İran, İslam Cumhuriyeti Togo Gabon El Salvador Zimbabve Nijer Madagaskar Honduras Angola Türkiye Gine Mali 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 153 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1451 ‒ Adalet Bakanlığı 2026 yılı bütçe görüşmelerinde dahi WJP verileri tartışma konusu olmuştur. Adalet Bakanı, Türkiye’nin söz konusu endekste 118. sırada gösterildiğini kabul etmekle birlikte, endeksin metodolojisini ve objektifliğini sorgulamayı tercih etmiştir. Yine aynı tutanaklarda Bakan, farklı uluslararası endeksler için de benzer bir biçimde “inandırıcılığını yitirdiler” yönünde genelleyici ifadeler kullanmış, kötüleşen sıralamaları açıklamak yerine endeksleri itibarsızlaştırmayı tercih etmiştir. Oysa bütçe hakkı açısından asıl yapılması gereken, bu göstergelerin işaret ettiği yapısal sorunları ciddiyetle ele almak, yargı bağımsızlığını, adil yargılanma hakkını ve hukukun üstünlüğünü güçlendirecek somut politika ve bütçe adımları ortaya koymaktır. V-Dem Enstitüsü’nün “Democracy Report 2025” başlıklı çalışması da Türkiye’deki hukuk ve adalet alanındaki bozulmayı teyit etmektedir. V-Dem, yalnızca seçimleri değil, yürütmenin yargı ve yasama tarafından denetlenmesini, hukukun üstünlüğünü, temel hak ve özgürlükleri ve siyasal katılımı birlikte ölçen Liberal Demokrasi Endeksi (LDI) ile dünyada 179 ülkeyi karşılaştırmaktadır. Türkiye, bu endekste son on yılda en sert gerileme yaşayan ülkeler arasında sayılmakta, “liberal demokrasi” kategorisinden çıkarak “seçimli otoriter rejimler” grubuna doğru kaydığı vurgulanmaktadır. Yargının yürütme karşısındaki bağımsızlığının zayıflaması, yüksek mahkeme kararlarına fiilen uyulmaması, parlamento denetim mekanizmalarının etkisizleştirilmesi ve temel haklar alanındaki kısıtlamalar, bu düşüşün başlıca gerekçeleri arasında gösterilmektedir. Küresel Gösterge (2024) Skor (0–1 arası) 10 yıllık eğilim* Sıra Önemli düşüş Liberal Demokrasi Endeksi (LDI) 139 0,12 («) Önemli düşüş Seçim Demokrasisi Endeksi (EDI) 122 0,29 («) Liberal Bileşen (LCI – hukukun üstünlüğü, Önemli düşüş 146 0,26 yargı) («) Eşitlikçi Bileşen (ECI) 107 0,54 Orta seviye Önemli düşüş Katılımcı Bileşen (PCI) 118 0,42 («) Çok düşük Müzakereci Bileşen (DCI) 158 0,18 seviye 154 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1452 ‒ V-Dem’in alt endeksleri, Türkiye’nin özellikle “liberal bileşen” (hukukun üstünlüğü, yargısal ve yasama denetimi), “katılımcı bileşen” ve “müzakereci bileşen” alanlarında çok düşük skorlarla anıldığını ortaya koymaktadır. Kanun önünde eşitlik, yargıya erişim, mülkiyet hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı gibi göstergelerdeki gerileme, yargısal denetimin, yüksek mahkemelerin bağımsızlığının ve parlamentonun yürütme üzerindeki denetim kapasitesinin zayıflamasıyla birleştiğinde, Türkiye’nin demokrasi ve hukuk devleti bakımından otoriter rejimlerle aynı alt dilimlerde konumlandığı görülmektedir. Bu tablo, Adalet Bakanlığının “Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir” yönündeki tekrarlanan beyanlarının uluslararası düzlemde karşılık bulmadığını ve içerikten ziyade sloganik bir söylem olarak algılandığını göstermektedir. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) her yıl yayımladığı Küresel Haklar Endeksi de Türkiye’de hukukun ve adaletin durumunu işçi hakları perspektifinden ortaya koymaktadır. Endeks, sendikalaşma özgürlüğü, toplu pazarlık hakkı, grev hakkı, ifade ve toplanma özgürlüğü ile adalete erişim gibi temel çalışma haklarını 1’den 5’e kadar derecelendirmektedir. ITUC raporlarında Türkiye uzun süredir “5” notu ile, yani “haklara hiçbir güvence yok” kategorisinde yer almakta ve işçiler açısından en kötü ülkelerin bulunduğu gruba dâhil edilmektedir. Sendikal örgütlenmeye yönelik idari ve cezai baskılar, grev yasakları, işten çıkarmalar, yargının işçi lehine karar vermedeki tereddütleri ve sendikal tazminat davalarındaki uzun yargılama süreleri, bu olumsuz değerlendirmenin başlıca sebepleri arasında sayılmaktadır. ITUC’un Türkiye bölümlerinde, sendikal hakların hukuken tanınmasına rağmen fiilen güvencesiz hâle geldiği, yargı yoluna başvuran işçilerin uzun süren davalar ve etkisiz yaptırımlar nedeniyle hakkını zamanında alamadığı vurgulanmaktadır. Bu durum, Adalet Bakanlığının hem iş mahkemeleri hem de çalışma hayatına ilişkin ihtisas daireleri nezdinde hızlı ve etkili bir adalet hizmeti sunamadığını, iş uyuşmazlıklarının çözümünde “etkili başvuru yolu” olma niteliğinin zedelendiğini göstermektedir. Nitekim bütçe tutanaklarında da muhalefet milletvekilleri, özellikle sendikal hak ihlalleri ve işçi davalarındaki gecikmeler üzerinden Bakanlığın performansını eleştirmiştir. Buna rağmen bütçede bu alanları güçlendirecek özel bir programlayıcı yaklaşım görülmemiştir. Adalet Bakanlığı bütçe görüşmelerinde iktidar cephesinin ortak tutumu, bu uluslararası endeksleri “siyasi”, “objektif değil” veya “Türkiye karşıtı lobilerin ürünü” olarak niteleyip 155 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1453 ‒ bütünüyle reddetmek yönünde olmuştur. Oysa söz konusu çalışmalar, farklı coğrafyalardan akademisyenlerin, hukukçuların ve sivil toplum aktörlerinin katkısıyla, şeffaf metodolojilere dayalı olarak yürütülen ve onlarca göstergeyi birlikte değerlendiren bağımsız ölçüm araçlarıdır. Tek bir endeksin tek bir göstergesiyle sınırlı bir okuma bile, Türkiye’de hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, temel haklar ve sendikal haklar konusunda ciddi sorunlar olduğunu teyit ederken, üç ayrı endeksin kesişim kümesinde Türkiye’nin sürekli olarak alt sıralarda yer alması, yapısal bir krize işaret etmektedir. Bu göstergeler aynı zamanda, ekonomik ve diplomatik alanda da Türkiye’nin karşılaştığı güven sorununun hukuki arka planını ortaya koymaktadır. Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı puanları düşük olan ülkeler, doğrudan yabancı yatırım, uzun vadeli kredi ve teknoloji transferi bakımından daha yüksek risk primiyle karşı karşıya kalmakta; uluslararası finans kuruluşları ve yatırımcılar nezdinde “öngörülebilir olmayan” ülke kategorisine girmektedir. WJP, V-Dem ve ITUC gibi endekslerdeki kötüleşme, Türkiye’nin uluslararası hukuk ve demokrasi liginde alt basamaklara inmesinin yanı sıra, ekonomik kırılganlığı ve sermaye maliyetini de artıran bir faktör hâline gelmiştir. Ayrıca, Avrupa Birliği Komisyonu’nun 4 Kasım 2025 tarihli “Türkiye 2025 Raporu”nda yer alan 23. (Yargı ve Temel Haklar) ve 24. (Adalet, Özgürlük ve Güvenlik) bölümlerine ilişkin tespitler, Türkiye’nin hukukun üstünlüğü alanındaki gerilemesini uluslararası resmî bir belgeyle de teyit etmektedir. Raporda Türkiye, yargının işleyişi, temel haklar ve ifade özgürlüğü bakımından “erken aşama” düzeyinde ve önceki yıllara kıyasla “geri giden” (backsliding) bir ülke olarak nitelenmektedir. HSK’nın yapısı ve yargı atama rejiminin yürütmenin etkisine açık olduğu, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmamasının sistemin bütünlüğünü zedeleyen yapısal bir sorun haline geldiği vurgulanmaktadır. Terörle mücadele mevzuatının muğlak ve geniş yorumunun, gazeteciler, avukatlar, insan hakları savunucuları ve muhalif siyasetçiler hakkında seçici soruşturmalara zemin hazırladığı, RTÜK ve yeni “dezenformasyon” düzenlemeleri üzerinden muhalif ve bağımsız medyaya yönelik baskının arttığı kaydedilmektedir. 156 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1454 ‒ 24. bölümde ise Türkiye, göç yönetimi ve sınır güvenliğinde belli teknik ilerlemelere rağmen, kişisel verilerin korunması, organize suçla mücadele ve AB müktesebatına uyum bakımından “orta düzeyde hazırlanmış” ama ilerleme kaydedemeyen bir ülke olarak tanımlanmaktadır. Bu bütüncül tablo, uluslararası endekslerdeki düşük sıralamaların tesadüf olmadığını, aksine AB Komisyonu gibi resmî aktörlerin de Türkiye’yi yargı bağımsızlığı, temel haklar ve adalete erişim alanlarında geriye giden bir ülke olarak gördüğünü göstermekte, Adalet Bakanlığı bütçesinin bu yapısal sorunları giderecek bir reform ve kaynak dağılımı içermemesinin ağır bir politika zaafı olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye’nin hukuku ilgilendiren uluslararası endekslerde ve çalışmalarda çizdiği bu olumsuz tablo, yalnızca soyut bir sıralama meselesi değildir. Bu endekslerin ortaya koyduğu veriler, Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmamasından tutukluluğun fiilî cezaya dönüşmesine, ifade ve örgütlenme özgürlüğündeki kısıtlamalardan sendikal hak ihlallerine, adil yargılanma hakkının zayıflamasından yargı bağımsızlığının gölgelenmesine kadar geniş bir alanda yaşanan hukuk ihlallerinin dışa yansıyan aynasıdır. Adalet Bakanlığı bütçesi, bu aynayı kırmaya çalışmak yerine, gösterdiği gerçeklerle yüzleşmeyi ve hukukun üstünlüğünü esas alan kapsamlı bir reform perspektifi ortaya koymayı gerektirmektedir. Aksi hâlde Türkiye, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve temel haklar alanında listelerin sonuna doğru gerilemeye, bununla bağlantılı ekonomik ve siyasal itibar kaybını daha ağır biçimde yaşamaya devam edecektir. Delilli-Tescilli Hak İhlalleri Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu, 23 Eylül 2012 tarihinde hukuk sistemimize girmiş ve temel hak ve özgürlüklerin korunması bakımından ikincil nitelikte bir güvencenin tesis edilmesini amaçlamıştır. Bu mekanizma, iç hukuk yolları tüketildikten sonra bireylerin kamu gücünün işlem, eylem ve ihmalleri nedeniyle maruz kaldıkları hak ihlallerini denetlemeyi, ihlal tespiti hâlinde de idare ve yargı organlarının kendilerini Anayasa’ya uygun hâle getirmesini öngörmektedir. 23.09.2012–30.06.2025 dönemine ilişkin istatistikler, bireysel başvurunun kâğıt üzerinde güçlü bir mekanizma olmasına rağmen, fiilî uygulamada yargı sistemimizdeki yapısal sorunların derinliğini ortaya koyan çarpıcı bir tabloya işaret etmektedir. 157 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1455 ‒ 158 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1456 ‒ Anılan dönemde verilen 80.884 ihlal kararının yaklaşık %69,8’inin (56.443 dosya) “makul sürede yargılanma hakkı”na, %9,4’ünün (7.587 dosya) ise “adil yargılanma hakkı”na ilişkin olması, dört ihlal kararından neredeyse üçünün doğrudan yargılamaların süresi ve yargılamanın kalitesine dair sorunlardan kaynaklandığını göstermektedir. Bu veri, Türkiye’de temel hak ihlallerinin en yoğun yaşandığı alanın, doğrudan yargı teşkilatının işleyişi ve Adalet Bakanlığının sorumluluk alanına giren yargı hizmetlerinin etkinliği olduğunu ortaya koymaktadır. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin tartışmaların yanı sıra, mahkemelerin iş yükü, personel dağılımı, dijital altyapı ve süreç yönetimi bakımından yaşanan yetersizlikler; makul sürede yargılanma ve adil yargılanma hakkı ihlallerinin kronik hâle gelmesine yol açmaktadır. Mülkiyet hakkına ilişkin 5.813 ihlal kararı (%7,2), bireysel başvuru istatistiklerinde üçüncü sırada yer almaktadır. Kamulaştırma, el koyma, müsadere, vergi ve idari para cezaları ile icra–iflas süreçlerinde idarenin mülkiyet alanına müdahalelerinde Anayasa’ya uygunluk bakımından ciddi sorunlar bulunduğunu göstermektedir. Bu tablo, özellikle ekonomik kriz dönemlerinde kamu otoritesinin vergi, icra ve idari yaptırım politikalarını uygularken ölçülülük, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerini yeterince gözetmediğini, bireylerin malvarlığı üzerinde öngörülemeyen, ağır ve zaman zaman keyfî sonuçlar doğurabilen uygulamaların yaygın olduğunu ortaya koymaktadır. İfade özgürlüğü alanında verilen 4.552 ihlal kararı (%5,6), özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına ilişkin 1.976 ihlal (%2,4) ve toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına ilişkin 1.548 ihlal (%1,9) birlikte değerlendirildiğinde, temel özgürlükler bakımından da yapısal bir sorun yumağı ile karşı karşıya olunduğu görülmektedir. Sosyal medya paylaşımlarına, basın ve ifade faaliyetlerine yönelik cezai ve idari yaptırımlar, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği konusundaki eksiklikler, barışçıl toplantı ve gösterilerin sık sık yasaklanması veya dağıtılması gibi uygulamalar, Anayasa Mahkemesinin kararlarıyla Anayasa’ya aykırı bulunmakta ve Türkiye’nin insan hakları profiline ağır bir gölge düşürmektedir. Bu durum hem iç hukuk hem de tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler karşısında, hukuk devleti ilkesinin zedelendiğini ortaya koymaktadır. Kötü muamele yasağına ilişkin 1.146 ihlal kararı (%1,4), kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin 897 ihlal kararı (%1,1) ve yaşam hakkına ilişkin 300 ihlal kararı (%0,4) oran olarak nispeten düşük görünmekle birlikte, nitelik itibarıyla en ağır ihlallere işaret etmektedir. 159 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1457 ‒ Kolluk kuvvetlerinin güç kullanımında, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin uygulanmasında, ceza infaz kurumlarındaki yaşam koşullarında ve yaşam hakkını ilgilendiren olaylarda etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmesinde yapısal sorunlar bulunduğu, Anayasa Mahkemesi kararlarıyla somut biçimde ortaya konulmuştur. İnsan onuruna saygı, işkence ve kötü muamelenin mutlak biçimde yasaklanması ve yaşam hakkının korunması gibi en temel yükümlülükler bakımından dahi binlerle ve yüzlerle ifade edilen ihlal sayıları, hukuk devleti iddiası ile bağdaşmamaktadır. Sendika hakkına (218 ihlal, %0,3), maddi ve manevi varlığın korunması hakkına (167 ihlal, %0,2), örgütlenme özgürlüğüne (90 ihlal, %0,1) ve suç ve cezaların kanuniliği ilkesine (60 ihlal, %0,1) ilişkin ihlal kararları ise özellikle çalışma hayatı, sivil toplum faaliyetleri ve ceza normlarının öngörülebilirliği bakımından sorunların devam ettiğini göstermektedir. Sendikal faaliyetler nedeniyle disiplin ve ceza yaptırımlarına maruz bırakılan çalışanlar, dernek ve vakıf faaliyetlerine getirilen ölçüsüz sınırlamalar ve tipiklik–belirlilikten uzak ceza düzenlemeleri, bireylerin hak ihlallerine maruz kalmasına yol açmakta, Anayasa Mahkemesi bu alanlarda da sistematik bir sorun alanını işaret etmektedir. Eğitim hakkına (50 ihlal), seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkına (18 ihlal), din ve vicdan özgürlüğüne (13 ihlal), bireysel başvuru hakkına (5 ihlal) ve hükmün denetlenmesini talep etme hakkına (1 ihlal) ilişkin sayılar istatistiksel olarak daha sınırlı görünse de bu durum, bu alanlarda sorunsuz bir tablo olduğu anlamına gelmemektedir. Aksine, başvuru sayısının görece düşük olması, bu ihlallerin başka hak başlıkları altında ele alınması veya bireylerin bu alanlarda bireysel başvuru mekanizmasını yeterince kullanmaması gibi nedenlerle, gerçek tablonun istatistiklere tam yansımadığı anlaşılmaktadır. Nitekim ayrımcılık yasağı ve etkili başvuru hakkına ilişkin ihlallerin, diğer haklarla bağlantılı şekilde istatistiklere yansıtıldığı belirtilmektedir. Genel tablo, bireysel başvuru yoluyla verilen ihlal kararlarının büyük çoğunluğunun yargı sisteminin işleyişine, yargılama sürelerine, adil yargılanma güvencelerine ve mülkiyet ile temel özgürlük alanına yönelik kamu müdahalelerine ilişkin olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararları, Türkiye’de temel haklar alanındaki asıl yapısal sorunun bizzat yargı düzeninde yoğunlaştığını, bunu mülkiyet hakkı ile ifade özgürlüğü, toplantı özgürlüğü ve özel hayata saygı gibi özgürlük alanlarındaki ihlallerin izlediğini göstermektedir. 160 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1458 ‒ Adalet Bakanlığına ayrılan ödeneğin 2025 yılı itibarıyla toplam bütçenin yaklaşık %2’sine tekabül etmekte, bütçe kalemlerinin önemli bir kısmının personel giderleri ve cari harcamalara yönelmekte, buna karşın yargı hizmetinin hızını ve kalitesini artıracak yatırım ve kapasite artışı için sınırlı pay ayrılmaktadır. Makul sürede yargılanma hakkı ve adalete erişim sorununun bütçeye yansımadığı, artan ödeneğe rağmen yargı sisteminin performansını ölçen somut göstergelerin ortaya konulamadığı yönündeki eleştiriler, Anayasa Mahkemesinin ihlal istatistikleriyle örtüşmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kapsamında verdiği ihlal kararlarına, özellikle adil yargılanma hakkına ilişkin hükümlerine alt derece mahkemeler ve yüksek yargı mercilerince uyulmamasının, Anayasa’nın 153’üncü maddesinin fiilen askıya alınması anlamına gelmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarını “tartışmaya açan” uygulamaların hukuk devletiyle bağdaşmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin “adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir” dediği dosyalarda dahi, kararların sürüncemede bırakılması, uygulanmaması veya geciktirilmesinin, bireysel başvuru mekanizmasını kâğıt üzerinde bir güvenceye indirgediği ve vatandaşın adalet duygusunu zedelediği yönündeki bu tespitler, ihlal istatistiklerinin ortaya koyduğu yapısal zaaflarla aynı yönü işaret etmektedir. Öte yandan, Adalet Bakanlığının bütçe sunumlarında bireysel başvurunun bir “yargı reformu” ve “hak arama özgürlüğünün genişletilmesi” olarak sunulmasına rağmen hem Anayasa Mahkemesi istatistikleri hem de Komisyon tutanaklarındaki değerlendirmeler, bu reformun uygulamada amaçlanan etkiyi yaratamadığını göstermektedir. Reform olarak tanımlanan bireysel başvuru yolunun, bir yandan ihlal sayılarındaki artış, diğer yandan ihlal kararlarına uyulmaması veya gecikmeli uyulması nedeniyle, hukuk devleti ilkesini güçlendirmek yerine, yargı içindeki yetki çatışmalarının ve Anayasa’ya uyumsuzluğun somutlaştığı bir alana dönüştüğü görülmektedir. 2012–2025 dönemine ilişkin bireysel başvuru verileri değerlendirildiğinde, Türkiye’de temel hak ve özgürlükler alanındaki bozulmanın, doğrudan doğruya yargı organlarının işleyişindeki aksaklıklar, idarenin hukuka aykırı uygulamaları ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM içtihatlarına uyulmamasıyla bağlantılı olduğu ortaya çıkmaktadır. Makul sürede ve adil yargılanma hakkı ihlallerinin azaltılması, mülkiyet hakkı ve temel özgürlükler alanındaki Anayasa aykırılıklarının giderilmesi ve kötü muamele ile yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesi için, Yargılama süreçlerinin hızlandırılmasına yönelik insan kaynağı, uzmanlaşma ve dijital 161 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1459 ‒ altyapı yatırımlarının artırılması, Adalet Bakanlığı bütçesinin personel giderleri dışındaki bölümünün, özellikle mahkemelerin etkinliğini yükseltecek, istinaf ve temyiz mercilerinin kapasitesini güçlendirecek, icra–iflas ve ceza adaleti sistemindeki tıkanmaları giderecek kalemlere yönlendirilmesi, Anayasa Mahkemesi ihlal kararlarının gerekçeleri doğrultusunda mevzuat ve uygulama değişikliklerinin yapılmasını sağlayacak kurumsal bir takip ve uyum mekanizmasının kurulması, Yargı mensuplarının Anayasa, AİHS ve Anayasa Mahkemesi/AİHM içtihatlarına uygun karar verme kültürünün güçlendirilmesi zorunlu hâle gelmiştir. Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal istatistikleri, Adalet Bakanlığı bütçesinin yalnızca rakamsal büyüklüğüyle değil, hak ve özgürlüklerin korunmasına katkısı, yargılama sürelerini kısaltmadaki etkisi ve temel hak ihlallerini azaltma performansı üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bütçe hakkının özü de yurttaşların hak ve özgürlüklerini korumayan, aksine hak ihlallerini kronikleştiren bir adalet sisteminin, “hukuk devleti” söylemiyle değil, somut performans göstergeleri ve hesap verebilirlik mekanizmalarıyla yüzleşmesini zorunlu kılmaktadır. Siyasal Yargı Türkiye’de yargının siyasallaşması artık soyut bir algı değil, somut olaylar üzerinden takip edilebilen yapısal bir sorun hâline gelmiştir. Yargının bağımsızlığını zayıflatan siyasal pratikler maalesef artık her yerdedir. Bu çerçevede, Adalet Bakanlığı bütçesi, yalnızca rakamsal bir metin değil, yargının siyasal iktidarla kurduğu ilişkiler ağını ve bu ilişkinin hukuk devleti ilkesine verdiği zararı tartışmanın zorunlu aracı hâline gelmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) yapısı ve bu Kurula üye belirleme süreçleri, yargının “parti-devlet” çizgisine yaklaştığı yönündeki kaygıları artırmaktadır. HSK üyeliğine aday gösterilen bir ismin TBMM Genel Kurulunda seçilememesinin hemen ardından iktidar partisinin Gaziosmanpaşa İlçe Başkanlığına atanması, yargı kurulları ile parti teşkilatları arasındaki sınırların fiilen bulanıklaştığının çarpıcı bir örneği olarak kayda geçmiştir. Hâkimlik ve savcılık mesleğine girişte uygulanan mülakat sistemi de yargının siyasallaşmasına ilişkin kaygıları derinleştirmektedir. Komisyon tutanaklarında, sınavlarda derece yapan genç hukukçuların, “nerede ve kimler tarafından hazırlandığı artık herkesçe bilinen hâkim-savcı adayı listelerine giremedikleri için elendikleri”, buna karşılık siyasi ve akrabalık ilişkileri güçlü olan adayların hızla kadrolara yerleştiği yönündeki eleştiriler ayrıntılı 162 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1460 ‒ biçimde dile getirilmiştir. Hâkimlik mülakat kurullarının eski iktidar milletvekilleri ve bakan yardımcıları başkanlığında yürütülmesi ve iktidar partisi grup başkanvekillerinin yakın akrabalarını canlı yayınlanan kura törenlerinde Cumhurbaşkanına “hâkim adayı” olarak takdim etmesi, mülakatın objektif, ölçülebilir bir değerlendirme aracı olmaktan çıkıp siyasal ve kişisel referansların teyit edildiği bir mekanizmaya dönüştüğü algısını pekiştirmektedir. Bu örnekler, yazılı sınavlarda başarı gösteren ancak herhangi bir siyasi veya ailevi referansı bulunmayan genç hukukçular açısından sistemin adil işlediğine dair inancı ciddi biçimde zedelemektedir. “Türkiye’de yargının siyasallaştığı artık bir algı değil, isim isim, olay olay ortaya dökülmüş bir gerçektir.” tespiti yapılmıştır. HSK adaylığı ile ilçe başkanlığı arasında kurulan ilişki, grup başkanvekili akrabalarının hâkimlik süreci ve mülakat komisyonlarının siyasi profili, bu gerçeği somutlaştıran başlıca göstergeler olarak sıralanmıştır. Buna ek olarak, bazı yerel mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayı reddetmesi, buna rağmen herhangi bir idari veya disiplini yaptırıma tabi tutulmamaları, yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin, bizzat yargı organları içinde fiilen aşındırıldığını göstermektedir. Komisyon görüşmelerinde, bir yerel mahkemenin AYM kararını uygulamaması karşısında “hukuken buna verilecek bir cevap olmadığı, böyle bir tabloda ‘yargı bağımsızdır’ söyleminin inandırıcılığını yitirdiği” açıkça ifade edilmiştir. Yargının siyasallaşması tartışmasının bir diğer boyutu, üst düzey yargı mensuplarının yürütme organına bağlı kamu şirketleri ve ekonomik yapılardaki pozisyonlarıdır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının, başsavcılık görevine başladıktan sonra Türkiye Varlık Fonu’na bağlı bir şirketin yönetim kurulunda yer aldığı ve buradan “huzur hakkı” aldığına ilişkin belgelerin kamuoyuna yansıması, hâkim ve savcıların ticari faaliyette bulunmalarını ve kamu şirketlerinde yönetim görevi üstlenmelerini açıkça yasaklayan mevzuat çerçevesinde, kuvvetler ayrılığı ve tarafsızlık ilkeleriyle bağdaşmayan bir görünüm ortaya koymuştur. Bu durumun, aynı başsavcılık makamı tarafından muhalefet lideri hakkında başlatılan soruşturmalarla eş zamanlı yaşanması, yargının yürütme lehine konumlandığı ve ekonomik- siyasal iktidar ağlarıyla iç içe geçtiği yönündeki kaygıları daha da artırmıştır. Yargının siyasallaşmasının yalnızca bireysel etik sorunlardan ibaret değildir. “Yargı hızlandırılıyor, insan haklarına uyuluyor, yargı bağımsızdır” şeklinde tekrarlanan söylemlerin, sahadaki gerçeklik tarafından boşa çıkarılmıştır. Bir yandan, yargı hizmetinin hızlandırıldığı ve 163 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1461 ‒ yargı bağımsızlığının güvence altında olduğu iddia edilirken, diğer yandan, genç ve deneyimsiz hâkim atamalarının mülakat gölgesinde yapıldığı, siyasi referans iddialarının yaygınlaştığı, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının alt derece mahkemelerce fiilen tanınmadığı ve ceza infaz kurumlarında insan hakları ihlali iddialarının sürdüğü bir ortam mevcuttur. Bu çelişki, Adalet Bakanlığı bütçesinin kâğıt üzerinde “reform ve güçlendirme” iddiasına karşın, fiiliyatta siyasallaşmış bir yargı düzenini finanse ettiği gerçeğini ortaya koymaktadır. Öte yandan yargının siyasallaşmasının sadece hâkim-savcı atamalarında değil, yargı meslekleri hiyerarşisi ve kariyer yollarında da belirleyici hâle geldiğini göstermektedir. Bazı hâkim ve savcıların taşra adliyelerinde yılda 2.000’e varan dosya yükü altında çalıştığı, buna karşılık “merkeze ve siyasi karar alıcılara yakın” konumdaki bir kısım hâkim-savcının büyükşehir dışına dahi gitmeden, daha düşük iş yüküyle daha hızlı terfi imkânı bulduğu ifade edilmektedir. Bu tablo, liyakate dayalı bölge esasının tahrip edildiğini, kariyer ve görev dağılımında objektif kriterler yerine siyasal yakınlık ve kişisel ilişkilerin belirleyici olduğu yönündeki algıyı güçlendirmektedir. Adalet Bakanlığının 2026 yılı bütçesi, yargının siyasallaşması sorununu giderecek kurumsal ve normatif adımları içermemektedir. HSK’nın yapısında yürütme ağırlığını azaltacak, mülakat sistemini objektif ve şeffaf ölçütlere bağlayacak, üst düzey yargı mensuplarının yürütmeye bağlı ekonomik yapılarda görev almasını yaptırıma tabi kılacak, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına uyulmamasını disiplini ve idari sorumluluk doğuran açık bir ihlal olarak düzenleyecek reformlar bu bütçe çerçevesinde öngörülmemiştir. Buna rağmen bütçe sunumunda “Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir.” ifadesinin sürekli tekrar edilmesi, tutanaklara da yansıyan somut örnekler karşısında slogan niteliğini aşamamaktadır. Bu nedenle İYİ Parti Grubu açısından, Adalet Bakanlığı bütçesine yönelik muhalefet şerhinin temel tespitlerinden biri şudur: Mevcut bütçe, yargının siyasallaşması sorununu görmezden gelen, bu sorunu üreten siyasi ve idari pratikleri sorgulamak yerine normalleştiren bir çerçeve sunmakta, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı ilkelerini güçlendirmek yerine, mevcut erozyonu mali açıdan yeniden üretmektedir. 164 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1462 ‒ ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARINA UYMAK ZORUNLU! AYM kararlarına uyulmaması meselesi, Türkiye’de son yılların en ağır “anayasal kriz” başlıklarından biri hâline gelmiştir. Hem tek tek olaylar üzerinden hem de iktidar cephesinden gelen açıklamalarla birlikte okunduğunda, Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’daki konumu fiilen tartışmaya açılmış bir görüntü ortaya çıkarmaktadır. Hukuki Çerçeve: AYM Kararlarının Bağlayıcılığı 1982 Anayasası’nın 153. maddesi, Anayasa Mahkemesi kararlarının “Resmî Gazetede hemen yayımlanacağını” ve bu kararların yasama, yürütme ve yargı organları ile idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağladığını düzenler. Bu hüküm, AYM iptal ve bireysel başvuru kararlarının kesin ve bağlayıcı niteliğini hiçbir istisnaya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyar. AYM içtihadında da vurgulandığı üzere, Anayasa’nın 153. maddesinin son fıkrası, yasama, yürütme, yargı ve idareye AYM kararına uyup uymama yönünde takdir yetkisi tanımaz. Kararların değiştirilmeden yerine getirilmesi zorunludur. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesine göre, bireysel başvuru sonucunda ihlal tespit edilirse AYM, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmeder. AYM, ihlalin mahkeme kararından kaynaklanması hâlinde ise dosyayı yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderir. Bu noktada derece mahkemesinin, taraflardan ayrıca talep beklemeden, AYM kararına uygun biçimde yeniden yargılama yapma yükümlülüğü bulunduğu AYM içtihadıyla da açıkça ortaya konulmuştur. AYM’nin 2023 tarihli bir basın duyurusunda ise, temel ilke şu ifade ile daha da netleştirilmiştir: bireysel başvuru yoluyla verilen bir ihlal kararının Anayasa’ya uygunluğunu veya hukuki değerini “denetleme” yetkisi hiçbir mercide bulunmamakta, bu yetki münhasıran AYM’ye aittir. Bu çerçeve, alt mahkemeler ve diğer tüm kamu makamları için tartışmasız bir bağlılık rejimi öngörürken, son yıllarda bazı somut olaylarda bu çerçevenin fiilen ihlal edildiği görülmektedir. 165 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1463 ‒ Enis Berberoğlu Davası: İlk Büyük “Direnme” Örneği AYM, CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında 17 Eylül 2020 tarihli kararında, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine hükmetmiş ve kararın ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. AYM’nin açık talimatına rağmen İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 13 Ekim 2020 tarihli kararıyla yeniden yargılama yapılmasına yer olmadığına hükmetmiş ve AYM kararının gereklerini yerine getirmemiştir. AYM, 21 Ocak 2021 tarihli “Kadri Enis Berberoğlu (3)” kararında bu tutumu tespit ederek, ilk derece mahkemesinin Anayasa’nın 153. maddesini ihlal eder şekilde AYM kararına uymadığını açıkça kayda geçirmiştir. Bu olay, bir ağır ceza mahkemesinin, AYM’nin bireysel başvuru yoluyla verdiği ihlal kararına “fiilen direnmesi” bakımından dönüm noktası oldu ve daha sonra yaşanacak Can Atalay krizinin habercisi niteliği taşıdı. Can Atalay Davası ve 2023–2025 “Anayasa Krizi” TİP Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay hakkında AYM, 25 Ekim 2023 tarihli kararında seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliği haklarının ihlal edildiğine karar verdi ve dosyayı, ihlalin giderilmesi için İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ise AYM kararına uygun şekilde derhal tahliye kararı vermek yerine, dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesine göndererek kararı adeta “askıya aldı”. Bu tutum, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün dahi, Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca AYM kararlarının bağlayıcı olduğuna işaret eden değerlendirmelerinde “direnme” olarak nitelendirildi. Sürecin asıl kırılma noktası, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin AYM’nin Atalay hakkındaki ihlal kararına uymama kararı vermesi oldu. Daire, 8 Kasım 2023 ve 3 Ocak 2024 tarihli kararlarında AYM’nin ihlal kararının “hukuki değeri bulunmadığını”, Anayasa’nın 153. maddesi kapsamında uygulanabilecek bir karar olmadığını ileri sürerek karara uyulmamasına hükmetti, ayrıca ihlal kararında oy kullanan AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu ve AYM’yi “jüristokratik” davranmakla itham etti. 166 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1464 ‒ AYM, “Şerafettin Can Atalay (3)” kararında, ilk ihlal kararına uyulmamasını “AYM kararlarına uyulmaması (kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı)” başlığı altında ayrıca bir ihlal olarak kayda geçirdi ve hiçbir merciinin AYM kararını inceleme veya geçersiz sayma yetkisi bulunmadığını vurguladı. Tüm bu sürecin sonunda ise TBMM, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin kararını esas alarak 30 Ocak 2024’te Atalay’ın milletvekilliğini düşürdü. Böylece Anayasa Mahkemesi’nin iki ayrı ihlal kararına rağmen yasama organı da fiilen Yargıtay çizgisine eklemlenmiş oldu. Bu tablo, AYM kararının bağlayıcılığına hem yargı organı (Yargıtay ve ilk derece mahkemesi) hem de TBMM düzeyinde uyulmadığı ağır bir anayasal kriz olarak kayda geçti. Kural Tanımaz Mahkeme: İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Gezi Parkı davasında tutuklu bulunan Tayfun Kahraman için Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararını uygulamadı. Mahkeme AYM’nin yetki gaspında bulunduğunu öne sürerek infazın durdurulması, tahliye ve yeniden yargılama taleplerini reddetti. Gezi davası kapsamında yaklaşık 42 haftadır tutuklu bulunan şehir plancısı Tayfun Kahraman hakkında Anayasa Mahkemesi, 16 Ekim 2025 tarihli kararında “hakkaniyete uygun yargılanma güvencelerinin ihlal edildiğine” hükmetti ve ihlalin giderilmesi için dosyayı yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Anayasa’nın 153. maddesi ve 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca yerel mahkemenin yapması gereken, AYM kararına uygun biçimde yeniden yargılama başlatmak, infazı durdurmak ve tahliye konusunda değerlendirme yapmak idi. Oysa İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Kasım 2025 tarihli ek kararıyla AYM’nin ihlal kararına açıkça uymamayı tercih etti. Mahkeme yeniden yargılama, infazın durdurulması ve tahliye taleplerini reddederken, gerekçesinde AYM’yi “yetki gaspı” ile suçladı ve AYM’nin bireysel başvuruda adeta “süper temyiz mahkemesi” gibi davrandığını ileri sürdü. Karar üzerine Kahraman’ın avukatlarının yaptığı itirazı inceleyen mahkeme olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin AYM kararına uymama yönündeki tutumunu “usul ve yasaya uygun” bularak itirazı reddetti. Böylece yalnızca bir yerel mahkemenin değil, itiraz merciinin de AYM kararına fiilen direndiği bir tablo ortaya çıktı. 167 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1465 ‒ Tayfun Kahraman dosyası, Enis Berberoğlu ve Can Atalay kararlarından sonra, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin AYM ihlal kararına uymadığı üçüncü yüksek profilli örnek olarak kayda geçti. Mahkemenin, Anayasa’nın 153. maddesini ve 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesini fiilen yok sayan bu yaklaşımı, bireysel başvurunun özünü oluşturan “ihlali giderme” işlevini boşa düşürmektedir. AYM kararlarının, alt mahkeme nezdinde “uyulup uyulmaması takdire bağlı görüş” gibi ele alındığı ağır bir anayasal kriz görünümünü pekiştirmektedir. Bu olay, AYM kararlarına uyulmaması sorununun artık münferit sapmalar değil, aynı mahkeme etrafında tekrar eden ve diğer mahkemelerce onaylanan yapısal bir direnç hâline geldiğini gösteren güncel ve çarpıcı bir örnektir. Anlaşıldığı üzere İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi kendisini Anayasa Mahkemesi’nden yüksekte görmektedir. AYM Kararlarına Uyulmaması: Yapısal Bir Sorun AYM’nin kendi karar veri tabanında, farklı temel hak başlıkları altında “AYM kararlarına uyulmaması” ibaresini taşıyan çok sayıda bireysel başvuru kararı bulunuyor. Bu başlıklar arasında kişi özgürlüğü ve güvenliği, ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, mülkiyet hakkı, seçme ve seçilme hakkı gibi alanlar sayılıyor. Bu içtihatlar, kimi zaman yeniden yargılama yapmayan mahkemeler, kimi zaman da AYM’nin ihlal tespit ettiği idari işlemleri sürdürmeye devam eden idare makamları üzerinden, AYM kararlarının gereğinin yerine getirilmediğini ortaya koyuyor. Böylece Berberoğlu ve Atalay gibi yüksek profilli dosyaların ötesinde, AYM kararlarına uyulmamasının yaygın ve tekrarlayan bir sorun hâline geldiği Mahkeme’nin kendi istatistik ve kategorilerinden de görülebiliyor. İk;dar Cephesinden Destekleyici ve Normalleş;rici Açıklamalar Yargıtay–AYM gerilimi sırasında iktidar cephesinden gelen açıklamalar, AYM kararlarına uyulmamasını açıkça teşvik etmese bile, Yargıtay’ın AYM’ye “direnmesini” normalleştiren ve AYM’nin konumunu sorgulayan bir siyasi çerçeve oluşturdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunduğu süreçte yaptığı açıklamalarda, Yargıtay’ı “yüksek mahkeme” olarak vurgulayarak aldığı kararın “asla bir kenara atılamayacağını” belirtti; AYM’nin ise “peş peşe yanlış kararlar verir hâle geldiğini” ifade etti ve AYM’nin Yargıtay’ın attığı adımı “hafife alamayacağını, almaması gerektiğini” söyledi. Bu söylem, Anayasa’nın 153. 168 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1466 ‒ maddesinin çizdiği bağlayıcılık çerçevesine açıkça aykırı olan bir Yargıtay kararını siyasal düzeyde meşrulaştıran bir içerik taşımaktadır. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise, krizin hemen ardından yaptığı grup konuşmalarında Anayasa Mahkemesi’ni “adalet ve hukuk düzeninin safrası ve sancısı” olarak niteledi. Devlet Bahçeli, AYM’nin “milletin ve devletin karşısında bir mihrak” hâline geldiğini iddia ederek “Anayasa Mahkemesi ya kapatılmalı ya da yeniden yapılandırılmalıdır” dedi. Aynı dönemde AYM’yi “milli güvenlik sorunu” olarak tanımlaması, yüksek mahkemenin varlığını hedef alan olağanüstü sert bir siyasi dilin örneğidir. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise süreç boyunca, AYM ile Yargıtay arasında bir “görüş farkı” olduğunu, her iki mahkemenin de “yüksek mahkeme” olduğunu belirten açıklamalar yaptı. Bakan, “Bu yeni bir karardır, değerlendirmeyi ilgili mahkemeler yapacaktır, süreci takip edeceğiz” diyerek, AYM kararına uyulmamasına karşı açık bir pozisyon almaktan kaçındı. Bu dil, Anayasa’nın 153. maddesinin tanımladığı hiyerarşi ve bağlayıcılık yerine, AYM ile Yargıtay arasında “eşit iki yüksek mahkeme” algısını öne çıkararak, Yargıtay’ın AYM kararına uymama iradesini fiilen meşrulaştırıcı bir işlev gördü. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un Yargıtay kararına ilişkin “Yargıtay milli yargıdır, savunulacaktır” şeklindeki açıklaması da tartışmanın “anayasal denetim” olmaktan çıkıp “millî–gayri millî yargı” eksenine çekildiğini gösterdi. Bu açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, AYM kararlarına uyulmamasının hukuken savunulamaz niteliği göz ardı edilerek, siyasal sadakat ekseninde bir yargı hiyerarşisi üretildiği ve AYM’nin meşruiyetinin iktidar bloğu tarafından sistematik biçimde aşındırıldığı görülmektedir. Eleş;rel Değerlendirme: Anayasanın Üstünlüğü ve Yargı Bütünlüğü Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan ilk derece mahkemeleri (İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi), Yargıtay 3. Ceza Dairesi ve nihayet TBMM’nin, Can Atalay kararları özelinde AYM’nin ihlal tespitlerini fiilen hükümsüz kılan tutumları, Anayasa’nın 11. ve 153. maddelerinde güvence altına alınan “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” ilkesini doğrudan zedelemektedir. Berberoğlu dosyasında başlayan, Atalay dosyasında ise açık bir “direnme” formuna bürünen bu çizgi, yargı organları arasında 169 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1467 ‒ hukuka dayalı bir iş bölümü ve denge yerine, Anayasa’ya rağmen “güçlü olanın yorumunun” üstün geldiği bir fiilî durum yaratmaktadır. AYM kararlarının bağlayıcılığı, Mahkemenin diğer yüksek mahkemeler üzerinde hiyerarşik bir “amir” olmasından değil, Anayasa’yı nihai yorumlama tekelinden kaynaklanır. AYM’nin ihlal kararı verdiği bir dosyada, alt mahkemenin ya da Yargıtay dairesinin, karara uyup uymamayı “değerlendirme” yetkisi bulunduğunu iddia etmesi, Anayasa’nın kendisini yorumlama ve değiştirme yetkisinin olağan yargı mercilerine devri anlamına gelir ki, bu durum AYM’nin varlık sebebini ortadan kaldıran bir yaklaşımı ifade eder. İktidar cephesinin söylemi ise, bu anayasal sorunu çözmek yerine, AYM’yi hedef gösterip Yargıtay’ın AYM’ye açıkça uymadığı kararını “saygıdeğer bir yüksek yargı görüşü” gibi sunarak, hukukî bir ihlali siyasî bir tercih alanına dönüştürmektedir. AYM’yi “milli güvenlik sorunu”, “safra” veya “kapatılması gereken kurum” olarak etiketleyen açıklamalar, yalnızca somut dosyalarda hak ihlallerini ağırlaştırmakla kalmamakta, uzun vadede yargı bağımsızlığı, güçler ayrılığı ve bireysel başvuru kurumunun meşruiyetine yönelik sistematik bir erozyonu da beslemektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan mahkemeler ve kurumlar listesi artık münferit “hata” örneklerinin ötesine geçmiştir. Berberoğlu ve özellikle Can Atalay dosyaları üzerinden, AYM kararlarının bağlayıcılığını tartışmaya açan, Anayasa’yı fiilen askıya almaya varan bir eğilim görünür hâle gelmiştir. Bu eğilimin iktidar cephesinden gelen açıklamalarla siyasal olarak desteklenmesi, Türkiye’de hukuk devletinin asgarî güvenceleri bakımından ciddi bir alarm işareti niteliğindedir. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı (HMGS), 7188 sayılı Kanun ile 2019 yılında getirilen ve avukatlık, noterlik ile hâkimlik–savcılık mesleklerine girişte zorunlu hâle gelen bir ön eleme sınavıdır. Amaç, hukuk fakültesi mezunlarının temel hukuk bilgisini merkezi ve objektif bir sınavla ölçmek, mesleğe girişte asgari bir yeterlilik eşiği oluşturmaktır. Sınav, ÖSYM tarafından çoktan seçmeli test usulüyle yapılmakta, 100 tam puan üzerinden değerlendirilmektedir. Yönetmelik gereği baraj puanı 70 olarak belirlenmiş olup, adayların hukuk mesleklerine yönelmeden önce bu barajı geçmeleri zorunludur. 170 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1468 ‒ HMGS, 24.10.2019 tarihinden sonra hukuk fakültelerine kayıt yaptıran ve 31.03.2024 tarihinden sonra mezun olanlar için zorunludur. Bu tarihlerden önce kayıtlı olan veya mezun olanlar ise sınavdan muaf tutulmaktadır. Sınavı geçmek, avukatlık ve noterlik stajına başlayabilmenin, ayrıca hâkimlik–savcılık sınavına girebilmenin ön şartı hâline gelmiştir. Böylece HMGS, yeni mezun hukukçular açısından mesleğe giriş kapısına konulmuş merkezi bir filtre işlevi görmektedir. Şimdiye kadar toplamda 3 adet HMGS yapılmış olup ilk iki HMGS’ye ilişkin istatistikler şu şekildedir: Yıl Oturum Başvuru Sınava Giren Başarılı Başarı Oranı 2024 Eylül HMGS (ilk sınav) 9.142 9.142 3.871 %42,67 2025 Nisan 2025-HMGS/1 5.912 5.818 1.386 %23,81 2024 Eylül ayında yapılan ilk HMGS’de başarı oranı yaklaşık yüzde 42,7 düzeyinde gerçekleşmiştir. 2025 Nisan oturumunda ise bu oran yaklaşık yüzde 23,8’e gerilemiştir. Bu, bir yıl içinde başarı oranında yaklaşık yarıya yakın bir düşüş anlamına gelmektedir. 2025 Eylül oturumu için resmi oranlar tam açıklanmamış olmakla birlikte, başarı oranının benzer olacağına dair değerlendirmeler mevcuttur. Bu tablo, pratikte her dört adaydan yalnızca birinin barajı geçebildiğini ortaya koymaktadır. Başka bir ifadeyle, HMGS sonrasında hukuk fakültesi mezunlarının önemli bir kısmı avukatlık, noterlik veya yargı mesleklerine girişte daha ilk aşamada elenmektedir. Bu durum, bir yandan mesleğe girişte kalite ve yeterlilik çıtasının yükseldiğini, diğer yandan da üniversite kontenjanları ile mezun sayısının sistem tarafından karşılanamayan bir düzeye ulaştığını göstermektedir. Üniversite bazlı değerlendirmeler, sınavın aynı zamanda hukuk fakülteleri arasındaki nitelik farkını görünür kıldığını ortaya koymaktadır. Köklü devlet üniversitelerinin hukuk fakültelerinde başarı oranları nispeten daha yüksek seyrederken, bazı vakıf üniversitelerinde bu oranların yüzde 10’un altına düştüğü görülmektedir. Bu da HMGS’nin, mezuniyet diplomasının ötesinde, fakültelerin eğitim kalitesini dolaylı biçimde test eden bir göstergeye dönüştüğünü düşündürmektedir. 171 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1469 ‒ Öte yandan, baraj puanının 70’te sabit kalması ve sınav sorularının özellikle ticaret hukuku, vergi hukuku ve idare hukuku alanlarında giderek daha zorlayıcı hâle geldiğine dair genel kanaat, başarı oranlarındaki düşüşü teknik olarak da açıklamaktadır. Adaylar ve bazı meslek örgütleri, mevcut yapının sadece eleme işlevi gördüğünü, eğitim kalitesini artırmaya dönük yapısal adımlar atılmadıkça HMGS’nin adalet ve fırsat eşitliği tartışmalarını büyüttüğünü ifade etmektedir. Bu çerçevede, barajın düşürülmesi ya da fakültelerin müfredat ve kalite standartlarının yeniden düzenlenmesi yönünde talepler gündeme gelmektedir. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı, Türkiye’de hukuk mesleklerine girişte çok güçlü bir filtre işlevi görmekte, mezun sayısı yüksek, meslek alanları sınırlı bir piyasada ciddi bir eleme mekanizması yaratmaktadır. Ancak sınavın ortaya çıkardığı düşük başarı oranları, tek başına “adayların yetersizliği” şeklinde okunamayacak kadar çok boyutludur. Hukuk fakültelerinin kontenjan politikaları, eğitim kalitesi, müfredat ile sınav içeriği arasındaki uyum ve mesleğe insan kaynağı planlaması birlikte ele alınmadıkça, HMGS etrafındaki tartışmaların devam edeceği anlaşılmaktadır. Türkiye’nin Devasa Sayıdaki Ama Yetersiz Cezaevleri Türkiye’de ceza infaz kurumlarının durumu, artık yalnızca “infaz rejimi” teknik bir başlığı olmaktan çıkmıştır. Bu durum hukuk devleti, temel haklar ve bütçe öncelikleri açısından yapısal bir kriz alanına dönüşmüştür. Adalet Bakanlığı bütçe görüşmeleri sırasında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü (CTE) verilerine yansıyan bilgiler ile sivil toplum örgütlerinin raporları birlikte değerlendirildiğinde, cezaevlerinin hem kapasite hem de hak temelli standartlar bakımından sürdürülebilir olmaktan uzaklaştığı görülmektedir. Resmî veriler ve Komisyona yansıyan bilgiler, ceza infaz kurumlarının kapasite sınırlarının uzun süredir zorlandığını ortaya koymaktadır. CTE’nin kapasite hesabına göre cezaevlerinin toplam barındırma kapasitesi yaklaşık 301.397 kişidir. Buna karşılık sivil toplumun ve meslek örgütlerinin derlediği verilere göre fiilî mahpus sayısı 420.904’e ulaşmış ve doluluk oranı yüzde 138 seviyesine çıkmıştır. Bu tablo, her 100 kişilik kapasiteye fiilen 138 kişinin sığdırılmaya çalışıldığı, barınma, hijyen ve yaşam alanı standartlarının sistematik biçimde ihlal edildiği anlamına gelmektedir. Avrupa Konseyi’nin yıllık SPACE istatistikleri de bu durumu teyit etmektedir. Türkiye, 100 bin kişi başına düşen mahpus sayısında 355 kişiyle 172 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1470 ‒ Avrupa Konseyi ülkeleri arasında ilk sırada yer almakta, Avrupa ortalamasının yaklaşık üç katı bir cezaevi nüfusu taşımaktadır. Adalet Bakanı’nın Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki sunumunda, son yıllarda onlarca eski cezaevinin kapatıldığı, 403 ceza infaz kurumu ve 377 iş yurdu ile cezaevi altyapısının “modern” standartlara kavuşturulduğu, 3 bini aşkın üretim tesisinde 70 binden fazla hükümlü ve tutuklunun istihdam edildiği ifade edilmiştir. Yine aynı sunumda cezaevlerinde 390 hekim, 351 diş hekimi ve dört kampüs devlet hastanesinin hizmet verdiği belirtilmiştir. Ancak yaklaşık 400 bini aşan bir mahpus nüfusu ile bu sayı birlikte değerlendirildiğinde, kabaca her bir hekime yaklaşık 1.000, her bir diş hekimine ise 1.100’e yakın hükümlü/tutuklu düştüğü ortaya çıkmaktadır. Bu oranlar, fiilî doluluk ve ağırlaşan sağlık ihtiyaçları karşısında cezaevlerindeki sağlık hizmetlerinin kapasitesinin yetersiz olduğunu göstermektedir. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü için öngörülen 2026 yılı bütçesinde, özellikle “mamul mal alımı” gibi hükümlülerin beslenme, giyim ve temel ihtiyaçlarıyla doğrudan ilişkili kalemlerde ödeneklerin 2025 yılına göre ciddi oranda düşürüldüğü, buna karşılık cezaevlerindeki mahpus sayısının ve doluluk oranlarının artmaya devam ettiği vurgulanmıştır. Doluluk oranının yüzde 138’e çıktığı bir tabloda, kişi başına düşen barınma alanı, sıcak su, ortak alan ve sosyal faaliyet imkânları asgari insan onuru standartlarının altına inmektedir. Ceza infaz kurumlarında yalnızca mahpus sayısının değil, personel yükünün de olağanüstü ağırlaştığı tutanaklara ve sahadan gelen bilgilere yansımaktadır. CTE verilerine göre ceza infaz kurumlarında görev yapan personel sayısı 66.130’dur. Bu sayı, infaz ve koruma memurlarının, sağlık ve idari personelin ağır iş yükü altında çalıştığına işaret etmektedir. Yeni yapılan yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarının mimarisi ve infaz rejimi de hem ulusal insan hakları örgütlerinin hem Avrupa Konseyi organlarının raporlarında eleştiri konusu olmaktadır. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, CPT raporları ve ulusal sivil toplum raporları, aşırı kalabalıklaşma ile birleşen bu yüksek güvenlik uygulamalarının mahpusların ruhsal ve fiziksel sağlığı üzerinde ağır etkiler yarattığını ortaya koymaktadır. Cezaevlerinin yalnızca kapasite sorunu değil, aynı zamanda hak temelli hizmetler ve rehabilitasyon bakımından da ciddi açıkları bulunduğu, Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararları üzerinden de görülebilmektedir. Kötü muamele, yetersiz sağlık hizmeti, uzun ve gerekçesiz disiplin cezaları, sohbet hakkı ve açık görüş imkânlarının keyfî biçimde 173 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1471 ‒ kısıtlanması gibi şikâyetler farklı cezaevleri bakımından düzenli olarak gündeme gelmekte; Anayasa Mahkemesi’nin yaşam hakkı, kötü muamele yasağı ve kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına ilişkin ihlal kararları, infaz rejimindeki yapısal sorunları teyit etmektedir. Buna karşın, bu tespitler, bütçe kompozisyonunda somut bir düzeltmeye dönüşmemiştir. Adalet Bakanlığı bütçesi içinde ceza infaz kurumlarının payı büyümeye devam ederken, bu kaynakların hangi önceliklere göre kullanıldığı da ayrı bir tartışma başlığıdır. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bütçesinde personel dışı harcamalara ayrılan payın önemli kısmının yeni cezaevi inşaatları, yüksek güvenlikli kampüsler ve altyapı yatırımlarına yöneldiği, buna karşılık kapasite artışına rağmen kişi başına düşen harcamanın, özellikle gıda, sağlık, eğitim ve rehabilitasyon programları bakımından tatmin edici düzeye ulaşmadığı görülmektedir. Bu tablo, cezaevlerinin “insan onuruna yaraşır koşullarda infaz” ilkesi yerine, daha çok güvenlik ve kapatma odaklı bir bakışla yönetildiği izlenimini güçlendirmektedir. Türkiye’de cezaevlerinin mevcut durumu, hukuk devleti ve insan hakları standartları açısından kabul edilebilir sınırların ötesine geçmiş durumdadır. Avrupa Konseyi ülkeleri arasında en yüksek cezaevi nüfusuna sahip olunmasına, doluluk oranının resmî kapasitenin çok üzerinde seyretmesine, personel ve altyapı imkânlarının bu yükü taşıyamamasına rağmen, Adalet Bakanlığının bütçe tercihlerinde bu krizi azaltacak köklü bir yaklaşım değişikliğine gidilmemiştir. Ceza adalet sisteminde tutuklamanın istisna olmaktan çıkarılarak fiilî ceza hâline gelmesi, infaz rejiminin rehabilitasyon yerine cezalandırma ve tecrit odaklı işlemesi ve cezaevlerinin kronik aşırı kalabalıklaşması, yalnızca mahpusların ve cezaevi personelinin değil, bütün toplumun hukuka ve adalet sistemine güvenini zedelemektedir. İYİ Parti Grubu açısından, Adalet Bakanlığı bütçesinin ceza infaz kurumlarındaki bu yapısal krizleri azaltacak biçimde yeniden programlanması, tutuklu yargılamanın istisna hâline getirilmesi, alternatif infaz yöntemlerinin yaygınlaştırılması, kapasite yerine hak temelli standartların esas alınması ve cezaevlerinin gerçek anlamda topluma kazandırma odaklı kurumlara dönüştürülmesi zorunlu bir reform alanı olarak görülmektedir. 174 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1472 ‒ Savunmanın Çöküşü: Türkiye’de Avukat… 2025 yılı itibarıyla Türkiye’de avukatlık mesleği, tarihinin en ağır yapısal ve ekonomik sorunlarıyla karşı karşıya bulunmaktadır. Türkiye Barolar Birliği verilerine göre 31 Aralık 2024 tarihi itibarıyla barolara kayıtlı avukat sayısı 199.142’ye ulaşmış, yalnızca bir yıl içinde avukat sayısındaki artış 13.393 kişi olmuştur. Önceki yıllara bakıldığında, avukat sayısındaki artışın son beş yılda hızlandığı, 2000’li yılların başına kıyasla meslektaş sayısının katlanarak arttığı görülmektedir. Bu tablo, bir yandan savunma hizmetine erişimin niceliksel olarak güçlendiğini gösterirken, diğer yandan özellikle genç avukatlar bakımından ciddi bir işsizlik, eksik istihdam ve gelir güvencesizliği sorununa işaret etmektedir. Avukat sayısındaki hızlı artış, hukuk fakültesi kontenjanlarının kontrolsüz biçimde yükseltilmesiyle de bağlantılıdır. Türkiye Barolar Birliği’nin Adalet Bakanlığına yaptığı sunumda, ülkede yaklaşık 180 bin avukat ve 27 bin stajyer avukat bulunduğu, 89 hukuk fakültesinde yaklaşık 100 bin öğrencinin eğitim gördüğü ve bu eğilim devam ederse birkaç yıl içinde avukat sayısının 280 binlere ulaşacağı ifade edilmektedir. Bu durum, bariz bir “niteliksiz ve güvencesiz çoğalma” sorunu doğurmakta; avukatlık mesleği, bağımsız bir serbest meslek olmaktan ziyade, düşük ücretli, ağır iş yükü altında ve geleceği belirsiz bir “beyaz yaka güvencesizliği” alanına dönüşmektedir. Ekonomik koşullar bakımından özellikle genç avukatların ve stajyer avukatların içinde bulunduğu tablo son derece kaygı vericidir. Ankara ve İzmir başta olmak üzere çeşitli baroların genç ve stajyer avukat çalıştaylarında yapılan tespitlere göre, stajyer avukatların önemli bir kısmı asgari ücretin dahi çok altında ücretlerle çalışmaktadır. 2022 yılında yapılan bir ankette stajyerlerin yüzde 59’unun 2.000 TL’nin altında ücret aldığı, 2023 yılında ise stajyer ücretlerinin 2.500–3.000 TL bandında seyrederken aynı dönemde açlık sınırının 9.500 TL, yoksulluk sınırının ise 30.000 TL seviyesinde olduğu belirtilmektedir. Türkiye Barolar Birliği Genç Avukatlar Çalıştayı sonuç bildirgesinde de genç avukatların “açlık sınırının dahi altında bir gelir seviyesinde hayatlarını idame ettirmeye çalıştıkları” açıkça ifade edilmektedir. Bu veriler, mesleğe yeni başlayan bir avukatın, temel yaşam giderlerini ve mesleki giderlerini karşılamaktan uzak bir gelir düzeyine mahkûm edildiğini göstermektedir. 175 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1473 ‒ Ekonomik sıkıntıların en önemli boyutlarından biri de ağır vergi yükleri ve yüksek ofis giderleridir. Serbest çalışan avukatlar, mesleki faaliyetlerini sürdürebilmek için ofis kirası, stopaj, personel giderleri, baro ve oda aidatları, SGK/BAĞ-KUR primleri, donanım ve yazılım maliyetleri gibi kalemleri düzenli olarak karşılamak zorundadır. Özellikle büyükşehirlerde artan kira fiyatları, yeni ofis açmayı çoğu genç avukat için fiilen imkânsız hâle getirmekte, pek çok meslektaş “ortak ofis”, “paylaşımlı masa” veya “ev ofis” gibi çözümlere yönelmek zorunda kalmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve adli yardım görevlendirmeleri kapsamında ödenen ücretlerin düşüklüğü, bu ödemelerden kesilen vergi ve stopaj yükleriyle birleştiğinde tablo daha da ağırlaşmaktadır. İzmir Barosu Genç Avukatlar Meclisi’nin 2025 tarihli açıklamasında, CMK ücretlerinin açlık sınırının altında kaldığı, bu ücretlerden alınan KDV’nin “hukuk garabeti” olduğu ve genç avukatların açlık sınırının altında yaşamaya zorlandığı vurgulanmakta, CMK hizmetinde KDV’nin düşürülmesi veya tamamen kaldırılması talep edilmektedir. Genel ekonomik kriz koşulları da bu tabloyu ağırlaştırmaktadır. 2025 yılı için belirlenen asgari ücret, 22.104 TL olmasına rağmen, işçi konfederasyonlarının açıkladığı açlık sınırının dahi altında kalmaktadır. Türkiye’de çalışanların yaklaşık yüzde 45’inin bu düzeyde bir gelirle geçinmek zorunda olduğu ifade edilmektedir. Avukatlık mesleğinde serbest çalışanların büyük bölümü için ise düzenli bir “maaş” güvencesi bulunmamakta, gelirler doğrudan dosya sayısına ve tahsilat başarısına bağlı olarak değişmektedir. Özellikle yurttaşların alım gücünün düştüğü, şirketlerin hukuki danışmanlık ve dava harcamalarını kıstığı bir ortamda, avukatların önemli bir kısmı aylarca düzenli gelir elde edememekte, bu nedenle hem kişisel hem de ofis giderlerini karşılamakta zorlanmakta, kimi zaman da borçlanmaya mecbur kalmaktadır. Baroların kamuoyuna yansıyan açıklamalarında, avukatlar arasında intihar vakalarının artış gösterdiğine dikkat çekilmesi, mesleğin ekonomik ve psikolojik baskısının ne kadar ağır bir noktaya geldiğini göstermektedir. Avukata yönelik şiddetin artması da mesleğin 2025 itibarıyla en kritik sorunları arasındadır. Türkiye Barolar Birliği’nin ve baroların açıklamalarında, avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle öldürüldüğü, yaralandığı, tehdit ve hakarete maruz kaldığı, dosyaların tarafı hâline getirildiği açıkça dile getirilmektedir. Diyarbakır Barosu Avukat Hakları Merkezi’nin 24 Ocak Tehlike Altındaki Avukatlar Günü için hazırladığı raporda, son dört yıllık dönemde yalnızca bu merkeze yansıyan 160 şiddet vakasının tespit edildiği, bu eylemlerin 176 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1474 ‒ 45’inin doğrudan kolluk kuvvetlerince, 51’inin yargı mensupları veya adliye personeli tarafından, 64’ünün ise avukatların takip ettiği dosyalarla ilgili sivil kişilerce gerçekleştirildiği belirtilmektedir. Bursa Barosu ve diğer baroların açıklamalarında da, avukata yönelik şiddet vakalarının son yıllarda sistematik biçimde arttığı vurgulanmaktadır. Avukatlara yönelik bu saldırılar, yalnızca bireysel güvenlik sorunu değil, savunma hakkına, adil yargılanma ilkesine ve hukuk devleti ilkesine yönelmiş bir saldırı olarak nitelendirilmektedir. Avukatların mesleklerini tam ve bağımsız biçimde icra edememesi, ekonomik ve fiziki güvenlik sorunlarının ötesinde, yapısal ve siyasal bir boyuta da sahiptir. Avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilmesi, hak arama faaliyetleri nedeniyle soruşturmalara maruz kalmaları, dosyalar nedeniyle gözaltı ve tutuklama tehdidi altında bırakılmaları, savunma mesleğinin bağımsızlığını zedelemektedir. Uluslararası hukuk örgütlerinin 2025 tarihli değerlendirmelerinde, Türkiye’de avukatlık mesleğine yönelik baskıların, savunmanın bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğünü zayıflattığı belirtilmekte ve bu girişimler açıkça kınanmaktadır. Duruşma salonlarında avukatların sözünün kesilmesi, salon dışına çıkarılması, hatta fiziki müdahaleye maruz kalması gibi uygulamalar, savunma makamını yargılamanın asli unsuru olmaktan çıkarmakta, avukatların yargı mekanizması içinde ikincilleştirilmesine yol açmaktadır. Tüm bu koşullar, vergi ve sosyal güvenlik yükleriyle birleştiğinde mesleği sürdürülebilir olmaktan uzaklaştırmaktadır. Serbest meslek makbuzu düzenleyen avukatlar, gelirleri üzerinden yüksek oranlı gelir vergisi, KDV ve stopaj ödemek zorundadır. CMK ve adli yardım ücretlerinde uygulanan kesintiler, zaten düşük olan bu gelirleri daha da aşındırmaktadır. Baro aidatları, zorunlu mesleki sigorta primleri ve benzeri giderler eklendiğinde, özellikle tek başına veya küçük ortaklıklar şeklinde çalışan avukatların eline geçen net tutar, çoğu zaman açlık veya yoksulluk sınırının altında kalmaktadır. Bu gerçeklik, genç avukatları ya meslekten erken kopmaya ya da meslek içi hiyerarşiler içinde güvencesiz, kayıt dışı veya düşük ücretli çalışmaya zorlamaktadır. Diğer bir husus ise “çoklu baro” uygulamasıdır. Baroların parçalanması, savunma mesleğinin kurumsal birliğini zedeleyerek avukatlara doğrudan zarar vermektedir. Baroların, bulundukları ilde tek ve güçlü bir meslek örgütü olarak yapılandırılmasının temel amacı, savunma hakkını, hukuk devletini ve meslek onurunu yeknesak ve kararlı bir biçimde korumaktır. Buna karşın çoklu baro sistemi, avukatları siyasi ve ideolojik aidiyetler üzerinden 177 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1475 ‒ ayrıştırmakta, mesleki dayanışmayı zayıflatmakta ve özellikle genç avukatları daha kırılgan, güvencesiz ve yalnız bir konuma sürüklemektedir. Parçalanan baro yapısı, hem yurttaş nezdinde savunma makamının saygınlığını aşındırmakta hem de baroların yargı bağımsızlığı, hukuka aykırı uygulamalar ve meslek sorunları karşısında ortak ve etkili bir duruş sergilemesini güçleştirmektedir. Bu nedenle çoklu baro uygulaması, sadece örgütlenme biçimine ilişkin teknik bir değişiklik değil, savunma mesleğinin kurumsal bütünlüğünü bozan ve avukatların haklarını zayıflatan sakıncalı bir düzenleme olarak görülmelidir. Bu uygulama derhal sonlandırılarak her şehirde baro sayısı bire düşürülmelidir. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’de avukatların, özellikle de genç avukatların karşı karşıya bulunduğu tablo; aşırı sayısal artış, ciddi gelir güvencesizliği, ağır vergi ve ofis giderleri, artan şiddet olayları ve mesleki bağımsızlığın zayıflaması başlıklarında yoğunlaşmaktadır. Bu koşullar altında avukat, Anayasa’nın ve uluslararası sözleşmelerin öngördüğü şekilde, yurttaşın hak arama özgürlüğünü güvence altına alan bağımsız bir savunucu rolünü gerektiği ölçüde yerine getirememektedir. Mesleğin itibarı ve geleceği açısından, hukuk fakültesi kontenjanlarının rasyonel biçimde sınırlandırılması, stajyer ve genç avukatlar için asgari gelir güvencesi getirilmesi, CMK ve adli yardım ücretlerinin insanca yaşam ve mesleki giderler dikkate alınarak güncellenmesi, avukata yönelik şiddetin özel mevzuat ve etkili yaptırımlarla önlenmesi, vergi ve sosyal güvenlik rejiminin savunma lehine yeniden düzenlenmesi yönünde kapsamlı yapısal adımlar atılması bir zorunluluk hâline gelmiştir. Aksi durumda hem avukatlık mesleği hem de savunma hakkı, kurumsal olarak geri dönülmesi zor bir erozyon sürecine sürüklenecektir. İnfaz Ve Koruma Memurları: Gardiyanlar Tükeniyor İnfaz ve koruma memurları, yani cezaevlerinde görev yapan gardiyanların sorunları, ağır çalışma koşulları ve yıllardır giderilmeyen hak kayıpları, ne yazık ki uzun süredir kamuoyunun ve siyaset kurumunun yeterince dikkatini çekmemektedir. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) tarafından, Eylül 2025’te Türkiye’de ceza infaz kurumlarında görev yapan infaz ve koruma memurlarının çalışma koşullarını incelemek, mevcut sorun alanlarını tespit etmek ve bu personele ilişkin hakların ve koşulların iyileştirilmesine yönelik politika önerileri geliştirmek için bir rapor hazırlanmıştır. Türkiye’de 1.1.2025 itibarıyla 273 kapalı, 12 kadın kapalı, 9 çocuk ve gençlik kapalı kurumu, 99 müstakil açık, 8 kadın açık ceza infaz kurumu ve 4 çocuk eğitimevi olmak üzere 178 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1476 ‒ toplam 405 ceza infaz kurumu bulunduğu, toplam kapasitenin 301.397 kişi, aktif infaz ve koruma memuru sayısının ise 66.130 olduğu raporda açıkça belirtilmektedir. 31.12.2024 itibarıyla aktif görev yapan infaz ve koruma memuru sayısının yine 66.130 olduğu vurgulanmakta, ülke genelinde ortalama 5 hükümlü/tutukluya 1 infaz veya başmemur düştüğü, yüksek güvenlikli, çocuk ve kadın ceza infaz kurumlarında bu oranın 1/2 veya 1/3 seviyelerine gerilediği ifade edilmektedir. Avrupa Konseyi’nin SPACE I istatistiklerine göre ise Avrupa ülkelerinde infaz ve koruma memuru başına düşen hükümlü/tutuklu sayısı ortalama 1,6’dır. Dolayısıyla Türkiye’deki 5/1 oranı, personel başına düşen mahpus yükünün Avrupa ortalamasının oldukça üzerinde olduğunu ve iş yoğunluğunun yapısal olarak ağır olduğunu göstermektedir. Raporun en çarpıcı kısmı, 231 infaz ve koruma memurunun katıldığı anketin özet bulgularıdır: Başlık / Soru Sonuç (%) Yorum Memurların insan hakları farkındalığı görece İnsan haklarının meslekte etkisi/önemi %65,9 “etkili/önemli” yüksek. Kırılgan gruplarla temaslarda özen %68,4 “özen Zor koşullara rağmen hassas gruplara dikkat (çocuk, anne yanında çocuk vb.) gösteriyorum” beyanı yüksek. Yarısından fazlası işi ve kurumu açısından Mesleki tatmin ve örgütsel bağlılık %51,5 düşük tatminsiz. Neredeyse oybirliğiyle ekonomik ve özlük Özlük haklarının yeterliliği %84,5 “yetersiz” haklarında memnuniyetsizlik. %42 beklentisiz – Yükselme umudu ile umutsuzluk neredeyse başa Meslekte yükselme beklentisi %41,1 beklentili baş. Çalışma süresinin kısaltılması talebi %56,3 “kısaltılsın” Çoğunluk, vardiya sürelerini fazla buluyor. %46,82 etkili – Yüksek eğitim ile pratik arasında kopukluk hissi Üniversite eğitiminin pratiğe etkisi %46,82 etkisiz var. %78,3 meslek En çarpıcı veri: dört infaz memurundan üçü bu İstifa/meslek değiştirme eğilimi değiştirmek istiyor meslekte kalmak istemiyor. Psikolojik yıpranmışlık %71 “yıpratıcı” Meslek, ruh sağlığı açısından ciddi risk kaynağı. %60,17 memnun “Küçük” görünen ama günlük hayatı doğrudan Üniforma/ayakkabı memnuniyeti değil etkileyen bir memnuniyetsizlik alanı. Kurumdaki personel sayısının yeterliliği %67,1 yetersiz Personelin üçte ikisi “eksik kadro” diyor. Hizmet öncesi/ici eğitimin yeterliliği %48,05 yetersiz Eğitimler yarıya yakın kesimce yetersiz görülüyor. Toplum gözünde “iyi bir meslek” olarak Kamuoyu algısı %80,52 olumsuz görülmediklerini düşünüyorlar. Her iki memurdan biri mesleğinde ciddi güvenlik Can güvenliği tehdidine maruz kalma %41,99 maruz kaldı tehdidi yaşadığını söylüyor. İletişim kanalları tamamen çökmüş değil, ama Kurumsal iletişim mekanizmaları %58,44 işliyor güçlü bir güven de yok. 179 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1477 ‒ Bu nicel göstergeler, raporda yer alan nitel görüşlerle de desteklenmektedir. Bir infaz ve koruma memuru, “yapılan işin yıpratıcı özelliklerinin saymakla bitmeyecek derecede fazla olduğunu”, maddi ve manevi karşılığın sağlanmaması nedeniyle iş tatmininin düştüğünü, kuruma “severek değil mecburen gelindiğini” ifade etmekte, bunun hem kurum içi hem dışı motivasyonu olumsuz etkilediğini söylemektedir. Başka bir memur ise iş tatmini seviyesini “işsiz kalmaktan iyidir” düşüncesine indirgemekte, özlük haklarındaki ve maaştaki eksiklikler nedeniyle kuruma “can atarak gelmediğini” vurgulamaktadır. Özlük hakları konusunda yapılan değerlendirmelerde, vardiya personelinin fazla çalışma iznini fiilen kullanamadığı, bayram nöbetlerinde dahi fazladan ücret alamadığı, 12 saat boyunca kapalı ortamda yapılan yoğun çalışmanın psikolojik ve ekonomik yükünün personeli “ezdiği” anlatılmakta, emniyet hizmetlerinde görev yapan personele kıyasla daha riskli bir iş yapmalarına rağmen “büro personeli” gibi değerlendirildiklerinden şikâyet edilmektedir. Personel yetersizliği, eğitimlerin niteliği ve kamuoyu algısı, raporun altını çizdiği diğer kritik alanlardır. Personel sayısının yeterli olup olmadığı sorulduğunda, katılımcıların %67,1’i çalıştıkları kurumda personel sayısının yetersiz olduğunu söylemektedir. Bu durumun hem iş yükünü artırdığı hem de izin kullanımını zorlaştırdığı memur görüşleriyle aktarılmaktadır. Hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlere ilişkin sorularda, memurların %48,05’i bu eğitimleri yetersiz bulmakta, eğitimlerin çoğu zaman “formalite icabı” yapıldığını, daha uzun, profesyonel ve tüm personele eşit biçimde sunulan programlara ihtiyaç duyduklarını belirtmektedir. Kamuoyundaki meslek algısı ise son derece olumsuzdur: Katılımcıların %80,52’si toplumda mesleğe yönelik algının olumsuz olduğunu ifade etmekte, dizi ve filmlerde infaz ve koruma memurlarının rüşvetçi, gaddar veya işkenceci gibi gösterilmesinin “manevi yıpranmayı artırdığını” vurgulamaktadır. Ayrıca memurların %41,99’u görevin icrası sırasında can güvenliğine yönelik tehdide maruz kaldığını söylemekte, bu da mesleğin sadece psikolojik değil fiziksel risk taşıdığını göstermektedir. Rapor, çalışma süreleri ve izin haklarını düzenleyen mevzuata da değinmektedir. Ceza infaz kurumlarında çalışan infaz ve koruma memurlarının nöbet ve vardiya yöntemiyle, 7 gün 24 saat esasına göre görev yaptığı, bu kapsamda vardiyalı olarak 12 saat çalışma düzeni bulunduğu ifade edilmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca, kurumların gerekli gördüğü hallerde personelini günlük çalışma saatleri dışında fazla çalışma ücreti vermeksizin çalıştırabileceği, fazla çalışmanın her 8 saati için bir gün izin verilmesi 180 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1478 ‒ öngörüldüğü ancak bu iznin en fazla on günlük kısmının yıllık izinle birleştirilerek yıl içinde kullandırılabileceği hatırlatılmaktadır. Anket bulguları ve memur beyanları, bu yasal çerçevenin sahada çoğu zaman personel lehine değil aleyhine işlediğini, fazla çalışmanın karşılığı olan izinlerin kâğıt üzerinde kalabildiğini göstermektedir. Rapordaki %84,5 oranında özlük hakları memnuniyetsizliği, %78,3 oranında meslekten ayrılma isteği, %71 oranında psikolojik yıpranmışlık ve %80,52 oranında olumsuz kamuoyu algısı gibi veriler, infaz ve koruma memurlarının çalışma koşullarının, ceza adalet sisteminin geneli açısından da “alarm veren” bir noktaya geldiğini açık biçimde göstermektedir. Ceza infaz kurumları, tutukevleri ve eğitim merkezlerinde insan onuruna yakışır bir infaz rejiminin tesis edilmesi hem fiziki koşulların iyileştirilmesini hem de burada görev yapan personelin, özellikle de infaz ve koruma memurlarının mali ve sosyal haklarının ivedilikle güçlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Aşırı kalabalık, yetersiz yaşam alanı, sağlık ve psikososyal destek hizmetlerine sınırlı erişim ile eğitim ve iyileştirme programlarındaki kapasite sorunlarının devam ettiği mevcut tabloda; ağır iş yükü, yüksek risk ve yoğun nöbet sistemi altında çalışan personelin düşük ücret, sınırlı ek ödeme ve yetersiz yıpranma payı ile görev yapması hem çalışma barışını hem de infaz hizmetlerinin güvenli ve hukuka uygun yürütülmesini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle, ceza infaz kurumlarının fiziki altyapısının güçlendirilmesi, sağlık, güvenlik, eğitim ve sosyal faaliyet imkânlarının artırılması ile infaz ve koruma memurları başta olmak üzere tüm personelin ücret, ek tazminat, yıpranma payı ve çalışma sürelerine ilişkin iyileştirmeleri öngören bir ödenek artışı teklif eden önergemiz, ne yazık ki Ak Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir. İs;snaydı Kural Oldu: Tutuklama Tedbiri Ceza muhakemesinde tutuklama, Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca istisnai bir koruma tedbiri olarak düzenlenmiş, yalnızca kaçma tehlikesi, delil karartma riski veya katalog suçlar gibi sıkı şartların varlığında ve ölçülülük ilkesi gözetilerek başvurulması öngörülmüştür. Buna rağmen uygulamada tutukluluk, özellikle siyasal nitelikli soruşturma ve kovuşturmalarda, ifade özgürlüğü kapsamındaki açıklama ve paylaşımlarda, örgütlü suç iddiasına dayalı dosyalarda fiilen “peşin ceza” görünümü kazanmış durumdadır. Yargılamanın sonunda verilebilecek cezanın ağırlığından bağımsız biçimde, soruşturmanın ilk evrelerinden 181 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1479 ‒ itibaren kişilerin uzun süre özgürlüklerinden yoksun bırakılması, tutuklamayı geçici bir tedbir olmaktan çıkararak cezaya yaklaşan bir niteliğe büründürmektedir. Son yıllarda seçilmiş yerel yöneticiler hakkında yürütülen soruşturmalar ve açılan davalar, tutukluluğun istisna olmaktan çıktığına dair kamuoyunda güçlü bir kanaat oluşturmuştur. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan davalar, hakkında düzenlenen hacimli iddianameler, görevden uzaklaştırma ve tutuklama talepleri, yalnızca bireysel bir ceza yargılaması olmanın ötesinde, seçmen iradesini doğrudan etkileme potansiyeli taşıyan süreçler olarak görülmektedir. Benzer biçimde, farklı illerdeki belediye başkanlarının gözaltına alınması, tutuklanması ve akabinde belediyelere kayyım atanması, tutuklama tedbirinin yerel demokrasi üzerinde baskı kuran bir araç gibi algılanmasına yol açmaktadır. Seçilmiş kişilerin, sabit ikametgâhları ve kamuoyu önündeki konumları dikkate alınmaksızın kaçma şüphesi varmış gibi değerlendirilmesi, tutuklamanın zorunluluk ve son çare olma niteliğiyle bağdaşmamaktadır. İfade ve basın özgürlüğü alanında da benzer bir tablo mevcuttur. Gazeteci Fatih Altaylı’nın kamuoyuna açık yayınlarında yaptığı eleştirel değerlendirmeler nedeniyle soruşturmalara konu edilmesi, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin devreye sokulması, hakkında ağır hapis cezaları talep edilerek iddianame düzenlenmesi, eleştirel düşüncenin cezai yaptırımla bastırıldığı yönündeki kaygıları artırmaktadır. Yalnızca Altaylı değil, farklı görüşlerden çok sayıda gazeteci, köşe yazarı, internet yayıncısı ve sosyal medya kullanıcısı, yaptıkları haberler, yorumlar veya paylaşımlar nedeniyle soruşturma ve kovuşturmalarla karşı karşıya kalmakta, bu süreçlerde tutuklama tedbirine başvurulmaktadır. Oysa ifade özgürlüğü bakımından, şiddet çağrısı içermeyen ve nefret söylemine dönüşmeyen açıklamaların ceza tehdidiyle, hele ki tutuklama gibi ağır bir koruma tedbiriyle bastırılması demokratik toplum düzeniyle bağdaşmamaktadır. Bu uygulama pratiği, masumiyet karinesini hukuki bir ilke olmaktan çıkarıp fiilen geçersiz kılmaktadır. Tutuklu yargılanan kişi, henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmaksızın toplum nezdinde “suçu sabit” gibi görülmektedir. Özellikle medyanın dosyaları suçluluk algısını güçlendirecek şekilde sunmasıyla birlikte, yargılama sonucunda beraat kararı verilse dahi uğranılan itibar kaybı ve özgürlükten yoksun kalmanın ağır sonuçları giderilememektedir. “Ceza süresini fiilen karşılayacak” uzunluktaki tutuklamalar, mahkûmiyet 182 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1480 ‒ kararı verilse bile infaz rejimi bakımından tartışmalı bir alan yaratmakta, beraat hâlinde ise devlete ve yargı organlarına duyulan güveni derin biçimde zedelemektedir. Öte yandan, adli kontrol, yurtdışı çıkış yasağı, belli yerlere başvuru yükümlülüğü, güvence (teminat) gibi daha hafif tedbirlerin çoğu dosyada tali, sembolik veya etkisiz seçenekler olarak kalması, mahkemelerin elindeki yelpazenin fiilen daraltılmasına neden olmaktadır. Soruşturma makamları ve mahkemeler, çoğu zaman “katalog suç” ibaresine dayanarak tutuklamayı otomatik bir refleks hâline getirmekte, somut olayın özellikleri ve kişinin kişisel-hukuki durumu yeterince tartılmamaktadır. Böyle bir ortamda tutuklama, istisnai bir hukukî müdahale değil, soruşturmanın olağan başlangıç adımı gibi algılanmaya başlamıştır. Tutukluluk kurumunun bu şekilde kullanılması, hem ceza yargılamasının adil yargılanma, masumiyet karinesi ve ölçülülük ilkeleriyle çelişmekte hem de yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin kaygıları güçlendirmektedir. Siyasal nitelikli dosyalar, seçilmiş belediye başkanları ve gazeteciler üzerinden kamuoyunun gözünün önünde cereyan eden tutuklama kararları, tüm ceza adaleti sistemine yönelik güvensizliği besleyen sembolik örnekler hâline gelmiştir. Tutuklamanın gerçekten istisnai bir tedbir olarak uygulanması ve “fiilî ceza” algısının ortadan kaldırılması hem hukuk devleti ilkesinin hem de demokrasiye duyulan inancın yeniden tesis edilmesi bakımından zorunlu hâle gelmiştir. Basın Özgür Değil Türkiye’de basın özgürlüğünün son yıllarda belirgin biçimde kötüleştiği, artık yalnızca gazetecilerin değil, ifade özgürlüğünü önemseyen tüm toplum kesimlerinin ortak tespiti hâline gelmiştir. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye 180 ülke içinde 159’uncu sıraya gerilemiş ve “çok vahim” kategorisinde kalmıştır. Bu sıralama, Türkiye’yi Pakistan, Bahreyn, Sudan ve Irak gibi ülkelerin hemen gerisine, Venezuela, Kamboçya ve Suudi Arabistan gibi otoriter eğilimlerin belirgin olduğu ülkelerin ise hemen üzerine yerleştirmektedir. 2002 yılında 99. sırada olan Türkiye’nin son 20 yılı aşkın sürede yaklaşık 60 basamak gerilemiş olması, kötüleşmenin hem derinliğini hem de süreklilik arz eden yapısal niteliğini göstermektedir. 183 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1481 ‒ Türkiye, RSF endeksinde yalnızca sıralama olarak değil, niteliksel kategori bakımından da en ağır grupta yer almaktadır: Basın özgürlüğü durumunun “çok vahim” olduğu 42 ülke arasında sayılmaktadır. Bu kategori, gazeteciliğin ya neredeyse imkânsız hâle geldiği ya da gazetecilik yapmanın ciddi tehlike barındırdığı ülkeleri ifade etmektedir. Komşu ülkelerle karşılaştırıldığında da tablo çarpıcıdır: Yunanistan 89, Bulgaristan 70, Ermenistan 34. Sırada yer alırken, Türkiye’nin 159’unculuğa gerilemiş olması, bölgesel ölçekte de belirgin bir negatif ayrışmaya işaret etmektedir. Basın özgürlüğünün kötüleşmesinde yalnızca doğrudan tutuklamalar ve hapis cezaları değil, daha “görünmez” baskı araçları da önemli rol oynamaktadır. Türkiye Gazeteciler Sendikası, 2025 yılı mart ayı sonu itibarıyla cezaevlerinde en az 18 gazeteci ve medya çalışanının bulunduğunu belirtmektedir. Ancak asıl dikkat çekilen husus, tutuklu gazeteci sayısından ziyade adli kontrol uygulamalarının yaygınlaşmasıdır. Yurtdışı çıkış yasakları, ev hapsi, düzenli imza verme yükümlülükleri gibi tedbirler, kâğıt üzerinde “tutuklama dışı alternatif önlemler” olarak gözükse de, fiiliyatta gazetecilerin çalışmasını, seyahat özgürlüğünü ve mesleki hareket alanını daraltan birer cezalandırma aracına dönüşmektedir. Son dönemde adli kontrol tedbirine tabi tutulan gazeteciler arasında Timur Soykan, Murat Ağırel, İsmail Saymaz, Hayri Tunç, Gökhan Kam, Nevşin Mengü, Zeynep Kuray, Özlem Gürses ve Fatih Altaylı gibi kamuoyunca yakından bilinen isimlerin de sayılması, baskının marjinal değil, ana akım ve eleştirel medyayı doğrudan hedef alan yaygın bir pratik hâline geldiğini göstermektedir. 184 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1482 ‒ Diğer yandan, basın özgürlüğündeki kötüleşme yalnızca cezai soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalar ve adli kontrol uygulamaları üzerinden değil, ekonomik baskı mekanizmaları üzerinden de derinleşmektedir. RSF temsilcileri Türkiye’de medyanın ekonomik olarak zayıflatılmasının basın özgürlüğünü ciddi biçimde tehdit ettiğini, özellikle kamu ilan ve reklamlarının ayrımcı biçimde dağıtılmasının, eleştirel medya kuruluşlarına ağır para cezaları uygulanmasının ve bağımsız medyanın ekonomik modellerinin desteklenmemesinin sektörü kırılgan hâle getirdiğini vurgulamaktadır. RSF’nin küresel raporunda da 180 ülkenin yaklaşık yüzde 89’unda medya kuruluşlarının mali istikrar sağlayamadığı, ekonomik baskıların dünyanın pek çok yerinde gazetecilik için başlıca tehditlerden biri hâline geldiği ifade edilmektedir. Bu ekonomik baskı ortamı, Türkiye’de zaten sınırlı olan bağımsız medya alanını daha da küçültmekte, kamu kaynaklarına bağımlı hâle gelen veya ağır para cezaları riskiyle karşı karşıya kalan kuruluşlarda otosansürü teşvik etmektedir. RSF ve farklı uluslararası ağların analizlerine göre, Türkiye’de düzenleyici kurumların ve idari mekanizmaların para cezaları, yayın durdurma kararları, lisans iptalleri ve erişim engelleri yoluyla eleştirel yayınlara yönelik baskı aracı olarak kullanıldığı; kamu reklamlarının ise iktidara yakın medya gruplarına yoğun biçimde yönlendirildiği görülmektedir. Bu tablo, medyanın mülkiyet yapısında da yoğunlaşmayı teşvik etmekte, geniş kitlelere ulaşabilen televizyon kanalları ve gazetelerin önemli bir bölümünün siyasal iktidara yakın sermaye gruplarının kontrolüne geçmesi, çoğulculuğu zayıflatmaktadır. Türkiye’de basın özgürlüğünün hem hukuki hem ekonomik araçlarla sistematik biçimde daraltıldığını göstermektedir. Ceza soruşturmaları, adli kontrol ve tutuklama tehdidi altında çalışan gazeteciler; ayrımcı ilan–reklam politikaları ve ağır idari para cezalarıyla karşı karşıya kalan medya kuruluşları, yoğunlaşmış medya sahipliği ve düzenleyici kurumlar üzerinden işletilen baskı mekanizmaları bir araya geldiğinde, basın özgürlüğünün yalnızca kâğıt üzerinde tanınan, fiilen ise sürekli sınırlandırılan bir hak hâline geldiği görülmektedir. Türkiye’nin 159’unculuk gibi son derece düşük bir sıralamada, “çok vahim” kategorisinde yer alması, bu durumun yalnızca iç tartışmaların değil, uluslararası ölçekte yapılan bağımsız değerlendirmelerin de ortak sonucu olduğuna işaret etmektedir. Basın özgürlüğünün kötüleşmesi, yalnızca gazetecilerin mesleki faaliyet alanını daraltan bir sorun olarak görülemez. Haber alma hakkı, demokratik toplum düzeninin temel 185 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1483 ‒ unsurlarındandır. Gazetecilerin korku, baskı ve ekonomik tehdit altında çalıştığı, eleştirel seslerin yargı yoluyla susturulmaya çalışıldığı ve medyanın tek sesliliğe zorlandığı bir ortamda, demokratik denetim mekanizmaları zayıflar, yolsuzluk, kamu kaynaklarının kötüye kullanılması ve hak ihlalleri daha da görünmez hâle gelir. Bu nedenle Türkiye’de basın özgürlüğünün yeniden güvence altına alınması, yalnızca bir meslek grubunun değil, tüm toplumun demokratik geleceği açısından hayati bir gerekliliktir. Bakanlığın Sözde Strateji Belgeleri ve Planları Adalet Bakanlığının resmî belgeleri incelendiğinde, yargı alanında uzun süredir “strateji belgesi” eksenli bir reform söyleminin benimsendiği görülmektedir. Bugün itibarıyla Bakanlığın internet sitesinde dört ayrı Yargı Reformu Stratejisi (2009–2015, 2015–2019, 2019– 2023 ve 2025–2029 dönemlerini kapsayan belgeler) ile 2014 ve 2021 tarihli İnsan Hakları Eylem Planları yer almaktadır. Böylece dar anlamda dört, geniş anlamda ise en az altı ana strateji/eylem belgesinden oluşan bir “reform külliyatı” ortaya çıkmaktadır. Bu belgeler kâğıt üzerinde yargı bağımsızlığı, makul sürede yargılanma, tutuklamanın istisna hâline getirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi ve adalete erişimin kolaylaştırılması gibi son derece yerinde hedefler içermektedir. Ne var ki, uygulamadaki tablo, bu iddialı söylemle bağdaşmayan, aksine güven erozyonunu derinleştiren bir manzaraya işaret etmektedir. 2025–2029 dönemini kapsayan ve “Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Stratejisi” adı verilen son belge, 5 amaç, 45 hedef ve 264 faaliyetten oluşan kapsamlı bir program olarak tanıtılmış; Adalet Bakanı ve iktidar partisi sözcüleri bu belgeyi, yargının geleceğine dair ana yol haritası olarak sunmuştur. Bakan, söz konusu stratejiyle “hukukun üstünlüğünü esas alan, makul sürede işleyen, öngörülebilir ve güven veren bir adalet sistemi vizyonu” ortaya koyduklarını ifade etmiş, yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi, yargılamaların hızlanması, usul ekonomisinin sağlanması ve ceza adaleti sisteminin etkinleştirilmesi gibi başlıkların bu vizyonun temel unsurları olduğunu vurgulamıştır. Strateji belgesine dayanılarak hazırlanan onuncu ve hazırlık aşamasındaki on birinci “yargı paketleri” de yine aynı reform iradesinin devamı olarak sunulmuştur. İktidar partisi temsilcileri tarafından son yirmi üç yılda “hukuk alanında tarihî bir dönüşüm” yaşandığı, temel kanunların yenilendiği, bireysel başvuru ve ombudsmanlık gibi mekanizmalarla hukuk güvencesinin güçlendiği, yargıda dijitalleşme ve alternatif uyuşmazlık 186 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1484 ‒ çözüm yollarıyla adalet hizmetlerinin kalitesinin yükseldiği anlatılmaktadır. Yine 23 Ocak 2025’te ilan edilen Yargı Reformu Stratejisi’nin, “özgürlüğün, güvenin ve hakkın adaletle buluştuğu bir Türkiye vizyonu” olduğunu ve bu çalışmaların sürdürülebilirliğinin görüştüğümüz bütçenin kabulüyle yakından ilişkili bulunduğunu söyleyen bir söylem kurulmaktadır. Ancak aynı döneme ilişkin uluslararası endeksler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) verileri, bu strateji belgelerinin kâğıt üzerinde kaldığını, reform söylemi ile sahadaki gerçeklik arasında derin ve kronik bir uçurum bulunduğunu göstermektedir. AİHM istatistikleri de benzer bir çelişkiyi ortaya koymaktadır. 2023–2025 dönemine ilişkin verilere göre Türkiye, Mahkeme önünde bekleyen başvuruların sayısı bakımından Avrupa’da ilk sırada yer almaktadır. 2023 yılında AİHM’e yapılan ve bir yargısal oluşuma tahsis edilen 8.326 başvurunun önemli bir kısmı Türkiye kaynaklıdır. 2024 yılında Türkiye’ye ilişkin 6.190 başvuru üzerinde işlem yapılmış, bunların 2.083 başvuruyu ilgilendiren 73 dosyada hüküm verilmiş ve 67 dosyada en az bir Sözleşme ihlali tespit edilmiştir. Bu oran, AİHM önünde Türkiye hakkında verilen kararların çok büyük bölümünde ihlal sonucuna varıldığını göstermekte; “AİHM içtihatlarına uyum” ve “hak ihlallerinin önlenmesi” yönündeki strateji hedeflerinin fiilen yerine getirilmediğini, ihlallerin yapısal bir nitelik kazandığını ortaya koymaktadır. 2023–2025 Döneminde Türkiye’ye İlişkin AİHM’de İşlem Gören Başvurular (2025 yılı için Ocak-Temmuz dönemi kapsanmaktadır.) İşlem gören başvurular 2023 2024 2025* Bir yargısal oluşuma tahsis edilen başvurular 8.326 4.450 2.955 Hükümete tebliğ edilen başvurular 1.494 3.380 1.530 Hakkında karar verilen başvurular 5.039 6.190 3.517 – Kabul edilemez bulunan veya kayıttan düşülen (Tek Yargıç) 3.954 3.941 3.061 – Kabul edilemez bulunan veya kayıttan düşülen (Komite) 275 149 95 – Kabul edilemez bulunan veya kayıttan düşülen (Daire) 3 17 28 – Hükümle sonuçlandırılan başvurular 807 2.083 333 187 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1485 ‒ Öte yandan, Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru yoluyla verdiği ihlal kararlarına bakıldığında da benzer bir tabloyla karşılaşılmaktadır. 23.09.2012–30.06.2025 döneminde verilen ihlal kararlarının yaklaşık %69,8’inin makul sürede yargılanma hakkı, %9,4’ünün adil yargılanma hakkı ile ilgili olması, dört başvurudan yaklaşık üçünün yargılama süresi ve yargılamanın kalitesi kaynaklı hak ihlallerine dair olduğunu göstermektedir. Mülkiyet hakkı (%7,2), ifade özgürlüğü (%5,6), özel hayata saygı ve toplantı-gösteri yürüyüşü haklarına ilişkin ihlaller birlikte değerlendirildiğinde, idarenin mülkiyet ve özgürlük alanına müdahalelerinde ölçülülük ve hukuki güvenlik ilkelerine riayet edilmediği, temel hak ve özgürlükler alanında da yaygın ve tekrarlayan ihlaller bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna rağmen, Komisyon tutanaklarında Adalet Bakanı tarafından “bugünkü yargının her zamankinden bağımsız ve tarafsız olduğu” yönünde beyanlarda bulunulmakta, AİHM ve AYM kararlarının gereği gibi uygulanmadığına yönelik eleştiriler görmezden gelinmektedir. Bu göstergeler, Yargı Reformu Stratejisi ve İnsan Hakları Eylem Planları ile çizilen olumlu söylemin aksine, pratikte yargı bağımsızlığı, makul sürede yargılanma, tutuklamanın istisnailiği ve temel hakların korunması bakımından ciddi bir gerileme yaşandığını ortaya koymaktadır. Strateji belgelerinde yer alan hedefler çoğu zaman somut takvim ve bağlayıcı taahhütlerle desteklenmemektedir. AİHM ve AYM içtihatlarıyla uyumlu mevzuat değişiklikleri kâğıt üzerinde kalmakta, keyfî tutuklama ve uzun yargılama sorunlarını gidermesi beklenen düzenlemeler ise yeni ihlalleri engelleyecek bir etki yaratmamaktadır. Bütün bu tabloya, Adalet Bakanlığı bütçesinde 2025 yılı başlangıç ödeneğine göre %38,99 oranında artış öngörülmüştür. Bu artış “yargı hizmetlerinin ülkenin her köşesinde aynı standartta, insan haklarına saygılı, bağımsız ve vatandaş odaklı biçimde sunulması” hedefiyle ilişkilendirilmekte, söz konusu reformların sürdürülebilirliğinin bütçenin kabulüne bağlı olduğu belirtilmektedir. Ne var ki, aynı dönemde makul sürede yargılanma hakkı ihlallerinin istikrarlı biçimde yükselmesi, AİHM ve AYM kararlarına uyum sorunlarının devam etmesi, yargıya güven endekslerindeki gerileme ve uluslararası ölçekte Türkiye’nin hukukun üstünlüğü sıralamalarında alt dilimlere düşmesi, bu bütçe artışının strateji belgelerinde yer alan hedefleri gerçekleştirmediğini göstermektedir. Strateji belgeleri ve yargı paketleri, çoğu zaman gerçek sorunları tespit eden ancak çözüm için gereken siyasal iradeyi ve kurumsal dönüşümü içermeyen metinler hâline gelmektedir. Adalet Bakanlığının, hazırladığı her yeni strateji belgesini “tarihi reform iradesi” 188 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1486 ‒ olarak sunması, buna karşılık aynı yıllarda AİHM ve AYM ihlal kararlarının, yargı bağımsızlığına ilişkin uluslararası değerlendirmelerin ve iç hukukta yargılama sürelerine dair verilerin olumsuz yönde seyrini sürdürmesi, “afili ama sonuçsuz” bir reform anlayışını görünür kılmaktadır. Bu çerçevede, 2026 yılı Adalet Bakanlığı bütçesinin görüşülmesi sırasında, yalnızca rakamsal artışlara ve strateji belgelerinde kullanılan iddialı dile bakmak yerine, bu belgelerin fiili sonuçlarına odaklanmak gerekmektedir. Gerçek bir yargı reformu, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısının demokratik meşruiyet ve bağımsızlık esaslarına göre yeniden düzenlenmesini, AİHM ve AYM kararlarının hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde ve gecikmeksizin uygulanmasını, tutuklamanın istisna hâline gelmesini, yargılama sürelerinin kısaltılmasını, yargı mensuplarının mesleki güvencesinin güçlendirilmesini ve yargının yürütmeden fiilen bağımsızlaşmasını gerektirir. İYİ Parti Grubu bakımından mesele, yeni bir strateji belgesi daha yazmak değil, mevcut ihlallerin giderildiği, ulusal ve uluslararası mahkeme kararlarına uyulan, temel haklara saygının kâğıt üzerinde değil, pratikte teminat altına alındığı bir adalet düzenini inşa etmektir. Aksi hâlde, yeni strateji ve eylem planları, tıpkı geçmiş örneklerde olduğu gibi, yalnızca söylemi büyüten ancak gerçeği değiştirmeyen, “afili ama sonuçsuz” metinler olarak kalacaktır. Bu nedenle, 2026 yılı Adalet Bakanlığı bütçesi değerlendirilirken, reform belgelerinde ifade edilen hedeflerle sahadaki gerçeklik arasındaki derin uçurum açık biçimde görülmeli, bütçenin, hukukun üstünlüğü ve adalet hizmetinin niteliği bakımından somut, ölçülebilir ve iyileştirici sonuçlar üretmesini sağlayacak yapısal adımlar atılmadan bu söyleme itibar edilmemelidir. Adalet Hala Enkaz Al`nda (6 Şubat) 6 Şubat 2023 depremleri, yalnızca on binlerce insanın yaşamını yitirdiği ve milyonlarca yurttaşın yerinden olduğu büyük bir fiziki yıkım değil, aynı zamanda Türkiye’de afet sonrasında adalete erişimin ne kadar kırılgan olduğunu gösteren ağır bir sınav olmuştur. Resmî verilere göre 50 bini aşkın yurttaşımız hayatını kaybetmiş, yüz binlerce yapı yıkılmış veya ağır hasar görmüştür. Buna karşın, aradan geçen süreye rağmen ceza soruşturmalarının ve yargılamaların genel seyri kamuoyunda “yavaş, parçalı ve etkisiz” olarak nitelendirilmekte, deprem bölgesinde yaşayan veya yakınlarını kaybeden yüzbinlerce vatandaşın adalet beklentisi büyük ölçüde karşılanamamaktadır. 189 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1487 ‒ Adalet Bakanlığının kamuoyuna yansıyan verilerine göre, deprem sonrasında yıkılan binalara ilişkin 2.031 ceza soruşturması başlatılmış; bunlardan 1.491’i iddianameye dönüşerek kamu davasına konu edilmiş, yaklaşık 1.342 davada 1.850 sanık yargılanmakta olup bunların yalnızca 193’ü tutuklu durumdadır. Deprem bölgesindeki ağır can kaybı, yüzlerce kişiye mezar olan site ve oteller dikkate alındığında, soruşturma ve dava sayısının sınırlı kaldığı, önemli bir kısım dosyada ise iddianame düzenlenmesi aşamasına dahi gelinemediği görülmektedir. Bu tablo hem yaşam hakkının korunması hem de etkili soruşturma ve cezasızlıkla mücadele bakımından ciddi bir kapasite ve irade sorunu bulunduğuna işaret etmektedir. Saha gözlemleri, baroların ve meslek örgütlerinin raporları, depremzedelerin ve vekillerinin beyanları, birçok dosyada bilirkişi raporlarının geciktiğini, duruşmaların seyrek aralıklarla yapıldığını ve özellikle toplu ölümle sonuçlanan projelerde gerçek sorumluların hızlı ve bütüncül biçimde yargı önüne çıkarılamadığını ortaya koymaktadır. Yıkımın büyüklüğüyle kıyaslandığında yargılama süreçlerinin bu kadar yavaş işlemesi, hem mağdurların ikinci kez mağduriyet yaşamasına neden olmakta hem de kamuoyunda “deprem dosyaları zamana yayılıyor, unutulmaya bırakılıyor” algısını güçlendirmektedir. Eleştirilerin en yoğunlaştığı alanlardan biri, ceza soruşturmalarının ağırlıklı olarak müteahhitler ve teknik sorumlular üzerinde yoğunlaşması, buna karşılık, yıllara yayılan denetim zaafları, imar afları ve ruhsat süreçlerindeki keyfî uygulamalardan sorumlu kamu görevlilerine yönelik süreçlerin son derece sınırlı ve isteksiz yürütülmesidir. Belediyeler, ilgili bakanlıklar ve yerel idareler bakımından etkin ve hızlı bir soruşturma mekanizması işletilmemesi, deprem öncesi dönemde yapı güvenliğini sağlaması gereken zincirin siyasal ve idari halkalarının “soruşturma dışı” bırakıldığı izlenimini doğurmaktadır. Bu durum hem cezasızlık algısını derinleştirmekte hem de gelecekte benzer riskli yapılaşma pratiklerinin siyasî ve idari koruma altında devam edebileceği endişesini beslemektedir. TMMOB ve bağlı odalar başta olmak üzere meslek örgütleri, depremlerde ortaya çıkan ağır tablonun sebepleri arasında yalnızca malzeme kalitesizliği ve proje hatalarının değil, yıllarca tekrarlanan imar aflarının, yetersiz ve etkisiz denetim mekanizmalarının, usulsüz ruhsat süreçlerinin ve yaygın yolsuzluk pratiklerinin bulunduğunu vurgulamaktadır. Buna rağmen, imar aflarından yararlanan yapıların kaçının depremde yıkıldığına dair verilerin şeffaf biçimde paylaşılmaması ve bu politikalardan sorumlu olanlar hakkında anlamlı bir hesap 190 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1488 ‒ verme süreci işletilmemesi, “yıkım zincirinin yalnızca son halkasının yargılandığı” yönündeki haklı eleştirileri güçlendirmektedir. Adalet Bakanı, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı sunumda, 2025 yılı Kasım ayı itibarıyla cumhuriyet başsavcılıklarında, ilk derece, istinaf ve temyiz mahkemelerinde toplam 12 milyonu aşkın derdest dosya bulunduğunu, yıl sonu itibarıyla 14 milyonun üzerinde dosyada karar verileceğini öngördüklerini ifade etmiştir. Bu veriler, yargı teşkilatının zaten ağır bir iş yükü altında olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Böyle bir tabloda, deprem dosyalarının da bu büyük yığının içine dâhil edilmesi, afet kaynaklı davaların hızla ve öncelikli olarak sonuçlandırılması ihtiyacını daha da yakıcı hâle getirmektedir. Ne var ki, mevcut kapasite ve işleyişle, 6 Şubat depremlerine ilişkin soruşturma ve davaların kısa sürede tamamlanması mümkün görünmemektedir. Bu tıkanma yalnızca ceza mahkemeleriyle sınırlı değildir. Deprem bölgesindeki idare ve hukuk mahkemelerinde görülen tazminat davaları, idarenin sorumluluğuna ilişkin tam yargı davaları, imar ve ruhsat süreçlerindeki hukuka aykırılıkların tespiti için açılan iptal davaları ile sigorta ve kira ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda da süreçler ağır işlemektedir. Keşif ve bilirkişi incelemelerinin gecikmesi, duruşma aralıklarının aylarca hatta daha uzun sürelerle açılması, depremzedelerin barınma, iş, gelir ve sosyal destek ihtiyacı gibi son derece acil meselelerinin mahkeme korumasına zamanında kavuşmasını engellemektedir. Böylece, yalnızca ceza adaleti değil, idari ve özel hukuk alanındaki adalet beklentileri de büyük ölçüde karşılanamamaktadır. Öte yandan, Adalet Bakanlığının aynı sunumda “Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Stratejisi” ve yeni yargı paketleriyle yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi ve adalete erişimin kolaylaştırılması hedeflerini sıraladığı görülmektedir. Ancak 6 Şubat depremlerinden sonra ortaya çıkan tablo, bu hedeflerin özellikle afet gibi kitlesel hak ihlallerinde somut bir karşılık bulamadığını göstermektedir. Deprem davalarındaki yavaşlık, soruşturmaların kamu görevlilerini yeterince kapsamaması ve tazminat süreçlerinin sürüncemede kalması, “strateji belgesi” düzeyinde dile getirilen taahhütlerle sahadaki gerçeklik arasındaki mesafenin ne kadar açıldığını gözler önüne sermektedir. 191 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1489 ‒ 6 Şubat depremleri sonrasında yürütülen yargı süreçleri, yaşam hakkının korunması, etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmesi, cezasızlıkla mücadele ve depremzedelerin idari ve özel hukuk alanındaki haklarının korunması bakımından ciddi eksikler içermektedir. Fiziki enkazın önemli ölçüde kaldırılmış olmasına rağmen, yargının yavaşlığı ve etkisizliği nedeniyle adalet arayışının “enkaz altında kaldığı” yönündeki kamuoyu algısı güçlenmektedir. Bu durum, yalnızca geçmişe dair bir hesaplaşma sorunu olmayıp, gelecekte benzer afetlerde can ve mal kaybının azaltılması için caydırıcı ve önleyici bir yargı pratiğine duyulan ihtiyacı da açıkça ortaya koymaktadır. 2026 yılı Adalet Bakanlığı bütçesi, 6 Şubat depremlerinin ortaya çıkardığı bu ağır tabloyu gidermeye yönelik somut, hedefe bağlanmış ve ölçülebilir bir program içermemektedir. Deprem bölgesinde uzmanlaşmış savcılık ve mahkeme birimlerinin oluşturulması, bu bölgelere ilave hâkim, savcı ve adliye personeli tahsisi, bilirkişi ve keşif süreçlerinin hızlandırılması, kamu görevlilerinin dâhil olduğu soruşturmalarda bağımsız ve etkili mekanizmaların kurulması ve depremzedelere ücretsiz hukuki yardım ile psikososyal destek sağlayacak adli destek birimlerinin güçlendirilmesi yönündeki ihtiyaçlar bütçede yeterli karşılığını bulmamıştır. Bu nedenle, 6 Şubat depremleri sonrasında ortaya çıkan “adaletin enkaz altında kaldığı” yönündeki ağır tablonun giderilmesi için, Adalet Bakanlığı bütçesinin afet sonrası yargı süreçlerini önceleyen, depremzedelerin adalete erişimini hızlandıran ve cezasızlıkla mücadeleyi güçlendiren bir anlayışla yeniden ele alınması zorunludur. Hakim/Savcı Eği;mi ve Adalet Akademisi Türkiye’de hâkim ve savcı yetiştirme süreci, kâğıt üzerinde çok katmanlı ve kurumsal bir yapı gibi görünse de seçim aşamasında ve Türkiye Adalet Akademisi’ndeki eğitim sürecinde ciddi yapısal sorunlar barındırmaktadır. Bu sorunlar, yalnızca bireysel liyakat tartışmalarına değil, doğrudan yargı bağımsızlığına ve toplumun adalete güvenine etki etmektedir. Öncelikle sistemin başlangıç noktası olan hukuk fakülteleri düzeyinde sorunlar başlar. Türkiye’de hukuk fakültesi sayısının ve kontenjanların son yıllarda dramatik biçimde artması, eğitimin niteliğini aşağı çeken en önemli unsurlardan biridir. Avrupa Birliği için hazırlanmış değerlendirme raporlarında dahi, Türkiye’deki hukuk eğitiminin, uluslararası ve Avrupa hukuku da içeren, analitik düşünebilen ve nitelikli mezun yetiştirme hedefini karşılamaktan uzak olduğu belirtilmiştir. Klasik, ezbere dayalı, uygulama ve muhakeme becerilerinden 192 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1490 ‒ yoksun bir lisans eğitimi, hâkim ve savcı yardımcılığına girişte ilk kırılgan halkayı oluşturmaktadır. Hâkim ve savcı yardımcılığına giriş sınavları, biçimsel olarak yazılı test ve mülakat olmak üzere iki aşamalı yürütülmektedir. Yazılı sınav, genel yetenek–genel kültür ve alan bilgisinden oluşan çoktan seçmeli testler şeklinde uygulanmakta, adayların norm bilgisini ölçse de pratik muhakeme, karar yazma, etik ikilemlerle başa çıkma gibi mesleğin özünü oluşturan yetkinlikleri kapsamamaktadır. Böyle bir sınav kurgusu, adayları test tekniğine yönlendirmekte, sahici dosya analizi, gerekçe yazımı ve insan hakları perspektifini geri plana itmektedir. Asıl tartışma ise mülakat aşamasında yoğunlaşmaktadır. Hâkimlik mülakat kurullarına Adalet Bakanlığından gelen üst düzey bürokratların başkanlık etmesi ve bu isimlerin aynı zamanda partili geçmişe sahip olması, mülakatların siyasî etkiden arınmış olduğu yönündeki iddiaları zayıflatmaktadır. 2024 hâkimlik mülakat kurulunun başkanlığını yürüten Adalet Bakan Yardımcısı Ramazan Can’ın, daha önce torpil yazışmalarının televizyon kameralarına yansıması, ardından hâkimlik mülakatında komisyon başkanı olması, kamuoyunda mülakatların tarafsızlığına dair ciddi bir güven bunalımı yaratmıştır. Mülakatta derece yapmış adayların elenmesi, adaylara göre “torpilsiz hâkim–savcı olunamadığı” yönündeki yaygın kanaati güçlendirmektedir. Bu tablo, objektif, puana dayalı, şeffaf ve ölçülebilir kriterlerle yürütülmesi gereken bir süreci, siyasi ve kişisel ilişkilere açık, kapalı kapılar arkasında yürüyen bir mekanizma hâline getirmektedir. Meslek öncesi eğitim ve staj döneminde de önemli uyumsuzluklar göze çarpar. Türkiye Adalet Akademisi bünyesinde hâkim ve savcı yardımcıları için iki yıla yayılan ve toplamda 3 yıl süren bir meslek öncesi eğitim modeli öngörülmekte, bu süreç hazırlık eğitimi, mahkemelerde staj ve ara eğitim dönemlerinden oluşmaktadır. Müfredatta, ceza hukuku uygulamaları ve somut olaylar üzerinden yürütülen dersler gibi, teoriyi uygulamayla buluşturmaya yönelik olumlu unsurlar bulunsa da programın geneli hâlâ pozitif hukuk bilgisini aktaran, sınav odaklı bir teknik eğitim karakteri taşımaktadır. Temel haklar, AİHM içtihadı, adil yargılanma ilkesi, delil psikolojisi, mağdur hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, çocuk ve kırılgan gruplarla iletişim gibi alanlar yeterince güçlü, derinlikli ve zorunlu modüller hâline getirilememiştir. 193 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1491 ‒ Hâkim ve savcı yardımcılarının sahada geçirdikleri süre de nitelik bakımından sorunludur. Mevzuatta, bölge adliye ve bölge idare mahkemeleri ile Yargıtay veya Danıştay’da görevlendirilme, eğitici hâkim–savcılar nezaretinde çalışma gibi hükümler bulunsa da pratikte bu mentörlüğün ne kadar nitelikli yürütüldüğü, “usta–çırak” ilişkilerinin çağdaş etik ve insan hakları standartlarını ne ölçüde içselleştirdiği tartışmalıdır. Adayların bir kısmı, ağır iş yükü altında dosya yetiştirmeye çalışan mahkemelerde, gerçek anlamda eğitimden ziyade ucuz işgücü gibi konumlanmakta, dosya inceleme ve karar yazma süreçlerine katılımları sistematik ve ölçülebilir olmaktan uzak kalmaktadır. Türkiye Adalet Akademisinin kurumsal konumu da yargı bağımsızlığı bakımından eleştiriyi hak etmektedir. Akademi, ilk kurulduğunda özel kanunla düzenlenmişken, daha sonra 34 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yeniden yapılandırılmış, hâkim ve savcıların meslek içi eğitimlerini düzenleme yetkisi bu CBK ile Akademi’ye verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, hâkim ve savcıların meslek içi eğitimine ilişkin esasların kanunla düzenlenmesi gerektiğini vurgulayarak bu çerçevenin anayasal açıdan sorunlu olduğuna işaret etmiştir. Yani, yargının kendi özerk kurumsal yapısı içinde, kanunla belirlenmesi gereken bir eğitim rejimi, yürütmenin tek taraflı iradesiyle belirlenebilen bir kararnamenin konusu hâline gelmiştir. Bu durum, eğitim içeriğinden eğiticilerin seçimine kadar her aşamada yürütmenin etkisini artırmakta, yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkeleriyle gerilim yaratmaktadır. Eğiticilerin seçimi ve eğitimin akademik niteliği de tartışmalıdır. Hâkim, savcı, avukat ve akademisyenlerin eğitici olabilmesi için en az beş yıllık meslek deneyimi ve çoğu durumda Ankara’da görev yapma şartı aranmaktadır. Bu koşullar, eğitici havuzunu sınırlamakta, farklı bölgelerden, farklı deneyimlere sahip, sahici çeşitliliği yansıtan bir kadronun oluşmasını güçleştirmektedir. Öğretim ekiplerinin önemli bir kısmının yine mevcut yargı kültürünün içinden gelmesi, eleştirel düşünceyi, karşılaştırmalı hukuku ve interdisipliner yaklaşımı sınırlamakta, genç hâkim ve savcılara aynı hiyerarşik ve statükocu bakışın yeniden üretilmesi riski doğurmaktadır. Fiziki ve mekânsal koşullar bakımından bakıldığında, Türkiye Adalet Akademisi Ahlatlıbel–İncek’te 132.000 m²’lik bir yerleşkede faaliyet yürüttüğünü, eğitim binaları, spor alanları ve sosyal tesisleriyle “Avrupa’nın en büyük yargı akademisi kampüslerinden biri” olduğunu ifade etmektedir. Yerleşkede 384 yatak kapasiteli yatılı tesis, kütüphane, spor salonu gibi imkânların bulunduğu yine resmî kaynaklarda belirtilmektedir. Ancak aynı anda 194 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1492 ‒ 1300 hâkim ve savcı adayına eğitim verilebildiği dikkate alındığında, yatak kapasitesi tüm adayları karşılamaya yetmemekte, ciddi bir kısmı Ankara’nın uzak bir bölgesindeki kampüse her gün gidip gelmek zorunda kalmaktadır. Toplu ulaşım imkânlarının sınırlı olduğu, İncek hattında otobüs seferlerinin seyrekliği gibi hususlar, adayların günlük yaşamını zorlaştırmaktadır. Özellikle ekonomik durumu kısıtlı olan adaylar için barınma ve ulaşım gerçek bir yük hâline gelmektedir. Bu tablo, “gösterişli kampüs” ile “erişilebilir ve eşit eğitim koşulları” arasındaki kopukluğu ortaya koymaktadır. Kütüphane ve akademik altyapı bakımından, Akademi Türkiye’nin hukuk ve adalet alanındaki en büyük kütüphanesini kurma hedefini öne çıkarmakta, çeşitli hakemli dergiler yayımlamaktadır. Ancak bu potansiyel, eğitim müfredatına ve günlük ders pratiğine yeterince yansımamaktadır. Yabancı dil, karşılaştırmalı hukuk, insan hakları hukuku ve Avrupa yargı etik standartları gibi alanlarda derinleşmiş, literatürle sürekli temas hâlinde olan bir eğitim iklimi henüz kurulamamıştır. Adayların önemli bir kısmı, meslek hayatına temel yabancı hukuk kaynaklarına erişemeden, AİHM ve diğer uluslararası mahkeme içtihatlarını ikinci el özetler üzerinden takip ederek başlamaktadır. Meslek içi eğitim boyutunda ise, Avrupa Konseyi ile yürütülen yargı etiği projeleri ve benzeri uluslararası iş birlikleri bir yandan olumlu adımlar olsa da, bu çalışmalar daha çok proje mantığıyla sınırlı kalmakta, tüm yargı camiasına yayılmış, sürekli ve zorunlu bir etik/insan hakları eğitimi rejimine dönüşememektedir. Yeni mevzuat değişiklikleri çoğu zaman kısa, yoğun ve formalist hizmet içi eğitim toplantılarıyla geçiştirilmektedir. Yoğun iş yükü altında görev yapan hâkim ve savcılar için, eğitim çoğu zaman ek bir külfet olarak algılanmakta, çalışma koşulları, personel sayısı ve iş yükü dengelenmeden eğitimden beklenen etkinlik sağlanamamaktadır. Türkiye’de hâkim ve savcı yetiştirme süreci, niteliksizleşen hukuk lisans eğitimi, test ve mülakat merkezli, siyasî etkiden arındırılmamış seçim mekanizmaları, yürütmenin gölgesinde şekillenen kurumsal yapı, içerikten çok şekle odaklanan ve insan hakları–etik–psikoloji boyutları zayıf kalan bir eğitim müfredatı ve erişilebilirliği tartışmalı fiziki koşullar nedeniyle ciddi bir reform ihtiyacı içindedir. Bu tablo, bireysel bazı iyi niyetli uygulamalara ve güçlü eğitmenlere rağmen, sistemin bütünü açısından “bağımsız, tarafsız, iyi yetişmiş yargı mensubu” idealini tam olarak karşılayamamaktadır. Yargının toplum nezdinde yeniden itibar kazanabilmesi için, hâkim ve savcı yetiştirme sürecinin tüm aşamalarında şeffaflık, liyakat, 195 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1493 ‒ akademik kalite, insan hakları odaklılık ve kurumsal özerkliği esas alan köklü bir yeniden tasarım zorunludur. Hâkim ve savcı yardımcılarının, yani mesleğe yeni hazırlanan adayların nitelikli biçimde yetiştirilmesi ile meslek içi güncelleme programları ve yeni uzmanlık alanlarında kapasite geliştirilmesi bakımından kilit bir kurum olan Türkiye Adalet Akademisi için, eğitim sürecini daha nitelikli hâle getirmeyi, hâkim ve savcı adayları ile meslek içi eğitim gören yargı mensuplarının bilgi ve beceri düzeyini yükseltmeyi ve bu çerçevede akademinin idari, fiziki ve mali yapısını güçlendirmeyi amaçlayan bir ödenek artışı önergesi verilmiştir. Bu ödenek artışıyla, eğitim programlarının kapsam ve kalitesinin geliştirilmesi, yeni müfredat ve uzmanlık alanlarının hayata geçirilmesi ve kurumsal kapasitenin çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde güçlendirilmesi hedeflenmiştir. Ancak Türkiye Adalet Akademisi’nin yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı ve mesleki liyakat açısından taşıdığı stratejik öneme rağmen, söz konusu ödenek artışını içeren önergemiz AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir. Böylece hem yargı mensuplarının nitelikli eğitimi hem de adalet hizmetlerinin kalitesinin yükseltilmesi yönünde önemli bir fırsat heba edilmiştir. UYAP Avukat Portalı: Sürekli Güncellenen, Bir Türlü Doğru Çalışmayan Sistem Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP), teorik olarak yargının tüm taraflarını ortak bir dijital zeminde buluşturmayı amaçlayan, dava ve takip dosyalarının elektronik ortamda yürütülmesini sağlayan temel bilişim altyapısıdır. Avukatlar açısından UYAP Avukat Portalı; dava ve icra dosyalarının görüntülenmesi, dilekçe ve müzekkere gönderilmesi, e-tebligatların takibi, e-duruşma bağlantıları, harç ve masraf ödeme işlemleri gibi günlük mesleki faaliyetin neredeyse tamamını elektronik ortamda yürütmeye imkân veren ana kapıdır. Kâğıt ortamında yapılabilecek pek çok işlem, portal sayesinde mesai saatlerinden bağımsız ve ülkenin her yerinden yapılabilir hâle gelmiştir. Son yıllarda Adalet Bakanlığı, UYAP’ta “altyapı güçlendirme”, “yeni arayüz”, “kullanıcı deneyimini iyileştirme” gibi gerekçelerle birçok güncelleme yaptığını duyurmaktadır. Nitekim 2024 yılında yeni UYAP Avukat Portalı devreye alınmış, eski portalın kapatılması da birkaç kez ertelendikten sonra tamamen yeni sürüme geçilmiştir. Bunun yanı sıra, zaman zaman planlı bakım ve altyapı çalışmaları olduğu, bu nedenle belirli saatlerde sistem kesintisine gidileceği de Türkiye Barolar Birliği ve Bakanlık duyurularından takip edilmektedir. Kâğıt üzerinde 196 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1494 ‒ bakıldığında, sürekli güncellenen, modernize edilen, “daha güvenli ve hızlı” olduğu iddia edilen bir altyapıdan söz edilmektedir. Ne var ki, uygulamadaki tablo bu söylemle örtüşmemektedir. UYAP Avukat Portalı’na erişim, özellikle yoğun kullanılan gün ve saatlerde sık sık aksamaktadır. Avukatlar sisteme ya hiç girememekte ya da son derece yavaş ve hata veren bir arayüzle karşılaşmaktadır. Yeni arayüzün devreye girmesiyle birlikte yaşanan teknik aksaklıklar nedeniyle Türkiye Barolar Birliği’nin Hakimler ve Savcılar Kurulu’na başvurmak zorunda kaldığı, bu aksaklıkların mahkemeye erişim hakkını fiilen zedelediği bizzat meslek örgütü tarafından dile getirilmiştir. 2024 ve 2025 yıllarında ülke çapında yaşanan geniş çaplı kesintilerde ise, UYAP sisteminin tamamen çökmesi sonucu duruşmalara ara verildiği, avukatların ve yurttaşların işlemlerini yapamadığı basına yansımıştır. Bu kronik erişim sorunu, yalnızca teknik bir aksaklık olarak görülemez. Avukat için UYAP’a erişememek; dava açamamak, süresinde dilekçe verememek, icra takibi başlatamamak, e-tebligatı görememek, yani doğrudan işini yapamamak anlamına gelmektedir. Özellikle süreli işlemlerde –dava açma, itiraz, istinaf, temyiz, süreli icra takip işlemleri gibi– birkaç saatlik bir kesinti bile telafisi güç hak kayıplarına yol açabilmektedir. Nitekim avukatların ve baroların, sistemin çökmesi nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi, eski hâle getirme kurumunun re ’sen işletilmesi gibi taleplerle HSK ve Adalet Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunmak zorunda kalmaları, sorunun ciddiyetini ortaya koymaktadır. Sistemin “güncelleniyor” olması da başlı başına bir güvence oluşturmamaktadır. Aksine, her güncelleme veya yeni sürüm geçişi, avukatlar açısından yeni uyum sorunları ve teknik engeller getirmektedir. Java ve tarayıcı uyumsuzlukları, e-imza uygulamasının sık sık yeniden kurulmasını gerektiren güncellemeler, farklı işletim sistemlerinde yaşanan uyum problemleri, kimi zaman sistem kaynaklı kimi zaman da bu karmaşık yapıdan beslenen kullanıcı hataları, UYAP’ı meslek pratiğinin doğal bir parçası olmaktan çıkarıp başlı başına ayrı bir mücadele alanına dönüştürmüştür. Bu tabloya, yoğun saatlerde yaşanan yavaşlamalar, zaman zaman hiç açıklama yapılmaksızın ortaya çıkan erişim kesintileri ve bilgilendirme eksiklikleri eklendiğinde, güncellenen ama bir türlü “istikrarlı biçimde çalışmayan” bir sistem görüntüsü ortaya çıkmaktadır. 197 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1495 ‒ AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI Değişim Merkezi Bütçe 2025 Bütçesi 2025 Harcama 2026 Bütçe Teklifi Oranı (%) İçindeki Payı Başlangıç Ödeneği (Haziran Sonu) (₺) 2025-2026 (%) 407.010.627.000 186.668.859.468 531.905.396.000 %30,7 %2,81 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, toplumsal refahın arWrılması, kırılgan ve dezavantajlı grupların korunması, eşitlikçi ve sosyal poliAkaların hayata geçirilmesi ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi açısından kriAk bir role sahipAr. Ailenin korunması, çocukların sağlıklı bireyler olarak yeAşmesi, kadınların güçlendirilmesi, yaşlıların ve engellilerin topluma akAf kaWlımının sağlanması gibi hayaA konularda üstlendiği görevler, sosyal devlet ilkesinin en somut göstergesidir. Ancak bu hedeflerin gerçekleşmesi, Bakanlığın bütçesinin yeterliliği ve etkin kullanımı ile doğrudan ilişkilidir. 2026 yılı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi %30,7 arWşla 531 milyar 905 milyon 396 bin TL olarak teklif edilmişAr. Bakanlığın 2026 yılı Merkezi YöneAm Bütçesi içindeki payı ise %2,81’dİr. 2022 yılında bu oran %3,77 iken 2023 yılında %3,35’e düşürülmüş, 2024 yılında ise %3’e gerilemiş ve 2025 yılı teklifinde de %3’ün alWna inerek %2,76 olarak planlanmışWr. 2026 yılında da %3’ün alWnda kalmaya devam etmişAr. Bakanlık bütçesi ekonomik sınıflandırma kalemlerine bakıldığında ise arWşlar farklıklar göstermektedir. ASHB Açıklama Değişim 2025 Başlangıç 2025 Haziran 2026 Bütçe Bütçesi (Ekonomik Oranı (2025- Ödeneği Sonu Harcama Teklifi İçindeki Sınıflandırma) 2026) Payı Personel 53.280.882.000 22.627.153.769 73.472.895.000 %37,90 %13,81 Giderleri SGK Devlet Primi 8.825.531.000 3.618.079.427 11.622.538.000 %31,69 %2,19 Giderleri Mal ve Hizmet 20.001.851.000 9.883.659.410 26.632.597.000 %33,15 %5,01 Alım Giderleri Cari Transferler 319.632.263.000 146.741.649.858 413.858.606.000 %29,48 %77,81 Sermaye 5.259.800.000 1.346.791.990 6.311.760.000 %20,00 %1,19 Giderleri Sermaye 10.300.000 3.075.012 7.000.000 –%32,04 %0,0013 Transferleri 198 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1496 ‒ 1. Personel Giderleri %37,90 artmışWr. Bakanlık Bütçe Payı %13,81’dir. (Kamu personeli ile kamu personeli olmasa bile bunlar gibi çalışWrılan veya hizmeAnden faydalanılan kişilere -veya diğerlerine- bordroya dayalı olarak nakden yapılan ödemeleri kapsar.) ArWşın esas olarak sosyal hizmet uzmanları, çocuk gelişimciler ve psikologlar gibi sahada görev yapan meslek gruplarının sayısının arWrılmasına yönelAlmesi önem arz etmektedir. Yeni isAhdam yapılacaksa liyakat ve mesleki yeterlilik öncelenmeli kadrolaşma yerine hizmet niteliğini arWran profesyonel personel alımı tercih edilmelidir. 2. SGK Devlet Primi Giderleri %31,69 artmışWr. Bakanlık Bütçe Payı %2,19’dur. (DevleAn işveren sıfaWyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri bu bölümde izlenir.) 3. Mal ve Hizmet Alım Giderleri %33,15 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki pay %5,01’dir. (Faturalı olarak veya ilgili mevzuaWna uygun şekilde belgelendirilerek alınan mal ve hizmet bedellerini kapsar.) Ülkemizde çocuk yoksulluğu, kadınların barınma ve sığınma ihAyacı, engelli bireylerin rehabilitasyonu ve yaşlı bakım hizmetlerine yönelik talep artmaktadır. Huzurevleri, kadın sığınma evleri, çocuk evleri ve engelli rehabilitasyon merkezleri gibi kriAk sosyal hizmet birimlerinin ihAyaç duyduğu araç, gereç, bakım, onarım, teknik destek, temizlik ve güvenlik hizmetleri bu kalemden karşılanmaktadır. 2026 yılı teklifi bu ihAyacı karşılamaktan uzakWr. 4. Cari Transferler %29,48 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki pay %77,81’dir. (Sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla karşılıksız olarak yapılan ödemelerdir.) Ülkedeki yüksek enflasyon, gelir kaybı ve artan yoksulluk düşünüldüğünde %29,48’lik arWşın yeterli olmadığı açıkWr. ArWş daha çok maliyet güncellemesini karşılamakta ve sosyal yardım kapsamını genişletmeye imkan vermemektedir. Sosyal yardımlardaki reel düşüş ihAyaç sahibi hanelerin daha da kırılgan hale gelmesine neden olacakWr. 5. Sermaye Giderleri %20 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki pay %1,19’dur. (Sermaye harcamaları, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi akAflerin edinimi için yapılan Devlet mal varlığını arWran ödemeler bu ekonomik sınıXa yer almaktadır.) 199 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1497 ‒ Sermaye giderleri; yeni sosyal hizmet merkezlerinin, kadın sığınma evlerinin, yaşlı bakım evlerinin, engelli bakım merkezlerinin, çocuk evlerinin inşası, bakım ve onarımı gibi yaWrım niteliğindeki harcamaları kapsar. Mevcut sosyal hizmet tesislerinin çoğu fiziki olarak yetersizdir. Ayrılan 6,3 milyar TL’lik sermaye bütçesi artan ihAyaçlar ve mevcut tesislerin durumları dikkate alındığında son derece yetersizdir. Yetersiz sermaye bütçesi sosyal hizmet sunumunda yaşanan aksaklıkların devam edeceğini göstermektedir. 6. Sermaye Transferleri %32,04 azalmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki pay %0,0013’tür. (Sermaye transferleri, bütçe dışına sermaye birikimi amaçlayan ve sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir.) Sermaye transferleri, sosyal hizmet alanında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlara proje bazlı destek sağlanmasını mümkün kılar. Ancak ayrılan kaynak neredeyse sımr düzeyindedir. Bu durum sosyal hizmet alanında proje gelişArme kapasitesinin çok düşük kaldığını göstermektedir. Yoksulluğun giderek derinleşAği, çocukların yetersiz beslendiği, kadınların kendilerini güvende hissetmediği, engellilerin ve yaşlıların yokluktan evlere hapsolduğu ülkemizde, sosyal yardım ve sosyal refahı sağlayacak programlar yapmakla yükümlü Bakanlık görünen o ki görevini yerine geAremeyecekAr. 2026 yılı bütçesi analiz edildiğinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın mevcut sosyal yardım poliAkaları, Türkiye’de yoksulluğun boyutlarına karşılık verebilecek bir derinlikten yoksundur. Sosyal devlet anlayışının yeniden inşa edilmesi, bireyleri yoksulluktan kurtaracak uzun vadeli ve sürdürülebilir poliAkaların hayata geçirilmesiyle mümkündür. Uzun vadede toplumsal refahı arWrmak için gerçekçi, dönüştürücü ve adil bir sosyal devlet vizyonu kaçınılmazdır. Ancak hükümeAn sosyal devlet vizyonu yoksulluğu biArecek bir anlayış değil, yoksulluğu yönetecek bir anlayış barındırmaktadır. Yoksulluğu Yöneten Bütçe Sosyal devlet, yalnızca ihAyaç sahiplerine nakit desteği sunan bir mekanizma değildir; esas görevi, bireylerin üreAme kaWlmasını, kendi ayakları üzerinde durmasını, yoksulluk döngüsünün dışına çıkmasını sağlayacak kapsayıcı ve sürdürülebilir sosyal poliAkaları hayata geçirmekAr. Ancak 2026 yılı bütçesi, sosyal yardımları bir hak olmaktan çıkarıp bir lütuf bir rıza üreAm aracı gibi sunan mevcut yaklaşımı yeniden üretmektedir. 200 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1498 ‒ Bugün açıkça görülmektedir ki; sosyal yardım alan vatandaşlarımızın gelir düzeyi, yoksulluk sınırının çok alWnda seyretmekte ve bu durum insanları istemeden sosyal yardıma bağımlı hale geArmektedir. Sosyal yardımın asli amacı vatandaşı yoksulluktan kurtarmak, ekonomik olarak güçlendirmek ve kendi yaşamını sürdürebilir hâle geArmek olmalıdır. Ancak 2026 bütçesi, tam tersine, yoksulluğu azaltan değil, yöneten, haZa zaman zaman siyasi bir bağımlılık ilişkisine dönüştüren bir anlayışla hazırlanmışWr. Her yıl dağıWlan sosyal yardımlar, özellikle cari transferlerdeki arWşın yalnızca %29,48’de kalmasıyla birlikte, sadece yoksulluğun etkilerini sınırlı ölçüde hafifletmekte; yoksulluğun yapısal nedenlerini ortadan kaldırmaya yönelik yaWrımlar ve reformlar ise bu bütçede kendisine yer bulamamaktadır. Özellikle sermaye giderlerine ayrılan kaynağın sadece 6,3 milyar TL ile sınırlı kalması, yeni sosyal hizmet merkezlerinin, kadın sığınma evlerinin, yaşlı ve engelli bakım tesislerinin kurulması ve iyileşArilmesi için hiçbir somut vizyon taşımadığını göstermektedir. Bu tablo bize göstermektedir ki hükümeAn sosyal poliAka yaklaşımı hâlâ “mevcut sorunları geçici olarak ötelemek” üzerine kuruludur. Oysa toplumun karşı karşıya olduğu yoksulluk, sosyal kırılganlık, ekonomik eşitsizlik ve derinleşen gelir uçurumu arWk geçici çözümlerle yöneAlemez boyutlara ulaşmışWr. Diğer taraXan Bakanlığın yürüZüğü poliAkaların başlıkları kağıt üzerinde bakıldığında oldukça kapsamlı ve etkili görünen programlardan oluşmaktadır: Aile ve Gençlik Fonu, BİZ Projesi, Okul Destek Programı, DUY İhbar Plarormu, “Çocuklar Güvende” uygulaması, kadına yönelik şiddetle mücadele planları, 6284 sayılı Kanun’un koruma mekanizmaları… Sorun şu ki toplumsal hayaWn her alanında derinleşen eşitsizlikler, yoksulluk, şiddet, bağımlılık ve dijital tehditler karşısında bu araçların kağıt üzerindeki varlığı sahada karşılığı olan bir iyileşmeye dönüşememektedir. Bütün bu başlıklarda görünürde bir poliAka bulunmakla birlikte uygulamada yapısal sorunlar giderilemediği için fiili sonuçlar üreAlememektedir. Aile içi şiddet, akran zorbalığı, çocuk yoksulluğu, yaşlı yoksulluğu, kadın yoksulluğu, kadın cinayetleri ve uyuşturucu tehdidi gibi temel sosyal risklerin devam etmesi mevzuat ve program bolluğunun gerçek hayaZa karşılık bulamadığını açıkça göstermektedir. Bu uyumsuzluğun nedeni yalnızca uygulama eksiklikleri değil ikAdarın sosyal poliAkalara bakışında kökleşmiş olan poliAkasızlık ve kaynak tahsisindeki yetersizliklerdir. 201 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1499 ‒ Bakanlık en kırılgan grupları korumakla görevli olmasına rağmen bütçeden aldığı pay toplumsal ihAyaçların çok gerisinde kalmakta sosyal riskler artarken koruma mekanizmaları aynı oranda güçlenmemektedir. Dolayısıyla poliAka üreAminde görülen iddialı söylem icraaZa karşılığını bulamamakta ve aileyi, çocuğu, gençleri, yaşlıları, engellileri, kadınları, şehit yakınları ve gazilerimizi güçlendirmesi gereken devlet kapasitesi siyasi önceliklerin gölgesinde daralmaktadır. 2026 yılı bütçesi, günün ekonomik şartlarını dahi karşılamaktan uzak bir anlayışın ürünüdür. Bu bütçe; vatandaşın alım gücünü arWrmaktan, çocuk yoksulluğunu azaltmaktan, kadınların ve engellilerin sosyal hizmetlere erişimini genişletmekten, yaşlı bakım kapasitesini arWrmaktan, sosyal hizmet tesislerinin fiziki iyileşArilmesini sağlamaktan, yoksulluğu biArecek yapısal reformlar üretmekten uzakWr. Toplumun daha da yoksullaşmasına, sosyal hizmet kapasitesinin daralmasına ve ekonomik eşitsizliklerin derinleşmesine yol açacak bir bütçeyle karşı karşıyayız. Sosyal devlet olmanın gereği, vatandaşları yardıma bağımlı hâle geArmek değil; onları güçlendiren, kalkındıran ve yoksulluğu kalıcı biçimde azaltan bir bütçe disiplini oluşturmakWr. Bu nedenle önceliğimiz; yoksulluğu yöneten değil, yoksulluğu ortadan kaldıran, üreAmi ve isAhdamı destekleyen, sosyal hizmet altyapısını güçlendiren, vatandaşın onurunu ve yaşam kalitesini merkezine alan bir bütçe perspekAfinin oluşturulmasıdır. Bu bütçe, sosyal devlet ilkesinin gerekArdiği güçlü ve hakkaniyetli poliAka seAni sunmaktan uzakWr. Yoksulluk Büyüyor ve Derinleşiyor Bakanlığın paylaşWğı verilere göre 2012 yılından 2025 yılına kadar aktarılan destekler ve yardım alan hane sayıları, yıllar içinde sosyal yardım poliAkalarındaki değişimlerin boyutunu ortaya koymaktadır. Sosyal yardım alan hane sayısı, 2012 yılında yaklaşık 2 milyon 171 bin 614 iken, 2023 yılında 4 milyon 444 bin 073’e yükselmişAr. Bu durum Türkiye’de yoksulluk sınırında yaşayan hane sayısının ar|ğını ve ekonomik eşitsizliklerin derinleşAğini ortaya koymaktadır. Hane sayısındaki bu büyüme, yalnızca ekonomik zorlukların değil, aynı zamanda sosyal yardım bağımlılığının arWşını da işaret etmektedir. Sosyal yardım bağımlılığı, bireylerin ekonomik zorluklarını hafifletmek için düzenli sosyal yardımlara ihAyaç duyması ve bu yardımlara sürekli bir şekilde bağlı hale gelmesi durumudur. Bu bağımlılık, bireylerin ekonomik bağımsızlıklarını kaybetmesine ve kendi 202 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1500 ‒ geçimlerini sağlama moAvasyonlarının azalmasına yol açabilir. Türkiye’de sosyal yardım harcamalarının son yıllarda dramaAk şekilde artması bu bağımlılık riskini arWrmışWr. İşsizlik oranlarının yüksek olduğu ve isAhdam poliAkalarının zayıf kaldığı bir ekonomik ortamda, sosyal yardımlar geçici bir çözüm sunmakta, uzun vadede bireylerin kendi ayakları üzerinde durma becerilerini zayıflatmaktadır. Ülkemizin sosyal yardım bütçesinin büyüklüğü, siyasi bir araç olarak değerlendirilmenin ötesine geçememektedir. Özellikle seçim yıllarında artan sosyal yardım harcamaları, hükümeAn toplumun geniş kesimlerine ekonomik destek sağlayarak halkın memnuniyeAni arWrmayı ve siyasi desteğini kazanmayı hedeflediği bir stratejiyi yansıtmaktadır. Ancak bu yaklaşım, sosyal yardımları yoksulluğu azaltma ve toplumsal kalkınmayı sağlama aracından çok, kısa vadeli bir siyasi kazanç aracı haline geArmektedir. Bu durum, sosyal yardım bağımlılığını teşvik ederken, bireylerin ekonomik özgürlüğünü destekleyecek isAhdam ve eğiAm poliAkalarının ihmal edilmesine neden olmaktadır. Türkiye’nin sosyal yardım bütçesinin sürdürülebilirliği ve etkinliği sorgulanmalı; bireylerin bağımlılığını arWrmak yerine, onları üretken ve ekonomik olarak bağımsız bireyler haline geArecek uzun vadeli poliAkalar benimsenmelidir. Yaparsa AK Par; Yapar: “Çalışan Yoksulların Ülkesi Türkiye” MilleAmiz “3Y ile mücadele edeceğiz” diye söz veren ikAdar yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadeleyi daha da derinleşArmişAr. Geldiğimiz noktada Türkiye maalesef tam da bu üç alanda derinleşen bir krizle karşı karşıyadır. Yoksulluk artmış, gelir dağılımı bozulmuştur. Türkiye’de yoksulluk göstergelerine bakWğımızda ülkenin içinde bulunduğu sosyoekonomik tablonun yıllar içinde nasıl derinleşAğini çok net biçimde görmekteyiz. Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında yer alan veriler bu gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır. Programa göre yoksulluk oranı 2017 yılında medyan gelirin yüzde 60’ı esas alınarak yüzde 20,1 iken 2024’te yüzde 21,2’ye yükselmişAr. Bu arWş yalnızca ekonomik daralmanın değil aynı zamanda gelir dağılımındaki bozulmanın da bir sonucudur. Türkiye’nin üreAm kapasitesi artmadığı gibi mevcut gelir de toplum kesimleri arasında giderek daha adaletsiz biçimde paylaşılmaktadır. Nitekim “çalışan yoksullar” olgusu bunun en somut göstergelerinden biridir. Türkiye bu kavramla AK ParA ikAdarları döneminde tanışmışWr. Çalışamayanın zaten yoksul olduğu bir ülkede arWk çalışWğı halde geçinemeyen geniş bir kesim bulunmaktadır. Bugün çalışan 203 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1501 ‒ yoksulların oranı yüzde 10,7’dir. Bu emeğin karşılığını alamadığı, ücretlerin enflasyon karşısında eridiği ve sosyal koruma mekanizmalarının etkisizleşAği bir yapının sonucudur. Gelir dağılımındaki çarpıklık gini katsayısındaki değişimle de doğrulanmaktadır. Yıllık programa göre 2018’de 0,408 olan gini katsayısı 2024’te 0,413’e çıkmışWr. Gini katsayısındaki her arWş gelir adaletsizliğinin pekişAğini göstermektedir. Türkiye’de son yıllarda gelirden en düşük payı alan kesimlerin durumu daha da kötüleşirken belli grupların gelirleri hızla artmaktadır. Bu sosyal devlet ilkesinin uygulamada hiçe sayıldığını kanıtlamaktadır. Sosyal yardım harcamalarındaki dalgalanma ise ikAdarın bu alanı nasıl bir siyasi araç olarak kullandığının açık göstergesidir. 2022’de sosyal yardımların milli gelire oranı %0,93 iken 2023’te, tam da seçim dönemine denk gelen süreçte, %1,06’ya çıkarılmış, seçimlerin hemen ardından ise %1,01’e düşürülmüştür. Sosyal yardımları siyasi takvime göre arWrıp azaltmak, sosyal poliAkayı toplumsal ihAyaçlardan ziyade siyasal çıkar penceresinden yürütmenin açık bir göstergesidir. Her 7 haneden 1’i Elektrik Faturasını Dahi Ödeyemiyor Türkiye’de AK ParA hükümeA döneminde elektrik tükeAm desteği adı alWnda yapılan yardımları ve bu yardımların ulaşWğı hane sayılarını gözler önüne sermektedir. Aşağıda yer alan tabloda 2019-2024 yıllarına ait elektrik tükeAm desteği alan hane sayıları yer almaktadır. Elektrik Tüketim Desteği Alan Hane Sayısı 2019 2.420.915 2020 2.444.822 2021 2.476.399 2022 3.690.582 2023 4.378.839 2024 3.428.491 Verilere göre, elektrik tükeAm desteği alan hane sayısı 2019 yılında 2,4 milyon iken, 2023 yılında 4,3 milyona yükselmişAr. 2023 yılında Türkiye’de hane sayısı 26,4 milyondur. Bu Türkiye’de her 6 haneden 1’inin elektrik faturasını dahi ödeyemediğini ve elektrik faturası gibi temel ihAyaçlar için devlet yardımına bağımlı hale geldiğini göstermektedir. 2024 yılında da bu durum değişmemiş ve 3,5 milyon vatandaşımız elektrik faturasını ödeyemez durumda kalmaya devam etmişAr. 204 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1502 ‒ Türkiye’de 1,6 milyon hane yakacak yardımıyla ısınıyor Türkiye’de yakacak yardımı alan hane sayısı 1.891.440’a ulaşmışWr: Modern ve gelişmiş ülkelerde yakacak yardımı gibi destekler ekonomik refahı düşük seviyede olan ülkelerde görülen bir uygulamadır. Türkiye'nin, 21. yüzyılda hala milyonlarca haneye yakacak yardımı yapmak zorunda kalması, hükümeAn ekonomik ve sosyal poliAkalarının başarısızlığına işaret etmektedir. Aşağıdaki tablo Türkiye’de 1,6 milyon hanenin yakacak yardımı alacak koşullarda olduğunu ortaya koymaktadır. Yakacak Yardımı Alan Hane Sayısı 2019 1.878.413 2020 1.774.130 2021 1.874.806 2022 2.066.649 2023 1.891.440 2024 1.587.728 AK ParA hükümeAnin 20 yılı aşkın süredir ikAdarda olmasına rağmen, vatandaşların ısınmak için yakacak yardımına ihAyaç duymak zorunda kaldıkları bir tablo ile karşı karşıya kalması, ekonomik poliAkaların halkın refahını arWrmak yerine derin yoksulluğu arWrdığını göstermektedir., GSS Prim Ödemelerinden Faydalanan Kişi Sayısı 9,5 milyon Kişiye Ulaş` Genel sağlık sigortası prim ödemelerinin ulaşWğı boyutun etkenleri arasında şüphesiz üç ana konu yer almaktadır. Yoksulluk, işsizlik ve kayıt dışılıkWr. Bu sayı özellikle işgücü piyasasının yapısal sorunlarını ve ekonomik büyümenin isAhdam yaratma kapasitesindeki eksiklikleri açıkça göstermektedir. Bu durum, gelir yaraWcı ve isAhdam arWrıcı poliAkaların etkisiz olduğunu ortaya koyarken, düşük gelir gruplarının işgücü piyasasına entegrasyonunda yaşanan başarısızlıkları da gündeme geArmektedir. GSS primlerinin devlet taramndan ödenmesi, bu kişilerin ya hiç gelir elde edemediği ya da gelir düzeylerinin hane halkı için belirlenen asgari sınırın alWnda kaldığını göstermektedir. İşsizlik oranlarının yüksek olduğu dönemlerde, özellikle uzun süreli işsizlikle karşılaşan bireyler, sosyal güvenlik primlerini ödeyemediği için devlet desteğine bağımlı hale gelmektedir. 205 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1503 ‒ Türkiye'de genç işsizlik oranlarının yüksek seyretmesi ve kadınların işgücüne kaWlımındaki düşük oranlar, GSS yararlanıcı sayısını arWran temel faktörlerdendir. Kayıt dışı çalışanlar, genellikle düşük ücretlerle ve sosyal güvenlikten yoksun bir şekilde isAhdam edilmekte, bu da onların GSS kapsamına alınmasını zorunlu kılmaktadır. Kayıt dışı isAhdamın yaygınlığı, devleAn sosyal güvenlik sistemi üzerindeki yükünü arWrırken, aynı zamanda isAhdam poliAkalarının başarısızlığını da gözler önüne sermektedir. GSS prim ödemelerinden faydalanan kişi sayısının 9,5 milyon kişiye ulaşması milleAmizin artan yoksulluk oranlarının bir yansıması olarak önümüze çıkmaktadır. AİLE KURUMUNU KORUYAMAYAN POLİTİKALAR Ailenin korunması ve güçlendirilmesi, yalnızca sosyal yardımlarla desteklenen bir poliAka alanı değildir; toplumun temel yapı taşı olan ailenin isAkrarını sağlamayı, bireylerin refahını yükseltmeyi ve toplumsal çözülmeyi önlemeyi hedefleyen çok yönlü bir sosyal devlet yükümlülüğüdür. Bu nedenle bu alana ayrılan kaynak, sadece bir mali tercih değil, aynı zamanda ülkenin sosyal bütünlüğünü, ekonomik direncini ve kuşaklar arası dayanışmayı güçlendirecek bir stratejik yaWrım niteliği taşır. 2026 yılı için ayrılan ödenek arWşı, %30,82 gibi sınırlı bir seviyede kalmış, enflasyonun, ekonomik daralmanın ve sosyal kırılganlığın yoğunlaşWğı koşullar dikkate alındığında bu arWş ailelere yönelik sorunların derinliğini karşılamaktan çok uzakWr. Ekonomik kriz, gelir adaletsizliği, yüksek enflasyon ve işsizlik; özellikle dar gelirli ailelerin sosyal, psikolojik ve ekonomik dayanıklılığını ciddi biçimde zayıflatmaktadır. Türkiye’nin geniş bir kesimi yoksulluk sınırının alWnda bir yaşam mücadelesi verirken, aile bütçesini güçlendirecek, refahı arWracak ve toplumsal isAkrarı sağlayacak güçlü bir aile poliAkası gereklidir. Oysa ayrılan pay, bu programı Bakanlık bütçesinin yalnızca %4,10’u seviyesine yerleşArmekte; bu da Aile Bakanlığının gerçek misyonuyla örtüşmeyen, daralmış, etkisiz ve sınırlı bir poliAka alanı ortaya çıkarmaktadır. Ekonomik sorunlar yalnızca maddi kayıplarla sınırlı değildir; aile içi ilişkileri, psikolojik dayanıklılığı, çocukların gelişimini ve sosyal bütünlüğü doğrudan etkilemektedir. Gelir kayıpları ve yaşam maliyetlerindeki arWş, ailelerde stres düzeyini yükseltmekte; aile içi şiddet, boşanma oranları, çocuk ihmal ve isAsmarı riskini arWrmaktadır. Bu riskler 206 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1504 ‒ karşısında yalnızca yüzeysel yardım programlarıyla sınırlı kalmak, aile kurumunun çöküşünü durdurmaya yetmemektedir. Ekonomik sorunlara ek olarak, kültürel çözülme ve toplumsal değer erozyonu da aile yapısını tehdit eden diğer ciddi unsurlardır. TükeAm kültürü, bireyci yaşam tarzları ve sosyal medya etkisi; aile içi dayanışmayı zayıflatmakta, genç kuşakları yalnızlaşWrmakta ve toplumsal değerleri aşındırmaktadır. Bu tabloya karşı hükümeAn aileyi koruyacak güçlü poliAkalar üretmesi gerekirken, a|ğı adımlar genellikle söylem düzeyinde kalmış, sonuç üreten yapısal reformlar hayata geçirilememişAr. AK ParA ikAdarı 23 yıldır aile kurumunu güçlendirmeyi bir poliAka önceliği olarak dile geArmiş olsa da uygulanan poliAkalar aileyi güçlendirmek bir yana, ekonomik ve kültürel tahribat karşısında savunmasız bırakan bir tablo yaratmışWr. Bu programın bütçe içindeki düşük payı, ikAdarın aileyi sadece siyasi söylemde önemseyip, bütçe tercihlerinde geri plana idğinin açık bir göstergesidir. Ailenin korunması ve güçlendirilmesine ayrılan 2026 yılı bütçesi, toplumun en temel kurumu olan aileyi güçlendirmek için yetersiz, etkisiz ve gerçek ihAyaçlardan uzak bir düzeydedir. Ekonomik krizin derinleşAği, aile bütünlüğünün tehdit alWnda olduğu, sosyal sorunların ar|ğı bir dönemde, bu programın hem bütçe payı hem de arWş oranı gerçekçi değildir. Aileyi yalnızca yardım poliAkalarıyla değil, koruyucu-önleyici hizmetlerle, ekonomik destekle, kültürel güçlenmeyle ve sosyal adalet temelinde güçlendiren bir bütçe yaklaşımı zorunluluktur. Aileye Ayrılan Bütçede En Kötü Oran Türkiye’nin Aile poliAkaları ve sosyal destek mekanizmaları nüfus dinamiklerini yönetme ve toplumsal refahı arWrma hedeflerinin temel bileşenleridir. Kamu harcamalarının milli gelire oranı üzerinden yapılan uluslararası karşılaşWrmalar bir ülkenin sosyal devlet anlayışının derinliğini ve ailenin desteklenmesine verdiği önemi göstermesi açısından kriAk öneme sahipAr. Aşağıda sunulan grafik verileri Türkiye'nin Gayri Safi YurAçi Hasıla'ya (GSYİH) oranla aile yardımlarına ayırdığı kamu harcamaları açısından, OECD ve Avrupa Birliği (AB) standartlarının oldukça gerisinde kaldığını net bir biçimde ortaya koymaktadır. 207 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1505 ‒ OECD tanımlamalarına göre Türkiye'nin aile yardımlarına ayırdığı kamu harcaması milli gelirin yalnızca yüzde 0,46'sı seviyesindedir. Bu oran yüzde 2,35 olan OECD ortalamasının yaklaşık beşte birine, yüzde 2,67 olan AB ortalamasının ise alW kaWndan fazlasına tekabül etmektedir. İzlanda %3,82 ve Polonya %3,63 oralarına sahip bazı OECD ülkeleri ise Türkiye'nin oranının on kaWndan daha fazla bir kaynak ayırmaktadır. Bu derin eşitsizlik mevcut aile yardımı poliAkalarının uluslararası mukayeselerde yetersiz ve sembolik kaldığını işaret etmektedir. Aileye yönelik kamusal desteğin bu denli düşük olması, hane içi yoksullukla mücadelede ve nüfusun yeniden üreAmini teşvik etme hedeflerinde poliAka aracı olarak kullanılma kapasitesini ciddi şekilde zayıflatmaktadır. Söz konusu düşük oranların yalnızca milli gelirden ayrılan payın azlığına değil aynı zamanda yardımların tutar, süre ve etki bakımından yetersizliğine de odaklanmaktadır. “1 Kutu Bebek Bezi Alacak Kadar Aylık Destek Veren Sosyal Poli;kalar” Makroekonomik yetersizlik, mikro düzeydeki yardım tutarlarının gerçek alım gücü karşısında hızla erimesiyle somutlaşmaktadır. İhAyaç sahibi hanelere yönelik verilen destekler, temel harcama kalemleri ile karşılaşWrıldığında sembolik ve yetersiz kalmaktadır. YARDIM TÜRÜ TUTAR SÜRE YARDIM TUTARI NE ALIYOR? SONUÇ 3 kutu bebek bezi 1.500 TL 5.000 TL Doğumda 1. Çocuk yardımı 2 kutu mama 900 TL Aile ilk ayı bile çıkaramıyor. (BİR DEFA) bir defa 1 beşik 2.000 TL 1.500 TL 2 kutu bebek bezi 1000 TL Aile yalnızca bez ve ıslak 2. Çocuk yardımı 0-5 yaş (AYLIK) 2 kutu ıslak mendil 200 TL mendil alabiliyor. İkiz bebek yardımı adı altında Çoklu doğum 400 TL 0-2 yaş 1 kutu bebek bezi 500 TL yalnızca 1 kutu bez parası yardımı (AYLIK) veriliyor. 208 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1506 ‒ 1.500 TL (Aylık 750 TL) Verilen yardım eşi vefat eden Eşi vefat etmiş (2 AYDA BİR Sürekli 1 kilo et 650 TL bir kadın 1 kilo et ve 1 litre yağ kadın yardımı DEFA) 1 litre yağ 100 TL alabiliyor. 1 kilo et 650 TL 1 adet ekmek 10 TL 800 TL Askerlik Asker ailesine verilen aylık Asker ailesi yardımı 100 gram zeytin 50 TL (AYLIK) süresince yardım 1 güne bile yetmiyor. 100 gram peynir 50 TL 1 kilo domates 50 TL Asker çocuğuna reva görülen Asker çocuğu 350 TL Askerlik 1 litre süt 35 TL yardım 10 günü bile yardımı (AYLIK) süresince 10 gün = 350 TL görmeyecek süt almaya yetiyor. Öksüz / yetim 600 TL Öksüz ve yetim çocuklarımız 1 Sürekli 1 kilo et 650 TL yardımı (AYLIK) kilo et bile alamıyor. Tablo incelendiğinde tek seferlik verilen 5.000 TL tutarındaki 1. çocuk yardımının bir beşik, mama ve bez gibi temel ihAyaçların toplam maliyeAni ancak karşılayabilmesi ve ailenin ilk ayı bile çıkaramayacağı yönündeki tespiAmiz yardımın kısa vadeli ve palyaAf niteliğini ortaya koymaktadır. Bu durum, yardımların ailelerin uzun vadeli finansal yükünü hafifletmekten ziyade, yalnızca başlangıçtaki acil masraflara kısıtlı bir katkı sunduğunu göstermektedir. Daha da vahimi, aylık ödenen yardım tutarlarının güncel fiyatlar karşısında alım gücünün tamamen erimiş olmasıdır. Çoklu doğum yardımı (aylık 400 TL) ile ikiz bebek yardımı adı alWnda dahi yalnızca bir kutu bez parası verilmesi çocuklu hanelerin temel hijyen ve bakım giderlerini karşılamakta ne denli çaresiz bırakıldığını gözler önüne sermektedir. Benzer şekilde, Asker çocuğu yardımının (aylık 350 TL) bir çocuğun 10 günlük süt masramnı bile karşılamaya yetmemesi bu desteklerin aile yoksulluğunu hafifletmekten çok uzakta olduğunu kanıtlamaktadır. Asker ailesi yardımı (aylık 800 TL) ve eşi vefat etmiş kadın yardımı (iki ayda bir 1.500 TL) gibi kriAk sosyal yardımlar temel gıda maddeleri (et, yağ, peynir, zeyAn, ekmek) ile kıyaslandığında bir annenin haXalık murak masramnı dahi karşılayamayacak kadar düşük kalmaktadır. Bu karşılaşWrmalar sosyal yardımların yoksulluğu hafifletmek gibi hedeflere ulaşmakta başarısız olduğunu göstermektedir. Mevcut destekler birer "sadaka ekonomisi" aracına dönüşmüş olup hane refahını arWrmak yerine yalnızca acıları dindirmeye yeten yetersiz birer yama işlevi görmektedir. Türkiye'nin aile yardımları konusunda uluslararası ortalamalara ulaşması için milli gelirden ayrılan payın derhal ve radikal bir şekilde arWrılması gerekmektedir. Yardımların 209 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1507 ‒ tutarlarının enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında gerçek alım gücünü koruyacak şekilde düzenlenmesi, desteklerin kapsamının genişleAlmesi ve süreklilik kazanması etkin bir sosyal destek poliAkasının öncelikli adımları olmalıdır. Aksi takdirde Türkiye'nin aile yardımları poliAkası yalnızca istaAsAki bir gösterge olarak kalacak ve ailelerin sosyoekonomik güçlenmesine somut bir katkı sağlamayacakWr. Demografik Kriz Kapıda, İk;dar Derin Uykuda Türkiye’de doğurganlık oranındaki hızlı düşüş arWk inkar edilemeyecek kadar belirgin ve endişe vericidir. Bu mesele siyasal tarWşmaların ötesinde doğrudan ülkenin demografik geleceğini ve toplumsal sürdürülebilirliğini ilgilendiren stratejik bir devlet meselesidir. İYİ ParA olarak bu konuda bir araşWrma komisyonu kurulması için dile geArdiğimiz önerilerin ikAdar mensupları taramndan reddedilmesi de sorunun büyüklüğü karşısında gösterilen kayıtsızlığın çarpıcı bir örneğidir. Türkiye’nin hızla kapanan demografik mrsat penceresi üzerine oturup konuşmak “siyasi değil, toplumsal bir zorunluluk” olarak görülmelidir. Grafikte açıkça görüldüğü üzere Türkiye’nin doğurganlık hızı son 50 yılda sert bir düşüş yaşamışWr. 1970’lerde 5 çocuk olan doğurganlık hızı aradan geçen yarım asırda sürekli gerileyerek 2023 yılı iAbarıyla 1,51’e kadar düşmüştür. Bu oran yalnızca Türkiye’nin kendi tarihsel ortalamasının değil aynı zamanda nüfusun kendini yenilemesi için gerekli olan 2,1 yerine koyma seviyesinin de çok alWndadır. ElbeZe OECD ve AB ülkelerinde de uzun vadeli bir düşüş eğilimi vardır ancak bu düşüş Türkiye’deki kadar keskin, kontrolsüz ve hızlı değildir. OECD’nin doğurganlık hızı 1970’te 2,84’ten 2023’te 1,43’e gerilemişAr. AB ortalaması 1970’te 2,37 iken 2023’te 1,39’a düşmüştür. 210 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1508 ‒ Bu düşüşler kademeli ve öngörülebilir bir seyir izlerken Türkiye’nin düşüş eğrisi adeta dik bir kırılma grafiğidir. Türkiye, OECD ve AB ülkelerinden farklı olarak güçlü sosyal devlet mekanizmaları, çocuk bakım destekleri, kreş yaWrımları, iş–aile yaşamı uyumu poliAkaları ve kadın isAhdamını teşvik eden yapılar oluşturmadan modernleşme sürecine girmişAr. Bu nedenle doğurganlıkta yaşanan düşüş, doğal bir demografik geçiş değil ekonomik güvensizlik, sosyal çöküş ve kamusal destek eksikliğinin bir sonucu hâline gelmişAr. Türkiye’de düşüşün keskinliği, toplumsal koşullardaki bozulmayla açıklanabilir: Bugün, Cumhurbaşkanı da bu meselenin önemini kamuoyuna açıklamak zorunda kalmışWr ancak bu yıllar önce yapılması gereken poliAk müdahalelerin çok gecikmiş bir iAramdır. ArWk ortada neden-sonuç ilişkisi net olan bir tablo vardır: Türkiye’de doğurganlık toplumsal koşullar bozularak düşmüştür. OECD ve AB ülkeleri doğurganlık düşüşünü kontrol alWna almak için güçlü sosyal poliAkalar gelişArirken Türkiye aksine tek seferlik, göstermelik ve etkisiz uygulamalarla yöntemsiz bir sürecin içine sıkışmışWr. OECD ve AB’de düşüşler büyük ölçüde yaşam tarzındaki dönüşümlerin doğal bir sonucuyken Türkiye’deki düşüş daha çok “çocuk sahibi olmayı mümkün kılmayan koşulların zorladığı bir gerileme” niteliği taşımaktadır. Bugün gelinen noktada Türkiye doğurganlık hızında OECD ve AB’nin gerisine düşmekle kalmamış kendi geleceğini de ciddi biçimde riske atmışWr. Bu tablo ikAdarın yıllardır dile geArdiği “üç çocuk söyleminin” toplumsal gerçeklikle hiçbir bağının olmadığını göstermektedir. Ekonomi çökmüşken, sosyal poliAkalar yok olmuşken, gençler yoksullaşmışken, kadınlar güvencesiz bırakılmışken kim, nasıl çocuk sahibi olacak? Türkiye hem tarihsel ortalamasına hem de kendi toplumsal potansiyeline yabancılaşmış durumdadır. Doğurganlıktaki bu sert düşüş arWk yalnızca demografik bir mesele değildir. Ülkenin geleceğine dair alarm zillerinin çaldığı stratejik bir kriz başlığıdır. Sosyal Çöküşün Bedeli: Çocuk Sahibi Olmaktan Uzaklaşan Aileler Türkiye'deki çocukların karşı karşıya kaldığı ağır risk tablosu doğurganlık hızındaki düşüşün sadece ekonomik kaygılarla açıklanamayacağını göstermektedir. Kumar ve uyuşturucu bağımlılığının ilkokul seviyesine inmesi, çocuk mafyalarının ve terör örgütlerinin çocukları isAsmar etmesi gibi olgular, toplumsal ahlaki yozlaşmanın ve toplumsal güvenlik boşluğunun derinleşAğini kanıtlamaktadır. Bu şartlar alWnda ebeveynlerin çocuklarını koruma konusunda duyduğu derin kaygı ve gelecek endişesi çocuk sahibi olma kararını doğrudan 211 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1509 ‒ etkileyen en temel sosyolojik değişkendir. Çocukların cinsel isAsmar, iş cinayetleri ve yetersiz beslenme sonucu okula aç gitmesi gibi kronik sorunların yirmi dört yıllık bir ikAdar döneminde çığ gibi büyümesi hükümeAn sosyal refah ve asayiş poliAkalarının iflas edği anlamına gelmektedir. Bu güvensizlik ortamı, doğurganlık oranlarının düşüşünü teAkleyen temel katalizördür. Zira geliri olan haneler de (ekonomik kaygıların ötesinde sosyal ve ahlaki kaygılarla) çocuk yapmaktan imAna etmekte bu durum sorunun yalnızca ekonomik değil toplumsal yaşam şartları ve kalitesiyle doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla doğurganlık hızındaki düşüş sorumsuz bir yöneAm anlayışının yol açWğı ikAsadi sorunların ötesinde, ahlaki, güvenlik ve sosyal destek mekanizmalarındaki yapısal çöküşe karşı verilen toplumsal bir tepkidir. Bu bağlamda ikAdarın nüfusu arWrmaya yönelik teşvik çabaları çocukların sağlıklı ve güvenli bir ortamda büyüme hakkını güvence alWna almadan yapıldığı sürece toplumsal dengeleri daha da bozmaktadır. Bu nedenle sorumluluk alanının bilincinde olan bir siyasi iradenin sosyal felaket boyutuna ulaşan bu sorunlara karşı derhal ve kapsamlı bir gayret göstermesi elzemdir. 2006’da Binde 9,37 Olan Evlenme Oranı 2024’te Binde 6,65’e Geriledi Türkiye’de evlenme oranlarının düşmesi, sadece demografik bir istaAsAk değil, aynı zamanda derin bir sosyal ve ekonomik dönüşümün göstergesidir. Evlilik oranlarındaki azalma, toplumun geleceği hakkında ciddi endişeler doğurmaktadır. Veriler, özellikle son yıllarda ekonomik ve sosyal sorunların, bireylerin aile kurma kararlarını ertelemesine veya tamamen vazgeçmesine yol açWğını göstermektedir. Bu durum, sadece bireysel tercihlerin değil, toplumsal yapının ve poliAkaların yetersizliğinin bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumun temel direği olan aile kurumunun güçlendirilmesi için, gençlere ekonomik güvence sağlayan, toplumsal dayanışmayı arWran ve kültürel değerleri koruyan poliAkalar hayata geçirilmelidir. Aksi takdirde, bu trendin devam etmesi, Türkiye’nin toplumsal yapısını derinden sarsacak ve gelecekte telafisi zor sosyal sorunlara yol açacakWr. 2024 TÜİK evlenme istaAsAklerine göre; 2001 yılında 544 bin 322 olan evlenme sayısı, 2024 yılına gelindiğinde 568 bin 395 seviyesinde kalmışWr. Evlenen çiXlerin sayısı 2022 yılında 575 bin 891 iken 2023 yılında 567 bin 011 olmuştur. 2024 yılında ise bu sayı 568 bin 395 olarak 212 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1510 ‒ gerçekleşmişAr. Bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı ise 2024 yılında binde 6,65 olarak gerçekleşmişAr. Yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere, Türkiye’de aile kurumunun sürdürülebilirliğine ilişkin en önemli göstergelerden biri olan kaba evlenme hızı, uzun süredir aşağı yönlü bir eğilim göstermektedir. 2001 yılında binde 8,35 ve 2006 yılında binde 9,37 olan kaba evlenme hızı, 2018 iAbarıyla binde 7’nin alWna gerilemiş; 2022’de 6,78, 2024 yılında ise 6,65 seviyesine düşerek son 22 yılın en düşük üçüncü oranına ulaşmışWr. Bu veriler, yalnızca değişen toplumsal tercihlere değil; özellikle genç nüfus arasında geleceğe dair güvensizliğin, ekonomik belirsizliğin ve sosyal koşulların ağırlaşmasının doğrudan bir sonucudur. Evlenme kararını etkileyen en temel unsur olan ekonomik isAkrar, son yıllarda Türkiye’de ciddi biçimde zayıflamışWr. Derinleşen enflasyon, alım gücündeki ciddi kayıplar, işsizlik oranlarının yüksek seyretmesi ve yaşam maliyetlerinin katlanarak artması, gençlerin aile kurma planlarını gecikArmesine ya da tamamen ertelemesine yol açmaktadır. Bugün genç bir çiX için: konut kiraları ve fiyatlarının aşırı yükselmesi, düğün masraflarının erişilemez seviyelere gelmesi, temel tükeAm ve yaşam maliyetlerinin hızla artması, ekonomik güvencesizliğin kalıcı hale gelmesi evlilik sürecini büyük bir ekonomik yük haline geArmişAr. Bu tablo, yeni yuva kurma isteğinin önünde ciddi bir bariyer oluşturmakta; gençlerin hayata umutla bağlanmasını engelleyen yapısal bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. 213 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1511 ‒ HükümeAn ekonomik krizin etkilerini hafifletmek amacıyla açıkladığı poliAkalar ise bu tabloyu değişArmekten uzakWr. Sunulan çözümler, gençlerin beklenAlerini karşılamamakta; uzun vadeli güven tesis etmek yerine, ekonomik kırılganlığı büyüten günübirlik yaklaşımlarla sınırlı kalmaktadır. Hükümet 2024 yılı şubat ayında başvuru almaya başladığı evlenecek gençlere yönelik hayata geçirilen Aile ve Gençlik Fonu Projesi kapsamında aile kurma yolunda ilk adımı atacak gençlerimizden başvurusu onaylanan çiXlere 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz, 150.000 TL tutarında faizsiz kredi desteği açıklamışW. Bakanlık bu kredi desteğinin 2026 yılı iAbarıyla arWrılacağını duyurmuştur. Yeni düzenlemeye göre, 2026 yılı ocak ayından iAbaren her iki eşin 18–25 yaş aralığında olduğu başvurularda kredi tutarı 250.000 TL’ye, eşlerden en az birinin 26–29 yaş aralığında yer aldığı başvurularda ise 200.000 TL’ye yükselAlmişAr. Bu düzenleme 1 Ekim 2025 tarihinden sonraki başvurular için geçerli olacakWr. Kredi tutarlarındaki arWş gençlerin evlilik kararlarını etkileyen yapısal sorunları çözmekten uzak olduğu açıkWr. Öncelikle, sağlanan desteğin hibe değil kredi niteliğinde olması, ekonomik kırılganlığın yüksek olduğu bir dönemde gençleri borçlandırarak aile kurmaya teşvik eden bir anlayışı ortaya koymaktadır. Sosyal devlet ilkesinin gereği, gençlerin ekonomik ve sosyal açıdan güçlendirilmesini sağlamak; yaşamlarının en temel aşamalarından biri olan aile kurma süreçlerinde borç yükü değil güvence sunmakWr. Öte yandan artan kredi tutarlarının düğün maliyetleri ve yaşam giderleri karşısında gerçekçi olmadığı görülmektedir. Günümüzde ortalama bir düğün masram 300 ila 600 bin TL arasında değişmekte; kira, ev eşyası ve temel yaşam maliyetlerindeki arWş genç çiXler üzerindeki ekonomik yükü daha da arWrmaktadır. Bu koşullar alWnda verilen kredi desteği, evlilik sürecinde karşılaşılan maliyetlerin küçük bir bölümünü karşılayabilmektedir. HaZa düğün yapmaya bile yetmeyecek düzeydedir. Diğer taraXan gelir kriterinin asgari ücreAn 2,5 kaWna çıkarılması, büyükşehirlerde geçim mücadelesi veren çok sayıda gencin bu destekten yararlanma ihAmalini azaltmaktadır. Böylece destek programı geniş kesimlere ulaşmak yerine, giderek daha sınırlı bir grubun erişebileceği bir mekanizma haline dönüşmektedir. Tüm bu unsurların ötesinde, evlilik kararlarını belirleyen temel sorunların krediyle çözülemeyeceği de açıkWr. İşsizlik, güvencesiz isAhdam, barınma krizi, artan konut maliyetleri, 214 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1512 ‒ yaşam pahalılığı, kreş ve bakım hizmetlerinin yetersizliği gibi sorunlar çözülmediği sürece gençler için aile kurmak sürdürülebilir bir seçenek olmaktan uzak kalacakWr. Bu nedenle söz konusu kredi arWşı, gençlerin geleceğe dair güvensizliğini gidermeye yönelik köklü bir sosyal poliAka yaklaşımının yerine konulmuş geçici ve dar kapsamlı bir araç niteliği taşımaktadır. Bu bağlamda kredi desteğinde yapılan arWş, gençleri borç yükü alWna sokan ve temel yapısal sorunları görmezden gelen bir uygulama olarak kalmaktadır. Türkiye’nin ihAyacı, gençleri borçlandırarak değil, onlara gelecek sunarak aile kurma süreçlerini destekleyen bir sosyal devlet poliAkasıdır. Boşanma Hızı En Yüksek Seviyelere Ulaş` Ülkemizde boşanma oranlarındaki arWş, aile yapısında yaşanan dönüşümün en belirgin ve ölçülebilir göstergelerinden biridir. 2001 yılında 91.994 olan boşanma sayısının 2024 yılı iAbarıyla 187.343 seviyesine yükselmesi, son yirmi yılda boşanma vakalarının neredeyse iki kaWna çıkWğını göstermektedir. Benzer biçimde kaba boşanma hızı da 2001’de binde 1,41 düzeyindeyken, yıllar içinde hep arWş eğilimi göstermiş ve 2024 yılında binde 2,19 ile en yüksek seviyeye ulaşmışWr. Özellikle 2021 ve 2022 yıllarında kaba boşanma hızının sırasıyla binde 2,09 ve binde 2,15 olarak kaydedilmesi, toplumsal yapıda önemli bir kırılmayı işaret etmişA. Ancak 2024 yılında binde 2,19 seviyesine ulaşılması, bu eğilimin geçici olmadığını, tersine giderek güçlenen bir trend hâline geldiğini ortaya koymaktadır. Pandemi sonrası toplumsal stres, ekonomik baskılar, geçim zorlukları bu arWşın temel belirleyicileri olarak öne çıkmaktadır. 215 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1513 ‒ 2024 yılı verileri, daha önceki yıllardaki dalgalanmaların ötesinde, aile bütünlüğünü tehdit eden yapısal sorunların arWk kalıcılaşWğını göstermektedir. Binde 2,19’luk kaba boşanma hızı, yalnızca bir istaAsAksel arWş değil; aynı zamanda ekonomik kriz, işsizlik, güvencesiz çalışma koşulları, konut maliyetlerindeki yükseliş ve sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği gibi çok katmanlı sorunların aile ilişkilerine doğrudan yansımasıdır. Aile içi ilişkiler; maddi kaynaklardaki daralma, geçim baskısı, artan borçluluk oranları ve güven kaybı gibi faktörlere en hızlı tepki veren sosyal yapılardandır. Ekonomik kırılganlık yalnızca bireylerin yaşam standartlarını değil, aile içi huzuru, ebeveyn-çocuk ilişkilerini ve sosyal dayanışmayı da olumsuz etkilemektedir. 2024 verisi, bu baskıların arWk kriAk seviyeye ulaşWğını doğrular niteliktedir. Aile kurumunu güçlendirmek için kalıcı, kapsamlı ve kapsayıcı poliAkalar gelişArilmediği sürece, boşanma oranlarındaki arWş durdurulamayacakWr. Avrupa’nın En Genç Nüfusa Sahip Ülkesi TÜRKİYE TÜİK ve Eurostat verileri incelendiğinde Türkiye Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus (0-17 yaş) oranlarında 2024 yılında %26 ile ilk sırada yer almaktadır. Çocuk nüfus oranının AB ortalaması ise %17,8 olmuştur. AB üye ülkeleri içinde en fazla çocuk nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla, %23 ile İrlanda, %20,8 ile Fransa, %20,6 ile İsveç olduğu görülmüştür. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla, %14,7 ile Malta, %15,1 ile İtalya, %15,7 ile Portekiz olmuştur. Çocuk Nüfus Oranı (%) 30 26 23 25 20,8 20,6 19,8 19,5 19,4 19,3 19,2 19 19 18,9 18,4 18,2 20 18,2 17,8 17,5 17,4 17,3 17,1 17,1 16,7 16,5 16,3 15,7 15,1 14,7 15 17,8 10 5 0 TÜRKİYE İsveç Yunanistan Portekiz Slovakya Hollanda Slovenya Avusturya AB-27 Ort Estonya Letonya İtalya Danimarka Romanya Almanya İrlanda Fransa Belçika Çekya Polonya İspanya Malta Finlandiya Macaristan Hırvatistan Bulgaristan Lüksemburg Litvanya 216 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1514 ‒ Bu grafik Türkiye’nin genç nüfusu ile AB ülkeleri arasındaki demografik farkı açıkça ortaya koymaktadır. Çocuk nüfus Türkiye için büyük bir mrsat penceresi sunmakla birlikte, eğiAmden sağlığa ve sosyal poliAkalara kadar birçok alanda kapsamlı reformları zorunlu kılmaktadır. Türkiye’nin çocuk yaş nüfus avantajını sürdürülebilir bir kalkınma mrsaWna dönüştürmesi için bu kesimin ihAyaçlarını öncelikli hale geArmesi gerekmektedir. Yoksul ve Kendini Dışlanmış Hisseden Çocukların Ülkesi Türkiye yoksul ve kendini dışlanmış hisseden çocukların ülkesi haline gelmişAr. Eurostat 2024 yılı verilerine göre Türkiye’de yoksulluk veya sosyal dışlanma riski alWnda olan 18 yaş alW grubun oranı yüzde 39,5’Ar. Bir başka deyişle 18 yaşın alWnda bulunan çocuklarımızın neredeyse yarısı yoksulluk ya da sosyal dışlanmışlık riski alWnda bulunmaktadır. Yoksulluk ve Sosyal Dışlanma Riski (0-17 Yaş) EUROSTAT 2024 Verileri 45 39,5 34,6 40 27,9 35,1 33,8 26,2 25,6 35 22,9 15,8 22,6 30 27,1 25,9 24,2 20,9 25 22,9 22,8 21,7 20 15,9 15,4 15 11,8 10 5 0 T BU ÜR LG KİY AR E M MAAL AB AC NY AR A İSPAİSTA N Lİ AN TV İS AN T RO YA YU MA N SL O VA İS A KYYA NA NY N A İS TA Vİ İR RE DA AN L Ç İTAL N YA Nİ DA H ARK O M LL A FR AN SA AN ÇE DA LÜ M KS AL EM TA SL KY OVE N A YA BU RG Avrupa Birliği ortalamasının yüzde 24,2 olduğu göz önüne alındığında Türkiye, AB ortalamasının çok gerisindedir. Listede en kötü oranla ilk sırada yer alan ülkemiz en düşük orana sahip Slovenya’nın neredeyse 4 kaW kötü bir orana sahipAr. 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne ka`lma oranı %24,9 TÜİK 2024 yılı Hanehalkı İşgücü AraşWrması sonuçlarına göre, 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne kaWlma oranı %24,9’dur. Cinsiyet bazında incelendiğinde, erkek çocuklarda bu oran %35,6 iken, kız çocuklarda %13,7 seviyesindedir. 217 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1515 ‒ Yıl Toplam İşgücüne Katılım Oranı (%) Erkek Çocuklar (%) Kız Çocuklar (%) 2014 21,0 29,4 12,1 2015 21,0 28,6 13,0 2016 20,8 27,8 13,4 2017 20,3 28,5 11,8 2018 21,1 30,0 11,8 2019 20,5 28,5 12,0 2020 16,2 23,4 8,6 2021 16,4 22,9 9,5 2022 18,7 27,0 10,0 2023 22,1 32,2 11,5 2024 24,9 35,6 13,7 Bu veriler, Türkiye'de 15-17 yaş grubundaki her beş çocuktan birinin işgücüne dahil olduğunu göstermektedir. Erkek çocukların işgücüne kaWlım oranının kız çocuklara kıyasla yaklaşık üç kat daha yüksek olması, cinsiyetler arası belirgin bir farkı ortaya koymaktadır. 2024 yılı, %24,9 ile son on yılın en yüksek işgücüne kaWlım oranına ulaşılan dönem olmuştur. Yani 970 bin çocuk işçi olduğu açıklanmışWr. Ancak bu sayıya 505 bin MESEM’li çocuk, bu yaş grubunda çalışan kayıt dışı çalışan çocuklar (özellikle mevsimlik tarım işçileri) ve 15 yaş alW çalışan çocuklar dahil değildir. Bu arWş ailelerin çocuklarını iş gücüne dahil etmeye mecbur kaldıkları koşullarda olduklarına işaret etmektedir ve diğer bir açıdan da çocukların eğiAm hayaWnı terk ederek çalışmaya yönlendirildiği gerçeğini yansıtmaktadır. Çocuk işçiliğinin bu denli yüksek bir oranla varlığını sürdürmesi, sosyal ve ekonomik poliAkaların çocukları koruma konusunda etkisiz kaldığını göstermektedir. Bu yaş grubunda yer alan çocuklar stajyerlik veya çıraklık yoluyla çalışsalar bile, bu çocukların fiziksel, psikolojik ve sosyal güvenlikleri korunmalı ve eğiAme erişimleri sağlanmalıdır. Çocukların eğiAmden koparak çalışma hayaWna aWlması, uzun vadede hem bireysel hem de toplumsal düzeyde olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, çocuk işçiliğinin azalWlması ve çocukların eğiAm hayaWna devam etmelerinin teşvik edilmesi için kapsamlı poliAkaların gelişArilmesi önem arz etmektedir. 218 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1516 ‒ 2024 Eylül-2025 Ağustos döneminde en az 72 çocuk çalışırken haya`nı kaybey İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi'nin yayımladığı rapora göre, 2024 yılında en az 71 çocuk işçi, iş kazaları sonucu hayaWnı kaybetmişAr. 2024 Eylül-2025 Ağustos döneminde en az 72 çocuk çalışırken hayaWnı kaybed. Yani bu eğiAm-öğreAm yılında bir evvelki eğiAm- öğreAm dönemine göre çocuk işçi ölümü %10 artmışWr. Raporda Mesleki EğiAm Merkezleri (MESEM) kapsamında çalışWrılan en az 15 çocuğun da yaşamını yiArdiği belirAlmişAr. MESEM, 2016 yılı sonuna kadar var olan 'Çıraklık EğiAm Merkezleri'nin devamı niteliğindedir ve eğiAm sisteminin içine daha fazla entegre edilmiş, kitleselleşArilmiş bir çocuk işçilik sistemi olarak değerlendirilmektedir. Çocuk İşçi Cinayetleri 80 71 72 67 67 67 70 63 60 62 62 59 56 60 54 54 50 40 30 20 10 0 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 2025* *2025 yılı verisi 2024 Eylül 2025 Ağustos aralığıdır. Yukarıdaki grafik, 2013'ten 2025'e kadar çocuk işçi cinayetlerinin yıllık 50-72 arasında değişerek “isAkrarlı” bir şekilde yüksek seyredğini göstermektedir. Çocuk işçiliği kaynaklı ölümler, yalnızca iş güvenliği sorunu değil, aynı zamanda çocuk haklarının ağır bir ihlalidir ve bu sorunun çözümü için kapsamlı poliAkaların acilen hayata geçirilmesi gerekmektedir. Çocukların Suça Karışması, Çocuğa Karşı Şiddet ve İs;smar TÜİK'in 2024 yılına ilişkin “Güvenlik Birimine Gelen veya GeArilen Çocuk İstaAsAkleri” raporu, Türkiye’de çocukların suça sürüklenmesi, mağduriyetleri ve genel güvenlik riskleri açısından önemli bulgular ortaya koymaktadır. Güvenlik birimlerine gelen veya geArilen çocukların karışWğı olay sayısı 2024 yılında, 2023 yılına göre %9,8 oranında artarak 612 bin 651 oldu. Bu olaylarda çocukların 279 bin 620'si mağdur olarak 202 bin 785'i suça sürüklenme sebebiyle (kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla), 96 bin 438'i bilgisine başvurma amacıyla, 18 bin 561'i kayıp (hakkında kayıp müracaaW yapılıp daha sonra bulunan) olması sebebiyle, 8 bin 729'u kabahat işlediği 219 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1517 ‒ iddiasıyla, 6 bin 518'i ise bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı güvenlik birimlerine geldi veya geArildi. 2024 yılında 202 bin 785 çocuk, suça sürüklenme sebebiyle güvenlik birimlerine gelmiş veya geArilmişAr. Bu çocukların %40’ının “yaralama”, %16,6’sının “hırsızlık” ve %8,2’sinin “uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya saWn almak” gibi suçlarla ilişkilendirilmiş olması dikkat çekmektedir. Suça sürüklenme oranlarının yüksekliği, çocukların yaşam koşulları, eğiAme erişim, sosyoekonomik eşitsizlikler ve aile desteği gibi faktörlerin gözden geçirilmesi gerekAğini göstermektedir. Özellikle çocukların ağır suçlarla ilişkilendirilmesi, erken yaşta doğru rehabilitasyon ve koruyucu mekanizmaların güçlendirilmesi gerekAğini ortaya koymaktadır. Güvenlik birimlerine gelen veya geArilen çocukların %45,6'sını mağdur çocuklar oluşturdu. Güvenlik birimlerine mağdur olarak gelen 279 bin 620 çocuğun %86,1'ini suç mağduru, %13,8'ini takibi gereken olay mağduru çocuklar oluşturdu. Suç mağduru olarak gelen 240 bin 872 çocuğun %55,3'ü yaralama, %10,8'i cinsel suçlar, %9,5'i göçmen kaçakçılığı, %8,0'ı aile düzenine karşı suçlar, %16,5'ine bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı mağdur oldu. Cinsel suçlara maruz kalan çocuk oranı (%10,8), özellikle endişe verici bir bulgu olarak öne çıkmaktadır. Çocuk İsAsmarı ve Çocuğa Karşı Cinsel Suçlar ArWyor: Cinsel isAsmarın temel nedenlerinden biri, toplumun geniş kesimlerinde yaygın olan eğiAmsizlik ve yoksulluktur. Özellikle kırsal alanlarda ve düşük gelirli mahallelerde çocuklar hem fiziksel hem de cinsel şiddet açısından daha büyük risk alWndadır. Bu durum, yoksulluk içinde yaşayan ailelerin çocuklarını koruyamamasını ve isAsmara açık hale gelmesini kolaylaşWrmaktadır. HükümeAn sosyal poliAkalarının yetersizliği, çocukların bu tür tehditlere karşı daha savunmasız hale gelmesine neden olmaktadır. Türkiye’de çocuğa karşı cinsel suçlar kamuoyuna yansıdığı kadarıyla son dönemlerde ne yazık ki büyük bir arWş eğilimi içindedir. Bu durumun görünür olmasına rağmen hükümet yetkilileri bazı verileri gizleyerek, sorun yokmuş algısı oluşturmaya çalışmaktadır. Resmi verilerin olmayışı bilgi kirliliğine neden olmakta ve soruna dair temel bilgilere ulaşılamadığından çözüm yollarının üreAlmesi imkansızlaşmaktadır. 220 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1518 ‒ Şu biliniyor ki; İhmal ve isAsmarın nedenleri arasında eğiAmsizlik, yoksulluk, işsizlik, aile içi sorunlar, mağdurda ya da aile içindeki diğer bireylerde rastlanan fiziksel ve ruhsal sağlık sorunları, sakatlıklar, kronik hastalıklar, madde kullanımı, erken yaşta evlenmek, evlenmeye zorlanmak, anne baba yaşının çok genç olması, çocuk büyütmedeki deneyimsizlikler, suça yönelme, çok çocuklu olmak, ataerkil aile yapısı gibi nedenler yer almaktadır. Adalet Bakanlığı'nın Mart 2025'te yayımladığı "Adalet İstaAsAkleri 2024" raporu, Türkiye'de çocukların cinsel isAsmarıyla ilgili çarpıcı veriler sunmaktadır. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, Cumhuriyet başsavcılıklarında soruşturma evresinde olan, “çocukların cinsel isAsmarı” konulu dosya sayısı 2024 yılının sonunda 63 bin 306 olarak kaydedildi. Toplam 63 bin 306 dosyadaki şüpheli sayısının ise 67 bin 507 olduğu belirAldi. Rapora göre, 2024 yılında "çocukların cinsel isAsmarı" iddiasıyla 38.639 yeni dosya açılmış ve bu dosyalarda 34.989 şüpheli yer almışWr. Cumhuriyet başsavcılıklarındaki, “Reşit olmayanla cinsel ilişki” dosyası sayısının ise 2024 yılının sonunda 27 bin 864’e ulaşWğı öğrenildi. Dosyalardaki şüpheli sayısı ise kayıtlara, 26 bin 265 olarak geçA. 2024 yılında, “Çocukların cinsel isAsmarı” suçlamasıyla ceza mahkemelerinde hakim karşısına çıkan şüpheli sayısı da paylaşıldı. Toplam 16 bin 790 sanık, “Çocuk isAsmarı” gerekçesiyle yargılanırken 7 bin 310 kişi hakkında mahkumiyet kararı alındı. Toplam 393 sanık hakkında ise Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararına hükmedildi. 9.087 sanık ise beraat etmişAr. Yıllara Göre ArWş: 2015-2024 yılları arasında "çocukların cinsel isAsmarı" suçuna ilişkin açılan dosya endeksi %84 arWş göstermişAr. 2015 yılı endeksi 100 olarak kabul edildiğinde, 2024 yılında bu endeks 184'e yükselmişAr. En yüksek oran ise 2022 yılında 219 olarak kaydedilmişAr. Bu veriler, çocuklara yönelik cinsel isAsmar vakalarının yıllar içinde ciddi bir arWş gösterdiğini ve yargı süreçlerinde önemli sayıda beraat kararının verildiğini ortaya koymaktadır. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların sayısının da yüksek olması, delil yetersizliği veya diğer nedenlerle birçok vakanın yargı aşamasına taşınamadığını 221 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1519 ‒ göstermektedir. Bu durum, çocukların korunması ve adaleAn sağlanması konusunda daha etkin önlemler alınması gerekAğini işaret etmektedir. AK ParA hükümeA, çocuklara yönelik cinsel suçlar konusunda yasal düzenlemelerin uygulanabilirliğini sorgulatmaktadır. Çoğu vakada, faillerin ağır cezalar alması gerekirken, iyi hal ve pişmanlık indirimleri ile cezaların hafifleAlmesi, mağdurlar ve aileler için büyük bir adaletsizlik yaratmaktadır. Ensar Vakm skandalında olduğu gibi, bazı vakalarda hükümeAn vakıflar ve dini cemaatler ile olan bağları, hukuki süreçlerin bağımsız işlemediği algısını güçlendirmişAr. Bu tür durumlar, toplumsal düzeyde "cezasızlık" algısını arWrmış ve cinsel suçların tekrarlanmasını kolaylaşWrmışWr. Bakanlık Çocuk Yoksulluğunu Durduramıyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın Sosyal ve Ekonomik Destek programı raporuna göre, maddi durumu yetersiz ailelere yapılan yardımlardan yararlanan çocuk sayısı 2024 Aralık ayı iAbarıyla 170 bin 317 çocuğa ulaşmışWr. Bu sayı, 2012'de 37.295 çocuk ile sınırlıyken, 2020'de 129 bine, 2023 sonunda 164.995'e yükselmişAr ve yükselmeye devam etmektedir. Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) programı çerçevesinde, maddi durumu yetersiz ailelere yapılan yardımlardan yararlanan çocuk sayısının her yıl artarak 2024 yılı aralık ayında en yüksek sayıya ulaşması, çocuk yoksulluğu sorununun yalnızca büyüdüğünü ve bu büyümenin kalıcı çözümlerle engellenemediğini göstermektedir. Bu durum, Bakanlığın çocuk refahını arWrma ve ailelerin ekonomik bağımsızlıklarını sağlamadaki yetersizliklerini açıkça ortaya koymaktadır. Engelli Vatandaşlarımızın Hakları Genişle;lmeli Engelli vatandaşlarımız için ayrılan bütçe yaşam standartlarını yükseltmek ve toplumsal kaWlımlarını sağlamak için gerekli yapısal reformların hayata geçirileceği anlamına gelmemektedir. Gerçek ihAyaçlar ve uygulamada karşılaşılan sorunlar dikkate alındığında bu bütçenin yeterliliği ve etkinliği sorgulanmalıdır. Bu bütçenin büyük bir kısmının sosyal yardım adı alWnda ailelere ödenen paraları (engelli maaşı ve engelli bireye bakan kişilere yapılan ödemeler) içermesi, yapısal sorunların çözümü açısından ciddi bir eksikliği gözler önüne sermektedir. Bu yardımların büyük oranda 222 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1520 ‒ bireysel mali destekle sınırlı kalması, engellilik sorununu yalnızca ekonomik bir mesele olarak ele alan yüzeysel bir yaklaşıma işaret etmektedir. Sosyal yardımlar, genellikle kısa vadeli çözümler sunarken, engelli bireylerin bağımsız bir yaşam sürmesini sağlayacak eğiAm, isAhdam ve altyapı gibi uzun vadeli poliAka alanlarını ihmal etmektedir. Maaş ödemelerinin ötesine geçemeyen bu yaklaşım, engelli bireyleri ve ailelerini toplumsal destekten mahrum bırakırken, onları sosyal yardımlara bağımlı bir yaşam sürmeye mahkûm etmektedir. Bakanlık taramndan engelli bireylere yönelik engelli aylığı ve bakım aylığı ödemelerinde 2019 yılından 2024 yılı aralık ayına kadar yaşanan ciddi düşüşler, Türkiye'de sosyal koruma poliAkalarının giderek zayıfladığını ve devleAn engelli bireylere yönelik sorumluluklarını yerine geArmekte yetersiz kaldığını açıkça ortaya koymaktadır. 2019 yılında 623.840 kişi engelli maaşı alırken, bu sayı 2024 Aralık ayı verilerine göre 540.439’a düşmüş, engelli bireylerin bakımını üstlenen yakınlarına verilen bakım aylığı alanların sayısı ise aynı dönemde 96.210’dan 74.246’ya gerilemişAr. Bu veriler hem engelli bireylerin hem de onların ailelerinin ekonomik ve sosyal destekten yoksun bırakıldığını göstermektedir. DevleAn sosyal koruma mekanizmalarını güçlendirmek yerine bu destekleri azaltması, engelli bireylerin daha kötü koşullarda yaşamaya mecbur etmektedir. Engelli bireylerin toplumsal yaşama kaWlımını sağlamak ve yaşam kalitelerini arWrmak amacıyla hizmet veren rehabilitasyon ve bakım merkezlerinin son yıllardaki durumuna ilişkin verilerde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bu alandaki yetersizliklerini ve devleAn kamu hizmetlerini sağlama sorumluluğunu yeterince yerine geArmediğini açıkça göstermektedir. 2019-2024 yılları arasındaki istaAsAkler, kamuya ait engelli bakım merkezlerinin sayısında ve bu merkezlerde bakılan kişi sayısında düşüş olduğunu, buna karşın özel sektöre ait bakım merkezlerinde arWş görüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu durum, engelli bireylerin bakım hizmetlerinde kamu sorumluluğunun özel sektöre devredildiğini ve devleAn sosyal devlet anlayışından giderek uzaklaşWğını göstermektedir. Bakanlığa bağlı engelli yaşam ve rehabilitasyon merkezlerinin sayısı, 2019 yılında 104 iken 2024 yılı aralık ayında yalnızca 106’ya yükselmişAr. Bu küçük arWş, engelli bireylerin ihAyaçlarına yönelik hizmetlerin genişleAlmesi konusunda Bakanlığın ciddi bir poliAka 223 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1521 ‒ gelişAremediğini ortaya koymaktadır. Daha çarpıcı olan ise, bu merkezlerde bakılan kişi sayısının 2019 yılında 8.077 iken 2024’te 7.076’ya gerilemesidir. Engelli bireylerin ihAyaç duyduğu kamu bakım hizmetlerinden mahrum bırakıldığı bu tablo, sosyal devleAn en temel görevlerinden biri olan dezavantajlı gruplara yönelik hizmetlerin ihmal edildiğini göstermektedir. Özel engelli bakım evi ve rehabilitasyon merkezlerinin sayısı, aynı dönemde 257’den 322’ye yükselmişAr. Bu merkezlerde bakılan kişi sayısı ise 20.382’den 30.453’e çıkarak önemli bir arWş göstermişAr. Kamuya ait merkezlerin sayısında ve hizmet kapasitesinde bir arWş sağlanamazken, özel sektöre ait merkezlerin hızla genişlemesi, devleAn sosyal hizmetlerdeki rolünü özel sektöre devredğini göstermektedir. Umut evleri, engelli bireylerin toplum içinde daha bağımsız bir yaşam sürdürebilmeleri için önemli bir modeldir. Ancak bu alanda da gerileme yaşanmaktadır. Umut Evi sayısı, 2019 yılında 149 iken 2024 yılında 145’e düşmüş, bu evlerde kalan kişi sayısı ise 844’ten 594’e gerilemişAr. Bu azalma, engelli bireylerin bağımsız yaşam desteklerinden mahrum bırakıldığını göstermektedir. Engelli bireylerin bireysel özgürlüklerini ve bağımsız yaşamlarını desteklemek yerine, bu alandaki hizmetlerin daralWlması, Bakanlığın kötü yöneAminin kanıWdır. Şu açıkça ortadadır ki; engelli bireylerin haklarına erişimini garanA alWna almak için kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, engelli bireyler için yaşam şartları daha da zorlaşacak ve toplumsal eşitsizlikler derinleşecekAr. Devlet, sosyal poliAka alanındaki bu ihmal ve eksiklikleri hızla gidererek, kurumsal keyfiyeAn ve bürokraAk engellerin hakim olduğu bu yapıyı dönüştürerek engelli bireylerin haklarını tam anlamıyla güvence alWna almalıdır. Engelli Haklarında Sosyal Koruma İflas Ey Engelli bireyler ve onların bakımını üstlenen ailelerin yaşadığı en büyük mağduriyet, engelli rapor oranlarındaki objekAflikten uzak, değişken uygulamalardır. Farklı hastanelerden alınan raporlarda oranların sürekli düşürülmesi (örneğin %78'den %64'e), evde bakım maaşı gibi hayaA desteklerin kesilmesine ve engelli maaşlarının düşürülmesine yol açmakta bu durum dar gelirli haneleri derin yoksulluğa itmektedir. AlW ay süren bu kesinAler tek başına ağır sağlık sorunlarıyla mücadele eden aileleri onurlu bir yaşam mücadelesinde tamamen 224 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1522 ‒ yalnız bırakmaktadır. Bu durum sosyal yardım sisteminin sürekli bir gelir güvencesi sağlamak yerine bürokraAk tutarsızlıkla aileleri cezalandırdığını kanıtlamaktadır. Engelli bireylerin kamusal alanda karşılaşWğı muamele sosyal devleAn vicdanının sorgulanmasını gerekArmektedir. Engelli vatandaşlarımızın yaşadığı mağduriyetler çeşitli yardımların da kesilmesine sebep olmaktadır. Bu kurumsal vurdumduymazlık birçok engelli bireyi ve ailelerini mağdur etmektedir. Kurumsal vurdumduymazlığın en çarpıcı örneği engelli bireyin hayırseverler taramndan temin edilen üç tekerlekli bisikleAnin Trafik Şubesi taramndan bağlanması ve 21.844 TL ceza kesilmesidir. Bu eylem engelli bireyin hareket özgürlüğünü kısıtlamış, temel bir aracı gasp etmiş ve insan onuruna yakışmayan bir bürokraAk zulüm örneği teşkil etmişAr. Kurumlar arası dayanışma eksikliği ve Kaymakamlığın cezayı ödeyerek bisikleA iade etmek zorunda kalması sistemin ancak idari baskıyla çalışWğını ve kendiliğinden çözüm üretemediğini kanıtlamaktadır. Engelli vatandaşlarımızın ve ailelerinin yaşadığı benzeri sorunların kalıcı çözümü adına sosyal poliAkalar çeşitlendirilmeli, gelişArilmeli ve revize edilmelidir. Şehit Yakınlarımız ve Gazilerimiz Bu Vatanın Birliğidir Bakanlık bütçesinde şehit yakını ve gazilerimiz için %0,03 bir pay ayırmışWr. Bu oran şehit yakınları ve gazilerimizin hak edkleri maddi ve manevi destekten mahrum bırakıldıklarını ortaya koymaktadır. Şehitlik ve gazilik milleAmizin tarih boyunca en değer verdiği kavramlar arasında yer almışWr. Şehit yakınları ve gaziler ülkemizin bağımsızlığı ve güvenliği için en ağır bedelleri ödeyen kişilerdir. Ancak bu ayrılan kaynağın Bakanlık bütçesi içinde bu denli düşük bir seviyede tutulması hükümeAn bu konuda gereken hassasiyeA göstermediğini açıkça ortaya koymaktadır. Bütçenin yalnızca %0,03’lük bir payla sınırlı olması şehit yakınları ve gazilere yönelik desteklerin sembolik düzeyde kaldığını göstermekte ve toplumdaki bu kesimin gerçek ihAyaçlarının göz ardı edildiğini düşündürmektedir. Bu durum AK ParA hükümeAnin "şehitlerimiz ve gazilerimiz baş tacımızdır" söylemini gerçekçi bir şekilde poliAkalarına yansıtamadığını ortaya koymaktadır. GeçAğimiz yıl Bakanlık bütçesi içinde şehit yakını ve gazilerimiz için ayrılan bütçeye yapılan arWş %67 düzeyindeyken bu yıl arWş yalnızca %44,94’te kalmışWr. Bu kesime yönelik 225 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1523 ‒ desteklerin sembolik düzeyde tutulması kabul edilemez. Hem bütçedeki düşük pay hem de siyasi söylemlerdeki duyarsızlık, toplumsal hamzada tamiri güç bir kırılmaya neden olmaktadır. Diğer taraXan Bakanlık performans göstergelerinde şehit yakınları ve gazilere ilişkin hedeflerin %100 oranında gerçekleşAği belirAlmektedir. Ancak bu %100’lük gerçekleşmenin nicel bir başarıdan ibaret olduğu niteliksel içeriğinin ise belirsiz kaldığı görülmektedir. Performans hedeflerinin yalnızca “başvuru karşılanması” gibi yüzeysel kriterlere dayanması şehit yakınları ve gazilerin gerçek yaşam koşullarını dikkate almayan bir değerlendirme yapısına işaret etmektedir. Nitekim akademik literatür, performans ölçümünün yalnızca niceliksel göstergelere indirgenmesinin poliAka etkinliğini yanılWcı biçimde olduğundan sıklıkla söz etmektedir. 2026–2028 Orta Vadeli Program projeksiyonlarında, şehit yakınları ve gazilere yönelik desteklerden yararlanan kişi sayısının düzenli biçimde azalacağı görülmektedir. Bu durum, iki olasılığı gündeme geArmektedir: Başvuru koşullarının daralWlması veya uygulamada fiili engellerin artması ya da hak sahipliği kapsamının keyÖ biçimde daralWlması. Her iki olasılık da sosyal poliAka açısından risklidir. Bütçe artmış olsa dahi yararlanıcı sayısındaki azalmanın gerekçesi kamuoyuna açıklanmamışWr. Terör Gazileri Arasında Ayrım Olmaz, Olamaz! Terörle mücadelede yaralanmış ancak gazi statüsü tanınmamış yaklaşık 23 bin vatandaşımızın içinde bulunduğu durum münferit bir idari sorun değil doğrudan yapısal bir eşitsizliğin sonucudur. Bu kişiler bugün hala vücutlarında operasyonla dahi çıkarılamayan şarapnel parçaları taşımakta ve ağır metal zehirlenmeleri başta olmak üzere birçok kalıcı sağlık sorunuyla mücadele etmektedir. Buna rağmen gazilik haklarından mahrum bırakılmaktadırlar. Mevcut düzenlemeler 15 Temmuz gazileri, terörle mücadele gazileri ve muharip gaziler arasında farklı statüler oluşturmaktadır. 15 Temmuz kapsamında yaralanma derecesine bakılmaksızın KHK ile gazilik unvanı verilirken terörle mücadele kapsamında aynı veya daha ağır yaralanmalara maruz kalmış binlerce kişinin bu hakka erişememesi kayıtsızlık ve derin bir haksızlıkWr. Aynı risk alWnda, aynı tehdide karşı, aynı vatan topraklarını korumak için mücadele eden insanların farklı kategorilere ayrılması anlaşılabilir bir durum değildir. Gazilik unvanının tanınması sürecinde ortaya çıkan bu kategorik ayrımlar Anayasa’nın eşitlik, adalet, hukuki güvenlik ve ayrımcılık yasağı ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Gazilik bir ayrıcalık değil devleAn minneAnin ve toplumsal hamzanın kurumsallaşmış bir ifadesidir. Bu 226 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1524 ‒ nedenle hak sahipliğinin idari yorumlarla daralWlması hem eAk açıdan hem de hukuki açıdan savunulabilir olamaz. Ayrıca bu tür ayrımlar toplumsal barış ve milli birlik duygusunu zedelemektedir. Şehit yakınları ve gaziler gibi devleAn en hassas koruma alanı içinde yer alan bir grupta dahi farklılaşWrılmış statüler yaraWlması millet-devlet ilişkisini zayıflatan bir sonuç doğurmaktadır. Bugün bu mağduriyetlerin giderilmesi yalnızca bir hak iadesi olmayacakWr. Aynı zamanda devleAn kendi kurumsal tutarlılığını yeniden tesis etmesi anlamına gelecekAr. Gaziler arasında ayrım yapılması, milli vicdanı yaralayan bir uygulamadır. DevleAn asli görevi bu farklılıkları korumak değildir. Tam aksine ortadan kaldırmak, iç hukukta tutarlılığı sağlamak ve terörle mücadele tarihinde bedel ödemiş tüm kahramanların haklarını gecikmeksizin teslim etmekAr. Çünkü terörle mücadelede yaralanmış her bir insanımız bu devleAn onurudur ve bu onur hiçbir şekilde kategorize edilemez. Şehit Yakını ve Gazilerimizin Hassasiyetleri Görmezden Gelinemez Son dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kullanılan siyasi söylemler ve terör örgütlerini meşrulaşWrmaya dönük ifadeler yalnızca siyasi eAk bakımından değil toplumsal bütünlüğümüz açısından da derin bir kırılmaya yol açmaktadır. TBMM milli iradenin en yüksek tecelligahı, devleAn kurucu değerlerinin hayat bulduğu yerdir. Bu çaW alWnda dile geArilen her söz yalnızca anlık bir poliAk refleks olarak görülemez. Bu durum toplumun hamzasında yer eden kolekAf bir mesaj niteliği de taşımaktadır. Dolayısıyla terörü öven, teröristleri aklayan veya örgütlerin ideolojik söylemlerine kapı aralayan her tutum en başta şehit yakınları ve gazilerimiz üzerinde duygusal ve toplumsal bir travma etkisi yaratmaktadır. Ne var ki bu ağır tabloya rağmen şehit yakınlarının ve gazilerin tepkileri çoğu zaman "Şehit aileleri de razı bakın, sesleri çıkmıyor." şeklinde yorumlanmakta ve bu kesimin sessiz kalmasının ardında yatan gerçekler ikAdar taramndan görmezden gelinmektedir. Şehit yakınları ve gazilerimiz kimi zaman kamuya açık bir eleşArinin çocuklarının isAhdam hakkının elinden alınmasına veya mevcut haklarının sorgulanmasına yol açabileceğine inandırılmışWr. Bu nedenle sessizlik bir rıza beyanı değildir. MecburiyeAn dışavurumudur. Şu net bir şekilde görülmelidir ki; şehit yakınları ve gazilerimizin tepkilerinin basWrıldığı bir düzen sürdürülebilir değildir. Milli dayanışmanın gerçek anlamı bu insanların sesini kısarak değil onların onurunu, haklarını ve adalet arayışını koşulsuz şekilde sahiplenerek inşa edilebilir. 227 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1525 ‒ Mevcut poliAk yaklaşım toplumsal barış iddiasında bulunurken bizzat barışın en güçlü harcını oluşturan şehit ailelerini ve gazileri kırgın bırakmaktadır. Gazi Meclis çaWsı alWnda duyulan her sözün, aWlan her adımın, şehitlerin emaneA olan ailelerin kalbinde nasıl bir yankı uyandırdığını görmek devlet olma bilincinin gereğidir. Bu bilinç kaybolduğunda, devleAn toplumsal meşruiyeAnin en sağlam temeli de sarsılmış olur. Kadını Güçlü Toplum Güvenli Toplumdur Türkiye’de kadın harkları cumhuriyeAn kurulduğu ilk yıllardan iAbaren bir modernleşme meselesi olmuştur. Bugün kadınların yaşam hakkının dahi garanA edilemiyor olması Türkiye’nin sadece kadın hakları değil kadın haklarının da dahil olduğu insan hakları ile ilgili birçok kazanımını kaybetmesi ile ilgili temel endişeleri yeniden açığa çıkarmaktadır. Bakanlık bütçesinde kadına ayrılan kaynak toplam Bakanlık bütçesinin yalnızca %1,27’sine tekabül etmektedir. Kadına ayrılan kaynak Bakanlık bütçesinde en düşük ikinci paya sahipAr. Anlaşılacağı üzere ülkemizde kadınlar söz konusu olduğunda kaynak yokluğu başlıca engellerden biridir. Oysa toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadınların yaşadıkları sorunların çözümü bütçe ve kaynakların dağılımı ile doğrudan ilişkilidir. Cinsiyetler arası eşitlik bütçede sadece kadınlara yönelik alt başlık oluşturmak değildir. TÜİK’in İstaAsAklerle Kadın 2024 verileri; Türkiye'deki kadınların eğiAm, isAhdam ve işgücüne kaWlım oranları gibi önemli göstergeler açısından kadının durumunu ortaya koymakta ve kadın hakları ile toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında önemli ipuçları sunmaktadır. Okuryazar olmayan kadın nüfus oranı %5,4 ile erkeklere kıyasla (erkeklerde oran %0,8) oldukça yüksekAr. YükseköğreAm mezunu kadın oranı %22,7 ile erkeklere (erkeklerde oran %26,2) yakın olmakla birlikte kadınların eğiAme erişimde hala belirli dezavantajlarla karşılaşWğını göstermektedir. EğiAmin kadınların güçlenmesindeki kriAk rolü düşünüldüğünde kadınların yükseköğreAme erişimini arWrmaya yönelik poliAkaların güçlendirilmesi gerekmektedir. Kadınların is;hdam oranı %31,3 ile erkeklere kıyasla (erkeklerde oran %65,7) oldukça düşüktür. Aynı şekilde işgücüne kaWlım oranında da kadınlar %35,8 ile erkeklerin (erkeklerde oran %71,2) oldukça gerisindedir. Bu veriler kadınların ekonomik hayata kaWlımındaki eşitsizliği ve isAhdamda cinsiyet temelli ayrımcılığı açıkça göstermektedir. Kadınların ekonomik 228 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1526 ‒ bağımsızlık kazanamaması genel olarak toplumsal eşitsizliğinin sürmesine yol açmakta ve toplumsal güç dengelerini kadınların aleyhine çevirmektedir. Kadınların işsizlik oranı %12,6 ile erkeklerden (erkeklerde oran %7,7) daha yüksekAr. Bu durum kadınların iş bulmadaki zorluklarını, isAhdamdaki ön yargılarla ve bakım emeği gibi görünmeyen yüklerle mücadele etmek zorunda kalmalarını yansıtmaktadır. Kadınlar için daha fazla ve eşit mrsat yaratacak iş poliAkalarına ihAyaç duyulmaktadır. Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda Türkiye 135’inci Sırada Dünya Ekonomik Forumu’nun 2024 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu Türkiye’nin toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki durumunu çarpıcı bir şekilde ortaya koymuştur. KÜRESEL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ İlk 5 Ülke Türkiye’nin Yer Aldığı Sıra Son 5 ülke 1 İzlanda 133 Papua Yeni Gine 144 Gine 2 Finlandiya 134 Umman 145 İran 3 Norveç 135 TÜRKİYE 146 Çad 4 Birleşik Krallık 136 Lübnan 147 Sudan 5 Yeni Zelanda 137 Fas 148 Pakistan Türkiye 148 ülke arasında 135. sırada yer alarak Afrika ülkeleriyle yarışacak bir performans sergilemişAr. Ne yazık ki ülkemiz Suudi Arabistan gibi kadın hakları konularında çağ dışı uygulamaları bulunan bir ülkenin bile gerisinde konumlandırılmışWr. Kategorik sıralamaya göre ise Türkiye’nin yeri Ekonomik kaWlımda 133, eğiAmde 92, siyaseZe 139 ve sağlıkta 82 olarak sıralandırılmışWr. Türkiye’nin 2006, 2010, 2024 ve 2025 yıllarına ait sıralamalarındaki değişimler AK ParA hükümeAnin ülkemiz kadınını geArdiği yer açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir konu olarak önümüze çıkmaktadır. Grafik Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu'ndaki dört ana kategori üzerinden bir değerlendirme sunmaktadır: Ekonomik KaWlım ve Fırsat, Siyasi Güçlenme, EğiAmsel Kazanımlar ve Sağlık ve HayaZa Kalma. Ekonomik Ka`lım ve Fırsat: 2006 yılında 106. sırada olan Türkiye 2010 yılında 131. sıraya, 2024 yılında ise 133. sıraya gerilemişAr. 2025 yılında da 133. sırada konumlanmışWr. Bu durum ekonomik kaWlım ve mrsatlar açısından kadınların karşı karşıya kaldığı eşitsizliklerin artarak devam edğini ve bu alanda hiçbir anlamlı ilerleme kaydedilmediğini göstermektedir. 229 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1527 ‒ Siyasi Güçlenme: Siyasi güçlenme kategorisinde de benzer şekilde bir gerileme göze çarpmaktadır. Türkiye 2006 yılında 96. sırada yer alırken 2010 yılında 99. sıraya, 2024 yılında ise 114. sıraya ve 2025 yılı değerlendirmesinde 139’uncu sıraya kadar düşmüştür. Bu tablo kadınların siyasi temsilde ciddi dezavantajlarla karşı karşıya olduğunu ve siyaseZeki eşitsizliğin derinleşAğini ortaya koymaktadır. Eği;msel Kazanımlar: EğiAm alanında ise Türkiye'nin sıralamasında göreceli bir ilerleme göze çarpmaktadır. 2006 yılında 92. sırada olan Türkiye 2010 yılında 109. sıraya gerilemiş ancak 2024 yılında 90. sıraya yükselmişAr. 2025 yılında ise tekrar 92. sıraya düşmüştür. EğiAm alanındaki bu nispi iyileşme kadınların eğiAme erişimindeki mrsatların arWrıldığını gösterse de bu gelişme diğer kategorilerdeki kötüleşmelerin yanında yetersiz kalmaktadır. Sağlık ve Hayava Kalma: Sağlık ve hayaZa kalma kategorisinde ise 2006 yılında 85. sırada olan Türkiye 2010 yılında 61. sıraya yükselmiş ancak 2024 yılında 98. sıraya gerilemişAr. 2025 yılında ise 82. sırada yer almışWr. Sağlık ve hayaZa kalma konusunda başlangıçta elde edilen kazanımların zamanla sürdürülemediği ve kadınlar için bu alandaki durumun kötüleşAği görülmektedir. Dünya Ekonomik Forumu Raporu Türkiye’nin toplumsal cinsiyet eşitliği açısından kriAk sorunlar yaşadığını ve bu sorunların özellikle ekonomik kaWlım, siyasi güçlenme ve sağlık alanlarında derinleşAğini ortaya koymaktadır. EğiAm alanında sınırlı bir ilerleme kaydedilmiş olsa da bu iyileşme Türkiye'nin genel performansını yükseltmekte yetersiz kalmışWr. Türkiye’nin sıralamalarındaki sürekli gerileme, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama yolunda etkili ve sürdürülebilir poliAkaların hayata geçirilmediğine işaret etmektedir. Kadının İşgücüne Ka`lımında OECD Ülkelerinin En Kötü Oranı Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında Türkiye son sırada yer almaktadır. OECD ortalaması ise %63,1 olarak görülmektedir. OECD üyesi en büyük 7 ülke ile Türkiye kıyaslaması yapılan grafikte Türkiye Almanya’nın oranının neredeyse yarısı kadar bir orana sahipAr. 230 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1528 ‒ Kadınların İşgücüne Katılım Oranı (15-75) 2024 veya en son yıl (OECD) 80 68,7 67,9 66,1 66 63,2 63,1 61,1 60 49,4 35,8 40 20 0 Japonya Kanada Almanya Birleşik ABD OECD Fransa İtalya TÜRKİYE Krallık Kadınların işgücüne kaWlım oranlarının düşük olması, daha düşük ücretli işlerde isAhdam edilmeleri her geçen gün daha da derinleşen kadın yoksulluğunu doğurmaktadır. Kadınların kayıt dışı sektörlerde ve sigortasız çalışmaları ve işgücü piyasasında kadınlara yönelik ayrımcı tavırlar bu durumu körüklemektedir. Bakanlığın daha etkin poliAkalar üretmesi elzemdir. Kadınların isAhdam oranının arWrılması, kadın girişimcilere teknik ve finansal destekler sağlanması, kreş hizmetlerinin arWrılması, kadın kooperaAflerinin yaygınlaşWrılması gibi konularda Millî EğiAm Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı ile daha çok iş birliği yapılmalıdır. Kadına Yönelik Şiddet, İs;smar ve Kadın Cinaye; Durdurulamıyor Yirminci yüzyılın ilk yarısında dünyada kadınlara seçme ve seçilme özgürlüğünü anayasal düzlemde tanıyan Türkiye’nin, yirmi birinci yüzyılın ilk yarısında kadınların en fazla şiddete maruz kaldığı ülkelerden biri konumunda olması hükümet yetkililerinin konuyla ilgili eksikliklerini ortaya koymaktadır. 2025 yılının ilk 10 ayında şiddet sonucu hayaWnı kaybeden kadın sayısının 317’ye ulaşWğı; yalnızca Ekim ayında bu sayının 27 olduğu ve 5 ölümün şüpheli olarak kayıtlara geçAği bildirilmişAr. Bu veriler, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu taramndan yayımlanan rapora dayanmaktadır. Analiz edilen cinayet vakalarında, kadınların çoğu “en yakınındaki erkek” taramndan öldürülmüş; özellikle aile içi şiddeAn ve boşanma/ayrılma sürecinde olan kadınlara yönelik saldırıların oranı dikkat çekici düzeydedir. Ayrıca cinayetlerin büyük kısmında ateşli silahların kullanıldığı, takip eden kesici aletlerin ve diğer yöntemlerin görece daha az yaygın olduğu tespit edilmişAr. Bu tablo yalnızca bireysel suç vakaları olarak değil; toplumsal bir kriz olarak görülmesi gereken kadına yönelik şiddet sorununu yeniden gündeme taşımaktadır. Veriler, kadınların evlerinde, yakın çevrelerinde ve toplumda yeterli korunma mekanizmaları bulunmadığını göstermektedir. Kadın cinayetlerinde kullanılan yöntemlerden hareketle, sadece ceza ve kolluk 231 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1529 ‒ süreçlerinin değil; önleyici sosyal poliAkaların, koruyucu altyapıların ve kriz anında müdahale sistemlerinin de acilen güçlendirilmesi gerekAği açıkWr. Ülkemizde her gün en az bir kadın cinayeA ve bir şüpheli kadın ölümü gerçekleşmektedir. Hükümet bununla mücadele etmek ve bu sorunu kökten çözmek yerine, İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede hukuksuz bir şekilde çıkılmasına alkış tutmaktadır. Öncelikle hükümet yetkililerinin kadına yönelik şiddeAn temel kaynağının toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğunu kabul etmeleri gerekmektedir. Kadına yönelik şiddet ile mücadele konusunda etkin poliAkalar üretmek için de toplumsal cinsiyete duyarlı bakış açısını edinmelidir. Kadına yönelik şiddeAn en radikal formu olan kadın cinayetleri konusunun Türkiye’de geçAğimiz bir yıl içerisinde sivil toplum aktörleri ve medya aracılığıyla farkındalık yaraWlmaya çalışıldığı üzere yeniden artma eğilimi gösteren bir kadın sorunu olarak ortaya çıkması, bu gelişimin temel nedenleri ile ilgili araşWrmalar yapma ve stratejiler gelişArme gerekliliğini beraberinde geArmektedir. Hâlihazırda uluslararası veriler üzerinden en güncel bilgilere sahip olunamamakla birlikte ulusal STÖ’ler taramndan sağlanan veriler de kadın cinayetlerindeki bu olumsuz tabloyu doğrular niteliktedir. Kadına yönelik şiddet ve şiddeAn nihai sonucu olarak kadın cinayetlerine ilişkin resmi veriler bulunmadığından yapılan araşWrmalar eksik ve yetersiz kalmaktadır. Türkiye’de kadın cinayetleri, toplumsal, hukuki ve kültürel boyutlarıyla ele alınması bu cinayetlerin son bulması konusunda önemli bir yol haritası olacakWr. Özellikle toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı mücadele, hukuki düzenlemelerin güçlendirilmesi, medyanın sorumlu bir rol üstlenmesi ve topluma yönelik eğiAmler aracılığıyla farkındalık kampanyaları kadın cinayetleriyle mücadelede önemli adımlar olabilecekAr. Ancak, bu sorunun çözümü için AK ParA hükümeAnin samimi, kararlı ve toplumla ortak bir çaba göstermesi gerekmektedir. Bu amaçla sosyal kalkınmanın sağlanması için temel sorunların tespit edilip araşWrılması, araşWrmaların kamuoyu ile paylaşılması ve uzmanların geri dönüşleri ile hazırlanacak plan ve programların hayata geçirilmesi ve sürdürülmesi oldukça önemlidir. Zira Türkiye’de hemen her gün bir kadın cinayeA ile karşılaşılmakta, bu durum adalete duyulan güveni zedelemekte, yargı mekanizmalarının ve ilgili mevzuatların yetersiz olduğu izlenimini yaratmaktadır. 232 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1530 ‒ “İstanbul Sözleşmesi Yaşa`r” İstanbul Sözleşmesi, İstanbul'da gerçekleşen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 121. toplanWsında kabul edilmiş ve Türkiye bu toplanWda Avrupa Konseyi Dönem Başkanı olarak görev üstlenmişAr. Türkiye, 11 Mayıs 2011'de Sözleşmeyi ilk imzalayan ve 24 Kasım 2011'de parlamentosunda onaylayan ilk ülke olmuştur. Ancak 20 Mart 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı sonrası ülkemiz sözleşmeden çekilmişAr. Ne yazık ki dünyanın en eski şehirlerinden biri olan İstanbul’un adını taşıyan sözleşmeyi; imzaya açan, sözleşmeye ev sahipliği yapan, ilk imzalayan ve onaylayan devlet olan ülkemiz Cumhurbaşkanının tek bir imzası ile sözleşmeden çekilmişAr. Türkiye’de son 14 yılda kadın cinayetleri sayılarının düşüş gösterdiği tek yılın sözleşmenin imzalanmış olduğu 2011 yılının olması İstanbul Sözleşmesi’nin önemini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Ülkemizde kadına karşı her türden şiddete son vermenin ve kadın cinayetleriyle mücadelenin en büyük dayanağı olan İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırmak bu cinayetleri meşrulaşWrmak anlamı taşımaktadır. 1934 yılında, baWlı ülkelerden bile önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınarak önemli bir adım aWlmışWr. O günkü cumhuriyet vizyonu, Türkiye'nin çağdaşlaşma sürecinde önemli bir rol oynamışken; günümüzde, 2024 yılında, kadın hakları konusunda Türkiye'nin geArilmiş olduğu anlayış içler acısı bir noktadadır. Bu büyük vizyonsuzluğa karşı mücadele etmek, bu durumu kabul etmemek ve bu mücadeleyi bırakmamak inancıyla İYİ ParA kararlılığını daima koruyacakWr. Atatürk'ün çizdiği yolda bayrağı daha da ileri taşımak ve Türk kadınının hayaWn her alanında haklarını elde etmesini sağlamak tüm toplumun hedefi olmalıdır. İstanbul Sözleşmesi'ni rafa kaldırmaya çalışan kadın düşmanı zihniyete ve siyaset anlayışına karşı durmak, Türk kadınının Cumhuriyet taramndan açılan yolda önüne engeller çıkaranlara karşı mücadele etmek en önemli adımdır. Yaşlı Vatandaşlarımızı Görmeyen Bütçe Anlayışı Sayısı giderek artan yaşlı nüfusumuz için demografik, ekonomik, sosyal, siyasi, hukuki ve insani boyutlarda kısa-orta-uzun vadeli poliAkaların gelişArilmesi elzemdir. Tıptaki ve teknolojideki gelişmeler sayesinde yaşam koşulları ve kalitesi iyileşmiş, ortalama yaşam süresi 233 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1531 ‒ uzamış durumda olduğundan, öncelikle demografik dönüşüm çok iyi analiz edilerek işe başlanmalıdır. Bunun yanı sıra yaşlanma ile birlikte gelirin azalması nedeniyle sosyal hizmet ve kaliteli yaşam konusunda ekonomik unsurlar göz ardı edilmemelidir. Çünkü bireyin yaşlanması, emekli olması ya da işinden ayrılmak zorunda kalması; çalışma yaşamında akAf olduğu dönemlere kıyasla gelirinde belirgin bir azalmaya neden olurken, yaşlılığa bağlı sağlık sorunları da giderlerinde arWş yaratmaktadır. Sosyal devlet anlayışını benimseyen ülkeler, her bir vatandaşına içinde yaşadığı toplumun koşullarına uygun şekilde asgari bir yaşam seviyesi sağlama, vatandaşlarının sosyo- ekonomik durumlarını iyileşArme ve sosyal güvenliklerini temin etme sorumluluğunu yüklenmişAr. Bu sosyal devlet ilkesi doğrultusunda, yaşlıların bakılması, korunması ve gözeAlmesi; çalışma isteği ve yeterliliği olan yaşlı bireylerin iş bulmalarına yardım edilerek kendilerini üretken ve verimli hissetmeleri; iş ilişkisi sürecinde her türlü ayrımcılığa ve olumsuz çalışma koşullarına karşı korunmaları; belirli bir gelir güvencesine sahip kılınmaları gibi uygulamalar bir an önce sistemaAk hâle geArilmelidir. Nüfus Yaşlanıyor, Poli;kalar Yetersiz Yaşlılar, onurlu bir şekilde yaşayabilmeleri ve topluma tam olarak kaWlabilmeleri için; yaş, cinsiyet ya da başka herhangi bir temele dayalı ayrımcılık yapılmaksızın sosyal güvenlik hakkına sahipArler. Bu çerçevede Türkiye İstaAsAk Kurumu’nun “İstaAsAklerle Yaşlılar 2024” raporuna göre 65 yaş ve üzeri nüfus son beş yılda dikkat çekici bir arWş göstermiş; 2019 yılında 7 milyon 550 bin kişi olan yaşlı nüfus, 2024 yılı iAbarıyla %20,7 oranında artarak 9 milyon 112 bin kişiye ulaşmışWr. Böylece yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı da %9,1’den %10,6’ya yükselmişAr. Bu arWş yalnızca demografik bir değişim değil, aynı zamanda sağlık, sosyal güvenlik, ekonomi ve sosyal hizmet alanlarında yeni ihAyaçları beraberinde geAren yapısal bir dönüşümdür. Üstelik yaşlı nüfus içinde kadın oranının daha yüksek olması (%55,4), yaşlı yoksulluğu, bakım ihAyacı ve yalnızlık gibi sorunların özellikle kadınlar açısından daha derin yaşandığını göstermektedir. 234 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1532 ‒ TÜİK’in projeksiyonlarına göre yaşlı nüfus oranının 2030’da %13,5’e, 2040’ta %17,9’a, 2060’ta %27’ye ve 2100 yılında %33,6’ya ulaşacağı öngörülmektedir. Bu tablo, Türkiye’nin hızla yaşlanan bir toplum haline geldiğini ve uzun vadede her üç kişiden birinin yaşlı olacağı bir yapıya doğru ilerlediğini göstermektedir. Bu nedenle yaşlanan nüfusa yönelik sosyal poliAkaların ertelenmeden güçlendirilmesi, bakım sistemlerinin modernize edilmesi, gelir güvencesi ve sağlık hizmetlerine erişimin arWrılması zorunludur. Aksi halde yaşlanma süreci, sosyal güvenlik sistemini zorlayan, aile yapısını baskılayan, ekonomik üretkenliği etkileyen ve toplumsal refahı tehdit eden çok boyutlu bir krize dönüşecekAr. Türkiye’nin bugünden başlayarak bu demografik dönüşüme uyum sağlayacak kapsamlı, bütüncül ve sürdürülebilir poliAkalar gelişArmesi hayaA önem taşımaktadır. Yaşlı Yoksulluğu Derinleşiyor Türkiye’de yaşlı nüfusun yaklaşık %23,3’ü, yani 2,1 milyon kişi, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski alWndadır. Eurostat’a göre bu oran %28,8’e çıkmaktadır. Yaşlıların dörZe birine yakın kısmının ekonomik güvencesizlik ve sosyal izolasyon riskiyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Yıl 65+ Yoksulluk/Sosyal Dışlanma Riski (%) 2015 28,7 2016 24,0 2017 21,9 2018 20,8 2019 20,5 2020 22,6 2021 16,8 2022 20,5 2023 23,1 2024 23,3 TÜİK Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstaAsAklerine göre 65 yaş üstünde yoksulluk riskinin 2015’te %28,7’den 2021’de %16,8’e kadar gerilediği, ancak 2022 sonrası yeniden keskin bir arWş eğilimine girdiği görülmektedir. Özellikle yeni sisteme geçişle birlikte yaşanan toplumsal kırılma her alanda baskıyı arWrmış ve toplumu, tüm kesimleri mağdur eden ekonomik bir darboğaza sürüklemişAr.65 yaş üstünün giderek yoksullaşWğını gösteren bu tablo, emeklilerin reel gelir kaybını, sosyal yardım ve bakım hizmetlerinin etkisizliğini ve yaşlı nüfusun hızla 235 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1533 ‒ artmasına rağmen devleAn sosyal poliAka kapasitesinin aynı hızda genişlemediğini ortaya koymaktadır. Özellikle 2023–2024 döneminde yaşanan arWş, yüksek enflasyonun ve yaşam maliyetlerindeki sert yükselişin yaşlılar üzerindeki ekonomik baskısını doğrudan göstermektedir. Bu veriler, hükümeAn yaşlı yoksulluğunu azaltmaya yönelik poliAkalarında sürdürülebilirlik sorunu bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Emekli maaşlarının yaşam maliyetleri karşısında hızla erimesi, barınma, sağlık ve bakım hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikler, tek başına yaşayan yaşlı bireyin maruz kaldığı sosyal dışlanma riski ve evde bakım ile huzurevi hizmetlerindeki kapasite yetersizliği, yaşlıların ekonomik güvenliğini zayıflatan temel unsurlar olarak öne çıkmaktadır. TÜİK’in Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstaAsAklerine göre 18–64 yaş grubunda yoksulluk riskinin 2024’te %26,3’e kadar yükselmiş olması, geleceğin yaşlı nüfusunun da daha yüksek bir yoksulluk riskiyle karşı karşıya kalacağını ortaya koymaktadır. Bu nedenle yaşlı yoksulluğu yalnızca bugünün değil, aynı zamanda yakın geleceğin en kriAk sosyal poliAka krizlerinden biridir. Türkiye’nin hızla yaşlanan nüfusu dikkate alındığında; gelir güvencesi, erişilebilir bakım hizmetleri, sosyal kapsayıcılık ve akAf yaşlanma poliAkaları acilen güçlendirilmediği sürece yaşlı yoksulluğundaki bu arWş, sosyal devlet ilkesini zayıflatan kalıcı bir yapısal sorun hâline gelecekAr. Yaşlılarımızın Mahkum Olduğu Sosyal Poli;ka: “Huzur Vermeyen Evler” Türkiye'de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı resmi ve özel huzurevlerinin toplam sayısı 2024 yılı aralık ayı iAbarıyla 441'dir. Bu huzurevlerinin 169'u kamu, 272’si ise özel sektöre aidr. Yaşlı merkezleri ve gündüz bakımevleri dahil edildiğinde toplam sayı 503 olarak kaydedilmişAr. Toplam kapasite 30.668 olarak hesaplanmışken kamuya ait huzurevlerindeki toplam kapasite 14.701’dir ve kamuya ait huzurevleri genellikle doluluk oranı oldukça yüksek kuruluşlardır. Bu kapasite doluluğundan sebep bazı yaşlı vatandaşlarımız yer bulamadıkları için açlığa ve yoksulluğa mahkum bir şekilde hayatlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Tür Huzurevi Sayısı Kalan Kişi Sayısı Ortalama Kişi / Huzurevi Kamu Huzurevleri 169 14.701 86,9 kişi Özel Huzurevleri 272 13.310 48,9 kişi 236 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1534 ‒ Devlet huzurevlerinde bir kuruma düşen yaşlı sayısının 86,9 kişi olmasına karşın özel huzurevlerinde bu rakamın 48,9 kişide kalması kamu kuruluşlarının özel sektöre kıyasla neredeyse iki kaWna yakın bir yoğunlukla çalışWğını göstermektedir. Bu durum, kamunun hem fiziki kapasite hem de personel açısından ciddi bir yük alWnda olduğunu ortaya koymakta; kalabalık odalar, sınırlı sosyal alanlar, bakım personeline düşen yüksek yaşlı sayısı ve hizmet kalitesindeki düşüş gibi sorunları kaçınılmaz hâle geArmektedir. Özel huzurevlerinin daha düşük yoğunlukla daha konforlu hizmet sunabildiği bir ortamda, kamu kuruluşlarının bu derece dolu olması sosyal devlet yaklaşımıyla da çelişmekte; dar gelirli yaşlıların daha düşük standartlara mahkûm edildiği bir eşitsizliği açık biçimde görünür kılmaktadır. Huzurevlerinde yaşanan sorunlara ilişkin yapılacak tespitler arasında; liyakatli, eğiAmli personel yetersizliği, deneAmden uzaklık, standartların ve konforun düşük oluyor olması sayılabilir. Avrupa ülkelerinde huzurevi çalışanları, yıllar süren eğiAmlerden ve serAfikasyon süreçlerinden geçerken, Türkiye’de bu alanda ciddi bir eğiAm eksikliği vardır. Personelin büyük bir bölümü kısa süreli kurslarla göreve başlaWlmaktadır. Bu yetersizlik, bakım kalitesini düşürmekle kalmamakta; aynı zamanda şiddet olaylarının zeminini hazırlamaktadır. Türkiye’deki huzurevleri, yaşlıların güvenliğini sağlama konusunda sınıXa kalmış durumdadır. Özellikle huzurevlerinde yaşanan şiddet olaylarının sona ermesi için sadece deneAm değil, köklü bir zihniyet değişimi gerekmektedir. Bakanlık, sorumluluğunu kabul etmeli ve somut adımlar atmalıdır. Aksi halde yaşlılarımız, insan onuruna yakışmayan koşullarda yaşamaya mahkum edileceklerdir. Yaşlılarımızın toplumsal yaşamın tüm alanlarına akAf olarak kaWlımlarını sağlamak ve ayrımcılığa uğramadan insan haklarından yararlandırılmaları ve toplumsal hayata kaWlmaları için onlara yönelik sosyal hizmet faaliyetlerine ilişkin yöntem ve standartlar belirlemeyi, mimari açıdan yaşlılara daha kolay hizmet sunumu sağlayacak yaşam ortamları oluşturmayı, bu alanda faaliyet gösteren kamu birimleri ile gönüllü kuruluşlar arasında iş birliği ve koordinasyon sağlamayı hedeflemektedir. Yoksul veya kimsesiz yaşlılar için “mutlu yaşam merkezleri” kurulması; onları mümkün olan ölçüde evinden ve sosyal çevresinden ayırmadan; beslenme, barınma, sağlık ve temizlik hizmetlerinin periyodik olarak yürütülmesi planlanmalıdır. 237 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1535 ‒ ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI Değişim Oranı Merkezi Bütçe 2025 Bütçesi 2025 Harcama 2026 Bütçe (%) İçindeki Payı Başlangıç Ödeneği (Haziran Sonu) Teklifi (₺) 2025-2026 (%) 865.356.500.000 272.447.413.087 447.903.261.000 -48,24 %2,37 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2026 yılı bütçesi 2025 yılı bütçesi olan 865,3 milyar %48,24’lük bir azalışla 447,9 milyar TL olarak belirlenmiştir. Bu azalışın en önemli nedeni sosyal güvenlik sistemine aktarılan ödeneklerin 2026 yılından itibaren Hazine ve Maliye Bakanlığı üzerinden yapılacak olmasıdır. Değişim Bakanlık Açıklama 2025 Başlangıç 2025 Haziran 2026 Bütçe Oranı Bütçesi (Ekonomik Ödeneği Sonu Harcama Teklifi (2025- İçindeki Sınıflandırma) 2026) Payı (%) Personel Giderleri 3.070.614.000 1.546.208.701 4.156.782.000 35,37 0,92 SGK Devlet Primi 374.693.000 179.362.363 482.032.000 28,64 0,10 Giderleri Mal ve Hizmet Alım 536.056.000 178.251.550 646.840.000 20,66 0,14 Giderleri Cari Transferler 860.999.737.000 270.438.460.611 441.887.607.000 -48,67 98,65 Sermaye Giderleri 185.800.000 37.339.118 230.000.000 23,78 0,05 Sermaye 369.600.000 68.790.745 500.000.000 35,28 0,11 Transferleri GENEL TOPLAM 865.356.500.000 272.447.413.087 447.903.261.000 -48,24 100 Personel Giderleri 3 milyar TL’den %35,37 oranla artarak 4,1 milyar TL’ye yükselmektedir. Bu harcama kalemi, kamu personeli ile kamu personeli olmamakla birlikte mevzuatı gereğince ilgililere bordroya dayalı olarak yapılan ödemeleri kapsamaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri %28,64 artış göstererek 374 milyon TL’den 482 milyon TL’ye yükselmiştir. Devletin işveren sıfatıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri, bu bölümde izlenmektedir. Mal ve Hizmet Alım Giderleri, 536 milyon TL’den %20,66 oranla artarak 646 milyon TL’ye yükselmiştir. Bu kısımdaki giderler, mal ve hizmet karşılığında yapılan faturalı ödemeleri kapsamaktadır. Cari transferler kaleminin 2025 yılına göre %48,67 oranla azalarak 441 milyar TL olarak belirlendiği görülmektedir. Bakanlık toplam bütçesinin azalmasına neden olan bu düşüş yukarıda belirtildiği gibi bu transferlerin 2026 yılından itibaren Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılacak olmasından kaynaklanmaktadır. Buna rağmen cari transferler 238 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1536 ‒ kalemi toplam Bakanlık bütçesinin %98,65’ini oluşturmaktadır. Cari Transferler, sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir. Sermaye Giderlerinin %23,78 oranla arttığı görülmektedir. 2026 yılı için ise 230 milyon TL’ lik bir ödenek belirlenmiştir. (Sermaye giderleri, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi aktiflerin edinimi için yapılan ve Devlet mal varlığını artıran ödemelerdir.) “Sermaye Transferleri” bütçe dışına sermaye birikimi amaçlayan ve sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir. Bu kalemin %35,28 oranla arttığı görülmektedir. İs;hdam Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi üzerine yaptığımız değerlendirmelerin merkezinde, şüphesiz ki ülkemizin en yakıcı sorunu olan istihdam piyasalarının durumu ve işsizlik gerçeği yer almaktadır. İktidar yetkililerinin çizdiği pembe tablo ile sokaktaki vatandaşın, sanayicinin ve gencin yaşadığı gerçeklik arasında derin bir uçurum bulunmaktadır. Hükümet temsilcileri, işsizlik oranının yüzde 8,5 seviyesine gerilemesini bir başarı hikayesi olarak sunma gayretinde olsa da bu rakam makyajlı bir veri olmaktan öteye gidememektedir. 239 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1537 ‒ İktidarın "işsizliği düşürdük" söyleminin aksine, TÜİK’in verilerinin derinliklerine inildiğinde ve geniş tanımlı işsizlik rakamlarına bakıldığında karşılaştığımız tablo, Cumhuriyet tarihinin en ağır istihdam krizlerinden birine işaret etmektedir. Zira zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan ve bizim "gerçek işsizlik" olarak tanımladığımız âtıl işgücü oranı, 2025 yılı Eylül ayı itibarıyla yüzde 28,6 gibi ürkütücü bir seviyeye ulaşmıştır. Bu oran, çalışma çağındaki her dört kişiden birinin, hatta daha fazlasının ya iş bulamadığını ya iş aramaktan ümidini kestiğini ya da mevcut işiyle geçinemediği için daha fazla çalışmak istediği halde iş bulamadığını göstermektedir. Bir ülkede âtıl işgücü oranı yüzde 30’lara dayanmışsa, orada istihdam başarısından söz etmek mümkün değildir; bilakis orada büyük bir yönetim zafiyeti bulunmaktadır. İstihdam piyasasındaki niceliksel sorunların yanı sıra, çalışma koşullarının ağırlığına ve 'insana yakışır iş' kavramından ne kadar uzaklaşıldığına da dikkat çekmek gerekmektedir. TÜİK verileri incelendiğinde, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresinin 2025 yılı Eylül ayı itibarıyla 42,9 saate yükseldiği görülmektedir. Bu veri, çalışanların üzerindeki iş yükünün arttığını teyit etmektedir. Özellikle erkek çalışanlarda haftalık ortalama çalışma süresinin 45,1 saate ulaşması, yasal çalışma süresi sınırlarının fiilen zorlandığını ve fazla mesainin bir 'standart' haline geldiğini göstermektedir. Kadın çalışanlarda 240 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1538 ‒ ise bu süre 38,5 saat olarak gerçekleşmiştir. OECD ortalamalarının çok üzerinde olan bu çalışma süreleri, Türkiye'nin 'düşük ücret- uzun çalışma saati' sarmalına hapsolduğunun ve emeğin sömürüldüğünün en net göstergesidir. İstihdam piyasalarındaki bu yangının en somut ve en tehlikeli göstergesi, Türkiye ekonomisinin üretimden koparak hızla sanayisizleşme sürecine girmesidir. İstihdamdaki niceliksel değişimlerden ziyade niteliksel değişimler ülkenin geleceği adına çok daha belirleyicidir. Veriler incelendiğinde, Türkiye’nin üretim ekonomisinden uzaklaşıp yeniden beton ekonomisine ve geçici istihdam alanlarına savrulduğu açıkça görülmektedir. 241 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1539 ‒ Ücretli çalışan istatistikleri incelendiğinde, istihdam artış hızının ekonominin ihtiyaç duyduğu seviyenin çok gerisinde kaldığı görülmektedir. 2024 yılı Ağustos ayında 15 milyon 905 bin olan ücretli çalışan sayısı, aradan geçen bir yılda sadece 184 bin kişi artarak 2025 Ağustos ayında 16 milyon 111 bin seviyesine çıkabilmiştir. Nüfusun ve işgücüne katılımın sürekli arttığı bir ülkede, yıllık istihdam artışının bu denli sınırlı kalması, ekonominin yeni iş yaratma motorunun teklediğini göstermektedir. Bu cılız artış, işgücü piyasasındaki durgunluğun en somut göstergesidir. Ücretli çalışan istatistiklerine göre, 2025 yılı Ağustos ayında sanayi sektöründeki çalışan sayısı yıllık bazda yüzde 3,6 azalmıştır. Bu düşüş, sanayinin bel kemiği olan imalat sektöründe çok daha dramatik bir hal alarak yüzde 3,9 seviyesinde gerçekleşmiş ve tam 184 bin 545 nitelikli sanayi işçisi, son bir yılda üretim bantlarından koparılmıştır. Tekstil, konfeksiyon ve imalat sanayisinin diğer kollarında fabrikalar kapanmakta, üretim maliyetlerinin artması ve yanlış ekonomi politikaları nedeniyle işletmeler Mısır, Bangladeş gibi ülkelere göç etmekte, havlu atan sektörlerdeki istihdam kayıpları yüz binlerle ifade edilmektedir. 242 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1540 ‒ Üretimden kaçışın bu denli hızlandığı bir ortamda, istihdam artışının lokomotifi olarak yüzde 7,2’lik artışla inşaat sektörünün öne çıkması, iktidarın günü kurtarma peşinde olduğunun en net kanıtıdır. Ancak bilinmelidir ki inşaata dayalı istihdam, mevsimsel ve konjonktürel olup, sanayi üretiminin sağladığı kalıcı refahı, teknolojik birikimi ve sürdürülebilir kalkınmayı asla ikame edemez. İstihdam piyasasındaki bir diğer derin paradoks ise işgücü arzı ile talebi arasındaki beceri uyuşmazlığı, yani "skill mismatch" sorunudur. Bugün Türkiye’de bir yanda 12 milyonu bulan geniş tanımlı işsiz ordusu varken, diğer yanda sanayicilerimiz, KOBİ’lerimiz ve esnafımız "çalıştıracak eleman bulamıyoruz" feryadı içerisindedir. Bu tezat, eğitim sistemimiz ile işgücü piyasası arasındaki bağın tamamen koptuğunu, plansızlığın hüküm sürdüğünü göstermektedir. Üniversite mezunu gençlerimiz ellerinde diplomalarıyla beklerken, sanayi bölgelerinde "ara eleman" krizi yaşanmaktadır. Gençlerimize verdiğimiz diplomalar, onlara piyasanın talep ettiği becerileri kazandırmamaktadır. Bakanlığın bu sorunu çözmek için uyguladığı aktif işgücü politikaları ve İŞKUR programları, piyasanın hızına ve ihtiyacına yetişememektedir. Dünya, bu sorunu hızlandırılmış, beceri odaklı, 2-3 aylık veya 5 aylık sertifika programlarıyla çözerken, Türkiye’de hala teorik eğitime dayalı, hantal bir yapı ısrarla sürdürülmektedir. Eğitimli ama mesleksiz milyonlar yaratan bu sistem hem gençlerimizin umutlarını tüketmekte hem de sanayimizin rekabet gücünü zayıflatmaktadır. 243 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1541 ‒ İstihdam piyasalarındaki adaletsizliğin en yoğun hissedildiği bir diğer alan ise kadın istihdamıdır. 2025 verilerine göre erkeklerde istihdam oranı yüzde 66,3 iken, kadınlarda bu oran yüzde 31,8 seviyesinde kalmıştır. Türkiye’de çalışabilir durumdaki her üç kadından sadece biri istihdamdadır ve bu oran gelişmiş ülkelerle kıyaslanamayacak kadar düşüktür. Kadınlar sadece işsizlikle değil, aynı zamanda kayıt dışı çalışma ve düşük ücret sarmalıyla da mücadele etmektedir. Genç kadınlarda işsizlik oranının yüzde 25’lere dayandığı bir ortamda, kadınların işgücüne katılımını teşvik edecek bakım hizmetleri, kreş destekleri ve güvenceli çalışma modelleri bütçede yeterli karşılığı bulamamıştır. Kadın emeğinin bu denli âtıl bırakılması, sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda toplumsal bir eşitsizlik sorunudur. Sonuç olarak, 2026 yılı bütçesi ve Bakanlığın mevcut vizyonu, Türkiye’nin istihdam piyasasındaki bu derin ve çok katmanlı krizleri çözmekten uzaktır. Sanayideki istihdam kaybı "alarm" verirken inşaatla günü kurtarmaya çalışmak, diploması olan ama becerisi olmayan milyonlarca genç yaratmak, kadınları işgücünün dışında bırakmak ve kayıt dışılığa göz yummak, Türkiye’nin geleceğini ipotek altına almaktır. İhtiyacımız olan; işsizlik rakamlarıyla oynayan değil, işsizin derdiyle dertlenen; betona değil, üretime, sanayiye ve insanın yetkinliğine yatırım yapan; "ara eleman" sorununu mesleki eğitim reformuyla çözen ve kayıt dışılıkla tavizsiz mücadele eden bir yönetim anlayışıdır. Bu bütçe teklifi, ne yazık ki bu anlayışın çok uzağında, sorunları halının altına süpüren bir "idare-i maslahat" bütçesidir. 244 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1542 ‒ ÜCRETLER, GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİ VE ASGARİ ÜCRET Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu türbülansın faturasını en ağır şekilde ödeyen kesim, şüphesiz ki sabit ve dar gelirli vatandaşlarımızdır. 2026 yılı bütçesinde Bakanlığın sunduğu perspektif, ne yazık ki çalışanların alım gücünü koruyacak, gelir dağılımındaki derin uçurumu kapatacak ve vergi adaletini tesis edecek bir iradeden yoksundur. Hükümetin ekonomi yönetimi, enflasyonla mücadele adı altında ücretleri baskılayan ve vatandaşı TÜİK’in tartışmalı rakamlarına mahkûm eden bir politika izlemektedir. Oysa vatandaşın yaşadığı gerçek enflasyon ile masa başında hesaplanan manşet enflasyon arasındaki makas, tarihimizin hiçbir döneminde olmadığı kadar açılmıştır. Ücret artışlarında "manşet enflasyonun" (resmi TÜFE) esas alınması, çalışanları bile isteye yoksulluğa sürüklemek demektir. Çünkü manşet enflasyon, toplumun genelini yansıtan ortalama bir sepet üzerinden hesaplanırken, dar gelirli vatandaşımızın tüketim kalıbı bu sepetten tamamen farklıdır. Alt gelir gruplarının bütçesinde gıda, barınma ve ulaşım gibi zorunlu harcamaların payı çok daha yüksektir ve bu kalemlerdeki fiyat artışları, manşet enflasyonun çok üzerindedir. Prof. Dr. Erinç Yeldan ve Bingül Satıoğlu tarafından yapılan akademik çalışma, bu gerçeği çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. Aynı devletin, yani TÜİK’in verileri kullanılarak yapılan bu çalışmaya göre; 2024 yılında manşet enflasyon yüzde 44,4 seviyesindeyken, en fakir yüzde 10’luk kesimin hissettiği enflasyon yüzde 65,4 olarak gerçekleşmiştir. Aradaki 21 puanlık fark, enflasyona ezdirmeme iddiasının matematiksel olarak çöktüğünü göstermektedir. Hükümet, en zengin ile en fakir arasındaki tüketim kalıbı farkını görmezden gelerek -herkes için aynı oranda zam yaparak- aslında dar gelirliyi "reel olarak" fakirleştirmektedir. Bu noktada yapılan en büyük hata, ücret artışlarının geçmiş enflasyona göre değil, gerçekleşmesi şüpheli "hedeflenen enflasyona" göre yapılmak istenmesi, hatta bunun da ötesinde "refah payının" tamamen gündemden düşürülmesidir. Çalışanlar, sadece enflasyon kadar zam aldıklarında, aslında yerlerinde saymış olurlar; ülke büyürken bu büyümeden pay alamamış olurlar. Oysa Türkiye ekonomisi büyüyorsa, bu büyümede en büyük pay, alın teri döken işçinin ve memurundur. Refah payı verilmediği sürece, büyüme sadece sermaye kesimine yaramakta, gelir dağılımı daha da bozulmaktadır. Hükümetin "enflasyon farkı 245 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1543 ‒ veriyoruz" savunması, tanımı gereği vatandaşı enflasyona ezdirmektir. Çünkü altı ay boyunca enflasyon karşısında eriyen maaşıyla geçinmeye çalışan vatandaşa, altı ayın sonunda sadece geçmiş kaybı telafi edecek bir fark vermek, o altı aylık süreçteki yoksulluğu gidermemektedir. Vatandaşlarımız, enflasyonun arkasından koşan, ama ona asla yetişemeyen bir ücret sarmalına hapsedilmiştir. Gelir dağılımındaki bu bozulmanın en net fotoğrafı ise asgari ücret gerçeğinde karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’de asgari ücret, artık bir "koruma ücreti" veya "en düşük ücret" olmaktan çıkmış, bir "genel ücret" veya "ortalama ücret" haline gelmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, ülkemizdeki ücretli çalışanların yaklaşık yüzde 40’ı asgari ücret düzeyinde gelir elde etmektedir. Asgari ücretin yüzde 10 fazlasına kadar ücret alanlar da dahil edildiğinde bu oran yüzde 50’yi aşmakta; asgari ücretin iki katına kadar olan bantta ise çalışanların yüzde 70’inden fazlası yer almaktadır. Bu tablo, Türkiye’nin bir asgari ücretliler toplumuna dönüştürüldüğünün ispatıdır. Avrupa ülkelerinde asgari ücretle çalışanların oranı yüzde 3-5 seviyelerinde iken, Türkiye’de bu oranın yüzde 50’lere dayanması, emeğin değersizleştiğinin ve vasıflı işgücü ile vasıfsız işgücü arasındaki makasın kapandığının göstergesidir. Üniversite mezunu, yabancı dil bilen gençlerimiz dahi işe başlarken asgari ücrete talim etmek zorunda bırakılmaktadır. 2025 yılı için belirlenen net 22.104 TL’lik asgari ücret, yılın henüz ilk aylarında açlık sınırının altında kalmıştır. TÜRK-İŞ’in Ekim 2025 verilerine göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı, yani "açlık sınırı" 28.412 TL’ye yükselmiştir. Bu durum, asgari ücretin açlık sınırının yaklaşık 6.300 TL altında kaldığını, yani milyonlarca çalışanın sadece karnını doyurabilmek için bile borçlanmak zorunda olduğunu göstermektedir. Daha da vahimi, "yoksulluk sınırı"nın 92.547 TL’ye ulaşmış olmasıdır. Bu rakamlar ışığında, bir hanede eşlerin her ikisi de asgari ücretle çalışsa dahi, o hanenin toplam geliri 44.208 TL etmekte ve yoksulluk sınırının yarısına bile ulaşamamaktadır. Hükümet yetkililerinin "haneye giren toplam gelire bakıyoruz" savunması, bu matematiksel gerçek karşısında hükümsüzdür. İki kişinin çalıştığı, çocuklu bir ailenin yoksulluk sınırını aşabilmesi için evlerine dört asgari ücretten fazla gelir girmesi gerekmektedir. 246 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1544 ‒ İYİ Parti olarak yaptığımız hesaplamalara göre, emekliler ve çalışanlar dahil edildiğinde, yaklaşık 24 milyon vatandaşımız ve aileleri, açlık sınırının altında bir gelirle yaşam mücadelesi vermektedir. Bu, sadece bir ekonomik kriz değil, derin bir insani kriz olarak nitelendirilmektedir. Asgari ücretin belirlenme süreci de demokratik ve adil olmaktan uzaktır. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı, 15 kişiden oluşmakta; işçi, işveren ve hükümet beşer temsilci ile masaya oturmaktadır. Ancak bugüne kadarki pratikler göstermiştir ki, bu masa çoğunlukla "işveren ve hükümetin" ittifakına sahne olmakta, işçi temsilcileri etkisiz eleman konumuna düşürülmektedir. Son 24 yılda alınan 29 karardan sadece 6’sının oybirliği ile alınmış olması, diğerlerinde işçi tarafının muhalefetine rağmen kararların dayatılması, sistemin antidemokratik yapısını gözler önüne sermektedir. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı değiştirilmeli, asgari ücretlilerin temsili sağlanmalı ve ücret artışları, keyfi kararlara değil, "büyüme endeksli" kural bazlı bir sisteme bağlanmalıdır. Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) artışının, yani ülkenin zenginleşmesinin ücretlere otomatik olarak yansıtıldığı bir model, çalışanların milli gelirden hak ettikleri payı alabilmelerinin yegâne yoludur. Asgari ücretin bu objektif kriterler ile belirlenmesi sonucu iş veren maliyetlerinde meydana gelebilecek artışın sübvanse edilmesi amacıyla sunduğumuz önerge iktidar grubunun karşı oyları neticesinde kabul edilmemiştir. Dilimler 2002 2006 2010 2014 2018 2020 2022 2023 2024 2025 1. Dilim 3.800 7.000 8.800 11.000 14.800 22.000 32.000 70.000 110.000 158.000 YDO ile 5.975 14.902 19.716 26.233 36.247 54.976 81.696 182.127 288.604 415.387 1.Dilim Çalışanların belini büken bir diğer "gizli yoksullaştırma" aracı ise vergi dilimlerindeki adaletsizliktir. Yukarıdaki tabloda açıkça görüldüğü üzere, AK Parti iktidarı, gelir vergisi tarifesinin ilk dilimini yıllardır "Yeniden Değerleme Oranı"nın (YDO) altında artırarak, çalışanları gizli bir vergi zammına tabi tutmaktadır. 2002 yılında gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi asgari ücretin yaklaşık 17 katı iken, bugün bu oran 7 kata kadar gerilemiştir. Bu, asgari ücretin biraz üzerinde maaş alan bir çalışanın, Temmuz- Ağustos aylarında yüzde 15’lik vergi diliminden yüzde 20’lik, ardından yüzde 27’lik dilime girmesi demektir. Yani kâğıt üzerinde maaşına zam alan işçi, vergi dilimi tuzağıyla bu zammı devlete vergi olarak geri ödemektedir. 247 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1545 ‒ Tablodaki veriler durumu tüm çıplaklığıyla yüzümüze vurmaktadır: Eğer vergi dilimleri YDO oranında artırılsaydı, 2025 yılı için birinci vergi dilimi 415.387 TL olması gerekirken, hükümet bu tutarı 158.000 TL olarak belirlemiştir. Hükümet, "vergi adaleti" söylemleri altında, az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alan bu çarpık sistemi sürdürmekte ısrar etmektedir. Zengin, servetinden vergi kaçırmanın yollarını bulurken veya vergi aflarından yararlanırken; bordrolu çalışan, maaşı daha eline geçmeden kaynağında kesilen vergilerle cezalandırılmaktadır. GENÇ İŞSİZLİĞİ TEHDİDİ Türkiye’nin geleceği üzerine kurulan tüm hayallerin, yapılan tüm ekonomik projeksiyonların sürdürülebilirliği, sahip olduğumuz en büyük zenginliğe, yani genç nüfusumuza nasıl bir gelecek sunulduğuna bağlıdır. Ancak mevcut istihdam politikaları, bu büyük potansiyeli bir zenginlik kaynağı olarak değerlendirmekten ziyade, yönetilmesi gereken bir yük olarak gören vizyonsuz bir anlayışı yansıtmaktadır. Ülkemiz için büyük bir fırsat olan "Demografik Fırsat Penceresi" hızla kapanmaktadır. Eğer bugün gençlerimizi üretime, istihdama ve nitelikli eğitime dahil edemezsek, yakın gelecekte yaşlanan bir nüfus ve üretmeyen bir ekonomi ile baş başa kalmamız kaçınılmazdır. Genç işsizliği sorununun en can yakıcı boyutu, uluslararası literatürde NEET (Not in Education, Employment, or Training) olarak adlandırılan, bizim ise "ev gençleri" olarak 248 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1546 ‒ tanımladığımız kitlede yoğunlaşmaktadır. Türkiye bu alanda utanç verici bir zirveye oynamaktadır. OECD ortalamasında "ne eğitimde ne istihdamda" olan gençlerin oranı yüzde 12,9 seviyesindeyken, Türkiye’de bu oran yüzde 26,5 bandında seyretmektedir. Bu veri, ülkemizdeki her dört gençten birinin ne okulda kendini geliştirdiğini ne de bir işte çalışarak ekonomiye katkı sağladığını; evde oturarak, umutsuzluk içinde geleceğini tükettiğini göstermektedir. Bu gençlerimiz sistem tarafından adeta "görünmez" kılınmış, istatistiklerin dipnotlarına itilmiştir. Maalesef Bakanlığın bu devasa sorunu çözecek somut bir eylem planının yer almaması, yönetim zafiyetinin en net göstergesidir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçları da bu karamsar tabloyu doğrulamaktadır. 2024 verilerine göre, 15-34 yaş grubundaki gençlerde istihdam oranı sadece yüzde 52,5 seviyesinde kalmıştır. Daha vahim olan ise eğitim ve işgücü piyasası arasındaki kopukluktur. Gençlerimiz üniversite kapılarında yıllarını harcamakta, aileler çocuklarını okutabilmek için büyük fedakarlıklara katlanmakta, ancak mezuniyet sonrası karşılaşılan tablo tam bir hayal kırıklığı olmaktadır. Gençlerin sadece yüzde 15,7’si eğitimini tamamladıktan sonraki ilk altı ay içinde iş bulabilmektedir. Bir başka ifadeyle, gençlerin yüzde 74’ü, yani dörtte üçü, diplomasını aldıktan sonraki ilk bir yıl içinde iş hayatına adım atamamaktadır. Yıllarca dirsek çürütüp diploma sahibi olan bir gencin, bir yıl boyunca işsiz gezmesi, sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda gençlerimiz üzerinde büyük bir psikolojik travma oluşmasına neden olmaktadır. 249 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1547 ‒ Bu durum, gençlerimizin ülkeye olan aidiyet duygusunu zedelemekte, en parlak zihinlerimizin geleceklerini yurt dışında arama yoluna gitmesine, yani beyin göçüne neden olmaktadır. Ülkenin zeki, yetenekli ve eğitimli gençleri, kendi vatanlarında liyakatle bir işe girme umudunu yitirdikleri için, başka ülkelerin kalkınmasına hizmet etmek üzere yurtdışına gitmektedirler. Bu tablo, sadece bir bütçe başarısızlığı değil, ülkenin beşerî sermayesinin heba edilmesidir. Gençlerin eğitimden kopuş nedenleri incelendiğinde ise ekonomik krizin ve yoksulluğun izleri açıkça görülmektedir. 15-34 yaş grubundaki gençlerin yüzde 17,7’sinin eğitimini yarıda bıraktığı veya bölüm değiştirdiği tespit edilmiştir. Eğitimini bırakan gençlerin yüzde 22,5’i bunu "ekonomik nedenlerle" yaptığını beyan etmiştir. Aileler artık çocuklarının eğitim masraflarını karşılayamaz hale gelmiş, gençler okumak yerine çalışmak zorunda kalmıştır. Ekonomik nedenlerle eğitimden kopuş, bir sosyal devlet için en tehlikeli durumlardan biri olarak görülmelidir. Fırsat eşitliğinin tamamen ortadan kalktığı, parası olanın okuyabildiği, olmayanın ise ucuz işgücü ordusuna katıldığı veya ev genci olduğu bir düzen, sürdürülebilir değildir. Bakanlık verileri, staj ve iş deneyiminin istihdam üzerindeki olumlu etkisini de net bir şekilde ortaya koymaktadır. Eğitimi süresince staj veya çıraklık gibi en az bir ay çalışma deneyimi olan gençlerin istihdam oranı yüzde 68,6 iken, hiç deneyimi olmayanlarda bu oran yüzde 55,8’e düşmektedir. Bu veri, eğitimin pratikle ve sanayiyle iç içe geçmesi gerektiğini, stajın bir angarya değil, istihdamın anahtarı olduğunu kanıtlamaktadır. Ancak mevcut eğitim sistemi ve uygulanan istihdam politikaları, öğrencilere bu deneyimi kazandırmakta yetersiz kalmaktadır. Genç işsizliği ile mücadele adı altında sunulan projelerin çoğu, istatistikleri geçici süreyle düzeltmeye yönelik palyatif çözümlerden öteye gidememektedir. 250 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1548 ‒ SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN MALİ DENGESİ Sosyal güvenlik sistemimiz, iktidarın yıllardır süregelen ve sadece günü kurtarmaya yönelik politikaları, aktüeryal dengeleri gözetmeyen popülist müdahaleleri ve istihdam piyasasındaki yapısal bozulmalar neticesinde, kendi kendini finanse etme kabiliyetini yitirme noktasına gelmiştir. Sosyal güvenlik sisteminin sağlığını ölçen en temel gösterge, prim ödeyen çalışan sayısı (aktif) ile maaş alan emekli sayısı (pasif) arasındaki ilişkiyi gösteren "Aktif/Pasif Oranı"dır. Uluslararası sosyal güvenlik standartlarına göre, bir sistemin mali açıdan sürdürülebilir kabul edilebilmesi için bu oranın en az "4" olması, yani 4 çalışanın 1 emekliyi finanse etmesi gerekmektedir. Ancak Türkiye’de bu oran, demografik fırsat penceresinin henüz kapanmamış olmasına rağmen, alarm verici seviyelere gerilemiştir. 2009 yılında 1,78 olan aktif/pasif oranı, aradan geçen 16 yılda istihdam artışlarına rağmen istenilen seviyeye ulaşamamış, 2025 yılı Ağustos ayı itibarıyla 1,60 seviyesine kadar düşmüştür. Yıllar 2009 2011 2013 2015 2017 2019 2021 2023 2025 Ağustos Aktif / Pasif Oranı 1,78 1,87 1,91 1,92 1,95 1,80 1,93 1,66 1,60 Tablodan da açıkça görüleceği üzere 4 olması gereken oranın 1,60’a düşmesi, sistemin prim gelirleriyle emekli maaşlarını ödeyemez hale geldiğinin matematiksel kanıtıdır. AK Parti iktidarı öncesi dönemde dahi 2,04 seviyelerinde olan bu oranın, bugün 1,60’a gerilemesi, istihdam yaratamayan büyüme modelinin ve kayıt dışılıkla etkin mücadele edilememesinin bir sonucudur. Çalışan sayısının artırılamadığı, kayıt dışılığın yüzde 30’larda seyrettiği bir ortamda, emekli sayısının doğal artışı sistemi finanse edilemez bir noktaya sürüklemektedir. Bu dengesizlik, SGK’nın açıklarını kapatmak için Merkezi Yönetim Bütçesi’nden yapılan transferlerin her yıl katlanarak artmasına neden olmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun mali dengesindeki bu bozulma, bütçeden yapılan devasa transferlerle ayakta tutulmaya çalışılmaktadır. 2025 yılı için bütçeden SGK’ya yapılması öngörülen transfer tutarı 2,1 trilyon TL gibi astronomik bir rakama ulaşmıştır. Sadece 2025 yılının ilk 8 ayında yapılan transfer miktarı 1,28 trilyon TL’yi bulmuştur. Bu rakamlar, Türkiye’nin bütçe esnekliğini tamamen yok eden bir boyuta ulaşmıştır. 251 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1549 ‒ SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BÜTÇE TRANSFERLERİ (Bin TL) Yıl Bütçe Transferleri Değişim Oranı (%) GSYH'ye Oranı (%) 2008 35.016.403 5,9 3,47 2009 52.599.691 50,2 5,19 2010 55.244.258 5,0 4,70 2011 52.772.218 -4,5 3,73 2012 58.728.293 11,3 3,69 2013 71.263.763 21,3 3,89 2014 77.335.890 8,5 3,75 2015 79.038.817 2,2 3,36 2016 108.073.487 36,7 4,11 2017 128.182.906 18,6 4,07 2018 150.530.375 17,4 3,95 2019 196.797.506 30,7 4,47 2020 248.846.194 26,4 4,84 2021 252.083.979 1,3 3,39 2022 389.030.604 54,3 2,54 2023 849.844.962 118,5 3,14 2024 1.442.632.708 69,8 3,24 2025 Ocak-Ağustos 1.288.217.705 Tabloda dikkat çeken en önemli husus, 2023 ve 2024 yıllarındaki hızlı yükseliştir. 2023 yılında yüzde 118,5, 2024 yılında ise yüzde 69,8 oranında artan bütçe transferleri, sistemin adeta hazineye bağımlı bir hale geldiğini göstermektedir. Bütçe transferlerinin GSYH’ye oranı, 2022 yılında yüzde 2,54’e kadar gerilemişken, son üç yılda yeniden tırmanışa geçerek yüzde 3,38 seviyelerine yönelmiştir. İktidar temsilcileri, bu açıkları sadece EYT düzenlemesine bağlama kolaycılığına kaçmaktadır; ancak veriler, sorunun EYT’den çok daha derin, sistemsel bir gelir-gider dengesizliği olduğunu haykırmaktadır. SGK’nın gelirlerinin giderlerini karşılama oranının arttığına yönelik iddialar da büyük bir illüzyondan ibarettir. İktidar, 2002 yılında yüzde 71,5 olan karşılama oranını, 2024 yılında yüzde 99,7’ye çıkardıklarını söyleyerek bir başarı hikayesi yazmaya çalışmaktadır. Ancak bu "iyileşme", prim gelirlerinin artmasıyla değil, devletin sisteme yaptığı katkıların ve teşviklerin "gelir" kalemi altında muhasebeleştirilmesiyle sağlanmaktadır. 252 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1550 ‒ 2008 reformuyla birlikte devlet, SGK’ya işveren sıfatının ötesinde, sistemin hamisi olarak yüzde 25 oranında doğrudan katkı yapmaya başlamıştır. Ayrıca Genel Sağlık Sigortası (GSS) primleri ve teşvik ödemeleri de gelir kalemlerine dahil edilmiştir. Dolayısıyla, kâğıt üzerinde "açık yokmuş" gibi görünen tablo, aslında devletin cebinden çıkan paranın diğer cebe konulmasıyla oluşturulan bir muhasebe oyunundan ibarettir. Aşağıdaki tablo, SGK’nın gelir-gider dengesini ve karşılama oranlarındaki değişimi tüm detaylarıyla ortaya koymaktadır. Özellikle 2008 sonrası devlet katkısının başlamasıyla oranın nasıl suni bir şekilde yükseldiği dikkat çekicidir. Yıl GELİRLER Artış Oranı Giderler Artış Oranı Açık Gelirlerin Giderleri (%) (%) Karşılama Oranı (%) 2002 20.018.189 49,8 27.982.464 56,9 -7.964.275 71,5 2003 27.916.539 39,5 41.336.077 47,7 -13.419.538 67,5 2004 34.689.248 24,3 50.621.622 22,5 -15.932.374 68,5 2005 41.249.438 18,9 59.941.373 18,4 -18.691.935 68,8 2006 53.830.886 30,5 71.867.475 19,9 -18.036.589 74,9 2007 56.874.888 5,7 81.915.401 14,0 -25.040.513 69,4 2008 67.257.484 18,3 93.159.462 13,7 -25.901.978 72,2 2009 78.072.788 16,1 106.775.443 14,6 -28.702.655 73,1 2010 95.273.183 22,0 121.997.301 14,3 -26.724.118 78,1 2011 124.479.940 30,7 140.715.252 15,3 -16.235.312 88,5 2012 142.928.505 14,8 160.223.453 13,9 -17.294.948 89,2 2013 163.013.555 14,1 182.688.916 14,0 -19.675.361 89,2 2014 184.328.932 13,1 204.400.437 11,9 -20.071.505 90,2 2015 220.102.348 19,4 231.545.969 13,3 -11.443.621 95,1 2016 255.880.183 16,3 276.535.786 19,4 -20.655.602 92,5 2017 288.559.843 12,8 312.734.591 13,1 -24.174.748 92,3 2018 369.211.250 27,9 384.961.895 23,1 -15.750.645 95,9 2019 424.228.310 14,9 464.172.903 20,6 -39.944.593 91,4 2020 472.625.908 11,4 540.095.250 16,4 -67.469.343 87,5 2021 633.206.617 33,9 654.819.630 21,2 -21.613.013 96,7 2022 1.000.078.911 57,9 1.039.811.397 58,8 -39.732.486 96,2 2023 2.192.954.640 119,3 2.232.339.177 114,7 -39.384.537 98,2 2024 3.962.466.508 80,7 3.972.816.384 78,0 -10.349.876 99,7 2025 3.503.267.424 3.577.349.800 -74.082.376 97,9 (Ocak- Ağustos) 253 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1551 ‒ Tablo incelendiğinde, 2025 yılının ilk 8 ayında 74 milyar TL’lik bir açık oluştuğu görülmektedir. Ancak asıl mesele, bu açığın "finansal" bir açıktan ziyade "yönetimsel" bir açık olmasıdır. Sistem, kendi dinamikleriyle değil, devletin serumuyla ayakta durmaktadır. İktidarın "sosyal güvenlikte altın çağ" söyleminin aksine, sistemin finansmanı tamamen hazineye yaslanmış durumdadır ve bu durum sürdürülebilir değildir. Hükümet yetkilileri, her fırsatta bütçedeki bozulmayı ve SGK açıklarını EYT’ye bağlamakta, ekonomideki kötü yönetimin faturasını yıllarca hak mücadelesi vermiş EYT’lilere kesmeye çalışmaktadır. Ancak Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı ve bütçe verileri detaylıca incelendiğinde, gerçeğin iktidarın anlattığı gibi olmadığı açıkça görülmektedir. EYT’nin bütçeye ve SGK’ya getirdiği yük, iddia edilenin aksine "yıkıcı" bir boyutta değildir. Resmi veriler ışığında yapılan hesaplamalar, EYT kaynaklı maliyetin milli gelire oranının en fazla yüzde 0,2 seviyesinde olduğunu göstermektedir. Bütçeden yapılan transfer kalemlerine ve SGK’nın gelir-gider dengesine bakıldığında, 2026 yılı projeksiyonlarında bütçeden yapılan transfer oranının, 2023 öncesi seviyelerden dahi daha iyi durumda olacağı öngörülmektedir. Dolayısıyla, hükümetin EYT’nin yarattığı yük üzerine geliştirdiği söylemler, kendi yönetim beceriksizliklerini örtmek için ortaya atılmaktadır. Sosyal güvenlik sisteminin mali dengesinin gelecekte bozulmasına neden olacak unsur, EYT değil, emekli maaş bağlama sistemindeki adaletsizlikler ve "kök maaş" meselesidir. Mevcut sistem, yüksek prim ödeyenle düşük prim ödeyeni en düşük emekli aylığında (16.681 TL) eşitlemektedir. Ülkemizdeki 16,1 milyon emeklinin yarıya yakını, kök maaşı ne olursa olsun, hazine desteğiyle tamamlanan en düşük emekli aylığını almaktadır. Bu durum, "çok prim ödeyen çok maaş alır" ilkesini yerle bir etmektedir. Yüksek prim ödemenin bir avantaj sağlamadığı gören çalışanlar ve işverenler, primlerini asgari ücret üzerinden yatırma eğilimine girecek, bu da SGK’nın prim gelirlerini düşürerek sistemi daha büyük bir açmaza sürükleyecektir. 254 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1552 ‒ DENETİMSİZLİK, İŞ CİNAYETLERİ VE KAYIT DIŞI İSTİHDAM Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın varlık sebebi, sadece istatistiksel veriler yayınlamak veya sosyal güvenlik açıklarını hesaplamak değil; her şeyden önce emeğiyle geçinen vatandaşların can güvenliğini sağlamak, insan onuruna yaraşır çalışma koşullarını tesis etmektir. Ancak 2025 yılı içinde yaşanan acı tecrübeler, Bakanlığın bu asli görevini yerine getirmekte büyük bir zafiyet içerisinde olduğunu göstermektedir. Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği kültürü, mevzuatlardan öteye geçememiş, denetimsizlik ve cezasızlık politikaları sonucunda iş kazaları, önlenebilir "iş cinayetlerine" dönüşmüştür. 8 Kasım 2025 tarihinde Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bir parfüm imalathanesinde meydana gelen ve aralarında çocukların da bulunduğu vatandaşlarımızın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan facia, sistemin çöktüğünün en somut ve acı göstergesidir. Resmî açıklamalara göre "iş kazası" denilerek geçiştirilmeye çalışılan bu olayda; ruhsatsız çalışma, yanıcı maddelerin tedbirsiz depolanması ve en vahimi çocuk işçi çalıştırılması gibi çalışma hayatının en ağır ihlalleri bir arada yaşanmıştır. Bölgedeki yerel yöneticilerin ve vatandaşların defalarca şikâyet etmesine, CİMER başvurularına rağmen denetim mekanizmasının harekete geçmediği veya etkisiz kaldığı anlaşılmıştır. 18 yaşındaki, hatta daha küçük yaştaki çocukların, hiçbir iş güvenliği tedbiri olmaksızın, solvent gibi tehlikeli kimyasalların ortasında çalıştırılmasına göz yuman bir denetim sistemi, işlevini yitirmiş demektir. Bu nedenle Türkiye’de 2024 yılında en az 1.708 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybetmesiyle Avrupa’da işçi ölümlerinde birinci sırada yer almaktadır. İş cinayetlerinin ve çalışma hayatındaki usulsüzlüklerin önlenememesinin en temel nedenlerinden biri, denetim mekanizmasındaki yapısal bozukluk ve koordinasyonsuzluktur. Bakanlık ve bağlı kuruluşu SGK bünyesinde; İş Müfettişleri, SGK Müfettişleri ve SGK Denetmenleri olmak üzere üç farklı denetim birimi bulunmaktadır. Bu birimlerin her birinin görev alanı farklı gibi görünse de sahada yetki karmaşası ve bürokratik engeller, denetimin etkinliğini sıfırlamaktadır. Bir işyerine dair ihbar geldiğinde, ihbarın ilk kime düştüğüne göre süreç değişmektedir. Eğer ihbar önce SGK denetmenine giderse, denetmen sadece kayıt dışılık tespiti yapmakta, iş sağlığı ve güvenliği risklerini görse dahi yetkisi olmadığı için müdahale edememekte, dosyayı ilgili müfettişe sevk etmektedir. Yazışmalar, görevlendirmeler ve sevk süreçleri derken aylar geçmekte, bu süre zarfında önlem alınmayan söz konusu işyerinde 255 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1553 ‒ facialar yaşanmaktadır. Bu sorunun çözümü, denetim birimlerinin tek bir çatı altında toplanması, koordinasyonun sağlanması ve bürokrasinin ortadan kaldırılmasıdır. Denetimdeki zafiyetin bir diğer boyutu ise denetimi yapacak personelin motivasyonu ve özlük haklarıdır. Maliye Bakanlığı’ndaki vergi denetmenleri ve müfettişlerinin özlük hakları iyileştirilirken, aynı statüde ve zorlukta görev yapan SGK denetmenlerinin ve iş müfettişlerinin mağdur edilmemesi gerekmektedir. Denetimsizliğin beslediği en büyük sorunlardan biri de kayıt dışı istihdamdır. Bakanlığın üzerinde çok durmadığı bu sorun, yüzde 30’lara varan oranlarla çalışma hayatını tehdit eder konumdadır. Kayıt dışılık, sadece vergi ve prim kaybı değil, aynı zamanda iş güvenliği kurallarının uygulanmadığı, çocuk işçiliğinin ve sığınmacı sömürüsünün yaygınlaştığı bir bataklıktır. Bakanlık, kayıt dışı istihdamla mücadelede yetersiz kalmaktadır. Dürüst işveren, sigorta primlerini ve vergilerini ödeyerek ayakta kalmaya çalışırken, yanı başındaki merdiven altı işletme kaçak işçi çalıştırarak maliyet avantajı sağlamakta ve haksız rekabet yaratmaktadır. Özellikle sığınmacıların yoğun olduğu sektörlerde kayıt dışılık, bir norm haline gelmiştir. Bu durum hem yerli işgücünün istihdamını engellemekte hem de sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini bozmaktadır. Etkin bir denetim mekanizması kurulmadan, sadece teşviklerle kayıt dışılığın önlenemeyeceği açıktır. Liyakat Sorunu Sosyal devletin en önemli vasıflarından biri, vatandaşlarına kamuda istihdam olanaklarını eşit, adil ve şeffaf bir şekilde sunmasıdır. Anayasamızın amir hükmü olan "kamu hizmetine girmede eşitlik ve liyakat" ilkesi, devletin vatandaşıyla kurduğu güven ilişkisinin temel araçlarından biridir. Ancak son yıllarda kamu personel alımlarında, mülakatlarda ve kura süreçlerinde yaşanan şaibeler, bu güveni derinden sarsmıştır. 2026 yılı bütçesi görüşülürken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sorumluluk alanında olan İŞKUR üzerinden yürütülen alım süreçlerindeki adaletsizlikler, milletin devlete olan güvenini sarsmaya devam etmektedir. Kamu kurumlarına İŞKUR üzerinden yapılan işçi ve personel alımlarında sistematik bir hile ve kayırmacılık düzeni kurulmuştur. Özellikle Sağlık Bakanlığı’na bağlı şehir hastaneleri gibi büyük kamu yatırımlarına personel alımlarında (temizlik, güvenlik, veri giriş personeli vb.) 256 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1554 ‒ uygulanan kura yöntemi, dışarıdan bakıldığında adil görünse de işleyişteki boşluklar suiistimallere sebep olmaktadır. Mevcut uygulamada, personel alımı için başvuran binlerce aday, şartları taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, herhangi bir ön elemeye tabi tutulmadan kuraya dahil edilmektedir. Kura sonucunda asil listede ismi çıkan adaylar belirlenmekte, ancak "yedek liste" açıklanmamaktadır veya süreç şeffaf yürütülmemektedir. Kurada ismi çıkan ancak gerekli şartları taşımadığı sonradan anlaşılan adayların yerine, sistem dışından, liyakat ve sıra gözetilmeksizin, siyasi referanslı kişilerin yerleştirildiği yönünde çok ciddi tespitler ve şikâyetler bulunmaktadır. Kamuda işe alımlarda yaşanan bu keyfilik, üniversite mezunu gençlerimizin temizlik görevlisi kadrosuna dahi başvurmak zorunda kaldığı bir işsizlik ortamında çok daha yakıcı bir hal almaktadır. İnsanlar, devletin açtığı bir ilana başvurduklarında, sonucun yeteneklerine veya şanslarına göre değil, siyasi yakınlıklarına göre belirleneceğini düşünmektedir. Bu durum gençlerimizin çalışma azmini ve devlete sadakatini törpülemektedir. Özellikle "Toplum Yararına Programlar" (TYP) kapsamındaki geçici alımlarda dahi siyasi referansların belirleyici olması, yoksulluğun bile yönetilebilir bir siyasi aparata dönüştürüldüğünü göstermektedir. Bu nedenlerle İŞKUR üzerinden yapılan tüm kamu alımlarında, kura öncesi adayların şartları taşıyıp taşımadığı kontrol edilmeli, kuraya sadece geçerli adaylar dahil edilmelidir. Kura sonuçları açıklandığında, asil listenin yanı sıra "yedek liste" de ilan edilmeli ve boşalan kadrolara sıradaki yedeğin çağrılması yasal zorunluluk haline getirilmelidir. Mülakat sistemi, sübjektif değerlendirmelere açık yapısından arındırılmalı, hatta mümkünse tamamen kaldırılarak KPSS puanı esas alınmalıdır. Çalışma Haya`na İlişkin Diğer Sorunlar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2026 bütçesi, sadece rakamsal büyüklükleri veya istihdam verilerini değil, aynı zamanda çalışma barışını bozan, toplumun geniş kesimlerinde adalet duygusunu zedeleyen ve yıllardır "çözülecek" denilerek ötelenen kronikleşmiş sorunları da içermektedir. Ne yazık ki Bakanlık, sendikal haklardan sosyal güvenlikteki norm birliğine, taşeron işçilerin kadro hakkından emeklilerin intibak sorununa kadar biriken devasa sorun yumağı karşısında somut bir irade ortaya koymamaktadır. 257 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1555 ‒ Çalışma hayatının demokratikleşmesi ve emeğin korunması noktasındaki en büyük engel, sendikal örgütlenmenin önündeki bariyerlerdir. Türkiye’de sendikalaşma oranları, gelişmiş ekonomilerle kıyaslanamayacak kadar düşük seviyelerde seyretmektedir. Resmi verilere göre sigortalı işçilerin sadece yüzde 15’i sendikalı görünmekle birlikte, bu oranın büyük kısmını kamu işçileri oluşturmaktadır. Özel sektörde sendikalaşma oranı ise yüzde 8’ler seviyesine kadar düşmüş durumdadır. İşçilerin yüzde 92’sinin, Anayasal bir hak olan sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkından mahrum bırakıldığı bir düzende, emeğin hakkının korunması mümkün değildir. Mevcut iş yasaları ve uygulamalar, sendikalaşmayı teşvik etmek yerine cezalandıran bir yapıdadır. Sendikaya üye olan işçiler işten atılmakta, yetki süreçleri işverenlerin itirazlarıyla mahkeme koridorlarında yıllarca süründürülmekte ve Bakanlık, yetki belgesini verdiği sendikanın arkasında dahi duramamaktadır. Bir diğer sorun ise, 2018 yılında çözüme kavuşturulduğu sanılan ancak geride yüz binlerce mağdur bırakan taşeron işçiler meselesidir. 696 sayılı KHK ile yapılan düzenleme, kamudaki taşeron işçilerin bir kısmını kadroya geçirirken, KİT’lerde, belediyelerin şirketlerinde, karayollarında, hastane bilgi işlem merkezlerinde, yemekhanelerde, laboratuvarlarda ve şoförlük hizmetlerinde çalışan on binlerce işçiyi kapsam dışı bırakarak büyük bir adaletsizliğe neden olmuştur. Aynı kurumda, yan yana çalışan iki işçiden biri kadrolu, diğeri taşeron olarak çalışmaya devam etmektedir. Küçük esnafın ve sanatkârın yıllardır beklediği BAĞ-KUR prim gün sayısı adaletsizliği de çözüm bekleyen acil sorunlar arasındadır. Mevcut sistemde SSK’lı çalışanlar 7200 gün primle emekli olabilirken, BAĞ-KUR’lu esnafımızın emekli olabilmesi için 9000 gün, yani fazladan 5 yıl daha prim ödemesi gerekmektedir. Cumhurbaşkanı, seçim döneminde esnaflar için prim ödeme gün sayısının 7200’e düşürüleceği sözünü bizzat vermiştir. Ancak aradan geçen zamana rağmen bu konuda hiçbir adım atılmamış, esnafımız artan prim yükü altında ezilmeye terk edilmiştir. Kendi işyerinde çalışan işçisi 7200 günle emekli olurken, patronunun 9000 günle emekli olması, sosyal güvenlik sistemindeki norm birliği ilkesine ve hakkaniyete aykırıdır. İYİ Parti olarak talebimiz, BAĞ-KUR’lular için prim gün sayısının derhal 7200 güne düşürülmesi ve bu mağduriyetin sona erdirilmesidir. 258 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1556 ‒ Komisyon görüşmelerinde BAĞ-KUR’luların prim gün sayısı sorununun çözülmesi ve taşeronda çalışanların tamamını kadroya geçirilmesi amacıyla ilgili ödenek arttırılması için sunduğumuz önerge Cumhur İttifakı mensuplarınca reddedilmiştir. Kamu personel rejiminde yapılan kısmi düzenlemeler de yeni mağduriyetler yaratmıştır. "3600 Ek Gösterge" düzenlemesi, kapsamın dar tutulması ve hiyerarşik dengelerin bozulması nedeniyle büyük bir hayal kırıklığına dönüşmüştür. Düzenleme ile belirli meslek gruplarının ek göstergeleri yükseltilirken; kamuda yönetim sorumluluğu üstlenen şefler, teknikerler, veri hazırlama ve kontrol işletmenleri (VHKİ) ve üniversite mezunu olup 1. dereceye yükselmiş binlerce memur kapsam dışında bırakılmıştır. Dönemin Çalışma Bakanı Sayın Vedat Bilgin’in söz verdiği, 1. dereceye gelen tüm kamu görevlilerine 3600 ek gösterge verilmesi düzenlemesi, hâlâ bekletilmektedir. Aynı statüde ve eğitim düzeyindeki memurlar arasında, emekli maaşı ve ikramiyesinde yüzde 40’a varan farklar oluşması, çalışma barışını bozmaktadır. Bununla bağlantılı olarak, memur emeklilerinin yaşadığı "seyyanen zam" mağduriyeti, vicdanları kanatan bir başka husustur. 2023 yılı temmuz ayında çalışan memurlara verilen 8.077 TL’lik seyyanen zam, emeklilere yansıtılmamış, böylece çalışırken alınan maaş ile emekli maaşı arasındaki uçurum tarihte görülmemiş boyutlara ulaşmıştır. Emekli bir şube müdürü, çalışan memurun yarısı kadar bile maaş alamaz hale gelmiştir. Devlet sözünün yere düşürülmemesi ve milyonlarca emeklinin hakkının teslimi için, seyyanen zammın emekli maaşlarına da yansıtılması gerekmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesinin ilgili ödeneklerinin 3600 ek gösterge mağduriyetinin giderilmesi ve seyyanen zam uygulamasının memur emeklilerine de yansıtılması amacıyla artırılması talebimiz de AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir. 259 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1557 ‒ ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI 2025 Bütçesi Değişim Merkezi Bütçe 2025 Harcama 2026 Bütçe Başlangıç Oranı (%) İçindeki Payı (Haziran Sonu) Teklifi (₺) Ödeneği 2025-2026 (%) 219.294.468.000 118.921.503.646 275.011.091.000 +25,40 % %1,45 Bakanlığın 2026 yılı bütçesi, 2025’e kıyasla %25,40 oranında bir artış göstermektedir. Bu oran, genel kamu bütçe artış trendiyle uyumlu olmakla birlikte özellikle belirli harcama kalemlerinde kayda değer farklılaşmaların olduğunu göstermektedir. Bütçedeki artış, çevre koruma, şehirleşme ve iklim değişikliğiyle mücadele alanlarında artan ihtiyaçların finansal karşılığını sunmaktadır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi, 2025’e göre %25,40 oranında artmıştır. Bu artış, çevresel sürdürülebilirlik, kentsel dönüşüm ve iklim değişikliğiyle mücadele alanlarındaki ihtiyaçların büyüdüğünü göstermektedir. Bütçe kalemleri incelendiğinde, personel giderlerinin %34,84 ve sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerinin %31,11 oranında artması, Bakanlığın insan kaynağını güçlendirmeye ve kurumsal kapasitesini artırmaya yönelik önemli bir adım attığını ortaya koymaktadır. Bu kalemler, 2026 bütçesi içinde sınırlı bir paya sahip olsa da artış oranlarının yüksek olması, personel yapısında genişleme veya iyileştirme amaçlandığına işaret etmektedir. Mal ve hizmet alım giderlerinin %19,73 oranında artmış olması, Bakanlığın operasyonel faaliyetlerinde maliyetlerin görece dengeli seyrettiğini düşündürmektedir. Buna karşın cari transferlerin %20,79 oranındaki artışa rağmen bütçe içindeki ağırlığı %41,69 ile en yüksek payı oluşturmaktadır. Bu durum, belediyelere, çevre ve şehircilik projelerine, kentsel dönüşüm uygulamalarına ve çeşitli destek mekanizmalarına yapılan transferlerin Bakanlık faaliyetlerinin merkezinde yer aldığını göstermektedir. Sermaye giderlerinin yalnızca %4,54 oranında artmış olması dikkat çekicidir. Bu düşük artış oranı, 2026 yılı için büyük ölçekli yeni yatırımlar planlanmadığını; daha çok mevcut yatırımların sürdürülmesi ve tamamlanmasına odaklanıldığını düşündürmektedir. Buna karşılık sermaye transferleri kaleminde görülen %299,78 gibi olağanüstü bir artış, bütçenin önemli bir bölümünün dış kurum ve kuruluşlara aktarılacak büyük ölçekli yatırım projelerine yönlendirildiğini ortaya koymaktadır. Bu kalem, bütçe içinde %37,88 gibi çok yüksek bir paya 260 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1558 ‒ ulaşarak ikinci büyük harcama alanı haline gelmiştir. Böyle bir artış, özellikle kentsel dönüşüm, afet sonrası yeniden yapılanma, çevresel iyileştirme ve iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında ihtiyaç duyulan yatırımların 2026 yılında yoğun şekilde destekleneceğine işaret etmektedir. Borç verme kalemi %87,5 oranında artmış olsa da bütçe içindeki payı oldukça sınırlıdır. Bu artış, belirli projelerin finansman desteğine ihtiyaç duyulduğunu gösterse de genel bütçe yapısını belirleyici bir unsur değildir. Bakanlık Açıklama Değişim 2025 Başlangıç 2025 Haziran Bütçesi (Ekonomik 2026 Bütçe Teklifi Oranı Ödeneği Sonu Harcama İçindeki Sınıflandırma) (2025-2026) Payı (%) Personel 15.571.414.000 7.905.760.361 20.996.658.000 +34,84 7,63 Giderleri SGK Devlet Primi 2.071.366.000 986.136.080 2.715.924.000 +31,11 0,99 Giderleri Mal ve Hizmet 966.471.000 620.535.089 1.157.166.000 +19,73 0,42 Alım Giderleri Cari Transferler 144.750.175.000 3.265.390.135 114.656.154.000 +20,79 41,69 Sermaye 29.794.713.000 77.855.151.941 31.149.626.000 +4,54 11,33 Giderleri Sermaye 26.060.329.000 28.267.099.541 104.185.563.000 +299,78 37,88 Transferleri Borç Verme 80.000.000 21.430.500 150.000.000 +87,5 0,05 1. Personel giderleri %34,84 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %7,63’tür. (Kamu personeli ile kamu personeli olmasa bile bunlar gibi çalıştırılan veya hizmetinden faydalanılan kişilere -veya diğerlerine- bordroya dayalı olarak nakden yapılan ödemeleri kapsar.) 2. Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri %31,11 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %0,99’dur. (Devletin işveren sıfatıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri bu bölümde izlenir.) 3. Mal ve hizmet alım giderleri %19,73 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %0,42’dir. (Faturalı olarak veya ilgili mevzuatına uygun şekilde belgelendirilerek alınan mal ve hizmet bedellerini kapsar.) 261 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1559 ‒ 4. Cari transferler %20,79 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %41,69’dur. (Sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla karşılıksız olarak yapılan ödemelerdir.) 5. Sermaye giderleri %4,54 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %11,33’tür. (Sermaye harcamaları, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi aktiflerin edinimi için yapılan ve Devlet mal varlığını artıran ödemelerdir.) 6. Sermaye transferleri %299,78 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %37,88’dir. (Sermaye transferleri, bütçe dışına sermaye birikimi amaçlayan ve sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir.) 7. Borç verme %87,5 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı ise %0,05’tir. (Bir mali hakka veya devletin mülkiyetinde hisse (sermaye) katılımına neden olan ödemeleri kapsar.) Genel olarak değerlendirildiğinde, 2026 bütçesi Bakanlığın çevresel ve kentsel sorunlara karşı hem yapısal hem de mali kapasitesini güçlendirmeye yönelik stratejik bir yaklaşım izlediğini göstermektedir. Personel ve kurumsal kapasitedeki artışlar operasyonel güçlenmeyi, sermaye transferlerindeki olağanüstü yükseliş ise büyük ölçekli yatırım ve dönüşüm projelerine verilen önemi ortaya koymaktadır. Sermaye giderlerindeki sınırlı artış, yeni projelerden çok mevcut projelerin sürdürüleceğini düşündürürken, cari transferlerin yüksek payı Bakanlığın belediyeler ve ilgili kurumlarla iş birliği içinde yürüttüğü çevresel ve kentsel politikaların bütçedeki ağırlığını vurgulamaktadır. Bu çerçevede, 2026 bütçesi genel olarak afet risklerine karşı dayanıklılığın artırılması, kentsel dönüşümün hızlandırılması, çevre ve iklim odaklı yatırımların desteklenmesi gibi temel politika önceliklerini güçlü biçimde yansıtmaktadır. “Yoksullukla mücadele” değil, “yoksulluğu yönetme” politikası iddiası Hükümet güvenilir, itibarlı ve uzun vadede yoksulluğu ortadan kaldıracak ekonomik politikalar yerine yoksulluğu yönetilebilir düzeyde tutmayı tercih ettiğinin göstergesi 2026 bütçesinden anlaşılmaktadır. Sosyal yardımların 2026 yılı içinde artış göstereceğine ilişkin beklentiler, kamuoyunda aynı dönemde olası bir “erken” ya da “baskın seçim” sürecinin gündeme gelip gelmeyeceği yönünde çeşitli değerlendirmelerin yapılmasına neden olmaktadır. Vatandaşların ekonomik kırılganlıklarından ve sosyal açıdan dezavantajlı konumlarından yararlanıldığı yönündeki algı, 262 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1560 ‒ fakirliğin ve sosyal yardım mekanizmalarının araçsallaştırıldığına dair eleştirel görüşleri güçlendirmektedir. Bu çerçevede, hükümetin 2026 yılı bütçesinde öngördüğü sosyal yardım artışlarının, salt ekonomik gerekliliklere dayanıp dayanmadığı veya bunun yerine siyasal süreçleri yönlendirmeye dönük stratejik bir amaç içerip içermediği yönünde analitik bir sorgulama gündeme gelmektedir. Hükümet yoksul vatandaşlarımızın refahını sürdürülebilir biçimde artırmak ve günün sonunda yoksul vatandaş sayısını düşürmek yerine, yoksulluğu siyasal sadakat üretmek için araçsallaştırma eğilimi 2026 bütçesinde daha görünür hâle gelmektedir. Deprem Sonrası Mali Yapı Yukarıda kapsamı itibarıyla tek tabloda topladığımız deprem harcamaları ile deprem vergileri arasındaki ilişki görülecektir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, aşağıda “deprem vergisi” ifadesiyle kast edilen, 1999 depremi sonrasında ihdas edilen ve kamuoyunda bu adla bilinen vergi türleri değil; bilakis, 6 Şubat depremlerinin ardından özellikle KDV ve ÖTV oranlarında yapılan artışlar ile ek motorlu taşıtlar vergisi benzeri ilave düzenlemeler sonucu ortaya çıkan ek gelir bileşenleridir. Bu kapsamda, Sayın Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından çeşitli vesilelerle dile getirildiği üzere, söz konusu vergilerin temel gerekçesi, depremin yarattığı mali yükün karşılanmasıdır. Biraz sonra atıf yapılan düzenlemeler, özellikle 2023 yılının temmuz ayında yürürlüğe konulan değişikliklerdir. 263 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1561 ‒ Yukarıda anlaşılması daha kolay olması için hazırlanan tabloda, üç ana blok bulunmaktadır. İlk blokta veriler milyar TL, ikinci blokta milyar dolar, üçüncü blokta ise millî gelire oran biçiminde sunulmaktadır. Ayrıca yıllık kırılımın yanı sıra dönem toplamları da gösterilmektedir. Tablodan anlaşılacağı üzere, 2023, 2024 ve 2025 yıllarına ilişkin değerlendirmede, ilk yılın yarı dönem etkisi nedeniyle harcamaların görece yüksek, gelir artışının ise daha sınırlı olduğu çünkü vergi düzenlemelerinin yılın ikinci yarısından itibaren gelir yaratmaya başladığı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, 2026 yılına gelindiğinde, Sayın Cevdet Yılmaz ve Sayın Mehmet Şimşek tarafından ifade edildiği şekliyle, bütçeye konulan deprem harcaması ödeneği 653 milyar TL olarak belirlenmiştir. Buna rağmen, Temmuz 2023 düzenlemeleri sonucunda beklenen vergi geliri 1 trilyon 313 milyar TL olarak projekte edilmiştir. Dolayısıyla, aynı yıl özelinde değerlendirildiğinde, deprem nedeniyle artırılan vergiler kaynaklı gelirlerden yapılan harcamalar düşüldüğünde yaklaşık 660 milyar TL tutarında bir fazlanın Hazine’de kalacağı görülmektedir. Burada önemli olan husus, ek finansman ihtiyacı söz konusu olsa dahi, vatandaşın bu vergi artışlarını —özellikle KDV oranlarına ilişkin artışları— geçmiş örneklerde IMF tarafından önerilmiş olmasına rağmen uzun yıllar boyunca uygulanmamasına karşın, deprem sonrası dönemde herhangi bir toplumsal tepki olmaksızın kabul ettiğidir. Zira tarihsel olarak, KDV oranlarının artırılmasının ekonomiye ilave yük getireceği yönündeki değerlendirmeler nedeniyle bu önerilere direnilmişti ancak deprem sonrası aciliyet gerekçesiyle bu adımlar hayata geçirilmiştir. Dolayısıyla söz konusu vergilerin temel amacı, depremin yarattığı mali tahribatın telafi edilmesidir. Buna karşılık, deprem harcamaları birkaç yıllık geçici bir nitelik taşımasına rağmen, vergisel düzenlemeler kalıcı olarak ihdas edilmiştir. Tablonun en alt satırına, yani milyar dolar cinsinden ifade edilen toplam projeksiyona bakıldığında ise, 2023–2028 döneminde bütçe dokümanlarında yer aldığı şekliyle, yapılmış ve yapılacağı beyan edilen toplam deprem harcamasının 105 milyar dolar olduğu görülmektedir. Bu tutarın bir bölümü 2025 yılına kadar fiilen gerçekleştirilmiş, kalan kısmının ise ilgili dönem boyunca yapılacağı ifade edilmiştir. Buna karşılık, aynı dönemde toplanan ve toplanacağı tahmin edilen vergi gelirleri toplamı 159 milyar dolardır. Dolayısıyla, 2023–2028 toplamı itibarıyla bakıldığında, Hazine lehine yaklaşık 54 milyar dolarlık bir pozitif marj oluştuğu tespit edilmektedir. Ancak bu pozitif marjın, vergilerin kalıcılaştırılması nedeniyle toplumsal yükün gereğinden fazla ve uzun vadeli hale gelip gelmediği kamuoyunun vicdanına sunulmaktadır. 264 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1562 ‒ Kentsel Dönüşüm Başkanlığı Kentsel Dönüşüm Başkanlığına borçlanma yetkisi tanıyan “Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin hâlihazırda Genel Kurulda görüşülmektedir. Konunun, Türkiye’nin deprem riski altındaki kent dokusu ve yenilenmesi gereken yapı stoğu dikkate alındığında stratejik önem taşıdığı açıktır. Bununla birlikte, merkezî yönetim bütçesi yapısı içinde Hazineden başka hiçbir özel bütçeli kuruluşun borçlanma yetkisine sahip olmaması, söz konusu düzenlemeyi mevcut mali mimari açısından istisnai ve dikkatle değerlendirilmesi gereken bir nitelik kazandırmaktadır. Bu çerçevede, ilgili düzenlemenin yürürlüğe girmesi hâlinde ortaya çıkacak mali ve yönetsel sonuçlar, teknik değerlendirme gerektirmektedir. Zira özel bütçeli bir kuruluşa borçlanma imkânı tanınması, bütçe disiplininin bütünlüğünü zedeleme potansiyeli taşıyacağı gibi, kamu finansmanı sisteminde öngörülemeyen bir açığın, adeta bir kara delik, oluşmasına da yol açabilecektir. Bu durum, hem mevcut mali sistematiğin dengesini bozabilecek hem de kamu maliyesi yönetiminin öngörülebilirliğini azaltacaktır. Söz konusu yetkinin yalnızca Hazine Bakanlığı tarafından kullanılabildiği herkesin malumudur. Bu yapısal sınırın aşılması hâlinde bütçe dışı yükümlülüklerin artış gösterebileceği teknik olarak öngörülebilmektedir. Böyle bir eğilim, kamu kaynaklarının şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde izlenmesini zorlaştırabilecektir. Bu nedenle, eğer kaynak ihtiyacı mevcut ise, yeni bir borçlanma mekanizması yaratmak yerine, bütçe imkânlarının artırılması ve ilgili kuruma daha fazla ödenek tahsis edilmesi rasyonel bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Nitekim özel bütçeli kuruluşların faaliyetlerini ağırlıklı olarak hazine transferleriyle sürdürdüğü bilindiğinden, ilave kaynak tahsisi hem mevcut mali çerçeveyle uyumlu olacak hem de kurumsal sorumluluk zincirini bozmadan ihtiyacın karşılanmasına olanak sağlayacaktır. Kentsel Dönüşüm Başkanlığına, iki ayrı tertip üzerinden toplam 196 milyar lira tutarında ilave ödenek öngören önergemiz Ak Parti ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. 265 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1563 ‒ Barınma Krizi Türkiye’de güncel sosyoekonomik tartışmaların merkezinde yer alan temel konulardan biri, kira sorunu ve özellikle ilk konut edinimine yönelik güçlüklerle bağlantılı olarak şekillenen konut sahipliği meselesidir. Bu kapsamda, 2002 yılı verileriyle yapılan mukayeseler dikkat çekici bir görünüm sunmaktadır; öyle ki, Türkiye’de bir veya birden fazla konuta sahip hanelerin toplam haneler içindeki payı, yani konut sahipliği oranı, 2002 yılında %73,1 düzeyinde gerçekleşmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan zaman serileri incelendiğinde, bu oranın özellikle 2014 sonrasında belirgin bir düşüş eğilimine girdiği, 2024 yılı itibarıyla %55,8 seviyesine gerilediği görülmektedir. Böylelikle, yirmi iki yıllık dönemde 17,3 puanlık kayda değer bir azalma ortaya çıkmıştır. Bu veriler uluslararası karşılaştırmalarla değerlendirildiğinde, konut sahipliği oranlarının özellikle post-komünist ekonomilerde %90’lara ulaşan seviyelerde seyrettiği; buna karşın orta gelir grubunda yer alan veya yakın dönemde üst gelir kategorisine geçen Şili ve Meksika gibi ülkelerde dahi %60’ın üzerinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Şili’de %61,8’dir. Öte yandan, Meksika’da ise %69,6 seviyesinde ölçülen oranların Türkiye’de %55,8 düzeyine kadar gerilemiş olması, uluslararası bağlamda oldukça düşük bir görünüme işaret etmektedir. Dünya ortalamasının %65,7 olduğu dikkate alındığında, Türkiye’nin yaklaşık 10 puanlık bir farkla ortalamanın altında kaldığı görülmektedir. Konut sahipliği oranlarındaki bu düşüşe paralel olarak, hanehalkı düzeyinde ortaya çıkan farklı bir veri eğilimi dikkat çekmektedir: Hane başına düşen konut sayısı artmaktadır. 2001 yılında 1,07 olan bu değer, 2023 yılı itibarıyla 1,57 seviyesine yükselmiştir. Görünürde çelişkili olan bu durum, iki göstergenin birlikte okunmasıyla anlam kazanmaktadır: Bir yandan, konut sahipliği oranının düşmesi, özellikle ilk konut edinimi sürecinin yeni haneler açısından giderek zorlaştığını göstermektedir. Diğer yandan, hane başına düşen konut sayısındaki artış, mevcut konut stokunun belirli bir kesimde birikerek yoğunlaştığını, yani birden fazla konuta sahip olan grupların 2’nci, 3’üncü hatta 5’nci konutlara rahatlıkla ulaşabildiğini ortaya koymaktadır. 266 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1564 ‒ Dolayısıyla, niceliksel olarak toplam konut arzında bir yetersizlikten ziyade, konutların mülkiyet açısından dağılımında belirgin bir dengesizlik oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu yapı, sosyal adalet perspektifinden değerlendirildiğinde, hem yeni hanelerin sisteme girişindeki güçlükleri hem de konut mülkiyetinin belirli bir grupta yoğunlaşmasını içeren yapısal bir eşitsizlik problemine işaret etmektedir. Bu sorunun ivedilikle çözülmesi gerekmektedir. Eğer şimdi sorunla yüzleşilmezse ileride, eşitsizlik orta ve uzun vadede daha da derinleşecektir. Deprem Biy, Çaresizlik Bitmedi Türkiye’de 6 Şubat depremlerinin ardından geçen iki yıl, acıların ve öfkenin yanı sıra, aynı zamanda yapısal nitelikte bir yönetim krizinin olduğunu kanıtlamıştır. İletişim Başkanlığı tarafından yayımlanan “Asrın Felaketinin 2. Yılı: İnşa ve İhya Çalışmaları” başlıklı rapordan hareketle; aradan geçen zamana rağmen hâlen 650 bini aşkın vatandaşın konteyner alanlarda, insan onurunu zedeleyici nitelikteki koşullarda yaşamaya devam etmesi, iktidarın hazırlık, planlama ve koordinasyon kapasitesindeki zafiyetleri açık bir biçimde gözler önüne sermektedir. Bölgeye aktarıldığı söylenen devasa bütçelere rağmen kentlerin hâlâ dev bir şantiye görünümünde olması, yapılan işlerin hızından çok yönteminin sorgulanması gerektiğini düşündürmektedir. İki yılın sonunda kapsamlı ve bütüncül bir şehir planlaması çerçevesinde düşük katlı, güvenli ve yaşanabilir konut stokunun büyük ölçüde tamamlanmış olması beklenirken. Buna karşın bölgeyi ziyaret eden tüm gözlemcilerin ortaklaştığı tablo, yoğun toz ve duman, belirgin düzensizlik ve derinleşen çaresizlik duygusunun hâkim olduğu bir yaşam alanına işaret etmektedir. Konteynerlerde barınmak zorunda kalan yüz binlerce vatandaşın klima veya vantilatör gibi geçici araçlarla “idare” ettirilmeye çalışılması, barınma sorununa kalıcı bir çözüm üretilemediğinin en bariz göstergesidir. Dolayısıyla, kamu kaynaklarının etkinlik ve verimlilik ilkelerine uygun biçimde kullanılıp kullanılmadığına ilişkin ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen yağışlar sırasında su basan konteynerlerde yaşamın sürüyor olması, iktidarın en büyük utancı olarak tarihe geçecektir. Daha da kaygı verici olan ise mevcut tablonun birkaç yıl daha devam edebileceğine dair çeşitli öngörülerin gündeme gelmesidir. Bu çerçevede, yeniden yapılanmayı geciktiren bürokratik engellerin ve rant odaklı yaklaşımların bertaraf edilmesi; insan onurunu merkeze alan, 267 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1565 ‒ sürdürülebilir ve kapsayıcı bir yeniden inşa sürecinin acilen başlatılması gerekmektedir. Öncelikli hedef, konteyner kentlerde yaşamını sürdüren vatandaşların vakit kaybetmeksizin güvenli konutlara yerleştirilmesidir. Aksi hâlde, yaşanan büyük felaket yalnızca doğanın yıkıcı etkilerinin değil, aynı zamanda yönetimsel ihmallerin de uzun yıllar hafızalarda yer etmeye devam eden bir sonucu olarak kaydedilecektir. Depremzedeye Değil, Müteahhive Sahip Çıkıldı! Sayıştay’ın 2024 denetim raporunda ortaya konan tablo, Türkiye’de kentsel dönüşüm politikalarının temel amacından saparak depremzedeleri desteklemek yerine onları borç yükü altına soktuğunu ve buna karşılık yüklenicilere ve rant odaklı projelere geniş alanı açtığını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Ak Parti iktidarı kurulduğu günden bu yana parayı ve müteahhiti önceleyen, halkı ve sosyal devleti ikinci plana atan/iten bir iktidar olarak hafızalarda yer alacaktır. Deprem sonrasında toplumsal yaraların ivedilikle sarılması gerekirken, rezerv alan uygulamaları yoluyla yurttaşların toplamda 4,7 milyar TL borçlandırılması, afet yönetiminin sosyal devlet ilkesinden ne denli uzaklaştığını açık biçimde göstermektedir. Dahası, hasarsız veya az hasarlı yapıları da kapsayacak biçimde genişletilen rezerv alan tanımı, özellikle İstanbul gibi rantın yüksek olduğu kentlerde, “deprem riski” bahanesiyle kentsel dönüşümün ticari bir fırsata dönüştüğünü düşündürtmektedir. Sayıştay raporunda dikkat çeken en çarpıcı bulgulardan biri ise, mükerrer hak sahipliği skandalıdır. “Rapora göre, 6 Şubat depremleri sonrasında AFAD üzerinden hak sahibi ilan edilen afetzedelere aynı zamanda Kentsel Dönüşüm Başkanlığı tarafından da “yerinde dönüşüm” hibesi ve kredisi sağlandı. Denetimlerde, sistemler arasındaki kopukluk nedeniyle mükerrer hak sahipliği oluştuğu tespit edildi. Buna göre Kahramanmaraş’ta 15 kişiye 13,3 milyon TL, Hatay’da 17 kişiye 24 milyon TL, Adıyaman’da ise 1 bin 68 kişiye 161,7 milyon TL tutarında hibe/kredi ve proje desteği verilmesine rağmen, bu kişilerin aynı zamanda AFAD üzerinden kalıcı konut sahibi oldukları belirlendi.” Bu açığa çıkan durum, süreçlerin kamu kaynaklarının tahsis mekanizmalarının koordinasyondan uzak olduğuna işaret etmektedir. Tüm bu süreçlerin ortak çıktısı, devlet mekanizmalarının şeffaflık, hesap verebilirlik ve planlama kapasitesi bakımından ciddi zaaflar içerisinde bulunduğunu apaçık göstermektedir. Deprem gibi toplumsal travmalar, devletin vatandaşına güven vermesi gereken anlar olması gerekirken, Türkiye’de tam tersine güvensizliğin ve adaletsizliğin derinleştiği dönemlere 268 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1566 ‒ dönüşmektedir. Bu sorununda yegâne sorumlusu Ak Parti iktidarıdır. Asrın felaketi dedikleri deprem aslında asrın yönetişim krizidir. Yönetim hatalarının faturası ise yine vatandaşa kesilmektedir. Borçlandırılan depremzedeler, tahsil edilemeyen milyonlar, düzenlenemeyen kayıt sistemleri ve rant hırsının gölgesinde kalmış bir kentsel dönüşüm politikası… Bu tablo, Türkiye’nin sadece depremle değil, yönetim krizleriyle de mücadele etmek zorunda bırakıldığının en büyük kanıtıdır. Bakanlığın Ev Projeleri Hakkında Kamuoyunun İlk Evim Arsa Projesi hakkında ciddi bir belirsizlik algısı ve artan bir endişe seviyesi taşıdığını göstermektedir. Söz konusu iletişimlerde, projeye ilişkin güncel durumun netleşmemesi nedeniyle “Ne olacak?” sorusunun sıklıkla yöneltildiği görülmektedir. Benzer biçimde, 2023 yılında başlatılan Yarısı Bizden Kampanyası gibi, seçim dönemlerine yakın zamanlarda duyurulan ve uygulama sonuçları bakımından henüz sahaya yansımamış kampanyaların varlığı, kamu nezdinde güven algısının zedelendiği yönünde değerlendirmelere yol açmaktadır. Örneğin, önceki dönemlerde ilan edilen 1 Milyon Konut Projesi kapsamında verilen taahhütlerin akıbetine dair somut bir gelişme bulunmazken, eşzamanlı olarak 500 bin konutluk yeni bir hedef ilan edilmesi, vatandaşların bu yeni vaadin gerçekleştirilebilirliğine dair haklı tereddütler oluşturmasına neden olmaktadır. İlk Evim Projesi bağlamında sorunlar arasında ödemelerine düzenli şekilde devam eden hak sahiplerinin, kendilerine “Arsanız hazır.” denilmiş olmasına rağmen TOKİ birimlerine başvurduklarında, kimi ilçelerde “Bu bölgeye tahsis edilmiş bir arsa yoktur.” yanıtıyla karşılaştıkları bildirilmektedir. Bölgesel farklılıklar dikkate alındığında, bazı alanlarda arsaların tahsis edilmiş olmakla birlikte parsellenme işlemlerinin tamamlanmadığı, parseli belirlenmiş bölgelerde ise altyapı unsurlarının bulunmaması sebebiyle inşaata başlanamadığı ifade edilmektedir. Daha dikkat çekici olan ise, arsa tahsisi olmadığı belirtilen pek çok il ve ilçede eş zamanlı olarak 500 Bin Konut Projesi kapsamında konut dağıtımı yapılacağının açıklanmasıdır. Bu çelişkiler, kamuoyunda hayal kırıklığı yaratarak “hayal satıldığı” yönünde eleştirilerin dile getirilmesine neden olmaktadır. 269 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1567 ‒ Mevcut ekonomik koşullar ve barınma maliyetlerinin ulaştığı seviyeler dikkate alındığında, bir ailenin –kamu sektöründe çalışan beyaz yaka dahi olsa– sıfırdan ev sahibi olma imkânının oldukça zorlaştığı görülmektedir. Bu nedenle devletin bu alana kaynak tahsis etmesi zorunlu hale gelmiş; ancak bu kaynakların etkili biçimde kullanılabilmesi için verilen sözlerin tutarlı bir sıralamayla yerine getirilmesi gereği daha da belirginleşmiştir. Dolayısıyla İlk Evim, İlk Arsa veya benzeri başlıklardaki projelerde somut ilerleme sağlanmadan yeni projelerin açıklanması, kamu güveni açısından risk oluşturmaktadır. Bu nedenle söz konusu aksaklıkların giderilmesi, tahsis süreçlerinin şeffaflıkla tamamlanması, tapu ve altyapı aşamalarının hızlandırılması ve belirtilen program kapsamında ayrılan ödeneğin artırılması zorunlu hale gelmiştir. Bu zorunluluk çerçevesinde mağduriyetlerin giderilmesi, arsa teslim süreçlerinin hızlandırılması, altyapı çalışmalarının tamamlanması ve kamuoyuna verilen taahhütlerin yerine getirilebilmesi amacıyla verilen önergemiz Ak Parti ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. Türkiye Nefes Alamıyor: Görmezden Gelinen Sessiz Felaket Türkiye’deki hava kirliliği, Kara Rapor 2025’in ortaya koyduğu kapsamlı bulgular aracılığıyla, çevresel niteliğin çok ötesine geçen ve toplumsal yaşamın tüm katmanlarını etkileyen yapısal bir kriz olarak açıkça görünür hâle gelmektedir. Raporda sunulan veriler, yalnızca atmosferik kirleticilerin yoğunluğunu değil, aynı zamanda halk sağlığından ekonomik sürdürülebilirliğe, bölgesel adaletten yaşam kalitesine kadar geniş bir alanda etki üreten çok boyutlu bir soruna işaret etmektedir. En dikkat çekici tespitlerden biri, 2024 yılı boyunca Türkiye’de hiçbir ilin Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği sınır değerleri karşılayarak “temiz hava” kategorisine girememiş olmasıdır. Bu durum, coğrafi yahut sosyoekonomik ayrımlar gözetilmeksizin, ülke genelinde bütün toplum kesimlerinin kirli hava solumaya maruz kaldığını açıkça göstermektedir. Hava kirliliğinin yeterli ve düzenli biçimde ölçülemiyor oluşu ise sorunun yalnızca sonuç kısmına değil, aynı zamanda yönetimsel ve teknik altyapısına dair ciddi bir zafiyete işaret etmektedir. Türkiye genelindeki 380 ölçüm istasyonundan yalnızca bir bölümünün düzenli veri üretmesi ve özellikle en ölümcül kirleticilerden biri olarak tanımlanan PM2.5 konsantrasyonunun hâlâ sistematik bir ölçüm altyapısına sahip olmaması hem izleme hem de politika üretme süreçlerini doğrudan zaafa uğratmaktadır. OECD sağlık raporlarında da 270 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1568 ‒ belirtildiği üzere hava kalitesi, sağlık göstergeleri üzerinde doğrudan belirleyici bir etkiye sahiptir. Nitekim Kara Rapor 2025’te aktarılan rakamlar, 2024 yılında 62 bini aşkın erken ölüm meydana geldiğini ve çeşitli hastalık kategorilerindeki ölüm oranlarının kayda değer ölçüde hava kirliliğine bağlandığını göstermektedir. KOAH’a bağlı ölümlerin %41,3’ü, kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin %27,7’si, inme nedeniyle gerçekleşen ölümlerin %27,4’ü ve akciğer kanseri ölümlerinin %18,6’sı hava kirliliği ile ilişkilendirilmektedir. Ayrıca demans riskinin yaklaşık %8 oranında artış gösterdiği belirtilmektedir. Her gün yüzlerce vatandaşın kirli hava nedeniyle yaşamını yitirdiği bir ülkede bu meselenin hâlen politik öncelikler arasında gereği gibi yer bulmaması ise kaygı verici bir yönetimsel boşluğa işaret etmektedir. Ekonomik açıdan değerlendirildiğinde tablo daha da çarpıcı hâle gelmektedir. PM2.5 kaynaklı kirliliğin yıllık ekonomik maliyetinin 138 milyar dolar düzeyine ulaşması, Türkiye’nin GSYH’sinin yaklaşık %10’una denk gelen büyük ölçekli bir kaybı temsil etmektedir. Makroekonomik baskıların yoğun biçimde hissedildiği bir dönemde bu ölçekteki bir maliyetin görünmez kılınması, yönetimsel önceliklendirme kapasitesindeki tutarsızlıkların ve stratejik körlüklerin açık bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Söz konusu maliyet yalnızca sağlık harcamalarından ibaret de değildir. İş gücü verimliliğinde düşüş, erken ölümler nedeniyle nitelikli emek kaybı, üretkenlikte azalma ve uzun vadeli toplumsal maliyetler gibi bileşenleri de kapsamaktadır. Havası en kirli iller arasında Iğdır, Erzincan ve Kütahya gibi bölgelerin yer alması, çevresel adalet perspektifinden değerlendirildiğinde önemli bir eşitsizlik göstergesidir. Sanayi yoğunluğu, trafik baskısı, taş ocakları ve termik santral faaliyetlerinin belirgin olduğu bu bölgelerde, halkın yılın yaklaşık 250 gününde sağlıksız hava koşullarına maruz kalması çevresel sorunların mekânsal olarak adaletsiz dağıldığını göstermektedir. Buna karşılık, büyükşehirlerde “hassas” şeklinde tanımlanarak nispeten hafifletilmiş bir yorumla sunulan hava kalitesi uyarılarının, aslında milyonlarca insan için kronikleşmiş bir sağlık tehdidine işaret ettiği de göz ardı edilmemelidir. Bu çerçevede Türkiye’nin hava kirliliği sorunu, artık yalnızca çevre yönetimi kapsamında ele alınabilecek bir mesele olmaktan çıkmıştır. Ölçüm eksikliği, denetim yetersizliği, veri şeffaflığının sağlanamaması gibi yapısal unsurlar nedeniyle derinleşen bir halk sağlığı krizine dönüşmüştür. Mevcut tablo, hava durumu konusunda Türkiye için alarm zillerinin çoktan çaldığını gözler önüne sermektedir. 271 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1569 ‒ Göre Göre Gelen Ekolojik Felaketler Türkiye’nin dört bir yanında yaşanan çevresel yıkımlar, sadece doğanın değil, yıllardır süren ihmallerin, denetimsizliklerin ve bilimsel uyarıların sistematik biçimde kulak ardı edilmesinin acı sonucudur. Sanayileşme uğruna doğayı katletmenin bedeli ödenmektedir. Nasıl ki milyonlarca yurttaşımız soğuk evlerde kaderine terk ediliyorsa, Gönen Çayı’ndan Seyhan ve Ceyhan nehirlerine uzanan bu geniş coğrafya da aynı vurdum duymaz, umarsız ve lakayıt anlayışın sonucunda kirlenmiş, felakete sürüklenmiş ve başı boş bir halde bırakılmıştır. Bugün ülkenin en önemli su kaynakları kapkara akıyor, balıklar ölüyor, doğa felakete sürükleniyor, tarım alanları zehirle sulanıyor ve halk sağlığı ağır risk altına giriyorsa, bunun nedeni yıllardır süren bu yönetim anlayışının çevreyi, ekosistemi ve toplumu korumakta başarısız olmasıdır. Doğanın çığlığı duyulmadığı gibi, sorumluluk sahibi kurumların sessizliği bu felaketi daha da derinleştirmektedir. Bilim insanlarının yaptıkları ölçümlere göre Gönen Çayı’nda çözünmüş oksijen seviyeleri kritik eşiklerin altına düşmüş, balık ve makro fauna tamamen yok olmuş, su ise artık canlı yaşamını destekleyemeyecek kadar kirlenmiştir. Bugün kapkara akan bu çay, yalnızca bir çevre sorunu değil, yıllardır süren iktidarın ihmallerinin, denetimsizlik politikalarının ve çevresel uyarıların sistematik biçimde görmezden gelinmesinin açık sonucudur. Organize sanayi bölgelerinden kontrolsüz deşarjların yapılması, tarımsal ve hayvansal atıkların başıboş bırakılması, evsel atıkların arıtılmadan çaya verilmesi hususları, 23 yıldır sürdürülen yönetim anlayışının Gönen’i, Balıkesir’i ve Marmara’yı kaderine terk ettiğini göstermektedir. Halkın sağlığı, tarımsal üretim ve bölgenin geleceği ranta dayalı sanayi düzeninin gölgesinde bırakılmıştır. Marmara Denizi’nin bir kez daha müsilaj felaketiyle karşı karşıya kalması an meselesiyken, iktidarın bilimsel uyarılara kulak tıkaması kabul edilebilir bir durum değildir. Çevreyi, suyu ve halkı korumakla yükümlü kurumlar suskunluğa bürünmüşlerdir. Bu suskunluğun bedelini ise bölge halkı, çiftçiler, üreticiler ve gelecek nesiller ödemektedir. Gönen Çayı’nın bugünkü durumu, yönetilemeyen çevre politikalarının, uygulanmayan denetimlerin ve ihmale dönüşmüş bir yaklaşımın açık kanıtıdır. Artık gecikmiş tüm önlemlerin derhal hayata geçirilmesi, sorumluların hesap vermesi ve çevre politikasının bilimsel verilere göre yeniden inşa edilmesi kaçınılmazdır. Bu çığlık, sessiz bırakılan doğanın ve unutulan yurttaşın sesidir… 272 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1570 ‒ Seyhan ve Ceyhan Nehirleri Göz Göre Göre Zehre Dönüştürülüyor Doğu Akdeniz’in can damarı olan Seyhan ve Ceyhan nehirleri bugün ağır bir ekolojik felaketin tam ortasında yer almaktadır. Yıllardır süren denetimsizlik, sanayinin baskısı ve etkili bir çevre yönetiminin olmayışı, bu iki büyük nehri adım adım zehir yatağına dönüştürmüştür. Ne yazık ki, nehirlerin Akdeniz’e döküldüğü noktalarda su kalitesi kritik seviyelerin altına düşmüş durumdadır. Balık ölümleri sıradanlaşmış, drenaj kanallarından ise neredeyse siyaha çalan kimyasal kokulu su akmaktadır. Manzara, yaşanan felaketi tüm açıklığıyla gözler önüne sermektedir. Çukurova Üniversitesi’nin ölçümlerinde Seyhan’ın Baharlı bölgesindeki drenaj kanallarında dip oksijenin sıfırlandığı tespit edildi. Bir litrelik su örneğinde su yerine plastik parçacıkların görülmesi, mikro plastik yükünün nasıl kontrolden çıktığını gözler önüne sermiştir. Geri dönüşüm ve plastik işleme tesislerinin başıboş atıkları, sucul yaşamı boğmuş durumdadır. Dahası, kanal boyunca ağır kimyasal kokular hâkim olmuş ve ne yazık ki kanal boyunca ne balık ne de yaşam kalmıştır. Bu kirli suyla sulanan tarlalarda patlıcan, mısır, narenciye, buğday yetiştirilmeye çalışılıyor. Basına yansıyan bilgiler bölgedeki çiftçilerin hem kokudan hem hastalıklardan şikâyetçi olduğu yönündedir. Bu sağlıksız durum, çocuklarda sivrisinek kaynaklı sağlık sorunlarını artırmaktadır. Ayrıca, hayvanlarda organ hastalıkları görülmektedir. Bölgede hayvancılıkla uğraşanlar, sudan zaman zaman “tam bir zehir” aktığını belirtmişlerdir. Sorun sadece Seyhan’la sınırlı değildir. Ceyhan, Tarsus Çayı ve Deliçay da aynı baskı altında olduğu söylenebilecektir. Atık deşarjları çoğu noktada çevresel yükün çok üzerinde olduğu basına yansımıştır. Tarımsal ve hayvansal atıklar kıyılara bırakılmaktadır. Organik ve kimyasal yük, suyun dengesini bozup ekosistemi çökertecek seviyelere ulaşmaktadır. Mikroplastikler Adana ve Mersin kıyılarına kadar taşınmış durumdadır. Dolayısıyla, balık ölümleri her yıl artmakta, nehirlerin doğduğu yerden denize kadar uzanan hat boyunca doğal hayat tahrip olmaktadır. Bu durum artık bölgede yaşayan herkesin sağlığını, geçimini ve geleceğini tehdit eder hale gelmiş ve sürdürülemez bir döngüye dönüşmüştür. Bugün Seyhan ve Ceyhan nehirleri, kontrolsüz sanayileşmenin, eksik arıtmanın ve yıllara yayılan çevresel ihmalin en açık tanıklarıdır. Akdeniz’e taşınan kirlilik, suyun kokusundan rengine, mikroplastik 273 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1571 ‒ yoğunluğundan ötrofikasyon belirtilerine kadar her detayıyla yaklaşan büyük bir felaketi haber vermektedir. “Türkiye Yüzyılı” denirken, doğanın ve halkın unutulduğu bir yüzyıla dönüştüğü açıktır. Doğu Akdeniz’in su kaynakları artık kaderine terk edilmiş olduğu görülmektedir. Yeşil Bursa’nın Nilüfer Çayı’na Kıymayın Nilüfer Çayı’nın mevcut durumu, kentsel ekosistem açısından kritik bir sorun alanı teşkil etmektedir. Zira, Bursa’nın içinden geçen bu meşhur akarsu, zamanla işlevsel niteliğinden uzaklaşarak adeta bir atık su kanalına dönüşmüştür. Yerinde inceleme gerçekleştirildiğinde çayın tamamen simsiyah akışla seyrettiği, çevresine yaklaşmanın dahi güçleştiği yoğun ve keskin bir koku alınacağı, dolayısıyla çevresel ve halk sağlığı bağlamında ciddi risk unsurları barındırdığı bilinmektedir. Son iki yıldır milletvekillerimiz konuyu kamuoyu ve bakanlık gündemine getirmektedirler. Mevcut durumun süreklilik arz eden bir problem alanına dönüştüğü anlaşılmakta ve bu çerçevede kapsamlı, bütüncül ve önleyici nitelikte tedbirlerin ivedilikle ele alınmasının zorunlu olduğu görülmektedir. COP31: Dünya Koşuyor, Türkiye Yerinde Sayıyor Türkiye’nin CCPI 2026 (İklim Değişikliği Performans Endeksi) sonucu maalesef artık sürpriz olmaktan çıkmıştır. Endeks, Türkiye’nin kronikleşmiş bir iklim politikası sorunu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Rapora göre Türkiye bu yıl 52. sırada ve yine “düşük” performans kategorisinde yer almaktadır. Üstelik Türkiye emisyonlar, enerji kullanımı ve özellikle iklim politikası başlıklarında “çok düşük” not almaktadır. 23’üncü yılını dolduran Ak Parti iktidarının “Türkiye Yüz yılı” hediyesi ve karnesi iklimde sınıfta kaldığı gözler önündedir. Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyeli yüksek olmasına rağmen bu alanda ancak “orta” seviyeye ulaşılabilmiş olması, iktidarın ülkemizin kapasitesini kullanamadığının en açık göstergesidir. Memleketimizin potansiyeli var, teknolojisi var, kaynağı var ama politik irade ve kararlılık yok. Basında yer alan haberlere göre, konunun uzmanlarınca Türkiye’nin yetersiz performansı sürpriz değildir. Türkiye’nin 2035’e kadar emisyon artışı öngören hedefler belirlemesi ve kömür teşviklerinden vazgeçmemesi ana sorunların başında gelmektedir. Dünya kömürü terk ederken Türkiye’nin hâlâ kömürlü termik santralleri destekleyen bir 274 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1572 ‒ yaklaşımı benimsemiş olması, mevcut hükümetin iklim politikalarının bilimsellikten uzak, kısa vadeli çıkarlarla şekillendiğinin en açık göstergesidir. Bu yaklaşım yalnızca endeksteki sıralamamızı değil, ülkemizin ekonomik geleceğini de riske atmaktadır. Zira, küresel ekonominin yönü çoktan belirlenmiştir o da düşük karbonlu büyümedir. Oysa Türkiye fosil bağımlılığını azaltmak yerine adeta bu modele daha sıkı tutunmaktadır. Kısa vadeyi öncelediğini düşünen iktidar bu politikasıyla Türkiye’nin yıllarından, zamanından ve ekonomik kaynaklarından çalmaktadır. Türkiye’nin iklim politikaları bakımından diğer ülkelerle arasının git gide açılması hem Türkiye’ye hem Türk insanına zarardır. Türkiye, CCPI’da yıllardır aynı yerde saymaktadır. Türkiye’nin uluslararası alanda rekabet ettiği diğer ülkeler akla ve bilime dayalı güncel iklim değişikliği politikaları ve önlemleri alırken Türkiye’nin yerinde sayması aslında bir anlamda geri kalması anlamına gelmektedir. Bu durumun baş müsebbibi Ak Parti iktidarıdır. Uygulanan politikalara bakıldığında Türkiye’nin yerinde sayması tesadüf değil, bilinçli bir tercih gibi görünmektedir. Dünya iklim dönüşümünde hızlanırken Türkiye’nin geride kalması, çevresel olduğu kadar ekonomik kayıp anlamına da gelmektedir. Bu tablo değişmediği sürece Türkiye’nin endeksteki sıralamada yukarı çıkması da, iklim politikalarında güvenilir bir aktör haline gelmesi de mümkün gözükmemektedir. İklim krizi konusunda gerekli önlemlerin alınması için verdiğimiz önergemiz plan ve bütçe komisyonunda Ak Parti ve MHP’li vekillerin oylarıyla reddedilmiştir. Avustralya Keyfini Sürecek, Türkiye Cefasını Çekecek Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapma süreci, içeride ve dışarıda yoğun tartışmaları beraberinde getirmektedir. Antalya’da düzenlenecek zirvenin organizasyon yükünü Türkiye üstlenirken, müzakerelerin yönlendirilmesi ve içerik belirleme yetkisinin Avustralya’ya bırakılması ülkenin diplomatik inisiyatif kapasitesinin zayıfladığına, iklim diplomasisinde edilgen bir konuma sürüklendiğine ve ulusal çıkarların uluslararası pazarlık masasında gereğince savunulamadığına ilişkin ciddi kaygıları artırmaktadır. Diplomatik kazanım bakımından zayıf bir görüntü vermenin de ötesinde Türkiye’nin böylesine önemli bir iklim zirvesinden ne ölçüde fayda sağlayabileceği konusunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Hükümet, kendi iklim aktivistlerini, köylülerini, kadınlarını, gençlerini, iklimi ve doğayı 275 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1573 ‒ savundukları için şiddet tekeliyle uslandırmaya çalışırken yurtdışından gelecek olan iklim aktivistleri ile nasıl başa çıkacağı merak konusudur. Daha önemlisi, Türkiye’nin çevre politikalarındaki sicili COP31’in ruhuyla ters düşmektedir. Marmara Denizi’nin yıllardır süregelen kirliliği, müsilaj felaketi, plansız ve hoyrat kıyı yapılaşması, orman yangınlarına yönelik yetersiz hazırlık ve sıkça tartışılan maden ruhsatları nedeniyle yok edilen doğal alanlar ve Akdeniz’de başlayıp tüm dünyada barışın sembolü olan ama buna rağmen yok edilen zeytinlikler Ak Parti iktidarının çevre konusunda ciddi bir vizyon eksikliği içinde olduğunu açıkça göstermektedir. Ormanlar ve akarsular üzerindeki sorunlar, zeytinliklerin dahi madencilik faaliyetlerine kurban edilmesi, ekosistemleri tehdit etmektedir. Bu içler acısı tablo Türkiye’nin bir çevre zirvesine ev sahipliği yapması, uluslararası kamuoyunda ikiyüzlülük eleştirilerini güçlendirebilir. Dolayısıyla, iktidarın bu ikircikli ve tutarsız politikaları yüzünden Türkiye bu zirveden yarardan çok zarar görebilir. Ayrıca iç politik koşullar da COP31 için uygun bir ortam oluşturmamaktadır. Basın özgürlüğünden ifade hürriyetine, yerel yönetimlere yönelik baskılardan hukuksuz gözaltılara kadar birçok alanda yaşanan sorunlar, Türkiye’nin demokratik standartlarının gerilediğinin kanıtıdır. Uluslararası bir zirvede aktivistlerin veya çevre savunucularının protesto hakkını kullanmaya çalışması hâlinde neler yaşanacağı sorusu bile endişe vericidir. Ak Parti iktidarı iklim değişikliği gibi küresel bir meseleye dikkat çekmek istiyorsa, öncelikle ülke içinde çevreyi, hukuku ve özgürlükleri koruyan tutarlı politikalar geliştirmelidir. Aksi hâlde COP31, Türkiye için bir prestij etkinliği olmaktan çok, mevcut zafiyetlerin dünyaya daha görünür hâle geldiği bir platforma dönüşebilir. Kuralık Krizi Kuraklık Türkiye’nin mevcut koşullar altında en kritik yapısal sorunlarından birini teşkil etmektedir. Özellikle geniş tarımsal üretim kapasitesine sahip ovalarımızda gözlenen su yetersizliği, Türkiye’nin tahıl ambarı Konya, Karaman illerinde de birinci elden gözlemlenebileceği üzere bölgesel bir zorluk olmanın ötesine geçerek kuraklık, ulusal ölçekte gıda arz güvenliğini tehdit edebilecek bir nitelik kazanmıştır. 276 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1574 ‒ Bugün yerel düzeyde ortaya çıkan su sıkıntısının, birkaç yıl içinde hububat dâhil olmak üzere pek çok temel tarımsal ürünün verimliliğini düşürebileceği, dolayısıyla, yalnızca herhangi bir bölgeye özgü olmayıp, bütün Türkiye’nin gıda tedarik zincirini olumsuz yönde etkileyebileceği yönünde güçlü bir öngörü bulunmaktadır. Bu bağlamda, söz konusu havzalara sürdürülebilir kaynak yönetimi vizyonuyla, su temininin sağlanması ve üretim deseninin mantığa uygun bir çerçevede planlanması gerektiği ilgili paydaşlarca ifade edilmektedir. Her ne kadar üretim planlamasının doğrudan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın sorumluluk alanına girmese de konu ulusal ölçekte eşgüdüm gerektiren niteliği nedeniyle sürecin koordinasyonunun Bakanlık tarafından yürütülmesinin daha uygun olduğu değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, Türkiye'nin geneline yayılan kuraklık sorununa ilişkin çözüm önerilerinin ivedilikle uygulanması gerekmektedir. Rant Çizgisine Değil, Kıyı Hakkına Bütçe Ülkemizdeki kıyılardan yararlanma hakkı, Anayasa’nın 43’üncü maddesinde açık biçimde güvence altına alınmış olup, bu anayasal ilkenin uygulamaya aktarılmasını sağlayan kanuni çerçeve 3621 sayılı Kıyı Kanunu aracılığıyla mevzuata dahil edilmiştir. Bu kapsamda, Kanun’un 5’inci maddesi uyarınca, kıyı ve sahil şeritlerinde gerçekleştirilecek her türlü planlama ve uygulamanın hukuken geçerli olabilmesi için kıyı kenar çizgisinin bilimsel yöntemlere ve maddi gerçekliğe uygun biçimde tespit edilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Ancak, sahil şeritlerinde ve özellikle büyük otellerin yoğun olarak konumlandığı belirli parsellerde kıyı kenar çizgisinin fiili durumdan sapacak şekilde belirlendiği, bu suretle kıyı kenar çizgisi ile yaklaşma mesafesi arasında kalan kullanım alanlarının bazı kişi veya işletmeler lehine genişletildiği ve buna bağlı olarak haksız ticari çıkarların ortaya çıktığı görülmektedir. Kıyı kenar çizgisinin kanunda yer alan tanımlarla bağdaşmayacak biçimde ve ilgili tacirlerin menfaatlerini önceleyen bir anlayışla oluşturulması hukuken kabul edilebilir olmadığı gibi Anayasa’nın 10’uncu maddesinde düzenlenen “Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.” hükmü karşısında eşitlik ilkesiyle de açık bir çelişki doğurmaktadır. Kıyı kenar çizgilerinin maddi gerçeklik temelinde yeniden tespit edilmesini sağlamak ve uygulamadaki mevzuata aykırılıkları gidermek amacıyla ilgili programa ek kaynak artırımı yapılması hakkındaki önergemiz Ak Parti ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. 277 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1575 ‒ Toplanma Alanlari Ranta, Yeşil Alanlar Betona Deprem toplanma alanları, afet sonrası ilk saatlerde milyonlarca insanın can güvenliği, barınma, temel sağlık ve lojistik ihtiyaçlarının karşılanacağı hayati kamusal mekânlardır. Sağlıklı bir afet yönetim sisteminde bu alanlar, yalnızca haritalarda işaretlenmiş “boşluklar” değil; altyapısı, erişilebilirliği, büyüklüğü ve kapasitesi planlanmış, nüfusa göre ölçülmüş gerçek yaşam alanları olmak zorundadır. Ne var ki Türkiye’de genel tablo, özellikle büyükşehirlerde deprem toplanma alanlarının sistemli biçimde daraltıldığı, var olan az sayıdaki nitelikli toplanma alanının ise yıllar içinde imara açıldığı yönündedir. 1999 depremlerinin ardından İstanbul’da yüzlerce deprem toplanma alanı belirlenmişken, bunların önemli bir kısmı zamanla alışveriş merkezine, rezidansa, ofis bloklarına ve yoğun yapılaşmaya konu edilmiştir. Bir zamanlar on binlerce insanın çadır kurabileceği, açık hava altyapısı kurulabileceği geniş boşlukların yerinde bugün otoparklar, AVM’ler, lüks konut siteleri yükselmektedir. Deprem tartışmaları her alevlendiğinde “toplanma alanları haritada var” denilse de fiiliyatta bu alanların önemli bir bölümü ya parçalı, küçük ve işlevsizdir ya da imar baskısı nedeniyle niteliğini kaybetmiştir. Bu durum, her sarsıntıdan sonra milyonlarca yurttaşın “Nerede toplanacağız?” sorusunu yeniden sormasına yol açmaktadır. Son yıllarda “millet bahçeleri” projeleri, özellikle iktidar tarafından deprem toplanma alanı tartışmasına bir cevap gibi sunulmaktadır. Elbette kişi başına yeşil alanın artırılması, park ve rekreasyon alanlarının güçlendirilmesi olumludur. Ancak sınırlı sayıdaki millet bahçesinin, geçmişte sistemli biçimde imara açılan yüzlerce toplanma alanının yerini tutması mümkün değildir. Üstelik bu projelerin önemli bir kısmı, kentin zaten nispeten nefes alabilen eski kamu alanları üzerinde hayata geçirilmekte, yeni ve gerçek anlamda “rezerv” toplanma alanı yaratmak yerine, mevcut kamusal alanın biçimini değiştirerek “yeni proje” olarak sunulmaktadır. Böyle bir yaklaşım, deprem riskini bütüncül bir planlama konusu olarak ele almak yerine, proje odaklı ve parça parça çözümlerle yönetmeye çalışmak anlamına gelmektedir. Yeşil alanların imara açılması, yalnızca afet sonrası toplanma kapasitesini azaltmakla kalmamakta, şehirlerin ekolojik dengesi, hava kalitesi ve ısı adası etkisi bakımından da ağır sonuçlar doğurmaktadır. Kişi başı yeşil alan miktarının birçok büyükşehirde hedeflenen 278 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1576 ‒ standartların altında kaldığı bilinirken, kalan sınırlı kamusal açık alanların da plan değişiklikleriyle konut, ticaret veya karma proje alanına dönüştürülmesi hem çevresel sürdürülebilirlik hem de afet hazırlığı açısından kabul edilemez bir tercihtir. Deprem riski yüksek metropollerde her yeni imar kararı, yalnızca yapılaşma yoğunluğunu değil, aynı zamanda insanların afet anında sığınabileceği açık alan kapasitesini de azaltmaktadır. Buna rağmen 2026 yılı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bütçesi; deprem toplanma alanlarının nicelik ve nitelik açısından güçlendirilmesini, mevcut yeşil alanların imara karşı kalıcı biçimde korunmasını ve kaybedilen toplanma alanlarının telafisini önceleyen bağlayıcı bir program ortaya koymamaktadır. Bütçede; il il, ilçe ilçe, mahalle mahalle toplanma alanı envanterinin çıkarılması, bu alanların büyüklük ve kapasite standartlarının belirlenmesi, gerekli kamulaştırmalar için kaynak ayrılması ve bu alanlara açık bir “koruma statüsü” tanınması yönünde somut hedefler yer almamaktadır. Tam tersine, planlama sisteminde yeşil alanların imar planı değişiklikleriyle farklı kullanım kararlarına dönüştürülmesini engelleyecek net bir irade görülmemektedir. Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede, özellikle yüksek riskli bölgelerde yeşil alanlar ve toplanma alanları, “arazi rezervi” olarak değil, dokunulmaz kamusal güvenlik altyapısı olarak görülmelidir. 6 Şubat depremleri, toplanma alanlarının önemini acı biçimde hatırlatmış; geniş, erişilebilir ve donanımlı alanların yokluğunun, barınma ve lojistik süreçlerini ne kadar zorlaştırdığını göstermiştir. Buna rağmen aynı anlayış devam ettiği sürece, her yeni depremde aynı soruyu sormaya devam edeceğiz: “Nerede toplanacağız?” Bu nedenle, 2026 bütçesinde Bakanlığın önceliği, yeni imar rantları yaratmak değil, mevcut ve potansiyel yeşil alanları kalıcı deprem toplanma alanları olarak koruyan ve güçlendiren bir yaklaşım olmalıdır. Deprem toplanma alanları, nüfusa göre hesaplanmış, altyapısı hazırlanmış, imar baskısına karşı güvence altına alınmış bir planlama konusu hâline getirilmedikçe, “afetlere hazırlık” söylemi gerçeği yansıtmayacaktır. Yeşil alanların imara açılması yoluyla hem bugün hem de gelecek kuşaklar için yeni riskler üretilmeye devam edilecektir. 279 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1577 ‒ Kağıtla Arsa Dağı`mı Sertifikaya dayalı arsa tahsisi düzenlemesi, ilk bakışta kentsel dönüşümü ve yeni konut üretimini finanse etmek için geliştirilen teknik bir araç gibi sunulsa da özünde kamuya ait son derece kıymetli taşınmazların değeri belirsiz kâğıtlarla değiştirilmesi riskini barındırmaktadır. Düzenlemenin mantığı, belirli tutarda “sertifika” biriktirenlere arsa tahsis edilmesi, böylece hem projelerin finansmanına katkı sağlanması hem de tasarruf sahiplerine yeni bir yatırım imkânı sunulması olarak ifade edilmektedir. Ancak arsanın somut, kıt ve yüksek değerli bir kamu varlığı; sertifikanın ise değeri, talebi ve ikincil piyasa koşulları belirsiz bir kâğıt olması, bu mekanizmayı baştan sorunlu hâle getirmektedir. Burada temel sorun, reel ve yüksek katma değerli bir varlık olan arsanın, değeri piyasada nasıl oluşacağı tam belli olmayan, ikincil piyasası zayıf ve kamu güvencesinin sınırları net çizilmemiş sertifikalarla bire bir ilişkilendirilmeye çalışılmasıdır. Arsa hem bugünün hem geleceğin kuşaklarının ortak varlığıdır; bu varlığın, teknik detayları yeterince tartışılmamış, riskleri doğru yönetilmemiş bir sertifika modeliyle tasarruf sahiplerine devredilmesi, kamu lehine bir “değer üretimi”nden çok, potansiyel bir “değer transferi”ne işaret etmektedir. Sertifikanın değeri düşerse zararı kim üstlenecektir, arsa fiyatları yükselirse bu artıştan kim, nasıl pay alacaktır; bu soruların hiçbiri tatmin edici biçimde yanıtlanmış değildir. Bu çerçevede sertifika, çoğu yurttaş açısından gerçek bir varlığa değil, ancak gelecekte arsa edinebileceği iddia edilen bir kâğıda dönüşmektedir. Özellikle enflasyonun yüksek, gelir dağılımının bozuk olduğu bir ekonomide, finansal okuryazarlığı yüksek ve güçlü sermaye sahibi gruplar bu sertifikaları ucuzken toplama imkânına sahip olurken; dar gelirli yurttaşlar çoğu zaman düşük tutarlı, dağınık birikimlerle sistemin “kenarında” kalacaktır. Sonuçta ortaya; kamuya ait arsa stokunun, değeri belirsiz kâğıtlar üzerinden belirli çevrelere devredildiği; küçük tasarruf sahiplerinin ise riskleri üstlenip getiriden sınırlı pay aldığı bir tablo çıkabilecektir. Diğer önemli sorun da şeffaflık ve denetim boyutundadır. Hangi arsaların bu kapsama alınacağı, bu arsaların değerlemesinin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı, sertifikaların hangi kurum veya fon üzerinden ihraç edileceği, ikincil piyasasının nasıl işleyeceği ve tüm bu sürecin Sayıştay dahil olmak üzere hangi denetim mekanizmalarına tabi olacağı belirsizdir. 280 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1578 ‒ Sertifika–arsa ilişkisinin, net, denetlenebilir ve kamuoyunun anlayabileceği bir çerçeveye kavuşmaması hâlinde, bu sistemin; belirli arsa ve projeler etrafında yeni bir rant dağıtım aracı olarak kullanılmasının önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Arsa gibi somut bir değeri “değer üretmeyen kâğıt” ile değiştiren her model, mali disiplin ve sosyal adalet bakımından son derece risklidir. 2026 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bütçesinde ise bu yeni sertifika düzenlemesine ilişkin ne sayısal bir çerçeve ne de detaylı bir etki analizi yer almaktadır. Kaç adet arsanın bu metoda konu edilmesi planlanmaktadır, tahmini sertifika hacmi nedir, yıllar itibarıyla kamuya yüklenebilecek mali risk ne kadardır, kötü senaryoda oluşacak zararın üstlenicisi kimdir; bütçe belgeleri bu sorulara cevap vermemektedir. Bu durum, TBMM’nin bütçe hakkı bakımından da sakıncalıdır; zira ileride kamuya ciddi yük doğurabilecek bir mekanizma, bugün “teknik bir araç” gibi gösterilerek denetim süzgecinden geçirilmek istenmektedir. Kentsel dönüşüm ve afet güvenliği gibi hayati bir başlıkta, çözümü finansal mühendisliğe indirgemek doğru değildir. Deprem riski altındaki bölgelerde ihtiyaç duyulan, yurttaşın elindeki taşınmazın gerçek değerinin korunması, kamu arazilerinin şeffaf ve adil biçimde değerlendirilmesi, dönüşümün yükünün dar gelirli vatandaşın sırtına bindirilmemesidir. Sertifikaya dayalı arsa tahsisi modeli ise, bu temel hedeflerin hiçbirine doğrudan hizmet etmemektedir. Bu nedenle söz konusu düzenleme, 2026 bütçesi kapsamında yeniden ele alınmalı; arsa gibi kıt ve kıymetli kamu varlıklarının, değeri ve getirisi belirsiz sertifikalar karşılığında elden çıkarılmasına yol açacak her adımdan kaçınılmalıdır. Tapu Var, Güvence Yok: 2b Ve Kadastroda Kamu Topraği Erozyonu Tapu ve kadastro hizmetleri, mülkiyet hakkının güvence altına alınması, şehircilik ve çevre politikalarının sağlıklı yürütülmesi ve kamu varlıklarının korunması bakımından devletin en kritik altyapılarından biridir. Taşınmazların sınırlarının, niteliğinin ve hukuki durumunun doğru ve güncel biçimde kayda geçirilmesi; hem vatandaşın hakkını korumanın hem de planlı kentleşmenin ön koşuludur. Buna rağmen, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesinde tapu-kadastro alanı hâlâ “teknik bir arka ofis işi” gibi ele alınmakta, bu kritik sistemin kurumsal kapasitesini güçlendirecek, veri kalitesini artıracak ve kamu yararını önceleyecek güçlü bir vizyon ortaya konulmamaktadır. 281 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1579 ‒ 2B arazileri konusunda izlenen politika da bu bakış açısının bir yansımasıdır. Orman niteliğini yitirmiş araziler meselesinin kalıcı ve adil biçimde çözülmesi gerekirken, yıllar içinde 2B düzenlemeleri daha çok kamu arazilerinin parça satışına ve değerli alanların belirli gruplara devrine zemin hazırlayan bir araç hâline gelmiştir. Değer tespitinde izlenen yöntem, ödeme koşulları ve plan değişiklikleri, küçük üreticiyi ve gerçekten o araziye bağımlı olan yurttaşı korumaktan ziyade, imar rantı potansiyeli yüksek taşınmazlar üzerinden yeni bir kaynak aktarımını mümkün kılmaktadır. Şeffaf olmayan değerleme süreçleri, yer siyasi saiklerle şekillenen plan kararları ve yeterli denetime tabi olmayan uygulamalar, kamu toprağının gerçek değerinin altında el değiştirmesi riskini büyütmektedir. Tapu-kadastro modernizasyonu başlığı altında ise, uzun süredir söz verilen dijitalleşme ve veri bütünlüğü hedeflerinin kağıt üzerinde kaldığı görülmektedir. TAKBİS, mekânsal (sayısal) kadastro, e-devlet entegrasyonları gibi projeler, Bakanlık sunumlarında “tamamlanmış ya da tamamlanmak üzere” gösterilse de sahadaki durum farklıdır. Birçok bölgede tapu kayıtları ile fiilî kullanım arasında ciddi uyumsuzluklar devam etmekte; sınır uyuşmazlıkları, üst üste kayıtlar, hatalı cins tashihleri ve eksik tesciller hem yargının hem vatandaşın üzerindeki yükü artırmaktadır. Kurumun iş yükü artarken, nitelikli teknik personel sayısı yetersiz kalmakta; coğrafi bilgi sistemleri, sayısal harita üretimi, veri analizi gibi alanlarda ihtiyaç duyulan uzman kadrolar gecikmeli ve sınırlı şekilde tahsis edilmektedir. Üç boyutlu kadastro hedefi, özellikle büyükşehirlerde çok katlı yapılaşma, yeraltı ulaşım sistemleri, altyapı tünelleri, otoparklar ve enerji hatları gibi karmaşık mekânsal ilişkilerin yönetilmesi için zorunlu hâle gelmiştir. Ne var ki 3 boyutlu kadastro, yıllardır strateji belgelerinde yer almasına rağmen, hâlâ birkaç pilot bölge ve sınırlı uygulamanın ötesine geçememiştir. Üst üste mülkiyet (yapı, arsa, bağımsız bölüm, alt yapı tüneli vb.) ilişkisinin açık ve şeffaf biçimde kayıt altına alınmaması, hem yatırımcı hem vatandaş hem de kamu açısından ciddi belirsizlikler yaratmaktadır. Deprem riski, kentsel dönüşüm ve altyapı yatırımlarının yoğun olduğu bir ülkede, taşınmazın yalnızca yatay değil, dikey ve yeraltı boyutlarıyla da izlenememesi, planlama ve denetim kapasitesini zayıflatmaktadır. Tarafımızın ısrarla vurguladığı şeffaflık, gerçekçi değerleme ve kamu varlığının korunması perspektifinden bakıldığında, tapu-kadastro alanındaki eksiklikler daha da görünür hâle gelmektedir. 282 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1580 ‒ Sertifika karşılığı arsa tahsisi benzeri finansal araçlarda olduğu gibi, 2B arazilerden belediyelere ve özel projelere konu edilen kamu taşınmazlarına kadar uzanan geniş bir yelpazede, taşınmazların nasıl değerlediği, hangi yöntemle ve kimler üzerinden el değiştirdiği, bu işlemlerin bütçeye, vatandaşa ve yerel topluma ne tür etkiler doğurduğu şeffaf değildir. Tapu ve kadastro modernizasyonu, yalnızca sayısal sisteme geçişten ibaret görüldüğü sürece, bu alan gerçek anlamda bir “kamu maliyesi ve kamu varlığı yönetimi” meselesi olarak ele alınamayacaktır. 2026 yılı bütçesi, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün kurumsal kapasitesini güçlendirmeye, bağımsız ve bilimsel değerleme mekanizmaları kurmaya, 2B arazilerde rant odaklı yaklaşımı frenlemeye ve üç boyutlu kadastroyu ülke sathında yaygınlaştırmaya dönük somut ve ölçülebilir hedefler içermemektedir. Bütçede; hangi il ve ilçelerde ne kadar alanın mekânsal kadastroya geçirileceği, 3B kadastroya geçiş takvimi, 2B satış ve tahsislerinden elde edilen gelir ile kaybedilen potansiyel değerin karşılaştırılması, taşınmaz işlemlerinin Sayıştay ve TBMM denetimine açılmasına yönelik açık taahhütler yer almamaktadır. Oysa mülkiyet hakkının güvenliği, kentlerin planlı gelişimi, çevrenin korunması ve kamu varlıklarının gelecek kuşaklara aktarılması için; tapu ve kadastro modernizasyonunun merkezine şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu yararını koymak zorunludur. 2B arazileri de dâhil olmak üzere tüm kamu taşınmazlarında objektif değerleme esas alınmalı, satış ve tahsis süreçleri kamuoyuna açık, izlenebilir ve denetlenebilir hâle getirilmelidir. Üç boyutlu kadastro, deprem ve kentsel dönüşüm politikalarının ayrılmaz bir unsuru olarak acilen yaygınlaştırılmalı; bu alan için gerekli personel ve teknoloji yatırımları, 2026 bütçesinde ayrı ve güçlü bir program başlığı altında ele alınmalıdır. Aksi hâlde, tapu-kadastro modernizasyonu söylemi, sadece teknik bir vitrin olarak kalacak, mülkiyetin, kamu toprağının ve kentlerimizin geleceği üzerindeki belirsizlikler büyümeye devam edecektir. Kira Bedeli Kadar Aidat Alınan Düzen: Site Yöne;mleri Sorunu Site ve apartman yönetimleri, milyonlarca vatandaşın barındığı toplu konut alanlarında günlük hayatın her anına dokunan bir idari yapı hâline gelmiştir. Elektrik, su, ısınma, güvenlik, temizlik, asansör, otopark ve ortak alan bakımına ilişkin tüm harcamalar, kat maliklerinden ve kiracılardan toplanan aidatlar üzerinden finanse edilmektedir. Ancak son yıllarda aidatlar, özellikle büyükşehirlerde kira bedelleriyle yarışan, hatta birçok sitede kirayı 283 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1581 ‒ aşan seviyelere ulaşmış; bu durum geniş halk kesimleri açısından ciddi bir ekonomik yük hâline gelmiştir. Fahiş aidat artışları nedeniyle yalnızca konut kiralarını değil, site aidatlarını da ödeyemediği için evini değiştirmek zorunda kalan ailelerin sayısının artması, sorunun sosyoekonomik boyutunu açıkça göstermektedir. Aidatların bu ölçüde yükselmesine rağmen, site ve apartman yönetimlerinde şeffaflık ve hesap verebilirlik sağlanamamıştır. Harcamaların kalem açıklanmadığı, fatura ve sözleşmelerin maliklerle paylaşılmadığı, yönetim toplantılarının ya hiç yapılmadığı ya da dar bir grubun kontrolünde gerçekleştiği pek çok örnek bulunmaktadır. Güvenlik, temizlik, peyzaj, teknik bakım gibi hizmetler için yönetimlerle bağlantılı şirketlere piyasa koşullarının üzerinde bedellerle iş verildiği; rekabetçi ihale süreçlerinin işletilmediği; yönetim planlarının ise kat maliklerinin büyük çoğunluğunun iradesi dışında fiilen değiştirilip dayatıldığı yönünde yaygın şikâyetler vardır. Uygulamada site yönetiminin hukuken “kat maliklerinin temsilcisi” olduğu unutulmakta, yönetimler kendini adeta maliklerin üzerinde, denetim dışı bir karar mercii gibi konumlandırmaktadır. Şeffaf olmayan, değer üretmeyen ve denetimden kaçan yapılara karşı kamunun görevi, vatandaşın cebini ve haklarını korumaktır. Nasıl ki değeri belirsiz bir kâğıdın karşılığında reel bir kamu varlığının devri kabul edilemezse, aidat kalemleri gerekçe gösterilmeden ve maliklerin gerçek bilgisi ve rızası olmadan hane bütçesinin kaldıramayacağı seviyelere çıkarılamaz. Yönetim şirketleri ya da kişisel inisiyatiflerle yaratılan bu fiilî durum, mülkiyet hakkının içini boşaltmakta; vatandaşın barınma hakkı üzerinde dolaylı bir baskı oluşturmaktadır. Son dönemde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve iktidar, “site yönetim yasası” ve Kat Mülkiyeti Kanunu’nda değişiklik başlığı altında bazı düzenlemeler hazırladığını kamuoyuna duyurmuştur. Taslak açıklamalara göre; site yönetim şirketlerinin lisanslanması, aidat artışlarına sınırlama getirilmesi, haksız artışların yaptırıma bağlanması ve yönetim faaliyetlerinin Bakanlık tarafından denetlenmesi öngörülmektedir. Ancak bu düzenlemeler, 2026 bütçesiyle birlikte bütüncül ve bağlayıcı bir program hâline getirilememiştir. Yasa taslağı kamuoyuna parçalı bilgilerle yansımakta; hangi kriterlere göre lisans verileceği, denetimlerin nasıl ve ne sıklıkta yapılacağı, usulsüzlük tespit edildiğinde hangi idari ve cezai yaptırımların 284 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1582 ‒ uygulanacağı, aidat artışına getirilecek sınırlamanın hangi objektif göstergelere bağlanacağı netleştirilememektedir. Diğer yandan, site ve apartman yönetimlerinin suiistimale açık yapısı yalnızca özel şirketler üzerinden yürüyen sitelerle sınırlı değildir. Küçük apartmanlarda dahi, aynı yönetim anlayışının yıllarca değişmeden sürmesi, denetçi seçiminin fiilen kağıt üzerinde kalması, ortak giderlere katılımda arsa payı ve kullanım dengesi gözetilmeden keyfî uygulamalar yapılması, vatandaşın yargı yoluna gitmeden sorunlarını çözebilmesini neredeyse imkânsız hâle getirmektedir. Sulh hukuk mahkemelerinde görülen yüzlerce aidat ve yönetim uyuşmazlığı davası, sistemin kendi içinde bir denetim ve çözüm üretmekten uzak olduğunun göstergesidir. Enflasyon, enerji maliyetleri ve personel ücretlerindeki artışlar elbette maliyetleri etkilemektedir. Ancak bu gerekçeler, her koşulda aidat artışını meşrulaştıran bir çek pas olarak kullanılamaz. Site yönetim şirketlerinin lisanslanması için kurulacak birimlerin kurumsal yapısı, denetim personeli sayısı, yıllık denetim hedefleri, şikâyetlerin alınacağı ve sonuçlarının izlenebileceği dijital altyapı gibi unsurlar bütçede ayrı ve somut bir program olarak yer almamaktadır. Vatandaşın günlük hayatını doğrudan etkileyen böyle bir alanda yalnızca “yasal düzenleme” vaadi, sahadaki sorunların çözümü için yeterli değildir; bu vaadin arkasında, bütçe kaynaklarıyla desteklenmiş şeffaf bir uygulama takvimi bulunmak zorundadır. Site ve apartman yönetimleri alanında yaşanan aidat yükü, suiistimal iddiaları ve denetimsizlik, artık münferit şikâyetler olmaktan çıkmış, milyonlarca haneyi doğrudan ilgilendiren yapısal bir sorun hâline gelmiştir. 2026 bütçesinin, bu sorunu yalnızca “fahiş aidatları durduracağız” söylemiyle geçiştirmesi kabul edilemez. Gereken; Kat Mülkiyeti Kanunu’nun çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde yeniden yazılması, site yönetimlerinin lisans ve denetim kapsamına alınması, her aidat kaleminin şeffaf ve erişilebilir biçimde raporlanmasının zorunlu kılınması, haksız artışlara karşı etkin idari yaptırımlar öngörülmesi ve vatandaşın basit başvuru mekanizmalarıyla korunmasıdır. Bu yapılmadığı sürece, site ve apartman yönetimleri, “denetlenmeyen, hesap vermeyen ve vatandaşın aleyhine işleyen” bir başka alan olarak kalacaktır. Bu şekilde bütçe hakkı ile birlikte milyonlarca insanın günlük hayatındaki adalet duygusu da zedelenecektir. 285 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1583 ‒ DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI 2025 Bütçesi Değişim 2025 Harcama 2026 Bütçe Teklifi Merkezi Bütçe Başlangıç Oranı (%) (Haziran Sonu) (₺) İçindeki Payı (%) Ödeneği 2025-2026 39.035.706.000 14.857.183.557 46.805.514.000 %19,9 %0,25 Dışişleri Bakanlığı bütçesi, ülkemizin uluslararası arenadaki etkinliğini arWrmak, dış poliAka hedeflerini gerçekleşArmek ve vatandaşlarımızın yurt dışında haklarını korumak adına en kriAk araçlardan biridir. Ancak 2026 yılı bütçesi incelendiğinde, Bakanlık için öngörülen 46 milyar 805 milyon TL’lik bütçenin yeterliliği ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Dünyadaki ve bölgemizdeki gelişmeler, uluslararası ilişkilerin karmaşıklığı ve büyüyen jeopoliAk tehditler karşısında bu bütçenin yetersiz kalacağı tarWşılması gereken bir gerçekAr. Bakanlık bütçesi merkezi bütçe içinde binde 2,5 gibi son derece sınırlı bir paya tekabül etmektedir. Bu oran sadece nominal arWş üzerinden değil, enflasyon, kur oynaklığı ve artan küresel riskler bakımından değerlendirildiğinde de Türkiye’nin dış poliAka iddialarıyla çelişmektedir. Değişim Bakanlık Açıklama 2025 Haziran 2025 Başlangıç 2026 Bütçe Oranı Bütçesi (Ekonomik Sonu Ödeneği Teklifi (2025- İçindeki Sınıflandırma) Harcama 2026) Payı Personel Giderleri 16.752.212.000 7.218.558.762 19.121.858.000 %14,15 %40,85 SGK Devlet Primi 1.373.716.000 541.587.016 1.538.645.000 %12,01 %3,29 Giderleri Mal ve Hizmet Alım 6.616.144.000 1.372.941.056 10.124.946.000 %53,03 %21,63 Giderleri Cari Transferler 12.383.224.000 5.621.858.842 13.542.207.000 %9,36 %28,93 Sermaye Giderleri 1.905.100.000 102.237.881 2.471.500.000 %29,73 %5,28 Borç Verme 5.310.000 0 6.358.000 %19,74 %0,01 1. Personel giderleri %14,14 artmışWr. Dışişleri bütçesi içindeki payı %40,8’dir. (Kamu personeli ile kamu personeli olmasa bile bunlar gibi çalışWrılan veya hizmeAnden faydalanılan kişilere -veya diğerlerine- bordroya dayalı olarak nakden yapılan ödemeleri kapsar.) 2. Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri %12 artmışWr. Dışişleri bütçesi içindeki payı %3,29’dur. (DevleAn işveren sıfaWyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri bu bölümde izlenir.) 286 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1584 ‒ 3. Mal ve hizmet alım giderleri %53 artmışWr. Dışişleri bütçesi içindeki payı %21,6’dır. (Faturalı olarak veya ilgili mevzuaWna uygun şekilde belgelendirilerek alınan mal ve hizmet bedellerini kapsar. DevleAn, karşılığında herhangi bir mal veya hizmet almadığı karşılıksız ödemeler ile sermaye giderleri kapsam dışındadır.) 4. Cari transferler %9,36 artmışWr. Dışişleri bütçesi içindeki payı %28,93’tür. (Sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla karşılıksız olarak yapılan ödemelerdir.) 5. Sermaye giderleri bir önceki yıla göre %29,73 oranında artmışWr. Dışişleri bütçesi içindeki payı %5,28’dir. (Sermaye harcamaları, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi akAflerin edinimi için yapılan ve Devlet mal varlığını arWran ödemelerdir.) 6. Borç Verme %19,74’lük bir arWş yapılmışWr. Dışişleri bütçesi içindeki payı ise %0,01’dir. (Bir mali hakka veya devleAn mülkiyeAnde hisse (sermaye) kaWlımına neden olan ödemeleri kapsar.) 2026 yılı Dışişleri Bakanlığı bütçesi, Türkiye’nin dış poliAka hedeflerinin “çok boyutlu ve girişimci diplomasi” ilkesi etramnda şekillendiğini iddia etmektedir. Ancak bütçe teklifinde bu hedefin somut göstergeleri bulunmamaktadır. Bütçe, büyük oranda idari giderlere ve temsil harcamalarına dayanmaktadır ve diplomaAk etkinlik ve dış poliAka başarı göstergeleriyle ilişkilendirilmiş performans ölçütleri zayıXır. Türk dış poliAkası arWk kurumsal diplomasi yerine kişisel ilişkiler ve “şahıs” merkezli bir çizgide yürütülmektedir. Bu nedenle bütçede kurumsal kapasiteyi güçlendiren, liyakat temelli dış temsilcilik yapısına dair herhangi bir vurgu yer almamaktadır. Bölgesel bir güç ve küresel bir aktör olma hedefi, diplomaAk kapasitenin, temsil kabiliyeAnin ve dış poliAka araçlarının güçlü bir bütçeyle desteklenmesini zorunlu kılar. Aksi halde dış poliAka, reakAf, günübirlik ve kaynak kıtlığı içinde manevra alanı daralmış bir rotaya mahkum olur. Dışişleri Bakanlığı bütçesi herhangi bir mali meAn değil, Türkiye’nin dünyaya dönük vizyonunun maddi izdüşümüdür. Bugün ortaya konulan bütçe, dış poliAkanın stratejik yönelimiyle bağdaşmayan bir “asgari idare bütçesi” görüntüsü vermektedir. 287 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1585 ‒ LİYAKAT EROZYONU VE HARİCİYE GELENEĞİNİN AŞINMASI Modern devletlerin gerçek gücü, yalnızca sınırlarının genişliği, ordularının kapasitesi veya yasalarının varlığıyla değil; kurumlarının sağlamlığı, bu kurumların taşıdığı gelenek ve kurumsal hamzanın derinliğiyle ortaya çıkar. Devlet aklının sürekliliği, ancak bu kurumsal yapının kökleşmiş teamülleri, disiplin anlayışı ve nesiller boyunca aktarılan profesyonel birikimi sayesinde korunabilir. CumhuriyeAn ilk yıllarından iAbaren Türkiye’de tesis edilen bürokraAk yapılanmalarda da bu yaklaşım belirleyici olmuş; kurumlar birer okul niteliği taşımış, kendi yeAşArdiği kadrolarla sürekliliğini sağlayarak devleAn idaresinde rasyonel bir omurga oluşturmuştur. DevleAn kurallarla, kurumlarla ve liyakat esaslı işleyişle yürüdüğü bu model, uzun yıllar boyunca hem iç yöneAmde hem dış ilişkilerde güvenilirliğin teminaW olmuştur. Ne var ki son yıllarda bu köklü anlayışın yerini giderek parAzanlık, sadakat ilişkileri ve keyÖ kadro tercihlerinin aldığı bir tablo ortaya çıkmışWr. Siyasal kadrolaşmanın kurumsal kapasiteyi aşındırması, devlet mekanizmasının hemen her alanında olduğu gibi dış poliAka bürokrasisinde de belirgin biçimde hissedilmektedir. Kurumsal kültür zayıflamış, tecrübe aktarımının sürekliliği kırılmış, devlet geleneğiyle olan bağlar çözülmeye başlamışWr. Bu tablo, özellikle Cumhuriyet dönemi boyunca Türkiye’nin uluslararası saygınlığının temel taşı olan Dışişleri Bakanlığı açısından son derece kriAk sonuçlar doğurmaktadır. Hariciye geleneği, yüzyılı aşan bir diplomasi birikimi üzerine kuruludur; kariyer memurluğu, liyakat esaslı terfi sistemi, usta–çırak ilişkisi ve kurumsal disiplin bu geleneksel yapının temelini oluşturur. Ancak bugün büyükelçi atamalarından daire başkanlıklarına, terfi ve tayin süreçlerinden üst düzey görevlendirmelere kadar pek çok kriAk kararın kurumsal liyakate değil, siyasi sadakat ölçütlerine göre şekillendiğini görmekteyiz. Bu durum, yıllarını ülkenin dış poliAkasına adamış, diplomasi kültürünü özümsemiş ve kurumun hamzasını taşıyan tecrübeli kadroların geri plana iAlmesine yol açmaktadır. Oysa dış poliAka, doğası gereği süreklilik, deneyim ve öngörülebilirlik gerekAren bir alandır; günübirlik siyasi tercihlere göre şekillendirildiğinde, devleAn uluslararası konumlanışı da isAkrarsız ve tutarsız bir görüntü vermeye başlar. Bu nedenle bugün yaşadığımız kırılganlıkların önemli bir bölümü, dış poliAka bürokrasisinde yaşanan liyakat erozyonunun ve kurumsal aşınmanın kaçınılmaz sonucudur. Bakanlığın insan kaynakları yöneAminin ve büyükelçi atamalarının giderek daha fazla Bakanlık 288 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1586 ‒ dışından atanmış isimlere havale edilmesi, köklü hariciye geleneğiyle taban tabana zıt bir uygulamadır. Kariyer diplomatlardan oluşan, usta–çırak ilişkisi içinde yeAşen, diplomasi kültürünü içselleşArmiş ve devlet hamzasını taşıyan kadrolar varken bu tür görevlendirmelerin gerekçesi nedir? DevleAn güçlü ve birikimli insan kaynağı neden dışlanmaktadır? Unutulmamalıdır ki bir ülkenin diplomasi kadroları sıradan bir idari yapı değildir; aynı zamanda ulusal hamzanın, devlet aklının ve dış poliAka sürekliliğinin taşıyıcı unsurlarıdır. Bu hamzayı zayıflatmak, yalnızca kurum içi dengeleri bozmakla kalmaz; Türkiye’nin uluslararası alandaki ağırlığını, güvenilirliğini ve öngörülebilirliğini de azalWr. Dışişleri Bakanlığı bürokrasisinin parAli bir organizasyon manWğıyla şekillendirilemeyeceği gerçeği tam da bu noktada önem kazanmaktadır. Hariciye, herhangi bir siyasi parAnin dış ilişkiler birimi değil; devleAn bağımsız, tarafsız ve sürekliliğe dayalı diplomasi kapasitesidir. Kısacası, bugün karşı karşıya bulunduğumuz sorun, yalnızca bireysel atamaların veya teknik tercihlerinin ötesindedir; mesele, Türkiye’nin dış poliAkasının dayandığı kurumsal omurganın aşındırılması, tecrübenin değersizleşArilmesi ve devlet geleneğinin göz ardı edilmesidir. Bu uyarıyı ciddiye almak, Türkiye’nin uluslararası saygınlığını ve diplomaAk kapasitesini korumanın zorunlu bir gereğidir. Kurumsal Aklın Tasfiyesi ve Türkiye’nin Dış Poli;kada Güç Kaybı Türkiye’de parAli cumhurbaşkanlığı sistemine geçişle birlikte devlet yöneAminin kurumsal mimarisi köklü bir dönüşüm yaşamışWr. Bu dönüşüm karar alma süreçlerinin rasyonel, kural temelli ve kurumsal niteliğini zayıflatarak yöneAm anlayışında belirgin bir kırılmaya yol açmışWr. Siyasal sistemin merkezileşmesi yürütme organının denge-deneAm mekanizmalarından büyük ölçüde bağımsızlaşması ve kurumsal süreçlerin yerini kişisel tercihlere dayalı yönetsel praAklerin alması devlet yöneAminde kuralsızlık ve kurumsuzluk olarak tanımlanabilecek bir ortam üretmişAr. Bu ortam yalnızca ekonomi ya da yargı gibi temel poliAka alanlarında değil dış poliAka alanında da isAkrarsızlık, süreksizlik ve tutarsızlık şeklinde belirginleşmişAr. Ülkemizin dış poliAka yapım süreci tarihsel olarak kurumsal hamzaya, bürokraAk rasyonaliteye ve çok boyutlu denge siyaseAnin gerekArdiği öngörülü davranış kalıplarına dayanmışWr. Ancak parAli sistem sonrasında dış poliAka alanında bu tarihsel sürekliliğin yerini giderek kişiselleşmiş karar alma, ideolojik göndermelerle temellendirilen söylem üreAmi ve 289 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1587 ‒ günübirlik takAksel hamleler almışWr. Bu durum Türkiye’nin uluslararası konumlanışını zayıflatmış ve ülkemizi Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Kaíasya’dan Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada oyun kurucu aktör olmaktan uzaklaşWrıp gelişmelerin edilgen bir izleyicisi haline geArmişAr. Türkiye’nin dış poliAkasındaki bu savrulmalar, devleAn diplomaAk kapasitesinin temel unsurlarından biri olan kurumsal işleyişin zayıflaması ile doğrudan ilişkilidir. Kurumsuzluk ve keyfi yöneAm anlayışı, özellikle Suriye poliAkası gibi yüksek risk içeren alanlarda daha görünür hale gelmişAr. Türkiye’de iç poliAk söylemde zaman zaman Ankara’nın Suriye’deki temel muhatabıymış gibi sunulan Suriye Devlet Başkanı gerçekte sahadaki davranış kalıpları açısından değerlendirildiğinde karar alma süreçlerini büyük ölçüde Washington ve Tel Aviv kaynaklı stratejik yönelimlere göre şekillendirmektedir. Bu durum Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu güvenlik ortamının niteliğini ve bölgesel dengelerin gerçek dinamiklerini açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye açısından Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması hayaA önemdedir ve bu ilkesel yaklaşımın rasyonel bir zemini bulunmaktadır. Ancak mevcut sahaya bakıldığında Suriye’nin tarihsel olarak hiç olmadığı kadar fiili bir parçalanmışlık içinde olduğu görülmektedir. Bu parçalanmış yapı yalnızca iç savaşın doğal bir sonucu değildir. Aynı zamanda ABD emperyalizminin ve İsrail’in kendi perspekAfinin kesişAği bir jeopoliAk çerçeveyi yansıtmaktadır. Bu bağlamda Suriye’de faaliyet gösteren birçok silahlı yapının, özellikle kuzeydoğudaki aktörlerin, ABD’nin doğrudan desteği ve yönlendirmesi alWnda hareket edği bilinmektedir. Bu durum Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından çok katmanlı bir risk doğurmaktadır. Türkiye’nin Suriye sahasındaki mevcut durumu değerlendirildiğinde, Ankara’nın uzun süredir dile geArdiği hedeflerle sahadaki fiili gelişmeler arasında belirgin bir uyumsuzluk olduğu görülmektedir. Suriye’nin kuzeyinde ortaya çıkan yapılanma bir “Türkiye projesi” değil; uluslararası aktörlerin yönlendirdiği, iki ayrı projenin eşzamanlı ilerlediği bir süreçAr. Bu çerçevede Türkiye kendi ulusal güvenlik önceliklerine rağmen bölgede bir terör devleA niteliği taşıyan ancak devlet görünümü kazanan bir yapının oluşumuna engel olamamış; bu yapının ABD ve İsrail taramndan desteklenen bir düzen çerçevesinde güç kazanmasını 290 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1588 ‒ engelleyememişAr. Buna karşın Türkiye’nin bu gelişmelere yönelik açık ve kararlı bir iAraz ortaya koyamaması, bölgedeki stratejik kırılganlığı derinleşArmektedir. Bu durum, Türkiye açısından yalnızca bölgesel bir risk değil aynı zamanda ciddi bir ulusal güvenlik ve beka sorunu niteliği taşımaktadır. Bu kapsamda terör örgütü ypg’nin Suriye devleAne “entegrasyonu” yönündeki açıklamalar; gerek İbrahim Kalın taramndan geçmişte dile geArilen ifadeler; gerekse Bakan’ın söylemleri bağlamında poliAk ve sosyolojik açıdan tutarlı bir zemine oturmamaktadır. Zira ypg’nin profesyonel mesleki formasyonlarla tanımlanan sivil bir yapısı bulunmamaktadır. Örgüt mensupları mühendislik, öğretmenlik, sağlık hizmetleri gibi sivil alanlara ait rollerle değil, doğrudan silahlı yapı kimliğiyle anılmaktadır. Bu nedenle ypg’nin Suriye devleAne entegrasyonundan söz etmek, fiilen örgütün askeri kapasitesinin resmi bir yapıya eklemlenmesi anlamına gelecekAr. Geçmişte iç süreç yürütülürken ypg’nin bu sürecin parçası olacağı yönündeki beklenAlerin gerçekleşmediği açık şekilde ortaya çıkmışWr. Bugün ypg’nin arWk hiçbir biçimde iç siyasi sürecin muhatabı olmadığı hem örgüt taramndan hem de süreç aktörleri taramndan ifade edilmektedir. Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu riskler devam ederken, ypg’nin Türkiye açısından nasıl tanımlandığının açık biçimde ortaya konması gerekmektedir. Bu nedenle “YPG Türkiye açısından hâlâ bir terör örgütü müdür?” sorusu güvenlik poliAkalarının tutarlılığı açısından kriAk önem taşımaktadır. Ayrıca Türkiye’nin uzun süredir dile geArdiği ve Cumhurbaşkanı taramndan kamuoyuna defalarca açıklanan “ypg’ye ABD taramndan 40 bin Wr silah verildiği” yönündeki değerlendirmeler sahadaki güç dengesinin niteliğini belirleyen temel unsurlardan biridir. Bu silahların akıbeAne ilişkin belirsizlik; silahların imha edilip edilmediği, depolanıp depolanmadığı ya da kimlerin kullanımında bulunduğu Türkiye’nin güvenlik stratejisinde önemli bir soru işareA oluşturmaktadır. Bu nedenle “Bu silahlar nerededir?” sorusunun cevabı, Türkiye’nin Suriye poliAkasının geleceği açısından hayaA nitelik taşımaktadır. Bu çerçevede Türkiye’nin dış poliAka yapım sürecine ilişkin temel soru, fiili bölünmüşlüğün derinleşAği bu ortamda ulusal güvenliğin korunması ve Türkiye’nin bölgesel çıkarlarının savunulması için hangi stratejik araçların devreye sokulduğudur. 291 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1589 ‒ ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi sıfaWnı taşıyan Tom Barrack’ın, Suriye’de federaAf bir modele yakın bir yapının oluşacağını ifade eden açıklaması ülkemize açık bir meydan okuma niteliği taşımaktadır. Bu açıklama Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasını ve merkezi bir devlet yapısı oluşturulmasını isteyen Türkiye'nin tutumuna karşıt bir açıklamadır. Bu beyan, Ankara’nın Suriye poliAkasının temel dayanağı olan toprak bütünlüğü ilkesini stratejik düzeyde sorgulatmakta ve Türkiye açısından ciddi bir diplomaAk sorun alanı yaratmaktadır. Barrack’ın terör örgütü ypg ile gerçekleşArdiği görüşme sırasında çekilen ve kamuoyuna yansıyan, Hatay’ı Suriye toprakları içinde gösteren haritanın yer aldığı görüntüler ise uluslararası hukuk, egemenlik ilkeleri ve sınırların dokunulmazlığı açısından Türkiye açısından daha da kriAk bir nitelik taşımaktadır. Söz konusu olaya karşı Bakanlığın diplomaAk tepki düzeyi önemli bir test niteliği taşımaktadır. Diğer taraXan Türkiye–Avrupa Birliği ilişkileri de kurumsal rasyonalite eksikliğinin yansımalarını barındırmaktadır. AB Genişleme Zirvesi’nde Türkiye’nin adının dahi geçmemesi Türkiye’nin üyelik perspekAfinin siyasal söylem düzeyinin ötesine taşınamadığını göstermektedir. Bir aday ülkenin demokraAk standartlarında ve hukuk devleAnde ciddi gerilemeler yaşarken üyelik sürecini canlı tutması mümkün değildir. Vize süreçlerinde yaşanan ağırlaşma ve ret oranlarındaki arWş da Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin teknik ve siyasal düzeyde ciddi bir gerileme içinde olduğunun göstergesidir. Bu tablo dış poliAkanın ideolojik ve kısa vadeli hesaplara indirgenmesinin doğal sonucudur. Başka bir deyişle Türkiye'nin dış poliAkası mevcut alışıldık eksenlerin ötesine geçen yeni diplomaAk açılımlar gelişArmek zorundadır. Küresel güç dengelerinin hızla değişAği bir dönemde Türkiye, yalnızca geleneksel müZefiklik ilişkilerine değil, yeni aktörlerle çok boyutlu iş birliklerine de yönelmelidir. Bu kapsamda diplomaAk vizyonun, ekonomik, teknolojik ve stratejik kapasiteyi arWracak yeni ortaklık alanlarını proakAf biçimde inşa eden bir niteliğe kavuşması gerekmektedir. Bu konu özelinde Tayvan örneği öne çıkmaktadır. Türkiye’nin Tayvan ile ilişkileri, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği ve yüksek teknolojinin ekonomik rekabeAn temel eksenini oluşturduğu bir dönemde stratejik açıdan yeniden değerlendirilmesi gereken 292 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1590 ‒ bir başlıkWr. 23 milyon nüfuslu Tayvan 831 milyar dolarlık milli geliri, 600 milyar doları aşan rezervi, 900 milyar dolara yakın dış Acaret hacmi ve özellikle yarı iletken sanayisindeki küresel tekel konumu ile dünya ekonomisinin merkezi aktörlerinden biridir. Buna karşın Türkiye’nin Tayvan’la Acaret hacmi yalnızca 1,5 milyar dolar seviyesindedir ve bu durum hem ekonomik potansiyelle hem de Türkiye’nin yüksek teknoloji ihAyacıyla çelişmektedir. Tayvanlı yaWrımcıların Çin’den hızla uzaklaşWğı, Avrupa ve yeni ülkelere yöneldiği bir dönemde Türkiye’nin halen bakan yardımcısı düzeyinde dahi temas kurmamış olması ülkemizin ekonomik diplomasi kapasitesinde ciddi bir yetersizliğe işaret etmektedir. Oysa ABD, Birleşik Krallık, Almanya, Japonya gibi G8 ülkeleriyle birlikte pek çok Avrupa ülkesi Tayvan’la düzenli ekonomik ve Acari mekanizmalar oluşturmuş durumdadır. 2024 yılında 100 binden fazla Tayvanlının Türkiye’yi ziyaret etmesi dahi Ankara’nın Tayvan poliAkasının güncellenmesi ihAyacını ortaya koymaktadır. Türkiye’nin yüksek teknoloji üreAmine geçiş hedefi, sermaye ihAyacı ve stratejik sektörlerde dışa bağımlılığının azalWlması gibi ulusal çıkarları gözeAldiğinde Tayvan’la ilişkilerin mevcut düzeyde tutulması sürdürülebilir değildir. Türkiye’nin dış poliAka alanındaki sorunlarının temelinde, devlet kurumlarının zayıflaması ve kurumsal aklın etkisizleşmesi yatmaktadır. Uluslararası ilişkiler teorisinde devlet kapasitesi ve kurumsal süreklilik bir devleAn dış poliAkasının öngörülebilirliği, isAkrarı ve uluslararası sistemdeki konumu açısından kriAk öneme sahipAr. Kurumların zayıfladığı, liyakaAn erozyona uğradığı, karar süreçlerinin kişiselleşAği bir yöneAm modeli dış poliAkayı kırılgan ve yüksek maliyetli bir alana dönüştürür. Türkiye’nin mevcut durumda karşı karşıya olduğu savrulmanın temel nedeni de budur. Kıbrıs Türklüğünün Var Olma Mücadelesine Destek Olmak Milli Davamızdır Kıbrıs meselesi Türkiye’nin dış poliAka gündeminde tarihsel sürekliliğe sahip en kriAk konulardan biri olmayı sürdürmektedir. Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliği, güvenliği ve adadaki varlığının korunması Türkiye açısından yalnızca diplomaAk bir mesele değil aynı zamanda milli bir dava niteliği taşımaktadır. Bu nedenle garantörlük hakkımız Türkiye’nin Kıbrıs’taki konumunun hukuki zeminini oluşturmakta ve bu zeminin aşınması Türkiye’nin stratejik çıkarları bakımından ciddi riskler doğurmaktadır. 293 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1591 ‒ Son dönem dış poliAka uygulamalarındaki belirsizlik ve tutarsızlıklar, garantörlük haklarının geleceğine ilişkin kaygıları arWrmakta ve Kıbrıs poliAkasının sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’nin Kıbrıs’ta kendi milli menfaatleri aleyhine gelişmelerin önüne geçmek için hangi diplomaAk araçları kullandığı, hangi müzakere stratejilerini devreye soktuğu ve uluslararası plarormlarda nasıl bir konum aldığı önem taşımaktadır. Doğu Akdeniz meselesi de son yıllarda enerji jeopoliAği, deniz yetki alanları ve çok taraflı rekabet açısından Türkiye’nin dış poliAka gündeminde merkezi bir yer edinmişAr. Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) iddiaları, kıta sahanlığı sınırlandırma tezleri ve bölgedeki enerji kaynaklarına yönelik hak ve menfaatleri hem uluslararası hukuk hem de bölgesel güç dengeleri açısından kriAk bir tarWşma alanıdır. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin mevcut konumunun ne ölçüde korunduğu, deniz yetki alanlarına ilişkin hangi hukuki ve diplomaAk stratejilerin hayata geçirildiği ve Türkiye’nin bölgedeki enerji mimarisine ne düzeyde entegre olabildiği dış poliAka yapım sürecinin niteliğini değerlendirmek açısından önemlidir. “POLİTİKASIZLIK POLİTİKASI” İÇİNDE SAVRULAN DIŞ POLİTİKA Libya poliAkası da Türkiye’nin Doğu Akdeniz denklemindeki yerini doğrudan etkileyen bir başka alandır. Türkiye’nin Libya’daki askeri ve diplomaAk angajmanı başlangıçta belli stratejik hedeflere dayansa da bugün gelinen noktada bu poliAkanın sürdürülebilirliği, etkinliği ve hedeflenen amaçlara ulaşma kapasitesi tarWşmalıdır. Libya’da siyasi parçalanmışlığın derinleşmesi, dış aktörlerin etkisinin artması ve müzakere süreçlerinde ilerleme sağlanamaması Türkiye’nin bu ülkedeki poliAka araçlarının etkinliğini sınırlayan faktörler hâline gelmişAr. Türkiye’nin Suriye ve Mısır yöneAmiyle yakınlaşma mesajları vermesine rağmen, Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmalarının yapılmamış olması dış poliAkanın tutarlılığı bakımından üzerinde durulması gereken bir diğer unsurdur. Bu durum hem Doğu Akdeniz’deki dengeleri hem de Türkiye’nin deniz yetki alanları stratejisini doğrudan etkilemektedir. Bölgedeki bir diğer kriAk unsur İran’daki isAkrarsızlık potansiyelidir. İran’a yönelik olası bir savaş ya da müdahale senaryosu Türkiye açısından çok boyutlu etkiler doğuracakWr. İran’ın toprak bütünlüğünün korunması, Türkiye’nin güvenlik stratejisi, bölgesel isAkrar algısı ve sınır 294 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1592 ‒ güvenliği açısından temel bir değişken olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla Türkiye’nin İran’ın toprak bütünlüğüne ilişkin pozisyonunun, ulusal güvenlik doktrininin hangi unsurlarına dayandığı ve bu yaklaşımın gelecekte nasıl şekilleneceği önem taşımaktadır. Bunlara ek olarak bölgesel diplomasi alanında dikkat çeken bir başka gelişme ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi taramndan dile geArilen “Türkiye ve İsrail savaşmayacak; Hazar’dan Akdeniz’e uzanan bir iş birliği ha| göreceksiniz” ifadesidir. Bu açıklama, bölgesel güç ilişkilerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik bir perspekAf sunmakta ve Türkiye’nin bu yeni konfigürasyonda nasıl bir rol öngördüğüne ilişkin belirsizlikler doğurmaktadır. Bu açıklamanın akabinde de Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan'ın Devlet Başkanlarının Beyaz Saray zirvesi sonrasında Kazakistan'ın İbrahim Anlaşmaları'na kaWldığı duyurulmuştur. İbrahim Anlaşmaları’na kaWlımının duyurulması, bölgesel güç dengelerinde yeni bir eksenin oluşmakta olduğuna işaret etmektedir. Bu çerçevede Türkiye’nin İbrahim Anlaşmaları’na taraf olup olmayacağı ve bu anlaşmaların Türkiye’nin dış poliAka doktriniyle ne ölçüde uyumlu olduğu soruları önem kazanmaktadır. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisinin Lozan Antlaşması’na yönelik değerlendirmeleri ise Türkiye’nin hukuki temelini oluşturan bir anlaşmaya yönelik söylemsel saldırılar olarak okunmalıdır. Tapu senedimiz Lozan Antlaşması’nın uluslararası hukuk açısından statüsü ve Türkiye’nin dış poliAkadaki konumu açısından taşıdığı önem dikkate alındığında bu tür açıklamalara karşı Türkiye’nin nasıl bir diplomaAk yanıt verdiği ya da vereceği önemli bir tarWşma konusudur. Bu konu sessizlikle geçişArilecek bir husus olarak görülemez ve görülmemelidir. Utanç Ziyare;: Erdoğan’ın ABD Temasları Cumhurbaşkanının Birleşmiş Milletler temasları çerçevesinde gerçekleşArdiği son ABD ziyareA gerek sembolik düzlemde gerekse diplomaAk içerik açısından Türkiye’nin egemenlik algısını zedeleyen birçok unsur barındırmaktadır. İlk olarak ziyaret öncesinde 2018’den bu yana uygulanan bazı ek gümrük vergilerinin kaldırılması, Türkiye’nin müzakere gücünü zayıflatan bir ön taviz niteliği taşımaktadır. Bunun hemen akabinde ABD Başkanı Donald Trump’ın “Erdoğan’ın yapacağı en iyi iş Rusya’dan petrol ve doğal gaz almamak olacakWr.” yönündeki açıklaması egemen bir devleAn enerji tercihlerini belirleyecek mahiyeZe müdahaleci bir beyan olmasına rağmen Türkiye taramndan karşılıksız 295 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1593 ‒ bırakılmışWr. ABD ile yapılan ve basına yansıyan 43 milyar dolarlık LNG anlaşması enerji bağımlılığı ve fiyat poliAkaları açısından ayrı bir tarWşma konusu olmakla birlikte, ziyareAn müzakeresiz taviz niteliğini pekişArmektedir. ZiyareAn sembolik boyutu ise diplomasi tarihinde örnek gösterilecek derecede sorunludur. Trump’ın kamuoyuna açık bir ortamda Cumhurbaşkanının sandalyesini çekmesi, uluslararası ilişkilerde “güç hiyerarşisini sembolik hareketlerle tahkim etme” praAğinin Apik bir örneği olup ikAdar çevrelerinde bunun bir jest gibi sunulması gerçek bağlamıyla bağdaşmamaktadır. Nitekim verilen mesaj açıkWr: Bu hareket “senin sandalyeni istediğim zaman çekebilirim” anlamı taşımaktadır. Buna rağmen Türkiye’nin hiçbir resmi düzeyde tepki göstermemesi egemenlik hassasiyeAnin zayıflamakta olduğuna işaret eden tehlikeli ve ciddi bir göstergedir. Trump’ın “hileli seçimleri herkesten iyi bilir”, “Rahip Brunson’ı mahkeme kararına rağmen aldık” ve Türk bürokratlarına yönelik alaycı ifadeleri gibi diplomaAk teamüllerle bağdaşmayan açıklamaları da aynı şekilde yanıtsız bırakılmışWr. Türkiye’nin F-35 programına ilişkin hak iddialarının dile geArilmemesi, Hamas meselesinin gündeme taşınmaması ve tüm bu süreç boyunca hiçbir Türk makamının, haZa en düşük düzeydeki bir temsilcinin dahi diplomaAk tepki vermemesi, ziyareAn siyasi ve kurumsal açıdan ciddi bir meşruiyet sorununa dönüştüğünü göstermektedir. Söz konusu ziyaret Türkiye’nin dış ilişkilerinde giderek “tepkisiz ve edilgen” bir pozisyona sürüklendiği yönündeki tespitleri güçlendirmişAr. Bu durum yalnızca diplomaAk saygınlık kaybı yaratmakla kalmamakta, uluslararası hukuk çerçevesinde egemen eşitlik ilkesinin fiili olarak aşınmasına yol açmaktadır. Bir devleAn temsilcilerinin açık hakaretler, müdahaleci beyanlar ve sembolik aşağılamalar karşısında hiçbir tepki göstermemesi, Türkiye’nin dış poliAkada uzun süredir gözlemlenen kurumsal zafiyetlerinin yeni ve çarpıcı bir örneğini teşkil etmektedir. Fener Rum Patrikhanesi'nin Ekümeniklik İddiasına Sessiz Kalınamaz 14 Mayıs 2025 tarihinde patrikhanenin “ekümenik” unvanını kullandığı ve Papa’yı İznik’te bu sıfatla ağırlamaya hazırlandığına ilişkin açıklamalar patrikhanenin konumuna dair yeni soruları gündeme taşımışWr. Bu çerçevede gerek Lozan Antlaşması’nın açık hükümleri gerekse 10 Ocak 1923 tarihli oturumda kabul edilen ve patrikhanenin yalnızca dinî alanda 296 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1594 ‒ faaliyet göstereceğini teyit eden mutabakat patrikhanenin siyasal bir otorite olarak konumlanmasını dışlayan bir çerçeve sunmaktadır. Dışişleri Bakanlığının 3 Temmuz tarihli yazılı cevabında belirAldiği üzere Lozan Antlaşması doğrudan patrikhanenin statüsüne ilişkin hüküm içermese de patrikhanenin mübadele dışında bırakılan Rum cemaaAnin dinî ihAyaçlarını karşılamakla sınırlı olduğu yönündeki teamül hem tarihsel hem hukuki açıdan belirleyici niteliktedir. FaAh Kaymakamlığının patrikhaneye verilen Trabzonspor formasında “Ekümenik Patrik” ibaresinin kullanılmasını eleşArirken yapWğı açıklamada da bu sınırlar yeniden vurgulanmışWr. Açıklamada patrikhanenin yalnızca İstanbul, Bozcaada ve Gökçeada’daki Rum cemaaAne hitap edebileceği ve ekümeniklik iddiasının gerek Lozan mutabakaW gerekse Anayasa’nın eşitlik ilkesi açısından hukuki bir dayanağının bulunmadığı ifade edilmişAr. Azınlık topluluklarına çoğunlukta dahi bulunmayan ayrıcalıkların tanınmasının Anayasa’ya aykırı olduğu belirAlmiş patrikhanenin “ekümenik” sıfaWnın Türkiye’de hukuken geçerli olmadığı açıkça ortaya konmuştur. Patrikhanenin son dönemdeki faaliyetleri, yalnızca dini temsil sınırları içinde değerlendirilemeyecek özellikler taşımaktadır. Patrikhanenin uluslararası toplanWlara “ekümenik patrik” sıfaWyla kaWlması, devlet başkanlarıyla resmî nitelikte görüşmeler gerçekleşArmesi ve bazı uluslararası plarormlarda patrikhaneye kurumsal statü aredilmesi, Türkiye’nin Lozan sonrası azınlık rejimiyle uyumlu olmayan praAklerdir. Bunların “ilahiyat çalışmalarının konusu” olduğu yönündeki açıklamalar, patrikhanenin sahadaki fiili temsil kapasitesinin uluslararası alanda genişlediği gerçeğini ortadan kaldırmamaktadır. Bu gelişmeler dini temsilin ötesine geçmekte ve Türkiye’nin egemenlik yetkileriyle doğrudan ilişkili sembolik ve siyasal sonuçlar üretmektedir. Patrikhanenin Ukrayna Barış Konferansı’na ekümenik unvanıyla kaWlması diğer devlet liderleriyle gerçekleşArdiği görüşmelerin resmiyet düzeyi ve patrikhanenin uluslararası aktörler listelerinde yer alması Lozan rejiminin çizdiği sınırların aşılması anlamına gelmektedir. Aynı şekilde patrikhanenin Rumca yazışmayla Antakya Rum Kilisesi’nin yıkılması hakkında Türkiye CumhuriyeA Cumhurbaşkanına hitap etmesi, Sömbeki Adası’na yardımcı piskopos atanması ya da ABD’li aktörlerle Heybeliada Ruhban Okulu üzerinden dış müdahale talep eden temaslarda bulunması egemenlik haklarımıza ve iç işlerimize müdahale talebi niteliği taşıyan praAkler olarak değerlendirilebilir. 297 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1595 ‒ Tüm bu girişimlerin tarihsel referanslarla meşrulaşWrılmaya çalışılması da ayrıca dikkat çekicidir. Patrikhanenin Romanya’da yapWğı konuşmada 1920 Genelgesi’ne aWf yapması söz konusu belgenin bağlamı iAbarıyla “İstanbul’un Yunanistan’a devri” tezine dayanması nedeniyle sembolik ve siyasal açıdan sorunludur. Patrikhanenin 1918–1921 dönemine ilişkin belgeleri referans alması teolojik bir tarWşma zemininden çok, uluslararası statü iddialarının tarihsel sürekliliğini pekişArmeye dönük sembolik bir strateji olarak görülmelidir. Patrikhanenin ekümeniklik iddiasının gündelik teolojik faaliyetlerle açıklanamayacağı açıkWr. Türkiye’nin Lozan sonrası azınlık rejimi, mütekabiliyet ilkesi, ulusal egemenlik anlayışı ve uluslararası hukuk çerçevesindeki konumu dikkate alındığında patrikhanenin giderek genişleyen uluslararası siyasi faaliyetleri sessizlikle geçişArilemeyecek nitelikte, çok katmanlı ve stratejik bir poliAka alanı olarak değerlendirilmelidir. Uygur Türkleri ve Doğu Türkistan’a Sessiz Kalınamaz Türkiye’nin Doğu Türkistan poliAkası uzun yıllardır kendisini “mazlumun yanında durma” ilkesiyle tanımlayan dış poliAka söylemiyle ciddi bir uyumsuzluk içerisindedir. Çin’in Uygur Türklerine yönelik ağır insan hakları ihlalleri, uluslararası toplum taramndan giderek daha fazla “insanlığa karşı suç” ve “soykırım niteliğinde uygulamalar” olarak tanımlanırken Türkiye’nin bu konuda gösterdiği sessizlik, yalnızca diplomaAk bir tercih değil aynı zamanda eAk ve tarihsel sorumluluk açısından ciddi bir kırılma olarak ortaya çıkmaktadır. Bölgenin zengin yeralW kaynakları, Çin ekonomisinin enerji ve gıda güvenliği açısından taşıdığı hayaA rol, İpek Yolu ha|ndaki jeostratejik konumu ve Çin’in küresel hakimiyet vizyonunun merkezinde yer alması; Pekin’in baskıcı poliAkalarını daha da yoğunlaşWrmaktadır. Bakan’ın Haziran 2024’te Çin’e yapWğı ziyareZe Doğu Türkistan bölgesini de ziyaret etmesi Uygurlu soydaşlarımız adına önemlidir. Ancak bu ziyareAn olumlu yönü, Türkiye’nin genel poliAk düzlemindeki sessizliği ortadan kaldırmamaktadır. Doğu Türkistan’daki baskı poliAkalarının ulaşWğı boyut “zulmün arWk arşa yükseldiği” bir durumu işaret etmekteyken Türkiye’nin bu sistemaAk ihlaller karşısında güçlü ve net bir pozisyon alamaması dış poliAka kapasitesi açısından önemli bir zafiyet görüntüsü oluşturmaktadır. Komisyon görüşmelerinde Bakan’ın konuşmasının ilgili bölümünde yalnızca “beklenA ifade eden” tek cümlelik bir arın yer alması, Türkiye’nin soydaşlarına yönelik insan hakları ihlalleri karşısındaki tepkisinin ne denli sınırlı kaldığını göstermektedir. 298 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1596 ‒ Yine diğer boyutuyla 2026 yılı bütçe teklifinde “Uygur Türkleri”, “Doğu Türkistan” ya da “Çin’in Uygurlara yönelik insan hakları ihlalleri” konularına yer verilmemişAr. Uygur Türkleri yalnızca tek bir cümleyle geçişArilmişAr. Dışişleri Bakanlığı bütçe teklifinde yer alan ifadelerde; “Etnik, kültürel ve dini bağlara sahip olduğumuz Uygur Türklerinin temel hak ve özgürlüklerinin korunmasına matuf insani mülahazalara dayalı tutumumuzun yanısıra Rohingya Müslümanları’nın yaşadığı zor koşulların iyileşArilmesine yönelik çabalarımız da sürdürülecekAr.” denilmişAr. Bu sessizlik, Türkiye’nin dış poliAkada insan hakları ve Türk dünyası söylemini stratejik olarak seçici biçimde kullandığını, Çin’le ekonomik ve Acari çıkar ilişkileri söz konusu olduğunda bu ilkeleri tamamen geri plana idğini göstermektedir. Türkiye’nin tarihsel, kültürel ve dini bağlara sahip olduğu Uygur Türklerine ilişkin bu düzeyde düşük profilli bir diplomaAk yaklaşım benimsemesi, dış poliAkanın kendi iddialarıyla çelişkili bir hal almasına yol açmaktadır. Soydaşların maruz kaldığı toplama kampları, zorla çalışWrma, asimilasyon, aile bütünlüğünün parçalanması ve inanç özgürlüğünün sistemaAk olarak ihlal edilmesi gibi uygulamalar karşısında Türkiye’nin güçlü bir söylem dahi kuramaması, devleAn normaAf dış poliAka iddiasının içini boşaltmaktadır. Başka bir boyutuyla Türkiye’de son dönemde özellikle ikAdar çevrelerine yakın medya figürleri taramndan “Doğu Türkistan’da zulüm yoktur” temalı içeriklerin arWrılması ve AK ParA Gençlik Kollarının Çin’e düzenlediği ziyaretlerden sonra paylaşılan propagandif içerikler dikkat çekmektedir. Zamanlama ve içerik bakımından bu paylaşımlar Çin’in uluslararası imaj yöneAmi stratejilerine hizmet eden çalışmalar olarak değerlendirilmektedir. Çin’in “yumuşak güç” araçları kapsamında gazetecileri, gençlik delegasyonlarını ve kanaat önderlerini kontrollü vitrin şehirlerde ağırlaması Türk kamuoyunu yumuşatma ve Uygurlara yönelik eleşArileri etkisizleşArme hedefi taşımaktadır. Türkiye’nin bu tür çalışmalara dolaylı yoldan alan açması, Doğu Türkistan gibi tarihsel sorumluluk taşıdığı bir konuda geri çekilmesine neden olmaktadır. Uygur Türklerinin ve Doğu Türkistan’ın karşı karşıya kaldığı ihlallerin Türkiye’nin dış poliAkasında acil ve öncelikli bir konu haline geArilmesi zorunludur. İnsanlığa karşı suç ve soykırım iddialarının Birleşmiş Milletler mekanizmalarında, Uluslararası Ceza Mahkemesi nezdinde ve diğer uluslararası hukuk plarormlarında sistemaAk biçimde takip edilmesi gerekmektedir. Bu amaçla Dışişleri Bakanlığı bünyesinde özel bir hukuki takip ve savunuculuk 299 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1597 ‒ birimi oluşturulması, Türkiye’nin hem uluslararası hukuk çerçevesinde hem de kendi tarihsel sorumlulukları doğrultusunda daha tutarlı, etkin ve onurlu bir poliAka yürütebilmesini sağlayacakWr. Başka bir açıdan diplomaAk temasların çeşitlendirilmesi ve arWrılması adına Urumçi’de bir konsolosluk açılması gerekmektedir. Bakanlık taramndan aWlacak diplomaAk adımlar ile Türkiye’de yaşayan Uygur Türklerine Çin Büyükelçiliği aracılığı ile en azından önemli günlerde aileleri ile görüştürme imkanı yaraWlmalıdır. Türkiye CumhuriyeA vatandaşı olan ve halihazırda Doğu Türkistan’da kamplarda tutulanlarla ilgili Çin HükümeA’nden bilgi talep edebilmek ya da onların iadesini isteyebilmek adına diplomaAk kanallar kurulmalıdır. Dolayısıyla Doğu Türkistan’da yaşananlarla ilgili sağlıklı bilgi alabilmek adına Urumçi`de konsolosluk kurma fikrinin hayata geçirilmesi elzemdir. Kerkük’teki Demografik Değişim Türk Soydaşlarımızı Tehdit Ediyor Türkiye'nin bekasının teminaW olarak gördüğümüz Kerkük seçimlerinde yaşananlar Türkiye'nin yıllardır savunduğu Irak'ın toprak bütünlüğü ve Türkmenlerin siyasi temsili ilkesinin kırılgan hale geldiğini gözlerimizin önüne sermektedir. Kerkük'ün demografik yapısının değişArilmesi ve Türk soydaşlarının haklarının ihlali yönündeki iddialar açısından ciddi bir endişe kaynağı olmaktadır. Kerkük, tarihsel olarak binlerce yıldır Türk yurdudur ve bu gerçeği değişArmeye yönelik sistemaAk bir isAlayla karşı karşıyadır. Kerkük’te Türk kimliğini hedef alan bir dizi uygulama, demografik yapıyı değişArmeye yönelik sahte vatandaşlık işlemleri ve Türkmenlerin zorla göç edrilmesi gibi eylemler kabul edilemez. Seçim sürecinde sandıkların açılmaması, Türkmen bölgelerinde baskı iddialarının artması ve sonrasında yaşanan sokak olayları, Türkiye’nin Kerkük’teki nüfuzunun zayıfladığı yönünde ulusal ve bölgesel ölçekte tarWşmalar yaratmışWr. Bin yıldır bölgenin asli unsuru olan Türkmenlerin siyasi temsili, kurumsal hakları ve güvenlik düzeyi giderek aşınan bir görüntü vermekte bu durum yalnızca insani değil, aynı zamanda Türkiye açısından stratejik bir güvenlik meselesi olarak önem kazanmaktadır. Bu çerçevede Türkmenlerin uğradığı haksızlıklar karşısında Türkiye’nin sesinin yeterince duyulamaması daha önemlisi sahada etkili bir diplomaAk ve kurumsal mekanizma işleAlememesi kabul edilebilir bir durum değildir. Zira Türkmenlerin siyasi gücünün zayıflaması 300 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1598 ‒ yalnızca bir azınlık sorunu değil Türkiye’nin ulusal güvenliği ve bölgesel denge poliAkaları açısından da kriAk bir kırılma alanıdır. Bu bağlamda temel sorular netleşmektedir: Türkiye, Kerkük seçim krizine yönelik olarak hangi somut diplomaAk girişimlerde bulunmuştur? Türkmen Meclisindeki temsil kaybının giderilmesi için nasıl bir yol haritası gelişArmektedir? Kerkük’teki statü belirsizliği karşısında Ankara’nın koruduğu kırmızı çizgiler nelerdir ve bu çizgiler hangi araçlarla savunulmaktadır? Özetle; ülkemiz Kerkük’ün demografik yapısındaki değişikliklerin ve Türk nüfusunun haklarının ihlalinin önüne geçilmesi için uluslararası düzeyde daha fazla baskı kurmalı, aynı zamanda Irak hükümeA nezdinde de bu konuda somut adımlar aWlmasını talep etmelidir. Türkiye’nin, Kerkük’teki Türk nüfusunun korunması ve haklarının savunulması noktasında izlediği diplomaAk tutum, bölgedeki isAkrarı koruma ve Türk soydaşlarının haklarını güvence alWna alma açısından büyük önem taşımaktadır. Bu mesele, yalnızca Irak’taki Türk nüfusunun haklarını savunmakla kalmayıp, aynı zamanda bölgedeki barış ve huzurun temin edilmesine de katkı sağlayacakWr. Dolayısıyla, Türkiye’nin Kerkük’teki gelişmeleri dikkatle izlemesi ve ilgili uluslararası kurumlarla iş birliği yaparak bu konuda etkin bir diplomaAk yaklaşım sergilemesi büyük önem taşımaktadır. Ba` Trakya Türkleri Unutulmamalı Yunanistan'da yaşayan BaW Trakya Türk toplumu uzun yıllardır süregelen sistemaAk hak ihlalleriyle karşı karşıyadır. Bu topluluğun en temel sorunu, Yunan makamları taramndan etnik kimliklerinin inkar edilmesi ve bu kimliği ifade eden her türlü örgütlenme çabasının engellenmesidir. Adında Türk kelimesi geçen dernekler kapaWlmakta veya yeni derneklerin tescil başvuruları keyfi bir şekilde reddedilmektedir. BaW Trakya Türk toplumunun cesaret ve kararlılıkla sürdürdüğü hak mücadelesi, karşılaşılan sorunların ekonomik, toplumsal, en önemlisi kişi hak ve özgürlükleri düzeyinde olduğunu açıkça göstermektedir. Yaşanan sorunlar her ne kadar birbiriyle bağlanWlı olsa da temel hak ve özgürlüklere yönelik baskılar BaW Trakya Türklerinin varoluşsal kimliğini ve 301 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1599 ‒ direncini hedef almaktadır. BaW Trakya Türklerinin karşılaşWğı en büyük sorun olan kimliklerine ve kültürlerine yönelik haksız uygulamalar, hukukun üstünlüğü ve uluslararası anlaşmalarla teminat alWna alınan temel hakların gasp edilmesi anlamına gelmektedir. Bu baskıların ortadan kaldırılması ve BaW Trakya Türklerinin yaşam şartlarının iyileşArilmesi Türkiye CumhuriyeA'nin uluslararası hukuktan doğan diplomaAk ve hukuki sorumluluğudur. Yunanistan’ın uluslararası hukuku ve AİHM kararlarını hiçe sayan eylemleri karşısında, Dışişleri Bakanlığı’nın uluslararası plarormlarda yürüteceği akAf ve etkin hukuki takip hayaA önem taşımaktadır. Bu süreç uluslararası lobi faaliyetleri, hukuki danışmanlık hizmetleri, uluslararası kurumlar nezdinde sürekli bilgilendirme ve diplomaAk baskı mekanizmalarının işleAlmesini gerekArmektedir. Bu çok boyutlu diplomaAk ve hukuki mücadeleyi kesinAsiz sürdürebilmek için bakanlık poliAkalarında BaW Trakya Türklerinin hak mücadelesine yönelik gerçekçi ve somut adımların aWlması gerekmektedir. Bu Türkiye CumhuriyeA'nin soydaşlarının hak ve özgürlüklerini koruma konusundaki sarsılmaz kararlılığının somut bir göstergesi olacakWr. Türk Pasaportunun Zayıflayan İ;barı Dışişleri Bakanlığı bütçesini değerlendirirken tarWşma yalnızca mali göstergelerle sınırlı değildir bu bütçe Türkiye’nin güvenliği, egemenliği, uluslararası iAbarı ve küresel konumlanışı açısından doğrudan belirleyici niteliktedir. Dış poliAka alanında yapılan tercihler yalnızca diplomaAk ilişkilere değil aynı zamanda devleAn bekasına, toplumun refahına ve Türkiye’nin uluslararası alandaki saygınlığına doğrudan etki etmektedir. Bu çerçevede Dışişleri Bakanlığının temel sorumluluklarından biri Türk pasaportunun uluslararası alandaki presAjini korumak ve yükseltmekAr. Ancak son yıllarda Türkiye’nin bu alanda ciddi bir gerileme yaşadığı görülmektedir. Türk vatandaşlarının hiçbir dönemde vize başvurularında bu derece zorlanmadığı haZa bu kadar yoğun başvuru yapmak zorunda kalmadığı açıkWr. Vize süreçlerinin ağırlaşması ve ret oranlarının yükselmesi yalnızca bireysel mağduriyet üretmekle kalmamaktadır. Türkiye’nin uluslararası iAbarına ilişkin daha geniş bir zafiyet alanını da görünür kılmaktadır. 302 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1600 ‒ Buna ek olarak aracı firmalar üzerinden yürütülen vize işlemleri önemli bir problem alanı haline gelmişAr. Pasaportların adeta rehin tutulduğuna ilişkin iddialar, fahiş ücret uygulamaları ve vatandaşların yoğun şikayetleri bu alanda ciddi bir deneAm eksikliği olduğunu göstermektedir. Bu tablo devleAn kendi vatandaşına karşı yükümlülüklerini yerine geArme kapasitesine ilişkin kaygı yaratmaktadır. Türkiye’nin uzun vadeli hedefi vatandaşlarının dünyada serbestçe dolaşım hakkına erişebilmesidir. Bu hedefin gerçekleşmesi pasaport iAbarının arWrılmasını sağlayacak kapsamlı bir dış poliAka yaklaşımını, çok yönlü diplomaAk girişimleri ve vize süreçlerindeki yapısal sorunlarla kararlı bir mücadeleyi gerekArmektedir. Soydaşlarımız Türk Dili ve Kültüründen Yoksun Bırakılmamalı Uzun yıllar yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız ve soydaşlarımız hayaWn olağan akışı doğrultusunda farklı kültürlerle sürekli etkileşimde olup Türk dilinden ve kültüründen uzaklaşma riskiyle karşı karşıyadır. Yurt dışında yaşayan Türkler arasında Türkçe’nin kullanımının azalması ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın Türk kültüründen uzaklaşma riskleri toplumsal yapımızı tehdit etmektedir. Özellikle kimlik ve aidiyet duygularını koruma konusunda büyük zorluklarla karşılaşmaktadır. Türk okullarının yetersizliği ve bu alanda yaWrımların sınırlı kalması kültürel asimilasyon riskini arWrdığı gibi devleAn yetersiz kaldığı alanlarda paralel yapılanmalara da mrsat doğurmaktadır. Çocuklarımızın yaşadıkları ülkelerde Türkçe öğrenimlerine devam edebilmeleri için devlet destekli eğiAm projelerinin arWrılması gerekmektedir. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın Türkçeye ve Türk kültürüne hakim olmaları onların milleAmizle ve ülkemizle olan bağlarını da doğrudan etkilemektedir. Bu bağlar devleAn yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızla olan ileAşim altyapısını kuvvetlendirecekAr. Diğer yandan yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız Türkçe’nin ve Türk kültürünün tüm dünyada tanınıp bilinmesi adına önemli bir rol üstlenmektedirler. Bu vesileyle yurtdışında yaşayan Türklerin, dilimize ve kültürümüze daha hâkim olmaları için yapılacak yaWrımlar Türkiye’nin marka değerine yapılmış olacak ve Türk Diasporasını güçlendirecekAr. 303 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1601 ‒ Gurbetçilerimize Destek Mekanizmaları Yetersiz ve Eksik Yurt dışında yaşayan ve çalışan vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde günlük yaşamdan çalışma hayaWna kadar pek çok alanda çeşitli idari engellerle karşılaşWkları özellikle o ülkelerin bürokraAk işleyişini ve mevzuaWnı bilmedikleri için ciddi güçlükler yaşadıkları sıkça görülmektedir. Vatandaşlarımızın büyük kısmı çalışma ya da eğiAm amacıyla yurt dışına gitmekte olup bu süreçlerde ihAyaç duydukları bilgiye ve yönlendirmeye hızlı şekilde ulaşamamaktadır. Dolayısıyla isAhdam, eğiAm, başvuru süreçleri ve resmi prosedürler konusunda destek alabilecekleri doğru bilgilendirme sağlayan etkin bir danışmanlık sistemine duyulan ihAyaç her geçen gün artmaktadır. Bu kapsamda Dışişleri Bakanlığının yurt dışında bulunan vatandaşlarımıza bu hizmeA kurumsal bir çerçevede sunması gerekmektedir. Farklı ülkelerin hukuk düzenlerine uyum sağlamakta zorlanan vatandaşlarımız çalışma ve oturma izinleri, sosyal güvenlik işlemleri ve vatandaşlık başvuruları gibi temel konularda çoğu zaman bilgi eksikliği nedeniyle mağduriyet yaşamaktadır. Bu alanlarda ihAyaç duyulan hukuki ve bürokraAk bilginin Bakanlık taramndan kolay erişilebilir bir danışmanlık hizmeAyle sunulması vatandaşlarımızın hak kayıplarının önüne geçecekAr. Ayrıca her ülkenin sağlık sistemi farklı bir yapıya sahip olduğundan sağlık hizmetlerine erişim konusunda da benzer sorunlar yaşanmaktadır. Sağlık sigortası, randevu alma, tedaviye erişim gibi konularda yaşanan bilgi eksikliği vatandaşlarımızı daha da zor durumda bırakmaktadır. Bu nedenle sağlık işlemlerine ilişkin yol gösterici ve açıklayıcı hizmetlerin verilmesi büyük önem taşımaktadır. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın maruz kaldığı bu çok boyutlu güçlüklerin yalnız bireysel çabalarla aşılması mümkün değildir. Kurumsal ve sistemaAk bir destek mekanizmasının hayata geçirilmesi kaçınılmazdır. Dışişleri Bakanlığı taramndan oluşturulacak kapsamlı bir danışmanlık ve rehberlik altyapısı vatandaşlarımızın idari süreçlerde karşılaşWkları belirsizlikleri azaltacak, haklarını etkin biçimde kullanabilmelerini sağlayacak ve bulundukları ülkelerde daha güçlü bir toplumsal konum edinmelerine katkı sunacakWr. Böyle bir yapılanma yalnızca bireysel mağduriyetleri gidermekle kalmayacak Türkiye’nin yurt dışındaki vatandaşlarına yönelik sorumluluklarını yerine geAren, koruyucu ve kapsayıcı bir devlet anlayışının da somut bir göstergesi olacakWr. 304 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1602 ‒ ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI Merkezi Bütçe 2025 Bütçesi 2025 Harcama 2026 Bütçe Değişim Oranı (%) İçindeki Payı Başlangıç Ödeneği (Haziran Sonu) Teklifi (₺) 2025-2026 (%) 45.332.020.000 15.251.828.758 36.097.800.000 −20,37 0,19 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi, önceki yıl bütçesi ile karşılaştırıldığında %20,37 oranında azaldığı görülmektedir. Bakanlık bütçesi 45 milyar TL seviyesinden 36 milyar TL düzeyine gerilemiştir. Bu durum, enerji arz güvenliği, madencilik politikalarının sürdürülebilir yönetimi ve yenilenebilir enerji dönüşümüne yönelik stratejik hedefler açısından yapısal küçülmeyle sonuçlanacağı bir mali tablo ortaya çıkarmaktadır. Değişim Bakanlık Açıklama (Ekonomik 2025 Başlangıç 2025 Haziran 2026 Bütçe Oranı Bütçesi Sınıflandırma) Ödeneği Sonu Harcama Teklifi (2025- İçindeki Payı 2026) (%) Personel Giderleri 1.124.850.000 550.811.449 1.484.555.000 +31,97 4,11 Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet 142.999.000 68.162.731 190.308.000 +33,08 0,53 Primi Giderleri Mal ve Hizmet Alım 32.227.233.000 11.518.805.557 20.931.494.000 −35,05 57,98 Giderleri Cari Transferler 7.097.317.000 2.276.277.719 6.030.657.000 −15,02 16,71 Sermaye Giderleri 135.541.000 8.756.176 347.100.000 +156,0 0,96 Sermaye Transferleri 4.450.080.000 828.402.000 6.829.303.000 +53,46 18,92 Borç Verme 154.000.000 613.127 284.383.000 +84,66 0,79 1. Personel giderleri %31,97 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %4,11 ’dir. (Kamu personeli ile kamu personeli olmasa bile bunlar gibi çalıştırılan veya hizmetinden faydalanılan kişilere -veya diğerlerine- bordroya dayalı olarak nakden yapılan ödemeleri kapsar.) 2. Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri %33,08 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %0,53’tür. (Devletin işveren sıfatıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri bu bölümde izlenir.) 3. Mal ve hizmet alım giderleri %-35,05 azalmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %57,98’dir. (Faturalı olarak veya ilgili mevzuatına uygun şekilde belgelendirilerek alınan mal ve hizmet bedellerini kapsar.) 305 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1603 ‒ 4. Cari transferler %15,02 azalmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %16,71’dir. (Sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla karşılıksız olarak yapılan ödemelerdir.) 5. Sermaye giderleri %156,0 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %0,96’dır. (Sermaye harcamaları, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi aktiflerin edinimi için yapılan ve Devlet mal varlığını artıran ödemelerdir.) 6. Sermaye transferleri %53,46 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %18,92‘dir. (Sermaye transferleri, bütçe dışına sermaye birikimi amaçlayan ve sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir.) 7. Borç Verme %84,66 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı ise %0,79’dur. (Bir mali hakka veya devletin mülkiyetinde hisse (sermaye) katılımına neden olan ödemeleri kapsar.) Küresel ölçekte yapay zekâ teknolojilerinin ivmelenmesi ve bu alana yönelik talebin hızla artması sonucunda, yarı iletken çip üretimine duyulan ihtiyaç belirgin şekilde yükselmiştir. Bu duruma paralel olarak söz konusu çiplerin üretiminde temel bileşen niteliğindeki nadir toprak elementlerine yönelik talep de çok boyutlu ve hızlanan bir artış eğilimine girmiştir. Nadir toprak elementleri, yalnızca yarı iletken ekosisteminde değil aynı zamanda uzay teknolojileri, bilgi teknolojileri ve savunma sanayii gibi yüksek katma değerli sektörlerde kritik önemde bir girdiye sahiptir. Bu nedenle yüksek teknoloji üreten ülkeler, üretim sürekliliğini güvence altına almak ve küresel tedarik zincirlerinde oluşabilecek kırılmaları asgari düzeye indirmek amacıyla bu elementlere erişimi genişletmeye dönük yoğun bir stratejik çaba, hamle ve proje geliştirmektedirler. Bu bağlamda, mevcut hükümet enerji ve tabii kaynaklara ilişkin arz güvenliğini hiçe sayarak, Türkiye’yi dışa bağımlı bir hale getirmesinin yanı sıra, enerji politikaları aracılığıyla uluslararası meşruiyet aramaktadır. Küresel rekabet koşullarında siyasi manevra alanını genişletme yönünde enerji politikalarını kullanmaktadır. Bununla birlikte, dünya genelinde enerji ve tabii kaynakların jeopolitik önemi artarken bakanlık bütçesinin azaltılması, “yerli ve milli enerji” söyleminin araçsallaştırılmasında yaşanan zafiyetin görünür hâle geldiğine işaret etmektedir. 306 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1604 ‒ Bu mali tablonun alt bileşenlerine bakıldığında, mal ve hizmet alım giderlerinde izlenen %35’lik düşüşe karşın sermaye giderlerinde görülen %156,6 düzeyindeki artış ile sermaye transferlerindeki %53,4’lük yükseliş, bakanlığın doğrudan operasyonel hizmet sunumundan ziyade yatırım ve sermaye ağırlıklı bir yapıya yöneldiğini göstermektedir. Buna karşılık sosyal güvenlik primi giderlerinde (%33) ve personel giderlerinde (%31,9) gerçekleşen artışların enflasyon oranına yakın seyretmesi, bakanlık çalışanlarının mali ve özlük hakları açısından reel bir iyileşmenin oluşmadığını ortaya koymaktadır. 2026 yılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesi, sermaye ve yatırım harcamalarına ağırlık vererek kaynak tahsisini bu eksende yeniden konumlandıran, ancak hizmet kalitesi, insan kaynağı kapasitesi ve kurumsal sürdürülebilirlik bakımından bariz bir dengesizlik barındıran bir mali tablo ortaya koymaktadır. Bu durumun orta ve uzun vadede bakanlığın politika yapım ve kapasitesi üzerinde çeşitli riskler yaratabileceği partimiz tarafından öngörülmektedir. ENERJİ POLİTİKASI, ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ GENEL GİRİŞ Asrın Soygunu: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Hatırlanacağı üzere, 2022 yılında mevzuat düzenlemesi yapılmış, 2023 yılında ise bu çerçevede kapsamlı lisans dağıtımları gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde yaklaşık 33.519 megavatlık bir kapasitede lisans tahsisi yapılmıştır. Ancak bu tahsisin hangi rekabet mekanizmasına dayanarak yürütüldüğü sorusu yanıtsız kalmıştır. Zira ortada herhangi bir yarışma süreci olmamış, firmaların seçimine yönelik bir rekabet uygulanmamış, “ilk gelenin oturduğu” bir yöntem benimsenmiştir. Bu çerçevede, mevzuat çıkmadan önce yoğun başvurular yapılmış olması, hatta EPDK uzmanlarının depolamalı üretim lisanslarına yönelik söz konusu talep artışını anlamlandıramayarak şaşkınlıklarını dile getirmeleri fakat akabinde düzenlemede; hiçbir yarıştırma yapılmayacağı ve başvuruda ilk gelenin belirlenen fiyat üzerinden lisansı alacağının ortaya çıkması, süreçte bazı kişilerin önceden bilgi alındığına yönelik kuvvetli bir kanaat doğurmuştur. 307 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1605 ‒ Ayrıca, dağıtılan bu lisansların herhangi bir katkı payı içermemesi, devlete ödeme yükümlülüğü oluşturmaması, teminat zorunluluğunun bulunmaması, şirketler açısından asgari sermaye şartının aranmaması, lisans devrine elverişli bir zemin yaratmıştır. Bu nedenle, söz konusu lisansların büyük kısmının yatırımcılardan ziyade aracılar tarafından alınmış olduğu, bürokrasi ve/veya siyaset çevrelerine yakın gruplarca lisans devri üzerinden bir rant ve talan için alan oluşturulduğu yönünde kayda değer iddialar oluşturmuştur. Geçmiş ölçüm verilerinin dikkate alınmaması, YEKDEM’e giriş zorunluluğunun bulunmaması ve piyasa takas fiyatı üzerinden satış mecburiyetinin de tanımlanmamış olmasıyla birlikte 18.649 megavatı rüzgâr, yaklaşık 15 bin megavatı güneş enerjisi olmak üzere toplam 33.519 megavatlık bu lisans dağıtımı, teknik açıdan son derece sorunlu bir çerçevede gerçekleştirilmiştir. Öte yandan, 2024 yılında Enerji Bakanlığının gerçekleştirdiği 2 bin megavatlık yeni lisanslandırma süreci tamamen farklı bir yöntemle yürütülmüştür. Bu defa fiyat esaslı rekabetin oluşturulmuş olması, yerli malzeme kullanımının zorunlu tutulması, katkı bedeli üzerinden rekabet yaptırılması devletin hem düşük fiyattan elektrik alımını garanti altına almış olmasına hem de devlete katkı payı sağlanması açısından olumlu bir uygulama olarak kayıtlara geçmesine neden olmuştur. Ayrıca yirmi yıllık fiyat garantisi ve inşaatın tamamlanmasına yönelik süre tanımlanmış, önceki dönemin aksine ucu açık, belirsizlik içeren bir yapıdan uzaklaşılmıştır. Ancak rekabetçi ihalenin olumlu sonuçları, önceki dönemde yapılan hataların büyüklüğünü daha görünür hale getirmiştir. Nitekim rekabetçi ihalenin ardından, EPDK tarafından verilen önceki lisansların piyasa değerinin hızla artarak 1 megavat için ortalama 200 bin dolar seviyesine yükselmiş olması, bu lisansların baştan itibaren yatırımcıya değil, el değiştirme bedeli üzerinden belirli bir avuç ayrıcalıklı insana kazanç sağlayacak ve avantaj yaratacak biçimde tasarlandığını göstermektedir. Bu noktada temel soru şu olmalıdır; eğer EPDK’nin 34 bin megavatlık lisansı, Bakanlığın rekabetçi yöntemle dağıttığı 2 bin megavatlık lisansın koşullarıyla vermiş olsaydı kamu açısından sonuç nasıl olurdu? 308 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1606 ‒ Yapılan tüm hesaplamalar, ilk on yıl ve ikinci on yıl arasındaki teknik parametre farklılıkları da gözetilerek hazırlanmıştır. Rüzgâr enerjisi için yapılan hesaplamalarda, Bakanlığın rekabetçi ihalesi sonucunda 1.200 megavattan alınacak 34.164 kilovatsaatlik elektriğin ilk on yılda devlete maliyetinin 1 milyar 75 milyon dolar olduğu görülmektedir. Buna karşılık aynı miktarda elektriğin EPDK’nin 2023’te dağıttığı lisanslardan sağlanması hâlinde, 5,85 sentlik birim fiyattan toplam 1 milyar 998 milyon dolar ödeme yapılacağı ve yerli katkı ödemesi kapsamında firmalara ilave 677 milyon dolar aktarılacağı için maliyetin 2 milyar 675 milyon dolara çıktığı hesaplanmaktadır. İki yöntem arasındaki fark ilk on yılda 1,6 milyar dolar düzeyindedir. 309 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1607 ‒ Benzer şekilde, güneş enerjisinde Bakanlığın düzenlediği 800 megavatlık ihalenin ilk on yıl için toplam 338 milyon dolar, katkı payı düşüldüğünde net 237 milyon dolar maliyet oluşturmasına karşın, EPDK’nin yöntemi ile aynı miktarda elektriğin maliyetinin 815 milyon dolara çıkması, 578 milyon dolarlık ilave yük yaratmaktadır. Bu iki karşılaştırmalı yaklaşım 34 bin megavatlık toplam kapasiteye uyarlandığında ilk on yılda rüzgâr kaynaklı 24,9 milyar dolar, güneş kaynaklı 10,7 milyar dolar olmak üzere toplam 35,6 milyar dolar kamu zararına işaret etmektedir. İkinci on yıl için de 17,5 milyar dolarlık ek yük söz konusudur. Böylece toplamda, asgari düzeyde 53,1 milyar dolarlık bir kamu zararının oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu zarar ya elektrik fiyatlarının vatandaşlara yüksek yansıtılması yoluyla ya da vergi gelirleri yoluyla karşılanacak ve nihai olarak milletin üzerine yüklenecektir. 310 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1608 ‒ Diğer taraftan, elektrik dağıtım bedellerine ilişkin 2014–2025 dönemi karşılaştırması da dikkat çekicidir. Mesken gruplarında dağıtım bedellerinde yüzde 2.513 oranında artış, aynı dönemde enerji bedellerinde alt kademede yüzde 137,6, üst kademede ise yüzde 677 artış görülmektedir. Dağıtım bedelinin enerji bedeline oranı 2014’te yüzde 33,8 iken, alt kademede yüzde 371,6’ya, üst kademede yüzde 113,7’ye yükselmiştir. Özelleştirmenin temel gerekçeleri olan verimlilik artışı, maliyet düşüşü ve rekabetin sağlanması beklenirken, dağıtım bedellerinin enerji bedellerini aşan ölçüde artması, özelleştirmenin amaç dışına çıktığını somut biçimde göstermektedir. Sanayi abone grubunda da 2014’te yüzde 39,9 olan dağıtım bedelinin enerji bedeline oranının 2025’te yüzde 51,4’e yükselmesi, üstelik konut sübvansiyonunun sanayi faturalarına yansıtıldığı düşünülürse gerçekte bu oranın daha yüksek olduğu anlamına gelmektedir. Bu durum, özelleştirme sonrası oluşan maliyet yapısının hem hane halkı hem de sanayi üzerinde ek yük oluşturduğunu, rekabet ve verimlilik iddiasıyla çeliştiğini apaçık ortaya koymaktadır. Kaynaklar Gemilere Gidiyor, Enerji Stratejisi Limanda Bekliyor Doğu Akdeniz'de arama ve derin deniz sondaj çalışmaları ile Karadeniz gaz sahası çalışmaları eş zamanlı olarak Türkiye kamuoyu gündemini meşgul etmektedir. Gemi alım süreçlerinin gerekçelendirilmesi hususunda halk nezdinde bazı soru işaretleri ortaya çıkmaktadır. Zira gemi filosu genişleme eğilimi, özellikle sismik araştırma ve derin sondaj kapasitesinin toplamda 2 adet sismik gemi, 4 adet derin sondaj gemisi ve ilaveten alınmakta olduğu ifade edilen 2 yeni derin sondaj gemisiyle birlikte 8 gemilik bir envantere ulaştığını göstermektedir. Bahse konu gemi envanteri genişlemesinin rasyonel ve uzun vadede 311 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1609 ‒ Türkiye’nin lehine olacak saiklerle mi? Yoksa yandaşlara kaynak dağıtmak amacıyla, birilerini zengin etmek için mi? yapıldığı hususu bakanlık tarafından izah edilmeye değer bir konudur. Bu sorulardan hareketle öncelikle şu temel soruya açıklık getirilmesi gerekmektedir. Dünya genelinde kendi gemileriyle petrol araması yapan kaç adet petrol şirketi bulunmaktadır? Zira bilinen uygulama, petrol araması yapan şirketlerin büyük bölümünde kiralama usulünün tercih edildiği yönündedir. TPAO’nun da geçmiş dönemlerde bu yöntemi esas aldığı bilinmektedir. Bu nedenle, mevcut gemi envanterinin genişlemesi yandaşlara kaynak yaratma refleksiyle mi? yoksa stratejik ihtiyaç analizine dayalı olarak mı? yapıldığı konusu açıklığa kavuşturulmalıdır. Aksi takdirde kaynak israfının ötesinde, bakanlığa olan güven sarsılacak ve kamuoyu vicdanı yaralanacaktır. Ayrıca, kamuoyu tarafından açıklama beklenen bir başka hususta, gemilerin operasyonel kullanım durumuna ilişkindir. Bu gemiler tam olarak nerede ve hangi amaç doğrultusunda kullanılmaktadır? Hâlihazırda 8 geminin âtıl şekilde beklediği, Karadeniz’de yalnızca bir gemiye ihtiyaç duyulduğu ve Doğu Akdeniz bağlamında, “mavi vatan” kapsamında bölgeye yönelik bir gemi konuşlandırmasının bulunmadığı ifade edilmektedir. Dolayısıyla bu hususta Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlığı bir açıklama yapmalıdır. Nitekim yakın dönemde yayımlanan haberlerde, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile Yunanistan’ın bölgede fiilî hâkimiyet oluşturduğu, Türkiye’nin ise hukuki haklarını dahi kullanmakta güçlük çektiği yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu kapsamda, derin sondaj gemilerinin Doğu Akdeniz’de yürütülecek çalışmalar için satın alındığı dikkate alındığında, söz konusu gemilerin Karadeniz ve Marmara Denizi’ne kaydırılması veya limanlarda bekletilmesi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerinin durdurulmasının nedenini acilen açıklamaya muhtaç bırakmaktadır. Ayrıca, yukarıdaki durumdan kaynaklı olarak Türkiye’nin bölgedeki haklarını koruma iradesi bağlamında zafiyet algısı oluşturup oluşturmadığının kamuoyuna açıklanması gerekmektedir. Öte yandan Doğu Akdeniz’de faaliyetlerin ne zaman yeniden başlatılacağı, TPAO’nun mevcut 4 derin sondaj gemisine ek olarak 2 gemi daha almasının hangi teknik ve ekonomik gerekçeye dayandığı, bu gemiler için ödenen bedelin ne olduğu, gemilerde çalıştırılan yabancı personel sayısı ve bunlara ödenen ücretlerin ne düzeyde olduğu, çalışma şartlarının hangi mevzuat çerçevesinde belirlendiği gibi soruların cevaplandırılması da büyük önem 312 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1610 ‒ taşımaktadır. Ek olarak, söz konusu gemileri satın almak yerine, özellikle Karadeniz ve Marmara Denizi odaklı çalışmalar için, önceki dönemlerde olduğu gibi kiralama yöntemine başvurulmasının daha ekonomik olup olmayacağı, âtıl durumda limanlarda bekletilen gemilerin günlük masraflarının ABD doları cinsinden ne kadar olduğu ve her bir gemi için bakım gideri olarak bugüne kadar ne kadar harcama yapıldığı da netleştirilmesi gereken konular arasında yer almaktadır. Karadeniz gaz sahasına ilişkin olarak ise, her bir kuyudan günlük 1 milyon metreküp üretim hedefi çerçevesinde 10 kuyuda 10 milyon metreküp, ikinci fazla birlikte ise 40 milyon metreküp seviyesine ulaşılacağı yönündeki açıklamalar yapılmıştır. Ancak günümüzde Bakanlık tarafından paylaşılan verilere göre üretimin günlük 8,4 milyon metreküp düzeyinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, 2023 yılı için önceki bakanlar tarafından kamuoyuna açıklanan hedeflere hangi tarihte ulaşılacağı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır. Buna ek olarak, Karadeniz Gaz Sahası Projesi kapsamında 1. faz ve 2. faz için toplam ne kadar yatırım harcaması yapıldığı, bundan sonra ne kadar harcama yapılacağı, sahada üretilen gazın 1.000 metreküp başına üretim maliyetinin ABD doları cinsinden ne olduğu gibi finansal göstergelerin kamuoyuyla paylaşılması, projenin ekonomik sürdürülebilirliği ve hesap verilebilirlik, şeffaf yönetim açısından önemlidir. Rakamların şeffaf biçimde açıklanması hem olası haksız eleştirilerin bertaraf edilmesine hem de varsa planlama hatalarının tespitine katkı sağlayacaktır. Karadeniz Gaz Sahası’nı işletmek amacıyla kurulan Offshore Technology Center şirketinde personel alımında hangi kriterlerin uygulandığı, yönetim kurulunda sektörden en az bir kişinin bulunup bulunmadığı, belirli personellere ABD doları üzerinden yüksek ücret ödenip ödenmediği gibi sorular da yanıtlanması gereken önemli sorulardır. Bunun yanında, Karadeniz Gaz Sahası'nda üretilen gazın deniz üzerinde işlenmesi amacıyla yurtdışından satın alınan platformun hangi tarihte devreye alınacağı, bu platformun satın alınmasına neden ihtiyaç duyulduğu, üretime nasıl bir katkı sağlayacağı, platform devreye girdiğinde karada büyük yatırımla inşa edilen Filyos tesisinin durumunun ne olacağı, ayrıca, platformda da gemilerde olduğu gibi yabancı personelin ağırlıkta olup olmayacağı da açıklığa kavuşması gereken hususlardır. 313 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1611 ‒ Doğu Akdeniz meselesinin Türkiye için ne kadar hayati olduğu ve bu bağlamda, Türkiye’nin neden Suriye ile bir münhasır ekonomik bölge anlaşması yapmadığı sorusu önem kazanmaktadır. Böyle bir anlaşmanın Türkiye’nin bölgedeki konumunu güçlendireceği apaçık ortadadır. Bölgeye ilişkin anlatılması gereken çok daha fazla teknik detay bulunmasına rağmen, mevcut koşullarda Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de etkin olmadığı anlaşılmakta ve acilen yeniden pozisyon alınması gerekmektedir. Libya ile 2019 yılında yapılan Deniz Yetki Sınırlandırma Anlaşması’nın doğru olmakla birlikte yeterli olmadığı, bölgede herhangi bir müttefikimizin kalmadığı ve mevcut konjonktürün Suriye ile yapılacak bir münhasır ekonomik bölge anlaşmasını daha da gerekli kıldığı değerlendirilmektedir. Bu husus, yalnızca Dışişleri Bakanlığı’nın değil, enerji politikaları bağlamında Enerji Bakanlığı’nın da doğrudan ilgi ve yetki alanına girmektedir. Bu nedenle, Türkiye’nin yararına olacak en önemli adımın Suriye ile münhasır ekonomik bölge anlaşması yapılması olduğu apaçık ortadadır. Doğu Akdeniz’de arama ve sondaj faaliyetlerinin kesintisiz biçimde sürdürülebilmesi için Mersin Taşucu’ndaki lojistik merkezin güçlendirilmesi, bölgesel operasyonlarda ihtiyaç duyulan saha teçhizatının modernize edilmesi ve sismik/sondaj teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik bütçenin artırılmasının zorunlu olduğu görülmektedir. Ancak, stratejik gerekliliklere rağmen önergemiz AKP ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. Dar Gelirliden Çok Zengine Yarayan ‘Ücretsiz’ Gaz! Hükümetin ücretsiz doğalgaz uygulaması, başlangıç aşamasında kamuoyuna sürekli ve geniş kapsamlı bir toplumsal refah artışı sağlayan kalıcı bir sosyal devlet politikasıymış gibi sunulmuştur. Ayrıca, hükümet tarafından seçim meydanlarında “milli gaz müjdesi”, “artık kendi gazımızı kullanıyoruz” ve “vatandaşa yük değil, güç oluyoruz” şeklindeki sloganlarla tekrarlanan söylemler aracılığıyla, vatandaş nezdinde uzun vadeli ve devamlılığı olan bir fayda sağlayacağı yönünde sistematik bir algı oluşturmak istenmiştir. Ancak, bu uygulamanın içeriği detaylı biçimde incelendiğinde, ortaya konulan tablonun somut gerçeklikten ziyade seçim propagandası niteliği taşıdığı açıkça görülmektedir. Gerçekte yapılan düzenleme, yalnızca bir ay boyunca tüm fatura tutarının sıfırlanması ve ardından bir yıl süreyle aylık 25 m³’lük tüketimin devlet tarafından karşılanmasıyla sınırlı kalmıştır. Dolayısıyla, geniş ölçekli, kalıcı ve sosyal devlet ilkelerine uygun nitelikte bir enerji desteği sunmak yerine, başlangıcı, bitişi ve siyasi hedefleri açık bir şekilde belirlenmiş geçici 314 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1612 ‒ bir uygulamaya dönüşmüştür. Nitekim söz konusu düzenlemenin 1 Mayıs 2024 itibarıyla sonlandırılması, uygulamanın geçiciliğini tartışmasız bir biçimde ortaya koymuştur. Yaşanan bu süreç boyunca kamuoyunda yaratılan beklenti ile uygulamanın fiili kapsamı arasında gece ile gündüz kadar bariz bir uyumsuzluk oluşmuştur. Vatandaşlara “enerjide bağımsızlık” ve “milli kaynaklarla ucuz enerji” söylemleri üzerinden uzun vadeli bir kazanım vaadi sunulmuş olmasına rağmen, bu vaadin seçim döneminin sonlanmasıyla birlikte hızla geri çekildiği gözlemlenmiştir. Bu durum, ekonomik kırılganlığı giderek artan vatandaşlara sürdürülebilir bir güvence sağlamak yerine, kısa süreli bir rahatlama yarattıktan sonra aynı ekonomik baskının daha yoğun biçimde hissedilmesine yol açmıştır. Üstelik söz konusu desteğin gelir kriteri gözetilmeksizin uygulanmış olması, kamu kaynaklarının sosyal devlet anlayışına uygun kullanılmadığını gözler önüne sermiştir. Dolayısıyla, kaynaklar ihtiyaç öncelikli destek mekanizmaları aracılığıyla uygun biçimde dağıtılmamıştır. Sosyal politikalar kapsamında dar gelirli haneler için tasarlanması gereken projeler, yüksek gelirli grupları da kapsayacak şekilde genişletilerek toplumsal ihtiyaç hiyerarşisi yerine siyasi önceliklere dayalı biçimde kurgulanmıştır. Bu yaklaşım, sosyal devletin merkezinde yer alan “ihtiyaca göre destek” ilkesini zedelemiş ve kamu maliyesinde kaynak tahsisinin rasyonelliği konusunda ciddi tartışmalar yaratmıştır. Sonuç itibarıyla, hükümetin “vatandaşına jest” söylemiyle duyurduğu bu düzenleme, sosyal devletin kurumsal sorumluluğunu yerine getiren bir kamu politikası olmaktan ziyade, seçim kampanyasının işlevsel bir unsuru haline getirilmiştir. Oysa sosyal devletin temel görevi, yurttaşın onurlu ve sürdürülebilir bir yaşam sürebilmesi için kalıcı toplumsal mekanizmalar oluşturmaktır. Vatandaşları dönemsel yardımlarla geçici çözümlere bağımlı hale getiren ve destek süreçlerini siyasi takvimlere endeksleyen bir yaklaşım, sosyal devletin güçlendirilmesi değil, aksine içinin boşaltılması anlamına gelmektedir. Gerçek sosyal politikanın amacı, vatandaşları önce ekonomik olarak sıkıştırıp ardından sınırlı ve geçici yardımlar sunarak bir “lütuf” algısı yaratmak değil; toplumun tüm kesimlerine kalıcı, eşitlikçi ve adil yaşam koşulları sağlayan sistemler kurmak olmalıdır. Fakat iktidarın 315 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1613 ‒ öncelikleri halktan yana değil, kendi oluşturduğu bir avuç ayrıcalıklı grubu desteklemek ve beslemek olduğundan, bugüne kadar atılan adımlar, vatandaşın beklentisini yönetmeye ve kısa süreli memnuniyet üretmeye odaklanmıştır. Böylece devletin asli kamusal sorumluluklarının seçim dönemi propaganda aracına dönüştürülmesine ve kamu kaynaklarının siyasi hedefler doğrultusunda yönlendirilmesine zemin hazırlamıştır. Türk Vatanında Rus Sermayeli Santral: Akkuyu Ülkemizin stratejik kararları yalnızca bugünümüzü değil, aynı zamanda orta ve uzun vadeli yapısal dönüşümlerimizi de belirleyen kritik sonuçlar doğurmaktadır. Bu çerçevede, 2018 yılında temeli atılan Akkuyu Nükleer Güç Santrali başlangıçta Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından bir dönüm noktası olarak sunulmuş olsa da, 2022 yılında Rusya tarafının 26 Temmuz tarihinde Türkiye’nin mühendislik, satın alma ve inşaat sözleşmesini tek taraflı olarak feshetmesi ve dört gün sonra 30 Temmuz’da üç Rus şirketinin kurduğu yeni bir ortaklıkla projeye devam edeceğini açıklaması, sürecin kurumsal tutarlılık ve şeffaflık bakımından ciddi soru işaretleri doğurduğunu göstermektedir. Bunun yanında, inşaat sürecinde çalışan işçilerin güvenliği, ölümle sonuçlanan iş kazalarının bildirilmesi ve 2023 yılında meydana gelen beton döküm hataları ile çatlak iddiaları, projenin teknik güvenilirliği konusunda ciddi tartışmalar yaratmaktadır. Bu koşullar altında Akkuyu’nun “ulusal enerji bağımsızlığının sembolü” olarak sunulması gerçeklikle bağdaşmamakta, aksine Rusya’ya stratejik bağımlılık üreten bir model ortaya çıkarmaktadır. Böylelikle Türkiye, şeffaflığı, güvenliği ve kamu yararını merkeze alan bir ülke profili çizmek yerine, yabancı teknolojiye bağımlı, bilgi üretmeyen ve stratejik riskleri yönetemeyen bir ülke görüntüsü vermektedir. Akkuyu Nükleer Santrali’nin ilk reaktörünün 2025 yılında devreye alınacağı Bakan tarafından bizzat ifade edilirken, 2026 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda ise ilk ünitenin 2026 yılında devreye alınacağı belirtilmektedir. Takvim ötelenmiş ancak sorumluluk üstlenen kimse bulunmamaktadır. Bu bağlamda, nükleer yakıt lojistiğinden atık yönetimine kadar tüm süreçlerin Rusya’ya bağımlı hâle gelmesi, yüzde 100 Rus sermayesiyle yürütülen projede üretilen elektriğin bir kısmına ilişkin döviz bazlı alım garantisi iddialarının hâlen netleşmemesi ve verilen muhtemel yükümlülüklerin kamuoyunda açıklığa kavuşmaması, yerli ve millî enerji politikası söylemiyle gerçek arasındaki tutarsızlıkları gözler önüne sermektedir. 316 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) Akkuyu Nükleer Santrali ve TENMAK Performans Göstergeleri Üzerine Değerlendirme Yılsonu Gerçekleşme Program Alt Program Alt Program Hedefi Performans Göstergesi Hedeflenen Gerçekleşme (%) Nükleer ve radyasyon teknolojileri alanında bilgi ve bilinçlendirmeye yönelik popüler dergi/broşür 3 5 166 sayısı Ülkemizin enerji, maden, iyonlaştırıcı Enerji Kaynakları ile radyasyon, parçacık hızlandırıcıları ve Proton hızlandırıcısına dayalı araştırma ve 14 6 43 Ürün ve Teknolojileri nükleer teknoloji alanındaki altyapı ve geliştirme projesi sayısı (Kümülatif) Ar-Ge kapasitesi ile Ar-Ge altyapısının TENMAK Araştırma Merkezleri kurulması için artırılması ve geliştirilmesi 50 30 60 fizibilite çalışmalarının tamamlanma oranı Yerli güç reaktörünün tasarlanmasının 25 23 92 tamamlanma oranı Analiz hizmetlerinde taahhüt edilen hizmet 100 98 98 süresine uyma oranı Türkiye Büyük Millet Meclisi Enerji Arz Güvenliği, Nükleer Enerji, Ölçüm, analiz, iyonlaştırıcı radyasyon BIPM CMC veri tabanına yapılan başvuru sayısı 20 8 40 ‒ 1614 ‒ Verimliliği ve Radyasyon ve metrolojisi faaliyetlerinin ve Enerji Piyasası Hızlandırıcı Teknolojileri Hazırlanan radyoaktif standart kaynak ve referans radyasyondan korunma hizmetlerinin 15 14 93 Ölçüm, Analiz ve malzeme sayısı (Kümülatif) kalite ve kapasitesinin arttırılması Kalibrasyon TS EN ISO/IEC 17043 Standardı'na yönelik akreditasyon sertifikasyonu sürecinin 100 80 80 tamamlanma oranı Ulusal ve uluslararası yeterlilik ve karşılaştırma 90 100 111 testi başarı oranı Radyoaktif Atık Ülkemizin radyoaktif atık yönetimi İşlenen radyoaktif atık miktarı 1.450 1.410 97 (Sıra Sayısı: 226-227) Yönetimi altyapısı ve kapasitesinin geliştirilmesi Radyoaktif atıklar ile ilgili bilimsel yayın sayısı 2 0 0 Radyoaktif atık envanteri veri tabanı tamamlanma 100 80 80 oranı 317 ‒ 1615 ‒ Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu’nun (TENMAK) 2024 yılı faaliyet raporunda yer alan performans göstergeleri incelendiğinde, nükleer alandaki faaliyetlerin stratejik hedeflerle ve uluslararası normlarla uyumlu, kapsamlı ve bilgi üretimine dayanan bir nükleer politika tarafından desteklenmediği açıkça anlaşılmaktadır. Raporda “Enerji Arz Güvenliği, Verimliliği ve Enerji Piyasası” üst başlığı altında üç alt program tanımlanmış olup bunlardan biri de “Radyoaktif Atık Yönetimi” programıdır. Bu programın temel hedefi, ülkemizin radyoaktif atık yönetimi altyapısını ve kapasitesini geliştirmek olarak belirlenmiştir. Ancak yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere kritik göstergelerden biri olan “radyoaktif atıklar ile ilgili bilimsel yayın sayısı” hedefi yalnızca iki yayın olarak belirlenmiş ve buna rağmen sıfır gerçekleşme ile hiçbir yayının üretilememiş olması, nükleer atık gibi risk seviyesi yüksek bir alanda bilimsel üretimin ve akademik katkının ihmal edildiğini göstermektedir. Uluslararası nükleer güvenlik pratiğinin bilimsel yayınlar, hakemli araştırmalar ve akademik kalite göstergeleri (örneğin h-index) üzerinden şekillendiği dikkate alındığında, Türkiye’nin bu alanda sembolik seviyede hedefler belirlemesi ve bu hedeflere dahi ulaşamaması kabul edilebilir değildir. Bu durum yalnızca teknik bir eksiklik değil, aynı zamanda ulusal güvenlik açısından da kritik bir zafiyet oluşturmaktadır. Öte yandan, 2018 yılında temeli atılan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin 2022 yılında Rusya tarafından Türkiye’den mühendislik, satın alma ve inşaat sözleşmesinin 26 Temmuz’da feshedilmesi ve 30 Temmuz’da üç Rus ortak tarafından kurulan şirketle projeye devam edileceğinin açıklanması, projenin Türkiye tarafından operasyonel kontrol bakımından sorunlu bir yapıya evrildiğinin en büyük kanıtıdır. Böyle sıkıntılı bir projede mevcut hükümet bilgi-birikim transferi gerçekleşeceğini iddia etmektedir. Bu tür hayati projelerde en küçük teknik aksaklığın dahi bölgesel ve ulusal ölçekte ağır sonuçlar doğurabileceği düşünüldüğünde, devlet ciddiyetinden uzak yaklaşımlar Türkiye’nin teknik ve kurumsal kapasitesine yönelik güveni zedelemektedir. Devletin plan ve program yapma kabiliyetinin altını oymasının yanı sıra bu tür amatörce hatalar ve eksiklikler dolayısıyla Ak Parti iktidarı dosta korku, düşmana güven vermekte ve Türkiye’nin uluslararası itibarına da zedelemektedir. 318 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1616 ‒ TÜRKİYE’NİN MADEN STRATEJİSİ: BAĞIMSIZ VE ŞEFFAF MI? Nadir toprak elementlerine ilişkin mevcut rezerv büyüklüğünün kamuoyunda farklı rakamlarla anılması hem sektörel planlamaların doğruluğu hem de ulusal stratejilerin bilimsel temele dayanması açısından açıklığa kavuşturulması gereken bir husus olarak ortaya çıkmaktadır. Ulusal güvenliği tehlikeye atmama koşuluyla, 694 milyon tonluk rezerv bilgisinin gerçekliğine yönelik tereddütlerin giderilmesi gerekmektedir. Nadir toprak elementleri kaynağımızın stratejik değeri dikkate alındığında, söz konusu rezervlerin geliştirilmesine yönelik teknolojik sorunların çözümünden, üretim süreçlerinin en kullanışlı hale getirilmesine kadar uzanan geniş ve bir sürü iş ortaya çıkmaktadır. Ancak, bu gerekliliklerin yalnızca söylem düzeyinde dile getirilmesinin yeterli olmadığı, bu doğrultuda somut ve uygulanabilir adımların, planlanmış projelerin veya takvimlendirilmiş faaliyetlerin kamuoyuna bilgilendirilmesi yapılmalıdır. Yukarıdakilere ek olarak, özellikle partili cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ı ziyareti sonrası kamuoyunda tartışılan ve ABD’ye yönelik herhangi bir taahhütte bulunulup bulunulmadığına ilişkin soruların açıklığa kavuşturulması, uluslararası ilişkiler bağlamında şeffaflığın sağlanması ve ülkemizin madencilik politikasının dış etkilerden azade, bağımsız olarak yürütüldüğünün kamuoyuna güven veren biçimde ortaya konulması açısından kritik bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, 2840 sayılı “Bor Tuzları, Trona ve Asfaltit Madenleri İle Nükleer Enerji Hammaddelerinin İşletilmesini, Linyit Ve Demir Sahalarının Bazılarının İadesini Düzenleyen Kanun” uyarınca Eskişehir Beylikova–Sivrihisar hattındaki maden sahasının işletilmek üzere satılması, devredilmesi veya özel sektör eliyle işletmeye açılmasının mevcut mevzuat kapsamında mümkün görülmediği yönündeki değerlendirmelerin doğruluğunun, hem hukuki istikrar hem de yatırımcı güvenliği açısından netleştirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, olası bir mevzuat değişikliği ihtimali teorik olarak mümkün olmakla birlikte, böyle bir değişikliğin Bakanlığın planlamasında yer alıp almadığı hususu da açıklığa kavuşturulması gereken bir diğer başlık olarak öne çıkmaktadır. Maden ruhsat sahalarında gerçekleştirilecek denetimlerin etkinliğini artırmak amacıyla gerekli ilave personelin istihdam edilmesi ve modern teknik donanımın temin 319 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1617 ‒ edilmesi hedeflenmekte; denetim kapasitesinin güçlendirilmesinin hem işçilerin yaşam hakkını koruyacağı hem de madencilik faaliyetlerinin çevreye ve topluma zarar vermeden yürütülmesini sağlayarak sektörel sürdürülebilirliğe katkıda bulunacağı değerlendirilmektedir. Bu kapsamda ilgili ödeneklerin artırılması, toplum yararı ve işçi güvenliği bakımından acil ve ertelenemez bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır. Konu ile ilgili 233 milyon TL’lik ek ödenek önergemiz AKP ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. Adana, Osmaniye, Niğde ve Mersin’de konumlanan maden sahalarının Ceyhan ve İskenderun limanlarına yüksek kapasiteyle ve kesintisiz bir hat üzerinden bağlanması, ayrıca Ceyhan Limanı’nın kritik maden ihracatına yönelik özel bir statüye kavuşturulmasıyla birlikte demiryolu–liman entegrasyonunun tamamlanması stratejik bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Güney Anadolu’nun Türkiye’nin stratejik madencilik ve ileri malzeme teknolojileri üssüne dönüştürülmesine yönelik hedeflere doğrudan hizmet edeceği, bu suretle ülkemizin ekonomik, çevresel ve teknolojik bağımsızlığına çok yönlü ve güçlü katkılar sunacağı değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda 16 milyar TL tutarında artış sağlanması yönünde verilen önergemiz, Ak Parti ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. Vatandaşlarımız Evini Isıtmakta Zorlanıyor Aşağıda açıklanan veriler, Türkiye’deki vatandaşların evlerini yeterli düzeyde ısıtmakta yaşadıkları güçlüğün boyutlarını ortaya koymakta ve bu durumun hem sosyoekonomik hem de yapısal unsurlar üzerinden nasıl derinleştiğini göstermektedir. Türkiye’de hane halklarının ısınma olanaklarına ilişkin güncel göstergeler değerlendirilmekte olup, özellikle enerji maliyetlerindeki artışın, gelir dağılımı baskılarının ve sosyal devlet mekanizmalarındaki zayıflamanın yarattığı sonuçlar bütüncül bir çerçevede ele alınmaktadır. AB İstatistik Ofisi’nin 2024 yılına ilişkin verileri incelendiğinde Türkiye nüfusunun yüzde 15,1’inin, diğer bir ifadeyle 12 milyon 934 bin 414 vatandaşın, evlerini ısıtmakta zorlandığı görülmektedir. Görünen o ki Türkiye’de her yedi kişiden birinin temel yaşam gereksinimi olan ısınma ihtiyacını karşılayamadığı apaçık ortadadır. 320 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1618 ‒ Evini Yeterince Sıcak Tutamayan Hanelerin Oranı 100% 90% 80% 70% 60% 50% 40% 30% 20% 10% 0% Bulgaristan Yunanistan Litvanya İspanya Portekiz Türkiye GKRY Fransa Romanya AB Ortalaması* İtalya Slovakya Malta Hollanda Almanya Macaristan İrlanda Letonya Çekya Belçika Hırvatistan Danimarka İsveç Avusturya Estonya Lüksemburg Polonya Slovenya Finlandiya Norveç İsviçre İzlanda Evlerini ısıtmakta zorlanan, söz konusu 12 milyon vatandaşımızın nüfus olarak büyüklüğü, aynı yılın Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (Eurostat) nüfus verileriyle karşılaştırıldığında, Avrupa Birliği üyesi Belçika’nın (11.817.096), Çekya’nın (10.900.555) ve Portekiz’in (10.639.726) toplam nüfuslarından daha yüksek bir değere işaret etmektedir. Bu bağlamda, Türkiye’de ısınmakta güçlük çeken nüfusun tek başına bir AB ülkesinin toplam nüfusunu aşacak büyüklüğe ulaşmış olması, konunun vahametini gözler önüne sermektedir. Ayrıca, bu sorunun yapısal ve derinleşmiş bir sorun hâline geldiğini göstermektedir. Avrupa Birliği’nde evlerini ısıtmakta zorlanan nüfusun oranı ise yüzde 9,2’dir. AB ortalaması dikkate alındığında, Türkiye’deki evlerini ısıtmakta zorlanan nüfusun oranın AB ortalamasından yaklaşık yüzde 64 daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Nüfus büyüklüğü temel alındığında ise, evini ısıtmakta zorlanan kişi sayısının AB ülkeleri arasında en yüksek seviyenin Türkiye’de olduğu görülmektedir. Bu durum, enerji yoksulluğunun Türkiye özelinde çok derinden hissedildiğine işaret etmektedir. “Türkiye Yüzyılı” olarak adlandırılan bu dönemde, enerji yoksulluğunun özellikle emekliler, çocuklar, öğrenciler ve dar gelirli aileler üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Buna göre, sıcak bir yaşam alanı sağlayamayan milyonlarca vatandaşın içinde bulunduğu koşullar, 321 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1619 ‒ mevcut yüzyılın fiilen soğuk evlerin, donmuş ellerin ve ısınamadığı için kombisini kapatmak zorunda kalan emeklilerin yüzyılı olarak tarihe geçecektir. Ülkemiz ne yazık ki iktidarın yetersiz, amatör ve eksik politikaları yüzünden çocuğuna sıcak bir oda sağlayamayan milyonlarca annenin yüzyılı olarak kayıtlara geçecektir. Bu tablo, evlerini ısıtamayan vatandaşlarımızın suçu değil, onları bu çaresizliğe mahkûm eden iktidarın yanlış politikalarının bir sonucudur. Bütçe politikalarının enerji yoksulluğu ile mücadeleye öncelik vermek yerine, vatandaşın yaşam maliyetini artıran yeni zam ve vergi düzenlemeleri üzerinden şekillenmesi, mevcut sosyal kırılganlıkları daha da ağırlaştırmaktadır. İktidarın 23 yıllık dönemi boyunca enerji yoksulluğunu, 27 AB ülkesinin ortalama seviyesine dahi yaklaştıramamış olması, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde yer alan “sosyal hukuk devleti” ilkesinin uygulamada ne derece aşındığını somut biçimde göstermektedir. Yanlışta Israr: Kalıcı Yaz Saa; Uygulaması 2016 yılında, partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın Enerji Bakanlığı döneminde başlatılan kalıcı yaz saati uygulaması, Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasındaki saat farkını kalıcı biçimde artırmıştır. Orta Avrupa ülkeleriyle fark 2 saate, İngiltere ile fark 3 saate çıkmıştır. “Enerji tasarrufu” gerekçesiyle yürürlüğe konulan bu uygulama, geçen 9 yıl boyunca toplum genelinde ciddi mağduriyetlere yol açmıştır. Sabahın erken saatlerinde hava karanlıkken işe veya okula gitmek zorunda kalan milyonlarca vatandaşın, özellikle çocuklar ve kadınların, güvenlik endişeleri artmıştır. Buna ek olarak, karanlıkta başlayan günün psikolojik ve fizyolojik etkileri uyku düzeninin bozulması, biyolojik ritmin sekteye uğraması ve buna bağlı olarak algılama, dikkat süresi ve üretkenliğin azalması şeklinde gözlenmiştir. Bilimsel araştırmalar, biyolojik saatin bozulmasının şeker hastalığı (tip II diyabet), kalp-damar rahatsızlıkları, metabolik sendrom, depresyon, bağışıklık sistemi zayıflaması ve Alzheimer gibi sağlık sorunlarını tetikleyebileceğini göstermektedir. Ayrıca, dikkat dağınıklığı ve yorgunluk nedeniyle iş ve trafik kazalarında artış yaşandığı da gözlenmektedir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar her ne kadar 2016–2024 döneminde 11,252 milyar kWh enerji tasarrufu sağlandığını ve bunun parasal karşılığının 322 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1620 ‒ yaklaşık 20 milyar TL olduğunu ifade etse de bu iddianın temelini oluşturan rapor kamuoyuyla paylaşılmamış ve akademik çevreler ile meslek odaları tarafından metodolojik açıdan gerçekçi bulunmamıştır. Dolayısıyla, enerji tasarrufu gerekçesinin toplum sağlığını, refahını ve güvenliğini ikinci plana atan bir bahane hâline gelmesi kabul edilemez. Öte yandan, vatandaşların sabah ezanı okunmadan yola çıkmak zorunda kaldığı, çocukların karanlıkta okula yürüdüğü, çalışanların psikolojik ve fizyolojik olarak yıprandığı bu sistem artık sürdürülebilir de değildir. Bu nedenle, kalıcı yaz saati uygulamasının sonlandırılması ve mevsimsel saat düzenine geri dönülmesi amacıyla hazırlanan ve 5 milyar TL ödenek öngören önergemiz geçen yıl AK Parti ve MHP gruplarının oylarıyla reddedilmiştir. Kamu kaynaklarını koruma ve bilimsel gerçekler doğrultusunda politika üretme iddiasındaki her yönetim, tasarruf gerekçesiyle toplum sağlığını riske atan bu uygulamaya son vermek zorundadır, aksi hâlde bu uygulama yalnızca saat farkı değil, ülkenin akıl ve bilimle arasındaki mesafenin sembolü olarak tarihe geçecektir. Bu nedenle, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bu yanlıştan dönülmesi gerektiğini vurgulamaktayız. Elektrik Dağı`m Şirketleri Denetlenmiyor, Vatandaşlarımız Ölüme Sürükleniyor 2025 yaz aylarında İzmir’de meydana gelen büyük orman yangınları, yalnızca ağır çevresel tahribata yol açan doğal afet niteliğiyle değil, aynı zamanda kamu yönetimindeki yapısal çözülmenin ve denetim mekanizmalarındaki işlevsizliğin görünür hale gelmesi bakımından da kritik bir öneme sahiptir. Yapılan tahmini hesaplamalar, söz konusu yangınların İzmir genelinde yaklaşık 26.260 ile 30.000 hektar arasında değişen bir alanı etkilediğini ortaya koymakta olup bu veriler, afetin boyutunun çevresel faktörlerin ötesine geçtiğini göstermektedir. Nitekim İzmir Valisi Süleyman Elban, yangınların kentin birçok ilçesinde elektrik hattı kaynaklı olarak başladığını kamuoyuna açıklamış ve bu durum, elektrik dağıtım şirketlerinin faaliyetlerine yönelik denetimsel eksikliklerin toplum nezdinde tartışılmasını kaçınılmaz hale getirmiş ve toplum vicdanını yaralamıştır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın elektrik dağıtım şirketleri üzerindeki denetleyici rolünü gereği gibi yerine getirmemesi sonucunda, bu şirketlerin karlılıklarını azaltmamak adına altyapı yenileme ile bakım faaliyetlerini sistematik biçimde ihmal ettikleri yönündeki değerlendirmeler güç kazanmıştır. Bu ihmal; orman köylülerinin, çiftçilerin, hayvancılıkla uğraşan kesimlerin ve turizm işletmecilerinin ağır ekonomik ve sosyal kayıplar yaşamasına 323 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1621 ‒ neden olmuştur. Buna karşın hem dağıtım şirketlerinin hem de ilgili bakanlığın, oluşan zararın sorumluluğunu üstlenme yönünde şeffaf ve hesap verebilir bir tutum sergilememesi kamu güvenini zedeleyen bir başka kritik unsur olarak ortaya çıkmıştır. Denetimsizlik kaynaklı risklerin yalnızca orman yangınlarıyla sınırlı olmadığı, 12 Temmuz 2024 tarihinde İzmir’de gerçekleşen trajik olayla bir kez daha kanıtlanmıştır. Yoğun sağanak yağış sırasında tıp öğrencisi Özge Ceren Deniz ile ona yardım etmeye çalışan İnanç Öktemay, yağmur suyuyla temas eden izole edilmemiş elektrik kabloları nedeniyle elektrik akımına kapılarak hayatlarını kaybetmişlerdir. Aslında hayatlarını kaybetmemiş, gündüz vakti herkesin gözü önünde, ihmaller ve ilgili kurumların denetim görevlerini yerine getirmemeleri sonucu öldürülmüşlerdir. Kentler içinde sıradan ve neredeyse alışılmış bir görüntü haline gelen bu tür kritik altyapı kusurları, teknik açıdan basit bir arızanın ötesinde, kurumsal yozlaşma, denetim boşlukları ve kamusal sorumluluk alanında ciddi ve bariz bir kriz bulunduğunu göstermektedir. Sözün özü, İzmir’de yaşanan orman yangınları ile elektrik kaynaklı ölüm vakalarının, elektrik dağıtım şirketlerinin eksik denetimi ile kamusal yönetim süreçlerindeki sistematik aksaklıkların doğrudan sonuçları olduğu açıkça görülmektedir. Denetimsizliğin süreklilik kazanması halinde hem çevresel risklerin hem de insan hayatını tehdit eden teknik arızaların artarak devam edeceği öngörülebilmektedir. Dolayısıyla, ilgili kurumların acil, bütüncül ve şeffaf bir yeniden yapılandırmaya gitmesi gerekmektedir. Denetim süreçlerinin teknik standartlara uygun, bağımsız ve hesap verebilir bir çerçevede güçlendirilmesi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede, elektrik dağıtım şirketlerinin yatırım performanslarının, bakım–onarım süreçlerinin, kayıp–kaçak azaltım programlarının ve şebeke güvenliğini önceleyen uygulamalarının bağımsız, teknik yeterliliğe sahip ve etkin mekanizmalar aracılığıyla denetlenmesi zorunluluk arz etmektedir. Dağıtım şirketlerindeki yapısal ve teknik ihmallerin, hem elektrik faturalarında artışa yol açan hem de vatandaşımızın canına kasteden sorumsuzlukların önüne geçilebilmesi için Bakanlık bütçesine ilave kaynak tahsisi yapılmasına yönelik önergemiz AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir. 324 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1622 ‒ “Erdoğan Petrol Buldukça” Benzin-Mazot Zamlanıyor Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yıllardır sürdürdüğü söylem, “yerli ve millî enerji” vurgusu eşliğinde her yeni petrol keşfini bir “müjde” olarak kamuoyuna sunmakta; özellikle Gabar başta olmak üzere sahalarda artan üretim rakamları sıkça övünç konusu yapılmaktadır. Nitekim Bakanlık, Gabar’da günlük üretimin önce 60 bin varilin üzerine çıktığını, bunun Türkiye toplam ham petrol üretiminin yaklaşık yarısını karşıladığını ve ülkenin petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 8’ine denk geldiğini açıklamaktadır. 2024 yılı sonunda Gabar sahasında günlük 70 bin varilin üzerinde üretim seviyesi telaffuz edilmekte, bu tablo “cari açığı azaltan stratejik başarı” olarak sunulmaktadır. Buna karşılık, bu üretim artışının ne akaryakıt pompa fiyatlarına ne de vatandaşın günlük yaşam maliyetine olumlu bir yansıması görülmemektedir. Akaryakıt fiyatlarının seyrine bakıldığında, tablo tam tersine işaret etmektedir. 2024 mart ayında benzinin litre fiyatı 42 TL, motorinin litre fiyatı 41,95 TL seviyesindeyken; 2024 sonu ve 2025 ortasında yapılan zamlarla üç büyükşehirde litre fiyatlarının 45–50 TL bandını aştığı, 2025’in haziranında benzin ve motorine yapılan artışlarla pompa fiyatlarının 50 TL’nin üzerine çıktığı kamuoyuna yansımıştır. Aynı dönemde bir yandan “petrol bulduk, üretim rekor kırıyor” denilirken, diğer yandan hem benzin hem motorin tarihî zirve fiyatlara tırmanmakta; vatandaşa yansıyan gerçek, ucuz akaryakıt değil, art arda gelen zamlar olmaktadır. Komisyon görüşmelerinde paylaşılan veriler, 15 Ocak 2025’te Brent petrol fiyatı 81 dolar iken motorin litre fiyatının 45,80 TL, 6 Kasım 2025’te ise Brent’in 63 dolara gerilemesine rağmen motorin litre fiyatının 58,57 TL’ye yükseldiğini göstermektedir; yani küresel petrol fiyatı düşerken iç piyasada motorin fiyatı artmaya devam etmektedir. Bu çelişkinin ana nedenlerinden biri, akaryakıt üzerindeki dolaylı vergi yüküdür. 2023’ten itibaren yürürlüğe konulan düzenlemelerle, akaryakıtta özel tüketim vergisi (ÖTV) tutarlarının her yıl ocak ve temmuz aylarında yurt içi üretici fiyat endeksine göre otomatik olarak artırılmasının önü açılmış; 2024 Ocak ayında ÖTV maktu tutarları bir anda yüzde 25’in üzerinde artırılmıştır. 2024 temmuzunda üretici fiyat endeksindeki artış gerekçe gösterilerek petrol ürünlerine yönelik ÖTV tutarları yaklaşık yüzde 19,5 oranında yükseltilmiş, yıl sonunda ise benzin ve motorin litre başına ÖTV tutarları yeniden artırılmıştır. 2025 başında yayımlanan 325 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1623 ‒ kararla benzin için litre başına yaklaşık 12 TL, motorin için 11 TL civarında ÖTV tahsil edilmekte; bu tutarların üzerine bir de yüzde 20 oranındaki KDV eklenmektedir. Bağımsız uzmanların hesaplamalarına göre, 2025 başı itibarıyla İstanbul’da 1 litre benzinin yaklaşık 45,29 TL’lik pompa fiyatının 11,98 TL’si ÖTV, 7,54 TL’si KDV olmak üzere toplam 19,52 TL’si vergiden oluşmakta, böylece pompa fiyatının yaklaşık yüzde 43’ü vergi kalemlerinden meydana gelmektedir. Özetle, hükümetin “petrol bulduk, bağımlılığı azaltıyoruz” söylemi ile vatandaşın istasyonda karşılaştığı gerçek arasında derin bir uçurum vardır. Yerli üretimde kaydedilen artış, ne akaryakıt üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi için kullanılmış ne de pompa fiyatlarına indirim olarak yansıtılmıştır. Aksine, bütçe açığını dolaylı vergiler üzerinden kapatma tercihi, benzin ve mazot üzerinden alınan ÖTV ve KDV kalemlerini sürekli yukarı çekmiş; reel gelirleri eriyen geniş toplum kesimleri, işine giden çalışan, tarlasına giden çiftçi, nakliye yapan esnaf için akaryakıt, temel bir üretim girdisi olmaktan çok zorlayıcı bir maliyet unsuruna dönüşmüştür. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2026 yılı bütçesi ise bir yandan önceki yıla göre yüzde 20’nin üzerinde azaltılırken, diğer yandan akaryakıtta vergi yükünü hafifletecek, üretim artışını vatandaşa doğrudan yansıtacak herhangi bir mekanizma öngörmemektedir. Enerji alanındaki üretim artışları ve yeni petrol keşifleri, iktidarın propaganda söylemine ve bütçe içi vergi tahsilatına hizmet eden bir araç hâline getirilmiş; ancak akaryakıt fiyatları üzerinden vatandaşa adil bir şekilde yansıtılmamıştır. Sürekli “petrol buluyoruz” denilen bir ülkede benzin ve mazotun bu kadar pahalı olması, “yerli ve millî enerji” söylemiyle bağdaşmamaktadır. Enerji politikasının hedefi, yalnızca üretim rakamlarını ve cari açık hesabını düzeltmek değil, aynı zamanda vatandaşın hayat pahalılığı baskısını azaltmak olmalıdır. Bunun ilk adımı da akaryakıtta ÖTV/KDV politikalarının gözden geçirilmesi, üretim artışının ve küresel fiyat avantajlarının pompa fiyatına şeffaf ve adil biçimde yansıtılmasıdır. 326 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1624 ‒ Gizli Zamlanan Elektrik Faturaları Elektrik, çağdaş yaşamın ve temel sosyal hakların ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Buna rağmen hanehalklarının ödediği elektrik faturaları, son yıllarda art arda yapılan zamlar, tarifedeki değişiklikler ve dağıtım bedeli ağırlıklı yapısı nedeniyle mesken tüketicileri üzerinde ağır bir yük oluşturmaktadır. Birçok vatandaş için elektrik faturası artık aylık bütçenin en belirleyici kalemlerinden biri hâline gelmiş; ısınma, aydınlanma ve temel ev içi ihtiyaçlar, doğrudan fatura endişesiyle planlanır noktaya gelmiştir. İktidar partisi, evlerde kullanılan elektriğin düşük kademede önemli ölçüde sübvanse edildiğini, bazı örnek faturalar üzerinden elektrik bedelinin su faturalarına göre daha düşük kaldığını ifade etmektedir. Aynı abonenin eylül–ekim dönemine ait faturalarında elektrik bedelinin 765 liraya karşılık su bedelinin 1.045 lira olduğu, başka bir örnekte 535 liralık su faturasına karşılık 290 liralık elektrik faturası ödendiği; benzer şekilde büyükşehirlerde elektrik faturalarının su faturalarından düşük seyrettiği dile getirilmektedir. Yine konutlarda kullanılan elektriğin düşük kademede yüzde 57’sinin, yüksek kademede yüzde 36’sının, doğalgazın ise yüzde 43’ünün devlet tarafından sübvanse edildiği ve 2025 yılı için bu tutarın 694 milyar TL’ye ulaştığı belirtilmektedir. Ancak sahada hissedilen gerçek, bu söylemin tam tersine, vatandaşın her yeni faturada artışla karşı karşıya kalmasıdır. Son düzenlemelerle birlikte hanehalkı üzerindeki yük daha da ağırlaşmaktadır. 2026 yılından itibaren geçerli olmak üzere, 2025 yılı toplam elektrik tüketimi 4.000 kWh’ı aşan, yıllık elektrik faturası yaklaşık 11.800 lirayı geçen konut aboneleri, sabit fiyat tarifesinden çıkarılarak piyasa takas fiyatının esas alınacağı farklı bir tarifeye geçirilmiştir. Buna göre bugün aylık 389 lira elektrik faturası ödeyen bir aboneden 2026 yılında 871 lira tahsil edilecek; zam oranı yüzde 124’e ulaşacaktır. 984 liralık faturanın 1.935 liraya (yüzde 97 zam), 1.148 liralık faturanın 2.179 liraya (yüzde 90 zam) çıkacağı hesaplanmaktadır. Apartman ve sitelerde ortak alan elektrik sayaçlarına yapılan yüzde 124’e varan zamlar ise aidatlara doğrudan yansıyacak; daire başına yüzde 10–20’leri bulan “gizli zam” etkisi yaratacaktır. Bu düzenlemelerden yaklaşık 7 milyon hanenin, dolaylı olarak 21 milyon vatandaşın etkileneceği anlaşılmaktadır. 327 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1625 ‒ Mevcut kademeli tarifede de benzer bir adaletsizlik söz konusudur. Konutlarda günlük 6,6–7 kWh (aylık yaklaşık 200 kWh) tüketime kadar destek verildiği, 400 kWh üzerindeki tüketimin desteklenmediği ifade edilmektedir. Günümüz ekonomik koşullarında dört kişilik bir hanenin temel ihtiyaçlarını karşılarken bu sınırların altında kalması fiilen mümkün değildir. Böylece kademeli tarife, teoride düşük gelirli haneleri koruyan bir araç gibi sunulsa da pratikte geniş bir kesimi sınırı az aşan “cezalı” tüketici konumuna itmekte; aynı elektrik enerjisi için çok daha yüksek birim fiyatlar ödenmesine yol açmaktadır. Öte yandan, elektrik faturalarının yapısına bakıldığında, asıl yükün enerji bedelinden çok dağıtım bedeli ve çeşitli ek kalemlerden kaynaklandığı görülmektedir. 2014–2025 dönemine ilişkin veriler, mesken gruplarında dağıtım bedellerinde yüzde 2.513 oranında artış yaşandığını; aynı dönemde enerji bedelindeki artışın alt kademede yüzde 137,6, üst kademede ise yüzde 677 düzeyinde kaldığını ortaya koymaktadır. Dağıtım bedelinin enerji bedeline oranı 2014’te yüzde 33,8 iken, alt kademede yüzde 371,6’ya, üst kademede yüzde 113,7’ye yükselmiştir. Özelleştirmenin gerekçesi olarak sunulan verimlilik artışı ve maliyet düşüşü hedeflerinin aksine, dağıtım bedellerinin enerji bedelini katlayan bir noktaya gelmesi, sistemin vatandaşa maliyet yükleyen bir yapıya dönüştüğünü göstermektedir. Sanayi abonelerinde de dağıtım bedelinin enerji bedeline oranının 2014’te yüzde 39,9 iken 2025’te yüzde 51,4’e yükselmesi, bu maliyet yapısının üretim ve istihdam üzerinde de baskı oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Bu maliyet yapısına, üretim yapmayan ama “kapasite mekanizması” kapsamında hazırda tutulan santrallere aktarılan teşvikler de eklenmektedir. 2014–2025 döneminde TEİAŞ tarafından kapasite mekanizması adı altında santrallere yapılan ödemelerin dolar bazında 2 milyar 88 milyon dolar, güncel kurla yaklaşık 88 milyar TL seviyesine ulaştığı ifade edilmektedir. Bu kaynaklar, doğrudan bütçe veya faturalar üzerinden finanse edilmekte; nihai yük yine tüketiciye, özellikle de mesken abonelerine yansımaktadır. Bir yandan “elektriği sübvanse ediyoruz” denilirken, diğer yandan dağıtım bedeli artışları, kapasite mekanizması ödemeleri ve tarife değişiklikleriyle vatandaşın faturası büyümeye devam etmektedir. 328 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1626 ‒ Bu çerçevede, 2026 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesi, mesken tüketicilerinin üzerindeki yükü hafifletecek, tarife yapısını sadeleştirip adil hâle getirecek ve özelleştirme sonrası oluşan maliyet yapısını kamu lehine düzeltecek bir irade ortaya koymamaktadır. Elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların payının artırılması, iletim ve dağıtım yatırımları elbette önemlidir; ancak bu yatırımların bedelinin büyük ölçüde hanehalkı faturalarına yansıtılması, bütçe kaynaklarının ve vergi gelirlerinin bu yükü paylaşmaktan kaçınması, sosyal devlet ilkesine aykırı bir tercih anlamına gelmektedir. Amaç; yalnızca arz güvenliğini sağlamak değil, vatandaşın ödeyebileceği, öngörülebilir ve adil elektrik fiyatlarına erişimini güvence altına almak olmalıdır. Bu yapılmadığı sürece, elektrik faturalarına ilişkin toplumsal sitem ve memnuniyetsizlik devam edecek; enerji politikalarına duyulan güven daha da zedelenecektir. Madencilikte Rehabilitasyon Masalı Madencilik politikalarında uzun süredir “çevreyle uyumlu üretim” ve “rehabilitasyon” kavramları öne çıkarılmakta; mevzuat değişiklikleri ve strateji belgelerinde madencilik faaliyetleri sonrası sahaların doğaya yeniden kazandırılacağı sıkça vurgulanmaktadır. Son yasal düzenlemelerle birlikte rehabilitasyon; bozulan topoğrafyanın düzeltilmesi, üst toprağın serilmesi, bitkilendirme ve ağaçlandırma yapılması, uygun alanlarda rekreasyon sahaları oluşturulması gibi teknik adımları içeren geniş bir çerçeveye kavuşturulmuştur. Hatta “çevre ile uyum teminatı” yerine getirilen rehabilitasyon bedelinin ruhsat bedeline eşit şekilde alınması ve yükümlülükler yerine getirilmezse üretimin durdurulabilmesi hükme bağlanmıştır. Kâğıt üzerinde bakıldığında, bu çerçeve madencilik sonrası doğa tahribatının giderilmesi için güçlü bir hukuki altyapı varmış izlenimi vermektedir. Ne var ki denetim raporları ve sahadaki tablo, bu söylem ile uygulama arasında ciddi bir uçurum olduğunu göstermektedir. Orman alanlarında yürütülen madencilik faaliyetleri bakımından yapılan incelemelerde, çok sayıda maden sahasında rehabilitasyon çalışmalarının hiç yapılmadığı ya da eksik ve şeklen yerine getirildiği; bazı sahalarda izin amacı dışında kullanımlar ve izinsiz yapılar bulunduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular, rehabilitasyon yükümlülüğünün çoğu zaman faaliyet süresi boyunca ertelendiğini, sahaların kapatılması aşamasında ise şirketlerin hızla bölgeden çekildiğini, geride güvenli olmayan şevler, göçük riski taşıyan boşluklar ve toprağı geri dönülmesi güç biçimde bozulmuş alanlar bıraktığını ortaya koymaktadır. 329 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1627 ‒ Devletin kendi eylem planları da bu çelişkiyi dolaylı biçimde doğrulamaktadır. Maden sahalarının rehabilitasyonu için hazırlanan ulusal eylem planlarında, orman alanlarına rastlayan sahalarda madencilik izni verilmesi hâlinde doğaya yeniden kazandırma çalışmalarının hangi kurumlar ve hangi takvim içinde yapılacağı ayrıntılı olarak sıralanmış; ruhsat sahiplerinin her yıl ilerleme raporu sunması ve idarenin sahayı yerinde kontrol etmesi öngörülmüştür. Buna karşın, saha gözlemleri ve akademik çalışmalar, birçok bölgede bu planların ya hiç uygulanmadığını ya da yalnızca sınırlı bir kısmının hayata geçirildiğini göstermektedir. Aynı havzada onlarca yıl süren işletme faaliyetlerinin ardından, rehabilitasyon adı altında kimi yerlerde ince bir toprak tabakası serilip sınırlı bir fidan dikimiyle yetinildiği, derin maden çukurlarının ve atık depolama alanlarının ise olduğu gibi bırakıldığı görülmektedir. Linyite dayalı termik santrallerin beslendiği geniş kömür havzaları ve büyük ölçekli açık ocak işletmeleri bu tablonun somut örnekleridir. Yıllarca elektrik üretimi için kömür çıkarılan bazı alanlarda, heyelanlar ve çökmeler nedeniyle üretim durdurulmuş; sonrasında sahaların devralınması, güvenli hâle getirilmesi ve yeniden üretime açılması gündeme gelmiştir. Ancak bu süreçte tarım arazilerinin kaybı, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının kirlenmesi, toz ve kül emisyonları gibi çevresel etkiler bölge halkının yaşam kalitesini kalıcı biçimde bozmuş; rehabilitasyon çalışmaları ise çoğu zaman teknik, ekonomik ve güvenlik gerekçeleriyle geciktirilmiştir. Yıllarca “ülkenin enerji umudu” olarak sunulan linyit havzalarının, işletme ömrü dolduktan sonra geride bıraktığı manzara; madencilik sonrası doğaya yeniden kazandırma hedeflerinin kâğıt üzerinde kaldığını göstermektedir. Orman ekosistemleri üzerindeki etkiler daha da çarpıcıdır. Özellikle açık ocak işletmeleri ve taş ocakları için orman alanlarının madenciliğe tahsis edildiği bölgelerde, yüzlerce yıllık doğal dengenin kısa süre içinde geri döndürülemez biçimde bozulduğu bilinmektedir. Ormansızlaşma, habitat kaybı, toprak erozyonu ve su rejimindeki değişiklikler, yalnızca ruhsatlı alanla sınırlı kalmamakta; civar ekosistemleri de olumsuz etkilemektedir. Orman ve ekoloji bilimciler, pek çok örnekte madencilik sonrası gerçek anlamda bir orman ekosisteminin yeniden kurulmasının neredeyse imkânsız olduğuna, en iyi ihtimalle çok sınırlı bir bitki örtüsü ve rekreasyon alanı elde edilebildiğine dikkat çekmektedir. Buna rağmen yeni düzenlemelerle ÇED süreçlerinin esnetilmesi, ormanların madenciliğe tahsis edilmesini 330 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1628 ‒ kolaylaştıran yaklaşımın sürdürülmesi, “rehabilitasyon” söyleminin sahadaki tahribatı gizleyen bir perde olarak kullanıldığı yönündeki kaygıları güçlendirmektedir. Bu tablo yalnızca çevresel değil, ekonomik ve sosyal açıdan da olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Rehabilitasyon yükümlülüklerinin gereği gibi yerine getirilmemesi, heyelan, sel ve taşkın gibi afet risklerini artırmakta; toz, gürültü ve su kirliliği yoluyla halk sağlığını tehdit etmektedir. Tarım ve hayvancılıkla geçinen yerel halk, verimli topraklarını ve temiz su kaynaklarını kaybetmekte; maden işletmesi kapandıktan sonra bölgeye dönüşün maliyeti çoğu zaman kamunun ve yerel toplulukların üzerine kalmaktadır. Özel şirketler üretim aşamasında kârlarını maksimize ederken, sahayı eski hâline getirme yükümlülüğünü asgari düzeyde ve çoğu zaman eksik biçimde yerine getirmekte; aradaki fark, yani “rehabilitasyon açığı” ise gelecek kuşaklara ve kamu bütçesine yüklenmektedir. Bakanlık bütçesi, bu yapısal sorunu giderecek güçlü bir irade ortaya koymamaktadır. Bütçede yeni maden arama ve işletme faaliyetlerine, ruhsatlandırma süreçlerine ve enerji arz güvenliğini önceleyen projelere geniş yer verilirken; maden sahalarının rehabilitasyonunu, bağımsız çevresel denetimi ve kapatılan sahaların güvenli hâle getirilmesini önceleyen, izlenebilir ve yeterli kaynakla desteklenmiş bir program öne çıkmamaktadır. Rehabilitasyon bedellerinin tahsil edilmesine rağmen bu kaynakların ne kadarının gerçekten bozulan sahaları onarmak için kullanıldığı şeffaf değildir. Madencilikte rehabilitasyon söyleminin, çevreyle uyumlu üretim iddiasını güçlendiren bir propaganda unsuru olarak kalmaması; bu söylemin somut, ölçülebilir ve denetlenebilir hedeflerle desteklenmesi gerekmektedir. Aksi hâlde, 2026 bütçesi de önceki yıllarda olduğu gibi; madencilikten kaynaklanan çevresel ve toplumsal maliyetleri geleceğe erteleyen, rehabilitasyon yükümlülüğünü ise kâğıt üzerinde yerine getirilmiş gösteren bir belge olmaktan öteye geçemeyecektir. Santrallerde Karbon Azalmıyor Santraller, Türkiye’nin enerji sisteminde sera gazı emisyonlarının en yoğunlaştığı alanlardan biridir. Ülke, resmî olarak 2053 yılı için “net sıfır emisyon” hedefi ilan etmiş olmasına rağmen, elektrik üretiminden kaynaklanan emisyonlar artmaya devam etmektedir. Enerji kaynaklı toplam karbondioksit salımı 2023 yılında yaklaşık 392 milyon ton düzeyine 331 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1629 ‒ çıkmış, bu tutarın önemli bir bölümü fosil yakıtlara dayalı elektrik ve ısı üretiminden kaynaklanmıştır. Fosil yakıt ağırlıklı mevcut üretim deseni, Türkiye’yi 2024 itibarıyla Avrupa’da fosil yakıta dayalı elektrik üretiminden en fazla karbon salan ülke konumuna taşımıştır. Bu tablo, santral kaynaklı emisyonların azaltılmasının artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu göstermektedir. Buna karşın elektrik üretiminde kömürün merkezi rolü hâlen sürmektedir. Kömür santralleri, kurulu gücün yaklaşık beşte birini oluşturmasına rağmen elektrik üretiminin yaklaşık üçte birinden fazlasını karşılamakta ve güç sektöründeki toplam emisyonların en büyük kısmından sorumlu bulunmaktadır. Özellikle yerli linyit ve ithal kömürle çalışan büyük ölçekli termik santraller, her bir kilovatsaat elektrik üretimi başına 1 kilogramın üzerinde karbondioksit salınımıyla elektrik sektörünün en kirletici bileşenidir. Buna rağmen, kömürden çıkış için bağlayıcı bir takvim öngörülmemekte; 2035’e kadar ilave kömür kapasitesi öngören projeksiyonlar yapılmakta ve yeni kömür santrali yatırımları gündemde tutulmaktadır. Bakanlık sunumlarında, santrallerdeki karbon salınımını azaltmak için doğalgaz dönüşümü, bazı atık bertaraf tesisleri ve nükleer enerji projeleri öne çıkarılmaktadır. Yer yer doğal gazın hava kirliliğini azaltıcı etkisi vurgulanmakta, bir kısım atık depolama tesisinin metan emisyonlarını bertaraf ederek karbondioksit eşdeğeri azaltım sağladığı ifade edilmektedir. Nükleer santrallerin ise devreye girdiklerinde önemli miktarda doğalgaz ithalatının ve buna bağlı karbon emisyonunun önüne geçeceği iddia edilmektedir. Ancak bu yaklaşım, kömür santrallerinden kaynaklanan mevcut ve planlanan emisyon yükünü görmezden gelmekte; karbon yoğun üretimin omurgasını değiştirmeden, sınırlı sayıda projeyi “karbon azaltımı” başlığı altına yerleştirerek sorunun çözülebileceği izlenimi yaratmaktadır. Somut örnekler bu çelişkiyi açık biçimde göstermektedir. Adana’da inşa edilen Ceyhan/Hunutlu kömürlü termik santrali, ithal kömüre dayalı yapısı ve büyüklüğü nedeniyle bölgesel ölçekte ciddi karbon ve hava kirletici emisyon potansiyeline sahiptir. Uluslararası teknik değerlendirmeler, bu tür santrallerin işletme ömürleri boyunca on binlerce insanın yüksek düzeyde hava kirliliğine maruz kalmasına, binlerce erken ölüme ve tarım alanları ile deniz ekosisteminde ağır metal birikimine yol açabileceğini ortaya koymaktadır. Buna rağmen, bu ve benzeri kömürlü santraller için somut bir karbon azaltım takvimi açıklanmamakta; sadece baca gazı arıtma veya mevzuata uyum gibi dar çerçeveli teknik önlemlerle 332 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1630 ‒ yetinilmektedir. Santrallerin toplam emisyon hacmi, ulusal iklim hedefleriyle uyumlu bir şekilde azaltılmamaktadır. Santrallerdeki karbon salınımının azaltılması meselesi, sadece iklim hedefleri açısından değil, halk sağlığı açısından da kritik önemdedir. Kömür ve diğer fosil yakıtlara dayalı santrallerden kaynaklanan karbondioksit, azot oksitler, kükürt bileşikleri ve partikül maddeler; solunum yolu ve kalp-damar hastalıkları, erken ölümler ve kronik hastalık yükü üzerinden sağlık sistemine ilave maliyetler getirmektedir. İklim değişikliği ise aşırı sıcaklar, orman yangınları, seller ve hava kirliliği artışı yoluyla sağlık altyapısını çok katmanlı bir baskı altına almaktadır. Buna rağmen, enerji alanındaki planlama ve bütçe belgeleri santral emisyonlarını azaltmayı, aynı zamanda bir halk sağlığı politikasının parçası olarak ele almamakta; enerji arz güvenliği gerekçesi, çevre ve sağlık üzerindeki maliyetleri sistematik biçimde gölgeleyecek şekilde kullanılmaktadır. Uluslararası çalışmalarda, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefine ulaşabilmesi için elektrik sektöründeki karbon yoğunluğunu hızla düşürmesi, kömürden üretimin 2030’lu yılların başında belirgin şekilde azaltılması ve yeni kömür yatırımlarından vazgeçilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Buna karşın, 2026 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesi; kömürden kademeli çıkış için bağlayıcı bir takvim, mevcut kömür santrallerinin emisyon azaltımına yönelik performans kriterleri, karbon fiyatlaması veya emisyon ticaret sistemiyle uyumlu bir yol haritası içermemektedir. Santral işletmelerinin emisyon verilerinin şeffaf biçimde kamuya açıklanmasına, sivil toplum ve yerel halkın karar süreçlerine katılımına ve yüksek emisyonlu santrallerin planlı olarak devreden çıkarılmasına yönelik herhangi bir bütüncül program da bütçe ile birlikte sunulmamıştır. Santrallerdeki karbon salınımının azaltılması başlığında temel eleştirimiz, hedef–araç uyumsuzluğudur. Bir yandan 2053 için “net sıfır” hedefi dile getirilmekte, diğer yandan kömüre dayalı üretim yapısı büyük ölçüde korunmakta, yeni kapasite yatırımları gündemde tutulmakta ve santrallerin toplam emisyon hacmini düşürecek somut mekanizmalar bütçede yer almamaktadır. 2026 bütçesi; kömürden çıkış takvimi, adil geçiş programları, yüksek emisyonlu santrallerin planlı kapatılması ve temiz enerji yatırımlarına öncelik veren bir yaklaşımla yeniden kurgulanmadıkça, santral kaynaklı karbon salınımının gerçekten azaltılmasından söz etmek mümkün olmayacaktır. 333 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1631 ‒ GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI Merkezi Değişim 2025 Bütçesi 2025 Harcama 2026 Bütçe Teklifi Bütçe Oranı (%) Başlangıç Ödeneği (Haziran Sonu) (₺) İçindeki Payı 2025-2026 (%) 231.922.274.000 108.657.950.850 300.302.192.000 %30,7 %1,59 2026 yılı Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi %29,48 arWşla 300 milyar 302 milyon TL olarak teklif edilmişAr. Merkezi bütçe içindeki payı ise %1,59’dur. Türkiye’de gençler uzun süredir derinleşen ekonomik kriz, yüksek işsizlik oranları, güvencesiz çalışma koşulları ve artan yaşam maliyetleri nedeniyle tarihin en ağır gelecek kaygılarından birini yaşamaktadır. EğiAm çağındaki gençlerin önemli bir kısmı okul masraflarını karşılayamadığı için eğiAmine devam edememekte, iş bulabilmek için okuldan ayrılan gençler ise bu kez işsizliğin duvarına çarpmaktadır. Üniversite mezunları dahi kendi alanlarında iş bulmakta zorlanmakta; ücretlerin yetersizliği, barınma maliyetlerinin yüksekliği ve sosyal desteklerin sınırlı oluşu gençlerin temel yaşam hakkına erişimini zorlaşWrmaktadır. Bu koşullar, gençlerin önemli bir bölümünü yurt dışına yönelten güçlü bir iAci faktöre dönüşmüştür. Nitelikli genç iş gücünün ülkeyi terk etmesi, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik geleceğini tehdit eden ciddi bir beyin göçü sorununa yol açmaktadır. Gençlerin kendilerini güvende hissedemedikleri, liyakat yerine kayırmacılığın ödüllendirildiği, sosyal devlet poliAkalarının giderek zayıflaWldığı bir ortamda genç nüfusun umutlarını yiArmesi kaçınılmaz hâle gelmişAr. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın temel misyonu; gençleri bilim, kültür, sanat ve spor alanlarında desteklemek, onlara eşit mrsatlar sunmak ve akAf yurZaşlık bilinci kazandırmakWr. Ancak mevcut poliAkaların, bu misyona uygun bir yönelim sergilemediği açıkWr. Bakanlık bütçesinde gençlerin doğrudan faydalanacağı programların sınırlı kalması, burs ve kredilerin yaşam maliyetleri karşısında yetersizleşmesi ve gençlerin spor-kültür erişimindeki engeller, Bakanlığın hedefleri ile uygulamaları arasındaki makasın her yıl daha da açıldığını göstermektedir. 334 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1632 ‒ Bugün Türkiye’de gençler ev kurmakta, barınmakta, beslenmekte ve kamusal hizmetlere erişmekte zorlanmaktadır. Ülkenin geleceğini teşkil eden gençlerin, ekonomik güçlükler ve eşitsizlikler karşısında hayatlarında hep ertelemek zorunda bırakılmaları toplumun tüm kesimleri için alarm verici bir tablodur. Bu bağlamda bu bütçe özelinde gençlik poliAkalarının yeniden ele alınması, gençlerin güçlenmesini sağlayacak sosyal, ekonomik ve kültürel destek mekanizmalarının güçlendirilmesi arWk ertelenemez bir zorunluluktur. Bu bütçe ise bu mekanizmaları hayata geçirecek vizyondan uzakWr. Bakanlık bütçesi ekonomik sınıflandırma kalemlerine bakıldığında ise arWşların farklılıklar gösterdiği görülmektedir. Değişim Bakanlık Açıklama 2025 Başlangıç 2025 Haziran 2026 Bütçe Oranı Bütçesi (Ekonomik Sınıflandırma) Ödeneği Sonu Harcama Teklifi (2025- İçindeki 2026) Payı (%) Personel Giderleri 2.771.887.000 1.184.577.665 3.750.105.000 %35,29 %1,25 SGK Devlet Primi Giderleri 398.164.000 167.167.901 551.231.000 %38,44 %0,18 Mal ve Hizmet Alım 2.094.589.000 567.008.703 2.587.843.000 %23,55 %0,86 Giderleri Cari Transferler 178.402.634.000 82.936.030.634 232.877.013.000 %30,53 %77,55 Sermaye Giderleri 12.508.000.000 4.847.572.434 19.340.000.000 %54,62 %6,44 Sermaye Transferleri 7.900.000.000 3.196.665.000 4.950.000.000 %−37,34 %1,65 Borç Verme 27.847.000.000 15.758.928.513 36.246.000.000 %30,16 %12,07 1. Personel giderleri %35,29 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki payı %1,25’Ar. (Bu kalemde memur, sözleşmeli personel, işçiler, geçici çalışanlar ve diğer personele ilişkin ödemeler yer almaktadır.) 2. Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri %38,44 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki payı %0,18’dir. (DevleAn işveren sıfaWyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri bu bölüme kaydedilmektedir.) 3. Mal ve hizmet alım giderleri %23,55 artmışWr. 2026 yılında 2 milyar 587 milyon 843 bin TL teklif edilmişAr. Bakanlık bütçesi içindeki payı %0,86’dır. (Faturalı olarak veya ilgili mevzuaWna uygun şekilde belgelendirilerek alınan mal ve hizmet bedelleri bu bölüme kaydedilmektedir. Temsil ve tanıtma giderleri, yolluklar, görev giderleri, hizmet alımları bu sınıflandırmada yer almaktadır.) 335 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1633 ‒ 4. Cari transferler %30,53 artmışWr. 2026 yılında 232 milyar 877 milyon 013 TL teklif edilmişAr. Bakanlık bütçesi içindeki payı %77,55’dir. (Karşılıksız olarak yapılan ödemeler bu bölüme kaydedilmektedir.) 232.877.013.000 TL, yani %77,55 ile Bakanlık bütçesi içindeki en büyük pay buraya aidr. Hazine yardımları kapsamında Bakanlık bütçesine aktarılacak kaynak, hane halkı ve işletmelere yapılacak transferler kapsamında burs ödemeleri, kar amacı gütmeyen kuruluşlara yapılan transferler (vakıf, dernekler vb.) bu sınıflandırmada yer almaktadır. Hazine yardımlarında; yurt hizmetleri, yurt yapımı ve kiralanması, yurtlarda beslenme desteği ve diğer bazı yaWrımlara yapılacak ödemelere ilişkin kaynaklar yer almaktadır. 2026 yılı bütçesinde cari transferlerin içindeki payın önemli bir kısmı bu başlıktan oluşmaktadır. Hane halkı ve işletmelere yapılan transferler içinde öğrencilere sağlanan burs desteği önemli bir yer tutmaktadır. 5. Sermaye giderleri %54,62 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki payı %6,44’tür. (Sermaye harcamaları, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi akAflerin edinimi için yapılan ve Devlet mal varlığını arWran ödemelerdir.) 6. Sermaye transferleri %37,34 azalmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki payı %1,65’Ar. 7. Borç verme %30,16 artmaktadır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %12,07’dir. Bu sınıflandırmada yükseköğreAm kredi desteği yer almaktadır. 2025 yılında 27 milyar 847 milyon TL olan bu ödenek, 2026 yılında 36 milyar 246 milyon TL olarak teklif edilmişAr. Gençlik ve Spor Bakanlığının 2026 yılı bütçesi gençlerin ülkenin geleceğine dair artan umutsuzluğunu gidermeye yetmemektedir. Bugün Türkiye’de gençlerin ruh hali çok sayıda akademik çalışma ve saha araşWrmasıyla ortaya konulduğu üzere derin bir karamsarlıkla şekillenmektedir. Hukuksuzluk algısı, liyakat ilkelerinin ihlal edildiği yönündeki yaygın kanaat, mülakatlarda yaşanan sistemaAk adaletsizlikler, özgürlük alanlarının daralması, çevre ve hayvan haklarında hissedilen duyarsızlık, eğiAm ve isAhdam alanlarındaki mrsat eşitsizlikleri gençlerin geleceğe güvenle bakmasını engellemektedir. Gençlik poliAkalarının bilimsel temelde şekillendirilmesi gerekirken Bakanlığın bu alanda kapsamlı ve bağımsız bir etki analizi yapWrmamış olması mevcut bütçenin de gençlerin gerçek sorunlarına temas etmekten uzak kaldığını göstermektedir. Bir başka ifadeyle bütçe rakamsal bir tahsisten ibaret olup gençliğin ruh hâline, beklenAlerine ve somut sorunlarına yönelik kurumsal bir farkındalık taşımamaktadır. 336 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1634 ‒ 2026 yılı bütçesi gençlerin ülkeyi kalıcı olarak terk etme eğilimini azaltacak nitelikte bir perspekAf sunmamaktadır. Gençlerimizin değer görmeme duygusu güçlenirken onları ülkede tutacak sosyal, kültürel ve ekonomik güven ortamının tesisine yönelik kayda değer bir yaWrım yapılmamışWr. Bakanlık gençlerin neden mutsuz olduğu hangi yapısal sorunların onları göçe zorladığı ve bu eğilimlerin nasıl tersine çevrilebileceği konusunda bilimsel temelli bir çalışma yürütmediğinden bütçe planlaması da sorunun kök nedenlerine dokunmamaktadır. Gençliği güçlendirmesi gereken bu bütçe hem içerik hem yaklaşım bakımından eksik ve yetersizdir. Gençlerin Türkiye’de geleceğini kurabileceği bir toplumsal iklim sağlanmadığı sürece bütçe ne kadar büyütülürse büyütülsün, yönetsel irade gençlerin beklenA ve ihAyaçlarını öncelemediği müddetçe gençlik poliAkalarının etkisiz kalması kaçınılmazdır. Bu nedenle 2026 bütçesi gençlere verilen önemin yerine gençlerin sorunlarını görmezden gelen bir yöneAm anlayışının ifadesi olarak karşımızda durmaktadır. GENÇ NÜFUS ORANI DÜŞÜYOR Türkiye İstaAsAk Kurumu’nun (TÜİK) “İstaAsAklerle Gençlik 2024” verilerine göre, ülkemizde genç nüfus oranı tarihsel bir düşüş yaşamaktadır. 2024 yılı sonu iAbarıyla Türkiye nüfusu 85 milyon 664 bin 944 kişi olmuş, bu nüfusun yalnızca 12 milyon 763 bin 159’unu, yani yüzde 14,9’unu gençler (15-24 yaş grubu) oluşturmuştur. Oysa 1950 yılında genç nüfus oranı yüzde 20,8 düzeyindeydi. Türkiye’nin genç nüfusu, doğurganlıktaki hızlı düşüş ve ekonomik koşulların doğrudan etkisiyle giderek azalmaktadır. TÜİK projeksiyonlarına göre, genç nüfus oranı 2030’da %14,8, 2040’ta %12,2, 2060’ta %10,3 ve 2080’de %8,8’e kadar düşecekAr. Bu eğilim, CumhuriyeAmizin genç nüfusla kurduğu dinamik toplumsal yapının giderek zayıflayacağı anlamına gelmektedir. Türkiye, henüz eğiAmde ve isAhdamda gençlerin potansiyelini tam olarak kullanamadan, genç nüfus avantajını yiArme riskiyle karşı karşıyadır. Bu tablo, hükümeAn “genç dostu ülke” iddiasını boşa çıkarmaktadır. Genç nüfusun giderek azalmasına rağmen gençlerin sosyal, ekonomik ve kültürel gelişimlerine yönelik yaWrımlar yetersiz kalmakta; gençler, ekonomik kriz, işsizlik, barınma ve gelecek kaygısıyla mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Bir ülkenin geleceği, gençlerinin niteliğiyle ölçülür. Ancak mevcut poliAkalar, gençleri desteklemek yerine onları ekonomik zorluklar karşısında yalnız bırakmakta, ülke yöneAminde 337 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1635 ‒ gençlerin sesini daha da kısmaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bütçesinde “Gençlik Programı”na ayrılan payın yalnızca %4,6 seviyesinde kalması, gençliğin kamusal öncelik olmaktan çıkarıldığının göstergesidir. Türkiye genç nüfus avantajını kaybetmeden önce, gençlerin nitelikli eğiAm, isAhdam, sosyal kaWlım ve yaşam koşullarına erişimini sağlayacak, bütüncül bir gençlik poliAkası oluşturulmalıdır. Aksi halde ülkemiz hem demografik hem de ekonomik olarak yaşlanan, üretken gücünü kaybeden bir yapıya sürüklenecekAr. Genç nüfusun %30,5'i 15-17 yaş grubunda Genç nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2024 yılında genç nüfusun %30,5'inin 15- 17 yaş grubunda, %19,9'unun 18-19 yaş grubunda, %28,8'inin 20-22 yaş grubunda ve %20,8'inin ise 23-24 yaş grubunda yer aldığı görülmektedir. Avrupa’nın En Genç Nüfusu Türkiye’de Türkiye’nin genç nüfus oranı, Avrupa Birliği ülkeleriyle karşılaşWrıldığında hâlâ oldukça yüksek bir seviyededir. 2024 yılı iAbarıyla Türkiye’de genç nüfus oranı %14,9 olarak belirlenmiş, bu oran Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin ortalaması olan %10,7’nin üzerinde gerçekleşmişAr. AB ülkeleri arasında en yüksek genç nüfus oranına sahip ülkeler %12,6 ile İrlanda, %12,3 ile Hollanda ve %12,2 ile Danimarka olurken; en düşük oranlar %9,2 ile Bulgaristan, %9,5 ile Litvanya, %9,7 ile Malta ve Slovenya’da kaydedilmişAr. 338 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1636 ‒ Türkiye’nin genç nüfus oranı Avrupa ortalamasının üzerinde olmasına rağmen, gençliğe yönelik kamu poliAkaları ve bütçe yaWrımları bu demografik avantajla örtüşmemektedir. Gençliğin eğiAm, isAhdam, barınma ve kültürel gelişim alanlarında yaşadığı sorunlar, ülkenin sahip olduğu genç potansiyelin etkin biçimde değerlendirilemediğini göstermektedir. Türkiye, AB ülkelerinden daha genç bir nüfus yapısına sahip olmasına rağmen, gençlerin sosyal hayata, üreAme ve karar mekanizmalarına kaWlımını sağlayacak poliAkaları hayata geçirememektedir. Gençler eğiAmde nitelik sorunlarıyla, işsizlikte belirsizlikle ve kültürel alanda mrsat eşitsizlikleriyle karşı karşıyadır. Gençliğin dinamizmi, potansiyeli ve umudu sistemaAk biçimde heba edilmekte; ülkemiz genç nüfus avantajını doğru değerlendiremeyerek kendi geleceğini zayıflatmaktadır. Genç İşsizlik Türkiye’de genç işsizlik oranları, çok yüksek seviyelerde seyretmektedir. Üniversite mezunu gençler bile iş bulmakta zorlanmakta, çoğu zaman kendi eğiAm seviyelerinin alWnda işlerde çalışmak zorunda kalmaktadır. Gençlerin isAhdam piyasasında karşılaşWkları bu sorunlar, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın genç isAhdamını desteklemekteki eksikliklerini ortaya koymaktadır. Bakanlık, gençlerin iş bulmasını kolaylaşWrmak adına etkili bir poliAka üretememiş, işsiz gençlerin sayısı giderek artmışWr. Türkiye’deki genç işsizliğin sebebi olan eğiAm ve isAhdam dengesi bunca zamandır kurulamamışWr. EğiAm çağında olduğu halde ekonomik dezavantajları nedeniyle çalışmak zorunda kalan gençlerin çoğunlukla umdukları gibi iş piyasasında iş bulamadıkları ya da geçici işlere girmek zorunda kaldıkları bilinmektedir. 339 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1637 ‒ Gençler açısından nitelikli ve iyi gelir geAren işler bulabilmelerinin önündeki en önemli engel eğiAm eksikliğidir. EğiAm ve isAhdamda yer alamayan gençlerin oranının yüksek olması toplumsal isAkrarsızlık, suç olaylarının artması, ekonomik ve sosyal maliyet, toplumsal dışlanma, uyum sorunları gibi birçok ekonomik ve sosyal refah göstergesini de olumsuz etkilemektedir. 2024 yılında genç işsizlik oranı %16,3 olarak açıklanmışWr. Erkeklerde %13,1 kadınlarda %22,3 olan bu oran, genç kadınların her beşinden birinin işsiz olduğunu göstermektedir. Bu oran, yükseköğreAm mezunu gençlerin önemli bir kısmının da niteliklerine uygun iş bulamadığını kanıtlamaktadır. Gençler eğiAmini tamamladıktan sonra ya kayıt dışı ve düşük ücretli işlerde çalışmakta ya da uzun süre iş aramak zorunda kalmaktadır. Mevcut ikAdarın “isAhdam yaraWyoruz” söylemi, genç işsizliğin kronikleşAği gerçeğini gizleyememektedir. Türkiye, OECD ve AB ortalamalarının üzerindedir. İsAhdamın niteliği düşmüş, güvenceli iş bulmak gençler için imkânsıza yakın hale gelmişAr. Gençlerde İşgücüne Ka`lma Oranı %47,2 2024 yılı iAbarıyla gençlerde işgücüne kaWlma oranı yalnızca %47,2’dir. Yani her iki gençten biri üreAm sürecine kaWlamamaktadır. Erkeklerde bu oran %59,5 iken, kadınlarda yalnızca %34’tür. Bu fark, Türkiye’de genç kadınların sistemaAk biçimde işgücünün dışında tutulduğunu göstermektedir. EğiAm poliAkalarındaki eşitsizlik, bakım yükünün kadınların omzuna yıkılması ve iş piyasasında süregelen cinsiyet ayrımcılığı genç kadınların üreAm sürecinden dışlanmasının temel nedenleridir. Türkiye, OECD ortalamasına kıyasla genç kadın isAhdamında en alt sıralarda yer almakta; “kadın emeği” hâlâ değersizleşArilmekte ve görünmez kılınmaktadır. 340 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1638 ‒ Gençlerde İs;hdam Oranı %39,5 2024 yılı iAbarıyla gençlerde isAhdam oranı yalnızca %39,5’Ar. Erkeklerde bu oran %51,7 iken, kadınlarda %26,4 düzeyindedir. Bu veriler, Türkiye’de gençlerin neredeyse üçte ikisinin üreAm sürecine kaWlamadığını, özellikle kadınların büyük ölçüde sistemin dışında kaldığını göstermektedir. İsAhdam edilen gençlerin büyük kısmı ise düşük ücretli, geçici ve güvencesiz işlerde çalışmaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bütçesinde isAhdama yönelik herhangi bir güçlü programın yer almaması, bu tabloyu daha da ağırlaşWrmaktadır. Bakanlığın gençliği yalnızca spor ve sembolik etkinliklerle sınırlayan poliAkaları, ekonomik ve mesleki destekten uzak kalmışWr. Her 4 Gençten 1’i Ne Eği;mde Ne İs;hdamda EğiAm almayan, iş olmadığı için çalışamayan ve iş bulma ümidi olmadığından iş aramayı bırakan gençlerimiz ne eğiAmde ne isAhdamda (NEET- Not in EducaAon, Employment and Training) kategorisine dahil olmaktadır. 2024 yılında 15-24 arasında yer alan gençlerin %22,9’u ne eğiAmde ne isAhdamdadır. Bu oran, genç nüfusun dörZe birinin sistemin dışında kaldığını göstermektedir. Erkeklerde oran %16,2 iken, kadınlarda %30,1’dir. Bu tablo, Türkiye’nin eğiAm ve isAhdam poliAkalarındaki yapısal çöküşün en çarpıcı göstergesidir. Kadınlarda NEET oranının erkeklere kıyasla yaklaşık iki kat yüksek olması, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin vahameAni ortaya koymaktadır. Genç kadınlarda oran Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla çok yüksek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu şu anlama gelmektedir Türkiye’de üç genç kadından birisi ne eğiAmde ne isAhdamda bulunmaktadır. Bu oranlar yalnızca ekonomik bir veri değil aynı zamanda toplumsal umutsuzluğun ve kayıp bir kuşağın habercisidir. EğiAm ve üreAm süreçlerinden koparılan gençlerin geleceğe dair inancı zayıflamakta, yoksulluk kalıcı hale gelmektedir. 341 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1639 ‒ Türkiye’de “Ev Genci” Oranı OECD Ülkelerinin En Yükseği Türkiye'de ne eğiAmde ne isAhdamda olan yani ne bir işe sahip ne de eğiAme devam eden ve “Ev Genci” olarak tanımlanan bu alandaki gençlerimizin oranı hem 15-14 yaş grubunda hem de 15-29 yaş grubunda OECD ülkelerinin en yüksek oranına sahip konumdadır. Yukarıdaki grafikte görüldüğü üzere OECD 2024 verileri incelendiğinde 15-24 yaş arasında yer alan gençlerde ne eğiAmde ne isAhdamda olan gençlerin oranı OECD ülkelerinde ortalama %11,1 iken Türkiye %23,2 ile en yüksek orana sahip ülke konumundadır. AB ortalaması ise %9,2 olarak açıklanmışWr. Yine aşağıdaki grafiğe göre 15-29 yaş arasında yer alan gençlerdeki oranda da ülkemiz %26,4 ile yine OECD ülkelerinin en yüksek oranına sahip ülke konumundadır. OECD ortalaması %12,8 iken en düşük orana sahip ülke %5,8 ile Hollanda’dır. Ülkemiz bu göstergede OECD ortalamasının 3 kaW, en düşük orana sahip olan Hollanda’nın ise neredeyse 5 kaW oranla gençlerini sistemin dışında bırakmışWr. Bu veriler gençliğin sistemaAk biçimde dışlandığı, eğiAmden koparıldığı ve umutsuzluğa sürüklendiği bir ekonomik ve toplumsal düzenin yansımasıdır. Eğer bu gidişata dur denmezse, Türkiye demografik avantajını tamamen yiArecek, ülkemiz “ev genci ülkesine” dönüşecek ve çalışamayan, üretemeyen, umutsuz bir gençlik gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalacakWr. 342 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1640 ‒ Üniversite Gençliği Sahipsiz Bırakıldı Bakanlık bütçesinin yaklaşık %79’unu tek başına YükseköğreAm Programı’nın oluşturması oldukça dikkat çekicidir. Bu devasa payın büyük kısmı yurt hizmetleri, burs-kredi mekanizmaları ve cari transferler yoluyla öğrencilerin temel giderlerine yönelmektedir. Ancak bu büyüklüğe rağmen burs-kredi yapısındaki eşitsizlik, yurt kapasite sorunları ve öğrenci yaşam maliyetlerindeki arWşın karşılanamaması, kaynağın verimli dağıWlmadığını göstermektedir. Üniversite öğrencilerinin artan kira, ulaşım ve beslenme giderleri karşısında yükseköğreAm programında yapılan %30’luk arWş reel olarak yetersizdir. Ayrıca bu bütçe, gençleri desteklemek yerine önemli ölçüde borçlandıran kredi sisteminin yükünü büyütmektedir. Performans 2024 2025 2025 YS 2026 2027 2028 Göstergesi Gerçekleşme Planlanan Gerç. Tah. Hedef Hedef Hedef Burs alan kadın 412.392 410.000 412.079 415.000 420.000 425.000 öğrenci sayısı Burs alan öğrenci 629.185 635.000 631.134 678.000 645.000 650.000 sayısı (toplam) Kredi alan öğrenci 850.324 870.000 845.496 857.000 870.000 865.000 sayısı Tablodaki veriler, Türkiye’de yükseköğreAm öğrencilerine sağlanan ekonomik desteğin niteliği ve yönelimi açısından son derece dikkat çekici ve aynı zamanda sorunlu bir tabloyu ortaya koymaktadır. Burs alan öğrenci sayısı yıllara göre sınırlı bir arWş gösterirken, kredi alan öğrenci sayısının hem mevcut durumda daha yüksek olması hem de gelecek yıllar için planlanan hedeflerde yine bursların üzerinde seyretmesi, gençlerin üniversite yıllarında dahi borçlandırıldığını açıkça göstermektedir. 2024 yılında 629 bin burs alan öğrenciye karşılık 850 bin kredi alan öğrencinin bulunması; yani bu öğrencilerin destek almak yerine borçlanmak zorunda kalması, sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmayan bir uygulamadır. EğiAmde mrsat eşitliğini güçlendirmek yerine öğrencilerin daha fazla borç yükü alWna sokulması, gençlerin eğiAm hayaWnı sürdürülebilir kılmaktan çok uzak bir anlayışa işaret etmektedir. 2026 hedefleri incelendiğinde burs alan öğrenci sayısındaki arWşın oldukça sınırlı olduğu, buna karşın kredi alan öğrenci sayısının neredeyse aynı seviyede tutulduğu görülmektedir. Bu durum, hükümeAn gençlere yönelik ekonomik destek anlayışının "destek" değil, "borç verme" eksenli olduğunu göstermektedir. Oysa Türkiye gibi gelir dağılımı eşitsizliği 343 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1641 ‒ yüksek, derin yoksulluk deneyimlerinin ar|ğı bir ülkede, öğrencilere borç yüklemek yerine karşılıksız bursların güçlendirilmesi gerekir. Yoksul ve dar gelirli ailelerin çocukları üniversiteye adım a|kları andan iAbaren borçlanmak zorunda kalmakta; mezun olduklarında ise düşük ücretli, güvencesiz ve belirsiz iş piyasasına bu borç yüküyle giriş yapmaktadır. Üniversite eğiAmi, gençleri güçlendiren bir araç olması gerekirken, tam tersine mezuniyet sonrasında dahi sürükledikleri maddi bir zincire dönüşmektedir. Bu tablo, gençlerin eğiAm süreçlerinin maliyetleri karşısında yalnız bırakıldığını; sosyal devleAn asli görevi olan “gelire göre koruyucu ve destekleyici hizmet” sunma sorumluluğunun yerine borçlandırmaya dayalı mekanizmaların ikame edildiğini göstermektedir. Ülkemizin gençleri, yükseköğreAmde okudukları dönemde borçlanmaya değil, yaşam maliyetleri karşısında nefes alabilecekleri güçlü ve sürdürülebilir bir sosyal destek sistemine ihAyaç duymaktadır. EğiAm hayaWnın borçla değil, mrsat eşitliğiyle yürütülmesi, sosyal devleAn gereği olduğu kadar gençlerin geleceğe güvenle bakabilmesinin de temel şarWdır. Burs ve Kredi Desteğinin GSYH Oranı Binde 6’ya Düştü Bakanlığın burs ve harçlık poliAkalarına ilişkin sunulan veriler son on yılın gençlik desteklerinde yaşanan gerçek erimenin üstünü örtmeye yetmemektedir. Burs ve harçlıkların millî gelire oranı 2006’da %0,11 ve 2016 yılında %0,12 iken bugün bu oran %0,06’ya kadar gerilemişAr. Bu yalnızca teknik bir düşüş değil; sosyal devlet anlayışından bilinçli bir uzaklaşmanın göstergesidir. Gençlere “daha çok destek veriyoruz” denilirken millî gelirden ayrılan payın yarı yarıya düşmüş olması desteklerin reel karşılığının azalmasını gizleyememektedir. Bütçe büyürken 344 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1642 ‒ gençlere ayrılan pay küçülüyorsa bu tercihin adı genç nüfusu sistemaAk biçimde ihmal etmekAr. Bütçe belgeleri incelendiğinde bursların millî gelir içindeki payının 20 yıl önceki seviyelerle kıyaslanamayacak ölçüde geriye düştüğü görülmektedir. Bu tablo gençlerin ekonomik gereksinimlerinin devlet taramndan yük olarak görüldüğünün açık bir ifadesidir. Öğrenciler artan yaşam maliyetleri karşısında barınma, beslenme, ulaşım gibi en temel ihAyaçlarını dahi karşılamakta güçlük çekerken, bursların millî gelirden aldığı payın yarıya inmesi kabul edilemez. Devlet, gençlerin eğiAm hakkını ekonomik baskı alWnda bırakmak yerine, burs mekanizmasını millî gelir arWşıyla uyumlu biçimde güçlendirmelidir. Aksi hâlde burs poliAkası bir sosyal destek değil, giderek küçülen bir sembolik jesZen ibaret kalacakWr. Burs Ücretleri Yetersiz: Öğrenci Yoksulluğu Ar`yor Ülkemizde gençlerin, eğiAm masraflarını, ulaşım, internet-telefon, beslenme, barınma gibi temel giderlerini karşılamakta büyük güçlük çekAkleri bir dönemden geçiyoruz. Bu gerçeklik, gösterişli söylemlerle örtülemez haldeyken, devlet eliyle verilen öğrenim kredisi- burs ödemelerinin öğrenci ihAyaçlarını karşılayamayan düzeyde kaldığı açıkWr. Cumhurbaşkanı taramndan gençlere “ülkenizi keşfedin, imkanınız varsa dünyayı gezin, farklı kültürleri tanımak için şartları zorlayın” gibi söylemler üreAlmektedir. Görünen o ki, bu tavsiyeler yalnızca ikAdara yakın azınlıklara yönelikAr. Çünkü, bu ülkede; ailesinden yeterli ya da hiç destek alamayan, sadece devleAn verdiği kredi/bursla geçinen, taAlde evine gitmek için dahi parayı zor bulan milyonlarca genç vardır. 2025 yılı iAbarıyla, üniversite öğrencilerine ayrılan burs-kredi tutarlarına bakıldığında: lisans/ön lisans öğrencileri için 3.000 TL, yüksek lisans için 6.000 TL, doktora öğrencileri için 9.000 TL olarak ödemeler yapılmaktadır. Öğrencilerin geçim sıkınWsı zaten hat saïadadır; buna bir de mezuniyet sonrası kredi borçlarının hemen başa sarılması eklenmektedir. Bir genç yükseköğreAmi tamamladığında, işi henüz garanAlenmemişken borç yüküyle yüzleşmektedir. Bu durum, genç nüfusun hem eğiAm sürecinde hem de iş yaşamının başlangıcında yoksullaşma riskiyle karşı karşıya olduğunu açıkça göstermektedir. 345 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1643 ‒ Bu koşullar alWnda, öğrenim kredi/burs sisteminin yeniden ele alınması kaçınılmazdır. Burs tutarları, güncel enflasyon, temel yaşam giderleri ve gençlerin eğiAm sürecinde maruz kaldığı ekonomik baskılar dikkate alınarak gerçekçi ve sürdürülebilir şekilde arWrılmalıdır. Ayrıca, kredi ile desteklenen gençlerin mezuniyet sonrası borçlanarak değil, üreAme ve isAhdama kaWlarak ilerleyebilmesi için borçların yeniden yapılandırılması, faizsiz ertelenmesi ya da tamamen silinmesi yönünde adımlar aWlmalıdır. Yurva Kalan Öğrencinin Yaşam Maliye; 22.490 TL İken Burs 3.000 TL İstanbul Planlama Ajansı taramndan yayımlanan Öğrenci Yaşam MaliyeA AraşWrması, yükseköğrenim gören gençlerin sosyoekonomik koşullarının son bir yıl içerisinde nasıl bozulduğunu tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. AraşWrma bulguları özellikle barınma başta olmak üzere öğrencilerin temel ihAyaçlarını karşılamakta zorlandığını, bir üniversite öğrencisi için yaşam maliyeAnin arWk yalnızca ekonomik bir sorun olmaktan çıkıp sosyal adalet ve eşit mrsat ilkeleri açısından kriAk bir mesele haline geldiğini göstermektedir. Nitekim özel yurZa kalan bir öğrencinin yaşam maliyeA yalnızca bir yıl içinde %57,17 artarak aylık 22.920 TL seviyesine yükselmişAr. Üç öğrenci ile paylaşılan bir evde kalan gençlerin aylık gideri ise %49,59 arWşla 18.750 TL’ye ulaşmış ve asgari ücreAn dahi üzerine çıkmışWr. Üniversite eğiAmi öğrencilerin ve ailelerinin mali gücüyle erişilebilir olmaktan uzaklaşmakta ve ekonomik kaygılar gençlerin eğiAm hayaWnın önüne geçmektedir. 2024–25 2024–25 Öğrenci Harcama Kalemi Özel Yurt ₺ Evi (Kira) ₺ Barınma Ücreti (Aylık) 16.341₺ 9.036₺ Market – Dışarıdan Yemek (Aylık) 3.528₺ 5.868₺ Fatura Ödemeleri (Aylık) 250₺ 1.046₺ (Cep telefonu, internet, elektrik, su, doğalgaz) Kültür, Sanat, Eğlence (Aylık) 803₺ 803₺ Ulaşım Harcaması (Aylık) 282₺ 282₺ (Kişisel araç hariç) Kitap, Kırtasiye (Aylık) 332₺ 332₺ Kişisel Bakım (Aylık) 548₺ 548₺ Kıyafet ve Aksesuar (Yıllık) 5.165₺ 5.165₺ Teknoloji Harcaması (Yıllık) 4.853₺ 4.853₺ Toplam Aylık Maliyet 22.920₺ 18.750₺ 346 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1644 ‒ AraşWrmanın ayrınWları öğrencilerin yalnızca barınma değil market ve dışarıdan yemek, fatura ödemeleri, kültür sanat, kırtasiye, kişisel bakım, ulaşım gibi temel harcama kalemlerinin neredeyse tamamında yüksek oranlı arWşlarla karşı karşıya kaldığını göstermektedir. En yüksek arWş kültür-sanat ve kırtasiye harcamalarında görülmüş ve en düşük arWş ulaşım ve teknoloji giderlerinde kalsa da bu durum öğrencilerin yaşam kalitesinin gerilemesini engellememişAr. Barınma ve faturaların payını doğru tespit etmeyi amaçlayan araşWrma öğrencilerin bulundukları koşullara göre ayrışWrılmasına rağmen özellikle kira maliyetlerinin astronomik seviyelere ulaşWğını teyit etmektedir. Devlet yurtlarının kapasite yetersizliği, artan vakıf ve özel yurt bağımlılığı ve kiralardaki kontrolsüz yükseliş öğrencilerin devlet desteğinden yoksun bırakıldığını açıkça ortaya koymaktadır. 2013 Yılında KYK Bursu ile 93 Adet Döner Alan Öğrenci Bugün 13 Adet Döner Alabiliyor Türkiye’de yükseköğreAm öğrencilerinin ekonomik durumu her geçen yıl biraz daha kötüleşmektedir. KYK burslarının nominal olarak arWyor görünmesine rağmen, reel alım gücü yıllar içinde azalmışWr. 2013 yılında bir üniversite öğrencisi 280 TL KYK bursuyla o dönem 3 TL olan tavuk dönerden 93 adet saWn alabiliyordu. 2019 yılında burs 550 TL’ye, döner fiyaW ise 8 TL’ye yükselmiş; öğrencinin döner alım gücü 69 adede düşmüştür. 2025 yılına gelindiğinde ise KYK bursu 3.000 TL’ye çıkarılmış olmasına rağmen ortalama 220 TL’ye saWlan bir tavuk döner karşısında öğrencinin alım gücü yalnızca 13 adet dönerle sınırlı kalmışWr. Yani burs miktarı artmış olsa da gençlerin cebindeki para her geçen yıl daha da değersizleşmişAr. Bugün bir üniversite öğrencisi KYK bursuyla yalnızca birkaç gün yemeğini karşılayabilir hale gelmiş, ay sonunu geArebilmek için ya ailesinden destek almak ya da çalışmak zorunda kalmışWr. 347 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1645 ‒ Yurtlarda Manevi Danışmanlık Uygulaması Adı Al`nda İdeolojik Propaganda mı Yapılıyor? Gençlik ve Spor Bakanlığının resmi raporlarında yer alan 451 psikolog, 74 sosyal çalışmacı ve 1.194 manevi danışman üzerinden gençlere sunulan destek hizmetlerinde kamuoyuyla açık şekilde paylaşılmayan detayların bu kapsamda verilen hizmetlerin bir güruhun ya da bir siyasi anlayışın propagandası mı yapılıyor sorusunu akla geArmektedir. 1.194 manevi danışmanın 940’ının Diyanet İşleri Başkanlığı personeli olduğu ifade edilmesine karşın geriye kalan 254 kişinin kim olduğu, hangi kurum taramndan görevlendirildiği, hangi yeterliliklere sahip olduğu ve nasıl bir deneAm mekanizmasına tabi tutulduğu tamamen belirsizdir. Gençlerin ruh sağlığına yönelik bilimsel ve profesyonel hizmet sunması gereken yurtlarda psikolojik danışman ve rehber öğretmen gibi uzmanların sayısı son derece yetersizken kaynağı, yetkisi ve mesleki niteliği açıklanmayan bir grubun manevi danışman sıfaWyla gençlerle görüşmesi hem hukuki hem pedagojik açıdan ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Kamu kaynakları gençlerin psikolojik halini güçlendirmek yerine ideolojik yönlendirme riskine açık bir yapıya aktarılıyorsa bu tercihin gerekçesi ve dayanağı kamuoyuna şeffaf bir şekilde açıklanmalıdır. Diğer taraXan devlet yurtlarında ve çeşitli vakıf–dernek yapılarında yürütülen manevi sohbetler, yaz kampları ve eğiAm faaliyetlerinin gerçekten gönüllülük esasına göre mi yoksa zımni bir zorunlulukla mı sürdürüldüğü belirsizdir. Bu programların içerikleri, gençlerin hangi çevrelere yönlendirildiği, faaliyetlerin kim taramndan denetlendiği ve bu yapıların mevzuata uygunluğu konusunda kapsamlı bir deneAm bulunmamaktadır. Geçmişte farklı yapılanmaların gençler üzerinden kurduğu nüfuz ilişkilerinin yol açWğı ağır toplumsal bedeller ortadayken benzer riskleri yeniden doğurabilecek uygulamalara kapı aralanması kabul edilemez. Gençlerin dünya görüşüne, yaşam tarzına ve özgür iradesine müdahale anlamına gelebilecek bu uygulamalar derhal gözden geçirilmelidir ve yurt hizmetleri bilimsel temelli, uzman kadrolarla yeniden yapılandırılmalıdır. Giderlerse Gitsinler Poli;kası Gençlerimizi Terketmeye Mahkum Ey Türkiye’nin yükseköğreAmde yeAşArdiği insan kaynağını hızla kaybetmesi arWk sosyolojik bir uyarı eşiğini aşmışWr. Yıllardır milyonlarca lira kamusal eğiAm yaWrımı yapılan, çocukluğundan iAbaren başta ailelerin ve devleAmizin sınırlı imkanlarla da olsa sağlık, eğiAm ve sosyal hizmetleriyle büyüZüğü gençler bugün kalıcı olarak ülkeyi terk etmektedir. 348 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1646 ‒ Gençler Türkiye’nin geleceğini taşımak için değil kendilerine insanca bir gelecek kurmak için yurtdışına gitmektedir. Bir milleAn en nitelikli evlatları kendi ülkelerinin potansiyeline değil başka ülkelerin bilim, teknoloji ve ekonomi kapasitesine katkı sunar hâle gelmişAr. Bu durum yalnızca beyin göçü değil gelecek kaybıdır. Kendi evladı yurtdışında yaşam kurarken bunu engelleyemeyen bir ülkenin milli kalkınma iddiası ciddiyeAni yiArir. TÜİK istaAsAklerine göre 2024 yılında yükseköğreAm mezunlarının beyin göçü oranı %2,0 olarak açıklanmış, önceki yıllara göre azalma gerçekleşmemiş ve yerinde saymışWr. 2015 yılında %1,6 olan bu oran her yıl giderek artmaktadır ve bu istaAsAk son 4 yıldır %2 seviyesinde seyretmektedir. Diğer taraXan diğer grafik ise 2015’ten 2024’e hem kadınlarda hem erkeklerde düzenli bir arWş olduğunu ortaya koymaktadır. Kadınlarda oran %1,1’den %1,6’ya, erkeklerde ise %2,0’dan %2,4’e yükselmişAr. Üstelik erkek mezunlarda oran kadınların da üzerinde seyretmektedir bu durum özellikle teknik alanlarda yeAşmiş yüksek nitelikli insan gücünün yurtdışına gitme eğiliminin daha güçlü olduğuna işaret etmektedir. 349 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1647 ‒ Bu grafikler 2015 sonrası hem ekonomik hem toplumsal bozulmanın etkisinin yükseköğreAmdeki insan sermayesi kaybına doğrudan yansıdığını göstermektedir. Bu tabloyu değişArmek devleAn sorumluluğudur ve çözüm gençleri suçlamak değil, onları ülkede tutacak sosyal, ekonomik ve bilimsel ortamı yaratmakWr. Bakanlık yapısal dönüşüm iddiasında olsa da gençlerin yurt dışına yönelişini durduracak hiçbir stratejik poliAka gelişArilmemişAr. Genç işsizlik yüksek, akademik ücretler düşük, liyakat mekanizmaları zayıflamış, özgürlük ortamı daralmışWr. Bu koşullarda gençlerin ülkeyi terk etmesi şaşırWcı değildir. Asıl şaşırWcı olan buna karşı kapsamlı bir çözüm üreAlememesidir. Türkiye yeAşArdiği insan kaynağını koruyamadığı sürece güçlü ülke iddiasını sürdüremez. Sorumluluk gençlerde değil; gençlerin kalabileceği bir ülke yaratamayan ikAdardadır. Bağımlılıkla Mücadeleye Kaynak Yetersiz Bağımlılıkla mücadeleye Bakanlık 2026 yılı bütçe teklifinin yalnızca 59,4 milyon TL olması ve Bakanlık bütçesi içindeki payının %0,02 gibi yok denecek kadar düşük bir seviyede kalması, gençlerin karşı karşıya olduğu bağımlılık riskinin ciddiyeAyle bağdaşmamaktadır. Türkiye’de uyuşturucu kullanım yaşının düştüğü, teknoloji/oyun bağımlılığı ve davranışsal bağımlılıkların ar|ğı bir dönemde bu kaleme ayrılan kaynak, programın yalnızca sembolik bir nitelikte olduğunu göstermektedir. Bağımlılıkla mücadeleye toplam bütçe içinde ise 14 milyar 959 milyon TL ayrılmış olması ülkemizde bağımlılık türlerinin yaygınlığı ve genç nüfusun karşı karşıya olduğu riskler düşünüldüğünde son derece yetersiz bir büyüklüktür. Bu payın düşük kalması yalnızca maddi bir eksiklik değil, aynı zamanda gençlik poliAkalarının önceliklendirilme biçimine dair ciddi bir yaklaşım sorunu olduğunu göstermektedir. Bakanlık gençlerin yaşam alışkanlıklarını şekillendiren, onları erken yaşlardan iAbaren sporla, sanatla, gönüllülükle ve sağlıklı yaşam praAkleriyle buluşturan temel kurumlardan biridir. Dolayısıyla madde bağımlılığı, yasa dışı bahis, kumar alışkanlıkları, dijital oyun bağımlılığı ve diğer davranışsal bağımlılıklarla mücadelede en güçlü rolü oynayabilecek yapı da yine bu BakanlıkWr. Gençlik merkezlerinden spor tesislerine, gençlik kamplarından sosyal etkinlik programlarına kadar her alan, gençlerin bağımlılıktan korunması için stratejik mrsatlar sunmaktadır. Buna rağmen bu alana ayrılan bütçenin toplam içindeki payının düşük kalması, 350 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1648 ‒ Bakanlığın asli işlevlerinden biri olan koruyucu ve önleyici gençlik poliAkalarının geri planda bırakıldığını göstermektedir. Bağımlılıkla mücadele sadece Sağlık Bakanlığı’nın klinik hizmetleri ya da İçişleri Bakanlığı’nın güvenlik tedbirleri üzerinden yürütülemez. Bağımlılık, gençlerin boş zamanlarını nasıl değerlendirdiği, sosyal çevresi, aidiyet duygusu, ekonomik imkanları ve yaşam umudu ile doğrudan bağlanWlı bir sosyal risk alanıdır. Gençlik ve Spor Bakanlığı bu denklemde önleyici poliAka üretme kapasitesi en yüksek kurumdur. Gençlere spor olanakları sunmak, kültürel üreAme kaWlımı arWrmak, gençlik çalışması uzmanlarını güçlendirmek, gençlere psikososyal destek mekanizmaları sağlamak ve özellikle çevrimiçi bağımlılık risklerine yönelik farkındalık oluşturmak bu Bakanlığın sorumluluğundadır. Bugün yasa dışı bahis, dijital oyun bağımlılığı, madde kullanımı ve kumar alışkanlıkları genç nüfusta hızlı ve tehlikeli bir şekilde yayılmaktadır. Bu alanlara ilişkin araşWrmalar, gençlerin önemli bir bölümünün risk alWnda olduğunu, özellikle dezavantajlı bölgelerde koruyucu mekanizmaların neredeyse hiç işlemediğini ortaya koymaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bütçesinde bu programa ayrılan kaynağın düşük kalması, gençliğin karşı karşıya olduğu bu büyük sosyal riske karşı Bakanlığın gereken sorumluluğu üstlenmediğini göstermektedir. Gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak tutulması, bağımlılığın çekim alanından korunması ve yıkıcı etkilerin önlenmesi için bilinçlendirme, sporla kazanım, sosyal fayda üretme ve sağlıklı yaşam kültürü gibi başlıklarda güçlü bir poliAka seAne ihAyaç vardır. Bu poliAkanın temel aktörü de Gençlik ve Spor Bakanlığı’dır. Ancak mevcut bütçe, bu misyonu yerine geArecek kapasitenin güçlendirilmediğini; bağımlılıkla mücadelede etkin ve sürdürülebilir bir perspekAfin henüz oluşturulmadığını göstermektedir. Dolayısıyla bağımlılıkla mücadele programının bütçesi, gençlerin korunması ve sağlıklı gelişimi adına çok daha yüksek, hedef odaklı ve kapsamlı bir düzeye çıkarılmalı; Bakanlık bu alanda sorumluluğunu daha görünür ve daha güçlü bir biçimde üstlenmelidir. Türkiye’nin ulusal uyuşturucu verileri, madde kullanımının hem yaygınlık hem de ölümcül sonuçlar bakımından kriAk bir eşiğe geldiğini göstermektedir. Rapor, özellikle genç yaş grubunun giderek artan bir risk alWnda olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. 351 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1649 ‒ 2024 yılında madde kullanımından ölenlerin %37,5’i 30 yaş al` gençler Emniyet Genel Müdürlüğü NarkoAk Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı taramndan hazırlanan "Türkiye Uyuşturucu Raporu"nun 2025 yılı verileri, ülkedeki uyuşturucu tehlikesinin boyutlarını detaylı bir şekilde gözler önüne sermektedir. 2024 yılında 427 kişi madde bağlanWlı nedenlerle hayaWnı kaybetmişAr; bu sayı bir önceki yıla göre %42,3’lük bir arWşa işaret etmektedir. Ölüm vakalarının yaş ortalaması 34,7’dir ve bu durum, uyuşturucu kaynaklı ölümlerin neredeyse tamamının genç yeAşkinlik döneminde meydana geldiğini göstermektedir. Dahası 30 yaş alWndaki ölümler toplam vakaların %37,5’ini oluşturmaktadır, yani her üç ölümden biri doğrudan gençleri etkilemektedir. 15–18 yaş aralığındaki 6 ölüm vakası ise sorunun arWk ergenlik dönemine kadar indiğini kanıtlamaktadır. Raporda, uyuşturucu bağımlılığı tedavisi arayan kişilere ilişkin veriler de yer almışWr. Tedavi merkezlerine yapılan toplam ayaktan tedavi başvuru sayısı 390 bin 778 olarak kaydedilmişAr. Tedavi gören kişilerin sosyoekonomik durumları incelendiğinde; %43,2'sinin düzenli bir işi bulunmadığı, %3,2'sinin ise öğrenci olduğu belirAlmişAr. 352 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1650 ‒ Bakanlık Gençlik Etkinliklerinde 10 Kasım’a Neden Yer Vermiyor? Gençlik etkinlikleri listesinde 19 Mayıs, Sarıkamış, Çanakkale 57. Alay, 30 Ağustos ve Malazgirt gibi önemli tarihlerin yer almasına rağmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümü 10 Kasım’a ilişkin hiçbir etkinliğin bulunmaması, gençlik poliAkaları açısından ciddi bir eksiklikAr. Gençlik ve Spor Bakanlığı 2026 yılı bütçe teklifinde yer alan detaylara göre bu 10 Kasım ile ilgili bir detaya yer verilmemesi tercih sebebi midir? 10 Kasım, yalnızca bir anma günü değil; Türkiye CumhuriyeA’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirlerinin, ilkelerinin ve gençliğe bırakWğı mirasın haWrlaWldığı en önemli gündür. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın görev alanı düşünüldüğünde, Atatürk’ün “Bütün ümidim gençliktedir” diyerek doğrudan emanet edği bir kurumun 10 Kasım gibi bir tarihe ilişkin özel bir program veya etkinlik planlamaması kabul edilemez bir boşluktur. Bakanlık, gençlere yönelik etkinlik takviminde milli kimliğin temel taşlarından biri olan bu günü görünmez kılarak hem tarihsel bilinç oluşturma görevini hem de Atatürk’ün gençliğe verdiği değeri sahiplenme sorumluluğunu yerine geArmemektedir. Gençler arasında Atatürk’ün düşünce dünyasının, bilime ve akla verdiği önemin ve çağdaşlaşma hedefinin yeniden ve güçlü biçimde aktarılması gereken bir dönemde 10 Kasım’ın etkinlik takviminde açıkça dahil edilmemesi poliAk bir tercih görüntüsü vermektedir. Önemli günler arasında en yüksek kaWlımın sağlandığı ve gençlerin en yoğun duygusal bağ kurduğu günlerden biri olan 10 Kasım’ın gençlik etkinlikleri arasında yer almaması gençlik poliAkaları açısından stratejik bir hatadır. Gençlerin Atatürk’ü anlamasına ve değerlerini içselleşArmesine katkı sunacak kapsamlı 10 Kasım programları Bakanlığın yıllık faaliyet takvimine eklenmelidir. 353 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1651 ‒ Gençlerimiz Spora Yönlendirilmiyor: AB Ülkelerinde Son Sıra Türkiye’nin Gençlik ve Spor Bakanlığı sporun gelişArilmesi ve desteklenmesine 45,1 milyar TL kaynak ayırmışWr. Ancak bu kaynak gençlik poliAkaları ile spor yaWrımları arasındaki dengesizliği de açığa çıkarmaktadır. Bütçenin büyük kısmı tesis yapımı, bakım-onarım ve spor kulüplerine transferlere gitmektedir. Doğrudan gençlerin sporla buluşmasını arWracak kapsayıcı programlar (okul içi spor, yerel spor kulüpleri, dezavantajlı gençlere spor erişimi vb.) bütçe içinde sınırlı kalmaktadır. Yani bütçe büyümesine rağmen sporun tabana yayılması için daha hedefli harcamalara ihAyaç vardır. Eurostat’ın paylaşWğı verilere göre Türkiye’de 15 yaş üstü gençlerin haXada en az bir kez spor, egzersiz veya eğlence amaçlı fiziksel akAviteye zaman ayırdığını belirtenlerin oranı yalnızca %8,2’dir. Bu oran %44,3 olan AB ortalamasının çok alWndadır ve Türkiye’nin genç nüfusunun fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimini desteklemede nasıl geri kaldığını açık biçimde göstermektedir. AraşWrma da en kötü orana sahip ülke olan ülkemiz ilk sırada yer alan Danimarka’dan neredeyse 10 kat kötü bir orana sahipAr. Genç nesilleri CumhuriyeAmizin koruyucusu ve teminaW olarak gören Gazi Mustafa Kemal Atatürk "Sağlam kafa sağlam vücuZa bulunur" sözleri ile Türk gençliğini spora teşvik etmişAr. Ayrıca Anayasamızın 59’uncu maddesinde güvence alWna alınarak “Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını gelişArecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder. Devlet başarılı sporcuyu korur.” ifadelerine yer verilmişAr. Devlet okullarında spor yapmaya elverişli spor alanlarının sayıları az ve spor malzemelerine erişim de kısıtlıdır. Kırsalda yaşayan veya spor yapma imkânı bulamayan gelir durumu düşük ailelerin çocuklarına hala ulaşılamamaktadır. Geleceğimizin teminaW olan gençlerimizi eğiAmin yanında sporAf faaliyetlere yönlendirmeli ve en az bir spor dalıyla ilgilenmeleri sağlanmalıdır. 354 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1652 ‒ Oyun, Eğlence, Şans Oyunu Görünümlü Kumar Tuzağına Acil Müdahale Şart Dijitalleşmenin hızla ar|ğı günümüzde, özellikle sosyal medya ve mobil uygulamalar üzerinden yayılan oyun, eğlence, şans oyunu görünümlü plarormlar, milyonlarca vatandaşımızı kontrolsüz biçimde sanal kumarın içine çekmektedir. Bu plarormların büyük bir bölümü, masum görünen oyun mekaniğini finansal risklerle birleşArerek kullanıcıları bilinç dışı harcama davranışlarına yönlendirmekte, özellikle gençleri kısa sürede bağımlılığa ve borç sarmalına sürüklemektedir. Ekonomik koşulların ağırlaşWğı bir dönemde gençler, hızlı kazanç ve eğlence vaadiyle kandırılmakta; bu durum psikolojik çöküntü, ekonomik kayıplar ve eğiAm hayaWnda başarısızlık gibi ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Ancak sorun yalnızca gençlerle sınırlı değildir. Orta yaş ve yeAşkin nüfusun da giderek artan bir bölümü, çevrim içi bahis ve kumar siteleri üzerinden yüklü borçlar alWna girmekte, aile bütçeleri ve sosyal ilişkiler derin şekilde zarar görmektedir. Bu nedenle sanal kumar tehlikesi, arWk yalnızca bireysel bir sorun değil, toplumsal bütünlüğü tehdit eden bir halk sağlığı meselesi hâline gelmişAr. Dolayısıyla Bakanlık ve ilgili kurumlarca yürütülen yasa dışı bahisle mücadelede ortaya çıkan hukuki, idari ve teknik eksikliklerin giderilmesi zorunlu hale gelmişAr. Yasa dışı bahis, herhangi bir yaş sınırlamasının bulunmadığı, kredi karW üzerinden borçlanmanın kontrolsüz biçimde teşvik edildiği ve yasa dışı para transferlerinin kolayca yapılabildiği bir alan olup, özellikle gençler ve ekonomik kırılganlığı yüksek kesimler açısından büyük bir risk oluşturmaktadır. Bu faaliyetler yalnızca bireysel mağduriyetlere değil, aynı zamanda organize suç yapılarının finansmanına da hizmet etmekte; mali suçlar, kara para aklama ve uyuşturucu AcareA gibi alanlarla doğrudan bağlanW kurmaktadır. Mevzuat gereği, spor müsabakalarına dayalı bahis ve şans oyunları düzenleme, düzenletme, denetleme ve bu faaliyetlere ilişkin tüm izin süreçleri Spor Toto Teşkilat Başkanlığı taramndan yürütülmektedir. Başkanlığın gözeAmi alWndaki yasal bahis uygulamaları sorumlu oyunculuk ilkeleri çerçevesinde devlet güvencesi alWnda işlemektedir. Ancak yasa dışı bahis piyasasının internet ortamında hızla yayılması, mevcut deneAm kapasitesini aşmakta ve Başkanlığın yasal yetkilerini etkin şekilde kullanmasını güçleşArmektedir. Bu nedenle teknik 355 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1653 ‒ altyapının güçlendirilmesi, siber izleme kapasitesinin arWrılması ve koordineli deneAm mekanizmalarının genişleAlmesi için ek kaynak ihAyacı ortaya çıkmışWr. Bu kapsamda etkin deneAm mekanizmalarının güçlendirilmesi, gençleri hedef alan manipülaAf reklam ve uygulama içi saWn alma sistemlerinin düzenlenmesi, bağımlılık yaratan dijital oyun modelleri için özel hukuki çerçeve oluşturulması ve ailelerin ve gençlerin korunmasına yönelik bilinçlendirme programlarının arWrılması gibi poliAkaların hayata geçirilmesi zorunludur. Futbolda Bahis Skandalı Türkiye’de futbol alanında ortaya çıkan yasa dışı bahis ve manipülasyon skandalı sistemin bütününde yaşanan çürümenin açık bir göstergesidir. Türkiye Futbol Federasyonunun yürüZüğü soruşturmada yüzlerce hakem ve binlerce futbolcunun bahis oynadığı tespit edilmiş ve profesyonel futbolcuların yüzde 65’inin bahis hesaplarının bulunduğu ortaya çıkmışWr. Yine soruşturma dosyalarına göre yüzlerce profesyonel futbolcu bahis plarormlarında işlem yapmış, bazı futbolcular hakkında ise doğrudan soruşturma başlaWlmışWr. Daha vahimi, bazı hakemlerin on binlerce kez bahis işlemi yapWğı bir hakemin ise 18.227 kez bahis oynadığı belgelenmişAr. Bu durum birkaç isAsna ile açıklanabilecek basit bir disiplin sorununu göstermemektedir açık ve net bir şekilde spor yöneAminin en tepesine kadar uzanan kurumsal bir çürüme haline işaret etmektedir. Bu kadar yaygın ve organize bir bahis ağının federasyonun Bakanlığın ve ilgili tüm kamu kurumlarının gözünden kaçması mümkün değildir. Kaçmadığı halde engellenmemiş olması ise durumu çok daha vahim bir noktaya taşımaktadır. GeçAğimiz yıl uyarılar yapılmış kulüplerin bahis çeteleri, kara para aklayıcıları ve organize suç unsurlarıyla olan ilişkilerinin güçlendiği açıkça ifade edilmişA. Ancak görünen odur ki ikAdarın spor poliAkası şeffaflığı sağlamak yerine sorunları görmezden gelen bir yaklaşımı tercih etmişAr. Bu ihmalkarlık kulüplerin, yöneAcilerin ve futbol paydaşlarının eAk dışı kazanç arayışlarını cesaretlendirmiş ve profesyonel futbol sistemi kontrol edilemeyen bir finansal ve kriminal riske dönüşmüştür. Ülkemizde Spor Bakanlığının bu süreçlerde etkin bir gözeAm ve düzenleyici fonksiyon üstlenmemesi kabul edilemez. Bir ülkede futbolun en üst düzey organizasyonunda görev yapan hakemlerin büyük bölümünün bahis plarormlarına bağımlı hale gelmesi ikAdar ve poliAkaları kaynaklıdır. 356 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1654 ‒ Profesyonel futboldaki bu kirli tabloyu normalleşArmek sporda münferit hata diye geçişArmek ya da yalnızca federasyonun iç meselesi gibi görmek mümkün değildir. Bu yıllardır uyarılara rağmen önlem almayan, kulüplerin finansal yapısını şeffaflaşWrmayan, bahis plarormlarının takibini güçlendirmeyen, eAk kurul mekanizmalarını etkisiz bırakan bir yöneAm anlayışının ürünüdür. Sporun ruhunu, gençlerin emeğini, taraXarın güvenini, ülkenin spor kültürünü korumak devleAn görevidir. Bugün gelinen nokta bu görevin ihmal edildiğinin ve sorumluluğun doğrudan siyasi iradeye ait olduğunun en açık göstergesidir. 357 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1655 ‒ HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI 2025 Bütçesi Değişim 2025 Harcama 2026 Bütçe Teklifi Merkezi Bütçe Başlangıç Oranı (%) (Haziran Sonu) (₺) İçindeki Payı (%) Ödeneği 2025-2026 6.598.875.177.000 3.228.758.109.267 8.840.323.158.000 %33,97 %46,70 Hazine ve Maliye Bakanlığı 2026 yılı bütçesi 2025 yılı bütçesi olan 6,6 trilyon TL’den %33,94’lik bir artışla 8,8 trilyon TL olarak belirlenmiştir. Bu artış Merkezi Yönetim Bütçe Teklifinde görülen %28,5’lik artışa göre oldukça fazladır. Bu özelliği ile bütçesi en büyük bakanlık konumundadır. Bakanlık Açıklama 2025 Başlangıç 2025 Haziran Değişim Oranı Bütçesi (Ekonomik 2026 Bütçe Teklifi Ödeneği Sonu Harcama (2025-2026) İçindeki Sınıflandırma) Payı (%) Personel 23.051.411.000 10.898.930.978 30.036.223.000 %30,30 0,33 Giderleri SGK Devlet 2.558.431.000 1.188.203.914 3.279.766.000 %28,19 0,03 Primi Giderleri Mal ve Hizmet 46.164.380.000 8.592.280.390 41.393.441.000 −%10,33 0,46 Alım Giderleri Faiz Giderleri 1.950.000.000.000 1.110.240.897.983 2.741.656.000.000 %40,60 31,01 Cari Transferler 4.248.826.519.000 2.012.845.849.063 5.602.519.317.000 %31,86 63,37 Sermaye 2.452.000.000 791.412.356 2.917.000.000 %18,96 0,03 Giderleri Sermaye 73.365.726.000 17.505.460.268 95.932.594.000 %30,76 1,08 Transferleri Borç Verme 252.456.710.000 66.695.074.315 322.588.507.000 %27,78 3,64 GENEL TOPLAM 6.598.875.177.000 3.228.758.109.267 8.840.323.158.000 %33,97 100 Bakanlık bütçesinin ekonomik sınıflandırmaya göre en büyük bölümü cari transferlere ayrılmaktadır. 2025 yılında 4,2 trilyon TL olan cari transferler ödeneği 2026 yılında 5,6 trilyon TL’ye yükselmiştir. Cari Transferler, sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir. Diğer bakanlıklarda görmediğimiz faiz giderleri kalemi Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinde ekonomik sınıflandırmaya göre en büyük ikinci gider kalemi olarak karşımıza çıkmaktadır. 2025 yılında 1,95 trilyon TL olan faiz giderleri toplamı %40,6 oranında artarak 2,74 trilyon TL’ye yükselmiştir. Faiz, ödünç alınan paranın kullanımı karşılığında yapılan ödeme olarak tanımlanmaktadır. Bu itibarla, faiz ödemeleri borç alınan paranın anapara geri 358 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1656 ‒ ödemesinden ve borçlanma için ödenen komisyon ve ihraç giderlerinden ayrılır. Sadece Devlet borçlarına ilişkin faiz ödemeleri bu bölümde yer almaktadır. Borç Verme sınıfında bir mali hakka veya devletin mülkiyetinde hisse (sermaye) katılımına neden olan ödemeler bulunmaktadır. Devlet tarafından verilen krediler ve alınan hisseler borç verme olarak sınıflandırılmaktadır. Bu kalemde yer alan ödenek toplamı 2025 yılında 252 milyar TL’den 322 milyar TL’ye yükselmiştir. “Sermaye Transferleri” kalemi 2025 yılına kıyasen %30,7 oranda artarak 95,9 milyar TL olarak belirlenmiştir. Sermaye transferleri, bütçe dışına sermaye birikimi amaçlayan ve sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir. “Sermaye Giderleri” kalemi %18,9 oranla artarak 2026 yılında 2,9 milyar TL olarak belirlenmiştir. (Sermaye harcamaları, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi aktiflerin edinimi için yapılan ve Devlet mal varlığını artıran ödemelerdir.) Personel Giderleri 23 milyar TL’den %30,3 oranla artarak 30 milyar TL’ye yükselmektedir. Bu harcama kalemi, kamu personeli ile kamu personeli olmamakla birlikte mevzuatı gereğince ilgililere bordroya dayalı olarak yapılan ödemeleri kapsamaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri de personel giderlerine paralel bir artış göstererek 2,5 milyar TL’den 3,2 milyar TL’ye yükselmiştir. Devletin işveren sıfatıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri, bu bölümde izlenmektedir. Mal ve Hizmet Alım Giderleri, 2025 yılında 46 milyar TL iken %10 oranda azalarak 41,3 milyar TL’ye düşmektedir. Bu kısımdaki giderler, mal ve hizmet karşılığında yapılan faturalı ödemeleri kapsamaktadır. Devletin, karşılığında herhangi bir mal veya hizmet almadığı karşılıksız ödemeler ile sermaye giderleri bu kapsam dışındadır. Ekonomi Yöne;mine Güven Sorunu 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi, ekonomi yönetiminin teknik kapasitesinin ötesinde, uygulanan programın inandırıcılığı ve kurumlara duyulan güven ekseninde derin yapısal sorunları gözler önüne sermektedir. Bir ekonomik programın başarısı, kâğıt üzerine yazılan hedeflerin tutarlılığından ziyade, bu hedeflerin piyasa aktörleri ve toplum nezdinde ne kadar satın alındığına bağlıdır. Ancak Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ortaya konulan vizyon ile sokağın ve piyasanın gerçekleri arasındaki makasın giderek açılması, 359 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1657 ‒ programın temel dayanağı olan "güven" unsurunu zedelemektedir. Ekonomi yönetiminin "program çalışıyor" iddiasına karşın, enflasyon hedeflerindeki sürekli revizyonlar, denetleyici kurumlardaki yönetim zafiyetleri ve veri güvenilirliğine dair kamuoyunda oluşan şüpheler, dezenflasyon sürecinin maliyetini artırmakta ve sürecin toplumsal tabana yayılmasını engellemektedir. Ekonomik programın en zayıf halkalarından biri enflasyon hedeflerindeki tutarsızlık ve öngörülemezliktir. Orta Vadeli Program (OVP) ve Enflasyon Raporları ile ortaya konulan hedefler, kısa süre içerisinde geçerliliğini yitirmekte ve piyasa gerçeklerinden kopmaktadır. Siyasi irade tarafından belirlenen hedeflerin radikal oranlarda ve sürekli yukarı yönlü revize edilmesi, beklenti yönetiminde başarısız olunduğunun en somut kanıtıdır. Yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere, resmî kurumların enflasyon tahminlerindeki sapma oranları, ekonomik öngörülebilirliğin ne denli zayıfladığını kanıtlamaktadır. 2025 yılı için başlangıçta yüzde 15 seviyesinde öngörülen enflasyon hedefi, zaman içerisinde kademeli olarak artırılarak yüzde 17,5 seviyesine, piyasa beklentilerinde ve gerçekleşme tahminlerinde ise yüzde 30-32 bandına kadar yükselmiştir. Bir yıllık süre zarfında hedeflerde yaşanan yüzde 100'ü aşan sapmalar, bütçe büyüklüklerinin de reel zeminden kopmasına neden olmaktadır. Benzer bir durum 2026 yılı hedefleri için de geçerlidir; başlangıçta tek hane olarak yüzde 8,5 seviyesinde hedeflenen 2026 yılı enflasyonu, son güncellemelerle yüzde 16 seviyesine revize edilmiştir. Bu durum, ekonomi yönetiminin kendi koyduğu hedeflere dahi sadık kalamadığını, 360 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1658 ‒ dolayısıyla bütçe disiplini ve maliye politikasının dezenflasyon sürecini destekleme kapasitesinin sorgulanır hale geldiğini göstermektedir. Programın inandırıcılığını zedeleyen bir diğer temel unsur, veri güvenilirliği sorunudur. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine duyulan güvensizlik, ekonomi politikasının şeffaflığını tartışmalı hale getirmektedir. Kamuoyunda ve piyasalarda oluşan bu güvensizlik iklimi, verilerin "sipariş üzerine" veya siyasi saiklerle revize edildiği algısını güçlendirmektedir. Enflasyonun hedeflenen patikaya oturmaması durumunda verilerin güncellenmesi veya hedeflerin revize edilmesi, şeffaf bir iletişim yerine "kitabına uydurma" yaklaşımının benimsendiği izlenimini yaratmaktadır. TÜİK’in açıkladığı enflasyon verileri ile vatandaşın çarşıda, pazarda hissettiği enflasyon arasındaki uçurum, kurumlara olan güveni sıfırlamaktadır. Veri güvenilirliğinin sağlanamadığı bir ortamda, yabancı sermaye girişinin kalıcı olması veya yerli yatırımcının önünü görmesi beklenemeyecektir. Enflasyonla mücadelede en kritik unsur, beklentilerin yönetilmesidir. Ancak Türkiye ekonomisinde yaşanan güven bunalımı, beklentilerin bozulmasına ve enflasyonun kemikleşmesine yol açmaktadır. Ekonomi yönetiminin hedefleri ile toplumun farklı kesimlerinin beklentileri arasındaki makasın açılması, uygulanan programın toplumsal meşruiyetini zayıflatmaktadır. Merkez Bankası verilerine dayanarak hazırlanan yukarıdaki grafik, "güven krizinin" sayısal ispatı niteliğindedir. Hükümetin 2026 yılı için yüzde 16’lık bir enflasyon hedefi koyduğu bir ortamda, reel sektörün gelecek 12 ay için enflasyon beklentisi yüzde 36,3; hanehalkının beklentisi ise yüzde 54,4 seviyesindedir. Piyasa katılımcıları, reel sektör ve hanehalkı 361 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1659 ‒ beklentileri ile resmi hedefler arasındaki bu devasa fark, toplumun ekonomi yönetimine duyduğu güvenin ne denli düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Üretici fiyatlamasını yüzde 36, hanehalkı ise tüketim davranışını yüzde 54 enflasyon beklentisine göre ayarlarken, hükümetin yüzde 16 hedefi üzerinden bir bütçe ve maaş politikası kurgulaması, gelir dağılımını daha da bozacak bir tercih olarak değerlendirilmektedir. Güvenin olmadığı bir ortamda, salt parasal sıkılaştırma ile enflasyonun düşürülmesi mümkün olmamakta, maliyetler toplumun alt ve orta kesimlerine yüklenmektedir. Mevcut ekonomik programın performansı, geçmişte uygulanan dezenflasyon programlarıyla kıyaslandığında da yetersiz kalmaktadır. Ekonomi yönetimi tarafından sık sık "sabır" telkin edilerek sürecin uzun süreceği ifade edilse de Türkiye'nin geçmiş tecrübeleri daha hızlı ve etkili sonuçların mümkün olduğunu göstermektedir. 2001 yılında uygulanan "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı" ile mevcut programın enflasyonla mücadele performansı karşılaştırıldığında, bugünkü sürecin çok daha yavaş ve maliyetli ilerlediği görülmektedir. Grafikte açıkça görüldüğü üzere, 2001 krizinden sonra uygulanan programda enflasyon, 38. ayın sonunda yüzde 8,9 seviyesine, yani tek haneye indirilmiştir. Oysa mevcut programda, aynı sürenin sonunda (OVP hedefleri tutsa dahi) enflasyonun ancak yüzde 21,3 seviyesine inmesi öngörülmektedir. 2001 programında daha hızlı ve keskin bir düşüş sağlanırken, bugünkü programda enflasyonun yapışkanlığı kırılamamakta ve süreç uzadıkça vatandaşın üzerindeki yük artmaktadır. "Sabır" telkinleriyle yürütülen bu sürecin, geçmişteki 362 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1660 ‒ başarılı örneklere kıyasla daha başarısız bir performans sergilemesi, sorunun sadece parasal tedbirlerle çözülemeyeceğini, yapısal reform eksikliğinin ve güven sorununun sürecin önündeki en büyük engel olduğunu göstermektedir. Özetle; Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 2026 yılı bütçe teklifi ve arkasındaki ekonomik program, dayandığı makroekonomik varsayımların gerçekçiliği, enflasyon hedeflerinin tutarlılığı ve veri setinin güvenilirliği açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Piyasa beklentilerini yönetemeyen, kendi koyduğu hedefleri sürekli revize etmek zorunda kalan ve veri güvenilirliği konusunda toplumu ikna edemeyen bir ekonomi yönetiminin, dezenflasyon sürecini başarıyla tamamlaması ve kalıcı fiyat istikrarını sağlaması mümkün görünmemektedir. Güvenin tesis edilmediği, şeffaflığın sağlanmadığı ve kurumsal zafiyetlerin giderilmediği bir ortamda, bütçe rakamları sadece birer temenniden ibaret kalmaya mahkumdur. 2026 BÜTÇE TEKLİFİNİN YAPISI: FAİZ KISKACI VE VERGİ ADALETSİZLİĞİ 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi, kamu maliyesinin yapısal dönüşümünü ve kaynak tahsis tercihlerini ortaya koyması bakımından kritik bir belgedir. Bütçe teklifinin detayları incelendiğinde, bütçenin temel karakteristiğinin "yatırım ve hizmet" odaklı olmaktan çıkarak, "faiz ve borç transferi" odaklı bir yapıya büründüğü görülmektedir. Kamu kaynaklarının kullanımında faiz giderlerinin payındaki dramatik artış, bütçe dengesini sarsmakta ve mali disiplin söylemlerini boşa çıkarmaktadır. Diğer yandan, vergi gelirlerinin kompozisyonundaki değişim, yükün sermayeden alınarak geniş halk kitlelerinin, ücretli çalışanların ve küçük işletmelerin sırtına yüklendiği adaletsiz bir tabloyu gözler önüne sermektedir. Bu bölüm, bütçenin faiz sarmalına nasıl girdiğini, kurumlar vergisindeki tahsilat sorunlarını, enflasyon muhasebesinin yarattığı çarpıklıkları ve deprem gerekçesiyle toplanan vergilerin bütçe finansmanında nasıl kullanıldığını detaylı verilerle analiz etmektedir. Bütçe giderlerinin ekonomik sınıflandırmasına bakıldığında, faiz giderlerindeki artış hızı, bütçenin en kırılgan noktasını oluşturmaktadır. 2025 yılı için başlangıçta 1 trilyon 950 milyar TL olarak öngörülen faiz giderlerinin, yıl sonu gerçekleşme tahmininde 2 trilyon 53 milyar TL'ye ulaşması beklenmektedir. Ancak asıl vahim tablo, 2026 yılı teklifinde ortaya çıkmaktadır. 2026 yılı için faiz giderlerine ayrılan ödenek, bir önceki yıla göre ciddi bir artışla 2 trilyon 742 milyar TL'ye yükseltilmiştir. Bu rakam, bütçe giderlerinin önemli bir kısmına 363 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1661 ‒ tekabül etmektedir. Daha çarpıcı bir karşılaştırma yapmak gerekirse, toplanan her 100 liralık verginin yaklaşık 20 lirası doğrudan faiz ödemelerine gitmektedir. 2002 yılında faiz bütçesini bitirme iddiasıyla yola çıkan bir siyasi anlayışın, yirmi üç yılın sonunda bütçeyi yeniden faiz lobilerine teslim ettiği bir tablo ile karşı karşıya kalınmıştır. Faiz yükünün bu denli artması, sadece küresel konjonktürle açıklanamayacak kadar derin, yapısal ve yönetimsel hataların bir sonucudur. Özellikle Eylül 2021 sonrasında uygulanan ve iktisat bilimine aykırı olduğu sonradan itiraf edilen "irrasyonel" politikaların maliyeti, bütçe üzerinde kalıcı bir hasar bırakmıştır. Politika faizinin düşürülürken piyasa faizlerinin ve risk priminin patlaması, Hazinenin borçlanma maliyetlerini tarihi zirvelere taşımıştır. Bu sürecin yarattığı tahribat, sadece bugünün bütçesini değil, gelecek yılların bütçelerini de ipotek altına almıştır. Tabloda görüldüğü üzere, irrasyonel politikaların başladığı Eylül 2021 tarihinde Türkiye’nin önündeki dönemde ödeyeceği toplam faiz yükümlülüğü 125,9 milyar dolar seviyesindedir. Eylül 2021’den Ağustos 2025’e kadar geçen dört yıllık sürede Hazine, iç ve dış borç faizi olarak toplam 132,8 milyar dolar ödeme yapmıştır. Normal şartlarda, borç stokunun azalması ve faiz yükünün hafiflemesi beklenirken, Eylül 2025 itibarıyla önümüzdeki dönemde ödenecek faiz yükümlülüğü 230,1 milyar dolara yükselmiştir. Yani, 132,8 milyar dolar faiz ödenmesine rağmen, faiz yükümlülüğü azalmamış, aksine yaklaşık iki katına çıkmıştır. Bu tablonun analizi, Türkiye ekonomisinin son dört yılda maruz kaldığı "ilave faiz yükünü" de gözler önüne sermektedir. Eğer Eylül 2021’deki şartlar korunabilseydi ödenecek faiz 125,9 milyar dolar olacaktı. Ancak bugün, ödenen 132,8 milyar dolar ve ödenecek 230,1 364 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1662 ‒ milyar dolar toplandığında, toplam faiz faturası 362,9 milyar dolara ulaşmaktadır. Aradaki fark, yani yanlış politikaların ve kötü yönetimin ülkeye maliyeti tam 237 milyar dolardır. Bu 237 milyar dolarlık ilave yük, Türkiye’nin kalkınma projelerine, eğitime, sağlığa veya tarıma ayrılabilecekken, faiz lobilerine ve dış finansman kaynaklarına transfer edilen bir servettir. Borçlanma stratejisindeki hatalar, dövize, altına ve enflasyona endeksli borçlanma araçlarının yoğun kullanımı, kur şokları ve enflasyon patlamasıyla birleşince, Hazine’nin faiz yükünü yönetilemez boyutlara taşımıştır. Maliye politikasının bir diğer önemli ayağı olan gelirler tarafında da ciddi adaletsizlikler ve sapmalar göze çarpmaktadır. 2026 bütçe teklifinde vergi gelirlerinde artış öngörülürken, bu artışın yükü sermaye sahiplerine değil, çalışanlara ve dar gelirlilere yüklenmektedir. Gelir vergisinde yüzde 65’lik fahiş bir artış hedeflenirken, kurumlar vergisinde yüzde 1,5 oranında bir azalma öngörülmesi, vergi adaletinin ne denli bozulduğunun en açık göstergesidir. Çalışanın, emekçinin maaşından kaynakta kesilen vergilerle bütçe finanse edilmeye çalışılırken, kâr rekorları kıran şirketlerin vergi yükünün hafifletilmesi, adalet ilkesiyle bağdaşmayan bir yaklaşımın tezahürüdür. Gelir vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı artarken kurumlar vergisinin payının yüzde 11 seviyelerine düşmesi, vatandaşın yükünün artarken sermayenin yükünün hafiflediğini kanıtlamaktadır. Bu çarpık tablo ve bütçe hedeflerindeki tutarsızlıklar, aşağıdaki grafikte net bir şekilde görülmektedir. Geçen yılın OVP'si ile yeni OVP arasındaki farklar, yükün nasıl dağıtıldığını ve hedeflerin nasıl saptığını ortaya koymaktadır. Özellikle kurumlar vergisi tahsilatındaki 365 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1663 ‒ sapmalar, bütçe disiplini ve gelir tahminlerinin güvenilirliği konusunda ciddi soru işaretleri yaratmaktadır. Tablo incelendiğinde, 2024 ve 2025 yıllarında kurumlar vergisi tahsilatında büyük sapmalar yaşandığı görülmektedir. 2025 yılı bütçesinde 1 trilyon 637 milyar TL olarak hedeflenen kurumlar vergisi tahsilatının, yıl sonu gerçekleşme tahmininde 1 trilyon 189 milyar TL’de kalacağı öngörülmektedir. Bu, hedeflenen verginin yaklaşık 448 milyar TL’sinin, yani yüzde 27’sinin tahsil edilemediği anlamına gelmektedir. Benzer bir durum 2024 yılında da yaşanmış, bütçe tahmininin 175 milyar TL altında bir gerçekleşme olmuştur. Bir yıl içinde bu denli büyük bir sapma yaşanması, sadece ekonomik durgunlukla açıklanamaz; bu durum, vergi sistemindeki yapısal bozuklukların ve büyük sermayeye sağlanan örtülü muafiyetlerin bir sonucudur. Bu sapmanın ve vergi adaletsizliğinin temel sebeplerinden biri, enflasyon muhasebesi uygulamasındaki çarpıklıklardır. Enflasyon muhasebesi uygulaması, büyük firmalar ile küçük işletmeler (KOBİ’ler) arasında haksız bir rekabet ve vergi yükü dağılımı yaratmıştır. Büyük firmalar, güçlü mali müşavirlik ve danışmanlık kadrolarıyla enflasyon muhasebesi uygulamasına hazırlıklı girmiş, varlıklarını güncelleyerek ve öz sermayelerini güçlü göstererek vergi matrahlarını düşürmeyi başarmışlardır. "Kendi pozisyonlarını alan" bu büyük sermaye grupları, enflasyonist ortamda dahi vergi yüklerini minimize etmenin yolunu bulmuştur. Buna karşılık, sermayesi zayıf olan, borçla dönmeye çalışan ve stoklu çalışan KOBİ’ler ve küçük esnaf, enflasyon muhasebesinin getirdiği "fiktif kâr" (enflasyon kârı) üzerinden 366 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1664 ‒ vergilendirilmekle karşı karşıya kalmıştır. Stoklarındaki malların fiyatı enflasyonla arttığı için kârlı gibi görünen ancak aslında sermayesi eriyen bu işletmelere, gerçekleşmemiş kazançlar üzerinden vergi tahakkuk ettirilmiştir. Sonuç olarak, büyük firmalar enflasyon muhasebesi kalkanıyla vergiden kaçınırken ve kurumlar vergisi tahsilatı hedeflerin çok altında kalırken, bütçenin finansman yükü küçük işletmelerin ve dolaylı vergiler yoluyla vatandaşın üzerine yıkılmıştır. İktidarın, büyük sermayeden tahsilat yapamazken, vatandaşın maaşından kuruşu kuruşuna kesinti yapması, vergi sistemini bir gelir aracı olmaktan çıkarıp bir "adaletsizlik mekanizmasına" dönüştürmüştür. Bütçe yapısındaki bir diğer önemli tartışma konusu, 6 Şubat depremleri nedeniyle yapılan harcamalar ve bu gerekçeyle toplanan vergilerin bütçeye etkisidir. İktidar temsilcileri, bütçe açığındaki artışı ve ekonomik zorlukları sıklıkla deprem felaketine bağlamakta, "deprem bütçeyi bozdu" algısını işlemektedir. Ancak veriler, bu söylemin gerçeği tam olarak yansıtmadığını, hatta deprem gerekçesiyle getirilen vergilerin bütçe açığını kapatmak için kullanıldığını göstermektedir. Yukarıdaki tabloda net bir şekilde görüldüğü üzere, 6 Şubat depremlerine ilişkin harcamaların GSYH’ye oranı 2023 yılında yüzde 3,5 seviyesindeyken, bu oran 2024 yılında yüzde 1,7’ye, 2025 yılında yüzde 0,9’a ve 2026 yılında yüzde 0,8’e düşmektedir. Yani deprem harcamaları hızla azalmaktadır. Buna karşılık, deprem gerekçe gösterilerek getirilen Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV), KDV artışları, ÖTV artışları ve Kurumlar Vergisi oranındaki artışlar kalıcı hale getirilmiştir. Bu vergilerin bütçeye etkisi 2023 yılında yüzde 1,5 iken, 2024’te yüzde 1,9, 2025 ve 2026’da ise yüzde 1,7 seviyesinde devam etmektedir. Bu veriler ışığında yapılan analiz, depremin bütçeye net etkisinin 2025 yılından itibaren "pozitif"e döndüğünü göstermektedir. Deprem harcamaları azalırken, deprem vergilerinin devam etmesi sayesinde, bütçe dengesi deprem kaynaklı olarak eksi değil, artı yazmaya başlamıştır. 2025 ve sonrasında depremin bütçe açığını azaltıcı, yani bütçeye net gelir sağlayıcı 367 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1665 ‒ bir etkisi bulunmaktadır. Dolayısıyla, "bütçeyi deprem bozdu" söylemi, mali disiplinsizliği ve harcama artışlarını perdelemek için kullanılan bir argümana dönüşmüştür. Depremin yaralarını bütçe değil, ödediği ek vergilerle bizzat milletin kendisi sarmıştır. Bütçe disiplini ve harcama yönetimi konusunda dikkat çeken bir diğer husus, kamuda tasarruf söylemlerine rağmen devam eden israf ve verimsizliktir. Vatandaştan "kemer sıkması" istenirken, kamu kurumlarının bütçelerinde lüks ve şatafatın devam ettiği görülmektedir. Özellikle bütçe dışı fonlar ve döner sermayeler üzerinden yapılan harcamaların denetim dışı kalması, şeffaflık ilkesini zedelemektedir. Maliye politikasının programa desteği incelendiğinde, IMF tanımlı bütçe dengesinin negatife gidişi, mali duruşun dezenflasyon sürecini yeterince desteklemediğini göstermektedir. 2026 yılı için öngörülen IMF tanımlı dengenin GSYH’ye oranla yüzde -0,5 olması, maliye politikasının gevşekliğine ve harcama disiplininin sağlanamadığına işaret etmektedir. Dezenflasyon programının başarısı için sıkı para politikasının yanında sıkı maliye politikasının da uygulanması gerekirken, bütçe harcamalarındaki artış ve faiz dışı dengedeki bozulma, enflasyonla mücadeleyi zorlaştırmaktadır. Bütçenin gelir ve gider yapısındaki bu çarpıklıklar, 2026 yılı bütçesinin bir "hizmet ve yatırım bütçesi" olmaktan çok, bir "transfer ve faiz bütçesi" olduğunu teyit etmektedir. Kaynakların, üretimi, ihracatı ve istihdamı artıracak alanlar yerine, borç finansmanına ve verimsiz harcamalara yönlendirilmesi, Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyelini aşağı çekmektedir. Kamunun harcama oburluğu ve faiz yükü, özel sektörün kaynaklara erişimini kısıtlamakta ("crowding out" etkisi), bu da yatırımların durmasına ve ekonomik durgunluğa zemin hazırlamaktadır. Vergi yükünün adil dağıtılmaması ise toplumsal barışı zedelemekte, kayıt dışılığı teşvik etmekte ve vergi ahlakını erozyona uğratmaktadır. Kısaca Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 2026 yılı bütçe teklifi, faiz kıskacına sıkışmış, vergi adaleti bozulmuş ve harcama disiplininden uzaklaşmış bir mali yapıyı yansıtmaktadır. Deprem vergilerinin kalıcı hale getirilmesi, kurumlar vergisindeki tahsilat zafiyeti ve enflasyon muhasebesinin KOBİ'ler üzerindeki yıkıcı etkisi, bütçenin sürdürülebilirliğini tehdit eden temel unsurlardır. Bu tablo, ekonomik programın maliye ayağının eksik olduğunu ve yapısal sorunların bütçe rakamlarıyla makyajlanmaya çalışıldığını göstermektedir. 368 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1666 ‒ Programın Toplumsal Maliye;: Derinleşen Yoksulluk 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ve uygulanan ekonomik programın toplumsal etkileri incelendiğinde, ekonomi yönetiminin başarı kriterleri ile vatandaşın yaşam gerçekliği arasında derin bir uçurum olduğu görülmektedir. İktidar temsilcilerinin "program çalışıyor" şeklindeki ısrarlı beyanları, makroekonomik göstergelerin teknik detaylarına sıkışmış, sokağın ve hanelerin yangınını görmezden gelen bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Program kâğıt üzerinde bazı dengeleri tutturuyor gibi görünse de bu işleyişin kimin lehine, kimin aleyhine olduğu sorusu bütçenin en can alıcı noktasını oluşturmaktadır. Veriler ve sahadaki gerçekler, programın dar ve sabit gelirli vatandaşlar, emekliler ve asgari ücretliler için değil; sermaye sahipleri ve servet biriktiren küçük bir azınlık için çalıştığını kanıtlamaktadır. Gelir dağılımındaki adaletsizlik, Türkiye’nin sosyal dokusunu tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Milli gelirden alınan payın dağılımına bakıldığında, toplumun büyük bir kesiminin refah artışından dışlandığı, aksine elindekini de kaybettiği görülmektedir. Grafikteki pasta dilimleri, toplumsal adaletin nasıl zedelendiğini gözler önüne sermektedir. Türkiye'de nüfusun en zengin yüzde 20'lik kesimi, toplam gelirin neredeyse yarısını (%48,1) alırken, geriye kalan yüzde 80'lik büyük kitle gelirin diğer yarısını (%51,9) paylaşmak zorunda kalmaktadır. Gelir dağılımındaki bu 1'e 4 dengesizliği, ekonomik büyümenin tabana yayılmadığının, aksine servetin belirli ellerde toplandığının en somut ispatıdır. Orta direğin yok olduğu, toplumun zenginler ve yoksullar olarak iki kutba ayrıldığı bu yapı, uygulanan ekonomik programın bir yan etkisi değil, bizzat sonucudur. 369 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1667 ‒ Bu adaletsizliğin en ağır faturasını, sabit gelirli çalışanlar ve emekliler ödemektedir. Yüksek enflasyon ortamında maaş ve ücretler erirken, hayat pahalılığı karşısında vatandaşın alım gücü her geçen gün düşmektedir. Özellikle açlık sınırı ile ücretler arasındaki makasın açılması, çalışan yoksulluğunu derinleştirmektedir. Grafik incelendiğinde, 2023 yılından itibaren açlık sınırının hızla yükseldiği, buna karşılık asgari ücret ve en düşük emekli maaşının bu artışın gerisinde kaldığı net bir şekilde görülmektedir. 2024 yılı projeksiyonlarında açlık sınırının 28 bin TL seviyelerine doğru tırmandığı bir ortamda, en düşük emekli maaşının 12.500 TL seviyesinde, asgari ücretin ise 17.002 TL seviyesinde kalması, milyonlarca ailenin temel gıda ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale geldiğini göstermektedir. Kamu kurumlarının raporlarına göre yapılan hesaplamalar Türkiye'de yaklaşık 24 milyon kişinin gelirinin açlık sınırının altında kaldığını ortaya koymaktadır. Bu tablo, asgari ücretli ve emeklinin sadece enflasyona ezdirilmediğini, aynı zamanda açlığa mahkûm edildiğini göstermektedir. Enflasyonun vatandaşın canını en çok yaktığı iki temel alan olan gıda ve barınma harcamalarındaki olağanüstü artış, Türkiye'nin dünyadan ne kadar negatif ayrıştığını ve yoksulluğun neden bu denli derinleştiğini ispatlamaktadır. Hükümetin "program çalışıyor" iddiasının aksine, veriler programın vatandaşın sofrasındaki ekmeği küçülttüğünü ve barınma hakkını tehdit ettiğini göstermektedir. 370 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1668 ‒ Yukarıdaki grafik, gıda enflasyonunda Türkiye ile OECD ülkeleri arasındaki devasa uçurumu net bir şekilde ortaya koymaktadır. OECD ortalamasının yatay bir seyir izlediği, gıda fiyatlarının stabil kaldığı bir dönemde; Türkiye'de gıda enflasyonunun dikey bir hareketle rekor seviyelere ulaştığı görülmektedir. Dar gelirlinin bütçesinin en büyük kalemini oluşturan gıda fiyatlarındaki bu olağandışı artış, yoksulluğu derinleştiren ve açlık sınırını yukarı çeken en temel faktördür. Vatandaş, dünya ortalamasının katlarca üzerinde bir gıda enflasyonuyla mücadele ederken, "enflasyon düşüyor" söylemi inandırıcılığını yitirmektedir. Benzer bir vahamet, barınma krizinde de yaşanmaktadır. Kira fiyatlarındaki kontrolsüz artış, vatandaşın en temel hakkı olan barınma güvenliğini ortadan kaldırmış, maaşların büyük bir kısmının kiraya gitmesine neden olmuştur. Kira Fiyatları Endeksi grafiği, Türkiye'deki kira artışlarının dünya genelindeki emsallerinden nasıl koptuğunu çarpıcı bir şekilde göstermektedir. 2015 yılı baz (100) alındığında, Macaristan, Litvanya gibi ülkelerde dahi endeks makul seviyelerde seyrederken, Türkiye'de endeks değerinin diğer tüm ülkeleri geride bırakarak devasa bir sütun oluşturduğu görülmektedir. Kira maliyetlerindeki bu astronomik artış, asgari ücretlinin ve emeklinin maaş artışlarını anlamsız kılmakta, vatandaşın barınma ile beslenme arasında seçim yapmaya zorlandığı bir yoksulluk denklemi yaratmaktadır. Vatandaşın alım gücündeki bu dramatik çöküş, paranın değer kaybı üzerinden de somutlaşmaktadır. 2009 yılında tedavüle girdiğinde 200 TL’lik banknot ile yaklaşık 126 dolar alınabilirken, bugün aynı banknotun karşılığı 4,5 dolara kadar gerilemiştir. Geçmişte bu 371 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1669 ‒ parayla bir evin haftalık pazar alışverişi veya temel gıda ihtiyaçları rahatlıkla karşılanabilirken, bugün en büyük kupürlü paramızla 250 gram kıyma veya yarım kilo peynir dahi alınamamaktadır. Avrupalının en büyük banknotuyla Türkiye’de bir hafta tatil yapabildiği, bizim vatandaşımızın ise en büyük banknotuyla bir öğün yemek yiyemediği bu tablo, "tükeniş bütçesi”nin halkın cebindeki yansımasıdır. Ekonomik programın "kimin için çalıştığı" sorusunun yanıtı ise servet dağılımındaki değişimlerde gizlidir. Bir yanda geniş halk kitleleri, emekliler ve asgari ücretliler gıda enflasyonu altında ezilirken, diğer yanda Türkiye'de servet sahiplerinin sayısı hızla artmaktadır. Kriz, toplumun tabanını yoksullaştırırken, tavanını daha da zenginleştiren bir servet transferi mekanizması olarak işlemektedir. Global Wealth Report 2025 verilerine göre, 2023-2024 döneminde dünyada dolar milyoneri sayısının en çok arttığı ülke Türkiye olmuştur. Rusya, Hindistan, Güney Afrika gibi ülkelerin dahi önünde yer alan bu artış, uygulanan politikaların belirli bir kesimi "ihya ettiğini" ispatlamaktadır. Enflasyonist ortamda varlık fiyatlarının (konut, borsa, araç vb.) aşırı yükselmesi, servet sahiplerinin varlıklarını döviz bazında katlamasına olanak tanırken; geliri Türk lirası olan ve varlığı bulunmayan sabit gelirliler yoksullaşmıştır. "Program çalışıyor ama milyonerler için çalışıyor" tespiti, bu çarpık tablonun en net özetidir. Gelir dağılımındaki bozulma, sadece bugünün sorunu değil, gelecek nesillerin de ipotek altına alınması anlamına gelmektedir. Zenginleşen azınlık ile yoksullaşan çoğunluk arasındaki 372 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1670 ‒ makasın bu denli açılması, sosyal barışı tehdit etmekte ve toplumsal kırılganlıkları artırmaktadır. Programın başarısı, sadece enflasyonun baz etkisi sonucu bir miktar düşmesiyle ölçülmemelidir. Asıl başarı ölçütü, vatandaşın refahında ve alım gücünde sağlanacak iyileşmedir. Ancak 2026 bütçesi ve mevcut ekonomik program, bu iyileşmeyi sağlamaktan uzak, servet transferine dayalı ve yoksulluğu derinleştiren bir yapı arz etmektedir. MAKROEKONOMİK KIRILGANLIKLAR Türkiye ekonomisinin en temel yapısal açmazlarından biri olan dış denge sorunu ve buna bağlı makroekonomik kırılganlıklar, 2026 bütçe görüşmelerinin en önemli tartışma başlıklarından birini oluşturmaktadır. Ekonomi yönetiminin “cari açık sorunu çözüldü, program çalışıyor” şeklindeki iddialı söylemlerine karşın gerek Komisyon görüşmelerindeki teknik analizler gerekse Bakanlık tarafından paylaşılan veriler, tablonun sunulduğu kadar parlak olmadığını ortaya koymaktadır. Cari işlemler dengesindeki iyileşmenin yapısal bir dönüşümden ziyade konjonktürel yavaşlamadan kaynaklandığı, Merkez Bankası rezervlerindeki artışın borçlanma ve sıcak para girişine dayalı olduğu ve ülke risk priminin (CDS) halen gelişmekte olan ülkeler ortalamasının üzerinde seyrettiği gerçeği, ekonominin dış şoklara karşı kırılganlığını koruduğunu göstermektedir. Cari işlemler dengesindeki seyir, iktidarın ekonomi politikasının başarı kriteri olarak sunduğu en önemli başlıklardan biridir. Ancak bu alandaki gelişmelerin niteliği ve sürdürülebilirliği ciddi soru işaretleri barındırmaktadır. Cari açıktaki düşüşü “sorunun bittiği” şeklinde yorumlamak, ekonomik gerçeklikle bağdaşmamaktadır. Cari açığın düşmesi, Türkiye’nin üretim yapısının değişerek ithalata bağımlılığının azalmasından veya ihracatta katma değerin artmasından kaynaklanmamaktadır. Aksine, uygulanan sıkı para politikası ve iç talepteki daralma neticesinde ithalatın baskılanması, bu tablonun ana sebebi olarak görülmektedir. Girdi, ara malı veya nihai tüketim malı fark etmeksizin, ithalatı ikame edecek yerli üretim kapasitesinde kayda değer bir artış sağlanamamıştır. Dolayısıyla, ekonominin yeniden büyüme trendine girmesiyle birlikte cari açığın tekrar artışa geçmesi kaçınılmaz bir döngü olarak karşımızda durmaktadır. Cari dengedeki durumu daha sağlıklı analiz edebilmek için, altın ve enerji hariç cari denge verilerine bakmak gerekmektedir. Enerji fiyatlarındaki küresel dalgalanmalar ve altın 373 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1671 ‒ ithalatındaki dönemsel hareketler arındırıldığında, ekonominin döviz üretme kapasitesinin gerçek fotoğrafı ortaya çıkmaktadır. Yukarıdaki tabloda yer alan veriler incelendiğinde, altın ve enerji hariç cari dengedeki performansın, geçmiş yıllara kıyasla gerilediği görülmektedir. Tabloya göre, 2019 yılında yıllık 36,7 milyar dolar, 2021 yılında 16,6 milyar dolar, 2022 yılında ise 28,9 milyar dolar fazla veren altın ve enerji hariç cari denge, 2024 yılının Ocak-Ağustos döneminde 31,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Ancak bu rakam, ekonominin büyüme dinamikleriyle birlikte değerlendirildiğinde yanıltıcı olabilmektedir. 2022 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 5,4 oranında büyürken altın ve enerji hariç 28,9 milyar dolar fazla verilmiştir. Bugün ise büyümenin yavaşladığı, iç talebin kısıldığı bir ortamda verilen fazla, bir başarı hikayesi olarak sunulmaktadır. Oysa büyüme dönemlerinde cari açığın kontrol altında tutulabilmesi asıl başarı kriteri olmalıdır. Ekonomiyi soğutarak cari açığı düşürmek, yapısal bir çözüm değil, geçici bir frenlemedir. Ticaret Bakanlığı ve ekonomi yönetiminin cari açığın sorun olmaktan çıktığına yönelik siyasi söylemleri, ithalata bağımlı üretim yapısı değişmediği sürece geçerli bir önerme olmayacaktır. Dış ticaret dengesindeki açık, ihracatın ithalatı karşılama oranındaki yetersizlik ve yüksek teknoloji ürünlerinin ihracat içindeki payının düşüklüğü, cari dengedeki kırılganlığın devam ettiğini göstermektedir. İhracatın gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 19,1'den yüzde 17,5'e gerilemiş, yüksek teknoloji ürünlerinin ihracat içindeki payı ise yüzde 7,8'den yüzde 3,7'ye düşmüştür. Katma değerli üretim ve ihracat artışı sağlanmadan, sadece ithalatı kısarak 374 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1672 ‒ elde edilen cari denge iyileşmesi, sürdürülebilir bir dış denge politikası olarak kabul görmeyecektir. Makroekonomik kırılganlıkların en önemli göstergelerinden biri olan Merkez Bankası rezervleri konusundaki tartışmalar, Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçe sunumunda yer alan itiraflarla yeni bir boyut kazanmıştır. Yıllardır muhalefet partileri ve bağımsız iktisatçılar tarafından dile getirilen "Merkez Bankası rezervlerinin eksiye düştüğü" gerçeği, uzun süre iktidar tarafından reddedilmiş veya görmezden gelinmiştir. Ancak Bakanlık tarafından 2025 bütçe sunumunda paylaşılan grafikler, bu gerçeği resmi olarak teyit etmiştir. Grafikte açıkça görüldüğü üzere, 26 Mayıs 2023 tarihinde swap hariç net rezervler - 60,5 milyar dolar seviyesine kadar gerilemiştir. Rezervlerin eksi 60 milyar dolara kadar tüketilmesine neden olan "arka kapıdan döviz satışı" ve "kuru baskılama" politikalarının maliyeti, bugün yüksek faiz ve yüksek enflasyon olarak vatandaşın karşısına çıkmaktadır. Bugün gelinen noktada brüt rezervlerde ve swap hariç net rezervlerde bir artış olduğu görülmektedir. Grafikte 24 Ekim 2025 itibarıyla swap hariç net rezervin 52 milyar dolar seviyesine ulaştığı belirtilmektedir. Ancak bu iyileşmenin kaynağı ve kalitesi sorgulanmaya muhtaçtır. Rezerv artışının önemli bir kısmı, yüksek faiz getirisi elde etmek amacıyla ülkeye giren kısa vadeli portföy yatırımları (sıcak para/carry trade) ve dış borçlanma yoluyla sağlanmaktadır. "Taşıma su" niteliğindeki bu kaynaklar, küresel piyasalardaki en ufak bir dalgalanmada veya güven algısındaki bozulmada hızla ülkeden çıkma potansiyeline sahiptir. 375 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1673 ‒ Dolayısıyla, rezervlerdeki artışın "ihracat ve doğrudan yatırım" gibi kalıcı ve sağlıklı kaynaklardan ziyade, "borç ve sıcak para" gibi geçici ve maliyetli kaynaklara dayanması, makroekonomik kırılganlığın sürdüğünü göstermektedir. Rezervlerin kalitesi, miktarı kadar önemlidir ve mevcut yapı, dış şoklara karşı tam bir koruma kalkanı sağlamaktan uzaktır. Ekonomik güvenin ve dış finansman maliyetlerinin en önemli göstergelerinden biri olan ülke risk primi (CDS), Türkiye ekonomisinin uluslararası piyasalardaki algısını yansıtmaktadır. Mayıs 2023 seçimleri öncesinde uygulanan irrasyonel politikalar neticesinde 700 baz puanın üzerine çıkan CDS primi, ekonomi yönetiminin değişmesi ve ortodoks politikalara dönüş sinyalleriyle birlikte düşüş eğilimine girmiştir. Bakanlık sunumunda yer alan grafikte, CDS priminin 703 baz puandan 248 baz puana gerilediği bir "başarı hikayesi" olarak sunulmaktadır. Elbette risk priminin düşmesi olumludur; fakat 248 baz puanlık seviye, Türkiye gibi bir ekonomi için hala yüksek kabul edilmektedir. Gelişmekte olan ülkeler ortalamasının üzerinde seyreden bu oran, Hazine'nin ve özel sektörün dış borçlanma maliyetlerini artırmaya devam etmektedir. CDS primindeki düşüş, Türkiye'nin "yatırım yapılabilir" ülke statüsüne yükselmesi için henüz yeterli değildir. Kredi derecelendirme kuruluşlarının not artışlarına rağmen, Türkiye'nin kredi notu hala "yatırım yapılabilir" seviyenin altındadır. Risk primindeki bu seyir, dış borçlanma faizlerine doğrudan yansımaktadır. Türkiye, dolar bazında yüzde 6-7 civarında faizle borçlanmak zorunda kalmaktadır. Küresel faiz oranlarının düştüğü bir dönemde, Türkiye'nin hala yüksek maliyetle borçlanması, bütçedeki 376 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1674 ‒ faiz giderlerini artıran temel unsurlardan biridir. Hazine, sadece anapara değil, yüksek risk primi nedeniyle oluşan yüksek faizleri de ödemek zorunda kalmakta, bu da bütçedeki yatırım ve hizmet kalemlerinden kısıntı yapılmasına yol açmaktadır. Dış denge ve makroekonomik kırılganlıklar bağlamında değerlendirilmesi gereken bir diğer husus, Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasının yarattığı tahribattır. KKM'den çıkış stratejisi kapsamında atılan adımlar, rezervlerin bir kısmının bu alandaki talebi karşılamak için kullanılmasına neden olmaktadır. KKM bakiyesindeki düşüş olumlu olmakla birlikte, bu enstrümanın ekonomiye verdiği hasarın telafisi yıllar sürecektir. KKM nedeniyle oluşan kamu zararı ve servet transferi, makroekonomik dengeleri bozan en önemli faktördür. Ekonomik programın dış denge ayağındaki bir diğer risk, doğrudan yabancı yatırımların (DYY) istenilen seviyeye ulaşamamasıdır. Türkiye’ye gelen yabancı sermayenin kompozisyonuna bakıldığında, fabrika kuran, istihdam yaratan ve teknoloji getiren doğrudan yatırımların payının düşük olduğu, buna karşılık borsa ve tahvil piyasasına gelen sıcak paranın ağırlıkta olduğu görülmektedir. Güven ve hukuk sistemindeki sorunlar, uzun vadeli yatırımcının Türkiye’ye mesafeli durmasına neden olmaktadır. Oysa cari açığın finansmanında ve rezerv birikiminde sağlıklı olan yöntem, doğrudan yatırımların artırılmasıdır. Hukukun üstünlüğünün sağlanamadığı, yargı bağımsızlığının tartışıldığı ve öngörülebilirliğin olmadığı bir ortamda, kalıcı ve nitelikli yabancı sermayenin gelmesi beklenemez. Sıcak paraya dayalı bir dış denge, her zaman ani duruş (sudden stop) ve tersine sermaye akışı riski taşımaktadır. Dış denge ve makroekonomik görünüm, kırılganlıkların devam ettiğini göstermektedir. Cari açıktaki düşüş, büyümeden feragat edilerek ve ithalat baskılanarak sağlanmış geçici bir durumdur. Rezervlerdeki artış, borçlanma ve sıcak para girişine dayalı olduğu için kalitesi düşüktür. Risk primi, kriz seviyelerinden inmiş olsa da hala rekabetçi ülkelerin üzerindedir. Ekonomi yönetiminin "başardık" dediği noktalar, aslında 2021 sonrasında bizzat kendilerinin yarattığı kriz ortamının kısmen düzeltilmesinden ibarettir. Eksi 60 milyar dolara düşen rezervleri artıya geçirmek veya 700 puana çıkan CDS’i 260’a düşürmek, bir başarıdan ziyade, "enkazın kaldırılması" çalışmasıdır. Ancak bu enkazın maliyeti, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve borç yükü olarak vatandaşın sırtına yüklenmiştir. Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı dayanıklı hale gelmesi için, sıcak paraya değil üretime dayalı, borçlanmaya değil ihracata dayalı, inşaata değil teknolojiye dayalı yeni bir büyüme modeline ve bu modeli destekleyecek yapısal reformlara ihtiyaç vardır. 377 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1675 ‒ KAMU KAYNAKLARININ KULLANIM TERCİHLERİ 2026 yılı bütçe teklifi ve harcama öncelikleri incelendiğinde, kamu kaynaklarının tahsisinde üretim ekonomisi, gıda güvenliği ve toplumsal refah yerine; faiz lobileri, imtiyazlı şirketler ve verimsiz harcama alanlarının tercih edildiği görülmektedir. Bütçe bir ülkenin sadece gelir ve gider cetveli değil, aynı zamanda siyasi iktidarın tercihlerinin bir aynasıdır. Bu ayna tutulduğunda, tarım sektörüne yönelik destekleme ödeneklerinin yasal sınırından çok düşük seviyelere gerilediği, buna karşılık Kamu-Özel İş Birliği (KÖİ) projeleri aracılığıyla dövize endeksli garanti ödemelerine milyarlarca dolar aktarıldığı, düzenleyici kurumlarda israf ve denetim zafiyetlerinin had safhaya ulaştığı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Kaynakların kıt olduğu bir dönemde, var olan kaynakların kimler için kullanıldığı sorusu, bütçe hakkının kullanımı açısından hayati önem taşımaktadır. Tarımsal Desteklerdeki Drama;k Düşüş ve Üre;cinin Çaresizliği Türkiye’nin gıda güvenliğini ve stratejik bağımsızlığını temin eden tarım sektörü, 2026 bütçesinde hak ettiği değeri görememiştir. Tarım Kanunu’nun 21. maddesi, tarımsal desteklemeler için bütçeden ayrılacak kaynağın Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 1’inden az olamayacağını hükme bağlamıştır. Ancak veriler, bu kanuni zorunluluğun yıllardır ihlal edildiğini ve 2026 bütçesinde de bu ihlalin derinleşerek devam ettiğini göstermektedir. İktidarın tarıma bakış açısındaki negatif değişimi görmek için son yirmi yıllık döneme bakmak yeterlidir. 2006 yılında tarımsal desteklerin milli gelire oranı yüzde 0,63 seviyesindeyken, 2016 yılında bu oran yüzde 0,44’e, 2026 bütçe teklifinde ise yüzde 0,22 seviyesine kadar gerilemiştir. Kanunun emrettiği yüzde 1’lik oranın dörtte birine dahi ulaşılamamıştır. Benzer bir gerileme, tarımsal desteklerin bütçe içindeki payında da görülmektedir. On yıl önce bütçenin yüzde 2’si tarımsal desteklere ayrılırken, bugün bu oran yüzde 0,9’a düşmüştür. Bu durum iktidarın tercihlerinin üretimden yana olmadığının en somut göstergesidir. Kaynak tahsisindeki bu çarpıklık, faiz giderleri ile tarımsal desteklerin karşılaştırılmasıyla daha net anlaşılmaktadır. Tabloda görüldüğü üzere, 2016 yılında bütçeden faiz giderlerine ayrılan pay, tarımsal desteklere ayrılan payın 4,4 katı iken; 2026 bütçesinde bu oran 16,1 katına çıkmıştır. Bir yanda milyonlarca çiftçinin üretimi sürdürebilmesi için ayrılan 168 milyar TL, diğer yanda faiz lobilerine aktarılacak olan 2 trilyon 742 milyar TL bulunmaktadır. Faiz harcamalarındaki bu 378 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1676 ‒ devasa artışın faturası, desteği kesilen çiftçiye ve gıda enflasyonu altında ezilen tüketiciye çıkarılmaktadır. Kamu tarafından yeterince desteklenmeyen, girdi maliyetleri (mazot, gübre, ilaç) altında ezilen çiftçi, üretimi sürdürebilmek için zorunlu olarak banka kredilerine yönelmektedir. Ancak bu yönelim, tarım sektörünü sürdürülemez bir borç sarmalına sürüklemektedir. İktidar metinlerinde Ziraat Bankası'nın verdiği kredilerle övünülmesi, aslında sektördeki krizin itirafından başka bir şey değildir. Borçlanmanın artması, bir sektörün büyüdüğünü değil, öz sermayesinin eridiğini ve finansman açığı verdiğini göstermektedir. Yukarıdaki tablo, tarım sektöründeki borçluluk krizini net bir şekilde ortaya koymaktadır. 2004 yılında tarım sektörünün bankalara olan nakdi kredi borcunun tarımsal GSYH’ye oranı yüzde 9,8 seviyesindeyken, 2024 yılı haziran ayı itibarıyla bu oran yüzde 38,7’ye 379 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1677 ‒ fırlamıştır. Yani çiftçi, 2004 yılında ürettiğinin onda biri kadar borçluyken, bugün ürettiğinin yaklaşık yüzde 40’ı kadar borçlu hale gelmiştir. Daha da kötüsü, borç artış hızı ile gelir artış hızı arasındaki uçurumdur. Aynı dönemde tarımsal kredi miktarı 205 kat artarken, çiftçinin geliri (tarımsal GSYH) sadece 52 kat artmıştır. Gelirin 52 kat arttığı yerde borcun 205 kat artması, çiftçinin kazancının borç faizine gittiğini, sermayesinin eridiğini ve tarımsal işletmelerin finansal bağımsızlığını kaybettiğini göstermektedir. Bu tablo, tarımın stratejik bir sektör olarak değil, bankacılık sektörü için bir kar merkezi, Hazine için ise yük olarak görüldüğünün ispatıdır. Kamu-Özel İş Birliği (KÖİ) Projelerinin Bütçeye Ge;rdiği Yük Bütçe kaynaklarının kullanımındaki bir diğer temel tercih sorunu, Kamu-Özel İş Birliği (KÖİ) projelerine aktarılan devasa tutarlardır. İktidarın "devletin kasasından beş kuruş çıkmayacak" iddiasıyla savunduğu bu projeler, bütçe üzerinde dövize endeksli, uzun vadeli ve yönetilmesi güç bir yük oluşturmaktadır. Osmangazi Köprüsü, Çanakkale Köprüsü, Avrasya Tüneli, Şehir Hastaneleri ve Zafer Havalimanı gibi projelerde verilen araç, yolcu ve hasta garantileri, projelerin maliyetini ve riskini tamamen kamunun üzerine yıkmıştır. Tabloya göre, 2017-2025 döneminde KÖİ projeleri için bütçeden yapılan ödemelerin toplamı 28,1 milyar dolardır. Yük bununla da sınırlı değildir; 2026-2028 dönemi için bütçelenen ve ödenmesi öngörülen tutar 17,3 milyar dolardır. Sadece bu iki dönem toplandığında, 11 yıllık süreçte (2017-2028) KÖİ projelerine aktarılan kaynağın toplamı 43,4 milyar dolara ulaşmaktadır. Bu tutar, Türkiye'nin birçok stratejik yatırım ihtiyacını karşılayabilecek, tarımı ayağa kaldırabilecek veya eğitim sistemini modernize edebilecek bir büyüklüktedir. Ancak tercih, halkın refahı yerine, belirli şirketlerin döviz bazlı gelir garantilerinin ödenmesi yönünde kullanılmıştır. 380 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1678 ‒ Düzenleyici Kurumlardaki Dene;m Zafiyetleri ve İsraf Bütçenin etkinliği, sadece harcanan parayla değil, aynı zamanda finansal piyasaların denetimi ve düzenlenmesiyle de ilgilidir. Ancak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) gibi kurumların faaliyetleri, bütçe görüşmelerinde ciddi eleştirilere konu olmuştur. Bu kurumlardaki denetim zafiyetleri ve harcama alışkanlıkları, kamudaki yönetim krizinin bir başka boyutunu oluşturmaktadır. "Colendibank" isimli kuruluşa bankacılık izni verilirken, kuruluşun ortağının İngiltere Merkez Bankası Finansal Yürütme Otoritesi tarafından kara para aklama şüpheleri nedeniyle yasaklı hale getirilmiş olması, BDDK’nın denetim süreçlerindeki zafiyeti göstermektedir. İngiltere’de finansal sistemden dışlanan bir ismin Türkiye’de banka ortağı olabilmesi, uluslararası standartlarla bağdaşmamaktadır. Benzer şekilde, yasa dışı bahis soruşturmalarının odağında olan "PayFix" adlı ödeme kuruluşunun, "Pozitifbank"ı satın almasına izin verilmesi, suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadele konusundaki hassasiyetin yetersiz olduğunu düşündürmektedir. Finansal sistemin kapılarının şaibeli yapılara açılması, Türkiye’nin uluslararası mali itibarını riske atmaktadır. Kurumsal yönetim zafiyetleri, üst düzey atamalarda da kendini göstermektedir. Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Emrah Şener hakkında gündeme gelen ciddi yolsuzluk iddiaları ve tutuklama süreci, bu kişinin görev yaptığı dönemde kurum içi denetim mekanizmalarının neden çalışmadığı sorusunu beraberinde getirmektedir. Başkanların, yardımcılarının faaliyetlerinden haberdar olmaması veya müdahale etmemesi, yönetim kademesindeki liyakat ve sorumluluk sorununa işaret etmektedir. Denetleyici kurumların kendi bütçelerindeki harcama tercihleri de tasarruf tedbirleriyle çelişmektedir. BDDK’nın, Merkez Bankası binasında kendisine tahsis edilmiş yeri bulunmasına rağmen, başka bir binada milyonlarca lira kira ödeyerek faaliyet göstermesi, kamu kaynaklarının israf edildiğinin açık bir göstergesidir. Ayrıca, "araç saltanatı" olarak nitelendirilen, Bankalar Birliği üzerinden lüks makam araçları temin edilmesi uygulaması, kamuda tasarrufun sadece vatandaştan beklendiğini, bürokrasinin ise lüksünden taviz vermediğini kanıtlamaktadır. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) cephesinde de benzer bir güven sorunu yaşanmaktadır. SPK Başkanı’nın "Fonlara zarar gelmesin diye bugüne kadar bir şeyler yapmıyorduk" şeklindeki 381 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1679 ‒ itirafı, piyasa manipülasyonlarına karşı otoritenin bilerek sessiz kaldığını ortaya koymaktadır. Yatırımcıların birikimlerini korumakla yükümlü olan bir kurumun, manipülasyon iddiaları karşısında harekete geçmemesi, görev ihmali niteliğindedir. Bu durum, sermaye piyasalarına olan güveni zedelemekte ve küçük yatırımcının mağduriyetine yol açmaktadır. REEL SEKTÖRÜN ÇIKMAZI 2026 yılı bütçesi ve uygulanan ekonomik programın başarısı, yalnızca finansal piyasaların tepkisi veya bütçe dengeleriyle ölçülememektedir. Ekonominin asıl taşıyıcısı olan reel sektörün durumu, üretim kapasitesinin sürdürülebilirliği, ticari hayatın olağan akışı ve kamu idaresinin niteliği, programın uzun vadeli sonuçları açısından hayati önem taşımaktadır. Komisyon görüşmelerinde dile getirilen veriler ve sahadan yansıyan şikayetler, makroekonomik göstergelerdeki kâğıt üzerindeki dengelenmenin, reel sektörde ve çalışma hayatında ağır bir tahribata yol açtığını göstermektedir. Sanayicinin finansmana erişimden üretime, esnafın vergi denetimlerinden haksız rekabete, kamunun ise nitelikli personel kaybına kadar uzanan geniş bir yelpazede yaşanan sorunlar, ekonomik programın "saha gerçekliğinden" kopuk olduğunu ortaya koymaktadır. Uygulanan sıkı para politikası ve yüksek faiz ortamı, enflasyonla mücadele gerekçesiyle sunulsa da bu sürecin reel sektör üzerindeki yan etkileri yönetilemez boyutlara ulaşmıştır. Sanayiciler, yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişim zorlukları nedeniyle yatırımlarını ertelemek zorunda kalmakta, işletme sermayesi ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Sanayi sektörü temsilcileri de "maliyetlerin arttığını, yatırımların ertelendiğini, krediye erişimin imkânsız hale geldiğini ve halkın alım gücünün yok olması nedeniyle piyasa hareketlerinin durduğunu" dile getirmektedir. Bu tıkanıklığın en somut ve acı göstergesi, konkordato başvurularındaki artıştır. 2025 yılının ilk yedi aylık döneminde konkordato ilan eden firma sayısı 3.474’e ulaşmıştır. Bu rakam, sadece bir istatistik değil, binlerce işletmenin iflasın eşiğine geldiğinin, tedarik zincirlerinin kırıldığının ve ödemeler dengesinin bozulduğunun alarm zilleridir. Konkordato ilan eden firmaların sektörel dağılımı incelendiğinde, 479 inşaat firması ve 313 tekstil firmasının konkordato sürecine girmesi, krizin derinliğini ve istihdam üzerindeki potansiyel tehdidi gözler önüne sermektedir. 382 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1680 ‒ Özellikle tekstil sektöründe yaşanan kan kaybı, Türkiye’nin üretim gücü açısından stratejik bir risk oluşturmaktadır. Artan enerji ve işçilik maliyetleri ile döviz kurunun ihracatçıyı desteklemeyen seviyesi, üreticileri rekabet edemez hale getirmiştir. Sektör temsilcilerinin defalarca dile getirdiği sorunlara iktidar tarafından çözüm üretilememesi, fabrikaların kapanmasına, makinelerin sökülüp yurt dışına götürülmesine ve binlerce çalışanın işsiz kalmasına neden olmaktadır. Türkiye'nin üretim ve istihdam yarışından çekilmesi anlamına gelen bu süreç, "en kötüsü geride kaldı" söyleminin sahadaki karşılığının "üretim göçü ve işsizlik" olduğunu göstermektedir. BÜYÜME VERİLERİNDEKİ TUTARSIZLIKLAR Reel sektörde yaşanan bu daralma ve kriz ortamına rağmen, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan büyüme verileri, iktisadi mantıkla izahı zor bir tablo çizmektedir. Büyüme rakamlarının güvenilirliği konusunda ciddi şüpheler uyandırmaktadır. Büyüme hesaplamalarında kullanılan deflatör (fiyat arındırma endeksi) ile enflasyon oranları arasındaki bağın kopmuş olması, verilerin doğruluğunu tartışmalı hale getirmektedir. Normal şartlarda GSYH deflatörünün, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ile Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ortalamasına yakın bir seyir izlemesi beklenirken, son dönemde bu makasın açıldığı ve deflatörün enflasyon göstergelerinden ayrıştığı görülmektedir. Bu durum, büyümenin reel olarak olduğundan daha yüksek gösterildiği, yani "köpük" bir büyüme hesabı yapıldığı izlenimini doğurmaktadır. Büyümenin kaynakları incelendiğinde karşılaşılan tablo daha da vahimdir. Yılın ilk yarısında açıklanan büyüme rakamlarına göre, büyümenin önemli bir kısmının "stok artışından" kaynaklandığı belirtilmektedir. Ancak, finansman maliyetlerinin yüzde 50'leri aştığı, krediye erişimin neredeyse imkânsız olduğu ve iç talebin daraldığı bir konjonktürde, firmaların "satamadığı malı üretip stoğa atması" iktisadi rasyonaliteye aykırıdır. Sanayicinin işletme sermayesi bulmakta zorlandığı bir ortamda stok biriktirmesi mümkün değildir. Bu veri, büyüme rakamlarının, vatandaşın ve piyasanın hissettiği durgunluğu (resesyonu) perdelemek amacıyla, "stok artışı" gibi teknik kalemlerle makyajlandığı şüphesini kuvvetlendirmektedir. Ekonomik gerçeklerle bağdaşmayan bu veriler, politika yapıcıların doğru teşhis koymasını engellemekte ve sorunların çözümünü geciktirmektedir. 383 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1681 ‒ İYİ Parti olarak Komisyon görüşmelerinde TÜİK’in milli gelir hesaplamalarından sorumlu Ulusal Hesaplar Daire Başkanlığının iş kalitesinin yükseltilmesi amacıyla sunduğumuz ödenek artışı önergemiz Cumhur İttifakı üyelerinin oylarıyla reddedilmiştir. VERGİ UYGULAMALARINDAKİ ORANTISIZLIK VE TİCARİ HAYATA MÜDAHALE Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın vergi gelirlerini artırma ve kayıt dışılıkla mücadele etme hedefi doğru olmakla birlikte, bu mücadelenin yürütülme şekli ticari hayatın olağan akışını bozmakta ve dürüst esnafı mağdur etmektedir. Vergi denetimlerinin, işletmeleri "potansiyel suçlu" ilan eden, ticari itibarlarını zedeleyen ve iş yapamaz hale getiren bir anlayışla yürütülmesi kabul edilemez. Kuyumculuk gibi güven ve itibarın en önemli sermaye olduğu bir sektörde, vergi denetimi gerekçesiyle dükkanların gün boyu kapatılarak, müşterilerin gözü önünde sayım yapılması, o işletme hakkında "sahte altın mı satıyor, kaçakçılık mı yapıyor" gibi olumsuz algıların oluşmasına neden olmaktadır. Denetim, işletmenin faaliyetini durdurmadan, itibarını sarsmadan ve ticari sırlarına saygı gösterilerek yapılmalıdır. Aksi takdirde, "vergi toplayacağız" derken, vergi verecek işletmeleri batırma riski ortaya çıkmaktadır. Benzer bir sorun, "KURGAN" olarak adlandırılan ve riskli görülen firmaların listelendiği uygulamada da yaşanmaktadır. Haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı veya somut bir tespit olmadan firmaların "riskli" listelerine alınması ve bu bilginin piyasada yayılması, o firmaların bankalar ve tedarikçiler nezdindeki kredibilitesini sıfırlamaktadır. Devletin denetim yetkisini kullanırken, piyasa dengelerini gözetmesi ve firmaların ticari geleceğini tehlikeye atacak keyfi uygulamalardan kaçınması gerekmektedir. Vergi kaçağının önlenmesi konusunda devletin yetersiz kaldığı alanlardan biri de elektronik sigara piyasasıdır. Türkiye'de satışı yasak olan ancak fiilen her yerde satılan ve kullanılan elektronik sigaralar, devasa bir kayıt dışı ekonomi oluşturmuştur. Yurt dışından kaçak yollarla getirilen ve yüksek fiyatlarla satılan bu ürünlerden devlet tek kuruş vergi alamamaktadır. Bu alanın yasal bir zemine oturtularak vergilendirilmesi hem sağlık denetiminin sağlanması hem de vergi kaybının önlenmesi açısından rasyonel bir adım olacaktır. Yasak koyarak sorunu görmezden gelmek, milyarlarca liralık bir rantın kayıt dışı alanda kalmasına göz yummak demektir. 384 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1682 ‒ Kayıt dışı ekonominin ülke ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri dikkate alındığında bu alana yönelik mücadelede daha etkili yöntemlerin belirlenmesi için ilgili kalemlerde bütçe artışı teklifimiz AK Parti ve MHP milletvekillerince reddedilmiştir. Vergi sistemindeki teknik aksaklıklar ve mevzuat çarpıklıkları da işletmeler üzerindeki yükü artırmaktadır. Özellikle Katma Değer Vergisi (KDV) oranlarındaki farklılıklar, sektörlerde ciddi bir finansman ve nakit akışı sorununa yol açmaktadır. Lokanta ve gıda işletmeleri gibi sektörlerde, girdide ödenen KDV ile çıktıda tahsil edilen KDV oranlarının farklı olması (örneğin yüzde 1 ile alıp yüzde 10 ile satmak veya tam tersi), işletmeler üzerinde devreden KDV yükü oluşturmaktadır. Devletten KDV alacaklısı konumuna gelen işletmeler, bu alacaklarını tahsil edemezken, yüksek enflasyon ortamında paraları erimekte ve finansman ihtiyacı için yüksek faizli kredilere yönelmek zorunda kalmaktadırlar. Bu çarpıklık, aynı zamanda kayıt dışılığı teşvik eden bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Vergi adaletini zedeleyen bir diğer düzenleme, gayrimenkul sermaye iradı (kira geliri) istisnasında yapılan değişikliklerdir. Kira gelirlerinde uygulanan istisnanın kaldırılması planlanırken, emeklilerin bu istisnadan yararlanmaya devam etmesi, ancak emekli olmayan vatandaşların kapsam dışı bırakılması Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Sadece kira geliriyle geçinen, başka bir işi veya geliri olmayan, ancak yaşı nedeniyle henüz emekli olamamış bir vatandaşın, emekli olan bir vatandaşla aynı gelire sahip olmasına rağmen daha fazla vergi ödemek zorunda bırakılması, vergi adaletini zedelemektedir. Vergi politikaları, toplumsal gruplar arasında ayrımcılık yaratmadan, gelire göre ve adil bir şekilde kurgulanmalıdır. KAMUDA NİTELİKLİ PERSONEL SORUNU VE ÖZLÜK HAKLARINDAKİ ERİME Makroekonomik göstergelerdeki başarı, sadece rakamların büyüklüğüyle değil, bu bütçeyi yönetecek, denetleyecek ve vergi toplayacak insan kaynağının niteliğiyle de doğrudan ilişkilidir. Ancak son yıllarda kamuda çalışan kariyer meslek mensupları, müfettişler, denetim elemanları ve uzmanlar arasında ciddi bir motivasyon kaybı ve "kan kaybı" yaşanmaktadır. Yüksek enflasyon karşısında eriyen maaşlar ve özel sektörle açılan ücret makası, nitelikli personelin kamudan kaçışını hızlandırmaktadır. Özellikle İstanbul ve Ankara gibi hayat pahalılığının yüksek olduğu metropollerde görev yapan denetim elemanlarının (örneğin BDDK murakıpları, vergi müfettişleri, SPK uzmanları) mevcut maaşlarla geçinmesi imkânsız hale gelmiştir. Özel sektörde, özellikle bankacılık ve 385 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1683 ‒ finans alanında çok daha yüksek ücretlerle iş bulma imkânı olan bu yetişmiş insan kaynağı, devlette tutulamamaktadır. Devletin denetim ordusunu oluşturan, vergi incelemelerini yapan, bütçeyi yöneten ve milyarlarca liralık yolsuzlukları önleme kapasitesine sahip olan bu personelin özlük haklarının iyileştirilmesi, bir lütuf değil, zorunluluktur. Kamuda nitelikli iş gücünü tutamayan bir devlet ne vergiyi etkin toplayabilir ne de harcamaları etkin denetleyebilir. Söz konusu personele yapılacak maaş iyileştirmesinin bütçeye getireceği maliyet, bu personelin yapacağı tek bir vergi incelemesi veya önleyeceği tek bir usulsüzlükle devlete kazandıracağı kaynağın yanında devede kulak kalacaktır. Komisyon görüşmelerinde bu iyileştirmenin yapılabilmesi için sunduğumuz ödenek artış önergesi iktidar grubunun oylarıyla reddedilmiş, görüşmelerin son gününde ısrarlarımız sonucu söz konusu personele bir nebze olsun iyileştirme yapılmasına yönelik tüm grupların katılımıyla hazırlanan ortak önerge kabul edilmiştir. Ülkemiz uzun yıllardır kötü yönetilmektedir. Bu kötü yönetim sonucu toplumun her kesimi, her meslek grubu ekonomik olarak zor bir dönemden geçmektedir. Bu nedenle vatandaşlarımızın tamamına yönelik, refah artışı sağlayacak müdahalelerin bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir. Kamunun nitelikli personel grubunu oluşturan, kariyer uzmanları ve tüm denetim elemanlarının özlük haklarında reel olarak yaşadıkları kayıp daxçok yüksek seviyededir. Bu nedenle devlet bu yüksek nitelikli personeli elinde tutamamaya başlamıştır. Kamu politikalarının oluşmasında, uygulanmasında veya denetleme aşamalarında kritik öneme sahip söz konusu personel için yapılacak her türlü iyileştirme tarafımızca da desteklenmektedir. Ancak bu durum ilgili düzenlemede kapsama dahil edilmeyen diğer tüm kamu çalışamlarının haklarını ihmal ettiğimiz anlamına gelmemelidir. Bilakis bu düzenlemenin hayata geçmesi diğer grupların özlük haklarında iyileştirme yapılabilmesi için örnek teşkil edecektir. İYİ Parti olarak biz de üzerimize düşen sorumlulukla herkes için emsal olacak bu iyileştirmenin hayata geçirilmesine yönelik ısrarlı tutumumuzu sürdürmeye devam edeceğiz. 386 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1684 ‒ EKONOMİK İSTİKRAR VE KALICI REFAH İÇİN ÖNERİLER Yapısal Reform Ajandası İktidarın ortaya koyduğu ekonomik program, Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu derin yapısal sorunlara kalıcı çözümler üretmekten uzak, günü kurtarmaya yönelik ve yükü vatandaşın sırtına yıkan bir anlayışla hazırlanmıştır. Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri boyunca sunduğumuz teknik veriler ve analizlerle ortaya konulduğu üzere, mevcut programın en temel eksikliği güven unsudur. Enflasyonla mücadelenin sadece para politikası araçlarına ve dolaylı vergilerin artırılmasına indirgendiği, harcama disiplininin sağlanamadığı ve yapısal reformların sürekli ertelendiği bir ortamda, ekonomik istikrarın sağlanması mümkün görülmemektedir. Ekonomik programın başarısı, üç temel ayağın (para politikası, maliye politikası ve yapısal reformlar) eşgüdüm içerisinde yürütülmesine bağlıdır. Ancak mevcut durumda, programın "bir buçuk ayağının olduğu, bir buçuk ayağının ise eksik kaldığı" tespiti yapılmaktadır. Para politikası ve vergiler yoluyla atılan adımlar, harcama disiplini ve yapısal dönüşümle desteklenmediği için hedeflenen sonuçlara ulaşılamamaktadır. Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu çıkış yolu, pansuman tedbirler değil, devlet yönetiminde ciddiyeti, piyasada güveni ve toplumda adaleti sağlayacak köklü bir zihniyet değişimidir. Yapısal reform çalışmalarını başlatmak amacıyla Bakanlığın ilgili birimlerinin ilgili kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve STK’lerin katılımıyla yeni yapısal reformlar için çalıştaylar düzenlemesi, bu çalıştayların çıktıları ile de yapısal reformlara kurumsal boyutta hazırlık yapması için sunduğumuz ödenek artışı önergesi de yine Cumhur İttifakı tarafından reddedilmiştir. Ekonomide Güven Tesisi ve Hukuki Altyapının Güçlendirilmesi Ekonomik istikrarın ön koşulu, yerli ve yabancı yatırımcının önünü görebileceği, kuralların herkes için eşit işlediği bir güven ortamının tesis edilmesidir. Bu güvenin sağlanması için öncelikle güçlü bir çıpaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çıpa, belirsizliği ortadan kaldıracak, beklentileri çıpalayacak ve ekonomi yönetiminin taahhütlerine sadık kalacağını garanti edecek 387 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1685 ‒ bir mekanizma olmalıdır. Mevcut programın en büyük eksikliği, piyasaları ve toplumu ikna edecek bu bağlayıcı unsurun bulunmayışıdır. Güven ortamının inşası, hukuk devleti ilkelerinin tavizsiz uygulanmasından geçmektedir. Bu kapsamda, devlet gücünün siyasi veya ticari rakipler üzerinde bir silah olarak kullanılmasından vazgeçilmesi elzemdir. Kamu otoritesinin denetim ve ceza yetkisini, piyasa oyuncularını terbiye etmek veya sindirmek amacıyla kullanması, yatırım iklimini zehirleyen en büyük faktörlerden biridir. Sermayenin güvenli liman aradığı bir dünyada, devletin sopasını sürekli ensesinde hisseden bir girişimciden uzun vadeli yatırım yapması beklenemez. Hukuki öngörülebilirliğin sağlanması adına, yargıya müdahale edilmemesi ve yargı bağımsızlığının tam anlamıyla sağlanması gerekmektedir. Adalet mekanizmasının siyasi saiklerle işlediği, kararların talimatla alındığı algısı, mülkiyet hakkını tartışmalı hale getirmekte ve sermaye kaçışına neden olmaktadır. Mülkiyet güvencesinin sağlanması, sadece mevcut varlıkların korunması değil, gelecekte yaratılacak değerlerin de teminat altına alınması anlamına gelmektedir. Şeffaf bir ekonomi yönetiminin olmazsa olmazı olan basın özgürlüğünün tesis edilmesi, yolsuzlukların ve usulsüzlüklerin ortaya çıkarılması, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve piyasa disiplininin sağlanması açısından kritik öneme sahiptir. Özgür basının olmadığı bir yerde, ekonomik verilerin güvenilirliği de sorgulanır hale gelmektedir. Ayrıca, Türkiye'nin uluslararası itibarını zedeleyen ve risk primini artıran antidemokratik uygulamalardan vazgeçilmesi, dış finansman imkanlarını genişletecek ve maliyetleri düşürecek en etkili adım olacaktır. Vergi hukukuna güvenin sağlanması için geriye dönük vergi uygulamalarından kaçınılması şarttır. Bu uygulamalar vergiye uyumu azaltmakta ve mükelleflerin devlete olan güvenini sarsmaktadır. Oyun başladıktan sonra kural değiştiren bir devlet anlayışı, yatırımcıyı ürkütmekte ve kayıt dışılığı teşvik etmektedir. Yolsuzlukla Mücadele ve Dene;m Mekanizmalarının Güçlendirilmesi Kamu kaynaklarının verimli kullanımı ve adil rekabet ortamının sağlanması için yolsuzluk ve kayıt dışılıkla etkin mücadele edilmesi bir tercih değil, zorunluluktur. Bu mücadelenin ilk adımı, Kamu İhale Kanunu’nun ıslah edilmesi ve uluslararası standartlara tam uyumlu hale getirilmesidir. Kamu ihalelerinin "davet usulü" ile belirli firmalara dağıtılması 388 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1686 ‒ uygulamasına son verilmeli, açık, şeffaf ve rekabetçi bir ihale sistemi tesis edilmelidir. İhale sistemi, bir rant dağıtım aracı olmaktan çıkarılmalıdır. Kamu harcamalarının denetimi konusunda Sayıştay’ın denetim etkinliğinin artırılması gerekmektedir. Sayıştay raporlarının gereğinin yapılması, tespit edilen usulsüzlüklerin yargıya taşınması ve sorumluların hesap vermesi sağlanmalıdır. Ayrıca, kamu kurumlarında zayıflatılan iç denetim sistemine ve teftiş kurullarına etkinlik kazandırılması, yolsuzlukların kaynağında önlenmesi açısından hayati önem taşımaktadır. İs;hdam Piyasasının Dönüşümü ve Beşerî Sermaye Ya`rımları Türkiye’nin genç nüfus potansiyelini değerlendirebilmesi ve sürdürülebilir büyüme sağlayabilmesi için istihdam piyasasının geliştirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, kadınların iş gücüne katılımının artırılması en önemli önceliklerden biri olmalıdır. Kadın istihdamının önündeki engellerin kaldırılması ve kadın girişimciliğinin desteklenmesi, Türkiye’nin büyüme potansiyelini yukarı çekecek en büyük fırsat penceresidir. İş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu nitelikli eleman sorununun çözümü için iş gücüne beceri kazandırılması programları yaygınlaştırılmalıdır. Eğitim sistemi ile sanayinin ihtiyaçları arasındaki kopukluk giderilmeli, mesleki eğitim cazip hale getirilmelidir. Piyasanın talep ettiği ara/teknik elemanın yetiştirilmesi, sanayicinin eleman bulma sorununu çözecek ve üretim kapasitesini artıracaktır. Ekonominin teknolojik dönüşümünü sağlamak amacıyla iş gücünün inovatif ve yüksek teknolojili sanayi ve hizmet sektörlerine kaydırılması gerekmektedir. Düşük katma değerli sektörlerden, teknoloji yoğun sektörlere geçiş, ancak nitelikli ve donanımlı bir iş gücü ile mümkündür. Atıl iş gücü oranındaki yüksek seviyeler, mevcut istihdam politikalarının yetersizliğini kanıtlamaktadır. İşsizlik ve atıl iş gücü oranlarını düşürmek için, sadece ekonomik büyüme değil, istihdam dostu ve beşerî sermayeyi geliştiren politikalar benimsenmelidir. İş Ortamının İyileş;rilmesi ve Kurumsal Bağımsızlık Yatırımcının önünü görebilmesi ve bürokratik engellerin kaldırılması için iş ortamının düzeltilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, bütün izinlerin sarayda toplanmasının önüne geçilmesi ve yetki devrinin sağlanması elzemdir. Karar alma süreçlerinin tek bir merkezde toplanması, bürokrasiyi kilitlemekte ve iş yapma süreçlerini yavaşlatmaktadır. İlgili 389 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1687 ‒ bakanlıkların ve kurumların inisiyatif alabileceği, hızlı ve etkin bir yönetim yapısına geçilmelidir. Piyasaların sağlıklı işleyişi için düzenleyici otoritelerin (EPDK, BDDK, SPK vb.) ahlaklı ve bağımsız çalışması sağlanmalıdır. Bu kurumların siyasi baskılardan arındırılması, piyasa kurallarını herkese eşit uygulamasını ve yatırımcı güvenini tesis etmesini sağlayacaktır. Denetim kurumlarının, belirli grupları koruyan veya cezalandıran bir araç gibi kullanılması, serbest piyasa ekonomisine vurulan en büyük darbedir. Kaynakların Verimli Kullanımı ve Üre;m Ekonomisi Kıt kaynakların en verimli şekilde kullanılması, kalkınma stratejisinin temelini oluşturmalıdır. Teşvik sisteminin sil baştan gözden geçirilmesi ve etki analizine dayalı bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir. Mevcut sistemde verilen teşviklerin istihdama, üretime ve ihracata katkısı ölçülmemekte, milyarlarca lira kaynak verimsiz alanlara akıtılmaktadır. Teşvikler; katma değeri yüksek, teknoloji odaklı ve ithalatı ikame eden sektörlere yönlendirilmeli, "ne kadar maliyetle ne kadar istihdam yaratıldığı" sürekli analiz edilmelidir. Rant ekonomisi yerine üretim ekonomisine geçişin bir gereği olarak, kentsel rantların vergilendirilmesi hayata geçirilmelidir. İmar planı değişiklikleriyle yaratılan değer artışlarının kamuya kazandırılması hem vergi adaletini sağlayacak hem de kaynakların betona değil, sanayiye ve teknolojiye yönelmesini teşvik edecektir. Kaynakların rant alanlarında daha karlı olduğu sürece, sermayenin üretime yönelmesi beklenemez. Sorunlar derin ve yapısal olsa da doğru politikalar, ehliyetli kadrolar ve kararlı bir siyasi irade ile çözüm mümkündür. 2026 bütçesi, bu reform fırsatını kaçıran, eski alışkanlıkları sürdüren ve sorunları öteleyen bir anlayışla hazırlanmıştır. İYİ Parti olarak, bütçenin bir "faiz ve israf bütçesi" olmaktan çıkarılarak, milletin derdine derman olacak, üretimi ve istihdamı destekleyecek, adil ve kalkınmacı bir bütçe haline getirilmesi yönündeki kararlılığımızı sürdürüyoruz. Milletimizin hak ettiği refah seviyesine ulaşması için bu yapısal reformların takipçisi olmaya ve yapıcı muhalefet görevimizi yerine getirmeye devam edeceğiz. 390 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1688 ‒ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI 2025 Bütçesi Değişim 2025 Harcama 2026 Bütçe Teklifi Merkezi Bütçe Başlangıç Oranı (%) (Haziran Sonu) (₺) İçindeki Payı (%) Ödeneği 2025-2026 96.401.694.000 44.104.625.495 119.506.858.000 %23,97 0.63 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi 18 trilyon 929 milyar lira olup İçişleri Bakanlığı’nın 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi içindeki payı ise %0,63’tür. İçişleri Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçe teklifi 119.506.858.000 TL olup, 2025 yılı başlangıç ödeneğine göre yaklaşık %23,97 oranında artış içermektedir. Değişim Bakanlık Açıklama 2025 Başlangıç 2025 Haziran 2026 Bütçe Oranı Bütçesi (Ekonomik Ödeneği Sonu Harcama Teklifi (2025- İçindeki Sınıflandırma) 2026) Payı (%) Personel 55.756.297.000 27.993.278.032 70.141.533.000 %25,80 %58,69 Giderleri SGK Devlet 11.017.387.000 5.507.890.753 13.473.477.000 %22,29 %11,04 Primi Giderleri Mal ve Hizmet 10.471.033.000 3.790.573.349 13.441.122.000 %28,36 %11,25 Alım Giderleri Cari Transferler 4.358.162.000 1.327.544.192 5.150.726.000 %18,19 %4,31 Sermaye 12.580.000.000 4.951.511.971 15.300.000.000 %21,62 %12,80 Giderleri Sermaye 2.218.815.000 533.827.198 2.000.000.000 -%9,86 %1,67 Transferleri 7. Personel giderleri %25,80 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %58,69’dur. (Kamu personeli ile kamu personeli olmasa bile bunlar gibi çalıştırılan veya hizmetinden faydalanılan kişilere -veya diğerlerine- bordroya dayalı olarak nakden yapılan ödemeleri kapsar.) 8. Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri %22,29 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %11,04’tür. (Devletin işveren sıfatıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri bu bölümde izlenir.) 9. Mal ve hizmet alım giderleri %28,36 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %11,25’tir. (Faturalı olarak veya ilgili mevzuatına uygun şekilde belgelendirilerek alınan mal ve hizmet bedellerini kapsar.) 391 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1689 ‒ 10. Cari transferler %18,19 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %4,31’dir. (Sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla karşılıksız olarak yapılan ödemelerdir.) 11. Sermaye giderleri %21,62 azalmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %12,80’dir. (Sermaye harcamaları, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi aktiflerin edinimi için yapılan ve Devlet mal varlığını artıran ödemelerdir.) 12. Sermaye transferleri %9,86 azalmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %1,67‘dir. (Sermaye transferleri, bütçe dışına sermaye birikimi amaçlayan ve sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir.) İçişleri Bakanlığının 2026 yılı bütçe teklifi 119.506.858.000 TL olup, 2025 yılı başlangıç ödeneği olan 96.401.694.000 TL’ye göre %23,97 oranında artış içermektedir. Bakanlığın bütçesinin, 18 trilyon 929 milyar lira olarak öngörülen 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi içindeki payı ise %0,63 seviyesindedir. Bu çerçeve, İçişleri Bakanlığının bütçesinin mutlak olarak büyüdüğünü ancak merkezi bütçe toplamı içindeki ağırlığının sınırlı kaldığını göstermektedir. Ekonomik sınıflandırma itibarıyla bakıldığında; 2026 yılı bütçesinin yaklaşık %58,69’unun personel giderlerine, %11,04’ünün sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerine, %11,25’inin mal ve hizmet alım giderlerine, %12,8’inin sermaye giderlerine, %4,31’inin cari transferlere ve %1,67’sinin sermaye transferlerine ayrıldığı görülmektedir. Personel ve prim kalemlerindeki bu yüksek oran, bütçenin önemli ölçüde mevcut kadroların finansmanına odaklandığını; yatırım, altyapı ve nitelik artırıcı harcama alanlarının ise daha sınırlı paylara sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Böyle bir kompozisyon, güvenlik, afet yönetimi, göç ve yerel yönetimler gibi kritik alanlarda uzun vadeli kurumsal kapasiteyi güçlendirmekten ziyade mevcut yapının sürdürülmesine öncelik verildiğine işaret etmektedir. Ekonomik kalemlerdeki artış oranları incelendiğinde; personel giderlerinin 2025’e göre %25,80, sosyal güvenlik primi giderlerinin %22,29, mal ve hizmet alım giderlerinin %28,36, sermaye giderlerinin %21,62 oranında yükseldiği, sermaye transferlerinin ise %9,86 azaldığı görülmektedir. Personel ve prim harcamalarındaki artışın niteliğine (teşkilat birimleri, yeni kadrolar, merkez-taşra dengesi, riskli görev alanları gibi) dair ayrıntı paylaşılmaması, bu büyümenin verimlilik ve etkinlik boyutunun Meclis denetimi açısından yeterince görünür olmadığını göstermektedir. Sermaye giderleri ve sermaye transferleri tarafında ise, hangi 392 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1690 ‒ projelerin hangi ölçütlerle önceliklendirildiği ya da kısıldığı açık biçimde ortaya konulmadığı için yatırım kararlarının stratejik önceliklerle ne ölçüde uyumlu olduğu net olarak görülememektedir. Program bazlı sınıflandırma çerçevesinde İçişleri Bakanlığı bütçesinin tamamının programlara dağıtıldığı, program dışı gider öngörülmediği görülmektedir. 2026 yılı için ayrılan 119.506.858.000 TL’lik ödeneğin %37,21’i Yönetim ve Destek Programı’na, %23,87’si Toplum Güvenliği Programı’na, %18,96’sı Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi Programı’na, %18,18’i Vatandaşlık ve Sivil Toplum Programı’na, %1,67’si Karayolu Ulaşımı Programı’na, yalnızca %0,11’i ise Şehit Yakını ve Gaziler Programı’na tahsis edilmiştir. Dış Politika Programı için ödenek ayrılmamıştır. Bu dağılım, idari-yönetsel yapı ile güvenlik eksenli harcamaların ağırlığını koruduğunu; sosyal hassasiyet gerektiren alanların ve şehit yakını ile gazilere yönelik desteklerin bütçe içindeki payının oldukça düşük kaldığını göstermektedir. Özellikle Yönetim ve Destek Programı’nın tek başına toplam bütçenin üçte birini aşan bir paya ulaşması dikkat çekicidir. Bu program altında toplanan idari, lojistik ve destek nitelikli harcamaların alt kırılımlarının yeterli açıklıkta paylaşılmaması, bu alanın geniş ve denetimi zor bir harcama havuzuna dönüşmesi riskini beraberinde getirmektedir. Diğer yandan, Şehit Yakını ve Gaziler Programı için öngörülen 132.414.000 TL’lik ödeneğin %23,70 oranında artmış olmasına karşın toplam bütçe içindeki payının yalnızca %0,11 düzeyinde kalması, siyasi söylemde sıkça vurgulanan bu kesime yönelik mali karşılığın son derece sınırlı olduğunu ortaya koymaktadır. Yerel yönetimler, vatandaşlık ve sivil toplum başlıklarında ise ödenek düzeyi anlamlı bir mali alan yaratmakla birlikte, kaynakların objektif ve şeffaf kriterlere göre dağıtılıp dağıtılmadığı, program dokümanlarından açık biçimde izlenememektedir. İçişleri Bakanlığının 2026 yılı bütçesi hem ekonomik hem program bazlı sınıflandırma açısından incelendiğinde; önemli ölçüde personel ve idari yapının finansmanına dayalı, yönetim-destek ve güvenlik ağırlıklı bir kompozisyona sahip olduğu; şehit yakını ve gaziler gibi öncelikli olduğu ifade edilen alanlara ayrılan payın ise oldukça düşük kaldığı görülmektedir. Yatırım ve sermaye transferleri tarafında stratejik öncelikleri ve bölgesel adaleti görünür kılan ayrıntılı bir proje listesi ve performans çerçevesi sunulmadığı için, bütçenin kurumsal kapasiteyi kalıcı olarak güçlendirme potansiyeli sınırlı kalmaktadır. 393 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1691 ‒ YEREL YÖNETİMLERE MÜDAHALELER VE KAYYUM UYGULAMALARI 2025 boyunca belediyelere yönelik soruşturmalar, görevden almalar ve kayyum atamaları yerel demokrasi, seçmen iradesi ve idari vesayet sınırları açısından ciddi tartışma yaratmıştır. Özellikle bazı belediyelerde yargı süreçleri sonuçlanmadan fiilî idari tasarrufların devreye sokulması, masumiyet karinesi ve seçilmiş organlara saygı ilkesi bakımından eleştirilmektedir. Bu tablo, İçişleri Bakanlığının denetim yetkisini siyasal araç gibi kullandığı algısını güçlendirmektedir. İktidar, yerel seçim sonuçlarını hazmedemediği her durumda önce belediye başkanlarını ceza soruşturmalarıyla hedef almakta, gözaltı, tutuklama ve görevden uzaklaştırma yoluyla seçilmiş iradeyi tartışmalı hâle getirmekte, bunu başaramadığı, yargısal zeminde delil ve hukuki gerekçe üretemediği hallerde ise bu kez idari tasarruflarla, kayyum atamaları üzerinden belediyelere fiilen el koymaktadır. Böylece, bir yandan soruşturma ve tutuklama tehdidi, diğer yandan kayyum sopası kullanılarak, sandıkta ortaya çıkan irade üzerinde sürekli bir baskı ve vesayet mekanizması kurulmaktadır. Yurttaşın oyu ile göreve gelmiş yerel yöneticiler parti kimliklerine göre ayrıştırılmakta, “makbul olmayan” belediye başkanları hakkında hukuk değil, siyasal sadakat kriterleri işletilmektedir. Bu tablo, devletin meşru yetkilerini kullanma sınırını aşarak, kayyum müessesesini ve ceza süreçlerini yerel yönetimlere yönelik sistematik bir siyasi kontrol ve yıldırma aracına dönüştüren sakat bir anlayışa işaret etmektedir. Yine 2024 Yerel Seçimlerinden itibaren birçok belediye başkanının da kendilerine oy veren seçmenlerin iradelerinin dışında partilerinden istifa edip başka partilere geçtiği göz ardı edilmemelidir. Öyle ki kamuoyuna bazı belediye başkanlarının haklarında bir soruşturma ya da kovuşturma yapılmasının engellenmesi için ya da farklı baskı gerekçeleri ile parti değiştirdiklerine dair haberler yansımıştır. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün(TÇE) 22 Ağustos 2025 tarihli raporunda; “toplam 62 belediyede yönetim değiştiğini bunların 15’inde belediye başkanının tutuklandığı; ikisi büyükşehir olmak üzere toplam 13 belediyeye de kayyum atandığı” belirtilmiştir. 394 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1692 ‒ 22 Ağustos 2025 tarihinden, 10 Kasım 2025 tarihine kadar ise İstanbul’un Beyoğlu ve Bayrampaşa Belediye Başkanları ve Kırıkkale’nin Yahşihan Belediye Başkanı olmak üzere 3 belediye başkanı tutuklanmıştır 395 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1693 ‒ Özetle, toplamda 18 belediye başkanı tutuklanmış, 13 belediyeye ise kayyum atanmıştır. Kanunda imtiyaz, adalette iltimas olmaz. Eğer bir idarede devletin aleyhine, kanunun hilafına işler varsa tabii ki gereği yapılır, yapılmalıdır da. Lakin kayyumluk müessesesi iktidarın yerel yönetimlere haksız ve hukuksuz el koyma aparatı olarak kullanılamaz. İYİ Parti’nin kayyum anlayışı, her şeyden önce hukuk devletinin asgari ilkeleriyle, milli iradenin üstünlüğüyle ve kuvvetler ayrılığı düzeniyle uyumlu, ilkesel bir zemine dayanmaktadır. Kayyum, istisnai ve geçici bir tedbirdir; hukuki dayanağı açık, sınırları belirli, denetimi etkili olmak zorundadır. Seçilmiş yerel yöneticilerin, yalnızca siyasi aidiyetleri, düşünceleri veya merkezi iktidarla uyum düzeyleri gerekçe gösterilerek görevden uzaklaştırılması; belediye yönetimlerinin keyfî biçimde merkezileştirilmesi, yargısal ve idari mekanizmaların siyasal baskı aracı hâline getirilmesi, kayyum kurumunu meşru olmaktan çıkarır, rejim krizine dönüştürür. Bizim yaklaşımımızda kayyum, suçu cezalandırmanın değil, hukuku korumanın aracıdır; kişinin değil, kamu düzeninin ve milletin hakkının teminatıdır. Terörle iltisak, ağır yolsuzluk, örgütlü suç, kamu kaynaklarının sistematik ve kasıtlı kötüye kullanımı gibi ağır ve somut fiiller söz konusu olduğunda, elbette ki devletin harekete geçmesi zorunludur. İYİ Parti, devletin bekasını, milletin güvenliğini ve kamu düzenini tehdit eden hiçbir yapı ve ilişkiye müsamaha göstermez; bu konuda tavrı nettir ve şüpheye yer bırakmaz. Ancak bu zorunluluk, hukukun dışına çıkmanın bahanesi olamaz. İddiaların soyut isnatlara, istihbari söylentilere, siyasi etiketlemelere, medya kampanyalarına veya iktidara yakın çevrelerin takdirine bırakıldığı bir kayyum rejimi, devlet otoritesini güçlendirmez; bilakis, hukuk devletine olan güveni aşındırır, toplumsal meşruiyeti zedeler. İYİ Parti’ye göre, kayyum uygulamasının meşru olabilmesi için üç temel şart vazgeçilmezdir: Birincisi, somut, denetlenebilir, yargı önüne taşınabilir, delile dayalı hukuki gerekçe bulunmalıdır. İkincisi, tedbir niteliği açıkça korunmalı; kayyum süresi makul, ölçülü ve geçici olmalı; idarenin en kısa sürede normal, seçilmiş işleyişine dönmesi güvence altına alınmalıdır. Üçüncüsü ise, kayyum ataması, yerel demokrasiyi tümüyle askıya alan bir “merkezi vesayet rejimi”ne dönüşmemeli; belediye meclisi ve yerel temsil organları, hukuka uygun çerçevede sürecin asli unsuru olarak konumlandırılmalıdır. İYİ Parti, bu üç şartı 396 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1694 ‒ karşılamayan her kayyum tasarrufunu, seçim iradesine müdahale ve hukuk devletine zarar veren siyasi saiklerle malul işlem olarak görmektedir. Bugün Türkiye’de kayyum müessesesinin pratiğine bakıldığında ise maalesef bambaşka bir tablo ile karşı karşıyayız. Aynı fiile farklı muamele, aynı suçlama karşısında farklı tavır, iktidara yakın olana gösterilen müsamaha ile muhalif olana uygulanan ağır yaptırımlar arasındaki uçurum, en temel adalet duygusunu dahi zedelemektedir. Belediyelere ilişkin kimi iddialar, aylarca, yıllarca soruşturulmazken; bazı yerlerde yargı kararı dahi beklenmeden, savunma hakkı etkin kullanılmadan, seçmen iradesi yok sayılarak kayyum atamasına gidilmektedir. “Bizdense helal, bizden değilse haramdır.” anlayışını kurumsallaştıran bu pratik, sadece muhalefeti değil, bütün yurttaşları tedirgin eden bir keyfilik iklimi yaratmaktadır. İYİ Parti, kayyumun bu şekilde bir siyasi pazarlık, tehdit ve baskı unsuru hâline getirilmesine kategorik olarak karşıdır. Kayyum, iktidarın hoşuna gitmeyen belediye başkanlarını tasfiye etme yolu değildir. Kayyum, yerel seçim sonuçlarını fiilen hükümsüz kılacak, sandığı anlamsızlaştıracak, seçmeni umutsuzluğa sevk edecek bir enstrüman olamaz. “Sandıkta kazanamazsam, idari tasarrufla el koyarım.” anlayışı, milli irade kavramını içi boş bir slogana indirger, devletin tarafsızlığını imha eder, siyasete olan güveni geri dönülmesi zor bir biçimde tahrip eder. İYİ Parti, bu zihniyeti reddeder; kayyumun hiçbir koşulda iktidar mühendisliğinin aparatı hâline getirilemeyeceğini savunur. Bu çerçevede İYİ Parti, çözümün adresi olarak da daima Türkiye Büyük Millet Meclisini göstermektedir. Kayyum uygulamalarını keyfiliğe açık hâle getiren mevzuat boşluklarının giderilmesi, ölçülülük ve denetlenebilirlik ilkelerini esas alan açık hükümlerle düzenlenmesi, belediye meclislerinin devre dışı bırakılmadığı, yargısal denetimin etkili, hızlı ve bağımsız işlediği bir sistemin inşası zorunludur. Seçilmiş belediye başkanının görevden uzaklaştırılması gereken hâllerde, aynı seçmen iradesiyle oluşmuş belediye meclisinin kendi içinden başkan seçebilmesini öngören, süre ve şartları net belirlenmiş mekanizmalar hayata geçirilmelidir. Böylelikle hem kamu düzeni korunacak hem de seçmenin iradesi yok sayılmayacaktır. İYİ Parti’nin kayyum anlayışı, partiler üstü ve kalıcı bir demokrasi standardı teklifidir. Bu anlayış, herhangi bir partiye veya belediye başkanına angaje değildir; bugün kime uygulanırsa uygulansın hukuksuzluğa karşı çıkmayı, yarın kim iktidarda olursa olsun aynı ilkeyi savunmayı gerektirir. Çünkü mesele, bir belediyenin kime ait olduğu meselesi değil; devletin 397 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1695 ‒ hukukla mı yoksa keyfî tasarruflarla mı yönetileceği meselesidir. İYİ Parti için esas olan, kim tarafından kullanılırsa kullanılsın, kayyum yetkisinin hem kanun önünde hem vicdan önünde meşru kalmasıdır. İYİ Parti, “Kanunda imtiyaz, adalette iltimas olmaz.” ilkesini kayyum müessesesine de harfiyen teşmil etmektedir. Devletin aleyhine, kanunun hilafına fiiller varsa gereği yapılmalıdır; ancak bu gereğin adı hukuktur, delildir, adil yargılamadır, şeffaf denetimdir. Kayyumluk müessesesi; intikamın, rövanşizmin, siyasi pazarlığın, parti devletçiliğinin vasıtası hâline getirildiği anda hem meşruiyetini kaybeder hem de devletle millet arasındaki güven bağını koparır. İYİ Parti, işte bu nedenle, kayyum kurumunun gerçek fonksiyonuna döndürülmesi, hukuki çerçevesinin güçlendirilmesi ve milli iradenin tartışmasız üstünlüğünün teminat altına alınması için kararlı bir mücadeleyi savunmaktadır. TOPLANTI VE GÖSTERİ ÖZGÜRLÜĞÜNE MÜDAHALE Anayasa’nın “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” başlıklı 34. maddesine göre “Herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”. Dolayısıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak için yetkili makamlardan izin almak gerekmez. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü” başlıklı 11. maddesine göre, “Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir. 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 3. ve 10. maddeleri uyarınca kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemek için sadece mülki idare amirine bildirimde bulunmak yeterlidir. Bildirimin amacı, öncelikle katılımcıların güvenliğini sağlamaya yönelik önlemlerin alınması olduğu kadar, çevre ve trafik düzeninin korunmasını sağlamaya yöneliktir. Görüldüğü üzere Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü yapma hakkı T.C. Anayasası’nda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ve 2911 sayılı Kanun’da güvence altına alınmıştır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, Anayasa ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olmasına rağmen, İçişleri Bakanlığına bağlı kolluk birimlerinin uygulamalarıyla sistematik biçimde ihlal edilmektedir. Barışçıl nitelikteki toplantı ve gösterilere keyfî yasaklama kararları, orantısız güç kullanımı, gözaltı ve idari yaptırımlar 398 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1696 ‒ yoluyla müdahale edilmekte; önleyici tedbir adı altında yapılan geniş kapsamlı yasaklamalar, fiilen bir “izin rejimi” yaratmak suretiyle hakkın özünü ortadan kaldırmaktadır. Valilik ve kaymakamlık kararları çoğu zaman somut ve yakın bir tehlikeye dayanmaksızın “kamu düzeni” ve “milli güvenlik” gerekçeleriyle kullanılarak, muhalif seslerin kamusal alanda ifade edilmesi sistematik biçimde sınırlandırılmaktadır. Böylece İçişleri Bakanlığının idari tasarruf ve talimatları, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını bir istisna hâline getiren, yasal güvenceleri etkisizleştiren, demokratik toplum düzeniyle bağdaşmayan bir fiili durum üretmektedir. İçişleri Bakanlığı, kolluk kuvvetlerinin sevk ve idaresi, valilik ve kaymakamlıklar eliyle toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ilişkin idari tasarruflar ve kamu düzeni politikalarının uygulanmasından birinci derecede sorumludur. 2025 yılı boyunca yaşanan gelişmeler, bu alanlarda Anayasa ve tarafı olunan uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan toplantı ve gösteri özgürlüğü ile kişi güvenliği haklarının sistematik biçimde ihlal edildiğine ve bu ihlallerin cezasızlık algısını güçlendirdiğine işaret etmektedir. Özellikle geniş katılımlı barışçıl gösterilere yönelik yaygın yasaklama kararları, orantısız güç kullanımı ve sonrasında etkili soruşturma yürütülmemesi, İçişleri Bakanlığı bütçesinin “güvenlik” gerekçesiyle büyütülürken, temel haklara saygı ve hesap verebilirlik boyutunun ihmal edildiğini göstermektedir. 2025 yılı Mart ayında ülke genelinde gerçekleşen, büyük ölçüde barışçıl nitelikteki kitlesel protestolar sırasında birçok ilde valiliklerce genel ve süresiz/uzatmalı toplantı ve gösteri yasakları ilan edilmiş, güvenlik güçlerinin göz yaşartıcı gaz, plastik mermi, tazyikli su ve fiziki müdahale yöntemlerini yoğun ve orantısız biçimde kullandığı, binlerce kişinin gözaltına alındığı, yüzlercesi hakkında soruşturma başlatıldığı ulusal ve uluslararası kaynaklara yansımıştır. Eylül 2025’te İstanbul Valiliği’nin Beşiktaş, Beyoğlu, Eyüpsultan, Kağıthane, Sarıyer ve Şişli ilçelerinde üç gün süreyle her türlü toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, stant açma, imza kampanyası, anma ve benzeri etkinlikleri toptan yasaklayan kararı gibi genel, soyut ve fiilen “süresizleşen” nitelikteki yasaklama uygulamaları; Anayasa’nın 13. ve 34. maddeleri ile AİHS’in 11. maddesinde öngörülen ölçülülük, somut tehlike, demokratik toplum düzeninde gereklilik ve hakkın özüne dokunmama güvenceleriyle açıkça çelişmektedir. 399 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1697 ‒ Bu tür kararlar, kanunun tanıdığı istisnai ve dar yorumlanması gereken yetkilerin, İçişleri Bakanlığının hiyerarşik gözetimi altındaki mülki idare amirleri eliyle, belirli bir olaya veya somut güvenlik riskine bağlı olmaksızın, geniş coğrafi alanları ve tüm ifade/toplantı biçimlerini kapsayacak şekilde rutin ve refleks bir yasaklama pratiğine dönüştürüldüğünü göstermektedir. Sonuç itibarıyla, belli tarihlerle sınırlı görünse de kapsamı ve tekrarları nedeniyle bu yasaklar, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını fiilen kullanılamaz hale getirerek Anayasa m.34 ile AİHS m.11’in fiili askıya alınması sonucunu doğurmaktadır. İçişleri Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde demokratik meşruiyet, hukukun üstünlüğü ve temel haklara saygı bakımından ağır bir kurumsal sorun alanı olarak eleştirilebilmektedir. Söz konusu ihlaller Türkiye’nin uluslararası endekslerde de gerilemesine ve ülkemizin itibarının zarar görmesine neden olmuştur. Örneğin, Freedom House’un 2025 Dünya Özgürlükler Raporu’na göre Türkiye, son 10 yılda özgürlüklerin en fazla gerilediği ilk 10 ülke arasında yer almıştır. Türkiye 2025 raporunda da “Özgür Olmayan Ülkeler” kategorisindededir. Raporda Türkiye’nin genel özgürlük puanı 100 üzerinden 33 olarak ölçülmüştür. Özgürlüklerin en hızlı gerilediği ülkeler listesinde ilk sırada Nikaragua yer alırken, Nikaragua’yı ise Tunus ve El Salvador takip etmektedir. Nijer, Hong Kong ve Sırbistan gibi ülkelerin ardından Türkiye ve Venezuela 7. sırada yer almıştır. 400 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1698 ‒ CIVICUS Monitor, Temmuz 2025’te Türkiye’yi “baskı altında (repressed)” kategorisinde değerlendirerek, barışçıl protestolara yönelik sert müdahaleler, kitlesel gözaltılar ve ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaları temel gerekçe olarak kaydetmiştir. Yine aynı kuruluşun izleme listesinde(watchlist) Türkiye, El Salvador, Kenya gibi ülkelerle yan yana bulunmaktadır. Bu durum ülkemizin itibarına ciddi zarar vermektedir. Bu göstergeler bir arada değerlendirildiğinde, İçişleri Bakanlığının, toplantı ve gösteri özgürlüğünü istisna, güvenlikçi tedbirleri ise “olağan” hâle getiren bir uygulama çizgisine yerleştiği görülmektedir. Cezasızlık algısı, bu sürecin en kritik bileşenidir. Toplantı ve gösterilerde orantısız güç kullanımına ilişkin şikâyetler hakkında resen, hızlı ve bağımsız soruşturma yürütüldüğüne dair kamuoyuna açık, düzenli ve güvenilir veri paylaşılmamakta, disiplin ve ceza soruşturmalarının akıbeti izlenebilir olmamaktadır. Kolluk eylemleri için etkili yaptırım mekanizmalarının işletilmemesi, benzer ihlallerin tekrarlanmasına zemin hazırlamakta; İçişleri Bakanlığının artan bütçesinin, hak temelli güvenlik mimarisi yerine keyfî ve siyasileşmiş bir kolluk pratiğini pekiştirdiği yönündeki eleştirileri güçlendirmektedir. Toplantı ve gösteri özgürlüğü ile kolluk güçlerinin güç kullanımına ilişkin açık istatistikler (izin verilen/ yasaklanan etkinlik sayısı, müdahale sayısı, gözaltılar, şikâyetler, soruşturma ve mahkûmiyet oranları) düzenli yayımlanmadığı sürece, Bakanlık hem ulusal hem uluslararası düzeyde artan güvensizlik ve cezasızlık algısının sorumluluğunu taşımaya devam edecektir. TRAFİK VE KARAYOLU GÜVENLİĞİ POLİTİKALARININ YETERSİZLİĞİ İçişleri Bakanlığı, karayolu güvenliği, trafik düzeni, denetim, izin ve koordinasyon yetkileri itibarıyla yol güvenliği politikasının ana sorumlusudur. Ancak son yıllara ait resmi veriler, bu sorumluluğa denk düşen bütüncül ve sonuç odaklı bir politikanın tesis edilemediğini göstermektedir. TÜİK ve Karayolları Genel Müdürlüğü verilerine göre 2024 yılında Türkiye genelinde 1.444.026 trafik kazası meydana gelmiş, 266.854’ü ölümlü-yaralanmalıdır; bu kazalarda 6.351 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu tablo, önceki yıllara göre sınırlı dalgalanmalar olsa da, yol güvenliğinde kalıcı ve yapısal bir iyileşmenin sağlanamadığını; can kayıplarının hâlâ kitlesel bir güvenlik sorunu düzeyinde seyrettiğini ortaya koymaktadır. 401 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1699 ‒ Uluslararası karşılaştırmalar da mevcut politikanın yetersizliğini teyit etmektedir. 402 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1700 ‒ 2024 yılı ölümlü ve yaralanmalı kaza sayısında Türkiye 266.854 ile Almanya’nın arkasından ikinci sırada gelmekte, ölü sayısında ise 6531 ile ilk sırada yer almaktadır. Bin kişiye düşen otomobil sayısı ise Türkiye’de 189 olup, 409 ile en düşük sayıya sahip olan AB üyesi ülke olan Letonya ile dahi arasında önemli bir fark bulunmaktadır. Buna rağmen kaza sayısında ikinci, ölü sayısında ise birinci sırada gelmesi oldukça vahimdir. Nitekim bir milyon otomobile düşen ölü sayısı verisi bu tezatı ortaya koymaktadır. Türkiye’de bu sayı 402 olup, AB’de bir milyon otomobile düşen ölü sayısında 211 ile en yüksek orana sahip olan Romanya’nın neredeyse iki katıdır. Bir milyon kişiye düşen ölü sayısında Türkiye, 86 ile Romanya ve 80 ile Bulgaristan’dan sonra 76 ile üçüncü sırada gelmektedir. 2024-2028 yıllarını kapsayan 12. Kalkınma Planında yer alan “Karayolu Trafik Güvenliği Çalışma Grubu Raporuna Göre” 2020 yılında 4.866 kişi trafik kazasından kaynaklı hayatını kaybetmiştir. Yine bu rapora göre can kaybı sayısı 2024 yılında 3.688’e, 2025 yılında ise 3.441 olarak hedeflenmiştir. Can Kayıplarında Hedef Tablosu 2024 yılında ölü sayısı 6.531 olup çalışma grubu raporundaki hedefin çok uzağında kalınmıştır. 2025 yılına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı aylık istatistikler, yılın ilk aylarından itibaren on binlerce yaralanmalı kaza ve yüzlerce can kaybının devam ettiğini göstermektedir. 403 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1701 ‒ Politika tasarımı; hâlen ağırlıklı olarak “sürücü kusuru” vurgusuna ve bireysel sorumluluğa indirgenmekte, “güvenli sistem” yaklaşımı yeterince içselleştirilmemektedir. 404 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1702 ‒ Bölünmemiş yollar, yetersiz bariyer ve aydınlatma, standart dışı kavşak ve bağlantılar, şehir içi hız sınırı ihlallerine elverişli tasarım, yaya geçitlerinde öncelik kültürünün yerleşmemesi ve motosiklet/bisiklet altyapısının yok denecek düzeyde olması, yapısal riskleri artırmaktadır. Buna karşın, Bakanlık bütçesinde trafik güvenliği için ayrılan kaynakların, kara nokta iyileştirme, denetim teknolojileri, eğitim-programları, acil müdahale kapasitesi ve bağımsız denetim mekanizmalarına ne ölçüde tahsis edildiği şeffaf ve program bazlı olarak gösterilmemektedir. Yol güvenliği harcamaları ile ölüm/yaralanma göstergeleri arasındaki ilişkiyi ortaya koyan performans tablolarının sunulmaması, bütçe hakkını ve kamu denetimini zayıflatmaktadır. İçişleri Bakanlığının mevcut trafik ve karayolu güvenliği politikası hem ulusal veriler hem de uluslararası endeks ve karşılaştırmalar ışığında, ölçek ve süreklilik bakımından yetersizdir. Yol güvenliğini temel bir kamu güvenliği önceliği olarak ele alan, şeffaf veri paylaşımına dayalı, hedef ve takvim içeren, bağımsız izleme-denetim mekanizmalarıyla desteklenmiş bir “güvenli sistem” yaklaşımının hayata geçirilmesi zorunludur. Aksi halde, artan denetim söylemine rağmen yüksek kaza ve can kaybı düzeyi devam edecek; İçişleri Bakanlığının hem bütçe hem de anayasal sorumluluğu kapsamında bu alandaki performansı ciddi biçimde tartışmalı kalacaktır. Türkiye’nin Uyuşturucu Raporu Uyuşturucu, Türkiye’nin kanayan yarasıdır. Her yıl on binlerce gencimizi, ailemizi ve mahallemizi doğrudan etkileyen bu sorun; yalnızca bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda derin bir sosyal, ekonomik ve sağlık sorunu olarak karşımızda durmaktadır. Sokaklarda artan kullanım, cezaevlerinde uyuşturucu suçlarından yatanların oranındaki yükseliş ve madde bağlantılı ölümlerdeki artış; mücadelenin yalnızca polis operasyonlarıyla sınırlı kalamayacağını, önleyici sosyal politikalar, bağımlılıkla mücadele, eğitim ve rehabilitasyon ayağının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunu açıkça göstermektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı tarafından yayımlanan ve 2025/4 sayılı yayın olarak kayıt altına alınan “Türkiye Uyuşturucu Raporu”, 2018–2024 dönemine ilişkin veriler ışığında ülkemizin uyuşturucu ile mücadele tablosunu resmi olarak ortaya koymaktadır. Bu rapor, İçişleri Bakanlığı bütçe görüşmelerinde, Bakanlığın 405 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1703 ‒ sorumluluk alanındaki riskleri ve eksiklikleri doğrudan gösteren bir başvuru metni niteliğindedir. Rapor, Türkiye’nin yalnızca bir transit ülke olmadığını, sentetik kannabinoidler, metamfetamin ve sentetik ecza başta olmak üzere, yeni nesil uyuşturucu maddeler açısından hedef pazar ve üretim/dönüştürme girişimlerinin odağı hâline geldiğini göstermektedir. İstanbul ve bazı illerde tespit edilen metamfetamin dönüştürme merkezleri ile deniz limanları üzerinden yürütülen kokain trafiği buna somut örnektir. Bu tablo, İçişleri Bakanlığının sınır güvenliği, istihbarat kapasitesi, liman ve gümrük denetimleri ile şehir içi narkotik mücadeleyi eş zamanlı ve bütüncül bir stratejiyle yürütme zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Rapordaki veriler, madde bağlantılı ölümlerin ürkütücü boyutlara ulaştığını göstermektedir. 2024 yılında 427 doğrudan madde bağlantılı ölüm tespit edilmiş; ölümlerin önemli bir kısmı 30 yaş altı genç nüfusta gerçekleşmiştir. Çoklu madde kullanımına bağlı ölümler toplamın yarıdan fazlasına yükselmiş, özellikle sentetik kannabinoid ve metamfetamin kaynaklı vakalar öne çıkmıştır. Bu durum, uyuşturucu ile mücadelenin yalnızca operasyon sayısı ve yakalama miktarına indirgenemeyeceğini; gençleri hedef alan yaygın ve agresif bir risk ortamıyla karşı karşıya olunduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Rapor, sentetik ecza alanında da alarm verici bir artışa işaret etmektedir. Sentetik ilaç niteliğindeki psikoaktif tablet yakalamalarında kısa sürede katlanan oranlar, reçete ve eczacılık denetimlerinden çevrim içi satış kanallarına kadar uzanan geniş bir denetim zafiyetine işaret etmektedir. Bu tablo, İçişleri Bakanlığının sadece klasik sokak satıcılarıyla değil, beyaz yakalı organize yapılar, dijital platformlar ve sahte reçete ağlarıyla mücadele için özel birim, teknik kapasite ve mevzuat uyumu geliştirmesini gerektirmektedir. Ceza infaz kurumlarına ilişkin veriler, uyuşturucu ile mücadelede izlenen ceza siyasetinin sonuçlarını gözler önüne sermektedir. Rapor döneminde cezaevlerinde bulunan 384.216 kişiden 149.523’ünün uyuşturucu madde bağlantılı suçlardan içeride olduğu, toplam mahpus sayısında bir yıl içinde çok yüksek oranlı artış yaşandığı görülmektedir. Bu tablo, bir yandan uyuşturucu suçlarının yaygınlığını, diğer yandan ise yalnızca cezalandırmaya dayalı yaklaşımın toplum güvenliğini kalıcı biçimde sağlamaya yetmediğini göstermektedir. Cezaevleri, etkin tedavi ve rehabilitasyon mekanizmalarıyla desteklenmediği sürece, örgütlü suç yapıları için yeniden örgütlenme alanına dönüşme riski taşımaktadır. 406 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1704 ‒ Rapor, İçişleri Bakanlığı ve ilgili kurumların yürüttüğü “En İyi Narkotik Polisi: Anne”, NARKO NOKTA, NARKO KAAN, UYUMA gibi projeleri ayrıntılı biçimde sıralamakta; ancak bu projelerin madde kullanımını, ölümleri ve örgütlü suç ağlarını hangi ölçüde azalttığına dair somut ve ölçülebilir bir etki analizine sınırlı yer vermektedir. Bu durum, kullanılan bütçe kaynaklarının etkinliği, performans göstergelerinin şeffaflığı ve hesap verebilirlik bakımından ciddi bir sorgulama ihtiyacını gündeme getirmektedir. Raporun en kritik mesajlarından biri, uyuşturucuyla mücadelenin niteliğine ilişkindir. Resmi veriler; yakalamaların arttığı, projelerin çoğaldığı, fakat buna paralel olarak sentetik maddelerin çeşitlendiği, ölümlerin sürdüğü ve ceza infaz kurumlarının dolduğu bir tabloyu ortaya koymaktadır. Bu çelişki, İçişleri Bakanlığı bütçesinin yalnızca kolluk kapasitesine değil; veri temelli analizlere, önleyici sosyal politikalara, bağımlılık tedavisine erişime, yerel yönetimler ve sivil toplumla iş birliğine dayalı kapsamlı bir stratejiye göre kurgulanması gerektiğini göstermektedir. Bu çerçevede, Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı’nın resmî verilerine dayanan bu rapor, İçişleri Bakanlığına ayrılan bütçenin “başarı hikâyesi” olarak değil, önümüzde duran ağır risklerin ve politika boşluklarının hesabının sorulacağı bir temel metin olarak değerlendirilmelidir. Bakanlıktan, sentetik maddelerle mücadele, sınır ve liman güvenliği, istihbarat paylaşımı, gençlere dönük önleyici programlar ve ceza infaz kurumlarında rehabilitasyon başlıklarında açık hedefler, takvimler ve performans göstergeleri ortaya koyması beklenmelidir. Bu beklenti, sadece güvenlik politikası değil, kamu yararı ve toplum sağlığı açısından da artık ertelenemez bir zorunluluktur. Türkiye Uyuşturucu Raporu, Türkiye’nin metamfetamin üretim girişimleri ve limanlar üzerinden kokain trafiğiyle artık yalnızca transit değil, üretim ve dağıtım zincirinin hedef halkası hâline geldiğini, sentetik kannabinoid, metamfetamin ve sentetik ecza kullanımındaki patlamanın ise sağlık sistemi, reçete-denetim mekanizmaları ve çevrim içi satış alanlarında ciddi boşluklara işaret ettiğini ortaya koymaktadır; cezaevlerinde uyuşturucu suçlarından kaynaklanan yüksek tutuklu/hükümlü oranına rağmen sokaktaki riskin azalmaması ve yürütülen projelerin somut etkisine dair performans verisi sunulmaması, İçişleri Bakanlığı bütçesinin salt kolluk odaklı değil, veri temelli, önleyici, tedavi ve rehabilitasyon odaklı, hesap verebilir bir stratejiyle yeniden yapılandırılmasını zorunlu kılan en çarpıcı uyarı başlığıdır. 407 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1705 ‒ Türkiye’de Uyuşturucu İle İlişkili Tablolar Kolluk birimlerimizce Türkiye genelinde 2023 yılında 251.851, 2024 yılında ise %22,7 artışla 309.028 olaya müdahale edilmiştir. Bu olaylarla bağlantılı 374.948 şüpheli yakalanmıştır. Türkiye’de 2024 yılında gerçekleşen 309.028 uyuşturucu olayının suç türlerine göre dağılımı incelendiğinde; • 258.141 olayın (%83,5) kullanma amaçlı uyuşturucu madde satın almak/kabul etmek/bulundurmak(TCK m.191), • 44.471 olayın (%14,4) uyuşturucu madde imal ve ticareti (TCK m.188), • 5.498 olayın (%1,8) 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanuna muhalefet, • 721 olayın (%0,2) uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma/ özendirme (TCK m.190), • 197 olayın (%0,1) ise 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanuna muhalefet kapsamında gerçekleştiği görülmektedir. EGM/JGK/SGK/GMGM Olay Sayısı Yüzde TCK m. 191 258.141 83,5 TCK m. 188 44.471 14,4 2313 SKM 5.498 1,8 TCK m. 190 721 0,2 3298 SKM 197 0,1 Toplam 309.028 100 408 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1706 ‒ 2018-2024 Dönemi Türkiye Eroin Yakalama Miktarları (ton) Türkiye, Avrupa Ülkeleri ve Dünya’da eroin yakalama miktarları son yıllarda azalış trendine girmiştir. 2018-2024 Dönemi Türkiye Esrar Türevleri Yakalama Miktarları (Ton) Türkiye’de esrar ve türevleri yakalama miktarı yıllarca düzenli bir artış göstermişken 2022 yılında bu rakam en üst düzeyde olmuştur. 2023 ve 2024 yılları değerlendirildiğinde ise artış devam etmektedir. Yıllara Göre Kokain Yakalama Miktarları (kg) 2024 yılında ele geçirilen kokain miktarında bir önceki yıla göre %23,2 artış gerçekleşmiştir. 409 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1707 ‒ 2018-2024 Dönemi Türkiye Ecstasy Yakalama Miktarları (Adet) Türkiye’de ecstasy yakalama miktarları istatistikleri değerlendirildiği son üç yılda yatay bir yakalama miktarı göze çarpmaktadır. Türkiye Captagon Yakalama İstatistikleri 2024 yılında 2.711 Captagon olayı gerçekleşmiştir. Bu olaylarda 3.455 şüpheli yakalanmış ve 15.907.961 adet Captagon ele geçirilmiştir. 2022-2024 Türkiye Metamfetamin Yakalama İstatistikleri 2019 yılında ülkemizde metamfetamin yakalamalarında başlayan keskin artış, takip eden yıllarda da devam etmiş, 2024 yılında ülke tarihinde en fazla miktarda metamfetamin yakalaması gerçekleştirilmiştir. Yakala- ma miktarlarındaki bu artış kullanım olaylarına da yansımaktadır.2024 yılında Türkiye’de 60.285 metamfetamin olayı gerçekleşmiştir. Bu olaylarda 80.150 şüpheli yakalanmış ve 33.833 kg metamfetamin ele geçirilmiştir. 2024 yılında ele geçirilen metamfetamin yakalama miktarında bir önceki yıla göre yaklaşık %54,4’lük artış gerçekleşmiştir. 410 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1708 ‒ 2022-2024 Döneminde Tespit Edilen Dönüştürme Merkezi Sayıları Dönüştürme merkezi olarak tespit edilen illerimiz arasında, başta İstanbul (44) olmak üzere, Gaziantep (3) ve Hatay (2) yer almaktadır. Dönüştürme merkezleriyle bağlantılı şüpheliler arasında en fazla İran uy- ruklu şahısların öne çıktığı görülmektedir. 2022-2024 yılları arasında tespit edilen dönüştürme merkezle- rinde 24 tonun üzerinde sıvı ve kristal formda metamfetaminin yanı sıra dönüştürme sürecinde kullanılan muhtelif kimyasal maddeler ve ekipmanlar ele geçirilmiştir. 2018-2024 Dönemi Sentetik Kannabinoid Yakalama Miktarları (Kg) Sentetik Kannabinoidlere ilişkin yakalama ve ölüm verilerine bakıldığında söz konusu maddelerin tehdit boyutunun tekrar ciddi bir yükseliş gösterdiği görülmektedir. Yüzlerce türü olan sentetik kannabinoid sınıfına giren maddeler arasında MDMB-4en-PINACA, 2. ADB- BUTINACA, MDMB-BUTINACA, MDMB-INACA ve 5F-ADB (5F-MDMB PINACA) ülkemizde en fazla karşılaşılanlardır. 411 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1709 ‒ 2024 yılında sentetik kannabinoidlerin şüpheli sayısında, bir önceki yıla göre %94,9 oranındaartış gerçekleşmiştir. 2018-2024 Dönemi Sentetik Ecza Yakalamaları 2024 yılında ülkemizde tüm yılların en yüksek miktarı olan 94.753.500 tablet sentetik ecza/ilaç ele geçirilmiştir. 2024 yılında ele geçirilen sentetik ecza miktarında bir önceki yıla göre %227,2’lik artış yaşanmıştır. 2018-2024 Dönemi Suç Türlerine Göre Sentetik Ecza Şüpheli Sayıları Sentetik Ecza (adet) 2022 2023 2024 Galara 3.065.938 20.578.469 20.360.512 Gerica 1.267.210 1.675.605 19.052.442 Lyrica 407.359 4.212.020 4.451.224 Regapen 2.156.761 305.804 60.512 Rivotril 4.198 640 175.856 Suboxone 846.745 47.130 13.692 Tramadol 71.899 115.482 414.276 Akineton 7.516 6.826 4.012 Methadone 52.045 34.410 119.287 Smyra 8.438 7.686 2.844 Xanax 439 959 1.207 Tapentadol 2.950 Diğer sentetik eczalar 4.132.578 1.858.908 36.394.991 412 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1710 ‒ Yıllara Göre Suç Gelirleri Soruşturma ve Operasyon Sayıları Yıl Miktar (TL) Araç Taşınmaz 2020 2 Milyar TL 454 700 2021 45 Milyon TL 288 5 2022 345 Milyon TL 41 67 2023 6 Milyar 103 Milyon TL 121 248 2024 32 Milyar 395 Milyon 251 640 Uyuşturucu Bağlantılı Ölümler Doğrudan madde bağlantılı ölümler (MBÖ), yasa dışı narkotik maddelerin (afyon ve türevleri, kokain, esrar, amfetamin ve türevleri, halüsinojenler ve psikoaktif maddeler) bir ya da birkaçının, bazılarında alkol ve/veya psikoaktif ilaçlarla birlikte alınmasından kaynaklanarak gerçekleşen veya aynı nedenle gelişen koma durumu sonrası hastanede gerçekleşen ölümler dikkate alınarak hazırlanmıştır. Tüm doğrudan madde bağlantılı ölümler adli soruşturma kayıtları ve otopsi bulgularıyla birlikte teyit edilmektedir. 2024 yılı itibarıyla ülkemizde MBÖ sayısı önceki yıla göre önemli ölçüde artış göstermiştir. Bu durum yalnızca madde kullanım yaygınlığının değil, madde türlerinin tehlike düzeylerinin de değiştiğinin işaretçisi olabilir. 2023 ve 2024 yıllarına ait ölüm verileri analiz edilerek madde türlerindeki öncelik değişimi ve doğrudan madde bağlantılı ölümlerin arkasında yatan nedenler detaylı olarak ele alınmıştır. ATK tarafından 2024 yılına ait Madde Bağlantılı Ölüm sayıları Haziran 2025 tarihinde tamamlanarak EGM’ye iletilmiştir. Gelen sonuçlara göre 2024 yılında 427 doğrudan madde bağlantılı ölüm meydana gelmiştir. 2024 yılında; ölenlerin arasında 6 farklı ülke uyruğuna mensup olanlar da bulunmaktadır. Ölenlerin 413’ü (%98,6) Türk vatandaşıdır. 413 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1711 ‒ 2013 yılında 232 olan doğrudan madde bağlantılı ölüm (MBÖ) sayısı, 2017 yılında %306 artışla 941’e yükselmiştir. 2018 yılından itibaren madde bağlantılı ölümler azalmaya başlamış ve bu düşüş trendi 2022 yılına kadar devam etmiştir. Ancak 2024 yılında, bir önceki yıla göre %42,3 artışla 427 ölüm kaydedilmiştir. Yıllara sair olarak ölümlerin en yüksek seviyeye çıktığı 2017 yılından 2024 yılına kadar ise toplamda %54,6’lık bir düşüş yaşanmıştır. Madde bağlantılı ölümlerin cinsiyet dağılımları incelendiğinde; 2023 yılında %92,3’ü (277) erkek, %7,7’si (23) kadın, 2024 yılında ise %93,7’i (400) erkek, %6,3’ü ise (27) kadındır. Ceza İnfaz Kurumlarında Bulunanların Sayısının Yıllara Göre Dağılımı Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklu sayısında bir önceki yıla göre %31,86 oranında artış gerçekleşmiştir. Ceza infaz kurumlarında 2024 yılı itibarıyla toplam tutuklu ve hükümlü sayısı 384.216’dır. Uyuşturucu madde bağlantılı suçlardan dolayı hükümlü veya tutuklu olanların sayısı ise 149.523’tür. 2023 yılında Türkiye’de uyuşturucu madde bağlantılı suçlardan ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklu oranı %33,7 iken 2024 yılında bu oran %38.92’ye yükselmiştir. (Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, 2025) 414 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1712 ‒ Uyuşturucuya İlişkin Resmi Verilerin ve Tabloların Değerlendirilmesi Tablolar halinde verilen veriler bütün olarak değerlendirildiğinde, Türkiye’de uyuşturucu ile mücadelede kolluk kapasitesi, yakalama miktarları ve operasyon sayıları hızla artsa da, hem olay sayısındaki yüzde 22,7’lik artış hem de metamfetamin, sentetik kannabinoid ve sentetik ecza gibi yüksek riskli maddelerde tarihsel zirvelere ulaşılması, sorunun ölçeğinin büyümeye devam ettiğini göstermektedir. Kullanım suçlarının toplam olayların yüzde 80’ini aşması, uyuşturucu pazarının yalnızca arz boyutunda değil, yaygın ve derinleşen bir talep sorunu olarak da ele alınması gerektiğine işaret etmekte; 2024’te madde bağlantılı ölümlerdeki yüzde 42,3’lük artış, madde türlerinin ve kullanım biçimlerinin ölümcüllüğünün yükseldiğini ortaya koymaktadır. Ceza infaz kurumlarında bulunanların sayısının bir yılda yaklaşık yüzde 32 artarak 384.216’ya, uyuşturucu bağlantılı suçlardan tutuklu/hükümlü oranının ise yüzde 38,92’ye çıkması, mevcut politikanın ağırlıklı olarak cezalandırma ekseninde seyrettiğini; buna rağmen piyasayı daraltma ve kullanım yaygınlığını azaltma hedeflerinde istenen sonuca ulaşılamadığını göstermektedir. Bu tablo, İçişleri Bakanlığının uyuşturucu ile mücadele stratejisinin; yalnızca operasyon ve yakalamalara değil, talep azaltımı, önleme, bağımlılık tedavisi, sosyal rehabilitasyon ve suç gelirleriyle etkin mücadeleyi içeren bütüncül, veri temelli ve sonuç odaklı bir yaklaşımla yeniden ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Uyuşturucu kullanımında ve özellikle sentetik maddelerde artış trendinin yüksekliği, klasik sokak satıcılarıyla sınırlı bir yaklaşımın yetersiz kaldığını açıkça ortaya koyduğu için, tarafımızdan hazırlanan önergeyle uyuşturucu ile mücadeleye ayrılan ödeneklerin artırılması, bu kaynakların da beyaz yakalı organize yapılar, dijital platformlar ve sahte reçete ağlarına yönelik özel birimler kurulması, teknik kapasitenin güçlendirilmesi ve mevzuat uyumunun sağlanması amacıyla kullanılması teklif edilmiştir. Böylelikle, yalnızca asayiş odaklı değil, finansal, dijital ve sağlık boyutlarını birlikte hedef alan bütüncül bir mücadele sisteminin kurulması hedeflenmiş; ancak uyuşturucuda hızlı ve yukarı yönlü gidişatın bizzat resmî raporlara da yansımasına rağmen, bu yöndeki ödenek artışı önerimizi AK Parti ve MHP milletvekilleri oylarıyla reddetmiştir. 415 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1713 ‒ TÜRK POLİSİ Türk Polis Teşkilatı, kamu düzeninin sağlanması, can ve mal güvenliğinin korunması, suçun önlenmesi ve adli süreçlerin desteklenmesi bakımından devletin en kritik kurumsal yapılandırmalarından biridir. İçişleri Bakanlığı bütçesinde güvenlik hizmetlerine ayrılan yüksek pay, aynı zamanda polislerin çalışma koşulları, hakları, mesleki standartları ve hesap verebilirlik mekanizmalarının da yakından incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Ancak mevcut durumda, teşkilat mensuplarının ağır iş yükü, yetersiz dinlenme imkânı, ücret ve özlük haklarındaki adaletsizlik algısı, psikososyal destek eksiklikleri ve kurumsal baskı iddiaları; hem personelin refahı hem de sunulan güvenlik hizmetinin niteliği üzerinde olumsuz etkiler doğurmaktadır. Bu tablo, İçişleri Bakanlığı bütçesinin yalnızca “güvenlik kapasitesini” değil, aynı zamanda insan onuruna yakışır çalışma koşullarını ve hukuka bağlı, tarafsız bir kolluk yapısını güvence altına alacak şekilde yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir. Türk polisine ilişkin sorunlu konular aşağıda tek tek değerlendirilecektir. Çalışma Koşulları ve Fazla Mesai Yükü Polislerin fiilî çalışma süreleri, resmî mesai tanımlarının çok üzerinde seyretmekte; vardiya sistemi, nöbet düzeni ve olağanüstü görevler nedeniyle dinlenme hakkı ciddi ölçüde aşınmaktadır. Sürekli görevlendirme, uzun mesai, tatil ve izinlerin fiilen kullanılamaması, özellikle alt kademede görev yapan personel üzerinde kronik bir yorgunluk ve tükenmişlik hali yaratmaktadır. Bu durum hem görev performansını hem de hata ve ihlal risklerini artırmakla birlikte kamu güvenliği hizmetinin kalitesini doğrudan etkilemektedir. Bütçe planlamasında personel sayısı, çalışma rejimi ve fazla mesai politikaları birlikte ele alınmadığı sürece, artan ödenekler polislerin çalışma koşullarında somut bir iyileşme yaratmamaktadır. Personel Yetersizliği ve Görev Dağılımı Sorunları Birçok birimde personel sayısının iş yüküyle orantılı planlanmaması, asli görevler yanında çok sayıda idari ve tali işin de polisler üzerinden yürütülmesi, saha personelini daha da zorlamaktadır. Trafik, asayiş, çevik kuvvet, özel güvenlik, büro hizmetleri ve etkinlik güvenlikleri arasında dengesiz görevlendirme, bazı birimlerde aşırı yoğunluk, bazı alanlarda ise kapasitenin atıl kalmasına yol açmaktadır. 416 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1714 ‒ Stratejik insan kaynağı planlaması yapılmaması, ihtisaslaşmanın sınırlı kalması ve sürekli geçici görevlendirme uygulamaları hem kurumsal verimliliği düşürmekte hem de personelde “sürekli belirsizlik” duygusu doğurmaktadır. Kurumsal Baskı, Mobbing ve Disiplin Uygulamaları Teşkilat içinde amir–personel ilişkisinin, hukuki sınırların ötesinde keyfî uygulamalara, haksız disiplin işlemlerine ve fiilî mobbing iddialarına konu olduğu yönünde yaygın bir algı bulunmaktadır. Yer değişikliği, görevlendirme, nöbet dağılımı ve sicil süreçlerinin şeffaf kriterlere dayanmaması, bazı kararların cezalandırma veya yıldırma aracı olarak görüldüğü izlenimini güçlendirmektedir. İç denetim ve disiplin mekanizmalarının hem personeli koruyan hem de kötüye kullanımı önleyen, objektif ve denetime açık bir yapıya kavuşturulmaması, kurumsal bağlılık ve mesleki motivasyonu zayıflatmaktadır. Psikososyal Destek Eksikliği ve Polis İn;harları Polisler, yüksek stres, travmatik olaylarla karşılaşma, uzun süreli risk altında çalışma ve yoğun baskı koşulları nedeniyle psikolojik açıdan en kırılgan meslek gruplarından biridir. Buna karşın, kurumsal psikososyal destek mekanizmalarının kapsamı, erişilebilirliği ve etkinliği yetersizdir. İntihar vakaları ve intihar girişimlerine ilişkin verilerin şeffaf biçimde paylaşılmaması, nedenlere dair bilimsel analiz yapılmaması ve önleyici programların güçlendirilmemesi hem teşkilat içinde hem kamuoyunda ciddi kaygı yaratmaktadır. Bu başlık, İçişleri Bakanlığı bütçesi açısından “güvenlik” kadar “insan hayatı” odaklı yaklaşım gerektiren kritik bir zafiyettir. Ücret Poli;kası, Promosyon ve Ek Mali Haklar Polislerin maaş düzeyleri, risk, sorumluluk ve çalışma koşullarıyla kıyaslandığında yetersiz bulunduğu gibi; emniyet personeli banka promosyonları ve ek mali haklar bakımından diğer bazı kamu kurumlarının gerisinde kalmaktadır. Gelir yetersizliği, artan hayat pahalılığı karşısında ekonomik baskıyı artırmaktadır. Fazla mesai, gece çalışması ve yüksek riskli görevlerin karşılığı adil biçimde verilmemektedir. Bu tablo, meslek itibarını ve motivasyonu olumsuz etkilemekte; bütçedeki güvenlik payının önemli bölümünün personele adil, öngörülebilir ve şeffaf bir mali yapı olarak yansımadığı eleştirilerini güçlendirmektedir. 417 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1715 ‒ 2025 yılında Emniyet Teşkilatı personeli, yüksek enflasyon ve önceki düşük promosyon tutarları nedeniyle, diğer kamu kurumlarıyla uyumlu olacak şekilde promosyon ödemesinin artırılması yönünde güçlü bir beklenti içine girmiştir. Sahadaki genel beklenti, kişi başı tutarın en az 150.000-200.000 TL seviyesinde belirlenmesi, sendikalar ve meslek örgütlerince ise bu tutarın daha da yukarıya taşınması yönünde şekillenmiştir. Yapılan ihale ve görüşmeler sonucunda, 2025–2028 dönemini kapsayan yeni promosyon protokolü kapsamında Emniyet personeline kişi başı 100.000 TL tutarında promosyon ödenmesi kararlaştırılmıştır. Bu ödeme üç yıllık süre için tek seferde yapılmakta olup, tutar sabit olup enflasyona endeksli değildir. Belirlenen promosyon tutarı, önceki dönemlere göre nominal olarak artış ifade etmekle birlikte, yüksek enflasyon ve alım gücü kaybı dikkate alındığında, teşkilat mensuplarının önemli bir kısmı tarafından beklentilerin altında kalmış bir seviye olarak değerlendirilmektedir. Bu durum, polislerin mali ve sosyal hakları bağlamında promosyon uygulamasının yeniden gözden geçirilmesi gerekliliğine ilişkin tartışmaları güçlendirmektedir 418 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1716 ‒ Eği;m, Meslek İçi Gelişim ve Liyakat Sorunları Kolluk eğitiminin hızlandırılmış programlara dayanması, uygulamalı insan hakları, kriz yönetimi, iletişim ve orantılı güç kullanımı eğitimlerinin yetersiz kalması ciddi bir yapısal sorundur. Terfi ve görevde yükselme süreçlerinde liyakat, objektif sınav ve performans ölçütleri yerine takdir ve referans mekanizmalarının ağırlıkta olduğu algısı, profesyonel kadrolar üzerinde baskı yaratmaktadır. Liyakat zafiyeti hem hizmet kalitesini düşürmekte hem de teşkilatın siyasileştiği yönündeki eleştirileri beslemektedir. Barınma, Donanım ve Sosyal Haklar Görev yapılan birçok yerde lojman, dinlenme alanı, karakol ve şube binalarının fiziki koşulları yetersizdir. Koruyucu ekipman, kıyafet, araç ve teknik donanım temininde standart dışı uygulamalar ve gecikmeler yaşanmakta, bazı birimlerde personel kendi imkânlarıyla eksikleri gidermek zorunda kalmaktadır. Sosyal haklar, aile desteği, kreş ve benzeri imkânlar sınırlı olup, bu durum özellikle büyükşehir ve yüksek maliyetli bölgelerde çalışan personel için ciddi bir yük oluşturmaktadır. Bütçede bu alanlara ayrılan kaynakların şeffaflığı ve yeterliliği ayrıca sorgulanmalıdır. Sendikalaşma ve Temsil Sorunları Polislerin örgütlenme ve sendikal temsil haklarına yönelik kısıtlı çerçeve, mesleki sorunların kurumsal diyalog yoluyla ifade edilmesini güçleştirmektedir. Hak arama kanallarının sınırlı ve görece “güvencesiz” görülmesi, bireysel başvuruları caydırmakta; bu da yapısal sorunların içerde birikmesine yol açmaktadır. Kurum içi katılım mekanizmalarının geliştirilmemesi, personelin kendi çalışma koşullarına ilişkin kararlara katkı sağlayamaması anlamına gelmektedir. Kurumsal İ;bar, Siyasileşme Algısı ve Toplumla İlişkiler Polisin tarafsız ve hukukun emrinde bir güç olması, demokratik toplum düzeninin temel şartıdır. Ancak bazı olaylarda kolluk gücünün siyasal tartışmaların tarafı gibi algılanmasına yol açan uygulamalar, miting ve gösterilerde farklı muamele iddiaları, basın ve sosyal medyada yer bulan görüntüler, teşkilatın kurumsal itibarını zedelemektedir. Siyasileşme algısı, hem polislerin üzerinde ek baskı yaratmakta hem de toplum nezdinde güven ilişkisini zayıflatmaktadır. Bütçe ve mevzuat düzenlemeleri, polisin “tarafsız kamu görevlisi” statüsünü güçlendirecek şekilde kurgulanmadıkça bu risk derinleşecektir. 419 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1717 ‒ Hesap Verebilirlik, Şikâyet Mekanizmaları ve İç Dene;m Polislerin hem kendi haklarını koruyabilmesi hem de hukuka aykırı eylemin önlenmesi için bağımsız, erişilebilir ve güven veren şikâyet ve denetim mekanizmalarına ihtiyaç vardır. Mevcut durumda disiplin süreçlerinin şeffaf olmaması, kötü muamele ve hak ihlali iddialarına ilişkin etkili ve bağımsız soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin kamuoyunca izlenememesi hem personel hem vatandaş açısından güvensizlik üretmektedir. Hesap verebilirliğin güçlendirilmesi; polisleri hedef alan değil, hukuka bağlı profesyonel kolluğu güvence altına alan bir kurumsal çerçeve olarak ele alınmalı, İçişleri Bakanlığı bütçesinde bu amaçla gerekli kaynak ve yapısal düzenlemelere yer verilmelidir. Bu bütünlük içinde bakıldığında, polislerle ilgili başlık, yalnızca “personel gideri” değil; insan haklarına uygun, liyakat esaslı, şeffaf ve hesap verebilir bir kolluk yapısının tesisi bağlamında 2026 İçişleri Bakanlığı Bütçesinin en kritik değerlendirme alanlarından biri olarak ele alınmalıdır. Emniyet Teşkila`ndaki İn;harlar ve Sorunlara Yönelik Anket Çalışması Emniyet Teşkilatı STK’ları Birliği, 15.360 personel ile internet üzerinden anket çalışması, 2024 tarihli bir anket çalışması yapmıştır. 15.360 personelin internet üzerinden anket yoluyla katıldığı bu çalışmada çarpıcı sorular ve cevaplar yer almaktadır. Söz konusu rapora göre; Emniyet Teşkilatı personelinin büyük bölümü ekonomik sebeplerle görev yaparken, kuruma yönelik memnuniyet oranının son derece düşük olduğu görülmektedir. Uzun ve düzensiz mesai saatleri görev esnasında karşılaşılan en büyük sorun olarak öne çıkmakta, buna ek olarak mobbing, personel tarafından en önemli stres faktörü ve intiharların temel nedeni olarak değerlendirilmektedir. Emniyet personeli intihar vakalarından da çok yüksek oranda etkilenmekte; her 4 personelden 3’ünün tanıdığı bir personelin intihar haberini aldığı, her 10 personelden 3’ünün ise intihar fikrini aklından geçirdiği anlaşılmaktadır. Yine her 10 personelden 7’si istifa etmeyi düşündüğünü, her 10 personelden 8’i başka bir alternatifleri olması durumunda istifa edeceğini belirtirken, her 10 personelden 8’i de mesleğini tanıdıklarına önermediğini ifade etmektedir. Bütün bunlara ek olarak, personelin büyük bölümü bir sorun yaşadığında kurumsal mekanizmalara başvurmak yerine çözüm yolu olarak sosyal medyaya yönelmektedir. 420 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1718 ‒ Türk Polisinin Bütçe Bakımından Değerlendirilmesi Türk Polis Teşkilatı, kamu düzeni ve güvenliğinin teminatı olmasına rağmen, çalışma koşulları, ücret politikası, liyakat, psikososyal destek, kurumsal baskı, donanım ve sosyal haklar, sendikal temsil, siyasileşme algısı ve hesap verebilirlik mekanizmaları açısından ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıyadır. Emniyet Teşkilatındaki İntiharlar ve Sorunlara Yönelik Anket Çalışması da personelin büyük bölümünün ekonomik gerekçelerle bu mesleği seçtiğini, kuruma yönelik memnuniyetin düşük olduğunu, uzun ve düzensiz mesainin, mobbingin ve güvencesiz kurumsal iklimin hem intihar eğilimini artırdığını hem de istifa etme niyetini güçlendirdiğini göstermektedir. Bu çerçevede, 2026 İçişleri Bakanlığı Bütçesinin yalnızca güvenlik kapasitesini artırmaya dönük bir “personel gideri kalemi” olarak değil; insan onuruna yakışır çalışma koşullarını güvence altına alan, liyakat esaslı, şeffaf ve hesap verebilir bir kolluk yapısını inşa etmeye yönelik kapsamlı bir reform alanı olarak ele alınması zorunludur. Türkiye’de tüm çalışan kesimler gibi emniyet mensuplarının da maaşları ve alım gücü ağır hayat pahalılığı karşısında ciddi biçimde erimiş; uzun ve düzensiz mesai, fazla çalışma, yoğun nöbet yükü ve barınma sorunları polislerimizin hem meslekî hem insani koşullarını katlanılamaz bir noktaya taşımıştır. Bu nedenle, İçişleri Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde Emniyet hizmetleri sınıfında yer alan personelin ücretlerinin reel kayıplarının telafisi, fazla mesai ve nöbet karşılıklarının iyileştirilmesi, çalışma ve dinlenme rejiminin insan onuruna yakışır biçimde düzenlenmesine imkân verecek; ayrıca özellikle yüksek maliyetli iller ve riskli bölgelerde polis lojmanı yapımı ile mevcut lojmanların iyileştirilmesi için ilave kaynak öngören bir ödenek artışı teklifi içeren önerge verdik. Böylece yıl içinde yapılacak olası kanun değişiklikleri ve özlük hakları düzenlemeleri karşısında “ödenek yok” gerekçesinin ileri sürülmesinin önüne geçmeyi, polislerimizin hem ekonomik hem sosyal haklarının güçlendirilmesini hedefledik. Ancak emniyet personelinin haklı beklentilerini karşılamayı amaçlayan bu önergemiz de AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir. KADIN CİNAYETLERİ Türkiye’deki kadın cinayetleri sorunu, yalnızca bireysel suç vakalarının toplamı değil; toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin, cezasızlık algısının ve yetersiz koruma mekanizmalarının bir sonucu olarak karşımızda duran ağır bir yapısal krizdir. Neredeyse her gün bir kadının boşanmak istediği, ayrılmak istediği, çalışma hayatına katılmak istediği ya da kendi hayatına 421 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1719 ‒ dair karar aldığı için yakın çevresindeki bir erkek tarafından öldürüldüğü haberleri kamuoyuna yansımakta; koruma kararlarına rağmen işlenen cinayetler, hukuki ve idari mekanizmaların kadınları hayatta tutmakta yetersiz kaldığını göstermektedir. Bu tablo, kadına yönelik şiddetle mücadele politikalarının kağıt üzerindeki taahhütlerin ötesine geçerek; etkin koruma, hızlı müdahale, caydırıcı yaptırım ve toplumsal dönüşümü hedefleyen bütüncül bir yaklaşım temelinde yeniden ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2024 yılına ilişkin “Kadın Cinayetlerine İlişkin Rapor” yayınladı. Bu rapora göre; 394 kadın cinayeti , 259 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. 2024 yılında toplam 20 kadının öldürüldüğü anda koruma kararı vardı. Devlet tarafından verilen ve uygulanması gereken bu tedbir kararları kadınlar için can simitidir. Ancak 20 kadın koruma kararları uygulanmadığı için öldürüldü. Öldürülen 368 kadının tedbir kararı durumu tespit edilemiyor. Bu kadınların tedbir kararı alabilecekleri kurumlara erişebilirliklerinde bir aksaklık olduğunu göstermektedir. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri, 2025 itibarıyla iç güvenlik politikasının en ağır yapısal sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Resmî veriler ile kadın örgütlerinin verileri arasındaki farklar korunmakla birlikte hem İçişleri Bakanlığı hem de bağımsız platformların rakamları, kadın cinayetlerinin yüksek seyrini doğrulamaktadır. 422 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1720 ‒ Türkiye’de kadına yönelik şiddetin yaygın ve süreklilik arz eden niteliği, bu olgunun yalnızca sosyal bir sorun değil, doğrudan bir iç güvenlik ve yaşam hakkı meselesi olduğunu göstermektedir. Kolluk kuvvetleri, mülki idare amirleri ve ilgili denetim mekanizmaları İçişleri Bakanlığına bağlı olduğundan, şiddetin önlenmesi, ihbarların etkin değerlendirilmesi, risk altındaki kadınların korunması ve faillerin caydırıcı biçimde takip edilmesi konusunda birincil idari sorumluluk Bakanlık üzerindedir. Bu çerçevede İçişleri Bakanlığı, sahip olduğu yetki, araç ve bütçeye rağmen bütüncül ve etkili bir şiddetle mücadele politikasını kurumsallaştırmadığı ölçüde eleştirilmelidir. 6284 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat, şiddet tehdidi altındaki kadınların korunması için kolluğa açık görev ve yetkiler tanımlamaktadır. Buna rağmen koruma ve uzaklaştırma kararlarının uygulanmasında yaşanan gecikmeler, ihlal eden failler hakkında yeterince hızlı ve caydırıcı işlem yapılmaması, kolluk birimlerinin başvuruculara zaman zaman “aile içinde çözme” veya şikâyetten vazgeçirme yönlü yaklaşım sergilemesi; İçişleri Bakanlığının kendi personelini bağlayıcı, denetlenebilir ve yaptırıma tabi standartlara oturtmadığını ortaya koymaktadır. Bu durum, Bakanlığın hukuki yükümlülüklerini yerine getirmediği ve fiilen cezasızlık algısını beslediği yönünde güçlü bir eleştiri gerekçesidir. Kadına yönelik şiddetin dijital şiddet, çevrim içi taciz ve ısrarlı takip gibi boyutları, doğrudan kamu ve dijital alan güvenliğinin konusu haline gelmiştir. Bu alanda uzmanlaşmış kolluk birimleri oluşturmak, başvuru ve ihbar mekanizmalarını erişilebilir kılmak, dijital şiddet vakalarını sistemli biçimde takip etmek ve failleri etkin soruşturmak İçişleri Bakanlığının sorumluluğundadır. Buna karşın, dijital şiddet ve ısrarlı takibe ilişkin resmî verilerin sınırlı olması, kurumsal kapasitenin ve özel uygulama rehberlerinin kamuoyuna açık, şeffaf ve ölçülebilir şekilde ortaya konmaması; Bakanlığın gelişen şiddet biçimlerine karşı yeterli önleyici altyapıyı kurmadığını göstermektedir. Türkiye’de kadına yönelik şiddetin boyutları, TÜİK tarafından yayımlanan “Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması 2024” sonuçlarıyla birlikte artık tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde resmî olarak ortaya konulmuştur. Araştırma; 15-59 yaş grubunda, 18.275 kadınla yüz yüze görüşmeye dayanan, ülke geneline yayılmış kapsamlı bir çalışma olup hem aile içi hem aile dışı şiddeti, fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel şiddet ile ısrarlı takip ve dijital şiddet dâhil olmak üzere çok boyutlu biçimde incelemiştir. 423 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1721 ‒ Bu rapora göre eşi veya birlikte olduğu kişinin şiddetine maruz kalan kadınlar bu durumu; ilk sırada %31,8 ile kendi ailesinden bir kadınla, ikinci sırada %10,2 ile kadın bir arkadaş/tanıdıkla, üçüncü sırada ise %4,4 ile eşinin ailesinden bir kadınla paylaştı. Kadınların %47,7'si ise eşi veya birlikte olduğu kişinin kendisine uyguladığı en son şiddet davranışını kimseye anlatmadı. Kadınların önemli bir kısmının uğradıkları şiddeti resmî makamlara bildirmemesi veya başvuru mekanizmalarına güvenmemesi, İçişleri Bakanlığı bakımından kritik bir uyarıdır. Kolluk uygulamaları, başvurucuların ciddiye alınmadığı, koruma süreçlerinin öngörülebilir işlemediği veya şiddet faili hakkında etkin işlem yapılmadığı yönünde bir kanaat yaratıyorsa, bu doğrudan Bakanlığın kurumsal kültür ve denetim eksikliğinin sonucudur. İçişleri Bakanlığının; kolluk birimlerine yönelik zorunlu eğitim, iç denetim, disiplin süreçleri ve şeffaf istatistik yayımlama yükümlülüklerini güçlendirmemesi, kadınların devlete başvurma iradesini zayıflatarak şiddet sarmalının sürmesine zemin hazırlamaktadır. Bu gerekçelerle, kadına yönelik şiddet konusunda İçişleri Bakanlığı; elindeki kolluk ve idari imkânları hak temelli bir güvenlik politikası doğrultusunda kullanmamak, risk odaklı ve veri temelli önleyici strateji geliştirmemek, koruma tedbirlerini etkin ve denetlenebilir biçimde uygulatmamak ve cezasızlık algısını kıracak kurumsal iradeyi göstermemek suretiyle hem hukuki hem siyasi bakımdan doğrudan sorumludur. DEVLET, KENDİ VALİSİNİ TERÖR ANMASINA TESLİM EDİYOR: BÜLENT TEKBIYIKOĞLU Tunceli Valisi ve Tunceli Belediyesi kayyumu olarak görev yapan Bülent Tekbıyıkoğlu, 22 Kasım 2024’teki kayyum atamasının ardından 17 Mayıs 2025’te pkk yöneticileri Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun için düzenlenen sözde anma etkinliğine izin vermek istememesine ilişkin süreç sonrasında İçişleri Bakanlığı tarafından merkeze çekilmiştir. Basına yansıyan bilgilere göre Tekbıyıkoğlu’nun, anma etkinliğine Ankara’dan gelen talimat doğrultusunda izin verilmesi nedeniyle 19 Mayıs’ta merkeze çekilme talebiyle dilekçe verdiği iddia edilmekte; 21 Mayıs 2025 tarihli İçişleri Bakanlığı açıklamasında ise sadece “Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu Bakanlık emrine alınmıştır” denilmekle yetinilmekte, işleme ilişkin herhangi bir somut gerekçe kamuoyuyla paylaşılmamaktadır. Bu yönüyle süreç hem kayyum uygulamalarının siyasi tartışmalarını hem de valilerin görev güvencesi, idari tasarrufların 424 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1722 ‒ şeffaflığı ve İçişleri Bakanlığının kriz yönetimi anlayışına ilişkin soru işaretlerini derinleştiren bir örnek olarak ortaya çıkmıştır. İçişleri Bakanlığının Bülent Tekbıyıkoğlu sürecine ilişkin tutumu, Bakanlığın yönetim anlayışında kurumsal öngörülebilirlik ve hukuki gerekçelendirme yerine, dışarıdan bakıldığında keyfiliğe açık izlenim veren uygulamaların ağır bastığını göstermektedir. Kamu gücü kullanan üst düzey bir mülki idare amirinin görev yerinin, kamuoyuna açık ve denetlenebilir bir gerekçe ortaya konulmaksızın bir gecede değiştirilmesi; hem idarenin kendi personeline karşı şeffaf ve öngörülebilir davranma yükümlülüğüyle hem de kamu yararı ve hesap verebilirlik ilkeleriyle çelişmektedir. Bu tür işlemler, İçişleri Bakanlığı bütçesinin temel dayanakları olan “güvenlik, istikrar ve idari kapasite” söylemini inandırıcılıktan uzaklaştırmaktadır. Bakanlık, mülki idare pratikleri bakımından kurumsal tutarlılık sergileyememektedir. Yönetim zinciri içerisindeki valilere ilişkin tasarruflarda gerekçesiz, iddiaya açık ve siyasi tartışmalara konu olmaya elverişli yöntemlerin benimsenmesi, İçişleri Bakanlığının tarafsızlık, liyakat ve hukuki güvenlik ilkelerini yeterince gözetmediğini göstermektedir. Bu tablo, Bakanlığın bütçe büyüklüğünden bağımsız olarak, kaynakları hukuka bağlı, tutarlı ve öngörülebilir bir idari yapı inşa etmek için kullanmadığı yönündeki endişeleri güçlendirmektedir. Tekbıyıkoğlu vakasında olduğu gibi, kritik güvenlik ve hassasiyet içeren konularda sorumluluğun kurumsal olarak üstlenilmemesi, talimat zincirinin ve karar süreçlerinin şeffaf biçimde ortaya konulmaması, İçişleri Bakanlığının kamuoyu nezdinde hesap verebilirlik standardını karşılayamadığını göstermektedir. Bütçe görüşmeleri açısından bu durum, yalnızca “ne kadar harcandığı” değil, “yetkinin ve takdir hakkının nasıl kullanıldığı” sorusunu da gündeme getirmekte; Bakanlığın artan ödeneklerine rağmen demokratik denetim, temel haklar ve idari şeffaflık alanlarında güven veren bir performans ortaya koyamadığını ortaya çıkarmaktadır. Devletin adına, devletin itibarını ve egemenlik gücünü temsil etmek üzere görevlendirilmiş bir Vali’nin, iki ölü teröriste yönelik anma etkinliğine izin vermek istemediği için merkeze çekildiği iddiası, yalnızca bireysel bir tasarruf değil, devlet aklının ve idari hiyerarşinin vahim bir şekilde tersine döndüğünün göstergesi olarak okunmalıdır. Devlet, 425 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1723 ‒ terörle mücadelede kararlılık ve tutarlılık iddiasındayken, sahada devlet adına yetki kullanan en üst mülki idare amirini; terör örgütü mensuplarına yönelik sembolik meşruiyet üretme riski taşıyan bir etkinliğe onay vermediği gerekçesiyle pasifize ediyorsa, burada sorgulanması gereken Valinin tutumu değil, devletin kendi ilke ve önceliklerini inkâr eden bu çelişkili uygulamasıdır. Bu tablo, Devlet–Vali ilişkisinde hukuki ve kurumsal sadakati değil, talimatlara kayıtsız şartsız itaati esas alan; liyakati, tecrübeyi, güvenlik hassasiyetini ve kamu vicdanını yok sayan bir anlayışa işaret etmektedir. Devlet, kendi temsilcisini, terörle mücadele ilkeleriyle uyumlu, milli güvenlik duyarlılığı içinde hareket ettiği için korumak ve arkasında durmak yerine, tartışmalı bir siyasi tasarrufun günah keçisi hâline getiriyor, böylece hem mülki idare amirlerinin görev güvencesini fiilen aşındırmakta hem de taşra teşkilatına “hukuka, vicdana ve kamu düzenine göre değil, güncel siyasî talebe göre davran” mesajı vermektedir. Bu durum, idarenin tarafsızlığı ve hukuki öngörülebilirliği bakımından ciddi bir kırılma olduğu gibi, terörle mücadele politikasını da güvenilmez ve araçsallaştırılmış bir zemine çekmekte; kamuoyunun devlete ve hukuka duyduğu güveni sarsmakta, İçişleri Bakanlığının yürüttüğü tüm güvenlik uygulamalarının arkasındaki meşruiyet iddiasını tartışmalı hâle getirmektedir. GÜVENSİZ SOKAKLAR İçişleri Bakanlığı, Anayasa ve ilgili mevzuat uyarınca ülke genelinde can ve mal güvenliğinin sağlanmasından, kamu düzeninin korunmasından ve bireylerin en temel hakkı olan “güvende yaşama hakkı”nın teminat altına alınmasından sorumludur. Ancak son yılların verileri ve kamuoyuna yansıyan olaylar, Bakanlığın bu asli görevini yerine getirme kapasitesinin ciddi biçimde sorgulanmasını zorunlu kılmaktadır. Sokaklarımız, gündelik yaşamın içinde rastlantısal biçimde hedef olma riskinin olağanlaştığı mekânlara dönüşmüştür. 2025 yılında pek çok ilde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan olaylar, sokakların sıradan bir yurttaş için öngörülemez risk alanlarına dönüştüğünü somut biçimde ortaya koymuştur. Büyükşehirlerin merkezinde sabah saatlerinde yürürken gasp edilip darp edilen yaşlı yurttaşlar, metro ve meydan çevrelerinde geniş kitleler önünde gerçekleşen saldırılar, eğlence ve düğünlerde havaya açılan ateş sonucu hayatını kaybeden çocuklar, mahalle aralarında seyir halindeki araçlardan açılan ateşle vurulan gençler, okul ve hastane çevresinde gerçekleşen 426 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1724 ‒ silahlı kavga ve bıçaklamalar, bu güvensizlik ikliminin çarpıcı örnekleridir. Bu vakaların her biri tek başına münferit gibi sunulsa da birlikte okunduklarında ortak bir gerçeğe işaret etmektedir: İçişleri Bakanlığı, şehirlerimizde görünür, öngörülebilir ve caydırıcı bir güvenlik sistemi kuramamaktadır. 2025 yılı boyunca farklı illerde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan olaylar, şehirlerimizin gündelik yaşamında tesadüfi şiddet riskinin olağanlaşmakta olduğunu göstermektedir. İstanbul Esenyurt’ta 18.10.2025 tarihinde sokakta yürüyen dört kişiye yönelik silahlı saldırı sonucu bir yurttaşın hayatını kaybetmesi ve üç yurttaşın yaralanması, Adana’nın Kozan ilçesinde bir düğün sırasında havaya açılan ateş sonucu 9 yaşındaki bir çocuğun maganda kurşunuyla öldürülmesi, İstanbul Taksim’de 2025 yaz aylarında sabah erken saatlerde sokak ortasında 67 yaşındaki bir yurttaşın gasp edilip darp edilmesi ve benzeri çok sayıdaki vaka, yalnızca münferit birer olay olarak görülemez. Bu örnekler, ülkenin en merkezi noktalarından taşra yerleşimlerine kadar geniş bir coğrafyada yurttaşın evinden çıkıp işine, okuluna, çarşıya giderken dahi kendisini korunaklı hissetmediği; kamusal alanların silahlı saldırı, maganda kurşunu, gasp ve fiziki saldırı tehdidine açık olduğu yönündeki haklı algıyı güçlendirmektedir. Silahlı şiddet verileriyle birlikte değerlendirildiğinde bu tablo, sıradan bir yurttaşın yalnızca yanlış zamanda yanlış yerde bulunması sebebiyle dahi hedef hâline gelebileceği, rastlantısal mağduriyet riskinin belirgin biçimde arttığı, dolayısıyla İçişleri Bakanlığının şehir ve sokak güvenliğini sağlama görevini yerine getirmekte yetersiz kaldığı gerçeğini çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Yine bu durumların en çarpıcı örneklerinden biri, 24 Ocak 2025’te İstanbul Kadıköy’de yaşanan Mattia Ahmet Minguzzi cinayetidir. Henüz 14 yaşında olan Mattia Ahmet, gündüz vakti, kalabalık bir pazarda, sıradan bir alışveriş sırasında, yaşıtları sayılabilecek faillerin saldırısı sonucu bıçaklanarak ağır şekilde yaralanmış ve tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Olay, herhangi bir örgütsel yapı, uzun süreli husumet ya da planlı bir saldırı olmaksızın, kısa süreli bir tartışmanın ardından, kamusal alanda, herkesin içinde, birkaç saniye içinde gerçekleşmiştir. Bu cinayet, büyükşehirlerin merkezinde dahi çocukların ve gençlerin 427 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1725 ‒ kendilerini güvende hissedemediğini; ailelerin evlatlarını sıradan bir güne uğurlarken dahi “yanlış zamanda yanlış yerde bulunma” kaygısını taşımak zorunda kaldığını göstermektedir. Mattia Ahmet Minguzzi dosyası, münferit bir adli vaka olmanın ötesinde, İçişleri Bakanlığının sorumluluğu altındaki şehir güvenliği politikalarının yetersizliğini; çocukların suça sürüklenmesini önleyemeyen, kesici-delici alet ve şiddet kültürünün yaygınlaşmasına karşı etkili caydırıcılık sağlayamayan mevcut güvenlik anlayışının yurttaşı korumakta başarısız olduğunu somutlaştıran sembolik bir örnek olarak kayda geçmiştir. Güvenlik güçlerinin zaman zaman başarıyla sonuçlandırdığı operasyonlar, sosyal medyada ve basın açıklamalarında sergilenen görüntüler ve seçilmiş istatistiklerle oluşturulmaya çalışılan “tam hâkimiyet” algısı, sokakta yürüyen yurttaşın gerçekliğiyle örtüşmemektedir. Yurttaş, evinden çıktığında; gece işten dönerken, toplu taşımayı kullanırken, çocuğunu okula götürürken kendisini koruyan bir hukuk ve güvenlik sistemi olduğuna değil, tesadüflere ve kendi tedbirlerine güvenmek zorunda bırakılmaktadır. Bu durum, demokratik bir hukuk devletinde kabul edilemez bir güvenlik açığıdır. Bu tablo, İçişleri Bakanlığının güvenlik politikasının, demokratik bir hukuk devletinde asgari düzeyde dahi bulunması gereken öngörülebilirlik, caydırıcılık ve kapsayıcı koruma işlevini yerine getiremediğini açıkça göstermektedir. Bakanlık, sokakların silahlı saldırı, maganda kurşunu, gasp, darp ve kesici-delici aletli saldırılarla anıldığı bir ülke gerçeği karşısında, başarı hikâyesi üreten vitrin operasyonlarıyla yetinemez; şehir güvenliğini rastlantılara bırakan bu anlayışın sorumluluğunu taşımaktadır. Bu nedenle, İçişleri Bakanlığının başta büyükşehir merkezleri ve kritik kamusal alanlar olmak üzere ülke genelinde görünür polis varlığını artıran, risk analizine dayalı devriye ve denetim modellerini güçlendiren, çocuk ve gençleri şiddet ve suça sürüklenmekten korumaya yönelik bütüncül sosyal politikalarla desteklenen, silah ve kesici alet taşımaya karşı etkili ve tutarlı bir yaptırım rejimi işleten, veri temelli ve hesap verebilir bir güvenlik stratejisini derhâl hayata geçirmek zorunludur. Aksi hâlde, devletin en temel görevi olan yurttaşın can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü ihmal ettiği, sokakları “güvenli yaşam alanı” olmaktan çıkararak vatandaşı kendi kaderine terk ettiği yönündeki haklı ve derin güvensizlik algısı daha da kurumsallaşacak; bu durum, yalnızca kamu düzenini değil, hukuka ve devlete duyulan inancı da telafisi güç biçimde zedelemeye devam edecektir. 428 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1726 ‒ YASA DIŞI KUMAR VE BAHİS İLE KARA PARAYI AKLAMA ENGELLENMELİ Yasa dışı kumar ve bahis piyasası doğrudan organize suç, kara para aklama, kayıt dışı ekonomi, gençlerin ve düşük gelirli kesimlerin sömürülmesi gibi birçok alanda bu sorumluluğun merkezinde yer almaktadır. Yasa dışı kumar ve bahis ile fiili mücadelenin öncelikli adresi ise İçişleri Bakanlığıdır. Buna rağmen son yılların tablo ve vakaları, İçişleri Bakanlığının bu alanda bütüncül, caydırıcı ve sürdürülebilir bir politika geliştirmekte yetersiz kaldığını, operasyonel başarı söylemiyle yapısal başarısızlığı perdelemeye çalıştığını göstermektedir. Bakanlık, Anadolu Ajansı verilerine göre 1 Ocak 2024–6 Ekim 2025 döneminde yasa dışı bahis ve kumar suçlarına ilişkin 1120 operasyon gerçekleştirildiğini ve yaklaşık 15,8 milyar TL tutarında mal varlığına el konulduğunu duyurmaktadır. Buna karşılık, farklı kaynaklarda Türkiye’de yasa dışı bahis hacminin 50 milyar dolar eşiğini aştığı, kapatılan yüz binlerce siteye rağmen her yıl yüz binlercesi yenisinin açıldığı, finansal sistem ve dijital ödeme kanalları üzerinden devasa tutarların aklandığı ortaya konulmaktadır. Bu tablo, İçişleri Bakanlığının açıkladığı operasyon sayılarının, sorunun gerçek ölçeği karşısında sembolik kaldığını; suç ekonomisini küçültmek yerine, yalnızca görünür birkaç şebekeye yönelik vitrin operasyonlarıyla yetinildiğini göstermektedir Yasa dışı kumar ve bahis piyasasının, POS cihazları, QR ödemeleri, elektronik para kuruluşları, kripto platformları ve paravan şirketler üzerinden yıllarca süren döngüler kurabildiği; bu ağların bir kısmının ancak 2025 yılı itibarıyla gündeme gelen kapsamlı soruşturmalarla görünür hale geldiği anlaşılmaktadır. Bu durum, İçişleri Bakanlığının hem mali istihbarat birimleriyle (MASAK), hem bilgi teknolojileri otoriteleriyle hem de bankacılık ve ödeme sistemleri denetimiyle zamanında, derinlikli ve koordineli bir takip mekanizması kuramadığını ortaya koymaktadır. Milyarlarca liralık işlem hacmine ulaşan ağların uzun süre faaliyette kalabilmesi, yalnızca tekil şahısların değil, bütüncül bir denetim mimarisi eksikliğinin göstergesidir ve bunun siyasi ve idari sorumluluğu doğrudan İçişleri Bakanlığına aittir. Bakanlık, kamuoyuna ve TBMM’ye sunduğu bilgilerde operasyon sayılarını öne çıkarmakta, ancak şu soruların cevabını sistematik biçimde vermemektedir: Yasa dışı bahis ve kumar gelirlerinin toplam büyüklüğü nedir? Bu gelirlerin ne kadarı kalıcı biçimde engellenebilmiştir? Suç örgütlerinin finansal ağlarını dağıtmaya yönelik kalıcı bir etki yaratılmış 429 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1727 ‒ mıdır, yoksa yalnızca yeni aracı hesaplar ve yeni dijital kanallarla sistem kendini yeniden mi üretmektedir? MASAK verileri, her yıl yüz binlerce şüpheli işlem bildirimi, on binlerce yasa dışı bahis bağlantılı analiz ve çok sınırlı sayıda nihai yaptırım/mahkûmiyet tablosu ortaya koyarken, İçişleri Bakanlığı bu verileri politika tasarımına dönüştürememekte; stratejik analiz yerine parçalı operasyonlarla yetinmektedir. Yasa dışı kumar ve kara para ile mücadelede önleyici güvenlik politikaları da yetersizdir. Dijital platformlar üzerinden agresif reklamlarla gençleri hedef alan yasa dışı bahis siteleri, sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden açıkça faaliyet gösterebilmekte; bu kanallar uzun süre etkin bir dijital devriye ve sistematik engelleme mekanizmasıyla karşılaşmamaktadır. Yasadışı kumar oynatılan fiziki alanlar, sözde kafeler, kulüpler ve arka ofisler, yerel düzeyde bilinen adresler haline gelmesine rağmen, süreklilik arz eden denetim mekanizmaları kurulamadığı için bir kısmı uzun dönem faaliyetlerine devam edebilmektedir. Bu tablo, İçişleri Bakanlığının yalnızca “operasyon yapıldığında” görünür olan bir refleks kurduğunu; kalıcı, risk-temelli, veri odaklı bir güvenlik politikası inşa edemediğini göstermektedir. Kara para aklama boyutunda ise, yasa dışı bahis gelirlerinin gayrimenkul, lüks tüketim, döviz ve kripto varlıklar üzerinden sisteme sokulmasına karşı İçişleri Bakanlığının organize suç ve mali suç birimleri arasında güçlü, şeffaf ve hesap verebilir bir eşgüdüm tesis edemediği görülmektedir. Kapalıçarşı merkezli kara para operasyonları, ödeme kuruluşları ve kripto platformları üzerinden yürütülen soruşturmalar, yasa dışı bahis gelirlerinin ne ölçüde derin ve yaygın bir ağa dönüştüğünü; uzun süre etkili bir ortak izleme sistemi kurulmadığını göstermektedir. Bu gecikmiş müdahaleler, İçişleri Bakanlığının “erken uyarı” kapasitesinin zayıflığına ve suç şebekelerinin devlet denetimini aşan bir hızla örgütlenebildiğine işaret etmektedir. İçişleri Bakanlığı, yasa dışı kumar, yasa dışı bahis ve buna bağlı kara para aklama faaliyetlerine ilişkin siyasi ve idari sorumluluğunu tam olarak yerine getirememektedir. Operasyon sayıları ve el konulan tutarlar, tek başına bir başarı göstergesi değil; tersine, yıllardır büyümesine izin verilen bir suç ekonomisinin artık görünmez olmaktan çıktığının itirafıdır. 430 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1728 ‒ Bakanlık, şu konularda açık ve ölçülebilir taahhütler vermek zorundadır: Yasa dışı bahis ve kumar gelirlerinin toplam hacminin tespiti; bu hacmi belirli bir takvim içinde küçültmeye yönelik somut hedefler; MASAK ve diğer kurumlarla kurumsallaşmış ortak mekanizmalar; dijital platformlar, ödeme kuruluşları ve kripto varlıklar üzerinde gerçek zamanlı denetim; gençler ve kırılgan gruplar için koruyucu politikalar gibi… Bu yapısal adımlar atılmadığı sürece, İçişleri Bakanlığı bütçesinde bu alana ayrılan kaynaklar, etkin kullanılmayan, suç ekonomisini kalıcı olarak daraltamayan ve kamuoyunun güvenini tesis edemeyen bir harcama kalemi olmaya devam edecektir. TÜRKİYE DÜZENSİZ GÖÇÜN ANA KORİDORU OLDU Türkiye, jeostratejik konumu nedeniyle uzun süredir düzensiz göç hareketlerinin hem transit hem hedef ülkesi konumundadır. Asya, Orta Doğu ve Afrika kaynaklı göç yollarının kesişim noktasında bulunan ülkemiz; mevcut siyasal krizler, iç savaşlar ve ekonomik yoksunlukların yanı sıra Avrupa Birliği’nin sınır politikaları ve geri kabul mekanizmaları nedeniyle artan bir göç baskısıyla karşı karşıyadır. Bu tablo, İçişleri Bakanlığının sınır güvenliği, düzensiz göçle mücadele, geri gönderme süreçleri ve uluslararası koruma rejimini bütüncül, şeffaf ve insan haklarına dayalı bir anlayışla yürütmesini zorunlu kılmaktadır. Göç İdaresi Başkanlığı’nın resmi verileri ve kamuoyuna yapılan açıklamalara göre, son yıllarda hem sınırda engellenen hem de ülke içinde yakalanan düzensiz göçmen sayılarında yüksek seyir devam etmektedir. 431 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1729 ‒ 2023 yılında yakalanan düzensiz göçmen sayısı 254.008 iken, 2024 yılında 225.831’dir. 11 Kasım 2025 tarihi itibariyle ise 132.125 düzensiz göçmen yakalanmıştır. Bu oran hala çok ciddi seviyede yüksek olup ülkemizin hala düzensiz göçmen rotasında olduğunu göstermektedir. Düzensiz göçmenlerin uyruğu incelendiğinde; zirvede Afganistan uyruklu göçmenler olup bunları Suriye uyruklu düzensiz göçmenler takip etmektedir. 432 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1730 ‒ Göçmen kaçakçılığı ise değinilmesi gereken bir diğer husustur. Ülkemizde son yıllar değerlendirildiğinde “göçmen kaçakçılığı” adeta çok fazla rağbet gören bir meslek haline gelmiştir. Öyle ki 6 Kasım 2025 tarihi itibarıyla yalnızca 2025 yılının ilk 11 ayında 9.317 göçmen kaçakçısı yakalanmıştır. İçişleri Bakanlığının bu verilere dayanarak kurduğu söylem, çoğu zaman “rekor sınır dışı”, “dünyaya örnek model”, “rota değişti” gibi politik başarı vurgularına odaklanmakta; buna karşın düzensiz göçün nedenlerine yönelik kalıcı çözüm stratejileri, geri gönderme uygulamalarının hukuki güvenceleri, geri kabul anlaşmalarının etkinliği ve paylaşılan istatistiklerin kapsamı konusunda yeterli şeffaflık sağlanmamaktadır. Türkiye, düzensiz göç akımlarının önemli bir kısmını Avrupa Birliği adına “tutucu hat” olarak karşılamaya devam ederken, bu rolün mali, idari ve sosyal yükü büyük ölçüde merkezi idare ve yerel yönetimlerin omuzlarına bırakılmaktadır. AB ile imzalanan mutabakatlar, geri kabul anlaşmaları ve fon mekanizmaları, kamuoyuna çoğu zaman sınırlı bilgiyle yansımakta; şeffaf ve hesap verebilir bir mali izleme sistemine bağlanmamaktadır. Düzensiz göçle mücadele adı altında kullanılan bütçe kaynaklarının ne kadarının sınır güvenliği altyapısına ne kadarının kayıt, koruma, entegrasyon ve denetim süreçlerine ayrıldığı; bu harcamaların performans göstergeleriyle ilişkisinin ne olduğu hususlarında ayrıntılı, karşılaştırılabilir ve bağımsız doğrulamaya elverişli veri sunulmamaktadır. Bu durum, 2026 yılı bütçesinin TBMM tarafından etkin şekilde denetlenmesini zorlaştırmakta ve “bütçe hakkı”nın göç politikaları alanında fiilen daralmasına yol açmaktadır. Düzensiz göçle mücadelede göçmen kaçakçılığı organizatörlerine yönelik operasyonların yoğunlaşması kuşkusuz önemlidir; ancak yakalama ve sınır dışı sayılarına ilişkin başarı söylemi, güvenli ve yasal göç kanalları, bölgesel iş birliği, kaynağında önleme politikaları, sosyoekonomik uyum ve kırılgan grupların korunmasına dair eksiklikleri gölgelememelidir. İçişleri Bakanlığının stratejik plan ve performans programlarında yer alan hedeflerle fiili uygulamalar arasındaki uyumsuzluk, düzensiz göçü besleyen yapısal faktörlere karşı uzun vadeli bir vizyon ortaya konulamadığını göstermektedir. Bütçe teklifinde, Göç İdaresi Başkanlığı’nın kurumsal kapasitesini nitelikli personel, uzmanlaşmış denetim, veri analitiği, insan hakları eğitimleri ve bağımsız izleme mekanizmaları yoluyla güçlendirecek somut adımlar net biçimde ortaya konulmalıdır. 433 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1731 ‒ 2026 yılı İçişleri Bakanlığı bütçesi; Türkiye’yi düzensiz göç rotalarında “duvar” haline getiren, sayısal performans göstergelerini öne çıkaran ve çoğu zaman siyasi söylemle desteklenen mevcut yaklaşımın ötesine geçmeyi hedeflemeli; ulusal güvenlik ile insan haklarını birlikte gözeten, veri temelli, şeffaf, hesap verebilir ve uluslararası yükümlülüklerle uyumlu bir göç yönetimi anlayışını kurumsallaştırmalıdır. Aksi halde, düzensiz göç olgusunun ülke içinde güvenlik, toplumsal uyum, emek piyasası, yerel hizmetler ve dış politika alanlarında yarattığı çok yönlü riskler artarak devam edecek; bütçe kaynakları ise kısa vadeli ve gösterge odaklı uygulamalar arasında erimeye mahkûm olacaktır. Suriyeliler Geri Dönüyor Mu? Türkiye, 2011 yılından bu yana kitlesel sığınma hareketi sonucunda milyonlarca Suriye uyruklu yabancıya geçici koruma statüsü tanımış; bu durum İçişleri Bakanlığı bütçesinde göç yönetimi, sınır güvenliği, uyum ve geri dönüş politikaları bakımından kalıcı bir politika alanı oluşturmuştur. 2026 Yılı İçişleri Bakanlığı bütçesi görüşülürken, kamuoyunda sıkça kullanılan “Suriyeliler geri dönüyor mu?” söyleminin somut verilerle ve şeffaf göstergelerle değerlendirilmesi zorunludur. Resmi verilere göre, geçici koruma kapsamındaki Suriyeli sayısı son yıllarda kademeli bir azalma eğilimine girmiştir. Göç İdaresi Başkanlığı ve İçişleri Bakanı açıklamalarına göre; 2024 yılı ağustos ayında geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı yaklaşık 3,1 milyon iken, adres tahkikatları ve kayıt güncellemeleri sonrasında Kasım 2024 itibarıyla bu sayı 2 milyon 935 bin 742 olarak açıklanmıştır. Nisan 2025 tarihli açıklamada ise Türkiye’de 2 milyon 782 bin 733 geçici koruma kapsamındaki Suriyelinin bulunduğu bildirilmiş; böylece yaklaşık bir yıl içinde resmî kayıtlarda yüz binlerle ifade edilen bir düşüş olduğu görülmüştür. 434 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1732 ‒ 28 Mayıs 2025 itibarıyla Bakanlık, geçici koruma altındaki Suriyeli sayısını 2 milyon 711 bin 170 seviyesinde paylaşmıştır. Bu veriler, toplam kayıtlı Suriyeli nüfusun zirve dönemine kıyasla azaldığını göstermektedir; ancak halen milyonlarla ifade edilen bir kitlenin Türkiye’de bulunduğu gerçeği değişmemiştir. İçişleri Bakanlığı, bu azalmayı büyük ölçüde “gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli geri dönüş” politikalarına bağlamaktadır. Bakanlık açıklamalarına göre 2016 yılından itibaren Suriye’ye gönüllü geri dönüş yapan Suriyelilerin sayısı 2025 yılı mayıs ayında 1 milyon seviyesine ulaştıktan sonra, 2025 yılı yaz ayları itibarıyla 1 milyon 190 bin 172’ye yükselmiştir. 8 Aralık 2024 sonrasında hızlandığı ifade edilen bu geri dönüşlerin önemli bir kısmının, Türkiye’nin kontrol veya gözetimindeki güvenli bölgelere yönelik olduğu belirtilmektedir. Diğer yandan, geçici koruma kapsamındaki Suriyelilerin sayısındaki düşüş sadece gönüllü geri dönüşlerle açıklanamamaktadır. Adres tahkikatları sonrasında uzun süredir kamu hizmeti kullanmadığı tespit edilen ve “fiilen ülkede bulunmadığı değerlendirilen” on binlerce kişinin kayıtlardan düşülmesi de rakamlardaki azalmaya dahil edilmektedir. Ayrıca Türk vatandaşlığına geçenler, üçüncü ülkelere yerleşenler veya düzensiz yollarla başka ülkelere geçenler de toplam sayıyı etkileyen unsurlardır. 435 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1733 ‒ Bu nedenle, kamuoyuna sunulan “geri dönüş” verileri ile geçici koruma altındaki toplam Suriyeli sayısındaki azalma arasında doğrudan bir nedensellik kurmak, veri setinin kapsamı ve yöntemine dair daha fazla şeffaflık olmadan sağlıklı değildir. 2026 yılı bütçesi açısından temel sorun, Suriyelilerin geri dönüş sürecine ilişkin bu iddiaların ayrıntılı, denetlenebilir ve karşılaştırılabilir performans göstergeleriyle desteklenmemesidir. Bu çerçevede, “Suriyeliler geri dönüyor mu?” sorusuna verilebilecek nesnel yanıt şudur: Evet, resmî açıklamalara göre son yıllarda yüz binlerle ifade edilen sayıda Suriyeli ülkesine gönüllü geri dönüş kapsamında çıkış yapmıştır; ancak Türkiye halen milyonlar düzeyinde Suriyeli nüfusu barındırmakta, geri dönüşler ise toplam kitlenin sınırlı bir bölümünü kapsamaktadır. Özetle; Rakamlar azalışı gösterse de hakikat milyonların hâlâ Türkiye’de olduğunu göstermektedir. Türkiye, jeostratejik konumu nedeniyle uzun süredir Asya, Orta Doğu ve Afrika kaynaklı düzensiz göç yollarının hem transit hem de hedef ülkesi hâline gelmiş; bu durum özellikle sınır illerinde, kıyı bölgelerinde ve büyükşehirlerde kamu düzeni, güvenlik, sosyal uyum ve yerel yönetimlerin mali kapasitesi üzerinde ağır bir yük oluşturmuştur. Suriye iç savaşında çatışma yoğunluğunun bazı bölgelerde görece azalmasıyla birlikte, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler ilkeleri çerçevesinde Suriyeliler başta olmak üzere ülkemizde çeşitli statülerde bulunan sığınmacı ve misafirlerin güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşünü destekleyecek, planlı, kademeli ve denetime açık politikaların güçlendirilmesi zorunlu hâle gelmiştir. Bu anlayışla, Göç İdaresi Başkanlığının 2026 yılı bütçesinde ödenek artışı öngören; sahadaki birimlerde personel sayısı ve niteliğinin artırılmasını, kapasitenin ihtiyaca göre güçlendirilmesini ve Suriye başta olmak üzere ilgili ülkelerle yapılacak protokol ve projeler aracılığıyla güvenli geri dönüş programlarının finansmanını hedefleyen bir önerge verdik. Düzensiz göçle etkin mücadele edilmesi ve Suriyeliler başta olmak üzere misafirlerimizin ülkelerine güvenli biçimde dönebilmeleri için hazırladığımız bu önerge, AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir. 436 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1734 ‒ Türkiye’nin Bitmeyen Çete Sorunu Türkiye, son yıllarda organize suç ve çete yapılanmalarının yoğunlaştığı, yerel yapılarla sınırlı kalmayan, ulusal ve uluslararası bağlantılara sahip suç ağlarının faaliyet gösterdiği bir ülke konumundadır. Narkotik ticareti, tefecilik, yasa dışı bahis, silahlı şiddet, tehdit ve haraç, kara para aklama ve siber suçlar gibi farklı alanlarda örgütlenen bu yapılar, kamu düzeni, ekonomik güvenlik ve toplumsal huzur açısından İçişleri Bakanlığının temel sorumluluk alanlarından birini oluşturmaktadır. İçişleri Bakanlığının resmî açıklamaları ve 1 Haziran 2023–19 Ağustos 2024 dönemini kapsayan 14 aylık süreçte Bakan Ali Yerlikaya’nın paylaştığı verilere göre; kaçakçılık, narkotik ve siber suç alanlarında faaliyet gösteren toplam 660 organize suç örgütüne yönelik 1.640 operasyon gerçekleştirilmiş, 11.635 şüpheli gözaltına alınmış, 4.522 kişi tutuklanmış, 2.367 kişi hakkında adli kontrol kararı verilmiştir. 13 Haziran 2024 tarihli başka bir resmî açıklamada ise son bir yılda 585 organize suç örgütünün çökertildiği ve yaklaşık 106 milyar TL değerinde mal varlığına el konulduğu ifade edilmiştir. 2025 yılı içinde de düzenli aralıklarla kamuoyuna duyurulan operasyonlar, çok sayıda ilde organize suç yapılarının varlığını sürdürdüğünü göstermektedir. Örneğin sadece İstanbul’a ilişkin, İstanbul Valiliği tarafından yapılan açıklamada; 2025 yılının ilk 10 ayında 145 organize suç çetesi çökertildiği, 1643 şahsın yakalandığı belirtilmiştir. Bu veriler, bir yandan güvenlik birimlerinin operasyonel kapasitesinin arttığını ortaya koyarken, diğer yandan Türkiye’de organize suçun ölçeği ve yaygınlığına işaret etmektedir. Uluslararası bağlantılı suç örgütleri, yabancı suç gruplarının Türkiye’de faaliyet göstermesi, yasa dışı finansal akımlar ve bazı yapılara yönelik “güvenli liman” tartışmaları, ülkenin kara para aklama ve organize suçla mücadele performansının uluslararası izleme mekanizmaları nezdinde de yakından takip edilmesine yol açmaktadır. Çökertilen çete sayısının yüksekliği, suç ekonomisinin büyüklüğü ve örgütlerin yeniden türeme kapasitesi dikkate alındığında; sorun yalnızca bireysel operasyonlarla değil, mali denetim, şeffaflık, siyasal bağlantı iddialarının etkin soruşturulması ve yargı süreçlerinin tutarlılığı ile birlikte ele alınması gereken yapısal bir güvenlik meselesi olarak karşımıza çıkmaktadır. 437 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1735 ‒ Ülkelerin suç istatistiklerini tutan “Global Organized Crime Index (GI-TOC / OCIndex)” isimli kuruluşa göre Türkiye, “mafia-style groups” yani mafya benzeri grupların en çok olduğu ülkeler listesinde 12. Sırada yer almaktadır. Bir başka deyişle Türkiye en çok çete bulunduran 12. ülkedir. GSYH Mafya Tarzı Suç Suç Alan Ülke Suçluluk Dayanıklılık Nüfus Toplam Gruplar Pazarları Aktörleri (km²) (ABD$ Mil.) 1.Kolombiya 9.50 → 0.00 7.82 7.43 8.20 5.46 52,886,353 1,140,619 428,420.00 1. Somali 9.50 → 0.00 6.55 5.70 7.50 1.88 19,090,151 637,650 10,983.00 1. Venezuela 9.00 → 0.00 7.16 6.63 7.50 2.21 29,432,463 916,445 111,700.00 4. Kongo 9.00 → 0.00 7.47 6.33 8.00 2.81 108,925,104 2,344,860 71,910.00 Demokratik Cum. 4. Haiti 9.00 → -0.50 7.16 6.27 6.80 2.21 11,577,125 27,560 26,276.00 4. İtalya 9.00 → 7.00 6.37 5.83 8.20 6.38 58,796,032 301,323 2,097,390.00 4. Libya 9.00 → 0.00 7.05 6.77 7.90 1.98 7,081,023 1,759,540 42,159.00 4. Meksika 9.00 → 0.00 7.68 8.27 7.10 4.50 130,861,027 1,964,375 1,852,723.00 4. Myanmar 9.00 → 0.00 8.08 7.57 8.50 1.46 54,500,991 676,590 61,760.00 10. Ekvador 8.50 → 7.50 7.48 7.07 7.90 4.46 18,453,478 256,370 121,780.00 10. Honduras 8.50 → 7.50 7.10 6.10 8.10 3.92 10,825,703 112,490 36,281.00 12. Brezilya 8.00 → 12.00 7.07 7.23 6.90 5.04 211,998,573 8,515,770 2,171,337.00 12. Orta Afrika 8.00 → 12.00 7.03 5.97 8.10 2.08 5,330,690 622,980 2,831.00 Cum. 12. Kosta Rika 8.00 → 0.00 5.90 5.50 6.20 5.63 5,129,910 51,100 95,350.00 12. Guatemala 8.00 → 0.00 7.00 6.23 7.30 4.00 18,406,359 108,890 112,550.00 12. Jamaika 8.00 → 0.00 7.50 5.97 6.80 5.33 2,893,175 10,990 20,869.00 12. Filipinler 8.00 → 0.00 6.83 6.43 6.70 4.46 115,843,670 300,000 461,910.00 12. Güney Afrika 8.00 → 7.50 7.43 7.17 7.70 5.67 64,007,187 1,219,090 400,191.00 12. Türkiye 8.00 → 12.50 7.20 6.90 7.50 3.96 85,318,661 783,350 1,222,370.00 20. Karadağ 7.50 → 7.00 6.33 5.13 6.30 4.83 623,831 13,810 8,023.00 20. Panama 7.50 → 7.50 6.50 6.57 7.30 4.71 4,515,577 75,320 87,690.00 20. Paraguay 7.50 → 7.50 7.48 6.67 8.30 3.29 6,929,153 406,752 43,989.00 438 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1736 ‒ Ayrıca yine OcIndex isimli kuruluşa göre Türkiye “genel suçluluk puanı” göze alındığında 193 ülke arasında 10. Sırada yer almaktadır. Kenya, Irak ve Libya gibi ülkelerin suçluluk oranı Türkiye’ye göre daha azdır. Bu vahim bir tablodur. Suçluluk Puanları Ülke Suçluluk Puanı Myanmar 8.08 (−0.07) Kolombiya 7.82 (+0.07) Meksika 7.68 (+0.11) Ekvador 7.48 (+0.41) Paraguay 7.48 (−0.04) Kongo, Demokratik Cum. 7.47 (+0.12) Güney Afrika 7.43 (+0.25) Nijerya 7.32 (+0.04) Lübnan 7.30 (+0.20) Türkiye 7.20 (+0.17) Kenya 7.18 (+0.16) Irak 7.17 (+0.04) Honduras 7.10 (+0.05) Brezilya 7.07 (+0.30) Libya 7.05 (+0.12) 2026 yılı İçişleri Bakanlığı bütçesi bu çerçevede, sadece operasyon sayısını artırmayı hedefleyen bir yaklaşımın ötesine geçmek zorundadır. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele birimlerinin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi, mali istihbarat ve varlık araştırmalarının derinleştirilmesi, yerel düzeyde çeteleşmeyi besleyen koruma ilişkilerinin üzerine kararlılıkla gidilmesi, yabancı suç örgütlerine yönelik vatandaşlık, oturum ve ticari faaliyet süreçlerinde sıkı denetim uygulanması ve tüm bu alanlarda elde edilen sonuçların düzenli, karşılaştırılabilir ve denetlenebilir veri setleriyle sunulması zorunludur. Aksi takdirde, kamuoyuna açıklanan rakamlar “başarı” göstergesi olarak paylaşılırken, Türkiye’nin çete sorunu; kentlerde güvenlik algısını zedeleyen, ekonomide kayıt dışılığı artıran ve hukukun üstünlüğüne duyulan güveni aşındıran kronik bir risk alanı olmaya devam edecektir. Organize suç yapılarıyla mücadelede başarının yalnızca gözaltı sayısı veya ele geçirilen malzeme miktarıyla değil, çökertilen örgüt sayısı, ortaya çıkarılan ve dağıtılan mali ağlar, geri kazanılan kamu kaynağı, engellenen kara para akışı ve uzun vadeli caydırıcılık üzerinden ölçülmesi gerektiği anlayışıyla; ilgili programda istihbarat birimlerinin güçlendirilmesi, ileri seviye veri analitiği ve mali izleme merkezlerinin kurulması, uluslararası ortak operasyon kapasitesinin artırılması, uzman personel istihdamı, ileri teknolojik altyapı ve uluslararası 439 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1737 ‒ eğitim programları ile mali soruşturma kapasitesine yönelik hedefli bir ödenek artışı öngören bir önerge verdik. Önergemizle reklam ve vitrin niteliğindeki kampanyalar yerine doğrudan somut ve kalıcı sonuç üretmeye dönük yapısal kapasite yatırımlarının desteklenmesini, böylece hem kamu güvenliğinin güçlendirilmesini hem de Türkiye’nin uluslararası endekslerdeki konumunun iyileştirilmesini amaçladık; ancak organize suçla mücadeleyi güçlendirmeyi hedefleyen bu önergemiz de AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir. DEMOGRAFİK KRİZ: TÜRKİYE’NİN NÜFUS POLİTİKASIZLIĞI İçişleri Bakanlığı, nüfus kayıt sistemi, göç idaresi, vatandaşlık ve ikamet rejimi gibi alanlardaki yetkileri nedeniyle Türkiye’nin nüfus yapısını doğrudan etkileyen temel kurumsal aktörlerden biridir. Buna rağmen, ülkenin uzun vadeli demografik görünümü, bölgesel nüfus hareketleri ve göç dinamiklerini birlikte ele alan bütüncül bir nüfus politikasının kamuoyuna açık, tutarlı ve somut bir çerçevede ortaya konulmadığı görülmektedir. 2026 yılı bütçesi görüşülürken, İçişleri Bakanlığının sadece teknik “nüfus işleri” yürüten bir idare değil, aynı zamanda stratejik bir nüfus politikası aktörü olduğu gerçeği dikkate alınmak zorundadır. Türkiye’nin kırsal bölgelerinde köylerin hızla boşalması, tarım ve hayvancılık yapılan alanların terk edilmesi, ekilmeyen arazilerin artması ve buna paralel olarak gıda güvenliği risklerinin büyümesi; nüfus politikasının yalnızca doğurganlık oranı tartışmalarıyla sınırlı kalamayacağını göstermektedir. Fırat ve Dicle havzaları başta olmak üzere birçok bölgede üretimden kopan köy yerleşimleri hem ekonomik hem sosyal hem de güvenlik boyutlarıyla ele alınması gereken stratejik bir konudur. Bu çerçevede, yerli nüfusun kırsalda tutulmasına yönelik teşvikler, genç nüfusun tarım ve hayvancılığa geri dönüşünü destekleyen politikalar ve gerekirse belirli alanlara yönelik kontrollü, planlı ve hukuka uygun yerleştirme modelleri; İçişleri Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre-Şehircilik ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarının ortak sorumluluğunda, eşgüdüm içinde ele alınmalıdır. Öte yandan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda kurulan yeni kurul ve hazırlanan strateji metinlerine rağmen, Türkiye’nin hızla düşen doğurganlık oranlarına ilişkin somut, takvime bağlanmış ve ölçülebilir tedbirlerin henüz ortaya konulmadığı görülmektedir. Toplam doğurganlık hızının ülke genelinde yenilenme seviyesinin altına inmesi, nüfusun yaşlanması ve bölgesel demografik dengesizliklerin artması, uzun vadede 440 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1738 ‒ sosyal güvenlik sisteminden işgücü piyasasına, eğitimden sağlık altyapısına kadar geniş bir yelpazede etkiler doğuracaktır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, doğurganlığın ülke genelinde ortalama olarak azalmasının yanı sıra; bazı bölgelerde olağanüstü düşük, bazı bölgelerde ise görece yüksek seyreden bölgesel farklılıkların dikkatle izlenmesi ve buna uygun, yerel özellikleri gözeten politika setlerinin geliştirilmesidir. Türkiye’de geçici koruma statüsündeki Suriyeliler ve diğer düzensiz/misafir nüfus bağlamında, doğurganlık ve yerleşim örüntülerindeki farklılıklar da tartışmanın önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Resmî verilerde net olarak izlenemeyen, ancak sahada “sayısı bilinmeyen geniş bir yabancı nüfusun” ülkenin çok farklı illerine, ilçelerine ve hatta köylerine dağılmış olması; uzun vadeli demografik denge açısından ciddi soru işaretleri yaratmaktadır. Bu bağlamda kamuoyunda, özellikle Anadolu coğrafyasının orta ve uzun vadede kimlik, kültür ve nüfus bileşimi bakımından öngörülemez bir dönüşüme sürüklendiğine dair kaygılar dile getirilmektedir. Bu kaygıların, ayrımcılığa düşmeden; hukukun üstünlüğü, insan hakları ve ulusal egemenlik ilkeleri çerçevesinde, açık veriye dayalı ve şeffaf bir nüfus politikasıyla ele alınması zorunludur. Nüfus politikasının bir diğer boyutu, Türkiye’nin tarihsel ve kültürel bağlara sahip olduğu soydaş topluluklarla ilişkileridir. Uygur Türkleri gibi zulüm ve baskı altında bulunan toplulukların güvenli, insan onuruna yakışır ve hukuken güvenceli statülerle Türkiye’ye kabulü ve sosyoekonomik uyumu hem insani hem de siyasi açıdan önem taşımaktadır. Bu çerçevede, ülkeye gelen Uygur Türklerinin ikamet, çalışma ve vatandaşlığa giden süreçlerde karşılaştıkları sorunlar, İçişleri Bakanlığının doğrudan sorumluluk alanına girmektedir. İnsan Hakları İzleme Örgütü ve benzeri kuruluşlar tarafından, Göç İdaresi Başkanlığı’nın bazı Uygurların uzun dönem veya insani ikamet izinlerini “millî güvenlik riski” gibi muğlak gerekçelerle reddettiği yönündeki tespitler, açıklığa kavuşturulmayı beklemektedir. Soydaş bir topluluğa yönelik böylesi uygulamaların gerekçeleri; Çin Halk Cumhuriyeti ile ilişkiler, üçüncü ülkelerin baskıları veya başka saiklerden bağımsız olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemen, bağımsız ve insan haklarına dayalı devlet kimliğiyle uyumlu biçimde kamuoyuna şeffaf şekilde izah edilmelidir. Bu noktada temel eleştiri, Türkiye’de göç, sığınma, doğurganlık, kırsal nüfus kaybı ve soydaş politikalarının bütünlüklü bir çerçeveye oturtulmamış olmasıdır. Hükümetin; köylerin boşalması, arazilerin âtıl kalması, yerli nüfusun şehirleşme baskısı altında erimesi, doğurganlığın bazı bölgelerde kritik seviyelerin altına gerilemesi ve yabancı nüfusun plansız 441 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1739 ‒ yayılımı gibi birbirine bağlı süreçleri tek bir nüfus politikası zemininde ele aldığına dair ikna edici bir strateji belgesi, veri seti ve kurumsal yapı ortaya koyamadığı görülmektedir. “Türkiye’nin nüfus politikası ihtiyacı”, yalnızca doğum oranlarını artırmaya dönük sınırlı teşvik paketleriyle giderilebilecek bir ihtiyaç değildir. İçişleri Bakanlığının sorumluluğu; nüfus kayıtlarını tutmak ve idari işlemleri yürütmekten ibaret olmayıp, ülkenin demografik geleceğine ilişkin risk ve fırsatları gören, kırsal ve kentsel dengeleri, soydaş ve göç politikalarını, sosyal uyum ve güvenliği birlikte planlayan stratejik bir kapasite inşa etmektir. 2026 yılı bütçesi değerlendirilirken, bu eksikliğin altı özellikle çizilmeli; Türkiye’nin demografik yapısını koruyan, güçlendiren ve insan haklarıyla uyumlu, şeffaf ve bilimsel temelli bir nüfus politikasının acilen oluşturulması talep edilmelidir. TRAFİK CEZALARI GÜVENLİK Mİ YOKSA KASA İÇİN Mİ? Trafik idari para cezaları, temel olarak karayolu güvenliğini sağlamak, kural ihlallerini caydırmak ve can kayıplarını azaltmak amacıyla öngörülmüş yaptırımlardır. Ancak son yıllarda uygulama pratiğine bakıldığında, vatandaş nezdinde bu cezaların asli amacından uzaklaştığı ve fiilen bir “gelir toplama aracı” hâline geldiği yönünde yaygın ve haklı bir kanaat oluşmuştur. Gelirlerin düştüğü, alım gücünün hızla eridiği, sabit ve dar gelirli kesimlerin temel ihtiyaçlarını dahi zor karşılayabildiği bir dönemde, bir ay içinde bir veya birkaç kez kesilen trafik cezaları, hane bütçelerini ciddi biçimde sarsmakta; cezaların adalet duygusunu zedeleyen niteliği, devlet–vatandaş güven ilişkisini doğrudan etkilemektedir. Bu algının önemli kaynaklarından biri, karayolu üzerindeki hız limitleri ve trafik levhalarının uygulama biçimidir. Birçok güzergâhta hız limitlerinin kısa mesafeler içinde 90 km/s’den 70’e, oradan 30’a düşüp tekrar 90’a çıkabildiği; bu geçişlerin çoğu kez önceden uyarı levhası, yol tasarımı ve risk analiziyle desteklenmediği görülmektedir. Bu tür ani ve mantıksız hız değişimleri, özellikle 30–40 ton yük taşıyan ağır vasıtalar başta olmak üzere, araçların güvenli fren mesafesi ve sürüş dinamikleriyle bağdaşmamakta; kurala uymaya çalışan sürücüyü bile hem kendi can güvenliği hem de trafik akışı açısından “ikilem” içine sokmaktadır. Böyle bir tasarım, hız limitini aşan sürücüleri tespit etmekten çok, sürücüleri fiilen ihlale zorlayan ve ceza kesilmesini kolaylaştıran bir zemin yaratmakta; bu da kamuoyunda “devlet vatandaşa tuzak kuruyor” algısını pekiştirmektedir. 442 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1740 ‒ Radar uygulamalarının konumlandırılması ve işleyişi de bu rahatsızlığı artırmaktadır. Birçok vatandaş, radar noktalarının gerçek risk bölgeleri ve kaza kara noktaları esas alınarak değil, ceza kesme potansiyeli yüksek yerler dikkate alınarak belirlendiğini düşünmektedir. Şeffaf olmayan hız limitleri, yeterince görünür uyarı levhalarının kullanılmaması, bazı bölgelerde ani hız düşüşlerinin hemen ardından radar uygulamasına gidilmesi, caydırıcı ve eğitici bir denetim yaklaşımından ziyade, gelir artırıcı bir ceza politikası izlenildiği izlenimini güçlendirmektedir. İçişleri Bakanlığının, Karayolları Genel Müdürlüğü ile koordinasyon içinde, hız limitlerini bilimsel kriterlere göre yeniden gözden geçirmesi, levha ve radar politikalarını can ve yol güvenliği odaklı, açık ve öngörülebilir bir çerçeveye oturtması zorunludur. Diğer yandan, trafik cezalarında 15 gün içinde ödeme hâlinde uygulanan indirim düzenlemesi, kâğıt üzerinde vatandaş lehine görünmekle birlikte, fiiliyatta dar ve sabit gelirli kesimlerin büyük bölümü açısından kullanılamaz durumdadır. Aylık gelirini belli tarihte alan bir emekli veya ücretli, cezanın tebliğ tarihi ile maaş ödeme günü arasındaki uyumsuzluk nedeniyle indirimli ödeme imkânından yararlanamamakta; bu nedenle hem cezayı tam ödemek zorunda kalmakta hem de ek faiz ve icra riskiyle karşılaşmaktadır. Bu durum, aynı ihlali yapan vatandaşlar arasında fiilî bir eşitsizlik doğurmakta; nakit akışı güçlü olanlarla olmayanlar arasında adaletsiz bir sonuç yaratmaktadır. İçişleri Bakanlığının, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile birlikte, indirimli ödeme süresinin en az 30 güne çıkarılmasına dönük bir düzenleme için girişimde bulunması hem hukuki eşitlik hem de sosyal adalet bakımından gerekli görülmektedir. Fahri trafik müfettişliği kurumuna ilişkin şikâyetler de dikkate değerdir. Yurttaşlık görevi bilinciyle, objektif ve hakkaniyetli şekilde denetim yapan fahri müfettişlerin varlığı elbette önemlidir; ancak keyfî değerlendirme, kişisel önyargı ve hatalı tespitlere açık bir yapı, hem vatandaşın haklarını zedelemekte hem de ceza sistemine duyulan güveni aşındırmaktadır. Fahri müfettişlerce düzenlenen tutanakların denetimi, eğitim ve yetkinlik kriterleri, şikâyet ve itiraz süreçlerinin şeffaflığı, İçişleri Bakanlığı tarafından yeniden ve bütüncül biçimde ele alınmalıdır. Bu mekanizma, keyfî cezalandırmayı değil, objektif ve mevzuata uygun denetimi esas alan, ölçülebilir performans kriterlerine bağlanmış ve düzenli olarak gözden geçirilen bir yapıya kavuşturulmalıdır. Trafik cezaları alanında yürütülen mevcut uygulama; yol güvenliğini artırmaktan çok, vatandaş nezdinde “cezalar yoluyla gelir yaratma” algısını güçlendirmektedir. Mantıksız hız 443 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1741 ‒ limitleri, şeffaf olmayan radar uygulamaları, dar gelirli vatandaşların indirimli ödeme imkânından fiilen yararlanamaması ve fahri müfettişlik kurumuna ilişkin keyfilik iddiaları, İçişleri Bakanlığının bu alandaki politika ve uygulamalarının 2026 bütçe yılı itibarıyla köklü biçimde gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Trafik cezalarının amacı, vatandaşı mali yönden ezmek değil, güvenli sürüş kültürünü yerleştirmek ve can kayıplarını azaltmak olmalıdır. Bu hedef doğrultusunda, ceza rejimi; adalet, öngörülebilirlik ve şeffaflık ilkeleri temelinde yeniden yapılandırılmadıkça, vatandaşın devlete ve kolluğa duyduğu güven zedelenecek; İçişleri Bakanlığının bütçe ve politika tercihleri, “Vatandaş trafik cezaları yoluyla soyuluyor.” eleştirisinin odağında kalmaya devam edecektir. Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün İçişleri Bakanlığından Koparılması Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçilmesinin ardından, yerel yönetimler alanındaki kurumsal yapı köklü biçimde değiştirilmiş; bu çerçevede Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı teşkilat yapısından kopartılarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesine alınmıştır. 2018 sonrasında yapılan düzenlemelerle, belediyeler, il özel idareleri ve mahallî idare birliklerine ilişkin mevzuat çalışmaları, proje ve teknik destek faaliyetleri, yerel yönetimlerin planlama ve yatırım süreçlerine yönelik politika geliştirme görevleri önemli ölçüde bu yeni yapıya devredilmiştir. Buna karşılık, Anayasa ve temel kanunlarda değişiklik yapılmadığı için mahallî idareler üzerindeki idari vesayet yetkisi, belediye organlarının görevden uzaklaştırılması, bazı kararların onayı, teftiş ve soruşturma süreçleri başta olmak üzere, klasik vesayet ve denetim fonksiyonları İçişleri Bakanlığında kalmaya devam etmiştir. Yedi yıla yaklaşan uygulama süreci, bu tercihin yerel yönetimler alanında kurumsal parçalanmaya yol açtığını açıkça ortaya koymaktadır. Bir yanda politika, yatırım ve proje desteği başka bir bakanlıkta, diğer yanda idari vesayet, denetim ve yaptırım İçişleri Bakanlığında toplanmış; buna ilave olarak büyükşehirlerde Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları (YİKOB) üzerinden yürütülen süreçler de devreye girmiştir. Sonuçta belediyeler aynı konuda İçişleri, Çevre–Şehircilik ve YİKOB arasında gidip gelen, birden fazla merkezî muhatapla karşı karşıya bırakılmış; yerel yönetimler alanında “tek ve açık sorumluluk zinciri” yerine dağınık, karmaşık ve gri alanları bol bir yapı ortaya çıkmıştır. Bu durum, hem belediyelerle merkezî idare arasındaki ilişkileri zorlaştırmakta hem de yetki ve sorumluluğun hangi durumda hangi makamda toplandığını belirsizleştirmektedir. 444 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1742 ‒ Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün İçişleri Bakanlığından koparılması, idari vesayet yetkisinin hâlâ İçişleri’nde bulunması gerçeğiyle birlikte değerlendirildiğinde, sistematik bir uyumsuzluk doğurmaktadır. Vesayet denetimi yapan bakanlığın, aynı zamanda yerel yönetim politikası, kapasite geliştirme ve teknik rehberlikten büyük ölçüde dışlanması hem demokratik yerel yönetim anlayışı hem de iyi idare ilkeleri bakımından sorunludur. Yerel yönetimlerin bütüncül bir strateji çerçevesinde desteklenmesi gerekirken, politika ve mevzuat ayrı yerde, denetim ve yaptırım başka yerde konumlanmış; böylece karar alma süreçlerinde koordinasyon zayıflamış, uygulamada çelişkili tutumların ve bürokratik tıkanmaların zemini genişlemiştir. Bu çerçevede, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün İçişleri Bakanlığından ayrılmasının, aradan geçen süre itibarıyla isabetli bir tercih olmadığı değerlendirilmelidir. Yerel yönetimler gibi demokratik temsil, katılım, hizmet sunumu ve mali özerklik bakımından kritik bir alanın iki ayrı bakanlık arasında bölünmesi ne idari rasyonaliteyle ne de Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin vaat ettiği “sadeleşme ve hız” ilkeleriyle bağdaşmaktadır. Türkiye’de mahallî idareler politikasının; vesayet, denetim, strateji ve teknik destek boyutlarıyla birlikte bütüncül bir kurumsal yapı içinde ele alınması zorunludur. Bu nedenle söz konusu ayrışmanın gözden geçirilmesi ve yerel yönetimler alanında tek elden, açık yetki ve sorumluluk zinciri öngören bir yapının yeniden tesis edilmesi gerekmektedir. 445 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1743 ‒ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI 2025 Bütçesi Değişim 2025 Harcama 2026 Bütçe Teklifi Merkezi Bütçe Başlangıç Oranı (%) (Haziran Sonu) (₺) İçindeki Payı (%) Ödeneği 2025-2026 53.202.392.000 23.077.322.675 69.999.818.000 %31,57 0,37 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi 18 trilyon 929 milyar lira olup, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi içindeki payı ise %0,37’dir. Kültür ve Turizm Bakanlığı 2026 yılı bütçe teklifi 69.999.818.000 TL olarak öngörülmüştür. Bu rakam, 2025 yılı başlangıç ödeneği olan 53.202.392.000 TL'ye göre %31,57 oranında bir artışa tekabül etmektedir. Değişim Bakanlık Açıklama 2025 Başlangıç 2025 Haziran 2026 Bütçe Oranı Bütçesi (Ekonomik Ödeneği Sonu Harcama Teklifi (2025- İçindeki Sınıflandırma) 2026) Payı (%) Personel Giderleri 14.588.536.000 7.536.344.452 20.108.666.000 %37,84 %28,73 SGK Devlet Primi Giderleri 1.826.209.000 943.599.401 2.668.497.000 %46,12 %3,81 Mal ve Hizmet Alım Giderleri 2.355.304.000 903.618.705 2.880.233.000 %22,29 %4,11 Cari Transferler 18.276.587.000 9.532.606.436 24.688.009.000 %35,08 %35,27 Sermaye Giderleri 13.580.000.000 3.291.205.803 17.097.500.000 %25,90 %24,43 Sermaye Transferleri 2.575.756.000 869.947.878 2.556.913.000 -%0,73 %3,65 1. Personel giderleri %37,84 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %28,73’tür. (Kamu personeli ile kamu personeli olmasa bile bunlar gibi çalıştırılan veya hizmetinden faydalanılan kişilere -veya diğerlerine- bordroya dayalı olarak nakden yapılan ödemeleri kapsar.) 2. Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri %46,12 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %3,81’dir. (Devletin işveren sıfatıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri bu bölümde izlenir.) 3. Mal ve hizmet alım giderleri %22,29 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %4,11’dir. (Faturalı olarak veya ilgili mevzuatına uygun şekilde belgelendirilerek alınan mal ve hizmet bedellerini kapsar.) 446 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1744 ‒ 4. Cari transferler %35,08 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %35,27’dir. (Sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla karşılıksız olarak yapılan ödemelerdir.) 5. Sermaye giderleri %25,90 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %24,43’tür. (Sermaye harcamaları, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi aktiflerin edinimi için yapılan ve Devlet mal varlığını artıran ödemelerdir.) 6. Sermaye transferleri %0,73 azalmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %3,65‘tir. (Sermaye transferleri, bütçe dışına sermaye birikimi amaçlayan ve sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir.) 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi 18 trilyon 929 milyar TL olarak öngörülmüş, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ise 69.999.818.000 TL başlangıç ödeneği tahsis edilmiştir. Bakanlığın bütçesi 2025 yılı başlangıç ödeneğine göre %31,57 oranında artmış olmakla birlikte, toplam merkezi yönetim bütçesi içerisindeki payı yalnızca %0,37 seviyesindedir. Bu durum, nominal artışa rağmen kültür ve turizm alanının genel bütçe içindeki ağırlığının sınırlı kaldığını göstermektedir. Ekonomik sınıflandırma çerçevesinde bakıldığında; toplam ödeneğin %28,73’ü personel giderlerine, %3,81’i sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerine, %4,11’i mal ve hizmet alım giderlerine, %35,27’si cari transferlere, %24,43’ü sermaye giderlerine ve %3,65’i sermaye transferlerine ayrılmıştır. 2025–2026 dönemi değişim oranları dikkate alındığında personel giderlerinde %37,84, SGK primi giderlerinde %46,12, cari transferlerde %35,08 ve sermaye giderlerinde %25,90 oranında artış yaşanırken, sermaye transferlerinde sınırlı bir gerileme söz konusudur. Bu kompozisyon, bütçenin ağırlıklı olarak cari transferler ve sermaye giderleri etrafında şekillendiğini, mal ve hizmet alımlarının ise görece düşük bir payla bırakıldığını ortaya koymaktadır. Bu yapı, kültürel mirasın korunması, müze ve ören yerlerinin işletilmesi, kültür-sanat kurumlarının sürdürülebilirliği ve turizm hizmetlerinin günlük işleyişi açısından kritik öneme sahip mal ve hizmet alımı kaleminin sınırlı tutulduğu; buna karşılık transfer ve yatırım kalemlerinin öne çıktığı bir bütçe anlayışına işaret etmektedir. Personel ve SGK kalemlerindeki çift haneli artışlar, insan kaynağı tarafında bir genişlemeye işaret etse de, bu büyümenin etkinliğinin değerlendirilebilmesi için kişi başı maliyet, doluluk oranı, hizmet başına personel verimliliği gibi göstergelerin açıklanması zorunludur. Aynı şekilde, gerek cari transferlerin 447 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1745 ‒ gerek sermaye gideri projelerinin, proje ve yararlanıcı bazında fayda–maliyet analizleri ve fiziki/nakdî gerçekleşme tabloları yayımlanmadığı sürece, bu kaynak tahsisinin kamuoyu nezdinde denetlenebilirliği ve hesap verebilirliği sınırlı kalmaktadır. Program sınıflandırması açısından bakıldığında, Bakanlık bütçesinin %72,64’ü programlara, %27,36’sı ise program dışı giderlere yöneltilmiştir. Millî Kültür Programı 33.459.592.000 TL ile bütçenin %47,80’ini ve %19,64’lük artışı; Sanat ve Kültür Ekonomisi Programı 5.336.190.000 TL ile %7,62 payı ve %46,91’lik artışı; Turizmin Geliştirilmesi Programı 4.527.067.000 TL ile %6,47 payı ve %79,64 oranında dikkat çekici bir artışı; Yönetim ve Destek Programı ise 7.522.117.000 TL ile %10,75 payı ve %77,33’lük artışı temsil etmektedir. Program dışı giderlerin yaklaşık üçte birlik paya yaklaşan düzeyi, program esaslı bütçeleme hedefiyle çelişmekte; harcamaların politika hedefleriyle ilişkilendirildiği programlar üzerinden şeffaf biçimde izlenmesini güçleştirmektedir. Özellikle “Turizmin Geliştirilmesi” ve “Yönetim ve Destek” programlarında öngörülen yüksek oranlı artışların, çıktı ve sonuç temelli güçlü göstergelerle desteklenmesi gerekmektedir. Turizm gelirlerinde, ziyaretçi profili ve nitelikli harcama düzeyinde kalıcı iyileşme, kültürel mirasın korunması ve erişilebilirliğinde somut ilerleme, kültür-sanat üretimi ve yerel/bağımsız sahne desteklerinde ölçülebilir kazanımlar ortaya konulmadıkça, bu büyümenin toplumsal faydaya dönüşüp dönüşmediğini tespit etmek mümkün olmayacaktır. Program dışı giderlerin yüksekliği de, ödeneklerin doğru sınıflandırılmadığı ve politika-bütçe bağının yeterince güçlü kurulmadığı yönündeki kaygıları artırmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesi 2026 yılında nominal olarak önemli ölçüde artmış; yatırım ve transfer ağırlıklı bir kompozisyonla şekillenmiştir. Ancak bu artışın meşruiyetinin ve bütçenin etkinliğinin sağlanabilmesi; ekonomik ve program sınıflandırmalarında yer alan tüm kalemler için proje, transfer ve program bazında ayrıntılı performans göstergelerinin, fayda– maliyet analizlerinin, fiziki ve nakdî gerçekleşmelerin düzenli ve şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmasına bağlıdır. Aksi halde, bütçe büyüklüğündeki artışa rağmen kültür ve turizm politikalarının hesap verebilirliği ve kaynak–etki verimliliği bakımından ikna edici bir çerçeve ortaya çıkmamaktadır. 448 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1746 ‒ Yiten Canlarımız: Kartalkaya Faciası Bolu-Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel’de 21 Ocak 2025 gecesi meydana gelen yangın, Cumhuriyet tarihinin en ağır otel yangınlarından biri olarak kayıtlara geçmiş; 36’sı çocuk olmak üzere 78 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişi de yaralanmıştır. Sömestr tatili nedeniyle yüksek dolulukla çalışan, 12 katlı ve 161 odalı tesis, olay anında yüzlerce misafire ev sahipliği yapmaktaydı. Yangının dördüncü kattaki mutfak/restoran bölümünde başladığı, binanın dış cephesinde ve ısı yalıtımında kullanılan yanıcı malzemeler nedeniyle hızla yayıldığı, tanıklara göre dumanın çok daha erken saatlerde hissedildiği ve buna rağmen alarm sistemlerinin devreye girmediği yönündeki bulgular, bu facianın “önlenebilir” nitelikte bir ihmal zinciri sonucunda ortaya çıktığını göstermektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan Kartalkaya Grand Kartal Otel Yangını Araştırma Komisyonu’nun çalışmaları ve teknik meslek odalarının raporları; yangın güvenliği, kaçış düzeni ve yapı malzemelerine ilişkin çok ciddi mevzuata aykırılıklar bulunduğunu ortaya koymuştur. Yetersiz ve standartlara uygun olmayan kaçış merdivenleri, yangın güvenlik holü eksikliği, duman sızdırmaz ve yeterli süre yangına dayanıklı olmayan kapılar, asansörlerin yangın algılama sistemine entegre çalışmaması, binanın dış cephesinde ve yalıtımında yanıcı XPS malzeme ve yaygın ahşap kaplama kullanımı gibi hususlar, yangının kısa sürede katlar arasında yayılmasına ve tahliyenin kaosa dönüşmesine yol açmıştır. Komisyon tutanakları; alarm ve algılama sistemlerinin çalışmadığı, panik içindeki misafirlerin karanlık ve yoğun duman altında yönlendirilemediği, bazı vatandaşlarımızın çarşaflarla inmeye çalıştığı veya pencereden atladığı trajik görüntülere işaret etmektedir. Bu tablo, turizm yatırımları ve işletmelerinin belgelendirilmesi ile denetiminden sorumlu olan Kültür ve Turizm Bakanlığının görev alanıyla doğrudan bağlantılıdır. 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmelik uyarınca, belgeli tesislerin fiziki şartlarının, işletme esaslarının ve yangın güvenliği dahil olmak üzere güvenlik düzenlerinin süreklilik içinde gözetimi Bakanlığın, dolayısıyla Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü ile kontrolörler teşkilatının sorumluluğundadır. Buna rağmen Komisyon’da yapılan sunumlar, Bakanlık denetimlerinin ağırlıklı olarak sınıflandırma kriterleri ve işletme belgesi odaklı yürütüldüğünü; yangın güvenliği, acil tahliye, yalıtım ve alarm sistemleri gibi kritik başlıkların çoğu kez sadece “gözleme dayalı” biçimde, teknik ölçüm ve bağımsız uzman değerlendirmesi olmaksızın kontrol edildiğini ortaya koymuştur. 449 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1747 ‒ 26 Şubat 2025 tarihli TBMM’deki Komisyon toplantısında Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin beyanları, Grand Kartal Otel örneğinde denetim zincirindeki zafiyetleri somutlaştırmıştır. Otelin en son 2021 yılında denetlendiği, denetim ekiplerinde inşaat mühendisi, elektrik ve yangın güvenliği uzmanı gibi teknik personel bulunmadığı, yangın güvenliği kontrollerinin yalnızca görsel incelemeyle sınırlı kaldığı ifade edilmiştir. Denetim personeli sayısının ülke genelindeki tesis yoğunluğuna kıyasla son derece yetersiz olduğu, denetimlerin sistematik risk analizine değil, büyük ölçüde rutine ve biçimsel kontrole dayandığı anlaşılmaktadır. Komisyon tutanaklarında yer alan tespitler, bu yaklaşımın kartvizitinde “belgeli ve sertifikalı” görünen bir tesisin gerçekte ağır teknik eksikliklerle faaliyet gösterebilmesine zemin hazırladığını göstermektedir. Faciadan sonra kamuoyuna yansıyan bilgiler, otelin “Sürdürülebilir Turizm Programı” kapsamında sertifika aldığına işaret etmiş Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ile akredite özel denetim şirketlerinin rolü tartışma konusu olmuştur. Sertifikasyon sürecinde yer alan şirket yetkililerinden birinin soruşturma kapsamında gözaltına alınmış olması, belgelendirme ve akreditasyon zincirindeki denetim sorumluluğunun yalnızca özel sektöre havale edilmesinin doğurduğu riskleri görünür kılmıştır. Kamu adına belgelendirme ve denetimi üstlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TGA arasındaki iş bölümünün, yetki zincirinin ve sorumluluk matrisinin şeffaf, hesap verebilir ve izlenebilir olmaması, sürdürülebilir turizm söyleminin, sahada can güvenliğine dönüşmesini engelleyen kritik bir boşluk olarak ortaya çıkmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığının bu derece açık bir sorumluluk alanına rağmen, facia sonrasında gerek siyasi gerek idari düzeyde gerçek anlamda bir hesap verme sürecinin işletilmediği görülmektedir. Olayda asli görevleri, turizm tesislerini belgelendirmek, denetlemek ve gerektiğinde faaliyetten men etmek olan Bakanlık yöneticileri ve ilgili birimlerde görevli kontrolörler ve diğer sorumlular hakkında gerekli ve yeterli adli, idari tahkikatlar yapılmamıştır. Ne üst düzey yönetim kademesinde somut bir siyasi sorumluluk üstlenilmiş, ne de kamuoyuna güven verecek açıklıkta bir idari hesap verme mekanizması işletilmiştir. Bu tablo, yiten canlarımızın ardından hem ailelerin adalet beklentisini hem de toplumun hukuk devleti ve idarenin sorumluluğu konusundaki güvenini derinden zedelemektedir. 450 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1748 ‒ TBMM’de kurulan Kartalkaya Araştırma Komisyonu, çok sayıda kurum, meslek örgütü, akademisyen ve aile temsilcisini dinlemiş ve yüzlerce sayfalık sunum, rapor ve tutanağı bir araya getirmiştir. Buna karşın, Komisyonun çalışma süresinin uzatılmasına rağmen raporunu zamanında sonuçlandıramaması, toplantı yeter sayısı sorunları ve çalışmalarındaki aksaklıklar Genel Kurul tutanaklarına yansımıştır. Bu durum, böylesi büyük bir toplumsal travmanın ardından yasama organının denetim kapasitesinin de etkin kullanılamadığını göstermektedir. Kartalkaya faciası, yalnızca yürütmenin denetim ve gözetim zafiyetlerini değil, Meclis’in araştırma komisyonu mekanizmalarındaki yapısal sorunları da görünür kılmıştır. Tüm bu tespitler, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinin salt yatırım, tanıtım ve teşvik kalemleri üzerinden okunamayacağını ve belgelendirme–denetim, teftiş, rehberlik ve eğitim kapasitesinin nicelik ve nitelik bakımından güçlendirilmesinin, doğrudan insan hayatıyla ilgili bir performans alanı olduğunu göstermektedir. Bakanlığın ilgili genel müdürlükleri, kontrolörler kurulu ve taşra teşkilatında görev yapan denetim kadrolarının sayısı, uzmanlık profili, hizmet içi eğitim programları, saha denetimi sıklığı ve yangın güvenliği başlığı altında yürütülen rehberlik faaliyetleri; bütçe ödenekleriyle ilişkilendirilmesi ve ölçülebilir hedeflerle takip edilmesi gereken temel unsurlardır. Bu yapılmadığı sürece, “belgeli tesis” statüsü ile vatandaşlarımızın fiili can güvenliği arasında derin bir uçurum oluşmakta; Kartalkaya örneğinde olduğu gibi, bedeli telafi edilemez can kayıplarıyla ödenmektedir. Bu nedenle, 2026 yılı bütçe döneminde Kültür ve Turizm Bakanlığının denetim ve gözetim kapasitesine ilişkin tüm programlarda; yangın güvenliği, acil durum yönetimi, yapı malzemeleri ve kaçış düzenine ilişkin teknik denetimlerin kapsamının genişletilmesi, bu denetimlerin bağımsız ve uzman mühendislik katkısıyla yürütülmesi ve sonuçlarının kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılması yönünde açık performans hedefleri konulması zorunludur. Sürdürülebilir turizm sertifikasyon süreçlerinin, yalnızca çevresel göstergeler veya pazarlama unsurlarıyla sınırlı kalmayıp, insan hayatını korumaya dönük bağlayıcı teknik kriterlerle güçlendirilmesi ile TGA ve akredite denetim şirketlerinin faaliyetlerinin Bakanlık tarafından etkin bir şekilde denetlenmesi gerekir. Kartalkaya faciası, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinin satır aralarında yer alan denetim ve gözetim başlıklarının, gerçekte 78 insanın yaşamıyla, yüzlerce ailenin yasıyla, milyonlarca vatandaşın devlete duyduğu güvenle doğrudan bağlantılı olduğunu acı biçimde hatırlatmıştır. Bu nedenle 2026 yılı bütçesi, yalnızca yeni tesisler, yeni tanıtım kampanyaları 451 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1749 ‒ ve yatırım projeleri için değil, yiten canlarımızın hatırasına yakışır şekilde, belgelendirme ve denetim sisteminin köklü biçimde güçlendirilmesi, sorumluluk zincirinin netleştirilmesi ve kamusal hesap verebilirliğin sağlanması için bir “dönüm noktası bütçesi” olarak kurgulanmalıdır. Aksi halde, Kartalkaya’da yanan sadece bir otel binası değil, devletin vatandaşına karşı üstlendiği temel güvenlik taahhüdü olmaya devam edecektir. Ziyaretçi Sayısı Ar`yor, Kişi Başı Harcama Yerinde Sayıyor Ziyaretçi sayısının ve toplam turizm gelirinin artmasına rağmen, “ziyaretçi kişi başı ortalama harcama” ile “ziyaretçi gecelik ortalama harcama” göstergelerinin uzun süredir yatay seyretmesi, Türkiye’de turizmin nicelik üzerinden büyüdüğünü, buna karşılık katma değer, fiyatlama gücü ve harcama derinliği bakımından sınırlı ilerleme kaydedildiğini göstermektedir. Bu tablo, destinasyon kapasitesi üzerindeki baskı artarken kişi başına kamu gelirinin, istihdam niteliğinin ve yerel refah etkisinin aynı ölçüde yükselmediğine işaret etmektedir. Başka bir ifadeyle, turizmde büyüme “genişlemeci” bir karakter kazanmakta ancak verimlilik ve katma değer üretimi açısından istenen sonuçlar ortaya çıkmamaktadır. Sorunun temel dinamikleri, turizm ürün karması ve fiyatlama stratejisinin ağırlıklı olarak düşük marjlı “her şey dâhil” ve paket tur modeline dayanmasıyla ilgilidir. Bu model, otel dışı harcama kalemlerinin (yeme-içme, alışveriş, kültür-sanat etkinlikleri, gece ekonomisi, yerel ulaşım vb.) payını sınırlamakta, ziyaretçilerin büyük ölçüde tesis içinde zaman geçirip harcama yapmasına yol açmaktadır. Ortalama kalış süresi ile turizm sezonunun 12 aya yayılması hedefleri ise, talep yönetimi ve destinasyon çeşitlendirmesindeki eksikler nedeniyle sınırlı kalmakta ve kısa konaklama-yüksek yoğunluk döngüsü, gecelik harcama artışını frenlemektedir. Pazar kompozisyonunun birkaç kaynak ülkede yoğunlaşması da fiyat duyarlılığını artırmakta, bu durum birim başına harcama hedeflerinin zayıflamasına neden olmaktadır. Turizmin yarattığı değerin önemli bir kısmı, yüksek “harcama sızıntıları” nedeniyle yerel ekonomi yerine dışarıya akmaktadır. İthal girdi oranının yüksekliği, yabancı tur operatörleri ve çevrimiçi platform komisyonları ile tedarik zincirindeki dışa bağımlılık, yerel katma değeri aşağı çeken başlıca unsurlardır. Buna ek olarak, deneyim kalitesi ve harcama derinliği yüksek ürünlerin –gastronomi turları, premium kültür-miras deneyimleri, sağlıklı yaşam ve wellness, spor turizmi, kongre/fuar gibi– yeterince ölçeklenememesi, gelir yapısını 452 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1750 ‒ sınırlı sayıda ve düşük marjlı ürün grubuna bağımlı kılmaktadır. Böyle bir yapıda, ziyaretçi sayısı artsa dahi kişi başı ve gece başı harcama düzeyleri kalıcı biçimde yükseltilememektedir. Kur oynaklığı ve yüksek enflasyon ortamında, döviz bazında kişi başı ve gece başı harcama düzeylerindeki reel değişimi sağlıklı biçimde izlemek de güçleşmektedir. Nominal artışlar zaman zaman başarı göstergesi gibi sunulsa da enflasyondan arındırılmış seriler ve döviz cinsinden ölçüm yapılmadığı sürece gerçek tablo ortaya konulamamaktadır. Kayıt dışı işlemler, POS verilerinin ve dijital ödeme altyapısının bütünleşik olarak değerlendirilememesi, şehir içi ve bölgesel kırılımların sağlıklı izlenememesi de güvenilir ölçümün önünde ciddi engel oluşturmaktadır. Bu durum, politika yapım süreçlerinde veri temelli ve hedef odaklı karar almayı zorlaştırmaktadır. Turistlerin geceleme sayısının artmaması da turizmde nicel büyümenin niteliksel dönüşüme eşlik etmediğini gösteren önemli bir göstergedir. Geceleme süresi artmadığında, konaklama, yeme-içme, kültür-sanat, perakende ve ulaşım gibi alt sektörlerde harcama derinliği sınırlı kalmakta; yerel ekonomiyle kurulan bağ zayıflamaktadır. Kısa konaklama- yüksek yoğunluk döngüsü, destinasyonların fiyatlama gücünü ve ortalama günlük ücret performansını aşağı çekmekte; işletmelerin kapasite planlaması, stok yönetimi ve personel politikaları üzerinde baskı yaratmaktadır. Sezon dışı dönemlerde dolulukların düşük seyretmesi ise, 12 aya yayılmış turizm hedeflerini zayıflatmakta ve mevsimsel istihdamı kırılganlaştırarak nitelikli iş gücünün sektörde kalıcılığını zorlaştırmaktadır. Geceleme süresinin artmaması aynı zamanda bölgesel yayılma ve kültürel deneyim çeşitliliği açısından da olumsuz etki doğurmaktadır. Ziyaretçiler çoğu zaman otel içi hizmetlerle sınırlı kalmakta, otel dışı harcama –müze ve ören yerleri, yerel etkinlikler, gastronomi, alışveriş ve diğer şehir deneyimleri– görece düşük bir düzeyde gerçekleşmektedir. Bu tablo, kamusal altyapı ve kültürel miras varlıkları üzerindeki tepe saat yoğunluğunu artırırken, birim başına kamu getirisini sınırlı tutmakta çevresel taşıma kapasitesi üzerinde sürdürülebilirlik riskleri doğurmaktadır. Kısa konaklama modelinin hâkim olduğu bir yapı, kongre, sağlık-wellness, spor, yat ve premium kültür-miras gibi yüksek harcama profilli segmentlerin ölçeklenmesini engellemekte; destinasyon algısını “düşük marjlı, hızlı tüketilen ürün” düzeyine sıkıştırmaktadır. 453 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1751 ‒ Yıl Yıllık / Çeyrek Ziyaretçi ortalama geceleme sayısı 2021 Yıllık 14,2 I 17,0 II 13,0 III 14,1 IV 14,2 2022 Yıllık 12,0 I 13,3 II 10,5 III 12,2 IV 12,3 2023 Yıllık 11,3 I 13,0 II 10,0 III 11,4 IV 11,5 2024 Yıllık 10,7 I 11,1 II 9,5 III 11,1 IV 11,0 2025 Yıllık I 11,0 II 9,4 III 10,7 Bu yapısal sorunların giderilebilmesi için, politika odağının salt sayısal hacimden harcama derinliğine kaydırılması zorunludur. Tanıtım ve pazarlama bütçeleri ile kamu teşviklerinin, “kişi başı ve gece başı ortalama harcama artışı” ve “ortalama kalış süresi artışı” 454 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1752 ‒ gibi somut çıktı-sonuç göstergelerine bağlanması gerekmektedir. Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın yürüttüğü kampanyalar dahil tüm tanıtım faaliyetlerinde kampanya başına gelir etkisi, pazar bazlı getiri (yield) ve yüksek harcama profilli segmentlere erişim gibi göstergeler zorunlu performans kriterleri hâline getirilmelidir. “Her şey dâhil” modelinin yerel ekonomiyle bağını güçlendirecek şehir kartları, yerel işletme kuponları, müze ve özel deneyim paketleri gibi otel dışı harcama entegrasyonları, düzenleme ve teşvik araçları ile desteklenmelidir. Nitelikli konaklama ve deneyim yatırımlarında, sürdürülebilirlik sertifikasyonu, hizmet standardı ve oda başına elde edilen gelir eşikleri gibi kalite kriterlerinin teşvik şartı hâline getirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kongre, sağlık ve wellness, spor, golf, yat turizmi, gastronomi ve tematik kültür rotaları gibi yüksek harcama profilli kısımlar için hedef pazar planları hazırlanmalı; bu alanlarda uzun vadeli marka konumlaması yapılmalıdır. Miras alanlarında dinamik fiyatlama, gece müzeciliği ve “premium rehberli deneyim” modellerinin yaygınlaştırılması; ziyaretçi başına gelir artışına katkı sağlayacaktır. Ayrıca, alışverişte vergi iade süreçlerinin kolaylaştırılması ve hızlandırılması, turistik POS verileri üzerinden harcama ısı haritalarının düzenli biçimde kamuoyuyla paylaşılması hem şeffaflığı artıracak hem de politika tasarımını güçlendirecektir. Ölçüm ve raporlama tarafında ise enflasyondan arındırılmış (reel) ve döviz bazlı kişi başı ile gece başı harcama serilerinin eşzamanlı raporlanması; “otel içi–otel dışı” ayrımı, şehir içi bölge kırılımları ve kongre/kültür/deniz-kum-güneş gibi segment bazlı göstergelerin standartlaştırılması gereklidir. Asgari bir çekirdek performans seti olarak; kişi başı ortalama harcama (ABD doları ve reel), gece başı ortalama harcama, ortalama kalış süresi, otel dışı harcama payı, sezon dışı doluluk ve gelir, müze ve ören yerlerinde ziyaretçi başına gelir, kampanya başına gelir ve istihdam etkisi ile pazar çeşitliliği göstergelerinin düzenli ve şeffaf biçimde yayımlanması zorunludur. Bu çerçeve hayata geçirildiği takdirde, ziyaretçi ve toplam gelir artışı niteliksel bir dönüşümle desteklenebilecek; kişi başı ve gece başı harcamalarda yıllardır süren yatay seyrin kırılması mümkün olabilecektir. Aksi hâlde, turizmde sadece sayıların büyüdüğü, ancak kişi başına refahın ve yerel ekonomiye yansıyan katma değerin sınırlı kaldığı bir yapı devam edecek; turizmin ülke ekonomisine ve toplumsal refaha gerçek anlamda katkı sunma kapasitesi önemli ölçüde kısıtlı kalacaktır. 455 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1753 ‒ Her Şeyi Belirsiz Kültür Yolu Fes;valleri Türkiye Kültür Yolu Festivali, Kültür ve Turizm Bakanlığının 2021 yılından itibaren farklı şehirlerde uygulamaya koyduğu, çok sayıda sanat dalını tek bir şehir rotası etrafında buluşturmayı hedefleyen çok şehirli kültür-sanat festivalleri serisidir. Bakanlık sunumunda, Kültür Yolu Festivallerinin kültür ve sanatla bütünleşmiş bir turizm vizyonunun ürünü olduğu, 2021’de 2 binden fazla sanatçının katılımıyla başlatılan programın kapsamının her yıl genişletildiği, 2025 yılı itibarıyla Manisa, Kayseri, Mardin ve Malatya’nın da eklenmesiyle rota kapsamındaki şehir sayısının 20’ye ulaştığı ve kapsadığı alan ile katılımcı sayısı bakımından “dünyanın en büyük festivali” iddiasıyla sunulduğu ifade edilmektedir. Bu yönüyle festival serisinin ilke olarak desteklenmesi, nitelikli kültür-sanat üretiminin ve kültürel katılımın artırılması bakımından önemli bir araç olduğu kabul edilmelidir. Bununla birlikte, bu denli büyütülmüş ve ülke geneline yayılmış bir festival zincirinde kamu kaynaklarının kullanım biçimi, ihale süreçleri ve sponsorluk ilişkileri bakımından ciddi şeffaflık sorunları bulunmaktadır. Komisyon tutanaklarında festivalin ölçeği, katılımcı sayısı ve kapsadığı şehirler ayrıntılı şekilde anlatılırken, harcama kalemlerinin büyüklüğü, festival başına maliyet, sanatçı ödemelerinin toplamı, organizasyon ve prodüksiyon giderlerinin tutarı gibi temel bütçe bilgilerinin aynı açıklıkla paylaşılmadığı görülmektedir. Festival giderleri, Bakanlık bütçesi ve ilişkili kuruluşlar altında dağınık kalemler hâlinde yer almakta, ihale edilen işlerin türü, bedeli, yöntemi ve yüklenici firmalar, kamuoyu açısından kolayca erişilebilir, karşılaştırılabilir ve denetlenebilir bir formatta yayımlanmamaktadır. Bu durum, “dünyanın en büyük festivali” iddiasıyla sunulan bir programda, kamu yararı, mali saydamlık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle bağdaşmayan bir belirsizlik alanı yaratmaktadır. Programın merkezden tasarlanan yapısı da önemli bir eleştiri konusudur. Kültür Yolu Festivalleri, Bakanlığın tanıtım ve turizm odaklı politika öncelikleri doğrultusunda, büyük ölçüde Ankara merkezli planlanmakta, içerik seçimi, rota ve etkinlik tasarımı, bütçe dağılımı ve sponsorluk ilişkileri yerel yönetimlerin, bağımsız sanatçıların, meslek örgütlerinin ve sivil toplumun etkin katılımı olmaksızın belirlenmektedir. Bu çerçevede, her ilde tekrarlanan, benzer içerik ve benzer markalar etrafında şekillenen bir festival kalıbı ortaya çıkmakta ve yerel kültürel miras, kentte hâlihazırda üreten bağımsız tiyatro, müzik, sinema ve görsel sanat çevreleri yeterince görünür kılınmamaktadır. Yerel aktörlerin karar süreçlerine kurumsal ve 456 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1754 ‒ bağlayıcı biçimde dâhil edilmemesi hem programın meşruiyetini hem de yerel kültür politikalarıyla uyumunu zayıflatmaktadır. Eleştirilerin bir diğer boyutu, festival takviminin ve içeriğinin krizler, toplumsal hassasiyetler ve yas süreçleriyle uyumlu yönetilememesidir. Son yıllarda büyük afetler, toplu iş kazaları, terör saldırıları ve kamuoyunda derin izler bırakan adli olaylar yaşanırken bazı şehirlerde, henüz toplumsal yas ve muhasebe süreci devam ederken coşkulu festival görüntülerinin sürdürülmesi, kamuoyunda “gösteri odaklı siyaset” eleştirilerini artırmaktadır. Bu çerçevede, festival programlarının iptal, erteleme, sadeleştirme ve biçim değiştirme kriterlerinin yazılı, önceden ilan edilmiş ve demokratik denetime açık kriz yönetimi protokolleriyle belirlenmesi ile yas, anma ve dayanışma dönemleriyle uyumlu bir kültür-sanat takvimi oluşturulması zorunludur. Miras alanlarının, tarihî meydanların, ören yerlerinin ve tescilli yapıların festival mekânı olarak yoğun kullanımı da “koruma–kullanma dengesi” bakımından sorunlu bir görünüm arz etmektedir. Bakanlığın aynı sunumda “Geleceğe Miras” ve gece müzeciliği gibi projelerle arkeolojik alanlara ve tarihî eserlere yönelik yatırımları öne çıkarması, bu alanların festival kapsamında yüksek sesli konser, yoğun kalabalık ve ağır teknik ekipman kullanımıyla da düzenli olarak tüketilmesini meşrulaştırmamaktadır. Gece müzeciliği uygulamaları ve festival etkinliklerinde, ziyaretçi taşıma kapasitesi, titreşim ve gürültü sınırları, altyapı yükü, erişilebilirlik ve engelli hakları gibi ölçülebilir kriterlere dayalı etki analizlerinin yapılmaması, uzun vadede koruma sorunlarını derinleştirme riski taşımaktadır. UNESCO Dünya Mirası Listesi ve Geçici Listede yer alan alanlarda, festival etkinliklerinin bu çerçevede hazırlanmış yönetim planları ve bilim kurulları denetiminde yürütülmesi gerekirken; uygulamada bu ilkelere ne ölçüde uyulduğu belirsizdir. Sahada gözlenen lojistik ve operasyonel aksaklıklar da Kültür Yolu Festivallerine yönelik eleştirileri beslemektedir. Bazı şehirlerde etkinliklerin son anda yer veya tarih değiştirmesi, teknik altyapı eksiklikleri nedeniyle programların iptal edilmesi, toplu taşıma ve trafik düzenlemelerinin yetersiz kalması, güvenlik ve kalabalık yönetimi planlarının önceden yeterince duyurulmaması, festivalin yerel halk ve ziyaretçiler nezdinde güvensizlik yaratmasına yol açmaktadır. Engelli bireyler, yaşlılar, çocuklu aileler ve düşük gelir grupları için erişilebilir bilet politikası, uygun ulaştırma imkanları ve engelsiz mekân tasarımı gibi 457 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1755 ‒ kapsayıcı tedbirler sistematik bir standart hâline getirilememiştir. Bu durum, kamusal bir kültür-sanat programında eşitlik ve kapsayıcılık ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Türkiye Kültür Yolu Festivali, kapsadığı şehir ve etkinlik sayısı, sanatçı katılımı ve uluslararası görünürlük iddiası nedeniyle artık münferit bir proje değil, Bakanlığın bütçesinde ayrı bir program olarak şeffaf biçimde izlenmesi gereken büyük ölçekli bir kamu harcama alanıdır. Festivalin harcama kalemleri, sanatçı ödemeleri, teknik prodüksiyon ve tanıtım giderleri, sponsorluk ve tedarik zinciri ilişkileri, şehir ve etkinlik bazında ayrıştırılmış, ihale yöntemleri ve sözleşme koşullarıyla birlikte kamuoyuna açık bir veri seti hâlinde yayımlanmalıdır. Yerel kültür bileşenlerinin görünürlüğünü artıracak kota ve destek mekanizmaları oluşturulmalı, karar süreçlerine belediyeler, meslek örgütleri, sanatçı temsilcileri ve bağımsız uzmanların yer aldığı danışma kurulları dâhil edilmelidir. Festivalin performansı, katılımcı sayısı, sosyoekonomik profil, bölgesel dağılım, erişim düzeyi ve TL başına kamu faydası gibi göstergelerle hedef–gerçekleşme ekseninde düzenli raporlanmalı ve bağımsız denetim sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Bu alanlarda gerekli kurumsal ve yasal düzenlemeler yapılmadığı sürece, Kültür Yolu Festivalleri Bakanlığın “başarı hikâyesi” olarak değil, şeffaflık, katılımcılık ve hesap verebilirlik bakımından ciddi soru işaretleri barındıran bir bütçe riski olarak görülmeye devam edecektir. Vatandaşlarımızın Ta;l Yapamıyor Türk vatandaşının tatil yapamaması, yalnızca bireylerin dinlenme ve yenilenme ihtiyacının karşılanamaması değil, aynı zamanda derinleşen ekonomik krizin ve gelir adaletsizliğinin somut bir göstergesi haline gelmiştir. Asgari ücretle ya da düşük maaşla geçinmeye çalışan milyonlarca yurttaş, kira, fatura ve gıda giderlerini dahi güçlükle karşılarken, birkaç günlüğüne dahi olsa tatile gidebilmek, otel ya da ulaşım masrafını karşılayabilmek çoğu aile için artık ulaşılmaz bir lüks durumundadır. Çalışma hayatının yoğun temposu, artan enflasyon, hayat pahalılığı ve ücretlerin reel olarak erimesi sonucunda, Anayasa’da güvence altına alınan dinlenme hakkı kağıt üzerinde kalmakta, yurttaş, yıl boyunca emeğinin karşılığını almadığı gibi, insanca bir yaşamın parçası olan tatil imkânından da mahrum bırakılmaktadır. Bu tablo, sosyal devlet ilkesinin zayıfladığı, refahın adil paylaşılmadığı ve geniş toplum kesimlerinin temel ihtiyaçlarının ötesinde hiçbir hayat standardına erişemediği bir yapıya işaret etmektedir. 458 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1756 ‒ IPSOS araştırma "2025 Yaz Tatili Dosyası" verilerini yayımlamıştır. Veriler, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da her 10 Türk vatandaşından 6'sının yaz tatili yapmadığını ve yapmayı düşünmediğini göstermiştir. Geçen sene yaz tatili yapamayanların yüzde 69’u bu sene de yaz tatili yapamayacağını, yüzde 22’si de henüz yapmadığını ama yapmayı düşündüğünü belirtmiştir. 459 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1757 ‒ Yaz tatili yapamayan her on kişiden dokuzu ekonomik sebeplerle tatil yapamadığını söylemiştir. Ekonomik nedenlerle tatil yapamayanların oranı geçen yıl yüzde 87 iken bu yıl yüzde 91 seviyesine yükselmiştir. Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), 2024 yılına ilişkin bir haftalık tatile gitme zorluğu verilerini yayınlanmıştır. Bu istatistiğe göre Türkiye ikinci sıradadır. 460 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1758 ‒ Türkiye’de yerleşik vatandaşların Türkiye’de dahi tatil yapamaması, hanehalkı gelirlerindeki yetersizlik ve maliyet baskısı nedeniyle yaygın bir olgu hâline gelmiştir. IPSOS’un “2025 Yaz Tatili Dosyası” verilerine göre her 10 kişiden 6’sı yaz tatili yapmamış ya da yapmayı düşünmemekte; geçen yıl tatil yapamayanların %69’u bu yıl da yapamayacağını belirtirken, %22’si henüz yapmadığını ancak yapmayı düşündüğünü ifade etmektedir. Tatil yapamayan her on kişiden dokuzu gerekçe olarak ekonomik nedenleri göstermektedir. Bu oranın bir yılda %87’den %91’e yükselmesi, erişilebilirlik sorununun derinleştiğine işaret etmektedir. Ayrıca Eurostat’ın 2024 “bir haftalık tatile gitme zorluğu” istatistiğinde Türkiye’nin ikinci sırada yer alması, uluslararası karşılaştırmada da mali engelin büyüklüğünü teyit etmektedir. Bu tablo, iç turizmin kapsayıcılığı açısından gelir destekleri, sezonsal ve bölgesel ulaşılabilirlik uygulamaları, kamu sosyal tesisleri ve sosyal turizm araçlarının güçlendirilmesini, aynı zamanda konaklama ve ulaşımda fiyat şeffaflığı ile tüketici korumasının sıkılaştırılmasını gerekli kılmaktadır. Türk vatandaşları arasında bir başlık da emekli vatandaşlara açılması gerekmektedir. Türkiye’de özellikle emeklilerin tatil yapamaması, düşük gelir düzeyi ile konaklama-ulaşım maliyetlerindeki artışın birleşmesi sonucu kronik bir sosyal dışlanma alanına dönüşmüştür. Yabancı ülkelerden gelen emekliler, emekli maaşlarıyla Türkiye’de rahatlıkla tatil yapabilirken; bu ülkenin emeklileri aynı otellerde düşük ücretli, mevsimlik işlerde çalışmak zorunda kalmakta, büyük çoğunluğu ise temel geçim kalemleri nedeniyle tatile erişememektedir. Oysa İspanya gibi ülkelerde devlet, yaşlı yetişkinlerin tatil yapabilmesi için doğrudan sübvansiyonlu “sosyal turizm” programları yürütmekte, kısa ve uzun süreli tatillerde kişi katkı payını düşük tutarak erişimi güvence altına almaktadır. Bu tür modeller, yalnızca emeklilerin dinlenme ve sosyal katılım hakkını desteklemekle kalmamakta, aynı zamanda turizmde mevsimselliği yumuşatıp düşük sezon doluluklarını artırarak yerel ekonomiye ve istihdama da katkı vermektedir. Bu durumun önüne geçmek için tarafımızca, Komisyonda bir önerge verilmiştir. Bu önerge ile tüm bu veriler ve Anayasa’nın sosyal devlet ilkesi ile dinlenme hakkına ilişkin açık hükümlerine rağmen, emeklilerin, düşük gelirli hanelerin ve gençlerin ülke içinde yılda en az bir kez güvenli ve erişilebilir biçimde tatile çıkabilmesini amaçlayan; gelir/hanebaşı kriterlerine 461 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1759 ‒ dayalı iç turizm destek programları, seyahat çeki ve sosyal tatil kampı uygulamalarını öngören, turizm sezonu dışında atıl kapasiteyi de yerel işletmeleri içine alan sosyal turizm anlaşmalarıyla değerlendirmeyi hedefleyen önergemiz, Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir. Bu ret kararı, IPSOS ve Eurostat verilerinin açıkça ortaya koyduğu yapısal eşitsizliği gidermek yerine derinleştirmiştir. 2026 yılı bütçesinde Kültür ve Turizm Bakanlığının “Turizmin Geliştirilmesi” programı altında ayrılan 4 milyar 527 milyon 67 bin TL’lik kaynağın, sosyal turizm ve Türk vatandaşlarının tatile erişimi yerine, yine ağırlıklı olarak döviz kazandırıcı, yabancı ziyaretçi odaklı politikalara tahsis edilmesi tercih edilmiştir. Ziyaretçi Çok, Gelir Az Türkiye, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) verilerine göre, 2024 yılında 60,6 milyon ziyaretçi ağırlayarak dünyada ziyaretçi sayısında 4’üncü sırada yer almıştır. 2024 Yılı Turist Varış Sayıları (Milyon) Fransa İspanya Amerika Birleşik Devletleri Türkiye İtalya Meksika Almanya Japonya Yunanistan Tayland Avusturya Suudi Arabistan Malezya Hong Kong Hollanda 0 20 40 60 80 100 120 Aynı yıl Türkiye’nin turizm geliri 56,3 milyar dolar olarak kaydedilmiş ve ülkemiz turizm geliri bakımından 7’nci sırada kalmıştır. 462 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1760 ‒ Uluslararası Turizm Gelirleri – 2024 (USD milyar) Turizm Geliri (USD Değişim Ülke Dönem milyar) (%) Amerika Birleşik 215,0 %13,7 2024 Devletleri İspanya 106,5 %15,8 2024 Birleşik Krallık 82,5 %14,6 2024 Fransa 77,0 %8,1 2024 İtalya 58,7 %5,0 2024 Ocak – (yılın ilk Birleşik Arap Emirlikleri 57,0 %9,7 dönemi) TÜRKİYE 56,3 %12,5 2024 Japonya 54,7 %41,7 2024 Avustralya 52,0 %12,7 2024 Kanada 49,9 %9,8 2024 Tayland 42,7 %43,9 2024 Suudi Arabistan 41,0 %13,8 2024 Almanya 40,1 %6,0 2024 Çin 39,7 %58,8 2024 Bu iki gösterge birlikte değerlendirildiğinde, nicelik açısından güçlü bir performansa karşın harcama derinliğinde beklenen seviyeye ulaşılamadığı, “çok turist–görece düşük gelir” dengesizliğinin yapısal bir sorun hâline geldiği görülmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığının Plan ve Bütçe Komisyonundaki sunumunda da bu tablo teyit edilmektedir. Bakanlık, 2024 yılında ülkemize gelen ziyaretçi sayısının bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 10 artışla 62,3 milyon kişiye, turizm gelirinin ise yaklaşık 61 milyar dolar seviyesine yükseldiğini; 2025 yılı Ocak–Eylül döneminde ise 50 milyon ziyaretçi ve 50 milyar dolar gelir elde edildiğini ifade etmektedir. Buna rağmen aynı sunumda kişi başına ortalama harcamanın dokuz aylık veriler itibarıyla 103 dolar seviyesinde kaldığı belirtilmektedir. Bu veriler, tarihsel olarak yüksek toplam gelire rağmen, ziyaretçi başına ve gece başına harcama göstergelerinin hâlen arzu edilen düzeyde olmadığını ortaya koymaktadır. Türkiye, birkaç saatlik yolculukla antik kentlerden yaylalara, termal alanlardan masmavi koylara, gastronomi ve kültür–sanat merkezlerinden inanç turizmi destinasyonlarına uzanan son derece zengin bir ürün çeşitliliğine sahiptir. Buna karşın bu çeşitlilikten ekonomiye yansıyan katma değer potansiyelin gerisinde kalınmaktadır. Temel neden, uzun yıllar düşük marjlı paket turlara ve “her şey dâhil” modeline dayalı ürün karmasının otel dışı harcamayı 463 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1761 ‒ sınırlaması, ortalama kalış süresinin anlamlı biçimde artmaması ve turizmin belirli aylara ve belirli bölgelerde yoğunlaşan mevsimsellik döngüsüne hapsolmasıdır. Ziyaretçi sayısı yükselirken kişi başına ve gece başına harcama göstergeleri kalıcı biçimde yukarı taşınamamakta, destinasyonun fiyatlama gücü sınırlı kalmaktadır. Gelir kalitesindeki bu açığın yapısal unsurları açıktır. Otel dışı (yeme–içme, alışveriş, kültür–sanat, gece ekonomisi, yerel deneyimler) harcama kanalları zayıftır. Destinasyon pazarlama ve yönetim araçları turizmi on iki aya yayacak, bölgesel çeşitlenmeyi sağlayacak düzeyde bütüncül çalışmamaktadır; pazar kompozisyonunun birkaç ülkeye ve fiyat duyarlılığı yüksek segmentlere yoğunlaşması, ani talep ve fiyat dalgalanmalarına zemin hazırlamaktadır. Kur oynaklığı ve yüksek enflasyon, döviz bazında reel artışı gölgelemekte; tedarik zincirinde ithal girdiye ve yüksek aracılık komisyonlarına bağımlılık yerel katma değeri aşağı çekmektedir. Komisyondaki bütçe görüşmelerindeki Bakanlık sunumunda, GoTürkiye dijital tanıtım platformu, sürdürülebilir turizm sertifikasyon programı ve 2030 Turizm Stratejisi çerçevesinde kültür, sağlık, termal, kış, inanç, gastronomi ve doğa turizmi gibi çeşitlendirilmiş ürünlere geçiş hedefleri öne çıkarılmaktadır. Türkiye’nin “dünyanın en çok ziyaret edilen ilk 5 ülkesi” arasına girdiği vurgulanmaktadır. Ancak bu hedeflerin bütçe–program çerçevesinde, gelir kalitesini artıracak somut performans göstergelerine ve bağlayıcı taahhütlere dönüştürülmediği görülmektedir. Turizmin on iki aya yayılması, alternatif turizm türlerinin geliştirilmesi ve sürdürülebilirlik sertifikasyonunun yaygınlaştırılması gibi başlıklar, henüz kişi başı ve gece başı harcamada ölçülebilir ve kalıcı bir iyileşmeye dönüşmemiştir. Bu çerçevede sürdürülebilirlik boyutu stratejik bir öneme sahiptir. Kıyı şeridinde yanlış ve yoğun yapılaşma, orman ve doğal alan tahribatı, atık yönetimindeki yetersizlikler ve su– enerji verimsizliği, kısa vadeli gelir uğruna uzun vadeli çekiciliği aşındırmaktadır. Miras alanlarının, kıyı ekosistemlerinin ve kırılgan doğal bölgelerin taşıma kapasitesi dikkate alınmaksızın turizm baskısına açık bırakılması hem çevresel hem ekonomik açıdan risk üretmektedir. Taşıma kapasitesi, çevresel standartlar ve kültürel mirasın korunması; yalnızca etik bir gereklilik değil, aynı zamanda gelir kalitesini ve destinasyon markasını güçlendiren ekonomik bir zorunluluktur. Ekoturizm, doğa temelli deneyimler ve sürdürülebilir turizm sertifikasyonları, ölçülebilir kriterlere bağlanarak yaygınlaştırılmalıdır. 464 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1762 ‒ Politika tasarımında odak, “hacim”den “değere” çevrilmelidir. Tanıtım ve destek araçları, sadece toplam ziyaretçi sayısı ve toplam gelir üzerinden değil, kişi başı ve gece başı harcama, ortalama kalış süresi, otel dışı harcama payı ve sezon dışı gelir gibi çıktı göstergelerine koşullandırılmalıdır. MICE (toplantı, kongre ve etkinlik turizmi), sağlık ve wellness, kış ve dağ turizmi, spor organizasyonları, yat turizmi, gastronomi ve nitelikli kültür– miras deneyimleri gibi yüksek harcama profilli segmentler için pazar bazlı yol haritaları uygulanmalıdır. Demiryolu ve iç hat bağlantılarıyla çok duraklı rotalar, şehir kartları ve entegre şehir içi ulaşım çözümleriyle paketlenmiş deneyimler yaygınlaştırılmalıdır. Müze ve ören yerlerinde dinamik fiyatlama, gece programları, rehberli turlar ve “premium” içerikler ziyaretçi başına geliri artıracak şekilde, yerel halkın erişimini gözeterek tasarlanmalıdır. Enflasyondan arındırılmış ve döviz bazlı kişi/gece başı harcama serileri eş zamanlı ve düzenli olarak yayımlanmalıdır. Otel içi–otel dışı harcama ayrımı, şehir ve bölge kırılımları, pazar ve ürün bazlı göstergeler standardize edilmelidir. Asgari bir çekirdek performans göstergesi seti (kişi başı ve gece başı harcama, ortalama kalış süresi, otel dışı harcama payı, sezon dışı doluluk ve gelir, müze/ören yerlerinde ziyaretçi başına gelir, kampanya başına gelir ve istihdam etkisi, pazar çeşitliliği endeksi) üçer aylık olarak kamuoyuna açıklanmalı; tanıtım kampanyaları ve destek programları için yatırımın geri dönüşü raporlanmalıdır. Teşvik ve düzenlemelerde de kalite çıtası yükseltilmelidir. Konaklama ve deneyim yatırımları; sürdürülebilirlik sertifikasyonu, hizmet standardı, asgari fiyat/gelir göstergeleri ve yerel tedarik zinciri kullanımı gibi kriterlere bağlanmalı; yerel üretici ve hizmet sağlayıcılarla bağ kuran, harcama sızıntılarını azaltan işletme modelleri öncelikli olarak desteklenmelidir. “Her şey dâhil” modelinde yerel ekonomiyle bağ kuran otel dışı harcama entegrasyonları zorunlu hâle getirilmeli; yerel ürün ve hizmetlerin bu zincire dâhil edilmesini kolaylaştıran düzenlemeler yapılmalıdır. Vergi iade ve geri ödeme süreçleri basitleştirilmeli, şeffaflaştırılmalı ve turisti kayıtlı harcamaya yönlendirecek şekilde hızlandırılmalıdır. Türkiye’nin yüksek ziyaretçi sayısını nitelikli ve sürdürülebilir bir turizm gelirine dönüştürebilmesinin yolu, sürdürülebilirlik ilkeleriyle uyumlu, harcama derinliğini ve kalış süresini artıran, ölçülebilir göstergelerle yönetilen bir politika–bütçe çerçevesinin kurulmasından geçmektedir. 2026 yılı bütçe görüşmelerinde, bu dönüşümü somut takvim ve performans hedefleriyle güvence altına alan yasal ve kurumsal düzenlemelerin yapılması zorunludur. 465 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1763 ‒ AK Par;’nin Zayıf Restorasyon Karnesi Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçe sunumlarında “tarihin en büyük arkeolojik seferberliği” ve “tarihin en büyük restorasyon çalışmaları” olarak övülen projelerle vitrine çıkarılmaktadır. Nitekim 2025 yılı sonu itibarıyla tescilli taşınmaz kültür varlığı sayısının 129.506’ya, sit alanı sayısının 27.462’ye ulaştığı; “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında 65 ilde 255 kazı alanına çıkıldığı, 17 antik kentte ziyaretçi karşılama merkezi ve çevre düzenleme projelerinin tamamlandığı ve bu projeye 2025 yılında 3,5 milyar TL kaynak ayrıldığı Bakan tarafından Komisyon’da ifade edilmiştir. Aynı sunumda 1.200’den fazla uzman ve 3 binden fazla çalışanın istihdam edildiği, 15 binden fazla envanterlik buluntunun gün yüzüne çıkarıldığı belirtilmekte olup Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüslerinin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne eklenmesiyle listedeki varlık sayısının 22’ye, Geçici Listedeki varlık sayısının ise 79’a yükseldiği vurgulanmaktadır. Yine Vakıflar Genel Müdürlüğü üzerinden, 2025 yılının ilk dokuz ayında 101 eserin onarım ve restorasyonunun tamamlandığı, yıl sonuna kadar bu sayının 121’e çıkmasının planlandığı, son iki yılda 166 vakıf kültür varlığının onarıldığı ve “Ayasofya-ı Kebir Cami-i Bütüncül Projesi”nin tarihte ilk kez tamamlandığı beyan edilmiştir. Bakan, tüm restorasyon faaliyetlerinde “alanında uzman akademisyenlerden oluşturulan bilim kurullarının görev yaptığını, her müdahalenin kurul kararlarıyla uygulandığını” özellikle vurgulamaktadır. Kâğıt üzerinde son derece güçlü görünen bu tabloya karşın, pratiğe bakıldığında AK Parti döneminde “restorasyon” adı altında yürütülen çok sayıda uygulamanın bilimsel koruma ilkeleri, şeffaf süreç yönetimi ve hesap verebilirlik açısından ciddi tartışmalara konu olduğu görülmektedir. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran örnekler, projelendirme ve uygulama safhalarında acelecilik, yanlış malzeme tercihleri, özgün dokuyu zedeleyen müdahaleler, bilim kurulu kararları ile uygulama arasındaki uyumsuzluklar ve yargı sürecine taşınan karar değişiklikleri ile gündeme gelmiştir. Galata Kulesi’nde 12 Ağustos 2020’de iç duvarlara darbeli matkap (hilti) ile müdahale edildiğini gösteren görüntüler, anıtsal nitelikteki bir yapıda bu tür bir mekanik yıkım/temizleme yönteminin kullanılamayacağı yönünde uzman tepkilerine yol açmıştır. Onaylı restorasyon projesi olmadan çalışma yapıldığına ilişkin iddialar, Koruma Kurulu sürecinin şeffaflığı ve bilim kurulu kararlarının niteliği konusunda soru işaretleri doğurmuş, sonrasında gelen “onay alındı” açıklamaları bile, kamusal denetim sağlanmadığı için 466 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1764 ‒ tartışmaları gidermeye yetmemiştir. Bu örnek, Bakanlığın “her işlem bilim kurulu kararına dayanıyor” söyleminin tek başına kalite güvencesi sağlamadığını acı biçimde göstermiştir. Kız Kulesi’nin güçlendirme ve onarım süreci de malzeme tercihleri (beton–ahşap kullanımı), özgünlük ve “rekonstrüksiyon sınırı” bakımından sert tartışmalara sahne olmuştur. Eleştiriler, kulenin tarihsel karakterine zarar verecek ölçüde yeniden yapım (rekonstrüksiyon) niteliği taşıyan müdahaleler yapıldığı, savunmalar ise seçilen çözümlerin mühendislik ve koruma açısından zorunlu olduğu yönündedir. Akademik değerlendirmeler, taşıyıcı sistem, jeolojik koşullar ve özgün değerler bağlamında bu uygulamaların uluslararası koruma ilkeleriyle ne ölçüde uyumlu olduğuna ilişkin teknik kaygıları ortaya koymuştur. Diyarbakır Surları örneğinde, UNESCO’nun 2018 yılında yürütülen uygulamaların arkeolojik izleri silme riski taşıdığı gerekçesiyle restorasyonun durdurulmasını istemesi, konservasyon temelli yaklaşım, bilim kurulu ve master plan ihtiyacını açıkça ortaya koymuştur. Bu süreçte yanlış çimento harcı kullanımının ilerleyen yıllarda yeniden müdahale ve söküm gerektirdiği, dolayısıyla hem kültürel mirasa hem de kamu bütçesine ilave yük getirdiği bizzat idare tarafından kabul edilmiştir. Bu vak’a, kısa vadeli, malzeme ve yöntem bakımından yanlış tercihlere dayalı uygulamaların “ikinci bir restorasyon“ ihtiyacını doğurduğunu, bunun da kamu zararına yol açtığını göstermektedir. Bodrum Kalesi ve Sualtı Arkeoloji Müzesi düzenlemeleri kapsamında hazırlanan projeler ise, Mimarlar Odası ve ilgili meslek çevrelerinin açtığı davalar ve meslek içi tartışmalarla gündeme gelmiştir. Özgün duvar/topografya öğelerinin, iç mekân kurgusunun ve müze anlatısının zarar göreceği, kimi yıkımlar ve yeni eklerin koruma ilkeleriyle çeliştiği yönündeki eleştiriler, ulusal ve uluslararası koruma ilkelerine atıf yapan bilimsel yayınlarda da yer bulmuştur. Kamuoyunda “müze kurgusunun bozulduğu” yönündeki yaygın algı, restorasyonun yalnızca statik ve malzeme boyutunda değil, kültürel anlatı ve müzecilik açısından da sorun ürettiğini ortaya koymaktadır. Ayasofya örneği, Bakanlığın bütçe sunumunda “tarihin en büyük restorasyon çalışması” olarak övülen bütüncül projeyle, sahada gözlemlenen koruma sorunları arasındaki çelişkiyi göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Bakan, “Ayasofya-ı Kebir Cami-i Bütüncül Projesi’nin tamamlandığını, olası risklere karşı koruma çalışmalarının sürdüğünü” ifade ederken, kamuoyuna yansıyan “İmparator Kapısı” tahribatı, zemin kaplamaları, halı kullanımı 467 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1765 ‒ ve ziyaretçi yönetimiyle ilgili görüntüler, ibadete açılma sonrası koruma koşullarında ciddi zaaflar bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu tablo, UNESCO Dünya Miras alanı olan Ayasofya’da ziyaretçi akışının, kullanım biçiminin ve fiziki müdahalelerin bilimsel kriterler ışığında yönetilemediğine ilişkin endişeleri güçlendirmektedir. Yine Ayasofya Camii’nin içine hangi saikle olursa olsun tonlarca ağırlığında bir vinç sokulması, bu eşsiz yapının hem tarihi hem de manevi dokusuna açık bir saygısızlık ve ciddi bir risk teşkil etmektedir. Dünyanın gözbebeği olan böylesi bir miras yapıda, mühendislik ve koruma biliminin asgari gerekleri dahi gözetilmeden yapılan bu tür uygulamalar, telafisi imkânsız zararlara kapı aralamaktadır. İktidarın ve ilgili kurumların, Ayasofya üzerinde bu ölçüde keyfî tasarrufta bulunması, toplumun tarihî ve dinî hassasiyetlerini yok sayan, şeffaflıktan ve hesap verebilirlikten uzak bir anlayışın göstergesidir. Selimiye Camii örneği ise, bilimsel kanıt eşiği, kurul karar süreçleri ve UNESCO yükümlülükleri açısından yapısal sorunları açığa çıkarmıştır. Edirne Milletvekili, Komisyon’daki konuşmasında Selimiye’nin Osmanlı İmparatorluğu’nun büyük kaynaklarıyla altı yılda inşa edilen, Mimar Sinan’ın “ustalık eseri” olarak tanımladığı ve 2011’den bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bir yapı olduğunu; 2021’de başlatılan restorasyonun büyük ölçüde tamamlandığını, ancak 2023 Ağustos–2024 Aralık döneminde yeni sunulan kalem işi restitüsyon projesi nedeniyle çalışmaların durduğunu ifade etmektedir. Bu bilgiler, mevcut restorasyonun dahi henüz tam olarak değerlendirilmeden, kubbe kalem işlerinde “yeni” bir müdahale arayışına girildiğini göstermektedir. Selimiye dosyasında 2023’te onaylanan ve 2024’te tamamlanan restorasyonun ardından, kubbe kalem işlerine ilişkin “restitüsyon” içerikli yeni bir öneri gündeme gelmiştir. Bu öneri, 2024 yılında bilimsel gerekçe yetersizliği nedeniyle reddedilmiş olmasına karşın, 29 Temmuz 2025 tarihli Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla bu kez onaylanmıştır. Bu durum, daha önce “bilimsel veri yokluğu” gerekçesiyle reddedilen bir yaklaşımın hangi yeni ve somut kanıtlarla kabul edildiği sorusunu gündeme getirmiş, ICOMOS Türkiye başta olmak üzere uzman çevrelerce, “varsayıma dayalı 16. yüzyıl rekonstrüksiyonu” yaklaşımının belgesizlik ve geri dönüşsüz müdahale riski taşıdığı açıkça ifade edilmiştir. Yargısal boyutta Edirne İdare Mahkemesinin 27–29 Eylül 2025 tarihli kararlarıyla uygulamanın yürütmesini durdurması; işlemlerin sürmesi hâlinde tescilli eserde telafisi güç zararların 468 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1766 ‒ doğabileceğine vurgu yapması, koruma etiği ve kamu zararı riski bakımından sürecin ciddiyetini ortaya koymaktadır. Selimiye Camii gibi UNESCO Dünya Miras alanlarında, “büyük restorasyon” niteliğindeki kararların, UNESCO Dünya Miras Komitesi Operasyonel Rehberi’nin 172. paragrafı uyarınca Dünya Miras Merkezi’ne ön bildirim ve danışma yükümlülüğü doğurduğu hatırlatılmalıdır. Bu çerçevede, Mirasa Etki Değerlendirmesi (Heritage Impact Assessment – HIA) yapılmadan, belgelilik–özgünlük–bütünlük kriterleri nesnel biçimde tartılmadan ve danışma mekanizmaları işletilmeden ilerlenen her karar, alanın uluslararası izleme süreçlerinde olumsuz gündem hâline gelmesi riskini artırmaktadır. Selimiye dosyasında ortaya çıkan tablo, UNESCO paragraf 172 yükümlülüğünün eksiksiz yerine getirilmesi, HIA pratiğinin kurumsal refleks hâline getirilmesi ve bilimsel kanıt eşiğinin yükseltilmesi gereğini açık biçimde göstermektedir. Bakanlığın bütçe ve politika çerçevesi açısından bakıldığında, “Geleceğe Miras Projesi”, Ayasofya Bütüncül Projesi, çok sayıda cami, külliye ve müze restorasyonu için ayrılan milyarlarca liralık kaynak ile 2025 yılında 6 milyar TL’ye yaklaşan restorasyon ve bakım-onarım ödenekleri, restorasyon yönetimindeki zafiyetlerin yalnızca kültürel mirasa değil, kamu bütçesine de ciddi riskler ürettiğini göstermektedir. Bilgiye dayanmayan karar değişiklikleri, yargısal durdurmalar ve olası revizyon–uygulama tekrarları, doğrudan maliyet artışına ve itibar kaybına yol açmaktadır. “Yanlış malzeme/yanlış yöntem” nedeniyle birkaç yıl içinde yeniden müdahale gerektiren uygulamalar, kamu kaynaklarının etkin kullanımına aykırıdır. 2026 dönemi bütçesi açısından zorunlu olan, Dünya Miras alanları dâhil tüm büyük restorasyon kararlarında UNESCO bildirim süreçlerini kurumsal refleks hâline getirecek uzmanlık kapasitesinin oluşturulması, bilim kurulu ve kurul kararlarına dayanak teşkil eden arşiv ve belgeleme verilerinin eksiksiz ve erişilebilir biçimde yayımlanması, karar değişikliklerinde “yeni ve somut kanıt” eşiğinin açıkça tanımlanması ve bu eşiğin karşılanmasını bağımsız ön inceleme değerlendirmesi mekanizmalarıyla doğrulamaktır. Bu mekanizmaların ihale ve uygulama şartnamelerine performans göstergesi olarak derci, ileride yeni yargısal durdurmaların ve kamu zararı risklerinin önüne geçecektir. Selimiye, Ayasofya, Galata Kulesi, Kız Kulesi, Diyarbakır Surları ve Bodrum Kalesi örnekleri birlikte değerlendirildiğinde; AK Parti döneminde restorasyon alanında niceliksel 469 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1767 ‒ olarak artan faaliyetlere karşın, bilimsel kanıt eşiği, uluslararası ilkelere uyum, şeffaflık ve hesap verebilirlik bakımından yapısal bir sorun yaşandığı görülmektedir. Bakanlığın, özellikle UNESCO Dünya Miras alanlarına ilişkin tüm uygulamalarda Üstün Evrensel Değeri esas alan, “geri dönüşlülük” ilkesini gözeten, ölçülebilir kalite güvencesiyle desteklenmiş ve kamuoyu denetimine açık bir restorasyon politikası benimsememesi, yalnızca kültürel mirasa değil, kamu bütçesine ve ülkemizin uluslararası itibarına da zarar verme potansiyeli taşımaktadır. Bu gerekçelerle, mevcut onayların gözden geçirilmesi, karar süreçlerinin bilimsel ve uluslararası standartlara uygun biçimde yeniden tesis edilmesi ve 2026 bütçesinin bu dönüşümü güvence altına alacak kurumsal düzenlemelerle desteklenmesi zorunludur. Kağıt Üzerinde Yeşil Gerçekte Sürdürülemez Turizm Yeşil turizm, diğer adıyla sürdürülebilir turizm, çevreye duyarlı, yerel kültüre saygılı, doğal kaynakların korunmasına öncelik veren bir turizm anlayışını ifade etmektedir. Bu yaklaşım, turizmin ekonomik faydalarını sürdürürken ekolojik dengeyi bozmamayı, kültürel mirası korumayı ve yerel halkın yaşam kalitesini artırmayı amaçlamaktadır. Bu hedeflere yönelik politika ve uygulamaların bütüncül biçimde hayata geçirilmesini gerektirmektedir. Yeşil turizmin temel amacı, doğal kaynakların korunmasını ve israfın azaltılmasını, kültürel miras ile yerel yaşam biçimlerinin yaşatılmasını ve turizm gelirlerinin adil paylaşımı yoluyla yerel refahın artırılmasını sağlamaktır. Bu çerçevede karbon ayak izinin düşürülmesi, su ve enerji verimliliğinin yükseltilmesi, atık yönetiminin iyileştirilmesi ve hassas ekosistemlerde taşıma kapasitesine uygun ziyaretçi yönetimi, sürdürülebilir turizmin olmazsa olmaz bileşenleridir. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Plan ve Bütçe Komisyonu tutanaklarında Türkiye’yi “dünya çapında bir turizm markası” olarak tanımlamaktadır. 2025 yılı Ocak-Eylül döneminde 50 milyon ziyaretçi ve bir önceki yıla göre yüzde 5,7 artışla 50 milyar dolar turizm geliri elde edildiğini, 2017’de turist sayısında dünyada 8’inci sıradayken 2024’te 4’üncülüğe, turizm gelirlerinde ise 15’inci sıradan 7’nci sıraya yükselindiğini ifade etmektedir. Bu veriler, turizmin Türkiye ekonomisi için ne denli kritik bir sektör hâline geldiğini göstermektedir. Ancak sorun, bu büyümenin çevresel, kültürel ve sosyal sürdürülebilirlik boyutlarıyla yeterince desteklenmemesi, elde edilen gelir artışının uzun vadeli taşıma kapasitesi, iklim kriziyle uyum ve yerel halkın hakları bakımından kurumsal, bağlayıcı bir çerçeveye oturtulamamasıdır. 470 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1768 ‒ Bakanlık Komisyondaki sunumunda özellikle Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC) ile yürütülen Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı öne çıkarılmakta, yaklaşık 19 bin konaklama tesisinin sürdürülebilir turizm belgesi veya sertifikası aldığı, 2.084 tesisin ise GSTC kriterlerinin tamamını karşılayarak uluslararası geçerliliğe sahip 3’üncü aşama sertifika elde ettiği belirtilmektedir. Türkiye, bu rakamla dünyada en fazla GSTC sertifikalı konaklama tesisine sahip ülke olarak sunulmakta ve “sürdürülebilir turizm alanında örnek gösterilen ülke” olduğu iddia edilmektedir. Nitekim Bakanlık, 2026 bütçesi görüşmelerinde Türkiye’nin “sürdürülebilir destinasyon olması yolunda ciddi mesafe katettiklerini” ifade etmektedir. Gerçekten de Türkiye’nin Ulusal Sürdürülebilir Turizm Programı kapsamında GSTC doğrulamalı 2.000’i aşkın otele 25 Eylül 2025 itibarıyla ulaşmış olması ve 2030 yılına kadar tüm oteller için sertifikasyonun zorunlu hâle getirileceğinin açıklanması, kâğıt üzerinde güçlü bir altyapıya işaret etmektedir. Ancak eleştirel bir değerlendirmeyle bakıldığında, bu programın odağının ağırlıklı olarak tesis (otel) ölçeğinde kaldığı, destinasyon ölçeğinde bağlayıcı çevresel ve mekânsal kriterlerin, bağımsız denetim mekanizmalarının ve kamuya açık, karşılaştırılabilir veri setlerinin henüz kurumsallaşmadığı görülmektedir. Taşıma kapasitesi, su ve biyolojik çeşitlilik yönetimi, iklim riski, kıyı ve dağ ekosistemlerinde imar-disiplin ilişkisi gibi alanlarda ülke geneline yayılan bağlayıcı standartların ve yaptırım gücü yüksek yönetişim çerçevesinin yokluğu, mevcut sertifikasyon sürecinin kamuoyunda “yeşil vitrin / yeşil aklama” algısıyla tartışılmasına yol açmaktadır. Bakanlık, Kapadokya ve Uludağ Alan Başkanlığı uygulamalarını “yetki karmaşasını sonlandıran, bölgenin kültür ve turizm potansiyelini daha görünür kılan” başarılı örnekler olarak sunmakta, Kapadokya’da 1.132 kaçak yapının ortadan kaldırıldığını, 2019–2025 arasında 288 doğal ve kültürel taşınmazın tescillenerek koruma altına alındığını ve peribacalarına acil müdahale yapıldığını ifade etmektedir. Uludağ’da da kaçak yapı ve izinsiz uygulamalara karşı sıkı denetim yapıldığı, uygunsuz yapıların kaldırıldığı, alanın doğal ve turistik değerlerinin “sürdürülebilir bir şekilde yönetileceği” belirtilmektedir. Ne var ki 2025 yılı içinde mimarlar ve koruma uzmanlarının Kapadokya’da bölge siluetini bozan inşaat ve betonlaşma baskısının arttığı, Dünya Mirası kriterlerine uyumun zayıfladığı yönündeki uyarıları, alan yönetimi, imar izinleri ve koruma dengesi arasında ciddi tutarsızlıklar olduğunu göstermektedir. Benzer şekilde, Karadeniz yaylalarında –özellikle Ayder ve Uzungöl’de– “koruma odaklı dönüşüm” söylemine karşın yıllardır süren düzensiz yapılaşma, sert 471 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1769 ‒ zeminleşme ve kitlesel turizm baskısı, destinasyonun doğallığını ve taşıma kapasitesini aşındırmaktadır. Uzungöl, sürdürülebilir turizm ilkeleri açısından “olumsuz senaryo” olarak anılmaya devam etmektedir. Kıyı bölgelerinde betonlaşma ve taşıma kapasitesi sınırlarının göz ardı edilmesi, yeşil turizmin inandırıcılığını daha da zayıflatmaktadır. Akdeniz kıyılarında Tisan örneğinde 2025 sonbaharında “kıyıların beton altında kaldığı” yönünde basına yansıyan görüntüler ve haberler, imar kararlarının doğa ve kıyı korumasına üstün geldiği yönündeki eleştirileri tazelemiştir. Bu tür vakalar, destinasyon ölçeğinde çevresel etki değerlendirmesinin, kapsamlı kümülatif etki analizlerinin ve planlama–denetim bütünlüğünün pratikte zayıf kaldığını düşündürmektedir. Dolayısıyla, alan başkanlığı modeli kâğıt üzerinde sürdürülebilirlik iddiası taşırken, fiiliyatta merkezi ve yerel idarenin siyasi ve ekonomik baskılar karşısında yeterince dirençli bir koruma rejimi oluşturamadığı görülmektedir. Yeşil turizmin en kritik bileşenlerinden biri olan su yönetimi alanında da benzer bir çelişki söz konusudur. Akademik çalışmalar, kitle turizmi bölgelerinde konaklama tipine göre kişi başı günlük su tüketiminin yüksek seyrettiğini; özellikle tatil bölgelerinde ortalama 210 L/kişi-gün düzeyine, lüks yazlık tipinde ise 1.000 L/kişi-gün düzeyini aşabildiğini ortaya koymaktadır. Kuraklığın arttığı Akdeniz havzasında bu tablo, Antalya ve benzeri kitle turizmi destinasyonlarında su yönetimi ile turizm politikalarının entegrasyonunun yetersiz kaldığını göstermektedir. Su stresinin yalnızca tesis içi tüketimle sınırlı olmadığı; büyük havuzlar, yoğun peyzaj sulaması ve yüksek sezonda pik talep artışlarının bölgesel su kaynakları üzerinde ek baskı yarattığı bilinmektedir. Bu nedenle, bazı tesislerin “yeşil otel” uygulamalarını hayata geçirmiş olması kendi başına yeterli değildir; destinasyon düzeyinde bağlayıcı su verimliliği standartlarının getirilmesi, havza bazlı planlama yapılması, izleme–raporlama süreçlerinin şeffaf ve karşılaştırılabilir hâle getirilmesi zorunludur. Kıyı ve hassas ekosistemlerde turizm–çevre gerilimi, yeşil turizm iddiasını doğrudan test eden bir diğer alandır. Salda Gölü’nde 2025 Ekim ayında gözlenen belirgin su çekilmesinin, yerel yönetim tarafından iklim krizi, aşırı yeraltı suyu kullanımı ve turizm–tarım kaynaklı baskı ile ilişkilendirildiği aktarılmaktadır. Bu durum, koruma–kullanma dengesinin ne kadar kırılgan olduğunu açıkça göstermekte; ziyaretçi yönetimi, havza ölçekli planlama ve su-biyoçeşitlilik ilişkisini birlikte gözeten bir politika çerçevesine duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır. Deniz kaplumbağalarının üreme alanları arasında sayılan Çıralı, İztuzu ve Patara’da yıllar içinde 472 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1770 ‒ geliştirilen koruma modelleri Türkiye açısından önemli ve olumlu örneklerdir; ancak bu iyi örneklerin ülke genelinde standart ve bağlayıcı bir ziyaretçi yönetimi rejimine dönüşmesinde geç kalındığı, düzenlemenin büyük ölçüde yerel inisiyatife bağlı olduğu görülmektedir. Bu durum, politika tutarlılığını zayıflatmakta ve yeşil turizm söylemi ile sahadaki uygulamalar arasındaki mesafeyi büyütmektedir. Şehir limanları ve kruvaziyer turizmi de sürdürülebilirlik bakımından ciddi soru işaretleri barındırmaktadır. İstanbul/Galataport örneğinde, ulusal ve uluslararası haber akışında kruvaziyer trafiğinin hava kirliliği, atık suları ve deniz ekosistemi üzerindeki etkilerine ilişkin ciddi eleştiriler yer almaktadır. İşletme tarafından su, hava, partikül ve gürültü izlemesi yapıldığı ve su tasarrufu hedefleri konulduğu açıklansa da bağımsız, düzenli ve kamuya açık emisyon raporlamasının ve kümülatif etki analizlerinin şeffaf biçimde paylaşılmadığı bir ortamda, söz konusu faaliyetlerin çevresel yönetimi konusunda kamuoyunun güven duyması mümkün değildir. Yeşil turizm iddiasının inandırıcı olabilmesi için, kruvaziyer limanları da dâhil olmak üzere tüm büyük turizm altyapılarının bağımsız denetimden geçmesi, çevresel performans göstergelerinin yıllık olarak kamuoyuna açıklanması ve gerektiğinde bağlayıcı kısıtlama veya kota mekanizmalarının işletilmesi şarttır. Bakanlığın 2026 yılı için öngörülen toplam 69 milyar 999 milyon 818 bin liralık bütçesinin; 51 milyar 734 milyon 616 bin lirası cari, 18 milyar 265 milyon 202 bin lirası yatırım ödeneği olarak tasarlanmıştır. Bu büyüklükte bir kaynağa rağmen, bütçe ve performans programı dokümanlarında sürdürülebilir turizm, iklim uyumu, su ve biyolojik çeşitlilik yönetimi ile destinasyon ölçeğinde taşıma kapasitesi planlamasına özgülenmiş kaynakların ne oranda ve hangi araçlarla kullanıldığının açık, izlenebilir ve karşılaştırılabilir biçimde ortaya konulmadığı görülmektedir. Buna karşılık Bakanlık sunumunda; GoTürkiye dijital tanıtım platformu, küresel medya kampanyaları ve Türkiye Kültür Yolu Festivalleri, Türkiye’nin “dünyanın en büyük festivallerinden birini” gerçekleştirdiği, milyonlarca kişiye ulaşıldığı ve onlarca şehirde etkinlik yapıldığı vurgulanarak öne çıkarılmaktadır. Tanıtım ve festival harcamalarının bu ölçüde önceliklendirilmesine karşın, su stresi altındaki bölgelerde altyapının güçlendirilmesine, hassas ekosistemlerde ziyaretçi baskısının azaltılmasına, karbon ayak izinin düşürülmesine ve yerel halkın yeşil turizmden adil pay almasını sağlayacak araçlara dönük bütçesel tercihlerin zayıf kalması, politikanın odağının gelir ve tanıtım eksenine sıkıştığı izlenimini doğurmaktadır. 473 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1771 ‒ Bu çerçevede Türkiye’nin sürdürülebilir turizm iddiasının güçlendirilmesi için, tesis ölçeğindeki sertifikasyon başarılarının destinasyon ölçeğinde bağlayıcı yönetişim ilkeleriyle desteklenmesi zorunludur. Taşıma kapasitesi planlaması, su ve biyoçeşitlilik yönetimi, kıyı ve dağ ekosistemlerinde imar disiplininin sıkılaştırılması, hassas alanlarda yapılaşmanın istisnai hâle getirilmesi, bağımsız doğrulanan göstergelerle düzenli ve kamuya açık raporlamanın kurumsallaştırılması, bu yeni yönetişim çerçevesinin temel sütunlarını oluşturmalıdır. Yeşil turizm; yalnızca otellere verilen sertifikalardan ibaret değil, aynı zamanda bölgesel planlar, ulaşım politikaları, enerji ve atık altyapısı, yerel halkın karar süreçlerine katılımı ve hukukun üstünlüğü ile birlikte anlamlı hâle gelmektedir. Türkiye, turizm gelirlerindeki artış ve küresel sıralamalardaki yükselişle ekonomik açıdan önemli bir başarı yakalamış görünse de, bu büyümenin çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik temelli bir çerçeveye oturtulamadığı, mevcut politikaların doğal–kültürel mirasın korunması bakımından ciddi riskler barındırdığı değerlendirilmektedir. Kapadokya’dan Karadeniz yaylalarına, Salda Gölü’nden Akdeniz kıyılarına ve Galataport’a uzanan örnekler, betonlaşma, su stresi, biyolojik çeşitlilik kaybı ve denetim zafiyetlerinin sürdüğünü göstermektedir. Bu nedenle, 2026 yılı bütçesi görüşmelerinde, Kültür ve Turizm Bakanlığının yeşil turizm söylemini sahici kılacak; bağımsız denetim, şeffaf veri, taşıma kapasitesi esaslı planlama ve yerel halkın haklarını önceleyen bağlayıcı düzenlemeleri hayata geçirmesi yönünde güçlü bir irade ortaya koyması gerekmektedir. Türkiye’de su stresi, atık yönetimi sorunları, imar baskısı ve biyolojik çeşitlilik kaybı derinleşirken; 2026 bütçesinde Turizmin Geliştirilmesi Programı için ödenek yüzde 79,64 oranında artırılmış olmasına rağmen, bu kaynağın turizm bölgelerinde il/ilçe bazlı sürdürülebilir turizm izleme ve uygulama birimlerinin güçlendirilmesi amacıyla kullanılmasına yönelik verdiğimiz önerge AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. Yeşil/sürdürülebilir turizmin, Bakanlığın resmî belgelerinde doğal kaynakların korunması, su ve enerji verimliliği, atık yönetimi ve yerel halkın yaşam kalitesinin yükseltilmesi gibi hedeflerle tanımlanmasına karşın, sahada su kullanımı, atık miktarı, arıtma performansı, deniz ve hava kalitesi ile biyolojik çeşitlilik için düzenli veri toplayan, imar baskısını çevresel eşikler çerçevesinde denetleyen, yeşil sertifikasyon süreçlerini ve yerel halkın karar süreçlerine katılımını güvence altına alacak kurumsal yapıların güçlendirilmesine dahi kaynak ayrılmaması, iktidarın sürdürülebilirlik söylemi ile bütçe tercihlerinin birbiriyle çeliştiğini açıkça ortaya koymaktadır. 474 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1772 ‒ BAKANLIĞIN ADINDA KÜLTÜR VAR İÇİNDE KÜLTÜR YOK Kültür ve Turizm Bakanlığının resmî “Misyon” ve “Vizyon” beyanları, kültürel zenginliğin korunması ve geliştirilmesi, kültür-sanata erişimin yaygınlaştırılması, kültürel yatırımların artırılması ile sürdürülebilir turizm hedeflerinin birlikte yürütülmesini öngörmektedir. Bu çerçeve, “kültür” ve “turizm” başlıklarının eş-önceliklendirilmesini ve birbirini besleyen politikalarla icra edilmesini gerektirir. Ne var ki son dönem uygulama ve kamusal iletişimde ağırlık merkezi belirgin biçimde turizm performansı, ziyaretçi-gelir hedefleri ve alan tahsisleri ekseninde toplanmakta; kültür politikaları ise ikinci planda, çoğunlukla turizmin tamamlayıcı öğesi gibi konumlanmaktadır. Bu durum, Bakanlığın beyan ettiği misyon ve vizyon ile sahadaki öncelik seti arasında giderek açılan bir uyumsuzluğa işaret etmektedir. Öncelikle, kamuoyuna dönük iletişimde başarı göstergelerinin turizm odaklı kurgulanması; kültür kurumlarının kurumsal kapasitesi, kültürel mirasın bilimsel-katılımcı koruma süreçleri, müze ve kütüphanelerin erişilebilirliği ile kültür-sanat üretiminin nitelik ve çeşitliliği gibi “kültür” eksenli hedeflerin görünürlüğünü azaltmaktadır. Başarı anlatısının tek eksende yoğunlaşması, kültür politikalarının ölçülebilir hedefleri ve periyodik raporlamasının geri planda kalmasına yol açmakta; böylece misyonda yer alan “vatandaşların kültür-sanata yoğun, etkili ve kolay erişimi” vaadi somut izleme göstergelerinden mahrum bırakılmaktadır. Kültürel miras yönetimi, kültür misyonunun asli omurgasıdır. Bilimsel yeterlilik, koruma etiği, paydaş katılımı ve uzun vadeli yönetim planları bu omurgayı ayakta tutar. Son dönem tartışmalar, koruma karar ve süreçlerinde bu ilke setinin kimi örneklerde zayıfladığına ilişkin kaygıları artırmıştır. Kurul kararlarının teknik dayanakları, uzman görüşlerinin konumlanışı, şeffaflık ve hesap verebilirlik mekanizmalarının işlerliği; yalnız tekil dosyalar bakımından değil, kurumsal itibar ve kamu güveni yönünden de kritik önemdedir. Kültür mirasının, kısa vadeli ekonomik fayda argümanlarının gölgesinde kalmaması ve koruma- kullanma dengesinin, bilimsel esaslar ve evrensel sözleşme yükümlülükleriyle uyumlu yürütülmesi zorunludur. Alan kullanım politikaları ve tahsis süreçleri de benzer bir gerilim üretmektedir. Kıyı ve doğal/kültürel peyzaj niteliğindeki alanlarda turizm öncelikli planlamanın, yerel kültür pratiklerine, kamusal erişime ve kültürel sürekliliğe etkileri çoğu kez yeterince analiz 475 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1773 ‒ edilmeden ilerlediği yönünde eleştiriler bulunmaktadır. Oysa kültür politikası, yalnızca somut mirasın korunmasını değil; kültürel ekosistemin, geleneğin, hafızanın, ortak mekânların, yaşatılmasını da gerektirir. Bu bağlamda “kamu yararı” ilkesi, ekonomik getirinin ötesinde kültürel değerlerin ve toplumsal faydanın birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılar. Kültür kurumlarının yönetimi ve kaynak tahsisi, politikanın sürdürülebilirliğini belirleyen bir diğer alandır. Tiyatro, sinema, müze, kütüphane ve benzeri kurumlarda şeffaflık, liyakat, nitelik odaklı programlama ve ölçme-değerlendirme kültürü güçlendirilmedikçe, kültür-sanat üretimi kısa vadeli etkinlik takvimlerine indirgenir. Bu da misyonda yer alan “erişilebilir ve yaygın kültür” hedefini zayıflatır; taşra-merkez dengesizliğini derinleştirir. Kültür yatırımlarının “kalıcı kurumsal kapasite” (insan kaynağı, koleksiyon yönetimi, konservasyon, dijital erişim, bölgesel ağlar) oluşturacak biçimde planlanması esastır. Bakanlığın kültür alanında bazı adımları elbette mevcuttur. Sinema destekleri, kültür varlıklarının iadesi, belirli festival ve programların yaygınlaştırılması bunlar arasındadır. Ancak bu tür parçalı ve proje-bazlı ilerlemeler, genel yönelimi değiştirmek için tek başına yeterli değildir. Misyon-vizyon ile icra arasında bütüncül uyumu tesis edebilmek için kültür başlığında stratejik hedeflerin, bütçe kompozisyonunun, mevzuat ve kurumsal süreçlerin birlikte gözden geçirilmesi, kültür-turizm dengesinin ilanla değil, kurumsal mekanizmalarla güvence altına alınması gerekmektedir. Kültür ve turizmin eş-önceliklendirilmesi için, her iki alan adına ayrı ayrı ölçülebilir yıllık hedefler belirlenerek “kültürel erişim, üretim çeşitliliği, koruma kalitesi ve bölgesel yaygınlık” göstergelerinde düzenli kamu performans raporları yayımlanmalı; kültürel mirasın bilimsel koruması, bağımsız uzman havuzları, akran değerlendirmesi ve gerekçeli kurul kararlarıyla güçlendirilerek güncel, katılımcı ve denetlenebilir yönetim planlarına bağlanmalıdır. Turizm odaklı planlamalarda zorunlu “Kültürel Etki Değerlendirmesi (KED)” getirilerek kamusal erişim, yerel kimlik ve somut-somut olmayan miras üzerindeki etkiler kararların asli parametresi hâline getirilmeli; kültür kurumlarında liyakat ve şeffaflık esaslı atama-kaynak tahsisi süreçleri, ölçme-değerlendirme ve Sayıştay bulgularına dayalı düzeltici eylem planlarıyla kurumsallaştırılmalıdır. Bütçe kompozisyonu, etkinlik-festival ağırlığını dengeleyecek biçimde konservasyon, koleksiyon yönetimi, dijitalleşme, bölgesel kütüphane-müze ağları ve insan kaynağı için çok 476 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1774 ‒ yıllı yatırım programlarına yönlendirilmelidir. 81 il ve alt ölçek için erişim normları belirlenerek dezavantajlı bölgelere pozitif ayrımcılık içeren hibe ve altyapı araçları uygulanmalıdır. Sanatçı örgütleri, meslek odaları, yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplumla karar öncesi-sonrası düzenli istişare mekanizmaları işletilmelidir. Müze, arşiv ve kütüphanelerde dijital erişim hızlandırılırken açık veri politikalarıyla araştırmacı ve vatandaşın bilgiye erişimi artırılmalıdır. Bakanlık, ilan ettiği misyon ve vizyon uyarınca kültür ve turizmi eş-itibarda konumlandırmakla yükümlüdür. Mevcut uygulama ve iletişim deseni, kültür başlığının turizm performansının gölgesinde kaldığı yönünde güçlü bir algı ve pratik üretmektedir. Bu algının giderilmesi yalnız söylemsel bir tercih değil, bilimsel koruma standartlarının, kurumsal kapasite ve liyakatın, bütçe kompozisyonunun ve katılımcı yönetişimin birlikte güçlendirilmesiyle mümkündür. Önerilen adımlar, kültür politikasını proje-etkinlik bandının ötesine taşıyacak olup kültürel zenginlik ve çeşitliliğin korunması-geliştirilmesi hedefini, sürdürülebilir turizm anlayışıyla dengeli ve kalıcı bir zeminde buluşturacaktır. KIYILAR KİMİN? Cevaplanması gereken soru başlıkta yer almaktadır. Hukuki açıdan yanıt açıktır: 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 5. maddesine göre “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır.” Anayasa’nın 43. maddesi de kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, kıyılardan yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceğini ve kişilerin bu alanlardan yararlanma imkân ve şartlarının kanunla düzenleneceğini hükme bağlamaktadır. Bu çerçeve, kıyıların asli olarak kamusal alan olduğunu, hiçbir kişi veya şirketin fiilen “özel mülkü” hâline getirilemeyeceğini, erişimin eşit ve serbest olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Ne var ki uygulamada tam tersi bir tablo yaygınlaşmaktadır. Sahil şeritlerinin özel işletmelerce şezlong, loca, masa ve platformlarla kapatıldığı; vatandaşın denize ulaşımının fiilen engellendiği, kıyıya girişin ya da kıyıdan yararlanmanın “şezlong ücreti”, “giriş bedeli”, “servis zorunluluğu” gibi adlar altında paralı hâle getirildiği örnekler sıradanlaşmıştır. Muğla’dan Antalya’ya, Ege ve Akdeniz kıyılarında pek çok belediyenin ve kaymakamlığın işgalleri kaldırmaya dönük denetim ve yıkım haberleri, sorunun münferit değil yapısal olduğunu göstermektedir. İşgal edilen sahillerde tutanak tutulmakta, zaman zaman şezlong 477 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1775 ‒ ve platformlar kaldırılmakta; ancak aynı sahiller birkaç hafta içinde yeniden işgal edilmekte, caydırıcı ve kalıcı bir kamu politikasına geçilememektedir. Bakanlığın bütçesinin görüşüldüğü komisyon görüşmelerine da yansıdığı üzere, özellikle “rantı yüksek sahil bölgelerinde” usulsüz imara açma ve uzun süreli tahsis uygulamaları bu sorunu daha da derinleştirmektedir. Komisyon görüşmelerinde muhalefet milletvekilleri, Antalya Gazipaşa’daki Koru Sahili’nin doğal sit alanı statüsüne rağmen Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bir özel şirkete kırk dokuz yıllığına tahsis edildiğini, yine Antalya Kemer’de Beydağları Sahil Millî Parkı sınırları içindeki Alacasu Koyu’nun “günübirlik kullanım alanı” adı altında yirmi yıllığına özel bir firmaya verildiğini belirtmiştir. Halkın ortak doğal mirası olan bu sahillerin uzun süreli sözleşmelerle fiilen özel kullanıma açılmasını sert biçimde eleştirmiştir. Bu anlatımlar, Anayasa ve Kıyı Kanunu’nda tarif edilen “kamusal kıyı” ilkesinin uygulamada şirket lehine daraltıldığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, 26 Haziran 2025 tarihli bir yönetmelik değişikliğine dikkat etmek gerekir. Bu düzenlemede, Bakanlığa tasarruf hakkı verilen orman alanlarından kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan alanlar için “tahsis sınırları içinde dâhil edilebilir” hükmü getirilmiş; bu ibareye dayanılarak, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafındaki alanların turizm tahsislerinin içine alınmasının önü açılmıştır. Söz konusu yönetmeliğin Anayasa’ya ve Kıyı Kanunu’na aykırı olduğu açıktır. Böylece, kâğıt üzerinde “devletin hüküm ve tasarrufu altındaki” kıyılar, idari işlemlerle turizm tesislerinin arka bahçesi hâline getirilebilmektedir. Bu yaklaşım, kıyıların kamusal niteliğini güçlendirmek yerine, tesis odaklı bir tahsis anlayışını pekiştirmektedir. Bakanlık, Alacasu başta olmak üzere bazı sahillerin Bakanlığın şirketi TURAŞ tarafından “ücretsiz girişli halk plajı” olarak işletildiğini, başka bir tasarrufta bulunulmadığını savunmakta; ayrıca “vatandaşlarımızın yüksek kalitede hizmet almasını sağlayan nitelikli, ücretsiz halk plajları” yaptıklarını vurgulamaktadır. Kuşkusuz, gerçekten ücretsiz ve engelsiz erişim sağlayan nitelikli halk plajları olumlu örneklerdir. Ancak bu örnekler, kıyıların bütününe ilişkin yapısal sorunu ortadan kaldırmamaktadır. Birkaç seçilmiş sahili “halk plajı” ilan ederken, aynı anda doğal sit alanlarının, millî park sınırlarının ve bakir koyların onlarca yıllığına özel şirketlere tahsisi sürdüğü sürece, kıyıların kamusal karakteri istisna hâline getirilmektedir. Yargısal içtihatlar da kıyıların kamusal niteliğini teyit etmektedir. Yargıtay’ın emsal kararlarında plajların herkesin ortak kullanımına açık olduğu, özel işletmelerin denize girmek 478 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1776 ‒ için şezlong kiralama veya belirli hizmetleri satın alma zorunluluğu getiremeyeceği, vatandaşa “şezlong almazsan denize giremezsin” dayatmasının hukuka aykırı olduğu açıkça vurgulanmaktadır. Bu kararlar, kıyıların “hizmet satışı” bahanesiyle kapatılamayacağını, kamusal alanın ticari sözleşmelerle fiilen özelleştirilemeyeceğini ortaya koymaktadır. Buna karşın sahada, vatandaşların birçok kıyı şeridinde yalnızca restoran veya işletme üzerinden erişim sağlayabildiği, kamuya ait olması gereken sahil şeritlerinin VIP localar, yüksek ücretli işletmeler ve “özel plaj” levhalarıyla kuşatıldığı görülmektedir. Öte yandan, Koru Sahili, Alacasu ve benzeri tahsis örnekleri, 26 Haziran 2025 tarihli yönetmelikle deniz tarafındaki orman alanlarının da tahsis sınırları içine alınabilmesi; turizm yoğunluğu yüksek bölgelerde artan nüfus baskısına karşın konaklama vergisi gelirlerinin merkeze çekilmesi; tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde, “kıyılar kâğıt üzerinde herkesin, fiiliyatta ise belli şirketlerin” olduğu bir rejime doğru gidildiği endişesini güçlendirmektedir. Bu tablo, yalnızca çevre ve şehircilik ilkeleriyle değil, Anayasa’nın 43. maddesi ve Kıyı Kanunu’nun 5. maddesiyle de açık bir çelişki içindedir. Bu nedenle, kıyıların gerçekten kamu yararına ve Anayasa’ya uygun biçimde yönetilmesi için aşağıdaki ilkelerin 2026 dönemi politika ve bütçe çerçevesine yansıtılması zorunludur. Kıyıların hukuki statüsüne aykırı tüm yönetmelik ve idari işlemler gözden geçirilmeli; kıyı kenar çizgisinin deniz tarafındaki alanların turizm tahsisleri içine alınmasına imkân veren hükümler yürürlükten kaldırılmalıdır. Kıyı şeridi boyunca kesintisiz ve ücretsiz yaya geçişini güvence altına alan açık hükümler getirilmeli ve şezlong, platform ve benzeri yer kaplayıcı unsurlar kamusal geçişi engellemeyecek biçimde düzenlenmeli; usulsüz işgaller hızlı ve caydırıcı idari yaptırımlarla sonlandırılmalıdır. Konaklama vergisi gelirlerinin en az yarısı, vergiyi doğuran konaklamanın gerçekleştiği illerde kalmalıdır. Bu kaynağın kullanımı için şeffaf kriterlere dayalı “yerel turizm altyapı ve çevre fonları” kurulmalıdır. Fonların öncelikli kullanım alanları kıyı, doğal alan ve kültürel miras alanlarının korunması, atık ve su yönetimi, kamusal erişim ve denetim kapasitesi olarak tanımlanmalıdır. Kıyı ve sahil tahsislerine ilişkin tüm sözleşmeler, süreler, bedeller ve kullanım şartları; harita ve uydu görüntüleriyle birlikte kamuya açık, çevrim içi bir veri tabanında yayımlanmalı ve kıyılardaki fiilî engeller için vatandaşların başvurabileceği, yanıtları ve sonuçları izlenebilir bir şikâyet mekanizması oluşturulmalıdır. “Ücretsiz halk plajı” uygulamaları, istisnaî vitrin projeleri olmaktan 479 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1777 ‒ çıkarılmalı; ülke genelinde erişilebilir, nitelikli ve gerçekten ücretsiz kıyı şeritlerinin sayısı artırılmalı; bu alanların işletme modeli ve denetimi şeffaf kriterlere bağlanmalıdır. Aksi hâlde “Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki” kıyılar, fiilen özel mülkiyet gibi kullanılmaya ve toplumun ortak doğal mirasına erişim hakkı zedelenmeye devam edecektir. Bu muhalefet şerhi, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesi görüşmeleri bağlamında, kıyıların kime ait olması gerektiği sorusuna, hukuk ve kamu yararı temelinde net bir yanıt vermektedir: Kıyılar, bir grup işletmenin değil, Anayasa’nın emrettiği üzere, 86 milyon vatandaşın ortak hakkıdır. Bu hakkın korunması, yürütmenin inisiyatifine bırakılmayacak kadar temel bir kamusal sorumluluktur. Asla İs;fa Etmeyen Ve Değişmeyen Bakan Kültür ve Turizm Bakanı, yaklaşık yedi yıldır aynı görevde bulunan, bu açıdan son dönem kabinelerinin en uzun süreli isimlerinden biridir. 2023 seçimleri sonrasında Cumhurbaşkanı, o dönem uygulanan siyasi tercih doğrultusunda kabinedeki hemen tüm bakanları milletvekili adayı yapmış ve kabineyi neredeyse tamamen değiştirmiştir. Bir bakan var ki bu kuralın dışında tutulmuştur. Herkesin malumu üzere bu kişi Mehmet Nuri Ersoy’dur. Kamuoyunun önüne konmayan temel soru şudur: Hangi objektif kritere göre Bakan, değişmeyen ve hesap vermeden görevini sürdüren ayrıcalıklı isimlerden biri olarak seçilmiştir? Bu sorunun ikna edici, sayısal ve kurumsal bir cevabı bulunmamaktadır. Bu tablo, Kartalkaya’da yaşanan ve ülke çapında derin infial yaratan otel yangını faciası ile daha da ağırlaşmıştır. Onlarca insanın, önemli bir kısmı çocuk olmak üzere hayatını kaybettiği; yangın merdivenleri, acil çıkışlar, duman algılama ve tahliye sistemleri gibi en temel güvenlik önlemlerinin dahi tartışma konusu olduğu bu olay, doğrudan Kültür ve Turizm Bakanlığının sorumluluk alanındaki bir konaklama tesisinde meydana gelmiştir. Buna rağmen Bakan, Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki bütçe sunumunda bu faciaya tek bir cümleyle dahi değinmemiş, ne siyasi, ne idari, ne de ahlaki sorumluluğu çerçevesinde kamuoyuna açıklama yapma ihtiyacı hissetmiştir. Sorumluluk alanında bu ölçekte bir dram yaşanmışken, Bakanın kendi sunumunda bu olayı yok sayması, “hesap verebilirlik” açısından son derece çarpıcı ve olumsuz bir örnek oluşturmaktadır. Demokratik teamüllerin yerleşmiş olduğu ülkelerde, bir bakanın doğrudan kusurlu olup olmadığı tartışılmaksızın, kendi sorumluluk alanında bu derece büyük bir felaket 480 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1778 ‒ yaşandığında istifa etmesi siyasî sorumluluğun doğal gereği olarak görülmektedir. Bakan ise, kamuoyu vicdanında derin iz bırakan bu olayın ardından ne görevinden ayrılmış ne de istifa etmeyi tartışmaya açmıştır. Aksine, kendisine defaatle yapılan “istifa çağrılarına” rağmen görevine devam etmeyi tercih etmiştir. 2018’den bu yana çeşitli dönemlerde kabine üyelerinin değiştiği, birçok bakanın görevden alındığı veya yerlerinin değiştirildiği bir süreçte, Kültür ve Turizm Bakanının bu koltukta kesintisiz biçimde kalmaya devam etmesi; “başarı” ile açıklanamayacak bir siyasal dokunulmazlık algısı yaratmaktadır. Oysa ortaya konan performans tablosu da bu “dokunulmazlık” izlenimini güçlendirecek nitelikte değildir. Bakan, sunumlarında ağırlıklı olarak ziyaretçi sayıları ve toplam turizm geliri üzerinden övünç tablosu çizmektedir. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verilerine göre Türkiye, ziyaretçi sayısında üst sıralara çıkmış; toplam gelirde de ilk 10 ülke arasına girmiştir. Ancak kişi başına ve gece başına harcama göstergeleri, enflasyondan arındırılmış reel turizm geliri, ürün çeşitliliği ve gelir kalitesi gibi daha nitelikli göstergeler birlikte değerlendirildiğinde, tablo bu kadar parlak değildir. Ziyaretçi sayısı artarken, harcama derinliği ve kalış süresinde kalıcı bir sıçrama yaşanamamış; “çok turist, görece düşük gelir” yapısal dengesizliği devam etmiştir. Döviz bazında ve küresel enflasyon da dikkate alındığında, turizm gelirindeki artışın önemli kısmının fiyat etkisinden kaynaklandığı, reel sıçrama yaratacak niteliksel dönüşümün sağlanamadığı görülmektedir. Buna karşın Bakan, hem parlamentodaki sunumlarında hem de kamuoyuna yönelik açıklamalarında, sektördeki bu niceliksel artışları kişisel bir “başarı hikâyesi” olarak sunmakta; turizmin ekonomide üstlendiği rolü kendi siyasi konumunun gerekçesi hâline getirmeye çalışmaktadır. Gerçekte ise, turizmde yakalanan küresel konum, ülkenin jeostratejik konumu, doğal ve kültürel mirası, özel sektörün dinamizmi ve döviz ihtiyacının yarattığı zorlayıcı faktörlerin bir bileşkesi olup, kişisel bir “usta işi yönetim” ürününden ziyade yapısal bir eğilimin yansımasıdır. Kaldı ki, turizm gelirinin çevre, kültürel miras, yerel halkın hakları ve işgücü standartları üzerindeki baskıları giderici bir politika çerçevesine kavuşturulamamış; bu alanda da ciddi sürdürülebilirlik sorunları devam etmiştir. Bu çerçevede, Kartalkaya yangını gibi ağır bir facianın ardından dahi görevini bırakmayan; Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bu olaya değinme gereği duymayan; turizmdeki niceliksel artışları, başarısız olduğu diğer alanların ve ağır sorumlulukların üzerini örten bir perde gibi kullanan bir bakan profili ortaya çıkmaktadır. “Asla istifa etmeyen bakan” ifadesi, 481 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1779 ‒ yalnızca sert bir siyasi niteleme değildir. Son yedi yılda yaşanan krizler, tartışmalı uygulamalar ve yargısal süreçler karşısında tek bir defa dahi siyasi sorumluluk üstlenmemiş, oturduğu koltuğunu sorgulamamıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesi görüşülürken, bu durum sıradan bir kişisel tercih veya siyasi takdir olarak görülemez. Bakanın görevde kalmasının değil, bu koşullar altında hâlâ neden görevde olduğunun sorgulanması gerekmektedir. Kartalkaya faciasında ve diğer tartışmalı dosyalarda olduğu gibi, “kusurum yok” savunmasıyla siyasi sorumluluktan kaçınan bir anlayış hem hesap verebilirlik ilkesini hem de kamu vicdanını zedelemektedir. Siyasi sorumluluk yalnızca teknik hata veya bireysel kusurla sınırlı değildir; yönetilen alanda ortaya çıkan ağır sonuçların, kamu adına üstlenilmesini ve gerektiğinde makamın bırakılmasını da içerir. 2026 yılı bütçesi görüşmelerinde Kültür ve Turizm Bakanlığına ilişkin değerlendirme yapılırken, yalnızca turizmdeki niceliksel büyüme rakamları değildir. Kartalkaya başta olmak üzere yaşanan acı tecrübeler, kültürel miras alanlarındaki tartışmalı restorasyonlar, kıyı politikaları ve şeffaflık sorunları ile birlikte bakılmalıdır. “Asla istifa etmeyen bakan” gerçeği, Türkiye’de yürütmenin hesap verebilirliği açısından olumsuz bir örnek teşkil etmekte ve demokrasi kültürünü zayıflatmaktadır. Bu nedenle, Bakanlığın bütçesine ve politikalarına dair eleştirimizin merkezinde, yalnızca programların içeriği değil, aynı zamanda siyasi sorumluluk bilinci ve istifa kurumunun fiilen ortadan kaldırılmış olması da yer almaktadır. AK PARTİ’NİN MEDYA PATRONU: RTÜK Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), 6112 sayılı Kanun uyarınca radyo-televizyon yayınlarını düzenlemek ve denetlemekle görevli, kamu gücü kullanan bir düzenleyici-kurumsal otoritedir. Kurulun asli sorumluluğu, ifade ve basın özgürlüğü ile birlikte çocukların ve gençlerin korunmasını, insan onuruna saygıyı, şiddetin ve suçun özendirilmeyeceği bir yayın ortamını temin etmektir. Ne var ki son yıllarda, RTÜK’ün bu yönetsel sorumluluğunu özellikle ticari eğlence içerikleri karşısında gereği gibi kullanmadığı; yalnızca muhalif haber kanallarına yönelik cezalarla anıldığı, buna karşılık toplumun geniş kesimlerinin yakındığı gündüz kuşağı programları, yüksek şiddet içerikli diziler ve kumar/bahis reklamları karşısında “müdahalesizlik” çizgisine çekildiği endişesi artmıştır. 482 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1780 ‒ Gündüz kuşağı programları bu tablonun ilk ve en görünür boyutunu oluşturmaktadır. Aile içi çatışmaların, şiddet vakalarının, ihanet ve ağır suç iddialarının reyting kaygısıyla teşhir edildiği; kişilik haklarının sistematik biçimde zedelendiği, mahrem hayatın piyasa malzemesine dönüştürüldüğü bu programlar, en savunmasız izleyici gruplarının –ev kadınları, işsizler, çocuklar– ekran başında olduğu saatlerde yayınlanmaktadır. Toplumda bu programlardan ciddi biçimde rahatsız olan geniş bir kesim bulunmakta; bu rahatsızlık, sadece ahlaki bir beğeni meselesi değil, toplumsal değerlerin, aile ilişkilerinin ve adalet duygusunun sistematik olarak aşındırıldığına ilişkin kaygılara dayanmaktadır. Buna rağmen RTÜK’ün gündüz kuşağı içeriklerine ilişkin, kapsamlı, bilimsel temelli bir etki analizi çalışması yaptığına veya bu tür programların sınırlarını net çizgilerle belirleyen bağlayıcı ilkeler yayımladığına dair kamuoyuna açık bir bilgi bulunmamaktadır. Türk dizileri, bir yandan ülkemiz için önemli bir “yumuşak güç” ve döviz geliri kaynağı hâline gelmiş, yakın ve uzak coğrafyalarda geniş bir izleyici kitlesine ulaşmıştır. Yabancı ülkelerde Türkçe öğrenen, Türkiye’yi merak eden, ülkemizi ziyaret etmek isteyen milyonlarca insanın motivasyonunda bu dizilerin payı yadsınamaz. Ancak bu tablo, dizilerin içerik boyutuna dair ciddi eleştirilerin üstünü örtemez. Başta komşu coğrafyalarda ve Rusya’da olmak üzere, psikolog ve sosyologların Türk dizilerinin yüksek şiddet içeriği, kadına yönelik şiddetin normalleştirilmesi, mafya ve suç örgütlerinin “çekici” rol modeller olarak sunulması, çocuk ve gençler için uygunsuz cinsellik temsilleri gibi başlıklarda toplumu olumsuz etkilediğine yönelik uyarıları vardır. Nitekim Kazak asıllı bir sosyoloğun, Türk dizilerinin “toplumsal değerleri zehirlediğine” ilişkin analizleri kamuoyuna yansımıştır. Bu eleştiriler karşısında RTÜK’ün görevi, dizileri sansür etmek değil; bilimsel yöntemlerle, bağımsız uzmanların katkısıyla bu içeriklerin özellikle çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerini araştırmak, sonuçları kamuoyuyla paylaşmak, yayıncı kuruluşlara açık ve öngörülebilir standartlar sunmaktır. Oysa RTÜK’ün bugüne kadar bu konuda kayda değer, düzenli ve kapsamlı bir etki araştırması yayımlamadığı; yalnızca nisan ayında yapılmış sınırlı bir panelin varlığına atıf yapılabildiği görülmektedir. Panel ise, Kurumun görev alanı bakımından bir başlangıç olarak anlamlı olsa da, tek başına bilimsel ve sistematik bir düzenleme-politikası üretmeye yetmemektedir. Kadem’in “Şiddete Seyirci Kalma” başlıklı çalışması, dizi dizi analizlerle televizyon içeriklerindeki şiddetin boyutlarını ortaya koymakta; hem cinsel içerik hem fiziksel şiddet hem de mafya ve uyuşturucuya özendirme anlamında 483 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1781 ‒ kapsamlı veriler sunmaktadır. Ancak bu çalışma RTÜK’ün değil, sivil toplumun üretimidir; RTÜK’ün bu bulgular üzerinden nasıl bir düzenleyici yaklaşım geliştirdiğine ilişkin şeffaf bir politika çerçevesi mevcut değildir. RTÜK’ün düzenleyici ve denetleyici işlevindeki boşluk, yalnızca program içerikleriyle sınırlı değildir; reklam alanında da ciddi bir çifte standart algısı oluşmuştur. Özellikle spor karşılaşmalarında statlardaki LED panolarda dönen bahis ve kumar reklamlarının, yayıncı kuruluşlar aracılığıyla ekrana yansıtıldığı; aynı karşılaşmanın farklı yayıncılarca verilmesi hâlinde, teknolojik imkânlar kullanılarak farklı reklamların ekrana bindirilebildiği bilinmektedir. Buna rağmen, Türkiye’de yayın yapan ve RTÜK denetimine tabi olan kanallarda –örneğin TV8 ekranlarında– ulusal yasaklar kapsamındaki yasa dışı bahis sitelerinin reklamlarının yayımlandığı, aynı maçın yabancı bir kanalda yayınlandığı görüntülerle karşılaştırıldığında, yalnızca Türkiye yayınında bahis reklamı gösterildiği tespit edilmiştir. Bu durum, teknolojik imkânların “yasak içeriklerden kaçınmak” yerine “Türkiye pazarına özel bahis reklamı satmak” için kullanıldığını ortaya koymaktadır. Daha vahimi, kamu kaynaklarıyla finanse edilen TRT’ye bağlı platformlarda da benzer örneklerin görülmesidir. TRT’nin dijital platformu Tabii üzerinden yayımlanan bir maçta, Türkiye’de yasaklı olduğu bilinen bir bahis sitesinin reklamının stat reklam panoları üzerinden ekrana yansıdığına dikkat çekilmiştir. Aynı karşılaşmayı yayınlayan yabancı bir kanalda bahis reklamı yerine başka bir içerik gösterilirken, TRT’nin Tabii yayınında yasa dışı bir bahis sitesinin görselinin yer alması, RTÜK’ün ve ilgili bakanlığın sorumluluğu açısından son derece problemli bir örnektir. Bir yandan kumarın aileleri yıkan, gençleri borç batağına sürükleyen bir olgu olduğu resmî söylemde ifade edilirken; diğer yandan kamu yayıncısının ekranından yasa dışı kumar reklamı yapılması, “devlet eliyle kumar özendirilmesi” yönündeki eleştirileri güçlendirmektedir. Bugün Türkiye’de kumar yaşı ve uyuşturucu yaşı ile ilgili kaygı verici bir tablo olduğu resmî raporlara da yansımaktadır. İlkokul çağındaki çocuklara kadar inen bağımlılık riskleri tartışılırken, görsel medyada gerek yasal gerek yasa dışı bahis ve kumar reklamlarının bu kadar yoğun biçimde yer almasına RTÜK’ün sessiz kalması, Kurumun varlık gerekçesiyle bağdaşmamaktadır. RTÜK’ün, yasa dışı bahis sitelerinin reklamlarına ve kumarı özendiren içeriklere karşı, haber kanallarındaki siyasi içerikler için uyguladığı hızlı ve ağır yaptırım 484 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1782 ‒ refleksini göstermemesi; “RTÜK muhalif kanal kapatmaktan başka ne yapıyor?” sorusunu haklı olarak gündeme getirmektedir. Bu çifte standart algısını derinleştiren bir diğer unsur, RTÜK’ün siyasal ve ideolojik ayrım gözeten karar pratiğidir. Tarafsız ve bağımsız olması gereken Kurulun, çoğu zaman eleştirel yayın yapan kanallara yüksek para cezaları ve yayın durdurma yaptırımları uygularken; gündüz kuşağı programlarında şiddeti, toplumsal değer erozyonunu ve mahremiyet ihlallerini sıradanlaştıran içeriklere, yüksek şiddet içeriğiyle dizilere ve kumar reklamlarına karşı aynı kararlılıkta davranmaması, kurumsal itibarını zedelemektedir. Bu durum, hem yayıncılar hem de yurttaşlar nezdinde RTÜK’e güveni sarsmakta; düzenleme ve denetim yetkisinin siyasi saiklerle kullanıldığı yönünde güçlü bir kanaat oluşmasına yol açmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı, RTÜK’le “ilişkili kurum” konumundadır. Bu nedenle, RTÜK’ün müdahalesizliğine yönelik eleştiriler yalnızca Üst Kurula değil, aynı zamanda Bakanlığa da yöneliktir. Kültür politikası, yalnızca turizm gelirleri ve tanıtım filmleri üzerinden değil; görsel-işitsel medya aracılığıyla toplumda üretilen rol modeller, şiddet algısı, aile ilişkileri ve çocukların maruz kaldığı içerik çerçevesinde de değerlendirilmelidir. Bakanlığın, RTÜK’ün gündüz kuşağı yayınları, dizilerdeki şiddet, mafya ve uyuşturucuyu özendiren sahneler, yasa dışı bahis reklamları karşısındaki pasifliğini sorgulaması ve bu alanda bilimsel, şeffaf ve bağlayıcı bir düzenleyici çerçeve oluşturulması için inisiyatif alması gerekmektedir. Bu bağlamda, 2026 yılı bütçe görüşmeleri çerçevesinde talebimiz, RTÜK’ün yalnızca haber ve siyasi programlar üzerinde değil, tüm yayın türleri üzerinde eşit ve objektif bir denetim yapmasını sağlayacak, bilimsel etki analizlerine dayalı, açık ilkeler ve standartlar oluşturulmasıdır. Gündüz kuşağı programları ve diziler için çocukların korunmasına yönelik saat, içerik ve uyarı sistemlerinin yeniden düzenlenmesi; şiddet, mafya, uyuşturucu ve kumarı özendiren sahneler için sıkı kurallar ve sınırlamalar getirilmesi; yasa dışı bahis reklamlarının her türlü mecrada kesin biçimde yasaklanması ve bu yasağın ihlaline ağır yaptırımlar öngörülmesi zorunludur. “RTÜK’ün müdahalesizliği”, Türkiye’de kültür politikasının en zayıf halkalarından biri hâline gelmiştir. Kültürel kimliğin, toplumsal değerlerin, genç kuşakların ve aile yapısının korunması, yalnızca sloganlarla ve dönemsel kampanyalarla değil; düzenleyici kurumların 485 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1783 ‒ etkili, adil ve bilimsel temelli çalışmasıyla mümkündür. Bu nedenle, Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçesi değerlendirilirken, RTÜK’e yönelik müdahalesizlik ve seçici denetim eleştirileri de Bakanlığın hesap verme yükümlülüğünün ayrılmaz bir parçası olarak görülmeli ve 2026 yılı için bu alanda somut, takvime bağlanmış ve kamuoyuna açık bir reform taahhüdü ortaya konulmalıdır. Bu çerçevede, RTÜK’ün artan argo, şiddet, istismar çağrışımlı içerikler, kumar ve bahis normalleştirilmesi karşısında anayasal ve yasal sorumluluklarını yerine getirmemesi, bütçesinin ise etkin ve tarafsız bir denetim yerine işlevsiz bir yapının finansmanına dönüşmesi nedeniyle, Kurulun mali yapısında azalış öngören ve siyasi ile idari bir uyarı niteliği taşıyan bir önerge verdik. Bu önergeyle, hem çocukların ve gençlerin korunması hem yayın ahlakı ve toplumsal değerlerin gözetilmesi hem de kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması yönünde RTÜK’e açık bir mesaj iletilmesi amaçlanmıştır. Ancak söz konusu önergemiz, iktidar çoğunluğunu oluşturan AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir. Turis;n Parası Ankara’ya, Yükü Yerele… Konaklama vergisi, mahiyeti itibarıyla turizm faaliyetlerinden doğan kamusal ihtiyaçların finansmanına katkı sunmak üzere ihdas edilmiş bir vergidir. Verginin matrahı ve mükellefi konaklama faaliyetiyle doğrudan bağlantılıdır; vergiyi doğuran olay, fiilî konaklamanın gerçekleşmesidir. Bu nedenle konaklama vergisinin, doğduğu yer olan turizm destinasyonlarının altyapı, çevre, ulaşım ve güvenlik yükünü hafifletici bir araç olarak kurgulanması, mali adalet ve yerindenlik ilkeleriyle de uyumlu bir yaklaşımdır. Mevcut uygulamada ise konaklama vergisinden elde edilen gelir büyük ölçüde genel bütçe havuzuna aktarılmaktadır. Turizm faaliyetlerinin tüm yükünü fiilen taşıyan il ve ilçe belediyeleri ortaya çıkan yoğunluğun altyapı ve çevre maliyetlerini kendi sınırlı bütçeleriyle karşılamak zorunda bırakılmaktadır. Turizm sezonunda nüfusu birkaç kat artan destinasyonlarda su tüketimi, kanalizasyon ve arıtma yükü, katı atık miktarı, trafik sıkışıklığı, kıyı ve doğal alanlara yönelik baskı olağanüstü ölçüde artmakta; bu artış, sadece teknik altyapıyı değil, günlük yaşam kalitesini de doğrudan etkilemektedir. Yerel yönetimler ve ilgili diğer yerel idare birimleri, bu yoğunluğun gerektirdiği yeni altyapı yatırımlarını gerçekleştirebilmek, mevcut sistemleri güçlendirebilmek ve denetim kapasitesini artırabilmek için ciddi ek kaynaklara ihtiyaç duymaktadır. Buna karşın, konaklama 486 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1784 ‒ vergisi gelirlerinin tamamına yakınının merkezde kalması, “vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği yerde hizmetin finansmanı” ilkesini boşa düşürmekte; turizmden elde edilen gelirin, turizmin doğrudan etkilediği sahiller, mahalleler ve kent merkezlerine yeterince geri dönmemesine yol açmaktadır. Bu durum hem mali adaleti hem de bölge insanımız nezdinde turizme yönelik kabul ve desteği zayıflatmaktadır. Bu çerçevede önerilen düzenleme ile, konaklama vergisi gelirlerinin en az yüzde 50’sinin vergiyi doğuran konaklamanın gerçekleştiği ilde kalması ve bu payın kullanımını düzenleyecek “yerel turizm altyapı ve çevre fonu” kurulması öngörülmektedir. Fon, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinde bu amaca özgülenmiş bir ödenek artışı ile yapılandırılacak; kaynak tahsisi, şeffaf ve nesnel kriterlere dayalı bir formül çerçevesinde ilgili yerel idarelere aktarılacaktır. Böylece merkezin bütçe hakkı korunurken, yerel düzeyde turizmden kaynaklanan yük ve ihtiyaçların karşılanmasına yönelik öngörülebilir, kurumsal bir mekanizma tesis edilecektir. Söz konusu fon sayesinde, turizm yoğunluğu yüksek illerde ve ilçelerde su, kanalizasyon, arıtma ve atık yönetimi yatırımları finanse edilebilecek, kıyı, doğal alan ve kültürel miras bölgelerinde çevre düzenlemesi, koruma ve bakım-onarım çalışmaları için ilave kaynak yaratılabilecektir. Artan ziyaretçi trafiğine uyum sağlamak üzere toplu taşıma, yol, yaya yolu, otopark ve yönlendirme altyapısı güçlendirilebilecek, gürültü, görüntü ve çevre kirliliği ile aşırı kalabalığın yerel halk üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmaya dönük düzenlemeler hayata geçirilebilecektir. Ayrıca, turizm gelirinin adil paylaşımı amacıyla yerel esnafa, küçük işletmelere ve yerel üreticilere dönük küçük ölçekli destek programları bu fon aracılığıyla desteklenebilecektir. Konaklama vergisinden elde edilen kaynağın, turizm faaliyetinden doğrudan etkilenen sokaklara, mahallelere ve şehirlere geri dönmesi, yerel aktörlerin turizme yönelik sahiplenmesini ve iş birliği motivasyonunu artıracaktır. Bu yaklaşım, sürdürülebilir turizm hedefleriyle de uyumludur. Zira sürdürülebilir bir turizm politikasının temel şartı, çevresel ve sosyal maliyetlerin yerel ölçekte fark edilmesi ve bu maliyetlerin giderilmesi için turizmden doğan gelirin bir kısmının yine yerel düzeye yönlendirilmesidir. Konaklama vergisinin bir kısmının yerelde kalmasını ve “yerel turizm altyapı ve çevre fonu” kurulmasını öngören bu yaklaşım; mali adaletin, yerinden yönetim ilkesinin ve 487 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1785 ‒ sürdürülebilir turizm hedeflerinin gereğidir. 2026 bütçesi çerçevesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı politikalarının bu yönde revize edilmesi, merkezî bütçe ile yerel ihtiyaçlar arasında daha dengeli, şeffaf ve hesap verebilir bir kaynak paylaşımı mekanizmasının hayata geçirilmesi zorunlu görülmektedir. Bu adım atılmadığı sürece, turizmden elde edilen gelir ile turizmin yerelde yarattığı yük arasındaki makas açılmaya devam edecek; yerel halkın yaşam kalitesi ve turizme yönelik toplumsal destek olumsuz etkilenecektir. Turizm sezonunda nüfusu birkaç kat artan ilçelerin su, kanalizasyon, arıtma, atık, ulaşım ve güvenlik maliyetleri hızla yükselirken; konaklama vergisi gelirlerinin tamamına yakınının genel bütçe havuzunda tutulmasına karşı çıkarak, bu verginin en az yüzde 50’sinin vergiyi doğuran konaklamanın gerçekleştiği il ve ilçelerde kalmasını, “yerel turizm altyapı ve çevre fonu” aracılığıyla doğrudan o faaliyetin etkilediği sokaklara, mahallelere ve şehirlere geri dönmesini öngören önergemiz AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. Böylece turizmden elde edilen kaynağın, su ve kanalizasyon altyapısı, arıtma tesisleri, kıyı ve doğal alan düzenlemeleri, toplu taşıma, otopark ve yönlendirme yatırımları ile yerel esnaf ve üreticiye dönük küçük ölçekli destekler yoluyla yerel halkın yaşam kalitesini artıracak şekilde kullanılmasının önü kapatılmış; “vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği yerde hizmetin finansmanı” ilkesi ile mali adalet, iktidar çoğunluğunun tercihleriyle bir kez daha göz ardı edilmiştir. 488 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1786 ‒ MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Merkezi Değişim 2025 Bütçesi 2025 Harcama 2026 Bütçe Teklifi Bütçe Oranı (%) Başlangıç Ödeneği (Haziran Sonu) (₺) İçindeki 2025-2026 Payı (%) 1.451.715.540.000 678.246.507.864 1.943.965.746.000 %33,9 %10,27 2026 yılı Millî EğiAm Bakanlığı bütçesi, %33,9 arWşla 1 trilyon 943 milyar 965 milyon 746 bin TL olarak teklif edilmişAr. Merkezi YöneAm Bütçesi içindeki pay ise %10,27’dir. 2026 yılı Millî EğiAm Bakanlığı bütçesi, ilk bakışta önemli bir arWş içeriyor gibi görünse de bütçe kalemleri ayrınWlı olarak incelendiğinde, eğiAm sisteminin temel sorunlarını çözmekten uzak bir yapı ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılmaktadır. Bakanlık bütçesinin yaklaşık %83’ü personel giderleri ve sosyal güvenlik primleri gibi zorunlu ödemelere ayrılmışWr. Bu durum, bütçenin büyük bir kısmının eğiAm niteliğini arWrmaya yönelik yaWrımlara değil, yalnızca mevcut yapıyı ayakta tutmaya yönelik zorunlu harcamalara gidğini göstermektedir. Dolayısıyla hükümeAn “eğiAme yüksek pay ayrıldığı” yönündeki söylemi, gerçekte eğiAme yönelik yapısal bir dönüşüm ya da yaWrım vaadi taşımamaktadır. Bu tablo, eğiAmin en temel ihAyaçlarına yeterli kaynak ayrılmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Okulların büyük çoğunluğunda ısınma, hijyen, bakım ve temizlik malzemesi temini gibi en temel ihAyaçların dahi karşılanamadığı bilinen bir gerçekAr. 2026 yılı bütçesinde mal ve hizmet alımlarına ayrılan payın düşük tutulması, bu sorunların yeni yılda da devam edeceğini göstermektedir. Türkiye’nin dört bir yanında okullar hâlâ temizlik görevlisi eksikliği, yetersiz hijyen koşulları, bakım-onarım ihAyaçları ve ısınma sorunlarıyla mücadele ederken, bu temel ihAyaçların karşılanmasına yönelik bütçe arWşı son derece sınırlı kalmışWr. EğiAm altyapısının güçlendirilmesi, derslik ihAyacının giderilmesi, dijital donanımın yaygınlaşWrılması, özel eğiAme ihAyaç duyan öğrenciler için gerekli desteklerin sağlanması gibi yapısal reform gerekAren alanlara ayrılan kaynaklar ise bütçe içinde oldukça düşük oranlara sahipAr. Bu durum, 2026 yılı Millî EğiAm Bakanlığı bütçesinin eğiAmin gerçek sorunlarına dokunmaktan uzak, sürdürülebilir ve nitelikli bir eğiAm sistemi için gerekli yaWrımları içermeyen bir yapı olduğunu ortaya koymaktadır. 489 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1787 ‒ 2026 yılı bütçesi, eğiAmde kaliteyi yükseltmek, öğrencilerin ihAyaçlarını karşılamak ve Türkiye’nin geleceğine yaWrım yapmak için gereken kapsamlı dönüşümü sağlayamamaktadır. Bütçe kalemleri, eğiAmi ileriye taşıyacak bir perspekAXen ziyade, zorunlu ödemelere dayalı bir “mevcudu koruma” anlayışını yansıtmaktadır. EğiAm sisteminin ihAyaç duyduğu yapısal reformlar, ancak zorunlu harcamaların dışındaki alanlara daha güçlü kaynak ayrılmasıyla mümkün olacakWr; ancak 2026 bütçesi bu iradeyi ortaya koymamaktadır. Bakanlık bütçesi ekonomik sınıflandırma kalemlerine bakıldığında ise arWşlar farklıklar göstermektedir. Bakanlık 2025-2026 2025 Başlangıç 2025 Haziran Bütçesi Açıklama 2026 Bütçe Teklifi Değişim Ödeneği Sonu Harcama İçindeki Oranı (%) Payı (%) Personel Giderleri 1.030.744.599.000 515.888.644.213 1.435.647.556.000 %39,28 %73,85 SGK Devlet Primi 131.441.299.000 64.321.631.541 174.205.174.000 %32,53 %8,96 Giderleri Mal ve Hizmet Alım 116.553.046.000 60.235.599.917 134.194.275.000 %15,14 %6,90 Giderleri Cari Transferler 31.275.568.000 12.620.351.223 38.454.419.000 %22,95 %1,98 Sermaye Giderleri 141.254.495.000 25.122.379.971 160.495.553.000 %13,62 %8,26 Sermaye Transferleri 446.533.000 57.901.000 968.769.000 %116,95 %0,05 Genel Toplam 1.451.715.540.000 678.246.507.864 1.943.965.746.000 %33,9 %100 1. Personel Giderleri %39,28 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki pay %73,85’Ar. (Memurlar, sözleşmeli personel, işçiler, geçici işçiler ve diğer personele yapılan maaş ödemeleri.) Personel giderleri 2025’ten 2026’ya %39,28 oranında artmış olup Milli EğiAm Bakanlığı bütçesinin %73,85 gibi çok büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Bu kalem; memurların, sözleşmeli personelin, ücretli öğretmenlerin, işçilerin ve diğer çalışanların maaş ödemelerini kapsadığı için bütçenin en büyük yükünü oluşturmaya devam etmektedir. Bakanlık bütçesinin merkezi yöneAm bütçesi içindeki yüksek payı “eğiAme önem verildiği” şeklinde yorumlanmak istense de gerçekte tablo böyle değildir. Bu büyüklük eğiAme yönelik yaWrımların veya projelerin artmasından değil, yalnızca zorunlu personel giderlerinin büyüklüğünden kaynaklanmaktadır. EğiAm bütçesinin yaklaşık %83’ünün personel giderleri ve sosyal güvenlik prim ödemeleri gibi zorunlu kalemlere gitmesi, bütçenin gerçek eğiAm ihAyaçlarını karşılayacak esnekliğe sahip olmadığını açıkça göstermektedir. 490 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1788 ‒ Diğer taraXan öğretmen maaşları hâlâ yoksulluk sınırının alWnda seyretmekte, öğretmenlerin alım gücü her yıl daha da düşmektedir. Bu durum hem eğiAm çalışanlarının koşullarını ağırlaşWrmakta hem de mesleki moAvasyon ile verimliliği olumsuz etkilemektedir. Öğretmenlerin ekonomik koşulları iyileşmedikçe eğiAmde kaliteyi arWrmak mümkün değildir. Diğer yandan atama bekleyen yüzbinlerce öğretmen olmasına rağmen Milli EğiAm Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi yeni öğretmen isAhdamını karşılayacak düzeyde değildir. Bütçenin neredeyse tamamı mevcut personelin maaş ve prim ödemelerine ayrıldığı için yeni atamalar için anlamlı bir kaynak ayrılmamışWr. Derslik başına düşen öğrenci sayısının yüksek olduğu, branş öğretmeni açığının sürdüğü bir ortamda bu bütçe ile öğretmen açığının kapaWlması mümkün değildir. Personel giderlerinin bütçenin %83’ünü kapsayan bir bütçe yapısında, eğiAmin niteliğini arWracak yaWrımlar için kaynak bırakılmamışWr. Okulların bakım-onarım ihAyaçları, hijyen ve temizlik sorunları, ısınma problemleri, donanım eksiklikleri ve dijital altyapı yetersizlikleri bu nedenle çözülememektedir. Milli EğiAm Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi eğiAmin yapısal sorunlarını gidermeye yönelik bir perspekAf sunmamakta; mevcut durumu sürdürmekten öteye geçememektedir. 2. Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri %32,53 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki pay %8,96’dır. (DevleAn işveren olarak SGK’ya ödediği primlerden oluşur.) 3. Mal ve Hizmet Alım Giderleri %15,13 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki pay %6,90’dır. (Temizlik, bakım, materyal alımları, enerji giderleri, eğiAm araç-gereçleri vb.) Mal ve hizmet alım giderleri 2026 yılı bütçesinde yalnızca %6,90’lık bir paya sahipAr ve bu son derece düşük oran 17 milyon öğrencinin bulunduğu bir eğiAm sisteminin ihAyaçlarını karşılamaktan uzakWr. ArWş oranı her ne kadar %15,13 olarak görünse de bu arWşın büyük bölümü enflasyon karşısında anlamını yiArmekte ve okulların gerçek ihAyaçlarına cevap verebilecek düzeyde bir kaynak yaratmamaktadır. Mal ve hizmet alımları; okulların temizlik, bakım-onarım, kırtasiye, enerji giderleri, güvenlik, hijyen malzemeleri, laboratuvar uygulamaları, kütüphane materyalleri ve eğiAm araç-gereçlerinin tümünü kapsayan geniş bir alanı ifade etmektedir. Bu kadar kriAk işlevi olan bir bütçe kaleminin toplam bütçe içindeki payının düşük tutulması okullardaki yapısal sorunların 2026 yılında da devam edeceğini göstermektedir. 491 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1789 ‒ Bugün birçok okulda temizlik görevlisi eksikliği yaşanmakta, bazı okullarda ise temizlik malzemeleri dahi velilerin katkılarıyla karşılanmaktadır. Kalabalık öğrenci nüfusu olan okullarda düzenli temizlik ve hijyenin sağlanması için gereken kaynak çoğu zaman okul yöneAmlerinin inisiyaAfine ve velilerin imkanlara bırakılmaktadır. Ancak mal ve hizmet alımları bütçesinin sınırlı olması okullarda hijyen koşullarını iyileşArmeyi zorlaşWrmakta; özellikle kış aylarında ısınma ve enerji giderlerine yönelik kaynak sıkınWsını derinleşArmektedir. Birçok okulun ısınma ve elektrik faturalarını ödemekte zorlandığı, bu nedenle kaloriferlerin düzenli yanmadığı, kış aylarında sınıfların soğuk kaldığı bilinmektedir. EğiAm araç-gereçlerine ayrılan payın yetersizliği, sınıflarda kullanılan materyallerin yenilenememesi, deney setlerinin eksikliği ve laboratuvar altyapısının zayıf olması gibi sorunlara da yol açmaktadır. Özellikle fen liseleri, meslek liseleri için hayaA öneme sahip olan laboratuvar ekipmanları, teknik cihazlar ve uygulamalı eğiAm materyalleri yeterince temin edilememektedir. Bu durum, öğrencilerin nitelikli bir eğiAm alma hakkını doğrudan etkilemekte, teorik bilginin praAğe dönüşmesini zorlaşWrmaktadır. Kütüphane kaynaklarının güncellenmesi, dijital eğiAm materyallerinin edinilmesi, internet erişim altyapısının güçlendirilmesi gibi kriAk alanlar da bu bütçe kaleminden karşılanmaktadır. Ancak mevcut kaynak düzeyiyle dijital dönüşüm hedefleri gerçekçi değildir. Özellikle dezavantajlı bölgelerde hem fiziki hem dijital altyapı eksiklikleri ciddi bir öğrenme eşitsizliği yaratmakta, öğrenciler arasında sosyoekonomik farklara dayalı başarı uçurumunu derinleşArmektedir. Mal ve hizmet alım giderlerine ayrılan yüzde 6,90’lık pay, Türkiye'nin büyüklüğünde bir eğiAm sisteminin asgari ihAyaçlarını dahi karşılayacak düzeyde değildir. Bu kaynağın dar tutulması okullarda temizlikten ısınmaya, bakım-onarımdan eğiAm materyallerine kadar pek çok temel sorunun çözümünü engellemekte ve eğiAmde kaliteyi yükseltmenin en önemli araçlarını zayıflatmaktadır. EğiAm sisteminin sürdürülebilir, güvenli ve sağlıklı bir şekilde işlemesi için bu kalemin ciddi biçimde arWrılması zorunludur. 4. Cari Transferler %22,95 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki pay %1,97’dir. Bakanlık taramndan yapılan resmi tanıma göre bu kalem, pansiyonlu okullarda öğrenim gören öğrencilerin barınma ve beslenme giderleri ile yurt dışında eğiAm alan öğrencilerin temel ihAyaçlarını karşılamak üzere kullanılmaktadır. Ancak uygulamada bu bütçe 492 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1790 ‒ kaleminin, zaman zaman eğiAme doğrudan katkısı tarWşmalı olan bazı kurum ve kuruluşlara yapılan aktarımları da içerdiği bilinmektedir. Bu çerçevede, cari transferler kalemiyle ilgili kamuoyunda sıkça dile geArilen soru işaretlerinin giderilmesi zorunludur. Geçmiş yıllarda bu bütçe üzerinden bazı dernek, vakıf veya cemaatlerle iş birliği yapılması çokça tarWşılmışWr. Özellikle Bakan Yusuf Tekin’in 26 Aralık 2023’te 2024 yılı Bütçe görüşmelerinde yapWğı “cemaat ve tarikatlarla protokol yapmaya devam edeceğiz” açıklaması sonrasında daha da önem kazanmışWr. Bu açıklama ışığında kamuoyunun bilmek istediği temel hususlar şunlardır: Millî EğiAm Bakanlığı’nın hangi tarikat ve cemaatlerle protokolü bulunmaktadır? Bu protokoller hangi amaçla yapılmışWr ve hangi bütçe kalemlerinden finanse edilmektedir? Bu kaynaklardan herhangi biri doğrudan eğiAm faaliyeA yürütmeyen, deneAme kapalı veya ideolojik amaçlarla faaliyet gösteren oluşumlara aktarılmakta mıdır? EğiAm sisteminin temel altyapı sorunları çözülememişken ve okulların en basit ihAyaçları dahi karşılanamazken bu soruların yanıW kamu kaynaklarının doğru kullanımı açısından hayaA önemdedir. Diğer taraXan Türkiye Maarif Vakm düzenli olarak kaynak aktarılan kuruluşlar arasında yer almaktadır. Yurt dışında okul açma, işletme ve eğiAm faaliyetleri yürütme iddiasıyla kurulan Vakfa her yıl merkezi bütçeden yüksek tutarlarda kaynak aktarılmaktadır. Ancak bu aktarımların kullanım alanları konusunda kamuoyunda ciddi bir şeffaflık eksikliği bulunmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye Maarif Vakm'na 2025 yılı için 6 milyar 774 milyon 954 bin TL'ye kadar kaynak aktarılmasına karar verilmişAr. Türkiye Maarif Vakm’na 2025 yılı için aktarılmasına karar verilen 6 milyar 774 milyon 954 bin TL tutarındaki kaynağın hangi projelerde, hangi ülkelerde ve hangi faaliyet başlıklarında kullanılacağına ilişkin detaylı bir plan bulunmakta mıdır? Bu sorular yanıtsız kalmış ve net cevaplara ulaşılamamışWr. 5. Sermaye Giderleri %13,62 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki pay %8,26’dır. (Okul yapımı, derslik yenileme, güçlendirme, teknolojik altyapı, laboratuvar, spor salonu vb. yaWrımlar.) 493 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1791 ‒ Bu gider kalemi okul yapımı, derslik yenileme, deprem güçlendirme çalışmaları, teknolojik altyapı yaWrımları, laboratuvar kurulumu ve spor salonu gibi öğrencilerin fiziki ve pedagojik ihAyaçlarını doğrudan etkileyen alanları kapsamaktadır. Türkiye’nin deprem kuşağı üzerinde bulunduğu gerçeği, okul binalarının güvenliği konusunu hayaA bir öncelik hâline geArmektedir. Ancak mevcut pay ülke genelinde güçlendirme bekleyen binlerce okul binasının ihAyacını karşılamak için yeterli seviyede değildir. Deprem bölgesinde bulunan illerde çok sayıda okul hala geçici yapılarda eğiAm vermekte, hasarlı veya güçlendirmeye ihAyaç duyan binalar uzun süredir yenilenmeyi beklemektedir. Bu durum hem öğrenci hem öğretmen güvenliğini doğrudan riske atmaktadır. Sermaye giderlerinin düşük tutulması, deprem riskine karşı hazırlık çalışmalarının hızlanmasını zorlaşWrmakta ve mevcut fiziki sorunların yıllarca devam etmesine yol açmaktadır. Öte yandan artan öğrenci nüfusu, derslik ihAyacını her geçen yıl daha da büyütmektedir. Bugün birçok okulda sınıflar 35–40 kişilik ortalamaları aşmakta, bazı büyükşehirlerde bu sayı 50 öğrencinin üzerine çıkmaktadır. Bu yoğunluk hem öğreAm kalitesini düşürmekte hem de öğretmenlerin sınıf yöneAmini zorlaşWrmaktadır. Yeni derslik yapımı için ayrılan kaynağın bu kadar sınırlı olması önümüzdeki yıllarda da kalabalık sınıfların ve ikili eğiAmin devam edeceğini göstermektedir. Teknolojik altyapı yaWrımları da bu bütçeden karşılanmaktadır. Ancak mevcut kaynakla, okulların internet altyapısını iyileşArmek, akıllı tahta ve bilgisayar ihAyaçlarını karşılamak, dijital eğiAm materyallerini güncellemek veya laboratuvarları modernize etmek mümkün değildir. Birçok okul hala sağlıklı bir internet erişiminden yoksunken; fen, biyoloji ve kimya laboratuvarlarının önemli bir kısmı kullanım dışı durumda veya çağdaş eğiAm standartlarını karşılamamaktadır. Sermaye giderlerinin payının düşük olması eğiAm sisteminin geleceğine yönelik yaWrımları sınırlamaktadır. Bu bütçenin düşük olması okul binalarının güvenliği, derslik ihAyacı, teknolojik dönüşüm ve fiziksel altyapı açısından ciddi bir açık yaratmaktadır. 6. Sermaye Transferleri %116,95 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki pay %0,05’Ar. (Bu kalem belediyelere, diğer kamu kurumlarına, yurtdışına ya da özel kuruluşlara yapılan sermaye amaçlı karşılıksız transferleri içerir.) 494 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1792 ‒ BAKANLIK BÜTÇESİNDE YATIRIMA AYRILAN GERÇEK BÜTÇE MERKEZİ BÜTÇENİN %1,55’İ 2026 yılı Milli EğiAm Bakanlığı bütçesi ilk bakışta merkezi yöneAm bütçesi içinde yüksek bir paya sahipmiş gibi görünse de bütçenin ekonomik dağılımı incelendiğinde eğiAme gerçek anlamda kaynak ayrılmadığı açıkça ortaya çıkmaktadır. MEB bütçesinin yaklaşık %83’ü zorunlu harcamalara, yani personel maaşları ve sosyal güvenlik primlerine gitmektedir. Bu kalemler, eğiAm sisteminin niteliğini arWracak bir yaWrım değil, yalnızca mevcut yapıyı sürdürmeye yönelik zorunlu ödemelerdir. Dolayısıyla hükümeAn “eğiAme yüksek pay ayırıyoruz” söylemi gerçeği yansıtmamakta; eğiAm yaWrımları için ayrılan kaynakların son derece sınırlı olduğu gerçeği gölgelenmektedir. Gerçek eğiAm yaWrımı yapılabilecek kalemleri oluşturan mal ve hizmet alımları ile sermaye giderleri Bakanlık bütçesinin yalnızca %15,16’sını oluşturmaktadır. Bu iki kalem; okul binalarının onarımı, okulların güçlendirmeleri, yeni derslik yapımı, ısınma ve hijyen ihAyaçları, eğiAm materyalleri, teknolojik altyapı, laboratuvarlar ve bakım-onarım gibi eğiAmin doğrudan kalitesini belirleyen temel alanları kapsamaktadır. Ancak ayrılan pay Türkiye gibi 17 milyon öğrencinin bulunduğu, binlerce okulun fiziki sorunlarla mücadele edği bir ülkede son derece yetersizdir. Bu tabloyu merkezi bütçe düzeyine uyarladığımızda, 2026 yılında eğiAme gerçek anlamda ayrılan yaWrım payı yalnızca %1,55 seviyesine denk gelmektedir. Yani Türkiye’nin devasa eğiAm sistemine ve gelecekteki kuşakların ihAyaçlarına yapılan yaWrım, merkezi bütçenin yüzde ikisine bile ulaşmamaktadır. Deprem riski alWndaki binlerce okul binası, kalabalık sınıflar, yetersiz derslik sayısı, ısınma ve temizlik sorunları bu bütçe yapısıyla çözülemez durumdadır. 2026 yılı MEB bütçesi eğiAmin yapısal sorunlarını çözmek bir yana, mevcut sorunların büyüyerek devam edeceğini göstermektedir. Kaynakların büyük kısmının zorunlu ödemelere yönlendirilmesi, okulların en temel ihAyaçlarının dahi karşılanmasına yeterli alan bırakmamaktadır. Bu bütçe, eğiAmde dönüşüm sağlayacak, okulları güvenli ve donanımlı hale geArecek bir yaWrım vizyonu sunmamaktadır. Bu bütçe yalnızca mevcut durumun idare edilmesine yönelik bir anlayışı yansıtmaktadır. Türkiye’nin eğiAmi için gerekli aWlım ve iyileşArme hamlesi bu bütçede yer almamış, eğiAm sistemi kaderine terk edilmişAr. 495 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1793 ‒ YILLARA GÖRE MEB BÜTÇESİNİN MERKEZİ BÜTÇE VE GSYH İÇİNDEKİ PAYI 2006 yılından 2025 yılına kadar MEB bütçesi yaklaşık 88 kat arWş göstermişAr. Ancak MEB bütçesinin merkezi yöneAm bütçesi içindeki payı azalmışWr. MEB Bütçe Ödeneği Bir Önceki Yıla Göre MEB Bütçesinin Merkezi MEB Bütçesinin Yıl (TL) Aruş Oranı (%) Yönefm Bütçesine Oranı (%) GSYH Oranı (%) 2006 16.568.145.500 - %9,47 %2,08 2007 21.355.634.000 %28,85 %10,42 %2,41 2008 22.915.506.000 %7,31 %10,30 %2,29 2009 27.486.778.095 %19,93 %10,47 %2,73 2010 28.237.412.000 %2,73 %9,84 %2,42 2011 34.112.163.000 %20,79 %10,91 %2,43 2012 39.169.379.190 %14,84 %11,16 %2,48 2013 47.496.378.650 %21,24 %11,76 %2,60 2014 55.704.817.610 %17,29 %12,81 %2,71 2015 62.000.248.000 %11,32 %13,11 %2,64 2016 76.354.306.000 %23,21 %13,38 %2,91 2017 85.034.662.000 %11,36 %13,18 %2,71 2018 98.528.652.000 %15,88 %12,13 %2,46 2019 113.813.013.000 %15,48 %11,84 %2,64 2020 125.396.862.000 %10,16 %11,45 %2,48 2021 146.920.234.000 %17,17 %10,91 %2,02 2022 189.010.851.000 %28,63 %10,79 %1,26 2023 435.351.082.000 %130,41 %9,74 %1,64 2024 1.090.229.668.000 %150,60 %9,83 %2,45 2025 1.451.715.540.000 %33,16 %9,85 %2,36 2026 1.943.965.746.000 %33,90 %10,27 %2,52 Hükümet her bütçeden aslan payının MEB’e verildiğini iddia ediyor olsa da veriler tersini söylemektedir. 2016 yılı bütçesinde yüzde 13,38 olan MEB bütçesinin merkezi bütçe içindeki payı 2025 yılı bütçesinde yüzde 9,8’e kadar gerilemişAr. 2026 yılı bütçe teklifinde ise yüzde 10,27 olarak teklif edilmişAr. 2024 sonrası görülen yüksek arWşlar, gerçek bir yaWrım iradesinden çok enflasyonun zorladığı hesap düzeltmeleridir. Nitekim MEB bütçesinin GSYH içindeki payı 2013’teki %2,60– %2,70 seviyelerinden 2020’ler boyunca %2 bandına sıkışmışWr. Bu tablo, Millî EğiAm Bakanlığı bütçesinin son yirmi yılda nominal olarak büyümesine rağmen Türkiye’nin ekonomik gerçeklikleri içinde giderek etkisizleşAğini açık biçimde göstermektedir. Bu veriler eğiAmin bütçesi büyütülüyor iddiasının gerçeği yansıtmadığını aksine eğiAmde sessiz bir küçülmenin yaşandığını tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. 496 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1794 ‒ MEB YATIRIM BÜTÇESİNİN MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ VE GSYH ORANI MEB istaAsAklerinden alınan veriler açıkça göstermektedir ki Millî EğiAm Bakanlığının yaWrım bütçesinin hem GSYH’ye hem de merkezi yöneAm bütçesine oranı yirmi yıllık dönemde ciddi biçimde erimişAr. 2002’de GSYH’ye oranı %0,35 iken bugün %0,23’e kadar gerilemiş ve merkezi bütçe içindeki payı ise 2002’de %1,31 seviyesindeyken uzun yıllar boyunca kesinAsiz bir düşüş yaşamış 2020’de %0,53’e kadar inmişAr. YaWrım bütçesinin millî gelir içerisindeki payının sürekli azalıyor olması Türkiye’nin geleceği için alarm verici bir göstergedir. MEB BÜTÇESİNDEN YATIRIMA AYRILAN PAY Aşağıdaki grafik Bakanlığın kendi bütçesi içinden yaWrıma ayırdığı payın yirmi üç yıllık seyrini açık biçimde ortaya koymakta ve eğiAmin altyapısına yönelik uzun vadeli kamu yaWrımının sistemaAk biçimde zayıflaWldığını göstermektedir. 497 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1795 ‒ 2002’de %17,18 olan yaWrım oranı sonraki on yılda hızla eriyerek 2010’da %5,85’e kadar düşmüş bu gerileme, yeni okul yapımı, deprem güçlendirmesi, laboratuvar-atölye kurulumu ve kalabalık sınıfların azalWlması gibi temel ihAyaçların karşılanmadığını çarpıcı şekilde ortaya koymuştur. 2014–2018 döneminde nispeten toparlanma yaşansa da oran hiçbir zaman 2000’li yılların başındaki seviyelere yaklaşamamışWr. 2019’da %4,65’e inerek tarihsel dip noktalardan birine ulaşmışWr. Bugün oran %9,73’e yükselmiş olsa da bu arWş geçmişte oluşan devasa yaWrım açığını kapatmak için yeterli değildir. 2026-2028 yaWrım programına göre ise MEB yaWrım bütçesinin %10 düzeylerinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Hükûmet her yıl eğiAmin önemini vurgularken rakamlar tam tersine eğiAmi ikincilleşAren bir kamu tercihinin varlığını kanıtlıyor. BÜTÇEDE ASLAN PAYI EĞİTİME DEĞİL FAİZE GİDİYOR Milli EğiAm Bakanlığı bütçesinin yıllar içindeki seyrine bakıldığında, eğiAmin kamusal öncelik olmaktan giderek uzaklaşWrıldığı açıkça görülmektedir. 2016 yılında faiz giderleri 56 milyar TL düzeyindeyken MEB bütçesi 76,4 milyar TL idi. Yani eğiAm bütçesi faiz harcamalarının %36 üzerindeydi. Bugün ise tablo tersine dönmüştür: 2026 için MEB bütçesi 1,944 trilyon TL iken faiz ödemeleri 2,742 trilyon TL’ye ulaşmış ve eğiAm bütçesi faiz bütçesinin %29 alWnda yani ancak %71’i seviyesine gerilemişAr. Bu durum Türkiye’nin kamu kaynaklarını geleceğin inşasına değil ikAdarın borçlarına tahsis eden bir bütçe mimarisine mahkûm edildiğini göstermektedir. EğiAm gibi stratejik bir alandan pay kesilirken faiz ödemelerinin “aslan payı” alması kamunun önceliklerinin toplumsal ihAyaçlarla uyumsuz hale geldiğini açıkça ortaya koymaktadır. Kaynakların bu şekilde kullanımındaki sorun sadece miktar değil, “çıkıW” odaklı değerlendirme eksikliğidir. EğiAme ayrılan kaynaklar azalırken öğretmen ihAyacı kronik bir yapıya dönüşmüş; bir taraXa yüz binlerce atanmamış öğretmen, diğer taraXa on binlerce öğretmen açığı bulunan bir sistem ortaya çıkmışWr. Asıl çelişki de burada yatmaktadır: yanlış önceliklendirme ve yöneAmsel tercihlerin sonucu olarak eğiAm sisteminin en temel ihAyaçları giderilememektedir. EğiAme yaWrım yapılmaması ülkenin uzun vadeli kalkınma kapasitesini de zayıflatan ciddi bir yapısal sorun hâline gelmişAr. Bu nedenle eğiAm bütçesinin faiz gölgesinden çıkarılmasının stratejik devlet poliAkası olarak ele alınması zorunludur. 498 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1796 ‒ TOPLAM EĞİTİM BÜTÇESİNİN PAYI Son 9 yılda eğiAm bütçesinin merkezi yöneAm bütçesinden aldığı pay ciddi oranda düşmüştür. Bu pay 2002 yılından bu yana isAkrarsız bir eğilim göstermiş, En yüksek oran 2016 yılında %17,6 ile gerçekleşmişken, 2024 yılında bu pay %14,61; 2025 yılında ise %14,8 olarak gerçekleşmişAr. 2026 yılı ise %15,3 olarak planlanmışWr. Toplam Eğifm Bütçesi Merkezi Yönefm Bütçesi Eğifm / Merkezi Yıl Eğifm / GSYH (%) (TL) (TL) Bütçe (%) 2006 22.586.889.261 174.321.617.000 12,96 2,84 2007 28.134.043.000 204.988.546.000 13,72 3,17 2008 30.385.926.650 222.553.217.000 13,65 3,03 2009 36.369.667.320 259.155.933.000 14,03 3,61 2010 37.743.734.600 286.981.304.000 13,15 3,23 2011 45.776.282.500 312.572.607.000 14,65 3,26 2012 52.145.541.190 350.948.318.000 14,86 3,30 2013 63.016.135.150 404.045.669.000 15,60 3,46 2014 73.003.807.610 436.432.901.000 16,73 3,55 2015 80.857.739.000 472.942.746.000 17,10 3,44 2016 100.390.305.000 570.506.708.000 17,60 3,82 2017 111.077.570.000 645.124.278.000 17,22 3,54 2018 120.827.565.000 762.753.272.000 15,84 3,21 2019 147.385.923.000 960.975.683.000 15,34 3,41 2020 162.260.394.000 1.095.461.069.000 14,81 3,21 2021 192.959.571.000 1.346.138.654.000 14,33 2,66 2022 274.384.474.000 1.750.957.322.000 15,67 1,83 2023 651.377.155.000 4.469.570.019.000 14,57 2,45 2024 1.619.907.408.000 11.089.037.425.000 14,61 3,63 2025 2.186.575.227.000 14.731.014.000.000 14,84 3,55 2026 2.905.040.206.000 18.928.000.000.000 15,35 3,76 *Toplam Eği=m Bütçesi: MEB Bütçesi+YÖK+Üniversiteler+ÖSYM+KYK+Sosyal Yardımlar) Diğer taraXan UNESCO, ülkelerin eğiAm bütçelerinin GSYH’nin en az %4-6 arasında olması gerekAğini tavsiye etmektedir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde eğiAm bütçesinin GSYH içerisindeki oranı zaman zaman daha düşük kalabilmektedir. Bu durum, eğiAmdeki yapısal sorunların derinleşmesine ve eğiAm kalitesinin olumsuz etkilenmesine yol açabilmektedir. EğiAm bütçesinin GSYH içerisindeki oranı birçok ülkede eğiAm sistemine yapılan yaWrımın yeterliliğini değerlendirmek için referans alınan bir hedef olarak kullanılan “en az yüzde 5” hedefinin alWnda kalmamalıdır. Ülkemizde genel durum %3 düzeyindedir ve 2026 yılında tahmini %3,76 olarak hesap edilmektedir. 499 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1797 ‒ MİLLİ EĞİTİME İLİŞKİN İSTATİSTİKLER Türkiye’de AK ParA hükümeAnin ikAdara geldiği 2002 yılından iAbaren defalarca kez eğiAm sistemi değişArilmişAr. Millî EğiAm Bakanlığında da 9 kere görev değişikliği yaşanmışWr. Yapılan tüm değişikliklerin etki ve sonuçları tarWşmaya açıkWr. Göreve gelen her yeni bakan adeta bir enkaz devralmışçasına planlamalar yapmış ancak daha büyük bir enkazı halefine bırakarak ayrılmışWr. Millî EğiAm Bakanlığı taramndan "Millî EğiAm İstaAsAkleri 2024-2025" verileri incelendiğinde aşağıdaki sayısal çıkWlar elde edilmektedir. Öğrenci sayısı Türkiye'de okul öncesi eğiAm, ilköğreAm ve ortaöğreAm düzeyinde 9 milyon 212 bin 833’ü erkek, 8 milyon 743 bin 690'ı kız olmak üzere toplam 17 milyon 956 bin 523 öğrenci eğiAm almaktadır. Öğrencilerden 15 milyon 366 bin 143’ü resmi, 1 milyon 539 bin 579’u özel ve 1 milyon 50 bin 801'i ise açık öğreAm kurumlarında okumaktadır. Örgün eğiAmde okul öncesinde 1 milyon 741 bin 314, ilkokulda 5 milyon 704 bin 483, ortaokulda 5 milyon 181 bin 914, ortaöğreAmde 5 milyon 328 bin 812 öğrenci eğiAm almaktadır. Öğretmen sayısı Örgün eğiAm kurumlarında görev yapan öğretmen sayısı 2024-2025 eğiAm öğreAm yılında 1 milyon 187 bin 409 olmuştur. Bu öğretmenlerin 1 milyon 9 bin 671’i resmî okullarda, 177 bin 738’i özel okullarda görev yapmaktadır. Öğretmenlerin 81 bin 263’ü okul öncesi eğiAmde, 322 bin 305’i ilkokulda, 381 bin 12’si ortaokulda ve 402 bin 829’u ortaöğreAmde çalışmaktadır. Okul ve derslik sayıları Örgün eğiAmde 59 bin 336’sı resmî okul, 14 bin 700’ü özel okul ve 4'ü açık öğreAm okulu olmak üzere toplam 74 bin 40 okul bulunmaktadır. Resmî okullarda 618 bin 860, özel okullarda 134 bin 711 olmak üzere örgün eğiAmde toplam 753 bin 571 derslik bulunmaktadır. 500 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1798 ‒ Özel Okullara Rağbet Art EğiAm sistemi, bir ülkenin geleceğini belirleyen en temel yapı taşlarından biridir. Türkiye'de son yıllarda eğiAm alanında önemli değişimler yaşanmakta, özellikle devlet ve özel okullar arasındaki dengenin değişmesi, eğiAmde mrsat eşitliği ve erişim gibi konular giderek daha çok tarWşılmaktadır. 2013-2024 yılları arasında Türkiye'deki eğiAm verilerine bakıldığında, öğrenci ve okul sayısındaki dağılımlar, devlet ve özel eğiAm kurumlarının oranları dikkat çekmektedir. Bu dönemde özel okulların sayısındaki hızlı arWş ve devlet okullarının payındaki azalma, kamu eğiAminin kalitesi ve kapsayıcılığı hakkında soru işaretleri doğurmuştur. MİLLİ EĞİTİM İSTATİSTİKLERİ 2013 – 2024 YILI KARŞILAŞTIRMA Değişim (Aruş/Azalış Kriter 2013 yılı 2025 yılı %) Toplam Okul Sayısı 83.769 74.040 –11,6% Devlet Okulu Sayısı 77.199 (%92,2) 59.336 (%80,1) –23,1% Özel Okul Sayısı 6.570 (%7,8) 14.700 (%19,9) +123,7% Toplam Derslik Sayısı 507.277 753.571 +48,6% Devlet Okulu Derslik Sayısı 464.095 (%91,49) 618.860 (%82,1) +33,3% Özel Okul Derslik Sayısı 43.182 (%8,51) 134.711 (%17,9) +212% Toplam Öğrenci Sayısı 17.234.452 17.956.523 +4,19% Devlet Okullarında Öğrenci 15.239.702 (%88,4) 15.366.143 (%85,6) +0,83% Özel Okullarda Öğrenci 613.064 (%3,6) 1.539.579 (%8,6) +151% Açık Öğrefmde Öğrenci 1.381.686 (%8) 1.050.801 (%5,9) –23,9% 2013–2025 eğiAm istaAsAkleri, Türkiye’de eğiAmin nasıl bir dönüşüm geçirdiğini bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır. Bu tablo, yalnızca sayısal bir karşılaşWrma değil aynı zamanda eğiAmdeki yapısal çürümenin ve kamusal eğiAmin bilinçli biçimde zayıflaWlmasının somut göstergesidir. Devlet Okulu Sayısı %23 Azaldı, Özel Okul Sayısı %123 Art 2013’te 77 bin 199 olan devlet okulu sayısının 2025’te 59 bin 336’ya gerilemesi, Türkiye’de kamu eğiAm sisteminin bilinçli bir biçimde daralWldığını gösteren en çarpıcı göstergelerden biridir. Bu %23,1’lik düşüş, nüfusun ar|ğı, öğrenci sayısının yükseldiği bir ülkede asla olağan bir tablo değildir. Devlet, yeni okul yapmak bir yana mevcut okulların önemli bir kısmını kapatmış, birleşArmiş ya da işlevsiz hâle geArmişAr. 501 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1799 ‒ Bu azalış artan öğrenci nüfusunun ihAyaçlarıyla açık bir şekilde çelişmektedir. 2013’te 17,2 milyon olan öğrenci sayısı bugün 18 milyona yaklaşmışken devlet okulu sayısının azalması, sınıf mevcutlarının kalabalıklaşması, derslik başına düşen öğrenci sayısının artması, ikili öğreAmin yeniden yaygınlaşması gibi sorunları beraberinde geArmektedir. Devlet okulu sayısındaki bu düşüş, özel okul sayısındaki patlamayla birlikte değerlendirildiğinde tesadüf olmaktan çıkarak yapısal bir yönelim yani açık bir özelleşArme poliAkasının sonucudur. Aynı dönemde özel okul sayısının %123 artması eğiAm sisteminin özel sektör için büyük bir pazar hâline geArildiğini göstermektedir. DevleAn geri çekildiği, kamu okul kapasitesinin küçültüldüğü bu tablo eğiAmin giderek AcarileşArildiğini göstermektedir. Derslik Sayılarında Devlet Okulları Yavaş, Özel Okullar Şaşır`cı Hızda Büyüdü 2013–2025 döneminde toplam derslik sayısı %48 artmış görünse de bu arWşın devlet ve özel okullar arasında nasıl bölündüğüne bakıldığında tablo son derece çarpıcıdır. Devlet okullarındaki derslik arWşı sadece %33’te kalırken, özel okullardaki derslik sayısı tam %212 oranında artmışWr. Devlet okullarında derslik arWşının düşük olması, artan öğrenci sayısına rağmen sınıf mevcutlarının düşürülemediğini birçok okulda kalabalık sınıfların kronik bir sorun olarak devam edğini ortaya koymaktadır. Normal şartlarda devlet artan nüfusu karşılamak için yeni derslikler açmalı, fiziki kapasiteyi genişletmeli, özellikle büyük şehirlerde yaşanan yoğunluğu azaltmalıdır. Ancak veriler bu görevin yerine geArilmediğini, kamusal eğiAmin altyapısının yıllar içinde genişlemek yerine yavaşladığını göstermektedir. Öte yandan özel sektörün derslik sayısının %212 gibi olağanüstü bir hızla artması özel okulların devasa bir pazar hâline geArildiğinin en net göstergesidir. Dersliklerde Devlet Aleyhine Büyük Çözülme Toplam derslik sayısı artmışWr; ancak dağılım ciddi bir sorun göstermektedir: 2013’te dersliklerin %91,5’i devlete aid. 2025’te bu oran %82’ye gerilemişAr. Özel okulların derslik payı %8,5’ten %17,9’a yükselmişAr. Bu, devlet okullarındaki derslik başına düşen öğrenci sayısının ar|ğını, kalabalık sınıfların yaygınlaşWğını ve devlet okullarının kapasitesinin yetersiz kaldığını göstermektedir. 502 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1800 ‒ TÜRKİYE ÖĞRENCİ BAŞINA HARCAMADA 38 ÜLKE İÇİNDE 35’İNCİ Türkiye, OECD ülkeleri arasında ilköğreAmden yükseköğreAm düzeyine kadar yıllık bazda devlet taramndan karşılanan giderler bakımından öğrenci başına düşen harcamalarda; ilköğreAmde ve yükseköğreAmde verisi bulunan 35 ülke içinde 33; ortaöğreAmde verisi bulunan 35 ülke içinde 34’üncü sırada yer almaktadır. Aşağıda yer alan grafikte Türkiye’nin durumu kötü tabloyu gözler önüne sermektedir. Ülke İlköğre*m Ortaöğre*m Yükseköğre*m Avustralya 15.611 18.247 25.162 Avusturya 18.626 20.033 26.190 Belçika 17.224 18.681 25.989 Kanada 15.778 x 27.582 Şili 6.602 6.991 11.639 Kolombiya m m m Kosta Rika m m 18.405 Çekya 11.847 13.995 17.221 Danimarka 16.097 15.838 29.680 Estonya 10.827 10.093 19.011 Finlandiya 13.508 14.213 20.456 Fransa 13.722 15.530 21.379 Almanya 16.433 17.962 23.269 Yunanistan 8.119 8.339 5.620 Macaristan 7.900 7.987 20.476 İzlanda 18.287 17.297 20.234 İrlanda 14.078 14.633 24.241 İsrail 12.372 11.815 15.057 İtalya 13.459 12.622 14.713 Japonya 11.863 13.090 21.836 Kore 22.486 25.267 14.695 Letonya 8.355 8.846 12.416 Litvanya 10.030 10.083 15.950 Lüksemburg 29.238 31.336 60.979 Meksika 3.406 3.422 7.519 Hollanda 17.287 19.058 24.874 Yeni Zelanda 11.112 12.154 18.729 Norveç 20.407 20.954 39.197 Polonya 10.423 9.427 15.897 Portekiz 12.586 13.832 14.155 Slovakya 9.784 9.492 17.188 Slovenya 13.005 12.661 21.147 İspanya 12.231 13.322 17.064 İsveç 15.484 15.401 23.284 İsviçre m 13.990 m TÜRKİYE 4.032 (33) 4.087 (34) 10.825 (33) Birleşik Krallık 15.416 15.843 35.350 ABD 15.799 16.301 36.274 OECD Ortalaması 13.527 14.096 21.444 AB Ortalaması 12.897 13.739 20.574 503 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1801 ‒ OECD’nin “Bir Bakışta EğiAm Raporu”na (EducaAon at a Glance) göre, Türkiye’de eğiAm kademelerine göre öğrenci başına yapılan harcamalar OECD ortalamasının çok alWnda seyretmektedir. Türkiye, OECD ülkeleri arasında eğiAme en az harcama yapan ülkelerden biri olarak sıralanmış durumdadır. İlköğreAm, ortaöğreAm ve yükseköğreAm seviyelerinde yer alan tüm kategorilerde 35’inci sırada yer alarak oldukça düşük bir harcama seviyesi göstermişAr. Bu durum, eğiAm kalitesi ve öğrenci başına sağlanan kaynakların yetersizliğine işaret etmekle birlikte; eğiAmde mrsat eşitliğini ve öğrencilerin öğrenim kalitesini olumsuz etkileyecek büyük bir faktör olarak ortaya çıkacakWr. Okul Öncesi Eği;me Ya`rım Yapılmıyor Okul öncesi eğiAm, çocuklarımızın hayat yolculuğuna sağlıklı bir başlangıç yapmaları ve toplumda eşit mrsatlara sahip olmaları açısından hayaA bir süreçAr. Bu dönem, çocukların fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal becerilerini gelişArerek onları daha sistemli ve destekleyici bir ortamla buluşturacakWr. Bu gelişim süreci çocukların yeteneklerini tanımalarına, rehberlik almalarına ve eğiAm sistemine adaptasyon olmalarına olanak tanıyacakWr. Ancak, Türkiye’de okul öncesi eğiAm kurumlarının yetersizliği ve bu eğiAmin tam anlamıyla ücretsiz ya da zorunlu olmaması ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. OECD'nin 2025 yılında yayımladığı "Bir Bakışta EğiAm Raporu"na göre, Türkiye'nin okul öncesi eğiAmdeki yaWrımları yetersiz kalmaktadır. Bu durum, ülkemizin okul öncesi okullaşma oranlarının, OECD ülkelerinin ortalamalarının oldukça gerisinde olduğunu göstermektedir. 3 yaş grubunda Türkiye’nin okullaşma oranı yalnızca yüzde 15 iken, OECD ortalaması yüzde 79 seviyesindedir. 4 yaş grubunda Türkiye’nin okullaşma oranı ise OECD ortalamasının yarısı kadar olup, yüzde 43 düzeyindedir. Bu da Türkiye’nin 4 yaş çocukları için okul öncesi eğiAmde büyük bir mrsat eşitsizliği yaşadığını ortaya koymaktadır. 3-5 yaş aralığında da Türkiye'nin okullaşma oranı yüzde 54'le OECD ortalamasının çok gerisinde kalmaktadır. Bu veriler, okul öncesi eğiAmde daha fazla yaWrım ve reform yapılması gerekAğini ve çocukların eğiAmde mrsat eşitliği sağlanması için okul öncesi eğiAm sisteminin güçlendirilmesi gerekAğini ortaya koymaktadır. Milli EğiAm Bakanlığı bütçesinin, okul öncesi eğiAm gibi temel bir alanda böylesine düşük okullaşma oranları ile sonuçlanacak şekilde yetersiz kalması, eğiAm poliAkalarının gözden geçirilmesi gerekAğini ortaya koymaktadır. 504 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1802 ‒ Türkiye’nin OECD ülkeleri standartları ile rekabet edebilir bir eğiAm sistemi oluşturması için okul öncesi eğiAme daha fazla kaynak ayırması gerekmektedir. Erken yaşlardan iAbaren çocukların eğiAm süreçlerine dahil edilmesi, uzun vadede ülkemizin eğiAmdeki kalite sorunlarını çözmesine yardımcı olacakWr. PISA Sonuçları Eği;mde Kaybedilen Yılların Kanı` Oldu Türkiye’nin PISA sonuçları, eğiAm sisteminin temel becerilerdeki önemli eksikliklerini gözler önüne sermektedir. 2022 PISA raporuna göre, Türkiye hem OECD ülkeleri arasında hem de PISA’ya kaWlan ülkeler arasında eğiAmdeki yetersizlikleriyle dikkat çekmektedir. MatemaAk, okuma ve fen bilimlerinde alınan düşük puanlar, öğrencilerin analiAk düşünme, problem çözme ve eleşArel düşünme gibi temel becerilerde ciddi gerilikler yaşadığını göstermektedir. Bu durum, Türkiye’nin eğiAm sisteminin yalnızca teorik bilgi değil, aynı zamanda öğrencilerin çağdaş eğiAm ihAyaçlarına uygun beceriler kazanmasını sağlama noktasında büyük bir eksiklik içerdiğini ortaya koymaktadır. Yukarıda grafikte yer alan PISA verilerine göre Türkiye, 37 OECD ülkesi arasında fen bilimlerinde 30’uncu, okuma becerisinde 29’uncu ve matemaAkte 32’nci sırada yer alırken, 81 ülke arasında fen bilimlerinde 34’üncü, okuma becerisinde 36’ncı ve matemaAkte ise 39’uncu sırada yer alarak eğiAmde geri kaldığını kanıtlamaktadır. 505 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1803 ‒ Bu sonuçlar, Türkiye’deki eğiAm bütçesinin öğrenci başına harcama oranlarının düşüklüğüyle yakından ilişkilidir ve eğiAmdeki yetersizliklerin sadece yapısal değil, aynı zamanda kaynak tahsisi açısından da çözülmesi gerekAğine işaret etmektedir. EğiAmdeki bu gerilik, aynı zamanda öğrencilerin dünya çapında rekabet edebilme yeteneklerini de zayıflatmakta ve Türkiye’nin gelecekteki ekonomik ve toplumsal kalkınması üzerinde olumsuz bir etki yaratmaktadır. PISA 2022’de neredeyse bütün alanlarda 490-575 puan aralığında olup ilk on ülke arasında yer alan Singapur, Hong Kong, Tayvan, Japonya, G. Kore, İsviçre, Kanada gibi ülkelerin eğiAm seviyeleri sayesinde dünyaya birçok bilimsel ve teknolojik yenilik kazandırdıkları ve bu yenilikler sayesinde gelirlerini yükseldkleri görülmektedir. EğiAmin ülkenin refahıyla doğrudan ilişkili olduğu burada da görülmektedir. Türkiye ise PISA 2022 sonuçlarına göre fen bilimleri alanında 475, okuma alanında 456, matemaAk alanında ise 453 puan alarak tüm alanlarda OECD ortalamasının alWnda kalmışWr. Türkiye eğiAmde PİSA sonuçlarının da gösterdiği üzere gelişmiş ülkelerin oldukça gerisindedir. Türkiye’nin üst gelir grubu ülke grubuna girme yolunda atacağı ilk adım eğiAm siteminde Avrupa standartlarını yakalamak olmalıdır. 506 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1804 ‒ Yoksul ve Kendini Dışlanmış Hisseden Çocukların Ülkesi Türkiye yoksul ve kendini dışlanmış hisseden çocukların ülkesi haline gelmişAr. Eurostat 2024 yılı verilerine göre Türkiye’de yoksulluk veya sosyal dışlanma riski alWnda olan 18 yaş alW grubun oranı yüzde 39,5’Ar. Bir başka deyişle 18 yaşın alWnda bulunan çocuklarımızın neredeyse yarısı yoksulluk ya da sosyal dışlanmışlık riski alWnda bulunmaktadır. Avrupa Birliği ortalamasının yüzde 24,2 olduğu göz önüne alındığında Türkiye, AB ortalamasının çok gerisindedir. Listede en kötü oranla ilk sırada yer alan ülkemiz en düşük orana sahip Slovenya’nın neredeyse 4 kaW kötü bir orana sahipAr. Öğrencilere Ücretsiz Öğün Sağlanması Öğrencilerin sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi, sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel sağlıklarının da korunmasıyla mümkün olacakWr. Ancak, özellikle dar gelirli ailelerin çocukları için yeterli beslenme düzenine sahip olamamak, eğiAmde başarıyı doğrudan olumsuz etkilemektedir. Günümüzde, eğiAmde mrsat eşitliği sağlanması için temel şartlardan biri, öğrencilerin yeterli ve dengeli beslenmesinin temin edilmesidir. Ancak, ekonomik zorluklar nedeniyle birçok aile, çocuklarına sağlıklı öğünler sunmakta zorlanmaktadır. Bu durum, sadece ailelerin finansal yükünü arWrmakla kalmayıp, aynı zamanda çocukların gelecekteki gelişimlerini de engellemektedir. Eurostat verilerine göre, Türkiye'deki çocukların %39,5’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski alWnda olup, bu oran Avrupa Birliği ortalamasının oldukça üzerindedir. AB ülkelerindeki oran %24,2 iken, Türkiye’deki bu yüksek oran, toplumdaki eşitsizliğin bir yansımasıdır. Özellikle düşük gelirli ailelerde, çocukların beslenme ihAyaçları yeterince karşılanamadığı için, çocuklar okullarda daha fazla mental ve fiziksel zorlukla karşılaşmaktadırlar. Sağlıklı bir öğün, 507 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1805 ‒ öğrencilerin ders başarısını doğrudan etkileyen bir faktördür. Dolayısıyla, okullarda ücretsiz öğün sağlanması, öğrencilerin başarı seviyelerinin artmasına katkı sağlayacakWr. 2021 yılında ilk olarak ParAmiz taramndan açıklanan “Rüzgargülü Projesi” bu anlamda okullarda ücretsiz yemek verilmesini sağlayacak bir mekanizmayı hayata geçirmeyi planlamaktaydı. Ancak hükümet bu projeye kulak kapamış ve ücretsiz yemek programını hayata geçirmemeyi tercih etmişAr. Dahası bu hükümet dönemi gelişen ve değişen sistemlere rağmen çocuklarımıza okullarda bir bardak su verecek düzeni bile kurmaktan aciz bir noktaya gelmişAr. Çocuklarımız okullarda içebileceği su bile bulamamakta, içecekler suyu evlerinden geArmekte, parası yoksa musluktan içmeye mecbur kalmakta ya da para vererek su almak zorunda kalmaktadır. Diğer taraXan Türkiye’de de birçok ülkede uygulanan ücretsiz öğün yemek programı, sadece öğrencilerin sağlıklarını iyileşArmekle kalmaz, aynı zamanda ailelerin üzerindeki ekonomik yükü de hafifleAr. Ailelerin yemek giderlerine yapılan bu katkı, dar gelirli ailelerin çocuklarını okula göndermeleri için ek bir teşvik yaratacakWr. Bu, devleAn toplumsal sorumluluğunun bir göstergesi olmalı ve toplumun daha geniş kesimlerinin eğiAmde eşit mrsatlara erişebilmesi için temel bir adım olarak kabul edilmelidir. Zor durumda olan aileler için ücretsiz yemek, bir lüks değil, temel bir ihAyaçWr. Örgün eğiAm kapsamında devlet okullarında toplam 15,4 milyon öğrenci bulunmaktadır. YaWlı öğrenciler ve taşıma kapsamındaki öğrenciler çıkarıldığında yaklaşık 14 milyon öğrencinin öğle yemeği kapsamında bir öğün yemek verilebilmesi amacı taşıyacak olan programa dahil edilmesi rapor edilmektedir. Ülkemizde eğiAm-öğreAm iş gününün birinci dönem 90, ikinci dönem de 90 olmak üzere toplam 180 gün olduğu koşullarda bu çocuklarımıza yılın yalnızca yarısında her gün bir öğün yemek verilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda, öğrencilerimize ücretsiz öğün sağlanması amacına yönelik olarak, ilgili bütçede arWrıma gidilmesi, çocuklarımızın sağlıklı beslenmelerini garanA alWna alacak ve onların eğiAm hayatlarını kesinAsiz şekilde sürdürebilmelerini sağlayacakWr. 508 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1806 ‒ Okullarımızda Şiddet, Güvenlik Açığı ve Akran Zorbalığı Önlenmeli Okullularımızda yaşanan şiddet olayları, öğretmen ve öğrencilerin karşı karşıya kaldığı saldırılar ile kronikleşmiş güvenlik açıkları arWk münferit birkaç olayla açıklanamayacak kadar yaygın ve sistemaAk bir hal almışWr. EğiAm kurumlarının güvende olması devleAn asli sorumluluğuyken yıllardır süren ilgisizlik ve caydırıcı önlemlerin yokluğu okulları savunmasız bırakmışWr. Bu durum eğiAm çalışanlarını ve öğrencileri hem fiziksel hem duygusal açıdan risk alWna sokmuştur. İkAdarın öğretmeni değersizleşAren ve eğiAmi iAbarsızlaşWran poliAkalarının bir sonucu olarak okul ikliminde disiplin, saygı ve güven ilişkileri aşınmış bu durum şiddet vakalarının sıklığını arWrmışWr. EğiAm alanı bu nedenle, toplumdaki gerilimlerin yansıdığı başlıca mekânlardan biri hâline gelmişAr. Okullarda güvenliğin sağlanması için yaklaşık yaWrım yapılması gerekAği yüksek maliyetli bir talep olarak sunulsa da gerçekte zorunlu bir kamusal yaWrımdır. Kamu kaynaklarının vergi imAyazları ve siyasi tercihler üzerinden belirli kesimlere aktarılması sürerken çocukların ve öğretmenlerin güvenliği için gerekli bütçenin ayrılmaması kabul edilemez bir tercihAr. Okullar en güvenli kamu kurumları olmalıydı ancak hükümeAn yıllardır süren ihmalinin sonucu olarak çocuklar, öğretmenler ve eğiAm çalışanları risk alWnda bırakılmışWr. Öte yandan okullardaki güvenlik krizi yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı değildir. Akran zorbalığı çocukların maruz kaldığı en görünmez ama en yıkıcı şiddet türlerinden biri olarak yaygınlaşmaktadır. Psikolojik, sosyal ve dijital zorbalığa uğrayan çocuklar yıllar boyunca süren travmalarla baş başa kalmakta, okuldan soğuma, başarısızlık, özgüven kaybı, sosyal izolasyon ve ağır ruhsal bozukluklar gibi sonuçlarla yaşam boyu etkilenmektedir. Akran zorbalığı vakalarının çoğu okul idarelerince kayıt alWna alınmadığı için görünmez kılınmakta ve MEB’in bütüncül bir takip ve önleme sistemine sahip olmaması bu çocukların kaderine terk edilmesine yol açmaktadır. Çocuk hakları sözleşmesinin gereği olan koruma yükümlülüğü yerine geArilmediği gibi okulların rehberlik kapasitesi arWrılmadığı, öğretmenler desteklenmediği ve koruyucu sosyal poliAkalar oluşturulmadığı için sorun giderek derinleşmektedir. Millî EğiAm Bakanlığı’nın ve hükümeAn görevi okullardaki şiddeA “tekil olaylar” olarak nitelendirmek yerine güvenlikten psikolojik iyilik hâline kadar geniş bir çerçevede çocuğu merkeze alan bütüncül bir okul güvenliği poliAkası inşa etmekAr. 509 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1807 ‒ Güvenlik tedbirlerinin arWrılması, akran zorbalığına yönelik ulusal bir izleme sistemi kurulması, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve öğretmenlerin güvenli çalışma koşullarının sağlanması arWk ertelenemez adımlardır. Hiçbir bütçe kalemi çocuklarımızın, öğretmenlerimizin ve eğiAm çalışanlarımızın canından, ruh sağlığından ve eğiAm hakkından daha değerli değildir. İkAdar derhal sorumluluk üstlenmeli ve okulları hem fiziksel hem psikolojik açıdan güvenli mekanlara dönüştürmelidir. Çocuklarımız MESEM’lerde Ölüme Mahkum Edildi Türkiye’de çocuk işçiliğinin ulaşWğı boyut arWk sosyal poliAkanın marjında değerlendirilemeyecek kadar yapısal ve derin bir kriz halini almışWr. Milli EğiAm Bakanlığı bünyesinde örgün eğiAm kapsamında yürütülen MESEM programı başlangıçta “mesleki beceri kazandırma” iddiasıyla sunulmuş olsa da fiiliyaZa çocukların işgücüne erken yaşta, düşük ücretle ve her türlü iş kazasına açık biçimde sürüklenmesine yol açan bir mekanizmaya dönüşmüştür. Aralık 2016’da zorunlu eğiAm içine alınan sistem diplomayla birlikte ustalık belgesi sunuyor görünse de çocuk hakları savunucularının belirdği gibi esasen çocuk işçiliğini meşrulaşWran ve yaygınlaşWran bir yapı üretmektedir. Çünkü eğiAm ortamı ile iş gücü piyasası arasındaki sınırlar ortadan kalkmış, çocuklar okulda olması gereken saatlerde, ağır ve tehlikeli işlerde çırak statüsü adı alWnda fiili işçiye dönüştürülmüştür. Bu tablo çocuk hakları, sosyal devlet ilkesi ve iş sağlığı güvenliği bakımından da kabul edilemez niteliktedir. Veriler bu eleşAriyi doğrular niteliktedir. TÜİK’in 2024 verilerine göre 15–17 yaş arası çocukların işgücüne kaWlma oranı yüzde 24,9’a yükselmişAr. Bu oran 2020’de yüzde 16,2 idi. Yani sadece dört yılda işgücüne dahil edilen çocuk sayısı 377 bin artmışWr. 2024 yılı iAbarıyla 970 bin çocuk kayıtlı işçi olarak çalışmakta, buna ek olarak MESEM kapsamında çalışWrılan 505 bin çocuk bulunmaktadır. Böylece resmi çocuk işçi sayısı 1,5 milyona çıkmışWr. Kayıt dışı çalışan çocuklarla bu sayının 3,5 milyona yaklaşWğı tahmin edilmektedir. İSİG Meclisi aynı dönemde tespit edilebilen en az 85 çocuk işçi ölümünü rapor etmişAr. MESEM’lerde ise 16 çocuğumuzun hayaWnı kaybedği kamuoyu taramndan not edilmişAr. Bu veriler çocukların eğiAm adı alWnda iş cinayetlerine sürüklendiğini ve devleAn bu yapısal krizi görmezden geldiğini göstermektedir. Millî EğiAm Bakanlığı çocukları piyasaya ucuz işgücü olarak entegre eden bu sistemi savunmak yerine onların eğiAm hakkını güvence alWna 510 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1808 ‒ almalıdır. Bakanlık çocukların örgün eğiAme dönmesi için sosyal destek mekanizmalarını güçlendirmelidir. Aksi hâlde MESEM yalnızca çocuk işçiliğini kurumsallaşWran bir araç olmaya devam edecek ve Türkiye hem eğiAm sisteminde hem çocuk haklarında geri dönüşü zor bir tahribata sürüklenecekAr. Köy Okullarımız Kapa`lmamalı ParAmizin eğiAm poliAkası parA programında açık biçimde ifade edildiği üzere eğiAmin mrsat eşitliği temelinde örgütlenmesini, kırsal bölgelerdeki çocukların nitelikli eğiAme erişiminin güvence alWna alınmasını ve köy okullarının kapaWlmak yerine güçlendirilmesini esas almaktadır. Buna karşın Milli EğiAm Bakanlığının son yıllarda uyguladığı öğrenci sayısı kriterine dayalı merkezileşArme poliAkası köy okullarını yaşaWlacak kurumlar olarak değil “kapaWlacak mali yükler” olarak gördüğünü göstermektedir. Öğrenci sayısı 30'u bulmadığı her durumda okulun kapaWlması köyden ilçeye taşınma zorunluluğu taşımalı eğiAm uygulamasının kalıcı hâle gelmesi ve köylerde eğiAm sürekliliğinin bozulması yalnızca pedagojik değil sosyoekonomik bir tahribat da yaratmaktadır. Üstelik veliler komşu köylerden öğrenciyi geArerek okulu yaşatmak istediğinde bile idarenin çözüm üretmek yerine ısrarla kapatma yoluna gitmesi bu poliAkanın teknik bir zorunluluktan çok bilinçli bir tercihten kaynaklandığını ortaya koymaktadır. Ülkemizde köy okullarının kapaWlmasının sonuçları yalnızca eğiAm alanıyla sınırlı değildir. Tarım sektöründeki insan kaynağının daralması, kırsalın hızla boşalması, kentlerde kontrolsüzleşen nüfus yoğunluğu, yoksulluk döngüsünün kuşaktan kuşağa aktarılması gibi geniş çaplı sorunların temel nedenlerinden biridir. Kırsal bölgede yaşayan bir çocuğun kendi köyünde okula erişememesi, eğiAm hakkının fiilen ortadan kalkmasıdır. ParAmizin alWnı çizdiği üzere köy okulları kırsalın sosyal dokusunu, ekonomik sürdürülebilirliğini ve kültürel devamlılığını ayakta tutan temel yapılardır. Bu nedenle yapılması gereken köy okullarını öğrenci sayısıyla ilişkilendirmek yerine ihAyaç analizi, bölgesel kalkınma hedefleri, pedagojik gereklilikler ve çocukların üstün yararı temelinde değerlendirmekAr. İYİ ParA olarak köy okullarının yeniden açılmasına, güçlendirilmesine ve modern birer eğiAm merkezi hâline geArilmesine yönelik poliAkalarımızı kararlılıkla savunuyoruz. Ülkemizin geleceği için köy okullarımızı yaşatmak, güçlendirmek ve kırsal eğiAmde yeniden umut üretmek bir tercih değil bir zorunluluktur. 511 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1809 ‒ EĞİTİME YATIRIM ÖĞRETMENE YATIRIMLA BAŞLAR EğiAm sisteminin bütçe planlamasından stratejik hedeflerine kadar tüm poliAka süreçlerinde öğretmenin merkeze alınması hem uluslararası literatürün hem de ampirik bulguların zorunlu kıldığı bir yaklaşımdır. OECD, UNESCO ve Dünya Bankası verileri öğretmen niteliğinin öğrenci başarısındaki varyansın en güçlü belirleyicisi olduğunu göstermektedir. Aynı okul ve sınıf düzeylerinde farklı öğretmenlerin öğrenciler üzerinde yüzde 40’a varan başarı farkı yara|ğı doğrulanmaktadır. Özellikle ilkokulun ilk iki yılında öğretmenin pedagojik yeterliği öğrencinin kalıcı öğrenme kapasitesi, özgüven gelişimi ve akademik sürekliliği üzerinde kriAk bir etkiye sahipAr. AraşWrmalar öğretmen-öğrenci ilişkisinin niteliğinin yalnızca bilişsel çıkWları değil öğrencinin derse kaWlımını, okulda kalma oranını, sosyal uyumunu ve risk alWndaki grupların eğiAme bağlanma düzeyini yükseldğini göstermektedir. Bu nedenle öğretmen özellikle dezavantajlı çocuklar, kırsal bölgeler, göçmen ve yoksul hanelerin çocukları için toplumsal eşitliğin fiili bir taşıyıcısı olarak konumlanmaktadır. Türkiye’nin geçmiş eğiAm deneyimi de öğretmenin sosyal mobiliteyi arWran, sınıfsal farkları azaltan ve ülkenin demokrasi kültürünü güçlendiren rolünü teyit etmektedir. Uluslararası düzeyde yüksek performans gösteren eğiAm sistemlerinin ortak özelliği öğretmenliği yüksek presAjli bir meslek olarak kurmalarıdır. Bu ülkelerde en başarılı öğrencilerin öğretmenlik mesleğine yöneldiği güçlü mesleki seçilim mekanizmaları, kapsamlı öğretmen yeAşArme süreçleri ve yaşam boyu mesleki gelişim imkanlarıyla desteklenen bir profesyonel yapı bulunduğu görülmektedir. Öğretmenlik yalnızca dört yıllık bir lisans eğiAminin ardından girilen bir meslek olarak görülemez. Özel yetkinlikler, özel formasyon süreçleri ve sürekli gelişim gerekAren profesyonel bir alan olarak ele alınmaktadır. Öğretmenin niteliği ve çalışma koşulları bir ülkenin toplumsal bütünlüğünü doğrudan belirlemektedir. EğiAm poliAkalarının merkezine öğretmenin konulması kalkınma stratejisinin zorunlu bir bileşenidir. Öğretmenin iAbarı toplumun kültürel seviyesini; öğretmenin moAvasyonu öğrencinin başarısını, öğretmenin çalışma koşulları eğiAmin eşitlik seviyesini; öğretmenin yeAşme niteliği ise ülkenin uzun vadeli refah kapasitesini belirlemektedir. Dolayısıyla öğretmen yeAşArme, atama, mesleki gelişim ve çalışma koşullarına ilişkin poliAkaların yeniden yapılandırılması eğiAm sisteminin sürdürülebilirliği açısından stratejik önem taşımaktadır. 512 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1810 ‒ Öğretmenlere Verilen Desteklerin Yetersizliği Eği;mde Kaliteyi Etkiliyor 2025-2026 yılı için belirlenen eğiAme hazırlık ödeneği, öğretmenlerin eğiAm sürecindeki çeşitli ihAyaçlarını karşılamak için kriAk bir kaynak sağlamaktadır. Ancak, 5.225 TL'lik tutar, mevcut ekonomik koşullar göz önünde bulundurulduğunda, öğretmenlerin gerçek ihAyaçlarını karşılamakta yetersiz kalmaktadır. EğiAm yılı başında öğretmenlerin kırtasiye malzemeleri ve sınıf materyalleri gibi temel ihAyaçlarını karşılamaları amacıyla sağlanan bu ödenek, öğretmenlerin eğiAmde kaliteyi arWrma yolundaki çabalarını engelleyen bir gerçek haline gelmektedir. Ek ders ücretlerinin de yetersizliği, öğretmenlerin çalışma koşullarındaki bir diğer ciddi sorundur. Mevcut ek ders ücretleri, öğretmenlerin emeklerinin karşılığını tam anlamıyla alamadıkları bir durumu yaratmaktadır. Öğretmenler, ek ders saatlerinden aldıkları düşük ücretlerle hayatlarını sürdürmek zorunda kalmaktadırlar. EğiAmde kaliteyi arWrmanın yolu, öğretmenlerin moAvasyonunu sağlamak ve çalışma şartlarını iyileşArmekAr. Ancak, ek ders ücretlerinin mevcut seviyeleri, öğretmenlerin bu alandaki katkılarının tam anlamıyla takdir edilmediğini ve sürdürülebilir olmayan bir eğiAm ortamı yaraWldığını göstermektedir. Öğretmenlerin eğiAmdeki rollerinin ve katkılarının daha sağlıklı bir şekilde desteklenebilmesi için, eğiAme hazırlık ödeneği ve ek ders ücretlerinin arWrılması, yetersiz çalışma koşullarının düzelAlmesi ve özel okullardaki isAhdam poliAkalarının denetlenmesi gerekmektedir. Bakanlık özel okullarda çalışan öğretmenlerle ilgili verileri açıklamakta gecikmekte ve bu durum, eğiAmdeki adaletsizliklerin daha da derinleşmesine neden olmaktadır. EğiAmde mrsat eşitliğini sağlamak için, öğretmenlerin insana yaraşır çalışma koşullarına sahip olması, sadece eğiAmin kalitesini değil, aynı zamanda toplumsal gelişmeyi de olumlu etkileyecekAr. Öğretmenler Günü’nde 1 Maaş İkramiye Verilmeli EğiAm, bir toplumun en önemli yapı taşını oluştururken, öğretmenler de bu yapının merkezinde yer almakta ve gelecek nesillerin yeAşmesinde kriAk bir rol üstlenmektedir. Ancak öğretmen maaşlarının yetersizliği, eğiAmcilerin yaşam standartlarını olumsuz etkileyerek ulaşım, beslenme, kişisel ihAyaçlar ve ders materyalleri gibi temel gereksinimlerini karşılamada zorluk yaşamalarına neden olmaktadır. Bu ekonomik sıkınWlar, öğretmenlerin 513 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1811 ‒ işlerine ve öğrencilerine tam anlamıyla odaklanmalarını güçleşArirken; okullarına, sınıflarına huzursuz gitmelerine ve mesleklerine olan moAvasyonlarının azalmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde onlara bir maaş tutarında ikramiye verilmesi, eğiAm sistemimizin iyileşmesine katkı sağlayacak bir adım olacakWr. EğiAm çalışanlarının değerli çabaları, bu tür desteklerle takdir edilirse, eğiAmde kalite artacak ve toplum olarak geleceğe daha umutla bakmamız sağlanacakWr. Başöğretmenimiz Atatürk’ün Ebediyete İn;kali Anmayan Eği;m Sistemi Türkiye’nin kurucu değerlerinin eğiAm sisteminden adım adım uzaklaşWrılması sistemaAk bir hal almışWr. Son yıllarda okul takvimlerinin düzenleniş biçimi 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’nün öğrencilerin okulda bulunmadığı tarihlere denk geArilecek şekilde planlandığını ortaya koymaktadır. 2019, 2020 ve 2021 yıllarında ara taAl öncesi eğiAm süresi 49,5 gün iken bu yıl aynı dönem 44,5 gün olarak belirlenmişAr. Bu fark, yalnızca bir takvim değişikliği değildir doğrudan bilinçli bir poliAk tercihin göstergesidir. Çünkü 5 gün daha eklenmesi hâlinde diğer yıllarla uyum sağlanacak ve öğrenciler 10 Kasım’da okulda olacakW. Bu durum tesadüf veya teknik düzenleme olarak açıklanamayacak kadar açık bir eğilimi ifade etmektedir. 10 Kasım’ın okullardan uzaklaşWrılması Türkiye CumhuriyeA’nin ortak hamzasına yönelik bir müdahaledir. Bugün ilkokula başlayan bir öğrencinin bu takvim düzeni devam edği sürece hiçbir zaman 10 Kasım’ı okulda anmadan mezun olacağı gerçeği meseleyi pedagojik olmaktan çıkarıp tarihsel ve siyasal bir boyuta taşımaktadır. Atatürk’ü eğiAm hayaWndan sistemli biçimde silmek çocukların Cumhuriyet değerleriyle kurduğu bağı zayıflatmakta, ortak ulusal kimliğin oluşturulması sürecine zarar vermektedir. Millî EğiAm Bakanlığının görevi eğiAm takvimini ideolojik tasarruflarla şekillendirmek değildir. Öğrencilerin Atatürk’ü, CumhuriyeAn temel ilkelerini ve ülkenin kurucu tarihini okul ortamında öğrenmesini ve anlamlandırmasını güvence alWna almakWr. 10 Kasım’ın bilinçli bir tercihle okul takviminden dışlanmasına yönelik uygulamalara son verilmesi eğiAm poliAkalarının Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle uyumlu şekilde yeniden düzenlenmesi zorunluluktur. 514 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1812 ‒ SİYASİ İKTİDAR ÜNİVERSİTELERDEN ELİNİ ÇEKMELİ Türkiye’de üniversiteler, toplumsal faydayı gözeten ve bilimsel bilgi üreten özerk kurumlar olarak varlığını sürdürmelidir. Ancak, yıllardır devleAn yükseköğreAme yönelik merkezi müdahaleleri ve siyasi ihAyaçlar doğrultusunda yapılan dönüşümler, üniversitelerin özerkliğini zedeleyerek yükseköğreAm alanında büyük bir tahribata yol açmışWr. 2026 yükseköğreAm bütçesi de bu tahribaWn bir yansıması olarak, eğiAmin AcarileşArilmesi ve akademiye yönelik siyasi baskıların ar|ğı bir tabloyu gözler önüne sermektedir. 2025 Bütçesi 2025 2026 Merkezi Bütçe 2026 Bütçe Başlangıç Değişim İçindeki Payı Açıklama Teklifi (₺) Ödeneği Oranı (%) (%) Üniversiteler(127Bütçe) 488.405.230.000 651.020.702.000 %33,3 %3,44 (YÖK ve YÖK Kalite Kurulu dahil) Üniversiteler, “kendi kaynaklarını kendisi üreten” ve piyasa ihAyaçlarına göre hareket eden kurumlar haline geArilmiş, eğiAm kamu yararından uzaklaşWrılmışWr. Artan üniversite ve öğrenci sayısına rağmen, öğreAm elemanı sayısındaki yetersizlik, eğiAmde niteliğin düşmesine neden olmaktadır. 2002’den 2024’e kadar öğrenci sayısı hızla artarken öğreAm kadrosu aynı hızda genişleAlmemiş; bu durum, öğrenci başına düşen akademisyen sayısının yetersizliğiyle kendini göstermişAr. 2026 bütçesi, artan öğrenci ve öğreAm elemanı ihAyacını karşılamaktan uzak olup, eğiAmin niteliğini arWrmak gibi bir amacı olmadığını ortaya koymaktadır. Milli EğiAm Bakanlığı verilerine göre yükseköğreAme (YükseköğreAm Kurulu, YükseköğreAm Kalite Kurulu ve Üniversiteler dahil) ayrılan toplam bütçenin GSYH içerisindeki payı 2002 yılında yüzde 0,71 iken 2016 yılında yüzde 0,89’a çıkmış 2024 yılında ise bu oran yüzde 0,79’a kadar düşmüştür. 2025 yılında ise yüzde 0,81 olarak gerçekleşmesi tahmin edilmektedir. 23 yıldır ikAdarda bulunan AK ParA, üniversitelere ve bilime ayırdığı bütçeyi GSYH’nin yalnızca yüzde 0,10 puan kadar arWrılabilmiş ve son 9 yıla kıyasla ise yüzde 0,08 puan düşürmüştür. 515 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1813 ‒ Üniversite ve öğrenci sayılarının yüksek oranda artmış olmasına rağmen aynı arWş bütçede gerçekleşmemişAr. 2016 yılında YÖK ve üniversitelerin merkezi bütçe içerisindeki payı yüzde 4,14 iken 2025 yılında yüzde 3,31’e gerilediği görülmektedir. Üniversitelerin ve yükseköğreAm sisteminin güçlü bir şekilde gelişebilmesi için eğiAm bütçesinin arWrılması, kaynakların doğru ve verimli bir şekilde kullanılması gerekmektedir. EğiAm, bir ülkenin geleceğini şekillendiren en önemli faktörlerden biri olduğuna göre, üniversitelerin gelişimi için ayrılan kaynakların daha fazla arWrılması hem toplumsal hem de ekonomik açıdan büyük bir öncelik taşımalıdır. Yükseköğre;me Ayrılan Bütçenin %74’ü “Maaş” %26’sı “Bilim” YükseköğreAmin 2026 yılı bütçesi 651 milyar TL olarak belirlenmiş ve bu bütçenin büyük bir kısmı personel giderlerine ayrılmışWr. Üniversitelerin toplam bütçesinin yüzde 73,8’i, personel gideri ve sosyal güvenlik devlet primi gibi ödemelere yönlendirilmektedir. Bu oran, üniversitelerin bütçelerinin büyük bir kısmının insan kaynağını finanse etmeye yönelik kullanıldığını göstermektedir. Bunun yanında, üniversitelerin araşWrma-gelişArme (Ar-Ge) çalışmaları, mal ve hizmet alımları gibi diğer ihAyaçlarına ayrılan bütçe ise çok daha sınırlıdır. Toplam bütçenin yalnızca yüzde 26,2’si, bu tür harcamalar için kullanılmaktadır. Bu durum, üniversitelerin eğiAm ve öğreAm işlevleri ile insan kaynağı gereksinimlerinin büyük ölçüde finanse edilmesine karşın, araşWrma ve diğer akademik faaliyetler için ayrılan kaynağın oldukça düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Üniversitelerimizin bütçesi, bilimsel üreAm, AR-GE faaliyetleri ve ileri düzeyde akademik çalışmalar gerçekleşArmek açısından yetersiz görünmektedir. Üniversitelerin, uluslararası düzeyde bilimsel rekabet gücünü arWrmak ve yenilikçi çalışmalara katkı sağlamak için daha fazla maddi kaynağa ihAyaç duyduğu açıkWr. Bilimsel çalışmalara yeterli destek sağlanmadığında, hem akademisyenlerimizin bireysel ve mesleki gelişimleri hem de öğrencilerimizin aldığı eğiAmin kalitesi olumsuz etkilenmektedir. Üniversitelere Ayrılan Toplam Personel Gideri + Sosyal Diğer Harcamalar İçin Ayrılan Bütçe Güvenlik Devlet Primi Gideri Kaynak 651.020.702.000 TL 480.312.051.000 TL 170.708.651.000 TL Bütçe İçindeki Oranı %73,8 %26,2 516 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1814 ‒ Üniversitelerin bütçe yapısının bu şekilde şekillenmesi, akademik özgürlük ve araşWrma kapasitesinin gelişimi açısından bazı zorlukları beraberinde geArebilir. Zira yükseköğreAm kurumlarının bütçelerinde araşWrma ve gelişArme faaliyetlerine ayrılan kaynakların sınırlı olması, üniversitelerin bilimsel üretkenliklerini ve yenilikçilik kapasitelerini kısıtlayacakWr. Bu nedenle, üniversitelerin bütçelerindeki bu dağılımın gözden geçirilmesi ve araşWrma alanındaki kaynakların arWrılması, daha dengeli ve verimli bir yükseköğreAm sisteminin gelişmesine katkı sağlayacakWr. Üniversitelerimizde araşWrma ve gelişArme faaliyetlerine yeterli ödenek ayrılmadığında, bu durum üniversitelerin global akademik arenada geri kalmasına neden olmaktadır. Maddi yetersizlikler, araşWrma projelerinin sınırlı kalmasına, laboratuvar altyapısının eksik olmasına ve bilimsel yayın üreAminin düşmesine yol açmaktadır. Bu eksikliklerin giderilmesi için üniversitelere ayrılacak ar-ge desteklerinin arWrılması, akademik çalışmaların ve öğrenci eğiAm düzeyinin yükselAlmesine katkı sağlayacakWr. 517 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1815 ‒ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI 2025 Bütçesi Değişim 2025 Harcama 2026 Bütçe Teklifi Merkezi Bütçe Başlangıç Oranı (%) (Haziran Sonu) (₺) İçindeki Payı (%) Ödeneği 2025-2026 623.899.190.000 252.008.365.117 822.930.177.000 %31,9 %4,34 2026 yılı Millî Savunma Bakanlığı bütçesi %31,9 arWşla 822 milyar 930 milyon 177 bin TL olarak teklif edilmişAr. Bakanlığın 2026 yılı Merkezi YöneAm Bütçesi içindeki payı ise %4,34’tür. Ancak personel gideri ve sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri çıkarıldığında kalan bütçe 379 milyar 597 milyon 929 bin TL’dir. Yani Bakanlık bütçesi içinde savunma yaWrımları için kullanılacak asıl kaynak bu kadardır ve bu kaynağın genel bütçe içindeki payı %2 olarak karşımıza çıkmaktadır. Bakanlık bütçesi ekonomik sınıflandırma kalemlerine bakıldığında ise arWşlar farklıklar göstermektedir. Değişim Bakanlık Açıklama 2025 Başlangıç 2025 Haziran 2026 Bütçe Oranı Bütçesi (Ekonomik Ödeneği Sonu Harcama Teklifi (2025- İçindeki Sınıflandırma) 2026) Payı (%) Personel Giderleri 273.553.471.000 142.333.776.166 395.725.189.000 %44,7 %48,1 SGK Devlet Primi 32.266.666.000 15.206.741.624 47.607.059.000 %47,5 %5,79 Giderleri Mal ve Hizmet Alım 305.086.826.000 90.046.844.147 362.698.998.000 %18,9 %44,1 Giderleri Cari Transferler 9.824.919.000 3.576.677.807 14.291.854.000 %45,5 %1,74 Sermaye Giderleri 3.167.308.000 771.325.374 2.607.077.000 %-17,7 %0,31 Genel Toplam 623.899.190.000 252.008.365.117 822.930.177.000 %31,9 %100 1. Personel giderleri %44,7 artmışWr. MSB bütçesi içindeki payı %48,1’dir. (Memur, sözleşmeli personel, işçiler, geçici süreli çalışanlar, diğer personele yapılan ödemeler bu bölüme kaydedilmektedir.) 2026 yılı bütçe teklifinde personel giderlerine ayrılan 395,7 milyar TL, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin insan kaynağına dayalı yapısının sürdürülebilirliği açısından kriAk bir kalemdir. Ancak reel ücretlerde yaşanan erime dikkate alındığında bu arWş personelin koşullarındaki kayıpları telafi etmekten uzakWr. 518 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1816 ‒ 2. Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri %47,5 artmışWr. MSB bütçesi içindeki payı %5,79’dur. (DevleAn işveren sıfaWyla SGK’ya ödeyeceği sigorta primleri bu bölüme kaydedilmektedir.) 3. Mal ve hizmet alım giderleri %18,9 artmışWr. MSB bütçesi içindeki payı %44,1’dir. (Faturalı olarak veya mevzuata uygun şekilde belgelendirilerek alınan mal ve hizmet bedelleri bu bölüme kaydedilmektedir.) 4. Cari transferler %45,5 artmışWr. MSB bütçesi içindeki payı %1,74’tür. (Karşılıksız yapılan ödemeler bu kalemde yer almaktadır.) 5. Sermaye giderleri Bir önceki yıla göre %17,7 oranında azalmışWr. MSB bütçesi içindeki payı %0,31’dir. (Sermaye giderleri; lojman yapımı, altyapı onarımı, askeri tesislerin yenilenmesi, harita ve uydu projeleri, taşıt alımı gibi sabit sermaye yaWrımlarını kapsamaktadır.) Sermaye giderlerindeki bu ciddi azalış Bakanlığın uzun vadeli yaWrımlarının ertelendiğini veya geri plana iAldiğini açıkça göstermektedir. Oysa lojman yapımı, altyapı yenilemeleri, deprem sonrası hasarlı askeri tesislerin onarımı ve personelin yaşam alanlarının iyileşArilmesi gibi ihAyaçlar acil ve ertelenemez niteliktedir. Sermaye bütçesindeki bu daralma mevcut sorunların büyümesine yol açacakWr. Lojman yetersizliği nedeniyle binlerce askeri personel yüksek kira maliyetleri alWnda yaşamını sürdürmek zorunda kalırken, yaWrım bütçesinin düşürülmesi TSK personelinin sosyal koşullarının iyileşArilmesi yönünde hiçbir adım aWlmadığı anlamına gelmektedir. Bir ülkenin askeri kapasitesi ve güvenlik stratejileri; bağımsızlığın korunması, ulusal çıkarların savunulması ve toplumsal huzurun temini açısından hayaA öneme sahipAr. JeopoliAk olarak son derece kırılgan ve riskli bir coğrafyada bulunan ülkemiz için bu durum daha da çarpıcıdır. Milli güvenliğin sürdürülebilir biçimde sağlanması yalnızca fiziki tehditlere karşı savunma mekanizmalarının güçlendirilmesiyle değil aynı zamanda kamu kaynaklarının önceliklere uygun bir bütçe yöneAmiyle mümkün olabilir. Bu çerçevede 2026 yılı için Mili Savunma Bakanlığı bütçesi %31,9 oranında arWrılarak 822 milyar 930 milyon 177 bin TL olarak teklif edilmişAr. Bu bütçe merkezi yöneAm bütçesinin yaklaşık %4,35’ine karşılık gelmektedir. Ancak personel giderleri ile sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri düşüldüğünde geriye kalan ve doğrudan savunma yaWrımlarına, lojisAk ve teçhizat ihAyacına yönlendirilebilecek gerçek kaynak 379 milyar 597 519 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1817 ‒ milyon 929 bin TL’dir. Bu kaynağın merkezi yöneAm bütçesi içindeki payı ise yaklaşık %2,0 civarındadır. Yani kağıt üzerinde büyük görünen savunma bütçesinin önemli bir kısmı zorunlu personel ödemelerine gitmekte fiilen savunma yaWrımlarına ayrılabilen alan oldukça daralmaktadır. Diğer taraXan Orta Vadeli Program’a göre 2026 yılı GSYH planlaması yaklaşık 77,3 trilyon TL olarak öngörülmektedir. Bu veri esas alındığında, Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin milli gelire oranı yaklaşık %1,07 seviyesindedir. Bütçe içinde Ulusal Savunma ve Güvenlik Hizmetlerine ayrılan kaynak ise %1,5 düzeyindedir. NATO standartlarının savunma harcamalarının GSYH’nin en az %2’si düzeyinde olmasını esas aldığı dikkate alındığında Türkiye’nin mevcut savunma bütçesi hem idfak içi yük paylaşımı hem de bölgesel riskler karşısında caydırıcılık düzeyi bakımından hedefin oldukça gerisinde kalmaktadır. Bakanlık bütçesi ekonomik sınıflandırma kalemleri iAbarıyla incelendiğinde de dengesiz bir yapı göze çarpmaktadır. Personel giderlerinde ve sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi ödemelerinde ciddi arWşlar öngörülürken sermaye giderleri kaleminde azalış planlanmışWr. Bu tablo savunma bütçesinin önemli bir kısmının mevcut yapıyı “sürdürmeye”, yani maaş ve zorunlu ödemelere ayrıldığını; buna karşılık yeni yaWrımlar, altyapı, lojman, modernizasyon ve uzun vadeli kapasite arWşının ikinci plana iAldiğini göstermektedir. TSK personelinin barınma sorunları, yüksek kira baskısı, lojman yetersizliği ve özlük haklarına ilişkin kronik şikâyetler devam ederken sermaye giderlerinde kısınWya gidilmesi, sahadaki gerçek ihAyaçlarla çelişen bir tercihAr. Bölgemizde süren iç savaşlar, terör örgütlerinin varlığını koruması, düzensiz göç ve mülteci/sığınmacı hareketleri, Karadeniz ve Doğu Akdeniz’deki gerilimler dikkate alındığında Türkiye’nin savunma kapasitesini sürekli olarak güçlendirmesi gerekmektedir. Ancak ayrılan bütçe bu risk haritasıyla ve Türkiye’nin jeopoliAk rolüyle uyumlu bir kararlılık sergilememektedir. Savunma harcamalarının uzun vadeli bir stratejiye bağlanmadığı, daha ziyade kısa vadeli bütçe kısıtları içinde “idare etme” manWğıyla planlandığı görülmektedir. Askeri harcamaların aynı zamanda ekonominin teknoloji, Ar-Ge ve yüksek katma değerli üreAm kapasitesini teAkleyen bir alan olduğu unutulmamalıdır. Savunma sanayisine yapılacak planlı yaWrımlar yerli üreAm kapasitesini arWrmakta, nitelikli isAhdam 520 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1818 ‒ yaratmakta ve Türkiye’yi küresel savunma pazarında daha güçlü bir aktör haline geArebilmektedir. Ayrıca askeri kapasitenin yalnızca savaş ve çaWşma dönemleri için değil büyük afetler, kitlesel göç hareketleri ve ulusal ölçekte krizler için de kriAk olduğu, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde acı biçimde tecrübe edilmişAr. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahip olduğu insan gücü, lojisAk kapasite ve sahra imkanları afetlere müdahale bakımından son derece güçlü olmasına rağmen siyasi iradenin zamanında ve yeterli ölçüde kullanmaması nedeniyle bu kapasite deprem bölgesine geç ve sınırlı ölçekte yansıWlmışWr. 1999 depremlerinde sahaya sürülen askeri imkanların sağladığı etkinlik ortadayken Kahramanmaraş depremlerinde aynı refleksin gösterilmemesi sorunların bütçe büyüklüğünden ziyade yöneAm tarzı ve kriz iradesiyle ilgili olduğunu da ortaya koymaktadır. Tüm bu veriler ışığında Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin sadece nominal arWş oranlarına bakılarak “yeterli” ilan edilmesi mümkün değildir. Merkezi yöneAm bütçesi içinde yaklaşık %4,35’lik, millî gelir içinde ise yaklaşık %1,07’lik bir pay Türkiye’nin NATO yükümlülükleri, bölgesel tehdit algısı ve TSK’nın ihAyaçlarıyla kıyaslandığında yetersizdir. Dahası, bu bütçenin önemli kısmının personel ve zorunlu ödemelere gitmesi, savunma yaWrımları için fiilen ayrılabilen kaynağı %2 civarında bir seviyeye sıkışWrmaktadır. İYİ ParA olarak savunma bütçesinin hem kaynaklar hem de kompozisyon bakımından yeniden ele alınmasını zorunlu görüyoruz. Bütçe bir yandan TSK personelinin maaş, özlük hakları ve barınma sorunlarını çözecek diğer yandan modernizasyonu, yerli savunma sanayii yaWrımlarını ve afetlere hazırlık kapasitesini güçlendirecek şekilde yeniden kurgulanmalıdır. Milli savunma, hiçbir siyasi hesap ve parA çıkarına alet edilmeyecek kadar hayaA bir alandır. Türkiye’nin güvenliği ve geleceği, günü kurtaran bütçelerle değil, kararlı, öngörülebilir ve stratejik bir savunma poliAkasıyla güvence alWna alınabilir. Askerlerimizi Hedef Alan Söylemlere Sessiz Kalınamaz Plan ve Bütçe Komisyonunun 26.11.2025 tarihli Bakanlık bütçe görüşmelerinde bir milletvekili taramndan Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik sarf edilen ağır ithamlar yalnızca komisyon çalışmalarının düzenini bozmakla kalmamış devleAn bekasının, ülkenin güvenliğinin ve milleAmizin ortak değerlerinin temel kurumu olan TSK’nın açık biçimde hedef alınmasına yol açmışWr. 521 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1819 ‒ Türk ordusunu bütün mensuplarıyla “sistemaAk suç işleyen bir yapı” olarak yaXalamak, eleşAri sınırlarını fersah fersah aşan, disiplin yapWrımı gerekAren bir fiildir. Ne var ki bu açık ihlale rağmen görüşmelerde hazır bulunan Millî Savunma Bakanının sessiz kalması; Cumhur İdfakı ortaklarının herhangi bir tepki göstermemesi ve dahası komisyon çoğunluğunun konuyu geçişArme eğilimi devleAn en kriAk kurumuna yönelAlen haksız ithamların siyaseten adeta meşrulaşWrıldığı bir tablo yaratmışWr. Devlet refleksinin en hızlı ve net biçimde ortaya çıkması gereken alanda sergilenen bu kayıtsızlık bir hükümet sorumluluğu eksikliğini değildir aynı zamanda millî değerler söz konusu olduğunda ikAdar blokunun tutarsızlığını da gözler önüne sermişAr. Komisyon başkanlığı her ne kadar tarWşmalar sırasında sözlerini geri alması çağrısı yapmış olsa da TBMM Başkanlığına bildirme görevini yerine geArmemişAr. İçtüzükte yer alan “gereği yapılmak üzere bildirir” hükmü bir tercih değil bir zorunluluktur ve bu zorunluluk görmezden gelinmişAr. Bir milletvekilinin milleAmizin ve devleAmizin peygamber ocağı Türk Silahlı Kuvvetlerimizin şerefli mensuplarını hedef alan ağır ifadelerinin yapWrımsız bırakılması hem TBMM’nin saygınlığına hem de Türk Silahlı Kuvvetlerinin kurumsal iAbarına zarar vermektedir. İYİ ParA olarak alWnı çiziyoruz ki: Türk Silahlı Kuvvetleri ne siyasi polemiklerin ne ideolojik yaXaların konusu yapılabilir. Bu kurumun tamamını töhmet alWnda bırakan söylemlerin karşılıksız bırakılması devlet ciddiyeAyle bağdaşmayan tehlikeli bir ihmaldir. Komisyon başkanlığının İçtüzük yükümlülüğünü yerine geArmemesi, ikAdar milletvekillerinin kayıtsızlığı ve Millî Savunma Bakanının sessizliği tarammızca kabul edilemez bulunmaktadır. DevleAmizin ordusuna sahip çıkmak her şeyden önce bu Meclisin görevidir. Bu sorumluluğun gereği yapılmadığı için bu muhalefet şerhini düşüyor, İçtüzük hükümlerinin işleAlmesi ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin kurumsal iAbarının korunması için gerekli tüm adımların süratle aWlmasını talep ediyoruz. Milli Savunma Bütçe Teklifi Gerekçesinde Şehit Yakını ve Gazilere Ayrılan Bölüm “BOŞ” Bakanlığın 2026 yılı için sunduğu İdare Bütçe Teklifi Gerekçesi özellikle Şehit Yakını ve Gaziler Programı açısından ciddi bir yetersizlik ve özensizlik içermektedir. Gerekçede programın “şehit yakınları ve gazilerin ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan desteklenmesi 522 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1820 ‒ amacıyla oluşturulduğu” belirAlmiş; ancak bu iddiayı somutlaşWracak hiçbir faaliyet, hiçbir performans göstergesi, hiçbir hedef ve hiçbir ölçüt yer almamışWr. Bu durum yalnızca teknik bir eksiklik değildir. Bakanlığın şehit yakınları ve gazilere yönelik sorumluluğunu ciddiye almadığının açık bir göstergesidir. Performans göstergeleri hanesinin tamamen boş bırakılması, planlama yapılmadığını, hedef belirlenmediğini, ölçüm yapılmayacağını ve bu alanda herhangi bir poliAka gelişArme niyeA bulunmadığını ortaya koymaktadır. Bir başka ifadeyle bu programın bütçesi hazırlanmış ancak programın kendisi hazırlanmamışWr. Şehit yakınları ve gaziler gibi toplumun en hassas ve en kırılgan kesimlerinden biri için “boş sayfa” sunan bir bakanlığın, bu kesime gerçek anlamda sahip çıkWğını iddia etmesi mümkün değildir. Bu tablo Bakanlığın bu alandaki yaklaşımının yalnızca sembolik ve göstermelik olduğunu göstermektedir. Komisyon görüşmelerinde Bakanın “onların bütçesi Aile Bakanlığında” sözleri şehit yakınları ve gazilere ilişkin program gerekçesinin tamamen boş bırakılmasını açıklamamaktadır. Şehit yakınları ve gaziler yalnızca sosyal destek programlarının konusu değildir doğrudan Milli Savunma Bakanlığı’nın muhatabı, kurumsal sorumluluk alanının asli bileşenidir. Bütçe disiplininden bahsediliyorsa o halde bu programın hedefleri, performans ölçütleri, faaliyet planı ve çıkWlarına dair somut göstergelerin yer alması zorunludur. Aile Bakanlığının yetkili olması Milli Savunma Bakanlığını bu alanda poliAka üretmekten, izleme ve koordinasyon görevini yerine geArmekten muaf kılmaz. Eğer Bakanlık bu alanda tek bir faaliyet planlamıyorsa, o zaman bu programı bütçe kitapçığına koymanın da anlamı yoktur ya programı 523 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1821 ‒ kapaWn ya da millet adına üstlenmeniz gereken sorumlulukları hakkıyla yerine geArin demek zaruri hal almışWr. Bu derece özensiz hazırlanmış bir gerekçe şehit yakınları ve gazilerimizin hakkını teslim eden bir devlet ciddiyeAyle bağdaşmamaktadır. Ayrıca bu program için ayrılan bütçe %0,03 gibi utanç verici düzeyde bir pay oluştururken Bakanlığın gerekçesinde bu oranın neden bu kadar düşük olduğuna ilişkin tek bir açıklama bile yapılmamışWr. Bunun yerine, içi boşalWlmış klişe bir ifade ile programın amacı geçişArilmişAr. Bu yaklaşım devlet-millet bütünlüğünün en temel unsurlarından biri olan şehitlik ve gazilik kavramlarının iAbarsızlaşWrılması anlamına gelir. Şehit yakınları ve gazilerin hayat standartlarını yükseltmeyi, sosyal destek mekanizmalarını güçlendirmeyi, rehabilitasyon süreçlerini iyileşArmeyi ve ekonomik güvencelerini arWrmayı hedeflemeyen bir bakanlık bütçesinin savunulabilir hiçbir taram yoktur. Milli Savunma Bakanlığı bu alanda derin bir plansızlık, kayıtsızlık ve sorumluluktan kaçınma hâli sergilemektedir. 2026 bütçesi şehit yakınları ve gaziler açısından gerçek bir reformu değil yalnızca yıllık idari yükümlülüğün formalitesini yerine geArmeyi temsil etmektedir. Oysa bu kesime yönelik çok daha kapsamlı, detaylı, ölçülebilir ve sonuç odaklı bir program hazırlanması hem toplumsal hem de devlet ahlakı bakımından zorunludur. MERKEZİ BÜTÇE İÇİNDEKİ PAY: %4,3 “Bölgesinde lider, küresel etkilere sahip, güçlü Türkiye hedefi doğrultusunda; şanlı tarihimizden aldığımız ilham, millî ve manevi değerlerimizden aldığımız güç ile ülkemizin ve milleAmizin güvenliğini ve savunmasını sağlamak” vizyonuyla hareket eden Mili Savunma Bakanlığına 2026 yılı bütçesinde ayrılan pay yeterli görünmemektedir. 2022 yılı bütçesinde Milli Savunma Bakanlığına 80,5 milyar TL ödenek tahsis edilmiş, ek bütçe ile bu ödenek 147,8 milyar TL’ye çıkarılmışWr. 2023 yılında 182,7 milyar lira ödenek tahsis edilmiş ve 30,8 milyar TL ek bütçe ile bu ödenek 213,5 milyar TL olmuştur. 2023 yılı yılsonu gerçekleşmesi 239,7 milyar TL olarak gerçekleşmişAr. 2024 yılında bütçe 440,5 milyar TL olarak teklif edilmiş ve yılsonu gerçekleşmesi tahmini 428,9 milyar TL olmuştur. 2025 bütçesinde başlangıç ödeneği 623, 9 milyar TL planlanmış Bakanlık mali durum ve beklenAler raporuna göre ise yılsonu gerçekleşmesi 666,4 milyar TL olarak tahmin edilmişAr. 2026 yılında ise teklif edilen bütçe 822,9 milyar TL’dir. 524 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1822 ‒ Bu ödeneğin genel bütçeye oranı da %4,3 olarak hesap edilmektedir. AK ParA hükümeA savunma poliAkalarına önem verdiğini, bu amaçla yerliliği ve milliliği arWrdığını söylese de Milli Savunma Bakanlığının bütçesinin genel bütçedeki oranı sistemaAk şekilde düşmüştür. MSB bütçesinin 2003 yılında %6,9 olan genel bütçe içindeki payı 2026 yılı bütçe teklifinde %4,3’e kadar gerilemişAr. ULUSAL SAVUNMA VE GÜVENLİK HİZMETLERİNE AYRILAN PAYIN GSYH’YE ORANI %1,5 Türkiye’nin jeopoliAk konumu, tarihi mirası ve ulusal güvenlik ihAyaçları, genel bütçe içinde ulusal savunma ve güvenlik hizmetlerinin aldığı payı stratejik öncelikler arasında üst sıralara taşımaktadır. Yıl Ulusal Savunma ve Güvenlik Programına Ayrılan Bütçe (TL) 2010 14.952.000.000 2011 16.197.000.000 2012 18.447.000.000 2013 19.784.000.000 2014 21.256.000.000 2015 22.887.000.000 2016 26.550.000.000 2017 30.780.000.000 2018 41.495.000.000 2019 53.358.000.000 2020 62.784.000.000 2021 101.340.000.000 2022 188.448.000.000 2023 336.910.000.000 2024 623.936.000.000 2025 (Tahmini) 902.906.564.000 2026 (Planlanan) 1.183.862.695.000 525 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1823 ‒ 2024 yılında Ulusal Savunma ve Güvenlik Programına ayrılan kaynak 623,9 milyar TL’dir. 2025 yılında bu programa ayrılan kaynak 902,9 milyar TL olmuştur. 2026 yılında ise merkezi bütçeden ayrılacak toplam ödenek 1 trilyon 183 milyar TL olarak planlanmaktadır. Bu programın GSYH oranı ise standartların alWnda kalarak hedeflerden uzak bir düzeyde devam etmektedir. Son yıllarda bu program kapsamındaki hizmetlerin aldığı payın GSYH’ye oranında gözlemlenen düşüş tarWşmaya açık bir konu olarak önümüze çıkmaktadır. Bölgemizde yer alan ülkelerin savunma harcamalarını arWrarak Türkiye’ye karşı stratejik avantaj elde etmelerinin önlenmesi adına merkezi yöneAm bütçesi içinde ulusal savunma ve güvenlik hizmetlerine ayrılan payın GSYH’ye oranında mutlaka %2’nin üzerine çıkılmalıdır. Bu durum savunma poliAkalarının ve bütçesinin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. SIPRI 2024: ASKERİ HARCAMALARIMIZIN GSYH İÇİNDEKİ PAYI %1,9 SIPRI (Stockholm Uluslararası Barış AraşWrmaları EnsAtüsü) verilerine göre 1960–2002 döneminde Türkiye’nin askeri harcamalarının GSYH içindeki payı hiçbir yıl %3’ün alWna düşmemiş, haZa 1976’da %5,12, 1977–1980 arasında ise %4–5 bandında seyrederek oldukça yüksek bir seviyede kalmışWr. Bu dönem, Türkiye’nin NATO içinde yükümlülüklerini yerine geAren, bölgesel tehditler ve güvenlik riskleri karşısında caydırıcılığını koruyan bir savunma bütçesi anlayışının sürdürüldüğü yıllara işaret etmektedir. Türkiye’nin aşağıdaki tabloya göre NATO standartlarına uygun şekilde GSYH’nin %2’sinin üzerinde harcama yapma geleneği devleAn savunma kapasitesine verdiği önemin açık göstergesidir. 526 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1824 ‒ Yıllara Göre Türkiye’nin Askeri Harcamalarının GSYH İçindeki Payı (SIPRI) Yıl % Yıl % Yıl % Yıl % Yıl % 1960 3,53 1973 3,45 1986 3,53 1999 3,27 2012 2,18 1961 3,76 1974 3,35 1987 3,75 2000 2,67 2013 2,47 1962 3,71 1975 3,19 1988 3,87 2001 2,39 2014 2,27 1963 3,39 1976 5,12 1989 3,92 2002 2,34 2015 2,03 1964 3,42 1977 4,94 1990 4,05 2003 2,20 2016 2,01 1965 3,55 1978 4,71 1991 3,90 2004 2,18 2017 1,92 1966 3,14 1979 4,19 1992 4,14 2005 2,47 2018 1,87 1967 3,26 1980 3,36 1993 4,10 2006 2,27 2019 1,81 1968 3,28 1981 3,90 1994 3,18 2007 2,03 2020 2,05 1969 3,08 1982 3,82 1995 3,88 2008 2,01 2021 2,05 1970 3,26 1983 4,30 1996 3,64 2009 1,92 2022 2,52 1971 3,50 1984 3,94 1997 3,58 2010 1,87 2023 2,69 1972 3,45 1985 3,60 1998 3,77 2011 1,81 2024 1,92 Ancak 2002 sonrası tablo çarpıcı biçimde değişmektedir. AK ParA ikAdarları döneminde askeri harcamaların milli gelir içindeki payı ciddi şekilde düşmüş; 2003’ten iAbaren %2 seviyesinin alWna inilmiş, 2014–2021 arasında ise oran uzun yıllar boyunca %1,8–%2 bandına sıkışmışWr. NATO’nun müZefik ülkeler için koyduğu açık kriter, savunma harcamalarının GSYH’nin en az %2’si olması gerekAğidir. Türkiye’nin 20 yılı aşkın bir süredir bu standardın alWnda kalması savunma yükümlülüklerini zayıfla|ğı gibi güvenlik ihAyaçları ile bütçe öncelikleri arasındaki kopukluğu da gözler önüne sermektedir. Bu durum yalnızca bir bütçe tercihi değildir; siyasi yönelimin ve kamu kaynaklarının nereye aktarıldığının da göstergesidir. Tablo incelendiğinde AKP döneminde savunma harcamalarının milli gelirden aldığı pay azalırken aynı dönemde milyarlarca liralık kamu kaynağının rant projelerine, garanAli yollara, köprülere, şehir hastanelerine, Varlık Fonu aktarımlarına yönlendirildiği görülmektedir. Savunma bütçesinden kesilen pay, millete, Mehmetçiğe, milli güvenliğe değil; büyük sermaye gruplarına garanA ödemesi olarak gitmişAr. AKP ikAdarları döneminde savunma harcamalarının uzun vadede sistemaAk bir biçimde azalWldığını; NATO yükümlülüklerinin ihmal edildiğini ve milli güvenlik ihAyaçlarının geri plana iAldiğini göstermektedir. Türkiye’nin GSYH’si büyümesine rağmen savunma harcamalarının payının küçülmesi, “tasarruf” değil, yanlış önceliklendirme sonucudur. Bu bütçe poliAkası, Mehmetçiğin ihAyaçlarını zayıflatmış, modernizasyonu gecikArmiş ve güvenlik risklerini arWrmışWr. Savunma gibi hayaA bir alanın payının düşürülmesi, Türkiye’nin stratejik kapasitesinin gerilemesine yol açan ciddi bir yöneAm hatasıdır. 527 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1825 ‒ Seçili ülkelerin askeri harcamalarına bakıldığında açıkça gösteriyor ki; Türkiye jeopoliAk olarak dünyanın en riskli coğrafyasında bulunmasına rağmen GSYH’si içinde askeri harcamasına ayırdığı pay bakımından ABD, Rusya, Suudi Arabistan ve haZa Yunanistan’ın dahi gerisinde kalmış durumdadır. Rusya’nın %7,1, Suudi Arabistan’ın %7,3, Yunanistan’ın %3,1, ABD’nin %3,4 seviyelerinde olduğu bir tabloda Türkiye’nin %1,9 ile yer alması yetersizdir. Türkiye’nin hem terörle mücadele edği hem Suriye ve Irak sınır ha|nda akAf operasyon yürüZüğü, hem de Ege ve Doğu Akdeniz’de ciddi güvenlik baskıları yaşadığı göz önüne alındığında bu oranın ülkenin gerçek güvenlik ihAyaçlarıyla örtüşmediği açıkWr. Daha da vahimi bu gerilemenin AK ParA döneminde kronikleşmiş olmasıdır. 2000’lerin başına kadar Türkiye %3’ün alWna neredeyse hiç düşmeyen bir askeri harcama oranıyla NATO taahhütlerini yerine geAriyor ve bölgesel caydırıcılığını koruyabiliyordu. Bugün ise %2’nin alWnda seyretmeye devam eden bir grafik çizmeye devam ediyor. Askeri Harcamalarımızın Dünyadaki Payı %1 SIPRI raporlarına göre Türkiye’nin 2024 yılında 25 milyar dolarlık askeri harcama ile küresel askeri harcamalar içinde yalnızca %1 pay alması gerek jeopoliAk riskleri gerekse güvenlik tehditlerinin yoğunluğu dikkate alındığında dikkat çekici bir seviyeye işaret etmektedir. Aynı grafikte ABD’nin %37, Çin’in %12, Rusya’nın %5,5, Almanya ve Birleşik Krallık’ın %3 civarı paylara sahip olduğu görülmektedir. Türkiye’den ekonomik olarak daha küçük olan Suudi Arabistan’ın bile dünya askeri harcamalarında %3 düzeyinde pay alması hükümeAn askeri yaWrımlarının bölgesel konum ve stratejik ihAyaçlara kıyasla geri kaldığını ortaya koymaktadır. 528 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1826 ‒ Türkiye'nin dünya askeri harcamasındaki payının %1 seviyesinde kalması savunma kapasitesinin küresel güç dengesinde yeterli görünmesini zorlaşWrmakta ve modernizasyon sürecini yavaşlatmaktadır. Hem konvansiyonel caydırıcılık hem de savunma sanayi yaWrımlarının sürdürülebilirliği açısından bakıldığında Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda dünya payını arWracak şekilde daha güçlü bir bütçeleme stratejisi oluşturması bölgesel tehditlere karşı daha sağlam bir askeri pozisyon elde etmesini sağlayacakWr. GÜÇLÜ ORDU GÜÇLÜ TÜRKİYE’DİR Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, dünyada askeri güç endeksine göre ülkeler sıralamasında nerede olduğu da önemli bir faktör olarak görünmektedir. Global Firepower 2025 raporuna göre Türkiye askeri güç sıralamasında 9’uncu sırada yer almaktadır. Kuruluşun daha önce yapmış olduğu sıralamalarda ülkemiz 2006 yılında 6’ncı sırada yer alırken 2013 yılında 13’üncü sıraya kadar gerilemişAr. 2023 yılında 11’inci sırada yer alan ülkemiz 2024 yılında ise yeniden 8’inci sıraya çıkmışWr. 2025 yılında ise 9’uncu sıraya düşmüştür. Silahlı kuvvetlerimiz yıllardır terörle ciddi bir mücadele içindedir ve bulunduğumuz coğrafya savaşların, çaWşmaların ve toplumsal krizlerin daima sıcak kaldığı bir noktadır. 529 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1827 ‒ Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, İsrail’in Gazze’yi işgali ve FilisAn meselesi, İran’daki ayaklanmalar, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile yaşanan anlaşmazlıklar, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarıyla ilgili yaşadığımız hukuki sorunlar, Suriye’deki sınır ötesi operasyonlar, sınırımızda yaşanan çaWşmalar ve Orta Doğu’da devam eden savaşlar şüphesiz ülkemizin ve ordumuzun hep teyakkuzda olması gerekAğini göstermektedir. Bu yüzden askeri gücümüz ve savunma kapasitemiz büyük önem ifade etmektedir. Sürmene Tersanesi Genişle;lerek ve Gökçeada’ya Üs Kurularak Deniz Gücümüz Ar`rılmalı Ülkemiz üç denizle çevrili jeopoliAk konumunda yeniden şekillenen küresel güç dengeleriyle karşı karşıya iken deniz kuvvetlerinin bütçesi, kapasitesi ve konuşlanma altyapısı bu stratejik gerçekliklere yanıt verebilecek seviyeye taşınmamışWr. Karadeniz, Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz ha| arWk yalnızca çevre denizler değil Türkiye’nin güvenliği, enerji poliAkaları ve deniz yetki alanları açısından doğrudan etkide bulunan mavi cephelerdir. Bu bağlamda özellikle Sürmene Yeniçam Tersanesi genişleAlmeli ve Gökçeada’ya bir üs kurulması gerekmektedir. Donanma Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının da işaret edği üzere Sürmene Yeniçam Tersanesi’nin konumu lojisAk erişim imkanları ve mevcut gemi inşa kapasitesi burayı Karadeniz’in doğal üs adayı haline geArmektedir. Tesisin genişleAlerek tam teşekküllü bir üs-tersane kompleksine dönüştürülmesi, bakım-onarım sürekliliği, lojisAk bağımsızlık ve bölgesel hakimiyet açısından gecikmeye tahammülü olmayan bir gereklilikAr. Diğer taraXan Ege–Marmara–Akdeniz üçgeninde yer alan Gökçeada stratejik zincirin en baWdaki halkasıdır. Adalar Denizi’nin kontrolü, Çanakkale Boğazı’nın güvenliği ve deniz-hava unsurlarının müşterek harekat kabiliyeA açısından adanın konumu son derece kriAkAr. Avrupa devletlerinin bölgeyi yeniden dizayn etmeye yönelik hamleleri, Yunanistan’ın adaları sistemaAk biçimde silahlandırması ve Güney Kıbrıs Rum YöneAminin Doğu Akdeniz’de yürüZüğü dışlayıcı enerji poliAkaları göz önünde bulundurulduğunda Gökçeada’da kalıcı bir deniz üssünün yokluğu stratejik bir boşluk oluşturmakta ve Türkiye’nin caydırıcılığını zayıflatmaktadır. Gökçeada’ya kurulacak bir üs-tersane yapısı yalnızca bölgesel güvenlik kapasitesini arWrmayacak aynı zamanda Ege–Marmara–Karadeniz ha|nda çok sahalı bir savunma mimarisinin kurulmasına da imkan sağlayacakWr. Bu iki bölgeye yönelik öneri mevcut tehditler bağlamında deniz yetki alanlarının korunması, için zorunlu bir yeniden yapılanmanın ifadesidir. 530 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1828 ‒ Gürcistan’da Düşen Uçak Kazasında 20 Şehit Verdik: C-130 Tipi Nakliye Uçağı İhmal mi? Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde yer alan C-130 Api nakliye uçakları 1960’lı yıllardan iAbaren hizmete girmiş, ortalama 40 ila 60 yaş aralığında olan hava araçlarıdır. Bu uçaklar geçmiş dönemin teknolojik koşullarında stratejik ve lojisAk taşımacılık açısından önemli bir görev üstlenmiş olsalar da günümüzün modern savaş ve uçuş güvenliği standartlarının belirgin şekilde gerisinde kalmışWr. C-130’ların yüksek bakım maliyetleri, yedek parça teminindeki güçlükler ve modern aviyonik sistemlerle uyum problemleri, uzun süredir uzman raporlarında dile geArilmektedir. 11 Kasım 2025’te meydana gelen ve Gürcistan’da 20 askerimizin şehit olmasına sebep olan C-130 uçak kazası, kamuoyunda bu uçakların güvenli kullanım ömrüne dair ciddi endişeleri yeniden gündeme taşımışWr. Son yıllarda benzer nitelikteki askeri nakliye uçaklarında yaşanan arızalar ve acil iniş vakaları göz önünde bulundurulduğunda, uçuş güvenliğine ilişkin sistemaAk bir değerlendirmenin yapılmadığı veya bu değerlendirmelerin kamuoyu ile paylaşılmadığı anlaşılmaktadır. TSK envanterindeki uçakların modernizasyonuna yönelik önemli projelerden biri olan Erciyes Projesi, 2000’li yılların başında başlaWlmasına rağmen kapsamı ve tamamlanma süreci defalarca ertelenmişAr. Sadece sınırlı sayıdaki uçak aviyonik modernizasyondan geçirilmiş, büyük çoğunluğu ise eski nesil donanım ve sistemlerle uçuşlarına devam etmektedir. Bu tablo, uçuş güvenliği, teknik sürdürülebilirlik ve personel emniyeA açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Kazaya ilişkin yapılan kamuoyu açıklamalarının şeffaf olmaması, sivil ve askerî deneAm mekanizmalarının işlerliğine dair kaygıları arWrmışWr. Hava araçlarının bakım süreçlerinin NATO standartlarına uygun olarak yürütülüp yürütülmediği, hangi firmalarla çalışıldığı ve modernizasyon süreçlerinde hangi teknik yeterliliklerin uygulandığı konuları kamuoyunun hâlen yanıt beklediği sorulardır. Bu bağlamda söz konusu kaza yalnızca “münferit bir olay” olarak değerlendirilemez; aksine Türkiye’nin askeri hava filosunun yaşlanan altyapısı, eksik modernizasyon poliAkaları ve deneAm eksiklikleri çerçevesinde ele alınması gereken yapısal bir soruna işaret etmektedir. Kamu kaynaklarının etkin, verimli ve güvenli biçimde kullanılması; TSK personelinin can güvenliğinin sağlanması ve şeffaf deneAm mekanizmalarının oluşturulması yüksek sorumluluktur. 531 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1829 ‒ “Metan Gazından Zehirlenen” 12 Askerimiz Şehit Oldu: İhmal mi var? Terör Saldırısı mı? 6 Temmuz 2025’te Pençe-Kilit HarekâW bölgesinde yürütülen arama-tarama faaliyeA sırasında meydana gelen ve 12 askerimizin metan gazından zehirlenerek şehit olduğu olay hem Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel hazırlığı hem de güvenlik önlemlerinin yeterliliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurmuştur. Bakanlığın olayın “öngörülemez ve isAsnai” olduğu yönündeki açıklaması TSK’nın daha önce yürüZüğü binlerce benzer mağara operasyonu dikkate alındığında tatmin edici görülmemektedir. Uyarı sistemlerinin, gaz ölçüm cihazlarının ve keşif köpeklerinin kullanılmaması olayın yalnızca bir “kaza” olarak nitelendirilemeyeceğini ortaya koymaktadır. Olayla ilgili Milli Savunma Bakanlığı, İleAşim Başkanlığı ve TSK kaynaklarının farklı ifadeler içeren açıklamaları süreç konusunda önemli çelişkiler yara|ğı gibi benzeri operasyonların güvenliği ve deneAmi açısından ciddi eksiklikler bulunduğunu göstermektedir. Özellikle mağaranın iki yıldır TSK kontrolünde olduğu yönündeki açıklamalar ile olay günü ikinci bir kaWn yeni tespit edildiğinin belirAlmesi isAhbarat, keşif-güvenlik hazırlıkları ve risk analizlerinde ciddi ihmal olabileceğine işaret etmektedir. Ayrıca gazeteci Saygı Öztürk’ün tanıklık aktarımları operasyon öncesinde patlayıcıyla açılan kapılar, içeride Wbbi malzeme odasına ulaşıldığı, askerlerin boğazlarında yanma, kanama, kısa sürede bilinç kaybı gibi metan gazıyla açıklanamayacak bulgular olduğuna ilişkin iddialar, olayın “sıradan bir gaz zehirlenmesi” değil daha karmaşık bir kimyasal etki, patlama veya operasyonel ihmal ihAmalini güçlendirmektedir. Olay sonrası AFAD ve Zonguldak TTK ekiplerinin özel kıyafet ve maskelerle bile mağarada en fazla 10 dakika kalabilmiş olmaları da ortamda farklı bir gaz veya kimyasal madde ihAmalini arWrmaktadır. Yaşanan bu olay sıradan bir operasyon kazası olarak geçişArilemeyecek kadar çok boyutlu ve derin soru işaretleri içermektedir. Farklı kurumların çelişkili açıklamaları hazırlık ve güvenlik süreçlerindeki eksiklikleri daha görünür hale geArmişAr. Ortaya çıkan bulgular hem isAhbarat hem de risk analizinde ciddi ihmaller olabileceğini göstermektedir. Bu olaya yol açan koşulların hangi hatalardan kaynaklandığının açıklığa kavuşması arWk kaçınılmaz bir zorunluluktur. Kamuoyunun beklenAsi olayın tüm yönleriyle aydınlaWlması ve benzer hataların tekrarına izin vermeyecek mekanizmaların kurulmasıdır. 532 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1830 ‒ Bakandan Utandıran Açıklama: “Dün bir tane drone atlar, o da bizim Mehmetçiğe çarp`…” Milli Savunma Bakanı’nın terör örgütü pkk taramndan düzenlenen bir drone saldırısı sonucu şehit düşen Mehmetçiğimizle ilgili yapWğı “Dün bir tane dron a|lar, o da bizim Mehmetçiğe çarpW…” şeklindeki ifadeleri şehitlerimizin haWrasına saygısızlık niteliği taşıyan son derece talihsiz bir açıklamadır. Türkiye, yıllardır terörle mücadele eden, yüzlerce şehit vermiş bir ülkedir. Bu mücadelede en ön saXa canını ortaya koyan askerlerimizin şehadeA hiçbir zaman sıradanlaşWrılamaz, hafife alınamaz. Bir şehidin ölümünü bu denli umursamaz, adeta “olağan bir kaza” tonuyla anlatmak, toplumun acısını, ailelerin yasını ve verilen mücadelenin kutsallığını hiçe saymakWr. Bakanlık makamı güvenlik poliAkalarının merkezinde yer alır ve bu makamdan yapılan açıklamaların her kelimesi hem toplumsal psikolojiye hem de ulusal güvenlik algısına yön verir. Bu nedenle şehit haberlerinin duyurulması ve değerlendirilmesinde azami hassasiyet, ağırbaşlılık ve sorumluluk gereklidir. Ancak söz konusu açıklama, terör saldırısının ciddiyeAni gölgeleyen, askerin can güvenliği konusundaki zaafları maskeleme çabası olarak görülebilecek bir üslup içermektedir. Bugün ülkemizin sınır ötesinde ve içinde yürüZüğü operasyonlarda insansız hava araçlarıyla yapılan saldırılar giderek artarken, konunun teknik, stratejik ve güvenlik boyutlarıyla ele alınması gerekirken; “bir tane dron a|lar” ifadesi devleAn terörle mücadeledeki kararlılığını küçültür niteliktedir. Şehit cenazeleri her aile için kapanmayan bir yaradır. Bu milleAn evlatlarının kanı üzerinden yürütülen mücadelede hiçbir açıklama hafife alınamaz, hiçbir ifade sıradanlaşWrılamaz. DevleAn en üst düzey yetkilileri terör saldırılarını küçümseyen değil, engellemek için eksikleri kabul eden, gerekirse öz eleşAri yapabilen bir sorumluluk anlayışını benimsemelidir. Şehitlerimize borcumuz onların haWrasını bu kadar özensiz sözlerle değil, kararlılık ve ciddiyetle anmakWr. Hipertermi Nedeniyle Yaşamını Yi;ren Mehmetçiklerimiz: İhmalin Hesabı Sorulmalı Hatay İskenderun’da zorunlu görev yapan iki erin hipertermi nedeniyle yaşamını yiArmesi, sıradan bir sağlık vakasıyla açıklanamayacak kadar ağır bir kurumsal ihmal zincirine işaret etmektedir. Gencecik askerlerin, uzun süre yüksek sıcaklık alWnda susuz bırakılacak koşullara maruz kalması temel askeri disiplinle bağdaşmamaktadır. “Güneş alWnda kalma” 533 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1831 ‒ yönündeki resmi açıklama ne olayın bağlamını ne de ihmali ortadan kaldırmaktadır. Bu askerlerimiz nerede ve hangi görev koşullarında bulunuyordu, şikayetleri neden ciddiye alınmadı, erken müdahale neden yapılamadı soruları yanıtsız bırakıldıkça kamu vicdanındaki şüphe daha da derinleşmektedir. Sağlık durumları bozulmaya başladığında zamanında müdahale edilmemiş olması ihAmali ise olayın vahameAni arWran bir başka boyuZur. Olay sonrası dört askerin TSK’dan ihraç edilmesi yaşanan trajediyi kurumsal düzeyde değerlendirmek yerine bireysel kusura indirgeme çabasını yansıtmaktadır. Oysa iki Mehmetçiğin hayaWnı kaybetmesine yol açan süreç yalnızca birkaç personelin hatasıyla açıklanamaz. DeneAm mekanizmalarının işlemezliği, eğiAm ve görev planlamasındaki eksiklikler ve personel sağlığına ilişkin standartların uygulanmamasının sonuçlarıdır. Bu gerekçelerle meselenin gerçek sorumluları yargı önüne çıkarılmalı, ailelere tazminat hakkı tanınmalı ve benzeri ihlallerin tekrarını önleyecek açık, bağımsız bir inceleme yürütülmelidir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kurumsal iAbarını korumanın yolu hataları örtmekle korunmaz. İAbarımızın korunması ihmali bütün yönleriyle ortaya çıkarmaktan ve hesap verilebilirlikten geçmektedir. SAVUNMA SANAYİ YATIRIMLARI SİYASET ÜSTÜDÜR Milli savunma yaWrımlarının ordumuzu güçlendirme yönünde en önemli adım olduğu aşikardır. Bu doğrultuda savunma sanayinde bu zamana kadar aWlan adımları ve yapılacak yaWrımları İYİ parA olarak görmezden gelmediğimizi dile geArmiş bulunmaktayız. Nitekim bu hususta çalışan firmalardan yaWrımcılara; mühendislerden işçilere daha iyilerini yapabilmeleri için, ülkemize daha fazla katma değeri yüksek savunma teknolojileri kazandırabilmeleri için vereceğimiz parAler üstü desteği önemli bulmaktayız. Ancak savunma sanayisi ikAdar parAsinin poliAk propaganda malzemesine çevrilmişAr. DevleAmizin ve ordumuzun savunma sanayi alanında yaWrımlar yapıyor olmasının AK ParA taramndan propaganda aracına dönüştürülmesi milli birlik ve beraberlik dokusunu ciddi şekilde zedelemektedir. “Şu parA gelirse savunma sanayisi yaWrımları biter, bunlar gelirse savunma sanayisinde yapılan her şey boşa gider” gibi yalan siyaseA üzerinden asla gerçek olmayacağı bilinen söylemler seçim sürecinde bolca kullanılmışWr. Tavizsiz işleAlmesini düşündüğümüz asli kural; poliAk tarWşmalarımız ne olursa olsun, ordumuzun bunun dışında kalmasıdır. Milli savunma poliAkaları ve savunma sanayisinde aWlan 534 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1832 ‒ adımlar siyaset ötesi, devlet kazanımı bir mahiyete sahipAr. AK ParAnin takındığı bu tutum yapılan yaWrımları devlete ait olarak görmektense parA başarısı üzerinden değerlendirmekAr. HaWrlatmak gerekir ki ülkemizde savunma sanayisi yaWrımları yeni başlamamışWr: Aselsan 1975, HAVELSAN 1982, ROKETSAN 1988, MKE 1950, TEI 1985, TAİ 1973 yıllarında kurulmuştur. Hiçbir hükümeZe bunları seçim malzemesi yapmamışWr. Diğer taraXan ülkemizin savunma sanayi yaWrımlarını daha güçlü bir noktaya çıkarması açısından önemli bir veri olarak değerlendirilecek En İyi 100 Silah ÜreAcisi 2023 Raporu’na göre Türk Savunma Sanayii firmaları ASELSAN, BAYKAR ve TUSAŞ 100 şirket arasında yer almışWr. SIPRI raporuna göre, En İyi 100 Silah ÜreAcisi arasında ASELSAN 54’üncü sırada, BAYKAR 69’uncu sırada ve TUSAŞ 78’inci sırada kendilerine yer bulmuşlardır. Milli savunma sanayisi bir ülkenin bağımsızlığını güçlendiren, güvenlik poliAkalarının temel taşını oluşturan stratejik bir sektördür. Bu nedenle bu alandaki yaWrımların adil, şeffaf ve milli çıkarlar doğrultusunda yapılması, yalnızca bugünün değil geleceğin de güvenliğini sağlamanın anahtarıdır. Ancak Türkiye’de özellikle Baykar’ın savunma sanayisi yaWrımları içerisindeki rolü ve ayrıcalıklı konumu ciddi bir tarWşma konusudur ve eleşArilere açıkWr. Türkiye’nin savunma sanayisinde uzun bir geçmişe sahip olan ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN ve MKE gibi güçlü kurumları bulunmaktadır. Bu kuruluşlar yıllardır milli savunma sanayisinin omurgasını oluşturmuş ve teknolojik bağımsızlık için kriAk projelere imza atmışWr. Ancak bu kurumların sahip olduğu birikim ve potansiyel göz ardı edilerek, savunma sanayi projelerinin büyük bir bölümünün Baykar’a yönlendirilmesi ciddi bir kaynak tahsis sorununu gündeme geArmektedir. Kamu kurumları doğrudan milleAn malıdır ve milli projelerin öncelikli yürütücüsü olması gereken yapılar olmalıdırlar. Baykar’ın ülkemize ve özellikle savunma sanayiimize ka|kları tarWşılmaz ve siyaset üstü bir meseledir. Lakin bu ayrıcalıklı konum algısının açıklığa kavuşturulması Baykar başta olmak üzere tüm kurumlarımızın üzerindeki yükü alacakWr. HUDUT NAMUSTUR AK ParA'nin izlediği yanlış göç poliAkası sonucunda Türkiye yakın tarihinin en büyük insanlık dramlarından birine tanıklık etmektedir. Ülkemiz, dünyada en fazla sığınmacıyı barındıran ülke konumundadır. Bu noktaya gelinmesindeki temel etken ise AK ParA hükümeAnin sınır güvenliği konusunda adeta bir 'kevgir' poliAkası izleyerek, ülkenin kapılarını 535 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1833 ‒ kontrolsüz bir şekilde dışarıya açmasıdır. Türkiye sınır güvenliği konusunda büyük bir boşluk yaşamakta, bu da dışarıdan gelen göçmenlerin ve sığınmacıların kontrolsüz bir şekilde ülkeye girmelerine neden olmaktadır. Oysa Türkiye’nin stratejik öneme sahip coğrafyasında, sınır güvenliğinin ciddi bir şekilde sağlanması, sadece ulusal güvenlik açısından değil aynı zamanda ülkenin sosyal dokusunun korunması açısından da büyük bir öneme sahipAr. Türk Silahlı Kuvvetleri hudut güvenliği konusunda büyük bir özveriyle çalışmalarını sürdürse de siyasi ikAdarın bu konuda gösterdiği yetersizlik ve kararsızlık sorunun büyümesine neden olmaktadır. Askerlerimizin ve güvenlik güçlerimizin gösterdiği çaba takdire şayan olsa da sınırların korunmasında nihai sorumluluk hükümeAn kendisindedir. AK ParAnin sınır güvenliği ve sığınmacı poliAkaları, hem hukuksuz bir şekilde ülkeye gelen bireylerin sayısının artmasına yol açmış hem de bu kişilerin sosyal, ekonomik ve güvenlik açısından oluşturdukları tehditlerle toplumun huzurunu bozan bir yapıya dönüşmüştür. Ülkemizin içinde bulunduğu bu durum siyasi ikAdarın bu konuda alması gereken ciddi önlemleri zamanında almadığının ve toplumun düzenini riske atan uygulamalara göz yumduğunun bir göstergesidir. Bugün Türkiye'de kayıtlı ve kayıt dışı toplam sığınmacı sayısı hakkında ikAdar taramndan net bir açıklama yapılmamaktadır. Bu belirsizlik hem toplumda endişe yaratmakta hem de ulusal güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Hukuka aykırı bir şekilde, kimlerin vatandaş yapıldığı ve hangi kişilerin uluslararası terör örgütleriyle ilişkisi olduğu konusunda hiçbir şeffaflık bulunmamaktadır. Bu durum Türkiye'nin iç güvenliğini ve geleceğini tehdit eden büyük bir belirsizliğe yol açmaktadır. Bilinmeyen bir şekilde sığınmacıların ve teröristlerin ülkemize girmesi sadece ekonomik değil aynı zamanda sosyal ve kültürel açıdan da büyük sorunlara yol açmaktadır. Türkiye'nin sınır güvenliği ve sığınmacı poliAkalarının ciddi bir revizyona ihAyacı vardır. Hudut güvenliğinin, "hudut namustur" düsturuyla korunması gerekAği gerçeği her zamankinden daha fazla önem kazanmışWr. Türkiye bir an önce tüm kaçak sığınmacıları geri göndermeli ve yasal sığınmacıların durumunu düzenlemek için uluslararası hukukla uyumlu bir çözüm üretmelidir. Bu süreç sadece ulusal güvenliğin sağlanması için değil aynı zamanda ülkenin sosyal yapısının ve kültürel dokusunun korunabilmesi için de hayaA önem taşımaktadır. 536 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1834 ‒ ASKERİ OKULLAR VE ASKERİ HASTANELER YENİDEN AÇILMALIDIR 15 Temmuz 2016 tarihinde, fetöcü hainlerin gerçekleşArdiği darbe girişimi aziz milleAmizin kararlılığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri içinde askerlik yeminine sadık milliyetçi subaylarımızın cesur direnişi sayesinde bertaraf edilmişAr. Şu açıkWr ki; Türk ordusundaki milliyetçi ve vatansever subaylar fetö taramndan sistemaAk bir şekilde tasfiye edilirken ikAdarın bu tasfiyeye göz yumması haZa destek vermesi, hain darbe girişimine zemin hazırlamışWr. Bugün bu gerçeği inkar edenler, tarih ve millet önünde ağır bir vebal taşımaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik fetö kumpasları olan Ergenekon ve Balyoz davaları, AK ParA hükümeAnin desteğiyle hayata geçirilmiş, ordu içindeki milliyetçi yapılar zayıflaWlmış ve fetöcü unsurların önü açılmışWr. Bu kumpasla Türk ordusunun bağışıklık sistemini çökertmiş, 15 Temmuz gibi bir felakeAn yaşanmasına olanak sağlamışWr. Darbe girişiminin ardından hükümet askeri okulları alelacele kapatarak başka bir yanlışın alWna imza atmışWr. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin temellerini oluşturan ve güçlü ordumuzun yeAşmiş insan kaynağını sağlayan askeri liseler ve askeri okulların kapaWlması stratejik bir hata ve büyük bir zafiyedr. Kuleli, Maltepe, Işıklar Lisesi gibi okullarımız sadece okul değildir. Bu yapılar Türk ordusunun ruhu, terbiyesi, gelenekleridir ve ordumuzun kurumsallığı bu okullarda şekillenmekteydi. Askeri okulların kapaWlması yalnızca yanlış bir yaklaşım değil Türk ordusuna karşı yapılmış büyük bir haksızlıkWr. Askeri okulların yanı sıra askeri hastanelerin kapaWlması Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel kapasitesine vurulan bir başka darbedir. Türkiye dünyanın en büyük ordularından birine sahipAr ve jeopoliAk olarak en kriAk bölgelerden birinde konumlanmaktadır. Böyle bir coğrafyada ordunun savaş cerrahisi gibi özel alanlarda uzmanlaşmış askeri hastanelerden yoksun bırakılması affedilemez bir stratejik hatadır. Askeri harekatlarda yaralanan Mehmetçiğimizin tedavisi, askeri tecrübeye sahip sağlık ekipleri gerekArir. Sivil doktorların cephe ha|na sevk edilmesi hem mümkün değildir hem de sivil sağlık sistemini zora sokar. Askeri hastanelerin kapaWlması, operasyon bölgelerinde etkili müdahale imkanlarını ciddi şekilde sınırlamışWr. 537 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1835 ‒ Bu kapsamda Türk ordusunun Wbbi hamzasının, harp cerrahisinin, askeri Wbbının kalbi olan GATA yeniden akAf hale geArilmelidir. Sivilleşme adına kapaWlan bu kurumun eksikliği hissediliyor ve TSK'nin kendi Wp okulunun olmaması kabul edilemez. İYİ ParA olarak, Türk ordusunun güçlü, bağımsız ve etkin bir yapıya kavuşması için askeri okulların ve hastanelerin yeniden açılmasını savunuyoruz. Bu kurumların kapaWlması, Türk ordusunun tarihsel birikimini ve operasyonel kapasitesini yok saymakWr. Askeri okullar ve hastaneler, orduyu güçlendiren stratejik unsurlardır ve derhal yeniden açılmalıdır. Şu gerçek unutulmamalıdır ki 2004 yılında alınan MGK kararlarının AK ParA taramndan uygulanmaması, fetöcü hainlerin ordu içerisindeki yapılanmasına zemin hazırlamışWr. Kışlaya siyaseAn girmesi, ordunun siyasallaşWrılması, tarikat ve cemaatlerin ordu içinde yapılanmasına göz yuman ve destek veren AK ParA, ülkemize 15 Temmuz hain darbe girişimine gidilen süreci acı bir şekilde tecrübe edrmişAr. AK ParA hükümeA hatalarından ders almalı ve ordu gibi milli bir yapıyı siyasi malzeme olarak kullanmaktan vazgeçmelidir. Türk ordusu hiçbir siyasi parAnin çıkarlarına hizmet eden bir araç değildir; bu ordu milleAn ordusudur. Tarih milli çıkarları hiçe sayarak hareket edenleri affetmeyecekAr. TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONELİNİN ÖZLÜK HAKLARI VE İSTİHDAM SORUNLARI Türk Silahlı Kuvvetlerimizin şanlı personelinin özlük hakları, yıllardır devam eden önemli sorunlar arasında yer almaktadır. Askerlerimizin her rütbesi ve statüsündeki personelin karşılaşWğı bu problemler, sadece askeri etkinliği değil, aynı zamanda kurumsal aidiyeA ve bireysel yaşam kalitelerini de olumsuz yönde etkilemektedir. Bir taraXan emekli askerlerin yaşam standardı düşerken, diğer taraXan görevdeki askerlerin özlük haklarında ciddi eşitsizlikler ve adaletsizlikler ortaya çıkmaktadır. Özellikle personelin görevdeki verimliliğini arWrmaya yönelik gereken iyileşArmeler yapılmadan sadece bütçe perspekAfinden yaklaşılması, mevcut sorunları çözmek bir yana, daha da derinleşArmektedir. Astsubayların özlük hakları, ek göstergeleri ve terfi imkanları konusunda yaşadıkları sıkınWlar, moAvasyonlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Askeri personel arasında en fazla mağdur olan grup olmalarına rağmen, astsubayların sorunlarına karşı gerekli adımlar aWlmamaktadır. Astsubayların ek göstergeleri, terfi ve maaş düzenlemeleri konusunda acil reformlara ihAyaç vardır. 538 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1836 ‒ Uzman erbaşlar ve sözleşmeli erbaşların sözleşme feshi sonrası kamu kurumlarına atanması konusunda yaşanan sorunlar, askeri personelin isAhdam ve özlük haklarına ilişkin en büyük adaletsizliklerden biridir. Uzman erbaş ve sözleşmeli erbaşların meslekten ayrılmadan önce devleAn sunduğu bu haklardan yararlanamaması, onları büyük bir belirsizlikle karşı karşıya bırakmaktadır. Türkiye’nin ulusal güvenliği için kriAk bir öneme sahip olan bu statüde çalışan askerlerimizin, görev sürelerinin sonunda memuriyet kadrolarına atanamaması, sadece bireysel hak ihlali yaratmakla kalmayıp, aynı zamanda bu kişilerin kariyerlerinde ilerleme kaydetmelerini de engellemektedir. Çeşitli kamu kurumları, uzman erbaşların atanmasına ilişkin takdir yetkisini kullanmakta ve bu durumun keyfiyet oluşturmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla, uzman erbaşların atanma sürecinin, devleAn kamu görevine atama mekanizmalarındaki benzer haklar gibi, daha açık ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. 657 ve 3269 sayılı Kanunlarla tanınan devlet memurluğuna geçiş hakları, özellikle kadro yetersizliği ve sınıf uyumsuzluğu gibi gerekçelerle uygulanmamaktadır. Bu durum, askerlerin emeklerinin ve hizmetlerinin karşılıksız kalmasına neden olmaktadır. Uzman erbaşların devlet memuru olabilme hakkı güvence alWna alınmalı ve kadro talepleri karşılanmalıdır. Ayrıca, bu düzenleme, sadece uzman erbaşlar için değil, aynı zamanda sözleşmeli erler için de geçerli olmalıdır. Sözleşmeli erbaşlar, TSK personelinin en genç ve en dinamik grubunu oluşturmakta olup, 6191 sayılı Kanun gereği en fazla yedi yıl görev yapabilmektedirler. Yedi yılın sonunda, görevlerini büyük bir özveriyle yerine geAren bu askerler işsiz kalmakta ve topluma entegre olma konusunda ciddi zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Bunun yanı sıra, sözleşmeli erbaşların sözleşme sona erdikten sonra devlet dairelerinde veya güvenlik kadrolarında isAhdam edilmeleri, onların kazandıkları yeteneklerin değerlendirilmesi için bir mrsat olabilir. Ancak bu noktada da ciddi bir eksiklik bulunmaktadır. Sözleşmeli erbaşlar ve uzman çavuşlar için kamuya isAhdam olanakları oluşturulmalı ve bu gençlerin TSK'deki görevlerini tamamladıktan sonra topluma katkı sağlamalarına olanak tanınmalıdır. Barınma sorunu, TSK personelinin karşılaşWğı en temel sorunlardan biridir. Sürekli atama ve yer değişiklikleri nedeniyle, askerler konut edinme konusunda ciddi zorluklar yaşamaktadır. Lojman sayısının yetersizliği ve kiraların hızla artması, personelin barınma hakkını ciddi şekilde kısıtlamaktadır. TSK personelinin barınma sorunu kalıcı çözüm gerekAren 539 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1837 ‒ bir meseledir ve uzun vadeli stratejik bir planlama ile yapılacak yaWrımlar, sadece askerlerin değil, ailelerinin de yaşam kalitesini iyileşArecekAr. Söz konusu tedbirlerin, sadece doğu görev yerlerinde değil, baW garnizonlarındaki barınma ihAyacını da karşılayacak şekilde genişleAlmesi gerekAği unutulmamalıdır. Emekli askerlerin mali durumu, TSK'nin özlük hakları ile ilgili bir diğer önemli meseledir. Özellikle emekli binbaşıların aldığı maaşların, daha düşük rütbedeki uzman çavuş maaşlarından dahi az olması, askerlerin emeklilik sonrası yaşam standartlarını doğrudan etkilemektedir. Emekli subaylar ve astsubaylar, geçimlerini sağlamak amacıyla ek iş yapmak zorunda kalmakta ve bu durum hem bireysel hem de toplumsal bir sorun halini almaktadır. Emekli binbaşılar için görev makam tazminaWnın verilmemesi, askerlerin emeklilik sonrası ekonomik güvencelerini zayıflatmaktadır. Bu sorunun çözülmesi için, emekli askerlere ilişkin tazminat düzenlemelerinin yapılması ve maaş arWşlarının sağlanması gerekAği açıkWr. Bunun yanı sıra, tüm emekli TSK personelinin sağlık ve sosyal güvenlik haklarının da iyileşArilmesi gerekmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki personelin özlük hakları ve isAhdam sorunları, sadece askeri personeli değil, tüm toplumu ilgilendiren önemli bir sorundur. Bu sorunların çözülmesi hem TSK'nın kurumsal yapısını güçlendirecek hem de askerlerimizin daha verimli bir şekilde görev yapmalarını sağlayacakWr. HükümeAn, bu sorunları dikkate alarak hem kısa hem de uzun vadeli çözümler üretmesi, Silahlı Kuvvetlerimizin gücüne güç katacak ve ülkenin güvenliği adına önemli bir adım olacakWr. 540 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1838 ‒ SAĞLIK BAKANLIĞI Değişim Merkezi Bütçe 2025 Bütçesi 2025 Harcama 2026 Bütçe Teklifi Oranı (%) İçindeki Payı Başlangıç Ödeneği (Haziran Sonu) (₺) 2025-2026 (%) 1.020.317.291.000 489.537.522.168 1.474.947.780.000 %44,57 %7,79 Sağlık Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi, bir önceki yıla göre %44,56 oranında artarak 1 trilyon 20 milyar TL’den 1 trilyon 474 milyar TL’ye yükselmiştir. Program sınıflandırmasına göre bakıldığında, 2025–2026 döneminde en yüksek artış oranı %48,49 ile Koruyucu Sağlık Programında gerçekleşmiştir. Tedavi Edici Sağlık Programı da %43,36’lık artış oranıyla bütçeden önemli bir pay almıştır. Yönetim ve Destek Programı’nda artış %33,75 seviyesinde gerçekleşirken, Bağımlılıkla Mücadele Programı %21,07 diğer programlara kıyasla daha sınırlı bir yükseliş göstermiştir. Programlar toplamı, 2025’e kıyasla %44,59 oranında artış kaydederek 1 trilyon 471 milyar TL’ye çıkarak genel bütçe artışının temel belirleyicisi olmuştur. Program dışı giderlerde ise %34,33 oranında bir artış görülmüştür. Ekonomik sınıflandırma açısından bütçe incelendiğinde, personel giderlerinde %52,35, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerinde %52,40 ve mal ve hizmet alım giderlerinde %43,81 oranında artış olduğu görülmektedir. Sermaye giderleri ise %20,00, cari transferler %23,50 ve sermaye transferleri %21,17 oranında artmıştır. Bakanlık Değişim Açıklama (Ekonomik 2025 Başlangıç 2025 Haziran Bütçesi 2026 Bütçe Teklifi Oranı Sınıflandırma) Ödeneği Sonu Harcama İçindeki (2025-2026) Payı (%) Personel Giderleri 566.841.948.000 288.178.911.570 863.556.770.000 +52,35 % 58,54 % SGK Devlet Primi Giderleri 67.251.196.000 35.034.301.914 102.510.160.000 +52,40 % 6,95 % Mal ve Hizmet Alım 189.921.652.000 94.757.777.151 273.138.229.000 +43,81 % 18,52 % Giderleri Cari Transferler 4.603.391.000 2.336.839.787 5.684.621.000 +23,50 % 0,39 % Sermaye Giderleri 190.032.000.000 68.884.729.766 228.038.000.000 +20,00 % 15,46 % Sermaye Transferleri 1.667.104.000 344.961.980 2.020.000.000 +21,17 % 0,14 % 541 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1839 ‒ 1. Personel giderleri %52,35 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %58,54’tür. (Kamu personeli ile kamu personeli olmasa bile bunlar gibi çalıştırılan veya hizmetinden faydalanılan kişilere -veya diğerlerine- bordroya dayalı olarak nakden yapılan ödemeleri kapsar.) 2. Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri %52,40 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %6,95’tir. (Devletin işveren sıfatıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri bu bölümde izlenir.) 3. Mal ve hizmet alım giderleri %43,81 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %18,52’dir. (Faturalı olarak veya ilgili mevzuatına uygun şekilde belgelendirilerek alınan mal ve hizmet bedellerini kapsar.) 4. Cari transferler %23,50 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %0,39’dur. (Sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla karşılıksız olarak yapılan ödemelerdir.) 5. Sermaye giderleri %20,00 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %15,46’dır. (Sermaye harcamaları, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi aktiflerin edinimi için yapılan ve Devlet mal varlığını artıran ödemelerdir.) 6. Sermaye transferleri %21,17 artmıştır. Bakanlık bütçesi içindeki payı %0,14’tür. (Sermaye transferleri, bütçe dışına sermaye birikimi amaçlayan ve sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir.) 542 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) 6428 SAYILI KANUN KAPSAMINDA ŞEHİR HASTANELERİNE İLİŞKİN ÖDENEKLER 2025 Başlangıç 2025 Haziran Sonu 2026 Bütçe Teklifi 2027 Bütçe Tahmini Açıklama Ödeneği 2028 Bütçe Tahmini (TL) Harcama (TL) (TL) (TL) (TL) 1. Hastanelerin Hizmet Alımı Suretiyle Sunduğu Hizmetlere İlişkin 37.420.717.000 23.584.349.598 57.470.103.000 63.755.816.000 68.876.020.000 Ödemeler 2. Şehir Hastaneleri Yatırımlarının 67.181.365.000 28.599.441.218 78.678.556.000 85.007.541.000 90.269.571.000 Kullanım Bedeline İlişkin Ödemeler Türkiye Büyük Millet Meclisi TOPLAM 104.602.082.000 52.183.790.816 136.148.659.000 148.763.357.000 159.145.591.000 ‒ 1840 ‒ Hizmet Alımı Suretiyle Sunduğu Hizmetler: Özel sektör işletmeci firmaya sözleşme kapsamında devredilen sağlık tesisi ya da hastane yerleşkesinde “hizmet alımı” yöntemiyle gördürülecek hizmetleri kapsamaktadır. Yani devlet hastanesini doğrudan işletmek yerine özel sektörle yaptığı sözleşme çerçevesinde, özel sektörün belirli hizmetleri sağlaması karşılığında ödeme yapılır. Özetle: Bu kalem, özel sektör tarafından verilen hizmetlerin (işletme desteği, bakım-onarım, ekipman hazırlığı vs) kamu idaresi tarafından satın alınmasıdır. (Sıra Sayısı: 226-227) Şehir Hastaneleri Yatırımlarının Kullanım Bedeli: Özel sektör tarafından yapılan tesisin (örneğin şehir hastanesi binası, altyapısı) devlet tarafından kullanım karşılığı ödenen bedeli ifade eder. Bir başka deyişle, devletin o tesisi “kullanma hakkı” için özel işletmeciye yaptığı kira-benzeri ödemedir. Dolayısıyla: Yatırımların kullanım bedeli, özel sektörün yaptığı yatırımı devletin uzun süreli kullanım hakkına devretmesi ve bunun karşılığında yaptığı mali ödemedir. 543 ‒ 1841 ‒ KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNİN EKSİKLİĞİ Toplum sağlığı ve koruyucu hekimlik uygulamalarının, bir sağlık sisteminin sürdürülebilir biçimde başarılı olabilmesi için zorunlu ve vazgeçilmez nitelikte olduğu açıktır. Bu nedenle, mevcut sorunların yalnızca Sağlık Bakanlığına atfedilmesi gerçeği tam olarak yansıtmamakta, zira sağlığın bütüncül bir devlet yönetimi anlayışıyla, ülkenin barınma, beslenme, çevre, hijyen ve altyapı gibi temel yaşam parametrelerinin eş zamanlı olarak iyileştirilmesiyle güç kazanabileceği partimiz tarafından değerlendirilmektedir. Bu kapsamda, yerel yönetimlerin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, TOKİ’nin, İçişleri Bakanlığının, Tarım Bakanlığının ve benzeri kurumların sürecin asli paydaşları olduğu, dolayısıyla toplum sağlığı ve koruyucu hekimlik alanlarında başarı elde edilebilmesi için bu kurumların eş güdüm ve iş birliği içinde hareket etmelerinin zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Toplum sağlığının belirleyici değişkenleri arasında yer alan barınma ve beslenme problemlerinin, örneğin aylık 22 bin lira gelirle beş kişilik bir hanenin kira, beslenme, ulaşım, eğitim ve enerji giderlerini karşılamakta yaşayacağı güçlükler üzerinden de anlaşılabileceği üzere, sosyal devletin en temel sorumluluk alanını oluşturduğu açıktır. TOKİ’nin uzun yıllara yayılan konut üretim faaliyetlerine rağmen mevcut arzın yetersizliğinin konut ve kira fiyatlarından anlaşılabilmesi, bu ihtiyacın devam ettiğini göstermektedir. Bu çerçevede, Sayın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı tarafından açıklanan 500 bin konut projesi olumlu bir gelişme olarak nitelendirilmekle birlikte, söz konusu projelerin barınma krizi bu denli derinleşmeden çok daha önce hayata geçirilmesinin daha doğru olacağı, ayrıca TOKİ arazilerinin rant amacıyla konut ihtiyacı bulunmayan bir avuç yandaşa değil, gerçek ihtiyaç sahiplerine uygun koşullarla tahsis edilmesinin yerinde bir yaklaşım olacağı partimiz tarafından değerlendirilmektedir. Kişi başı millî gelirin 17 bin dolar olarak ifade edilmesine karşın bu ortalamanın toplumsal geneli yansıtmadığı; örneğin asgari ücretle geçinen bir vatandaşın yıllık gelirinin yaklaşık 6.300 dolar civarında kaldığı görülmektedir. Ekonomik büyüme sağlansa dahi millî gelirin adil paylaşılmamasının geniş kitlelerin barınma ve beslenme gibi temel gereksinimlere erişimini zorlaştırdığı; dolayısıyla millî gelir artışının tek başına yeterli olmayıp, gelir adaleti sağlandığında toplum sağlığının olumlu yönde etkileneceği, zira temel ihtiyaçların 544 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1842 ‒ karşılanamadığı ortamlarda sağlıklı yaşam koşullarının oluşamayacağı ve bireylerin sağlık problemleriyle sık karşılaşacağı açıktır. Bu kapsamda deprem bölgelerinde boşalan konteynerlerin vakit kaybedilmeden yaklaşık 500 bin tarım işçisinin bulunduğu illere sevk edilmesinin sağlık açısından son derece yararlı olacağı partimiz tarafından değerlendirilmektedir. Bu yıl kamu vicdanını yaralayan bir diğer olay ise, hükümetin kurumları işlete-memesi ve ortaya çıkan denetimsizlik nedeniyle Böcek ailesinin yaşamını yitirmesidir. Belediye, Valilik ve Tarım Bakanlığı tarafından ilaçlama şirketlerine yönelik denetimlerin zamanında ve eksiksiz yapılması hâlinde, Böcek ailesi hayatını kaybetmemiş olacaktı. Sorumluluk paylaşımının ve kurumlar arası iş birliğinin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Konunun daha sistematik biçimde anlaşılabilmesi amacıyla üç ana başlıkta ele alınması uygun olacaktır: Hastaların problemleri, Sağlık çalışanlarının problemleri ve Öneriler. HASTALARIN PROBLEMLERİ MHRS sisteminde yapılan iyileştirmelere rağmen vatandaşların randevu almakta hâlen ciddi güçlük yaşadığı görülmektedir. Hasta yoğunluğuna bağlı olarak muayene sürelerinin beş- altı dakikaya kadar düşmesinin güven sorununa, teşhis hatalarına, sağlıkta şiddet riskine, acil başvurularında artışa ve yoğunluk nedeniyle –Böcek ailesi örneğinde olduğu gibi– olası atlamalara yol açabileceği herkesin malumudur. Dahası, randevu bulamayan hastaların görüntüleme ve ameliyat süreçlerinde uzun bekleme süreleriyle karşılaştığı; MR, ultrason ve endoskopi gibi tetkikler için aylar sonrası tarihler verildiği halktan milletvekillerine direkt olarak iletilmiştir. Aynı zamanda bu hususlar basında da geniş yer bulmuştur. Ayrıca, ameliyatı planlanan hastaların tetkikler tamamlanmasına rağmen evlerine gönderilerek yedi-sekiz ay bekletildiği ve sürecin yeniden tetkik talepleriyle uzadığı da milletvekillerimize iletilmektedir. Düşük döviz kuru uygulaması nedeniyle 500-600 kalem ilacın bulunamadığı; grip mevsiminde grip aşısı dahi temin edilemediği bu durumun halk sağlığını doğrudan tehdit eder hâle geldiği ortadadır. Buna ek olarak medikal malzemelerde benzer sorunlar yaşandığı 545 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1843 ‒ bilinmektedir. Bu husus, sağlık sisteminin sürdürülebilirliğini zayıflatan yapısal sorunların derinleştiğine işaret etmektedir. Atamaların iller arasında hakkaniyetli yapılmaması nedeniyle bazı illerde ihtiyaç fazlası branşlar bulunurken bazı büyükşehirlerde kritik branşlarda açıkların ortaya çıktığı bilinmektedir. Bazı hastanelerde bıçak parasının yeniden görülmeye başlamasının endişe verici olduğu ve bu durumun halkın sağlığa erişimini güçleştirdiğini gözlemlemekteyiz. Vatandaşların ilgisizlik, güvensizlik, randevu alamama, uzun tetkik ve ameliyat bekleme süreleri nedeniyle özel hastanelere yöneldiği, dolayısıyla, devlet hastaneleri ile özel hastaneler arasındaki farkın hastaları istemeden de olsa özel sektöre iten bir dinamiğinin oluştuğu da gözlemlenmektedir. SAĞLIK ÇALIŞANLARININ PROBLEMLERİ Uzun yıllar süren zorlu eğitimlerin ardından toplumun sağlığı için özveriyle çalışan doktorlarımızın, aile hekimlerinin maaşlarının yüzde 65’inin belirsiz kriterlere bağlı olması, uzun süreli hastalık, ameliyat veya izin dönemlerinde maaşların temizlik görevlisi seviyesine kadar düşebildiği bilinmektedir. Bu da adil ve bilimsel temelli bir aile hekimliği sistemine duyulan ihtiyacı artırmaktadır. Aile hekimlerinin reçete ve rapor yetkilerinin eğitim aldıkları alanlarla uyumlu biçimde genişletilmesi, ikinci basamak üzerindeki yükü azaltacağı öngörülmektedir. Özel binalarda hizmet veren aile sağlığı merkezlerinde (ASM) kira sorununun devam ettiği bilinmektedir. Bu soruna çözüm olarak, kamuya ait ASM’lerin yaygınlaşmasına kadar kira desteğinin Bakanlık tarafından karşılanmasının uygun olacağı partimiz tarafından önerilmektedir. Malpraktis yasası ve teşviklerin eşitlenmesi sonucunda cerrahi branşlara ilginin azaldığı ve ne yazık ki orta-uzun vadede ameliyata girecek cerrah bulunamayacağı kamuoyunun gündemine sivil toplum kuruluşları aracılığıyla bildirilmektedir. Cerrahi branşların tercih edilmemesi nedeniyle gelecekte öğretim üyesi bulmanın zorlaşacağı da görülmektedir. Diş hekimliğinde ise 20 bin hekimin tayin beklemesi ciddi bir planlama sorunu olduğunu göstermektedir. Bu sorunlara partimizin çözüm önerisi aşağıdaki gibidir. 546 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1844 ‒ ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Gelir adaletinin sağlanması en elzem konuların başında gelmektedir. Millî gelirin hakça ve kardeşçe dağıtımı, toplum nezdinde ekonomik eşitsizliklerin giderilmesi önemlidir. Bu husus sağlığa bütüncül bir açıdan bakınca ayrılmaz bir parçası olduğu görülmektedir. Ne yazık ki bugün Türkiye’de plansızlık her yere sirayet etmiştir. Mevcut hükümetin ülkeye verdiği en büyük zararların başında plansız iş yapmak ve kamu kurumlarını kurumsal erozyona uğratmak gelmektedir. Buradan hareketle, tıp fakültelerinde yetersiz altyapı nedeniyle 200 kişilik amfilerde 600 öğrencinin ders görmek zorunda kalması durumlarının nitelikli hekim yetişmesini engellediği görülmektedir. Eczacılık fakültesi sayısının hızla artmasına karşın yalnızca 17 fakültenin akredite olması; 10 bin eczacının, 20 bin diş hekiminin atama beklemesi planlama eksikliğinin en açık göstergeleridir. Sağlıkta sevk zincirinin tam uygulanması ve üniversite hocalarının komplike vakalara yönlendirilmesi önemlidir. Aksi takdirde, sevk zincirinde bozulmalar meydana gelmektedir. Bu durumda mevcutta olduğu gibi sağlıklı çalışmayan bir sağlık sistemine delalettir. Birinci basamağın güçlendirilmesine parti olarak çok önem vermekteyiz. Sağlıkta ilk adım en önemli adımdır. Bu hususta, ASM eksikliklerinin giderilmesi önemli bir rol oynamaktadır. Böylece laboratuvar ve uzman takviyeleri gerekmekte ve yoğun bölgelerde nöbet sistemi adaletli bir şekilde tesis edilmelidir. İkinci basamakta kapatılan hastanelerin yeniden açılması gerekmektedir. Nüfusa göre 250 yataklı yeni hastaneler yapılmasına öncelik verilmelidir. Üçüncü basamakta acil dışı sevksiz hasta kabul edilmemesi ve öğretim görevlisi sayılarının artırılması hususlarının önemine bir kez daha dikkat çekmekteyiz. Ayrıca, periferik fakültelere dağılımın sağlanması da sağlık sistemi için önemlidir. Öğretim görevlileri ve hekimlerin özlük haklarının iyileştirilmesine öncelik verilmelidir. Hekimlerin ülkelerinde onurlu bir yaşam sürdürebilmeleri için gerektiği gibi desteklenmeleri gerekmektedir. Ne hekimleri ne de başka bir meslek dalına mensup kişilere, hiç kimsenin “giderlerse gitsinler” deme ve kapıyı gösterme hakkı yoktur. 547 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1845 ‒ Özetle, beslenme ve barınma sorunları çözümlenmeden, belirli branşlarda sağlık personeli artırılmadan, birinci basamak güçlendirilmeden, eski hastaneler yeniden açılmadan ve yeni hastaneler eklenmeden, sevk zinciri tam işletilmeden, öğretim üyesi sayıları artırılmadan, üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinde acil dışında sevksiz hasta kabulü sınırlandırılmadan mevcut problemlerin devam edeceğini öngörmekteyiz. HER YIL AYNI SORUN “İLAÇ YOK” İlaç fiyatlarının Avro kuruna bağlı olarak yılda sadece bir kez güncellenmesi, tedarik zincirinde aksamalara neden olmaktadır. Biraz daha beklerse zamlı fiyattan satacağını düşünen paydaşlar piyasaya ilaç tedariğini kısıtlamaktadır. Bu nedenle fiyat güncellemelerinin yıl içine yayılması ve yılda birkaç defa fiyat güncellemesi yapılması, bu sorunun önemli ölçüde önüne geçecektir. Ak Parti iktidarının döviz kurlarındaki oynaklığı çözememesi, kurlarının neredeyse her gün artması sebebiyle, ilaç piyasasında belirsizlik ve baskı her yıl zamdan önce kendini göstermektedir. İlaca kısıtlı erişim sağlanması hem tedavi süreçlerini aksatmakta hem de eczacılarımızı zor durumda bırakmakta, halkla karşı karşıya getirmektedir. Zam dönemlerinden önce, kanser, diyabet, hipertansiyon tedavisinde kullanılanlar ile pediatri ilaçları, göz damlaları ve bazı antibiyotikler dâhil birçok ilacın bulunmasında ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Toplum sağlığı hiçbir zaman bir tasarruf kalemi olarak görülemez. İlaç fiyat güncellemelerinin yılda bir kereyle sınırlı kalması, piyasadaki gerçek maliyet artışlarıyla uyumsuz hale gelmiş ve üretimden dağıtıma, dağıtımdan hastaya kadar tüm zinciri olumsuz etkilemiştir. Bu nedenle fiyat güncellemelerinin yıl içine yayılması, piyasanın dengelenmesi ve ilaç yokluklarının önüne geçilmesi için zorunlu hale gelmiştir. Kalıcı çözümler için sektörün tüm bileşenlerinin ortak bir zeminde buluşması şarttır. Artık her yıl tekrarlanan bu krize dur denmeli ve toplum sağlığını koruyan, sürdürülebilir ve gerçekçi bir ilaç politikası uygulanmalıdır. AİLE HEKİMLİĞİNDE ÇÖKÜŞ Aile hekimliği sistemi, Türkiye’de sağlık hizmetlerinin ilk basamakta karşılandığı en kritik alanlardan biri olmasına rağmen yetersiz planlama ve yanlış politikalar nedeniyle ciddi bir tıkanma yaşamaktadır. 548 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1846 ‒ Aile sağlığı merkezlerinde yaşanan personel eksikliği de bu yükü daha da ağırlaştırmaktadır. Hemşire, ebe ve tıbbi sekreter sayılarının yetersizliği, aile hekimlerinin idari ve teknik işleri de üstlenmesine yol açmakta; bu durum hekimi asıl görevi olan sağlık hizmeti sunmaktan uzaklaştırmaktadır. Birçok ASM’de tek hemşirenin aynı anda bebek izlemi, gebe takibi, aşı, pansuman ve laboratuvar işlemlerini yürütmeye çalışması hem hizmet kalitesini düşürmekte hem de çalışan sağlığını riske atmaktadır. Fiziki koşullar da sistemin temel bir başka sorun alanıdır. Türkiye’deki aile sağlığı merkezlerinin önemli bir bölümü kiralık binalarda hizmet vermekte çoğu zaman uygun olmayan dar alanlarda faaliyet göstermektedir. Bu yapılar; sterilizasyon, engelli erişimi, güvenli bekleme alanları ya da yeterli muayene odaları gibi temel standartları dahi karşılamamaktadır. Basında sık sık ASM’lerin apartman dairelerinde faaliyet gösterdiğine ilişkin haberler yer almakta bu durum hem hizmet alan vatandaşları hem de çalışanları ciddi sağlık ve güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakmaktadır. Aile hekimliği çalışanlarının ücret ve çalışma koşulları da sistemin sürdürülemez hale gelmesine neden olmaktadır. Artan enflasyon karşısında eriyen maaşlar, nöbet yükü, performans baskısı ve ek görevlerin sürekli artırılması çalışanların tükenmişlik duygusunu derinleştirmiştir. Aile hekimleri son yıllarda sık sık iş bırakma eylemleri düzenlemiş, sendikalar çalışma koşullarının iyileştirilmesi için defalarca çağrıda bulunmuştur. Ancak hükümetin bu çağrılara gerekli yanıtı vermemesi sorunların kronikleşmesine yol açmıştır. Bu olumsuz tablo aile hekimliğinin temel amacı olan koruyucu sağlık hizmetlerinin de sekteye uğramasına neden olmaktadır. Aşılama oranları düşmekte, bebek ve çocuk izlemlerinde aksaklıklar yaşanmakta, kronik hastalık takibi olması gereken düzeyde yapılamamaktadır. Oysa bir ülkenin sağlık sistemi temel olarak birinci basamak hizmetlerinin gücüyle ayakta durur. Birinci basamak çöktüğünde, ikinci ve üçüncü basamak hastanelerde de yığılma kaçınılmaz hale gelir; bugün Türkiye’nin yaşadığı tam olarak budur. Aile hekimliği sistemi yetersiz personel politikaları, fiziki eksiklikler ve düşük ücret politikaları nedeniyle alarm vermektedir. Bu durum hem vatandaşların sağlık hizmetine erişimini zorlaştırmakta hem de sağlık çalışanlarını mesleklerini sürdüremez hale getirmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın birinci basamağı güçlendirmeye yönelik kapsamlı bir 549 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1847 ‒ reform yapması artık ertelenemez bir zorunluluk haline gelmiştir. Aksi halde aile hekimliği sistemi üzerindeki bu aşırı yük tüm sağlık sistemini daha da derin bir krizin içine sürükleyecektir. SAĞLIKTA ŞİDDETE KARŞI KALICI ÇÖZÜMLER ÜRETİLMELİDİR Sağlıkta şiddet Türkiye’de artık münferit bir olay değil sistemin içine yerleşmiş her gün tekrar eden bir kriz halidir. Hekimler, hemşireler, teknisyenler ve tüm sağlık çalışanları, görevlerini yerine getirirken sürekli tehdit altında çalışmaktadır. Basına yansıyan olayların sadece görünen kısmı olduğu düşünüldüğünde gerçekte yaşanan şiddetin çok daha büyük bir boyutta olduğu anlaşılmaktadır. Sağlık-Sen ve TTB’nin verileri her gün en az 30 sağlık çalışanının sözlü ya da fiziksel şiddete maruz kaldığını göstermektedir. Bu da yılda 10 bini aşkın şiddet vakası anlamına gelmektedir ve bu sayı Türkiye’nin sağlık sisteminde olağanüstü bir güvenlik sorunu bulunduğunu apaçık ortaya koymaktadır. Son yıllarda yaşanan ağır olaylar şiddetin ulaştığı vahim seviyeyi gözler önüne sermektedir. Konya Şehir Hastanesi’nde Kardiyolog Dr. Ekrem Karakaya’nın görevi başında silahlı saldırıyla öldürülmesi tüm sağlık camiasını derin bir yasa boğmuş ancak buna rağmen kalıcı bir önlem alınmamıştır. İstanbul’da bir aile sağlığı merkezinde çalışan Doktor Fikret Hacıosman’ın öldürülmesi, Ankara Keçiören Eğitim Araştırma Hastanesi’nde sağlık çalışanlarına yönelik toplu saldırı ve acil servislerde yaşanan bıçaklı tehditler, sorunların ne kadar yaygın ve kontrolsüz olduğunu göstermiştir. Şiddetin bu kadar artmasının ardında yıllardır sağlık çalışanlarını hedef gösteren siyasal söylemler, randevu ve yoğunluk nedeniyle biriken toplumsal öfke, cezaların yetersiz uygulanması ve güvenlik mekanizmalarının zayıflığı bulunmaktadır. “Doktor efendi dönemi bitti” tarzı popülist söylemler, şiddeti normalleştiren bir iklim yaratmış sağlık çalışanları toplumun gözünde itibarsızlaştırılmıştır. Vatandaşlar randevu bulamadığında, saatlerce hastane koridorlarında beklediğinde ya da MHRS sisteminde yaşadığı aksaklıklarda tepkisini hekime yöneltmekte, idarenin sorumluluğu sağlık çalışanlarına 550 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1848 ‒ fatura edilmektedir. Tüm bu sebepler Türkiye’de sağlıkta şiddetin artık yapısal bir sorun olduğunu, çalışma koşullarını ağırlaştırdığını ve hekim göçünün en önemli nedenlerinden birine dönüştüğünü göstermektedir. Ülkemizde sağlık çalışanlarına yönelik şiddet vakaları her geçen gün artış göstermekte olup, bu durum sadece çalışanların güvenliğini değil, aynı zamanda halkın sağlık hizmetlerine erişim hakkını da ciddi biçimde tehlikeye atmaktadır. Bu nedenle sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamaya yönelik kapsamlı tedbirlerin hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Sağlık çalışanlarının güvenliğinin sağlanması amacıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibine 35 milyar TL tutarında artış yapılmasına ilişkin önergemiz verilmiş, ancak bu önerge Ak Parti ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. İyi Hal Belgesi (Hekimlerin Sicil Belgesi) ve Hekimlerin Yurtdışını Tercihi İyi hal Belgesi; yurtdışına eğitim ve çalışma amaçlı giden sağlık personeline verilen bir nevi temiz kâğıdıdır. Siyasi hayatı boyunca toplumun neredeyse her kesimini karşısına alan partili Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan 2022 yılında Kadın Muhtarlarla Buluşma programında; “Bakın açık konuşuyorum. Açık konuşmayı severim. Varsın gidiyorlarsa gitsinler. Bizler de üniversiteleri yeni bitiren doktorlarımızı buralarda istihdam ederiz, bunlarla beraber bu yola devam ederiz. Gerekirse yurt dışından ülkemize dönmek isteyenleri süratle buraya davet eder ve onları da ülkemizde istihdam ederiz. Buralar boş kalmaz, merak etmeyin. Ve şu anda asistan doktorlarımızla biz bu yola devam ederiz. Çünkü buralar boş kalmayacak. Ne gerekiyorsa bunu yapacağız.” Demiştir. Aşağıda Türk Tabipler Birliği’nin açıkladığı rakamlara dayanarak yapılan grafikte 2012- 2024 yılları TTB’den alınan “İyi Hal Belgesi” sayıları görülmektedir. İyi Hal Belgesi 4000 3025 3000 2685 2692 2000 1405 1047 931 802 1000 245 482 59 90 118 150 0 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 551 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1849 ‒ Bu tablo Türkiye’nin sağlık sisteminde sağlık hizmeti veren doktorların neredeyse sistematik, ısrarlı bir şekilde Türkiye’deki sağlık sisteminden bir kaçışın en açık göstergesidir. Bu durum hem geride kalan doktorlar üstünde ekstra iş yükü oluşturmakta, hem yetişmiş iş gücü kaybı anlamına gelmekte hem de kaliteli sağlık hizmeti talep eden halkta kişi başına düşen doktor sayısını düşürmektedir. Partili Cumhurbaşkanının karşısına aldığı bir başka meslek grubu olan doktorlar, dayak yedikleri, yetersiz maaş aldıkları bu ortamı terk etmek istemektedirler. Bu tablo 23 yıldır tek başına iktidarda olan AKP iktidarının Türk milletine faturasıdır. Bu fatura ödemesi ve düzeltmesi zaman alacak bir faturadır. SAĞLIK BÜTÇESİNDE ÖNCELİK SORUNU: KÖİ MODELİNİN TOPLUMA MALİYETİ Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birlikte sağlık hizmetlerinin organizasyonu ve finansman yapısı köklü biçimde değişmiş; koruyucu sağlık hizmetleri geri plana itilerek kamu kaynaklarının önemli bölümü tedavi edici hizmetlere ve özellikle Kamu-Özel İş birliği (KÖİ) modeliyle inşa edilen Şehir Hastanelerine yönlendirilmiştir. Bu süreçte, KÖİ aracılığyla halkın vergileri yandaşlara aktarılmış ve ayrıca, bütçe üzerinde giderek büyüyen bir yük oluşturulmuştur. Ankara Tabip Odası’ndan yapılan (ATO) açıklamaya dayanarak, Sağlık Bakanlığı’nın Bütçe Giderlerinin Faaliyet Sınıflandırması Tablosuna göre “Kamu Özel İş Birliği Modeli ile Yapılan Sağlık Tesislerine Yönelik Faaliyetler” başlığı altında 2025’in ilk 7 ayında (Ocak- Temmuz) 70 milyar 770 milyon 837 bin 838 lira harcama yapılmıştır. Kamu-Özel İş Birliği (KÖİ) modeliyle yapılan sağlık tesisleri için ayrılan 70 milyar 770 milyon 837 bin 838 TL’lik kaynak hem birinci basamakta hem de ikinci ve üçüncü basamakta kamusal ve planlı sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi amacıyla kullanılabilirdi. Kamu İhale Kurumu ve çeşitli ihale ilanlarında yer alan bilgilere göre, 2025 yılı koşullarında 100 yataklı standart bir devlet hastanesinin inşaat maliyeti yaklaşık 900 milyon TL ile 1 milyar TL arasında değişmektedir. İllerin ve ilçelerin demografik yapısı, kentleşme özellikleri ve ulaşım koşulları dikkate alındığında, 2025’in ilk yedi ayında KÖİ için ayrılan 70,7 milyar TL ile en az 78 adet 100 yataklı devlet hastanesi inşa edilebilir ya da daha önce kapatılan hastaneler modernize edilerek yeniden hizmete açılabilirdi. 552 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1850 ‒ Aynı kaynak, birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmek için de kullanılabilirdi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun 2024 sonunda yaptığı açıklamada açıklamada “2025 yılında 1000 yeni Aile Sağlığı Merkezi (ASM) açacağız” demesine rağmen, Türkiye genelinde ASM eksikliği sürmektedir. Şehir hastanelerine ayrılan bu bütçeyle, Aile Hekimlerine kamu mülkiyetinde, kira ödemeden kullanabilecekleri ASM binaları sağlanabileceği gibi, birinci basamak sağlık hizmetlerinde standartlaşma yoluyla eşit ve erişilebilir hizmet sunumu da mümkün olabilirdi. Öte yandan, 2025’in ilk yedi ayında KÖİ’ye aktarılan kaynakla, ortalama maliyeti 10 milyon TL olan 4 birimli en az 7 bin 70 ASM yapılması da mümkündü. Kısaca; En az 78 adet 100 yataklı devlet hastanesi yapılabilirdi. Ortalama maliyeti 10 milyon TL olan 7.070 yeni ASM kurulabilirdi. Kapatılan veya eskiyen hastaneler yenilenip yeniden açılabilirdi. Birinci basamak sağlık hizmeti güçlendirilebilir, ASM’ler için kamuya ait modern binalar yapılabilirdi. Aile hekimi başına düşen nüfus azaltılır, daha erişilebilir ve eşit sağlık hizmeti sağlanabilirdi. Tüm bu kaynak, şehir hastaneleri yerine doğrudan kamusal sağlık altyapısına yatırım olarak kullanılabilirdi. Yukarıdaki manzara, sağlık politikalarının bir tercih meselesi olduğunu açık bir şekilde göstermektedir. Kamu kaynaklarının şirket kârlarını güvence altına almak için değil, eşit, ücretsiz ve erişilebilir sağlık hizmeti sunmak için kullanılması gerekir. Sağlık sistemi, piyasa önceliklerine göre değil, toplumun ihtiyaçlarına göre planlanmalıdır. Birinci basamak sağlık hizmetleri, vatandaşlarımızın temel sağlık ihtiyaçlarını karşılayan ve koruyucu sağlık hizmetlerini sunan sistemin temel taşıdır. Ülkemizde bu 553 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1851 ‒ hizmetler büyük oranda Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) üzerinden yürütülmektedir. ASM’ler, kişilere en yakın sağlık hizmetini sunmayı hedeflerken, aynı zamanda hastanelerdeki ikinci ve üçüncü basamak hizmetlerin yükünü azaltma işlevine sahiptir. Ancak mevcut yapıda, ASM’lerin sayıca yetersizliği ve hizmet sunum kapasitesinin sınırlılığı, sistemin etkili çalışmasını engellemektedir. Dolayısıyla Aile Sağlığı Merkezleri’nin sayısının, hizmet çeşitliliğinin artırılamaması ve personel eksikliği vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştırmaktadır. Diğer taraftan ASM’lerde çalışmakta olan hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımızın daha iyi imkanlarda hizmet sunabilmeleri son derece önemlidir. Aile hekimlerimiz için ayrılan bütçenin az olması nedeniyle ASM’lerin fiziksel koşulları ve teknik altyapısı birçok bölgede yetersiz kalmakta; sağlık çalışanları bu durumun yarattığı olumsuzluklarla mücadele etmektedir. Bu sorunlar yetmezmiş gibi ASM’lerde çalışan hekimlerin performansa tabi tutulmaları ASM’leri daha büyük bir krizle karşı karşıya bırakmıştır. Bu sorunlar çözülemediği sürece, aile hekimliği sistemi etkin çalışamayacak ve vatandaşların birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimi sürekli olarak sekteye uğrayacaktır. Bu sorunlara çözüm amaçlı, bütçenin ilgili tertiplerinde toplam 33 milyar TL tutarında artış yapılmasına ilişkin önergemiz verilmiştir. Ne yazık ki önergemiz Ak Parti ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. Türkiye, OECD içinde gayri safi yurtiçi hasılaya oranla sağlığa en az harcama yapan ülke olup harcama oranı %4,7’dir. Bu OECD ortalaması olan % 9,3’ün neredeyse yarısına eşittir. Türkiye’nin OECD ortalamasını yakalamak için neredeyse 2 katına yakın artış/harcama yapması lazım. Ak Parti döneminde OECD listelerinin sonunda olmaya alışkın olan Türkiye, bu tabloyu tersine çevirmek için yapması gereken yalnızca sağlık bakanlığın harcanacak olan bütçeyi artırmak değil, kişilerin değil kurumların ve kurumsallığın güçlendiği, planlamanın, hesap verilebilir ve takip edilebilir olduğu, koruyucu sağlık hizmetlerinin önceliklendirildiği yani Ak Parti iktidarının sonlandığı bir yönetimde ancak uluslararası listelerde sonuncu olmaktan kurtulabilir. 554 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) OECD 2025 – BİR BAKIŞTA SAĞLIK RAPORU OECD Ülkeleri İçinde Sağlığa En Az Pay Ayıran Ülke: Türkiye OECD ÜLKELERINDE SAĞLIK HARCAMALARI GSYH'NIN YÜZDESI, 2024 VEYA EN YAKIN MEVCUT YIL 17,16 12,267 11,777 11,773 11,541 11,312 11,298 11,133 10,969 10,625 10,603 10,531 10,346 10,241 10,062 10,006 9,876 9,689 9,388 9,173 8,984 8,507 8,444 8,364 8,36 8,141 8,112 8,064 7,836 7,596 7,59 7,589 6,854 6,784 6,497 Türkiye Büyük Millet Meclisi 5,891 5,869 4,684 ‒ 1852 ‒ D A A E A Ç A IK A A A B Y Y R S E D Lİ YA K İZ DA DA YA EÇ KA YA DA YA YA YA RE YA AN YA YA YA İ A İL YA DA KA AN RG KA YE İ İ İ A N R İÇ N V A LL İK NY D İY Şİ L B T N N N R T U S K A V A İS N A A T E AN AN EN RV AR AN AN EK AL AK KO T M İ S O O A S R ON AN İS B K R TU A R LÇ PO N R L L V O Ç İ V İ T L R M E İS FR K K B E A TR N İM İSP İZL O N OL ST İTV E TA TÜ A LM US J LA S PO ZE OL LO N L LO A P E L L İR S CA SE M V İK N U İ H S A S O N O A K A Ş Fİ V N D K A E K YU M LÜ LE Y İR B (Sıra Sayısı: 226-227) 555 ‒ 1853 ‒ Sigara Kullanımı Sigara kullanımı; kanserler, kardiyovasküler hastalıklar ve solunum yolu hastalıkları dahil olmak üzere birçok hastalığa neden olur. OECD ülkelerinde, 2023 yılında 15 yaş ve üzerindeki kişilerin %14,8’i her gün sigara içmiştir. Günlük sigara içenlerin oranı Türkiye, Macaristan ve Yunanistan’da en yüksektir; bu ülkelerde her 4 kişiden en az 1’i her gün sigara içmektedir. İzlanda ve Kosta Rika ise günlük sigara içme oranlarının en düşük olduğu ülkelerdir (%6 veya daha az). Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sigarayı bıraktırma konusundaki hassasiyeti herkesin malumudur. Sokakta vatandaşının cebinden sigarasını alan, vatadaşına sigarayı bırakma sözü verdiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı davranışı Gazze konulu Barış Zirvesi için Mısır’da bulunduğu sırada İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’ye de “Sigarayı bıraktırmam lazım.” diyerek nüktedan bir yaklaşım sergilemiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en hassas olduğu konuların başında gelen bir konuda Sağlık Bakanlığı sınıfta kalmış ve OECD ülkeleri arasında günlük sigara içenlerin oranında Türkiye zirvede yer almaktadır. Sigara içmek bireyin sağlığına zarar vermenin ötesinde uzun vadede hasta bireylerin bakım, ilaç ve benzeri masrafları göz önüne alındığında kamu maliyesine de yük olacağı aşikardır. Dolayısıyla hem bireye hem topluma bu kadar zararlı olduğu herkesin malumu olan bir konuda Sağlık Bakanlığı yeterli özeni göstermediği görülmektedir. Sağlık Hizmetlerine Vatandaşların Erişim Memnuniye;: %41 Türkiye’de sağlık hizmetlerine erişimde memnuniyet oranının yalnızca %41 düzeyinde kalması OECD ortalamasının %64 olduğu düşünüldüğünde sistemdeki yapısal çöküşün en somut göstergelerinden biridir. Bu kadar düşük bir memnuniyet oranı vatandaşların sağlık hizmetlerine ulaşırken yaşadığı randevu krizi, saatler süren bekleme süreleri, tetkik sıraları, yetersiz personel ve hastanelerdeki yoğunluk gibi sorunların toplumda derin bir güvensizlik yarattığını ortaya koymaktadır. AK Parti yıllardır sağlık sistemini “reform yaptık” diyerek pazarlasa da rakamlar gerçeği açıkça göstermektedir: Vatandaş hastane kapılarında değil artık evinde randevu ekranı başında kuyruk oluşturuyor, aylar sonrasına tetkik günleri veriliyor, acil servisler tıka basa doluyor, nitelikli uzmanlara erişim neredeyse imkânsız hale geliyor. 556 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1854 ‒ %41’lik memnuniyet oranı, sağlık sisteminin artık toplumun ihtiyaçlarını karşılamadığını ve vatandaşların büyük bölümünde “artık bu sistem işlemiyor” duygusunun hâkim olduğunu kanıtlamaktadır. İsviçre, Belçika, Danimarka ve Lüksemburg’daki vatandaşlar en yüksek memnuniyet bildiren ülkeler olmuşlardır. Sağlık Sistemi Kapasitesi ve Kaynaklar Genel olarak, daha yüksek sağlık harcaması yapan ve daha fazla sağlık çalışanı ile diğer kaynaklara sahip olan ülkelerde; sağlık sonuçları, hizmete erişim ve bakım kalitesi daha iyidir. Ancak yatırılan kaynakların mutlak miktarı, daha iyi sonuçların mükemmel bir göstergesi değildir – sağlık için risk faktörleri, daha geniş sağlık belirleyicileri ve sağlık hizmeti kaynaklarının verimli kullanımı da kritik öneme sahiptir. Kişi başına sağlık harcaması; İsviçre, Norveç, Almanya, Hollanda ve Avusturya’da da nispeten yüksektir. Meksika, Kolombiya, Kosta Rika ve Türkiye ise kişi başına 2.500 ABD dolarından daha az harcama yaparak en düşük seviyede yer almaktadır. Türkiye gayrisafi yurt içi hasılasının %4,7’sini sağlık harcamasına ayırmaktadır. Öte yandan bu durum OECD ortalamasında %9,3’tür. Yani Türkiye sağlık harcamalarında OECD ortalamasını tutturmak için yaklaşık %97,87 artırmalıdır. Sağlık harcamalarının büyük bir bölümü, iş gücünün ücretlerine gitmektedir. Bu nedenle doktor ve hemşire sayısı, kaynakların nasıl kullanıldığını görmek adına önemli bir göstergedir. 1.000 kişi başına düşen doktor sayısı, Türkiye’de 2.5 veya daha az, Avusturya, İtalya, Norveç, Yunanistan ve Portekiz’de ise 1.000 kişi başına 5 veya daha fazla olarak gerçekleşmiştir. OECD ülkelerinde 2023 yılında 1.000 kişi başına ortalama 9’un biraz üzerinde hemşire bulunmaktaydı. Bu sayı, Kolombiya, Türkiye ve Meksika’da 1.000 kişi başına yaklaşık 3 veya daha az iken; İsviçre, Norveç ve İzlanda’da 1.000 kişi başına 15’in üzerinde olmuştur. Dolayısıyla, hem 1.000 kişi başına düşen doktor hem de hemşire sayılarında Türkiye OECD ortalamasının gerisinde kalmıştır. Komşumuz Yunanistan’da 1.000 kişi başına düşen doktor sayısı 6.6’dır. OECD ortalaması ise 3.9’dur. Türkiye’nin 1.000 kişi başında düşen OECD doktor sayısını ortalamasını yakalaması için %56, Yunanistan’ı yakalaması için %164 bir artışa ihtiyacı vardır. 557 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1855 ‒ Yukarıdaki rakamlardan da anlaşılacağı üzere Türk sağlık sistemi hem kaynakların harcanması hem insan gücü bakımından ciddi bir krizle karşı karşıyadır. Az sayıda sağlık çalışanı, doktorların üstündeki iş gücü yükünü artırmakta, artan iş gücü ve baskılar iş hayatından memnuniyetsizlik yaratmaktadır. İş hayatından memnun olmayan doktorlar ise yurtdışına gitmekte ve hem beyin hem de eğitimli iş gücü olmaktadır. Türkiye, eğitimli iş gücünün yurtdışına toplu gidişini Ak Partili yıllarda görmüştür. Giden sayısı her geçen sene artmaktadır. Doğuşta Beklenen Yaşam Süresi Doğuşta beklenen yaşam süresi, yeni doğan bebeğin mevcut ölüm oranları değişmeden devam ederse ortalama kaç yıl yaşayacağının tahmini bir ölçüsüdür. Doğuşta beklenen yaşam süresi, bir ülkenin yaşam kalitesi ve gelişmişlik düzeyi hakkında bilgi veren önemli bir göstergedir. Toplumdaki ortalama yaşam süresini gösterir. Sağlık hizmetlerinin kalitesi ile yaşam koşullarının ne kadar iyi olduğuna dair önemli bir göstergedir. Gelişmiş ülkelerde bu süre genelde daha uzundur. Ayrıca kadınlar çoğunlukla erkeklerden daha uzun yaşam beklentisine sahiptir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “Hayat Tabloları, 2022-2024” raporuna göre, Türkiye'de 2021-2023 döneminde 77,3 yıl iken 2022-2024 döneminde 78,1 yıl olmuştur. Doğuşta beklenen yaşam süresi, 2018-2019 döneminden sonra 5 kez üst üste kısalırken, 2022- 2024’te 5 dönem ardından uzamıştır. Eurostat verilerine göre, 2024 yılı için 27 AB ülkesi ortalaması 81.7’dir. Akdeniz ülkeleri olan Yunanistan’da 81.9, İtalya’da 84.1, İspanya’da ise 84’tür. Ülke / Bölge 2024 Doğuşta Beklenen Yaşam Süresi (Yıl) TÜRKİYE 78.1 AB-27 Ortalaması (Eurostat) 81.7 Yunanistan 81.9 İspanya 84 İtalya 84.1 558 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1856 ‒ Türkiye, AB ortalamasından yaklaşık 3,6 yıl, Akdeniz ülkelerinden ise 5-6 yıl geridedir. Bu fark ülkelerin sosyo-ekonomik durumu ile yaşam kalitesinin AB ile Türkiye arasında git gide açıldığını gözler önüne sermektedir. Türkiye’nin başta komşusu Yunanistan olmak üzere, diğer AB‘ye mensup Akdeniz ülkelerinden ayrışması endişe vericidir. 2024 Doğuşta Beklenen Yaşam Süresi (Yıl) İSPANYA 84 YUNANİSTAN 81,9 AB-27 ORTALAMASI (EUROSTAT) 81,7 TÜRKİYE 78,1 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 Nadir Hastalıklar Nadir hastalıklar, sayıca az görülen ancak tedavi maliyetleri son derece yüksek olan tablolar nedeniyle hem hastalar hem de aileleri açısından ağır bir sosyal ve ekonomik yük doğurmaktadır. Mevcut geri ödeme sisteminde bu hastalıkların yalnızca çok sınırlı bir kısmı için, çoğu zaman da yalnızca SMA örneğinde olduğu gibi kısmi ve tartışmalı bir ödeme mekanizması işletilmekte; birçok nadir hastalıkta ise aileler fiilen kendi kaderine terk edilmektedir. Sonuçta, çocukları gözlerinin önünde eriyen aileler sosyal medya kampanyalarıyla, sokaklarda ve meydanlarda bağış toplamaya çalışmakta; çoğu zaman da gereken 1,5–2 milyon dolar düzeyindeki tutarların ancak yarısına, üçte birine ulaşarak tedavi imkânına erişememektedir. Sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmayan bu tablo, 2026 Sağlık Bakanlığı bütçesi tartışılırken çözülmesi gereken temel alanlardan biridir. Bu çerçevede, “Nadir Hastalıklar Fonu” kurulmasına yönelik öneri, bütçe sistemini bozacak klasik anlamda bir fon mantığından ziyade, nadir hastalıkların finansmanına yönelik istisnai ve şeffaf bir mekanizma olarak ele alınmalıdır. Fonun yönetimi tamamen şeffaf olmalı; gelir ve gider kalemleri, desteklenen hastalık ve hasta sayıları kamuoyuna düzenli biçimde açıklanmalıdır. Fon, bağış ve yardımlarla beslenebilmeli; yalnızca vatandaşlar değil, Türkiye’de faaliyet gösteren çok uluslu ve yerli ilaç şirketleri de kurumsal sosyal sorumluluk çerçevesinde düzenli katkı sunabilmelidir. Nitekim sektör temsilcileri, böyle bir fonun kurulması hâlinde 559 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1857 ‒ katkı yapabileceklerini ifade etmekte; bu da bütçeden ilave büyük bir yük ayrılmadan ilave kaynak oluşturulabileceğini göstermektedir. Fonun önemli işlevlerinden biri de toplu alım yoluyla tedavi maliyetlerini düşürmek olmalıdır. Bugün tek tek aileler üzerinden, kampanyalarla ve dağınık pazarlıklarla yürüyen bir süreçte, bir hastanın tedavisi için 2 milyon dolar civarında bedeller telaffuz edilirken; kamu otoritesi eliyle, şeffaf ve rekabetçi usullerle yapılacak toplu alımlarda bu tutarların önemli ölçüde aşağı çekilebileceği bizzat ilgili taraflarca ifade edilmektedir. Böylece hem aynı bütçe ile daha fazla hasta tedavi edilebilecek, hem de tek tek kampanyalarla zaman ve umut kaybeden ailelerin çaresizliği azaltılabilecektir. Kurulacak Nadir Hastalıklar Fonu’nun mütevelli heyeti; Sağlık Bakanlığı temsilcilerinin yanı sıra hasta dernekleri, meslek örgütleri ve gerektiğinde bağımsız uzmanların da içinde yer aldığı çoğulcu bir yapıda kurgulanmalı; siyasi ve ticari etkiden arındırılmış biçimde çalışmalıdır. TBMM’nin bütçe hakkı saklı tutulmalı; fonun faaliyetleri her yıl Meclis ve Sayıştay denetimine tabi olmalı, tüm süreçler kamuoyunun gözü önünde yürütülmelidir. Nihayetinde Türkiye bir sosyal devlettir; nadir hastalığa sahip çocukların ve yetişkinlerin tedavi ihtiyacı, ailelerin sosyal medyada “milletten para toplama” mücadelesine bırakılamaz. 2026 Sağlık Bakanlığı bütçesi, bu alanda şeffaf, sürdürülebilir ve hakkaniyetli bir finansman modelini hayata geçirmek için bir başlangıç noktası olarak görülmeli; Nadir Hastalıklar Fonu da bu yaklaşımın somut ve güçlü araçlarından biri olarak kurgulanmalıdır. Nadir hastalıklar, Avrupa ve diğer gelişmiş ülkelerdeki tanımıyla; 2000 kişide 1 ya da daha az sıklıkta görülen, çoğu ilerleyici, metabolik, kronik ve bazıları ölümcül olabilen hastalıklardır. Literatürde yaklaşık 8000 nadir hastalık tanımlanmıştır. Hastaların yaklaşık %50’sini çocuklar oluşturmaktadır. Nadir hastalığa sahip çocukların %30’u 5 yaşını göremeden vefat etmektedir. Bunun en temel sebeplerinden biri nadir hastalıkların tedavilerinin çok masraflı olmasıdır. Bu özelliği dolayısıyla özel bakım ve tedavi yöntemlerine, ilaçlara, sarf malzemelere, özel besinlere ve tıbbi cihazlara gereksinim duyulmaktadır. Türkiye’de ekonomik koşulların yarattığı baskı toplumsal dayanışmayı zayıflatmakta dolayısıyla nadir hastalıklarla mücadele eden ailelere devletin güçlü bir destek sağlaması büyük önem taşımaktadır. Nitekim, bu durum Anayasa’nın 56. maddesinde devlete yüklenen 560 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1858 ‒ sağlık hizmetlerine ilişkin sorumlulukla da uyumludur. Nadir hastalıklarda her bir hastalığın kendine ait bir özelliği vardır. Nadir hastalıklar konusunda finansal engellerin kaldırılmaması bu hakkı ihlal etmektedir. Ülkemizde çok sayıda nadir hastalık bulunmaktadır ve devlet tarafından bunların büyük çoğunluğuna yönelik herhangi bir ödeme mekanizması işletilmemektedir. Yalnızca SMA için kısmi nitelikte bir destek sağlanmaktadır. Ancak bu destek, kamuoyundaki algı değişimleri nedeniyle etkisini yitirmekte ve bazı aileler devlet ödemelerinin kendi tercih ettikleri ilaçlara değil diğer ilaçlara yönlendirildiği söylenmektedir. Nadir hastalığa sahip vatandaşların bireysel anlamda erişimi mümkün olmayan tedavilere erişebilmeleri için Sağlık Bakanlığı öncülüğünde ve bünyesinde Nadir Hastalıklar Tedavi Fonu kurulması başta çocuk hastalarımız olmak üzere yüzbinlerce vatandaşımıza yaşama umudu olacaktır. Parti olarak her ne kadar fon kavramına prensip olarak sıcak bakmayan ve bütçe bütünlüğünün zedelenmesine karşı duran bir duruşumuz olsa da bu özel durumda fon benzeri bir yapının oluşturulmasının sistematik bir bozulmaya yol açmayacağını öngörmekteyiz. Bu yapının, baştan sona yüksek düzeyde şeffaflık ilkesiyle yönetilmesi, bağış ve yardımlara açık olması ve finansal akışının düzenli olarak kamuya raporlanması gerekmektedir. Türkiye’de faaliyet gösteren uluslararası ve küresel ölçekteki birçok ilaç şirketi, doğrudan kendi inisiyatifleriyle sosyal yardım projeleri kapsamında yardımcı olabileceğini belirtmişlerdir. Dolayısıyla, bu fon uygun biçimde kurgulanırsa şeffaf ve hesap verebilir bir mekanizmaya dönüştürülebilecektir. Toplumdan gelen bağışlar sayesinde, bütçeden zorunlu olarak ilave bir pay ayrılmasına gerek kalmaksızın toplu alım süreçleri oluşturulması mümkün olacak; nitekim hâlihazırda birim maliyeti yaklaşık 2 milyon dolar seviyesinde olan bazı ilaçların toplu alım kapsamında 500 bin dolar bandına kadar düşebileceği partimizin vekillerine iletilmiştir. Bu durum, hem ilaç tedariğinin ekonomik açıdan daha uygun koşullarda gerçekleştirilmesine hem de vatandaşlarımızın çaresizlik içinde bireysel bağış kampanyaları yürütmek zorunda kalmamasına katkı sağlayacaktır. 561 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1859 ‒ Zira bu ailelerin maruz kaldığı süreç incelendiğinde açıkça görülecektir ki, çocukları gözlerinin önünde erirken, her biri toplumdan bireysel destek toplamaya çalışmakta, çoğu zaman da hedeflenen tutarların yarısına bile ulaşamadan kampanyaları sonuçsuz kalmaktadır. Sözün özü, sosyal devlet ilkesinin gereği olarak, nadir hastalıklara sahip çocuklarımız, bizim evlatlarımızdır. Vatandaşlarımızın bu tür hayati ihtiyaçlarının karşılanması devletin temel sorumluluk alanlarından biridir. Kurulmasını önerdiğimiz bu yapı sayesinde, söz konusu ihtiyaçların bütçe üzerinde aşırı yük oluşturmaksızın karşılanabileceğini ve sistematik, sürdürülebilir bir çözüm üretilebileceğini öngörülmektedir. Bu saikle verdiğimiz 300 milyon TL’lik bütçe artışı önergemizle yalnızca fonun kuruluşunun, yönetiminin ve denetiminin idari masraflarını sağlamak amaçlanmaktadır. Lakin önergemiz Ak Parti ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. YAŞLILIK HİZMETLERİ Türkiye’nin demografik yapısı hızla yaşlanmakta, 65 yaş ve üzeri nüfusun toplam nüfus içindeki payı her yıl artmaktadır. 2024 yılı itibarıyla 65 yaş ve üzeri yaklaşık 9,1 milyon kişi, nüfusun %10,6’sını oluşturmaktadır. Önümüzdeki dönemde bu oranın daha da yükseleceği; TÜİK projeksiyonlarına göre 2050 yılına gelindiğinde her 4 kişiden 1’inin 65 yaş ve üzeri olacağı ve yaşlı nüfusun 21,6 milyon kişiye ulaşacağı öngörülmektedir. Yaşlı bağımlılık oranının son yıllarda yaklaşık %12,9’dan %15 seviyelerine yükselmesi, çalışma çağındaki nüfus üzerindeki sosyal güvenlik ve bakım yükünün de giderek ağırlaştığını göstermektedir. Bu hızlı yaşlanma sürecine rağmen, Sağlık Bakanlığının bütçe kompozisyonunda “yaşlılık hizmetleri” başlığı altında bütüncül, hedeflenmiş ve güçlü bir politika setinin hâlâ oluşturulamadığı görülmektedir. Geriatri kliniklerinin sayısal ve niteliksel yetersizliği, kronik hastalıkların yoğunlaştığı 75 yaş ve üzeri gruplarda sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştırmakta; yaşlı bireyler için hem tıbbi hem de sosyal bakımdan ciddi bir kırılganlık yaratmaktadır. Birinci basamak sağlık hizmetleri ve aile hekimliği sistemi, yaşlı nüfusun düzenli takibi ve kronik hastalık yönetimi için temel bir araç olmasına rağmen gerek insan kaynağı gerekse altyapı bakımından ihtiyaç duyulan güçlendirme gerçekleştirilememiştir. Komisyon görüşmeleri sırasında da birinci basamağın güçlendirilmesi, yaşlı bakım hizmetleri ve geriatri alanına daha 562 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1860 ‒ fazla kaynak ayrılması gereği vurgulanmış; ancak bu vurguya bütçe teklifinde karşılık verilmemiştir. Mevcut durumda görece iyi işleyen evde bakım hizmetleri, artan yaşlı nüfusun talebi karşısında kapasite sınırına yaklaşmış durumdadır. Bölgesel eşitsizlikler, insan kaynağı ve ekipman yetersizlikleri, evde bakım hizmetlerinin sürekliliğini olumsuz etkilemektedir. Önümüzdeki yıllarda bu hizmetlerin hem kapsamının hem de kapasitesinin kayda değer ölçüde artırılması kaçınılmazdır. Yaşlı nüfusa yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, kronik hastalıkların dijital takip sistemleriyle izlenmesi, evde ve yerinde bakım modellerinin yaygınlaştırılması hem sağlık sisteminin mali sürdürülebilirliği hem de yaşlı bireylerin yaşam kalitesi açısından kritik önemdedir. Yaşlılık dönemine hazırlanmayı ve uzun süreli bakım ihtiyacını dikkate alan, toplum temelli bir bakım modeli geliştirilmeden, yalnızca hastane merkezli bir yaklaşımla bu yükün taşınması mümkün değildir. Geriatri hekimi ve yaşlı bakım personeli sayısının artırılması, aile hekimliği birimlerinin yaşlı dostu altyapıyla güçlendirilmesi ve uzun dönemli bakım sigortası benzeri yeni finansman araçlarının kademeli biçimde sisteme entegre edilmesi gerekmektedir. Aksi hâlde, hızla yaşlanan nüfusun sağlık ve bakım ihtiyacı, hem ailelerin omuzlarında taşınamayacak bir ekonomik ve psikolojik yük oluşturacak hem de sağlık sisteminin genel işleyişini bozacaktır. Bu çerçevede, 2026 yılı Sağlık Bakanlığı bütçesinde yaşlı nüfusa yönelik hizmetlerin, bugüne kadar olduğu gibi genel program başlıkları içinde eriyip gitmesi yerine, açık hedefleri ve performans göstergeleri tanımlanmış, özel ödeneklerle desteklenen ayrı bir politika alanı olarak ele alınması zorunludur. Yaşlıların koruyucu sağlık hizmetlerinden evde bakıma, geriatri kliniklerinden rehabilitasyon ve psikososyal destek hizmetlerine kadar uzanan geniş ihtiyaç yelpazesi, sosyal devlet ilkesinin doğal bir gereği olarak kamunun asli sorumluluk alanındadır. İYİ Parti açısından, 65 yaş ve üzeri vatandaşların insan onuruna yakışır koşullarda, erişilebilir, nitelikli ve sürdürülebilir sağlık ve bakım hizmetlerine kavuşması, Sağlık Bakanlığı bütçesinin öncelikli hedeflerinden biri olmalıdır. Ülkemizin 2024 yılı itibarıyla 65 yaş ve üzeri nüfusu yaklaşık 9 milyon 112 bin 298 kişi, toplam nüfusun %10,6’sine denk gelmektedir. 2023’ten bu yana sürekli artış gösteren yaşlı 563 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1861 ‒ nüfusun önümüzdeki yıllarda daha da yükselmesi beklenmektedir. Bu artan eğilim, Türkiye’nin demografik yapısının değişeceğini ve yaşlanan nüfusun daha geniş bir sosyal ve sağlık hizmetleri ağına ihtiyaç duyacağını göstermektedir. Geriatri hizmetleri, yaşlı bireylerin sağlığı ve yaşam kalitesi için kritik bir alan olup, mevcut kapasitenin bu hızlı demografik dönüşümü karşılamada yetersiz kalabileceği görülmektedir. Geriatri kliniklerinin yetersizliği, yaşlı bireylerin yalnızca sağlık sorunlarını değil, sosyal izolasyon ve ekonomik zorluklarını da derinleştirecektir. Nitekim, günümüz Türkiye’sinde ekonomik koşulların yarattığı baskı, toplumsal dayanışmanın zayıflamasına ve bireylerin daha bireyselci yaşam stratejilerine yönelmesine neden olmakta; bu durum yaşlıların destek mekanizmalarını daha da kırılgan hale getirmektedir. Bu kapsamda, yaşlanan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde sağlık politikalarının yeniden düzenlenmesi ve geriatri hizmetlerinin hem nicel hem de nitel açıdan geliştirilmesi gerekmektedir. Tüm bu gerekçelerle, yaşlı nüfusa yönelik hizmetlerin geliştirilmesi amacıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertiplerinde 33 milyar TL tutarında artış yapılmasına ilişkin önergemiz, Ak Parti ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. SAĞLIK MESLEK MENSUPLARININ İSTIHDAM AÇMAZI Sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği, yalnızca fiziki altyapı ve teknolojik yatırımlarla değil, bu yapıyı ayakta tutan sağlık meslek mensuplarının ve sağlık hizmetlerinde çalışan tüm personelin nitelikli ve güvenceli istihdamıyla mümkündür. Buna rağmen son yıllarda sağlık alanında fakülte ve bölüm sayıları, kontenjanlar ve mezun sayıları hızla artarken, istihdam alanları aynı ölçüde genişlememiştir. Tıp, hemşirelik, diş hekimliği, eczacılık, sağlık bilimleri fakülteleri ve sağlık meslek yüksekokullarından mezun on binlerce genç ya yıllardır atama beklemekte ya da meslekleri dışında, güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda kalmaktadır. Böylece sağlık sektöründeki gençler için atama beklemek adeta olağan hâle gelmiş, istihdam alanları fiilen daralmıştır. Sağlık iş gücü planlaması, ihtiyaca dayalı, öngörülebilir ve şeffaf bir çerçeveye kavuşturulamadığı için bir tarafta atama bekleyen gençler, diğer tarafta ise özellikle bazı branşlarda ve bölgelerde kronik personel açığı ortaya çıkmaktadır. Hangi alanda, hangi ilde ve hangi süre içerisinde ne kadar sağlık personeline ihtiyaç duyulacağı bilimsel normlar ve nüfus 564 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1862 ‒ projeksiyonları üzerinden belirlenmediğinde; eğitim için yapılan kamu harcamaları boşa gitmekte, gençlerin emeği âtıl kalmakta, vatandaşın sağlık hizmetine erişimi ise bölgesel ve sosyal eşitsizliklere göre şekillenmektedir. Sağlık sektöründeki gençler açısından bakıldığında, gelecek planlamasını imkânsız kılan bir belirsizlik ve güvencesizlik iklimi oluşmuştur. 2026 yılı için Sağlık Bakanlığına ayrılan bütçe yaklaşık 1 trilyon 474 milyar TL düzeyine ulaşmakta, bu tutar genel bütçe büyüklüğünün neredeyse onda birine yaklaşan bir payı ifade etmektedir. Nominal artış oranı yüksek görünse de bu artışın önemli bir kısmı kira, hizmet alımı, kamu–özel iş birliği kapsamındaki yükümlülükler ve mal-hizmet giderleri gibi kalemlere yönelmekte; genç sağlık mezunlarının istihdamına ayrılan pay sınırlı kalmaktadır. Bir başka ifadeyle, bütçe büyüklüğü ile istihdam kapasitesi arasında doğrudan bir paralellik kurulmamış, insan kaynağına yatırım geri planda bırakılmıştır. Bugün kamuda görev yapan sağlık personeli sayısı toplamda 1,5 milyona yaklaşmakla birlikte, kişi başına düşen sağlık çalışanı sayısı, başvuru ve iş yükü dikkate alındığında yetersiz kalmaktadır. Pratisyen ve uzman hekimler, diş hekimleri, hemşireler, ebeler ve diğer sağlık meslek mensupları, yüksek hasta yoğunluğu, uzun nöbet süreleri ve artan bürokratik yük nedeniyle ciddi bir tükenmişlik yaşamaktadır. Alanında çalışan her bir personelin üzerinde biriken bu ağır iş yüküne karşın, yeni mezun gençlerin sisteme dâhil edilmemesi hem hizmet kalitesini düşürmekte hem de genç işsizliğini derinleştirmektedir. Öte yandan, birçok sağlık alanında mezun sayısı ile istihdam edilen kişi sayısı arasındaki makas giderek açılmaktadır. Daha önce atama sözü verilen diş hekimlerinin önemli bir kısmı hâlen kadro beklemekte; ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde vardiya sistemine geçilmesi hâlinde hem istihdam artışı hem de vatandaşın randevuya erişiminde ciddi iyileşme sağlanabilecekken bu adım geciktirilmektedir. Sağlık yönetimi mezunları ile elektronörofizyoloji, diyaliz, tıbbi laboratuvar, radyoterapi, diş protez, acil yardım ve afet yönetimi, yaşlı bakım, fizik tedavi teknikeri, optisyenlik, tıbbi sekreterlik, anestezi teknikerliği gibi pek çok alandaki mezunlar, yıllarca sınavlara hazırlanıp yeni alım ilanı beklemek dışında bir seçeneğe sahip olamamaktadır. Bu durum, “insan kaynağını planlayamayan bir sistem” görüntüsünü pekiştirmektedir. 565 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1863 ‒ İstihdam edilen sağlık çalışanlarının çalışma koşulları da bu tablonun bir başka sorunlu boyutunu oluşturmaktadır. Asistan hekim maaşlarının 100–120 bin TL bandında, uzman hekim maaşlarının 140–150 bin TL bandında kaldığı; uzun çalışma saatleri, yoğun nöbet sistemleri ve artan hayat pahalılığı karşısında reel alım gücünün ciddi ölçüde eridiği görülmektedir. Uzun yıllara yayılan eğitim sürecinin sonunda dahi, hekimler ve diğer sağlık meslek mensupları için güvenceli ve insan onuruna yakışır bir çalışma hayatı istisna hâline gelmiş, geçim kaygısı ve mesleki tükenmişlik olağanlaşmıştır. Buna, sağlıkta şiddetin önlenememesi, çalışma ortamlarında güvenliğin tam olarak sağlanamaması da eklendiğinde, sağlıkta istihdamın cazibesi ciddi biçimde azalmaktadır. Bu koşullar pek çok hekimin ve sağlık çalışanının yurt dışına yönelmesine neden olmakta, beyin göçü artık istisnai bir eğilim olmaktan çıkıp kalıcı bir olgu hâline gelmektedir. Yurt dışında çalışmak üzere iyi hâl belgesi alan hekim sayısının her geçen yıl artması, bu eğilimin boyutunu göstermektedir. Böylece Türkiye, kendi kaynaklarıyla yetiştirdiği nitelikli sağlık insan gücünü kaybetmekte; eğitim için yaptığı büyük kamu harcamalarının karşılığını alamayan, nitelikli insan gücünü başka ülkelere devreden bir ülke konumuna sürüklenmektedir. Makro düzeyde bakıldığında, sağlık harcamalarının millî gelire oranı da bu sorunlu tabloyu pekiştirmektedir. Sağlığa ayrılan pay, OECD ülkeleri arasında en düşük seviyelerden birinde yer almakta; buna karşın, bütçe içindeki dağılım personel istihdamını önceleyen bir anlayıştan uzakta kalmaktadır. Sağlık harcamalarının önemli bölümü, uzun vadeli kira sözleşmeleri, hizmet alım sözleşmeleri ve kamu–özel iş birliği modelinin getirdiği yükümlülüklere yönelmekte; doğrudan sağlık hizmeti üreten insan gücüne ayrılması gereken kaynaklar ikincil plana itilmektedir. Bu tercih, gençler için istihdam alanlarını daraltmakta, mevcut çalışanlar için ise iş yükünü ağırlaştırmaktadır. 2026 yılı Sağlık Bakanlığı bütçesinin gerçekten toplum yararına ve geleceğe dönük bir istihdam politikası içermesi için; işsiz sağlık mezunlarının kademeli ve öngörülebilir bir takvimle atanması, birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, aile hekimliği ve 566 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1864 ‒ ekiplerinin yaygınlaştırılması, sözleşmeli ve taşeron istihdam biçimlerinin kadrolu ve güvenceli istihdama dönüştürülmesi zorunludur. Bütçe, yalnızca rakam büyüklüğüyle değil, genç sağlık meslek mensuplarına ne ölçüde iş imkânı sağladığı, sağlık hizmetinin kalitesini artıracak şekilde insan kaynağına ne kadar yatırım yaptığı üzerinden değerlendirilmelidir. Aksi hâlde, sağlık sektöründeki gençlerin atama beklediği, istihdam alanlarının daraldığı, nitelikli sağlık iş gücünün ülke dışına yöneldiği mevcut tablo daha da ağırlaşacak; bu durum hem sağlık sisteminin etkinliğini hem de toplumsal adalet duygusunu derin biçimde zedelemeye devam edecektir. SAĞLIK TURİZMİNDE POTANSİYELİN ALTINDA KALAN TÜRKİYE Sağlık turizmi, dünya genelinde hızla büyüyen, yüksek katma değerli bir alan hâline gelmiştir. Küresel ölçekte medikal turizm pazarının 2022 yılında yaklaşık 100 milyar dolar seviyesindeyken 2028’e kadar 300 milyar doların üzerine çıkacağı öngörülmektedir. Türkiye; güçlü sağlık altyapısı, nitelikli hekim kadrosu, coğrafi konumu ve turizm tecrübesiyle bu büyüyen pastadan daha yüksek pay alabilecek imkânlara sahip olmasına rağmen, mevcut durumda bu potansiyelin belirgin biçimde gerisinde kalmaktadır. Resmî veriler ve sektör raporları, 2023 yılında Türkiye’ye sağlık amaçlı gelen yabancı hasta sayısının yaklaşık 1,4–1,8 milyon bandına, elde edilen gelirin ise 2,3–3,1 milyar dolar düzeyine ulaştığını göstermektedir. Sağlık turizmi gelirlerinin toplam turizm gelirleri içindeki payı 2023–2024 döneminde yüzde 5 civarına yükselmiş olsa da 60 milyar doların üzerindeki toplam turizm gelirleri dikkate alındığında, bu pay hâlâ sınırlıdır. Türkiye’nin mevcut kapasitesi, insan kaynağı ve bölgesel avantajları dikkate alındığında bu rakamlar, “gerçek potansiyel” yerine, ancak sınırlı ve kırılgan bir başarıya işaret etmektedir. Türkiye, sağlık turizminde büyük ölçüde saç ekimi, estetik cerrahi, diş tedavileri ve benzeri belirli alanlarda yoğunlaşmış durumdadır. Uluslararası basın ve sektör raporları, Türkiye’yi özellikle saç ekimi ve estetik işlemler bakımından öne çıkan bir “paket tur” destinasyonu olarak tanımlamaktadır. Bu durum, kısa vadede gelir yaratıyor gibi görünse de uzun vadede ülkenin sağlık turizmi algısını daraltmakta, onkoloji, organ nakli, kardiyovasküler cerrahi, rehabilitasyon gibi yüksek katma değerli ve bilimsel derinliği olan alanlarda bir marka inşasını gölgelemektedir. Sağlık turizmini yalnızca belirli birkaç girişimsel işlemle sınırlayan bir 567 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1865 ‒ yaklaşım, Türkiye’nin sahip olduğu nitelikli tıp fakülteleri, üniversite hastaneleri ve araştırma altyapısıyla çelişmektedir. Bölgesel ölçekte de benzer bir plansızlık göze çarpmaktadır. Antalya, İzmir başta olmak üzere pek çok il, hem turizm altyapısı hem de sağlık tesisleri bakımından önemli bir potansiyele sahiptir; buna rağmen, sağlık turizmini bu illerin genel kalkınma stratejileriyle bütünleştiren, uzun vadeli ve bağlayıcı bir planlama çerçevesi bulunmamaktadır. Turizmde en yüksek geceleme sayılarına sahip ilçelerde bile kamu hastanelerinin kapatıldığı, yerine yapılacağı söylenen yeni hastanelerin proje ve inşa süreçlerinin yıllarca sürüncemede bırakıldığı bilinmektedir. Bu tablo, bir yandan yerli halkın ve bölgeye gelen turistlerin sağlık hizmetine erişimini zayıflatmakta, diğer yandan Türkiye’nin sağlık turizminde güven veren, öngörülebilir bir destinasyon olma iddiasını zedelemektedir. Sağlık turizmi alanında denetim ve kalite güvencesi de önemli bir zafiyet başlığıdır. Yetkisiz aracı kurumlar, agresif ve yanıltıcı tanıtım faaliyetleri, paket programlar üzerinden yapılan ve sonrasında ciddi komplikasyonlara yol açan işlem örnekleri, uluslararası medyada sıkça yer almaktadır. Bazı yabancı hastaların tedavi sonrası hayatını kaybetmesine veya ağır komplikasyonlarla ülkelerine dönmesine ilişkin haberler, Türkiye’nin sağlık turizmi markasını riske atan ciddi uyarı işaretleridir. Bu tabloya karşın, sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren özel hastaneler, poliklinikler ve aracı kuruluşlara yönelik denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi; akreditasyon, yetki belgesi, kalite standartları ve şeffaf veri paylaşımı süreçlerinin bütüncül bir sistem hâline getirilebilmesi için hâlen yeterli adım atılmamıştır. Mevcut akreditasyon ve kalite girişimlerinin sahada yaygın, bağlayıcı ve etkili uygulanmadığı anlaşılmaktadır. Bütün bu yapısal sorunlara ek olarak, sağlık turizmi ile içerdeki sağlık hizmetine erişim arasındaki denge de gözetilmemektedir. Sağlık hizmetlerine erişimde memnuniyet oranının yüzde 41 düzeyinde kaldığı, randevu bulamayan vatandaşların aylar sonrasına tetkik günü aldığı, acil servislerin taşma noktasına geldiği bir sağlık sisteminde; sınırlı sayıda uzman ve yoğun bakım kapasitesinin giderek artan biçimde yabancı hastalara yönlendirilmesi, sağlık hakkı bakımından ciddi bir çelişki doğurmaktadır. Sağlık turizminin, kamu sisteminde zaten var olan randevu krizini, personel yetersizliğini ve eşitsiz erişim sorunlarını büyüten bir faktöre dönüşmesi, toplumsal meşruiyetini de zayıflatacaktır. 568 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1866 ‒ 2026 yılı Sağlık Bakanlığı bütçesi, sağlık turizmini yüksek katma değerli, planlı ve güvenli bir sektör hâline getirecek nitelikte değildir. Sağlık turizmini, Sağlık, Kültür-Turizm, Ticaret ve Dışişleri başta olmak üzere ilgili tüm kurumların katıldığı bütüncül bir stratejinin parçası hâline getiren; kalite, denetim, insan kaynağı planlaması ve kamu altyapısının güçlendirilmesine öncelik veren bir programlama yerine, parçalı ve kısa vadeli teşvik anlayışı sürdürülmektedir. Oysa Türkiye’nin gerçek potansiyeline ulaşabilmesi için, sağlık turizmi gelirini büyütürken vatandaşların sağlık hizmetine erişimini zayıflatmayan; merdiven altı uygulamaları ve düşük standartlı hizmet sunumunu tasfiye eden; uluslararası alanda güven, kalite ve etik standartlarla anılan bir model kurulması zorunludur. Bugün geldiğimiz noktada, sağlık turizmi Türkiye için önemli bir fırsat alanı olmakla birlikte, mevcut politikalar ve bütçe tercihleri bu alanın ülke lehine, kalıcı ve dengeli bir kalkınma aracına dönüşmesini sağlayamamaktadır. Sağlık turizminde gerçek potansiyelimize ulaşamamış olmamızın temel nedeni; stratejisiz büyüme, zayıf denetim, sınırlı kurumsal koordinasyon ve iç sağlık sistemiyle uyumlu bir planlama perspektifinin bulunmamasıdır. 2026 Sağlık Bakanlığı bütçesinin bu eksiklikleri giderecek şekilde yeniden kurgulanması, ülkemizin hem sağlık hakkını koruyan hem de yüksek katma değerli sağlık turizmi gelirini adil ve sürdürülebilir biçimde artıran bir rotaya girmesi açısından zorunlu görülmektedir. 569 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1867 ‒ SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI Merkezi Değişim 2025 Bütçesi 2025 Harcama 2026 Bütçe Bütçe Oranı (%) Başlangıç Ödeneği (Haziran Sonu) Teklifi (₺) İçindeki Payı 2025-2026 (%) 124.497.913.000 47.220.956.112 176.966.775.000 42,14 %0,93 Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2026 yılı bütçesi 2025 yılı bütçesi olan 124,5 milyar TL’den %42,14’lük bir arWşla 176,9 milyar TL olarak belirlenmişAr. Bu arWş Merkezi YöneAm Bütçe Teklifinde görülen %28,5’lik arWşa göre oldukça fazladır. Bu özelliği ile Sağlık Bakanlığından sonra bütçesi en çok ar|rılan ikinci bakanlık olmuştur. 2025 Değişim Bakanlık Açıklama 2025 Haziran 2026 Bütçe Oranı Bütçesi (Ekonomik Başlangıç Sonu Teklifi (2025- İçindeki Sınıflandırma) Ödeneği Harcama 2026) Payı (%) Personel Giderleri 3.538.352.000 1.750.837.628 4.802.717.000 35,73 2,71 SGK Devlet Primi 433.820.000 213.388.643 586.680.000 35,23 0,33 Giderleri Mal ve Hizmet Alım 604.389.000 157.935.681 723.634.000 19,72 0,40 Giderleri Cari Transferler 65.948.390.000 30.995.217.128 96.395.069.000 46,16 54,47 Sermaye Giderleri 3.107.084.000 526.246.837 7.037.200.000 126,48 3,97 Sermaye Transferleri 32.430.139.000 7.634.405.705 39.527.437.000 21,88 22,33 Borç Verme 18.435.739.000 5.942.924.489 27.894.038.000 51,30 15,76 GENEL TOPLAM 124.497.913.000 47.220.956.112 176.966.775.000 42,14 100 Personel Giderleri 3,5 milyar TL’den %35,7 oranla artarak 4,8 milyar TL’ye yükselmektedir. Bu harcama kalemi, kamu personeli ile kamu personeli olmamakla birlikte mevzuaW gereğince ilgililere bordroya dayalı olarak yapılan ödemeleri kapsamaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri de personel giderlerine paralel bir arWş göstererek 433 milyon TL’den 586 milyon TL’ye yükselmişAr. DevleAn işveren sıfaWyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri, bu bölümde izlenmektedir. Mal ve Hizmet Alım Giderleri, 604 milyon TL’den 723 milyon TL’ye yükselmişAr. Bu kısımdaki giderler, mal ve hizmet karşılığında yapılan faturalı ödemeleri kapsamaktadır. “Cari Transferler” kalemi de Bakanlık bütçesindeki ortalama arWşın üzerinde %54,47 oranla artmaktadır. 2025 yılı için başlangıç ödeneği 65,9 milyar TL olan cari transferler kaleminin ilk 6 ayda yaklaşık 31 milyar TL’sinin kullanıldığı görülmektedir. 2026 yılı için ise 96,3 570 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1868 ‒ milyar TL ödenek talep edilmektedir. Cari Transferler, sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir. Sermaye giderleri için 2025 yılında 3,1 milyar TL ayrılmış ve yılın ilk 6 ayı için sadece 526 milyon TL harcama yapılmışWr. 2026 yılı için ise 7 milyar TL’nin üzerinde bir ödenek ayrıldığı görülmektedir. Bu arWş sermaye giderleri kaleminin alWnda yer alan “gayrimenkul sermaye üreAm giderleri” kaleminde yaşanan arWştan kaynaklanmaktadır. Daha detaylı incelendiğinde 2026 yılı için Bakanlığın Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü’nün “Sanayinin GelişArilmesi, ÜreAm ve YaWrımların Desteklenmesi Programının” alWnda “Dış Proje Kredileri” ile finansmanını sağlayacağı bir proje için 5,8 milyar TL’lik harcama planı olduğu görülmektedir. Bu yaWrım planlarının 2007 yılı için yaklaşık 7 milyar TL, 2028 yılı için ise yaklaşık 8 milyar TL’lik bütçe ile devam edeceği görülmektedir. Sermaye giderleri, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi akAflerin edinimi için yapılan ve Devlet mal varlığını arWran ödemelerdir. Bütçe dışına sermaye birikimi amaçlayan ve sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemeleri temsil eden “Sermaye Transferleri” 32,4 milyar TL’den %22,3 arWşla 39,5 milyar TL’ye yükselmektedir. Bütçe dışına sermaye birikimi amaçlayan ve sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemeleri temsil eden “Sermaye Transferleri” 32,4 milyar TL’den %22,3 arWşla 39,5 milyar TL’ye yükselmektedir. “Borç Verme” kalemi 18,4 milyar TL’den %51,3’lük arWşla 27,8 milyar TL’ye yükselmişAr. Borç Verme sınımnda bir mali hakka veya devleAn mülkiyeAnde hisse (sermaye) kaWlımına neden olan ödemeler bulunmaktadır. Devlet taramndan verilen krediler ve alınan hisseler borç verme olarak sınıflandırılmaktadır. BÜYÜME VERİLERİNDEKİ ÇELİŞKİLER VE TOPLAM FAKTÖR VERİMLİLİĞİ Türkiye ekonomisinin ve sanayi üreAminin karşı karşıya olduğu en temel yapısal sorun, üreAm faktörlerinin verimsizliğidir. Sürdürülebilir bir kalkınma hamlesi, yalnızca sermaye stokunu arWrmakla veya işgücüne kaWlımı yükseltmekle değil, bu girdilerin ne kadar etkin kullanıldığını gösteren "toplam faktör verimliliğinin (TFV) arWrılmasıyla mümkündür. Ancak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesi ve hükümeAn genel ekonomi poliAkaları incelendiğinde, 571 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1869 ‒ büyümenin niteliğine odaklanmaktan ziyade, hormonlu ve açıklanması güç büyüme rakamları üzerinden bir başarı hikayesi yazılmaya çalışıldığı görülmektedir. Ekonomik büyümenin kaynakları analiz edildiğinde, sermaye kısıW yaşayan bir ülke olmamız ve isAhdam arWşının sınırları göz önüne alındığında, Türkiye’nin dinamosu "verimlilik arWşı" olmalıdır. Uluslararası kabul görmüş en önemli veri setlerinden biri olan Penn World Table (PWT) verileri incelendiğinde, Türkiye ekonomisinin verimlilik karnesinin endişe verici olduğu ortaya çıkmaktadır. Söz konusu veri seAne göre, Türkiye’nin toplam faktör verimliliği seviyesi, bugün iAbarıyla 2002 yılı seviyelerine geri dönmüş durumdadır. 2002-2007 döneminde yakalanan verimlilik arWşı ve büyümeye poziAf katkı trendi, ilerleyen yıllarda yerini durağanlığa ve gerilemeye bırakmışWr. Bugün gelinen noktada, yirmi yılı aşkın bir sürenin sonunda verimlilikte bir arpa boyu yol gidilememiş olması, sanayi ve teknoloji poliAkalarının etkinliğini sorgulatmaktadır. Toplam faktör verimliliği, sadece makinelerin hızı veya işçinin yeteneği ile açıklanamaz; bu kavram, bir ülkenin hukuk sistemini, demokrasisini, yöneAm kalitesini, iş yapma ortamını ve eğiAm sistemini de kapsayan, "üreAmin iklimini" ifade eden bir arWk değerdir. Dolayısıyla, hukukun üstünlüğünün zedelendiği, yargı bağımsızlığının tarWşıldığı ve kurumların yıpraWldığı bir ortamda, sanayide kalıcı bir verimlilik arWşı beklemek ikAsadi gerçeklerle örtüşmemektedir. 2025 yılı büyüme verilerine ilişkin Hükümet kanadından yapılan açıklamalar ise üreAm sahasındaki gerçeklerle ve ikAsadi manWkla derin çelişkiler barındırmaktadır. Hükümet yetkilileri, 2025 yılının ilk alW ayındaki büyümenin yarısından fazlasının ve yıl sonu büyüme tahmininin önemli bir kısmının "toplam faktör verimliliğinden" geldiğini iddia etmektedir. Ancak 2025 yılı, Türkiye’de siyasi gerilimlerin ar|ğı, kayyum atamalarının gündem olduğu, hukuk güvenliğinin sorgulandığı ve iş dünyası temsilcilerinin dahi hukuki süreçlerde tedirginlik yaşadığı bir yıl olarak kayıtlara geçmişAr. Demokrasi ve hukuk endekslerinde gerilemenin yaşandığı, iş ortamının bozulduğu böyle bir atmosferde, büyümenin ana kaynağının "verimlilik arWşı" olduğunu iddia etmek, ikAsat bilimiyle alay etmekAr. Bu durum, büyüme rakamlarının hesaplanmasında açıklanamayan bir "arWk" değerin verimlilik hanesine yazıldığını ve verilerin güvenilirliğinin sorgulanması gerekAğini düşündürmektedir. Büyüme verilerindeki bir diğer tutarsızlık ise harcama yönlü milli gelir hesaplarında "stok değişimi" kaleminde görülmektedir. İkAdarın açıkladığı büyüme kompozisyonunda, 572 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1870 ‒ tükeAm ve yaWrım kalemlerinin yetersiz kaldığı noktalarda, büyümenin kaynağı olarak "stok arWşı" gösterilmektedir. Oysa 2025 yılı, sanayicinin finansmana erişimde tarihin en büyük zorluklarını yaşadığı, Acari kredi faizlerinin yüzde 50-60 bantlarına ulaşWğı bir dönemdir. Finansman maliyeAnin bu denli yüksek olduğu bir ortamda, hiçbir basiretli sanayicinin yüksek faizle kredi çekip "stoktan büyüme" yaratması rasyonel değildir. Sanayici işletme sermayesi bulamazken, büyümenin stok arWşından geldiğini savunmak, milli gelir hesaplarındaki "hata ve noksan" kaleminin büyüklüğünü örtbas etme çabasından başka bir anlam taşımamaktadır. Kâğıt üzerinde gösterilen büyüme rakamları, sanayicinin, üreAcinin ve vatandaşın hissedği ekonomik daralmayı yansıtmamaktadır. Türkiye’nin ihAyacı, stok arWşlarına veya kaynağı belirsiz verimlilik hesaplarına dayalı sanal bir büyüme değil, hukukun üstünlüğü ve demokrasiyle desteklenen, teknoloji ve inovasyon odaklı, gerçek ve tabana yayılan bir üreAm seferberliğidir. İMALAT SANAYİİNİN YAPISAL SORUNLARI Sanayi ve teknoloji üzerine derinlemesine incelemeler yapıldığında, Türkiye ekonomisinin üreAm cephesinde, makyajlı büyüme rakamlarının ardına gizlenemeyecek kadar derin bir yapısal kırılma yaşandığını göstermektedir. Bir ülkenin kalkınma serüveninde, sanayileşme sadece bir ekonomik aşama değil, toplumsal refahın ve bağımsızlığın teminaWdır. Ancak son yıllardaki veriler, Türkiye’nin bir "sanayileşme" hamlesinden ziyade, tehlikeli bir "erken sanayisizleşme" sürecine sürüklendiğini işaret etmektedir. İkAdarın "Türkiye Yüzyılı", "ÜreAm Üssü Türkiye" gibi iddialı sloganlarına karşın, milli gelir hesapları ve yaWrım istaAsAkleri, sanayinin ekonomideki ağırlığının azaldığını, kaynakların ise üreAmden ziyade ranta ve betona akWğını ortaya koymaktadır. Gelişmekte olan bir ülkenin, orta gelir tuzağını aşıp yüksek gelirli ülkeler ligine çıkabilmesi için imalat sanayiinin GSYH içindeki payının uzun bir süre yüzde 25-30 bandında seyretmesi ikAsadi bir zorunluluktur. Dünya örnekleri incelendiğinde; Çin’de bu oranın yüzde 26,2, Güney Kore’de yüzde 24,3, Malezya’da yüzde 23 olduğu görülmektedir. Oysa Türkiye’de imalat sanayiinin payı, olması gereken seviyelerin çok alWna, yüzde 20’nin gerisine düşmüştür. 2021 ve 2022 yıllarında konjonktürel etkilerle yüzde 22 seviyelerini gören imalat sanayi payı, 2023 yılında yüzde 19,5’e, 2024 yılında ise yüzde 16,8 gibi alarm verici bir seviyeye gerilemişAr. 573 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1871 ‒ Aşağıdaki tablo, Türkiye’nin üreAmden nasıl koparıldığının ve imalat sanayinin milli gelir pastası içindeki diliminin nasıl küçüldüğünün tarihsel kanıWdır. Türkiye, İmalat Sanayiinin GSYH İçindeki Payı, % İmalat sanayii gelişme sürecindeki bir ülkenin en 1998 22,3 2011 16,4 önemli üre;m kalemidir. Bu sektörün milli hasıla 1999 20,0 2012 15,8 kompozisyonundaki payının ar`rılması adına 2000 18,7 2013 16,3 poli;kalar izlenmesi kalkınma yolunda önem teşkil 2001 17,7 2014 16,8 etmektedir. Ancak tabloda da görüldüğü üzere 2002 16,9 2015 16,7 2023 ve 2024 yıllarında imalat sanayiinin GSYH 2003 17,1 2016 16,6 içindeki payı yüzde 20’nin al`na düşmüştür. 2004 16,9 2017 17,6 Dünyadaki ülkelerin verileri incelendiğinde imalat 2005 16,9 2018 19,1 sanayiinin GSYH içindeki payları; Çin’de %26,2; 2006 17,1 2019 18,4 Güney Kore’de %24,3; Malezya’da %23; 2007 16,8 2020 19,1 Meksika’da %20 olarak karşımıza çıkmaktadır. 2008 16,3 2021 22,2 Gelişmekte olan ülkeler gelişme sürecinin sağlıklı 2009 15,2 2022 22,1 şekilde tamamlanabilmesi için bu oranın uzun 2010 15,1 2023 19,5 yıllar boyunca %25 civarında seyretmesi önemlidir. 2024 16,8 Tablodan da anlaşılacağı üzere, 1998 yılında yüzde 22,3 olan oran, 2024 yılında yüzde 16,8’e inmişAr. Bir çeyrek asırda sanayinin payının artmak bir yana, 5,5 puan erimesi, uygulanan ekonomi poliAkalarının üreAm odaklı olmadığının ispaWdır. İkAdarın "büyüyoruz" dediği dönemlerde dahi sanayinin payının düşmesi, büyümenin sanayiden değil; tükeAmden, hizmetlerden ve inşaaZan geldiğini, yani "kalitesiz ve isAhdam yaratmayan" bir büyüme olduğunu göstermektedir. Bu tablo, Türkiye’nin "üreAm ekonomisi" rotasından çıkıp, "borçla finanse edilen tükeAm ekonomisi" rotasına girdiğinin resmidir. Bu yapısal bozulmanın en önemli sebebi, yaWrımların kompozisyonundaki çarpıklıkWr. Türkiye, kıt olan sermaye birikimini ve dışarıdan bulduğu kaynakları, döviz kazandırıcı ve teknoloji üreten fabrikalara yaWrmak yerine; taşa, toprağa, betona ve ranta gömmüştür. Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın verileri, özel sektörün sabit sermaye yaWrımlarında imalat sanayiinin payının azaldığını, buna karşılık gayrimenkul ve ulaşWrma gibi sektörlerin payının ar|ğını doğrulamaktadır. Sanayici, elindeki sermayeyi yeni bir üreAm ha| kurmak, 574 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1872 ‒ teknoloji yenilemek veya kapasite arWrmak için kullanmak yerine; yüksek enflasyon ve belirsizlik ortamında değerini koruyacağı inancıyla konuta veya arsaya yaWrmayı tercih etmektedir. Çünkü mevcut ekonomi yöneAmi, üreAmi cezalandıran, ranW ise vergisiz bırakarak ödüllendiren bir teşvik mekanizması kurmuştur. Son yıllarda Türkiye’ye giren 20 milyar dolarlık doğrudan yaWrımın önemli bir kısmının gayrimenkul alımlarına gitmesi, sanayiye ise dişe dokunur bir kaynağın girmemesi, bu çarpık yapının sonucudur. YaWrımlardaki bu iştahsızlık ve üreAmden kaçış, sanayinin "nabzı" sayılan Kapasite Kullanım Oranlarına (KKO) da yansımışWr. Bir fabrika, elindeki makine parkını ve işgücünü ne kadar verimli kullanıyorsa, o kadar sağlıklıdır. Ancak mevcut veriler sanayinin çarklarının yavaşladığını, makinelerin durduğunu göstermektedir. Mevsimsel etkilerden arındırılmış KKO, pandemiden sonraki toparlanma sürecini geride bırakmış ve 2024 yılı iAbarıyla yeniden düşüş trendine girmişAr. Ekim 2024’te yüzde 75,2 olan KKO, Ekim 2025’te yüzde 74’e gerilemişAr. Bu düşüş, sadece bir talep yetersizliği değil, aynı zamanda maliyet baskısının bir sonucudur. Sanayicinin enerji maliyetleri son iki yılda yüzde 180 oranında artmışWr. Elektrik ve doğal gaz faturalarının alWndan kalkamayan, finansmana erişimde yüzde 50’leri aşan faiz duvarına çarpan sanayici, mecburen kapasite düşürmekte, şalter indirmekte veya vardiya azaltmaktadır. Kapasite kullanımının düşmesi demek; birim maliyetlerin artması, verimliliğin düşmesi ve nihayeAnde enflasyonun daha da kaWlaşması demekAr. Aşağıdaki grafik, sanayideki bu yavaşlamayı ve kapasite kullanımındaki erimeyi görselleşArmektedir: 575 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1873 ‒ Sanayinin GSYH içindeki payının azalması ve yaWrımların yetersizliği, sadece makroekonomik bir veri değil, aynı zamanda bölgesel kalkınma açısından da bir adalet sorunudur. Sanayi yaWrımlarının belirli bölgelere (Marmara Havzası) sıkışması, Anadolu’nun üreAm potansiyelinin âWl kalmasına neden olmaktadır. Sanayi üreAminin İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde yoğunlaşması, hem deprem riski açısından büyük bir ulusal güvenlik tehdidi oluşturmakta hem de diğer bölgelerde işsizliği ve göçü teAklemektedir. Olası bir İstanbul depreminde, Türkiye ekonomisinin şalterinin ineceği gerçeği, sanayinin Anadolu’ya yayılmasını bir tercih değil, bir beka meselesi haline geArmişAr. Ancak Bakanlık bütçesinde, sanayiyi Anadolu’ya taşıyacak, yeni sanayi havzaları oluşturacak vizyoner bir kaynak tahsisi görülmemektedir. Samsun’dan Trabzon’a, Adana’dan Erzurum’a kadar yeni sanayi koridorları oluşturulmalı, bu bölgelere yapılacak yaWrımlar sadece vergi indirimiyle değil, doğrudan altyapı ve enerji destekleriyle teşvik edilmelidir. Bu amaçla sunduğumuz önerge ikAdar grubunun oylarıyla reddedilmişAr. Trabzon "YaWrım Adası" projesinin akıbeA, ikAdarın sanayi yaWrımlarına bakışındaki ciddiyetsizliğin bir örneğidir. 2014 yılında bizzat Cumhurbaşkanı taramndan sözü verilen, 2019’da "yürürlüğe girdi" denilen Trabzon YaWrım Adası Endüstri Bölgesi’ne, aradan geçen 11 yılda tek bir çivi dahi çakılmamışWr. Trabzonlu sanayici, denizin ortasındaki hayali bir ada için umutla bekleAlirken, proje "render" görüntülerden öteye gidememişAr. Fizibilitesi yapılmayan, ödeneği ayrılmayan, sadece seçim meydanlarında vaat olarak kullanılan bu tür projeler, devleAn yaWrım ciddiyeAni zedelemektedir. 2026 yılı bütçesi, Türk sanayisinin yapısal sorunlarına çözüm üretmekten uzakWr. İmalat sanayiinin milli gelirdeki payının erimesine seyirci kalan, özel sektör yaWrımlarının ranta kaymasını engelleyecek vergi düzenlemelerini yapmayan, kapasite kullanımındaki düşüşü sadece "dış talep daralması" ile açıklamaya çalışan bir yöneAm anlayışı, Türkiye’yi üreAm liginden düşürmektedir. TEŞVİK SİSTEMİNİN SORUNLARI VE KAYIT DIŞI MALİYETLER Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın faaliyetleri değerlendirildiğinde, Türkiye’nin sanayi poliAkasının en yumuşak karnını, karmaşık, dağınık, verimsiz ve en önemlisi "etkisi ölçülemeyen" teşvik sistemi oluşturmaktadır. DevleAn kıt kaynaklarını yaWrıma, üreAme ve isAhdama yönlendirmek amacıyla kurgulanan teşvik mekanizması, yıllar içerisinde stratejik bir 576 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1874 ‒ yönlendirme aracı olmaktan çıkmış, adeta bir "isAsna tanıma" yarışına dönüşmüştür. Bugün gelinen noktada, hangi kurumun hangi amaçla teşvik verdiği, bu teşviklerin mükerrer olup olmadığı ve en vahimi, harcanan her bir kuruşun ülke ekonomisine ne kadar katma değer olarak döndüğü tam bir muammadır. Türkiye’de teşvik sistemi sadeleşArilmek yerine her geçen gün daha da karmaşık hale geArilmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, KOSGEB, TÜBİTAK, Kalkınma Ajansları, Ticaret Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlar, birbirinden kopuk mevzuatlar çerçevesinde piyasaya kaynak aktarmaktadır. Bu "teşvik enflasyonu", sanayiciyi üreAm yapmaktan ziyade "hangi teşviki nasıl alırım" diye mesai harcamaya iten bir "teşvik avcılığı" kültürünü beslemektedir. Bakanlığın sunduğu etki analizleri incelendiğinde, temel bir metodolojik hata ve şeffaflık sorunu göze çarpmaktadır. Bakanlık, teşvik verdiği projelerin "çıkWlarını" raporlamakta; örneğin "şu kadar isAhdam sağladık", "bu kadar kapasite yara|k" demektedir. Ancak bu çıkWların "maliyeAne" dair veriler ya eksikAr ya da kamuoyuyla paylaşılmamaktadır. Bir poliAka yapıcı için asıl başarı kriteri, bir sonucu elde etmek değil; o sonucu "en az maliyetle" ve "en yüksek verimlilikle" elde etmekAr. MaliyeA bilinmeyen bir başarının, gerçek bir başarı olup olmadığı tarWşmalıdır. Teşvik sisteminin en karanlık ve deneAme kapalı alanı, nakdi desteklerden ziyade, "vazgeçilen kamu gelirleri" yani vergi harcamalarıdır. İkAdar, bütçeden doğrudan para çıkararak verdiği destekleri (hibe vb.) izlemeye çalışsa da asıl büyük kaynak transferi olan Kurumlar Vergisi isAsnaları, indirimleri ve muafiyetlerinin oluşturduğu "Genel Teşvik Sistemi"nin maliyeA konusunda tam bir veri körlüğü yaşanmaktadır. VERGİ TÜRLERİ İTİBARIYLA TOPLAM VERGİ HARCAMASI TAHMİNLERİ (TL) KANUN ADI 2026 2027 2028 GELİR VERGİSİ KANUNU 1.728.957.115.474 1.882.839.142.580 2.059.762.527.979 KURUMLAR VERGİSİ KANUNU 768.068.934.548 780.158.084.236 800.668.477.979 KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU 728.590.829.514 815.515.203.585 899.093.185.619 ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ KANUNU 91.717.768.724 103.333.009.888 114.608.905.193 DİĞER KANUNLAR 279.805.353.569 297.985.080.933 313.575.531.323 TOPLAM 3.597.140.001.829 3.879.830.521.222 4.187.708.628.093 577 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1875 ‒ 2026 yılı Merkezi YöneAm Bütçesi verilerine göre, devleAn teşvik, isAsna ve muafiyet adı alWnda vazgeçAği kurumlar vergisi geliri (vergi harcaması) tahmini 768 milyar TL gibi devasa bir boyuta ulaşmışWr. Ancak bu rakamın ne kadarının sanayi yaWrımlarına ne kadarının bölgesel kalkınmaya ne kadarının ise verimsiz alanlara gidğine dair geriye dönük bir "idari kayıt" ve "performans deneAmi" bulunmamaktadır. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın verileri ile Sanayi Bakanlığı’nın teşvik belgeleri arasında entegre bir takip sistemi kurulmadığı için, devlet ne kadar vergi alacağından vazgeçAğini "tahmin etmekte" ancak "bilememektedir". Bu durum, devleAn sağ cebinden sol cebine koyduğu parayı sayamaması demekAr. Bu verisizlik, teşvik sisteminin etkinliğini ölçmeyi imkânsız kılmaktadır. Örneğin, milyarlarca liralık vergi indirimi sağlanan bir sektör, aslında beklenen katma değeri yaratmamakta, sadece kamunun gelir kaybına neden olmaktadır. Bu "kara kutu" açılmadan, Türkiye’de adil ve verimli bir sanayi poliAkasından söz edilemeyecekAr. Son dönemde sanayi finansmanında öne çıkan ve Merkez Bankası kaynaklarından kullandırılan "YaWrım Taahhütlü Avans Kredisi" (YTAK) uygulaması da benzer bir şeffaflık sorunuyla maluldür. Toplamda 300 milyar TL (son güncellemelerle 500 milyar TL’ye yaklaşan) bir limiAn tahsis edildiği bu programda, kredilerin hangi kriterlere göre, hangi firmalara ve hangi teknolojik yetkinlik seviyesine göre dağıWldığı kamuoyu deneAmine açık değildir. Faiz oranlarının piyasa koşullarının çok alWnda olduğu bu imAyazlı krediler, eğer doğru ve şeffaf yöneAlmezse, sanayide teknolojik dönüşümü sağlamak yerine, "servet transferi" aracına dönüşme riski taşımaktadır. Bakanlık, YTAK kapsamında desteklenen projelerin teknoloji hazırlık seviyelerini, ithal ikamesi etkilerini ve ihracat potansiyellerini somut verilerle açıklamalıdır. Aksi takdirde, geçmişte Kredi GaranA Fonu (KGF) kredilerinde olduğu gibi, alınan ucuz kredilerin dövize, alWna veya gayrimenkule gitmesi, yani sanayi dışı alanlarda kullanılması işten bile değildir. Teşvik sistemindeki karmaşa, sadece verimlilik sorunu yaratmakla kalmamakta, aynı zamanda büyük bir adaletsizliğe de yol açmaktadır. 2024 yılında toplanan prim teşviklerinin yüzde 74’ü, Türkiye’nin en büyük 500 firmasına gitmişAr. Geriye kalan yüz binlerce KOBİ ve Anadolu sanayicisi ise pastanın sadece yüzde 26’sını, bürokraAk zorluklarla mücadele ederek paylaşmak zorunda kalmışWr. 578 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1876 ‒ Anadolu’daki bir KOBİ’nin teşvik belgesi alması, dosyasını tamamlaması ve bürokrasiyi aşması ortalama 78 gün sürerken; büyük holdinglerin profesyonel ekipleri ve Ankara’daki lobi güçleri sayesinde bu süreçleri çok daha hızlı tamamladığı bilinmektedir. KOSGEB bütçesinin 2026 yılında reel olarak daralWlması (enflasyonun alWnda bir arWşla 11 milyar TL’den 13,5 milyar TL’ye çıkması), KOBİ’lerin kaderine terk edildiğinin bir başka göstergesidir. Komisyonda sunduğumuz "KOBİ’lere Destek" önergesi bu adaletsizliği gidermeyi, KOSGEB bütçesini 5 milyar TL arWrarak KOBİ’lerin dijitalleşme ve yeşil dönüşüm süreçlerine can suyu olmayı hedeflemişAr. Ancak bu önergemiz, ikAdar oylarıyla reddedilmişAr. İkAdar, tercihini yine "büyükten ve güçlüden" yana kullanmışWr. Teşvik sistemindeki bu "yap-boz" tahtası anlayışı ve sık sık değişen mevzuatlar, sanayicinin en büyük düşmanı olan "öngörülemezliği" beslemektedir. Bir sanayici, yaWrım kararı alırken 5 yıl, 10 yıl sonrasını görmek istemesi olağandışı bir durum değildir. Ancak Türkiye’de teşvik bölgeleri, destek oranları ve başvuru şartları o kadar sık değişmektedir ki, sanayici yaWrım fizibilitesi yapamaz hale gelmişAr. Enerji maliyetlerindeki belirsizlik, vergi mevzuaWndaki sürpriz değişiklikler ve teşviklerin bütçe kısıtları gerekçesiyle geç ödenmesi, yaWrım iştahını kapatmaktadır. 2026 bütçesi, teşvik sistemindeki bu yapısal dağınıklığı toparlayacak, etki analizine dayalı, verimlilik odaklı ve şeffaf bir reform iradesi taşımamaktadır. İhAyacımız olan; parayı dağıWp kenara çekilen değil, verdiği her kuruşun hesabını "ulusal katma değer" olarak soran, KOBİ’yi holdinglere ezdirmeyen ve vergi harcamalarını şeffaf bir şekilde raporlayan "hesap verebilir" bir teşvik sistemidir. AR-GE YATIRIMLARININ İŞLEVSİZLİĞİ Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi, Türkiye’nin küresel rekabeZeki konumunu belirleyecek olan teknolojik dönüşüm, dijitalleşme ve yüksek katma değerli üreAm hedefleri açısından değerlendirildiğinde, ne yazık ki "çağı yakalama" iddiasından uzak, statükoyu korumaya odaklı ve vizyoner derinlikten yoksun bir tablo çizmektedir. Dünya, "Endüstri 4.0" aşamasını geçip yapay zekâ, otonom sistemler ve yeşil teknolojilerin domine edği "Endüstri 5.0" ve ötesini tarWşırken; Türkiye’nin sanayi poliAkası hala "orta-düşük teknolojili üreAm" sarmalından kurtulamamış, AR-GE bütçeleri arWrılsa dahi en değerli sermayesi olan yeAşmiş insan gücünü yurt dışına kapWran bir ülke konumuna sürüklenmişAr. 579 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1877 ‒ Türkiye sanayisinin karşı karşıya olduğu en büyük dışsal tehditlerden biri Çin’in başardığı teknolojik dönüşümdür. Yıllarca "ucuz işgücü deposu" olarak görülen Çin, son on yılda uyguladığı stratejik planlarla dünyanın en büyük roboAk ve otomasyon kullanıcısı haline gelmişAr. Türkiye’nin sanayi stratejisi hâlâ "ucuz işçilik ve lojisAk avantaj" üzerine kuruluyken, rakiplerimiz üreAm bantlarını robotlarla donatarak verimlilikte ulaşılması güç seviyelere çıkmaktadır. Uluslararası RoboAk Federasyonu (IFR) verilerine göre, imalat sanayiinde her 10.000 çalışan başına düşen robot sayısını ifade eden "robot yoğunluğu" liginde Çin, devasa bir sıçrama yapmışWr. 2023 verilerine göre Çin’de 10.000 çalışana düşen robot sayısı 470’i aşmış, bazı raporlarda 500 bandını zorladığı belirAlmişAr. Buna karşılık İngiltere gibi sanayi devrimi yapmış ülkelerde dahi bu rakam 100’ler seviyesindedir. Türkiye ise bu ligde henüz emekleme aşamasındadır. Bu tablo şunu göstermektedir: Çin, arWk sadece ucuz işçilikle değil, "yüksek teknoloji ve sımr hata" ile üreAm yapmaktadır. Türkiye’nin bu hıza, mevcut "emek yoğun" ve "düşük teknolojili" sanayi altyapısı ile direnmesi mümkün değildir. Eğer Türkiye, sanayide dijitalleşme ve otomasyon hamlesini bir devlet poliAkası olarak, güçlü teşviklerle hayata geçiremezse, hem Avrupa pazarını Çinli rakiplerine kapWracak hem de içeride sanayisizleşme süreci hızlandıracakWr. Bakanlık bütçesinde, KOBİ’lerin dijital dönüşümü ve roboAk yaWrımları için ayrılan kaynaklar, bu tehdidi bertaraf etmekten çok uzak görünmektedir. Türkiye, toplam Araşurma Gelişfrme AR-GE harcamasının GSYH içindeki payı, % 2001 0,52 2013 0,81 2002 0,51 2014 0,86 2003 0,47 2015 0,97 2004 0,5 2016 1,12 2005 0,56 2017 1,18 2006 0,55 2018 1,27 2007 0,69 2019 1,32 2008 0,69 2020 1,37 2009 0,8 2021 1,4 2010 0,79 2022 1,32 2011 0,79 2023 1,39 2012 0,83 2024 1,46 Teknolojik dönüşümün motoru, AraşWrma ve GelişArme (AR-GE) faaliyetleridir. Bir ülke ne kadar üreArse üretsin, eğer bilim üretmiyorsa, o üreAm "fasonculuktan" öteye geçemeyecekAr. Almanya’nın sadece sanayi AR-GE bütçesini 78 milyar euroya çıkardığı, Güney Kore’nin yeşil teknolojiye 43 milyar dolar ayırdığı bir dünyada; Türkiye’nin TÜBİTAK’a ayırdığı 580 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1878 ‒ 1,35 milyar dolarlık (58 milyar TL) bütçe, trajikomik bir rakamdır. Bu bütçe ile ne yapay zekâ yarışına girilebilir ne çip üreAlebilir ne de uzay teknolojilerinde rekabet edilebilir. Türkiye’nin AR-GE harcamalarının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranı, yıllardır hedeflenen seviyelerin çok alWnda seyretmektedir. 2024 yılı iAbarıyla Türkiye’nin AR-GE harcaması GSYH’nin yüzde 1,46’sı seviyesindedir. OECD ortalaması yüzde 2,7 civarındadır. Teknoloji devi Güney Kore’de bu oran yüzde 4,96, ABD’de yüzde 3,45, Japonya’da yüzde 3,44’tür. OECD ülkeleri ile karşılaşWrmanın yer aldığı grafik, Türkiye’nin AR-GE liginde nerede durduğunu acı bir şekilde göstermektedir. Türkiye, gelişmiş ülkelerin harcadığının yarısını bile AR-GE’ye ayıramamaktadır. Bu fark, sadece bir harcama farkı değil; "teknoloji üreten" ile "teknolojiyi ithal eden" ülkeler arasındaki bağımlılık farkıdır. AR-GE’ye yeterli kaynak ayırmayan bir Türkiye, savunma sanayisinde motoru, otomoAvde bataryayı, elektronikte çipi dışarıdan almak zorunda kalmaya devam edecekAr. Türkiye, Yüksek Teknolojili Ürünlerin İmalat Türkiye, Orta Yüksek Teknolojili Ürünlerin İmalat Sanayii İhracal İçindeki Payı, % Sanayii İhracal İçindeki Payı, % 2018 3,5 2018 36,4 2019 3,6 2019 36 2020 3,4 2020 35,9 2021 3 2021 33,4 2022 3,1 2022 33,8 2023 3,8 2023 36,5 2024 3,6 2024 37,5 2025 Ocak- Eylül 3,7 2025 Ocak- Eylül 38,9 581 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1879 ‒ AR-GE yetersizliğinin en somut sonucu, ihracaWmızın teknoloji kompozisyonunda görülmektedir. Yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere, Türkiye’nin imalat sanayi ihracaW içinde yüksek teknolojili ürünlerin payı 2018 yılında yüzde 3,5 iken, 2024 yılında yüzde 3,6 seviyesinde çakılı kalmışWr. 2025 tahmini ise yüzde 3,7’dir. Aradan geçen 7 yılda, onca teşvik ve "hamle" söylemine rağmen, yüksek teknolojili ürün ihracaWnda bir arpa boyu yol gidilememişAr. Oysa Güney Kore, Malezya gibi ülkelerde bu oran yüzde 20-30 bandındadır. Türkiye, "Orta-Düşük Teknoloji Tuzağına" hapsolmuş durumdadır. İhracat rekorlarıyla övünülse de saWlan ürünün kilogram değeri artmamakta, Türkiye "yükte ağır, pahada hafif" ürünler satmaya devam etmektedir. Türkiye’nin yüksek teknolojili ürün ithalaWnın imalat sanayii ithalaW içindeki payı 2018 yılında %13,4 iken 2024 yılında %11,1 olarak gerçeklemişAr. Aynı oran orta yüksek teknolojili ürünlerde %42’den %43,9’a yükselmişAr. Türkiye, Yüksek Teknolojili Ürünlerin Türkiye, Orta Yüksek Teknolojili Ürünlerin İmalat Sanayii İthala` İçindeki Payı, % İmalat Sanayii İthala` İçindeki Payı, % 2018 13,4 2018 42 2019 15,3 2019 40,6 2020 13 2020 41,7 2021 12,4 2021 46,2 2022 9,8 2022 41,5 2023 10,7 2023 42,9 2024 11,1 2024 43,9 2025 (Ocak-Eylül) 11,3 2025 (Ocak-Eylül) 44,7 Orta düşük teknolojili ürünlerin imalat sanayii ithalaWndaki payı ise 2018 yılından 2024’e %33,2’den %31,2’ye gerilemişAr. Düşük teknolojili ürünlerin payı ise %11,4’ten %13,5’e yükselmişAr. Türkiye, Orta Düşük Teknolojili Ürünlerin Türkiye, Düşük Teknolojili Ürünlerin İmalat İmalat Sanayii İthala` İçindeki Payı, % Sanayii İthala` İçindeki Payı, % 2018 33,2 2018 11,4 2019 32,1 2019 12 2020 34,5 2020 10,8 2021 30,4 2021 11 2022 36,5 2022 12,2 2023 35,2 2023 11,2 2024 31,5 2024 13,5 2025 (Ocak-Eylül) 31,2 2025 (Ocak-Eylül) 12,8 582 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1880 ‒ Türkiye’nin 2024 yılı imalat sanayii ihracaW 246,5 milyar dolar olup ithalaW 280 milyar dolardır. İmalat sanayii dış AcareA 33,5 milyar dolar açık vermişAr. Yüksek teknolojili ürünlerde 30,9 milyar dolarlık ithalata karşılık sadece 8,7 milyar dolarlık ihracat yapılabilmişAr. Orta yüksek teknolojili ürün ithalaW 122,8 milyar dolar, ihracaW ise 92,3 milyar dolar olarak gerçekleşmişAr. Orta düşük teknolojili ürün ithalaW 88,3 milyar dolar, ihracaW ise 69,4 milyar dolardır. Düşük teknolojili ürünlerde ise ithalat 37,9 milyar dolar, ihracat 75,9 milyar dolar olmuş, 38 milyar dolar fazla verilmişAr. Başka bir deyişle Türkiye ekonomisi sadece düşük teknolojili ürünlerde dış Acaret fazlası verirken, orta düşük- orta yüksek- yüksek teknolojili ürünlerde net ithalatçı konumdadır. İmalat Sanayi Katma Değeri, Milyon dolar Yıl Türkiye Dünya Toplam Türkiye/ Üst Orta Gelir Türkiye/ Dünya, % (ÜOG) ÜOG, % 2004 69.295 7.263.984 0,95 1.326.282 5,22 2005 85.586 7.766.362 1,1 1.543.193 5,55 2006 95.033 8.396.724 1,13 1.833.182 5,18 2007 114.493 9.442.908 1,21 2.245.866 5,1 2008 125.310 10.211.965 1,23 2.724.929 4,6 2009 98.416 9.339.267 1,05 2.712.705 3,63 2010 116.964 10.570.200 1,11 3.260.597 3,59 2011 137.969 11.801.870 1,17 3.944.962 3,5 2012 139.425 12.050.938 1,16 4.224.682 3,3 2013 155.928 12.275.692 1,27 4.458.316 3,5 2014 157.475 12.720.621 1,24 4.692.940 3,36 2015 144.307 12.351.614 1,17 4.548.518 3,17 2016 144.327 12.412.329 1,16 4.479.529 3,22 2017 151.111 13.263.549 1,14 4.911.542 3,08 2018 148.657 14.194.002 1,05 5.326.355 2,79 2019 139.853 14.042.879 1 5.270.585 2,65 2020 137.866 13.651.818 1,01 5.177.156 2,66 2021 182.322 16.076.811 1,13 6.506.723 2,8 2022 200.551 16.027.703 1,25 6.625.858 3,03 2023 215.037 16.635.000 1,29 6.550.128 3,28 2024 219.000 16.825.000 1,30 Türkiye’de son 20 yılda imalat sanayii katma değeri 69 milyar dolardan 219 milyar dolara yükselmişAr. Aynı dönemde dünyada imalat sanayiinin toplam büyüklüğü 7,2 trilyon 583 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1881 ‒ dolardan 16,8 trilyon dolara yükselmişAr. Türkiye’nin dünya imalat sanayii içindeki payı 0,95’ten 1,3’e yükselmişAr. Bilindiği üzere imalat sanayiinin büyüme hızı gelişmiş ülkelerde yavaş, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde ise hızlıdır. Ülkeler gelişmelerini tamamladıkça imalat sanayii katma değerinin büyüme hızının yavaşlaması beklenir. Üst orta gelirli ülkelerin imalat sanayii katma değeri aynı dönemde 1,3 trilyon dolardan 6,5 trilyon dolar seviyelerine yükselmişAr. Türkiye’nin bu grup içindeki payı ise %5,2’den %3’e kadar gerilemişAr. Bu durum, Türkiye’nin imalat sanayiinin büyüme hızı üst orta gelir grubundaki rakip olduğu ülkelere göre yavaş kalmışWr. Gelişmekte olan ülkelerde imalat sanayii hızla büyümeye devam ederken, Türkiye’de büyüme beklenenin alWnda kalmışWr. Ülkelere Göre Yüksek Teknolojili Ürünlerin İmalat Sanayii İhraca` İçindeki Payı, % (2024) Avusturalya 26 G. Kore 17 Avusturya 17 Malezya 28 Belçika 22 Meksika 19 Kanada 14 Hollanda 21 Çin 23 Norveç 24 Hırva;stan 12 Polonya 11 Çekya 21 Romanya 12 Danimarka 16 Rusya 10 Estonya 18 Singapur 25 Fransa 21 İspanya 12 Almanya 16 G. Afrika 5 Yunanistan 14 İsveç. 17 Hong Kong 35 İsviçre 29 Macaristan 18 Tayland 22 İzlanda 33 İngiltere 27 Hindistan 12 ABD 18 Endonezya 8 Uruguay 10 İrlanda 41 Dünya ort. 19 İsrail 22 OECD ort 18 Japonya 13 Türkiye 3,6 Birçok çalışma yüksek teknoloji ürün ihracaW yapan ülkelerin döviz geliri sağlayarak ekonomik refah düzeylerini ar|rmakta olduğunu, neAcede büyüme ve kalkınmalarının hız kazandığını kanıtlamaktadır. 584 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1882 ‒ Yüksek teknolojili ürünlerin üreAmi doğrudan ülkenin bilgi ve beceri kapasitesiyle ilgili olup rekabet gücünü arWrmaktadır. Bu yönüyle tüm gelişmiş ülkeler üreAm kompozisyonlarında yüksek teknoloji ürünlere ağırlık vermek adına AR-GE faaliyetlerine kaynak aktarmakta ve ülkelerinde buna uygun yapısal reformalar izlemektedir. Tabloda görüleceği üzere yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayii ihracaW içindeki payı karşılaşWrmasında Türkiye, gelişmiş ülkelere ve gelişmekte olan ülkelere oranla çok geride kalmaktadır. Türkiye’nin yüksek teknolojili ürün ihracaWnın imalat sanayii toplam ihracaWndaki payı 2024 yılında %3,6 olarak gerçekleşmişken OECD ortalaması %18 civarındadır. Teknoloji poliAkasındaki vizyonsuzluğun ve AR-GE bütçelerindeki yetersiz arWşların en ağır bedeli, beşerî sermaye kaybı, yani beyin göçüdür. Ayrıca üniversitelerdeki liyakatsiz atamalar, sanayideki düşük ücretler ve gelecek kaygısı, Türkiye’nin en parlak mühendislerini, yazılımcılarını ve bilim insanlarını yurt dışına itmektedir. Son üç yılda 17 binden fazla mühendis ve yazılımcının ülkeyi terk edği tahmin edilmektedir. Giden sadece bir birey değil; Türkiye’nin inovasyon kapasitesi, patent üretme potansiyeli ve geleceğidir. Bu beyin göçü durdurulmadan, sadece bina ve makine yaWrımı yaparak teknolojik kalkınma sağlanamayacakWr. Bu karanlık tabloyu tersine çevirmek ve Türkiye’nin bilim ve teknoloji kapasitesini arWrmak, AR-GE ve yenilikçilik ekosistemini daha güçlü bir yapıya kavuşturmak amacıyla sunduğumuz önerge, Cumhur İdfakı üyelerinin oylarıyla reddedilmişAr. KOBİ’LERİN VE EMEK YOĞUN SEKTÖRLERİN ÇÖKÜŞÜ 2026 yılı bütçesi, Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) ve isAhdam deposu olan emek yoğun sektörler açısından tam bir hayal kırıklığıdır. İkAdarın "büyüme" söylemlerinin aksine, Anadolu’nun dört bir yanındaki sanayi sitelerinden, organize sanayi bölgelerinden (OSB) ve atölyelerden yükselen ses, büyümenin değil, "ayakta kalma mücadelesinin" sesidir. Yüksek enflasyon, fahiş enerji maliyetleri, finansmana erişimdeki imkansızlıklar ve baskılanan döviz kuru nedeniyle rekabet gücünü kaybeden reel sektör, tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşamaktadır. Türkiye’nin geleneksel ihracat lokomoAfi olan teksAl, hazır giyim, deri ve mobilya gibi sektörlerin nasıl bir uçuruma sürüklendiği yayınlanan veriler ile gözler önüne serilmektedir. Bu sektörler, sadece ihracat geliri sağladıkları için değil, milyonlarca vatandaşımıza, özellikle de 585 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1883 ‒ kadın ve gençlere isAhdam sağladıkları için stratejik öneme sahipAr. Ancak veriler, bu sektörlerin "gözden çıkarıldığı" izlenimini güçlendirmektedir. Bu verilere göre; Türk hazır giyim sektörünün Avrupa pazarındaki ve dünya AcareAndeki payı, 35 yıl aradan sonra ilk kez kriAk eşiklerin alWna gerilemişAr. Yıllarca "dünyanın teksAl üssü" olmakla övünen Türkiye, yanlış ekonomi poliAkaları ve maliyet arWşları nedeniyle pazarını Mısır, Bangladeş, Vietnam gibi rakiplerine kapWrmaktadır. Avrupalı alıcılar, Türkiye’deki yüksek fiyatlar ve belirsizlik nedeniyle siparişlerini bu ülkelere kaydırmakta, bu da içeride fabrikaların kapanmasına, vardiyaların azalmasına ve işçi çıkarmalarına neden olmaktadır. İhracat Verileri 250000 14 11,6 11,2 192661 200625 12 200000 10 165.502 164453 8,9 10 8,6 135445 143164 150000 122.906 8 8 Miktar 117372 6,3 7,1 100000 6 Hazırgiyim 4 Sanayi İhracatı 50000 Genel İhracat 14237 13203 13594 12712 2 Hazırgiyim/Genel (%) Hazırgiyim/Sanayi (%) 0 0 2022 2023 2024 2025 Ocak- Eylül Emek yoğun sektörleri gözden çıkarmanın bedeli, yüz binlerce kişilik isAhdam kaybıdır. Eğer bu sektörlerden çıkılacaksa, yerine hangi sektörlerin güçlendirileceği, isAhdamın nasıl ikame edileceği planlanmış olmalıdır. Bu nedenle, teksAl ve hazır giyim başta olmak üzere seçilmiş sektörlerde ihracatçıya verilen döviz dönüşüm desteğinin yüzde 2'den yüzde 5'e (toplamda yüzde 8 seviyesine) çıkarılması gerekmektedir. Yüzde 5’lik bir kur/destek avantajı, sektörün nefes almasını ve pazarlarını korumasını sağlayabilecekAr. Ancak ikAdar, bu rasyonel öneriye dahi kulak Wkamaktadır. Türkiye’deki işletmelerin yüzde 99’unu oluşturan KOBİ’lerin, Merkez Bankası verilerine göre toplam kredi borcunun 5,4 trilyon TL’ye ulaşWğı, ancak bu borcun sadece yüzde 24’ünün uzun vadeli yaWrım kredisi olduğu görülmektedir. Yani sanayici, yeni bir yaWrım yapmak amacıyla değil, yalnızca mevcut borçlarını ödeyebilmek için borçlanmaktadır. 586 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1884 ‒ Kredi faizlerinin yüzde 50’nin üzerine çıkWğı, bankaların teminat oranlarını yüzde 130- 150 bandına çekAği bir ortamda, bir KOBİ’nin yaWrım yapması matemaAksel olarak imkansızdır. Her 3 küçük işletmeden 1’i bankalardan ret cevabı almaktadır. DevleAn KOBİ’lere uzanan eli olması gereken KOSGEB’in bütçesi ise bu sorunu çözmekten çok uzakWr. Bu vahim hatayı düzeltmek amacıyla, Adana Milletvekilimiz Sayın Ayyüce Türkeş Taş ve Samsun Milletvekilimiz Sayın Erhan Usta imzasıyla Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunduğumuz "KOBİ’lere Destek" önergesi, ikAdar milletvekillerinin oylarıyla reddedilmişAr. KOBİ’lerin yenilikçi, teknolojik ve rekabetçi bir yapıya kavuşmaları yönünde somut bir ilerlemesinin sağlanması, emek yoğun ve isAhdam odaklı sektörlerde üreAm kapasitesinin güçlendirilmesi, ülkemizin sanayi ve teknoloji alanlarında küresel ölçekte daha güçlü bir konuma gelmesine katkıda bulunması amacıyla sunduğumuz ödenek arWşı önergesi ikAdar grubunun oylarıyla reddedilmişAr. Sanayicinin belini büken en büyük girdi kalemlerinden biri enerjidir. Sadece 2025’in ilk dokuz ayında elektriğe 3 kez, doğal gaza 5 kez zam gelmişAr. Bir teksAl fabrikası veya bir dökümhanenin bu maliyetlerle rekabet etmesi mümkün değildir. Daha da kötüsü, fiyatlardaki öngörülemezlikAr. Sanayici, bir sonraki ay faturasının ne geleceğini bilmediği için ürününü fiyatlayamamakta, sipariş alamamakta ve ihracat sözleşmesi imzalayamamaktadır. OSB’lerdeki işletmelerin büyük çoğunluğu ulusal tarife sistemine bağlı olduğu için, her zam doğrudan maliyetlere yansımakta ve rekabet gücünü sımrlamaktadır. Enerji maliyetlerini düşürmek isteyen sanayicinin tek çıkış yolu, kendi elektriğini üretmek için yenilenebilir enerji (Güneş Enerjisi Santrali- GES, Rüzgar Enerjisi Santrali- RES) yaWrımları yapmakWr. Ancak Bakanlık ve EPDK, sanayicinin bu çıkış yolunu da WkamışWr. 19 Kasım 2022 tarihli EPDK Yönetmelik değişikliği ve sonrasındaki uygulamalar, tam bir skandaldır. Enerji Bakanlığı’nın yayınladığı kapasite tablolarında, Türkiye’nin 81 ilinde tahsis edilebilecek yeni kapasite miktarı "sımr megawaZ" olarak görünmektedir. Yani sanayiciye "güneş var, çaW var, paran var ama yaWrım yapamazsın, kapasite yok" denilmektedir. Ancak aynı trafo merkezlerinde, belirli yandaş şirketlere gece yarısı operasyonlarıyla devasa kapasitelerin tahsis edildiği sektörde herkesin bildiği bir sırdır. 587 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1885 ‒ Sanayiciye "kapasite yok" denilirken, çantacı olarak tabir edilen ve üreAmle ilgisi olmayan kişilere lisansların dağıWldığı, bu lisansların bir "borsa kâğıdı" gibi el değişArdiği bir rant düzeni kurulmuştur. Sanayici, AB Yeşil MutabakaW ve Sınırda Karbon Vergisi tehdidi alWndayken, kendi yeşil enerjisini üretmesine engel olunması, milli sanayiye ihanet olarak görülmelidir. OSB VE KALKINMA AJANSLARININ YÖNETİM SORUNLARI Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın görev alanı, sadece teşvik dağıtmak veya makro planlar yapmaktan ibaret değildir; aynı zamanda sanayicinin üreAm yapWğı fiziksel mekanların, yani Organize Sanayi Bölgeleri’nin (OSB) adil, şeffaf ve verimli bir şekilde yöneAlmesini sağlamak ve sanayimizi küresel AcareAn yeni kurallarına, özellikle de yeşil dönüşüme hazırlamakWr. Ancak 2026 bütçesi ve Bakanlığın sahadaki uygulamaları incelendiğinde, OSB yöneAmlerinde derebeylik sistemini anımsatan keyfi uygulamaların ar|ğı, bölgesel kalkınma ajanslarının kuruluş amacından saparak işlevsizleşAği ve Türk sanayisinin yaklaşmakta olan karbon vergisi sorununa karşı savunmasız bırakıldığı görülmektedir. Samsun Yeni Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yer tahsis skandalı, Türkiye genelindeki OSB yöneAmlerinde yaşanan keyfiliğin ve deneAmsizliğin bir mikro örneğidir. Samsun’da yaWrım yapmak isteyen sanayicilere yer tahsisleri yapılmış, yaWrımcılar projelerine başlamış, harcamalar yapmış, ancak daha sonra hiçbir makul ve hukuki gerekçe gösterilmeksizin bu tahsisler iptal edilerek araziler ellerinden alınmış ve başkalarına verilmişAr. Bir sanayici için en büyük risk, piyasa koşulları veya döviz kuru değil; "hukuk güvenliğinin" olmamasıdır. YaWrıma başlamış bir iş insanının elinden, kazandığı hakkın (arsa tahsisinin) keyfi bir kararla alınabildiği bir ülkede, yaWrım ikliminden söz edilemeyecekAr. Bu tür uygulamalar, sadece o sanayiciyi mağdur etmekle kalmayacak, potansiyel yaWrımcıların da güvenini sarsacak ve sermayeyi ürkütecekAr. Sanayi yöneAmindeki bir diğer kurumsal zafiyet, Bölgesel Kalkınma Ajanslarının (BKA) durumudur. Kuruluş aşamasında yerel potansiyeli harekete geçireceği, bölgeler arası gelişmişlik farkını azaltacağı ve bürokrasiyi azaltacağı iddia edilen bu yapılar, "lüzumsuz" ve “verimsiz” kurumlara dönüşmüştür. Ajanslar, proje üreten ve kalkınmaya yön veren merkezler olmak yerine; ikAdarın yerel siyasi kadrolarının isAhdam edildiği, kaynakların verimsiz projelere dağıWldığı ve etki analizinin dahi yapılmadığı hantal yapılara evrilmişAr. 588 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1886 ‒ Yeşil Dönüşüm Sanayimizin önündeki en büyük "dışsal" tehdit ise Avrupa Birliği’nin Yeşil MutabakaW ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasıdır (SKDM). Türkiye ihracaWnın yüzde 41’i Avrupa Birliği’ne yapılmaktadır. 1 Ocak 2026 iAbarıyla AB, karbon ayak izi yüksek olan ürünlere (demir- çelik, çimento, alüminyum, gübre, elektrik, teksAl vb.) sınırda "karbon vergisi" uygulamaya başlayacakWr. Bu, Türk sanayicisi için ikinci bir gümrük duvarı demekAr. Eğer Türkiye’deki fabrikalar "yeşil dönüşümü" gerçekleşAremez ve karbon emisyonlarını düşüremezse, AB kapısında milyarlarca Euro vergi ödemek zorunda kalacak ve rekabet gücünü tamamen kaybedecekAr. Ancak 2026 yılı bütçesi incelendiğinde, bu devasa tehdide karşı ayrılan kaynağın sembolik düzeyde kaldığı görülmektedir. "Yeşil Dönüşüm" ve enerji verimliliği yaWrımlarına ayrılan bütçe payı binde 6 seviyesindedir. 100 liralık bütçenin 1 lirasını bile bu dönüşüme ayırmayan bir Bakanlık, sanayiciyi AB’nin karbon duvarı karşısında yalnız bırakmışWr. Güney Kore’nin sadece yeşil teknoloji dönüşümü için 43 milyar dolar fon ayırdığı bir dünyada, Türkiye’nin bu konuyu "pilot projelerle" geçişArmesi, ihracaWmızın geleceğini tehlikeye atmaktadır. Yeşil dönüşümün en önemli ayağı olan "Yenilenebilir Enerji" yaWrımlarında ise Bakanlık ve EPDK, sanayicinin önüne bürokraAk duvarlar örmektedir. Sanayici, karbon ayak izini düşürmek ve maliyeAni azaltmak için fabrikasının çaWsına Güneş Enerjisi Santrali (GES) kurmak istemekte, ancak "kapasite yok" cevabıyla karşılaşmaktadır. IPARD (AB destekli kırsal kalkınma) projeleriyle yaşanan çelişki, plansızlığın en somut göstergesidir. Birbirinden habersiz iki devlet kurumu arasında kalan sanayici, yaWrımdan vazgeçmektedir. Dene;m ve Sanayi Mallarının Standardizasyonu Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın sorumluluk alanı, sadece fabrikaların bacasının tütmesini sağlamakla sınırlı değildir; aynı zamanda o fabrikalarda üreAlen asansörden elektrikli ev aletlerine, gaz yakan cihazlardan otomoAv parçalarına kadar binlerce sanayi ürününün "güvenli" ve "standartlara uygun" olmasını temin etmekAr. Bakanlık, bu sorumluluğu neAcesinde "Türk Malı" algısının küresel pazarlardaki iAbarının da korunmasına katkı sağlamalıdır. 589 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1887 ‒ Piyasa deneAmi, sadece iç pazar için değil, ihracat odaklı büyüme hedefi için de bir zorunluluktur. Avrupa Birliği başta olmak üzere küresel pazarlar, arWk sadece "ucuz" ürün değil, "güvenli ve standartlara uygun" ürün talep etmektedir. Türk sanayicisinin üredği bir makinenin veya elektronik cihazın, uluslararası testlerden geçememesi veya güvensiz bulunarak iade edilmesi, sadece o firmanın değil, tüm sektörün imajını zedelemektedir. Bakanlığın deneAm altyapısını güçlendirmemesi, Türk ürünlerinin yurt dışı pazarlarda "kalite" algısını aşağı çekme riski taşımaktadır. Geçmiş yıllarda yapılan deneAmlerde, piyasadaki ürünlerin önemli bir kısmının teknik düzenlemelere uymadığı, standart dışı olduğu ve tükeAci güvenliği açısından ciddi riskler barındırdığı tespit edilmişAr. DeneAm sayılarının düşük tutulması, piyasada bir "deneAmsizlik" algısına yol açmakta, merdiven alW üreAmi cesaretlendirmekte ve haksız rekabet yaratarak dürüst sanayiciyi cezalandırmaktadır. Buna karşılık test laboratuvarlarının kapasitesinin arWrılması ve deneAmlerin sıkılaşWrılması, ihracaZa katma değer arWşını beraberinde geArecekAr. TükeAcinin korunması ile sanayi ürünlerinin kalite ve güvenilirliğinin arWrılması hedeflerine ulaşmak, güvenli ürün piyasasını güçlendirmek ve ülkemizin rekabet gücünü yükseltmek için sunduğumuz önerge AK ParA ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmişAr. Bakanlığın 2026 yılı bütçesi üzerine yapWğımız detaylı teknik analizler ışığında ortaya çıkan tablo; Türkiye’nin sanayileşme serüveninde kriAk bir yol ayrımında olduğunu, ancak siyasi ikAdarın bu süreci yönetecek vizyon, planlama ve ciddiyeZen yoksun olduğunu göstermektedir. Hazırlanan bütçe teklifi, Türk sanayisini orta teknoloji tuzağından kurtaracak, verimliliği arWracak ve yeşil dönüşümü sağlayacak bir aWlım bütçesi olmaktan ziyade; mevcut sorunları öteleyen, kaynakları verimsiz alanlara dağıtan ve üreAmi ranta öncelemeyen bir "idare-i maslahat bütçesi" hüviyeAndedir. Sadece bina yaparak veya makine alarak sanayileşmenin mümkün olmadığı, toplam faktör verimliliğindeki durağanlıkla kanıtlanmışWr. Bakanlık bütçesi, sanayicinin enerji faturasını düşürecek, KOBİ’nin krediye erişimini sağlayacak, yüksek teknoloji ihracaWnı arWracak ve Türkiye’yi küresel rekabeZe öne geçirecek bir vizyona sahip değildir. Bu bütçe, üreAmden kopuşun, ranta teslimiyeAn ve bilimi "lüks" gören anlayışın bütçesidir. 590 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1888 ‒ TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI Merkezi Değişim 2025 Bütçesi 2025 Harcama 2026 Bütçe Bütçe Oranı (%) Başlangıç Ödeneği (Haziran Sonu) Teklifi (₺) İçindeki Payı 2025-2026 (%) 438.122.123.000 195.207.037.074 514.840.483.000 17,51 %2,86 Tarım ve Orman Bakanlığı 2026 yılı bütçesi 2025 yılı bütçesi olan 438,1 milyar liradan %17,51’lik bir arWşla 541,8 milyar TL olarak belirlenmişAr. Merkezi YöneAm Bütçesinin toplamı %28,5 büyürken Bakanlık bütçesindeki arWş oldukça kısıtlı kalmışWr. Bakanlık 2025-2026 2025 Başlangıç 2025 Haziran 2026 Bütçe Bütçesi Açıklama Aruş Oranı Ödeneği Sonu Harcama Teklifi İçindeki Payı (%) (%) Personel Giderleri 58.970.677.000 30.059.498.155 72.881.121.000 23,58 13,45 SGK Devlet Primi 7.671.413.000 3.615.423.340 9.420.337.000 22,79 1,73 Giderleri Mal ve Hizmet Alım 3.653.232.000 987.057.099 4.003.810.000 9,59 0,73 Giderleri Cari Transferler 182.840.688.000 101.705.351.505 242.158.950.000 32,44 44,69 Sermaye Giderleri 9.829.397.000 1.974.739.809 11.150.500.000 13,44 2,05 Sermaye Transferleri 173.940.955.000 56.332.505.981 199.725.765.000 14,82 36,86 Borç Verme 1.215.761.000 532.461.185 2.500.000.000 105,63 0,46 GENEL TOPLAM 438.122.123.000 195.207.037.074 541.840.483.000 17,51 100 Personel Giderleri 59 milyar TL’den %23,58 oranla artarak 72,8 milyar TL’ye yükselmektedir. Bu harcama kalemi, kamu personeli ile kamu personeli olmamakla birlikte mevzuaW gereğince ilgililere bordroya dayalı olarak yapılan ödemeleri kapsamaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri %22,79 arWş göstererek 7,7 milyar TL’den 9,4 milyar TL’ye yükselmişAr. DevleAn işveren sıfaWyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri, bu bölümde izlenmektedir.Mal ve Hizmet Alım Giderleri, 3,6 milyar TL’den %9,59 oranla artarak 4 milyar TL’ye yükselmişAr. Bu kısımdaki giderler, mal ve hizmet karşılığında yapılan faturalı ödemeleri kapsamaktadır. Cari Transferler, sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir. Cari transferler kaleminin 2025 yılına göre %32,44 oranla artarak 242,1 milyar TL olarak belirlendiği görülmektedir. Bu kalem içerisinde tarımsal üreAcilere yapılan destekler bulunduğundan olumlu karşılanmakla birlikte tarımsal destekleme miktarlarının yetersizliği ilerleyen bölümde detaylı olarak anlaWlacakWr. 591 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1889 ‒ Sermaye Giderlerinin %13,44 oranla ar|ğı görülmektedir. 2026 yılı için 11,1 milyar TL’nin üzerinde bir ödenek belirlenmişAr. (Sermaye giderleri, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi akAflerin edinimi için yapılan ve devlet mal varlığını arWran ödemelerdir.) “Sermaye Transferleri” bütçe dışına sermaye birikimi amaçlayan ve sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir. Bu kalemin %35,28 oranla ar|ğı görülmektedir. 2025 yılı için 173 milyar lira olarak belirlenmiş 2026 yılında ise sermaye transferleri için 199,7 milyar lira ödenek ayrılmışWr. Borç Verme; bir mali hakka veya devleAn mülkiyeAnde hisse (sermaye) kaWlımına neden olan ödemeleri kapsar. 2025 yılında 1,2 milyar lira ayrılan borç verme kalemine 2026 yılı için 2,5 milyar lira ayrılmaktadır. TARIMSAL HASILA VE YAPISAL SORUNLAR Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi üzerine yapılan incelemeler, Türk tarımının sadece bütçesel bir kısıtlılık içinde olmadığını, aynı zamanda derin bir vizyon krizi ve yapısal çöküş ile karşı karşıya olduğunu ortaya koymaktadır. Tarımsal üreAm, doğası gereği stratejik bir planlama ve devlet ciddiyeA gerekAren bir alandır. Ancak mevcut yöneAm anlayışı, tarımı "iklim şartlarına ve çiXçinin kaderine terk edilmiş" bir yapıya dönüştürmüştür. 2000 yılından 2025 yılına kadar geçen çeyrek asırlık sürede Türkiye nüfusu 67,8 milyondan 85,66 milyona yükselerek yüzde 26,3 oranında arWş göstermişAr. Nüfusun ve buna bağlı gıda talebinin hızla ar|ğı, sığınmacı ve turist hareketliliğinin tükeAmi katladığı bir dönemde, tarımsal hasılanın ve üreAmin aynı oranda arWrılamaması, haZa bazı stratejik kalemlerde gerilemesi, ulusal gıda güvenliğimiz adına büyük bir tehdidr. Ekonomik büyüme modellerinde, sanayileşme ve hizmet sektörünün gelişimiyle birlikte tarımın milli gelir içindeki payının oransal olarak azalması beklenen bir durumdur. Ancak Türkiye’deki düşüş, sağlıklı bir yapısal dönüşümün değil, tarım sektörünün ihmal edilmesinin ve üreAmden kopuşun bir sonucudur. Veriler incelendiğinde, tarım sektörünün Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki payının 2003 yılında yüzde 9,79 seviyesindeyken, 2024 yılı iAbarıyla yüzde 5,80’e kadar gerilediği görülmektedir. Bu keskin düşüş, tarımın diğer 592 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1890 ‒ sektörlerin büyüme hızına ayak uyduramadığını, gerekli teknolojik yaWrımların ve verimlilik arWşının sağlanamadığını kanıtlamaktadır. Aşağıdaki tablo, tarımsal hasılanın milli gelir içindeki erimesini yıllar iAbarıyla net bir şekilde ortaya koymaktadır: Tablo: Türkiye tarımsal hasıla ve GSYH’nin gelişimi 2003- 2024 YILLAR 2003 2007 2011 2015 2019 2024 Tarımsal Hasıla (milyar TL) 46 66 114 161 276 2595 GSYH (milyar TL) 472 887 1.404 2.350 4.311 44.587 Oran (%) 9,79 7,45 8,17 6,86 6,40 5,80 Tarımsal hasılanın dolar bazında incelenmesi de benzer bir tabloyu işaret etmektedir. 2010 yılında 70 milyar dolar seviyesine ulaşan tarımsal hasıla, aradan geçen 14 yıla rağmen 2024 sonunda ancak 74 milyar dolar seviyelerinde kalabilmişAr. 2023 hedeflerinde tarımsal hasılanın 150 milyar doları aşması öngörülmekteyken hedefin yarısına bile ulaşamamışWr. Bu durum, tarım poliAkalarındaki başarısızlığın en somut göstergesidir. Türkiye, tarımsal büyüme konusunda kendi potansiyelinin çok gerisinde kalırken, küresel rekabeZe de irAfa kaybetmektedir. Son 20 yılda uygulanan yanlış poliAkalar neAcesinde, Türkiye’nin küresel tarım katma değerinden aldığı pay yüzde 3 seviyelerinden 2024 iAbarıyla yüzde 1,65’e kadar gerilemişAr. Üst-orta gelir grubu ülkelerde tarımsal kişi başı katma değer son on yılda yüzde 20 artarken, Türkiye’de bu arWşın yüzde 4 seviyesinde sınırlı kalması, sektördeki verimsizliğin ve gelir kaybının bir başka delilidir. Avrupa’da en yüksek tarımsal hasıla elde eden ülke konumuna yükselmiş olmamız nüfusumuzla birlikte kişi başına düşen tarımsal katma değer düşünüldüğünde bir anlam ifade etmemektedir. Türk tarımının en kronik ve çözülemeyen sorunu, üreAm planlamasının yokluğudur. Tarım ve Orman Bakanlığı, arz ve talep dengesini gözeten, çiXçiyi yönlendiren bir mekanizmayı hayata geçirmekte yetersiz kalmaktadır. Hangi bölgede ne kadar hububat üreAleceği, hangi üründe arz açığı veya fazlası oluşacağı bilimsel verilerle değil, rastlanWsal süreçlerle belirlenmektedir. Devlet Planlama TeşkilaW’nın (DPT) kapaWlmasıyla başlayan plansız büyüme sürecinde, tarımdaki makro planlama yeteneği kaybolmuş, stratejik hedefler ile sahadaki gerçeklikler arasındaki bağ kopmuştur. 593 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1891 ‒ Plansızlığın en acı faturası, her yıl tekrarlanan "arz fazlası ürünlerin tarlada kalması" veya "arz eksikliği nedeniyle fiyatların aşırı yükselmesi" döngüsüdür. Örneğin patates üreAminde yıllık ülke ihAyacı yaklaşık 4,6 milyon ton iken, plansız ekim sonucu üreAm 6,5 milyon tona çıkabilmekte, aradaki 2 milyon tonluk arz fazlası nedeniyle üreAci ürününü maliyeAnin alWna dahi satamaz hale gelmektedir. Bu durum sadece çiXçinin zarar etmesi değil, aynı zamanda milli serveAn, toprağın, suyun ve gübrenin israf edilmesi demekAr. Bir yıl patates kazandırmadığı için ertesi yıl kimse ekmemekte, bu sefer de fiyatlar fahiş oranda artarak tükeAciyi mağdur etmektedir. Bu “örümcek ağı” döngüsü, Bakanlığın etkin bir yönlendirme yapamamasının sonucudur. Plansızlığın ve yapısal sorunların en tehlikeli boyutu, toplumun temel besin kaynağı olan tahıl üreAminde yaşanmaktadır. Kriz dönemlerinde süs bitkisi, meyve veya sebze üreAminden geçici olarak vazgeçilebilir ancak tahıl üreAmi, bir ülkenin hayaZa kalabilmesi için vazgeçilmezdir. Ne var ki son 21 yılda Türkiye, tahıl üreAm alanlarında ciddi bir gerileme yaşamaktadır. 2003 yılında 17,4 milyon hektar olan tahıl ve diğer bitkisel ürünlerin ekim alanı, 2024 yılında 16,8 milyon hektara düşmüştür. Tablo: Türkiye tahıl ve diğer bitkisel ürün üre;m alanı 2003- 2023 (Bin hektar) 2003 2007 2011 2015 2019 2024 Tarım Alanı 17.408 6.945 5.692 15.723 15.398 16.822 Özellikle stratejik ürünümüz olan buğdayda durum alarm vermektedir. Son 21 yılda buğday ekim alanlarımızın yüzde 27’sini, yani yaklaşık 21 milyon dekar tarım arazisini buğday üreAminden çıkarmış bulunmaktayız. Nüfusun 20 milyon ar|ğı bir dönemde, buğday ekim alanlarının bu denli daralması, gıda güvenliği açısından önemli bir risk oluşturmaktadır. Aşağıdaki tablo, buğday üreAm alanlarındaki daralmayı ve üreAm miktarının nüfus arWşını karşılamaktaki yetersizliğini göstermektedir: Tablo: Türkiye’de buğday üre;m alanı ve üre;m miktarı 2003- 2023 YILLAR 2003 2007 2011 2015 2019 2024 Alan(dekar) 91.000.000 80.977.000 80.960.000 78.668.874 68.463.271 70.238.078 Miktar (Ton) 19.000.000 17.234.000 21.800.000 22.600.000 19.000.000 20.800.000 Tablodan da anlaşılacağı üzere, üreAm miktarında teknolojik gelişmelere bağlı kısmi verim arWşları sağlansa da toplam üreAm miktarı 20 yıl önceki seviyelerde (20 milyon ton bandında) kalmaktadır. Oysa aynı dönemde Türkiye nüfusu yüzde 26,3 oranında artmışWr. Aynı 594 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1892 ‒ miktarda buğday ile 20 milyon fazla insanı doyurmaya çalışmak matemaAksel olarak imkânsız olduğundan, Türkiye buğday ithalatçısı bir ülke konumuna sürüklenmişAr. Kişi Başına Düşen Buğday Üre;mi (kg) 2000 310 2007 244 2008 249 2009 284 2010 267 2011 292 2012 266 2013 288 2014 245 2015 287 2016 258 2017 266 2018 244 2019 228 2020 245 2021 208 2022 232 2023 258 2024 243 Bu durumun en çarpıcı göstergesi "kişi başına düşen buğday üreAmi" verisidir. 2000 yılında Türkiye’de kişi başına 310 kilogram buğday üreAlirken, bu rakam 2024 yılında 243 kilograma kadar düşmüştür. Kişi başı üreAmdeki bu dramaAk düşüş, ulusal gıda güvencesi açısından olağanüstü bir riskle karşı karşıya olduğumuz anlamına gelmektedir. Tarım sektöründeki verimsizliğin temel nedenlerinden biri de arazi parçalılığı ve toplulaşWrma çalışmalarının bir türlü tamamlanamamasıdır. Türkiye tarımının en büyük yapısal sorunu olan küçük ve parçalı arazi yapısı, işletme maliyetlerini arWrmakta ve sürdürülebilirliği engellemektedir. ToplulaşWrmanın yapılmadığı, tarla içi hizmetlerin ve kapalı devre sulama sistemlerinin tamamlanmadığı bir ortamda çiXçiden yüksek verim beklemek yanlış olacakWr. Bununla birlikte, köylerdeki tarım arazilerinin ve meraların, köyün yerini dahi bilmeyen kişiler taramndan internet üzerinden yaWrım aracı gibi alınıp saWlması, tarımsal üreAmin geleceğini tehdit eden bir başka yapısal sorundur. MülkiyeAn, üreAm yapmayan kişilerin eline geçmesi, 595 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1893 ‒ tarımsal arazilerin amaç dışı kullanımına ve spekülaAf rant alanına dönüşmesine zemin hazırlamaktadır. Ayrıca, tarım sektöründeki işgücü ödemelerinin GSYH içindeki payının 1998 yılındaki yüzde 0,32 seviyesinden 2024 yılında ancak yüzde 0,33 seviyesine gelebilmiş olması, çiXçinin ve tarım işçisinin ekonomik refah arWşından hiç pay alamadığını göstermektedir. Başka bir ifadeyle çiXçimiz, devleZen maaş almadan, sosyal güvence desteğini yeterince görmeden, adeta "ücretsiz işçilik" yapan ve sahipsiz bırakılan bir kesim haline gelmişAr. Tarımsal üreAmden kopuşun ve sektördeki kan kaybının en somut göstergesi, sosyal güvenlik kapsamındaki çiXçi sayılarındaki erimedir. ÜreAcinin toprağa küsmesi, sadece bir hissiyat değil, istaAsAki bir gerçekAr. Aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere, 2009 yılında 1 milyonu aşan Tarım BAĞ-KUR’lu (Zorunlu 4b) çiXçi sayısı, artan maliyetler ve yetersiz gelir nedeniyle sistemaAk bir düşüşle 2024 yılında 413 bin seviyesine kadar gerilemişAr. Tablo: Türkiye’de Sigortalı Çisçi Sayıları 2009- 2024(Ağustos) 2009 2013 2017 2020 2024 2025 Ağustos Ağustos Tarım Zorunlu 4b 1.014.948 928.454 705.592 547.075 413.865 780.043 2025 yılı verisinde görülen ani arWş ise sahadaki bir iyileşmeyi veya çiXçiliğe dönüşü değil; sadece ÇKS verilerinin SGK sistemiyle entegre edilmesi sonucu yapılan idari bir güncellemeyi yansıtmaktadır. Bu istaAsAki makyaj, üreAmden çekilen yüz binlerce çiXçi gerçeğini değişArmemektedir. ÇiXçilerin ortalama yaşının Avrupa seviyesinin de üzerinde seyretmesi sebebiyle özellikle gençleri ve kadınların tarımsal üreAme yönlendirilmesini sağlamak amacıyla sunduğumuz önerge Cumhur İdfakı üyelerinin oylarıyla reddedilmişAr. TARIMSAL DESTEKLEME POLİTİKALARININ YETERSİZLİĞİ 2026 yılı Merkezi YöneAm Bütçe Kanun Teklifi ve Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesi birlikte değerlendirildiğinde, ikAdarın tarıma bakış açısındaki negaAf değişimin derinleşerek devam edği görülmektedir. Anayasa’nın sosyal devlet ilkesi ve ilgili kanunların emredici hükümleri, tarımsal üreAmin desteklenmesini devleAn asli görevleri arasında saymaktadır. Ancak bütçe rakamları, siyasi ikAdarın tercihini üreAmden, tarladan ve çiXçiden yana değil; faizden ve ithalaZan yana kullandığını tarWşmaya yer bırakmayacak şekilde kanıtlamaktadır. 596 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1894 ‒ Tarımsal desteklemeler, bir lütuf değil, çiXçinin yasal hakkı ve gıda güvenliğinin teminaWdır. Ne yazık ki önümüzdeki yılın bütçesi, bu teminaW yok sayan, çiXçiyi banka kredilerine ve borç batağına mahkûm eden bir anlayışla hazırlanmışWr. 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesi son derece açık bir hüküm içermektedir: "Bütçeden tarımsal desteklemeler içine ayrılacak kaynak, gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamaz.". Ancak ikAdarın tarıma bakış açısındaki negaAf değişimi görmek için son yirmi yıllık döneme bakmak yeterlidir. 2006 yılında tarımsal desteklerin milli gelire oranı yüzde 0,63 seviyesindeyken, 2016 yılında bu oran yüzde 0,44’e gerilemişAr. 2026 bütçe teklifinde ise bu oran yüzde 0,22 seviyesine kadar düşmüştür. Yani Kanunun emredği yüzde 1’lik oranın dörZe birine dahi ulaşılamamışWr. Milli gelirden yüzde 1’in ayrılmaması nedeniyle, 2006 yılından bu yana uygulanan eksik ödemeler kümülaAf olarak devasa boyutlara ulaşmışWr. Sadece 2026 yılı için çiXçiye verilmesi gereken ama verilmeyen, yani gasp edilen destek miktarı hesaplandığında, çiXçinin kaybı yaklaşık 13 milyar doları bulmaktadır. Mevcut bütçe teklifinde tarımsal destekler için ayrılan 168 milyar TL’lik kaynak, olması gereken 722 milyar TL’nin çok alWndadır. Aradaki yaklaşık 554 milyar TL’lik fark, çiXçinin cebinden alınarak başka kalemlere aktarılmışWr. Bu durum, bütçe hakkının ihlali ve üreAcinin emeğine konulmuş bir ipotek niteliğindedir. Benzer bir gerileme, tarımsal desteklerin bütçe içindeki payında da görülmektedir. On yıl önce bütçenin yüzde 2’si tarımsal desteklere ayrılırken, bugün bu oran yüzde 0,9’a kadar düşmüştür. Komisyon görüşmelerinde tarımsal destekleme miktarının hiç değilse 2006 yılı seviyesine çıkmasını sağlamak amacıyla sunduğumuz önergemiz ikAdar oylarıyla reddedilmişAr. 597 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1895 ‒ Kaynak tahsisindeki bu çarpıklık, bütçeden faiz giderlerine ayrılan pay ile tarımsal desteklere ayrılan payın karşılaşWrılmasıyla çok daha net ve acı bir şekilde anlaşılmaktadır. Aşağıdaki tabloda sunulan veriler, ikAdarın önceliklerinin nasıl değişAğini gözler önüne sermektedir. Tabloda görüldüğü üzere, 2016 yılında bütçeden faiz giderlerine ayrılan pay, tarımsal desteklere ayrılan payın 4,4 kaW iken; 2026 bütçe teklifinde bu oran korkunç bir arWşla 16,1 kaWna çıkmışWr. Bir yanda, gece gündüz demeden, yağmur çamur dinlemeden 85 milyonun gıda güvenliği için çalışan milyonlarca çiXçinin üreAmi sürdürebilmesi için ayrılan 168 milyar TL; diğer yanda faiz lobilerine, ranAyeye ve finans kapital sahiplerine aktarılacak olan 2 trilyon 742 milyar TL bulunmaktadır. Faiz harcamalarındaki bu devasa arWşın faturası, desteği kesilen çiXçiye, üreAmi azalan tarım sektörüne ve nihayeAnde gıda enflasyonu alWnda ezilen tükeAciye çıkarılmaktadır. Devlet taramndan yeterince desteklenmeyen, mazot, gübre, ilaç ve tohum gibi temel girdi maliyetleri alWnda ezilen çiXçi, üreAmi sürdürebilmek için zorunlu olarak banka kredilerine yönelmektedir. Ancak bu yönelim, bir yaWrım veya büyüme hamlesi değil, hayaZa kalma çabasıdır. Bakanlık raporlarında Ziraat Bankası'nın verdiği kredi hacminin büyümesiyle övünülmesi, aslında sektördeki krizin iAramndan başka bir anlama gelmemektedir. Borçlanmanın artması, bir sektörün büyüdüğünü değil, öz sermayesinin eridiğini ve finansman açığı verdiğini göstermektedir. ÇiXçinin içinde bulunduğu borçluluk krizini analiz etmek için sadece kredi miktarına değil, bu borcun tarımsal hasılaya (çiXçinin gelirine) oranına bakmak gerekmektedir. Aşağıdaki grafik ve veriler, durumun vahameAni ortaya koymaktadır. 598 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1896 ‒ Tablo ve veriler incelendiğinde, tarım sektöründeki borçluluk krizinin derinliği net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. 2004 yılında tarım sektörünün bankalara olan nakdi kredi borcunun tarımsal GSYH’ye oranı yüzde 9,8 seviyesindeyken, 2024 yılı haziran ayı iAbarıyla bu oran yüzde 38,7’ye mrlamışWr. ÇiXçi, 2004 yılında üredği her 100 liralık ürünün yaklaşık 10 lirası kadar borçluyken, bugün üredği her 100 liralık ürünün yaklaşık 40 lirası kadar borçlu hale gelmişAr. Bu durum, tarımsal gelirin önemli bir kısmının henüz çiXçinin cebine girmeden banka kredilerine ve faiz ödemelerine gidğini göstermektedir. Bu tablonun en acı göstergesi borç arWş hızı ile gelir arWş hızı arasındaki uçurumdur. Aynı dönemde (2004-2024) tarımsal kredi miktarı 205 kat artarken, çiXçinin geliri (tarımsal GSYH) sadece 52 kat artmışWr. Gelirin 52 kat ar|ğı yerde borcun 205 kat artması, ikAsadi olarak sürdürülemez bir duruma doğru gidildiğini göstermektedir. Bu, çiXçinin kazancının borç faizine gidğini, sermayesinin eridiğini, traktörünün, tarlasının ve ineğinin ipotek alWnda olduğunu ve tarımsal işletmelerin finansal bağımsızlığını tamamen kaybedğini göstermektedir. Bu tablo, tarımın stratejik bir üreAm sektörü olarak değil, bankacılık sektörü için bir kar merkezi, Hazine için ise yük olarak görüldüğünün ispaWdır. Borç sarmalının yanı sıra, çiXçimiz doğal afetler ve riskler karşısında da korumasız bırakılmışWr. Artan maliyetler ve iklim krizi, üreAmi her geçen gün daha riskli hale geArmektedir. Bu risklere karşı bir güvence olarak sunulan TARSİM (Tarım Sigortaları Havuzu) sistemi ise çiXçinin derdine derman olmaktan uzaklaşmışWr. Don felakeA gibi durumlarda TARSİM primlerinin aşırı yüksek olması nedeniyle çiXçiler poliçe yapWramamakta, yapWranlar ise yüksek muafiyet oranları yüzünden zararlarını tazmin edememektedir. Bu gibi durumlarda sigorta yapWrmak, çiXçi için bir güvence olmaktan çıkıp ek bir maliyet kalemine dönüşmektedir. Girdi maliyetleri konusunda da çiXçi yalnız bırakılmışWr. Dünyada gübre ve enerji fiyatları dalgalanırken, Türk çiXçisi dünyanın en pahalı mazotunu ve gübresini kullanarak üreAm yapmaya çalışmaktadır. 2026 bütçesinde mazot ve gübre desteği için ayrılan pay, enflasyon karşısında erimiş, sembolik bir düzeye inmişAr. Desteklerin, çiXçinin ürünü ekAkten uzun süre sonra ödenmesi, paranın zaman değerini kaybetmesine ve desteğin anlamını yiArmesine neden olmaktadır. Oysa tarımsal destek, tohum tarlaya düşmeden verilmeli, çiXçinin üreAm maliyeAni en baştan aşağı çekmelidir. 599 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1897 ‒ HAYVANCILIK SEKTÖRÜNDEKİ DARALMA, ET VE SÜT ÜRETİMİNDE KRİZ Türkiye’nin tarımsal üreAmindeki kan kaybının en dramaAk ve geri dönüşü en maliyetli olduğu alan, şüphesiz ki hayvancılık sektörüdür. Ülkemizin gıda egemenliğinin ve nesillerinin sağlıklı gelişiminin teminaW olan protein üreAmi, yanlış poliAkalar, ithalata dayalı yem sistemi ve üreAciyi küstüren fiyat baskıları neAcesinde derin bir krizin içerisine sürüklenmişAr. 2026 yılı bütçesi ve Bakanlığın sunduğu vizyon belgesi incelendiğinde, bu krizi durduracak yapısal bir reform iradesinden ziyade, "ithalatla terbiye etme" anlayışının devam edrildiği görülmektedir. Oysa hayvancılık, sanayi üreAmi gibi "düğmeye basınca duran, basınca başlayan" bir süreç değildir; biyolojik bir döngüdür ve bir kez bozulduğunda toparlanması on yıllar almaktadır. Hayvancılık poliAkalarının başarısını ölçmenin en temel yolu, ülkenin canlı hayvan varlığındaki değişime bakmakWr. İkAdarın hayvancılıkla ilgili söylemlerinin aksine, TÜİK ve Bakanlık verileri, ahırların boşaldığını ve sürülerin küçüldüğünü tarWşmaya yer bırakmayacak şekilde kanıtlamaktadır. Türkiye’nin toplam canlı hayvan varlığı son dört yılda sistemaAk bir şekilde erimektedir. 2021 yılında 75 milyon 555 bin olan toplam hayvan sayısı, 2024 yılına gelindiğinde 71 milyon 888 bine gerilemişAr. Yaklaşık 3,7 milyon baş hayvanın sistemden çıkması, orta ölçekli bir Avrupa ülkesinin toplam hayvan varlığı kadar bir kaybı ifade etmektedir. Tablo: Türkiye canlı hayvan sayıları 2021- 2023 Toplam Sığır Manda Koyun Keçi 2021 75.555.321 17.850.543 185.574 45.177.690 12.341.514 2022 73.289.541 16.851.956 171.835 44.687.888 11.577.862 2023 68.946.415 16.421.256 161.749 42.060.470 10.302.940 2024 71.888.927 16.824.208 162.051 44.080.584 10.822.084 Tablo incelendiğinde, özellikle sığır varlığında 2021’den bu yana 1 milyon başın üzerinde bir kayıp yaşandığı görülmektedir. Manda sayısındaki düşüş ise çok daha dramaAkAr; Anadolu’nun yerli gen kaynağı olan manda, yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Küçükbaş hayvancılıkta (koyun ve keçi) "nüfus başına bir küçükbaş" hedefi konulmasına rağmen, mevcut sayılar bu hedefin çok uzağında kalındığını ve 2021 seviyelerinin dahi yakalanamadığını göstermektedir. Canlı hayvan sayısındaki bu düşüş, doğrudan doğruya et ve süt üreAmindeki arz açığına ve nihai olarak da et ve süt fiyatlarının yükselmesine neden olmaktadır. 600 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1898 ‒ Hayvancılık sektöründeki diğer sorun, süt üreAcisinin yaşadığı maliyet krizidir. Süt hayvancılığı, et hayvancılığının da "anası" konumundadır; çünkü besilik erkek dana, süt işletmelerinden doğmaktadır. Ancak son yıllarda uygulanan baskılanmış çiğ süt fiyaW poliAkası ve Ulusal Süt Konseyi’nin maliyetlerin alWnda açıkladığı referans fiyatlar, üreAciyi iflas noktasına geArmişAr. Yem fiyatları döviz kuruna ve küresel piyasalara bağlı olarak her gün artarken, süt fiyaWnın sabit tutulması, "süt/yem paritesi"ni (1 litre süt ile kaç kg yem alınabildiği) 1,5 olması gereken ideal orandan 1’in alWna düşürmüştür. Zarar eden üreAci, çareyi süt ineklerini (anaç hayvanlarını) kesime göndermekte bulmuştur. Kesilen her inek, sadece o günkü süt üreAminin değil, gelecekte doğacak olan dananın ve dolayısıyla gelecekteki et üreAminin de yok edilmesi demekAr. Çiğ süt üreAmi 2020 yılına kadar arWş trendindeyken, bu tarihten sonra düşüşe geçmiş ve sektör bir türlü toparlanamamışWr. Süt üreAcisinin küstürüldüğü bir ortamda, kırmızı et krizinin çözülmesi mümkün olmayacakWr. Tablo: Türkiye hayvansal ürün üreimi, 2002-2023 Yıl Kırmızı et (Ton) Çiğ süt (Ton) Tavuk Ef (Ton) Yapağı (Ton) Kıl (Ton) Tixik (Ton) 2002 778.945 8.408.568 614.745 38.244 2.589 318 2003 755.880 10.611.011 696.187 46.456 2.741 333 2004 736.074 10.679.406 872.419 45.972 2.716 304 2005 737.220 11.107.897 876.774 46.176 2.654 302 2006 754.625 11.952.099 936.697 46.776 2.728 274 2007 796.000 12.329.789 917.659 46.752 2.536 237 2008 828.527 12.243.040 1.068.454 44.166 2.238 194 2009 846.939 12.542.186 1.087.682 40.270 2.002 174 2010 879.819 13.543.674 1.293.315 42.823 2.607 200 2011 969.443 15.056.211 1.444.059 46.586 3.062 194 2012 1.067.553 17.401.262 1.613.309 51.180 3.570 200 2013 1.099.081 18.223.713 1.723.919 54.784 4.902 260 2014 1.123.059 18.630.859 1.758.363 58.402 5.460 280 2015 1.187.018 18.654.682 1.894.669 59.196 5.569 325 2016 1.303.648 18.489.161 1.909.276 58.168 5.518 340 2017 1.440.327 20.699.893 1.879.018 63.315 5.797 356 2018 1.661.767 22.120.716 2.136.734 66.428 5.999 371 2019 1.740.616 22.960.379 2.156.671 70.588 6.162 380 2020 1.785.952 23.503.790 2.138.451 79.754 6.401 463 2021 1.952.038 23.200.306 2.136.263 85.916 6.700 468 2022 2.191.625 21.563.492 2.245.770 84.885 6.393 417 2023 2.384.047 21.481.567 2.417.995 80.195 5.684 347 2024 2.105.895 22.487.757 2.328.791 84.270 6.001 339 Anaç hayvanların kesime gitmesi, kısa vadede piyasaya et arzı sağladığı için et üreAm rakamlarını geçici olarak şişirse de orta vadede hayvan varlığının azalmasıyla birlikte üreAmde 601 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1899 ‒ sert düşüşler yaşanması kaçınılmazdır. Nitekim 2024 verileri, bu kaçınılmaz sonu belgelemektedir. Kırmızı et üreAmi son bir yılda yüzde 11,66 oranında azalarak yaklaşık 280 bin ton gerilemişAr. Bu, devasa bir arz şokudur ve et fiyatlarının neden fahiş seviyelere çıkWğının en net yanıWdır. Tabloda görüldüğü üzere, kırmızı et üreAmi bir yılda 2,38 milyon tondan 2,1 milyon tona düşmüştür. Sadece kırmızı eZe değil, dar gelirli vatandaşın en temel protein kaynağı olan tavuk eA üreAminde de yüzde 3,68’lik bir düşüş yaşanmışWr. Toplam et üreAminin bir önceki yıla göre yaklaşık 90 bin ton azalması, sofraların boş kalması demekAr. Kanatlı sektöründeki daralma, sadece et üreAmiyle sınırlı değildir. Özellikle yumurta tavukçuluğunda yaşanan kriz, kahvalW sofralarını vurmuştur. Yem maliyetleri ve enerji giderleri nedeniyle kapanan kümesler ve azalan sürü varlığı, üreAmi aşağı çekmişAr. Tablo: Kümes Hayvanları Sayısı Yumurta Tavuğu Et Tavuğu Hindi Kaz Ördek 2020 121.302.869 258.046.340 4.797.793 1.373.960 559.620 2021 121.000.775 270.393.122 4.703.797 1.477.569 539.897 2022 109.806.327 251.289.799 3.669.726 1.385.507 432.457 2023 114.476.843 254.147.577 3.378.790 1.328.175 420.515 2024 109.100.202 270.526.611 2.826.858 1.303.026 389.957 Tablodan da anlaşılacağı üzere, yumurta tavuğu sayısı 2020 yılında 121 milyon iken, 2024 yılında 109 milyona düşmüştür. 12 milyon yumurta tavuğunun sistemden çıkması, yumurta fiyatlarındaki fahiş arWşın sebebidir. Hindi sayısındaki yarı yarıya düşüş ise (4,7 milyondan 2,8 milyona), alternaAf protein kaynaklarının da kurutulduğunu göstermektedir. Hayvancılıktaki bu çöküşün arka planında, sadece ekonomik kriz değil, aynı zamanda meraların ve üreAm alanlarının amaç dışı kullanımı yatmaktadır. Örneğin, Edirne Havsa ’da, Tekirdağ Saray’da ve Anadolu’nun pek çok yerinde, hayvanların otlaması gereken, bedava yem kaynağı olan meralara beton dökülmekte, toplu konut projeleri yapılmaktadır. "Mera kadimden beri meradır" ilkesi çiğnenmekte, meralar rant alanına dönüştürülmektedir. Kaba yem ihAyacını karşılayamayan üreAci, pahalı sanayi yemine mahkûm edilmekte, bu da maliyetleri katlamaktadır. Bununla birlikte, Büyükşehir Yasası ile köylerin mahalleye dönüştürülmesi, kırsal hayvancılığa vurulmuş en büyük darbelerden biridir. Köyünde üç-beş inekle geçimini sağlayan, üreAm yapan köylü, "mahalle" statüsü nedeniyle ahırı için, ağılı için şikâyet edilmekte, ceza 602 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1900 ‒ yemekte ve üreAmden koparılmaktadır. İYİ ParA olarak defalarca dile geArdiğimiz, köylerin tüzel kişiliğinin iadesi ve kırsal mahalle statüsünün etkin uygulanması talebi, hayvancılığın kurtuluşu için elzemdir. Bakanlığın çözüm olarak sunduğu tek formül ise "ithalat” Wr. Avrupa Birliği’ne verilen taahhütler ve açılan fasıllar kapsamında, Türkiye kendi üreAcisini desteklemek yerine, yabancı ülkelerin çiXçisini zengin eden bir ithalat poliAkası izlemektedir. Et ve Süt Kurumu, piyasayı regüle etmek yerine, kasaplık yapan bir ithalat ofisine dönüşmüştür. Canlı hayvan ve karkas et ithalaW, yerli üreAcinin rekabet gücünü kırmaktadır. Et ve Süt Kurumu’nun (ESK), piyasayı regüle ederek vatandaşa ucuz et sağlamak yerine, deneAmden uzak ve şaibeli ithalat zincirlerinin merkezi haline geArildiği görülmektedir. 399 sayılı KHK’nin 15. maddesi, Kamu İkAsadi Teşebbüslerinde (KİT) görevli yöneAcilerin, kurumun işAgal alanına giren şirketlerde ortak veya yöneAci olmasını kesin bir dille yasaklamaktadır. Ancak Bütçe Komisyonu görüşmelerinde belgeleriyle ortaya konulduğu üzere; ESK Genel Müdürü’nün Macaristan menşeli firmalarla Acari bağlanWları olduğu, "Green Farm And Trade" gibi tabela şirkeA hüviyeAndeki firmalar üzerinden ESK ile 1 milyar TL’yi bulan işlem hacimleri yaraWldığı anlaşılmaktadır. Kamunun hayvancılık poliAkasını belirleyen en üst düzey bürokraWn, ithalat yapılan ülkelerde Acari izlerinin bulunması, devlet ciddiyeAyle bağdaşmayan ağır bir çıkar çaWşması ve hukuk ihlalidir. İthalat süreçleri incelendiğinde, sadece Macaristan değil, Polonya ha|nda da milyarlarca liralık karanlık bir Acaret trafiği olduğu tespit edilmişAr. Polonya’dan yapılan ve 10 milyar TL’yi aşan et ithalaWnın, ihale süreçleri şeffaf işleAlmeden, araya yerleşArilen Türk aracılar ve paravan nitelikli şirketler (Polonya Beef vb.) üzerinden gerçekleşArildiği görülmektedir. DevleAn "ucuz et yedirme" iddiasıyla çıkWğı yolda, milyarlarca liralık kaynağın, ihalesiz yöntemlerle ve kişisel bağlanWlarla belirli odaklara aktarılması, et fiyatlarının neden düşmediğinin de en net cevabıdır. Kurum, hayvancılığı kalkındırmak yerine, ithalat lobilerini ve yandaş aracıları zengin eden bir mekanizmaya dönüştürülmüştür. 603 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1901 ‒ 2026 yılı bütçesinde hayvancılık destekleri için ayrılan pay, artan yem, enerji ve işçilik maliyetlerini karşılamaktan çok uzakWr. Hayvan hastalıklarıyla mücadelede (şap, brucella vb.) yetersiz kalınmakta, aşı ve ilaç maliyetleri üreAcinin belini bükmektedir. İkAdarın ithalat poliAkası, Türkiye’yi et ve süt ürünlerinde dışa bağımlı ve gıda enflasyonunda dünya lideri bir ülke haline geArmişAr. Kırmızı eAn lüks tükeAm maddesi haline geldiği, çocukların süte ve yumurtaya erişmekte zorlandığı bir Türkiye tablosu, sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Hayvancılıkta çözüm; süt üreAcisini "yem paritesi" garanAsiyle desteklemek, aile işletmeciliğini teşvik etmek ve girdi maliyetlerini düşürecek yapısal reformları hayata geçirmekAr. Aksi takdirde kasap reyonlarındaki fiyat eAketleri her gün değişmeye devam edecekAr. GIDA ENFLASYONU VE GIDA GÜVENLİĞİNDE YAŞANAN ZAFİYETLER Tarım ve Orman Bakanlığı’nın öncelik vermesi gereken en önemli husus gıda enflasyonudur. Buna rağmen ikAdar temsilcileri, gıda fiyatlarındaki fahiş arWşları "küresel konjonktür", "iklim krizi" veya "mrsatçı marketler" gibi dışsal faktörlere bağlama eğilimindedir. Ancak uluslararası veriler ve raporlar incelendiğinde, Türkiye’deki gıda enflasyonunun küresel bir sorun olmaktan çıkWğı, tamamen "yerli ve milli" bir yöneAm krizine dönüştüğü açıkça görülmektedir. Dünya gıda fiyatları düşüş eğilimindeyken veya yatay seyrederken, Türkiye’de gıda fiyatlarının hiper enflasyonist bir süreç izlemesi, uygulanan tarım ve ekonomi poliAkalarının iflas edğinin en net göstergesidir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Dünya Bankası verileri, Türkiye’nin gıda enflasyonu konusunda nasıl bir uçuruma sürüklendiğini belgelemektedir. OECD Haziran 2025 verilerine göre Türkiye, 38 üye ülke arasında gıda fiyatlarının yıllık bazda en fazla ar|ğı ülke konumundadır. Türkiye’de gıda fiyatları yıllık yüzde 30 bandında arWş gösterirken, OECD ortalaması sadece yüzde 4,6 seviyesindedir. Yani Türkiye’deki gıda enflasyonu, üyesi olduğumuz OECD ortalamasının yaklaşık 6,5 kaWdır. Bize en yakın enflasyona sahip Estonya’da bile bu oran yüzde 8,4 iken, aradaki makasın bu denli açılmış olması ikAdarın öne sürdüğü bahanelerle açıklanamayacakWr. 604 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1902 ‒ Dünya genelinde gıda enflasyonu ortalaması yüzde 4,5 olarak hesaplanırken, Türkiye gıda enflasyonu sıralamasında dünyanın en kötü 12. ülkesi konumuna gerilemişAr. Türkiye’nin bu ligdeki rakipleri; iç savaşın sürdüğü Sudan, siyasi isAkrarsızlığın pençesindeki HaiA, Zimbabwe, Burundi ve Venezuela gibi ülkelerdir. Tarımsal üreAm potansiyeli bu denli yüksek, dört mevsimin yaşandığı ve geniş arazileri olan bir ülkenin, gıda enflasyonunda savaş ve kıtlık yaşayan ülkelerle aynı kategoride yer alması tam anlamıyla bir yöneAm felakeAdir. Gıda enflasyonundaki bu negaAf ayrışmanın tarihsel seyri, aşağıdaki grafikte net bir şekilde görülmektedir. 2004 yılından 2020 yılına kadar OECD ortalaması ile Türkiye verileri arasında paralellik arz eden bir ilişki varken, 2021 ve özellikle 2022 yılında makasın nasıl korkunç bir şekilde açıldığı ortadadır. Pandemi krizinin tarımsal üreAm sonuçlarına en yoğun şekilde etki edği 2022 yılında dahi OECD ülkelerinde gıda enflasyonu yüzde 13 seviyelerinde tutulabilmişken, Türkiye’de bu oranın yüzde 85’i aşması, bu sorunun 'küresel dalgalanma' ile açıklanamayacağını, bunun tamamen içerideki yöneAm zafiyeAnden kaynaklandığını kanıtlamaktadır. 605 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1903 ‒ Aşağıdaki grafik ise Türkiye’nin OECD ülkelerinden ve dünya ortalamasından nasıl koptuğunu ve sorunun "küresel" değil "yöneAmsel" olduğunu çarpıcı bir şekilde göstermektedir. Grafikten de anlaşılacağı üzere, OECD ülkeleri 2009-2020 arasında gıda enflasyonu sorununu çözmüş ve isAkrarlı bir seyir yakalamışken, Türkiye’de fiyatlar sürekli yukarı yönlü bir ivme izlemişAr. Özellikle 2022 yılında OECD ortalaması yüzde 13 iken Türkiye’de yüzde 85’leri aşan gıda enflasyonu, vatandaşın alım gücünü tamamen eritmişAr. Bugün gelinen noktada, muraktaki yangın sönmemiş, sadece harlanmaya devam etmektedir. Gıda enflasyonunun temel sebeplerinden biri, tarımsal üreAmde kendine yeterliliğin kaybedilmesi ve dışa bağımlılığın artmasıdır. Türkiye, 2000’li yılların başına kadar tarımsal ürünlerde "net ihracatçı" bir ülke iken, uygulanan ithalat odaklı poliAkalar neAcesinde bu vasmnı yiArme noktasına gelmişAr. Tarım ürünleri dış Acaret verileri (ISIC Rev 4) incelendiğinde, tarım ürünleri ihracaWnın 1990’dan 2024’e kadar yüzde 360 ar|ğı, buna karşılık tarım ürünleri ithalaWnın yüzde 866 oranında ar|ğı görülmektedir. İhracaWn arWş hızı, ithalaWn arWş hızının çok gerisinde kalmışWr. Özellikle 2022 yılı, Türk tarımı için bir kırılma noktası olmuş ve tarım ürünleri dış AcareAnde Cumhuriyet tarihinin rekoru kırılarak 7 milyar dolar "açık" verilmişAr. 2024 yılında da bu açık devam etmiş ve 1,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmişAr. Buğdaydan ayçiçeğine, soyadan mısıra kadar en stratejik ürünlerde dahi ithalata bağımlı hale gelinmişAr. İthalat, döviz kurundaki her arWşın gıda fiyatlarına doğrudan yansımasına neden olmaktadır. 606 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1904 ‒ Türkiye Tarım Ürünleri Dış Ticaref, 1990-2024 Yıl Toplam İhracat Tarım ihracat Pay (%) Toplam İthalat Tarım İthalat Pay (%) Tarım Net İhracat 1990 12.959.287 2.060.004 15,90 22.302.126 1.139.438 5,11 920.566 1991 13.593.462 2.396.763 17,63 21.047.014 675.838 3,21 1.720.925 1992 14.714.628 1.949.267 13,25 22.871.055 925.520 4,05 1.023.747 1993 15.345.066 2.093.355 13,64 29.428.370 1.358.529 4,62 734.827 1994 18.105.872 2.055.083 11,35 23.270.019 883.087 3,79 1.171.996 1995 21.637.040 1.861.422 8,60 35.709.011 1.908.816 5,35 -47.394 1996 23.224.464 2.179.084 9,38 43.626.642 2.167.235 4,97 11.849 1997 26.261.071 2.387.020 9,09 48.558.721 2.418.434 4,98 -31.415 1998 26.973.951 2.374.607 8,80 45.921.392 2.126.516 4,63 248.091 1999 26.587.224 2.095.407 7,88 40.671.272 1.649.708 4,06 445.699 2000 27.774.906 1.683.598 6,06 54.502.821 2.124.848 3,90 -441.250 2001 31.334.216 2.006.154 6,40 41.399.083 1.410.191 3,41 595.963 2002 36.059.089 1.432.166 3,97 51.553.797 1.511.181 2,93 -79.015 2003 47.252.836 1.791.146 3,79 69.339.692 2.313.142 3,34 -521.996 2004 63.167.153 1.904.381 3,01 97.539.766 2.541.300 2,61 -636.919 2005 73.476.408 2.249.547 3,06 116.774.151 2.557.772 2,19 -308.225 2006 85.534.676 2.708.083 3,17 139.576.174 2.681.819 1,92 26.265 2007 107.271.750 2.955.112 2,75 170.062.715 4.347.065 2,56 -1.391.954 2008 132.027.196 3.352.483 2,54 201.963.574 6.012.272 2,98 -2.659.789 2009 102.142.613 3.771.857 3,69 140.928.421 4.222.935 3,00 -451.079 2010 113.883.219 4.133.515 3,63 185.544.332 6.111.346 3,29 -1.977.831 2011 134.906.869 4.221.273 3,13 240.841.676 8.507.191 3,53 -4.285.919 2012 152.461.737 4.188.377 2,75 236.545.141 6.958.411 2,94 -2.770.034 2013 161.480.915 5.339.324 3,31 260.822.803 7.792.640 2,99 -2.453.317 2014 166.504.862 5.712.144 3,43 251.142.429 8.948.939 3,56 -3.236.795 2015 150.982.114 5.293.786 3,51 213.619.211 7.501.500 3,51 -2.207.713 2016 149.246.999 5.686.894 3,81 202.189.242 7.345.239 3,63 -1.658.344 2017 164.494.619 5.579.339 3,39 238.715.128 9.374.405 3,93 -3.795.066 2018 177.168.756 5.846.649 3,30 231.152.483 9.498.144 4,11 -3.651.495 2019 180.832.722 5.588.545 3,09 210.345.203 9.835.392 4,68 -4.246.847 2020 169.637.755 5.956.937 3,51 219.516.807 9.834.246 4,48 -3.877.309 2021 225.214.458 7.156.041 3,18 271.425.553 12.082.080 4,45 -4.926.038 2022 254.169.748 7.767.815 3,06 363.710.575 14.771.685 4,06 -7.003.870 2023 255.437.723 9.642.897 3,78 361.764.675 13.799.235 3,81 -4.156.338 2024 261.778.131 9.484.409 3,62 344.010.273 11.008.631 3,20 -1.524.222 607 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1905 ‒ Gıdaya erişimdeki zorluğun yanı sıra, erişilen gıdanın güvenliği de büyük bir halk sağlığı sorununa dönüşmüştür. Avrupa Birliği üyelik sürecinde tarımla ilgili açılıp kapaWlan tek fasıl "12. Fasıl: Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı" faslıdır. Ancak sahadaki gerçekler, bu faslın gerekliliklerinin kâğıt üzerinde kaldığını göstermektedir. Bakanlık, gıda deneAmlerini tek elde toplama gerekçesiyle geçmişte belediyelerin bünyesindeki gıda kontrol laboratuvarlarını kapatmış ve yetkiyi tamamen kendi bünyesine almışWr. Ancak Bakanlığın mevcut personel ve laboratuvar altyapısı, milyonlarca gıda işletmesini ve sürekli artan üreAm hacmini denetlemeye yetmemektedir. Büyükşehirlerde gıda üreAmi yapan on binlerce işletme etkin bir şekilde denetlenememekte, numune sayıları yetersiz kalmaktadır. Belediyelerin, üniversitelerin ve meslek odalarının sürece dahil edildiği, yerel yöneAmlerin gıda kontrol laboratuvarlarının yeniden açıldığı bir sisteme geçilmesi gerekmektedir. Ayrıca, teknolojinin imkânlarından faydalanılarak, gıdalardaki nitrit, nitrat ve zararlı kimyasalları saniyeler içinde tespit eden cihazların deneAmlerde yaygınlaşWrılması gerekirken, Bakanlık bu konuda da hantal davranmaktadır. DeneAmsizliğin faturası ise halk sağlığına çıkmaktadır. Özellikle son dönemde öğrenci yurtları, kışlalar ve cezaevleri gibi toplu tükeAm yerlerinde yaşanan gıda zehirlenmeleri, "kader" değil, ihmal zincirinin sonucudur. Sadece bir haXa içinde bu kurumlarda 376 vatandaşımızın zehirlenerek hastaneye kaldırılması, gıda güvenliği sisteminin alarm verdiğinin kanıWdır. Bu sorunun çözüme kavuşturulması amacıyla ilgili ödeneklerin arWrılmasını sağlayacak önergemiz ise ikAdar grubunun oylarıyla reddedilmişAr. Gıda güvenliğindeki zafiyeAn bir diğer boyutu ise ihracaZan dönen ürünlerdir. Avrupa Birliği’ne ve diğer ülkelere ihraç edilen tarım ürünlerimiz, pesAsit kalınWsı (tarım ilacı), aflatoksin veya yasaklı madde tespiA nedeniyle sınır kapılarından geri çevrilmektedir. 2025 yılının ilk 9 ayında sadece AB kaynaklı 384 ihlal bildirimi yapılmış ve bu ürünler iade edilmişAr. Bakanlık, bu iade ürünlerin akıbeA konusunda şeffaf bir süreç yürütmemekte, halkın endişelerini giderecek verileri paylaşmamaktadır. Taklit ve tağşiş ise piyasanın bir başka kanayan yarasıdır. Bal, zeyAnyağı, et ve süt ürünleri başta olmak üzere birçok üründe sahtecilik yaygınlaşmışWr. Bakanlığın ifşa listeleri, sorunun büyüklüğünü göstermekle birlikte caydırıcılıktan uzakWr. Cezaların, sahtecilikten elde edilen ranWn yanında çok düşük kalması, gıda teröristlerini cesaretlendirmektedir. Vatandaşlarımız hem pahalı hem de sağlığını tehdit eden gıdaya mahkûm edilmektedir. 608 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1906 ‒ Tarım Zararlılarıyla Mücadele Tarım ve Orman Bakanlığı’nın asli görevlerinden biri, bitkisel ve hayvansal üreAmi tehdit eden hastalık ve zararlılarla bilimsel yöntemlerle mücadele etmek, ürün kayıplarını en aza indirmek ve gıda güvenliğini sağlamakWr. Ancak 2026 bütçe görüşmeleri sürecinde ortaya çıkan tablo, Bakanlığın bu görevini yerine geArirken bilimden, ciddiyeZen ve devlet aklından ne denli uzaklaşWğını gözler önüne sermişAr. Özellikle Karadeniz Bölgesinde tarımsal üreAmi tehdit eden "Kahverengi Kokarca" (Halyomorpha halys) zararlısı ile mücadele sürecinde yaşananlar, Bakanlığın zararlılarla mücadelesinin ne kadar yetersiz olduğunu ortaya koymuştur. Bakanlık, tarımsal üreAmi felç eden ve çiXçinin kâbusu haline gelen kahverengi kokarca zararlısıyla mücadele etmek için ilkokul çocuklarını sahaya süren bir yöntem gelişArmişAr. Ordu, Giresun ve Samsun illerinde İl Tarım ve Orman Müdürlükleri ile Milli EğiAm Müdürlükleri iş birliğinde düzenlenen "Kahverengi Kokarcayı Topla, Bisiklet Kap" kampanyası, devleAn tarımsal mücadele poliAkasının iflas edğinin ilanıdır. Bilim insanlarının "isAlacı ve zararlı", halk sağlığı uzmanlarının "tehlikeli", üreAcinin ise "felaket" olarak nitelendirdiği bir canlıyı, hiçbir koruyucu donanımı olmayan ilkokul çağındaki çocuklara topla|rmak bilimsel yaklaşımın bütünüyle göz ardı edildiğini göstermektedir. Dokunulduğunda alerjik reaksiyonlara yol açabilen, göze teması halinde körlük riski taşıyan ve salgıladığı koku ile insan sağlığını tehdit eden bir zararlıyla mücadelenin, çocukların ellerine emanet edilmesi son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilecekAr. Bakanlığın "çocuklara böcek toplatarak" çözmeye çalışWğı bu sorun, milyarlarca liralık bir milli servet kaybına neden olmaktadır. Fındık başta olmak üzere, mısır, fasulye, domates, biber gibi birçok ürüne zarar veren kahverengi kokarca, Karadeniz Bölgesi’nde üreAciyi zor duruma sokmaktadır. Fındıkta randımanı düşüren, içini çürüten ve ürünü pazarlanamaz hale geAren bu zararlı nedeniyle ihracaWmız tehdit alWna girmiş, üreAcinin emeği heba olmuştur. Bakanlık yetkilileri, kamuoyunu oyalasa da sahadaki gerçeklik böcek popülasyonunun kontrol alWna alınamadığını göstermektedir. Biyolojik mücadelenin yetersiz kaldığı, kimyasal mücadelenin zamanlamasının yanlış yapıldığı ve topyekûn bir seferberlik yerine "göstermelik kampanyalarla" günü kurtarma çabasına girildiği açıkWr. Kahverengi kokarca örneği, Bakanlığın tarımsal zararlılarla mücadele stratejisinin olmadığını göstermektedir. Bir zararlıyla mücadele; popülasyon takibi, erken uyarı sistemleri, 609 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1907 ‒ doğru zamanda doğru ilaçlama ve etkin biyolojik mücadele gerekArir. Oysa Bakanlık, sorunu yerel yöneAmlere veya vatandaşın, haZa çocukların sırWna yükleyerek sorumluluktan kaçmaktadır. Ayrıca, akdeniz meyve sineği, şap hastalığı gibi diğer kronikleşen hastalık ve zararlılarla mücadelede de benzer bir vizyonsuzluğun hâkim olduğu görülmektedir. İhraç edilen ürünlerimizin "zararlı organizma" veya "ilaç kalınWsı" nedeniyle geri dönmesi, içerideki mücadele eksikliğinin dışarıya yansımasıdır. Su Yöne;mi, Kuraklık Riski ve Tarımsal Sulama Altyapısındaki Yetersizlikler Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinin her geçen gün daha fazla hissedildiği, su kaynaklarının hızla tükenme noktasına geldiği ve kuraklığın arWk bir "risk" olmaktan çıkıp "kalıcı bir krize" dönüştüğü bir dönemde hazırlanmışWr. Ancak bütçe teklifi ve yaWrım planları incelendiğinde, siyasi iradenin su yöneAmini bir "milli güvenlik meselesi" olarak görmekten uzak olduğu, konuyu hâlâ klasik bir altyapı hizmeA olarak değerlendirdiği anlaşılmaktadır. Oysa su, tarımsal üreAmin, gıda güvenliğinin ve toplumsal bekamızın yegâne teminaWdır. Türkiye, kamuoyunda yaygın olan kanaaAn aksine, su zengini bir ülke değildir ve hızla "su fakiri" ülkeler kategorisine doğru sürüklenmektedir. Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için kişi başına düşen kullanılabilir su potansiyelinin yıllık 1.700 metreküpün üzerinde olması gerekmektedir. Ülkemizin teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir 112 milyar metreküp su potansiyeli ve 85 milyonu aşan nüfusu dikkate alındığında, kişi başına düşen su miktarı 1.308 metreküp seviyelerine gerilemişAr. Nüfus arWşı, sığınmacı yoğunluğu ve iklim değişikliğinin buharlaşma üzerindeki etkisi projeksiyonlara dahil edildiğinde, bu rakamın 2030’lu yıllarda 1.000 metreküpün alWna düşmesi ve Türkiye’nin resmen "su kıtlığı çeken ülke" statüsüne girmesi kaçınılmaz görülmektedir. Bu karamsar tablo, sadece bir istaAsAk verisi değil, Anadolu coğrafyasının kurumaya yüz tuZuğunun habercisidir. Afyonkarahisar’ın Eber Gölü örneği, yaşanan ekolojik yıkımın en somut delilidir. Bir zamanlar biyolojik çeşitliliği ve su kapasitesiyle bölgenin can damarı olan Eber Gölü kurumakta, biyoçeşitlilik yok olmakta, ancak 2026 bütçesinde Eber Gölünü veya benzeri sulak alanları kurtaracak somut bir kaynak ayrılmamaktadır. 610 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1908 ‒ Su tükeAminin yaklaşık yüzde 75’i tarımsal sulamada kullanılmaktadır. Dolayısıyla su tasarrufu denildiğinde akla ilk gelmesi gereken yer evlerdeki musluklar değil, tarladaki sulama sistemleridir. Ancak Türkiye’de tarımsal sulama altyapısı, çağın gereklerinin çok gerisinde kalmışWr. Ülkemizin ekonomik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektar tarım arazisinin henüz tamamı sulamaya açılamamış, açılan kısımların önemli bir bölümünde ise hala "açık kanal/kanalet" sistemi kullanılmaktadır. Suyun kaynağından tarlaya ulaşana kadar buharlaşma ve sızınW yoluyla kaybolduğu, tarlada ise salma sulama (vahşi sulama) yöntemiyle israf edildiği bu ilkel sistem, su kaynaklarımızı heba etmektedir. Suyun tasarruflu kullanımı için sulama kredilerinin ve desteklerinin "su tasarruflu projelere" (damlama, yağmurlama) endekslenmesi bir zorunluluktur. Klasik açık sistemlerin ivedilikle kapalı basınçlı borulu sistemlere dönüştürülmesi gerekmektedir. Ancak Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü bütçesine bakıldığında, yaWrımlara ayrılan payın enflasyon ve inşaat maliyetlerindeki arWş karşısında yetersiz kaldığı görülmektedir. 197 milyar TL’den 233 milyar TL’ye çıkarılan DSİ bütçesi (%18,27 arWş), yarım kalan baraj ve gölet inşaatlarını biArmeye, eskiyen sulama kanallarını yenilemeye yetmeyecekAr. DSİ’nin sulama yaWrımları bütçesinin toplamda 35 milyar TL arWrılmasını öngören önergemiz, ne yazık ki ikAdar oylarıyla reddedilmişAr. Önergemizin gerekçesinde de açıkça belirdğimiz üzere; klasik açık kanal sistemleri hem su kullanım verimliliğini düşürmekte hem de drenaj sorunları nedeniyle toprak kalitesini olumsuz etkilemektedir. Sunduğumuz ek bütçe teklifi, modern kapalı basınçlı borulu sistemlere geçişin hızlandırılması ve su kayıplarının önlenmesi adına hayaA bir mrsa|, ancak bu mrsat ikAdar taramndan tepilmişAr. İkAdar, suyun tasarruflu kullanımını bir temenni olarak dile geArmekte, ancak iş bütçe ayırmaya gelince sessiz kalmaktadır. Önergemizin Tarım Bakanlığı ve ikAdar grubu taramndan görmezden gelinmesi üzerine aynı konu üzerine Strateji ve Bütçe Başkanlığının “YaWrımları Hızlandırma Ödenekleri” ne ilave ödenek konulması için sunduğumuz önerge de AK ParA ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmişAr. Su yöneAmindeki başarısızlığın bir diğer boyutu, tarımsal üreAm deseni ile su varlığı arasındaki uyumsuzluktur. Su fakiri olmaya aday bir ülkede, suyun en kıt olduğu havzalarda, en çok su tüketen ürünlerin yeAşArilmesine izin verilmesi, plansızlığın geldiği son noktadır. Konya Kapalı Havzası’nda mısır, Trakya’da ve Ergene Havzası’nda çelAk gibi aşırı su isteyen ürünlerin 611 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1909 ‒ ekimi, yeralW sularını tüketmektedir. Az yağış alan ve yeralW suyu tükenen bölgelerde çok su tüketen ürünlerde ısrar etmek, sürdürülebilir değildir. Bakanlık, "Havza Bazlı Destekleme Modeli"ni kâğıt üzerinde kurgulasa da, sahada çiXçiyi suya göre yönlendirecek teşvik ve caydırıcılık mekanizmasını kuramamışWr. ÇiXçi, hangi ürün para ediyorsa onu ekmekte, suyun maliyeAni veya geleceğini düşünmek zorunda kalmamaktadır. Oysa yapılması gereken; Türkiye’nin yeni bir iklim ve su uyumlu üreAm haritasını çıkarmak ve desteklemeleri bu haritaya göre radikal bir şekilde revize etmekAr. Kuraklığın çiXçi üzerindeki mali yükünü hafifletmek amacıyla kurulan TARSİM (Tarım Sigortaları Havuzu) sistemi, uygulamadaki hatalar nedeniyle yeni bir mağduriyet kapısına dönüşmüştür. Kuraklık Verim Sigortası yapWran çiXçilerimiz, hasat zamanı geldiğinde büyük hayal kırıklıkları yaşamaktadır. Tekirdağ ve Trakya örneğinde görüldüğü üzere, bölgede bariz bir kuraklık yaşanmasına rağmen, TARSİM eksperlerinin belirlediği "eşik verim değerleri" tarım sektörünün gerçekleriyle örtüşmemektedir. Örneğin, "dekar başına 144 kg" eşik değer belirlenen bir yerde, eksperler " 169 kg verim alınabilir" diyerek hasar ödemesi yapmamakta, çiXçi "verimi tuZuramadığı" gerekçesiyle suçlu ilan edilmektedir. Sigorta yapWran üreAci hem prim ödemekte hem de tazminat alamamaktadır. Bu durum, çiXçinin sigorta sistemine olan güvenini sarsmaktadır. Bakanlık, TARSİM’in kâr odaklı bir şirket manWğıyla değil, üreAciyi koruyan bir sosyal güvence manWğıyla işlemesini sağlamalı, eksperAz süreçlerindeki keyfiliği ortadan kaldırmalıdır. Tarım Arazilerinin ve Meraların Korunması, Çevresel Tehditler ve Madencilik Baskısı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi ve stratejik hedefleri değerlendirildiğinde, tarımsal üreAmin en temel sermayesi olan toprağın korunması konusunda devleAn asli reflekslerini yiArdiği, "kamu yararı" kavramının tarım aleyhine, rant ve madencilik lehine yorumlandığı endişe verici bir tablo ile karşılaşılmaktadır. Tarım arazileri, meralar, zeyAnlikler ve su havzaları; bir yandan plansız sanayileşme ve çarpık kentleşme, diğer yandan ise vahşi madencilik faaliyetlerinin ağır baskısı alWndadır. Bakanlığın bu süreçteki tutumu ise koruyucu bir kalkan olmaktan ziyade, diğer bakanlıkların ve sermaye gruplarının taleplerine onay veren bir "noter" işlevi görmekten öteye gidememektedir. Türkiye’de tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına yönelik baskı, isAsnai bir durum olmaktan çıkıp sistemaAk bir poliAka haline gelmişAr. Bu poliAkanın yara|ğı yıkımın en somut 612 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1910 ‒ ve güncel örneği, Taşoluk’taki maden projesidir. Afyonkarahisar’ın üreAm kalbi olan ve bölgedeki arıcılık faaliyetlerinin yüzde 25’ini karşılayan 696 hektarlık devasa bir alan, maden faaliyeAne açılmak istenmektedir. Bu bölge, üzerinde bölgenin ekonomik omurgasını oluşturan polen işleme tesislerinin bulunduğu, binlerce ailenin geçimini sağladığı, tarla ve bahçe vasıflı şahsi mülkiyetlerin yer aldığı canlı bir üreAm havzasıdır. Maden faaliyeA başladığında oluşacak toz, Atreşim ve kimyasal kirlilik, arı kolonilerini çökertecek, bal ve polen üreAmini biArecek ve tarımsal zinciri yıkacakWr. Tarım Bakanlığı’nın, bölge halkının, üreAcinin ve arıcının iArazlarına rağmen bu projeye sessiz kalması veya olumlu görüş vermesi, "görev terki" niteliğindedir. Mesele sadece bir çevre meselesi değil; mülkiyet hakkı, geçim hakkı ve yaşam hakkı meselesi olarak değerlendirilmelidir. Meraların sadece madencilikle değil, aynı zamanda devlet eliyle yürütülen inşaat projeleriyle de yok edilmesi, tarım yöneAmindeki vizyonsuzluğun bir başka göstergesidir. Edirne Havsa’nın NecaAye köyünde hayvancılık yapan köylünün elindeki son 222 dekar mera alanına toplu konut projesi planlanması, Tekirdağ Saray Çayla Merası’na göz dikilmesi bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Kaba yem açığı nedeniyle saman ithal eden, yem fiyatları alWnda ezilen bir ülkede, hayvanların otlayacağı bedava alanlara beton dökmek, hayvancılığa ihanet etmekAr. Meraların vasmnın değişArilerek yapılaşmaya açılması, köylüyü üreAmden koparıp şehre göçe zorlamakta, köyleri ise sadece yaşlıların kaldığı âWl yerleşim yerlerine dönüştürmektedir. Bununla birlikte, "hobi bahçesi" adı alWnda tarım arazilerinin parçalanmasına karşı çıkılırken, hemen yanı başında sermaye sahiplerine "villa sitesi" veya "sanayi tesisi" için izin verilmesi, çiXe standar|r. Danıştay’ın "birinci sınıf tarım arazisidir" diyerek iptal edği projelere (örneğin PAKOP), Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nün "tarım dışı kullanıma uygundur" görüşü verebilmesi, Bakanlığın toprağı koruma refleksini kaybedğinin hukuki belgesidir. Verimli tarım arazilerinin büyük ölçekli şirketler ve yabancı sermayeli firmalar taramndan toplanması, konunun bir diğer stratejik boyutudur. Yarım milyon dönümden fazla arazinin tek bir yabancı firma veya bağlanWlı paravan şirketler taramndan tek elde toplandığına dair iddialar mutlaka araşWrılmalıdır. Toprağın mülkiyeAnin, üreAm yapmayan veya spekülaAf amaç güden küresel şirketlerin eline geçmesi, gelecekte Türkiye’nin gıdasında dışa bağımlı hale gelmesine yol açabilir. 613 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1911 ‒ Ayrıca, köylerdeki tarım arazilerinin ve köy içi boş alanların, TOKİ eliyle internet üzerinden saWşa çıkarılması, köyün sosyolojisini ve üreAm yapısını bozmaktadır. Köyün yerini dahi bilmeyen, tarımla ilgisi olmayan kişilerin yaWrım aracı olarak bu arazileri alması, o köyde yaşayan ve üreAm yapmak isteyen çiXçinin toprağa erişimini engellemektedir. Bu araziler saWlacaksa öncelik ve uygun fiyat avantajı mutlaka o köyde yaşayan üreAciye verilmelidir. Aksi takdirde, köyler üreAm merkezi olmaktan çıkıp, ranAyecilerin arsa deposu haline gelecekAr. Tarım arazileri sadece betonlaşma ve madencilikle değil, aynı zamanda sanayi kaynaklı kirlilikle de verimini kaybetmektedir. Birçok tarımsal üreAm merkezi, zehirli aWkların ve kirli suların tehdidi alWndadır. Tarım ve turizm bölgelerinin ortasına kurulan çimento fabrikaları, taş ocakları ve enerji santralleri, bulunduğu bölgenin ekolojik dengesini bozmaktadır. Bakanlığın "Sürdürülebilir Çevre ve İklim Değişikliği" programına 2026 yılı için ayırdığı bütçenin sembolik düzeyde kalması ve program ödeneğinin diğer kurumlarla birlikte reel olarak azalması, iklim kriziyle mücadelede samimiyetsizliği göstermektedir. Kuraklığın, ani yağışların ve doğal afetlerin ar|ğı bir dönemde, çevreyi ve toprağı koruyacak tedbirlerin bütçede karşılık bulmaması, gıda güvenliğimizin doğal koşullara edildiğini düşündürmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi üzerine yapWğımız detaylı incelemeler, analizler ve Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki müzakereler sonucunda ortaya çıkan tablo; Türk tarımının tarihsel bir kırılma noktasında olduğunu, ancak siyasi ikAdarın bu kriAk süreci yönetecek vizyondan, ciddiyeZen ve planlama yeteneğinden yoksun olduğunu göstermektedir. Hazırlanan bütçe teklifi, tarımı stratejik bir "milli güvenlik" meselesi olarak ele almaktan ziyade, yöneAlmesi gereken bir "yük" ve ithalatla ikame edilebilecek bir "emAa" alanı olarak gören sakat bir anlayışın ürünüdür. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin geArdiği kurumsal erozyon, tarım yöneAminde de kendini hissedrmiş; tarımsal üreAmde "devlet aklı" kaybolmuş, yerini günlük kararlara ve lobilerin yönlendirmesine bırakmışWr. Bütçe rakamları, ikAdarın tercihini üreAmden, tarladan ve çiXçiden yana değil; faizden, ranZan ve ithalaZan yana kullandığını açıkça belgelemektedir. 614 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1912 ‒ TİCARET BAKANLIĞI Değişim Merkezi 2025 Bütçesi 2025 Harcama 2026 Bütçe Oranı (%) Bütçe İçindeki Başlangıç Ödeneği (Haziran Sonu) Teklifi (₺) 2025-2026 Payı (%) 56.233.383.000 24.943.411.832 76.251.159.000 35,59 %0,40 Ticaret Bakanlığı 2026 yılı bütçesi 2025 yılı bütçesi olan 56,2 milyar TL’den %35,59’luk bir arWşla 76,2 milyar TL olarak belirlenmişAr. Bu arWş Merkezi YöneAm Bütçe Teklifinde görülen %28,5’lik arWşa göre bir miktar fazladır. Değişim Bakanlık Açıklama 2025 Başlangıç 2025 Haziran 2026 Bütçe Oranı Bütçesi (Ekonomik Ödeneği Sonu Harcama Teklifi (2025- İçindeki Sınıflandırma) 2026) Payı (%) Personel 17.272.974.000 8.538.483.283 23.770.360.000 37,61 31,17 Giderleri SGK Devlet 2.003.300.000 985.657.394 2.549.577.000 27,26 3,34 Primi Giderleri Mal ve Hizmet 1.809.023.000 1.223.739.322 2.269.229.000 25,43 2,97 Alım Giderleri Cari Transferler 33.376.686.000 13.946.497.795 45.491.773.000 36,29 59,66 Sermaye 1.769.800.000 247.434.039 2.138.300.000 20,82 2,80 Giderleri Sermaye 1.600.000 1.600.000 31.920.000 1.895 0,04 Transferleri GENEL 56.233.383.000 24.943.411.832 76.251.159.000 35,59 100 TOPLAM Personel Giderleri 17,2 milyar TL’den %37,61 oranla artarak 23,7 milyar TL’ye yükselmektedir. Bu harcama kalemi, kamu personeli ile kamu personeli olmamakla birlikte mevzuaW gereğince ilgililere bordroya dayalı olarak yapılan ödemeleri kapsamaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri %27,26 arWş göstererek 2 milyar TL’den 2,54 milyar TL’ye yükselmişAr. DevleAn işveren sıfaWyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri, bu bölümde izlenmektedir. Mal ve Hizmet Alım Giderleri, 1,8 milyar TL’den %25,43 oranla artarak 2,2 milyar TL’ye yükselmişAr. Bu kısımdaki giderler, mal ve hizmet karşılığında yapılan faturalı ödemeleri kapsamaktadır. “Cari Transferler” kalemi de %26,29 oranla artmaktadır. 2025 yılı için başlangıç ödeneği 33,3 milyar TL olan cari transferler kaleminin ilk 6 ayda yaklaşık 13,9 milyar TL’sinin 615 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1913 ‒ kullanıldığı görülmektedir. 2026 yılı için ise 45,4 milyar TL ödenek talep edilmektedir. Cari Transferler, sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir. “Sermaye Giderlerinin %20,82 oranla ar|ğı görülmektedir. Sermaye giderleri için 2025 yılında 1,7 milyar TL ayrılmış ve yılın ilk 6 ayı için sadece 247 milyon TL harcama yapılmışWr. 2026 yılı için ise 2,1 milyar TL’nin üzerinde bir ödenek ayrıldığı görülmektedir. (Sermaye harcamaları, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi akAflerin edinimi için yapılan ve Devlet mal varlığını arWran ödemelerdir.) “Sermaye Transferleri” bütçe dışına sermaye birikimi amaçlayan ve sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir. Bu kalemin %1895 oranla ar|ğı görülmektedir. Bakanlık bütçesi içinde on binde dört orana sahip olan bu kalemin ödeneği 2025 yılı için 1,6 milyon lira olarak belirlenmiş ve yılın ilk alW ayında bu miktarın tamamının kullanıldığı görülmektedir. 2026 yılında ise sermaye transferleri için 31,9 milyon lira ödenek ayrılmışWr. DIŞ TİCARETİN GÖRÜNÜMÜ: İHRACAT-İTHALAT DENGESİ VE NOMİNAL ARTIŞ YANILSAMASI Ticaret Bakanlığı’nın 2026 Yılı Bütçe Teklifi ve sunulan veriler incelendiğinde, ikAdarın ekonomi poliAkasının temel söylemi olan "ihracat rekorları" ve "dış AcareZe başarı" anlaWsının, makroekonomik gerçeklerle ve sokağın tecrübesiyle örtüşmediği görülmektedir. Bakanlık taramndan kamuoyuna sunulan verilerde, Cumhuriyet tarihinin rekoru olarak nitelendirilen 390 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracaW rakamı ön plana çıkarılmaktadır. Ancak bu nominal arWşın, küresel enflasyon, doların değer kaybı ve dünya Acaret hacmindeki parasal genişleme gibi faktörlerden arındırılmadan sunulması, ekonomik performansın olduğundan daha başarılı gösterilmesine yönelik bir "nominal arWş yanılsaması" yaratmaktadır. HayaWn olağan akışı içerisinde, nüfusun ar|ğı, küresel AcareAn parasal olarak büyüdüğü bir ortamda rakamların her yıl "rekor" olarak lanse edilmesi, ihracaWn niteliğindeki ve ithalat taramndaki yapısal bozulmaları perdelemektedir. Ekonomik başarının ölçütü, sadece ihracaWn ne kadar ar|ğı değil, bu ihracaWn ithalaW ne kadar karşıladığı, dış Acaret dengesinin sürdürülebilirliği ve ihracaWn milli gelir içindeki payının arWp artmadığıdır. Bakanlık sunumlarında ve ikAdar temsilcilerinin açıklamalarında 616 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1914 ‒ sıklıkla vurgulanan "ihracaWmız arWyor" söylemi, madalyonun sadece bir yüzünü göstermektedir. Oysa dış Acaret, ihracat ve ithalaWn bir bütün olarak değerlendirilmesi gereken bir terazidir. Bu terazinin dengesi bozulduğunda, sadece ihracat kefesindeki arWşla övünmek, ekonomik gerçekleri yansıtmamaktadır. Aşağıda yer alan grafik, ikAdarın başarı hikayesi olarak sunduğu ihracat arWşının nominal seyrini göstermektedir. Ancak bu grafik, tek başına ele alındığında eksik ve yanılWcı bir tablo sunmaktadır. Grafikte görülen yukarı yönlü ivme, ilk bakışta olumlu bir tablo çizse de bu arWşın arkasındaki ithalat gerçeği göz ardı edilmektedir. İhracata odaklanıp ithalaW görmezden gelen bu yaklaşım, Türkiye'nin dış Acaret poliAkasındaki en temel analiz hatasını oluşturmaktadır. Türkiye'nin üreAm yapısı, yüksek oranda ithal girdiye dayalıdır. Dolayısıyla ihracat ar|kça, ithalaWn da artması kaçınılmaz bir döngü haline gelmişAr. HaZa veriler, ithalaWn ihracaZan daha hızlı ar|ğını ve makasın giderek açıldığını göstermektedir. Aşağıdaki grafik, ihracat ile ithalat arasındaki ilişkinin nasıl koptuğunu ve dış Acaret açığının nasıl kronikleşAğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Grafikte mavi çizgi ihracaW, kırmızı çizgi ise ithalaW temsil etmektedir. Dikkatle incelendiğinde, iki çizgi arasındaki alanın, yani dış Acaret açığının yıllar iAbarıyla daralmak bir yana, giderek genişlediği görülmektedir. İhracaWn 2002 yılından bugüne kadar gösterdiği performans ile ithalaWn performansı kıyaslandığında, ithalaWn ivmesinin her zaman daha yüksek olduğu ve Türkiye'nin ithalatla büyüyen bir ülke konumuna geldiği anlaşılmaktadır. İhracatçının büyümediği, buna karşılık ithalatçının büyüdüğü bir ekonomik modelde, "ihracat rekoru" söylemleri, cari açığın 617 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1915 ‒ finansmanında yaşanan zorlukları ve döviz ihAyacını gizlemeye yetmemektedir. Montaj sanayine dayalı, katma değeri düşük ve ithal girdiye bağımlı üreAm modeli, ihracat arWşını doğrudan ithalat arWşına endekslemektedir. Bu yapısal sorun çözülmeden, sadece nominal ihracat rakamları üzerinden başarı hikayesi yazmak mümkün değildir. Dış Acaret dengesindeki bu bozulma, sadece mal AcareAyle sınırlı kalmamakta, genel ekonomik dengeyi de sarsmaktadır. İkAdarın "dış Acaret açığımızı azal|k" yönündeki savunmaları, dönemsel ve konjonktürel (enerji fiyatlarındaki düşüş, alWn ithalaWna geArilen kısıtlamalar veya ekonomideki yavaşlama gibi) etkilerin bir sonucu olup, kalıcı bir iyileşmeye işaret etmemektedir. Dış Acaret dengesinin uzun vadeli seyrine bakıldığında, açığın yapısal bir karakter kazandığı ve "yöneAlebilir" olmaktan çıkWğı görülmektedir. Yukarıdaki grafik, dış Acaret dengesinin (mavi alan) sürekli negaAf bölgede, yani açık veren taraXa kaldığını göstermektedir. Son 12 yıllık periyot incelendiğinde, dış Acaret açığında kalıcı bir düzelme trendi görülmemektedir. Aksine, dönemsel iyileşmelerin ardından açığın 618 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1916 ‒ yeniden derinleşAği dalgalı bir seyir izlenmektedir. Bakanlığın, enerji ve alWn hariç tutulduğunda dengenin daha iyi göründüğü yönündeki savunmaları, Türkiye'nin enerji ve alWn ithalaW gerçeğini değişArmemektedir. Bir ülkenin dış Acaret performansı değerlendirilirken, "bazı kalemleri hariç tutarak" yapılan analizler, ödemeler dengesi finansmanındaki nakit ihAyacını ortadan kaldırmamaktadır. Sonuç iAbarıyla, Türkiye'nin döviz ihAyacı, toplam dış Acaret açığı üzerinden oluşmaktadır ve bu açık, ekonominin en kırılgan noktalarından biri olmaya devam etmektedir. Tablo incelendiğinde, alWn ve enerji hariç cari dengedeki performansın, geçmiş yıllara kıyasla zayıfladığı görülmektedir. 2022 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 5,4 oranında büyürken alWn ve enerji hariç 28,9 milyar dolar cari fazla verilmişAr. Ancak 2024 yılına gelindiğinde, büyümenin yüzde 3,3 seviyesine gerilemesi ve iç talebin daralması, bu fazlanın ancak 31,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmişAr. Ekonominin soğuduğu, büyüme hızının düştüğü bir dönemde cari fazlanın çok daha yüksek seviyelerde olması beklenirdi. Bu durum, ihracaWn rekabet gücünün zayıfladığını, turizm ve hizmet gelirlerinin beklenen katkıyı sağlayamadığını ve dış dengedeki iyileşmenin yapısal değil konjonktürel olduğunu kanıtlamaktadır. HükümeAn ekonomi yöneAmindeki öngörüsüzlüğü ve hedeflerden sapma alışkanlığı, Orta Vadeli Program (OVP) tahminlerindeki tutarsızlıklarla da belgelenmektedir. Bir yıl önce ortaya konulan hedeflerle, bir yıl sonra gerçekleşen veya revize edilen tahminler arasındaki uçurum, ekonomi yöneAminin planlama kapasitesindeki zafiyeA göstermektedir. Aşağıdaki tablo, 2025 yılı için bir önceki OVP'de (2024-2026) konulan hedefler ile yeni OVP'de (2025- 2027) revize edilen tahminler arasındaki farkı göstermektedir. 619 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1917 ‒ Tablo incelendiğinde çarpıcı bir çelişki göze çarpmaktadır. Hükümet, 2025 yılı için Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) tahminini bir önceki programa göre 104 milyar dolar arWrarak 1.569 milyar dolara yükseltmişAr. Yani ekonominin daha da büyüyeceği öngörülmektedir. Ancak aynı dönemde, ihracat hedefi 5,8 milyar dolar düşürülmüştür. Ekonominin (dolar bazında) büyüdüğü bir senaryoda, ihracaWn düşürülmesi ikAsadi manWkla izah edilememektedir. Bu durum, büyümenin ihracata dayalı değil, iç tükeAme veya verimsiz harcamalara dayalı olacağının bir iAram niteliğindedir. Daha da önemlisi, ihracaWn milli gelire oranındaki düşüştür. Bir önceki programda yüzde 19,1 olarak hedeflenen bu oran, yeni programda yüzde 17,5'e çekilmişAr. 1,6 puanlık bu düşüş, Türkiye'nin "ihracat odaklı büyüme" modelinden uzaklaşWğını ve ihracaWn milli gelir içindeki ağırlığının azaldığını göstermektedir. Enerji ithalaWndaki 7,9 milyar dolarlık düşüş beklenAsine rağmen dış Acaret dengesindeki bozulmanın devam etmesi, sorunun sadece enerji fiyatlarıyla açıklanamayacağını, ihracat performansındaki yapısal düşüşün etkili olduğunu kanıtlamaktadır. 620 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1918 ‒ Bu öngörüsüzlük ve hedeflerden sapma, sadece 2025 yılı ile sınırlı kalmamakta, 2026 yılı projeksiyonlarına da yansımaktadır. Geleceğe yönelik hedeflerde yapılan aşağı yönlü revizyonlar, "Türkiye Yüzyılı" veya "ihracat rekorları" söylemlerinin alWnın ne kadar boş olduğunu göstermektedir. 2026 yılı tahminleri incelendiğinde, milli gelir hedefinin 16 milyar dolar arWrılmasına rağmen, ihracat hedefinin tam 14,1 milyar dolar aşağı çekildiği görülmektedir. İthalat hedefi de 12,6 milyar dolar düşürülmüştür. Bu tablo, Türkiye ekonomisinin dışa kapandığını, dış Acaret hacminin daraldığını göstermektedir. İhracaWn milli gelire oranının 2026'da yüzde 17’ ye gerileyecek olması, 2002 yılındaki seviyelere yakın bir performansa işaret etmektedir. Aradan geçen 24 yılda, ihracaWn milli gelir içindeki payının arWrılamaması, haZa düşüş trendine girmesi, uygulanan Acaret poliAkalarının başarısızlığının en net göstergesidir. Enerji ithalaWndaki yaklaşık 10 milyar dolarlık düşüş beklenAsine rağmen dış Acaret açığındaki iyileşmenin sınırlı kalması (sadece 1,5 milyar dolar), ihracat taramndaki kan kaybının boyutunu ortaya koymaktadır. İhracaWn ithalaW karşılama oranı 2024'ün ilk 9 ayında yüzde 68 seviyelerine gerilemişAr. Bu oran, sürdürülebilir bir dış Acaret dengesi için kriAk eşiklerin alWndadır. 2024 yılı ihracaWnın kilogram değerinin 1,31 dolara gerilediği yönündeki tespitler de ihracaWn niteliksel olarak zayıfladığını, Türkiye'nin "yükte ağır, pahada hafif" ürünler satmaya devam edğini göstermektedir. Girdi maliyetlerinin, enflasyonun ve döviz kurundaki baskının ar|ğı bir ortamda, ihracat birim değerinin düşmesi, ihracatçının kâr marjlarının eridiğini ve rekabet gücünün zayıfladığını göstermektedir. Kısaca; Ticaret Bakanlığı'nın 2026 bütçe sunumunda ortaya koyduğu "pembe tablo", verilerin detaylı analiziyle uyuşmamaktadır. Nominal ihracat arWşları, ithalat arWşının ve dış Acaret açığının gölgesinde kalmaktadır. OVP hedeflerindeki tutarsızlıklar, ekonomi yöneAminin ihracat odaklı büyüme hedefinden sessizce vazgeçAğini, bunun yerine iç tükeAme ve ithalata dayalı, cari açık üreten eski büyüme modeline savrulduğunu göstermektedir. İhracaWn milli gelir içindeki payının düşmesi, Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirmek yerine zayıfla|ğına işaret etmektedir. "Rekor" söylemleriyle perdelenen bu yapısal sorunlar çözülmeden, Türkiye'nin dış Acaret dengesinde kalıcı bir isAkrar sağlaması mümkün görünmemektedir. 621 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1919 ‒ İHRACATIN KÜRESEL TİCARET VE MİLLİ GELİR İÇİNDEKİ PAYI Bir ülkenin Acari başarısı, yalnızca kendi geçmişine göre nominal dolar bazında ne kadar ihracat yapWğıyla değil, küresel AcareZen aldığı payın ne yönde değişAği ve rakiplerine göre nasıl bir performans sergilediğiyle ölçülmektedir. Dünya Acaret hacminin genişlediği, küresel enflasyonun fiyatları yukarı çekAği ve nüfusun ar|ğı bir konjonktürde, ihracat rakamlarının mutlak değer olarak artması, "olağan" bir durumdur. Asıl başarı, dünya pastasından alınan dilimin ne kadar büyüdüğü ve bu büyümenin ithalat bağımlılığı yaratmadan sağlanıp sağlanamadığıdır. Ancak veriler, Türkiye'nin dünya AcareAnden aldığı pay artarken, ithalaZan aldığı payın çok daha hızlı ar|ğını, dolayısıyla ekonominin dışa bağımlılığının derinleşAğini göstermektedir. Türkiye’nin dünya AcareAndeki konumunu analiz ederken bakılması gereken ilk gösterge, ihracaWn ve ithalaWn küresel toplam içindeki payıdır. İkAdar, ihracaWn dünya içindeki payının ar|ğını ifade ederek bir başarı hikayesi oluşturmaya çalışmaktadır. Ancak bu hikâye, ithalaWn dünya içindeki payının seyriyle birlikte okunduğunda anlamını yiArmektedir. Aşağıdaki grafik, Türkiye'nin dünya AcareAnden aldığı payın ihracat ve ithalat bazında 2002 yılından günümüze seyrini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Grafikte mavi çizgi ile gösterilen ihracaZan alınan pay, 2002 yılında yüzde 0,55 seviyesindeyken, 2023 yılı iAbarıyla yüzde 1,07 seviyesine yükselmişAr. Bu arWş, ilk bakışta olumlu bir gelişme gibi sunulsa da kırmızı çizgiyle gösterilen ithalaZan alınan payın seyri, tablonun karanlık yüzünü aydınlatmaktadır. 2002 yılında dünya ithalaWnın yüzde 0,77'sini gerçekleşAren Türkiye, 2023 yılına gelindiğinde bu oranı yüzde 1,49'a çıkarmışWr. Yani Türkiye, 622 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1920 ‒ dünyaya mal satma kapasitesini arWrırken, dünyadan mal alma iştahını ve zorunluluğunu çok daha fazla arWrmışWr. İhracaWn dünya AcareAndeki payı yaklaşık 2 kaWna çıkarken, ithalaWn payı da benzer ve haZa daha yüksek bir ivmeyle arWş göstermişAr. Bu durum, Türkiye'nin dünya AcareAndeki konumunun "net ihracatçı" değil, "net ithalatçı" ve "pazar" olma yönünde evrildiğini kanıtlamaktadır. Dünya AcareAnden alınan payın artması, eğer ithalat payı ihracat payının sürekli üzerinde seyrediyorsa, ülkenin döviz açığının yapısal olarak büyüdüğü anlamına gelmektedir. Dış Acaret performansının bir diğer önemli göstergesi, ihracaWn ülke ekonomisi içindeki ağırlığı, yani Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranıdır. İhracat odaklı büyüme modelini benimsediğini iddia eden bir ekonomi yöneAminin, ihracaWn milli gelir içindeki payını sürekli arWrması beklenmektedir. Ancak Türkiye ekonomisinin son 22 yıllık seyri ve Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri, bu konuda bir duraklama ve gerileme dönemine girildiğini işaret etmektedir. Grafikte görüldüğü üzere, 2002 yılında ihracaWn GSYH içindeki payı yüzde 15,1 seviyesindedir. Aradan geçen 22 yılın sonunda, 2024 yılı tahminlerine ve OVP hedeflerine bakıldığında, bu oranın 2028 yılında yüzde 16,3 olması hedeflenmektedir. Çeyrek asrı aşkın bir sürede, ihracaWn milli gelir içindeki payının sadece 1,2 puan arWrılabilmesi, Türkiye'nin ihracat odaklı bir büyüme hikayesi yazamadığını, büyümenin iç tükeAme ve ithalata dayalı kurgulandığını ispatlamaktadır. Grafikteki 2021 ve 2022 yıllarındaki yukarı yönlü sıçrama, kur şokları ve baz etkisiyle oluşan geçici bir durumu yansıtmış, ancak 2023 ve sonrasında eğri yeniden aşağı yönlü bir trende girmişAr. 623 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1921 ‒ Bir ülkenin kalkınma stratejisinde ihracaWn lokomoAf olması hedefleniyorsa, bu oranın yüzde 30-40 bandına yaklaşması gerekirken, Türkiye yüzde 15-16 bandına sıkışıp kalmışWr. Bu durum, uygulanan ekonomi poliAkalarının yapısal bir dönüşüm sağlamakta yetersiz kaldığını göstermektedir. Türkiye’nin dış Acaret performansını değerlendirirken, sadece kendi geçmişiyle değil, aynı dönemde benzer koşullara sahip olduğu rakip ülkelerle kıyaslanması gerekmektedir. İkAdarın, Türkiye'nin ihracaWnı arWrdığı yönündeki savunması, küresel bir perspekAfle bakıldığında başarısız bir tabloya dönüşmektedir. Aşağıdaki grafikler, 2003-2023 döneminde dünya genelinde ülkelerin ihracatlarını ve ithalatlarını kaç kat arWrdığını karşılaşWrmalı olarak sunmaktadır. Grafikteki veriler, Türkiye'nin ihracat performansının küresel ligdeki yerini acı bir şekilde gözler önüne sermektedir. 2003-2023 döneminde Türkiye ihracaWnı 4,9 kat arWrmışWr. İlk bakışta yüksek görünen bu oran, dünya genelindeki 156 ülkenin ortalamasıyla (4,9 kat) birebir aynıdır. Yani Türkiye, ihracat arWşında dünyadan poziAf yönde ayrışmamış, sadece "ortalama" bir performans sergilemişAr. Ancak asıl çarpıcı olan, aynı dönemde Türkiye ile benzer kategoride değerlendirilen veya Türkiye'nin gerisinden gelen ülkelerin gösterdiği performansWr. Vietnam ihracaWnı 16,7 kaWna, Gürcistan 12,1 kaWna, Azerbaycan 11,6 kaWna çıkarmışWr. Avrupa Birliği üyesi olan ve 2000'li yılların başında Türkiye ile benzer ihracat rakamlarına sahip olan Romanya ihracaWnı 9,8 kat, Polonya ise 6,5 kat arWrmışWr. Türkiye, 20 624 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1922 ‒ yıl önce rekabet edği Çekya, Polonya, Macaristan gibi ülkelerin gerisine düşmüş, Asya ve Doğu Avrupa ülkeleriyle girdiği yarışı kaybetmişAr. İhracat performansındaki bu "ortalama" seyre karşılık, ithalat taramndaki arWş hızı Türkiye'nin aleyhine işlemektedir. Grafiğin sağ taramnda görüldüğü üzere, 156 ülkenin ithalat arWş ortalaması 4,6 kat iken, Türkiye ithalaWnı 5,3 kat arWrmışWr. Dünya ortalaması ile aynı oranda ihracat arWşı sağlarken, dünya ortalamasından çok daha hızlı bir ithalat arWşı yaşanması, dış Acaret açığının neden kronikleşAğini açıklamaktadır. İthalaWn ihracaZan hızlı büyümesi, ülkenin döviz ihAyacını sürekli arWrmakta ve makroekonomik kırılganlıkları beslemektedir. Türkiye'nin küresel AcareZeki konumu, sadece miktar bazında değil, değer bazında da erozyona uğramaktadır. İhracat kilogram değerinin 1,30-1,40 dolar seviyelerine sıkışması, Türkiye'nin "yükte ağır, pahada hafif" ürünler ihraç eden bir ülke konumundan kurtulamadığını göstermektedir. Polonya, Çekya gibi ülkeler yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürünlerle ihracat gelirlerini arWrırken, Türkiye'nin düşük ve orta teknolojili ürünlere dayalı ihracat yapısı, küresel pastadan aldığı payın niteliğini düşürmektedir. İhracaWn milli gelir içindeki payının yerinde sayması, dünya AcareAnden alınan payın ithalat lehine bozulması ve emsal ülkelere göre ihracat arWş hızının düşük kalması, dış Acaret poliAkasının başarısızlığını belgelemektedir. Türkiye, küresel AcareZe "lig düşme" tehlikesiyle karşı karşıyadır. İhracaW sadece nominal rakamlar üzerinden okuyan, ithalat bağımlılığını ve rakip ülkelerin performansını görmezden gelen bir anlayış, Türkiye'nin dış Acaret açığı sorununu çözemez. Gerçek bir başarı hikayesi için, ihracaWn ithalaW karşılama oranının yüzde 90'lar seviyesine çıkWğı, ihracaWn milli gelir içindeki payının yüzde 30'lara yükseldiği ve yüksek teknolojili ürün ihracaWnın ar|ğı bir tabloya ihAyaç vardır. İHRACATIN NİTELİĞİ: KİŞİ BAŞINA DÜŞEN İHRACAT VE TEKNOLOJİ YOĞUNLUĞU İkAdarın ekonomi kadrolarının tamamı ihracaWn niteliğinden ziyade niceliği üzerinde durmaktadır. Bir ülkenin kalkınmışlık seviyesini ve küresel rekabet gücünü belirleyen temel unsur, ne kadar mal sa|ğı değil, sa|ğı malın ne kadar bilgi, teknoloji ve katma değer içerdiğidir. Türkiye’nin 20 yılı aşkın dış Acaret serüveni bu perspekAfle ele alındığında, ihracaWn hacimsel olarak büyüdüğü ancak niteliksel olarak yerinde saydığı, haZa bazı kriAk göstergelerde geriye gidği bir tablo ortaya çıkmaktadır. 625 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1923 ‒ Türkiye’nin ihracat performansını değerlendirirken, toplam rakamların büyüklüğüne sığınmak, ülkenin demografik ve ekonomik potansiyelini göz ardı etmek demekAr. Türkiye, nüfus büyüklüğü bakımından dünyanın en kalabalık 18. veya 19. ülkesi konumundadır. Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyüklüğü açısından da yıllardır 17. ile 20. sıralar arasında gidip gelmektedir. Böylesine büyük bir nüfusa ve ekonomik hacme sahip bir ülkenin, toplam ihracat rakamlarının belirli bir seviyede olması, bir başarıdan ziyade olağan bir sonuçtur. Ancak asıl mesele, bu potansiyelin verimliliğe ve kişi başına düşen refaha dönüştürülüp dönüştürülemediğidir. Bakanlık, nominal mal ve hizmet ihracaWnda Türkiye'nin 26. sırada olmasıyla övünürken, bu rakamın nüfusa oranlandığında ortaya çıkan tabloyu görmezden gelmektedir. Aşağıdaki görsel, Türkiye'nin makroekonomik büyüklüğü ile kişi başına düşen ihracat performansı arasındaki derin uçurumu özetlemektedir. Görselde yer alan veriler, Türkiye'nin ihracat ligindeki gerçek yerini netleşArmektedir. Nüfus ve toplam GSYH bakımından dünyanın ilk 20 ekonomisi arasında yer alan Türkiye, kişi başına düşen mal ve hizmet ihracaWnda 167 ülke arasında ancak 75. sırada yer alabilmektedir. Bu sıralama, Türkiye'nin üreAm ve ihracat kapasitesini nüfusuna oranla yeterince verimli kullanamadığını, ihracaWn tabana yayılan bir zenginlik üretmediğini göstermektedir. Kişi başına düşen ihracaZa 75. sırada olmak, Türkiye'nin potansiyelinin çok alWnda bir performans sergilediğini ve ihracaWn niteliksel dönüşümünü sağlayamadığını kanıtlamaktadır. İhracaWn niteliğini belirleyen en önemli gösterge, ihraç edilen ürünlerin teknoloji yoğunluğudur. Yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürün ihracaW, bir ülkenin sanayileşme düzeyini, inovasyon kapasitesini ve küresel değer zincirindeki yerini belirlemektedir. İkAdar her 626 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1924 ‒ ne kadar savunma sanayinde destan yazdığımızı, teknoloji üssü olduğumuzu dile geArse de genel ihracat kompozisyonu içindeki teknoloji payına bakıldığında isAsnai bir durum olarak kalmakta, genele yayılan bir sanayi dönüşümüne işaret etmemektedir. Aşağıdaki grafik, ülkelerin kişi başına düşen orta ve yüksek teknoloji ihracaWnı karşılaşWrmalı olarak sunmaktadır. Bu grafik, Türkiye'nin katma değerli üreAmde dünya ligindeki yerini göstermesi açısından son derece çarpıcıdır. Grafikte görüldüğü üzere, kişi başına düşen orta ve yüksek teknoloji ihracaWnda İrlanda 22.287 dolar, Hollanda 21.142 dolar, İsviçre 21.031 dolar seviyelerindedir. Türkiye ise bu sıralamada listenin en altlarında, kişi başına sadece 940 dolarlık orta ve yüksek teknoloji ihracaWyla yer almaktadır. Slovenya, Slovakya, Çekya, Macaristan ve Polonya gibi Türkiye ile benzer dönemlerde kalkınma hamlesi başlatan veya Türkiye'nin gerisinden gelen ülkeler, kişi başına 3.000 dolar ile 17.000 dolar arasında değişen teknoloji ihracaW rakamlarına ulaşmışWr. Özellikle Polonya örneği, Türkiye'nin kaybedği zamanı ve mrsaW göstermesi bakımından ibret vericidir. 2002 yılında Türkiye ve Polonya yaklaşık 40 milyar dolarlık benzer ihracat rakamlarına sahipken, bugün Polonya 400 milyar doları aşan ihracaWyla Türkiye'ye fark atmışWr. Polonya’nın kişi başına düşen orta ve yüksek teknoloji ihracaW 3.764 dolar iken, Türkiye’nin 940 dolarda kalması, aradaki refah farkının temel nedenidir. Malezya’nın dahi kişi başına 4.722 dolarlık teknoloji ihracaW yapWğı bir dünyada, Türkiye’nin 1.000 doların alWnda kalması, "sanayi ülkesi" iddiasını zayıflatmaktadır. İkAdarın, bu ülkelerin sosyal haklarının zayıf olduğu veya özel koşullara sahip olduğu yönündeki savunmaları, verilerle 627 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1925 ‒ desteklenmemektedir. İrlanda, Hollanda, Belçika gibi sosyal devleAn ve işçi haklarının en güçlü olduğu ülkelerin bu listede zirvede yer alması, yüksek teknoloji ihracaW ile toplumsal refahın bir arada yürütülebileceğini kanıtlamaktadır. Türkiye’nin ihracaWndaki teknoloji yoğunluğunun zaman içindeki seyri incelendiğinde ise durumun ciddiyeA daha net anlaşılmaktadır. Veriler, Türkiye'nin yüksek teknoloji ihracaWnda 25 yıl öncesine göre gerilediğini göstermektedir. Grafikteki yeşil çizgi, Türkiye’nin ihracaWnda yüksek teknolojili ürünlerin payının 2000'li yılların başından iAbaren nasıl bir düşüş trendine girdiğini göstermektedir. OECD verilerine göre 2000 yılında yüzde 8'e yaklaşan, 2002 yılında yüzde 6,2 seviyesinde olan yüksek teknolojili ürün ihracat payı, 2024 yılı ve 2025 projeksiyonlarında yüzde 3,7 seviyelerine gerilemişAr. Savunma sanayindeki SİHA ve roket ihracaWndaki arWşlar olumlu olmakla birlikte, toplam ihracat sepeA içindeki ağırlığı sınırlı kalmış ve genel sanayi üreAmindeki teknolojik gerilemeyi telafi edememişAr. Bu tablo, Türkiye'nin ihracat stratejisinin "daha çok satmak" üzerine kurulduğunu, ancak "daha değerli satmak" hedefinin ıskalandığını göstermektedir. İhracaWn kilogram değerinin 1,30- 1,40 dolar seviyelerine sıkışması, Türk sanayicisinin fason üreAci konumundan markalı ve teknolojik üreAci konumuna geçemediğinin bir göstergesidir. Katma değeri düşük ürünlerin ihracaW, yüksek miktarda hammadde ve enerji ithalaWnı gerekArdiğinden, ihracat arWşı dış Acaret açığını kapatmaya yetmemektedir. Bu yapı, ülkenin kaynaklarını ve emeğini ucuza ihraç ederken, teknolojiyi ve katma değeri pahalıya ithal etmesine neden olmaktadır. 628 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1926 ‒ HükümeAn, teknoloji odaklı ihracaW teşvik etmek yerine, inşaat ve rant odaklı büyüme modelini tercih etmesi, sanayideki teknolojik dönüşümün önündeki en büyük engeldir. Yüksek teknolojiye geçiş, sadece teşvik vermekle değil; eğiAm sisteminin niteliğini arWrmak, hukukun üstünlüğünü sağlayarak beyin göçünü durdurmak, üniversite-sanayi iş birliğini gerçekçi zeminlere oturtmak ve Ar-Ge ekosistemini güçlendirmekle mümkündür. Ancak mevcut bütçe ve poliAka seA, bu yapısal dönüşümü sağlayacak vizyondan yoksundur. Özetle; İhracaWn niteliği ve teknoloji yoğunluğu açısından Türkiye, potansiyelinin çok alWnda bir performans sergilemektedir. Dünya AcareAnden alınan payın ithalat lehine bozulması, kişi başına düşen ihracaWn düşüklüğü ve yüksek teknolojili ürünlerin payındaki gerileme, dış AcareAmiz açısından yapısal zafiyetleri ortaya koymaktadır. Türkiye'nin ihAyacı olan, sadece ihracat rakamlarını nominal olarak büyütmek değil; ihracaWn kilogram değerini arWrmak, teknoloji yoğunluğunu yükseltmek ve kişi başına düşen ihracat gelirini gelişmiş ülkeler seviyesine yaklaşWrmakWr. Bu dönüşüm sağlanamadığı sürece, ihracat arWşları halkın refahına yansımayacak, sadece ithalaWn finansmanına ve dış borçların ödenmesine hizmet eden bir araç olarak kalacakWr. REEL SEKTÖRÜN FİNANSMAN KRİZİ VE SANAYİCİNİN REKABET GÜCÜ Ticaret Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi, ihracat ve iç AcareAn temel dinamiklerini düzenleme iddiasında olsa da reel sektörün içinde bulunduğu derin finansman darboğazını ve rekabet gücü kaybını görmezden gelen bir anlayışla hazırlanmışWr. Ekonomi yöneAminin "enflasyonla mücadele" adı alWnda uyguladığı sıkı para poliAkası ve kredi kısıtlamaları, üreAm ve AcareAn can damarlarını kesen bir "likidite krizine" dönüşmüştür. Sanayici ve tacir, bir yandan artan enerji, işçilik ve hammadde maliyetleriyle, diğer yandan baskılanan döviz kuru nedeniyle gerileyen rekabet gücüyle mücadele ederken; finansman kaynaklarına erişimin neredeyse imkânsız hale gelmesi, Acari hayaW durma noktasına geArmişAr. Reel sektörün karşı karşıya kaldığı en yakıcı sorunların başında, Acari kredilere erişimde yaşanan zorluklar ve yüksek finansman maliyetleri gelmektedir. Bankacılık sisteminin, reel sektörü fonlamak yerine, yüksek faiz ortamında risksiz geAriye yöneldiği ve kredi musluklarını kapa|ğı görülmektedir. Özellikle iç AcareAn ve perakende sektörünün can damarı olan kredi karW ve POS cihazı komisyon oranlarındaki fahiş arWşlar, esnamn ve tacirin kâr marjını yok etmiş, Acaret yapmayı maliyetli bir hale geArmişAr. 629 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1927 ‒ Merkez Bankası’nın faiz arWşlarını gerekçe göstererek komisyon oranlarını yukarı çeken bankalar, Acaret erbabının sırWndan haksız kazanç elde ederken, ekonomi yöneAmi ve Ticaret Bakanlığı bu duruma seyirci kalmaktadır. Aşağıdaki tablo, kredi karW ve POS komisyon oranlarındaki arWşı ve bankaların uyguladığı kesinAlerin ulaşWğı boyutu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Tablo verileri incelendiğinde, poliAka faizi arWşlarının ardından POS komisyon oranlarının katlanarak ar|ğı görülmektedir. Kendi bankasının kredi karWyla yapılan ve ertesi gün hesaba geçen işlemlerde dahi yüzde 3’lere varan kesinAler yapılırken, başka banka kartlarında bu oranlar yüzde 4’leri zorlamaktadır. Taksitli saWşlarda veya vadeli blokaj çözümlerinde ise maliyetler AcareAn sürdürülebilirliğini tehdit eden seviyelere ulaşmışWr. Bir esnamn veya tacirin, yüzde 3-4’lük bir komisyon yükünü kaldırabilecek kâr marjıyla çalışması, mevcut ekonomik durgunlukta mümkün değildir. Bu yüksek maliyetler ya fiyatlara yansıWlarak enflasyonu körüklemekte ya da esnam taksitli saWştan vazgeçirerek ciroların düşmesine neden olmaktadır. Bankaların Merkez Bankası’ndan kaynak kullanım maliyeA ile piyasaya uyguladıkları komisyon oranları arasındaki makasın bu denli açılması, finans sektörünün reel sektör üzerindeki baskısını kanıtlamaktadır. Ayrıca, POS cihazı ve ÖKC bedelleri gibi aylık sabit giderlerin de artması, küçük işletmeler üzerindeki yükü ağırlaşWrmaktadır. Finansman sorunu sadece iç AcareZe değil, sanayi üreAminde de alarm vermektedir. Sanayiciler arWk en üst perdeden "maliyetlerin ar|ğını, yaWrımların ertelendiğini, krediye 630 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1928 ‒ erişimin imkânsız hale geldiğini ve halkın alım gücünün yok olması nedeniyle piyasa hareketlerinin durduğunu" ifade etmektedirler. Yüksek faiz poliAkası nedeniyle yaWrım kredilerinin maliyeA katlanılamaz boyutlara ulaşmış, işletme sermayesi kredilerine erişim ise limit daralmalarıyla kısıtlanmışWr. Üretmek, isAhdam yaratmak ve ihracat yapmak isteyen sanayici, banka kapılarından eli boş dönmekte veya tefeci faizlerini andıran oranlarla borçlanmaya zorlanmaktadır. Bu finansal sıkışmışlık, Türkiye'nin üreAm gücünü tehdit eden bir "göç" dalgasını teAklemişAr. Özellikle teksAl, hazır giyim ve deri gibi emek yoğun sektörlerde, Türkiye'deki yüksek enerji ve işçilik maliyetleri ile baskılanan döviz kuru, üreAmi karsız hale geArmişAr. Türkiye'nin lokomoAf sektörleri arasında yer alan teksAl sektörü, büyük oranda Türkiye'yi terk ederek Mısır gibi maliyet avantajı sunan ülkelere gitmektedir. Fabrikaların kapanması, makinelerin sökülüp yurt dışına taşınması ve binlerce nitelikli çalışanın işsiz kalması, Türkiye ekonomisi adına büyük bir kayıpWr. İkAdarın "yaWrım, üreAm, ihracat" söylemleri, sahadaki bu kaçış gerçeğiyle çürümektedir. Sanayici, kendi ülkesinde üretmenin cezalandırıldığı, buna karşılık ithalaWn ve ranAye gelirlerinin ödüllendirildiği bir ekonomik iklimde faaliyet göstermeye çalışmaktadır. Reel sektördeki bu yangının en somut göstergesi, konkordato ve iflas sayılarındaki patlamadır. 2025 yılının ilk yedi aylık döneminde konkordato ilan eden firma sayısı 3.474’e ulaşmışWr. Bu rakam, ekonomik krizin derinliğini ve yaygınlığını göstermesi bakımından ürkütücüdür. Konkordato ilan eden firmaların sektörel dağılımına bakıldığında, 479’unun inşaat, 313’ünün ise teksAl sektöründe faaliyet gösterdiği görülmektedir. İsAhdam deposu olan bu sektörlerdeki iflas dalgası, sadece sermaye kaybı değil, aynı zamanda büyük bir işsizlik dalgası anlamına gelmektedir. Firmaların borçlarını çeviremediği, nakit akışının durduğu ve finansal sistemden dışlandığı bir ortamda, "en kötüsü geride kaldı" söylemi, sahadaki yangını görmezden gelen bir körlükten ibaredr. İhracatçı sanayicinin rekabet gücünü kıran bir diğer önemli faktör, döviz kurunun enflasyonun alWnda bir arWş sergilemesi, yani baskılanmasıdır. Artan TL bazlı maliyetler (enerji, işçilik, hammadde) karşısında, döviz gelirlerinin aynı oranda artmaması, ihracatçıyı fiyat tuZuramaz hale geArmişAr. Küresel pazarlarda rekabet edilen ülkeler maliyet avantajlarını korurken, Türk ihracatçısı pazar kaybetmektedir. Bu noktada sektör temsilcilerinin en önemli taleplerinden biri, ihracat bedellerinin bozdurulması zorunluluğu karşılığında verilen "Döviz 631 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1929 ‒ Dönüşüm Desteği"nin arWrılmasıdır. Mevcut durumda yetersiz kalan destek oranının yüzde 3’ten yüzde 8’e çıkarılması, özellikle teksAl, hazır giyim, mobilya ve deri gibi katma değeri yüksek ancak kâr marjı daralan sektörler için hayaA önem taşımaktadır. İhracatçıyı kur baskısı alWnda ezdirmemek, ihracat hedeflerinin tuZurulabilmesi için bir zorunluluktur. Enerji maliyetlerindeki öngörülemezlik de sanayicinin belini büken bir diğer unsurdur. Sanayi tarifelerinde yapılan sık değişiklikler ve yüksek fiyatlar, maliyet hesabı yapmayı imkânsız hale geArmekte ve uzun vadeli sipariş alımını engellemektedir. Sanayici, enerji maliyetlerinde öngörülebilirlik ve yıl boyu geçerli olacak tavan-taban fiyat bantları talep etmektedir. Enerji yoğun sektörlerde rekabetçiliğin korunabilmesi için, enerji fiyatlarının rakip ülkelerle uyumlu seviyelerde tutulması ve üreAm odaklı bir enerji tarifesinin uygulanması gerekmektedir. Reel sektörün bir diğer yapısal sorunu, nitelikli işgücü açığı ve ara eleman sorunudur. EğiAm sistemi ile sanayinin ihAyaçları arasındaki kopukluk, fabrikalarda makine başında çalışacak teknik personel bulunamamasına neden olmaktadır. Sanayici, "iş var ama çalışacak eleman yok" derken, gençler işsizlik pençesinde kıvranmaktadır. Mesleki eğiAmin özendirilmesi ve sanayinin ihAyaç duyduğu beceri setlerine sahip işgücünün yeAşArilmesi için Ticaret Bakanlığı’nın, Millî EğiAm Bakanlığı ve sanayi odalarıyla eşgüdüm halinde daha akAf poliAkalar gelişArmesi gerekmektedir. Ayrıca, dijital ve yeşil dönüşüm süreçleri, Türk sanayicisi için hem bir mrsat hem de büyük bir maliyet kalemidir. Avrupa Yeşil MutabakaW kapsamındaki sınırda karbon düzenlemeleri, ihracatçıyı üreAm süreçlerini yenilemeye zorlamaktadır. Ancak bu dönüşümün finansmanı konusunda devleAn sağladığı destekler son derece sınırlıdır. KOSGEB ve Eximbank kaynaklarının, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm yaWrımlarına, hibe ve uzun vadeli düşük faizli krediler şeklinde yönlendirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, karbon vergileri ve teknik engeller nedeniyle Avrupa pazarındaki payımızın kaybedilmesi riski bulunmaktadır. Komisyon görüşmelerinde ihracatçımızın desteklenmesine yönelik ödeneklerin arWrılması amacıyla sunduğumuz önerge ikAdar grubu taramndan reddedilmişAr. Kayıt dışı ekonomi ve haksız rekabet de dürüst tacir ve sanayicinin üzerindeki yükü arWrmaktadır. Vergisini ödeyen, sigortalı işçi çalışWran ve yasalara uyan işletmeler, merdiven alW üreAm yapan ve kayıt dışı çalışan firmalarla rekabet edemez hale gelmişAr. DeneAmlerin, sadece kayıtlı ekonominin üzerine giderek onları cezalandıran bir anlayışla değil, kayıt dışı alanı kayıt alWna alacak ve haksız rekabeA önleyecek bir vizyonla yürütülmesi gerekmektedir. 632 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1930 ‒ ESNAFIN ÇIKMAZI VE PERAKENDE TİCARETİN DÜZENLENMESİ İHTİYACI Ticaret Bakanlığı’nın 2026 Yılı Bütçe Teklifinin toplumsal tabandaki karşılığı incelendiğinde, ekonominin omurgasını oluşturan, sosyal dengenin teminaW olan esnaf ve sanatkârların, tarihlerinin en zorlu dönemlerinden birini yaşadığı görülmektedir. Yüksek enflasyon, fahiş kira arWşları, katlanan enerji maliyetleri ve ağır vergi yükü alWnda ezilen esnaf, bir de kontrolsüzce yayılan zincir marketler ve şehir merkezlerini işgal eden AVM’lerin haksız rekabeAyle boğuşmaktadır. Esnamn kepenk kapa|ğı, rekabet edemez hale geldiği ve borç sarmalına sürüklendiği bir ekonomik yapıda, iç AcareAn sağlıklı işleyişinden ve toplumsal huzurdan bahsetmek mümkün değildir. Esnaf Kefalet KooperaAfleri aracılığıyla kullandırılan kredilerin faiz oranlarının yüzde 25’ten yüzde 45’e yükselAlmesi, esnamn borç yükünü ikiye katlamışWr. Geçmişte düşük faizli kredi imkânıyla ayakta durmaya çalışan esnaf, bugün borcunu borçla çeviremez hale gelmişAr. Finansman maliyetlerindeki bu arWşa rağmen, Ticaret Bakanlığı bütçesinde "Esnaf Destekleri" başlığı alWnda ayrılan kaynağın sadece 1,9 milyar TL seviyesinde kalması, reel bir erimeye işaret etmektedir. 2022 yılında da 1,9 milyar TL olan bu desteğin, aradan geçen yıllardaki yüksek enflasyona rağmen 2026 yılında da aynı rakamda tutulması, esnafa verilen desteğin "pul olduğu" anlamına gelmektedir. Enflasyon, kur farkı ve kira arWşları karşısında savunmasız kalan esnamn, bütçeden aldığı payın reel olarak küçülmesi, sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Maliyet baskısı alWndaki esnamn bir diğer büyük sorunu, vergi ve sosyal güvenlik yüküdür. Özellikle Bağ-Kur prim ödeme gün sayısı konusundaki adaletsizlik, esnamn emeklilik hayallerini ötelemektedir. SSK’lı çalışanların 7200 günle emekli olabildiği bir sistemde, kendi nam ve hesabına çalışan, isAhdam yaratan ve vergi ödeyen esnamn 9000 gün prim ödemek zorunda bırakılması, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bir durum oluşturmaktadır. Ayrıca, basit usulden gerçek usule geçiş kriterlerinin, günümüzün enflasyonist ortamında anlamsız kalan limitlere dayandırılması, birçok küçük esnam ağır muhasebe ve vergi yükümlülükleri ile karşı karşıya bırakmaktadır. Bu kriterlerin piyasa gerçeklerine göre yeniden belirlenmesi ve esnamn üzerindeki bürokraAk yükün hafifleAlmesi gerekmektedir. Esnamn varlık mücadelesindeki en büyük tehditlerden biri, perakende AcareAn yapısını bozan ve haksız rekabet yaratan zincir marketlerin kontrolsüz yayılımıdır. Mahalle aralarına kadar giren, gıdadan elektroniğe, kırtasiyeden zücaciyeye kadar her türlü ürünü satan 633 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1931 ‒ marketler, bakkalı, manavı, kasabı ve kırtasiyeciyi yok etme noktasına geArmişAr. 6585 sayılı Perakende TicareAn Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 16. maddesi, perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçişine ilişkin kriterleri belirleme yetkisini Cumhurbaşkanına vermiş olmasına rağmen, bu yetkinin yıllardır kullanılmaması manidardır. Düzenleme yapılmadığı için, yan yana veya karşılıklı açılan zincir marketler, nüfus ve ihAyaç kriteri gözeAlmeksizin mantar gibi çoğalmaktadır. Bu kontrolsüzlüğün önlenmesi adına nüfus- mesafe kriterinin acilen hayata geçirilmesi gerekmektedir. İl ve ilçe bazında, kişi başına düşen zincir mağaza ve büyük mağaza yoğunluklarına bir üst sınır geArilmeli; belirli bir nüfusun alWndaki yerleşim yerlerinde veya mevcut marketlere belirli bir mesafede yeni zincir market açılışına izin verilmemelidir. Aksi takdirde, yerel esnamn bu dev yapılarla rekabet etmesi mümkün değildir. Esnamn korunması, sadece Acari bir mesele değil, aynı zamanda mahalle kültürünün ve toplumsal dayanışmanın korunması meselesidir. Yeni açılışlarda esnaf koruma etki analizi yapılması ve yerel isAhdam ile küçük işletmelere olası etkilerin raporlanması, perakende AcareAn dengeli büyümesi için zorunludur. Şehir merkezlerini trafik ve yoğunluk açısından felç eden, aynı zamanda şehir esnamnın iş hacmini daraltan Alışveriş Merkezleri (AVM) sorunu da çözüm bekleyen bir diğer başlıkWr. Gelişmiş ülkelerde şehir dışına konumlandırılan AVM’lerin, Türkiye’de şehrin en işlek caddelerine ve merkezlerine yapılmasına izin verilmesi, şehircilik ilkelerine aykırı olduğu gibi esnam da biAren bir uygulamadır. AVM’lerin merkez dışına yönlendirilmesi, mevcutların trafik, otopark ve çevre etkisi analizlerinin yapılarak rehabilite edilmesi gerekmektedir. Perakende AcareAn şeffaf ve kurallı bir yapıya kavuşturulması amacıyla yıllardır tamamlanarak uygulamaya alınması beklenen PERBİS (Perakende Bilgi Sistemi) projesinin akıbeA de belirsizliğini korumaktadır. Ruhsat süreçlerinin tek bir sistem üzerinden, şeffaf ve denetlenebilir bir şekilde yürütülmesini sağlayacak olan bu sistemin bir an önce tamamlanması gerekmektedir. PERBİS üzerinden yapılacak takiplerle, mevzuata aykırı açılışların önüne geçilmeli ve uygunsuz işletmelere idari yapWrımlar kararlılıkla uygulanmalıdır. Sistemsizlik ve deneAmsizlik, kural tanımazlığı ve haksız rekabeA beslemektedir. Zincir marketlerin ve büyük tedarikçilerin, üreAci ve tedarikçi üzerindeki hâkim gücünü kötüye kullanması da ele alınması gereken bir sorundur. Uzun ödeme vadeleri, fahiş raf 634 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1932 ‒ bedelleri, keyfi iade ve ceza kesinAleri gibi uygulamalar, tedarik zincirinin zayıf halkası olan küçük üreAciyi ve tedarikçiyi ezmektedir. Bu alanda vade sürelerine, liste ve raf bedellerine üst sınır geArilmeli, iade ve ceza kesinAlerine bir standart geArilerek keyfiyeAn önüne geçilmelidir. TicareAn ahlakı ve sürdürülebilirliği, güçlü olanın zayım ezdiği değil, kuralların herkes için adil işlediği bir piyasa yapısıyla mümkündür. Esnamn değişen Acaret koşullarına uyum sağlaması ve dijitalleşme sürecine dahil olması da hayaA önem taşımaktadır. Geleneksel Acaret yöntemleriyle ayakta kalmanın zorlaşWğı bir dönemde, esnamn e-Acaret ekosistemine entegrasyonu desteklenmelidir. Ancak mevcut durumda, dijital pazar yerlerine giriş maliyetleri ve yüksek komisyon oranları, küçük esnaf için caydırıcı olmaktadır. Dijital pazar yerlerine girişin kolaylaşWrılması, komisyon oranlarına tavan geArilmesi ve ödeme vadelerinin kısalWlması gibi düzenlemelerle, esnamn dijital AcareZen pay alması sağlanmalıdır. Ayrıca, esnafa yönelik "dijital ve yeşil dönüşüm hibe programları" oluşturulmalı, teknolojik altyapılarını yenilemeleri için finansal destek verilmelidir. Komisyon görüşmelerinde esnaf ve sanatkarlarımızın tüm bu sorunlarının çözüme kavuşturulması amacıyla Bakanlık bütçesinin ilgili ödeneklerinin arWşını amaçlayan önergemiz yine ikAdar taramndan dikkate alınmayarak reddedilmişAr. GIDA TEDARİK ZİNCİRİ VE TARIMSAL TİCARETİN ALTYAPI SORUNLARI Ticaret Bakanlığı’nın sorumluluk alanında bulunan ve vatandaşın murağındaki yangını doğrudan ilgilendiren en kriAk başlıklardan biri, gıda tedarik zincirindeki yapısal bozulmalar ve tarımsal AcareAn işleyişindeki aksaklıklardır. Yüksek gıda enflasyonu, sadece parasal genişleme veya maliyet arWşlarıyla açıklanamayacak kadar karmaşık, ancak doğru poliAkalarla yöneAlebilir bir sorundur. Ancak ikAdarın yıllardır "Hal Yasası’nı çıkaracağız, tarladan sofraya zinciri kısaltacağız" şeklindeki vaatleri havada kalmış, sorunun köküne inmek yerine "fahiş fiyat" suçlamalarıyla günü kurtaran polisiye tedbirlere başvurulmuştur. ÜreAcinin tarlada ucuza sa|ğı ürünün, tükeAcinin sofrasına fahiş fiyatla gelmesi, aradaki tedarik zincirinin verimsiz, deneAmsiz ve çok aktörlü yapısından kaynaklanmaktadır. Türkiye’de gıda fiyatlarının kontrol alWna alınamamasının temel nedenlerinden biri, pazarlama zincirindeki aracılık maliyetlerinin yüksekliği ve ürün zayiaW (fire) oranlarıdır. Tarladan çıkan ürün, tükeAciye ulaşana kadar birçok kez el değişArmekte, her aşamada 635 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1933 ‒ eklenen kar marjları ve lojisAk maliyetler, nihai fiyaW katlamaktadır. Ayrıca, uygun depolama ve taşıma altyapısının (soğuk zincir) yetersizliği nedeniyle, üreAlen sebze ve meyvenin önemli bir kısmı tükeAciye ulaşmadan çürümekte, bu zayiat maliyeA de sağlam ürünlerin fiyaWna yansıWlmaktadır. Bakanlığın bu alandaki temel görevi, sadece fiyatları izlemek değil, tarladan rafa uzanan zinciri rehabilite etmek olmalıdır. Gıda tedarik zincirinin iyileşArilmesi için aWlması gereken ilk adım, rüsum gelirlerinin (hal vergisi) kullanım amacına uygun hale geArilmesidir. Toptancı hallerinde belediyelerce tahsil edilen rüsum gelirlerinin, hal altyapısının modernizasyonu ve soğuk zincir yaWrımları yerine, belediyelerin cari harcamalarında kullanılması, sistemin gelişimini engellemektedir. Hal Yasası’nda yapılacak düzenleme ile rüsum gelirlerinin belirli bir oranının zorunlu olarak hal altyapısı, depolama ve soğuk zincir yaWrımlarına tahsis edilmesi sağlanmalıdır. Bu sayede ürün kayıpları azalWlacak ve gıda güvenliği arWrılacakWr. TükeAcinin korunması ve piyasa şeffaflığının sağlanması açısından, perakende saWş noktasında zorunlu QR künye uygulamasının yaygınlaşWrılması hayaA önem taşımaktadır. TükeAciler, saWn aldıkları ürünün kim taramndan, nerede, ne zaman üreAldiğini, tarladan çıkış fiyaWnı ve hangi aşamalardan geçerek kaça saWldığını şeffaf bir şekilde görebilmelidir. Mevcut durumda Hal Kayıt Sistemi (HKS) verileri tükeAciye tam olarak yansımamakta, eAketlerdeki bilgiler yetersiz kalmaktadır. QR kod sistemi, hem tükeAcinin bilinçli tercih yapmasını sağlayacak hem de fahiş kâr marjı koyan aracıların veya marketlerin otokontrol mekanizmasıyla denetlenmesine imkân tanıyacakWr. Gıda enflasyonuyla mücadelede en etkili yapısal reform, üreAci örgütlerinin (kooperaAfler ve birlikler) pazar gücünün arWrılmasıdır. Avrupa Birliği ülkelerinde yaş meyve ve sebze pazarında üreAci örgütlerinin payı ortalama yüzde 46 seviyesindeyken, Türkiye’de bu oran yüzde 1,5-2 civarında kalmaktadır. ÜreAcinin örgütsüz olması hem tarlada fiyaWn düşük kalmasına hem de pazarda fiyaWn yüksek olmasına neden olmaktadır. ÜreAci birliklerinin lojisAk, depolama ve pazarlama kapasitelerinin desteklenmesi, toptancı hallerinde üreAci örgütlerine yer tahsisi yapılması ve kira indirimleri sağlanması gerekmektedir. Ayrıca, belirli büyüklükteki zincir marketlerin, sa|kları yaş meyve ve sebzenin belirli bir oranını (kota) doğrudan üreAci birliklerinden almasının zorunlu hale geArilmesi, aracıları devreden çıkaracak en etkili yöntemdir. Gıda tedarik zinciri ve tarımsal AcareAn altyapı sorunlarının ortadan 636 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1934 ‒ kaldırılmasına ödenek sağlaması amacıyla sunduğumuz önerge de AK ParA ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmişAr. Tarımsal AcareAn bir diğer önemli ayağı, ürünlerin sağlıklı koşullarda saklanmasını ve finansmana erişim aracı olarak kullanılmasını sağlayan Lisanslı Depoculuk Sistemi’dir. Hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar gibi stratejik ürünlerde fiyat isAkrarının sağlanması, hasat dönemindeki arz yığılmasının önlenmesi ve çiXçinin ürününü değerinde satabilmesi için bu sistemin gelişArilmesi gerekmektedir. Ancak mevcut uygulamada, sistemin teşvik mekanizmalarında ve işleyişinde aksaklıklar yaşanmaktadır. Lisanslı depoculuk sistemine olan talebin arWrılması ve üreAcinin depolama maliyetlerinin düşürülmesi için, üreAcilere sağlanan kira desteğinin yüzde 75 seviyesinden yüzde 100’e çıkarılması gerekmektedir. ÇiXçinin ürününü emanete bırakırken kira maliyeA düşüncesiyle çekimser kalmasının önüne geçilmeli, devlet bu maliyeA tamamen üstlenmelidir. Ayrıca, Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) karşılığında kullandırılan faizsiz veya düşük faizli işletme kredilerinin yaygınlaşWrılması ve kullanım şartlarının kolaylaşWrılması, çiXçinin nakit ihAyacını hasat döneminde ürününü ucuza satmadan karşılayabilmesi için elzemdir. Sistemin güvenilirliği açısından, lisanslı depolarda ürün sınıflandırması yapan yetkili sınıflandırıcıların standartları ve deneAmi de önem arz etmektedir. Özellikle hububaZa rutubet oranı gibi kalite kriterlerinin belirlenmesinde laboratuvarlar arasında farklılıklar yaşanması, üreAcinin mağduriyeAne yol açmaktadır. Ülke genelinde uygulanabilir ve yeknesak bir standardın oluşturulması, analiz cihazlarının kalibrasyonunun sıkı tutulması ve personelin niteliklerinin arWrılması gerekmektedir. Ürününü depoya teslim eden çiXçinin, ürün kalitesinin doğru tespit edildiğinden emin olması, sisteme olan güvenin temelidir. Lisanslı depoculukta dijitalleşme ve şeffaflık da gelişArilmesi gereken bir alandır. Lisanslı Depo Bilgi Sistemi’nin tam kapasiteyle faaliyete geçirilmesi, ürün hareketlerinin, stok durumlarının ve ELÜS işlemlerinin anlık olarak izlenebilmesi sağlanmalıdır. Bu sayede, stokçuluk veya piyasa manipülasyonu girişimleri dijital ortamda tespit edilebilecek ve önlenebilecekAr. 637 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1935 ‒ DİJİTAL PİYASALAR, E-TİCARET VE REKABET ORTAMININ TESİSİ TicareAn dijitalleşAği ve alışveriş alışkanlıklarının köklü bir değişim geçirdiği 21. yüzyılda, Ticaret Bakanlığı’nın düzenleyici rolü, geleneksel piyasaların ötesine geçerek dijital pazarları da kapsayan bir sorumluluk alanına dönüşmüştür. E-Acaret hacminin genel Acaret içindeki payının hızla artması, bu alanda adil rekabeAn sağlanmasını, tekelleşmenin önlenmesini ve hem tükeAcinin hem de pazaryerlerinde faaliyet gösteren saWcıların (KOBİ’lerin) haklarının korunmasını zorunlu kılmaktadır. Ancak mevcut yasal düzenlemeler ve uygulamalar incelendiğinde, dijital piyasalarda oyunun kurallarının tam olarak oturmadığı, "Elektronik TicareAn Düzenlenmesi Hakkında Kanun" (E-Ticaret Kanunu) ile geArilen kısıtlamaların bazı noktalarda piyasa dinamikleriyle çelişAği ve Rekabet Kurumu’nun yapısına ilişkin endişelerin sürdüğü görülmektedir. Dijital ekonominin sağlıklı büyümesi, yasakçı veya bir taram kayıran değil, rekabetçi, şeffaf ve denetlenebilir bir yasal altyapının tesisiyle mümkündür. E-Acaret ekosisteminde son dönemde yapılan yasal düzenlemeler, kamuoyunda "e- Acaret yasası" olarak bilinen 6563 sayılı Kanun’daki değişiklikler etramnda şekillenmişAr. Bu düzenlemelerin temel amacı, e-Acaret aracı hizmet sağlayıcılarının (pazaryerlerinin) piyasadaki hâkim durumlarını kötüye kullanmalarını engellemek ve tekelleşmenin önüne geçmek olarak açıklanmışWr. Ancak uygulama süreçleri ve geArilen isAsnalar, Kanun'un amacından sapma riski taşıdığına işaret etmektedir. Özellikle e-Acaret devlerine (Çinli Trendyol) tanınan bazı muafiyetler haksız rekabet tarWşmalarını yeniden alevlendirmişAr. Elektronik Acaret aracı hizmet sağlayıcılarına geArilen "lisans ücreA" ve "reklam/indirim bütçesi kısıtlamaları", Kanun'un en çok tarWşılan maddeleri arasındadır. Pazarın çok büyük oyuncularının agresif indirim ve reklam kampanyalarıyla rakiplerini piyasadan silmesini engellemek amacıyla geArilen bu kısıtlamaların, uygulamada bazı esnekliklerle delindiği görülmektedir. Özellikle "yurt dışı saWş isAsnası" olarak tanımlanan ve şirketlerin ihracat performanslarına göre lisans ücreAnden muaf tutulmasını sağlayan düzenlemedeki çarpan katsayıları, adalet duygusunu zedelemektedir. Mevcut düzenlemede yer alan geçici 4 ve 3 kat çarpan uygulaması, belirli firmalara haksız bir avantaj sağlamakta ve Kanun'un caydırıcılığını ortadan kaldırmaktadır. Bu geçici çarpanların kaldırılarak, isAsnanın makul ve eşitlikçi bir seviyeye çekilmesi gerekmektedir. 638 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1936 ‒ Ayrıca, yurt dışı saWşların (e-ihracat) tespiA konusunda da ciddi deneAm boşlukları bulunmaktadır. Firmaların beyanlarına dayalı bir sistem yerine, fiziki ihracat tevsikinin zorunlu hale geArilmesi şar|r. Şirketlerin yurt dışına saWş yapmış gibi göstererek (fikAf işlemlerle) isAsnalardan yararlanmasının önüne geçilmeli, Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi (ETBİS), Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) ve gümrük verilerinin tam entegrasyonu sağlanarak çapraz deneAm yapılmalıdır. Yurt dışı saWş beyanları için "bağımsız deneAm raporu" zorunluluğu geArilmesi, şeffaflığın sağlanması adına önemli bir adım olacakWr. E-Acaret plarormlarının kendi markalarıyla (private label) saWş yapmasının kısıtlanması ve reklam bütçelerine sınır geArilmesi, plarormda saWş yapan KOBİ’lerin korunması açısından olumludur. Ancak reklam ve indirim bütçelerinin kullanımında, 7416 sayılı Kanun’daki "çeyreklik yüzde 25 kullanım sınırı" ve paylaşWrma kuralının korunması, sponsorluk ve etkinlik harcamalarının da bu havuz içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Sponsorluk adı alWnda yapılan harcamaların reklam bütçesi sınırının dışına çıkarılması, kısıtlamaların arkasından dolanılmasına imkân tanımaktadır. Bu nedenle sponsorluk isAsna oranlarının azalWlması ve harcama limitlerinin sıkı tutulması, rekabet dengesinin korunması için elzemdir. Dijital piyasaların düzenlenmesinde küresel standartlara uyum da bir diğer gereklilikAr. Avrupa Birliği’nin "Dijital Piyasalar Yasası" (Digital Markets Act - DMA) ile geArdiği çerçeve, Türkiye için de bir referans olmalıdır. Büyük plarormların (gatekeeper/eşik bekçisi) pazar gücünü kötüye kullanmasını önleyen, veri taşınabilirliğini sağlayan ve plarormlar arası geçişi kolaylaşWran DMA benzeri bir yasal altyapının Türkiye’ye kazandırılması gerekmektedir. Bu düzenleme, sadece yasaklamayı değil, dijital inovasyonu ve yeni girişimlerin pazara girişini teşvik eden bir yapıda olmalıdır. E-Acaret plarormlarında saWş yapan mikro ve küçük işletmelerin (saWcıların) haklarının korunması da Bakanlığın öncelikleri arasında olmalıdır. Plarormların saWcılara uyguladığı keyfi komisyon kesinAleri, uzun ödeme vadeleri ve haksız cezai şartlar, küçük işletmeleri mağdur etmektedir. Bu alanda, mikro ve küçük işletmeler için "kademeli tavan" uygulaması geArilmeli, komisyon oranları ve hizmet bedelleri makul seviyelerde sınırlandırılmalıdır. Ayrıca, plarormların keyfi ceza ve kesinA uygulamalarına karşı, yazılı gerekçe sunma zorunluluğu, iAraz mekanizması ve tahkim prosedürü gibi hukuki güvenceler geArilmelidir. SaWcının, plarorm karşısındaki pazarlık gücünün zayıflığı, yasal düzenlemelerle dengelenmelidir. 639 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1937 ‒ Rekabet ortamının tesisi, sadece e-Acaret kanunuyla değil, Rekabet Kurumu’nun etkin ve bağımsız çalışmasıyla mümkündür. Ancak son yıllarda Rekabet Kurumu’nun yapısına ve kararlarına yönelik güvenin azaldığı görülmektedir. Kurul üyelerinin atamasında liyakaAn ikinci plana aWlması ve Kurul kararlarının yargısal deneAmindeki değişiklikler, kurumun bağımsızlığına gölge düşürmektedir. Rekabet Kurulu üyeliği için gerekli olan "10 yıl tecrübe" koşulunun geri geArilmesi ve kurum personelinde liyakaAn esas alınması şar|r. Ayrıca, Kurul kararlarına karşı temyiz merciinin İdare Mahkemeleri yerine yeniden Danıştay olması, kararların hukuki deneAminin kalitesini arWracakWr. İdare mahkemelerinin iş yükü ve uzmanlık alanı düşünüldüğünde, milyarlık cezaların ve piyasa düzenlemelerinin temyiz yerinin Danıştay olması hukuki güvenlik açısından daha doğrudur. Piyasalardaki yoğunlaşmaların ve tekelleşme eğilimlerinin önlenmesi için "birleşme ve devralma" eşiklerinin güncellenmesi gerekmektedir. Dijital ekonomide ciro temelli eşiklerin yetersiz kaldığı, veri gücünün ve kullanıcı sayısının da pazar hakimiyeAni belirlediği bir gerçekAr. Bu nedenle, mevzuata veri temelli piyasa gücü ölçütlerinin girmesi ve birleşme işlemlerinin bu kriterlere göre de değerlendirilmesi gerekmektedir. Büyük plarormların, potansiyel rakip olabilecek küçük girişimleri saWn alarak (yutarak) rekabeA öldürmesinin önüne geçilmelidir. DeneAm mekanizmasının etkinliği açısından, orta, büyük ve çok büyük ölçekli e-Acaret aracı hizmet sağlayıcılarının, Bakanlık taramndan en az 2 yılda bir düzenli olarak denetlenmesi yasal bir zorunluluk haline geArilmelidir. Dijital dünyanın hızı ve dinamizmi, deneAmlerin de sürekli ve dinamik olmasını gerekArmektedir. Şikâyet üzerine yapılan incelemelerin ötesinde, proakAf bir deneAm mekanizması kurulmalıdır. Ticaret Bakanlığı’nın 2026 Yılı Bütçe Kanun Teklifinin detaylı incelenmesi sonucu karşımıza çıkan tablo; yapısal sorunları çözmekten uzak, makroekonomik gerçeklerle bağını koparmış ve "nominal başarı" hikayelerine sığınan bir yöneAm anlayışıdır. İkAdarın "Türkiye Yüzyılı" vizyonuyla sunduğu hedefler ile bütçenin sunduğu imkanlar ve sahadaki uygulamalar arasında derin bir uçurum bulunmaktadır. Bakanlık bütçesi, ihracatçıyı küresel rekabeZe öne geçirecek, esnam haksız rekabete karşı koruyacak, tükeAci haklarını güvence alWna alacak ve iç AcareZeki fahiş fiyat arWşlarını engelleyecek vizyoner bir yaklaşımdan yoksundur. 640 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1938 ‒ Bakanlığın idari yapısındaki dağınıklık ve yöneAm zafiyeAdir. Çok sayıda genel müdürlüğün bulunduğu, görev ve yetki alanlarının zaman zaman çakışWğı, koordinasyon eksikliğinin hissedildiği bu hantal yapı, hızlı ve etkili karar almayı engellemektedir. Müsteşarlık sisteminin kaldırılmasıyla birlikte, kurumsal hamzanın zayıfladığı ve bürokraAk süreçlerin siyasi saiklerle yöneAldiği bir modele geçilmişAr. Bu durum, dış AcareZen gümrüklere, iç AcareZen tükeAci korumaya kadar geniş bir yelpazede sorumluluğu olan Bakanlığın, piyasa dinamiklerine zamanında ve doğru reaksiyon verememesine neden olmaktadır. YöneAmdeki bu yapısal zafiyet, bütçenin etkin kullanımını da olumsuz etkilemekte, kaynakların verimsiz alanlara dağılmasına yol açmaktadır. Dış Acaret poliAkasındaki "nominal arWş yanılsaması", Bakanlığın başarı kriterlerini de sorgulatmaktadır. İhracaWn miktar ve değer olarak artması elbeZe olumludur; ancak bu arWşın ithalat bağımlılığını azaltmaması, yüksek teknolojili ürün payını yükseltmemesi ve kişi başına düşen ihracat gelirini arWrmaması, poliAkanın niteliksel olarak başarısız olduğunu kanıtlamaktadır. Bakanlık bütçesi, bu yapıyı dönüştürecek Ar-Ge, inovasyon, markalaşma ve tasarım desteklerine odaklanmak yerine, mevcut yapıyı sürdürmeye yönelik harcama kalemlerinden oluşmaktadır. İç AcareAn düzenlenmesi konusunda da Bakanlığın performansı yetersiz kalmaktadır. Perakende Ticaret Kanunu’nun güncellenmemesi, Hal Yasası’nın yıllardır çıkarılamaması ve zincir marketlerin hakimiyeAnin sınırlandırılamaması, esnam ve üreAciyi mağdur etmeye devam etmektedir. Piyasa aksaklıklarını giderecek, rekabeA tesis edecek ve tedarik zincirini iyileşArecek yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmemesi, Bakanlığın düzenleyici rolünü oynayamadığını göstermektedir. Ticaret Bakanlığı’nın 2026 bütçesi, Türkiye ekonomisinin ihAyaç duyduğu yapısal dönüşümü başlatacak vizyondan ve kaynaktan yoksundur. Sanayicinin üreAmden kaçWğı, esnamn kepenk kapa|ğı, ihracatçının rekabet gücünü kaybedği ve tükeAcinin korumasız bırakıldığı bir ortamda, bu bütçe teklifi sorunlara çözüm olmaktan uzakWr. İYİ ParA olarak, bütçenin sadece rakamların alt alta toplanması değil, bir tercih ve öncelik meselesi olduğuna inanıyoruz. Bu bütçe teklifinde tercihin üreAmden, isAhdamdan, adil rekabeZen ve tükeAciden yana değil; ithalaZan ve zincir marketlerden yana kullanıldığı görülmektedir. 641 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1939 ‒ ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI Değişim 2025 Bütçesi 2025 Harcama 2026 Bütçe Teklifi Merkezi Bütçe Oranı (%) Başlangıç Ödeneği (Haziran Sonu) (₺) İçindeki Payı (%) 2025-2026 479.273.718.000 187.225.051.169 525.260.273.000 %9,59 %2,78 Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi, önceki yılın gerçekleşen tutarı olan 479,3 milyar TL’ye kıyasla %9,59 oranında bir artış göstererek 525,2 milyar TL seviyesine ulaşmıştır. 2025–2026 dönemi itibarıyla en yüksek artış oranının %36,68 seviyesine erişen Kombine Taşımacılık, Lojistik ve Tehlikeli Mal Taşımacılığı programında gerçekleştiğini; buna paralel biçimde tarım taşımacılığı alanında %35,27’lik kayda değer bir yükseliş olmuştur. Öte yandan Karayolu Ulaşımı programında %41,44 oranında bariz bir daralmanın meydana gelmesi, taşımaya yönelik politika tercihlerinin yeniden konumlandığına işaret etmektedir. Bu çerçevede Demiryolu Ulaşımı programının %18,37 oranında artış kaydederek 2026 yılı bütçe yapısı içinde önemli bir pay almıştır. Bakanlık bütçesi ekonomik sınıflandırma ekseninde değerlendirildiğinde, personel giderlerinde %36,85, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerinde %40,73 ve mal ve hizmet alım giderlerinde %19,73 oranında artış meydana geldiği görülmekte; bu durum, hem kurumsal operasyonel kapasitenin güçlendirilmesine yönelik maliyet dinamiklerini hem de idarenin hizmet üretim süreçlerinde girdi ihtiyacının genişlediğine işaret eden yapısal bir harcama eğilimini ortaya koymaktadır. Nitekim Bakanlığın bütçesi ekonomik sınıflandırma kalemleri itibarıyla incelendiğinde, artış oranları kendi içinde farklı dağılmıştır. Değişim Bakanlık Açıklama 2025 Başlangıç 2025 Haziran 2026 Bütçe Oranı Bütçesi (Ekonomik Ödeneği Sonu Harcama Teklifi (2025- İçindeki Sınıflandırma) 2026) Payı (%) Personel Giderleri 3.321.325.000 1.600.400.132 4.545.463.000 +36,85 % 0.87% SGK Devlet Primi 517.644.000 246.931.706 728.503.000 +40,73 % 0.14% Giderleri Mal ve Hizmet Alım 203.959.000 110.106.388 244.202.000 +19,73 % 0.05% Giderleri Cari Transferler 152.561.690.000 68.942.413.029 152.709.505.000 +0,09 % 29.07% Sermaye Giderleri 125.669.100.000 34.384.477.244 149.962.600.000 +19,33 % 28.55% Sermaye Transferleri 197.000.000.000 81.940.722.670 217.070.000.000 +10,18 % 41.32% 642 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1940 ‒ 1. Personel giderleri %36,85 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki payı %0,87’dir. (Kamu personeli ile kamu personeli olmasa bile bunlar gibi çalışWrılan veya hizmeAnden faydalanılan kişilere -veya diğerlerine- bordroya dayalı olarak nakden yapılan ödemeleri kapsar.) 2. Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri %40,73 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki payı %0,14’tür. (DevleAn işveren sıfaWyla Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primleri bu bölümde izlenir.) 3. Mal ve hizmet alım giderleri %19,73 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki payı %0,05’;r. (Faturalı olarak veya ilgili mevzuaWna uygun şekilde belgelendirilerek alınan mal ve hizmet bedellerini kapsar.) 4. Cari transferler %0,09 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki payı %29,07’dir. (Sermaye birikimi hedeflemeyen ve cari nitelikli mal ve hizmet alımını finanse etmek amacıyla karşılıksız olarak yapılan ödemelerdir. 5. Sermaye giderleri %19,33 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki payı %28,55’;r. (Sermaye harcamaları, sabit sermaye edinimleri, gayrimenkuller ya da gayri maddi akAflerin edinimi için yapılan ve Devlet mal varlığını arWran ödemelerdir.) 6. Sermaye transferleri %10,18 artmışWr. Bakanlık bütçesi içindeki payı %41,32’dir. (Sermaye transferleri, bütçe dışına sermaye birikimi amaçlayan ve sermaye nitelikli mal ve hizmetlerin finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemelerdir.) MÜTEAHHİTE SERVET, MİLLETE SEFALET! Karayolları Genel Müdürlüğü bütçesinde, “Cari Transferler” (05 kodu) kapsamında ve aynı başlık altında yer alan “Hane Halkı ile İşletmelere Yapılan Transferler” (04 kodu) alt kaleminin işaret ettiği üzere, kurumun ulaştırma projeleri özelinde üstlendiği trafik garantileri ile katkı paylarına ilişkin olarak 2025 yılı için toplam 94 milyar 648 milyon liralık bir ödenek tahsis edilmiştir. Bakanlık, yılın ilk altı ayında, söz konusu ödeneğin 42 milyar 732 milyon liralık bölümü fiilen harcanmıştır. Müteakip yıl için ise garanti ve katkı ödemelerine yönelik bütçede 101 milyar 302 milyon liralık bir kaynak planlaması yapılmıştır. Kamu-özel iş birliği (KÖİ) modeli altında külliyeye yakın müteahhitlere ve yandaşlara aktarılan bu kaynak, fiiliyatta toplumsal mali yükün geniş kesimlerden alınarak iktidar tarafından seçilmiş ve öncelenen bir zümrenin ekonomisine can katmaktadır. Böylelikle 643 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1941 ‒ siyasal otoritenin kontrolündeki sermaye lehine bir servet transferi mekanizması işlemektedir. Nitekim Ticaret Bakanlığının 2026 yılı bütçesi 76 milyar 251 milyon lirayken, aynı yıl için öngörülen garanti ödemeleri bu tutarın %32 üzerinde gerçekleşmektedir. Ödeneğin büyüklüğü diğer bakanlık bütçeleriyle mukayese edildiğinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesinden %180 fazla ve 2,81 kat; Dışişleri Bakanlığı bütçesinden %116 fazla ve 2,16 kat; Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinden ise %44,7 fazla ve 1,45 kat düzeyindedir. Garanti & Katkı Garanti Ödemesi Bakanlık Adı 2026 Bütçesi (TL) Ödemesi için Bakanlık Bütçesinden Kaç Katı? ayrılan pay (TL) Ne Kadar Büyük? Ticaret Bakanlığı 76.251.159.000 101.302.096.000 %32,84 daha büyük 1,33 katı Dışişleri Bakanlığı 46.805.514.000 101.302.096.000 %116,46 daha büyük 2,16 katı Enerji ve Tabii Kaynaklar 36.097.800.000 101.302.096.000 %180,61 daha büyük 2,81 katı Bakanlığı Kültür ve Turizm 69.999.818.000 101.302.096.000 %44,72 daha büyük 1,45 katı Bakanlığı Kamu kaynaklarının, ulaşım maliyetlerini azaltmak yerine yap-işlet-devret modeli çerçevesinde belirli şirketlere uzun vadeli gelir garantisi sağlamayı önceleyecek şekilde dağıtılmaktadır. Döviz cinsinden verilen garantiler nedeniyle devlet kur artışlarından doğrudan etkilenmektedir. Vatandaş kullanmadığı köprülerin ve otoyolların maliyetini sırtlamaktadır. Projelerin ekonomik yükü toplumun geniş kesimlerinin omuzlarına yıkılmakta, kamu yatırımları yapılırken halk tarafından beklenen; şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri arka plana itilerek kamu kaynaklarının etkin kullanımı zayıflamakta ve kamusal yarar ikinci plana atılmaktadır. Ulaşım yatırımlarının zamanlaması ve fizibilite analizlerinin teknik gereklilikler doğrultusunda yapılması, İstanbul Havalimanı örneğinde olduğu gibi, kapasite öngörülerinin gerçekçi biçimde hesaplanmasının maliyet etkinliği açısından kritik önem taşıdığını göstermektedir. Avrupa Sayıştayı raporları da kamu-özel iş birliği projelerinin göründüğü kadar verimli olmadığını, sözleşme risklerinin yüksekliğini, projelerin aşırı iyimser varsayımlarla kurgulandığını ve bu varsayımların çoğunlukla gerçekleşmemesi nedeniyle kamunun ciddi zarara uğradığını açık biçimde ortaya koymaktadır. 644 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1942 ‒ Bu eleştirilerin uluslararası kurumlar seviyesinde dile getirilmiş olması, Türkiye’de yürütülen projelere ilişkin değerlendirmelerin de bağımsız denetime açılmasının ve risklerin şeffaf biçimde raporlanmasının zorunlu olduğunu göstermektedir. Karayolları bütçesinde yer alan veriler, Cumhurbaşkanlığı tarafından “beş kuruş harcanmadan yapıldığı” iddia edilen projeler için 2026 yılında 101,3 milyar liralık, 2027 yılında 125 milyar liralık, 2028 yılında ise 150 milyar liralık garanti ödemesi planlandığını, 2017–2028 döneminde ise toplam 21,4 milyar (ABD) dolarlık yükümlülük oluştuğunu göstermektedir. Bu çerçevede 2026 yılında bütçeye konulan 101,3 milyar liralık garanti ödeneğinin hangi projelere tahsis edileceğine ilişkin detayın Bakanlık tarafından açıklanması gerekmektedir. Diğer ülkelerden örnek vermek gerekirse, Portekiz’in daha önce yaptığı KÖİ sözleşmelerini yeniden müzakere ederek kamusal maliyetleri düşürmeye yönelik adımlar attığı, sözleşme risklerinin kamu aleyhine işletildiği durumlarda revizyon yoluna gittiği bilinmektedir. Türkiye’de de benzer bir yaklaşımın benimsenmesi mümkündür. Osmangazi Köprüsü örneğinde görüleceği üzere, toplam maliyet 2,8 milyar (ABD) dolar, garanti edilen gelir 14 milyar (ABD) dolardır. Projelerin mali rasyonalite sınırlarını aşan bir kârlılık düzeyi yarattığını ortaya koymaktadır. Mevcut tarifede vatandaştan alınan 20 (ABD) dolar, şirkete ödenen 57 (ABD) dolar, Hazine tarafından karşılanan 37 (ABD) dolar, günlük 40 bin araç, yıllık karşılığı 540 milyon (ABD) dolar, 18,5 yıllık toplam karşılığı ise yaklaşık 10 milyar (ABD) dolar düzeyindedir. Bu hesaplamalar dahi, kamu kaynaklarının ne kadar verimsiz ve israfa yönelik; sadece bir saraya yakın bir avuç yandaşı zengin etmek için kullanıldığını gözler önüne sermektedir. Son olarak, bazı otoyol ve köprülerin işletme hakkının yeniden devredileceğine ilişkin bilgilerin kamuoyuna yabancı basın organları üzerinden yansıması, demokratik ve şeffaf yönetim ilkeleri açısından ciddi bir problem oluşturmaktadır. Bu yatırımların önemli kısmının maliyeti zaten halk tarafından karşılanmış olup, yeniden özelleştirme yoluyla üçüncü taraflara devri durumunda yüksek maliyetli yeni bir gelir aktarımı riski doğacaktır. Uluslararası örneklerde, yatırım maliyetini fazlasıyla karşılamış bazı altyapıların sonrasında ücretsiz hale getirildiği görülmekteyken, Türkiye’de tam tersi yönde bir politikanın tercih edilmesi ekonomik ve toplumsal fayda açısından tartışmalıdır. Bu nedenle, kamu yararını önceleyen, 645 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1943 ‒ ekonomik verimliliği gözeten ve toplumsal maliyetleri azaltmayı hedefleyen bir yaklaşım çerçevesinde hareket edilmesi, kamu kaynaklarının sürdürülebilirliği açısından zorunludur. Konuyla ilgili olarak verdiğimiz önergede de görüleceği üzere, 2026 yılında “Ulaştırma Projelerine İlişkin Trafik Garantileri ve Katkı Ödemeleri” başlığı altında ayrılan kaynak 101 milyar 302 milyon TL’dir. Bu kaynak yandaşa değil milletin bizatihi kendine teslim edilmelidir. Dolayısıyla, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün bütçesinde öngörülen 101 milyar 302 milyon TL’lik miktar azaltılmakta ve vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini önceleyecek otoyol ve alt- üst geçit projelerine aktarılmaktadır. Bu bağlamda ilgili alana 5 milyar TL’lik ek ödenek tahsisi talebimiz Ak Parti ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. YAVAŞ VE ÖFKELİ TREN YOLCULUĞU: TÜRKİYE’NİN “HIZLI TRENİ” Samsun-Delice Hızlı Tren En az 10 yıldır Karadeniz sahilinin hızlı tren altyapısına kavuşturulacağı yönündeki beyanlar hükümet tarafından sürekli olarak gündeme taşınmış, bu kapsamda 2017 yılında Samsun–Delice hattına ilişkin olarak üç ayrı bölümde proje ihalesi gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, 2025 yılının sonuna gelindiğinde söz konusu projelerin tamamlanmadığı görülmüştür. Bakanlık açıklamaları, mevcut planlamaya göre ancak 2026 yılının sonuna doğru Delice–Çorum hattının açılacağını belirtmişlerdir. Bölgenin ana liman kenti konumundaki Samsun’un iç bölgelerle entegrasyonunu sağlayacak bu ulaşım aksının hayata geçirilmesi, bölgesel ekonomik kapasitenin artırılması açısından kıymetli katkılar yapacağı öngörülmektedir. Mevcut siyasi taahhütlerin gereği olarak iktidarın, Ankara’yı ve diğer hızlı tren bağlantılarına sahip şehirleri Samsun’a bağlayacak bu projenin tamamlanmasını ivedilikle sağlaması gerekmektedir. Her ne kadar ek kaynağın projenin kayda değer ölçüde hız kazanacağı açık olup, bu durumun icracı kurumlar açısından da olumlu karşılanacağı öngörülse de projenin ivedilikle tamamlanması için 25 milyarlık ek ödenek önergemiz Ak Parti ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. 646 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1944 ‒ Mersin–Adana–Osmaniye–Gaziantep Hızlı Tren Mersin–Adana–Osmaniye–Gaziantep hızlı tren projesinin, mevcut ilerleme düzeyi itibarıyla Samsun-Ankara hattı gibi bir yılan hikayesine dönmüştür. Zira Adana etabının aciliyeti, bölgesel ulaşım bütünlüğü, hat kapasitesi yönetimi ve kent içi entegrasyon gereklilikleri açısından ivedilikle bitirilmelidir. Bu çerçevede yapılan ön değerlendirmeler, söz konusu hattın gecikmesinin bölgesel lojistikte darboğaz yaratabileceğini, buna bağlı olarak şehirlerarası erişilebilirlikte verimlilik kayıplarının artacağını ve aynı zamanda büyükşehir içi raylı sistem entegrasyon projelerinin senkronizasyonunu olumsuz etkileyebileceğini göstermektedir. Proje için 20 milyar ek ödenek önergemiz Ak Parti ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. Malatya Havalimanı 30 Ekim 2023 tarihinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu Kayaşehir- İstanbul Havalimanı Metro hattında incelemelerde bulunduğu sırada bazı açıklamalar yapmıştır. Bir önceki Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Adil Karaismailoğlu tarafından 06 Şubat 2021’de temel atma töreni yapılmıştır. Törende Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürü Sayın Hüseyin Keskin “Tüm bu yatırımların yaklaşık 195 milyon TL bedelle ihale edildiğini ve yeni terminal binasının 2023 yılının Şubat ayında tamamlanarak hizmete gireceğini” ifade etmiştir. Sayın bakan Uraloğlu, 2025 Bütçe sunumunda Malatya Havalimanının yeni terminal binasının 2025 yılı içinde “tamamlamayı hedeflediğini” dile getirmişlerdir. Basında iddia edilen bilgilere göre, Nisan 2025 yılında yeni ihaleye çıkılmış ve ihale dosyasına tamamlanması süresi Mayıs 2026 olduğu belirtilmiştir. 2021 yılında temel atıldığı günden bu yana bir türlü bitmeyen havalimanı terminali bakanlık içinde yılan hikayesine dönmüş bir başka proje olarak kayıtlara geçmiştir. Bakanlık bütçesine ilave ve öngörülmeyen maliyetler yükleyen bu projenin, kamu maliyesinin etkin bütçe kullanımı, verimlilik ve hesap verebilirlik prensiplerini gözetmeden ilerlemiş olması; yalnızca idari kaynak kullanımında değil, aynı zamanda vatandaşlarımızdan 647 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1945 ‒ toplanan vergilerin keyfî harcamalarla israf edildiğini gözler önüne sermiştir. Bu çerçevede, projenin gecikme gerekçelerinin teknik verilerle yeniden analiz edilmesi, maliyet-fayda ilişkisine dayalı bağımsız denetim süreçlerinin devreye alınması ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin şeffaflığın artırılması, oluşan finansal ve yönetimsel risklerin ve krizlerin azaltılması açısından zorunlu görünmektedir. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ve Bağlı Cetveller’de bulunan B – Cetveli Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdareleri Tarafından, “İlgili Mevzuata Göre Tahsiline Devam Olunacak Gelirler” başlığı altında 5-3-3-01 ve 5-3-2-1 kodlu başlıklara bakıldığında 2026 yılı içinde sırasıyla 93.112.076.000 ve 129.658.000 TL Trafik Para Cezaları bütçeye gelir yazıldığı görülmektedir. 2026 yılı içinde toplamda 93 milyar 241 milyon TL bütçe geliri tahmin edilmektedir. Gelir kalemi, 2026 için öngörülen bazı bakanlıkların gider kalemlerinden katbekat büyüktür. Örneğin, Dışişleri Bakanlığının bütçesi 2026 yılı için 46 milyar 805 milyon 514 bin lira olarak öngörülmüştür. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesi ise 36 milyar 97 milyon 800 bin lira olarak öngörülmüştür. Dolayısıyla, trafik cezası gelir kalemi, Dışişleri Bakanlığı bütçesinin neredeyse iki katına yakındır. Öte yandan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesinin ise neredeyse 2,6 katı büyüklüğündedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan 214 sıra sayılı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3138), Adalet Komisyonu’nda görüşülmüş olmasına rağmen, tali komisyonları olan Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile İçişleri Komisyonunda görüşülmeden Meclis Genel Kurulu gündemine alınmıştır. 15 Ekim 2025 tarihinde görüşmelerine genel kurulda başlanmıştır. İlgili kanun teklifi görüşmelerine 16 Ekim 2025’te de devam edilmiş olup, 21 Ekim 2025’te Kanun teklifi aniden genel kurul gündeminden çekilmiştir. İlgili kanun teklifi toplamda 36 maddeden oluşmaktadır. Kanun teklifi trafik kazalarını önleme iddiasıyla hazırlanmıştır. Ayrıca, kanun teklifinde cezaların artırılmasına ilişkin maddeler vardır. Teklif vatandaşı ceza ile terbiye etmeye çalışmaktadır. 648 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) 2026 YILI TRAFİK CEZASI YILI – HALKINA PUSU KURAN HÜKÜMET Türkiye Büyük Millet Meclisi ‒ 1946 ‒ (Sıra Sayısı: 226-227) 649 ‒ 1947 ‒ AA özel yayınında ekip, araç ve radar sayılarını artırdığını beyan eden İçişleri Bakanı Yerlikaya ile 2026 bütçe kanununda ulaştırma alanında öngörülen yüksek trafik cezası gelirlerinin birlikte değerlendirildiğinde açıkça görülmektedir ki hükümet trafik güvenliğinden ziyade trafik cezaları ile bütçe gelir kalemine dolayısıyla bütçe dengesine katkıda bulunmak istemektedir. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun "Küresel Ulaştırma Koridorları Forumu"na ilişkin basın toplantısında, “trafik cezası kesildi de bütçeye şu kadar kaynak sağlandı vesaire Türkiye'nin bütçesi oraları çok fazla geçti. Öyle bir kaynağa ihtiyacı yok ülkemizin.” söylemi akılla ve gerçekle uyuşmamaktadır. BTK: BİLGİ İSTEYENE IŞIK HIZIYLA ‘CEVAP YOK’ Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) şeffaflık açısında sınıfta kalmaktadır. İstatistiklerle ilgili yapılan bilgi edinme hakkı başvuruların sonuç alınamaması üzerine konu idari yargıya taşınmıştır. 2023 EngelliWeb raporunda ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, Anayasa Mahkemesi, Yaman Akdeniz’in başvurusunda bilgi edinme hakkıyla bağlantılı olarak ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetmiştir. Başvurucu, 2009 yılında BTK’ya yaptığı başvuruda, internet sitelerine yönelik erişim engelleme kararlarına dair istatistikleri talep etmiştir. Ancak BTK bu talebi reddetmiş, karar Danıştay’a taşınmış ve sonrasında bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne gidilmiştir. AYM, BTK’nın erişim engelleme verilerini açıklamayı reddetmesinin, düşünce oluşumunu ve kamuoyunun bilgiye erişimini olumsuz etkilediği gerekçesiyle, Anayasa’nın 26. maddesi kapsamında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir. İfade Özgürlüğü Derneği Engelliweb 2024 raporunda geçtiği üzere, “AYM kararında özellikle; başvurucunun kamusal tartışmaya katkı sunmak amacıyla bu bilgileri talep ettiğini, erişim engelleme uygulamalarının demokratik denetimi açısından bu bilgilerin yüksek kamusal değere sahip olduğunu ve idarede bu verilerin mevcut olduğunun açık olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, BTK’nın kamuoyuna açık bir şekilde oransal veri yayınlamaya devam ettiğine dikkat çekerek, bu oransal verilerin dayandığı toplam sayıların da mevcut olması gerektiğinin altını 650 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1948 ‒ çizmiştir. Aşağıda görüleceği üzere, BTK, GüvenliWeb sitesinde aylık bazda 5651 sayılı yasanın 8. Maddesine istinaden güncel “oransal verileri” yayınlamaya devam etmektedir. Bu görselde yer alan oransal verileri hesaplamak için de toplam sayıların bilinmesi gerektiği açıktır. AYM, ihlalin ancak yeniden yargılama ile giderilebileceğine karar vermiş; kararın gereği olarak dosya Ankara 2. İdare Mahkemesi’ne gönderilmiş, Mahkeme de AYM kararına uymuştur. Ancak BTK, bu karara rağmen hâlen bilgi vermemekte ve direnmektedir. Danıştay 10. Dairesi, BTK’nın yürütmeyi durdurma talebini 22.11.2023 tarihinde reddetmiştir. Dava hâlihazırda Danıştay nezdinde derdesttir.” 651 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1949 ‒ Yukarıdaki görsellerden de anlaşılacağı üzere, BTK hem kurum olarak şeffaf ve hesap verilebilirlik ilkesine uymamaktadır. BTK yargı eliyle ifade özgürlüğü önünde set oluşturmaktadır. Örneğin, bir din adamının damadının adının geçtiği haberler “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesiyle” ceza hakimliği kararıyla BTK eliyle erişime engellemiştir. Türkiye’deki İnternet Hızı Sayın bakanında hızını test ettiği Speedtest internet sitesi, Ekim 2025 tarihi sıralamasına göre, mobil ülke ortalama hızında Türkiye 104 ülke içinde 58’ncidir. Türkiye’nin komşusu Yunanistan listede 32’nci sıradadır. Bir diğer komşusu Bulgaristan ise 5’nci sıradadır. Listede 1’nci sırada Birleşik Arap Emirlikleri, 2’nci sırada Katar, 3’üncü sırada Kuveyt vardır. Türkiye Yüzyılı diye yola çıkıp yüz karası duruma düşülmüştür. Öte yandan, Speedtest’in sabit genişbant internet hızı, Ekim 2025 tarihi sıralamasına göre Türkiye 156 ülke arasında 95’nci sıradadır. Bu listede Ermenistan, Nepal, Guetemala, savaşta olan Ukrayna ve Rusya, çete savaşlarıyla sarsılan Meksika, iç karışıklık sonrası kendine daha yeni gelen Mısır, Türkiye’yi sabit genişbant internet hızında geçmişlerdir. Dünyanın 2019'da geçtiği 5G teknolojisine Türkiye 6 yıl geriden gelerek takip etmektedir. Pahalı İnternet Pahalı İle;şim Türkiye’de internet ve ileAşim hizmetleri bugün arWk lüks tükeAm değil, eğiAmden sağlığa, AcareZen kamu hizmeAne kadar her alanı belirleyen temel bir altyapı unsurudur. Buna rağmen, hane halkına yansıyan tablo; yüksek faturalar, düşük hızlar ve yaygın kapsama sorunu ile karakterize edilmektedir. Komisyon görüşmelerinde de dile geArildiği üzere, büyükşehirlerin 652 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1950 ‒ merkez ilçelerinde dahi fiber altyapının tamamlanmamış olması, kırsal alanlarda kapsama eksiklikleri ve kriz anlarında çöken ileAşim altyapısı, vatandaşın ödediği bedelin karşılığını alamadığını açıkça göstermektedir. Özellikle mobil ileAşim ve internet paketlerine son yıllarda yapılan zamlar, asgari ücretli, emekli ve dar gelirli kesimler açısından ciddi bir yük oluşturmuştur. Komisyon tutanaklarında, en düşük mobil tarifenin kısa süre içinde 500–600 TL bandından 1.100 TL’ye kadar çıkWğı; 30 GB’lık internet paketlerinin 800 TL, 40 GB’lık paketlerin ise 1.100 TL düzeyine ulaşWğı ifade edilmektedir. Aynı dönemde ücret arWşları ve emekli aylıkları bu ölçüde yükselmediği için, ileAşim faturaları hane bütçesi içinde oranWsız bir pay almaya başlamışWr. Üstelik bu tarifeler, ilgili kurumların resmî onayıyla yürürlüğe girmekte, vatandaş “seçme şansı” olmaksızın hem yüksek fiyata hem de sözleşme koşullarına mecbur bırakılmaktadır. Hizmet kalitesi cephesinde de durum iç açıcı değildir. Hız verileri incelendiğinde, mobil interneZe onlarca ülke arasında orta-alt sıralarda, sabit genişbanZa ise listenin sonlarına yakın bir konumda bulunulmaktadır. UlaşWrma ve Altyapı Bakanlığı’nın sunumlarında “dijitalleşme, 5G, akıllı ulaşım” başlıkları öne çıkarılırken, vatandaş somut olarak düşük hızda ve sık kopan bağlanWlarla karşı karşıya kalmaktadır. Komisyon görüşmelerinde “Avrupa fiyaWna, Afrika hızında internet” eleşArisinin dile geArilmesi tesadüf değildir; zira küresel hız liginde geride olan, kriz anlarında ciddi kesinAler yaşayan bir altyapı için yüksek bedel ödenmektedir. Uluslararası karşılaşWrmalarda, Türkiye’nin bazı listelerde nominal olarak “nispeten ucuz” görünebilmesi, vatandaş gerçeğini yansıtmamaktadır. Zira bu listeler tarifeleri döviz cinsinden karşılaşWrmakta, hane gelir düzeyini, saWn alma gücünü ve ülkedeki yüksek enflasyonu hesaba katmamaktadır. Telekomünikasyon kalemindeki fiyat arWşlarının son yıllarda genel enflasyon oranının dahi üzerinde seyredği dönemler olmuş, buna karşın gelirler aynı hızda artmamışWr. Bu çerçevede, kâğıt üzerinde “dünya ortalamasına göre ucuz” görünen internet, fiiliyaZa asgari ücretlinin, emeklinin, öğrencinin bütçesi için son derece pahalı bir hizmet hâline gelmişAr. Diğer taraXan, ileAşim altyapısındaki bölgesel eşitsizlikler de fiyat tarWşmasını daha ağır bir hale geArmektedir. Bazı illerde şehir merkezlerinde dahi sabit internet altyapısının bulunmadığı, çok sayıda köy ve mezrada hem internet hem de telefon şebekesinin olmadığı 653 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1951 ‒ bizzat milletvekilleri taramndan tutanaklara geçirilmişAr. Afet anlarında milyonlarca yurZaşın saatlerce, haZa günlerce haberleşemediği; arama-kurtarma çalışmalarının aksadığı, ailelerin yakınlarından haber alamadığı örnekler, yalnızca teknik kapasite değil, aynı zamanda planlama ve yaWrım öncelikleri sorunu olduğunu göstermektedir. Böyle bir tabloda, kırsalda çoğu zaman çalışmayan bir hizmet için bile şehirle benzer ücretlerin talep edilmesi kabul edilebilir değildir. 2026 UlaşWrma ve Altyapı Bakanlığı bütçesi; interneAn ve ileAşimin vatandaş için erişilebilir, nitelikli ve adil fiyatlı bir kamu hizmeA olmasını sağlayacak güçlü bir perspekAf sunmamaktadır. Mevcut yaklaşım, yüksek tarifeler ile operatör gelirlerini ve garanA edilen Acari çerçeveyi korumaya odaklanmakta; hane halkının ödeme gücünü, bölgesel eşitsizlikleri ve kriz anlarındaki kırılganlığı tali planda bırakmaktadır. Bütçede; tarifelerin gelir düzeyine göre kademelendirilmesi, öğrenciler ve yoksul haneler için asgari bir ücretsiz internet kotasının sağlanması, Evrensel Hizmet Fonu’nun gerçekten kapsama açığını kapatmak için kullanılması ve BTK’nın fiyatlandırma ve şeffaflık konularında etkin bir düzenleyici otoriteye dönüşmesi yönünde somut adımlar aWlmadığı sürece, “dijital dönüşüm” söylemi toplumsal gerçeklikle buluşamayacak; internet ve ileAşim giderleri milyonlarca yurZaş için ağır bir yük olmaya devam edecekAr. İle;şimde Gelinen Nokta “Aradığınız GSM Şirketlerine Şu An Ulaşılamıyor” Türkiye’de GSM ve mobil internet hizmetleri, arWk sadece bir ileAşim aracı değil; eğiAmden sağlığa, bankacılıktan kamu hizmetlerine kadar hayaWn her alanını belirleyen kriAk bir altyapı unsuru hâline gelmişAr. Buna rağmen vatandaşın karşısına çıkan tablo; yüksek faturalar, sınırlı yaWrım ve özellikle kırsal bölgelerde ciddi kapsama sorunlarıdır. Operatörlerin gelirleri katlanarak artarken, sahada hissedilen hizmet kalitesi ve kapsama düzeyi bu gelir arWşına paralel bir iyileşme göstermemektedir. Bilgi ve ileAşim sektöründe 2023 iAbarıyla elektronik haberleşme gelirleri bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 70’in üzerinde artarken, aynı dönemde kullanıcıların yaşadığı şikâyetlerde belirgin bir azalma olmadığı, aksine hizmet kalitesi ve fiyat şikâyetlerinin ar|ğı görülmektedir. Mobil tarifelere son iki yılda yapılan zamlar, özellikle asgari ücretli, emekli ve öğrenciler açısından ileAşim hizmetlerini ciddi bir yük hâline geArmişAr. Orta hacimli bir mobil internet pakeA için ödenen bedel, birçok hanede elektrik veya doğal gaz faturasıyla yarışır düzeye 654 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1952 ‒ gelmiş; gençlerin, öğrencilerin ve işsizlerin önemli bir kısmı daha düşük kotaya mecbur bırakılmışWr. Kâğıt üzerinde bazı uluslararası karşılaşWrmalarda “fiyat sepeA” ülke geliriyle kıyaslandığında görece makul görünse de Türkiye’deki yüksek enflasyon, saWn alma gücündeki erime ve geniş kesimlerin reel gelirlerindeki düşüş dikkate alındığında, praAkte mobil ileAşim hizmetleri milyonlarca yurZaş için pahalı bir zorunlu gider kalemine dönüşmüştür. Buna karşın, kırsal bölgelerde internet ve GSM kapsaması hâlâ ciddi biçimde yetersizdir. Çok sayıda köy ve mezrada ne mobil genişbant bağlanWsı ne de stabil bir GSM çekim alanı bulunmakta; vatandaş, en temel telefon görüşmesini yapabilmek için evinin belirli bir noktasına ya da köyün dışındaki yükseklere çıkmak zorunda kalmaktadır. Resmî istaAsAkler, “nüfusun yüzde 98’inin mobil şebeke kapsaması alWnda” olduğunu söylerken, sahadaki gerçek; kapsamanın kâğıt üzerinde var, praAkte ise zayıf ve kesinAli olduğu çok sayıda yerleşim yeridir. Bu durum, uzaktan eğiAm, uzaktan çalışma ve e-devlet hizmetlerine erişim bakımından kırsal kesimde yaşayan yurZaşlarımızı dezavantajlı konuma itmekte, dijital uçurumu derinleşArmektedir. Evrensel Hizmet Fonu’nun amacı, tam da bu bölgelerde altyapı yaWrımlarını hızlandırmak ve eşitsizliği gidermek olması gerekirken, bugüne kadarki uygulamalar bu hedefin layıkıyla yerine geArilmediğini göstermektedir. İleAşim altyapısının kırılganlığı, küçük ölçekli doğal afetlerde dahi bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmaktadır. 6 Şubat 2023 depremlerinde geniş bir coğrafyada mobil şebekelerin uzun süre devre dışı kalması, milyonlarca kişinin saatlerce sevdiklerinden haber alamaması ve arama-kurtarma çalışmalarının ileAşim eksikliği nedeniyle sekteye uğraması hamzalardaki yerini korumaktadır. Bu döneme ilişkin olarak GSM operatörleri hakkında soruşturmalar açılmış, afet anında yeterli baz istasyonu kurulumu, jeneratör desteği ve kapasite arWrımı yapılıp yapılmadığı tarWşma konusu olmuştur. Benzer şekilde, İstanbul’da 2025 yılında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremde dahi, çok sayıda kullanıcı “aradığınız GSM operatörüne ulaşılamıyor” anonslarıyla karşılaşmış, hatların anlık yoğunluk arWşını kaldıramadığı bir kez daha görülmüştür. Afet ileAşiminde bu düzeyde kırılgan bir altyapı, yalnızca teknik değil, aynı zamanda can güvenliği sorunudur. Tüm bu tabloya rağmen, 2026 UlaşWrma ve Altyapı Bakanlığı bütçesi ve sektörden sorumlu düzenleyici kurumların poliAkaları; GSM operatörlerini kırsal kapsama ve afet 655 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1953 ‒ dayanıklılığı konusunda bağlayıcı hedeflere zorlayan, yaWrım yapmayanı yapWrımla karşılaşWran güçlü bir yaklaşım içermemektedir. Operatörler, yüksek kârlılık oranlarıyla finansal tablolarını güçlendirirken; 5G’ye geçiş, kırsal alanlarda kapsama genişleAlmesi, baz istasyonu paylaşımı ve bağımsız güç kaynakları gibi kriAk başlıklarda kamu yararını önceleyen somut yaWrım yükümlülükleri üstlenmemektedir. BTK’nın görev ve yetkileri, yalnızca tarifeleri onaylayan ve sektörel gelirleri raporlayan bir çerçevenin ötesine geçerek; afet senaryolarında kesinAsiz ileAşimi ve kırsal-kentsel eşitliği güvence alWna alan, yaWrım zorunluluğunu açık kriterlere bağlayan, şeffaf ve hesap verebilir bir deneAm organı hâline geArilmelidir. GSM operatörlerinin yeterince yaWrım yapmadığı, hizmeAn pahalı olduğu, kırsal bölgelerde kapsamanın düşük kaldığı ve ufak bir doğal afeZe dahi hatların kopabildiği bir sistem ne çağdaş ileAşim anlayışıyla ne de sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmaktadır. 2026 bütçesi, bu alanda kırılganlığı giderecek bir dönüşümün başlangıcı olmak zorundadır. Kırsal kapsama için somut hedefler konulmalı, afet dayanıklılığı yaWrım programlarının ayrınWlı bir şekilde bütçede yer alması sağlanmalı, tarifeler gelir düzeyiyle uyumlu hâle geArilmeli ve Evrensel Hizmet Fonu gerçek amacı doğrultusunda etkin biçimde kullanılmalıdır. Aksi hâlde “dijitalleşme” ve “5G” söylemi, yalnızca kent merkezlerinde belli bir kullanıcı kitlesinin deneyimiyle sınırlı kalacak; milyonlarca yurZaş ise pahalı, yavaş ve kırılgan bir ileAşim altyapısına mahkûm edilmeye devam edecekAr. Türkiye’nin Kuzeyinden Güneyine Ölüm Yolları Havza-Vezirköprü-Boyabat güzergâhının kamuoyunda “ölüm yolu” şeklinde nitelendirilmesine yol açan yapısal ve işlevsel eksiklikler, yıllardır partimiz ve vekilleri tarafından dile getirilen ancak halen bütüncül planlama perspektifiyle tamamlanamayan kronik bir sorun olarak göze çarpmaktadır. Söz konusu güzergâhın gerek 30-40 kilometre gibi görece kısa bir mesafe içermesine rağmen tamamlanamaması, her yıl yitip giden canlarımızı adeta kaderine terk eden bu ihmal zincirinin artık kabul edilemez bir noktaya ulaştığını göstermektedir. Bir başka “ölüm yolu” olarak bilinen ve otuz beş yıldır tamamlanamadığı için ciddi güvenlik, erişilebilirlik ve hizmet sürekliliği problemleri yaratan, aslında oldukça kısa bir mesafe içeren Kozan-Mansurlu-Yahyalı yolunun ivedilikle bitirilmesi amacıyla 5 milyar liralık ek ödenek önergemiz AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir. 656 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1954 ‒ Yolların ve Köprülerin Geçiş Ücretleri Cep Yakıyor UlaşWrma ve Altyapı Bakanlığı, otoyol ve köprü yaWrımlarını her mrsaZa “mega proje” ve “başarı hikâyesi” olarak sunmakta, bu projelerin “vatandaşın cebinden beş kuruş çıkmadan” yapıldığını iddia etmektedir. Ancak bugün gelinen noktada tablo bunun tam tersini göstermektedir. Hem geçiş ücretleri doğrudan vatandaşın cebini yakmakta, hem de trafik ve gelir garanAleri üzerinden Hazine’den milyarlarca liralık kaynak, belirli şirketlere uzun vadeli ödeme taahhütleri şeklinde aktarılmaktadır. 2026 yılı bütçesinde yalnızca otoyol ve köprü projelerine ilişkin trafik garanAleri ve katkı ödemeleri için öngörülen 101,3 milyar TL’lik tutar, pek çok bakanlığın toplam bütçesini geride bırakmakta, kamu kaynaklarının yanlış önceliklere bağlandığını göstermektedir. Son on yılda köprü ve otoyol geçiş ücretleri bazı hatlarda yüzde 700, bazı hatlarda ise yüzde 1.400’lere varan oranlarda artmışWr. Aynı dönemde ne asgari ücreZe ne emekli aylıklarında ne de kamu çalışanlarının ücretlerinde buna yakın bir arWş söz konusu değildir. Vatandaş, zorunlu olarak kullanmak zorunda kaldığı bir kamu altyapı hizmeA için, kendi gelir arWşının çok üzerinde seyreden bir tarife baskısına maruz bırakılmaktadır. Bu durum, ulaşımın temel bir kamu hizmeA olduğu gerçeğiyle bağdaşmadığı gibi, bölgesel ve sınıfsal eşitsizlikleri de derinleşArmektedir. Sözleşme koşulları ve kur formülleri nedeniyle, bugünkü yüksek ücret düzeyi vatandaşın fark edğinden de ağır bir kamu yükü doğurmaktadır. Örneğin Osmangazi Köprüsü’nde sürücü, otomobil ile tek geçiş için yaklaşık 795 TL öderken, sözleşme gereği araç başına hesaplanan tutar dolar endeksli formüllerle 2.000 TL’nin çok üzerine çıkmakta, aradaki binlerce liralık fark Hazine taramndan şirkete transfer edilmektedir. 1915 Çanakkale Köprüsü’nde günlük 45 bin araç geçiş garanAsi verilmiş olmasına rağmen, bayram dönemlerinde dahi fiili geçişlerin bu rakamın üçte birine bile ulaşamadığı, dolayısıyla oluşan farkın yine vatandaşın vergileriyle kapaWldığı kamuoyuna yansıyan verilerle ortadadır. Bu çerçevede, “geçmeyen araçtan da para alınan” bir model ortaya çıkmışWr. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin Sayıştay bulguları ve mali tabloları, yalnızca köprü ve otoyol YİD projeleri için yapılan garanA ödemelerinin 2023’te 56,9 milyar TL’yi, 2024’te ise 60 milyar TL’yi aşWğını göstermektedir. 2026 yılı için öngörülen 101,3 milyar TL’lik 657 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1955 ‒ garanA ve katkı ödeme yükü, bu eğilimin hızlanarak devam edğini ortaya koymaktadır. Bu tutar, örneğin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesinin yaklaşık 2,8 kaWna, Dışişleri Bakanlığı bütçesinin ise 2 kaZan fazlasına denk gelmektedir. Böylece, ulaşWrma altyapısı üzerinden yaraWlan mali yük, doğrudan eğiAm, sağlık, sosyal poliAka gibi alanlardan kaynak çekilmesi anlamına gelmektedir. Öte yandan, Bakanlık cephesi Avrasya Tüneli gibi bazı projelerde günlük araç garanAlerinin aşıldığını, bu nedenle Hazine’nin ek gelir elde edğini ileri sürmektedir. Ancak bu tablo dahi, ücret düzeylerinin ne kadar yüksek tutulduğunu göstermektedir. İstanbul’da bir emekçinin, konutuyla işyeri arasındaki mesafeyi Avrasya Tüneli üzerinden gidip gelerek kat etmeye çalışması hâlinde, yalnızca tünel geçişine ödediği bedel aylık gelirinin kayda değer bir kısmını tüketmektedir. Köprü ve tüneller, kent içi ve bölgeler arası ulaşımda “zorunlu güzergâh” hâline geArildikçe, yüksek geçiş ücretleri fiilen ek bir vergi gibi çalışmakta, özellikle sabit ve düşük gelirli kesimleri oranWsız biçimde olumsuz etkilemektedir. Tüm bu göstergeler, UlaşWrma ve Altyapı Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesinde asli önceliğin vatandaşın cebini rahatlatmak değil, mevcut sözleşme düzenini sürdürmek ve döviz endeksli garanA ödemelerini kesinAsiz biçimde finanse etmek olduğunu ortaya koymaktadır. Yolların, köprülerin, tünellerin “yapılmış olması” tek başına bir başarı ölçütü değildir; esas olan bu altyapının vatandaşın makul bir bedelle, güvenli ve süreklilik arz eden bir hizmet olarak kullanabilmesidir. Bugün gelinen noktada ise, tabelalarda yazan kur ve geçiş ücretleri, bu projeleri geniş halk kesimleri için erişilebilir olmaktan çıkarmış; ulaşWrma yaWrımları, bütçe hakkı ve sosyal adalet bakımından tarWşmalı bir yük hâline gelmişAr. Döviz endeksli geçiş garanAlerinin Türk lirasına dönüştürülmesi, sözleşme hükümlerinin kamu lehine revize edilmesi, geçiş ücretlerinin hane halkı gelirleri dikkate alınarak makul seviyelere çekilmesi ve KÖİ modeli alWnda üstlenilen risklerin şeffaf biçimde TBMM deneAmine açılması zorunludur. Yol ve köprü poliAkasının temel amacı, belirli şirketlere uzun vadeli gelir garanAsi sunmak değil; vatandaşın güvenli, hızlı ve ucuz ulaşım hakkını korumak olmalıdır. 658 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1956 ‒ MİLLETİMİZİN SORUNLARININ ÇÖZÜMÜNE AK PARTİ VE MHP ENGELİ Komisyon görüşmeleri sırasında vatandaşlarımızın karşılaşWğı sorunlara çözüm bulmayı amaçlayan ve milleAmizin talepleri doğrultusunda hazırladığımız bütçe ödeneklerinde arWş veya tasarrufu önceleyecek, isram biArecek olan bütçe ödeneklerinde azalış yapılmasına dair teklif edilen önerilerimiz, Cumhur İdfakı parAleri olan AK ParA ve MHP taramndan reddedilmişAr. Reddedilen önergeler, grubumuzun, bütçede yapılması gereken adil dağılımlar ve toplumun çeşitli kesimlerine hitap eden ödenek arWşları konusunda yapWğı tüm girişimlerin engellenmesi anlamına gelmektedir. MilleAmizin en temel ihAyaçlarına karşı duyarsız kalan bu tutum, bu bütçenin, toplumun her kesimine ulaşamayacağı gerçeğini gözler önüne sermektedir. Toplumun her kesiminin talepleri özelinde, yoksulluk, eğiAm, sağlık, işçi ve emekçi hakları gibi temel toplumsal sorunlara dair sunduğumuz her bir önerge, ikAdar bloğunun siyasi çıkarları uğruna reddedilmiş ve halkın sorunları adeta yok sayılmışWr. Bu durum, bütçenin sadece belli kesimlere hizmet eden, geniş halk kitlelerine hitap etmeyen bir anlayışla şekillendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Plan ve Bütçe Komisyonunda, 2026 yılı bütçe görüşmelerine ilişkin yapılan tüm toplanWlar ve oturumlarda görüşülen tüm idare ve kurum bütçelerinde başta Grubumuz olmak üzere muhalefeAn hiçbir önerisi dikkate alınmamışWr. TBMM, Cumhurbaşkanlığı ve 17 bakanlık dahil toplam 228 kamu kurumunun bütçelerinin görüşüldüğü; 23 Ekim’de başlayıp 1 Aralık’ta tamamlanan, 40 güne yayılan, 21 birleşim, 77 oturum ve yaklaşık 240 saatlik yoğun mesainin sonunda tarammızca ve muhalefete mensup milletvekilleri taramndan sunulan önergeler doğrultusunda Merkezi Bütçe Kanun Teklifinde ne 1 TL’lik bir arWş ne de 1 TL’lik bir azalış yapılmasına ilişkin herhangi bir irade ortaya konulamamışWr. Herhangi bir farklı önerinin, özellikle de toplumsal faydayı gözeten taleplerimizin göz ardı edilmesi, bu bütçenin toplumsal eşitliği sağlamaktan uzak olduğunu kanıtlamaktadır. MilleAmizin hak edği adil ve kapsayıcı bir bütçenin önü maalesef siyasi engellerle kapanmışWr. 659 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1957 ‒ KURUM 2026 BÜTÇESİNDE YER ALMASINI İSTEDİĞİMİZ POLİTİKALAR VE AMAÇLARI TUTAR Ceza infaz kurumlarının fiziki altyapısının güçlendirilmesi, sağlık, güvenlik, eğitim 1. Adalet Bakanlığı ve sosyal faaliyet imkânlarının artırılması cezaevi personelinin ücret, ek tazminat, 13.000.000.000 TL yıpranma payı ve çalışma sürelerine ilişkin iyileştirmelerin yapılması amacıyla 2. Adalet Bakanlığı Adalet Akademisi eğitim programlarının kapasitesinin artırılması amacıyla 475.000.000 TL 3. Adalet Bakanlığı İcra–iflas dairelerindeki dosya yükünün azaltılması amacıyla 4.500.000.000 TL Aile ve Sosyal Suça karışan çocuklar sorununun çözümü ve çocukların güvenli ortamda 4. 20.000.000.000 TL Hizmetler Bakanlığı büyümesi adına koruyucu hizmetlerin güçlendirilmesi amacıyla Aile ve Sosyal 5. Engelli vatandaşların sosyal destek ve fırsat eşitliğinin artırılması amacıyla 25.000.000.000 TL Hizmetler Bakanlığı Aile ve Sosyal 6. Şehit yakınları ve gazilere yönelik sosyal desteklerin güçlendirilmesi amacıyla 10.000.000.000 TL Hizmetler Bakanlığı Aile ve Sosyal Nüfus artış hızının yavaşlamasının engellenmesi adına aile ve çocuk destek 7. 100.000.000.000 TL Hizmetler Bakanlığı programlarının (kreş, beslenme, çalışma modelleri) geliştirilmesi amacıyla İletişim Başkanlığı Basın-Yayın Dairesinin kaldırılması amacıyla bütçenin Azalış 8. Cumhurbaşkanlığı azaltılması 3.772.716.000 TL 9. Cumhurbaşkanlığı Yatırımların hızlandırılması için ek kaynak sağlanması amacıyla 25.000.000.000 TL 10. Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığının kurulması ve faaliyete geçirilmesi amacıyla 4.000.000.000 TL Çalışma ve Sosyal 3600 ek gösterge mağduriyetinin giderilmesi ve seyyanen zam uygulamasının 11. 400.000.000.000 TL Güvenlik Bakanlığı memur emeklilerine de yansıtılması amacıyla Çalışma ve Sosyal BAĞ-KUR’luların prim gün sayısı sorununun çözülmesi ve taşeronda çalışanların 12. 80.000.000.000 TL Güvenlik Bakanlığı tamamının kadroya geçirilmesi amacıyla Çalışma ve Sosyal 13. Asgari ücret desteğinin 2.000 TL'ye çıkarılması amacıyla 75.000.000.000 TL Güvenlik Bakanlığı Çalışma ve Sosyal 14. Ev kadınları ve doğum borçlanması yapan kadınlara prim desteği amacıyla 50.000.000.000 TL Güvenlik Bakanlığı Çevre, Şehircilik ve Ekolojik denge ve çevre bilincini artırmaya yönelik programların desteklenmesi 15. İklim Değişikliği 1.300.000.000 TL amacıyla Bakanlığı Çevre, Şehircilik ve 16. İklim Değişikliği Deprem bölgelerinde konut ve altyapı çalışmalarının hızlandırılması amacıyla 25.000.000.000 TL Bakanlığı Çevre, Şehircilik ve 17. İklim Değişikliği İstanbul ve diğer riskli bölgelerde kentsel dönüşümün hızlandırılması amacıyla 196.000.000.000 TL Bakanlığı Çevre, Şehircilik ve Kıyı kanununda yer alan tanımlara bağlı kalınarak kıyı kenar çizgilerinin yeniden 18. İklim Değişikliği 26.000.000.000 TL tespitinin sağlanması amacıyla Bakanlığı 19. Dışişleri Bakanlığı Batı Trakya Türklerinin hak mücadelesine diplomatik destek artırılması amacıyla 1.820.000.000 TL Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın hukuki, sosyal ve idari süreçlerde 20. Dışişleri Bakanlığı 4.400.000.000 TL desteklenmesi amacıyla Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın dil ve kültürel kimliklerini korumaya 21. Dışişleri Bakanlığı 8.000.000.000 TL yönelik faaliyetlerin genişletilmesi amacıyla Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine ilişkin diplomatik temasların geliştirilmesi, Uygur Türklerine yönelik insani destek mekanizmalarının 22. Dışişleri Bakanlığı 1.850.000.000 TL güçlendirilmesi ve Urumçi’de konsolosluk tesis edilmesine yönelik çalışmaların başlatılabilmesi amacıyla Enerji ve Tabii Maden ruhsat sahalarında denetimlerin artırılması amacıyla 23. 233.000.000 TL Kaynaklar Bakanlığı Enerji ve Tabii 24. Doğu Akdeniz sondaj ve arama faaliyetlerinin kapasitesinin artırılması amacıyla 5.000.000.000 TL Kaynaklar Bakanlığı 660 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1958 ‒ Enerji ve Tabii Adana başta olmak üzere Güney Anadolu’da maden ve teknoloji üssü kurulması 25. 16.000.000.000 TL Kaynaklar Bakanlığı amacıyla Enerji ve Tabii 26. Elektrik dağıtımındaki ihmallerin önlenmesi ve denetimin artırılması amacıyla 500.000.000 TL Kaynaklar Bakanlığı Gençlik ve Spor 27. Bağımlılıkla mücadele programlarının güçlendirilmesi amacıyla 5.000.000.000 TL Bakanlığı Gençlik ve Spor Yasa dışı bahisle mücadele kapasitesinin artırılması, teknik donanım, personel, 28. 1.000.000.000 TL Bakanlığı yazılım ve siber güvenlik altyapısının güçlendirilmesi amacıyla Gençlik ve Spor Burs ve kredi tutarlarının artırılması ve ilave 1 milyon öğrenciye burs verilmesi 29. 52.000.000.000 TL Bakanlığı amacıyla Gençlik ve Spor 30. Yeni devlet yurtları yapılması ve mevcutların iyileştirilmesi amacıyla 40.000.000.000 TL Bakanlığı Hazine ve Maliye Merkez kariyer uzmanlarının, müfettişlerin, denetim elemanlarının ve TBMM 31. 50.000.000.000 TL Bakanlığı danışmanlarının özlük haklarında iyileştirme yapılabilmesi amacıyla Hazine ve Maliye 32. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele için analiz ve kapasite artırımı amacıyla 10.000.000 TL Bakanlığı Hazine ve Maliye 33. TÜİK verilerinin güvenilirliğini artırmak için ek bütçe amacıyla 10.000.000 TL Bakanlığı Bakanlığın ilgili birimlerinin ilgili kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve Hazine ve Maliye STK’lerin katılımıyla yeni yapısal reformlar için çalıştaylar düzenlemesi, bu 34. 50.000.000 TL Bakanlığı çalıştayların çıktıları ile de yapısal reformlara kurumsal boyutta hazırlık yapması amacıyla 35. İçişleri Bakanlığı Organize suçla mücadelede personel ve teknik kapasitenin artırılması amacıyla 1.000.000.000 TL Suriyelilerin ve sığınma statüsünde yer alan insanların güvenli geri dönüşlerinin 36. İçişleri Bakanlığı 40.000.000.000 TL sağlanması amacıyla Emniyet teşkilatımızın ve polislerimizin çalışma koşullarının iyileştirilmesi 37. İçişleri Bakanlığı 78.000.000.000 TL amacıyla 38. İçişleri Bakanlığı Uyuşturucuyla mücadele programlarının güçlendirilmesi amacıyla 20.000.000.000 TL Emekli ve düşük gelirli hanelere yönelik gelir/hanebaşı kriterlerine dayalı iç turizm destek programlarının hayata geçirilmesi, üniversite öğrencilerini ve Kültür ve Turizm gençleri kapsayan indirimli ya da ücretsiz gençlik kampı, kültürel gezi ve 39. 50.000.000.000 TL Bakanlığı konaklama desteklerinin sağlanması ve turizm sezonu dışında âtıl kapasiteyi değerlendiren, yerel işletmeleri de içine alan sosyal turizm anlaşmalarının geliştirilmesi amacıyla Kültür ve Turizm 40. Turizm gelirlerinin yerel bölgelere geri dönüşünün artırılması amacıyla 9.064.978.000 TL Bakanlığı Kültür ve Turizm Azalış 41. RTÜK’ün etkin, kamu yararı odaklı çalışması için bütçesinin azaltılması Bakanlığı 20.000.000 TL Kültür ve Turizm 42. Yeşil/sürdürülebilir turizm birimlerinin güçlendirilmesi amacıyla 20.000.000.000 TL Bakanlığı Millî Eğitim Alparslan Türkeş Üniversitesi’ne Teknokent Kurulması ve üniversitelerin 43. 500.000.000 TL Bakanlığı teknoloji gelişiminin desteklenmesi amacıyla Millî Eğitim 44. Okul öncesi eğitimin ücretsiz ve zorunlu hale getirilmesi amacıyla 65.000.000.000 TL Bakanlığı Millî Eğitim 45. Okullarda tüm öğrencilere günlük bir öğün ücretsiz yemek verilmesi amacıyla 117.260.000.000 TL Bakanlığı Millî Eğitim 46. Öğretmen ataması yapılması ve sınıf mevcutlarının azaltılması amacıyla 135.000.000.000 TL Bakanlığı Millî Savunma 47. Askeri Okulların ve hastanelerin yeniden açılması amacıyla 10.000.000.000 TL Bakanlığı Millî Savunma Sürmene Tersanesi’nin genişletilmesi ve Gökçeada’ya Deniz Üssü kurulması 48. 2.000.000.000 TL Bakanlığı amacıyla 661 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1959 ‒ Millî Savunma TSK personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi ve yeni lojmanların yapılması 49. 37.900.000.000 TL Bakanlığı amacıyla Millî Savunma 50. Uçak envanterimizin yenilenmesi amacıyla 5.000.000.000 TL Bakanlığı ASM’lerde çalışmakta olan hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımızın daha iyi 51. Sağlık Bakanlığı 33.000.000.000 TL imkanlarda hizmet sunabilmeleri amacıyla 52. Sağlık Bakanlığı Nadir hastalıklar fonu kurulması amacıyla 300.000.000 TL 53. Sağlık Bakanlığı Sağlıkta şiddetin engellenmesi amacıyla 35.000.000.000 TL 54. Sağlık Bakanlığı Yaşlılara sağlık hizmetlerine erişim kolaylığının artırılması amacıyla 33.000.000.000 TL Sanayi ve Teknoloji 55. AR-GE merkezlerinin güçlendirilmesi ve yeni merkezler kurulması amacıyla 4.000.000.000 TL Bakanlığı Sanayi ve Teknoloji 56. KOBİ’lerin yenilikçi ve rekabetçi kapasitesinin artırılması amacıyla 5.000.000.000 TL Bakanlığı Sanayi ve Teknoloji 57. Yeni sanayi bölgelerinin kurulması ve bölgesel istihdamın artırılması amacıyla 25.000.000.000 TL Bakanlığı Sanayi ve Teknoloji 58. Tüketici güvenliği ve sanayi ürünlerinin kalitesinin artırılması amacıyla 1.000.000.000 TL Bakanlığı Tarım ve Orman 59. Adana’da genç ve kadın çiftçilere özel destek sağlanması amacıyla 10.000.000.000 TL Bakanlığı Tarım ve Orman 60. Modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması amacıyla 35.000.000.000 TL Bakanlığı Tarım ve Orman 61. Gıda güvenliği için denetimlerin güçlendirilmesi amacıyla 8.500.000.000 TL Bakanlığı Tarım ve Orman 62. Tarımsal desteklerin artırılması ve 2006 seviyesine çıkarılması amacıyla 295.000.000.000 TL Bakanlığı Yasama ve denetim faaliyetlerine katkı sunan grup danışmanı, danışman, büro 63. TBMM görevlisi ve yardımcı personel statüsündeki çalışanların maaşlarının insani ve adil 700.000.000 TL koşullara kavuşturulması amacıyla Sayıştay’ın asli görevine dönmesi, bağımsız ve etkin denetim fonksiyonunu 64. TBMM 50.000.000 TL güçlendirmesi amacıyla Sermaye giderlerinin azaltılması ve kamu kaynaklarının daha öncelikli alanlara, özellikle çözüm bekleyen ve kendilerine iyileştirme sözü verilen Meclis 65. TBMM 2.000.000.000 TL personelinin mali ve sosyal haklarının güçlendirilmesine yönlendirilmesi amacıyla 66. Ticaret Bakanlığı Esnaf ve sanatkârlara destek sağlanması amacıyla 5.000.000.000 TL 67. Ticaret Bakanlığı Hal altyapısının güçlendirilmesi ve izlenebilir gıda tedariki sağlanması amacıyla 100.000.000 TL 68. Ticaret Bakanlığı İhracatçıların desteklenmesi amacıyla 10.000.000.000 TL 69. Ticaret Bakanlığı Orta Karadeniz Serbest Bölgesi liman projesinin başlatılması amacıyla 10.000.000 TL Ulaştırma ve 70. Kozan–Mansurlu–Yahyalı yolunun tamamlanması amacıyla 5.000.000.000 TL Altyapı Bakanlığı Ulaştırma ve 71. Mersin–Adana–Osmaniye–Gaziantep hızlı tren hattının hızlandırılması amacıyla 20.000.000.000 TL Altyapı Bakanlığı Kamu Özel İş birliği projelerinde şirketlere aktarılan kamu kaynaklarının Azalış Ulaştırma ve milletimize ağır bir yük olduğu gerçeğinden hareketle ‘’garanti ödemelere” 101.302.000.000 TL 72. Altyapı Bakanlığı ilişkin ödeneğin azaltılması ve vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini Artış önceleyecek otoyol ve alt- üst geçit projelerine aktarım yapılması amacıyla 5.000.000.000 TL Ulaştırma ve 73. Ankara–Samsun hızlı tren hattı bağlantısının tamamlanması amacıyla 25.000.000.000 TL Altyapı Bakanlığı 2026 Merkezi Yönetim Bütçe Merkez kariyer uzmanlarının, müfettişlerin, denetim elemanlarının özlük 74. 50.000.000.000 TL Kanun Teklifi haklarında iyileştirme yapılabilmesi amacıyla Madde 4 662 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1960 ‒ SON SÖZ 2026 Yılı Merkezi YöneAm Bütçesi, memlekeAmizin içinde bulunduğu ekonomik darboğazı, siyasal Wkanmışlığı ve toplumsal kırılmaları derinleşAren bir mahiyet taşımaktadır. Bu bütçe Türkiye’nin ihAyaç duyduğu kalkınmacı, SON SÖZ kapsayıcı, adil ve sürdürülebilir mali yöneAşim yaklaşımını içermemekle birlikte devleAmizin kurumsal yapısında yaşanan erozyonu, 2026 Yılı Merkezi YöneAm Bütçesi, memlekeAmizin içinde bulunduğu ekonomik hukuk ve demokrasi alanındaki gerilemeyi, sosyoekonomik çöküşü ve milleAmizin giderek darboğazı, siyasal Wkanmışlığı ve toplumsal kırılmaları derinleşAren bir mahiyet taşımaktadır. ağırlaşan geçim mücadelesini daha da görünür kılmaktadır. Bu bütçe Türkiye’nin ihAyaç duyduğu kalkınmacı, kapsayıcı, adil ve sürdürülebilir mali yöneAşim yaklaşımını Bu bütçe içermemekle yanlış yöneAmin, birlikte yok devleAmizin olan bir kurumsal ve ikAdar kapasitesininyapısında siyasi yaşanan isAsmarınerozyonu, bütçesi; hukuk bir veifadeyle başka demokrasi alanındaki tükeniş gerilemeyi, sosyoekonomik çöküşü ve milleAmizin giderek bütçesidir. ağırlaşan geçim mücadelesini daha da görünür kılmaktadır. CumhuriyeAmizin kurucu değerlerinin tarWşmaya açıldığı, Anayasa’nın ilk dört Bu bütçe yanlış yöneAmin, yok olan bir ikAdar kapasitesinin ve siyasi isAsmarın bütçesi; maddesine ve üniter devlet yapımıza yönelik örtülü ve açık saldırıların yaşandığı, devleAn ülkesi bir başka ifadeyle tükeniş bütçesidir. ve milleAyle bölünmez bütünlüğünü hedef alan söylemlerin Meclis kürsüsünde dahi dile geArilebildiği böylesi karanlık CumhuriyeAmizin bu dönemde kurucu 2026 bütçesi değerlerinin tarWşmayaTürkiye’nin açıldığı, birlik ve beraberliğini Anayasa’nın ilk dört güçlendirecek bir vizyon maddesine ve üniter devletortaya koymamaktadır. yapımıza Tam yönelik örtülü ve açıktersine devleAn saldırıların temeldevleAn yaşandığı, kurumlarını ülkesi zayıflatan, ve ekonomik milleAyle bağımsızlığımızı bölünmez törpüleyen, bütünlüğünü hedef alan milli egemenlik söylemlerin ilkesini Meclis liyakatsiz ve kürsüsünde dahikeyfi dile yöneAm anlayışı geArilebildiği alWnda böylesi aşındıran karanlık bubir çizgi izlemektedir. dönemde 2026 bütçesi Türkiye’nin birlik ve beraberliğini güçlendirecek bir vizyon ortaya koymamaktadır. Tam tersine devleAn temel kurumlarını İYİ ParA olarak bu bütçe teklifine ret oyu kullanmamız milleAmizin birikmiş öíesinin, zayıflatan, ekonomik bağımsızlığımızı törpüleyen, milli egemenlik ilkesini liyakatsiz ve keyfi iArazının ve ikAdarın yara|ğı tahribata karşı gösterdiği cevabın Meclis’teki karşılığıdır. yöneAm anlayışı alWnda aşındıran bir çizgi izlemektedir. Bizler, devleAmizin üniter yapısını, milli kimliğimizi, vatanımızın bölünmez bütünlüğünü, İYİ ParA olarak bu bütçe teklifine ret oyu kullanmamız milleAmizin birikmiş öíesinin, CumhuriyeAmizin kurucu iArazının ve ikAdarın iradesini yara|ğı ve Gazi tahribata Mustafa karşı Kemal gösterdiği Atatürk’ün cevabın bize emanet Meclis’teki edği devlet karşılığıdır. aklını savunmayı namus borcu addediyoruz. Bizler, devleAmizin üniter yapısını, milli kimliğimizi, vatanımızın bölünmez bütünlüğünü, Bu şerh kurucu milleAmize CumhuriyeAmizin olan ve Gazi iradesini sorumluluğumuzun, Mustafa KemaldevleAmizin bekasına Atatürk’ün bize duyduğumuz emanet edği devlet bağlılığın ve aklını Türkiye’nin savunmayı müreffeh, güçlü, namus borcu demokraAk geleceği için yürüZüğümüz mücadelenin addediyoruz. bir parçasıdır. 2026 bütçesine karşı duruşumuz karanlık bir dönemin zorunlu tercihi değil, Bu şerh milleAmize olan sorumluluğumuzun, devleAmizin bekasına duyduğumuz milleAmizin aydınlık yarınlarına duyduğumuz inancın gereğidir. bağlılığın ve Türkiye’nin müreffeh, güçlü, demokraAk geleceği için yürüZüğümüz mücadelenin bir parçasıdır. Bu 2026 2026 bütçesine gerekçelerle Yılı karşı duruşumuz Merkezi karanlık YöneAm Bütçe bir Teklifine Kanun döneminkarşı zorunlu oy tercihi değil, kullanıyoruz. milleAmizin aydınlık yarınlarına duyduğumuz inancın gereğidir. Ayyüce Türkeş Taş Erhan Usta 663 Bütçe Kanun Teklifine karşı oy kullanıyoruz. Bu gerekçelerle 2026 Yılı Merkezi YöneAm Adana Samsun 663 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1961 ‒ 2024 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TEKLİFİ İYİ PARTİ MUHALEFET ŞERHİ 1 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1962 ‒ Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülerek kabul edilen 2024 Yılı Merkezi YöneAm Kesin Hesap Kanun Teklifine ilişkin muhalefet şerhimizdir. 2 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1963 ‒ 2024 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KESİN HESABI 2024 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ GELİR VE GİDER TABLOSU (bin TL) Net Bütçe Geliri Net Bütçe Gideri Net Gider Fazlası 8.672.832.067 10.780.614.067 2.107.781.999 2024 yılı merkezi yöneAm net bütçe gideri 10.780.614.067.443,16 Türk lirasıdır. 2024 yılı merkezi yöneAm net bütçe geliri 8.672.832.067.897,10 Türk lirasıdır. Buna göre 2024 yılı merkezi yöneAm net bütçe gider fazlası 2.107.781.999.546,06 Türk lirası olarak gerçekleşmişAr. MERKEZİ YÖNETİM 2024 YILI BÜTÇE ÖDENEK VE GİDERLERİ TABLOSU (Milyon TL) BAŞLANGIÇ TOPLAM BÜTÇE GİDERİ KULLANILMAYAN ÖDENEĞİ ÖDENEK ÖDENEK GENEL BÜTÇELİ İDARELER 11.007.879 11.311.948 10.721.863 590.084 ÖZEL BÜTÇELİ İDARELER 1.085.217 1.274.361 1.094.937 179.424 DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ 38.381 45.706 41.437 4.269 KURUMLAR 2024 Yılı Genel Bütçeli İdareler, Özel Bütçeli İdareler, Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların başlangıç ödenekleri toplamı 12 trilyon 131 milyar TL olup yıl içi ilave edilen ödenekleriyle beraber toplam ödenekleri 12 trilyon 632 milyar TL olarak belirlenmişAr. Yıl sonu toplam bütçe gideri ise 11 trilyon 858 milyar TL olarak gerçekleşmişAr. Kullanılmayan ödenek toplamı ise 773,7 milyar TL olmuştur. GENEL VE ÖZEL BÜTÇELİ İDARELER İLE DDK’LERİN TOPLAM 2024 YILI BÜTÇE GELİRLERİ TABLOSU GELİRLER (milyon TL) Bütçe Geliri Bütçe Geliri Red ve Net Bütçe Tahmini İadeler (-) Geliri Vergi Gelirleri 7.409.955 8.393.515 1.097.334 7.311.899 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 210.080 274.685 1.044 273.639 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 1.065.035 1.085.221 287 1.084.948 Diğer Gelirler 750.387 871.014 15.170 855.842 Sermaye Gelirleri 34.004 43.376 127 43.248 Alacaklardan Tahsilat 10.073 14.485 3 14.481 TOPLAM 9.479.540 10.682.300 1.098.235 9.584.065 2024 Yılı Merkezi YöneAm Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5’inci maddesi uyarınca; “Devlet iç ve dış borçları ile Hazine garanAli borçlara ilişkin uygulama sonuçları 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç YöneAminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca 2024 Yılı Merkezi YöneAm Kesin Hesap Kanunu Teklifine dahil edilmek üzere Hazine ve Maliye Bakanlığınca hazırlanmış]r. Ayrın]sı kesin hesap cetvellerinde gösterildiği üzere; 3 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1964 ‒ a-İç Borç 2023 yılından 2024 yılına 3.211.796.554.690,45 Türk lirası iç borç devretmiş ve 2024 yılında ihraç edilen 3.361.043.047.072,64 Türk lirası Devlet tahvili ve Hazine bonosunun ilavesiyle iç borç toplamı 6.572.839.601.763,09 Türk lirasına ulaşmış, yıl içinde bu tutarın l.612.929.275.433 Türk liralık kısmı ödenmiş ve 2025 yılına toplam 4.959.910.326.330,09 Türk lirası iç borç devretmişAr. b-Dış Borç 2023 yılından 2024 yılına 3.489.022.896.061,81 Türk lirası dış borç devretmiş ve 2024 yılında alınan l.666.721.004.544 Türk lirası dış borcun ilavesiyle toplam dış borç 5.155.743.900.605,81 Türk lirasına ulaşmış, yıl içinde bu tutarın 908.353.833.842,57 Türk liralık kısmı ödenmiş ve 2025 yılına toplam 4.247.390.066.763,24 Türk lirası dış borç devretmişAr. c-Hazine GaranEli Borç 2023 yılından 2024 yılına 656.435.199.838,26 Türk lirası Hazine garanAli borç devretmiş ve 2024 yılında sağlanan 893.357.202.272,60 Türk lirası Hazine garanAsinin ilavesiyle Hazine garanAli borçlar toplamı 1.549. 792.402.110,86 Türk lirasına ulaşmış, yıl içinde ödenen tutarlar sonrası 2025 yılına toplam 787.407.772.301, 18 Türk lirası Hazine garanAli borç devretmişAr. Yıllar Merkezi Yönetim Bütçesi Başlangıç Yedek Merkezi Yönetim Yıl Sonu Yedek Ödenek Ödenekleri Toplamı (TL) Toplamı (TL) 2020 3.749.149.000 96.507.777.429 2021 4.122.014.000 96.403.795.978 2022 38.633.925.000 79.167.726.000 2023 41.377.000.000 94.961.168.078 2024 215.332.087.000 184.717.545.676 Yıllar iAbarıyla yedek ödenek başlangıç ve yıl sonu kullanılan tutarları tablodaki gibi gerçekleşmişAr. 2024’e kadar yedek ödenek yıl içerisinde ar_rılarak kullanılmış]r. Aşağıdaki tablolarda ise Genel Bütçeli İdareler, Özel Bütçeli İdareler ile Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların 2023 yılı başlangıç ödenekleri, ek bütçe kanunu ile eklenen ödenek, yıl içi ödenek hareketleri ile eklenen ödenek, yıl sonu toplam ödenek, bütçe gideri ve kullanılmayan ödenekler belirAlmişAr. 4 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1965 ‒ 5 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1966 ‒ 6 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1967 ‒ 7 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1968 ‒ 8 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1969 ‒ 9 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1970 ‒ TÜRK KAMU MALİ YÖNETİMİNDE İSTİKRARSIZLIK Yaklaşık çeyrek asırdır ülkeyi yöneten AK ParA ikAdarı kamu mali yöneAminde derin yapısal sorunlar oluşturmasına rağmen, bu sorunları giderecek kalıcı ve etkin mekanizmaları gelişArememişAr. Oysa mali yöneAmde isAkrarın sağlanması kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasına, bütçe açıkları ile kamu borçlanmasının sürdürülebilir seviyelere çekilmesine, kamu hizmetlerinin niteliğinin ar]rılmasına, yürütmenin hesap verebilirliğinin güçlendirilmesine ve bütçe sürecinin şeffaflaş]rılmasına bağlıdır. Bu alanlarda yapılması gereken yapısal reformlar gelişArilmediği gibi mevcut düzen de giderek işlevsiz hale geArilmişAr. Kamu mali yöneAmi yalnızca yürütmenin sorumluluğunda değildir aynı zamanda yasama organının deneAm görevi de en az bütçeyi hazırlamak kadar hayaAdir. Ancak millet iradesinin merkezi olan TBMM cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yara_ğı tek adamcı yönetme anlayışı nedeniyle kamu gelirlerinin toplanmasından harcamaların dağılımına, kaynak transferlerinin izlenmesinden kamu poliAkalarının değerlendirilmesine kadar hiçbir aşamada gerçek bir deneAm işlevine sahip olamamaktadır. Yürütmenin kuralsız ve keyfi uygulamaları, kamu harcamalarında şeffaflık ve hesap verebilirliği ortadan kaldırmış]r. Kamu kaynaklarının belli kişi ve gruplara aktarılmasına imkan veren muafiyet ve isAsna düzenlemeleri, kurumlarda artan yolsuzluk iddiaları, soruşturulmayan usulsüzlükler ve bağımlı bir yargı düzeniyle birleşerek tamamen yozlaşmış bir mali yöneAm tablosu ortaya koymuştur. KESİN HESAP KANUNU VE SAYIŞTAY RAPORLARI BÜTÇE SÜRECİNİN DIŞINDA BIRAKILMIŞTIR Cumhurbaşkanı taradndan TBMM’ye sunulan kesin hesap kanunu teklifi bir önceki yılın merkezi yöneAm bütçesinin fiili sonuçlarını Meclisin onayına sunan en kriAk araç]r. Bu süreçte bütçe kalemleri ayrın]lı biçimde karşılaş]rılarak gerçek harcama sonuçları ortaya konur. Normal şartlarda bütçe görüşmeleri sırasında kesin hesap teklifinin ve Sayıştay’ın hazırladığı genel uygunluk bildiriminin birlikte ele alınması, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığının Meclis taradndan denetlenmesini sağlar. Ancak AK ParA ikAdarı Anayasa’nın açık hükümlerine rağmen Sayıştay raporlarının ve kesin hesap tekliflerinin tar]şılmasını sistemaAk biçimde budamış, bu süreci TBMM’nin deneAm alanından çıkarmış]r. 10 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1971 ‒ Oysa Anayasa’nın 160’ıncı maddesi Sayıştay’a kamu gelirlerinin, harcamalarının ve kamu mallarının Meclis adına denetlenmesi görevini açıkça yüklemektedir. Aynı şekilde Anayasa’nın 161’inci maddesi kesin hesabın al] ay içinde Meclise sunulmasını ve genel uygunluk bildiriminin yetmiş beş gün içinde TBMM’ye ileAlmesini zorunlu kılmaktadır. Tüm bu açık hükümlere karşın 2024 Kesin Hesap Kanunu Teklifi ve Sayıştay raporları Plan ve Bütçe Komisyonu’nun çalışma takvimine doğrudan dahil edilmemiş ve milletvekillerinin kamu harcamalarının gerçek niteliğini inceleme imkanı ortadan kaldırılmış]r. Bu durum hesap verebilir bir ikAdar yaratmanın önündeki en büyük engellerden biridir. Sayıştay’ın bulguları dikkate alınsa yürütmenin kaynakları verimli, hukuka uygun ve şeffaf biçimde kullanıp kullanmadığı TBMM taradndan değerlendirilebilecekA. Fakat Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve bakanların tamamı bu deneAmden kaçınmayı tercih etmiş böylece bütçe sürecinin özü olan şeffaflık tamamen yok edilmişAr. DemokraAk parlamentolarda olduğu gibi bütçenin tüm aşamalarının açık ve hesap verebilir biçimde yürütülmesi ar]k zorunlu bir ihAyaç]r. DENETİMDEN UZAK BÜTÇE TBMM, merkezi yöneAm bütçesinin yıl içinde nasıl uygulandığına dair değerlendirmeyi kesin hesap kanunu aracılığıyla yapar. Kesin hesap kanunu teklifi bütçenin uygulama sonuçlarını ayrın]lı karşılaş]rmalarla gösterir ve Meclisin bütçe hakkını kullanmasını sağlar. Bu nedenle bütçe sürecinin en kriAk aşamalarından biri Sayıştay taradndan hazırlanan deneAm raporlarının işlenmesidir. Sayıştay’ın rolünü ha]rlamak önemlidir: Parlamentoların ortaya çıkışındaki esas amaç olan yürütmenin denetlenmesi modern mali yöneAm sistemlerinin de temelidir. DemokraAk, hukuk devleA ilkesine bağlı ülkelerde yüksek deneAm kurumları halk adına deneAm yaparak bütçenin nasıl kullanıldığını tespit eder. Meclis de bu bulgular ışığında yürütmeyi hesap vermeye zorlar. Türkiye’de bu yetkiyi Sayıştay üstlenmesine rağmen, kurum ikAdarın baskıları sonucu işlevsiz hale geArilmeye başlanmış]r. Kamu yararı için var olan bu deneAm mekanizmasının sağlıklı işlemesi mali poliAkaların, harcama önceliklerinin, kamu kaynaklarının kullanımının ve idarenin sorumluluklarının şeffaf biçimde ortaya konmasını sağlar. Sayıştay raporları da tam bu nedenle hayaA önemdedir. Ancak 11 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1972 ‒ mevcut ikAdar bu raporlarda yer alan usulsüzlük tespitlerini görmezden gelmekte, bulguların gerekArdiği idari ve hukuki süreçleri işletmemektedir. Sayıştay; stratejik planlardan faaliyet raporlarına, bütçeden kesin hesaba kadar pek çok mali belgenin doğruluğunu güven al]nda tutmakla yükümlüdür. Ne var ki AK ParA’nin kurumları iAbarsızlaş]ran uygulamaları nedeniyle Sayıştay’ın bağımsızlığı ciddi biçimde zedelenmiş, raporlara güven duyulamaz hale gelmişAr. Kamu yöneAmi şeffaflığını kaybetmiş, mali göstergelerle ilgili manipülasyon iddiaları sıradanlaşmış]r. Sayıştay raporlarından önemli bulguların sistemaAk şekilde temizlenmesi, Sayıştay denetçilerinin baskıya uğraması, bir kısmının görevden alınması, bakanlıkların parlamenter deneAmi yok sayması ve sözlü soru mekanizmasının tamamen kaldırılması deneAmin çöküşünün göstergesidir. Bu durum yalnızca kurumların çalışmasını değil, devlet yöneAminin bütünlüğünü de tehdit eden tehlikeli bir tabloyu beraberinde geArmişAr. Kamu kaynaklarının verimsiz, kanuna aykırı veya israf niteliğinde kullanıldığı durumların hem idari hem hukuki sonuç doğurması gerekirken, bu süreçlerin hiçbir aşaması işleAlmemektedir. Yürütme taradndan uygulamaya konan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile yöneAm tek merkezde toplanmış, yasamanın düzenleme ve deneAm gücü fiilen ortadan kaldırılmış]r. Böyle bir yapıda mali saydamlığın gerçekleşmesi mümkün değildir. Liyakaien uzak kadroların karar alma süreçlerinde ağırlık kazanması da deneAm zafiyeAni büyütmüştür. Sayıştay’ın asli görevi, kamunun deneAm sürecini güvenilir biçimde yürütmek ve kamu zararına yol açabilecek uygulamaları tespit ederek Meclise bildirmekAr. Ancak mevcut ikAdar düzeninde Sayıştay, bu misyonunu hakkıyla yerine geAremeyen bir kuruma dönüştürülmüştür. Yayımlanan raporlardaki bulguların eksilAlmesi bunun en çarpıcı örneğidir. Saydamlık yürütmenin mali kararlarının doğru bilgiye dayanmasını ve kamuya karşı hesap verebilir olmasını gerekArir. Sayıştay’ın üzerindeki siyasi baskı kaldırılmalı, kurum asli niteliğine yeniden kavuşturulmalı ve güvenlik al]na alınmalıdır. YENİ BİR BÜTÇE DİSİPLİNİ BENİMSENMELİ VE KESİN HESAP KOMİSYONU KURULMALIDIR Bütçe kanunun hazırlanması kadar önemli bir diğer aşama, uygulamanın nasıl gerçekleşAğinin Meclis taradndan denetlenmesidir. Kesin hesap kanun teklifi harcamaların ne 12 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1973 ‒ şekilde yapıldığını, ödeneklerin nasıl kullanıldığını ve bütçe hedefleriyle gerçekleşmeler şekilde yapıldığını, ödeneklerin nasıl kullanıldığını ve bütçe hedefleriyle gerçekleşmeler arasındaki farkları gösteren temel belgedir. Bu aşama milleAn parasının hesabının sorulduğu arasındaki farkları gösteren temel belgedir. Bu aşama milleAn parasının hesabının sorulduğu sajadır. sajadır. Bütçelerin güvenilirliği, başlangıç hedefleri ile yıl sonu gerçekleşmeleri arasındaki Bütçelerin güvenilirliği, başlangıç hedefleri ile yıl sonu gerçekleşmeleri arasındaki sapmanın makul düzeyde olmasına bağlıdır. Ancak mevcut ekonomik kriz ortamında ikAdar sapmanın makul düzeyde olmasına bağlıdır. Ancak mevcut ekonomik kriz ortamında ikAdar öngörülebilir bir bütçe poliAkası yürütememekte, başlangıç tahminleri hızla boşa düşmektedir. öngörülebilir bir bütçe poliAkası yürütememekte, başlangıç tahminleri hızla boşa düşmektedir. 2022 ve 2023 yıllarında geArilen ek bütçeler, kontrolsüz ve kuralsız mali yöneAmin açık 2022 ve 2023 yıllarında geArilen ek bütçeler, kontrolsüz ve kuralsız mali yöneAmin açık göstergeleridir. Bu uygulama, bütçenin samimiyet ilkesini ortadan kaldırmaktadır. göstergeleridir. Bu uygulama, bütçenin samimiyet ilkesini ortadan kaldırmaktadır. Kesin hesap süreci ise yıllardır işlevsizdir. Anayasada ve kanunlarda, kesin hesaba ilişkin Kesin hesap süreci ise yıllardır işlevsizdir. Anayasada ve kanunlarda, kesin hesaba ilişkin sürecin nasıl yürütüleceğine dair ayrın]lı bir düzenleme bulunmaması Meclisin bu alandaki sürecin nasıl yürütüleceğine dair ayrın]lı bir düzenleme bulunmaması Meclisin bu alandaki deneAm gücünü zayıflatmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yürütme, kesin hesap deneAm gücünü zayıflatmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yürütme, kesin hesap teklifini milletvekillerinin sadece onaylaması gereken bir meAn gibi görmeye başlamış; teklifini milletvekillerinin sadece onaylaması gereken bir meAn gibi görmeye başlamış; muhalefeAn tespitleri tamamen yok sayılmış]r. Bu anlayışın terk edilmesi, TBMM’nin en temel muhalefeAn tespitleri tamamen yok sayılmış]r. Bu anlayışın terk edilmesi, TBMM’nin en temel görevlerinden biri olan deneAm etkinliğinin güçlendirilmesi için zorunludur. görevlerinden biri olan deneAm etkinliğinin güçlendirilmesi için zorunludur. Kesin hesabın bütçeyle aynı zaman diliminde görüşülmesi, deneAm sürecini Kesin hesabın bütçeyle aynı zaman diliminde görüşülmesi, deneAm sürecini verimsizleşArmekte ve bütçeyi gölgede bırakmaktadır. Bu nedenle kesin hesap teklifinin ayrı verimsizleşArmekte ve bütçeyi gölgede bırakmaktadır. Bu nedenle kesin hesap teklifinin ayrı bir takvimde görüşülmesi gereklidir. Mecliste Kesin Hesap Komisyonu kurulması, demokraAk bir takvimde görüşülmesi gereklidir. Mecliste Kesin Hesap Komisyonu kurulması, demokraAk parlamentolarda olduğu gibi hesap deneAminin kurumsallaşmasını sağlayacak]r. parlamentolarda olduğu gibi hesap deneAminin kurumsallaşmasını sağlayacak]r. Kamu mali yöneAminin hem yürütme hem yasama yönünden yeniden yapılandırılması, Kamu mali yöneAminin hem yürütme hem yasama yönünden yeniden yapılandırılması, deneAm kurumlarının üzerindeki baskının kaldırılması, Sayıştay’ın bağımsızlığının teminat deneAm kurumlarının üzerindeki baskının kaldırılması, Sayıştay’ın bağımsızlığının teminat al]na alınması, bütçe disiplininin güçlendirilmesi, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığının al]na alınması, bütçe disiplininin güçlendirilmesi, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığının millet adına hesap sorulabilir hale geArilmesi ar]k kaçınılmaz bir zorunluluktur. millet adına hesap sorulabilir hale geArilmesi ar]k kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu gerekçelerle 2024 Yılı Merkezi YöneAm Kesin Hesap Kanun Teklifi ve 2024 Yılı Sayıştay Bu gerekçelerle 2024 Yılı Merkezi YöneAm Kesin Hesap Kanun Teklifi ve 2024 Yılı Sayıştay DeneAm Raporları üzerine şerhimizi, DeneAm Raporları üzerine şerhimizi, Bilgilerinize arz ederiz. Bilgilerinize arz ederiz. Ayyüce Türkeş Taş Erhan Usta Ayyüce TÜRKEŞ TAŞ Adana Samsun Erhan USTA Ayyüce TÜRKEŞ TAŞ Erhan USTA Adana Milletvekili Samsun Milletvekili Adana Milletvekili Samsun Milletvekili 13 13 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) . TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝ YASAMA DÖNEMİ YASAMA YILI 28 4 SIRA SAYISI: 226-227 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ İLE 2024 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TEKLİFİ (1/280, 1/279) RAPORLARI Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarına İlişkin Karşı Görüşler ve Ek Görüş 2025 CİLT 1/C ‒2‒ Not: Bu Sıra Sayısına; elektronik ortamda https://www.tbmm.gov.tr/yasama/komisyon-raporlari internet adresindeki sorgu sayfası üzerinden erişilebilmektedir. Kanunlar Türkiye Büyük Millet ve Kararlar (Sıra Meclisi Başkanlığı Sayısı: 226-227) ‒ 1975 ‒ İÇİNDEKİLER Sayfa • YENİ YOL PARTISİ 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi Karşı Görüş.....................................................................1979 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) . ‒ 1977 ‒ YENİ YOL PARTİSİ KARŞI GÖRÜŞ Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) . ‒ 1979 ‒ 2026 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TEKLİFİ İLE 2024 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TEKLİFİ YENİ YOL PARTİSİ MUHALEFET ŞERHLERİ TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülerek kabul edilen 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim, Kesin Hesap Kanunu Teklifine ilişkin muhalefet şerhimizdir. 2 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1980 ‒ İÇİNDEKİLER 1. DÜNYA EKONOMİSİNDE YAŞANAN KÜRESEL GELİŞMELER VE TÜRKİYE EKONOMİSİNE DAİR GENEL BAKIŞ ............................................................................................... 5 1.1. DÜNYA EKONOMİSİNE GENEL BAKIŞ ........................................................................... 6 1.2. TÜRKİYE EKONOMİSİ ...................................................................................................... 13 1.3. TÜRKİYE’NİN KÜRESEL ÖLÇEKTEKİ GÖRÜNÜMÜ: DEMOKRASİ VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE İLİŞKİN GÖSTERGELER ................................................................................ 39 2. BÜTÇEYE GENEL BAKIŞ VE GEÇMİŞ DÖNEM BÜTÇELERİ............................................. 45 2.1. BÜTÇE NEDİR? BÜTÇE HAKKI VE BÜTÇENİN TARİHSEL SÜRECİ ........................ 45 2.2. GEÇMİŞ DÖNEM BÜTÇE DEĞERLENDİRMELERİ ...................................................... 50 3. 2026 BÜTÇESİNE BAKIŞ ........................................................................................................... 68 3.1. 2026 BÜTÇESİNİN GENEL DEĞERLENDİRMESİ .......................................................... 68 SİSTEMSEL SORUNLAR VE YÖNETİM ANLAYIŞI...................................................................... 87 3.2. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ .............................................................................. 88 3.3. CUMHURBAŞKANLIĞI ..................................................................................................... 91 ADALET VE GÜVENLİK ................................................................................................................. 100 3.4. ADALET BAKANLIĞI ...................................................................................................... 101 3.5. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI ..................................................................................................... 126 3.6. MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI...................................................................................... 146 3.7. DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI ................................................................................................... 153 KAMU MALİYESİ VE EKONOMİ .................................................................................................. 171 3.8. HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI ................................................................................ 172 3.9. TİCARET BAKANLIĞI ..................................................................................................... 195 3.10. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI ................................................... 206 YATIRIM VE KALKINMA ............................................................................................................... 283 3.11. SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI ...................................................................... 284 3.12. TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI ............................................................................... 303 3.13. ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI ................................. 323 3.14. ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI .................................................................. 337 3.15. ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI ........................................................ 360 SOSYAL POLİTİKALAR .................................................................................................................. 393 3.16. AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI .......................................................... 394 3.17. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ........................................................................................ 431 3.18. GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI ............................................................................... 454 3.19. SAĞLIK BAKANLIĞI ................................................................................................... 471 3.20. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI ........................................................................... 511 4. SAYIŞTAY DENETİM RAPORLARI VE 2024 YILI KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMELERİ .................................................................................................................. 535 3 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1981 ‒ 4.1. ADALET BAKANLIĞI ...................................................................................................... 546 4.2. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI ..................................................................................................... 549 4.3. MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI...................................................................................... 552 4.4. DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI ................................................................................................... 554 4.5. HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI ................................................................................ 555 4.6. TİCARET BAKANLIĞI ..................................................................................................... 561 4.7. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI ....................................................... 567 4.8. SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI .......................................................................... 615 4.9. TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI ................................................................................... 622 4.10. ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ........................................................ 627 4.11. ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI .................................................................. 630 4.12. ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI ........................................................ 633 4.13. AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI .......................................................... 637 4.14. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ........................................................................................ 640 4.15. GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI ............................................................................... 653 4.16. SAĞLIK BAKANLIĞI ................................................................................................... 659 4.17. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI ........................................................................... 677 SONSÖZ ............................................................................................................................................. 698 4 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1982 ‒ 1. DÜNYA EKONOMİSİNDE YAŞANAN KÜRESEL GELİŞMELER VE TÜRKİYE EKONOMİSİNE DAİR GENEL BAKIŞ Ekonomik düzen, yalnızca rakamlardan ibaret olmayan; toplumların refahını, adalet duygusunu ve geleceğe dair umutlarını belirleyen temel zemindir. Küresel ölçekte yaşanan her kırılma, her kriz, her teknolojik dönüşüm hem dünya ekonomisinin seyrini hem de Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin manevra alanını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle hem dünya ekonomisindeki eğilimleri hem de Türkiye’nin bu tablo içindeki yerini, bütüncül ve eleştirel bir bakışla yeniden değerlendirmek zorunlu hâle gelmiştir. Önümüzdeki bölümlerde, önce küresel ekonomideki genel görünümü, büyüme eğilimlerini, jeopolitik gerilimlerin ve krizlerin etkilerini ele alacak; ardından Türkiye ekonomisinin güncel durumunu ve bu küresel çerçeve içindeki konumunu irdeleyeceğiz. Böylece Türkiye’de uygulanan ekonomi politikalarını, yalnızca iç dinamiklerle değil, aynı zamanda uluslararası gelişmelerle birlikte okumaya çalışacağız. Türkiye, coğrafi konumu, genç nüfusu, üretim kapasitesi ve girişimcilik potansiyeliyle tarımdan sanayiye, teknolojiden eğitime pek çok alanda güçlü bir bölgesel aktör olabilecek imkânlara sahiptir. Ancak AK Parti iktidarının uzun süredir sürdürdüğü öngörüsüz, keyfi ve sık sık değişen ekonomi tercihleri, bu potansiyelin hayata geçmesini engellemiş; ülkeyi derinleşen bir kırılganlık ve belirsizlik sarmalına sürüklemiştir. Plan ve programa dayanmayan, kurumları zayıflatan ve toplumsal maliyeti her geçen gün artan bu anlayış, vatandaşlarımızın sorunlarını çözmek yerine yeni yükler ve yeni kriz alanları üretmektedir. Türkiye ekonomisini değerlendirirken, önümüzdeki bölümlerde özellikle şu başlıklar üzerinde durulacaktır:  Büyüme ve dalgalanma: Ekonomik büyümenin niteliği, sürdürülebilirliği ve inişli çıkışlı seyrinin vatandaşın hayatına ve yatırım ortamına yansımaları,  Enflasyon ve hayat pahalılığı: Fiyat istikrarının bozulması, para politikası tercihlerinin etkileri ve kalıcı yüksek enflasyonun geniş toplum kesimlerine yüklediği ağır bedel,  İşsizlik ve özellikle genç işsizliği: İşgücü piyasasındaki yapısal sorunlar, nitelikli istihdam eksikliği ve eğitim-istihdam uyumsuzluğunun sonuçları, 5 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1983 ‒  Dış denge ve kırılganlık: Cari açık, dış ticaret yapısı, rezerv düzeyi ve dışa bağımlılığın ekonomi politikalarını nasıl daralttığı,  Borçlanma ve kırılgan finansman yapısı: Kamu ve özel sektör borçluluğunun düzeyi, borçlanmanın maliyeti, döviz cinsi borçların kur şoklarıyla birlikte oluşturduğu riskler,  Kamu maliyesi ve bütçe politikası: Bütçe açıkları, vergi yükünün dağılımı, harcama kalıpları ve iktidarın bütçe tercihlerinin büyüme, enflasyon, istihdam ve gelir dağılımı üzerindeki etkileri. Tüm bu alanlar, Türkiye’de izlenen ekonomik çizginin kısa vadeli pansuman tedbirlerle yürütülemeyeceğini; aksine, demokratik kurumları güçlendiren, öngörülebilirliği artıran, üretimi ve adil bölüşümü esas alan uzun vadeli bir stratejiye ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Dünya ekonomisindeki gelişmeleri dikkate alan; ancak yerel ve bölgesel dinamikleri, toplumsal ihtiyaçları ve ülkenin kendi imkânlarını merkeze alan özgün bir kalkınma perspektifinin nasıl inşa edilebileceğine dair önerilerimiz, izleyen bölümlerde ayrıntılı olarak ortaya konulacaktır. 1.1. DÜNYA EKONOMİSİNE GENEL BAKIŞ Küresel ekonomi, 2023 sonrasında yüksek enflasyon, sertleşen finansal koşullar, yavaşlayan büyüme ve artan jeopolitik risklerin baskısı altında yol almaktadır. Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki çatışmalar enerji ve emtia fiyatlarında dalgalanmaları tetiklerken, enflasyonu kontrol altına almak için devreye alınan sıkı para politikaları pek çok ülkede büyüme hızını aşağı çekmiştir. Buna rağmen tedarik zincirlerindeki aksaklıkların kademeli biçimde giderilmesiyle imalat sanayiinde ve hizmetler sektöründe sınırlı da olsa bir toparlanma gözlenmektedir. 6 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1984 ‒ Tablo: Küresel Ekonom�k Göstergeler IMF’nin Temmuz 2025 tarihli Küresel Ekonomik Görünüm güncellemesine göre, küresel hasılanın 2023’teki %3,5’lik artışın ardından 2024’te %3,3; 2025’te %3,0 ve 2026’da %3,1 büyümesi beklenmektedir. Gelişmiş ekonomilerde büyüme oranları 2024–2026 döneminde %1,5–1,6 bandına sıkışırken, yükselen ve gelişmekte olan ekonomiler için büyüme tahminleri %4 civarında seyretmektedir. Bu tablo, dünya ekonomisinin “yüksek enflasyon – düşük büyüme” sarmalından çıkmakta zorlandığını, büyüme dinamiklerinin ise ağırlıklı olarak gelişmekte olan ülkelere taşındığını göstermektedir. Küresel Büyüme Görünümü ve Ayrışmalar Tabloya göre, ABD ekonomisinin 2024’te %2,8 büyümesinin ardından 2025’te %1,9, 2026’da ise %2,0 büyümesi öngörülmektedir. Avro Bölgesi için büyüme tahminleri 2024’te %0,9, 2025’te %1,0 ve 2026’da %1,2 düzeyindedir; bölgenin lokomotifi Almanya ise ancak kademeli bir toparlanma ile 2026’da %0,9 büyüme patikasına çıkabilmektedir. Buna karşılık, yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerde büyüme 2025’te %4,1, 2026’da %4,0 düzeyinde kalmakla birlikte, dünya ortalamasının belirgin biçimde üzerindedir. Yükselen Asya ekonomileri ve özellikle Çin ile Hindistan, küresel büyümenin ana taşıyıcısı olmaya devam etmektedir. Dünya ticaret hacmine bakıldığında ise 2023 yılında yalnızca %1,0 artış kaydedilmiş, 2024’te %3,5 ile görece bir toparlanma öngörülmüş, 2025 ve 2026 için sırasıyla %2,6 ve %1,9 gibi 7 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1985 ‒ tarihsel ortalamaların altında kalan oranlar tahmin edilmiştir. Mal ve hizmet ticaretindeki bu zayıf seyrin, korumacı adımlar, jeopolitik gerilimler ve küresel talepteki yavaşlamayla yakından ilişkili olduğu görülmektedir. Enflasyon Dinamikleri ve Politika Alanı IMF tahminlerine göre küresel tüketici fiyatları artışı 2023’te %6,6 iken, 2024’te %5,6’ya, 2025’te %4,2’ye ve 2026’da %3,6’ya gerilemektedir. Gelişmiş ekonomilerde enflasyonun 2025 itibarıyla %2,5, 2026’da ise %2,1 düzeyine inmesi beklenirken, yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerde enflasyonun aynı yıllarda sırasıyla %5,4 ve %4,5 seviyelerinde kalacağı tahmin edilmektedir. Petrol fiyatlarında 2025 için öngörülen %-13,9’luk düşüş, enerji kaynaklı enflasyon baskılarının azalmasına katkı sağlasa da hizmetler başta olmak üzere çekirdek enflasyon unsurlarının dirençli seyrettiği görülmektedir. Bu çerçevede merkez bankaları, bir yandan enflasyonu kalıcı biçimde hedeflerine yaklaştırmaya, diğer yandan büyümede sert bir daralma yaratmadan faiz indirim sürecini başlatmaya çalışmaktadır. ABD Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankası, 2024’ün ikinci yarısından itibaren politika faizlerinde sınırlı ve kademeli indirimlere yönelirken, bu adımların zamanlaması ve hızı küresel sermaye akımları ve finansal istikrar açısından kritik önem taşımaktadır. Jeopolitik Riskler ve Ticaretin Geleceği Rusya-Ukrayna savaşı ve İsrail’in Filistin başta olmak üzere bölgedeki ülkelere yönelik uluslararası hukuku hiçe sayan saldırıları, enerji ve emtia piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açmaya devam etmektedir. Bu gerilimler yalnızca petrol ve doğal gaz fiyatlarını etkilemekle kalmamakta, aynı zamanda deniz taşımacılığından gıda tedarikine kadar pek çok kanalda küresel ticaret ağlarını da kırılganlaştırmaktadır. Buna kuraklık, iklim krizi kaynaklı afetler ve gıda arzındaki bozulmalar eklendiğinde, dünya ekonomisinin önümüzdeki dönemde de yüksek belirsizlik ortamında hareket etmeye devam edeceği anlaşılmaktadır. 8 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1986 ‒ Şek�l:. OECD Ülkeler� Eylül 2025 Enflasyon Oranları OECD’nin Eylül 2025 manşet enflasyon verileri, Türkiye’nin diğer üyelerden ne kadar koptuğunu çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. OECD genelinde yıllık enflasyon oranı %4,2 seviyesinde iken, Türkiye’de enflasyon %33,3 ile açık ara ilk sırada yer almaktadır. Türkiye’yi yaklaşık %5 civarındaki oranlarla Estonya ve Kolombiya gibi ülkeler izlemekte, Almanya (%2,4), Fransa (%1,2), İsviçre (%0,2) ve ABD (%3,0) gibi büyük ekonomilerde ise enflasyon görece düşük ve kontrol altında seyretmektedir. Hatta Kosta Rika’da yıllık enflasyon %-1,0 ile deflasyon bölgesine geçmiş durumdadır. Türkiye’nin enflasyon oranı, OECD ortalamasının katbekat üzerindedir ve tek başına ortalamayı yukarı çeken başlıca ülke konumundadır. Birçok OECD ülkesinde pandemi ve savaş şoklarının ardından enflasyon yeniden %2–4 bandına çekilmişken, Türkiye’de fiyat artışlarının 9 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1987 ‒ hâlâ %30’ların üzerinde seyretmesi; sorunun küresel gelişmelerden çok, içeride izlenen yanlış para ve maliye politikalarından kaynaklandığını göstermektedir. Sadece faizleri artırmaya dayalı, yapısal sorunları görmezden gelen bir yaklaşım, enflasyonu kalıcı biçimde düşürmeye yetmemektedir. Şek�l: OECD Ülkeler� Eylül 2025 Gıda Enflasyonu Oranları OECD verilerine göre, 2025 Eylül ayında OECD genelinde gıda enflasyonu ortalaması %5,0’dir. Buna karşın Türkiye, %36,1’lik gıda enflasyonuyla bir kez daha listenin zirvesinde yer almakta; ikinci sıradaki Estonya’nın yaklaşık beş katı bir oran sergilemektedir. Birçok OECD ülkesinde gıda enflasyonu %2–5 aralığında seyrederken, İsviçre (%-0,8) ve Kosta Rika (%-0,9) gibi ülkelerde gıda fiyatları yıllık bazda gerilemiştir. 10 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1988 ‒ Üç tarafı denizlerle çevrili, dört mevsimi yaşayan, son derece verimli topraklara sahip ve tarımın millî gelirde önemli bir paya sahip olduğu Türkiye’nin gıda enflasyonunda OECD birincisi olması kabul edilebilir değildir. Gıda fiyatlarındaki bu aşırı artış, özellikle dar ve sabit gelirli hanehalkları için yoksullaşmayı derinleştirmekte, gelir dağılımındaki adaletsizliği büyütmektedir. OECD ülkeleri, planlı tarım politikaları, güçlü kooperatif yapıları ve teknolojik yatırımlar sayesinde gıda fiyatlarını görece sınırlı tutmayı başarırken; ülkemizde üretimden pazarlamaya, depolamadan dış ticarete kadar zincirin tüm halkalarında ciddi bir politika boşluğu ve yönetim zafiyeti bulunmaktadır. Bu göstergeler, Türkiye’nin tarım ve gıda politikalarını kökten gözden geçirmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Üretim maliyetlerini azaltan, çiftçiyi borç sarmalından çıkaran, küçük üreticiyi zincir marketler ve aracılar karşısında koruyan, sulama ve depolama altyapısına yatırım yapan kapsamlı bir reform paketine ihtiyaç vardır. Yıllardır ifade edildiği üzere, mevcut iktidar bu alandaki sorunları görmezden gelmeye devam ettiği için üretici topraktan kopmakta, köyler boşalmakta, gıda güvencemiz her geçen gün daha fazla riske girmektedir. Böyle devam edilirse, yakında ekilecek tarla bulmakta dahi zorlanacağımız bir tabloyla karşı karşıya kalacağız. En Büyük 20 Ekonomi IMF’nin düzenli olarak her yıl açıkladığı En Büyük 20 Ekonomi aşağıdaki tabloda yer almaktadır. Tablo: En Büyük 20 Ekonom� (2024) Sıralama Ülke En Son Yıl GSYH 1. Amerika Birleşik Devletleri 2024 29,3 Trilyon Dolar 2. Çin 2024 18,75 Trilyon Dolar 3. Almanya 2024 4,68 Trilyon Dolar 4. Japonya 2024 4,02 Trilyon Dolar 5. Hindistan 2024 3,91 Trilyon Dolar 6. Birleşik Krallık 2024 3,64 Trilyon Dolar 11 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1989 ‒ 7. Fransa 2024 3,16 Trilyon Dolar 8. İtalya 2024 2,37 Trilyon Dolar 9. Kanada 2024 2,24 Trilyon Dolar 10. Brezilya 2024 2,18 Trilyon Dolar 11. Rusya 2024 2,17 Trilyon Dolar 12. Güney Kore 2024 1,88 Trilyon Dolar 13. Meksika 2024 1,86 Trilyon Dolar 14. Avustralya 2024 1,8 Trilyon Dolar 15. İspanya 2024 1,73 Trilyon Dolar 16. Endonezya 2024 1,4 Trilyon Dolar 17. Türkiye 2024 1,36 Trilyon Dolar 18. Suudi Arabistan 2024 1,24 Trilyon Dolar 19. Hollanda 2024 1,21 Trilyon Dolar 20. İsviçre 2024 938,15 Milyar Dolar Kaynak: IMF IMF’nin 2024 yılı GSYH verilerine göre, dünya ekonomisi büyük ölçüde belli başlı ülkelerin domine ettiği bir yapıya sahiptir. Birinci sırada yaklaşık 29,3 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğüyle ABD yer almakta, onu 18,75 trilyon dolarla Çin izlemektedir. Almanya, Japonya, Hindistan, Birleşik Krallık ve Fransa gibi ekonomiler, 3–5 trilyon dolar bandındaki GSYH’leriyle küresel üretimin önemli bir kısmını üstlenmektedir. Japonya ve Hindistan, Asya’nın öne çıkan ekonomileri olarak dikkat çekerken; Brezilya ve Meksika Latin Amerika’yı, Suudi Arabistan ise enerji gelirlerinin de etkisiyle Orta Doğu’yu temsil etmektedir. Kanada, Avustralya, Hollanda ve İsviçre gibi ülkeler ise görece daha küçük nüfuslarına rağmen yüksek kişi başına gelirleri ve ekonomik istikrarlarıyla öne çıkmaktadır. Türkiye, 1,36 trilyon dolarlık GSYH büyüklüğüyle 2024 yılında dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında 17. sırada yer almaktadır. Bu sıralama, nicel olarak Türkiye’nin orta-üst 12 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1990 ‒ gelirli bir ülke ve bölgesel bir aktör olduğunu ortaya koysa da kişi başına gelir, fiyat istikrarı, teknoloji düzeyi ve kurumsal kalite gibi göstergelerde gelişmiş ekonomilerden ciddi biçimde geride olduğumuzu unutturmamalıdır. Nitekim yukarıda sunulan OECD enflasyon verileri, Türkiye’nin makroekonomik istikrar açısından listesinin en sorunlu ülkelerinden biri hâline geldiğini açıkça göstermektedir. Dünya ekonomisindeki bu tablo hem küresel düzeyde hem de Türkiye açısından ciddi riskler ve fırsatlar içeren bir geçiş dönemine işaret etmektedir. Bundan sonraki bölümde, Türkiye ekonomisinin bu küresel arka plan içindeki konumu ayrıntılı biçimde ele alınacak; büyüme, enflasyon, işsizlik, dış denge, borçlanma ve kamu maliyesi başlıkları altında iktidarın tercihleri ve yol açtığı tahribat ayrıntılı olarak değerlendirilecektir. 1.2. TÜRKİYE EKONOMİSİ Küresel ekonomide enflasyonun kademeli olarak gerilediği, büyümenin ılımlı fakat kırılgan bir seyir izlediği bir dönemde Türkiye ekonomisi, benzer ligde yer aldığı ülkelerden keskin biçimde ayrışmaktadır. Dünyada fiyat artışları tek haneye yaklaşırken Türkiye hâlâ yüksek enflasyon, kırılgan büyüme, kronik cari açık, derinleşen gelir adaletsizliği ve güven vermeyen kurumlar bileşimiyle yol almaya çalışmaktadır. Bu bölümde, iktidarın Orta Vadeli Program ve benzeri belgelerde kâğıt üzerinde açıkladığı hedefleri; enflasyon, büyüme, işsizlik, cari denge, kamu maliyesi ve borçlanma göstergeleri ışığında ele alacak, resmi söylem ile vatandaşın mutfağındaki gerçeklik arasındaki makasın nasıl açıldığını ayrıntılı biçimde inceleyeceğiz. Şek�l 1 OVP'24 ve OVP'25 Temel Ekonom�k Göstergeler (Kaynak: Ver�metr�k) 13 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1991 ‒ Hükümetin ekonomi için “yol haritası” diye sunduğu Orta Vadeli Program (OVP) hedeflerine baktığımızda, kâğıt üzerinde bir dizi rakam sıralanmış olsa da, bu rakamların hangi politika setiyle, hangi takvimle ve hangi kurumsal kapasiteyle hayata geçirileceğine dair ciddi bir açıklama bulunmamaktadır. OVP, uygulamaya dönük bir programdan çok, iktidarın en iyi bildiği işi, yani algı yönetimini besleyen süslü bir vitrin belgesi olarak karşımıza çıkıyor. Aynı dili 2025 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda da görmek mümkün; vaat bol, somut politika, takvim ve sorumluluk yok. Bu çerçevede, 2024’te açıklanan OVP’24 ile 2025’te güncellenen OVP’25’in temel göstergelerini yan yana getirdiğimizde tablo daha net ortaya çıkmaktadır:  Enflasyon hedefleri adeta itirafnameye dönmüş durumda OVP’24’te 2025 için enflasyon hedefi %17,5 iken, OVP’25’te bu oran %28,5’e çıkarılmıştır. 2026 hedefi %9,7’den %16,0’ya, 2027 hedefi ise %7,0’dan %9,0’a yukarı revize edilmiştir. Üstelik 2028 için bile hâlâ %8,0 gibi, tek haneye zor inen bir oran öngörülmektedir. Yani iktidar, bir önceki OVP’deki hedeflerin daha yayımlanırken gerçekçi olmadığını bugün kendi eliyle tescillemiş, “enflasyonu düşüreceğiz” söylemini kâğıt üzerinde bile terk etmiştir.  Büyüme hedeflerinde aşağı, enflasyonda yukarı revizyon var 2025 büyüme hedefi OVP’24’te %4,0 iken OVP’25’te %3,3’e; 2026 hedefi %4,5’ten %3,8’e, 2027 hedefi %5,0’dan %4,3’e çekilmiştir. 2028’de ise yeniden %5,0’lık bir oran telaffuz edilmektedir. Yani hükümet, daha yüksek enflasyon ve daha düşük büyümenin bir arada olduğu bir patikayı kabul etmiş durumdadır. Buna rağmen programın satır aralarında hâlâ “enflasyon düşerken güçlü büyüme” masalı anlatılmaktadır.  İşsizlik rakamları kâğıt üzerinde makyajlanmış OVP’24 ile kıyaslandığında 2025 işsizlik hedefinin %9,6’dan %8,5’e, 2026 hedefinin %9,2’den %8,4’e, 2027 hedefinin %8,8’den %8,2’ye çekildiğini, 2028 için de %7,8 öngörüldüğünü görüyoruz. Yani; enflasyon daha yüksek, bütçe açığı daha derin, büyüme daha düşük ama işsizlik güya daha hızlı düşecek! Gerçek hayatta karşılığı olmayan bu tablo, OVP’nin bir politika belgesi değil, vitrin metni olduğunu bir kez daha gösteriyor. 14 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1992 ‒  Bütçe açığı hedefleri daha da bozulmuş durumda OVP’24’te 2025 bütçe açığı hedefi GSYH’nin %3,1’i iken OVP’25’te %3,6’ya; 2026 hedefi %2,8’den %3,5’e, 2027 hedefi ise %2,5’ten %3,1’e yükseltilmiştir. 2028 için de %2,8’lik bir açık öngörülmektedir. Yani mali disiplin masalları anlatılırken dahi, iktidarın kendi hedeflerinde bile açıklar büyümektedir. Bu, borçlanma gereğinin artacağı, faiz yükünün bütçeyi daha da kemireceği anlamına gelmektedir.  Cari açıkta kâğıt üzerinde iyileşme, politikada ise boşluk var Cari denge için 2025 hedefi %-2,0’dan %-1,4’e, 2026 hedefi %-1,6’dan %-1,3’e, 2027 hedefi %-1,3’ten %-1,2’ye revize edilmiştir; 2028’de %-1,0 hedeflenmektedir. Kâğıt üzerindeki bu iyileşme, enerji ithalatını azaltacak, ithal bağımlılığı düşürecek, yüksek katma değerli üretimi artıracak somut bir sanayi ve teknoloji politikası ile desteklenmediği sürece temenniden ibarettir. Mevcut OVP’de ise bu alanlarda dişe dokunur tek politika başlığı dahi yoktur. Bu tablo bize şunu söylüyor:  Enflasyon yukarı doğru revize ediliyor,  Büyüme hedefleri aşağı çekiliyor,  Bütçe açığı derinleşiyor,  İşsizlik rakamları ise yalnızca ondalıklarla oynanarak “makyajlanıyor”. Bunun adı rasyonel program değil, rakamların siyaset için yeniden dizayn edilmesidir. OVP’nin Yapısal Körlüğü OVP metinlerine bakıldığında; eğitimden sağlığa, turizmden çevreye, ulaştırma ve altyapıdan tarım, sanayi, bilim ve teknolojiye kadar ülkenin geleceğini belirleyecek alanlarda somut, zamanlanmış, maliyetlendirilmiş reform paketleri göremiyoruz. Üretim odaklı büyümeden, kentsel dönüşümden, yargı ve sosyal güvenlik reformlarından bahsediliyor gibi yapılıyor; ancak ortada ne yol haritası ne takvim ne de sorumluluk üstlenen bir irade var.  Maliye politikası hâlâ neredeyse sadece vergi oranlarını artırmak ve yeni dolaylı vergiler icat etmekten ibaret görülüyor. Bu anlayış, maliye politikasını tamamen kısır 15 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1993 ‒ bir alana sıkıştırıyor; üretimi, istihdamı ve gelir dağılımını iyileştirecek hiçbir vizyon sunmuyor.  İthal ikame potansiyeli taşıyan sektörlerde, yerli üretimi güçlendirecek yatırım ve teknoloji teşvikleri programda yer almıyor. Dolayısıyla hem cari açığı kalıcı olarak azaltmaya hem de enflasyonist dinamikleri kırmaya dönük ciddi bir politika seti yok.  Hukukun üstünlüğü, mülkiyet hakkı, yargı bağımsızlığı, liyakat esaslı kamu yönetimi gibi yatırım kararlarının temel belirleyicileri olan alanlarda tek bir inandırıcı reform taahhüdü bulunmuyor. Bu koşullarda, her yıl OVP’lerde, kalkınma planlarında, Cumhurbaşkanlığı yıllık programlarında tekrarlanan vaatler, iktidarın “umut tüccarlığı”ndan ibaret kalıyor. Yıllardır “bize yetki verin, etkiyi görün” diyen iktidarın, vatandaşın mutfağında, cüzdanında ve sofrasında olumlu bir etkisi görülmüyor. Milletin iktidara güveni de, geleceğe dair ümidi de ciddi biçimde aşınmış durumda. Büyümenin Niteliği: “Obez Büyüme” Türkiye ekonomisi 2023 yılında OVP’de öngörülen büyüme oranının üzerinde, yaklaşık %5,1 oranında büyüdü. Bu, hükümetin sıkça övündüğü bir veri. Ancak bu büyüme:  Vatandaşın sofrasına yansımayan,  Gelir dağılımını bozan,  Ücretleri enflasyon karşısında eriten,  Üretim yerine tüketimi ve borçlanmayı şişiren bir “obez büyüme”dir. OECD’nin %2,7 civarındaki 2023 büyüme ortalamasının üzerinde bir oran yakalamış olabilirsiniz; ama bu, büyümenin kaliteli, kapsayıcı ve sürdürülebilir olduğu anlamına gelmez. Millet sofrada iktidarın slaytlarda anlattığı şekilleri, renkli grafiklerini değil; cebindeki para ile alabileceği ekmeği, sütü, yağı görmek istiyor. Yeni OVP’de de aynı tablo sürmektedir: Üretim ve yatırım temelli, verimliliği artıran bir büyüme yerine; enflasyonun ve iç tüketimin şişirdiği, hizmet sektörü ağırlıklı bir büyüme 16 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1994 ‒ öngörülüyor. Bu yol, hem kırılganlığı artırıyor hem de orta gelir tuzağından çıkış ihtimalini azaltıyor. Kırılgan Beşli ve Türkiye’nin Ayrışan Olumsuz Performansı Rusya-Ukrayna savaşı, enerji ve gıda fiyatlarındaki dalgalanmalar, küresel tedarik zincirlerindeki bozulmalar sık sık hükümet tarafından mazeret olarak öne sürülüyor. Oysa Morgan Stanley’in 2013’te tanımladığı “Kırılgan Beşli” ülkeler (Türkiye, Hindistan, Brezilya, Endonezya, Güney Afrika) içinde, hâlâ derin yapısal sorunlarını çözmeden yoluna devam eden tek ekonomi Türkiye’dir.  Diğer kırılgan beşli ülkeleri, son 10 yılda en azından bir kısmında yapısal reformlar, yeni kalkınma modelleri ve kurumsal güçlendirme adımları atarak Türkiye’den pozitif yönde ayrışmıştır.  Türkiye ise yanlış para politikaları, hukuki belirsizlikler, keyfi kararlar ve üretimi değil inşaatı ve tüketime dayalı modelle 2000’li yılların başındaki kırılgan yapısına geri dönmüştür.  2023’te cari açığın GSYH’ye oranının %4’ler seviyesine yükselmesi, enflasyonun %60’ların üzerinde gerçekleşmesi, bu kırılganlığın en somut göstergeleridir. FED’in sıkı para politikası, küresel risk iştahını düşürürken, Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ekonomilerde baskıyı artırmaktadır. OVP ise bu gerçeği görüp uzun vadeli çözüm üretmek yerine, kısa vadeli sıcak para girişine bel bağlayan bir iyimserlik üretmektedir. Tarım, Tedarik Zincirleri ve Bölgesel Savaşların Etkisi Covid-19 sonrası dönemde Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerinde alternatif üretim üssü olabileceği iddia edilmiş, “büyük fırsat yakaladık” söylemleriyle toplum beklentiye sokulmuştur. Ancak:  Lojistikten enerjiye, finansmandan hukuki altyapıya kadar gerekli adımlar atılmadığı için bu fırsat somut bir kazanıma dönüşmemiştir.  Tahıl koridoru gibi girişimler uluslararası kamuoyunda olumlu algı yaratmış olsa da, Türkiye’deki çiftçi için anlamlı bir rahatlama sağlamamış; ithalata dayalı tarım politikası devam etmiştir. 17 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1995 ‒  Rusya’nın tahıl koridorundan çekilmesi ve katil İsrail’in Filistin, Lübnan ve İran’a yönelik saldırıları, bölgesel ve küresel tedarik zincirlerini yeniden baskı altına almıştır. Bu insanlık dışı saldırganlık sürdükçe, bölge ülkelerinin ticareti ve ekonomileri de ağır bedeller ödemeye devam edecektir. Türkiye ise bütün bu şoklar karşısında üretimi güçlendiren, yerli çiftçiyi koruyan, gıda güvenliğini sağlayan bir strateji ortaya koyamamıştır. İthalata dayalı tarım politikası, döviz kaybını artırmakta, gıda enflasyonunu da kronik hale getirmektedir. Enerji, Vergiler ve Enflasyon Kısır Döngüsü Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan elbette pek çok ülke etkilenmiştir. Ancak birçok ülke, enerji verimliliği yatırımları, yenilenebilir kaynak kullanımı ve hedefli sübvansiyonlarla vatandaşını korumaya çalışmıştır. Türkiye’de ise:  2023 Temmuz’unda getirilen ek vergiler ve zamlar, enflasyonu törpülemek yerine adeta yeni bir enflasyon dalgası yaratmıştır.  Fiyat yapışkanlığı kalıcı hale gelmiş, enerji ve vergi kaynaklı maliyet şokları ücretlilerin ve dar gelirlilerin sırtına yüklenmiştir.  2025 için OVP’de enflasyon hedefi %17,5’ten %28,5’e revize edilmesine rağmen, enerji ve vergi politikalarında bu hedefle uyumlu bir dönüşüm öngörülmemektedir. Büyüme ile enflasyonu aynı anda yüksek tutan bu yaklaşım, üretim ve yatırım odaklı sağlıklı büyümenin önünü tıkamakta; ekonomiyi kronikleşen bir dengesizlik sarmalına sokmaktadır. Rakam Değil, Yol Haritası Gerekli 2024 ve 2025 yılları için sürdürülebilir bir kalkınma perspektifi oluşturmak istiyorsak:  Cari açığı kalıcı biçimde azaltacak,  Enflasyonu tek haneli seviyelere indirecek,  Üretim ve verimlilik temelli bir büyüme modeli kuracak,  Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığını sağlayacak, 18 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1996 ‒  Eğitimden tarıma, sanayiden sosyal güvenliğe kadar geniş bir alanda yapısal reformları hayata geçirecek cesur ve tutarlı bir programa ihtiyaç vardır. OVP ise bugün bu ihtiyaçların hiçbirine gerçek anlamda cevap vermemektedir. Her yıl rakamlarla oynanan, hedefler revize edilen ama politikalarda değişmeyen bu yaklaşım devam ettikçe; milletimiz grafikte büyüyen sütunları değil, mutfağında küçülen tenceresini görmeye devam edecektir. BÜYÜME Şek�l: Üret�m Yoluyla GSYH Büyümes� ve Sektörel Katkılar (Yüzde Puan) Grafikte görüldüğü üzere Türkiye ekonomisi, 2024 yılının ikinci çeyreğinde yıllık bazda yaklaşık %2,3 oranında büyümüş; bu oran, önceki dönemlere göre belirgin bir yavaşlamaya işaret etmektedir. Büyümenin kompozisyonuna baktığımızda, 2023’ten 2025’in ikinci çeyreğine kadar en büyük katkının sürekli olarak hizmetler sektörü ve vergi–sübvansiyon kaleminden geldiği, sanayinin katkısının ise zayıf ve dalgalı, bazı çeyreklerde neredeyse sıfıra yakın ya da negatif olduğu görülmektedir. Tarımın büyümeye katkısı çoğu dönemde sınırlı kalmakta, 2024’ün ortalarından itibaren ise bazı çeyreklerde negatife dönmektedir. Bu yapı, 2023 yılında olduğu gibi 2024’ün üçüncü çeyreğinde de büyümenin üretken, sanayi ve tarım odaklı bir model yerine iç talep, hizmetler ve mali genişleme ile ayakta durmaya çalıştığını; dolayısıyla büyümenin hem sürdürülebilirliği hem de kalitesi açısından ciddi soru işaretleri barındırdığını göstermektedir. İktidar gerçek anlamda üretimi, sanayiyi ve tarımı 19 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1997 ‒ önceleyen yapısal bir dönüşüm iradesi ortaya koymadığı sürece, açıklanan büyüme oranları kâğıt üzerinde pozitif görünse de vatandaşın hayatına refah olarak yansımayacaktır. Şek�l: Harcama Yoluyla GSYH Büyümes� ve Sektörel Katkılar (Yüzde Puan) Grafikte yer alan veriler, Türkiye ekonomisinin 2023-1’den 2025-2’ye kadar ağırlıklı olarak tüketim odaklı bir büyüme patikasında seyrettiğini açıkça ortaya koymaktadır. 2023 yılı boyunca büyüme oranları %4–6,5 bandında gerçekleşirken bu performansın neredeyse tamamı toplam tüketim harcamalarından gelmiş, stok değişimleri çoğu çeyrekte büyümeyi aşağı çekerken, sabit sermaye yatırımlarının katkısı dalgalı ve sınırlı kalmıştır. 2024’ün ilk çeyreğinde büyüme %5,3’e kadar çıksa da, ikinci çeyrekte oran %2,3’e sert şekilde gerilemiş, 2024-3 ve 2024-4’te sırasıyla %2,8 ve %3,2 gibi zayıf oranlarla ancak kısmi bir toparlanma sağlanabilmiştir. 2025-1’de büyüme yeniden %2,3 seviyesine sıkışırken, 2025-2’de %4,8 ile görece bir canlanma görülmektedir; ancak bu artışın da temel itici gücünün yine iç tüketim olduğu, yatırımların katkısının sınırlı, net mal ve hizmet ihracatının ise çoğu çeyrekte negatif olduğu dikkat çekmektedir. Bu yapı, Türkiye ekonomisinin üretim ve ihracat kapasitesini kalıcı biçimde güçlendiren yatırım temelli bir model yerine, kısa vadeli büyüme rakamlarını şişiren iç talep ve tüketim üzerinden ilerlediğini göstermektedir. Sabit sermaye yatırımlarının yalnızca bazı çeyreklerde anlamlı pozitif katkı verebilmesi, üretim kapasitesini artıracak, teknolojik dönüşümü destekleyecek uzun vadeli stratejik yatırımların yetersiz kaldığına işaret etmektedir. Net ihracat kanalının 2023’te kısmen destekleyici iken 2024 sonrası dönemde çoğunlukla büyümeyi aşağı çekmesi, yüksek ithalat bağımlılığı, katma değeri düşük üretim yapısı ve döviz kurundaki oynaklığın dış dengeyi bozduğunu göstermektedir. Kur artışının “ihracatı patlatacağı” iddia 20 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1998 ‒ edilirken, pratikte ithalat faturasının kabarması ve enflasyonun tırmanması sonucunda, dış ticaretin büyümeye olumlu katkı üretmediği, tam tersine kırılganlığı artırdığı görülmektedir. Tüketim ağırlıklı bu büyüme modeli, yüksek enflasyonla birleştiğinde geniş toplum kesimlerinin alım gücünü eritmekte, gelir dağılımını daha da bozmakta ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden her geçen gün uzaklaşılmasına yol açmaktadır. Sanayi ve tarımda verimlilik artışı sağlayacak, ithal bağımlılığını azaltacak, teknoloji ve Ar-Ge’ye dayalı bir yatırım atağı olmadan açıklanan büyüme oranları “kâğıt üzerinde başarı” olmaktan öteye geçememektedir. Vergi politikaları ise üretimi, yatırımı ve istihdamı desteklemek yerine dolaylı vergiler üzerinden tüketimi vergilendiren, bütçe açığını vatandaşa ödeten bir anlayışla yürütülmektedir; iktidar vergi toplarken kepçeyle almakta, teşvik söz konusu olduğunda kaşığın ucuyla sadece tattırmaktadır. Bu zihniyet değişmediği sürece üretimle kalkınma, bu ülkenin emekçileri ve gençleri için maalesef bir hayal olmaya devam edecektir. İŞSİZLİK Şekil: Mevsim etkisinden arındırılmış İşsizlik Oranı (Eylül 2023 – Eylül 2025) İstihdam, bir ülkenin hem ekonomik kalkınmasının hem de toplumsal huzurunun omurgasıdır. Ancak Eylül 2023–Eylül 2025 dönemine ait mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik verileri, Türkiye’de bu omurganın her geçen gün daha da zayıfladığını göstermektedir. Grafiğe baktığımızda toplam işsizlik oranının 2023 Eylül’de %9,0 iken 2025 Eylül’ünde ancak %8,6 seviyesine gerileyebildiği görülmektedir. Yani iki yılda kat edilen yol, binde hesaplanacak kadar sınırlıdır; işsizliğin kronik düzeyi aynen devam etmektedir. Daha çarpıcı olan ise cinsiyetler arasındaki uçurumdur: 2023 Eylül’de kadın işsizlik oranı %12,0, erkeklerde %7,5 21 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 1999 ‒ iken; 2025 Eylül’ünde kadınlarda %11,1, erkeklerde %7,4 olarak kaydedilmiştir. İki yıl boyunca kadın işsizliği çift haneli oranlardan bir türlü aşağı inmemiş, bütün dönem boyunca erkeklerin en az 3–4 puan üzerinde seyretmiştir. Kısacası iktidar, büyümeden ve Orta Vadeli Program hedeflerinden övgüyle söz ederken; ne toplam işsizliği anlamlı biçimde düşürebilmiş, ne de kadınların işgücü piyasasındaki derin eşitsizliğini giderecek tek bir ciddi adım atabilmiştir. 2025 bütçesinde de istihdamı artıracak, özellikle kadın ve genç işsizliğini azaltacak somut bir strateji yer almamaktadır. Bu tablo, bize Çalışma Bakanlığı’nın kâğıt üzerinde var olsa da, siyasetin öncelik listesinde fiilen yok sayıldığını göstermektedir. İktidar bu umursamaz tutumunu sürdürdükçe, her ay açıklanan işsizlik verileri, sadece istatistik tablolarını değil, gençlerin ve kadınların geleceğe dair umutlarını da kırmaya devam edecektir. ENFLASYON Enflasyon, bugün Türkiye ekonomisinin en yakıcı ve en yıpratıcı sorunudur. Geçmişte zaman zaman düşüşler yaşansa da uzun süredir tek başına ülkeyi yöneten AK Parti döneminin özellikle son dönemlerinde bu sorun kronik hale gelmiştir. Böylesine geniş bir zaman dilimi, enflasyon gibi yapısal bir problemi çözmek için fazlasıyla yeterliyken; tutarsız ekonomi tercihleri, rant odaklı yatırımlar ve kurumların itibarsızlaştırılması sonucunda fiyat istikrarı tamamen kaybedilmiştir. Şaha kalkmış enflasyon, toplumun fiyat algısını altüst etmiştir. Vatandaş artık markette, pazarda bir ürünün ucuz mu pahalı mı olduğunu ayırt edememektedir. Gece yarısı zam geleceği için akaryakıt istasyonlarında oluşan kuyruklar, iktidar tarafından millete “normal” diye dayatılan bir garabet haline gelmiştir. İnsanlar, “bugün aldığım yarın kesin daha pahalı olur” psikolojisiyle, enflasyondan korunmak için mecburen öne çekilmiş tüketime yönelmekte, böylece enflasyon kendi kendini besleyen bir kısır döngüye dönüşmektedir. Bu, izahı olmayan bir ekonomik ve toplumsal cenderedir. AK Parti’nin 2018 Seçim Beyannamesi’nde vaad ettiği “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile şahlanış dönemi” maalesef enflasyonda, döviz kurlarında, gıda ve akaryakıt fiyatlarında, yasaklarda ve yoksullukta yaşanmıştır. 2017’de %11,92 olan tüketici enflasyonu, 2024 Ekim’inde %48,58’e çıkmış; üretici enflasyonu ise 2022 Ekim döneminde %157,69 gibi olağanüstü bir seviyeye ulaşmıştır. 2017 sonunda 3,77 TL olan dolar kuru bugün 42 TL bandında, 5,08 TL olan motorin fiyatı ise 58 TL’nin üzerine çıkmıştır. Temel gıda ürünleri olan 22 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2000 ‒ et, süt, yağ sıradan bir ailenin sofrasında lüks kalemine dönüşmüştür. Eskiden “para var, mal yok” diye anlatılan karne kuyruklarının yerini bugün “mal var ama para yok” gerçeği almıştır. Barınma krizi, enflasyonun vatandaşın boğazına nasıl çöktüğünün en somut göstergesidir. Ankara’da ortalama kira tutarı 28.588 TL’ye çıkmış, asgari ücret ise 22.104 TL’de kalmıştır. Yani bir çalışanın maaşı, daha cebine girmeden kiraya gitmektedir. Cumhurbaşkanı’nın “Her şeyi devletten beklemeyin” sözleri, sorunun kaynağı olan politikaların sorumluluğundan kaçıştan başka bir anlam taşımamaktadır. Yapılan onlarca zam, ücretleri yükseltmek yerine vatandaşın cebinde yeni delikler açmıştır. Bu taksimatı kurt yapmaz, kuzulara şah olsa! İktidarın yıllarca ısrarla savunduğu “faiz sebep, enflasyon sonuçtur” söylemi, bugün acı bir gerçeğe dönüşmüştür. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde bir yılda yaşanan enflasyon artışı, Türkiye’de bir–iki ayda gerçekleşmektedir. Orta Vadeli Plan’da her seferinde Rusya-Ukrayna savaşı, küresel tedarik zinciri bozulmaları, enerji ve gıda fiyatlarındaki artışlar gerekçe gösterilmekte; son dönemde İsrail’in insanlık suçu niteliğindeki saldırılarıyla oluşan jeopolitik riskler öne sürülmektedir. Elbette dünyadaki bu gelişmeler etkilidir; ancak aynı şoklara maruz kalan ülkelerin birçoğu enflasyonu yeniden tek haneye indirirken, Türkiye’nin %30–35 bandına sıkışmış olması, sorunun esasen içerideki yanlış politikalar, üretimsiz büyüme modeli ve kuralsız yönetim anlayışından kaynaklandığını açıkça ortaya koymaktadır. Sonuç olarak enflasyon, Türkiye’de sadece fiyatların değil, umudun da erimesine yol açmaktadır. Yanlış ekonomi politikaları ve verimsiz yatırımlar, enflasyonu düşürmek yerine daha da azdırmış; geniş toplum kesimlerini yoksulluğa, borçluluğa ve çaresizliğe sürüklemiştir. Kalıcı çözüm, vitrinlik OVP metinleriyle veya günü kurtaran pansumanlarla değil; üretimi, adil bölüşümü ve kurallı yönetimi esas alan köklü bir politika değişikliğiyle mümkün olacaktır. Bu değişim yapılmadığı sürece, enflasyonun ateşi hem ekonomiyi hem de toplumsal dokuyu yakmaya devam edecektir. 23 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2001 ‒ Şekil: Ekim 2025 TÜFE Verileri (Yüzde) Şekilde görüldüğü üzere yıllık TÜFE, Ekim 2023’te %61,36 düzeyindeyken 2024 boyunca bir süre daha yükselişini sürdürmüş, ardından Ekim 2024’te %48,58 seviyesine gerilemiş; 2025’e gelindiğinde ise Eylül’de %33,29, Ekim’de %32,87 bandına inmiştir. Kâğıt üzerinde bir düşüş eğrisi vardır; ancak bu tablo, fiyatların ucuzladığı değil, hâlihazırda çok yüksek bir seviyeye çıkmış olan fiyatların artış hızının bir miktar yavaşladığı anlamına gelmektedir. Vatandaşın mutfağında, cebinde ve kira kontratında hissedilen gerçek budur. Bu kadar yüksek enflasyona yol açan temel sebep; yanlış para politikalarıyla tüketimi körükleyip kuru patlatan, ardından da ani faiz artışları ve vergi zamlarıyla fren yapmaya çalışan tutarsız ekonomi yönetimidir. Faiz oranlarını bir dönem “sebep” ilan edip sonra alelacele yükseltmek, enflasyonu tek başına ne düşürmüş ne de fiyat istikrarını sağlayabilmiştir. Enflasyonla mücadele; yalnızca faiz ayarıyla değil, üretimi artıran, verimliliği ve istihdamı güçlendiren, vergi yükünü adil dağıtan ve kamuda israfı gerçekten azaltan yapısal reformlarla mümkündür. Ayrıca bu mücadele, sosyal adalet boyutu olmadan eksik kalır. Yüksek enflasyonun en ağır yükünü çeken kesimler; ücretliler, emekliler ve dar gelirli hanelerdir. Gelirleri enflasyon karşısında eriyen bu kesimleri koruyacak güçlü sosyal politikalar devreye alınmadıkça, açıklanan her yeni oran sadece bir istatistikten ibaret kalacaktır. Kısacası, üretim ekonomisine geçişi sağlayan kapsamlı bir vizyon ortaya konulmadıkça, grafikteki düşüşe rağmen enflasyon Türkiye’nin hem ekonomik hem toplumsal geleceğini tehdit eden başlıca sorun olmaya devam edecektir. 24 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2002 ‒ Şekil: Ek�m 2025 Yİ-ÜFE Ver�ler� (Yüzde) Grafikte yer alan veriler, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’nin (Yİ-ÜFE) Ekim 2023–Ekim 2025 arasında seyrini göstermektedir. Ekim 2023’te %39,39 olan yıllık üretici enflasyonu, 2024’ün ilk yarısında %55’lere kadar tırmanmış, ardından kademeli bir düşüşle Ekim 2024’te %32,24 seviyesine gerilemiştir. 2025 yılı boyunca düşüş ivmesi zayıflamış; Eylül 2025’te %26,59’a kadar inen Yİ-ÜFE, Ekim 2025’te yeniden %27,00 düzeyine çıkmıştır. Yani maliyet enflasyonu hâlâ %25–30 bandında dolaşmakta, fiyatlama zinciri üzerinde baskı kurmaya devam etmektedir. Dünya genelinde enerji ve emtia fiyatları görece normalleşmişken, Türkiye’de üretici fiyatlarının bu kadar yüksek kalmasının başlıca nedeni iktidarın vergi ve kur politikalarıdır. Akaryakıta, elektriğe, doğalgaza getirilen yüksek ÖTV ve KDV artışları; kurdaki tırmanışla birleşince üretim maliyetlerini adeta katlamış, bu yük de kaçınılmaz olarak tüketici fiyatlarına yansımıştır. Seçim dönemlerinde bol keseden yapılan harcamaların açtığı bütçe delikleri, her seferinde yeni vergi paketleriyle kapatılmaya çalışılmış; böylece hem üretici hem tüketici aynı anda ezilmiştir. TÜFE ve Yİ-ÜFE’nin kalıcı biçimde yüksek seyretmesinin arkasında, iktidarın “her dara düştüğünde yükü millete yıkma” alışkanlığı yatmaktadır. Bir yandan kendi çevresini oluşturan sermaye gruplarını vergi afları ve istisnalarla rahatlatırken, diğer yandan KDV, ÖTV ve dolaylı vergilerle dar gelirlinin cebindeki son kuruşa kadar göz dikilmektedir. Üretim ekonomisi yerine 25 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2003 ‒ tüketim ve inşaat odaklı bir büyüme modelinin tercih edilmesi, tarım ve sanayiyi ihmal eden politikalarla birleşince, maliyet enflasyonu kronik bir yapıya bürünmüştür. Üretim maliyetlerini düşürecek, enerji ve girdi bağımlılığını azaltacak, vergi yükünü adil biçimde dağıtacak bir yapısal dönüşüm olmadan Yİ-ÜFE’deki bu seviyeler ne kalıcı biçimde düşürülebilir ne de TÜFE üzerindeki baskı hafifletilebilir. Ülke ekonomisini bu noktaya getiren iktidarın faturayı her seferinde halka kesmesi, sadece ekonomik bir hata değil, aynı zamanda ağır bir adaletsizliktir. Kalıcı çözüm; kısa vadeli pansumanlar veya yeni vergi paketleri değil, üretim odaklı, adil ve öngörülebilir bir ekonomi programıdır. Şekil: Ana Grupların TÜFE Yıllık Enflasyonuna Katkıları Kaynak: TCMB, TÜİK, (TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın Plan ve Bütçe Komisyonu Bilgilendirme Sunumu) Şekilde, Nisan–Eylül 2025 döneminde yıllık TÜFE ve ana harcama gruplarındaki enflasyon oranları görülmektedir. Manşet enflasyon bu dönemde %37,9’dan %33,3’e gerilemiş görünse de alt kırılımlar fiyat artışlarının hâlâ son derece yüksek ve yapışkan olduğunu göstermektedir. Özellikle hizmet enflasyonu Nisan’da %54,6 iken Eylül’de dahi %44,7 seviyesindedir; yani enflasyonun neredeyse yarısı hizmetlerden gelmektedir. Barınma, ulaştırma, eğitim ve sağlık gibi kalemlerdeki bu yüksek oranlar, geniş kitlelerin yaşam standardını doğrudan aşağı çeken temel baskı unsurudur. Temel mal grubunda (dayanıklı tüketim, giyim vb.) enflasyon Nisan–Eylül arasında %20 civarında yatay seyretmekte; bu da fiyatların düşmediğini, sadece artış hızının yavaşladığını göstermektedir. Gıda ve alkolsüz içecekler tarafında ise tablo daha çarpıcıdır: Nisan’da %36,1 olan gıda enflasyonu, Temmuz’da %28,0’e kadar gerilese de Ağustos’ta %33,3, Eylül’de tekrar %36,1 seviyesine sıçramıştır. Yani mutfağın ateşi sönmemekte, aksine yeniden 26 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2004 ‒ harlanmaktadır. Bu dalgalı ama yüksek seviye, özellikle dar gelirli haneler için sağlıklı ve yeterli beslenme hakkını ciddi biçimde tehdit etmektedir. Bu veriler, iktidarın “enflasyon kontrol altına alınıyor” söyleminin tersine, fiyat artışlarının yapısal hale geldiğini ve özellikle hizmet ile gıdada kronikleştiğini ortaya koymaktadır. Üretimi, verimliliği ve tarımsal kapasiteyi artıran politikalar yerine tüketimi körükleyen, kısa vadeli vitrin tedbirlerine dayalı bir anlayış sürdükçe, enflasyonla gerçek anlamda mücadele mümkün değildir. Yerli kaynakların etkin kullanıldığı, tarım ve sanayide ihracat odaklı üretimin güçlendirildiği, barınma ve ulaşımda maliyetleri aşağı çeken yapısal reformlar hayata geçirilmeden; Türkiye, enflasyonla değil rakamlarla oynayarak “düşüş masalı” anlatan bir ülke olmaya devam edecektir. Şekil: Hizmet Alt Kalemleri (Yıllık % Değişim) Kaynak: TCMB, TÜİK, (TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın Plan ve Bütçe Komisyonu Bilgilendirme Sunumu) Grafik, iktidarın “Eylül 2025’te TÜFE %33,3’e geriledi, enflasyonu kontrol altına aldık” söyleminin gerçeği nasıl örttüğünü çıplak biçimde gösteriyor. Manşet enflasyon %33,3 görünse de vatandaşın gerçek sepetinde yer alan kalemler bunun çok üzerinde seyrediyor:  Kira: Nisan’da %89,2, Eylül’de hâlâ %69,1. Yani TÜFE’nin iki katı. Asgari ücretlinin maaşı daha cebine girmeden kiraya gidiyor; iktidar ise hâlâ “piyasa kendi dengesini bulur” masalı anlatıyor.  Eğitim: Eylül’de %66,1. Çocuğunu okula göndermek, servis–yurt–kitap masrafını karşılamak orta sınıf için bile lüks haline gelmişken, iktidar bütçede eğitim payıyla övünmekten vazgeçmiyor. 27 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2005 ‒  Hizmet, sağlık, ulaştırma, lokanta–otel: Hepsi Eylül 2025’te dahi %33,3’lük TÜFE’nin üzerinde. Yani barınmak, işe gitmek, bir simit–çay içmek, doktora gitmek enflasyon ortalamasından daha hızlı zamlanmaya devam ediyor. Kâğıt üzerinde grafiğin birkaç sütunu aşağı yönlü hareket ediyor olabilir; ama gerçek şu: İktidar, enflasyonu değil sadece rakamları törpülüyor. Kira ve eğitimde bu kadar yüksek artış varken “fiyat istikrarından” söz etmek, milletle alay etmektir. Yıllardır üretimi değil tüketimi, sanayiyi değil betonu, adaleti değil yandaşı koruyan bu siyaset; en temel ihtiyaçları lüks haline getirmiş, milyonları kalıcı bir pahalılık rejimine mahkûm etmiştir. Bugün bu tabloyu değiştirecek olan şey, TÜİK’in grafikleri değil, yaklaşımı kökten farklı, üretim ve adaleti önceleyen yeni bir ekonomik ve siyasi akıldır. İktidar değişmedikçe, barınma krizinden eğitim masrafına kadar hayatın her alanında bu yangının sönmesi ne yazık ki mümkün görünmemektedir. ÖDEMELER DENGESİ - CARİ AÇIK – NET İHRACAT AÇIĞI Şekil: Ödemeler Denges� (Eylül 2022 - Eylül 2025) Kaynak: Verimetrik Şekil, Eylül 2022–Eylül 2025 döneminde Türkiye’nin ödemeler dengesini aylık (çubuklar) ve 12 aylık kümülatif cari denge (yeşil çizgi) olarak ortaya koyuyor. Grafik açıkça gösteriyor ki; birkaç aylık “fazla” söylemine rağmen Türkiye hâlâ kronik cari açık veren, dış finansmana 28 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2006 ‒ bağımlı bir ekonomi olmaya devam ediyor. 2022–2023 boyunca 12 aylık cari açık -50 milyar dolara kadar çıkarak derinleşmiş, ancak 2024 ortasından itibaren dış talep, turizm gelirleri ve iç talepteki durgunluk sayesinde kademeli bir toparlanma yaşanmış; Eylül 2025 itibarıyla yıllık cari açık yaklaşık 20,1 milyar dolara gerilemiştir. TCMB verilerine göre Eylül 2025’te cari işlemler hesabı 1,1 milyar dolar fazla verirken, altın ve enerji hariç cari fazla 6,8 milyar dolar olmuştur. Ancak aynı dönemde ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 5,4 milyar dolar, yıllıklandırılmış bazda ise 64,8 milyar dolar düzeyindedir. Buna karşılık hizmetler dengesinin yıllık 62,6 milyar dolar fazla vermesi, cari açığı taşıyan ana kalemin sanayi ve tarımdaki üretim değil, ağırlıkla turizm ve taşımacılık olduğunu göstermektedir. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, bu tabloyu “cari işlemler dengesi tarihsel ortalamaların altında, istikrarını koruyor” diyerek pembeleştirmeye çalışmakta; Eylül’deki 1,1 milyar dolarlık aylık fazlayı ve yılın üçüncü çeyreğinde 8,3 milyar dolarlık cari fazlayı öne çıkararak başarı hikâyesi yazmaktadır. Oysa aynı açıklamada dahi, yıllık cari açığın 20,1 milyar dolar, yılın ilk dokuz ayında toplam açığın 14,9 milyar dolar olduğu itiraf edilmektedir. Bakanlığın referans verdiği OVP’ye göre 2025 yıl sonu cari açık hedefi 22,6 milyar dolar ve bunun millî gelire oranı %1,4 olarak “makul” ilan edilmektedir. Yani iktidar, yapısal dönüşüm iddiası taşımayan, cari fazlayı değil “küçük açıkla idare etme”yi başarı diye pazarlamaktadır. Daha çarpıcı olan ise bu açığın nasıl finanse edildiğidir. TCMB’ye göre yıllıklandırılmış cari açığın finansmanında doğrudan yabancı yatırımlar sadece 5,7 milyar dolar katkı verirken; krediler 22,8 milyar dolar, portföy yatırımları 2 milyar dolar, ticari krediler 1,9 milyar dolar katkı sağlamış; Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinde 6,8 milyar dolarlık net azalış meydana gelmiştir. Yani iktidarın övdüğü cari denge; uzun vadeli kaliteli yatırımlar değil, borçlanma, sıcak para ve rezerv eritme yoluyla finanse edilmektedir. Bu yapı, ülkeyi dış şoklara karşı daha kırılgan hâle getirmekte, “cari açık düştü” söylemini kâğıt üzerinde bir rahatlamadan öteye taşımamaktadır. Grafikte de görüldüğü üzere 2024 ortasından itibaren bazı aylarda fazla verilmesi, Mart 2025’teki sert bozulma ve ardından yeniden açığa yakın seyirle kesintiye uğramış; 12 aylık cari denge eksi bölgede takılı kalmıştır. Bu durum, ihracatta kalıcı bir sıçrama değil, iç talepteki baskılanma, ithalatın yavaşlaması ve turizm sezonunun geçici etkileriyle sağlanan “kozmetik 29 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2007 ‒ iyileşme”ye işaret etmektedir. Nitekim mal ticaretinde hâlâ büyük bir açık varken; hükümet başarı hikâyesini hizmet gelirleri ve yüksek faizin çektiği sıcak parayla yazmaya çalışmaktadır. Sonuç olarak, ödemeler dengesi verileri iktidarın anlattığı gibi sağlam bir zemine değil, kırılgan ve borca dayalı bir modele işaret etmektedir. Katma değeri yüksek sanayi üretimini, teknoloji ve tarımda verimliliği artıracak yapısal reformlar yerine; seçim ekonomisi, tüketim teşvikleri ve kısa vadeli yabancı kaynak girişlerine yaslanan bu anlayış sürdükçe, bugün “makul” denilen cari açık yarın yeni bir kur ve borç krizinin fitilini ateşleyebilir. Türkiye’nin ihtiyacı, cari açığı sıcak para ve borçla yamayan bu yönetim anlayışı değil; üretim, tasarruf ve adil bölüşüm eksenli yeni bir ekonomik ve siyasi yöneliştir. Şekil: İhracat, İthalat ve Dış T�caret Denges� (Ek�m 2025) Kaynak: TÜİK Grafikte Ekim 2023–Ekim 2025 dönemi için dış ticaretin seyri görülüyor ve tablo maalesef iki yıl boyunca hiç değişmiyor: ithalat çizgisi (mavi) sürekli ihracatın (kırmızı) üzerinde, denge çubuklarının tamamı eksi. Ekim 2023’te ihracat 22,8 milyar dolar, ithalat 29,4 milyar dolar; dış ticaret açığı –6,6 milyar dolar. Aradan iki yıl geçiyor, Ekim 2025’e geliyoruz: ihracat 23,9 milyar dolar, ithalat 31,5 milyar dolar, açık bu kez –7,6 milyar dolar. Yani iktidarın bütün “yeni program, yeni dönem” söylemine rağmen, dış ticaret açığında anlamlı bir iyileşme yok; tam tersine başlangıç noktasından bile daha kötü bir seviyedeyiz. 2024 boyunca dengede ciddi bir düzelme görülmediği gibi, Nisan 2024’te açık –9,9 milyar dolara, Nisan 2025’te ise –12,1 milyar dolara kadar tırmanıyor; bu iki yılın en kötü rakamı. 2025 Haziran’da açık –4,2 milyar dolara inse de bu düşüş kalıcı olamıyor ve sonbaharda 30 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2008 ‒ yeniden –7 milyar doların üzerine çıkıyor. İhracat 22–24 milyar dolar bandına sıkışıp kalırken ithalat 29–31 milyar dolar aralığında dolaşıyor; yani yapısal tablo değişmiyor, sadece dalga boyu oynuyor. Bu grafik, iktidarın “cari açığı kontrol altına aldık, dış dengede tarihi başarı” propagandasını boşa çıkarıyor. Çünkü sorun sadece bir–iki ayın açığı değil; yıllarca tek bir ay bile fazlaya geçmeyen, sürekli dışarıya döviz transfer eden bir ekonomiyle karşı karşıyayız. Enerji, ara malı ve yüksek teknoloji ürünlerinde dışa bağımlılığı azaltacak ciddi bir sanayi ve teknoloji politikası olmadan; ithalatı kısmak için vatandaşa kemer sıktıran, ihracatı artırmak için de ucuz işgücüne dayanan bu model ancak kâğıt üzerinde “iyimser cümleler” üretiyor. Gerçek şu ki, bu dış ticaret yapısı Türkiye’yi her kur şokunda sarsılan, her küresel faiz artışında nefesi kesilen kırılgan bir ülke haline getiriyor. İktidar, bu yapısal problemi çözmek yerine, her ay açıklanan açık rakamının faturasını yeni vergilerle, zamlarla millete kesiyor. Üretimi, yüksek katma değeri ve tasarrufu önceleyen yeni bir ekonomik yönelim olmadan; bu grafikteki sarı çubuklar uzunca bir süre daha eksi hanesinde kalmaya, ülkenin geleceğini ipotek altına almaya devam edecek. FİNANSAL İSTİKRAR Finansal istikrar denildiğinde bugün Türkiye’de konuştuğumuz şey, aslında istikrarın kendisi değil; yüksek faiz, yüksek enflasyon ve yüksek borçluluk arasında sıkışmış bir kırılgan dengedir. Birkaç yıl önce, “faiz sebep, enflasyon sonuçtur” söylemiyle politika faizi tek hanelere zorla indirilirken, kur patladı, enflasyon kontrolden çıktı, mevduatını korumak isteyen vatandaşa KKM icat edildi. Şimdi ise aynı iktidar, bu defa “rasyonel zemine dönüş” diyerek politika faizini birkaç katına çıkarmış durumda. Yani direksiyon bir duvara çarptırıldıktan sonra, bu kez diğer duvara doğru kırıldı; ortaya ne düşük enflasyon çıktı ne de öngörülebilir bir para politikası. Merkez Bankası’nın sert faiz artışları, teoride enflasyonu dizginlemek ve kuru sakinleştirmek için atılan adımlar gibi sunuluyor. Oysa pratikte tablo farklı: Bankaların ticari kredi faizleri, ihtiyaç ve konut kredileri, hatta kredi kartı gecikme faizleri tarihi zirvelere tırmandı. Krediye erişim hem zorlaştı hem pahalı hale geldi. Küçük esnaf, KOBİ ve üretici için işletme sermayesine ulaşmak ciddi bir sorun; bu nedenle birçok işletme stoklarını küçültüyor, yatırım kararlarını erteliyor, istihdamı azaltma baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Yani “finansal istikrar” adına atılan adımlar, reel sektörde durgunluk ve nakit sıkışıklığı üretiyor. 31 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2009 ‒ Vatandaş cephesinde ise tablo çok daha ağır. Son yıllarda hızla düşen alım gücü, ücretlerin enflasyon karşısında erimesi ve barınma–gıda–ulaşım gibi kalemlerdeki fahiş artış, haneleri kredi kartına mecbur bıraktı. Birçok aile, maaşını aldığı gün kredi kartına yatırıp, sonraki ayın harcamalarını yeniden kartla çeviriyor. Asgari ödeme tutarını zor karşılayan yüz binlerce insan var. Limitler, adeta “gizli bir maaş” gibi kullanılıyor; ancak bu maaş, her ay katlanan faizle birlikte vatandaşı borç tuzağına biraz daha çekiyor. Kredi kartı borçluluğu arttıkça, finansal sistem açısından “tahsili gecikmiş alacak riski”, toplum açısından ise sessiz bir iflas dalgası ihtimali büyüyor. Bu yapının bir diğer sonucu, iç talebin kalitesinin bozulması. Tüketim, sağlıklı gelir artışına değil, borçla finanse edilen erteleme davranışına dayanıyor. Kredi kartları ve tüketici kredileriyle şişen tüketim, kısa vadede büyüme rakamlarını makyajlıyor gibi görünse de, orta vadede hem bankacılık sistemi hem de hane halkları için ciddi kırılganlık anlamına geliyor. Faizler yükseldiğinde borcun çevrilmesi zorlaşıyor; faizler düştüğünde ise kur ve enflasyon yeniden zıplıyor. İktidar, bu sarmalı kıracak tutarlı bir strateji oluşturmak yerine, her krizi bir sonraki krize erteleyen yamalarla süreci idare etmeye çalışıyor. Gerçek finansal istikrar; faizi bir dönem yerde süründürüp diğer dönem tavana çakmakla değil, öngörülebilir, kurala bağlı, bağımsız bir para politikasıyla sağlanır. Vatandaşın kredi kartına mahkûm edilmediği, ücretlerin enflasyonun altında ezilmediği, bankacılık sisteminin de borç batağına götürülmediği bir yapı kurulmadan; Merkez Bankası’nın attığı her adım, sadece grafikleri düzeltir, hayatı değil. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; faizle, kurla, kredi kartı limitleriyle oynayarak günü kurtarmak değil, borçla ayakta duran bir ekonomiden, gelir ve üretimle ayakta duran bir ekonomiye geçiştir. Ayrıca son yıllarda carry trade adı verilen bir olgu ile de karşı karşıyayız. Carry trade, kabaca düşük faizli para biriminden borçlanıp yüksek faizli para birimine yatırım yaparak faiz farkından kazanç sağlama stratejisi olup, son dönemde Türkiye’yi yüksek oranlı TL faizleri nedeniyle cazip bir oyun alanına çevirmiştir; ne var ki bu tablo, ülkeyi kalıcı yatırımlardan çok “sıcak para”nın kısa vadeli iniş çıkışlarına bağımlı kılan tehlikeli bir mekanizma üretmektedir. 2024’te mevduat faizlerinin yıllık %60’lara tırmanması, yabancıyı TL varlıklara çekerken, kurda yaşanacak sert bir değer kaybı bu pozisyonların hızla çözülmesine, ani çıkışlara ve rezervlerde ciddi erimelere yol açabilecek kırılgan bir yapı oluşturmuştur; nitekim 2018 ve 2021 deneyimleri, kur şoklarının yatırımcıyı zarar ettirip piyasadan kaçırdığını acı biçimde göstermiştir. Carry trade ile giren bu spekülatif sermaye, üretime ve sanayiye yönelmek yerine 32 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2010 ‒ çoğu zaman lüks tüketime ve ithalata akarak cari açığı beslemekte, kur üzerinden de ithal enflasyon baskısını artırmakta, böylece yüksek faizin teorik olarak hedeflediği dezenflasyon sürecini fiilen boşa düşürmektedir. Uzun vadeli sanayi ve teknoloji politikalarının, sürdürülebilir büyüme stratejilerinin önüne geçen bu model, Türkiye’yi uluslararası finans dalgalarına karşı savunmasız ve dış kaynağa muhtaç bir ülke haline getirirken, ekonomik bağımsızlığı ve toplumsal refahı da aşındırmaktadır; bu nedenle faiz politikasının sadece carry trade kazancı gözeten bir anlayıştan çıkarılıp, finansal istikrarı, üretimi ve istihdamı önceleyen makul bir seviyeye çekilmesi ertelenemez bir ihtiyaçtır, aksi halde yeni risklerin birikmesi kaçınılmaz olacaktır. BORÇLANMA 2002 yılı itibarıyla AB tanımlı genel yönetim borç stoku/GSYH oranı %71,5 seviyesinde olup bu oran Maastricht kriterinin (%60) üzerinde bulunmaktaydı. Aşağıdaki grafik, AB tanımlı genel yönetim borç stokunun millî gelire oranının 2015’ten 2025’in ikinci çeyreğine kadar seyrini gösteriyor ve üç temel döneme işaret etmektedir. AB Tanımlı Genel Yönetim Borç Stoku/GSYH (%) 45,0 40,0 41,2 35,0 35,2 30,7 32,1 30,0 27,9 30,3 29,2 24,5 24,1 25,0 26,0 26,6 20,0 15,0 10,0 5,0 0,0 2 01 5 Ç 1 2 01 5 Ç 2 2 01 5 Ç 3 2 01 5 Ç 4 2 01 6 Ç 1 2 01 6 Ç 2 2 01 6 Ç 3 2 01 6 Ç 4 2 01 7 Ç 1 2 01 7 Ç 2 2 01 7 Ç 3 2 01 7 Ç 4 2 01 8 Ç 1 2 01 8 Ç 2 2 01 8 Ç 3 2 01 8 Ç 4 2 01 9 Ç 1 2 01 9 Ç 2 2 01 9 Ç 3 2 01 9 Ç 4 2 02 0 Ç 1 2 02 0 Ç 2 2 02 0 Ç 3 2 02 0 Ç 4 2 02 1 Ç 1 2 02 1 Ç 2 2 02 1 Ç 3 2 02 1 Ç 4 2 02 2 Ç 1 2 02 2 Ç 2 2 02 2 Ç 3 2 02 2 Ç 4 2 02 3 Ç 1 2 02 3 Ç 2 2 02 3 Ç 3 2 02 3 Ç 4 2 02 4 Ç 1 2 02 4 Ç 2 2 02 4 Ç 3 2 02 4 Ç 4 2 02 5 Ç 1 2 02 5 Ç 2 Şekil: AB Tanımlı Genel Yönet�m Borç Stoku/GSYH (%) 33 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2011 ‒ 2015–2019: Görece yatay, düşük oranlı dönem 2015–2017 arasında borç/GSYH oranı yaklaşık %26–28 bandında dalgalanıyor; 2018– 2019’la birlikte kur şoku ve büyümedeki bozulmanın etkisiyle oran %30’lar civarına tırmanmaktadır. Yani kriz öncesi dönemde borç yükü düşük ama ekonominin kırılganlaştığı yıllarda artış başlamaktadır. 2020–2022: Pandemi ve kriz yıllarında sıçrama 2020 ile birlikte grafik keskin bir dönüş yapıyor ve oran kısa sürede %41,2 ile zirveye çıkmaktadır. Bu, pandemi harcamaları, bütçe açıkları, kurdaki sert artış, irrasyonel ekonomi politikaları ve borçlanma maliyetlerindeki yükselişin birleşik sonucunu yansıtmaktadır. 2021– 2022’de oran %35–40 bandında kalmaya devam ederek, kamunun krizleri borçla karşıladığını göstermektedir. 2023–2025: Hızlı gerileme – Gerçek bir başarı mı? 2023 sonrası borç/GSYH oranının hızla gerileyip 2024’te %24–25, 2025’in ikinci çeyreğinde ise %24,1 seviyesine inmesi ilk bakışta olumlu görünmektedir; zira AB kriteri olan %60’lık eşiğin çok altında olduğumuzu göstermektedir. Ancak bu düşüşün önemli kısmı, yüksek enflasyonla şişen nominal GSYH sayesinde oran hesabının küçülmesinden kaynaklandığı unutulmamalıdır. Yani payda (nominal milli gelir) enflasyonla şişerken, paydaki borç stoğu aynı hızda artmadığı için oran düşük çıkmaktadır. Bu, vatandaş açısından bir “borç hafiflemesi” değil; tam tersine enflasyon yoluyla görünmeyen bir vergi alınması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla grafik, “Türkiye’nin kamu borcu çok düşük, her şey yolunda” propagandası için kullanılsa da resmin tamamını göstermemektedir. Kur korumalı mevduat yükümlülükleri, Hazine garantili projeler, KİT’ler ve belediyeler üzerinden üstlenilen borçlar gibi bütçe dışı taahhütler bu orana dahil değildir. İktidar, yüksek enflasyon ve yaratıcı muhasebe ile borç/GSYH oranını makyajlarken; vatandaş artan vergi yükü, zamlar ve eriyen alım gücüyle bu “başarının” faturasını ödemektedir. Gerçek sürdürülebilirlik, borç oranını enflasyonla eritmek değil; şeffaf, hesap verebilir rasyonel para ve maliye politikalarıyla sağlanabilir. 34 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2012 ‒ Kamu Brüt İç ve Dış Borç Stoku 100% 90% 80% 247,8 305,1 358,0 801,1 505,1 605,0 4.575,6 5.170,7 1.517,9 2.275,2 3.774,5 70% 60% 50% 40% 467,4 507,0 585,6 1.150,7 30% 657,9 838,0 5.367,3 7.082,8 1.449,7 2.167,9 3.561,0 20% 10% 0% 2015 Ç4 2016 Ç4 2017 Ç4 2018 Ç4 2019 Ç4 2020 Ç4 2021 Ç4 2022 Ç4 2023 Ç4 2024 Ç4 2025 Ç2 KAMU BRÜT KAMU BRÜT İÇ BORÇ DIŞ BORÇ STOKU STOKU Grafik, 2015 sonundan 2025’in ikinci çeyreğine kadar kamu brüt iç ve dış borç stokunun tutar olarak nasıl patladığını çok net göstermektedir. 2015 sonunda yaklaşık 715 milyar TL olan toplam kamu borcu (467,4 iç + 247,8 dış), 2020 sonunda yaklaşık 1,95 trilyon TL’ye, 2022 sonunda 4,4 trilyon TL’ye, 2025’in ikinci çeyreğinde ise 12,2 trilyon TL’nin üzerine çıkmış durumdadır (7,082,8 iç + 5,170,7 dış). Yani kaba bir ifadeyle 10 yıl bile dolmadan, kamu borcu neredeyse 17 katına yaklaşmıştır. İç / dış borç kompozisyonunu incelediğimizde; 2015–2017 döneminde borcun ağırlığı iç borçta iken (kabaca 2/3 iç, 1/3 dış), 2018’den itibaren özellikle kur şokları ve dış finansmana yönelme ile birlikte dış borç stokundaki artış hızlanmaktadır. 2021–2023 döneminde iç ve dış borç neredeyse başa baş gitmekte; her iki kalem de trilyonlar seviyesine sıçramaktadır. 2024 ve 2025’te hem iç hem dış borç aynı anda fırlayarak; iç borç 7 trilyona, dış borç 5 trilyona yaklaşarak kamu maliyesini faiz ve kur riskine son derece duyarlı hale getirmiştir. “Borç/GSYH düşük” söylemi çelişkilidir. Bir önceki grafikte borç/GSYH oranının enflasyon sayesinde %24’lere düştüğünü görmüştük; burada ise nominal borç stokunun geometrik artışına tanık oluyoruz. Bu da iktidarın “AB tanımlı borç oranımız çok düşük” propagandasının, enflasyonla şişirilmiş milli gelir üzerinden makyajlandığını, oysa vatandaşın sırtına yıkılan gerçek borç yükünün katlanarak arttığını ortaya koymaktadır. Bu tablo bize şunu söylüyor: İktidar, krizleri yönetmek için üretimi ve vergi adaletini güçlendirmek yerine, borçlanmayı temel refleks haline getirmiştir. Kur yüksek, faiz yüksek, 35 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2013 ‒ enflasyon yüksekken iç ve dış borç stokunu bu hızla büyütmek; bütçeyi faiz ödemelerine mahkûm etmek, her yeni şokta yeni vergilerle ve zamlarla halka fatura çıkarılacağı anlamına gelmektedir. Kısacası, grafik sadece bir borç istatistiği değil; yanlış ekonomi tercihlerinin, seçim ekonomilerinin ve şeffaf olmayan kamu harcamalarının on yıl içinde devleti nasıl ağır bir borç sarmalına soktuğunun özetidir. Kamu Brüt ve Net Borç Stoku 14.000,0 12.253,5 12.000,0 9.942,9 10.000,0 8.932,1 8.000,0 7.335,5 7.144,3 6.000,0 5.351,5 4.443,2 4.000,0 2.967,6 2.413,5 1.951,8 2.000,0 812,1 943,6 1.163,0 1.443,0 963,0 1.445,8 715,2 694,1 154,1 211,5 251,3 500,0 0,0 2015 Ç4 2016 Ç4 2017 Ç4 2018 Ç4 2019 Ç4 2020 Ç4 2021 Ç4 2022 Ç4 2023 Ç4 2024 Ç4 2025 Ç2 KAMU BRÜT TOPLAM BORÇ KAMU NET BORÇ STOKU STOKU Grafikte 2015 yılı dördüncü çeyreğinden 2025 yılı ikinci çeyreğine uzanan dönemde kamu brüt ve net borç stokunun düzey ve dinamiklerindeki dönüşüm izlenmektedir; buna göre brüt borç stoku yaklaşık 715 milyar TL’den 12,3 trilyon TL’ye, net borç stoku ise 154 milyar TL’den 8,9 trilyon TL’ye yükselmiş, özellikle 2020 sonrasında hem artış eğimi hem de ivmesi belirgin biçimde keskinleşmiştir. Brüt ve net borç serileri arasındaki farkın zaman içinde daralması, genel yönetimin finansal varlık stokunun borç birikimi karşısında görece eridiğine, dolayısıyla kamu kesiminin bilanço pozisyonunda “net yükümlülük” ağırlığının belirginleştiğine işaret etmektedir. Bu görünüm, maliye politikasının şoklara karşı tampon işlevi görebilecek varlık birikimi yerine ağırlıklı olarak borçlanma kanalı üzerinden işletildiğini, bunun da orta vadede 36 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2014 ‒ faiz ödemelerinin bütçe içindeki payını artırarak mali alanı sınırlama ve borç sürdürülebilirliği tartışmalarını güçlendirme potansiyeli taşıdığını göstermektedir. Toplam Brüt Dış Borç Stoku (milyon $) 600.000 517.391 492.035 500.000 447.210 450.174 422.176 409.709 423.356 427.920 399.550 403.553 400.000 300.000 200.000 100.000 - 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 Şekil 2. Toplam Brüt Borç Stoku Grafikte 2015–2024 dönemine ilişkin toplam brüt dış borç stoku serisi incelendiğinde, ABD doları cinsinden düzeylerin zaman içinde belirgin biçimde yukarı yönlü bir trende oturduğu görülmektedir. 2015 ve 2016 yıllarında yaklaşık 400 milyar dolar civarında seyreden stok, 2017’de 447,2 milyar dolara yükselerek ilk anlamlı kırılmayı gerçekleştirmekte; sonrasında 2018–2021 döneminde 410–430 milyar dolar bandında görece yatay, ancak yüksek bir plato oluşturmaktadır. 2022 itibarıyla ikinci bir hızlanma evresi gözlenmekte ve dış borç stoku 450,2 milyar dolardan 2023’te 492,0 milyar dolara, 2024 yılında ise 517,4 milyar dolar düzeyine ulaşmaktadır. Borç stokunun yerel para birimi değil rezerv para cinsinden ölçülmesi, bu artışın yalnızca kur ve enflasyon etkisiyle açıklanamayacağını, ülkenin dış yükümlülüklerindeki büyümenin reel nitelik taşıdığını göstermektedir. Bu görünüm, küresel faiz oranlarının yüksek olduğu ve likidite koşullarının sıkılaştığı bir konjonktürde Türkiye ekonomisinin dış finansman ihtiyacının azalmadığı, aksine daha yüksek bir borç stoğu ile uluslararası sermaye hareketlerindeki olası tersine dönüşlere ve kur şoklarına daha duyarlı bir pozisyona sürüklendiğini göstermektedir. Merkezi yönetim iç borç stoku verileri, son on yılda borç dinamiklerinde çok belirgin bir bozulmaya işaret etmektedir. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Kamu Borç Yönetimi 37 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2015 ‒ Raporu’nda yer alan seriye göre, iç borç stoku 2015 sonunda yaklaşık 440 milyar TL düzeyinden 2020’de 1,1 trilyon TL seviyesine, 2022’de yaklaşık 1,9 trilyon TL’ye, 2023 sonunda 3,2 trilyon TL’ye, 2024 sonunda ise 5 trilyon TL’ye yaklaşan bir hacme ulaşmış; 2025 yazı itibarıyla 7,25 trilyon TL, Ekim 2025’te ise 7,7 trilyon TL civarına tırmanmıştır. Buna karşın, yine Bakanlık verileri iç borç stokunun GSYH’ye oranının 2010’lu yılların başında yüzde yirmili seviyelerdeyken 2024 itibarıyla yaklaşık %11 civarına gerilediğini göstermektedir. Nominal stoktaki bu hızlı artış ile oranlardaki görece ılımlı hareket arasındaki ayrışma, borç yükünün “hafiflediği” anlamına gelmemekte; aksine, yüksek enflasyonun milli geliri şişirerek oranları aşağı çektiğini, gerçek yükün ise mutlak tutar üzerinden ağırlaştığını göstermektedir. Borç kompozisyonu dikkate alındığında, iç borcun hem düzey hem de toplam kamu borcu içindeki pay itibarıyla belirgin biçimde yükseldiği, stokta kısa ve orta vadeli, TÜFE’ye endeksli ve değişken faizli kâğıtların ağırlığının arttığı, yatırımcı tabanında ise bankacılık sisteminin yoğunlaştığı görülmektedir. Bu yapı, kamu kesimini hem enflasyon ve faiz yeniden fiyatlamasına hem de iç piyasadaki likidite koşullarına karşı daha duyarlı hale getirmektedir. Nitekim merkezi yönetimin toplam borç stoku 31 Ekim 2025 itibarıyla 13,2 trilyon TL düzeyine çıkmış; bunun yaklaşık 6,2 trilyon TL’si TL cinsi iç borç, kalan kısmı ise döviz veya dövize endeksli yükümlülüklerden oluşmuştur. Buna ilave olarak, ekonomi genelinde brüt dış borç stoku 2025 ortasında 550 milyar ABD doları düzeyine ve GSYH’nin yaklaşık %28’ine karşılık gelmektedir. Dolayısıyla iç borç tarafındaki hızlı şişme ile dış borç cephesindeki yüksek seviye birlikte ele alındığında, bütçe açığını kapatmak için artan borçlanma ihtiyacının, kur ve faiz oynaklığıyla birleşerek kamu finansmanını hem iç hem dış şoklara son derece hassas bir konuma sürüklediği söylenebilir. Bu çerçevede borç sürdürülebilirliğinin orta vadede güvence altına alınabilmesi; bir taraftan bütçe açığını geçici gelirlerle değil kalıcı ve adil vergi politikalarıyla daraltan, diğer taraftan borç portföyünde döviz ve enflasyona endeksli senetlerin ağırlığını kademeli düşürüp vade yapısını uzatan bir stratejik çerçeveyi gerekli kılmaktadır. Kamu harcamalarında seçiciliği ve verimliliği artıran, büyümenin niteliğini güçlendiren yapısal reformlarla desteklenmeyen bir borçlanma politikası, mevcut eğilimler ışığında, faiz ödemeleri kanalıyla bütçe esnekliğini daha da sınırlayacak ve özel sektör için finansman alanını daraltarak makroekonomik kırılganlıkları derinleştirecektir. 38 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2016 ‒ 1.3. TÜRKİYE’NİN KÜRESEL ÖLÇEKTEKİ GÖRÜNÜMÜ: DEMOKRASİ VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE İLİŞKİN GÖSTERGELER Gelir Dağılımı Adaleti Yüksek enflasyonu dizginlemek iddiasıyla, gerekli altyapı ve koşullar oluşmadan devreye sokulan düşük faiz uygulaması, bütçe disiplinini bozmuş; tarihsel ölçüde büyüyen bütçe açıkları, iktidarı hızla dolaylı vergilere abanmak zorunda bırakmıştır. Bugün devlet gelirlerinin yaklaşık yüzde 65’inin KDV, ÖTV gibi tüketim üzerinden alınan vergilerden sağlanması, yükün esas olarak düşük ve orta gelirli kesimlerin omuzlarına bindirildiğini göstermektedir. Dolaylı vergilerin geniş halk kesimleri üzerindeki baskısı artarken, büyük sermaye gruplarına tanınan muafiyet ve istisnalar vergi adaletini daha da zedelemektedir. TÜİK verileri esas alınarak yapılan hesaplamalar, açıklanan resmi enflasyon ile dar gelirli yurttaşların hissettiği fiilî enflasyon arasında en az 10 puanlık bir makas olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tablo altında 7 milyon asgari ücretli ile yaklaşık 4 milyon düşük gelirli emekli, günlük hayatını borçlanarak sürdürmeye çalışmaktadır. En düşük emekli aylığının asgari ücretin altına düşmemesi, asgari ücretin de en düşük memur maaşının gerisinde kalmaması, sosyal devlet olmanın asgari gereği haline gelmiştir. Dünya Eşitsizlik Veri Tabanı’na göre Türkiye’de en zengin yüzde 10’luk kesim milli gelirin yüzde 56,7’sini alırken, nüfusun en alt yüzde 50’si toplam gelirin yalnızca yüzde 12,4’üne razı olmak zorunda kalmaktadır. Gelir dağılımındaki bozulmayı izleyen Gini katsayısının son dört yıldır kesintisiz yükselmesi, eşitsizliğin artık yapısal bir nitelik kazandığına işaret etmektedir. Sosyal transferler hariç tutulduğunda yapılan analizler, bu eğilimin daha da sertleştiğini göstermektedir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verileri, düzenli sosyal yardıma muhtaç hane sayısının son on yılda iki katına çıkarak 4,5 milyona ulaştığını ortaya koymaktadır; bu da nüfusun yaklaşık yüzde 14–15’inin geçimini ancak yardım mekanizmalarına tutunarak sürdürebildiği anlamına gelmektedir. Kısacası, yanlış para ve vergi politikaları sonucu ortaya çıkan enflasyonist baskı, vergi sisteminin adaletsiz yapısıyla birleşerek hem gelir dağılımını 39 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2017 ‒ bozmakta hem de toplumun önemli bir bölümünü kalıcı yoksulluk ve sosyal yardıma bağımlılık sarmalına sürüklemektedir. 0,5 0,49 GINI; 0,488 0,48 0,47 0,46 0,45 0,44 0,43 0,42 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 Şekil: GINI Katsayı Ver�ler� Dünya Bankası verilerine göre, toplam GSYİH açısından dünyanın en büyük yirmi ekonomisi arasında yer alan ülkemiz aynı zamanda gelir eşitsizliği düzeyinde de – Türkiye dışında yalnızca Afrika ve Latin Amerika ülkelerinin bulunduğu – ilk yirmi ülke arasında yer almaktadır. Demokrasi ve Yönetişim İktidarın bir başka temel yanılgısı da adaleti, çoğulculuğu, demokrasiyi ve özgürlükleri gerçek anlamda tesis etmeden –hatta buna yönelik samimi bir çaba dahi ortaya koymadan– ekonomiyi düzeltebileceğini iddia etmesidir. Oysa hukukun işlemediği, ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin kısıtlandığı, adalet duygusunun zedelendiği bir ülkede ne üreticinin ne de tüketicinin geleceğe güvenle bakması mümkündür; böyle bir ortamda ne sağlıklı yatırım gelir ne de kalıcı kalkınma sağlanır. Washington merkezli, kâr amacı gütmeyen Freedom House adlı kuruluş, demokrasi, siyasal özgürlükler ve insan hakları alanında izleme ve savunuculuk çalışmaları yürütmekte; ülkelerin demokratik kurumlarını ve yönetişim pratiklerini bu çerçevede değerlendirmektedir. Kuruluşun hazırladığı Küresel Özgürlük Skoru, “siyasal haklar” (political rights) ve “sivil özgürlükler” (civil liberties) başlıkları altında verilen puanların toplamından oluşmaktadır. Siyasal haklar; seçim süreçlerinin adilliği, siyasal çoğulculuk ve katılım ile hükümetin işleyişi gibi ölçütler üzerinden incelenirken; sivil özgürlükler, ifade ve inanç özgürlüğü, örgütlenme ve toplanma hakkı, hukukun üstünlüğü, kişisel özerklik ve bireysel haklar gibi alanlarda 40 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2018 ‒ değerlendirilmektedir. Puanlama yapılırken yalnızca bu hakların kâğıt üzerinde tanınmış olması değil, fiiliyatta ne ölçüde kullanılabildiği esas alınmakta; 2014’te güncellenen yöntem çerçevesinde 0 “hiç özgür değil”, 100 ise “tamamen özgür” ülkeleri ifade edecek şekilde bir skala kullanılmaktadır. Tablo: Küresel Özgürlük Skoru TÜRKİYE Küresel özgürlük Skoru (100) Durum 2014 55 Kısmen Özgür 2015 58 Kısmen Özgür 2016 53 Kısmen Özgür 2017 38 Kısmen Özgür 2018 32 Özgür Değil 2019 31 Özgür Değil 2020 32 Özgür Değil 2021 32 Özgür Değil 2022 32 Özgür Değil 2023 32 Özgür Değil 2024 33 Özgür Değil 2025 33 Özgür Değil Kaynak: Freedom House Bir diğer benzer kuruluş olan İsveç merkezli International IDEA (Institute for Democracy and Electoral Assistance) demokrasilerin geliştirilmesi ve sürdürülmesi amacıyla dünya çapında demokratik kurum ve süreçleri desteklemek ve güçlendirmek için çalışmalar yapmaktadır. 2016 yılında başlattığı Demokrasinin Küresel Durumu (GSoD) Girişimini ile demokrasinin durumu ve kalitesine ilişkin kanıta dayalı analiz ve veriler sağlamaktadır. Bu veriler dünya genelinde 174 ülkeye ait detayları içermekte ve çeşitli akademisyenler ve kuruluşlar tarafından farklı kaynak türleri kullanılarak geliştirilen 157 ayrı göstergeye dayanmaktadır; Temsil için şeffaf seçimler, kapsayıcı oy hakkı, özgür siyasi partiler, etkin parlamento ve yerel yönetimler gibi başlıklar; Haklar için yargıya erişim, bireysel özgürlükler, temel refah, siyaset önündeki eşitlik gibi başlıklar; ve Hukukun Üstünlüğü ile sivil hareketleri içeren Katılım konularında ölçümler yapılmaktadır. 41 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2019 ‒ Tüm puanlamalar 0'dan 1'e kadar olup, 0 tüm örneklemdeki en düşük başarıyı, 1 ise en yüksek başarıyı temsil etmektedir. Türkiye’nin 2010’lu yıllardan bu yana durumu aşağıdaki şekilde sunulmaktadır. Hem Freedom House hem de IDEA ölçümlerinde 2016 itibariyle demokratik kurum ve ilkelerin hepsini ilgilendiren tüm bu alanların puanlamalarında bir kırılım göze çarpmaktadır. Belirsizlik Endeksi’nin de dayalı olduğu Economist Intelligence Unit’in doğrudan demokrasi skoru ölçümü bulunmaktadır. Demokrasi Endeksi, vatandaşların özgür ve adil seçimlerle siyasi liderlerini seçebilme, bireysel özgürlüklerden yararlanabilme, demokrasiyi diğer siyasi sistemlere tercih edebilme, siyasete katılabilme ve katılma ve kendileri yararına hareket eden işlevsel bir hükümete sahip olma derecelerine ilişkin bilgileri bir araya getirmektedir. 0 ile 10 (en demokratik) arasında değişmektedir. Türkiye’nin 2000’li yıllarında endeksin değişiminin zaman çizgisi aşağıda görülmektedir. Şekil: Türk�ye Demokras� Endeks� Kaynak: International IDEA, Global State of Democracy Indices, March 2025 Bu demokrasi endeksi için ülkeler puanlarına göre sıralandığında Türkiye 2024 yılı puanıyla 174 ülke arasında 104. sırada gelmektedir. 2016 yılında 77. sırada; 2011 yılında 71. sırada yer almıştır. Demokratik kurumsallaşma ve yönetişim konularına gelindiğinde Türkiye’nin kötü gidişatı sürdürdüğü görülmektedir. İsveç merkezli International IDEA’nın (Institute for Democracy and 42 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2020 ‒ Electoral Assistance) 173 ülkede yürüttüğü Demokrasinin Küresel Durumu (GSoD) çalışmasına göre tüm bu ülkeler arasında Türkiye temsil konusunda 104, haklar konusunda 135, katılımcı yönetim konusunda 140 ve hukukun üstünlüğünde 143’inci sırada yer almaktadır. Dünya Belirsizlik Endeksi (World Uncertainty Index), ülkelerin ekonomi-politika gündeminde “belirsizlik” kavramının ne ölçüde öne çıktığını nicel olarak izlemeye imkân veren bir göstergedir ve ekonomik, siyasal ve kurumsal istikrarın değerlendirilmesinde önemli bir referans sunmaktadır. Türkiye için hesaplanan seri, endeksin ülke kırılımını yansıtarak küresel konjonktürden bağımsız olarak içerdeki risk algısının zaman içindeki seyrini ortaya koymaktadır. Türkiye Belirsizlik Endeksi 1,000 0,900 0,800 0,700 0,600 0,500 0,400 0,300 0,200 0,100 0,000 2002q1 2002q3 2003q1 2003q3 2004q1 2004q3 2005q1 2005q3 2006q1 2006q3 2007q1 2007q3 2008q1 2008q3 2009q1 2009q3 2010q1 2010q3 2011q1 2011q3 2012q1 2012q3 2013q1 2013q3 2014q1 2014q3 2015q1 2015q3 2016q1 2016q3 2017q1 2017q3 2018q1 2018q3 2019q1 2019q3 2020q1 2020q3 2021q1 2021q3 2022q1 2022q3 2023q1 2023q3 2024q1 2024q3 2025q1 2025q3 Şekil: Türk�ye Bel�rs�zl�k Endeks� Kaynak: Dünya Belirsizlik Endeksi (World Uncertainty Index, WUI), Economist Intelligence Unit Şekilde yer alan Türkiye Belirsizlik Endeksi, 2000’li yılların başında görece düşük ve dalgalı bir bantta seyrederken, küresel finans krizinin yaşandığı 2008–2009 döneminde belirgin bir sıçrama göstermekte; 2013 sonrasında ise siyasi ve jeopolitik gerilimlerle birlikte daha yüksek ve oynak bir rejime geçtiğini ortaya koymaktadır. Özellikle 2015–2016 yıllarında endeksin zirveye yakın değerler alması, 15 Temmuz darbe girişimi ve çevresindeki olağanüstü dönemin ekonomik aktörler nezdinde oluşturduğu güvensizlikten kaynaklanmaktadır. Son yıllara bakıldığında, COVID-19 sonrası küresel belirsizlikler kademeli olarak yatışırken Türkiye serisinin 2023 seçimleri etrafında yeniden yükseldiği, 2024 boyunca dalgalı ancak yüksek bir 43 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2021 ‒ patika izlediği ve 2025’in üçüncü çeyreğinde tekrar 0,6 seviyesine yaklaşarak yukarı yönlü bir eğilim sergilediği görülmektedir. Bu görünüm, küresel ölçekte belirsizliklerin görece normalleştiği bir dönemde Türkiye’de politika değişkenliğinin, kurumsal zayıflıkların ve öngörülemeyen düzenlemelerin ekonomik karar alıcılar üzerinde hâlâ güçlü bir belirsizlik baskısı yarattığını, dolayısıyla yatırım iştahı ve uzun vadeli planlama açısından risk primini yüksek tutan yapısal sorunların devam ettiğini göstermektedir. Her iç ve dış olumsuzlukta sarsılan, temelleri kökten zayıf bu ekonomi anlayışıyla, devlet tam anlamıyla bağımsız diyebilir miyiz? Dış güçler yaygarasıyla milleti manipüle etmek yerine, dış güçlerin her tehdidinde hırpalanan değil her şart altında geleceğinden emin olunan bir ekonomi inşa etmek iktidarın asıl vazifesi değil midir? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin vaat ettiği istikrarı üretemediği, belirsizlik göstergelerinin hâlâ bu kadar yüksek seviyelerde dolaşmasından açıkça anlaşılmaktadır. Sözde “güçlü yönetim” modeli, özellikle seçim dönemlerinde ve sonrasında, piyasaların ve toplumun duyduğu kaygıyı azaltmak bir yana, çoğu zaman daha da artırmıştır. Türkiye ekonomisinin ve siyasal yapısının dış gelişmelere karşı yüksek kırılganlığı hem uluslararası yatırımcıların hem de içerideki tasarruf sahiplerinin güven kaybıyla birleşerek belirsizlik hissini derinleştirmiştir. Bu durum, ekonomik ve siyasal istikrarın güçlenmesi için sadece makyaj düzenlemelerin değil, köklü kurumsal reformların ve güven inşa eden bir yönetim anlayışının şart olduğunu göstermektedir. Özellikle dış politika tercihleri, ekonomi yönetiminin öngörülebilirliği ve hukukun üstünlüğü alanlarında atılacak somut ve tutarlı adımlar; Türkiye’nin hem küresel hem de yerel ölçekte maruz kaldığı belirsizlik algısını azaltmanın ve ülkeyi yeniden öngörülebilir bir rotaya oturtmanın temel anahtarıdır. 44 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2022 ‒ 2. BÜTÇEYE GENEL BAKIŞ VE GEÇMİŞ DÖNEM BÜTÇELERİ 2.1. BÜTÇE NEDİR? BÜTÇE HAKKI VE BÜTÇENİN TARİHSEL SÜRECİ Bütçe, bir ülkenin sınırlı ekonomik kaynaklarının nasıl, kim için ve hangi önceliklerle kullanılacağını belirleyen temel bir siyasal ve hukuki araçtır. Bu yönüyle yalnızca muhasebî bir tablo değil, toplumsal refahın artırılmasının, gelir ve fırsat adaletinin sağlanmasının, sürdürülebilir siyasi, ekonomik ve hukuki yapıların inşasının da omurgasıdır. Bütçe hakkı, aynı zamanda ulusal egemenliğin ve bağımsızlığın korunmasında, “kimin adına, kim tarafından ve ne için harcama yapıldığı” sorusuna verilen cevabın demokratik meşruiyet kazanmasında kritik bir rol üstlenir. Bütçe, kamu malları ve hizmetlerinin üretimine ilişkin devlet faaliyetlerinin yıllık planını ve mali çerçevesini ortaya koyar; devletin gelir-gider dengesini, hangi kaynağın hangi toplumsal ihtiyaca yönlendirileceğini ifade eder. Kelime kökü itibarıyla Latince “bulga” (torba, kese) sözcüğüne dayanan bütçe kavramı, zamanla devlet hazinesini ve kamu gelir-gider planını temsil eder hâle gelmiştir. Türk Dil Kurumu ise bütçeyi, belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerin önceden tahmin edilip kanunla yetkili organlarca görüşülerek onaylandığı hukuki düzenleme olarak tanımlar. Bütçe Hakkının Tarihsel Gelişimi Bütçe hakkı, vergi yüklenimi ve kamu harcaması yapma yetkisinin temsil organları eliyle kullanılması ilkesi, demokrasi tarihinin en önemli kilometre taşlarından biridir. “Vergilendirme yetkisi, temsil yetkisiyle birlikte yürümelidir” anlayışı, klasik ifadesiyle “temsilsiz vergi olmaz” ilkesi, modern bütçe hakkının özünü oluşturur. Bu çerçevede; İngiltere’de 1215 tarihli Magna Carta ile kralın keyfi vergi koyma ve harcama yapma yetkisine sınırlamalar getirilmiş, mali kararların soylular meclisi (daha sonra parlamento) denetimine açılması yolunda tarihsel bir adım atılmıştır. 45 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2023 ‒ 1688 Şanlı Devrimi’nin ardından kabul edilen 1689 Haklar Bildirgesi ile vergi koyma ve harcama yetkisinin parlamento kararı olmaksızın kullanılamayacağı hüküm altına alınmış, böylece bütçe hakkı parlamento egemenliğinin çekirdeği hâline gelmiştir. Fransa’da 1789 Devrimi ve akabinde hazırlanan 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi ve 1791 Anayasası, bütçe yapılması ve vergilendirme yetkisinin ulusal meclise ait olduğunu vurgulayarak, monarşik mutlakiyetten halk egemenliğine geçişte bütçe hakkını temel bir araç olarak konumlandırmıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1791 Anayasası çerçevesinde vergi ve harcama yetkisinin Kongreye ait olması, federal yapıda dahi bütçe hakkının yasama organı üzerinden kullanılması gerektiği anlayışını pekiştirmiştir. Bu gelişmeler, bütçe hakkını yalnızca teknik bir mali düzenleme değil, siyasal temsilin, hukukun üstünlüğünün ve kuvvetler ayrılığının temel unsurlarından biri hâline getirmiştir. Türkiye’de Bütçe Hakkı ve Bütçe Sürecinin Gelişimi Osmanlı-Türk mali tarihine bakıldığında, modern anlamda bütçe kavramının özellikle Tanzimat sonrasında şekillendiği görülmektedir. 1855 tarihli Bütçe Nizamnamesi ile “muvazene defteri” terimi ortaya çıkmış; devletin gelir ve giderlerinin belirli bir bütünlük içinde görülmesi amaçlanmıştır. 1873 tarihli Devlet-i Aliye Bütçe Nizamnamesi ve 1876 Kanun-i Esasi ile “bütçe” terimi resmen kullanılmaya başlanmış, böylece mali işlemler kısmen de olsa anayasal çerçeveye kavuşturulmuştur. Esasen ülkemizde modern bütçe süreci, 1912 tarihli Muhasebe-i Umumiye Kanunu ile kurumsal bir zemine oturmuştur. Bu kanun, devlet hesaplarının tutulması, harcamaların kaydı ve kesin hesabın çıkarılması bakımından bir dönüm noktasıdır. Cumhuriyetin ilanından sonra, 1912 tarihli düzenleme geliştirilerek 1927 yılında 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu adıyla yeniden yürürlüğe konulmuş, böylece bütçe ve muhasebe sistemi Cumhuriyet idaresinin ihtiyaçlarına göre uyarlanmıştır. Bu kanunla birlikte: 46 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2024 ‒  Sadece merkezi idarenin değil, belediyeler ve il özel idarelerinin hesap ve işlemlerinin de TBMM adına Divan-ı Muhasebat (bugünkü Sayıştay) tarafından denetlenmesi öngörülmüş,  Yerel yönetimlerin mali faaliyetlerinin de merkezi ve anayasal denetime tabi olması sağlanmıştır. Bu çerçevede, 1924 Anayasası vergilerin ancak kanunla konulabileceği, bütçe kanunlarının bir yıllık olması gibi modern mali yönetim ilkelerine yer vererek bütçe hakkını anayasal güvenceye bağlamıştır. Sonraki anayasalarda da (1961 ve 1982 Anayasaları) bütçe, TBMM’nin asli görevlerinden biri olarak tanımlanmış; vergi koyma, kaldırma ve değiştirme yetkisinin münhasıran TBMM’ye ait olduğu hüküm altına alınmıştır. 1050 sayılı Kanun, 1924 ve 1961 Anayasaları dönemlerinde çeşitli değişikliklere uğramakla birlikte yaklaşık 80 yıl yürürlükte kalmış, 2000’li yıllara kadar bütçe yönetiminin temel hukukî çerçevesini oluşturmuştur. Bu uzun süreli uygulama, Türkiye’de bütçe yönetiminin kurumsal sürekliliğini ve bütçe disiplininin belirli bir çerçevede sürdürülmesini sağlamıştır. 2003 yılında kabul edilen 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Türkiye, bütçe yönetiminde yeni bir döneme girmiştir. 5018 sayılı Kanun ile:  Performans esaslı bütçeleme, stratejik planlama, çok yıllı bütçeleme gibi çağdaş teknikler bütçe sürecine dâhil edilmiş,  Mali disiplinin güçlendirilmesi, hesap verilebilirliğin ve mali saydamlığın artırılması hedeflenmiş,  Merkezi yönetim ve mahalli idareler başta olmak üzere genel yönetim kapsamındaki tüm kamu idarelerinin mali işlemlerinin bütüncül bir kamu mali yönetimi anlayışı içinde ele alınması amaçlanmıştır.  Son olarak, analitik sınıflandırmayı kullanarak program esaslı bütçeleme sistemine geçilmiştir. Bu değişim, bütçenin sadece bir gelir-gider tablosu olmaktan çıkarak, politika önceliklerini, stratejik hedefleri ve performans göstergelerini içeren daha bütüncül bir kamu yönetimi aracına dönüşmesini ifade etmektedir. 47 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2025 ‒ Bütçe Sürecinde Yaşanan Sorunlar ve Bütçe İlkeleri Ne var ki gelinen noktada, Türkiye’de bütçe sürecini taşıyan pek çok temel ilkenin fiilen aşındırıldığı görülmektedir. Yıllar boyunca verilen demokratik ve kurumsal mücadele ile geliştirilen bütçe hakkı, mevcut iktidarın bütçeleme tekniklerinde yaptığı değişikliklerle zayıflatılmakta, Meclis’in denetim fonksiyonu giderek daralmaktadır. Torba kanun uygulamaları, bütçe dışı fon ve mekanizmaların yaygınlaşması, ödenek üstü harcamalar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle bütçe gelirlerinin ve ödeneklerinin sık sık değiştirilmesi gibi uygulamalar, parlamentonun bütçe üzerindeki gerçek denetim gücünü sınırlandırmakta; şeffaflık ve hesap verilebilirlikten uzaklaşmaya yol açmaktadır. Bu durum, sadece teknik bir maliye sorunu değil, doğrudan doğruya demokrasi ve hukuk devleti sorunudur. Devlet bütçesinin temel ilkeleri, mali yönetimin ve demokratik denetimin ana dayanaklarını oluşturur. Bu ilkeler şunlardır: ♦ Anlaşılır Olma İlkesi ♦ Birlik İlkesi ♦ Teklik İlkesi ♦ Bölüm Bazında Onaylama İlkesi ♦ Bütçede Tasarruf İlkesi ♦ Denklik İlkesi ♦ Doğruluk İlkesi ♦ Genellik İlkesi ♦ Hazine Birliği İlkesi ♦ Hesap Verilebilirlik ♦ Mali Disiplin ♦ Mali Saydamlık ♦ Önceden İzin Alma İlkesi ♦ Samimiyet İlkesi ♦ Yıllık Olma İlkesi Bu ilkeler, bütçenin hazırlanmasından uygulanmasına, denetiminden kesin hesabın çıkarılmasına kadar tüm süreci yönlendiren anayasal ve hukuki güvencelerdir. Anlaşılır olma, birlik ve genellik ilkeleri; bütçenin bütüncül, sade ve herkesce takip edilebilir olmasını amaçlar. Teklik, bölüm bazında onaylama ve yıllıklık ilkeleri; bütçenin farklı başlıklarla parçalanmasını, 48 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2026 ‒ keyfi kullanımı ve denetim dışı alanların oluşmasını engeller. Hazine birliği, mali disiplin ve tasarruf ilkeleri; kamu kaynaklarının dağınık, hesap dışı ve verimsiz kullanılmasına set çeker. Doğruluk, samimiyet, mali saydamlık ve hesap verilebilirlik ilkeleri ise; yönetenlerin kullandığı her kuruşun hesabını halka ve parlamentoya verme zorunluluğunun hukuki karşılığını ifade eder. Hükümetlerin bu ilkeler doğrultusunda hareket etmesi, sadece teknik bir yükümlülük değil, demokrasiye, hukuk devletine ve toplumsal adalete saygının gereğidir. Bu ilkelerin ihlali ise, bütçe hakkının özünü zedelemekte; hem bugünkü vatandaşların hem de gelecek kuşakların haklarını tehdit etmektedir. Bütçenin Önemi Bütçe, kâğıt üzerindeki rakamlardan ibaret değildir; o rakamların arkasında emekçinin ücreti, öğrencinin eğitimi, gencin bursu, çiftçinin desteği, esnafın nefes alması, emeklinin sofrasındaki ekmek, kentin ulaşımı, mahallenin parkı ve daha nice yaşamsal hizmetler bulunmaktadır. Bu nedenle bütçe: Gelir dağılımının adil olup olmadığını, Kamu kaynaklarının kimin lehine, kimin aleyhine kullanıldığını, Devletin sosyal devlet olma iddiasının ne kadar gerçek ne kadar kâğıt üzerinde kaldığını gösteren en somut göstergelerinden biridir. Demokratik rejimlerde bütçe hakkı, temsili demokrasinin kalbidir. Vatandaşlar seçimlerde oy verirken aslında büyük ölçüde, kendilerinden toplanan vergilerin nasıl kullanılacağına, hangi alanlara ne kadar kaynak ayrılacağına dair tercihlerini ortaya koyarlar. Bu nedenle bütçenin hazırlanması ve onaylanması sürecinde parlamentonun güçlü, etkin ve özgür iradesi büyük önem taşımaktadır. Güçlü bir bütçe hukuku ve sağlam bütçe ilkeleri:  Ekonomik istikrarın korunmasına,  Kamu borç yükünün sürdürülebilir olmasına,  Kaynakların verimli ve şeffaf kullanılmasına, 49 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2027 ‒  Toplumsal barışın, sosyal adaletin ve kurumsal güvenin güçlenmesine hizmet eder. Buna karşılık bütçenin bir siyasi araç olarak keyfi kullanılması, parlamentonun devre dışı bırakılması, denetim mekanizmalarının etkisizleştirilmesi ve temel bütçe ilkelerinin aşındırılması hem ekonomik krizleri derinleştirmekte hem de demokrasiye olan güveni sarsmaktadır. Sonuç olarak, bütçe hakkının asırlar içinde verilen mücadelelerle elde edilmiş bir demokratik kazanım olduğu unutulmamalıdır. Bütçenin hazırlanması, görüşülmesi ve denetlenmesi süreçlerinde bu tarihsel birikime, anayasal ilkelere ve toplumsal adalet anlayışına uygun davranmak; bugünün siyasal iktidarlarının keyfî tercihi değil, halkın iradesine ve hukuk devletine karşı yerine getirmek zorunda oldukları temel bir sorumluluktur. 2.2. GEÇMİŞ DÖNEM BÜTÇE DEĞERLENDİRMELERİ 2026 yılına ilişkin sunulan bütçenin daha iyi değerlendirilebilmesi için bu bölümde geçmiş yıllara ilişkin bütçe istatistiklerine değinilecektir. Değerlendirilen veriler, ekonomi ve bütçe yönetiminde dikkate alınması gereken temel göstergeler açısından ele alınmıştır. Söz konusu temel göstergeler bütçe açığı, faiz dışı açık veya fazla, gelirin gideri karşılama oranı, gelirin GSYH içindeki payı, faiz harcamalarının vergi gelirlerine oranı, vergi türlerinin oransal dağılımı ve kamu kesimi borçlanma gereksiniminin GSYH'deki payı gibi önemli verileri içermektedir. Mezkûr veriler aynı zamanda hükümetin bütçe yönetimindeki performansını, diğer bir tabirle ekonomi yönetiminde verdikleri sınavın sonucunu gösteren ekonomik göstergelerdir. Tabloda yer alan verilerden de anlaşılacağı üzere, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçtiğimiz dönemden itibaren bütçemiz her geçen gün daha da açık vermeye devam etmektedir. Tabloda da görüleceği üzere faiz harcamalarını çıkardığımızda dahi geçmiş yıl bütçelerimiz açık vermiştir. Bu durum kamu mali disiplinini derin bir şekilde bozmuştur. Bu noktada bütçe açığını kapatmak üzere ülkemizin petrol veya doğalgaz gibi doğal kaynak zenginliği de bulunmadığından iktidar sahipleri, ekonomik değer ifade eden birçok kamu kuruluşu ve KİT’i özelleştirmek yoluna gitmiş; böylelikle devlet bütçe politikaları açısından dar bir alana sokulmuştur. İktidar bu yaptığıyla ne günü kurtarmaktadır ne geleceğimizi korumaktadır. Ülkemizin değerli kuruluşlarının özelleştirilmesiyle bugünkü yaşanan sorunların da temeli atılmıştır. Böylesi bir tablo karşısında yapılması gereken iki önemli husus bulunmaktaydı. 50 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2028 ‒ Bunlardan birincisi devletin gelirlerin artırılmasıydı. Ki bu durum, vatandaşlarımızın sırtına yeni vergi yükü yüklemek demektir. Diğeri de devletin harcamaların kısılmasıdır ki bu da kamu harcamaların kısılması için kamuda tasarruf uygulanmasını ifade etmektedir. Ne hazindir ki kamuda tasarruf noktasında adımlar atması gereken iktidar siyasi kaygılarla tam tersi uygulamalar içerisinde olmuştur. İktidarın kaynak israfına yönelerek verimsiz kamu harcamalarını azaltmadan borçlanma ve vergi artışlarıyla bütçe açığını kapatmaya çalıştığı açıkça görülmektedir. Bu durumun vatandaşlarımıza yansımaları da vergi yükü olarak dönmüştür. Tablo: Yıllar İt�bar�yle Bütçe İstat�st�kler� (Bütçe Açığı ve Fa�z Dışı Açık/Fazla) Faiz Dışı Yıllar Bütçe Giderleri Bütçe Gelirleri Vergi Geliri Bütçe Açığı Açık/Fazla 2006 178.126 173.483 137.480 -4.643 41.320 2007 204.068 190.360 152.835 -13.708 35.045 2008 227.031 209.598 168.109 -17.432 33.229 2009 268.219 215.458 172.440 -52.761 440 2010 294.359 254.277 210.560 -40.081 8.217 2011 314.607 296.824 253.809 -17.783 24.448 2012 361.887 332.475 278.781 -29.412 19.004 2013 408.225 389.682 326.169 -18.543 31.443 2014 448.752 425.383 352.514 -23.370 26.544 2015 506.305 482.780 407.818 -23.525 29.479 2016 584.071 554.140 459.002 -29.932 20.315 2017 678.269 630.490 536.617 -47.779 8.932 2018 830.809 757.996 621.536 -72.813 1.148 2019 1.000.027 875.280 673.315 -124.747 -24.808 2020 1.203.737 1.028.446 833.251 -175.292 -41.329 2021 1.603.545 1.402.038 1.164.988 -201.507 -20.655 2022 2.942.748 2.800.088 2.353.438 -142.660 168.243 2023 6.585.456 5.210.488 4.500.866 -1.374.968 -700.353 2024 10.780.614 8.672.832 7.305.279 -2.107.782 -839.446 Tabloda görüleceği üzere bütçe açığı katlanarak büyümektedir. Türkiye'nin yıllık bütçe performansı, özellikle son yıllarda daha da artan bütçe açıklarıyla, ekonomi yönetimindeki sorunları net bir şekilde göstermektedir. 2022 yılına kadar bütçe açığının kademeli bir şekilde sürekli artması, özellikle gelir-gider dengesizlikleri noktasında hükümetin mali disiplindeki 51 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2029 ‒ zaaflarına işaret etmektedir. 2023 yılına gelindiğinde ise başta seçim ekonomisi işletilmesinden kaynaklı ek bütçe yapılmıştır. Bütçe açığı 2022 yılına kıyasla 9,5 kat artarak 1.375 trilyon TL olmak suretiyle tarihi zirvesine ulaşmıştır. 2024 yılına gelindiğinde bütçedeki deliğin giderek büyüdüğü görülmektedir. Giderlerin her yıl katlanarak arttığı ve bu harcamaları karşılamak içinde vatandaşın sırtına binen vergi yükününde her geçen gün artırıldığı gözlemlenmektedir. Sonuç itibariyle de kontrolden ve mali disiplinden uzak bir anlayışla yapılan bütçe rekor açık vermiş ve rekor düzeyde faiz dışı açıkta vermiştir. Bütçe açığı 2.107 trilyon TL’ye ulaşmıştır. Faiz dışı açık ise 839.446 milyar TL’ye gelerek en yüksek faiz dışı açık verisi olarak kayda girmiştir. Mali tablolarımızın her geçen yıl düzelmesi ve pozitif etkiye dönüşmesi gerekirken aksine daha da kötüleşmektedir. Bu veriler, sorunun sistemde olduğunu ifade eden en önemli göstergelerdir. Bütçede artan harcamalar, enflasyonist yapı, vergi yükünün ağırlaşması ve faiz dışı açığın katlanarak büyümesi; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle birlikte bütçe yapma ve yönetiminde ortaya çıkan sorunların bir sonucudur. 2022 yılında faiz dışı fazla kaydedilmiş olmasına rağmen aslında bu durum Ak Parti iktidarının bütçe politikalarında doğru uygulamalarının sonucu değil ek bütçe ile getirilen vergi oranlarında yaşanan artıştan kaynaklanmaktadır. 2023 yılında da ek bütçe uygulanmasına rağmen bütçe açığı ve faiz dışı açık Cumhuriyet tarihimizde hiç görülmemiş düzeyde gerçekleşmiştir. Bunun en büyük sebebi, rasyonel olmayan ekonomi politikalarının 2023 yılında patlak vermesinden kaynaklanmaktadır. Yanlış ekonomi politikalarının neticelerini halen yaşamaya devam etmekteyiz. Bu tablo, ekonomik istikrarın sağlanmasında kritik olan bütçe disiplininin korunmasının ne derece zorlaştığını göstermektedir. İktidar pandemi, savaş ve küresel ekonomik dalgalanmalar gibi unsurlar karşısında maliye politikalarını etkin olarak kullanmamıştır. Hatalı maliye politikaları nedeniyle ortaya çıkan olumsuzlukları pandemi, savaş ve küresel ekonomik dalgalanmalar gibi dış kaynaklı unsurlar iktidar tarafından kötü ekonomik ortamın mazereti olarak öne sürülmektedir. Bu durum aklımıza Cumhurbaşkanının 2000’li yılların başında ifade ettiği cümleleri getirmiştir. Türkiye başımıza bir şey geldiği zaman dış kuvvetler, dış güçler denilmektedir. Ben buna katılamıyorum. Eğer sizin bünyeniz güçlüyse, sağlamsa bünyede olan virüs hiçbir zaman o bünyeye zarar veremez demiştir. El hak çok doğru söylemiştir. Sorunumuz 52 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2030 ‒ dış güçler değil bünyemizin sağlam olmamasıdır. Dış güçleri mazeret olarak kullanmak 22 yıldır işbaşında olan iktidarın bu sorunları çözemediğini itiraf ettiğini göstermektedir. Devlet bütçesinin temel ilke ve disiplinlerden sapması, gelecekte ekonomi üzerinde uzun vadeli ve kalıcı olumsuz etkiler oluşturacağı endişesini doğurmaktadır. Hükümetin bu tabloyu olumlu bir perspektifle sunma çabalarına rağmen, rakamlar gerçek ekonomik zorlukların üstesinden gelinemediğini açıkça ortaya koymaktadır. Tablo: Bütçe ve Verg� Gel�rler�n�n Bütçe G�der�ne Oranı �le GSYH İç�ndek� Payı (%) Gideri Karşılama Oranları (%) GSYH'a Oranları (%) GSYH Yıllar Bütçe Geliri Vergi Geliri (2009 Bazlı) Gider Gelir 2006 97,39% 77,18% 795.757 22,38% 21,80% 2007 93,28% 74,89% 887.714 22,99% 21,44% 2008 92,32% 74,05% 1.002.756 22,64% 20,90% 2009 80,33% 64,29% 1.006.372 26,65% 21,41% 2010 86,38% 71,53% 1.167.664 25,21% 21,78% 2011 94,35% 80,68% 1.404.928 22,39% 21,13% 2012 91,87% 77,04% 1.581.479 22,88% 21,02% 2013 95,46% 79,90% 1.823.427 22,39% 21,37% 2014 94,79% 78,55% 2.054.898 21,84% 20,70% 2015 95,35% 80,55% 2.350.941 21,54% 20,54% 2016 94,88% 78,59% 2.626.560 22,24% 21,10% 2017 92,96% 79,12% 3.133.704 21,64% 20,12% 2018 91,24% 74,81% 3.761.166 22,09% 20,15% 2019 87,53% 67,33% 4.317.810 23,16% 20,27% 2020 85,44% 69,22% 5.048.568 23,84% 20,37% 2021 87,43% 72,65% 7.256.142 22,10% 19,32% 2022 95,15% 79,97% 15.011.776 19,60% 18,65% 2023 79,12% 68,35% 29.545.722 22,29% 17,64% 2024 80,45% 67,76% 44.587.225 24,18% 19,45% Tablo, bütçe ve vergi gelirlerinin bütçe giderine oranı ile GSYH içindeki payını göstermektedir. Tablo’da ki verilere baktığımızda yıllar itibariyle bütçe ve vergi gelirlerinin bütçe giderlerini karşılama oranında istikrarlı bir bütçe politikasının uygulanmadığı görünmektedir. Oysa ki büyük ekonomilerde bütçe ve vergi gelirlerinin bütçe giderindeki ve GSYH içindeki paylarının yüksek olmaması gerekmektedir. 53 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2031 ‒ Tabloda yer alan veriler, özellikle 2018 sonrası dönemde merkezi yönetim bütçesinin gelir– gider dengesindeki yapısal kırılganlığı açık biçimde ortaya koymaktadır. Bütçe gelirlerinin giderleri karşılama oranı 2006’da %97,4 iken 2024 itibarıyla %80,45’e gerilemiştir. Vergi gelirlerinin giderleri karşılama oranı da aynı dönemde %77,2’den %67,8’e düşmüştür. Bu tablo, son yıllarda faiz harcamalarındaki artışın ve ağırlaşan vergi yüküne alternatif kaynak olarak vergi dışı gelirlerin bütçedeki ağırlığının artmasının etkisini göstermektedir. 2009 küresel krizinde bütçe gelirlerinin giderleri karşılama oranı %80’e kadar gerilerken, sonraki yıllarda kısmi toparlanma yaşanmıştır. Ancak 2018 sonrası dönemde — Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişle bütçe yönetiminde yapılan değişikler, kur şokları, yüksek enflasyon ve deprem sonrası harcama genişlemesiyle birlikte— bu oran yeniden bozulmuştur. 2023’te %79,1 ve 2024’te %80,45 düzeyinde kalan oranlar, bütçe disiplininde kalıcı bir zafiyetin devam ettiğini ortaya koymaktadır. GSYH içindeki bütçe gideri payı 2009’da kriz koşullarında %26,6’ya kadar yükselmiş, 2022’de %19,6’ya gerilemiş, ancak 2024’te yeniden %24,2’ye çıkmıştır. Buna karşılık bütçe gelirlerinin GSYH’ye oranı aynı yıl %19,45’tir. Bu fark, mali açığın genişlediğini ve kamunun ekonomideki kaynak kullanımının vergi gelirleriyle finanse edilemediğini göstermektedir. Bütçe gelirlerinin GSYH’ye oranı 2006’da %21,8 iken, 2024’te %19,45’e düşmüştür. Bu azalma, vergi tabanının daraldığına, dolaylı vergilere dayalı sistemin ekonomik dalgalanmalara duyarlılığının arttığına işaret etmektedir. Özellikle 2021 sonrası yüksek enflasyon döneminde nominal gelir artışına rağmen reel bazda vergi gelirlerinin GSYH içindeki payı artmamıştır. Sonuç olarak tablo, Türkiye’de son yirmi yılda gelir politikası ile harcama politikası arasındaki uyumun zayıf olduğunu göstermektedir. Bütçe gelirlerinin ekonomik büyümeye paralel artmaması, gelirlerin sürdürülebilirliğini zedelemekte; giderlerin ise özellikle transfer ve faiz harcamaları nedeniyle hızla yükselmesi mali istikrarı tehdit eden bir eğilime dönüşmektedir. Yıllar itibariyle bütçe verilerinin (gelir ve giderin) GSYH içerisindeki payı ekonomik kalkınma ve ekonomik gelişme endeksinden uzak olduğunu göstermektedir. 54 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2032 ‒ Şekil: Bütçe Açığının Yıllar İt�bar�yle Oranları (%) Şekil incelendiğinde, 2006–2024 döneminde Türkiye ekonomisinin bütçe dengesi açısından sürekli dalgalı bir seyir izlediği görülmektedir. Bütçe açığı oranı hiçbir dönemde istikrarlı bir iyileşme göstermemiş, aksine ekonomik koşullara, küresel krizlere ve maliye politikasındaki yön değişimlerine bağlı olarak keskin dalgalanmalar yaşanmıştır. 2009 yılında yaşanan küresel kriz, bütçe açığını %–19,67 seviyesine kadar yükseltmiştir. Bu dönem, kamu gelirlerinin daraldığı ve harcamaların ekonomik destek amacıyla genişlediği bir “küresel finans krizi” dönemidir. 2010 sonrasında toparlanma eğilimi görülmüşse de yine 2017- 2018 yıllarına gelindiğinde bu toparlanma tersine dönmüş ve kalıcı mali disiplin sağlanamamıştır. 2018 sonrası dönemde bütçe açığı yeniden artış eğilimine girmiş; bu süreçte iç talep teşvikleri, seçim ekonomisi uygulamaları, irrasyonel ekonomi politikaları ve kur artışına bağlı maliyetlerin bütçe üzerinde baskı oluşturduğu gözlenmiştir. Kur şoku ve faiz politikalarındaki tutarsızlıklar bütçe açığını yeniden çift haneli oranlara taşımıştır. 2020’de pandemiyle birlikte kamu harcamalarındaki olağanüstü artış sonucu açık oranı %– 14,56 seviyesine yükselmiş, sonraki iki yılda kısmen daralsa da 2023 yılında %–20,88 ile tarihsel zirveye ulaşmıştır. Bu oran, devletin her 100 liralık harcamasının yaklaşık 21 lirasını borçlanarak karşıladığı anlamına gelmektedir. 2024 yılı itibarıyla bütçe açığı oranı %–19,55 seviyesine inse de, bu düşüş bütçe disiplinine dönüşten çok, geçici gelir artışları ve harcama ertelemesine dayanmaktadır. Veriler, son yirmi yılda bütçe açığının ekonomi yönetiminde istikrarlı bir mali çerçeveyle yönetilmediğini göstermektedir. Açığın daraldığı dönemler, yapısal reformlar sonucu değil, 55 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2033 ‒ genellikle geçici gelir artışları ve ekonomik büyüme dönemlerinin etkisiyle gerçekleşmiştir. Buna karşılık genişleme dönemlerinde, sosyal transferlerin, faiz giderlerinin ve yatırım dışı harcamaların artışı açık oranını kalıcı biçimde yükseltmiştir. Türkiye bütçesi son dönemde yüksek faiz ödemeleri, vergi politikalarının sorunları ve olağanüstü israf harcamalarının etkisiyle kırılgan bir yapıya sahiptir. Bütçe açığındaki bu oynaklık, makroekonomik istikrarı zedelemekte ve borçlanma gereğini artırmaktadır. Kalıcı mali denge için gelir tarafında vergi adaletinin güçlendirilmesi, gider tarafında ise verimlilik odaklı bir harcama reformu zorunlu hale gelmiştir. Özetle bu tablo, evimize aldığımız her 10 ekmeğin 2’sini veresiye defterine yazdırarak borçlandığımızı göstermektedir. Bu durum sürdürülebilir değildir. Sıkıntılarını vatandaşlarımız çekmektedir. Şekil: Bütçe Denges� ve Fa�z Dışı Dengen�n GSYH'ye Oranı (%) Türkiye’nin 2018 sonrası hem bütçe dengesi hem de faiz dışı denge açısından belirgin bir bozulma eğilimi sergilediği görülmektedir. 2006–2013 arası dönemde bütçe disiplini görece korunmuş, bütçe açığı GSYH’nin %1–3 aralığında seyretmiş, faiz dışı denge ise genellikle pozitif kalmıştır. Bu dönem, mali disiplinin görece sağlandığı, Maastricht kriterlerine yaklaşan bir mali çerçeveyi yansıtmaktadır. Ancak 2017 sonrası tablo ciddi biçimde değişmiştir. Özellikle 2018’de yaşanan sistem değişikliği, kur şokları, para ve maliye politikasında yapılan hatalar bütçedeki faiz yükünü 56 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2034 ‒ artırmış ve faiz dışı dengenin hızla bozulmasına yol açmıştır. 2019–2021 döneminde ise faiz dışı dengenin negatife dönmesi, kamu maliyesinde yapısal bir kırılmaya işaret etmektedir. Bu yıllarda kamu harcamaları —özellikle cari transferler ve faiz giderleri— hızla artarken, vergi gelirlerindeki artış aynı ölçüde olmamıştır. 2022 ve sonrasında bütçe dengesi yeniden sert biçimde bozulmuş; 2023 yılında açık oranı %– 4,65, faiz dışı denge ise %–2,37 olarak gerçekleşmiştir. Bu veriler bir fecaatin göstergesidir. Bu oranlar, yalnızca Maastricht kriterlerini değil, aynı zamanda mali sürdürülebilirlik eşiğini de aşan bir duruma işaret etmektedir. 2024 itibarıyla faiz dışı açık bir miktar daralsa da (%– 1,88), bu iyileşme yapısal değil, geçici gelir kalemleri ve ertelemelere dayanmaktadır. Faiz dışı dengenin uzun süreli açık vermesi, mali disiplinin bozulduğunu ve kamunun artık yalnızca faiz ödemelerini karşılayacak bir alan bulmakta zorlandığını göstermektedir. Bu durum, borçlanma gereğini artırmakta ve kamu borç stokunun sürdürülebilirliği açısından risk oluşturmaktadır. Diğer yandan, bütçe gelirlerinin artmasına rağmen giderlerin çok daha hızlı yükselmesi, kamu kaynaklarının etkinlik ve verimlilik ilkesine uygun kullanılmadığını göstermektedir. Özellikle yatırım dışı harcamalar ve cari transferler giderlerindeki artış, bütçenin kalkınma yönünü zayıflatmaktadır. Esas itibariyle bütçe kalemleri içerisindeki en önemli israf kalemi de cari transferler olarak gözlenmektedir. Bu kalem üzerinden yapılan birçok kamu harcamasının detaylarına ulaşılamamaktadır. Bu durum, şeffaflıktan uzak ve hesap vermekten çekinen iktidar anlayışından kaynaklanmaktadır. Maliye politikasında istikrarsız bir yönelim gözlenmektedir. Mali kuralların uygulanmaması, keyfi teşvik ve harcama genişlemeleri, bütçeyi uzun vadeli planlama çerçevesinden uzaklaştırmıştır. Bugün bütçe açığının yüksekliği yalnızca bir finansman sorunu değil, aynı zamanda bir ekonomik yönetim sorunu haline gelmiştir. 2010 yılından beri ekonomide Mali Kuralların uygulanması gerektiği sürekli dile getirilmektedir. Mali kuralları ne kadar geciktirirsek sorunlarımız bir o kadar artacaktır. Ayrıca, bütçe gelirlerinin artmasına rağmen giderlerin bu artışı karşılayamaması, hükümetin harcama yapısında ve kamu kaynaklarının dağıtımında etkin olmadığını göstermektedir. Netice itibariyle, bu veriler mali politikalarda, özellikle vergi ve harcama politikalarında, stratejik planlama ve hedef odaklı bir yaklaşımın eksikliğini göstermektedir. Hükümetin, ekonomik büyüme ve kalkınmayı desteklemek adına bütçe disiplinini koruma ve mali sürdürülebilirliği 57 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2035 ‒ sağlama konusunda daha etkili adımlar atması gerekmektedir. Bütçe dengesinin iyileştirilmesi, sadece rakamların oynamasıyla değil, toplumsal refahın artırılması ve ekonominin gerçek anlamda büyümesiyle mümkün olacaktır. Bütçe giderlerinin yüksek kalması ve GSYH'ya oranının yıllar içinde artış göstermesi, hükümetin harcama politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini göstermektedir. Kalıcı çözüm; şeffaf, öngörülebilir ve kural temelli bir mali çerçevenin yeniden inşasıyla mümkündür. Aşağıdaki Tabloda görüldüğü üzere faiz harcamalarının bütçe içerisindeki payı 2006 yılından bu yana genel olarak azalış eğilimi göstermiştir. 2006 yılında bütçe giderlerinin %25,8’i faiz ödemelerine ayrılırken, bu oran 2017’de %8,3’e kadar gerilemiştir. Ancak 2019 yılından itibaren tablo yeniden tersine dönmüş, faiz giderlerinin bütçe içerisindeki payı 2020’de %11,1’e, 2024’te ise %11,8’e çıkmıştır. Bu eğilim, Türkiye’nin son dönemde artan borçlanma gereği ve yükselen faiz oranları nedeniyle faiz yükünün yeniden ağırlaştığını göstermektedir. Faiz harcamalarının vergi gelirlerine oranı açısından bakıldığında, 2006’da %33,4 olan bu oranın 2016’da %11’e kadar düştüğü görülmektedir. Ancak 2019 sonrası dönemde bu oran yeniden artış trendine girmiş, 2024 itibarıyla %17,4’e yükselmiştir. Bu durum, bütçenin önemli bir kısmının faiz ödemelerine yönlendirildiğini ve vergi gelirlerinin kamu hizmetleri yerine borç servisine harcandığını ortaya koymaktadır. Tablo: Faiz Harcamalarının Bütçe Giderleri ve Vergi Gelirlerine Oranı (%) Faiz Faiz Faiz Bütçe Yıllar Vergi Geliri Harcamaları/Bütçe Harcamaları/Vergi Harcamaları Gideri Giderleri (%) Gelirleri (%) 2006 45.963 137.480 178.126 25,80% 33,43% 2007 48.753 152.835 204.068 23,89% 31,90% 2008 50.661 168.109 227.031 22,31% 30,14% 2009 53.201 172.440 268.219 19,83% 30,85% 2010 48.299 210.560 294.359 16,41% 22,94% 2011 42.232 253.809 314.607 13,42% 16,64% 2012 48.416 278.781 361.887 13,38% 17,37% 2013 49.986 326.169 408.225 12,24% 15,33% 2014 49.913 352.514 448.752 11,12% 14,16% 2015 53.004 407.818 506.305 10,47% 13,00% 2016 50.247 459.002 584.071 8,60% 10,95% 58 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2036 ‒ 2017 56.712 536.617 678.269 8,36% 10,57% 2018 73.961 621.536 830.809 8,90% 11,90% 2019 99.940 673.315 1.000.027 9,99% 14,84% 2020 133.962 833.251 1.203.737 11,13% 16,08% 2021 180.852 1.164.988 1.603.545 11,28% 15,52% 2022 310.903 2.353.438 2.942.748 10,57% 13,21% 2023 674.615 4.500.866 6.585.456 10,25% 14,99% 2024 1.268.336 7.305.279 10.780.614 11,77% 17,36% Faiz harcamalarının vergi gelirleri içerisindeki payı yıllar içerisinde azalış gösterse de bütçe gelirlerine kıyasen yüksek kaldığı gözlemlenmektedir. Ayrıca faiz harcamalarının yıllar içerisindeki payları düşüş seyrinde olması tek başına yeterli bir değerlendirme değildir. Çünkü; ekonominin genel yapısının da bu durumda etkin olduğunun göz ardı edilmemesi gerekir. Özellikle 2021 sonrası dönemde CDS primlerindeki artış ve küresel faiz ortamındaki yükseliş, Türkiye’nin borçlanma maliyetlerini belirgin biçimde artırmıştır. CDS primlerindeki gerileme, zaman zaman risk algısının geçici düzelmesiyle ilişkilendirilmiş olsa da, bu durum borçlanma miktarının azalması anlamına gelmemektedir. Aksine, 2022 sonrasında kamu borçlanmasının hızla artması faiz ödemelerini büyütmüş; bütçede faiz giderlerinin mutlak tutarı 2006’daki 46 milyar TL düzeyinden 2024’te 1,26 trilyon TL’ye ulaşmıştır. Dolayısıyla faiz harcamalarının oran olarak düşük seyretmesi, nominal artışın yarattığı yükü gizleyen bir görünüm sunmaktadır. Bu oranların düşüşü, harcamaların kontrol altına alındığı anlamına gelmemekte; aksine, faiz yükü bütçe içinde yapısal olarak kalmaya devam etmektedir. Bu nedenle, faiz giderlerindeki bu artışın temel nedeni yalnızca borç miktarı değil, borçlanmanın koşulları, vade yapısı ve risk primi dinamikleridir. Bu veriler, Türkiye bütçesinin faiz ödemeleri açısından kırılgan bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Faiz giderleri, her ne kadar oran olarak geçmişe göre düşük görünse de, reel bazda kamu kaynaklarını ciddi biçimde tüketmektedir. Kalıcı çözüm için, kısa vadeli borçlanmaya dayalı finansman anlayışının yerine mali disiplin, düşük risk primi ve uzun vadeli borç yönetimi temelli bir mali çerçevenin oluşturulması zorunludur. 59 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2037 ‒ Tablo: Dolaylı ve Dolaysız Vergilerin Vergi Gelirleri İçindeki Pay (%) YILLAR DOLAYLI VERGİLER DOLAYSIZ VERGİER 2006 68,5 31,5 2007 66,1 33,9 2008 64,9 35,1 2009 64,5 35,5 2010 68,4 31,6 2011 67,7 32,3 2012 66,8 33,2 2013 69,2 30,8 2014 67,5 32,5 2015 68,5 31,5 2016 67,3 32,7 2017 67,0 33,0 2018 62,8 37,2 2019 61,8 38,2 2020 66,3 33,7 2021 64,1 35,9 2022 62,2 37,8 2023 65,46 34,54 2024 65,90 34,10 Yukarıda yer alan tabloda 2006 – 2024 yılları arasında dolaylı ve dolaysız vergilerin vergi gelirleri içindeki payı görülmektedir. Dolaylı vergilerin %65-67 bandında olduğu, dolaysız vergilerin ise %33-35 bandında bulunduğu görülmektedir. Gelişmiş ülkelerde bu oranlar tam tersi şeklinde oluşmaktadır. Ancak ülkemizde gelir dağılımında adaletin sağlanamamış olması ve dolaylı vergilerin mali anestezi ile daha kolay tahsil edilmesinden kaynaklanmaktadır. Özellikle 2023, 2024 ve 2025 yıllarında iktidar partisi dolaylı vergilerde çok büyük artışlara gitmiştir. Hali hazırda vergide adaletin olmadığı bir düzende adaletsizliği artırmaktan başka bir şey yapmamıştır. Adaletsizlik perçinlenmiştir. 60 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2038 ‒ Tablo: Verg� Türler�n�n 2006-2014 Yılları Verg� Gel�rler� İç�ndek� Payı (%) Yıllar ve Vergi Türleri 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 Gelir Vergisi 21,08% 22,54% 22,62% 22,30% 19,18% 19,23% 20,26% 19,55% 20,96% Kurumlar Vergisi 8,12% 9,00% 10,06% 10,45% 9,94% 10,64% 10,41% 8,89% 9,16% Veraset ve İntikal Vergisi 0,09% 0,08% 0,09% 0,10% 0,10% 0,10% 0,10% 0,10% 0,12% Motorlu Taşıtlar Vergisi 2,18% 2,30% 2,35% 2,61% 2,39% 2,37% 2,41% 2,25% 0,00% Katma Değer Vergisi 30,07% 28,32% 27,83% 27,25% 29,70% 30,98% 29,26% 30,88% 29,09% Özel Tüketim Vergisi 26,86% 25,59% 24,88% 25,30% 27,21% 25,29% 25,72% 26,20% 25,84% Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi 1,91% 2,06% 2,20% 2,32% 1,70% 1,69% 1,96% 1,89% 2,12% Şans Oyunları Vergisi 0,27% 0,21% 0,22% 0,23% 0,21% 0,21% 0,22% 0,21% 0,22% Özel İletişim Vergisi 2,60% 2,75% 2,71% 2,47% 1,96% 1,74% 1,60% 1,39% 1,32% Dijital Hizmet Vergisi Gümrük Vergileri 1,51% 1,60% 1,65% 1,43% 1,54% 1,83% 1,86% 1,66% 1,86% Damga Vergisi 2,29% 2,38% 2,35% 2,42% 2,41% 2,55% 2,64% 2,89% 2,93% Harçlar 2,88% 3,10% 3,00% 2,76% 3,34% 3,29% 3,47% 3,97% 4,12% Başka Yerde Sınıflandırılmayan Diğer Vergiler 0,11% 0,03% 0,03% 0,35% 0,29% 0,04% 0,03% 0,07% 0,00% Tablo: Verg� Türler�n�n 2015-2024 Yılları Verg� Gel�rler� İç�ndek� Payı (%) Yıllar ve Vergi Türleri 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 Gelir Vergisi 21,03% 21,05% 20,95% 22,36% 24,15% 19,06% 18,85% 15,15% 15,42% 20,91% Kurumlar Vergisi 8,19% 9,36% 9,86% 12,66% 11,70% 12,61% 15,28% 21,56% 17,47% 12,19% Veraset ve İntikal Vergisi 0,11% 0,13% 0,13% 0,15% 0,16% 0,16% 0,19% 0,12% 0,09% 0,09% Motorlu Taşıtlar Vergisi 2,19% 2,18% 2,02% 2,07% 2,15% 1,92% 1,62% 1,00% 0,89% 0,92% Katma Değer Vergisi 29,69% 28,50% 29,01% 28,74% 26,82% 27,69% 33,08% 32,04% 32,33% 31,85% Özel Tüketim Vergisi 25,97% 26,23% 25,78% 21,54% 21,83% 24,88% 17,63% 17,84% 20,62% 19,87% Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi 2,25% 2,41% 2,47% 2,93% 3,36% 3,25% 2,84% 2,49% 2,95% 4,70% Şans Oyunları Vergisi 0,21% 0,20% 0,19% 0,19% 0,25% 0,42% 0,52% 0,44% 0,63% 0,50% Özel İletişim Vergisi 1,16% 1,08% 0,71% 0,55% 0,60% 0,54% 0,57% 0,40% 0,37% 0,41% Dijital Hizmet Vergisi 0,13% 0,24% 0,23% 0,23% 0,29% Gümrük Vergileri 2,03% 1,97% 2,30% 2,46% 2,50% 3,08% 2,96% 3,25% 3,16% 3,11% Damga Vergisi 2,95% 2,92% 2,91% 2,73% 2,80% 2,52% 2,42% 1,78% 1,84% 2,02% Harçlar 4,16% 3,88% 3,58% 3,49% 3,59% 3,69% 3,61% 3,26% 2,88% 2,83% Başka Yerde Sınıflandırılmayan Diğer V 0,00% 0,00% 0,00% 0,03% 0,00% 0,00% 0,09% 0,32% 0,23% 0,01% 61 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2039 ‒ Yukarıda yer alan tablolarda (8 ve 9 no’lu tablolar) vergi türlerinin vergi gelirleri içindeki payı gösterilmektedir. 2006–2024 döneminde vergi gelirlerinin bileşimine bakıldığında, Türkiye’de dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki ağırlığının kalıcı biçimde yüksek olduğu görülmektedir. Bu yapı, gelir dağılımını olumsuz etkileyen ve vergi adaletini zayıflatan temel unsurlardan biridir. Gelir ve Kurumlar Vergisi Dengesi Gelir Vergisi’nin payı 2006’da %21,6 düzeyindeyken, 2023’te %15,42’ye kadar gerilemiştir. 2024 yılında ise oran tekrar %20,91’e yükselmiştir. Buna karşın Kurumlar Vergisi oranı 2006’daki %8,1 seviyesinden 2022’de %21,56’ye yükselmiştir. 2024 yılında ise bu oran %12,19’a düşmüştür. 2022-2024 yılları arasında Gelir ve Kurumlar Vergisi oranlarındaki yüksek iniş ve çıkışlar makul ve mantıklı değildir. 1-2 yıl farkla böylesi oran değişikliği vergi sistemimizi tekrar gözden geçirmemiz hatta büyük bir vergi reformu yapmamız gerektiğini göstermektedir. Ayrıca bu durum, doğrudan vergiler içinde ağırlığın şirketlere doğru kaydığını, bireysel gelir vergisi mükelleflerinin ise reel anlamda daha fazla vergi yükü altında kaldığını göstermektedir. Bunun temel nedeni, Gelir Vergisi dilimlerinin yeniden değerleme oranlarıyla yeterince güncellenmemesi ve yüksek enflasyon nedeniyle ücretlilerin daha hızlı şekilde üst vergi dilimlerine girmesidir. Bu “vergi dilimi sürüklenmesi”, çalışan kesim üzerinde gizli bir vergi artışı yaratmaktadır. Buna tepki olarak birçok küçük işletme ve esnaf, tüzel kişiliğe geçerek Kurumlar Vergisi mükellefiyetine yönelmiş, bu da Kurumlar Vergisi gelirlerinin payını artırmıştır. Ayrıca 2022 sonrası Kurumlar Vergisi oranındaki artış da bu eğilimi güçlendirmiştir. Katma Değer Vergisi (KDV) ve Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) KDV gelirleri, analiz döneminde sürekli artış göstermiştir. Bu artışın arkasında, dolaylı vergilere dayalı tahsilat kolaylığı ve hükümetin gelir açığını kapatmak için tüketim üzerinden vergi alma eğilimi yatmaktadır. KDV’deki yükseliş, vergi adaletinin bozulduğunun en somut göstergesidir; zira düşük gelirli kesimler, gelirlerine oranla çok daha yüksek oranda KDV ödemektedir. ÖTV gelirlerinde ise 2021–2022 yıllarında oransal bir düşüş yaşanmış, bu durum istisnalar, muafiyetler ve otomotiv sektöründe yaşanan çip krizi ile ilişkilidir. 2023’te ise oran yeniden 62 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2040 ‒ %20 seviyesine yaklaşmış, bu artışta akaryakıt ve taşıt üzerindeki vergi yüklerinin artırılması etkili olmuştur. Bu gelişme, hükümetin vergi gelirlerini artırmak için enflasyonist fiyat etkisini kullanma eğilimini yansıtmaktadır. Diğer Vergi Kalemleri Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV), Özel İletişim Vergisi (ÖİV) ve Damga Vergisi gibi dolaylı nitelikli vergilerde büyük yapısal değişim görülmemekle birlikte, 2019 sonrası dönemde finansal işlemlerin vergilendirilmesi yönünde bir artış eğilimi dikkat çekmektedir. Özellikle dijital hizmet vergisinin sisteme dahil edilmesi, vergi tabanını genişletme çabasını yansıtsa da, toplam gelir içindeki payı hâlen sınırlı düzeydedir. Genel olarak, 2006–2024 dönemi vergi kompozisyonu incelendiğinde, Türkiye’nin vergi yapısının giderek dolaylı vergilere bağımlı hale geldiği, doğrudan vergilerin ise sınırlı kaldığı görülmektedir. Gelir Vergisi’nin payındaki düşüş, gelir dağılımı açısından adaletsizlik yaratmakta; Kurumlar Vergisi ve dolaylı vergilerdeki artış ise sermaye ve tüketim üzerinden vergi toplama eğilimini güçlendirmektedir. Bu tablo, vergi politikalarının ekonomik büyümeyi desteklemek yerine kısa vadeli gelir yaratma hedefiyle şekillendiğini göstermektedir. Kalıcı bir mali denge için vergi sisteminin;  Gelir kapasitesine göre artan oranlı vergilendirmeyi güçlendirmesi,  Dolaylı vergilerin payını azaltması,  Vergi istisna ve muafiyetlerini sadeleştirmesi,  Enflasyonun vergi adaletini aşındırıcı etkilerini telafi edecek otomatik endeksleme mekanizmalarını hayata geçirmesi gerekmektedir. 63 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2041 ‒ Tablo: Bütçe Ver�ler�n�n B�r Öncek� Yıla Göre Artış Oranları (%) Bütçe Giderleri Bütçe Gelirleri Bütçe Dengesi 83,52 89,90 99,72 76,10 61,08 55,63 60,08 36,96 33,21 29,20 14,56 11,25 18,14 9,7524,03 6,88 15,03 12,80 12,83 15,36 16,13 22,49 20,22 20,37 20,37 36,33 18,02 12,01 17,21 9,93 13,49 14,78 13,78 15,47 17,50 9,73 10,11 2,80 16,73 9,16 -0,67 -14,96 -27,17 -26,03 -27,23 -40,52 -59,63 -52,39 -65,39 -71,33 -65,24 -195,26 -202,67 -362,20 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 Bütçe Giderleri 14,56 11,25 18,14 9,75 6,88 15,03 12,80 9,93 12,83 15,36 16,13 22,49 20,37 20,37 33,21 83,52 89,90 61,08 Bütçe Gelirleri 9,73 10,11 2,80 18,02 16,73 12,01 17,21 9,16 13,49 14,78 13,78 20,22 15,47 17,50 36,33 99,72 76,10 60,08 Bütçe Dengesi -195,26 -27,17 -202, 67 24,03 55,63 -65,39 36,96 -26,03 -0,67 -27,23 -59,63 -52,39 -71,33 -40,52 -14,96 29,20 -362, 20 -65,24 Bu tabloda bütçe verilerinin bir önceki yıl bütçesindeki verilere göre artış oranları gösterilmektedir. Yıllar itibariyle bütçe dengesinde yani bütçe açığında önceki yıl verilerine göre değişkenlikler göze çarpmaktadır. Bütçe giderlerinin özellikle son iki yılda yüzdesel olarak daha çok arttığı gözlemlenmektedir. Bütçe gelirlerinde de aynı durum geçerlidir. Ancak 2022 yılında bütçe gelirlerindeki artışın %100 seviyesine ulaşması yeni vergiler ve vergi oranlarındaki artış nedeniyle kaynaklandığı söylenebilir. 2023 yılında ise yine bütçe gider ve gelirlerindeki büyük artış yine dikkatleri üzerine çekmektedir. Ayrıyeten 2023 bütçe dengesinde yaşanan yüzde değişim adeta kırmızı alarm verildiğinin göstergesidir. Özellikle son dört yıldaki sert yükselişler, bütçenin büyüme hızından çok fiyat artışlarıyla genişlediğini, gelir politikasının harcamaları karşılamakta yetersiz kaldığını göstermektedir. Artan cari harcamalar ve faiz giderleri, yatırım harcamalarının payını daraltmış; bütçenin niteliğini refahı artıran bir araç olmaktan çıkarmıştır. 64 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2042 ‒ Genel olarak tablo, 2021 sonrası dönemde uygulanan genişleyici maliye politikasının kalıcı enflasyon ve borçlanma baskısını güçlendirdiğini, bütçenin artık nominal değil reel disiplinle yönetilmesi gerektiğini göstermektedir. 2024 Bütçe Göstergeleri 12.000.000 10.777.008 10.000.000 8.670.862 8.000.000 6.000.000 4.000.000 2.000.000 1.270.456 -2.106.146 -835.690 0 Gelir Gider Aylık Bütçe Faiz Giderleri Faiz Dışı Denge -2.000.000 Dengesi -4.000.000 Şekil:. 2024 Yılı Merkez� Yönet�m Bütçe Göstergeler� Şekilde görüldüğü üzere 2024 yılı bütçe açığı 2.106 trilyon TL iken, aşağıdaki tabloda görüleceği gibi 2025 yılı Ocak-Eylül ayları arasında 1.217 trilyon TL bütçe açığı verilmiştir. İlk 9 ayda 2024 yılındaki bütçe açığı seviyesine yaklaşılmıştır. 2025 yılı faiz harcamaları çıkarıldığında faiz dışı denge 445.102 milyar TL olarak pozitif durumdadır. 65 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2043 ‒ Tablo: Bütçe Denges� ve Fa�z Dışı Denge (Ocak-Ek�m 2025) Aylık Bütçe Milyon TL Gelir Gider Faiz Giderleri Faiz Dışı Denge Dengesi Ocak 917.083 1.056.342 -139.259 163.018 23.759 Şubat 723.425 1.033.517 -310.092 139.688 -170.404 Mart 766.261 1.027.727 -261.466 161.243 -100.223 Nisan 957.413 1.132.127 -174.714 260.659 85.945 Mayıs 1.324.971 1.089.743 235.228 111.156 346.384 Haziran 909.427 1.239.603 -330.176 275.675 -54.501 Temmuz 1.096.914 1.120.775 -23.861 134.588 110.727 Ağustos 1.288.072 1.191.367 96.705 179.732 276.437 Eylül 1.021.358 1.331.001 -309.643 236.621 -73.022 Ekim 1.147.070 1.370.269 -223.199 157.408 -65.791 Kümülatif Toplam 10.151.994 11.592.471 -1.440.477 1.819.788 379.311 2025 yılının ilk on aylık bütçe gerçekleşmeleri, mali disiplinin ciddi biçimde zayıfladığını ve bütçe açığının tarihsel ölçekte en yüksek düzeylere ulaştığını göstermektedir. Ocak–Ekim döneminde bütçe gelirleri 10,15 trilyon TL, giderler ise 11,6 trilyon TL olarak gerçekleşmiş; 1 trilyon 440 milyar TL açık verilmiştir. Aynı dönemde faiz harcamaları 1,82 trilyon TL’ye yükselmiş, faiz dışı denge ise 379 milyar TL fazla vermiştir. Ancak bu fazla, nominal artışın etkisidir; reel bazda kamu maliyesi hâlâ negatif denge içindedir. Ocak ayında 139 milyar TL açık verilmiş, bu tutar 2022 yılının toplam yıllık açığının dahi üzerine çıkmıştır. Şubat, Mart, Haziran, Eylül ve Ekim aylarında açıklar derinleşmiş, özellikle Haziran’da 330 milyar TL’lik açık, yılın en yüksek aylık bütçe dengesizliğini oluşturmuştur. Yalnızca Mayıs ve Ağustos aylarında sınırlı fazla elde edilmiş, diğer aylarda bütçe gelirleri giderleri karşılayamamıştır. Bu tablo, gelirlerin artmasına rağmen harcamalardaki ivmenin daha yüksek olduğunu göstermektedir. 2025’in ilk on ayında faiz giderleri geçen yılın aynı dönemine göre %73,5 artış göstermiştir. Bu durum, borçlanma maliyetlerinin hızla yükseldiğini ve bütçe üzerindeki faiz yükünün kalıcı hâle geldiğini ortaya koymaktadır. Ekonomide uzun zamandır süregelen “üçüz açık” (bütçe, cari işlemler ve tasarruf açığı) yapısı 2025’te de devam etmektedir. Faiz dışı dengenin pozitif görünümü, gelirlerin enflasyonist artış 66 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2044 ‒ ve tek seferlik gelirlerle desteklenmesinden kaynaklanmakta; sürdürülebilir bir mali iyileşme anlamına gelmemektedir. Kamu gelirleri nominal olarak artsa da giderler özellikle cari transferler, personel giderleri ve faiz ödemeleri nedeniyle reel olarak çok daha hızlı genişlemektedir. Ocak - Ekim 2025 Bütçe Göstergeleri 14.000.000 11.592.471 12.000.000 10.151.994 10.000.000 8.000.000 6.000.000 4.000.000 1.819.788 2.000.000 -1.440.477 379.311 0 Gelir Gider Aylık Bütçe Faiz Giderleri Faiz Dışı Denge -2.000.000 Dengesi -4.000.000 Şekil: 2025 Bütçe Göstergeler� (Ocak-Ek�m) Şekil 32’de bu eğilimi doğrular niteliktedir. 2024 yılı itibarıyla bütçe açığı, 2003–2022 döneminde verilen açıkların toplamını aşmış; faiz harcamaları ise bu dönemdeki toplam bütçe açığından daha büyük bir tutara ulaşmıştır. 2025’te de bu eğilimin sürmesi beklenmektedir. Merkez Bankası’nın politika faizlerini yükseltmesiyle birlikte mevduat ve kredi faiz oranları keskin biçimde artmıştır. Bu durum yatırımları baskılamakta, bütçe gelirlerini genişleten bir unsur olmamakta; tersine, büyüme hızını düşürerek vergi tabanını daraltmaktadır. Aynı zamanda yüksek faizler, carry trade yoluyla kısa vadeli sermaye girişlerini teşvik etmiş, ancak bu girişlerin geçici niteliği bütçe ve finansman dengesi açısından ciddi risk oluşturmaktadır. Sonuç olarak, 2025’in ilk dokuz aylık bütçe performansı, yapısal gelir reformları yapılmadan harcama artışlarının sürdürülebilir olmadığını ortaya koymaktadır. Faiz yükünün artışı ve reel gelir erimesi, maliye politikasının manevra alanını daraltmaktadır. Kalıcı mali denge için borçlanma stratejisinin yeniden tanımlanması, kamu harcamalarının verimliliğe göre önceliklendirilmesi ve bütçe disiplininin kurala bağlanması zorunludur. 67 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2045 ‒ 3. 2026 BÜTÇESİNE BAKIŞ 3.1. 2026 BÜTÇESİNİN GENEL DEĞERLENDİRMESİ 2026 yılı bütçesi, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu kırılgan yapıyı onarmaktan ziyade, mevcut sorunları öteleyen bir anlayışın ürünüdür. Bütçe, yüksek enflasyonun, artan borçlanma maliyetlerinin ve kamu kaynaklarındaki etkinlik sorunlarının ortasında hazırlanmıştır. Ancak bu tablo karşısında rasyonel ve uzun vadeli bir mali programdan ziyade, geçici rahatlama sağlayan, günü kurtarmaya dönük politikalar tercih edilmiştir. Harcamalar tarafında belirgin bir artış söz konusudur; fakat bu artış üretken yatırım ya da istihdam yaratacak alanlara yönelmemekte, büyük oranda cari transferler, teşvik paketleri ve seçim odaklı harcama kalemleri üzerinden şekillenmektedir. Böyle bir yaklaşım, ekonomik büyümenin kalitesini düşürmekte ve bütçeyi verimsiz bir harcama döngüsüne hapsetmektedir. Gelir politikaları tarafında da tablo pek farklı değildir. Dolaylı vergilere olan bağımlılık devam ederken, vergi tabanını genişletecek, kayıt dışılığı azaltacak ya da gelir adaletini güçlendirecek yapısal adımlar yine atılmamıştır. Vergi politikası, ekonomik adaleti sağlamak yerine, yükü orta gelirli ve dar gelirli kesimlerin sırtına yıkan bir mekanizma hâline gelmiştir. Bu durum, gelir dağılımındaki eşitsizlikleri derinleştirirken, sosyal adaleti zedelemektedir. 2026 bütçesi ayrıca, dış şoklara ve küresel kırılganlıklara karşı dayanıklılıktan yoksun bir görünüm sergilemektedir. Jeopolitik risklerin arttığı, enerji maliyetlerinin dalgalandığı bir dönemde maliye politikasının yönsüz kalması, Türkiye’nin ekonomik kırılganlığını artırmaktadır. Böyle bir bütçe yapısı, ekonomiyi korumaktan çok, dış dalgalanmalara açık hale getirmektedir. Enflasyonla mücadelede maliye politikasının para politikasına eşlik etmesi gerekirken, bu bütçe tam tersine genişleyici bir etki yaratmaktadır. Harcamaların enflasyonu besleyen yapısı, Merkez Bankası’nın sıkılaştırma çabalarını gölgeleme riski taşımaktadır. Sonuç olarak, 2026 yılı bütçesi ne fiyat istikrarını ne de gelir dağılımını koruyabilen bir çerçeve sunmaktadır. Bu yönleriyle 2026 bütçesi, uzun vadeli bir ekonomik vizyondan çok, kısa vadeli siyasi ve mali manevraların toplamı görünümündedir. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey, harcamayı kısmaktan ibaret bir kemer sıkma değil; adil, teknoloji ve inovasyonu benimseyen, üretim 68 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2046 ‒ odaklı ve sürdürülebilir bir mali yapı kurmaktır. Aksi halde, bu bütçe yalnızca bugünün değil, yarının kaynaklarını da tüketen bir “borçlanma ekonomisinin” devamı olacaktır. 100,00% 36,03% 25,93% 14,48% 6,93% 2,78% 2,10% 1,98% 3,17% 6,60% ri . i ri i i le id ler le ler ler ler m e ek la m er iG er er sf er er f er er d en p d d d id s V To lG i Pr im Gi zG i ra n eG an rç kÖ ne v. l ım F ai r iT ye Tr Bo ede o e A a a y e Y rs v. D et C rm a Pe Se m . Gü H izm S er s So ve al M Şekil: 2026 Yılı Bütçesi Ekonomik Sınıflandırma Ödeneklerinin Bütçe İçerisindeki Payı Toplam 18.928.815.484.000 Yedek Ödenek 375.026.251.000 Borç Verme 397.083.301.000 Sermaye Transferleri 525.369.037.000 Sermayee Giderleri 1.312.319.173.000 Cari Transferler 6.820.793.847.000 Faiz Giderleri 2.741.656.000.000 Mal ve Hizmet Alım Giderleri 1.249.567.875.000 Sos. Güv. Dev. Primi Gid. 599.691.060.000 Personel Giderleri 4.907.308.940.000 Şekil: 2026 Yılı Bütçes� Ekonom�k Sınıflandırma Ödenekler� 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinin ekonomik sınıflandırmasına ilişkin veriler, mali yapının niteliksel yönü açısından çarpıcı bir tablo ortaya koymaktadır. Bütçede en yüksek payı cari transferler (%36,03) ve personel giderleri (%25,93) oluşturmaktadır. Bu iki kalemin 69 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2047 ‒ toplamı, bütçe harcamalarının üçte ikisinden fazlasını kapsamakta; bu da harcamaların büyük bölümünün üretim, yatırım ve verimlilik artırıcı alanlar yerine cari nitelikli kalemlere yöneldiğini göstermektedir. Faiz giderlerinin %14,48’lik payı, 2026 bütçesinin en baskın sorun alanlarından biridir. Faiz harcamalarına ayrılan bu kaynak, yatırım, eğitim, Ar-Ge veya istihdam programlarının toplamından daha yüksektir. “Faize karşı mücadele” söylemiyle hazırlanan bir bütçenin bu düzeyde faiz yükü taşıması, mali politikanın retorikle gerçeklik arasındaki kopukluğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Cari transferlerdeki yüksek oran, kamu kaynaklarının önemli bir kısmının doğrudan üretime değil, transfer harcamaları yoluyla tüketime yönlendirildiğini göstermektedir. Ayrıca, cari transferler ve mal ve hizmet alım giderlerinin yüksek oranları, bütçe kaynaklarının stratejik ve verimli bir şekilde kullanılıp kullanılmayacağı konusunda şüpheler uyandırmaktadır. Çünkü, kamu kaynaklarının israfı bu kalemler içerisinde daha yaygın olarak görülmektedir. Bu kalem altında yer alan sosyal güvenlik açık finansmanı, tarımsal destekler, görev zararları ve teşvik ödemeleri, verimlilikten uzak ve kalıcı sonuç üretmeyen harcama yapısının göstergesidir. Bu durum, Türkiye ekonomisinin “büyüyen ama üretmeyen” karakterinin bütçedeki yansımasıdır. Buna karşılık, sermaye giderleri (%6,93) ve sermaye transferleri (%2,78) son derece düşük seviyelerde kalmıştır. Yatırım harcamalarının bu ölçüde sınırlı olması, bütçenin kalkınma perspektifinden uzak, kısa vadeli nakit yönetimi mantığıyla hazırlandığını göstermektedir. 2026 bütçesi, üretken kapasiteyi güçlendirecek altyapı, sanayi dönüşümü veya teknoloji yatırımlarına kaynak aktarmaktan ziyade, mevcut harcama baskısını sürdürmeye odaklanmıştır. Mal ve hizmet alım giderleri (%6,60) ile sosyal güvenlik prim ödemeleri (%3,17) de toplam bütçede anlamlı bir yer tutmaktadır. Ancak bu kalemler, kamuda yapısal reform yapılmadığı sürece verimlilik üretmeyen, sadece harcama büyüklüğünü artıran unsurlar olmaya devam etmektedir. Bütçede yedek ödenek (%1,98) ve borç verme (%2,10) gibi esnek kalemlerin de dikkate değer bir düzeye ulaşması, kaynak kullanımında keyfilik riskini artırmaktadır. Şekilde görüldüğü üzere, 2026 yılı bütçesi yaklaşık 18,9 trilyon TL ödenek öngörmektedir. Bunun 6,8 trilyon TL’si cari transferlere, 2,7 trilyon TL’si faiz ödemelerine ve 4,9 trilyon TL’si personel giderlerine ayrılmıştır. Bu dağılım, kamu maliyesinin yapısal bağımlılık içinde 70 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2048 ‒ olduğunu, bütçenin neredeyse tamamının zorunlu ve esnek olmayan giderlerden oluştuğunu göstermektedir. Netice itibariyle, 2026 yılı bütçesi yatırım ve kalkınma odaklı olmaktan çok, faiz ve cari harcama odaklı bir transfer bütçesi niteliği taşımaktadır. Bu tablo, mali disiplinin zayıfladığını, bütçe kaynaklarının sosyal fayda ve ekonomik üretkenlik yerine borç servisi ve idari giderlere yöneldiğini göstermektedir. Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşabilmesi için, kamu harcamalarında önceliklendirme, verimlilik ve hesap verebilirlik ilkelerinin güçlendirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluk haline gelmiştir. Bütçelerin memleketin refahı motivasyonu ile hazırlanması gerekirken böyle bir bütçenin nasıl insanımıza müreffeh bir yaşam sunacağı ciddi bir soru işaretidir. Bu bütçe bu haliyle bir faiz bütçesidir, milletimize, memleketimize bereket getirmesi beklenemez. Bütçe harcamalarında, ekonomik büyüme ve kalkınma hedefleriyle uyumluluk bulunmamaktadır. Yatırımlar öncelik olarak görülmemekte bu nedenle kaynakların etkin kullanılmadığı görülmektedir. Bu bütçe kalkınma odaklı değil, israf odaklıdır. Bu bütçe, vatandaşlarımızın sıkıntılarını çözen değil yeni sıkıntılar yükleyen bir bütçedir. 90,00% 85,50% 82,58% 80,00% 70,00% 60,00% 50,00% 40,00% 30,00% 20,75% 24,50% 17,54% 15,30% 20,00% 3,52% 10,00% 3,55% 0,00% i i i i ı ı ı er er ler lir YH ay ay ay G id G id e l ir e Ge / GS k iP k iP k iP G* a a tçe tçe gi G tç 'da 'd 'd / Bü / Bü er Bü KKB YH S YH S YH i i V m S G l ir l ir r i/ pl a in G in in G e Ge i Ge e r le To r in r in r in g d i/ l i e tç Ve r Gi r r le Ge er l Bü iz r le ide id Fa ide G tçe G iz G Fa iz Bü tç e Fa Bü Şekil: 2026 Bütçe İstat�st�kler� *KKBG: Kamu Kesimi Borçlanma Gereksinimi 71 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2049 ‒ Şekil, Türkiye’nin 2026 yılı mali yapısındaki dengesizlikleri bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır. Grafiğe göre, bütçe gelirlerinin bütçe giderlerini karşılama oranı %85,50, vergi gelirlerinin bütçe giderlerini karşılama oranı ise %82,58 seviyesindedir. Bu veriler, giderlerin yaklaşık %15’lik kısmının gelirlerle finanse edilemediğini ve bu farkın doğrudan borçlanma ile kapatıldığını göstermektedir. Başka bir ifadeyle, devlet her 100 liralık harcamanın 15 lirasını borçla finanse etmektedir. Faiz giderlerinin toplam bütçe giderleri içindeki payı %17,54, vergi gelirlerine oranı ise %15,30 düzeyindedir. Bu, vatandaşların ödediği her 100 liralık verginin 15 lirasının doğrudan borç faizi ödemelerine gittiği anlamına gelmektedir. Faiz yükü bu denli yüksekken, yatırım ve kalkınma harcamalarına yeterli kaynak ayrılamamakta, bütçenin gelişme potansiyeli borç servisinin altında ezilmektedir. Kamu Kesimi Borçlanma Gereksinimi’nin (KKBG) GSYH’ye oranı %3,52, faiz giderlerinin GSYH’ye oranı %3,55, bütçe gelirlerinin GSYH’ye oranı %20,75, bütçe giderlerinin GSYH’ye oranı ise %24,50 olarak hesaplanmıştır. Bu oranlar, bütçenin milli gelir içerisindeki büyüklüğünün tehlikeli bir biçimde artmakta olduğunu göstermektedir. Türkiye ekonomisinde devletin harcama payı her geçen yıl genişlemekte, ancak bu genişleme üretken alanlara değil, borç ödemelerine ve cari harcamalara yönelmektedir. Maastricht kriterlerine göre bütçe açığının GSYH’ye oranı %3’ü geçmemelidir; oysa Türkiye’de bu oran resmi sınıra yaklaşmış, hatta bazı alt kalemlerde fiilen aşılmıştır. Bu durum, mali disiplinin gevşediğini ve bütçe açıklarının ekonomik istikrarı tehdit eden bir yapısal soruna dönüştüğünü göstermektedir. 2026 bütçesi, gelirlerin nominal olarak artmasına rağmen reel anlamda zayıf bir performans sergilemektedir. Enflasyonun etkisiyle şişen vergi tahsilatları, yapısal gelir artışı gibi görünse de gerçekte alım gücü düşen vatandaşlardan alınan dolaylı vergilerin artışıdır. Bu durum hem gelir adaletini zedelemekte hem de büyümenin kalitesini bozmaktadır. Özetle, 2026 yılı bütçesi;  Gelir–gider dengesizliği derinleşen,  Faiz ödemeleriyle genişleyen,  Yatırım ve üretimden uzaklaşan, 72 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2050 ‒  Borçlanma ile ayakta duran bir mali yapıyı ortaya koymaktadır. Bu tablo, Türkiye’nin gelecekteki mali sürdürülebilirliği açısından ciddi bir risk sinyali vermektedir. Kamu harcamalarının üretkenliğe yönelmediği, faiz yükünün büyüdüğü ve gelir yapısının adalet ilkesinden uzaklaştığı bir bütçe, yalnızca günü kurtarır; ancak gelecek kuşaklara daha ağır bir borç ve enflasyon yükü bırakır. 2026 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE VERİLERİ 18.928.815.484.000 16.216.123.000.000 2.741.656.000.000 -2.712.692.484.000 28.963.516.000 BÜTÇE GELİRİ BÜTÇE GİDERİ FAİZ GİDERİ BÜTÇE AÇIĞI FAİZ DIŞI DENGE Şekil: 2026 Merkezi Yönetim Bütçesi Verileri 2026 yılı merkezi yönetim bütçesi verileri, Türkiye ekonomisinin mali dengesinde bozulmanın derinleştiğini açık biçimde göstermektedir. Toplam bütçe gelirleri 16 trilyon 216 milyar TL, bütçe giderleri 18 trilyon 928 milyar TL, faiz giderleri 2 trilyon 741 milyar TL olarak öngörülmüştür. Bu verilerle birlikte bütçe açığı 2 trilyon 713 milyar TL, faiz dışı fazla ise 29 milyar TL düzeyindedir. 2025 yılıyla karşılaştırıldığında, bütçe gelirlerinde %26,7’lik bir artış, giderlerde ise %28,5’lik bir artış öngörülmektedir. Bunlar gerçekte vatandaşın üzerine binen vergi yükünün artmasıyla sağlanmaktadır. Hükümetin mali alanı genişletmek için yeni vergi kalemleri ve oran artışlarına yöneldiği, vergilerle bütçe gelirlerini büyüttüğü anlaşılmaktadır. Ancak bu gelir artışı, bütçe açığını kapatmaya yetmemektedir. 2026 yılında bütçe açığı 2,7 trilyon TL’ye ulaşarak Cumhuriyet tarihinin en yüksek açıklarından birini oluşturmuştur. Faiz dışı dengenin dahi negatif olması, Türkiye’nin artık sadece borç faizlerini değil, ana borç 73 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2051 ‒ yükünü de çevirmekte zorlandığını göstermektedir. Bu tablo, mali disiplinin sürdürülemediğini ve borçlanmanın yapısal bir finansman aracına dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Faiz giderlerinin toplam bütçedeki payı yaklaşık %14,5 civarındadır. Bu oran, bütçede yatırımlara ayrılan payın neredeyse iki katına denk gelmektedir. Devletin her 100 liralık harcamasının 14 lirasının faiz ödemelerine gitmesi, bütçenin kalkınma ve üretim yerine borç servisine bağımlı hale geldiğini göstermektedir. 2026 bütçesi, ekonomik istikrar ve büyüme hedefleri açısından sürdürülebilir bir çerçeve sunmamaktadır. Gelir artışları büyük ölçüde enflasyonun yarattığı nominal etkiden kaynaklanmakta, reel anlamda kamu maliyesi güçlenmemektedir. Bu durum, bütçe dengesindeki bozulmanın yapısal hale geldiğine, ekonomik büyümenin ise vergi artışlarıyla değil, üretim ve yatırım odaklı politikalarla sağlanması gerektiğine işaret etmektedir. Sonuç olarak, 2026 bütçesi gelir artışına rağmen açık ekonomisidir; harcama kalitesi düşük, faiz yükü yüksek, borçlanma baskısı ağırdır. Bu tablo, ekonomide reform ihtiyacını ve mali disiplinin yeniden tesis edilmesi gerekliliğini her zamankinden daha güçlü biçimde ortaya koymaktadır. 28.963.516.000 KKBG BÜTÇE AÇIĞI FAİZ DIŞI DENGE -2.719.482.346.000 -2.712.692.484.000 Şekil: 2026 Bütçesi (Bütçe Açığı-Faiz Dışı Açık-KKBG) Şekil’de yer alan veriler, Türkiye’nin kamu maliyesinde disiplinin zayıfladığını ve yapısal açıkların kalıcı hale geldiğini açık biçimde göstermektedir. 2026 yılı bütçe açığı 2 trilyon 713 milyar TL, faiz dışı fazla 29 milyar TL, kamu kesimi borçlanma gereksinimi (KKBG) ise 2 74 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2052 ‒ trilyon 719 milyar TL seviyesindedir. Bu büyüklükler, Türkiye ekonomisinin borçla çevrilen bir bütçe mekanizmasına sıkıştığını ve mali sürdürülebilirliğin ciddi biçimde tehdit altında olduğunu göstermektedir. Bütçe açığının GSYH’ye oranı yaklaşık %3,1 seviyesindedir. Bu oran, Maastricht kriterlerinin sınır değerine dayanmakta ve Türkiye’nin mali disiplin açısından risk eşiğinde olduğunu ortaya koymaktadır. Söz konusu açık, yalnızca ekonomik konjonktürün değil, aynı zamanda uzun süredir ertelenen yapısal reformların da bir sonucudur. Üretim ve istihdamı önceleyen politikalar yerine kısa vadeli mali genişleme tercihleri, kamu bütçesini borç-faiz sarmalına sürüklemiştir. KKBG’nin (2,7 trilyon TL) yüksekliği, kamu finansmanının büyük oranda borçlanmaya dayandığını göstermektedir. Bu durum, bütçenin yalnızca mevcut harcamaları değil, faiz ödemelerini ve borç çevrimini finanse etmek için de yeni borç yaratmak zorunda kaldığını ifade etmektedir. Böyle bir yapı, borcun faizini borçla ödeyen bir ekonomi görüntüsünü güçlendirmekte ve borçlanmanın “yapısal bağımlılık” haline geldiğini göstermektedir. Bu ölçekteki borçlanma gereksinimi, ülkenin kredi notunu aşağı çekerken, dış finansman maliyetlerini artırmakta ve yabancı yatırımcı nezdinde güven erozyonuna yol açmaktadır. Aynı zamanda, artan faiz ödemeleri nedeniyle bütçede eğitim, sağlık, sosyal koruma ve yatırımlara ayrılabilecek kaynaklar daralmakta; kamu hizmetlerinin niteliği düşmektedir. Faiz dışı dengenin 29 milyar TL fazla vermesi, ilk bakışta gelir artışlarının harcama artışlarını kısmen de olsa karşıladığını göstermektedir. Ancak bu tutar hem yüksek enflasyon hem de artan vergi yükü dikkate alındığında son derece sınırlı bir fazla niteliğindedir ve özellikle hızla yükselen faiz giderlerini karşılamaya yetmemektedir. Başka bir ifadeyle, devlet faiz ödemeleri hariç kalemlerde küçük de olsa fazla verse bile, faiz yükü eklendiğinde bütçe genel olarak açık vermeye devam etmekte, bu da mali disiplinin kâğıt üzerinde korunmaya çalışıldığını ancak faiz baskısı nedeniyle bütçe yapısının sürdürülebilir olmaktan uzaklaştığını göstermektedir. Sonuç itibarıyla, 2026 bütçesi bir borç ekonomisinin bütçesidir. Bütçe açığının finansmanı vergi artışlarıyla değil, yeni borçlanma turlarıyla sağlanmakta; bu da borç stokunu büyütmektedir. Faiz giderlerinin ve borçlanma gereksiniminin GSYH’ye oranı, ekonomik büyümeden çok daha hızlı artmaktadır. 75 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2053 ‒ Türkiye’nin ekonomik istikrarını yeniden kazanabilmesi için; • Mali kuralın yeniden tesis edilmesi, • Bütçede yatırım önceliklerinin belirlenmesi, • Borçlanmanın sınırlandırılması ve şeffaf raporlanması, • Kamu harcamalarında verimlilik esaslı bir yeniden yapılanmanın başlatılması zorunludur. Aksi takdirde, 2026 bütçesi yalnızca bugünün açıklarını değil, gelecek nesillerin borç yükünü de büyüten bir mali tablo olarak tarihe geçecektir. Tablo: 2026 Yılı Bütçe Gelirleri 2025 BÜTÇE BÜTÇEDEKİ GELİR TÜRLERİ GELİRİ(TEKLİFİ) PAYI VERGİ GELİRLERİ 15.631.078.653.000 87,21% TEŞEBBÜS VE MÜLKİYET GELİRLERİ 301.540.319.000 1,68% ALINAN BAĞIŞ VE YARDIMLAR İLE ÖZEL 0,58% 103.150.750.000 GELİRLER DİĞER GELİRLER 1.682.866.789.000 9,39% SERMAYE GELİRLERİ 203.258.310.000 1,13% ALACAKLARDAN TAHSİLAT 1.910.422.000 0,01% TOPLAM BÜTÇE GELİRİ 17.923.805.243.000 100% RED VE İADELER ( - ) 1.891.772.756.000 NET BÜTÇE GELİRİ 16.032.032.487.000 2025 yılına kıyasla 2026 yılındaki Bütçe Gelir kalemlerinin artış oranları;  Vergi Gelirlerindeki artış oranı %28,7  Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirlerindeki artış oranı %82,34  Alınan Bağış ve Yardımları ile Özel Gelirlerdeki artış oranı %71,93 76 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2054 ‒  Diğer Gelirlerdeki artış oranı %32,83  Sermaye Gelirlerindeki artış oranı %492  Toplam Bütçe Gelirlerindeki artış oranı %26,20  Red ve İadelerdeki (Vergi Harcamaları) artış oranı %23,50  Net Bütçe Gelirlerindeki artış oranı ise %26,54’dur. 2026 yılı merkezi yönetim bütçesi gelir kalemleri, Türkiye’nin mali yapısında vergiye dayalı gelir kompozisyonunun daha da ağırlaştığını ortaya koymaktadır. Toplam bütçe gelirinin 17 trilyon 923 milyar TL olduğu, bunun 15 trilyon 631 milyar TL’sinin (%87,21) vergi gelirlerinden oluştuğu görülmektedir. Bu oran, Türkiye’de bütçenin neredeyse tamamen vergiye dayalı olduğunu; kamu gelirlerinde üretimden, mülkiyetten veya yatırım getirilerinden sağlanan payın son derece sınırlı kaldığını göstermektedir. Vergi gelirlerindeki artış oranı bir önceki yıla göre %51,8’dir. Ancak bu artış, ekonomik canlılıktan değil, büyük ölçüde enflasyon kaynaklı fiyat artışları ve vergi oranlarındaki yükseliş nedeniyle sağlanmıştır. Bu tablo, vatandaşın üzerindeki vergi yükünün 2026’da daha da ağırlaşacağına işaret etmektedir. Dolaylı vergiler (KDV, ÖTV vb.) toplam vergi gelirlerinin yaklaşık üçte ikisini oluşturmaya devam etmektedir. Bu da gelir adaletinin bozulduğunu, düşük ve orta gelirli kesimlerin bütçenin asıl yükünü taşımaya devam ettiğini göstermektedir. Teşebbüs ve mülkiyet gelirleri 301 milyar TL ile bütçenin yalnızca %1,68’ini oluşturmuştur. Bu oran, kamunun ekonomik faaliyetlerden elde ettiği gelirin çok düşük düzeyde kaldığını ve kamu varlıklarının gelir üretme kapasitesinin zayıf olduğunu göstermektedir. Bu kalem, Türkiye’nin kamusal üretim gücünün ve sürdürülebilir gelir kaynaklarının yıllar içinde nasıl daraldığının göstergesidir. Alınan bağış ve yardımların 103 milyar TL (%0,58) seviyesinde kalması, bütçenin dış finansman veya proje bazlı hibelerden sınırlı ölçüde yararlandığını göstermektedir. Uluslararası fonlardan veya kalkınma kuruluşlarından sağlanan katkıların sınırlılığı, dış kaynak kullanımında etkin stratejilerin oluşturulmadığını göstermektedir. “Diğer gelirler” kalemi 1 trilyon 682 milyar TL (%9,39) ile dikkat çekici bir büyüklüğe ulaşmıştır. Bu kalem, çoğunlukla vergi dışı tek seferlik gelirleri (örneğin varlık satışları, yeniden değerleme kazançları, kâr transferleri) içermektedir. Bu tür gelirlerin yüksekliği, 77 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2055 ‒ bütçenin sürdürülebilir gelir üretmek yerine geçici kaynaklara dayandığını göstermektedir. Sermaye gelirleri ise 203 milyar TL (%1,13) ile önceki yıllara nazaran aşırı derecede bir artış gözlemlenmektedir. Tabloda “Red ve İadeler” kalemi, yani vergi harcamaları, 1 trilyon 891 milyar TL olarak belirtilmiştir. Bu rakam, vergi istisnaları, muafiyetler ve indirimler nedeniyle bütçeye girmeyen gelirleri ifade eder. Bu kalemdeki artış, vergi sisteminin karmaşıklığını ve adaletsizliğini gözler önüne sermektedir. Vergi iadeleri her geçen yıl büyümekte; bu büyüme, büyük sermaye gruplarının lehine işleyen vergi politikalarının bir sonucu olarak değerlendirilmektedir. Vergi harcamalarının milli gelir içindeki payının artması, sosyal adaletin zayıfladığını göstermektedir. 2026 yılı bütçesi bu yönüyle, çalışanların ve sabit gelirli kesimlerin değil, büyük sermaye çevrelerinin bütçesi niteliğindedir. 2026 bütçesi, vergi adaleti ve gelir çeşitliliği açısından kırılgan bir yapıdadır. Vergi yükü geniş toplum kesimlerinin üzerine yıkılmış, bütçenin gelir kalitesi düşmüştür. Gerçek bir mali reform için vergi sisteminin sadeleştirilmesi, istisna ve muafiyetlerin azaltılması, kayıt dışılıkla etkin mücadele edilmesi ve doğrudan vergilerin payının artırılması gerekmektedir. Aksi takdirde, gelir artışı yalnızca nominal kalacak; vatandaşın reel refahı artmayacaktır. Tablo: Verg� Sınıflarına Göre Dağılım 2026 YILI AÇIKLAMA GELİRİ(TEKLİF) Gelir ve Kazanç Üzerinden Alınan Vergiler (Dolaysız Vergiler) 5.298.922.356.000 Mülkiyet Üzerinden Alınan Vergiler (Servet Vergileri-Dolaysız Vergiler) 150.750.705.000 Dahilde Alınan Mal ve Hizmet Vergileri (Dolaylı Vergiler) 6.902.043.847.000 Uluslararası Ticaret ve Muamelelerden Alınan Vergiler (Dolaylı Vergiler Dahil) 2.506.243.226.000 Damga Vergisi (Dolaysız Vergiler) 313.381.504.000 Harçlar (Dolaysız Vergiler) 459.574.763.000 Başka Yerde Sınıflandırılmayan Vergiler 162.252.000 Vergi Gelirleri Toplamı 15.631.078.653.000 78 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2056 ‒  Merkezi Yönetim Bütçe gelirlerinin %87,21’i Vergi gelirlerinden oluşmaktadır.  Vergi Gelirleri içinde Dolaysız Vergilerin oranı %39,80,  Gelir ve Kurumlar Vergilerinin Vergi Gelirleri içindeki payı %33,90’dir.  Vergi Gelirlerinin içindeki Dolaylı Vergilerin oranı %60,20,  Dahilde ve İthalde Alınan KDV – ÖTV’nin vergi gelirlerine oranı ise %52,36’dir.  Sadece Kurumlar Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi bu bütçede Faiz Harcamalarını karşılayamamaktadır.  Vatandaşlarımızın ödediği vergiler faiz lobilerine gitmekteyken insanlarımız vergi yükünün altında ezilmektedir. Vergi yükünün üstüne birde faiz yükü ve Kur Korumalı Mevduattan kaynaklanan yüklerde bulunmaktadır. Aşağıdaki tabloda bazı vergi türlerinin 2026 yılı büyüklükleriyle vergi gelirleri içindeki oranları yer almaktadır. Tablo: Verg� Türler�ne Göre Gel�rler ve Verg�ler İç�ndek� Payı (%) VERGİ TÜRLERİNE GÖRE BÜTÇE 2026 YILI TOPLAM VERGİ GELİRLERİ GELİR KALEMLERİ (SEÇİLİ) GELİRİ(TEKLİF) İÇİNDEKİ PAYI Gelir Vergisi 3.558.110.924.000 22,76% Kurumlar Vergisi 1.740.811.432.000 11,14% Veraset ve İntikal Vergisi 12.299.393.000 0,08% Motorlu Taşıtlar Vergisi 138.306.453.000 0,88% Dahilde Alınan Katma Değer Vergisi 3.539.217.226.000 22,64% Özel Tüketim Vergisi 2.549.288.172.000 16,31% Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi 631.947.749.000 4,04% Şans Oyunları Vergisi 67.111.752.000 0,43% Özel İletişim Vergisi 59.306.600.000 0,38% Dijital Hizmet Vergisi 37.042.392.000 0,24% Konaklama Vergisi 18.129.956.000 0,12% Gümrük Vergileri 402.636.875.000 2,58% İthalde Alınan Katma Değer Vergisi 2.096.431.746.000 13,41% Damga Vergisi 313.381.504.000 2,00% Harçlar 459.574.763.000 2,94% Diğer Vergi Gelirleri 7.481.716.000 0,05% TOPLAM 12.651.461.859.000 %100 Tablo 13, 2026 yılı için Türkiye’nin vergi yapısındaki ağırlıkları ve dengesizlikleri açık biçimde ortaya koymaktadır. Toplam 12 trilyon 651 milyar TL olarak öngörülen vergi gelirlerinin bileşimi, vergi sisteminin üretimden ve kazançtan ziyade tüketim üzerinden gelir yaratmaya dayandığını göstermektedir. 79 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2057 ‒ 2026 yılında gelir vergisi 3 trilyon 558 milyar TL ile toplam vergi gelirlerinin %22,76’sını, kurumlar vergisi ise 1 trilyon 740 milyar TL ile %11,14’ünü oluşturmuştur. Bu iki doğrudan vergi kaleminin toplam payı yaklaşık %33,9’dur. Ancak bu oran, gelişmiş ekonomilerdeki doğrudan vergilerin payının (genellikle %60’ın üzerinde) oldukça altında kalmaktadır. Bu tablo, Türkiye’de vergi yükünün hâlâ çalışanlar, memurlar, küçük esnaf ve tüketiciler üzerinde yoğunlaştığını; sermaye kesiminin ise görece daha az vergi yükü taşıdığını göstermektedir. Dolaylı vergiler, bütçenin en büyük gelir kaynağı olmayı sürdürmektedir. Dahilde alınan KDV (%22,64), ithalde alınan KDV (%13,41) ve Özel Tüketim Vergisi (%16,31) kalemleri birlikte değerlendirildiğinde toplam vergi gelirlerinin %52,36’sını oluşturmaktadır. Bu oran, vergi sisteminin ağırlıklı olarak tüketim vergilerine dayalı olduğunu göstermektedir. Bu tür vergiler gelir düzeyine bakılmaksızın herkesten aynı oranda tahsil edildiği için adaletsiz ve regresif bir yapıya sahiptir. Düşük gelirli vatandaş, gelirinin çok daha büyük kısmını tüketime harcadığından, dolaylı vergiler onu orantısız şekilde etkiler. Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (%4,04) ile ithalat üzerinden alınan KDV ve gümrük vergileri (%2,58) ekonomik faaliyetin dış ticaret ve finans üzerinden de yüksek vergi yükü taşıdığını göstermektedir. Buna karşılık, motorlu taşıtlar vergisi (%0,88), dijital hizmet vergisi (%0,24), konaklama vergisi (%0,12) ve şans oyunları vergisi (%0,43) gibi kalemlerin payı oldukça düşüktür. Bu da, Türkiye’nin çağın gereklerine uygun yeni nesil vergilendirme alanlarını yeterince etkin kullanamadığını göstermektedir. Dijital ekonomi büyürken dijital hizmet vergisinin payının binde 2 seviyesinde kalması, vergi tabanının hâlâ geleneksel sektörlere sıkıştığının bir göstergesidir. Vergi Adaleti ve Reform İhtiyacı Bu dağılım, Türkiye’de vergide adaletin temel ilkesinden uzaklaşıldığını göstermektedir. Vergi sisteminin temel amacı, gelir dağılımında denge sağlamak ve sosyal adaleti güçlendirmek olmalıdır. Ancak mevcut tablo, tersine bir etki yaratmaktadır:  Gelir ve kurumlar vergisinin toplam payı sınırlı kalmakta,  Tüketimden alınan vergilerin payı sürekli artmakta,  Vergi istisna ve muafiyetleri büyük sermaye gruplarına avantaj sağlamaktadır. 80 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2058 ‒ Vergi politikası bu haliyle, “çok kazananın daha az, az kazananın daha çok vergi ödediği” bir düzene dönüşmüştür. Dolayısıyla vergi reformu, artık bir tercih değil, ekonomik istikrarın ön koşulu haline gelmiştir. Reform süreci, sadece oran değişiklikleriyle değil, vergi yapısının yeniden kurgulanmasıyla mümkün olabilir.  Dolaylı vergilerin payı kademeli olarak düşürülmeli,  Gelir ve servet üzerinden alınan vergilerin payı artırılmalı,  Dijital ekonomi, çevre vergileri ve karbon vergisi gibi çağdaş alanlar sisteme entegre edilmelidir. Ayrıca, vergi teşvikleri yalnızca üretim, ihracat ve teknolojik dönüşüm sağlayan alanlara yönlendirilmelidir. 2026 yılı vergi yapısı, sosyal adaletin zayıfladığını, gelir dağılımı uçurumunun derinleştiğini ve devletin gelir yaratma kapasitesinin büyük ölçüde tüketici harcamalarına bağımlı hale geldiğini göstermektedir. Bu tablo sürdürülebilir değildir. Türkiye, ancak adil, üretim odaklı ve sadeleştirilmiş bir vergi sistemi kurarak hem bütçe dengesini hem de toplumsal refahı güçlendirebilir. Tablo: 2022 Yılı Bütçes� İç�ndek� Fa�z G�derler� (İç - Dış Borç) Detay 2025 Harcanan 2024 Başlangıç 2024 Harcanan 2025 Başlangıç 2026 Bütçe Teklifi Türü (Haziran) İç Borç 822.933.786.000 897.457.830.323 1.279.681.864.000 865.927.524.691 1.995.722.500.000 Dış 257.456.129.000 198.742.542.932 400.350.357.000 117.342.613.023 303.500.000.000 Borç Diğer 173.610.085.000 172.136.043.099 269.967.779.000 126.970.760.269 442.433.500.000 Toplam 1.254.000.000.000 1.268.336.416.354 1.950.000.000.000 1.110.240.897.983 2.741.656.000.000 2026 yılı bütçesinde toplam faiz harcaması (faiz gideri) 2,741 Trilyon olarak teklif edilmektedir. Yukarıda ki tablo; iç borç, dış borç ve diğer kalemleri göstermektedir. Bu tabloda en önemli göstergelerden birisi iç borcun dış borçtan fazla olması borçlanmada dışarıya bağlı olunmaması açısından önemlidir. Ancak 2026 yılının bütçesi (Gider) içerisinde faiz giderlerinin oranı %4,48’ine tekabül etmektedir. Geçen yıla nazaran faiz harcamalarının 81 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2059 ‒ yine artmıştır. Bütçe gelirlerinin %15,30’u faize gitmektedir. Vatandaşlarımızın ödediği vergi gelirlerinin %17,54’ü faize gitmektedir. Bu oran geçtiğimiz yıllara göre oldukça yükselmiştir. İç borcun bütçe giderlerine oranı %10,54, dış borcun oranı ise %1,60’e denk gelmektedir. Tablo: Merkez� Yönet�m Bütçe Ödenekler�n�n Programlara Göre Dağılımı (2024) PROGRAMLAR 2026 2026 2025 TEKLİF Oran Oran AİLENİN KORUNMASI VE GÜÇLENDİRİLMESİ 21.804.400.000 0,11% 0,10% AKTİF VE SAĞLIKLI YAŞLANMA 21.541.103.000 0,11% 0,09% ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE YENİLİK 84.801.928.000 0,41% 0,40% BAĞIMLILIKLA MÜCADELE 14.959.024.000 0,07% 0,07% BİLGİ VE İLETİŞİM 23.292.789.000 0,11% 0,11% BÖLGESEL KALKINMA 8.309.259.000 0,04% 0,04% ÇOCUKLARIN KORUNMASI VE GELİŞİMİNİN SAĞLANMASI 54.803.330.000 0,27% 0,26% CUMHURBAŞKANLIĞI 10.803.534.000 0,05% 0,04% DEMİRYOLU ULAŞIMI 377.196.243.900 1,84% 1,90% DENİZYOLU ULAŞIMI 6.809.995.000 0,03% 0,04% DİN HİZMETLERİ VE YAYGIN DİN EĞİTİMİ 170.704.602.000 0,83% 0,79% DIŞ DENETİM VE HESAP YARGILAMASI 3.675.430.000 0,02% 0,02% DIŞ POLİTİKA 56.756.849.000 0,28% 0,29% ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ, VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ PİYASASI 428.249.315.000 2,09% 3,22% ENGELLİLERİN TOPLUMSAL HAYATA KATILIMI VE ÖZEL EĞİTİM 250.365.813.000 1,22% 1,20% FİNANSAL SİSTEMİN GELİŞTİRİLMESİ VE SİGORTACILIK 103.765.538.000 0,51% 0,51% GENÇLİK 14.011.191.000 0,07% 0,07% GÖÇ YÖNETİMİ 25.821.430.000 0,13% 0,20% HAYAT BOYU ÖĞRENME 42.265.105.000 0,21% 0,22% HAZİNE VARLIKLARININ VE YÜKÜMLÜLÜKLERİNİN YÖNETİMİ 3.003.687.517.000 14,67% 12,54% HUKUK VE ADALET 390.922.734.000 1,91% 1,74% İNSAN HAKLARI 932.605.000 0,00% 0,00% İSTATİSTİK 5.266.293.000 0,03% 0,02% 82 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2060 ‒ İSTİHDAM 400.642.751.000 1,96% 1,94% KADININ GÜÇLENMESİ 7.997.891.000 0,04% 0,04% KAMU DENETÇİLİĞİ 431.323.000 0,00% 0,00% KAMU GELİRLERİ YÖNETİMİ 58.459.523.000 0,29% 0,25% KARAYOLU ULAŞIMI 365.156.017.000 1,78% 2,06% KAYIT DIŞI EKONOMİYLE MÜCADELE 30.099.870.000 0,15% 0,14% KIRSAL KALKINMA 60.502.025.000 0,30% 0,26% KOMBİNE TAŞIMACILIK, LOJİSTİK VE TEHLİKELİ MAL 6.044.149.100 0,03% 0,03% TAŞIMACILIĞI KORUYUCU SAĞLIK 407.379.487.000 1,99% 1,71% METEOROLOJİ 5.276.680.000 0,03% 0,03% MİLLİ KÜLTÜR 46.707.185.000 0,23% 0,24% ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME 9.269.003.000 0,05% 0,04% ORMANLARIN VE DOĞANIN KORUNMASI İLE SÜRDÜRÜLEBİLİR 49.272.453.000 0,24% 0,23% YÖNETİMİ ORTAÖĞRETİM 583.300.407.000 2,85% 2,70% SANAT VE KÜLTÜR EKONOMİSİ 14.780.112.000 0,07% 0,07% SANAYİNİN GELİŞTİRİLMESİ, ÜRETİM VE YATIRIMLARIN 177.202.278.000 0,87% 0,81% DESTEKLENMESİ ŞEHİRCİLİK VE RİSK ODAKLI BÜTÜNLEŞİK AFET YÖNETİMİ 510.884.378.000 2,50% 2,66% ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER 19.144.716.000 0,09% 0,09% SINAİ MÜLKİYET HAKLARI 855.739.000 0,00% 0,00% SOSYAL GÜVENLİK 1.872.495.103.000 9,14% 11,37% SPORUN GELİŞTİRİLMESİ VE DESTEKLENMESİ 45.375.451.000 0,22% 0,22% STRATEJİK YÖNETİM VE KAYNAK TAHSİSİ 10.240.350.000 0,05% 0,05% SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ 18.948.609.000 0,09% 0,12% TABİİ KAYNAKLAR 11.162.158.000 0,05% 0,06% TAPU VE KADASTRO 12.648.188.000 0,06% 0,06% TARIM 457.587.084.000 2,23% 2,23% TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK 1.181.520.201.000 5,77% 5,16% TEMEL EĞİTİM 1.025.680.044.000 5,01% 4,83% 83 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2061 ‒ TİCARETİN DÜZENLENMESİ, GELİŞTİRİLMESİ VE 60.859.585.000 0,30% 0,35% KOLAYLAŞTIRILMASI TOPLUM GÜVENLİĞİ 881.944.651.695 4,31% 4,01% TOPRAK VE SU KAYNAKLARININ KULLANIMI VE YÖNETİMİ 232.161.510.000 1,13% 1,22% TRAFİK GÜVENLİĞİ 49.950.705.000 0,24% 0,25% TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 34.677.230.000 0,17% 0,17% STANDARDİZASYONU TURİZMİN GELİŞTİRİLMESİ 9.339.479.000 0,05% 0,04% ULUSAL SAVUNMA VE GÜVENLİK 1.183.862.695.000 5,78% 5,63% ULUSLARARASI EĞİTİM İŞ BİRLİKLERİ VE YURTDIŞI EĞİTİM 17.469.139.000 0,09% 0,10% ULUSLARARASI KALKINMA İŞBİRLİĞİ 5.457.454.000 0,03% 0,03% UZAY VE HAVACILIK 8.729.002.000 0,04% 0,03% VATANDAŞLIK VE SİVİL TOPLUM 21.725.206.000 0,11% 0,10% YASAMA 16.128.331.000 0,08% 0,07% YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ 1.660.502.632.000 8,11% 8,41% YOKSULLUKLA MÜCADELE VE SOSYAL YARDIMLAŞMA 553.584.143.000 2,70% 2,26% YÜKSEKÖĞRETİM 680.585.918.000 3,32% 3,24% YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 620.605.613.305 3,03% 2,86% PROGRAM DIŞI GİDERLER 1.928.593.989.000 9,42% 9,95% MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ 20.475.986.486.000 100,00% 100,00% (Hazine Yardımları ve Gelirden Ayrılan Pay Dahil) Tablo, 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinde kamu kaynaklarının program bazında nasıl dağıtıldığını göstermektedir. Bu tablo, bütçenin önceliklerinin hangi alanlara yöneldiğini, dolayısıyla iktidarın ekonomi ve sosyal politika tercihlerini de açıkça ortaya koymaktadır. Faiz Ödemeleri ve Hazine Yönetimi Bütçe içerisindeki en yüksek pay, Hazine varlıklarının ve yükümlülüklerinin yönetimi kaleminde yer almakta olup %14,67 seviyesindedir. Bu kalem, esasen faiz ödemelerini temsil etmektedir. Yani 2026 bütçesinde her 100 liranın yaklaşık 15 lirası faiz ödemelerine gitmektedir. Bu oran, 2025 yılındaki %12,54’lük seviyeye kıyasla belirgin bir artış göstermektedir. Faiz ödemelerindeki bu yükseliş, kamu borçlanmasının büyüklüğünü ve mali disiplinin giderek bozulduğunu gözler önüne sermektedir. 84 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2062 ‒ Kısacası, 2026 yılı bütçesi bir “faiz bütçesi” niteliğindedir. Bu tablo, hükümetin borç-faiz sarmalına sıkıştığını ve vatandaşlardan toplanan vergilerin önemli bir bölümünün faiz ödemeleri yoluyla finans çevrelerine aktarıldığını ortaya koymaktadır. Bu durum, iktidarın “faiz karşıtı” söylemiyle açık bir çelişki içindedir. Sosyal Güvenlik ve Sosyal Harcamalar Sosyal Güvenlik Programı, 2025’e göre payını düşürerek %11,37’den %9,14’e gerilemiştir. Bu düşüş, emekli maaşları ve sosyal yardımlarda yapılması beklenen artışların bütçede karşılık bulmadığını göstermektedir. Türkiye’de hızla artan yoksulluk ve yaşlı nüfus dikkate alındığında, bu oran sosyal devlet ilkesine aykırı bir tabloyu işaret etmektedir. Yine “Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma” programı %2,70 seviyesinde kalmıştır. Bu oran, ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve satın alma gücündeki ciddi erime göz önüne alındığında son derece yetersizdir. Sağlık ve Eğitim Harcamaları Sağlık alanında “Tedavi Edici Sağlık” programının payı %5,77, “Koruyucu Sağlık” programının payı ise %1,99 olmuştur. Toplamda yaklaşık %7,76’lık bir bütçe payı, halk sağlığı ve tedavi hizmetleri için ayrılmıştır. Ancak bu oran, OECD ortalamalarının oldukça altındadır. Koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan payın düşüklüğü, salgın sonrası dönemde bile halk sağlığı önceliğinin ikinci planda kaldığını göstermektedir. Eğitimde ise Temel Eğitim (%5,01), Ortaöğretim (%2,85) ve Yükseköğretim (%3,32) programları birlikte değerlendirildiğinde, toplam bütçeden eğitime ayrılan pay yaklaşık %11,2 civarındadır. Ancak eğitime ayrılan bu pay, öğrencilerin artan mali yükleri ve okullardaki fiziksel yetersizlikler dikkate alındığında “nicelik olarak yüksek, nitelik olarak yetersiz” bir düzeydedir. Eğitim bütçesinin büyük kısmı personel giderlerine ayrıldığından, kalite artırıcı yatırımlar sınırlı kalmaktadır. Afet Yönetimi ve Yeniden Yapılanma Şehircilik ve Risk Odaklı Bütünleşik Afet Yönetimi programı 2025’teki %2,66 seviyesinden %2,50’ye gerilemiştir. 6 Şubat depremleri sonrası yeniden inşa süreci sürerken, bu alana ayrılan payın düşürülmesi büyük bir stratejik hatadır. Afet bölgelerinde konut, altyapı ve istihdam sorunları devam ederken, bu kalemin azaltılması hükümetin afet sonrası planlamasında sürdürülebilir bir perspektifinin olmadığını göstermektedir. 85 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2063 ‒ Enerji ve Ulaşım Enerji Arz Güvenliği, Verimliliği ve Enerji Piyasası kalemi 2025’te %3,22 iken 2026’da %2,09’a gerilemiştir. Bu sert düşüş, enerji sektöründe yatırım kapasitesinin zayıflayacağını ve 2026’da enerji fiyat artışlarına zemin hazırlanabileceğini göstermektedir. Enerjiye yapılan yatırımın azalması, özellikle dışa bağımlı enerji yapısında uzun vadeli maliyet artışlarına yol açacaktır. Ulaşımda ise Karayolu (%1,78) ve Demiryolu (%1,84) kalemleri toplamda %3,62’lik pay almıştır. Karayolu ağırlıklı ulaşım politikası, çevre dostu ulaşım hedefleriyle çelişmektedir. Demiryolu taşımacılığına ayrılan kaynak, sürdürülebilir ulaştırma ve karbon emisyonu azaltımı açısından artırılmalıydı. Tarım ve Kırsal Kalkınma Tarım programına ayrılan %2,23’lük pay, 2025’teki oranla aynı kalmıştır. Bu, çiftçinin artan girdi maliyetleri, kuraklık riski ve gıda enflasyonu dikkate alındığında son derece yetersizdir. Tarımsal üretim maliyetlerindeki yüksek artışa rağmen desteklerin sabit kalması, gıda arz güvenliği açısından ciddi riskler doğuracaktır. Bütçenin Öncelikleri Yanlış Kurgulanmıştır 2026 bütçesinin program bazlı dağılımı, yatırım ve üretim yerine borç ve faiz ödemelerine odaklı bir mali anlayışı göstermektedir. Eğitim, sağlık, tarım, afet yönetimi ve sosyal yardım gibi doğrudan halkın yaşamını etkileyen alanların payı azalırken, faiz ödemeleri, yönetim giderleri ve program dışı harcamalar artmaktadır. Bu tablo, bütçenin halktan yana değil, borç verenlerden yana kurgulandığını göstermektedir. Sürdürülebilir ve adil bir ekonomi için:  Faiz giderleri azaltılmalı,  Sosyal harcamalar güçlendirilmeli,  Üretim, istihdam ve enerji yatırımlarına öncelik verilmelidir. Aksi halde, 2026 bütçesi de önceki yıllarda olduğu gibi gelir dağılımı adaletsizliğini derinleştiren, büyüme yerine borçlanmayı teşvik eden bir mali plan olarak tarihe geçecektir. 86 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2064 ‒ SİSTEMSEL SORUNLAR VE YÖNETİM ANLAYIŞI 87 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2065 ‒ 3.2. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ Türkiye’nin, resmen 2018’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişi ve sonrasında 2023 seçimlerinde yeni rejimin netleşmesi TBMM’nin fonksiyonlarının kadük hale gelmiş olması, uluslararası alanda ülkemizin prestijine ciddi zararlar vermiştir. İfade özgürlüğü, demokratik standartlar ve kurumsal etkinlik konularında yaşanan gerilemeler, Türkiye’nin global sahnede zayıflamasına neden olmuştur. Liyakatin önemini yitirdiği ve adaletin sağlanamadığı bir ortamda, devlet kurumlarının verimli çalışması engellenmiş ve ülkenin dünya siyasetindeki etkisi azalmıştır. Yasama sürecinde müzakere ve tartışma, temsil edilen toplumun çıkarlarının korunması ve devletin sağlıklı işleyişi açısından temel bir gerekliliktir. Ancak, mevcut sistemde yasa teklifleri yeterince derinlemesine tartışılmamakta, uzman görüşlerine ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarına yeterli önem verilmemektedir. Bu durum, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin “güçlü yasama” iddiasını yalanlar niteliktedir. Yeni sistemle, milletvekillerinin etkili bir yasama faaliyeti yürütebilmesi için gerekli olan altyapı ve ortam ortadan kaldırılmıştır. Meclis komisyonlarının işleyişinde gözlemlenen aceleci ve düzensiz tutumlar, Meclis İçtüzüğü’ne aykırı uygulamaların artmasına sebep olmaktadır. Komisyon toplantılarının plansız bir şekilde düzenlenmesi, yasa tekliflerinin yeterince değerlendirilememesi ve rapor hazırlama süreçlerindeki eksiklikler, yasama faaliyetlerini olumsuz etkilemektedir. Oysa TBMM’ye sunulan yasa tekliflerinin, siyasi partilerin ve sivil toplumun geniş katılımıyla, kapsamlı bir şekilde tartışılması ve şekillendirilmesi gerekmektedir. Bu tür bir yaklaşımın eksikliği, yasama sürecinin niteliğini düşürmekte ve sistemin yapısal problemlerini gözler önüne sermektedir. İktidar partisinin hazırladığı yasa tekliflerinin yine iktidar milletvekilleri tarafından yeterince analiz edilmemesi, yasama sürecine dair ciddiyetsiz bir tablo yaratmaktadır. AK Parti’nin benimsediği "Torba Kanun" yöntemi, yasama faaliyetlerinin niteliğini ve ciddiyetini zedelemiştir. Farklı konuların bir arada ele alındığı bu yaklaşım, yasaların detaylı bir şekilde incelenmesini engellemiş ve karar alma süreçlerini karmaşık hale getirmiştir. Sonuç olarak, mevzuatta sürekli değişiklikler yapılmış ve yasal düzenlemeler tutarlılığını yitirmiştir. Yasaların özensiz hazırlanması, hukuki altyapının güçsüzleşmesine yol açmış, bu da mevcut sorunlara etkili çözümler getirilmesini imkânsız hale getirmiştir. 88 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2066 ‒ Ayrıca; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev yapan danışmanlar, yasama süreçlerinde milletvekillerine sağladıkları stratejik destekle parlamenter sistemin işleyişinde hayati bir rol oynamaktadır. Ancak, bu önemli görevlerine rağmen, özlük hakları ve kıdem tazminat hakları konusundaki mevcut düzenlemeler ciddi eksiklikler barındırmaktadır. Danışmanların yoğun iş yükü ve yüksek sorumluluk gerektiren görevleri göz önüne alındığında, bu alandaki hakların iyileştirilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Danışmanların kıdem tazminatı haklarından mahrum kalmaları, özellikle uzun yıllar boyunca Meclis’e hizmet edenler için büyük bir mağduriyet yaratmaktadır. Ülkemizde kıdem tazminatından faydalanamayan tek çalışan kesim TBMM’de görev yapan milletvekili ya da grup danışmanlarıdır. Çalışma sürelerinin kıdem tazminatına yansıtılmaması ve sözleşme sürelerinin sınırlı olması, çalışanların iş güvencesi ve geleceğe dair finansal planlama yapmasını engellemektedir. Ancak bu sorunların çözümü, samimi bir şekilde konuyla ilgilenmekten geçmektedir. Ayrıca, özlük haklarının yetersizliği, bu görevi cazip olmaktan çıkararak nitelikli personelin TBMM bünyesinde çalışmasını zorlaştırmaktadır. Bu durum, yalnızca danışmanları değil, yasama süreçlerinin etkinliğini de olumsuz etkilemektedir. Mecliste görev yapan danışmanlarının haklarının iyileştirilmesi, parlamentonun kurumsal kapasitesini güçlendirecek ve yasama süreçlerine daha nitelikli katkılar sağlanmasının önünü açacaktır. Bu alandaki düzenlemeler acilen hayata geçirilmelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yasama ve denetim faaliyetlerini bağımsız ve etkili bir şekilde yürütebilmesi büyük bir önem taşımaktadır. Halkın iradesini temsil eden bu kurumun asli görevlerini tam anlamıyla yerine getirebilmesi, demokratik yönetimin temel gerekliliklerindendir. Bu bağlamda, tüm milletvekillerinin, siyasi aidiyetlerini bir kenara bırakarak, milletin çıkarlarını savunma ve halkın iradesine sahip çıkma noktasında tarihi bir sorumluluğa sahip olduklarını unutmamaları gerek. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin toplam bütçe ödeneği 2024 yılı için 9.536.586.000 TL iken %15 sapmayla toplam harcama 10.946.620.007 TL olarak gerçekleşmiştir. 2025 yılı için toplam bütçe ödeneği bir önceki yıla göre %87 arttırılarak 17.817.190.000 TL ye çıkartılmış ve Haziran ayı sonu itibariyle 7.240.237.462-TL harcama yapılmıştır. 2026 yılı toplam bütçe ödeneği teklifi 2025 yılına göre %53 artışla 27.235.264.000 TL olmuştur. TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranları belliyken, TBMM bütçesi nasıl olurda ENAG’ın açıkladığı enflasyon oranları rayicinde artış gösterebilir? Asgari ücrete yapılacak zam için komik tartışmalar devam ederken, 89 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2067 ‒ Meclis’in kendi personel maaşları neredeyse asgari ücret seviyesine yaklaşmışken, TBMM bütçe teklifi 2026 yılı için neden TÜİK’e güvenip %33 artmaz da açıklanmaya muhtaç bir şekilde %53 artar. 2025 yılı Haziran ayı sonu itibariyle 10.400.000 TL “Sermaye Transferi” ile 1.147.283.290 TL’lik “Cari Transfer” harcamalarının nerelere yapıldığının açıklanması gerekmektedir. Sayıştay Yaşanan rejim değişikliğine bağlı olarak artık Sayıştay işlevsiz hale gelmiş, tüm raporları sansürlenmiş ve anlamsızlaşmıştır. TBMM bünyesinde yer alan, TBMM’ye yani Yasama’ya karşı sorumlu olan Sayıştay, Külliye’nin emrinde, denetimini gerçekleştiremeyen, hataları gizleyen bir kuruma dönüşmüştür. Oysa ki Sayıştay’ın görevi; devlet kurumlarının denetiminin en iyi ve hassas bir şekilde yapılmasını sağlayarak, kamu idaresinin halkın menfaatine olacak seviyede çalışmasına olanak kılmaktır. Artık bu kurumda, pek çok diğer kurumda olduğu gibi yeni yönetim sistemiyle birlikte anlamını yitirmiştir. 2025 yılı için Sayıştay’a başlangıç ödeneği olarak 3.259.505.000 TL ayrılmış olup Haziran sonu itibariyle 1.611.936.866 TL harcama gerçekleşmiştir. 2026 yılı için bütçe teklifi 2025 yılına göre %45 artırılarak 4.729.868.000 TL’ ye çıkartılmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu Kurum; idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmakla görevlidir. Ülkemizde hiçbir alanda adaletin kalmadığı, insanımızın mahkemelere ve hukuk sistemimize güvenmediği bir ortamda hepimiz yaşamaya değil hayatta kalmaya gayret eder olduk. Kamu Denetçiliği ya da Ombudsmanlık kurumunun günümüz koşullarında ne kadar gerekli olduğu da tartışmalıdır. 2025 yılı bütçesi kurum için 340.972.000 TL iken %38 artarak 2026 yılı Kamu Denetçiliği Kurumu’na 470.508.000 TL ödenek ayrılmıştır. Her kurumda olduğu gibi burada da artış TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranlarıyla bağdaşmamaktadır. 90 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2068 ‒ 3.3. CUMHURBAŞKANLIĞI Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye’nin siyasi yapısında önemli bir dönüm noktasıdır. 2017 yılındaki referandumla uygulamaya konulan ve ilk defa 2018 yılındaki seçimlerle hayatımıza giren bu sistem, Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinde önemli bir artış ve yönetimin daha merkezi bir yapıya dönüşmesi ile karakterize edilmiştir. Ancak, bu değişikliklerin demokratik ilkeler ve denetim mekanizmaları açısından ciddi zorluklar ve tartışmalar doğurduğu açıkça görülmektedir. Özellikle Cumhurbaşkanı’na verilen geniş yetkiler, demokrasinin temel taşı olan güçler ayrılığı ilkesinde ciddi erozyona yol açmış, yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki dengede büyük değişiklikler meydana getirmiştir. Yargı tamamen tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirmiş, Meclis’te milli iradenin tecelligahı olmaktan çıkmıştır. Demokratik sistemlerin temel prensiplerinden biri olan erkler ayrılığı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ortadan kalkmış ve bu durum, yasama ve yargı organlarının bağımsızlığını tehlikeye atmıştır. Artık yasama ve yargının cumhurbaşkanının etkisi altında kaldığı bir yapı oluşmuş, bu da hukukun üstünlüğü ve adil yargılama hakkı gibi evrensel demokratik ilkeler açısından kaygılar oluşturmuştur. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusundaki endişeler, özellikle kritik davalarda verilen kararlar ve bu kararların siyasi otoritenin etkisi altında olduğuna dair algılarla daha da güçlenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yalnızca erkler arasındaki dengeyi değil, aynı zamanda politika üretim süreçlerini de olumsuz yönde etkilemiştir. Merkeziyetçi bir yönetim anlayışı, meclisin ve yerel yönetimlerin karar alma süreçlerindeki etkisini ciddi biçimde sınırlandırmıştır. Yerel ihtiyaçlar ve farklı toplulukların çıkarları çoğu zaman göz ardı edilerek, politika yapımı neredeyse tamamen merkezi hükümetin kontrolüne geçmiştir. Bu durum, karar alma süreçlerinde çeşitliliği ve temsilin gücünü azaltmış, toplumun farklı kesimlerini dışlayan bir yönetim anlayışına zemin hazırlamıştır. Ekonomik açıdan ele alındığında; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yönetimdeki merkezileşme eğilimi, karar alma süreçlerini hızlandırabilse de, ekonomik politikaların esnekliğini ve çeşitliliğini sınırlamaktadır. Merkezi hükümetin tüm ülkeyi etkileyen ekonomik kararları, bölgesel ekonomik farklılıkları daha da derinleştirebilmekte ve özel sektörün ihtiyaçlarını göz ardı etmektedir. Bununla birlikte, yönetimin bu merkeziyetçi yapısı, ekonomik 91 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2069 ‒ kaynakların dağılımında adaletsizliklere yol açmakta, toplumsal çeşitliliği ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan bir sistemin güçlenmesine katkı sağlamaktadır. Yeni sistem ile birlikte Cumhurbaşkanı’nın yetkilerindeki demokratik teamüllere karşı koyan artış, denetim ve denge mekanizmalarını büyük ölçüde etkisiz hale getirmiştir. Cumhurbaşkanlığı makamı, neredeyse tüm kararların alındığı bir güç merkezi haline gelmiştir. Bu durum, demokratik değerlerle bağdaşmayan bir “Tek Adam Yönetimi” algısını güçlendirmiştir. Yasama ve yargının, cumhurbaşkanının etkisinden bağımsız hareket edemediği bir ortamda, hukukun üstünlüğü ilkesinin zayıflaması kaçınılmaz hale gelmiştir. Yargının bağımsızlığını kaybetmesi ve medya kuruluşlarının siyasi iktidar karşısındaki bağımlılığı, şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi demokratik ilkeleri tehdit eden unsurlar arasında yer almaktadır. Medyaya ve cumhur ittifakı haricindeki siyasi partilere sansür uygulamaları ve muhalif seslerin bastırılması, demokratik süreçlerin işleyişini daha da zorlaştırmaktadır. Bu durum, özgür ve adil bir siyasi rekabet ortamının ortadan kalkma riskini beraberinde getirirken, halkın siyasi katılımını da sınırlandırmaktadır. Merkeziyetçi yönetim anlayışının bir diğer etkisi ise sivil toplum kuruluşları ve bağımsız denetim organları üzerindeki baskıdır. Bu baskılar, demokratik katılım alanlarını daraltmakta ve sivil toplumun kamu politikalarını denetleme işlevini zayıflatmaktadır. Cumhurbaşkanlığı bütçesinin yönetimi de bu sistemin sorunlu yanlarını ortaya koymaktadır. Cumhurbaşkanlığı için ayrılan bütçenin büyüklüğü, bu bütçenin hangi alanlarda kullanıldığına dair şeffaflık eksikliği ve hesap verebilirlik mekanizmalarının yetersizliği, yönetimde keyfiliğe zemin hazırlamaktadır. Kamu kaynaklarının adil ve etkin kullanımı konusunda ciddi soru işaretleri doğurmakta ve bu durum, toplumun devlet yönetimine olan güvenini sarsmaktadır. Ayrıca, bu tür bir sistem, yalnızca iç politikada değil, uluslararası alanda da Türkiye’nin demokratik itibarına zarar vermektedir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bu yapısı, yalnızca hükümetin değil, aynı zamanda Türkiye’nin demokratik geleceğinin üzerinde de ciddi bir gölge oluşturmaktadır. Demokratik süreçlerin işleyişindeki aksaklıklar, bireysel özgürlükler üzerindeki kısıtlamalar ve denetim mekanizmalarının zayıflaması, uzun vadede hem iç politikada hem de uluslararası alanda Türkiye’nin konumunu olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, demokratik değerlerin korunması ve 92 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2070 ‒ güçlendirilmesi için daha kapsayıcı, dengeleyici ve şeffaf bir yönetim anlayışına ihtiyaç olduğu açıktır. Netice itibariyle, Türkiye’nin bu “Tek Adam” sistemine geçişi, siyasi ve demokratik açıdan önemli sorunları da beraberinde getirmiştir. Yönetimin merkeziyetçi yapısı, demokratik denetim mekanizmalarını zayıflatmış, halkın temsil yeteneğini sınırlamış ve toplumsal katılımı azaltmıştır. Bu süreçte, hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü ve demokratik katılım gibi temel ilkeler ciddi zarar görmüştür. Türkiye’nin demokratik geleceği için, daha katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı benimsenmeli, erkler ayrılığı ilkesine saygı yeniden tesis edilmelidir. Sadece bu şekilde, Türkiye’nin demokratik standartlarını yükseltmesi ve uluslararası alanda güçlü bir demokratik örnek haline gelmesi mümkün olacaktır. 2024 yılı için Cumhurbaşkanlığına 12.283.843.000 TL bütçe ayrılmış ancak bütçe aşılarak 12.572.434.218 TL harcama yapılmıştır. 2025 için Cumhurbaşkanlığı bütçesinde %38 artış yapılmış 16.928.146.000 TL ye çıkartılmıştır. 2025 yılı için Cumhurbaşkanlığı’nın günlük harcaması için bütçeden ayrılan ödenek 46.378.482 TL’dir. Yani Külliyenin bir günlük harcaması 2025 yılı için 2.100 asgari ücrettir! 2026 yılı için Cumhurbaşkanlığı bütçesi %26 artışla 21.286.534.000 TL olarak belirlenmiştir. Cumhurbaşkanlığı makamı, itibardan tasarruf olmaz düşüncesiyle inanılmaz bir harcamaya yönelmiştir. Asgari ücret artık başlangıç ücreti olmaktan çıkıp genel maaş seviyesine dönüşmüş, milletimiz eti gramla, meyveyi-sebzeyi adetle almaya başlamışken, Saray 2025 yılında bir günde 2.100 asgari ücret harcamıştır! Milli İstihbarat Başkanlığı Ülkemizin bulunduğu konum gereği MİT bizim için en önemli ve hassas kurum birisidir. Son yıllarda yaşanan ciddi tehditler geçmemişken ve daha ne kadar süreceği belli değilken, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin istihbari gücünün önemi her geçen artmaktadır. Bu bağlamda, MİT personelinin eğitim ve donanım seviyesin yüksekliği hem teknolojik bakımdan hem de altyapı bakımından oldukça önemlidir. 2024 yılında MİT için bütçeden 17.447.418.000 TL ayrılmış ve toplam harcama aynı yılın sonunda 23.927.175.054 TL olarak gerçekleşmiştir. Bu gerçeklikler ışığında MİT bütçesi 2025 yılı için %65 artışla 28.896.461.000 TL’ye çıkartılmıştır. Hepimizin dileği ve umudu; bu ülkede huzur ve güven içinde yaşamaktır. Teşkilatın gücü bunun temelidir 93 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2071 ‒ Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Sekreterlik; Milli Güvenlik Kuruluna ait faaliyetlerin işlemlerini yapmak ve Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin hazırlanmasına ilişkin çalışmaları yürütmekle görevlidir. Bu bağlamda yaptığı işler nedeniyle konum itibariyle Cumhurbaşkanı’na karşı sorumlu ve hassas bir noktadadır. 2024 yılında Sekreterlik için bütçeden 286.061.000 TL pay ayrılmış olup yılsonu 260.641.188 TL harcama yapılmıştır. 2025 bütçesi için Sekreterliğe %33 artışla 380.778.000 TL pay ayrılmıştır. 2026 bütçesi için Milli Güvenlik Kurulu genel Sekreterliği’ne bütçeden %55 artışla 590.052.000 TL teklif edilmiştir. İletişim Başkanlığı Tanım itibariyle İletişim Başkanlığı; Cumhurbaşkanlığı’na bağlı olarak devletin her türlü iletişim, basın, yayın ve bilgi alışverişi faaliyetini denetleyen ve idare eden kurumdur. Ancak; ilgili kurum hakkında kamuoyunda oldukça olumsuz bir bakış açısı ve algı vardır. İletişimin engellenmesi, basın-yayın’ın sansürlenmesi milletimiz tarafından sıkça karşılaşılan durumlar arasındadır. 2024 yılında bütçeden İletişim Başkanlığı için 4.126.595.000 TL ayrılmış ancak 5.057.697.213 TL harcama yapılmıştır. 2025 yılı için Başkanlığa %50 kadar artış sağlanmış ve bütçeden 6.155.014.000 TL pay ayrılmıştır. 2026 için bütçe teklifi de %23 artışla 7.564.179.000 TL olmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı 2024 yılı için Başkanlığa 91.824.805.000 TL ayrılmış olmasına rağmen yapılan harcama 97.259.407.577 TL olmuştur. 2025 yılı için %42 artışla Başkanlığın bütçesi 130.119.153.000 TL’ye çıkartılmıştır. 2026 yılı için ise bütçe teklifi %34 artışla 174.389.341.000 TL’ye yükseltilmiştir. Umuyoruz ki önümüzdeki dönemde ve dönemlerde bu hassas kurum, başkanından imamına, müftüsünden hatibine kadar adına yakışır şekilde bir davranışlar sergileyerek tüm toplumumuz için bir huzur kaynağına dönüşür. 94 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2072 ‒ Devlet Arşivleri Başkanlığı Yakın ve uzak geçmiş tarihi kayıtların düzgün korunması ulusal ve uluslararası hem akademik camia açısında hem de kültürel mirasımız geleceğe aktarımı açısından hem de ihtilaflı konuların aydınlanması çok ciddi önem arz etmektedir. 2024 yılı için Başkanlığa 857.823.000 TL pay ayrılmış olup yıl sonu harcama tutarı 773.413.068 TL olmuştur. 2025 yılı için Başkanlığı bütçesi %41 artışla 1.217.806.000 TL’ye çıkartılmıştır. 2026 için yapılan teklif ise %26 artışla 1.532.578.000 TL’dir. Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı Milli Saraylar Başkanlığı 2018 yılına kadar TBMM’ye bağlı iken maalesef yeni sistemle birlikte bu kurumumuzda Cumhurbaşkanlığı’na bağlanmıştır. Kurumun görevi; saray, köşk, kasır, müze ve tarihî fabrikaların, uluslararası müzecilik ve konservasyon standartlarına uygun olarak idaresi, bakımı, onarımı, restorasyonu ve müze olarak işletilmesidir. 2024 yılı için Başkanlığa 1.900.146.000 TL ödenek tahsis edilmiş olup, kurum %177 fazla harcama yaparak 2024 yılını 5.250.879.259 TL ile kapatmıştır. Bu artış açıklanmaya muhtaçtır. 2025 yılı için kuruma 2024 yılındaki ödeneğe %64 artış yapılarak 3.113.542.000 TL tahsis edilmiştir. 2026 için ise teklif %31 artışla 4.084.667.000 TL olmuştur. Savunma Sanayi Başkanlığı Başkanlık; Türkiye'nin savunma sanayisini yönetmek ve askeri teknoloji tedarikini sağlamak amacıyla ve Cumhurbaşkanlığı’na bağlı olarak hizmet verir. Görev ve yükümlülükleri itibariyle çok hassas bir konumda yer alan Savunma Sanayi Başkanlığı önemli gelişmelere imza atmış ve hepimizi ulusça gururlandırmıştır. Ancak; görünen odur ki kurumun sağladığı imkanlar sadece belli bir grubu ihya etmektedir. Yeni firmalar ve yeni girişimler açısından kuruma karşı güvensizlik olduğu aşikardır. Savunma Sanayi Başkanlığı, firma ve şahıs ayırımı yapmaksızın savunma sanayimize katkı sağlayacak her türlü Ar-Ge faaliyetini ve üretimi desteklemelidir. 2024 yılında başkanlık için bütçeden 837.052.000 TL pay ayrılmıştır. 2025 yılı için ise %36 artışla 1.137.681.000 TL pay ayrılmıştır. 2026 yılı için teklif %36 artışla 1.546.524.000 TL olmuştur. 95 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2073 ‒ Strateji ve Bütçe Başkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı; stratejik planlama, makroekonomik çerçeve, kamu yatırımları, kamu mali yönetimi, uluslararası kalkınma ve devlet yardımları alanlarında faaliyet gösteren bir kurumdur. Devlet bünyesinde yer alan DPT ve birçok diğer müsteşarlığın yok edilmesinden sonra ortaya çıkmış bir kurumdur. Maalesef yok edilen devlet aklının sonucunda, gıda bolluğu yaşayan ülkemizde insanımız çöpten sebze-meyve toplar olmuş, hayvancılık bitmiş, amiral gemimiz sayılabilecek tekstil üretimimiz Mısır’a kaymış vaziyette… Yani hiçbir alanda strateji belirlenemediği gibi bütçe yapmada da ciddi sorunlar yaşadığımızı görmekteyiz. 2024 yılı için Başkanlığa bütçeden 217.183.338.000 TL ayrılmış olmasına rağmen yapılan harcama 3.561.206.567 TL’dir. 2025 yılı için bütçe %34 arttırılarak 290.238.912.000 TL’ye çıkartılmıştır. Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2025 yılının ilk 6 ayında 656.979.334 TL harcama yapmıştır. Başkanlık kendi tahsisatını eksi yönde ve çok ciddi farkla tutturamamaktadır. Ayrılan bütçe ile yapılan harcamalar arasında muazzam farklılıklar vardır. Yani Başkanlık kendi bütçesinin ve yaptığı harcamanın farkında değildir… Bu farkındalıkla 2026 bütçesinden yapılan teklif 2025 yılına göre %31’lik bir artışla 378.985.152.000 TL olmuştur. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu TMSF; bankacılık sektöründeki istikrarı sağlamak, mevduat sahiplerinin haklarını garanti altına almak ve finansal sistemi korumak amacıyla faaliyet gösteren özerk ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluş olması gerekirken günümüzde kocaman bir “Kayyım Holding” haline gelmiştir. Kayyım Holding’in bünyesinde Ekim 2025 itibariyle yaklaşık 1.000 şirket bulunmakta ve 23.800 personel çalışmaktadır! Yatırım Ofisi Başkanlığı Yatırım Ofisi Başkanlığı; büyük yatırımcılara destek sağlamak ve yatırımcıların Türkiye'ye gelmelerini sağlamak, Türkiye'nin ekonomik kalkınmasını hızlandıracak yatırımları teşvik etmekle görevli kurumdur. 96 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2074 ‒ Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanlığı Başkanlığın görevleri; Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen amaç, politika ve stratejilere uygun olarak kamunun dijital dönüşümüne öncelik etmek, e-devlet hizmetlerinin sunumuna aracılık etmek, kurumlar arası işbirliğini artırmak ve bu alanlarda koordinasyonu sağlamaktır. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’ne ilişkin mevcut kurumsal yapı ve yaklaşım, güncel teknolojik gelişmeler ve Türkiye’nin stratejik ihtiyaçları karşısında yetersiz kalmaktadır. Ofisin kuruluş döneminde tercih edilen “Dijital Dönüşüm” ismi o günün koşullarında anlamlı olmakla birlikte, bugün gelinen noktada hem kavramsal hem de işlevsel olarak geride kalmıştır. Zira artık mesele yalnızca fiziki süreçlerin dijital ortama taşınması değil, bu dijital süreçlere “yapay zeka” katılması, özerk, öğrenebilen ve değer üreten sistemler inşa edilmesidir. Bugün dünyada “dijital dönüşüm” artık başlangıç seviyesi bir yetkinlik olarak görülmekte, asıl rekabet alanını yapay zekâ, yüksek performanslı çip üretimi, veri ekonomisi ve bu ekosistemde çalışacak nitelikli insan kaynağı belirlemektedir. Buna karşın, ülkemizde hâlâ “dijital dönüşüm” söylemiyle övünülmekte, yapay zekâ ise TÜBİTAK’taki bir enstitü ile Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi arasına sıkıştırılmış, bütüncül bir kurumsal sahiplikten mahrum bırakılmıştır. Sanayi devrimini ve otomotiv sanayisini geç yakalamış bir ülke olarak, aynı hatayı yapay zekâ devriminde tekrar etme lüksümüz yoktur. Otomobilin 19. yüzyılın sonunda üretildiği bir dünyada, bugün “araba üretiyoruz” diye övünmenin nasıl sınırlı bir anlamı varsa; yapay zekâ çağında da sadece fiziksel ürün üretmek, o ürünün “beyni” bizde değilse stratejik bir güç kazandırmamaktadır. Nitekim küresel rekabetin geldiği aşamada, klasik sektörlerde pazarın doygunluğa ulaştığı, pek çok otomotiv ve makine şirketinin bile küçüldüğü, şirket satın almalarının ve yoğunlaşmanın arttığı görülmektedir. Artık asıl rekabet, ürettiğiniz çipin, yetiştirdiğiniz uzmanın, topladığınız verinin ve kurduğunuz yapay zekâ altyapısının niteliği üzerinden şekillenmektedir. Önümüzdeki birkaç yıl içinde ülkelerin küresel ligdeki konumlarının, yapay zekâya ne kadar hazır olduklarıyla yeniden belirleneceği açıktır. Çip üretim kapasitesinden veri merkezlerine, bulut altyapısından siber güvenliğe, yapay zekâ uzmanı insan kaynağından sektör bazlı uygulamalara kadar geniş bir yelpazede yatırım ve kurumsallaşma gereklidir. Ancak mevcut tabloda Türkiye, bu alanlarda dağınık, parça parça ve koordinasyondan uzak bir görünüm sergilemektedir. 97 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2075 ‒ Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi ve TÜBİTAK bünyesindeki ilgili enstitü, yapay zekâ alanı için adeta “iki arada bir derede” kalmış bir görev paylaşımına sahiptir. Yapay zekâ alanının kurumsal anlamda gerçek bir “sahibi” yoktur. Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi ve 2024- 2025 Yapay Zekâ Eylem Planı incelendiğinde de görev dağılımlarının dar bir kurum çerçevesine sıkıştığı, bakanlıklar arası güçlü bir koordinasyon ve zorlayıcı bir siyasi sahiplik tesis edilmediği görülmektedir. Oysa sağlıktan savunmaya, tarımdan turizme, ulaşımdan millî eğitime kadar her alanda yapay zekâ temelli dönüşüm ödevleri bulunmaktadır ve bu ödevlerin üstünde duracak güçlü, hesap verebilir bir çatı kuruma ihtiyaç vardır. Bugünkü yapı, bu ihtiyacı karşılamaktan uzaktır. Yapay zekâ gibi ülkenin gelecekteki egemenliğini, ekonomik refahını ve güvenliğini doğrudan etkileyecek bir alanda; dağınık görev tanımları, belirsiz sorumluluk alanları ve zayıf kurumsal koordinasyon Türkiye’yi yeni bağımlılık ilişkilerine sürükleme riskini barındırmaktadır. Gereken adımlar atılmazsa, “teknolojiyi alanın Üsküdar’ı geçtiği” bir tabloda, kendi beynini kendisi geliştiremeyen bir ülkenin başkalarının geliştirdiği beyinlere, onların kurduğu ekosistemlere bağımlı hâle gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu çerçevede, yalnızca isim düzeyinde değil, kurumsal tasarım ve yetki düzeyinde de köklü bir revizyon zorunludur. “Dijital Dönüşüm” başlığının, Türkiye’nin önüne koyması gereken vizyonu artık taşımadığı açıktır. Kurumun, yapay zekâyı merkeze alan, bu alanda strateji belirleme, kaynak tahsisi, mevzuat yapımı, sektörel koordinasyon ve denetim yetkilerine sahip güçlü bir yapıya dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu ister müstakil bir “Yapay Zekâ Ofisi” ister bakanlık düzeyinde bir yapılanma olsun; sonuçta ihtiyaç duyulan şey, yapay zekâ devrimini merkezine alan, dağınık yapıları tek çatı altında toplayan, doğrudan siyasi sorumluluğu ve hesap verebilirliği olan bir üst kurumdur. TOGG, İHA/SİHA, savunma sanayi projeleri, milli yazılım çözümleri gibi çıktılar elbette kıymetlidir; ancak bu üretimlerin asıl değerini belirleyecek olan, içinde barındırdıkları “beynin” kime ait olduğudur. Yapay zekâ kapasitesi dışarıdan alınan, kritik algoritmaları ithal edilen, veri kontrolü ve işleme altyapısı yabancı teknoloji devlerine emanet edilen bir modelde, yerli ve milli söylemin içi boşalmaya mahkûmdur. Gurur duyulacak asıl sıçrama alanı, önümüzdeki beş yılda yapay zekâda atılacak adımlar ve kurulacak kurumsal ekosistem olacaktır. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin “Türk Beyin”, “Dijital Göz” gibi dikkat çekici projeleri elbette olumlu ve desteklenmesi gereken çalışmalardır. Ancak tekil ve proje bazlı 98 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2076 ‒ başarılar, zayıf kurumsal mimariyi örtmeye yetmez. Muhalefet olarak temel itirazımız, bu projelerin üstüne inşa edileceği, tüm ülke sathına yayılan, sürdürülebilir, şeffaf ve hesap verebilir bir yapay zekâ kurumsallığının hâlen tesis edilememiş olmasıdır. Sonuç olarak;  Yapay zekâ alanında dağınık ve belirsiz kurumsal yapı sürdürülmemeli,  Dijital Dönüşüm Ofisi, yapay zekâ odaklı yeni bir çatı kurumsal yapıya dönüştürülmeli veya bu alanda müstakil bir üst kurum/ bakanlık tesis edilmeli,  Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi ve Eylem Planı, tüm bakanlıkları bağlayan, performans kriterleri ve bütçe tahsisleriyle güçlendirilmiş, yaptırım gücü olan bir çerçeveye kavuşturulmalıdır. Aksi hâlde Türkiye, yapay zekâ çağını da kaçıracak; sadece sanayi ürünlerinde değil, ülkenin zihinsel egemenliğinde de dışa bağımlılığı artacaktır. Muhalefet şerhimizin temel uyarısı ve önerisi, bu ağır riskin ciddiyetle ele alınması ve yapay zekâyı ülkenin birinci önceliği hâline getirecek kurumsal dönüşümün bir an önce başlatılması zorunluluğudur. 99 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2077 ‒ ADALET VE GÜVENLİK 100 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2078 ‒ 3.4. ADALET BAKANLIĞI Adaletin varlığı, bir devletin meşruiyetinin en temel göstergesidir. Hukuk kurallarının kişisel iradelere göre değil, kamu yararı ve eşitlik ilkesi doğrultusunda uygulanması gerekir. Ne var ki, son yıllarda adalet sistemi, reform söylemleriyle meşrulaştırılan düzenlemeler sonucunda, siyasi müdahalelere açık ve kurumsal bağımsızlığını yitirmiş bir hal almıştır. Yargı alanında gerçekleştirilen düzenlemeler, çağın gereksinimlerine uyum iddiasını taşısa da sonuçta yürütmenin etki alanını genişleten bir yapı ortaya çıkmıştır. Yargı organları, bağımsız karar alma yetisini kaybetmiş, siyasal baskıların yön verdiği bir mekanizma haline gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte kuvvetler ayrılığı ilkesi zedelenmiş, yürütme erkine verilen geniş yetkiler yasama ve yargı üzerindeki denetimi ortadan kaldırmıştır. Yönetimde kişiselleşme artmış, keyfi uygulamalar sıradanlaşarak hukuk devleti ilkesi pratikte işleyemez hale gelmiştir. Dosya yoğunluğu, uzun süren tutuklama tedbirleri ve yargılamalar, adalete erişimi fiilen engellemektedir. Kalıcılaşan kayyum politikaları, seçmen iradesini hiçe sayan idari tasarruflara dönüşmüştür. İnsan hakları ihlalleri artmış, bağımsız kurumlar işlevsizleştirilmiştir. Yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı, demokratik düzenin temel dayanakları arasındadır. Ancak yargı mensuplarının mesleki koşulları, liyakat esasına dayanmayan atamalar, sınav ve mülakat süreçlerinde yaşanan adaletsizlikler yargı etiğini zedelemiştir. Yasama ve yürütme erklerini uzun süredir elinde bulunduran siyasi iktidar, hukuk kurumlarına yaptığı atamalarla yargı üzerindeki etkisini derinleştirmiştir. Adalet sistemi, devletin sürekliliği ve kamu güvenliği için vazgeçilmezdir. Mevcut durum, yargının bağımsızlığını yeniden tesis edecek, denetim mekanizmalarını işler hale getirecek köklü bir reform ihtiyacına işaret etmektedir. Gerçek bir adalet düzeni, ancak liyakat esasına dayalı atama sistemi, tarafsız yargılama usulleri ve kuvvetler ayrılığı ilkesine sadakatle mümkün olabilir. Aksi halde hukuk ve adalet yalnızca hamasi metinlerde varlığını sürdüren bir kavrama dönüşür. 2026 yılı Adalet Bakanlığı bütçesi, önceki yılın devamı niteliğinde olup yapısal bir değişimden ziyade kalemlerin büyüklüğüyle dikkat çekmektedir. 2025 yılında 280.275.802.000 TL olan toplam bütçe, 2026 teklifiyle 389.560.443.000 TL’ye yükselmiştir. Bu %38’lik artış, ilk bakışta 101 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2079 ‒ yargı sistemine daha fazla kaynak ayrıldığı izlenimi verse de kalemlerin dağılımı bu artışın adalet hizmetini niteliksel olarak güçlendirmediğini göstermektedir. Bütçede en büyük payı, 245,8 milyar TL ile personel giderleri oluşturmaktadır. Sosyal güvenlik primi ödemeleri 27 milyar TL, mal ve hizmet alımları 72,9 milyar TL, cari transferler 3,5 milyar TL, sermaye giderleri 31,6 milyar TL, sermaye transferleri ise 8,6 milyar TL olarak öngörülmüştür. Bu tablo, bütçenin yaklaşık %70’inin maaş ve prim ödemelerine yöneldiğini ortaya koymaktadır. ● Personel Giderleri: 245.799.177.000 TL ● Sosyal Güvenlik Devlet Primi Giderleri: 27.047.344.000 TL ● Mal ve Hizmet Alım Giderleri: 72.940.860.000 TL ● Cari Transferler: 3.530.622.000 TL ● Sermaye Giderleri: 31.625.000.000TL ● Sermaye Transferleri: 8.617.500.000 TL 2025 yılı bütçesinde olduğu gibi 2026 yılı bütçesinde de bu yüksek oran, yeni istihdam veya verimlilik artışı anlamına gelmemektedir.Artışın temel nedeni, mevcut kadroların maaş güncellemeleri ve genel ücret artışlarıdır. Yargı bağımsızlığını güçlendirecek, liyakat temelli insan kaynağı reformu sağlayacak veya hâkim- savcı teminatını iyileştirecek herhangi bir mali düzenleme bütçede yer almamaktadır. İkinci en büyük harcama kalemi olan mal ve hizmet alımları, 2025’teki 55,3 milyar TL’den 72,9 milyar TL’ye yükselmiş, ancak bu artışın bilişim altyapısı, dosya yönetimi veya nitelikli mahkeme kararlarının hızını iyileştirecek nitelikte olmadığı görülmektedir. Bakanlık performans hedefleri hâlâ dosya sayısı, hedef süre, bina sayısı gibi nicelik göstergeleriyle sınırlıdır. Bu durum, adaletin hızını ve kalitesini artırma iddiasını kağıt üzerinde kalan bir hedef haline getirmektedir. Adaletin hızını artıracak dijital sistemler, dava türü bazında istatistiksel analiz araçları ve yapay zekâ destekli dosya yönetimi gibi modernizasyon alanları düşük bütçelerle geçiştirilmiş, vatandaşın yargıya erişimini kolaylaştırmak yerine kurumsal maliyetin idamesine odaklanan bir yaklaşım benimsenmiştir. Adalet Bakanlığı bütçesinin ağırlıklı olarak yapı inşasına ve rutin personel giderlerine ayrılması yerine, esas olarak hak arama özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını güçlendirecek 102 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2080 ‒ mekanizmalara yönlendirilmesi zorunludur. Bu durum, Adalet Bakanlığı’nın 2026 bütçesinin adaleti hızlandıracak, yargı bağımsızlığını güçlendirecek ve teknolojik dönüşümü sağlayacak reformist bir anlayıştan uzak olduğunu, kaynakların adaletin özüne değil, beton ve bürokrasiye yönlendirildiğini ortaya koymaktadır. Hakimler Savcılar Kurulu HSK'nın 2026 yılı için öngörülen 1 milyar 548 milyon TL tutarındaki bütçesi, bir önceki yıla göre gerçekleşen yaklaşık %30'luk artışa rağmen, Kurul'un Anayasa'nın 159. maddesinde güvence altına alınan idari ve mali özerkliği ilkesini desteklemekten uzaktır. Bütçedeki artışın neredeyse tamamının personel giderlerinden kaynaklanması, Kurul'un asli fonksiyonlarına yönelik kayda değer bir yatırım veya kapasite artışı öngörülmediğini göstermektedir. Adalet Bakanlığı'nın toplam bütçesi içerisindeki binde bir seviyesinde kalan bu pay, Kurul'un yürütme organı karşısındaki fiili kurumsal zayıflığını teyit etmektedir. 2026 bütçesinde yargı denetimi, etik ihlallerin soruşturulması ve şeffaflığın artırılmasına yönelik özel ödenek kalemlerinin bulunmaması, bütçenin yalnızca idari sürekliliği finanse etme niteliği taşıdığını, yargı bağımsızlığının güvencesi rolünü mali olarak desteklemediğini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi Anayasa Mahkemesi’nin 2026 yılı için öngörülen 996,7 milyon TL’lik bütçesi, önceki yıla göre %26 artmıştır. Ancak bu artış, bireysel başvuruların etkin ve makul sürede sonuçlandırılmasını sağlayacak kurumsal bir güçlenmeyi yansıtmamaktadır. Bütçenin yarısından fazlası (577,9 milyon TL) personel giderlerine, geri kalanı ise mal ve hizmet alımlarına yönelmiş; böylece idari işleyiş korunmuş, yargısal kapasiteyi artıracak nitelikli istihdam ve teknik altyapı yatırımları geri plana itilmiştir. 23 Eylül 2012’den bu yana Mahkeme’ye toplam 686.484 bireysel başvuru yapılmış, 3 Ekim 2025 itibarıyla 67.000 dosya sonuçlandırılmış, 5.551 dosyada ise ihlal kararı verilmiştir. 2024 yılında yaklaşık 70.000 başvuruya karşılık, 2025’in ilk yarısında 36.031 yeni başvuru alınması, Mahkeme’nin karar üretim hızındaki artışa rağmen devreden dosya yükünü azaltamadığını göstermektedir. Artan başvuru sayısı ile sınırlı kaynak arasındaki bu dengesizlik, bireysel 103 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2081 ‒ başvuru sisteminin yapısal bir tıkanıklık içinde olduğunu ve mevcut bütçe yaklaşımının bu sorunu kalıcılaştırdığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Dolayısıyla 2026 bütçesi, bu yapısal darboğazı aşabilecek bir stratejik vizyon ortaya koymamakta; nitelikli personel istihdamı, dijital arşivleme, iş yükü analiz sistemleri ve yapay zekâ destekli karar sınıflandırma modülleri gibi yenilikçi araçlara ise yok denecek kadar az kaynak ayırmaktadır. Oysa Mahkeme’nin gerçek ihtiyacı, nitelikli ve kaliteli kararların sayısını artırarak adaletin gecikmeden, tutarlı ve gerekçeli biçimde sağlanmasını temin etmek; bu amaçla hem niceliksel hem de niteliksel kapasite artışını eş zamanlı olarak güçlendirmektir. Bu yönde bir adım atılmadıkça bireysel başvuru hakkı, kâğıt üzerinde anayasal bir güvence olarak kalacak, vatandaş için adil, erişilebilir ve zamanında bir hukuk yolu olma niteliğini kaybedecektir. Yargıtay Yargıtay 2026 bütçesi 5,2 milyar TL’ye çıkarılmış, bir önceki yıla göre yaklaşık %30 artmıştır. Ancak artışın %67’si personel giderlerinden oluşmakta, kurumsal kapasite, dijital dönüşüm ve içtihat birliği gibi asli işlevler için ayrılan kaynak son derece sınırlıdır. Performans tablolarında ortalama karar süresinin kısaltılmasına veya daireler arası iş yükü dengesinin iyileştirilmesine yönelik bir hedefe yer verilmemiştir. Yargıtay’ın karar yayınlama oranı hâlihazırda %100 olarak gösterilmiş, ancak karar kalitesi ile gerekçe standardı veya istinaf-temyiz koordinasyonu gibi ölçütler performans sistemine dâhil edilmemiştir. Bu durum, yüksek mahkemenin bütçesinin yargısal verimliliği ve içtihat birliğini güçlendirmekten çok, mevcut idari yapıyı sürdürmeye hizmet ettiğini göstermektedir. Yargıtay Başkanlığı tarafından 2025 yılı Performans Programı ile, Yargıtay İçtihat Merkezi’nin yapay zekâ bileşenlerinin güncellenmesi ve çeşitlendirilmesi ile elektronik posta altyapısının güçlendirilmesi gibi kurumsal kapasiteyi artırmaya yönelik hedefler belirlenmiştir. Bu hedeflerin tamamı için performans riskleri bölümünde ortak risk olarak “ödenek kısıtı” belirtilmiştir. 2025 yılında Yargıtay’a toplam 4.010.716.000 TL ödenek tahsis edilmiş olup, 2026 yılı bütçe teklifinde bu tutar 5.238.733.000 TL olarak öngörülmüştür. Ancak söz konusu artış, teknolojik altyapı projeleri açısından performans hedeflerinde öngörülen ihtiyaçları karşılayacak nitelikte 104 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2082 ‒ değildir. Özellikle Yargıtay İçtihat Merkezi’nin yapay zekâ tabanlı bileşenlerinin güncellenmesi için hizmet alımlarına ayrılan kaynakların güçlendirilmesi gerekmektedir. Danıştay Danıştay 2026 yılı bütçesi 3 milyar 137 milyon TL olarak belirlenmiş, bu tutar bir önceki yıla göre yaklaşık %31’lik artışa karşılık gelmiştir. Ancak artışın %78’i personel giderlerinden kaynaklanmakta, idari yapıyı büyüten bu dağılım yargısal verimliliğe katkı sunmamaktadır. Devreden dosya sayısının yaklaşık 105 bin düzeyinde sabit kalmış olması, artan bütçeye karşın yüksek idari yargının yapısal tıkanıklığının sürdüğünü göstermektedir. Buna rağmen dijital dönüşüme gerekli ihtimam verilmemektedir. Bu tablo, Danıştay bütçesinin artmasına karşın yüksek idari yargının etkinliğini güçlendirmekten uzak olduğunu göstermektedir. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu 2026 bütçesi 360,9 milyon TL’ye yükselmiş, bir önceki yıla göre %44 artmıştır. Ancak artışın büyük bölümü personel ve idari giderlerden kaynaklanmakta; kurumun saha denetimleri, eğitim programları ve Ulusal Önleme Mekanizması faaliyetleri için ayrılan kaynak oldukça sınırlı kalmaktadır. İnsan hakları denetimiyle görevlendirilmiş bir kurumun bütçesinin, esas işlevi olan bağımsız izleme ve raporlama kapasitesini güçlendirmek yerine, idari varlığını sürdürmeye yöneldiği görülmektedir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu Kişisel Verileri Koruma Kurumu 2026 yılı bütçesi 651,1 milyon TL olup, bir önceki yıla göre yaklaşık %21,5 artış öngörülmüştür. Artışın büyük bölümü personel ve idari giderlerden kaynaklanmaktadır. Kurumun görev alanı dijitalleşme, yapay zekâ ve kamu verisi paylaşımı gibi hızla genişleyen bir alanı kapsamasına rağmen, denetim kapasitesi aynı ölçüde büyütülmemiştir. Bilgi güvenliği, siber saldırıların önlenmesi ve kamu kurumlarındaki veri işleme faaliyetlerinin denetimi için ayrılan kaynak son derece sınırlıdır. KVKK’nın 2026 bütçesinde, ulusal ölçekte veri güvenliği stratejisini güçlendirecek projeler veya sektörel denetim programları öngörülmemiştir. Son dönemde kamu kurumlarında ortaya çıkan sahte diploma, veri sızması ve usulsüz belge erişimi vakaları, kişisel verilerin korunması 105 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2083 ‒ alanındaki zafiyetleri de açık biçimde göstermiştir. Buna karşın, Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun 2026 yılı bütçesinde bu tür riskleri önleyecek bilgi güvenliği altyapı yatırımları veya kamu kurumlarının veri işleme faaliyetlerini denetlemeye yönelik bir güçlendirme öngörülmemiştir. Kurumun denetim kapasitesinin, artan dijital güvenlik tehditlerine karşı orantısız biçimde düşük kalması, bütçenin amacına uygun kullanılmadığını göstermektedir. Türkiye Adalet Akademisi Türkiye Adalet Akademisi 2026 bütçesi 389,4 milyon TL olup, bir önceki yıla göre %30 artmıştır. Artışın büyük bölümü mal ve hizmet alımlarına yönelmiş, eğitim kalitesini artıracak yatırımlar sınırlı kalmıştır. Yatırım payı yalnızca %5 düzeyindedir ve bu tutar çoğunlukla bina onarımı ile donanım alımlarına ayrılmıştır. Bütçe ve performans tablolarında insan hakları, eşitlik veya gerekçeli karar yazımı gibi tematik eğitim alanlarına ilişkin açık bir hedef yer almamaktadır. Uluslararası iş birliği faaliyetleri de sınırlı kalmıştır. Bu tablo, Akademi bütçesinin “yargı etiği ve insan haklarına dayalı eğitim” vizyonunu güçlendirmekten çok, mevcut idari işleyişi sürdürmeye odaklandığını göstermektedir. Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu’nun 2026 yılı bütçesi 25 milyar TL olarak öngörülmüştür. Bu büyüklük, rehabilitasyon ve topluma kazandırma odaklı bir infaz sisteminden çok, fiziki kapasiteyi artırmaya ve altyapı yatırımlarını finanse etmeye yönelmiş bir bütçe anlayışını yansıtmaktadır. Sermaye giderleri içinde yer alan 8,5 milyar TL’lik yatırım ödeneğinin önemli bölümü Adalet Bakanlığı’nın cezaevi inşaatı ve donanım projelerine aktarılmakta, eğitim altyapısına ayrılan pay ise yalnızca %0,05 düzeyinde kalmaktadır. Bu tablo, infaz sisteminin ıslah ve rehabilitasyon yerine, cezalandırma merkezli bir yapıya evrildiğini göstermektedir. Kurumun öz gelirlerinin büyük bölümü mahkûm emeğine dayalı işyurdu üretim faaliyetlerinden elde edilmektedir. 2026 yılı için yaklaşık 13 milyar TL gelir öngörülmesine karşın, bu gelirlerin hükümlülerin eğitimi, psiko-sosyal destek hizmetleri veya mesleki rehabilitasyonu için kullanılmadığı görülmektedir. Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu bütçesi, insan onuruna dayalı infaz politikasından uzaklaşarak, üretim ve inşaat odaklı bir mali modele dönüşmüş; böylece cezanın 106 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2084 ‒ infazını değil, infazın ekonomikleştirilmesini önceleyen bir anlayış yerleşmiştir. Topluma yeniden kazandırma hedefi ise cezalandırma pratiklerinin gölgesinde kalmaktadır. Türkiye’de Anayasal Dönüşüm İhtiyacı Normlar hiyerarşisinin zirvesinde konumlanan Anayasa, devletin yazılı hukuk düzeninin temel dayanağı ve toplumun ortak iradesini temsil eden en yüksek meşruiyet belgesidir. Bir anayasanın işlevsellik kazanması, geniş toplumsal mutabakata dayanmasından ve bireylerin temel değerleri etrafında kenetlenmesinden geçer. Cumhuriyet tarihimizin tecrübesi ışığında, Cumhuriyet'in kurucu felsefesi ile devletin temel niteliklerinin Anayasa’da güçlü ve tartışmasız biçimde yer alması zorunlu bir koşuldur. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu ilkelerini içselleştirmiş, bireysel hak ve özgürlüklere öncelik veren, sade, anlaşılır ve evrensel hukuka uyumlu hükümler içeren bir anayasal düzenin tesisi, demokratik hukuk devletinin yeniden inşası açısından kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda, yeni Anayasa'nın ruhu, kuvvetler ayrılığını etkin biçimde tesis eden ve temsilde adalet ile yönetimde istikrarı güvence altına alan Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile uyumlu olmak zorundadır. Tarihsel deneyim göstermiştir ki, yeni bir metnin kabulü tek başına toplumsal sorunları ortadan kaldırmaz, hatta kimi dönemlerde mevcut sorunları derinleştirebilmektedir. Bu sebeple, bir Anayasa’nın gerçek değeri, metnin lafzından çok, hukukun evrensel ilkeleriyle uyumlu ve istikrarlı bir uygulama pratiğiyle anlam kazanır. Kanunların ve anayasal hükümlerin gücü, ancak adaletli, eşit ve tarafsız bir uygulama ile meşruiyet kazanır. Kâğıt üzerindeki metinlerin kusursuzluğu, hukuk düzeninin sağlıklı işleyeceği anlamına gelmez. Adaletin tesis edilmesi, Anayasa’da yer alan ilkelerin tüm devlet kurumlarınca şartsız biçimde benimsenmesine, yargı bağımsızlığının somut olarak korunmasına ve etkin bir toplumsal denetim mekanizmasına bağlıdır. Bu çerçevede hazırlanacak yeni Anayasa, mevcut metni değiştirme iradesinin ötesine geçerek yürütmenin belirleyici hâle geldiği alanlarda kuvvetler ayrılığını yeniden tesis etmeli, hukukun üstünlüğü ve demokratik meşruiyet ilkelerini güçlendirmeli ve tüm bu yaklaşımı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem hedefiyle uyumlu biçimde somutlaştırmalıdır. 107 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2085 ‒ Yargı Erkinin Teslimiyeti ve Anayasal Düzenin İhmali Yargı bağımsızlığı, demokratik bir hukuk devletinin varlık koşulu olup, devleti, bireyin hakları karşısında sınırlayan tek anayasal güvencedir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nde yargı sistemi, bu temel direğini yitirerek kuvvetler ayrılığı ilkesinin ağır bir biçimde zedelendiği bir döneme tanıklık etmektedir. Hukuki meşruiyetimiz, yargı erkinin, bireysel hakları siyasi müdahaleden koruma kapasitesi ile ölçülürken, mevcut durum bu güvencenin kaybolmaya yüz tuttuğunu göstermektedir. Yargı bağımsızlığına yönelik en büyük yapısal tehdit, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun teşkilat yapısında kristalize olmuştur. Kurul üyelerinin belirlenme süreçlerinde yürütmenin nüfuzunun ağırlık taşıması ile seçim usullerinde Anayasa ve yasalara aykırı tutumlar, yargı kararlarının siyasi iklimden bağımsızlığına dair oluşan kamusal algıyı kökten sarsmıştır. Bu siyasi etki, hakim ve savcıların kararlarında tarafsızlık ilkesine riayet etmeleri beklentisini zedelemekte ve hukuki güvenliği temelden dinamitlemektedir. Bu yapısal zaafın fiili tezahürü, Anayasa Mahkemesi kararlarının alt mahkemelerce uygulamadan kaçınılması vakalarıdır. Yüksek yargı organının bağlayıcı hükümlerinin mesnetsiz gerekçelerle hiçe sayılması, hukukun üstünlüğü ilkesini ihlal etmekle kalmamış, anayasal düzenin işleyişine olan inancı da zayıflatmıştır. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde ülkemiz aleyhine verilen yüzlerce ihlal kararının temelinde de esas itibarıyla yargının tarafsızlık ve bağımsızlık sorunu yatmaktadır. Yerel Yönetimlerde İdari Denetim, Yargı Baskısı ve Demokratik Gerileme 2016 darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal süreci, güvenlik kaygılarının ötesine geçerek yerel yönetimler sisteminde ciddi ve yapısal bir müdahale alanı oluşturmuştur. Bu dönemde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler, merkezi idarenin belediyeler üzerindeki tasarrufunun hukuki zeminini genişletmiştir. Özellikle halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarının yerine atanmış kayyumların getirilmesi, seçimle oluşan meşruiyetin idari kararlara bağlı hale geldiğini ve yerel özerkliğin fiilen daraltıldığını açıkça göstermektedir. Kayyum atamalarıyla birlikte belediye meclislerinin yasal karar alma gücü zayıflamakta, yerel yönetim bütçesi dar bir kadronun, merkezi idarenin siyasi öncelikleri doğrultusunda kullanabileceği bir araç haline gelmektedir. Dolayısıyla, kayyum yönetimlerinin temel işlevinin güvenlik tedbirinden ziyade, siyasal ve ekonomik denetimi merkeze taşımak olduğu yönündeki 108 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2086 ‒ değerlendirmeler güçlenmektedir. Bu durum, kamu kaynaklarının adil dağılımını zedelemekte ve hizmetlerin siyasal önceliklere göre yönlendirilmesi riskini beraberinde getirmektedir. Kayyum ataması yapılmayan ancak muhalefet partilerince yönetilen büyükşehir belediyelerinde ise baskının şekli değişmektedir. Bu belediyeler, yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarıyla açılan yoğun soruşturmalar üzerinden idari ve siyasi olarak hedef alınmaktadır. Açılan bazı dosyalar somut tespitler içerse dahi, önemli bir kısmının yönetim üzerinde sürekli bir baskı kurma ve kamuoyu önünde itibarsızlaştırma amacı taşıdığı izlenimi yaygındır. Yargı süreci tamamlanmadan medyaya servis edilen ve seçilmiş yöneticilerin masumiyet karinesini zedeleyen bu bilgiler, yerel siyasetin dengesini bozmakta, hatta bazı belediye başkanlarının idari tehdit ve soruşturma baskısı altında parti değiştirmesine yol açmaktadır. Bu tür olaylar, yürütme ve yargı arasındaki sınırların belirsizleştiği ve siyasi çıkarlar doğrultusunda kullanıldığı kaygısını artırmaktadır. Kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmaksızın seçilmiş kişilerin görevden uzaklaştırılması ya da yetkisizleştirilmesi, Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesini ve masumiyet karinesini açıkça ihlal etmektedir. İdari tasarruflarla halkın seçme ve seçilme hakkının dolaylı biçimde etkisizleştirilmesi, demokratik temsilin özünü ortadan kaldırmaktadır. Merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki bu müdahaleci tutumu, yerel özerkliği köklü biçimde sınırlandıran, kamu kaynaklarını siyasal amaçlarla yönlendirme riskini artıran ve hukuki güvenceyi zayıflatan bir yönetim modelini yansıtmaktadır. Demokrasinin güçlendirilmesi ve toplumsal güvenin yeniden tesisi için, yerel yönetimlerin şeffaf, denetlenebilir ve sadece hukuka bağlı bir çerçevede faaliyet göstermesi; bağımsız yargı güvencesinin, hesap verebilirliğin ve adaletin yeniden tesis edilmesi, en temel şart olarak önümüzde durmaktadır. Olağanüstü Dönem Uygulamaları ve Hukuk Devleti Adalet hizmetlerinin tüm yurttaşlar için tarafsız, erişilebilir ve eşit biçimde yürütülmesi, Hukuk Devletine ve Demokrasiye verilen önemin politik manifestosudur. Adalet Bakanlığı’nın bütçe tercihleri de bu manifestonun somut bir göstergesidir; ancak mevcut tercihler, bu temel zorunluluğu karşılamaktan ve toplumsal barışı onarmaktan uzaktır. Yargı kararlarıyla suçsuz bulunmuş (kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı almış olmalarına) veya haklarında adli bir soruşturma yahut kovuşturma bulunmamasına rağmen, 109 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2087 ‒ Kanun Hükmünde Kararnameler ile kamudan ihraç edilen bireylerin durumunu düzeltmeye yönelik acil bir plan veya kaynak tahsisi içermediği görülmektedir. KHK süreçleri neticesinde görevlerinden uzaklaştırılan bu yurttaşlar, haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmaksızın idari tasarruflarla mesleklerinden koparılmışlardır. Bu işlemlerin yargı yoluyla incelenmesinin uzun yıllar sürmesi, hukuk devleti ilkesini zayıflatmış ve adalet mekanizmasına olan güveni temelden sarsmıştır. Aynı zamanda 31 Temmuz Covid-19 infaz düzenlemelerinin dışında bırakılan hükümlüler açısından da cezada adalet infazda eşitlik ilkesinin ihlalini sürdürmekte ve adalet sistemine ulaşımın tam olarak sağlanamadığını göstermektedir. Bütçe, suç teşkil eden eylemlerde bulunmayan masum yurttaşlar ile somut suçlara karışanları kesin olarak ayrıştıran adaletin ince işçiliğine yatırım yapmak yerine, usuli güvencelerden yoksun uygulamaları sürdürme eğilimindedir. Masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı gibi evrensel ilkelerin ihlali sonucu oluşan kurumsal zafiyeti gidermeye yönelik bir vizyon sergilenmemektedir. Uluslararası Tescil ve Nitelik Odaklı Personel Krizi Türkiye'nin yargı sistemindeki ağır tablo, uluslararası arenada tescil edilmiştir. Dünya Adalet Projesi (WJP) tarafından yayımlanan en güncel Hukukun Üstünlüğü Endeksi verilerine göre, Türkiye, değerlendirmeye tabi tutulan 143 ülke arasında 118. sıraya kadar gerilemiştir. Bu gerileme, sistemik bir çöküşün alt detaylarını göstermektedir. Endeksin en kritik alt göstergelerinden olan Hükümetin Yetkilerinin Sınırlandırılması başlıklı bileşende 136. sırada, Temel Haklar alanında ise 134. sırada bulunulması, yargı denetiminin fiilen devre dışı kaldığının ve bireysel özgürlüklerin korunamadığının kanıtıdır. Bu sorunlar, doğrudan nicelik odaklı personel politikalarıyla beslenmektedir. Güncel resmi verilere göre, ülkemizde 100.000 kişiye düşen 21,41 hakim sayısı, Avrupa ortalaması olan 25’in hala gerisindedir. Hukuk fakültelerinin sayısındaki kontrolsüz artış, meslek içi eğitimlerin yetersizliği ve hakim ve savcıların liyakate yeterince önem verilmeden atanması, yargıdaki kalite sorununu derinleştirmektedir. Yargı Teşkilatında Mesleki Tıkanmalar ve Etkinlik Sorunu Türkiye’de adalet hizmetinin temelini oluşturan hâkim, savcı ve avukatların yaşadığı sorunlar artık bireysel zorlukların ötesine geçmiş, yargının etkinliğiyle hukuki güvenliğin kalitesini zedeleyen yapısal bir kriz halini almıştır. 110 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2088 ‒ Yargı bağımsızlığının zayıflığı, siyasal etkilerin ve yürütme organının baskısının artmasıyla daha görünür bir hâle gelmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun mevcut yapısı, yürütmenin ağırlığını üzerinde taşıdığı için, liyakat esaslı atama ve terfi sisteminin önünü tıkamaktadır. Bu durum, yalnızca yargı mensuplarının değil, toplumun tamamının adalet duygusunu sarsan bir tablo yaratmaktadır. Kurumsal zafiyetin bir diğer yansıması, mahkemelerin önüne gelen dosya sayısı ile yargı teşkilatının kapasitesi arasındaki dengesizliğin giderek büyümesidir. Hâkim ve savcılar, yoğun iş yükü ve zaman baskısı altında derinlemesine inceleme yapma imkânı bulamamakta, bu da kararların hem süresini hem de doğruluk oranını olumsuz etkilemektedir. Farklı nitelikte çok sayıda dosyayla ilgilenmek zorunda kalınması, ceza hukuku ve özel hukuk alanlarında farklı mahkemeler arasında görevlendirilmesi ile özellikle uzmanlık gerektiren alanlarda ihtisaslaşmanın sınırlı kalması, yargılamaların uzamasının temel nedenlerinden biridir. 2023 yılında yargı sisteminin iş yükünü hafifletme amacıyla yürürlüğe konulan Hâkim Yardımcılığı sistemi, uygulamada beklenen etkiyi yaratmamıştır. UYAP verileri, bu düzenlemenin yargılama sürelerinde anlamlı bir kısalma sağlamadığını ve yapısal tıkanıklığı gideremediğini ortaya koymaktadır. Eğitim, denetim ve göreve geçiş süreçlerinin yeterli biçimde planlanmaması, sistemin insan kaynağı üretme kapasitesini sınırlandırmıştır. Ne var ki, mahkemelerdeki engellenemez dosya yükü dikkate alındığında, 2026 yılında yalnızca 119 yeni hâkimin atanacak olması, yargı teşkilatının mevcut kapasitesini korumak bir yana, dosya birikiminin daha da artmasına yol açacaktır. Bu tablo, plansız biçimde ihdas edilen bir sistemin, uzun vadeli insan kaynağı projeksiyonu yapılmaksızın uygulamaya konulmasının doğrudan sonucudur. Savunma makamını temsil eden avukatlar açısından da tablo farklı değildir. Hukuk fakültelerinin kontrolsüz biçimde çoğalması, mesleğe girişte büyük bir yığılmaya yol açmış, gelir adaletsizliği derinleşmiştir. Avukatlar hem ekonomik baskılarla hem de mesleki itibar ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıyadır. Bu koşullar, savunmanın bağımsızlığını ve adil yargılanma hakkının özünü tehdit eden ciddi bir engel oluşturmaktadır. Yapısal sorunların en görünür olduğu alanlardan biri, Eylül 2024’te ilk kez uygulanan Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavıdır. Henüz oldukça sınırlı bir uygulama geçmişine sahip olmasına rağmen, sınavın hem ölçme-değerlendirme niteliği hem de düzenleniş amacına uygunluğu konusunda ciddi sorunlar ortaya çıkmıştır. Resmî olmayan verilere göre başarı oranının 111 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2089 ‒ yaklaşık %20 - 25 düzeyinde kalması, sınavın asgari mesleki yeterliliği ölçme amacını yerine getirmediğini göstermektedir. Bu sonuç, HMGS’nin, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde fiilen bir eleme mekanizmasına dönüştüğüne işaret etmektedir. Hukuk fakültelerindeki yüksek kontenjanlar korunurken yalnızca mesleğe giriş aşamasında keskin bir baraj oluşturulması; eğitim politikalarıyla mesleğe erişim politikaları arasında açık bir uyumsuzluk yaratmaktadır. YÖK’ün üniversitelere test yönteminden uzak durmaları yönünde yazılı bildirimine karşılık, mesleğe girişin tamamen test esaslı bir sınava bağlanması açıklamaya muhtaç bir çelişkidir. Hukuk mesleğinin doğası gereği ölçülmesi gereken muhakeme, yorum, analitik düşünme ve normlar arası ilişki kurma becerilerinin test formatıyla değerlendirilememesi, HMGS’nin mesleki yetkinliği objektif olarak belirleyemediğini ortaya koymaktadır. HMGS’nin mevcut yapısı, hukuki yeterliliği ölçmekten ziyade ezbere dayalı bir eleme yöntemi niteliği kazanmakta, test formatı nedeniyle mesleğe ilişkin gerçek değerlendirme ölçütlerini karşılamamakta, amaç ile araç arasında açık bir orantısızlık yaratmakta, eğitim ve mesleğe erişim politikaları arasında yapısal bir uyumsuzluk doğurmakta, staja erişimi hukuken ve fiilen geciktirmekte, idarenin ölçme-değerlendirme yaklaşımında kendi içinde ciddi çelişkiler bulunduğunu göstermektedir. Bu nedenlerle, yargı teşkilatının genel kapasitesini, mesleklere erişim koşullarını ve adalet hizmetinin bütünsel işleyişini doğrudan etkileyen bu yapısal sorunların giderilmesi, insan kaynağı politikalarının hukuk devleti ilkeleri, mesleki yeterlilik esasları ve öngörülebilirlik standartları çerçevesinde yeniden ele alınması zorunludur. Kronik Dosya Yükü ve Makul Sürede Yargılanma Hakkı Yargıdaki bağımsızlık erozyonu ve nitelik sorunu, beraberinde adaletin fiilen gecikmesini getirerek vatandaşın makul sürede yargılanma hakkını gasp etmektedir. Adalet Bakanlığı’nın uygulamaya koyduğu Yargıda Hedef Süre uygulamasına rağmen, iş yükü hafifletme çabaları başarısız kalmıştır. Güncel veriler, söz konusu krizin boyutunu somut olarak ortaya koymakta, adalet mekanizması üzerindeki toplam yükün ulaştığı vahim tablo açıkça görülmektedir. 2025 yılı Mart ayında kamuoyuna sunulan 2024 yılı Adalet İstatistikleri, yargının tüm kademelerinde makul sürede yargılanma yükümlülüğünün ciddi ölçüde aşındığını gözler önüne 112 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2090 ‒ sermektedir. Ceza Mahkemelerinde ortalama yargılama süresinin 228 gün, Ağır Ceza Mahkemelerinde ise 288 gün olarak gerçekleşmesi, ilk derece yargılamasının giderek uzayan bir takvimle yürütüldüğüne işaret etmektedir. Hukuk mahkemelerinde de tablo benzerdir; Asliye Hukuk Mahkemelerinde ortalama 325 gün, Asliye Ticaret Mahkemelerinde ise 409 gün süren yargılamalar, uyuşmazlıkların çözümünde zaman bakımından öngörülebilirliği yitirdiğini kanıtlamaktadır. Bu süreler, ilk derece mahkemelerinin artan iş yükü karşısında yargılamayı hızlandırma kapasitesini kaybettiğine işaret etmektedir. Bölge Adliye Mahkemeleri özelinde ortaya çıkan tablo da, istinaf kanun yolunun kuruluş amacından belirgin biçimde saptığını somut verilerle ortaya koymaktadır. 5235 sayılı Kanun ile ihdas edilen istinaf mahkemeleri, 2016 yılında, ilk derece yargılamasının iş yükünü dengelemek, temyiz incelemesi öncesinde hızlı ve etkin bir denetim mekanizması tesis etmek ve yargılamanın makul sürede tamamlanmasına katkıda bulunmak hedefiyle faaliyete başlamış ise de, 2024 yılı itibarıyla Bölge Adliye Mahkemelerinde tespit edilen ortalama inceleme süresi 295 güne erişmiştir. Detaylı bakıldığında, Hukuk Dairelerinde bu süre 373 güne kadar yükselmiş, Ceza Dairelerinde ise 226 gün olarak kaydedilmiştir. Söz konusu süreler, istinaf sisteminin beklenen “hızlandırıcı ara kademe” işlevini ifa edemediğini, aksine yargılama sürecine yeni bir tıkanma ve süre uzaması katmanı eklediğini göstermektedir. Bu suretle istinaf, kuruluş gerekçesi olan “daha kısa sürede daha etkin denetim” amacını karşılayamamış; yargı sisteminde yapısal bir gecikme halkasına dönüşmüştür. Gecikme eğilimi, yargı zincirinin son halkası olan Yargıtay aşamasında daha da belirginleşmektedir. Yargıtay Ceza Dairelerinde ortalama inceleme süresinin 2024 yılı itibarıyla 722 güne ulaşması, temyiz merciinin yargılamayı hızlandıran bir denetim mekanizması olma işlevinden tamamen uzaklaştığını açıkça göstermektedir. Bu süre, ceza davalarının ilk derece ve istinaf aşamaları tamamlandıktan sonra dahi, iki yıla yaklaşan bir bekleme dönemine sürüklendiğini ortaya koymakta, Yargıtay Hukuk Dairelerinde ortalamanın 205 gün seviyesinde kalmasına rağmen Ceza Dairelerinde gözlemlenen bu aşırı gecikme, ceza adaletinin en kritik aşamasında sistemsel bir tıkanıklığın mevcudiyetine işaret etmektedir. İlk Derece Ceza yargılamasında ortalama 228 gün olan sürecin, ağır cezada 288 güne, temyizde ise 722 güne ulaşması; Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkını ciddi biçimde zedelediği izahtan varestedir. 113 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2091 ‒ Anayasa Mahkemesine ilişkin 2025 yılı verilerine gelindiğinde ise, yargı sistemindeki gecikme olgusunun yalnızca derece mahkemeleri ve Yargıtay ile sınırlı kalmadığını kanıtlamaktadır. Bireysel başvuruların ortalama incelenme süresinin 411 güne ulaşması, temel hak ihlallerine ilişkin denetimin zaman bakımından etkinliğini önemli ölçüde azaltmaktadır. 2025 yılında 70.699 yeni bireysel başvuru kayda alınarak 66.798 başvuru sonuçlandırılmış olması karşısında, ertesi yıla devreden başvuru sayısının 98.540’a ulaşması dikkat çekicidir. Söz konusu devir sayısının, toplam başvuru hacmine oranının yüzde 139’a çıkması, bireysel başvuru sisteminin sürdürülebilirliğinin ciddi biçimde zedelendiğini ve AYM’nin bu yük altında etkili ve zamanında denetim yapma kapasitesinin sınırlı kaldığını açıkça göstermektedir. Diğer bir ifadeyle, hak ihlallerine karşı son başvuru mercii olan Anayasa Mahkemesinin iş yükü, sistemin diğer kademelerinde biriken gecikmenin artık üst yargı organlarına taşındığını ortaya koymaktadır. Avrupa Konseyi Adaletin Etkinliği Komisyonu raporlarına yansıyan 513 günlük ortalama yargılama süresi, Avrupa standartlarının yaklaşık iki katı olup, adaletin gecikmesinin bir hak ihlali olduğunu kanıtlamaktadır. Uzun süren yargılamaların gözle görünmeyen bir sebebi de, hâkim ve savcıların karar sonrası maruz kalacağı siyasi baskının endişesini taşıması; bu sebeple sorumluluk almaktan kaçınmalarıdır. Tüm bu veriler güncel UYAP verileri ve Avrupa Konseyi raporları ile değerlendirildiğinde, yargı zincirinin her aşamasında sürelerin sistematik olarak uzadığı, istinaf ve itiraz gibi denetim mekanizmalarının, kuruluş gerekçeleri olan hızlandırma amaçlarını karşılayamadığı, bireysel başvuru yolunun ise kritik bir gecikme baskısı ve derece mahkemeler tarafından uyulmaması riski altında kalarak etkinliğini yitirdiği görülmektedir. Yargılama zincirinin tüm halkalarında ortaya çıkan bu süre uzaması, makul sürede yargılanma hakkının sistematik biçimde ihlal edildiğini ve dolayısıyla, yargının etkinliği ile adalet sistemine duyulan güvenin ciddi biçimde zayıfladığını açıkça ortaya koymaktadır. 114 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2092 ‒ Mahkeme Dosya Sayıları Adalet Bakanlığı tarafından UYAP Bilişim Sistemi üzerinden elde edilen güncel istatistikler, yargı sisteminin iş yükünün yıllar içinde katlanarak arttığını ve mevcut bütçe dağılımının bu kronik krizi çözmekten uzak olduğunu net bir şekilde göstermektedir. Yargıdaki dosya yükü, tarihsel süreçte kontrol edilemez bir artış sergilemiştir. Ceza mahkemelerinde 2008 yılında yaklaşık 1.400.000 olan iş yükü, 2025 yılına gelindiğinde 2.000.000’u aşmıştır. Hukuk mahkemelerinde ise 2008’de 1.000.000 civarında olan dosya yükü, 2025 itibarıyla 3.000.000’u aşmıştır. İdari yargıdaki dosya yükü de 400.000 dosya seviyesine ulaşmıştır. 4 Kasım 2025 tarihli UYAP verilerine göre mahkemelerdeki derdest dosya sayıları şöyledir: ● Hukuk Mahkemeleri: 3.003.283 ● Ceza Mahkemeleri: 2.286.817 ● İdari Yargı: 352.529 Bu rakamlar, yargı sisteminin üzerindeki yükün sürekli büyüdüğünü ve mevcut personel ile bilişim altyapısına ayrılan bütçenin bu artışı karşılayacak düzeyde olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. 115 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2093 ‒ Yıllık Gelen Yıllık Karar Günlük Günlük Mahkeme Türü (04.11.2025) (04.11.2025) Gelen Karar Ceza 3.992.572 3.755.045 6.642 6.807 Mahkemeleri Hukuk 2.576.817 2.511.194 4.245 3.418 Mahkemeleri İdari Yargı 684.431 658.707 974 823 Ceza mahkemelerine günlük ortalama 7 bine yakın dosya gelmesi ile tüm mahkemelere gelen dosya sayısının, karara bağlanan dosya sayısından istikrarlı bir şekilde yüksek kalması, yargı süreçlerinin hızlandırılmasını imkânsız kılmaktadır. Bu durum, adalete erişimde aksamalara ve hak arama süreçlerinin uzamasına neden olmaktadır. Ceza, Hukuk Mahkemeleri ve İdari Yargı Dosya Sayıları Tarih 04.11.205 17.11.2024 31.12.2023 31.12.2022 (Yıllık) Yıllık Yıllık Dosya Yıllık Yıllık Yıllık Yıllık Yıllık Yıllık İşlemleri Gelen Karar Gelen Karar Gelen Karar Gelen Karar Ceza 3.992.572 3.755.045 3.754.591 3.522.100 3.229.516 3.103.818 3.671.502 3.595.930 Mahkemeleri Hukuk 2.576.817 2.511.194 2.769.820 2.403.806 2.478.727 2.289.599 2.854.350 2.655.098 Mahkemeleri İdari Yargı 684.431 658.707 677.589 650.845 698.450 630.417 789.199 763.170 Adalet hizmetlerinde iş yükünün bu denli artması, kronik hale gelen altyapı ve kaynak sorunlarını gözler önüne sermektedir. Yargıda verimliliği artırma iddiasıyla getirilen Hâkim Yardımcılığı gibi yeni bir kurumsal yapının devreye alınmasına rağmen, Adalet Bakanlığı’nın personel atama planında ciddi bir çelişki gözlenmektedir. 2025 yılında gerçekleşen 1.371 hâkim ve savcı atamasına karşılık, 2026 yılı atama hedefinin yalnızca 119 olarak belirlenmesi (%91’in üzerinde düşüş), milyonlarca dosyanın beklediği bir ortamda kritik personel takviyesinin durdurulduğunu göstermektedir. Bu durum, yargının 116 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2094 ‒ hızlandırılması ve etkinliğinin artırılması için bilişim altyapısı ve modernizasyon projelerine yönelik yatırımların düşük kalmasına ek olarak, Bakanlık bütçesinde personel giderlerinin 245.799.117.000 TL ile en büyük payı almasına rağmen, Hâkim/Savcı açığının bile bile yaratıldığını göstermektedir. Personel giderleri ve idari harcamalara yönelik yüksek bütçe payına rağmen, yargının hızlandırılması ve etkinliğinin artırılması için bilişim altyapısı ve modernizasyon projelerine yönelik yatırımların düşük olması, adalet sistemini sürdürülemez bir konuma taşımaktadır. Bu durum; bütçe kaynaklarının, yargının etkin çalışmasını sağlayacak teknolojik ve altyapısal dönüşümlere değil, artan iş yükünü idare etmeye yönelik kısa vadeli ihtiyaçlara yönlendirildiği anlamına gelmektedir. Yargıdaki dosya artışını sadece Adalet Bakanlığı’na ayrılan bütçe ile çözmeye çalışmak büyük bir hata olacaktır. Zira bu keskin artışın sebepleri derinlemesine araştırılmalı, toplumun her kesimindeki insanları mahkemelere muhtaç eden ekonomik, sosyal ve idari sorunlar tespit edilmelidir. Sorunu kaynağında çözecek olan ilgili Bakanlıklara bütçe ve görev aktarılması gerekmektedir. Adalet arayışındaki yurttaşlarımızın, meselelerinin daha yargı sürecinin başlangıcında çözüme ulaşamayacağına dair yaygın bir kanaat geliştirmesi, çözüm kapılarının hukuk dışı mecralara kayma riskini beraberinde getirmektedir. Ne yazık ki, ceza davalarının önemli bir kısmı, yargının uzun süreli ve sonuçsuz kalacağına dair yerleşik inançtan doğan veya tetiklenen toplumsal gerilimlerden beslenmektedir. Bu durum, adalete erişimi fiilen imkânsızlaştırmakta, hukuka olan güveni temelden aşındırarak toplumsal huzur ve barışı tehdit etmektedir. Mevcut idari tedbirlerin ve yasal düzenlemelerin, dosya sayısındaki bu kontrolsüz artışı dengeleme konusundaki yetersizliği, Adalet Bakanlığı’nın önünde kapsamlı ve stratejik bir reform zorunluluğu olduğunu göstermektedir. Bütçe planlamasında, bu sistemik tıkanıklığı giderecek bilişim altyapısı yatırımlarına ve nitelikli personel takviyesine yeterince öncelik verilmemesi, dosya birikiminin kalıcı bir sorun haline gelmesine neden olmaktadır. Yargı mekanizmasının başlangıç noktalarındaki bu zafiyet, sistemin genel performansını dramatik biçimde düşürmekte ve toplumsal adaletin tesisini engellemektedir. Zira geciken adalet, hakikatin inkarı anlamına gelmektedir. Bu nedenle, 2026 bütçesinin önceliklerinin, bu hayati sistemik sorunları kökünden çözmeye odaklanması elzemdir. 117 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2095 ‒ Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma / İhbar Sayıları Tarih (Yıllık) 4.11.2025 17.11.2024 31.12.2023 Yıllık Yıllık Yıllık Yıllık Yıllık Dosya İşlemleri Yıllık Karar Gelen Gelen Karar Gelen Karar Cumhuriyet Başsavcılığı 223.949 222.954 243.195 237.839 271.089 272.316 İhbar Sayıları Cumhuriyet Başsavcılığı 4.651.440 4.661.205 4.806.851 4.605.765 4.606.244 4.366.421 Soruşturma Sayıları Cumhuriyet Başsavcılığı 4.875.389 4.884.159 5.050.046 4.843.604 4.877.333 4.638.737 Toplam Sayıları Cumhuriyet Başsavcılıklarının verileri, adalet sisteminin taşıma kapasitesini fahiş biçimde aşan bir yükle karşı karşıya olduğunu ortaya koymaktadır. Yıl boyunca açılan 4 milyon 875 bin yeni soruşturma ve ihbar dosyasına karşılık, karara bağlanan dosya sayısının 4 milyon 884 bin olarak bildirilmesi, ilk bakışta bir denge varmış gibi bir izlenim yaratsa da sistemin verimli çalıştığını değil, aksine "istatistiksel bir dengeleme" görüntüsü altında birikmiş dosya yükünün kronikleştiğini göstermektedir. Zira derdest dosya sayısının 6 milyon 115 bine ulaşması, adaletin sadece geciktiğini değil, yapısal olarak tıkandığını kanıtlamaktadır. Her gün yaklaşık 12 bin yeni soruşturma dosyasının açıldığı bir ortamda, mevcut personel ve iş akışı kapasitesinin bu muazzam yükü nitelikli biçimde taşıması imkansızdır. İnsan kaynağı yönetimine bakıldığında, 2025 yılında gerçekleşen savcı başına düşen dosya sayısı (1.714) ile planlanan hedef (1.660) arasındaki olumsuz fark (%3.2’lik sapma), sistemin baskı altında çalıştığını ispatlamaktadır. Ayrıca, 2026 yılı için belirlenen 1.630 dosya/savcı hedefi, büyüyen derdest dosya yığını karşısında politik bir temenniden öteye gidememektedir. Soruşturma süreçlerinin kontrolsüzce uzaması, delil toplama ve değerlendirme aşamalarında hukuki nitelik kaybına yol açmakta; bunun sonucu olarak adaletin zamanında ve etkin biçimde tecellisi engellenmektedir. Cumhuriyet Başsavcılıkları, hukuki sürecin ilk halkası ve yurttaşın devlete duyduğu adalet güveninin test edildiği kritik kurumlardır. Bu ilk aşamadaki tıkanıklık, yalnızca yargılamayı geciktirmekle kalmaz, vatandaşın devlete ve hukuka olan temel inancını da aşındırmaktadır. 118 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2096 ‒ Bu yapısal sorunun kökleşmesinde, Adalet Bakanlığı’nın stratejik kaynak ihmali ve insan kaynağı yönetimindeki büyük çelişki temel nedendir. Nitekim, 2025 yılında gerçekleşen savcı başına düşen dosya sayısı (1.714) ile planlanan hedef (1.660) arasındaki olumsuz sapma, sistemin baskı altında çalıştığını ispatlamaktadır. 2026 yılı için belirlenen 1.630 dosya/savcı hedefi, büyüyen derdest dosya yığını karşısında politika temelli bir temenniden öteye gidememektedir. Bununla birlikte, yargı teşkilatına yapılan hâkim ve savcı atamalarındaki dramatik düşüş, bu çelişkiyi derinleştirmektedir: 2025 yılında gerçekleşen 1.371 atamaya karşın, 2026 yılı hedefinin yalnızca 119 olarak belirlenmesi, %91’in üzerinde bir düşüş anlamına gelmektedir. 6.1 milyon derdest dosya yükü mevcutken, Bakanlığın personel takviyesini öngörüsüz bir politika ile fiilen durdurması, adalete erişim krizini görmezden geldiği anlamına gelmektedir. Adalet sistemindeki gerçek reform, rakamların makyajlanmasından ziyade, adaletin kalitesinin, hızının ve güvenilirliğinin hissedilebilir biçimde artmasıyla mümkündür. Bütçe, kapanma oranlarını değil, adil yargılanma hakkını güvence altına alacak biçimde yeniden yapılandırılmalıdır. İcra dairelerindeki dosya sayıları, ekonomideki dalgalanmaların ve yönetilemeyen mali krizin adalet sistemine doğrudan ve yıkıcı yansımasını göstermektedir. Bu kriz, 2008 yılında 10 milyonun altında olan icra dosyası sayısının yıllar içinde düzenli bir artış göstererek 25 milyona dayanmasıyla doruk noktasına ulaşmıştır. Bu keskin ve istikrarlı artış, ekonomik koşulların kötüleşmesinin ve bireylerin borçlarını ödeme kapasitesinin sistematik olarak zayıflamasının doğrudan hukuki ve mali sonucudur. 119 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2097 ‒ 5 Kasım 2025 tarihi itibarıyla icra daireleri verileri, sistemin acil durum seviyesinde çalıştığını göstermektedir. Her 4 (3.71) saniyede 1 yeni bir icra dosyası açılması, ekonomik tahribatın adalet sistemindeki aciliyetini matematiksel olarak kanıtlamaktadır. İcra Dairelerindeki İcra (Esas) ve İflas Dosya Sayıları Tarih (Yıllık) 4.11.2025 17.11.2024 31.12.2023 31.12.2022 Dosya İşlem Gelen Çıkan Gelen Çıkan Gelen Çıkan Gelen Çıkan Sayısı Dosya Dosya Dosya Dosya Dosya Dosya Dosya Dosya İcra Dairelerindeki 8.818.132 6.237.631 7.876.184 6.224.216 7.526.550 6.494.979 8.598.957 7.935.537 İcra ve İflas Dosya Sayıları 24.836.582 derdest dosya yükü, 2008’den bu yana %150’nin üzerinde bir büyüme anlamına gelmektedir. Bu rakam, toplumdaki ekonomik baskının ulaştığı vahim seviyenin açık göstergesidir. 2022, 2023 ve 2024 verilerinde yıllık gelen dosya sayısının çıkan dosya sayısını sürekli ve yüksek farklarla aşması, icra dairelerinde birikmiş dosya yükünün her yıl daha da büyümesine neden olduğunu göstermektedir. 2025 güncel verilerinde de günlük 23.335 gelen dosyaya karşılık 20.320 çıkan dosya olması, günlük olarak 3.015 dosyanın daha yığılmasını garanti altına almaktadır. Nitekim, bu yıl gelen 8.818.132 dosya ile 6.237.631 çıkan dosya sayıları arasındaki büyük fark, önceki üç yılın yıllık performansındaki olumsuz dengenin kontrolsüz bir biçimde artarak devam ettiğini ve icra sistemindeki tıkanıklığın derinleştiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. İcra dosyalarındaki bu kronik ve hızlı artış, yalnızca bireylerin ekonomik güçlüklerini değil, aynı zamanda icra dairelerinin bu dosya yükünü modern araçlar ve yeterli personel ile kaldırmakta yaşadığı sistematik güçlükleri de yansıtmaktadır. İcra dairelerinin artan iş yükünü karşılamak için gerekli bilişim altyapısı ve uzman personel desteği yetersiz kalmaktadır. Adalet Bakanlığı’nın bütçesinin büyük bir kısmının personel giderlerine ayrılmasına rağmen, bu miktar artan dosya hacmini yönetmeye değil, sadece mevcut personelin maaş ödemelerine yetmektedir. 120 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2098 ‒ Verilerdeki düzenli ve kontrolsüz artış ortadayken, iktidarın hazırladığı bütçe teklifinin icra dairelerinin dijital ve personel kapasitesine somut bir çözüm getirmeyişi, sorunların çözülmek istenmediğinin ya da sorumluluğun alınmadığının bir göstergesidir. Ekonomik sorunlarla beraber icra dairelerinde artan iş yükü ile açığa çıkan bu kriz, devlet işleyişindeki sorunların birbirine ne kadar bağlı olduğunu kanıtlamaktadır. İcra dosyalarındaki bu yoğunluk, işlemlerin yavaşlamasına, tahsilat süreçlerinin uzamasına ve adaletin gecikmesine neden olmaktadır. Bu durum, sadece bireysel alacaklıları ve borçluları değil, ekonomik sistemin bütününü etkileyen, hukuki güvensizliği körükleyen bir sorundur. Sonuç olarak, icra dairelerindeki dosya sayısının 25 milyona dayanması, ekonomik sorunların adalet sistemine doğrudan ve tahammül edilemez bir yük olarak yansıdığını ve sistemin mevcut kapasitesinin bu yükü yönetmekte tamamen yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır. Bu tablo, acil ve etkin reformların gerekliliğini, Adalet Bakanlığı’nın bütçe önceliklerini derhal yargının hızlandırılması, modernize edilmesi ve bilişim teknolojileriyle desteklenmesi yönünde değiştirmesi gerektiğini burada da açıkça göstermektedir. Cezaevlerinde Kapasite Aşımı ve İnsan Hakları Uzun süren yargılama süreçlerinin en ağır sonucu, masumiyet karinesini fiilen ortadan kaldıran uzun süreli ve keyfi tutukluluk uygulamalarıdır. 2002 yılında 59.429 olan mahpus sayısının 2025 yılı itibarıyla 428.267’ye yükselerek yaklaşık %620 oranında artması, bu sorunun artık yapısal bir nitelik kazandığını göstermektedir. Tutuklama, soruşturmanın sağlıklı yürütülmesini teminen başvurulan istisnai bir tedbir olmaktan çıkmış, uygulamada fiilî bir cezalandırma aracına dönüşmüştür. Aşağıdaki tablo, Ceza İnfaz Kurumları mevcudunda yaşanan artışı, karşılaştırmalı olarak ortaya koymaktadır: 31.03.2022 01.12.2023 01.10.2024 03.11.2025 2024–2025 Artış Toplam Mahpus 314.502 280.584 362.422 428.267 +65.845 Hükümlü Toplamı 275.965 235.839 308.621 363.159 +54.538 121 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2099 ‒ Erkek Hükümlü 264.935 225.904 295.134 346.006 +50.872 Kadın Hükümlü 10.360 9.157 12.439 15.920 +3.481 Çocuk Hükümlü 670 778 1.048 1.233 +185 Tutuklu Toplamı 38.537 44.745 53.801 65.108 +11.307 Erkek Tutuklu 35.318 40.606 48.235 57.804 +9.569 Kadın Tutuklu 1.813 2.376 3.082 3.855 +773 Çocuk Tutuklu 1.406 1.763 2.484 3.449 +965 3 Kasım 2025 itibarıyla ceza infaz kurumlarında 428.267 mahpus bulunmakta olup, toplam kapasitesi 304.964 kişi olan 402 ceza infaz kurumunda bu sayıya ulaşılmıştır. Bu oran, kapasitenin %138’ine denk gelmekte ve Cumhuriyet tarihinde kaydedilen en yüksek doluluk düzeyini ifade etmektedir. Sadece kapalı kurumlarda 300.891 mahpusun barındırılması, barınma, sağlık ve hijyen koşullarında ciddi riskler doğurmaktadır. 3 Kasım 2025 itibarıyla çocuk tutuklu sayısının (3.449), çocuk hükümlü sayısının (1.233) yaklaşık üç katına ulaşmış olması, çocuk adalet sisteminin temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu tablo, çocukların yüksek yararını gözeten ulusal ve uluslararası yükümlülüklere açıkça aykırıdır. Çocukların uzun süreli tutuklu yargılanmaları hem gelişim süreçlerini olumsuz etkilemekte hem de topluma yeniden kazandırılmalarını güçleştirmektedir. Anayasa’nın 17. maddesi ile Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 10. maddesi, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin insan onuruna uygun koşullarda tutulmasını güvence altına almaktadır. Yüksek mahkeme içtihatlarında da belirtildiği üzere, kişisel alanın 122 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2100 ‒ yetersizliği veya ayrı uyku yerinin sağlanmaması gibi durumlar, kötü muamele yasağının ihlaline yol açmaktadır. İnfaz Hukukunda Normatif Tutarlılık Sorunu Adli sistemdeki yapısal tıkanıklık ve yargılama süreçlerinin kabul edilemez boyutlara varan uzaması, infaz hukukunun bütünlüğünü doğrudan yıpratan bir bozulma zinciri yaratmıştır. Bu koşullar altında, tutukluluğun fiilen bir cezalandırma işlevi üstlenmesi ve adalet mekanizmasındaki temel aksamalar; yıllar içinde torba kanunlarla yapılan aceleci, palyatif müdahalelere zemin hazırlayarak, farklı infaz mekanizmalarının aynı konumdaki kişiler üzerinde uygulanmasına ve infaz hükümleri arasındaki normatif uyumsuzluğun kronikleşmesine neden olarak, infaz mevzuatını istikrarsızlığa sürüklemiş, öngörülebilirliği sıfırlamış ve hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmazı olan eşitlik ve hukuk güvenliği bakımından ciddi tereddütler doğurmuştur. İnfaz alanındaki birbiriyle uyumlu bir mimari oluşturmaktan uzak, geçici müdahale refleksleriyle hazırlanmış yamalı bohça misali düzenlemeler, uygulamada hem karar vericiler hem de özgürlüğü kısıtlanan hükümlüler açısından derin bir belirsizlik ortamı oluşturmuştur. Normatif tutarlılığın bu denli zayıflaması, infaz sürecinin temel ilkeleri olan eşitlik, öngörülebilirliği tamamen gölgede bırakmıştır. Bu nedenle, infaz hukukunun bütüncül bir felsefeyle yeniden ele alınması zaruridir. Yeni bir infaz kanunu, cezanın toplumsal amacını ve insan onurunu gözeten, uygulaması sade ve muğlaklıktan uzak açık hükümler içeren, hak ve yükümlülükleri net biçimde tanımlayan sağlam bir hukuki yapı kurmalıdır. İnfaz hukukunun, popülist saiklerin baskısından ve dönemsel ihtiyaçlarla yapılan değişikliklerden kesinlikle uzaklaştırılarak, sistematik, tutarlı ve uzun vadeli bir devlet aklıyla yeniden yapılandırılması zorunludur. 123 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2101 ‒ 4 Kasım 2025 tarihli denetimli serbestlik istatistikleri, sisteme günlük 1.751 kişinin dahil olduğunu, yıl içinde açılan dosya sayısının 656.241’e ulaştığını ve derdest dosya sayısının 251.577’yi aştığını göstermektedir. Pandemi dönemindeki olağanüstü düşüşün ardından yeniden yükselişe geçen bu yoğunluk, mekanizmanın önceki yıllara özgü artış eğilimine geri döndüğünü işaret etmektedir. Cezaevlerindeki kapasite baskısını yönetme amacı gösteren denetimli serbestlik sistemi, artan iş yükü karşısında kurumsal kapasitesine bağlı olarak sınırlı bir esneklik sunmaktadır. Dosya hacminin hızla büyümesi, denetimli serbestliğin sağlıklı biçimde işlemesinin teknik altyapı, uzman personel ve rehabilitasyon olanaklarıyla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. İnfazın topluma kazandırma amacının karşılanabilmesi için bütçenin yalnızca fiziki kapasite artırımına dayanan mevcut yaklaşımın dışına çıkarılması ve denetimli serbestlik yapısının gelecekte benzer dalgalanmalara karşı daha dayanıklı, öngörülebilir bir çerçeveye kavuşturulması gerekmektedir. Kurumsal kapasiteyi güçlendiren bir yaklaşım, infaz sisteminin bütünlüğünü koruyarak adalet mekanizmasına duyulan güveni artıracak ve topluma yeniden kazandırma amacının hayata geçirilmesini mümkün kılacaktır. Netice olarak 2026 yılı Adalet Bakanlığı bütçesi, adalet hizmetlerinin güçlendirilmesi ve yargı bağımsızlığının kurumsallaştırılması hedeflerinden uzak bir tablo ortaya koymaktadır. Bütçe, insan kaynağını nitelik yönünden geliştirmeye, adalete erişim maliyetlerini azaltmaya ve yargı süreçlerini hızlandırmaya yönelik bir stratejik vizyon içermemektedir. Aksine, yapısal reformlar yerine mevcut idari harcamaları sürdürmeyi esas alan bir anlayış benimsenmiştir. Personel giderlerinin artışı, yargı mensuplarının özlük haklarının iyileştirilmesinden çok, idari kadroların genişlemesine hizmet etmektedir. Bilişim altyapısına, eğitime ve bölgesel adalet 124 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2102 ‒ mekanizmalarının güçlendirilmesine ayrılan pay sınırlı kalmıştır. Bu durum, hem vatandaşın adalete erişimini zorlaştırmakta hem de hâkim ve savcıların artan dosya yükü karşısında tükenmişlik riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. İktidar her yıl tekrarlanan bütçelerle “adaletin hızlandırılması” söylemini yinelemiş, ancak fiilen yargı üzerindeki baskı artmış, dosya yükü azalmamış, vatandaş nezdinde adalet duygusu zedelenmiştir. 2026 yılı bütçesi de aynı kalıpların, farklı bir sonuç üreteceği beklentisiyle hazırlanmıştır. Gerçekte ise, adalet sisteminde yaşanan kriz, artık sadece geciken yargılama süresinden ibaret değildir; toplumun adalete olan inancının aşınmasıdır. Bu bütçe, yargıyı bağımsız, hesap verebilir ve erişilebilir bir kurum haline getirmek yerine, mali göstergelere sıkışmış bir yönetim anlayışını pekiştirmektedir. Adaletin tesis edilmesi için ilk adım, vatandaşın üzerindeki yargılama maliyetlerinin azaltılması, yargı mensuplarının mesleki güvencelerinin sağlanması ve yargı kurumlarının kurumsal özerkliğinin güçlendirilmesidir. Bu yapılmadığı sürece, bütçenin adı adalet olsa da, işlevi adaleti değil, idari sürekliliği finanse etmekten ibaret kalacaktır. 125 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2103 ‒ 3.5. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI Genel Bütçe Dağılımı ve Öncelikler Bakanlık bütçesi geneli önceki yıl talep edilen bütçeye kıyasla yüzde 24 artırılmıştır. Yönetim ve Destek programı bütçenin üçte birinden fazlasını almasına rağmen harcamaların gerekçelendirilmesinde şeffaflık zayıftır. Genel ekonomik sınıflandırmada çoğu başlık bakanlık bütçesi ile paralel bir artışa yakınken “hizmet alımları” kaleminde yüzde 53 artış teklif edilmektedir. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün personel giderlerindeki yükseliş de dikkat çekicidir. Personel giderleri ile birlikte bu artışın da yine “hizmet alımları” kaleminde olduğu görülmektedir. İller İdaresi Genel Müdürlüğünde İşçiler ve Geçici Süreli Çalışanlar bütçeleri yarı yarıya düşmüştür. “Sözleşmeli personel” kalemindeki artış, çalışan statülerinde dönüşüm olarak düşünülebilmektedir. Ancak diğer bazı birimlerde böyle bir dönüşüm dolayısıyla ödeneğin farklı sınıflandırılması gibi yorumlanmanın ötesinde bütçe değişimi görülmektedir. Vatandaşlık ve Sivil Toplum Programı kapsamında Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğüne hasredilen bütçenin “sözleşmeli personel” kaleminde 2,5 katlık bir artış gözlemlenmektedir; bu durumun izahı talep edilebilir. Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlüğünün “sözleşmeli personel” için ayrılan bütçesi 2 katından fazlaya; Personel Genel Müdürlüğü ve Teftiş Kurulu Başkanlığı için 3 katına çıkmıştır. Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı bütçesinin önceki yıla göre iki katına çıktığı ve bunda “Gayrimenkul Büyüm Onarım Giderleri” kaleminin 2025 yılı için 25 milyon TL olan bütçesinin neredeyse 1 milyar TL’ye çıkarılmasının etkili olduğu görülmektedir. Bu büyüklükteki giderin kaç binaya ne şekilde harcanacağı önemlidir. Valilikler ve Kaymakamlıklar için Gayrimenkul Sermaye Üretim Giderlerinin 8 milyar 777 milyondan 9 milyar 902 milyon çıktığı görülmektedir. Yatırım planlarının proje bazlı açıklanmaması nedeniyle bu artışın ne kadarının zorunlu yenilemeden, ne kadarının yeni inşa veya temsil harcamalarından kaynaklandığı belirsizdir. Sermaye yatırımı kaleminin her yıl artması, “yenileme yerine sürekli yeni inşaat” eğilimi yaratır. Bu durum, kamu taşınmaz portföyünün etkin yönetilmediği izlenimini vermektedir. 126 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2104 ‒ Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi (GAMER) için 40 milyon TL Diğer Sermaye Gideri (sermaye niteliğinde olan teknoloji, donanım ve sistem yatırımları) öngörülmüştür. Bu tutar, GAMER’in tam ulusal entegrasyonu için sınırlıdır; 40 milyon TL yalnızca bakım-yenileme veya kısmi genişleme düzeyinde bir bütçeye işaret etmektedir. Dijitalleşmenin bu denli ön plana çıkarıldığı bir bütçe teklifinde veri merkezleri, güvenli iletişim hatları, yazılım sistemleri ve kriz izleme donanımlarını finanse etmek için daha güçlü teknolojik altyapı modernizasyonu ve bilgi güvenliği yatırımları gereklidir. Programların alt program ve performans göstergesi detaylarının çok sınırlı olduğu görülmektedir. Ülkemizin belli kapsamlarda yaşadığı sorunlara cevaben daha belirgin alt program ve performans göstergelerinin üretilmesi gerekmektedir. Örneğin Toplum Güvenliği programı kapsamında, kadına yönelik şiddetle mücadele, suça sürüklenen çocuklar ve yükselen nefret söylemi ve nefret suçlarıyla ilgili başlıkların yer alması elzemdir. Diğer yandan, mevcut alt program ve göstergelerin izlenmesinde sorunlar görülmektedir. Toplum Güvenliği programı kapsamında Suçun Önlenmesi ve Suçla Mücadelesi alt programı için performans göstergelerinde hedeflere ulaşılamadığı görülmektedir. Görevlendirilmesi planlanan korucu sayısı 500 iken (gerçekleşme tahmini 50) gerçekleşen 90 olmuştur. Geçtiğimiz yılki bütçede ileriye dönük her yıl 500 korucu görevlendirilmesi planlanmışken bu yıl hedeflerin düzeltildiği görülmektedir. Yine de 2025 yılında 500 planlamaya karşın yılsonunda 60 görevlendirme yapılacağı tahmin edilmekte ve 2026 yılı için 500 korucu görevlendirme planının güncellenmediği görülmektedir. Korucu görevlendirmesindeki hedefler, planlar ve gerçekleşme sayılarındaki tutarsızlığın “Terörsüz Türkiye” söylemi ile yürütülen süreçle ilgili kararsızlık ve plansızlığı yansıttığı düşünülebilir. Bütçe genelinde eğitime ayrılan ödenekler azalırken Suçun Önlenmesi ve Suçla Mücadelesi alt programı için performans göstergesi olarak suçun önlenmesine yönelik proje ve seminerler gerçekleştirilmesi öngörülmüştür. Bu proje ve seminerlerin önemi kabul edilmekle birlikte, eğitimin bütçesi kısılırken bu hedefin eklenmesinin gerçekçiliği ve ilgili personele mi yoksa kamuoyuna mı yönelik olacağının açık olmaması gibi hususlar sorgulanmaktadır. Personel Yönetimi Kolluk kuvvetlerinin ağır çalışma koşulları, düşük ücretler ve mobbing maruziyeti sıklıkla dile getirilen ve sınırlı biçimde iyileştirme yapılan konulardır. Polis memurları için yıllardır dile 127 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2105 ‒ getirilen “ikinci şark görevinin” kaldırılması olumlu bir uygulama olmuştur. Bunun yanında, ağır mesainin yol açtığı sağlık sorunları ve personel eksikliği dolayısıyla katlanan iş yükü gibi konular halen bakanlığın önünde durmaktadır. Türkiye’de emniyet teşkilatının personel yönetimi, hem çalışma koşullarının sürdürülemezliği hem de kurumsal destek mekanizmalarının zayıflığı nedeniyle yapısal bir kriz görünümü sergilemektedir. TBMM Araştırma Hizmetleri tarafından derlenen veriler, teşkilatta 86 farklı çalışma modelinin uygulandığını ve çok geniş bir personel kitlesinin 12/24, 12/36 ve haftada 57 saate varan mesailerle çalıştığını göstermektedir. Bu ölçüde parçalı ve düzensiz mesai uygulaması, modern polislikte olması gereken standartlaşma ve öngörülebilirlikten uzak olup hem personel sağlığını hem de hizmet kalitesini doğrudan olumsuz etkilemektedir. Bu ağır çalışma koşullarının sonuçları, personel memnuniyeti ve kurumsal aidiyet göstergelerine de çarpıcı biçimde yansımaktadır. Emniyet çalışanlarının %97’si uzun ve düzensiz mesai saatlerini, %96’sı mobbingi, %91’i yetersiz personel ve araç kapasitesini temel sorun olarak tanımlamaktadır. Bu bulgular, teşkilatta mesleki refahı ve iş barışını önceleyen bir personel yönetimi yaklaşımının gelişmediğini, aksine operasyonel yükün bireysel dayanıklılığa bırakıldığını göstermektedir. Bu koşullar altında nitelikli ve süreklilik arz eden bir kamu güvenliği hizmeti üretmek yapısal olarak mümkün görünmemektedir. En çarpıcı göstergelerden biri ise polis intiharlarındaki dramatik artıştır. 2025 yılı itibarıyla intihar eden polis sayısının 77’ye çıkması, emniyet teşkilatındaki intihar hızının toplum ortalamasının 3,78 katı olması ve personelin %74,8’inin çevresinde intihar girişiminde bulunan bir meslektaşı olduğunu belirtmesi, personel yönetiminin artık bir psikososyal çöküş noktasına ulaştığını göstermektedir. Bu tablo, yönetsel zafiyetin ötesinde, kurumsal görevin gerektirdiği koruyucu çalışma koşullarının sağlanamamasına işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle, personel sağlığını koruyamayan bir güvenlik kurumunun toplumsal güvenliği sürdürülebilir biçimde sağlayabilmesi mümkün değildir. Sonuç olarak, emniyet teşkilatındaki mevcut personel yönetimi yapısı, hem hukuki düzenlemelerin hem de kurum içi idari pratiklerin gözden geçirilmesini zorunlu kılan derin bir yapısal sorun alanı ortaya koymaktadır. Aşırı mesai modelleri, mobbing ve yetersiz destek mekanizmaları personeli tükenmişliğe sürüklerken; artan intihar oranları, sorunun artık yalnızca iş sağlığı değil, devlet kapasitesi ve kamu güvenliği meselesi olduğunu göstermektedir. 128 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2106 ‒ Emniyet teşkilatının görevini etkin biçimde sürdürebilmesi, ancak personel refahını ve mesleki bütünlüğü önceleyen bütüncül bir reform iradesiyle mümkün olacaktır. Trafik Güvenliği Türkiye’de trafik kazaları her yıl binlerce can kaybına, yüz binlerce yaralanmaya ve ciddi ekonomik kayıplara yol açmaktadır. TÜİK’in 2024 verilerine göre 1,44 milyon trafik kazası gerçekleşmiş; 6.351 kişi hayatını kaybetmiş, 385.117 kişi yaralanmıştır. Kazaların %90’ının sürücü hatalarından, neredeyse yarısının hız ihlalinden kaynaklandığı görülmektedir. . Bunun yanında, geçiş önceliğine uymama, emniyet kemeri takmama, cep telefonu kullanımı, alkol etkisi altında araç kullanımı gibi ihmaller de ağır sonuçlar doğurmaktadır. Buna karşın, sorun yalnızca bireysel kusurlarla açıklanamayacak kadar karmaşıktır; denetim zafiyetleri, mühendislik hataları, eğitim eksikliği ve altyapı yetersizlikleri trafik güvenliği üzerinde belirleyici rol oynamaktadır. Mevcut durumda radar, alkol testi ve diğer kontrol uygulamaları hem sıklık hem de kapsam bakımından yetersizdir; özellikle kırsal bölgelerde neredeyse yoktur. Kent içi yolların büyük bölümünde yetersiz işaretlemeler, düşük kaliteli aydınlatma ve hatalı kavşak tasarımları kazaların riskini artırmaktadır. Yol geometrisi, birleşim noktaları, sinyalizasyon ve şerit düzenlemeleri birçok bölgede çağdaş mühendislik standartlarının gerisindedir. Bu nedenle yalnızca ceza artırımı yoluyla caydırıcılık sağlanamamaktadır; ceza artışlarının ardından trafik kazalarının azaldığına dair net bir korelasyon verisi de sunulmamaktadır. Aksine, hız ihlallerine yönelik milyonlarca cezai işlem yapılmasına rağmen hız kaynaklı ölümler 2025’te de yüksek seyretmektedir. 23 Mayıs 2025’te Meclise sunulan Karayolları Trafik Kanunu değişiklik teklifi, birçok ihlalde idari para cezalarını %200’e varan oranlarla artırmayı öngörmektedir. Devlete Gelir Sağlamaya Yönelik Ceza Politikası Sosyal Devlet İlkesiyle Bağdaşmamaktadır. Bu artışların, trafik güvenliğine ilişkin yapısal sorunların çözümüyle desteklenmediği görülmektedir. 2024’te trafik cezalarından elde edilen gelir 21,2 milyar TL’ye ulaşmış; 2025 için bu rakamın, ceza tutarlarının yılbaşında yeniden değerleme oranı olan %43,9 oranında artırılmış olmasına rağmen, kesilen ceza sayısındaki artış ve yeni teklifin getireceği %200’e varan ceza artışlarıyla bu gelirin yaklaşık 63 milyar TL’ye ulaşması öngörülmektedir. Bu durum, ceza politikasının kamu güvenliğinden ziyade Hazine gelirlerini artırma aracı hâline 129 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2107 ‒ geldiği yönünde bir algı yaratmakta; özellikle dar gelirli vatandaşları orantısız biçimde etkilemekte ve cezaların meşruiyetini zayıflatmaktadır. Trafik güvenliği politikalarının ağırlıklı olarak cezalandırmaya dayanması, fiziksel ve davranışsal riskleri azaltmada yetersiz kalmaktadır. Oysa:  Yol ve kavşak tasarımı,  Yatay/düşey işaretleme,  Aydınlatma,  Adaptif sinyalizasyon,  Yaya güvenliği düzenlemeleri,  Okul bölgesi koridor tasarımları, kazaları kalıcı biçimde azaltma potansiyeline sahiptir. Türkiye’de hâlâ birçok kör veya karanlık nokta, en temel mühendislik müdahaleleri yapılmadığı için risk üretmeye devam etmektedir. Eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri de benzer biçimde yetersizdir; sürücü davranışlarına yönelik sistematik bir program yürütülmemektedir. Trafik güvenliği yalnızca merkezi idarenin sorumluluğunda değildir. Belediyeler; yol bakım- onarım, sinyalizasyon, yaya geçidi düzenlemeleri ve hız düşürücü uygulamalar açısından temel aktörlerdir. Ancak son yıllarda merkezi ve yerel yönetimler arasındaki ilişkilerin politikleşmesi, ortak trafik güvenliği projelerinin verimsizleşmesine yol açmıştır. Yerel ölçekli sorunların merkeze zamanında iletilmemesi ve kaynak aktarımının düzensizliği, kazaların yoğunlaştığı bölgelerde kronik bir risk yaratmaktadır. Bakan Yerlikaya’nın açıkladığı üzere her gün ortalama 17 kişinin trafik kazasında ölmesi, sorunun aciliyeti konusunda net bir göstergedir. 2025’te trafik kazalarından ölüm oranında iyileşme gerçekleşmiş olsa da (hedef %12,9 – tahmini gerçekleşme %21,4), bu düşüşün sürdürülebilir hâle gelmesi cezaların artırılmasına değil, fiziksel çevrenin güvenli hâle getirilmesine bağlıdır. Bu çerçevede:  Yaya geçitleri yükseltilmeli ve güçlendirilmelidir.  Kavşak yaklaşım açılarındaki kör noktalar giderilmelidir.  Şerit çizgileri yüksek yansıtıcılı malzemeyle yenilenmeli, gece görüşü iyileştirilmelidir. 130 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2108 ‒  Karanlık noktalara LED aydınlatma ve yaya geçidi uyarı sistemleri yerleştirilmelidir.  Okul bölgelerinde 30 km/s sınırı, fiziksel hız düşürücülerle desteklenmelidir. Bu müdahalelerin maliyeti düşük, etkisi yüksek olup birçok ülkede ağır yaralanmalı kazaları %15–40 arasında azaltmıştır. Trafik güvenliğine ayrılan sermaye giderleri, ceza gelirlerindeki artışa paralel olarak yükselmemektedir. Ceza gelirlerinin belirli bir oranının zorunlu olarak altyapı iyileştirmelerine yönlendirilmesi, hem kamuoyundaki “gelir tuzağı” algısını azaltacak hem de trafik güvenliği programının etkililiğini artıracaktır. Bakanlığın valilikler, belediyeler, Emniyet/Jandarma ve Karayolları ile ortak “Kör Nokta Hızlı Müdahale Programı” başlatması ve altı ayda bir nokta bazlı etki analizi yayımlaması, hesap verebilirlik açısından önem taşımaktadır. Trafik güvenliğinin sağlanması, yalnızca cezaların artırılmasıyla mümkün değildir. Denetim kapasitesinin güçlendirilmesi, yol altyapısının mühendislik standartlarına uygun hale getirilmesi, yaya odaklı düzenlemelerin yaygınlaştırılması ve yerel yönetimlerle uyumlu bir yönetişim modeli kurulması gerekmektedir. Cezacı yaklaşımın tek başına uygulanması, hem sosyal adalet açısından sorun yaratmakta hem de kazaların temel nedenlerine dokunmadığı için etkisiz kalmaktadır. Bu nedenle, ceza artışları yerine mühendislik, düzenleme, eğitim ve kurumsal koordinasyona dayalı çok boyutlu bir trafik güvenliği stratejisi, Türkiye’nin can kayıplarını kalıcı biçimde azaltmasının tek yoludur. Bireysel Silahlanma ve Ruhsatsız Silahlar İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı boyunca sürdürdüğü “Mercek” operasyonları, ruhsatsız silah temin eden kişi ve yapılara yönelik yoğun bir baskı mekanizması oluşturmuş; haftalık operasyon bültenlerinde çok sayıda tabanca, tüfek ve parçalanmış silah bileşenlerinin ele geçirildiği bildirilmiştir. Bu operasyonların hacmi, ruhsatsız silah piyasasının sürekliliğini ve örgütlü yapısını göstermektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 2022 tarihli verileri yaklaşık bir milyon ruhsatlı silah bulunduğunu ortaya koyarken, bu sayı yetişkin nüfusa oranla sınırlı bir ruhsatlı stok olduğunu düşündürmektedir. Buna karşın ruhsatsız silahların büyüklüğünü kesin olarak ortaya koyan resmî bir veri bulunmamakta; uluslararası Small Arms Survey gibi kuruluşlar geniş bant aralıklı tahminler üretmektedir. Sivil silah stoğunun bu derece belirsiz olması, politika etkisinin izlenmesini güçleştiren yapısal bir boşluğa işaret etmektedir. 131 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2109 ‒ Basına yansıyan silahlı şiddet olayları, bireysel silahlanmanın toplumsal yaşama ilişkin doğrudan sonuçlarını göstermektedir. Umut Vakfı’nın medya taramalarına dayalı derlemeleri, son yıllarda ölüm ve yaralanma ile sonuçlanan vakaların sayısında dikkat çekici bir artışa işaret etmektedir. Özellikle düğün ve merasimlerde ateşli silah kullanımı, birçok ilde ölüm ve yaralanmaya yol açmış; Yozgat, Giresun ve Trabzon gibi örnekler, kültürel bir “kutlama pratiği” olarak görülen bu davranışın ciddi bir kamu güvenliği tehdidine dönüştüğünü göstermiştir. Bu olayların büyük çoğunluğunda ruhsatsız silahların kullanılmış olması, hem ruhsat piyasasındaki denetim sorunlarını hem de mevcut cezai yaptırımların caydırıcılık düzeyinin yetersizliğini ortaya koymaktadır. Ceza adaleti verileri, bireysel silahlanmanın kamusal alanda yarattığı yükü daha geniş bir çerçeveye oturtmaktadır. Avrupa Konseyi’nin SPACE çalışmalarında Türkiye, cezaevi ve denetimli serbestlik oranlarında Avrupa’nın en yüksek seviyeleri arasında yer almakta; bu durum güvenlik sektöründe baskının yoğunlaştığını göstermektedir. Yalnızca ceza oranlarının artırılması, ne ruhsatsız silah arzını daraltmakta ne de tekrar suç oranlarını düşürmektedir. Organize kaçakçılık ağlarının hızlı uyum kapasitesi ve yasa dışı silah erişim kanallarının çeşitliliği, cezai yaklaşımın tek başına yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Bu koşullar, bireysel silahlanma sorununa yalnızca cezalandırmaya dayalı bir perspektiften değil, çok boyutlu bir güvenlik, sağlık ve sosyal politika yaklaşımıyla müdahale edilmesi gerektiğini göstermektedir. Ruhsat süreçlerinde psikiyatrik değerlendirme, öfke kontrolü eğitimi ve düzenli yenileme mekanizmalarının güçlendirilmesi; aile içi şiddet, tehdit ve intihar riski gibi durumlarda geçici el koyma usullerinin uygulanması; ele geçirilen silahlara ilişkin balistik izlerin ulusal bir veri tabanında eşleştirilmesi; çevrim içi platformlarda silah parçası ve mühimmat satışına yönelik daha sıkı platform yükümlülükleri getirilmesi gerekmektedir. Bunun yanında, ruhsatsız silahlar için geçici ve bölgesel “cezasız teslim/geri satın alma” programlarının uygulanması, kaçak stokun azaltılmasına katkı sağlayabilir. Merasim kaynaklı silahlı olayların önlenmesi için organizatörlerin ve işletmelerin idari sorumluluğunun artırılması, ateşli silah kullanımının ruhsat iptali ve hapis alt sınırı ile ilişkilendirilmesi ve yüksek riskli bölgelerde önleyici devriye planlarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca ruhsatlı silah sahipleri için güvenli saklama yükümlülüklerinin tanımlanması, genç erkek gruplarına yönelik risk azaltıcı sosyal programların uygulanması ve kamuoyuna açık düzenli veri setlerinin yayımlanması, bireysel silahlanmanın toplumsal etkilerini azaltmada önemli katkılar sağlayacaktır. 132 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2110 ‒ Organize Suçlar ve Kaçakçılık ile Mücadele İçişleri Bakanlığı bütçe sunumu, organize suç ve uyuşturucuyla mücadele gibi alanlardaki operasyon ve tutuklama sayılarına detaylıca yer vermiştir. Ne var ki bu sayılar, sonuç almada zayıflığı kendiliğinden ortaya koymaktadır: 80 bin operasyon yapıldığı fakat yalnızca 2.334 kişinin tutuklandığı; yani 34 operasyona karşılık 1 kişinin tutuklandığı öğrenilmiştir. Operasyon sayısının olağanüstü yüksek olmasına rağmen tutuklamaların son derece düşük kalması, ya istihbarat sürecinin yeterince sağlam işlemediğini ya da mevcut operasyonların ve hukuki düzenlemelerin suçun tespit ve delillendirilmesinde yetersiz kaldığını göstermektedir. Her iki durumda da kolluk güçlerinin yoğun ve sonuçsuz operasyonları, suçsuz kişilerin yaşam alanlarını etkileyerek toplumun huzurunu pekiştirmek yerine zedeleyen bir uygulamaya dönüşmektedir. Bu tablo, güvenlik politikalarının etkinlik ve orantılılık ilkeleri bakımından yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Türkiye organize suçlar bakımından oldukça tehlikeli bir hale gelmiştir. Avrupa Polis Teşkilatı’nın (EUROPOL) EU SOCTA 2025 raporuna göre, Türkiye; Balkanlar, Orta Doğu ve Kafkasya arasında yer alan konumu itibarıyla hem göçmen kaçakçılığı hem de uyuşturucu ve silah ticareti açısından stratejik bir geçiş ülkesi konumundadır. Raporda, Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşan yasa dışı ağların giderek daha karmaşık hale geldiği ve organize suç gruplarının siber suç, kara para aklama ve rüşvet gibi faaliyetlerle bağlantılı olarak hareket ettiği belirtilmektedir. 2025 EU SOCTA raporu, Türkiye’de faaliyet gösteren organize suç gruplarının uluslararası ağlarla entegrasyonuna dikkat çekmekte; özellikle insan kaçakçılığı, yasa dışı bahis ve silah ticareti alanlarında artan bir “paralel ekonomi” oluştuğunu tespit etmektedir. Bu dinamikler, Türkiye’yi Organize Suç Küresel Endeksi’nde 193 ülke arasında 2023’teki 14’üncü konumdan 2025’te 10’uncu sıraya taşımıştır. Bu değerlendirme ile ilgili Bakanlığa yöneltilen soru ve yorumlamalara Bakanlık, endeksi ve bunu hesaplayan kuruluşu itibarsızlaştırarak geri dönüş vermiştir. Avrupa Birliği ve INTERPOL gibi kuruluşların desteklediği bu girişim, Bakanlığın ilgili kuruluşlara sunduğu verilere dayanmaktadır. Raporun ortaya koyduğu üzere Türkiye ulusaşırı uyuşturucu, insan kaçakçılığı ve yasadışı mal ticareti gibi konularda önemli bir küresel merkez haline gelmesiyle birlikte daha büyük bir organize suç sorununun parçasıdır. Benzer biçimde, Alman Friedrich-Ebert-Stiftung tarafından yayımlanan “Türkiye’nin narko- otoriter dönüşümü” (2024) raporu da Türkiye’de mafyatik yapılanmaların siyasallaşma 133 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2111 ‒ eğiliminde olduğunu, kara para aklama ve uyuşturucu rotaları üzerinden devlet kurumlarının içine nüfuz eden çıkar ağlarının güç kazandığını iddia etmektedir. Bu durum, suç ağlarının yolsuzluk, yasal iş yapılarının suiistimali ve şiddet kullanımı yoluyla ekonomiyi ve hukukun üstünlüğünü zayıflattığı yönündeki EU-SOCTA bulgularıyla paralellik göstermektedir. Türkiye’ye yönelen düzensiz göçün yarattığı suç etkilerinin, terörizme kanal açma ve göçmen kaçakçılığı suçlarında ciddi artış riski taşıdığı değerlendirilmektedir. Ayrıca, göçmen kaçakçılığının yüksek kârlılığı (Afgan, Suriyeli ve Pakistanlıların yalnızca Türkiye’ye kaçakçılığının tahmini piyasa değeri yılda 245.5 milyon ABD Dolarıdır) ve göçmenlerin büyük çoğunluğunun Avrupa’ya devam etme niyeti, kaçakçılık ağları için sürekli bir talep olduğunu göstermektedir. Avrupa Konseyi’nin 2023 tarihli Göçmen Kaçakçılığı (Smuggling of Migrants) Ülke Bilgi Notuna göre, Türkiye’de 2023 yılı içinde 10,482 göçmen kaçakçısı yakalanmış, 2024 yılı Mayıs ayı itibarıyla bu sayı 4,071 olarak kaydedilmiştir. Kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele stratejilerinin, yalnızca kolluk kuvveti operasyonlarıyla sınırlı kalmaması; mali izleme mekanizmalarının güçlendirilmesi, uluslararası istihbarat paylaşımı kapasitesinin artırılması ve sosyal rehabilitasyon politikaları ile desteklenmesi gerekmektedir. Kuzey Kıbrıs bağlamında son dönemde ortaya çıkan gelişmeler, organize suçla mücadeledeki yapısal zafiyetlerin bölgesel güvenlik açısından ciddi sonuçlar ürettiğini göstermektedir. Kumarhane ve çevrimiçi bahis sektörleri etrafında oluşan yapılanmaların, farklı ülkelerde uzanan para hareketleriyle birlikte kamu görevlileri, iş insanları ve siyasetçilerle temas kurabildiğine ilişkin aktarımlar, denetim mekanizmalarının etkisizliğini işaret etmektedir. Özellikle Halil Falyalı etrafında şekillenen iddialar, hem kara para aklama hem de şantaj materyallerinin siyasete nüfuz etmesi bakımından kurumsal kırılganlıkları görünür kılmaktadır. Bu tablo, iç güvenlik kurumlarının suç ekonomilerinin örgütlenmesini zamanında tespit ve bertaraf edemediğini düşündürmektedir. Uluslararası Şeffaflık ilkelerine göre hazırlanan son yolsuzluk algısı raporu ise bu genel manzarayı destekler niteliktedir. Kuzey Kıbrıslı katılımcıların %75’inin rüşvet ve yolsuzluğu “çok yaygın” olarak tanımlaması, kamu ihaleleri ve izin süreçlerinde yoğunlaşan suiistimal iddiaları ve hükümetin kara para aklama ile mücadelede yetersiz bulunduğuna dair %71’lik oran, kurumlara duyulan güvenin zayıfladığını ortaya koymaktadır. 134 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2112 ‒ Bunun yanında, adaya getirilen yabancı öğrencilerin bir kısmının insan ticareti amaçlı istismara açık hale gelmesi, hem göç hem de eğitim politikalarındaki boşlukların suç örgütlerince kullanılabildiğini göstermektedir. Bütün bu göstergeler, organize suçla mücadelede istihbarat paylaşımının güçlendirilmesi, mali denetimin uluslararası standartlara uyarlanması ve bağımsız soruşturma kapasitesinin artırılmasının aciliyetini vurgulamaktadır. Göç Yönetimi Son yıllarda kamuoyuna yansıyan açıklamalarda düzensiz göç yönetimi büyük ölçüde “yakalama” ve “sınır dışı etme” istatistikleri üzerinden tanımlanmaktadır. Örneğin, düzensiz göçle mücadelede sınır dışı edilen kişi sayılarının “tarihin en yüksek seviyelerine ulaştığı” yönündeki resmi beyanlar, politik başarının temel göstergesi olarak sunulmaktadır. Ancak göç olgusunu yalnızca bu rakamlarla değerlendirmek, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu çok boyutlu ve kalıcı demografik dönüşümü görünmez kılmaktadır. Sınır dışı edilen 260 bin kişi ya da gönüllü geri dönüş yaptığı bildirilen 550 bin Suriyeli birey, kapsamlı bir göç yönetiminin ancak sınırlı bir yönüne işaret eder. Zira bu veriler göçün eğitim, sağlık, yerel yönetimler, sosyal uyum, istihdam, güvenlik ve dış politika boyutlarını açıklamaz; göçün nedenlerine, risklerine ve uzun vadeli etkilerine dair politika hesaplarını da karşılamaz. Dolayısıyla göç yönetimini tekil bir “geri gönderme başarısı” söylemine indirgemek, hem toplumsal uyumu hem kamu hizmetlerinin kapasitesini hem de uluslararası yükümlülükleri göz ardı eden bir yaklaşım üretmektedir. Türkiye’de göç politikalarının tek icracı kurumu Göç İdaresi Başkanlığı’dır. Ancak göçün niteliği gereği eğitim, sağlık, sosyal hizmetler, çalışma hayatı ve dış politika gibi birçok alanı doğrudan etkilemesine rağmen 2026 Bütçe Gerekçesinin gösterdiği üzere Göç Yönetimi programının tek sorumlu kuru olan idare ve onun da sorumluluğunun yalnızca geri dönüş odaklı olması kurumsal yaklaşımın dar kaldığını göstermektedir. Program performans göstergelerinde tek ölçütün “Gönüllü ve güvenli geri dönüş yapan kişi sayısı” olarak belirlenmesi, göçü çok boyutlu bir yönetim alanı değil, “gelenleri geri gönderme” olarak kurgulayan bir bakışı ortaya koymaktadır. Göç İdaresi Başkanlığının alt program performans göstergelerinde de benzer biçimde yalnızca yabancı sayıları, başvuru sayıları, vize/izin işlemleri gibi idari işlem odaklı kalemlerin yer alması; uyum, entegrasyon, eğitim, istihdam, yerel yönetim kapasitesi gibi alanların tamamen 135 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2113 ‒ boş bırakılması politika tasarımındaki yapısal indirgemeciliği derinleştirmektedir. Bu durum, “insan odaklılık” ve “uyum” söylemlerinin sahada fiilen karşılık bulmadığını göstermektedir. Merkezi Yönetim Bütçesi’nde göçe ilişkin net, görünür ve hesap verebilir bir “göç fonu” veya “göç yönetimi ödeneği” detaylandırılması bulunmamaktadır. Geçici barınma merkezi işletimi, sosyal uyum, entegrasyon programları, belediye altyapıları, sağlık ve eğitim destekleri gibi alanlara ne kadar harcama yapıldığı kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmamaktadır. Bütçe alt kırılımlarının yayımlanmaması, hem planlama hem de denetim süreçlerinde kurumsal belirsizlik yaratmakta; Türkiye’nin tek başına büyük bir yük üstlendiği algısının doğru biçimde yönetilmesini güçleştirmektedir. Oysa AB fonları dâhil olmak üzere 2016’dan bu yana mülteci destek mekanizmaları kapsamında Türkiye’ye önemli miktarda dış kaynak aktarılmıştır (6 milyar Avro + 2024 sonrası 3 milyar Avro taahhüt). Bu kaynakların kullanımına ilişkin daha şeffaf bir mali raporlama, hem kamuoyu güveni hem de uluslararası yük paylaşımı açısından kritik önemdedir. Türkiye, 2011’den beri dünyanın en fazla mülteci barındıran ülkesi olup resmî rakamlara göre 4 milyonun üzerinde yabancı nüfusa ev sahipliği yapmaktadır. Buna rağmen politika tasarımında hâlen “geçici durum yönetimi” anlayışı hâkimdir. Uzun vadeli entegrasyon politikalarının yokluğu, Geçici Koruma Yönetmeliği’nin sürekli “kısa vadeli yama”larla güncellenmesi ve kurumsal kapasitenin geçicilik üzerinden şekillenmesi uyum süreçlerini zayıflatmaktadır. Göçün kalıcı toplumsal bir olgu hâline gelmesine karşın politika yapımında sürdürülebilir bir çerçeve oluşturulamamıştır. Göçün etkisi en fazla yerel düzeyde hissedilmektedir. İstanbul, Gaziantep, Hatay, Kilis, Şanlıurfa gibi iller yoğun göç baskısı altındadır. Buna karşın belediyelerin bütçeleri ve karar alma yetkileri merkezi yönetim karşısında sınırlı tutulmakta; yerel uyum stratejileri politika döngüsüne dâhil edilmemektedir. Yerel yönetimlerin dışlandığı bir sistemde sahadaki uygulamaların etkili olması beklenemez; bu durum hem uyum politikalarını hem de toplumsal huzuru olumsuz etkilemektedir. Eğitim, istihdam ve kültürel entegrasyon alanlarında kalıcı ve kapsamlı politikaların geliştirilmemesi nedeniyle uyum çoğu durumda yalnızca “yardım temelli” programlara indirgenmiştir. Bu yaklaşım, Türk vatandaşları arasında kaynak paylaşımı ve ayrımcılık algısını 136 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2114 ‒ güçlendirmekte; göçmenlerin toplumsal hayata katılımını zayıflatmaktadır. Toplumsal uyumun yerini “yardım ilişkisi” aldığında, karşılıklı güven ve toplumsal barış zedelenmektedir. Göç, salt iç politika meselesi değildir; komşu ülkelerle diplomasi, uluslararası koruma mekanizmaları, sınır yönetimi ve geri dönüş koşullarının güvenliği gibi çok taraflı süreçlerle ilgilidir. Buna rağmen dış politikanın göç yönetimindeki rolü kurumsal olarak zayıf kalmakta; özellikle üniversite eğitimine kabul almış uluslararası öğrencilerin vize-onay süreçlerinin Göç İdaresi tarafından keyfi biçimde değerlendirilmesi, Türkiye’nin yumuşak güç kapasitesine zarar vermektedir. Eğitim vizesi alıp ret verilen kişi sayısı ve ret gerekçeleri sorulması kritik bir sorudur. Diğer yandan tüm uluslararası öğrenciler ve burslandırılarak ülkemize getirilen uluslararası öğrencilerle ilgili uygulamaların kamuoyuna açıklanmaması önemli bir politika açığıdır. Türkiye’nin mezunlarla ilişkisini koparmaması için uzun süreli vize, e-vize ve kolaylaştırıcı uygulamalar hayati önemdedir. Geri dönüş yapan Suriyelilerin önemli bir kısmı Arapça bilmemekte; eğitim hayatının büyük bölümünü Türkiye’de geçirmiş, toplumsal ve kültürel olarak Türkiye’ye entegre olmuş kişiler bulunmaktadır. Üstelik Suriye’de güvenliğin tam olarak sağlanmamış olması geri dönüşleri riskli kılmaktadır. Geri dönen kişilerin Türkiye’ye yeniden girişine kapı kapatılması, hem insan hakları açısından hem de uzun vadeli sosyal uyum açısından sorunludur. Bu kitle için de uzun süreli vize ve e-vize gibi mekanizmaların geliştirilmesi gerekmektedir. Resmî verilere göre:  2024’te Türkiye’ye 314 bin kişi göç etmiştir.  Aynı yıl 424 bin Türk vatandaşı Türkiye’den göç etmiştir. Dolayısıyla Türkiye net göç veren bir ülke hâline gelmiştir. Nüfusu hızla yaşlanan ve genç nüfusu azalan bir ülke için göç, ulusal kapasiteyi artırabilecek önemli bir araçtır. Bu nedenle göçü sınır dışına iten, toplumu homojenleştirmeye çalışan veya Türkiye’den ayrılanların geri dönmesini zorlaştıran politikalar stratejik açıdan yanlıştır. Göç alanındaki tartışmalar iki uç yaklaşım arasında sıkışabilmektedir:  Yabancıları toplumsal sorunların kaynağı olarak gören dışlayıcı söylemler,  Plansız göçü ekonomik gerekçelerle meşrulaştıran yaklaşımlar. 137 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2115 ‒ Her iki uç yaklaşım da sürdürülebilir politika üretmeyi engellemekte; hem sosyal uyumu hem de kamu düzenini olumsuz etkileyebilmektedir. Bilgi temelli, insan hakları odaklı ve güvenlik– özgürlük dengesini gözeten bütüncül politikalar bu nedenle önemlidir. Sivil Toplum Türkiye’de kayıtlı 100 bini aşkın dernek bulunduğu göz önünde bulundurulduğunda, İçişleri Bakanlığının 2024 yılında gerçekleştirdiği 24.540 denetim, sivil toplum alanına yönelik görece yoğun bir idari denetim uygulamasına işaret etmektedir. Denetlenen derneklerin toplam içindeki payı %24,32 gibi yüksek bir orana ulaşırken, aynı yıl Bakanlık bütçesinden proje bazlı mali destek sağlanan dernek sayısının yalnızca 505’te kalması dikkat çekicidir. Bu tablo, sivil toplum ekosisteminin genişliği ile kamu kaynaklarından yararlanabilen kuruluşların sayısı arasındaki belirgin dengesizliği ortaya koymaktadır. Proje desteklerinin toplam başlangıç ödeneği 251,7 milyon TL, gerçekleşen harcama ise 247,3 milyon TL olup harcama oranı yaklaşık %98’dir; ancak bu yüksek gerçekleşme oranı, destek mekanizmasının erişim, şeffaflık ve değerlendirme kriterleri açısından kapsayıcılığının sınırlı olduğunu örtmemektedir. Kamuya açık belgelerde; toplam proje adedi, seçim/puanlama kriterleri, coğrafi ve tematik dağılım, hak eden–hak etmeyen başvuruların oranları, bağımsız değerlendirme sonuçları, çıktı/sonuç göstergeleri (ör. faydalanıcı sayısı, birim maliyet, sürdürülebilirlik) ayrıntılı biçimde yer almamaktadır. Harcamanın %98 gerçekleşmesi olumlu olsa da etkililik ve verimlilik kanıtı, yalnızca bütçe icrası ile gösterilemez; sonuç odaklı göstergeler ve dış denetim bulguları gereklidir. Bakanlık dokümanlarında “şeffaflık, katılımcı demokrasi, çoğulculuk ve sivil bilinç” ilkeleri vurgulanmaktadır. Bununla birlikte, bazı siyasi veya ideolojik aidiyet iddiaları etrafında tartışılan vakıflar/dernekler (kamuoyunda sıkça anılan TÜGVA örneği dâhil) hakkında medyaya yansıyan kayırmacılık, kamu kaynağı tahsisi ve etik dışı uygulamalar iddiaları kamu denetimi açısından açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu tür vakalar, yargı ve Sayıştay/Dernekler Denetçiliği tarafından nötr, delile dayalı soruşturma süreçleriyle incelenmeli; iddia düzeyindeki bilgiler resmi bulgularla ayrıştırılmalıdır. İddialar sonuçlanıncaya kadar kamu kaynağı, tahsis ve protokol ilişkilerine geçici tedbir mekanizmaları getirilebilir. STK alanında silahlı yapılanma, paramiliter faaliyet, zor/tehdit içeren beyan ve davranışlar iddia dahi olsa hukuk devleti çerçevesinde acil ve şeffaf inceleme gerektirir. Dernekler Kanunu 138 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2116 ‒ ve ilgili mevzuatta; silah bulundurma, militan devşirme, kamu görevlisi atamalarında nüfuz kullanma gibi eylemler açıkça suç kapsamındadır. Bu konularda “sıfır tolerans” ilkesi, tarafsız denetim + hızlı adli süreç + kamuya raporlama üçlüsüyle işletilmelidir. Yerel Yönetimler Yerel yönetimlerin özerkliği ve merkezi hükümetin denetim-müdahale yetkisi arasındaki gerilim, Türkiye’de giderek daha görünür hâle gelmiştir. Özellikle 2025 yılında, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması, yerine kayyum atamaları veya yargı süreçleriyle bağlantılandırılan tutuklamalar, uluslararası düzeyde demokratik yerel yönetim ilkeleri açısından eleştirilmiştir. Bu gelişmeler, yerel yönetimlerin kurumsal özerklik kapasitesi ve siyasi tarafsızlık algısı açısından önemli kaygılar doğurmaktadır. Halk iradesinin gaspı ve hukuksuzluk algısı artık toplum içine yerleşmiştir. Örneğin, Ekrem İmamoğlu’nun 23 Mart 2025’te tutuklanması ve ardından yürütülen süreçler, yerel yönetimlere yönelik müdahalelerin sadece idari değil, aynı zamanda siyasi bir boyut taşıdığını göstermektedir. Bu kontekst içinde, şehir belediyelerinde yürütülen soruşturmalar, belediye yönetimlerinin güvenliği, denetimi ve görevden alınması gibi karar süreçleriyle örtüşmemektedir. Bu çerçevede, 2024 ve 2025 yıllarında yaşanan olağanüstü siyasi partiler arası geçiş olayları da, yalnızca parti değiştirme anlamına gelmediği, yerel yönetimle merkezi siyasi iktidar arasında kurulan yeni ilişki biçimlerine işaret ettiği yönünde değerlendirilmektedir. Özellikle bazı isimler için bu geçişler soruşturmadan ve hukuki süreçlerden kaçışı kolaylaştıran bir “siyasi iltica” yönü taşıdığı yorumlarını üretmiştir. Bu olaylar bütününde iki husus özellikle öne çıkmaktadır: (1) Soruşturma ve yargı süreçlerinin yerel yönetimler ve belediye başkanları düzeyinde politikleşmesi ve (2) Yerel yönetim düzeyinde tarafgirlik algısının artması ve bunun yerel hizmet üretiminden karar alma süreçlerine yansıması. Örneğin, yerel yönetimlerin merkezi hükümete yakın kişilere ya da partilere yönelme eğilimi, kamu kaynaklarının tahsisi, ihaleler ve imar kararlarında “yakınlık/bağlılık” temelli düzene dönüştüğü algısını doğurmaktadır. Bu durum, yerel yönetişimin katılımcılık, çoğulculuk ve hesap verebilirlik gibi demokratik ilkelerini zayıflatma riski taşımaktadır. 139 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2117 ‒ Ayrıca, yerel yönetimlerin idari özerkliğini koruyacak kurumsal kapasite ve kaynaklara sahip olmaması hâlinde, merkezi hükümet müdahalelerinin “yapılandırılmış baskı” biçimine dönüşmesi mümkündür. Bilimsel literatürde bu durum, Türkiye’de yerel demokrasiye dair çalışmaların ortak bulgularından biri olarak vurgulanmakta; yerel yönetimlerin idari-mali özerklikten ziyade merkezi yönetime bağımlılıkları, demokratik performanslarını sınırlamaktadır. Bu bağlamda, yerel yönetimlere yönelik soruşturma ve görevden alma mekanizmalarının yasal şeffaflık, bağımsızlık ve orantılılık bağlamında yeniden ele alınması gerekir. Siyasi geçişlerin yerel demokratik işleyişte yarattığı güven düşüşü, sadece bir parti meselesi değil, kurumsal yönetişim sorununa işaret etmektedir. Tarafgirlik ve hizip bağımlılıklarına dayalı yönetişim, yerel halkın karar alma süreçlerine katılımı ve kent yönetiminin yerelde yarattığı değer açısından ciddi bir risk oluşturur. Dijitalleşme ve Veri Güvenliği İçişleri Bakanlığı özelinde kamu yönetim sistemlerine hızla entegre edilen dijitalleşme süreçleri, verimlilik ve hizmet kalitesini artırma potansiyeli taşısa da, güncel olaylar ulusal egemenlik ve kamu güvenliği açısından ciddi riskleri beraberinde getirdiğini göstermektedir. Bu riskler, yerel güvenlik açıklarından başlayıp, küresel ölçekte “veri kolonyalizmi” tehdidine kadar uzanmaktadır. Yaz aylarında gündeme gelen sahte e-imza soruşturması ile görüldüğü üzere, mevcut dijital altyapı ve protokollerin zafiyetleri, kamu hizmetlerinin temel güvenilirliğini sarsmaktadır. Uzmanların da belirttiği gibi, 2004 tarihli Elektronik İmza Kanunu’na dayalı, USB ve dört haneli şifre ile korunan kırılgan e-imza sistemi, “NARVAS” ve “Nüfusmatik” gibi yeni ve kritik sistemlerin güvenliğini tehlikeye atmaktadır. MEB, YÖK, BTK, Göç İdaresi sistemlerine yapılan yetkisiz girişler; sahte mezuniyet, sınav manipülasyonu ve kişisel veri ihlallerine yol açmıştır. Bu durum, kamu sistemlerinin veri bütünlüğü ve erişim kontrolü açısından temel güvenlik politikalarının yetersizliğini göstermektedir. Sahte belgelerin 250 bin TL ile 2,5 milyon TL arasında kripto para karşılığı satılması, dijitalleşmenin organize suçlar için yeni ve yüksek kârlı bir alan yarattığını, mali suçlarla mücadelede yeni yetkinliklere ihtiyaç olduğunu işaret etmektedir. TÜRKTRUST olayındaki kamu sistemlerine yetkisiz girişler, sahte kayıtlar ve yüksek meblağlı belge satış 140 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2118 ‒ iddiaları, yetki kötüye kullanımı ve denetim boşluklarını göstermektedir. Ayrıca bu zafiyet uluslararası güven zincirini zedeleme potansiyeline sahiptir. Klasik sömürgeciliğin yerini, dijital çağda veriye dayalı tahakküm almıştır. Bu durum, teknik olarak veri kolonyalizmi olarak adlandırılmaktadır. Veri kolonyalizmi, küresel Kuzey’in büyük teknoloji şirketleri (Big Tech) tarafından, küresel Güney’deki (Türkiye dahil) bireylerin ve kurumların dijital altyapıları ve ürettikleri ham verinin, ekonomik ve politik katma değerini kontrol etme sürecidir. Vatandaş verileri, davranış örüntüleri, dijital etkileşimler; bu şirketlerin sahip olduğu bulut platformları ve Yapay Zekâ/Makine Öğrenimi (AI/ML) sistemleri aracılığıyla toplanır, işlenir ve analiz edilir. Verinin hammaddesini üreten ülke/birey iken, veriyi işleyip istihbarat ve ekonomik değere dönüştüren altyapı ve algoritma yabancı kontrolündedir. Bu, ulusal veriler üzerinde sahiplik, kontrol ve kullanım hakkının (veri egemenliği) kaybedilmesi anlamına gelir. İçişleri Bakanlığı’nın biyometrik kimlik doğrulama, Mobil Göç Noktası gibi kritik verileri toplayan sistemlere yatırım yapması, bu verilerin güvenli ve ulusal kontrol altında saklanmasını zorunlu kılmaktadır. Eğer veri yönetimi, uluslararası bulut hizmetleri veya yabancı menşeli yazılımlara aşırı bağımlıysa, kolonyal tahakküm riski artar. Sigorta sektöründe veri ihlalleri ve basına yansıyan bazı dosyalarda dedektiflik ağlarının kişisel verileri yasa dışı yollardan temin ettiğine ilişkin bulgular, veri tedarik zincirinin zayıf halkalarına işaret eder. Bu verilerin yabancı istihbarat tarafından aracılar üzerinden satın alınabildiğine dair adli süreçlere yansıyan iddialar mevcuttur. MİT ve Emniyet operasyonunda tespit edildiği üzere, özel dedektifler ve mali menfaat karşılığında adres, HTS kayıtları ve uçuş bilgileri gibi hassas kişisel verilerin Mossad’a aktarılması, devlet kurumlarındaki veya bunlarla bağlantılı ticari kuruluşlardaki veri erişim zafiyetini kanıtlamaktadır. İsrail’in askeri istihbarat birimi 8200’ün, Filistinlilere yönelik kitlesel gözetim ve ölümcül hava saldırılarının planlanmasında Microsoft Azure, Google Cloud ve Amazon Web Services (AWS) gibi platformların bulut depolama ve yapay zekâ yeteneklerini kullanması, Türkiye’nin de benzer bir uluslararası teknoloji bağımlılığı durumunda, stratejik verilerinin dolaylı yoldan hedefli operasyonlarda kullanılabileceği riskini açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum, yabancı teknoloji altyapılarının sadece “hizmet sağlayıcı” değil, potansiyel “istihbarat kanalı” olarak da algılanması gerektiğini göstermektedir. 141 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2119 ‒ Bu çerçevede, İçişleri Bakanlığı’nın Dijital Dönüşüm Yatırımlarında, teknolojik kapasite artışının siber güvenlik ve veri egemenliği ilkeleriyle eş zamanlı ve güçlü bir hukuki reformla desteklenmesi hayati öneme sahiptir. Aksi takdirde, dijitalleşme ilerlemesi, ulusal güvenlik açısından kontrolsüz bir zafiyet kaynağına dönüşecektir. Veri kolonyalizmi literatürünün işaret ettiği gibi, kritik kamu verilerinin dış platformlara bağımlı işlenmesi egemenlik maliyeti oluşturacaktır. Bu doğrultuda şu önerilerimiz dikkate alınmalıdır:  Elektronik sertifika sağlayıcılarının denetim süreçleri, olay sonrası değil, sürekli ve teknolojik güvenlik izleme mekanizmalarıyla güçlendirilmelidir.  Kurumlar arası veri paylaşımında, tek noktadan sızmayı önleyecek şekilde, mikro- segmentasyon ve uçtan uca şifreleme zorunlu kılınmalıdır.  Siber güvenlik bütçesi, ulusal çapta anomali tespiti ve tehdit istihbaratı için Yapay Zekâ ve Makine Öğrenimi destekli erken uyarı merkezlerinin kurulmasına odaklanmalıdır.  2004 tarihli Elektronik İmza Kanunu yerine, çoklu biyometrik doğrulama içeren ve AB eIDAS 2.0 ile uyumlu yeni bir ulusal mevzuat acilen hazırlanmalıdır.  Stratejik kamu verilerinin yabancı bulut servisleri yerine, fiziki olarak Türkiye sınırları içinde, ulusal ve güvenilir veri merkezlerinde saklanması hukuki düzenlemelerle zorunlu hale getirilmelidir. Afet Yönetimi, AFAD Bütçesi ve Performans Bilgisi Koordinasyon eksikliği ve eylem planı yetersizliği konusunda 6 Şubat depremlerinde devletin müdahalede geç kaldığı en üst düzeyde kabul edilmişken, mevcut afet yönetimi stratejisinin halen sahadaki ihtiyacı karşılayacak nitelikte bir "acil durum eylem planı" sunmadığı görülmektedir. Mevcut planlar risk azaltmaya odaklanmakla birlikte, afet anında inisiyatif almayı sağlayan otomatik bir eylem mekanizmasından yoksundur; şayet etkin bir plan devrede olsaydı, çevre illerdeki (örneğin Adana) AFAD yetkilileri merkezi talimat beklemeksizin görevli oldukları afet bölgelerine (örneğin Hatay) derhal intikal edebilirlerdi. Bu koordinasyon ve planlama eksikliği, Hatay örneğinde olduğu gibi afet bölgelerinin günlerce güvenlik zafiyeti ve yağma olaylarıyla baş başa kalmasına neden olmuş, mevcut planların güncellenmemesi durumunda devletin olası yeni afetlerde de benzer bir acziyet yaşama riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulanmıştır. Afet yönetimindeki bu operasyonel zafiyet, devlet kurumlarına olan toplumsal güveni derinden sarsmış ve yurttaşların AFAD veya Kızılay yerine sivil inisiyatiflerden ve şahıslardan medet 142 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2120 ‒ ummasına neden olmuştur . Depremzedelerin en temel ihtiyaçları olan çadırı devlet kurumlarında bulamayıp sanatçılara başvurması, devletin kurumsal kapasitesinin ve hızının sorgulanmasına yol açan "üzücü bir geri kalmışlık" tablosu ortaya çıkarmıştır ,. Bu bağlamda, AFAD'ın yeniden halkın sığındığı temel "umut" ve otorite olabilmesi için risk planlarının ivedilikle güncellenmesi ve sadece kağıt üzerinde kalan analizlerden öte, sahada anlık müdahaleyi mümkün kılan proaktif bir yapıya kavuşturulması elzemdir. Deprem riski ve afet yatırımları azalmamışken, 2024–2026 döneminde afet konutları ve lojistik depo yatırımları devam ederken, tahmin tablosunda 2027–2028’de yaklaşık 10’da 1 oranında bütçe azalışı öngörülmüştür. Bu iki yılda böyle bir azalışın ekonomik veya operasyonel gerekçesi olamaz. Nitekim, (muhtemelen yatırım fazı tamamlandığı varsayımıyla) 2025’te bütçe düşürülmüş, ancak 2026’da yeniden %40 artış talep edilmiştir. Bu zikzaklı seyir, orta vadeli planlamanın sürdürülebilir olmadığını ve performans hedefleriyle bütçe tahsisinin kopuk olduğunu göstermektedir. 2027–2028 öngörüleri bu büyük projelerin biteceği varsayımına dayanıyor olabilir; ancak Türkiye’nin afet risk profili ve yeniden yapılanma süreci dikkate alındığında bu gerçekçi değildir ve risk bilincinden uzaktır. 2023 ve 2024 yıllarına ait performans göstergelerine bakıldığında, 5 alt programdaki 43 göstergenin birçoğunda hedef belirlenmediği, buna karşın 2024 yılı için “gerçekleşme tahmini” sütunlarının doldurulduğu görülmektedir. Ayrıca 2024 yılında belirlenen göstergeler içinde de, birkaç istisna dışında tamamının “sıfır” olarak kaydedilmesi, kurumsal planlama açısından ciddi bir tutarsızlığa işaret etmektedir. Bu tablo, İçişleri Bakanlığı’nın stratejik yönetim döngüsünde – özellikle AFAD ve bağlı birimlerde – performans esaslı planlamanın ya tamamlanmamış ya da uygulanmadığını göstermektedir. Stratejik plan ve performans programı arasındaki bu kopukluk, yalnızca teknik bir eksiklik değil, aynı zamanda kurumsal hesap verebilirlik ilkesinin zedelenmesi anlamına gelir. Türkiye’nin deprem kuşağında yer aldığı, 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkilerinin henüz tam olarak giderilemediği ve buna karşın son iki yıldır AFAD’a olağanüstü bütçe kaynakları aktarıldığı hatırlandığında, performans göstergelerinin bu ölçüde boş bırakılması kabul edilebilir değildir. Bu durum, hem bütçe kaynaklarının etkin kullanımının denetlenmesini imkânsız hâle getirir hem de vatandaşa karşı sorumluluk ve şeffaflık ilkeleriyle çelişir. 143 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2121 ‒ 2026 Bütçe Teklif Dosyası 25 Bütçe Teklif Dosyası 2026 Bütçe Teklif Dosyası 144 2025 Bütçe Teklif Dosyası 144 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2122 ‒ Sonuç olarak, performans göstergelerinin yokluğu ve hedeflerin sıfır olarak girilmesi, yalnızca bürokratik bir ihmal değil, kurumsal yönetişim eksikliği anlamına gelir. Türkiye gibi yüksek afet riski taşıyan bir ülkede, AFAD’ın stratejik planlama kültürünü içselleştirmemesi ciddi bir yönetim sorunudur. Bütçe büyüklüğünden bağımsız olarak, 2025 itibariyle bu sorunun giderilmiş olması olumlu da olsa önceki yıllardaki bu durumun kurumsal ciddiyetle bağdaşmadığı ve sorumluların hesap vermesi gerektiği açıktır. 145 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2123 ‒ 3.6. MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI Bütçe Artışları ve NATO ile Uyumluluk Millî Savunma Bakanlığı’nın 2024 bütçesi 440,4 milyar TL olmasına rağmen yılsonunda 11,5 milyar TL’lik ödenek kullanılmamıştır. Buna karşın hükümet, 2025 bütçesini bir önceki yıla göre %42 artırarak 623,9 milyar TL’ye, 2026 teklifi ise %32 artışla 822,9 milyar TL’ye çıkarmıştır. Benzer şekilde savunma ve iç güvenlik için ayrılan toplam bütçe 2025’te 1,6 trilyon TL iken 2026’da 2,15 trilyon TL’ye yükselmiştir. Bu hızlı artış, Türkiye’nin NATO’nun savunma harcamalarını GSYH’nin %5’ine çıkarma hedefi doğrultusunda bir uyum sürecine girdiğini göstermektedir. Ancak bu artışın planlamaya dayalı bir stratejiden ziyade dış yönlendirmelerin etkisiyle şekillendiği görülmektedir. 2025 NATO Zirvesi’nde terör tehdidinin sonuç bildirisine girmesi ve savunma ticareti engellerinin kaldırılmasına yönelik ifadeler Türkiye açısından olumlu yansımış olsa da, zirvenin belirleyici kararı NATO’nun 2035 yılına kadar %5’lik savunma harcaması hedefidir. Türkiye bugün GSYH’nin yaklaşık %2,1’ini savunmaya ayırmaktadır; yeni hedef için her yıl yaklaşık 15 milyar dolar ilave kaynak gerekmektedir. Bu düzeyde bir yük, kamu maliyesini zorlayacak ve sosyal politikalardan savunmaya doğru zorunlu bir kaynak kaymasını beraberinde getirecektir. Öte yandan, 2024 kesin hesabı, savunma bütçesinin büyüdüğü ölçüde etkin kullanılmadığını göstermektedir. Yatırım niteliği taşıyan kalemlerde ciddi gerçekleşme açıkları oluşmuştur. Harcamaların artırılmasına rağmen ödeneklerin önemli bir kısmının yıl içinde kullanılamaması, tedarik ve proje yönetimi kapasitesinin bütçe artış hızına yetişmediğini ortaya koymaktadır. Bu tablo, NATO hedeflerine rakamsal olarak yaklaşılırken fiili kapasite artışının aynı hızda sağlanamadığını göstermekte; savunma politikalarının şeffaflık ve etkinlik ilkesinden uzaklaştığına işaret etmektedir. Milli Savunma Bakanlığı 2024 Yılı Kesin Hesap Cetveli (Programlar) Program Program Adı Başlangıç Ödeneği Toplam Ödenek Bütçe Gideri Ödenek Üstü Kullanılmayan Kodu Gider Ödenek 10 Şehit Yakınları 200.000.000,00 302.975.596,00 302.749.376,17 0,00 226.219,83 ve Gaziler 13 Dış Politika 972.546.000,00 9.489.855.200,00 9.489.855.200,00 0,00 0,00 43 Ulusal Savunma 431.480.900.000,00 557.739.499.805,27 412.383.637.575,77 0,00 145.355.862.047,50 ve Güvenlik 98 Yönetim ve 7.843.514.000,00 8.309.358.220,15 6.805.246.77976 0,00 1.504.111.440,39 Destek Programı Genel Toplam 440.496.960.000,00 575.841.688.821,42 428.981.489.113,70 0,00 146.860.199.707,72 146 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2124 ‒ 2024 Kesin Hesap’ına göre Bakanlığın bütçesinin neredeyse tamamına yakını Ulusal Savunma ve Güvenlik programı kapsamında planlanmışken en fazla kullanılmayan ödenek yine bu programda olmuştur. Savunma sanayi için ek gelir yaratmaya çalışan fon gibi girişimler bulunurken savunma ve güvenlik için hasredilen bütçenin ödeneğinin kullanılmamış olması bir uyumsuzluk olarak görülebilir. Diğer taraftan Dış Politika programı için 1 milyar TL bile olmayan bütçe tahsisine karşın 9,5 milyar TL’ye yakın gider kaydedilmiştir. Yurtdışı barış destek operasyonları için 8,3 milyar TL ve dış ülkelere yapılacak yardımlar için 194,5 milyon TL dışarıdan ek bütçe alındığı kurumun kesin hesap raporunda not edilmiştir, ancak bu kullanımlar hakkında daha etraflı açıklamaya ihtiyaç duyulmaktadır. Performans göstergelerine göre her iki alt program için kullanılan göstergeler yalnızca “faaliyet yürütülen ülke sayısı” üzerinden tanımlanmıştır ve bu sayıların hedefle uyumlu olduğu görülmektedir. Yani, ihtiyaç duyulan ek bütçenin neden ortaya çıktığı ve nasıl kullanıldığı raporlardan anlaşılmamaktadır. Milli Savunma Bakanlığı 2024 Yılı Kesin Hesap Cetveli (Ekonomik Sınıflandırma) Kodu Adı Başlangıç Ödeneği Toplam Ödenek Bütçe Gideri Ödenek Kullanılmayan Üstü Ödenek Gider 1 Personel Giderleri 213.505.521.000,00 214.252.312.183,00 214.187.771.689,58 0.00 64.540.493,42 2 Sosyal Güvenlik 26.371.769.000,00 25.979.977.817,00 25.939.489.826,38 0.00 40.487.990,62 Kurumlarına Devlet Primi Giderleri 3 Mal ve Hizmet Alım 189.406.752.000,00 325.943.775.742,06 180.658.541.917,54 0.00 1485.285.233.824,52 Giderleri 5 Cari Transferler 7.960.841.000,00 5.963.066.291,63 5.961.048.639,59 0.00 2.017.652,04 6 Sermaye Giderleri 3.252.077.000,00 3.585.664.787,73 2.117.745.040,61 0.00 1.467.919.747,12 7 Sermaye 0.00 116.892.000,00 116.892.000,00 0.00 0,00 Transferleri Toplam 440.496.960.000,00 575.841.688.821,42 428.981.489.113,70 0.00 146.860.199.707,72 2024 yılı kesin hesap verileri ekonomik sınıflandırmaya göre incelendiğinde, hükümetin savunma sanayiinin güncel tutulması, operasyonel kabiliyetlerin artırılması ve güvenlik kapasitesinin zaaf yaratmayacak şekilde güçlendirilmesi yönündeki sürekli vurgularına rağmen, yatırım nitelikli ödeneklerin önemli bir bölümünün kullanılmadığı görülmektedir. Özellikle mal ve hizmet alım giderleri ile sermaye giderleri kalemlerinde ortaya çıkan bu durum, kamu söylemi ile fiili gerçekleşmeler arasındaki uyumsuzluğu açıkça göstermektedir. Mal ve hizmet alımlarında toplam ödenek 325,9 milyar TL’ye yükseltilmiş olmasına karşın, gerçekleşme 180,6 milyar TL’de kalmış; yaklaşık 145 milyar TL’lik kayda değer bir kaynak kullanılamamıştır. Benzer şekilde, savunma yatırımlarının doğrudan temelini oluşturan sermaye giderlerinde 3,5 milyar TL’lik ödeneğin yalnızca 2,1 milyar TL’si harcanmış; 1,46 milyar TL yatırım ödeneği yıl içinde devre dışı kalmıştır. 147 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2125 ‒ Savunma alanında “süreklilik”, “hazırlık düzeyi” ve “yerli-milli kapasite artırımı” gibi kritik hedefler dile getirilirken, bu hedefleri somutlaştıracak yatırım harcamalarının tam olarak hayata geçirilememiş olması, kapasite artışının gerektirdiği finansal disiplin ile operasyonel ihtiyaçların zamanlaması arasında bir uyumsuzluk bulunduğunu düşündürmektedir. Bu durum ayrıca, tedarik süreçlerinde bürokratik gecikmeler, teknik fizibilite sorunları, ihale iptalleri veya karar alma mekanizmalarında öngörü eksiklikleri gibi yapısal sorunların varlığına işaret etmektedir. 2026 yılı itibariyle de savunma harcamalarındaki bu hızlı yükseliş toplumsal maliyetleri de artırmaktadır. Uzman analizleri, savunmaya aktarılan kaynakların ekonomik büyüme açısından sınırlı fayda ürettiğini; buna karşılık sağlık, eğitim ve sosyal hizmetler gibi alanlarda yapılacak harcamaların toplumsal refahı daha doğrudan güçlendirdiğini göstermektedir. NATO çerçevesinde belirlenen %5’lik yeni üst sınırın Türkiye için otomatik bir yükümlülük gibi algılanmaması gerekir. Çünkü bu durum, iç güvenlik gerçeklikleriyle uyumsuz bir mali genişleme yaratmaktadır. Savunma bütçesinin büyümesi tek başına başarı değildir; önemli olan bu kaynakların etkin kullanılması, Meclis denetiminin güçlendirilmesi ve toplumun temel ihtiyaçlarının savunma harcamaları karşısında geri plana itilmemesidir. Yerli Savunma Sanayi Türkiye son yıllarda savunma sanayiinde önemli kapasite artışları ve belirli teknoloji alanlarında dikkat çekici atılımlar gerçekleştirmiş olsa da, genel tablo incelendiğinde ulusal savunma politikalarının tutarlı ve uzun vadeli bir stratejiye dayanmadığı açıkça görülmektedir. Hava gücü modernizasyonunda yaşanan dalgalanmalar bunun en belirgin örneğidir. F-35 programından çıkarılma, F-16 Blok 70 paketinin ABD Kongresi’ndeki siyasi şartlara takılması ve “yerli mühimmat takamazsın” kısıtları nedeniyle Ankara’nın bu kez Eurofighter’a yönelmesi; savunma tedarikinin planlı değil, krizlere verilen tepkilerle şekillenen ara çözümlerle yürütüldüğünü göstermektedir. Katar’dan ikinci el Eurofighter alma girişimine kadar uzanan bu tablo, stratejik bir planlamadan ziyade zorunlu rota değişikliklerinin toplamı niteliğindedir. Bu süreç, yerli savunma sanayi söyleminin altını oyan temel bir yapısal sorunu görünür kılmaktadır: Türkiye hâlâ motor, radar, elektronik sistemler ve yazılımlar gibi kritik bileşenlerde yüksek dış bağımlılık içindedir. KAAN’ın motoru için ABD lisansına ihtiyaç 148 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2126 ‒ duyulması, F-16 platformlarında yerli radar ve mühimmatların entegrasyonuna izin verilmemesi veya Eurofighter’ın EJ200 motoru ve Meteor füzesi üzerinden Avrupa konsorsiyumuna bağlanmak zorunda kalınması, “tam bağımsızlık” iddiasının teknik gerçeklikle örtüşmediğini ortaya koymaktadır. Savunma sanayiindeki başarı hikâyeleri, bu bağımlılık zincirinin kritik halkalarını henüz koparamamıştır. Sonuç olarak Türkiye, savunma sanayi alanında belirli kabiliyetler edinmiş olsa da, bunların ulusal bir strateji içinde bütünleşmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve savunma politikalarının kurumsal, şeffaf ve öngörülebilir bir zemine oturtulması gerekmektedir. Aksi halde artan bütçe ve projeler gerçek bir caydırıcılığa dönüşmeden; siyasi dalgalanmalar, dış ilişkilerdeki belirsizlikler ve içerdeki birkaç aktöre aşırı bağımlılık nedeniyle kırılgan bir savunma mimarisi ortaya çıkmaya devam edecektir. Personel Yönetimi 2025 yılı Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararları ve akabinde gerçekleşen atamalar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin personel rejiminde köklü bir eksen kaymasına işaret etmektedir. Geleneksel "kıdem-liyakat-tecrübe" üçgeninin yerini, "politik uyum ve sadakat" kriterlerinin aldığına dair somut göstergeler mevcuttur. Genelkurmay Başkanlığı seviyesindeki görev değişimlerinden, general kadrolarındaki eğitim profiline kadar uzanan bu değişim, ordunun profesyonel yapısını ve kurumsal hafızasını tehdit eder boyuta ulaşmıştır. TSK’nın kurmay subay (Harp Akademisi mezunu) geleneği, stratejik planlama ve liderlik yeteneklerinin teminatı olarak görülmekteydi. Ancak 2025 verileri, general kadrolarında kurmay subay oranının dramatik şekilde azaldığını, buna karşılık gerekli üst düzey komuta ve kurmay eğitimini tamamlamamış personelin generalliğe terfi ettirildiğini göstermektedir. Liyakat sistemindeki bu "standart düşürme" politikası, ordunun harekat planlama yeteneğini zayıflatmakta ve TSK’yı bir "uzmanlar ordusu" olmaktan çıkarıp, siyasi saiklerle yönetilen bir yapıya dönüştürme riski taşımaktadır. 2025 YAŞ kararlarında 40’ın üzerinde generalin "kadrosuzluk" gerekçesiyle emekliye sevk edilmesi, bu kavramın istenmeyen personeli tasfiye etmek için bir "kılıf" olarak kullanıldığı şüphesini güçlendirmektedir. 926 sayılı TSK Personel Kanunu’nda belirtilen somut başarı kriterlerini (sicil notu, görev süresi, liyakat) sağlayan personelin terfi ettirilmeyip emekliye zorlanması, İdare Mahkemelerine taşınan "terfi engeli" davalarında artışa neden olmuştur. 149 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2127 ‒ Yargıya yansıyan bu dosyalar, idarenin takdir yetkisini keyfi kullandığını ve "eşitler arasında adaletsizlik" yaptığını belgelemektedir. Atama ve emeklilik süreçleri, şeffaf bir kurumsal iletişim yerine, manipülatif bir medya diliyle yönetilmektedir. Generallerin yasal hakları çerçevesinde yaptıkları emeklilik başvurularının veya idari tasarrufların, medyada "olağan dışı bir tepki" veya "gerekli bir temizlik" gibi sunulması, kurum içi gerçekliği perdelemektedir. Oysa temel sorun, MSB’nin ve komuta katının, personel yönetiminde anayasal güvenceleri ve 926 sayılı Kanun'un "rütbe terfi ve kıdem ilerlemesi liyakatle yapılır" amir hükmünü, denetimsiz bir "takdir yetkisi" arkasına sığınarak işlevsiz hale getirmesidir. Diğer bir taraftan, 6 Mart 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2025/3 Sayılı "İş Yerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, kamu ve özel sektörde mobbinge karşı "sıfır tolerans" ilkesini getirse de, TSK bu koruma kalkanının fiilen dışında kalmaktadır. Asker Hakları İnisiyatifi ve baro raporlarına yansıyan verilere göre, son 10 yılda kışla içinde intihar eden asker sayısı (934), terörle mücadelede şehit olan asker sayısını (818) geçmiştir. Bu korkunç tablo, mobbingin bir "iç güvenlik sorunu" haline geldiğini göstermektedir. 2024 yılı sonlarında sıkça gündeme gelen haberlerde, komutanların astlarına yönelik hakaret ve aşağılayıcı tavırlarının, "askeri disiplin tesisi" kılıfı altında meşrulaştırıldığı görülmektedir. Genelge ile kurulan "Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulları"nın sivil denetimden uzak askeri hiyerarşi içinde işlevsiz kaldığı, şikâyet mekanizmasını kullanan personelin ise "emre itaatsizlik" veya "üste saygısızlık" ile suçlanarak daha ağır baskıya maruz kaldığı raporlanmıştır. Öte taraftan, 2024 ve 2025 yıllarında İdare Mahkemeleri ve Anayasa Mahkemesi'nin gündemini en çok meşgul eden konu, Uzman Erbaşların sözleşmelerinin "kanaat" veya "istihbari bilgi" gibi soyut gerekçelerle feshedilmesidir. Anayasa Mahkemesi, yakın tarihli kararlarında (Özellikle E.2023/.. ve 2024 tarihli gerekçeli kararlarında), 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun ve ilgili yönetmeliklerin bazı maddelerini, "Masumiyet Karinesi" ve "Suç ve Cezaların Kanuniliği" ilkelerine aykırı bularak iptal veya ihlal kararı vermiştir. Buna karşın İdare, personelin işlediği iddia edilen basit bir suçtan dolayı mahkemenin verdiği "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" (HAGB) kararını, "kesinleşmiş bir mahkûmiyet" gibi kabul edip sözleşme feshi yoluna gitmekteydi. Ancak Anayasa Mahkemesi, HAGB'nin sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmadığını, kişinin teknik olarak "suçlu" sayılamayacağını ve bu nedenle sözleşmenin feshedilmesinin "orantısız bir müdahale" olduğuna hükmetmiştir. Bu 150 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2128 ‒ yargı kararı, TSK yönetiminin personel tasfiyesinde hukuku nasıl "bypass" etmeye çalıştığının en net kanıtıdır. Ancak AYM kararlarına rağmen, 2025 yılındaki uygulamalarda idarenin mahkeme kararlarını "arkadan dolanarak" uygulamadığı görülmektedir. Mahkeme kararıyla göreve iade edilen personelin, bu kez "kadrosuzluk" veya "farklı bir ilde görevlendirme" (sürgün) yoluyla istifaya zorlanması, hukukun şeklen uygulandığı ancak fiilen etkisizleştirildiği bir "idari vesayet" tablosu oluşturmaktadır. KKTC ve Doğu Akdeniz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye’nin sadece tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğu bir kardeş ülke değil, aynı zamanda ulusal güvenliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Kıbrıs Adası, Doğu Akdeniz’in kalbinde yer alması itibarıyla, Türkiye’nin güney güvenlik hattının stratejik kalkanıdır. Adanın jeostratejik konumu hem Orta Doğu’ya hem de Kuzey Afrika ve Avrupa’ya uzanan deniz ulaşım yollarının tam merkezinde bulunması sebebiyle, enerji nakil hatlarından hava savunma hatlarına kadar geniş bir yelpazede kritik bir öneme sahiptir. Bu nedenle KKTC’nin güvenliği, yalnızca Lefkoşa’nın değil, aynı zamanda Ankara’nın da ulusal savunma doktrininin temel unsurlarından biridir. Doğu Akdeniz’de son yıllarda yaşanan enerji keşifleri, deniz yetki alanları ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) tartışmaları, Kıbrıs meselesine yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ekonomik ve askeri bir boyut kazandırmıştır. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY), İsrail ve Mısır gibi ülkelerle yaptığı enerji ve güvenlik anlaşmaları; Türkiye ve KKTC’yi bölgesel denklemin dışında bırakmayı amaçlayan bir stratejiye dönüşmüştür. Bu çerçevede KKTC’nin varlığı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerini koruyabilmesinin en önemli dayanağıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Ada’daki varlığı, sadece caydırıcılık unsuru değil, aynı zamanda bölgesel istikrarın da garantisidir. Milli savunma açısından bakıldığında, KKTC; Türkiye’nin hava, deniz ve radar ağının doğal bir uzantısı konumundadır. Adada kurulacak kalıcı deniz ve hava üsleri, Türkiye’nin hem Doğu Akdeniz hem de Orta Doğu’daki savunma alanını genişletme potansiyeline sahiptir. Bu üslerin modernizasyonu, insansız hava araçları (İHA/SİHA) ve erken uyarı sistemleriyle entegre edilmesi, Akdeniz’deki muhtemel tehditlere karşı hızlı tepki kabiliyetini artıracaktır. Ayrıca KKTC’de geliştirilecek savunma altyapısı, Türkiye’nin savunma sanayi ihracatı ve askeri eğitim kapasitesi için de yeni bir merkez işlevi görebilir. Bu sayede Ada hem güvenlik hem de 151 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2129 ‒ teknoloji açısından bir savunma üssü haline getirilebilir. Ancak tüm bu avantajlara rağmen, Doğu Akdeniz’deki rekabetin yalnızca askeri değil, aynı zamanda diplomatik ve ekonomik boyutları da bulunmaktadır. Türkiye’nin KKTC üzerinden yürüttüğü savunma politikası, uluslararası hukuk çerçevesinde meşru olmakla birlikte, çok taraflı diplomasiyle desteklenmelidir. AB ve ABD’nin Rum kesimi merkezli politikaları, sahadaki askeri dengeyle tek başına bertaraf edilemez. Bu nedenle KKTC’nin tanınırlığını artıracak diplomatik girişimler, bölgesel işbirlikleri ve ekonomik ortaklıklar, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki askeri varlığını tamamlayıcı unsurlar olarak ele alınmalıdır. Kısacası, Kıbrıs’ın güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir; KKTC’ye yönelik her tehdit, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik alanına yöneltilmiş bir tehdit olarak değerlendirilmelidir. 152 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2130 ‒ 3.7. DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI 2026 Bütçe Değerlendirmesi Jeopolitik konumu itibariyle farklı merkez üslerine sahip bölgesel dinamiklerin etkisini ve küresel sarsıntıları doğrudan hisseden ülkemizin dış politika gündemi çok yoğun ve çok çeşitli ülkelerle ve bölgelerle iç içedir. 2025 yılı da hem bölgesel hem küresel hareketliliğin ortasında Dışişleri Bakanlığının birçok sınamaya tabi olduğu bir yıl olmuştur. Ne var ki bu sınamalara karşın başarılar sınırlı olmuştur ve sürdürülebilirliğine iyimser yaklaşılamamaktadır. Bunun altında yatan en temel sebep ülkemizin yoğun küresel gündem ve bölgesel çekişmeler dolayısıyla kaçınılmaz olan angajmanlarına karşın sahip olduğu kapasiteyi uygun biçimde kullanamamasıdır. Hükümetin hedeflediği dış politika aktivizmi ile Bakanlığın kurumsal kapasitesinin uyuşmazlığı, 2026 yılı için uygun görülen 46.805.514.000 TL’lik bütçe ile de net biçimde değerlendirilebilmektedir. 2024 yılı için bakanlığa hasredilen bütçeye oranla bu bütçe, yüzde 19,9 artış ile enflasyonun ve hatta yeniden değerleme oranının dahi altında bir güncelleme ile belirlenmiştir. Detaylarına bakıldığında ise, yüzde 14’lük Personel Giderleri artışı Bakanlığın insan kaynağı yönetiminde bir soruna işaret etmektedir. Bakanlık önemli sayılarda yeni meslek memuru ve konsolosluk ihtisas memur alımı yapmaya devam etmektedir. Bu durum, yeni yılda personel maaşlarına yapılacak iyileştirme için bütçe planı yapılmadığı şeklinde yorumlanabilir. Dış politika ve temsil konuları hükümetin itibar adına özellikle vurguladığı alanlarken, bu zorlu görevi dış temsilciliklerde ve Türkiye’de artan enflasyon karşısında gerileyen gelirle zorlu şartlara maruz kalarak yürüten personelin çalışma şartlarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Grubumuzun personel maaşlarının artırılmasına yönelik verdiği önergenin reddedilmesi, hükümetin itibar anlayışının yalnızca tepe yöneticiler için geçerli olduğunu göstermektedir; çünkü dış işleri personeli itibar bir yana geçimi için yeterli imkandan yoksundur. Bakanlığın tamamında bütçe artışı sınırlı iken Hizmet Alımları kaleminde yüzde 80’in üzerinde artış görülmektedir. Bu artış için diğer alanlardaki artışlar feda edilmiştir. 2026 yılında NATO dönem başkanı olarak NATO Devlet Başkanları Zirvesi’nin düzenlenmesi ve COP31 Zirvesi için ev sahipliğinin üstlenilmesi dolayısıyla yürütülecek etkinlikler için bu bütçeye ihtiyaç duyulduğu malumdur. Ne var ki bahsedildiği üzere itibarı, uluslararası zirveler düzenlemek olarak görmek son derece sınırlı bir yaklaşımdır. Zirvelerin içeriğini dolduracak, geriplanını güçlendirecek ve ileriki adımlarını takip ederek etkililiğini sağlayacak çeşitli çalışmalar için 153 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2131 ‒ güçlü bir kadro ve güçlü bir teşkilat yapısı korunmalıdır. Kesin Hesap değerlendirmesinde teşkilatla ilgili çekinceler de sıralanmıştır. Bütçe incelemesinde, Bakanlığın 17 Eylül’de temel atma töreni yapılan yeni yerleşkesinin inşaatı sürerken, Sermaye Giderleri kaleminde önemli bir artış olmayışı da dikkat çekmektedir. 2024 Mayıs Ayında TBMM’ye sunulan Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı için kanun teklifinin Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmesi sırasında, bahsedilen inşaatın vakıf akarları ile yürütüleceği ifade edilmiştir. Eğer bu plan hayata geçirildiyse, vakfın böyle bir inşa faaliyetinin tamamını karşılayabilecek düzeyde akar oluşturması Bakanlık adına olumlu bir gelişme iken muhalefet tarafından dile getirilen vakfın bütçesinin kamu denetiminden uzak oluşuna dair çekinceleri haklı çıkarmaktadır. Ancak bu durum da netlik kazanmamıştır. Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı kanununda, vakfın gelirleri arasında özel bir başlık olarak “vize aracılık hizmet gelirlerinden, genel bütçeye aktarılacak pay düşüldükten sonra kalan kısmın vakfa aktarılması” hükmü yer almaktadır (MADDE 6/ğ). Bu ifade, kamuya gelir sağlayan alanın kurumsal bir yapıya devredilmesinin hedeflendiğini; dolayısıyla aracı şirketler üzerinden işleyen mevcut modelin zamanla kademeli olarak azaltılabileceğinin varsayıldığını göstermektedir. Ancak 30760 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Vize Aracılık Hizmeti Yönetmeliği uyarınca aracı şirketlerin seçiminde Bakan’a tanınan geniş takdir yetkisinin, uygulamada ilan, ihale veya rekabetçi değerlendirme mekanizmalarıyla desteklenmemesi; ayrıca mevcut şirketlerin faaliyetlerinin 2026 sonuna dek devam edeceğine dair duyumlar, bu dönüşümün geciktiğini göstermekte ve neden geciktiğini ve vakfın gelir durumunun sorgulanmasını getirmektedir. Yönetmelik, şirketlerin teknik ve mali yeterliklerini tarif etse de firmaların hangi kriterlerle belirlendiği, sözleşmelerin nasıl yenilendiği ve bu alandaki karar süreçlerinin nasıl işletildiği konusunda kamuya açıklanmış standart bir süreç bulunmamaktadır. Vakfın kuruluş kanununda bu gelir kalemine özel anlam yüklenmişken, uygulamada aynı iş kolunun, Gateway International, Gürsoy Grup, Voya Vize gibi, siyasilerle yakın bağları basında yer almış özel şirketler eliyle sürdürülmeye devam etmesi, vakfın etkinleştirilmesinin neden geciktiği ve mevcut sözleşmelerin nasıl değerlendirildiği konusundaki soruları doğal şekilde gündeme getirmektedir. Bu durum, teknik kapasitenin güçlendirilmesi hedefi ile mevcut uygulamanın devamı arasında bir geçiş yönetiminin henüz kurumsallaştırılamadığına işaret etmektedir. Vize başvurularından elde edilen yüksek hacimli gelirin niteliği ve içerdiği hassas veriler dikkate alındığında, söz konusu boşluklar hem kurumsal güvenlik hem de kamu kaynaklarının şeffaf yönetimi bakımından dikkat çekici bir alan oluşturmaya devam etmektedir. 154 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2132 ‒ Bakanlığın dış politika alanındaki performansına yeniden bakıldığında, belirli bölge ve ülkelerle ilişkilerin seyri ile Türkiye açısından kritik öneme sahip uluslararası meselelerde izlenen yönelimler, elde edilen sonuçların neden sınırlı görüldüğünü ve mevcut çizginin sürdürülebilirliğine dair kuşkuların neden arttığını açıklamaktadır. Çok eksenli bir dış politika yürütülmesine karşın, kimi tutumların tutarlılık sorunu taşıması ve kurumsal kapasitedeki yapısal eksikliklerin giderilememesi, dış politika yapım sürecinde dikkate değer kırılganlık alanları yaratmaktadır. KKTC Konusundaki Tutum Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bağlamında ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin dış politikasındaki kurumsal kapasite eksikliğinin en görünür örneklerinden birini oluşturmaktadır. KKTC’nin uluslararası alanda tanınma mücadelesi sürerken, ülkedeki denetimsiz finansal faaliyetler, çevrimiçi bahis ağları ve organize suç ekonomilerinin büyümesi yalnızca yerel yönetişimi değil, Türkiye’nin diplomatik konumunu da doğrudan zayıflatmaktadır. Kumar ve yasa dışı bahis sektörünün farklı ülkelerdeki finansal yapılara uzanan bağlantıları, üst düzey kamu görevlileri ve diplomatları da kapsayan bir nüfuz alanı yaratarak dış temsilciliklerin hedef olma riskini artırmaktadır. Bu durum, atama süreçlerinin ve görev dönemlerinin daha sıkı güvenlik ve şeffaflık kriterleriyle değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Aynı şekilde, basın organlarına yansıyan uluslararası öğrencilerin borçlandırma mekanizmaları üzerinden istismar edilmesi, pasaportlarına el konulması ve insan ticareti niteliğine varan uygulamalar, eğitim alanının da suç örgütlerince kullanıldığına işaret etmektedir. Kayıp öğrenci sayısına ilişkin ciddi iddialar, KKTC’nin yalnızca iç güvenlik açısından değil, Türkiye’nin konsolosluk, göç diplomasisi ve uluslararası itibarı bakımından da kırılgan bir alan hâline geldiğini göstermektedir. Dış politika düzeyinde ise Türkiye’nin KKTC’ye ilişkin yaklaşımının diplomatik açılımlar yerine ağırlıklı olarak tehdit-savunma ekseninde şekillenmesi, bölgesel gelişmeleri yakalamakta zorlandığını ortaya koymaktadır. ABD–Güney Kıbrıs savunma işbirliği yol haritası, AB raporlaması ve Türk devletlerinin Güney Kıbrıs’ı tanıma yönündeki adımları, Ankara’nın mevcut stratejisinin caydırıcılığının azaldığını ve Akdeniz çevresindeki küresel gelişmeleri yakalayamadığını göstermektedir. Bu nedenle Türkiye’nin, KKTC’de meşruiyet krizini aşabilmek için diplomatik tanınma arayışının ötesine geçerek mali şeffaflık, hukuki denetim, Mali Eylem Görev Gücü (Financial Action Task Force – FATF) ile uyumlu bir “şeffaflık yol haritası” ve iki toplum arasındaki güven artırıcı adımlara odaklanan bütüncül bir 155 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2133 ‒ yaklaşım geliştirmesi gerekmektedir. KKTC’nin FATF standartlarıyla uyumlu, dış doğrulamaya açık bir mali şeffaflık ve denetim rejimi kurması; hem Türkiye’nin dış politikasındaki kırılgan alanları azaltacak hem de KKTC’nin uluslararası alanda meşruiyetini güçlendirecek temel bir adım niteliğindedir. Suriye ile İlişkiler Türkiye’nin Suriye politikasının en belirgin yapısal özelliği, 2011’den bu yana Şam’daki rejim karşısında aldığı konumun ve kurduğu ilişkilerin büyük ölçüde süreklilik göstermesidir. Hâlihazırda Dışişleri Bakan Yardımcısının Şam’a büyükelçi olarak atanması ve Ahmed El Şara ile düzenli temasların sürdürülmesi, Ankara’nın yeni Suriye yönetimiyle ilişkileri kurumsallaştırmaya devam ettiğini göstermektedir. Şara’nın ABD’deki temasları ve yaptırımların kademeli biçimde gevşeyeceğine dair işaretler, Suriye’nin uluslararası sisteme kontrollü bir geri dönüş sürecine girdiğini göstermekte; bu durum Türkiye’nin hem güvenlik hem de yeniden inşa bağlamında fırsat ve riskleri aynı anda yönetmesini gerektirmektedir. Türkiye’nin Suriye politikasında temel risk, sınır güvenliği ve PKK/YPG/SDG hattına ilişkin kaygıları merkeze alırken, ülkenin yeniden inşa ve siyasi normalleşme sürecine zamanında ve kurumsal düzeyde entegre olamamasıdır. Bu durum, güvenlik ve diplomasi arasında bir ikilem oluşturmaktadır. Türkiye’nin Suriye hava sahası ve sınırları konusunda yıllardır uyguladığı angajman kuralları, devlet egemenliği ve caydırıcılık bakımından tutarlı bir çerçeve sunarken; aynı düzeyde sistematik bir diplomatik angajman, özellikle yeni yönetim ve parlamento ile kurumsal ve çok katmanlı bir ilişki ağına henüz dönüştürülememiştir. Bu durum, sahadaki askerî varlığın siyasi sonuç üretme kapasitesini sınırlamaktadır. Devrim sonrası yeni yönetim altında yapılan seçimler, tüm eksiklerine rağmen Suriye tarihinde ilk kez çok parçalı ve nispeten çoğulcu bir temsil imkânı doğurduğunu göstermektedir. Türkmen, Kürt, Arap, Hristiyan ve farklı siyasi eğilimlerden aktörlerin meclise girmesi; seçim kurulunda iktidarla daha önce ihtilaf yaşamış isimlerin yer alması, Şam merkezli yeni dönemin en azından biçimsel olarak kapsayıcı bir yönelime açık olduğunu göstermektedir. Bu tablo, Türkiye açısından hem fırsat hem de sınama içeren yeni bir bağlam yaratmaktadır. Bir yandan Türkiye’nin içeride yürüttüğü PKK’nın silah bırakması ve tasfiyesi sonucu terörün sınırlarından uzaklaştırılmaya çalışıldığı süreç ve diğer yandan Washington–Ankara ilişkilerindeki dalgalanmalar yeni belirsizlikler yaratmaktadır. 156 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2134 ‒ Buna karşın, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın YPG’ye yönelik sert çıkışları ve “gerekirse müdahale ederiz” vurgusu, Ankara’nın bu gelişmeleri doğrudan ulusal güvenlik meselesi olarak gördüğünü ortaya koymaktadır. Bu, tutarlılığı erozyona uğratan bir tutumdur. Normatif tutarlılık açısından bir diğer soruna gelince, Türkiye’nin Suriye’de “kardeş halk” söylemi, tarihsel ve kültürel bağlara işaret etse de, mültecilere dönük iç politik dil ile bölgesel dayanışma söylemi arasındaki mesafe, önemli bir kırılganlık alanı yaratmaktadır. Bir yandan Suriye’de yeni yönetimin çoğulcu ve kapsayıcı bir düzen kurması teşvik edilirken, diğer yandan iç politikada Suriyeli sığınmacıları hedef alan, kimi zaman ırkçı tonda gelişen kampanyaların yeterince sınırlandırılamaması, Türkiye’nin hem bölge halkları nezdinde hem de küresel kamuoyunda normatif güvenilirliğini zedeleme riski taşımaktadır. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve toplumlar arası barış savunulurken, Türkiye içinde Arap ve Kürt karşıtı söylemlerle mesafe koymayan aktörlerin görünürlüğü, bu çelişkiyi derinleştirmektedir. Sahadaki askeri krizler de Türkiye’nin yaklaşımındaki kırılganlıkları artırmaktadır. İsrail’in Suriye hava sahasındaki mutlak üstünlüğü, Türk platformlarının İsrail uçaklarıyla karşı-karşıya gelme riskini beraberinde getirmektedir. Üstelik, İsrail’in Süveyda’daki Dürzi hareketliliğini bahane ederek Şam’daki Genelkurmay karargâhı da dahil olmak üzere rejim hedeflerini vurması, Ahmed El Şara’nın pozisyonunu doğrudan zayıflatmıştır. Şara yönetiminin karşı karşıya olduğu çok katmanlı tehdit ortamı—yabancı radikaller, YPG ile anlaşmazlıklar, güneyde Dürzi gerilimi ve İsrail’in agresif tutumu—Şam’ın istikrar arayışını kırılgan hâle getirmiştir. Bu bağlamda ABD’nin Büyükelçi Tom Barrack ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio üzerinden devreye girerek ateşkesi sağlaması, Ankara’nın kendi stratejik çıkarlarını korumak için Washington’da farklı kanallarla temas yürütmesini zorunlu kılmaktadır. Bu karmaşık tablo, Türkiye’nin Suriye politikasında güvenlik odaklı yaklaşım ile diplomatik meşruiyet arayışı arasında sıkıştığını göstermektedir. ABD’nin çekilme sonrası düzen arayışı, Rusya’nın sahaya geri dönüşü ve İsrail’in agresif hava operasyonları ile Golan Tepelerini işgali, Suriye denkleminde yeni bir dörtgen yaratmıştır (ABD–Rusya–Türkiye– İsrail). Bu durum Türkiye için daha da zorlayıcı bir ortam oluşturmaktadır. Ankara, SDG/YPG hattını etkisizleştirmek isterken, Şam’ın geçiş sürecini kontrollü biçimde kurumsallaştırmak üzere bölgeler ve sosyal güçler arası denge kurma arayışı, Türkiye açısından sahadaki kazanımların siyasal sürdürülebilirliğini zayıflatmaktadır. Kurumsal kapasite bakımından bir diğer temel sorun, Suriye dosyasının hâlâ büyük ölçüde liderler arası görüşmeler ve dar güvenlik kanalları üzerinden yürütülmesi; buna karşılık, yeni Suriye parlamentosu, yerel yönetimler, aşiret yapıları, sivil toplum ve diaspora ile düzenli ve 157 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2135 ‒ kurumsallaşmış temas mekanizmalarının yeterince inşa edilmemiş olmasıdır. Erbil–Bağdat hattında olduğu gibi, Suriye’de de tarım, lojistik, enerji ve yerel kalkınma projeleri üzerinden çok katmanlı bir işbirliği mimarisi geliştirilmediği sürece, askerî caydırıcılık sahada kalıcı siyasi etkiye dönüşemeyecektir. Türkiye’nin Suriye’de “güçlü, sınır bütünlüğünü sağlamış ve İsrail karşısında caydırıcı” bir devlet arzusunun, bu nedenle kapsamlı bir kurumsal vizyonla desteklenmesi gerekmektedir. Ayrıca, Türkiye’nin Suriye sahasındaki stratejik yaklaşımını çeşitlendirmesi, tek bir aktöre aşırı bağımlılık riskini azaltacaktır. Selefi eğilimler ile pragmatik unsurların birleşiminden oluşan HTŞ yönetiminin, geçtiğimiz hafta Lazkiye Limanı işletmesini Birleşik Arap Emirlikleri merkezli DPW’ye devretmesi dikkatle değerlendirilmelidir. Bölgedeki Türk politikalarına zaman zaman olumsuz yansımaları bulunan Birleşik Arap Emirlikleri’nin Suriye’de artan etkisi konusunda da gerekli hassasiyet gösterilmelidir. Bu nedenlerle, Türkiye’nin Suriye’deki stratejik önceliklerini yeniden tanımlaması gerekmektedir. Esad sonrası rejimin yeniden yapılanma süreci, yalnızca güvenlik parametreleriyle değil, ekonomik yeniden inşa ve uluslararası fonlara erişim perspektifiyle birlikte ele alınmalıdır. Yaptırımların gevşemesi ve Şara’nın IMF ile temasları, Türkiye için yeni ekonomik fırsatlar doğurabilir; ancak bunun için Türkiye’nin normalleşmeyi sadece “göçmen dönüşü” ve “terörle mücadele” çerçevesine sıkıştırmayan, daha geniş kapsamlı bir yeniden inşa vizyonu geliştirmesi gerekmektedir. Somut olarak Türkiye, Suriye’nin yeniden yapılanmasında tarım, enerji, limanlar ve lojistik hatlar gibi sektörlerde rol alarak hem ekonomik etki yaratabilir hem de diplomatik angajmanını güçlendirebilir. Erbil–Bağdat hattında uygulanan modelin Suriye’ye uyarlanması; tarım arazilerinin rehabilitasyonu, sınır ötesi lojistik koridorları ve Türk müteahhitlik kapasitesinin devreye sokulması gibi adımlar, Ankara’nın sahadaki etkisini yapıcı bir çerçeveye oturtabilir. Sonuç olarak Türkiye’nin Suriye politikasındaki kırılganlık, yalnızca güvenlik tehditlerinin yoğunluğundan değil, güvenlik kazanımlarının diplomatik ve ekonomik sürdürülebilirliğe dönüştürülemeyişinden kaynaklanmaktadır. Ankara’nın, Şam ile ilişkileri derinleştirirken yeniden inşa sürecine ekonomik bir vizyon eklemesi; çok taraflı koordinasyonun (BM, bölgesel aktörler, ABD, Avrupa) içine entegre olması ve sahadaki gelişmeleri yalnızca risk olarak değil stratejik kaldıraç olarak görmesi gerekmektedir. Bu yaklaşım, Türkiye’nin Suriye’deki kırılganlık alanlarını azaltacağı gibi, bölgesel diplomasi kapasitesini de güçlendirecektir. 158 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2136 ‒ Bölge Dinamiklerinde PKK/YPG/SDG Türkiye’de yürütülen “terörsüz Türkiye” süreci, içerideki silahsızlanma ve normalleşme beklentisini, Suriye ve Irak sahasındaki güç dengeleriyle doğrudan iç içe geçirmiştir. PKK’nın silah bırakma yönündeki adımları, iç politikada önemli bir eşiği işaret ederken; Suriye’nin kuzeyindeki YPG/SDG yapılanmasının geleceği, bu sürecin sürdürülebilirliği üzerinde belirleyici bir dış değişken oluşturmaktadır. Güvenlik–diplomasi ikilemi, bu dosyada en keskin biçimde ortaya çıkmaktadır. Türkiye, bir yandan sınır ötesi operasyonlar ve angajman kurallarıyla YPG/SDG hattını baskılamaya çalışırken; diğer yandan Suriye’de yeni yönetimle kurulacak ilişkiler ve Şam–Kürt aktörler arasındaki müzakerelerin seyrini doğrudan etkileyecek bir diplomatik hattı aynı güçle inşa edememektedir. ABD ve diğer bölge dışı aktörlerin SDG’ye verdiği destek, Türkiye açısından meşru bir güvenlik endişesi kaynağı olmakla birlikte; SDG’nin nihai statüsünü belirleyecek asıl zeminin Suriye içi siyasi uzlaşı ve bölgesel düzenlemeler olduğu gerçeği, Ankara’nın diplomasiyi güvenlik siyasetiyle aynı ağırlıkta kurgulamasını gerektirmektedir. Normatif tutarlılık bakımından, Türkiye’nin terör örgütü tanımları ve kullanılan terminoloji (PKK/YPG/SDG ayrışması) üzerinden geliştirdiği söylem, zaman zaman uluslararası aktörlerin diline göre uyarlanan bir esneklik göstermektedir. Bu esneklik pragmatik açıdan anlaşılabilir olmakla birlikte, içeride “terörle mücadele” söylemiyle dışarıda “müzakere edilir aktör” dili arasında oluşan boşluk, hem kamuoyu açısından kafa karışıklığı yaratmakta hem de Türkiye’nin müttefikleri nezdinde öngörülebilirliğini azaltmaktadır. Aynı şekilde, içeride silahsızlanma ve yeniden entegrasyon süreçlerine dair kapsayıcı bir hukukî çerçevenin hâlâ netleşmemiş olması, “terörsüz Türkiye” hedefinin normatif zemininin yeterince konsolide edilememesine yol açmaktadır. Kurumsal kapasite eksikliği, bu başlıkta özellikle üç düzeyde hissedilmektedir:  Suriye ve Irak sahasında PKK/SDG dosyası, Dışişleri, Milli Savunma, MİT ve iç güvenlik kurumları arasında bütünlüklü bir stratejik planlama çerçevesiyle değil, çoğu zaman kriz odaklı ve parça parça reflekslerle yürütülmektedir.  İçeride, silahsızlanma sonrası yerel yönetim, sosyo-ekonomik rehabilitasyon ve siyasal katılım mekanizmalarını önceden tasarlayan bütüncül bir “geçiş adaleti” mimarisi bulunmamaktadır. 159 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2137 ‒  Bölge ülkeleriyle (özellikle Suriye ve Irak’la) terörle mücadelede kalıcı işbirliği zeminleri, güven inşa edici adımlar ve ortak izleme mekanizmalarıyla desteklenmediği için, sahadaki taktik kazanımlar stratejik ve kalıcı bir güvenlik ortamına dönüşememektedir. Bu nedenle, “terörsüz Türkiye” hedefi, yalnızca iç güvenlik parametreleriyle değil; Suriye’de siyasi bütünlüğü gözeten bir uzlaşı, Irak’ta çok aktörlü dengeleri dikkate alan bir diplomasi ve bölge dışı güçlere bağımlılığı azaltan bir güvenlik mimarisiyle birlikte ele alınmak zorundadır. Irak ile İlişkiler Türkiye–Irak ilişkileri son dönemde hem güvenlik öncelikleri hem de ekonomik entegrasyon hedefleri bakımından daha karmaşık bir görünüm kazanmıştır. Irak’taki seçimlerin Musul– Kerkük hattındaki dengeyi, enerji paylaşımını ve PKK’nın kuzeydeki varlığına ilişkin politikaları doğrudan etkilemesi, Ankara açısından bu süreci stratejik kılmaktadır. Bununla birlikte, Türkiye’nin Irak politikasında giderek belirginleşen güvenlik–diplomasi ikilemi, ilişkilerin siyasi ve ekonomik boyutlarında kırılganlık yaratmaktadır. Bağdat’ın İran etkisinden tamamen sıyrılmamış olması, KDP–Bağdat hattındaki enerji anlaşmazlıklarının sürmesi ve Sünni Arap, Kürt, Türkmen ve Şii unsurlar arasındaki rekabetin yoğunluğu, güvenlik merkezli yaklaşımın sınırlarını göstermektedir. Bu nedenle Ankara’nın yalnızca Bağdat’la değil, Erbil, Sünni Arap gruplar, Türkmen toplumu, Şii siyasi aktörler ve yerel güvenlik yapılarıyla eşzamanlı ve çok katmanlı temas yürütmesi önem arz etmektedir. Aksi hâlde teknik düzeyde ilerleyen projeler siyasi zeminde kolaylıkla tıkanmaktadır. Nitekim Türkiye’nin son yıllarda belirli bir eksene ağırlık vermesi, diğer kesimlerde “dışlanma hissi” yaratarak denge siyasetinin zayıfladığı yönünde algı oluşturmuştur. Bu bağlamda Kalkınma Yolu Projesi, ilişkileri güvenlik ekseninden çıkarıp ekonomik işbirliği düzlemine taşıyabilecek en güçlü araçlardan biridir. Proje, Asya’dan Avrupa’ya uzanan lojistik hattın merkezi bileşeni olarak Irak’ı yeniden bölgesel ticaret sistemine entegre etmeyi, Türkiye’yi ise ana transit ülke hâline getirmeyi hedeflemektedir. Ancak bu hedef, Bağdat–Erbil arasındaki enerji paylaşımı sorunları ve İran etkisinin gölgesi altında siyasi bir kırılganlık taşımaktadır. Teknik ilerleyişin sürdürülebilmesi, Türkiye’nin Irak iç dengelerini gözeten kapsayıcı bir diplomatik çerçeve kurmasına bağlıdır. Su yönetimi, baraj modernizasyonu ve ortak sulama sistemlerini kapsayan son anlaşma, Türkiye’nin altyapı ve kalkınma odaklı işbirliğine verdiği önemi göstermektedir. Finansmanın 160 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2138 ‒ petrol gelirlerinden karşılanması ve Türk şirketlerinin rol üstlenmesi, ekonomik yakınlaşmayı desteklese de seçim öncesi dönemde atılması nedeniyle siyasi anlamlar da yüklenmiştir. Bu durum, “yüksek siyaset”in yanı sıra altyapı, su yönetimi ve yerel kalkınma gibi gündelik işbirliği alanlarının da siyasi rekabet sahası hâle geldiği şeklinde yorumlanabilmektedir. Sonuç olarak Türkiye’nin Irak politikasının uzun vadeli başarısı, güvenlik kaygılarını merkeze alan dar çerçeveden çıkarak, İran etkisini doğru okuyan, yerel aktörleri dışlamayan, enerji–su– lojistik üçgeninde ekonomik bir vizyon geliştiren çok boyutlu bir diplomatik stratejiye bağlıdır. Bu kapsamlı yaklaşım benimsenmediği takdirde, güvenlik kazanımları kalıcı bir bölgesel ortaklık mimarisine dönüşememe riski taşımaktadır. Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan İlişkileri (Güney Kafkasya) Güney Kafkasya’da son yıllarda oluşan diplomatik fırsat penceresi, Türkiye açısından hem bölgesel normalleşme hem de uzun vadeli “arabuluculuk kapasitesi”nin güçlendirilmesi için önemli bir zemin sunmaktaydı. Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın Türkiye ile ilişkilerin “bir zaman meselesi” olduğunu, diyaloğun kurumsallaştığını ve sınırların açılmasının kaçınılmaz olduğunu açıkça ifade etmesi; karşılıklı jestlerin ve arka kapı temaslarının hızlanması bu sürecin ciddiyetini göstermekteydi. Avrupa Siyasi Topluluğu’na davet gibi adımlar, Türkiye’nin bölgedeki pozitif diplomasi alanını genişletme potansiyeline işaret ediyordu. Ancak iç politikada milliyetçi söylemin yükselmesi ve bu söylemin dış politikanın tonu üzerinde belirleyici hâle gelmesi, Türkiye’nin bu süreci rasyonel ve kapsayıcı biçimde yönetme kapasitesini zayıflatmıştır. Ermenistan kamuoyunda hâlen güçlü olan milliyetçi refleksler ve Azerbaycan’a dair şüpheler, Türkiye’nin mesajlarının algılanmasını zorlaştırırken; Ankara’nın normalleşme girişimlerini ağırlıklı olarak Bakü üzerinden yürütmesi Erivan’da güven bunalımını derinleştirmiştir. Oysa bölgesel denklem hızla değişmektedir: Rusya barışa karşı olmamakla birlikte ABD’nin artan rolünden rahatsızdır; İran ise bölgedeki Amerikan ve İsrail etkisinin genişlemesinden kaygı duyarak daha aktif bir caydırıcılık çizgisine geçmiştir. Hindistan’ın Ermenistan–İran hattına yönelmesi, Fransa ve Yunanistan’ın pozisyonlarıyla birleştiğinde, bölge çok yönlü rekabetin merkezine dönüşmektedir. Bu koşullar, Türkiye’nin diplomatik esnekliğe ve kurumsallaşmış bir diyalog kapasitesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Azerbaycan–Ermenistan barış anlaşmasının paraflanma aşamasına yaklaştığı; BAE’nin arabuluculuğu ve ABD’nin Zengezur koridoru için getirdiği yaratıcı çözüm önerileri, bölgenin 161 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2139 ‒ kalıcı barış için kritik bir eşiğe geldiğini göstermektedir. Ne var ki Türkiye’nin süreçteki görünürlüğü, çoğu zaman güvenlik eksenli söylemlerin gölgesinde kalmış; Ankara’nın potansiyel “peacebroker” rolünün bölgesel rakipler tarafından doldurulmasına zemin hazırlanmıştır. Türkiye’nin kırılgan noktası tam da buradadır: Güney Kafkasya’da barışa giden yolu desteklemek için gerekli diplomatik derinliği ve çok taraflı katılımı zamanında kurumsallaştıramamak. Sonuç olarak, Ankara’nın Bakü ile koordinasyonunu sürdürürken Erivan’la doğrudan ve öngörülebilir temasları güçlendirmesi; söylemini yumuşatarak milliyetçi çerçeveye sıkışmayan bir diplomasi üretmesi, Türkiye’nin kaybettiği arabuluculuk alanını yeniden kazanması açısından kritik önemdedir. FİLİSTİN - GAZZE Gazze meselesi, Türkiye’nin dış politikasındaki normatif iddiaların, bölgesel konumlanmanın ve kurumsal kapasitenin ne ölçüde gerçeklikle örtüştüğünü gösteren en sert sınamalardan biri olmaya devam etmektedir. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı zeminlerinde ateşkes, insani koridor ve uluslararası soruşturma çağrılarını güçlü biçimde dile getirmiş; Uluslararası Adalet Divanı’ndaki davaya müdahil olarak hukuki zeminde de pozisyon almıştır. TBMM’nin UNRWA’nın Ankara’da ofis açmasına oybirliğiyle onay vermesi de insani destek mekanizmalarının kurumsallaştırılması açısından kayda değer bir adımdır. Ancak bütün bu girişimlere karşın söylem ile fiilî uygulamalar arasındaki uyumsuzluk ve uluslararası planlara verilen tepkilerin dalgalı seyri, Gazze politikasının kırılgan yanlarını görünür kılmaktadır. 7 Ekim 2023’ten itibaren İsrail’in uluslararası toplumun gözü önünde işlediği soykırım, siyonizmin ırkçı-emperyal karakterini açık biçimde ortaya çıkarmış; buna rağmen demokrasi ve insan hakları iddiasındaki birçok ülkenin sessizliği ciddi bir meşruiyet krizine işaret etmiştir. Buna karşın, dünya genelinde halkların zulme karşı ortak bir duruş sergilemesi, uluslararası siyasette kısmi de olsa bir denge unsuru yaratmıştır. Türkiye’nin Filistin’e yönelik kararlı söylemleri bu atmosferde önemli bir ivme yaratmış olsa da diplomatik temsil düzeyinin düşürülmesinden ticari ilişkilerin askıya alınmasına kadar birçok somut adımın gecikmeli atılması, bu ivmenin yeterince değerlendirilemediğini göstermektedir. Nitekim muhalefetin, özellikle de grubumuzun yönelttiği eleştirilerin başlangıçta sert bir biçimde karşılanmasına rağmen, eleştirilerin ardından atılan adımlar bu uyarıların fiilen dikkate alındığını göstermiştir. 162 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2140 ‒ Gelinen aşamada, Türkiye’nin de katıldığı heyetin ateşkes mutabakatına imza atması önemli bir gelişmedir; ancak Gazze’de insani felaketin devam etmesi, uluslararası toplumun çok daha kararlı adımlar atma zorunluluğunu sürdürmektedir. Bu çerçevede Bakanlığın ve hükümetin güvenlik–diplomasi ikilemi iki düzeyde belirginleşmektedir. Birincisi, ABD öncülüğünde hazırlanan ve Gazze için “istikrar gücü”, “görev gücü” ya da “silahsızlandırılmış bölge” öngören planlara karşı Türkiye’nin pozisyonu net değildir. Filistin tarafının tamamen silahsızlandırılması, İsrail’in askerî üstünlüğünü pekiştirerek yeni bir sömürgeci vesayet düzenini meşrulaştırma riski taşımaktadır. Türkiye’nin böyle bir plana olası katılımı hem Filistin direnişinin meşruiyeti hem de iki devletli çözüm söylemi açısından ciddi bir çelişki doğuracaktır. İkincisi, Türkiye’nin İsrail’le askerî, ekonomik ve lojistik ilişkilerini sınırlama konusunda attığı adımlar, kamuoyuna yansıyan sert söylemle kıyaslandığında oldukça sınırlı kalmakta; bu da diplomatik baskı araçlarının inandırıcılığını zayıflatmaktadır. Bu tablo, Türkiye’nin Gazze meselesinde hem normatif iddialarını hem de bölgesel rolünü güçlendirme fırsatlarını tam olarak kullanamadığını göstermektedir. İslam dünyasının büyük bölümünün Abraham (İbrahim) Anlaşmaları ve benzeri normalleşme adımları üzerinden İsrail’le entegrasyona yönelmesi, Filistin davasını giderek retorik bir öğe hâline getirmektedir. Türkiye açısından sorun, bu ikili tabloya karşı yeterince net ve süreklilik arz eden bir çizgi geliştirilememesidir. Kurumsal kapasite eksikliği, hem Türkiye’nin hem de İslam dünyasının Gazze konusundaki en görünür açığıdır. İki yıl boyunca süren ağır saldırılar karşısında, kapsamlı bir bölgesel diplomasi mimarisi, ortak yaptırım mekanizması ya da barış için alternatif bir güvenlik mimarisi (örneğin Türkiye, Mısır, Suriye ve Irak’ı kapsayan, Kudüs ve Filistin merkezli bir bölgesel pakt) kurulamamıştır. Türkiye’nin bireysel girişimleri önemli olmakla birlikte, bunlar çoğu zaman anlık zirveler ve sembolik bildiriler düzeyinde kalmış; kalıcı, kurumsal ve izlenebilir taahhütlere dönüşmemiştir. Ayrıca, Türkiye’nin kendi iç hukukunda soykırım ve savaş suçlarıyla bağlantılı giriş yasağı, mal varlığı dondurma, vize ve ikamet süreçlerine dair net ve otomatik mekanizmalar oluşturmamış olması, iddia edilen “normatif güç” rolünü zayıflatmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun soykırım ve insanlığa karşı suçlara ilişkin hükümleri ile İstanbul’daki yakalama kararları, evrensel yargı yetkisine dayalı iddialı bir çerçeve sunsa da, yabancı savaş suçluların ülkeye girişini açıkça yasaklayan, vize ve ikamet süreçlerinde otomatik devreye giren özel bir mekanizmanın henüz inşa edilmediği görülmektedir. Mevcut düzenlemelerde, kamu düzeni ve kamu güvenliği kavramları üzerinden dolaylı bir takdir alanı tanınmakta; bu ise uluslararası suçlara karışmış kişilere yönelik muhtemel giriş yasaklarını idari 163 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2141 ‒ yoruma fazlasıyla bağımlı bırakmaktadır. Bu noktada, Gazze bağlamında geliştirilen hukuki söylemin, YUKK ve ilgili ikincil mevzuatta açık, ölçütleri belirli bir “uluslararası suçlulara giriş yasağı” rejimiyle desteklenmesi, normatif iddianın inandırıcılığı açısından önemlidir. Bir diğer gerilim alanı, çok taraflı platformlarda benimsendiği ifade edilen iki devletli çözüm çerçevesi ile Türkiye’nin Gazze’deki fiilî temsil ve güç dengelerini ne ölçüde dikkate aldığı arasındadır. Türkiye, iki devletli çözümü ve 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin’i savunan girişimlere katılarak, Gazze’de mevcut koşullarda halkın siyasal iradesini fiilen temsil eden aktörün, pek çok çevrenin meşruiyet tartışmalarına rağmen, Hamas’ın silahsızlanmasını ve yetkinin Filistin Yönetimi’ne devrini bu siyasi ufka bağlayan formülasyonlara destek vermektedir. İki devletli çözüm söyleminin, sahada süreklileşmiş işgal, yerleşim politikaları ve demografik mühendislik karşısında giderek “yapısal çözümsüzlük” üretmesi ve statükoyu tahkim eden bir formüle dönüşmesi, Türkiye’nin de dâhil olduğu diplomatik çerçevede güçlü biçimde sorgulanmamaktadır. Bu açıdan bakıldığında, Ankara’nın hem iki devletli çözümü merkeze alan metinlere katılması hem de Gazze’deki direniş ve temsil tartışmalarını bu çerçevenin dışında tutması, Filistin davasına ilişkin tarihsel söylemiyle güncel diplomatik pratikleri arasındaki mesafeyi derinleştirmektedir. Özetle, Gazze politikasında Türkiye, insani söylemi, uluslararası hukuk vurgusu ve diplomatik girişimleri ile dikkat çekici bir görünürlük kazanmış; ancak bu görünürlüğün sürdürülebilir bir siyasi etkiye dönüşebilmesi, hukukî adımların iç mevzuatla desteklenmesine, ekonomik ilişkilerin şeffaflaştırılmasına ve söylem–eylem uyumunun güçlendirilmesine bağlı hâle gelmiştir. Aksi takdirde, Türkiye’nin bölgede “normatif güç” ve güvenilir arabulucu olma iddiası, kendi koyduğu yüksek standartların gerisinde kalma riskiyle karşı karşıyadır. Sonuç olarak, Gazze politikasının sürdürülebilir bir etkiye sahip olabilmesi için Türkiye’nin;  İsrail’le ekonomik ve askerî ilişkilerini şeffaf ve tutarlı kriterlere bağlaması,  Filistin tarafının meşru taleplerini (devlet, toprak bütünlüğü, mülteci dönüşü, işgalin sona ermesi) merkeze alan müzakere çerçevelerine öncülük etmesi,  İslam dünyası içinde gerçek anlamda yaptırım ve caydırıcılık içeren, kurumsal bir bölgesel mimari inşa etmesi gerekmektedir. Aksi hâlde, Gazze dosyasında yükseltilen normatif çıta, Türkiye’nin kendi uygulamaları için de sürekli bir meşruiyet testi olmaya devam edecektir. 164 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2142 ‒ ABD Türkiye–ABD ilişkileri, son dönemde hem lider merkezli diplomasiye aşırı bağımlılık hem de ABD’nin İsrail politikaları üzerinden derinleşen normatif kriz nedeniyle kırılgan bir zeminde seyretmektedir. ABD yönetiminin, İsrail’e verdiği askerî destek, Gazze’deki saldırıları “meşru müdafaa” söylemiyle himaye etmesi ve ABD iç politikasındaki bazı aktörlerin Knesset’te yaptıkları konuşmalarda İsrail’in işgal ve ilhak politikalarını açıkça övmesi, bu ülkenin Filistin meselesinde soykırıma ortaklık suçlamalarına maruz kalmasına yol açmıştır. Bu tablo, Türkiye’nin hem küresel adalet söylemi hem de NATO müttefiki olarak konumu açısından çelişkili bir çerçeve yaratmaktadır. Güvenlik–diplomasi ikilemi, Türkiye–ABD ilişkilerinde özellikle Suriye, Irak, PKK/YPG/SDG dosyası ve savunma tedariki üzerinden somutlaşmaktadır. Bir yandan ABD’nin Suriye’de SDG’ye verdiği destek ve İsrail’in güvenliğini merkeze alan bölgesel düzen tasavvuru, Türkiye açısından doğrudan güvenlik tehdidi olarak algılanmaktadır. Diğer yandan, F-16 modernizasyonu, hava savunma sistemleri ve NATO içindeki rol gibi başlıklarda Washington’la kurulan zorunlu işbirliği, Ankara’yı bu tehdidi sınırlı ve parçalı tepkilerle karşılamaya itmektedir. Türkiye’nin Gazze’de soykırım söylemini en yüksek tonda dile getirirken, aynı anda ABD ile savunma temelli ilişkileri sürdürmesi, güvenlik ile normatif iddialar arasındaki gerilimi daha görünür hâle getirmektedir. Normatif tutarlılık açısından asıl sorun, ABD’nin İsrail’e sağladığı kapsamlı destek nedeniyle küresel kamuoyu nezdinde ağır bir meşruiyet krizi yaşarken, Türkiye’nin bu ülkeyle ilişkilerini hangi ilkelere göre yürüteceğini netleştirememiş olmasıdır. Washington’da İsrail lehine yapılan konuşmalarda, Golan’ın ilhakı, Kudüs’ün “ebedî başkent” ilanı ve Abraham Anlaşmaları üzerinden Filistin’in fiilen tasfiye edildiğinin övülmesi, uluslararası hukukun açık ihlalleridir. Türkiye, bu ihlalleri kuvvetle eleştirirken; ABD ile ekonomik, diplomatik ve askerî ilişkilerini bu ihlallerden normatif olarak nasıl ayrıştıracağını, hangi ilkelere bağlayacağını kamuoyuna ve kurumlarına açık şekilde tanımlayamamıştır. Bu belirsizlik, hem Türkiye’nin ABD’ye yönelik eleştirilerinin inandırıcılığını hem de uzun vadeli ilişki mimarisinin öngörülebilirliğini azaltmaktadır. Kurumsal kapasite eksikliği, bu dosyada iki yönüyle öne çıkmaktadır. Birincisi, Türkiye’nin ABD nezdinde Kongre, Dışişleri, Pentagon, düşünce kuruluşları ve kamuoyu düzleminde sistematik ve kurumsallaşmış bir etki ağı inşa edememiş olmasıdır. İlişkiler, çoğu zaman liderler arası telefon görüşmeleri, sınırlı sayıda üst düzey ziyaret ve dar teknik müzakereler 165 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2143 ‒ üzerinden yürütülmekte; bu da her yönetim değişikliğinde Ankara’nın pozisyonunu yeniden ve sıfırdan savunmak zorunda kalmasına neden olmaktadır. İkincisi, ABD’nin Ankara’daki diplomatik temsilciliğinin zaman zaman iç politika tartışmalarına müdahale eder tonda açıklamalar yapmasına karşın, Türkiye’nin bu tür çıkışlara karşı tutarlı ve caydırıcı bir diplomatik tepki standardı geliştirememiş olmasıdır. Büyükelçilerin, Türkiye’nin dış politika tercihleri ve bölgesel ittifakları hakkında “sömürge valisi” tınısı taşıyan yorumlar yapabilmesi; Dışişleri teşkilatının kurumsal reflekslerini ve caydırıcılık kapasitesini sorgulatmaktadır. Bu nedenle, Türkiye–ABD ilişkilerinin geleceği, yalnızca taktiksel kriz yönetimiyle değil;  Gazze ve Filistin bağlamında uluslararası hukuka dayalı açık ilke setleri,  Suriye ve Irak dosyalarında bölge merkezli bir güvenlik mimarisi ısrarı,  Washington’da kurumsal ve çok kanallı etki kapasitesi inşası ile birlikte ele alınmak zorundadır. Aksi hâlde, ilişkiler her yeni krizde kişiselleşen, dalgalanan ve öngörülemez bir hat üzerinde devam edecektir. Avrupa Birliği Türkiye–AB ilişkilerindeki güncel durum, savunma alanındaki yakınlaşmanın siyasi ve ekonomik başlıklardaki tıkanıklığı telafi etmeye yetmediğini göstermektedir. Türkiye bir yandan savunma sanayinde bağımsız kapasitesini güçlendirmeye çalışırken, diğer yandan Avrupa savunma ekosistemine yeniden entegre olmak istemektedir. Ancak bu entegrasyon, vize serbestisi, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve insan hareketliliği başlıklarında ilerleme kaydedilmediği sürece kalıcı bir stratejik yakınlaşmaya dönüşemeyecektir. Avrupa kamuoyunda hakim olan “otoriter Türkiye” algısı da teknik işbirliğinin kapsamını sınırlamakta ve siyasi diyaloğun derinleşmesini zorlaştırmaktadır. Son dönemde İngiltere Başbakanı Starmer ve Almanya Başbakanı Mers’in Ankara’ya yaptıkları ziyaretler, Avrupa başkentlerinin Türkiye ile diyaloğu yeniden canlandırma isteğinin işaretleri olarak kayda değer olsa da, bu temasların simgesel düzeyi aşmadığı görülmektedir. Eurofighter alımına yönelik niyet beyanı, Ankara’nın acil modernizasyon ihtiyacını karşılamaya dönük pratik bir çözüm sunmakla birlikte, Türkiye’nin pazarlık gücünün zayıflığını da açığa çıkarmıştır. Almanya ve İngiltere’den vize kolaylığı, Gümrük Birliği ilerlemesi veya siyasi koşullarda yumuşama gibi somut getirilerin masaya taşınamaması, savunma alanındaki bu hamlelerin daha geniş bir stratejik çerçeveye oturtulamadığını 166 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2144 ‒ göstermektedir. Ayrıca, Eurofighter platformunun altyapı, bakım ve eğitim süreçlerinde yaratacağı maliyetler ile Yunanistan ve İsrail’de tetiklediği rahatsızlık, bu kararın bölgesel ve müttefiklik dengeleri açısından dikkatle yönetilmesini gerektirmektedir. Vize sorunu ise Türkiye–AB ilişkilerinin en görünür kırılganlıklarından biri olmaya devam etmektedir. AB’nin “kademeli Schengen” uygulamasına geri dönüş sinyali, yapısal sorunları çözmekten uzaktır; temel problem randevu sistemi ve üye devletlerin keyfi uygulamalarıdır. Türkiye’nin bu konuda sınırlı diplomatik baskı üretmesi ve çözüm için karşı tarafın takvimine bağlı bir çizgi izlemesi, Ankara’nın sorun yönetimi kapasitesine ilişkin eleştirileri artırmaktadır. Genel olarak, savunma alanında atılan adımlar Türkiye–AB ilişkilerine kısa vadeli bir ivme kazandırsa da, siyasi reform gündemi, vize serbestisi ve ekonomik entegrasyon başlıkları net ilerleme kaydetmediği sürece bu ivmenin stratejik bir ortaklığa dönüşmesi beklenmemelidir. Birleşik Arap Emirlikleri Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkiler, son yıllarda hızlı normalleşme ve artan ekonomik-askerî işbirliği başlıklarıyla görünür bir ivme kazanmış olsa da, bu çerçevenin altında ciddi normatif ve stratejik tutarsızlıklar birikmektedir. Türkiye bugün BAE’ye en fazla savunma ihracatı yapan ülkelerden biri hâline gelmiş; buna rağmen Abu Dabi, Türkiye’yi hem Körfez dengelerinde hem Afrika Boynuzu’nda önemli bir rakip olarak konumlandırmayı sürdürmüştür. Özellikle Sudan ve Somali’de Türkiye’nin uzun yıllara yayılan siyasi, ekonomik ve insani girişimlerinin BAE’nin nüfuz hamleleriyle zayıflatılması, ilişkilerin eşzamanlı işbirliği ve rekabet niteliğini belirginleştirmektedir. Bu durum, Ankara’nın normatif söylemine rağmen sahadaki güç mücadelelerini yönetme kapasitesinin sınırlılığına işaret etmektedir. Sudan’daki iç savaş, BAE’nin Hızlı Destek Kuvvetleri’ne sağladığı finansman ve silah desteğiyle jeopolitik bir vekâlet çatışmasına dönüşmüş; Türkiye ise meşru hükümete destek verirken iki tarafla iletişim kanallarını açık tutma stratejisi izlemiştir. Bu yaklaşım diplomatik açıdan dengeli görünse de, sahada seçici kapasite desteğiyle masada kapsayıcı bir düzenek arasında kurulamayan tutarlılık, Türkiye’nin arabuluculuk kredibilitesini sınırlamaktadır. Suakin Limanı gibi uzun vadeli stratejik projelerin rejim değişiklikleri karşısında hızla atıl hâle gelmesi de bu kurumsal kapasite eksikliğinin somut bir sonucudur. Bugün Sudan’daki tırmanış yalnızca iç savaşın değil, Türkiye’nin gecikmiş jeopolitik reflekslerinin de göstergesidir. Somali’de de benzer bir tablo mevcuttur: Türkiye’nin kurduğu güvenlik ve insani altyapı, BAE’nin liman-lojistik zincirleriyle yürüttüğü agresif yatırım diplomasisi karşısında görünür 167 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2145 ‒ bir rekabet alanına dönüşmüştür. BAE aynı anda liman işletmeciliği, finansman, medya diplomasisi ve siyasal nüfuz araçlarını birlikte kullanırken, Türkiye’nin kamu diplomasisi yatırımları sınırlı; stratejik iletişim ve kurumsal koordinasyonu zayıftır. Bu nedenle Ankara’nın niyet düzeyinde aktif, kurumsal düzeyde ise pasif kaldığı yönündeki eleştiriler haklılık kazanmaktadır. Bu kırılganlığın aşılması, Türkiye’nin Afrika ve Kızıldeniz siyasetinde çok boyutlu bir kurumsal mimari kurmasına bağlıdır. Bir “Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu Özel Temsilciliği” ihdas edilmesi; TİKA, Kızılay, AFAD, Eximbank, TPAO ve TSK’nın bölgesel faaliyetlerinin tek çatı altında koordine edilmesi; Sudan’da Suakin projesi gibi yarım kalan çalışmaların insani müdahale- lojistik odakta yeniden tasarlanması bu açıdan önemlidir. Türkiye, BAE’nin paramiliter ağlarla desteklenen “yatırım-güvenlik” modeline karşı, normatif tutarlılığı koruyan ve sürdürülebilir kapasite inşasını önceleyen bir stratejik dayanıklılık mimarisi geliştirmek zorundadır. Aksi hâlde bölgedeki rekabet, işbirliği potansiyelini gölgede bırakmaya ve Türkiye’yi uzun vadeli jeopolitik konumlanışta dezavantajlı bir noktaya taşımaya devam edecektir. DOĞU TÜRKİSTAN Doğu Türkistan meselesi, Türkiye’nin dış politikasında normatif tutarlılık testinin en görünür örneklerinden birini teşkil etmektedir. Çin’in bölgede yürüttüğü “kültürel soykırım” niteliğindeki uygulamalar—mezarlıkların sistematik biçimde yıkılması, camilerin ticari mekânlara dönüştürülmesi, Uygurca eğitim kürsülerinin kapatılması, sosyal kredi sistemi üzerinden gözetim algoritmalarının hayatın her alanına nüfuz etmesi—yalnızca ağır insan hakları ihlallerine değil, bir halkın tarihsel hafızasının silinmesine işaret etmektedir. Türkiye ise bu süreçte Kaşgar ziyaretleriyle “denge diplomasisi” yürüttüğünü göstermeye çalışmakla birlikte, uzun süredir ölçülü bir sessizlik çizgisini korumaktadır. Bu sessizlik, iki yönlü bir kırılganlık yaratmaktadır. Birincisi, Türkiye’nin Çin’le genişleyen ekonomik ilişkileri—Kuşak ve Yol girişimindeki entegrasyon, ikili ticaret açığı, finansal swap beklentileri—politik temkin ihtiyacını artırsa da bu durum Türk dünyası söyleminin inandırıcılığını zedelemektedir. Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurumsal mimarisi büyürken, Uygur meselesinin bu platformlarda görünmezleşmesi, Türkiye’nin kimlik temelli dış politika iddiasıyla çelişmektedir. İkincisi, Uygurların yalnızca etnik kimlikleri değil, “namaz kılmak”, “dua etmek”, “seccade bulundurmak” gibi temel ibadet davranışları nedeniyle cezalandırılması, konuyu doğrudan İslam dünyasının sorumluluk alanına taşımaktadır. Türkiye’nin Gazze 168 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2146 ‒ konusunda sergilediği yüksek profilli aktivizmi Doğu Türkistan’da göstermemesi, Ankara’yı “seçici insani hassasiyet” eleştirilerine açık bırakmaktadır. Ayrıca Çin’in dijital otoriterlik modelinin (China Cables belgeleri, yapay zekâ temelli gözetim ağları, kamp ihaleleri) sessizce tolere edilmesi, uzun vadede Türkiye’nin demokratik meşruiyet algısını da aşındırmaktadır. Uygur diasporasının yıllardır Türkiye’yi bir güven mekânı olarak görmesine rağmen iade anlaşmaları ve hukuki belirsizlikler nedeniyle artan kaygı, bu kırılganlığı derinleştirmektedir. Bu çerçevede Türkiye’nin tutarlı bir yönelim geliştirebilmesi için hem Türk dünyası hem İslam dünyası bağlamında normatif pozisyonunu güçlendirmesi gerekmektedir. BM ve İİT nezdinde izleme mekanizmaları önerilmesi, Çin ile ekonomik ilişkilerde asgari insan hakları uyum şartı getirilmesi, Kaşgar başta olmak üzere kültürel mirasın korunmasına dönük bölgesel diplomatik girişimlerin teşvik edilmesi ve Türkiye’deki Uygur diasporasının statüsünün açık biçimde güvence altına alınması bu yönde atılabilecek makul adımlardır. Son tahlilde, ekonomik pragmatizmin gölgesinde ertelenen bu mesele, yalnızca bir insan hakları sorunu değil; Türk dünyasının kültürel sürekliliğini hedef alan sistematik bir tehdit olarak değerlendirilmelidir. Türkiye’nin sessiz kalması hem ahlaki liderliğini hem de bölgesel itibarlılığını aşındıran yapısal bir kırılganlık doğurmaktadır. Genel Değerlendirme Türkiye’nin çok eksenli dış politikası, geniş bir coğrafyada eşzamanlı angajman yürütme kapasitesini kanıtlamakla birlikte, üç temel kırılganlık ekseninin giderek belirginleştiği bir döneme girilmiştir. Bu kırılganlıklar—güvenlik–diplomasi gerilimi, normatif tutarlılık sorunu ve kurumsal kapasite eksikliği—politikaların sürdürülebilirliğini sınırlayan yapısal boyutlara işaret etmektedir. Birinci kırılganlık, Türkiye’nin güvenlik ve diplomasi arasında kurmak zorunda olduğu hassas dengeden kaynaklanmaktadır. Suriye ve Irak dosyalarında birbirini desteklemesi gereken askeri ve siyasi araçlar çoğu zaman farklı hızlarda işlemekte; bu durum, sahadaki kazanımların siyasi çözüme evrilmesini zorlaştırmaktadır. Bölgesel aktörlerin yeniden konumlandığı bir ortamda Türkiye’nin kapasitesini tüketmeyen, aşamalı ve diplomasiyle uyumlu bir güvenlik yaklaşımına ihtiyaç duyulmaktadır. 169 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2147 ‒ İkinci kırılganlık, dış politikanın normatif tutarlılığıyla ilgilidir. Türkiye bir yandan Gazze’de insani değerleri savunan güçlü bir söylem geliştirirken, diğer yandan Uygur meselesi veya Körfez rekabeti gibi başlıklarda ekonomik ve stratejik ilişkilerin öncelik kazanması seçici duyarlılık eleştirilerine yol açmaktadır. Dış politika söylemi ile pratik arasındaki bu mesafe, Ankara’nın hem Türk dünyasında hem İslam dünyasında normatif güvenilirliğini zayıflatmakta; insani diplomasi iddiasının kurumsal bir çerçeveye kavuşmasını zorlaştırmaktadır. Üçüncü kırılganlık ise kurumsal kapasite ve yönetişim alanında görülmektedir. KKTC’nin mali şeffaflığı, savunma tedarik ve ihracatı kararlarının bütüncül planlamadan yoksun oluşu, ABD ve AB ile ilişkilerin lider diplomasisine aşırı bağımlı hâle gelmesi gibi örnekler, Türkiye’nin dış politikasının kurumsallaşma düzeyindeki sınırlılıkları ortaya koymaktadır. Bu durum, krizlere karşı dayanıklılığı azaltmakta ve stratejik öngörü kapasitesini daraltmaktadır. Bu üç kırılganlık alanı birlikte ele alındığında, Türkiye’nin çok eksenli dış politikasının mevcut sınamalar karşısında daha dayanıklı hâle gelebilmesi için dış politika mimarisinin yeniden güçlendirilmesine ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Bu çerçevede, diplomatik angajmanların önceliklendirilmesi, normatif hassasiyet ile pragmatik çıkarların açık kriterlerle dengelenmesi ve kurumsal yönetişim kapasitesinin güçlendirilmesi kritik önem taşımaktadır. Stratejik esneklik ile kurumsal istikrar arasındaki denge sağlanmadıkça, dış politika sahasında elde edilen kazanımların kalıcı bir etki kapasitesine dönüşmesi mümkün olmayacaktır. 170 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2148 ‒ KAMU MALİYESİ VE EKONOMİ 171 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2149 ‒ 3.8. HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI Hazine ve Maliye Bakanlığı, Türkiye'nin ekonomik istikrarı ve mali sağlık için hayati öneme sahiptir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın sorumluluk alanı belirli bir ölçüde daralmıştır. Bu bakanlık, devletin gelir ve giderlerini sağlama, ekonomi politikalarını düzenleme ve ulusal bütçenin sorumluluğunu taşırken, yeni sistemde bu rollerde bazı değişiklikler yaşanmıştır. Cumhurbaşkanlığı bünyesinde Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın kurulmasıyla, bütçe hazırlama ve yönetim süreçleri artık Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın ortak koordinasyonunda yürütülmektedir. Bu durum, bakanlığın bütçe üzerindeki doğrudan etkisini ve bağımsızlığını kısıtlamış, bu iki kurum arasında daha sıkı bir iş birliği ve koordinasyon gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Ancak mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi altında, bakanlığın bütçe yönetim sürecindeki bağımsızlığı ve şeffaflığı konusunda endişeler ortaya çıkmıştır. Bu durum da Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın politika belirleme sürecinde tek adam zihniyetiyle yönetilen kararların baskın olmasına neden olmaktadır. Bu, ekonomiyle ilgili kararlarda siyaset etkisinde daha fazla kalınmasına ve alanında uzman kişilerin çalışmalarının göz ardı edilmesine sebebiyet vermektedir. Böyle bir yapıdaki bütçe programları, ekonomi politikalarında uzun vadeli istikrarı ve geniş halk kitlelerine cevap vermesi yerine, dar siyasi çıkarlara hizmet etme riskine neden olmaktadır. Bu bağlamda, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın bütçe yönetimindeki rolü hem ekonomik istikrarı hem de kamuoyunun güvenliğini sağlamak açısından kritik öneme sahiptir. Bakanlığın şeffaflığı, hesap verebilirliği ve bağımsızlığını artırmaya yönelik adımların atılması, Türkiye'nin ekonomik geleceği için elzemdir. Bunun için bütçe sürecindeki çift başlılık giderilmeli ve Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçe yönetiminde tek yetkili kurum olmalıdır. Tablo: Ekonomik Sınıflandırma – Genel Bütçeli Kurumlar - Merkezi Yönetim Bütçesi Karşılaştırmalı Tablo Kurumlar Genel Bütçeli Kurumlar Merkezi Yönetim Bütçesi Hazine ve Maliye Bakanlığı Sınıflandırma (I Sayılı Cetvel) Toplamı Personel Giderleri 30.036.223.000 4.298.863.077.000 4.907.308.940.000 Sos. Güv. Dev. Primi Gid. 3.279.766.000 516.933.812.000 599.691.060.000 Mal ve Hizmet Alım 41.393.441.000 1.121.293.990.000 1.249.567.875.000 Giderleri Faiz Giderleri 2.741.656.000.000 2.741.656.000.000 2.741.656.000.000 Cari Transferler 5.602.519.317.000 7.487.917.199.000 6.820.793.847.000 172 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2150 ‒ Sermaye Giderleri 2.917.000.000 786.964.032.000 1.312.319.173.000 Sermaye Transferleri 95.932.904.000 1.032.325.332.000 525.369.037.000 Borç Verme 322.588.507.000 390.535.140.000 397.083.301.000 Yedek Ödenek 0 375.026.251.000 375.026.251.000 Toplam 8.840.323.158.000 18.751.514.833.000 18.928.815.484.000 Hazine ve Maliye Bakanlığının bütçesi içerisinde yer alan en büyük kalemler cari transferler ve faiz giderleridir. Cari transferler içerisinde diğer kurumlara aktarılacak olan ödenekleri bulundurmaktadır. Faiz giderlerinin yüksekliği ise bütçenin önemli bir kısmının faize gittiğinin göstergesidir. Personel giderleri kaleminden en büyük pay, “Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele programıdır”, söz konusu program kapsamında personel gideri 14.308.673.000 TL dir. Program kapsamında denetim görevini yapmakta olan uzmanlar ve müfettişlerin vergi kayıplarını önlemek için sarf ettiği çabanın karşılığını almaları gerekmektedir. Bu kapsamda 2025 bütçesine göre personel giderlerinin kayıt dışı ekonomi ile mücadele kapsamında arttırılması önemli bir gelişmedir. Personel Giderlerinin Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesi içerisindeki payı %0,33’tir. Cari Transferler kalemi hariç tutulduğunda bakanlık bütçesi içerisindeki payı %0,093’e denk gelmektedir. Dolayısıyla personel giderlerinin bakanlık bütçesi içerisinde yükü düşüktür. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Vergi Denetim Kurulu ve Gelir İdaresi Başkanlığı personel sayısı yetersizdir. Bütçenin gelirlerini toplamakla görevli olan ve ülke ekonomi yönetiminde en etkin pozisyonda yer alan bir bakanlık için personel sayısının az olması çalışmaların verimliliğini de etkilemektedir. Devlet kurumları arasında personel iş yükünün adil olması gerekmektedir. Kurum personel eksikliği giderilmeli, mali ve özlük hakları iyileştirilmelidir. Bakanlık personellerinden Uzman ve Müfettiş kadrosunda yer alanların maaş durumlarının kötüleşmesi bulunmaktadır. İlgili bakanlık personel özlük haklarında iyileştirmeler yapmakta direnç göstermektedir. Vergi Müfettişleri bu nedenle 10. yılını doldurduktan sonra Yeminli Mali Müşavirlik sınavına girip sertifikasını aldıktan sonra meslekten ayrılmaktadır. Kurumun içerisinde değer ve saygı görmemeleri nedeniyle bu durum her geçen yıl artarak devam etmektedir. Bunula beraber denetim faaliyetleri azalmakta ya da yetişmemektedir. Etkin vergi denetimi her geçen gün azalmaktadır. Kayıt Dışı Ekonomiyle mücadelede verimlilik sağlanmak isteniyorsa Vergi Müfettişlerinin özlük haklarında iyileştirmeler yapılmalıdır. 173 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2151 ‒ Bir diğer meslek grubu da Gelir İdaresi Başkanlığı’na bağlı Gelir Uzmanlarıdır. Anayasa Mahkemesi’ne 666 sayılı KHK kapsamında yapılan düzenlemenin haksız olduğu gerekçesiyle merkez taşra uzman ayrımının kaldırılması için başvuru yapan meslek mensupları hakkında 2016 yılında anayasa mahkemesinin vermiş olduğu kararda Gelir Uzmanlarını haklı bulmuş ve merkez taşra ayrımını iptal eden hüküm vermiştir. Ancak o dönemin Maliye Bakanı olan Naci Ağbal anayasa mahkemesinin bu kararına karşı yönetmelikte değişiklik yapmak suretiyle eski haline devam etmiş ve anayasa mahkemesi kararını uygulamamıştır. Gelir Uzmanları halen farklı mesleklere geçiş yapmaktadır ve merkez uzmanlarla aralarında büyük farklar oluşmuş ve mağduriyetleri daha da artmıştır. Bununla beraber 2023 yılının başlarında TBMM’ye e-dilekçe vermişler ve yaklaşık 30.000 kişinin imzasıyla bu mağduriyeti dile getirmişlerdir. Hali hazırda bakanlık merkez teşkilatında görevli olan Hazine ve Maliye Uzmanları bütçe sürecinde etkin rol almalarına rağmen kamu işçileriyle yakın maaşı almaktadırlar. Diğer bakanlıkların uzman kadrolarının da benzer sorunları bulunmaktadır. Ancak bütçe yükünün artırması nedeniyle nitelikli uzman ve müfettiş kadrolara hakkaniyetli ücret düzenlemesi gerekmektedir. Liyakatli ve sadakatli memurların artması için doğru bir düşünceyle kamu kurumlarında yapılan uzmanlaşmaya dayalı kadrolar şu anda kendi kurumlarına küsmüş durumdadır. Bu sorun, kamuda belirli alanlarda ihtisaslaşarak uzmanlaşan kadroların özel sektöre geçmesine neden olmaktadır. Gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Tablo: Yıllara göre Merkezi Yönetimde Faiz ve Yatırımlar Yıl Faiz Yatırım Toplam Vergi 2003 58,6 8 140,5 84,3 2004 56,5 8,7 152,2 101 2005 45,7 11,7 158,6 119,3 2006 46 14,7 178,1 137,5 2007 48,8 16,5 204,1 152,8 2008 50,7 21,7 227 168,1 2009 53,2 24,4 268,2 172,4 2010 48,3 32,8 294,4 210,6 2011 42,2 37,6 314,6 253,8 2012 48,4 40,4 361,9 278,8 2013 50 51,4 408,2 326,1 2014 49,9 55,7 448,8 352,4 2015 53 67,6 506,3 407,8 2016 50,2 68,6 584,1 459 2017 56,7 84,3 678,3 536 2018 74 105,1 830,8 621,3 2019 99,9 97 1.000,00 673,3 174 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2152 ‒ 2020 134 108,9 1.203,70 833,3 2021 180,9 156,8 1.603,50 1.165,00 2022 310,9 325,2 2.942,80 2.353,44 2023 674,6 807,1 6.585,46 4.501,00 2024 1.268,00 1.328,00 10.780.61 7.305,28 2025 1.950,00 2.152,00 14.731,01 12.651,46 TOPLAM 5.450,50 5.624,20 44.603,18 33.863,98 Yukarıdaki tablo 2003-2025 yılları arasındaki Merkezi Yönetim bütçesinden faize ve yatırıma ayrılan payları göstermektedir. 23 yıllık bütçelerin toplamında faiz harcamalarına ayrılan tutar 5 trilyon 451 milyar Türk Lirası iken, yatırımlara ayrılan tutar ise 5 trilyon 624 milyar Türk Lirasıdır. 2024 yılının gerçekleşen verilerine ve 2025 yılının tahmin edilen rakamlarına baktığımızda; 2024 yılında faiz harcamaları 1 trilyon 268 milyar TL olarak gerçekleşirken 2025 yılında ise 1 trilyon 950 milyar olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Bu durumda iktidarın faize toplamda 5 Trilyon 451 milyar TL pay ayrıldığını göstermektedir. Bu rakam 2022 yılının bütçesinden büyüktür. 2018, 2019, 2020, 2021 yılları bütçelerinin toplamından büyüktür ve dahi birçok kıyaslamaya göre faize ayrılan pay birçok yılın bütçesinden büyüktür. 2026 yılında ise faize ayrılacak tutarın 2 trilyon 741 milyar TL olarak öngörüleceği ifade edilmektedir. Ülkemiz faiz bataklığına batmış durumdadır. Yanlış ekonomi uygulamaları kaynaklarımızın israf olmasına ve açıklarımızı tamamlamak için borçlanmamıza ve faize gitmesine neden olmaktadır. Ak Parti iktidarı bir an evvel faizci anlayışı terk etmelidir. İktidarda kalmanın derdini değil ülkemizi kalkındırmanın ve kaynaklarımızın israf olmamasının derdine düşmelidir. Devlet bütçelerimizin faiz yükünden kurtularak yatırımlara ve böylelikle kalkınmaya pay aktarılmış olacaktır. Bunun içinde ekonomide keyfi uygulamalara ve hayali politikalara tevessül edilmemesi gerekir. Bu uygulamalar gelişmiş ülke standartlarından uzaklaştırdığı gibi aynı zamanda ekonomi yapısını kırılgan hale getirmektedir. 175 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2153 ‒ BÜTÇE HARCAMALARINDAKİ FAİZ VE YATIRIMIN PAYI (%) 16 13,4 13,4 13,4 14 12,6 12,7 12,26 12,32 12,2 12,4 12,4 12 11,4 11,3 11,76 11,2 11,1 11,1 11,1 12 10,5 10,6 10,25 9,7 10 9,8 10 8,6 8,9 8,4 9 8 6 4 2 0 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 Faiz (%) Yatırım (%) Şekil: Yıllara Göre Bütçe Harcalamalarında Faiz ve Yatırımın Payları Bu tablo ise 2010-2024 yılları arasında faiz ve yatırımların bütçe içindeki oranlarını göstermektedir. 2016-2017-2018 yıllarında tek haneli oranlara düşen faiz harcamaları ekonomideki keyfi ve gerçeklikten uzak hayali uygulamalar nedeniyle artmıştır. 2024 yılında ise %15 rakamına yükselmiştir. 2024 yılında yatırımlara ayrılan pay 1 trilyon 328 milyar TL iken faize ayrılan pay ise 1 trilyon 268 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. 2025 yılında ise yatırımlara ayrılan pay 2 trilyon 152 milyar TL iken, faize ayrılan pay ise 1 trilyon 950 milyar TL olarak hedeflenmiştir. Bu rakamlara baktığımızda iktidar partisinin ekonomi yönetimine olan bakışını açık bir şekilde görmekteyiz. İktidar partisi milletimizin emeğini, alın terini, vergilerini faiz lobilerine yönlendirmektedir. Tablo: Faiz Dışı Dengenin GSHY’ye Oranı Alt Program Performans Göstergeleri Performans Göstergeleri Ölçü Birimi 2024 Gerçekleşme 2025 Planlanan 2025 Gerç.Tahm 2026 Tahmin 2027 Tahmin 2028 Tahmin 1-Faiz Dışı dengenin GSHY'ye oranı Yüzde -1,9 0 -0,3 0 0,3 0,5 Faiz dışı dengenin GSYH’ye oranı 2024 yılında %-3,4 olarak hedeflenmiştir. Yıl içerisinde ihdas edilen ek vergiler ve vergi oranlarındaki değişikliklerle kamu gelirlerinde artış sağlayarak bu oranın %-1,9’a düşeceği öngörülmektedir. 2025 yılında bütçe açığını 1.930 milyar TL olacağı öngörülmektedir. Faiz dışı dengede 20 milyar TL’lik pozitif denge görülmektedir. Son 176 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2154 ‒ yıllarda alışkın olunan faiz dışı açığın bu sene verilmeyeceği öngörülmektedir. Umarız ki, iktidar partisi itibardan tasarruf olmaz gibi gerekçelerle olumlu görünümü bozmaz. Uzun yıllardır bütçe yönetiminde ve kaynakların etkin kullanımında yaşanan israfın etkisi vatandaşlarımıza vergi olarak dönmüştür. Bütçenin yönetimi zorlaşmış ve mali disiplin bozulmuştur. Bütçedeki mali disiplinin bozulduğunun ve seçim ekonomisinin bütçede oluşturduğu tahribatların göstergesidir. YILLAR FAİZ HARCAMALARI 2009 54.588.423 2010 49.724.617 2011 43.610.638 2012 49.951.134 2013 51.668.316 2014 51.693.198 2015 54.850.975 2016 52.737.351 2017 60.284.880 2018 79.284.346 2019 107.900.095 2020 142.038.659 2021 190.784.485 2022 324.713.054 2023 694.974.188 2024 1.268.336.414 2025 1.950.000.000 2026 2.741.656.000 Yukarıdaki tablo dan anlaşılacağı üzere 2009-2026 yılları arası faiz harcamaları için ödenen miktarların artışları gösterilmiştir. Faiz harcamalarının özellikle 2020 yılından sonra bütçeye ağır bir yük getirdiği aşikardır. Aşağıdaki grafikte de 2002-2024 yılları arasında bütçe içerisindeki faiz giderlerinin GSYH’ye oranlarını göstermektedir. 177 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2155 ‒ Şekil: Yıllara Göre Faiz Giderlerinin GSYH’ye Oranları (Kaynak: Strateji ve Bütçe Başkanlığı) Bu tablodaki veriler oldukça yüksektir. Faiz giderlerinin GSYH’ye oranı 2002 yılında yüzde 14,3 iken mali tedbirlerin etkisiyle yıllar içinde düşüş göstererek 2024 yılında yüzde 2,8’e gerilemiştir. 2024-2027 OVP’de yer alan verilere göre, 2024 yılı sonunda bütçe açığının GSYH’ye oranının %4,9 olarak gerçekleşmesi beklenmekteydi fakat 2024 yılı için bütçe açığının GSYH’ye oranı yüzde 4,7 olmuştur. 2025 yılında ise bu oranın %3,1 olarak gerçekleşmesi tahmin edilmekteydi. Ancak 2026-2028 OVP’de bu veri 3,6 olarak gerçekleşmesi öngörülmektedir. Bu iki oranda Maastricht Kriterlerinde belirtilen oranların üzerindedir. Ayrıca 2026 ve 2027 verilerinin de sırasıyla 3,5 ve 3,1 olarak gerçekleşmesi hedeflenmiştir. Uzun yıllardır bu oranlarımız Maastricht Kriterleriyle uyumlu değildir. Bu durumda ülkemizin yatırım almasına engel olmakta ve başka ülkelerce ekonomik güvenimizin olmadığını göstermektedir. Birçok finansal kuruluş açısından bu oranlar oldukça önemlidir ve ülke ekonomileri için hayati önem taşımaktadır. Bu rasyoların pozitif duruma dönmesi için irrasyonel politikaların terkedilmesi elzemdir. 178 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2156 ‒ -Türkiye Bankalar Birliği-Risk Merkezi Aylık Bülten-Ağustos 2025 Yukarıda yer alan tabloya baktığımız zaman 2024 yılının Ağustos ayında 3 trilyon 486 milyar olan bireysel kredi tutarı 2025 Ağustos ayında 5 trilyon 173 milyara ulaşarak %49 artış göstermiştir. Tasfiye olunacak krediler ise 2024 Ağustos ayında %2,5 iken, 2025 Ağustos da %4’e ulaşarak 1,5 puan artmıştır. 179 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2157 ‒ 2024 Ağustos’ta 41 milyon olan kredi kullanıcısı sayısı 2025 Ağustos’ta 42,8 milyona yükselmiş. Artış sınırlı (%4 civarında) olsa da, zaten nüfusun yarısına yakınının kredi kullanıyor olması, toplumda borçluluk oranının ne kadar yaygınlaştığını ortaya koyuyor. 2024 Ağustos’ta kişi başına ortalama borç tutarı 84.981 TL iken, 2025 Ağustos’ta 120.795 TL’ye çıkmış. Bu, %42’lik bir artış anlamına geliyor. Vatandaşın cebine giren gelir aynı oranda artmadığı için bu tablo, borç yükünün ciddi şekilde ağırlaştığını gösteriyor. 2024 Ağustos’ta tasfiye olunacak kredi tutarı %2,5 iken 2025 Ağustos’ta %4’e yükselmiştir. Yani her 100 liralık bireysel kredinin 4 lirası artık geri ödenemeyecek duruma gelmiş. Bu ödeyemeyenlerin sayısının arttığını, vatandaşın borcunu çeviremez hale geldiğini gösteriyor. Bankalar açısından risk artarken, hane halkı açısından borç krizi derinleşiyor. Vatandaşlarımızın ağır faiz yükü karşısında ezildiği, kredi borçlarını ödeyemez olduğu bu grafiklerden de gün yüzüne çıkmıştır. Vatandaşlarımız giderek daha fazla borçlanmak zorunda kalmış, gelir artışlarının ise buna çare olmadığı anlaşılmıştır. İktidar, kredi genişlemesini “ekonomik canlılık” gibi gösterse de, bu tablo aslında borçla dönen bir ekonomiyi anlatmaktadır. Vatandaşın cebindeki gelir artmazken, borcu hızla büyüyor. Borç ödemeleri zorlaştığı için tasfiye oranı yükseliyor; bu da vatandaşın ödeme gücünü kaybettiğinin göstergesidir. 2010-2025 yılları Eylül ayı enflasyon verileri aşağıdaki grafikte gösterilmiştir. ENFLASYON ORANLARI 2010-2025 EYLÜL (%) 83,45 61,53 49,38 33,29 24,52 19,58 9,24 6,15 9,19 7,88 8,86 7,95 7,28 11,2 9,26 11,75 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 2025 ENFLASYON ORAN % 180 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2158 ‒ Yukarıdaki tabloyu incelediğimiz zaman; 2021 yılından itibaren ise tablo çok daha dramatik bir hale gelmiştir. Faiz indirimleriyle desteklenen “deneysel ekonomi politikaları” sonucunda 2022 Eylül ayında enflasyon %83,45’e fırlamıştır. Bu oran, Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyelerinden biridir ve vatandaşın alım gücünü hızla eritmiştir. Sonraki yıllarda 2023–2025 oranlarda düşüş gözlense de bu gerileme fiyatların düştüğü anlamına gelmemektedir; yalnızca artış hızının yavaşladığına işaret etmektedir. Yani, halkın cebindeki para erimeye devam etmektedir. 2025’te dahi %33’ü aşan enflasyon oranı, iktidarın “istikrar” söylemleriyle çelişmektedir. 2025 için başlangıçta yüzde 17,5 olarak açıklanan enflasyon hedefi, önce yüzde 24 bandına, ardından yüzde 25-29 aralığına kadar yükseltilmiştir. Merkez Bankası tarafından son olarak yapılan açıklamada enflasyon beklentisi %31-33 aralığına kadar çıkarılmıştır. Sonuç olarak, grafik; ekonomik yönetimin güven ve öngörü oluşturamadığını, fiyat istikrarının sağlanamadığını ve orta gelirli kesimin giderek yoksullaştığını açık biçimde ortaya koymaktadır. 181 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2159 ‒ Tablo: Hazine ve Maliye Bakanlığı 2026 Yılı Porgram Bazlı Bütçe Dağılımı Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinin yarısından fazlası; Hazine Varlıklarının ve Yükümlüklerinin Yönetimi, Sosyal Güvenlik ve Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi programlarına gitmektedir. Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele programına ayrılan pay yine düşük kalmıştır. Halbuki, kayıt dışılıkla en etkin mücadele etmesi gereken bakanlık Hazine ve Maliye Bakanlığıdır. Kayıt dışı ekonominin maliyeti 300 milyar doları (12 Trilyon 600 milyar TL) aşmış durumda iken, bakanlığın kayıt dışı ekonomiyle mücadele programına yaklaşık 16 milyar TL ayırması bu konuya gerekli önemi vermediklerini göstermektedir. Hali hazırda 182 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2160 ‒ vergi mükellefi olan vatandaşlarımızdan daha fazla nasıl vergi alırım diye düşünmek yerine vergi kaçıranlarla ilgilenmek gerekliliği anlaşılmamıştır. Söz konusu ayrılan tutarın toplam bütçe içerisinde payı %0,19 civarındadır. Öte yandan Gelir İdaresi Başkanlığına 2026 yılı içerisinde ayrılan toplam tutar 70.555.179.000 TL iken kayıt dışı ekonomi ile mücadele kapsamında ayrılan toplam tutarın 5.079.662.000 TL olduğunu görmekteyiz. Bu da yaklaşık %7 gibi bir orana denk gelmektedir. Gerek Hazine ve Maliye Bakanlığına gerekse de Gelir İdaresi Başkanlığına bu program kapsamında ayrılan tutarın yetersiz olduğunu görmekteyiz. Hâlbuki, kayıt dışı ekonomi faaliyetleri kayıt altına almak, rekabet gücünü arttırmak, vergi kaybının önüne geçerek, sürdürebilir bir büyüme ile toplumsal gelir dağılımını daha adaletli bir yapıya kavuşturmak amacıyla kayıt dışı ekonomi ile mücadele hayati bir önem taşımaktadır. Kayıt dışı ekonomi ile mücadeleye gereken önemin verilmesi ve bütçedeki payının artırılması en öncellikli konulardandır. Kayıt dışı ekonominin tespit edilip, kayıt altına alınması için en hızlı ve en etkin görev yapacak olan kurumumuz Gelir İdaresi Başkanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığıdır. Bu kurumların uzmanlarına gerek inceleme gerekse denetim faaliyetlerini genişletme yetkisi vererek kayıt dışı ile etkin mücadele edilmesini ve kayıt altına alınması sağlanmalıdır. Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede etkin rol alan kamu personellerinden biri de müfettişlerdir. Müfettişler, yürüttükleri görevler itibarıyla son derece kıymetli katkılar sunmaktadır. Ancak mevcut müfettiş sayısının yetersizliği ve buna bağlı olarak artan iş yükü nedeniyle, bu katkının etkinliği ve verimliliği istenen düzeyde gerçekleşmemektedir. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kayıt dışı ekonomiyle etkin mücadele edebilmesi için, kamu faaliyetlerinde etkinliği ve verimliliği artıracak bir kamu personel sistemi revizyonu yapması artık tartışmasız bir zorunluluktur. Bu çerçevede, Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde istihdam edilen ve sahada aktif görev yapan uzmanlara inceleme yetkisinin verilmesi gerekmektedir. Kamu görevlilerinden daha etkin ve verimli bir çalışma bekleniyorsa, bu yetkinin tanınması ve gerekli yapısal çözümlerin üretilmesi Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın sorumluluğudur. Bu sorumluluğun ertelenmemesi, gerekli adımların vakit kaybetmeden atılması gerekmektedir. Aksi halde vergi kayıp ve kaçağı her geçen gün artmaya devam edecektir. Hazine ve Maliye Bakanlığının toplam bütçesi 8.840.323.158.000 trilyon TL’den oluşmaktadır. Bakanlığın bütçesinin çoğunluğunu Cari Transferler (5.602.519.317.000 Trilyon TL) 183 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2161 ‒ oluşturmaktadır. Bu kalem diğer bakanlıklara ve kurumlara Muhasebat Genel Müdürlüğü üzerinden aktarılacak olan rakamları ifade etmektedir. Bakanlığın bütçesi toplamda 8.840.323.158.000 trilyon TL olarak belirlenmiş, 2025 yılına göre %33 oranında bütçesi artırılmıştır. Cari Transferler kaleminin detaylarını incelediğimizde dikkat çeken hususlar özet olarak şu şekildedir; 1. AR-GE’ye ayrılan pay, 22.197.525.000 milyar TL, 2025 yılına göre bu rakam %62 oranında artmıştır. 2. Enerji Arz Güvenliği, Verimliliği ve Enerji Piyasası için ayrılan pay, 373.997.889.000 milyar TL, 2025 yılına göre bu rakam %24 oranında azalmıştır. 3. Sosyal Güvenlik için, 1.828.803.168.000 trilyon TL, 2025 yılına göre %43 oranında artmıştır. 4. Finansal Sistemin Geliştirilmesi ve Sigortacılık ayrılan pay, 93.241.287.000 milyar TL, 2025 yılına göre %22 oranında artmıştır. 5. Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesi için, 70.165.636.000 milyar TL, 2025 yılına göre %13 oranında artmıştır. 6. Tarım için, 225.519.300.000 milyar TL, 2025 yılına göre %11 oranında artmıştır. 7. Ulusal Savunma ve Güvenlik için ayrılan pay, 337.433.129.000 milyar TL, 2025 yılına göre %30 oranında artmıştır. 8. Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi için ayrılan pay, 1.614.662.318.000 trilyon TL, 2025 yılına göre %25 oranında artmıştır. 9. Yoksullukla Mücadele için ayrılan pay, 169.113.677.000 milyar TL, 2025 yılına göre %42 oranında artmıştır. 10. Demiryolu Ulaşımı için ayrılan pay, 237.308.000.000 milyar TL, 2025 yılına göre %26 oranında artmıştır. 11. Hazine Varlıklarının ve Yükümlülüklerinin Yönetimi 3.001.083.419.000 trilyon TL, 2025 yılına göre %50 oranında artmıştır. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın 2026 bütçesi incelenirken, yalnızca bütçenin kalemlerine değil, aynı zamanda bu bütçenin yansıttığı ekonomik tablonun gerçeklerine de eğilinmesi gerekmektedir. 184 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2162 ‒ Bu bütçe, ülkemizin ekonomi yönetimindeki başarısızlıklarını ve halkımızın yaşadığı derin ekonomik krizi gözler önüne seren bir belge niteliğindedir. Bu çarpıcı gerçek, "Bu ülkede ne oldu?" sorusunun en yalın yanıtını taşımaktadır. Yaşananlar, ekonomi yönetiminde alınan hatalı kararların, mali disiplinsizliklerin ve rasyonel olmayan politikaların sonucudur. Ekonomiyi düzeltmek için hala zamanımız var, ancak bu yalnızca samimi, tutarlı ve bilimsel politikalarla mümkün olacaktır. Vergi Adaleti, Gelir Dağılımında Adalettir! Yıllardır kamuoyunun gündemini meşgul eden ve beklenen vergi reformu halen beklenmektedir. Türk Vergi Sisteminin karmaşık hali yıllardır sadeleştirilmeyi ve daha etkin şekilde düzenlenmeyi beklerken karmaşık yapı devam ettirilmektedir. Esasen reform haricinde her yapılan düzenlemeler pansuman tedbirlerdir. Günü kurtarmaktan ötesi değildir. Beklenen ise kapsamlı bir vergi reformudur. Vergi kanunlarımızın yapıldığı yıllara baktığımızda 1953, 1960, 1961, 1984 vs. vs. Hatta bunun akabinde teşekkül ettirilen diğer vergi kanunlarımızda geçmişteki kanunlara atıf yaparak ya da dayanak oluşturularak hazırlanmıştır. Dünya ekonomik yapısı değişmiş, ticari ilişkiler ve faaliyetler değişmiş ve gelişmiştir. Ancak ülkemizde vergi kanunlarımız yeniden düzenlenememiş durumdadır. Bu bir eksikliktir. Acilen bir vergi reformuna ihtiyacımız vardır. Vergide adaletin öncelendiği, dolaylı vergilerin yükünün hafifletilerek çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmasına yönelik düzenlemeler vatandaşlarımız tarafından beklenmektedir. Ancak ne hazindir ki adeta dağ fare doğurmakta, beklentiler karşılanmamaktadır. Sermaye yine galip gelmektedir. Olan yine emeklimize, asgari ücretlimize, memurumuza ve işçilerimize olmaktadır. Vergi yükü yine dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın sırtına kalmaktadır. Vatandaşlarımıza tanınan vergisel avantajların ellerinden alındığı bir anlayışın hâkim olduğu ortamda bazı kesimlere vergisel aflar tanınmaktadır. Yıl içerisinde TBMM’ye sunulan vergi paketinde, yatırım, istihdam, üretim ve ihracatçıların teşvik edilmesine yönelik maddelerin bulunması ve vergi harcamaları bakımından etkin olmayan istisna, muafiyet ve indirimlerin kaldırılacağına dair maddelerin bulunması ve ayrıca yeni getirilen tekno-girişim şirketlerine yönelik istisnaların getirilmesi önemlidir. Ancak, paket içerisinde uygulanabilirliği olmayan ve hatalı çalışmaların olduğu da görülmektedir. Cezaların 30 katlara varacak düzeyde artırılmış olması doğru değildir. Ayrıca 185 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2163 ‒ hasılat tespit denetimlerinin ihdas edilmeye çalışılması modern vergilendirme terminolojisiyle ters düşmektedir. Bu durum, ilkel bir vergilendirme tekniğidir. Ayrıca uygulanabilirliği de bulunmamaktadır. Nitekim uygulamada sorunlar yaşanmaya başlamıştır. Yoklamalarda tespit edilen kazancın tüm aylara veya tüm yıla teşmil edilmesi vergilemede gerçek mahiyetin esas alınacağına ilişkin ilkeye aykırılık teşkil etmektedir. Ayda en az 3 defa hasılat tespit denetimi yaparak, aylık hasılat tespiti yapılmış olunmamaktadır. Böyle bir karine uygulaması yoktur. O takdirde uzun yıllar önce uygulanan götürü usulü ile beyandan çokta farklı bulunmamaktadır. Hasılat tespiti düzenlemesi birçok yönüyle ele alınabilir olsa da uygulanabilirliği bulunmamaktadır. Umulan sonuçların ortaya çıkması neredeyse imkansızdır. Diğer taraftan, pakette yer alan en önemli hedeflerinden biri kayıt dışılıkla mücadele olarak ifade edilmektedir. Ne yazık ki bu hedef; kanun teklif metninde yeteri derecede yansıtılamamıştır. Kayıt dışının vergilendirilmesi, vergilendirmede adaleti de sağlayacaktır. Ülkemizde kayıt dışı ekonomi 300 milyar doları geçtiği tahmin edilmektedir. Böylesine devasa bir tutarın vergilendirilmemesi ve bu kanun teklifi içerisinde kayıt dışının vergilendirilmesine yönelik çalışmanın olmaması hayal kırıklığıdır. Ülkemiz kayıt dışı ekonomi cenneti (!) haline mi getirilmek istenmektedir. Böylesine büyük rakamların vergilendirilmesinin devlet bütçesine katkısı büyük olacaktır. Basit bir hesaplama ile ‘kayıt dışı ekonomi vergilendirilmiş olsaydı bütçeye katkısı ne kadar olacaktı?’ sorusunun cevabına bakalım. • Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre; 2024 yılı toplam vergi gelirlerimiz 7 trilyon 305 milyar 279 milyon lira olarak kayıtlara geçmiştir. • TÜİK verilerine göre; 2024 yılı Gayrisafi Milli Hasılamız 44 Trilyon 587 milyar 225 milyon olarak gerçekleşmiştir. • Bu doğrultuda toplam vergi yükümüz; Toplam Vergi Gelirleri / Gayrisafi Milli Hasıla hesabına göre; %16,03 çıkmaktadır. • Bu doğrultuda bugün ki kurla kayıt dışı ekonomi boyutu Türk Lirası cinsinden takriben 12 Trilyon 600 milyara tekabül etmektedir. Kayıt dışı ekonomi vergi yükü oranınca vergilendirilmiş olsaydı merkezi yönetim bütçesine vergi geliri kaydedeceğimiz tutar (12 Trilyon 600 milyar * 0,1603) 2 Trilyon 19 milyar Türk Lirasıdır. Buda 2025 tahmini vergi gelirlerinin (vergi harcamaları hariç) %16’sına tekabül etmektedir. 186 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2164 ‒ Bu rakamla bütçede kaynak yetersizliği nedeniyle yeteri kadar artırılmayan emekli maaşlarına zam yapılabilirdi. Vatandaşlarımızın sırtına yüklenen vergi yükü hafifletilebilirdi. Çiftçimiz, esnafımız desteklenebilirdi. Çiftçimize tarım girdi maliyetlerinin azaltılması için akaryakıttan ÖTV muafiyeti getirilmek suretiyle gıda enflasyonunda ciddi ölçüde düşüşler sağlanabilirdi. Yıllara sâri şekilde yeni sanayi bölgeleri ve ticaretin canlandırılmasında etkin kalkınma planları yapılabilirdi. Dolaylı vergi yükü azaltılarak vatandaşlarımız rahat nefes alabilirdi. Enflasyonla daha etkin bir şekilde mücadele edilebilirdi. Ancak enerjimizin sürekli farklı alanlara sarf edilmesi nedeniyle kayıt dışı ekonomiyle gerektiği gibi ilgilenilmemekte ve gerekli atılımlar ve çalışmalar yapılamamaktadır. Paket içerisinde bulunan diğer bir husus ise; Gelir İdaresi Başkanlığı’nın taşra teşkilatında denetim görevinde bulunan personele fazla mesai ücreti ödenmesine ilişkin düzenleme yapılmaktadır. 666 sayılı kanunla düzenlenen fazla mesai ücretinin kaldırıldığına dair madde hükmünü Anayasa Mahkemesi bozarak iptal etmişti. Aradan 12 yıl gibi bir süre geçmesine rağmen hakkın iadesini içeren düzenlemeler yapılmayarak tam aksi yönde düzenlemeler gerçekleştirilmişti. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bu durumu geçte olsa ve fazla mesai ücreti yetersizde olsa adım atmış olması kıymetlidir. Ancak yeterli düzeye çekilmesi de mutlaka sağlanmalıdır. Bu personel çalışma koşulları itibariyle diğer personele nazaran dezavantajlı durumdadır. Öte yandan, Türk Parasını Koruma Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi 24.07.2025 tarihli ve 32965 sayılı Resmî Gazete de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu kanun teklifinin 18.maddesinde kurumlar vergisi kanunun 32/A maddesinde değişikliğe gidilmiştir. Bu maddeye göre "32’nci madde kapsamında kurumlar vergisi oranı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından düzenlenen yatırım teşvik belgesi kapsamında gerçekleştirilen yatırımlardan elde edilen kazançlara, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine indirim hakkının kullanılabileceği ilk hesap dönemi dahil en fazla on hesap dönemi %60 indirimli olarak uygulanır.” şeklinde değiştirilmiştir. Maddenin değişmeden önceki halinde söz konusu indirimli kurumlar vergisi oranı bölgeler itibariyle ayrılmış, dezavantajlı konumda olan bölgelerde %90, %80, %70 olarak uygulanabilen bu oranlar standart hale getirilmiş her bölgeye eşit olarak %60 indirimli kurumlar vergisi oranı bağlamında asgari kurumlar vergisi olan %10’a eşitlenmiştir. 187 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2165 ‒ Kurumlar Vergisi Kanununun 32/C maddesiyle “Yurt içi asgari kurumlar vergisi oranı” getirilmiştir. Söz konusu düzenlemeye göre yurtiçi asgari kurumlar vergisi oranı %10’dan az olamaz. Bu madde değişikliği sebebiyle kurumlar vergisi kanunun 32/A maddesinde değişikliğe gidilmiş, bazı bölgelere tanınan vergisel avantajlar geri alınmıştır. Halbuki söz konusu bölgesel arası eşitsizliklerin giderilmesi amacıyla bölgeler arası uygulanan indirimli kurumlar vergisinin kaldırılması yerine başka bir formül üzerinde çalışılabilirdi. Söz konusu 32/c maddesine istisna bendi eklenerek indirimli kurumlar vergisi oranı %10’unun altında uygulanabilirdi. Yap-İşlet-Devret (YİD) Modeli ve Kamu Özel İş Birliği (KÖİ) Modeline göre yapılan projelerden elde edilen kazanç için Kurumlar Vergisi oranı %30’a çıkarılmaktadır. Vergi gelirlerini artırmaya yönelik yapılan bu çalışma önemli ve makuldür. Ancak bugüne değin YİD ve KÖİ ile birçok proje yapılmıştır. Geç kalınan bir düzenlemedir. Diğer taraftan gerek YİD gerekse KÖİ projelerinin sözleşme şartlarında farklılıklar olmaktadır. Bu durum işlerin ve sektörlerin farklılıklarından da kaynaklanmaktadır ve doğaldır. Ancak sözleşmelerin mali sorumluluk kısmıyla ilgili Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın onay süreci ya da bilgi alınması gibi süreçlerin işletilip işletilmediği kamuoyunca ve siyasi partilerimizce malum değildir. Endişe duyduğumuz husus bu sözleşmeler içerisinde oluşacak herhangi bir mali yükün veya sorumluluğun kamuya yükleneceği veya dolaylı yol ve yöntemlerle kamudan tahsil edilmesine (hak edişler ile olabilir) sebebiyet doğuracak maddeler bulunmakta mıdır? Bu modellerin ihale süreçleri şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmamıştır. Vergi Paketiyle, Dağ fare doğurmuş, vergi reformu beklenirken bazı alanlara vergi beratı verilmiştir. İktidarın ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in çokça dile getirmeye başladıkları dolaylı vergi yükünün azaltılarak yerine dolaysız vergilerin artırılması gerektiğine dair sadece dolaysız vergi yükünün arttığı görülmüştür. Dolaylı vergilerden vazgeçmedikleri müddetçe vergide adalet sağlanamayacaktır. Vergide adalet sağlanamadıkça gelir dağılımında adalette sağlanamayacaktır. İktidar partisi bu sözlerinde ve programlarında ciddi ise dolaylı vergi yüklerinin azaltılacağını içeren bir kanun teklifini TBMM’ye acilen getirmelidir. Adaletsizlik oluşturulmuştur. Adalet ve Kalkınma Partisi her geçen gün adaletten hızla uzaklaşmaya ve arasındaki mesafeyi açmaya devam etmektedir. Unutulmaması ve hatırlatılması gereken bir durumda şudur ki dolaylı vergilerden vazgeçmedikleri müddetçe enflasyonla etkin bir şekilde mücadele edemeyeceklerdir. Dolaylı vergi yükünün hafifletildiği ve oranlarının düşürüldüğü durumda enflasyon düşecek, yaşam 188 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2166 ‒ maliyetleri azalacak, halkımızın refahı artacak, lüks gibi görünen birçok ürünün lüks olmadığı anlaşılacaktır. İktidar bunu anladığı zaman ülkemizde ciddi bir vergi reformu gerçekleşecektir. Vergi mevzuatı sadeleştirilmeli, istisna ve muafiyetler kaldırılmalıdır. Vergide adalet öncelenmeli, gelir dağılımında adaleti bozacak uygulamalardan kaçınılmalıdır. Ekonomi yönetiminde enflasyonla mücadele etmek için vergi yükü azaltılmalı, KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergi oranları yarı yarıya indirilmelidir. Piyasa sıkışıklığının giderilmesi için tek seferlik vergi yapılandırması çıkarılmalı ve zor günlerden geçen esnafımız ve iş insanlarımızın rahatlatılmalıdır. Yaygın denetimlerde vergi cezaları kesilmesi uygulamasından vazgeçilmeli, denetimler etkin ve ticaretle iştigal eden vatandaşlarımızı doğru uygulamalara yönlendirici olmalıdır. Mali disiplini sağlamak için keyfi uygulamalardan vazgeçilerek israf ve yolsuzlukla etkin mücadele edilmeli, kamu harcamalarını kısıtlayıcı etkin maliye politikaları devreye sokulmalıdır. Müflis Tüccar Örneği Olarak: Enflasyon Muhasebesi Ticaretle iştigal eden esnafımızı, iş insanlarımızı ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerimizi doğrudan ilgilendiren, enflasyon muhasebesi uygulamasıyla sorunlar ortaya çıkmıştır. Hazine ve Maliye Bakanımız sayın Mehmet Şimşek ve iktidar, tirajı komik yeni bir soruna sebebiyet vermiştir. Geçtiğimiz yıllarda KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergileri artırmak ve Ek MTV gibi yeni vergiler koymak suretiyle bütçe açığının kapatılması noktasında düzenlemeler yapılmıştır. Ekonomi politikalarını yanlış yöneten AK Parti iktidarı, son yıllarda uyguladığı yanlış vergi politikaları nedeniyle ülkemizi ve vatandaşlarımızı zor sokmaya devam etmektedir. Ekonomide oluşturdukları iklim neticesinde iktidarın vergi politikaları enflasyon üretmeye devam etmektedir. Halbuki israf ve yolsuzlukla etkin mücadele edilerek çözülebilecek olan ekonomi sorunlarımız, hata da ısrar edilmek suretiyle, vatandaşlarımızı yeni bir haksız vergi uygulamasıyla karşı karşıya bırakmaktadır. 24.07.2025 tarihli ve 32965 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ÖTV kanununda yer alan yetkiye istinaden ÖTV kanuna ekli (II) sayılı listedeki ÖTV oranlarında değişikliğe gidilmiştir. Motor silindir hacmi 1600 cm3 ü geçmeyenler için en fazla %80 oranında ÖTV oranı belirlenmişken yeni düzenleme ile motor silindir hacmi 1.4 olan araçlar için belirli matrahı aşanlar için %90 ve 189 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2167 ‒ 1.4-1.6 arasında motor silindir hacmi olan araçlar için belirli matrahı aşanlar için %100 e kadar ÖTV oranı belirlenmiştir. Ayrıca, motor silindir hacmi 1.6 ile 2.0 arası olan araçlar için en fazla %150 oranında olan ÖTV oranı %170 e kadar çıkarılmıştır. Yeni düzenleme ile motor silindir hacmi 1.4 geçmeyenler ve özel tüketim vergisi matrahı 650.000 TL’yi aşmayanlar ile özel tüketim vergisi matrahı 650.000 TL ile 900.000 TL arasında olanların ÖTV oranı %70 ve %75 oranında belirlenerek bu araçların fiyatlarında indirime gidilmiş özel tüketim vergisi matrahı 1.100.000 TL aşan araçlar ise daha pahalı hale gelmiştir. Kur Korumalı Mevduat Sisteminde olduğu gibi müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış mantığıyla daha öncede hatalı bir şekilde uygulanan Enflasyon muhasebesini tekrar gündeme getirilmiştir. Enflasyon muhasebesi, cümlesine bakınca herkesin makul olarak görebileceği bir anlam gözükmektedir. Enflasyondan kaynaklanan vergi yükünün vatandaştan alınacağı sanılmaktadır. Ancak içeriğine bakıldığında işletmelerin elinde bulunan parasal(nakit) olmayan tüm varlıkların, ürünlerin, stokların değerini belirlenen enflasyon verileri üzerinden güncellemek suretiyle oluşacak olan farktan vergi alınmasından ibarettir. Hangi varlıkların ve ürün kalemlerinin uygulama dışında tutulduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmadığından iğneden ipliğe tüm varlıklar ve ürünler enflasyon güncellemesine tabi tutulmuştur. Örneğin; unlu mamuller sektöründe bulunan bir işletmenin simit ve poğaça gibi ürünleriyle birlikte ürünleri satmak için koyduğu tezgâh, ürün satışından tahsil edeceği yazar kasa, pos cihazı, masa ve sandalye dahil tüm varlıkların enflasyon muhasebesine tabi tutulmak suretiyle vergi oluşmaktadır. Makine sanayiinde imalat yapan iş insanımızın şirketindeki tüm makinelerde enflasyon muhasebesine tabi tutulmak suretiyle vergi oluşmaktadır. Esasen enflasyon muhasebesi adı altında, ticaretle iştigal eden vatandaşlarımızdan haksız bir verginin tahsilatı yapmak istemektedir. Oluşturulmak istenen bu vergi tuzak vergisi olarak yankı bulmaktadır. İktidar bu yaptığıyla sineğin yağını çıkarmaya çalışmaktadır Oluşan bu vergi dolayısıyla ürün fiyatları artacak ve vatandaşlarımızın alacağı her ürüne enflasyon zammı eklenmiş olacaktır. Zammı esnaf değil AK Parti iktidarı yapmaktadır. AK Parti iktidarı tozlu raflardan çıkararak tekrar gündeme getirdiği bu uygulamayla enflasyonla mücadele etmeyi değil enflasyon canavarının büyümesine neden olmaktadır. Bu uygulama yanlıştır ve vatandaşlarımıza aleni yalan söylenmiştir. 190 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2168 ‒ Ayrıca, nakdi gücü bulunan işletmelerin enflasyon muhasebesinden kaçınma yolları bulunurken nakdi gücü olmayan işletmelerimiz ise tuzak vergisiyle karşı karşıya kalmışlardır. Nakdi gücü bulunmayan küçük ve orta ölçekli işletmelerimizi bu uygulama daha derinden etkilenmektedir. Enflasyon muhasebesi uygulaması, Gelir ve Kurumlar Vergisi Geçici Vergi beyannamesi verilmesi dönemlerinde olmak üzere üçer aylık dönemlerde yılda 3 defa olacak şekilde düzenlenmiştir. Hali hazırda Serbest Muhasebesi Mali Müşavirlerimizin iş yükü ağırdır. Üzerine birde enflasyon muhasebesi ile birlikte evlerine dahi gidemeden geceli gündüzlü bir şekilde çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Mesleklerinden soğumakta ve mesleği bırakmanın eşiğine gelmektedirler. Türk Vergi Sistemimiz zaten karmaşık bir vaziyettedir. Bu karmaşıklığın giderilmesi ve vergi kanunlarında sadeleştirme beklenirken aksine enflasyon muhasebesi uygulaması ile daha da karmaşık ve keşmekeş hale getirilmektedir. Uygulama dönemi itibariyle enflasyon halen düşmüş ve makul seviyelere inmemişken enflasyon muhasebesinin doğuracağı sonuç zamanından önce öten horoz misalidir. Ekonomi yönetiminde yapılan yanlışlar silsilesi devam etmekte, fatura vatandaşımıza kesilmektedir. Derhal bu yanlıştan ve anlayıştan vazgeçilmelidir. Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin haklı talebine kulak verilmeli ve iş yükü hafifletilmelidir. Enflasyon muhasebesi matraha etki etmemeli ve vergi oluşmamalıdır. Uygulama dönemi geçici vergiler döneminde yapılması doğru değildir. Bilanço düzenlemesi yılda bir defa olacak şekilde yıl sonunda yapılmalıdır. Enflasyon muhasebesi uygulamasına getirilen 50 milyon TL’lik ciro sınırlaması makul değildir bu tutar artırılmalıdır. Küçük ve orta ölçekli işletmelerimiz ile yatırımcılarımız korunmalıdır. Ekonomik Yönetimin Gerçekleri Hazine ve Maliye Bakanı, göreve geldiğinde “rasyonel zemine dönmekten başka çaremiz yok” demişti. Ancak, bugün itibarıyla bu hedefin ne kadar uzağında olduğumuzu açıkça görülmektedir. Enflasyonla mücadelede beklenen sonuçlar alınamamış, gelir dağılımı daha da bozulmuş, yoksulluk ve hayat pahalılığı geniş kesimlerin hayatını dayanılmaz hale gelmiştir. 191 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2169 ‒ 2025 için başlangıçta yüzde 17,5 olarak açıklanan enflasyon hedefi, önce yüzde 24 bandına, ardından yüzde 25-29 aralığına kadar yükseltilmiştir. Ayrıca açıklanan enflasyon verilerine ve piyasa beklentilerine bakıldığında oranın %30’un üstünde gerçekleşeceği öngörülmektedir. Bu denli büyük sapmalar, ekonomik yönetimde ciddi bir koordinasyon eksikliğini ve planlama hatalarını gözler önüne sermektedir. Bugün Türkiye, enflasyon hedeflerinde tutarlılık gösteremeyen bir ekonomi yönetimiyle karşı karşıyadır. Ayrıca, Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelede yalnız bırakıldığını su götürmez bir gerçektir. Para politikası enflasyonla mücadelede önemli bir araçtır; ancak bu, tek başına yeterli değildir. Harcama politikaları ve gelir politikalarının bu mücadelede etkin bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Kamu harcamalarındaki disiplinsizlik, Merkez Bankası’nın yükünü daha da artırmakta ve halkın bu politikalar üzerindeki güvenini zedelemektedir. Büyüme, Cari Açık ve Yatırım Eksikliği Cari açıkta elde edilen iyileşmelerin olduğu ifade edilmektedir. Ancak, bu iyileşmenin sürdürülebilir olup olmadığı sorgulanmalıdır. Cari açıktaki bu daralmanın önemli bir kısmı, enerji fiyatlarındaki geçici düşüşten kaynaklanmaktadır. Bu tür geçici avantajlar, ekonomimizi yapısal anlamda güçlendirmediği gibi, uzun vadeli sorunlarımızı da çözüme kavuşturmayacağı gerçeğini görmek gerekir. Türkiye’nin büyüme oranları, ekonomik sıkıntıların başka bir yansımasıdır. Yüksek büyüme oranlarıyla övünülen yılların ardından, bugün OECD’nin büyüme beklentilerini aşağı yönlü revize ettiği bir ülke haline geldik. Daha da kötüsü, enflasyon oranımız OECD tahminlerine göre yüzde 29,1 olarak öngörülürken, hükümetin hedeflediği rakamların çok uzağında olduğumuz açıktır. Üretim ve yatırım tarafında ise durum daha da endişe vericidir. Sanayi üretimindeki kapasite kullanım oranları düşük seyretmekte, yatırım iklimi zayıflamaktadır. Bu tablo, uzun vadede ekonomimizin büyüme kapasitesini daha da zayıflatacaktır. Üretim ve yatırım olmadan ne cari açık sürdürülebilir bir şekilde kapatılabilir ne de enflasyon kontrol altına alınabilir. Bu alandaki başarısızlıklar, Türkiye’nin ekonomik geleceği üzerinde kara bulutlar oluşturmaktadır. Vergi Politikaları ve Gelir Adaletsizliği Vergi politikaları, hükümetin ekonomik programındaki bir başka önemli sorun alanıdır. 2025 yılı için öngörülen toplam vergi gelirleri, 2021 yılına göre 8,5 kat artış göstermiştir. Vergi 192 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2170 ‒ yükünün bu denli artışı, vatandaşın sırtındaki yükü daha da ağırlaştırmış, enflasyonu körüklemiş ve gelir adaletsizliğini derinleştirmiştir. Bugün Türkiye, dolaylı vergilerle halkını ezmekte, ancak bu vergilerden elde ettiği gelirleri halkın refahını artırmak için kullanamamaktadır. 2018 yılında 706 milyar TL olan toplam vergi gelirlerinin, 2025 yılında 12 trilyon TL’ye ulaşması, ekonomide yaşanan buhranın en açık göstergelerinden biridir. İktidarların vazifesi milletin müreffeh bir yaşam sürebileceği ekonomik bir düzen kurmaktır ancak iktidarın ortaya koymuş olduğu ekonomi politikasıyla millet, devletini vergilerle ayakta tutmaya çalışmaktadır. Ayrıca, 2025 bütçesinde faiz ödemelerine ayrılan miktar 1,95 trilyon TL olarak belirlenmiştir. 2017 yılında 56 milyar TL faiz ödemesi yapan bir ülkenin, bugün bu rakamı 40 kat artırması, mali disiplinin tamamen kaybolduğunu ve ekonomik yönetimin başarısızlığını göstermektedir. Bu kadar yüksek bir faiz yükü altında, halkın refahını artıracak politikalara kaynak ayrılması mümkün değildir. Tarım ve Gıda Enflasyonu Gıda fiyatlarındaki artış, enflasyonu tetikleyen temel unsurlardan biridir. Tarım sektöründe uzun yıllardır süregelen yapısal sorunlar, bugün gıda fiyatlarındaki artışın temel nedenini oluşturmaktadır. Tarımsal üretimin artırılması hem enflasyonla mücadelede hem de kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımızın refahını yükseltmede önemli bir rol oynayacaktır. Ancak hükümetin tarım politikalarındaki yetersizlikler, bu alanda da sonuç alınmasını engellemektedir. Kamu Harcamaları ve İsraf Kamu harcamaları, halkın ekonomik politikalar üzerindeki güvenini en çok etkileyen alanlardan biridir. Vatandaşlardan kemer sıkmaları beklenirken, kamuda devam eden lüks ve israf algısı, hükümete duyulan güveni ciddi şekilde zedelemektedir. Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması, ekonomik yönetimde başarı için vazgeçilmez bir unsurdur. Kamu İhale Kanunu’nda yapılacak reformlar büyük önem taşımaktadır. Adrese teslim ihaleler ve gereksiz harcamalar sona erdirilmedikçe, halkın ekonomik reformlara olan desteğini kazanmak mümkün olmayacaktır. Kamu harcamalarının disipline edilmesi ve şeffaf bir şekilde yönetilmesi, ekonomik güvenin yeniden tesis edilmesi için hayati öneme sahiptir. 193 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2171 ‒ Türkiye’nin ekonomik sorunları ağırlaşarak devam etmektedir. Hükümetin ekonomi politikaları, halkımızın refahını artırmaktan uzak kalmış, enflasyon, işsizlik ve gelir adaletsizliği gibi sorunlar çözülmek bir yana daha da derinleşmiştir. Bu tabloyu tersine çevirmek için, üretim ve yatırım odaklı bir ekonomik modele geçiş yapmak zorundayız. Kamu harcamalarını disipline etmek, vergi politikalarını daha adil bir hale getirmek ve dolaylı vergilerin yükünü azaltmak bu dönüşümün temel taşları olmalıdır. Tarım ve sanayi sektörlerinde yapısal reformlara öncelik verilmeli, halkımızın ekonomik güvenini yeniden kazanacak adımlar atılmalıdır. Türkiye’nin ekonomik sorunlarını çözmek, rasyonel, şeffaf ve bilimsel politikalar gerektirir. Bu politikalar uygulanmadığı sürece, vatandaşlarımızın refahını artırmak ve ülkemizi ekonomik olarak daha güçlü bir konuma taşımak mümkün olmayacaktır. 194 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2172 ‒ 3.9. TİCARET BAKANLIĞI Ticaret Bakanlığı’nın bütçesi; Türkiye’nin ekonomi politikalarının merkezinde yer almaktadır. Bakanlık; uluslararası ticaretin yönlendirilmesi, iç pazarın düzenlenmesi ve ekonomik faaliyetlerin korunması gibi kritik alanlarda önemli görevler üstlenmektedir. Bu nedenle, Bakanlığın bütçesinin hazırlanması ve kullanımı sürecinde şeffaflık ve hesap verebilirlik temel bir ilke olmalıdır. Ticaret Bakanlığı’nın politikaları yalnızca kendi faaliyet alanıyla sınırlı kalmamakta, aynı zamanda Türkiye’nin genel ekonomik göstergelerini ve büyüme stratejilerini doğrudan etkilemektedir. Ancak son dönemde, Bakanlığın karar süreçlerinin ekonomik verimlilikten çok politik kaygılara dayandığı görülmektedir. Özellikle “Tek Adam” yönetimi anlayışıyla ihracat, ithalat ve dış ticaret politikalarına kararnamelerle yapılan müdahaleler; sektörlerde belirsizlik yaratmakta, bölgesel ve sektörel dengesizlikleri derinleştirmektedir. Bu durum hem bütçenin etkin kullanımını hem de ülkenin ekonomik kalkınmasını olumsuz yönde etkilemektedir. Ticaret Bakanlığı’nın bütçesi 2024 yılı için 38.501.707.000 TL olup 2025 yılı için %46 artışla 56.233.383.000 TL olmuştur. 2026 yılı için teklif edilen bütçe ise %36 artışla 76.251.159.000 TL’dir. PROGRAM ADI 2025 YILI BÜTÇESİ 2026 YILI BÜTÇE TEKLİFİ KAYIT DIŞI EKONOMİYLE MÜCADELE 6.407.209.562 8.270.215.000 TİCARETİN DÜZENLENMESİ, GELİŞTİRİLMESİ VE 43.002.229.838 58.407.235.000 KOLAYLAŞTIRILMASI TÜKETİCİNİN KORUNMASI, ÜRÜN VE HİZMETLERİN GÜVENLİĞİ VE 908.899.600 1.100.222.000 STANDARDİZASYONU YÖNETİM VE DESTEK PROGRAMI 5.854.979.000 8.382.254.000 PROGRAM TOPLAMI 56.173.318.000 76.159.926.000 PROGRAM DIŞI GİDERLER 60.065.000 91.233.000 İDARE BÜTÇESİ TOPLAMI 56.233.383.000 76.251.159.000 195 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2173 ‒  Ticaret Bakanlığının Genel Bütçe içerisindeki payı %0,40’tır.  Bütçe detayları incelendiğinde Ekonomik Sınıflandırma altındaki programlar dahilinde İhracat Genel Müdürlüğü’ne en yüksek payın (33.247.767.000 TL) ayrıldığı görülmektedir.  İhracat Genel Müdürlüğü’nün Ticaret Bakanlığı bütçesi içerisindeki payı ise %44’e denk gelmektedir.  Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele’ye ayrılan pay 8.270.215.000 TL ile Ticaret Bakanlığı bütçesinin %11’ine tekabül etmekte ve düşük olduğu gözlemlenmektedir. Halbuki ülkemizdeki kayıt dışılık her geçen artmaktadır. Kayış dışıyla etkin mücadele etmesi gereken en önemli kurumlardan biriside Ticaret Bakanlığı’dır. Ancak ne yazık ki bakanlık kayıt dışıyla mücadeleye gereken önemi göstermemektedir. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele programına ayrılan payın içerisindeki en büyü kalem personel giderlerinden oluşmaktadır.  Gümrük Muhafaza Genel Müdürlüğüne ayrılan payında düşük olduğu görülmektedir. Bu payın düşük olması antrepo ücretlerinin yüksek olmasına neden olmakta ve bu da ürünlerin maliyetini artırmak suretiyle enflasyona sebebiyet vermektedir. Ayrıca ihracat iadesi ürünlere gümrük vergisi uygulamasının gözden geçirilmesi ve kaldırılması gerekmektedir. Bu uygulamadaki vergi oranları akla ziyandır. İhracat Genel Müdürlüğü, Türkiye’nin ihracat politikalarını belirleyen, yürüten ve geliştiren temel kurumlardan biridir. Görev alanı; ihracatı düzenlemek, desteklemek, ihracatçılara eğitim vermek, ihracatla ilgili mevzuatı incelemek, uluslararası pazarları izlemek ve Türk malının dünya genelinde tanıtımını sağlamaktır. Ayrıca devlet destekleri ve kredileri yönetmek, ticaret heyetleri düzenlemek, fuar organizasyonları yapmak gibi birçok faaliyeti yürütmektedir. Genel Müdürlük, ihracatın desteklenmesi amacıyla 16 daire başkanlığı şeklinde örgütlenmiştir. Bu yapılanma; tarım, kimya, maden, tekstil, otomotiv gibi sektörlerin yanı sıra markalaşma, KOBİ destekleri, tanıtım, fuarlar ve uluslararası ürünlerin geliştirilmesi gibi alanları kapsamaktadır. Kurumun asli hedefi, üretimi yönlendirmek, ihracatı artırmak ve böylece ulusal ekonomiye sürdürülebilir katkı sağlamaktır. Ticaret Bakanlığı bütçesi içinde İhracat Genel Müdürlüğü’nün payı %44’tür. Bu oran büyük bir kalem gibi görünse de Türkiye’nin uluslararası ticaretteki rekabet gücü ve dış ilişkilerinin 196 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2174 ‒ güçlendirilmesi açısından bakıldığında, bu Genel Müdürlüğün bütçesinin çok daha yüksek olması gerektiği açıktır. Üreten, ürettiğini ihraç eden ve ihracatla büyüyen bir Türkiye vizyonu; yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda diplomatik bağımsızlığın da temelini oluşturur. Böyle bir yapıya ulaşıldığında, Türkiye dış şoklara karşı daha dirençli olacak ve daha itibarlı bir dış politika yürütebilecektir. Türkiye’nin dış ticaret dengesini sağlamak için ithalat ve ihracat politikaları arasında bütünlük kurulması şarttır. Özellikle ithal edilen mamul ve yarı mamul ürünlerin yerli üretimi, ilgili bakanlıkların koordinasyonuyla teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. Kalkınma planlarında bu hedefler yer almasına rağmen, gerekli adımların atılmaması ve kurumlar arası eşgüdüm eksikliği, bu sorunun kalıcı hale gelmesine yol açmaktadır. Taşra düzeyinde yaşanan yapısal sorunların çözümü için, bakanlıklar arasında koordinasyonu sağlayacak yeni bir kamu kurumuna ihtiyaç vardır. Bu kurum, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’yla iş birliği içinde çalışarak ithalatı azaltacak, üretimi teşvik edecek ve ihracatı çeşitlendirecek programlar geliştirmelidir. Aksi halde üreticilerimiz, sanayicilerimiz ve çiftçilerimiz bu dengesizliklerden zarar görmeye devam edecektir. Son olarak, ihracat ve ithalat politikalarının enflasyonu düşürme odaklı eylem planlarıyla desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Teknoloji transferi artırılmalı, yabancı yatırımcıların ilgisini çekecek büyük ölçekli fuarlar ve tanıtım organizasyonları düzenlenmelidir. Her ilde sektörel bazda fuarlar organize edilerek kalkınmanın sadece belli bölgelerde değil, ülke genelinde dengeli biçimde gerçekleşmesi sağlanmalıdır. Böylece her ilin gayrisafi yurt içi hasıladan ve dış yatırımlardan adil pay almasının önü açılacaktır. T�caret Bakanlığı bütçes�, ekonom�n�n yönlend�r�lmes�, dış t�caret�n denges�n�n sağlanması ve tüket�c� p�yasalarının düzenlenmes� g�b� hayat� görevler� kapsaması neden�yle, ekonom�k programın başarısı açısından bel�rley�c� öneme sah�pt�r. Ancak bütçe görüşmeler�nde, Bakanlığın kaynaklarının ver�ml� kullanımı, performans hedefler�n�n tak�b� ve hesap vereb�l�rl�k mekan�zmaları açısından c�dd� eks�kl�kler bulunduğu ortaya konmuştur. Bakanlık sürekl� olarak kırılan �hracat rekorlarından, car� dengedek� �y�leşmeden ve esnaf destekler�nden öne çıkmaya çalışmış olsa da bu ver�ler�n yapısal dönüşüme dayanmadığı, geç�c� f�yat ve kur etk�ler�nden kaynaklandığı aş�kardır. Bu durum, ekonom�de �stat�st�ksel büyümeyle sürekl�l�k arz eden kalkınma arasındak� farkın g�derek açıldığını göstermekted�r. 197 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2175 ‒ Dış Ticaret Dengesi İhracat ve ithalat dengesine baktığımızda ülkemiz açık vermeye devam etmektedir. Ekim 2025 itibariyle baktığımızda dış ticaret dengemiz 74,69 Milyar USD eksidedir ve ihracatın ithalatı karşılama oranı %75’tir. Yıllar içerisinde dış ticaret dengemizde dalgalanmalar görünmektedir. Ancak dış ticaret dengemizi pozitife geçecek şekilde kalkınma ve yatırım planlaması bulunmamaktadır. DIŞ TİCARET DENGESİ ($) 361.774.000.000 344.020.000.000 299.152.000.000 255.777.000.000 261.855.000.000 224.469.000.000 İHRACAT İTHALAT DIŞ TİCARET AÇIĞI -82.165.000.000 -74.683.000.000 -105.997.000.000 DIŞ TİCARET 2023 (OCAK-ARALIK) 2024 (OCAK-ARALIK) 2025 (OCAK-EKİM) DENGESİ ($) İHRACAT 255.777.000.000 261.855.000.000 224.469.000.000 İTHALAT 361.774.000.000 344.020.000.000 299.152.000.000 DIŞ TİCARET AÇIĞI -105.997.000.000 -82.165.000.000 -74.683.000.000 İHRACATIN İTHALATI KARŞILAMA ORANI 70,70% 76,12% 75% Özellikle 2018 yılından başlayarak uygulanan yanlış ekonomi politikalarının sonucunda ülkemiz her anlamda kur, faiz ve enflasyon sarmalına girmiştir. Bu iktidarın ekonomiyi düzeltme ihtimalinin kalmadığı net bir şekilde ortadadır. 198 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2176 ‒ 2025 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda büyüme beklentisi %4 olarak açıklanmıştır. Sektörel dağılıma bakıldığında, sanayi sektörünün büyümeye en büyük katkıyı sağlayacağı, tarımın ise bu büyümeyi destekleyeceği öngörülmektedir. Ancak iktidarın ekonomiye dair bu iyimser tablosu, sahadaki gerçeklerle örtüşmemektedir. Tarımda artan maliyetler, düşen üretim oranları ve sanayi üretim endeksindeki gerileme açıkça ortadayken, pembe tablolar çizmek toplumun ekonomik gerçekliğini görmezden gelmektir. Büyüme verileri incelendiğinde, ekonominin tüketim odaklı bir yapıya dayandığı ve hizmet sektörünün ağırlıklı olduğu görülmektedir. Ancak Merkez Bankası’nın yüksek faiz politikası, kısa vadede hizmet sektörünü daraltacak, uzun vadede ise yatırım iştahını zayıflatacaktır. Bu durum, yeni üretim kapasitesi oluşturulmasını ve istihdamın artmasını engelleme riski taşımaktadır. Bu nedenle bütçede, esnafın ve üreticinin sorunlarını çözmeye yönelik somut adımlar atılması zorunludur. Ne var ki mevcut bütçe verileri, üreticiye ve küçük işletmelere yeterli kaynak ayrılmadığını göstermektedir. Üretici yeterli destek almadan üretemez; üretim olmadan da kalkınma gerçekleşemez. Enflasyonun olumsuz etkilerinden en fazla etkilenen kesim olan küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) korunması, bu dönemde hayati bir öneme sahiptir. KOBİ’lere yönelik hibe ve destek programları genişletilmeli, üretimi teşvik eden politikalar önceliklendirilmelidir. Ancak bu yapılmadığı sürece, açıklanan büyüme hedefleri sadece kâğıt üzerinde kalacak, reel ekonomide karşılığı olmayacaktır. KOBİ ve esnaf destekleri artmış görünmekle birlikte, reel sektörün finansmana erişimi bankacılık sistemindeki yüksek komisyon oranları nedeniyle güçleşmiştir. POS kesintileri ve kredi kartı komisyonları artmış, finansman maliyetleri küçük işletmelerin sürekliliğini zora sokmuştur. Esnaf kredilerinin sübvansiyonlu olmaktan çıkıp performans bazlı, uzun vadeli bir modele dönüştürülmesi gerekmektedir. Bakanlık, erken uyarı mekanizmalarıyla sektörel iflas dalgalarını önleyecek yapısal bir izleme sistemi kurmalıdır. Yüksek teknoloji içeren ürünlerin ihracattaki payının 2002’de %6,2 iken günümüzde %3,7’ye gerilemesi, Ar-Ge ve yenilik kapasitesinin ihracata yansıyamadığını göstermektedir. Bu durum, Bakanlığın politikalarının sadece miktar artışına odaklandığını, nitelikli üretim dönüşümü sağlayamadığını göstermektedir. 199 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2177 ‒ Bu nedenle, ihracat stratejisinin yalnızca destek mekanizmalarına değil, yüksek katma değerli üretim altyapısının geliştirilmesine yönelik olması gerekmektedir. İsrail ile Ticaret Ak Parti hükümeti, 2 yıldır devam eden İsrail’in Gazze işgalini ve Filistin halkına uyguladığı soykırımı her defasında en üst perdeden kınasa da ticaretini başka limanlardan üzerinden devam ettirdiğini maalesef tüm dünya bilmektedir ve bu ikiyüzlülüğün hesabını verecek bir hükümet yetkilisi şimdilik bulunmamaktadır. Ancak Ticaret Bakanlığı 2023 Ekim ayından itibaren dolaylı olarak İsrail’e giden ticari gemilerin muhteviyatını açıklamalıdır. İktidarı somut adım atmaya çağıran bir takım STK ve kuruluşlar yaptıkları gösterilerde polis müdahalesi ile karşılaşmış ve engellenmişlerdir. İktidar vatandaşımıza bu muameleyi reva görürken ve ticaret iddialarını yalanlarken hem TÜİK hem TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi) verilerinde Türkiye-İsrail arasındaki ticaret ayan beyan ortaya çıkmıştır. Veriler yapılan ticaretin büyüklüğü bir tarafa muhtevasıyla da dehşet vericidir. İktidar 2023 yılı boyunca İsrail’e 5.173.437.839 $ ihracat yapmış, bu ticaretin içinde her türlü sektörden ürün bulunmuştur. TÜİK verilerine göre ihracat ürünleri içinde silahlar, silah yapımında kullanılan materyal ve askeri önem taşıyan ürünler bulunmaktadır. Türkiye limanlarından İsrail’e silah ve bomba yapımında kullanılacak materyallerin, demir tellerin, barutun, jet yakıtının, çeliğin gidiyor olmasının bir izahı yoktur. Herhangi bir ürünün bile satılmaması gereken İsrail’e silah satmak akla, vicdana, izana sığacak bir iş değildir. 2024 Haziran ayı itibariyle yani İsrail ile ticaretin kesildiğinin açıklanmasından bir ay sonra, Filistin devleti ile yapılan ticarette daha önce görülmemiş artışlar söz konusu olmuş, bu durum izaha muhtaç bir zemin oluşturmuştur. 2023 Ekim ayından günümüze kadar İsrail’e doğrudan ya da dolayı yapılmış olunan sevkiyatların muhteviyatları ve ticari getirileri ve bu getirilerin kimlere olduğu Ticaret Bakanlığı tarafından en kısa sürede aydınlığa kavuşturulmalıdır. 200 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2178 ‒ Türkiye'nin BRICS Ülkeleri ile İlişkisi ve Gerekliliği “BRIC” kavramı, ilk kez 2001 yılında yatırım uzmanı Jim O’Neill tarafından, Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in küresel ekonomide yükselen güçler olarak dikkat çektiği dönemde ortaya atılmıştır. Bu dört ülke, 2006 yılında bir araya gelerek uluslararası ölçekte daha güçlü bir iş birliği mekanizması kurmuş, 2009’da ilk liderler zirvesini gerçekleştirmiştir. 2011’de Güney Afrika’nın da katılımıyla yapı “BRICS” adını almış, 2024 yılı itibarıyla İran, Mısır, Etiyopya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin katılımıyla üye sayısı dokuza yükselmiştir. BRICS ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika), son yıllarda küresel ekonomik ve siyasi dengelerdeki etkilerini artırmak amacıyla genişleme stratejilerini hızlandırmıştır. 2023 yılında Arjantin, Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve BAE’yi üyeliğe davet eden oluşum, 2024 yılında ise Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 13 ülkeyi “ortak ülke” statüsüyle iş birliğine çağırmıştır. Bu gelişmeler, BRICS’in yalnızca ekonomik bir güç birliği değil, aynı zamanda farklı kültür ve siyasal sistemleri bir araya getiren alternatif bir küresel platform olma iddiasını ortaya koymaktadır. Türkiye, jeopolitik konumu, bölgesel etkisi ve ekonomik potansiyeliyle BRICS’in genişleme politikaları açısından stratejik bir ortak olarak öne çıkmaktadır. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin BRICS’e olan ilgisini dile getirerek, bu çerçevede bir ortaklık teklifinin kendilerine iletildiğini açıklamıştır. Bu teklifin değerlendirilme süreci, Türkiye’nin BRICS ile ilişkilerinin geleceğini ve küresel ekonomi politikalarındaki yönelimini belirleyecek önemli bir dönüm noktası niteliğindedir. Küresel ticarette korumacılık artmaktadır. Dünya genelinde devletler yılda 6 binden fazla ticari müdahalede bulunmakta, bu da Türkiye gibi açık ekonomilerin manevra alanını daraltmaktadır. Buna rağmen, Bakanlığın Çin, Hindistan ve AB ülkeleriyle stratejik düzeyde planlı bir ticaret diplomasisi yürütmediği görülmüştür. Gümrük Birliği’nin güncellenmemesi ve serbest ticaret anlaşmalarının etkisiz kalması, dış ticaret politikasında stratejik vizyon eksikliğine işaret etmektedir. BRICS ile İş Birliğinin Önemi BRICS ülkeleri, dünya nüfusunun yaklaşık %40’ını ve küresel ekonominin %25’ini temsil eden büyük bir ekonomik blok olarak hem üretim hem de tüketim kapasitesi açısından dikkate değer bir potansiyele sahiptir. Türkiye’nin BRICS ile geliştireceği ekonomik iş birliği; dış ticaret 201 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2179 ‒ hacmini artırmak, teknoloji transferini hızlandırmak ve yeni pazar alanlarına ulaşmak bakımından stratejik fırsatlar sunmaktadır. Türkiye’nin dış ticaretinde uzun süredir Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri gibi geleneksel ortaklara bağımlı olması, küresel ekonomik krizler ve bölgesel jeopolitik gerilimler karşısında önemli riskler yaratmaktadır. BRICS ülkeleriyle ticari ilişkilerin güçlendirilmesi, Türkiye’nin ihracat yapısını çeşitlendirerek ekonomik kırılganlıklarını azaltabilir. Özellikle Çin ve Hindistan gibi hızlı büyüyen ekonomiler, Türk ürünleri için büyük ve dinamik pazarlar sunmaktadır. Ayrıca BRICS ülkeleri, Türkiye’nin altyapı ve yatırım projeleri için alternatif bir finansman kaynağı oluşturma potansiyeline sahiptir. Çin’in “Kuşak ve Yol İnisiyatifi” Türkiye’nin jeostratejik konumuyla örtüşmekte; bu da ülkemizin lojistik, ulaştırma ve enerji projelerinde bölgesel bir merkez haline gelmesine zemin hazırlamaktadır. Bunun yanı sıra, BRICS Kalkınma Bankası gibi alternatif finansal mekanizmalar, Türkiye’nin Batı merkezli finansal yapılara olan bağımlılığını azaltarak dış riskleri dengeleme imkânı sunabilir. Enerji ve doğal kaynaklar açısından zengin Rusya ve Güney Afrika gibi BRICS ülkeleriyle geliştirilecek ortaklıklar, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirmesine ve maliyetleri düşürmesine katkı sağlayabilir. Özellikle yenilenebilir enerji ve madencilik alanlarında kurulacak ortak projeler, sadece ekonomik değil, aynı zamanda teknolojik ve çevresel faydalar da sağlayacaktır. Çok Kutuplu Dünyada Stratejik Konum BRICS, Batı merkezli dünya düzenine alternatif bir güç odağı oluşturma hedefiyle hareket eden bir blok olarak, Türkiye’nin dış politikasında yeni bir denge unsuru yaratma potansiyeline sahiptir. Türkiye’nin BRICS ile daha yakın ilişkiler geliştirmesi, küresel sistemde tek kutuplu yapıdan çok kutuplu düzene geçişte etkin bir rol oynamasına imkân tanıyabilir. Türkiye, tarihsel olarak Doğu ile Batı arasında bir köprü ülke konumundadır. BRICS ile ilişkilerin derinleştirilmesi, bu köprü rolünü daha da güçlendirecek ve Türkiye’nin dış politikada daha bağımsız bir yönelim izlemesine katkı sağlayacaktır. Özellikle Rusya ve Çin gibi BRICS üyeleriyle geliştirilecek stratejik ilişkiler, Türkiye’nin NATO ve Avrupa Birliği ile diplomatik dengelerini koruması açısından önemli bir denge aracına dönüşebilir. 202 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2180 ‒ Türkiye’nin BRICS ülkeleriyle uluslararası platformlarda daha yakın iş birliği kurması, küresel karar alma mekanizmalarında daha etkin bir aktör haline gelmesini sağlayabilir. Birleşmiş Milletler (BM) ve G20 gibi platformlarda BRICS ülkelerinin desteğini almak, Türkiye’nin ulusal çıkarlarını daha güçlü biçimde savunmasına yardımcı olacaktır. BRICS aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerin sesi olma misyonunu taşımaktadır; bu nedenle Türkiye’nin bu blokla iş birliği yapması, Küresel Güney ile dayanışma mesajı verecek ve gelişmekte olan ülkelerle bağlarını güçlendirecektir. Türkiye’nin BRICS ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmesi hem ekonomik hem de diplomatik açıdan stratejik bir gereklilik haline gelmiştir. Bu iş birliği, Türkiye’nin küresel sisteme entegre olurken aynı zamanda bağımsız bir dış politika çizgisi sürdürmesine olanak tanıyacaktır. Ekonomik fırsatların değerlendirilmesi, finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve uluslararası arenada daha güçlü bir aktör olma hedefi, Türkiye’nin BRICS ile yakın ilişkiler kurmasını gerekli kılmaktadır. Uzun vadeli ulusal çıkarlar doğrultusunda, Türkiye’nin BRICS ile ilişkilerini derinleştirmesi ve çok boyutlu bir dış politika vizyonu benimsemesi, ülkenin küresel konumlanışı açısından hayati önem taşımaktadır. Kalıcı iyileşme için sanayi politikalarının ara malı üretimini destekleyecek şekilde yeniden tasarlanması şarttır. Yerli ara malı oranının artırılması, enerji bağımlılığının azaltılması ve teknoloji transferine dayalı ortaklıkların desteklenmesi, cari dengenin kalıcı iyileşmesi için zorunludur. Ticaret Bakanlığı Faaliyetleri ve Bütçesi Üzerinde Genel Değerlendirme Bütçe rakamları ne yazık ki sokaktaki gerçekliği yansıtmamaktadır. Resmî veriler ve Bakanlığın paylaştığı tablolar, toplumun geniş kesimlerinin yaşadığı ekonomik zorluklarla örtüşmemekte; bu durum, uygulanan politikaların etkinliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Ekonomik kriz artık yalnızca rakamlarla ifade edilebilecek bir mesele olmaktan çıkmış, toplumun her kesiminde derin izler bırakmıştır. Bugün sanayicimiz, üreticimiz ve esnafımız; uygulanan sıkı para politikaları ve dezenflasyon hedefleri altında ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Ticaret Bakanlığı’nın, bu zor dönemde üreticiye ve esnafa moral verecek somut adımlar atması büyük önem taşımaktadır. Ancak mevcut tablo, bu yönde ciddi bir eksikliğe işaret etmektedir. 203 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2181 ‒ Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik krizin en çarpıcı göstergelerinden biri, iflas ve icra dosyalarının 25 milyonu aşmış olmasıdır. Sadece 2025 yılının ilk 9 ayında 8,5 milyon icra ve iflas dosyası oluşmuştur. Bu rakam, yanlış ekonomi politikalarının doğrudan sonucudur. Ticaret Bakanlığı bu tablo karşısında daha güçlü, daha gerçekçi bir strateji ortaya koymak zorundadır. Ancak Bakanlığın, İsrail ile ticari ilişkileri kesme konusunda dahi adım atmaması, bu iradenin eksikliğini açıkça göstermektedir. Her ne kadar cari açıkta kısmi iyileşmeler yaşandığı belirtilse de bu iyileşmelerin sürdürülebilirliği son derece tartışmalıdır. Türkiye’nin üretim ve yatırım politikalarında yapısal reformlara ihtiyacı vardır. Sanayi ve tarım sektörlerinin gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı giderek azalmakta; tarımdaki gerileme sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve stratejik bir risk haline gelmektedir. Sanayideki daralma ise üretim gücümüzü ve ihracat performansımızı zayıflatmaktadır. Bu yapısal sorunlar giderilmeden, cari açıkta kalıcı bir iyileşme sağlamak mümkün değildir. İthalat kompozisyonundaki bozulma da dikkat çekicidir. Ara malı ve sermaye mallarındaki yetersizlik, Türkiye’nin üretim kapasitesini artıracak yatırımlardan uzaklaştığını göstermektedir. Buna karşın tüketim malları ithalatındaki artış, ekonomimizin üretimden çok tüketime dayalı bir modele sıkıştığının açık kanıtıdır. Bu tablo, enflasyonun kontrol altına alınmasını zorlaştırmakta, sürdürülebilir büyümeyi neredeyse imkânsız hale getirmektedir. Net mal ve hizmet ihracatının büyümeye katkısındaki azalma da ekonomik politikalarımızın zayıf halkalarından biridir. 2025 yılı için belirlenen 390 Milyar Dolarlık ihracat hedefi yakalansa bile, dış ticaret açığının büyüdüğü gerçeği değişmemektedir. Türkiye, üretim kapasitesini güçlendirmeden kalıcı bir büyüme rotasına giremez. Bugün birçok üretici artan maliyetler ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle üretimlerini başka ülkelere taşımaktadır. Mısır gibi ülkelerde yeni üretim tesisleri kuran Türk yatırımcıların sayısındaki artış, bu tehlikenin boyutlarını açıkça ortaya koymaktadır. Ticaret Bakanlığı, üreticilerimizin yaşadığı bu sorunlara karşı daha etkin politikalar geliştirmelidir. Merkez Bankası’nın arka kapıdan döviz müdahaleleri de ekonominin diğer bir zayıf noktasıdır. 2018’den bu yana yapılan döviz satışlarının toplamının 500 Milyar Doları aştığı tahmin edilmektedir. Bu politikalar, kısa vadede kur artışını frenlemiş gibi görünse de uzun vadede ihracatçılarımızın rekabet gücünü ciddi biçimde zayıflatmıştır. Döviz kurlarındaki dalgalanmaların ihracat üzerindeki olumsuz etkisini hafifletmek için, daha öngörülebilir ve stratejik adımlar atılmalıdır. 204 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2182 ‒ İhracat destek programlarının bütçedeki payı son derece sınırlıdır. Ticaret Bakanlığı, ihracatın artırılmasına yönelik kaynaklarını genişletmeli; ancak bu kaynakları özellikle yerli üreticiler ve küçük işletmeler lehine yönlendirmelidir. E-ticaret sektörünün toplam ticaret içindeki payı %30’a yaklaşmıştır. Bu gelişme olumlu görünse de yabancı sermayeli platformların piyasadaki ağırlığı ciddi bir risk oluşturmaktadır. Gerekli düzenlemeler yapılmazsa, e-ticaret alanı küçük esnaf üzerinde büyük bir baskı yaratacaktır. Bu nedenle daha adil bir rekabet ortamı sağlanmalı ve yerli dijital işletmeler desteklenmelidir. Dijital platformların pazar gücü, küçük işletmeler üzerinde baskı oluşturmakta, %40’a varan komisyon oranları piyasada tekelleşme riskini artırmaktadır. Bu nedenle, Rekabet Kurumu’nun yetkileri genişletilmeli ve AB Dijital Piyasalar Yasası benzeri bir düzenleme ulusal mevzuata dahil edilmelidir. Ticaret Bakanlığı, ekonomik politikalar arasında daha güçlü bir koordinasyon merkezi haline gelmelidir. Bugün sahada ciddi bir eşgüdüm eksikliği vardır; bu eksiklik giderilmeden ticaret ve ihracat politikalarında anlamlı bir ilerleme beklenemez. Sonuç olarak, bu bütçenin mevcut ekonomik sorunlara çözüm üretme kapasitesi sınırlıdır. Türkiye’nin gerçek potansiyeline ulaşması için daha cesur, daha gerçekçi ve üretim odaklı adımlara ihtiyaç vardır. Helal Akreditasyon Kurumu Kurum; helal uygunluk değerlendirme alanında faaliyet gösteren kuruluşların HAK tarafından ulusal ve uluslararası kabul görmüş teknik kriterlere göre değerlendirilmesi, yeterliğinin onaylanması, düzenli aralıklarla denetlenmesi ve izlenmesi amacını gütmektedir. 2024 yılı bütçesi 50.880.000 TL iken 2025 yılı bütçesi %44 artışla 73.591.000 TL olmuştur. 2026 yılı için yapılan teklif ise %43 artışla 105.677.000 TL olmuştur. Rekabet Kurumu Kurumun esas amacı mal ve hizmet piyasalarındaki rekabetçi sürecin tehdit edilmesini engellemektedir. Bu bağlamda son kullanıcının ya da tüketicinin korunması amaçlanmaktadır. 2024 yılı bütçesi 913.053.000 TL iken 2025 yılı bütçesi %40 artarak 1.278.253.000 TL olmuştur. 2026 yılı için yapılan teklif ise %32 bir artışla 1.679.024.000 TL olmuştur. 205 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2183 ‒ 3.10. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2026 yılı için teklif ettiği toplam bütçe 447.903.261.000 TL'dir. Bu bütçenin programlara göre dağılımı şu şekildedir:  İstihdam: 400.627.254.000 TL  Sosyal Güvenlik: 43.691.935.000 TL  Yönetim ve Destek Programı: 3.584.072.000 TL  Çocukların Korunması ve Gelişiminin Sağlanması: 0 TL Ekonomik sınıflandırmaya göre bakıldığında, bütçenin neredeyse tamamı "Cari Transferler" kalemine ayrılmıştır. Bu kalem tek başına toplam bütçenin 441.887.607.000 TL'lik kısmını oluşturmaktadır. "Personel Giderleri" için teklif edilen tutar ise 4.156.782.000 TL'dir. Bakanlığın 2026 yılı için teklif ettiği toplam 447.903.261.000 TL'lik bütçe, dört ana program etrafında şekillenmektedir: 1. İstihdam Programı Bu program, 400,6 milyar TL'lik bütçesiyle aslan payını almaktadır. Kendi içinde birden fazla alt programa ayrılmıştır: a) İstihdamın Artırılması ve İşsizlikle Mücadele  Ana Hedef: İstihdam politikalarının etkinliğini sağlamak ve işsizliği azaltıcı tedbirler almak.  2026 Performans Hedefleri: o İşsizlik Oranı: %8,4. o Ar-Ge prim teşvikinden faydalanan kişi sayısı: 169.509. o İşveren prim teşvikinden faydalanan kişi sayısı: 11.789.962. o Ulusal İstihdam Stratejisi kapsamında düzenlenen toplantı sayısı: 2. 206 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2184 ‒ b) İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG)  Ana Hedef: İş kazası ve meslek hastalıklarıyla etkin mücadele etmek.  2026 Performans Hedefleri: o Ölümlü iş kazası oranı (yüz binde): 6,4. o İSG alanında yetkilendirilmiş kurum denetim sayısı: 673. o İSG'nin geliştirilmesine yönelik etkinlik ve proje sayısı: 75. c) Çalışma Hayatı ve Sosyal Diyalog  Ana Hedef: Çalışma hayatında etkin işbirliğini geliştirmek.  2026 Performans Hedefleri: o Mobbing kaynaklı başvuru sayısı: 12.000. o Mevsimlik tarım işçisi sayısı: 70.000. o Çalışma hayatı ile ilgili araştırma ve proje sayısı: 4. d) Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlara Yönelik Hizmetler  Ana Hedef: Yurtdışındaki vatandaşların hak ve menfaatlerini korumak, sosyal hizmetlere erişimlerini kolaylaştırmak.  2026 Performans Hedefleri: o Sosyal güvenlik ve istihdam konularında ulaşılan vatandaş sayısı: 325.000. o Düzenlenen bilgilendirme toplantısı sayısı: 575. 2. Sosyal Güvenlik Programı  2026 Bütçe Teklifi: 43.691.935.000 TL.  Ana Hedef: Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) finansman açığını karşılamak.  2026 Performans Hedefleri: 207 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2185 ‒ o Bayram ikramiyesi alan emekli sayısı: 16.330.000. o Devlet katkısının SGK gelirlerine oranı: %16,4. o SGK gelirlerinin giderlerini karşılama oranı: %99,4. 3. Yönetim ve Destek Programı Bu, Bakanlığın kendi idari ve operasyonel giderleri için ayrılan programdır.  2026 Bütçe Teklifi: 3.584.072.000 TL.  Gider Dağılımı (Ekonomik Sınıflandırma): o Personel Giderleri: 2.525.846.000 TL. o Sosyal Güvenlik Kurumuna Devlet Primi Giderleri: 294.848.000 TL. o Mal ve Hizmet Alım Giderleri: 518.203.000 TL. o Sermaye Giderleri: 189.350.000 TL. 4. Çocukların Korunması ve Gelişiminin Sağlanması Programı Bütçe teklifinde ilginç bir nokta burasıdır. Teklifte Programın gerekçesi, çocuk işçiliğiyle mücadelenin önemini vurgulamakta ve 2026 yılı performans hedeflerine yer verilmekle birlikte (Çocuk işçiliği ile mücadele kapsamında ulaşılan çocuk sayısı: 30.000) Bu program için 2026 yılı bütçe teklif icmalinde ayrılan ödenek 0 TL olarak görünmektedir. (2024 yılında bu programın 28,6 milyon TL başlangıç ödeneği bulunmaktaydı). Üstelik performans hedefleri sadece 2026 yılı değil, 2027 ve 2028 yılları içinde yer almakta ve bu yıllar içinde ödenek planlaması öngörülmemektedir. Bu bağlamda Kocaeli Dilovası'nda, aralarında 16 yaşındaki Cansu Esatoğlu ve 17 yaşındaki Nisa Taşdemir'in de bulunduğu, ikisi çocuk altı kadın çalışanın hayatını kaybettiği yangın, bu ödeneğin hayati önemini en acı şekilde ortaya koymuştur. Bu çerçevede Bakanlığın 2026 yılı için bütçesini sıfırlayarak fiilen tasfiye ettiği, ancak kendi stratejik planında varlığını sürdürmek zorunda olduğu bir programın anlamlı rakamlarla yeniden tesis edilmesi zorunluluktur. Türkiye'nin geleceği olan çocukların korunması, özellikle de çocuk işçiliği gibi kanayan bir yara ile mücadele, bütçe disiplini veya tasarruf tedbirleri gerekçesiyle feda edilebilecek bir politika alanı değildir. 208 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2186 ‒ 5. Diğer Teknik Detaylar  Esnaf Ahilik Sandığı: Kanun değişikliği ile Sandığın uygulanmasının 1 Ocak 2028 tarihine ertelendiği belirtilmiştir.  Yatırım Teklifleri: 2026 yılı için toplam yatırım teklifi 730.000.000 TL'dir. Bunun 530,3 milyon TL'si "İstihdam" programı geri kalanı ise "Yönetim ve Destek Programı" altındadır. Mesleki Yeterlilik Kurumu Başkanlığı için ise 2026 yılında 280.439.000 TL ödenek planlanmış olup bu bütçenin programlara göre dağılımı şu şekildedir:  Personel Giderleri: 194.456.000 TL  Sosyal Güvenlik Dev. Primi Giderleri: 45.509.000 TL  Mal ve Hizmet Alımı: 41.262.000 TL  Cari Transferler: 191.000 TL  Sermaye Giderleri: 1.200.000 TL  Sermaye Transferleri: 821.000 TL Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2026 yılına ilişkin bütçe teklifini daha iyi anlayabilmek ve değerlendirmek için tek başına ele alınması hatalı olacaktır. Çünkü kamuoyuna sunulan bütçe rakamları detaylı hedef ve politika verilerini içermemektedir. Bu açıdan söz konusu bütçe teklifini değerlendirebilmek için güncel veriler ışığında Cumhurbaşkanlığınca hazırlanan 2025 yılına ait Yıllık Ekonomik Rapor, Orta Vadeli Plan, Bütçe Gerekçesi ve 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programının bir arada ele alınması elzemdir. 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, Türkiye'nin kamu politikalarında kritik bir dönemece işaret etmektedir. Programın bütünü, bir yanda "İstikrarlı ve Güçlü Ekonomi” ana hedefi doğrultusunda belirlenen dezenflasyon ve sıkı mali disiplin politikaları ile diğer yanda "Nitelikli İnsan, Güçlü Aile, Sağlıklı Toplum” hedefi altında sıralanan sosyal politika öncelikleri arasındaki karmaşık dengeyi yönetme çabasını yansıtmaktadır. Program, sosyal güvenlik sisteminin finansal sağlığının temel direği olan aktif/pasif oranında (aktif sigortalı sayısının pasif sigortalı/aylık alan sayısına oranı) dramatik ve yapısal bir 209 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2187 ‒ bozulma yaşandığını verileriyle ortaya koymaktadır. İktidar Programda 2023 yılında yürürlüğe giren emeklilik koşullarındaki değişikliğin (EYT) doğrudan bir sonucu olarak, 2022 yılında 2,00 (iki çalışanın bir emekliyi finanse etmesi) olan sistemin genel aktif/pasif oranı, hızla gerileyerek 2024 yılında 1,61 seviyesine düştüğünü iddia etmektedir. Programda bu bozulmanın ciddiyetini daha da netleştiren bir ayrıntıya yer vermektedir: Çırak, stajyer ve kursiyerlerin aktif sigortalı sayısından hariç tutulması durumunda (ki bu gruplar tam prim ödemediği için sistemin gelir-gider dengesine katkıları sınırlıdır), bu oranın 2024 yılı itibarıyla 1,49 seviyesine kadar gerilediği belirtilmektedir. Bu veri, sistemin fiilen 1,5 çalışanın dahi 1 emekliyi finanse edemediği kritik bir mali eşiğe geldiğini resmi olarak kabul etmektedir. Bu aktüeryal bozulmanın kaçınılmaz ve doğrudan sonucu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) bütçe üzerindeki yükünün astronomik düzeyde artmasıdır. 2024 yılında 1 trilyon 440,7 milyar TL olarak gerçekleşmesi beklenen merkezi yönetim bütçesinden SGK'ya yapılan toplam transferlerin (prim teşvikleri, ek karşılıklar, açık finansmanı, GSS prim ödemeleri vb. dahil), 2025 yılında 2 trilyon 86,7 milyar TL'ye ve 2026 yılında 2 trilyon 328,6 milyar TL'ye yükselmesi beklenmektedir. SGK'nın aksine, İşsizlik Sigortası Fonu (İSF) mali açıdan son derece güçlü bir görünüm sergilemektedir. Fonun 2024 yılında 359 milyar TL olan toplam varlığının, 2025 sonunda 562,9 milyar TL'ye ve 2026 yılı sonunda 799,7 milyar TL'ye (yaklaşık 800 milyar TL) ulaşması beklenmektedir. Bu durum, İSF'nin özellikle aktif işgücü programları ve istihdam politikalarının finansmanı için çok önemli bir mali alan sunduğunu göstermektedir. Programın sosyal güvenlik bölümünün temel amacı, "sosyal güvenlik sisteminin kapsamının artırılması, daha adil ve etkin bir yapıya kavuşturulması ile uzun dönemli mali sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi" olarak tanımlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak "Sosyal güvenlik sisteminde hakkaniyeti ve aktüeryal dengeyi güçlendirecek reformlar hayata geçirilecektir" vaadinde bulunulmuştur. Ancak, Programın kendi performans hedefleri, bu iddialı "güçlendirme" söylemi ile belirgin bir çelişki sergilemektedir. 2024'te 1,61 (çıraklar hariç 1,49) seviyesine çökmüş olan aktif/pasif oranı için 2025 ve 2026 yılı hedefi "1,6" olarak sabitlenmiştir. Bu hedef, bir "iyileştirme" veya "güçlendirme" değil, mevcut bozulmuş seviyenin daha da kötüleşmesini engellemeye odaklı bir "hasar koruma" stratejisidir. 210 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2188 ‒ Bu bağlamda Programda yer alan "reformlar hayata geçirilecektir" ve "Aylık bağlama sistemi kişilerin daha çok istihdamda kalmasını teşvik edecek ve mali yük getirmeyecek şekilde yeniden düzenlenecektir” gibi ifadeler, sistemin parametrelerinde (emeklilik yaşı, aylık bağlama oranları, prim gün sayısı vb.) gelecekte yapılması muhtemel değişikliklerin sinyalini vermektedir. Ancak, bu tedbirlerin 2026 program dönemi içinde hayata geçirilerek oranı 1,6'nın üzerine çıkaracağına dair somut bir hedef veya taahhüt bulunmamaktadır. Programda iktidar aktüeryal yıkımı zımnen kabullenmekte ve bunun mali yükünü (2026'da GSYH'nin %3'ü oranında 2,3 trilyon TL transfer) bütçeye aktararak yönetmeyi tercih etmektedir. "Reform" söylemi, 2026 sonrası için bir niyet beyanı olarak kalmaktadır. Aktüeryal dengenin (aktif sigortalı sayısı) kısa vadede düzeltilememesi, gözleri sistemin gelir (prim) tarafına çevirmektedir. SGK'nın mali dengesi için prim gelirlerinin artırılması hayati önemdedir. Program, 2024'te %86 olan toplam prim tahsilat oranını 2026'da %88'e çıkarmayı hedeflemektedir. Bu hedefin ana araçları Programda "Prim borçlarının takip ve tahsilat süreçleri etkinleştirilecektir" ve özellikle "Kayıt dışı istihdam ve kayıt dışı ücretle mücadelede veri analizine dayalı risk odaklı denetim faaliyetleri artırılarak prim tabanı genişletilecektir" olarak belirlenmiştir. Bu tedbirler, Programın "İstihdam ve Çalışma Hayatı" bölümünde yer alan kayıt dışı istihdam oranını 2026'da %24,9'a düşürme hedefi ile doğrudan ilişkilidir. Prim tabanının genişletilmesi, bütçe transfer ihtiyacını bir nebze olsun azaltmak için Programın elindeki en somut araçtır. Program, nüfusun yaşlanmasının sosyal güvenlik sistemi üzerindeki uzun vadeli baskılarını hafifletmek için stratejik bir adım olarak "Yaşlı bakım hizmetlerinin finansmanı için bakım sigortası kurulacaktır" hedefini belirlemiştir. Bu hedef salt bir sosyal hizmet tedbiri olarak görülmemelidir. Mezkûr hedef, aynı zamanda Genel Sağlık Sigortası (GSS) üzerindeki uzun vadeli bakım hizmetleri yükünü azaltmayı ve "Kadın" bölümünde detaylıca analiz edildiği üzere, kadınların işgücüne katılımının önündeki en büyük engel olan "bakım yükünü" hafifleterek kadın istihdamını artırmayı amaçlayan çok yönlü bir yapısal reform önerisidir. Program dönemi içinde (2026'ya kadar), bu sigortanın "altyapısının oluşturulması" için çalışmalar yapılması planlanmaktadır. Fakat burada İktidarın yaşlılara yaklaşımının acı bir tezahürünü vurgulamadan geçilmemelidir: yaşlılık bir risk değil, hayatın gerçeği olup bu korumanın “sigorta” adı altında şarta bağlanarak bir fon oluşturulması kabul edilemez. Söz konusu koruma zaten “Sosyal Devlet” ilkesi gereği Devletin sorumluluğunda olan bir olgu olup, iktidar bu korumayı hiçbir şarta bağlı olmadan herkese eşit olarak sunmalıdır. Halbuki sigorta 211 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2189 ‒ kavramı sadece katılımcıların yararlanabildiği bir süreci içermektedir. O halde iktidara şu soru sorulmalıdır: "Vatandaş sigorta kapsamında değil ise yaşlandığında Devletçe terkedilerek ayrı bir muameleye mi tabi tutulacaktır? " SGK'nın mali dengesindeki bozulmanın tek nedeni aktüeryal bozulma değildir; sağlık harcamalarındaki artış da sistem üzerinde büyük bir baskı yaratmaktadır. Program verilerine göre, 2024 yılında SGK'nın ilaç harcamaları 305,5 milyar TL, tedavi harcamaları ise 663,4 milyar TL'ye ulaşmıştır. 2025 yılı tahmini ise bu kalemlerde sırasıyla 413,8 milyar TL ve 917,2 milyar TL olarak öngörülmüştür. Bu, sadece 2025 yılı için 1 trilyon 331 milyar TL'yi aşan devasa bir sağlık faturası anlamına gelmektedir ve bu eğilimin 2026'da da devam etmesi beklenmektedir. Programın sağlık harcamalarına yönelik yaklaşımı, "verimlilik artışı" ve "rasyonelleşme" olarak sunulsa da önerilen tedbirler yakından incelendiğinde, bunların aslında hizmete erişimi yöneterek talebi kısmaya ve maliyetleri kontrol etmeye yönelik zımni bir mali disiplin (kemer sıkma) politikası olduğu anlaşılmaktadır. Programın genel mali disiplin hedefi ve SGK'nın 2026 bütçe transferi hedefinin GSYH'nin %3,0'ü ile sınırlandırılması, bu devasa sağlık harcama kaleminde mutlak bir kontrolü zorunlu kılmaktadır. Bu kontrolün sağlanması için Program dört temel mekanizma önermektedir: 1. Talep Kontrolü (İlaç): "Akılcı ilaç kullanımı teşvik edilerek ilaç ve tedavi harcamalarını rasyonelleştirecek tedbirler alınacaktır" 2. Talep Kontrolü (Hizmet): "Hizmet basamaklarının etkin kullanımı için sevk zinciri ile katılım payları arasındaki bağlantı güçlendirilecektir" 3. Arz Kontrolü (Fiyat): "İlaç ve tedavi hizmetlerinde daha etkin fiyatlandırma mekanizmaları oluşturulacaktır" 4. Arz Kontrolü (Ödeme): "Beşerî ve tıbbi ürünlerin geri ödeme sisteminde alternatif modellerin kullanılması sağlanacaktır" Bu tedbirler seti, ilaç fiyatlandırmasını ve yüksek maliyetli tedavilerin geri ödeme koşullarını sıkılaştırarak arz yönlü maliyeti ile sevk zincirini katılım payına bağlayarak ve akılcı ilaç kullanımını teşvik ederek talep yönlü maliyeti kontrol etmeyi amaçlamaktadır. 212 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2190 ‒ Özellikle Programda yer alan "sevk zinciri ile katılım payları arasındaki bağlantının güçlendirilmesi" ifadesi, mali disiplin hedefinin vatandaşa yansımasını göstermesi açısından kritiktir. Bu tedbir, aile hekiminden sevk almaksızın doğrudan uzman hekime veya hastaneye başvuran hastalardan daha yüksek katılım payı alınması yoluyla, uzman hizmetine erişimi rasyonelleştirmeyi (caydırıcılık yoluyla zorlaştırmayı) ve bu yolla toplam talebi ve maliyeti düşürmeyi hedefleyen stratejik bir maliyet kontrol adımıdır. Program, 2024 yılında %8,7 olarak gerçekleşen işsizlik oranının, 2025 yılında %8,5'e, 2026 yılında ise %8,4'e gerilemesini hedeflemektedir. İşgücüne katılım oranının (İKO) 2024'te %54,2'den 2026'da %54,4'e; istihdam oranının ise 2024'te %49,5'ten 2026'da %49,8'e yükselmesi hedeflenmektedir. Bu hedefler, Programın geneline yayılan makroekonomik yavaşlama ve dezenflasyon süreciyle uyumlu, ancak istihdam piyasasında yapısal bir sıçramadan ziyade marjinal bir iyileşmeyi yansıtmaktadır. İşsizlikte iki yılda hedeflenen toplam 0,3 puanlık düşüş iddialı bir hedef olarak nitelendirilemez. Programın "İstihdam ve Çalışma Hayatı" bölümünün temel amacı, "ikiz dönüşüm (dijital ve yeşil) sürecinin etkilerinin fırsata dönüştürülmesi" ve "insan kaynağı niteliğinin yükseltilip etkin kullanıldığı verimli bir işgücü piyasasının oluşturulması" olarak belirlenmiştir. Bu yüksek vasıflı dönüşümün ana aracı olarak "Yeşil dönüşüm ve dijital dönüşümün gerçekleştiği sektör ve meslekler incelenerek bu alanlarda aktif işgücü programları (AİP) etkin bir şekilde uygulanacaktır" hedefi konulmuştur. Ancak Programın bu stratejik hedefi ile AİP'leri yürüten İŞKUR'un mevcut operasyonel yapısı arasında ciddi bir uyumsuzluk bulunmaktadır. Programda yer alan veriler AİP harcamalarının ve katılımcı sayısının tarihsel olarak düşük vasıflı ve geçici istihdam sağlayan "Toplum Yararına Programlar" (TYP) ile çoğunlukla mevcut işyerlerinde ücret sübvansiyonu olarak işleyen "İşbaşı Eğitim Programı" (İEP) tarafından domine edildiğini göstermektedir. İkiz dönüşümün gerektirdiği yeni ve yüksek vasıflı becerileri kazandırmaya yönelik yegâne program olan "Mesleki Eğitim Kursları"ndan yararlanan kişi sayısı, 2024 yılında (İEP'ye katılan 65.739 ve TYP'ye katılan 154.052 kişiye kıyasla) sadece 3.405 kişi ile son derece sınırlı kalmıştır. Bu durum, Programın en büyük çelişkilerinden birini oluşturmaktadır. Bir yanda, 2026 sonunda 800 milyar TL’lik devasa bir kaynağa ulaşacak olan İşsizlik Sigortası Fonu (İSF) bulunmaktadır. Diğer yanda, bu fonun kullanılması gereken "ikiz dönüşüm" stratejisi vardır. 213 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2191 ‒ Ancak mevcut operasyonel yapı, bu muazzam kaynağı yüksek teknolojili "Mesleki Eğitim Kursları"na değil, düşük verimli TYP ve İEP'ye aktarmaktadır. Programın "ikiz dönüşüm" hedefine ulaşması, İSF kaynaklarının kullanımında TYP ve İEP'den "Mesleki Eğitim Kursları"na doğru radikal bir bütçe kaydırması yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Mevcut operasyonel yapı, Programın stratejik hedefini desteklemekten uzaktır. Program, dijitalleşmenin getirdiği yeni çalışma biçimlerine (platform çalışanları, uzaktan çalışma) karşı yasaklayıcı bir tutum almak yerine, bu modelleri kayıt altına almayı hedefleyen modern bir yaklaşım benimsemektedir. "Uzaktan çalışma gibi esnek çalışma modellerinin kayıtlı ve güvenceli bir şekilde uygulanması ve yaygınlaştırılması sağlanacaktır" hedefi belirlenmiştir. Bu hedef, Sosyal Güvenlik bölümündeki "Dijitalleşmeyle birlikte geleneksel işyeri kavramının dışında ortaya çıkan yeni çalışma modellerinin sosyal güvenlik sistemiyle uyumlaştırılması için teknik ve hukuki altyapının güçlendirilmesine ilişkin çalışmalar yapılacaktır" politikası ile doğrudan bağlantılıdır. Bu yaklaşım, bu alanlarda hızla artan kayıt dışılığı önlemeyi ve Programın 2026 için belirlediği kayıt dışı istihdam oranını %24,9'a düşürme hedefini desteklemektedir. Bu hedef kapsamında planlanan "risk odaklı denetim ve rehberlik faaliyetleri” ile birlikte yürütülecektir. Program, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) alanında önemli bir tespitte bulunmaktadır. Politika, sadece "iş kazaları" üzerine değil, "İş kazası ve meslek hastalıklarının tespiti ve bildirimi süreçleri iyileştirilecektir" hedefiyle "meslek hastalıklarına" da odaklanmaktadır. Türkiye'de İSG istatistiklerinde meslek hastalıklarının tespiti ve bildirimi, iş kazalarına kıyasla son derece düşük seviyededir. Bu tedbir, İSG alanında göz ardı edilen bu kritik konuya yönelik doğru bir teşhisi yansıtmaktadır. Program, Türkiye'de kadın istihdamının ve işgücüne katılımının önündeki temel engeli net bir şekilde teşhis etmektedir. "Kadın" bölümünde 21 milyon kadının işgücüne dahil olmadığı ve bunun temel nedeninin "bakım ve ev işleriyle meşgul olma" olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu sorunun çözümü için Program, "merkezi yönetim, yerel yönetimler, özel sektör ve STK’larla işbirliğiyle kadın istihdamını artırmak üzere kaliteli, ekonomik ve erişilebilir bakım hizmetlerine (çocuk, yaşlı, engelli bakımı) ilişkin alternatif modeller geliştirilmesi" politikasını önermektedir. Bu politika, Programda yer alan "Bakım Sigortası" hedefiyle de doğrudan ilişkilidir. 214 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2192 ‒ Ancak bu keskin teşhise rağmen Programın 2026 yılı için belirlediği hedef son derece mütevazıdır. 2024 yılında %36,8 olan kadınların işgücüne katılım oranı hedefi, 2026 yılı için yalnızca %37,5 olarak belirlenmiştir. İki yıllık dönemde hedeflenen bu 0,7 puanlık artış, Programın genelindeki mali disiplin baskısının bir yansıması olarak okunabilir. Hedefin bu kadar düşük tutulması, Programda bahsedilen "erişilebilir bakım hizmetleri"nin 2026 yılına kadar yaygın bir altyapıya kavuşturulması için yeterli bütçenin ayrılmayacağının veya bu modellerin pilot aşamada kalacağının zımni bir kabulüdür. Politika teşhisi doğru olsa da hedeflenen sonuç mali kısıtlar nedeniyle iddialı değildir. Engelli hizmetleri alanında Program, geleneksel istihdam politikalarının (kota/ceza yöntemi) denetim yoluyla güçlendirilmesinin yanı sıra, modern politikalara geçişi de hedeflemektedir. Programda, 81 ilde 350 "engelli iş koçu" aracılığıyla danışmanlık hizmeti verildiği ve "engelli bireyin iş öncesi, iş sırası ve iş sonrasında bir iş ve meslek danışmanı tarafından desteklenmesini içeren destekli istihdam modeline ilişkin mevzuat ve personel altyapısı oluşturulacaktır" hedefi yer almaktadır. Bu yaklaşım, engelli bireyleri sadece istatistiksel bir kota doldurmak için değil, işyerinde kalıcı, verimli ve bağımsız olmalarını sağlayacak mekanizmalarla desteklemeyi amaçlayan olumlu ve yapısal bir adımı temsil etmektedir. Programın "Sosyal Hizmetler, Sosyal Yardımlar ve Yoksullukla Mücadele” ile "İstihdam ve Çalışma Hayatı” bölümleri arasında kurulan bağlantı, Programın en tutarlı, iyi tasarlanmış ve yapısal dönüşüm vaat eden politika setlerinden birini oluşturmaktadır. Bu strateji, GSYH'nin %1,01'ine ulaşan sosyal yardım sistemini pasif bir harcama kalemi olmaktan çıkarıp, onu aktif bir istihdam arzı aracına dönüştürmeyi hedeflemektedir. Bu politikanın işleyişi üç temel tedbir üzerine kurulmuştur: 1. Stratejik Amaç (Yardım): Sosyal yardım sisteminin, "işgücüne katılıma mâni olmayacak şekilde... aile odaklı... yeniden kurgulanması". Bu, "yardım tuzağı" riskine karşı alınan bir önlemdir. 2. Operasyonel Araç (Yardım): "Çalışabilir durumdaki sosyal yardım yararlanıcıları tespit edilerek istihdama kazandırılmak üzere İŞKUR sistemine kaydedilecektir" ve bu kişilerin AİP'lere (TYP, Mesleki Eğitim vb.) yönlendirilmesi sağlanacaktır. 3. Teknik Altyapı (İstihdam): Bu sistemin çalışabilmesi için gereken teknik altyapı, "SGK, İŞKUR ve Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü verileri entegre edilecek ve... dar 215 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2193 ‒ gelirli hanelere İŞKUR hizmetlerinin sunumunda öncelik sağlanacaktır" hedefi ile tanımlanmıştır. Bu entegre strateji, hem mali disiplin hedefiyle (sosyal yardım harcamalarını azaltma potansiyeli) hem de istihdam hedefiyle (işgücü arzını artırma) mükemmel bir uyum içindedir. Bu politikanın 2026 yılındaki başarısı, büyük ölçüde Programda tanımlanan kurumlar arası "veri entegrasyonunun" teknik başarısına bağlı olacaktır. 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nın çalışma hayatı ve sosyal güvenlik bölümleri, mali disiplin hedeflerinin sosyal politikalar üzerindeki belirleyici etkisini açıkça göstermektedir. Programın sosyal güvenlik bölümü İktidarca iddia edilen fakat gerçeği yansıtmayan 2023'teki EYT düzenlemesinin yarattığı sözde ağır mali tahribatın gölgesinde şekillenmiştir. Bu bölümde iddialı parametrik reformlardan ziyade, "hasarı yönetme" ve "mevcut bozulmuş durumu koruma" (Aktif/Pasif oranını 1,6'da tutma) hedefi hakimdir. Mali disiplin, büyük ölçüde bütçeden yapılacak 2,3 trilyon TL'lik rekor transfer ve sağlık harcamalarında talep kısıcı tedbirler (örn. sevk zinciri-katılım payı bağlantısı) üzerine kurulmuştur. Uzun vadeli tek yapısal reform önerisi "bakım sigortası” altyapı çalışmasıdır. Programın istihdam bölümü ise, "ikiz dönüşüm” ve "bakım ekonomisi” gibi 21. yüzyılın temel yapısal sorunlarını doğru teşhis etmektedir. Ancak bu teşhislere verilen politika yanıtları (örn. AİP'lerin mevcut yapısı, kadın katılımı hedefleri) 2026 hedeflerine tam olarak yansımamış, hedefler mütevazı kalmıştır. Bu durum, İSF'nin 800 milyar TL’lik devasa kaynağının, stratejik hedefler doğrultusunda etkin kullanılamaması riskini barındırmaktadır. 2026 Bütçe teklifine temel oluşturan 2025 yılına ilişkin olarak Cumhurbaşkanlığınca hazırlanan "Yıllık Ekonomik Rapor 2025"de çelişkili iki tablo sunulmaktadır: Bir yanda parasal sıkılaşma koşullarına rağmen 2024 yılında 988 bin kişilik güçlü bir istihdam artışı sergileyen ve 2025 yılı Ağustos ayı itibarıyla mevsimsel etkilerden arındırılmış bazda %8,5'lik istikrarlı bir işsizlik oranını koruyan bir işgücü piyasası bulunmaktadır. Ancak bu makro istikrarın altında, raporda detaylandırılan derin yapısal zorluklar yatmaktadır. Bu zorluklar arasında sanayi sektöründe yaşanan istihdam kayıpları, gerçek işsizliği daha iyi yansıtan ve en son %28,6 olarak gerçekleşen atıl işgücü oranı ile tarım sektöründe %81,7 gibi endişe verici bir seviyeye ulaşan kayıt dışı istihdam sorunu öne çıkmaktadır. 216 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2194 ‒ Eş zamanlı olarak, raporun "Kamu Maliyesi" bölümü, bu işgücü yapısının doğrudan bir sonucu olarak sosyal güvenlik sistemi üzerinde biriken muazzam maliyet baskısını ortaya koymaktadır. 2025 yılının ilk sekiz aylık döneminde, sosyal güvenlik transferlerini de içeren ana harcama merkezi bütçe giderlerinin %37'sinden fazlasını oluşturmaktadır. Rapor, bu harcamaların "en düşük emekli aylıklarında yapılan iyileştirmeler" ve "emekli bayram ikramiyeleri" gibi doğrudan politika kararlarıyla yönlendirildiğini ve %39 civarında yüksek oranlarda artmaya devam ettiğini teyit etmektedir. Söz konusu iki kısım birlikte ele alındığında, işgücü piyasasındaki yapısal verimsizliklerin sosyal güvenlik sistemi üzerinde nasıl devasa bir finansman açığı yarattığını ve bu durumun "bütçe disiplini" hedeflerini nasıl tehdit ettiği apaçık ortadadır. Rapor, 2024 yılında uygulanan parasal sıkılaşma politikalarına rağmen işgücü piyasasının "güçlü seyrini sürdürdüğünü" ve toplam istihdamın tüm sektörlerde 988 bin kişi arttığını ve 2025 yılının ilk yarısında da bu istikrarın korunduğunu belirtmektedir. Raporda yer alan verilerde 2025 yılı Ağustos ayı itibarıyla Mevsim Etkilerinden Arındırılmış temel göstergeler şu şekildedir:  İşsizlik Oranı: %8,5  İstihdam Oranı: %49,4  İşgücüne Katılım Oranı: %54,0 Rapor, yılın geri kalanında istihdamda ılımlı bir artış öngörmekte ve 2025 yılı geneli için işsizlik oranı beklentisini %8,5 olarak belirlemektedir. Raporda sunulan veriler, işgücüne katılımın, yaratılan net istihdamın hafif üzerinde gerçekleştiğini ve bunun sonucunda işsiz sayısında sınırlı bir artış yaşandığını göstermektedir. Aşağıdaki tablo Raporda yer alan verilerin yıllık değişimini özetlemektedir. Temel İşgücü Göstergeleri Karşılaştırması (Ağustos 2024 - Ağustos 2025) Gösterge (Bin Ağustos 2024 Ağustos 2025 Yıllık Fark (Bin Kişi) Kişi) Çalışma Çağı 65.979 66.458 +479 Nüfus İşgücü 36.251 36.526 +275 217 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2195 ‒ Gösterge (Bin Ağustos 2024 Ağustos 2025 Yıllık Fark (Bin Kişi) Kişi) Toplam İstihdam 33.164 33.420 +256 İşsiz Sayısı 3.087 3.106 +19 Gösterge (%) Ağustos 2024 Ağustos 2025 Yıllık Fark (Puan) İşgücüne Katılım 54,9 55,0 +0,1 Oranı İstihdam Oranı 50,3 50,3 0,0 İşsizlik Oranı 8,5 8,5 0,0 Genç İşsizlik Oranı 15,8 16,4 +0,6 (Kaynak: Yıllık Ekonomik Rapor 2025, TÜİK verilerinden) Bu veriler bizlere şu kritik noktaları göstermektedir: 1. İşgücü Arzı ve Talebi: Çalışma çağı nüfusundaki 479 bin kişilik artışa karşılık, işgücü (çalışan veya aktif iş arayan) 275 bin kişi artmıştır. Aynı dönemde ekonomi 256 bin kişilik net istihdam yaratmıştır. Yaratılan istihdamın, piyasaya yeni girenleri (işgücü) tam olarak karşılayamaması, işsiz sayısına 19 bin kişilik bir ekleme yapmıştır. 2. Genç İşsizliği: En dikkat çekici ve endişe verici gösterge genç işsizlik oranındadır. Toplam işsizlik oranı %8,5'te sabit kalırken, genç işsizlik oranı 0,6 puanlık kayda değer bir artışla %16,4'e yükselmiştir. Bu durum, işgücü piyasasına yeni giren gençlerin istihdama erişimde artan bir zorlukla karşılaştığını göstermektedir. İstihdam piyasası, sektörler arasında belirgin bir ayrışma yaşamaktadır. 2025 yılının ikinci çeyreği itibarıyla:  Hizmet Sektörünün Hakimiyeti: Hizmetler sektörü, toplam istihdamın %58,9'unu (19,2 milyon kişi) oluşturarak piyasanın ana motoru konumundadır. Yıllık bazda 237 bin kişilik net istihdam artışı sağlamıştır.  Sanayi ve Tarımda Kan Kaybı: Aynı dönemde, sanayi istihdamı yıllık 79 bin kişi, tarım istihdamı ise 295 bin kişi azalmıştır. 218 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2196 ‒ 2025 yılının ikinci çeyreğine ait veriler bu eğilimin çeyreklik bazda daha da keskinleştiğini göstermektedir:  Sanayi İstihdamı: -156 bin kişi  Tarım İstihdamı: -95 bin kişi  Hizmet İstihdamı: +174 bin kişi  İnşaat İstihdamı: +36 bin kişi Bu veriler, Türkiye işgücü piyasasının sanayi ve tarımdan hizmetler ve inşaat sektörlerine doğru hızlı bir yapısal kayma içinde olduğunu teyit etmektedir. Raporda sanayi üretim endeksinin ılımlı bir görünüm sergilediği belirtilse de sanayi istihdamındaki bu keskin düşüş sektörün verimlilik, otomasyon veya talep koşulları kaynaklı ciddi bir istihdam daralması yaşadığına işaret etmektedir. Rapor, işgücü piyasasında esnekliğin önemli bir unsuru olarak kısmi zamanlı çalışmayı analiz etmektedir. 2024 yılında Türkiye'de kısmi zamanlı çalışanların istihdam içindeki payı %11,5 olarak kaydedilmiştir. Bu oran, %16,6 olan OECD ortalamasının belirgin şekilde altındadır. Raporda bu esneklik aracı doğrudan "özellikle kadınların... işgücüne katılımını desteklemenin" bir unsuru olarak tanımlamaktadır. Ancak, raporun bir sonraki bölümünde vurgulanan kronik düşük kadın katılım oranı ile bu verinin birleştirilmesi, Türkiye'nin potansiyel işgücünü harekete geçirecek kilit bir politika aracını (kısmi zamanlı çalışma) OECD standartlarına kıyasla yeterince kullanmadığını göstermektedir. Bu durum, iş mevzuatının katılığına veya kültürel engellere işaret etmektedir. Mezkûr rapor, kadınların işgücüne katılımını piyasanın en zayıf noktalarından biri olarak tanımlamaktadır. Türkiye'de kadın işgücüne katılım oranı (15+ yaş) %36,3 olarak gerçekleşmiştir. Raporda belirtildiği üzere, bu oran %53,9 olan OECD ortalamasının çok gerisindedir. Bu açıdan Raporda bu düşük oranın ardındaki tehlikelere dikkat çekilmektedir. Raporda yer alan analize göre Türkiye, "65 yaş üzeri nüfus oranının görece düşük olmasına rağmen" (yani demografik olarak genç bir yapıya sahipken) kadın katılımında diğer ülkelerin gerisinde kalmaktadır. Bu açıdan Raporda geleceğe yönelik iki temel riski vurgulamaktadır: 1. Demografik Risk: Nüfusun yaşlanması ve çalışma çağındaki nüfusun (15-64 yaş) payının azalması, mevcut düşük katılım eğilimini daha da yavaşlatma riski taşımaktadır. 219 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2197 ‒ 2. Ne Eğitimde Ne İstihdamdaki Gençler (NEET): "Ne eğitimde ne istihdamda olan (NEET) gençlerin oranının azaltılması" orta ve uzun vadeli hedefler için kritik bir unsur olarak belirtilmektedir. Aslında sunulan veriler Türkiye'nin demografik bir fırsat penceresini kaçırma riskiyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Ülke, genç nüfus avantajını (düşük 65+ oranı) elinde tutarken, potansiyel işgücünün yarısını (kadınlar) etkin bir şekilde mobilize edememektedir. Nüfusun yaşlanmasıyla bu açığı kapatmak daha da zorlaşacaktır. Bu durum, doğrudan sosyal güvenlik sisteminin gelir (prim) tabanını daraltan birincil faktördür. Raporda kayıt dışı istihdamda uzun vadeli bir iyileşme eğilimi olduğu kabul edilmektedir. Oran, 2010'daki %43,3 seviyesinden 2024'te %26,5'e gerilemiştir. 2025 yılının ikinci çeyreği itibarıyla bu oran %25,9'dur. Ancak yine raporda bu makro oranın ardındaki yapısal kırılmayı net bir şekilde ortaya koymaktadır:  Tarım Sektöründe Kayıt Dışılık: %81,7  Tarım Dışı Sektörlerde Kayıt Dışılık: %16,8 Bu oranlar Türkiye'de kayıt dışılık sorununun tek bir "ulusal" sorun olmadığını, aksine birbirinden tamamen kopuk iki ayrı ekonomik yapının varlığını ortaya koymaktadır. Tarım dışı sektörlerdeki %16,8'lik oran, gelişmekte olan bir ekonomi için yönetilebilir bir seviyeye yakınken, tarım sektöründeki %81,7'lik oran, bu sektörün sosyal güvenlik ve vergi sistemi açısından adeta "kayıp" bir alan olduğunu göstermektedir. Bu durumun sosyal güvenlik sistemi üzerindeki etkisi yıkıcıdır. Tarım sektöründe istihdam edilen 4,6 milyon kişinin neredeyse tamamının (yaklaşık 3,7 milyon kişi) sosyal güvenlik sistemine düzenli prim ödemediği, ancak potansiyel olarak devletin sağlık ve sosyal yardım hizmetlerinden faydalandığı bir yapının varlığı raporda yer alan verilerden anlaşılmaktadır. Söz konusu Raporda kamu maliyesinin 2025 yılında 2023 depremlerinin yol açtığı onarım harcamalarının "yükü" altında olduğunu belirtmektedir. Bu olağanüstü yüke rağmen, bütçe disiplinini korumaya yönelik tasarruf tedbirlerinin uygulandığı ifade edilmektedir. Ancak verilere bakıldığında, 2025 yılının ilk sekiz (Ocak-Ağustos) döneminde merkezi yönetim bütçe harcamaları, geçen yılın aynı dönemine göre %42,8 oranında artmıştır. Raporda yer alan sosyal güvenlik ile doğrudan ilişkili iki ana kalemin ve bu kalemlerin bütçe içindeki devasa boyutu altı çizilmektedir. 220 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2198 ‒ 2025 yılının ilk sekiz ayında, sosyal güvenlik transferlerini de içeren cari transferler 3.350,7 Milyar TL tutarındadır. Bu rakam, aynı dönemdeki 8.891,2 Milyar TL'lik toplam merkezi yönetim bütçe giderlerine oranlandığında, bütçe harcamalarının yaklaşık %37’sinin doğrudan sosyal güvenlik ve sosyal transferlere gittiği tespit edilmektedir. Bu bulgu, iktidar tarafından deprem harcamalarının bir "yük" olarak belirtilmesine rağmen esasında sosyal harcamaların bütçenin yapısal ve kalıcı ana gövdesini oluşturduğunu göstermektedir. Keza Sosyal Güvenlik Kurumunun mali istatistiklerinde 2025 Ocak-Ağustos dönemi için yapılan bütçe transferi tutarının toplamda 1.288.217.705.000 TL olduğu görülmektedir. Aynı dönemde SGK’nın prim gelirleri 2.492.193.177.000 TL ve devlet katkısı 558.643.169.000 TL olup devlet katkısı hariç tutulduğunda primlerin giderleri karşılama oranı %69,4 olup devlet katkısı dahil edildiğinde bu oran %97,9 olarak gerçekleşmiştir. SGK’nın ilgili dönem için toplam açık finansmanı ihtiyacı 75.018.000.000 TL olarak gerçekleşmiştir. Yani esasında Sosyal Güvenlik Kurumuna bütçeden aktarılan tutar aslında toplam giderlerin sadece %14’üne tekabül etmektedir. Raporda, %39,2 artan "Cari Transferler" kaleminin ana kaynağının %36,6 artış gösteren "sağlık, emeklilik ve sosyal yardım giderleri" olduğunu belirtmektedir. Fakat SGK mali istatistikleri bütçe giderlerindeki söz konusu artışın sadece enflasyonist ortamdan ve SGK açıklarından kaynaklanan otomatik artışlar olmadığını, aynı zamanda doğrudan politika kararlarıyla yönlendirildiğini göstermektedir. Aslında 2025 yılı ekonomik verileri bizlere Türkiye ekonomisinin temel bir yapısal açmazı ortaya çıkmaktadır: Sosyal harcamalar, matematiksel olarak sürdürülemez bir finansman denklemi içindedir. Potansiyel işgücünün yarısı olan milyonlarca kadın, %36,3'lük katılım oranıyla işgücü piyasasının büyük ölçüde dışındadır. Tarım sektöründe çalışan 4,6 milyon kişinin %81,7'si kayıt dışıdır ve sisteme prim katkısı sağlamamaktadır. Sosyal güvenlik ve sosyal transfer harcamaları birlikte bütçenin %41'ini tüketmektedir. Fakat bunun sadece %14’ü sağlık ve emeklilik ödemelerinden oluşmaktadır. Her ne kadar Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Eylül 2025'te yayımlanan 2026-2028 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programın (OVP) temel hedefleri; "mali disiplinin korunması", "enflasyonun orta vadede tek haneye düşürülmesi" ve "sürdürülebilir büyüme" olarak tanımlansa da bu sürdürülebilir büyüme hedefinin alt bileşenleri olan "beşeri sermayenin güçlendirilmesi", "işgücü piyasasının daha etkin hale getirilmesi" ve "ekonomide kayıt dışılığın azaltılması" gibi elzem yapısal reformların ertelenmesi, cari transferlerin bütçe üzerindeki sürdürülemez yükünü artırmaya devam edecektir. 2026-2028 Orta Vadeli Programı, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu en derin 221 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2199 ‒ ve birbirine bağlı iki yapısal sorunu olan işgücü piyasası verimsizlikleri ve sosyal transfer sisteminin mali sürdürülemezliği konusunda doğru niyetleri ortaya koymakta, ancak bu hedeflere ulaşmak için gereken somut, ölçülebilir ve takvimlendirilmiş eylem planlarını sunmakta yetersiz kalmaktadır. Programın paydaşlar (piyasa aktörleri, yatırımcılar, iş dünyası ve sosyal taraflar) için hayati önem taşıyan politika detaylarında stratejik boşluklar bulunmakta, Programın yapısal reform gündemi zayıf kalmaktadır. Program, "işgücü piyasasının daha etkin hale getirilmesi" hedefini, 2025 Yıllık Ekonomik Raporu'nda vurguladığı yüksek genç işsizliği ve katı piyasa yapısı sorunlarını çözecek spesifik politikalarla (örn. erişilebilir çocuk bakım hizmetleri, yeni nesil esnek çalışma modellerine yönelik mevzuat düzenlemeleri, âtıl işgücünü (NEET) hedefleyen aktif programlar) desteklememektedir. Maalesef bu detaylar gerek bütçe teklifinde gerekse OVP metninde bulunmamaktadır. Program, "mali disiplini" temel bir çıpa olarak belirlemesine rağmen, bu disiplinin önündeki en büyük risk olan sosyal güvenlik açıklarının nasıl yönetileceğine dair somut bir yol haritası sunmamaktadır. Bu bulgular ışığında Programın "mali disiplin" ve "yapısal reform" anlatılarının kredibilitesi üzerinde ciddi bir risk oluşmaktadır. Program, ne yapılacağını söylemekte (örn: "işgücü piyasasını etkinleştirmek"), ancak nasıl (politikalar), ne kadar (sayısal hedefler) ve ne zaman (takvim) yapılacağını belirsiz bırakmaktadır. Bu belirsizlik bizlere söz konusu reformların ya henüz teknik detaylarıyla kararlaştırılmadığını ya da siyasi ve sosyal maliyetleri nedeniyle kasıtlı olarak muğlak bırakıldığını göstermektedir. Orta Vadeli Program'ın (OVP) temel hedeflerinden biri, "beşerî sermayenin güçlendirilmesi" ve "işgücü piyasasının daha etkin hale getirilmesi" yoluyla sürdürülebilir büyümeyi sağlamaktır. 2025 Yıllık Ekonomik Raporu, Türkiye işgücü piyasasının mevcut durumunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Ağustos 2025 itibarıyla elde edilen veriler, makroekonomik sıkılaşma politikalarının sürdüğü bir konjonktürde dahi, işgücü piyasasının temel göstergelerinde derin bir atalet ve yapısal sorunların devam ettiğini göstermektedir. İlk bakışta dezenflasyon sürecinin ve ekonomik yavaşlamanın ortasında işsizlik oranının artmaması olumlu bir gelişme gibi yorumlanabilir. Ancak bu manşet veriler iki temel ve daha endişe verici yapısal sorunu maskelemektedir. İşsizlik oranındaki (%8,5) istikrar, olumlu bir istihdam yaratma kapasitesinden ziyade, işgücüne katılım oranında yapısal düşüklüğün (%53,5) doğrudan bir yansımasıdır. OECD ortalamalarının çok altındaki bu katılım oranı, potansiyel işgücünün önemli bir kısmının iş aramaktan vazgeçerek veya hiç işgücü piyasasına girmeyerek 222 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2200 ‒ istatistiksel olarak "işsiz" sayılmadığını göstermektedir. Bu olgu işsizlik oranını yapay olarak düşük tutmakta ve piyasanın gerçek âtıl kapasitesini gizlemektedir. Manşet işsizlik verisi durağan seyrederken, en endişe verici sinyal genç işsizlik oranından gelmektedir. 15-24 yaş grubundaki genç işsizlik oranı, Eylül 2025’te %14,9 olarak gerçekleşmiştir. Bu kritik ayrışma, uygulanan sıkı para politikasının ve yavaşlayan iç talebin faturasının, işgücü piyasasına yeni girmeye çalışan genç nüfus tarafından ödendiğini göstermektedir. İstihdam edilenlerin işlerini koruduğu (işgücü piyasası katılığı), ancak yeni iş yaratma kapasitesinin durduğu bir "son giren, ilk çıkar" (veya "hiç giremez") senaryosu ortaya çıkmaktadır. Bu durum, OVP'nin "beşerî sermayenin güçlendirilmesi" hedefiyle doğrudan ve tehlikeli bir çelişki içindedir; zira en dinamik beşerî sermaye, piyasa dışında âtıl kalarak aşınmaktadır. OVP, "işgücü piyasasının daha etkin hale getirilmesi" hedefini Programın merkezine yerleştirmektedir. Bu hedefe ulaşmanın, 2025 Yıllık Raporu'nun da teşhis ettiği yapısal sorunlar ışığında, üç temel politika müdahalesi gerektirdiği açıktır: verimliliği ve istihdam yaratmayı teşvik edecek işgücü piyasası esnekliği, işgücüne katılımın yükseltilmesi ve artan genç işsizliğini tersine çevirecek âtıl işgücünün azaltılması. Ancak OVP metni üzerinde yapılan ve politika adımlarını arayan detaylı incelemeler, Programın tam da bu üç alanda somut politika üretmekten kaçındığını göstermektedir. Bu durum, "politika boşluğu" olarak tanımlanabilecek stratejik bir zafiyettir Türkiye işgücü piyasasının temel sorunlarından biri olan katılık, verimlilik artışının ve formel istihdam yaratılmasının önündeki en büyük engellerden biridir. "Yeni nesil çalışma biçimleri", "kısmi süreli çalışma", "uzaktan çalışma" veya "belirli süreli sözleşmeler" gibi esnek çalışma modellerini güvenceli bir çerçevede (güvenceli esneklik) yaygınlaştıracak spesifik mevzuat düzenlemeleri veya teşvik mekanizmaları OVP metninde yer almamaktadır. Ailelerin işgücü piyasasına girişinin önündeki en büyük engel olan bakım yükümlülüklerinin çözümü olan "erişilebilir, yaygın ve kaliteli çocuk bakım hizmetleri"nin kamu-özel sektör işbirliğiyle nasıl finanse edileceği ve yaygınlaştırılacağına dair somut, bütçelendirilmiş adımlar da OVP metninde bulunmamaktadır. Yine genç işsizliğindeki endişe verici artışa rağmen, "Ne Eğitimde Ne İstihdamda" (NEET) olan bu âtıl işgücünü hedefleyen, sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücünü yetiştirecek spesifik aktif işgücü programları (örn: beceri geliştirme, çıraklık, işbaşı eğitim) ve bu programların hedefleri OVP metninde detaylandırılmamıştır. 223 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2201 ‒ Programın bu üç kritik alandaki sessizliği, stratejik bir tercihe işaret etmektedir: OVP, işgücü piyasasındaki yapısal sorunları çözmek için spesifik reformlardan ziyade, öncelikle makroekonomik istikrarın (dezenflasyon) sağlanmasına güveniyor görünmektedir. Makro istikrar, yapısal reformlar için gerekli bir şart olsa da yeterli bir şart değildir. Bu yapısal ve mikro düzeydeki müdahaleler (esneklik, çocuk bakımı, beceri geliştirme) olmadan, Türkiye ekonomisi dezenflasyon sürecini başarıyla tamamlasa dahi, düşük katılımlı, düşük verimli, yüksek âtıl kapasiteli ve kronik genç işsizliği sorunu yaşayan bir işgücü piyasası yapısı ile baş başa kalacaktır. 2026-2028 OVP'sinin en temel vaadi, makroekonomik istikrarın bir ön koşulu olarak "mali disiplinin korunması"dır. Bu analitik değerlendirme, söz konusu mali disiplin hedefinin önündeki en büyük yapısal riskin, reforme edilmediği takdirde yönetilemez bir boyuta ulaşma eğilimi gösteren sosyal güvenlik sisteminin mali dengesizliği olduğunu savunmaktadır. Bu bölüm, OVP'nin kendi bütçe verilerini kullanarak bu riskin boyutunu teşhis etmekte ve Programın bu riski yönetmek için sunduğu (veya sunmadığı) politika çerçevesini eleştirel bir süzgeçten geçirmektedir. OVP'nin kamu maliyesi hedefleri, sosyal güvenlik sisteminden kaynaklanan yükün boyutunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Programın kendi projeksiyonları, bu yükün bütçe üzerinde artan bir baskı unsuru olduğunu teyit etmektedir OVP'nin Kamu Kesimi Genel Dengesi tablosu, sosyal güvenlik sistemi açıklarını ve ilgili diğer sosyal destekleri finanse etmek için kullanılan "Transfer Harcamaları" kaleminin nominal olarak hızla büyüdüğünü göstermektedir. Bu kalem, 2026 yılında 5.033,1 milyar TL iken, Program sonunda 2028 yılı için 6.406,9 milyar TL olarak öngörülmüştür. Aynı dönemde (2025-2028), GSYH'nin 77.257 milyar TL'den 101.397 milyar TL'ye (toplam %31,2 artış) yükselmesi hedeflenirken, transfer harcamalarındaki artışın %27,2'de kalması hedeflenmektedir. Bu projeksiyon, Programın transfer harcamalarının GSYH'ye oranını azaltmayı başarmayı varsaydığını göstermektedir. Risklerin gerçek boyutu, 2026 yılı için belirlenen bütçe ödenek tavanlarını gösteren tabloda daha net görülmektedir. Sosyal güvenlik açıklarının finansmanı, doğrudan Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinden yapılmaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın kendi bütçe tavanı ise bu devasa transferlerin yanında idari bir gider kalemi olarak kalmaktadır; sistemin asıl mali yükü Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yönetilmektedir. Bu veriler ışığında varılan analitik sonuç şudur: OVP'nin "mali disiplin" hedefi, doğrudan doğruya sosyal güvenlik sistemine yapılan ve bütçenin en büyük harcama kalemlerinden birini oluşturan bu transferlerin kontrol altına alınmasına bağlıdır. Bu kontrol, ancak ve ancak 224 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2202 ‒ sistemin gelir (prim) ve gider (emekli aylığı ve sağlık harcamaları) dengesini düzeltecek yapısal reformlarla mümkündür. Sosyal güvenlik sisteminin mali yükünü hafifletmenin yolu, sistemin aktüeryal dengesini (mevcut ve gelecekteki yükümlülükler ile gelirler arasındaki denge) iyileştirecek yapısal reformlardan geçmektedir. Ancak OVP, bu reformların nasıl yapılacağı konusunda stratejik bir sessizlik içindedir. Program üzerinde yapılan detaylı inceleme, "mali disiplin" vaadine rağmen, sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliğine ilişkin hiçbir spesifik politika adımının Programda yer almadığını doğrulamakta; Programda özellikle Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesinin getirdiği ek mali yükü dengeleyecek sistemin aktüeryal dengesinin yeniden kurulmasına yönelik hedefler, kayıt dışılıkla mücadele yoluyla prim tabanının genişletilmesi için somut adımlar veya sistem üzerindeki yükü azaltmak için mevcut teşviklerin rasyonelleştirilmesi/sonlandırılması gibi kritik politika başlıkları bulunmamaktadır. Bu politika boşluğunun stratejik sonucu son derece ciddidir: OVP'nin bu alanda (en azından kamuoyuna açıklanan metinde) reform yapmamayı seçtiğini veya en azından bu siyasi olarak zorlu adımları (özellikle 2028 hedefli bir planda) taahhüt etmekten kaçındığını göstermektedir. Eğer sosyal güvenlik sisteminde yapısal reformlar yapılmazsa, devasa transfer harcamalarının, Programın öngördüğü gibi GSYH'ye oranla azalması mümkün olmayacak, aksine artma eğilimine devam edecektir. Bu durumda, "mali disiplin" hedefi, harcama reformuyla (kaliteli konsolidasyon) değil, ya gelir artırıcı önlemlerle (ekonomik aktiviteyi yavaşlatacak vergi artışları) ya da üretken kamu harcamalarını (eğitim, sağlık, altyapı yatırımları) kısıtlayıcı önlemlerle (düşük kaliteli konsolidasyon) sağlanmak zorunda kalacaktır. Her iki senaryo da OVP'nin temel amacı olan "sürdürülebilir büyüme" hedefiyle doğrudan çelişmektedir. Politika adımlarının yokluğuna ek olarak, OVP, sosyal güvenlik sisteminin mali sağlığını izlemek için gereken en temel performans göstergelerini ve hedeflerini de kamuoyuna sunmamaktadır. Bir sistemin mali riskini yönetebilmek için öncelikle o riski şeffaf bir şekilde ölçmek gerekir. İşgücü piyasasındaki yapısal atalet ve sosyal güvenlik sistemindeki mali sürdürülebilirlik açığı analitik olarak tek bir kilit taşında kesişmektedir: Kayıt dışılık. 225 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2203 ‒ Kayıt dışılık, Türkiye ekonomisinin sadece bir semptomu değil, aynı zamanda en derin yapısal sorunlarının hem nedeni hem de sonucu olan karmaşık bir olgudur. OVP'nin hedeflerini doğrudan etkileyen çift yönlü bir tahribata yol açmaktadır: 2025 Yıllık Ekonomik Raporu, yüksek kayıt dışı istihdam oranının yapısal bir sorun olarak altını çizmektedir. Bu durum, OVP'nin "işgücü piyasasının daha etkin hale getirilmesi" hedefini doğrudan baltalamaktadır. Kayıt dışı istihdam kayıt dışı firmalar ve çalışanlar, teknolojiye, eğitime ve sermayeye erişimde zorluk yaşar, bu da ulusal verimlilik seviyesini aşağı çeker, yasal yükümlülüklerini (prim, vergi) yerine getiren formel işletmeler üzerinde haksız bir maliyet baskısı oluşturur, bu da formel istihdam yaratma kapasitelerini sınırlar ve çalışanları sosyal güvenceden (sağlık, emeklilik) ve yasal korumalardan (iş güvencesi, kıdem tazminatı) mahrum bırakır, bu da "beşeri sermayenin güçlendirilmesi" hedefiyle taban tabana zıttır. Kayıt dışılığın en yıkıcı etkisi kamu maliyesi ve sosyal güvenlik sistemi üzerinde görülmektedir. Yüksek kayıt dışı istihdam, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) en temel gelir kalemi olan prim gelir tabanını doğrudan aşındırmaktadır. Prim gelirleri sistematik olarak potansiyelinin altında kaldığında, sistemin aktüeryal dengesi kaçınılmaz olarak bozulmaktadır. Bu süreç aslında Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinden SGK'ya aktarılan trilyonlarca liralık devasa "Cari Transferler" ve "Devlet Primi Giderleri"nin temel nedenidir. Bu entegre analizin stratejik çıkarımı şudur: Kayıt dışılıkla mücadele, marjinal bir "vergi denetimi" konusu değil, OVP'nin temel vaatleri olan hem "etkin işgücü piyasası” hem de "mali disiplin" için ön koşul niteliğinde, merkezi bir yapısal reform politikasıdır. Bu sorunu çözmeden ne işgücü piyasası sorunları ne de sosyal güvenlik açıkları kalıcı olarak çözülebilir. OVP, sorunun farkındalığını metne yansıtmaktadır. Program hem Giriş hem de Genel Değerlendirme bölümlerinde "ekonomide kayıt dışılığın azaltılması" hedefini sürdürülebilir büyümenin bir bileşeni olarak defalarca belirtmektedir. Ayrıca, önceki OVP (2025-2027) döneminde de "kayıt dışılıkla mücadele... yönelik iyileştirici uygulamalar kararlılıkla sürdürülmüştür" ifadesine yer vermektedir. Ancak 2026-2028 dönemi için bu hedefin nasıl başarılacağına dair somut bir eylem planı sunulmamaktadır. Programda bu kritik kilit taşının çözümü için reform alanında da ciddi politika ve takvim boşlukları bulunmaktadır. Program, kayıt dışılıkla mücadelede hangi yöntemlerin kullanılacağına dair spesifik bilgiler içermemektedir. Güncel ve etkin mücadele için kritik önem taşıyan "yapay zekâ", "büyük veri" analitiği ve risk odaklı analiz gibi teknoloji 226 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2204 ‒ yoğun denetim mekanizmalarının nasıl kullanılacağına, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasındaki veri entegrasyonunun nasıl güçlendirileceğine dair somut politika adımları metinde yoktur. Daha da önemlisi "kayıt dışı istihdam denetim" reformlarının ne zaman hayata geçirileceğine dair bir zaman çizelgesi de metinde bulunmamaktadır. Stratejik olarak Programın hem işgücü piyasasını hem de kamu maliyesini istikrara kavuşturacak bu kilit taşı reform (kayıt dışılıkla mücadele) için eyleme geçirilebilir, teknoloji odaklı ve takvimlendirilmiş bir plan sunamaması, OVP'nin genel yapısal reform gündeminin en zayıf halkasıdır. Hedef belirlenmiş, ancak hedefe giden yol haritası çizilmemiştir. Programda yer alan politika, hedef ve takvim eksiklikleri, farklı paydaş grupları için somut ve öngörülebilir riskler yaratmaktadır: Programın "mali disiplin" vaadi, yatırımcılar için temel çıpadır. Ancak bu analizin ortaya koyduğu gibi, bu vaat, bütçenin en büyük risk kalemi olan sosyal güvenlik harcamalarının nasıl kontrol altına alınacağına dair somut bir yapısal reform ile desteklenmemektedir. Bu durum, yatırımcılar için iki olumsuz senaryo anlamına gelmektedir: Bütçe açığı hedeflerinin transfer harcamaları nedeniyle tutturulamaması ve borçlanma ihtiyacının artması veya bu açığı kapatmak için özel sektör ve hanehalkları üzerinde ek vergi yükleri getirilmesi riskidir. Programın "etkin işgücü piyasası" hedefi, iş dünyasının verimlilik ve küresel rekabetçilik için temel talebidir. Ancak, "yeni nesil esnek çalışma" modellerine dair bir yol haritasının olmaması, mevcut katı yapının devam edeceğini ve verimlilik artışının önünde bir engel olmayı sürdüreceğini göstermektedir. Ayrıca, kayıt dışılıkla mücadele politikalarının somutlaşmaması, yasalara uyan formel işletmeler aleyhine olan haksız rekabetin de devam edeceği anlamına gelmektedir. Program, "beşerî sermayenin güçlendirilmesi” vaadinde bulunmaktadır. Ancak 2025 Raporu'nun teşhis ettiği düşük kadın katılımı ve artan genç işsizliği gibi temel sorunları çözecek somut adımların atılmaması, bu dezavantajlı gruplar için ekonomik fırsatların Program döneminde de sınırlı kalacağını göstermektedir. Program, önceki OVP'lerdeki (2025-2027) 79 tedbirin takibinden bahsetse de 2026-2028 dönemi için yeni nesil, somut ve takvimlendirilmiş reformları sunmayarak bir "reform duraklaması" veya "reform yorgunluğu" riskini barındırmaktadır. Politikaların 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'na ötelenmesi, bu zorlu yapısal kararların üç yıllık bir taahhüt olmaktan çıkarılıp yıllık, konjonktürel kararlara indirgenmesi riskini taşımaktadır. 227 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2205 ‒ En temel risk, "makro-yapısal kopukluktur". Program, tüm enerjisini dezenflasyonu sağlamaya odaklarken, bu dezenflasyon sağlandıktan sonra ekonominin hangi yapısal temelde büyüyeceğini gösteren yapısal reformları (işgücü, sosyal güvenlik) ertelemiş veya muğlak bırakmış görünmektedir. Bu strateji, Türkiye'yi enflasyonu düşmüş ancak verimsiz, düşük katılımlı, yüksek âtıl işgücüne sahip ve sosyal güvenlik açıkları nedeniyle mali açıdan kronik olarak kırılgan bir "istikrarlı durgunluk" patikasına hapsetme riski taşır. ÇSGB bütçesi, doğası gereği, ekonomik yavaşlama dönemlerinde (dezenflasyon programlarının tipik bir yan etkisi) otomatik stabilizatör olarak devreye giren (örn. işsizlik sigortası ödemeleri, sosyal yardımlar) ve harcamaları artan bir yapıdadır. Ancak OVP, tam tersine, enflasyonla mücadele için harcamaların kısılmasını talep etmektedir. Dolayısıyla, 2026 bütçe teklifi ve performans hedefleri, bu ikili hedef çatışmasının bir yansımasıdır. Bu analiz, bütçe programlarının bu çatışmayı nasıl çözdüğünü, hangi hedeflerin önceliklendirildiğini ve hangi alanların bu süreçte "feda edildiğini" ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bütçenin ezici çoğunluğu, "katı" ve "talebe dayalı" harcama kalemlerinden oluşmaktadır. Bu kalemler, esas olarak personel giderleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) aktarılan devlet katkıları ile İŞKUR'a yapılan işveren prim teşviki ödemelerini içeren "Cari Transferler"dir. Bu harcamalar, yasal zorunluluklara ve ekonomik koşullara (işsiz sayısı, sigortalı sayısı vb.) bağlı olup, idari bir kararla kolayca kısıtlanamaz. Bu yapı, OVP'nin "mali disiplin" hedefinin, Bakanlığın bütçesindeki çok daha küçük ve "ihtiyari" olan operasyonel programlar (örn. sosyal yardım projeleri, eğitim faaliyetleri, farkındalık kampanyaları) üzerinde orantısız bir baskı yaratmasına neden olmaktadır. İşsizlik oranı, programın en üst düzey başarı göstergesidir. Hedeflerin zaman içindeki evrimi, politika yapıcıların beklentilerini anlamak açısından kritiktir: Bütçe teklifindeki gerekçeler, mali disiplin önceliğini teyit eden önemli bir politika tercihini ortaya koymaktadır: Esnaf Ahilik Sandığı'nın uygulanması 1 Ocak 2028 tarihine ertelenmiştir. Bu erteleme, teknik bir ayrıntıdan ziyade, OVP döneminin (2026-2028) ana önceliğinin "dezenflasyon" ve "mali istikrar" olduğunu gösteren stratejik bir karardır. Esnaflar için yeni bir sosyal koruma mekanizmasının devreye alınmasının getireceği ek mali yük (hem işverene prim yükü hem de devlete katkı payı yükü), kısa vadeli makroekonomik istikrar hedefleriyle çeliştiği değerlendirilerek OVP döneminin sonrasına ötelenmiştir. Bu, kısa vadeli istikrarın, uzun vadeli 228 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2206 ‒ yapısal sosyal reformlara (esnafın sosyal güvencesi) tercih edildiğini gösteren net bir politika seçimidir. 2026 yılı için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesi, sosyal güvenlik ve iş güvencesi alanındaki ihtiyaçların finansmanına önemli ölçüde odaklanırken, mevcut ekonomik kriz ve işsizlik rakamları düşünüldüğünde daha fazla değerlendirmeye tabi tutulabilir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın kayıt dışı istihdamı azaltmak için yürüttüğü faaliyetlere ayrılan bütçenin artırılması, istihdamın kayıt altına alınmasında pozitif etkiler yaratabilir; fakat bu önlemlerin yalnızca ekonomik teşviklerle değil, denetim ve yaptırımlarla desteklenmesi gereklidir. Bu çerçevede işsizlikle mücadeleye ayrılan kaynakların dağılımı ve etkinliği de sorgulanmaktadır. Çünkü özellikle genç işsizlik oranlarının yüksekliği artık toplumsal yapıyı tehdit eden bir olgu haline gelmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bütçe programlarında toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama, genç istihdamı artırma ve iş sağlığı gibi alanlara odaklanması olumlu olduğu görülse de bu kaynakların etkin kullanımı hakkında gerek göstergelerin aksine uygulamaları işaret etmesi gerekse şeffaflık ve denetim eksikliği dikkat çekicidir. 2025 Yılı Yasal Düzenlemeleri: Mali Disiplin Kılıfı Altında Sosyal Devletin Tasfiyesi 2025 yılı Bütçe teklifi OVP ve Ekonomik Hedefler ile birlikte ele alındığında bu çerçevede özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne iktidar tarafından sunulan kanun teklifleri, ilk bakışta bütçe disiplinini sağlamayı, kayıt dışılıkla mücadele etmeyi ve vergi adaletini güçlendirmeyi hedefleyen bir dizi teknik düzenleme paketi olarak görülebilir. Ancak tekliflerin özellikle genel gerekçesinde kullanılan meşrulaştırıcı dilin ve maddelerin teknik detaylarının ardına bakıldığında, karşımıza çıkan manzara çok daha derin ve endişe verici bir siyasi-ekonomik projenin ana hatlarını çizmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik alanına ilişkin getirilen düzenlemeler, münferit mali ayarlamalardan ibaret olmayıp, Anayasa'nın 2’nci maddesinde tanımlanan "sosyal devlet" ilkesini temelden sarsan, yükü sistematik olarak emeğin, emekliliğin ve dar gelirli kesimlerin omuzlarına yıkan, buna karşılık belirli sermaye gruplarına ve uluslararası organizasyonlara cömert imtiyazlar tanıyan tutarlı bir kapitalist saldırının yasal metne dökülmüş halidir. "Sürdürülebilirlik", "mali disiplin" ve "aktüeryal denge" gibi teknokratik ve nötr görünümlü kavramlar ardına gizlenen bu düzenlemeler, aslında toplumun en kırılgan kesimlerini hedef alan, sosyal koruma kalkanlarını zayıflatan ve kamusal dayanışma ruhunu aşındıran bir servet 229 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2207 ‒ transferi mekanizması işlevi görmektedir. İktidarca sosyal güvenlik ve çalışma hayatında yapılan düzenlemeler, bir yandan hizmet borçlanması maliyetlerini fahiş oranlarda artırarak emeklilik hakkına erişimi zorlaştırırken, diğer yandan emeklinin anayasal güvence altındaki maaşına devlet eliyle haciz getirilmesinin önünü açmaktadır. İstihdam üzerindeki prim yüklerini artırarak ve teşvikleri budayarak kayıtlı ekonomiyi cezalandırırken, uluslararası bir spor devine tam vergi muafiyeti tanımakta bir beis görmemektedir. Bu çelişkiler, teklifin temel karakterini ortaya koymaktadır: Bütçe açıklarını kapatma bahanesiyle, sosyal hakları birer maliyet unsuru olarak gören, kamusal sorumlulukları ise seçici bir biçimde dağıtan bir anlayışın tezahürüdür. İktidar kanadınca yapılan düzenleme ile 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu'nda yer alan devlet katkısı oranını düzenleyen hükmü değiştirilmektedir. Mevcut sabit oran yerine, Cumhurbaşkanı'na "bu oranı yüzde ellisine kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye" yetkisi verilmektedir. Madde gerekçesi bu adımı, "tasarrufların artırılması", "kamu mali dengesinin gözetilmesi" ve "dengeli büyüme sağlanması" gibi olumlu hedeflerle meşrulaştırmaktadır. Ancak bu teknik ve masum görünen yetki devri, aslında Bireysel Emeklilik Sistemi'nin (BES) temelini oluşturan en önemli güvenceyi, yani devlet katkısının öngörülebilirliğini ve güvenilirliğini ortadan kaldıran son derece tehlikeli bir adımdır. Bu düzenlemenin altında yatan gizli neden-sonuç ilişkisi, devletin vatandaşa verdiği bir taahhütten tek taraflı olarak ve keyfi bir biçimde cayabilmesinin yasal zeminini hazırlamaktır. BES, vatandaşların uzun vadeli tasarruf yapmalarını teşvik etmek amacıyla kurulmuş bir sistemdir ve bu sistemin en cazip, en temel unsuru devletin sağladığı katkı payıdır. Milyonlarca insan, bu güvenceye dayanarak gelirlerinin bir kısmını on yıllarca kilitlenecek bir sisteme aktarmaktadır. Söz konusu düzenleme, bu hak temelli güvenceyi, bütçe disiplini ve "mali hedefler" gerekçe gösterilerek her an geri alınabilecek konjonktürel bir lütfa dönüştürmektedir. Yapılan düzenleme ile oluşturulan politikanın işleyiş mekanizması, sistemin ruhuna aykırıdır ve yıkıcı etkilere sahiptir. Bir tasarruf sahibinin 10, 20 veya 30 yıl sonraki emekliliğini planlarken dayandığı en temel varsayım, devlet katkısının devam edeceğidir. Bu katkının oranının "sıfıra kadar" indirilebilme ihtimali, sistemin öngörülebilirliğini tamamen yok eder. Bu belirsizlik, uzun vadeli tasarruf eğilimini teşvik etmek yerine baltalar ve iktidarın "tasarrufların artırılması" iddiasının tam aksine, bu düzenleme tasarrufları cezalandırma riski taşır. Vatandaş, "kamu mali dengesi" bozulduğunda ilk feda edilecek kalemin kendi birikimlerine yapılan devlet katkısı olacağını bilerek neden bu sisteme güvensin ve parasını yatırsın? Bu durum, sistemden toplu çıkışları tetikleyebilir ve fon büyüklüklerinin hedeflenenin 230 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2208 ‒ aksine erimesine yol açacaktır. Bu düzenleme hükümete bütçe sıkıştığında kolayca kesinti yapabileceği yeni bir "mali ayar vanası" sunmaktadır. Ancak bu vana, milyonlarca insanın geleceğe yönelik birikim umutlarına bağlıdır. Kısa vadeli bütçe açıklarını yönetmek adına, ülkenin en önemli uzun vadeli tasarruf mekanizmalarından birinin feda edilmesi, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Geniş kapsamlı etki açısından bu tür düzenlemeler, hukuki güvenlik ilkesini de zedelemektedir. Vatandaşların mevcut yasalara güvenerek girdikleri uzun vadeli bir mali ilişkinin kurallarının, yürütmenin tek taraflı bir kararıyla bu denli köklü bir şekilde değiştirilebilmesi, devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisini temelden sarsar. Bu düzenleme, BES'in temeline yerleştirilmiş bir dinamitten farksızdır ve sistemin sürdürülebilirliğini, iktidarca iddia edilenin aksine, güçlendirmek yerine ciddi bir tehdit altına sokmaktadır. Yine 2025 yılında yapılan yasal değişiklikler, sosyal güvenlik sisteminin temel parametrelerini, gerekçelerde sunulan "aktüeryal dengeyi koruma" söyleminin aksine, doğrudan doğruya vatandaş ve küçük-orta ölçekli işveren aleyhine değiştiren bir dizi düzenlemeyi içermektedir. Bu maddeler bir bütün olarak incelendiğinde, sosyal güvenlik sisteminin bir "hak" temelli güvence mekanizması olmaktan çıkarılıp, maliyeti sürekli artan ve erişimi zorlaştırılan bir "yükümlülükler" bütününe dönüştürülmek istendiği açıkça görülmektedir. "Sürdürülebilirlik" retoriği, aslında yükün sermayeden ve servetten alınıp, ücretli çalışanların, emeklilik bekleyenlerin ve istihdam yaratan işletmelerin üzerine kaydırılmasını perdeleyen işlevsel bir araç olarak kullanılmaktadır. İktidarca yapılan düzenlemeler, en başta çalışma hayatında çeşitli nedenlerle kesintiler yaşayan, prim gün sayılarını tamamlamakta zorlanan milyonlarca insanı doğrudan hedef almaktadır Düzenlemelerin temelinde yatan asıl neden-sonuç ilişkisi, yasa metninde açıkça ifade edilenden çok daha derindir. Ücret üzerinde yapılan vergi ve prim yükü değişiklikleri, basit bir maliyet artışından öte, yasal bir değişiklik olmaksızın fiili bir emeklilik yaşı artışı politikasıdır. Şöyle ki prim gün eksiği olan ve yasal emeklilik yaşına gelmiş bir vatandaş, borçlanma maliyetindeki bu devasa artış nedeniyle on binlerce, hatta yüz binlerce liralık ek yükü karşılayamayacaktır. Düşük ve orta gelirli vatandaşların bu denli büyük meblağları karşılayacak birikimlerinin olmadığı bir ekonomik gerçekliktir. Dolayısıyla borçlanma seçeneği kâğıt üzerinde varlığını sürdürse de pratikte uygulanamaz hale gelecek ve vatandaşlar, eksik prim günlerini tamamlamak için yasal yaşları dolmasına rağmen yıllarca daha çalışmak zorunda kalacaklardır. Bu, emeklilik yaşını yasal düzenlemeyle yükseltmenin getireceği siyasi maliyetten kaçınarak, ekonomik zorlama yoluyla aynı sonucu elde etme stratejisidir. 231 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2209 ‒ İktidarca OVP’de belirtilen hedefleri tutturma amacıyla; malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranında işveren hissesi artırılmakta, imalat dışı sektörlerde faaliyet gösteren işverenlere sağlanan prim indirimi düşürülmekte ve genç girişimcilere ilişkin teşvik uygulaması tamamen kaldırılmaktadır. Ancak iktidarca yapılan maliyet-fayda analizi, madalyonun sadece bir yüzünü yansıtmaktadır. Genç girişimci desteğinin "olumlu etkisi tespit edilemediğinden" kaldırıldığı iddia edilse de bu düzenlemelerin kümülatif etkisi, kayıtlı istihdamın maliyetini doğrudan ve ciddi bir şekilde artırmaktır. Bu durumun özellikle emek yoğun çalışan ve kâr marjları düşük olan KOBİ'ler, hizmet sektörü, turizm ve perakende gibi alanlarda yaratacağı olumsuz ekonomik sonuçlar bütünüyle göz ardı edilmektedir. Bu noktada teklifin altında yatan gizli ve tehlikeli neden-sonuç ilişkisi devreye girmektedir. İstihdam maliyetlerindeki bu ani ve keskin artış, yüksek enflasyon, finansmana erişim zorlukları ve talep daralması gibi sorunlarla boğuşan işletmeleri, maliyetlerini düşürmenin en kestirme ve en yaygın yoluna, yani kayıt dışı istihdama itecektir. Hükümet, bir yandan prim tahsilat oranlarını artırarak bütçe gelirlerini yükseltmeye çalışırken, diğer yandan prim tahsilatının yapıldığı kayıtlı istihdam tabanını kendi eliyle daraltma riskiyle karşı karşıyadır. Bu, kısa vadeli bir bütçe hedefi uğruna, Türkiye ekonomisinin en kronik yapısal sorunlarından biri olan kayıt dışılığı daha da derinleştiren, kendi kendisiyle çelişen ve nihayetinde kendini baltalayan bir politikadır. Bu politikanın işleyiş mekanizması oldukça basittir:  İşverenlerin yasal istihdam maliyetleri, prim artışı ve teşvik kesintileriyle birden yükseltilmektedir.  Ekonomik durgunluk ve yüksek maliyet ortamında, işletmeler hayatta kalmak için bu yeni yükü bir şekilde telafi etmek zorundadır.  Maliyetleri düşürmenin en hızlı yolu, işçiyi sigortasız çalıştırmak, ücretini elden ödemek veya SGK'ya daha düşük bir ücretten bildirmektir.  Sonuç olarak, kayıt dışı istihdam oranları artacak, SGK'nın beklediği prim geliri artışı hiçbir zaman tam olarak realize olmayacak ve en önemlisi, milyonlarca çalışan emeklilik, sağlık, işsizlik sigortası gibi en temel sosyal güvence haklarından mahrum kalacaktır. 232 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2210 ‒ Geniş kapsamlı etki açısından bakıldığında, bu politika Türkiye ekonomisinin rekabet gücünü de zayıflatma potansiyeli taşımaktadır. Uluslararası raporlarda sıklıkla vurgulandığı üzere, istihdam üzerindeki vergi ve prim yüklerinin yüksekliği, yatırım ortamını olumsuz etkileyen ve yabancı sermayeyi caydıran en önemli faktörlerden biridir. Mevcut durumda dahi yüksek olan bu yükü daha da artırmak, ekonomik toparlanma ve sürdürülebilir büyüme hedeflerini doğrudan baltalamak anlamına gelmektedir. Bu yasal düzenlemeler, bütçeye kısa vadede kaynak yaratma arayışının, ülkenin uzun vadeli ekonomik sağlığının nasıl feda edilebildiğinin somut bir örneğidir. Yine 5510 sayılı Kanunun 82. maddesinde değişikliğe gidilerek, prime esas kazanç (PEK) üst sınırı yükseltilmektedir. İktidar bu değişikliğin "sigortalılar yönünden emekli aylıklarının ve diğer sosyal güvenlik haklarının iyileştirilmesine" ve "Kurumun aktüeryal dengesinin korunmasına" hizmet edeceğini iddia etmektedir. Bu gerekçe ilk bakışta makul ve sosyal faydaya yönelik bir adım gibi görünse de Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan geçmiş bir rapor (T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Çalışma Raporları, Prime Esas Kazanç Üst Sınırı Değişiminin Kamu Maliyesi Üzerindeki Etkileri, Şubat 2015), bu tezin tam tersini kanıtlamakta ve düzenlemenin asıl amacının ne olduğunu gözler önüne sermektedir. Söz konusu rapor, PEK tavanı artışının kamu maliyesi üzerindeki etkilerini hem kısa hem de uzun vadede analiz etmektedir. Raporun bulguları nettir:  Kısa Vadede: PEK tavanının artırılması, daha yüksek kazançlar üzerinden prim tahsil edileceği için SGK'nın prim gelirlerini artırmaktadır. Ancak, çalışan tarafından ödenen SGK primleri gelir vergisi matrahından düşüldüğü için, artan prim ödemesi doğrudan vergi matrahını azaltmakta ve sonuç olarak devletin gelir vergisi hasılatında bir düşüşe neden olmaktadır.  Uzun Vadede: Daha yüksek PEK üzerinden prim ödeyen sigortalılara, gelecekte daha yüksek emekli aylıkları bağlanacaktır. Bu durum, uzun vadede SGK'nın emeklilik aylığı giderlerini ve dolayısıyla yükümlülüklerini artıracaktır. Hazine ve Maliye Bakanlığının kendisinin hazırladığı bu resmi analiz ışığında, söz konusu düzenlemenin gerekçesinde sunulan "aktüeryal dengeyi koruma" iddiası tamamen çökmektedir. Bir düzenleme, nasıl olur da hem bugünün vergi gelirini azaltıp hem de geleceğin gider yükümlülüğünü artırarak aktüeryal dengeyi iyileştirebilir? Bu açık çelişki, düzenlemenin gizli neden-sonuç ilişkisini ortaya çıkarmaktadır: Bu bir sosyal güvenlik reformu değil, toplumun en 233 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2211 ‒ üst gelir diliminde yer alan yüksek maaşlı profesyoneller, yöneticiler ve uzmanlar için tasarlanmış bir vergi optimizasyon aracıdır. Düzenlemenin hayata geçirilerek PEK tavanının yükseltilmesi ile mevcut tavanın üzerinde maaş alan bir çalışan, artık daha yüksek bir tutar üzerinden SGK primi ödemeye başlayacak ve çalışanın ödediği bu ek prim tutarı, gelir vergisi matrahından indirilecektir. Sonuç olarak, bu yüksek gelirli çalışan, devlete daha az gelir vergisi ödeyecek ve Devletin bugünkü vergi geliri azalacaktır. Emekli olduğunda ise bu çalışan, yüksekten ödediği primler sayesinde daha yüksek bir emekli aylığı alacak ve gelecekte SGK'nın giderlerini artıracaktır. Bu zincir, düzenlemenin gerçekte kimin lehine, kimin aleyhine çalıştığını net bir şekilde göstermektedir. Devlet, bugünün kesin ve tahsil edilebilir vergi gelirinden, en zengin kesim lehine feragat etmekte; karşılığında ise geleceğin belirsiz ve daha yüksek bir emeklilik yükümlülüğünü üstlenmektedir. Bu, "aktüeryal dengeyi" iyileştirmek bir yana, tam tersine zaman içinde daha da kötüleştirecek bir adımdır. OVP hedefleri çerçevesinde 2025 yılında yapılan yasal düzenlemeler, torba yasanın sınıfsal karakterini en çıplak haliyle sergileyen girişimlerdir. Anayasa'nın 73’üncü maddesinde yer alan "Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır" ilkesini açıkça ihlal etmektedir. Toplumun genelinden kemer sıkması istenirken, emekçilerin prim yükü artırılırken ve emeklilerin maaşına göz dikilirken, en üst gelir dilimindeki küçük bir azınlığa vergi avantajı sağlanmaktadır. Bu avantajın maliyeti ise, azalan vergi gelirleri ve artan gelecek borç yükü yoluyla, dolaylı olarak tüm topluma, yani vergi yükünün büyük kısmını omuzlayan milyonlarca dar ve orta gelirli vatandaşa yüklenmektedir. Bu aslında adalet değil, adaletsizliğin yasalaştırılmasıdır. Yapılan düzenlemeler sosyal vicdanı en derinden yaralayan ve sosyal devlet ilkesine en açık meydan okumayı içermektedir. Sosyal güvenlik alanında getirilen her yükümlülük mevcut sosyo-ekonomik koşullardan bağımsız düşünülemez. Her yıl ABD merkezli danışmanlık şirketi Mercer ve finans eğitimi alanında çalışan CFA Institute tarafından ortaklaşa hazırlanan Küresel Emeklilik Endeksi Raporu, ülkedeki milyonlarca emeklinin içinde bulunduğu vahim tabloyu çarpıcı verilerle ortaya koymaktadır. En son 2025 yılı için hazırlanan rapora göre her bir ülke için 50'den fazla göstergenin incelendiği endekste ilk dört sırayı Hollanda, İzlanda ve Danimarka alırken Türkiye sondan dördüncü olmuştur. TÜİK verileri de bu tabloyu doğrular niteliktedir; 2021'de %11,4 olan 65 yaş üstü nüfusun yoksulluk oranı, 2024'te ikiye katlanarak 234 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2212 ‒ %23,3’e fırlamıştır. Bu veriler, Türkiye'de emekli yoksulluğunun konjonktürel bir sorun değil, giderek derinleşen ve yapısal hale gelen bir insani kriz olduğunu göstermektedir. İşte bu karanlık tablo içerisinde 2025 yılı içerisinde yapılan yasa düzenlemeleriyle, Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK), geçmişten prim borcu bulunan emeklilerin ve hak sahiplerinin aylıklarından doğrudan kesinti yapma yetkisi verilmektedir. Bu düzenleme, basit bir "alacak tahsili" işlemi gibi sunulsa da aslında hukukun temel bir ilkesini ve anayasal bir güvenceyi dinamitlemektedir. 5510 sayılı Kanun'un 93’üncü maddesi, SGK alacakları ve nafaka borçları dışında emekli aylıklarının haczedilemeyeceğini açıkça hükme bağlamıştır. Bu "haczedilmezlik" ilkesi, Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarıyla defalarca teyit edilmiş, emeklinin asgari yaşam standardını ve insan onurunu koruyan temel bir sosyal kalkan olarak kabul edilmiştir. Teklif edilen madde ile gelir veya aylık bağlanmış ancak aynı zamanda genel sağlık sigortası prim borcu dahil prim ve prime ilişkin borcu olan kişilerin bu borçları haciz takip işlemi başlatılmaksızın yahut kişilerin muvafakati alınmaksızın gelir ve aylıklarından kesilmesiyle bu kalkanı bizzat kanun koyucunun eliyle delmektedir. Bu düzenlemenin altında yatan gizli neden-sonuç ilişkisi, onun en acımasız yönünü ortaya koymaktadır. Bu madde, en çok geçmişte güvencesiz koşullarda çalışmış, primlerini düzenli ödeme imkânı bulamamış, bugün ise en düşük aylıklara mahkûm edilmiş en kırılgan kesimi, özellikle de eski BAĞ-KUR sigortalılarını hedef almaktadır. Açlık sınırının dahi altında bir aylıkla hayata tutunmaya çalışan bir emekli için, maaşından habersiz bir şekilde yapılacak bir kesinti, basit bir gelir azalması değildir. Bu aslında o ayki kira, faturalar, gıda veya hayati ilaç masrafları arasında bir tercih yapmaya zorlanmak demektir. Devlet, Anayasa'nın kendisine yüklediği sosyal koruma sağlama ve insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi temin etme görevini bir kenara bırakarak, en muhtaç vatandaşını, alacaklısı olduğu bir borçlu statüsüne indirgemektedir. Yıllardır uygulanan yanlış ekonomik politikalar ve yetersiz maaş artışları, milyonlarca emekliyi yoksulluk sınırının altına itmiştir. Geçmişte prim borcu birikmiş olanlar, genellikle en güvencesiz ve en düşük gelirli kesimlerdir. Devlet, bu en yoksul ve en savunmasız emeklilerin, hayatta kalmaları için tek dayanakları olan yetersiz aylıklarına haber vermeden el koyma yetkisini yasalaştırmaktadır. Nihayetinde, yapılan düzenleme emekli yoksulluğunun devlet eliyle daha da derinleştirilmesi ve kurumsallaştırılmasıdır. Bu sürecin neticesi de sosyal güvenlik sisteminin varlık amacının tam tersine çevrilmesidir. 235 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2213 ‒ Geniş kapsamlı etki açısından bakıldığında bu madde, devlet ile vatandaş arasındaki sosyal sözleşmenin ruhuna yönelik en ağır saldırılardan biridir. Sosyal Güvenlik Kurumu, vatandaşın hastalıkta, yaşlılıkta ve muhtaçlıkta sığındığı bir güvence kapısı olmaktan çıkarılıp, onu takip eden, maaşına el koyan bir icra dairesine dönüştürülmektedir. Bu dönüşüm hukuki bir düzenlemenin çok ötesinde, sosyal devlet anlayışının tasfiyesine yönelik sembolik ve son derece tehlikeli bir adımdır. Emeklinin onurunu ve asgari yaşam hakkını hiçe sayan bu düzenleme, Anayasa'nın lafzına ve ruhuna açıkça aykırıdır. Bu kapsamda değil emeklinin, dul ve yetim aylığı alanların maaşından doğrudan kesinti yapmak, SGK borcu için haciz yapılabilmesine ilişkin düzenleme bile kaldırılmalıdır. Yine 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na eklenen geçici bir madde ile İşsizlik Sigortası Fonu'nun (İSF) kaynaklarının, amacının tamamen dışında, imalat sanayiindeki işletmelere "destek" adı altında aktarılmasının önünü açmaktadır. Bu düzenleme, teknik bir kaynak transferi gibi görünse de özünde milyonlarca işçinin ve emekçinin en zor günleri için biriktirdiği, kamuoyunda "işsizlik aylığı" olarak bilinen bir güvence fonunun, siyasi bir tercihle sermayeye peşkeş çekilmesidir. Düzenleme tamamen sosyal devlet ilkesine ve Fon'un varlık nedenine yönelik açık bir ihanettir. İşsizlik Sigortası Fonu, adından da anlaşılacağı üzere, işini kaybetmiş emekçilere geçici bir gelir güvencesi sağlamak amacıyla kurulmuş, işçilerin, işverenlerin ve devletin katkılarıyla oluşturulmuş bir emanet sandığıdır. Bu Fon'un kaynakları, işsiz kalan bir aşçının, bir tekstil işçisinin, bir madencinin evine ekmek götürebilmesi için kutsal bir amaca tahsis edilmiştir. Ancak bu madde zaten hali hazırda Fon’un esas amacı dışındaki aktarımlarına bir yenisini daha ekleyerek, Fon'u hükümetin sanayi politikalarını finanse etmek için kullanabileceği bir bütçe dışı kaynağa, bir tür "örtülü ödeneğe" dönüştürmektedir. Maalesef fon giderek işsiz kalan insanımızın güvencesi olmaktan çıkarak daha da sermaye grubuna destek fonuna dönüşmektedir. Bu düzenlemenin altında yatan neden-sonuç ilişkisi, bütçe disiplinindeki başarısızlığın ve mali illüzyon yaratma çabasının itirafıdır: 1. Bütçe Dışı Finansman Yaratma: Hükümet, imalat sanayiine destek sağlamak istiyorsa, bunun meşru ve şeffaf yolu, kaynağını genel bütçeden ayırmak ve bu harcamayı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin denetimine sunmaktır. Ancak bütçe kaynakları kısıtlı olduğunda veya yeni vergilerle siyasi maliyet üstlenilmek istenmediğinde, gözler kolayca İşsizlik Sigortası Fonu'nun birikmiş milyarlarca lirasına 236 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2214 ‒ çevrilmektedir. Bu madde, bütçe disiplininden kaçınmanın ve harcamaları parlamenter denetimden uzaklaştırmanın bir aracıdır. 2. İşçinin Fonuyla Patronu Kurtarma: "İstihdamı koruma ve artırma" gerekçesi, bu servet transferini meşrulaştırmak için kullanılan bir kılıftır. Bu düzenleme, işçinin işsiz kaldığında doğrudan kendisine ait olan bir kaynaktan alıp, belirsiz bir "istihdam koruma" vaadi karşılığında patrona vermektedir. Bu, riskin toplumsallaştırılması (işçinin fonu kullanılıyor), kazancın ise özelleştirilmesidir (desteklenen şirket kâr edecek). Yarın bir ekonomik kriz patlak verdiğinde ve milyonlarca işçi işsiz kaldığında, kaynakları sanayiye aktarılmış olan bu Fon, asli görevini yerine getirebilecek midir? Bu sorunun cevabı belirsizdir ve bu belirsizliğin faturasını yine işçiler ödeyecektir. 3. Keyfiyet ve Siyasi Patronaj Riski: Destek programlarının uygulama esaslarının, ilgili bakanlıklar ve KOSGEB tarafından "müştereken belirlenecek" olması ve Cumhurbaşkanı'na ödenek ekleme yetkisi verilmesi, sürecin şeffaflıktan ve objektif kriterlerden ne kadar uzak olacağının bir göstergesidir. Hangi işletmelerin, hangi kriterlere göre bu destekten yararlanacağı belirsizdir. Bu durum, kaynakların liyakate veya ekonomik rasyonaliteye göre değil, siyasi yakınlığa göre dağıtılacağı bir patronaj sistemi yaratma riskini taşımaktadır. Geniş kapsamlı etkisi açısından bu madde, İşsizlik Sigortası Fonu'nun varlık nedenini dinamitlemekte ve gelecekteki olası krizlere karşı en önemli sosyal güvenlik tamponlarından birini zayıflatmaktadır. Bu, sadece bir yasa maddesi değişikliği değil, aynı zamanda devletin sosyal koruma rolünden sıyrılıp, emekçinin birikimlerini sermayenin hizmetine sunan bir anlayışın tezahürüdür. Bu düzenleme, Fon'un amacına uygun kullanılmasını savunan tüm sosyal tarafların ve anayasal sosyal devlet ilkesine inanan herkesin kararlılıkla karşı çıkması gereken, son derece tehlikeli bir adımdır. 237 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2215 ‒ İşgücü Katılım ve İstihdam Artışının Kaynakları İşsizlik Oranı 16 14 12 10 8 6 4 2 0 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 2025 2026 İşsizlik Oranı Dünya İşsizlik Oranı Avrupa ve Orta Asya İşsizlik Oranı Türkiye İşgücü Katılım Oranı 70 60 50 40 30 20 10 0 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 2025 2026 İşgücüne Katılım Oranı Dünya İşgücüne Katılım Oranı Avrupa ve Orta Asya İşgücüne Katılım Oranı Türkiye Eylül 2025 verilerine göre Türkiye’de işgücü katılım oranı %48,9 olurken işsizlik oranı %8,6 olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’nin de dahil olduğu 900 milyondan fazla nüfusa sahip 51 ülkeden oluşan Avrupa ve Orta Asya'ya yönelik ILO bölgesine odaklanan ILOSTAT verilerine göre 2025 yılında ortalama işgücü katılım oranının %57,9 ve ortalama işsizlik oranın %5,51 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Bu açıdan 2025 yılı Eylül ayı Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre işsiz sayısının bir önceki aya göre bir önceki aya göre 12 bin kişi artarak 3 milyon 75 bin kişi olurken işsizlik oranı değişim göstermeyerek %8,6 seviyesinde 238 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2216 ‒ gerçekleşmesi gerek bulunduğumuz bölge ortalamasının üstünde olması, gerekse zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranının 2025 yılı Eylül ayında %28,6 olması manşet işsizlik oranının iktidar tarafından oluşturulan bir yanılsama olduğunu bizlere göstermektedir. (Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), işsizlik oranı hesaplama yöntemini Şubat 2014 döneminden itibaren değiştirmiştir. Bu değişiklikle birlikte, işsiz tanımında kullanılan iş arama süresi kriteri "son 3 ay"dan "son 4 hafta"ya indirilmiştir. Bu düzenleme, Avrupa Birliği'nin istatistik kurumu Eurostat'ın standartlarına uyum sağlamak amacıyla yapılmıştır. Ayrıca, referans dönemi olarak yılın tüm haftalarının dikkate alındığı sürekli bir yapıya geçilmiştir.) Aslında olan kısa dönem işsizlik oranının uzun dönem işsizlik oranına devrinden ibarettir. İktidar her zamanki gibi kelime oyunlarıyla gerçeği halktan saklamaya çalışmaktadır. Fakat artık emeğin çalınan hakkı hiçbir kılıfa sığmamakta, toplumda en derin bir şekilde varlığı hissedilmektedir. Türkiye’de dar tanımlı işsizlik oranı ile geniş tanımlı işsizlik oranı arasındaki fark, işgücü piyasasındaki yapısal sorunları ve özellikle işgücüne katılımda yaşanan eksiklikleri açıkça yansıtmaktadır. 2014’te 8,9 puan olan bu farkın, 2025 Eylül itibarıyla 20 puana çıkması, dar tanımlı işsizlik ile geniş tanımlı işsizlik arasındaki uçurumun giderek büyüdüğünü göstermektedir. Türkiye ile ABD ve AB ülkeleri kıyaslandığında, diğer ülkelerde iki işsizlik oranı arasında daha düşük bir fark görülmektedir. Bu fark esasında Türkiye’de iş aramaktan vazgeçen, ancak çalışmaya hazır durumda olan bireylerin sayısının artmasıyla yakından ilişkilidir. Bu bağlamda Türkiye'de geniş tanımlı işsizlik oranının yüksek seyretmesi, özellikle ekonomik ve sosyal koşullardan dolayı işgücü piyasasına giremeyen, ancak çalışmaya istekli olan bireylerin giderek daha fazla sayıda olduğunu gösterir. Bu bireyler iş bulma umudunu kaybederek iş aramaktan vazgeçmekte ve bu durum geniş tanımlı işsizlik oranını artırmaktadır. Özellikle ülkemizde yaşanan ekonomik dalgalanmalar, düşük gelir seviyeleri ve işgücü piyasasında kalıcı iş fırsatlarının yetersizliği, bu eğilimin temel nedenleri arasındadır. Bu süreç Türkiye'de işgücüne katılımın teşvik edilmesi ve iş aramaktan vazgeçen bireylerin işgücü piyasasına tekrar kazandırılması için kapsamlı politikalara olan ihtiyacı işaret etmektedir. İşsizlik sigortası kapsamının genişletilmesi, eğitim ve beceri kazandırma programlarının artırılması gibi sosyal destek mekanizmaları, bu eğilimin azalmasında önemli rol oynayacaktır. Fakat önümüze konan bütçe kalemleri ve önceki yıllara ait uygulamalar Hükümetin bu konuda anlamlı bir çözümü önümüzdeki yıllarda da gerçekleştiremeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. 239 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2217 ‒ 2025 Eylül ayında işgücüne katılımın %53,5 olarak gerçekleşmesine rağmen eldeki veriler bu oranın sürdürülebilirliği şüpheli hale getirmektedir. İşgücüne katılımın artışı ve istihdamdaki büyümenin esas kaynağı maalesef sanayi ve tarım dışı sektörlere, özellikle hizmet sektörüne dayanmaktadır. Bu veriler bizlere aslında geçen çeyrek asırda istihdam yapımızın anlamlı bir şekilde değişmediğini ve ağırlıklı olarak katma değer üretmeyen hizmet sektörüne dayalı bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. İstihdamdaki bu dağılım sanayi sektöründeki yapısal sorunların çözülmediğine işaret ederken, hizmet sektörüne bağımlı istihdam artışı, ekonominin istihdam dayanıklılığı açısından risk taşımaktadır. Veriler bize Türkiye’nin sanayi sektöründe sürdürülebilir büyümeye ulaşmakta zorlandığını, işgücünün daha düşük katma değerli hizmet sektörlerinde yoğunlaştığına işaret etmektedir. Sanayide istihdamın artmaması, yapısal reform eksikliğini ve sanayiye yeterli teşvikin sağlanmadığını göstermektedir. Bu kapsamda, hükümetin ekonomik büyüme politikalarının sanayi ve üretim odaklı olması gerektiği ortadadır; ancak mevcut durumda bu eksiklik sürdürülebilir büyüme açısından büyük bir zafiyet oluşturmaktadır. Genç İşsizliği ve İstihdam Teşviklerinin Yetersizliği Eylül 2025 istatistiklerine göre 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,9 puan azalarak %14,9 oldu. Genç işsizlik sorunu sadece Türkiye’nin değil dünyadaki birçok ekonominin önemli sorunlarından birisidir. Fakat diğer ülkelerden farklı olarak ülkemizde 2004 ile 2025 yılları arasındaki süreçte işsizlik ve genç işsizlik arasındaki korelasyon bire bir gerçekleşmektedir. Bu durum diğer ülkelerin aksine Türkiye’de genç işsizliğe ve işsizliğe aynı parametrelerin sebep olduğunu göstermektedir. Ayrıca günümüzde genç işsizlik ve ekonomik büyüme arasındaki korelasyon katsayısı negatif yöndedir. Bu durum büyüme ve genç işsizliğin birbiriyle önemli bir ilişkiye sahip olduğunu göstermekte ve ilginç bir şekilde ülke büyüdükçe genç işsizlerinin tüm işsizler içindeki oranının nispeten arttığını bizlere haykırmaktadır. İktidar gençlere yeni istihdam alanı oluşturmamakta, gençliği daha karamsar bir geleceğe mahkûm ederek yurtdışı hayallerinin gençler arasında daha da yayılmasına sebep olmaktadır. TÜİK tarafından hazırlanan gençlerin işgücü piyasasına giriş istatistikleri genç işsizlik hakkında çok önemli veriler sunmaktadır. Bu verilere göre Türkiye’deki eğitim sistemi iş gücü piyasasının niteliklerine uygun içerikten yoksundur. Gençlerin önemli bir bölümü son mezun olduğu okulun iş bulmakta hiçbir katkı sağlamadığını söylemektedir. Gençlerin işe yerleşmesinde en önemli araç akraba ve yakın çevre yönlendirmesi iken eğitim kurumlarının ve istihdam ofislerinin payı çok düşüktür. Bu durum gençlerin istihdama girişte önemli bir 240 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2218 ‒ rehberlik sorunu yaşadığını, İŞKUR’un bu bağlamda tamamen işlevsiz bir kuruma dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Ayrıca TÜİK verilerine göre genç işgücünün çoğunluğu niteliksiz ya da düşük nitelikli işlerde çalışmaktadır. Bu nedenle gençlerin ürettiği katma değer oldukça düşüktür. Yapılan analizler inşaat yatırımlarının ve ihracatın genç işsizliği olumlu yönde etkilemeyen bir faktör olduğunu bizlere göstermektedir. Bu durum özellikle gençlerin inşaat sektöründe daha az tercih edilmesi ve ihracat miktarındaki artışın kapasite artışı gerektirmemesi sebebiyle olmaktadır. Hal böyleyken iktidarın halen inşaata ve katma değer yaratmayan ucuz iş gücüne dayalı ihracatla büyümeyi öncelemesinin akla mantığa sığar bir yanı yoktur. Kişi başı gelirdeki adil gelir dağılımı ve sanayi hasılasındaki artış genç işsizliği azaltacak esas unsurlardır. Fakat sadece mezun sayılarına odaklanan bu iktidar döneminde ironik olarak yükseköğretim mezunu genç sayısının artmasının genç işsizliği artırdığı görülmektedir. Gençlerin işgücüne efektif katılım sağlayamaması nedeniyle ekonomimiz potansiyelinin çok altında kalmaktadır. Yeni istihdam girişlerinin sağlanamaması nedeniyle sosyal güvenlik sistemi prim gelirinden mahrum kalmakta ve sosyal güvenlik açığı daha da büyümektedir. Ne acıdır ki iş bulamayan gençlerin geçimleri yine zor durumda olan aileleri tarafından sağlanmaktadır. Gençlerin işgücü piyasasında etkin biçimde yer alması için sanayi üretimini artıracak politikalar derhal uygulamaya konulmalıdır. Mevcut eğitim sistemi gençlere yeterli nitelikleri kazandıramamakta, yükseköğretim mezunu sayısının artması ise genç işsizliği körüklemektedir. Bu çerçevede eğitim politikalarının hızla değiştirilmesi zorunludur. Gençlerin iş gücü piyasasına girişte yaşadığı rehberlik sorunları çözümlenmeli; istihdam ofisleri ve eğitim kurumlarının yapısı bu amaca uygun hale getirilmelidir. Özellikle doğu bölgelerinde genç nüfusun hızla artması ve girişimcilik faaliyetlerinin yetersizliği, iç göç hareketlerini tetikleyerek genç işsizliği daha da derinleştirmektedir. Tarımla uğraşan nüfusun yoğunluğu, miras yoluyla bölünen ve küçülen tarım alanları nedeniyle hem genç işsizlik hem de iç göç artmaktadır. Eğitim sisteminin durağan bir yapıya kavuşturulamaması ve reel sektörün ihtiyaçlarına yanıt verememesi, genç işsizliğin temel nedenlerinden biridir. Bu sorunu çözmek için yaşam boyu öğrenme süreci, eğitim sisteminin her aşamasına yayılmalı ve gerekli destekler sağlanmalıdır. Türkiye'de üniversite sayısı ve öğrenci kontenjanlarının sürekli artması, genç işsizlik oranlarını yapay bir şekilde düşük göstermektedir. Eğitim seviyesinin yükselmesi bireysel ve toplumsal gelişimi artırsa da okuyan birey işsiz sayılmadığı için genç işsizlik oranları düşük çıkmaktadır. Gençlerde işsizliğin yol açtığı psikolojik sorunlar yaygınlaşmakta; işsizlik, boşanma, bağımlılık, suç oranları ve intihar arasında doğrudan bağlantılar bulunmaktadır. Bu psikolojik 241 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2219 ‒ sorunlar ekonomik kalkınmayı da doğrudan engellemektedir. Genç işsizliğe yönelik politikaların başarıya ulaşması, ekonomik kalkınma politikalarının da verimliliğini artıracaktır. Dolayısıyla, genç işsizliğe yönelik politikaların etkisi başta ekonomik büyüme olmak üzere birçok alanda kendini gösterecektir. Her işsiz birey, devletin vergi gelirlerini düşürmekte ve toplam tüketimi azaltmaktadır; bu durum ekonomik büyüme üzerinde olumsuz etki oluşturmaktadır. Genç istihdamı artırmaya yönelik vergi politikaları uygulandığında, toplam talebin artışıyla ekonominin güçlenmesi sağlanacaktır. Bu nedenle, genç istihdamını teşvik edici vergi politikalarının bir an önce devreye alınması gerekmektedir. Genç işsizliğin yükselmesi, Avrupa Birliği ve OECD ülkeleri başta olmak üzere gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ortak sorunu haline gelmiştir. Ancak Türkiye gibi genç ve dinamik bir nüfusa sahip ülkelerde, genç işsizlik daha acil bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Her ülke kendi koşullarına uygun politika ve stratejiler geliştirirken, Türkiye’nin bu alanda özel çözümler üretmesi bir zorunluluktur. Türkiye’de İş Gücü Piyasası Gerçekleri İstihdam bir toplumun ekonomik kalkınmasının ve toplumsal huzurunun en temel taşlarından biridir. Ancak Türkiye’de istihdam sorunu, kronikleşen yapısal eksiklikler ve siyasal iradenin bu alandaki yetersizliği nedeniyle, ekonomik büyümenin önündeki en büyük engellerden biri haline gelmiştir. 2025 verileri Türkiye’nin iş gücü piyasasındaki trajik gerçeği gözler önüne sermektedir. 2025 yılı Eylül ayı itibarıyla 15 yaş üstü için Türkiye’nin işgücüne katılım oranı %53,5 olarak kaydedilmiştir. Türkiye bu oranla OECD ortalaması olan %74’ün oldukça altında olup çalışma dönemi olan 15-64 yaş aralığı baz alındığında Türkiye OECD ülkeleri arasında %48,9 ile OECD ortalaması olan %58’in çok çok altında en düşük istihdam oranına sahip ülke konumundadır. Diğer yandan geniş tanımlı işsizlik oranı %28,6 ile ürkütücü bir seviyeye çıkmıştır. Bu işsizlik oranında katlanarak yükselen bu oran Türkiye’nin artık sadece ekonomik değil, toplumsal bir krizin de eşiğinde olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin iş gücü piyasasındaki en büyük sorunlarından biri de özellikle dar gelirli ailelerin ekonomik hayata katılımının önündeki engellerdir. Kadınların işgücüne katılım oranı da Türkiye’de OECD ortalamasına göre oldukça düşüktür. TÜİK’in Eylül 2025 verilerine göre kadınların iş gücüne katılım oranı yalnızca %35,7’dir ki bu tablo bizlere Türkiye’nin ekonomik potansiyelinin en az yarısını kullanmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, azalan kişi başı gelir ve dengesiz gelir dağılımı nedeniyle kadınlar daha fazla evinin iaşesine destek olmak zorunda kalmaktadır. Ancak kadın istihdamı 242 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2220 ‒ buna rağmen düşük kalmaktadır. Bu durumun başlıca nedenleri arasında kreş ve çocuk bakım hizmetlerinin yetersizliğinin yanı sıra esnek çalışma modellerinin ve kadın istihdamına yönelik devlet desteklerinin yetersiz olması yer almaktadır. İktidar, iş gücüne katılımı artıracak politikalara bütçede yer vermediği gibi özellikle her iki ebeveynin de çalışmak zorunda olduğu çocuklu ailelerin, ihtiyaç duyduğu kreş ve tam gün süren anaokulu gibi hizmetleri sunmak bir yana sunanları da engellemeye çalışması bu sorunun daha da derinleşmesine neden olmaktadır. Bu açıdan özellikle dar gelirli ailelerin ekonomik hayata aktif katılımını sağlamak için kapsamlı kreş ve bakım desteği programları oluşturulmalı, esnek çalışma modelleri yasalaştırılmalı ve aile bazlı girişimcilik desteklenmelidir. Türkiye’nin işsizlik oranı her ne kadar 2025 Eylül itibarıyla %8,6 olarak kaydedilmiş olsa da bu oran, OECD ortalamasının (%5) neredeyse iki katı olup Türkiye işsizlik oranın en yüksek olduğu üçüncü ülkedir. Ayrıca Türkiye’nin geniş tanımlı işsizlik oranı %28,6 ile AB ortalaması olan %12,5 seviyesinin yaklaşık 2 katından daha fazladır. Aslında bu durum eğitim sisteminin iş piyasasının ihtiyaçlarına cevap verememesi ve gençler için sürdürülebilir iş olanaklarının sağlanamamasının bir yansımasıdır. Türkiye'nin iş gücü piyasasına ilişkin verileri, ülkenin ekonomik ve sosyal alanda acil ve kapsamlı reformlara ihtiyacı olduğunu açıkça göstermektedir. İstihdam oranlarının OECD ortalamalarının oldukça altında seyretmesi, geniş tanımlı işsizliğin ve özellikle genç nüfus arasındaki işsizliğin yüksek seviyelerde olması, ekonominin potansiyelini tam olarak kullanamadığına işaret etmektedir. Türkiye’nin genç nüfusu, ülkenin ekonomik kalkınması için eşsiz bir fırsattır. Ancak bu potansiyel, doğru politikalarla yönlendirilmediği için artık fırsattan ziyade tehdit haline dönüşmektedir. Gençlerin yeteneklerini geliştirebilecekleri eğitim olanaklarının sağlanması ve iş gücü piyasasına entegrasyonlarının kolaylaştırılması, ülkenin uzun vadeli kalkınması için önemlidir. 2022 yılı OECD verilerine göre Türkiye’de genç işsizlik oranı %14,9’dur ve “NEET” (ne eğitimde ne de istihdamda olanlar) oranı (2024) %26,45 ile OECD ülkeleri arasında en yüksek seviyededir. 2024 yılı itibariyle ILO verilerine göre 15-24 yaş aralığı baz alındığında %22,9 olan NEET oranımız bağlı olduğumuz Avrupa ve Orta Asya bölgesindeki %13’ün oldukça üstündedir. Bu gençlerin ekonomiye sunabilecekleri katkıları maalesef anne ve babalarının evinin bir köşesinde kendilerine ayrılmış küçük bir odanın içinde çürüyerek kaybolmaktadır. Gençler ne yeteneklerini geliştirebilecek eğitim ne de kendi aile düzenlerini kurabilecek bir gelir imkanına sahiptirler. Artık iktidarın uzun süreli beceriksiz iş gücü ve eğitim politikaları neticesinde babasından harçlık istemeye utanan umutsuzluklarla dolu gençlerimizin karşısında ona iş ve eğitim imkânı sunamamanın utancıyla başını eğen 243 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2221 ‒ babalarımızın olduğu patlama hazır başka hiçbir ülkede olmayan anti-teknoloji ürünü “NEET” isimli sosyal bombamız vardır. Özetle iktidarın bu açıdan gençlerin iş gücü piyasasına girişini kolaylaştıracak mesleki eğitim programları oluşturmaya, staj ve çıraklık sistemlerini etkinleştirmeye ne kabiliyeti ne de gayreti vardır. Yine OECD’nin 2024 verilerine göre eğitim düzeylerine göre istihdam oranlarında Türkiye’nin sonuncu olması yıllar içinde iktidarın günahlarını çeken kaybolan bir nesle işaret etmektedir. Maalesef insanlarımız giderek daha da vasıfsız hale getirilmekte, bunun neticesinde insanımızın emeği katma değeri düşük ucuz ürünlere, artı değer katmayan beton yığınlarına, giderek kaybolan tarlalara gömülerek yok edilmektedir. Bu durum ancak genç bir ruha sahip, geleceği bilen, gençleri anlayan yeni bir iktidarla; yenilikçi sektörlerde genç girişimcilere özel teşvikler verilerek, eğitimi gençlerin ihtiyaçlarına göre şekillendirerek, çiftçilerimizi toplumun en zengin kesimi yaparak, katma değeri yüksek sanayi üretim yatırımlarını gerçekleştirerek ve vasıflı insan kaynağını iktidarının ilk gününden itibaren hızla artırmaya başlayarak düzeltilebilir. Demografik Fırsat Penceresi Demografik fırsat penceresi, nüfusun geçiş evresinde ortaya çıkan geçici bir dönemi ifade eder. Bu dönemde, doğurganlıktaki düşüş sonucu çocuk nüfus oranı azalırken, yaşlı nüfus henüz önemli ölçüde artış göstermediği için 15–64 yaşındaki çalışma çağındaki nüfusun toplam içindeki payı yükselir. Böylece bağımlı nüfus oranı düşerek iktisadi kalkınma için bir fırsat yaratılır. Literatürde “demografik armağan” veya “demografik bonus” olarak da adlandırılan bu dönemde, çalışma çağındaki nüfusun, çocuk (0–14 yaş) ve yaşlı (65+) nüfus toplamının oldukça üzerinde olduğu görülür. Tanım gereği, demografik fırsat penceresi, çalışma çağındaki nüfusun bağımlı nüfusun iki katından fazla olduğu; çocuk nüfus oranının %30’un, 65+ nüfus oranının ise %15’in altında kaldığı dönemdir. Bu geçici pencere, uygun politikalarla istihdam artışı ve verimlilik artışı hedeflenerek ekonomik büyüme için değerlendirilebilir; aksi halde “demografik kriz penceresi”ne dönüşme riski taşır. Türkiye’de demografik fırsat penceresinin ne zaman açıldığı ve ne zaman kapanacağı da demografik projeksiyonlarla belirlenmiştir. Araştırmalar ve TÜİK projeksiyonları, bu dönemin Türkiye için 2005 yılında açıldığını göstermektedir. Yani 2000’li yılların başlarında doğurganlık hızının düşmesiyle birlikte çalışma çağındaki nüfus payı hızla artmaya başlamıştır. TÜİK’in projeksiyonlarına göre ise penceredeki şartlar 2030’ların başında sonlanmaya başlayacaktır. Bu tarih, 65 yaş ve üzeri nüfus oranının %15’in üzerine çıkması ile 244 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2222 ‒ ilişkilidir. Nitekim TÜİK projeksiyonları, 2030’un ilk yarısında yaşlı nüfus oranının %15’i aşacağına işaret ederek demografik fırsat penceresinin kapanacağını öngörmektedir. Böylece Türkiye, demografik şans dönemi içindedir, ancak bu dönemin sonuna yaklaşmaktadır. TÜİK verileri, Türkiye’de 15–64 yaş grubundaki çalışma çağındaki nüfusun oranının giderek yükseldiğini ortaya koymaktadır. Örneğin 2024 verilerine göre çalışma çağındaki nüfus toplam nüfusun %68,4’üne ulaşmıştır. Bu oran 2007’de %66,5 iken 2024’te %68,4’e yükselmiştir. Aynı dönemde çocuk nüfus (0–14 yaş) oranı %26,4’ten %20,9’a inerken, 65+ yaş nüfusu %7,1’den %10,6’ya çıkmıştır. Bu eğilimler, çalışma çağındaki grubun genel nüfus içindeki payını artırmış, toplam bağımlılık oranını nispeten düşürmüştür. 2024’te çalışma çağındaki her 100 kişiye 30,6 çocuk ve 15,5 yaşlı düşmektedir; toplam yaş bağımlılık oranı %46,1’dir. Dolayısıyla bağımlı nüfus çalışma çağının yarısından azdır, demografik pencerenin açık olduğunu teyit eder niteliktedir. Buna karşılık, doğurganlık hızındaki keskin düşüş endişe vericidir. Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2001’de 2,38 iken sürekli gerilemiş ve 2024’te 1,48’e inmiştir. Bu değer, nüfus yenilenmesi için gerekli 2,1’in oldukça altındadır. OECD raporları da 1960’ta ortalama 3,3 iken 2022’de 1,5’e gerileyen küresel doğurganlık eğilimlerine dikkat çekmiştir. Yaşam beklentisi artarken doğurganlığın bu hızla düşmesi, nüfusun orta vadede yaşlanacağını göstermektedir. Hemen görünen sonuç, çalışma çağı nüfusunun önümüzdeki 10–15 yılda durağanlaşması ve sonrasında azalmaya başlamasıdır. Demografik pencereden yararlanmak için istihdamın artırılması kritik öneme sahiptir. Ancak Türkiye’de genç istihdamı hâlâ düşüktür. Uzun süreli işsizlik ve kayıt dışı çalışma ise gençler arasında yüksektir. Bu durum esasında genç nüfusun iş piyasasına yeterince katılamaması halinde demografik bonusun etkisinin sınırlanabileceğine işaret etmektedir. Nüfus yapısındaki bu değişim sosyal güvenlik sistemini de yakından ilgilendirir. Bağımlı nüfus oranı azalmış olsa da yaşlı nüfus hızla artmaktadır. OECD’ye göre doğurganlıkta uzun yıllar süren düşüş ve yaşam beklentisindeki artış, 65 yaş üstü nüfusun hızla yükselmesine yol açacak; bu durum emeklilik, sağlık ve uzun dönem bakım harcamalarında ciddi bir yük artışına neden olacaktır. Türkiye’de 2023’te toplam nüfusun sadece %10,6’sı 65 yaş üstü iken, projeksiyonlar 2050’de bu oranın %23’ü aşacağını göstermektedir. Artan yaşlı nüfus, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) emekli ödemeleri ile sağlık harcamalarını büyütecek; emeklilik fonlarına katkı veren çalışma çağındaki kitleye baskı getirecektir. OECD raporları, genel olarak ülkelerin bu baskıya yanıt olarak emeklilik yaşını yükselttiğini belirtiyor. Raporlarda Türkiye’de de 245 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2223 ‒ emeklilik yaşının kademeli olarak artırılması, esnek ve kısmi emeklilik uygulamalarının genişletilmesi gibi adımların önemi vurgulanmaktadır. Fakat hızla değişen esnek istihdam modellerine geçildiği çağımızda gelir idamesi sağlanmadan emeklilik yaşının istihdam piyasası dengesini bozacak ve başka sosyal kırılmalara yol açacak şekilde yükseltilmesinin çare olmadığı da açıktır. Bu bağlamda, demografik pencereden tam yararlanabilmek için kapsamlı politikalar gereklidir. Öncelikle ve ivedilikle doğurganlığı teşvik edici önlemler öncelik taşımalıdır. Ailelere çocuk bakım desteği, kreş olanaklarının yaygınlaştırılması ve doğum teşvikleri ile ailelerin çocuk sahibi olma kararını destekleyen modeller geliştirilmelidir. Ayrıca emeklilik yaşının yükseltilmesine alternatif olarak aktif yaşlanma ve esnek emeklilik politikaları uygulanmalıdır. Özellikle yaşlı iş gücünün kalitesini artırmak amacıyla mesleki eğitim ve yaşam boyu öğrenme programları geliştirilmeli; işyerlerinde esnek zamanlı ve gelir idamesinin sosyal güvenlik fonlarından desteklendiği seçenekler teşvik edilmelidir. Bu sayede genç istihdamı azaltıcı etki yaratmadan çalışma süresi uzatılarak emeklilik fonları üzerindeki baskı azaltılırken yaşlı bireylerin gelir ve refahı desteklenmelidir. Yine aile yapısını destekleyen ve genç istihdamını artırıcı tedbirler hayata geçirilmelidir. Özellikle çocuklu aileler için esnek çalışma modelleri, ebeveyn izinlerinde eşitlikçi uygulamalar, çocuk bakımı için çalışılamayan sürelerde gelir idame desteği ve ücretsiz bakım hizmetleri ile istihdam imkânları genişletilmelidir. Gençler için ise mesleki eğitim ve girişimcilik destek programları ile staj- çıraklık fırsatları güçlendirilmelidir. Bu sayede demografik “armağan” dönemi, daha fazla geç kalmadan ivedilikle artan işgücü arzını verimli kullanan bir büyüme dinamizmine dönüştürülmelidir. Meslek Kavramının İçinin Boşaltılması Türkiye'de genç işsizliği ve eğitim-iş uyumsuzluğu, hükümetin yetersiz politikaları nedeniyle daha da derinleşmektedir. Eğitim ve mesleki gelişim arasındaki bağı güçlendiren somut adımların eksikliği, genç nüfusun iş gücü piyasasına entegrasyonunu engellemekte ve uzun vadede ciddi ekonomik ve sosyal riskler doğurmaktadır. Genç işsizliğe kalıcı çözüm; geçici iş yaratma projeleri yerine, nitelikli eğitim ve beceri geliştirme programları ile gençlere sürdürülebilir iş fırsatları sunmaktan geçmektedir. Bu açıdan özellikle ülkemizdeki meslekleri ve yeterlilikleri tanımlamak ve disiplin altına almak, çalışma hayatına nitelikli ve belgeli işgücü kazandırmak, kalite güvencesi sağlanmış ulusal yeterlilik sistemini işletmek amacıyla kurulan Mesleki Yeterlilik Kurumunun misyonunu tam anlamıyla yerine getirip getirmediği 246 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2224 ‒ tartışmalıdır. Zaten söz konusu Kuruma ayrılan bütçenin yetersizliği de mesleki gelişime yeterince verilmeyen önemi göstermektedir. Türkiye, OECD ortalamasının altında kalan kısmi zamanlı çalışma oranıyla, esnek çalışma modellerini destekleyen politikalardan yoksundur. Hükümetin işgücünü esnek ve kısmi zamanlı istihdama yönlendirecek düzenlemelerden kaçınması, işgücü piyasasında ciddi bir eksiklik yaratmaktadır. Mesleki eğitim programlarının erişilebilirliği, mali yükün azaltılması ve sektör ihtiyaçlarına uyum sağlayacak esneklikte düzenlemelerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu düzenlemeler sürekli olarak gözden geçirilmeli, işgücü piyasasında olumsuz etkiler yaratmadan istenilen sonuçlara ulaşılmalıdır. Meslek kavramının zayıflatılması ve alanında uzman çalışanların iş bulmasının zorlaştırılması, ücret düşüklüğüne yol açmakta ve vasıf gerektiren mesleklerin saygınlığını zedelemektedir. Meslek yeterliliği şartlarının esnetilmesi ve vasıfsız kişilerin mesleğe kolayca kabul edilmesi, iş dünyasında kalifiye istihdamı baltalamakta, daha çok sermaye gruplarının karlılığını gözeten bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Oysa düzenlemeler, iş gücünün vasfını artırmayı ve belirli alanlarda yetkin meslek sahipleri yetiştirmeyi amaçlamalıdır. Ülkemizde işgücü vasıfsızlaştırılarak asgari ücretin genel ücret haline geldiği bir ortam oluşturulmuştur. Yapılan düzenlemeler, sadece bugünün değil, yarının ihtiyaçlarını da kapsayacak şekilde tüm paydaşlarla ele alınmalıdır. Bu bağlamda her birey, eğitimini aldığı ve uzmanlaştığı alanda istihdam edilmelidir. Eğitim sisteminin düşük kalitesi sonucu, iş gücü piyasasına giren gençlerin nitelikleri, piyasanın talepleriyle örtüşmemektedir. Türkiye’nin eğitim sistemi, nitelikli ve teknik becerilere sahip bir iş gücü yaratmakta yetersiz kalmakta; bu da genç işsizliğinin yüksek seviyelerde seyretmesine neden olmaktadır. Hükümet, eğitimde reform adı altında sadece diploma sayısını artırmaya odaklanmakta; nitelikli iş gücü yaratma ihtiyacını göz ardı etmektedir. Dijitalleşme ve teknoloji alanındaki yetersizlikler, Türkiye’yi küresel rekabet gücünden mahrum bırakmaktadır. Mevcut tablo, hükümetin gelecekteki iş gücü ihtiyaçlarına yönelik stratejik planlamadan uzak olduğunu açıkça göstermektedir. Sonuç olarak, Türkiye’nin istihdam artışı, işgücü piyasasında katma değeri yüksek sektörlerde büyüme sağlayamamaktadır. Kayıt dışı istihdama karşı yeterli tedbirlerin alınmaması, hükümetin iş gücü politikalarında köklü bir reforma ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, hükümetin derhal sanayiye yönelik stratejik teşvikler geliştirmesi, kayıt dışı 247 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2225 ‒ istihdamı önleyici düzenlemeler yapması ve gençlerin iş gücüne entegrasyonunu artıracak kapsamlı politikaları hayata geçirmesi gerekmektedir. İşsizlik Sigortası Fonu’nun Sürdürülebilirliği İşsizlik Sigortası Fonu'nun kaynaklarından yararlanılmasının uygunluğu, fonun gelir ve giderlerinin dikkatli incelenmesine bağlıdır. Ödeneğin uzun süreli olarak esas amacı dışındaki kullanımı İşsizlik Sigortası Fonu üzerindeki baskı unsuru olacak ve potansiyel sürdürülebilirlik sorunlarını getirecektir. Ayrıca ödeneğin esas amacı dışındaki her uygulama ve şartları ile ilgili karmaşıklıklar ve muhtemel suiistimaller nedeniyle uzak durulması gereken hususlardır. Bu noktada özellikle dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de İşsizlik Sigortası Fonu'nun mali sürdürülebilirliğinin, kısa çalışma ödeneği, asgari ücret desteğinin fondan karşılanması gibi harcama programlarının uygulanıp uygulanmamasına bağlı olarak değişkenliğidir. Fon, mevcut uygulamalarına ek olarak yeni harcama programları getirilmezse ve geçici olarak getirilen istihdam teşviki yüklerinin kanuni süresi içinde sonlandırılması durumunda, gelir fazlası vermeye devam edecektir. Ancak fonun esas amacı dışında yer alan kısa çalışma ödeneği ile asgari ücret desteğinin Fondan karşılanmaya devam edilmesi durumunda, Fonun mali olarak sürdürülebilir durumda olmayacağı yapılan projeksiyonlarda görülmektedir. Mart 2002 tarihinden 30.09.2025 tarihine kadar işsizlik ödeneğine 22.086.633 kişi başvurmuş, 11.873.412 kişi ödenek almaya hak kazanmıştır. İşsizlik ödeneğinin işveren teşviklerine oranı son yedi yılda değişkenlik göstermiştir. Özellikle 2018’den sonra işsizlik fonu adeta işverenlere destek fonuna dönüşmüştür. 2018 yılında fonun giderleri içinde patronların payı %53’e ulaşırken işsizlik ödeneğinin payı ise yüzde 24,7’de kalmıştır. 2021’de ise fondan işçilerin aldığı pay %9,5’ta kalırken işveren teşviklerinin oranı %43,2 ‘ye ulaşmıştır. 2022’de gelindiğinde fonun 55,6 milyar TL olan giderlerinin 38,7 milyar TL’si işverenlere teşvik olarak geri ödenmiştir. Böylece patronların payı yüzde 69,7’ye kadar çıkmıştır. 2023 yılında 117,2 milyar TL olan giderlerin % 67’si olan 78,5 milyar TL’si fondan işverenlere geri ödenmiştir. Esasen 2018 yılından itibaren işverenler fona sundukları katkıdan çok daha fazlasını geri almışlar, diğer bir ifadeyle çalışanın emeğini de hükümet eliyle gasp etmişlerdir. 248 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2226 ‒ İşsizlik Sigortası Gelir ve Gider Tablosu Bin TL 2023 2024 2025 Ocak-Eylül Toplam Gelir 189.915.308 335.987.013 359.324.325 • İşçi ve İşveren Primi (%1 + %2) 82.148.496 162.184.971 171.956.783 • Devlet Katkısı (%1) 27.382.832 54.061.657 57.318.928 • Faiz Gelirleri 44.970.136 95.332.471 105.242.129 • Diğer Gelirler 35.413.843 24.407.914 24.806.485 Toplam Gider 117.270.967 173.966.364 177.130.499 • İşsizlik Ödeneği 21.673.856 45.730.000 58.180.441 • Kısa Çalışma Ödeneği 1.251.944 9.202 47.030 • Nakdi Ücret Desteği 703.151 2.581 601 • Yarım Çalışma Ödeneği 55.161 87.406 79.744 • Ücret Garanti Fonu Ödemesi 29.485 125.886 364.656 • Aktif İşgücü Programları 13.096.283 30.868.158 30.063.730 • İşbaşı Eğitim Programları 38.615.715 22.162.637 20.999.979 • Teşvik ve Destek Ödemeleri 39.932.441 71.057.841 63.647.531 • Diğer Giderler 1.912.931 3.922.652 3.746.789 Menkul Kıymet ve Nakit Fon Varlığı 196.951.096 358.971.745 - 2024 yılında da İşsizlik Sigortası Fonu'na işverenlerin yaptığı katkılar ve işverenlere sağlanan teşvikler dikkat çekici düzeylerde gerçekleşmiştir. 2024 yılında işsizlik ödeneği için yapılan ödemelerin toplamı ise 45 milyar 730 milyon TL olmuştur. 2024 yılında İşsizlik Sigortası Fonu'ndan işverenlere yapılan teşvik ve destek ödemeleri 71 milyar TL’ye, işbaşı eğitim ödemeleri ise 22 milyar TL’ye ulaşmıştır. Toplamda 93 milyar TL olan ve işverenlere transfer niteliğinde olan bu ödemeler aynı dönemde işsizlere yapılan toplam ödemenin yaklaşık 2 katı bir miktara tekabül etmektedir. Buna göre işverenler fona yaptıkları 108,1 milyar TL’nin yüzde 249 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2227 ‒ 86’dan fazlasını geri almışlardır. 2024 yılında fonun toplam geliri 336 milyar TL olurken toplam gider 174 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Bu noktada esasında yine işverene destek babında aktarımlar olan kısa çalışma ödeneği, nakdi ücret desteği, yarım çalışma ödeneği, ücret garanti fonu ödemeleri ve aktif işgücü program ödemeleri de hesaplamaya dahil edilirse 2024 yılında sermaye gruplarına işsizlik sigortası fonundan 124 milyar TL aktarım yapılması sağlanmıştır. Aynı durum benzer şekilde 2025 yılında da devam etmektedir. Bu da sermaye grubunun sağladığı destekten çok daha fazlasını fondan geri aldığını bizlere göstermektedir. Bu veriler İşsizlik Sigortası Fonu'nun işverenlere sağladığı teşvik ve desteklerin miktarının, işsizlere yapılan ödemelerden daha fazla olduğunu göstermektedir. Fonun işverenlere yönelik teşviklerinin boyutları, işsizlikle mücadele ve istihdamın desteklenmesi açısından önemli bir rol oynuyor olabilir ancak bu durum aynı zamanda fonun işsizlere yönelik amacının gözden geçirilmesi gerektiğini de göstermektedir. Türkiye'de işsizlerin maalesef çoğunluğu işsizlik maaşı alamamaktadır. Eğer amacı dışındaki kaynaklara aktarımlar yapılmazsa fonun sürekli fazla vereceği göz önüne alınarak işsizlik maaşı alabilmek için gerekli şartların esnetilmesi gerekmektedir; bu şartlar arasında işsizlik sigortası primi ödeme süresi ve hizmet akdi süreleri bulunmaktadır. Fakat yapılan düzenlemelerle işsizlik sigortasından esas yararlandırılması gereken işsizler yerine işverene ve emeklilik sistemine kaynak transferi yapılmasına yönelik düzenlemelerin yapıldığını görüyoruz. Yine işe alınma durumlarına göre İşsizlik Sigortası Fonu’ndan Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan prim ödemeleri de bu minvaldedir. İşsizlere işsiz kaldıkları dönemde aktarılması gereken Fon kaynakları işverenin ödemesi gereken prim ödemelerinden düşülerek emeklilik sistemine aktarılmaktadır. Böylelikle İşsizlik Sigortası Fonu adeta Sosyal Güvenlik Sisteminin destekleyici bir unsuru haline getirilmektedir. Aynı şekilde asgari ücret desteği adı altında işverenin yükümlülüklerinden düşülerek Sosyal Güvenlik Kurumuna fondan yapılan kaynak transferi düzenlemesi de bu kapsamdadır. Esasında yapılan düzenlemeler bütçe dengesini sağlamak için İşsizlik Sigortası Kanunu’nda yer alan ‘Bu fon bütçe kapsamı dışında olup, gelirlerinden vergi kesintileri hariç hiç bir şekilde kesinti yapılamaz ve Genel Bütçeye gelir kaydedilemez.’ hükmünün işlevsiz bırakılmasına yönelik düzenlemelerdir. Bu açılardan söz konusu düzenlemelerin ve kaynak aktarımlarının uygun olmadığını, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan Sosyal Güvenlik Kurumu’na, işverenlere ve devletin bütçesine kaynak 250 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2228 ‒ aktarımına yönelik uygulamalara son verilerek ve işsizlerin kendilerine uygun iş buluncaya kadar daha yüksek gelir seviyesini garanti edecek ve daha esnek yararlanma koşullarını içerecek düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Yine azalan nüfusumuz karşısında nitelikli nüfus artışına destek sağlamak amacıyla yarım çalışma ödeneğinin kapsamının genişletilerek doğum sonrası analık hali izninin bitiminden itibaren çocuğunun bakımı ve yetiştirilmesi amacıyla çalışanlara istekleri halinde ücretlerin yüzde 80’i oranında belirlenecek üst sınıra kadar iki yıl kesintisiz olacak şekilde ücretli izin verilmesi sağlanmalı ve söz konusu döneme ait ücretlerin işsizlik sigortası fonundan karşılanması sağlanmalıdır. Bu durum özellikle ebeveynlerin her ikisinin de istihdama katılmak durumunda olması halinde bu kişilerin çocuk sahibi olmasını teşvik ederken istihdam piyasasından kopmadan gelir idamelerini de sağlamalarını temin edecek ve genel olarak nitelikli nüfus artışına katkı sağlarken istihdam piyasasını da genişletecektir. Ayrıca asgari ücret desteğinin Hazine’den karşılanması daha yerinde bir düzenleme olacaktır. Çünkü söz konusu fon işsizlerin hakkı olan bir kaynak olup işsizliği azaltmaya yönelik politikalar ve yükümlülükler, esas olarak Devletin asıl kaynaklarından karşılanmalıdır. İşsiz kalanların hakkı olan ve devlete, emekliye ya da işverene ait olmayan İşsizlik Sigortası Fonu’nun başka alanlarda kullanılması tıpkı araçları için Kasko Sigortasına para yatıranların paralarının daha az kaza yapılsın denilerek yol yapımına aktarılması gibidir. Halbuki Kasko yaptıranlar primlerini kaza anında zararlarının karşılanması için ek olarak yatırmaktalar, yol yapımı için MTV, ÖTV ve KDV gibi vergilerini ayrıca ödemektedirler. Bu noktada her kaynak, kuruluş amacına ve hak sahiplerinin hukukuna dikkat edilerek kullanılmalıdır, aksi takdirde Devletin asli unsurlarından birisi olan güven duygusu zedelenecektir. Fonun amacı dışında kullanımı, gelecekte işsizlik sigortasının asıl işlevini yerine getirmesini tehlikeye sokarak, işsizlikle mücadelede temel araçlardan birinin etkisiz hale gelmesine yol açacaktır. Bu durum hükümetin iş gücü piyasasında uzun süredir devam eden sorunları çözme konusunda etkisiz kaldığının göstergesi olup kalıcı çözüm için yapısal reformlar gerekmektedir. İşten çıkarmalarda oluşabilecek yükü toplumun genelinde bir sosyal güvenlik ağı üzerinden paylaşacak etkin ve etkili bir sisteme geçiş yapılması zorunluluk haline gelmiştir. Bu dönüşüm, siyasi iradenin piyasa katılıklarını gidermek için kararlılık sergilemesini gerektirmesine rağmen halen toplumun geniş kesimlerince kabul görecek ve işçinin kıdem tazminatı hakkını garanti altına alacak bir düzenlemesinin hayata geçirilmemesi ve işsizlik sigortasının amacına uygun kullanılamaması sorunların halen sümenaltı edildiğini göstermektedir. 251 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2229 ‒ Kayıt Dışı İstihdam Sorunu: Kayıt dışı istihdam, 2010'dan bu yana düşüş göstermiş olsa da hâlâ ciddi bir sorun olarak varlığını korumaktadır. Türkiye’nin de dahil olduğu Avrupa ve Orta Asya'ya yönelik ILO bölgesine odaklanan ILOSTAT verilerine göre kayıt dışı istihdam oranı 2024 yılında ortalama %16,7 olarak gerçekleşecektir. Ülkemizde ise 2024 yılında %26,5 olarak gerçekleşen kayıt dışı istihdam oranının 2025 yılı hedeflemesinin ise %25,9 olması artık bu düzeyde kayıt dışı istihdamın kronik bir sorun haline geldiğini bizlere göstermektedir. Özellikle tarım sektöründe kayıt dışı istihdam oranının %81,7 gibi yüksek bir seviyede olması, denetim eksikliğinin ve kayıt dışılığı azaltmaya yönelik stratejik politikaların etkisiz kaldığını göstermektedir. Bu oran işgücü piyasasının belirli kesimlerinde yasal düzenlemelerin uygulanmadığını ve işçilerin sosyal güvenlik haklarına erişimlerinin kısıtlandığını göstermektedir. Ülkemizde diğer ülkelere göre kayıt dışı istihdamın yüksek seviyede olması, sosyal güvenlik sistemi üzerindeki yükü arttırmakta ve gelecekte sürdürülebilir bir emeklilik ve sağlık sigortası yapısını tehlikeye atmaktadır. Bu bağlamda kayıt dışı istihdamı azaltmak için daha etkin ve kapsamlı denetimler ve teşvikler getirilmesi gerekmektedir; aksi takdirde sosyal güvenlik açıkları giderek büyüyecektir. Kayıt dışı istihdam oranının yüksek olması, iş gücü piyasasında eşitsizlikleri derinleştirmekte ayrıca sosyal güvenlik sistemine olan güveni ve uzun vadeli finansal sürdürülebilirliği olumsuz etkilemektedir. Ekonominin dijitalleşme ve küresel değer zincirlerine entegre olma ihtiyacı, bu konudaki reformların gerekliliğini bizlere açıkça göstermektedir. Bütçede, kayıt dışı istihdamla mücadele için çeşitli tedbirler öngörülse de bu tedbirlerin uygulamada yeterince etkili olmadığı SGK ve TÜİK verilerinden anlaşılmaktadır. Özellikle kayıt dışı çalışmanın yaygın olduğu sektörlerde denetimlerin yetersiz kalması, işçilerin sosyal güvenceye erişimini engellemekte ve devletin vergi gelirlerinde kayıplara yol açmaktadır. Kayıt dışılıkla ilgi bir diğer olgu da ücretlerin tam olarak bildirilmemesinden kaynaklanmaktadır. Özellikle son 10 yılda kayıt dışı istihdam %35’lerden %26’lara gerilese de Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilen ücretlere göre ortaya çıkan medyan ücretin %90’nından fazlasını asgari ücretin oluşturması bu kayıt dışı ücret tutarının yüksekliğinin en büyük göstergelerinden birisidir. Asgari Ücret Asgari ücret, çalışma hayatı üzerindeki etkileri nedeniyle, özellikle çalışanlarının büyük çoğunluğunun asgari ücretten yararlandığı Türkiye gibi ülke ekonomileri için göz önünde 252 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2230 ‒ tutulması gereken en önemli konular arasında gelir. Ülkemiz gibi toplam işgücü arzının toplam işgücü talebinden fazla olduğu ve çalışma hayatında yer alanların büyük kısmının vasıfsız işgücüne dayandığı ülkemizde, asgari ücret konusu bilhassa daha önemlidir. Özellikle 1970’lerden sonra gelişen anlayış çerçevesinde günümüzde birçok ülkede özellikle de Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun bu konuda yaptığı çalışmalar doğrultusunda, çoğu ülkede değişik uygulama biçimleriyle çeşitli asgari ücret sistemleri yer almaktadır. Özellikle uluslararası piyasaların güçlenmesi ile oluşan küresel rekabet çerçevesinde asgari ücret uygulaması çalışanın alın teri olan emeğinin karşılığının korunması için vazgeçilmez bir uygulamadır. Ülkelerde asgari ücret uygulamaları çalışma hayatındaki tarafların katılımıyla ya da doğrudan devlet tarafından belirlenebildiği gibi kamu ve sivil toplum kuruluşları ile özel sektörün yer aldığı ortaklaşa bir sistem ile de asgari ücret uygulaması şekillenebilmektedir. Yaş, bölge sektör gibi ülke ülke farklılık gösteren asgari ücret belirlemeye ilişkin unsurlar değişkenlik göstermektedir. Fakat her ülke benzer uygulamalara yer verse de ülkeler arasında sosyal ve ekonomik farklılıklar sebebiyle her ülkede aynı uygulama aynı etkiye sahip olmayabilmektedir. Bu sebeple ülkelerin kendi sosyal ve ekonomik koşullarına göre kendisine özgü bir asgari ücret uygulamasını benimsemesi zaruridir. Avrupa Birliği üyesi ülkelerde bile ortak bir asgari ücret mevzuatı bulunmazken Türkiye’nin bu konuda kendi koşullarına uygun olmayan bir asgari ücret düzenlemesinde ısrar etmesi uygun olmayan bir istihdam ve ücret politikasıdır. Asgari ücretin belirlenmesinde devlet müdahalesinin asgari seviyede olduğu ülkelerde asgari ücret seviyesi ağırlıklı olarak toplu sözleşmelerle belirlenmekte ve bu ülkelerde genellikle karşılıklı taraflar arasında etkin ve verimli bir istişare sistemi bulunmaktadır. Dolayısıyla devlet müdahalesi olmaksızın karşılıklı kazan kazan anlayışı ile tespit edilen ücretler hem çalışanın hem de işverenin verimli ve etkin bir çalışma ortamı oluşturmasına imkân vermektedir. Dolayısıyla toplu sözleşme mekanizmasının etkin olduğu bu ülkelerde devlet söz konusu asgari ücret seviyesini kanuni bir zorunluluk olarak dayatmasa bile çalışma hayatındaki her bir bireye asgari seviyede insan onuruna yakışır bir geçim ve yaşam imkânı sağlanabilmektedir. Burada devlet sadece asgari ücretin sigortası sayılabilecek etkin bir işsizlik sigortası, aile hayatına ve çocuklara ilişkin destekler, uygun bir emeklilik planı ve erişimi kolay sağlık hizmetleri gibi sosyal devlet ilkesine uygun mekanizmalarla söz konusu çalışma hayatı düzenin sağlıklı bir şekilde işlemesine katkıda bulunur. Böylelikle ülkedeki insanların iş imkanları genişler ve tüm bunlara rağmen iş bulamayan kişileri de devlet destekleyerek insan haysiyeti ve onuruna yakışır bir gelir elde etmesine imkân tanır. Fakat özellikle son 20 yılda yapılan düzenlemeler ile birlikte 253 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2231 ‒ Türkiye’de toplu sözleşme mekanizmasının etkinliğini yitirdiği, işçi sendikalarının gittikçe güçsüz hale getirildiği, iş güvencesi ve iş sağlığına dair tüm uygulamaların bilinçli olarak güçsüz hale getirildiği, asgari ücretin devlet destekli olarak tamamen işveren lehine gelişecek şekilde belirlendiği bir çalışma modeline geçildiği görülmektedir. Asgari ücret neticesinde elde edilen gelirle günümüz koşullarında bir ev kirasının bile ödenemediği gerçeği ortada iken bu ücret seviyesiyle çalışanların geçimlerini idame ettirebilmesini beklememek gerekmektedir. Ülkedeki çalışanların yarısından fazlasının asgari ücret aldığı bir yerde doğal olarak asgari ücret seviyesi de oldukça önemli bir sorun teşkil etmektedir. Özellikle enflasyon seviyesinin yüksek olduğu ülkemizde asgari ücretin sene de bir ya da iki defa belirlenmesi çalışanları daha da zor duruma sokmakta, çalışma hayatındaki düzenliliği bozmakta ve çalışma barışına ilişkin ortama darbe vurmaktadır. Genel olarak toplu sözleşme mekanizmasının etkin ve etkili olduğu ülkelerde asgari ücret tarafların tavsiyeleri veya görüşlerine müteakip ya da doğrudan hükümet tarafından belirlenirken, Türkiye’de asgari ücret işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenmektedir. Asgari ücretin AB ülkelerinde genelde sosyal tarafların tavsiyeleri veya görüşleri doğrultusunda belirlenmesine karşılık, Türkiye’de sosyal taraflar ve hükümet temsilcilerinden oluşan bir komisyonca belirlenmesi de çok önemli bir farklılık olmamakla birlikte son sözün söylenmesinde devlet ağırlıklı tarafın söz sahibi olması ve bu noktada bir tarafın görüşlerine ağırlık vermesi çoğu zaman dengeyi bozabilmektedir. Sonuç olarak asgari ücret ülkemizde bölge bölge, sektör sektör belirlenememekte bu noktada esas asgari ücreti belirleyici rolü iktidar üstlenmektedir. Ayrıca ülkemizde asgari ücret giderek ortalama ücret haline gelmektedir. Diğer bir ifadeyle aldığı ücret asgari ücrete yakın tutarlarda olan çalışanların oranının istihdam piyasasında giderek yükselmektedir. Türkiye’de 20 yıl önce çalışanların yaklaşık %40’ı asgari ücretin yüzde 20 fazlasının altında çalışmaktayken bu oran son yıllarda %60’ı geçmiştir. Bu durum bize aynı zamanda taşeron işçiliği de içeren esnek çalışma ilişkilerinin ülkemizde son 20 yıl içinde ne kadar yaygınlaştığının da göstergesidir. Artık vasıflı çalışan olmanın bir önemi kalmamış, hızla değişen ve sendikaların giderek güç kaybettirildiği güvencesiz iş ortamında asgari ücret, genel ücret haline gelmiştir. Ayrıca günümüzde artık asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı da ayrı bir gerçek olarak önümüze çıkmaktadır. 254 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2232 ‒ 2019 yılında %35 civarında olan kayıt dışı istihdamın oranı 2024 ikinci çeyreğinde %26 olarak gerçekleşmesine rağmen kayıt dışı ücret ödemelerinin yüksek oranda olduğunu Sosyal Güvenlik İstatistiklerinde 2024 yılı için hesaplanan medyan ücretin %90’ının asgari ücret düzeyinde gerçekleşmesinden görülmektedir. TÜİK istatistiklerine göre de 2021 yılında asgari ücret ortalama ücretin yaklaşık %60’ı iken maalesef 2023 yılında ortalama ücret, asgari ücretin de altında kalmıştır. Bu durum kayıt dışılığın giderek arttığının da en önemli göstergesidir. 2018 yılı verilerine göre asgari ücretler sadece 4 AB ülkesinde (Fransa (%66), Portekiz (%64), Slovenya (%62) ve Romanya (%61)) medyan brüt kazancın %60'ından fazlasını temsil etmektedir. Asgari ücretler 11 AB ülkesinde medyan brüt kazancın %50’si ila %60'ı arasında değişmektedir. Eğer bir ülkede enflasyonist baskı varsa bunun sorumlusu olarak çalışan ücretlerindeki artışları değil daha geniş açıdan değerlendirerek ülkenin genel ekonomik kısır döngüsüne sebep olan unsurlarda aramalıyız. Diğer bir ifadeyle ülkedeki enflasyonun sorumlusu üretime katkısını sunan çalışanların ücretlerinden ziyade kötü yönetilen üretim modellemesine sahip işyerleri, sermaye grupları, velhasıl en nihayetinde çalışma hayatına yönelik politikalardır. Önümüzdeki yıl içinde gerek iş dünyasının gerekse hükümetin öngörüsünde ülkemizde yapılacak ücret artışlarının, beraberinde fiyatlar genel düzeyini yani enflasyonu artıracağı kanaati bulunmaktadır. 2015 yılından sonra senede bir defa artırılan asgari ücretin geçtiğimiz yıl iki defa artırılmasıyla enflasyon oranı daha da mı artmıştır, yoksa bir önceki yıla göre gerilemiş midir; bu bile bahsi geçen öngörünün oldukça yanlı bir bakış açısı içerdiğini bizlere göstermektedir. Sabit gelirli çalışanların ücretlerinde yapılacak bir artış eğer enflasyona neden oluyorsa, bu durumda bizler insanlarımızın daha refah içinde olan bir yaşam seviyesine nasıl getireceğiz? Esasında baktığımızda esas sorumlunun göz önünden kaçırılması için klasik sermaye yanlı politikaların genel söylemi olan “eğer yüksek ücret verirsek rekabet gücünü kaybederiz” teorisini bir kenara koyup asıl sorunun kendisine; ekonominin genel gidişatına göre belirlenecek bir istihdam politikasıyla iş gücü verimliliğine ve istihdam yaratıcı sektörlerin geliştirilmesine odaklanmak gerekir. Şüphesiz, bugün sanayi devriminin acı kalıntılarını içeren sosyal adaleti dışlayan ve modası geçmiş klasik iktisadın halen hükümetçe çalışma alanında uygulanmaya çalışılması kabul edilemez. Zaten yoksulluk sınırının altında yaşayan çalışanlara verilecek ilave zamların tüketime yöneleceği ve bu yüzden ücret artışları ile çalışanlara yapılacak kaynak transferinin yerine bu kaynağın daha çok yeni yatırımlar yapacağı düşünülen girişimcilere aktarılması düşüncesi bizce yersizdir. Ülkemizde çalışanlara yapılan ödemelerin düşük tutularak satın alma 255 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2233 ‒ güçlerini azaltmak hatalı bir politika olacaktır. Hepimiz biliyoruz ki yüksek enflasyon ve faiz ortamının olduğu bir piyasada eğer girişimci beklediği talebi piyasada göremezse biraz önce bahsettiğimiz kaynak transferini yeni yatırımlara değil, aksine faiz getirisine yönlendirecektir. Bu yol da sadece rant ekonomisini büyütme modeli olarak tarihteki yerini alacaktır. Bir diğer hususta asgari ücretin sigortası olarak nitelendirilebilecek olan işsizlik sigortasındaki hatalı uygulamalar neticesinde işsizlik güvencesinden yeterince çalışanların faydalanamaması durumudur. Özellikle iş değişimlerinin yoğun olduğu ve vasfın önemini yitirdiği ülkemizdeki iş piyasasında çalışanlara gelir idamesi noktasında koruma sağlaması beklenen işsizlik fonu oldukça fazla vermesine rağmen çalışanlar bu güvenceden yeterince faydalanamamaktadır. İşsizlik sigortası esasında kişilerin isteği dışında işsiz kaldığı zaman dilimi içerisinde yeni iş olanaklarını değerlendirirken gelirinin sürekliliğini sağlamak üzerine kurgulanan bir süreci içermelidir. Doğal olarak burada İşsizlik sigortasının başarısı işsiz kalanların ne ölçüde bu güvenceden yararlanabildiği hususudur. Maalesef ülkemizde işsizlik sigortasının kapsam alanına bağlı olarak yararlanma seviyesi özellikle sosyal güvencenin öncelendiği gelişmiş ülkelere göre oldukça geride kalmaktadır. Bunun nedenleri arasında kayıt dışı istihdamın yüksekliğinin yanı sıra, istihdam piyasasındaki iş değişiminin yoğunluğu, uzun süreli istihdamın düşük oluşu, taşeron sistemi kıdem ve ihbar tazminatlarının iş gücü mobilitesini etkilemesinin yanı sıra mobbing yoluyla işten ayrılmanın işveren tarafından tercih edilmesi gibi hususlar ve tüm bunlara bağlı olarak işsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarındaki yüksek katılıktır. Asgari ücretin belirlenmesi noktasında ülkemizde toplu sözleşme mekanizmasının daha etkin ve etkili hale getirilmesi hem çalışanların hem de işverenlerin ortak bir noktada buluşabileceği bir mekanizmanın oluşturulması elzemdir. Böylelikle gerek işverenler gerekse çalışanlar tarafından kabul edilebilir bir ücret seviyesi yakalanabilecektir. Devlet bu noktada ücret seviyesini belirleyici bir rolden daha çok çalışma hayatını destekleyici ve düzenleyici bir role geçmelidir. Bunu sağlamak için uygun ücret seviyesini destekleyici bir işsizlik güvencesi ve geliri sağlamalı, başta aile ve çocuklar olmak üzere herkese asgari düzeyde insan onuruna yakışı gelir transferi imkanını sağlamalıdır. Sadece bununla da kalmamalı, istihdam piyasasının dengesinin sürdürülebilmesi adına verimliliği yüksek, emek yoğun sektörlerin gelişmesinde kaynak transferlerini planlamalı, özellikle tarım ve turizm gibi desteklenmesi zorunlu olan alanlarda çalışanlara doğrudan gelir desteği sağlayarak istihdam piyasasındaki devamlılığın sağlanması temin edilmelidir. Ayrıca görece geri kalmış alanlarda belirlenecek olan asgari ücret tutarının daha uygun seviyede tutulması o bölgedeki istihdam olanaklarını genişletecek şekilde 256 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2234 ‒ belirlenmeli, böylelikle yatırımcıların emek yoğun sektörleri bu alanlara yönlendirmesi sağlanmalıdır. Bu çerçevede devlet kendisini daha çok düzenleyici ve denetleyici rolünü ön plana çıkararak bölgesel bazda belirlenecek yoksulluk sınırına göre belirlenecek ücretin altında asgari ücret belirlenmemesi ilkesini benimsemeli, yüksek enflasyonun olduğu ortamlarda fiyat artışlarının belli bir oranı geçmesi halinde sene içinde asgari ücretin otomatik olarak tekrar düzenlenmesini sağlayacak yasal altyapıyı oluşturmalı, böylelikle hem işverenlerin hem de çalışanların mutabık kalacağı öngörülebilir ücret düzeyinde çalışma hayatının devamlılığını sağlamalıdır. Türkiye’de asgari ücretin, ortalama ücretlere haline gelmesi özellikle kadınlar, gençler ve düşük vasıflı işçiler açısından kayıt içi istihdam yaratmayı zorlaştırmaktadır. Asgari ücretin genel ücret haline gelmesi kayıt içi sektörde istihdam yaratma maliyetlerini artırmakta, bu da küçük ölçekli işletmelerin işçi çalıştırmada informal yolları tercih etmesine yol açmaktadır. Bu durum, kayıt içi işgücüne katılımı sınırlamakta ve sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır. Bu durum özellikle gençlerin ve kadınların iş gücüne katılımını engelleyen bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde asgari ücretin dengeli bir şekilde artırılması hem çalışanların yaşam koşullarını koruyacak hem de işverenlerin mali yüklerini planlı bir şekilde yönetmelerine olanak tanıyacaktır. Bu kapsamda, asgari ücret artışlarının önceden duyurulmasının, işverenler açısından likidite sorunlarını azaltacaktır. İş Sağlığı ve Güvenliği Sanayinin gelişmesi ve teknolojinin ilerlemesiyle işyerlerinde çalışanların güvenliği ile alakalı hususlar ön plana çıkmaya başlamıştır. Teknoloji geliştikçe işçiler yeni riskler ve tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği (İSG) kavramı bir bütün olmakla beraber kavramın temeli iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi üzerine kurulmuştur. İş sağlığı, çalışılan çevrenin sağlık kurallarına uygun şekilde düzenlenmesini anlatırken, iş güvenliği de çalışma ortamında meydana gelebilecek tehlikelerin kaldırılabilmesi için yapılan çalışmaların tümüdür. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ilkelerine göre İSG’i; “tüm işçilerin toplumsal, ruhsal ve bedensel sağlık refahlarının en iyi seviyeye çekilmesi ve bu durumun sürekliliğinin sağlanması; üretimi yapılan ürünlerin sağlığa zararlı sonuçlarının ortadan kaldırılması, kazalara ve yaralanmalara maruz bırakacak tehlikelerin engellenmesi, işçilerin bedensel ve ruhsal gereksinimlerine uygun iş verilmesi ve bunlara uygun iş ortamı 257 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2235 ‒ sağlanması” şeklinde tanımlamaktadır. Tanımdan anlaşıldığı gibi İSG kavramı, meslek hastalıkları ve iş kazalarının tedavisi ve tanısı dışında çalışanların sağlığını koruma, sağlığını bozacak tehlikeleri ortadan kaldırmayı ifade etmektedir. İSG sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak, güvenli, sağlıklı ve insanca yaşamın mümkün olması için vazgeçilmez bir unsurdur. İş güvenliği kanunlarla belirlenmiş bir çerçevede sağlanmak zorundadır. İşyeri tehlikelerine karşı gerekli kanunları hazırlamakla yasama organı yükümlüdür. Bu alanda yapılan yasal mevzuat; konuyla alakalı yasalar, tüzük ve yönetmeliklerden oluşmaktadır. Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin düzenlemeler temel olarak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile şekillenmiştir. Bu kanun, işyerlerinde sağlık ve güvenlik koşullarının iyileştirilmesini amaçlar ve işverenlere ciddi yükümlülükler getirir. Bunlar arasında risk değerlendirmesi yapmak, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini sağlamak ve işyerinde sürekli denetimler yapmak yer alır. Türkiye’de 2012 yılında çıkarılan bu Kanun ile ilk kez “çalışan sayısı ve işkoluna bakılmaksızın bütün çalışanların iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinden yararlandırılması” kuralı getirilmiştir. Bu şekilde elliden az çalışanın olduğu işyerleri de kanun kapsamına alınmış ve iş sağlığı ve güvenliği hizmetinden yararlandırılması sağlanmıştır. Elliden az çalışanın olduğu küçük işletmelerde iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verecek birim kurulması pratikte mümkün olmayacağı için küçük işletmelerin bu hizmetlerden yararlanmasına olanak vermek amacı ile düzenleme yapılması gerekmiş, bu nedenle yasada işyeri sağlık ve güvenlik birimi (İSGB) ve ortak sağlık ve güvenlik birimi (OSGB) olmak üzere iki tanım yer almıştır. Kanunun 3. maddesinde “İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütmek üzere kurulan, gerekli donanım ve personele sahip olan birim” İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimi (İSGB) ve “Kamu kurum ve kuruluşları, organize sanayi bölgeleri ile Türk Ticaret Kanununa göre faaliyet gösteren şirketler tarafından, işyerlerine iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sunmak üzere kurulan gerekli donanım ve personele sahip olan ve Bakanlıkça yetkilendirilen birim ”İşyeri Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) olarak adlandırılmıştır. İSG dikkate alınmadığı takdirde iş kazaları ve meslek hastalıkları hızla artmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan 2024 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistiklerine göre, 733 bin 646 iş kazası meydana gelmiştir. 888 çalışan ise meslek hastalığına yakalanmıştır. Gerçekleşen iş kazaları sonucunda 1.897 işçi hayatını kaybetmiştir. 2024 verilerine göre Türkiye’de iş kazaları ve meslek hastalıkları hâlâ OECD 258 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2236 ‒ ortalamalarının çok üzerinde seyretmektedir. ILO’nun 2024 verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 100 bin çalışanda ölümlü kaza oranı 11,5 ile OECD ülkeleri arasında ilk sıradadır. İster küçük bir işletme isterse uluslararası bir kuruluş olsun her işyerinin çalışanlarının, ailelerinin ve toplumun sağlığının korunmasında önemli ve hassas sorumluluklar üstlenmelidir. İş kazalarının neden olduğu sosyal etkiler ve insani acılar hesaplanamaz boyutta olsa da bunların mali etkileri toplumun her düzeyinde son derece önemlidir. İş sağlığı ve güvenliğinin tesisi ve düzenlenmesinin en önemli belirleyicisi ülkedeki ekonomik göstergelerdir. Bu ekonomik göstergeler içerisinde ise, kişi başına düşen milli gelir, ülkedeki üretim sistemi, çalışanların bilinç düzeyleri, ekonomik gelişmeler bulunmaktadır. Genel olarak İSG mevzuatının hayata geçirilebilmesi için güçlü bir denetim sisteminin kurulması ve bu denetim sonucunda da İSG kurallarını ihlal edenlere etkili yaptırımların uygulanması zorunludur. Bu nedenle, iş güvenliği denetimlerine sadece yaptırım uygulanması açısından bakılmamalı, bu denetimleri aynı zamanda işverenlere danışmanlık yapılmasının bir aracı olarak da değerlendirilmelidir. Son yıllarda meydana gelen büyük iş kazaları sonrasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın iş güvenliği konusunda yeterli uzmanlığa sahip olmayan kişilerle çalıştığına dair eleştiriler öne çıkmaktadır. ILO verilerine göre Türkiye, denetimci sayılarında son sıralarda yer almaktadır. Özellikle iş güvenliğine ilişkin teknokratların atanmasında teknik bilgi ve deneyimden ziyade diğer faktörlerin önceliklendirildiği görülmektedir. Bütçe kalemlerinde de özellikle iş güvenliği ve sağlığına yönelik etkin ve etkili bir mekanizma öngörülmemesi gelecekte de iş güvenliği kültürünün yaygınlaştırılmasının ve kazaların önlenmesi açısından büyük bir engel olarak görülmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın maden kazalarına ilişkin denetim süreçlerindeki eksiklikler hem teknolojik altyapı yetersizlikleri hem de iş güvenliği kültürünün oturmamış olması nedeniyle ciddi sonuçlar doğurmaktadır. İSG denetimlerinin ceza merkezli görüntüsü yıkılarak, daha fazla bilgilendirme ve sadece işçilerin korunması değil aynı zamanda tüm şirketin ve üretimin güvenliğini koruma amacı aktarılmalıdır. Daha etkin ve şeffaf denetim süreçlerinin geliştirilmesi, kazaların önlenmesinde hayati önem taşımaktadır Bunun yanında, güvenlik kültürünün iş yerlerinde yaygınlaştırılması ve iş güvenliği konusunda daha yetkin kadroların atanması gerekmektedir. 259 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2237 ‒ Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin düzenlemeler temel olarak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile şekillenmiştir. Bu kanun, işyerlerinde sağlık ve güvenlik koşullarının iyileştirilmesini amaçlar ve işverenlere ciddi yükümlülükler getirir. Bunlar arasında risk değerlendirmesi yapmak, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini sağlamak ve işyerinde sürekli denetimler yapmak yer alır. Her ne kadar Türkiye’de kapsamlı bir yasal çerçeve bulunsa da uygulamadaki eksiklikler ciddi sorunlara yol açmaktadır. Özellikle son yıllarda maden işyerlerinde yaşanan kazalar ve benzeri olaylar, bu eksikliklerin belirgin hale gelmesine neden olmuştur. Mevzuata göre işyerlerinin düzenli olarak denetlenmesi gerekirken gerçekte yapılan denetimlerin sıklığı ve etkinliği yeterli olmamaktadır. Özellikle maden sektöründe, bağımsız denetimlerin yetersizliği ve etkili yaptırımların uygulanmaması kazaların artmasına yol açmaktadır. Ayrıca işçilerin yeterli iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almadığı ya da eğitimin sadece formalite gereği yapıldığı durumların sıkça yaşandığı da bilinen bir gerçektir. İş kazaları sırasında işçilerin gerekli güvenlik prosedürlerine tam olarak uymaması da bu eğitimsizliğin sonuçlarından biridir. Yine düzenlemeler ihlal edildiğinde ilgili taraflara uygulanan cezalar çoğunlukla caydırıcı değildir. Eğer caydırıcılık unsuru olsaydı herhalde 2014 yılında yaşanan ve 301 madencinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan Soma Maden faciasından sonra 2022 yılında Amasra’da 42 madencinin hayatını kaybettiği facia ile İliç maden ve Kartalkaya yangın faciasının yaşanmaması gerekirdi. Soma ve Amasra gibi maden facialarında sorumlulara verilen cezalar ve yapılan tazminat ödemelerinin, sistemin iyileşmesi için yeterli baskıyı oluşturmadığı açıktır. Bunlara ek olarak işverenin maliyet unsurlarından dolayı kazalarının önlenmesi için kullanılan teknoloji ve ekipmanların eksik ya da güncel tutmaması, bahsi geçen benzer facialara yol açmaktadır. Bu açıdan yetersiz denetim ve oluşmamış iş güvenliği kültürünün neticesinde maden işletmelerinde tehlike tespit ve acil durum müdahale sistemleri gelişmiş ülkelerde kullanılan standartlara kıyasla geride kalmaktadır. Bunun en büyük göstergesi Avrupa Birliği'nin (AB) resmi istatistik ofisi Eurostat ve Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) verilerine göre Türkiye’nin iş kazalarında en fazla insanın hayatını kaybettiği ülkeler sıralamasında birinci olduğu gerçeğidir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa göre işyerinde ortak sağlık ve güvenlik birimi ile iş güvenliği uzmanlarının görev ve yetkileri, işverenin iş sağlığı ve güvenliği konusunda yükümlülüklerini yerine getirmesine yardımcı olmak amacıyla düzenlenmiştir. Ancak, uygulamada bu birimlerin ve uzmanların karşılaştığı bazı eksiklikler sistemin etkinliğini 260 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2238 ‒ olumsuz etkileyebilmektedir. 6331 sayılı Kanuna göre iş güvenliği uzmanları, işyerinde sağlık ve güvenlik önlemlerini planlamak, denetlemek ve raporlamakla yükümlüdürler. İş güvenliği uzmanları ve işyeri sağlık ve güvenlik birimleri, kanunla tanımlanmış geniş bir yetki alanına sahip olsalar da uygulamada karşılaşılan ciddi eksiklikler vardır. Bunların en başında işverenle aralarında iş sözleşmesine ve hizmet alımına bağlı kurulan ilişki neticesinde gelen bağımsızlık sorunudur. İş güvenliği ve sağlığı birimlerinin işverene bağımlı çalışması, bağımsız karar alma mekanizmalarını zayıflatmaktadır. Özellikle işverene bağlı olarak çalışan iş güvenliği uzmanları işverenin baskısı altında kalmakta ve bu durum işyerinde gerçek anlamda etkin önlemlerin alınmasını engellemektedir. Benzer durumlar işverene iş sağlığı ve güvenliği hizmeti sunan OSGB’lerde işverenle kurdukları hizmet alımı ilişkisinde de ortaya çıkmaktadır. OSGB'ler, işverenler tarafından hizmet alımı yoluyla görevlendirildiği için işverenle aralarında finansal bir ilişki mevcuttur. Kar odaklı çalışan sermaye grubunu temsil eden işverenler doğal olarak maliyetleri düşürmek amacıyla iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınması gereken maliyet artırıcı önlemleri geciktirme veya göz ardı etme eğiliminde olacaklardır. Bu açıdan iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin görev yapan birimler işvereni memnun edemediği takdirde hizmet sözleşmeleri yenilenmeyebilir, iş akitleri feshedilebilir, bu da iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin görev yapan birimlerin bağımsız karar alma süreçlerini sürekli olarak baskı altında tutar. Dolayısıyla özellikle iş güvenliği ahlakının oturmadığı yerlerde iş sağlığı ve güvenliği uzmanları işveren baskısı altında çalışarak iş sağlığı ve güvenliği standartlarından taviz vermek zorunda kalır. İş sağlığı ve güvenliği birimlerinin sunduğu hizmetlerin kalitesi işyerinin güvenliğiyle doğrudan ilişkilidir. Ancak bu birimler ticari işletmeler olarak faaliyet gösteriyorlarsa kâr amacı güden yapılar olarak değerlendirilmelidir. Bu durum işverene bağımlı olarak çalışan iş güvenliği uzmanlarının ve işyeri hekimlerinin sundukları hizmetlerin kalitesini etkilemesi gibi işverenin dışarıdan bu hizmeti satın alması durumunda da benzer etkilere yol açmaktadır. İşyerinde güvenlik standardına uygun olmayan durumlar ortaya çıktığında, bu durumu rapor etmek ve işvereni yaptırımlar konusunda uyarmak iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin hizmet sunan OSGB’ler müşterisi olan işvereni kaybetme riski karşısında doğal olarak çıkar çatışması yaşayacaklardır. Bu da OSGB’ lerin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini tam anlamıyla bağımsız bir şekilde yürütememesine yol açacaktır. Sonuç olarak özellikle tehlikeli işlerde ve büyük işyerlerinde, bir iş güvenliği uzmanının sorumluluğu altındaki işçi sayısının çok fazla olması, etkin bir denetim ve kontrol yapmalarını zorlaştırmaktadır. Her işçi ve her risk unsuru yeterince değerlendirilememekte, bu da kazaların artmasına yol açabilmektedir. 261 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2239 ‒ İş güvenliği eğitimlerinde geçen süre işveren tarafından kayıp olarak görülmekle beraber, eğitimlerin süresi ve içeriği çoğu zaman yetersiz kalmakta ve işçiler bu eğitimlerde verilen bilgileri kavrayamadıkları için uygulamada problem yaşamaktadırlar. Bu sebeple iş yerinin faaliyet türü (çok tehlikeli-tehlikeli-az tehlikeli) dikkate alınarak ve işyerinde karşılaşabilecekleri tehlike türleri özelinde eğitimlerin verilmesi, kazaların şiddetini ve sonuçlarının hasarını azaltmanın bir yöntemi olarak düşünülmelidir. Dolayısıyla uygulanan iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri yasal mevzuat gereği yapılan eğitimler olmaktan çıkarılmalı ve temel eğitimlerin yanında çalışma sahası özelinde içerikler eklenmelidir. İş güvenliği uzmanlarının iş yeri ve işçiler için yaptığı tespitlerin ve önerilerin işveren tarafından uygulanmaması durumunda, uzmanlar yaptırım uygulama yetkisine sahip değildir. Bu da önerilerin hayata geçirilmesini zorlaştırır. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde iş güvenliği uzmanlarının önerileri genellikle maliyet kaygıları nedeniyle göz ardı edilmektedir. İşverenlerin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tutumları genel itibariyle işin devam edebilmesine yöneliktir. Bu sebeple işveren iş sağlığı ve güvenliği amacıyla gerçekleştirilen harcamaların sağlık ve güvenlik kültürü anlayışına hizmet ettiğini, günün sonunda devam eden işinde veriminin artacağı düşüncesini benimsemelidir. Kanuna aykırı davranan işyerlerine uygulanan cezalar çoğunlukla yeterince caydırıcı değildir. Bu da iş güvenliği uzmanlarının ve sağlık birimlerinin önerilerinin yeterince dikkate alınmamasına yol açar. Tespit ve önerilerin dikkate alınmadığı durumlarda yaşanılan iş kazaları ve meslek hastalıklarının da döngünün ayrı bir parçası olduğu unutulmamalıdır. İş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının ücretlerini bağımsız bir fondan veya sistemden aldığı modeller mevcuttur, ancak bu modeller genellikle daha gelişmiş sosyal güvenlik sistemlerine sahip ülkelerde görülür. Bu tür bir yapı, uzmanların bağımsız hareket etmesini ve işveren baskısından uzak durmasını sağlamak amacıyla geliştirilmiştir. Örneğin İskandinav ülkelerinde uzmanlarının ücretleri, genellikle merkezi bir devlet fonu veya sosyal güvenlik sisteminden karşılanır. İşverenler bu fonlara prim öder, ancak iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri, merkezi bir yapı tarafından finanse edilir ve denetlenir. Bu sistem, uzmanların bağımsız hareket edebilmesini garanti altına alırken işverenin doğrudan müdahale etmesini engeller. Kanada da benzer bir uygulama mevcuttur. Kanada’nın Quebec eyaletinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri CNESST (Commission des normes, de l'équité, de la santé et de la sécurité du travail) tarafından yönetilir. İşverenler, bu kuruma iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı prim öder. Kurum, iş yerinde sağlık ve güvenlik standartlarını uygulamak için denetim ve rehberlik hizmetleri sunar ve bu hizmetler için bağımsız denetçiler ve uzmanlar görevlendirir. 262 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2240 ‒ Bu model, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının ücretlerini işverenlerden bağımsız bir fondan almalarını sağlayarak tarafsız bir çalışma ortamı yaratır. CNESST, işverenlerin ödediği primlerle finanse edilen bir sistemdir, bu da İSG uzmanlarının maaşlarının doğrudan işverenler tarafından ödenmemesini sağlar. Uzmanlar, bu bağımsız sistemin bir parçası olarak görev yapar ve işverenlerin mali baskılarından uzak bir şekilde iş yerlerindeki güvenlik politikalarını uygularlar. Bu model, iş güvenliği uzmanlarının bağımsız çalışmasını ve iş yerlerindeki güvenliği tarafsız bir şekilde denetlemelerini mümkün kılar. Kanada’ya benzer şekilde Yeni Zelanda’da da iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının bazı hizmetleri, devlet tarafından finanse edilen ACC (Accident Compensation Corporation) sistemi aracılığıyla sağlanır. Bu sistem, işverenlerin prim ödemeleriyle finanse edilir, ancak uzmanların ücretleri işverenin doğrudan kontrolünde değildir. ACC, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini düzenler, denetler ve iş yerlerinde güvenlik danışmanlığı sağlar. Yine Almanya'da iş sağlığı ve güvenliği konusunda çok güçlü yasal düzenlemeler mevcuttur. İş yerlerinde tehlike arz eden durumlar ortaya çıktığında, Berufsgenossenschaften (BG) adlı mesleki sağlık ve güvenlik sigortası kurumları, iş yerlerini geçici olarak kapatma yetkisine sahiptir. Bu yetki, özellikle ciddi tehlikeler tespit edildiğinde veya işverenler gerekli önlemleri almadığında kullanılabilir. İş sağlığı ve güvenliği uzmanları, iş yeri tehlike arz ediyorsa gerekli düzenlemelerin yapılması için iş yerinin faaliyetini durdurma hakkına sahiptir. Türkiye’de de adı geçen ülkelerdeki sistemlere benzer fakat Türkiye koşullarına uygun olacak bir sistemin ülkemizde uygulanabilirliği düşünülmelidir. Bu bağlamda bağımsız bir devlet fonu oluşturularak işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri için bu fona katkı yapması sağlanmalı ve bu fon aracılığıyla iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının işyerinin tehlike sınıfı, konumu ve çalışan sayısı gibi kriterlere göre belirlenecek ücretleri karşılanmalı ve atamaları merkezi bir sistemden yetkinliklerine göre işverenin müdahalesi olmadan yapılabilmelidir. Sistemin etkin yürütülmesi ve olumsuz rekabet etkilerinin azaltılması için işverenin atanan uzmanlardan memnun kalmaması durumunda belirli bir süre içinde sınırlı sayıda yeniden atama talebinde bulunması hakkı da sistem içinde bir sigorta unsuru olarak bulunmalıdır. Böylelikle uzmanların bağımsızlığı artırılacak ve işverenlerin maliyet odaklı müdahaleleri azaltılacaktır. Aynı zamanda işyerindeki iş sağlığı ve güvenliği noktasında sorumlulukları bulunan uzmanlara gerektiğinde acil durumlarda işi geçici olarak durdurma yetkisi verilmedir. Bu geçici durdurmanın gerekli olup olmadığı sonrasında yapılacak denetimlerle tespit edilmeli bu şekilde keyfi durdurmaların önüne geçilmelidir. Böylece iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları daha etkin bir şekilde hayata geçirilebilir. Bu tür bir sistem, iş güvenliği uzmanlarının hem bağımsız 263 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2241 ‒ çalışmasını sağlayacak hem de iş kazalarını ve meslek hastalıklarını azaltma hedefinde daha tarafsız bir yaklaşımı mümkün kılacaktır. Ayrıca Türkiye’deki iş sağlığı ve güvenliği sisteminin daha etkin hale getirilmesi için denetimlerin artırılması, yaptırımların caydırıcı hale getirilmesi ve işçilerin kapsamlı eğitimlere tabi tutulması gerekmektedir. Yine teknolojik altyapıların iyileştirilmesi ve gelişmiş güvenlik sistemlerinin kullanılmasının zorunlu hale getirilmesi de gereklidir. Özetle özellikle maden işyerlerinde yaşanan iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin eksiklikler sadece birkaç işyerinin veya Bakanlığın eksikliği değil aslında yıllar içinde çalışma hayatında ve kamuda kapital gücün egemen tutulması, insan unsurunun değersizleştirilmesi sonucunda yaşanan bir yozlaşmanın neticesidir. Bu açıdan yapılması gereken her büyük iş kazası sonrasında özelinde bir düzenleme değil, topyekün çalışma, eğitim ve sosyal hayatın ele alacak bir reform hareketi olmalıdır. Bunun için en başta eğitim ile iş güvenliği kültürü ve ahlakı yediden yetmişe benimsetilmeli, iş sağlığına ilişkin denetim ve gözetim mekanizmalarının sürekli ve rehberlik edici şekilde kurgulanması sağlanmalı, bu noktada başta bağımsız ve liyakat sahibi iş sağlığı ve güvenliği birimlerinin yapılandırılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu başta olmak üzere İş Kanunu ve özellikle maden işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliği başta olmak üzere sektör bazlı yönetmeliklerde, iş kazaları istatistikleri dikkate alınarak eksik ya da değinilmemiş alanlara düzenleme getirilmelidir. Ayrıca Meslek Liselerinin gelişimin sağlanması ve içi boş üniversite bölümleri yerine iş sağlığı ve güvenliği kültürünü edinmiş meslek erbabının yetişmesinin sağlanması önemli ve gereklidir. Sosyal Güvenlik Sosyal güvenlik kuruluşlarının mevcut durumu ve öngörüleri, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği konusundaki zayıflıkları gözler önüne sermektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) gelir-gider dengelerinin ciddi oranda bütçe transferine bağlı olması ve istenen düzeyde prim gelirlerinin sağlanamaması sosyal güvenlik sistemimizin uzun vadede ekonomik olarak sürdürülebilir bir zemine oturmadığını göstermektedir. 2024 yılında merkezi yönetim bütçesinden SGK’ya 1.442,6 milyar TL transfer yapılmıştır. 2024 yılı itibarıyla %0,4 olan SGK'nın GSYH'ya oranla açığının 2025 yılında %0,5'e ulaşması beklenmektedir. Bu bağlamda GSYH’ye oranla 2024 yılı sonunda sosyal güvenlik sisteminde beklenen açığın çok da yüksek olmadığı görülmektedir. Zaten 2025 yılında Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan bütçe transferlerinin GSYH’ye oranının hedeflenen 3,6’nın altında 3,4 264 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2242 ‒ civarında gerçekleşeceği öngörülmekte ve bu oranın 2026 yılında %3’e, 2028 yılında ise %2,8’e düşürülmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır. 2026 yılında cari transferler için toplam 6 trilyon 820,8 milyar TL ödenek öngörülmüş olup cari transferler içinde Sosyal Güvenlik Kurumu için öngörülen ödenek tutarı 2 trilyon 328,6 milyar TL’dir. Söz konusu tutarın 2025 yılı için 2 trilyon 86,7 milyar TL olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Öte yandan, İşsizlik Sigorta Fonu (İSF)’nun gelir-gider dengesine bakıldığında 2024 yılında 68,5 milyar TL fazla vermiş ve fon varlığı 358,9 milyar TL’ye ulaşmıştır. Ancak bu fazlalık, İSF’nin esas amacından saparak işverenlere teşvik sağlamak ve prim indirimleri için kaynak olarak kullanılmakta, işsizlerin güvence altına alınması yerine sistemin bir işverenler üzerinden sosyal güvenlik sistemine destek fonuna dönüşmesine neden olmaktadır. Bu durum, İSF’nin işsizlikle mücadelede esas amacını kaybetmesine yol açmaktadır. İşsizlerin yararlanması gereken bu fonun işveren teşvikleri için kullanılmaya devam edilmesi, sosyal güvenlik sistemine olan güveni sarsmakta ve işsizlik sigortasının işlevselliğini zedelemektedir. Bu tablo sosyal güvenlik sisteminin asli amacına uygun çalışmadığını, kayıt dışılığın ve etkin prim tahsilatının sağlanamaması nedeniyle devletin emeklilere ödenen maaşlarının azaltılması başta olmak üzere yetersiz bütçe desteği ve uygun olmayan fon transferleriyle finansal açığını kapatmaya çalıştığını ortaya koymaktadır. Özellikle ücretler üzerindeki vergi yükü ve giderek artan yaş şartı karşısında azalan emekli maaşları özellikle düşük gelirli çalışanların sırtında sosyal güvenlik sistemini bir yük haline getirmekte, yüksek prim teşvikleri ile işverenlere sağlanan katkılar ise işçi haklarının korunmasını zorlaştırmaktadır. Sosyal güvenlik kurumlarının bir refah devleti ilkesi çerçevesinde faaliyet göstermesi gerektiği unutulmamalıdır. Ancak mevcut politikalar, sosyal güvenlik sisteminin yükünü toplumun sırtına yıkarak bu ilkeyi ihlal etmektedir. Özellikle iktidar sürekli olarak işveren üzerinde sağladığı vergi ve prim indirimleri ile teşviklerini çalışan ücretleri üzerinde yapmamaktadır. Bu çerçevede sosyal güvenlik sisteminin giderek özelleştirilmesi, kamusal yapısının zayıflatılması ve toplumsal dayanışma ilkesinden uzaklaştırılması neticesinde gelecek nesiller giderek büyüyen bir tehlikeyle karşı karşıya kalmaktadır. Verimsiz alanlarda ve uzun vadede istihdamı artırmayan prim teşviklerine yapılan artışlar ile teşvik sürelerinin uzatılması devlet bütçesine ek yükler getirerek sosyal güvenlik sisteminin bağımsızlığını zedelemektedir. Bu tür teşvikler kısa vadede istihdam yaratma etkisi sağlasa da 265 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2243 ‒ uzun vadede iş ahlakının kaybolmasıyla işverenlerin sosyal güvenlik prim ödeme sorumluluğunu devlete devrederek yükümlülüklerini azaltma yoluna gitmesine neden olmaktadır. Sosyal güvenlik kaynağının sürekli olarak sağlanan verimsiz teşvikler ve kronik kayıt dışılık nedeniyle sürdürülebilir bir finansman modeline dayanmaması, sistemin gelecekte daha büyük bir mali krizle karşı karşıya kalacağına işaret etmektedir. Emeklilik Türkiye'de sosyal güvenlik sistemine ilişkin olarak 1946 yılında işçi sigortaları kurumunu oluşturmuş, 1949 yılında ise emekli sandığının farklı devlet kurumlarında çalışan memurları tek çatı altında toplaması ile birlikte o güne kadar dağınık halde bulunan sandıklar birleştirilmiş ve devlet memurlarının emeklilik hakları düzenlemiştir. 1965 yılında yürürlüğe giren 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu işçi statüsündeki çalışanların sosyal güvenlik haklarını kapsarken, 1971 yılında çıkarılan 1479 sayılı Kanun ile serbest meslek sahipleri ve bağımsız çalışanların sosyal güvenlik haklarına ilişkin kurulan Bağ-Kur oluşturulmuştur. 1999 yılında çıkarılan 4447 sayılı Kanun ile sosyal güvenlik sisteminde önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu reform, emeklilik yaşının kademeli olarak artırılmasını ve prim gün sayısının artırılmasını öngörmüştür. Ayrıca bu reformla birlikte aylık bağlama oranları da düşürülmüştür. Bu değişiklikler sistemin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla yapılmış olsa da ilerleyen yıllarda emekli maaşlarının giderek daha fazla düşmesine neden olmuştur. 2008 yılında çıkarılan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, sosyal güvenlik sisteminde köklü değişiklikler getirmiştir. Bu kanunla tüm sosyal güvenlik kurumları tek çatı altında toplanmış ve prim esaslı bir sistem benimsenmiştir. Aylık bağlama oranları, emeklilik yaşı ve prim gün sayısı gibi temel parametrelerde değişiklikler yapılmıştır. Bu reform esasında sistemin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla yapılmış olup emekli maaşlarının hesaplanma yöntemlerinde de azaltıcı yönde değişikliklere yol açmıştır. Yapılan bu değişikliklerin neticesinde emekli maaşı hesaplaması, sadece çalışan statüsüne ve prim ödeme tarihlerine göre değil, aynı zamanda ilk sigortalı oluş tarihleri ile emekli olma tarihlerine göre değişiklik gösterir. Çalışan statüleri 4A (işçi), 4B (bağımsız çalışan) ve 4C (memur) olarak sınıflandırılırken, prim ödeme tarihleri 2000 öncesi, 2000 Ocak ile 2008 Ekim arası ve 2008 Ekim sonrası olarak üç döneme ayrılmıştır. Özellikle 4A ve 4B statüsündeki çalışanların emekli maaşları, prim ödeme tarihlerine bağlı olarak değişir; bu, aylık bağlanma 266 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2244 ‒ oranı ve alt sınır taban maaş oranının değişmesinden kaynaklanır, 2008 Ekim sonrası ödenen primlerde bu etki daha belirgindir. Her bir sigorta kolunun emeklilik koşulları farklıdır ve sigortalının emekli maaşı, çalışma süresi ile ödenen prim gün sayısına göre hesaplanır. İlk adımda, sigortalının aylık brüt kazancı, SGK'ya bildirilen toplam ücretler üzerinden belirlenir. Ardından, bu kazanca ve prim ödeme gün sayısına dayanarak emekli maaşı hesaplaması yapılır. Genel kural olarak, prim ödeme gün sayısı ne kadar yüksekse emekli maaşı da o oranda artar. Fakat yapılan düzenlemeler neticesinde bu genel kural birçok noktada işlevsiz kalmaktadır. 2008 Ekim ayında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, çalışma ve emeklilik şartlarını yeniden düzenlemiştir. Bu düzenleme, 4A, 4B ve 4C sigortalıları için emekli maaşı hesaplama yöntemlerinde önemli değişiklikler getirmiş, her bir dönem için özgü formüllerin kullanılmasını zorunlu kılmıştır. Bu da Türkiye'deki emeklilik sisteminin karmaşık yapısını gözler önüne serer. Aylık bağlama oranları (ABO), emekli maaşlarının hesaplanmasında önemli bir rol oynar. 2008 reformu ile ABO'da yapılan değişiklikler, emekli maaşlarının düşmesine neden olmuştur. Reform öncesinde 25 yıl çalışması olan birisi için ortalama %2,6 civarında olan ABO, reform sonrasında ilk defa sigortalı olacaklar için %2'ye sabitlenmiştir. Ayrıca güncelleme katsayısı da enflasyon ve büyüme oranlarına bağlı olarak belirlenmekte ve bu da emekli maaşlarının reel değerini olumsuz etkilemektedir Yapılan değişiklikle birlikte bu katsayıdaki büyüme oranının etkisi %100’den %30’a düşürülmüştür. Bu değişiklikler emekli maaşlarının giderek daha da düşmesine yol açmıştır. Yıllar İçinde İşçi Emekli Aylığının Brüt Asgari Ücret Karşısındaki Oranı En Düşük Emekli En Düşük İşçi Tarih Brüt Asgari Ücret Aylığının Hükümet-Başbakan Emekli Aylığı Asgari Ücrete Göre Oranı 1996/1 ₺5,47 ₺8,46 -35,30% Tansu Çiller 1996/2 ₺15,96 ₺17,01 -6,17% Necmettin Erbakan 1997/1 ₺17,93 ₺17,01 5,43% Necmettin Erbakan 1997/2 ₺25,86 ₺35,43 -27,02% Mesut Yılmaz 1998/1 ₺35,04 ₺35,43 -1,11% Bülent Ecevit 1998/2 ₺44,18 ₺47,83 -7,64% Mesut Yılmaz 267 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2245 ‒ 1998/3 ₺49,07 ₺47,83 2,59% Mesut Yılmaz 1999/1 ₺65,36 ₺78,07 -16,28% Mesut Yılmaz 1999/2 ₺79,59 ₺93,60 -14,97% Bülent Ecevit 2000/1 ₺119,10 ₺118,80 0,25% Bülent Ecevit 2001/1 ₺121,90 ₺139,95 -12,90% Bülent Ecevit 2001/2 ₺196,00 ₺146,95 33,38% Bülent Ecevit 2002/1 ₺216,40 ₺222,00 -2,52% Ak Parti 2002/2 ₺239,70 ₺250,88 -4,45% Ak Parti 2003/1 ₺332,00 ₺306,00 8,50% Ak Parti 2003/2 ₺332,00 ₺306,00 8,50% Ak Parti 2004/1 ₺364,80 ₺423,00 -13,76% Ak Parti 2004/2 ₺400,80 ₺444,15 -9,76% Ak Parti 2005/1 ₺424,60 ₺488,70 -13,12% Ak Parti 2005/2 ₺449,80 ₺488,70 -7,96% Ak Parti 2006/1 ₺463,10 ₺531,00 -12,79% Ak Parti 2006/2 ₺476,90 ₺531,00 -10,19% Ak Parti 2007/1 ₺500,50 ₺562,50 -11,02% Ak Parti 2007/2 ₺526,50 ₺585,00 -10,00% Ak Parti 2008/1 ₺536,90 ₺608,40 -11,75% Ak Parti 2008/2 ₺575,30 ₺693,00 -16,98% Ak Parti 2009/1 ₺597,40 ₺666,00 -10,30% Ak Parti 2009/2 ₺608,30 ₺693,00 -12,22% Ak Parti 2010/1 ₺668,30 ₺729,00 -8,33% Ak Parti 2010/2 ₺692,30 ₺760,50 -8,97% Ak Parti 2011/1 ₺752,30 ₺796,50 -5,55% Ak Parti 2011/2 ₺782,40 ₺837,00 -6,52% Ak Parti 2012/1 ₺835,50 ₺886,50 -5,75% Ak Parti 2012/2 ₺851,80 ₺940,50 -9,43% Ak Parti 2013/1 ₺887,10 ₺978,60 -9,35% Ak Parti 2013/2 ₺922,50 ₺1.021,50 -9,69% Ak Parti 2014/1 ₺952,70 ₺1.071,00 -11,05% Ak Parti 2014/2 ₺1.007,00 ₺1.134,00 -11,20% Ak Parti 2015/1 ₺1.030,40 ₺1.201,50 -14,24% Ak Parti 2015/2 ₺1.100,00 ₺1.273,50 -13,62% Ak Parti 268 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2246 ‒ 2016/1 ₺1.242,50 ₺1.647,00 -24,56% Ak Parti 2016/2 ₺1.287,60 ₺1.647,00 -21,82% Ak Parti 2017/1 ₺1.348,50 ₺1.777,50 -24,14% Ak Parti 2017/2 ₺1.427,80 ₺1.777,50 -19,67% Ak Parti 2018/1 ₺1.509,10 ₺2.029,50 -25,64% Ak Parti 2018/2 ₺1.647,50 ₺2.029,50 -18,82% Ak Parti 2019/1 ₺1.815,40 ₺2.558,40 -29,04% Ak Parti 2019/2 ₺1.906,40 ₺2.558,40 -25,48% Ak Parti 2020/1 ₺2.030,30 ₺2.943,00 -31,01% Ak Parti 2020/2 ₺2.147,04 ₺2.943,00 -27,05% Ak Parti 2021/1 ₺2.326,75 ₺3.577,50 -34,96% Ak Parti 2021/2 ₺2.523,36 ₺3.577,50 -29,47% Ak Parti 2022/1 ₺3.166,06 ₺5.004,00 -36,73% Ak Parti 2022/2 ₺4.506,89 ₺6.471,00 -30,35% Ak Parti 2023/1 ₺5.858,95 ₺10.008,00 -41,46% Ak Parti 2023/2 ₺7.323,70 ₺13.414,50 -45,40% Ak Parti 2024/1 ₺10.000,00 ₺20.002,50 -50,01% Ak Parti 2024/2 ₺12.500,00 ₺20.002,50 -37,51% Ak Parti 2025/1 ₺14.469,00 ₺26.005,50 -44,36% Ak Parti Çalışan grupları arasındaki maaş bağlama ve güncelleme usullerindeki farklılıkların neticesi olarak 2024 yılı başında 4A ve 4B kapsamında emekli olanlar ile kamuda görev yapan ve 4C kapsamında olan 2008 Ekim öncesi girişli memur emeklileri arasında zam farkı ortaya çıkmış ve bunun neticesinde 4C emeklilerine toplu sözleşme kapsamında memurlara yapılan %49,3 oranında artış yapılırken 4A ve 4B kapsamındaki emeklilere enflasyon artış oranı olan %37,57 oranında zam yapılmıştır. Kamuoyunda gündem olmasından sonra 4A ve 4B kapsamındaki emeklilere yasal düzenleme ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 102’nci madde ile bu oran 2024 yılındaki emekli maaşları için %49,25’e yükseltilmiştir. Fakat toplu sözleşmedeki hüküm gereği 2024 yılı temmuz ayında temmuzda memur ve memur emeklilerinin maaş zam oranı yüzde 19,3 olarak belirlenirken 4A ve 4B emeklileri açısından ilave zam uygulanmış maaşları yüzde 24,73 olarak daha fazla oranda uygulanmıştır. Böylelikle 2024 Temmuz ayında bu sefer de memur emeklileri daha az oranda zam almış olmuştur. Söz konusu farklılık 2025 yılı içinde devam ederek 2025 yılında da ilk altı aylık dönem için 2008 yılı öncesi girişli memur emeklilerine yüzde 11,54'lük zam yapılırken İşçi ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 15,75 oranında zam yapılmıştır. 269 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2247 ‒ Bahsi geçen düzenlemeler neticesinde giderek eriyen emekli maaşları karşısında 17.01.2019 tarihinde yapılan düzenleme ile en düşük emekli aylığı uygulamasına gidilmiş ve 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek Madde 19 ile 1.000 lira olarak belirtilen tutar, 2020 Mart ayında 1.500 liraya, 2022 Ocak ayında 2.500 liraya, 2022 Temmuz ayında 3.500 liraya, 2023 Ocak ayında 5.500 liraya, 2023 Mart ayında 7.500 Liraya, 2024 Ocak ayında 10.000 liraya ve 2024 Temmuz ayında 12.500 Liraya yükseltilmiştir. 2025 yılı başında en düşük emekli maaşının 14.469 TL olarak belirlenmiş ve Temmuz 2025’te bu tutar 16.881 olarak revize edilmiştir. Sosyal güvenlik prim gelirlerinin en düşük asgari ücret üzerinden elde edildiğini düşünürsek maalesef 1997 yılında asgari ücretin 1,05 katı olan en düşük emekli maaşı, 28 yıl sonra net asgari ücretin 0,6 katına kadar gerilemiştir. Halbuki 1997 yılında Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan dönemindeki oran korunabilmiş olsaydı en düşük emekli maaşının hiçbir ek düzenlemeye ihtiyaç duymadan günümüzde 27.000 TL’nin üstünde olması gerekirdi. Üstelik Prof. Dr. Necmettin Erbakan emekli maaşlarındaki bu artışı asgari ücreti de nerdeyse %100 artırırken başarmıştır. Hükümetin Sosyal Güvenlik alanında hiçbir yaraya merhem olmayan geçici uygulamaların yol açtığı diğer bir eşitsizlikte emeklilik yaşıdır. Mevcut EYT düzenlemesi, 01.09.1999 tarihinden sonra işe başlayan bireyler için emeklilik yaşını önemli ölçüde ileriye çekmiştir. Bu tarihten sonra işe girenler, erkekler için en erken 58, kadınlar için ise en erken 60 yaşında emekli olabileceklerdir. 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan çalışanlar içinse, 2035 yılı itibarıyla kademeli olarak artırılan emeklilik yaşını tamamlamaları gerekecektir. Örneğin, işe başlama yaşını 18 olarak kabul ettiğimizde, 1999 sonrası işe girenlerin en erken emeklilik tarihi 2040 yılı başını bulacaktır. Bu durum göz önüne alındığında, sosyal güvenlik sistemine önümüzdeki 15 yıl boyunca yeni emekli girişinin anlamlı bir artış göstermeyeceği söylenebilir. Böylece, bu süre zarfında mevcut emekli sayısında azalma yaşanacak ve buna bağlı olarak aktif- pasif oranı giderek düzelecektir. Mevcut düzenlemeler doğrultusunda, kadınlar için emeklilik yaş sınırı 58, erkekler için ise 60 olarak belirlenmiştir ve bu sınırlar 2035 yılına kadar korunacaktır. Ancak, 2036 yılından 270 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2248 ‒ itibaren, emeklilik yaş sınırı her iki yılda bir yaş eklenerek artırılacaktır. Bu düzenlemeye göre, 7200 prim günü şartını henüz tamamlayamayan erkekler için emeklilik yaşı 2044 yılına kadar 65'e, kadınlar içinse 2048 yılına kadar 65'e ulaşacaktır. Dolayısıyla, bugün çalışma hayatına yeni başlayan bir erkek sigortalı, 65 yaşında emekli olmayı beklemek durumundadır. Bu artış süreci ve belirlenen yaş koşulları göz önüne alındığında, 2040 yılı sonrasında emekli sayısındaki azalışın devam edeceği öngörülmektedir. Öte yandan, Türkiye'nin 12. Kalkınma Planı'nda yer alan "Sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla emeklilik kriterlerinin belirlenmesinde doğuşta beklenen yaşam süresi artışı ile uyumlu otomatik ayarlama mekanizmalarına ilişkin çalışmalar yapılacaktır" ifadesi, gelecekteki düzenlemelerde emeklilik yaşının daha da yukarıya çekileceğine işaret etmektedir. Bu ifade, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini koruma amacı güderken, aynı zamanda mevcut çalışanların emeklilik yaşının daha da ileri bir seviyeye taşınması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu tür bir otomatik ayarlama mekanizması, bireylerin çalışma hayatında daha uzun süre kalmalarını gerektirecek ve emeklilik süresini geciktirecektir. Türkiye'de yüksek enflasyon oranları ve döviz kuru dalgalanmaları, emekli maaşlarının reel değerini azaltmaktadır. Enflasyonun yüksek olması, emekli maaşlarının alım gücünü düşürmekte ve emeklilerin yaşam standartlarını olumsuz etkilemektedir. Özellikle 2020 sonrasında yaşanan yüksek enflasyon oranları, emekli maaşlarının reel değerinde ciddi düşüşlere yol açmıştır. Türkiye'de tüketici fiyatları bazında 2020 yılında %14,6 olan enflasyon oranı 2021 yılında %36,08'e yükselmiştir. Bu oran 2022 yılında %64,27, 2023 yılında 64,77 olurken 2024 yılına gelindiğinde %44,38 düzeyinde gerçekleşmiştir. Enflasyondaki bu yüksek oranlar, emekli maaşlarının değerini aşındırarak emeklilerin yaşam standartlarını korumalarını zorlaştırmıştır. Türk lirasının değer kaybetmesi, birçok emekli için elzem olan ithal mal ve hizmetlerin maliyetini artırdığı için durumu daha da kötüleştirmiştir. Düşük faiz oranları ve büyük cari açıklar da dahil olmak üzere ekonomi politikaları, bu yüksek enflasyona ve para birimindeki değer kaybına katkıda bulunmuştur. Bu faktörler toplu olarak Türkiye'deki emeklilerin mali istikrarını zayıflatmış ve birçok emekliyi azalan reel gelirlerle hayatını idame ettirme noktasında bırakmıştır. 271 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2249 ‒ Yüksek seyreden enflasyon, sosyal güvenlik kapsamında alınan maaşların reel değerini önemli ölçüde düşürerek düşük gelirli vatandaşların geçim sıkıntısını daha da artırmıştır. Emeklilik maaşları ve asgari ücret gibi sosyal güvenlik destekleri enflasyon karşısında yetersiz kalmakta, özellikle emeklilik sisteminde artan enflasyona karşı sosyal korumada ciddi bir açık ortaya çıkmaktadır. Diğer çarpıcı bir veri de Avrupa ülkelerinde yaşlılık, dul ve yetim aylıklarına ayrılan bütçenin yararlanıcıların sayısına bölünmesiyle ortaya çıkan husustur. Burada da 2014 yılı baz alındığında yıllar içinde tüm Avrupa’da yararlanıcı başına düşen aylık tutar Euro bazında artarken Türkiye’de (2022 yılı itibari ile %45) giderek gerilemektedir. 2022 yılında tüm Avrupa’da yararlanıcı başına düşen aylık gelir en düşük 160 Euro ile Türkiye’dedir. Sosyal güvenlik kurumlarının artan maliyetleri karşısında ayrılan bütçenin yeterliliği ve etkin kullanımı tartışmalı bir konu olarak öne çıkmaktadır. SGK’nın 2025 yılı için gelirlerinin 4,7 trilyon TL, harcamalarının ise 5,2 trilyon TL olması bekleniyor. Bu 551,8 milyar TL’lik bir açık anlamına gelmekle birlikte 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre, SGK’nın topladığı primlerin dörtte biri oranında devlet katkısı sağlandığını göz önüne almak gerekir. Bu katkı bütçe kalemlerinde SGK’nın normal gelirleri arasında yer alıyor ve doğal olarak açıkların görünümünü azaltıyor. 2025 yılında bu katkının 880 milyar TL olacağı tahmin edilmektedir. Eğer bu katkı olmasaydı, 2025 yılında SGK’nın açığı 551,8 milyar TL yerine 1,432 trilyon TL olacaktı. 2002 yılında Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan transferlerin GSYH’ye oranı %3,1 olarak gerçekleşirken bu oran 2009’da %5,2’ye çıkmış, 2021 yılına kadar %3,4 ile %4,9 arasında devam etmiş ve 2022 yılında %2,6 ile en düşük seviyesine ulaşmıştır. EYT düzenlemesinin hayata geçtiği 2023 yılında %3,7 olarak gerçekleşen bu oranın 2024 yılında %3,2 olarak gerçekleşmiştir. 2025 yılında SGK’ya yapılan transferlerin GSYH’ye oranının %3,6 olarak gerçekleşmesi hedeflenmektedir. Özellikle SGK transferlerinin GSYH’ye oranının artırılması, sosyal güvenlik açıklarının sürdürülebilir bir biçimde finansmanı açısından önemlidir; ancak uzun vadeli reformlar olmadan yalnızca bütçe transferleriyle sürdürülebilir bir güvence sağlanamayacaktır. Ayrıca 2024 yılı Ekim ayı itibariyle 12 milyon civarında yaşlılık aylığı alan kişi sayısının EYT düzenlemesi öncesinde 2023 yılı Ocak ayında 11,1 olması da dikkat çekicidir. EYT düzenlemesi sonrasında yaşlılık aylığı alanların sayısında 900 bin kişi artmasından dolayı sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğinin zorlandığı söyleminin sürekli Hükümet tarafından dillendirilmesi gerçekçi durmamaktadır. Bu bağlamda çalışan başına düşen emekli nüfusunu ifade eden aktif-pasif oranının 1,6’ya düşmesinin esas sebebi 272 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2250 ‒ emekli sayısındaki artıştan ziyade yüksek kayıt dışı istihdamın devam etmesi olarak ele alınmalıdır. Ayrıca Avrupa ülkelerinde aktif-pasif oranı daha iyi emeklilik koşullarına rağmen genel olarak aktif-pasif dengesi 1,6 ile şu an Türkiye ile aynı seviyededir. Örneğin emeklilik koşulları açısından 15. sırada olan Belçika’da aktif-pasif oranı 1,51; 18. sırada olan Finlandiya’da aktif-pasif oranı 1,58; birinci sırada olan İsviçre’de ise 1,64’dür. Türkiye’de ise 2022 yılına kadar aktif-pasif oranı 2’nin üstünde olup 2023 yılından sonra bu oran 2’nin altına düşmüştür. Bu açıdan son yıllara kadar aktif-pasif oranı Avrupa ortalamasının çok üstünde olan Türkiye’nin geçici olarak yaşadığı bu düşüş emekli maaşlarının bütçeye ek yük getirdiği söylemini tamamen geçersiz kılmaktadır. Hükümetin yayımladığı ekonomik raporlarda bireysel emeklilik sistemine giderek daha fazla ağırlık verilmesi de dikkat çekmektedir. Otomatik Katılım Sistemindeki (OKS) büyüme, hükümetin sosyal güvenlik yükünü bireylerin omuzlarına yükleme stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilmelidir. 2025 Eylül itibarıyla 116,5 milyar TL’ye ulaşarak büyük bir ivme kazanmıştır. Ancak, bu büyümenin arkasında, zorunlu hale getirilmiş otomatik katılım sistemi ve bireylerin kendi emekliliklerini güvence altına almak zorunda bırakıldığı bir yapı yatmaktadır. Sosyal güvenlik sisteminin asli görevi olan emeklilik güvencesi sağlama sorumluluğu giderek zayıflamakta; hükümet, yapılan son düzenleme ile Cumhurbaşkanı’na verilen devlet katkısını sıfıra indirme yetkisi ile birlikte bireylerin geleceğini kendi tasarruflarına devrederek bu yükümlülükten sıyrılma yoluna gitmektedir. Otomatik Katılım Sistemi’ndeki 7,8 milyon çalışanın ve 116,5 milyar TL’lik fon büyüklüğünün de çalışanları zorunlu olarak bu sisteme dâhil eden bir modelle sağlandığı unutulmamalıdır. Çalışanların sisteme gönüllü olarak katılımı yerine, “zorunlu katılım” yoluyla OKS’ye yönlendirilmesi, bireylerin özgür iradelerine dayanmayan, iktidarın ekonomik yükünü bireylerin sırtına yükleyen bir uygulamadır. Bu sistemle, sosyal güvenlik prim yükünü azaltmak ve kamusal emeklilik sistemini giderek geri plana itmek için devlet eliyle bireylerin kendi birikimlerine bağımlı hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Bu büyüme oranları ve rakamlar, OKS’nin sermaye gruplarının çıkarlarına hizmet eden bir yatırım aracı haline getirildiğini ve sosyal güvenlik açığının giderilmesi bahanesiyle sosyal devlet anlayışından sapıldığını göstermektedir. Kamusal güvence sağlamak yerine, emeklilik sisteminin bireylere yüklenmesi, iktidarın sosyal güvenlik sorumluluğunu göz ardı ettiğini ve bireyleri, sermaye piyasalarında risk altına sokarak kendi birikimlerini değerlendirmek zorunda bıraktığını açıkça ortaya koymaktadır. 273 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2251 ‒ Bu durum, sosyal güvenlik sisteminin yükünün aşamalı olarak işverenlerden alınarak sabit gelirli çalışanların omuzlarına yüklenme eğiliminde olduğuna işaret etmektedir. İşverenlerin sosyal güvenlik prim yükünü azaltma hedefi, özellikle sermaye sahipleri için ekonomik bir rahatlama sağlayacaktır. Ancak, bu tür bir politik değişim, sosyal güvenlik fonlarına yapılan katkıların azalmasına neden olarak sistemin gelecekteki dayanıklılığını riske atabilir. Aynı zamanda, bu politika, düşük ve orta gelirli kesimlerin sosyal güvenlik yükünü taşımaya devam edeceği anlamına gelmektedir; böylece, gelir dağılımındaki adaletsizlik derinleşecek ve toplumsal eşitsizlikler daha belirgin hale gelecektir. Sonuç olarak sosyal güvenlik sistemine yeni emeklilerin katılımının azalmasıyla birlikte, ilerleyen yıllarda işçi maaşları üzerindeki prim yükünün hafifletilmesi yönünde bir siyasi söylem geliştirilmesi mümkündür. Sermaye üzerindeki prim ve vergi yüklerinin azaltılmasına yönelik yapılacak düzenlemeler, sabit gelirli çalışan kesim üzerindeki vergi yükünün artırılmasını da beraberinde getirebilir. Bu tür bir vergi politikası değişimi, çalışan kesimin satın alma gücünü azaltarak ekonomik adaletin bozulmasına yol açacaktır. Bu gelişmeler, sosyal güvenlik sisteminin asli görevinden giderek uzaklaştığı ve kamu emeklilik sisteminin öneminin geri plana itildiği bir yapı ortaya koymaktadır. Bireysel emeklilik sistemine olan yönelim, devletin toplumsal güvenlikten elini çekmeye başladığı izlenimini uyandırmaktadır. Bu durumda, bireylerin sosyal güvenlikten mahrum kaldığı ve yaşam süresince birikim yaparak emekliliğini kendisinin güvence altına almak zorunda kaldığı bir sistem inşa edilmektedir. Sosyal Güvenliğe Ayrılan Pay 25,00% 20,00% 15,00% 10,00% 5,00% 0,00% Sosyal Güvenliğe Aktarılan Tutarın Bütçedeki Payı Sosyal Güvenliğe Aktarılan Tutarın GSYİH İçindeki Payı 274 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2252 ‒ Sosyal güvenliğe bütçeden ayrılan pay bütçenin büyüklüğüne göre değişmekle birlikte 2009 krizinde ve pandemi dönemindeki sapmaları hariç tutarsak 20 yıldır ortalama %12 düzeylerinde seyretmektedir. GSYİH’den ayrılan pay ise ortalama %4 civarında seyretmekte olup EYT düzenlemesinden sonra %3 düzeylerine gerilemiştir. Bakanlığın sosyal güvenlik bütçesi retorik olarak sigortasız çalışanları kayıt altına almayı hedeflemekte ve işverenlere teşvikler sunmaktadır. Ancak sistemin kapsayıcılığı ve tüm kesimlerin sosyal güvenceye eşit erişim sağlayıp sağlamadığı konusu eleştirilere açıktır. Türkiye’de hâlâ geniş bir kayıt dışı istihdam oranı bulunmakta ve düşük gelirli çalışanlar, sosyal güvenlik prim ödemelerinde zorluklar yaşamaktadır. Bu durum, gelir adaletsizliğini derinleştirebilirken, aynı zamanda daha düşük emekli maaşları ve güvencesiz bir yaşlılık riskini artırmaktadır. Sosyal güvenlik sisteminin bu kesimler için daha erişilebilir hale gelmemesi, uzun vadede sosyal eşitsizliklerin daha da derinleşmesine neden olacaktır. Özellikle emekli olma şartında 08.09.1999 tarihinden sonra işe başlayan bireyler için emeklilik yaşına ilişkin olarak prim gün sayısını belirlenecek sınırlar dahilinde erken dönemde tamamlayanların daha erken yaşlarda emekli olma imkânı tanınmalıdır. Bu noktada emeklilik yaşından çok daha önce prim gün şartını tamamlayanlar sisteme daha çok katkı sunacağından dolayı prim gelirlerinde artış yaşanmasının yanı sıra kayıt dışı istihdam ve genç işsizlik problemi çözülecek ve devletin bütçe açığından dolayı yaşadığı borçlanmaya ilişkin faiz giderleri azalacaktır. Çünkü devlet borçlanma ile karşılayacağı gideri sosyal güvenlik sistemine giren erken dönemdeki prim gelirlerini artırarak karşılama yoluna gidecek, böylelikle ihtiyaç duyduğu borçlanma ihtiyacı azalacağından dolayı yüklü bir faiz giderinden kurtulacaktır. Çünkü kişilerden toplanan primler esasında kişiye emekli maaşı bağlanıncaya kadar emeklinin devlete sağladığı reel faizi sıfır olan borç anlamına gelmektedir. Esasında kişilerin emekli yaşının yükseltilmesindeki amaç toplanan primin karşılığında daha kısa süre için daha geç ödeme yapmaktır. Aktüerya hesaplarındaki bu ödeme dengesi primlerin kişilerden sistemdeyken daha genç yaşlarda toplanması sağlanmasıyla kişilerin emekli yaşı düşürülerek ve aylıkları yükseltilerek de sağlanabilecektir. Kişiler ne kadar erken dönemde prim öderlerse daha erken emekli olacakları için o kadar fazla gelir elde etme imkanına sahip olacaklar, ortaya kazan-kazan anlayışı çıkacak ve böylelikle devlet yüklü faiz giderinden kurtulurken bireylerde daha yüksek maaş ile daha erken emekli olma imkanını elde edecektir. Halbuki mevcut sistem prim gün sayısını düşük tutarak geç ödenen primlerle erken dönemde ödenen primlere aynı nominal getiriyi sağladığından yüksek emeklilik yaşıyla sistemde bekleme süresini uzatarak kişilerin erken dönemde prim gün sayılarını tamamlamalarını teşvik etmekten oldukça 275 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2253 ‒ uzaktadır. Bu da mevcut prim gün şartının kişilerce emeklilik yaşına yakın dönemde tamamlamasının yanı sıra kayıt dışılığın artmasına yol açmakta ve doğal olarak devletin giderlerini artırmaktadır. Bu açıdan çalışma hayatına hayatının erken dönemlerinde katılım sağlayan ve prim gün sayılarını erken dönemde tamamlayanların yaş şartından dolayı kalan bekleme süreleri orantılı olarak azaltılmalı ve bireylerin hızlı bir şekilde prim gün şartını tamamlamaları sağlanmalıdır. Örnek vermek gerekirse 20 yaşında işe başlayan bir birey ara vermeksizin 20 yıl çalışmışsa 40 yaşında prim gün şartını tamamlayacak ve 60 yaşında emekli olmak için 20 yıl daha bekleyecektir. Aslında basit bir mantıkla devlet burada en son ödediği prim günü esas alsa bile en az 20 yıl vadeli reel faizi %0 olan bir gelir elde etmektedir. Halbuki kişi prim gün sayılarını 60 yaşına yakın tarihlerde tamamlasa bu süre 3-5 yıl ile sınırlı olacaktır, bu durumda devlet mevcut açığı piyasadan topladığı yüksek faizli borçlanma ile giderecektir. Kişi tamamladığı süreye göre daha erken ve daha yüksek maaşla emekli olacağını bilse bu süreyi daha erken tamamlayacağından aslında sosyal güvenlik sistemi açığı daha uzun vadeli ve sıfır faizle elde edilen bir prim geliriyle kapanacaktır. Bu açıdan devlet elde ettiği 20 yılın 10 yılını bile katılımcıya yaş şartından düşerek verse her daim iki tarafta kâr da olacaktır. Bu durum aynı zamanda kişilerin kayıt içi istihdama yönelmelerini sağlayacak ve aynı zamanda genç işsizliğin hızla azalmasına sebep olacaktır. Ayrıca erken dönemde prim yatırmak amacıyla gençlerin iş talebi artacak ve bu amaçla gençlerin rekabet ortamında daha yüksek ücret ile iş bulabilmek amacıyla vasıflarını artırma eğilimlerini yükseltecektir. Bu da dolaylı olarak vasıflı iş gücü kaynağımızın artmasına neden olacak ve genel ücret düzeylerin yükselmesiyle asgari ücretin genel ücret halinden çıkmasına yardımcı olacaktır. Aynı zamanda kişilere sosyal güvenlik sisteminin prim gelirlerinin ana kaynağını oluşturan ücret gelirlerindeki artışların bire bir olarak emekli aylıklarına yansıtılmasını sağlanması hem bildirilmeyen ücretlerin düşmesine hem de sisteme olan yeni girişlerin artmasına neden olacaktır. Bu açıdan ilk başta artık prim günlerinin büyük kısmını tamamlayan ve çoğunluğu 40 yaş üstü olan 09.09.1999 ile 30.04.2008 tarihleri arasında işe girenler açısından belirli prim gün şartını sağlayanların yaş şartı olmaksızın emekli olmaları sağlanarak bu dönemdeki kişilerin sisteme yeni prim girişlerinin yapılması teşvik edilmeli; 30.04.2008 sonrası ilk defa sisteme dahil olanların kademeli olarak erken dönemde prim günlerini tamamlamaları halinde buna uygun olarak devletin kurtulduğu faiz giderine göre yaş şartları düşürülerek daha erken emekli olmaları sağlanmalıdır. Diğer bir ifadeyle devlet faize ödeyeceği gideri erken dönemde ödenen prim gelir artışları nedeniyle ödememesi nedeniyle elde ettiği geliri aylık ve daha erken emeklilik olarak katılımcılara sağlamalıdır. Yapılan aktüerya projeksiyonlarında böylesine yapılacak bir 276 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2254 ‒ düzenlemenin doğru kurgulanması halinde bırakın bütçeye ilave yük getirmeyi aksine azalan reel faiz giderleriyle mali denge olumlu anlamda iyileşecektir. Tüm bu geçici uygulamalar ve düzenlemeler ışığında Sosyal Güvenlik Sisteminde çalışan grupları arasındaki uygulama farklılıklarının hiçbir yaraya merhem olmayan geçici ve gündelik çözümsüzlüklerle değil, kalıcı öngörülebilir ve adil uygulamalarla düzeltilmesi gerektiği açıktır. Bu bağlamda hükümet emeklilerin bütçeye ek yük getirdiği anlamsız söyleminden vazgeçerek vatandaşlarımızın esas sorunlarına odaklanmalı, farklı emekli grupları arasındaki maaş bağlama usullerindeki ve güncellemelerindeki farklılıklar olumlu yönde kaldırılmalı, her çalışan grubuna gelirine, sisteme katkısına ve çalışma süresine göre eşit emekli aylığı bağlanmalı, başta farklı yaş, gün ve süre şartı olmak üzere güncel maaşlara göre daha düşük emekli maaş artışı uygulamasından vazgeçilerek devlet memuru aylıklarına ve asgari ücrete yapılan zamların baz alındığı gerçekçi bir artış oranında emekli aylıklarına güncelleme ve zam yapılmalıdır. Ücretler Üzerindeki Artan Vergi Yükü İktidarın Orta Vadeli Planında çalışanlar üzerindeki sosyal güvenlik primleri hariç vergi yükünün ele alındığı kısımda, ücretler üzerindeki 2024’de %16 olan vergi yükü oranın her yıl yaklaşık olarak %1 artarak, 2028'de %18,4'e çıkarmayı planlandığını görüyoruz. Ayrıca, Sosyal Güvenlik Primleri de dahil edildiğinde ücretler üzerindeki 2024'de %22,4 olan vergi yükünün, 2028'de %25,3'e yükseltilmesi planlanmaktadır. Bu durum, vergi gelirlerini artırmak adına çalışanların üzerine daha fazla yük bindirileceği anlamına gelmektedir. Bu yıl yapılan vergi alanındaki düzenlemelere ile çalışan üzerindeki prim yükünün artırılmasının yanı sıra ücret üzerindeki vergi dilimlerinin aralıklarının düşük tutulması bu hedefe yönelik çalışmalardır. Aslında bütçenin alametifarikası olan bu durum bütçenin gerçek anlamıyla milletin sırtındaki katmerli yumruk olan bir “vergi bütçesi” olduğunu göstermektedir. İktidar yanlış ekonomi politikalarının faturasını daha fazla vergi ile milletin sırtına yüklemekten çekinmemekte, bunu da vergi düzenlemeleri ile açıkça göstermektedir. İktidar, vergiyi tabana yayacaklarını belirtirken, bunu 'adil' olarak tanımlamaktan da geri durmamaktadır. Fakat bilinmelidir ki adalet, çok kazanan sermaye sahiplerinin vergi borçlarını bir kalemde silerken yoksulluk sınırının altında maaş alan milyonlarca çalışanın sırtından geçinmek değildir. Adalet, zenginleri vergi borçlarından muaf tutup, milyonlarca düşük gelirli çalışanın sırtından geçinmek değildir. Bu nedenle, bütçedeki açığı asgari ücretle geçinen emekçilerin ve geçim sıkıntısı çeken memurların vergileriyle kapatma politikasına son verilmelidir. 277 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2255 ‒ Özellikle ücretlerin vergilendirilmesinde uygulanan mevcut tarife ve artan oranlar, çalışanlar için ciddi mağduriyet yaratmaktadır. 2025 yılı için ücretlilerde gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi 158 bin TL olarak belirlenmiştir. Oysa 2002 yılında gelir vergisi tarifesinin ilk basamağı asgari ücretin 17 katı iken, bugün bu oran 6 katına kadar düşmüştür. Bu çerçevede geçmişte, yıl sonuna kadar ikinci vergi dilimine girmeyen birçok çalışan, günümüzde daha senenin başında bir üst vergi dilimine girmekte ve sene ortasında aldığı zamma rağmen sene başındaki aylığından daha düşük aylık alabilmektedir. Bir diğer garabet uygulamada asgari ücret üzerindeki vergi istisnasının vergi matrahına dahil edilmesidir. Her ne kadar 2022 yılında asgari ücret, gelir ve damga vergisinden istisna kapsamına alınmışsa da vergi dışı bırakılan bu tutar ne yazık ki gelir vergisi matrahına dahil edilerek vergiden muaf olarak belirlenen bir ödemenin, vergiye esas kazanç hesaplamasına dahil edilmesi gibi akıllara zarar bir uygulama ortaya konmuştur. Bu yanlış uygulamanın neticesinde çalışanların üzerindeki vergi yükü azaltılmamış, aksine asgari ücretin vergiden muaf tutulmasıyla beklenen daha adil gelir dağılımı etkisinin gerçekleşmesi engellenmiştir. Bu bağlamda, asgari ücret istisnası sadece vergiden değil, matrahtan indirim yöntemiyle uygulanmalı; hükümet çalışanın bir cebine koyduğundan fazlasını diğer cebinden almamalıdır. Akla, mantığa ve adil muameleye yatkın olan budur. Ayrıca vergi dilimleri nedeniyle yıl sonunda ciddi bir vergi yükü altında olan milyonlarca çalışan adına "gelirde adalet, vergide adalet" ivedilikle sağlanmalıdır. Sosyal Güvenlik Sisteminin açığı çalışanlara ve emeklilere değil aksine emeğin gücünü kullanan özel sektörden alınacak vergilerle karşılanmalıdır. Kamu ve özel sektör çalışanlarından alınan vergilerin belirlendiği vergi dilimleri ise yoksulluk sınırına göre yeniden düzenlenmelidir. Bu bağlamda asgari ücret tutarı üzerinden getirilen vergi muafiyetinin tutarı yoksulluk sınırına çıkarılmalıdır. Yoksulluk sınırı altında ücret alan çalışanların aldığı ücret sanki hayatlarını idame ettirmek için fazlasıyla yeterliymiş gibi bir de bu kazançtan vergi almak ne adildir ne de tutarlıdır. Kamu İstihdamı Son dönemde özellikle iktidar kaynaklarınca kamu istihdamının bütçeye ek yük getirdiği yönünde söylem geliştirilmektedir. Bu noktada Türkiye’de kamu sektöründeki istihdamın, OECD ortalamasının oldukça altında olduğunu ve mevcut durumun kamu hizmetleri kalitesi açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamak önemlidir. OECD’nin “Kamu İstihdamı ve Yönetim 2023” raporunda yer alan verilere göre, Türkiye’de kamu istihdam oranı %13 civarında iken, OECD ortalaması yaklaşık %19 seviyesindedir. İskandinav ülkelerinde kamu 278 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2256 ‒ istihdam oranları Norveç’te %31, İsveç’te %29, Danimarka’da %28 ve Finlandiya’da %25 olarak oldukça yüksektir. Bu ülkelerde kamu istihdamına verilen önem kamu hizmetlerinin kalitesi ve sosyal refah düzeyi ile doğrudan ilişkilidir. KAMUNUN TOPLAM İSTİHDAM İÇİNDEKİ PAYI 35 30 25 20 15 10 5 0 2021 2019 Kamu istihdamını azaltarak bütçeyi rahatlatma amacı kamu hizmetlerinde ciddi kalite kaybı ve erişim güçlüklerine yol açacaktır. Özellikle eğitim, sağlık ve güvenlik gibi kritik alanlarda yeterli kamu personelinin bulunmaması, vatandaşların temel hizmetlere erişimini zorlaştırarak kamu hizmetlerine olan güveni azaltan ve toplumsal memnuniyeti olumsuz etkileyerek uzun vadede sosyal ve ekonomik maliyetler doğuracaktır. Bunun yanı sıra, kamu istihdamı sosyal dengeyi sağlamak adına da önemlidir. Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde, kamu sektörü istihdamı, özel sektörün istihdam yaratma kapasitesinin sınırlı olduğu dönemlerde önemli bir tampon mekanizması işlevi görmektedir. Son 15 yıl içinde kamu istihdam oranında kayda değer bir artış gözlemlenmemiş olması da bu konuda yetersiz bir gelişmenin varlığını işaret etmektedir. 2007 yılında %13 olan kamu istihdam oranı, 2017’de %11’e kadar gerilemiş ve 2019 yılına gelindiğinde taşeronların kadroya geçirilmesin de etkisiyle yeniden %13’e çıkmıştır. Türkiye’de kamu istihdamı, 2019- 2021 döneminde genel bir büyüme göstermiştir. Ancak bu artış, OECD ortalaması (%1,5 yıllık artış) ile kıyaslandığında daha sınırlıdır. 279 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2257 ‒ Bu durum kamu istihdamında sürdürülebilir bir artış sağlanamadığını göstermektedir. Öte yandan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile birçok taşeron işçisi kadroya geçirilmiş olsa da bazı gruplar bu düzenlemenin dışında kalmıştır. Özellikle Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nde (KİT) çalışan taşeron işçiler, belediyelerde şirket kadrosuna alınanlar ve sağlık sektöründe belirli pozisyonlarda görev yapanlar halen kadro beklentisi içerisindedir. KAMUDA İSTİHDAMIN YILLIK BÜYÜME ORANI 2019-2021 6 5 4 3 2 1 0 -1 -2 -3 -4 Kamu İstihdamı Toplam İstihdam Görüldüğü üzere kamusal istihdamda Türkiye diğer ülkelere göre oldukça geridedir. Hal böyle iken kamu personelinin sayıca çok olduğundan bahisle bütçeye ek yük getirdiği ve ekonomiyi olumsuz etkilediği söylemi yersiz bir yaklaşımdır. Kamu istihdamını azaltmak yerine nitelikli ve liyakatli personelin artırılması ve kamu hizmetlerinin kalitesinin yükseltilmesi hedeflenmelidir. OECD ülkelerinde olduğu gibi esnek çalışma modelleri ve kamu personelinin farklı alanlarda görev alabilmesi için mobilite fırsatlarının artırılması, kamu sektörünün verimliliğini ve etkinliğini yükseltecektir. Bu kapsamda iktidarın kamu istihdamını bir mali yük olarak değil, toplumsal refahın ve kamu hizmetlerinin kalitesinin teminatı olarak görmesi ve başta kadroya geçirilmeyen taşeronlar ile atama bekleyen öğretmen, sağlık personeli gibi kamusal istihdam alanlarını genişleterek çözmesi gerekmektedir. Sonuç olarak; İktidar yüzeyde sosyal güvenlik ve istihdamı koruma iddiası taşısa da gerçekte vatandaşların refahına ve sosyal güvenceye yönelik derin bir zafiyet barındırmaktadır. Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal dinamikleri göz önüne alındığında, iktidarın çalışma hayatına yaklaşımı, yapısal 280 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2258 ‒ sorunları çözecek gerçekçi bir iradeden yoksundur ve topluma kısa vadeli, günü kurtarmaya yönelik önlemler sunmaktan öteye geçememektedir. Emekçilerin taleplerine ve iş güvencesine dair güçlü bir politika geliştirilmediği sürece iktidarın istihdam ve emeklilere aktardığı yetersiz kaynaklar ancak sosyal adaletsizliği daha da derinleştirecek bir finansal yük olarak kalacaktır. Özellikle “cari transferler” kalemine yapılan yetersiz artış, artan enflasyon karşısında emekli aylıkları ve sosyal yardım ödemelerinin değerini korunakta yetersizdir. Bu durum toplumun geniş kesimlerinin yoksullukla yüz yüze kalmasına sebep olmaktadır. Sosyal güvenlik reformu adı altında yürütülen geçici düzenlemeler, emekli maaşlarının düşmesine ve çalışma hayatındaki haksızlıkların giderek artmasına yol açmaktadır. Göz boyamaya yönelik açıklamalarla sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilir olduğu iddia edilse de gerçek tabloda sistemin içi boşaltılmakta, emekliler ve çalışanlar hayat pahalılığı karşısında savunmasız bırakılmaktadır. Kayıt dışı istihdam sorunu, yıllardır süren başarısız politikaların eseri olarak karşımızda durmaktadır. Bu bütçede de kayıt dışılığı azaltmaya yönelik kayda değer bir irade bulunmamakta, denetim mekanizmaları yetersiz kalmakta, işçi hakları hiçe sayılmaktadır. Özellikle iş sağlığı ve güvenliği denetimlerine bütçeden ayrılan sınırlı kaynak, ölümlü iş kazalarının görmezden gelinmesinin bir göstergesidir. Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’na yapılan bütçe tahsisinde dikkate değer bir artış yapılmaması, hükümetin çalışma hayatının güvenliğine ve çalışan haklarına verdiği önemin göstermelik olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bakanlık, genç işsizliğe yönelik çözümler sunduğunu iddia etse de gençlerin iş gücü piyasasına girişi hala büyük zorluklarla doludur. Özellikle eğitim sistemi ve meslek uyumunda yaşanan krizler göz ardı edilmekte, gençler niteliksiz işlerde düşük ücretlerle çalışmaya mahkûm edilmektedir. Sanayi ve üretim odaklı, uzun vadeli bir istihdam politikası geliştirilmedikçe işsizlik bu ülkenin en kırılgan sorunlarından biri olmaya devam edecektir. Emeklilik sistemine yönelik reformlar ise tam bir finansal hileye dönüşmüş durumdadır. Yıllarca alın teriyle çalışan emekçilere “sürdürülebilirlik” adı altında daha geç emeklilik ve daha düşük maaş dayatılmakta, bireysel emeklilik sistemine zorunlu katkılar yoluyla toplumun sosyal güvenlik ihtiyacı özel sektöre devredilmektedir. Bu yaklaşım sosyal güvenlik sisteminin asli görevinden uzaklaştırılmasına, kamunun bu sorumluluktan elini çekmesine yol açmakta, emeklilik bir hak olmaktan çıkarılıp bir lütuf haline getirilmektedir. 281 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2259 ‒ 2024 yılı ve öncesindeki uygulamalarıyla hükümetin sosyal güvenlik ve istihdam politikalarında hiçbir ilerleme kaydedemediğinin açık bir belgesi olarak karşımızdadır. Halkın haklarını korumaktan uzak, çalışanlara daha çok yük bindiren, işsizlik ve yoksulluk sorunlarını görmezden gelen bu bütçenin, ülkemizin sosyal güvenlik sistemini çöküşe sürükleyeceği aşikârdır. İktidar, sosyal güvenlik ve çalışma hayatına yönelik stratejik yaklaşımlardan uzak, kısa vadeli popülist politikalarıyla vatandaşlarımızı zor duruma düşürmekte ve Türkiye’yi bir sosyal devlet olmaktan her geçen gün daha fazla uzaklaştırmaktadır. İktidarın ısrarla sürdürdüğü bu politikanın sonucunda toplumsal refah düşecek, gelir dağılımındaki adaletsizlik derinleşecek ve toplumun en zayıf kesimleri, iktidarın vurdumduymaz politikaları altında ezilmeye devam edecektir. Özetlemek gerekirse iktidar Türkiye’nin sosyal güvenlik ve çalışma hayatındaki sorunlarını çözmekten çok uzaktadır. Ekonomik dar boğazda olan halkın sırtına yeni yükler bindiren, yapısal reform vaatlerinden yoksun bu bütçe, sadece mevcut adaletsizlikleri daha da pekiştirecektir. Hükümetin bu bütçesi, vatandaşlara refah ve sosyal güvence sunma yükümlülüğünü yerine getirememekte, toplumsal dayanışmayı hiçe sayan bir ekonomik programı dayatmaktadır. Türkiye’nin iş gücünü ve sosyal güvenlik sistemini gerçek anlamda iyileştirecek köklü değişiklikler ve halkın refahını önceleyen bir bütçe anlayışı artık zorunlu hale gelmiştir. Bu da ancak yeni ve vizyon sahibi bir iktidarla olacaktır. 282 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2260 ‒ YATIRIM VE KALKINMA 283 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2261 ‒ 3.11. SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI 2026 yılı bütçe verilerine göre Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın toplam bütçesi 176.966.775.000 olarak belirlenmiştir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın özellikle altyapı yatırımları, teknoloji geliştirme ve sanayi üretiminin artırılmasına yönelik harcamalar yapmasına rağmen Sağlık ve Milli Eğitim gibi bakanlıklardan çok daha az bir bütçeye sahiptir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı için 2026 yılı bütçesi kategorilere göre aşağıdaki gibidir:  Personel Giderleri: 4.802.717.000 TL  Sosyal Güvenlik Prim Giderleri: 586.680.000 TL  Mal ve Hizmet Alım Giderleri: 723.634.000 TL  Cari Transferler: 96.395.096.000 TL  Sermaye Giderleri: 7.037.200.000 TL  Sermaye Transferleri: 39.527.437.000 TL  Borç Verme Giderleri: 27.894.038.000 TL Bu dağılım Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın bütçesinin büyük bir kısmının cari transferlerine ayrıldığını göstermektedir. Fakat cari transferlerden daha çok özellikle sermaye transferleri kapsamında sanayi geliştirme projeleri için personel ve işletme giderlerine yönelik desteğin artırılması, Ar-Ge yatırımlarına daha fazla kaynak sağlanmasını mümkün kılacaktır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, yenilik ve teknoloji geliştirme çabaları için ayrılan bütçeyi verimli kullanarak öncelikli alanlarda stratejik harcamalar yapmalıdır. Ancak teknolojik altyapıyı güçlendirmek için ek finansman gerekebileceği gibi, bu bütçe dağılımı sanayi ve teknolojinin ülke ekonomisindeki payını artırma hedefine yönelik olarak düşük kalacaktır. Bu kapsamda bakanlığın daha fazla kamu desteğine veya özel sektör ortaklıklarına yönelmesi önem arz etmektedir. Fakat bunu yaparken söz konusu firmaların uzun vadeli rekabet gücü elde etmesini engelleyecek şekilde dış kaynaklı yatırımların teşvik edilmemesi bir gerekliliktir. Bu açıdan 2025 yılı son çeyreğinde yapılan yasal düzenleme ile elektronik ticaret kapsamında uluslararası sermayeli firmalara yönelik ilave vergi indirimlerinin yapılması ve bu firmaların yurtiçi pazarına girerken ekonomik avantaj elde etmelerine yönelik düzenlemeler Bakanlığın hedeflemelerinde ne kadar samimi olduğu hakkında ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. 2026 yılı için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesi 176,9 milyar TL olarak belirlenmiştir. Bu bir önceki yıla göre %42 oranında bir artışı temsil etmektedir. Ancak bu artış, sanayi 284 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2262 ‒ altyapısının geliştirilmesi, yüksek teknoloji üretiminin desteklenmesi ve "yeşil dönüşüm" gibi iddialı hedefler doğrultusunda yeterli bir kaynak yaratmakta mıdır? Burada sorgulanması gereken, bu bütçe artışının gerçek ihtiyaçlara yanıt verip vermediği ve sürdürülebilir bir gelişme için stratejik açıdan ne kadar etkin kullanıldığıdır. 2025 yılı haziran sonu itibariyle yatırımları teşvik amacıyla kurum, işletme ve hane halkına yapılan sermaye transferlerinin 857.719.705 TL olduğu görülmektedir. Bu durum yılın ortasına gelinmesine rağmen 5.301.694.000 TL başlangıç ödeneğinin sadece %16’sının kullanıldığı anlamına gelmektedir. Mezkûr bütçe kalemi 2026 yılı için %37 azaltılarak 2.001.654.000 TL olarak belirlenmiştir. Sermaye transferleri nitelikli mal ve hizmet kalemlerinin üretimi için yapılan karşılıksız ödemelerdir. Bunun alt kalemi olan yatırımları teşvik amacıyla kurum, işletme ve hane halkına yapılan sermaye transferlerinin azaltılması ve hala nitelikli bir şekilde kullanılmaması bu bütçe üzerinde en büyük sorunlardan bir tanesidir. Ülkemizde üretimin desteklenmesi ve işsizlik oranının düşürülmesi için işletmelere yapılacak olan sermaye transferleri büyük bir önem taşımaktadır. Fakat, 2026 yılı bütçesiyle Bakanlığın bu kalemleri kullanmaması ve azaltma yoluna gitmesi birçok soru işaretinde beraberinde getirmektedir. Sermaye nitelikli mal ve hizmet alımlarının finansmanı amacıyla yatırıma yönelik yapılan karşılıksız ödemeleri içeren sermaye transferlerinin bakanlığın bütçe kalemlerinde nispeten daha az arttırılmasına karşılık direkt yatırımı etkilemeyen cari nitelikli mal ve hizmet alımlarının finansmanı amacıyla yapılan karşılıksız ödemeleri içeren cari transfer ödeneğinin %47 artırılarak 65.948.390.000 TL’den 96.395.096.000 TL’ye çıkartılması da manidardır. Bu haliyle ilgili bütçe kaleminin amacı doğrultusunda yatırıma aktarılmaması ve 2026 yılında sermaye transferlerinin çok az bir artışa tabi tutulmasına karşılık direkt yatırıma yönelik olmayan cari transferlerin 2026 beklenen enflasyon oranının yaklaşık üç kattı artırılması enflasyonu daha da arttıracağı gibi kaynakların etkin kullanılmadığının açık bir göstergesidir. Bu bütçeyle belirlenen tutarların enflasyonla mücadeleye zarar vereceği açık olup, sermaye transferleri kalemine gerekli ödeneğin ayrılması, cari transferler kaleminin ise azaltılması gerekmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2026 yılı bütçesinde bölgesel kalkınmaya 4.737.471.000 TL, Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesine 89.027.027.000 TL, Tüketicinin korunması, ürün ve hizmetlerin güvenliği ve standardizasyonuna 2.654.497.000 TL, Yönetim ve destek programına 99.047.185.000 TL ve program dışı giderlere 77.919.590.000 TL ayırmıştır. Burada en dikkat çekici olan bölgesel kalkınmaya ayrılan tutardır. Bu tutarın Bakanlığa ayrılan toplam bütçe içerisinde payı yaklaşık %3 dolayındadır. 285 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2263 ‒ Bakanlığın bölgesel kalkınmaya verdiği önem bu bütçe üzerinde ortaya çıkmaktadır. Bölgesel arası eşitsizlikler ülkemizin en acı gerçeğidir. Bu bağlamda gerek vergi kanunları gerek sende Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yapılan nakdi teşvikler ile bu eşitsizlikler bir nebze de olsa giderilmektedir. Fakat son zamanlarda düzenlenen kanun teklifleri ile bu eşitsizlikler daha da artmaktadır. Türk Parasını Koruma Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi 24.07.2025 tarihli ve 32965 sayılı Resmî Gazete de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu kanun teklifinin 18.maddesinde kurumlar vergisi kanunun 32/A maddesinde değişikliğe gidilmiştir. Bu maddeye göre "32’nci madde kapsamında kurumlar vergisi oranı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından düzenlenen yatırım teşvik belgesi kapsamında gerçekleştirilen yatırımlardan elde edilen kazançlara, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine indirim hakkının kullanılabileceği ilk hesap dönemi dahil en fazla on hesap dönemi %60 indirimli olarak uygulanır.” şeklinde değiştirilmiştir. Maddenin değişmeden önceki halinde söz konusu indirimli kurumlar vergisi oranı bölgeler itibariyle ayrılmış, dezavantajlı konumda olan bölgelerde %90, %80, %70 olarak uygulanabilen bu oranlar standart hale getirilmiş her bölgeye eşit olarak %60 indirimli kurumlar vergisi oranı bağlamında asgari kurumlar vergisi olan %10’a eşitlenmiştir. Bölgeler arası eşitsizliklerin ihmal edildiği bu kanunda bütün illere aynı oranda indirimli kurumlar vergisi oranı sistemi getirilmiştir. Bu tür kanunlar ile bölgesel eşitsizlikler daha da belirgin olmuş, bütçede ise bu farkı giderecek yeteri miktarda pay verilmemiştir. Kalkınmada geri kalan illerimizin avantajlı oldukları bu durumda ellerinden alınmıştır. Bölgeler arası eşitsizlik Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan SEGE-2025 raporu ile kanıtlanmış durumdadır. İllerin Ve Bölgelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması Bu araştırma kapsamında illerin gelişmişlik düzeylerini ölçmek için 8 ana tema altında toplam 52 değişken kullanılmıştır. Belirlenen 8 ana tema şunlardır; Demografik değişkenler, İstihdam değişkenleri, Eğitim değişkenleri, Sağlık Değişkenleri, Rekabetçi ve Yenilikçi Kapasite Değişkenleri, Mali Değişkenler, Erişilebilirlik Değişkenleri, Yaşam Kalitesi Değişkenleri 286 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2264 ‒ Bölgeler ve iller arasındaki gelişmiş düzeyi kriterlerinde değerleri belirlemede kullanılmış 8 başlık altında toplamda 52 alt başlık bulunmaktadır. Tablo: Değişkenlerin Birinci Temel Bileşendeki Ağırlıkları 287 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2265 ‒ Söz konusu tabloyu incelediğimiz zaman, illerin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyini belirlemede en yüksek ağırlığa sahip değişkenlerin; hane başına sabit genişbant internet abone sayısı, kişi başına düşen banka mevduat tutarı ve kişi başına düşen GSYH olduğu görülmektedir. Buna karşılık, gelişmişlik endeksine en düşük katkıyı sağlayan değişkenler ise işsizlik oranı, ortaöğretimde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ve tarımsal üretim değerinin Türkiye içindeki payıdır. Hane başına sabit genişbant internet abone sayısı; 0,893 Kişi başına düşen banka mevduat tutarı; 0,888, Kişi başına düşen GSYH olduğu;0,887 değerleri ile ilk sıradayken; Tarımsal Üretim Değerinin Türkiye içerisindeki payı 0,287, Ortaöğretimde Öğretmen Başına Düşen Öğrenci Sayısı 0,281 288 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2266 ‒ İşsizlik oranı 0,276 değerleri ile en düşük katkıyı sağlayarak son sıralarda yer almıştır. Tablo: 2025-Sege Araştırmasında Gelişmişlik Sıralaması Elde edilen endeks değerlerine göre illerin gelişmişlik seviyeleri altı farklı kademe olarak belirlenmiştir. İl kademelerinin tespiti için endeks değerlerinin doğal kırılımları dikkate alınmıştır. Bölgesel kapasite ve potansiyel ile bireysel refah arasındaki dengeyi gözeterek gerçekleştirilen analiz sonucunda, illerin endeks değerleri 4,419 (İstanbul) ile -1,826 (Ağrı) arasında değişmektedir. 289 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2267 ‒ Endeks değerleri; Kırıkkale ilinden itibaren eksi değerleri alarak ortalamanın altında seyretmektedir. Yukarıda belirtilen değişkenler doğrultusunda belirlenen skorun 44 ilimizde eksi değere sahip olması Türkiye ortalamasının altında gelişmişlik düzeyine sahip olduğunun göstergesidir. Türkiye ortalaması üzerinde sosyo-ekonomik gelişmiş düzeyi bulunan toplamda 37 ilimiz bulunmaktadır. Tablo: Gelişmişlik Kademeleri İtibarıyla İllerin Dağılımı Endeks değeri 1 in üstünde olan 8 ilimiz, 0,9-0,4 arasında olan 13 ilimiz,0,4 ile -0,3 arasında olan 17 ilimiz, -0,06 ile -0,19 arasında olan toplam 11 ilimiz, -0,24 ile -0,60 arasında 15 ilimiz ve son olarak -0,8 den büyük olan 17 ilimiz bulunmaktadır. İllerin Alt Boyutlar İtibarıyla Gelişmişlik Sıralamaları Demografi, istihdam, eğitim, sağlık, rekabetçi ve yenilikçi kapasite, mali, erişilebilirlik ve yaşam kalitesi olmak üzere sekiz ana başlık altında gruplanan 52 değişken kullanılarak, GTBA yöntemi ile her bir alt boyut için ayrı gelişmişlik endeksleri hesaplanmıştır. Bu endeksler doğrultusunda iller hem genel gelişmişlik düzeylerine hem de alt boyut performanslarına göre sıralanmıştır. 290 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2268 ‒ Tablo: İllerin Alt Boyutlar İtibarıyla Gelişmişlik Sıralamaları 291 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2269 ‒ İstanbul ilimiz mali, erişilebilirlik ve yaşam kalitesi, Rekabetçi ve Yenilikçi Kapasite, Ankara ilimiz Eğitim ve sağlık, Yalova ilimiz demografi, Kocaeli ilimiz istihdam alanlarında birinci olmuştur. 292 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2270 ‒ Öte yandan; Muş ilimiz istihdam, sağlık ve erişilebilirlik, Ağrı ilimiz demografi ve mali, Şanlıurfa ilimiz eğitimde, Hakkâri ilimiz Rekabetçi ve Yenilikçi Kapasite ve Yaşam Kalitesi alanlarında sonuncu olmuştur. Yukarıda yer alan araştırma sonuçları da göstermiş oldu ki yanlış uygulanan politikalar sonucu bölgeler arası eşitsizlikler daha da artmış, bunun telafisi yönünde herhangi bir adım atılmamış aksine var olan avantajlarda ellerinden alınmıştır. Daha önce var olan vergisel avantajlar ortadan kaldırılmış, bütün bölgelere aynı düzey indirimli kurumlar vergisi oranı uygulanmıştır. Halbuki yapılması gereken ilk işin bölgeler arası eşitsizliği giderecek yasaların oluşturulması için Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında ortaklaşa kurulacak komisyon ile bir takım vergisel ve teşvik paketleri çıkarılması olacaktır. 44 ilimizin puanı Türkiye ortalamasının altındayken bir an önce acil olarak önlem alınmalı, refah ve yaşam koşulları iyileştirilmeli diğer gelişmiş illerimizle rekabet edecek düzeye getirilmelidir. Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesi Programına 89.027.027.000 TL ayrılmıştır. Yatırım ödeneklerin sektörler itibariyle dağılımına baktığımızda; KOBİ ve girişimcilik için ayrılan tutarın 35 milyar 840 milyon olduğu görülmektedir. Yine, ekonomik sınıflandırma özelinde bütçe kalemlerini karşılaştırmalı incelediğimizde bunun 34.380 milyon TL si Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğünün bütçesi olarak görülmektedir. Bunun alt detaylarına baktığımızda; genel bütçeli idareler içinde yer alan yurt içi borç verme kalemine 19.222 milyon, dış proje kredilerine ise 14.301 milyon pay ayrılmıştır. Bu sanayinin teşvik edilmesinde ziyade sanayicilerimizi faiz yükü altında ezdirmek anlamına gelmektedir. Zaten, ekonomik konjektürel yapısı itibariyle ve üretim maliyetlerin artması dolayısıyla imalatta zorlanan ve üretim kapasitesi gerileyen sanayicilerimize ekstra yük anlamına gelmektedir. Hâlbuki, yapılması gereken sanayicimizin faizsiz bir şekilde desteklenmesi ve üretim ekonomisi modeline geçilmesidir. Ancak, ne yazık ki biz bunu bu bütçe de görememekteyiz. Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesinin programına ayrılan payın alt detaylarına baktığımızda; Teşvik uygulama yabancı sermayeler genel müdürlüğüne ayrılan tutarın 51 milyar ayrıldığı, bunun da alt kaleminde hane halkına ve işletmelere yapılan transferler kaleminin 50 milyar 725 milyon olduğu görülmektedir. Ayrılan tutarın hemen hemen 293 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2271 ‒ tamamına tekabül eden bu tutarın yüzde kaçının yabancı sermayeye ayrılacağı bilinmemektedir. Yabancı sermayenin bu denli teşvik edilip, yerli sermayemizin faiz yükü, enflasyon, üretim maliyetlerinin yüksekliği altında ezdirilmesi kabul edilemezdir. Bu durum yerli sanayimizin desteklenmediği aksine bütçeden ayrılan tutarın büyük bir bölümün yabancı sermayeye gideceğinin göstergesidir. Ayrıca, bütçe kalemlerinin alt detaylarına baktığımız zaman Milli Teknoloji Genel Müdürlüğü ve ARGE Teşvikleri Genel Müdürlüğüne ayrılan payın çok düşük olduğu görülmektedir. Kendi teknolojimizi üretmek, üretim teknolojilerimizi geliştirmek, dışarıya bağımlılıktan kurtulmak için bu ödeneklerin yüksek olması gerekmektedir. Gelişmiş ekonomileri yakalama fırsatımız buralardan geçmektedir. Teknolojik mallara yapılacak olan yatırımlarla ülkemizde nitelikli iş gücü oluşacak, cari açığımız azalacak ve nihayetinde ekonomik kalkınmamıza orta ve uzun vadede katkı sağlayacaktır. Yapay Zekâ Yapay zekâ insan hayatının hemen her alanına dokunan bir güç hâline gelmiştir. Sağlıktan eğitime, sanayiden iletişime kadar pek çok sektörde yapay zekâ çözümleri, verimliliği artırmak, hataları azaltmak ve insanlara daha güvenli, hızlı ve akılcı hizmetler sunmak için kullanılmaktadır. Yapay zekâ, insan beyninin öğrenme, düşünme ve karar verme yetilerini taklit eden sistemler geliştirerek, karmaşık problemlerin çözümünde önemli rol oynamaktadır. Örneğin, tıp alanında erken teşhis sistemleri sayesinde hastalıklar daha ortaya çıkmadan fark edilebilmekte; tarımda verimlilik arttırılmakta, ulaşımda sürücüsüz araçlar güvenliği ön plana çıkarmaktadır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Milli Teknoloji Genel Müdürlüğünün görevlerini incelediğimiz zaman karşımıza “büyük veri ve yapay zekâ gibi konularda bireylerin ve işletmelerin yetkinliklerinin artırılmasına ve bu teknolojilere dayalı akıllı sistemlerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına yönelik tedbirleri almak, destek ve teşvik programları uygulamak, program ve projeler yürütmek,” çıkmaktadır. Söz konusu Genel Müdürlüğün bütçesine baktığımız zaman 2026 yılı bütçesi için ayrılan payın 633 milyon 704 bin olduğunu görmekteyiz. Toplam bütçe içerisinde yüzde 0,35’e denk gelen bu rakamın yapay zekanın gelişimine nasıl bir katkı vereceği belirsizdir. Yapay zekaya olan yatırımların her gecen gün arttığı günümüz dünyasında, Genel Müdürlüğe ayrılan bu pay yetersiz bir düzeydedir. 294 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2272 ‒ Dolayısıyla Genel Müdürlüğe verilen bütçenin arttırılmasının yanında bu kalemin alt detayı olan “kurum, işletme ve hane halkına yapılan sermaye transferleri” kalemini en yüksek düzeye çıkarılması hatta yapay zekaya yönelik geliştirici faaliyetlerin desteklenmesi adı altında verilen teşviklerin bu transferler arasında önemli bir paya ulaşması sağlanmalıdır. Sanayi sektörünün içinde bulunduğu durumun izlenebilmesi için sanayi üretim endeksi, ekonomik güven endeksi ve kapasite kullanım oranı gibi çeşitli göstergeler kullanılmaktadır. Sanayi Üretim Endeksi Değişim Oranı 10,0 8,4 8,0 7,3 6,0 5,0 5,2 4,0 3,2 2,9 2,5 2,0 1,2 0,0 Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül -2,0 -1,9 -4,0 Şekil: Sanayi Üretim Endeksi Değişim Oranı (Ocak 2025 İtibariyle) Sanayi üretim endeksi; üretim faaliyetlerindeki artış ve azalışların yıllar itibariyle izlenmesini ve sektörün durumunun gözlemlenmesini sağlamaktadır. Sanayi üretim endeksi, teorik olarak katma değeri göstermektedir. Sanayi üretim endeksi 2025 ocak ayında %1,2 artmış iken, şubat ayında -%1,9 oranında azalarak negatif yönlü bir seyir izlemiştir. Bu durum bizlere kamu maliyesinde seçim sonrasında yaşanan daraltıcı politikaların etkisini göstermektedir. Maalesef iktidar politikaları neticesinde gerek dış gerekse iç talep daralarak sanayi üretimimiz hızlı bir şekilde gerilemiştir. 2023 yılı şubat ayında yaşanan deprem felaketi ve zayıf dış talep koşulları, sanayi sektöründe daralmaya yol açarken hizmetler sektörü güçlü bir artış göstererek milli gelirin büyümesinde ana etken olmuştur. Yılın ikinci yarısında, enflasyonu kontrol altına almak amacıyla uygulanan sıkı para ve maliye politikalarıyla hizmetler sektörü ivme kaybetmiş buna karşılık sanayi sektörü yeterli bir toparlanma sergilememiştir. 295 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2273 ‒ 2025'ün ilk yarısında ise hizmetler sektöründe katma değer artışı yavaşlamış olsa da maalesef büyümenin ana itici gücü olarak kalmaya devam etmiştir. Sanayi sektörü ise bu süreçte yavaş bir büyüme performansı sergilemiştir. İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı 75,50 75,00 75,00 74,60 74,50 74,60 74,40 74,30 74,50 74,20 74,00 74,00 73,50 73,50 73,00 72,50 Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Şekil: İmalat Sanay� Kapas�te Kullanım Oranı-2025 Ocak ayı �t�bar�yle Kapasite Kullanım Oranı, bir üretim biriminin belirli bir dönemde fiilen gerçekleştirdiği üretim miktarının fiziki olarak üretebileceği en yüksek miktara olan oranını gösterir. Toplam kapasitenin ne kadarlık kısmının kullanıldığını göstermektedir. Kapasite kullanım oranlarındaki artışlar, ekonomik genişlemenin ve artan sanayi üretiminin bir göstergesidir. Ancak bu durum enflasyonist baskıların da arttığını gösterebilir. Kapasite kullanım oranlarındaki düşüşler de ekonomik durgunluk ve daralmanın bir işareti olarak değerlendirilir. 2025 yılının ikinci yarısında, dezenflasyonist politikaların yurt içi talep üzerinde baskı oluşturmaya devam etmesi ile birlikte Ağustos ve Eylül aylarında imalat sanayiindeki kapasite kullanım oranı, geçtiğimiz yılın ortalamasının altında seyretmiştir. Eylül ayında kapasite kullanım oranı, geçen yılın aynı dönemine göre 0,9 puan düşüşle %74 olarak gerçekleşmiştir. Üçüncü çeyrekte ise reel sektörün kapasite kullanım oranı geçen yılın aynı dönemine göre 4,1 puan azalarak %73,9 olmuştur. 296 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2274 ‒ PMI 50 49,1 49 48,3 48 48,3 48 47,3 47,3 47,2 47 47,3 45,8 46,7 46 46,7 45 44,3 45,9 44 43 42 41 Şekil: Satın Alma Yöneticileri Endeksi-Eylül 2024 ayı itibariylre) İmalat sektöründeki ekonomik eğilimlerin hâkim yönünü ölçen Satın Alma Yöneticileri Endeksi (İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI) temmuz ayında 45,9 seviyesinde gerçekleşmiş; Ağustos ve Eylül aylarında sırasıyla 47,3 ve 46,7 seviyelerine gerileyerek faaliyet koşullarındaki durgun görünümü sürdürmüştür. REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ 108,00 105,10 106,00 103,40 104,00 102,00 100,80 102,70 100,00 99,20 98,00 96,00 94,00 2023 2024 2025 Şekil: Reel Kesim Güven Endeksi(OCAK-2023 itibariyle) 297 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2275 ‒ REEL KESİM GÜVEN ENDEKSİ 2023 2024 2025 OCAK 103,40 102,90 102,60 ŞUBAT 102,40 102,00 102,80 MART 104,10 103,50 103,20 NİSAN 105,10 103,50 100,80 MAYIS 105,10 102,40 98,60 HAZİRAN 105,70 100,50 98,40 TEMMUZ 104,90 98,70 98,90 AĞUSTOS 104,60 98,00 100,60 EYLÜL 105,10 99,20 100,80 EKİM 105,30 102,20 KASIM 103,90 103,40 ARALIK 103,40 102,70 Reel sektör temsilcilerinin ekonomik görünüme ilişkin genel izlenimlerini yansıtan Reel Kesim Güven Endeksi ise; 2025 yılında ikinci çeyrekte düşüş eğilimine giren endeks Ağustos ayı itibariyle toparlanmaya başlamıştır. Ekonomideki güven endeksinin 100 ün altında seyrettiği Haziran-Temmuz- Ağustos aylarında ekonomimize olan kötümser havanın oluştuğu gözlenmekte olup, 2025 yılı için Bakanlık bütçe kalemlerinin etkin ve verimli kullanılamadığını ortaya koymaktadır. Bakanlığın Temel Programlar ve Hedefleri ele alındığında;  Sanayinin Geliştirilmesi ve Yatırım Teşvikleri: İmalat sanayisinde güçlenmeyi ve ihracatı 282 milyar dolara çıkarmayı hedeflemek iyi bir başlangıç olsa da bu hedeflerin tutarlılığı sorgulanmaktadır. Orta-yüksek teknolojili sanayi ürünleri ihracatını artırmayı amaçlayan bu plan, mevcut koşullarda ülkenin yüksek teknoloji altyapısını gerçekten desteklemekte midir? Bütçede ciddi bir kaynak ayrılmadan rekabet gücünde somut artış beklemek gerçekçi görünmemektedir.  Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi: Dijital teknolojiler ve yeşil enerji gibi kritik alanlarda yerli üretimi artırmak iddiasıyla yürütülen bu program, uygulamada yetersiz kaynak ve eksik stratejilerle karşı karşıya kalmaktadır. Türkiye’nin stratejik teknolojilerde bağımsızlık hedefine ulaşması için ayrılan kaynaklar yetersiz kalmakta, bu nedenle hedefler iddia edilen sonuçları vermekten uzak görünmektedir.  Yeşil ve Dijital Dönüşüm: Düşük karbonlu üretim ve KOBİ’lerin dijital altyapısını güçlendirme iddiasıyla ortaya konan bu program, ne yazık ki fosil yakıtlara dayalı geleneksel sanayi yapısının değişimine henüz ciddi bir katkı sunmamaktadır. Türkiye’nin iklim hedeflerine ulaşması için daha kapsamlı bir dönüşüm şarttır. 298 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2276 ‒ Bütçe gerekçesine bakıldığında özellikle yüksek teknoloji ihracat hedeflerinin yetersizliği göze çarpmaktadır. TÜİK dış ticaret istatistik verilerine göre 2025 ağustos ayında, yüksek teknoloji sanayi ürünlerinin ihracat payının yalnızca %4,2’i olduğu açıklanmıştır. Gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında oldukça düşük olan bu oran, Türkiye’nin teknoloji üretim kapasitesindeki zayıflığı gözler önüne sermektedir. Ar-Ge yatırımlarına ayrılan kaynaklar sınırlı kalmakta ve ülke, teknoloji ihracatında sürekli geride kalmaktadır. Ayrıca sanayi altyapısında yeşil dönüşüm söylemleri güçlü görünse de pratikte yatırımların hala fosil yakıtlara dayalı olması bu söylemi anlamsız kılmaktadır. Yeşil dönüşüm konusunda gerçekçi bir ilerleme sağlanması için yenilenebilir enerjiye daha fazla yatırım yapılmalı, özellikle depolanabilir enerji yatırımları ve çevre dostu teknoloji destekleri artırılmalıdır. Yine dijitalleşme ve siber güvenlik alanlarında ciddi eksiklikler söz konusudur. KOBİ’lerin dijital altyapısı güçlendirilmediği sürece Türkiye dijital dünyada rekabetten uzak kalacaktır. Bu alana ayrılan kaynakların yetersizliği Türkiye’nin dijital dönüşümünü zorlaştırmakta, ekonomik büyüme ve kalkınma hedeflerini sekteye uğratmaktadır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2025 yılı bütçesi, Türkiye’nin sanayi ve teknoloji alanında bağımsızlık iddiasını taşımaktadır. Ancak bu iddiaların gerçekleştirilmesi, eleştirilerin de işaret ettiği gibi, çok daha geniş kapsamlı bir kaynak desteği ve stratejik odaklanma gerektirmektedir. Neticede yatırımlar, yüksek katma değerli sektörlerde etkin sonuçlar yaratmaktan uzaktır. Mevcut teşviklerin yeterince stratejik olmadığından dolayı özellikle yüksek teknoloji alanlarında yerli üretim kapasitesini artıracak hedefli mekanizmaların geliştirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede teknoloji ihracatında artış sağlanması için Ar-Ge faaliyetlerine ciddi bir yatırım yapılmalı, yerli üretim daha fazla teşvik edilmelidir. Yeşil dönüşüm süreci yalnızca sembolik adımlarla sınırlı kalmamalı; fosil yakıtlardan uzaklaşılarak yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı bir altyapı oluşturulmalıdır. Türkiye’nin dijital dünyada rekabet gücünü artırmak için dijital altyapıya daha fazla kaynak ayrılmalı, siber güvenlik kapasiteleri artırılmalıdır. Yatırım teşvikleri daha stratejik bir yaklaşımla yeniden düzenlenmeli, özellikle yüksek katma değerli sektörler için odaklanmış teşvikler uygulanmalıdır. Türkiye’de sanayinin dijitalleşmesi hedeflenirken, özellikle KOBİ’lerin bu dönüşümü gerçekleştirmesi için gereken altyapı eksiklikleri büyük bir sorun teşkil etmektedir. Dijitalleşme projeleri geniş destek ve teşviklerle sunulsa da birçok işletmenin teknoloji adaptasyonu için gerekli bilgi ve insan kaynağına sahip olmaması bu sürecin önünde ciddi bir engel oluşturabilir. 299 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2277 ‒ İnovasyon ve Ar-Ge teşvikleri, çoğunlukla büyük firmalar tarafından etkin şekilde kullanılmakta fakat KOBİ'ler bu teşviklere erişim noktasında dezavantajlı konumda kalmaktadır. İnovasyonun tabana yayılabilmesi için özellikle küçük işletmelerin daha çok desteklenmesi gerekmektedir. Ancak 2025 yılı bütçe kalemleri incelendiğinde KOSGEB’in cari transferler başlangıç ödeneği 5.227.029.000 TL’den haziran ayı sonu itibariyle sadece ödeneğin %64’ı olan 3.388.370.340 TL harcandığı görülmektedir. KOBİ’lerin en çok ihtiyacı olduğu zamanlarda bile bu ödeneklerin yeterince kullanılmaması, zor durumda bulunan küçük esnafımızı kendi haline terk etmek anlamına gelmektedir. Buna karşılık 2026 yılı için söz konusu bedelin %20 arttırılarak 6.267.759.000 TL olarak belirlenmesi aslında KOBİ’lere kaynak aktarımının etkin ve etkili planlanmadığını bizlere göstermektedir. Bakanlık krizden çıkış anahtarı olan yenilikçi ve gelişime açık KOBİ’lere daha fazla destek sağlamalı iken mevcut ödeneklerini bile bu alana aktarmamaktadır. “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” atasözünü tam da burada kullanmak yerinde olacaktır. Türkiye’nin yüksek teknoloji ürün ihracatını artırma hedefi stratejik olarak doğru bir hedef olmakla birlikte yüksek teknoloji alanındaki nitelikli iş gücü eksikliği ve eğitim sisteminin bu ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalması uzun vadede sürdürülebilirliği zorlaştırmaktadır. Yerli teknolojiyi geliştirme çabaları çoğunlukla kısa vadeli hedeflere odaklanmakta, Ar-Ge yatırımlarının uzun vadede sonuç vermesi beklenirken yeterli süre tanınmadan hızlı geri dönüşler beklenmektedir. Bu açıdan özellikle küresel ölçekte faaliyet gösteren firmalar karşısında yerli teknoloji firmaların uzun vadede desteklenmesi bir zorunluluktur. Sanayi üretiminde sürdürülebilirlik hedefleri belirlenmiş olsa da çevresel standartlar konusunda yapılan düzenlemeler henüz sanayi genelinde bir dönüşüm sağlamaktan uzaktır. Özellikle enerji yoğun sektörlerde karbon emisyonlarını düşürmeye yönelik rekabeti koruyan yasal düzenlemelere ve teşvik mekanizmalarına ihtiyaç vardır. Bu açıdan enerji maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla hane halkına yapıldığı gibi stratejik alanda üretim yapan bu tür firmalara sübvansiyonların yapılması ve buna yönelik kilit projelere destek aktarımlarının sağlanması önemlidir. Ayrıca yerli ve milli kaynaklarla üretimi sağlanan ve otomotiv alanında bir dönüşümü temsil eden TOGG ve benzeri firmaların gelişimini desteklemek adına ilk etapta bu ürünleri kullanan son tüketicilerin enerji maliyetlerinin düşürülmesine ve yeni gelişen piyasanın desteklenmesine yönelik olarak yerel şarj istasyonları başta olmak üzere ek kaynak aktarımlarının yapılması oldukça önemlidir. 300 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2278 ‒ Haziran sonu itibariyle 2025 bütçe gerçekleşmeleri de göz önüne alındığında 2025 yılı itibarıyla sanayi kapasite kullanım oranlarının düşmesi, yerli üretimde ve ihracatta yaşanan küresel dalgalanmalara karşı dayanıklılığın artırılması gerektiğine işaret etmektedir. Sanayinin esnekliğini artıracak destek programları veya farklı finansman yöntemleriyle sürdürülebilir bir büyüme modeli geliştirilmelidir. 2024 yılı için hedeflenen projelerin çıktılarının düşük kalması ve sanayinin dijitalleşmesi için ayrılan kaynakların yeterli olmadığını ve etkin kullanılamadığını göstermektedir. Başta KOBİ'lerin dijital altyapılarını güçlendirmeyi hedefleyen bütçenin yeterli olmadığı, dijital güvenlik ve siber altyapıya ayrılan kaynakların sınırlı kaldığı ortadadır. Ayrıca yüksek teknolojili ürün ihracat oranının %4,2 seviyesinde kalacağı öngörüsü, uluslararası rekabet gücü açısından yetersiz bir orandır. Sonuç olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 2026 bütçe gerekçesinde iddialı hedefler ortaya koymasına karşın bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için gereken mali ve stratejik desteğin bütçe kalemlerindeki eksikliği dikkat çekmektedir. Bütçedeki bu eksiklikler giderilmediği sürece Türkiye’nin sanayi ve teknoloji alanındaki bağımsızlık iddiası yalnızca bir söylem olarak kalacaktır. Cari transferlere ayrılan büyük bütçe, doğrudan yatırımlar ve stratejik projeler için gerekli kaynakları sınırlamakta, hükümetin sanayi sektöründeki uzun vadeli bağımsızlık ve gelişim iddialarını sorgulatmaktadır. KOBİ’lerin dijitalleşme sürecinde yeterince desteklenmemesi ve bütçe planlamalarında kaynakların etkin kullanılamaması, ekonomik büyümenin tabana yayılması konusunda ciddi bir zafiyet göstermektedir. Bakanlık, bir yandan sanayi ve teknoloji alanında bağımsızlık hedefini vurgularken diğer yandan sektörün kritik ihtiyaçlarını karşılayacak somut adımlardan uzak kalmaktadır. 2024 yılı için sanayide düşen kapasite kullanım oranları ve sınırlı teşvikler, sanayi politikalarının içi boş söylemlerle şekillendiği algısını güçlendirmektedir. Özellikle yüksek teknoloji ihracatı hedefleri Türkiye’nin küresel rekabette geri kalmaya mahkûm edilmekte olduğunu gösterirken, yerli ve milli teknoloji üretimi söylemleriyle çelişmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı somut ve bağımsız bir kalkınma stratejisi oluşturmak yerine, kısa vadeli ekonomik kaygılarla hareket etmektedir. Bu bağlamda beton binalara yapılan yatırımlar ile verimsiz düşük teknolojiye dayalı sanayi kurgusunun terk edilememesi, yüksek teknolojiye dayalı dönüşüm hedeflerinin samimiyetini sorgulattığı gibi uluslararası alanda sürdürülebilirlik iddialarını da zayıflatmaktadır. 301 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2279 ‒ Özetle Bakanlık, kâğıt üzerinde güzellemeler yaptığı vizyonu ile pratikteki uygulama arasındaki uçurumu kapatmadıkça, sanayi sektörünün gerçek potansiyelini ortaya çıkaracak koşulları sağlayamayacaktır. Türkiye’nin sanayi ve teknolojide bağımsız bir aktör olabilmesi, kapsamlı ve kararlı bir bütçe politikası ile mümkün olabilirken mevcut bütçe dağılımı, Bakanlık hedeflerini bir söylemden öteye taşıyamamaktadır. 302 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2280 ‒ 3.12. TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI Tarım üzerine konuşacaksak, önce kavramları doğru koymak zorundayız. Çünkü bugün iktidarın hazırladığı her metinde birbirine karışmış, yer yer çelişen, hatta aynı cümlede iki farklı anlam yüklenen bir tarımsal kavram kargaşasıyla karşı karşıyayız. Bitkisel üretim dendiğinde yalnızca bir bölümün adı anlaşılıyor, hayvancılık tarımın dışında bir faaliyetmiş gibi ele alınıyor, bir yerde “üretim planlaması” denirken başka bir bölümde “planlı üretim” bambaşka bir içerikle kullanılıyor. Kırsal kalkınma Büyükşehir Yasası’ndan kopuk ele alınıyor; kırsalın sosyolojisi, mekânsal gerçekliği ve ekonomik geçişkenliği görülmeden tekil bir başlık gibi yazılıyor. Ormancılık, bitkisel üretimden; kırsal kalkınma, tarımsal üretimden; hayvancılık ise tarımın bütününden soyutlanıyor. Kavramın kendisini bu kadar parçalayan bir yaklaşımın, politikayı bir arada tutabilmesi elbette mümkün değildir. Bu nedenle şunu en başta söylemek gerekir: Tarım bir başlık değil, bütündür. Tarım devasa bir ihtisas alanıdır; bitkisel üretimiyle, hayvancılığıyla, merasıyla, toprağıyla, suyu ve ormanı ile birlikte ekosistemik bir mekândır. Tarım ve kırsal kalkınma, ekonomik olduğu kadar demografik, sosyokültürel, mekânsal ve ekolojik bir geçiş alanıdır; parçaları tek tek yazarak bütün kurulamaz. Türkiye’nin tarıma ihtiyacı süslenmiş afişler değil; makro politika perspektifidir. Kavramı doğru kurmadan politika yazılamaz; politikayı doğru kurmadan tarım yönetilemez. Şimdi gelelim 2026 yılı Tarım ve Orman Bakanlığımızın bütçesine… 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı’na toplam 541 milyar TL kaynak tahsis edilmiştir. Bunun yalnızca 168 milyar TL’si tarımsal destek programlarına ayrılmıştır. Bütçenin genel düzeyde büyümesine rağmen, tarımsal desteklerin milli gelir içindeki payı, hem kanuni zorunluluğun hem de sektörün reel ihtiyacının çok gerisinde kalmaktadır. 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesi son derece nettir: “Bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamaz.” 2026 yılı için GSYH beklentisi 77 trilyon TL düzeyindedir. Buna göre tarımsal destek bütçesinin en az 770 milyar TL olması zorunludur. Ancak 2026 bütçesinde tarımsal desteklere ayrılan kaynak yalnızca 168 milyar TL’dir. 303 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2281 ‒ Bu şu anlama gelir: “Destekler, yasanın öngördüğü seviyenin dörtte birine bile ulaşmamaktadır.” Dolayısıyla, hükümet Tarım Kanunu’nu bir kez daha uygulamamış, kanuni yükümlülüğü sistematik biçimde ihlal etmiştir. Hazırlanan tablolarda da net biçimde görüldüğü üzere, Tarım Kanunu’nun yürürlüğe girdiği yıldan AK Parti hükümetleri bu yükümlülüğü yerine getirmemiştir. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2026 yılında tarım sektörüyle bağlantılı vergi harcamalarının (vergi istisnaları, muafiyetler, indirimler nedeniyle oluşan kamu gelir kaybı) toplam 262 milyar TL olacağını açıklamıştır. Bu rakamın anlamı son derece kritiktir:  Devlet, yanlış planlama, sıfır ve düşük gümrüklü ithalat politikaları nedeniyle 262 milyar TL gelir kaybına katlanmaktadır.  Bu tutar, bir yıllık tarımsal destek bütçesinin (168 milyar TL) çok üzerindedir. Bu tablo, Türkiye’de tarımın bir makro politika olarak hiç ele alınmadığını, dış ticaret ve üretim planlamasındaki hataların devasa bir vergi harcamasına dönüştüğünü göstermektedir. Başka bir ifadeyle:  Gümrük vergilerinin indirilmesiyle oluşan farklar nedeniyle kamu ciddi bir gelir kaybına uğramaktadır.  Bu kayıp, çiftçiye verilmesi gereken desteğin 1,5 katına eşittir.  Tarım politikası, yerli üretimi güçlendirmek yerine ithalatı finanse eden bir mekanizmaya dönüşmüştür. Bu nedenle 262 milyar TL’lik vergi harcaması, sektördeki plansızlığın ve öngörüsüzlüğün en somut kanıtıdır. 2026 bütçesi incelendiğinde, Temel Destek kaleminde dekara yapılan ödeme 2025 üretim döneminde 244 TL iken 310 TL’ye çıkarılmış, yani nominal olarak %27’lik bir artış yapılmış görünmektedir. Ancak aynı dönemde bu kalemi finanse eden toplam bütçenin 97 milyar TL’den 90,8 milyar TL’ye düşürülmesi, desteklerin “arttırıldığı” yönündeki algının gerçeği yansıtmadığını ortaya 304 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2282 ‒ koymaktadır. Birim destek miktarı artırılmış gibi gösterilmiş, fakat toplam havuz küçültülmüştür. 2026 yılı tarımsal destek bütçesinde öngörülen %5,7’lik artış, ilk bakışta desteklerin büyütüldüğü izlenimi verse de, gerçekte genel enflasyonun, gıda enflasyonunun ve tarımsal girdi enflasyonunun çok altında kalmaktadır. Artış oranı, Tarımsal ÜFE’nin bile gerisindedir. Bu tablo, üreticinin hızla artan maliyet baskısı altında yalnız bırakıldığını; tarımsal desteklerin reel olarak ciddi bir erime yaşadığını göstermektedir. Desteklerin reel değer kaybına karşılık, tarımsal kredi faiz görev zararlarının 220 milyar TL’yi aşmış olması, Türkiye’nin tarım finansmanını yanlış bir eksene oturttuğunu ortaya koymaktadır. Bütçe kompozisyonu, tarımsal kaynakların giderek daha büyük bir bölümünün doğrudan üretimi değil, finansman sisteminin faiz yükünü karşılamaya yönlendirildiğini kanıtlamaktadır. Kısacası; çiftçi değil, faiz desteklenmektedir. Bu çarpık tablo, 2025 yılı başında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile daha görünür hâle gelmiştir. Sübvansiyonlu tarımsal kredilerde çiftçinin ödeyeceği faiz yükü bir anda %50 oranında artırılmış, bu durum üretici örgütlerinde büyük bir tedirginlik oluşturmuştur. Kamuoyu tepkisinin yükselmesi üzerine karar 30 Ekim 2025’te geri çekilmiş, ancak bu geri çekiliş herhangi bir iyileştirme anlamına gelmemiştir. Zira:  Kredi limitlerinde artış yapılmamış,  Sübvansiyon oranları güncellenmemiş,  Faiz oranları yalnızca mevcut seviyede dondurulmuş, böylece yükselen enflasyon ve tırmanan girdi maliyetleri karşısında kredi mekanizması reel olarak etkisiz hâle gelmiştir. Kamuoyunda “faiz artışı geri çekildi” algısı oluşturulurken, çiftçi örgütleri bu manipülatif atmosfer nedeniyle sessiz kalmış; sonuçta mevcut durum fiilen çiftçi aleyhine korunmuştur. Daha da dikkat çekici olan ise, aynı karar kapsamında 1 Ocak 2026’dan itibaren yürürlüğe girecek yeni kısıtlamadır. Buna göre, vergi borcu, SGK primi veya Bağ-Kur borcu bulunan üreticiler düşük faizli ya da sübvansiyonlu kredilerden yararlanamayacaktır. Bu düzenleme; son yılların en ağır zirai don, en yüksek kuraklık, ve tarihin en yüksek mazot, gübre, yem ve enerji maliyetlerinin yaşandığı bir dönemde uygulamaya alınacaktır. 305 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2283 ‒ Ekonomik olarak kırılgan bir süreçte, üreticinin finansal erişimini daha da daraltmak; yalnızca üretim motivasyonunu zayıflatmakla kalmayacak, pek çok işletmeyi de sistem dışına itecektir. 2025 Türkiye Tarımı 2025 yılı, Türkiye tarımı açısından yalnızca zor bir dönem değil; iklim kaynaklı tahribatların ekonomik ve sosyo-demografik baskılarla üst üste bindiği gerçek bir eşik yılı olmuştur. Yılın ilk yarısında ardı ardına gelen şiddetli zirai don ve geniş alanlarda etkili olan kuraklık, bitkisel üretimde uzun yıllardır görülmeyen ölçekte kayıplara yol açmıştır. TÜİK’in 2025 Bitkisel Üretim 2. Tahmini de bu tabloyu açık biçimde teyit etmektedir: meyve üretimi toplamda %30,4, tahıl üretimi %12,4 azalırken; sebze üretimi neredeyse yatay seyirle %0,8 daralmıştır. Bu veriler, iklim şoklarının artık dönemsel bir olumsuzluk değil, üretim planlamasında kalıcı ve sistemik bir risk faktörü hâline geldiğini göstermektedir. En ağır darbe meyve grubunda yaşanmış; toplam üretim 28,4 milyon tondan 19,8 milyon tona düşerek %30,4 küçülmüştür. Kirazda %70,6, kayısıda %73,9, vişnede %68,5, elmada %48,3, şeftalide %46,1, üzümde %24,5 oranında kayıp yaşanmıştır. Turunçgil grubunda yıllık düşüş %12,4 olmakla birlikte, özellikle limonda %34,8’lik sert bir daralma dikkat çekmektedir. Mandalina %7,1 ile sınırlı bir artış gösterse de genel tablo olumsuzdur. Sert kabuklularda da durum benzerdir: Antep fıstığında %61,1, fındıkta %38,5, cevizde %38,1, bademde %36,6 düşüş beklenmektedir. Bu ölçekte bir üretim kaybı, meyveye dayalı iç pazar ve ihracat zincirlerinde arz istikrarını, kalite sürekliliğini ve işletmelerin nakit akışını kaçınılmaz biçimde zorlayacaktır. Tahıllarda üretim 39,02 milyon tondan 34,17 milyon tona gerileyerek %12,4 düşmüştür. Kaybın büyük bölümü iki üründe yoğunlaşmaktadır: Buğday üretimi 20,8 milyon tondan 17,9 milyon tona düşerek %13,9 gerilemiş ve beş yıl sonra ilk kez 18 milyon tonun altına inmiştir. Arpa ise %25,9’luk kayıpla 8,1 milyon tondan 6 milyon tona inmiştir. Bu iki üründe 3 milyon tonu aşan daralma, yem ve un sanayinden hayvancılık maliyetlerine, tüketici fiyat istikrarından ithalat baskısına kadar çok sayıda kanalda zincirleme etki oluşturacaktır. Mısır üretimi %4,9 artışla sınırlı bir denge unsuru oluştursa da genel tabloyu değiştirmeye yetmemektedir. TÜİK’in daha geniş sınıflaması olan “tahıllar ve diğer bitkisel ürünler” grubunda üretim 74,88 milyon tondan 67,06 milyon tona düşerek %10,4 gerilemiş; patates üretimi de %13 kayıpla 6,9 milyon tondan 6,0 milyon tona inmiştir. 306 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2284 ‒ Kuru bakliyatta da aynı olumsuz trend devam etmektedir. Kırmızı mercimek üretimi %43,2, yeşil mercimek %58,2, nohut %29,3, kuru fasulye %11,4 azalmıştır. Protein dengesi ve gıda güvenliği açısından stratejik bir ürün grubu olan bakliyatta bu ölçekte bir düşüş, hem üretici gelirini düşürecek hem de ithalat faturasını artıracaktır. Yağlı tohumlarda zaten yüksek olan dışa bağımlılık daha da derinleşmektedir; toplam üretim 2,775 milyon tondan 2,341 milyon tona düşerek %15,6 gerilemiş, soyada %17,4, ayçiçeğinde %17,6 kayıp yaşanmıştır. Lifli ürünlerde şeker pancarı %4,1, kütlü pamuk %13,7 düşerken yalnızca tütünde %17,7 artış görülmüştür. Bu bileşim, yağlı tohum ve lifli ürünlerde hem arz açığının hem de işleme sanayinin ithalat bağımlılığının güçleneceğini göstermektedir. Sebze üretimi toplamda %0,8 gibi sınırlı bir kayıp yaşamış olsa da alt kalemlerde belirgin dalgalanmalar söz konusudur. Karpuz üretimi %8,3, kavun %17,5, kuru soğan %2,6 artarken; domates %7,6, salçalık kapya biber %6,3, taze fasulye %8,3 gerilemiştir. Taze ürünlerde lojistik, enerji, işçilik ve pazarlama kanallarında yaşanan kırılganlıklar, bu tür yıllık dalgalanmaları büyütmektedir. Türkiye’de Gıda Enflasyonu 2025 yılı itibarıyla Türkiye, gıda enflasyonunda OECD ülkeleri arasında açık ara birinci sıraya yerleşmiştir. OECD’nin Eylül 2025 verilerine göre Türkiye’de gıda enflasyonu %36,1 iken, OECD ortalaması yalnızca %5 düzeyindedir. Bu fark, Türkiye’de gıda fiyatlarının artık küresel eğilimlerden tamamen koptuğunu ve tarımsal üretim yapısının derin bir kriz içinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Gıda fiyatlarındaki artışın temel nedeni, üretim maliyetlerinin sürekli yükselmesi ve tarımsal üretim kapasitesinin giderek daralmasıdır. Kuraklık, enerji ve yem fiyatlarındaki artış, girdi maliyetlerinin döviz bazlı yükselişi ve çiftçinin artan finansman yükü, üretim gücünü zayıflatmış; üretici maliyet artışını satış fiyatına yansıtamadığı için sektörden çekilmeye başlamış, arz daralması da fiyatları doğrudan yukarı itmiştir. 307 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2285 ‒ TÜİK’in Ekim 2025 TÜFE verilerine göre genel enflasyon %32,87 iken, gıda enflasyonunun %36,1 seviyesinde olması, fiyat artışlarının artık genel ekonomik baskılardan değil, doğrudan gıda arz zincirindeki bozulmadan kaynaklandığını göstermektedir. Bu tablo yalnızca ekonomik bir sonuç değildir; en temelinde Türkiye’nin gıda güvenliğini tehdit eden bir yapısal kırılganlığa işaret etmektedir. Gıda fiyatları artık sadece bir “pazar fiyatı” ya da “aracı kârı” meselesi olmaktan çıkmış; sağlıklı beslenme hakkını, yoksullukla mücadeleyi ve gelir dağılımını etkileyen derin bir toplumsal mesele hâline gelmiştir. OECD verileri Türkiye’nin bu kopuşunu daha da netleştirmektedir: Japonya’da gıda enflasyonu %7,3, Estonya’da %7,7, Avrupa Birliği ortalamasında yaklaşık %5 seviyesinde iken; Türkiye’de oran yedi kat daha yüksektir. Bu makas, küresel dalgalanmalarla açıklanamaz; bizzat Türkiye’nin yanlış tarım politikalarının ve üretim planlamasındaki zafiyetlerin bir sonucudur. Yükselen maliyetlere rağmen üretimin desteklenmemesi, planlamanın yapılmaması ve piyasaların yönetilememesi bu tabloyu ortaya çıkarmıştır. 308 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2286 ‒ Son dönemde hükümetin “fiyatları artıran aracılar ve komisyoncular” söylemi, bu yapısal sorunları perdelemeye dönük bir günah keçisi arayışıdır. Antalya’da tarladan neredeyse bedava alınan bir kilo domatesin İstanbul’da hiçbir komisyoncu payı olmadan 30 liraya kadar çıkmasının sebebi aracı değil; üretimin maliyetlenmesi, nakliye-enerji zincirinin kırılganlığı ve üretim planlamasındaki başarısızlıktır. Üretici mazot, gübre, ilaç ve elektrik zamları altında ezilirken, hükümet tüm sorumluluğu aracılara yükleyerek kendi politikasızlığını görünmez kılmaya çalışmaktadır. Oysa aracı, sistemin doğal bir parçasıdır; sorun aracılar değil, aracılığın yönetilemediği bozuk sistemdir. Bir yıl fazla üretilen ürünün tarlada çürürken ertesi yıl kıtlığa yol açması, Türkiye’de üretim planlamasının neredeyse hiç olmadığını göstermektedir. Hangi ürünün nerede, ne kadar üretileceğine dair bir yönlendirme ve bölgesel uzmanlaşma stratejisi bulunmamaktadır. Bu plansızlığın bedeli üreticiye destek verilerek değil; ithalat kapıları açılarak ödetilmektedir. Türkiye bugün patatesini, soğanını, buğdayını, arpasını, bakliyatını ve hatta samanını bile ithal eden bir ülkeye dönüşmüştür. Ancak ithalatın fiyat istikrarı sağlamadığı artık defalarca deneyimlenmiştir. Her ithalat kalemi, yerli üreticiyi daha fazla zayıflatmakta ve Türkiye başka ülkelerin çiftçilerini desteklerken kendi üreticisini sistem dışına itmektedir. 309 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2287 ‒ Bu süreç daha derin bir ekonomik ve sosyal aşınmayla birleşmektedir. Üretici tarafındaki maliyet şoklarına ek olarak reel gelirde yaşanan erime de tabloyu ağırlaştırmaktadır. Uzmanların analizlerine göre 2003 yılında 1 TL ile 1,65 kilogram buğday alınabilirken 2025 yılında 1 TL ile yalnızca 74 gram buğday alınabilmektedir. Bu dramatik düşüş, üreticinin maliyet-gelir makasının neden çiftçi aleyhine açıldığını yalın biçimde ortaya koymaktadır. Girdi fiyatları döviz, enflasyon ve iklim kaynaklı ek masraflarla hızla artarken, üreticinin elde ettiği birim gelir aynı hızda artmamakta; hatta reel olarak gerilemektedir. Demografik yapı da tarımsal üretimin geleceği açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır. Türkiye’de ÇKS’ye kayıtlı 2,3 milyon üretici görünse de aktif üretici yaş ortalaması 53,2 olarak ölçülmektedir; TZOB’a göre bu ortalama 59’dur. 18–32 yaş arasındaki genç üreticilerin oranı yalnızca %5’tir. Bu durum, gelecek on yıl içinde arz güvenliği, işletme devri ve kırsal nüfusun sürdürülebilirliği açısından alarm vericidir. Geleneksel karma üretim modeli çözülmekte; hayvancılık yan uğraş olmaktan çıkmakta, organik madde dengesi bozulmakta ve döngüsel tarımın getirdiği maliyet avantajları kaybedilmektedir. Türkiye’de ortalama işletme büyüklüğü 61 dekardır. Hayvancılıkta bu rakam süt sığırcılığında 27 baş, besicilikte 55 baş, küçükbaşta 245 baştır; ancak ekonomik sürdürülebilirlik için gereken eşikler daha yüksektir. Ölçek yetersizliği, mekanizasyon ve dijital izleme yatırımlarını sınırlamakta; birim maliyetler artarken kâr marjları daralmaktadır. Tarımsal finansman tarafı da benzer şekilde kırılganlaşmaktadır. 2019’da çiftçilerin borçsuz üretim yapabilme oranı %55 iken 2024’te %28’e düşmüştür. Banka kredileri üretici finansmanında %61, Tarım Kredi %23, bayiye vadeli borçlanma %21 oranındadır. Kullanılan kredilerin %81’i işletme sermayesi niteliğinde olup yatırım kredisi kullanımı gerilemiştir. Çiftçinin borçlanması büyüme için değil, ayakta kalmak içindir. Bankalara olan toplam kredi borcu 1 trilyon 81 milyar TL’ye yükselmiştir; yıl başında bu rakam 784 milyar TL idi. Aynı dönemde icra verileri de çarpıcıdır: 52 traktör ve 5.325 tarla satışa çıkarılmış, yaklaşık 500 traktörün haczedildiği ve 10 bine yakın arazinin icralık olduğu bildirilmiştir. Likidite baskısı TMO’nun uzun vadeli ödeme sistemi nedeniyle daha da artmaktadır. Hububat alımlarında ödeme süresi 2022’de ortalama 10 gün iken 2024’te 45 güne kadar uzamış, 2025’te 30 güne çekilmiş olsa da üretim döngüsü için hâlâ yüksektir. Girdilerin peşin, ürün gelirlerinin geç tahsil edilmesi çiftçiyi sürekli bir işletme sermayesi açığına mahkûm etmektedir. 310 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2288 ‒ Tarladan Pazara Kaybeden Üretici Türkiye’de tarımsal üretimin kaderi artık yalnızca tarlada değil; ürünün pazara ulaşabildiği her kilometrede belirleniyor. Ancak bu zincir her yıl biraz daha kırılıyor. Çiftçi üretmek için mücadele verirken, ürettiği ürünü pazara ulaştırmak için de adeta hayatta kalma savaşı veriyor. 2020 yılında “üretim sonrası sorun yaşamadım” diyen üretici oranının %29’dan 2024’te %11’e düşmesi, bu çöküşün en yalın göstergelerinden biridir. Ürün değerinde satılamıyor, alıcı bulunamıyor, bulunan alıcı da parasını zamanında ödemiyor. Üreticinin emeği, yıl boyunca verdiği alın teri, bir imzaya ve çoğu zaman ödenmeyen bir vaade kalmış durumda. TMO’nun ödeme vadelerini 10 günden 30 güne, ardından 45 güne çıkarması üreticinin nakit akışını felç etmiş; çiftçiyi tarlasını değil, borç defterini yönetmeye mahkûm etmiştir. Birçok üründe satışların tamamen vadeliye dönmesi, üreticinin sermayesini eritmiş, finansal kırılganlığı artırmış ve üretim motivasyonunu derin biçimde zayıflatmıştır. Pazara erişimde yaşanan sıkışıklık, artık yalnızca bir işletme problemi değil; Türkiye’nin tarımsal arz güvenliğini tehdit eden bir ulusal güvenlik meselesi hâline gelmiştir. Üstelik bu süreç yalnızca üreticinin değil, sektörün tümünün nefesini daraltan bir girdaba dönüşmektedir. 2024 yılında çiftçilerin yalnızca ürünlerini pazarlayabilmek için yaptığı harcama 103,3 milyar TL’dir. Bu gider, toplam maliyet içinde küçük görünse de, nakit ödeme zorunluluğu nedeniyle üreticiyi en çok zorlayan baskıdır. Finansman sıkıntısıyla boğuşan çiftçi, ürünün gerçek değerini değil; borcunu kapatacak en hızlı nakdi dikkate almak zorunda kalmakta, böylece fiyat oluşumu tamamen üretici aleyhine işlemektedir. Değer zincirinin her halkasında bir pay varken, zincirin en zayıf, en kırılgan ve en az kazanan halkası ne yazık ki ürünü üreten çiftçidir. Kooperatifleşmenin cılızlığı, üretici birliklerinin göstermelik varlığı ve dijital pazar altyapılarının kurulamamış olması, çiftçiyi piyasada kendi kaderiyle baş başa bırakmaktadır. Kısacası üretici tarlasında tek başına değil; piyasada, ticarette, finansmanda ve lojistikte de yapayalnızdır. Pazarlama aşaması bugün üretim kadar emek yoğun, fakat ondan çok daha belirsiz ve riskli bir süreç hâline gelmiş durumdadır. Bu yapısal tıkanıklık giderilmedikçe, kırsal yoksullaşma hızlanacak, kırsal çözülme derinleşecek ve gençlerin tarımdan uzaklaşması daha da ivme kazanacaktır. Gelir kompozisyonu da bu çöküşün sosyo-ekonomik arka planını doğrulamaktadır. 2024 itibarıyla kırsal hanelerin %71’i tarım dışı gelirle ayakta durmaktadır; emekli aylıkları, ücretli 311 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2289 ‒ istihdam ve küçük çaplı ticaret artık kırsal yaşamın temel direkleridir. EYT düzenlemesiyle emeklilik gelirine dayalı yaşam %44'e kadar yükselmiştir. Bu tablo, tarımın artık kırsal hane ekonomisinin “ana faaliyet” olmaktan çıktığını, giderek tamamlayıcı, gelir açığını kapatmaya yarayan bir ikinci iş niteliğine dönüştüğünü göstermektedir. Bu dönüşüm yalnızca ekonomik bir sonuç değildir; Türkiye’nin tarımsal bilgi birikimini, üretici kuşağının sürekliliğini ve gıda güvencesini zayıflatan stratejik bir erozyondur. 2025 yılı ise bu kırılgan yapının üzerine eklenen şiddetli bir stres testidir. Meyvede %30,4’lük üretim kaybı, bazı ürünlerde %70’i aşan çöküşler, tahıllarda buğday ve arpa eksenindeki ciddi daralma, bakliyatta Türkiye’nin protein güvenliğini tehdit eden gerileme, yağlı tohumlarda arz açığını büyüten düşüş ve sebzede görülen bölgesel sarsıntılar, tarım sektörünün ne kadar kırılgan hâle geldiğini gözler önüne sermektedir. Bu üretim kayıpları, pazara erişim sorunları, artan maliyetler, finansman tıkanıklığı, uzun tahsilat süreleri ve yaşlanan üretici profiliyle birleşince, tarım sektörü 2025 yılını geçmişten devraldığı sorunların üst üste bindiği bir kader yılı olarak yaşamıştır. Bugün Türkiye tarımı, üreticinin tarlada ter döktüğü bir alan değil; tarladan pazara uzanan her aşamada üreticinin kaybettiği, maliyetin büyüdüğü, kazancın küçüldüğü bir “kırılganlık ekonomisi” içine sıkışmıştır. Eğer bu yapı değiştirilmezse, tarımdan kopuş hızlanacak, kırsal çözülme geri döndürülemez bir eşiğe dayanacak ve Türkiye tarımda ithalat bağımlılığını kalıcılaştıracaktır. Türkiye’de gıda güvenliği son yılların en kritik kamu sağlığı sorunlarından birine dönüşmüştür. Toplu gıda zehirlenmeleri neredeyse haftalık hâle gelmiş, yüzlerce kişinin etkilendiği olaylar sıradanlaşmıştır. Yapılan milyonlarca denetime rağmen tablo değişmemektedir; çünkü sorun sayıda değil, sistemin işleyişindeki yapısal çöküştedir. Gıda güvenliği artık “idari bir hizmet” değil, doğrudan halk sağlığını tehdit eden bir kriz alanıdır. Bugün Türkiye’de kayıtlı yaklaşık 1 milyon gıda işletmesi bulunmaktadır. Buna karşılık sahada görev yapan gıda denetçisi sayısı yalnızca 8 bindir. Yani bir denetçinin sorumluluğu ortalama 125 işletmeye denk gelmektedir. Üstelik bu hesap sadece kayıtlı işletmeler içindir; kayıt dışı üretim, mevsimlik satış noktaları, pazar yerleri, toplu tüketim alanları ve turizm bölgeleri bu sayıya dahil değildir. Bu ölçekte bir envanterde, denetimin düzenli, risk esaslı ve etkin yürütülmesi fiilen imkânsızdır. Kağıt üzerinde milyonlarca denetim yapılması, gerçekte gıda güvenliğinin sağlandığı anlamına gelmemektedir. 312 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2290 ‒ Sorunun derinliği yalnızca personel eksikliğiyle sınırlı değildir. Riskli işletmelere verilen yaptırımların caydırıcı olmaması, denetim sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmaması, laboratuvar kapasitesinin sınırlı olması ve sektörde hızla artan kayıt dışılık, güvenlik zincirini kırılgan hale getirmiştir. Türkiye’de gıda zehirlenmelerinin her yıl artmasının sebebi, “denetim azlığı” değil; denetimin etkisizliği, denetim kapasitesinin plansız dağılımı ve yönetim modelinin dağınıklığıdır. Tarımsal Ar-Ge’de Yaşanan Kriz Türkiye’nin tarımsal AR-GE performansı, son yirmi yılda yaşadığı en sert gerileme dönemine girmiştir. Çağdaş Türk Tarım Platformu’nun kapsamlı analizine göre, Türkiye’nin tarımsal araştırma–geliştirmeye ayırdığı kamu kaynakları 2014’ten bu yana serbest düşüşe geçmiştir. 2024 yılında tarımsal AR-GE desteği yalnızca 20,19 milyon dolar seviyesine inmiş; böylece Türkiye, 2000 yılındaki 23,82 milyon dolarlık düzeyinin bile gerisine düşmüştür. Platform bu tabloyu, “Bu alanda yokum demek” ifadeleriyle değerlendirmektedir. Oysa tarımda verimlilik artışı, tohum ıslahı, iklim uyumu, su yönetimi, hayvansal hastalıklarla mücadele ve teknoloji temelli üretim modelleri ancak güçlü AR-GE yatırımlarıyla mümkündür. Veriler, Türkiye’nin bu alandaki uzun dönemli kırılmayı net biçimde ortaya koymaktadır. 2014’te 170 milyon dolar ile zirve yapan tarımsal AR-GE destekleri; 2018’de 90 milyon dolara, 2020’de 64 milyon dolara, 2022’de ise 26,5 milyon dolara gerilemiş; 2024 itibarıyla 20 milyon doların altına inmiştir. Bu yalnızca bir bütçe gerilemesi değil; tarımın geleceğini yönetememe, bilimi sistem dışına itme ve stratejik vizyon eksikliği sorunudur. Daha çarpıcı olan ise AR-GE/Üretim Değeri oranındaki çöküştür. Çağdaş Türk Tarım Platformu’nun hesaplamalarına göre Türkiye’de bu oran:  2000: %0,089  2014: %0,266  2021: %0,0886  2024: %0,0243 24 yılda oran dörtte bire düşmüştür. Yani Türkiye üretirken bilimden uzaklaşmış, büyürken geleceğini küçültmüştür. Aynı dönemde dünya ne yapmıştır? OECD ortalaması 2000’de %1,141, 2024’te %1,114 – yani istikrarlı. AB ortalaması 2000’de %1,525, 2024’te %1,6 – yani yukarı yönlü. 313 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2291 ‒ Türkiye ise %0,024’e düşerek OECD ve AB’nin katlarca gerisine inmiştir. Arjantin bile tüm dalgalanmalarına rağmen %0,198 oranıyla Türkiye’nin çok üzerindedir. Bu tablo tek bir gerçeği göstermektedir: Türkiye’de tarım, ithalatla, günübirlik müdahalelerle ve pansuman desteklerle yönetilirken; AR-GE, inovasyon, teknoloji, tohum ıslahı ve su yönetimi gibi geleceğe dair tüm alanlar ihmal edilmiştir. Çağdaş Türk Tarım Platformu’nun tespiti nettir: Tarımsal AR-GE’nin sürdürülebilir olabilmesi için üç temel şart gerekir: istikrarlı ekonomi, istikrarlı ticaret, istikrarlı tarımsal üretim değeri. Türkiye’de üçünün de eksik olması, AR-GE’nin çöküşünü kaçınılmaz hâle getirmiştir. Tarımsal Üretim Değeri Mi?-Hasıla Mı? Türkiye’de tarım tartışmaları artık rakamların etrafında dönen bir “siyah–beyaz” karşıtlığına sıkışmış durumda. Hükümet, 2024 yılı için “74 milyar dolarlık tarımsal hasıla ile dünyada yedinciyiz” diye övünürken; bu hasılanın neyi ifade ettiği, hangi kalemlerden oluştuğu ve en önemlisi çiftçinin cebine giren gerçek değerin ne olduğu konusunda derin bir karartma yaşanıyor. Çünkü “hasıla” dediğimiz değer, üreticinin eline geçen kazanç değildir; ara tüketim kalemleri düşürüldükten sonra hesaplanan bir teknik göstergedir. Bu nedenle, çiftçinin gerçek gelirini gösteren “Tarımsal Üretim Değeri” olmadan yapılan her açıklama, siyahı beyaz, beyazı siyah gösteren bir illüzyondan ibarettir. Tam da bu nedenle, ülkede veri güvenilirliği azalırken, hesap verilebilirlik zayıflarken ve hayati göstergeler kamuoyundan saklanırken bağımsız araştırmacılar, meslek örgütleri ve akademi, tarımın gerçek resmini dış kaynaklardan, karşılaştırmalı verilerden ve küresel veri setlerinden anlamaya çalışıyor. Çünkü artık Türkiye’de tarımsal üretimin temel taşlarını oluşturan göstergelerin bir kısmı – özellikle “tarımsal üretim değeri” ve “ara tüketim” – 2021’den bu yana yayımlanmıyor. Bu durum yalnızca teknik bir eksiklik değil; tarım politikasının yönünü, bütçe yapısını, destek modelini ve arz güvenliği stratejilerini tümüyle belirsizleştiren ciddi bir politik sorun hâline gelmiştir. Bugün hükümet, hasılayı büyüten bir başarı hikâyesi anlatıyor; ancak üretim maliyetlerinin, kuraklığın, don felaketlerinin, yem fiyatlarının ve finansman krizinin altında ezilen çiftçinin yaşadığı gerçeklik bambaşkadır. Eğer tarımsal hasıla 74 milyar dolarsa, o zaman sorulması gereken asıl soru şudur: “Tarımsal Üretim Değeri nerede? Çiftçinin gerçek geliri ne kadar?” 314 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2292 ‒ Bu sorunun cevabı yoktur — çünkü kamu, artık bu veriyi yayımlamamaktadır. Oysa Avrupa Birliği, 2024 yılı tarımsal üretim değerini 531,9 milyar avro olarak açıklamış, bunun %50,3’ünü bitkisel üretimin, %41,1’ini hayvansal üretimin oluşturduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. AB’de ara tüketim 303,3 milyar avrodur; katma değer 228,6 milyar avrodur; tüm ekonomi içindeki payı %1,2’dir. Peki ya biz? “Bilmiyoruz.” Türkiye’de, çiftçinin kapısında oluşan “brüt üretim değeri”nin ne olduğu, bu değerin ne kadarının maliyete gittiği, ne kadarının tarımsal katma değer olarak ekonomiye döndüğü bilinmemektedir. Bilmiyoruz çünkü açıklanmıyor. Bilmiyoruz çünkü hesap sorulamıyor. Ve bilmiyoruz çünkü siyah ile beyaz arasındaki çizgi, bilerek bulanık bırakılıyor. En acı olan ise şudur: Tarımsal üretim değeri gizlendiğinde, bütçe tartışmaları da, destek programlarının etkinliği de, maliyet analizleri de, ithalat bağımlılığı da doğru zeminde tartışılamaz. Bir ülke tarımını rakamlarla değil, rakamların arkasındaki gerçeklerle yönetir. Bugün Türkiye’de tarım politikasının en kritik sorusu budur: “Çiftçinin ürettiği gerçek değer nerede?” Bu soruya yanıt verilmeden yapılan her açıklama yalnızca siyah–beyaz bir tartışmanın devamıdır. Oysa biz, tarımın gri alanlarını değil, gerçeklerini görmek zorundayız. 2025 Türkiye’sinde Hayvancılık 2025 yılı, Türkiye hayvancılığı için yalnızca artan maliyetlerin değil, son yılların en yıkıcı hayvan sağlığı krizlerinden birinin yaşandığı bir dönem olmuştur. İlkbaharda başlayan ve kısa sürede ülke geneline yayılan Şap Hastalığı (FMD) salgını, hayvancılık sektöründe üretim kapasitesini, gıda güvenliğini ve dış ticaret kabiliyetini temelden sarsmış; Türkiye’nin kırmızı et, süt ve damızlık yapısını doğrudan tehdit eden yapısal zaafları görünür hâle getirmiştir. Eski Tarım Bakanı Mehdi Eker’in başkanlığındaki TARPOL tarafından yayımlanan kapsamlı “Şap Hastalığı Raporu”, krizin gerçek boyutunu tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Rapora göre Türkiye’deki büyükbaş hayvan popülasyonunun yaklaşık %30’u hastalıktan etkilenmiştir. Ekonomik kayıp ise yıllık en az 4,1 milyar dolar, yani yaklaşık 162 milyar 315 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2293 ‒ TL’dir. Bu hesaplama sadece doğrudan üretim kayıplarını kapsamaktadır; zincir etkilerle birlikte gerçekte oluşan tahribatın bunun çok üzerinde olduğu açıktır. Bu krizi önceki dönemlerden ayıran temel fark, virüsün tip değiştirmesidir. Dünya referans laboratuvarlarının bildirimlerine göre Türkiye’de daha önce görülmeyen SAT-1, SAT-2 ve Uzak Doğu kaynaklı O/ME-SA/SA-2018 varyantı tespit edilmiştir. Virüsün İran ve Güneydoğu sınırlarından giriş yaptığı değerlendirilmektedir. Bu tablo, sınır biyogüvenliği, hayvan hareketi kontrolü ve hızlı müdahale kapasitesi gibi kritik konularda ciddi zayıflıklar olduğunu göstermektedir. Salgının yayılma hızı öylesine yüksektir ki, Türkiye tarihinde ilk kez ülke genelindeki tüm hayvan pazarları aynı anda kapatılmıştır. Zoonotik risk nedeniyle değil, yayılımı durdurmak amacıyla alınan bu karar üretici açısından ciddi bir ekonomik daralma oluşturmuştur; pazarlama, nakit akışı, yem tedariki ve satış süreçlerinde zincirleme sorunlar ortaya çıkarmıştır. Kriz yönetimi ise başlı başına ayrı bir sorun alanı olmuştur. Tarım Bakanlığı’nın ilk aşılama uygulamalarında, sahada baskın şekilde görülen SAT-1 suşunun aşı içeriğinde bulunmadığı tespit edilmiştir. Stoklardan üretilen geçici aşılar virüs tipine tam uyum sağlamamış; etkili suşla hazırlanacak aşıların devreye girmesi aylar sürmüştür. Gecikme, hastalığın batı bölgelerine kadar yayılmasına neden olmuştur. Bazı bölgelerde hiç şap vakası yokken karantina uygulanması üreticiyi mağdur etmiş; salgın ilerledikçe bu kez karantinanın erken kaldırılması virüsün kontrolsüz yayılmasına yol açmıştır. Hem aşı yönetimi hem karantina stratejisi, ciddi koordinasyon eksiklikleri ve planlama hatalarıyla yürütülmüştür. Daha da önemlisi, hastalığa yakalanan birçok hayvan kısa sürede ikinci ve üçüncü enfeksiyonlara yakalanmış; bu durum virüsün yüksek mutasyon hızına işaret etmektedir. Dolayısıyla sorun sadece bugünün üretimi değil; gelecek dönem damızlık programlarının da tehlikeye girmesidir. TARPOL’un ekonomik kayıp tablosu ise krizin büyüklüğünü sayısal olarak ortaya koymaktadır:  Et üretim kaybı: 2,3 milyar dolar  Süt üretim kaybı: 875 milyon dolar  İlaç ve tedavi giderleri: 416 milyon dolar  Aşı maliyeti: 50 milyon dolar 316 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2294 ‒  Buzağı ölümleri: 25 milyon dolar  İhracat kısıtları: 437 milyon dolar Toplam: ≈ 4,1 milyar dolar (162 milyar TL) Bu tablo yalnızca kaybın büyüklüğünü değil; yaklaşan arz şokunun da kaçınılmaz olduğunu göstermektedir. Süt verimi düşen, tırnak ve meme problemleri yaşayan hayvanların önemli kısmı damızlık olarak kullanılamayacak durumdadır. Sadece büyükbaş değil; küçükbaş hayvancılık da ağır hasar almış, doğurganlık oranları düşmüş, yavru kayıpları artmıştır. Uluslararası örnekler Türkiye’deki durumun ciddiyetini daha da netleştirmektedir: ABD’de 25 yıl süren mücadele 20–25 milyar dolara mal olmuştur; İngiltere’nin 2001 krizinde 3,8 milyon hayvan itlaf edilmiş, ülke 29 milyar sterlin ekonomik kayıp yaşamıştır. Türkiye’de henüz geniş çaplı bir itlaf yapılmamış olmasına rağmen kayıp 4,1 milyar dolara ulaşmıştır. Bu süreç kötü yönetilirse, kaybın birkaç katına çıkacağı öngörülmektedir. Salgının etkisiyle Türkiye hayvansal ürün arzındaki boşluğu ithalatla kapatmaya yönelmiş; 2024’te 373 bin baş sığır ithal edilirken 2025’in ilk sekiz ayında bu sayı 505 bine çıkmış, ödenen döviz 794,9 milyon dolara ulaşmıştır. Son on yılda 10 milyonun üzerinde büyükbaş ithal edilmiş, 12 milyar doların üzerinde döviz yurtdışına aktarılmıştır. Ancak ithalat ne fiyatları düşürmüş ne piyasayı istikrara kavuşturmuştur. 2025 sonu itibarıyla dana kıyma 650 TL, kuşbaşı 780 TL, bazı kasaplarda 900 TL’dir. Yani ithalat fiyatı düşürmemekte; iç üretimi çökertmektedir. Türkiye bugün hayvancılıkta bir kısır döngünün içindedir:  Üretim maliyetleri artıyor,  İşletmeler küçülüyor, bazıları kapanıyor,  Açılan boşluk ithalatla dolduruluyor,  İthalat yerli üreticiyi daha da zayıflatıyor,  Bu durum yeni kapanışlara ve daha fazla ithalat ihtiyacına yol açıyor. Bu döngü sadece ekonomik değil; stratejik bir gıda güvenliği riski anlamına gelmektedir. Et ve süte erişim artık sadece fiyat meselesi değil; toplumsal refahın, kamu sağlığının ve ulusal güvenliğin bir parçasıdır. 317 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2295 ‒ 2025 yılı, hayvancılık sektöründe tam bir dönüm noktasıdır. Şap salgını, yalnızca hayvan sağlığı değil; biyogüvenlik, üretim planlaması, aşı yönetimi ve piyasa regülasyonu açısından büyük bir yönetim zaafını açığa çıkarmıştır. Yanlış karantina uygulamaları, geç ve uyumsuz aşılama, koordinasyon eksikliği ve ithalat bağımlılığı Türkiye’nin hayvancılık altyapısını kırılgan hâle getirmiştir. Büyükbaş ve küçükbaşta verim kayıpları, damızlık materyalin azalması ve artan maliyetler; önümüzdeki yıllarda hem süt hem de et arzında daha derin bir açık yaşanacağını göstermektedir. Türkiye Süt Sektöründe Yaşanan Problemler Türkiye’de hayvancılık sisteminin omurgasını oluşturan süt sektörü, son yılların en ağır ve en derin yapısal krizlerinden birini yaşamaktadır. Çünkü süt yalnızca bir ürün değildir; damızlık yapının sigortasıdır, buzağının garantisidir, yarının et arzının temelidir. Süt üretimindeki kırılma, yalnızca bugünün fiyatlarını değil, Türkiye’nin gıda güvenliğini ve hayvancılığın geleceğini doğrudan tehdit eder. Bugün yaşanan tam olarak budur: Üretici kazanamıyor, damızlıklar kesime gidiyor, hayvan varlığı eriyor ve Türkiye hızla süt ve et arzında dışa bağımlı bir yapıya sürükleniyor. Türkiye’de 1,1 milyon süt işletmesi bulunmaktadır ve bunların %67’si 10 baştan az hayvana sahip küçük aile işletmeleridir. Bu tablo üretimin tabana yaygın olduğunu gösterse de, yapısal kırılganlığı da gözler önüne serer. Çünkü en çok maliyet artışından etkilenen, en düşük pazarlık gücüne sahip olan ve sistem dışına itilmesi en kolay olan işletmeler tam da bu küçük aile işletmeleridir. Bugün binlercesi üretimden çekilmektedir. Gerçek tablo çarpıcıdır:  Süt sığırı varlığı %7 azalmıştır,  Çiğ süt üretimi %4 düşmüştür,  Kişi başına süt üretimi %6 gerilemiştir. Türkiye’de inek başına yıllık süt verimi ortalama 3.100 kg seviyesindeyken, Avrupa Birliği ortalaması 7.300 kg’dır. Üretici örgütlenememiş, kooperatifler güçlendirilememiş, küçük aile işletmeleri piyasanın insafına terk edilmiştir. 318 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2296 ‒ Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı 19,60 TL/litre çiğ süt referans fiyatı, bugün 21 TL’nin üzerindeki üretim maliyetini dahi karşılayamamaktadır. Üreticinin ayakta kalabilmesi için fiyatın en az 25 TL olması gerektiği ifade edilmektedir. Süt/yem paritesi ise hayati öneme sahiptir. Bir litre sütle en az 1,5 kg yem alınabilmelidir. Bugün parite 1,1–1,2 seviyesindedir. Yani üretici sattıkça zarar etmektedir. Ekonomi bilimi devre dışı bırakılmış, fiyat baskısı üretimin önüne geçirilmiştir. Sonuç kaçınılmazdır: Damızlık hayvanlar hızla kesime gitmektedir. Bu yalnızca bugünün krizi değil, yarının sütünü, buzağısını ve et arzını da ortadan kaldıran bir tahribattır. Süt üretim maliyetinin %65–70’i yemdir. Türkiye mısır ve soyada dışa bağımlıdır. 2025’in ilk 8 ayında yalnızca bu iki ürün için 2,3 milyar dolar döviz ödenmiştir. Döviz yükseldikçe yem fiyatı yükselmekte, üretici daha ağır borç yüküyle karşı karşıya kalmaktadır. Mera alanları ise ıslah edilmediği gibi plansız yapılaşma ve rant baskısıyla kaybedilmektedir. Kaba yem üretiminin zayıflaması, Türkiye’yi doğrudan ithalata, yani enflasyona mahkûm etmektedir. Bugün süt piyasasında güç dengesi üretici lehine değildir. Büyük işleme tesisleri:  Süt alımını azaltmakta,  Sözleşmeleri tek taraflı feshetmekte,  “Yemi benden alacaksın, sütü bana satacaksın” şartlarını dayatmakta,  Üreticiyi fiyat ve koşullarda baskılamaktadır. Üretici fiyat belirleyememekte, sözleşme sistemi kâğıt üzerinde kalmakta, kamu otoritesi ise piyasa gözetimini sağlamak yerine seyirci kalmaktadır. Planlama olmadığı için, Türkiye’nin en kaliteli sütü bile bugün mamule değil; süt tozuna gidecek kadar değersizleştirilmektedir. Türkiye son yıllarda 1 milyondan fazla damızlık hayvanını kesmek zorunda kalmıştır. Bu, üretimin sigortası olan damızlık yapının çözülmesi demektir. Damızlık gittiğinde yarın:  Süt azalır,  Buzağı olmaz,  Et üretimi düşer,  Fiyat fırlar, 319 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2297 ‒  İthalat zorunlu hâle gelir. Bugün kıyma 650 TL, kuşbaşı 780 TL seviyesine geldiyse bunun nedeni yalnızca maliyet artışı değil; damızlık varlığın hızla erimesidir. Bu krizi çözmek teknik olarak son derece mümkündür. Türkiye’nin toprağı, merası, genetik altyapısı, üreticisi ve hayvancılık kültürü güçlüdür. Eksik olan tek şey doğru politika ve güçlü iradedir. Çözümün ana hatları nettir: ✓ Çiğ süt fiyatı gerçek masrafa endekslenmeli; parite en az 1,5 olmalı. ✓ Küçük aile işletmeleri stratejik öncelik hâline getirilmeli. ✓ Yem hammaddelerinde yerli üretim artırılmalı, ithalat bağımlılığı azaltılmalı. ✓ Meralar korunmalı, ıslah edilmeli, rant baskısından kurtarılmalı. ✓ Sözleşmeli üretim hakkaniyetli ve denetlenebilir şekilde işletilmeli. ✓ Et ve Süt Kurumu gerçek anlamda piyasa dengeleyici rol üstlenmeli. ✓ Damızlık varlık milli güvenliğin bir unsuru olarak korunmalı. Türkiye, Avrupa’nın sayılı süt üreticilerinden biridir. Ancak mevcut gidişat değişmezse kısa sürede süt ithalatçısı bir ülkeye dönüşmek kaçınılmazdır. Çünkü süt sektörü çökerse, hayvancılığın tamamı çöker. Orman Yangınları 2025 2025 yılı, Türkiye’nin orman yangınlarıyla mücadelede en zayıf yönetildiği dönemlerden biri olarak tarihe geçmiştir. Daha yıl bitmeden 6.800 yangın çıkmış; bunun 2.800’ü orman, yaklaşık 4.000’i kırsal alanlarda meydana gelmiştir. 80 bin hektar alan kül olmuştur. Bu rakam, Türkiye’yi 2021 felaketinin ardından son on yılın en büyük ikinci orman kaybı yaşayan ülkesine dönüştürmüştür. Geçtiğimiz yıl aynı dönemde 28 bin hektar yanan Türkiye, 2025’te kaybını üç katına çıkarmıştır. Bu tablo, yangınların artık doğal bir afet değil, siyasi yönetim zaafının doğrudan sonucu olduğunu göstermektedir. En vahim gösterge ise yangınların nedenidir: 320 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2298 ‒ Bu yıl çıkan yangınların yaklaşık %50’sinin sebebi hâlâ bilinmemektedir. Avrupa’da bu oran %10 iken Türkiye’de %50 olması, yangın yönetiminin ne kadar çürüdüğünü gözler önüne sermektedir. Sebebini dahi tespit edemeyen bir yönetim, yangını da önleyemez, söndüremez, yönetemez. 2025, aynı zamanda tarım alanlarından ormana sıçrayan yangınların patladığı bir yıl olmuştur. Biçerdöver kıvılcımlarından kontrolsüz anız yakmaya, enerji nakil hatlarındaki bakım eksikliğinden orman sınırındaki yanlış uygulamalara kadar birçok alanda denetimin çöktüğü görülmektedir. Bu noktada açık gerçek şudur: Türkiye, orman yangınlarıyla değil; yönetim yangınlarıyla karşı karşıyadır. Sorun iklim kadar, hatta iklimden daha fazla, yanlış politikaların, ilgisizliğin, koordinasyonsuzluğun ve sorumluluk almayan bir anlayışın ürünüdür. Bugün Türkiye’de ormanlar: Plansız kentleşmenin, Enerji hatlarındaki bakım eksikliğinin, Tarım alanlarında kontrolsüz uygulamaların, Denetim zafiyetinin, Eğitim ve farkındalık yokluğunun, Kurumsal kapasite kaybının bedelini ödemektedir. İktidar, 2021’de yaşanan büyük felaketten ders çıkarmamış, çıkarmak istememiştir. Yangın çıktıktan sonra uçak kiralamak, helikopter sayısını açıklamak, sosyal medyada görüntü paylaşmak, yangın yönetmek değildir. Yangın yönetimi, ancak çıkmadan önlemekle mümkündür. Türkiye ise bugün yangını önlemede sınıfta kalmıştır. Şu soruları sorma hakkımızın olduğu kanaatindeyiz: Sebebi bilinmeyen onca yangın neden hâlâ aydınlatılamadı?  Enerji iletim hatlarının bakımı neden yapılmadı?  Tarım–orman sınırları neden korunmadı?  Orman köylüsü neden eğitilmedi?  Risk haritaları neden güncellenmedi?  2021’den sonra hazırlanan sözde reform paketleri neden uygulanmadı? Bugün ülkenin ormanlarını değil; yönetenlerin ihmallerini konuşuyoruz. 321 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2299 ‒ Türkiye’nin ihtiyacı, yeniden “müzakere edilen rakamlar” değil; gerçek bir devlet ciddiyeti ve ormanı milli güvenlik meselesi olarak gören bir yönetim anlayışıdır. Ormanları korumak; yalnızca ağacı, kuşu, böceği korumak değildir. Ormanları korumak; su kaynaklarını, kırsal yaşamı, tarımsal üretimi ve ülkenin geleceğini korumaktır. 2025 yılında yaşanan orman kayıpları, artık tesadüf değil; kötü yönetimin, yok sayılan bilimin, çökmüş denetim mekanizmasının ve ihmaller zincirinin sonucudur. Eğer bugünkü iktidarın bu zihniyeti değişmezse, 2021 ve 2025 gibi felaket yılları istisna değil; Türkiye’nin yeni normali olacaktır. 322 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2300 ‒ 3.13. ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2026 bütçesi, rakamsal büyüklüğüne rağmen Türkiye’nin gerçek risk haritası ile örtüşmeyen bir tercih setini yansıtmaktadır. Ülke, tarihinin en büyük deprem felaketlerinden birini yaşamış; iklim krizinin etkileri artık günlük hayatın parçası hâline gelmiş; kuraklık, sel, sıcak hava dalgaları, orman yangınları ve hava kirliliği gibi riskler ulusal güvenlik sorunu boyutuna ulaşmıştır. Böyle bir tabloda bütçenin yönü, yalnızca teknik bir tercihi değil, devletin geleceğe dönük stratejik aklını ortaya koymaktadır. Ne yazık ki 2026 bütçesi, çevresel kırılganlıklarla yüzleşen bir ülkenin ihtiyaç duyduğu güçlü ve bütüncül dönüşümü değil; eski refleksleri, inşaat merkezli yaklaşımı ve risk yönetimindeki yapısal eksiklikleri yeniden üretmektedir. 2026’da “Şehircilik ve Risk Odaklı Bütünleşik Afet Yönetimi” için ayrılan kaynak artmış görünse de, 2023 depremlerinin açtığı devasa yaralar karşısında bu artışın gerçekçi olmadığı açıktır. Türkiye hâlâ zemin etütleri eksik, mikro-bölgeleme çalışmaları tamamlanmamış şehirlerle yaşamaktadır. Deprem ülkesi olan Türkiye’de afet yönetiminin sadece konut inşasından ibaret görülmesi, risk azaltmanın bilimsel omurgasını her yıl daha da zayıflatmaktadır. Dirençli şehirler; sağlam bina kadar sağlam zemin, sağlam planlama, sağlam ekosistem ve sağlam kurumsal kapasite demektir. Bütçe ise hâlâ bu bütünlüğü kurmayan bir bakış açısını yansıtmaktadır. Daha da çarpıcı olan, Sürdürülebilir Çevre ve İklim Değişikliği programına ayrılan kaynağın düşmüş olmasıdır. İklim krizi Türkiye’de artık soyut bir tehdit değil; barajlardaki su seviyesinden, tarım üretiminden, hava kalitesinden, sağlık göstergelerinden okunabilen somut bir gerçekliktir. Sıcak hava dalgalarıyla artan ölüm oranları, giderek büyüyen kuraklık riski, büyükşehirlerde alarm veren hava kirliliği, orman yangınlarıyla yok olan ekosistemler… Tüm bunlar iklim bütçesinde artış değil, sıçrama gerektirirken 2026’da açıklanan düşüş, bu alanın hâlâ “tali” bir konu gibi görüldüğünü göstermektedir. Bu yaklaşım, Türkiye’yi küresel iklim politikalarının dışında bırakmakla kalmaz; vatandaşın sağlığını, gıda güvenliğini ve ekonomik refahını da doğrudan tehdit eder. Benzer şekilde Ormanların ve Doğanın Korunması için ayrılan 2,49 milyar TL’lik bütçe, 2024 ve 2025 yangın sezonlarında yaşanan ağır kayıpların ardından hâlâ yetersizdir. Türkiye, iklim değişikliği çağında “yangın ülkesi” olma riskiyle karşı karşıyadır. Mevsimsel yangın değil, kalıcı ve yaygın bir yangın rejiminden söz ediyoruz. Yangına dayanıklı orman yönetimi, erken uyarı sistemleri, yangın uçakları filosu, yer ekibinin niteliği, teknoloji kullanımı ve ekosistem 323 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2301 ‒ temelli yönetim gibi kritik başlıklar hâlâ kronik kaynak yetersizliği ile boğuşmaktadır. Bu durum yalnızca ormanların değil, biyolojik çeşitliliğin, su kaynaklarının ve kırsal ekonominin geleceğini tehdit etmektedir. Yerel yönetimlere ayrılan pay da benzer bir kırılganlığı yansıtmaktadır. Atık yönetimi, su kaynakları, hava kirliliği, iklim uyum projeleri, yeşil altyapı… Tüm bu alanlarda ana sorumluluk belediyelerdedir. Ancak 2026 bütçesinde yerel yönetimlerin artan yükünü taşıyacak bir kaynak artışı yoktur. Merkeziyetçiliği büyüten, yerelin kapasitesini küçülten bu yaklaşım, iklim krizi çağında Türkiye’yi hazırlıksız bırakmaktadır. Son olarak enerji alanı… Enerji arz güvenliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarında bütçenin düşürülmesi, dışa bağımlılığı azaltma hedefiyle açık bir çelişki içindedir. Dünya, güneşten rüzgâra, depolamadan enerji verimliliğine dönüşüm yatırımlarını hızlandırırken Türkiye’nin bu alandaki kaynak azaltımı, gelecekte daha yüksek maliyetlerle karşılaşacağımızın göstergesidir. Özetle 2026 bütçesi, Türkiye’nin çevresel ve iklimsel risklerine karşı güçlü bir kalkınma stratejisi değil; gecikmiş, eksik ve parçalı bir yaklaşımın devamı niteliğindedir. Ülkenin ihtiyacı; doğayı, şehri, enerjiyi, iklimi ve afet yönetimini birbirinden koparmayan, bilime dayalı ve uzun vadeli bir çevresel güvenlik politikasıdır. Bu bütçe, böyle bir vizyonu taşımamaktadır. Rezerv Alan Sorunsalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre bugün Türkiye’nin 77 ilinde toplam 64 bin hektarı aşan yeni “rezerv yapı alanı” ilan edilmiştir. Bunun yanında 59 ilde 291 riskli alan, 39 ilde 191 kentsel dönüşüm bölgesi ve 11 ilde 20 yenileme alanı bulunmaktadır. Bu büyüklük artık bize şunu göstermektedir: Rezerv alan uygulaması münferit bir afet sonrası araç olmaktan çıkmış, ülke planlamasının ana eksenlerinden biri hâline gelmiştir. Ancak veri büyürken, sahadaki toplumsal tansiyon ve hukuki belirsizlik aynı hızla yükselmektedir. Bu gerilimin en görünür biçimde patlak verdiği yer Hatay’dır. Antakya ve Defne’de bir gece yarısı kararıyla 207 hektarlık bir bölgenin rezerv alan ilan edilmesi; sağlam binaların da sınır içerisine alınması, binlerce kişiye tebligat gitmesi ve mülkiyet belirsizliğinin büyümesi, yaklaşık 50 bin kişiyi etkileyen bir sosyal krizi beraberinde getirmiştir. Vatandaşların “muhatap bulamıyoruz” isyanı, dönüşüm kararlarının bilgi temelli değil emir-komuta refleksiyle yürütüldüğünün en açık göstergesidir. 324 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2302 ‒ Esas kırılma ise 9 Kasım 2023 tarihli mevzuat değişikliğinde yaşanmıştır. Bu değişiklikle “yeni yerleşim alanı” şartı kaldırılmış, rezerv alan tanımı genişletilmiş ve mevcut yerleşimlerin dahi rezerv ilan edilmesinin önü açılmıştır. Bu, yalnızca teknik bir düzenleme değildir; özel mülkiyet hakkı, kamulaştırma rejimi, risk analizinin bilimselliği ve kamu yararı kavramının içi aynı anda tartışmalı hâle getirilmiştir. Bugün pek çok yerde zemin etütleri, mikro-bölgeleme analizleri hatta bilimsel raporlar bile alan ilanından sonra devreye sokulmaktadır. Hukuki güvenlik ilkesi bu kadar hayati bir alanda bu kadar zayıf olmamalıdır. Sorun yalnızca kentsel alanlarla sınırlı değildir. Rezerv yapı alanı ilanlarının tarım arazilerine, zeytinliklere, narenciye bahçelerine, bağlara ve sulama havzalarına kadar uzanması; meseleye bambaşka ve çok daha kritik bir boyut eklemiştir. Hatay’ın Antakya–Defne–Samandağ hattında ilan edilen alanların önemli bir bölümünün Türkiye’nin en verimli tarım havzalarını kapsaması, yurttaşın yalnızca evini değil, geçim kaynağını, toprağını ve üretim varlığını tehdit etmektedir. Üstelik bu kararların çoğu, tarım alanlarında bir risk tespitine dayanmamakta; zeytinliklerin, seraların, sulama kanallarının bulunduğu bölgeler adeta masa başında haritalanarak rezerv sınırlarına dâhil edilmektedir. Zeytin ağacı gibi yüz yıllık bir tarımsal varlığı bir “imar kolaylığı” uygulamasına kurban etmek, afet sonrası güvenli yerleşim mantığıyla hiçbir şekilde açıklanamaz. Bu, hem ekonomik hem ekolojik hem de sosyo-kültürel bir tahribattır. Çiftçi “Bizim tarlamız sağlam; risk yok. Peki biz neden yerimizden ediliyoruz?” diyorsa, burada yalnızca yönetimsel bir iletişim sorunu değil, adaletsiz bir planlama modeli vardır. Sonuç olarak rezerv alan politikası bugün Türkiye’de afet yönetimi ile mülkiyet hakkı, şehir planlaması ile kırsal güvenlik, kentsel dönüşüm ile tarımsal üretim arasında dev bir fay hattı yaratmıştır. Bilimsellikten uzak, şeffaf olmayan ve kamusal yararı zayıf tanımlayan bu uygulamalar devam ettiği sürece; deprem güvenliği sağlanmayacak, toplumsal güven tamamen yok olacak ve kırsal üretimin geleceği geri dönüşü olmayan bir tahribata sürüklenecektir. 2025: Türkiye’nin Çevre Politikaları 2025 yılı, Türkiye'nin çevre, iklim, su ve toprak yönetiminde uzun süredir biriken yapısal sorunların görünür hâle geldiği bir dönemeç olmuştur. Orman yangınlarından kuraklık krizine, barajlardaki alarm verici düşüşten iklim politikalarının hedefle buluşamamasına kadar hemen her alanda yaşanan gelişmeler; ülkenin çevre politikalarının artık iklim çağının gerçekleriyle örtüşemediğini ve kurumsal kapasitenin bu yükü taşımakta zorlandığını göstermektedir. 325 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2303 ‒ Yılın daha ilk on ayında, resmi açıklamalara göre yaklaşık 6.800 yangın meydana gelmiş; bunun 2.800’ü orman, 4.000’i kırsal alan olmak üzere yaklaşık 80.000 hektar alan küle dönmüştür. 2024’te aynı dönemde yanan alan 28.107 hektardı. Bir yıl içinde neredeyse üç kat artan bu tablo, sadece iklim koşullarının değil, risk yönetimi kapasitesinin de alarm verdiğini ortaya koymaktadır. Yüksek sıcaklıklar, kuru hava dalgaları ve artan afet riski bilinen gerçeklerdir; asıl sorun, Türkiye’nin bu yeni iklim rejimine uygun bir yangın önleme–erken müdahale sistemine hâlâ sahip olmamasıdır. Yangınların yaklaşık yüzde 50’sinin sebebinin hâlâ tespit edilememiş olması ise çevre yönetiminin en temel eksiğini işaret etmektedir: Bilgi yoksa politika da yoktur. 2025 yılı aynı zamanda su krizinin toplumun gündemine yerleştiği bir yıl olmuştur. DSİ verilerine göre ülke barajlarının doluluk oranı 2025 Ağustos’unda %42,2’ye kadar gerilemiş, bir önceki yıla göre 10 puanın üzerinde kayıp yaşanmıştır. Ankara’da doluluk %9,3'e, İzmir’de ise %4,1’e düşmüş; bu oranlar büyükşehirler düzeyinde artık “kritik eşik” değil, “acil durum” göstergesidir. Türkiye kişi başına 1.519 m³ kullanılabilir suyla zaten su stresi yaşayan bir ülkedir; yapılan tüm projeksiyonlar bu değerin 2030’larda 1.200 m³’ün, 2040'larda ise 1.116 m³’ün altına düşeceğini öngörmektedir. Havza temelli planlamanın yıllardır kağıt üzerinde kalması, tarım-su-toprak ilişkisini yönetecek bütüncül bir yapının hâlâ kurulamaması, bu krizin derinleşmesinin başlıca nedenlerindendir. İklim politikaları açısından da tablo benzer derecede kaygı vericidir. Türkiye, Climate Change Performance Index’in 2025 sonuçlarına göre 53. sıradadır; yani iklim değişikliğiyle mücadelede yalnızca hedeflerinin değil, performansının da en alt grubunda yer almaktadır. Yenilenebilir enerji kapasitesinde ilerleme sağlanmış olsa da sera gazı emisyonu, enerji verimliliği ve uyum politikalarında düşük performans, iklim krizinin Türkiye’de artık bir çevre meselesi değil bir yaşam güvenliği sorunu haline geldiğini göstermektedir. Yağışların son otuz yıl ortalamasına göre %27 düşmesi, barajların boşalması, yeraltı sularının hızla çekilmesi, tarım alanlarında verim kayıpları ve ekosistem tahribatı; bilimsel temelli havza yönetimi eksikliğinin sahadaki en somut sonuçlarıdır. Toprak, su ve ekosistemler üzerindeki bu baskının bir başka boyutu ise çölleşme riskidir. Birleşmiş Milletler verilerine göre Türkiye topraklarının %88’i çölleşme tehdidi altındadır. Bu oran, iklim değişikliği kadar yanlış arazi kullanımı, kontrolsüz yapılaşma, aşırı yeraltı suyu çekimi ve plansız tarımsal faaliyetlerin bir sonucudur. Denetim kapasitesinin artırılması olumlu bir gelişme olmakla birlikte; çevre koruma harcamalarının bütçe içindeki payı hâlâ düşüktür ve mevcut seviyelerle Türkiye’nin artan iklim risklerini yönetmesi mümkün değildir. 326 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2304 ‒ Bütün bu tabloya ek olarak, Türkiye’nin Avrupa’nın çöp sahası hâline gelmesi ulusal çevre politikasının en karanlık başlıklarından biri olmuştur. AB’nin toplam atık ihracatının %39’unu oluşturan 12,4 milyon ton atık, yalnızca 2022’de Türkiye’ye gönderilmiştir. Bunun 10,7 milyon tonu demir–çelik atığıdır. Geri dönüşüm kapasitesi yetersiz olan ülkede bu atıkların önemli bir bölümü doğrudan toprağa ve suya karışmakta; çevre örgütlerinin de ifade ettiği üzere halk sağlığını tehdit eden büyük bir kirlilik yükü yaratmaktadır. Türkiye, zayıf düzenlemeler nedeniyle Avrupa’nın çevresel yükünü taşırken; kendi çevresel altyapısını da ağır bir baskı altına sokmaktadır. 2025 yılı, Türkiye’nin çevre yönetiminde artık “ertelenemez” bir dönemece geldiğini göstermiştir. Orman yangınları, kuraklık, su kıtlığı, iklim kırılganlığı ve dışarıdan taşınan atık yükü; birbirinden bağımsız sorunlar değil, aynı yapısal zafiyetin farklı yüzleridir. Bu nedenle çözüm, parçalı değil bütüncül; günü kurtaran değil geleceği güvence altına alan; veriye dayalı, şeffaf ve bilim temelli bir çevre politikasıdır. Aksi halde Türkiye, hem doğal varlıklarını hem de iklim çağında toplumunun yaşam güvenliğini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Kanal İstanbul projesi 2024–2025 döneminde artık bir “ulaşım yatırımı” olmanın ötesine geçmiş, Türkiye’nin en tartışmalı çevresel ve şehircilik başlıklarından biri hâline gelmiştir. Projenin bu yeni evresi, yalnızca teknik ve mühendislik sorunları değil; mülkiyet hakkı, sosyal etki, su güvenliği, ekolojik risk, kamulaştırma süreçleri ve sermaye yoğun imar politikaları gibi çok katmanlı bir dönüşüme işaret etmektedir. Başlangıçta stratejik bir su yolu olarak sunulan proje, son iki yılda giderek “beklenti üzerinden değer üretme”, yeni yerleşim alanı açma ve kamu otoritesini özel sermaye lehine yönlendiren bir kentsel mekanizma görünümüne bürünmüştür. Bu çerçevede projenin karar süreçleri, bilimsel bilgi ile kamu yararı arasındaki mesafeyi büyütmüş; ekonomik getirinin kamuya mı yoksa belirli sermaye gruplarına mı yönelik olduğu sorusunu daha da görünür kılmıştır. Emlak Konut ve TOKİ’nin 2024–2025 dönemindeki satış verileri, Kanal İstanbul’un “lojistik proje” kimliğinden çok bir “gayrimenkul rant koridoru” olarak işlediğini göstermektedir. Sadece 18 ayda Yenişehir bölgesinde 36 milyar TL’yi aşan konut satışı, altyapı bile başlamadan bölgede yoğun bir spekülatif hareketlilik yaratmıştır. Şehircilik literatüründe “anticipatory speculation” olarak tanımlanan bu süreç, kamu gücüyle oluşturulan beklentinin özel kazanç mekanizmasına dönüşmesi anlamına gelmektedir. 327 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2305 ‒ Aynı dönemde Bakanlık 2,5 milyon m² yeni imar planı hazırlamış, TOKİ 9.111 konutluk yeni projeler için ihale sürecini başlatmıştır. Bu adımlar, kamulaştırma süreçlerinin hızlanacağı, mülkiyet yapılarının zorunlu şekilde parçalanacağı ve bölgenin yeni bir demografik yapıyla yeniden şekilleneceği anlamına gelmektedir. Bu yoğun baskı altında en kritik karar, Sazlıdere Barajı’nın “mutlak koruma havzası” statüsünün kaldırılması ve yapılaşmaya açılmasıdır. Bu karar, İstanbul’un su güvenliğini bilimsel olarak risk altına sokmakla kalmamakta; devlet eliyle ekolojik risk üretildiği yönünde ciddi tartışmalar doğurmaktadır. Uluslararası literatürde “policy-driven ecological risk” olarak tanımlanan bu yaklaşım, uzun vadede onarılamaz zararlar yaratma potansiyeli taşımaktadır. 2025 yılında Danıştay’a sunulan, 21 uzmanın hazırladığı 400 sayfalık bilirkişi raporu da bu kaygıları doğrulamaktadır. ÇED dosyası; jeoloji, hidroloji, deprem riski, sosyo-ekonomik etki ve kültürel miras bakımından tutarsız, eksik ve yanlış bilgilerle dolu olduğu gerekçesiyle ağır bir dille eleştirilmiştir. Raporda, proje güzergâhında 29 adet gömülü fay hattı bulunduğu, kanal suyunun bu faylarla etkileşiminin yerel sismik hareketliliği artırabileceği; ayrıca tuzlu su taşınımının Sazlıdere ve yeraltı su rezervlerini geri dönüşsüz biçimde tahrip edebileceği ifade edilmiştir. Kültürel miras açısından da risk büyüktür. Rhegion Antik Kenti, Osmanlı suyolları, Mimar Sinan Köprüleri gibi korunması gereken varlıkların etkilenmesine rağmen, ÇED dosyasında bu alanlara yönelik herhangi bir koruma stratejisinin yer almaması projenin planlama disiplinine uymadığını göstermektedir. Tüm bu veriler, Kanal İstanbul’un İstanbul’un kuzeyinde yeni bir sosyo-mekânsal ayrışma yarattığını göstermektedir. Yenişehir bölgesi yüksek gelir gruplarına yönelik bir “özel konut koridoru” haline gelirken; mevcut köyler, tarım alanları ve düşük gelirli haneler yerinden edilme tehdidi altına girmiştir. Böylece proje, yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal eşitsizliği derinleştiren bir “mekânsal ayrıştırma projesi” niteliği taşımaktadır. Sonuç olarak, 2024–2025 dönemi verileri Kanal İstanbul’un teknik, çevresel ve sosyal bakımdan ciddi eksikliklere sahip olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koymuştur. Projenin mevcut hâli; su güvenliği, deprem riski, kültürel miras, ekolojik sürdürülebilirlik ve mülkiyet hakkı gibi temel ilkelere uygun değildir. Türkiye’nin geleceği açısından Kanal İstanbul’un bilimsel standartlara göre yeniden değerlendirilmesi, kamu yararı–ekolojik denge–afet güvenliği ekseninde bütüncül bir politika 328 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2306 ‒ ile ele alınması zorunludur. Aksi hâlde proje, İstanbul’un doğasını, suyunu, kent bütünlüğünü ve sosyal dokusunu geri dönüşü olmayan bir kırılma eşiğine sürükleme riski taşımaktadır. TOKİ 500 Bin Sosyal Konut Projesi: Ruhu Olmayan Şehirler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından duyurulan ve 81 ilde toplam 500 bin sosyal konut üretimini hedefleyen proje, kamuoyuna “Türkiye tarihinin en büyük sosyal konut hamlesi” olarak sunulmuştur. Barınma krizinin derinleştiği, kira fiyatlarının tarihi seviyelere ulaştığı, konut sahipliği oranının %65’lerden %55’lere düştüğü bir dönemde açıklanan bu proje, doğal olarak geniş bir beklenti oluşturmuş; ilk günde yaklaşık bir milyon başvuru alınması, barınma krizinin toplumsal ağırlığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Ne var ki, projenin kapsamı, tasarımı ve uygulama mimarisi incelendiğinde ortaya çıkan tablo, iddia edilen “sosyal devlet başarısından” çok uzak bir manzaraya işaret etmektedir. Öncelikle başvuru kriterleri, sosyal politika biliminin en temel ilkeleriyle çelişmektedir. Üzerine kayıtlı konutu olmayan vatandaşların başvurabildiği bu sistem, pratikte ciddi bir sosyal adaletsizlik üretmektedir. 28 yaşında, ayrı bir hane kurmuş bir genç; ailesinin üzerine kayıtlı bir ev bulunduğu gerekçesiyle başvuru hakkından mahrum bırakılırken, varlıklı bir ailenin çocuğu, kendi üzerine mülk olmadığı için “konutsuz” kabul edilip başvurabilmektedir. Böylece sosyal konutun hedef kitlesi ile fiilen başvurabilen kitlesi birbirinden kopmaktadır. Projenin bir diğer büyük sorunu, üretilen konutların tek tip, soğuk, ruhsuz ve kültürsüz bir mimari anlayışla tasarlanmış olmasıdır. Türkiye’nin 81 ili, 81 coğrafyası, 81 kültürü, 81 sosyolojik dokusu vardır; ancak TOKİ’nin ürettiği konutlar sanki tek bir şehir için yapılmış gibi birbirinin aynısıdır. Urfa’ya yapılan evle Bursa’ya yapılan evin aynı olması; Adana’nın iklimine, Van’ın kültürüne, Rize’nin sosyolojisine aynı kalıpla yaklaşılması, şehirlerin kimliğini silen bir anlayıştır. Bir kente yapılan konut, o kentin kültürünü, tarihini, dokusunu, iklimini, sosyolojisini yansıtmalıdır. Ev sadece bir duvarlar bütünü değildir; bir yaşam kültürüdür. Türkiye’de ise sosyal konutlar, yaşanan yerden bağımsız olarak kopyalanan, kimliksiz “blok yığınlarına” dönüşmektedir. Bu yaklaşım, şehirleri tek tipleştirip kimliksizleştirmekte, mimari ruhu ortadan kaldırmaktadır. Konut tipolojisi ise ülkenin sosyo-demografik gerçekliğiyle örtüşmemektedir. 55–80 m² aralığında üretilen 1+1 ve 2+1 konutların, özellikle çok çocuklu aileler için sürdürülebilir bir yaşam sunması mümkün değildir. Dahası, ihtiyaç temelli yerleştirme yerine kura sistemiyle dağıtım yapılması, sosyal konut politikasının ruhunu tamamen ortadan kaldırmaktadır. Üç 329 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2307 ‒ çocuklu bir ailenin kura sonucu 55 metrekarelik 1+1 konuta mahkûm edilmesi ihtimali, sosyal devlet ilkesinin nasıl aşındığını göstermektedir. Sosyal kiralık konut uygulaması ilk kez deneniyor olması bakımından kıymetli olsa da ölçeksizdir. İstanbul gibi yılda 700 bin kira kontratının yenilendiği bir şehirde 15 bin konutun piyasa üzerinde anlamlı bir etkisi olmayacağı açıktır. İller arası dağılımdaki tutarsızlıklar da benzer şekilde ciddi bir planlama zafiyetine işaret etmektedir. Bu durum, projenin teknik bir hesaplamadan ziyade idari tercihlerle şekillendiği düşüncesini güçlendirmektedir. Bütün bunların ötesinde, asıl kritik soru şudur: Neden bu ülkede insanlar dört gözle TOKİ kurası bekler hâle gelmiştir? Bir ülkede milyonlarca insan, devlete “Beni ev sahibi yap” diye başvuru kuyruğuna giriyorsa, bu sosyal devlet başarısı değil; ekonomik düzenin vatandaş lehine çalışmadığının göstergesidir. İnsanlar kendi imkânlarıyla ev sahibi olamaz hâle gelmişse; konut fiyatları gelir seviyesinin 20–25 katına çıkmışsa; barınma krizi gençlerin aile kurmasını dahi engeller hâle gelmişse; TOKİ’den ev çıkmasını umut etmek bir kader değil, ekonomik politikanın sıkışmışlığının sonucudur. Sosyal devletin görevi, vatandaşına zorunlu olarak “ucuz konut” sunmak değil; vatandaşın kendi imkânı, kendi geliri, kendi emeğiyle ev sahibi olabileceği bir ekonomik düzeni inşa etmektir. Bugün Türkiye’de eksik olan tam da budur. Sonuç olarak TOKİ’nin 500 bin konut projesi, sosyal konut üretmekten çok, ekonomik kırılganlığı yönetmek için kullanılan bir idari araç hâline gelmiştir. Tek tip, ruhsuz, kültürel dokuyu yok eden konut modeli; adaletsiz başvuru kriterleri; demografik gerçeklikle uyumsuz tasarım anlayışı; gecikmiş teslimat takvimi ve vatandaşın kendi imkânıyla ev sahibi olamamasını görmezden gelen politik yaklaşım nedeniyle proje, “tarihin en büyük sosyal konut hamlesi” değil; sosyal devletin asli görevlerinden uzaklaşmış bir “konut dağıtım mekanizması” görünümündedir. Konut Yapı Kooperatifleri ve Hobi Bahçeleri Türkiye’de konut krizi derinleşirken, bir yanda kooperatif mağduriyetleri, diğer yanda hobi bahçeleri adı altında hızla yayılan tarım dışı yapılaşma; şehircilik, sosyal adalet, tarım koruma ve çevre politikalarının bütününü ilgilendiren yapısal bir kırılmaya işaret etmektedir. Bu iki mesele birbirinden bağımsız görülebilir; ancak gerçekte tam tersine, ikisini de aynı kaynağa bağlayan ortak bir sorun vardır: Denetimsizlik, mevzuat boşluğu, ekonomik kırılganlık ve 330 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2308 ‒ toprağın rastlantısal kullanımı. Türkiye’nin kentleşme pratiğinin ne kadar savrulduğunu en net gösteren alanlardan biri de burasıdır. Konut yapı kooperatifleri, 1970’lerden 1990’lara kadar dar ve orta gelirli kesim için güvenli, dayanışmacı ve maliyet kontrollü bir konut üretim modeli olarak öne çıkmış; o dönem konut arzının yaklaşık beşte birini karşılamayı başarmıştı. Ancak 2000’li yıllarla birlikte yüksek faiz ortamı, finansmana erişim zorlukları, hukuki mekanizmaların zayıflığı ve denetimin tamamen çökmüş olması nedeniyle kooperatif modeli hızla eridi. 1990’larda %20 olan kooperatif payı, 2005’lere gelindiğinde %6’ya kadar düştü. Bu düşüş yalnızca istatistiksel bir mesele değil; binlerce ailenin yarım kalmış projelerle hem evini hem parasını kaybettiği, hukuki süreçlerde süründürüldüğü, icra tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığı bir toplumsal dramın adıdır. Bugün pek çok kooperatifte benzer suistimaller neredeyse “rutin uygulama” hâline gelmiştir. Tapusunu alıp üyelikten ayrılmış vatandaşların yıllar sonra yeniden üyeliğe eklenmesi, teslim edilmiş konutlar için ikinci hatta üçüncü kez maliyet çıkartılması, sahte üyeliklerle genel kurul çoğunluklarının manipüle edilmesi, mahkeme kararlarının sistematik biçimde uygulanmaması gibi uygulamalar yüzünden Türkiye genelinde on binlerce aile mağdur durumdadır. Kayseri örneği, yaşanan çöküşün çarpıcı bir özeti niteliğindedir: Kooperatiflerin yalnızca %20’si aktif, %53’ü tasfiye aşamasında, %2’si ise doğrudan iflas durumundadır. Bu tablo, kooperatif mağduriyetlerinin artık münferit bir idari sorun değil, ulusal ölçekte bir barınma hakkı krizi olduğunu göstermektedir. Öte yandan hobi bahçeleri… Modern toplumlarda doğa ile temas, küçük ölçekli yetiştiricilik ve rekreasyon ihtiyacının doğal bir karşılığı olan bu model; Türkiye’de tarım alanlarının hızla bölündüğü, kaçak yapılaşmanın meşrulaştırıldığı, tarım dışı kullanımın yaygınlaştığı, adeta “yeni nesil gecekondu” formuna dönüşmüş durumdadır. Almanya gibi ülkelerde 400 m² sınırla, sıkı standartlarla, belediye ve kooperatiflerin yönettiği bir düzen içinde sürdürülen hobi bahçesi uygulamaları; Türkiye’de tamamen mevzuat dışı, denetimsiz ve tarım arazisini fiilen “konut alanına” dönüştüren bir mekanizma olarak işlemektedir. 5403 sayılı Kanun tarım arazilerinin amaç dışı kullanımını, bölünmesini ve ruhsatsız yapılaşmayı kesin bir dille yasaklamış olmasına rağmen, hobi bahçeleri adı altında binlerce parsel betonlaştırılmış, konteyner evler, prefabrik yapılar, kalıcı tesisler yapılmış; kanalizasyon ve altyapı olmadan kullanılan bu alanlar hem toprağı hem suyu hem de yerleşim çevrelerini tehdit eder noktaya gelmiştir. Sorun cezaların azlığı değil; tanımın olmaması, denetimin zayıflığı ve siyasi iradenin bu alanı görmezden gelmesidir. 331 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2309 ‒ Sonuçta Türkiye, bir yanda konut yapı kooperatiflerinde yaşanan yüz binlerce kişiyi etkileyen devasa mağduriyetler; diğer yanda tarım arazilerinin hızla parçalanmasına yol açan hobi bahçeleri üzerinden, kentleşme ve toprak yönetimi açısından çifte bir krizle karşı karşıyadır. Bu iki alan, Türkiye’nin planlama sisteminin çöküşünü, mevzuatın işlerliğini kaybetmesini ve denetimin tümden ortadan kalkmasını açık bir şekilde görünür kılmaktadır. Dolayısıyla mesele, yalnızca barınma politikası veya tarım politikası değil; kamu otoritesinin en temel görevlerinden biri olan mekânsal düzeni sağlama sorumluluğunun artık yerine getirilemediği bir sürece işaret etmektedir. 2025 Türkiye’sinin şehircilik pratiği, afet risklerinin yükseldiği, altyapı kapasitesinin zorlandığı, konut arzının daraldığı ve mekânsal adaletsizliğin derinleştiği bir eşikte durmaktadır. Kooperatif mağduriyetleri ve hobi bahçeleri bu eşikte yalnızca iki başlık değil; tüm şehircilik politikasının ne kadar savrulduğunu anlatan iki güçlü göstergedir. Bu nedenle her iki alanın çözümü, teknik bir düzenleme değil, güçlü bir kentleşme vizyonu, kararlı bir siyasi duruş ve toprağın kamusal değer olduğuna dair net bir devlet politikası gerektirmektedir. Deprem Gerçeği ve Türkiye’de Derinleşen Kentsel Kırılganlık 2023 Kahramanmaraş depremi, Türkiye’nin afet risk yönetimi alanındaki yapısal zafiyetlerini bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştu. Ancak 2024 ve 2025 yıllarında Marmara Denizi açıklarında ardı ardına meydana gelen depremler, bilim insanlarının onlarca yıldır uyardığı “büyük İstanbul depremi” riskinin artık soyut bir ihtimal değil, somut ve her an gerçekleşebilecek bir gerçeklik olduğunu yeniden kanıtladı. Kandilli’nin verilerine göre yalnızca 2025’in ilk sekiz ayında Marmara’da 4.0 üzeri 27 deprem kaydedilmiş durumda. AFAD’ın güncel Afet Risk Haritası ise İstanbul’da 600 binin üzerinde riskli bina bulunduğunu, bunların yaklaşık 90 bininin en kritik hasar sınıfında yer aldığını göstermektedir. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu kırılganlık artık yalnızca bir deprem tehlikesi değil; yanlış kentleşme politikalarının, siyasal tercihlerle şekillenen imar kararlarının ve çarpık planlama anlayışının bir sonucudur. 2023 depreminde yaşanan altyapı çöküşleri, iletişim kesintileri, lojistik darboğazlar ve arama-kurtarma kapasitesindeki yetersizlikler, Türkiye’de afet yönetiminin hâlâ “riski azaltan değil, afeti bekleyen” bir modelle yürütüldüğünü acı biçimde göstermiştir. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün analizleri de bu gerçeği doğrulamakta; krizin temel sebebinin risk azaltma odaklı planlamanın yokluğu olduğunu vurgulamaktadır. 332 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2310 ‒ Avrupa’da kentleşme, iki yüzyıla yayılan bir sanayileşme ve toplumsal dönüşüm sürecinin doğal çıktısı iken; Türkiye’de kentleşme sanayileşme hızını aşan, ekonomik altyapı ve modern kent kültürü oluşmadan yaşanan bir göç dalgasının sonucudur. Sonuç ortadadır: Türkiye, “kentleşmiş” fakat “kentlileşememiş” bir ülke hâline gelmiştir. Kırdan kente göç eden milyonlarca vatandaş, kentin kurallarını içselleştirmeden kendi kırsal normlarını kent mekânına taşımış; siyasal yönetimler ise popülist yaklaşımlarla bu süreci kuralsızlık, imar afları ve rant temelli projeler üzerinden teşvik etmiştir. Böylece kent, bireyin davranışını dönüştürememiş; tam tersine birey, kenti dönüştürmüş ve bugünkü parçalı, öngörüsüz, kırılgan şehir dokusu ortaya çıkmıştır. TÜİK yapı verileri, 2020–2024 döneminde verilen ruhsatların %58’inin kentsel dönüşüm projelerine ayrıldığını göstermektedir; ancak bu projelerin sadece %12’si deprem güvenliği önceliğiyle yapılmıştır. Birçok projede esas amaç, dayanıklı şehir kurmak değil, mevcut yapıyı daha fazla konut ve ticaret alanına dönüştürmektir. Yeşil alan, ulaşım kapasitesi, su ve kanalizasyon altyapısı aynı ölçüde artırılmadığı için şehirlerin taşıma kapasitesi aşılmakta; İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirler bu plansızlığın maliyetini her yağışta, her sıcaklık dalgasında ve her nüfus artışında acı biçimde ödemektedir. Barınma krizi de bu kırılganlığın doğal sonucudur. Konut sahipliği oranı 2015’te %67 iken 2025 itibarıyla %55’e düşmüştür. Büyükşehirlerde kiralar son iki yılda ortalama %212 artmış, İstanbul’da ortalama kira 22 bin TL’ye, Ankara’da 14 bin TL’ye, İzmir’de 16 bin TL’ye çıkmıştır. Kamu destekli sosyal konut projelerine yalnızca ilk 10 günde 936 bin kişi başvurmuştur. Bu tablo, barınma meselesinin artık ekonomik bir sorun değil, doğrudan toplumsal adalet sorunu olduğunu göstermektedir. TÜİK’in 2025 iç göç verileri, deprem sonrası yaşanan yer değiştirme dalgasının (1,6 milyon kişi) konut piyasalarını altüst ettiğini; bazı şehirlerde kiraların %300’e varan oranlarda yükseldiğini ortaya koymaktadır. İstanbul her yıl 250 bin göç almakta, 300 bin göç vermekte; buna rağmen altyapı baskısı azalmamaktadır. DSİ verileri ise şehirlerin su arz kapasitesinin giderek kritik seviyelere düştüğünü göstermektedir: Son on yılda 11 büyükşehirde kişi başı su arzı %40 azalmıştır. İstanbul’un baraj doluluk oranı 2025 yazında %33’e kadar gerilemiştir. Bu tablo karşısında Hollanda, Danimarka, Japonya ve Kolombiya gibi ülkeler, açık-katılımcı, şeffaf ve bilim temelli planlama modelleriyle dirençli şehirler inşa ederken; Türkiye’nin planlama mekanizması hâlâ kapalı, merkezi ve siyasi müdahalelere açık bir yapı olarak işlemektedir. Oysa kentleşmeyi yönlendiren üç temel yasa—İmar Kanunu, Kentsel Dönüşüm 333 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2311 ‒ Yasası ve Büyükşehir Yasası—artık günün ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır. Mevzuat parçalı, uygulamalar birbirini bozan, yerel yönetimlerin mali gücü zayıf, toplumsal katılım mekanizmaları ise neredeyse yok hükmündedir. Türkiye’nin ihtiyacı, parçalı mevzuat tamirleri değil; yeni bir kentleşme paradigmasıdır. Bilime, şeffaflığa, afet riskinin merkez alındığı planlamaya, yerelin güçlendirildiği yönetime, ekolojik sürdürülebilirliğe ve toplumsal adalete dayalı yeni bir şehircilik anlayışına ihtiyaç vardır. Aksi hâlde ülke, depremden sele, barınma krizinden su kıtlığına kadar her alanda daha ağır kırılganlıklarla yüzleşecektir. İklim Politikası: Belirsizlik ve Güvensizlik Türkiye, 2025 yılı itibarıyla çevre ve iklim politikalarında yeni bir döneme girdiğini ilan etmiş olsa da, bu dönemin ne kurumlarda karşılığı vardır ne sahada güven yaratmaktadır. İklim Kanunu’nun yasalaşması elbette önemlidir; fakat nasıl hazırlandığı, nasıl anlatıldığı, kimleri kapsayıp kimleri dışarıda bıraktığı ve hangi ekonomik-sosyal sonuçları doğuracağı konusunda derin bir belirsizlik hâkimdir. Bu belirsizlik teknik bir kusur değil; su güvenliğinden tarımsal üretime, kentleşme krizinden KOBİ’lerin rekabet gücüne kadar uzanan geniş bir fay hattında kendisini hissettiren yapısal bir kırılganlığın göstergesidir. Türkiye’nin çevre–iklim mimarisinin en zayıf halkası, hâlâ kararların bilimsel değil, siyasal zeminde kurgulanmasıdır. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu en acil tehditlerin başında su krizi gelmektedir. Yağış rejiminin bozulmasıyla birlikte ülkenin can damarı olan İç Anadolu, Güney Marmara, Gediz ve Konya Havzaları’nda yeraltı suları tarihinin en düşük seviyelerine gerilemiştir. Kuraklık artık dönemsel bir istisna değil, sistematik bir gerçekliktir. Bir tarafta kısa süreli şiddetli yağışların yol açtığı seller, diğer tarafta aylarca süren kuraklığın tetiklediği içme suyu sıkıntıları ve tarımsal verim kaybı… Tüm bu tablo hızlı, plansız ve beton odaklı kentleşmeyle birleştiğinde Türkiye için doğrudan bir güvenlik riski doğurmaktadır. İran’ın Tahran için tartışmak zorunda kaldığı “şehri taşıma” senaryosu, bölgesel su krizinin bir ülke sınırında kalmadığını açıkça göstermektedir. Türkiye’nin büyükşehirleri bu tabloyu görmezden gelmeye devam ederse, benzer tartışmaları 10–15 yıl içinde kendisi yapmak zorunda kalacaktır. İklim Kanunu işte bu riskleri yönetmek için bir çerçeve sunuyor gibi görünse de, kanunun hazırlık ve tanıtım süreci toplumda tam aksine güvensizlik üretmiştir. Kanunun yasalaşma 334 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2312 ‒ aşamasında kamuoyunun doğru bilgilendirilmemesi, boşluğu komplo teorilerinin doldurmasına yol açmış; “hayvan sayısı azaltılacak”, “küçük üreticiye karbon vergisi geliyor”, “iklim kanunu aslında bir ticaret anlaşmasıdır”, “Türkiye AB’nin dayatmalarını kabul etti” gibi söylemler hızla yayılmıştır. Bakanlık bu süreçte neredeyse tamamen suskun kalmış; suskunluk ise yanlış bilgiyi doğruluğa, kaygıyı kanaate dönüştürmüştür. Bugün yaşanan güvensizlik yalnızca iletişim kazası değil, devlet–vatandaş ilişkisinde yeni bir kırılma noktasıdır. Türkiye’nin iklim politikalarındaki bir diğer temel sorun, bu politikaların “yerli ve milli” bir perspektifle yeniden inşa edilememiş olmasıdır. Su krizi, kuraklık, orman yangınları, gıda arzında daralma, kentlerin aşırı hava olayları karşısındaki zayıf durumu… Bunlar dış baskıyla değil doğrudan ülkenin kaderiyle ilgili gerçeklerdir. Fakat mevcut düzenleme çiftçiye, KOBİ’ye, sanayiciye güven veren bir geçiş mekanizması sunamamaktadır. Oysa Türkiye’nin ihtiyacı, AB standartlarının birebir ithal edilmesi değil; bu standartların kendi üretim yapısına, bölgesel farklılıklarına ve sosyo-ekonomik gerçeklerine göre yeniden tasarlanmasıdır. Bu eksiklik giderilmediği müddetçe iklim politikası toplumun değil bürokratik metinlerin içinde kalacaktır. Su yönetimi, atıksu altyapısı ve havza planlaması da bu eksiklikten payını fazlasıyla almaktadır. Türkiye’de arıtılmış suyun yeniden kullanım oranı hâlâ tek hanelidir; gelişmiş ülkelerde ise %30’ların üzerindedir. Tarımsal sulamada vahşi sulama hâlâ milyonlarca hektarda devam ederken, yeraltı suyu kuyuları Konya Ovası’nı giderek bir obruk tarlasına çevirmektedir. Belediyeler uzun yıllardır yağmur suyu yönetimi konusunda ihmal edilmiş, her ani yağış büyük şehirlerde taşkına dönüşmüştür. Bu gerçekler, “Sıfır Atık” gibi iyi niyetli projelerin altyapı ve finansman olmadan sonuç üretemeyeceğini göstermektedir. Atık yönetiminde dönüştürücü bir etki yaratmak için Türkiye’nin bu alana ayrılan bütçeyi en az iki-üç kat artırması gerekmektedir. Kentleşme politikaları ise iklim krizinin tüm etkilerini büyüten bir çarpan işlevi görmektedir. Dere yataklarının imara açılması, geçirgen yüzeylerin yok edilmesi, yeşil altyapının güçlendirilmemesi, plansız kentsel dönüşüm uygulamaları ve merkeziyetçi karar alma süreçleri şehirleri savunmasız hâle getirmiştir. Türkiye’nin kentleşme modeli hâlâ Avrupa’daki gibi açık, katılımcı, bilim temelli bir planlamaya dayanmamakta; kapalı, siyasal etkiye açık ve kısa vadeli çıkarlarla biçimlenen bir yapıda devam etmektedir. Bu nedenle iklim krizi, Türkiye’de sadece meteorolojik bir olay değil, doğrudan kentleşme politikasının bir sonucudur. Tüm bu tablo içinde Türkiye’nin atması gereken stratejik adım, Ar-Ge kapasitesini güçlendirmektir. İklim krizi ile mücadelede teknoloji üretmeden yol almak mümkün değildir. 335 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2313 ‒ Su geri kazanımından karbon yakalama teknolojilerine, kuraklığa dayanıklı tarım uygulamalarından enerji depolama sistemlerine kadar pek çok kritik alanda Türkiye’nin ciddi bir bilimsel yatırım açığı bulunmaktadır. Ar-Ge bütçesi bu ölçeği dönüştürmek için yetersizdir. Türkiye’nin iklim politikası ancak bilimle, teknolojiyle ve yerli çözümlerle gerçek anlamda “yerli ve milli” olabilir. Sonuç olarak Türkiye, çevre ve iklim politikalarında tarihî bir eşikte durmaktadır; ancak bu eşiği gerekli toplumsal güven, kurumsal kapasite ve finansal güçle karşılamamaktadır. İklim Kanunu’nun uygulanabilmesi, su krizinin yönetilebilmesi, kentlerin dirençli hâle getirilebilmesi, üreticinin korunabilmesi ve toplumsal güvenin yeniden tesis edilebilmesi için 2026 bütçesi yalnızca bir harcama programı değil, bir yön değişikliği belgesi olmak zorundadır. Aksi hâlde bugün Tahran’ın tartıştığı senaryoları Türkiye de konuşmak zorunda kalacak; bugün sosyal medyada dolaşan güvensizlik söylemleri yarının ekonomik ve sosyal kırılmalarına dönüşecektir. 336 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2314 ‒ 3.14. ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI İklim değişikliği başta olmak üzere çevre, ekonomik ve sosyal odaklı gelişmeler sürdürülebilir kalkınma hedeflerini öncelikli bir gündem maddesi haline getirmiştir. Bu bağlamda, ulaştırma ve lojistik sektörü, kaynakların etkin kullanımı, yaşanabilir şehirlerin inşası, enerji verimliliği, iklim değişikliği ile mücadele ve afetlere dirençlilik gibi kritik alanları etkileyen bir sektör olarak öne çıkmaktadır. Günümüzde ulusal ve uluslararası ticaretin dinamikleri değişirken, lojistik süreçlerin yenilikçilik, esneklik, güvenlik ve tedarik zinciri yönetimiyle şekillendiği gözlenmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin ekonomik ve stratejik üstünlük elde etmesi için lojistik maliyetlerini etkin bir şekilde yönetmesi büyük önem taşımaktadır. Küresel tedarik sürecinde yaşanan aksaklıklar sonucunda artan maliyetler ve jeopolitik krizlerin yarattığı belirsizlikler uluslararası ticareti ve dolayısıyla lojistik akışları olumsuz yönde etkilemiştir. Uluslararası ticaretin sağlıklı işlemesi için ulaştırma ve lojistik sistemlerinin güvenli, verimli, hızlı ve esnek olmasının kritik önemi bir kez daha görülmüştür. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı; ulaştırma, denizcilik, haberleşme ve posta iş ve hizmetlerinin geliştirilmesi, kurulması, kurdurulması, işletilmesi ve işlettirilmesi hususlarında, ilgili kurum ve kuruluşlarla koordinasyon içerisinde, milli politika, strateji ve hedeflerin belirlenmesi amacıyla çalışmalar yapmak hususlarında rol üstlenir. Bakanlığın vizyonu, ulaştırma, denizcilik, haberleşme, uzay ve bilgi teknolojileri alanlarında; dengeli, erişilebilir, ekonomik ve güvenli hizmet anlayışıyla, toplumun yaşam kalitesinin yükseltilmesine ve ülke kalkınmasına katkı sağlamaktır. 337 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2315 ‒ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının Genel Bütçe içerisindeki payı 2026 teklifinde %2,77’dir. (2024 %3,35, - 2025 %3,25 idi) Bütçe içerisindeki en büyük payın Ekonomik Sınıflandırmaya göre “Sermaye Giderleri”, Programlar itibariyle de “Demiryolu Ulaşımı” programı oluşturmaktadır. Ulaştırma sektörü, hammadde ve ürünün taşınması açısından diğer tüm sektörlerle doğrudan ilişkili olması sebebiyle ekonomik büyüme açısından önem arz etmekle birlikte, ekonomik kaynakların değerlendirilmesi, diğer ülkeler ile bağlantının sağlanabilmesi, lojistik akışların düzenlenmesi, yeni yerleşim sahalarının kurulması, mevcut yerleşim sahalarının gelişmesine olanak sağlayarak istihdam yaratmaktadır. Ulaştırma sistemleri ve hizmetleri gelişmiş ekonomilerin ve toplumsal faydanın vazgeçilmezidir. Ancak bu vizyon ve hizmetleri açıklandığı şekilde yerine getirmenin yolu bütçeyi en iyi şekilde kullanmaktır ve 2026 yılı bütçesi ile birlikte 2024 yılı kesin hesabı da görüşüldüğüne göre 2011 yılında 2023’e kadar yapılması vaat edilenler incelendiğinde hüsranla karşılaşılmaktadır. 2011 genel seçimleri öncesi “Türkiye Hazır, Hedef 2023” başlığıyla 2023 Hedefleri duyurulmuş ve aradan geçen 13 yılda 13 defa bu hedefler için bütçe tahsis edilmiştir. Bu 13 yılda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına; yapılıp bitirilsin diye verilen bütçelerin nerelere gittiğine ve söz konusu hedeflerin gerçekleşme düzeylerine bakmak gerekmektedir. Ulaştırma Alt Sektörlerinde Modal Dağılım Yukarıdaki verilerine göre yurt içi yük taşımalarında Türkiye’de yüzde 3,5 olan demiryolu payının, yüzde 17,2 olan AB-27 ülkelerinin ortalamasına kıyasla oldukça düşüktür. Benzer şekilde yurt içi demiryolu yolcu taşımalarında Türkiye’nin yüzde 1,5 olan payı AB-27 ülkelerinin yüzde 7,5 olan payının gerisinde kalmıştır. Bu durum karayolu yük taşımacılığına 338 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2316 ‒ olan yüksek talebin demiryoluna kaydırılarak daha dengeli ve verimli bir ulaştırma sisteminin oluşturulması ihtiyacını ortaya koymakla birlikte güçlü bir potansiyele de işaret etmektedir. Demiryolu Ulaşım Alt Program Hedefleri Demiryolu Ulaşım Alt Program Hedefleri (2025 Bütçesi) (3) ve (7) Toplam demiryolu hat uzunluğu 2022 yılında 13.128 km, hızlı trende 1.460 km iken tamamlanan ve yeni açılacak hatlarla 2023 yılında 15.195 km hızlı trende 2.218 km olması bekleniyordu. Kaldı ki, 2011 Genel Seçimleri öncesinde AK Parti’nin 'Türkiye Hazır, Hedef 2023' başlığıyla duyurduğu 2023 hedeflerinde hızlı trende 10bin km toplamda 25bin km idi. 2023 yılında (3) 13.919 km, hızlı trende (7) 2.251 km olarak gerçekleşmiştir. Ancak 2024 yılı planlanan ve gerçekleşen hedeflerinde ise bu rakam değişmemiştir. 2024 demiryolu açısından adeta kayıp yıldır. 2024 yılında, 2023 hedefinin hala gerisinde kalınmış, 2027 hedefi dahi 2023 hedefinin yarısı olarak belirlenmiştir. Bu durum ekonomik daralmanın yatırım hedefleri üzerindeki etkisini göstermektedir. 339 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2317 ‒ Demiryolu Ulaşım Alt Program Hedefleri (2026 Bütçesi) 2026 Bütçe teklifinde ise 2025 için verilen (7) 2607 km Hızlı Tren hedefinin gerçekleşmediği, aksine hiçbir ilerlemenin olmadığı, 2023 gerçekleşmesi olan (7) 2251 km’de kalındığı görülüyor. Projesi kâğıt üzerinde tamamlanan birçok demiryolu hatlarının ekonomik sebeplerle yapımına geçilmediği devam eden hatların ancak 3-4 yıl sonra tamamlanarak hizmete açılacağı anlaşılmaktadır. 2027-2028 yılında açılması muhtemel görünen bu hatlar da Çerkezköy – Kapıkule Demiryolu Hattı, Osmaneli - Bursa – İzmir Yüksek Hızlı Demiryolu Hattı, Polatlı – Afyon – İzmir Yüksek Hızlı Demiryolu Hattı ve Gaziantep – Adana – Mersin Hattıdır. Ülkelere Göre Demiryolu Ağı ve Verimliliğinin Karşılaştırılması 340 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2318 ‒ 2011 Genel Seçimleri öncesinde AK Parti’nin 'Türkiye hazır, hedef 2023' başlığıyla duyurduğu demiryolu 2023 hedefleri şöyleydi; Hedef: “2015’e kadar 1.300 km, 2019’a kadar 2.600 km, 2023’e kadar ise toplam 4.000 km yeni konvansiyonel demiryolu hattı yapılacaktır.” 2011’de 444 km uzunluğunda olan ağ için yüksek bir hedef konmuştu: 10 bin km. Ancak 2023’te Türkiye’de bulunan yüksek hızlı tren demiryolu uzunluğu Ankara – Sivas hattının da açılması ile 1865 km olmuştur. Yani gerçekleşme oranı %14.87’dir. Hedef: “Yüksek Hızlı Demiryolu Hattı uzunluğu 2015’ e kadar 3.500 km’ye 2019’a kadar 6.500 km’ye 2023’te ise 10.000 km’ye çıkarılacaktır.” 2011 yılında 3159 km elektrikli demiryolu hattı ile (%26) işletme yapılırken 2023’te toplam demiryolu hat uzunluğunun %47.56’sı (13.128 km / 6.244 km) elektrikli işletilmektedir. Yani gerçekleşme oranı %49.00’dur. Demiryolu yük taşımacılığında %15 pay, yolcu taşımacılığında %10 pay 2023 hedefiydi. Yine 2023’te 180 adet YHT tren setine sahip olacağımız vaat edildi. Fakat bugün geldiğimiz noktada bu hedeflerin yarısı bile gerçekleşmedi. Bu hedeflerin gerçekleşememesinin sebebinin araştırılması gerekmektedir. Otoyol konusunda 2011’de 2 bin 225 km olan otoyol uzunluğunun 2023’e kadar 7 bin 500 km’ye çıkarılması hedefleniyordu. 2023’te toplam otoyol uzunluğu 3 bin 633 kilometredir. Yani gerçekleşme oranı %26.69’dur. Bölünmüş yol konusunda 2023 hedefi 36 bin 500 kilometreydi. 2011’de uzunluk 21 bin kilometreyken 12 yılda 8 bin kilometre daha yol yapılmış durumda. 2023’te toplam uzunluk 29 bin 158 kilometredir. Yani gerçekleşme oranı: %52.63’tür. Bitümlü Sıcak Karışım Asfaltlı Yol konusunda hedef 2023’te 70.000 km idi. 2023’te bu rakam 30.115 kilometreye ulaşmıştır. Yani gerçekleşme oranı: %33.30’dur. Otoyol ve Ulaşım Politikaları Hükümetin uzun yıllardır süregelen “altyapı devrimi” iddiası, 2025’e geldiğimizde bir kez daha hayal kırıklığıyla sonuçlanmıştır. Verilen sözler, koyulan hedefler ve ulaşılan sonuçlar arasındaki uçurum, bu başarısızlığın açık bir kanıtıdır. Hükümet, sürekli olarak otoyol ve bölünmüş yol projeleriyle övünürken, ortaya çıkan rakamlar bu söylemin altının boş olduğunu gösteriyor. 341 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2319 ‒ 2025 itibarıyla toplam otoyol uzunluğu sadece 3.796 kilometre. Bu, hedefin neredeyse yarısı demek ve 7.500 kilometre hedefine ancak 2030 civarında ulaşılabileceği öngörülüyor. Bölünmüş yollar açısından da tablo farklı değil. Aradaki fark sadece gecikmenin değil, aynı zamanda kötü yönetimin ve kaynak israfının açık bir göstergesidir. Hükümetin altyapı projelerindeki başarısızlığı, Avrupa ülkeleriyle yapılan karşılaştırmalarda daha da belirginleşiyor. İspanya 15.500 kilometre, Almanya 13.000 kilometreden fazla otoyol ağına sahipken, Türkiye bu rakamın çok gerisinde kalmıştır. Hatta Polonya gibi daha küçük yüzölçümüne sahip ülkeler bile Türkiye’den daha fazla otoyola sahiptir. Nüfus bazında değerlendirildiğinde ise Türkiye, Avrupa’nın en az otoyola sahip ülkesi konumundadır. Bu durum, ülkenin altyapı projelerinde ne kadar geri kaldığını açıkça ortaya koyuyor. 2015 yılında güzergâhı belirlenen Bursa – Sivrihisar otoyolunu kaçıncı hükümette yapacaksınız? Antalya-Alanya otoyolu gibi projelerin, yıllık milyarlarca lira tasarruf sağlayacağı iddia ediliyor. Ancak, bu projelerin neden bu kadar yavaş ilerlediği ve neden büyük bütçeler verimsizce kullanıldığı soruları hala yanıtlanmış değil. Hükümetin "Antalya-Alanya otoyolu yıllık 6,6 milyar TL tasarruf sağlayacak" gibi iddialı açıklamaları, yapılan işlerin yavaşlığı ve yetersizliğiyle çelişmektedir. 2025 yılında tamamlanması planlanan otoyol uzunluğu 0 kilometre, 2026 yılı hedefi de 0 kilometre. Bu hızla, 2035 hedefi olan 8.300 kilometreye ulaşmak neredeyse imkânsız görünüyor. Planlama eksikliği ve yönetim zaafı, bu hedeflerin tutturulmasının önündeki en büyük engellerdir. Halkın ihtiyaçlarına uygun bir altyapı oluşturmak yerine, propagandaya dayalı söylemlerle zaman kazanılmaya çalışılmaktadır. Türkiye'deki otoyol projelerinin temel problemi, projelerin kamu yararından çok yandaş müteahhitlerin kazancına odaklanmış olmasıdır. “Yap-işlet-devret” modeliyle yapılan projeler, kamuya değil, yandaş firmalara hizmet etmektedir. Döviz üzerinden verilen garanti ödemeleri, özellikle ekonomik kriz dönemlerinde halkın sırtına büyük bir yük bindirmektedir. Kullanılmayan yollar ve köprüler için yapılan milyarlarca liralık garanti ödemeleri, hükümetin kaynakları nasıl heba ettiğini göstermektedir. Dahası, Türkiye’nin dış borcu ve bütçe açığı, bu projelerin sürdürülemez olduğunu kanıtlıyor. Vatandaşlardan alınan vergiler, altyapı projelerinin değil, borç yüklerinin ödenmesine gitmektedir. Bu da hükümetin “altyapı başarısı” iddialarını inandırıcılıktan uzak bir hale getirmektedir. 342 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2320 ‒ İktidar, yıllardır vaat ettiği projeleri tamamlamak bir yana dursun, yarısını bile gerçekleştirememiştir. Halktan toplanan vergilerle yandaşlara verilen ihaleler, proje maliyetlerini katlamış ve vatandaşları borç batağına sürüklemiştir. Bugün ulaşılan tablo, hükümetin yıllardır yanlış bir önceliklendirme içinde olduğunu ve ülkenin kaynaklarını verimsiz kullandığını göstermektedir. Ulaştırma Alt Sektörlerinde Yük ve Yolcu Taşımaları Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) tarafından Türkiye genelinde sivil hava trafiğine açık 50 havalimanı işletilmektedir. Bunun yanı sıra Eskişehir Teknik Üniversitesi tarafından işletilen Eskişehir Hasan Polatkan Havalimanı, Türk Hava Yolları tarafından işletilen Aydın Çıldır Havalimanı, Savunma Sanayii Başkanlığı denetiminde özel sektör tarafından işletilen İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı ile DHMİ denetimi altında özel sektör tarafından işletilen Zafer, Zonguldak Çaycuma, Gazipaşa Alanya, Çukurova Uluslararası ve İstanbul Havalimanlarıyla birlikte sivil hava trafiğine açık 58 havalimanında hizmet verilmektedir. Havayolu yolcu trafiğinin yaklaşık yüzde 88,3’ü İstanbul, Antalya, Ankara-Esenboğa, İzmir- Adnan Menderes, Dalaman, Bodrum-Milas, Adana, Trabzon ve İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanlarında gerçekleşmektedir. Bu da ülkenin nüfusunun büyük bir kısmının hala havayolu kullanmadığını ve dengesiz bölgesel kalkınmayı göstermektedir. EUROCONTROL Ödeneği ve Türkiye'nin Hak Kayıpları Türkiye’nin 1989 yılından bu yana üyesi olduğu Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL), 41 üye devletin hava sahasını kullanan uçaklardan geçiş ücreti tahsil 343 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2321 ‒ ederek bu gelirleri, ilgili ülkelerde hava trafiği güvenliği yatırımları ve personel yetiştirilmesi için kullanılmak üzere üye ülkelere aktarmaktadır. Avrupa'nın en büyük hava sahalarından birine ve jeopolitik konumuna sahip olan ülkemizin bu ödemeden aldığı payın benzer özelliklere sahip olmayan Avrupa ülkeleri ile kıyas edilemeyecek kadar az olduğu bilinmektedir. Türkiye ile benzer hava trafik hizmetleri altyapısına sahip Fransa ve Almanya gibi ülkelerde "yol ücretleri birim maliyetleri” ülkemize kıyasla yaklaşık 4 kat fazladır. Bu farkın temel nedeni, Türkiye’de hava trafik altyapısı ve personeline yansıtılan maliyetlerin düşük kalmasıdır. EUROCONTROL kapsamında havalimanı çalışanlarına "Havacılık Tazminatı" ödenmektedir. DHMİ personeli bu tazminatı 2005 yılında almaya başlamıştır. Ödemeler EURO cinsinden yapıldığından, ülkemize döviz girişi sağlanmakta ve gelir vergisi yoluyla bütçeye katkı oluşturulmaktadır. 399 sayılı KHK Ek 2. madde ve YPK’nın 2012 tarihli kararıyla bu tazminatın usul ve oranları belirlenmiş, çalışanlar 3 maliyet grubuna ayrılmıştır. Ancak özellikle elektrik ve makine personeline düşük tazminat ödenmesi, ülkemizin döviz gelirini azaltmakta ve bu gelirlerin EUROCONTROL'e geri gönderilmesine neden olmaktadır. Danıştay 12. Dairesi tarafından "Elektrik ve makine/motor personeline de (Mesleki pozisyonlarına paralel olarak) Ek-1 sayılı Cetvelde elektronik personeli için belirlenmiş olan havacılık tazminatı oran ve usulünün aynen uygulanmasına" karar verilmiş ve karar İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca onanmış olmasına hatta kararının uygulanması için 11.08.2022 tarihinde Cumhurbaşkanlığı tarafından Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına yazı yazılmış olmasına karşın bu karar hala uygulanmamaktadır. Danıştay 12. Dairesi ve İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarına göre, elektrik ve makine/motor personeline de elektronik personeliyle aynı tazminat oranı uygulanmalıdır. Bu karar doğrultusunda 2022’de Cumhurbaşkanlığı tarafından Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına yazı yazılmış olmasına karşın bu karar hala uygulanmamaktadır. Bu durum, yaklaşık 454,7 milyon Euro’nun geri gönderilmesi anlamına gelmekte; ayrıca ilgili personelin maaşları EUROCONTROL yerine Türkiye bütçesinden karşılandığı için kamuya gereksiz mali yük oluşturmaktadır. Üstelik bu kaybın geçmişe doğru telafisi mümkün değildir. Türkiye’nin uyguladığı “Maliyetlerin Tam Geri Dönüşümü” modeli, seyrüsefer hizmetlerine yönelik harcamaların kullanıcı ücretleri üzerinden geri alınmasına imkân tanımaktadır. Bu model sayesinde özellikle altyapı geliştirme ve teknoloji modernizasyonu gibi yatırımlar 344 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2322 ‒ sürdürülebilir şekilde finanse edilebilmelidir. Ancak uygulamada, özellikle Makine ve Elektrik Birimi’nin ihtiyaçları bu model üzerinden değil doğrudan devlet bütçesinden karşılanmaktadır. Bu da mevcut potansiyelin etkin kullanılmadığını göstermektedir. Her yeni düzenlemede DHMİ personeli arasında ücret skalası genişlemekte, bazı birimlere fayda sağlanırken büyük çoğunluk dışarıda kalmakta, kurum içinde derin gelir uçurumu ve adaletsizlik oluşmaktadır. Yapılan tazminat artışları sadece kurumun %25’ine fayda sağlamakta, %75’lik kesim ise görmezden gelinmektedir. Bu durum çalışanlar arasında iş barışını ciddi biçimde bozmaktadır. Sayıştay raporlarında da bu yapısal sorunlar yıllardır dile getirilmiş olsa da herhangi bir yapıcı adım atılamamıştır. Türkiye, verdiği hizmet bakımından EUROCONTROL'e üye 41 ülke içerisinde 2'nci sırada yer alırken, elde ettiği gelir bakımından 6'ncı sıradadır. Personel maliyetlerinin toplam maliyetler içindeki payı Türkiye'de %34,4-%45 arasında değişirken, bu oran Almanya'da %73, İspanya'da %75, Yunanistan'da %80, Romanya'da %81,4'tür. EUROCONTROL ortalamasının %64 olduğu ifade edilmektedir. Avrupa ülkelerinde bir uçaktan ortalama 80 Euro alınırken Türkiye’de bu rakam 30 Euro’dur. Aynı işi yapan personelin maaşı Avrupa’da 8-10 bin Euro iken Türkiye’de 2.300 Euro düzeyindedir. Bu fark nedeniyle ülkemiz her yıl yaklaşık 1 milyar Euro döviz kaybı yaşamaktadır. Mart 2025’te çıkarılan 7546 sayılı Kanun’un ilgili maddesiyle yapılan düzenleme, havacılık tazminatı sorununu çözmekten uzak kalmış, DHMİ içinde gelir adaletsizliğini ve huzursuzluğu ortadan kaldıramamıştır. Havacılık Tazminatında yaşanan sorunların ortadan kaldırılması ve personelin maksimum düzeyde faydalandırılması için, gerekli yasal düzenlemelerin bir an önce yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Denizyolu Taşımacılığı Ülkemizde 2024 yıl sonu itibarıyla 13,5 milyon TEU konteyner ve toplam 531 milyon ton yük elleçlemesi yapılmıştır. 2025 yılı sonunda toplam konteyner elleçleme miktarının yaklaşık yüzde 3,5 artış ile 14 milyon TEU, toplam yük elleçleme miktarının ise yaklaşık yüzde 4,5 artışla 556 milyon ton olması beklenmektedir. Ülkemizde toplam 27 konteyner limanı bulunmakta olup bunlardan 2 tanesi kamu eliyle (Haydarpaşa ve Alsancak) 25 tanesi ise özel sektör tarafından işletilmektedir. 25 limandan ise 2 tanesi yabancı, 7 tanesi ise yabancı ortaklı olup, 16 tanesi yerli firmalarca sahiplidir. 345 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2323 ‒ Ülkemizdeki En Büyük 25 Özel Limanın Sahiplik Durumu İhracat Yüklerini Taşıyan Araçların Tescillerine Göre Yıllık Dağılımı 346 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2324 ‒ İthalat Yüklerini Taşıyan Araçların Tescillerine Göre Yıllık Dağılımı Denizyolu taşımacılığı, küresel tedarik zincirlerinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Dünya taşımacılığının yaklaşık %85’ı deniz yoluyla gerçekleşmektedir. Türkiye’nin ekonomik büyümesinde ve ekonomik güvenliğinde özellikle ihracatın gelişmesinde denizyolu taşımacılığı önemli rol oynamaktadır. Taşımacılık ve lojistik uygulamalarının yaygınlaşması, ihracatın sürdürülebilir ölçüde gelişip büyümesine katkı sağlayacaktır. Akdeniz ve Karadeniz’deki Önemli Limanlarda Konteyner Trafiği Yunanistan’daki konteyner elleçlemesinin yaklaşık yüzde 78’i tek başına Pire Limanında gerçekleştirilmektedir. Türkiye’de küçük ölçekli, verimsiz ve dağınık liman altyapısı, lojistik maliyetleri yükseltmekte, bununla birlikte sektörde aşırı rekabete yol açarak liman işletmecilerinin kârlılığını azaltmakta ve kaliteli liman altyapısının önüne geçmektedir. Bu çerçevede, ülkemizdeki liman yatırımlarının bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi ihtiyacı devam etmektedir. 347 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2325 ‒ İzmir Alsancak Varlık Fonuna devredilmiş ancak hala kamu eliyle yönetildiği için gerekli yatırımları alamadığından kapasitesini yükseltememektedir. Denizyolu Ulaşım Alt Program Hedefleri Denizyolu Ulaşım Alt Program Hedefleri (2025 Bütçesi) (5) “Limanlarımıza Uğrak Yapan Kruvaziyer Gemi Sayısı” için 2023 yılı bütçe teklifinde hedeflenen (1250) rakam tutturulamamış ve 1192 olarak gerçekleşmiştir. Bu konudaki gerekli tedbirler alınmazsa 2025 hedefinin de (1350) zor gibi gözüktüğünü geçen yılki bütçe şerhimizde dile getirmiştik. 348 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2326 ‒ Aşağıda 2026 tablosunda görüleceği üzere (6) “Limanlarımıza Uğrak Yapan Kruvaziyer Gemi Sayısı” için 2024 yılı bütçesinde belirtilen hedefin (1250) yine tutturulamadığı ve 1192 olarak gerçekleştiği görülüyor. 2025 gerçekleşmesini önümüzdeki yıl görerek (1350) hedefinin de tutmadığını müşahede edeceğiz. Öyleyse bu bütçe planlamaları niçin yapılıyor? Bu performansla 2025 /(1350) ve 2026 /(1500) hedefleri hayal gibi gözüküyor. Denizyolu Ulaşım Alt Program Hedefleri (2026 Bütçesi) Kruvaziyer turizmi 2016 yılında büyükşehirlerde bombaların patlaması vb. terör eylemleri ve ardından 15 Temmuz Darbe Girişimi sebebiyle kesintiye uğramış ve İzmir Liman başta olmak üzere gelen gemilerin pik yaptığı 2013 yılından beri bir daha eski cazibesine kavuşamamıştır. Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü-Planlama ve İstatistik Dairesi Başkanlığı verilerine göre Türkiye’ye 2003’te yaklaşık 600 bin yolcu ile başlayan kruvaziyer turizmi 2013’te 2 milyon yolcuyu aşmıştır. Ancak 2014’te rüzgar tersine esmeye başlamış ve yolcu sayısı 1 milyon 790 bine düşmüştür. 2015’te 1 milyon 889 bin olmuştur. 2016’da ise kruvaziyer gemilerle gelen, giden ve transit yolcu sayısı 2015’e göre yüzde 67 azalarak 628 bin 33’e gerilemiştir. Limanlara uğrayan gemi sayısı da yüzde 59 azalarak 590 gemiye gerilemiştir. Limanları bir türlü büyük kruvaziyer şirketlerinin rotasına giremeyen Türkiye’de salgın öncesi 2019’daki yolcu sayısı ise 35 bine düşmüştür. Sektörün Akdeniz’deki yüzde 11-12’lik payı, yüzde 1.5’e düşmüştür. İzmir Limanına ise 6 yıl aradan sonra ilk kruvaziyer gemisi 2022 yılında 349 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2327 ‒ gelmiştir. Yeniden uluslararası acenteler ile kapsamlı işbirliği yapılarak Kruvaziyer turizminin acilen canlandırılması gerekmektedir. Kruvaziyer gemilerle gelen yolcuların diğer yollarla ülkemize gelen turistlere göre çok daha fazla katma değer oluşturduğu düşünüldüğünde bu gemilere yönelik hizmetler daha kaliteli hale getirilerek maliyetler açısından diğer ülkelerle rekabet edebilir düzeyde tutulmalıdır. Tersaneler Tersaneler, ülke ekonomisine katkısı ve istihdam potansiyeli ile önemli bir sektör olmasına karşın, özellikle iş sağlığı ve güvenliği alanında adeta bir ölüm kapanına dönüşmüştür. Patronların kâr hırsı ve denetim mekanizmalarındaki zaaflar nedeniyle her yıl onlarca işçimiz, göz göre göre iş cinayetlerine kurban gitmektedir. En temel iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı, taşeron sisteminin işçiyi köleleştirdiği bu sektörde yaşanan insanlık dışı koşullar artık tahammül edilemez boyuta ulaşmıştır. Tuzla ve Yalova başta olmak üzere, Karadeniz Ereğli gibi tersane bölgelerinde işçilerin maruz kaldığı koşullar; uzun çalışma saatleri, güvencesiz istihdam, düşük ücretler, barınma ve beslenme sorunları, sendikasızlaştırma ve iş cinayetleriyle anılmaktadır. Tersanelerde çalışan işçiler, canları pahasına üretim yaparken, patronlar daha fazla kâr elde etmek için iş güvenliği tedbirlerini maliyet kalemi olarak görmekte ve denetimsizlikten güç alarak işçilerin canını hiçe saymaktadır. Taşeron sistemi, tersanelerde sömürünün ana aracı haline gelmiştir. Asıl işlerde dahi taşeron çalıştırılması yaygınlaştırılarak işçilerin sosyal hakları gasp edilmekte, iş güvenliği tedbirleri uygulanmamakta ve yaşanan iş kazaları adeta kader gibi gösterilmektedir. Ancak iş cinayetleri kader değildir; alınmayan önlemlerin, kuralsızlığın ve patronların aç gözlülüğünün sonucudur. Tersanelerde meydana gelen iş kazalarının büyük çoğunluğu önlenebilir nitelikte olmasına rağmen, işverenlerin ihmalkarlığı ve kamusal denetim eksikliği nedeniyle işçiler, işlerini kaybetme korkusuyla bu tehlikeli koşullara boyun eğmek zorunda bırakılmaktadır. İşçilerin en temel hakları olan sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları sağlanmadan, üretimden verim beklenmesi emekçilerin yaşam hakkına açık bir saldırıdır. Tersanelerde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yeterince alınmaması, taşeron sisteminin sektörde yarattığı güvencesizlik ve iş cinayetleriyle ilişkisi, denetim mekanizmalarının yeterince işlememesi ve işverenlerin cezasızlıkla korunması, işçilerin çalışma koşullarının ulusal ve uluslararası işçi hakları standartlarına uygun olmaması, uzun çalışma saatleri, düşük ücret ve barınma koşullarının işçi sağlığı üzerindeki etkileri, tersanelerde sendikal 350 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2328 ‒ örgütlenmenin önündeki engeller zaten ağır şartlar taşıyan bu sektörü daha da zor hale getirmektedir. Denizcilikte Tutturulamayan 2023 Hedefleri 2011 Genel Seçimleri öncesinde AK Parti’nin 'Türkiye hazır, hedef 2023' başlığıyla duyurduğu denizcilik 2023 hedefleri şöyleydi; Hedef: “2019’a kadar en az bir limanın, dünyanın en büyük 10 limanı arasında yer alması için çalışacağız. Ülkenin her bölgesinde en az birer adet ana aktarma limanı tesis edilecek.” Dünyanın en büyük 50 limanı içerisinde limanımız bulunmamaktadır. İlk yüzde ise Ambarlı limanı 74, Kocaeli limanı 89, Mersin limanı 92, Tekirdağ limanı ise 100. sırada kendine yer bulmuştur. İlk 10 liman arasında yer alma hedefi gerçekleştirilememiştir. Hedef: “2023’te ise toplam 7 adet yeni kruvaziyer liman yapılacak ve kruvaziyer gemilere hizmet veren en az 3 adet liman, ana liman niteliklerinde hizmet verecek altyapıya kavuşturulacak.” 2011’de İzmir’e yapılacağı duyurulan ve dünyanın en büyük 10 limanından biri olacağı söylenen Çandarlı Limanı henüz inşa edilmemiştir. Bu süreçte mevcut kruvaziyer liman sayısına ilave 7 liman yapılmamıştır. Hedef: “Bugün 15 bin olan yat bağlama kapasitemizi 2023’e kadar 3 kattan fazla artırarak, 50 bine çıkaracağız. Toplamda marina sayısı 100’e yükseltilecek.” 2023 yılsonu beklenti 30 bin yat bağlama kapasitesidir. Marina Sayısı ise 39 adettir. Her iki hedef de gerçekleştirilememiştir. Bu hedeflerin gerçekleşememesinin sebebi nedir? 15.02.2011 yılında Bakanlığın kamuoyuna sunmuş olduğu “Türkiye Ulaşım ve İletişim Stratejisi – Hedef 2023” strateji belgesinde bulunan 2035 güzergâh/proje hedefleri de vardı ama bunlar artık dillendirilmiyor. Bu hedeflerin revize edilmesi mi söz konusudur? Biz yol yapılmasına, köprü yapılmasına karşı değiliz; bunlar yapılırken stratejik hataların karşısındayız. Doğanın katledilmesine karşıyız. Çok daha ucuza yapılabilecekken devasa bütçelerin ayrılmasına karşıyız. Biz hızlı trene karşı değiliz; her seferinde tehir edilen projeler nedeniyle yapılan ciddiyetsizliğe karşıyız. Biz bu bütçeye karşı değiliz; fakat öngörüsüzce hazırlanmış harcama politikalarına karşıyız. Taşımacılık ve lojistik sektörü başta ekonomi olmak üzere sosyal ve kültürel faaliyetlerin canlanmasında etkin bir rol oynamaktadır. Doğal kaynakların verimli bir şekilde kullanılması, 351 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2329 ‒ hızlı mal ve hizmetlerin dağıtımı yapılması, iç ve dış ticaretin geliştirilmesi, sadece etkin bir ulaşım ağı kurulması ve bu amaca hizmet edecek bir milli ulaştırma politikasının oluşturulması ile mümkün olacaktır. Bu amaçla, mevcut imkânlar ve kaynaklar göz önünde bulundurularak uygun politikalar oluşturulmalıdır. Liman ve deniz tesislerinin ulusal ulaşım ve Trans Avrupa ağlarına entegre olması sağlanmalı, Orta Koridor Projesinin hayata geçirilerek Türkiye’nin transit taşımacılıktaki payı artırılmalıdır. Uluslararası denizyolu taşımacılığında rekabet edebilecek, ülkenin milli menfaatleri doğrultusunda hizmet etmesi hedeflenen, ülkenin dış ticaretindeki taşımayı güvence altına alabilecek MİLLİ DENİZ TİCARET FİLOSUNUN oluşturulması gerekmektedir. Bunun yanında özellikle lojistik ve taşımacılık sektöründeki dijital dönüşüm, Türkiye’nin denizyolu taşımacılığında daha rekabetçi olmasına olanak tanıyabilir. Yatırımlarda Dışa Bağımlılık Bunca yatırım yapılan demiryolu koridorlarına milyarlarca para harcanmıştır. Haliyle bu yatırımların sağladığı sosyal faydanın yanında ekonomiye katma değer olarak geri dönmesi de beklenir. Fakat elektrifikasyon ekipmanlarından sinyalizasyon yazılımına, hızlı tren vagon setlerinden yedek parçalarına kadar asıl maliyet tutan kısımlarında dışa bağımlı olduğumuz ve ithal olarak ikame edildiği bilinmektedir. Bu da haliyle hem maliyetleri yükseltmekte hem de yatırımın ekonomiye geri dönüşünü geciktirmektedir. 2024-2028 yılları arasını kapsayan 12. Kalkınma Planında; “Kamu yatırımları, cari açığın azaltılmasına yönelik yüksek katma değer yaratan ve istihdam artıran özel sektör yatırımları ile eşgüdüm içerisinde, yapılabilirliği dikkate alınarak planlanacaktır.” Yine aynı planda “Kamu yatırımlarında yerli ürün ve teknolojilerin kullanımına öncelik vermek amacıyla ürün ve teknoloji bazında yerlilik oranı takip edilecek, yaygın olan ürün ve teknolojilerden başlanarak yerlileşmeye yönelik adımlar atılacaktır.” denilmektedir. Bu noktada somut bir planlama ortaya konmamaktadır. Daha önceki vaatler gibi bu söylemlerin de havada kalma ihtimali oldukça yüksektir. Yap-İşlet-Devret (YİD) ile yapılan KÖİ Projeleri Karayolu Mega Projelerine geldiğimizde işin rengi değişmektedir. 2023’e kadar İstanbul Karayolu Tüp Geçişi, Boğaza 3. Köprü, İstanbul-İzmir Otoyolu ve Körfez Geçişi, İstanbul- Çanakkale-Tekirdağ Otoyolları, 2023’e kadar ise Çanakkale Boğaz Geçişi yapılması hedeflenmişti. 352 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2330 ‒ Bu proje ve hedeflerin tamamı kamu-özel işbirliği ve Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle gerçekleştirildi. Fakat “Bütçeden bir kuruş harcamadan köprü, yol, havaalanı yapıyoruz” denilmesine rağmen şu an ki ekonomik sıkıntıların sebepleri haline geldiler ve gelecek yılların bütçe planlarının kara deliği haline dönüşeceklerdir. Oldukça pahalı bir finansman modeli olan KÖİ projeleri ve projelerin sözleşme maddelerindeki esneklikler, yüklenici lehine yapılan değişiklikler ile döviz kurlarındaki hareketlilik nedeniyle Devletin gelecek yıllara yönelik olarak ne kadar bir yükümlülük altına girdiği, tam olarak bilinmemektedir. Bakanlığın bütçe sunumunda da KÖİ modeli ile yapılan ulaştırma alt yapı projeleri ile ilgili devam eden süreçler, ödemeler, performans ve verim bilgileri kamuoyuna verilmemektedir. Bu yüzden yöntemin doğruluğu ve gelecek yıllara göre projeksiyon durumları değerlendirilememektedir. Demiryollarında ise yapılan yatırımların projeler tam tamamlanmadan seçim öncesi açılması, tam emniyet olmadan riskli şartlarda işletmecilik ve bunun sonucunda yaşanan kazalar, projelerin bitirilememesi ve demiryolu sektörünün yük taşımacılığında öncelik bulamaması bu sektörün ana sorunları olmuştur. Ülkemizde Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle hayata geçirilen mega projeler, kamusal finansman üzerinde giderek ağırlaşan bir yük oluşturuyor. Sayıştay’ın 2023 ve 2024 yılı denetim raporuna göre, bütçede en büyük harcama kalemi sermaye giderleri olmuş, bunu cari transferler takip etmiştir. Cari transferler kapsamındaki 56,9 milyar TL’lik harcamanın neredeyse tamamı, YİD projeleri için yapılan garanti ödemelerinden kaynaklanmaktadır. Bu ödemeler, her yıl katlanarak artmış ve kamu maliyesini zora sokmuştur. Örneğin, 2019 yılında 5,1 milyar TL olan garanti ödemeleri, 2023 yılına gelindiğinde 11 katına 56,9 milyar TL’ye ulaşarak bütçede devasa bir yük haline gelmiştir. 2024 yılı itibarıyla yalnızca otoyol, köprü ve tünel projelerine öngörülen ödeme tutarı 78,7 milyar TL’ye yükselmiştir. Projelerde verilen geçiş garantilerinin döviz cinsinden belirlenmiş olması, kur artışları ve enflasyon nedeniyle kamu kaynaklarının sürdürülebilirliğini tehlikeye atmaktadır. Örneğin, 1915 Çanakkale Köprüsü’nde günlük 45 bin araç geçiş garantisi verilmiş olmasına rağmen, gerçek geçiş sayıları garanti edilenin yalnızca beşte biri düzeyindedir. Bu durum, kamu bütçesine 2023-2024 dönemi için 281 milyon 695 bin 569 € zarar olarak yansımıştır. 353 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2331 ‒ Benzer şekilde, Osmangazi Köprüsü için verilen 40 bin araç geçiş garantisi ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü için belirlenen 135 bin araç geçiş garantisi de gerçek kullanım rakamlarına ulaşamamıştır. Bu farklar, işletmeci şirketlere yapılan yüksek ödemelerle telafi edilmekte, mali yük halkın sırtına bindirilmektedir. 1 Ekim 2024 tarihinde yapılan düzenlemelerle, geçmeyen araçlar için kur farkı uygulanarak Osmangazi Köprüsü’nde 1.870 TL, Çanakkale Köprüsü’nde 760 TL, Avrasya Tüneli’nde 238 TL ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde 204 TL’lik ödemeler belirlenmiştir. Bu projelerin devasa maliyetlerine rağmen, vatandaşlardan hem vergi hem de kamu hizmetleri için ücret talep edilmesi adaletsiz bir tablo ortaya koymaktadır. Geçiş ücretlerine yapılan düzenli zamlar, bu adaletsizliği daha da derinleştirmektedir. İzmir-İstanbul Otoyolu, Kuzey Marmara Otoyolu ve Avrasya Tüneli gibi YİD projeleri, yalnızca kamu maliyesini değil, bireylerin günlük yaşamını da doğrudan etkilemektedir. Hükümetin bu projelerdeki sözleşmeleri yeniden müzakere etmesi, devletin işletme ücretlerini azaltması ve şirket kârlarını düşürmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Döviz bazlı garanti ödemelerinin kaldırılması ve geçiş ücretlerinin Türk Lirası olarak yeniden düzenlenmesi, bu yükün hafifletilmesi adına kritik adımlardır. Ancak, projelerin yalnızca mali yönü değil, aynı zamanda şeffaflık eksikliği de bir diğer büyük sorundur. Yatırım maliyetleri ve garanti ödemeleriyle ilgili verilerin kamuoyuyla paylaşılmaması, halkın bu projelere olan güvenini sarsmaktadır. Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) modeliyle yürütülen bu tür projeler, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla ele alınmalıdır. Örnek olarak, garanti ödemelerinin koşulları yeniden belirlenmeli ve bu ödemeler kamunun menfaatine hizmet edecek şekilde düzenlenmelidir. Ayrıca, kamu maliyesi üzerinde daha fazla yük oluşturmamak adına, gelecekteki projelerde daha temkinli bir yaklaşım benimsenmelidir. YİD projelerinin maliyet ve fayda analizlerinin, uluslararası standartlara uygun olarak yapılması, mali sürdürülebilirlik açısından hayati önem taşımaktadır. Osmangazi Köprüsü - Çanakkale Köprüsü Karşılaştırması Osmangazi Köprüsü, Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle inşa edilmiş ve işletmeye açılmış olup, geçiş garantisi nedeniyle kamu maliyesi üzerinde büyük bir yük oluşturmaktadır. 40.000 araç/gün garantisi verilen köprüde, garanti ödemeleri döviz cinsinden yapılmakta ve döviz kurlarındaki artış nedeniyle vatandaşın ve devlet bütçesinin sırtına ağır bir yük bindirilmektedir. 354 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2332 ‒ 2016 yılında açılan köprünün maliyeti 1,48 milyar dolar olup, işletme süresi 19 yıl 15 gün olarak belirlenmiştir. Geçiş ücreti 2017 yılında 35 dolar iken 2022 yılında 50 dolara yükseltilmiş, 2025 yılı için ise bu tutar 55 dolardır. Vatandaşın ve Hazine’nin ödediği farklarla birlikte bu model, kamu kaynaklarının verimli kullanımı açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) modeli ile hayata geçirilen projelerde, maliyetlerin ve finansman yükünün kamu yararı gözetilmeden belirlendiği, özellikle döviz bazlı garanti ödemelerinin kamu bütçesi üzerinde sürdürülemez bir baskı oluşturduğu açıktır. Örneğin, Osmangazi Köprüsü’nde devlet, garanti edilen geçişlerin tutturulması halinde bile yüksek tutarlarda ödeme yapmaktadır. Bunun sonucunda, 2024 yılında Hazine’den yalnızca bu projeye yapılacak ödeme milyarlarca lirayı bulmuştur. Aynı zamanda, Çanakkale Köprüsü ve Avrasya Tüneli gibi projelerle yapılan kıyaslamalar, kamu zararını gözler önüne sermektedir. OSMANGAZİ ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ KÖPRÜSÜ Açılış 2016 2022 Maliyet 1.48 milyar dolar 2.5 milyar Euro 1.14 milyar dolar daha fazla (2.62 milyar dolar) Geçiş Başına 55 dolar * 19.5 Euro (20.4 Yarısından daha az Ödenen dolar) ödeme Araç Garantisi 40 bin araç 45 bin araç Yaklaşık Aynı İşletme Süresi 19 yıl 15 gün 16 yıl 2 ay 3 yıl daha erken OSMANGAZİ AVRASYA KÖPRÜSÜ TÜNELİ Açılış 2016 2016 Aynı Maliyet 1.4 milyar dolar 1.3 milyar dolar Aynı İşletme Süresi 19 yıl 15 gün 24 yıl 5 ay 5.5 Yıl Daha Kısa İşletme Süresinde 278 milyon araç 642 milyon 877 bin Araç Geçiş araç Garantisi İşletme Süresince 10.5 milyar dolar 2.78 milyar dolar Toplam Gelir FARK 9.1 milyar dolar 1.48 milyar dolar KÂR MARJI %650 %114 355 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2333 ‒ Kamuya Açıklanması Gereken Hususlar: 1. Osmangazi Köprüsü ve benzeri KÖİ projelerinde yapılan sözleşmelerin şeffaflığı ve kamuoyu ile paylaşımı, 2. Bu projelerle devlet bütçesi arasındaki mali ilişki ve garanti ödemelerinin kamuya etkisi, 3. Döviz bazlı sözleşmelerin devlet maliyesine yüklediği borçlanma riski, 4. Kamu yararının ne derece gözetildiği ve bu projelerin toplumsal maliyet-fayda analizi, 5. Benzer projelerde farklı ihale yöntemlerinin etkisi ve daha verimli modellerin olup olmadığı, 6. Garanti ödemelerinin yeniden müzakere edilerek kamu zararının azaltılıp azaltılamayacağı, 7. Geçiş garantisi ve işletme süresi hesaplamalarında yapılan olası hatalar ve kamuya zarar veren maddelerin tespiti. Bu bağlamda, Osmangazi Köprüsü ve benzeri projelerde kullanılan ihale süreçleri, sözleşme detayları, kamuya getirilen yükler, garanti ödeme sisteminin işleyişi ve sözleşmelerin revize edilip edilemeyeceği gibi konuların araştırılması, kamu yararı açısından büyük önem arz etmektedir. Bu projelerin maliyetleri ve sözleşme şartları şeffaf bir biçimde incelenmeli, kamu zararı doğuran unsurlar tespit edilerek gerekli önlemler alınmalıdır. Sonuç olarak, YİD projeleri ülkenin ekonomik geleceği için önemli bir tehdit oluştururken, bu projelerin yalnızca mali boyutları değil, yönetim süreçleri de ciddi şekilde sorgulanmalıdır. Döviz bazlı ödeme sisteminden Türk Lirası’na geçilmesi, geçiş garantilerinin daha gerçekçi seviyelere çekilmesi ve projelerin daha şeffaf hale getirilmesi, Türkiye’nin mali bağımsızlığını korumak adına hayati önemdedir. Halkın ödediği vergilerin etkin ve adil kullanımı, bu projelerdeki denetim eksikliklerinin giderilmesi ve kamunun çıkarlarını ön planda tutacak politikaların benimsenmesi, uzun vadeli ekonomik istikrarın temel taşları olacaktır. Acele Kamulaştırma “Acele Kamulaştırma” usulü istisnai bir uygulama olarak belli koşulların varlığına bağlanmasına karşın; son dönemde kamu idarelerince ve kamu tüzel kişilerince gerçekleştirilen kamulaştırma işlemlerinde vatandaşlarca açılan davaların durdurma kararlarının önüne geçmek ve belli prosedürlerden kaçınmak amacıyla gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların kamulaştırılmasında sürekli hale getirilen bir yöntem olmuştur. Ayrıca sonradan sonuçlanan mahkemelerle öngörülen ve araziye girildiği tarihteki kamulaştırma bedelleri çok yükselmekte, uzlaşma zemini kaybolduğu için kamulaştırma birim maliyetleri artmaktadır. 356 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2334 ‒ Ayrıca Avrupa örneklerinde veya dış finansman kaynaklarının kullanılmasında, finanse eden tarafın hibe şartlarında olduğu gibi; kamulaştırma süreçlerini de takip ederek vatandaşın sosyal olarak etkilenmemesi ve memnuniyetsizlik oluşturulmaması ilke olarak gözetilmekteyken, bu husus ülkemizde maalesef göz ardı edilmektedir. Kanal İstanbul: Boğazda Sığ Sulara Dalış Kanal İstanbul, farklı disiplinlerden gelen onlarca raporla teknik, çevresel ve sosyo-ekonomik açıdan değerlendirilmiştir. Çevre, ekosistem, su kaynakları, deprem riski gibi pek çok alanda olumsuz etkiler öngörülmektedir. Özellikle İstanbul’un doğasında geri dönüşü zor tahribatlar yaratacağı ve su kaynaklarının zarar göreceği belirtilmiştir. Buna karşın, hükümet Kanal İstanbul’un olumsuz etkilerinin olmadığını savunarak projeye devam etmektedir. Projenin, ekonomik zorluklar ve halkın öncelikleri göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’nin sürdürülebilir gelişimini olumsuz yönde etkileyeceği öngörülmektedir. Kanal İstanbul’un Ekonomik ve Sosyal Yükü Proje, sadece bir su yolu oluşturmanın ötesine geçerek İstanbul’un geleceğini şekillendirecek büyük bir kentsel dönüşüm projesidir. Ancak, Kanal İstanbul’un getireceği faydalar, maliyetlerinin çok gerisinde kalmaktadır. Bu kanal, gemi trafiğini düzenlemeyi ve İstanbul Boğazı’ndaki yoğunluğu azaltmayı amaçlasa da, Montrö Boğazlar Sözleşmesi nedeniyle gemiler, kanal yerine Boğaz’dan ücretsiz geçebilecektir. Bu durum, Kanal İstanbul’un gelir beklentilerinin düşük kalacağına ve projenin finansal anlamda kendini uzun yıllar boyunca geri ödeyemeyeceğine işaret etmektedir. Uluslararası İlişkiler ve Gelecek Senaryoları Kanal İstanbul, yalnızca Türkiye içindeki değil, uluslararası deniz taşımacılığı açısından da önem taşır. Ancak, projeyle birlikte Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin tartışmaya açılması ve uluslararası hukuki boyutların devreye girmesi ihtimali, projeye dair belirsizlikleri artırmaktadır. Proje, İstanbul Boğazı'na alternatif oluşturmakla kalmayıp, belki de Gelibolu Kanalı gibi gelecekteki projelerin önünü açacaktır. Bu durum, hem Türkiye’nin iç hukukuyla hem de uluslararası deniz hukukuyla çelişen bir süreç doğurabilir. 357 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2335 ‒ Kanal İstanbul’un Finansal ve Sosyal Maliyeti Kanal İstanbul’un yüksek maliyetleri, Türkiye’nin ekonomik krizle boğuştuğu bir dönemde halkın sırtına ek bir yük getirmektedir. Proje, yalnızca devasa bir inşaat yatırımı değil, aynı zamanda büyük bir finansal yük oluşturacaktır. 140 milyar TL’lik bir bütçeyle yapılması planlanan kanalın maliyeti, Türkiye’nin toplam yatırım bütçesinin %11’ini oluşturmaktadır. Bu durumda, projenin sadece inşaatı değil, ilerleyen yıllarda doğacak finansman yükü de göz önünde bulundurulmalıdır. Kanalın yapımı sırasında yaşanacak ekonomik belirsizlikler ve ek maliyetler, Türkiye’nin kaynaklarını daha verimli alanlarda kullanma fırsatını engellemektedir. Lüks Konut Projesi Olarak Kanal İstanbul Kanal İstanbul, görünüşte bir ulaşım ve lojistik projeyken, aslında büyük bir emlak ve rant projesine dönüşmektedir. Kanalın etrafında inşa edilecek olan yeni yerleşim alanları, üst gelir grubuna yönelik lüks konutlardan oluşmaktadır. İstanbul’a 1,5 milyonluk yeni bir nüfus getirecek olan bu proje, mevcut İstanbul’un sorunlarına çözüm sunmak yerine, daha da karmaşık hale getirecektir. Ayrıca, bu alanlarda yapılacak büyük yatırımlar, ekosistemi tahrip edecek ve bölgedeki doğal dengeyi bozacaktır. Kanal İstanbul, İstanbul'un sosyal yapısını daha da kutuplaştırarak, sınıfsal farkları derinleştirecek ve düşük gelirli kesimlerin yaşam alanlarını kısıtlayacaktır. Göç ve Nüfus Yönetim Sorunları Kanal İstanbul’un yaratacağı yeni yaşam alanları, İstanbul’un mevcut göç yönetimi problemlerini daha da derinleştirebilir. Eğer İstanbul dışından göç alacaksa, bu durum zaten yoğun olan nüfus ve altyapı sorunlarını daha da kötüleştirecektir. İstanbul’un içinden nüfus transferi yapılması durumunda ise, yapı rezervinin yenilenmesi gibi olumlu etkiler olabilse de, göç yönetimi kontrol altına alınmadığı sürece bu da bir çözüm olmaktan çok, daha fazla soruna yol açacaktır. Kanal İstanbul’a Ayrılan Kaynaklar ve Alternatif Yatırımlar Kanal İstanbul’a ayrılan bütçe, Türkiye’nin ihtiyacı olan yapısal reformlar ve üretim odaklı projelere yönlendirilebilirdi. Tarım, istihdam ve eğitim reformları gibi temel alanlara yapılacak yatırımlar, ülkenin uzun vadeli ekonomik kalkınmasına katkı sağlayacakken, Kanal İstanbul’a harcanacak bu kaynaklar, sadece kısa vadeli siyasi amaçlara hizmet etmektedir. Ayrıca, kanalın 358 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2336 ‒ yapılması için harcanacak bu paralar, Türkiye’nin tarım ve denizcilik sektörlerine yapılan yatırımların önüne geçmekte ve bu alanlardaki potansiyel büyümeyi engellemektedir. Kanal İstanbul’un Sonuçları ve Geleceğe Dönük Sorular Kanal İstanbul, bir "yap, işlet, garantini al" modeliyle inşa edilmesi planlanmaktadır. Ancak bu modelin, ülkenin ekonomik yapısına zarar vereceği ve uzun vadede büyük maliyetler yaratacağı öngörülmektedir. Proje yalnızca bir ulaşım yolu değil, büyük bir konut ve inşaat alanı yaratmaya yönelik bir girişimdir. Kanal, hem İstanbul’un doğal yapısını tahrip edecek hem de mevcut ekonomik sorunları daha da derinleştirecektir. Türkiye'nin geleceği için daha üretken, sürdürülebilir ve bağımsız yatırımlar yapılması gerekmektedir. Sonuç olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın yatırımları, projeleri ve bütçesi genel olarak değerlendirildiğinde;  Planlama Eksiklikleri: Projelerin uzun süre tamamlanamaması, maliyetlerin artmasına ve halkın güveninin azalmasına yol açmaktadır. Yeni projeler, bölgesel ihtiyaçlar doğrultusunda ve maliyet-fayda analizleri yapılarak planlanmalıdır.  Kaynakların Etkin Kullanımı: Kamu-özel iş birliği projelerindeki garanti ödemeleri ve kullanılmayan yatırımlar, kaynakların verimli bir şekilde yönetilmediğini göstermektedir. Kamu kaynakları, öncelikle halkın doğrudan fayda sağlayacağı yatırımlara yönlendirilmelidir.  Şeffaflık Eksikliği: Proje finansmanları ve maliyetlerin kamuoyuna açık bir şekilde paylaşılmaması, hesap verebilirlik ilkesine aykırıdır. KÖİ / YİD projeleri başta olmak üzere tüm projelerin maliyet, tamamlanma durumu ve fayda analizleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır. 359 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2337 ‒ 3.15. ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI Türkiye'nin enerji ve doğal kaynaklar bakımından zengin bir coğrafyada bulunması, bu sektörlerdeki stratejik önemi her geçen gün artırmaktadır. Küreselleşmenin giderek arttığı, iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen zaman daha da hissedildiği bir dönemde enerji alanında sürdürülebilir ve çeşitlendirilmiş politikalara ihtiyacımız olduğu açıktır. Bu nedenle Türkiye gelecek dönemde, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımlarını artırarak; çevreye duyarlı, ekonomik açıdan rekabetçi ve enerji güvenliğini sağlayacak adımlar atmalıdır. 2025 bütçesi, her şeyden önce bu hedeflere ulaşma noktasında bir dönüm noktası olmalı ve enerji alanında yeni atılımlara imkân vermelidir. Bakanlığın Amacı; Enerjinin sürekli, kaliteli, sürdürülebilir, güvenli ve karşılanabilir maliyetlerle arzını, enerji temininde kaynak çeşitlendirmesini ve 2053 yılı net sıfır emisyon hedefini esas alarak yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarını değerlendirerek enerjide kendine yeterliliğini en üst seviyeye yükselten, nükleer teknolojiyi elektrik üretiminde kullanan, enerji verimliliğini artıran, enerji teknolojilerinde yerlileşmeyi önceleyen, yeni teknolojileri entegre eden, uluslararası enerji ticaretinde stratejik konumumuzu güçlendiren rekabetçi bir yapıya ulaşılması temel amaçtır. Enerjı̇ ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ülkenin enerji ve tabii kaynaklara olan kısa ve uzun vadeli ihtiyacını belirlemek, temini için gerekli politikaların tespitine yardımcı olmak, planlamalarını yapmak, enerji ve tabii kaynakların ülke yararına, teknik icaplara ve ekonomik gelişmelere uygun olarak araştırılması, işletilmesi, geliştirilmesi, değerlendirilmesi, kontrolü ve korunması amacıyla genel politika esaslarının tespit ve tayinine yardımcı olmak, gerekli programları yapmak, plan ve projeleri hazırlamak veya hazırlatmak, bu kaynakların değerlendirilmesine yönelik arama, tesis kurma, işletme ve faydalanma haklarını vermek, yeraltı ve yerüstü enerji ve tabii kaynaklar ile ürünlerinin üretim, iletim, dağıtım ve tüketim fiyatlandırma politikasını tayin etme hususlarında rol üstlenir. Bakanlığın vizyonu, enerji kaynaklarını ve tabii kaynakları verimli ve çevreye duyarlı şekilde değerlendirerek ülke refahına en yüksek katkıyı sağlayan bir kurum olmaktır. Öncelikle gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de tabii kaynaklar ile enerji konusunun iki ayı bakanlığa ayrılması gerektiğini düşünüyoruz. Yatırımların, enerji teknolojilerindeki gelişmelere ve uluslararası standartlara uygun olarak yapılması için gerekli kaynakların ayrılması büyük önem arz etmektedir. Ayrıca, enerji verimliliği konusunda toplumsal 360 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2338 ‒ farkındalığı artıracak eğitim ve bilinçlendirme faaliyetlerine yönelik bütçe kalemlerine gereken önem verilmelidir. Enerjı̇ ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Genel Bütçe içerisindeki payı 2026 yılı teklifinde %0,19’dur. (2024 %0,44, 2025 ise %0,31 idi) Bütçe içerisindeki en büyük payın Ekonomik Sınıflandırmaya göre “Mal ve Hizmet Alım Giderleri”, Programlar itibariyle de “Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi” programı oluşturmaktadır. Ancak yukarıdaki 2025 ve 2026 tabloları karşılaştırıldığında en büyük paya sahip “Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi” programının teklifte ve gelecek yıl hedeflerinde bütçesinin giderek azaltıldığı, bunun sonucunda da diğer kalemler artmasına rağmen Bakanlığın genel bütçe içerisindeki payının da %0,19’a kadar düşerek her yıl azaldığı görülmektedir. Burada yerel yönetimlere olan desteğin giderek azaltılması dikkat çekmektedir. Enerji Arz Güvenliği, Verimliliği ve Enerji Piyasası için ayrılan 1.472.378.000 TL, enerji fiyatlarının hızla arttığı ve dışa bağımlılığın enerji güvenliğini tehdit ettiği bir dönemde, Türkiye’nin enerji stratejisinde yenilenebilir kaynaklara geçiş için yeterli destek sağlamamaktadır. Artan döviz kuru nedeniyle dışa bağımlı enerji kaynakları Türkiye ekonomisi üzerinde ağır bir yük oluştururken, bu bütçenin yerli ve yenilenebilir enerji projelerini yeterince teşvik etmemesi, enerji güvenliği konusunda zafiyet oluşturmaktadır. 361 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2339 ‒ Sürdürülebilir Çevre ve İklim Değişikliği programı için önerilen 24.671.000 TL, ülkemizdeki hava kirliliği, kuraklık ve su kaynaklarının tükenmesi gibi giderek artan çevre sorunlarına karşı verilen yanıtın ne kadar sınırlı kaldığını ortaya koymaktadır. Küresel ısınmanın etkileri Türkiye’de kendini her geçen gün daha fazla hissettirirken, bu bütçenin kapsamlı bir çevre ve iklim politikası geliştirmek için yeterli olmadığı açıktır. Özellikle büyük şehirlerde yaşanan hava kirliliği ve tarımsal alanların kuraklık tehdidi altında olması, hükümetin iklim değişikliği ile mücadelede daha kararlı adımlar atmasını zorunlu kılmaktadır. 362 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2340 ‒ Enerji alanında ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik uygulamalar hayata geçirilirken ülkemizin doğal kaynaklarını koruma ve sürdürülebilir bir şekilde kullanma konusunda hassasiyet göz ardı edilmemelidir. Maden, su, orman gibi kaynaklarımızın akılcı bir biçimde yönetilmesi, gelecek nesillere sağlıklı bir çevre bırakma sorumluluğumuzun bilincinde hareket etmemizi gerektirir. Bu doğrultuda, 2026 bütçesi, doğal kaynaklarımızın korunması ve yönetilmesine yönelik projeler için en doğru şekilde kullanılmalıdır. Ülkemizin enerji bağımsızlığını ve sürdürülebilir kalkınmasını desteklemek adına enerji ve tabii kaynaklarımızın verimli ve sürdürülebilir bir biçimde yönetilmesi için daha etkin politikaların belirlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. ENERJİ 2000-2024 yılları arasında yıllık ortalama elektrik enerjisi talep artışı dünyada yüzde 3 iken büyüyen ekonomisine paralel olarak ülkemizde bu oran yüzde 4,3 olarak gerçekleşmiştir. Hızla artan enerji ihtiyacı göz önüne alındığında arz güvenliği tehlikeye atılmadan yerli enerji kaynaklarının kullanımının ve enerji verimliliğinin artırılması ile nükleer dâhil yeni teknolojilerin üretim portföyüne dâhil edilmesi öncelik arz etmektedir. 363 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2341 ‒ 2024 yılı Ocak-Ağustos ayı arasında Merkezi Yönetim Bütçesi kapsamında kullandırılan proje kredilerinden ENERJİ sektörüne 150,5 milyon dolar harcanarak %13,15 pay almıştır. 364 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2342 ‒ 2025 yılı Ocak-Ağustos ayı arasında ise Merkezi Yönetim Bütçesi kapsamında kullandırılan proje kredilerinden ENERJİ sektörüne 83,8 milyon dolar harcanarak geçen yıla göre yarı yarıya düşüş yaşanmış ve %5,4 pay almıştır. ENERJİ ENFLASYONU VE AKARYAKIT FİYATLARI Hükümetin seçim öncesinde müjde olarak sunduğu petrol ve doğalgaz rezervlerinin hane halkı tüketimine, sanayi üretimi sistemine ne zaman dahil olacağını elbette herkes gibi bizler de merak ediyoruz. Ne yazık ki sunulan bu müjdelere rağmen Türkiye enerji enflasyonunun yüksek seyrettiği ülkeler arasında yer alıyor. Enerji Fiyatları Yıllık Enflasyonu – Kaynak: TÜİK 365 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2343 ‒ Enerji Fiyatları Yıllık Enflasyonu – Kaynak: TÜİK TÜFE ile Enerji Fiyatları arasında 2024 yılında açılan makas 2025 yılında yeniden kapanmıştır. Enerji grubu enflasyonunda doğalgaz ve petrol görünümüne paralel olarak 2025 yılı genelinde geçtiğimiz yıla kıyasla yükseliş hâkim olmuştur. Yılın ilk çeyreğinde Türk lirasındaki değer kaybı ve uluslararası petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü eğilimle birlikte enerji fiyatları yıllık enflasyonu yüzde 42,00 oranında gerçekleşmiştir. Bu dönemde enerji grubu enflasyonunu, şebeke suyu fiyatlarındaki artış ile Son Kaynak Tedarik Tarifesi (SKTT) düzenlemesi kapsamında yüksek tüketime sahip mesken abonelerinin elektrik tarifelerinde yapılan ayarlamalar etkilemiştir. 2025 yılının ikinci çeyreğinde enerji fiyatları enflasyonu, Nisan ayında meskenlere yönelik elektrik tarifesinde yapılan yüzde 20,8’lik artışın ardından şebeke suyu fiyatlarında artışlarla yılın ilk yarısında enerji alt kalemleri içinde en yüksek birikimli fiyat artışı bu grupta gerçekleşmiştir. Brent tipi ham petrol varil fiyatı, Mayıs ayında 64 dolar seviyelerine kadar geriledikten sonra Haziran ayında jeopolitik gelişmelerin etkisiyle yükselmiş, ikinci çeyrek sonunda 70 dolar civarında dalgalanmıştır. Bu dönemde sepet kurda önceki çeyreğe göre artış kaydedilmiş ve enerji grubu fiyatları üzerinde kur geçişkenliği artmıştır. Enerji yıllık enflasyonu 2025 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 45,40 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2025 yılının üçüncü çeyreğinde enerji grubu enflasyonu baz etkisi nedeniyle gerilemiştir. Temmuz ayında doğal gaz fiyatlarının yüzde 26,4 oranında yükselmesi ve maktu vergi artışlarının yansımaları belirgin olmuştur. Enerji yıllık enflasyonu 2025 yılının üçüncü 366 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2344 ‒ çeyreğinde yüzde 34,73 seviyesinde gerçekleşmiştir. Böylece TÜFE ile Enerji Fiyatları arasında 2024 yılında açılan makas 2025 yılında yeniden kapanmıştır. Küresel ekonomik faaliyetteki zayıf görünüm ve Çin ekonomisindeki durgunluk, yılın ikinci yarısında petrol fiyatlarının yeniden düşmesine yol açmıştır. 2025 yılının ilk çeyreğinde yatay seyreden petrol fiyatları, ikinci çeyrekte tarife kararlarının oluşturduğu belirsizlik ve arz artışına yönelik adımlar sonucunda keskin bir gerileme göstermiştir. Bu dönemde, başta Gazze’deki soykırım ve On İki Gün Savaşı olmak üzere jeopolitik gerilimler geçici artışlara yol açsa da Brent petrol fiyatları Nisan ve Mayıs aylarındaki düşük seviyelere yeniden inmiştir. İkinci çeyrekte kaydedilen bu gerilemenin oluşturduğu baz etkisi nedeniyle, 2025 ve 2026 yıllarında petrol fiyatlarının bir önceki yıl ortalamasına göre düşmesi öngörülmektedir. (Cumhurbaşkanlığı Yıllık Ekonomik Rapor-2025) Ancak tüm bu göstergelere ve Merkez Bankası sunumunda yukarıdaki grafiğe göre Dünya genelinde enerji fiyatları da brent petrol fiyatları da ucuzlamasına rağmen ülkemizde akaryakıta, mesken ve iş yeri elektrik fiyatlarına, doğalgaza sürekli zam gelmektedir. Ucuzlayan enerji fiyatları vatandaşlarımıza zam olarak yansımaktadır. Küresel petrol fiyatları 2024 ve 2025 yılında bir önceki yıla göre daha düşük ancak daha dalgalı bir görünüm arz etmiştir. Rusya- Ukrayna savaşı ile keskin bir biçimde yükselen ve 2023 yılında güçlü seyreden petrol fiyatları, 2024 ve 2025 yılında düşüş eğilimi göstermekle birlikte daha dalgalı bir patika izlemiştir. 367 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2345 ‒ TÜRKİYE’DE ENERJİ BAĞIMLILIĞI VE İKTİDARIN POLİTİKASIZLIĞI Türkiye, 2018’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişten sonra ekonomi politikalarında çeşitli değişikliklere gidilerek ekonomik krizler yaşanmaya başlamıştır. Bu dönemde yaşanan enerji ve akaryakıt enflasyonundaki artış, hükümetin ekonomi yönetiminin başarısızlığı ve dünya enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı alınan yanlış önlemlerle daha da derinleşmiştir. Bu kriz, yalnızca enerji sektörüyle sınırlı kalmayıp, ülkenin genel ekonomik dengesini tehdit etmeye başlamıştır. AK PARTİ hükümetinin uyguladığı politikalar ve bu politikalara paralel olarak artan enerji ithalatı, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını zayıflatmış, halkın alım gücünü düşürmüş ve yaşam standartlarını ciddi şekilde olumsuz etkilemiştir. Enerji Enflasyonu Son yıllarda, Türkiye’deki enerji enflasyonu, dünya genelindeki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, endişe verici bir hızla artmıştır. OECD ve AB ülkelerinin enerji enflasyonu, Türkiye’nin enerji enflasyonunun çok gerisinde kalmaktadır. Örneğin, 2023 yılı itibarıyla Türkiye’de enerji enflasyonu %398 gibi korkunç bir orana ulaşırken, aynı dönemde OECD ülkelerinde bu oran %141, AB ülkelerinde ise %146 olarak gerçekleşmiştir. 2022 yılı, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı ve onun doğurduğu küresel enerji krizinin etkisiyle, Türkiye’nin enerji enflasyonunun zirveye çıktığı bir dönem olmuştur. Türkiye’nin enerji enflasyonu, özellikle 2021 sonrasında, iktidarın yanlış ekonomik politikaları ve enerji arz güvenliğine dair yetersiz önlemler nedeniyle kontrolsüz bir şekilde artmıştır. Hükümetin, "enerjide dışa bağımlılığı azaltma" söylemi ise sadece seçim vaatlerinden ibaret kalmış, somut adımlar atılmamıştır. 2021 sonunda başlayan "yeni ekonomi modeli" ve buna bağlı olarak izlenen faiz ve döviz politikaları, Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığını daha da artırmış, enerjideki ithalat bağımlılığı ekonomiyi iyiden iyiye daralmıştır. 2022 yılı boyunca Türkiye, enerji fiyatlarındaki artışı abartılı bir şekilde hissetmiş, bu artış halkın cebine yansımış, yaşam maliyetlerini katlamıştır. Bu süreç, enerji sektörünü yönetemeyen bir hükümetin, sadece ekonomik değil, ulusal güvenlik açısından da büyük bir başarısızlık yaşadığını net bir şekilde ortaya koymuştur. 368 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2346 ‒ Akaryakıt Fiyatları: Bir Kriz Daha Son dönemdeki enflasyon oranları, enerji fiyatlarındaki artışların doğrudan bir sonucu olarak yükselmiştir. 2023 yılı itibarıyla Türkiye’de akaryakıt fiyatlarında büyük bir artış yaşanmış, sadece 5 aylık bir süre zarfında motorin fiyatları neredeyse iki katına çıkmıştır. Dünya genelinde Brent petrol fiyatları 2023’ün başından itibaren büyük bir düşüş göstermişken, Türkiye’de bu düşüşten herhangi bir fayda sağlanmamıştır. Örneğin, Brent petrolün varil fiyatı 2023 Mayıs ayında 76 dolar civarındayken, Türkiye’de motorin fiyatı neredeyse %94 artmış, petrol fiyatlarındaki artışa paralel olarak, Türkiye halkı her geçen gün daha fazla ödeme yapmak zorunda kalmıştır. Bununla birlikte, döviz kuru da enerji fiyatlarının artmasında önemli bir rol oynamıştır. Doların Türk Lirası karşısındaki değeri, seçim sonrası süreçte %45 oranında artış göstermiştir. Bu artış, akaryakıt fiyatlarını doğrudan etkileyerek, halkın ulaşım ve üretim maliyetlerini artırmıştır. Akaryakıt fiyatlarındaki bu artış, yalnızca bireysel tüketiciyi değil, tüm üretim süreçlerini de etkilemekte, tarım ve sanayi sektörlerinde maliyet artışlarına yol açmaktadır. Üreticiler, akaryakıt ve enerji fiyatlarındaki artışı, nihai ürün fiyatlarına yansıtarak tüketiciye yüklemektedir. Sonuç olarak, Türkiye’deki enflasyon oranları, enerji fiyatlarındaki bu yükselişle paralel olarak daha da kötüleşmektedir. Yüksek Akaryakıt Fiyatları ve Hükümetin Yanıltıcı İddiaları AK PARTİ hükümeti, enerji fiyatlarındaki artışı ve halkın yaşadığı ekonomik zorlukları görmezden gelerek, Türkiye’nin enerji fiyatlarının Avrupa’daki en düşük fiyatlar arasında olduğunu iddia etmektedir. Ancak, bu söylemler gerçeklerle çelişmektedir. Özellikle akaryakıt fiyatları konusunda yapılan açıklamalar, yalnızca aldatıcı ve yanıltıcı bir propaganda aracı olmaktan öteye gitmemektedir. Türkiye’deki asgari ücretle motorin alım gücü, Lüksemburg, Almanya ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinin çok gerisindedir. Temmuz 2023 verilerine göre, Türkiye’de asgari ücretle alınan motorin miktarı, Lüksemburg’daki 1658 litreye kıyasla yalnızca 414 litre seviyesindedir. Bu durum, Türkiye’nin enerji fiyatları açısından Avrupa ülkelerinin gerisinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu yanıltıcı söylemler, halkın gerçek yaşam koşullarını göz ardı eden ve ekonomik acı gerçekleri gizlemeye çalışan bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Türkiye, enerji fiyatlarında düşük gibi görünen rakamlarla halkı kandırmaya çalışırken, gerçekte vatandaşların cebinden çıkan para her geçen gün artmaktadır. Enerji ithalatına dayalı ekonomi, döviz kuru dalgalanmaları ve 369 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2347 ‒ küresel piyasalardaki belirsizlikler, Türkiye’yi enerjide dışa bağımlı hale getirmiştir. Bu durum, halkı her geçen gün daha da yoksullaştırırken, hükümetin enerji politikaları giderek daha fazla sorgulanır hale gelmektedir. Türkiye’nin enerji bağımlılığı, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ulusal güvenlik açısından da büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Hükümetin enerji politikalarında kısa vadeli seçim kaygıları ve yerli kaynakların yeterince değerlendirilmemesi, Türkiye’nin geleceğini tehlikeye atmaktadır. Enerji sektöründeki dışa bağımlılığın azaltılması için, yenilenebilir enerji kaynaklarına daha fazla yatırım yapılmalı, yerli üretim teşvik edilmelidir. Türkiye’nin enerji arz güvenliğini sağlamak için nükleer enerji gibi projeler yerine, güneş ve rüzgar enerjisi gibi sürdürülebilir kaynaklar öncelikli hale getirilmelidir. Ayrıca, döviz kuru manipülasyonlarından ve yanlış ekonomik politikalardan kaçınılarak, enerji fiyatlarının stabil hale gelmesi sağlanmalıdır. Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını sağlayabilmesi için, dışa bağımlılıkla mücadele edilmesi, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin bir şekilde kullanılmaya başlanması, uzun vadeli bir çözüm stratejisinin parçası olmalıdır. Aksi takdirde, artan enerji fiyatları ve dışa bağımlılıkla boğuşan bir ekonomi, Türkiye’yi daha büyük bir krize sürükleyecektir. BULUNDUĞU İDDİA EDİLEN DOĞALGAZ VB. KAYNAKLAR Hükümet son yıllarda özellikle de seçime yaklaştıkça Gabar dağında petrol, Karadeniz’de doğalgaz bulunduğunu açıklamış ve kısa zamanda bu kaynakların kullanıma sunulacağını söylemişti. Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı-2024’te bu konuya ilgili şu ifadelerle değinilmiştir. “Enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasına ve sanayide hammadde ihtiyacının karşılanmasına yönelik kamu kurumlarınca yürütülen maden, enerji hammaddeleri ve jeotermal kaynak arama ve üretimine yönelik çalışmalara devam edilmektedir. Bu kapsamda, karada ve denizde petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri yoğun bir şekilde sürdürülmektedir. Önümüzdeki yıllarda Sakarya Doğal Gaz Sahası ile Gabar Petrol Sahasındaki üretim artışlarıyla yerli doğal gaz ve petrol üretim oranlarının önemli ölçüde yükselmesi beklenmektedir. Sakarya Sahasında keşfedilen 710 milyar m3’lük doğal gazın üretim kapasitesinin artırılmasına yönelik yatırımlara devam edilmesi ve denizlerimizde bulunması muhtemel yeni rezervlerin ekonomiye kazandırılmasıyla birlikte enerjide dışa bağımlılığın, cari işlemler ile dış 370 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2348 ‒ ticaret açıklarının ve enerji maliyetlerinin azalması beklenmektedir.” (Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı-2024) Doğalgaz Bulundu, Peki Nerede? Ülkemizde son yıllarda özellikle seçim dönemlerinde, Gabar Dağı'ndan petrol ve Karadeniz'deki doğalgaz keşifleri büyük bir umut kaynağı olarak tanıtıldı. Ancak gelinen noktada, bu projelere dair vaatlerin ne kadarını hayata geçirebildik, bunu sorgulamak kaçınılmaz hale geldi. Hükümet, bu keşifleri "ekonomiyi kurtaracak", "devrim niteliğinde" adımlar olarak sundu ama aradan geçen zaman, verilen vaatlerin gerçeğe dönüşüp dönüşmediğini gözler önüne seriyor. Gabar’da bulunan petrol ve Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası, kamuoyuna sunuldukları ilk günden itibaren büyük beklentiler yarattı. Ancak gerçeklerle vaatler arasında uçurumlar olduğu bir kez daha ortaya çıkmış durumda. Bütün bu projeler halka, "hemen fayda sağlanacak" şekilde tanıtılsa da aslında bu projelerin kısa vadede herhangi bir ekonomik rahatlama sağlaması mümkün değil. Üstelik gözden kaçırılan bir başka önemli gerçek var: Bu projelerin gerçekte kime fayda sağlayacağı konusunda ciddi soru işaretleri mevcut. Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası keşfi, 2020 yılında duyurulduğunda herkesin ilgisini çekti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın açıklamalarına göre, burada 710 milyar metreküplük devasa bir doğalgaz rezervi bulunmuştu. İlk açıklamalarda, kısa vadede günlük 10 milyon metreküp, orta vadede ise 40 milyon metreküp üretim hedefi konmuştu. Ancak Enerji Bakanlığı’nın son verilerine göre, şu anki günlük üretim sadece 4 milyon metreküpe kadar ulaşabilmiş durumda. Yani hedeflenenin yarısı bile gerçekleşmedi. Bu noktada, şu soruyu sormak gerek: Hükümetin bu yüksek hedefleri gerçekçi bir şekilde belirlediğinden mi emin olduk? Yoksa bunlar sadece seçim dönemine özgü popülist söylemler mi? Karadeniz gazı henüz halkın evlerine ulaşmadı. Seçim döneminde verilen “hemen evlere gaz verilecek” vaatleriyle ne kadar ilerleme kaydedildi? Hükümetin bu projeleri tanıtırken gösterdiği hız ve heyecan, şu anda somut bir sonuca dönüşmedi. Hedeflerin gerisinde kalındığı açıkça görülüyor. Üstelik Karadeniz gazının hala test aşamasında olduğunu ve evlere dağıtılmadığını Enerji Bakanı bizzat açıkladı. Bu durumda, seçimden önce verilen müjdelerin gerçekliği hakkında ciddi şüpheler oluşuyor. Hükümet, halkı rahatlatmak adına verilen bu vaatlerin hiçbirini hayata geçiremedi. 371 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2349 ‒ Gabar Petrolü ve Yükselen Maliyetler Gabar Dağı’nda keşfedilen petrol, hükümetin en büyük umutlarından biriydi. Ancak şu anda günlük üretim 18 bin varil seviyesinde ve 2024 sonuna kadar bu miktarın 100 bin varile çıkarılması hedefleniyor. Ancak bu hedefe ulaşmak için yüzlerce yeni kuyu açılması gerektiği de biliniyor. Bunun için yapılacak yatırımlar, yüksek maliyetler ve büyük finansal kaynaklar gerektirecek. Bu da demek oluyor ki, bu projelerin doğrudan ekonomiye katkı sağlaması, ancak yıllar süren büyük yatırımlarla mümkün olacak. Hangi ekonomistler bu kadar uzun vadeli projelere güvenerek kısa vadede halkın gelirini artıracak bir şey bekleyebilir? Bu projelerin gerçekte kimlere fayda sağladığı ve kimlerin kazançlı çıkacağı sorusu da giderek daha fazla önem kazanıyor. Gabar’da bulunan petrolün bu kadar büyük bir maliyetle çıkarılması, sadece devletin bütçesini değil, halkın sırtındaki yükü de artırıyor. Vatandaş olarak, bu projelerin sonunda sadece büyük şirketlerin mi, yoksa halkın mı kazandığını sorgulamak hakkımız değil mi? Eğer bu projeler gerçekten halka fayda sağlamıyorsa, bu kaynaklar neden böyle büyük maliyetlerle ve belirsizlikle işletiliyor? Doğalgazın Evlerde Olmadığı Bir Gerçek Doğalgazın evlere verilmeye başlanacağına dair seçim döneminde verilen vaatler de maalesef yerine gelmedi. Hükümet, doğalgazın kısa sürede evlere ulaşacağını açıkladı. Ancak Enerji Bakanı’nın son açıklamalarına göre, doğalgaz hala test aşamasında. Bu, halkın büyük beklentiler içinde olduğu bir projede nasıl bir gerileme olduğunu ortaya koyuyor. Seçim vaadi olarak sunulan bu müjdelerin, hiç olmadığı kadar belirsiz bir hale gelmesi, projelerin halkın yararına olup olmadığını sorgulamamıza neden oluyor. Doğalgazın evlere gelmesi, şu an için uzak bir hayal gibi duruyor. Doğalgaz ve petrol projelerinin ekonomik maliyetlerini, sürdürülebilirliklerini ve halk üzerindeki etkilerini ciddi bir şekilde incelememiz gerekiyor. Bu projelerin aslında halkın cebine fayda olarak yansıması gerekirken, çoğu zaman bu kaynakların özelleştirilmesi, özel şirketlere aktarılması, hatta devlet içindeki belli başlı kesimlerin kasasına gitmesi gündeme geliyor. Bu projelere ayrılan kaynaklar, halkın gelirine katkı yapmak yerine, enflasyonun artmasına ve enerji maliyetlerinin yükselmesine yol açabiliyor. Halk olarak bizler, enerjiye erişimimizi ekonomik, sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde sağlamak istiyoruz. Ancak mevcut projeler, vaatlerle dolu ve şeffaflıktan uzak bir şekilde sürdürülüyor. Hükümetin bu projelerle ilgili yaptığı açıklamalarda, şeffaf bir maliyet analizi 372 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2350 ‒ yapılmadığı sürece, bu projelerin gerçekten halkın yararına olup olmadığını sorgulamaya devam edeceğiz. Popülist Politikaların Bedelini Kim Ödeyecek? Sonuç olarak, bu projelerin tanıtımı seçim dönemlerinde mi yapılmalıydı, yoksa gerçekten halkın fayda sağlayacağı bir aşamada mı duyurulmalıydı? Hükümetin yaptığı açıklamalarla yaşananlar arasındaki tutarsızlık, enerji politikalarının sadece siyasi bir araç olarak kullanıldığını düşündürtüyor. Bugün hepimizin geleceği, gençlerin yarınları, ülkemizin enerji güvenliği bu projelerin şeffaflığına bağlıdır. Bu projeler için yapılan milyar dolarlık harcamaların hesabını sormak, detaylı bilgi almak hakkımızdır. Bu projeler yalnızca başlangıçta verilen sözlerle değil, günlük hayatımıza ve faturalara yansıyan sonuçlarıyla değerlendirilmelidir. Seçim dönemlerinde halkı kandırmak için verilen vaatler gerçeğe dönüşmeyecekse, bu kadar büyük yatırımlar neden yapılıyor? Bu projeler halkın menfaati için mi, yoksa yalnızca seçimdeki başarıyı artırmak için mi? EPDK - SON KAYNAK TEDARİK TARİFESİ 2024 DEĞİŞİKLİĞİ Enerji Piyasasında Büyük Oyun: EPDK’nın Yeni Kararı Birkaç gündür gündemi meşgul eden bir karar var: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), "Son Kaynak Tedarik Tarifesi" adı altında bir düzenleme yaptı. Ve bizler, her zamanki gibi, bu kararı "yine" biraz şüpheli bir şekilde izliyoruz. Çünkü bu karar, daha önce de defalarca gördüğümüz gibi, halkın cebini zorlayacak bir değişim gibi görünüyor. Evet, bu sefer de halkı yakından etkileyen bir adım attılar. Peki, neler oluyor ve bize ne kadar fayda ya da zarar sağlayacak? Tarife Değişikliği: 5 Bin kWh Limiti, Ama Ne Anlama Geliyor? Bundan böyle, yani 1 Ocak 2025'ten itibaren, yıllık elektrik tüketimi 5 bin kWh’yi aşan konutlar devlet sübvansiyonu olmadan elektrik kullanacak. Tedarikçilerle özel anlaşma yapamayan bu aboneler, elektriği serbest piyasa fiyatlarıyla almak zorunda kalacak. Ne kadar? Bunu ancak zamanla göreceğiz, ama bu fiyatların yüksek olacağı kesin gibi. EPDK'nın verilerine göre, Türkiye'deki yaklaşık 45 milyon elektrik abonesinin %20'si, yani 10 milyon kişi, bu yeni düzenlemeden etkilenecek. 2024'te bu gruptaki bir abonenin aylık ortalama tüketimi 417 kWh. Peki, bu ne anlama geliyor? Şu an için, ortalama 1050 TL civarında bir 373 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2351 ‒ fatura ödediğini varsayarsak, 5 bin kWh'yi aşan bir tüketimin faturası, spot piyasanın dalgalı fiyatlarına göre değişen oranlarla hesaplanacak. Yani, bu gruptaki vatandaşların elektrik faturaları neredeyse her ay değişebilir. Peki, bu durumda vatandaş ne yapacak? Bugünden sonra elektrik faturasının ne kadar olacağını bilmeden yaşamaya çalışacak. Serbest Piyasaya Güvenmek: Bir İllüzyon mu? Hükümetin ve EPDK’nın "serbest piyasa" vurgusu yaptığı yıllardır ortada. Ama gerçek şu ki, bu "serbest piyasa" çoğu zaman sözde kalmış durumda. Elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesiyle birlikte sektörde rekabet olması gerektiği söylenmişti ama sonuç ne oldu? Neredeyse her şeyin tekel haline geldiği, hatta bazen piyasa fiyatlarının tüketicinin kontrolü dışında belirlendiği bir ortamdayız. Bir anlamda, serbest piyasa dediğimiz şey; aslında halkın cebinden para çeken, ama bu parayı nereye harcadığını asla görmediğimiz bir kara delik gibi. Spot piyasada fiyatlar sürekli artarken, tedarikçilerle ikili anlaşmalar yapmamakta ısrar ediyorlar. Neden? Çünkü bu ikili anlaşmalar, onlara kar sağlıyor. Yani, aslında hükümetin enerji fiyatları üzerindeki etkisi, tüketiciyi doğrudan etkileyen bir faktör değil. Bizler, bu fiyat artışlarının altında bir tür “gizli vergi” gibi olan yüksek enerji faturalarını ödüyoruz. 2025'ten itibaren yıllık 5 bin kWh’nin üstündeki tüketimler devlet desteğinden faydalanamayacak. Yani, 417 kWh’nin üzerindeki tüketimleri olan haneler, konutlardan daha çok sanayi kuruluşları gibi faturalar ödemek zorunda kalacak. Yani bu düzenleme, aslında enerjiye erişimi zorlaştıracak, hem de sabah akşam yapılacak bir şey değil. Çünkü enerjinin ne kadar pahalı olacağını kimse kestiremezken, halkın ödeme gücü de göz ardı ediliyor. Aslında Tüketim Nedir? Bir de EPDK'nın yıllardır kullandığı bir hesaplama var; "düşük kademe tüketimi" diye bir kavram. EPDK, 4 kişilik bir ailenin ayda 240 kWh enerji tüketeceğini varsayarak, bir "asgari" tüketim oranı belirledi. Bu rakam, en düşük tarifeden faydalanmak için geçerli olan bir ölçüt. Ancak bu 240 kWh’ye kadar olan tüketim, zaten çok düşük bir seviyede, insanlar sürekli daha fazla enerji harcıyor. Peki ya daha fazlasını kullanan haneler? Elektrik mühendisleri bu durumun büyük bir sorun olacağını söylüyor. Eğer mevcut tarifeye uyulursa, bu hanelerin faturaları her ay değişen yüksek fiyatlarla gelecektir. 374 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2352 ‒ Kamusal Denetim ve Sorumluluk Elektrik, su ve doğalgaz gibi temel hizmetlerin bir meta haline gelmesi kabul edilemez. Bu hizmetler, kamu eliyle verilmesi gereken hizmetlerdir. Ve halkın temel ihtiyacı olan bu hizmetlerin fiyatları, piyasa koşullarına göre belirlenemez. Devletin bu konuda sorumluluğu var, fakat ne yazık ki hükümet, kamu denetimi sağlamak yerine, enerji sektörü üzerindeki etkisini yok denecek kadar azaltmış durumdadır. Peki, hükümet ne yapıyor? Elektrik dağıtım şirketleri kar elde ederken, her yıl zamlar yapılırken, halkı neyle kandırıyor? Bu serbest piyasa denilen şey, aslında halkın sırtına bindirilmiş bir kambur olmaktan başka bir şey değil. İnsanlar, bu piyasa şartlarına karşılık aldıkları hizmeti dahi bilmeden faturalarını ödemek zorunda kalıyorlar. Gerçek şu ki, bir krizle karşı karşıyayız. Enerji fiyatları, enflasyonun en büyük tetikleyicilerinden biridir. Ve bu krizi aşabilmek için hükümetin sadece enerji ihalesi yaparak işi geçiştirmesi yetmeyecek. Enerjiye dair kalkınma perspektifiyle hazırlanmış toplumcu bir enerji programının uygulanması zorunlu hale gelmiştir. Bugün, elektrik faturaları artarken halkın elinden daha fazla para çıkarken, hükümetin bu sorumluluğu yerine getirmesi şarttır. Sonuç olarak, enerjiye erişim, temel bir insan hakkıdır ve halkın bu hakkı kullanabilmesi için devletin sorumluluğundaki sektörlerin etkin bir şekilde denetlenmesi gerekmektedir. EPDK’nın son kararı, halkı daha da zor durumda bırakacak bir düzenlemedir. DIŞA BAĞIMLILIK Ekonomik büyüme ve nüfus artışının beraberinde getirdiği enerji talep artışı ile küresel riskler ve diğer konjonktürel gelişmeler, enerji arz güvenliğinin sürdürülebilirliğinin sağlanmasına ve enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik politikaların önemini artırmaktadır. Dışa Bağımlılıkla İlgili Gerçekler ve İktidarın Sorumsuz Politikaları Son 30 yılda Türkiye’nin enerji sektörü, dışa bağımlılığın hızla arttığı bir sürecin içine girmiştir. 1990 yılında enerji arzının %51,6’sı dışarıdan sağlanırken, 2002’de bu oran %67,2’ye, 2015’te ise %76’ya yükselmiştir. 2020’de %70 seviyelerine gerileyen bu oran, hala Türkiye’nin enerji güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Enerji ithalatı, Türkiye’nin dışa bağımlılığının ve ekonominin kırılganlığının önemli bir göstergesidir. 2022’de enerji ithalat faturası 96,55 milyar dolara ulaşmış ve bu, ülkenin toplam ithalatının yaklaşık dörtte birini 375 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2353 ‒ oluşturmuştur. Bu durum, hükümetin enerji bağımsızlığına dair vaatlerinin ne kadar gerçek dışı olduğunu ortaya koymaktadır. İktidarın Enerji Politikası: Artan Bağımlılık ve Halkın Sırtındaki Yük AK PARTİ hükümetinin son 20 yılda uyguladığı enerji politikaları, yerli kaynakları geliştirmek yerine dışa bağımlılığı artırmaya devam etmiştir. Petrol ve doğalgazda bağımlılık oranı %90’ın üzerine çıkmıştır. 2021’de Türkiye, doğalgazının %44,87’sini Rusya’dan, %16,07’sini ise İran’dan ithal etmiştir. Ayrıca, elektrik üretiminde %42,3 oranında dışa bağımlılık söz konusudur. Yerli enerji kaynaklarının yeterince kullanılmaması ve yenilenebilir enerji potansiyelinin büyük kısmının göz ardı edilmesi, hükümetin bu alandaki başarısızlığını gözler önüne sermektedir. Türkiye’nin rüzgar ve güneş enerjisi potansiyeli çok yüksek olmasına rağmen, bu kaynaklardan yalnızca %5’lik bir pay kullanılabilmektedir. Bu durum, plansızlık, yetersiz yatırımlar ve halkın çıkarlarını değil, enerji şirketlerinin çıkarlarını önceleyen politikaların bir sonucudur. 376 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2354 ‒ Enerji İhtiyacının Hane Halkı Bütçesine Yükü Enerji fiyatlarının son yıllardaki artış ortalamasına baktığımızda; Euro bölgesi 2023 ortalaması %41 ve 2024 ortalaması 22,7, AB ülkeleri 2023 ortalaması %38,7 ve 2024 ortalaması 21,3, OECD 2023 ortalaması %28,1 ve 2024 ortalaması 19,4’tür. Türkiye ise 2023’te %137,1 ve 2024’te %85,6’lık artış ile açık ara birinci sıradadır. Dışa bağımlılığın artması, enerji fiyatlarının hızla yükselmesine neden olmaktadır. Bu oran, OECD ve AB ülkelerinin çok çok üzerindedir. Sonuç olarak, vatandaşlar yüksek doğalgaz, elektrik ve akaryakıt faturalarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Hükümetin “dışa bağımlılığı azaltma” vaatleri, pratikte hiçbir somut adım atılmadan sadece seçim dönemlerine özgü söylemlerle kalmıştır. Döviz krizleri, yüksek enflasyon ve artan enerji maliyetleri birleşerek, halkın yaşam standardını ciddi şekilde düşürmüştür. 2022’de enerji ithalatı faturası 96,55 milyar dolara ulaşmış ve bunun büyük kısmı doğalgaz ve kömür fiyatlarındaki artışlardan kaynaklanmıştır. Ancak hükümet, enerjinin dışarıdan alınmasına devam etmekte ve yerli kaynakları geliştirme konusunda hiçbir ciddi adım atmamaktadır. Nükleer Enerji ve Rusya Bağımlılığı Türkiye’nin enerji stratejisi, nükleer enerji projeleriyle daha da karmaşık bir hale gelmiştir. AK Parti’nin en önemli projelerinden biri olan Akkuyu Nükleer Santrali, Rusya ile yapılan bir anlaşma çerçevesinde inşa edilmektedir. Bu santral, Türkiye’nin enerji arzında bağımsızlık sağlamayı hedeflese de, gerçekte Rusya’ya olan bağımlılığı daha da artırmaktadır. Akkuyu, Türkiye için bir enerji kaynağı olmanın ötesinde, Rusya’nın enerji üretiminde önemli bir rol oynamasına olanak tanıyacaktır. Bu durum, Türkiye’nin enerji güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmektedir. Hükümetin bu projeyi “yerli ve milli” bir adım olarak tanıtması, aslında Rusya’ya olan bağımlılığı daha da derinleştiren bir hamle olarak değerlendirilmelidir. Yerli Enerji Kaynakları ve İthalat Yükü Türkiye’nin enerji ihtiyacının büyük kısmı dışa bağımlı ithalatla karşılanmaya devam etmektedir. Özellikle kömür ve doğalgazda dışa bağımlılık oranı son yıllarda büyük bir artış göstermiştir. 2021’de Türkiye, kömürün %97’sini ve doğalgazın %99’unu ithal etmiştir. Bu durum, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını tehlikeye atan ve dışa bağımlılığın ne kadar 377 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2355 ‒ büyük bir sorun haline geldiğini gösteren somut bir örnektir. Yerli kömür rezervleri dahi dışa bağımlı hale gelmişken, hükümetin dışa bağımlılığı azaltma amacıyla atması gereken adımların hiçbirini atmadığı görülmektedir. 2020’de Türkiye, kömürün %96’sını ithal etmiş ve yerli kaynakların üretimi giderek azalmıştır. Bu durum, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini tehlikeye atarken, yerli kaynakların değerlendirilmemesi de büyük bir kayıp olarak karşımıza çıkmaktadır. Hükümetin Cevap Vermesi Gereken Sorular Hükümete şu soruları sormak gerekmektedir: Enerji kaynaklarında dışa bağımlılığı artırma ve halkı yüksek faturalarla boğma gibi bir başarı öyküsü mü yaratmayı hedeflediniz? Her enerji kaynağımızda yabancı ülkelere bağımlıyız ve bu durum, halkın cebine yansıyor. Yükselen faturalar, düşen alım gücü ve yoksullaşan bir toplum yaratılırken, hükümet ne yapmaktadır? İthal enerji kaynaklarına dayalı bir politika ile Türkiye’nin enerji güvenliği nasıl sağlanabilir? Enerji alanında gerçek bir bağımsızlık ne zaman sağlanacaktır? Hükümetin enerjide dışa bağımlılığı azaltma konusundaki söylemleri, yıllardır yalnızca seçim dönemi vaatlerinden ibaret kalmıştır. Yerli kaynakların geliştirilmesi, yenilenebilir enerjinin artırılması ve enerji verimliliğinin sağlanması konusunda atılacak somut adımlar, Türkiye’nin geleceği için kritik öneme sahiptir. Ancak şimdilik, dışa bağımlılık ve yüksek enerji maliyetleri halkın sırtındaki büyük bir yük olmaya devam etmektedir. Bu durum, hükümetin halkın çıkarlarını gözetmeyen politikalarla enerji bağımsızlığını sağlamaktan uzak olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. TÜRKİYE’NİN YENİLENEBİLİR ENERJİ VE ENERJİ VERİMLİLİĞİ HEDEFLERİNDE BELİRSİZLİKLER Türkiye’nin yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanındaki hedefleri, büyük bir potansiyele rağmen sürekli değişen politikalar ve belirsizliklerle gölgelendi. 2024 yılı itibarıyla, hükümetin yenilenebilir enerji kapasitesini 2035 yılına kadar dört kat artırarak 120.000 MW’a çıkarma hedefi olduğunu duyurması umut verici olabilir. Ancak, bu hedefin gerçekleşebilmesi için ihtiyaç duyulan 80 milyar dolarlık yatırım, hala ciddi finansal ve yapısal engellerle karşı karşıya. Daha da vahimi, bu projeler için gerekli kurumsal desteğin ve uzun vadeli planlamanın olmayışı, Türkiye’nin enerji dönüşümü için büyük bir tehdit oluşturuyor. Türkiye’nin enerji politikalarının sürekli değişmesi, yatırımcılar için büyük bir belirsizlik kaynağı oluşturuyor. Yenilenebilir enerjiye yönelmek yerine, fosil yakıtların kullanımını teşvik 378 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2356 ‒ eden adımlar atılması, geleceğe dönük sağlam bir enerji altyapısı kurmayı engelliyor. Özellikle 2024’te Dünya Bankası ile imzalanan 895,7 milyon euroluk kredi anlaşması, Türkiye’nin enerji dönüşümünde kullanılacak büyük bir kaynak olarak gözükse de, bu kredinin hangi projelere ayrılacağı ve ne kadarının enerji bakanlığının öngördüğü sürdürülebilir projelere aktarılacağı hakkında bir açıklama yapılmamış olması, şeffaflık eksikliğini gözler önüne seriyor. Enerji Bakanlığı’nın, bu fonları doğru şekilde nasıl dağıtacağı ve hangi projeleri finanse edeceği konusundaki belirsizlikler, sektördeki denetimsizlik ve düzensizlikle birleşince, halkın hakları ve çevre sağlığı bir kenara itilmiş oluyor. Sadece güneş ve rüzgar enerjisi projelerinde değil, enerji verimliliği projelerinde de sürdürülebilirlik ve çevre dostu çözümler için hükümetin somut bir yaklaşımı yok. Peki, bu kaynağın ne kadarı, Türkiye’nin enerji sektörüne ne kadar katkı sağlayacak? Ya da yine büyük sermaye gruplarının mı işine yarayacak? Hükümetin bu sorulara net cevaplar vermesi şart. Türkiye’nin rüzgar ve güneş enerjisi potansiyeli oldukça yüksek olmasına rağmen, hükümetin bu potansiyeli değerlendirme noktasındaki yetersizliği, ülkenin enerji bağımlılığını daha da artırıyor. Güneş enerjisi açısından, Türkiye’nin coğrafi avantajları tartışmasızdır; ancak mevcut kurulu güneş enerjisi gücü sadece 10.000 MW civarında kalmaktadır. Oysa Türkiye’nin güneş potansiyeli, yılda 114 gün güneş alan bir coğrafyada, 1.530 kWh enerji üretim kapasitesine sahipken, bu potansiyelin ancak binde 1’i kullanılabiliyor. Bu, ülkenin enerji politikasının ne kadar plansız olduğunun bir göstergesidir. 2025 itibarıyla dünyada güneş enerjisi üretiminde büyük ilerleme kaydeden ülkelerle kıyaslandığında, Türkiye bu alanda ciddi bir gerilik içerisindedir. Hükümetin, bu potansiyeli değerlendirmek için somut adımlar atmak yerine, hala fosil yakıtlara ve merkezi enerji sistemlerine dayalı çözümleri tercih etmesi, gelecekte büyük bir enerji krizine yol açabilir. Aynı durum rüzgâr enerjisi için de geçerlidir. Türkiye, Avrupa’daki en büyük karasal ve deniz üstü rüzgâr enerjisi potansiyeline sahip ülkelerden biri olmasına rağmen, sadece 11.000 MW’lık bir kurulu güçle yetinmektedir. Üstelik çoğu rüzgâr türbini yurt dışından ithal edilmektedir. Bu da, yerli üretim ve teknoloji geliştirme noktasında Türkiye’nin yetersiz kaldığını gösteriyor. Yenilenebilir Enerji Lisanslamasında Rant ve Düzensizlik: Nereye Gidiyor Bu Kapasiteler? Son yıllarda, Türkiye’de güneş ve rüzgar enerjisi santralleri için verilen lisanslar, adeta bir rant alanı haline gelmiş durumda. 2025 yılına gelindiğinde dağıtımı yapılan toplam kapasite 34 379 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2357 ‒ GW’tır. Ancak, bu lisansların büyük bir kısmı teknik ve idari denetim olmadan verilmiş, sektörün ciddi şekilde denetlenmediği ortaya çıkmıştır. Bu durum, yatırımcılar arasında kar amaçlı lisans alımına ve projelerin satılmasına neden olmuştur. Hükümetin, yenilenebilir enerjiye olan bu ilgisizliği ve denetim eksikliği, sektördeki güveni büyük ölçüde sarsıyor. Şimdi soralım: Bu kadar büyük bir kapasite, gerçekten hayata geçecek mi? Yoksa sadece birkaç yatırımcıya mı yarayacak? Enerji Dağıtımı ve İletimi: Şebeke Sorunları Çığ Gibi Büyüyor Türkiye’nin enerji şebekesi, hızla artan tüketim ve dağıtımda yaşanan dengesizliklerle boğuşuyor. Güneş enerjisi projelerinin çoğu, geniş arazilerin kolayca bulunabileceği doğu illerine kurulurken, üretilen elektrik batıdaki büyük şehirler ve sanayi bölgelerine iletiliyor. Bu da büyük enerji kayıplarına ve ekstra iletim maliyetlerine yol açıyor. Şebeke altyapısının zayıf olması, önümüzdeki yıllarda ciddi sorunlara yol açabilir. Türkiye’nin enerji şebekesi, artan yükü taşıyabilecek seviyeye gelmişken, hükümetin bu konuda herhangi bir adım atmaması, gelecekte büyük bir enerji krizine neden olabilir. Peki, hükümet bu sorunun farkında mı? Bir diğer çözüm önerisi ise, son yıllarda popülerleşen yüzer güneş enerjisi santralleri. Bu santraller, kara alanlarında kurulan santrallere göre çok daha verimli ve hızlı devreye girebilen alternatifler olarak öne çıkıyor. Ancak, bu potansiyel henüz yeterince değerlendirilmiş değil. Yüzer güneş enerjisi santralleri, özellikle içme suyu amacıyla kullanılmayan barajlarda kurulabileceği için, hem alan sorunu çözülmüş olur hem de elektrik iletiminde yaşanacak kayıplar en aza indirilir. Bu projelerin yaygınlaştırılması için hükümetin acilen harekete geçmesi gerekiyor. Türkiye, yenilenebilir enerji alanında büyük bir potansiyele sahip olmasına rağmen, hükümetin bu alandaki ilgisizliği, plansızlığı ve eksik stratejileri nedeniyle bu potansiyel kullanılamıyor. Diğer ülkeler, yenilenebilir enerjiye geçiş sürecinde hızla ilerlerken, Türkiye hala fosil yakıtlara bağımlı. Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik somut bir strateji eksikliği, halkı doğrudan etkiliyor. Enerji maliyetleri yükselirken, çevresel sorunlar daha da derinleşiyor. Hükümetin bu durumu fark edip radikal bir dönüşüm gerçekleştirmesi gerektiği aşikâr. Sonuç: Acil Eylem Planı Gerekiyor Türkiye’nin yenilenebilir enerji geçiş süreci, hızla hızlandırılmalı ve halkın çıkarlarını gözeterek yönetilmelidir. Bu noktada, hükümetin enerji politikalarında köklü bir değişiklik 380 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2358 ‒ yapması ve daha şeffaf, planlı bir yaklaşım benimsemesi büyük önem taşımaktadır. Eğer bu politikalarla devam edilirse, Türkiye’nin enerji bağımsızlığından ve çevresel sürdürülebilirlikten çok uzak kalacağı açıktır. Enerji sektöründeki belirsizliklerin, ülkenin geleceğine büyük zararlar vermemesi için hükümetin bir an önce harekete geçmesi gerekiyor. ANKARA ÇAYIRHAN TERMİK SANTRALİ Çayırhan Termik Santralinin Özelleştirilmesi: Enerji Politikalarının Sorunlu Yönleri Türkiye’nin enerji sektöründeki özelleştirme politikaları, enerji güvenliği, çevresel sürdürülebilirlik ve sosyal refah açısından derin tartışmalara yol açmaktadır. Bu kapsamda, Ankara’da bulunan Çayırhan Termik Santrali ve Linyit İşletmesi özel bir öneme sahiptir. Çayırhan Santrali’nin özelleştirilmesi, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini tehlikeye atacak, çevresel ve toplumsal maliyetleri artıracak bir adım olarak değerlendirilmektedir. Çayırhan Termik Santrali, Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde kritik bir rol üstlenmektedir. Yerli linyit kaynaklarıyla çalışan bu santral, ithalata bağımlılığı azaltarak enerji bağımsızlığını desteklemektedir. Türkiye’nin yıllık linyit üretiminin yaklaşık %5-6’sını sağlayan Çayırhan, bu özelliğiyle hem ekonomik hem de stratejik bir öneme sahiptir. Ancak, santralin özelleştirilmesi durumunda bu stratejik avantajların kaybolacağı ve ithal kömüre bağımlılığın artacağı öngörülmektedir. Özel sektörün maliyet düşürme odaklı çalışmaları, yerli kömür yerine ithal kömür kullanımını teşvik edebilir ve bu durum, enerji güvenliği açısından riskler yaratabilir. Çayırhan Santrali’nin özelleştirilmesi, yalnızca enerji güvenliği açısından değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal etkileri bakımından da sorunludur. Santralin bulunduğu bölgede yapılan kamulaştırmalar, sermaye lehine doğanın ve kamu varlıklarının kullanıma açıldığını göstermektedir. Özelleştirme sonrası, santralde çalışan 2.200 işçinin haklarının korunacağına dair herhangi bir güvence bulunmamaktadır. Bu durum, işçilerin çalışma koşullarında kötüleşmeye ve sosyal hakların kaybına yol açabilir. Ayrıca, yaklaşık 10 bin kişilik bir nüfusun geçimini sağlayan bu işletmenin özelleştirilmesi, bölgesel ekonomik istikrarsızlığa neden olma potansiyeli taşımaktadır. Enerji Sektöründe Özelleştirme Politikalarının Sorunları Türkiye’nin enerji sektöründeki özelleştirme uygulamaları, uzun vadeli planlamadan yoksun ve kamu yararını gözetmeyen bir yapıya sahiptir. 2025 itibarıyla elektrik üretiminin %83’ünün özel sektör kontrolünde olduğu Türkiye’de, enerji fiyatları sürekli artış göstermektedir. 381 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2359 ‒ Çayırhan Santrali örneği, bu sorunun yalnızca bir parçasını oluşturmaktadır. Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) gibi stratejik kurumların özelleştirilmesi, kamusal denetimi zayıflatmış ve tekelleşmeyi artırmıştır. Özellikle borçların dövizden TL’ye çevrilmesi gibi düzenlemeler, kamu zararını derinleştirerek halkın sırtına ek yükler bindirmiştir. Örneğin, geçmiş özelleştirme uygulamalarında yaşanan döviz kuru farkları nedeniyle milyonlarca dolarlık kamu zararı ortaya çıkmıştır. Enerji sektöründeki özelleştirmeler, yalnızca ekonomik ve toplumsal etkilerle sınırlı kalmayıp çevresel sürdürülebilirlik açısından da ciddi tehditler oluşturmuştur. Akbelen Ormanı gibi bölgelerdeki madencilik faaliyetleri, doğal kaynakların tahribatına yol açmaktadır. Çayırhan Santrali’nde gerekli çevresel önlemlerin alınmadığı bilinmekle birlikte özelleştirilmeyle benzer sorunların artması muhtemeldir. Yerli kömür çıkarımında çevre dostu yöntemlerin terk edilerek kısa vadeli kâr odaklı stratejilere yönelmek, doğal dengenin bozulmasına ve halk sağlığının tehlikeye girmesine neden olacaktır. Çayırhan Termik Santrali’nin özelleştirilmesi, Türkiye’nin enerji güvenliğini zayıflatacak, ekonomik bağımsızlığı tehlikeye atacak ve çevresel sorunları derinleştirecek yanlış bir politikadır. Enerji sektöründeki özelleştirme sürecinin kamusal planlamadan yoksun olması, uzun vadeli riskleri artırmaktadır. Özelleştirmelerin kısa vadeli gelir elde etme amacıyla yapılması, halkın refahını düşürmekte ve enerji fiyatlarını yükseltmektedir. Kamuya ait stratejik enerji tesislerinin özelleştirilmesi yerine, bu tesislerin kamusal denetim altında verimlilik ve sürdürülebilirlik esaslarına göre işletilmesi gerekmektedir. Çayırhan örneği, özelleştirme politikalarının yalnızca ekonomik bir karar olmadığını, aynı zamanda sosyal, çevresel ve stratejik boyutları olan bir mesele olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Gelecekte benzer sorunlarla karşılaşmamak için kamusal çıkarları önceliklendiren enerji politikalarına yönelmek zorunludur. 382 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2360 ‒ 7 EKİM ÖNCESİ VE SONRASI TÜRKİYE İSRAİL TİCARETİ, SOCAR VE İSRAİLE GİDEN PETROL 2023'te 5,4 milyar dolar ihracat ile Türkiye'nin ihracat listesinde İsrail 13'üncü sırada yer aldı.(%2,1) / İthalat oranı %0,5 7 Ekim 2023’ten 9 Nisan 2024’e kadar İsrail’e ihracat tam gaz devam ederken, bu tarihinden itibaren, ilk aşamada 54 ürün grubuna yasak geldi. 2 Mayıs 2024 tarihinde ise İsrail'le ilgili ihracat ve ithalat işlemleri tüm ürünleri kapsayacak şekilde durdurulduğu açıklandı. Türkiye'nin İsrail'e ihracatı 2024 Mayıs ayında yıllık yüzde 99 düşerek 4,42 milyon dolara geriledi. 2024 Nisan'da ihracat 277,3 milyon dolar olarak gerçekleşmişti. 2024 ilk 5 ayında İsrail'e ihracat 2023’ün aynı dönemine göre yüzde 38,4 düşüşle 1,42 milyar dolar oldu. Filistin’le yapılan 'ticaret' 2024 Ekim ayında 2023’e göre yüzde 672 arttı; 95 milyon 406 bin dolara ulaştı. (Ekim 2023, 13 milyon 521 bin) 31 Ekim 2023’te İsrail’e ihracat rakamı 327 milyon 618 bin olmuştu. İsrail ülke gümrük kodu 624’tür. Filistin Yükleri için aşağıdaki şartlarla yeni bir prosedür geliştirildi ve Filistin için 625 ülke kodu kullanılarak gönderilmeye başlandı.  Beyannamede gittiği ülke Filistin açılması gerekmektedir.  Beyannamede alıcı Filistinli bir alıcı olması gerekmektedir.  Konşimento üzerinde alıcı ve yük ihbar adresi Filistin’de yerleşik firma olması gerekmektedir. 383 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2361 ‒  2024 Ekim itibariyle ise Filistin Ekonomi Bakanlığının onayı istenmektedir. Ancak tüm bu açıklanan durumların İsrail’e yapılan sevkiyatın önüne geçemediği; hem giden ürünlerin anlamsız çeşidinden, hem de Filistin’e izah edilemeyecek şekilde artan ithalat oranından anlaşılmaktadır. Yine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın basın açıklamasında “Teslim noktası İsrail olan” ifadesi ile varış noktası İsrail olan herhangi bir yükleme gerçekleşmediğini iddia edilmektedir. Ancak gemi yoldayken varış noktası değiştirilebiliyor. Daha önce de Ceyhan'dan çıkan petrol tankerinin varış limanını Mısır olarak kaydedip sonra değiştirilerek İsrail'e gittiği 2023 Aralık ayında www.marinetraffic.com üzerinden ispatlanmıştı. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ve SOCAR: İsrail’e Petrol Taşımanın Bedelini Kim Ödüyor? Son dönemde Türkiye’nin enerji projeleri ekonomik faydalar sağlaması vaatleriyle öne çıksa da, bu projelerin etik ve stratejik boyutları gözden kaçırılmaktadır. Özellikle Bakü-Tiflis- Ceyhan (BTC) boru hattı üzerinden taşınan Azerbaycan petrolünün, İsrail’e gönderilmesi, Türkiye’nin dış politikasındaki çelişkileri derinleştirmektedir. Petrol taşımacılığına karşı değiliz, ancak bu sevkiyatların hedefi ve amacı ciddi bir sorgulamayı gerektirmektedir. Özellikle Gazze’de süren insani kriz göz önünde bulundurulduğunda, bu petrol taşımacılığının ne gibi sonuçlar doğurduğu anlaşılmalıdır. Türkiye’nin Dış Politikasındaki Çelişkiler BTC boru hattı, Azerbaycan’dan çıkarılan petrolün Türkiye üzerinden dünya pazarlarına taşınmasını sağlar. Ancak, son yıllarda bu hattın işlevi sadece enerji taşımacılığı ile sınırlı kalmamış, aynı zamanda bir stratejik ikilem haline gelmiştir. Hükümet, Filistin’e yönelik açıklamalarında, İsrail’in Gazze’deki eylemlerini kınarken, aynı dönemde Türkiye toprakları üzerinden İsrail’e petrol sevk etmeye devam etmektedir. Bu durum, hükümetin Filistin’e destek politikasıyla çelişmektedir. Türkiye, her yıl yaklaşık 220 bin varil petrolü BTC hattı aracılığıyla İsrail’e taşımaktadır. Bu petrol, sadece sivil kullanım değil, aynı zamanda askeri operasyonlar için de kullanılmakta, Gazze’deki askeri saldırılar için enerji sağlamaktadır. Azerbaycan’ın devlet petrol şirketi SOCAR, son yıllarda Türkiye’de önemli yatırımlar yapmaktadır. Ancak SOCAR’ın bu yatırımları, Türkiye’nin ulusal çıkarlarını mı yoksa uluslararası ticaretin çıkarlarını mı gözettiği sorusunu gündeme getirmektedir. Petrol taşımacılığı yalnızca ticari bir faaliyet değil, aynı zamanda bir diplomatik meseledir. Türkiye, enerjiden elde ettiği gelirle ekonomik bağımsızlık sağlamayı hedeflese de, petrol sevkiyatının 384 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2362 ‒ yönlendirildiği ülkelere dikkat edilmesi gerekmektedir. Özellikle Gazze’deki insanlık dramı devam ederken, bu sevkiyatların bir anlamı olmalı ve devletin bu konuda vicdanlı bir duruş sergilemesi beklenmelidir. Petrol Taşımanın Etik Boyutu Petrol taşımacılığı, ekonomik kazanç sağlamak adına sadece ticari bir faaliyet olarak görülmemelidir. Türkiye’nin topraklarından geçen petrol, Gazze’deki soykırımın sürmesine dolaylı olarak katkı sağlamaktadır. Petrol sevkiyatları, Türkiye’nin uluslararası arenada barış ve adalet için güçlü bir duruş sergilemesi gereken bir dönemde gerçekleşmektedir. Petrol taşımacılığına yalnızca ekonomik bir iş kolu olarak bakmak, işin insani ve etik boyutunu göz ardı etmek demektir. Türkiye’nin, bölgedeki çatışmaların tırmanmasına katkı sağlayan bu tür sevkiyatları durdurması, uluslararası sorumluluğunun bir gereğidir. SOCAR’ın Türkiye’deki yatırımları ve Azerbaycan petrolünün İsrail’e taşınması, Türk Devletleri Teşkilatı’nın ilke ve amaçlarıyla çelişmektedir. Bu durum, özellikle Kazakistan ve Azerbaycan gibi Müslüman ülkelerin petrolünün, İsrail’in enerji ihtiyacını karşılamak için kullanılmasının, bu ülkelerin politikalarına aykırı bir durum yarattığını göstermektedir. Hükümetin bu çelişkileri göz ardı etmesi ve halkı konuyla ilgili yeterince bilgilendirmemesi, toplumsal bir sorumluluk eksikliğini ortaya koymaktadır. Uluslararası İlişkilerde Adalet ve Vicdan Gelişmiş ülkeler, enerji ve dış politika ilişkilerini kurarken, her zaman insan hakları ve vicdanı ön planda tutmaktadır. Ancak Türkiye’nin bu iki önemli unsuru göz ardı ederek yalnızca ekonomik çıkarlar doğrultusunda hareket etmesi, dış politikasının eksikliklerini gözler önüne sermektedir. Petrol ve enerji sevkiyatları, sadece ticaret değil, aynı zamanda stratejik tercihlerdir. Bu tercihler, Gazze’deki canların pahasına yapılamaz. Türkiye’nin bu yanlış politikadan dönmesi, sadece Gazze halkı için değil, dünya barışı için de büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin enerji projeleri, ekonomik bağımsızlık için önemli adımlar atılmasını sağlasa da, bu süreçte adalet, vicdan ve insan hakları gibi değerler de göz önünde bulundurulmalıdır. Petrol taşımacılığı, yalnızca ticari bir faaliyet değil, aynı zamanda uluslararası ilişkilerde bir vicdan meselesidir. Türkiye’nin bu noktada, ulusal çıkarlarının yanı sıra insani sorumluluklarını da yerine getirmesi gerekmektedir. Gazze’deki vahşete göz yummak ve başka bir ülkenin savaş çabalarını dolaylı yoldan beslemek, hiçbir vicdan sahibi insanın kabul edemeyeceği bir durumdur. 385 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2363 ‒ Hükümetin, İsrail’e yapılan petrol sevkiyatlarının Türkiye’ye hangi faydaları sağladığını net bir şekilde açıklaması ve bu çelişkilere son vermesi, ülkenin uluslararası sorumluluğu açısından kritik öneme sahiptir. Bu politikaların yeniden gözden geçirilmesi, hem Türkiye’nin dış politikası hem de bölgedeki barış için gereklidir. TABİİ KAYNAKLAR Madencilik faaliyetlerinin bütünleşik bir yönetim sistemi ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde yürütülerek sektörde yatırım ortamının iyileştirilmesi, yurtiçi aramaların artırılması suretiyle ülkemizin maden, jeotermal kaynak, petrol ve doğal gaz potansiyelinin tespit edilmesi, madenlerin işlenerek ara ve uç ürünlere dönüştürülmesi yoluyla katma değerin artırılması, hammadde arz güvenliğinin sağlanması ve dışa bağımlılığın azaltılması temel amaçtır. Madencilik sektöründe 2024 yılında üretim artışa geçmiş, ihracat önemli oranda artmış, ithalatta iyileşme gerçekleşmiştir. 2025 yılı Ocak-Temmuz döneminde önceki yılın aynı dönemine göre ithalatta yüzde 7 artış, ihracatta yüzde 0,7 azalış, üretimde ise yüzde 1,05 artış gerçekleşmiştir. İhracatta mermer, çinko, bakır, feldspat, krom, kurşun ve bor, ithalatta ise ham petrol ve doğal gaz, taşkömürü ve demir önemli ağırlığa sahiptir. 386 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2364 ‒ Ham petrol üretimi 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 30 artarak 104.031 varil/gün ortalamayla 5,3 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Ham petrol ithalatı 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,4 azalarak 30 milyon ton olmuştur. 2024 yılında yurt içi ham petrol üretiminin toplam petrol arzına oranı yüzde 15’tir. 2024 yılı doğal gaz üretimi bir önceki yıla göre yüzde 176 artarak 2,3 milyar m3 olarak gerçekleşmiştir. Doğal gaz ithalatı ise 2024 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 3,4 artarak 52,2 milyar m3 olmuştur. 2024 yılında yurt içi doğal gaz üretiminin toplam doğal gaz tüketimine oranı yüzde 4,3 olarak gerçekleşmiştir. 2024 ve 2025 yılı için hedeflenen ile gerçekleşen enerji miktarlarına bakıldığında enerji arzında yerli kömürden hedeflenen enerjinin üretilmediği, dolayısıyla bu enerjinin ithal edildiği gözlemlenmektedir. Gelişmekte olan ülkeler enerji arzlarını hala kömüre dayalı termik santrallere yatırım yaparak uzun vadede garantiye alırken ülkemizin ETKB bütçesinde yerli kömür üretimi 2026 hedeflerinde neden bir artışa gidilmediği anlaşılamamıştır. Ayrıca 2024 ve 2025 yılında yerli kömür üretim hedeflerinin yakalanamamasının önünde yatan sorunların tekrar edilmemesi için ne tür önlemlerin alındığı yapılan bütçe sunumlarında belirtilmemiştir. Yıllardır arama çalışmaları devam eden Trakya havzası, İç Anadolu Havzası vb. kömür yatakları için neden yerli kömüre dayalı termik santral yatırımlarına öncelik verilmemesi ayrı bir soru işaretidir. Nükleer santral teknolojisinin ülkemize taşınması kadar kendi yataklarımızdan radyoaktif yakıt üretim teknolojisine yatırımında önemi bilinmekteyken radyoaktif zenginleştirme yatırımlarına 2026 bütçesi ve sonraki yılların planlamasında öncelik verilmemektedir. Ülkemizde tabii kaynak aramalarında istikrarsızlıklar mevcuttur. Arama, işletme ve zenginleştirme işlemlerinde farklı bakanlık izin süreçleri oldukça uzun süreçlerdir. Bazen yatırımdan vaz geçilmesine bile sebep olmaktadır. İzin süreçlerinin uzun olması yatırımların 387 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2365 ‒ aksamasına ve bütçelerin artmasına sebep olmaktadır. Devlet aynı devlet iken bu izinler devlet kurumları arasında bile hızlandırılmamaktadır. Son yıllarda maden arama bütçelerinde düşüş yaşanmıştır ve arama projeleri gerektiği gibi desteklenmemektedir? Bulunan yatakların ise belli firmalara verilmesi kamuoyunun takibinde iken bu firmalara neden inisiyatif tanınmaktadır? Devletin arama ve işletme yapan kurumlarından emekli olan bürokrat ve personelleri belli başlı firmalara danışmanlık vermekte, görev sürelerinde takipsizlik kararı verdikleri projeleri danışmanlık sürelerinde bu özel firmalara kayırabilmektedir. Bu konuda gerekli tedbirler alınmalıdır. Kritik hammaddeler yeşil enerji dönüşümünde en önemli faktörlerden biri iken kritik hammadde aramalarına Bakanlık yeterli bütçe ayırmamaktadır. Ayrıca Türkiye’nin Maden haritasını çıkarmak için 2017 yılında Berat ALBAYRAK’ın öncülüğü ile BOTAŞ bünyesinde satın alınan 100’ün üzerinde maden arama makinesi 7 yıldır neden hurdalıkta çürütülmektedir? MADEN SEKTÖRÜNDE MEVCUT DURUM Madenlerimizden ileri teknoloji ürünleri üretilerek ihraç edilmeli, kazanılan ülke ekonomisine ve ülke insanlarına yansıtılmalıdır. Bu da yüksek katma değer, istihdam, çalışanlara insan onuruna yakışır bir ücret, refah ve mutluluğun tabana yansıması anlamına gelmektedir. Ülkemiz hammadde üretip satan, başka ülkelerin hammadde kaynağı olan bir ülke konumundan kurtarılmalı, sanayi ürünü satan bir ülke konumuna getirilmelidir. Türkiye, sahip olduğu kaynakları en iyi şekilde değerlendirmesi gerekirken, bütçede teknoloji transferine önceki yıllarda olduğu gibi bu yılda bütçe ayrılmamıştır. Örneğin; demir çelik endüstrisi, bor endüstrisi, nadir toprak elementleri endüstrisi, endüstriyel hammaddeler vb. Dolayısıyla tüvenan cevher satışları maalesef devam etmektedir. Küreselci odakların baskıları ile iklim değişikliğine bağlı enerji politikaları ve buna bağımlı bütçe tasarıları hazırlanırken iş güvenliği gibi esas temel hususta bütçe ayrımı yapılmamıştır. Oysa ülkemizde tabi kaynak arama, işletme ve zenginleştirmede ölenlerin sayısı hiç de az değildir. 388 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2366 ‒ Türkiye’de madencilik sektörü, yıllardır hem iktidar hem de muhalefet tarafından siyasi amaçlarla kullanılmakta, bu durum sektörün gelişimine olumsuz etkiler yapmaktadır. İktidar, ekonomik kazançları ön planda tutan bir madencilik politikası izlese de, finansman eksiklikleri, yetersiz mevzuat ve denetim mekanizmaları ile sektör aktörlerinin eksikliği gibi bir dizi sorun, çevre dostu üretim yöntemlerinin benimsenmesini engellemektedir. Çevresel sürdürülebilirlik ve yerel topluluklarla kurulan ilişkilerdeki eksiklikler, kamuoyunda sektöre olan güveni zedelemektedir. Bu bağlamda, iktidarın madencilik politikasının daha şeffaf, katılımcı ve çevreyi gözeten bir anlayışla yeniden şekillendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Muhalefet ise, çoğunlukla çevreci söylemlerle madenciliğe karşı çıkarak sektörü olumsuz etkilemektedir. Çevreyi koruma hedefi elbette önemlidir, ancak madenciliğin ülke ekonomisindeki hayati rolü göz ardı edilmemelidir. Çevre ve madenciliği birbirine karşıt gibi görmek, sürdürülebilir kalkınma vizyonuna zarar verir. Sektörün sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için, her iki tarafın da siyasi çekişmelerden uzaklaşıp, çevre dostu ve sürdürülebilir madencilik uygulamalarını desteklemesi gerekmektedir. Madencilik Sektöründe Siyaset Üstü Bir Yönetim Modeli Gerekliliği Türkiye’de madencilik sektörü, sıkça siyasi tartışmaların gölgesinde kalmakta ve bu durum sektörü olumsuz şekilde etkilemektedir. Muhalefet, çevreyi koruma adına madenciliği sınırlamayı savunurken, iktidarın mevcut uygulamaları ise verimli ve sürdürülebilir olmaktan uzaktır. Madencilik gibi stratejik bir sektörün, kısa vadeli siyasi hedeflerle şekillendirilmesi yerine, uzun vadeli kalkınma amaçlarına hizmet eden, siyaset üstü bir yönetim anlayışıyla idare edilmesi gerektiği açıktır. Bu noktada, özerk bir yapının oluşturulması ve bu yapının çevresel sürdürülebilirlik, yenilikçi teknolojiler ve yerel halkların hakları gibi faktörleri göz önünde bulundurarak yönetilmesi, sektörün ihtiyaç duyduğu yapısal dönüşüm için kritik bir adım olacaktır. Ayrıca, devlet, üretici firmalar, yerel yönetimler, bilim insanları ve çevreci sivil toplum kuruluşları gibi farklı paydaşların bir araya gelerek ortak bir strateji geliştirmesi, Türkiye’de madenciliğin hem ekonomik hem de çevresel açıdan sürdürülebilir bir şekilde ilerlemesine katkı sağlayacaktır. Sürdürülebilir Madencilik İçin Temel Stratejiler Türkiye’de madencilik sektörünün sürdürülebilir kalkınmasını sağlamak için atılacak adımlar şunlardır: 389 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2367 ‒  Çevre Dostu Teknolojilerin Yaygınlaştırılması: Çevre dostu madencilik süreçlerine yatırım yapılmalı, ileri teknoloji kullanımı teşvik edilerek Ar-Ge çalışmalarına öncelik verilmelidir.  Entegre Üretim ve Katma Değerli Ürünler: Ham madde ihracatından ziyade, yerli madenlerin işlenip katma değerli ürünlere dönüştürülmesi sağlanmalı ve bu alanda yeni tesisler kurulmalıdır.  Özerk ve Siyaset Üstü Yönetim: Madencilik faaliyetleri, siyasi baskılardan bağımsız, uzun vadeli kalkınma stratejileri doğrultusunda yönlendirilen özerk bir yapı tarafından yönetilmelidir.  Çok Paydaşlı İş Birliği: Devlet, özel sektör, yerel yönetimler, akademik çevreler, mesleki kuruluşlar ve çevreci sivil toplum örgütleri bir araya gelerek madencilik faaliyetlerinin sürdürülebilir ve çevre dostu olmasını sağlamalıdır. Bu stratejik adımlar, Türkiye’nin madencilik sektörünü çevresel sürdürülebilirlik ve ekonomik büyüme açısından daha verimli bir hale getirebilir. Türkiye'nin doğal kaynakları, doğru stratejik yaklaşımlarla değerlendirildiğinde, ülkenin ekonomik büyümesine ve milli gelirine önemli katkılar sağlayabilir. Ancak bu süreçte çevresel sürdürülebilirliğin göz önünde bulundurulması gerektiği unutulmamalıdır. Madencilik sektörünün siyasi etkilerden bağımsız bir şekilde yönetilmesi, uzun vadeli kalkınma hedeflerine ulaşmak için kritik bir öneme sahiptir. Atatürk'ün izlediği yolda, doğal kaynakların etkin kullanımı ve çevreye duyarlı madencilik politikaları benimsemek, Türkiye'nin gelecekteki ekonomik başarısının temel unsurlarındandır. Bu bağlamda, iktidar ve muhalefet arasında sağlanacak yapıcı iş birliği ve diyalog, Türkiye'nin madencilik sektörünü daha güçlü ve sürdürülebilir bir hale getirebilir. Siyasi tartışmaların ötesine geçerek ortak bir vizyon oluşturulması, hem çevresel hem de ekonomik anlamda uzun vadeli faydaların elde edilmesi için önemlidir. Ayrıca, bu yaklaşım gelecekteki nesillerin temiz bir çevrede yaşam hakkını güvence altına almak için de gereklidir. ERZİNCAN İLİÇ ALTIN MADENİ KAZASI VE HÜKÜMETİN İHMALLERİ 13 Şubat 2024’te Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Madeni'nde meydana gelen facia, Türkiye’deki maden güvenliği, çevre politikaları ve işçi sağlığı açısından ciddi ihmalleri ortaya koymaktadır. SSR Mining ve Çalık Grubu’na bağlı Lidya Madencilik ortaklığındaki Anagold Madencilik tarafından işletilen bu maden sahasında, siyanür içeren liç yığınlarının kayması 390 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2368 ‒ sonucu dokuz işçi göçük altında kalmış ve son işçinin bedeni ancak 8 Haziran 2024’te çıkarılabilmiştir. Kazanın Arka Planı Kazanın gerçekleşmesinin ardında, daha önceki yıllarda yapılan kapasite artışları, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) olumlu raporları ve yetersiz denetimler önemli rol oynamıştır. Oysa madenin bulunduğu alan hem Fırat Nehri’ne yakınlığı hem de aktif fay hattı üzerinde yer alması nedeniyle büyük çevresel ve güvenlik riskleri taşımaktadır. 2022 yılında aynı maden sahasında iki ayrı olay daha yaşanmış; Mart ayında bir liç kayması, Haziran ayında ise siyanür taşıyan boruların patlaması sonucu çevreye siyanür sızıntısı olmuştur. Ancak bu uyarılar dikkate alınmamış ve çevresel iyileştirme çalışmaları yeterli olmamıştır. Yönetimsel Zafiyetler ve Denetimsizlik Maden kazası öncesinde birçok önleyici tedbirin göz ardı edildiği anlaşılmaktadır. Maden alanında çatlakların tespit edilmesine rağmen, çalışmaların durdurulmaması ve iş güvenliği uyarılarına rağmen madenin faaliyetinin devam etmesi, kazanın önlenebilir olduğunu göstermektedir. Bu eksikliklerin temelinde hükümetin yeterli denetim yapmaması ve iş güvenliğini maliyet unsuru olarak gören madencilik firmalarına taviz vermesi yatmaktadır. Meclis’te yapılan araştırma komisyonu çalışmalarında da bu denetimsizlikler gözler önüne serilmiş; ancak komisyon sürecinde siyasi sorumlular yeterince sorgulanmamış ve gerçek sorumluların üzerine gidilmemiştir. Çevresel Riskler ve ÇED Raporlarındaki İhmaller Anagold şirketinin işletmesi için verilen ÇED raporları ve kapasite artış onayları, maden sahasında yapılan çevresel etütlerin yetersiz olduğunu göstermektedir. Madenin, Keban, Karakaya ve Atatürk barajlarını besleyen Fırat Nehri'ne yalnızca 350 metre uzaklıkta bulunması ve aktif fay hattı üzerinde yer alması, olası bir çevre felaketine açıkça davetiye çıkarmıştır. Yine de şirket, kapasite artışı taleplerine sürekli olumlu yanıt almış, 2023 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından "ÇED Gerekli Değildir" kararı bile verilmiştir. Bu durum, hükümetin çevresel riskleri ve halk sağlığını sermaye çıkarlarına feda ettiğinin bir göstergesidir. 391 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2369 ‒ İşçi Sağlığı ve Güvenliği İhmal Edildi Kazanın meydana geldiği gün, sahada çatlak ve kırık oluştuğu yetkililer ve işçiler tarafından fark edilmesine rağmen çalışmaların devam etmesi, iş güvenliği kültürünün yerleşmediğini göstermektedir. Merkezi izleme sistemlerinin yetersizliği, olay günü önlemlerin zamanında alınamamasına yol açmıştır. Bu tür kazaların önlenebilir olduğuna dair bilimsel veriler ve uluslararası iş güvenliği standartları mevcutken, hükümet ve şirket yetkililerinin denetim sorumluluklarını ihmal etmesi, iş güvenliği uygulamalarının yetersiz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kriz Yönetimi ve Yetersiz Müdahale Kaza günü saat 08:00’den itibaren sahadaki çatlakların fark edilmesine rağmen, sahada yeterli önlemlerin alınmadığı, liç sıvısının verilmesinin devam ettiği, gerekli tahliyelerin yapılmadığı ve çatlakların çimento ile kapatılmaya çalışıldığı görülmüştür. Bu eksik kriz yönetimi, dokuz çalışanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Anagold şirketi ve hükümet yetkilileri arasında yaşanan yetki karmaşası ve sorumluluk eksikliği ise bu durumun daha da kötüleşmesine neden olmuştur. Bilirkişi Raporu: Kusurlar ve Yönetimsel Zafiyet Kaza sonrası hazırlanan bilirkişi raporları, olayın önlenebilir olduğunu ve asıl kusurun yönetimde bulunduğunu vurgulamaktadır. Yöneticilerin, çatlak ve hareket tespit edilmesine rağmen riskli bölgede çalışmaya devam ettikleri, güvenlik talimatlarını göz ardı ettikleri tespit edilmiştir. Rapor, 39 kişinin sorumlu olduğunu belirlemiş, 13’ünün asli kusurlu, 26’sının ise tali kusurlu olduğunu ortaya koymuştur. İliç Maden Kazası, Türkiye’deki iş güvenliği, çevre sağlığı ve maden denetimlerinin yetersizliğini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Hükümetin çevresel etki değerlendirmelerinde eksiklikler, denetimlerde gevşeklik ve iş güvenliği konusundaki duyarsızlığı, sermaye sahiplerinin çıkarlarını korurken, işçileri ve çevreyi büyük tehlikelere atmaktadır. Bu felaketin önlenebilir olduğu halde yaşanmış olması, Türkiye'de işçi sağlığı, çevre güvenliği ve kamu denetimi konusunda ciddi bir reform ihtiyacını ortaya koymaktadır. Hükümetin sermaye yanlısı politikaları ve denetim yetersizliği, büyük çevresel ve insani maliyetlere yol açmaktadır. 392 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2370 ‒ SOSYAL POLİTİKALAR 393 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2371 ‒ 3.16. AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bir ülkenin toplumsal refahını artırma görevinde başrolde yer almaktadır. Yoksullukla mücadele, ailenin korunması, çocukların korunması, engellilerin toplumsal hayata kazandırılması gibi toplumun en hassas konularında görevler üstlenerek, kritik çalışma alanlarında tedavi edici yöntemler sunması beklenmektedir. 2026 yılı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi 531 milyar 905 milyon 396 bin TL olarak sunulmuştur. Bakanlığın 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi içindeki payı ise yüzde %2,8’ dir. Bakanlık bütçesi incelendiğinde, 1. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi 2025’te bütçeden %4,1 pay alan bu program, 2026’ta da %4,1 pay almıştır. Genel bütçe içinde ailenin korunması ve güçlendirilmesi %0,11 de kalmıştır. Toplumsal refahı doğrudan etkileyen aile kurumunun güçlendirilmesine yönelik kalıcı çözümlerin sunulmayacağını göstermektedir. Hükümet bu bütçe ile aileye verdiği önemi göstermekte yetersiz kalmıştır. Aile ve sosyal politikalar alanında son yıllarda yapılan söylemsel vurgulara rağmen, bütçedeki payın sabit kalması, bu alanda yapısal bir dönüşüm iradesinin ortaya konulamadığını göstermektedir. 2025 yılında olduğu gibi 2026’da da programın genel bütçe içindeki oranının %4,1 düzeyinde tutulması, aile politikalarının ekonomik ve kurumsal anlamda önceliklendirilmediğini, hükümetin aile kurumunu koruma yönündeki söylemlerinin mali temelde karşılık bulmadığına, dolayısıyla toplumsal refahın güçlendirilmesi yönünde kalıcı çözümler sunma kapasitesinin sınırlı kaldığına işaret etmektedir. 2. Aktif ve Sağlıklı Yaşlanma Bu programa ayrılan bütçenin oranı ise 2025’te %3,7 iken 2026’ta %4,05 olmuştur. Program payında gözlenen ufak artış, yaşlanan nüfus oranı varlığında hükümetin yaşlılara yönelik politikalarında değişiklik olmayacağını göstermektedir. 3. Çocukların Korunması ve Gelişiminin Sağlanması 394 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2372 ‒ 2025’te %10,1 olan bu programın payı, 2026’da %10,31’olarak güncellenmiştir. Programın genel bütçe içindeki payı ise %0,27’dir. Bu düzeydeki bir artış, çocukların mevcut problemleri (sosyal, ekonomik ve ahlaki sorunlar) dikkate alındığında, ihtiyacı karşılamaktan uzak kalmaktadır. 4. Engellilerin Toplumsal Hayata Katılımı ve Özel Eğitim Programın genel bütçe içindeki payı ise %1,22’dir. 2025 yılında %24,5 gibi yüksek bir paya sahip olan bu programın bütçesi, 2025’te %24,1’e düşüyor. Paydaki azalma, engelli bireylerin ihtiyaçlarına yetersiz kalmaya devam edileceğinin göstergesidir. Toplumsal destek ve özel eğitim alanında iyileştirme çalışmalarının zayıfladığı izlenimini oluşturmaktadır. 5. Kadının Güçlenmesi Kadınların güçlenmesine yönelik bütçenin 2025’te %1,2 iken, 2026’ta istikrarını koruyarak %1,2’de kalmıştır. Genel bütçe içindeki payı 2025’ te olduğu gibi %0,04’dür. Toplumda kadına yönelik şiddet ve ekonomik eşitsizlik gibi sorunların ciddi boyutlarda olduğu bilinirken, bu alana ayrılan payın artırılmaması, kadınların toplumsal hayattaki rollerini güçlendirme iddiasının yeterince desteklenmediğini ortaya koymaktadır. 6. Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma 2023’te bütçeden %62 bir orana sahip olan Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma Programı, 2026’da %53,51’e gerilemiştir. Her ne kadar bu oran içine düşen miktar bir önceki dönme göre yükselmiş olsa da artan enflasyon, ekonomik kriz ve gelir adaletsizliği gibi yapısal sorunlar ile toplumun bir kısmı yoksulluk ve sosyal yardımlara muhtaç durumdadır. Fakat Program kapsamında Yoksullukla mücadelenin sadece sosyal yardım programlarına dayandırılması, hükümetin sosyal politikalarının sürdürülebilirlikten yoksun olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tablo, sosyal yardımların giderek bir istihdam ve refah politikası yerine, yoksulluğu yönetme aracı olarak kullanıldığını göstermektedir. Merkezi Yönetim Bütçe Ödeneklerinin Programlara Göre Dağılımı incelendiğinde, yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlaşma programı 2025’ te %2,26 iken 2026 da %2,70 olmuştur. Sosyal yardımlara ayrılan bütçenin artışı bir başarı göstergesi değil, aksine sosyal politika eksikliği olarak değerlendirilmektedir. Yoksullukla mücadelenin temel hedefi, bireyleri yardımlara bağımlı hale getirmek değil, onları üretken ve bağımsız bir yaşama kavuşturmak olmalıdır. 395 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2373 ‒ % 4,1 4,05 10,31 24,1 1,2 0,03 53,51 2,67 100 21.804.400.000 21.541.103.000 54.803.330.000 128.186.790.000 6.737.891.000 181.614.000 284.470.466.000 14.179.802.000 531.905.396.000 2026 % 4,1 3,7 10,1 24,5 1,2 0,03 54 2,4 100 16.666.881.000 15.097.557.000 41.002.548.000 99.602.583.000 4.885.568.000 125.303.000 219.723.130.000 9.907.057.000 407.010.627.000 2025 1. Bütçenin Programlar Bazında Değerlendirilmesi PROGRAM 2024 % 2025 % 2026 % 3,6 2,6 8 22 0,9 0 62 1,8 100 NİN KORUNMASI VE GÜÇLENDİRİLMESİ 11.904.918.000 3,6 16.666.881.000 4,1 21.804.400.000 396 AKTİF VE SAĞLIKLI YAŞLANMA 8.579.113.000 2,6 15.097.557.000 3,7 21.541.103.000 11.904.918.000 8.579.113.000 26.591.046.000 72.302.727.000 2.900.813.000 205.861.822.000 6.134.445.000 334.349.925.000 75.041.000 UKLARIN KORUNMASI VE GELİŞİMİNİN 2024 26.591.046.000 8 41.002.548.000 10,1 54.803.330.000 Tablo 1. Bütçenin Programlar Bazında Değerlendirilmesi SAĞLANMASI NGELLİLERİN TOPLUMSAL HAYATA 72.302.727.000 22 99.602.583.000 24,5 128.186.790.000 KATILIMI VE ÖZEL EĞİTİM AİLENİN KORUNMASI VE GÜÇLENDİRİLMESİ ÇOCUKLARIN KORUNMASI VE GELİŞİMİNİN KADININ GÜÇLENMESİ 2.900.813.000 0,9 4.885.568.000 1,2 6.737.891.000 ENGELLİLERİN TOPLUMSAL HAYATA YOKSULLUKLA MÜCADELE VE SOSYAL AKTİF VE SAĞLIKLI YAŞLANMA YÖNETİM DESTEK PROGRAMI ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER ŞEHİT YAKINI VE GAZİLER 75.041.000 0 125.303.000 0,03 181.614.000 KADININ GÜÇLENMESİ PROGRAMLAR TOPLAMI OKSULLUKLA MÜCADELE VE SOSYAL PROGRAM 205.861.822.000 62 219.723.130.000 54 284.470.466.000 YARDIMLAŞMA SAĞLANMASI KATILIMI VE ÖZEL EĞİTİM YARDIMLAŞMA YÖNETİM DESTEK PROGRAMI 6.134.445.000 1,8 9.907.057.000 2,4 14.179.802.000 PROGRAMLAR TOPLAMI 334.349.925.000 100 407.010.627.000 100 531.905.396.000 396 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2374 ‒ 1.AİLE İktidarın, aile kurumuna verdiği önemi ispatlama çalışması olarak “Aile Yılı” ilanı, uygulamada ciddi eksiklikler ve çelişkiler barındırmaktadır. Ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetleri karşısında halkın aile kurma arzusu zayıflamakta, boşanma oranları artarken gençler evlilikten uzaklaşmaktadır. Bu tablo, iktidarın aileyi merkeze alan söylemlerinin halkın gerçek yaşam koşullarını dikkate almadığını ortaya koymaktadır. Sembolik ilan ve aileyi merkeze alan güçlü söylemler, ne yazık ki halkın günlük yaşamında karşı karşıya olduğu ekonomik yıkımın gölgesinde kalmaktadır. Artan konut ve kira fiyatları, çeyiz masrafları ve bir evi geçindirmenin ağır maliyeti nedeniyle, genç nesiller aile kurma fikrinden uzaklaşmaktadır. Mevcut aileler ise artan geçim sıkıntısı nedeniyle büyük bir baskı altında olduğu için bu ailelerinde sürdürülebilirliği tehdit altındadır. Ekonomik stres sebebiyle hane içi huzursuzluklar artmakta ve boşanma oranlarında artışlara yol açılmaktadır. Sonuç olarak ailenin temelleri, yapılan sözde ilanlara yenik düşerek ekonomik istikrarsızlık zemininde sarsılmaya devam etmektedir. Yıllara göre ortalama ilk evlenme yaşı incelendiğinde, her iki cinsiyette de ilk evlenme yaşının arttığı görülmektedir. Grafik 1: Cinsiyete Göre Ortalama İlk Evlenme Yaşı 397 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2375 ‒ Grafik 2: Evlenme Sayısı ve Kaba Evlenme Hızı 2024 TÜİK evlenme ve boşanma istatistiklerine göre; 2013 yılında 600 bin 138 olan evlenme sayısı, 2024 yılına gelindiğinde 568 bin 395 seviyesinde kalmıştır. 2023 yılına ait veri ile aradaki fark ise kıyas edilemeyecek kadar azdır. Bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı ise 2013 yılında 7,88 iken 2024 yılından 6,65’ e kadar gerilemiştir. Grafik 3: Boşanma Sayısı ve Kaba Boşanma Hızı 2024 TÜİK evlenme ve boşanma istatistiklerine göre; 2013 yılında 125 bin 035 olan boşanma sayısı, 2024 yılına gelindiğinde 187 bin 343 olmuştur. Bin nüfus başına düşen boşanma sayısını 398 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2376 ‒ ifade eden kaba boşanma hızı ise 2013 yılında 1,65 iken 2024 yılında binde 2,19 olarak belirlenmiştir. Aile kurumunun sorunları görmezden gelinmeye devam edildikçe bu oranın da artmaya devam edeceği aşikardır. Aile müessesesinin desteklenmesi, güçlendirilmesi, gençlerin sosyal risklere karşı korunması ve gelişimleri ile girişimlerine destek sağlanmasına yönelik kaynağın oluşturulması amacıyla 22/11/2023 tarihinde 7474 sayılı Aile ve Gençlik Fonu Kurulması Hakkında Kanun ile Aile ve Gençlik Fonu kurulmuştur. Kanun kapsamında ” Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi” ilan edilmiştir. Bu proje ile evlenecek gençlerin ekonomik, psikolojik ve sosyal açıdan sunulan desteklerle evliliklerinin daha sağlam temeller üzerine kurulması ve gençlerin evliliğe teşvik edilmesi amaçlanmıştır. Proje kapsamında başvurusu onaylanan kişilere 48 ay vadeli 2 yıl geri ödemesiz kredi desteği ve evlilik öncesinde ve sonrasında danışmanlık hizmetleri sunulmuştur. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre 166.215 çiftin programa başvuru yaptığı açıklanırken, 62.074 çiftin projeden yararlanmaya hak kazandığı ve 49.112 çifte ödeme yapıldığı belirtilmiştir. Proje kapsamında sunulan 150.000 TL’lik kredi desteği 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla arttırılacağı ilan edilmiştir. Başvuru anında eşlerden her ikisinin 18-25 yaş aralığında (26 yaşını doldurmamış) olduğu başvurularda kredi tutarı 250.000 TL, en az birinin 26-29 yaş aralığında olduğu başvurularda ise 200.000 TL olarak uygulanmaya devam edilecektir. Kredi fiyatlarının yanında başvuru şartında da güncelleme olacağı belirtilmiştir. Son 6 aylık gelir durumuna ilişkin başvuru şartı, asgari ücretin 2.3 katından 2.5 katına yükseltilecektir. Tüm bu güncellemeler, ekonomik krizin sonuçlarını değiştirmemekle birlikte, gençlerin hayalleri, süsletilerek sunulan vaatlerin esiri olmaya devam edeceğinin göstergesidir. Ayrıca, bu şekilde sunulan bir sosyal yardım modeli gençleri borç yükü altına sokmakta, uzun vadede aile içi ekonomik sıkıntılara zemin hazırlamaktadır. Evlenme Maliyeti İstanbul Planlama Ajansı tarafından yapılan “Evlilik Maliyeti Fiyat Araştırması” na göre, 2025 yılında İstanbul’da bir salon düğünü ve yeni bir ev kurma dahil olmak üzere evliliğe ilişkin temel harcamaların ortalama 850.095 TL olduğu hesaplanmıştır.2024 yılında aynı bileşenler için bu maliyet 589.405 TL olarak hesaplanmıştır. 2025 yılı için 2024 yılına göre kıyasla harcamalar için gerekli bütçenin %44,2’lik artış gösterdiği görülmektedir. Bu artış oranı 399 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2377 ‒ gençlerin evliliği bir lüks olarak görmesini doğrular niteliktedir. Proje kapsamında 150.000 TL tutarındaki faizsiz kredi, 850.000 TL’lik ortalama maliyetin yalnızca %17’sine denk gelmektedir. Ve buda gençlerin omzuna bir borç yükü olarak sunulmaktadır. Tüm bu maliyetler doğrultusunda evlenme oranları düşmekte ve gençler evlilik fikrinden uzaklaşmaya devam etmektedir. Gerçek bir proje sunulmak isteniyorsa, ekonomik koşullar göz önünde bulundurulmalı, gençleri borçlandırmak değil, yüklerini hafifletmek amaçlanmalıdır. Aile Yılı kapsamında konut, istihdam ve gelir adaleti politikalarıyla bütünleşmiş bir “aile politikası çerçevesi” oluşturulmalıdır. Tablo: Ailenin Güçlendirilmesine İlişkin Alt Program Performans Göstergeleri Ailenin güçlendirilmesi başlığı altında gerçekleştirilecek; Aile eğitim programları ve evlilik öncesi eğitim programlarındaki katılımcı sayılarındaki idareli artışlar, aileyi ayakta tutmak için verilmesi gereken psikososyal desteğin dahi enflasyona yenildiğini göstermektedir. 400 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2378 ‒ Tablo: Ailenin Korunmasına İlişkin Alt Program Performans Göstergeleri Performans göstergeleri incelendiğinde; Aile danışmanlığı hizmetinden yararlanacak kişi sayısının sınırlı tutulması, aileyi koruma politikasının yetersizliğinin ispatı niteliğindedir. Birey, aile ve toplumu etkileyen sorunların, ihtiyaçların ve risklerin belirlendiği; ihtiyaç duyan fert ve ailelerin sosyal hizmet ve yardımlar ile kamu hizmetlerine yönlendirmelerin yapıldığı, koruyucu, önleyici, destekleyici ve geliştirici program olarak sunulan Aile Sosyal Destek Programı (ASDEP) kapsamında ulaşılacak hane sayısının sabit tutulması; toplumun refah seviyesinde bir değişiklik yaşanmayacağı olarak yorumlanabileceği gibi, sürdürülebilir çözümlerden uzak kalındığını da gösterir. 401 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2379 ‒ 2.KADIN Türkiye nüfusu 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 85 664 000 kişi; kadınlar bu nüfusun yaklaşık %49,98’ini oluşturmaktadır. 2.1 Kadın İstihdamı OECD ülkelerinin kadın istihdam oranlarını gösteren rapor incelendiğinde, İzlanda’nın %81,3’lük oranla en yüksek kadın istihdamına sahip ülke olduğunu göstermektedir. Hollanda (%78,9) ve İsviçre (%76,7) de kadın istihdamında üst sıralarda yer almaktadır. Bu veriler, bu ülkelerde kadınların işgücüne katılımının güçlü olduğunu ortaya koymaktadır. Öte yandan, Türkiye %35,5 ile kadın istihdam oranında OECD ülkeleri arasında son sırada yer almakta olup, kadınların işgücüne katılımının ciddi düzeyde yetersiz olduğunu göstermektedir. OECD ülkelerinin kadın işsizlik oranları incelendiğinde en fazla kadın işsizliği olan üç ülke sırasıyla; %16,44 ile Yunanistan, %14,78 ile İspanya ve %13,46 ile Türkiye olmuştur. OECD ülkelerinin 2023 yılı verileri incelendiğinde, çalışma çağındaki kadınların %35,5’ini istihdam eden Türkiye, 20 OECD ülkesi verisi içerisinde son sırada yer almıştır. Tablo: 2015-2024 Yılları Arasında Bazı Ülkelerdeki Kadın İstihdamının Nüfusa Oranı (OECD, 2024) 402 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2380 ‒ Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin, kadın istihdam oranı 2014 yılında %59,8 iken 2023 yılında %60,1 olmuştur. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2023 yılında hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının %27,1, erkeklerin istihdam oranının ise %90,1 olduğu görülmektedir. Çocuk bakımı nedeniyle işten uzak kalan kadın çalışanın meslekten uzak kalması, bir sonraki iş arayışında mesleki yeterliliğini de etkileyebilmektedir. Kaynak: DİSKAR, 2021 (https://arastirma.disk.org.tr/?page_id=4498) Kadınların çok büyük bir bölümü asgari ücret ve daha altında ücretlerle çalışmaktadır. Tahmini 7 milyon kadın çalışanın yüzde 61,4’ü asgari ücretin altı ve asgari ücretin yüzde 20 fazlası ücretler ile çalışmaktadır. Kadınların yüzde 41’i ise asgari ücret dahi alamamaktadır. Özel sektörde çalışan kadınlar çok daha büyük bir ücret eşitsizliği ile yüz yüzedir. Özel sektörde asgari ücret altında çalışma genel olarak yüzde 43,9 iken, özel sektördeki kadın işçilerin yüzde 54,5’i asgari ücret altında ücretlerle çalıştırılıyor. Özel sektördeki kadın işçilerin yüzde 14,8’i ise 2.500 TL’nin de altında ücretle çalışmaya zorlanıyor (Veri 2022 olduğundan ücret rakamı bu şekilde). Bugün Türkiye’de doğurganlık oranı 1,48’e gerilemişse, bunun en temel sebeplerinden biri ekonomik güvencesizliktir. Kadınların büyük bölümü düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalmaktadır. Özel sektörde ise kadın işçilerin yarısından fazlası asgari ücretin dahi altında çalıştırılmaktadır. Bu durum, hem çalışma hayatındaki eşitsizliği hem de sosyal politikaların yetersizliğini gözler önüne sermektedir. Eğer doğurganlık oranlarının artırılması gerçekten hedefleniyorsa, öncelikle kadınlara adil bir yaşam, güvenceli bir iş, insanca bir ücret ve çocuk yetiştirebilecekleri destekleyici bir sosyal politika ortamı sunulmalıdır. Kadından anne olmasını bekleyen ancak anneliği destekleyecek asgari ekonomik ve sosyal koşulları dahi sağlamayan bir anlayışın bu tabloyu değiştirmesi 403 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2381 ‒ mümkün değildir. Bu nedenle, kadınların iş gücüne katılımını teşvik eden politikalar, özellikle çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, esnek çalışma modellerinin geliştirilmesi ve aile dostu uygulamaların hayata geçirilmesiyle desteklenmelidir. Böylece kadınların iş yaşamı ile aile sorumluluklarını dengeli bir biçimde yürütebilmeleri mümkün olacak, doğurganlık artışı da ancak bu bütüncül sosyal politika yaklaşımıyla sürdürülebilir hale gelecektir. 2.2. Kadına Yönelik Şiddet Kadınların %35,9'u yaşadığı çevrede gece yalnız yürürken kendini güvensiz hissetmektedir. Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2024 yılında, yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı %25,7 iken bu oran kadınlarda %35,9, erkeklerde %15,2 dir. Kadınların %47,8'si, erkeklerin ise %69,7'si yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissettiğini belirtmiştir. Evde yalnız olduklarında kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı 2024 yılında %5,8 iken bu oran kadınlarda %8,4, erkeklerde %3,1 oldu. Kadınların %78,9'u, erkeklerin ise %88,5'i evde yalnız olduklarında kendilerini güvende hissetmektedir. 18 Kasım 2024- 31 Ocak 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde TÜİK tarafından Türkiye'de kadına yönelik şiddete ilişkin mevcut durum, risk faktörleri, sonuç ve etkiler, mücadele yöntemleri ile algı, tutum ve farkındalığın ortaya çıkarılması amacı ile Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması yapılmıştır. Araştırma kapsamında, 15-59 yaş grubunda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı en az bir kadın fert bulunan 22 bin 110 örnek hane belirlenmiştir. Sonuçlar incelendiğinde, yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete uğramış kadınların oranı %12,8 olarak belirtilmiştir. 404 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2382 ‒ Grafik: Şiddet türüne göre yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların oranı, 2024 Türkiye % 32 ile OECD ülkeleri arasında 2023’ te kadına şiddet oranının en yüksek olduğu ülkedir. Grafik: OECD Ülkelerinde ve Türkiye’deki Kadına Şiddet Oranı 405 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2383 ‒ Şekil: 2025 yılı ilk 9 ayda kadın cinayetleri Türkiye'nin toplumsal yaşamında derin bir yara açan kadına yönelik şiddet, ne yazık ki giderek daha da önlenemez sorunların başında gelmeye devam etmektedir. Şiddet ve kadın cinayetlerindeki veriler bu meselenin sadece bir "toplumsal sorun" değil, aynı zamanda ulusal güvenliği tehdit ettiğini de göstermektedir. Bu artış, mevcut politikaların yetersizliğini ve konunun ilgili makamlar tarafından yeterince önemsenmediğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu denli yüksek riskli bir ortamda, şiddet eğiliminde olan bireyler için bireysel silahlanmaya geniş bir alan tanınması, toplumsal güvenlik açısından kabul edilemez bir tehdit oluşturmaktadır. Silahlı şiddetin yaygınlığı ile kadın cinayetleri arasındaki doğrudan ilişki, acil bir düzenleme ihtiyacını işaret etmektedir. Dahası, adalet sisteminin işleyişindeki kritik zafiyetler, mağdurların güvencesizliğini katlamaktadır. Şiddet uygulayan faillerin, şikayetlerin ardından hızla serbest bırakılarak mağdurlarla tekrar yüzleşmelerine izin verilmesi, hem şiddetin tekrarına sebep olmakta hem de kadınların adalet mekanizmalarına duyduğu güveni sarsmaktadır. 406 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2384 ‒ 2.2.1. Kadınların Her Türlü Şiddet ve Ayrımcılığa Maruz Kalmalarının Önlenerek Bu Alandaki Mevcut Düzenlemelerin Gözden Geçirilmesi ve Alınması Gereken Ek Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyon Raporuna İlişkin Değerlendirme Kadına yönelik şiddet, Türkiye’de artık münferit değil, sistematik bir adaletsizlik zincirine dönüşmüş durumdadır. Bu gerçek karşısında Meclis bünyesinde kurulan Komisyonun, toplumun vicdanına tercüman olacak, sahadaki gerçeklerle yüzleşen, çözüm üreten bir çalışma yürütmesi beklenirdi. Ne yazık ki hazırlanan rapor, teorik bilgilerle sınırlı kalmış; kadınların yaşadığı derin eşitsizlik ve şiddet sarmalını bütün boyutlarıyla görünür kılamamıştır. Komisyonun oluşumundan itibaren, muhalefet partilerinin temsil taleplerinin dikkate alınmaması, toplantıların diğer komisyonlarla çakıştırılması ve uzman katılımının kısıtlanması, çalışmalara gölge düşürmüştür. Alanında uzman kadın milletvekillerine dahi sınırlı söz hakkı tanınması, bu konudaki kapsayıcı yaklaşım eksikliğinin somut bir göstergesidir. Komisyonun bilgi toplama süreci ise ciddi hazırlık yetersizlikleriyle yürütülmüştür. Akademisyenler ve sivil toplum temsilcilerinin birikimi dikkate alınmazken, popüler medya figürlerinin hazırlıksız şekilde dinlenmesi, çalışmayı bilimsel ve politik derinlikten uzaklaştırmıştır. Bu durum, şiddetle mücadelenin popülist söylemlere indirgenmesi riskini doğurmuştur. Hazırlanan rapor, geçmiş dönem komisyon raporlarının ve politika belgelerinin birikimini de değerlendirmemiştir. 2022 tarihli raporda yer alan yerel yönetimlerin, baroların, STK’ların ve özel sektörün mücadeleye etkin katılımına dair öneriler tamamen göz ardı edilmiş, böylece kapsam daralmıştır. Kurumsal faaliyetlerin “eksiksiz yürütüldüğü” yönündeki söylemler ise sahadaki gerçeklerle çelişmektedir. Kadına yönelik şiddet vakalarının artışı, koruma kararlarının ve elektronik izleme sistemlerinin yetersizliği bu tabloyu açıkça göstermektedir. Kadın cinayetlerinin önlenmesi, yalnızca polisiye tedbirlerle değil, adaletsizliği ve ekonomik çaresizliği besleyen toplumsal yapıların dönüştürülmesiyle mümkündür. Bu nedenle Meclis’in, geçici komisyonlar kurmakla yetinmemesi; önerilerin uygulanmasını denetleyecek kalıcı bir İzleme ve Değerlendirme Komisyonu oluşturması zorunludur. 407 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2385 ‒ 3.YOKSULLUKLA MÜCADELE VE SOSYAL YARDIMLAŞMA Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerinin hesaplandığı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2024 yılı sonuçlarına ilişkin gelir bilgileri, bir önceki takvim yılı olan 2023 yılını referans almaktadır. Gelir ve yoksulluk hesaplamalarında hanehalkı gelirleri; hanehalkı büyüklüğü ve kompozisyonu dikkate alınarak eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine dönüştürülmektedir. Dört yıllık panel veri kullanılarak hesaplanan sürekli yoksulluk oranı, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin %60'ına göre son yılda ve aynı zamanda önceki üç yıldan en az ikisinde de yoksul olan fertleri kapsamaktadır. Buna göre, 2024 yılı sonuçlarına göre sürekli yoksulluk oranı bir önceki yıla göre 0,7 puan artarak %13,7 olmuştur. 408 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2386 ‒ Grafik: Sürekli yoksulluk oranı ve bir önceki yıla göre fark, 2020-2024 Türkiye Aile Destek Programı Aşırı yoksulluk sınırının altında kalan vatandaşlarımızın sosyal yardım sistemine dâhil edilerek aşırı yoksulluktan kurtulmaları ve düzenli sosyal yardım programlarımız özelinde belirlenen tematik şartları taşımadığı için bu yardımlardan faydalanamayan belirli bir gelir seviyesinin altındaki vatandaşlarımızın da desteklenmeleri amacıyla yalnızca gelir kriteri dikkate alınmak suretiyle 3294 sayılı Kanun kapsamındaki ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza nakdi destek sağlanması amacıyla Türkiye Aile Destek Programı hayata geçirilmiştir. 1 yıl süreyle hayata geçirilen Aile Destek Programının 2024 yılı sonuna kadar uzatılmasına karar verilmiştir. 3294 sayılı Kanun kapsamında ihtiyaç sahibi olup hane içinde kişi başına düşen aylık geliri net asgari ücretin 1/3’ünden az olan haneler (hanesinde memur, noter ve muhtar bulunanlar hariç) faydalanabilmektedir. Program kapsamında hane içinde kişi başına düşen aylık gelire göre destek tutarı ve çocuklu hanelere sunulan destek miktarı aşağıdaki tablolarda belirtilmiştir. Hane İçinde Kişi Başına Düşen Aylık Gelire Göre Destek Tutarları 409 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2387 ‒ Çocuklu Hanelere Sunulan Destek Tutarları Türkiye Aile Destek Programı kapsamında 2024 yılında yaklaşık 3,6 milyon tekil haneye aktarılan toplam destek tutarı 46,48 Milyar TL’dir. Taksit ödemesi veya borcu olanların oranı %56,8 olarak hesaplanmıştır. Geçen yıla göre konut alımı ve konut masrafları dışında borç veya taksit ödemesi olanların oranı 1,2 puan azalarak %56,8 olmuştur. Nüfusun %5,2'sine bu ödemelerden etkilenmezken, %39,1'i etkilenmiş, %12,5'ine ise çok etkilenmiştir. Tablo: Yoksullukla mücadele alt program göstergeleri Yoksullukla mücadele alt program göstergesine ait veriler değerlendirildiğinde yoksulluğu çözmekten uzak, yoksulluğu idare etmeye yönelik politikaların devam edeceğini görülmektedir. Sayısı giderek artan yaşlı nüfusumuza rağmen geliri olmayan yaşlılar için verilen aylık sayının azaltılması ihtiyacın yok sayılmasından kaynaklanmaktadır. Unutulmamalıdır ki bu ülke de inşaat işçisi iken yüksekten düşerek hayatını kaybeden yaşlılarımız bulunaktadır. Yoksulluk ve yaşam koşulları istatistiklerine göre 2024 yılında toplam nüfusun %29,3'ünün yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında iken yaşlı nüfus için 410 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2388 ‒ bu oranın %23,3 olduğu bilinmektedir. Yaşlı nüfusun işgücüne katılma oranı 2023 yılında %12,2 dir. Aylık bağlanan engelli ve engelli yakını sayılar incelendiğinde sosyal güvenlik sisteminin yetersiz kalmıştır. Engellilerin büyük bir kısmı, düşük ücretler, yetersiz eğitim ve istihdam olanakları nedeniyle ekonomik olarak bağımsız olamamaktadır, bu yüzden devletin yardımlarına bağımlı hale gelmektedir. Amaç, bu sayıyı yardımları keserek değil, istihdam ve sosyal güvence olanaklarını artırarak azaltmak olmalıdır. Bakım aylığının yoksulluk sınırının altında kalması, adil paylaşımın uygulamadaki başarısıdır. SOSYAL YARDIMLAŞMA Bakanlığın sunmuş olduğu sosyal yardımlara ait tablo değerlendirildiğinde toplumun her kesiminine ulaşmaya çalışıldığı gözlenmekle birlikte çok sayıda programın oluşu, bunların başvuru süreçlerinin genellikle karmaşık ve vatandaş açısından takip edilmesini zorlaştırmaktadır. Yardımların çoğunlukla “nakdi” şeklinde oluşu geçici bir rahatlama sağlayarak, yoksulluğun yapısal nedenlerini (işsizlik, düşük gelir, eğitim yetersizliği) ortadan kaldırmamaktadır. Bu nedenle yardımların yanında istihdam, meslek edindirme ve girişimcilik 411 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2389 ‒ destekleri artırılmalıdır. Yardımlar en alt düzeye anlık çözümler sunmanın ötesine geçememektedir. 2024 yılı verilerine göre sosyal yardımlardan faydalanan hane sayısı yaklaşık 4 574 684’e ulaşmıştır. Bir diğer ifadeyle, sosyal yardıma muhtaç hane ve kişi sayısı artmaya devam etmektedir. 2024 yılında düzenli sosyal yardım alan kişi sayısı yaklaşık 14,15 milyon olarak kaydedilmiştir. “Türkiye Aile Destek Programı” kapsamında 2024 yılında yaklaşık 3,6 milyon haneye ödeme yapılmıştır. 2025 yılı Ocak-Haziran döneminde ise program kapsamında 2 969 483 haneye yaklaşık 3,555 milyar TL tutarında destek sağlanmıştır. Bu güncel veriler, hâlâ çok sayıda hane için sosyal yardımların birincil geçim kaynağı olmaya devam ettiğini göstermekte, dolayısıyla sosyal yardım politikalarının yoksulluğu ortadan kaldırmaktan ziyade kronikleştirme riski taşıdığını düşündürmektedir. Ekonomik koşullarda kayda değer bir iyileşme yaşanmamasına rağmen, Türkiye Aile Destek Programı’nın 2024 yılı itibarıyla sonlandırılması, sosyal politika açısından ciddi bir tutarsızlık olarak değerlendirilmektedir. Hâlen milyonlarca hanenin bu desteklere ihtiyaç duyduğu bir dönemde programın sona erdirilmesi, yoksullukla mücadelede sürekliliğin sağlanamadığını ve devletin sosyal koruma kapasitesinin zayıfladığını göstermektedir. Tablo: Sosyal Yardımlaşma Alt Program Göstergeleri Tablodaki veriler genel olarak değerlendirildiğinde, yardım programlarından yararlanan kişi sayısında azalma öngörülürken, hane başına düşen yardım miktarında artış hedeflenmektedir. Söz konuşu artışların, enflasyon değerlerine karşılık ihtiyacı gidermekte ne kadar başarılı olunabilir, tartışılır. 412 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2390 ‒ Asker ailelerine yönelik yardım programından yararlanan kişi sayısının 2024 yılında 39.713 iken, 2028 yılına kadar 22.000’e düşmesi planlanmaktadır. Benzer şekilde, elektrik tüketim desteğinden yararlanan hane sayısının da 2024’te 3.188.347’den 2028’de 2.280.000’e gerilemesi beklenmektedir. Eşi vefat etmiş kadınlara yapılan yardımlardan yararlanan kişi sayısı da aynı dönemde 76.545’ten 52.000’e düşecektir. Veriler neticesinde iki ihtimal oluşmaktadır, bazı yardım programlarının kapsamının daraltılacağı ya da ihtiyaç sahibi sayısında azalma beklenmesi. Yoksulluk verileri ve ekonomik koşullar göz önünde bulundurulduğunda ihtiyaç sahiplerinde şu dönem için azalma beklenmesi fazla iyimser kalmaktadır. Program kapsamında daraltılmaya gidilme ihtimali ise anlık çözüm sunulan bir kesim için yoksulluğun devam edeceğinin göstergesidir. Genel sağlık sigortası primi devlet tarafından karşılanan kişi sayısında da azalma öngörülmekte olup, 2024 yılında 9.444.458 olan sayı 2028’de 7.430.000’e inecektir. Buna karşılık, hane başına ortalama aylık sosyal yardım tutarında önemli bir artış hedeflenmiştir. 2024 yılında 3.088 TL olan ortalama yardım miktarının, 2028 yılında 6.900 TL’ye çıkarılması planlanmaktadır. Genel sağlık sigortası primlerinin devlet tarafından karşılandığı vatandaş sayısında da ciddi azalmaların olması sosyal koruma ağlarının daraltıldığını, halkın kendi haline bırakıldığını göstermektedir. Bu tablo, ülkemizde sosyal yardımların gidişatını göstermesi açısından oldukça dikkat çekicidir. Ancak rakamlar incelendiğinde, ne yazık ki sosyal devlet ilkesinden giderek uzaklaşıldığını, ihtiyaç sahibi vatandaşların sayısının azaltılmasından çok, yardımların kısıtlanmasına dönük bir eğilim izlendiğini görmekteyiz. Hükümetin yoksulluğu azaltıyoruz” söylemiyle çelişmektedir. Yardıma muhtaç insanların sayısının azalması, onların gerçekten refaha kavuştuğu anlamına gelmez; eğer gelir adaleti tesis edilmemişse, bu azalış çoğu zaman yardımın kısıtlanmasından ibarettir. 2024 yılında asker ailelerinden, eşi vefat etmiş kadınlara, öksüz ve yetim çocuklara kadar birçok kesime yönelik yardım programlarında yararlanıcı sayılarının önümüzdeki yıllarda ciddi biçimde düşeceği öngörülmektedir Öte yandan, hane başına düşen sosyal yardım miktarının artırılacak olması olumlu gibi görünse de, bu artışın büyük ölçüde enflasyonun etkisini telafi etmeye bile yetmeyeceği ortadadır. Vatandaşın alım gücü erirken, rakamlarla “artış” gösterilmesi halkın gözünü boyamaktan öteye 413 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2391 ‒ geçmemektedir. Sonuç olarak bu tablo, hükümetin sosyal yardım politikalarının şeklen sürdüğünü, fakat özünde sosyal adaleti güçlendirmekten uzak olduğunu ortaya koymaktadır, 4.ÇOCUK Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanmış verilerine göre 2024 yılı sonu itibarıyla, Türkiye nüfusu 85 milyon 664 bin 944 kişi iken bunun 21 milyon 817 bin 61'ini çocuklar oluşturmaktadır. Çocuk nüfusun %51,3'ünü erkek çocuklar, %48,7'sini kız çocuklar oluşturmaktadır. Birleşmiş Milletler tanımına göre 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1970 yılında toplam nüfusun %48,5'ini oluştururken bu oran 1990 yılında %41,8 ve 2024 yılında %25,5’ idir. Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında %22,1, 2040 yılında %17,9, 2060 yılında %16,9, 2080 yılında %15,2 ve 2100 yılında %14,5 olacağı öngörülmektedir. Doğurganlık göstergelerindeki hızlı düşüş eğiliminin devam edeceğini varsayan düşük senaryoya göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında %22,0, 2040 yılında %16,7, 2060 yılında %13,9, 2080 yılında %11,1, 2100 yılında %9,9 olacağı öngörülmektedir. 4.1.EĞİTİM HAKKI Milli Eğitim Bakanlığı Örgün Eğitim İstatistiklerine göre okul öncesi eğitim seviyesinde beş yaş net okullaşma oranının, 2022/'23 öğretim yılında %85,0 iken 2023/'24 öğretim yılında %84,3 olduğu görülmektedir. Beş yaş net okullaşma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran erkek çocuklar için %84,5, kız çocuklar için %84,0 olmuştur. İlkokul seviyesinde net okullaşma oranı 2023/'24 öğretim yılında %95,0, ortaokul seviyesinde net okullaşma oranı %91,5 ve ortaöğretim seviyesinde net okullaşma oranı %88,0 dir. Grafik: Eğitim Seviyesi ve Cinsiyete Göre Net Okullaşma Oranı 414 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2392 ‒ İlkokul tamamlama oranı 2018/'19 eğitim ve öğretim döneminde %98,6 iken bu oran 2023/'24 eğitim ve öğretim döneminde %98,7 olmuştur. Ortaokul tamamlama oranı 2018/'19 eğitim ve öğretim döneminde %97,7 iken bu oran 2023/'24 eğitim ve öğretim döneminde %96,5 oldu. Ortaöğretim tamamlama oranı ise %68,1'den %81,2'ye yükselmiştir. Ortaöğretim okul tamamlama oranı cinsiyete göre incelendiğinde, 2023/'24 eğitim ve öğretim döneminde bu oranın erkek çocuklar için %79,4, kız çocuklar için %83,0 olduğu görülmüştür Türkiye’de çocuk nüfusunun önemli bir bölümü eğitim hayatına dâhil olsa da, eğitimdeki eşitsizlikler ve toplumsal sorunlar, tüm çocukların eğitim ve gelişim fırsatlarına eşit şekilde erişmesini engellemektedir. Bu durum, özellikle erken yaşta eğitime katılımın önemini daha da artırmaktadır. Dolayısıyla, okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması ve fırsat eşitliğinin sağlanması, hem bireysel gelişim hem de toplumun geleceği açısından büyük bir öneme sahiptir. Türkiye’nin çocuk nüfusu ve eğitim alanındaki mevcut koşullar değerlendirildiğinde, ülkenin geleceğini şekillendirecek nesillerin eğitimi konusunda atılacak en önemli adım, okul öncesi eğitime erişimin artırılması olmalıdır. Özellikle dezavantajlı bölgelerde ve kırsal alanlarda eğitim altyapısının güçlendirilmesi; gezici anaokulları, mobil eğitim uygulamaları ve uzaktan eğitim teknolojilerinin etkin biçimde kullanımıyla desteklenmelidir. Ayrıca, ailelere yönelik bilinçlendirme çalışmalarıyla okul öncesi eğitimin önemi vurgulanmalı ve ebeveynlerin bu sürece aktif katılımı teşvik edilmelidir. Bu çabalar, yalnızca bireysel gelişimi değil, aynı zamanda toplumsal refahı da güçlendirecek bir yatırım olarak görülmeli; tüm çocukların eşit eğitim fırsatlarına sahip olmasını hedefleyen kalıcı bir devlet politikası hâline getirilmelidir. Eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalan öğrenciler ve dezavantajlı grupların eğitim hakkına erişimindeki güçlükler dikkate alındığında, eğitim hakkının yaygınlaştırılması için bütüncül politikaların hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda, psikososyal destek sağlanması, kapsayıcı eğitim modellerinin uygulanması ve mesleki eğitimin güçlendirilmesi öncelikli hedefler olmalıdır. Ortaöğretimde okul terklerini önlemek için okul psikologları ve rehberlik hizmetleri yaygınlaştırılmalı; öğrencilerin sınav kaygısı, ailevi sorunlar ve sosyal çevre baskılarıyla başa çıkmalarını destekleyecek psikososyal programlar ulusal müfredatın bir parçası hâline getirilmelidir. Engelli çocuklar, mevsimlik tarım işçisi ailelerin çocukları, mülteciler ve azınlık grupları için esnek eğitim modelleri geliştirilerek uzaktan eğitim, hibrit sistemler ve mobil eğitim birimleri gibi yenilikçi yöntemler uygulanmalı; okulların fiziki altyapısı ve uzman personel kapasitesi artırılmalıdır. 415 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2393 ‒ Buna ek olarak, mesleki eğitim programları öğrencilerin yetenek ve ilgi alanlarına uygun şekilde çeşitlendirilerek işgücü piyasasının ihtiyaçlarıyla uyumlu hâle getirilmelidir. Tüm bu adımlar, sadece bireysel başarıyı değil, aynı zamanda toplumsal kalkınmayı da destekleyen kapsamlı bir eğitim reformunun temelini oluşturmalıdır. Eğitim hakkı, tüm çocuklar için temel bir insan hakkı olmakla birlikte; engelli, çalışan, cezaevinde bulunan, mülteci ya da azınlık gruplara mensup çocuklar açısından farklı engeller ve ihtiyaçlar barındırmaktadır. Özellikle özel eğitim alanında yaşanan eksiklikler, engelli öğrencilerin eğitime eşit koşullarda erişimini zorlaştırmaktadır. Bugün ülkemizde yüz binlerce öğrenci özel eğitim kurumlarında öğrenim görmekte, ancak bu kurumların fiziki yetersizlikleri ve uzman personel eksikliği, çocukların nitelikli eğitime ulaşmasını engellemektedir. Öte yandan mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan çocuklar ile sokakta çalışmak zorunda kalan çocuklar, eğitim hayatına katılımda büyük güçlüklerle karşılaşmakta; devamsızlık ve okuldan kopma oranları bu gruplarda ciddi bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. 4.2. ÇOCUK İŞÇİLİĞİ İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisinin 19 Eylül 2025 tarihinde yayınlamış olduğu raporda; 2024 Eylül-2025 Ağustos döneminde en az 72 çocuk çalışırken hayatını kaybettiği belirtilmiştir. Yine aynı raporda; TÜİK verilerine göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma sıklığı her geçen yıl yükselirken 2024 yılında yüzde 24,9’a ulaştığı, yani 970 bin çocuk işçi olduğu açıklanmıştır. Ancak bu sayıya 505 bin MESEM’li çocuk, bu yaş grubunda çalışan kayıt dışı çalışan çocuklar (özellikle mevsimlik tarım işçileri) ve 15 yaş altı çalışan çocuklar dahil değil. Bu çocuklarda eklendiğinde Türkiye’de çocuk işçi sayısının 3-4 milyona ulaştığının bilgisi verildi. Grafik: 2023-2024 / ’Çocuk İşçi ‘ iş cinayetlerinin Yıllara Göre Dağılımı 416 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2394 ‒ Son on iki yılda (2013-2025 yılları döneminde) en az 770 çocuk işçinin hayatını kaybettiği ülkemizin kaçınılmaz gerçeklerindendir. Grafik: 2013-2024 / Çocuk işçi iş cinayetlerinin yaşlara göre dağılımı Ölen çocuk işçilerin 240’ ı 5-14 yaş aralığında, 455’ i de 15-17 yaş aralığındadır. Türkiye’de çalışması yasak olan yaşlarda çalıştırmanın, tehlikeli işkollarında çalıştırma ve denetimsizlik had safhada olduğunun göstergesidir. 10-14 yaş grubundaki çocuk işçiler arasında, mevsimlik tarım ve sokakta çalışma hâlâ yoğun bir şekilde devam etmekle birlikte, 10-12 yaşlarından itibaren tekstil ve metal atölyelerinde çalışan çocuklar görülmektedir. 13-14 yaşlarına gelindiğinde ise tarım, inşaat, sanayi ve hizmet sektörleri ve 15-17 yaş grubunda ise tarım başta olmak üzere konaklama, ticaret, inşaat, metal, tekstil ve gıda sektörlerde çalıştıkları bilinmektedir. İllegal yollarla ve kayıt dışı sektörlerde çalıştırılan çocukların fazlalığı, Türkiye’de bu sorunun derinleşmesine yol açmaktadır. TÜİK’ in 2022 yılı verilerine göre, yasal olmayan yollarla çalıştırılan çocuklar, toplam çalışan çocukların %80’ini oluşturmaktadır. Bu durum, çocuk işçiliğinin denetimsizlik ve kötü çalışma koşullarının yaygın olduğu bir ortamda sürdüğünü göstermektedir. Çocuk işçiler arasındaki ölümler de çalıştıkları sektör ve yaş gruplarına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. 5-14 ve 15-17 yaş gruplarında ölümlerin en yaygın nedeni trafik ve servis kazalarıdır. Mevsimlik tarım işçisi çocuklar, tıka basa dolu minibüsler, traktör kasaları veya açık kasa kamyonetlerde taşınmakta ve kazalara maruz kalmaktadır. Ayrıca son dönemde artan motor kurye çocuk ölümleri de bu tabloya eklenmektedir. 417 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2395 ‒ 5-14 yaş grubunda ölümlerde önemli bir diğer neden boğulmalardır. Mevsimlik tarım işçisi çocuklar, içme suyu ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak için derelere ve su kanallarına girmekte; yaz aylarında 40 dereceyi aşan sıcaklarda korunmak veya yıkanmak için girdikleri bu sularda boğulma riski ile karşı karşıya kalmaktadır. 15-17 yaş grubunda ise ölümlerin önemli nedenleri arasında ezilmeler ve yüksekten düşmeler bulunmaktadır. Metal, gıda, tekstil, inşaat ve kimya sektörlerinde çalışan çocuklar iş kazaları sonucu ciddi yaralanmalar veya ölümlerle karşılaşmakta; inşaat sektöründe yüksekten düşme riski öne çıkmaktadır. Bu tür kazalar yaşamı tehdit ettiği gibi, hayatta kalan çocuklarda uzuv kaybı veya kırılma gibi kalıcı sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Buna ek olarak, şiddet, çocuk işçilerin karşılaştığı bir diğer ölüm ve yaralanma nedenidir. Özellikle 5-14 yaş grubundaki korunmasız çocuklar, tarımda, işyerlerinde ve sokakta fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmakta; bu şiddet çoğu zaman gündelik yaşamlarının bir parçası hâline gelmektedir. Çalışan çocukların çalışma nedenlerine ilişkin veriler incelendiğinde; çocukların %35,9'u ailelerinin ekonomik faaliyetlerine yardımcı olmak amacıyla çalışmaktadır. Bunu %34,4 ile "iş öğrenmek veya meslek sahibi olmak" ve %23,2 ile "aile gelirine katkıda bulunmak" sebepleri izlemektedir. Yoksul aileler, gelirlerinin büyük bir bölümünü temel ihtiyaçlarına harcadıkları için, çocuklarının kazandığı para, onların eğitim alması yerine daha değerli görülmektedir. Bu Türkiye'de çocuk işçiliği, özellikle kayıt dışı çalışma, ekonomik yoksunluk ve dezavantajlı grupların eğitime erişimde yaşadığı sorunlarla derinleşen bir toplumsal mesele olarak varlığını sürdürmektedir. Bu sorunun çözümüne yönelik olarak, işyerlerinde kayıt dışı çocuk işçiliğini önlemek için denetimlerin artırılması ve caydırıcı yaptırımların uygulanması, çocukların eğitimde kalmasını teşvik eden sosyal yardım ve eğitim destek programlarının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Denetimlerin etkinleştirilmesi ve farkındalık kampanyaları ile işverenler üzerinde baskı oluşturulurken, yoksul ailelere sunulacak maddi teşvikler ve eğitim bursları, çocukların eğitim hayatından kopmasını engelleyecek kritik adımlardır. Bu politikalar, çocuk işçiliğini bir insan hakları ihlali olarak ele alarak, çocukların eğitim ve sosyal gelişim hakkını güvence altına almayı hedeflemektedir. 418 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2396 ‒ 4.3.ÇOCUK SAĞLIĞI VE YOKSULLUĞU Çocukların korunması ve gelişiminin sağlanması programının 2026 yılı Bakanlık bütçesi içindeki payı %.10,31 dir. Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması, Çocuk Sağlığı ve Yoksunluğu Modülü sonuçlarına göre 2024 yılında, 15 yaş ve altı tüm çocukların yeni giysilere sahip olduğu hanehalkı oranı %88,6 iken maddi yetersizlik nedeniyle çocukları yeni giysilere sahip olamayan hanehalkı oranı %9,2, diğer nedenlerle çocukları yeni giysilere sahip olamayan hanehalkı oranı ise %2,2 dir. Çocukların büyüme ve gelişimi için en temel ihtiyaçları olan meyve ve sebzeye dair erişimde dahi eşitlik sağlanamamaktadır. Bir kesim çocuk için sıradan olan meyve, bir kesim için ulaşılmazdır. Günde en az bir kez taze meyve ve sebze tüketimi yapabilen 15 yaş ve altı çocukların bulunduğu hanehalklarının oranı %86,7 dir. Maddi yetersizlikler nedeniyle günde en az bir kez taze sebze ve meyve tüketimi yapamayan hanehalkı oranı %10,0, diğer nedenlerle çocukları günde en az bir kez taze meyve ve sebze tüketemeyen hanehalkı oranı ise %3,3 olarak belirtilmiştir. Türkiye’de yoksul* çocuk (0-17 yaş) sayısı ve oranının gelişimi 419 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2397 ‒ Türkiye’de yaş gruplarına göre yoksulluğun gelişimi Yoksulluk, bebek ve çocuklarda diğer yaş gruplarına kıyasla daha yaygındır. Kişi başına medyan gelirin %60’ını eşik kabul eden yoksulluk oranı 2022 itibarıyla bebeklerde (0-2 yaş) yüzde 41,4, çocuklarda (3-14 yaş) %43,8, gençlerde (15-24 yaş) %29,9, 25+ yaş nüfusta ise %18,2’dir. Yoksul sayısının yaş gruplarına göre 2017-2022 dönemindeki değişimi incelendiğinde ise çocuk ve genç kategorilerinde yoksul olmayan kişi sayısının azaldığı ama yoksul kişi sayısının arttığı görülmektedir. Bebek kategorisinde, ülkedeki doğurganlık hızı düşüşüne bağlı olarak hem yoksul hem de yoksul olmayan kişi sayılarında azalma görülürken yoksul olmayan kişi sayısındaki azalma, yoksul kişi sayısındaki azalmadan düşüktür. Bu durum, düşük gelirli hanelerdeki çocuk yapma eğiliminin daha fazla olmasından kaynaklanmaktadır ve yeni doğan bireylerin yoksul doğma ihtimalinin zamanla arttığına işaret etmektedir. 420 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2398 ‒ Çocuklarda yoksulluk veya sosyal dışlanma riskinin AB ülkeleri ile karşılaştırılması Tablo: Türkiye’de Çocuk ve Yetişkin Yoksulluğu Sosyal ve Ekonomik Destek ile Ailesi Yanında Desteklenen Çocuklar Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) Programı, yoksulluk, işsizlik, boşanma, hastalık veya benzeri nedenlerle gelir kaybı yaşayan ailelerinin yanında bakılamayan çocuklara yönelik sosyal ve ekonomik destek sağlamak amacıyla tasarlanmış ve ekonomik yetersizlik nedeniyle çocukların ailelerinden ayrılmadan temel ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan önemli bir sosyal politika aracı olarak sunulmuştur. Performans göstergeleri incelendiğinde SED ile Destek Verilen Çocuk Sayısı; 2023 yılında 164.005 çocuk, 2024 yılında 170.317 çocuk ve 2025 yılında ise 195.000 çocuk olarak belirtilmektedir. 2025 yılı bütçe teklifinde 2026 yılı için tahmini çocuk sayısı 210.000 olarak verilirken, 2026 yılı bütçe teklifinde hedef sayı 195.000 olarak güncellenmiştir.2026 yılı 421 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2399 ‒ desteklenecek çocuk sayısının azaltılması, mevcut sosyal sorunların çözümüne yaklaşımın yetersizliğini, sosyal yardımların sürdürülebilir şekilde artırılması beklenirken burada da tasarrufa gidildiğini göstermektedir. Bu güncelleme ailelerin sosyal ve ekonomik olarak rahatlamasından kaynaklı olmadığı tahmin edilebilirdir ve sayının azaltılması ailelerin üzerindeki yükün artması anlamına gelmektedir. Yoksulluğun çocuklar üzerinde oluşturduğu etkiler, hem fiziksel hem de psikososyal açıdan oldukça derin ve çok boyutludur. Bu nedenle, çocukların hak ve ihtiyaçlarının korunması için sosyal yardımların güçlendirilmesi, çocuk işçiliğinin önlenmesi, erken çocukluk döneminde sağlık ve beslenme hizmetlerinin yaygınlaştırılması, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve psikososyal destek hizmetlerinin artırılması gibi kapsamlı ve eş zamanlı politikaların uygulanması gerekmektedir. Yoksulluk koşullarında büyüyen çocukların ruh sağlığının korunması ve sosyal becerilerinin geliştirilmesi için psikososyal destek programları hayata geçirilmelidir. Bu tür programlar, çocukların stres, kaygı ve sosyal dışlanma ile başa çıkmalarına yardımcı olacak; özgüvenlerini ve topluma uyumlarını güçlendirecektir. Yoksul ailelere verilen sosyal yardımların sürdürülebilir hale getirilmesi, çocukların temel ihtiyaçlarının kesintisiz şekilde karşılanmasını sağlayacak; aynı zamanda ekonomik yetersizliklerden kaynaklanan olumsuz etkileri azaltacaktır. Çocuk işçiliğine karşı etkin denetim mekanizmaları kurulmalı ve ihlaller durumunda hukuki yaptırımlar uygulanarak, tüm çocukların eğitim hayatına katılımı güvence altına alınmalıdır. Erken çocukluk döneminde sunulacak ücretsiz beslenme programları, düzenli sağlık kontrolleri ve büyüme-gelişim takipleri, çocukların fiziksel sağlığını korumanın yanı sıra uzun vadeli eğitim başarılarını da destekleyecektir. Dezavantajlı bölgelerde kapsayıcı eğitim modelleri geliştirilerek, hem okul altyapısı güçlendirilmeli hem de nitelikli öğretmen ve uzman personel sayısı artırılmalıdır. Tüm bu politikalar, çocuk yoksulluğunu sadece ekonomik bir problem olarak görmekten öteye geçerek, sosyal adaletin sağlanması ve insan haklarının korunması perspektifiyle ele alan bütüncül bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Bu sayede, her çocuk eşit fırsatlara sahip olacak ve hem bireysel hem de toplumsal düzeyde daha güçlü bir geleceğe hazırlanabilecektir. 422 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2400 ‒ 4.4.ÇOCUĞA YÖNELİK ŞİDDET: İHMAL VE İSTİSMAR Dünyada ve Türkiye'de çocuğa yönelik istismar, yaygın bir toplumsal sorun olarak görülmekte ve önlenmesi gereken bir durumdur. Çocuğa yönelik istismar türleri dört ana başlık altında toplanmaktadır: fiziksel istismar, cinsel istismar, duygusal istismar ve ekonomik istismar. Fiziksel istismar, sarsılmış bebek sendromu ve Munchausen sendromu gibi durumları da kapsar. Ayrıca, ensest de cinsel istismarın bir türü olarak değerlendirilmektedir. İstismar çocuk üzerinde; Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), yoğun kaygı bozuklukları, depresyon, kendine güvensizlik, uyku ve yeme bozuklukları, okul başarısında düşüş, yaşa uygun olmayan cinsel içerikli davranışlar, evden kaçma eğilimi, açıklanamayan yaralanmalar gibi yıkıcı etkilere neden olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü'nün bildirimlerine göre, dünya genelinde erişkinlerin yaklaşık %25'i çocukluk dönemlerinde fiziksel istismara maruz kalmıştır. Ayrıca, kadınların %20'si ve erkeklerin %8'i çocukken cinsel istismar yaşamıştır. Her yıl dünya genelinde 15 yaş altındaki yaklaşık 31.000 çocuğun istismar nedeniyle hayatını kaybettiği rapor edilmiştir. Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 2024 yılında, 2023 yılına göre %9,8 oranında artarak 612 bin 651 olmuştur. Grafik: Seçilmiş geliş nedenlerinin yıllara göre sayısı, 2020-2024 Güvenlik birimine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olayların 202 bin 785'i suça sürüklenme nedeni ile gerçekleşmiştir. Bu çocukların %40,4'üne yaralama, %16,6'sına hırsızlık, %8,2'sine uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, 423 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2401 ‒ %4,6'sına tehdit, %4,2'sine genel tehlike yaratan suçlar, %26,0'ına ise bu nedenlerin dışında kalan diğer suçlar sebebi ile olduğu belirtilmiştir. Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların %45,6'sını mağdur çocuklar oluşturmuştur. Güvenlik birimlerine mağdur olarak gelen 279 bin 620 çocuğun %86,1'ini suç mağduru, %13,8'ini takibi gereken olay mağduru çocuklar oluşturdu. Suç mağduru olarak gelen 240 bin 872 çocuğun %55,3'ü yaralama, %10,8'i cinsel suçlar, %9,5'i göçmen kaçakçılığı, %8,0'ı aile düzenine karşı suçlar, %16,5'ine bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı mağdur olmuştur. Grafik: Suç mağduru çocukların mağduriyet nedenlerine göre karıştığı olay sayısı,2022-2024 Engelli Merkezleri ve Çocuk Evlerindeki Şiddet İddiaları Çocuk koruma sisteminde yer alan çocuk evlerinde meydana gelen şiddet ve istismar vakaları, alana dair yapısal sorunların bir yansımasıdır. Engelli bireylere hizmet veren merkezlerde şiddet veya uygunsuz davranışlara yönelik iddialar basında sıkça yer almaktadır. Bu iddialara yönelik Bakanlık tarafından yürütülen bir denetim veya soruşturma var mıdır? Şiddet gösterdiği tespit edilen kişiler hakkında alınan idari yaptırımlar nelerdir? Ayrıca, bu merkezlere ilişkin denetim sonuçları neden kamuoyuna açıklanmamaktadır? Soruları yanıtsız kalmaya devam etmektedir. 424 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2402 ‒ 4.5.ÇOCUK KAYIPLARI TÜİK'in kamuoyuyla paylaştığı son kapsamlı Adli İstatistik verilerine göre, 2008-2016 yılları arasında Türkiye genelinde kaybolan çocuk sayısı 104.531 dir. Bu sayı, söz konusu dönemde ayda ortalama 968, günde ise yaklaşık 32 çocuğun kayıp ihbarı yapıldığı anlamına gelmektedir. TÜİK, 2016 yılından itibaren "kayıp çocuklar"a ilişkin detaylı verileri yayımlamayı durdurduğu için, günümüzde bu verinin artış azalışını değerlendirebileceğimiz güncel bir veri bulunmamaktadır. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM Eylül 2024): "Türkiye'de resmi rakamlara göre yılda 10 binden fazla çocuk kayboluyor" şeklindeki iddiaların doğru olmadığını ve kamuoyunu manipüle etmeye yönelik asılsız iddialara itibar edilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak bu açıklama, yıllık kesin kayıp ve bulunamayan çocuk sayısını içeren net bir istatistik sunmamıştır. Kayıp çocukların önemli bir kısmının daha sonra bulunduğu bilinmektedir, ancak geri dönen/bulunan çocukların tam sayısı ve bulunamayanların nihai durumu hakkında detaylı ve güncel resmi bir bilanço kamuoyuna açıklanmamıştır. Türkiye'de kayıp çocuk vakalarının büyük bir çoğunluğunu genellikle evden kaçan ve/veya daha sonra kendi isteğiyle geri dönen çocuklar oluşturmaktadır. Ancak, kayıp statüsü ne olursa olsun, çocukların kaybolması ve bulunamaması durumları, yüksek riskler taşıyan ciddi bir toplumsal sorundur. Türkiye'de kaybolan çocuklar sorunu, kapsamlı bir strateji ile çözülmelidir. Ulusal Acil Uyarı Sistemi'nin kurulması, veri toplama ve analiz kapasitesinin artırılması, toplumsal farkındalık kampanyalarının yaygınlaştırılması ve uluslararası işbirliklerinin güçlendirilmesi gibi adımlar atılmalıdır. Teknolojinin etkin kullanımı, özellikle yapay zeka ve sosyal medya araçları, kaybolan çocukların hızlıca bulunmasına katkı sağlayacaktır. Hukuki düzenlemeler gözden geçirilerek caydırıcı cezai yaptırımlar artırılmalı, kurumlar arası koordinasyon güçlendirilmelidir. Ayrıca, risk altındaki çocukların erken tespiti için önleyici tedbirler ve bilinçlendirme programları hayata geçirilmelidir. Bu çok yönlü yaklaşım, kaybolan çocuk vakalarının önlenmesinde ve çözülmesinde belirleyici rol oynayacaktır. 425 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2403 ‒ Tablo: Çocukların Korunması Alt Program Performans Göstergeleri 5.ENGELLİLER Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre engelli bireyleri dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15'ini oluşturmaktadır, bunun da 1 milyar kişiye denk geldiği tahmin edilmektedir. Ülkemizde ise TÜİK tarafından gerçekleştirilen nüfus ve konut araştırmasına göre en az bir engeli olan nüfusun oranı yüzde 6,9'dur. Engelli sağlık kurulu raporlarını esas alan Ulusal Engelli Veri Sistemi'nde kayıtlı engelli birey sayısı da yaklaşık 4,5 milyondur. Engelli bireylerin yaşamını iyileştirmeye yönelik 2005 yılında kabul edilen Engelliler Kanununa rağmen yasal düzenlemeler, engelli bireylerin günlük yaşamında karşılaştığı zorlukları değiştirmemiştir. 2026 yılı Bakanlık Bütçesi içindeki Engellilerin toplumsal hayata katılımı ve özel eğitim programının içindeki payı %24’dür. Engelli bireylerin yaşadığı problemler ve ihtiyaçları dikkate alındığında, bütçenin yetersizliği sorgulanamaz bir gerçektir. Bu bütçe ile engellilerin yaşam standartlarında iyileştirme, toplumsal katılımlarının arttırılması sağlanamamıştır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının açıklamış olduğu verilere bakıldığında 2024 yılı boyunca 614.532 kişiye yaklaşık 25,1 milyar TL, 2025 Ocak–Mayıs döneminde 565.039 kişiye 12,5 milyar TL ödeme yapıldığı bilinmektedir. 426 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2404 ‒ Bakanlık tarafından açıklanan destek miktarları ise şu şekildedir; %40–69 engellilik oranı için 4.302 TL, %70 ve üzeri engellilik oranı için 6.454 TL civarında. Engelli birey nüfusu göz ününde bulundurulduğunda, destek alan engelli birey sayısı yetersiz kalmakla birlikte yapılan yardımların hak sebebi olduğu gerçeğinin göz ardı edildiğini göstermektedir. Sosyal yardım başlığı altında ödenen bu miktarlar ile engelli bireylerin ihtiyaçlarının yüzde kaçını gerçekleştireceği cevapsız kalmaktadır. Tüm bunların yanında destek şartları (örneğin hanedeki kişi başı gelir, mal varlığı kriteri) engelli bireylerin ihtiyaçlarına karşılık vermemektedir. Tablo: Engelli Bakımı Alt Program Performans Göstergeleri Evde bakım yardımından yararlanan engelli sayısındaki 500 kişilik bir artış, Gündüzlü bakım, rehabilitasyon ve aile danışmalığı merkezlerinin dağılımı 81 il için yetersizken sayının neredeyse sabit kalması, artmakta olan engelli nüfusu ve geçim sıkıntılarının karşısında yetersiz kalmakta ve bu yetersiz hizmeti de devam ettirmekte zorlandığını göstermektedir. Bakanlığın bağlı engelli yaşam ve rehabilitasyon merkezlerinin sayısı 2023 yılından bugüne sabit kalmıştır. 2026 yılı için 106 olan merkez sayısı 107 olması hedeflenmiştir. Merkezlerde 427 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2405 ‒ bakılan kişi sayısı 2019 yılında 8.077 iken 2024’te 7.076’ya gerilemiştir. 2019 yılında 149 olan umut evi sayısı 2024 yılında 145’e düşmüştür. (ASHB istatistik bülteni, Aralık 2024) Tüm bu veriler engelli bireylere sunulan hizmette kısıtlamaya gidildiği olarak yorumlanabilir. Engelli bireyler için Özel eğitim kurumlarının sayısı ve niteliği yetersizdir. Eğitim-taşıma gibi hizmetlerine erişiminde fiziki ve denetim eksiklikler sorunların bir diğeri olarak karşımıza çıkmaktadır. Taşımalı eğitim sistemlerinde personel yetersizliği ve araç yetersizliği yaşanmaktadır. Okul binalarında rampaların ve asansörlerin olmaması ise fiziksel alt yapı eksikliklerindendir. Tüm bunların yanında Engelli bireylere hizmet veren merkezlerde ve çocuk evlerinde şiddet veya uygunsuz davranışlara yönelik iddialar basında sıkça yer almaktadır. Bu iddialara yönelik ‘’Bakanlık tarafından yürütülen bir denetim veya soruşturma var mıdır? Şiddet gösterdiği tespit edilen kişiler hakkında alınan idari yaptırımlar nelerdir? Ayrıca, bu merkezlere ilişkin denetim sonuçları neden kamuoyuna açıklanmamaktadır?’’ soruları yanıtsız kalmaya devam etmektedir. 6.ŞEHİT YAKINLARI VE GAZİLER Şehit aileleri ve gaziler, sağlık, eğitim ve istihdam gibi sosyal destek hizmetlerine erişim sürecinde çoğu zaman bürokratik engellerle karşılaştıklarını dile getirmektedir. Başvuru süreçlerinin karmaşıklığı, evrak gereksinimlerinin fazlalığı ve hizmetlerin merkezi bir yapı tarafından koordine edilmemesi bu sorunların temelini oluşturmaktadır. Sosyal yardımlardan yararlanmak isteyen kişiler, farklı kurumların onayını almak zorunda kalmakta ve bu durum süreci uzatmaktadır. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan şehit yakınları ve gaziler, tüm bu aşamaları tamamlasalar dahi hizmetlere erişimde ciddi güçlüklerle karşılaşmaktadır. Gazilerin resmi olarak “gazi” unvanını elde etme süreci de önemli bir sorundur. Terörle mücadelede yaralananlar arasında, mevcut mevzuattaki katı kriterler nedeniyle gazi sayılmayan yaklaşık 20.000 kişi bulunmaktadır. Hakların farklı yasalarda dağınık biçimde tanımlanmış olması, hem şehit yakınlarının hem gazilerin statü kazanmasını zorlaştırmakta; bu durum sosyal desteklerden yararlanamamaya yol açmaktadır. Şehit aileleri ve gazilere ilişkin özlük haklarının sınırlılığı ve mevzuattaki eksiklikler de mağduriyetlere neden olmaktadır. Şehit ailelerine ve gazilere sağlanan maaşlar yetersiz kalmakta, bu ödemelerin memur maaş katsayısına endekslenerek asgari bir standardın korunması gerekmektedir. Mevzuattaki yetersizlikler, hak kayıplarına ve tazminat 428 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2406 ‒ ödemelerinde standart dışı uygulamalara sebep olmaktadır. Ayrıca, farklı kategorilerde yer alan gaziler arasında maaş farklarının bulunması, eşitsizlik hissini artırmaktadır. Vefat eden muharip gazilerin şeref aylıklarının yalnızca eşe bağlanması ve çocukların bu haktan yararlanamaması da bir diğer adaletsizlik olarak öne çıkmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal devlet anlayışı çerçevesinde Şehit yakınları ve gazilerin kamuda istihdamı, vefa borcunun bir gereği olmakla birlikte ‘’şehitlerin emanetine sahip çıkmak’’ ilkesinin ispatıdır. Ancak uygulamada yaşanan problemler, tanınan bu hakkın adaletli ve etkin şekilde kullanılmasını zaman zaman zorlaştırmaktadır. Her yıl düzenli alımlar yapılmasına rağmen, kamuda ayrılan kontenjan, ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Aynı zamanda büyükşehir ve taşra teşkilatlarındaki pozisyon farklılıkları istihdamda adaletsizliği oluşturmaktadır. Çoğu zaman eğitim düzeyi ve mesleki yeterliliklerine uygun olmayan görevlerde çalışmaları hem motivasyon kaybına hem de mesleki tatminsizliğe sebep olmaktadır. Sosyal yardımların miktarı, ekonomik koşullara göre güncellenmemekte; eğitim, barınma, ulaşım ve sağlık destekleri çoğu zaman yetersi kalmaktadır. Bazı yardımlar ise onay süreçlerindeki gecikmeler nedeniyle aylar sonra ödenmekte, bu da ailelerin mağduriyetini artırmaktadır. Temel ihtiyaç desteği yalnızca su ve elektrikle sınırlı kalmamalı; doğalgaz gibi yaşamsal ihtiyaçları da kapsamalıdır. TOKİ ayrıcalıklarının genişletilmesi, ayrıca engelli vatandaşlara tanınan ÖTV muafiyetinin malul gazileri de kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesi, bu kesimin konut ve araç sahibi olabilmesini kolaylaştıracaktır. Gazilere sunulan sağlık hizmetlerinde de çeşitli aksaklıklar bulunmaktadır. Özellikle ortez ve protez temininde yaşanan güçlükler, düşük kaliteli malzeme kullanımı ve uzun bekleme süreleri, mağduriyetleri artırmaktadır. Pek çok gazi, tedavi için sık sık Ankara’ya gitmek zorunda kalmakta; bu da hem maddi hem manevi açıdan zorluk yaratmaktadır. Gazilerin yaşadığı travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve şehit yakınlarının ihtiyaç duyduğu psikolojik destek hizmetlerinin yetersizliği, bireylerin ruh sağlığına ve toplumsal uyumuna olumsuz yansımaktadır. Bu nedenle, psikolojik destek hizmetlerinin ülke genelinde yaygınlaştırılması, erişimin kolaylaştırılması ve bu hizmetlerin sürekliliğinin sağlanması büyük önem taşımaktadır. 429 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2407 ‒ 6353 sayılı Kanun ile şehit ailelerine tanınan ikinci iş hakkının uygulanmasında da aksaklıklar yaşanmaktadır. Özellikle şehidin birden fazla çocuğu olduğunda, ikinci iş hakkının şehidin kardeşine verilmesi, çocuklar arasında mağduriyetlere yol açmaktadır. Bu nedenle iş hakkı öncelikle şehidin çocuklarına tanınmalı, aile içi anlaşmazlıkların önüne geçecek adil bir düzenleme yapılmalıdır. Şehit ve gazi çocuklarının eğitim süreçlerinde de desteklerin yetersiz olduğu görülmektedir. Eğitim yardımları kapsam olarak sınırlı olup, ekonomik koşullara göre güncellenmemektedir. Üniversitelerde tanınan ücretsiz eğitim hakkının özel ve vakıf üniversitelerini kapsamaması, ayrıca Dikey Geçiş Sınavı (DGS) ile lisans programlarına geçiş yapan öğrencilere desteğin devam etmemesi fırsat eşitliğini zedelemektedir. Bunun yanı sıra, şehit ve gazi çocukları için üniversitelerde ek kontenjan ayrılması da değerlendirilebilecek bir düzenleme olacaktır. Şehit yakınları ve gaziler, milletimizin fedakârlık ve kahramanlık sembolleridir. Onların taşıdığı yük, sadece bireysel bir fedakârlığın değil; bu vatan topraklarına duyulan derin sevginin göstergesidir. Sunulan destekler, yalnızca bir hak teslimi değil; aynı zamanda milli vicdanın ve toplumsal dayanışmanın güçlenmesidir. Gazilerimizin onurlu bir yaşam sürmesi, şehit ailelerinin kayıplarını gururla taşıyabilmesi; adalet, vefa ve toplumsal birlik değerlerimize olan bağlılığımızın en somut göstergesidir. Şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkmak, milletçe taşıdığımız en büyük sorumluluk ve vicdani borcumuzdur. 430 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2408 ‒ 3.17. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Genel Görünüm 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi kapsamında Millî Eğitim Bakanlığı’na ayrılması planlanan toplam kaynak tutarı 1 trilyon 943 milyar 965 milyon TL olarak belirlenmiştir. Bu tutar, bir önceki yılın başlangıç ödeneği olan 1 trilyon 451 milyar 715 milyon TL’ye kıyasla %34 oranında artış anlamına gelmektedir. Aşağıda, 2026 yılı bütçesinin program türlerine göre dağılımı yer almaktadır. Tablo: Millî Eğitim Bakanlığı 2026 yılı bütçesinin program türlerine göre dağılımı 2025 Başlangıç 2026 Bütçe Teklifi 2026 Payı Program Adı Ödeneği (TL) (TL) (%) Engellilerin Toplumsal Hayata 84.557.289.000 111.362.768.000 5,7% Katılımı ve Özel Eğitim Hayat Boyu Öğrenme 35.737.840.000 42.206.983.000 2,2% Ölçme, Seçme ve Yerleştirme 759.742.000 1.189.955.000 0,1% Ortaöğretim 426.177.076.000 573.119.598.000 29,5% Temel Eğitim 758.815.499.000 1.011.015.770.000 52,0% Uluslararası Eğitim İş Birlikleri 13.363.432.000 15.158.710.000 0,8% ve Yurtdışı Eğitim Yönetim ve Destek Programı 132.304.662.000 189.911.962.000 9,8% TOPLAM 1.451.715.540.000 1.943.965.746.000 100% Tabloya göre, MEB bütçesinin %81,5’i zorunlu eğitim kademeleri olan temel eğitim ve ortaöğretime yönelmiştir. Türkiye’de yaklaşık 24 milyon öğrencinin 18 milyonu bu kademelerde öğrenim görmektedir. Dolayısıyla bütçe dağılımının ağırlıklı olarak bu alana odaklanması yapısal olarak anlaşılabilir bir tercihtir. 431 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2409 ‒ Grafik: Eğitim Bütçe Kalemlerinin Oransal Dağılımı 100% 90% 52 29,5 5,7 2,2 0,8 80% 9,8 0,06 70% 60% 0,9 50% 52,3 29,4 9,1 5,8 2,5 0,05 40% 30% 20% 1 52,7 30,4 8,7 5,2 1,9 0,04 10% 0% Temel Eğitim Ortaöğretim Yönetim ve Engellilerin Hayat Boyu Uluslararası Ölçme, Seçme Destek Toplumsal Öğrenme Eğitim İş ve Yerleştirme Programı Hayata Birlikleri ve (ÖSYM) Katılımı ve Yurtdışı Eğitim Özel Eğitim 2024 2025 2026 Ancak eğitim sisteminin sürdürülebilirliği ve kapsayıcılığı açısından belirleyici öneme sahip diğer alanlar, özellikle özel eğitim ve hayat boyu öğrenme programları, bütçeden oldukça sınırlı pay alabilmiştir. Özel gereksinimli bireyler için yürütülen programların payı %5,7, hayat boyu öğrenme faaliyetlerinin payı ise %2,2 düzeyindedir. Bu oranlar, eğitimde fırsat eşitliğini destekleyen politika alanlarının kaynak açısından hâlâ ikincil konumda kaldığını göstermektedir. Yönetim ve destek giderlerindeki %43,5’lik artış, genel artış oranının üzerinde seyretmektedir. Bu artış, idari personel, bina bakımı ve genel hizmet giderlerindeki yükselişle açıklanabilir; ancak aynı zamanda idari maliyetlerin eğitimsel yatırımların önüne geçmeye başladığına da işaret etmektedir. Sonuç itibarıyla, bütçe kompozisyonu eğitim sisteminin mevcut yapısını sürdürmeye yönelik bir eğilim göstermekte; dönüşüm, yenilikçilik ve eşitlik odaklı yatırımlara sınırlı alan bırakmaktadır. Bu eğilimi ekonomik sınıflandırma açısından daha net görebilmek için, bütçenin gider türlerine göre dağılımına bakmak gereklidir. 432 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2410 ‒ Tablo: Millî Eğitim Bakanlığı 2025 yılı bütçesinin ekonomik sınıflandırma türlerine göre dağılımı 2025 Başlangıç 2026 Bütçe Teklifi 2026 Payı Gider Kalemi Ödeneği (TL) (TL) (%) Personel Giderleri 1.030.744.599.000 1.435.647.556.000 73,9% Sosyal Güvenlik Kurumlarına 131.744.299.000 174.205.174.000 9,0% Devlet Primi Giderleri Mal ve Hizmet Alım Giderleri 116.553.046.000 134.194.275.000 6,9% Cari Transferler 31.275.568.000 38.454.419.000 2,0% Sermaye Giderleri 141.254.495.000 160.495.553.000 8,3% Sermaye Transferleri 446.533.000 968.769.000 0,05% Toplam Bütçe 1.451.715.540.000 1.943.965.746.000 100% Tablo 2, MEB bütçesinin yapısal karakterini açık biçimde ortaya koymaktadır. Toplam bütçenin %82,9’u, yani yaklaşık 1 trilyon 610 milyar TL’si, personel maaşları ve sosyal güvenlik primlerinden oluşan zorunlu cari giderlere harcanmaktadır. Bu oran, önceki yıla göre artış göstermiştir ve bütçenin esnekliğini giderek azaltmaktadır. Eğitim sisteminin işleyişi açısından kritik öneme sahip mal ve hizmet alım giderleri genel bütçe artışının gerisinde kalmıştır. Bakım, onarım, enerji ve temizlik gibi temel işlevsel harcamalar için öngörülen %15,1’lik artış, okulların günlük finansman sıkıntısının süreceğini göstermektedir. Aynı şekilde, eğitim altyapısını ve uzun vadeli dönüşümü destekleyen sermaye yatırımlarının payı %8,3 düzeyine gerileyerek yatırım kapasitesinin sınırlı kaldığını ortaya koymaktadır. Sosyal politika boyutunda, fırsat eşitliğini doğrudan destekleyen burs, ücretsiz yemek ve taşımalı eğitim gibi cari transferlerin toplam bütçedeki payı yalnızca %2 seviyesindedir. Bu oran, sosyal koruma hedefleriyle bütçe gerçekleri arasındaki farkın devam ettiğini göstermektedir. Sonuç olarak 2026 yılı MEB bütçesi, artış oranı yüksek olmasına rağmen yapısal olarak “personel ağırlıklı, yatırım oranı zayıf” bir görünüm sergilemektedir. 433 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2411 ‒ Kaynakların dağılımı, eğitim sistemini dönüştürmekten ziyade mevcut işleyişi sürdürmeye odaklanmakta; fırsat eşitliği, kalite ve yenilikçilik hedefleri açısından sınırlı bir etki yaratmaktadır. Eğitimde Rekor Mu, Muhasebe Oyunu Mu? MEB’in Payı Hâlâ Eşik Altında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın 2026 yılı bütçe sunumuna göre, yükseköğretim kurumları da dâhil edildiğinde eğitime ayrılan toplam kaynak 2 trilyon 896 milyar TL’ye ulaşmıştır. Böylece merkezi bütçeden eğitime ayrılan pay, resmî söylemde %15,3 olarak ifade edilmiştir. Bu oran, Cumhuriyet tarihinde eğitime ayrılan en yüksek düzey olarak sunulmaktadır. Ancak bu toplam içinde eğitimin ana yüklenicisi olan Millî Eğitim Bakanlığı’nın payı, 2026 yılı teklifinde 1 trilyon 943 milyar 965 milyon TL ile sınırlıdır. MEB’in merkezi yönetim bütçesindeki payı %10,2 düzeyindedir. Dolayısıyla hükümetin “%15,3 ile en büyük pay eğitime ayrıldı” ifadesi, MEB bütçesinin yanı sıra Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler, YÖKAK ve bazı fonlu eğitim kurumlarını da kapsayan geniş bir tanıma dayanmaktadır. Bakanlık ölçeğinde değerlendirildiğinde ise Türkiye, uluslararası standartlarda “genel bütçenin %15’inin eğitime ayrılması” eşiğine hâlâ ulaşamamıştır. Bu durum, eğitim bütçesinin büyüklüğüne rağmen dağılımın merkezî olmayan unsurlar lehine genişlediğini, MEB’in doğrudan politika uygulama kapasitesinin ise sınırlı kaldığını göstermektedir. Bu çerçevede 2026 bütçesi, kâğıt üzerinde eğitime rekor düzeyde kaynak ayırmış görünmekle birlikte, kaynakların düzeyi ve dağılımı bakımından üç temel sorun alanını öne çıkartmaktadır:  Bütçenin reel değeri ve alım gücü, yüksek enflasyon ve kur etkisiyle aşınmaktadır.  MEB bütçesinin payı, toplam eğitim bütçesi söylemine göre daha düşüktür. Programlar arası dağılımda yatırım ve sosyal destek kalemleri sınırlı kalmaktadır.  Uluslararası standartlara göre öğrenci başına harcama düşüktür ve bu durum, öğrenme çıktıları, PISA sonuçları (yükselmesine rağmen) ve eğitim-istihdam bağlantısına olumsuz biçimde yansımaktadır. Bütçe Eğitim İçin Yeterli mi? Eğitim, toplumsal kalkınmanın en temel bileşenlerinden biri olarak ulusal bütçelerde öncelikli konumda olmalıdır. Ancak Millî Eğitim Bakanlığı’na ayrılan 2026 yılı bütçesi, nominal büyüklüğüne rağmen reel anlamda yetersizdir. Bakanlık bütçesi, 2025’e göre yaklaşık %34 434 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2412 ‒ artışla 1 trilyon 943 milyar 965 milyon TL’ye yükselmiş görünmektedir. Fakat bu artış, 2025 yılı boyunca yaşanan yüksek enflasyon ve kur değer kaybı dikkate alındığında, reel olarak bütçenin alım gücünde belirgin bir düşüşe işaret etmektedir. Bu yetersizlik, bütçe yapısında açık biçimde görülmektedir. Toplam bütçenin %82,9’u personel giderlerine, %8,3’ü sermaye yatırım harcamalarına, yalnızca %2’si ise sosyal destek, burs, taşıma ve ücretsiz yemek gibi cari transferlere ayrılmıştır. Başka bir ifadeyle, her 100 TL’nin 83 TL’si maaş ve zorunlu giderlere, sadece 8 TL’si okulların fiziki kapasitesine gitmektedir. Bu tablo, MEB bütçesinin hâlen “mevcudu sürdürme” niteliğinde olduğunu göstermektedir. Tablo: Temel Harcama Kalemleri Toplam Yıllık Ekonomik Gider 2025 Başlangıç 2026 Bütçe Teklifi Bütçe Artış Kod Kalemi Ödeneği (TL) (TL) İçindeki Payı (%) (%) Personel 01 1.030.744.599.000 1.435.647.556.000 73,9 +39,3 Giderleri Cari 05 31.275.568.000 38.454.419.000 2,0 +22,9 Transferler Sermaye 06 141.254.495.000 160.495.553.000 8,3 +13,6 Giderleri Tarihsel eğilim de bu durumu teyit etmektedir. 1998’de eğitim bütçesinin %30’unu, 2002’de %17’sini oluşturan yatırım payı, 2026 itibarıyla %8,3’e gerilemiştir. Bu, son yirmi yılda eğitim yatırımlarının yarıdan fazla azaldığı anlamına gelir. Oysa okul yapımı, depreme dayanıklılık güçlendirmeleri, dijital altyapı ve donanım yatırımları gibi kalemler bu dönemde çok daha kritik hale gelmiştir. Bütçedeki bu dengesizlik, doğrudan öğrenme ortamlarının niteliği ve öğrencilerin eğitime erişimi üzerinde etkili olmaktadır. Örneğin Bakanlığın verilerine göre 2024–2025 eğitim yılında 180 milyon ders kitabı ücretsiz dağıtılmıştır; ancak yardımcı kaynak ve materyal eksiklikleri nedeniyle çok sayıda veli, eğitim materyali temininde özel sektöre 435 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2413 ‒ yönelmek zorunda kalmıştır. Bu durum, hane halkı üzerindeki eğitim maliyetinin her yıl artması anlamına gelmektedir. TÜİK’in 2024 verilerine göre, eğitim harcamalarının %21’i haneler tarafından karşılanmaktadır. Tablo: Mal ve Hizmet Alım Giderleri Toplam Yıllık Ekonomik 2025 Başlangıç 2026 Bütçe Gider Kalemi Bütçedeki Artış Kod Ödeneği (TL) Teklifi (TL) Payı (%) (%) Mal ve 03.3 Hizmet Alım 116.553.046.000 134.194.275.000 6,9 +15,1 Giderleri Bakanlık, 2026 yılı bütçesini “Cumhuriyet tarihinin en büyük eğitim bütçesi” olarak tanımlamaktadır. Ancak öğrenci başına kamu harcaması göstergeleri, bu iddianın uluslararası ölçekte karşılığının sınırlı olduğunu ortaya koymaktadır. OECD’nin Bir Bakışta Eğitim 2025 raporuna göre Türkiye, ilkokul–ortaöğretim (primary to post-secondary, non-tertiary) düzeyinde öğrenci başına yıllık kamu harcamasında 3.374 ABD Doları seviyesindedir. Aynı gösterge için OECD ortalaması 12.438 dolar düzeyindedir. Bu fark, Türkiye’nin kişi başına eğitim harcamasında OECD ortalamasının yaklaşık dörtte biri seviyesinde kaldığını göstermektedir. Dolayısıyla, 2026 eğitim bütçesi nominal olarak yüksek görünse de, reel değer, yatırım payı ve uluslararası standartlarla karşılaştırıldığında yetersizdir. Bütçe, eğitim sisteminin yapısal sorunlarını gidermek yerine mevcut harcama kalıplarını sürdürmekte; dijital dönüşüm, nitelik, eşitlik ve fırsat adaleti hedeflerini ertelemektedir. Bu durum, “Türkiye Yüzyılı” söyleminin mali temellerinin zayıf olduğunu göstermekte; eğitime yönelik kamusal yatırım eksikliği, gelecekteki toplumsal refahı sınırlayan önemli bir risk unsuru haline gelmektedir. Eğitimde Yatırım Çöküşü: Yirmi Yılda Yarıya İnen Sermaye Payı Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi içinde sermaye giderlerinin payı son yirmi yılda belirgin biçimde azalmıştır. Kurumsal bütçe serileri, 2002 yılında yatırımlara ayrılan payın %17,18 düzeyindeyken, 2022’de %8,06’ya gerilediğini göstermektedir. 2023’te %9,18 oranında sınırlı bir toparlanma yaşanmış, 2024’te ise pay yeniden %9,17 seviyesine düşmüştür. 436 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2414 ‒ 2026 yılı bütçe teklifi bu eğilimin kalıcı hale geldiğini göstermektedir. Toplam 1 trilyon 943 milyar 965 milyon TL’lik MEB bütçesi içinde sermaye giderleri 160 milyar 495 milyon TL düzeyindedir. Bu tutar, toplam bütçenin yalnızca %8,3’üne karşılık gelmektedir. Bu tablo, eğitimin fiziki kapasitesini artırmaya ve altyapıyı yenilemeye yönelik kaynakların, personel ve cari harcama yükü altında giderek daraldığını göstermektedir. Yeni okul ve derslik inşaatları, deprem sonrası güçlendirme projeleri, dijital altyapı yatırımları (internet erişimi, akıllı tahta, donanım), laboratuvar, kütüphane ve spor alanı düzenlemeleri için ayrılan payın düşmesi, nitelik temelli iyileşme alanlarını sınırlandırmaktadır. Saha temelli analizler, okulların bakım, temizlik, ısınma ve donanım ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiğini; yerel düzeyde bu açığın çoğu zaman Okul Aile Birlikleri veya hane katkılarıyla desteklendiğini göstermektedir. Bu durum, bütçenin kâğıt üzerinde büyüklüğü artsa da altyapı yatırımlarının bütçe içindeki ağırlığının azaldığı anlamına gelmektedir. Özellikle dezavantajlı bölgelerde bu eğilim, “eski bina – kalabalık sınıf – yetersiz donanım” döngüsünün kırılmasını zorlaştırmakta; eğitimde fırsat eşitliği hedefini sınırlayan yapısal bir faktöre dönüşmektedir. Grafik: Bazı OECD ülkeleri ve Türkiye’de Eğitime Ayrılan Kaynaklar (GSYH $) 437 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2415 ‒ Eğitime ayrılan bütçe payı ile öğrenci başına yapılan harcama birlikte incelendiğinde, ülkelerin eğitim finansmanındaki konumlarının yalnızca bütçenin büyüklüğüne değil, bu bütçenin nasıl önceliklendirildiğine bağlı olduğu açık biçimde görülmektedir. OECD verileri, bu iki göstergenin birbirini tamamladığını; ancak ülkenin ekonomik kapasitesine, politika tercihine ve kamusal öncelik setine göre farklı anlamlar taşıdığını göstermektedir. Lüksemburg ve Norveç gibi yüksek gelirli ülkeler, GSYH’lerinin yaklaşık %5’ini eğitime ayırmakta ve öğrenci başına 18–25 bin dolar düzeyinde kamu harcaması yapmaktadır. Bu ülkelerde kaynak düzeyi, güçlü öğretmen ücretleri, erken çocukluk hizmetlerine erişim ve modern okul altyapılarıyla birleştiğinde hem yüksek öğrenme çıktıları hem de toplumsal eşitlik üretmektedir. Meksika ve Kolombiya gibi ülkelerde ise eğitime ayrılan GSYH payı göreli olarak yüksek görünse de, düşük kişi başına gelir nedeniyle öğrenci başına kamu harcaması sınırlı kalmaktadır. Bu durum, “oran yüksek, kapasite düşük” şeklinde özetlenebilecek yapısal bir sınıra işaret eder. Ekonomik taban zayıf olduğunda, bütçedeki yüksek pay bile eğitim kalitesine dönüşememektedir. ABD ise bu tablonun ters yönlü bir örneğini sunmaktadır. GSYH’sinin yaklaşık %4,7’sini eğitime ayırmasına rağmen büyük ekonomik hacmi sayesinde öğrenci başına kamu harcaması 16–17 bin dolar düzeyindedir. Ancak bu harcama yapısı, kamu ağırlıklı bir eşitleme mekanizması üretmemekte; özel sektör finansmanının baskın olduğu sistem, eyaletler ve gelir grupları arasında belirgin kalite farklarına yol açmaktadır. Türkiye bu karşılaştırmada en dezavantajlı konumda yer almaktadır. GSYH’den eğitime ayırdığı %3,4’lük pay OECD ortalamasının gerisindedir; öğrenci başına yaklaşık 4.000 dolarlık kamu harcaması ise OECD ortalamasının üçte biri düzeyindedir. Bu göstergeler Türkiye’nin hem ekonomik kapasitesiyle orantılı bir yatırım düzeyine ulaşamadığını hem de eğitimi bütçede öncelikli bir politika alanı hâline getiremediğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak Türkiye, eğitim finansmanında eşzamanlı bir öncelik açığı ve kaynak açığı yaşayan az sayıdaki OECD ülkesinden biridir. Sermaye yatırımlarındaki daralma, öğretmen politikalarındaki baskı ve okul altyapısındaki bölgesel eşitsizlikler, sistemin niteliksel dönüşümünü sınırlamakta; 2026 bütçesi büyüklüğüne rağmen eğitimde kalıcı bir altyapı ve kalite sıçraması yaratacak düzeye ulaşmamaktadır. 438 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2416 ‒ Eğitime Öncelik Veriyoruz Söylemi OECD Verileriyle Çelişiyor Uluslararası göstergeler, Türkiye’nin eğitim bütçesinin yapısal olarak yetersiz kaldığını net biçimde göstermektedir. OECD’nin Bir Bakışta Eğitim 2025 raporuna göre Türkiye, ilkokuldan yükseköğretime kadar eğitime GSYH’sinin yalnızca %3,4’ünü ayırmaktadır; OECD ortalaması ise %4,7’dir. Öğrenci başına kamu harcaması da aynı eğilimi yansıtmaktadır: Türkiye’de ilkokul–ortaöğretim düzeyinde öğrenci başına yıllık kamu harcaması yaklaşık 4.000 ABD dolarıdır. OECD ülkelerinde ise bu tutar 10.000–12.000 dolar düzeyindedir. Bu iki gösterge birlikte ele alındığında, Türkiye’nin hem bütçede eğitime ayırdığı pay hem de öğrenci başına sağladığı reel kaynak açısından OECD ortalamasının belirgin biçimde gerisinde kaldığı görülmektedir. Grafik: Eğitime Ayrılan Kaynak – Türkiye–OECD Karşılaştırması (2025) 20 17,5 18 16 15,3 14 12 10 8 6 4,7 3,4 4 2 0 Türkiye OECD Ortalaması Eğitime Ayrılan Kaynak \ GSYH (%) Eğitime Ayrılan Kaynak \ Kamu Harcaması (%) Kaynak: OECD Türkiye 2024 Bu görünüm, Türkiye’nin eğitime bütçesel olarak “görünürde” bir pay ayırmasına rağmen, ekonomik kapasite ve kişi başına kaynak düzeyi açısından OECD ortalamasının belirgin biçimde altında kaldığını göstermektedir. Eğitime ayrılan GSYH payı artmış gibi görünse bile, ülke ekonomisinin büyüklüğüyle orantılı olarak eğitime yönlendirilebilen reel kaynak sınırlıdır. Bu nedenle eğitimin genel bütçe içindeki ağırlığı kâğıt üzerinde yükselirken, öğrenci başına düşen gerçek mali kapasite aynı ölçüde artmamakta; bu da niteliksel dönüşüm için gereken finansman tabanının hâlâ zayıf olduğunu ortaya koymaktadır. 439 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2417 ‒ Yıllar içindeki seyre bakıldığında eğitimin kamu harcamaları içindeki payının 2010’lu yılların ortasında %12–13 bandına kadar çıktığı, 2020 sonrasında ise %10’un altına gerilediği görülmektedir. 2026 itibarıyla bu oranın yeniden %15,3 seviyesine yükselmesi dikkat çekici görünmekle birlikte, artışın önemli bir kısmı yüksek enflasyonun ve deprem sonrası zorunlu harcamaların bütçeyi genel olarak şişirmesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla nominal büyüme gerçekte bir iyileşmeye işaret etmemekte; reel olarak eğitime yönelen kaynak, geçmiş yıllardaki güçlü düzeyine hâlâ tam anlamıyla ulaşamamaktadır. Grafik: Öğrenci Başına Kamu Harcaması – Türkiye ve OECD Karşılaştırması (2024) 15.102 Yükseköğretim 10.657 12.438 Ortaokul 4.305 11.810 İlkokul 4.038 0 2.000 4.000 6.000 8.000 10.000 12.000 14.000 16.000 OECD Ortalaması ($) Türkiye ($) Kaynak: OECD Türkiye 2024 2024 verileri, Türkiye’nin öğrenci başına kamu harcamasının OECD ortalamasının yaklaşık üçte biri düzeyinde kaldığını net biçimde göstermektedir. 2025 yılı itibarıyla tablo değişmemiştir: ilkokul ve ortaokul düzeyinde Türkiye’nin öğrenci başına harcaması 4.000 dolar civarındayken, OECD ortalaması 11.000–12.500 dolar aralığında seyretmektedir. Bu fark yalnızca Türkiye’nin ekonomik kapasitesinin sınırlılığından değil, bütçe dağılımındaki öncelik tercihinden de doğmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin yaklaşık %82’si personel giderlerine ayrılmakta; yatırımlar %8 gibi son derece düşük bir seviyede kalmakta; sosyal destekler ise toplam harcamanın yalnızca %2’sini oluşturmaktadır. 440 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2418 ‒ Dolayısıyla hem GSYH’den eğitime ayrılan pay hem de öğrenci başına yapılan kamu harcaması birlikte değerlendirildiğinde Türkiye, OECD ortalamasının yalnızca bütçe oranı bakımından değil, reel harcama düzeyi açısından da belirgin biçimde gerisindedir. Bu tablo, eğitim finansmanının niceliksel büyüklüğünden ziyade yapısal niteliğinin sorunlu olduğunu; fonların dağılımı, yatırımın yetersizliği ve kaynak tahsisindeki önceliklerin güncellenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Eğitimde niteliksel dönüşümün gerçekleşebilmesi için finansman modelinin hem miktar hem de bileşim açısından yeniden ele alınması artık kaçınılmaz görünmektedir. Yoksulluk Büyüyor, Eğitim Destekleri Yetişmiyor Türkiye’de eğitim bütçesinin sosyal boyutu, çocuk yoksulluğu ve eğitimde fırsat eşitsizliğiyle mücadelede kritik bir rol oynamaktadır. Ancak mevcut göstergeler, öğrencilere sağlanan sosyal desteklerin hem kapsam hem de etki bakımından sınırlı kaldığını ortaya koymaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı verilerine göre 2023–2024 öğretim yılında 1 milyon 146 bin 213 öğrenci ücretsiz taşıma, 1 milyon 29 bin 245 öğrenci ise ücretsiz öğle yemeği hizmetinden yararlanmıştır. Taşıma, yemek ve pansiyon giderleri için 2024 yılı bütçesinde toplam 24,9 milyar TL ödenek ayrılmıştır. 2025 bütçe sunumunda taşımalı eğitim ve yemek hizmetlerinin kapsamının genişletileceği belirtilmiştir. Aynı sunumda, ilgili hizmetlere yönelik kaynak tutarı 33,4 milyar TL olarak planlanmıştır. Bununla birlikte, örgün eğitimde 18 milyona yaklaşan öğrenci nüfusu dikkate alındığında, sosyal desteklerden yararlanan öğrenci oranının hâlâ oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. Ders kitaplarının ve büyük ölçüde yardımcı kaynakların ücretsiz sağlanması, hanelerin eğitime ilişkin doğrudan maliyetlerini kısmen azaltmaktadır. Ancak bağımsız saha araştırmaları, beslenme, ulaşım, giyim ve kırtasiye gibi zorunlu giderlerin birçok ilde aile bütçesi üzerindeki yükü artırdığını; özellikle lise çağındaki öğrencilerde bu maliyet baskısının devamsızlık ve okul terki riskini büyüttüğünü göstermektedir. Eğitimle bağlantılı sosyal yardımlar—örneğin Şartlı Eğitim Yardımları—mevcut tutarları ve artan yaşam maliyetleri karşısında sınırlı bir etki üretmektedir. Ücretsiz öğün politikası, bu tablo içinde en yüksek sosyal çarpan etkisine sahip müdahalelerden biri olarak öne çıkmaktadır. Bağımsız maliyet analizlerine göre, okul öncesinden lise son sınıfa kadar tüm öğrencilere yılda 185 gün süreyle bir öğün ücretsiz yemek sağlanması için yaklaşık 441 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2419 ‒ 165 milyar TL düzeyinde bir kaynağa ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tutar 2024 yılı MEB bütçesinin yaklaşık %13’üne, 2026 yılı bütçesi (1,94 trilyon TL) esas alındığında ise yaklaşık %8,5’ine karşılık gelmektedir. Uluslararası deneyimler, okul beslenme programlarının yalnızca yetersiz beslenmeyi azaltmadığını; devamsızlığı düşürdüğünü, akademik başarıyı artırdığını ve çocukların fiziksel ile psikososyal iyilik hâlini belirgin biçimde güçlendirdiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle kapsamlı ve düzenli bir okul yemeği programı, eğitimde fırsat eşitliğini artıran en etkili sosyal politikalar arasında değerlendirilmektedir. TÜİK’in son eğitim harcaması istatistikleri, Türkiye’de toplam eğitim harcamalarının %83,5’inin devlet, %7,9’unun ise haneler tarafından karşılandığını göstermektedir. Ancak gelir gruplarına göre dağılım oldukça eşitsizdir: en alt %20’lik gelir grubunun toplam hane eğitim harcamalarındaki payı %1,5 seviyesindeyken, en üst %20’lik gelir grubunun payı %60’ın üzerindedir. Bu durum, özel eğitim harcamalarının sosyoekonomik eşitsizlikleri derinleştiren bir mekanizma haline geldiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. TEPAV’ın yoksulluk analizleri ise çocuk yoksulluğunun hâlen yetişkin yoksulluğunun yaklaşık iki katı seviyesinde (%33–34) olduğunu; yoksul çocuk sayısının son yıllarda anlamlı şekilde azalmadığını göstermektedir. Çocuk yoksulluğu, doğrudan eğitim hakkını aşındıran bir olgudur: yetersiz beslenme, ulaşım giderleri ve eğitim materyallerine erişimde yaşanan sıkıntılar, eğitimin sürekliliğini ve eşitliğini doğrudan zedelemektedir. Bu nedenle 2026 yılı MEB bütçesi değerlendirilirken yalnızca toplam ödenek büyüklüğü ya da personel–yatırım dengesi değil, sosyal destek bileşeninin kapsamı ve etkililiği temel bir kriter olarak ele alınmalıdır. Ücretsiz ve nitelikli okul yemeği, taşıma desteği ve kırtasiye yardımlarının kapsamının kademeli biçimde genişletilmesi; özellikle dezavantajlı bölgelerde bu desteklerin evrensel hak düzeyine çıkarılması, eğitim bütçesinin nicelikten nitelik ve eşitlik eksenine kaydırılmasının en somut adımlarından biri olacaktır. Konteyner Okullar Kalıcılaşıyor: Afet Bölgesinde Eğitim Hâlâ Geçici 6 Şubat depremlerinin ardından Millî Eğitim Bakanlığı verileri, 11 ilde 3,7 milyon öğrencinin ve 220 bin öğretmenin doğrudan etkilendiğini; yapılan hasar tespitlerinde ise 119.200’den fazla dersliğin kullanılamaz hale geldiğini göstermektedir. Bu tablo, 2025–2026 döneminde MEB bütçesi açısından deprem bölgesine yönelik yatırımları hayati bir öncelik hâline getirmektedir. 442 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2420 ‒ Ancak 2026 bütçe belgeleri incelendiğinde kalıcı okul yapımları, geçici konteyner okullar ve güçlendirme projeleri için ayrılan kaynakların ayrı bir alt program altında izlenmediği görülmektedir. MEB’in 2024 Yılı Faaliyet Raporu, 2025 Yılı Performans Programı ve Strateji Geliştirme Başkanlığı’nın deprem bölgesine ilişkin değerlendirmeleri birlikte okunduğunda, okul yapımı ve onarım çalışmalarının sürdüğü belirtilmekle birlikte; tamamlanan okul sayısı, devam eden projelerin ilerleme oranı, geçici eğitim alanlarının dağılımı ve il bazında tamamlanma takvimleri gibi performans göstergelerinin bütçe veya rapor metinlerinde ayrıntılı biçimde yer almadığı görülmektedir. Afetin üçüncü yılına girilirken konteyner ve diğer geçici eğitim yapılarının hâlâ yaygın biçimde kullanılıyor olması, geçici çözümlerin fiilen kalıcı hâle gelme riski taşıdığını göstermektedir. UNDP’nin 2025 değerlendirmesinde birçok okul binasının erişilebilirlik ve sismik dayanım açısından yetersiz olduğu ve güçlendirme süreçlerinde evrensel tasarım ilkelerinin yeterince gözetilmediği vurgulanmaktadır. 2026 yılı MEB bütçesinde deprem bölgesine yönelik yatırımlar ayrı, izlenebilir bir alt program olarak tanımlanmamış; “afet dirençli okul altyapısı” hedefi somut yatırım planlarına dönüştürülmemiştir. Kaynaklar Sermaye Giderleri, Mal ve Hizmet Alımları ve Cari Transferler içerisinde dağınık bir biçimde yer almakta, deprem bölgesine özgü bir izleme kodu bulunmamaktadır. Bu durum, hem kaynak takibini hem de performans denetimini güçleştirmektedir. Benzer biçimde psikososyal destek alanında da sürdürülebilir bir bütçeleme mekanizması oluşturulmamıştır. 2024 yılında deprem bölgesinde 1 milyonu aşkın öğrenci ve veliyle psikososyal görüşme yapıldığı belirtilmesine rağmen, 2025–2026 döneminde bu çalışmaların sürekliliğini güvence altına alacak özel bir bütçe bileşeni bulunmamaktadır. MEB’in 2024–2028 Stratejik Planı “afetlere dirençli okul tasarımı” hedefini içermekle birlikte, bu hedef 2026 yılı yatırım programlarında ölçülebilir bir performans göstergesine dönüştürülmemiştir. Güçlendirme ve yeniden inşa süreçlerinde erişilebilirlik, enerji verimliliği ve engelli öğrencilerin eğitime erişimi gibi kritik alanlarda somut hedef tanımlanmamıştır. Böylece, afet sonrası üçüncü yıla girilirken “kaç okulun gerçekten afet dirençli standartlara yükseltildiği” sorusu hâlâ yanıtsız kalmaktadır. 443 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2421 ‒ Sonuç olarak, 2026 yılı MEB bütçesi deprem bölgesini öncelikli alan olarak tanımlamakla birlikte; kalıcı okul yapımı, psikososyal destek ve afet dirençli altyapı konularında il bazlı, ölçülebilir ve izlenebilir bir politika çerçevesi sunmamaktadır. Niceliksel ilerlemeler kaydedilmiş olsa da, sürdürülebilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından ciddi yapısal eksiklikler devam etmektedir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2024 yılında kamuoyuna açıkladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”, son yirmi yılın en kapsamlı öğretim programı değişikliklerinden birini temsil etmektedir. Ancak reformun hazırlık süreci, maliyet planlaması ve bilimsel temellendirmesi bakımından ciddi belirsizlikler içermektedir. Öncelikle, müfredat değişikliğinin bütçeye getireceği mali yük kamuoyuyla paylaşılmamıştır. Öğretim materyalleri, içerik geliştirme, hizmet içi eğitim ve ölçme araçları gibi temel alt kalemlere ilişkin herhangi bir mali hesaplama 2024 Faaliyet Raporu, 2025 Performans Programı veya 2026 Bütçe Sunumu’nun hiçbir bölümünde yer almamaktadır. Bu durum, kapsamlı bir müfredat reformunun mali ve idari planlamasının yapılmadığı izlenimi yaratmaktadır. Türkiye’de 2005 yılından itibaren uygulanan yapılandırmacı yaklaşım, öğrencinin bilgiyi aktif biçimde inşa etmesini esas almış; bu yönelim 2010’lu yıllar boyunca korumuştur. Ancak 26 Nisan 2024’te açıklanan yeni müfredat, önceki programlardan farklı olarak belirgin bir felsefi yönelim değişikliğine sahiptir. “Hedef Öğrenci Profili” ve “erdem–değer–eylem” odağı, programın bilişsel bir çerçeveden çok idealist ve değer merkezli bir yapıda kurgulandığını göstermektedir. Müfredatta yer alan kavramsal yoğunluk, uygulamada önemli güçlükler yaratmaktadır. Kavramsal beceri, süreç becerisi, eğilim, eylem, değer, sosyal-duygusal beceri gibi çok sayıda kategori, öğretmenlerin ders planlamasında pedagojik bütünlüğü korumasını zorlaştırmakta; öğrenme sürecini karmaşıklaştırmaktadır. Yeni müfredatın pilot uygulama yapılmaksızın doğrudan hayata geçirilmesi ise reformun etkililiğini ölçmeyi imkânsız hâle getirmektedir. Pilot çalışmaların yokluğu, programın hangi yaş grubunda veya hangi bölgelerde daha işlevsel olduğuna ilişkin ampirik veri üretilememesi anlamına gelmektedir. Ayrıca ortak metin ve öğretmen kılavuzlarında kaynakça bulunmaması, 444 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2422 ‒ programın bilimsel temellerini zayıflatmaktadır. Eğitim Reformu Girişimi ve çeşitli akademik raporlar da bu eksikliğe dikkat çekmektedir. Ölçme-değerlendirme yapısı da köklü biçimde değişmiştir. Tanılayıcı, biçimlendirici ve düzey belirleyici ölçme yaklaşımı süreci izlemeyi amaçlasa da, kalabalık sınıflarda öğretmen ve öğrenci üzerinde ek iş yükü oluşturmaktadır. 2024–2025 yılında ilk olarak 5. ve 9. sınıflarda uygulanan yeni araçlar, özellikle portfolyo ve performans görevlerinin yoğunluğu nedeniyle uygulamada zorluk yaratmaktadır. İçerik tasarımına bakıldığında bazı temel öğrenme alanlarının sarmal program anlayışına aykırı biçimde yerinden çıkarıldığı görülmektedir. Bu durum öğrencinin bilgi birikimini basamaklı şekilde inşa etmesini zorlaştırabilir ve yapılandırmacı öğrenme ilkeleriyle çelişebilir. MEB’in 2024 Faaliyet Raporu ve 2025 Performans Programı’nda yeni müfredatın uygulanmasına ilişkin bütçe, hizmet içi eğitim takvimi veya performans göstergesi yer almamaktadır. Rehber materyal ve uygulama kılavuzlarının önemli bir bölümünün henüz tamamlanmamış olması da reformun sahadaki etkililiğini sınırlamaktadır. Sonuç olarak, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli eğitim sisteminde kapsamlı bir vizyon değişikliği iddiası taşısa da uygulama sürecinde bilimsel temellendirme, pilot uygulama, öğretmen desteği ve mali planlama açısından önemli boşluklar bulunmaktadır. Programın kavramsal yoğunluğu öğretmen ve öğrenci üzerindeki yükü artırmakta; ölçme-değerlendirme sistemindeki belirsizlikler öğrenme çıktılarını güvenilir biçimde izlemeyi zorlaştırmaktadır. 2026 bütçesinde bu dönüşüme ilişkin herhangi bir özel mali planlama veya performans göstergesinin yer almaması, müfredat reformunun kurumsal bir temele dayanmadığını göstermektedir. Öğretmen Yoksulluğu Gerçek: Maaşlar Yoksulluk Sınırının Altında Öğretmenlik, bir ülkenin geleceğini belirleyen beşerî sermayeyi yetiştiren en kritik mesleklerden biri olmasına rağmen Türkiye’de öğretmenlerin gelir düzeyi, bu sorumluluğun ağırlığını yansıtmakta yetersiz kalmaktadır. TÜRK-İŞ’in Ekim 2025 dönemi için açıkladığı dört kişilik aile yoksulluk sınırı 92 bin TL’nin üzerindedir. Mevcut maaş düzeyleri ise bu sınırın gerisinde seyretmekte; öğretmenlerin önemli bir bölümü temel yaşam maliyetleri karşısında ekonomik olarak kırılgan bir konumda bulunmaktadır. Bu tablo yalnızca mesleğe yeni başlayan öğretmenleri değil, yüksek kıdeme sahip olanları da etkilemektedir. Büyükşehirlerde hızla artan kira, ulaşım ve gıda maliyetleri öğretmenlerin 445 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2423 ‒ maaşlarını aşındırmış; mesleğin ekonomik güvence sağlayan niteliğini belirgin biçimde zayıflatmıştır. Öğretmenlerin bir kısmının geçimini sağlayabilmek için yoğun ders yükü talep etmesi veya meslek dışı alternatiflere yönelmesi bu baskının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu noktada önemli bir yapısal husus gözden kaçırılmamalıdır: Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin çok büyük bir bölümü zaten personel giderlerinden oluşmaktadır. Öğretmenin ekonomik güvenceye kavuşması, yalnızca gelir artışı anlamına gelmez; mesleğin toplumsal prestijini yükseltir, nitelikli iş gücünü sisteme çeker ve mevcut öğretmenlerin motivasyonunu güçlendirir. Kısacası maaşa yapılacak her iyileştirme hem beşerî sermaye niteliğini artırır hem de eğitimde kaliteyi doğrudan destekleyen bir yatırım niteliği taşır. Gelir düzeyindeki baskı, eğitim sisteminin bütününü etkileyen yapısal sonuçlar doğurmaktadır. Ekonomik güvencesi zayıf bir öğretmen kitlesi, eğitimde sürdürülebilir kaliteyi sağlayamaz; nitelikli gençlerin öğretmenlik mesleğine yönelme eğilimi düşer, meslekte kalma oranları zayıflar. Öğretmen maaşlarının yoksulluk sınırının altında seyretmesi, bu nedenle yalnızca bir ücret değil, aynı zamanda bir eğitim politikası ve toplumsal refah sorunu olarak görülmelidir. Sonuç olarak, öğretmenlerin temel yaşam maliyetlerine karşı korunaksız kalması ve maaşların yoksulluk sınırının altında seyretmesi, eğitimin niteliğini doğrudan etkileyen yapısal bir risk alanı yaratmaktadır. Öğretmen maaşlarının yaşam maliyetleriyle uyumlu düzeye yükseltilmesi hem çalışanların refahı hem de eğitim sisteminin bütünlüğü ve geleceği açısından ertelenemez bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Grafik: Öğretmenlerin Maaş Memnuniyeti – Türkiye ve OECD Ortalaması 19 İş Güvencesizliği Hisseden (%) 34 29 İş Yükü Nedeniyle Tatminsiz (%) 46 38 Maaşından Memnun (%) 21 0 5 10 15 20 25 30 35 40 45 50 OECD Ortalaması Türkiye Kaynak: OECD TALIS 2024 Türkiye Raporu 446 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2424 ‒ İstihdam türlerine bakıldığında öğretmen kadrolarındaki yapısal sorun daha görünür hâle gelmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2024–2025 öğretim yılı resmî istatistiklerine göre Türkiye genelinde 86.136 ücretli öğretmen görev yapmaktadır. Bu grup, aynı sınıflarda aynı öğretim faaliyetini yürütmesine rağmen kadrolu öğretmenlere kıyasla daha düşük ücret almakta ve herhangi bir iş güvencesi taşımamaktadır. Buna ek olarak 64.509 sözleşmeli öğretmen de geçici statüde istihdam edilmektedir. Böylece güvencesiz iki istihdam türü toplamda 150.645 öğretmene ulaşmakta ve 1 milyon 187 bin 409 kişilik toplam öğretmen arzının yaklaşık %12,7’sini oluşturmaktadır. Bu oran, eğitim gibi kamu hizmetinin en temel bileşeninin kayda değer bir bölümünün geçici ve kırılgan istihdam koşullarında çalıştığını göstermektedir. Bu tablo yalnızca öğretmenlerin gelir güvencesi ve mesleki sürekliliği açısından değil, eğitim sisteminin bütünsel işleyişi bakımından da ciddi bir risk taşımaktadır. Güvencesiz istihdamın yüksek olduğu yapılarda öğretmen devri artmakta, okullarda kurumsal hafıza zayıflamakta ve özellikle dezavantajlı bölgelerde uzun vadeli eğitim kalitesi olumsuz etkilenmektedir. Bu nedenle mevcut istihdam yapısı, yalnızca bir personel politikası sorunu değil; doğrudan öğrenme çıktıları, fırsat eşitliği ve eğitimde sürdürülebilirlik açısından da yapısal bir kırılganlık olarak değerlendirilmelidir. Grafik: Kadrolu – Sözleşmeli – Ücretli Öğretmen Oranı 7,2 5,4 87,3 Kadrolu Öğretmen Sözleşmeli Ücretli Kaynak: Milli Eğitim Bakanlığı 2024 İdari Faaliyet Raporu, Milli Eğitim İstatistikleri 2024\25 447 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2425 ‒ Kariyer basamakları uygulaması, öğretmenler arasındaki ücret ve statü farklılıklarını derinleştiren bir başka unsur olarak öne çıkmaktadır. “Uzman Öğretmen” ve “Başöğretmen” unvanlarının büyük ölçüde merkezi sınav performansına indirgenmesi, mesleki gelişimin bütüncül niteliğini zayıflatmakta; hizmet yılı, sınıf içi deneyim ve pedagojik yeterlik gibi nitelikleri geri plana itmektedir. Bu durum, öğretmenlerin kendi aralarında rekabet baskısını artırmakta ve çalışma ortamındaki profesyonel iş birliğini olumsuz etkileyebilmektedir. Atama süreçlerinde uygulanan mülakat sistemi de benzer biçimde mesleğe girişte güven sorununu büyütmektedir. Yazılı sınavda başarılı olan adayların mülakatlarda ölçütleri belirsiz değerlendirmelerle elenebilmesi, hem şeffaflık hem de liyakat ilkeleri açısından tartışmalara yol açmaktadır. Genç öğretmenlerde oluşan bu güvensizlik iklimi, mesleğin toplumsal itibarını da zedelemektedir. Tüm bu unsurlar, öğretmenlerin çalışma koşullarıyla eğitim kalitesi arasındaki bağın ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir. Ekonomik baskılar, güvencesiz istihdam modelleri ve kariyer sistemindeki belirsizlikler sürdükçe, öğretmenlerin mesleki motivasyonunu ve yenilikçi uygulamalara yönelimini artırmak zorlaşmaktadır. Nitelikli eğitimin ön koşulu, öğretmenlerin insana yaraşır yaşam ve çalışma koşullarına sahip olmasıdır. Bu çerçevede, öğretmen maaşlarının yoksulluk sınırıyla uyumlu bir düzeye yükseltilmesi, kadrolu istihdamın esas hâline getirilmesi ve mülakat temelli atama uygulamasının gözden geçirilmesi, eğitimde güvenin ve mesleki istikrarın yeniden tesis edilmesi açısından kritik önem taşımaktadır. 2026 bütçesinde ise bu alanlara yönelik somut bir iyileştirme adımı henüz görülmemektedir. Okullarda Temel Hizmet Krizi: Temizlik ve Güvenlik Geçici Personelle Ayakta Tutuluyor Türkiye’de eğitimin niteliği yalnızca öğretmen kadrolarının gücüyle değil, okulların temizlik, güvenlik ve bakım-onarım kapasitesinin sürekliliğiyle de yakından ilişkilidir. Millî Eğitim Bakanlığı’nın 30 Eylül 2024 tarihli resmî açıklamasına göre, Bakanlığa bağlı 60.487 okulda temizlik hizmetleri için toplam 143.355 personel görevlendirilmiştir. Bu personelin 49.578’i kadrolu, 30.000’i Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında, 63.777’si ise İşgücü Uyum Programı (İUP) kapsamında çalışmaktadır. Aynı dönemde yayımlanan 2024–2025 Örgün Eğitim İstatistikleri, Türkiye’de toplam 74.040 okul bulunduğunu; bunların 59.336’sının resmî, 14.700’ünün özel statüde olduğunu göstermektedir. Bu tablo, temizlik hizmetlerinin neredeyse 448 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2426 ‒ tamamının devlet okullarında yürütüldüğünü ve MEB’e bağlı okullarda ortalama 2,4 kişilik bir temizlik personeli kapasitesi oluştuğunu ortaya koymaktadır. Personelin büyük bölümünün TYP ve İUP gibi geçici istihdam modellerine dayanması, özellikle öğrenci nüfusunun yüksek olduğu bölgelerde hizmet sürekliliğini zayıflatan yapısal bir unsur hâline gelmektedir. 2025 yılında TYP ve İUP kontenjanlarının artırılmasına yönelik idari adımlar atılmış olsa da, İUP için öngörülen 120 bin kişilik kapasitenin önemli bir bölümü hâlen doldurulamamıştır. Bu nedenle sahada pek çok okulda personel devri, kısa süreli görevlendirme ve il-ilçe bazında dengesiz dağılım sorunlarının devam ettiği görülmektedir. Aynı eğitim yılı içinde birden fazla temizlik personelinin değişmesi, hem hijyen standartlarının korunmasını güçleştirmekte hem de okul operasyonlarında kesintilere yol açmaktadır. Özel okullarda ise TYP ve İUP uygulanmadığı için temizlik ve destek hizmetleri doğrudan istihdam yoluyla sağlanmakta; bu durum kamu ve özel okullar arasındaki hizmet kapasitesi farkını belirginleştirmektedir. 2026 bütçe sunumunda yer alan bilgiler, bakım-onarım, enerji giderleri ve küçük tesisat harcamaları için yaklaşık 16 milyar TL ödenek ayrıldığını göstermektedir. Ancak bu kaynağın okul bazında izlenebilir bir bütçe kalemi altında tanımlanmamış olması, her bir okulun rutin işletme giderlerine ne ölçüde pay aktarılabildiğinin değerlendirilmesini güçleştirmektedir. Uygulamada özellikle kırsal bölgelerdeki okulların elektrik, su, ısınma ve küçük onarım gibi temel giderleri karşılamak için okul-aile birlikleri veya velilerin gönüllü katkılarına bağımlı hâle geldiği görülmektedir. Bu durum, kamusal eğitimin finansman yükünün giderek hanelere kaydığı ve bölgesel eşitsizliklerin yapısal olarak derinleştiği bir tabloyu işaret etmektedir. Okul güvenliği ise bu genel resmin en zayıf halkası olarak öne çıkmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı, 2025 yılı itibarıyla kadrolu güvenlik personeli sayısına ilişkin güncel bir veri yayımlamamıştır. Bu nedenle kapasite yalnızca il müdürlüklerinin açıkladığı sınırlı bilgiler ve saha gözlemleri üzerinden izlenebilmektedir. Türkiye genelinde 74.040 okul bulunduğu dikkate alındığında, en az her okulda bir tam zamanlı güvenlik görevlisi ihtiyacı sendikalar tarafından dile getirilmektedir. Mevcut durumda güvenlik hizmetleri çoğunlukla TYP–İUP kapsamında görevlendirilen geçici personel veya okul bütçeleriyle sağlanan düşük ücretli çalışanlarla yürütülmektedir. Bu yapı, tıpkı temizlik hizmetlerinde olduğu gibi süreklilik ve kalite standartlarının kırılganlığına yol açmaktadır. 449 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2427 ‒ Özel Okullar Teşvikli, Öğretmenleri Güvencesiz Türkiye’de özel öğretim kurumlarının payı son yıllarda istikrarlı biçimde artmaktadır. Bu artış, kamusal eğitim kapasitesinin sınırlı kaldığı alanlarda özel okulların daha görünür hâle geldiğini göstermektedir. Ancak büyüme eğilimi, kamusal hizmetlerin finansmanı, denetim kapasitesi ve öğretmen istihdamı açısından bazı yapısal tartışmaları beraberinde getirmektedir. Özel okullar, 2020 sonrasında doğrudan öğrenci teşvikleri kaldırılmış olmakla birlikte, vergi muafiyetleri, yatırım teşvik belgeleri, arsa tahsisleri ve çeşitli giderlerde sağlanan kolaylıklar gibi dolaylı mekanizmalar aracılığıyla desteklenmeye devam etmektedir. 2014–2019 döneminde yaklaşık 6 milyar TL tutarında doğrudan teşvik sağlanmış olması, özel öğretimin kamu kaynaklarıyla ilişkisini ortaya koyan önemli bir örnektir. Buna karşın, kamu okullarının temizlik, güvenlik, bakım ve işletme giderleri için ayrılan ödeneklerin sınırlı kalması ve okul bazında izlenebilir olmaması dikkat çekmektedir. Özel okul öğretmenlerinin çalışma koşulları da bu çerçevenin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. MEB istatistiklerine göre yaklaşık 180 bin öğretmen özel öğretim kurumlarında görev yapmaktadır. Bu öğretmenlerin önemli bir bölümü kısa süreli sözleşmeler, düşük ücret düzeyleri ve iş güvencesi eksikliği ile karşı karşıyadır. Sektör raporları ve sendikal veriler, özel okul öğretmenlerinin maaşlarının çoğu zaman asgari ücret seviyesine yakın olduğunu, sigorta primlerinin düşük gösterilebildiğini ve yaz tatillerinde sözleşme gereği maaş kesintilerinin yaşanabildiğini göstermektedir. Bu durum, öğretmenlik mesleğinin bütüncül statüsü üzerinde baskı oluşturmaktadır. Kamu okullarında ise aynı dönemde temizlik personeli, güvenlik hizmetleri ve bakım-onarım ödeneği gibi kritik alanlarda kronik kapasite sorunları sürmektedir. Böylece özel okul kapasitesinin büyümesi ile kamusal eğitim altyapısındaki yetersizlikler arasında paralel bir ilişki ortaya çıkmaktadır. Bu ilişki, özel öğretimin gelişimini engellemekten ziyade, kamusal eğitim standardının güçlendirilmesi gerekliliğini ön plana çıkarmaktadır. Bu çerçevede 2026 bütçesinde, özel öğretim kurumlarına sağlanan dolaylı desteklerin şeffaf biçimde izlenmesi, özel okul öğretmenleri için taban ücret uygulamasının yasal zemine kavuşturulması ve özel–kamu okulları arasındaki kalite farkının düzenli performans göstergeleriyle takip edilmesi gerekli görülmektedir. Eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi, kamusal eğitim sisteminin kurumsal kapasitesinin sürdürülebilir biçimde desteklenmesine bağlıdır. 450 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2428 ‒ Ders Kitapları, Yeni Müfredat ve Erişim Sorunu Ders kitapları, müfredat değişikliklerinin somut yansıması ve eğitimde fırsat eşitliğinin temel araçlarından biridir. Türkiye’de 2003 yılından bu yana tüm kademelerde ücretsiz ders kitabı dağıtımı uygulanmakta; bu politika kamusal eğitimin en köklü sosyal destek mekanizmalarından biri olarak görülmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2026 Bütçe Sunumunda yer alan verilere göre, 2025–2026 eğitim-öğretim yılında yaklaşık 184 milyon ders kitabının öğrencilere ücretsiz ulaştırılması planlanmaktadır. Uygulamanın başlangıcından bu yana dağıtılan toplam kitap sayısı ise 4,3 milyar adede ulaşmıştır. Bütçesel açıdan bakıldığında ders kitapları önemli bir mali yük oluşturmaktadır. Bakanlık verileri, 2025 yılı için ders kitabı ve yardımcı kaynakların basım ile dağıtımı amacıyla yaklaşık 8,7 milyar TL ödenek ayrıldığını göstermektedir. Kâğıt fiyatlarındaki artış, döviz kuru dalgalanmaları ve basım kapasitesine ilişkin ihale süreçleri bu kalemi giderek artan bir maliyet unsuru hâline getirmiştir. Yeni müfredatın hayata geçmesiyle birlikte tüm kademelerde öğretim programına uygun yeni kitapların hazırlanması da ilave bir baskı oluşturmaktadır. Son iki yılda yayımlanan genelgelerde Bakanlık, ücretsiz dağıtım kapsamı dışındaki materyallerin okullarda zorunlu tutulmamasını ve velilere herhangi bir ek mali külfet getirilmemesini vurgulamıştır. Ancak uygulamada bazı okullar, kitap teslimlerindeki gecikmeler nedeniyle eğitim-öğretim yılının ilk haftalarında eski baskılarla veya geçici dijital materyallerle ders işlemeye devam etmek zorunda kalmıştır. Bu durum, bütçede öngörülen harcamaya rağmen lojistik ve planlama alanlarında hâlâ iyileştirilmesi gereken noktalar bulunduğunu göstermektedir. Ders kitapları aynı zamanda yeni müfredatın içerik kalitesinin de belirleyicisidir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda hazırlanan yeni kitaplarda değer temelli ve hedef öğrenci profiline dayalı bir yaklaşım benimsenmiştir. Ancak içeriklerin bilimsel derinliği, eleştirel düşünme becerisini destekleme düzeyi ve disiplinler arası bağlantılar açısından çeşitli tartışmalar sürmektedir. İçerik tartışmalarının ötesinde temel mesele, bu materyallerin tüm öğrencilere zamanında, eşit ve eksiksiz ulaştırılabilmesidir. 451 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2429 ‒ Mülakat Sistemi Liyakati Gölgeliyor: Yüksek Puanlı Adaylar Eleniyor Öğretmen atamaları, Türkiye’de kamu istihdamı içinde en geniş hareketliliğe sahip alanlardan biridir. Ancak son yıllarda uygulamaya alınan mülakat sistemi, öğretmenlik mesleğinde liyakat, eşitlik ve öngörülebilirlik tartışmalarını derinleştirmiştir. 2024 yılında yürürlüğe giren yönetmelik değişikliği ile öğretmen atamalarında KPSS puanının %50’si ile sözlü sınav (mülakat) puanının %50’si esas alınmaya başlanmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan resmî açıklamada, sözlü sınavın amacının “adayın iletişim, pedagojik yeterlik ve mesleğe yönelik tutumunun ölçülmesi” olduğu belirtilmiştir. Ancak değerlendirme ölçütlerinin büyük ölçüde niteliksel olması ve sonuçların dış denetime açık bir şeffaflık mekanizmasıyla desteklenmemesi, uygulamayı tartışmalı hâle getirmektedir. Bu tartışmalar yalnızca idari değil, hukuki zeminde de karşılık bulmuştur. Danıştay 2. Dairesi, sözlü sınavlarda objektiflik ve ölçülebilirlik sağlanmadığı durumlarda yapılan bazı işlemleri iptal eden kararlar vermiş; yazılı sınav sonuçlarını geçersiz kılacak ölçüde belirleyici olan sözlü sınav uygulamalarının hukuka aykırı olduğunu vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesi de kamu personeli alımlarında sözlü sınavların ancak açık, nesnel ve denetlenebilir ölçütlere dayanması halinde Anayasa’ya uygun olabileceğini belirtmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2024 tarihli kılavuzunda mülakat komisyonlarının beş üyeden oluşacağı; değerlendirme formunda “iletişim”, “öz güven”, “mesleki yeterlik” ve “temsil” gibi başlıkların yer alacağı ifade edilmiştir. Ancak bu başlıkların doğası gereği niteliksel olması, değerlendirme sonuçlarının nesnel olarak doğrulanmasını güçleştirmektedir. Kamuoyunda dile getirilen örneklerde KPSS başarı sıralamasının mülakat sonucunda önemli ölçüde değişebildiğine ilişkin bulgular yer alsa da bu konuda kapsamlı ve resmî veri paylaşılmamıştır. Mülakat sistemi, liyakat ve güven sorunlarının ötesinde, öğretmen istihdam planlaması açısından da belirsizlik yaratmaktadır. Öğretmen arz-talep projeksiyonlarının sağlıklı yapılması, öngörülebilir ve yazılı sınav temelli bir mevzuat yapısı gerektirirken; sözlü sınava dayalı model, adayların hazırlık süreçlerinde öngörülebilirliği zayıflatmaktadır. Ayrıca mülakat merkezlerinin oluşturulması, komisyonların görevlendirilmesi ve süreçlerin yürütülmesi, MEB bütçesine ayrı bir idari maliyet yükü getirmektedir. 2025 Performans Programı’nda “öğretmen istihdamında niteliğin artırılması” hedefi yer almakla birlikte, bu hedefin ölçülebilir performans göstergeleriyle değil, sözlü değerlendirmeye 452 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2430 ‒ dayalı bir yöntemle tanımlanmış olması dikkat çekmektedir. Bu durum, öğretmen atama sürecinin şeffaflığı ve hesap verebilirliği bakımından önemli bir boşluk oluşturmaktadır. Sonuç olarak, öğretmen atamalarında uygulanan mülakat sistemi, teorik olarak pedagojik yeterliği ölçmeyi amaçlasa da mevcut haliyle nesnelliği zayıflatan, idari takdiri artıran ve öğretmen adaylarının kamuya olan güvenini aşındıran bir yapı sergilemektedir. Atama süreçlerinin açık, öngörülebilir ve liyakate dayalı biçimde yeniden düzenlenmesi, eğitimde kurumsal adalet duygusunun güçlendirilmesi açısından zaruri görünmektedir. 453 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2431 ‒ 3.18. GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI 1. BÜTÇE VERİLERİ a. Bütçenin Genel Görünümü 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi kapsamında Gençlik ve Spor Bakanlığına ayrılan toplam kaynak 300,3 milyar TL olarak belirlenmiştir. Bu kaynağın program türlerine göre dağılımı Tablo 1’de gösterilmektedir. Tablo: Gençlik ve Spor Bakanlığı 2026 yılı bütçesinin program türlerine göre dağılımı Program Türü Tutar (TL) Bütçe Payı (%) Bağımlılıkla Mücadele 59.494.000 0,02 Gençlik 14.011.191.000 4,7 Sporun Geliştirilmesi ve Desteklenmesi 45.169.350.000 15,0 Yükseköğretim ve Öğrenci Hizmetleri 236.096.790.000 78,6 Yönetim ve Destek Programları 4.965.367.000 1,7 Toplam 300.302.192.000 100,0 Tablo 1 incelendiğinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesinin program türlerine göre dağılımında yükseköğretim ve öğrenci hizmetleri programı 236 milyar 96 milyon 790 bin TL ile toplam ödeneğin %78,6’sını oluşturmaktadır. Bu program, bakanlık bütçesinin temel ağırlık noktasını teşkil etmektedir. Sporun geliştirilmesi ve desteklenmesi programı 45 milyar 169 milyon 350 bin TL ile %15, gençlik programı ise 14 milyar 11 milyon 191 bin TL ile %4,7 pay almıştır. Yönetim ve destek programları ise 4 milyar 965 milyon 367 bin TL ile toplam bütçenin %1,7’sini kapsamaktadır. Bütçedeki en düşük pay ise 59 milyon 494 bin TL ve %0,02 bütçe oranı ile bağımlılıkla mücadele programına ayrılmıştır. Veriler, Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinin %93,6’sının yükseköğretim ve spor faaliyetleri ekseninde yoğunlaştığını; gençlik ve bağımlılıkla mücadele alanlarının ise bütçe içinde sınırlı bir payla temsil edildiğini göstermektedir. 454 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2432 ‒ Bu dağılım, bakanlığın işlevsel yapısında altyapı, tesisleşme ve yükseköğretim destekleri lehine belirgin bir yoğunlaşma bulunduğunu göstermektedir. Buna karşılık psikososyal destek, gençlik katılımı, istihdam geçişi ve değer eğitimi gibi sosyal politika bileşenlerinin bütçe ölçeğinde marjinal düzeyde düşük kaldığını ortaya koymaktadır. Tablo: Gençlik ve Spor Bakanlığı 2026 yılı bütçesinin ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımı (İkincil Düzey) Bütçe Payı Ekonomik Sınıflandırma Türü 2026 Bütçe Teklifi (TL) (%) Personel Giderleri 3.750.105.000 1,25 Sosyal Güvenlik Kurumlarına 551.231.000 0,18 Devlet Primi Giderleri Mal ve Hizmet Alım Giderleri 2.587.843.000 0,86 Cari Transferler 232.887.013.000 77,56 Sermaye Giderleri 19.340.000.000 6,44 Sermaye Transferleri 4.950.000.000 1,65 Borç Verme 36.246.000.000 12,06 Toplam 300.302.192.000 100,00 Tablo 2, Gençlik ve Spor Bakanlığı 2026 yılı bütçesinin ekonomik sınıflandırma türlerine göre dağılımını göstermektedir. Buna göre toplam 300 milyar 302 milyon 192 bin TL tutarındaki bütçede en büyük kalem cari transferlerdir. Bu kalem, 232 milyar 887 milyon 13 bin TL ile toplam bütçenin %77,56’sını oluşturmaktadır. Cari transferleri, 36 milyar 246 milyon TL (%12,06) tutarındaki borç verme kalemi ve 19 milyar 340 milyon TL (%6,44) tutarındaki sermaye giderleri izlemektedir. Sermaye transferleri 4 milyar 950 milyon TL (%1,65), personel giderleri 3 milyar 750 milyon TL (%1,25) ve sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri 551 milyon TL (%0,18) düzeyindedir. Ekonomik sınıflandırma itibarıyla bütçe, ağırlıklı biçimde transfer nitelikli harcamalardan oluşmaktadır. Cari transferler, KYK burs ve kredileri, spor federasyonlarına yapılan destek ödemeleri, hazine yardımları ve diğer nakdi transferleri kapsamaktadır. Sermaye giderleri başlığı altında spor tesisleri, yurt yapımları ve diğer yatırım projeleri yer almaktadır. 455 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2433 ‒ 2025 yılı bütçesiyle karşılaştırıldığında, toplam ödenek 231 milyar 922 milyon TL’den 300 milyar 302 milyon TL’ye yükselmiştir. Bütçenin nominal artış oranı %29,6 olmuştur. Artış oranı en yüksek kalem, öğrenci kredilerinin pay sahibi olduğu, borç verme (%38,4), en düşük kalem ise personel giderleri (%35,4) olarak gerçekleşmiştir. b. Bütçe Kalemlerinin Değerlendirilmesi 2026 dönemi Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi, görünürde büyüyen ancak içerik olarak daralan bir yapı sergilemektedir. Bu eğilimin yönünü ve niteliğini anlamak için son üç yıla ait bütçe verilerinin birlikte değerlendirilmesi anlamlı olacaktır. 2024 yılında 171 milyar TL düzeyinde olan bütçe, 2025’te 231,9 milyar TL’ye, 2026 teklifinde ise 300 milyar 302 milyon 192 bin TL’ye yükselmiştir. Nominal artış oranı %29,6, üç yıllık toplam artış ise yaklaşık %75,5’tir. 2024 yılında cari transferlerin toplam harcamalar içindeki payı %73,1, 2025’te %74,8, 2026’da ise %76,1’e yükselmiştir. Sermaye giderleri aynı dönemde %8,0’den %6,8’e, gençlik programlarının bütçe payı ise %5,0’dan %4,6’ya gerilemiştir. Bu oranlar, bakanlığın politika üretim kapasitesinin giderek azaldığını; kaynakların yatırım, önleme ve sosyal bütünleşmeden çok idari aktarımlara hapsedildiğini göstermektedir. Grafik: GSB Bütçesinin Senelere Yönelik Oransal Dağılımları, 2024-2025-2026 0,02 Bağımlılıkla Mücadele Programı 0,02 0,02 1,65 Yönetim ve Destek Programı 1,61 1,21 4,67 Gençlik Programı 4,85 4,99 15,04 Sporun Geliştirilmesi ve Desteklenmesi 15,18 16,02 78,62 Yükseköğretim 78,33 77,76 0 10 20 30 40 50 60 70 80 90 Sporun Geliştirilmesi Yönetim ve Destek Bağımlılıkla Yükseköğretim Gençlik Programı ve Desteklenmesi Programı Mücadele Programı 2026 78,62 15,04 4,67 1,65 0,02 2025 78,33 15,18 4,85 1,61 0,02 2024 77,76 16,02 4,99 1,21 0,02 2026 2025 2024 456 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2434 ‒ 2026 yılı bütçesindeki program bazlı dağılım, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın politika önceliklerini net bir şekilde yansıtmaktadır. Bütçenin yaklaşık dörtte üçünü oluşturan 236,1 milyar TL’lik payıyla yükseköğretim ve öğrenci hizmetleri programı, kaynak tahsisinde ağırlıklı bir konuma sahiptir. Bu kalemin büyüklüğü burs, kredi ve yurt ödemelerinden oluşmaktadır. Dolayısıyla bakanlığın bütçesinin gençlik politikalarından ziyade yükseköğretim finansmanına odaklandığını göstermektedir. Sporun geliştirilmesi ve desteklenmesi programı, 45,1 milyar TL ile toplam bakanlık bütçesinin yaklaşık altıda birine karşılık gelmektedir. Ancak bu program kapsamındaki harcamaların ağırlıklı olarak federasyon destekleri ve tesis yatırımlarına yönelik olması dikkat çekmektedir. Spor etiği, genç sporcuların eğitimi ve erişim eşitliği gibi alanlara ayrılan kaynakların görece sınırlı kalması, spor politikalarının daha çok altyapı ve organizasyon odaklı bir çerçevede şekillendiğine işaret etmektedir. Gençlik programı, 14,1 milyar TL ve %4,7’lik payı ile bütçe içinde oldukça mütevazı bir yere sahiptir. Program kapsamında gençlik merkezleri, kamplar ve gönüllülük projeleri gibi faaliyetler yer alsa da 2025 yılı uygulama sonuçlarına bakıldığında, etkinliklerin kısa vadeli ve idari ağırlıklı bir nitelik taşıdığı görülmektedir. Mevcut program tasarımının, gençlerin sosyal katılımını ve beceri gelişimini destekleyecek sürdürülebilir bir etki yaratmada yetersiz kaldığı değerlendirilmektedir. Yönetim ve Destek Hizmetleri Programı ise 5 milyar TL'ye ulaşan bütçesiyle toplamın yaklaşık %1,7'sini oluşturmaktadır. Görünürde küçük bir oranı temsil etse de son üç yılda yaklaşık iki katına çıkan bu artış, idari maliyetlerin bütçe içindeki göreli ağırlığının arttığına dair bir veri sunmaktadır. Bu artışın, bakanlık faaliyetlerindeki genişleme veya enflasyon gibi makroekonomik etkilerle ne ölçüde ilişkili olduğunun detaylı analizi, artışın niteliğini anlamak açısından elzemdir. Bakanlığın önleyici sosyal politika alanındaki yüzü olan Bağımlılıkla Mücadele Programı’na ayrılan kaynak ise 59 Milyon TL düzeyinde olup, toplam bütçenin yalnızca %0,02’sine denk gelmektedir. Bu oran hem bütçenin genel ölçeği hem de bağımlılıkla mücadelenin toplumsal önemi düşünüldüğünde, sembolik bir düzeyde kalmaktadır. Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi son üç yılda nominal olarak artsa da içerik olarak giderek transfer odaklı ve yatırım kapasitesi zayıflamış bir profil sergilemektedir. Programlar arasındaki kaynak dağılımı, gençlik ve spor politikalarının 457 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2435 ‒ sosyal boyutunun yeterince desteklenmediğini, bunun yerine bakanlığın giderek daha fazla “kaynak aktaran” bir role evrildiğini göstermektedir. 2. “BAZI” BAĞIMLILIKLARLA MÜCADELE BÜTÇESİ Türkiye'de bağımlılıkla mücadele politikaları, genç nüfusun karşı karşıya kaldığı risk çeşitliliğine rağmen dar bir sağlık perspektifiyle sınırlı kalmaktadır. Madde kullanımı, dijital oyun ve sosyal medya bağımlılığı, yasa dışı bahis sistemleri ve ekonomik yönelimler giderek birbirini besleyen karmaşık bir bağımlılık ekosistemi oluşturmaktadır. Bu durum hem bireysel hem de kurumsal düzeyde çok boyutlu bir politika boşluğuna işaret etmektedir. Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın mevcut programları incelendiğinde, önleyici müdahaleler yerine idari süreçlere, davranışsal dönüşüm yerine ise nicel katılımcı sayılarına odaklanıldığı görülmektedir. Bu yaklaşım, bağımlılık olgusunu suç temelli veya kampanya odaklı bir perspektifle sınırlandırmakta, sorunun kökenindeki toplumsal ve ekonomik dinamikleri yeterince dikkate almamaktadır. a. Madde Bağımlılığı Türkiye'de genç nüfus arasında bağımlılık olgusu, madde kullanımı boyutunu aşan, dijital platformlar, davranışsal alışkanlıklar ve ekonomik yönelimleri de kapsayan multidisipliner bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Uyuşturucu madde kullanımı, yasa dışı bahis sistemleri, dijital oyun bağımlılığı ve sosyal medya kullanım bozuklukları, ortak etiyolojik faktörler taşıyan ve birbirini tetikleyen risk kümeleri oluşturmaktadır. Bağımlılığın bu durumu, gençlerin biyopsikososyal bütünlüğünü tehdit eden sistematik bir tehdit ağı oluşturmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2025 Uyuşturucu Raporu, bu karmaşık sorunun sadece sayısal boyutunu ortaya koymaktadır. Rapora göre 2024 yılında doğrudan madde kaynaklı 427 ölüm kaydedilmiş olup, bu ölümlerin %57'si birden fazla maddenin aynı anda kullanımından kaynaklanmıştır. Ölüm istatistikleri, sentetik kannabinoid (bonzai vb.) ve metamfetamin türlerinin ölümcül vakalarda başlıca neden olduğunu göstermektedir. Sentetik maddelerin ölüm oranları içindeki payının 2022'de %3,3'ten 2024'te %47,6'ya yükselmesi, bağımlılık profilinin özellikle düşük gelirli genç erkek nüfusunda yoğunlaştığını işaret etmektedir. 458 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2436 ‒ Grafik: Sentetik Maddelerin Madde Bağlantılı Ölüm Vakalarındaki Payı (2022–2024) 19,10% 52,50% 33,30% 81,10% 27,20% 47,60% 15,60% 20,30% 3,30% 2022 2023 2024 Sentetik Kannabinoid (Bonzai) Metamfetamin Diğer Maddeler 2022–2024 döneminde madde bağlantılı ölümler içinde sentetik maddelerin payı keskin biçimde artmıştır. Sentetik kannabinoid oranı iki yılda yaklaşık on beş kat yükselmiş, metamfetamin oranı da istikrarlı biçimde artış göstermiştir. Bu eğilim, bağımlılık profilinin yüksek riskli ve ucuz erişimli sentetik maddelere kaydığını göstermekte, sosyoekonomik kırılganlıkla bağımlılık türleri arasındaki ilişkiyi güçlendirmektedir. Medya içerik analizi sonuçları, 2022-2024 döneminde bağımlılıkla mücadele konulu yayınlarda sayısal anlamda %42,3'lük bir artış olduğunu göstermektedir. TRT ve diğer kamu yayın kuruluşlarında 2024 yılı içinde 781 haber bülteni, 502 radyo programı ve toplam 1.264 dakikalık yayın içeriği üretilmiştir. Ancak içerik incelemesi, bu yayınların tematik çerçevesinin ağırlıklı olarak "suç-ceza anlayışı" ve "tehdit odaklı anlatım" çevresinde şekillendiğini göstermektedir. "Önleyici çalışmalar", "tedavi" ve "psikososyal destek" temalarının ise oldukça sınırlı kaldığı görülmektedir. Bu durum, bütçe ve programları medya politikalarının farkındalık düzeyinde artış sağlarken, davranış değişikliği ve önleyici müdahale kapasitesi açısından yetersiz kaldığını düşündürmektedir. 459 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2437 ‒ Grafik: Bağımlılıkla Mücadele Medya\Yayın Verileri 2547 2152 1790 1264 1080 930 781 642 520 502 430 340 2022 2023 2024 TV Haber Sayısı Radyo Programı Yayın Süresi(dk) Toplam Yayın 2022-2024 döneminde bağımlılıkla mücadele temalı medya içeriklerinde niceliksel olarak kayda değer bir artış gözlemlenmiştir. TRT ve diğer kamu kanallarında yayımlanan haber ve program sayısı üç yıl içinde toplamda %42,3 oranında artış göstermiştir. Ancak bu artış, içerik kalitesine yansımamıştır. Yayınların büyük bölümü operasyon, tehdit ve suç odaklı bir çerçevede kurgulanmaya devam etmiştir. Bu durum, medya politikalarının toplumsal farkındalık düzeyini artırmada kısmen etkili olurken, davranışsal değişim veya önleyici müdahale kapasitesi açısından yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır. Artış eğiliminin içerik çeşitliliğinden ziyade benzer formatların tekrarına dayanması, farkındalık ile davranış değişikliği arasındaki kritik boşluğu daha da derinleştirmektedir. Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı (TBM), Millî Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Yeşilay iş birliğinde 2013'ten bu yana uygulanmakta olup, 2024 yılı itibarıyla 7.346.812 kişiye ulaşmıştır. Ancak programın etkililiğine ilişkin veriler önemli sorular barındırmaktadır. Eğitimlerin büyük bölümünün tek seferlik seminer şeklinde düzenlenmesi, "davranış değişimi", "risk azaltma" ve "psikolojik dayanıklılık" gibi temel sonuç göstergelerinin izlenememesine yol açmaktadır. Katılım sayılarının bütçe programında başarı ölçütü olarak sunulmasına karşın, TÜİK verileri genç nüfusta madde kullanım sıklığında azalma olmadığını göstermektedir. Kurumsal bütçe yapısı da bu tabloyu destekler niteliktedir. 2026 yılı bütçesinde Bağımlılıkla Mücadele Programı'na ayrılan kaynak, toplam bütçenin sadece %0,02'sine (59,4 milyon TL) 460 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2438 ‒ denk gelmektedir. Bu oran, bakanlığın diğer harcama kalemleriyle karşılaştırıldığında sembolik düzeyde kalmaktadır. Ayrıca ödeneğin sadece uyuşturucu bağımlılığı değil, kumar, dijital bağımlılık ve diğer zorlayıcı davranış bozukluklarını da kapsadığı göz önüne alındığında, kaynak dağılımının sorunun büyüklüğüyle orantısız olduğu açıktır. Mevcut program yapısı, önleyici ve iyileştirici sosyal politikalardan çok, örgütsel ve idari süreçlere odaklanmaktadır. Oysa gençlik politikaları; psikososyal destek mekanizmaları, erken uyarı sistemleri ve okul sonrası zaman yönetimi gibi unsurlar üzerinden, gençleri suç ve bağımlılıktan koruyacak şekilde tasarlanmalıdır. Mevcut durumda ise madde bağımlılığı, akran zorbalığı, dijital şiddet ve yasa dışı bahis gibi alanlarda sürdürülebilir, kanıta dayalı ve bütünleşik programların eksikliği dikkat çekmektedir. Sonuç olarak, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın bağımlılıkla mücadele stratejisi, kaynak dağılımı, kapsam ve etkililik açısından yapısal sorunlar taşımaktadır. Sembolik bütçe kalemleri, etkinliği kanıtlanmamış tek seferlik eğitimler ve sınırlı kapsamlı kamp etkinlikleriyle, çok yönlü bir toplum sağlığı sorununun üstesinden gelmek mümkün görünmemektedir. Türkiye'nin, bağımlılık olgusunu bir suç meselesi olmaktan çıkarıp toplum sağlığı perspektifiyle ele alan, kaynaklarını koruyucu önlemlere, erken müdahaleye ve tedaviye yönlendiren, çok disiplinli ve bütünleşik bir ulusal stratejiyi acilen hayata geçirmesi gerekmektedir. b. Bahis Gelirleriyle Finanse Edilen Ahlak: Spor Ekonomisinde Kurumsal Çelişki Türkiye'de spor ekonomisinin finansman modeli, giderek bahis gelirleri etrafında şekillenen yapısal bir dönüşüm geçirmektedir. Bu dönüşümün merkezinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı Spor Toto Teşkilat Başkanlığı yer almaktadır. Teşkilat, yasal bahis organizasyonlarını yürütmekte ve bu faaliyetlerden elde edilen gelirleri spor kulüpleri, federasyonlar ve altyapı yatırımlarına aktarmaktadır. 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporu'na göre Spor Toto'nun brüt hasılatı 193,2 milyar TL, kamu payı ise 53 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Bu tutar, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın aynı yılki bütçesinin yaklaşık %23'üne denk gelmektedir. Diğer bir deyişle, bakanlığın finansmanının kayda değer bir bölümü doğrudan bahis gelirlerinden sağlanmaktadır. Bu durum, kurumsal düzeyde temel bir çelişki yaratmaktadır. Bakanlık bir yandan yasa dışı bahisle mücadele sorumluluğunu taşırken, diğer yandan Spor Toto aracılığıyla yasal bahis gelirlerinin dağıtımını ve yönetimini üstlenmektedir. Böylece, "sporun ahlaki gelişim ve 461 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2439 ‒ gençlik eğitimi alanı" olarak tanımlanan politika odağı, kamu eliyle yeniden üretilen bir bahis ekonomisine bağlı hale gelmiştir. Bu ikili yapı, gençlik politikalarının etik temelini zayıflatmakta; "bağımlılıkla mücadele" söyleminin inandırıcılığını sorgulanır kılmaktadır. Makroekonomik boyutta değerlendirildiğinde, Spor Toto'nun kamu maliyesine katkısı önemli düzeydedir. 2024 yılında elde edilen 53 milyar TL'lik kamu payı, genel bütçe gelirlerinin yaklaşık %0,8'ine karşılık gelmektedir. Ancak bu gelirin büyük ölçüde şans oyunlarına dayalı tüketim harcamalarından sağlanması, yeniden dağıtım etkisini sınırlandırmaktadır. Ekonomik açıdan kısa vadede olumlu bir finansman kaynağı oluştursa da uzun vadede davranışsal bağımlılığın dolaylı olarak teşvik edilmesi gibi sosyal maliyetler doğurabilmektedir. Benzer bir tutarsızlık, spor politikalarının içeriksel yöneliminde de gözlemlenmektedir. Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinde "Sporun Geliştirilmesi ve Desteklenmesi Programı" 2026 yılı itibarıyla 45,1 milyar TL ile ikinci büyük kalem olarak yer almakta; ancak bu kaynağın neredeyse tamamı tesis, organizasyon ve transfer harcamalarına ayrılmaktadır. Spor etiği, disiplin eğitimi, genç sporcuların ahlaki ve sosyal gelişimi gibi alanlara ölçülebilir düzeyde kaynak aktarımı yapılmamaktadır. Oysa Avrupa Birliği ve OECD ülkelerinde spor bütçeleri içinde bu tür sosyal gelişim programlarının payı ortalama %5-7 düzeyinde seyrederken, Türkiye'de bu oran %1'in altında kalmaktadır. Sonuç olarak, Gençlik ve Spor Bakanlığı bir yandan bağımlılıkla mücadeleyi politika önceliği olarak vurgularken, diğer yandan finansal olarak bahis gelirlerine bağımlı bir kurumsal yapıyı sürdürmektedir. Bu durum hem mali hem de etik açıdan ikili bir bağımlılık yaratmaktadır: bütçesel bağımlılık ile davranışsal bağımlılıkla mücadele arasındaki sınırlar belirsizleşmektedir. Spor Toto gelirlerinin ekonomik büyüklüğü kısa vadeli bir başarı göstergesi olarak görünse de uzun vadede gençlerin davranış kalıpları, risk algısı ve toplumsal değerler sistemi üzerinde zayıflatıcı etkiler oluşturabilmektedir. 3. GENÇLİK: BÜTÇESİ AZ, KAPSAMI DAR Gençlik politikaları, biçimsel olarak geniş bir çerçeveye sahip olmasına rağmen, uygulama düzeyinde belirli gruplarla sınırlı kalan dar bir yapı sergilemektedir. Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın hizmet evreni, ağırlıklı olarak örgün eğitim sistemine devam eden, KYK yurtlarında barınan ve spor tesislerinden düzenli olarak yararlanan gençlerle sınırlıdır. Bu durum, kamu politikalarının en kırılgan genç nüfusu (eğitim sisteminden kopmuş, sosyal dışlanmaya maruz kalmış) kapsayamamasına neden olmaktadır. Mevcut bütçe mimarisi, bu 462 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2440 ‒ grupları ne ayrı bir program başlığı altında tanımlamakta ne de performans göstergeleri aracılığıyla izleyebilmektedir. a. Suça Sürüklenen Çocuklar, Gençler ve Önleyici Politika Boşluğu Suça sürüklenen çocukların işlediği suç türlerinin dağılımı incelendiğinde, %40,4'ünün yaralama, %16,6'sının hırsızlık, %8,2'sinin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı veya satışı, %4,6'sının tehdit, %4,2'sinin genel tehlike yaratma ve %26'sının ise diğer suçlar kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. Grafik: Emniyet Birimlerine Getirilen Çocuklara İsnat Edilen Suç Türü Dağılımı 2024, TÜİK 463 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2441 ‒ Aynı dönemde, 279 bin 620 çocuğun mağdur olarak güvenlik birimlerine başvurduğu ve bu çocukların %86,1'inin suç mağduru statüsünde olduğu tespit edilmiştir. Bu veriler, çocukların hem fail hem de mağdur olarak sistem içinde yer alma oranlarının giderek arttığını ortaya koymaktadır. Mevcut tablo, meselenin yalnızca adli bir boyutu olmadığını, aynı zamanda uygulanan çocuk ve gençlik politikalarının önleme düzeyindeki etkisizliğini yansıtan yapısal bir soruna işaret etmektedir. Grafik: Suça Sürüklenen ve Mağdur Olan Çocuk Sayısı Karşılaştırması 2023-2024 300000 279620 242875 250000 202785 200000 178834 150000 100000 50000 0 2023 2024 Suça Sürüklenen Çocuklar Mağdur Çocuklar Çocuk koruma, gençlik gelişimi ve suç önleme politikalarının farklı bakanlıklar arasında dağılmış olması önemli bir sorun teşkil etmektedir. Koruma ve bakım hizmetleri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın, adli süreçler Adalet Bakanlığı'nın, güvenlik denetimi İçişleri Bakanlığı'nın, eğitim boyutu Millî Eğitim Bakanlığı'nın, gençliğin sosyal yönelimi ve davranışsal gelişimi ise Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın sorumluluğu altındadır. Bu dağınık idari yapı, suça sürüklenmenin önlenmesine yönelik bütüncül bir strateji geliştirilmesini engellemekte ve kaynakların etkin kullanımını sınırlandırmaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın 3289 sayılı Kanun ve 5018 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca, gençlerin "bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişimini desteklemek" ve "zararlı alışkanlıklardan korunmasına yönelik çalışmalar yapmak" gibi yasal yükümlülükleri bulunmaktadır. Ancak Bakanlığın bu önleyici misyonu somut politikalara dönüştürmede yetersiz kaldığı görülmektedir. 2026 yılı bütçe teklifinde Bağımlılıkla Mücadele Programı'na ayrılan payın 464 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2442 ‒ %0,02 (59,4 milyon TL) düzeyinde kalması bu durumu teyit etmektedir. Söz konusu programın kapsamının uyuşturucu bağımlılığının yanı sıra kumar, dijital bağımlılık ve diğer zararlı alışkanlıkları da içermesi, ayrılan ödeneğin sorunun boyutlarıyla kıyaslandığında yetersiz olduğunu göstermektedir. Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın Yeşilay ile birlikte yürüttüğü Gençlik Kampları projesi bu durumun ne kadar kapsayıcı olduğuna başka bir örnektir. 2024 yılında düzenlenen 21 kamp programı toplam 728 katılımcıya erişebilmiştir. Türkiye’de 12–24 yaş grubunda yaklaşık 20 milyon genç bulunduğu göz önüne alındığında, bu kamp programlarının erişim oranı yalnızca yüzde 0,004 civarındadır; bu da binde birin bile altında bir düzeye karşılık gelmektedir. Ayrıca katılımcı profilinin ağırlıklı olarak gönüllü üniversite öğrencilerinden oluşması, yüksek risk altındaki ve ekonomik açıdan dezavantajlı gençlere yönelik eksikliği ortaya koymaktadır. b. Ne Eğitimde Ne İstihdamda Ne De Vatanında Olan Gençler Türkiye'de 15-24 yaş aralığındaki genç nüfusun yaklaşık dörtte biri ne eğitimde ne de istihdamda (NEET) yer almaktadır. TÜİK'in 2024 verilerine göre NEET oranı %22,9 seviyesindedir. Bu oran, OECD'nin Bir Bakışta Eğitim 2024 raporunda belirtilen %13,5'lik OECD ortalamasının ve Eurostat'ın %11 olarak açıkladığı AB ortalamasının önemli ölçüde üzerindedir. Uluslararası karşılaştırmalar, Türkiye'de genç nüfusta eğitim ve istihdam arasındaki kopuşun yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir. Grafik: OECD ve Eurostat Karşılaştırmasıyla NEET Oranları (15–29 Yaş, 2024) 30 25,9 25 22,1 20 18,4 16,2 15,8 14,9 15 12,85 12,1 11,6 11,3 11 11 10,9 10,7 9,8 9,5 10 8,4 7,2 5 0 465 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2443 ‒ Bu tablo, yalnızca işgücü piyasasındaki daralmayı değil, aynı zamanda eğitimden istihdama geçiş sürecindeki sistemik sorunları da yansıtmaktadır. 15-34 yaş grubunda istihdam oranı %52, işgücüne katılım oranı ise %60 düzeyinde seyretmektedir. Gençlerin önemli bir bölümü yeterli nitelik kazanamadan eğitim sisteminden ayrılmakta veya kayıt dışı, düşük ücretli işlerde çalışmaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı, gençlik merkezleri, kariyer danışmanlığı ve dijital beceri atölyeleri aracılığıyla bu soruna çözüm üretmeyi hedeflemektedir. Ancak bu mekanizmaların istihdam üzerindeki somut etkisine ilişkin veriler kamuya açık belgelerde yer almamaktadır. Ne Bakanlık performans raporlarında ne de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın genç istihdamına ilişkin izleme göstergelerinde, "Bakanlık destekli gençlerin istihdam oranı" gibi bir parametre bulunmamaktadır. Bu durum, politika uygulamalarının etkinliğini değerlendirmeyi güçleştirmekte ve faaliyetleri katılımcı sayısı odaklı bir yaklaşıma indirgemektedir. Uluslararası veriler, Türkiye'nin genç işsizliğiyle mücadelede sürdürülebilir bir strateji geliştiremediğini ortaya koymaktadır. Eğitimden işe geçişi destekleyecek sistematik danışmanlık, staj ve girişimcilik programları yetersiz kalmaktadır. Bunun sonucunda gençler yalnızca istihdam alanında değil, toplumsal aidiyet ve üretkenlik duygusunda da zayıflama yaşamaktadır. Tüm bu göstergeler, gençlerin yalnızca iş bulmakta değil, aynı zamanda geleceklerini inşa etmekte de zorlandıklarını ortaya koymaktadır. Mevcut gençlik politikaları, etkinlik ve destek programlarıyla sınırlı kaldığı sürece, bu yapısal sorunların çözümü mümkün görünmemektedir. Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın asıl görevi, gençlerin ülke içinde nitelikli istihdam olanaklarına kavuşmasını ve yaşam motivasyonlarını güçlendirecek stratejiler geliştirmek olmalıdır. Aksi takdirde, Türkiye'de gençlik sorunu "ne eğitimde ne istihdamda ne de vatanında" şeklinde özetlenebilecek daha derin bir boyuta evrilecektir. 4. YÜKSEKÖĞRETİMİN KRONİK SORUNLARI: BURSLAR VE YURTLAR Yükseköğretim, Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinde ağırlıklı bir paya sahiptir. 2026 yılı bütçe teklifinde bu kaleme ayrılan 236 milyar TL, toplam bakanlık bütçesinin %78'ini oluşturmaktadır. Ancak kaynak dağılımı incelendiğinde, bu tutarın yaklaşık %90'lık bölümünün nakdi transfer niteliği taşıdığı görülmektedir. Bu kapsamda yurt işletme giderleri ve diğer hizmet alımları da yer almakla birlikte, bütçenin ağırlıklı olarak burs ve kredi 466 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2444 ‒ ödemeleri ile temel hizmetlere odaklandığı görülmektedir. Sosyal yönlendirme, kariyer planlama ve psikolojik danışmanlık gibi alanlarda ise sınırlı kaldığı gözlemlenmektedir. KYK lisans burs ve kredilerinin senelere yönelik satın alma gücü analiz edildiğinde, 2015-2025 döneminde TL bazında nominal artışa rağmen döviz karşılığında önemli kayıplar yaşandığı görülmektedir. 2015 yılında 300 TL (137 ABD doları) olan lisans bursu, 2025 yılında 3.000 TL'ye yükselmesine karşın 71 ABD doları seviyesine gerilemiştir. Bu durum, öğrencilerin döviz bazında %48 oranında alım gücü kaybına uğradığını ortaya koymaktadır. Grafik: KYK Burslarının TL ve USD Karşılığı (2015–2025) 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 2025 3500 140 121 120 3000 117 3000 120 95 95 2500 100 87 79 2000 72 2000 80 67 71 1500 51 60 1250 1000 850 40 650 500 550 400 425 470 500 300 20 0 0 Burs (TL/Ay) Burs (USD/Ay) Barınma meselesi, yükseköğretime erişimi doğrudan etkileyen ve her yıl daha da belirginleşen temel sorun alanlarından biri hâline gelmiştir. Gençlik ve Spor Bakanlığının resmî açıklamasına göre, 2024–2025 dönemi itibarıyla KYK yurtlarının toplam kapasitesi 1 milyon yatak seviyesine ulaşmıştır. Ancak başvuru hacmi bu kapasitenin üzerinde kalmaya devam etmektedir. Medyada yer alan haberlerde, 2024–2025 döneminde yurtlara yapılan başvuruların yüksekliği nedeniyle özellikle büyükşehirlerde yurt bulmanın öğrenciler açısından ciddi bir rekabet alanına dönüştüğü aktarılmaktadır. Barınma maliyetleri açısından da kamu ve özel sektör arasındaki fark belirginleşmiştir. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından açıklanan 2024–2025 KYK Tip 1–6 yurt ücretleri aylık 517,50 TL ile 855 TL arasında değişmektedir. Buna karşılık özel yurtlar için Bakanlık tarafından 467 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2445 ‒ yayımlanmış ülke geneline ilişkin resmî bir fiyat tarifesi bulunmamaktadır. Medya haberlerinde yer alan örnekler, büyükşehirlerde tek kişilik özel yurt odalarının kamu yurtlarının katbekatı üzerinde seyrettiğini; bazı yerlerde aylık ücretlerin yüksek tutarlara ulaştığını göstermektedir. Bu tablo, düşük ve orta gelirli öğrenciler açısından kamusal barınma kapasitesinin önemini daha da artırmakta; kapasite artışı sınırlı kaldığı sürece barınma eşitsizliklerinin derinleşeceğine işaret etmektedir. Ekonomik baskıların öğrenci davranışları üzerindeki yansımaları, yalnızca geçim sıkıntısıyla sınırlı kalmamakta; aynı zamanda yasa dışı ekonomik ağlara yönelimi de beraberinde getirmektedir. Gelir yetersizliği, barınma maliyetleri ve artan giderler karşısında sıkışan öğrenciler, eğitim odaklı hedeflerinden uzaklaşarak alternatif gelir arayışlarına yönelmektedir. Bu bağlamda, son dönem yargı süreçlerinde ortaya çıkan ve üniversite öğrencilerinin banka hesaplarını yasa dışı bahis ağlarına kiraladıklarını gösteren bulgular, ekonomik stres ile yasa dışı finansal davranışlar arasındaki nedensel ilişkiyi belgelemektedir. Söz konusu olgular, öğrencilerin yalnızca maddi sıkıntılar yaşamakla kalmayıp, aynı zamanda bu sıkıntıların bir sonucu olarak yasal olmayan ekonomik faaliyetlere sürüklenebildiğini ortaya koymaktadır. 5. SPORUN GELİŞTİRİLMESİ VE DESTEKLENMESİ Türkiye’de spor politikalarının toplumsal tabana yayılımındaki yetersizlik, düzenli fiziksel aktiviteye ilişkin resmî göstergelerden de açık biçimde anlaşılmaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığının 2024 Faaliyet Raporu, ülkedeki lisanslı sporcu sayısının 16.927.671’e ulaştığını göstermektedir; ancak düzenli spor yapma davranışına ilişkin bir gösterge sunmamaktadır. Türkiye’de düzenli fiziksel aktivite oranı, TÜİK Sağlık Araştırması 2019’da %4,2, WHO STEPS Türkiye 2017 çalışmasında ise %3–4 düzeyinde ölçülmüştür. Bu oranlar, Eurobarometer 2022’de Avrupa Birliği ortalaması olan %44’ün oldukça altındadır. OECD ülkelerinde ise düzenli fiziksel aktivite düzeyleri genellikle %35–50 aralığında seyretmektedir. Spor katılımındaki bu sınırlılığın halk sağlığı üzerindeki etkileri, Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Obezite Federasyonu verileriyle de doğrulanmaktadır. Türkiye, Avrupa bölgesinde en yüksek obezite oranına sahip ülkelerden biridir; 2024 itibarıyla yetişkin nüfusun %32,1’i obez, %66,8’i ise fazla kilolu veya obezdir. Bu oranlar, OECD ortalaması olan %25,7’nin ve AB ortalaması olan %20,3’ün belirgin biçimde üzerindedir. 468 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2446 ‒ Grafik: Obezite Oranları Karşılaştırması, (Türkiye, OECD, Eurostat) 35 32,1 30 25,7 25 20,03 20 15 10 5 0 Türkiye Ortalaması OECD Ortalaması AB Ortalaması Çocuk nüfusunda da tablo değişmemektedir. Sağlık Bakanlığının Türkiye Çocukluk Çağı Obezitesi Araştırması (COSI-Türkiye) bulguları, 7–8 yaş grubundaki çocuklarda obezite oranının %14,9, fazla kilolu oranının ise %27,8 seviyesinde olduğunu göstermektedir. COSI’nin 2013, 2016, 2019 ve 2023 döngüleri birlikte ele alındığında, çocukluk çağı obezitesinin son on yılda belirgin bir artış eğilimi sergilediği görülmektedir. Katılım eşitsizliği yalnızca sağlık göstergeleriyle sınırlı değildir; aynı zamanda bölgesel spor altyapısında da keskin farklar ortaya çıkmaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı 2023 Tesis Envanteri verileri il bazında toplam tesis sayılarını ayrıntılı biçimde sunmakta, bu veriler TÜİK nüfus istatistikleriyle oranlandığında Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde kişi başına düşen spor tesisi oranının batı illerinin yarısından daha düşük olduğu görülmektedir. İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde kişi başına düşen tesis oranı yaklaşık 1/5 düzeyindeyken, Ağrı, Hakkâri ve Bitlis gibi illerde bu oran 1/10–1/12 bandına kadar gerilemektedir. Bu fark, sporun mekânsal erişilebilirliği açısından ciddi bir kırılganlığa işaret etmektedir. Mevcut spor politikaları incelendiğinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinde “sağlık temelli fiziksel aktivite” ya da “obeziteyle mücadele” başlıklı bağımsız bir programın bulunmadığı görülmektedir. Obezite ve hareketsizlikle mücadele başlıkları, dolaylı biçimde “halk sporları” veya “gençlik etkinlikleri” kapsamında ele alınmaktadır. Sayıştay’ın 2024 yılı denetim raporu, 469 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2447 ‒ bakanlık bütçesinin yalnızca %3’ünden daha azının halk sporlarına ayrıldığını tespit ederek kaynak dağılımındaki dengesizliğe dikkat çekmektedir. Hareketsizlik ile obezite arasındaki ilişkinin Türkiye’de bu denli güçlü seyretmesi, sporun sağlık politikalarına bütünleşik bir boyutla dahil edilmesinin aciliyetini ortaya koymaktadır. Sporun halk sağlığı bileşeni göz ardı edildiği sürece, Türkiye’nin fiziksel aktivite ve obezite göstergelerinde kalıcı bir iyileşme sağlaması mümkün görünmemektedir. Bu nedenle spor politikaları, yalnızca “katılımı artırma” hedefi etrafında değil, aynı zamanda “sağlıklı yaşam altyapısı” oluşturma perspektifiyle yeniden şekillendirilmelidir. 6. HAZİNE AÇMAZI: DAĞITIMDA BELİRSİZLİK VE ŞEFFAFLIK SORUNU Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinde yer alan "Hazine Yardımları" kalemi, 2026 yılında da şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından önemli sorunlar barındırmaktadır. Söz konusu kalem, bütçenin yaklaşık beşte birine tekabül eden 24,6 milyar TL'lik bir tutarı kapsamakta olup, farklı programlar altında dağınık bir şekilde yer almaktadır. Kaynak dağılımının kamuya açık kriterlerle yapılmıyor olması, bu kalemin denetimini güçleştirmektedir. "federasyon desteği", "altyapı transferi" veya "kulüp yardımı" gibi farklı başlıklar altında kullanılan bu kaynakların tahsis sürecinde, yararlanıcı kuruluşların belirlenmesi, destek miktarlarının hesaplanması ve performans göstergelerinin tanımlanmasına ilişkin ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Bu durum, kaynak dağılımında eşitsizliklere yol açabilmekte, aynı kurumun birden fazla kalemden destek almasına imkân verebilmekte ve amatör spor dallarının kaynaklara erişimini kısıtlayabilmektedir. Sonuç olarak, Hazine Yardımları kaleminin şeffaf bir şekilde yönetilmesi, Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın mali disiplininin ve toplumsal hesap verebilirliğinin temel göstergelerinden biri haline gelmelidir. Bu kapsamda, söz konusu kaynakların yararlanıcılar, tahsis kriterleri ve kullanım sonuçları itibarıyla kamuoyuna açıklanması büyük önem taşımaktadır. 470 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2448 ‒ 3.19. SAĞLIK BAKANLIĞI Sağlık Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçe teklifi, mevcut yapısal sorunları derinleştiren ve halkın sağlık hakkını güvence altına almaktan uzak politikaları sürdürmektedir. Son yıllarda artan randevu ve yatak krizleri, kritik branşlarda uzman hekim açığı, eğitim altyapısındaki yetersizlikler ve koruyucu sağlık hizmetlerinin eksikliği, sistemin sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Kronik hastalık yükü, önlenebilir ölümler ve nadir hastalıklara erişimdeki kısıtlar, sağlık hizmetlerinin piyasacı mantıkla yönetildiğinin somut göstergeleridir. Bu bütçe teklifi, sistemin kamusal niteliğini güçlendirmek yerine mevcut tahribatı kalıcılaştırma riskini taşımakta; sağlık hizmetlerine erişimi gelir, bölge ve sosyal konumla sınırlandıran yapısal eşitsizlikleri derinleştirmektedir. Sağlık, bir sektör değil, insan onurunu ve toplumsal vicdanı korumanın en temel ölçütüdür; bütçe ve politika kararlarının bu ilke doğrultusunda yeniden şekillendirilmesi gerekmektedir. Ancak bütçe teklifinin sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için gerekli olan temel veriler kamuoyuyla paylaşılmamıştır. 2025 yılının sonuna gelinmesine rağmen halen Sağlık Bakanlığı’nın “Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2024” yayımlanmamış, bu nedenle analizler yalnızca “2024 Sağlık Haber Bülteni”nde yer alan sınırlı göstergelerle yapılabilmiştir. Diğer tüm veriler ise 2023 yılı istatistikleri üzerinden değerlendirilmektedir. Güncel istatistiklerin yayımlanmaması, yalnızca teknik bir gecikme değil, aynı zamanda hesap verebilirlik ilkesinin ihlali anlamına gelmektedir. Sağlık alanında izlenen politikaların toplum üzerindeki etkisini değerlendirebilmek için gerekli temel bilgiler dahi kamuoyundan saklanır hale gelmiştir. Bu durum, hem demokratik denetimi hem de bilimsel analiz yapılabilmesini engellemekte; bütçe sürecini, kamuoyunun değil idarenin beyanlarına dayalı bir formaliteye dönüştürmektedir. 1. SAĞLIK SİSTEMİ FİNANSMANI: HARCAMA GÖSTERGELERİ VE BÜTÇE EĞİLİMLERİ Sağlık hizmetlerinin etkin, erişilebilir ve sürdürülebilir biçimde sunulabilmesi için sağlık harcamalarının genel bütçe içindeki payının uluslararası standartlara göre en az yüzde 10–11 düzeyinde olması beklenmektedir. Bu yılki artış önceki yıllardaki yüzde 0,1–0,4’lük sınırlı yükselişlere kıyasla daha yüksek görünse de, genel bütçeden sağlığa ayrılan pay hâlâ bu eşiklerin oldukça altında seyretmektedir. Dolayısıyla mevcut artış, sağlık sisteminin ihtiyaç duyduğu yapısal güçlenmeyi sağlayacak ölçekte değildir. 471 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2449 ‒ Sağlık Bakanlığı Bütçe Payı (2023–2028) 2.500.000.000.000 9,00 8,07 8,07 7,79 8,00 6,93 1.942.677.335.000 2.000.000.000.000 6,56 6,61 7,00 1.733.649.389.000 1.474.947.780.000 6,00 1.500.000.000.000 5,00 1.020.317.291.000 4,00 1.000.000.000.000 732.562.378.000 3,00 500.000.000.000 293.368.547.000 2,00 1,00 0 0,00 2023 2024 2025 2026 2027 2028 SAĞLIK BAKANLIĞI BÜTÇESİ GENEL BÜTÇEDEN SAĞLIĞA AYRILAN PAY Bakanlığın 2025 yılı bütçe teklifi 1 trilyon 20 milyar 317 milyon TL idi. 2026 yılı bütçesi ise 1 trilyon 474 milyar 947 milyon TL olarak sunulmuştur. İlk bakışta yaklaşık 454 milyar TL’lik bir artışla, nominal olarak yüzde 44,55’lik bir yükseliş olduğu görülmektedir. Ancak Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılı Eylül ayı itibarıyla açıkladığı 12 aylık ortalama TÜFE oranı yüzde 38,26’dır. Bu oran dikkate alındığında, 2026 yılı bütçesindeki artışın yaklaşık 390 milyar TL’lik kısmı enflasyon tarafından zaten eritilmiş durumdadır. Dolayısıyla 2026 yılı bütçe teklifinin enflasyondan arındırılmış değeri yaklaşık 1 trilyon 81 milyar TL’ye karşılık gelmektedir. Başka bir ifadeyle, Sağlık Bakanlığı bütçesindeki reel artış nominaldeki yüzde 44,6 değildir; enflasyondan arındırıldığında bu artış yalnızca yaklaşık yüzde 6 düzeyindedir. Yıllara Göre Sağlık Harcamaları Harcamalar 2003 2006 2009 2012 2015 2018 2021 2022 2023 Toplam Sağlık Harcaması / GSYİH 5,3 5,8 6,1 5,2 5,4 4,4 4,9 4,3 4,7 (%) Kamu Sağlık Harcaması / Toplam 72 68 81 79 78 77 79 76 77 Sağlık Harcaması (%) Cepten Sağlık Harcaması / Toplam 18 22 14 16 17 17 16 16 17 Sağlık Harcaması (%) Kişi Başı Sağlık Harcaması (USD) 471 751 889 968 1150 1259 1635 1827 ? (PPP-Satın Alma Gücü Paritesi) SB Bütçesi / Genel Bütçe (%) 2,4 4,4 4,6 4,1 4,3 4,5 5,8 6,6 6,5 SGK Toplam Sağlık Harcamaları 10,7 17,7 28,8 44,1 55,9 91,5 177,2 283,2 533,1 (Milyar TL) Yıllara göre sağlık harcamaları incelendiğinde; veriler, Türkiye’de sağlık finansmanının son 20 yılda yapısal olarak zayıfladığını göstermektedir. GSYİH içindeki sağlık harcamalarının 2009’da %6,1 ile zirveye ulaştıktan sonra 2022’de %4,3’e kadar gerilemesi, sağlık sistemine yapılan kamusal yatırımın ekonomik büyümenin gerisinde kaldığını ortaya koymaktadır. Bu 472 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2450 ‒ düşüşün en belirgin nedeni, kamu kaynaklarının temel sağlık hizmetlerine değil, yüksek maliyetli şehir hastanelerine yönlendirilmesidir. Kamu payı yüksek görünse de, vatandaşın doğrudan cebinden yaptığı harcamaların reel olarak katlanarak artması sağlık sisteminin piyasalaştığını teyit etmektedir. Ağız-diş sağlığı hizmetlerinden ilaç katılım paylarına kadar geniş bir alanda artan cepten ödeme yükü, sağlık hizmetlerine erişimde gelir temelli bir eşitsizliği derinleştirmektedir. Öte yandan, Sağlık Bakanlığı bütçesinin genel bütçe içindeki payındaki artış ilk bakışta olumlu görünse de, bu artışın kaynağı koruyucu ve birinci basamak sağlık hizmetleri değil; özel sektör ağırlıklı harcamalar ve şehir hastaneleri sözleşmeleridir. Bu nedenle bütçe büyürken sağlık hizmetleri güçlenmemekte, aksine maliyet baskısı altında daha kırılgan hale gelmektedir. SGK sağlık harcamalarının Bakanlık bütçesinin iki katına ulaşması ise sistemin finansman yükünün giderek sosyal güvenlik kurumuna kaydığını; bunun da sürdürülebilirlik açısından ciddi risk oluşturduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, tablo Türkiye’nin sağlık finansmanında uluslararası standartlara yaklaşmak bir yana, kamu ağırlıklı, erişilebilir ve eşitlikçi bir sağlık sisteminden uzaklaştığını net biçimde ortaya koymaktadır. Artan bütçeler, artan sağlık güvencesi değil; artan maliyetler ve artan eşitsizlikler üretmektedir. Türkiye, 2022 yılı itibarıyla GSYİH’sinin yalnızca %4,3’ünü sağlığa ayırarak OECD ülkeleri arasında son sırada yer almaktadır. OECD ortalamasının %9,2 olduğu düşünüldüğünde, Türkiye’nin sağlık yatırımları konusunda dünya standartlarının neredeyse yarısı kadar kaynak ayırabildiği görülmektedir. Bu durum rastlantı değildir; doğrudan uygulanan siyasi tercihlerden ve bütçe önceliklerinden kaynaklanmaktadır. Türkiye’nin sağlık harcamalarının düşük kalmasının temel nedenleri, yıllardır süren yanlış önceliklendirmelerin bir sonucudur. Kamu kaynakları, toplum sağlığını önceleyen alanlara değil; borçlanma maliyetlerine, savunma harcamalarına ve kamu-özel işbirliği projeleri gibi yüksek maliyetli kalemlere yönlendirilmektedir. 2024 yıl sonu itibarıyla 515 milyar dolara ulaşan dış borç stoku ve bunun milli gelirin %42’sine denk gelen büyüklüğü, sağlık gibi kamusal alanların siyasi tercihlerle nasıl geri plana itildiğini açıkça göstermektedir. 473 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2451 ‒ Cari Sağlık Harcamasının GSYİH İçindeki Payının Uluslararası Karşılaştırması Öte yandan Türkiye’de sağlık harcamalarının düşük olmasının gerekçesi yalnızca bütçe öncelikleri değildir. Sağlık çalışanlarının uluslararası standartlara göre çok daha düşük ücretlerle çalıştırılması, sağlık sisteminin düşük maliyet üzerinden ayakta tutulduğunu göstermektedir. Üniversite hastanelerinin eğitim ve araştırma fonlarının yetersizliği ise Türkiye’nin bilimsel üretim kapasitesini zayıflatmakta, nitelikli sağlık hizmetine erişimi uzun vadede tehdit etmektedir. Türkiye’nin GSYİH içindeki sağlık harcamasını hızla OECD ortalamalarına yaklaştırması, yalnızca bir “sağlık politikası tercihi” değil; aynı zamanda bir sosyal devlet iddiasının gereğidir. Kaynakların öncelikle koruyucu sağlık hizmetlerine, aşı ve ilaç üretimi gibi stratejik alanlara, sağlıkta eğitim ve araştırma yatırımlarına yönlendirilmesi zorunludur. Aksi takdirde Türkiye, artan yaşlı nüfusun, derinleşen eşitsizliklerin ve giderek pahalılaşan sağlık hizmetlerinin baskısı altında daha kırılgan bir sağlık sistemiyle karşı karşıya kalacaktır. Şehir Hastaneleri Harcamalarının Sağlık Bakanlığı Bütçesi İçindeki Payı (2023–2028) Sağlık Bakanlığı Şehir Hast Şehir Hast Kullanım Bütçeye Yıllar Toplam Bütçesi Hizmet Alım Bedeli Oranı 2023 293.368.547.000 18.946.000.000 27.716.000.000 46.662.000.000 15,9 2024 732.562.378.000 26.143.118.000 57.554.000.000 83.697.118.000 11,4 2025 1.020.317.291.000 23.584.349.598 67.181.365.000 90.765.714.598 8,9 2026 1.474.947.780.000 57.470.103.000 78.678.556.000 136.148.659.000 9,2 2027 1.733.649.389.000 63.755.816.000 85.007.541.000 148.763.357.000 8,6 2028 1.942.677.335.000 68.876.020.000 90.269.571.000 159.145.591.000 8,2 474 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2452 ‒ Sağlık Bakanlığı bütçesi son yıllarda dramatik biçimde artmasına rağmen, bu artışın önemli bir bölümü doğrudan sağlık hizmetlerini güçlendirmeye değil, şehir hastanelerinin hizmet alım ve kullanım bedellerine yönelmiştir. Veriler çok açık bir tablo ortaya koyuyor: 2023 yılında Sağlık Bakanlığı bütçesinin %15,9’u şehir hastanelerine giderken, sonraki yıllarda bu oran yüzdesel olarak düşüyor gibi görünse de, gerçekte şehir hastanelerine aktarılan toplam kaynak miktarı her yıl daha da büyüyor. 2023’te şehir hastanelerine ayrılan kaynak 46,6 milyar TL iken, 2024’te bu tutar 83,7 milyar TL’ye, 2025’te 90,7 milyar TL’ye, 2026’da ise 136,1 milyar TL’ye yükselmiştir. 2027 ve 2028 projeksiyonları da bu yükün giderek artacağını göstermektedir. Yani Bakanlık bütçesi büyüdükçe şehir hastanelerine aktarılan kaynak da aynı hızla genişlemekte; yüzdelik paydaki görece düşüş, kamuoyuna olumlu bir tablo sunuyor gibi görünse de, gerçekte Bakanlığın mali esnekliğini daraltan ciddi bir kaynak bağlanmasını perdelemektedir. Bugün geldiğimiz noktada Sağlık Bakanlığı bütçesinin önemli bir bölümü, kamu hizmeti üretmekten ziyade, sözleşme gereği ödenmesi zorunlu olan bu kalemlere mahkûm hale gelmiştir. Bu durum yalnızca bir bütçe tercihi değildir; aynı zamanda bir sağlık politikası tercihidir. Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 9,2’sinin yalnızca şehir hastanelerine ayrılması, geriye kalan yüzde 90’lık kısmın ise Türkiye’nin tüm sağlık yükünü sırtlayan 941 devlet hastanesi, 973 TSM, 28.845 aile hekimliği birimi, 4.498 acil yardım istasyonu ve 824.710 çalışana bölüştürülmek zorunda kalması, bütçe tercihinin ne kadar sorunlu olduğunu gözler önüne sermektedir. Devasa kaynakların kamuya ait olan yapılardan ziyade, kamu-özel ortaklığı modeliyle işletilen birkaç mega komplekse yönlendirilmesi; bir tercih değil, bir siyasi öncelik meselesidir. Şehir Hastaneleri Bütçe Tahminlerindeki Sapmalar Bütçe Teklifleri 2026 Bütçe Teklifi 2025 Bütçe Teklifi Yıllar 2026 2027 2026 2027 Hizmet Alım 57.470.103.000 63.755.816.000 42.439.111.000 46.065.681.000 Kullanım Bedeli 78.678.556.000 85.007.541.000 72.655.084.000 75.576.700.000 Şehir Hastaneleri Toplam 136.148.659.000 148.763.357.000 115.094.195.000 121.642.381.000 Sağlık Bakanlığı’nın, şehir hastaneleri bütçesiyle ilgili öngörülerinin bile tutmadığını ve her yıl öngörülen rakamların ciddi şekilde aşıldığını göstermektedir. Örneğin, 2025 bütçe dosyasında 2026 yılı için tahmin edilen şehir hastaneleri bütçesi 115,1 milyar TL iken, 2026 bütçe teklifinde bu rakam 136,1 milyar TL’ye yükselmiştir. Benzer biçimde 2027 yılı tahmini de 475 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2453 ‒ 121,6 milyar TL’den 148,8 milyar TL’ye çıkmıştır. Sağlık Bakanlığı, şehir hastanelerine ilişkin kaynak ihtiyacını doğru öngörememekte, bu da kamu mali yönetiminde ciddi bir belirsizlik oluşturmaktadır. Bütçe tahminlerinin bu denli tutarsız olması, kaynak planlaması ve diğer öncelikli sağlık hizmetlerinin finansmanı açısından ciddi risk oluşturmaktadır. Bütçenin Programlara Göre Dağılımı Program Adı /Bütçe Teklifi 2023 2024 2025 2026 2027 2028 Bağımlılıkla Mücadele Oranı(%) 0,85 0,46 0,44 0,37 0,36 0,51 Koruyucu Sağlık Hizmetlerinin Oranı (%) 28,65 27,64 26,81 27,54 25,55 25,53 Tedavi Hizmetlerinin Oranı (%) 69,55 70,76 71,87 71,27 73,32 73,17 2023 Başlangıç 2023 2024 Bütçe 2024 Program Adı Ödeneği Gerçekleşen Teklifi Gerçekleşen Bağımlılıkla Mücadele 2.490.653.000 951.956.501 3.373.023.000 1.785.853.890 Koruyucu Sağlık 84.039.447.000 102.042.946.318 202.463.783.000 191.805.000.524 Tedavi Edici Sağlık 204.035.173.000 298.701.429.229 518.331.810.000 585.202.897.307 Yönetim ve Destek 1.976.283.000 2.042.985.379 6.532.730.000 3.063.966.890 Programı Programlar Toplamı 292.541.556.000 403.739.317.427 730.521.346.000 781.857.718.611 Program Dışı Giderler 826.991.000 630.039.350 2.041.032.000 1.183.887.970 İdare Bütçesi Toplamı 293.368.547.000 404.369.356.777 732.562.378.000 783.041.606.581 Bütçenin programlara göre dağılımı incelendiğinde Türkiye’de sağlık harcamalarının yıllar içinde önceliklendirilmesinde çarpıcı bir dengesizliği ortaya koymaktadır. Koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan pay, 2023’te %28,6 iken 2028’e gelindiğinde %25,5’e gerilemekte; tedavi hizmetlerine ayrılan pay ise aynı dönemde %69,6’dan %73,2’ye yükselmektedir. Yani sağlık harcamalarının büyük çoğunluğu, hastalıkları önlemek yerine tedaviye yönelmekte, koruyucu sağlık hizmetleri giderek daha geri planda kalmaktadır. Bağımlılıkla mücadeleye ayrılan pay bağımlılık oranlarının arttığı günümüzde, yıllar içinde sürekli düşmüş ve 2026’da %0,37 ile tarihinin en düşük seviyesine inmiştir. Bu durum, sadece bütçe planlamasında bir eksiklik değil, aynı zamanda toplum sağlığını önceliklendirmeyen politik bir tercih olarak yorumlanmalıdır. Bağımlılıkla mücadeleye ayrılan pay oldukça düşük olmasıyla birlikte bu düşük oranın bile kullanılmadığı görülmektedir. 2023 yılında bu programa 2,49 milyar TL başlangıç ödeneği ayrılmışken, gerçekleşen harcama yalnızca 951 milyon TL’de kalmıştır. Yani ayrılan kaynağın yaklaşık %60’ı kullanılmamıştır. 2024 yılında da benzer bir tablo vardır: 3,37 milyar TL ödeneğe karşılık yalnızca 1,78 milyar TL harcama yapılmıştır. Bu da ödeneğin neredeyse yarısının 476 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2454 ‒ kullanılmadığı anlamına gelir. Bu iki yılın toplamına baktığımızda bağımlılıkla mücadele için konulan bütçenin yaklaşık yarısının harcanmadığı görülmektedir. Bu, sadece idari bir aksaklık değil, doğrudan toplumsal sağlığı etkileyen ağır bir politika ihmâlidir. Türkiye’de bağımlılık—özellikle uyuşturucu, alkol ve kumar bağımlılığı—giderek derinleşirken, tedavi merkezleri yetersizken, yeşilay danışmanlık merkezlerine başvurular artmışken ayrılan kaynağın bile kullanılmaması kabul edilemez bir tablo ortaya koymaktadır. 2. 2026 SAĞLIK BÜTÇESİNİN YAPISAL DAĞILIMI 2026 yılı Sağlık Bakanlığı bütçesi incelendiğinde, harcama kompozisyonunun belirgin biçimde personel maliyetleri etrafında yoğunlaştığı görülmektedir. Personel giderleri bir önceki yıla göre olağanüstü bir artış sergileyerek 566,8 milyar TL’den 863,5 milyar TL’ye yükselmektedir. Bu düzeyde bir artış, klasik fiyat güncellemeleriyle ya da rutin maliyet artışlarıyla açıklanabilir olmaktan uzaktır. İstihdam yapısındaki genişleme, sözleşmeli pozisyonların artırılması veya şehir hastanelerine bağlı yeni kadro ihtiyaçları gibi unsurlar bu artışı tetikliyor olsa da, söz konusu büyüme bütçenin diğer bileşenleri üzerindeki baskıyı görünür biçimde artırmaktadır. Personel kalemindeki bu genişleme ile uyumlu olarak, sosyal güvenlik prim giderleri de 67,2 milyar TL’den 102,5 milyar TL’ye yükselmektedir. Söz konusu paralellik, bütçenin temel yükünün emek maliyetlerinden kaynaklandığını doğrulamaktadır. Bu durum, 2026 bütçesinin ana yöneliminin kurumsal kapasiteyi artırmaktan ziyade, mevcut istihdam yükünü karşılamaya odaklandığını göstermektedir. Diğer taraftan, sağlık hizmetlerinin niteliğini doğrudan etkileyen mal ve hizmet alımlarındaki artışın görece sınırlı kaldığı görülmektedir. Bu kalem, 189,9 milyar TL’den 273,1 milyar TL’ye çıkmakla birlikte, artış oranı yüksek enflasyon ve döviz maliyetleri karşısında reel olarak daralmaya işaret etmektedir. Türkiye’nin tıbbi sarf malzemesi, ilaç ve cihaz temininde yüksek düzeyde dışa bağımlı olduğu düşünüldüğünde, bu kalemdeki görece düşük artış, sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından risk üretmektedir. Malzeme tedarikinde gecikmeler, kalite düşüşleri ve hizmet sunumunda aksaklıklar gibi sorunların bu yapı içinde derinleşme ihtimali bulunmaktadır. Yatırım harcamalarını ifade eden sermaye giderleri 190 milyar TL’den 228 milyar TL’ye çıkmakla birlikte, toplam bütçe içindeki payı ve artış hızı dikkate alındığında anlamlı bir kapasite genişlemesi yaratmadığı görülmektedir. Yeni hastane yatırımları, dijital sağlık 477 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2455 ‒ altyapılarının güçlendirilmesi veya mevcut tesislerin modernizasyonu gibi alanlarda dikkate değer bir ivme oluşmamaktadır. Bu durum, bütçenin büyümesine karşın sağlık sisteminin fiziki kapasitesinin aynı ölçüde genişlemediğini göstermektedir. Sermaye transferlerinin de düşük seviyede artması, yerel idareler ve diğer kurumlar aracılığıyla gerçekleştirilebilecek proje desteklerinin sınırlı kaldığını göstermektedir. Sağlık Bakanlığı 2026 Bütçesi Yapısal Dağılımı 2024 Bütçe YILLAR Teklifi 2025 2025 (Harcama) 2026 2027 2028 Personel 403.926.442.000 566.841.948.000 288.178.911.570 863.556.770.000 1.020.987.911.000 1.154.126.851.000 Giderleri Sos. Güv. Dev. 47.721.783.000 67.251.196.000 35.034.301.914 102.510.160.000 120.960.801.000 136.478.403.000 Primi Gid. Mal Ve Hizmet 134.338.404.000 189.921.652.000 94.757.777.151 273.138.229.000 301.092.798.000 322.824.198.000 Alım Giderleri Cari 3.511.559.000 4.603.391.000 2.336.839.787 5.684.621.000 6.206.746.000 6.665.821.000 Transferler Sermaye 142.095.000.000 190.032.000.000 68.884.729.766 228.038.000.000 282.174.479.000 320.144.245.000 Giderleri Sermaye 969.190.000 1.667.104.000 344.961.980 2.020.000.000 2.226.654.000 2.437.817.000 Transferleri Genel Toplam 732.562.378.000 1.020.317.291.000 489.537.522.168 1.474.947.780.000 1.733.649.389.000 1.942.677.335.000 3. KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ 2025 yılında, koruyucu sağlık hizmetlerinin yürütüldüğü aile hekimliklerinde, Sağlık Bakanlığı’nın yönetmelik değişiklikleri sonucunda aile hekimlerinin çalışma koşulları ağırlaşmış, iş yükü artmış ve günler süren eylemler ile iş bırakma protestolarıyla kamu gündemine taşınmıştır. Yeni düzenlemeler, kayıtlı nüfus başına ödeme sistemini sertleştirmiş, nöbet ve çalışma sürelerini artırmış, reçete ve sevk yetkilerini kısıtlamış, görev ve sorumlulukları artırırken hekimlerin iş güvencesi ve maaş haklarını güvence altına almamıştır. Bu uygulamalar, aile hekimlerini aşırı yük altında bırakmış, koruyucu sağlık hizmetlerinin etkin yürütülmesini engellemiş ve sağlık emekçileri tarafından “eziyet yönetmeliği” olarak nitelendirilerek tepki görmüştür. Aile Hekimliğine İlişkin Veriler 2024 2025 2026 2027 2028 Aile Hekimi Birimi Başına Düşen Nüfus Sayısı 3003 2800 2800 2750 2700 Aile Hekimliği Birimi Sayısı 28845 31528 32164 33076 34024 Kişi Başı Aile Hekimi Başvuru Saysı 5,2 5,1 5,25 5,3 5,35 478 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2456 ‒ Resmî veriler aile hekimi başına düşen nüfusun 2025 için ortalama 2.800 civarında olduğunu gösterse de, bu sayı bölgesel farklılıklar nedeniyle ciddi eşitsizlikler barındırmaktadır. Bazı illerde aile hekimleri 4.000’den fazla kişiye hizmet vermek zorunda kalmakta, bu durum sağlık hizmetine erişimde ciddi bir adaletsizliğe yol açmaktadır. Kurum Türlerine Göre Toplam ve Kişi Başı Hekime Müracaat Sayısı, Tüm Sektörler, 2024 Toplam Hekime Müracaatlara Müracaat Kurum Türü Oranı Aile Hekimliği 449.571.734 43 Verem Savaş Dispanseri 813.169 0 ÇEKÜS* 209.535 0 TSM’ler Tarafından Yapılan Diğer Muayeneler* 2.571.214 0 Özel Poliklinikler 775.575 0 Birinci Basamak Toplamı 453.941.227 43 Özel Tıp Merkezleri 13.320.281 1 Hastaneler 580.616.393 55 Sağlık Bakanlığı 466.094.368 44 Üniversite 48.283.052 5 Özel 66.238.973 6 İkinci ve Üçüncü Basamak Toplamı 593.936.674 57 Genel Toplam 1.047.877.901 100 Kaynak: Sağlık İstatistikleri Yıllığı, 2024 Haber Bülteni 2024 yılı Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerine 593 milyon 937 bin başvuru yapılırken, Aile Hekimlerine yapılan başvuru sayısı 449 milyon 572 bine ulaşmıştır. Bu durum, birinci basamak sağlık hizmetlerinin toplum sağlığı için taşıdığı kritik önemi bir kez daha göstermektedir. Diğer bir ifadeyle Türkiye’de birinci basamak sağlık hizmetleri olan aile hekimlikleri, toplam sağlık müracaatlarının %43’ünü karşılamaktadır. Ancak bu birimlere ayrılan bütçe, koruyucu sağlık hizmetleri payı yalnızca %27 civarındadır. Yani, halkın neredeyse yarısı birinci basamak üzerinden hizmet alırken, bütçeden aldığı pay çok daha düşük tutulmaktadır. Buna karşın, Bakanlık hâlen Aile Hekimlerinin üzerindeki ağır iş yükünü hafifletmek ve koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmek için somut adımlar atmamıştır. Aile Hekimleri, asli sağlık hizmetleri dışında kayıt, rapor, performans ve diğer idari angaryalarla uğraşmakta; piyasa koşullarına dayalı emek sömürüsüne maruz bırakılmaktadır. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin kamu yararına uygun şekilde sunulabilmesi için, ASM binaları devlet tarafından finanse edilen, tüm giderleri (kira, elektrik, su, doğalgaz, iletişim, güvenlik vb.) kamu tarafından karşılanan standart binalarda yapılandırılmalı, taşeronlaşmaya son verilerek destek personel (temizlik, güvenlik, 479 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2457 ‒ hemşirelik vb.) sorunları çözüme kavuşturulmalıdır. Bu yapısal sorunlar giderilmeden, AHB başına düşen nüfusun bölgesel farklılıklar dikkate alınarak yeniden planlanması, toplum sağlığını güçlendirecek ve gerçekçi hedeflere dayalı bir birinci basamak sağlık hizmeti modelinin oluşturulması mümkün olmayacaktır. Aile Sağlığı Merkezlerinde görev yapan hemşire, ebe, acil tıp teknisyeni, tıbbi sekreter ve temizlik personeli gibi “grup elemanlarının” hiçbir iş güvencesi olmaksızın çalıştırılması ise, birinci basamak sağlık hizmetlerinin en derin yapısal sorunlarından biridir. Bu çalışanlar, kamusal bir hizmeti yürütmelerine rağmen kadrosuz, güvencesiz, sözleşmeleri her an feshedilebilecek şekilde istihdam edilmekte; ücretleri ASM’nin bütçesine göre belirlenmekte ve çoğu zaman asgari ücret düzeyinde ya da bir miktar üzerinde kalmaktadır.Kamusal bir hizmet yürütmelerine rağmen izin, kıdem, ücret ve çalışma koşulları açısından hiçbir standartları bulunmamaktadır. Bu durum yalnızca çalışanların emeğini sömürmekle kalmamakta, koruyucu sağlık hizmetlerinin niteliğini ve sürekliliğini doğrudan zedelemektedir. Personel eksikliği, hizmetin aksamasına ve yükün aile hekimlerinin omuzlarına yığılmasına neden olmaktadır. Sağlık Bakanlığı yıllardır bu soruna kalıcı bir istihdam modeli getirmekten kaçınmakta; birinci basamak sağlık hizmetlerini adeta “taşeron emek” üzerine inşa etmeyi sürdürmektedir. Birinci basamağın güçlenmesi için grup elemanlarının kamu güvencesi altına alınması, standart kadrolu istihdam acilen hayata geçirilmelidir. 4. HALK SAĞLIĞININ KORUNMASI VE GELİŞTİRİLMESİNE YÖNELİK DEĞERLENDİRMELER Halk sağlığı, bir ülkenin sosyal ve ekonomik gelişmişliğinin temel göstergelerinden biri olarak, devletin en öncelikli sorumluluk alanlarından biridir. Mevcut tabloda sunulan 2024–2028 yıllarına ilişkin performans göstergeleri, obezite prevalansından kanser tarama oranlarına, tam izlenen bebek ve gebe oranlarından bulaşıcı hastalık insidanslarına kadar pek çok alanı kapsamaktadır. 480 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2458 ‒ Halk Sağlığının Korunması ve Geliştirilmesine Yönelik Alt program Performans Göstergeleri 2024 2025 Ölçü Gerçekleş Planlana 2025 YS 2026 2027 2028 Performans Göstergesi Birimi me n Gerç. Tah. Hedef Hedef Hedef 1- 15 yaş ve üzeri bireylerde obezite prevalansı (Ölçüme dayalı) Yüzde 289 286 286 283 282 28 2- Kızamık insidansı (100.000 nüfusta) Oran 182 <01 >01 <01 <01 <01 3- Meme kanseri tarama oranı (%) Oran 443 40 45 46 48 50 4- Tam izlenen bebek oranı Oran 914 938 915 916 917 918 5- Tam izlenen gebe oranı Oran 968 975 97 973 975 98 6- Yerli sıtma insidansı (100.000 nüfusta) Oran 0 0 0 0 0 0 Bebek Ölüm Hızı Ülkelerin gelişmişlik düzeyini ve toplumsal refahını değerlendiren demografik göstergeler arasında bebek ölüm hızları en kritik göstergelerden biridir. Bebek ölüm sayısı, 2023 yılında 9 bin 731 iken 2024 yılında 8 bin 475 oldu. Bin canlı doğum başına düşen bebek ölüm sayısını ifade eden bebek ölüm hızı, 2023 yılında binde 10,1 iken 2024 yılında binde 9,0 oldu. Kaynak: TÜİK, 2024 481 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2459 ‒ Kaynak: OECD, 2024 OECD verilerine göre, Türkiye’de her 1000 bir yaş altı bebekten 9’u hayatını kaybetmektedir. Her ne kadar bu rakam dünya ortalamasının altında görünse de, Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında hâlâ iki katından fazla bir kayıp söz konusudur. Bu tablo, sağlık hizmetlerinde sürdürülen politikaların yetersizliğini ve çocuk sağlığının ihmal edildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye’de yenidoğan ölümlerinin başlıca nedenleri; erken doğum, doğum komplikasyonları (asfiksi ve travmalar), neonatal enfeksiyonlar ve konjenital anomalilerdir. Özellikle doğumdan sonraki ilk 28 gün içinde ölen çocuklar, doğum sırasında ve hemen sonrasında sağlanamayan kaliteli bakım ve tedavi eksikliklerinden kaynaklanmaktadır. Bu tablo, bireysel hatalardan ziyade sistemin derin yapısal sorunlarını ortaya koymaktadır. Yani, kayıplar tesadüfi değil, sistematik ihmallerin ve denetimsizliğin sonucudur. “Yenidoğan çetesi” olarak adlandırılan uygulamalar, bu ihmalkârlığın somut bir göstergesidir ve çocuk sağlığının korunmasında ciddi bir zaaf olduğu ortaya koymaktadır. Hükümetin yıllardır çözüm üretmemesi, bu ölümlerin önlenebilir olmasına rağmen sürmesine yol açmaktadır. 482 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2460 ‒ 5. TEDAVİ EDİCİ SAĞLIK HİZMETLERİ Tedavi hizmetlerine ilişkin göstergeler, sağlık sisteminin kapasitesini, erişilebilirliğini ve sürdürülebilirliğini anlamak için kritik öneme sahiptir. Bu kapsamda, hastane sayısı, 100.000 kişiye düşen hastane yatağı, hekim, hemşire, ebe ve diş hekimi sayısı ile kişi başı hekime müracaat sayısı, tedavi hizmetlerinin etkinliğini ve erişilebilirliğini ölçmek açısından temel göstergeler olarak öne çıkmaktadır. Bu göstergelerin değerlendirilmesinde, yıllar itibarıyla sistemin nasıl ilerlediği, hangi alanlarda eksiklikler ve iyileşmeler olduğu izlenmeli; ayrıca uluslararası karşılaştırmalar yapılarak Türkiye’nin sağlık hizmetlerinin küresel standartlarla uyumu analiz edilmelidir. Bu yaklaşım, hem sağlık politikalarının planlanması hem de kaynak dağılımının etkin ve adil olup olmadığının tespit edilmesi açısından zorunludur. 5.1.Sağlık Hizmeti Verilen Kurum ve Altyapı İstatistikleriYıllara ve Sektörlere Göre Hastane Sayısı 2024 941 69 552 2023 933 68 565 2022 915 68 572 2021 908 68 571 2020 900 68 566 2019 895 68 575 2002 774 50 271 61 0 200 400 600 800 1000 1200 1400 1600 1800 SAĞLIK BAKANLIĞI ÜNİVERSİTE ÖZEL DİĞER 483 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2461 ‒ Yıllar 2002 2019 2020 2021 2022 2023 2024 Toplam Hastane Sayısı 1156 1538 1534 1547 1555 1566 1562 2002–2024 yılları arasında Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastaneler %21 artışla 774’ten 941’e yükselmiş, buna karşın özel hastaneler %103 artışla 271’den 552’ye çıkmıştır. Bu durum, kamusal sağlık altyapısının sınırlı artışı karşısında sağlık hizmetlerinin giderek özel sektöre kaydığını ve Bakanlık politikalarının özele eğilimli bir yönelim sergilediğini açıkça göstermektedir. Kamu hastanelerindeki yetersiz artış, halkın sağlık hizmetine eşit erişimini tehdit etmekte, bölgesel ve sosyal eşitsizlikleri derinleştirmektedir. Yıllara ve Sektörlere Göre Hastane Yatağı Sayısı 2024 169834 44131 54394 2023 167649 43878 55067 2022 163207 43914 55069 2021 157714 42978 53805 2020 156965 41987 52230 2019 143412 42925 51167 2002 107394 2634112387 18349 0 50000 100000 150000 200000 250000 300000 SAĞLIK BAKANLIĞI ÜNİVERSİTE ÖZEL DİĞER Yıllar 2002 2019 2020 2021 2022 2023 2024 Toplam Yatak Sayısı 164471 237504 251182 254497 262190 266594 268359 2002–2024 yılları arasında Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastane yatak sayısı %58 artışla 107.394’ten 169.834’e yükselirken, üniversite hastanelerindeki artış %67 ile 26.341’den 44.131’e çıkmıştır. Buna karşın, özel hastanelerde yatak sayısı tam %339 artış göstererek 12.387’den 54.394’e ulaşmıştır. Bu tablo, yıllardır uygulanan sağlık politikalarının kamusal sağlık altyapısını güçlendirmek yerine özel sektöre yöneldiğini, halkın sağlık hakkını ticarileştirdiğini ve eşitsizlikleri derinleştirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Kamu yatırımlarındaki sınırlı artış, özellikle nüfus artışı ve sağlık ihtiyacındaki yükselişe rağmen tedavi kapasitesinin yetersiz kalmasına yol açarken, özel sektörün bu alanda hızla büyümesi, Sağlık Bakanlığı’nın önceliklerinin kamusal sağlık değil, piyasacı çözümler olduğunu göstermektedir. 484 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2462 ‒ Yoğun Bakım Yatak Sayısı Kurum Türü Sağlık Bakanlığı Üniversite Özel Toplam Fark Yıllar 2024 2025 2024 2025 2024 2025 2024 2025 Erişkin 18.240 19.349 4.825 4.992 9.695 8.421 32.760 32.762 2 Çocuk 1.694 1.696 689 697 209 164 2.592 2.557 –35 Yenidoğan 5.017 5.057 1.634 1.655 7.007 6.597 13.658 13.309 –349 Genel Toplam 24.951 26.102 7.148 7.344 16.911 15.182 49.010 48.628 –382 Kaynak: Sağlık Haber Bülteni (2024), Sağlık Bakanı Bütçe Sunumu (2025) 2025 verileri, Sağlık Bakanlığı’nın özellikle büyük kentlerde yoğun bakım kapasitesini fiilen özel sektöre bıraktığını açıkça göstermektedir. Bugün erişkin yoğun bakım yataklarının yaklaşık %26’sı, çocuk yoğun bakım yataklarının %6–7’si ve en kritik alan olan yenidoğan yoğun bakım kapasitesinin yarısı özel hastanelerdedir. Yoğun bakım gibi stratejik bir hizmet alanında kamu sorumluluğunun bu kadar zayıflaması, sağlık sistemindeki yapısal kırılganlığın en somut göstergesidir. Özellikle yenidoğan yoğun bakım yataklarının yarısının özel sektörde toplanmış olması, son dönemde ortaya çıkan yenidoğan çetesi soruşturmalarının neden bu kadar geniş bir zeminde geliştiğini de açıklamaktadır. Bu dağılım, planlama ve denetimin yıllarca özel sektörün fiilî kontrolüne bırakıldığını; suistimallerin ortaya çıkmasının, aslında sistemsel kusurların uzun süredir bilindiğini ve görmezden gelindiğini gösteren açık bir işarettir. Bugün özel hastanelerde yoğun bakım yatak sayısındaki gerileme yalnızca teknik bir düzenleme olarak görülemez. Bu durum, geçmişteki yanlış teşviklerin, eksik denetimlerin ve kontrolsüz kapasite artışının örtülü bir kabulü, adeta sessiz bir itirafıdır. Asıl sorulması gereken ise nettir: Devlet, en kırılgan hasta grubunun bakımını nasıl olur da bu kadar uzun süre özel sektörün insafına bırakmıştır? 485 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2463 ‒ Yıllara ve Sektörlere Göre Hastanelerde Yatak Doluluk Oranı, (%) Yıllara göre yatak doluluk oranları incelendiğinde, 2014-2016 döneminde %70’in üzerinde seyreden oranlar, 2020’den günümüze kadar %50-58 bandına gerilemiştir. Bu düşüş, hastanelerin hizmet kapasitesinde ciddi bir etkinlik kaybını göstermektedir. Polikliniklerde randevu almak neredeyse imkânsız hâle gelmiş, ameliyat gerektiren hastalar ise günlerce, hatta bazen aylarca yatak bulamadıkları için tedaviye erişememektedir. Hastaların sağlık hizmetine erişimindeki bu gecikmeler, yalnızca bireylerin sağlıklarını riske atmakla kalmamakta, aynı zamanda kamuda ve özelde yatak yönetimi ile hasta planlamasında yaşanan ciddi bir yönetim zaafiyetinin de göstergesidir. Bu tablo, Sağlık Bakanlığı’nın hizmet sunumunu etkin bir şekilde organize edemediğinin, halkın temel sağlık hakkını garanti altına almadığının açık bir kanıtıdır. 486 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2464 ‒ 5.2.Sağlıkta İnsan Kaynakları İstatistikleri Sağlık Personelinin Sektörlere ve Ünvanlara Göre Dağılımı, 2024 Sağlık Üniversite Özel Toplam Bakanlığı Uzman Hekim 61.248 12.958 32.808 107.014 Pratisyen Hekim 48.789 611 5.539 54.939 Asistan Hekim 31.798 27.382 - 59.180 Toplam Hekim 141.835 40.951 38.347 221.133 Toplam Diş Hekimi 13.662 7.425 29.347 50.434 Eczacı 5.111 750 36.463 42.324 Hemşire 190.113 37.307 37.437 264.857 Ebe 56.870 1.040 3.708 61.618 Diğer Sağlık Personeli 202.811 24.694 62.910 290.415 Diğer Personel ve Hizmet 253.568 68.455 183.882 505.905 Alımı Toplam Personel 863.970 180.622 392.094 1.436.686 Türkiye’nin sağlık insan gücü dağılımına bakıldığında, kamusal sağlık sisteminin yükü büyük ölçüde Sağlık Bakanlığı personeli tarafından taşınmasına rağmen, özel sektörün hızla büyüyen bir istihdam alanı hâline geldiği açıkça görülmektedir. Toplam 221 bin hekimin yalnızca 141 bini Sağlık Bakanlığı’nda görev yaparken, özel sektörde çalışan hekim sayısı 38 binin üzerine çıkmış durumdadır. Özellikle dikkat çekici olan ise uzman hekim dağılımıdır:  Bakanlık: 61.248  Üniversiteler: 12.958  Özel sektör: 32.808 Özel sektörün uzman hekim sayısının üniversite hastanelerini neredeyse üçe katlaması, yıllardır izlenen sağlık politikalarının kamusal eğitim–araştırma hastanelerini zayıflattığını ve uzman 487 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2465 ‒ hekimlerin daha güvenceli ve yüksek ücretli özel sektöre yönelmesine yol açtığını göstermektedir. Ancak bu tablo tek başına yeterli değildir. Bir ülkenin sağlık insan gücünün gerçek kapasitesini anlamak için yalnızca toplam sayılara bakmak yetmez. Bunun uluslararası göstergelerle karşılaştırılması gerekir. 100.000 Kişiye Düşen Hekim 100.000 Kişiye Düşen Diş Hekimi 100.000 Kişiye Düşen Eczacı 100.000 Kişiye Düşen Hemşire ve Ebe Türkiye, bu karşılaştırmalar yapıldığında neredeyse tüm temel göstergelerde OECD ülkeleri arasında son sıralarda yer almaktadır. 1000 kişiye düşen hekim, dişhekimi, hemşire ve ebe sayısında yıllardır tablo değişmemekte; Türkiye OECD’nin en alt sırasına adeta çakılıp kalmaktadır. Hemşire/hekım oranı bakımından OECD ortalamasının yarısına bile yaklaşamayan Türkiye, sağlık çalışanlarının omzuna evrensel standartların çok üzerinde bir iş yükü bindirmiş durumdadır. Bu nedenle, grafiklerde de açıkça görüldüğü gibi, Türkiye insan gücü yatırımlarında uzun süredir yerinde sayan değil, geride kalan bir ülkedir. On binlerce çalışanın omuzlarında taşınan bu sistem, artan nüfusu, 488 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2466 ‒ yaşlanan demografiyi ve büyüyen sağlık talebini karşılayacak kapasiteden giderek uzaklaşmaktadır. Hekim hemşire sayısını da müracaaat oranları ile birlikte ele almak gerekmektedir. Türkiye’de birinci ve ikinci basamak sağlık hizmetlerine yapılan toplam 1 milyar 47 milyon başvurunun, son derece sınırlı bir sağlık insan gücü tarafından karşılanmaya çalışıldığını göstermektedir. Bu devasa başvuru yükünün, Sağlık Bakanlığı, üniversite ve özel sektör dahil toplam yaklaşık 221 bin hekim ile karşılanmaya çalışıldığı düşünüldüğünde, Türkiye’de sağlık çalışanlarının üzerinde nasıl bir baskı bulunduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu tablo, sağlık sisteminin talep karşısında sürdürülemez bir yoğunluğa sürüklendiğini göstermektedir. Bu verilerle hesaplandığında Türkiye’de kişi başı hekime yıllık müracaat sayısı: 1.047.877.901 başvuru / 221.133 hekim = hekim başına yıllık ortalama 4.739 başvuru Bu da kişi başına yıllık ortalama 12,2 hekime başvuru demektir. Türkiye böylece OECD ortalamasının iki katı düzeyinde başvuru ile, hekim başvuru yükünde OECD ülkeleri arasında açık ara ilk sıralarda yer almaktadır. OECD’de kişi başı ortalama hekime müracaat 6–7 civarındayken, Türkiye’de bu sayı 12’nin üzerindedir. Bu durum, kronikleşmiş yapısal bir sorunu işaret etmektedir: Birinci basamak güçlendirilmemekte, koruyucu sağlık hizmetlerine yatırım yapılmamakta ve hastane merkezli bir sistem giderek daha da ağır işlemektedir. Sonuç olarak, bu kadar sınırlı personelin bu kadar yüksek başvuru hacmiyle baş etmeye çalışması yalnızca sağlık çalışanlarını tüketmekte değil; randevu bulamayan, acillerde saatlerce bekleyen, nitelikli sağlık hizmetine erişemeyen milyonlarca vatandaşı da doğrudan etkilemektedir. Gelir açısından bakıldığında da tablo değişmemektedir. OECD ülkeleri arasında pratisyen ve uzman hekim gelirleri karşılaştırıldığında Türkiye yine son sıradadır. Bu veriler yalnızca bir ücret skalasını değil, sağlık çalışanlarının emeğinin sistematik olarak değersizleştirildiğini ve mesleki motivasyonun aşındırıldığını göstermektedir. Tüm göstergeler bir arada değerlendirildiğinde ortaya çıkan manzara son derece çarpıcıdır: En az hekim ve hemşire sayısına sahip ülkeler arasındayız; buna karşılık en yüksek hasta 489 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2467 ‒ müracaat oranlarından birine sahibiz; fakat hekimlerimize ve sağlık çalışanlarımıza en düşük geliri sunuyoruz. Bu üçlü tablo —insan gücü açığı, aşırı başvuru yükü ve düşük gelir— Türkiye’nin sağlık sisteminin yapısal çöküşünü görünür kılmaktadır. Bu durum tesadüf değildir; yıllardır uygulanan ve kamusal sağlık hizmetini zayıflatan, özel sektör ağırlığını artıran politikaların kaçınılmaz sonucudur. İnsan kaynağı yetersizliğini gidermeyen, sağlık çalışanlarının emeğini değersizleştiren ve vatandaşın birinci basamak yerine hastanelere yönelmesine neden olan bu yaklaşım sürdürülemez hâle gelmiştir. 5.3. Sağlıkta Şiddet Sağlık Bakanlığı tarafından; sağlık çalışanlarının, hasta veya hasta yakınları tarafından şiddete, tehdite veya diğer suçlara maruz kaldıkları durumlarda olay yerine güvenlik görevlilerinin en hızlı şekilde ulaşması için “beyaz kod” adı verilen bir alarm sistemi kurulmuştur. Buna göre beyaz kod verildiğinde olaya intikal eden güvenlik görevlilerinin tespit, tutanak ve ifadeleri ile birlikte soruşturma açılmaktadır. Türk Tabipleri Birliği (TTB), sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle ilgili Beyaz Kod verilerini almak için Sağlık Bakanlığı’na başvurmuş ancak yanıt alamayınca konuyu mahkemeye taşımıştır. Mahkemeler, verilerin paylaşılması gerektiğine dair karar verse de Sağlık Bakanlığı verileri düzenli olarak paylaşmamaktadır. Eksik veri paylaşımı, sağlıkta şiddeti önlemek için gerekli politikaların geliştirilmesini engellediği gibi, verilerin hukuki mücadeleler sonrası ancak elde edilebilmesi bu politikaların geliştirilip uygulanmasını da geciktirmektedir. Sağlık Bakanı, sağlıkta şiddetin Beyaz Kod ve yeni başlatılan Gri Kod uygulamalarıyla önemli ölçüde azaldığını ifade ederek, Beyaz Kod vakalarının 1 milyonda 31’den 1 milyonda 14’e düştüğünü, Gri Kod uygulanan bölgelerde ise bu düşüşün %50’yi aştığını belirtmiştir. Ancak, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Şiddet Çalışma Grubu'nun anket verileri, her on hekimden dokuzunun fiziksel, sözel veya psikolojik şiddete maruz kaldığını ve sağlık çalışanlarının üçte ikisinin Beyaz Kod’a başvurmadığını ortaya koymaktadır. Bu veriler, sağlık çalışanlarının Beyaz Kod uygulamasına duyduğu güvenin zayıf olduğunu ve Bakanlık açıklamalarıyla sahada yaşanan gerçeklik arasında ciddi bir tutarsızlık bulunduğunu göstermektedir. Sağlık çalışanlarının güvenliği ve çalışma koşulları konusunda daha etkin ve güven verici bir politika ihtiyacı, bu bulgularla bir kez daha açıkça ortaya çıkmaktadır. 490 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2468 ‒ Sağlık Bakanlığı’nın “Hukukî Yardım ve Beyaz Kod Uygulaması Genelgesi”, sağlık çalışanlarını koruma iddiasına rağmen kapsamı daraltılmış, sağlık sisteminin en kırılgan bileşenleri olan tıp öğrencileri ile Aile Sağlığı Merkezlerinde görev yapan grup elemanlarını kapsam dışında bırakmıştır. Bu iki grubun şiddete uğradıklarında doğrudan Beyaz Kod verememesi, yalnızca bir sağlık çalışanının onayıyla işlem başlatılabilmesi, sağlıkta şiddetle mücadeleyi kurumsal olarak zayıflatan bir tercihtir. Dahası, yıllardır artan şiddet vakalarına rağmen Bakanlık; beyaz kod sayılarını yıllara, illere, kurumlara, basamaklara ve meslek gruplarına göre açıklamamakta, üç ayrı mahkeme kararına rağmen şeffaflıktan ısrarla kaçmaktadır. Verilerin gizlenmesi, sağlıkta şiddetin gerçek boyutunun görünmez kılınmasına, politika üretme kapasitesinin zayıflamasına ve sağlık çalışanlarının korunmasız bırakılmasına yol açmaktadır. “Gri Kod” mobil uygulaması gibi yeni araçların etkinliğine dair hiçbir değerlendirme paylaşılmamakta; giderek ağırlaşan şiddet tablosuna karşı bütüncül bir eylem planı ortaya koyulamamaktadır. Bu tablo, Bakanlığın sağlıkta şiddetle mücadele konusunda hem yönetsel hem de hukuki sorumluluğunu yerine getirmediğini göstermektedir. 2025 yılında yaşanan sağlıkta şiddete ilişkin en çarpıcı örnekler: - Sarıyer Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşanan olay, sağlıkta şiddetin ulaştığı vahim boyutu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kadın doğum acil servisinde görevli Dr. Ayşenur Kundak, muayene sırasını beklemeden ilaç talep eden hastayı kayıt ve muayene işlemlerine yönlendirdiği için hasta ve yakını tarafından hemşireler ve hastane personeliyle birlikte darp edilmiştir. Dr. Kundak’ı ziyarete gelen kardeşi Dr. Gülşah Kundak da saldırıya maruz kalmış, toplam üç sağlık çalışanı yaralanmıştır. Olay sırasında birimde güvenlik görevlisinin ve sekreterin bulunmaması, sabit hatların çalışmaması nedeniyle “Beyaz Kod” verilememesi, güvenlik kameralarının dahi olmaması sağlık çalışanlarının en temel çalışma güvenliğinden mahrum bırakıldığını göstermektedir. Saldırganların ifadeleri bile alınmadan serbest bırakılması ise cezasızlık algısını pekiştirmekte; sağlıkta şiddetin önlenememesinin yapısal bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır. - Kahramanmaraş’ta yaşanan bu trajik olay da sağlık alanında çalışanların maruz kaldığı şiddetin boyutunu ve devletin koruyucu mekanizmalarının yetersizliğini göstermektedir. Özel bir hastanede tıbbi sekreter olarak görev yapan Eser Karaca, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan eski eşi Atilla Ayıntaplı tarafından çalıştığı kurumda pompalı tüfekle vurularak öldürülmüştür. Katilin hastaneye silahla 491 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2469 ‒ girebilmesi, tartışma sonrası Karaca’nın kaçmak zorunda kalması ve tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirmesi; sağlık kurumlarında güvenlik tedbirlerinin ne denli yetersiz olduğunu ortaya koymuştur. Olayın ardından saldırganın silahı atıp kaçabilmesi, ancak daha sonra yakalanması, hem koruyucu hem de önleyici mekanizmaların etkin çalışmadığını göstermektedir. Bu vahim cinayet, sağlık çalışanlarının yalnızca görev kaynaklı şiddete değil, hayatlarını tehdit eden her türlü risk karşısında savunmasız bırakıldığını çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. - Marmaris’te yaşanan bu olay da sağlıkta şiddetin artık olağanlaşmış bir sorun hâline geldiğini ve sağlık çalışanlarının en temel güvenlik ihtiyaçlarının dahi karşılanmadığını göstermektedir. Muayene için üroloji polikliniğine gelen K.Ç., doktorun kendisini acile yönlendirmesi üzerine önce hakaret etmiş, ardından doktor S.P.’ye tekme atarak fiziksel şiddet uygulamıştır. Saldırganın yalnızca hekime saldırmakla kalmayıp klinikteki bilgisayarlara da zarar vermesi, sağlık kurumlarında hem personelin hem de kamusal malın korunmasına yönelik mekanizmaların yetersizliğini bir kez daha ortaya koymuştur. - Bursa’nın Yıldırım ilçesinde yaşanan olay ise sağlıkta şiddetin ulaştığı vahim boyutun en çarpıcı örneklerinden biridir. Bir diş kliniğinde çevreyi rahatsız edecek şekilde davranan Hamda Husseın Yasın, diş hekimi H.N.Ö.’nün yaptığı basit bir uyarı üzerine çantasından bıçak çıkararak hekime saldırmış ve H.N.Ö.’yü sol omzundan yaralamıştır. Bir sağlık çalışanının, yalnızca çalışma düzenini sağlamak üzere yaptığı bir uyarı nedeniyle bıçaklı saldırıya uğraması, sağlık çalışanlarının her an ölümcül bir riskle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. olay da, sağlıkta şiddetin anlık öfke patlamalarından ibaret olmadığını; sağlık kurumlarında caydırıcı önlemlerin yetersizliği nedeniyle saldırganların gözlerini bile kırpmadan bıçak kullanabildiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. 5.4. Sağlık Çalışanlarının Yurtdışı Göçü 2012’de 59 olan yurtdışı çıkışı için alınan iyi hâl belgesi sayısının 2023’te 3.025’e ulaşması, Türkiye’nin sağlık insan gücünde yaşanan derin yapısal erozyonun en somut göstergesidir. 2017 sonrasında hızla tırmanan bu tablo, hekimlerin performans baskısı, yoğun iş yükü, gelir kaybı ve sağlıkta şiddet karşısında sistemden uzaklaştığını açıkça ortaya koyuyor. OECD ülkeleri arasında en az hekim ve hemşireye sahip, buna karşılık hekime başvurunun en yüksek olduğu, hekim gelirlerinin ise en düşük seviyelerde kaldığı bir sağlık düzeninde bu gidişatın 492 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2470 ‒ sürmesi kaçınılmaz hâle gelmiştir. Türkiye artık kendi sağlık çalışanlarını tutamayan ve başka ülkelerin sağlık sistemlerine nitelikli insan gücü aktaran bir “kaynak ülke” konumuna gerilemiştir; bu durum, sağlık politikalarında uzun süredir ısrarla sürdürülen yanlış tercihlerinin doğrudan sonucudur. İyi Hal Belgesi Alan Hekim Sayısı 3500 3025 3000 2685 2692 2500 2000 1741 1500 1405 1057 931 1000 802 482 500 245 90 118 150 59 0 2012 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 2025 (ilk 9 ay) Kaynak: TTB Almanya Federal Doktorlar Odası verilerine göre, Türk doktorlar, Alman pasaportu olmayan hekimlerin geldiği ülkeler arasında 2.628 kişiyle 6. sırada yer alıyor. Almanya’da bir doktorun yetiştirilmesi toplamda yaklaşık 400 bin euroya mal olurken, yapılan bir araştırmada Türkiye’den giden doktorların Alman sağlık sistemine yaklaşık 3,2 milyar euro tasarruf sağladığı görülmektedir. Bu tablo, Türkiye’nin sağlık insan gücünü yetiştirirken yaptığı ciddi yatırımın başka ülkelere aktarıldığını ve ülkemizin sağlık politikasındaki yanlış yönelimlerin sonuçlarını açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye’nin sağlık insan gücü politikalarında ciddi bir güven krizi olduğunun göstergesi olan iyi hal belgesi alan hekim sayıları, yıllarca eğitimine büyük kamu kaynakları ayrılan hekimlerin yurtdışı planları yapması; sağlık sisteminde çalışma koşullarının, ücret politikalarının ve mesleki saygınlığın sürdürülemez noktaya geldiğinin en net işaretidir. Bu tip belgeler, genellikle mezuniyet sonrası veya belli bir kıdemden sonra başvuran hekimlerce alınır. Dolayısıyla 2024’teki gerileme; 493 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2471 ‒ - Önceki yıllarda yüksek talep nedeniyle potansiyel göç adaylarının zaten belgelerini tamamlamış olması, - Veya başvuru sürecinde getirilen bürokratik engeller ve mali yüklerin artması gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Ama bu, “yurt dışı hekim göçü bitti ya da geriliyor” anlamına gelmez. Gerçek niyeti anlamak için asıl göstergeler başka yerde saklıdır: - Bir ülkenin sağlıktaki beyin göçü eğilimini görmek istiyorsanız, son sınıf tıp fakültesi öğrencilerinin kaçının yabancı dil kursuna gittiğine bakın. Çünkü göç niyeti, çoğu zaman belge başvurusundan yıllar önce başlar. Eğer tıp öğrencileri ve genç uzmanlar arasında yabancı dil öğrenme, yurtdışı sınavlarına hazırlanma ve göçmenlik süreçlerine dair kurs talebi artıyorsa, belge istatistiklerindeki küçük düşüşler sadece yüzeydeki dalgalanmadır; alttaki akıntı hâlâ çok güçlüdür. 5.5. Sağlık Eğitimi Boş Kalan Tus Kontenjanları  2025’in ilk TUS’unda açılan kontenjanların %51,7’si boş kaldı.  İkinci yerleştirmede boş kontenjanların %68,5’i tercih edilmedi. 2025 yılı Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (TUS) 1. dönem yerleştirme sonuçları, Türkiye’nin sağlık sisteminde temel branşlarda ciddi bir kriz yaşandığını ortaya koyuyor. Çocuk sağlığı ve hastalıkları, çocuk cerrahisi, genel cerrahi, kadın doğum ve iç hastalıkları gibi temel uzmanlık alanlarının kontenjanlarının büyük kısmı boş kalırken, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi, radyoloji, ruh sağlığı ve hastalıkları gibi branşlarda kontenjanların büyük ölçüde dolduğu görülüyor. 494 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2472 ‒ 2025 Yılı Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (TUS) 2. Dönem Yerleştirme Sonuçları Örneğin, pediatri kontenjanlarının yüzde 42’si boş kalmış, çocuk cerrahisi kontenjanlarının ise yalnızca yüzde 45,38’i dolmuş durumda. Bu tablo, yalnızca branş tercihleriyle açıklanamayacak kadar ciddi yapısal sorunlara işaret ediyor. Yan dal uzmanlıkları ile ilgili veriler incelendiğinde ise;  El cerrahisi: 48 kadro, 3 tercih.  Çocuk yoğun bakım: 47 kadro, 1 tercih.  Çocuk ürolojisi: 31 kadro, 2 tercih.  Çocuk enfeksiyon: 49 kadro, 3 tercih.  Çocuk göğüs hastalıkları: 28 kadro, 1 tercih. 495 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2473 ‒ Özellikle plastik cerrahi, dermatoloji, psikiyatri gibi bölümler TUS’ta en çok tercih edilen branşlar olmasına rağmen hekimler kamu yerine özel hastaneleri tercih ediyor. Bu veriler, Türkiye’nin sağlık politikalarında ısrarla sürdürülen hatalı yönelimlerin somut bir sonucu olarak okunmalıdır. Genç hekimler, aşırı iş yükü, düşük gelirler, yetersiz hukuki koruma ve sağlıkta şiddetle karşı karşıya bırakılıyor; bunun sonucunda tıbbın temel branşlarından uzaklaşarak daha güvenli, stres riski, malpraktis davaları ile karşı karşıya kalma riski düşük alanlara yöneliyorlar. Bu durum sadece mesleki tercih değil, çocuk sağlığı başta olmak üzere toplumun sağlıklı geleceğini doğrudan tehdit eden bir uyarıdır. Sağlığın ticarileştirilmesi ve insan gücü planlamasındaki başarısızlık, temel branşlarda ciddi bir boşluk yaratmış, gelecekte çocuklarımızı donanımlı hekimlere ulaştırma kapasitemizi tehlikeye sokmuştur. Yetkililerin, pediatri , cerrahi ve diğer temel branşları yeniden değerli kılacak, çalışma koşullarını iyileştirecek ve sağlık çalışanlarını mesleki açıdan güvence altına alacak politikaları acilen hayata geçirmesi gerekmektedir. Eğitim Niteliği  Asistan hekim sayısı artsa da öğretim üyesi ve altyapı yetersizliği nedeniyle eğitim kalitesi düşüyor.  Şehir ve eğitim hastanelerinde çok sayıda asistan hekim bulunuyor, ancak rotasyon, portfolyo ve mesleki gelişim için yeterli öğretim üyesi yok. 2024 itibarıyla Türkiye’de 120’den fazla tıp fakültesi bulunmaktadır. Ancak, birçok fakültede eğitim verecek yeterli sayıda öğretim üyesi bulunmamaktadır. Türkiye'de tıp fakültelerinin sayısı son yıllarda hızla artarken, öğretim üyesi kadrolarının bu artışa paralel olarak genişletilmediği gözlemlenmektedir. Bu durum, özellikle eğitim kalitesinin sürdürülebilirliği açısından ciddi riskler doğurmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) standartlarına göre, kaliteli bir tıp eğitimi için öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısının 1:6 ile 1:10 arasında olması gerektiği ifade edilmektedir. Ancak Türkiye’de bu oranın birçok fakültede çok daha yüksek seviyelerde seyretmektedir.. Bazı fakültelerde bir profesör ya da doçent, temel tıp bilimleri ve klinik derslerde aynı anda yüzlerce öğrenciye ders vermek zorunda kalmaktadır. Bu yoğunluk, öğrencilerin birebir eğitim alma şansını neredeyse tamamen ortadan kaldırmaktadır. Öğretim üyesi eksikliği, Türkiye genelinde homojen bir şekilde dağılmamaktadır. Büyük şehirlerdeki köklü üniversiteler nispeten daha fazla öğretim üyesine sahipken, Anadolu’da yeni açılan tıp fakültelerinde ciddi bir açık bulunmaktadır. Klinik branşlarda deneyimli uzman öğretim 496 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2474 ‒ üyelerinin eksikliği, öğrenci ve asistan hekimlerin sahada yeterli bilgi ve beceri kazanmasını engellemektedir. Bazı tıp fakültelerinde öğrenciler, uzmanlık eğitimi sırasında yeterli vaka deneyimi elde edememekte ve uygulamalı eğitim açısından ciddi yetersizliklerle karşılaşmaktadır. Tıp eğitiminde en önemli unsurlardan biri olan uygulamalı eğitim, birçok fakültede teknik eksiklikler nedeniyle gerektiği gibi yapılamamaktadır. Kadavra eksikliği, simülasyon cihazlarının yetersizliği ve laboratuvar altyapısındaki sorunlar, öğrenci eğitiminde ciddi aksaklıklara neden olmaktadır. OECD ülkeleri arasında tıp fakültelerinde kadavra başına düşen öğrenci sayısı bakımından Türkiye’nin oldukça geride olduğu bilinmektedir. Sonuç olarak sağlık eğitiminin sürdürülebilirliği ve niteliğinin artırılması için kapsamlı bir stratejik dönüşüm şarttır. Öncelikle, malpraktis davalarına karşı hekimleri koruyacak düzenlemeler ivedilikle hayata geçirilerek riskli branşlar teşvik edilmelidir. Tıp fakültelerinin sayısını artırma odaklı politikaların yerine mevcut fakültelerin altyapı eksikliklerinin giderilmesi, öğretim üyesi kadrolarının güçlendirilmesi ve teknik donanım ihtiyaçlarının karşılanması önceliklendirilmelidir. Kadavra ve laboratuvar gibi temel eğitim unsurlarının eksiklikleri acil bir şekilde giderilmelidir. Ayrıca, Anadolu’daki tıp fakültelerine özel destek mekanizmaları kurulmalı, eşitsizlikleri azaltacak politikalar uygulanmalıdır. Sağlık Bakanlığı ve YÖK, uzmanlık kadrolarını uzun vadeli bir planlama ile belirleyerek eğitim ve sağlık politikalarını uyumlu hale getirmeli, ülkenin sağlık geleceğini garanti altına almalıdır. 6. AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI HİZMETLERİNE İLİŞKİN SORUNLAR Türkiye’de ağız ve diş sağlığı hizmetleri, halk sağlığı açısından hayati öneme sahip olmasına rağmen, mevcut sağlık politikaları ve yönetim uygulamaları, hem hizmet sunumunun niteliğini hem de meslek mensuplarının çalışma koşullarını ciddi şekilde olumsuz etkilemektedir. Ülke genelinde yaşanan sorunlar ve bu sorunların toplumsal etkileri aşağıda özetlenmiştir: - MHRS Randevuları ve Kamuda Hizmet Yetersizliği Kamuda görev yapan diş hekimleri, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) uygulamaları nedeniyle hizmet sunmakta güçlük yaşamaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın kısa süreli randevu politikası (10-20 dakika) bilimsel ve mesleki standartlarla örtüşmemektedir. Örneğin, kanal tedavisi 50-113 dakika, tam protez uygulaması 128-340 dakika sürerken, sistem bu gerçekleri görmezden gelerek hastaların ve hekimlerin mağduriyetine yol açmaktadır. Bu uygulama, sadece muayene sayısını artırmayı hedeflemekle kalmakta; ancak tedavi kalitesini düşürmekte, hasta memnuniyetsizliğini ve hekim tükenmişliğini artırmaktadır. 497 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2475 ‒ Sistematik planlama eksikliği, sağlıkta şiddet vakalarını da besleyen bir unsur olarak öne çıkmaktadır. - Fakülte Sayısı ve Eğitim Kalitesi Son yıllarda diş hekimliği fakültelerinin sayısı plansız bir şekilde artırılmıştır. 2014’ten bu yana 43 yeni fakülte açılmış, toplamda devlet 75, vakıf 30 fakülteye ulaşmıştır. Ancak fakültelerde öğretim üyesi dağılımı dengesizdir; 17 fakültede hiç profesör bulunmamaktadır ve mevcut 796 profesörün %70’i yalnızca 17 fakültede eğitim vermektedir. Bu durum, eğitim kalitesini düşürmekte ve mezun hekimlerin istihdamını zorlaştırmaktadır. Kontrolsüz fakülte açılışı, genç hekimleri düşük ücretli özel sektöre itmekte ve meslek değerinin düşmesine yol açmaktadır. Fakülte açma kararlarında meslek örgütleri ve akademik çevrelerin görüşleri dikkate alınmamaktadır. - Aile Diş Hekimliği Sistemi 2022’de başlatılan pilot aile diş hekimliği uygulaması, amaçlanan hizmet erişimini ve toplum bilincini artırmakta yetersiz kalmıştır. TDB verilerine göre pilot illerde başvuru oranı %6 civarındadır; 2-12 yaş grubunun %90’ı kontrole gelmemiştir. Ülke geneline yaygınlaştırılması planlanan sistemin ne zaman ve hangi koşullarda uygulanacağı, aile diş hekimlerinin istihdamı ve çalışma şartları hâlâ belirsizdir. Pilot uygulamanın eksiklikleri, etkin bir analiz ve politika değişikliği ile giderilmelidir. - Malzeme ve İthalat Sorunları Diş hekimliği hizmetlerinin büyük kısmı ithalata bağımlıdır. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar, malzeme fiyatlarını hızla artırmakta; örneğin 2022’de 1.500-2.000 TL civarında olan implantlar 2024’te 8.000-12.000 TL seviyelerine yükselmiştir. Yerli üretim yetersiz, ithalat izin süreçleri uzun ve plansızdır. Bu durum, hem hekimlerin hem de hastaların mali yükünü artırmakta ve hizmetin erişilebilirliğini kısıtlamaktadır. - Kamu Atama Sorunları Her yıl binlerce diş hekimi mezun olmaktadır; buna karşın atama bekleyen diş hekimi sayısı yaklaşık 20.000’dir. 2024 yılı 2. atama kurasında 10.000’den fazla başvuruya rağmen yalnızca ~800 (368 pratisyen, 437 uzman). 2025 yılında ise 508 (306 pratisyen,202 uzman) kişi atanabilmiştir. Bu planlama eksikliği, hem işsizlik hem de kamuda hizmet açığını 498 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2476 ‒ büyütmektedir. Halkın sağlık hizmetlerine erişimi, atama gecikmeleri nedeniyle doğrudan etkilenmektedir. - Uzmanlık (DUS) ve Doktora Süreci DUS yalnızca İstanbul ve Ankara’da yapılmakta, ulaşım ve konaklama maliyetleri adayları ekonomik olarak zorlamaktadır. Uzmanlık kontenjanlarının yetersizliği, sağlık sistemindeki uzman hekim açığını sürdürmektedir. Bununla birlikte Türkiye’de on binlerce genç diş hekimi atama beklerken yayımlanan ÖSYM sınav takvimi ile (14 KASIM 2025), geleneksel olarak yılda iki kez gerçekleştirilen Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’nın (DUS) bu yıl yalnızca bir kez yapılacağı görülmüştür. Söz konusu değişiklik, sınav takvimine ilişkin herhangi bir ön bilgilendirme veya planlama dönemi sunulmadan duyurulmuş; bu durum, sınava hazırlanan adaylar açısından ciddi bir öngörülebilirlik sorunu doğurmuştur. DUS’un yapılma sıklığındaki değişiklik, halihazırda istihdam ve uzmanlık planlamasında çeşitli aksaklıkların bulunduğu diş hekimliği alanında, insan kaynağı yönetimi ve mesleki yönlendirme süreçleri bakımından önemli bir belirsizlik yaratmaktadır. Özetle; - MHRS randevu süreleri bilimsel standartlara göre yeniden düzenlenmeli, hekimlerin görüşleri dikkate alınmalıdır. - Aile diş hekimliği sistemi ülke geneline yaygınlaştırılmalı; pilot uygulamalar analiz edilip etkinliği artırılmalıdır. - İlçelerde donanımlı ADSM’ler kurulmalı ve hekim istihdamı artırılmalıdır. - Yerli üretim desteklenmeli; ithalata bağımlılık azaltılmalı ve AR-GE yatırımları teşvik edilmelidir. - Fakülte kontenjanları ihtiyaca göre revize edilmeli, eksik fakülteler kapatılmalı ve öğrenci eğitim giderleri desteklenmelidir. - Özel sektördeki yetkisiz faaliyetler önlenmeli; çalışan hakları kamuyla eşitlenmelidir. - DUS kontenjanları artırılmalı, sınavlar bölgesel olarak yaygınlaştırılmalı; doktora öğrencilerine maddi destek sağlanmalıdır. 499 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2477 ‒ 7. SAĞLIKLA İLGİLİ GÜNCEL MESELELER 7.1. “Yenidoğan Çetesi” ne Yönelik Meclis Araştırma Komisyonu Kamuoyuna yansıyan “Yenidoğan Çetesi” için ilgili Türkiye büyük millet meclisinde tüm aktörlerin süreçleri şeffaf biçimde ortaya koymasını sağlamak ve yasal düzenlemelerde gerekli tedbirleri belirlemek amacıyla “Bazı Özel Sağlık Kuruluşlarında Yaşanan Bebek Ölümlerinin Tüm Yönleriyle Araştırılması, Özel Sağlık Kuruluşlarının Yenidoğan, Çocuk, Engelli ve Yaşlılarla İlgili Bakım Servislerindeki Uygulamalarının ve Mevzuatın İncelenerek Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu” kurulmuştur. Komisyonun kurulmasını takiben, alanında uzman birçok kişi, ilgili dernekler, sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleri dinlenmiş; alınması gereken önlemlere ilişkin önemli bulgular elde edilmiştir. Ancak, asıl sorumlu olan ve hesap vermesi gereken kişiler sürece katılmamıştır. Özellikle, eski bakanların tamamı çağrıya uymamış; her birinin bu konuda ayrı sorumlulukları bulunmasına rağmen hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Bu kapsamda:  Recep Akdağ – Sağlıkta Dönüşüm Programının mimarı olarak 2002–2013 yılları arasında, özel hastanelerin yaygınlaşması, kamu-özel entegrasyonunun zayıf mevzuat çerçevesinde yürütülmesi, denetim mekanizmalarının piyasa lehine gevşetilmesi ve performans odaklı uygulamalarla bugünkü sistemik sorunların temelini oluşturmuştur. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin özel hastanelerde hızla çoğalması ve kalite denetim kapasitesinin artırılmaması, Akdağ döneminde başlayan politik tercihlerdir. Komisyona davet edilmesine rağmen gelmemiş ve yazılı savunma sunmamıştır.  Mehmet Müezzinoğlu – Akdağ’dan sonra görev yapmış, özel hastanelerin kurumsal yaygınlaşmasını yönetmiş; bakanlığı döneminde yenidoğan üniteleri ve yoğun bakım yatak kapasitesi artmış, ancak denetimler yetersiz kalmıştır. Bazı iddialarda kendi özel hastanesinin dava dosyalarında adı geçtiği belirtilmiş, bu nedenle özellikle dinlenmesi gereken bir kişidir. Komisyona katılmamış, açıklama sunmaktan kaçınmıştır.  Fahrettin Koca – 2018–2024 arasında bakanlık yapmış; yenidoğan ünitelerinde anormal artışlar, faturalandırma şişkinlikleri, usulsüz hasta yönlendirmeleri ve aile şikâyetlerinin dikkate alınmaması gibi sorunların sistematik hale gelmesine izin vermiştir. Denetim birimleri etkili olamamış, soruşturmalar sosyal medya baskısı 500 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2478 ‒ sonrası başlatılmıştır. Komisyona davet edilmiş ancak katılmamış, yazılı yanıtları genel ifadelerle sınırlı kalmıştır.  Kemal Memişoğlu – 2016–2024 arasında İstanbul İl Sağlık Müdürü olarak görev yapmış ve olayların başlangıcındaki en kritik idari yetkili konumundadır. Özel hastanelerin denetimi, yenidoğan yoğun bakım açılış izinleri ve şikâyetlerin işleme alınması süreçlerinde birincil idari sorumludur. 2024’te Sağlık Bakanı olarak siyasi sorumluluğu üstlenmiş, ancak geçmiş döneme ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşmamıştır. Komisyona davet edilmiş, ancak katılmamıştır. Bu tablo, yalnızca ilgili bakanların hesap verebilirlikten kaçındığını değil, aynı zamanda sistemin temel yapısında ciddi eksikliklerin ve denetim boşluklarının bulunduğunu da açıkça göstermektedir. Komisyonun etkin çalışabilmesi ve kamu vicdanının tatmin edilmesi açısından, bakanların bu konulardaki sorumluluklarının net şekilde değerlendirilmesi elzemdir. 7.2. Doğurganlık Hızının Düşmesi TÜİK'in açıkladığı verilerin ülkenin karşı karşıya olduğu tehditleri açıkça ortaya koyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'nin doğurganlık hızı tarihimizde ilk kez 1,48'e gerilemiş durumda. Bu, bir felaket. Bu rakam, kritik eşik olan 2,1'in çok altında bir seviyedir. İster iktidar ister muhalefet olsun hiç kimse buna kayıtsız kalamaz.” şeklinde ifade etmiştir. Doğurganlık Hızı Toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu il 2024 yılında 3,28 çocuk ile Şanlıurfa, 2,62 çocuk ile Şırnak, 2,32 çocuk ile Mardin’dir. Ülkelerin gelişmişlik düzeyini ve toplumsal refahını değerlendiren demografik göstergeler arasında bebek ölüm hızları en kritik 501 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2479 ‒ göstergelerden biridir. Türkiye bebek ölüm sayısı, 2023 yılında 9 bin 731 iken 2024 yılında 8 bin 475 olarka kayıtlara geçmiştir. Bin canlı doğum başına düşen bebek ölüm sayısını ifade eden bebek ölüm hızı, 2023 yılında binde 10,1 iken 2024 yılında binde 9,0’dur Bölgelere Göre Bebek Ölüm Hızı Beş yaş altı ölüm hızı binde 14,5 oldu Doğumdan sonraki beş yıl içinde ölme olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı, 2022 yılında 11,2 iken 2023 yılında binde 14,5’tir. BEŞ YAŞ ALTI ÖLÜM SAYISI VE HIZI, 2009-2023 TÜİK’in açıkladığı veriler, doğurganlık oranlarının en yüksek olduğu illerde, aynı zamanda bebek ölümlerinin de en yüksek seviyelerde seyrettiğini açıkça ortaya koyuyor. 502 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2480 ‒ Şanlıurfa, Şırnak, Mardin gibi illerde doğurganlık oranları ülke ortalamasının çok üzerindeyken, bebek ölüm hızları da Türkiye ortalamasının katbekat üzerinde olarak görülmektedir. Şanlıurfa’da doğan her 1000 bebekten ortalama 16’sı henüz bir yaşına ulaşamadan ölüyor. Bu tabloya rağmen, sadece doğum sayıları üzerinden ahlaki ya da ideolojik bir ajanda inşa etmek, gerçeğin yalnızca bir parçasını görmek demektir. Devletin görevi yalnızca nüfusu artırmak değil, doğan her çocuğa insanca yaşama hakkı sunmaktır. Bu da ancak bölgesel eşitsizlikleri azaltmakla, sağlık hizmetlerini yaygınlaştırmakla, bebek ve çocuk sağlığına öncelik vermekle mümkündür. Kısacası mesele sadece “kaç çocuk doğdu” değil, “kaçını yaşatabildin” sorusudur. Çünkü gerçek felaket, yaşama tutunmaya çalışan çocukların sistematik olarak kaybedilmesidir. Doğurmak kadar yaşatmak da bir irade meselesidir. 7.3. Nadir Hastalıklar Sağlık, devletin vatandaşa karşı en temel sorumluluğudur; ancak Türkiye’de nadir hastalıklar söz konusu olduğunda bu sorumluluk açık biçimde yerine getirilememektedir. Sağlık sistemi yıllardır maliyet odaklı, piyasacı ve bütçe kalemlerine sıkışmış bir anlayışla yönetilmekte; sonuçta SMA’dan genetik sendromlara, metabolik hastalıklardan nadir kanser türlerine kadar milyonlarca kişi adeta kaderine terk edilmektedir. Bugün Türkiye’de 5 milyondan fazla kişi bir nadir hastalıkla yaşamaktadır. Bu bireyler doğru tanıya ulaşmak için ortalama 7 yıl kaybetmekte; bu süreçte 8 farklı uzman değiştirerek tanı odyssey’si yaşamaktadır. Adrese dayalı nüfus kayıt sistemi verilerine göre 2024 yılında toplam resmi evlilikler içinde, son evliliğinde birinci dereceden kuzenleri ile akraba evliliği yapmış bireylerin oranı %8,1 oldu. Akraba evlilikleri akrabalık türüne göre incelendiğinde, akraba evliliği yapmış bireylerin %46,4'ünün hala/dayı çocukları ile %27,2'sinin amca çocukları ile ve %26,4'ünün ise teyze çocukları ile evli olduğu görüldü. Bu durum, nadir hastalıkların ülkemizde Avrupa ortalamasının çok üzerinde seyretmesinin temel nedenlerinden biri olmakla birlikte bu alanla iligli yapılan çalışmalar çok kısıtlı kalmaktadır. Bununla birlikte akraba evliliği oranı illere göre incelendiğinde, 2024 yılında akraba evliliği oranının en yüksek olduğu ilin %16,9 ile Şanlıurfa, %12,6 ile Siirt ve %12,4 ile Mardin olduğu görülmektedir. Sağlık politikaları, milyonlarca yurttaşı ilgilendiren bu alana değil; maliyet azaltma, bütçe kısıntısı ve özel sektör önceliklerine odaklanmaktadır. SMA ve diğer nadir 503 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2481 ‒ hastalıkların tedavisinde kullanılan hayati önemdeki ilaçlar ya geri ödeme dışında bırakılmakta ya da sınırlı erişim kriterleriyle fiilen ulaşılamaz hale getirilmektedir. Bu durum bu hastalığa sahip bireylerin ve ailelerin bireysel çözümlerine bırakılmakta, insanlar şehir merkezlerine standlar kurmak, sosyal medya kampanyaları düzenleyerek kendi başlarının çaresine bakmak zorunda bırakılmaktadır. Bir diğer ifadeyle hastalığa sahip bireylere ve ailelerine “valilik onayıyla dilencilik” yaptırılmaktadır. Bu koşullarda tedaviye erişim bir hak olmaktan çıkarak, yalnızca “parası olanın yaşayabildiği” bir ayrıcalığa dönüşmektedir. Birçok tedavi hâlâ sadece yurt dışında uygulanabilir durumdadır; bu da geniş halk kesimlerini elemekte, sağlıkta eşitsizliği derinleştirmektedir. Gerçek çözüm, nadir hastalıkların bir maliyet kalemi değil, bir sosyal devlet yükümlülüğü olarak ele alınmasından geçmektedir. Teşhis süreçlerinin kısaltılması, geri ödeme kapsamının genişletilmesi, bölgesel eşitsizliğin ortadan kaldırılması gerekmekte, Türkiye “Tedaviye ulaşamadığı için yaşamı riske giren insanlar ülkesi” olmaktan çıkmalıdır. 7.4. Hastane Randevusu ve Yatak Bulamama Sorunu Sağlık sistemi, son yıllarda artan randevu krizinin ve hastanelerdeki kronik yatak yetersizliğinin gölgesinde derin bir darboğaza girmiş durumdadır. Ülkenin en büyük sağlık yatırımı olarak sunulan şehir hastaneleri dahi, vatandaşların en temel ihtiyacı olan zamanında tedavi hakkını karşılamaktan uzaktır. Sorun yalnızca randevu bulamamak değildir; muayene edilse bile ameliyat yapılamamakta, çünkü hastanelerde servis yatağı ve özellikle yoğun bakım yatağı neredeyse hiç bulunmamaktadır. Tedavinin gecikmesi, doğrudan ölüm riskini artırmakta, birçok hasta en kritik dönemde sağlık sisteminin tıkanıklığıyla baş başa bırakılmaktadır. Bugün Türkiye’de hastalar randevu bulamıyor; bulsa ameliyat günü alamıyor; ameliyat kararı çıksa yatak olmadığı için bekletiliyor. Bu tablo tesadüf değil, yıllardır uyarılan bir çöküşün artık görünür hâle gelmiş yüzüdür. Bu kriz, yalnızca hizmet sunumundaki bir aksaklık değil; vatandaşın yaşam hakkını doğrudan etkileyen yapısal bir devlet sorumluluğu krizidir. Sağlık sisteminin hızla yeniden planlanması, yoğun bakım ve servis yataklarının artırılması, personel eksikliğinin giderilmesi ve şehir hastanesi modelinin gözden geçirilmesi artık kaçınılmazdır. Ne var ki, tüm bu tablonun aksine, Sağlık Bakanlığı’nın verileri incelendiğinde hastanelerde yatak doluluk oranlarının yalnızca %58 seviyesinde olduğu görülmektedir. Yani ülkede aslında yatak vardır; fakat vatandaşa tahsis edilememektedir. Ameliyat bekleyen hastalar, yatak dolu 504 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2482 ‒ olduğu için değil, sistem yönetilemediği için beklemektedir. Kâğıt üzerinde boş görünen binlerce yatağa rağmen insanların günlerce, hatta aylarca randevu ve yatak sırası beklemesi, bu durumun bir kapasite sorunu değil, çok ciddi bir yönetim krizi olduğunu ortaya koymaktadır. Vatandaş yalnızca randevu bulamadığı ya da yatak beklediği için değil, sağlık sisteminin her aşamasında hissedilen bu yönetim boşluğunun günlük hayata yansıdığını açıkça göstermektedir; insanlar artık yaşadıkları bölgede sunulan hizmete güvenmemekte, memnuniyet oranları bu nedenle 2020’de %62 iken 2022’de %53’e gerilemektedir. Yaşadıkları Bölgede Sağlık Hizmetinin Kalitesinden Memnuniyet Oranı 7.5. Kronik Hastalıklarla Mücadele ve Tarama Programları Kronik hastalıklar, sadece sağlık sisteminin değil, ülkenin ekonomik ve sosyal yapısının da en ağır yüklerinden biridir. Erken tanı programlarının yetersizliği, koruyucu sağlık hizmetlerinin zayıflaması ve toplum sağlığını öncelemek yerine günü kurtarmaya odaklı sağlık politikaları, 505 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2483 ‒ Türkiye’de kronik hastalık yükünü hızla artırmaktadır. Bu tablo, sağlık sisteminin sürdürülemez hâle geldiğinin en somut göstergelerindendir. Şeker Hastalığı Yalnızca diyabet verileri bile alarm vermektedir. Şeker hastalığının görülme sıklığı son on yılda iki katına çıkmış; 2021 itibarıyla toplumun %14,5’i diyabetlidir. Bu artış, koruyucu sağlık hizmetlerindeki zafiyeti ve toplum sağlığının etkin şekilde yönetilemediğini açık biçimde ortaya koymaktadır. 2011 2021 Age-standardised rates to world population, % 20 14.5 16.9 15 3.0 3.6 3.6 4.5 4.6 4.6 4.8 4.8 5.0 5.3 5.3 5.4 5.5 5.8 5.8 10 5.8 5.9 5.9 6.1 6.2 6.3 6.4 6.4 6.4 6.5 6.5 6.6 6.8 6.8 6.9 7.0 7.0 7.1 7.4 7.7 8.3 8.5 8.8 5 8.8 9.1 9.6 10.3 10.6 10.6 10.7 10.8 10.8 0 Mamografi Taramaları 2011, 2019 ve 2021 yıllarına ilişkin veriler, Türkiye’de 50-69 yaş aralığındaki kadınlarda mamografi tarama oranlarının hâlâ kritik düzeyde düşük olduğunu göstermektedir. 2011’de sınırlı da olsa yükseliş eğilimi gösteren oranlar, 2019 ve 2021 dönemlerinde ya yerinde saymış ya da gerilemiştir. Bu tablo, aradan geçen on yılın ardından dahi tarama kapasitesinin genişletilemediğini, aksine sistematik bir duraklamanın yaşandığını ortaya koymaktadır. OECD ortalaması ile karşılaştırıldığında ise Türkiye’nin performansı “yapısal bir yetersizlik” düzeyindedir. OECD ülkelerinde mamografi tarama oranları yüzde 60-70’leri bulurken, Türkiye’nin bu ortalamanın oldukça altında kalması, yalnızca teknik kapasite eksikliğine değil; koruyucu sağlık hizmetlerinin geri plana itilmesine, bütçe önceliklerinin yanlış belirlenmesine ve tarama hizmetlerinin coğrafi olarak adaletsiz dağılmasına işaret etmektedir. 506 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2484 ‒ 50-69 Yaş Aralığındaki Kadınlarda Mamografi Taraması 2011 2019 2021 (values shown) % of women screened 100 83 82 80 77 76 80 74 73 72 70 66 64 63 62 56 59 58 56 56 54 60 54 54 48 47 47 46 40 36 36 40 33 31 30 26 21 20 20 0 Önlenebilir Nedenlere Bağlı Ölümler Oranı Türkiye’de kaçınılabilir nedenlere bağlı ölüm oranlarının Avrupa Birliği ortalamasının üzerinde seyretmesi, sağlık sisteminin en kritik alanlarında yapısal bir başarısızlığa işaret etmektedir. Bu ölümler; zamanında teşhis, etkili tedavi ve erişilebilir koruyucu hizmetlerle büyük ölçüde engellenebilir nitelikteyken, Türkiye’nin AB ülkelerinden daha kötü performans göstermesi, hem birinci basamak hizmetlerinin zayıflatıldığını hem de kronik hastalıkların yönetiminde ciddi aksaklıklar bulunduğunu ortaya koymaktadır. Yüksek oranlar; tarama programlarının yetersizliğini, geç tanı sorununu, bölgesel eşitsizlikleri ve sağlık hizmetlerine erişimde süregelen tıkanıklıkları doğrudan yansıtmaktadır. Kısacası, “önlenebilir” ölümler Türkiye’de hâlâ önlenemiyorsa, mesele vatandaşın risk davranışları değil, devletin etkili bir halk sağlığı politikası oluşturamamasıdır. Treatable causes of mortality Preventable causes of mortality Luxembourg 54,69 Sweden 117,83 France 58,82 Italy 127,95 Sweden 59,65 Luxembourg 132,63 Netherlands 59,74 Malta 132,8 Spain 61,01 Spain 133,97 Belgium 61,64 Cyprus 139,46 Denmark 64,25 France 145,24 Italy 64,48 Netherlands 146,52 Slovenia 66,91 Ireland 148,42 Ireland 69,19 Denmark 148,93 Finland 69,77 Portugal 155,89 Austria 71,19 Finland 156,41 Portugal 74,53 Belgium 164,05 Cyprus 78,41 Germany 171,28 Germany 81,27 Austria 173,31 Malta 81,77 Greece 195,91 EU27 93,27 EU27 200,83 Greece 94,54 Slovenia 211,88 Czechia 125,85 Czechia 285,92 Estonia 135,62 Estonia 304,67 Croatia 139,74 Croatia 312 Poland 145,87 Poland 335,85 Hungary 188,86 Slovak Republic 379,27 Lithuania 190,86 Lithuania 394,09 Latvia Latvia 439 205,04 Romania 440,08 Slovak Republic 206 Hungary 452,37 Bulgaria 225,09 Bulgaria 459,97 Romania 254,72 Iceland 110,76 Switzerland 46,08 Norway 113,88 Norway 55,61 Switzerland 115,19 Iceland 59,16 United Kingdom 166,76 United Kingdom 78,3 Türkiye 226,15 Türkiye 164,16 Serbia 412,68 Serbia 186,55 0 100 200 300 400 500 0 50 100 150 200 250 300 Age-standardised rate per 100 000 population under 75 Age-standardised rate per 100 000 population under 75 507 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2485 ‒ Türkiye Hangi Göstergelerde İyi Veya Kötü Performans Gösteriyor? Türkiye’nin uluslararası karşılaştırmalarda hangi göstergelerde iyi, hangi göstergelerde kötü performans gösterdiğine dair durumu özetleyen OECD raporuna göre; ncelenen 20 göstergenin yalnızca 7’sinde Türkiye “iyi” kategorisinde yer alırken, geri kalan göstergelerin büyük çoğunluğunda “kötü” seviyesinde bulunmuştur. DEĞERLENDİRME 2026 yılı Sağlık Bakanlığı bütçesi, sunulduğu şekliyle Türkiye’nin sağlık sisteminde yıllardır derinleşen yapısal sorunları gidermeye değil, bu sorunları kalıcılaştırmaya hizmet etmektedir. Bütçe büyümüş görünse de reel artışın yalnızca birkaç puanlık sınırlı bir iyileşmeye karşılık gelmesi; koruyucu sağlık hizmetlerinin payının gerilemesi; insan gücü krizinin, şiddet ortamının ve eğitimdeki nitelik kaybının görmezden gelinmesi, sağlık sisteminin sürdürülemez bir hatta ilerlediğini açıkça göstermektedir. 508 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2486 ‒ En temel kamusal hizmetlerden biri olan sağlık, bu bütçe ile hâlen yüksek maliyetli şehir hastaneleri sözleşmelerine, özel sektör ağırlıklı harcamalara ve idari zorunluluklara sıkışmış durumdadır. Toplumun beşte birinden fazlasının sağlık hizmetine erişimi hâlâ eşitsizliklerle belirlenirken, koruyucu sağlık hizmetlerinin payının düşmesi, Türkiye’yi hastalık üreten bir sağlık sistemi döngüsüne mahkûm etmektedir. Hekim ve hemşire sayısında OECD’nin en alt sırasına sıkışmış bir ülkede, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin sürdüğü, genç hekimlerin ülkeyi terk ettiği ve temel branşların dolmadığı bir uzmanlık sistemi, bu bütçeyle daha da zayıflayacaktır. Yıllardır ısrarla devam eden yanlış önceliklendirmeler, kamusal sağlık altyapısını geri plana itmiş; bütçenin asli amacı olan toplum sağlığını koruma hedefi ikinci plana itilmiştir. Türkiye, sağlık sistemini ayakta tutan temel bileşenlerde—insan gücü, koruyucu sağlık hizmetleri, eğitim kapasitesi, eşit erişim—istikrarlı bir gerileme yaşamaktadır. Bu nedenle söz konusu bütçe, yalnızca teknik bir planlama eksikliği değil, devletin sağlık hakkı konusundaki Program Bağımlı sorumluluğunu yerine getirmediğini gösteren politik bir tercihtir. Koruyu Tedavi Yönetim Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo nettir: Artan bütçe, artan sağlık güvenliği değil; artan Program Program belirsizlik, artan maliyet, artan eşitsizlik üretmektedir. Türkiye'nin ihtiyacı, kamu yararını Program önceleyen, koruyucu sağlık hizmetlerini merkeze alan, sağlık çalışanlarını koruyan, bilimsel ve İdare B şeffaf bir sağlık politikasıdır. 2026 bütçesi ise bu hedeflerin hiçbirini karşılamamakta; toplum sağlığını güçlendirmek yerine geleceğin sağlık krizlerini büyütecek bir yönelim ortaya Persone Sos. Gü koymaktadır. Gid. Mal ve Alım G Cari Tr Sermay Sermay YILLA Hizmet Kullanı Şehir H Toplam YILLA Bağımlı Oranı Koruyu Tedavi Şehir H Oranı 509 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) AR Alım AR Hizmet ılıkla Mücadele ucu Sağlık ucu Sağlık ım Bedeli Giderleri el Giderleri Edici Sağlık m Adı Edici Sağlık Hastaneleri ransferler m ve Destek m mı ye Giderleri mlar Toplamı Hastanelerinin ılıkla Mücadele ye Transferleri üv. Dev. Primi m Dışı Giderler Bütçesi Toplamı 11,43 27,63775333 3.511.559.000 730.521.346.000 3.373.023.000 26.143.118.000 0,460441745 Sağlık Bakanlığı Bütçesinin Yıllar İtibariyle Karşılaştırılması 142.095.000.000 2.041.032.000 202.463.783.000 70,75599643 83.697.118.000 47.721.783.000 6.532.730.000 57.554.000.000 134.338.404.000 969.190.000 403.926.442.000 732.562.378.000 2025 (Haziran 518.331.810.000 Program Adı 2024 Bütçe Teklifi 2024 Gerçekleşen 2025 bütçe teklifi 2026 teklif 2027 tahmin 2028 2024 Bütçe Teklifi 2024 Bütçe Teklifi 2024 Bütçe Teklifi 2024 Bütçe Teklifi Harcama) Bağımlılıkla Mücadele 3.373.023.000 1.785.853.890 4.507.823.000 1.555.122.599 5.457.845.000 6.295.157.000 9.998.605.000 Koruyucu Sağlık 202.463.783.000 191.805.000.524 273.585.813.000 125.230.340.494 406.255.829.000 442.959.552.000 496.005.124.300 Tedavi Edici Sağlık 24,49486706 518.331.810.000 585.202.897.307 2.424.018.559 733.273.977.000 781.857.718.611 360.145.206.871 1.785.853.890 1.051.247.041.000 1.271.047.679.000 1.421.399.763.000 Yönetim ve Destek 6.532.730.000 3.063.966.890 6.015.516.000 1.955.803.503 8.045.682.000 9.076.616.000 10.657.239.700 1.017.383.129.000 488.886.473.468 Programı 152.037.313.462 1.183.887.970 191.805.000.524 74,73458529 0,228066283 3.063.966.890 Programlar Toplamı 730.521.346.000 781.857.718.611 1.017.383.129.000 488.886.473.468 1.471.006.397.000 1.729.379.004.000 1.938.060.732.000 142.562.730.182 51.586.112.827 921.169.568 783.041.606.581 585.202.897.307 Program Dışı Giderler 2.041.032.000 1.183.887.970 2.934.162.000 651.048.700 394.383.000 4.270.385.000 4.616.603.000 2024 Gerçekleşen 2.934.162.000 651.048.700 İdare Bütçesi Toplamı 732.562.378.000 783.041.606.581 1.020.317.291.000 489.537.522.168 1.474.947.780.000 1.733.649.389.000 1.942.677.335.000 PROGRAM BAZINDA DEĞERLENDİRME 2025 (Haziran YILAR İTİBARİYLE ORANSAL KARŞILAŞTIRMALAR 10,25 2024 Bütçe Teklifi 4.603.391.000 2.336.839.787 2024 Gerçekleşen 2025 1.020.317.291.000 489.537.522.168 4.507.823.000 2026 2027 2028 26,81379757 Harcama) Personel Giderleri 403.926.442.000 190.032.000.000 68.884.729.766 433.510.261.983 566.841.948.000 288.178.911.570 863.556.770.000 1.020.987.911.000 1.154.126.851.000 273.585.813.000 Sos. Güv. Dev. Primi 71,86724987 0,441805999 47.721.783.000 51.586.112.827 67.251.196.000 35.034.301.914 102.510.160.000 120.960.801.000 136.478.403.000 6.015.516.000 Gid. 1.667.104.000 344.961.980 189.921.652.000 67.251.196.000 PROGRAM BAZINDA DEĞERLENDİRME 733.273.977.000 104.602.082.000 2025 bütçe teklifi Mal ve Hizmet Türkiye Büyük Millet Meclisi 134.338.404.000 ŞEHİR HASTANELERİ 142.562.730.182 189.921.652.000 94.757.777.151 273.138.229.000 301.092.798.000 322.824.198.000 510 Alım Giderleri Cari Transferler 3.511.559.000 2025 (Haziran 2.424.018.559 4.603.391.000 2.336.839.787 2025 (Haziran 5.684.621.000 6.206.746.000 6.665.821.000 ‒ 2487 ‒ Sermaye Giderleri 142.095.000.000 2025 152.037.313.462 190.032.000.000 68.884.729.766 2025 (Haziran 228.038.000.000 282.174.479.000 320.144.245.000 2025 (Haziran 10,68 Harcama) 2024 Gerçekleşen 2025 25,58135686 Sermaye Transferleri 969.190.000 921.169.568 1.667.104.000 344.961.980 Harcama) 2.020.000.000 2.226.654.000 2.437.817.000 ŞEHİR HASTANELERİ 1.555.122.599 Harcama) 0,317671788 37.420.717.000 23.684.349.598 73,5684581 2025 (Haziran 1.955.803.503 125.230.340.494 YILLAR 2024 Bütçe Teklifi 2025 2026 2027 2028 52.283.790.816 94.757.777.151 35.034.301.914 67.181.365.000 28.599.441.218 Harcama) 360.145.206.871 2024 Gerçekleşen 2025 2026 Hizmet Alım 26.143.118.000 37.420.717.000 433.510.261.983 23.684.349.598 566.841.948.000 288.178.911.570 57.470.103.000 63.755.816.000 68.876.020.000 Kullanım Bedeli 57.554.000.000 67.181.365.000 28.599.441.218 78.678.556.000 85.007.541.000 90.269.571.000 Şehir Hastaneleri 9,23 83.697.118.000 104.602.082.000 52.283.790.816 136.148.659.000 148.763.357.000 159.145.591.000 Toplam 2026 Harcama) 27,54374321 2026 5.684.621.000 1.471.006.397.000 5.457.845.000 57.470.103.000 YILAR İTİBARİYLE ORANSAL KARŞILAŞTIRMALAR 2025 (Haziran 2026 teklif 0,37003649 228.038.000.000 YILLAR 71,27350915 2024 Bütçe Teklifi 2024 Gerçekleşen 2025 2026 394.383.000 406.255.829.000 2027 2028 Harcama) 8.045.682.000 (Sıra Sayısı: 226-227) Sağlık Bakanlığı Bütçesinin Yıllar İtibariyle Karşılaştırılması 78.678.556.000 2.020.000.000 273.138.229.000 102.510.160.000 863.556.770.000 Bağımlılıkla Mücadele 136.148.659.000 0,460441745 0,228066283 0,441805999 1.474.947.780.000 0,317671788 1.051.247.041.000 0,37003649 0,363115924 0,514681714 Oranı Koruyucu Sağlık 27,63775333 24,49486706 26,81379757 25,58135686 27,54374321 25,55069986 25,53203846 Tedavi Edici Sağlık 70,75599643 74,73458529 71,86724987 73,5684581 71,27350915 73,31630531 73,1670534 8,58 Şehir Hastanelerinin 2027 2027 6.206.746.000 2027 25,55069986 11,43 10,25 1.729.379.004.000 10,68 6.295.157.000 9,23 8,58 8,19 Oranı 63.755.816.000 0,363115924 282.174.479.000 4.270.385.000 442.959.552.000 73,31630531 9.076.616.000 2027 tahmin 148.763.357.000 85.007.541.000 2.226.654.000 301.092.798.000 120.960.801.000 1.020.987.911.000 1.733.649.389.000 1.271.047.679.000 8,19 6.665.821.00 510 1.938.060.73 9.998.605.00 2028 2028 2028 2028 25,53203846 68.876.020.0 320.144.245. 4.616.603.00 496.005.124. 159.145.591 322.824.198. 136.478.403. 2.437.817.00 1.154.126.85 73,1670534 1.942.677.33 1.421.399.76 0,514681714 10.657.239.7 90.269.571.0 ‒ 2488 ‒ 3.20. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Kültür ve Turizm Bakanlığı için 2026 yılı bütçe teklifi, 2025 yılı başlangıç ödeneğine göre %31,6'lık nominal bir artışla 69.999.818.000 TL (yaklaşık 70 Milyar TL) olarak belirlenmiştir. Söz konusu bütçe, Bakanlığın stratejik önceliklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır: Bütçenin aslan payı "Milli Kültür" programına (%47,8) ayrılmıştır. Ekonomik sınıflandırma incelendiğinde, bütçenin üç ana sütun üzerine inşa edildiği görülmektedir: %35,3'ü "Cari Transferler", %28,7'si "Personel Giderleri" ve %24,4'ü "Sermaye Giderleri". Bütçenin dörtte birini aşan bu yüksek yatırım oranı, Bakanlığın kültürel altyapının (müze, kütüphane, restorasyon) inşası ve yenilenmesine verdiği olağanüstü önemi göstermektedir. Bütçenin yaklaşık %75'i ve yatırım harcamalarının %98,7'si doğrudan "Kültür" alanına yönlendirilmiştir. "Turizm" programının bütçedeki %6,5'lik payı ise yanıltıcıdır; zira asıl tanıtım faaliyetleri, bütçe dışı kaynaklara (turizm payı) sahip olan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından yürütülmektedir. Bakanlık bütçesi, turizm için daha çok idari ve düzenleyici bir rolü finanse etmektedir. Bu artışlar değerlendirilirken, geçmiş yılların fiili harcama eğilimleri de dikkate alınmalıdır. Örneğin, 2024 yılı için 38,9 Milyar TL başlangıç ödeneği ayrılmışken, gerçekleşen "Harcama" tutarı 49,3 Milyar TL'yi aşmıştır. Bu durum yıl içinde ek ödeneklerle bütçenin aşıldığını göstermektedir. Benzer şekilde, 2025 yılı Haziran ayı sonu itibarıyla 53,2 Milyar TL'lik bütçenin 23 Milyar TL'si harcanmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı Bütçe Gelişimi (2024-2026) Bütçe 2024 Başlangıç 2025 Başlangıç 2026 Bütçe 2025-2026 Kalemi Ödeneği (TL) Ödeneği (TL) Teklifi (TL) Değişim (%) İdare Bütçesi 38.964.106.000 53.202.392.000 69.999.818.000 %31,6 Toplamı Bakanlığın 70 Milyar TL'lik bütçe teklifi, 18,75 Trilyon TL'lik "Genel Bütçeli Kurumlar (I Sayılı Cetvel)" toplamı içinde değerlendirildiğinde, toplam bütçenin yaklaşık %0,37'sini oluşturmaktadır. Bu oran, Bakanlığın mali büyüklük açısından ulusal bütçe içindeki yerini göstermektedir. 511 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2489 ‒ Bakanlık Bütçelerinin Karşılaştırmalı Analizi (2026 Teklifi) 2026 Toplam Bütçe Teklifi Kurum Adı KTB Bütçesine Oranı (Kat) (TL) Milli Eğitim Bakanlığı 1.943.965.746.000 27,8 Sağlık Bakanlığı 1.474.947.780.000 21,1 Milli Savunma Bakanlığı 822.930.177.000 11,8 Adalet Bakanlığı 389.560.443.000 5,6 İçişleri Bakanlığı 119.506.858.000 1,7 Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere, Bakanlık bütçesi, eğitim, sağlık ve savunma gibi temel kamu hizmetlerini yürüten bakanlıkların bütçelerinin oldukça altındadır. Ancak bu karşılaştırma Bakanlığın etki alanını tam olarak yansıtmamaktadır. Bakanlığın bütçe gerekçelerinde de belirtildiği üzere, turizm tanıtım faaliyetlerinin büyük bir kısmı, merkezi bütçeden bağımsız, "turizm payı" ile finanse edilen Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından yürütülmektedir. Dolayısıyla, Bakanlığın 70 Milyar TL'lik bütçesi, Türkiye'nin toplam turizm tanıtım harcamalarını içermemektedir. Bu durum, Bakanlığın bütçesel büyüklüğünün (az kaynak) ekonomik etkisinden (turizm gelirleri) katbekat fazla olmasını bekleyen bir finansal kaldıraç yapısını ortaya koymaktadır. Bütçe teklifi, 2027 ve 2028 yıllarını kapsayan çok yıllı bir perspektif sunmaktadır.  2026 Teklifi: 70,0 Milyar TL  2027 Tahmini: 79,9 Milyar TL (2026'ya göre %14,1 artış)  2028 Tahmini: 87,8 Milyar TL (2027'ye göre %9,9 artış) 2024-2026 dönemi için gözlemlenen yüksek nominal artışların (%30 üzeri), 2026 sonrası için öngörülen %14 ve %10'luk artışlara kıyasla yavaşlaması dikkat çekicidir. Bu durum, 2026 bütçesinin büyük bir "yatırım piki" veya geçmiş harcamaları "normalleştiren" bir düzeltme yılı olabileceğini göstermektedir. 2026 sonrası için öngörülen yavaşlama, Orta Vadeli Program (OVP) hedefleriyle uyumlu bir mali disiplin beklentisini ve büyük sermaye projelerinin 2026'da zirve yapmasının ardından bir stabilizasyon dönemine girileceğini işaret etmektedir. Aşağıdaki tablo, KTB'nin 2026 yılı genel bütçe ödenek teklifinin ekonomik sınıflandırmasını detaylı olarak göstermektedir. 512 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2490 ‒ KTB 2026 Yılı Genel Bütçe Ödenek Teklifi (Ekonomik Sınıflara Göre) Ekonomik 2026 Bütçe Teklifi Toplam Bütçedeki Payı Açıklama Kod (TL) (%) 01 Personel Giderleri 20.108.666.000 28,7 02 Sos. Güv. Dev. Primi Gid. 2.668.497.000 3,8 Mal ve Hizmet Alım 03 2.880.233.000 4,1 Giderleri 05 Cari Transferler 24.688.009.000 35,3 06 Sermaye Giderleri 17.097.500.000 24,4 07 Sermaye Transferleri 2.556.913.000 3,7 TOPLAM 69.999.818.000 100,0 Toplam bütçenin %28,7'sini oluşturan 20,1 Milyar TL'lik Personel Giderleri kalemi, Bakanlığın önemli bir istihdam sağlayıcı olduğunu göstermektedir. Bu giderlerin alt kırılımı; 12,5 Milyar TL Memurlar, 5,0 Milyar TL Sözleşmeli Personel ve 2,4 Milyar TL İşçiler şeklindedir. Bu kalemin büyüklüğünün göstergesi Bakanlığın sanatı sadece desteklemediğini, aynı zamanda doğrudan icra ettiğini de göstermektedir. "Sanat ve Kültür Ekonomisi" programının (toplam 5,34 Milyar TL) ekonomik dökümüne bakıldığında, bu program bütçesinin 3,8 Milyar TL'sinin "Personel Gideri", 473 Milyon TL'sinin ise "SGK Gideri" olduğu görülmektedir. Yani Sanat ve Kültür Ekonomisi programının yaklaşık %80'i (4,27 Milyar TL) personel maliyetidir. Bu personel, büyük ölçüde Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı devlet orkestraları, koroları ve topluluklarında görev yapan devlet sanatçılarını ve ilgili teknik/idari kadroları içermektedir. Bu durum Bakanlığın toplam personel bütçesinin beşte birinden fazlasının doğrudan sanatçı ve sanat emekçilerinin istihdamına ayrıldığını kanıtlamaktadır. Bütçenin en büyük tek kalemi olan "Cari Transferler" (24,7 Milyar TL), Bakanlığın bir finansman kanalı (transfer merkezi) olarak rolünü göstermektedir. Bu kalemin yaklaşık 21,26 Milyar TL'si "Hazine Yardımları" altındadır. Bu transferlerin nereye gittiğini anlamak için programlara göre dağılıma bakmak gerekmektedir. 24,7 Milyar TL'lik Cari Transferin 17,9 Milyar TL'si "Program Dışı Giderler" altında sınıflandırılmıştır. Bütçe dokümanlarının detayları, bu program dışı Hazine yardımlarının Bakanlığın ilgili kuruluşlarının operasyonel finansmanı olduğunu göstermektedir: 513 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2491 ‒  Güzel Sanatlar (Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları): 9,7 Milyar TL  Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler (Yunus Emre Enstitüsü): 6,8 Milyar TL  Kütüphaneler (Milli Kütüphane, Yazma Eserler Kurumu): 1,1 Milyar TL  Kültür Varlıkları (Türk Tarih Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi vb.): 184 Milyon TL Bu veriler, Bakanlık bütçesinin en büyük parçasının, aslında bu stratejik öneme sahip ilgili kuruluşların faaliyetlerini sürdürebilmeleri için aktarılan Hazine yardımlarından oluştuğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde teyit etmektedir. 2026 yılı bütçe teklifi, kaynakların hangi stratejik alanlara yönlendirildiğini program bazlı dökümde net olarak göstermektedir. 2026 Bütçe Teklifinin Programlara Göre Dağılımı Toplam İçindeki Pay Program Adı 2026 Bütçe Teklifi (TL) (%) MİLLİ KÜLTÜR 33.459.592.000 %47,8 PROGRAM DIŞI GİDERLER 19.154.852.000 %27,4 YÖNETİM VE DESTEK 7.522.117.000 %10,7 PROGRAMI SANAT VE KÜLTÜR 5.336.190.000 %7,6 EKONOMİSİ TURİZMİN GELİŞTİRİLMESİ 4.527.067.000 %6,5 İdare Bütçesi Toplamı 69.999.818.000 %100,0 Bütçe teklifinin ana ağırlık merkezinin "Milli Kültür" programı olduğu açıktır. Bu program, bütçenin neredeyse yarısını (%47,8) almaktadır. Ancak bu resmin tamamı değildir. Ekonomik analiz bölümünde belirtildiği gibi, %27,4'lük paya sahip "Program Dışı Giderler" de (19,15 Milyar TL) büyük ölçüde kültür kurumlarına (Tiyatro, Opera, Yunus Emre Enst. vb.) yapılan transferlerden oluşmaktadır. Bu iki kalem birleştirildiğinde ("Milli Kültür" + "Program Dışı Kültür Transferleri"), yaklaşık 52,6 Milyar TL'lik bir "Kültür Bloğu" ortaya çıkmaktadır. Bu, toplam 70 Milyar TL'lik bütçenin yaklaşık %75'inin "Kültür" faaliyetlerine ayrıldığını göstermektedir. 514 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2492 ‒ Ayrıca "Milli Kültür" programının ekonomik dökümü, bu 33,46 Milyar TL'lik bütçenin 16,5 Milyar TL'sinin "Sermaye Giderleri" (yatırım) olduğunu göstermektedir. Bu, "Milli Kültür" programının kendisinin Bakanlığın ana yatırım unsuru olduğunu ve bütçedeki aslan payını almasının nedeninin büyük ölçüde restorasyon ve inşaat faaliyetleri olduğunu doğrulamaktadır. Bakanlığın adında "Turizm" olmasına rağmen, bu programa ayrılan %6,5'lik (4,53 Milyar TL) bütçe payı ilk bakışta düşük görülebilir. Fakat bu tablo Türkiye'nin turizm stratejisinin finansman yapısından kaynaklanmaktadır. Bütçe gerekçelerinde açıkça belirtildiği üzere, "Tanıtım ve Markalaşma Hizmetleri" "Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından" yürütülmektedir. TGA, 7183 sayılı Kanun ile kurulmuş olup, "turizm payı" adı altında sektörden doğrudan gelir toplayan ve merkezi bütçeden bağımsız bir finansman yapısına sahiptir. Dolayısıyla "Turizmin Geliştirilmesi" programı için ayrılan 4,53 Milyar TL'lik bütçe, Türkiye'nin toplam tanıtım harcamasını yansıtmamaktadır. Bu bütçe, büyük ölçüde: 1. Bakanlığın turizmle ilgili idari ve düzenleyici personelinin (denetim, belgelendirme) maaşlarını (1,65 Milyar TL Personel Gideri) ve 2. TGA'ya ve diğer turizm altyapı projelerine (kış, termal) yapılan merkezi bütçe katkılarını (2,3 Milyar TL Cari Transfer) finanse etmektedir. Bu yapı, "Turizm" finansmanının "Kültür" finansmanından stratejik olarak ayrıştığını göstermektedir: Kültür (müzeler, tiyatrolar) büyük ölçüde Hazine (vergiler) tarafından finanse edilirken; Turizm (tanıtım) büyük ölçüde sektörün kendisi tarafından finanse edilmektedir. Bütçe teklifi, ayrılan kaynakların hangi somut çıktılara dönüştürüleceğini belirleyen performans göstergeleri (KPI) ile desteklenmektedir. Turizmin Geliştirilmesi Programı (4,53 Milyar TL) ile Bakanlığın turizmdeki temel hedefi, turizm sektöründe rekabet gücünü ve marka değerini artırmaktır. Bu amaçla belirlene Turizmde Tanıtım ve Markalaşma alt programında 2026 yılı için belirlenen temel performans hedefleri iddialıdır, ancak bazı nüanslar içermektedir: 515 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2493 ‒ Turizm Programı Seçilmiş Performans Göstergeleri (2024-2028) 2024 2025 2026 2027 2028 Performans Göstergesi Gerçekleşme Planlanan Hedef Hedef Hedef Ülkemize gelen ziyaretçi sayısı 62,3 63,7 69,0 73,0 90,0 (Milyon kişi) Ziyaretçi başına ortalama harcama 959 1.000 996 1.015 1.111 (Dolar) Turizm gelirinin gayri safi yurt içi 5,0 4,3 4,2 4,2 6,3 hasılaya oranı (%) Tabloda en dikkat çekici gösterge GSYH payıdır. 2026 hedefi (%4,2), hem 2025 planından (%4,3) hem de 2024 gerçekleşmesinden (%5,0) daha düşüktür. Bu durum, ilk bakışta bir başarısızlık hedefi gibi görünse de muhtemelen bir makroekonomik yansımadır. OVP (Orta Vadeli Program) hedefleri doğrultusunda, Türkiye'nin nominal GSYH'sinin (payda), turizm gelirlerinden (pay) daha hızlı büyümesi bekleniyorsa, turizm gelirleri mutlak olarak artsa bile oransal payı düşebilir. Nitekim 2028 hedefinin %6,3'e sıçraması, uzun vadeli yapısal bir iyileşme beklentisini korumaktadır. Yine Turizm Altyapısı (Kış ve Termal Turizm) programı ile turizmi 12 aya yayma ve çeşitlendirme stratejisi kapsamında, 2026 yılı için 9 adet kış turizmi ve 10 adet termal turizm projesine altyapı desteği verilmesi hedeflenmektedir. Milli Kültür Programı (33,46 Milyar TL) bütçenin ana omurgasını oluşturmakta olup bu program, kültürel mirasın korunması, yaşatılması ve erişilebilirliğine odaklanmaktadır. Tarihi ve Kültürel Varlıkların Korunması alt programı ile "Tarihi ve kültürel varlıklar korunarak toplumsal tarih ve kültürel miras bilincinin artırılması" hedeflenmektedir. 2026 yılı bütçe dönemi Türkiye ekonomisi için mali disiplinin yeniden tesisi ve dezenflasyon sürecinin derinleştirilmesini hedefleyen kritik bir fazı temsil etmektedir. 2026-2028 Orta Vadeli Programı (OVP) ve 2026 Yılı Bütçe Gerekçesi, bu dönemin makroekonomik çıpasını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Temel hedefler; enflasyonu kalıcı olarak düşürmek, mali disiplini korumak ve ödemeler dengesi pozisyonunu güçlü bir şekilde iyileştirmektir. Bu makroekonomik çerçevede, Kültür ve Turizm Bakanlığı (KTB) merkezi bir rol üstlenmektedir. Bakanlık, bir yandan OVP'nin "harcamaların sistematik olarak gözden geçirilmesi" ve "verimsiz harcama alanlarının tasfiyesi” yönündeki mali disiplin ve tasarruf tedbirlerine uymakla yükümlüdür. Diğer yandan, ödemeler dengesi hedeflerinin ana finansman 516 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2494 ‒ kalemi olan turizm gelirlerini rekor seviyelere taşıma sorumluluğunu taşımaktadır. Bu durum, Bakanlığı ikili bir baskı altına sokmaktadır. KTB için 2026 yılı genel bütçesinden teklif edilen yaklaşık 70 trilyon TL tutarındaki ödenek, bu ikili baskının finansal bir yansımasıdır. Daha önce de bahsettiğimiz üzere Bakanlık bütçesinin ağırlık merkezi, operasyonel giderlerden ziyade, iki kilit kalemde toplanmıştır: 24.688.009.000 TL tutarındaki "Cari Transferler" (ağırlıklı olarak Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tanıtım fonlaması ve bağlı sanat kurumlarının finansmanı) ve 17.097.500.000 TL tutarındaki "Sermaye Giderleri" (kültürel miras restorasyonları ve yeni altyapı projeleri). Buradaki temel stratejik bulgu, Türkiye'nin makroekonomik hedeflerine ulaşmasında kritik öneme sahip olan turizm tanıtım faaliyetlerinin (TGA/GoTürkiye), bütçenin "Cari Transferler" kalemi içinde yer almasıdır. Bu durum, OVP'nin mali disiplin hedefleri doğrultusunda "transfer" harcamalarında yaşanabilecek olası kesintilerin, ironik bir şekilde, cari açığı kapatma hedefine sekte vurma riski taşıdığını göstermektedir. Turizm Sektörü Karnesi (2024-2025): Ziyaretçi Sayıları ve Ödemeler Dengesine Katkısı Turizm sektörü, son yıllarda yaşanan zorlu makroekonomik tabloda en güçlü performans gösteren sektör olmuştur. 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, 2024 yılı turizm performansını doğrulamaktadır: 60,6 milyon turist ve 61,1 milyar dolar gelir. 2025 yılı gerçekleşme tahmini (GT) ise 61,4 milyon turist ve 64 milyar dolar gelirdir. Bu veriler, ulusal stratejideki önemli bir değişimi açığa çıkarmaktadır. 2024'ten 2025'e turist sayısında hedeflenen artış sadece %1,3 (+800 bin) iken, gelirlerde hedeflenen artış %4,7 (+2,9 milyar dolar) gibi çok daha iddialı bir seviyededir. Bu hedefler OVP'nin ve Yıllık Program'ın başarısının "daha fazla turist" metriğinden "turist başına daha yüksek harcama" metriğine kaydığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. 2024'te yaklaşık 1008 dolar olan kişi başı harcamanın 2025 hedefiyle 1042 dolara yükseltilmesi zorunluluğu, Bakanlığın 2026 bütçesindeki harcama önceliklerini (kalite, niş pazarlar, sürdürülebilirlik) doğrudan şekillendirmektedir. Aynı zamanda turizm sektörünün kritik bir makroekonomik dengeleyici rolü üstlendiği görülmektedir. 2025 Yıllık Ekonomik Raporu ve OVP, enflasyonla mücadele amacıyla iç talebin (özel tüketim) bilinçli olarak yavaşlatıldığını göstermektedir. Bu yavaşlayan iç talep ortamında, GSYH büyüme hedeflerine ulaşabilmek için net dış talebin (ihracat ve turizm) pozitif katkı yapması zorunludur. 2024-2025 döneminde elde edilen güçlü turizm gelirleri, 517 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2495 ‒ sektörün bu anti-enflasyonist programda "feda edilen" iç talebi telafi eden kritik bir stabilizatör olduğunu kanıtlamaktadır. Bu nedenle KTB bütçesi, sadece bir sektör bütçesi değil, ulusal makro-finansal istikrar programının temel araçlarından biri olarak değerlendirilmelidir. Kültür tarafında ise 2026 Yıllık Programı, kültür ekonomisinin potansiyeline dikkat çekmektedir. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından yayımlanan Küresel İnovasyon Endeksi 2024 Raporuna göre Türkiye'nin, "Yaratıcı Çıktılar" kategorisinde 16. sıraya yükselmiş olması, bu alandaki kamu harcamalarının bir lüks değil, GSYH'ye doğrudan katkı sağlayan ekonomik bir yatırım olduğunu göstermektedir. Bakanlık bütçesinin ekonomik dökümü incelendiğinde, bütçenin operasyonel maliyetlerden (personel, SGK, mal ve hizmet alımları) ziyade, dışa dönük harcamalara odaklandığı net bir şekilde görülmektedir. Personel giderleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna devlet primi giderleri ve mal ve hizmet alım giderlerinin toplamı yaklaşık 25,7 milyar TL olup, toplam bütçenin sadece %36,8'ini oluşturmaktadır. Bütçenin ana gövdesini ve stratejik ağırlık merkezini ise defaatle belirtildiği üzere toplam %63,2'lik paya sahip olan üç kalem oluşturmaktadır: Cari Transferler (24,7 milyar TL), Sermaye Giderleri (17,1 milyar TL) ve Sermaye Transferleri (2,6 milyar TL). Bu yüzden bütçe analizinin bu iki ana kalem (Cari Transferler ve Sermaye Giderleri) üzerinden derinleştirilmesi doğru bir yaklaşım olacaktır. Bakanlığa Bağlı Özel Bütçeli Kuruluşların Finansal Durumu 24,7 milyar TL'lik "Cari Transferler" kaleminin önemli bir bölümü, Bakanlığa bağlı kendi bütçeleri Hazine yardımı ile desteklenen özel bütçeli sanat kurumlarının finansmanı için kullanılmaktadır. 2026 Yılı Bütçe Gerekçesi, bu kurumların 2026 yılı bütçe tekliflerini ve 2025 yılına göre değişimlerini göstermektedir. KTB'ye Bağlı Özel Bütçeli İdareler 2025-2026 Bütçe Karşılaştırması 2025 Bütçe Teklifi 2026 Bütçe Teklifi Yıllık Artış Kurum (TL) (TL) Oranı (%) Devlet Tiyatroları Gn. Md. 4.007.399.000 5.295.573.000 32,1 (DT) Devlet Opera ve Balesi Gn. 3.911.872.000 5.248.396.000 34,2 Md. (DOB) Toplam (DT ve DOB) 7.919.271.000 10.543.969.000 33,1 518 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2496 ‒ Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü (%32,1) ve Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü (%34,2) için 2026 bütçe artışları ilk bakışta yüksek görünse de bu artışların OVP'nin dezenflasyon hedefleri bağlamında analiz edilmesi gerekmektedir. 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, 2025 yıl sonu TÜFE enflasyon tahminini (gerçekleşme tahmini) %33,3 olarak belirtmektedir. Bu karşılaştırma, 2026 yılı bütçe artışlarının aslında 2025 yılındaki yüksek enflasyonu telafi etmeye yönelik bir enflasyon düzeltmesi olduğunu göstermektedir. Bu bir reel büyüme değildir. Bu durum, bu köklü sanat kurumlarının 2026 yılında reel anlamda sıkı bir bütçe ile yönetileceğini ve OVP'nin mali disiplin politikalarına tam uyum sağlandığını göstermektedir. Bakanlığın Milli Kültürün Korunması ve Geliştirilmesi Programı ile ulusal düzeydeki stratejik amacı, 2026 Yılı Bütçe Gerekçesi'nde "Kültürel Zenginlik ve Çeşitliliğin Korunup Geliştirilerek Gelecek Nesillere Aktarılması" olarak tanımlanmıştır. Bakanlığın kendi bütçe gerekçesinde ise bu programın alt hedefi "Tarihi ve kültürel varlıklar korunarak toplumsal tarih ve kültürel miras bilincinin artırılması" olarak belirtilmiştir. Bu hedefler, büyük ölçüde sermaye giderleri kalemi aracılığıyla; yani restorasyon, inşaat, kazı çalışmaları ve dijital envanter sistemleri gibi varlık yaratıcı faaliyetlerle finanse edilecektir. Bakanlığın 2026 Yılı Bütçe Teklifi Gerekçesi, 17,1 milyar TL'lik sermaye harcamasının nereye kanalize edileceğine dair somut hedefler sunmaktadır. Bu harcamalar, "Tarihi ve Kültürel Varlıkların Korunması" alt programı kapsamında yer almaktadır:  Restorasyon ve Konservasyon: 2026 yılı hedefi, 15.000 adet taşınır kültür varlığının (eser) restorasyon/konservasyonunu tamamlamak ve 100 adet tescilli taşınmaz kültür varlığı (bina/sit) restorasyon işi yürütmektir.  Arkeolojik Faaliyetler: 2026 hedefi, 800 adet kazı ve yüzey araştırması gerçekleştirmektir.  Müzecilik: 2026 yılında 5 yeni müze ve 5 yeni ören yerinin ziyarete açılması hedeflenmektedir. Ayrıca Bakanlık ilişkin olarak bütçe gerekçesi, 2026 yılında devam edecek spesifik sermaye projelerini listelemektedir. Bunlar arasında; Hamidiye Tabyası Bonetlerinin Restorasyonu, Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi'nin yenilenmesi, Kocaçimentepe su deposu hattının (Tarihi 519 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2497 ‒ Alan yangınla mücadele çalışmaları için kritik öneme sahip) yenilenmesi ve Seyit Onbaşı Heykeli'nin yenilenmesi gibi yüksek profilli projeler bulunmaktadır. Aşağıdaki tablo, 17,1 milyar TL'lik sermaye giderleri kaleminin somut çıktılara ve hesap verebilir hedeflere nasıl dönüştüğünü göstermektedir. Milli Kültür Programı Seçilmiş Bazı 2024-2028 Temel Performans Göstergeleri 2024 2025 2026 2027 2028 Performans Göstergesi Birim (Ger.) (Plan) (Hedef) (Hedef) (Hedef) Kazı ve yüzey araştırma sayısı Sayı 765 670 800 810 820 Müze ve ören yerlerindeki ziyaretçi Oran 91,52 93 94 94 94 memnuniyet oranı (%) Tescilli taşınmaz kültür varlıkları restorasyon Sayı 192 80 100 80 80 işi sayısı Restorasyonu, konservasyonu tamamlanan Sayı 15.652 15.000 15.000 17.000 20.000 taşınır kültür varlığı sayısı Yıl içerisinde ziyarete açılan müze sayısı Sayı 2 5 5 5 5 Unesco somut olmayan kültürel miras Sayı 31 33 35 37 38 listelerinde yer alan unsur sayısı Bu performans göstergeleri iki önemli stratejik değişimi ortaya koymaktadır: 1. Stratejik Öncelik Değişimi (Nicelikten Niteliğe ve Dijitalleşmeye Geçiş): Göstergeler, Bakanlığın stratejisinde niceliksel hedeflerden (örn. ziyaretçi sayısı) niteliksel hedeflere (örn. "ziyaretçi memnuniyet oranı") doğru belirgin bir kayma olduğunu göstermektedir. Buna ek olarak, 2026 hedefleri arasında "Müzecilik ulusal envanter sistemine aktarılan kültür varlığı oranı" (%70) ve "Taşınmaz ulusal envanter sistemine aktarılan kültür varlığı oranı" (%100) gibi dijitalleşme odaklı hedeflerin varlığı, 17,1 milyar TL'lik sermaye bütçesinin sadece fiziki inşaat ve restorasyona değil, aynı zamanda OVP'nin "dijital dönüşüm" hedefiyle uyumlu olarak, kültürel mirasın dijital envanterinin çıkarılmasına yönelik önemli bir teknoloji yatırımı içerdiğini de ortaya koymaktadır. 2. Mali Disiplinin Restorasyon Projelerine Yansıması: "Tescilli taşınmaz kültür varlıkları restorasyon işi sayısı" (Bina/Sit Restorasyonu) hedefi dikkat çekicidir. 2024'te 192 olan gerçekleşme, 2025'te 80'e düşmüş, 2026'da ise 100 olarak hedeflenmiştir. Bu, 2024'teki yüksek harcama seviyesinden sonra OVP ile başlayan mali sıkılaşmanın sermaye harcamalarına doğrudan yansıdığını göstermektedir. Buna karşılık, "taşınır kültür varlığı restorasyonu" (Eser Restorasyonu) hedefi 15.000 adet ile yüksek seviyesini korumaktadır. Bu süreç, Bakanlığın maliyetli dış yüklenici inşaat işleri 520 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2498 ‒ (taşınmaz) yerine, daha çok kendi personeli ve laboratuvarları ile yürütebileceği (taşınır) restorasyon faaliyetlerine ağırlık vererek tasarruf tedbirlerine uyum sağlamaya çalıştığını gösteren rasyonel bir bütçe stratejisidir. 2026 Yılı Bütçe Gerekçesi'nde "Turizm Potansiyelinin Çeşitlendirilmesi ve Geliştirilmesi ile Katma Değerinin Artırılması" ulusal düzeydeki amaçlanan programlardan birisidir. 24,7 milyar TL'lik "Cari Transferler" kalemi, bu programın ana finansman kaynağıdır. Bakanlık bu fonun "Tanıtım ve markalaşma hizmetleri ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) faaliyetleri" için kullanılacağını ifade etmektedir. Ancak bu kalem, aynı zamanda DT ve DOB gibi bağlı sanat kurumlarının yaklaşık 10,5 milyar TL'lik Hazine yardımını da içermektedir. Bu bizlere Bakanlık bütçesinde, 24,7 milyar TL'lik ödeneğin, ulusal tanıtım kampanyaları ve ulusal sanat kurumlarının finansmanı gibi iki devasa ve kritik talep arasında bölünmesi nedeniyle ne kadar gergin ve kritik olduğunu göstermektedir. 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, TGA ve Bakanlığın bu bütçeyi nasıl harcayacağına dair net bir yol haritası sunmaktadır. Ödeneklerin yönlendirileceği temel faaliyetler şunlardır:  Dijital Tanıtım Stratejisi: "GoTürkiye" platformu üzerinden "global kanallarda 200'den fazla ülkede reklam faaliyetlerine devam edilecektir". Bu, Cari Transferler kaleminin ana kullanım alanıdır.  Pazar Çeşitlendirmesi: Kişi başı harcamayı artırma hedefi doğrultusunda, "başta Amerika ve Uzak Doğu ülkeleri olmak üzere turist potansiyeli yüksek ülkelerde" tanıtım çalışmaları yürütülecektir.  Sürdürülebilirlik: "Sürdürülebilir Turizm Programı" kapsamında "Konaklama tesislerinde 3. Aşama Sertifika Belgesi alan tesis sayısı artırılacaktır".  Altyapı Yatırımları: "Dört adet ücretsiz halk plajı yapılacaktır". Bu, 17,1 milyar TL'lik "Sermaye Giderleri" kaleminden finanse edilecek somut bir projedir.  Ürün Çeşitliliği: "Kültürel ve turistik etkinliklerin tanıtımına yönelik faaliyetler artırılacak ve kültürel yolculuk rotalarının sayısı 20'ye çıkarılacaktır". 521 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2499 ‒  Bölgesel Planlama: "Kış turizminin sürdürülebilir gelişimini sağlamak üzere Uludağ Alan Planı çalışması tamamlanacaktır". Aşağıdaki tablo, 2026 yılı turizm politikalarını, ulusal hedefleri ve bu hedefleri finanse edecek bütçe kalemlerini ilişkilendirmektedir. 2026 Yılı Turizm Politikası- Hedef- Bütçe İlişkisi Politika Alanı Ulusal Hedef / Proje (2026) İlgili Belge / Tedbir İlgili Bütçe Kalemi En çok turist çeken ülke Ulusal KPI 1 sıralaması (UNWTO): Hedef 4. 2026 Bütçe Gerekçesi sıra Seyahat ve turizm gelişmişlik Ulusal KPI 2 2026 Bütçe Gerekçesi endeksi (WEF): Hedef 27. sıra GoTürkiye platformu üzerinden 2026 Yıllık Programı Cari Transferler (24,7 Dijital Tanıtım 200+ ülkede reklam faaliyeti (Tedbir 524.3) Milyar TL) Pazar Amerika ve Uzak Doğu 2026 Yıllık Programı Cari Transferler (24,7 Çeşitlendirmesi pazarlarına odaklı tanıtım (Tedbir 528.3) Milyar TL) 4 adet yeni ücretsiz halk plajı 2026 Yıllık Programı Sermaye Giderleri (17,1 Altyapı Geliştirme yapımı (Tedbir 527.4) Milyar TL) Kültürel yolculuk rotalarının 2026 Yıllık Programı Sermaye Giderleri (17,1 Ürün Çeşitliliği sayısının 20'ye çıkarılması (Tedbir 527.5) Milyar TL) Uludağ Alan Planı'nın 2026 Yıllık Programı Mal ve Hizmet Alımları (2,9 Bölgesel Planlama tamamlanması (Tedbir 527.2) Milyar TL) 3. Aşama Sürdürülebilir Turizm 2026 Yıllık Programı Mal ve Hizmet Alımları (2,9 Sürdürülebilirlik Sertifika sayısının artırılması (Tedbir 523.3) Milyar TL) KTB'nin 2026 yılı 69,99 milyar TL’lik genel bütçe teklifi, 2025 yılı 53,2 milyar TL'lik başlangıç ödeneğine göre yaklaşık %31,5 nominal artışa işaret etmektedir. Bu artış oranı 2026 yılı için hedeflenen %19,7 GSYH deflatörünün üzerinde, ancak 2025 yılı %33,3 tahmini enflasyonunun altında kalmaktadır. Bu durum, bütçenin OVP'nin dezenflasyonist duruşuna uyum sağladığını, ancak reel büyüme alanı tanımadığını, yani "enflasyon kadar artış" prensibine dayandığını göstermektedir. Her ne kadar kültür programları için ayrılan bütçe, mali disiplin altında rasyonel bir şekilde önceliklendirilmiş olsa da Turizm için ayrılan bütçe son derece gergin görünmektedir. Çünkü aynı ödenek kaleminden hem DT ve DOB gibi iki büyük sanat kurumunun (10,5 Milyar TL) hem de TGA'nın 200'den fazla ülkede yürüteceği küresel tanıtım kampanyasının finanse edilmesi de beklenmektedir. Bu süreç neticede TGA'nın tanıtım faaliyetleri için yetersiz kaynak kalması riskini doğurmaktadır. Türkiye'nin ulusal makroekonomik stratejisinin (cari açığı kapatma) başarısı, OVP'nin diğer hedefi (mali disiplin) tarafından en çok risk altında bulunan bütçe kalemine (Cari Transferler) 522 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2500 ‒ bağımlı hale getirilmiştir. 2026'da bütçe disiplini adına tanıtım bütçesinde yapılacak bir kesinti, turizm gelir hedeflerini ve dolayısıyla OVP'nin ödemeler dengesi hedefini doğrudan tehlikeye atacaktır. Bu, 2026 KTB bütçesindeki en büyük yapısal risktir. Özetle turizm tarafında bütçe, yüksek riskli ve yüksek beklentili bir yapıdadır. Bakanlıktan, OVP'nin tasarruf tedbirlerine uyması ve aynı zamanda ulusal ekonominin en büyük döviz kaynağını rekor seviyede artırması beklenmektedir. 24,7 Milyar TL'lik Cari Transfer ödeneğinin performansı, sadece Bakanlığın değil, tüm 2026-2028 OVP'nin başarısı üzerinde belirleyici bir rol oynayacaktır. Bu ödenek, kesintiye uğramaması gereken, stratejik öneme sahip bir ulusal finansal istikrar kalemi olarak değerlendirilmelidir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçe teklifi, "turizm" odağı açısından incelendiğinde, kaynakların etkin kullanımından ziyade yapısal bir denetimsizlik ve stratejik bir körlük sergilemektedir. Turizm sektörünü desteklemek adına tanıtım ve pazarlamaya ayrılan kaynakların kullanımı, potansiyelimizi uluslararası platformlarda ne kadar etkin tanıttığımızla değil, bu kaynakların nasıl yönetildiğiyle ilgili ciddi soru işaretleri barındırmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçe teklifi, kamu kaynaklarının kullanımı ve idari yapılanma açısından ciddi iç çelişkiler barındırmaktadır. Bu çelişkilerin merkezinde, 2019 yılında 7183 sayılı Yasa ile kurulan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) yer almaktadır. Bakanlık bütçesinin yaklaşık yüzde 12'sini (200 milyon dolara varan bütçe iddiası) oluşturan bu devasa yapı, yönetim krizleri, anayasal denetimden kaçınma mekanizmaları ve kamu maliyesinde yarattığı yapısal bozulmalarla bütçe teklifinin en sorunlu alanını teşkil etmektedir. Analiz, TGA'nın yalnızca denetimsiz bir yapı olmadığını, aynı zamanda anayasal denetim mekanizmalarını aktif olarak işlevsiz kılan bir yapıya dönüştürüldüğünü ortaya koymaktadır. Yargı Kararına Karşı Yönetmelik: Kamu İhalesizliğinin Yasalaşması TGA'nın yapısı, en başından beri mali muafiyetler üzerine inşa edilmiştir. Kurum, "yeni bir Varlık Fonuna dönüşmüş" bir yapı olarak, Kamu İhale Kanunu (KİK) ve Sayıştay denetimi gibi temel kamu mali denetim mekanizmalarının dışında konumlandırılmıştır. Bu durum, hukuki bir tartışmayı da beraberinde getirmiştir. 2023 yılında Anayasa Mahkemesi (AYM), TGA'nın KİK ve Sayıştay Kanunu gibi temel kanunlardan muaf tutulmasını sağlayan 7183 sayılı Yasa'nın ilgili maddelerini "Anayasaya aykırı" bularak iptal etmiştir. Bu karar, TGA'nın harcadığı fonların (otel ve işletmelerden 523 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2501 ‒ toplanan kamu geliri niteliğindeki paylar) kamu denetimine tabi olması gerektiğine dair hukuki bir zorunluluk getirmiştir. Ancak bu yargı kararının kamu maliyesinde şeffaflığı tesis etme potansiyeli, yürütmenin hızlı bir manevrasıyla boşa çıkarılmıştır. AYM'nin denetim yolunu açan bu kararının hemen ardından, TGA'nın yapacağı mal ve hizmet alımları, bu kez bir Cumhurbaşkanlığı Kararı ile yeniden KİK dışına çıkarılmıştır. Bu kararla TGA, KİK'in "muafiyetleri" düzenleyen 3. maddesinin 'z' bendine (uluslararası organizasyonlar ve toplantılar) eklenmiştir. Kararın gerekçesi ise "ülke imajı için büyük önemi haiz olduğu", "kısıtlı zaman diliminde ivedilikle hareket edilmesi" gibi muğlak ifadelere dayandırılmıştır. Bu hamle, basit bir mali muafiyetin ötesinde, derin bir yönetim krizine işaret etmektedir: yargısal denetimin yürütme kararlarıyla işlevsizleştirilmesi. AYM'nin "denetlensin" dediği bir kurum, "ivedi hareket" gerekçesiyle tekrar denetim dışına alınmıştır. Bu durum, TGA'nın "Varlık Fonu" benzetmesini güçlendirmektedir. TGA’nın gelirleri (2025'te yüzde 20 artışla 4,5 milyar TL'ye yaklaşan) sürekli artan, ancak harcamaları sorgulanamayan kapalı bir kutu haline dönüşmüştür. Bütçe teklifi, denetlenebilirliği yargı kararıyla sabitlenmiş bir kuruma değil, bu denetimi aşmak için yasal bir manevra yapmış bir yapıya kaynak aktarmayı önermektedir. Bu tür aktarımlar kamu zararını önleme hedefiyle taban tabana zıttır. Paralel Bürokrasinin Maliyeti: TGA Varken Tanıtma Genel Müdürlüğü (TGM) Neden Var? Bütçe teklifindeki bir diğer yapısal verimsizlik alanı, Bakanlık bünyesindeki Tanıtma Genel Müdürlüğü (TGM) ile TGA arasındaki görev çakışmasıdır. 1 no.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 287. maddesi ile TGM'ye verilen görevler ile TGA Yasası'nın getirdiği görevler arasında açık bir mükerrerlik bulunmaktadır. TGM'nin resmi görev tanımı, "Yurt içi ve yurt dışı tanıtma için gerekli yayın, doküman ve malzemeyi hazırlamak, hazırlatmak, satın almak ve dağıtmak" gibi faaliyetleri içerir. TGA'nın misyonu ise "Türkiye'nin dünya çapında konuşulan bir marka haline gelmesini desteklemek" olarak tanımlanmıştır. İki kurumun da kâğıt üzerinde "tanıtım materyali satın alma ve yayın yapma" yetkisi bulunmaktadır. TGM'nin "herhangi bir tanıtım faaliyeti yürütmediği" iddiasına karşın, TGM'nin web sitesi 2025 yılı itibarıyla hâlâ aktiftir ve "Aylık Sınır Bülteni (Eylül 2025)" gibi yayınlar yapmaya 524 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2502 ‒ devam etmektedir. Bakanlığın diğer birimleri de "Müzecilik Faaliyetleri" ve "Eğitim Etkinlikleri" gibi yerel tanıtım faaliyetleri yürütmektedir. Sorun, TGM'nin hiç çalışmamasından ziyade, TGA gibi dev bir bütçeli ve KİK muafiyetli bir "süper yapı" varken, TGM'nin düşük profilli ve mükerrer faaliyetler için hâlâ bir genel müdürlük kadrosunu ve bütçesini işgal etmesidir. TGA, 82 ülkede etkin olmak üzere 200 ülkede uluslararası tanıtımı yapıyorsa, TGM neden hâlâ "aylık bülten" çıkarmaktadır? Bu durum, "yedek birim" tezinden çok, bürokratik atalet ve mükerrer kaynak israfı tezini güçlendirir. Bütçe hem TGA'nın devasa denetimsiz bütçesini hem de onun gölgesinde kalmış, işlevleri büyük ölçüde TGA'ya devredilmiş ancak kadroları korunmuş olan TGM'nin personel giderlerini aynı anda finanse etmektedir. Kamu Hizmetinde Ayrımcılık: 4 Kat Maaş ve Limitsiz Harcama İddiaları TGA'nın yarattığı yapısal bozulma, sadece denetim ve verimlilik alanlarında değil, aynı zamanda kamu personeli arasındaki "eşit işe eşit ücret" ilkesini de dinamitlemektedir. TGA personelinin maaşlarının, Bakanlığın TGM'sinde benzer işi yapan bir kamu görevlisinin maaşının ortalama 4 katı kadar fazla olduğu iddiaları mevcuttur. Bu iddialar, TGA'nın yasal statüsüyle desteklenmektedir. OVP, kamu personel giderlerinin toplu sözleşme oranlarına (Ocak %6, Temmuz %5) ve enflasyon farkına göre belirlendiğini, yani katı bir kamu mali disiplini içinde olduğunu teyit etmektedir. Bakanlık personeli de bu rejime tabidir. Öte yandan TGA, KİK ve Sayıştay denetiminden muaf olmasının yanı sıra, AYM'nin 2023'te iptal ettiği maddeler arasında yer alan Devlet Memurları Kanunu'nun (DMK) katı maaş ve harcırah rejiminden de fiilen muaftır. TGA, iktidarca "diğer ilgili kamu kurumları ve özel sektör kuruluşları" arasında, yani standart kamu personel rejiminin dışında bir aktör olarak konumlandırılmıştır. Bu "aynı kamu hizmetini" sunan TGA ve TGM arasında, Bakanlık bütçesiyle finanse edilen bir ayrıcalıklı sınıf yaratmaktadır. Bir yanda 300 TL şehir dışı harcırahı ve 460 TL konaklama bedeli ile sınırlanan Bakanlık personeli, diğer yanda "limitsiz kredi kartları" ile "istedikleri otelde" konaklama bedelleri TGA bütçesinden karşılanan TGA personeli iddiaları, kamu vicdanını zedelemektedir. Bütçe teklifi, "kamu hizmeti" tanımını bozmakta ve bütçenin "adalet" ilkesine aykırı bir ayrımcılığı finanse etmektedir. Aşağıdaki tablo, kamu tanıtım hizmetindeki bu çift başlı ve adaletsiz yapıyı özetlemektedir: 525 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2503 ‒ Kamu Tanıtım Hizmetinde Çift Başlılık ve Eşitsizlik (TGA vs. TGM) Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Özellik Ajansı (TGA) Genel Müdürlüğü (TGM) Turizm Payı (Otel Gelirleri), Bakanlık Bütçe Kaynağı Merkezi Yönetim Bütçesi Bütçesi Hayır (Cumhurbaşkanlığı Kararı ile KİK Tabi mi? Evet muaf) Hayır (AYM iptaline rağmen fiili Sayıştay Tabi mi? Evet muafiyet) Esnek (Devlet Memurları Kanunu Personel Rejimi Devlet Memurları Kanunu (Katı maaş artışları) dışında) Maaş Düzeyi Yüksek (Bakanlığın 4 katı) Standart Kamu Maaşı (İddia) Harcama Yetkisi Limitsiz (TGA kredi kartı ile) Harcırah Kanunu ile Sınırlı (İddia) Bakanlık bütçesi ve bu bütçeyle desteklenen turizm politikaları, TGA aracılığıyla elde edilen rekor yabancı turist sayıları ve gelirleriyle övünürken, kendi vatandaşını bu zenginliklerden sistematik olarak dışlamaktadır. Ekonomik kriz, fahiş fiyatlar ve altyapısal engeller, yerli turizmi "erişilmez bir lüks" haline getirmiştir. Yükselen Rakamlar, Dışlanan Vatandaşlar: İç Turizmde Enflasyonist Dışlama 2024 yılı itibarıyla Türkiye vatandaşları için kendi ülkelerinde tatil yapmak, bir "rüya" olmanın ötesinde, ekonomik bir imkansızlığa dönüşmüştür. 2023 yılında 5.000 TL civarında olan bir haftalık mütevazı tatil maliyetinin, 2025 itibarıyla 80.000 TL ile 100.000 TL aralığına yükselmesi, enflasyonist baskının en net göstergesidir. Bu durum sadece bir gözlem değil, aynı zamanda sektörel verilerle de doğrulanmaktadır. Özellikle kamuoyuna yansıyan medya yansımaları durumu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Haber başlıklarında çoğunlukla "Yerli turist için tatil artık lüks haline geldi.", "Ortalama gelirli bir ailenin Antalya'da bir hafta tatil yapması imkânsız görünüyor.", "İç turizmin daralması, sektörün en büyük güvence damarını kesti." gibi uyarılar bulunmaktadır. Bu "lüks" olgusunun istatistiksel kanıtı, 2025 yılı 2. çeyrek (Nisan-Haziran) verilerinde açıkça görülmektedir. Yurt içinde seyahate çıkan kişi sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre %13,9 526 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2504 ‒ oranında azalmıştır. Buna karşın, seyahat edebilen bu daha küçük ve daha varlıklı kesim, daha fazla harcama yapmıştır. Bu veri, "enflasyonist dışlama" olarak bilinen olguyu teyit etmektedir. Yüksek gelir grubu seyahat etmeye devam ederken, memurlar, emekliler ve asgari ücretli geniş halk kesimleri, iç turizm pazarının tamamen dışına itilmiştir. Bakanlık bütçesi, TGA aracılığıyla milyarlarca lirayı uluslararası tanıtıma harcarken, kendi vatandaşının erişimini kaybeden bir iç pazarın çöküşünü görmezden gelmektedir. "Her Şey Dahil" Esareti ve Yerel Ekonominin Çöküşü Bakanlığın turizm modeli, yerel ekonomiyi canlandırmak yerine, onu "her şey dahil" sisteminin esareti altına sokmuştur. Bu sistem, turistleri "otellere hapsederek" çevredeki restoranlar, hediyelik eşya dükkanları ve diğer yerel işletmelerin ekonomik döngüye katılmasını engellemektedir. Aslında turizm alanında faaliyet gösteren küçük esnaf, bu sistemi "bölge esnafına da herhangi bir katkı sağlamayan bu sistem" olarak tanımlamaktadır. Turistler otel sınırları içinde "dış dünya ile pek ilgileri olmadan yaşamakta" ve sonuç olarak turizm gelirinin en büyük diliminin bu otellere gittiği görülmektedir. Bu model, sadece yerel esnafı değil, aynı zamanda çevreyi de tüketmektedir. "Her şey dahil" sisteminin "büyük israfa" yol açtığı, özellikle yiyecek, su (lüks otellerde turist başına günde 1.5 ton) ve enerji tüketiminde faturayı kabarttığı rapor edilmektedir. Makro veriler de bu düşük katma değerli yapıyı doğrulamaktadır. Türkiye'nin 2024 yılında 56,7 milyon ziyaretçiyle turist sayısında dünyada 4. sıraya yükselmesi bir başarı olarak sunulsa da gelirlerde aynı başarıyı gösterememesi, "her şey dahil" gibi geliri tabana yaymayan modellerin hâkimiyetini yansıtmaktadır. Bakanlık bir yandan "İl Tanıtım ve Geliştirme Kurulu" kurarak Konya, Sivas ve Tokat gibi yerel potansiyelleri teşvik etmeye çalışırken, diğer yandan ana gelir modeli olan "her şey dahil" ile bu yerel ekonomilerin gelişmesini bizzat engellemektedir. Bütçe, bu çelişkiyi çözmek yerine derinleştirmektedir. Altyapı Varsa Yabancıya, Yoksa Yerliye: Sagalassos Örneği Yerli turistin önündeki engel sadece fahiş fiyatlar değil, aynı zamanda altyapısal dışlamadır. Antalya gibi turizm merkezlerinden Burdur’daki Sagalassos Antik Kenti gibi dünya çapında bir kültürel mirasa ulaşımın zorluğu, bu dışlamanın somut bir örneğidir. 527 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2505 ‒ Sagalassos'a (UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi) Antalya'dan (130 km) ulaşım, öncelikle özel araç veya Isparta/Burdur üzerinden karayolları ile sağlanmaktadır. Toplu taşıma ile gitmek isteyen bir vatandaş, en fazla Ağlasun ilçe merkezindeki minibüs kooperatifine ulaşabilmektedir. Antik kentin kendisi, ilçe merkezinden 7 km daha "kuzeye tırmanan manzaralı yolu" takip etmeyi gerektirmektedir. Bu 7 km'lik bağlantı için düzenli bir kamu ulaşım hizmeti bulunmamaktadır. Bu durumun istisnası, normalde böyle bir hizmetin olmadığını kanıtlar niteliktedir. Haziran 2025'te "Anadolu Ateşi" gösterisi gibi özel bir etkinlik için geçici ve ücretsiz bir ulaşım planlaması yapılmıştır. 2025 Yılı Yatırım Programı'nda Karayolları Genel Müdürlüğü bütçesinden turizm yollarına 840 milyon TL ayrılmış olsa da bu projeler "Bodrum'da turistik yol" veya "Kayseri ve Konya'da turizm alanı yolları" gibi ana arterlere odaklanmakta, Sagalassos gibi "son 7 km" bağlantısını çözecek mikro altyapı projelerini içermemektedir. Bakanlık, TGA bütçesiyle Sagalassos'u uluslararası alanda tanıtırken, Ulaştırma Bakanlığı ile koordineli olarak oraya erişilebilir bir toplu taşıma altyapısı sağlamamaktadır. Bu durum, kültürel mirasa erişimi fiilen parası olan (özel araç kiralayabilen yabancı turist veya yerli) ve parası olmayan (Ağlasun merkezinde kalan yerli) olarak ikiye ayırmaktadır. Bütçe, kültürel mirası kamusal bir hak olarak değil, özel araç sahiplerine yönelik bir ürün olarak konumlandırmaktadır. Sosyal turizm projelerinin eksikliği, sadece otel masrafı değil, aynı zamanda bu altyapısal dışlamadır. Sagalassos burada sadece bir çok örneğin yansımasının somutlaştırılması adına kullanılmıştır. Yoksa buna benzer yüzlerce örneğin bulunduğu herkesçe bilinmektedir. Bakanlığın bütçe teklifinde övünülen rekor turist sayıları, yerel halkın yaşam kalitesi, barınma hakkı ve kentsel altyapılar üzerinde yıkıcı bir baskı oluşturmaktadır. "Aşırı turizm" olarak bilinen bu olgunun toplumsal bedeli, bütçede tamamen göz ardı edilmektedir. Taşıma Kapasitesinin Aşılması: Antalya'nın 25 Milyonluk Yükü Antalya örneği, bu sürdürülemez büyümenin merkez üssüdür. Kentin yaklaşık 2,6 milyonluk yerleşik nüfusu, sezon boyunca 23,5 milyon yerli ve yabancı ziyaretçiyle birlikte 25 milyonluk bir nüfus yükünü taşımak zorunda kalmaktadır. Bu durum, "trafik ve ulaşım sorunu" başta olmak üzere, kentsel altyapının çöküşüne yol açmaktadır. 528 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2506 ‒ 2025 yılı için Antalya'ya yönelik sektörel risk analizleri de bu iddiaları doğrulamaktadır. Beklenen riskler arasında "su tüketimi ve atık yönetimi" ile ilgili artan çevresel baskılar ve "yaz aylarında çok yüksek seviyelere ulaşan elektrik tüketimi" yer almaktadır. "Trafik" sorunu da ana gündem maddelerinden biri olarak teyit edilmiştir. Bakanlık, TGA aracılığıyla talebi artırmaya yönelik milyarlar harcarken, bu talebin yarattığı negatif dışsallıkların (trafik, atık, su kıtlığı) maliyetini yerel yönetimlerin ve halkın üzerine yıkmaktadır. Bütçede, bu "aşırı turizm" yükünü hafifletecek altyapı yatırımları için ayrılan pay, TGA'nın tanıtım bütçesinin yanında yok denecek kadar azdır. Bütçe teklifi, "büyümeyi" finanse etmekte, ancak "büyümenin maliyetini" bütçelememektedir. Barınma Krizi Regülatörü Olarak Bakanlık: Airbnb Düzenlemelerinin Gizli Gündemi "Aşırı turizm"in en acı toplumsal sonuçlarından biri, kısa dönemli kiralamaların (Airbnb gibi) tetiklediği barınma krizidir. Turist talebi, "kiraların hızla yükselmesine" ve yerel halkın (memurlar, öğrenciler, yeni evliler) kendi şehrinde "konut bulma sorununu büyütmesine" neden olmaktadır. Bakanlığın bu soruna müdahalesi, 1 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemeler ile olmuştur. Bu düzenlemeler, "turizm konutu izin belgesi" alınmasını zorunlu kılmıştır. Ancak bu belgenin alınmasının önkoşulu, "kat malikleri kurulunun oybirliğiyle izin vermesi" olarak belirlenmiştir. İzin belgesi olmayanlara yüksek idari para cezaları ve zorunlu denetimler getirilmiştir. Bu düzenleme, göründüğü gibi yerel halkın barınma krizini (Kira artış oranları Eylül 2024'te %64,91 olarak açıklanmıştı) çözmeyi amaçlamamaktadır. Aksine, "oybirliği" şartı, tek bir komşunun bile itirazı durumunda bireysel ev sahibinin yasal kiralama yapmasını imkânsız kılarak, turizm piyasasını yeniden şekillendirmektedir. Bu düzenlemenin fiili sonucu, bireysel ev sahiplerinin (yerel halkın) piyasadan silinmesidir. Kazanan ise, tüm binanın sahibi olan (ve "kat malikleri" sorunu yaşamayan) büyük gayrimenkul şirketleri veya "apart otel" ruhsatlı büyük işletmecilerdir. Bakanlık bütçesi, bu yeni denetim mekanizması için kaynak talep ederken, aslında turizmi tabana yaymak yerine konut piyasasını da turizm sermayesi lehine konsolide etmektedir. Bu, yerel halkı koruyan değil, onu piyasadan dışlayan bir düzenlemedir. 529 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2507 ‒ Geciken Rota: Kruvaziyer Turizmindeki Potansiyel Kaybı Bakanlığın TGA aracılığıyla "ivedi hareket" gerekçesiyle denetimsiz harcama yetkisi talep etmesi, kruvaziyer turizmi gibi stratejik bir alandaki yavaşlıkla çelişmektedir. Türkiye limanlarının büyük kruvaziyer şirketlerinin rotasına girememesi, salgın öncesi 2019'da yolcu sayısının 35 bine düşmesi ve Akdeniz'deki %11-12'lik payın %1,5'e gerilemesi büyük bir stratejik başarısızlıktır. 6 yıl aradan sonra ilk kruvaziyer gemisinin 2022'de gelmesi ile başlayan toparlanma süreci, 2025 yılına gelindiğinde hâlâ "tam yol ileri" hedefi ve "sürdürülebilirlik ve teknolojik dönüşümle büyüme" hedefi belirleme aşamasındadır. TGA'nın milyarlarca liralık denetimsiz bütçesi, bu stratejik ve yüksek harcama potansiyeline sahip alanı neden daha hızlı canlandıramamıştır? Bu durum, denetimsiz harcamanın etkin bir stratejiye dönüşemediğini göstermektedir. Bakanlığın bütçe talebi, "teşvik", "restorasyon" ve "kültür projesi" başlıkları altında, kamuya ait en değerli doğal ve kültürel varlıkların (Milli Parklar, Haydarpaşa) ticarileştirilmesi ve yapılaşmaya açılması yönündeki endişeleri güçlendirmektedir. Milli Parklar: "Teşvik" mi, "Yapılaşma" mı? Bakanlığın "teşvik" adı altında milli parkları "alan başkanlığına" çevirerek "daha verimli kullanılmayı" amaçlaması, "şeffaflık ilkesi hiçe sayılarak bir şekilde ranta kurban edileceği" endişelerini doğurmaktadır. Bu endişeler, Ekim 2025 itibarıyla somut bir yasal değişiklikle fiili duruma dönüşmüştür. "Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlarda... Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonunda kabul edilmiştir. Sivil toplum kuruluşları ve Türkiye Ormancılar Derneği, bu yasayı "Milli Parklar yasa kıskacında: Sermaye için yasa" başlığıyla duyurmuştur. Temel eleştiri, bu yasanın "doğayı değil, sermayeyi koruduğu" ve koruma alanlarını "yapılaşmaya açacak" olmasıdır. Geçtiğimiz sene "endişe" olan bu durum artık bir "ihtimal" değil, yasalaşma sürecine girmiş bir fiili durumdur. Bakanlığın turizm "teşviki", korunan doğal alanların yasal koruma kalkanını zayıflatan bir araca dönüşmüştür. Bütçe teklifi, sadece mevcut turizm alanlarını değil, aynı zamanda gelecekte "turizm potansiyeli" olarak görülen ve bugüne kadar korunan milli parkları da "sermayeye" açacak bir yasal altyapının finansmanını talep etmektedir. 530 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2508 ‒ Tarihi Eserler ve Deprem Gerçeği: Hızlandırılmış Onarım mı, Hızlandırılmış Yıkım mı? 6 Şubat 2023 depremleri, Türkiye'nin kültürel mirasının ne kadar savunmasız olduğunu acı bir şekilde ortaya koymuştur. Özellikle 2000 yılı sonrası restorasyonu yapılan birçok tarihi eserin yıkılması veya ağır hasar alması, yapılan restorasyonların niteliğini sorgulatmıştır. Deprem sonrası başlayan onarım çalışmalarının "acele ile başladığı" ve "benzer depremlerde benzer sonuçların elde edilmesi endişesi" taşınmaktadır. Vakıflar Bölge Müdürlüğü de yaptığı açıklamalarda bu eleştirileri doğrulamıştır: "yapılarımızın... deprem dayanımının iyi olmadığını maalesef çok acı bir şekilde tecrübe etmiş olduk." Her ne kadar Vakıflar Genel Müdürlüğü, "zemin iyileştirmeleri" ve "statik hesaplar" yapıldığını iddia etse de "acele" endişesini teyit edercesine, "2025 yılı içerisinde de geri kalan eserlerimizin neredeyse tamamının restorasyonunun bitirilmesini planlıyoruz" diyerek, nitelikli bir restorasyon için son derece iddialı ve aceleci bir takvim açıklamıştır. TMMOB Şehir Plancıları Odası'nın deprem bölgesi raporu (Şubat 2025), bu "acele"nin sahadaki karşılığını ortaya koymaktadır: "restorasyon süreçlerinin şeffaf olmaması" ve "tarihi mekanlara ve sokaklara kepçelerle kontrolsüz müdahalelerin devam ettiğinin" altı çizilmiştir. Bakanlık bir yandan "hatamızı anladık, artık statiğe bakıyoruz" derken, diğer yandan bağımsız uzmanlar bu sürecin şeffaf olmadığını ve kepçelerle yürütüldüğünü raporlamaktadır. Bütçe teklifi, depreme dayanıklı ve bilimsel restorasyon için değil, TMMOB'nin "kontrolsüz müdahale" olarak tanımladığı, 2025'e yetiştirilmeye çalışılan şeffaflıktan uzak bir inşaat faaliyeti için ödenek talep etmektedir. Haydarpaşa ve Sirkeci: Kültür mü, Rant mı? Güvensizlik Krizi Türkiye'nin en sembolik miras alanlarından olan Haydarpaşa ve Sirkeci Garlarının TCDD'den Kültür ve Turizm Bakanlığı'na devri, bu alanların "rant projesine dönüştürülmesi" ve "özelleştirilmesine zemin hazırladığı" yönündeki güvensizliği derinleştirmiştir. Bu güvensizliğin kökenleri, 2019'daki TCDD ihalesine dayanmaktadır. Kamuoyundaki tepkiler üzerine Eylül 2025'te Bakan Ersoy net bir dille "Sirkeci Garı kesinlikle AVM olmayacak", "otel ya da AVM olmayacak" garantisi vermiştir. Bakanlık, Haydarpaşa için (Eylül 2025) kâğıt üzerinde mükemmel bir kamusal alan projesi açıklamıştır: "Anadolu Yakası'nın en büyük kültür sanat merkezi" olacak; içinde performans 531 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2509 ‒ sanatları merkezi, kütüphane, tematik müze, sergi salonları, atölyeler ve 2018 kazıları için "Anadolu Yakası'nın ilk Arkeoloji Müzesi" ile "Arkeopark" kurulacak. En önemlisi, "Haydarpaşa'daki tren taşımacılığı ise devam edecek” sözü verilmiştir. Ancak, Ağustos 2025'te Haydarpaşa Dayanışması, bu resmi plana rağmen, "yeni projenin demiryolu işlevini yok saydığını" ve garı "ticari alanlara dönüştürme riski taşıdığını" iddia etmektedir. Burada birbiriyle çelişen iki gerçeklik sunulmaktadır. Bakanlık "trenler devam edecek" derken, sivil toplum "tren işlevi yok sayılıyor" demektedir. Bu durum, bir yorum farkından öte, derin bir güven krizidir. Bakanlığın Milli Parklar ve deprem restorasyonlarındaki sicili, sunduğu en olumlu projelerin bile "şeffaflık eksikliği" ve "rant endişesi" ile algılanmasına neden olmaktadır. Bütçe, bir kültür projesini değil, toplumsal güvensizliği finanse etmektedir. Bütçede Göz Ardı Edilenler: Yerel Projeler ve Sanat Eğitimi Bakanlığın bütçe teklifi, makro projelere ve denetimsiz tanıtım harcamalarına odaklanırken, kültürün ve turizmin temeli olan yerel projeleri ve sanat eğitimini ıskalamaktadır. Bütçenin "yerel kültür ve turizm projelerine yeterince odaklanmadığı" ve "sanat ve kültür eğitimi için ayrılan bütçe miktarının yetersiz" olduğu eleştirileri, bütçe rakamlarıyla doğrulanmaktadır. Bakanlığın 2025 yılı toplam bütçesi 53,2 Milyar TL (yaklaşık 16 Milyar TL'si yatırım bütçesi) olarak kabul edilmiştir. Bu devasa bütçenin yanında, sanat eğitimine ve yerel galerilere ayrılan pay mikroskobik kalmaktadır. 2025 yılı tarifesi, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı salonların tahsis ücretlerini (örn: hafta içi 2.000 TL, hafta sonu 3.000 TL) listelemekte; Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin (MSGSÜ) öğrenim ücretleri ise sanat eğitiminin artan maliyetini göstermektedir. Bütçede, yerel bir sanat galerisinin kira gelirine odaklanılırken, TGA'nın denetimsiz harcamalarına milyarlar ayrılması, bütçenin önceliklerinin "kültür"den çok "tanıtım endüstrisi" olduğunu göstermektedir. Kartalkaya Faciasının Ortaya Çıkarttığı Acı Gerçekler 21 Ocak 2025'te Bolu Grand Kartal Otel'de yaşanan ve 36'sı çocuk olmak üzere 78 kişinin hayatını kaybettiği yangın, kış turizmi altyapısının trajik bir iflasıdır. Bu facia, sadece bir 532 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2510 ‒ işletmenin ihmallerinden kaynaklanan adli bir vaka değil, aynı zamanda o işletmenin faaliyet gösterdiği sektörü düzenlemekle yükümlü olan sistemin de bir yansımasıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın temel görevleri arasında, "Turizmi, millî ekonominin verimli bir sektörü haline getirmek için yurdun turizme elverişli bütün imkânlarını değerlendirmek, geliştirmek ve pazarlamak" ile "Kültür ve turizm alanlarında her türlü yatırım, iletişim ve gelişim potansiyelini yönlendirmek" bulunmaktadır. Bakanlık, "Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmelik" gibi düzenlemelerle bu yatırımların ve işletmelerin standartlarını belirleyen ana otoritedir. Bakanlığın il teşkilatlarının görevleri arasında "Yatırım ve İşletmeler Alanında" sorumlulukları ve "Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri" üzerinde planlama yetkisi vardır. Bakanlığın kâğıt üzerindeki misyonu, sadece "pazarlamak" değil, aynı zamanda "geliştirmek" ve "yönlendirmek"tir. Kartalkaya faciası, bu "yönlendirme" ve "geliştirme" görevlerinin, tesislerin temel "can güvenliği" niteliklerini kapsayıp kapsamadığı veya ne derece etkin denetlediği sorusunu acı bir şekilde ortaya koymuştur. Trajik bir şekilde, dava sürecinde otel sahibinin savunmasının "Aynı gün Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri de denetim yapmış. Onlar daha yetkili ve bilgililer" şeklinde olması, bu çatışmayı bir iddiadan somut bir sorgulamaya dönüştürmüştür. Yukarıda detaylandırdığımız 2026 yılı bütçe teklifi aslında bu çatışmanın finansal boyutunu gözler önüne sermektedir. Bakanlığın yaklaşık 70 Milyar TL'lik bütçesi cari transferler ve büyük ölçüde TGA aracılığıyla küresel tanıtım kampanyalarına ve ulusal sanat kurumlarına aktarılmakta ve geri kalan kısmı ağırlıklı olarak kültürel mirasın korunması, yani restorasyon ve müze inşaatlarına yönelik olarak kullanılmaktadır. Yani Bakanlık bütçesi ulusal hedefler doğrultusunda "Türkiye markasını" dünyaya pazarlamak ve tarihi mirası korumak üzerine kurgulanmıştır. İşte bu noktada şu sorular akıllara gelmektedir: Bütçe, "imajı" finanse etmeye ve "geçmişi" korumaya odaklanmış görünürken, "bugünü" ve "insanı" koruyan denetim mekanizmalarının bütçedeki yeri nedir? Milyarlarca lirayı, turistleri ülkeye davet etmek için harcarken, o turistlerin ve vatandaşların gece konakladıkları tesislerin temel yangın güvenliğini sağlayacak denetim altyapısına ve bu altyapıyı yönetecek kurumsal kapasiteye ne kadarlık bir kaynak ve öncelik atfedilmektedir? 78 insanın hayatını kaybettiği bir otelin bulunduğu bölge, Bakanlığın "turizmi geliştirme" misyonunun ve potansiyel olarak "Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi" 533 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2511 ‒ planlamasının tam merkezindedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bütçesi, OVP (Orta Vadeli Program) hedefleri doğrultusunda, cari açığı kapatmak için döviz kazandırma baskısı altındadır. Bütçenin daha önce de belirttiğimiz üzere "ekonomik verimlilik" üzerine kuruludur. Ancak Kartalkaya faciası, bu ekonomik kurgunun karşısına trajik bir "insani sorumluluk" olgusunu acı bir tecrübe ile çıkarmıştır. Yüksek doluluk oranlarıyla zirve sezonunda faaliyet gösteren bir tesisin, temel güvenlik standartlarından yoksun olarak 78 kişiye mezar olması, sektörün en parlak olduğu anda en karanlık yüzünü göstermiştir. 70 milyar TL'lik bir bütçeyle yönetilen bir sektörde, milyarlarca liralık tanıtım ve restorasyon harcaması planlanırken, bu tesislerin "niteliklerini" ve güvenliğini denetlemesi gereken sistemin bariz çöküşü, bütçe önceliklerinin ve kurumsal görev tanımlarının trajik bir şekilde yeniden sorgulanmasını zorunlu kılmaktadır. Sonuç Bu bütçe teklifi, bir "Kültür ve Turizm Bakanlığı" bütçesinden çok, TGA olarak bilinen denetimsiz bir "Tanıtım Ajansı” bütçesine ve onun etrafına örülmüş idari ve inşaat faaliyetlerine yönelik bir finansman paketidir. Bu bütçe Sayıştay Raporlarında da yer aldığı gibi hesap verebilirlik ilkesini reddetmektedir. Bu bütçe, sosyal adalet ilkesini dışlamaktadır. Bu bütçe, sürdürülebilir çevre ilkesini tehdit etmektedir. Bu bütçe, kültürel mirasın korunmasını şeffaflıkla ve toplumsal mutabakatla değil, "acele" ve "rant endişesiyle" yürütmeyi teklif etmektedir. Sonuç olarak, kamuoyuna ve Meclis'e düşen görev, bu bütçenin kime hizmet ettiğini sormaktır: Rekor kıran ancak yerel esnafa ve vatandaşa dokunmayan ve denetlenmeyen bir turizm endüstrisine mi, yoksa bu ülkenin kültürel ve doğal mirasını adil, şeffaf ve sürdürülebilir bir şekilde koruyup tüm vatandaşlarına sunan bir kamu hizmetine mi? Mevcut bütçe teklifi, tercihini birincisinden yana kullanmakta ve iktidar her zamanki gibi kendi insanını ikinci plana itmektedir. 534 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2512 ‒ 4. SAYIŞTAY DENETİM RAPORLARI VE 2024 YILI KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMELERİ 2024 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi Rapor, Türkiye Cumhuriyeti Sayıştay Başkanlığı tarafından, merkezi yönetim bütçe uygulama sonuçları ile kamu mali yönetim hesaplarının denetimi ve değerlendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Bu belge, bütçe sonuçlarının güvenilirliği, doğruluğu ve mevzuata uygunluğu için TBMM’ye sunulan temel bir güvence niteliğindedir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 sayılı Sayıştay Kanunu çerçevesinde, 2024 Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi ve ekleri esas alınmıştır. Denetim Kapsamı Genel bütçeli, özel bütçeli ve düzenleyici-denetleyici kurumlar dahil 227 idarenin ve 2.344 muhasebe biriminin hesapları incelenmiştir. Temel Bulgular  Merkezi yönetim brüt bütçe gideri: 11,858 trilyon TL  Merkezi yönetim brüt bütçe geliri: 9,584 trilyon TL  Brüt bütçe açığı: 2,274 trilyon TL  Net gider: 10,781 trilyon TL – Net gelir: 8,673 trilyon TL – Net açık: 2,108 trilyon TL  Yıl sonu ödenekleri: 12,63 trilyon TL – kullanılmayan ödenek: 773,8 milyar TL  Toplam devlet borcu (2025’e devir): 9,207 trilyon TL (iç 4,960; dış 4,247 trilyon TL)  Hazine garantisi stoku (devir): 787,4 milyar TL; yıl içinde verilen yeni garanti (kur farkı hariç): 105,2 milyar TL  Net dış borçlanma (2024): 121,5 milyar TL 535 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2513 ‒ Bütçe Gider ve Gelirlerinin Yapısı  Gider kompozisyonu: Cari transferler %38,9, personel %22,5, faiz %10,7, mal- hizmet %6,3, sermaye giderleri %8,0, sermaye transferleri %8,2, borç verme %2,7.  Gelir kompozisyonu: Vergi gelirleri %76,3, bağış-özel gelirler %11,3, diğer gelirler %8,9, teşebbüs-mülkiyet %2,9, sermaye gelirleri %0,5. Yedek Ödenek ve Aktarmalar GUB, yedek ödenek ve yıl içi aktarma işlemlerinin kanuni çerçevede yürütüldüğünü not eder. Genel bütçeli idarelerde %2’lik yedek ve Bütçe Kanunu uyarınca %10’luk aktarma sınırı uygulanır. Yıl sonu itibarıyla kullanılmayan ödeneklerin 773,8 milyar TL gibi yüksek bir düzeyde kalması, planlama ve uygulama arasındaki açığı göstermektedir. Kamu Maliyesinde Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Sayıştay, tabloların mevzuata uygun düzenlendiğini belirtse de, bu raporun “uygunluk” odaklı olduğunu; harcama kalitesini, etkiyi ve performansı doğrudan ölçmediğini unutmamak gerekir. Bütçe hakkı açısından, TBMM’nin çıktı-sonuç odaklı sorgulaması şarttır. Bütçe Açığı ve Kompozisyon Riski Net 2,1 trilyon TL’lik açık, mali disiplinin yeniden tesisi için güçlü bir orta-vadeli çerçeve gerektirdiğini gösteriyor. Giderlerin neredeyse yarısının (%38,9 + %10,7) cari transfer ve faiz kalemlerinden oluşması, bütçenin esnekliğini azaltmakta; büyüme ve istihdamı tetikleyecek yatırım ağırlıklı kompozisyonu geriye itmektedir. Borç Yönetimindeki Kırılganlık 9,2 trilyon TL borç stoku ve 787 milyar TL garanti stoku, kur ve faiz oynaklıklarına duyarlılığı artırıyor. 121,5 milyar TL net dış borçlanma, küresel finans koşullarındaki sıkılaşma karşısında maliyet riskini büyütüyor. Garanti politikalarının şeffaf performans göstergeleriyle izlenmesi ve üstlenimlerin orta-uzun vadeli risk analizleriyle TBMM’de tartışılması zorunludur. Vergi Politikaları ve Toplumsal Adalet Gelirlerin %76,3’ünün vergiye dayanması, vergi tabanının büyük ölçüde dolaylı vergiler üzerinden taşındığı gerçeğini hatırlatıyor. Bu yapı, alım gücü düşük kesimler üzerinde görece 536 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2514 ‒ daha ağır bir yük yaratmakta; gelir dağılımında adaletsizliği derinleştirme riski taşımaktadır. Vergi kompozisyonunun doğrudan vergiler lehine dengelenmesi, adalet ve verimlilik açısından önemlidir. Harcama Öncelikleri ve Yatırım Payı Sermaye gideri (%8,0) ve sermaye transferi (%8,2) toplamı, cari-faiz yüküne kıyasla sınırlı kalmaktadır. Uzun vadeli büyümeyi destekleyecek altyapı ve teknoloji yatırımlarının payı artırılmadıkça, bütçe büyüse de üretken kapasite aynı hızda artmayacaktır. Yedek Ödenek ve Öngörülebilirlik Yıl sonunda kullanılmayan ödeneklerin yüksekliği ve yıl içi aktarmaların payı, öngörülebilirlik ve programlama sorunlarına işaret eder. Aktarma ve yedek kullanımının kurum bazında düzenli olarak yayımlanması, şeffaflığı güçlendirecektir. Denetim Mekanizmalarının Etkinliği “Uyumsuzluk yok” ifadesi, muhasebe uygunluğunu anlatır; etkinlik ve etkiyi değil. Bu nedenle, GUB’un yanına performans denetimleri ve çıktı-sonuç hedefleri konulmadıkça, kamu harcamalarının toplumsal faydası eksik kalacaktır. Sonuç 2024 Genel Uygunluk Bildirimi, tabloların kanuna uygun düzenlendiğini teyit ederken; bütçenin yüksek açık, vergi bağımlılığı ve transfer-faiz ağırlıklı yapısını da görünür kılıyor. Kamu kaynaklarının daha şeffaf, adil ve planlı yönetimi için: 1. Yatırım ve verimlilik odaklı harcama kompozisyonu, 2. Garanti ve borç yönetiminde risk-performans çerçevesi, 3. Vergi kompozisyonunda adalet ve taban genişlemesi, 4. Yedek/aktarma süreçlerinin kurum-kurum şeffaf raporlanması, 5. Genel Uygunluk Bildirimi’ni tamamlayan performans denetimi ve etki ölçümü acilen güçlendirilmelidir. Bu yaklaşım hem TBMM’nin bütçe hakkını somutlaştıracak hem de kamuda hesap verebilirliği kurumsallaştıracaktır. 537 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2515 ‒ 2024 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu 2024 raporu, 5018 ve 6085 sayılı kanunlar uyarınca TBMM’ye sunulan; idare faaliyet raporları, Genel Faaliyet Raporu ve Mahalli İdareler Genel Faaliyet Raporu’nu dış denetim sonuçlarıyla birlikte değerlendirir ve kamu idarelerinin mali/performans bilgisine güvence sağlamayı hedefler. İdare faaliyet raporlarının durumu ve temel sayılar • Değerlendirme 443 idareyi kapsamaktadır: 35 genel bütçe, 147 özel bütçe ve diğerleri ile SGK ve mahalli idareler. • 2 idare rapor hazırlamamış, 4’ü hazırladığı hâlde yayımlamamıştır; 72 idare raporu mevzuatın öngördüğü tarihte kamuoyuna sunmamıştır. • 126 idare raporunda zorunlu bölümler eksiktir; 36 idare kullanılan kaynaklara ilişkin bilgi vermemiştir. Mali bilgi ve bütçe raporlaması • 254 idare temel mali tablolara (bilanço, faaliyet sonucu, nakit akışı) hiç yer vermemiştir. • 121 idare varlık ve yükümlülüklerinin tamamını açıklamamıştır; yardım yaptığı birlik/kuruluş bilgisine yer vermeyen idare sayısı 41’dir. • Bütçe hedef/gerçekleşme tablolarını hiç açıklamayan 64 idare vardır. • Hedef–gerçekleşme sapmalarının nedenini açıklamayanların sayısı 275’tir. • Ek kaynakları (özel ödenek, dış kredi, bağış) rapora yansıtmayan 92 idare; başlangıç–yılsonu ödeneklerini ayrı göstermeyen 77 idare tespit edilmiştir. • Hedefleri ödenek cetvelleriyle tutarsız gösteren 54 idare; yılsonu ödeneklerini hatalı kaydeden 19 idare; ödenek artış-eksiliş ve aktarmalarını mevzuata aykırı yapan 19 idare; düzenlilik denetimiyle karşılaştırıldığında bütçe gerçekleşmeleri “gerçeği yansıtmayan” 19 idare bulunmaktadır. 538 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2516 ‒ Performans bilgisi • 103 idare performans hedef ve göstergelerinin gerçekleşmesini hiç raporlamamıştır. • Sapma yaşayan 354 idareden 170’i sapma nedenleri için geçerli/ikna edici açıklama sunmamıştır. Genel Faaliyet Raporu ve Kamu Borcu • 2024 merkezi yönetim başlangıç hedefi: gider 11.089.037 milyar TL, gelir 8.437.100 milyar TL, bütçe açığı öngörüsü 2.651.937 milyar TL’dir. • Yıl sonu gerçekleşen bütçe açığı 2.107.782 milyar TL, faiz dışı açık 837.327 milyar TL’dir. • Yıl sonu merkezi yönetim borç stoku 9.257,3 milyar TL’dir (iç 4.959,9; dış 4.302,3). • Stokun %69’u sabit faizli; döviz cinsi pay %56,1’dir; borç/GSYH oranı %21,3’e gerilemiştir. • Hazine nakit açığı 2.093,0 milyar TL; net borçlanma 1.541,2 milyar TL’dir. • Bütçeden yardım alan STK’ların faaliyetlerine ilişkin bilgiye yine yer verilmemiş; yalnızca hangi idarelerin yardım yaptığı listelenmiştir. • Mahalli İdareler Genel Faaliyet Raporu zamanında yayımlanmış ve Sayıştay’a gönderilmiştir. Şeffaflık eksikliği kalıcılaşıyor Yüzlerce idarenin temel mali tabloyu koymaması (254) ve varlık–yükümlülükleri tam açıklamaması (121) “hesap verebilirlik” ilkesini kâğıt üzerinde bırakmaktadır; TBMM’nin bütçe hakkı zayıflamaktadır. Bütçe yönetimi öngörüsüz Sapma gerekçesini açıklamayan 275 idare ve ek kaynaklarını göstermeyen 92 idare; yıl içi aktarma ve yedek mekanizmalarının “teknik” değil “bulanık” kullanıldığı izlenimini güçlendirmektedir. Performans kültürü yerleşmiyor 539 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2517 ‒ 103 idarenin performans sonuçlarını hiç raporlamaması ve 170 idarenin sapmayı açıklayamaması, program bütçenin omurgasını boşaltmaktadır; hedef var, hesap yoktur. Borç ve garanti yönetiminde kırılganlık Döviz cinsi borç payının %56,1 olması kur şoklarına duyarlılığı artırır. Yatırımların verimliliği ve garanti üstlenimlerinin şeffaf izlenmemesi, riskin topluma transferidir. STK yardımlarında opaklık sürüyor Yardım alan kuruluşların “faaliyet sonuçları” yerine yalnızca yardım yapan kurumların listelenmesi, kamu kaynağının etkisini görünmez kılmaktadır. Sonuç ve Öneri • İdare faaliyet raporları tam mali tablo ve tam varlık–yükümlülük açıklaması içermeli; ek kaynaklar ve yıl içi aktarmalar kurum bazında standart bir şablonla yayımlanmalıdır. • Hedef–gerçekleşme sapmaları için zorunlu analitik açıklama kuralı getirilmeli; performans göstergeleri doğrulanabilir ve bağımsız denetime uygun olmalıdır. • STK yardımlarında faaliyet ve çıktı raporlaması zorunlu kılınmalı; borç ve garanti yönetimi risk–performans çerçevesi ile TBMM’ye periyodik olarak raporlanmalıdır. Aşağıdaki metin, 2024 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporunun bulgularını özetler ve muhalefet perspektifinden, abartısız ama eleştirel bir değerlendirme sunar. 2024 Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu Hukuki Çerçeve ve Amaç Rapor, 5018 ve 6085 sayılı kanunlar gereği hazırlanmış; TBMM’ye kamu idarelerinin hesap verme sorumluluğu kapsamında mali tabloların güvenilirliği, mevzuata uygunluk ve iç kontrol etkinliği hakkında toplu bir resim sunmuştur. Kapsam ve Kapsam Genişliği 2024 denetim programında 666 kamu idaresi düzenlilik denetiminden geçmiştir. Bunların 320’sine ait rapor TBMM’ye sunulmuş; 448 rapor ise yetkili organlarında görüşülmek üzere 540 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2518 ‒ ilgili idarelere gönderilmiştir. Böylece rapor sayısı toplam 768’e ulaşmıştır. Merkezî yönetim (genel/özel bütçe, RDK), SGK, kalkınma ajansları, diğer kamu idareleri, mahallî idareler ve YİKOB’lar kapsama dâhildir. Bulguların Toplam Yükü TBMM’ye sunulan raporlarda 1.098 bulgu tespit edilmiştir: 324 mali tablo hatası, 706 mevzuata aykırılık, 68 mali yönetim–iç kontrol eksikliği. Mahallî idareler ve YİKOB tarafında ayrıca 9.471 bulgu (2.474 mali tablo, 6.776 mevzuat, 221 iç kontrol) kayda geçmiştir. Tüm idare türleri birleştirildiğinde 10.569 bulguya ulaşılmaktadır. Yaygın Sorun Başlıkları  Muhasebe ve raporlama: Yevmiye kayıtları ve mahsup işlemlerinin sonraki yıla sarkması; kurumsal kod hataları nedeniyle gelir/giderlerin yanlış raporlanması.  Taşınmaz ve taşınır yönetimi: Kayıtlara alınmayan taşınmazlar, kira sözleşmelerinde mevzuata aykırılıklar, ihalesiz kullandırmalar, işgalli kullanımlarda yaptırım eksikliği.  İhale süreçleri: İstisna ve pazarlık usulünün koşulları oluşmadan kullanılması; doğrudan teminde limit ve usul hataları; yapım işlerinde proje/keşif yetersizlikleri.  Gelir tahsilatı ve alacak yönetimi: Vadesinde tahsil edilmeyen alacakların takibinde zafiyet; bazı gelir fazlalarının genel bütçeye geç ve eksik aktarılması.  İç kontrol–iç denetim: Uyum eylem planlarının eksikliği; görevler ayrılığı ve iş akışlarında zaaflar; bilgi-iletişim ve izleme bileşenlerinde düşük olgunluk.  Tasarruf tedbirleri ve personel işlemleri: Tasarruf genelgelerine aykırı uygulamalar; danışmanlık/hizmet alımlarında sınırların aşılması; SGK primlerinin yanlış giderleştirilmesi. Denetim var, fakat aynı hatalar kronikleşiyor Yıllık rapor sayısı ve kapsama alanı geniş olsa da on binleri bulan bulgu toplamı, tespitlerin kurumsal öğrenmeye yeterince dönüşmediğini gösteriyor. Aynı dosya başlıklarının (taşınmaz kayıtları, istisna/pazarlık usulü, doğrudan temin, alacak takibi) her yıl ilk sıralarda yer alması, 541 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2519 ‒ yönetim kültürünün “düzelt ve sürdür” yerine “tespit et ve geç” döngüsünde takıldığını düşündürüyor. Bütçe büyürken hesap verebilirlik daralıyor TBMM’ye gelen rapor sayıları yüksek; fakat mahallî idarelere giden binlerce bulgunun kamuoyunda şeffaf biçimde izlenmediği bir düzende siyasî ve idari sorumluluk muğlak kalıyor. Denetimin etkisi, raporların rafta değil Meclis’te ve ilgili idarelerde bağlayıcı takip mekanizmalarına dönüşmesiyle artar. Aksi hâlde denetim, fiilî yönetim zaaflarının istatistik dökümünden öteye gitmez. İhale ve taşınmaz yönetimi, kamu kaynağının en zayıf halkası İstisna ve pazarlık usulünün geniş yorumlanması; doğrudan teminle ‘parça parça’ eşik aşma pratikleri; kira, tahsis ve sınırlı aynî hak işlemlerinde piyasa koşulları ve şeffaflık ilkelerinin ihlâli, kamu kaynaklarında gizli maliyet ve fırsat kaybı üretmektedir. Bu alanlar siyasî nüfuz risklerine de en açık sahalardır. İç kontrol kâğıt üzerinde, performans ölçümü vitrinlik COSO bileşenleri bazında düşük olgunluk, birçok kurumda iç denetimin rehberlik kapasitesinin sınırlı kaldığını gösteriyor. Performans göstergeleriyle bütçe/harcama ilişkisinin zayıf kurulması, sonuç odaklı yönetim iddiasını gölgede bırakıyor. Bu tablo, aynı harcamadan daha az kamu değeri üretildiğine işaret eder. Tasarruf söylemi ile harcama pratiği uyumsuz Tasarruf genelgelerine aykırılıklar ve danışmanlık/hizmet alımı kanallarının genişliği, kamuda basit mali disiplin adımlarının dahi içselleştirilmediğini düşündürüyor. Bu da enflasyonist ortamda bütçe risklerini büyütürken, vergi mükellefinin yükünü ağırlaştırmaktadır. Politika ve Yönetim İçin Temel Öneriler  TBMM’de “bulgu takip şeması”nın bağlayıcı hâle gelmesi: İlk 10 bulgu başlığında, tüm idareler için yıllık iyileşme hedefi ve yaptırımı olan bir izleme mekanizması kurulmalıdır. 542 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2520 ‒  İhale ve taşınmaz işlemlerinde “dar yorum” esası: İstisna ve pazarlık usullerinin kullanımına objektif eşikler ve otomatik bildirim/ihbar yükümlülükleri getirilmelidir.  İç kontrol–iç denetimin profesyonelleştirilmesi: Üst yönetici performansı, iç kontrol olgunluğu ve bulgu kapanış hızlarıyla ilişkilendirilmelidir.  Gelir tahsilatı ve alacak yönetiminde dijital bütünleşme: Özellikle mahallî idareler için ortak otomasyon ve merkezi entegrasyon zorunlu hâle getirilmelidir.  Şeffaflık standartları: Mahallî idare ve YİKOB raporlarındaki bulgular kamuya açık, makine-okunur ve karşılaştırılabilir formatta yayımlanmalıdır. Denetim cephesi güçlü; uygulama zayıf. Raporun dili, kamu yönetiminin “hesap verme” kasının hâlâ yeterince çalışmadığını, özellikle ihale–taşınmaz–alacak üçlüsünde yapısal reform ihtiyacının ertelendiğini gösteriyor. Milyonların vergisiyle büyüyen bütçenin, milyonların yaşam kalitesine dönüşmesi; Sayıştay bulgularının Meclis’te siyasî sorumluluk, idarelerde somut iyileşme olarak karşılık bulmasına bağlıdır. Aşağıdaki metin, 2024 yılına ilişkin Mali İstatistikleri Değerlendirme özetidir; temel rakamlar Sayıştay’ın 2024 Genel Uygunluk Bildirimi ve ilişkili üst raporlardan alınmış, muhalefet diliyle ölçülü bir eleştiri de eklenmiştir. 2024 Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporu Amaç ve Kapsam Değerlendirme, merkezi yönetim hesapları başta olmak üzere 2024 bütçe uygulama sonuçlarının güvenilirliği ve kompozisyonunu ortaya koymak içindir; yıl sonu bütçe dengesi, gider–gelir yapısı ve raporlama çerçevesine ilişkin bilgiler TBMM’ye sunulan Genel Uygunluk Bildirimi ve yıllık üst raporlara dayanmaktadır. Toplam Büyüklükler  Merkezi yönetim brüt gider: 11,86 trilyon TL. Net gider: 10,78 trilyon TL.  Merkezi yönetim brüt gelir: 9,58 trilyon TL. Net gelir: 8,67 trilyon TL.  Net bütçe açığı: 2,108 trilyon TL; brüt açık 2,274 trilyon TL. 543 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2521 ‒ Gider Kompozisyonu Ekonomik sınıflandırmada en yüksek pay cari transferlerde (%38,87); ardından personel (%22,48) ve faiz giderleri (%10,71) gelmektedir. Sermaye gideri (%7,96) ve sermaye transferi (%8,21) toplamda yaklaşık %16 paydadır. Gelir Kompozisyonu Vergi gelirleri toplam gelirlerin %76,3’ünü oluşturmaktadır; bunu alınan bağış–yardımlar ve özel gelirler (%11,3) ile diğer gelirler (%8,9) izlemektedir. Raporlama Çerçevesi Yıl sonu varlık–yükümlülük büyüklükleri Genel Faaliyet Raporu’nda sunulmuş; ödenek işlemleri ve bütçe yönetimine ilişkin düzenlemeler rapor eklerinde gösterilmiştir. Açık kronikleşiyor, yük vergiye biniyor Net bütçe açığının 2,1 trilyon TL’ye çıkması, gelir–gider dengesinin kalıcı biçimde bozulduğunu gösterir. Gelirin %76’sının vergiye dayanması, ekonomi politikalarının yükü toplumun geniş kesimlerine yaydığını; bütçe denkleminin sürdürülebilirlik yerine tahsilata yaslandığını düşündürür. Transfer ağır, yatırım hafif Giderlerin %38,9’unun cari transfer olması; yatırım niteliğindeki sermaye gideri + sermaye transferi toplamının yaklaşık %16’da kalması, büyüme ve verimlilik üretecek kalemlerin ikinci plana itildiğine işaret eder. Kısacası, bütçe bugün harcıyor; yarına kalıcı kapasite bırakmıyor. Faiz faturasının gölgesi Faiz giderlerinin %10,7 paya ulaşması, borçlanma maliyetlerinin bütçe esnekliğini sınırladığını göstermektedir. Faize giden her 100 liranın, eğitim–sağlık–altyapı gibi kalemlerden çalınan imkân olduğunu unutmamak gerekir. 544 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2522 ‒ Şeffaflık ve performans açığı Üst raporların, yıl sonu varlık–yükümlülük ve ödenek işlemlerine dair çerçeveyi sunmasına rağmen; politika çıktısı–bütçe girdisi ilişkisinin güçlü performans göstergeleriyle desteklenmesi gerektiği açıktır. Raporlama var, fakat sonuç odaklılık zayıf kaldıkça bütçe tartışması teknik tabloya sıkışmaktadır. Denetim tespit ediyor, yönetim dönüştürmüyor Sayıştay’ın yıllık değerlendirme seti (Genel Uygunluk, Dış Denetim, Faaliyet Genel, Mali İstatistikler) düzenli biçimde TBMM’ye geliyor; ancak aynı başlıklarda tekrar eden sorunlar, bulguların bağlayıcı bir takip ve yaptırım mekanizmasına dönüşmediğini gösteriyor.  Yatırım payını yükselt, transferi hedefle. Cari transferlerde hedefleme–etki analizi zorunlu hâle getirilmeli; sermaye harcamalarında çok yıllı programlarla asgari pay öngörülmelidir.  Faiz–borç yönetiminde çıpa. Borçlanma vadesi ve kur kompozisyonu için açık çıpalar belirlenmeli; faiz yükünün bütçe içindeki payı için orta vadeli bir tavan hedefi açıklanmalıdır.  Gelir tarafında kalite. Vergi kompozisyonunda doğrudan vergilerin payını artıracak reform takvimi TBMM takibine bağlanmalıdır. (Kompozisyon verileri için bkz. gelir tablosu.)  Şeffaflık–performans. Genel Faaliyet ve Mali İstatistikler seti; program başına ölçülebilir çıktı–sonuç göstergeleriyle birlikte, makine-okunur formatta yayımlanmalı; TBMM’de “bulgu kapanış oranı” yıllık hedefi kabul edilmelidir. Sonuç 2024 kapanışı; yüksek açık, vergiye aşırı bağımlı gelir yapısı ve transfer ağırlıklı harcama kompozisyonuyla “kolay harcayan, zor üreten” bir mali mimariye işaret etmektedir. Meclis denetimi, yatırım odaklı bütçe tasarımı ve bağlayıcı takip mekanizmaları olmadan bu tabloyu çevirmek zordur; kamu kaynaklarının etkili–ekonomik–verimli kullanımı için şeffaflık ve plan disiplinine dayalı yeni bir mali çerçeve şarttır. 545 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2523 ‒ 4.1. ADALET BAKANLIĞI 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ Adalet Bakanlığına ilişkin 2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporu, Bakanlığın mali yönetim ve iç kontrol yapısında kalıcı nitelik taşıyan sorunların varlığını ortaya koymaktadır. Raporun bulguları hem kaynak kullanımında hem de mali işlemlerin mevzuata uygun yürütülmesinde süreklilik arz eden aksaklıkları göstermektedir. Bu durum, yargı hizmetleri gibi kamusal önemi son derece yüksek bir alanda, hesap verebilirlik mekanizmalarının yeterince işletilmediğini düşündürmektedir. Özellikle önceki yıllarda tespit edilen hataların giderilmemiş olması, Bakanlığın denetim süreçlerinden öğrenme kapasitesinin zayıf kaldığına işaret etmektedir. Tek Hazine Cari Hesabının yıl sonunda bakiye vermesi, temel nakit yönetimi kurallarının uygulanmasında yapısal bir soruna işaret etmektedir. Üstelik bu bulgu 2023 raporunda da yer almış ve giderilmemiştir. Bu durum, Bakanlığın Muhasebat Genel Müdürlüğü ile koordinasyonunun yeterli düzeyde sağlanamadığını göstermektedir. Nakit akıştaki aksama yalnızca teknik bir eksiklik değildir, bütçe disiplininin sağlıklı işletilmediğini ve tek hazine sisteminin amacına uygun çalışmadığını ortaya koymaktadır. Elden çıkarılacak varlıklar hesabı ile birikmiş amortismanlar hesabı arasındaki uyumsuzluk, ilgili varlıkların amortismanlarının doğru şekilde ayrılmadığını ve kullanım ömürlerinin sağlıklı yönetilmediğini göstermektedir. Birikmiş amortismanlardaki bu eksiklikler mali tabloların gerçeğe uygunluğunu bozmakta ve varlıkların gerçek değerinin izlenmesini güçleştirmektedir. Bu teknik durum, Bakanlığın taşınır-taşınmaz varlık envanterinin bütünlüğüne dair genel bir zafiyet olduğunu düşündürmektedir. Verilen depozito ve teminatların giderleştirilmesi hatası ise 13 milyon TL’ye ulaşmış görünmektedir. Bu tutar, her ne kadar bütçe büyüklüğü içinde düşük kalsa da idarenin temel muhasebe kurallarına uygun işlem tesis edemediğini gösterir. Depozito ve teminatların izlenmemesi, kamu alacaklarının takibini güçleştirerek kamu zararı riskini artırmaktadır. Yemek servisi ve organizasyon hizmetlerinde KDV tevfikatinin uygulanmaması, Maliye’nin genel düzenlemelerine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Bu tür eksiklikler, kamu idarelerinin vergi uygulamalarında eşitlik ve doğruluk ilkesini zedelemektedir. Ayrıca, farklı fatura türlerinde farklı uygulamalar yapılması, idari yeknesaklığın olmadığını ortaya koymaktadır. 546 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2524 ‒ Cins tashihi yapılmayan taşınmazlar, idarenin taşınmaz portföyünü güncel ve hukuka uygun şekilde yönetemediğini göstermektedir. Bu bulgu 2023 yılında da tespit edilmiş, ancak tam olarak giderilememiştir. Taşınmazların kayıtları ile fiilî kullanım durumları arasındaki tutarsızlık hem bütçe planlamasında hem de yatırım süreçlerinde hatalara yol açabilecek niteliktedir. Taşınır mal devirlerinde muhasebe birimleri arası işlemler hesabının kullanılmaması ise mevzuatın açık hükmüne rağmen devam eden bir uygulamadır. Bu durum, taşınır yönetimi süreçlerinin merkezî bir kontrol altında olmadığını göstermektedir. Doğrudan temin yoluyla yapılan ve süresi belirli olan işlerde sözleşme düzenlenmemesi, Sayıştay raporunun en kritik bulgularından biridir. Yapım işlerinde iş tanımlarının “genel ifadelerle” yapılması, ileride kamu zararının tespit edilmesini fiilen imkânsız hale getirmektedir. Bu tür uygulamalar hem 4734 sayılı Kanun’un hem de Kamu İhale Kurumu düzenlemelerinin ruhuna aykırıdır. Şeffaflık ve denetim kapasitesi, sözleşmeye dayalı ilişki kurulmadığında ortadan kalkmaktadır. Arabuluculuk sisteminin sürekli genişlediği bir dönemde, yaklaşık 45 bini aşan arabuluculara ait aidatların sistematik şekilde takip edilmemesi dikkat çekicidir. 2024 itibarıyla en az 18 milyon TL tutarında aidat tahsil edilmemiş görünmektedir. Bakanlığın sicil ve izleme sistemi kurmamış olması, yalnızca mali bir eksiklik değildir; yetki belgesi verilen profesyonellerin yükümlülüklerinin dahi düzenli takip edilmediğini göstermektedir. Bu durum, arabuluculuk sisteminin bütünlüğü bakımından da sorun yaratmaktadır. Emanet niteliğinde olmayan tutarların 320 Bütçe Emanetleri Hesabında izlenmesi, bütçenin gerçek yükümlülük yapısının görünmesini engellemektedir. Bu hesap, yalnızca hak sahibine ödenemeyen ancak tahakkuku gerçekleşmiş borçlar için kullanılmalıdır. Hatalı kullanım, mali tabloların doğruluğunu zedeleyen temel sorunlardan biridir. Geçici kabulü tamamlanmış işlerde yıllarca kesin kabul yapılmaması, idarenin yatırım süreçlerinde ciddi bir denetim boşluğu olduğunu ortaya koymaktadır. Kesin kabul yapılmadığı sürece işin tamamlandığı hukuken kabul edilemez, dolayısıyla kamu kaynaklarının doğru kullanıldığı da tevsik edilemez. Bu bulgu, yatırım süreçlerinin izlenebilirliği açısından dikkat çekicidir. 547 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2525 ‒ Sayıştay bulguları, Adalet Bakanlığının mali yönetiminde teknik aksaklıkların ötesine geçen, yapısal ve tekrarlanan sorunlara işaret etmektedir. Önceki yıllarda tespit edilen hataların sürmesi, denetim sonuçlarının etkin bir şekilde değerlendirilmediğini göstermektedir. Özellikle doğrudan temin uygulamaları, varlık yönetimi, arabuluculuk aidatı tahsilatı ve yapım işlerinde kesin kabul süreçleri, kamu kaynaklarının şeffaf ve hesap verebilir biçimde yönetilmesi gereken bir Bakanlık için ciddi risk alanlarıdır. İdarenin bulguların hemen tamamında tekrarladığı “gerekli tedbirler alınmıştır” yönündeki genel nitelikli beyanları, tespit edilen zafiyetlerin sürekliliği, kapsamı ve geçmiş yıllara sirayet eden tekrar niteliği karşısında ikna edici olmaktan uzak olup, sorunların kaynağına yönelik köklü bir kurumsal iyileştirme stratejisinin bulunmadığını düşündürmektedir. Bu çerçevede, mali disiplinin sağlanması, iç kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesi ve denetim kültürünün kurumsallaştırılması zorunludur. Aksi halde, bütçe büyüklüğü yıldan yıla artsa bile kaynak kullanımındaki verimsizlik ve mevzuata aykırılıklar devam edecek, Bakanlık mali yönetiminde güvenilirlik sorunu derinleşecektir. 2024 YILI KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ 2024 yılı Adalet Bakanlığı bütçesi yıl sonu itibarıyla 204,55 milyar TL ödeneğe karşılık yaklaşık 200,43 milyar TL düzeyinde harcamaya ulaşmıştır. Bütçedeki en büyük kalem yine personel giderleri olmuş; bu kalem yaklaşık 130,48 milyar TL ile toplam harcamanın açık ara en yüksek payını oluşturmuştur. Buna yaklaşık 14,5 milyar TL tutarındaki sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi eklendiğinde, bakanlık bütçesinin çok büyük bölümünün işgücü maliyetlerine gittiği görülmektedir. Bu yapı, Adalet Bakanlığı’na ayrılan kamu kaynaklarının önemli kısmının maaş ve prim yükü tarafından emildiğini göstermektedir. Mal ve hizmet alım giderleri 2024’te yaklaşık 37,6 milyar TL seviyesine çıkmış ve temel hizmet alımlarının bütçe üzerindeki ağırlığı artmıştır. Bu sonuç, adalet hizmetlerinin günlük işleyişini 548 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2526 ‒ sürdüren kalemlere ciddi kaynak ayrıldığını, ancak verimlilik ve tasarruf tartışmalarının da güçlendiğini göstermektedir. Sermaye giderleri (yatırım harcamaları) yaklaşık 8,6 milyar TL, sermaye transferleri ise yaklaşık 4,5 milyar TL olmuştur. 2023’e göre yatırım kalemi nominal olarak artsa da, toplam içindeki payı hâlâ sınırlıdır. Bu tablo, adalet hizmetlerinde altyapı ve teknoloji yatırımlarının bütçe öncelikleri arasında istenen düzeyde yer bulamadığını, adli sisteme hız ve kalite kazandıracak kalıcı modernizasyon adımlarının sınırlı kaldığını düşündürmektedir. Cari transferler kalemi 2024’te yaklaşık 4,83 milyar TL seviyesinde gerçekleşmiş, faiz ve borç verme kalemleri ise pratikte yok denecek kadar düşük kalmıştır. Bu dağılım, bütçe yükünün esasen personel + mal/hizmet ekseninde toplandığını teyit etmektedir. Sonuç olarak 2024 tablosu, 2023’teki görüntünün ana çizgilerini korumaktadır: bütçe, işgücü ve işletme giderlerine yoğunlaşırken, yatırım ve kurumsal kapasite artırımı görece sınırlı kalmıştır. Halkın adalete hızlı ve nitelikli erişimi, yargılama süreçlerinin kısaltılması, dijital altyapının güçlendirilmesi ve uzman insan kaynağı gibi alanlarda beklenen yapısal iyileşmelerin bütçesel karşılığı bulunmasına rağmen, 4.1 milyar TL ödeneğin hangi gerekçe ile kullanılmadığı ve 2024 bütçesinin “günü çeviren ama yarını dönüştürmeyen” bir kompozisyonu sürdürmekte ısrar ettiği ise hesap vermeyi gerektiren bir yönetim zaafıdır. Etki ölçen, verimlilik getiren ve adalet hizmetini hızlandıracak yatırımların payı belirgin biçimde artırılıp aynı oranda kullanılmadıkça, bütçe büyüse bile sonuç vatandaşın gözünde aynı hızla büyümeyecektir. 4.2. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ İçişleri Bakanlığı için Sayıştay’ın “sorun yok” bulgusunu, denetim literatüründe nadiren rastlanan bir “örnek uygulama” olarak kayda geçirmek mümkündür; ne var ki aynı denetim döneminde bakanlığın bağlı ve ilgili birimlerine ilişkin tespitler, bu mükemmellik hâlinin sahaya yansımadığını göstermektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü’nde taşınmaz envanteri ve muhasebe kayıtlarının tamamlanmaması, 250–251–252 hesaplarında bilançoyu bozucu etki yaratmaktadır. Ayrıca, yatırım ödeneklerinin izlenmesinde 258 “Yapılmakta Olan Yatırımlar” hesabı yerine 630 “Giderler” hesabının kullanılmasıyla 1.967.174.749,98 TL tutarında sınıflama hatası doğmuş; geçici kabulü tamamlanan işler için 496.299.545,31 TL’nin 252 “Binalar” hesabına aktarılmaması da mali tabloların gerçeğe uygun sunumunu zayıflatmıştır. 549 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2527 ‒ Kurum, düzeltim iradesi beyan etse de sorun yapısal niteliktedir: envanter–muhasebe–yatırım döngüsü aynı iç kontrol zincirinde çalışmamakta, taşra–merkez eşgüdümü kırılmaktadır. Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda tahsisli kullanılan yedi taşınmazın 25 “Maddi Duran Varlıklar” grubu içinde kayıt dışı kalması, 500 “Net Değer” hesabı dâhil olmak üzere bilançoyu hatalı göstermektedir. Bu bulgu, tahsis–kayıt–maliyet ilişkisinin yönetilmesine dair basit ama kritik bir kontrol adımının dahi sürdürülebilir işletilemediğini düşündürmektedir. AFAD’da ise iki katmanlı bir sorun göze çarpmaktadır: (i) TOKİ ve Emlak Konut GYO’ya aktarılan afet konutu ödenekleri 258 yerine 630’da doğrudan giderleştirilmekte; (ii) geçici kabulü tamamlanan konutlar ve il AFAD hizmet/lojistik binaları 252’ye alınmadığı için varlık tabanı eksik raporlanmaktadır. İl müdürlüklerine tahsisli 44 hizmet binası ve 25 deponun kayıtsızlığı ile 252–258 akışı kurulmadan yapılan teslim süreçleri, hem varlık yönetimini hem de kamu borçlandırma/dağıtım mekanizmasını şeffaflıktan uzaklaştırmaktadır. Denetim tekniği açısından bakıldığında, Sayıştay bulguları düzenlilik boyutunda yerinde ve tutarlıdır; ancak aynı dönemde merkez bakanlık için “tertemiz” bir tabloyla, bağlı/ilgili idarelerde bu ölçekte muhasebe–envanter–yatırım hatalarının bulunması, iç denetim ve mali hizmetler birimlerinin etkinliğine dair soru işaretleri doğurmaktadır. Kısa vadede; taşınmaz fiili envanterlerinin tamamlanması, 258→252 aktarımlarının takvimlendirilerek kapanması, tahsisli varlıkların tekilleştirilmiş envanterde izlenmesi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği ile Hazine ve Maliye paydaş koordinasyonunun protokolle standardize edilmesi gerekir. Aksi hâlde, “mükemmel” görünen merkez raporu, konsolide kamu mali tablolarında güven sorununu derinleştirecektir. 2024 KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ İçişleri Bakanlığının Dış Politika programı kapsamında 2023 yılı için bütçe ayırmazken 433 milyon 327 bin TL harcama yaptığı; 2024 yılında da yine bütçe hasredilmemişken 138,5 milyon TL gider kaydedildiği görülmektedir. 2025’te, 2026’da ve önümüzdeki çok yıllı bütçe kapsamındaki yıllarda bu programa İçişleri Bakanlığı sorumluluğu için bütçe ayrılmamaktadır. Buna karşın Bakanlığın önemli bir sorumluluk alanı olan “Şehit Yakını ve Gaziler” programının da üzerinde bir gider oluşturduğu görülmektedir. Dış Politika için Bakanlık sorumluluğunda alt program hedefleri ve performans göstergeleri bulunmaması bir planlama 550 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2528 ‒ ve öngörü sorunu olduğunu ortaya koymaktadır. İlgili program için Bakanlık sorumlulukları netleştirilmeli ve bütçe öngörüsü ile gelecek yıl teklifi arasına alınmalıdır. Karayolu Ulaşımı için Bakanlığa sunulan toplam ödeneğin dörtte birinden fazlasının kullanılmadığı görülmektedir. Trafik güveliğindeki sorunlara dikkat çeken ve giderilmesi için caydırıcı önlemlerin önemine şiddetle vurgu yapan Bakanlığın ilgili bütçeyi güvenli ulaşım için yol aydınlatmaları, şerit düzenlemeleri, kasis ve yaya geçidi uygulamaları gibi yatırım alanlarında kullanarak bu konuda sorumluluğundaki tüm önlemleri aldığını göstermesi ikna edici olacaktır. Bu gibi önlemler sonrasında trafikteki yaralanmalar ve ölümleri azaltma için sürücüler açısından caydırıcılık için yasamadan ilgili kanun tekliflerinin hazırlanması mümkündür. Halihazırda Bakanlığın toplam ödeneğinin üçte birini oluşturan Yönetim ve Destek Programı için 21,6 milyar TL’lik başlanış ödeneği belirlenmişken 8 milyar TL’ye yakın fazladan ödenek tahsis edildiği görülmektedir. Bu bütçenin de ancak yüzde 30’u yatırımlara ayrılmıştır. Bakanlığın yatırımlara yönelik daha etkin planlarının olması beklenmektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü Kesin Hesabına bakıldığında yatırım bütçesinde harcamanın yüzde 60 civarında kaldığı görülmektedir. Buradan hareketle, emniyet mensuplarının lojman ihtiyacı gibi yaşam ve çalışma şartlarının iyileştirilmesine yönelik sıklıkla ifade edilen sorunlara karşın eyleme geçilmekte isteksiz olduğu yorumu yapılabilir. Ödenek üstü gider bulunmaması olumlu bir gelişme iken Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıklarında kullanılmayan ödeneğin yüzde 60 civarında bulunması bu yorumu güçlendirmektedir. Göç İdaresi Başkanlığının “Diğer Sermaye Giderleri” başlığı altında planladığı yatırımların yarısını gerçekleştirmediği görülmektedir. “Diğer” başlığı altında değerlendirilmesi şeffaflık sorunu yaratmakta; planlamayı ve idare harcamasını örtülü tutarak denetimin anlayışından uzak tutmaktadır. Toplum Güvenliği programı kapsamında ve Sınır Yönetimi Genel Müdürlüğü idaresinde olduğu tahmin edilen bu bütçenin ne için planlandığı ve neden harcanmadığı sorgulanmaktadır. 551 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2529 ‒ 4.3. MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ Millî Savunma Bakanlığı’nın 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporu, bakanlığın mali yönetim süreçleri, muhasebe uygulamaları ve kaynak kullanımına ilişkin önemli bulgulara işaret etmektedir. Bakanlık bütçesi için 2024 yılında toplamda 440.496.960.000 TL ödenek tahsis edilmiş, harcamalar ise bu bütçenin %97’si olan 428.981.489.114 TL olarak gerçekleşmiştir. Ancak bu devasa bütçe kullanımına rağmen, raporda ciddi eksiklikler ve yanlış uygulamalar tespit edilmiştir. Muhasebe süreçleri ve mali raporlama sisteminde de eksiklikler bulunmaktadır. Bakanlık tarafından bazı muhasebe işlemlerinin mevzuata uygun şekilde kaydedilmediği ve mali tabloların doğruluğunu etkileyen hataların olduğu rapor edilmiştir. Ayrıca, döner sermaye işletmelerinin yönetiminde mali şeffaflık eksikliği gözlemlenmiştir. 2024 KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ Milli Savunma Bakanlığı 2024 Yılı Kesin Hesap Cetveli (Programlar) Program Program Adı Başlangıç Ödeneği Toplam Ödenek Bütçe Gideri Ödenek Üstü Kullanılmayan Kodu Gider Ödenek 10 Şehit Yakınları 200.000.000,00 302.975.596,00 302.749.376,17 0,00 226.219,83 ve Gaziler 13 Dış Politika 972.546.000,00 9.489.855.200,00 9.489.855.200,00 0,00 0,00 43 Ulusal Savunma 431.480.900.000,00 557.739.499.805,27 412.383.637.575,77 0,00 145.355.862.047,50 ve Güvenlik 98 Yönetim ve 7.843.514.000,00 8.309.358.220,15 6.805.246.77976 0,00 1.504.111.440,39 Destek Programı Genel Toplam 440.496.960.000,00 575.841.688.821,42 428.981.489.113,70 0,00 146.860.199.707,72 2024 Kesin Hesap verilerine bakıldığında, Millî Savunma Bakanlığı bütçesinin neredeyse bütününün Ulusal Savunma ve Güvenlik programı altında toplandığı, buna karşın yıl sonunda en büyük kullanılmayan ödenek tutarının da yine bu programda ortaya çıktığı görülmektedir. Savunma sanayiine ilave kaynak sağlamak amacıyla çeşitli fon ve mekanizmalar oluşturulurken, savunma ve güvenlik için ayrılmış mevcut bütçe ödeneklerinin önemli bir kısmının dahi fiilen harcanmaması ciddi bir çelişkiye işaret etmektedir. Buna paralel olarak, Dış Politika programı için başlangıçta 1 milyar TL’yi dahi bulmayan bir ödenek öngörülmüşken, yıl sonu gerçekleşmelerinde yaklaşık 9,5 milyar TL düzeyinde harcama kaydedilmiştir. Bakanlığın kesin hesap raporunda, yurt dışı barış destek operasyonları için 8,3 milyar TL, yabancı ülkelere yapılacak yardımlar için ise 194,5 milyon TL tutarında 552 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2530 ‒ dışarıdan ek bütçe kullanıldığı belirtilmektedir. Ancak bu kalemlerin hangi somut ihtiyaçlardan kaynaklandığı, ne şekilde programlandığı ve hangi ülkeler veya projeler üzerinden harcandığı hususunda raporun yeterince ayrıntılı bilgi sunmadığı anlaşılmaktadır. Performans göstergeleri incelendiğinde, her iki alt program için de tek ölçüt olarak “faaliyet yürütülen ülke sayısı”nın esas alındığı, bu göstergelerde hedeflere ulaşıldığının ifade edildiği görülmektedir. Ne var ki, söz konusu göstergeler, ek ödenek ihtiyacının gerekçesini, bu kaynağın verimliliğini ya da dış politika hedefleriyle uyumunu açıklamaya yetmemektedir. Dolayısıyla, Dış Politika programında ortaya çıkan bu büyük ölçekli ek bütçe kullanımının hem planlama hem de hesap verebilirlik açısından daha şeffaf biçimde izah edilmesi gerekmektedir. Milli Savunma Bakanlığı 2024 Yılı Kesin Hesap Cetveli (Ekonomik Sınıflandırma) Kodu Adı Başlangıç Ödeneği Toplam Ödenek Bütçe Gideri Ödenek Kullanılmayan Üstü Ödenek Gider 1 Personel Giderleri 213.505.521.000,00 214.252.312.183,00 214.187.771.689,58 0.00 64.540.493,42 2 Sosyal Güvenlik 26.371.769.000,00 25.979.977.817,00 25.939.489.826,38 0.00 40.487.990,62 Kurumlarına Devlet Primi Giderleri 3 Mal ve Hizmet Alım 189.406.752.000,00 325.943.775.742,06 180.658.541.917,54 0.00 1485.285.233.824,52 Giderleri 5 Cari Transferler 7.960.841.000,00 5.963.066.291,63 5.961.048.639,59 0.00 2.017.652,04 6 Sermaye Giderleri 3.252.077.000,00 3.585.664.787,73 2.117.745.040,61 0.00 1.467.919.747,12 7 Sermaye 0.00 116.892.000,00 116.892.000,00 0.00 0,00 Transferleri Toplam 440.496.960.000,00 575.841.688.821,42 428.981.489.113,70 0.00 146.860.199.707,72 2024 yılı kesin hesap sonuçları ekonomik sınıflandırma açısından değerlendirildiğinde, hükümetin savunma sanayiini güncel tutma, operasyonel kabiliyetleri artırma ve güvenlik kapasitesini zafiyete mahal vermeyecek şekilde güçlendirme yönündeki söylemlerine rağmen, yatırım niteliği taşıyan ödeneklerin önemli bir kısmının fiilen devreye sokulmadığı görülmektedir. Özellikle mal ve hizmet alımları ile sermaye giderleri kalemlerinde ortaya çıkan tablo, siyasi söylem ile gerçekleşmeler arasındaki kopukluğu net biçimde ortaya koymaktadır. Mal ve hizmet alım giderlerinde toplam ödenek 325,9 milyar TL seviyesine yükseltilmiş olmasına karşın, fiilî harcama 180,6 milyar TL’de kalmış; yaklaşık 145 milyar TL tutarında kayda değer bir kaynağın yıl içinde kullanılamadığı ortaya çıkmıştır. Savunma gücünün sürekliliği ve lojistik kapasitenin güçlendirilmesi açısından kritik önemde olan bu kalemdeki düşük gerçekleşme oranı, planlama, ihale süreçleri ve tedarik yönetimi başlıklarında ciddi bir kapasite sorunu bulunduğuna işaret etmektedir. 553 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2531 ‒ Benzer şekilde, savunma altyapısının yenilenmesi ve uzun vadeli projelerin hayata geçirilmesi açısından temel önemde olan sermaye giderleri için 3,5 milyar TL düzeyinde ödenek öngörülmüş olmasına rağmen, bunun yalnızca 2,1 milyar TL’si kullanılabilmiş; yaklaşık 1,46 milyar TL’lik yatırım ödeneği yıl sonunda atıl kalmıştır. Bu durum, savunma yatırımlarının bütçe üzerinde yer kaplamasına rağmen fiiliyata yeterince yansımadığını, projelerin planlanan hızda ilerlemediğini ve kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanımına ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu göstermektedir. 4.4. DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ Sayıştay’ın 2024 yılı Dışişleri Bakanlığı denetim raporunda, yurtdışı tedavi giderleri konusunda şu hususlar tespit edilmiştir:  2015’ten bu yana çıkarılması gereken “Yurtdışı Tedavi Yönetmeliği” yürürlüğe girmemiştir.  Yurt dışındaki sağlık giderleri, önce Bakanlık tarafından incelenmekte, ardından SGK tarafından aynı evrak ikinci kez incelenmekte ve yerel rayiç bedeller üzerinden ödeme yapılmaktadır.  Ancak SGK, aktardığı tutarları yalnızca toplu düzeyde bildirmekte; hangi kişi için hangi sağlık hizmeti karşılandığı açıkça belirtilmemektedir.  Bu durum, SGK’nın karşılamadığı bazı hizmetlerin İdare bütçesinden ödenmesi ihtimalini doğurmaktadır. Dolayısıyla kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve şeffaflığı açısından, 2024 yılına ait somut rakamların ortaya konması zaruridir. 2024 KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ Personel Giderleri başlangıç ödeneğinin altında kalırken, Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri başlangıç ödeneğinin üstüne çıkmıştır. Sayıştay raporunda ifade edilen yurtdışı sağlık harcamalarıyla ilgili karışıklık dolayısıyla hesaplama hatası olması dolayısıyla bu durumun ortaya çıktığı düşünülmektedir. 554 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2532 ‒ Dış Politika Danışma Kurulu bütçesinin yüzde 60’ının kullanılmadığı görülmektedir. Özellikle Mal ve Hizmet Alımı bütçesinin başlangıç ödeneğinin tamamının kullanılmayan ödenek olarak kaydedilmesi birimin ihdas edilmediğini göstermektedir. Daha önceden aktif olmayan bu kurulun, 2024 bütçesinde ayrılan pay ile anlaşıldığı üzere, yeni bakan döneminde aktifleştirileceği beklentisi oluşmuştu. Protokol ve Diplomatik İşlemler Genel Müdürlüğü için başlangıçta belirlenen Mal ve Hizmet Alımları bütçesi kadar bir bütçenin dönem içinde birime aktarıldığı görülmektedir. İstihbarat ve Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğünün de 44,5 milyon TL olarak belirlenen başlangıç bütçesinden 5 milyon TL kurum içi aktarmalarla birimden kaydırılmış; buna rağmen yılsonu kesin hesabında 10 milyon TL’lik daha kullanılmayan ödenek kaydedilmiştir. Dış Politika Danışma Kurulu’nun yeniden aktifleştirilmesi gibi, bu iki genel müdürlüğün kuruluşu da mevcut bakanın tarafından kabine döneminde gerçekleşmiştir. Bakan önceki bütçe görüşmelerinde gündeme getirildiğinde ilgili teşkilat kanunu değişikliğini, görev alanı dağılımı ve yeni görevlerin bakanlığa eklenmesi için son derece önemli bulduğu yönünde savunmuştur. Ne var ki bütçe kullanımları ilgili birimlerin görev alanlarının netleşmediğini ve çalışmalarının dikkatli bir öngörü ile yürümediğini göstermektedir. Buna karşın 2024’te 7 yeni genel müdürlük tesis edildiği görülmektedir. 4.5. HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ 2024 yılı Sayıştay raporu, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kamu mali yönetimi açısından Türkiye bütçesinin merkezindeki kilit rolünü ve buna rağmen hesap verilebilirlik, iç kontrol ve mali disiplin alanlarında ciddi zafiyetler bulunduğunu ortaya koymaktadır. Rapora göre Bakanlığa tahsis edilen 4 trilyon 564 milyar TL’lik ödenek, genel bütçenin %41,46’sına denk gelmiş ve bu tutarın en büyük kısmı faiz ödemeleri ve cari transferlere yönelmiştir. 2024’te yapılan toplam harcamaların %64,36’sı cari transferlere, %27,9’u ise faiz giderlerine gitmiştir. Yani bütçenin yaklaşık dörtte üçü üretken olmayan kalemlerde kullanılmıştır. Sistematik Muhasebe Sorunları Sayıştay’ın belirlediği temel bulgular arasında: 555 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2533 ‒ Enflasyon düzeltmesi uygulamalarında eksiklikler, Avukatlık vekâlet ücretlerinin hatalı muhasebeleştirilmesi, İlama bağlı borçların zamanında kaydedilmemesi, Hizmet alımları kapsamında alınan taşınırların kayıtlara hatalı geçmesi, yer almaktadır. Bu tespitler, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın dahi kendi muhasebe düzenini sağlıklı işletemediğini, yani 5018 sayılı Kanun’un hesap verilebilirlik ilkesinin ihlal edildiğini göstermektedir. Hatalı Kayıtlar ve Şeffaflık Sorunu Düzenleyici ve denetleyici kurumların Bakanlığa gelir fazlalarını eksik göndermesi, Mali yıl işlemlerinin bir sonraki yılda yapılmaya devam edilmesi, Vekâlet ücretlerinin dağıtımında sistemsel izleme eksiklikleri bulunmuştur. Bu durum, devlet gelirlerinin eksik tahsil edildiğini, yani kamu kaynaklarının “tam ve zamanında” yönetilemediğini göstermektedir. Özellikle gelir fazlalarını göndermeyen kurumlara yönelik yaptırım uygulanmadığı vurgulanmıştır. İç Kontrol ve Denetim Sisteminin Yetersizliği Sayıştay, Bakanlığın iç kontrol sistemini değerlendirirken: Yetki devri ve görev tanımlarında kısmi ilerleme olduğunu, Ancak personel performansının düzenli değerlendirilmediğini, Risk analizi ve kontrol süreçlerinin etkin işletilmediğini, İç denetim kapasitesinin düşük kaldığını belirtmiştir. Bu tablo, ülkenin mali omurgasını yöneten kurumun dahi kendi iç denetimini sağlıklı biçimde yapamadığını ortaya koymaktadır. Bütçe Verilerle Performansı; 2024 yılında Bakanlık harcamalarının büyük bölümü faiz ve transfer kalemlerinden oluşmuştur: Cari Transferler: 2,9 trilyon TL (%64,36) Faiz Giderleri: 1,26 trilyon TL (%27,9) Yatırım (Sermaye) Harcamaları: %1’in bile altında 556 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2534 ‒ Bu veriler, bütçenin üretim, yatırım veya sosyal kalkınma yerine borç servisine ayrıldığını göstermektedir. Faiz ödemelerinin tek başına bazı bakanlık bütçelerinin toplamını aşması, ekonomik bağımlılığın ve mali sürdürülemezliğin en açık göstergesidir. Kurumsal reformlar ve yönetim sorunları 2024’te yapılan düzenlemelerle defterdarlıkların kapatılması ve taşra birimlerinin doğrudan Gelir İdaresi Başkanlığı’na bağlanması, kurumsal bütünlüğü zedelemiş, mali denetim zincirinde karmaşa yaratmıştır. Sayıştay raporu, bu geçiş sürecinde sorumluluk zincirinin netleşmediğini ve taşra muhasebe sistemlerinde veri bütünlüğü sorunları yaşandığını tespit etmiştir. 2024 Sayıştay raporu, aslında ekonomik krizin yönetimsel boyutunu gözler önüne sermektedir. Faiz ödemeleriyle büyüyen bütçe, üretime değil borca hizmet eden bir mali yapıya işaret etmektedir. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bile kendi muhasebe sisteminde hata yapması, şeffaflık iddiasını boşa düşürmektedir. Gelir fazlalarını göndermeyen kurumlar ve takip edilmeyen kamu alacakları, “gelirde disiplin yok, yük halkın sırtında” gerçeğini ortaya koymaktadır. Kısacası, bu rapor, bütçenin faiz ödemelerine mahkûm hale geldiğini belgelemiştir. Sonuç olarak; Faiz yükü azaltılmalı, üretim ve istihdam odaklı bütçe yapısına geçilmelidir. Kamu iç kontrol sistemi bağımsızlaştırılmalı, Sayıştay’ın tespitleri doğrultusunda sorumlular hakkında işlem yapılmalıdır. Gelir adaleti, vergi istisnalarının sınırlandırılmasıyla sağlanmalı; kamu alacakları etkin biçimde tahsil edilmelidir. Aksi halde, 2025 ve 2026 bütçeleri de “faiz ödenen ama refah üretmeyen” bütçeler olarak tarihe geçecektir. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Sayıştay’ın 2024 yılı denetimi, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Türkiye’nin mali sisteminde merkezi bir konuma sahip olmasına rağmen, kurumsal hesap verme, iç kontrol ve mali disiplin alanlarında ciddi yapısal zafiyetler taşıdığını ortaya koymuştur. GİB’e 2024 yılı için 32,1 milyar TL ödenek tahsis edilmiş, yıl sonunda bu ödenek %115 gerçekleşme oranıyla 36,9 milyar TL’ye ulaşmıştır. Bu artış, harcama disiplini konusunda zaaf olduğunu göstermektedir. 557 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2535 ‒ Buna karşın GİB’in yönettiği tahsilat hacmi 5,8 trilyon TL’yi aşmış, ancak bu tahsilatın yaklaşık 1,1 trilyon TL’si iade ve red kalemleriyle geri verilmiştir. Yani toplanan her 5 TL’lik verginin 1 TL’si iade edilmiştir. Bu, vergi sisteminde yapısal bozuklukların açık göstergesidir. Söz konusu red ve iade mekanizması, sermaye sahiplerinin lehine sonuçlanmaktadır. Öte yandan bütçede en büyük paya sahip olan vergi gelirlerimizin ücretliler, küçük esnaf ve dar gelirli vatandaşlarımızın üzerinde kaldığı aşikar olup, bu rapor sayesinde de kanıtlanmıştır. Red ve iade mekanizmalarının güncellenerek daha adil bir şekilde “çok kazanandan çok az kazanandan az vergi” anlayışı üzerinde revize edilmesi gereklidir. Muhasebe Hataları ve Tekrar Eden Eksiklikler Sayıştay raporu, GİB’in yıllardır aynı muhasebe hatalarını tekrarladığını belirtmektedir. Özellikle: 48 milyon TL tutarında taşınmaz harcaması varlık hesabına değil gider hesabına kaydedilmiştir. Faaliyet alacakları tahsil yılı dikkate alınmadan muhasebeleştirilmiştir. Kamu zararı alacakları birden fazla kez veya yanlış kişiler adına kaydedilmiştir. Tahsilatlar uzun süre emanet hesaplarında bekletilmekte, bu da fiktif bakiye artışına yol açmaktadır. Diğer kamu kurumlarına ait gelirlerin GİB hesaplarında izlenmesi mali tabloları bozmuştur. Bu hataların birçoğu 2016’dan beri Sayıştay raporlarında yer almakta, buna rağmen hiçbir yapısal düzeltme yapılmamıştır. KDV İstisna ve İade Uygulamalarında Usulsüzlükler Şartları sağlamadığı halde KDV istisna belgesi verilen mükellefler bulunmuştur. KDV iadesine ilişkin damga vergisi tahsilatı yapılmamış, bazı iade işlemleri eksik belgeyle gerçekleştirilmiştir. En dikkat çekici bulgular arasında “Şartları sağlamadığı halde KDV istisna belgesi verilen mükellefler bulunmuştur.” İbaresidir. Söz konusu KDV istisna belgesi ile mükellefler elde ettiği vergi imtiyazı sayesinde mal alış ve satışları sırasında KDV ödememektedir. Devletin bazı alanların gelişmesi ve büyümesi için yaptığı bu imtiyazlar neticesinde Hazinemiz KDV alacağından vazgeçmektedir. Fakat burada bu istisna belgesinin kimlere verileceği veya hangi şartlar altında verilmesi gerektiği kanunlarımızda açıkça belirtilmiştir. Söz konusu hatalar 558 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2536 ‒ sonucu Hazinemiz daha fazla zarara uğratılarak vergi gelirlerimiz azalmaktadır. Bu kapsamda yapılan hataların tespit edilip gerekli sorumluların gerekli cezai işleme tabi tutulması gerekmektedir. Kurumlar Vergisi Matrahında Aşınma ve Denetim Zaafı Raporda çok sayıda bulgu, vergi matrahının bilinçli ya da denetimsizlik sonucu aşındırıldığını göstermektedir:  Finansman gider kısıtlaması uygulanmamış,  Şüpheli alacak karşılıkları fazla ayrılmış,  Reeskont işlemleri mevzuata aykırı yapılmıştır. Vergi matrahının bilinçli ya da denetimsizlik sonucu aşındırıldığının tespiti aslında vergi gelirlerimizin bilinçli olarak düşürüldüğünün kanıtıdır. Son zamanlarda, büyük mükellefler üzerinde denetimin zayıflaması bunun aksine küçük ve dar gelirli mükelleflerimizin üzerine olması gerekenden fazla gidilmesi neticesinde vergi gelirlerimiz olması gerekenden çok düşmüş bunun sonucu olarak yapılan muhasebe hileleri ile vergi matrahları aşınmış milyarlarca vergi gelirlerimiz ziyan olmuştur. Tespit edilen bulgular gelirleri azaltmaya giderleri arttırmaya yönelik muhasebe hileleridir. Bunun sonucunda ise büyük sermaye gruplarına çok düşük miktarlarda vergi çıkmakta aradaki farkın ise dar gelirli vatandaşlarımızın üzerinde kalması neticesinde ülkemizdeki yoksulluk oranları ve işsizlik oranları artmaktadır. Kamu Zararı ve Sorumluluk Zincirinde Boşluklar Kamu zararı işlemlerinde müteselsil sorumluluk ilkesi uygulanmamış, zararlardan sorumlu kişilere eşit pay dağıtılarak hesap hatası yapılmıştır. Ayrıca bazı vergi daireleri, aynı kamu zararını birden fazla kişi adına kaydetmiş, bu da çifte kayıt yaratmıştır. Bu uygulamalar, kamu zararının tahsilini geciktirmiş ve şeffaflık ilkesini ihlal etmiştir. Emanet Hesaplarındaki Paralar ve “Kayıp Tahsilatlar” 559 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2537 ‒ Sayıştay, 12,7 milyar TL’nin 333-Emanetler Hesabı’nda bekletildiğini tespit etmiştir. Bu tutarın %27’si “niteliği belli olmayan paralar” olarak kayıtlarda görünmektedir. Yani milyonlarca lira hangi mükelleften alındığı veya nereye aktarılacağı belli olmadan GİB kasasında beklemektedir. İç Kontrol Sistemi ve Kurumsal Zafiyet Sayıştay, GİB’in iç kontrol sistemini “tamamlanmamış, etkin olmayan” olarak değerlendirmiştir. Risk analizleri sınırlı düzeyde yapılmış, Taşra teşkilatında görev tanımları netleştirilmemiş, 25 iç denetçi kadrosundan yalnızca 7’si doludur. Yani Türkiye’nin 1,2 trilyon dolarlık ekonomisini yöneten kurum, kendi içinde denetim kapasitesinin üçte birini bile dolduramamaktadır. Bu rapor, sadece bir denetim raporu değil; vergi adaletinin, kurumsal liyakatin ve kamu yönetiminde şeffaflığın çöküş belgesidir. Gelir İdaresi, vergi toplamada etkin ama hesap vermede zayıf hale gelmiştir. Vergi affı, istisna, muafiyet ve iadelerle vergi sistemi yamalı bohçaya dönmüştür. Kurumun iç denetim zaafları, “hesap verebilir devlet” ilkesini ortadan kaldırmaktadır. 2024 YILI KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bütçe performansı, adeta “bütçe israfı” ve “yanlış öncelikler” kitabına örnek olabilecek niteliktedir. Bu tablo, yalnızca ekonomik yönetimdeki beceriksizliği değil, aynı zamanda halktan kopuk bir politika anlayışını da gözler önüne sermektedir. Cari Transferlere Aşırı Bağımlılık: Cari transferler için harcanan 2 trilyon 952 milyar TL, bütçenin bir kara deliği haline gelmiştir. Halkın refahını artıracak somut projelere yönlendirilmesi gereken bu kaynaklar, hangi eller tarafından, nasıl kullanılmıştır? Adeta bir “devasa harcama makinesi” gibi çalışan bu yapı, şeffaflıktan tamamen uzak bir görünüm sergilemektedir. Sermaye Harcamalarındaki Düşüklük: Sermaye harcamalarına ayrılan cüzi miktar, yatırımların ihmal edildiğini göstermektedir. Kalkınma söylemleri ile meydanları inleten hükümet, bu kadar düşük bir yatırım bütçesi ile mi ülkeyi büyütecek? İşte size büyük söylemler, küçük eylemler! 560 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2538 ‒ Sanayi ve Yatırımların Desteklenmemesi: Sanayinin geliştirilmesi ve yatırımların desteklenmesi programına ayrılan ödenek çok düşüktür. Ayrıca programda kullanılmayan 333 milyon TL’lik kaynak, “yatırım destekli büyüme” masalını bir kez daha suya düşürmüştür. İktidar, sanayiye yatırım yapmaktan çok uzak bir bütçe politikası izlemekte, sadece söylemlerle günü kurtarmaktadır. Kullanılmayan Kaynaklar: Kullanılmayan 123 milyar TL, adeta halka ulaştırılmayan bir umut fonu gibi durmaktadır. Bu kaynaklar etkin şekilde kullanılmadığı için, kamu hizmetlerinin birçok alanda eksik kaldığı açıktır. Halktan toplanan bu vergiler neden atıl bırakılmaktadır? Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2024 yılı bütçe performansı, ekonomideki kötü yönetimin ve halktan kopuk bir mali politika anlayışının somut bir göstergesidir. Kaynakların yanlış önceliklere yönlendirilmesi, sermaye yatırımlarının ihmal edilmesi ve kullanılmayan ödenekler, bu bütçe yönetiminin halkın gerçek ihtiyaçlarını karşılamaktan ne kadar uzak olduğunu ortaya koymaktadır. Sloganlar büyük, ama gerçekler acıdır: Bu bütçe politikaları ile Türkiye’nin ekonomik kalkınma hedeflerine ulaşması mümkün görünmemektedir. Halk, bu kadar devasa bir bütçenin “kimin için harcandığını” sorgulamaktadır. Hükümet ise bu sorulara yanıt vermekten oldukça uzak, kendi bildiği yolda ilerlemektedir. Ekonomide bir “halk için değil, kendine hizmet” anlayışı hâkimdir. 4.6. TİCARET BAKANLIĞI 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ Ticaret Bakanlığı’nın 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporu, bakanlığın mali yönetim, iç kontrol süreçleri ve harcama uygulamalarında ciddi eksiklikleri açık bir şekilde gözler önüne sermiştir. Devasa bütçesine rağmen şeffaflık, hesap verebilirlik ve mali disiplin konularında ciddi sorunlar yaşandığı görülmektedir. Bakanlığa 2024 yılında başlangıçta 38.501.707.000 TL ödenek tahsis edilmiş, bu tutar yıl içinde ek bütçelerle 43.625.620.781 TL’ye çıkarılmıştır. Harcamaların yarıdan fazlası yani 25.117387.700 TL ile cari transferlere ayrılmıştır. Sermaye giderlerine ise yalnızca 1.249.274.981 TL ayrılarak altyapı yatırımlarının ihmal edildiği açıkça görülmektedir. 561 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2539 ‒ Dahilde İşleme Rejimi (DİR) uygulamalarında da ciddi hatalar tespit edilmiştir. Döviz kullanım oranlarının hatalı hesaplanması, ithalatın ihracattan daha yüksek olduğu bir sistemde, ülke ekonomisine net döviz kaybı oluşturmaktadır. Bu durum, DİR’in temel amacı olan rekabet gücünü artırma hedefiyle çelişmektedir. Bu durum hatalar zinciri olarak özel sektör yatırımcılarını da etkilemektedir. Ekonomimiz bir bütün olarak olumsuz etkilenmektedir. Sayıştay raporları, kaynakların etkin kullanıldığını belirtse de performans göstergelerinin eksik olduğu, program bazlı bütçe uygulamalarının yetersiz şeffaflıkla yürütüldüğü tespit edilmiştir. Bu durum, kamu kaynaklarının sonuç odaklı değil, idari devam zorunluluğuyla yönetildiğini göstermektedir. Kurumsal hesap verebilirlik; etkin denetim ve şeffaf performans raporlamasıyla sağlanabilir. Sayıştay’ın sadece mali değil, etki odaklı denetim yetkileri de güçlendirilmelidir. 2024 YILI KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ a) Toplam bütçe büyüklüğü Ticaret Bakanlığı için 2024 yılı bütçe başlangıç ödeneği 38,5 Milyar TL’dir. Yıl içinde yapılan aktarmalar, ilaveler ve yedek ödenek kullanımlarıyla bu tutar 43,6 Milyar TL’ye yükseltilmiştir. Yıl sonu itibarıyla fiilen yapılan harcama 42,99 Milyar TL, kullanılmayan ödenek ise 637,3 Milyon TL’dir. Başka bir ifadeyle Bakanlığa yıl içinde “ek kaynak” yaratılmış, bu kaynakların da tamamı harcanmamış; yani planlanan paranın tamamı halka veya ekonomiye dönmemiştir. Kullanılmayan ödenek yaklaşık 0,64 Milyar TL düzeyindedir. b) Giderlerin bileşimi 2024 harcamalarının yapısı şöyle dağılmaktadır:  Personel giderleri: 13,35 Milyar TL  Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi: 1,47 Milyar TL  Mal ve hizmet alım giderleri: 1,865 Milyar TL  Cari transferler: 25,097 Milyar TL  Sermaye giderleri: 1,177 Milyar TL  Sermaye transferleri: 27,37 Milyon TL 562 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2540 ‒ Toplam harcama bu kalemlerle birlikte 42,99 Milyar TL’ye ulaşmıştır. Burada özellikle cari transferler kalemi tek başına 25,1 Milyar TL ile tüm harcamanın açık ara en büyük kısmını oluşturmaktadır. c) Cari transferlerin içeriği Cari transferlerdeki 25,1 Milyar TL’nin 24,86 Milyar TL’si “Hazine yardımları” başlığı altında gerçekleşmiştir. Hane halkı ve işletmelere yapılan transferler ise bu toplam içinde yalnızca 949 bin TL düzeyindedir. Bu tablo, aktarımın büyük kısmının doğrudan vatandaşa ya da küçük işletmelere gitmediğini; esas ağırlığın Hazine destekleri altında başka kurum ve yapılara yöneldiğini göstermektedir. d) Mal ve hizmet alımları Mal ve hizmet alım giderlerinde toplam ödenek 2,127 Milyar TL’ye kadar yükseltilmiş, buna karşılık fiili harcama 1,865 Milyar TL’de kalmıştır; yaklaşık 262,5 Milyon TL ödenek kullanılmadan kalmıştır. Bu kalem içinde öne çıkan bazı alt başlıklar şunlardır:  Yolluklar (görevlendirme/seyahat): 297,1 Milyon TL harcama  Görev giderleri: 494,3 Milyon TL harcama  Hizmet alımları: 624,9 Milyon TL harcama  Temsil ve tanıtma giderleri: 151,2 Milyon TL harcama  “Tüketime yönelik mal ve malzeme alımları”: 255,9 Milyon TL harcama Bu rakamlar, idari harcama kalemlerinin oldukça yüksek olduğunu göstermektedir. e) Yatırım (sermaye) giderleri Sermaye giderleri kapsamında (yani yatırım niteliğindeki harcamalar) toplam ödenek 1,249 Milyar TL civarındadır; bunun 1,177 Milyar TL’si kullanılmıştır. Kullanılmayan tutar yaklaşık 72,3 Milyon TL’dir. Bu sermaye giderlerinin içinde bina/tesis yapımı, büyük onarımlar, kamulaştırmalar, makine- teçhizat gibi kalemler yer almaktadır; örneğin “gayrimenkul sermaye üretim giderleri” 232,9 Milyon TL, “menkul malların büyük onarım giderleri” 279,4 Milyon TL olarak gerçekleşmiştir. 563 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2541 ‒ f) Program bazında durum Bakanlığın harcamaları beş ana programda toplanmaktadır: Ticaretin Düzenlenmesi, Geliştirilmesi ve Kolaylaştırılması Programı (Kod 41) Toplam ödenek 34,247 Milyar TL’ye kadar çıkmış; bunun 33,836 Milyar TL’si harcanmıştır. Kullanılmayan ödenek 410,9 Milyon TL’dir. Bu tek program, bakanlık harcamalarının neredeyse tamamını sürükleyen ana eksendir. Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Programı (Kod 32) 3,732 Milyar TL ödeneğin 3,696 Milyar TL’si harcanmıştır. 35,8 Milyon TL ödenek kullanılmamıştır. Tüketicinin Korunması, Ürün ve Hizmetlerin Güvenliği ve Standardizasyonu Programı (Kod 44) 672,4 Milyon TL ödeneğin yalnızca 633,5 Milyon TL’si kullanılmıştır; yaklaşık 38,9 Milyon TL kaynak bu alanda dahi harcanmamıştır. Yönetim ve Destek Programı (Kod 98) 4,930 Milyar TL ödeneğin 4,785 Milyar TL’si harcanmıştır; 144,8 Milyon TL kullanılmamıştır. Program Dışı Giderler (Kod 99) 43,73 Milyon TL ödeneğin 36,905 Milyon TL’si harcanmıştır; 6,825 Milyon TL kullanılmamıştır. Program bazında tablo bize şunu söylüyor: En büyük para “ticaretin düzenlenmesi/kolaylaştırılması” programında; tüketicinin korunması programı ise görece küçük kalıyor. Kaynak Var Ama Vatandaşa Yok Cari transferler kalemi 25 Milyar TL’nin üzerine çıkıyor; bunun 24,8 Milyar TL’si “Hazine yardımları” başlığı altında başka kurumlara akıtılıyor. Hane halkına ve işletmelere doğrudan yapılan transfer ise yalnızca 949 Bin TL civarında kalıyor. Yani bütçenin dili açık: Para vatandaşa gitmiyor. İktidar, esnafa “yanındayız”, tüketiciye “koruyoruz”, işletmelere “destek oluyoruz” diyor ama rakam söylüyor ki; halk payına alkış düşüyor, kaynak başkasına akıyor. 564 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2542 ‒ Tüketicinin Korunması Kâğıt Üstünde “Tüketicinin Korunması, Ürün ve Hizmetlerin Güvenliği ve Standardizasyonu” programı için 672 Milyon TL ödenek konmuş ama bunun 633 Milyon TL’si harcanmış; yaklaşık 39 Milyon TL kullanılmadan bırakılmıştır. Yani halkın güvenli ürüne ulaşması, fahiş fiyatla mücadele, denetim, standart… bunlar bile tam finanse edilmemiştir. Tüketicinin cebindeki yangın görünmüş ama söndürme tüpü dolu bekletilmiş. Bakanlık, fah�ş f�yat ve stokçulukla mücadele kapsamında 470 b�nden fazla denet�m yaptığını ve 2,4 M�lyar TL �dar� para cezası uyguladığını bel�rtm�şt�r. Ancak bu uygulamalar, f�yat �st�krarına katkı sağlamak yer�ne p�yasada korku ve bel�rs�zl�k ortamı yaratmaktadır. F�yat denges�n�n cezalarla değ�l, rekabet gücünün artırılmasıyla sağlanab�leceğ� açıktır. Bu nedenle hal yasasının şeffaflık odaklı şek�lde güncellenmes� ve aracı mal�yetler�n�n azaltılması gerekmekted�r. Biz buna şöyle deriz: Etiket fiyatını vatandaşa bırakıp, bütçe musluğunu başka yere çevirmek. Ticaretin Kolaylaştırılması: Kime Kolay? “Ticaretin Düzenlenmesi, Geliştirilmesi ve Kolaylaştırılması” programı için 34,2 Milyar TL’ye kadar ödenek yaratılmıştır ve bu tek başına neredeyse tüm bakanlık bütçesini yutmaktadır. Ancak ilginç olan şudur: Devasa ödeneğe rağmen 410,9 Milyon TL harcanmamıştır. Bu şu demektir: Ya planlanan faaliyetler yapılmadı ya da ihtiyaç sahipleri yerine başka öncelikler tercih edildi. Muhalefet açısından sorulması gereken soru nettir: Bu “kolaylaştırma”, kimin ticaretini kolaylaştırdı? KOBİ’nin mi, ihracatçının mı, yoksa belirli ayrıcalıklı grupların mı? Yönetim ve Destek: Makine Çalışıyor, Ülke? Yönetim ve Destek Programı’nda 4,93 Milyar TL ödenek ayrılmış, 4,78 Milyar TL harcanmıştır. 144,8 Milyon TL kaynak bile harcanmadan kalmıştır. Bu program doğrudan vatandaşa hizmet üretmez; bu program kurumun kendisini döndürür. Kendi düzenini sürdürmek için milyarlar harcanırken, tüketicinin korunmasında milyonlar tasarruf ediliyor. 565 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2543 ‒ Planlama Zaafı Sabit: 637 Milyon TL Raf Ödeneği Toplamda 637,3 Milyon TL ödenek yıl sonunda kullanılamadan kalmıştır. Bu sadece teknik bir muhasebe detayı değildir. Bu, şunu söylemektedir:  Ya ihtiyaç doğru tespit edilmemiştir,  Ya kaynak doğru hedefe yönlendirilmemiştir,  Ya da bazı kalemler özellikle kullanılamaz halde tutulmuştur. “Kaynağım yok” deyip vatandaşı vergiye boğan iktidar, aynı anda yüz milyonları rafta unutur. Bu tesadüf değil, tercih. Devletin Görevi: Denetim mi, Vitrin mi? Bütçede en büyük yük personel giderleri (13,35 Milyar TL) ve sosyal güvenlik primleri (1,47 Milyar TL) seviyesindedir. Bu tablo bize şunu söylemektedir; Bakanlık büyük bir teşkilat olarak kendi memur yapısını taşımakta zorlanmakta, kaynaklarının çok önemli bölümünü bu idari yükü sürdürmeye harcamaktadır. Bu kadronun piyasayı etkin, adil ve şeffaf biçimde denetleyip denetlemediği ise ortadadır: Gıda fiyatları, konut kiraları, fahiş zamlar hâlâ hayatın gerçeğidir. Yani kadro şişkin, piyasa yanık. Ticaret Bakanlığı’nın 2024 kesin hesabı şunu gösteriyor: Bütçe var, para var, aktarma var, ama adalet yok. Kaynakların büyük kısmı kamu adına konuşanlara gidiyor; halk adına yaşayanlara değil. Tüketiciye “sabret” deniyor, küçük esnafa “dayan” deniyor, ama milyarlar “Hazine yardımı” adıyla görünmeyen kanallara akıyor. Ticaret Bakanlığı bütçesi, ekonomideki mevcut sorunları giderecek yapısal dönüşümlerden uzak kalmıştır. Bütçe kaynakları, etkinlik ve verimlilikten ziyade idari süreklilik amacıyla kullanılmıştır. Bu bütçe bir ticaret politikası değildir. Bu bütçe, siyasi tercihlerin muhasebe dökümüdür. 566 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2544 ‒ 4.7. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ T.C. Sayıştay Başkanlığı tarafından Eylül 2025 tarihinde yayımlanan "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) 2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporu", denetlenen kurumun mali yönetimi ve idari uyumu hakkında iki farklı ve birbirine zıt tabloyu ortaya koymaktadır. Rapor, iki ayrı hukuki varlığı incelemektedir: (1) Bakanlığın genel bütçeli ana idaresi ve (2) Bakanlığa bağlı İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Genel Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesi (DSİ). Bu iki kurumun denetim sonuçları, Bakanlığın yönetsel kapasitesine dair önemli bir çelişkiyi gözler önüne sermektedir. Bir yanda, ÇSGB Ana İdaresi, 2024 yılı faaliyetlerini 420,9 milyar TL gibi devasa bir "Olumsuz Faaliyet Sonucu" ile kapatmasına rağmen, bu sonucun yapısal (sosyal transferler) kaynaklı olduğu ve operasyonel bir başarısızlık teşkil etmediği anlaşılarak Sayıştay'dan "Olumlu (Şartsız)" denetim görüşü almıştır. Her ne kadar burada söz konusu bakiye, Bakanlığın doğası gereği bir gelir kurumu olmadığı için faaliyetlerinin ne kadar büyük bir kısmının merkezi bütçeden finanse edildiğini gösterse de aynı zamanda ilginç bir şekilde Bakanlığın yüzlerce milyar liralık karmaşık sosyal fon transferlerini muhasebesel açıdan kusursuz yönettiğini teyit etmektedir. Diğer yanda ise, aynı idari çatı altında faaliyet gösteren ve 2024 yılında 88,17 milyon TL net kâr elde ederek güçlü bir mali performans sergileyen İSG Döner Sermaye İşletmesi, en temel muhasebe standartlarından birini (maliyet muhasebesi) uygulamadığı için Sayıştay'dan "Şartlı (Sınırlı Olumlu)" denetim görüşü almıştır. Daha da önemlisi, her iki raporda da tespit edilen bulguların, bir önceki denetim dönemi olan 2023 yılından "tekrarlayan" bulgular olmasıdır. Ana İdare'deki idari-hukuki uyum eksikliği (yönetmeliklerin güncellenmemesi) ve Döner Sermaye İşletmesi'ndeki temel mali hata (maliyet hesaplarının kullanılmaması), Sayıştay'ın önceki yıl uyarılarına rağmen 2024 mali yılı boyunca da çözülememiştir. Bu tablo, bir kaynak veya fon eksikliğinden ziyade, Bakanlığın kendi alt birimleri üzerindeki teknik gözetim, idari takip ve düzeltici önlem alma mekanizmalarında kronikleşmiş bir zafiyete işaret etmektedir. Bakanlık, makro düzeyde (sosyal transferlerin yönetimi) sergilediği mali disiplini, mikro düzeyde (döner sermaye işletmesinin temel muhasebesi) göstermekte başarısız olmuştur. 567 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2545 ‒ Aşağıdaki tablo, iki kurum arasındaki bu keskin zıtlığı özetlemektedir: ÇSGB ve İSG Döner Sermaye İşletmesi 2024 Yılı Denetim Karnesi Karşılaştırması Gösterge ÇSGB (Ana İdare) İSG Döner Sermaye İşletmesi (İSG DSİ) Denetim Olumlu (Şartsız) Şartlı (Sınırlı Olumlu) Görüşü Temel Mali 420,9 Milyar TL (Dönem Olumsuz Faaliyet 88,17 Milyon TL (Dönem Net Kârı) Sonuç Sonucu) Görüşü Yok. Var: Maliyet Hesaplarının Kullanılmaması. Etkileyen Bulgu Var: Döner Sermaye Yönetmeliklerinin Diğer Bulgular Yok. Güncellenmemesi. Bulgunun Tekrarlayan Bulgu. (2023 yılından "Kısmen Tekrarlayan Bulgu. (2023 yılından "Kısmen Durumu Yerine Getirildi" olarak devretmiştir). Yerine Getirildi" olarak devretmiştir). 1. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2024 Denetim Değerlendirmesi 1.1. Olumlu Denetim Görüşü ve Yeterli İç Kontrol Sistemi Sayıştay denetimi, ÇSGB Ana İdaresi'nin 2024 yılı mali rapor ve tabloları hakkında olumlu (şartsız) görüş bildirmiştir. Denetim raporunda, "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2024 yılına ilişkin... mali rapor ve tablolarının tüm önemli yönleriyle doğru ve güvenilir bilgi içerdiği kanaatine varılmıştır" ifadesi yer almaktadır. Bu olumlu görüşün temel dayanağı, "A. Denetim Görüşünün Dayanağı Bulgular" bölümünde "Herhangi bir denetim bulgusu tespit edilmemiştir” şeklinde belirtildiği üzere, mali tabloların doğruluğunu ve güvenilirliğini sarsacak önemde bir hata veya usulsüzlüğe rastlanmamış olmasıdır. Sayıştay, denetim kapsamında Bakanlığın iç kontrol sistemini de değerlendirmiştir. Bu değerlendirme, sistemin genel olarak yeterli çalıştığını ortaya koymaktadır:  Kontrol Ortamı: Kamu görevlileri etik davranış ilkeleri eğitimlerinin yeterli olduğu, insan kaynakları politikalarının belirlenip duyurulduğu tespit edilmiştir.  Risk Değerlendirme: Stratejik plan ve performans programının mevzuata uygun ve zamanında hazırlandığı, risklerin değerlendirilmesine yönelik çalışmaların yapıldığı belirtilmiştir. 568 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2546 ‒  Kontrol Faaliyetleri: İş akış süreçlerinin ve yetki devirlerinin mevzuata uygun olduğu, "görevler ayrılığı" ilkesine uyulduğu ve ön mali kontrol sisteminin mevcut olduğu ifade edilmiştir.  Bilgi ve İletişim: Faaliyet raporunun ve Kamu İç Kontrol Standartlarına Uyum Eylem Planı'nın mevzuata uygun olduğu saptanmıştır.  İzleme: İç kontrol sisteminin düzenli olarak değerlendirildiği ve 14'ü dolu 25 kadrolu bir iç denetim biriminin faal olduğu raporlanmıştır. 1.2. Mali Yapı Analizi: 420,9 Milyar TL'lik "Olumsuz Faaliyet Sonucu"nun Yeniden Yorumlanması Bakanlığın 2024 yılı Faaliyet Sonuçları Tablosu, ilk bakışta endişe verici görünen bir rakamı ortaya koymaktadır: 421,5 Milyar TL'lik toplam gidere karşılık 347,6 Milyon TL (İndirimler sonrası 347,4 Milyon TL Net Gelir) gelir elde edilmiş ve dönem 420,9 Milyar TL "Dönem Olumsuz Faaliyet Sonucu" ile kapatılmıştır. Ancak, bu "olumsuz faaliyet sonucu" ifadesi, ticari bir işletme için "zarar" anlamına gelirken, genel bütçeli ve sosyal politikaları uygulamakla yükümlü bir bakanlık için yanıltıcıdır. Bu rakam bir operasyonel başarısızlık veya kaynak israfından ziyade, Bakanlığın asli görevinin muhasebesel bir yansımasıdır. Raporun mali yapı bölümündeki verilerin analizi bu durumu netleştirmektedir: 1. Giderlerin Yapısı: Bakanlığın 449,6 milyar TL'lik toplam ödeneğinden 421,3 milyar TL bütçe gideri gerçekleşmiştir. Bu giderin %99,22'si, yani 418,06 milyar TL'si "05- Cari Transferler" kaleminden oluşmaktadır. 2. Transferlerin Hedefi: Rapor, bu cari transferlerin neredeyse tamamının Bakanlığın ilgili kuruluşlarına aktarıldığını detaylandırmaktadır. Toplam 417,9 milyar TL'lik transferin dökümü şu şekildedir:  Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK): 340,6 milyar TL (bunun 256,3 milyar TL'si sigorta prim teşvikleridir).  İşsizlik Sigortası Fonu ve İŞKUR'a: Toplam 77,3 milyar TL (bunun 54,1 milyar TL'si işsizlik primi devlet payı, 3,7 milyar TL'si giderlere katılımdır). 569 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2547 ‒ Bu veriler ışığında, 420,9 milyar TL'lik olumsuz faaliyet sonucunun, esasen Bakanlığın sosyal güvenlik sistemini (SGK) ve işgücü piyasasını (İŞKUR) finanse etme görevinin bir sonucu olduğu açıktır. Bakanlığın personel, mal ve hizmet alımı gibi kendi operasyonel giderleri (yaklaşık 3,0 milyar TL) toplam giderler içinde son derece küçük bir paya sahiptir. Asıl önemli nokta, Bakanlığın bu devasa ve karmaşık fon transferi operasyonunu, Sayıştay denetiminden "Olumlu Görüş" alacak şekilde hatasız ve mevzuata uygun olarak yönetmiş olmasıdır. Aşağıdaki tablo, 420,9 milyar TL'lik olumsuz sonucun yapısal dökümünü göstermektedir. ÇSGB 2024 Yılı 420,9 Milyar TL Olumsuz Faaliyet Sonucunun Yapısal Analizi Kalem Tutar (Milyar TL) Açıklama ve Kaynak Toplam Faaliyet Gideri 421,5 Bunun İçindeki Fonksiyonel Transferler (417,9) (Bütçe gideri tablosundaki cari transferler) SGK'ya Yapılan Transferler 340,6 İŞKUR / İşsizlik Fonu'na Transferler 77,3 (Personel, SGK Primi, Mal ve Hizmet Alımı Bunun İçindeki Diğer Operasyonel Giderler (~3,6) vb.) Toplam Net Faaliyet Geliri 0,35 Dönem Olumsuz Faaliyet Sonucu -420,9 (Enflasyon düzeltmesi hariç) 1.3. Denetim Bulgusu: Döner Sermaye Yönetmeliklerindeki İdari ve Yasal Riskler (Tekrarlayan Bulgu) Bakanlığın Ana İdare raporunda denetim görüşünü etkilemeyen, ancak "B. Diğer Bulgular" bölümünde yer alan idari açıdan kritik bir bulgu bulunmaktadır: "Bulgu 1: Bakanlığa Devrolunan Döner Sermaye İşletmelerinin Yönetmeliklerinin Mevzuat Değişikliklerine Göre Güncellenmesi Çalışmalarının Tamamlanmaması". Bu bulgu, yüzeysel bir idari gecikmenin ötesinde, iki ciddi soruna işaret etmektedir:  Kronik İdari Zafiyet (Tekrarlayan Bulgu): 570 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2548 ‒ Raporun "Ek 1: Bulgulara İlişkin İzleme Tablosu", bu bulgunun yeni olmadığını, 2023 yılı Sayıştay Raporu'ndan devrettiğini göstermektedir. Bulgunun durumu "Kısmen Yerine Getirildi" olarak belirtilmiştir. Bu durum, Bakanlığın bir önceki yıl yapılan Sayıştay uyarısına rağmen, (ÇASGEM yönetmeliği hariç) İSG ve Çalışma Genel Müdürlüğü döner sermaye yönetmeliklerini bir yıl içinde güncellemeyi başaramadığını ortaya koymaktadır. Bu, idari süreçlerin yavaş ilerlediğini ve denetim bulgularının takibinde bir zafiyet olduğunu gösteren kronik bir durumdur.  Hukuki Belirsizlik (Anayasa Mahkemesi İptali): Bulgunun kendisi, yönetmelik gecikmesinden çok daha derin bir yasal sorunu açığa çıkarmaktadır. Sayıştay, bu döner sermaye işletmelerinin kurulmasına dayanak olan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin (CBK) 96/Ğ maddesinin, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) 14/3/2024 tarihli kararı ile iptal edildiğini vurgulamıştır. AYM kararının gerekçesi, bu işletmelerin gelirlerinin "kamu geliri" niteliğinde olduğu ve bu nedenle kuruluş, sermaye yapısı ve faaliyetlerinin "münhasıran kanunla" düzenlenmesi gerektiğidir.1 İptal kararının yürürlüğe giriş tarihi 24 Haziran 2025 olarak belirlenmiştir. Bu durum, Bakanlığı ciddi bir hukuki belirsizlikle karşı karşıya bırakmaktadır. Sorun artık sadece mevcut yönetmelikleri güncellemek değil, 24 Haziran 2025 tarihine kadar bu işletmelerin (kârlı olan İSG DSİ dahil) varlığını ve faaliyetlerini yasal bir zemine (TBMM tarafından çıkarılacak bir kanun) oturtma zorunluluğudur. İdarenin bulguya verdiği cevapta belirttiği "güncelleme çalışmalarının kanuni düzenleme sonrasında yapılabileceği” ifadesi de bu hukuki çıkmazı teyit etmektedir. 2. İSG Genel Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesi (İSG DSİ) 2024 Denetim Değerlendirmesi 2.1. Şartlı Denetim Görüşü: Mali Tablolara Güvenin Sınırlandırılması Ana Bakanlık raporunun aksine, İSG Döner Sermaye İşletmesi'nin (İSG DSİ) 2024 yılı denetimi "Şartlı (Sınırlı Olumlu)" bir görüşle sonuçlanmıştır. Sayıştay, denetim görüşünü şu şekilde ifade etmiştir: "...mali rapor ve tablolarının, 'Denetim Görüşünün Dayanağı Bulgular' bölümünde belirtilen hesap alanları hariç tüm önemli yönleriyle doğru ve güvenilir bilgi içerdiği kanaatine varılmıştır". 571 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2549 ‒ Bu "şartlı" görüş, mali tabloların bir bütün olarak güvenilirliğini zedeleyen, etkisi belirli bir alanla (maliyet hesapları) sınırlandırılabilen ancak "önemli" nitelikte bir hata bulunduğunu ifade eder. Bu durum, mali tabloların belirtilen alan hariç güvenilir olduğu, ancak bu "hariç" tutulan alanın, işletmenin kârlılık ve verimlilik analizinin temelini oluşturan maliyetler olması nedeniyle, mali tabloların bütünlüğünü ciddi şekilde bozduğu anlamına gelir. 2.2. Şartlı Görüşün Temeli: Bulgu 1 - Maliyet Hesaplarının Kullanılmaması (Teknik Analiz) Şartlı görüşün tek ve doğrudan nedeni, "A. Denetim Görüşünün Dayanağı Bulgular" bölümünde detaylandırılan "Bulgu 1: Maliyet Hesaplarının Kullanılmaması" tespitidir. Muhasebe Sorununun Teknik Dökümü: Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği (DSİBMY), işletmelerin maliyetlerini izlemesi için 7/A veya 7/B seçeneklerinde maliyet muhasebesi hesaplarını kullanmasını zorunlu kılar. İSG DSİ bir hizmet işletmesi olduğu için, hizmet üretimi için katlanılan maliyetlerin (ilk madde, işçilik, genel üretim giderleri) "740 - Hizmet Üretim Maliyeti" hesabında izlenmesi gerekmektedir. Ancak denetimde, İSG DSİ'nin bu zorunlu hesabı kullanmadığı tespit edilmiştir. İşletme, hizmet üretim maliyetleri ile yönetim fonksiyonu giderleri (kira, idari personel maaşı vb.) arasında hiçbir ayrım yapmamıştır. Hem hizmet üretim maliyetlerini hem de yönetim giderlerini doğrudan "770 - Genel Yönetim Giderleri" hesabına kaydetmiştir. Bu temel muhasebe hatası, İşletme'nin 2024 yılı Gelir Tablosu'nu anlamsız ve yapay hale getirmiştir:  Satılan Hizmet Maliyeti (SHM) Sıfır Görünmektedir: 740 hesap kullanılmadığı için, dönem sonunda "622 - Satılan Hizmet Maliyeti" hesabına bir devir yapılmamıştır. Sonuç olarak, Gelir Tablosu'nda "D- SATIŞLARIN MALİYETİ (-)" kalemi 0,00 TL olarak raporlanmıştır.  Brüt Satış Kârı Yapay Olarak Şişirilmiştir: Net Satışlar (189,0 Milyon TL) ile Satışların Maliyeti (0,00 TL) arasındaki fark olan "Brüt Satış Kârı" da 189,0 Milyon TL olarak görünmektedir. Bu rakam tamamen yapaydır ve işletmenin operasyonel kârlılığı hakkında hiçbir bilgi vermez. 572 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2550 ‒  Genel Yönetim Giderleri Şişirilmiştir: Aslında "Satışların Maliyeti" olması gereken tüm giderler, "E- FAALİYET GİDERLERİ (-)" kalemi altındaki "Genel Yönetim Giderleri" hesabına (86,5 Milyon TL) dahil edilmiştir. Bu durum, yönetimin ne kadarının üretim maliyeti ne kadarının idari gider olduğunu bilmesini imkânsız kılmaktadır. Bu hata, sadece teknik bir muhasebe uyumsuzluğu değil, aynı zamanda ciddi bir "yönetimsel körlük" sorunudur. Maliyetlerini bilmeyen bir yönetim, şu temel sorulara cevap veremez:  Hangi hizmet (örn: yetki belgesi, ölçüm, analiz) ne kadara mal olmaktadır?  Hangi hizmet kârlı, hangisi zarardadır (veya maliyetini karşılamamaktadır)?  Fiyatlandırma politikası doğru ve yasal mıdır? Sayıştay bulgusu, bu son noktanın altını çizerek, İşletme Yönetmeliği'nin 19. maddesinin "bedelsiz ve emsaline nazaran düşük bedelle iş yapılamayacağı" ve fiyatların "maliyet... dikkate alınmak suretiyle" hesaplanacağı hükmünü hatırlatır. Maliyetler bilinmediği için, İşletme'nin bu yasal zorunluluğa uyup uymadığını denetlemek imkansızdır. Aşağıdaki tablo, İSG DSİ Gelir Tablosu'ndaki hatanın dökümünü göstermektedir. İSG DSİ 2024 Yılı Gelir Tablosundaki Hatanın Dökümü Gelir Tablosu Raporlanan Sayıştay Değerlendirmesi / Analiz Kalemi Tutar (TL) C- NET SATIŞLAR 189.013.920,44 Gerçekleşen hizmet satış gelirleri. D- SATIŞLARIN Hatalı Raporlama. 740 hesap kullanılmadığı için maliyetler bu 0,00 MALİYETİ (-) kaleme yansıtılmamıştır. BRÜT SATIŞ Yapay ve Anlamsız Tutar. Maliyetler sıfır varsayıldığı için brüt 189.013.920,44 KÂRI kâr, net satışlara eşit görünmektedir. E- FAALİYET 86.505.566,61 GİDERLERİ (-) Hatalı Sınıflandırma. Bu tutar, hem gerçek genel yönetim 3- Genel Yönetim 86.505.566,61 giderlerini hem de 'Satışların Maliyeti' olması gereken hizmet üretim Giderleri (-) maliyetlerini içermektedir. FAALİYET KÂRI 102.508.353,83 Kâr rakamı matematiksel olarak doğru olsa da (Gelirler-Giderler), DÖNEM NET 88.172.242,33 bu kârın operasyonel (brüt) veya idari (faaliyet) kaynaklı dökümü KÂRI analiz edilemez durumdadır. 573 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2551 ‒ 3.3 Tekrarlayan Bulgu ve Kronikleşen Uyum Başarısızlığı Ana Bakanlık raporunda olduğu gibi, İSG DSİ raporundaki bu temel mali hata da kronik bir sorundur. "Ek 1: Bulgulara İlişkin İzleme Tablosu", "Maliyet Hesaplarının Kullanılmaması" bulgusunun 2023 yılı denetim raporundan devrettiğini ve durumunun "Kısmen Yerine Getirildi" olduğunu açıkça göstermektedir. Bu durum, İdarenin 2023 yılındaki Sayıştay uyarısına rağmen, tüm 2024 mali yılı boyunca bu temel muhasebe hatasını düzeltmediğinin veya düzeltemediğinin bir kanıtıdır. İdarenin bulguya verdiği cevapta, "maliyet muhasebesi sisteminin tesis ve işleyişine ilişkin teknik çalışmalara başlandığı" ve "740 Hizmet Üretim Maliyeti Hesabı'nın kullanımına başlanılmıştır" ifadeleri yer almaktadır. Ancak izleme tablosundaki açıklama ve bulgunun kendisi, bu düzeltmenin 2025 yılı içerisinde yapıldığını ve 2024 yılı mali tablolarında oluşan hatayı düzeltici bir etkisinin bulunmadığını teyit etmektedir. Bir yıl boyunca temel bir muhasebe hatasının düzeltil(e)memiş olması, ciddi bir idari ihmal veya teknik kapasite eksikliğine işaret etmekte ve Sayıştay'ın "Şartlı Görüş" kararının yerindeliğini güçlendirmektedir. 3.4 Mali Performans: Kârlı ama Hatalı İSG Döner Sermaye İşletmesi, bu temel muhasebe hatasına ve "yönetimsel körlüğe" rağmen, mali açıdan son derece güçlü ve kârlı bir yapı sergilemektedir. Raporun "Mali Yapı" bölümündeki verilere göre:  Gelir: 2024 yılı gelir tahmini 210,1 milyon TL iken, gerçekleşen gelir tutarı 204,08 milyon TL olmuştur. Gelirlerin ağırlığını (188,9 milyon TL) mal ve hizmet satış gelirleri, özellikle de "yetki belgesi ve izin hizmeti gelirleri" oluşturmaktadır.  Gider: 2024 yılı gider bütçesi 210,1 milyon TL iken, gerçekleşen gider 90,8 milyon TL'de kalmıştır.  Kâr: Gelir tablosuna göre İşletme, 2024 yılını 88,17 milyon TL "Dönem Net Kârı" ile kapatmıştır. Bilanço analiz edildiğinde, İşletme'nin 126,9 milyon TL toplam varlığına karşılık 96,3 milyon TL gibi güçlü bir Öz Kaynak yapısına sahip olduğu görülmektedir. 574 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2552 ‒ Bu durum, işletmenin "kârlı ama hatalı" bir çelişki içinde olduğunu göstermektedir. İşletme, muhtemelen maliyeti düşük, idari harca dayalı "yetki belgesi ve izin hizmeti gelirleri" sayesinde yüksek kâr marjı yakalamaktadır. Ancak, maliyet muhasebesi olmadan, bu kârlılığın sürdürülebilirliği, hangi hizmetlerin bu kârı yarattığı veya hangi hizmetlerin (varsa) zararına çalıştırıldığı bilinemez. İşletme, "kârlılık körlüğü" yaşamaktadır. 3. Kapsamlı Değerlendirme ve Stratejik Çıkarımlar T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2024 yılı Sayıştay denetim raporlarının birleşik analizi, kurumun mali yönetimine ilişkin çok katmanlı ve stratejik çıkarımları ortaya koymaktadır: a) Makro Mali Disiplin Sağlanmıştır: Bakanlık Ana İdaresi, Türkiye'nin sosyal güvenlik ve işgücü piyasalarının finansman yükünü (417,9 milyar TL transfer) yönetme görevini, muhasebesel açıdan kusursuz bir şekilde yerine getirmiş ve "Olumlu" denetim görüşü almıştır. Bu devasa bütçesine rağmen ironik bir şekilde Bakanlığın ana mali disiplininin ve devasa fonları yönetme kapasitesinin güçlü olduğunu göstermektedir. b) İç Kontrol ve Teknik Gözetim Zafiyeti: Buna karşın, Bakanlığın "kendi evi" (döner sermaye işletmeleri) üzerindeki idari ve teknik gözetimi zayıftır. Yüksek kârlılığa sahip İSG DSİ'nin, en temel muhasebe kuralını (maliyet hesabı) ihlal etmesi ve bu durumun Sayıştay tarafından "Şartlı Görüş" ile tescillenmesi, ciddi bir teknik denetim eksikliğidir. c) Kronikleşen Uyum Başarısızlığı: Raporlardaki en kritik ortak nokta, her iki kurumdaki (Ana İdare ve İSG DSİ) temel bulguların da 2023 yılından "tekrarlayan" bulgular olmasıdır. Bu durum, Sayıştay denetim bulgularının takibi, düzeltici önlemlerin zamanında alınması ve idari süreçlerin tamamlanması konusunda sistemik bir yavaşlık veya zafiyet olduğunu göstermektedir. d) Acil Yasal Düzenleme Zorunluluğu: Ana İdare raporundaki döner sermaye yönetmeliklerine ilişkin bulgu, AYM'nin iptal kararı ışığında, tüm döner sermaye yapısı için acil bir yasal düzenleme (kanun) ihtiyacını ortaya koymaktadır. İdare, 24 Haziran 2025 tarihine kadar yönetmelik güncellemekten daha acil bir "yasal varlık" sorunuyla karşı karşıyadır. 575 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2553 ‒ Sonuç olarak; Sayıştay raporu, ÇSGB'nin ana görevini mali açıdan doğru yaptığını (Olumlu Görüş), ancak kendi iç operasyonlarını ve alt birimlerini (özellikle temel muhasebe, idari ve hukuki uyum alanlarında) denetleme ve düzeltici önlem alma konusunda ciddi iyileştirmelere ihtiyaç duyduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. 2024 YILI İŞKUR SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ 2024 yılı T.C. Sayıştay denetimi, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) yönetimi altında karmaşık ve çelişkili bir mali tablo ortaya koymaktadır. Denetim, birbiriyle ilişkili ancak hukuki olarak ayrı iki varlığı incelemiş ve zıt sonuçlara ulaşmıştır: a) Türkiye İş Kurumu (Kurum): Kurum'un kendi kurumsal mali tabloları için "Olumlu (Şartsız) Görüş" verilmiştir. Bu görüş, ana mali tabloların önemli bir hata içermediğini teyit etmektedir. b) İşsizlik Sigortası Fonu (İSF): İŞKUR'un yönetmekle yükümlü olduğu devasa İşsizlik Sigortası Fonu'nun mali tabloları için "Şartlı Görüş" verilmiştir. Bu durum, Fon'un mali tablolarının "belirli bir alan hariç" güvenilir olduğunu, ancak o istisnanın mali bütünlüğü bozacak kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bu ikili yapı, bir yönetim karmaşasını gözler önüne sermektedir. Bir yanda, İŞKUR'un temel muhasebe kayıtları "doğru ve güvenilir" bulunurken, aynı Kurum'un kendi operasyonel süreçlerinde (muhasebe, personel, alacak takibi) ciddi ve kronikleşen zayıflıklar ("Diğer Bulgular") tespit edilmiştir. Raporun en kritik tespiti, İSF'nin "Şartlı Görüş" almasına neden olan temel muhasebe hatasının, 2023 yılı denetim raporundan devreden ve İdare tarafından "Yerine Getirilmedi" olarak statüsü belirlenen bir bulgu olmasıdır. Bu analiz, basit muhasebe hatalarından ziyade, sistemik bir yönetim krizini ve denetim mekanizmasına karşı kurumsal ataleti ortaya koymaktadır. İŞKUR, bir yandan kendi operasyonel verimsizliklerini (IT entegrasyon eksikliği) bir yıldır tam olarak çözememiş ("Kısmen Yerine Getirildi"), diğer yandan yönettiği Fon'un temel mali tablo bütünlüğünü bozan hatayı ise hiç çözmemiştir ("Yerine Getirilmedi"). Bu durum, Fon'un devasa mali büyüklüğü (380 Milyar TL Aktif) karşısında kabul edilemez bir risk teşkil etmektedir. 576 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2554 ‒ DENETİM GÖRÜŞÜ: OLUMLU (ŞARTSIZ) GÖRÜŞ Sayıştay, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü'nün 2024 yılı mali rapor ve tabloları hakkında net bir "Olumlu Görüş" (Şartsız Görüş) vermiştir. Raporda yer alan ifade şöyledir: "Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün 2024 yılına ilişkin... mali rapor ve tablolarının tüm önemli yönleriyle doğru ve güvenilir bilgi içerdiği kanaatine varılmıştır.". Bu görüşü destekler nitelikte, "A. Denetim Görüşünün Dayanağı Bulgular" başlığı altında "Herhangi bir denetim bulgusu tespit edilmemiştir." ifadesi yer almaktadır. Bu, Kurum'un ana mali tabloları olan Bilanço ve Faaliyet Sonuçları Tablosu'nun, yürürlükteki Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği ve ilgili mevzuata uygun olarak tutulduğu ve maddi hata içermediği anlamına gelmektedir. Ancak bu olumlu görüş, Kurum'un operasyonel verimliliği, iç kontrol sistemlerinin etkinliği veya bütçe hedeflerine ulaşma başarısı hakkında bir yorum içermemekte, yalnızca mali kayıtların doğruluğunu (belirli bir önemlilik seviyesinde) teyit etmektedir. Kurum'un operasyonel zafiyetleri, görüşü etkilemeyen "Diğer Bulgular" bölümünde ayrıntılı olarak ele alınmıştır. MALİ ANALİZ VE BÜTÇE PERFORMANSI (2024) Olumlu denetim görüşü alan İŞKUR'un 2024 yılı temel mali performansı şu şekildedir:  Net Bütçe Geliri: 41.142.948.795,68 TL.  Toplam Harcama (Bütçe Gideri): 38.912.090.759,47 TL.  Faaliyet Sonucu: Kurum, 2024 yılını 2.242.623.235,53 TL "Dönem Olumlu Faaliyet Sonucu" ile kapatmıştır. Mali tablolar olumlu bir sonuç (faaliyet fazlası) gösterse de bütçe performansının detayları ciddi bir planlama ve icraat zafiyetini ortaya koymaktadır: 1. Kurumun 2024 yılı başlangıç bütçesi 44.8 Milyar TL iken, yıl içinde yapılan revizelerle bu tutar 66.721.416.700,00 TL'ye yükseltilmiştir. 2. Bu revize bütçeye karşılık yapılan toplam harcama 38.9 Milyar TL'de kalmıştır. Bu durum, toplam bütçe gerçekleşme oranının sadece %58 olduğunu göstermektedir. 577 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2555 ‒ 3. Bu dramatik düşük gerçekleşme oranının ana kaynağı, Kurum bütçesinin en büyük kalemi olan "05 - Cari Transferler" kalemidir. Bu kalem için ayrılan 58.6 Milyar TL ödeneğin sadece 31.4 Milyar TL'si (%54) harcanabilmiş ve neticede 27.266.283.885,02 TL tutarında devasa bir ödenek iptal edilmiştir. Mali kayıtların "doğru" olması (Olumlu Görüş), İŞKUR'un bütçe hedeflerini gerçekleştirememesini maskelemektedir. 27.2 Milyar TL'lik iptal edilen ödenek, bir "tasarruf" olarak değil, Kurum'un ana misyonu olan aktif işgücü programları ve istihdam destekleri gibi transferleri ya öngörülenin çok üstünde (gerçekçi olmayan bir şekilde) bütçelediğini ya da bu programları etkin bir şekilde icra edemediğini göstermektedir. Bu durum, olumlu mali rapora rağmen, Kurum'un politika uygulama kapasitesi ve performans yönetimi açısından ciddi bir başarısızlığa işaret etmektedir. DİĞER DENETİM BULGULARI: OPERASYONEL VE SİSTEMSEL ZAYIFLIKLAR Sayıştay, denetim görüşünü doğrudan etkilemese de Kurum'un iç kontrol sistemindeki ciddi risklere ve operasyonel verimsizliklere işaret eden üç adet "Diğer Bulgu" (B Grubu) tespit etmiştir. Bu bulgular, "Olumlu Görüş"e rağmen Kurum'un altyapısal sorunlarının devam ettiğini göstermektedir. a) BULGU 1: Muhasebe Sistemindeki Eksikliklerin Hatalara Sebep Olması Bu bulgu, Kurum'un bilişim altyapısındaki temel bir zafiyeti ortaya koymaktadır: Entegrasyon eksikliği. Muhasebe Sistemi ile banka hesapları, Gelir Gider Modülü, Hukuk Bilgi Yönetim Sistemi ve Personel Bordro Sistemi arasında tam bir entegrasyon bulunmamaktadır. Bu entegrasyon eksikliğinin sonuçları olarak Sayıştay, çok sayıda temel muhasebe hatası tespit etmiştir:  Yevmiye defterinde, giriş kaydından önce çıkış kaydı yapılması veya ters bakiye veren işlemlerin bulunması.  Tüketim malzemelerinin izlendiği 150 (İlk Madde ve Malzeme Hesabı) hesabının hatalı kullanılması; bazı stokların doğrudan giderleştirilmesi.  Avansların süresi içinde kapatılmaması. 578 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2556 ‒  Peşin ödenen giderlerin 180 (Gelecek Aylara Ait Giderler) ve 280 (Gelecek Yıllara Ait Giderler) hesaplarında doğru izlenmemesi.  Kıdem tazminatı karşılıklarının 372 ve 472 numaralı hesaplar arasında hatalı kullanılması. Kurum'un savunması ("manuel kayıtlar yapılması suretiyle düzeltildiği"), sorunun kök nedenini (entegrasyon eksikliği) çözmediğini, bunun yerine hataya açık manuel müdahalelerle sistemin ayakta tutulmaya çalışıldığını göstermektedir. b) BULGU 2: Personel Sistemlerinin Veri Üretimi ve Kontrolünde Eksikliklerin Bulunması Bu bulgu, Kurum'un İnsan Kaynakları (İK) ve Bordro sistemlerindeki veri kalitesinin düşüklüğünü ve kontrol zafiyetlerini göstermektedir. Bu durum hem mali hem de hukuki riskler barındırmaktadır:  Vergi Hatası: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na aykırı olarak, bazı il müdürlüklerinde gelir vergisi matrahlarının eksik hesaplandığı tespit edilmiştir. Bu durum, potansiyel bir kamu zararı riskine işaret eder.  SGK Hatası: 5510 sayılı Kanun'a aykırı olarak, personelin sigorta (sandık) başlangıç tarihlerinin yanlış girildiği tespit edilmiştir.  "Hayalet" Ödeme Kalemi: Kurum'da uygulamasına 2005 yılı itibarıyla son verilen "lojman tazminatı" gibi, artık geçerliliği olmayan ödeme kalemlerinin bordro sisteminde hâlâ yer aldığı görülmüştür. Bu, Kurum'un IT altyapı yönetiminin ve veri temizliği prosedürlerinin ne kadar zayıf olduğunu kanıtlamaktadır.  Manuel İşlemler: Bazı bordroların manuel hazırlandığı ve Personel Bordro Sistemine aktarılmadığı tespit edilmiştir. c) BULGU 3: Gelir-Gider Modülünde Takip Durumuna İlişkin Bilgi Olmayan Alacakların Bulunması Bu bulgu, Kurum'un alacak yönetimindeki zafiyeti vurgulamaktadır. Gelir-Gider Modülü'nde kayıtlı alacakların güncel hukuki durumuna ilişkin bilgi eksiktir. Sistem, bir alacakla ilgili 579 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2557 ‒ olarak "icra dosyası açılıp açılmadığına" veya "Hukuk Bilgi Yönetim Sistemine bildirilip bildirilmediğine" dair bilgi içermemektedir. Bu durum, Bulgu 1 (Muhasebe-Hukuk entegrasyonu eksikliği) ile doğrudan ilişkilidir. Kurum, alacaklarının mevcut durumunu merkezi olarak izleyememektedir. Bu zafiyet, 5018 sayılı Kanun'un 74. maddesinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımı riskini beraberinde getirmekte ve potansiyel olarak kamu alacaklarının tahsil edilememesi sonucunu doğurabilmektedir. İZLEME TABLOSU ANALİZİ (KRONİKLEŞEN SORUNLAR) Raporun Ek-1 İzleme Tablosu, İŞKUR'un denetim bulgularına verdiği tepkinin yetersizliğini ve sorunların kronikleştiğini göstermektedir. 2024 raporundaki "Bulgu 3: Gelir-Gider Modülünde Takip Durumuna İlişkin Bilgi Olmayan Alacakların Bulunması", 2023 yılı raporunda da yer alan bir bulgudur. İzleme tablosuna göre, bu bulgu için İdare Tarafından Yapılan İşlem statüsü "Kısmen Yerine Getirildi" olarak belirtilmiştir. Bu durum, İŞKUR yönetiminin bir yıl içinde alacak takibi gibi kritik bir finansal süreçteki sistemsel eksikliği tam olarak gideremediğini veya gerekli IT entegrasyonunu sağlayamadığını göstermektedir. Bu, "Diğer Bulgular" olarak listelenen operasyonel zayıflıkların neden "kronikleştiğini" ve kök nedenin (entegre bilişim altyapısı eksikliği) çözülmediğini açıklamaktadır. TÜRKİYE İŞ KURUMU İŞSİZLİK SİGORTASI FONU (İSF) 2024 YILI RAPORU DEĞERLENDİRMESİ Denetim Görüşü: Şartlı Görüş İŞKUR'un kendi kurumsal raporunun aksine, İŞKUR Yönetim Kurulu tarafından yönetilen İşsizlik Sigortası Fonu (İSF) raporu, Sayıştay'dan "Şartlı Görüş" almıştır. Sayıştay'ın görüşü şu şekildedir: "Türkiye İş Kurumu İşsizlik Sigortası Fonu 2024 yılına ilişkin... mali rapor ve tablolarının, 'Denetim Görüşünün Dayanağı Bulgular' bölümünde belirtilen hesap alanları hariç tüm önemli yönleriyle doğru ve güvenilir bilgi içerdiği kanaatine varılmıştır." 580 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2558 ‒ Bu, denetim terminolojisindeki en ciddi uyarılardan biridir. Sayıştay, "Mali tablolar temelde doğrudur, ancak 'hariç tutulan' bir alan vardır ve bu alan, mali tabloların bütünlüğünü bozacak kadar önemlidir, bu nedenle o kısım güvenilmezdir" demektedir. Şartlı Görüşün Dayanağı (Bulgu 1): Raporlanmayan Milyarlarca Liralık Alacak Şartlı görüşün tek bir nedeni vardır ve bu, kamu maliyesinin temel bir ilkesinin (tahakkuk) ihlalidir.  Bulgu Adı: "Tahsil Edilememiş İşsizlik Sigortası Primleri ve Gecikme Cezalarından Kaynaklanan Alacakların Muhasebeleştirilmemesi ve Mali Tablolarda Raporlanmaması".  Bulgu Detayı: İSF, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun ve ilgili muhasebe yönetmeliklerinin gerektirdiği tahakkuk esaslı muhasebe ilkesine aykırı hareket etmektedir. Fon, sadece tahsil ettiği primleri "Gelir" olarak kaydetmekte; ancak işverenlerin borçlu olduğu, henüz tahsil edilmemiş prim ve gecikme cezalarını bilançosunda "Alacak" olarak göstermemektedir.  İhlalin Anlamı: Bu, basit bir teknik hata değil, Fon'un gerçek varlığını gizleyen temel bir mali raporlama ihlalidir. Bu hata nedeniyle, Fon'un bilançosundaki "Aktifler" (Varlıklar) ve "Faaliyet Sonuçları", gerçekte olduğundan daha düşük görünmektedir. Parlamento (TBMM), Bakanlık ve politika yapıcılar, Fon'un gerçek mali büyüklüğünü bilmeden, eksik veriler üzerinden karar almaktadır.  İdarenin Savunması: İdare, bu verilerin Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) talep edildiğini belirtmiş olsa da Sayıştay bu savunmayı kabul etmemiştir. 4447 sayılı Kanun ve 5018 sayılı Kanun uyarınca, mali tabloları doğru ve güvenilir bir şekilde hazırlama ve raporlama sorumluluğu doğrudan Fon'un (yani İŞKUR'un) kendisine aittir. Mali Analiz ve Fon Büyüklüğü (Hatalı Raporlanan Dev Bütçe) Şartlı görüşün ciddiyeti, Fon'un devasa mali büyüklüğü ile birleştiğinde daha da artmaktadır. İSF'nin 2024 yılı mali verileri (şartlı görüşe konu olan, yani eksik raporlanan haliyle bile) şu düzeydedir:  Toplam Bütçe Geliri: 324.948.929.489,51 TL 581 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2559 ‒  Toplam Bütçe Gideri: 178.657.576.143,69 TL  Faaliyet Sonucu (Surplus): 161.314.436.347,92 TL  Bilanço (Aktif Toplamı): 380.368.132.577,11 TL İŞKUR, 380 Milyar TL'lik (yaklaşık 12-13 Milyar ABD Doları) devasa bir kamu fonunu yönetmektedir. Bu Fon, 2024 yılında 161 Milyar TL'lik rekor bir (faaliyet fazlası) vermiştir. Ancak "Şartlı Görüş" bize, bu 380 Milyar TL'lik varlığın ve 161 Milyar TL'lik fazlanın eksik hesaplandığını, gerçek rakamın (raporlanmayan alacaklarla birlikte) daha da yüksek olduğunu söylemektedir. Bu büyüklükteki bir fonun, en temel muhasebe ilkesini (alacakların kaydı) yerine getirememesi, kabul edilemez bir yönetim zafiyetidir. İzleme Tablosu Analizi (Kronik ve Yükselen Risk) Raporun en kritik tespiti, bu şartlı görüşe neden olan bulgunun kronik olması ve İdare'nin bu konudaki ataletidir.  2024 İSF raporunun Ek-1 İzleme Tablosu, 2023 yılı raporunda da "Tahsil Edilememiş İşsizlik Sigortası Primleri..." bulgusunun yer aldığını listelemektedir.  İdare Tarafından Yapılan İşlem sütununda bu bulgu için "Yerine Getirilmedi" ifadesi yer almaktadır.  Sayıştay, bu durumu "Açıklama" sütununda net bir şekilde ifade etmiştir: "Bulgu konusu husus yerine getirilmediğinden, bulguya raporun Denetim Görüşünün Dayanakları bölümünde yer verilmiştir." Bu, denetim raporlamasındaki eskalasyonun (riskin yükseltilmesi) belgesidir. Süreç şu şekilde işlemiştir: a) 2023 Yılı: Sayıştay, İSF'ye "Alacaklarınızı kaydetmiyorsunuz" uyarısında bulundu (muhtemelen "Diğer Bulgular" olarak). b) İdare (İŞKUR): Bir yıl boyunca bu bulguyu çözmek için hiçbir şey yapmadı ("Yerine Getirilmedi"). 582 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2560 ‒ c) 2024 Yılı: Sayıştay, aynı bulguyu tekrar tespit etti ve İdare'nin ataleti nedeniyle, bulgunun ciddiyetini artırarak onu "Diğer Bulgular" kategorisinden "Denetim Görüşünün Dayanağı Bulgular" kategorisine yükseltti. d) Sonuç: Fon, doğrudan İŞKUR yönetiminin bir önceki yılın denetim bulgusunu yerine getirmemesi (ihmal etmesi) nedeniyle "Şartlı Görüş" aldı. KARŞILAŞTIRMALI DEĞERLENDİRME VE STRATEJİK SONUÇLAR İŞKUR ve İSF 2024 yılı denetim raporları bir bütün olarak incelendiğinde, temel bulgular ve stratejik sonuçlar şunlardır:  Temel Çelişki: İŞKUR'un yönetişim yapısı, kendi 41 Milyar TL'lik (gelir) kurumsal bütçesinin kayıtlarını doğru tutmayı başarırken ("Olumlu Görüş"), yönettiği 325 Milyar TL'lik (gelir) devasa kamu Fonu'nun temel mali bütünlüğünü sağlamakta başarısız olmuştur ("Şartlı Görüş").  Kök Neden (Entegrasyon Zafiyeti): Her iki rapordaki (İŞKUR ve İSF) bulguların tamamı tek bir kök nedene işaret etmektedir: Sistemik IT entegrasyonu ve veri yönetişimi eksikliği.  İç Zafiyet: İŞKUR'un "Diğer Bulguları" (Muhasebe-Hukuk-Personel sistemlerinin entegre olmaması), bu zafiyetin kurum içi operasyonlara yansımasıdır.  Dış Zafiyet: İSF'nin "Şartlı Görüş" nedeni (İŞKUR-SGK sistemlerinin veri alışverişi yapamaması), bu zafiyetin kurumlar arası yansımasıdır. İdare, kendi içindeki sistemleri entegre edemediği gibi, paydaşı olan (ve aynı Bakanlığa bağlı olduğu) SGK ile de bu entegrasyonu sağlayamamıştır.  Denetim İradesine Uyumsuzluk: İzleme tabloları, Kurum'un denetim bulgularını ciddiye almadığını veya çözme kapasitesine sahip olmadığını göstermektedir. Bir bulgunun "Kısmen Yerine Getirilmesi" (İŞKUR - Alacak Takibi) ve daha kritik olanın "Yerine Getirilmemesi" (İSF - Prim Alacakları), sistematik bir iyileştirme iradesinin olmadığını ve sorunların kronikleştiğini kanıtlamaktadır. 583 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2561 ‒ EKLER: KARŞILAŞTIRMALI MALİ TABLOLAR VE BULGU ANALİZİ Aşağıdaki tablolar, raporda ortaya konan temel ikilemi ve yönetim zafiyetini özetlemektedir. İŞKUR ve İSF 2024 Yılı Mali Göstergeleri ve Denetim Sonuçları Karşılaştırmalı Tablosu Gösterge Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) İşsizlik Sigortası Fonu (İSF) Toplam Bütçe Geliri 41,1 Milyar TL 324,9 Milyar TL Toplam Bütçe Gideri 38,9 Milyar TL 178,7 Milyar TL Faaliyet Sonucu +2,2 Milyar TL +161,3 Milyar TL* Bilanço (Aktif Toplamı) 7,5 Milyar TL 380,4 Milyar TL* Sayıştay Görüşü Olumlu (Şartsız) Görüş Şartlı Görüş *Dipnot: Bu tutarlar, Sayıştay'ın "Şartlı Görüş" gerekçesinde belirttiği (tahsil edilmemiş prim alacakları) tutarları içermediği için gerçekte olduğundan daha düşüktür. Sayıştay Denetim Bulguları Özeti ve Kronikleşme Analizi (2023-2024 İzleme) Bulgu Ciddiyet 2023 İzleme Varlık Bulgu Konusu Kodu Değerlendirme Derecesi Statüsü (2024) Gelir-Gider Kısmen Kronik operasyonel Diğer Operasyonel İŞKUR Modülünde Yerine zafiyet, alacak riski Bulgu - 3 Risk Takipsiz Alacaklar Getirildi devam ediyor. Şartlı Görüşün Tahsil Edilememiş Görüş Mali Tablo Yerine doğrudan nedeni. İSF Prim Alacaklarının Dayanağı Bütünlüğünü Getirilmedi Kurumsal ihmal ve Raporlanmaması -1 Bozucu atalet. 584 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2562 ‒ 2024 YILI MESLEKİ VE YETERLİLİK KURUMU SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ Mesleki Yeterlilik Kurumu 2024 Yılı Sayıştay Raporu Değerlendirmesi T.C. Sayıştay Başkanlığı tarafından Eylül 2025 tarihinde yayımlanan Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) 2024 Yılı Düzenlilik Denetim Raporu, Kurumun faaliyetlerine ilişkin iki yönlü ve çelişkili bir tablo ortaya koymaktadır. Bir yanda, mali açıdan olağanüstü bir performans sergileyen, bütçe gelir hedeflerini %186,77 gibi istisnai bir oranda aşan, 49 Milyon TL üzerinde bir faaliyet fazlası (kâr) elde eden ve mali tablolarının doğruluğu Sayıştay tarafından "Olumlu Görüş" ile teyit edilen bir kurum yapısı bulunmaktadır. Diğer yanda ise, bu güçlü mali görünümün arkasında, Kurumun temel idari işlevlerinde (personel yönetimi ve ihale süreçleri) ciddi mevzuat uyum sorunları ve daha da kritik olarak, Kurumun varlık nedeni olan temel misyonunda (ulusal meslek standartlarının güncellenmesi) operasyonel zafiyetler tespit edilmiştir. SAYIŞTAY DENETİM GÖRÜŞÜ: MALİ TABLOLARA ŞARTSIZ ONAY Raporun en temel çıktısı, Kurumun mali hesap verebilirliği açısından olumlu bir göstergedir. Sayıştay, Rapor'un 6. Bölümünde, MYK'nın 2024 yılına ilişkin mali rapor ve tablolarının "tüm önemli yönleriyle doğru ve güvenilir bilgi içerdiği" kanaatine varmıştır. Bu "Olumlu Görüş" (şartsız görüş), mali tablolarda maddi bir hata veya usulsüzlük bulunmadığı anlamına gelmektedir. Nitekim Rapor'un 7.A Bölümü olan "Denetim Görüşünün Dayanağı Bulgular" başlığı altında "Herhangi bir denetim bulgusu tespit edilmemiştir" ifadesi yer almaktadır. Bu durum, MYK'nın muhasebe ve raporlama sisteminin (Bütünleşik Kamu Mali Yönetim Bilişim Sistemi) 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na uygun olarak çalıştığını ve finansal verilerin doğruluğunu teyit etmektedir. Ancak bu olumlu görüş, yalnızca mali kayıtların doğruluğunu kapsamakta; Rapor'un "Diğer Bulgular" bölümünde ortaya konulan idari ve operasyonel faaliyetlerin verimliliği veya mevzuata tam uygunluğu hakkında bir güvence sağlamamaktadır. 585 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2563 ‒ MALİ YAPI VE BÜTÇE PERFORMANSININ DETAYLI ANALİZİ MYK'nın 2024 yılı mali performansı, Kurumun gelir yaratma kapasitesinin gücünü net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bütçe Gerçekleşmeleri ve Olağanüstü Gelir Performansı 2024 yılı için 7489 sayılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile Kuruma 172.696.000 TL ödenek tahsis edilmiş; bu tutar yıl içi işlemlerle 317.654.000,00 TL toplam bütçe ödeneğine (TBÖ) ulaşmıştır. Kurumun gider performansı, bütçe disiplini açısından makul bir seviyede gerçekleşmiştir. Yıl sonu itibarıyla 261.047.764,03 TL harcama yapılmış ve TBÖ'ye göre %82,17'lik bir gider gerçekleşme oranı yakalanmıştır. Ödenek üstü harcama yapılmamıştır. Mali tablonun en dikkat çekici yönü ise gelir performansıdır:  Gelir Tahmini: Kurum için 2024 yılında 170.696.000,00 TL gelir tahmininde bulunulmuştur.  Gelir Gerçekleşmesi: Yıl sonunda elde edilen net gelir 318.805.562,79 TL olmuştur.  Gerçekleşme Oranı: Bu rakam, bütçe tahminine kıyasla %186,77 gibi olağanüstü yüksek bir gelir gerçekleşme oranına tekabül etmektedir. Tablonun incelenmesi, bu yüksek gelirin ana kaynağının "Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri" olduğunu göstermektedir. Bu kalemde tahmin 142,5 Milyon TL iken gerçekleşme 286,5 Milyon TL (%200,95) olmuştur. Bu durum, Kurumun sınav ve belgelendirme gibi temel faaliyetlerine yönelik talebin, bütçe planlamasında öngörülenin çok üzerinde olduğunu göstermektedir. Ancak, kamu idarelerinde bu denli yüksek bir sapma (%86,77), bütçeleme ve planlama kabiliyetinin zayıflığına veya gelir potansiyelinin muhafazakâr bir yaklaşımla kasıtlı olarak düşük gösterildiğine de işaret edebilir. Faaliyet Sonuçları ve Finansal Durum Bu güçlü gelir performansı, doğrudan Kurumun bilançosuna ve faaliyet sonucuna yansımıştır. 2024 yılı Faaliyet Sonuçları Tablosu (Ekler), Kurumun 351,3 Milyon TL net gelire karşılık 586 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2564 ‒ 303,0 Milyon TL gider kaydettiğini ve enflasyon düzeltmesi sonrası 49.000.162,06 TL Olumlu Faaliyet Sonucu (Net Kâr/Fazla) ile yılı kapattığını göstermektedir. Bu mali fazlalık, 5544 sayılı Kanun ile idarî ve malî özerkliğe sahip olarak kurulan MYK’nın mali bağımsızlığını pekiştiren önemli bir unsurdur. Bilanço (Ekler), 310,8 Milyon TL'lik toplam aktiflerin 307,9 Milyon TL'sinin "Dönen Varlıklar" olduğunu göstermekte, bu da yüksek bir likiditeye işaret etmektedir. Aşağıdaki tablo, 2024 yılına ait temel mali göstergeleri özetlemektedir: Mesleki Yeterlilik Kurumu 2024 Yılı Temel Finansal Göstergeler Tahmin / Başlangıç Gerçekleşme Oranı Gösterge Gerçekleşme (TL) (TL) (%) Toplam Bütçe Ödeneği (TBÖ) 172.696.000,00 317.654.000,00 - Bütçe Gideri (TBÖ üzerinden) 261.047.764,03 %82,17 Bütçe Geliri 170.696.000,00 318.805.562,79 %186,77 Olumlu Faaliyet Sonucu (Net) - 49.000.162,06 - Dış Kaynaklar ve Proje Yönetimi Kurumun mali yapısı, aynı zamanda yönettiği Avrupa Birliği projeleri ile de desteklenmektedir. Kurum, "Ulusal Europass Merkezi ve Avrupa Yeterlilikler Çerçevesi Ulusal Koordinasyon Noktası" (Toplam 846.666,50 €) ve "CONCRETO" (Toplam 57.860,00 €) projelerini yürütmekte olup bu fonlar için özel hesaplar tutmaktadır. Ayrıca, 17,5 Milyon € bütçeli "Türkiye Yeterlilikler Sisteminin ve Çerçevesinin Uygulanması Operasyonu (TUYEP)" projesinin de operasyon faydalanıcısı konumundadır. KRİTİK İDARİ VE OPERASYONEL DENETİM BULGULARI Raporun mali açıdan olumlu tablosunun aksine, raporda yer alan Diğer Bulgular başlığı, Kurumun idari işleyişinde ve temel misyonunu icra etmesinde ciddi zafiyetler olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bulgular, mali tabloları doğrudan etkilemese de Kurumun yasalara uygunluk ve yönetişim kalitesi açısından önemli riskler barındırmaktadır. 587 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2565 ‒ Bulgu 1: Personel İş ve İşlemlerinde Kapsamlı Eksiklikler Sayıştay, Kurumun insan kaynakları yönetiminde üç temel eksiklik tespit etmiştir: a) Mevzuat Hazırlama Usulüne Uyulmaması: 03.09.2024 tarihli Mesleki Yeterlilik Kurumu Personel Yönetmeliği değişikliği yapılırken, "Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik" gereğince mali konularda alınması zorunlu olan Sayıştay Başkanlığı görüşü alınmamıştır. Bu durum, temel bir usul eksikliğidir. b) Kadro İhdasında Hukuki Boşluk: 2024 yılında "Müdür" kadroları ihdas edilmesine rağmen, bu kadrolara atanacak personelde aranacak öğrenim, yabancı dil bilgisi ve diğer şartlara ilişkin olarak temel dayanak olan Personel Yönetmeliği'nde herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. c) Hukuka Aykırı Görevlendirme (Tedvir): Kurum, iş mevzuatına (4857 S.K.) tabi "işçi" statüsündeki personeli, "tedviren görevlendirme" (bir kadroya vekaleten veya geçici olarak bakma) yoluyla idari kadrolarda (örn. Müdür) görevlendirmiştir. Sayıştay, Danıştay kararlarına atıf yaparak, bu uygulamanın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi personel için istisnai durumlarda geçerli olabileceğini, işçi personel için yasal bir dayanağının bulunmadığını ve bu durumun 657'nin temel ilkeleri olan "kariyer" ve "liyakat" ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini net bir şekilde ifade etmiştir. Bu bulgular, MYK'nın insan kaynakları yönetiminde keyfiliğe yol açabilecek ciddi bir hukuki boşluk ve risk barındırdığını göstermektedir. Özellikle "Müdür" kadrolarına nitelik belirlemeden veya bu nitelikleri taşımayan işçi personelin tedviren görevlendirilmesi, liyakat sistemini işlevsiz kılarak kurumsal yapıyı zayıflatma ve personel arasında huzursuzluğa yol açma potansiyeline sahiptir. Bulgu 2: İhale Süreçlerinde Hatalı Uygulamalar Kurumun kamu alımları süreçlerinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine aykırı uygulamalar tespit edilmiştir: a) Yeterlik Kriteri Hatası (Alt Yüklenici Belgesi): "Bilgi İşlem Bakım, Onarım, Yazılım Geliştirme ve Destek Hizmeti" alım ihalesinde, İdari Şartname'de (Madde 7 ve 48) 588 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2566 ‒ yeterlik kriteri olarak istenen "sızma testi yetki belgesi"nin, ihaleyi kazanan asıl yüklenicide bulunmadığı, bu belgenin alt yükleniciye ait olduğu tespit edilmiştir. Sayıştay, yeterlik kriterlerinin asıl yüklenici tarafından karşılanması gerektiğini belirterek bu durumu mevzuata aykırı bulmuştur. b) Doğrudan Temin Limitinin Aşılması (AB Projesi): "Avrupa Yeterlilikler Çerçevesi- Ulusal Koordinasyon Noktası" projesi kapsamında alınan bir personel hizmet alımında, 4734 sayılı Kanun ve ilgili 2003/6554 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) ile belirlenen parasal limitler aşılmıştır. 150.000 € üzerindeki bu alımın, BKK'nın belirlediği (4734 S.K. $22/d$ maddesindeki tutarın 3 katı olan) doğrudan temin limitini aşmasına rağmen, rekabetçi ihale yöntemleri kullanılmadan doğrudan temin ile gerçekleştirildiği görülmüştür. Bu bulgular, Kurumun kamu alım mevzuatına hakimiyetinde eksiklikler olduğunu ve ihale süreçlerinde rekabetin tesisi ile kamu kaynaklarının etkin kullanımı ilkelerinin zedelendiğini göstermektedir. Bulgu 3: Temel Misyon Faaliyetlerinde Aksama (Ulusal Meslek Standartları) Bu bulgu, idari hataların ötesinde, doğrudan Kurumun varlık nedenini ve temel misyonunu ilgilendirmesi açısından raporun en kritik tespiti olarak öne çıkmaktadır. MYK'nın 4 sayılı CBK ile belirlenen temel görevleri "ulusal meslek standartlarını temel alarak... ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek" ve "ulusal meslekî yeterlilik standartlarını dünyadaki ve teknolojideki gelişmelere uygun olarak geliştirmek"tir. İlgili "Ulusal Meslek Standartlarının ve Ulusal Yeterliliklerin Hazırlanması Hakkında Yönetmelik" (Md. 12), bu standartların güncelliğini korumak amacıyla, yürürlükteki standartların "en geç beş yılda bir" yeniden değerlendirilerek güncellenmesini zorunlu kılmaktadır. Sayıştay, yaptığı incelemede "beş yıllık süre geçmiş olmasına rağmen bazı standartların değerlendirilmediği/güncellenmediği" tespitini yapmıştır. Bu tespit, MYK'nın operasyonel bir zafiyetini ortaya koymaktadır. Kurum, mali başarısını büyük ölçüde bu standartlara dayalı sınav ve belgelendirme faaliyetlerinden (Bkz. Bölüm 2, %186,77 gelir) elde etmektedir. Eğer bu belgelerin dayanağı olan "standartlar" güncel değilse, 589 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2567 ‒ verilen belgeler iş dünyasındaki ve teknolojideki gelişmelerin gerisinde kalma riski taşır. Bu durum, Kurumun mali sürdürülebilirliğini sağlarken, operasyonel misyonunu ve uzun vadeli meşruiyetini ihmal ettiği yönünde ciddi bir çelişki yaratmaktadır. Aşağıdaki tablo, rapor kapsamında tespit edilen bu üç bulgunun stratejik etki analizini özetlemektedir: 2024 Yılı Sayıştay Bulguları - Stratejik Etki Analizi Bulgu Bulgu Adı Etki Alanı Stratejik Değerlendirme / Risk Kodu Personel İş ve İşlemlerinde İdari / Liyakat ve kariyer ilkelerinin zedelenmesi. Hukuki riskler Bulgu 1 Eksiklikler Hukuki (personel davaları). Kurumsal kapasitenin zayıflaması. İhale Süreçlerinde Hatalı Mali / 4734 S.K.'ya aykırılık. Rekabetin engellenmesi. Kamu Bulgu 2 Uygulamalar Hukuki kaynaklarının verimsiz kullanımı riski. Ulusal Meslek Raporun en kritik bulgusudur. Kurumun varlık Stratejik / Bulgu 3 Standartlarının nedenini ve meşruiyetini tehdit eder. Gelir kaynağı olan Misyon Güncellenmemesi belgelerin dayanağını zayıflatır. YÖNETİMSEL VE KÖK NEDEN ANALİZİ: İZLEME VE DENETİM ZAFİYETİ Sayıştay raporu, Bölüm 3'te detaylandırılan idari ve operasyonel zafiyetlerin neden ortaya çıktığı ve neden devam ettiğine dair önemli bir kök neden analizi sunmaktadır. İç Kontrol Sisteminin Değerlendirilmesi Sayıştay, 5018 sayılı Kanun uyarınca MYK'nın iç kontrol sistemini de değerlendirmiştir. Rapor, sistemin "Kontrol Ortamı", "Risk Değerlendirmesi", "Kontrol Faaliyetleri" ve "Bilgi ve İletişim" gibi unsurlarının genel olarak yeterli olduğunu, Kurumun "İç Kontrol Standartlarına Uyum Eylem Planı" bulunduğunu ve ön mali kontrol sisteminin kurulduğunu belirtmektedir. Tespit Edilen Kritik Yönetişim Zafiyeti: "İzleme" Eksikliği Ancak, sistemin beşinci ve son unsuru olan "İzleme Standartları" başlığı altında, Sayıştay kritik bir tespitte bulunmuştur: 590 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2568 ‒ "İç Denetim Birimi Başkanlığının aktive edilmesine yönelik çalışmalar görülmekle birlikte, henüz bir iç denetçi istihdam edilmemesi ve herhangi bir denetim faaliyeti yürütülmemesi sebebiyle, iç kontrol sistemi, İdarenin tüm birimleri tarafından değerlendirilememektedir." Bu tespit, Kurumun bir "iç denetim" mekanizmasının fiilen bulunmadığını ortaya koymaktadır. İç denetim, bir kurumun kendi kendini denetleme, riskleri proaktif olarak belirleme ve hataları düzeltme mekanizmasıdır. Bu mekanizmanın yokluğu, Kurumun idari hatalara karşı savunmasız kalmasına neden olmaktadır. Bulguların Sürekliliği ve Kök Neden Analizi (EK 1) Bu izleme eksikliğinin somut sonucu, Raporun EK 1: Bulgulara İlişkin İzleme Tablosu'nda net bir şekilde görülmektedir.  2023 Yılı Bulgusu: "İhale Süreçlerinde Eksik Uygulamalar Bulunması"  2023 Bulgusunun Akıbeti: İdare tarafından yapılan işlem "Kısmen Yerine Getirildi" olarak raporlanmıştır. Burada bahsi geçen bulguların kök nedenini oluşturan açık bir sebep-sonuç ilişkisi kurulabilmektedir: a) Kök Neden (Sebep): Kurumun "İzleme" fonksiyonu, yani İç Denetim Birimi, "aktive edilmemiştir" (çalışmamaktadır). b) Sonuç 1 (Süreklilik): Bu izleme eksikliği nedeniyle, 2023 yılında tespit edilen "İhale Süreçleri" bulgusu tam olarak giderilememiş, "Kısmen Yerine Getirilmiş" olarak kalmıştır. c) Sonuç 2 (Tekrarlama): Hataların tekrarını önleyecek iç denetim sistemi çalışmadığı için, 2024 yılında aynı alanda (ihale süreçleri) yeni ve farklı hatalar (Bulgu 2a ve 2b) tekrar ortaya çıkmıştır. Değerlendirme neticesinde, Kurumun personel, ihale ve hatta temel misyon (standartlar) alanlarındaki zafiyetlerinin temelinde, bu hataları proaktif olarak tespit edip yönetime raporlayacak ve düzeltilmesini takip edecek bir iç denetim (izleme) mekanizmasının fiilen var olmaması yatmaktadır. Kurum, dış denetim (Sayıştay) raporlarına tepkisel ve kısmi çözümler üretmekte, ancak hataların tekrarını önleyecek sistemik ve önleyici bir iç yapı kuramamıştır. 591 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2569 ‒ STRATEJİK SONUÇ VE İLERİYE YÖNELİK DEĞERLENDİRME Raporun Bütüncül Değerlendirmesi: Çift Yönlü Kurum Portresi Mesleki Yeterlilik Kurumu 2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporu, mali açıdan güçlü ancak idari ve operasyonel açıdan ciddi zafiyetleri olan çift yönlü bir kurum portresi çizmektedir. Kurum, bir yanda, gelir yaratma kapasitesi yüksek (%186,77 gelir gerçekleşmesi), 49 Milyon TL faaliyet fazlası üreten ve mali kayıtları Sayıştay'dan "Olumlu Görüş" alan başarılı bir mali yapı sergilemektedir. Diğer yanda ise, bu mali başarının idari disiplin ve temel misyon alanlarındaki zafiyetleri gölgelemesine izin verilmiş görünmektedir. Kurumun varlık nedeni olan meslek standartlarını güncel tutamaması, en ciddi ve stratejik riski oluşturmaktadır. Öncelikli Risk Alanları ve Eylem Odakları Rapor, Kurumun en önemli riskinin "mali" değil, "operasyonel", "yasal uyum" ve "itibar" riski olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda, Kurum yönetimi için öncelikli eylem alanları şunlar olmalıdır: a) Kök Nedenin Giderilmesi (Zorunluluk): Kurumun idari hataları sürekli tekrarlamasının temel nedeni olan iç denetim boşluğu derhal giderilmelidir. Bölüm 5'teki "İzleme Standartları" bulgusu doğrultusunda, "İç Denetim Birimi" acilen aktive edilmeli ve gerekli iç denetçi istihdamı sağlanmalıdır. b) Hukuki Uyumun Sağlanması (Acil Eylem): Bulgu 1 (Personel) ve Bulgu 2 (İhale) kapsamındaki mevzuata aykırı uygulamalar (özellikle işçi personelin tedviren görevlendirilmesi ve doğrudan temin limit aşımları) derhal durdurulmalı ve tüm idari süreçler ilgili mevzuata (657 S.K., 4734 S.K. ve ilgili yönetmelikler) tam uyumlu hale getirilmelidir. c) Temel Misyonun Önceliklendirilmesi (Stratejik Eylem): Raporun en kritik tespiti olan Bulgu 3 (Standartların güncellenmemesi) için acil bir eylem planı oluşturulmalıdır. Kurumun 2024 yılından devreden 49 Milyon TL'lik olumlu faaliyet sonucu, öncelikle 5 yıllık yasal süresi dolmuş tüm ulusal meslek standartlarının güncellenmesi için kaynak olarak seferber edilmelidir. 592 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2570 ‒ Sonuç olarak, Mesleki Yeterlilik Kurumu, gelir yaratma ve mali yönetim konusunda kaydettiği takdire şayan başarıyı, idari disiplin ve temel misyon faaliyetlerine de yansıtamadığı takdirde, uzun vadede paydaşları (iş dünyası, çalışanlar) nezdindeki meşruiyetini ve itibarını kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. 2024 Yılı Sayıştay Raporu, mali başarının tek başına yeterli olmadığını; bu başarının ancak güçlü bir yönetişim, tam yasal uyum ve temel misyonun eksiksiz icrası ile sürdürülebilir hale geleceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. 2024 YILI SOSYAL GÜVENLİK KURUMU (SGK) SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ T.C. Sayıştay Başkanlığı tarafından Eylül 2025 tarihinde yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 2024 Yılı Düzenlilik Denetim Raporu, Kurumun mali yönetimi ve operasyonel bütünlüğü hakkında kritik ve sistemik zafiyetleri ortaya koymaktadır. Raporun analitik değerlendirmesi, SGK'nın 2024 yılı mali tablolarının, temel finansal kontrol sistemlerindeki (özellikle yazılım entegrasyonu) kronik ve köklü arızalar nedeniyle Sayıştay'dan "Şartlı Görüş" aldığını göstermektedir. Raporun ortaya koyduğu en kritik sonuç, EK 1: Bulgulara İlişkin İzleme Tablosu'nda yer almaktadır. Bu tablo, 2023 yılı Sayıştay Raporu'nda tespit edilen 9 temel ve yapısal bulgunun (yazılım entegrasyonu, icra süreçleri, emanet hesapları ve kira yönetimi dahil) tamamının Kurum tarafından "Yerine Getirilmedi" olarak raporlandığını göstermektedir. Bu durum, SGK'nın karşı karşıya olduğu sorunların "kronik" hale geldiğini ve "kurumsal eylemsizlik" olarak nitelendirilebilecek ciddi bir reform ve uygulama kapasitesi eksikliğini işaret etmektedir. DENETİM GÖRÜŞÜ VE KURUMSAL YÖNETİM KARNESİ Sayıştay'ın Nihai Kararı: Şartlı Görüş Sayıştay denetiminin nihai ürünü olan denetim görüşü, bir kurumun mali tablolarının güvenilirliğine ilişkin en üst düzey beyandır. Raporun 6. Bölümünde Sayıştay, Sosyal Güvenlik Kurumunun 2024 yılı mali rapor ve tablolarının, "Denetim Görüşünün Dayanağı Bulgular" (Kategori A) bölümünde detaylandırılan 7 temel hesap alanı hariç, "tüm önemli yönleriyle doğru ve güvenilir bilgi içerdiği" kanaatine varmıştır. Bu "Şartlı Görüş", denetim otoritelerinin verebileceği en ciddi uyarılardan biridir ve mali tabloların tamamen güvenilir olmadığı anlamına gelmektedir. Sayıştay, SGK bilançosunun temelini oluşturan alacaklar, gelirler, tahsilatlar ve teminatlar gibi en kritik kalemlerin 593 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2571 ‒ doğruluğunun ve tamlığının teyit edilemediğini beyan etmiştir. Bu durum, Kurumun kendi mali durumunu doğru bir şekilde yansıtma kabiliyetine ilişkin temel şüpheler oluşturmaktadır. İç Kontrol Sistemindeki Kritik Çelişki Raporun 5. Bölümünde yer alan "İç Kontrol Sisteminin Değerlendirilmesi", ilk bakışta olumlu bir tablo çizmektedir. Sayıştay, Kurumun organizasyon yapısı, risk değerlendirme standartları ve kontrol faaliyetlerinin "büyük ölçüde tamamlanmış" ve "sistemin işleyişine ilişkin gerekliliklerin Kurum tarafından yerine getirildiği" değerlendirmesini yapmıştır. Ancak bu olumlu de jure (kâğıt üzerinde) değerlendirme, raporun hemen bir sayfa sonrasında başlayan ve "Şartlı Görüş"e neden olan 7 adet bulguyla taban tabana zıtlık göstermektedir. İç kontrol sisteminin temel amacı, tam da söz konusu bulgularda sıralanan hatalı alacak takibi, entegrasyon eksikliği, emanetlerin yanlış kullanımı gibi temel mali hataları önlemektir. Bu 7 kritik bulgunun varlığı, iç kontrol sisteminin fiiliyatta (de facto) çalışmadığının veya temel fonksiyonlarını yerine getirmede başarısız olduğunun somut bir kanıtıdır. Bu durum SGK'nın prosedürleri yazılmış, birimleri kurulmuş bir kontrol sistemine sahip olduğunu, ancak bu sistemin operasyonel olarak işlemediğini ve mali bütünlüğü sağlayamadığını göstermektedir. MALİ DURUM ANALİZİ (2024): HATALI FAALİYET SONUCU VE BÜTÇE Faaliyet Sonuçlarındaki Muhasebe Hatası Kurumun 2024 yılı performansını özetleyen Faaliyet Sonuçları Tablosu, 108.276.076.036,23 TL tutarında "olumlu faaliyet sonucu" göstermektedir. Ancak Sayıştay denetimi, bu temel performans göstergesinin dahi hatalı hesaplandığını ortaya çıkarmıştır. Raporda, "enflasyon düzeltmesi işlemleri sonucunda oluşan farkın Faaliyet Sonuçları Tablosunda yer almadığı, söz konusu hata nedeniyle 2024 yılı olumlu faaliyet sonucunun 3.997.101.507,90 TL fazla olduğu tespit edilmiştir". Yaklaşık 4 milyar TL'lik bu hata, Kurumun en temel mali raporlamasındaki güvenilirlik sorununu pekiştirmekte ve bulguların ciddiyetini desteklemektedir. 2024 Yılı Bütçe Gerçekleşmeleri Kurumun mali yapısı incelendiğinde, bütçe gerçekleşmelerinin parasal büyüklüğü dikkat çekicidir : 594 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2572 ‒  Gelir Bütçesi (Tablo 2): 3.799.457.951.000,00 TL (3,80 trilyon TL) olarak tahmin edilen net bütçe geliri, 4.074.437.216.996,62 TL (4,07 trilyon TL) olarak gerçekleşmiştir.  Gider Bütçesi (Tablo 3): 4.100.501.509.213,46 TL (4,10 trilyon TL) nihai bütçe ödeneğine sahip net bütçe gideri, 3.920.817.076.616,01 TL (3,92 trilyon TL) olarak gerçekleşmiştir.  Hazine Yardımı: Kurum, 2024 yılında Hazine'den 54.509.154.709,00 TL (54,5 milyar TL) Hazine yardımı almıştır. Bu devasa bütçe rakamları, Kategori A bulguları ışığında değerlendirilmelidir. Özellikle bulgular, bu gelirlerin nasıl muhasebeleştirildiğine, alacakların nasıl takip edildiğine ve "Alınan Bağış ve Yardımlar" (teşvikler dahil) kaleminin doğruluğuna dair ciddi şüpheler barındırmaktadır. Raporlanan gelirlerin önemli bir kısmı (takipli alacaklar, teşvikler) ya kayda eksik girmekte ya da "emanet" hesaplarında hatalı olarak izlenmektedir. DENETİM GÖRÜŞÜNÜN DAYANAĞI: MALİ KONTROL VE MUHASEBE SİSTEMLERİNDEKİ ÇÖKÜŞ Sayıştay'ın "Şartlı Görüş" vermesine neden olan 7 adet bulgusu, SGK'nın mali omurgasındaki sistemik arızaları göstermektedir. Yazılımlarda Entegrasyonun Sağlanmaması Tüm mali kontrol krizinin temel nedeni bu bulgudur. Kurumun mali omurgası olan Mali Otomasyon Sistemi Projesi (MOSİP), prim tahakkuklarının (Kurum gelirlerinin ana kaynağı) yapıldığı "Güvence ve İşveren Sistemleri" gibi kritik operasyonel yazılımlar ile entegre değildir. Bu durum, SGK'nın mali (muhasebe) bölümünün, operasyonel (prim tahakkuk) bölümünün ne yaptığını sistemsel olarak göremediği, "çift başlı" bir yapı yaratmaktadır. Bu tek bir IT bulgusu değil, diğer bulguların doğrudan tetikleyicisidir: a) Vadesinde Tahsil Edilemeyen Alacakların İzlenmemesi: Entegrasyon olmadığı için, vadesinde ödenmeyen ve takibe alınan devasa prim alacakları muhasebeye yansımamaktadır. Rapor, 2024 yılında 169.689.251.928,18 TL alacağın icraya intikal 595 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2573 ‒ etmesine rağmen, bu tutarların 121 "Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabı"na aktarılmadığını tespit etmiştir. Sonuç: Kurum bilançosu, varlıklarını (alacaklarını) yüz milyarlarca lira eksik göstermektedir. b) Tahsilatların Emanet Hesaplarında İzlenmesi: Entegrasyon olmadığı için, bankalar aracılığıyla yapılan tahsilatların hangi borca veya gelire ait olduğu sistem tarafından otomatik olarak eşleştirilememektedir. Bu nedenle tahsilatlar, niteliği araştırılmak üzere geçici 333 "Emanetler Hesabı"na alınmaktadır. Bu hesap, 2024 yılı sonunda 27.514.961.351,92 TL (27,5 milyar TL) gibi devasa bir bakiye vermektedir. c) Tecil ve Taksitlendirmelerin Muhasebeye Yansıtılmaması: Benzer şekilde, son 5 yılda 49.716.832.516,00 TL (49,7 milyar TL) tutarında yeniden yapılandırılan (tecil edilen) alacak, operasyonel sistemlerde takip edilirken, muhasebe kayıtlarına (122/222 nolu hesaplar) yansıtılmamıştır. Sistemsel Arızaların Operasyonel Etkileri Bu entegrasyon eksikliği, salt muhasebe hatasının ötesinde, Kurumun operasyonlarını ve nakit akışını doğrudan sabote etmektedir:  Emanet Hesapları: Rapor, tahsilatların "Emanetler Hesabı"nda bekletilmesinin, gelirlerin resmi kayıtlara girmesini geciktirdiğini ve bunun sonucunda "alınması gereken devlet katkısının da gecikmeli olarak tahsil edildiğini" belirtmektedir. Kurum, kendi IT sistemi ve entegrasyon sorunu nedeniyle devletten alacağı parayı geciktirmekte ve kendi nakit akışını bozmaktadır.  İşveren Emanetleri: Entegrasyonsuzluğun en çarpıcı sonuçlarından biri budur. "İşveren Sistemi"nde, işverenlerin fazla ödemesi gibi nedenlerle biriken 7.073.237.805,61 TL (7,07 milyar TL) emanet tutarı bulunmaktadır. Bu tutarlar MOSİP'e (muhasebeye) aktarılmamaktadır. Rapor, daha da vahim olarak, bu emanetlerin "icra takibindeki alacaklara mahsup edilmediğini" tespit etmiştir. SGK, bir yandan bir işverenin 100.000 TL'sini "emanet" hesabında atıl tutarken, diğer yandan aynı işverenin 80.000 TL'lik prim borcu için icra masrafı yapmakta ve kaynaklarını son derece verimsiz kullanmaktadır.  Hukukta Terkin: İş ve trafik kazalarından doğan rücu alacakları (140 "Kişilerden Alacaklar Hesabı"), idari takipten hukuki takibe (HUYAP sistemi) geçerken muhasebe 596 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2574 ‒ sisteminden "terkin edilmekte" (silinmekte) ve absürt bir şekilde 630 "Giderler Hesabı"na atılmaktadır. Bu, bir alacağın hukuki süreç bahanesiyle muhasebesel olarak "yok edilmesi" anlamına gelir. Bu işlem, alacağın hukuki süreçteki takibini imkânsız hale getirir ve bilançoyu yapay olarak "temizler".  Eksik Teşvik Tahsilatı: Mali sistem o kadar bozuktur ki, Kurum diğer bakanlıklardan alması gereken parayı dahi doğru hesaplayıp tahsil edememiştir. Denetim, 2020-2024 döneminde Hazine ve Maliye Bakanlığından 9.308.024.599,68 TL (9,3 milyar TL) ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından 1.157.729.822,61 TL (1,15 milyar TL) eksik teşvik tutarı tahsil edildiğini tespit etmiştir. OPERASYONEL BAŞARISIZLIKLAR VE YÖNETİLEMEYEN VARLIKLAR Sayıştayın muhasebe sorunlarına ilişkin bulguları, gerçek dünyadaki parasal kayıplara ve operasyonel felç durumuna dönüşmektedir. İcra ve Haciz Süreçlerinin Çöküşü Muhasebesi bozuk olan alacağın tahsilatı (icrası) da çökmüş durumdadır. "İcra ve Haciz Süreçlerinin Sağlıklı İşlememesi" başlığı altında bu çöküşü detaylandırmaktadır. Raporda aşağıdaki tabloda yer alan verileri, icra performansındaki dramatik düşüşü göstermektedir: İcraya İntikal Eden Alacaklar ve Tahsilat Tutarları (Özetlenmiş) İcra Yoluyla Tahsil Edilen Yıl İcraya İntikal Eden Alacak (TL) Tahsilat Oranı (%) (TL) 2020 9.579.722.685,03 4.685.445.139,78 48,91 391,85 (Yapılandırma 2021 2.720.344.819,92 10.659.622.094,56 etkisi) 2022 38.344.828.635,68 10.288.790.711,96 26,83 2023 54.234.508.299,75 22.804.818.965,39 42,05 2024 169.689.251.928,18 53.828.931.545,72 31,72 TOPLAM 274.568.656.368,56 102.267.608.457,41 37,25 597 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2575 ‒ 2020-2024 yılları arasında icraya intikal eden alacakların ortalama tahsilat oranı %37,25'tir. 2024 yılında bu oran %31,72'ye düşmüştür. Bu başarısızlığın operasyonel nedenleri raporda açıkça belirtilmiştir: 1. İş Yükü ve Gecikme: Vadesi geçmiş alacakları icraya aktaran "otomatik icra uygulaması" son yıllarda yılda sadece bir kez (ve genellikle 31 Aralık'ta) çalıştırılmıştır. Bu durum, 2024 borçlarının takibinin 2025'e atılmasına, alacakların tahsil kabiliyetini yitirmesine ve icra birimlerinde ani iş yükü patlamalarına neden olmaktadır. 2. Tebligat Krizi: İcra süreçlerinin temel adımı olan "ödeme emri tebliği" dahi yapılamamaktadır. Rapor, 2024 yılında icraya intikal ettirilen dosyaların %66,65'inin (üçte ikisinin) hâlâ tebliğ edilemediğini tespit etmiştir. Borçlunun haberi olmayan bir borcun tahsil edilmesi mümkün değildir. 3. Etkisiz Haciz: Kurum, haciz işlemlerini alacağı tahsil etmek yerine bir "tehdit" unsuru olarak kullanıyor görünmektedir. Hacizli araçların %92,03'ünde sadece "haciz şerhi" (satılamaz) varken, aracın satışına imkân verecek olan "yakalama şerhi" %6,22'sinde bulunmaktadır. Bu durum, haciz konulan varlıkların nakde dönüştürülmesini engellemektedir. Bulgu B.5: Prim Borcuna Karşılık Alınan Âtıl Varlıklar Alacak tahsilatındaki başarısızlık, Kurumu hatalı stratejilere itmiştir. 5510 sayılı Kanun'un Geçici 41. Maddesi kapsamında Kurum, prim borçlarına karşılık kamu kurumlarından ve özel mükelleflerden taşınmaz devralmıştır. Satış amacıyla alınan bu taşınmazların sayısı 1.799 adettir ve toplam alış bedeli 9.698.132.722,10 TL'dir. Ancak denetim, bu stratejinin tamamen başarısız olduğunu göstermektedir. Bu taşınmazların sadece %3,34'ü (değer bazında) satılabilmiştir. 2024 yılında bu kapsamda 335 adet taşınmaz alınırken, sadece 54 adet taşınmaz satışı gerçekleştirilebilmiştir. Bu, vahim bir stratejik hatadır. SGK, tahsili zor da olsa nakit olan alacaklarını, illikvid (nakde çevrilemeyen) varlıklarla takas etmiştir. "Tahsil kabiliyeti düşük" alacaklar, yerini "satış kabiliyeti düşük" varlıklara bırakmıştır. SGK, bir sosyal güvenlik kurumu iken, istemeden başarısız bir "emlak holding"e dönüşmüş ve bu varlıkların yönetimi ve muhafazası konusunda ek yüklere katlanmak zorunda kalmıştır. 598 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2576 ‒ Bulgu B.4: Varlık Yönetimi Zafiyeti ve Kayıp Gelirler (Kiralar) Kurum, sadece alacaklarını tahsil edememekle kalmamakta, aynı zamanda mevcut varlıklarından gelir elde etmede de başarısız olmaktadır. Kurumun kiraya verdiği taşınmazlarda 15, 28, 33, hatta 47 yıl gibi sürelerle aynı kira sözleşmesinin devam ettirildiği tespit edilmiştir. Temel sorun, bu sözleşmeler yenilenirken kira bedellerinin "rayiç değer" (piyasa değeri) dikkate alınmadan, genellikle düşük yeniden değerleme oranlarıyla güncellenmesidir. Ayrıca, kira bedelleri artmasına rağmen, sözleşmenin başında alınan ve artık komik kalan "teminat tutarları" da güncellenmemektedir. Bu, doğrudan bir kamu gelir kaybıdır ve Kurumun kendi varlıklarını etkin yönetemediğini göstermektedir. KAMU HİZMETİNDE PROGRAMATİK ZAFİYETLER (GSS VE SAĞLIK) Rapordaki bulgular, zafiyetlerin sadece mali alanda kalmadığını, Kurumun temel hizmet misyonları olan Genel Sağlık Sigortası (GSS) ve sağlık hizmet sunucularının denetiminde de ciddi programatik başarısızlıklar yaşandığını göstermektedir. Bulgu B.11: Özel Hastane Denetiminde Yetersizlik (Sapkın Teşvik Yaratma) Raporun en çarpıcı bulgularından biri, SGK'nın GSS kapsamındaki vatandaşları özel hastanelerin usulsüz uygulamalarından koruyamamasıdır. Tespitlere göre, bazı özel sağlık sunucuları (SHS), belirli ameliyatlar için hastaları SGK anlaşması kapsamı dışına çıkarıp "özel hasta" veya "ücretli hasta" adı altında kabul etmektedir. Bu yolla, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) fiyatlarının çok üzerinde, yasal olarak alabilecekleri ilave ücret tavanını aşan tutarlar tahsil etmektedirler. Bu usulsüzlüğün temel nedeni, SGK'nın ceza mekanizmasının caydırıcı olmaktan çıkıp, kural ihlalini teşvik eden bir sapkın teşvik (perverse incentive) yaratmasıdır. Kurum ile SHS arasındaki sözleşmeye göre, hastayı SGK kapsamında kabul etmemenin 2024 yılı cezası maktu 31.692 TL'dir. Sayıştay'ın rapordaki kendi vaka analizi bu durumu kanıtlamaktadır: a) Vaka: Bir hastanın endometriyozis operasyonu. 599 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2577 ‒ b) Yasal Sınır: Hastanenin SGK anlaşması kapsamında alabileceği yasal tavan ilave ücret: 15.000 TL. c) Usulsüz Uygulama: Hastane, hastayı SGK dışı "ücretli hasta" olarak kabul etmiş ve 120.000 TL ücret almıştır. d) Cezai Risk: Hastanenin şikâyet üzerine yakalanırsa ödeyeceği ceza: 31.692 TL. e) Hastanenin Net Kazancı (Kuralı Çiğneyerek): 120.000 TL (alınan ücret) - 15.000 TL (vazgeçilen yasal ücret) - 31.692 TL (ceza) = 73.308 TL net kazanç. Bu hesaplama, hastanenin kurala uymasının, kuralı ihlal edip cezayı ödemesinden daha maliyetli olduğunu açıkça göstermektedir. SGK'nın denetim ve ceza mekanizması, GSS sisteminin özel sektör denetiminin temelden çöktüğünü ve vatandaşın korunmadığını ortaya koymaktadır. Bulgu B.6: GSS Prim Tahakkuklarındaki Kaos Kurumun GSS prim tahakkuk sistemi çelişkilerle doludur. Sistem, hem almaması gereken kişiden prim almaya çalışmakta hem de alması gereken kişiden prim almamaktadır: 1. Hatalı Tahakkuk: Yaşlılık aylığı aldığı dönemde GSS primi ödememesi gereken 7.023 kişiye hatalı olarak GSS primi tahakkuk ettirilmiştir. 2. Eksik Tahakkuk: Kurum denetmenlerince "sahte sigortalı" olduğu tespit edilip hizmetleri silinen kişilere, bu sigortasız dönemler için zorunlu olan GSS primi tahakkuk ettirilmemiştir. Bu durum Kurumun veri tabanı bütünlüğünün ve temel program yönetiminin zayıflığını göstermektedir. Bulgu B.9: İadeli Tıbbi Cihaz Takibindeki Başarısızlık Bu bulgu "entegrasyon" sorununun fiziksel bir yansımasıdır. Kurum, iade alınmak kaydıyla verdiği (non-invaziv mekanik ventilasyon cihazları, akülü tekerlekli sandalye vb.) tıbbi cihazları takip edememektedir. Tıpkı mali sistemler gibi, cihazların takibinin yapıldığı MOSİP ve MEDULA uygulamaları da birbiriyle uyumsuzdur. 600 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2578 ‒ Bu uyumsuzluğun sonucu, binlerce cihazın kayıp olmasıdır. Vefat eden kişiler üzerinde zimmetli görünen cihaz sayısı MOSİP verilerine göre 35.460 adet iken, MEDULA verilerine göre bu sayı 19.747 adettir. Kurum, sadece parasal alacaklarını değil, on binlerce fiziksel varlığını da sistemler arası kopukluk nedeniyle kaybetmiştir. SONUÇ VE NİHAİ DEĞERLENDİRME: KRONİKLEŞEN SORUNLAR VE KURUMSAL EYLEMSİZLİK Bu analizin ve Sayıştay raporunun vardığı nihai sonuç, rapordaki tekil bulgulardan daha endişe vericidir. Sorun, sadece 2024 yılında hata yapılmış olması değil, bu hataların bilinmesine rağmen çözülmemiş olmasıdır. Raporun en kritik bölümü, EK 1: Bulgulara İlişkin İzleme Tablosu'dur. Bu tablo, 2023 yılı Sayıştay Raporu'nda yer alan 9 adet temel bulgunun akıbetini listelemekte ve 2024 yılı itibarıyla tamamı için "Yerine Getirilmedi" kararını vermektedir. 2023'ten devreden ve çözülmeyen bu 9 kronik bulgu, 2024 raporunun da ana iskeletini oluşturmaktadır: a) Kira Sözleşmeleri (Rayiç Bedel/Teminat) b) Kurum Alacakları Yazılım Entegrasyonu c) Arsa Payı Karşılığı İnşaat Protokolü d) Taşınmaz Kiralamalarında Kontrol Eksikliği e) Faaliyet Tahsilatlarının Emanette İzlenmesi f) Tecil ve Taksitlendirme Kayıtları g) İcra ve Haciz Süreçleri h) İadeli Tıbbi Cihaz Takibi i) Prim Borcu Karşılığı Alınan Taşınmazlar Bu tablo, SGK'daki sorunların teknik veya geçici olmaktan çıkıp, "kurumsal eylemsizlik" veya "reform kapasitesinin yoksunluğu" olarak adlandırılabilecek kronik bir zafiyete dönüştüğünü kanıtlamaktadır. Nihai değerlendirmede SGK, temel mali altyapısı çökmüş, bu çöküş nedeniyle alacaklarını ve varlıklarını yönetemeyen, ciddi gelir kaybına uğrayan ve temel denetim görevlerinde başarısız olan bir kurum görünümündedir. En endişe verici husus, Sayıştay denetimlerinin bu sistemik 601 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2579 ‒ sorunları çözmede (EK 1'in görüldüğü üzere) şu ana kadar etkisiz kalmış olmasıdır. Kurumun acil ve radikal bir müdahaleye, özellikle de raporda belirtilen temel IT entegrasyonunu sağlayacak kesin bir yönetsel iradeye ihtiyacı vardır. 2024 YILI KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın (ÇSGB) 2024 yılı mali performansı, kamu mali yönetiminin iki temel karakteristiğini bir arada sergilemektedir: Bir yandan devasa boyutlu zorunlu sosyal transferlerin yönetimi, diğer yandan bu transferlerin gölgesinde kalan idari/operasyonel faaliyetlerin sıkı mali disiplin altında yürütülmesi. Bakanlığın 2024 Yılı Bütçesi, 625.780.424.000,00 TL Bütçe Başlangıç Ödeneği ile onaylanmıştır. Ancak yıl içinde yaşanan mali gelişmeler ve merkezi bütçe yönetimi kararları doğrultusunda, bütçe ödeneklerinde önemli revizyonlar gerçekleşmiştir. Yıl içi ödenek hareketleri (kurum içi ve kurum dışı aktarmalar, yedek ödenekler ve düşüşler) neticesinde, bütçede 176.205.011.300,00 TL tutarında net bir azalış meydana gelmiş ve 449.592.559.687,05 TL Toplam Ödenek seviyesine gerilemiştir. Bu toplam ödenek üzerinden, yıl sonu itibarıyla 421.348.414.293,73 TL Bütçe Gideri tahakkuk ettirilmiştir. Yıl sonunda 28.244.145.393,32 TL tutarında ödenek kullanılmayarak iptal edilmiştir. Bu veriler ışığında, Bakanlığın 2024 yılı bütçe gerçekleşme oranı (Bütçe Gideri / Toplam Ödenek) %93,72 olarak hesaplanmıştır. Aşağıdaki tablo, Bakanlığın program bazında bütçe uygulama sonuçlarının icmalini sunmaktadır: 2024 Yılı Bütçe Uygulama Sonuçları İcmali (Program Bazında) PROGR BÜTÇE PROGRAM TOPLAM KULLANILMAY AM BAŞLANGIÇ BÜTÇE GİDERİ ADI ÖDENEK AN ÖDENEK KODU ÖDENEĞİ ÇOCUKLARIN KORUNMASI 5 VE 28.678.000,00 28.678.000,00 14.461.663,45 14.216.336,55 GELİŞİMİNİN SAĞLANMASI 7 İSTİHDAM 237.903.710.000,00 335.202.788.118,05 335.086.554.487,35 116.233.630,70 SOSYAL 9 385.655.371.000,00 112.305.248.000,00 84.284.220.538,39 28.021.027.461,61 GÜVENLİK YÖNETİM VE 98 DESTEK 2.192.665.000,00 2.055.845.569,00 1.963.177.604,54 92.667.964,46 PROGRAMI GENEL TOPLAM 625.780.424.000,00 449.592.559.687,05 421.348.414.293,73 28.244.145.393,32 602 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2580 ‒ 2024 yılı kesin hesabı, Bakanlığın mali yapısının iki farklı ve birbirinden ayrışan bütçe karakteristiğini ortaya koymaktadır: a) Transfer Merkezi Fonksiyonu: Bütçenin ana gövdesi, Bakanlığın kendi operasyonel harcamalarından ziyade, "İstihdam" ve "Sosyal Güvenlik" programları aracılığıyla yönetilen devasa sosyal transferlerden (Hazine Yardımları, Görevlendirme Giderleri) oluşmaktadır. Bu iki program, toplam bütçe giderinin %99,5'ini (419,3 Milyar TL) oluşturmaktadır. b) Operasyonel Bakanlık Fonksiyonu: Bütçenin çok küçük bir kısmı (%0,5), "Yönetim ve Destek" ve "Çocukların Korunması" programları aracılığıyla yürütülen idari ve operasyonel faaliyetleri (personel maaşları, mal ve hizmet alımları, sermaye giderleri) finanse etmektedir. Bu ikili yapı, bütçe hareketlerinin dinamiklerini de belirlemiştir. Başlangıç ödeneği (625,7 Milyar TL) ile yıl sonu toplam ödeneği (449,5 Milyar TL) arasındaki 176,2 Milyar TL'lik negatif fark, bütçenin statik bir belge olmadığını, aksine yıl içinde merkezi bütçe otoritesi (T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı- SBB) tarafından aktif olarak yönetildiğini göstermektedir. Program Bazında Bütçe Giderleri Cetveli bu yönetimin detaylarını göstermektedir:  Sosyal Güvenlik: Bu programdan kurum içi aktarmalarla 100,5 Milyar TL ve kurum dışı aktarmalarla 172,7 Milyar TL olmak üzere toplam 273,3 Milyar TL düşülmüştür.  İstihdam: Bu programa kurum içi aktarmalarla 100,6 Milyar TL eklenmiş, kurum dışı aktarmalarla 3,3 Milyar TL düşülmüş; net 97,2 Milyar TL'lik bir artış sağlanmıştır. Bu devasa ödenek kaydırmaları, Bakanlığın kendi idari tasarruflarından çok, yasal zorunluluklardaki değişimler ve merkezi maliye politikasının doğrudan bir yansımasıdır. PROGRAM BAZINDA BÜTÇE ANALİZİ: STRATEJİK ÖNCELİKLER VE PERFORMANS Bakanlığın bütçesi, politika hedeflerini yansıtan dört ana program etrafında yapılandırılmıştır. Bu programların 2024 yılı performansı, ödeneklerinin neden kaydırıldığı ve harcama 603 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2581 ‒ oranlarının gerekçeleri, "Bütçe Giderleri Kesin Hesap Cetveli Açıklaması" ile birlikte incelendiğinde anlam kazanmaktadır. İstihdam Programı: Finansman İhtiyacındaki Artış ve Tam Kullanım 2024 Programında bütçenin ağırlık merkezi net bir şekilde İstihdam programına kaymıştır. Programa tahsis edilen 237,9 Milyar TL'lik başlangıç ödeneği, yıl içinde yetersiz kalmış ve net 97,2 Milyar TL'lik artışla 335,2 Milyar TL'ye yükseltilmiştir. Bu devasa ödeneğin 335.086.554.487,35 TL'si harcanmış, sadece 116,2 Milyon TL'lik sembolik bir tutar iptal edilmiştir. Gerçekleşme oranı %99,96'dır. "Bütçe Giderleri Kesin Hesap Cetveli Açıklaması", bu artışın ve tam harcamanın nedenlerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Harcamalar Strateji Geliştirme Başkanlığı üzerinden iki ana kalemde yoğunlaşmıştır:  Görevlendirme Giderleri (05.01): Bu kaleme, "3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu kapsamında İşsizlik Sigortası Fonuna yapılan ödemeler (işveren sigorta devlet prim teşviki)" gerekçesiyle 92,5 Milyar TL kurum içi aktarma yapılmıştır. Toplam 275,9 Milyar TL'lik ödeneğin tamamına yakını (%99,99) harcanmıştır.  Hazine Yardımları (05.02): "İşsizlik Sigortası Fonuna Devlet Katkısı ödemesi ile Türkiye İş Kurumuna Hazine Yardımları" ihtiyacını karşılamak üzere 7,79 Milyar TL kurum içi aktarma yapılmış ve 57,7 Milyar TL'lik ödeneğin tamamı (%99,99) kullanılmıştır. Bu veriler, İstihdam programındaki harcamaların Bakanlığın disiplinli harcamasından ziyade, kanunlarla belirlenmiş teşvik ve katkı paylarından kaynaklanan zorunlu bir harcama olduğunu göstermektedir. Başlangıç bütçesinin yetersiz kaldığı açıkça görülmüş ve yıl içinde zorunlu harcamayı karşılamak üzere bütçe revize edilmiştir. Sosyal Güvenlik Programı: 28 Milyar TL'lik Kullanılmayan Ödeneğin Analizi Sosyal Güvenlik programı, 2024 yılı kesin hesabının en kritik ve en çok sapan kalemidir. Programın 385,6 Milyar TL olan başlangıç ödeneği, yıl içinde 273,3 Milyar TL düşülerek 112,3 Milyar TL'ye indirilmiştir. Bu ödeneğin 84,2 Milyar TL'si harcanmış ve Bakanlığın toplam iptal tutarının neredeyse tamamını oluşturan 28.021.027.461,61 TL'lik kısmı kullanılmayarak iptal edilmiştir. Programın gerçekleşme oranı %75,05'tir. İlk bakışta %25'lik bir başarısızlık veya verimsizlik gibi görünen bu 28 Milyar TL'lik iptal tutarının nedeni, "Bütçe Giderleri Kesin Hesap Cetveli Açıklaması"nda net bir şekilde açıklanmıştır: Bu programın tamamı "Sosyal 604 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2582 ‒ Güvenlik Kurumu finansman açığının karşılanması" için tahsis edilmiştir. Açıklama metni, bu ödeneğin kullanım metodolojisini şu şekilde belirtmektedir: "...ayrıntılı harcama programına bağlanmaksızın bloke olarak tutulması ve ihtiyaç halinde Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından ihtiyaç miktarı kadar serbest bırakılarak kullanılması nedeniyle Bakanlığımızın tasarrufu olmaksızın kalan ödenek iptal edilmiştir.". Bu bulgu, 28 Milyar TL'lik tutarın ÇSGB'nin "harcayamadığı" bir ödenek olmadığını, aksine SBB'nin yıl içinde SGK'nın finansman ihtiyacının öngörülenden daha az olduğuna karar vererek Bakanlığa hiç serbest bırakmadığı bir merkezi bütçe rezervi olduğunu kanıtlamaktadır. Bu durum, Bakanlığın %93,7'lik genel bütçe performansını yanıltıcı kılmakta; zira Bakanlığın fiili kontrolüne verilen ödenekler üzerindeki harcama oranı %100'e çok yakındır. Çocukların Korunması ve Gelişiminin Sağlanması Programı Bütçesi değişmeyen tek programdır (28,6 Milyon TL). Yıl içinde 14,4 Milyon TL harcanmış ve 14,2 Milyon TL iptal edilmiştir. %50,43'lük gerçekleşme oranı ile Bakanlığın en düşük performanslı programıdır. Bu programdaki harcama, Çalışma Genel Müdürlüğü altındaki 07.01 (Sermaye Transferleri) kalemindedir. Düşük harcamanın nedeni "Bütçe Giderleri Kesin Hesap Cetveli Açıklaması"nda belirtilmiştir: Proje 30 Ocak 2024'te tamamlanmış ve AB Delegasyonu onayı ile 2025'e uzatılmıştır. Yıl içi ödeme ile "ulusal katkı payı ödemesi tamamlandığından" harcama oranı düşük kalmıştır. Bu, bir verimsizlikten çok, projenin tamamlanması ve kalan ödeneğin uzatılan süre için revize edilmesiyle ilgili bir durumdur. Yönetim ve Destek Programı: Operasyonel Faaliyetler ve Tasarruf Tedbirleri Bu program, Bakanlığın idari ve operasyonel omurgasını (Personel, Destek Hizmetleri, BT, Teftiş vb.) oluşturur. 2,19 Milyar TL'lik başlangıç ödeneği, net 136,8 Milyon TL'lik bir azalışla 2,05 Milyar TL'ye düşmüştür. Yıl içinde 1,96 Milyar TL harcanmış ve 92,6 Milyon TL iptal edilmiştir. Gerçekleşme oranı %95,50'dir. Bu program, Bakanlığın "Tasarruf Tedbirleri"nden (2024/7 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi) doğrudan etkilenen ana alanı temsil etmektedir. 92,6 Milyon TL'lik iptal tutarı, ilerleyen bölümlerde detaylandırılacağı üzere, SBB tarafından bloke edilen veya tedarik sorunları yaşanan mal, hizmet ve sermaye alımlarından kaynaklanmaktadır. Bu programdaki ödenek hareketleri aynı zamanda idari bir yeniden yapılanmayı da yansıtmaktadır. Kesin Hesap Açıklamaları, "Mülga Avrupa Birliği ve Mali Yardımlar Dairesi Başkanlığı"nın "Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü" ile 605 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2583 ‒ birleştirildiğini göstermektedir. Bu birleşme, Mülga Başkanlığın ödeneklerinin ilgili yeni birime aktarılmasına ve cetvellerde karmaşık ödenek hareketlerine neden olmuştur. EKONOMİK SINIFLANDIRMAYA GÖRE GİDER ANALİZİ: HARCAMA KARAKTERİ VE MALİ DİSİPLİN Bütçenin ekonomik sınıflandırması, Bakanlığın neye para harcadığını (personel, mal, transfer, yatırım) gösterir. 2024 Kesin Hesabı, harcama karakterinin neredeyse tamamen "Cari Transferler" olduğunu teyit etmektedir. Aşağıdaki tablo, harcamaların Düzey 1 ve 2 bazında dağılımını ve gerçekleşme oranlarını özetlemektedir. 2024 Yılı Ekonomik Sınıflandırmaya Göre Gider Gerçekleşmeleri (Düzey 1 ve 2) KULLANILMAYAN GERÇEKLEŞM KODU ADI TOPLAM ÖDENEK BÜTÇE GİDERİ ÖDENEK E ORANI (%) PERSONEL 01 2.400.369.669,00 2.385.791.567,73 14.578.101,27 %99,39 GİDERLERİ 01.01 Memurlar 2.033.240.800,00 2.026.082.184,07 7.158.615,93 %99,65 01.03 İşçiler 208.551.069,00 204.706.794,89 3.844.274,11 %98,16 SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARI 02 281.018.400,00 279.006.159,48 2.012.240,52 %99,28 NA DEVLET PRİMİ GİDERLERİ MAL VE HİZMET 03 364.594.400,00 328.574.624,73 36.019.775,27 %90,12 ALIM GİDERLERİ 03.02 Tüketime Yönelik Mal ve 61.474.400,00 51.355.067,57 10.119.332,43 %83,54 Malzeme Alımları 03.03 Yolluklar 106.897.300,00 92.951.880,79 13.945.419,21 %86,95 03.05 Hizmet 170.788.800,00 162.328.250,44 8.460.549,56 %95,05 Alımları CARİ 05 TRANSFERL 446.086.601.600,00 418.065.431.980,07 28.021.169.619,93 %93,72 ER 05.01 Görevlendirme 275.901.308.000,00 275.901.305.485,44 2.514,56 %99,99 Giderleri 606 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2584 ‒ KULLANILMAYAN GERÇEKLEŞM KODU ADI TOPLAM ÖDENEK BÜTÇE GİDERİ ÖDENEK E ORANI (%) 05.02 Hazine 170.043.772.000,00 142.022.744.491,64 28.021.027.508,36 %83,52 Yardımları SERMAYE 06 144.305.918,05 56.240.241,54 88.065.676,51 %38,97 GİDERLERİ 06.01 Mamul 53.479.286,00 10.265.196,35 43.214.089,65 %19,20 Mal Alımları 06.03 Gayri Maddi Hak 18.855.426,00 1.177.460,27 17.677.965,73 %6,24 Alımları 06.07 Gayrimenkul 22.953.900,00 21.923.545,12 1.030.354,88 %95,51 Büyük Onarım Giderleri SERMAYE 07 TRANSFERL 315.669.700,00 233.369.720,18 82.299.979,82 %73,93 ERİ Baskın Harcama Kalemi: Cari Transferler Bütçe rakamları Bakanlığın bütçe karakterinin neredeyse tamamen "Cari Transferler" olduğunu doğrulamaktadır. Bu kalem, 418,06 Milyar TL ile toplam 421,3 Milyar TL'lik bakanlık harcamasının %99,22'sini tek başına oluşturmaktadır. Bu kalemdeki harcama performansı, Bakanlığın genel bütçe performansına eşittir. Kullanılmayan 28,02 Milyar TL'lik ödeneğin tamamına yakını (28.021.027.508,36 TL), Hazine Yardımları kaleminden kaynaklanmaktadır. Bu, daha öncede belirttiğimiz gibi, SBB tarafından bloke edilen ve Bakanlığın tasarrufunda olmayan SGK finansman açığı ödeneğidir. Operasyonel Harcamalar: Personel ve Prim Giderleri Zorunlu ve öngörülebilir nitelikteki operasyonel giderler, planlandığı gibi yüksek gerçekleşme oranlarına sahiptir:  Personel Giderleri: 2,40 Milyar TL'lik ödeneğe karşılık 2,38 Milyar TL harcama ile %99,39 gerçekleşme sağlanmıştır.  SGK Prim Giderleri: 281 Milyon TL'lik ödeneğe karşılık 279 Milyon TL harcama ile %99,28 gerçekleşme sağlanmıştır. 607 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2585 ‒ Bu kalemlerdeki toplam 16,5 Milyon TL'lik (14,5 Milyon + 2 Milyon) kullanılmayan ödenek, yıl içindeki personel hareketliliği (emeklilik, ayrılma) için normal bir "fire" payı olarak değerlendirilmektedir. Mali Disiplin ve "Tasarruf Tedbirleri"nin Etkisi: Mal/Hizmet ve Sermaye Bakanlığın transferler dışındaki operasyonel ve yatırım bütçesi, 2024 yılı mali disiplin kararlarından ve özellikle "Tasarruf Tedbirleri" konulu 2024/7 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nden doğrudan etkilenmiştir. "Bütçe Giderleri Kesin Hesap Cetveli Açıklaması", düşük harcama oranlarının nedeninin "ihtiyaç olmaması" değil, ödeneklerin idari kararla bloke edilmesi veya tedarik sorunları olduğunu göstermektedir. Mal ve Hizmet Alım Giderleri Bu kalemde gerçekleşme oranı %90,12 olup, 36 Milyon TL ödenek iptal edilmiştir. "Açıklamalar” incelendiğinde, bu iptallerin büyük ölçüde tasarruf tedbirleri kapsamında SBB tarafından bloke edilen tutarlardan kaynaklandığı görülmektedir. Aşağıda buna örnek olan bazı ödenek iptallerine yer verilmiştir:  Tüketime Yönelik Alımlar: Destek Hizmetleri Dairesi için "...Tasarruf Tedbirleri... kapsamında Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından bloke uygulanan 7.381.300,00-TL ödenek iptal tutarına dahildir.".  Yolluklar: Çalışma Genel Müdürlüğü için "...Tasarruf Tedbirleri... kapsamında Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından bloke uygulanan 121.900,00-TL ödenek iptal tutarına dahildir.".  Temsil ve Tanıtma: Çalışma Genel Müdürlüğü için "...Tasarruf Tedbirleri... kapsamında Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından bloke uygulanan 178.600,00-TL ödenek iptal tutarına dahildir.". Sermaye Giderleri ve Sermaye Transferleri Bakanlığın yatırım ve sermaye harcamalarındaki performansı 2024 yılında belirgin şekilde düşük kalmıştır:  Sermaye Giderleri: Gerçekleşme oranı %38,97 seviyesinde kalmış; 144,3 Milyon TL'lik ödeneğin 88 Milyon TL'si iptal edilmiştir. 608 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2586 ‒  Sermaye Transferleri: Gerçekleşme oranı %73,93 olup, 315,6 Milyon TL'lik ödeneğin 82,2 Milyon TL'si iptal edilmiştir. Bu düşük performansın temel nedenleri "Açıklamalar” bölümünde üç başlık altında toplanmaktadır:  Tedarik Sorunları: Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlüğü'nün (Kod 10) 06.01 (Mamul Mal Alımları) kaleminde, "...DMO üzerinden alımı planlanan bilişim ürünlerinin tedarikinde yaşanan aksaklık nedeniyle bu kapsamda ayrılan yılı ödeneğinde harcama gerçekleştirilememiştir." Bu nedenle 45,4 Milyon TL'lik ödeneğin 42,3 Milyon TL'si iptal edilmiştir.  İhale Süreçlerinde Gecikme: Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'nın (Kod 20) "Dijital Dönüşüm Projesi" için ayrılan 06.03 (Gayri Maddi Hak Alımları) ödeneği, "...yapılacak ihale sürecinin uzun zaman gerektirmesi nedeniyle... alım işlemleri yıl sonuna yetiştirilememiş... harcama yapılamamıştır." 3,9 Milyon TL'lik ödeneğin tamamı iptal edilmiştir.  Verimlilik ve Kurum İçi Çözümler: Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlüğü'nün (Kod 10) 06.03 (Gayri Maddi Hak Alımları) kaleminde, "...yüksek yazılımların... kurum içi imkanlarla ihtiyacın karşılanması neticesinde öngörülenden daha az ödenek kullanılmıştır." 14,9 Milyon TL'lik ödeneğin 13,7 Milyon TL'si iptal edilmiştir. Bu bulgular, tasarruf tedbirlerinin Bakanlığı bir yandan verimlilik artışına (yazılımları kurum içinde geliştirmeye) iterken, diğer yandan dijital dönüşüm (Teftiş Projesi) ve temel donanım (Mamul Mal) alımlarını sekteye uğratarak orta vadeli kapasite gelişimini yavaşlattığını göstermektedir. KURUMSAL YAPI VE MALİ DURUM ANALİZİ Kurumsal Harcama Dağılımı Bakanlığın kurumsal harcama dağılımı, harcamanın ezici bir çoğunluğunun tek bir birimde konsolide olduğunu göstermektedir. 609 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2587 ‒ 2024 Yılı Kurumsal Sınıflandırmaya Göre Gider Gerçekleşmeleri (Seçilmiş Birimler) TOPLAM KULLANILMAYAN KODU BİRİM ADI BÜTÇE GİDERİ ÖDENEK ÖDENEK STRATEJİ GELİŞTİRME 105 23 446.267.364.100,00 418.181.435.054,73 28.085.929.045,27 BAŞKANLIĞI REHBERLİK VE TEFTİŞ 105 20 1.033.671.069,00 1.022.962.583,02 10.708.485,98 BAŞKANLIĞI DESTEK HİZMETLERİ DAİRESİ 105 4 477.252.200,00 463.643.511,38 13.608.688,62 BAŞKANLIĞI 105 30 ÇALIŞMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 348.739.664,05 306.845.361,61 41.894.302,44 BİLGİ TEKNOLOJİLERİ GENEL 105 10 155.044.900,00 94.787.773,39 60.257.126,61 MÜDÜRLÜĞÜ DIŞ İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ 105 31 341.877.364,00 335.898.302,48 5.979.061,52 GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BAKANLIK TOPLAMI 449.592.559.687,05 421.348.414.293,73 28.244.145.393,32 Yukardaki tablo, Bakanlığın ikili mali yapısını kurumsal düzeyde teyit etmektedir: 1. Strateji Geliştirme Başkanlığı (SGB): 418,1 Milyar TL'lik gideri ile toplam harcamanın %99,2'sini gerçekleştirmiştir. Bu durum, SGB'nin sadece bir idari birim değil, aynı zamanda Bakanlığın tüm transfer ödemelerinin (İstihdam teşvikleri ve SGK açığı) yapıldığı merkezi mali operasyon birimi olduğunu doğrulamaktadır. 2. En Çok Kullanılmayan Ödenek: Kullanılmayan 28,2 Milyar TL'lik ödeneğin sorumluluğu da bu ikili yapıya göre dağılmıştır:  Strateji Geliştirme Başkanlığı: 28,08 Milyar TL (Daha önce açıklandığı üzere, SBB tarafından bloke edilen SGK ödeneği nedeniyle).  Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlüğü: 60,2 Milyon TL (Daha önce açıklandığı üzere, tedarik ve ihale sorunları nedeniyle). 610 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2588 ‒ Bakanlığın Mali Durumu Kesin Mizan, bütçe giderlerinden farklı olarak, Bakanlığın 31 Aralık 2024 tarihi itibarıyla mali fotoğrafını, yani varlıklarını ve yükümlülüklerini (stok değerlerini) gösterir. 2024 Yılı Kesin Mizan Temel Hesap Bakiyeleri (31.12.2024) HESAP ALACAK HESAP ADI BORÇ KALANI KODU KALANI 102 BANKA HESABI 99.179.807,68 104 PROJE ÖZEL HESABI 22.911.596,58 140 KİŞİLERDEN ALACAKLAR HESABI 24.222.472,17 162 BÜTÇE DIŞI AVANS VE KREDİLER HESABI 103.927.855,43 320 BÜTÇE EMANETLERİ HESABI 14.810.680,68 333 EMANETLER HESABI 12.848.330,97 500 NET DEĞER HESABI 420.009.939,42 GEÇMİŞ YILLAR OLUMSUZ FAALİYET 580 364.788.752.787,82 SONUÇLARI HESABI (-) DÖNEM OLUMSUZ FAALİYET SONUCU HESABI 591 420.942.137.055,59 (-) Mizan analizi, Bakanlığın mali durumu hakkında şu kritik bilgileri vermektedir:  Nakit Varlığı: Bakanlık yılı banka hesaplarında 99,1 Milyon TL nakit ve proje hesaplarında 22,9 Milyon TL ile kapatmıştır.  Alacaklar: 140-Kişilerden Alacaklar hesabında 24,2 Milyon TL'lik bir bakiye bulunmaktadır. Bu tutar, ağırlıklı olarak personele yapılan fazla veya yersiz ödemeler ile diğer kurum alacaklarını temsil etmekte olup, idari takibi gereken bir kalemdir.  Ödeme Verimliliği (Bütçe Emanetleri): 320-Bütçe Emanetleri hesabı, mali yıl içinde tahakkuk etmiş (gider olarak kaydedilmiş) ancak henüz hak sahibine ödenmemiş borçları gösterir. 2024 yılında 421,3 Milyar TL'lik devasa bir bütçe giderine karşılık, yıl sonuna sadece 14,8 Milyon TL'lik bir borcun (%0,0035) devretmiş olması, Bakanlığın ödeme verimliliğinin ve mali operasyon hızının istisnai düzeyde yüksek olduğunu göstermektedir. 611 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2589 ‒  Mali Sonuç: 591-Dönem Olumsuz Faaliyet Sonucu hesabındaki 420,9 Milyar TL'lik bakiye, Bakanlığın (doğası gereği bir gelir kurumu olmadığı için) faaliyetlerinin ne kadar büyük bir kısmının merkezi bütçeden finanse edildiğini göstermektedir. Varlık Yönetimi Performansı (Taşınır Mal İcmal Cetveli- Örnek 17) Bakanlığın bütçe harcamalarının fiziksel varlıklara nasıl dönüştüğü, "İdare Taşınır Mal Yönetim Hesabı İcmal Cetveli" üzerinden analiz edilmiştir. Bu cetvel, Bakanlığın sahip olduğu tüketim malzemeleri (150) ve duran varlıkların (253, 254, 255) stok hareketlerini göstermektedir. 2024 Yılı Taşınır Mal Yönetim Hesabı İcmali (Ana Hesaplar) HESAP GEÇEN YILDAN YIL İÇİNDE YIL İÇİNDE GELECEK YILA ADI KODU DEVREDEN GİREN ÇIKAN DEVREDEN İLK MADDE VE 150 7.030.807,38 17.111.070,44 12.320.133,20 11.821.744,62 MALZEMELER TESİS, MAKİNE VE 253 19.281.246,45 6.391.963,79 1.034.947,64 24.638.262,60 CİHAZLAR 254 TAŞITLAR GRUBU 26.124.960,14 16.121.773,31 485.731,84 41.761.001,61 DEMİRBAŞLAR 255 145.984.700,07 53.380.297,63 23.847.267,96 175.517.729,74 GRUBU İDARE TOPLAMI 198.421.714,04 93.005.105,17 37.688.080,64 253.738.738,57 Taşınır mal analizi, bütçe verileriyle karşılaştırıldığında şu önemli noktaları aydınlatmaktadır: 1. Stok Yönetimi: 150-İlk Madde ve Malzemeler hesabında yıl içinde 17,1 Milyon TL'lik giriş (kırtasiye, temizlik, gıda vb.) ve 12,3 Milyon TL'lik çıkış (tüketim) yaşanmıştır. Yıl sonuna 11,8 Milyon TL stok devretmesi, yaklaşık bir yıllık ihtiyacın stokta tutulduğunu gösterir; bu, kamu kurumları için etkin bir stok yönetimi seviyesidir. 2. Duran Varlık Girişleri vs. Sermaye Bütçesi: 2024 yılı içinde giren duran varlıkların (253+254+255) toplamı 75.903.034,73 TL'dir (6,39 Milyon + 16,12 Milyon + 53,38 Milyon). Bu tutar, 06-Sermaye Giderleri bütçesinden yapılan harcamadan (56.240.241,54 TL) belirgin şekilde yüksektir. Bu durum, bazı demirbaş, taşıt ve cihaz alımlarının 03-Mal ve Hizmet Alımları bütçesinden finanse edildiğini, ancak muhasebe gereği varlık olarak kaydedildiğini göstermektedir. 612 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2590 ‒ 3. Tasarrufa Rağmen Taşıt Alımı: Sermaye harcamalarının kısıldığı bir yılda, 254- Taşıtlar hesabına 16,1 Milyon TL'lik yeni giriş olması, bu alımların "Tasarruf Tedbirleri" genelgesindeki istisnalar kapsamında SBB onayı ile yapıldığını göstermektedir. Bakanlık, 2025 yılına toplam 253.738.738,57 TL tutarında taşınır varlık stoku ile devretmiştir. KARŞILAŞTIRMALI ANALİZ VE NİHAİ DEĞERLENDİRME 2024 yılı kesin hesabının tam anlamıyla değerlendirilmesi, "Karşılaştırmalı Bütçe Giderleri Cetveli" kullanılarak son üç yıllık (2022-2024) eğilimlerin incelenmesini gerektirir. Üç Yıllık Gider Eğilimleri (2022-2024) Karşılaştırmalı cetvel, 2023'ten 2024'e geçişte Bakanlığın harcama yapısında yaşanan radikal değişimi ve mali disiplinin etkilerini istatistiksel olarak kanıtlamaktadır. Karşılaştırmalı Bütçe Giderleri (2022-2024, Temel Ekonomik Kodlar) (Tutar: 1000 TL) 2022 YILI (A) 2023 YILI (B) 2024 YILI (C) HARCAMA DEĞİŞİM (%) DEĞİŞİM (%) KODU BÜTÇE BÜTÇE BÜTÇE KALEMİ (2023/2022) (2024/2023) GİDERİ GİDERİ GİDERİ PERSONEL 01 632.667 1.239.418 2.385.792 %96 %92 GİDERLERİ MAL VE HİZMET 03 99.363 166.265 328.575 %67 %98 ALIM GİDERLERİ CARİ 05 122.328.089 213.622.464 418.065.432 %75 %96 TRANSFERLER SERMAYE 06 28.641 60.292 56.240 %111 %-7 GİDERLERİ SERMAYE 07 37.189 236.364 233.370 %536 %-1 TRANSFERLERİ GENEL TOPLAM 123.209.589 215.484.536 421.348.414 %75 %96 (Not: Mal ve Hizmet Alım Giderleri %98 artış göstermiştir; bu durum muhtemelen 2023'teki düşük bazdan ve 2024'teki idari birleşmelerden etkilenmiştir.) Karşılaştırmalı analizin ortaya koyduğu temel bulgular şunlardır: 1. Zorunlu Harcamalarda Nominal Patlama: 2023'ten 2024'e geçişte, Bakanlığın ana harcama kalemleri olan 01-Personel Giderleri (%92 artış) ve 05-Cari Transferler (%96 613 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2591 ‒ artış), yüksek enflasyonist ortam, maaş ayarlamaları, asgari ücret artışlarının tetiklediği teşvikler ve SGK ödemeleri paralelinde nominal olarak neredeyse iki katına çıkmıştır. 2. Yatırımlarda Reel Çöküş: Aynı dönemde, 06-Sermaye Giderleri (Bakanlığın doğrudan yatırımı) nominal olarak %7 küçülmüştür. Yüksek enflasyon ortamında yaşanan bu nominal daralma, Bakanlığın yatırımlarında reel (enflasyondan arındırılmış) olarak çok daha keskin bir çöküş yaşandığının istatistiksel kanıtıdır. 07-Sermaye Transferleri de benzer şekilde %-1 ile yerinde saymıştır. Bu tablo 2024 mali yılının özetidir: Bakanlık, zorunlu sosyal transferleri ve personel ödemelerini (Bütçenin %99'u) finanse edebilmek için, kendi idari kapasitesini ve teknolojik yatırımlarını (Bütçenin %1'i) reel olarak feda etmek ve keskin bir şekilde kısmak zorunda kalmıştır. T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2024 Yılı Kesin Hesabı, kurumun mali yapısının çift karakterli olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Birinci Karakter (Transfer Merkezi): Bütçenin %99'undan fazlası, SGK açıkları ve İstihdam teşvikleri gibi zorunlu ve merkezi olarak yönetilen "Cari Transferler"den oluşmaktadır. Bu alandaki %99,96'lık (İstihdam) ve %75,05'lik (Sosyal Güvenlik) gerçekleşme oranları, Bakanlığın performansından ziyade, merkezi otoritenin (SBB) ödenek yönetimini yansıtmaktadır. Özellikle Sosyal Güvenlik programındaki 28 Milyar TL'lik "kullanılmayan" ödenek, Bakanlığın bir verimsizliği değil, SBB'nin bloke ödenek tasarrufu olarak kayıtlara geçmiştir. İkinci Karakter (Operasyonel Birim): Bütçenin %1'inden azı, Bakanlığın idari faaliyetleridir. 2024 yılı, bu %1'lik alan üzerinde yoğun bir mali disiplin ve "Tasarruf Tedbirleri" yılı olmuştur. Bütçe gerçekleşme oranları, Bakanlığın fiili kontrolüne verilen ödenekler bazında %100'e yakındır. Bakanlık, 2024 yılında operasyonel ve yatırım kapasitesini (özellikle Bilgi Teknolojileri ve sermaye alımları) reel olarak daraltmak pahasına, zorunlu sosyal transfer yükümlülüklerini (İstihdam ve SGK) yerine getirmeye odaklanmıştır. Sermaye Giderleri'ndeki %38,97'lik düşük gerçekleşme oranı, Bakanlığın birincil önceliğinin yatırım olmadığını; bu alandaki kısıtlamaların hem "Tasarruf Tedbirleri" kapsamında SBB tarafından idari olarak bloke edilmekten hem de "tedarik/ihale süreçlerindeki" (BT) içsel aksaklıklardan kaynaklandığını 614 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2592 ‒ göstermektedir. Bakanlık, 421 Milyar TL'lik harcamaya karşılık sadece 14,8 Milyon TL'lik bütçe emaneti devri ile ödeme operasyonlarında yüksek bir verimlilik sergilemiştir. 4.8. SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye’nin sanayi politikalarının geliştirilmesi, teknolojik kapasitenin artırılması ve bölgesel kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesi bakımından stratejik öneme sahip bir kurumdur. Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasını sağlamakla yükümlü olan Bakanlığın, 2024 yılına ilişkin Sayıştay Denetim Raporu, mali yönetim, iç kontrol sistemi ve muhasebe süreçlerinde bazı yapısal eksikliklerin sürdüğünü göstermektedir. Sayıştay denetimi; mali tabloların güvenilirliğini, gelir ve giderlerin mevzuata uygunluğunu ve iç kontrol sisteminin işleyişini değerlendirmiştir. Denetim sonucunda Bakanlığın mali raporlarının “önemli yönleriyle doğru ve güvenilir bilgi içerdiği” sonucuna ulaşılmış olsa da, üç temel bulgu dikkat çekmiştir. Bu bulgular; idari para cezalarının eksik tahakkuku, indirimlerin yanlış muhasebeleştirilmesi ve proje özel hesabının mevzuata aykırı değerlemesi konularında yoğunlaşmaktadır. 1. Mali Görünüm ve Faaliyet Sonuçları Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na 2024 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile 78,99 milyar TL ödenek tahsis edilmiştir. Yıl içinde yapılan ödenek ekleme ve aktarma işlemleriyle bu tutar 91,98 milyar TL’ye yükselmiş, yıl sonu itibarıyla %96,78 oranında gerçekleşme ile 89,02 milyar TL harcama yapılmıştır. Bakanlığın 2024 yılı toplam gelirleri 970 milyon TL olarak kaydedilmiştir. Bunun 499 milyon TL’si vergi gelirlerinden, 47,8 milyon TL’si teşebbüs ve mülkiyet gelirlerinden, 275,8 milyon TL’si diğer gelirlerden oluşmuştur. Ayrıca, Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA II) kapsamında 33,5 milyon avro AB fonu ve 5,6 milyon avro ulusal katkı sağlanmıştır. Faaliyet Sonuçları Tablosu’na göre, Bakanlık 2024 yılında 77,98 milyar TL gider, 2,03 milyar TL faaliyet geliri ve 2,43 milyar TL enflasyon düzeltmesi kaydetmiş, sonuçta -73,5 milyar TL faaliyet zararı ortaya çıkmıştır. 615 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2593 ‒ 2. Denetim Bulguları Bulgu 1: İdari Para Cezalarının Tahakkuk Kayıtlarının Tam Olarak Yapılmaması Bakanlığın il müdürlükleri tarafından uygulanan idari para cezalarının tahakkuk kayıtlarının eksik yapıldığı tespit edilmiştir. 2024 yılında toplam 328,8 milyon TL idari para cezası tebliğ edilmesine karşın yalnızca 161 milyon TL’si tahakkuk ettirilmiştir. Bu durum, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 37, 38 ve 51. maddelerinde öngörülen tahakkuk esasına aykırıdır. Tahakkuk esasının ihmal edilmesi, gelirlerin doğru dönemde muhasebeleştirilmemesine ve mali tabloların gerçeği yansıtmamasına yol açmaktadır. Bakanlık, bu sorunun çözümü için 2025 yılı itibarıyla **“e-tahsilat sistemi”**ne tam entegrasyon sağlamış olup, idari para cezalarının artık otomatik olarak muhasebeleştirileceğini beyan etmiştir. Ancak, bu sistemin 2025’te devreye alınmış olması nedeniyle 2024 yılı mali tabloları üzerinde etkisi bulunmamaktadır. Bulgu 2: İdari Para Cezalarından Yapılan İndirimlerin Tam Olarak Muhasebeleştirilmemesi İl müdürlükleri tarafından verilen para cezalarına ilişkin erken ödeme indirimleri (örneğin Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca %25 indirim) tam olarak muhasebeleştirilmemiştir. İndirimli tahsilatlar, doğrudan kasa veya banka hesaplarına kaydedilmiş; 610 “İndirim, İade ve İskontolar Hesabı” kullanılmamıştır. Bu durum, gelir ve indirim kalemlerinin şeffaf izlenmesini engellemekte ve mali tabloların doğruluğunu zedelemektedir. Sayıştay, indirim tutarlarının doğru şekilde muhasebeleştirilmesi için gerekli düzeltmelerin yapılmasını önermiştir. Bulgu 3: Proje Özel Hesabında Kayıtlı Tutarın Değerleme İşleminin Mevzuata Uygun Yapılmaması Bakanlığın 104 Proje Özel Hesabı (döviz bazlı AB fonları ve proje kredileri), yıl sonu değerlemesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuru kullanılmadan hesaplanmıştır. 616 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2594 ‒ 31.12.2024 tarihinde hesapta 6,37 milyon Avro bulunmasına rağmen, doğru değerleme yapılmadığından yaklaşık 12,95 milyon TL fark oluşmuştur. Bu durum, Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nin 25. maddesine aykırıdır ve bilanço ile gelir tablosunda hatalı sonuçlara neden olmuştur. 3. İç Kontrol ve Yönetim Sistemi Değerlendirmesi Mali raporlarda yer alan sapmaların nedenlerinin faaliyet raporlarında yeterince açıklanmadığı, bütçe hedefleriyle gerçekleşmeler arasındaki farklara ilişkin analizlerin eksik olduğu belirtilmiştir. İç Denetim Birimi’nin 20 kadrosundan 14’ünün dolu olduğu, iç denetim faaliyetlerinin etkin biçimde yürütüldüğü, ancak raporların çıktı odaklı analizlerle daha da güçlendirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. 4. Döner Sermaye İşletmesi Denetim Bulguları 2024 yılında 7537 sayılı Kanun ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na 500 milyon TL sermayeli döner sermaye işletmesi kurma yetkisi verilmiştir. İşletmenin 2024 yılı faaliyetleri sonucunda:  Net satış geliri: 1,57 milyar TL  Faaliyet gideri: 410 milyon TL  Net dönem kârı: 1,038 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. İşletme gelirlerinin büyük kısmı, belgelendirme, izin verme ve test hizmetleri gibi fiyatlandırılabilir faaliyetlerden elde edilmiştir. 5. Genel Değerlendirme ve Öneriler 2024 yılı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sayıştay Denetim Raporu, önceki yıllara kıyasla mali yönetim ve iç kontrol süreçlerinde belirli ilerlemeler sağlandığını, özellikle gelir tahsilat oranlarının arttığını ortaya koymaktadır. Ancak, muhasebe kayıtlarında süregelen eksiklikler, mali tabloların bütünlüğünü olumsuz etkilemektedir. Bakanlığın şeffaflık, hesap verebilirlik ve mali disiplin ilkeleri çerçevesinde aşağıdaki alanlarda iyileştirmeler yapması önerilmektedir: 617 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2595 ‒  İdari para cezalarının ve indirimlerinin tamamının elektronik ortamda izlenmesini sağlayan e-tahsilat sisteminin ülke genelinde eksiksiz uygulanması,  Döviz bazlı hesapların değerlemesinde TCMB satış kurlarının düzenli olarak kullanılması,  Faaliyet raporlarında bütçe hedefi-gerçekleşme farklarına ilişkin detaylı analizlere yer verilmesi,  İç denetim kapasitesinin güçlendirilerek risk odaklı denetim modeline geçilmesi,  Organize Sanayi Bölgeleri ve Ar-Ge destek projelerinde maliyet-fayda analizlerinin düzenli yapılması. 2024 yılı Sayıştay denetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın mali raporlarının genel olarak güvenilir olduğunu, ancak bazı hesap alanlarında sistemsel eksikliklerin devam ettiğini ortaya koymaktadır. İdari para cezalarının tahakkuku, indirimlerin muhasebeleştirilmesi ve proje hesaplarının değerlemesi gibi alanlarda yapılacak iyileştirmeler, mali yönetimin şeffaflığını ve doğruluğunu artıracaktır. Bu sorunların giderilmesiyle birlikte Bakanlık, kamu kaynaklarının daha etkin, verimli ve hesap verebilir bir biçimde yönetilmesini sağlayarak, Türkiye’nin sanayi ve teknoloji politikalarının uygulanmasında güçlü bir kurumsal yapıya kavuşacaktır. 2024 YILI KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye’nin üretim kapasitesinin geliştirilmesi, sanayi altyapısının güçlendirilmesi ve teknolojik dönüşümün desteklenmesi açısından stratejik öneme sahip bir kurumdur. 2024 yılı kesin hesabı incelendiğinde, Bakanlığın mali kaynaklarını büyük ölçüde yatırım, destek ve teşvik programlarına yönlendirdiği, ancak bazı kalemlerde ödenek kullanımında dengesizlikler ve planlama zafiyetleri yaşandığı görülmektedir. Bütçe Dağılımı ve Kullanımı Bakanlığa 2024 yılı için başlangıçta 78,99 milyar TL ödenek tahsis edilmiştir. Yıl içinde yapılan aktarma ve eklemelerle bu tutar 91,98 milyar TL’ye yükselmiş, yıl sonu itibarıyla 89,02 milyar TL harcama yapılmıştır. Harcama oranı %96,8 olarak gerçekleşmiştir. Kullanılmayan ödenek tutarı yaklaşık 2,96 milyar TL’dir. 618 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2596 ‒ Bütçe dağılımı incelendiğinde:  Cari transferler 50,8 milyar TL ile bütçenin en büyük kalemini oluşturmuştur (%57 oranında pay).  Sermaye transferleri 22,18 milyar TL,  Sermaye giderleri 3,17 milyar TL,  Borç verme 9,49 milyar TL,  Personel giderleri 2,71 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Bu tablo, Bakanlığın kaynaklarının büyük kısmını sanayiye yönelik destek programları, yatırım teşvikleri ve kredi mekanizmalarına yönlendirdiğini göstermektedir. Program Bazında Bütçe Gerçekleşmeleri Program bazında bütçe uygulamaları, 2024 yılında kaynak kullanımının ağırlıklı olarak sanayinin geliştirilmesi ve yatırımların desteklenmesi programına yöneldiğini ortaya koymaktadır.  Sanayinin Geliştirilmesi, Üretim ve Yatırımların Desteklenmesi Programı: Toplam ödenek 41,4 milyar TL olup bunun %94’ü (38,9 milyar TL) harcanmıştır. Bu program, Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), yatırım teşvik belgeleri, teknoloji odaklı sanayi hamlesi ve KOBİ destekleri gibi kalemleri kapsamaktadır.  Bölgesel Kalkınma Programı: 3,08 milyar TL ödenek tahsis edilmiş, 3,07 milyar TL harcama yapılmıştır. Harcama oranı %99,8’dir. Bu kalem, Kalkınma Ajansları ve bölgesel teşvik projeleri için ayrılmıştır.  Tüketicinin Korunması, Ürün ve Hizmetlerin Güvenliği Programı: 1,61 milyar TL ödenek verilmiş, 1,56 milyar TL’si harcanmıştır.  Yönetim ve Destek Programı: 1,47 milyar TL ödenek ayrılmış, 1,39 milyar TL harcanmıştır.  Program Dışı Giderler: 619 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2597 ‒ 44,4 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Bu kalem, hazine yardımları ve çeşitli transferleri kapsamaktadır. Kullanılmayan Ödenekler ve Kaynak Dengesizlikleri 2024 yılı bütçe uygulamalarında yaklaşık 2,96 milyar TL kullanılmayan ödenek bulunmaktadır. Özellikle mal ve hizmet alım giderlerinde (100,2 milyon TL) ve sermaye projelerinde (178,5 milyon TL) tam kapasite kullanım sağlanamamıştır. Bu durum, bazı yatırım projelerinin gecikmeli yürütülmesi, ihalelerde yaşanan iptaller veya fiziki gerçekleşme oranlarının düşüklüğü ile ilişkilendirilebilir. Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü bütçesinin yaklaşık %9’u, Milli Teknoloji Genel Müdürlüğü ödeneğinin ise %85’i yıl sonuna kadar kullanılamamıştır. 2024 yılı harcamalarının önemli bir bölümü, sanayi altyapısının güçlendirilmesi, Ar-Ge teşvikleri ve bölgesel kalkınma yatırımlarına yönlendirilmiştir.  Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü: 23,9 milyar TL harcama ile en yüksek gider kalemini oluşturmuştur. Bu tutar, yatırım teşvik belgeleri ve yabancı yatırım desteklerine yöneliktir.  Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü: 12,45 milyar TL harcama gerçekleştirmiştir. OSB altyapı yatırımları, kamulaştırmalar ve kredi destekleri bu kapsamda yer almıştır.  Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü: 5,34 milyar TL kaynak kullanımıyla bölgesel kalkınma projelerini desteklemiştir.  Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü: AB projeleri kapsamında 1,14 milyar TL harcama yapmıştır.  Milli Teknoloji Genel Müdürlüğü: 1,09 milyar TL ödeneğin yalnızca %14’ü (154,9 milyon TL) kullanılabilmiştir; bu durum, projelerin planlama veya uygulama aşamalarında aksaklıklar yaşandığına işaret etmektedir. 2024 yılı bütçe gerçekleşmeleri, Bakanlığın genel olarak yatırım ve teşvik odaklı bir politika izlediğini, sanayi üretimi ve bölgesel kalkınma önceliklerine ağırlık verdiğini göstermektedir. Ancak bütçe verileri, bazı temel sorun alanlarını da ortaya koymaktadır: 620 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2598 ‒  Planlama ve uygulama arasındaki uyumsuzluk: Bazı projelerde yüksek ödenek ayrılmasına rağmen yıl sonu itibarıyla harcama oranlarının düşük kalması, proje planlama süreçlerinde aksaklık olduğunu göstermektedir.  Sermaye giderlerinin azalması: 2023 yılında 5,3 milyar TL olan sermaye giderleri, 2024 yılında 3,17 milyar TL’ye gerilemiştir. Bu düşüş, sanayi yatırımlarında fiziki altyapı yatırımlarının hızının azaldığına işaret etmektedir.  Cari transferlerin aşırı artışı: 2023’e göre cari transferler yaklaşık %35 artarak 50,8 milyar TL’ye yükselmiştir. Bu durum, yatırım yerine nakdi desteklerin ön plana çıktığını göstermektedir.  Yeşil ve dijital dönüşüm projelerinde sınırlı ilerleme: Bakanlığın dijital dönüşüm, yeşil üretim ve sürdürülebilir sanayi politikalarına ilişkin ödenekleri düşük kalmıştır. Sonuç olarak, 2024 yılı kesin hesabı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ekonomik büyümeyi ve sanayi kapasitesini artırma hedeflerine kaynak aktarmada güçlü bir eğilim gösterdiğini, ancak bütçe planlama ve uygulama arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bakanlığın, 2025 ve sonrası dönemde yatırım verimliliği, proje tamamlama oranı, yeşil dönüşüm yatırımları ve dijital sanayi altyapısına yönelik kaynak tahsisini artırması; ayrıca kullanılmayan ödeneklerin nedenlerinin detaylı analiz edilmesi önem arz etmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye’nin üretim, yatırım ve teknoloji politikalarının belirlenmesinde kritik bir role sahiptir. Ancak 2024 yılı kesin hesabı incelendiğinde, Bakanlığın bütçesinin önemli bir kısmının yatırım ve üretim yerine transfer harcamalarına yöneldiği, planlanan birçok projenin ise tamamlanamadığı görülmektedir. Bu tablo, hem kamu kaynaklarının etkin kullanılmadığını hem de Bakanlığın stratejik hedefleriyle bütçe performansı arasında ciddi bir kopukluk bulunduğunu göstermektedir. 2024 yılında cari transferler 50,8 milyar TL’ye ulaşmıştır. Ancak bu transferlerin büyük bölümü, hangi kuruluşlara, hangi kriterlere göre ve hangi performans ölçütleriyle yapıldığı konusunda yeterli açıklama içermemektedir. 621 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2599 ‒ Bakanlık, bütçe raporlarında transferlerin “destek ve teşvik” adı altında toplandığını belirtmekle yetinmiş; bu kaynakların hangi illere, hangi sektörlere veya hangi büyüklükteki işletmelere aktarıldığını detaylandırmamıştır. Bu durum, kamu kaynaklarının şeffaf, hesap verebilir ve denetlenebilir bir biçimde kullanılmadığına dair güçlü bir izlenim yaratmaktadır. Sayıştay denetimlerinde de benzer şekilde, bazı teşvik programlarında “gerçekleşme kriterlerinin belirsizliği” vurgulanmıştır. Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü ve KOSGEB bütçeleriyle yürütülen bölgesel kalkınma desteklerinde bölgesel dengesizlikler sürmektedir. Kaynakların büyük bölümü yine gelişmiş sanayi bölgelerine yönlendirilirken, az gelişmiş illerdeki projeler düşük bütçelerle sınırlı kalmıştır. KOBİ’lerin dijital dönüşümünü destekleyen projelere ayrılan pay oldukça sınırlı olup, mikro işletmelerin teknolojiye erişimi açısından kayda değer bir iyileşme sağlanamamıştır. Bu bağlamda; bütçe kaynaklarının yatırım ve kalkınmaya yönelik olması gerekirken transfer odaklı bütçe kullanımı kaynakların israfına neden olmaktadır. KOBİ’lerin dijital dönüşümüne özel destek programları ayrılmalı, bu projelere somut performans ölçütleri getirilmelidir. Yeşil dönüşüm ve yenilenebilir enerji yatırımları için ayrı bütçe kalemleri oluşturulmalıdır. Ar-Ge fonları daha geniş tabana yayılmalı, büyük firmalar yerine yenilikçi girişimler öncelikli olmalıdır. Bölgesel kalkınma kaynakları adil biçimde dağıtılmalıdır. 4.9. TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2024 yılına ilişkin Sayıştay denetimi, Bakanlığın mali yönetim, muhasebe süreçleri, alacak kayıtları, taşınır-taşınmaz işlemleri ve tarımsal destek mekanizmalarında süregelen yapısal sorunları bir kez daha gözler önüne sermiştir. Raporun 622 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2600 ‒ bütünsel değerlendirmesi, Bakanlığın 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun öngördüğü mali saydamlık, hesap verebilirlik ve güvenilir raporlama yükümlülüklerini yerine getirme konusunda önemli eksiklikler barındırdığını ortaya koymaktadır. Özellikle alacak yönetimi, destek geri dönüşleri, kira ve ecrimisil süreçleri, stok yönetimi ve bazı büyük bütçe kalemlerine ilişkin muhasebeleştirme hataları, kurum içinde etkili bir iç kontrol mekanizmasının henüz tesis edilemediğini göstermektedir. Sayıştay’ın ilk tespitlerinden biri, çevre idari para cezalarında olduğu gibi Bakanlık bünyesinde de farklı kalemlerden doğan kişilerden ve personelden alacakların doğru hesaplarda izlenmediği yönündedir. 140 “Kişilerden Alacaklar” ve 141 “Personelden Alacaklar” hesaplarının hem yanlış kullanıldığı hem de bazı birimlerde hiç kullanılmadığı görülmüştür. Bu durum, özellikle tarımsal destekleme fazladan ödemeleri, fazla yatan maaşlar, iade alınması gereken avanslar ve çeşitli yanlış ödeme düzeltmeleri açısından büyük önem taşımaktadır. Sayıştay, bir kısım alacakların doğrudan gelir hesabına yazıldığını, bir kısmının ise hiç kaydedilmediği için sistemde görünmediğini belirtmiştir. Böyle bir uygulama, alacak yaşlandırma analizlerinin yapılamamasına, tahsilat takibinin sağlıklı yapılmamasına ve sonuç olarak kamu zararına yol açabilecek bir boşluğa sebep olmaktadır. Denetim ayrıca, Bakanlığın bu sorunu önceki yıllarda da tespit ettiği, ancak düzeltme yükümlülüklerinin yerine getirilmediğini vurgulamaktadır. Raporun en önemli bulgularından biri, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nün arazi iade işlemleri ve taşınmaz satışlarına ilişkin mali kayıtların eksikliği ile ilgilidir. Sayıştay, iade edilmesi gereken bazı arazi bedellerinin alacak kaydının hiç yapılmadığını, bazı taşınmaz satış bedellerinin gelir hesaplarına yanlış yansıtıldığını ve düzeltme fişlerinin eksik bırakıldığını tespit etmiştir. Bu durum, Bakanlığın en yüksek parasal hacme sahip faaliyetlerinden biri olan arazi yönetiminde mali raporlamanın gerçeği yansıtmasını engellemekte, ayrıca kamu kaynaklarının izlenebilirliğini zayıflatmaktadır. Rapor; arazi iade işlemlerinde net rakamların belirlenememesinin, hem idari sorumluluk hem de mali saydamlık açısından kabul edilemez olduğunu vurgulamaktadır. Nitekim bu tür işlemlerde hesap hatalarının milyonlarca liralık sapmalara yol açtığı da belirtilmektedir. Tarımsal desteklemelere ilişkin bulgular da dikkat çekicidir. Fazla veya hatalı yapılan destek ödemelerinin geri dönüşlerinin muhasebeleştirilmesinde sistematik hatalar bulunmaktadır. Sayıştay, bazı geri ödeme tahsilatlarının doğrudan gelir hesaplarına işlendiğini, ancak ilgili alacak kaydının kapatılmadığını; bazı destek geri dönüşlerinin ise hiç 623 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2601 ‒ muhasebeleştirilmediğini saptamıştır. Bu uygulama, hem tarımsal desteklerin etkinliğinin ölçülmesini hem de bütçe disiplininin sağlanmasını engellemektedir. Ayrıca denetim, destekleme bütçesinin büyüklüğü dikkate alındığında—ki destekler Tarım Bakanlığı bütçesinin en önemli kalemini oluşturmaktadır—bu tür hataların mali tabloların bütünlüğü üzerinde ciddi kırılmalar oluşturduğunu belirtmektedir. Bakanlığın stok ve taşınır yönetiminde de ciddi eksiklikler tespit edilmiştir. Taşınır Kayıt ve Yönetim Sistemi’nin birçok birimde mevzuata uygun işletilmediği, sayım sonuçlarıyla sistemdeki kayıtların uyuşmadığı, bazı depolarda manuel kayıt tutulduğu ve bazı malzemelerin fiili stokta bulunmadığı halde sistemde kayıtlı göründüğü belirlenmiştir. Özellikle hayvan sağlığı ilaçları, afet ekipmanları ve laboratuvar sarf malzemeleri gibi kritik taşınırların gerçek stok seviyelerinin belirlenememesi, Bakanlığın operasyonel kapasitesi açısından doğrudan risk oluşturmaktadır. Bu bulgu, hem 150 sayılı Taşınır Yönetmeliği'ne hem de kamu kaynaklarının etkin kullanılmasını amaçlayan 5018 sayılı Kanuna aykırıdır. Sayıştay’ın üzerinde durduğu bir diğer önemli başlık, kira, ecrimisil, mera tahsis ücretleri ve orman ürünleri satış gelirleri gibi kamu alacaklarının tahakkuk ve tahsil süreçlerindeki eksikliklerdir. Denetim, bazı kira sözleşmelerinde tahakkuk etmesi gereken bedellerin hesaplara yansıtılmadığını, bazı ecrimisil alacaklarının geç tahakkuk ettirildiğini veya hiç tahakkuk ettirilmediğini ortaya koymuştur. Mera tahsis gelirlerinde ise bazı illerde tahsilatların gerçeği yansıtmadığı, bazı borçların zamanaşımına uğradığı ve veri tutarlılığının sağlanamadığı tespit edilmiştir. Bu eksiklikler yalnızca gelir kaybına değil, bütçe gelir kalemlerinin doğruluğuna yönelik risklere de işaret etmektedir. Raporun dikkat çeken bulgularından biri de Bakanlığın önceki yıllardan taşınan sorunları çözme konusundaki yetersizliğidir. Sayıştay’ın izleme tablosu, önceki yıl bulgularının önemli bir bölümünün “yerine getirilmediğini” göstermektedir. Özellikle alacak yönetimi, destek geri dönüşleri ve taşınır kayıtları gibi kritik alanlarda sorunlar kronikleşmiştir. Sayıştay, bu durumun Bakanlık iç kontrol sisteminin yetersizliğine işaret ettiğini ve iç denetim mekanizmalarının yeterince işletilmediğini belirtmektedir. Bulguların yıllardır kapanmaması, yalnızca teknik bir sorun değil, aynı zamanda yönetimsel bir zaafiyet olarak değerlendirilmiştir. 2024 KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2024 yılı kesin hesap verileri, tarım sektörünün en kritik alanlarında ciddi bütçe yönetim sorunlarının sürdüğüne işaret etmektedir. Kesin hesap tabloları, 624 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2602 ‒ yıl boyunca yaşanan kuraklık, su yetersizliği, girdi maliyetlerindeki sert artış, hayvancılık krizleri ve artan ithalat bağımlılığı gibi sorunlara rağmen Bakanlığın sahip olduğu kaynakların tamamını kullanamadığını göstermektedir. Toplam 310,5 milyar TL ödeneğe karşılık, 305,5 milyar TL harcama yapılmış; tam 4.993.915.986 TL kaynak yıl sonunda kullanılmadan bırakılmıştır. Tarım gibi doğrudan üretici gelirlerini, gıda fiyatlarını ve ülkenin stratejik güvenliğini ilgilendiren bir alanda 5 milyar TL’ye yakın kaynağın kullanılmaması, bütçe planlaması ile gerçek saha ihtiyaçları arasındaki koordine eksikliğini ortaya koymaktadır. 625 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2603 ‒ Kesin hesap verileri program bazında incelendiğinde, “Ormanların ve Doğanın Korunması ile Sürdürülebilir Yönetimi” programında toplam 1.010.095.000 TL ödenek kullanılabildiği, buna karşın 51.317.086 TL kaynağın harcanmadan kaldığı görülmektedir. 2024’te orman yangınlarının arttığı, hava araçları kapasitesinin yeniden tartışıldığı, yangın sezonunda hem teknik ekipman hem personel eksikliği yaşandığı düşünüldüğünde, 51 milyon TL’lik kullanılmayan ödenek, planlama hatasının ötesinde bir sorun olduğunu göstermektedir. Yangın riskinin arttığı bir dönemde ayrılan kaynağın tam kullanılamaması, orman koruma politikalarının bütçe temelli zayıflığını açıkça ortaya koymaktadır. “Toprak ve Su Kaynaklarının Kullanımı ve Yönetimi” programında da benzer bir tablo mevcuttur. Su kaynaklarının hızla azaldığı, yeraltı sularının aşırı çekildiği, baraj doluluklarının düşüş gösterdiği bir yılda, programa ayrılan ödenekten 48.384.758 TL harcanamamıştır. Türkiye’nin birçok bölgesinde sulama birlikleri altyapı eksikliği nedeniyle üreticilere düzenli su veremezken, hidrolojik baskının arttığı bir dönemde bu kaynağın kullanılmaması hem su yönetimi hem de tarımsal üretim açısından kritik bir eksikliktir. En dikkat çekici bütçe yürütme sorunu ise “Kırsal Kalkınma” programında görülmektedir. 2024’te tarımsal üretim maliyetlerinin yükselmesi, genç çiftçi kaybı, kırsalda gelir düşüşü ve üretimden kopuş hızlanırken, programa ayrılan ödenekten 283.647.158 TL yıl sonunda atıl kalmıştır. Bu kalem; kırsal altyapı, IPARD eş finansmanı, genç çiftçi destekleri, tarımsal makine yatırımları gibi kritik başlıkları içerdiği için, kullanılmayan her kuruş, doğrudan kırsaldaki üreticiye verilmeyen bir destek anlamına gelmektedir. Bakanlığın idari yapısını güçlendirmesi gereken “Yönetim ve Destek Programı” da yüksek oranda harcama yetersizliği olan alanlardan biridir. Programa tahsis edilen ödenekten 513.272.077 TL harcanmamıştır. Bu tutar, Bakanlığın kendi kurumsal kapasitesi, denetim yapısı, bilgi sistemleri, teknik personel istihdamı ve laboratuvar altyapısı gibi yapısal unsurların geliştirilmesinin ertelenmesine yol açmıştır. Kurumsal kapasitenin zayıf kalması, Sayıştay’ın da belirttiği üzere hem çevre cezalarının tahsilatında hem de tarımsal desteklerde izleme- değerlendirme süreçlerinde ciddi boşluklara neden olmaktadır. Diğer taraftan “Tüketicinin Korunması, Ürün ve Hizmetlerin Güvenliği ve Standardizasyonu” programında 304.104.394 TL, “Turizmin Geliştirilmesi” programında ise 135.563.379 TL ‘nin kullanılmaması dikkat çekicidir. Gıda güvenliğinde artan ithalat, pestisit kalıntıları, taklit-tağşiş skandalları ve üretici-tüketici arasındaki fiyat makasının açıldığı 626 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2604 ‒ bir dönemde, tüketici güvenliği için ayrılmış kaynağın tam kullanılamaması, sektör denetimlerinin yetersizliğine işaret etmektedir. 4.10. ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ Sayıştay’ın 2024 yılı denetimi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hem mali yönetiminde hem de doğal varlıkların idaresinde süregelen yapısal zafiyetleri net bir biçimde ortaya koymaktadır. Raporda görülen ilk ve en kritik tespit, çevre idari para cezalarının tahakkuk kayıtlarının yapılmaması ve bu nedenle faaliyet alacakları hesap grubunda izlenmemesidir. Çevre Kanunu uyarınca kesilen idari para cezaları kamu geliri niteliğindedir ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu gereği tahsil edilip edilmediğine bakılmaksızın zamanında muhasebe sistemine kaydedilmek zorundadır. Ancak Sayıştay'ın bulguları, Bakanlığın çevreyi kirleten işletmelere uyguladığı cezaların tamamının değil yalnızca tahsil edilen kısmının kaydedildiğini, tahakkuk kaydı yapılmadığı için yıllık toplam ceza miktarının ve tahsilat oranının dahi hesaplanamadığını göstermektedir. Dahası, denetim raporunda 2023 yılına ilişkin aynı bulgunun “yerine getirilmediği” açıkça belirtilmiş; sorunun süreklilik arz eden yapısal bir eksiklik olduğu tescil edilmiştir. Raporda yer alan bir diğer önemli bulgu, doğal sit alanları ve günübirlik kullanım bölgelerinin kiralanmasına ilişkin sözleşmelerde hukuka aykırı hükümler bulunmasıdır. Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından pazarlık usulüyle yapılan kiralamalarda, Bakanlık olurlarında yer alan hükümler ile sözleşmeler arasındaki tutarsızlıklar tespit edilmiştir. Bu aykırılıklar, 1 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve ilgili yönetmeliklerde açıkça tanımlanan süreçlerin dışına çıkıldığını göstermekte, doğal alanların korunması gereken kamusal niteliğinin ticari kullanıma dönüştüğü izlenimini vermektedir. Sayıştay’ın aktardığı üzere, bazı sözleşmelere amacına aykırı hükümler eklenmiş; pazarlık usulü, istisnai bir yöntem olması gerekirken neredeyse olağan bir kiralama aracı hâline gelmiştir. Bakanlığın mali raporlamasında yer alan bulgular ise kurumsal kapasite açısından daha derin bir soruna işaret etmektedir. Sayıştay’ın tespitine göre, Döner Sermaye İşletmesi tarafından Bakanlık adına alınan 237.067.918,22 TL tutarındaki varlık, Bakanlığın bilançosunda doğru hesaplara işlenmemiştir. Bu tutarın 57.480.825,10 TL’si bina alımları ve bakım-onarım gideri, 179.587.093,12 TL’si ise yazılım ve "hak" bedelleridir. Varlıkların önemli bir kısmı 252 – Binalar Hesabı ve 260 – Haklar Hesabında eksik veya yanlış gösterilmiş, bu nedenle 932 ve 627 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2605 ‒ 933 hesapların dipnotlarında varlık kalemleri hatalı görünmüştür. Bu tür bir eksiklik, mali tabloların doğruluğunu zedelemekle kalmaz; çevresel faaliyetlere yönelik yatırımların izlenebilirliğini, dijital çevre izleme sistemlerinin takibini ve kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına ilişkin hesap verilebilirliği ciddi biçimde zayıflatır. Sayıştay, raporun ilgili bölümlerinde bakanlığın bu hataları fark ettikten sonra Muhasebat Genel Müdürlüğüne düzeltme yazısı gönderdiğini, ancak düzeltme işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığına ilişkin somut kanıt bulunmadığını belirtmiştir. Mali tabloların gerçeği yansıtmaması, özellikle çevre yatırımlarının performans değerlendirmesinde büyük bir belirsizlik doğurmakta; bütçe – çıktı ilişkisini net şekilde analiz etmeyi imkânsız hâle getirmektedir. Denetim bulguları ayrıca önceki yıllarda tespit edilen eksikliklerin 2024 yılında da çözülemediğini ortaya koymaktadır. İzleme tablosu incelendiğinde, çevre idari para cezalarına ilişkin bulgunun 2023 yılında da yer aldığı, gerekli düzenlemelerin hâlâ yapılmadığı ve bu bulgunun “yerine getirilmediği” açıkça belirtilmiştir. Benzer şekilde, doğal sit alanlarının kiralanmasına dair hukuka aykırılıklar önceki yıllarda da Sayıştay tarafından dile getirilmiş; ancak bu konuda da bir ilerleme sağlanamadığı anlaşılmaktadır. 2024 KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ 628 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2606 ‒ 2024 yılı kesin hesabı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı açısından sadece teknik bir mali tablo değil; aynı zamanda Türkiye’nin kentleşme, deprem sonrası yeniden yapılanma, iklim krizi ve çevre yönetimi konularında nasıl bir yol izlediğini gösteren siyasi bir röntgen filmi niteliğinde. Rakamlar dikkatle incelendiğinde, Bakanlığın yıl içinde kullanımına sunulan toplam 417,7 milyar TL ödeneğe karşılık 407,7 milyar TL harcama yaptığı, yani yaklaşık 9 milyar 944 milyon TL’lik kaynağın yıl sonunda hiç kullanılmadan Hazine’ye döndüğü görülüyor. Yüksek enflasyon, deprem sonrası ağır finansman ihtiyacı, derinleşen su ve iklim krizinin yaşandığı bir yılda bu büyüklükte bir kaynağın atıl kalması, ekonomi yönetimi açısından “tasarruf” değil, doğrudan yönetim kapasitesi sorunu anlamına geliyor. Klasik bütçe tekniğiyle bakıldığında kullanılmayan ödenek oranı toplam ödeneğin yaklaşık %2,4’üne denk geliyor; ancak hangi programlarda, hangi risk alanlarında bu kaynağın kullanılmadığına baktığımızda problem çok daha büyüyor. Örnek olarak, Bakanlığın ana omurgasını oluşturan “Şehircilik ve Risk Odaklı Bütünleşik Afet Yönetimi” programı. 2024 yılında bu programın toplam ödeneği 154 milyar 35 milyon 595 bin TL, fiili harcaması ise 149 milyar 713 milyon 677 bin TL olarak gerçekleşmiş; 4 milyar 321 629 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2607 ‒ milyon 918 bin TL ise yıl sonu itibarıyla kullanılmamış. Yani 6 Şubat depremlerinin üzerinden bir yıl geçmiş, yüz binlerce insan hâlâ kalıcı konuta erişememiş, deprem bölgesinde altyapı ve sosyal rehabilitasyon eksikleri sürerken, afet yönetimi programının tek başına toplam kullanılmayan ödeneğin yaklaşık %43,5’ine sahip olduğu bir tabloyla karşı karşıyayız. Borçlanıp faiz ödediğimiz, dolaylı vergilerle vatandaşa yük bindirdiğimiz bir yılda, afet programında milyarlarca liranın masada bırakılması ne iktisadi akılla ne de kamu yararıyla bağdaşır. İkinci büyük odak, Türkiye’nin geleceğini belirleyecek enerji, iklim ve doğal varlıklar alanı. Enerji Arz Güvenliği, Verimliliği ve Enerji Piyasası programında 2024 yılı toplam ödeneği 5 milyar 357 milyon 288 bin TL, harcama 4 milyar 287 milyon 850 bin TL, kullanılmayan ödenek ise 1 milyar 69 milyon 438 bin TL. Yani enerji fiyatları, dışa bağımlılık ve yenilenebilir dönüşümün en yoğun tartışıldığı bir yılda bu programdaki ödeneğin yaklaşık %20’si hiç kullanılmamış durumda. Çevre ve iklim boyutuna geçtiğimizde “Sürdürülebilir Çevre ve İklim Değişikliği” programı için 2024’te toplam 12 milyar 784 milyon 586 bin TL ödenek ayrılmış, bunun 12 milyar 269 milyon 771 bin TL’si harcanmış; 514 milyon 815 bin TL ise kullanılmamış. Kağıt üzerinde “iklim değişikliğiyle mücadele, hava kalitesi, atık yönetimi, su ve toprak kirliliğiyle mücadele” gibi kritik başlıkların finansmanı için ayrılmış bu kaynağın yarım milyar liralık kısmının atıl kalması, Emisyon Ticaret Sistemi’nin hazırlık sürecinde olduğumuz, sanayi ve belediyelerin uyum yatırımları için desteğe en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde ciddi bir tutarsızlıktır. 4.11. ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporu, ülkenin ulaştırma ve haberleşme omurgasını yöneten bir kurumun mali yönetiminde hâlâ kapanmayan yapısal açıklar bulunduğunu gösteriyor. Başlangıç ödeneği 369,1 milyar TL olan bütçe yıl içinde revizyonlarla 377,7 milyar TL’ye çıkmış; yıl sonu harcaması 345,7 milyar TL olmuştur (ödenek kullanım oranı %91,5). Dağılımın omurgası sermaye transferleri (150,3 milyar TL) ve cari transferlerdir (112,8 milyar TL); sermaye giderleri ise 79,6 milyar TL’de kalmıştır. Personel ve SGK primleri toplamı yaklaşık 2,85 milyar TL, mal-hizmet alımları ise sadece 160,7 milyon TL’dir. Bu yapı, “yatırımı doğrudan yapmak” ile “kaynağı başka yerlere aktarmak” arasındaki tercihin hâlâ transfer tarafında ağır bastığını düşündürmektedir. 630 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2608 ‒ Raporun iç kontrol ve muhasebe başlıklarında ortaya çıkan hatalar, rakamların arka planındaki zafiyeti somutlaştırıyor: tecilli/tehirli alacakların 122-222 hesaplarda izlenmemesi (Bulgu 1), geçici kabulü yapılmış metro araçlarının 258’te bekletilip 254 Taşıtlar’a aktarılamaması (Bulgu 2), kamulaştırılan arazi-arsaların 250 yerine 258’te tutulması ve tahsisli taşınmazların kayıtlarında 560,7 milyar TL’lik devasa uyumsuzluk (250/251/252 ile 500.12 yardımcı hesabı arasında) (Bulgu 3), yazılım/lisans gibi maddi olmayan varlıkların 260 yerine doğrudan giderleştirilmesi (Bulgu 4), müşavirlik ödemelerinin 258’e yazılması (Bulgu 5). “Diğer bulgular” arasında Bakanlık spor kulübü tesis giderlerinin bütçeden karşılanması, bazı yapım ve hizmet ihalelerinde dokümana aykırı hükümler, alacakların takibinden sorumlu bir birim olmaması ve fesih sonrası sigorta işlemlerinin yapılmaması da yer alıyor. Bu durum, “hesap planı var ama planlı hesap yok” duygusunu güçlendirmektedir. Gelir tarafında ise Bakanlığın Evrensel Hizmet Gelirleri kapsamında 7,89 milyar TL, Evrensel Posta Hizmeti Geliri kapsamında 1,29 milyar TL elde ettiği; faaliyet gelirleri- giderleri dengesi enflasyon düzeltmesiyle -108,1 milyar TL sonuç verdiği görülmektedir. Burada da soru nettir: Evrensel hizmet adıyla toplanan kaynaklar, evrensel kaliteye dönüşüyor mu? Yoksa ağdaki boşlukları kapatmak yerine muhasebede “geniş bant” mı açıyor?  Kaynak dağılımı şeffaf sonuç üretmiyor. Sermaye transferlerinin, sermaye giderlerini sistematik biçimde geride bırakması; “yatırımı kendin yapmak” yerine “kaynak aktarmayı tercih etme” refleksinin sürdüğünü gösteriyor. Bu yaklaşım, yatırımın kalitesine ve kamuya bedeline ilişkin ölçülebilir performans beklentisini zayıflatmaktadır.  Muhasebe disiplini kırılgan. Taşınır-taşınmaz ve maddi/maddi olmayan varlık kayıtlarındaki hatalar yalnızca teknik ayrıntı değildir; mali tabloların doğruluğu ve güvenilirliği üzerinde doğrudan risk üretir. 500.12 ile 250/251/252 arasındaki yüz milyarlar düzeyindeki uyumsuzluk, kamunun mal varlığını sağlıklı izleyemediğine işarettir.  İç kontrol zayıflıkları politika riskine dönüşüyor. Tecilli/tehirli alacakların takipsizliği, müşavirlik ödemelerinin hatalı sınıflandırılması ve ihalelerde dokümana aykırı hükümler; kamu zararına ve gecikmiş projelere zemin hazırlar. Bu tablo, “inşaata hız, hesapta yavaşlık” çelişkisini güçlendirmektedir. 631 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2609 ‒ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, ülkenin büyüme iddiasının taşıyıcı kolonuysa, kolonun demiri şeffaflık ve hesap verebilirlik olmalıdır. Transfer ağırlığını azaltıp sermaye giderlerinde nitelikli, zamanında ve performans şartlı yatırımı öne almak; taşınır-taşınmaz envanterini tam ve doğru muhasebeleştirmek; evrensel hizmet gelirlerini ölçülebilir çıktı ile eşlemek ve denetim bulgularını takvimli düzeltme planı ile kapatmak zorunludur. Aksi halde bütçe büyür, hesap hataları da projelerle birlikte büyür; yol uzar, vatandaşın güveni kısalır. 2024 KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın 2024 yılı kesin hesap raporu, ülkemizin kamu kaynaklarının yönetiminde ciddi sorunlar olduğunu gözler önüne sermektedir. Sermaye giderlerinde 17,9 milyar TL, sermaye transferlerinde ise tam 9,05 milyar TL kullanılmamış olması ve giderlerin dağılımı ile ödeneklerin kullanım oranları incelendiğinde, kaynakların etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Bu durum, halkımızın vergilerinin israf edilmesi riski doğurmakta ve ülkemizin kalkınma hedeflerini sekteye uğratmaktadır. Bu kadar büyük kaynak, bakanlığın elinde atıl kalabiliyorsa, ülkemiz neden hâlâ altyapı eksiklikleriyle boğuşmaktadır? Öncelikle, ödenek kullanımında ciddi dengesizlikler göze çarpmaktadır. Rapora göre, sermaye giderleri için ayrılan 97,5 milyar TL ödeneğin yaklaşık 17,9 milyar TL’si kullanılmamışken, sermaye transferleri için ayrılan 159,3 milyar TL'nin 9,05 milyar TL’si de aynı şekilde atıl kalmıştır. Kamu yatırımlarında bu denli büyük meblağların kullanılmaması, planlama eksikliğini işaret etmektedir. Örneğin, sermaye transferlerinde “kurum, işletme ve hane halkına yapılan transferlerde” yaklaşık 6 milyar TL’lik ödenek kullanılmamış olup, bu kalemlerin daha detaylı incelenmesi zorunlu hale gelmiştir. Bunun yanında, bazı kalemlerde kaynakların adaletsiz dağılımı dikkat çekmektedir. Örneğin, program bazında incelendiğinde, demiryolu ulaşımı için ayrılan 93 milyar TL'nin 78,6 milyar TL’si kullanılmış olsa da kombine taşımacılık ve lojistik gibi stratejik önemi olan alanlarda sadece 86,5 milyon TL harcama yapılmıştır. Bu durum, bakanlığın kaynakları dengeli bir şekilde dağıtmak yerine, belli alanlara yoğunlaşarak çeşitliliği ihmal ettiğini göstermektedir. Oysa ülkemizin ulaştırma alanındaki rekabet gücünü artırmak için kombine taşımacılık ve lojistiğe daha fazla yatırım yapılması gerekmektedir. Taşımada modal dengeyi gözetmeyen, iş yapmayı bilmeyen bir anlayışla ulaşımı ve lojistiği geleceğe taşıyamayız. 632 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2610 ‒ Hizmet alım giderlerindeki yüksek âtıl kapasite ise başka bir dikkat çekici konudur. Hizmet alım giderleri için ayrılan 3,65 milyar TL ödeneğin yalnızca 160,7 milyon TL’si kullanılmış, geri kalanı âtıl kalmıştır. Bu, kamu-özel sektör iş birliklerinde ya da projelerin zamanında tamamlanmasında ciddi sorunlar yaşandığını işaret etmektedir. Hizmet alımlarında planlama eksikliği, kamunun yüklenicilere olan güvenilirliğini zedeleyebilir ve gelecekteki projelerde ek maliyetlere yol açabilir. Ayrıca, raporda şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından eksiklikler bulunmaktadır. Bütçenin ekonomik sınıflandırmalara göre detaylı bir şekilde verilmiş olmasına rağmen, harcamaların sonuçlarına dair somut performans göstergelerine yer verilmemiştir. Bu, yapılan harcamaların kamuya ne derece fayda sağladığının ölçülmesini zorlaştırmaktadır. Halkın ödediği vergilerin karşılığında ne elde ettiği konusunda belirsizlikler vardır. Son olarak, geçmiş yıllardan devreden ödeneklerin büyüklüğü dikkat çekmektedir. 2024 yılında geçen yıldan devreden 7 milyar TL’nin yanı sıra, yaklaşık 3,8 milyar TL yedek ödenek de kullanılmamıştır. Bu, mevcut kaynakların doğru zamanda ve doğru alanlara yönlendirilemediğini göstermektedir. Bu kadar büyük miktarda kaynak kullanılamıyorsa, planlamadaki eksikliklerin bir an önce giderilmesi gerekmektedir. Özetle, 2024 yılı kesin hesap raporu, kaynakların etkin yönetilemediğini ve kamu maliyesinin daha sıkı bir şekilde denetlenmesi gerektiğini göstermektedir. Bakanlık, daha şeffaf ve hesap verebilir bir bütçe yönetimi benimsemeli, kaynak israfını önleyecek adımları atmalıdır. Halkın refahını artıracak somut yatırımlara yönelmek, gelecekte benzer kayıpların önüne geçilmesi için elzemdir. 4.12. ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2024 raporu, bütçe mimarisinin ağırlığını “günlük işletme”ye verdiğini, yatırımı ise sınırlı tuttuğunu gösteriyor. Başlangıç ödeneği 48,32 milyar TL iken yıl içi düzeltmelerle 40,88 milyar TL’ye inmiş; yıl sonu harcaması 38,18 milyar TL olmuştur (kullanım oranı %93). Merkez harcaması 32,11 milyar TL iken, MAPEG, MTA ve TENMAK’a ayrılan 8,40 milyar TL transferin %72,19’u (6,07 milyar TL) gerçekleşebilmiştir; özellikle MAPEG’te gerçekleşme %38, TENMAK’ta %52’de kalmıştır. Bu tablo, bağlı/ilgili 633 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2611 ‒ kuruluşlara yüksek kaynak taahhüt edilirken projelerin sahada aynı hızla ilerlemediğini düşündürmektedir. Ekonomik sınıflamada resim daha net: Mal ve hizmet alımları 26,78 milyar TL ile toplam harcamanın açık ara en büyük kalemi; bunun da 26,63 milyar TL’si “Genel Aydınlatma” gideridir. Cari transferler 8,21 milyar TL, sermaye transferleri 2,15 milyar TL iken, Bakanlığın kendi sermaye gideri sadece 53,38 milyon TL’de kalmıştır. Personel (867,4 milyon TL) ve SGK primi (108,6 milyon TL) toplamı bile, aydınlatma faturasının yanında küçük kalmaktadır. Bu dağılım, “yatırımı doğrudan yapmak” yerine “işletme giderini karşılamak” ekseninin ağır bastığını teyit etmektedir. Yatırım programı verileri de aynı yönde: 2024’te yatırımlar için ayrılan toplam 90,63 milyon TL ödeneğin %58,89’u harcanmıştır. Enerji sektörü projelerinde gerçekleşme %61,47 iken, kamulaştırmada %14,8’de kalınmıştır. Bu oranlar, proje olgunlaştırma ve kamulaştırma takvimlerinin hâlâ yatırımın zayıf halkası olduğunu göstermektedir. Mali tablolar tarafında gelir-gider dengesi serttir: Gider 38,21 milyar TL, brüt gelir 12,56 milyar TL, ret-iade sonrası net gelir 11,97 milyar TL; enflasyon düzeltmesi dâhil dönem faaliyet sonucu -26,20 milyar TL’dir. Gelirin ana kaynağı “diğer gelirler” başlığıdır; vergi/teşebbüs payı sınırlı kalmıştır. Bu yapı, Bakanlığın bütçesini doğrudan yatırım/gelir yaratma aracı olmaktan çok sistem maliyetini üstlenen bir “geçiş bütçesi”ne dönüştürmektedir. Sayıştay’ın iç kontrol ve denetim görüşü bu yıl olumludur; mali rapor ve tabloların “tüm önemli yönleriyle doğru ve güvenilir” olduğu ifade edilmiştir. Bu olumlu görüş, muhasebe/raporlama zemininin toparlandığını gösterse de bütçe tercihlerinin yarattığı politika sorunlarını ortadan kaldırmamaktadır.  Aydınlatma gideri bütçeyi gölgede bırakıyor. 26,6 milyarlık genel aydınlatma, neredeyse tüm mal-hizmet kalemini yutuyor; aynı yılın sermaye gideri 53 milyon TL’de kalıyorsa, bu tercih ülkenin enerji dönüşümünü erteleyen bir konfor alanına işaret eder. Yolu aydınlatıyoruz ama enerji geleceğini karartıyoruz.  Bağlı kuruluşlara yüksek ödenek, düşük gerçekleşme. MAPEG’te %38, TENMAK’ta %52 gerçekleşme, proje yönetimi ve satın alma takvimlerinin zayıf olduğuna işaret eder; ödenek var, ilerleme sınırlı. Bu gecikmeler enerji arz güvenliği ve madencilikte politika riskidir. 634 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2612 ‒  Yatırım yerine işletme odaklı kompozisyon. Cari/işletme ağırlığı büyürken, kamulaştırma ve çekirdek yatırım kalemleri düşük gerçekleşiyor; bu, “bugünü çevirmek” için yarının kapasitesinden fedakârlıktır.  Büyük açık, küçük kaldıraç. -26,2 milyarlık faaliyet sonucu; harcamanın etkiyle değil maliyetle büyüdüğünü gösterir. Bu, yatırımın çarpan etkisini zayıflatan bir bütçe tasarımıdır. Aydınlatma maliyetini hedefli tasarruf ve verimlilik projeleriyle kademeli düşürmek; sermaye giderlerini şebeke modernizasyonu, depolama, yerli ekipman ve AR-GE lehine artırmak; bağlı kuruluş transferlerini zaman-maliyet-kapsam performans şartlarına bağlamak; yatırım programında kamulaştırma-proje olgunlaştırma süreçlerini hızlandırmak artık zorunludur. Sayıştay’ın olumlu görüşü kıymetlidir; şimdi bu zemini yatırım kalitesini yükselten bir bütçe mimarisine çevirmek gerekir. Aksi halde bütçe büyür, enerji dönüşümü yerinde sayar. 2024 KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2024 yılı bütçe uygulama sonuçları, kamu kaynaklarının yönetiminde ciddi planlama ve uygulama sorunlarına işaret etmektedir. Hem bütçe ödeneklerinin kullanım oranları hem de harcama kalemlerindeki dengesizlikler, enerji ve doğal kaynakların verimli yönetimi konusundaki endişeleri artırmaktadır. 2024 bütçe kesin hesap raporu, hükümetin enerji yönetimindeki beceriksizliğini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Ülkenin enerji güvenliği tehdit altındayken, 37 milyon TL gibi bir kaynak kullanılamamıştır. İklim değişikliği ve çevresel sürdürülebilirlik gibi hayati meselelerde 1,37 milyon TL ayrılan bütçenin yalnızca 832 bin TL’si harcanmış; bu yalnızca bir ihmal değil, bir aymazlıktır! Öncelikle, bütçe başlangıç ödeneği ile fiili harcamalar arasındaki farklar, kaynakların planlanan şekilde kullanılmadığını göstermektedir. Örneğin, Enerji Arz Güvenliği, Verimliliği ve Enerji Piyasası programına ayrılan 4,15 milyar TL’lik ödeneğin yalnızca 4,11 milyar TL’si harcanmıştır; kalan 37,3 milyon TL kullanılmamıştır. Enerji arz güvenliği gibi stratejik önemi yüksek bir alanda yapılan uygulamaların daha fazla kaynağa ihtiyacı vardır. İklim değişikliği ve çevre yönetimi konusundaki ihmaller de raporda açıkça görülmektedir. Sürdürülebilir Çevre ve İklim Değişikliği başlığı altında sadece 832 bin TL harcama yapılmış, 635 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2613 ‒ başlangıç ödeneği olan 1,37 milyon TL’nin büyük kısmı kullanılmamıştır. Bu durum, Türkiye'nin çevresel sürdürülebilirlik ve iklim kriziyle mücadelede yeterince çaba göstermediğini ortaya koymaktadır. Bir diğer husus ise, yerel yönetimlere yapılan transferlerin büyüklüğü olmuştur. Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi programına ayrılan 26,88 milyar TL’nin neredeyse tamamı harcanmıştır. Ancak bu harcamaların etkinliği ve somut sonuçlarıyla ilgili detaylı bilgilere açık kaynaklarda ulaşmak mümkün değildir. Şeffaflık eksikliği, bu kaynakların gerçekten kamu yararına kullanılıp kullanılmadığı konusunda şüphe uyandırmaktadır. Ayrıca, sermaye giderlerinde düşük kullanım oranları göze çarpmaktadır. Bakanlık, sermaye giderleri için 90,6 milyon TL ödenek ayırmış ancak bunun yalnızca 53,3 milyon TL’sini harcayabilmiştir. Bu durumda, özellikle enerji altyapısının geliştirilmesine yönelik projelerde yetersiz planlama ve uygulama sorunları olduğunu maalesef görmekteyiz. Bir diğer dikkat çekici konu ise yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği projelerinin ihmal edilmesidir. Bakanlığın bütçe harcamalarında enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik ayrıntılı bir analiz yapılamamakta, bu alanlara yönelik somut yatırımların yetersiz kaldığı anlaşılmaktadır. 21. yüzyılda hâlâ kömür ve doğalgaza bağımlı bir enerji politikası izlemek, bizi uluslararası arenada geride bırakıyor. Oysa güneş ve rüzgâr enerjisine yapılacak yatırımlarla hem enerjide dışa bağımlılığımızı azaltabilir hem de ülkemizi çevresel sürdürülebilirlikte lider bir ülke haline getirebiliriz. Türkiye’nin enerji bağımsızlığını artırmak ve iklim değişikliğiyle mücadelede daha etkin bir rol oynamak için bu konulara öncelik verilmelidir. Şeffaflık ve hesap verebilirlik sorunları da raporda açıkça hissedilmektedir. Harcamaların detaylarına inilmediği gibi, yatırımların somut etkileri ve faydaları hakkında bilgi sunulmamaktadır. Özellikle büyük harcama kalemleri için performans ölçütlerinin eksikliği, kamu kaynaklarının verimli kullanılıp kullanılmadığını değerlendirmeyi de etkin muhalefeti de zorlaştırmaktadır. Halk hâlâ yüksek enerji faturalarıyla karşı karşıya iken 2,69 milyar TL kaynağın nasıl harcanmadığı merak konusudur. Bu kadar bütçe kullanılmazken, bize düşen görev, bu beceriksizliğin hesabını sormaktır. 636 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2614 ‒ Sonuç olarak, 2024 yılı bütçe kesin hesabı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın kaynak planlamasında ve uygulamasında ciddi eksikliklere işaret etmektedir. Enerji arz güvenliği, çevresel sürdürülebilirlik ve altyapı projeleri gibi kritik alanlara ayrılan kaynakların daha verimli ve etkin kullanılması sağlanmalıdır. Ayrıca, şeffaflık ve hesap verebilirlik mekanizmaları güçlendirilerek kamuoyunun harcamalar üzerindeki denetim gücü artırılmalıdır. 4.13. AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ Nihai ödenek / harcama: 2024 yılında nihai ödenek 326.265.689.693,00 TL, gerçekleşen bütçe gideri 316.661.872.002,74 TL’dir. Harcamanın dağılımı personel %11,16, SGK primi %1,87, mal-hizmet alımları %4,63, cari transferler %81,46, sermaye giderleri %0,62, sermaye transferleri %0,002, borç verme %0,25 olarak gerçekleşmiştir. Giderlerin ekonomik sınıflaması (tutarlara göre): Toplam gider 316,66 milyar TL’lik giderin; 35,33 milyar TL’si personel, 5,93 milyar TL’si SGK primi, 14,66 milyar TL’si mal- hizmet alımı, 257,95 milyar TL’si cari transfer, 1,98 milyar TL’si sermaye gideri, 5,79 milyon TL’si sermaye transferi, 802,65 milyon TL’si borç verme kalemlerinden oluşmaktadır. Gelir tarafı: Toplam bütçe geliri 6,36 milyar TL, ret-iade sonrası net bütçe geliri 6,35 milyar TL’dir; net gelirlerde en büyük pay %60,90 ile vergi gelirlerine aittir; %17,96 teşebbüs ve mülkiyet gelirleri, %13,59 bağış-özel gelirler, %7,55 diğer gelirler oluşturmaktadır. Ödenek süreci: Başlangıç ödeneği 334.349.925.000 TL; yıl içinde 28,34 milyar TL ekle ekleme yapılmış ve 36,43 milyar TL düşülmüştür. Yıl sonunda nihai ödenek 326,27 milyar TL’dir. İç kontrol yapısı ve ön mali kontrol süreçleri kurulu; Sayıştay, “görüşün dayanağı bulgular” kısmında sıralana alanlar hariç, mali tabloların önemli yönleriyle doğru ve güvenilir olduğu kanaatine varmıştır. Sayıştay’ın öne çıkan bazı bulgular: İdari para cezalarının tahakkuk esasına göre kaydedilmemesi; bazı alacakların mali tablolarda gösterilmemesi; taşınmaz muhasebesinde değer artırıcı harcamaların maliyete eklenmemesi gibi eksiklikler; “yapılmakta olan yatırımlar” hesabında sınıflama hataları ve tamamlanan işlerin hesaba aktarılmaması; hurdaya ayrılan 637 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2615 ‒ varlıkların uygun hesaplarda izlenmemesi; bazı hizmet alımlarında fiyat farkı ek kesin teminatının kesilmemesi/muhasebeleştirilmemesi; mutemetliklerin amacı dışında kullanılması ve şartlı bağışların yükümlülük hesaplarında izlenmeyip doğrudan gelirleştirilmesidir. Harcama dağılımında; harcamanın %81,46’sı cari transfer olarak gerçekleşmiştir. Bu durum kaynaklarım mevcut yapının sürdürülmesine yönelik devamı niteliğindedir. Sosyal devleti güçlendirecek kurumsal yatırım yerine, idari masraflar ve transferler tercih edilmiştir. Para cezaları, şartlı bağışlar, yatırım sınıflamaları gibi tespit edilen eksiklikler, hesap verebilirlikte titiz davranılmadığı izlenimini güçlendirmektedir. Özel bakım ve rehabilitasyon uygulamalarındaki il bazlı farklılıklar eşit dağılımın ve standardın olmadığını göstermektedir. Benzer ihtiyaç düzeyine sahip bireylerin farklı uygulamalara tabi tutulması eşitsizliği artırmaktadır. Net bütçe gelirinin 6,35 milyar TL ile sınırlı kalması, buna karşılık giderlerinin çok yüksek olması, sosyal yardım sisteminin etkisini ölçen bir politika anlayışından ziyade harcamaların akışını sürdürmeye odaklandığını göstermektedir. 2024 YILI KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ Tabloda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2024 kesin hesabı programlara ve ekonomik sınıflara ayrılarak verilmektedir. Programlar şu şekildedir; Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi; Aktif ve Sağlıklı Yaşlanma; Çocukların Korunması ve Gelişiminin Desteklenmesi; Engellilerin Toplumsal Hayata Katılımı 638 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2616 ‒ ve Özel Eğitim; Kadının Güçlenmesi; Şehit Yakını ve Gaziler; Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma; Yönetim ve Destek Programı Ekonomik Sınıflandırmaya göre; Personel, SGK primi, mal-hizmet alımı, faiz, cari transfer, sermaye gideri, sermaye transferi, borç verme kalemleri yer almaktadır.  Harcamaların büyük bir kısmı cari transferlerden oluşmaktadır. En büyük iki program “Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi” ile “Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma”dır. Bu programlarda transfer tutarları, program toplamlarının çok büyük kısmını oluşturmakta ve tablo genelinde ağırlığı belirlemektedir.  Yönetim ve Destek Programı: Personel ve mal-hizmet alımlarına ağırlık verilmiş, doğrudan yardım etkisi sınırlıdır ancak idari yükü taşımaktadır.  Diğer Sosyal Programlar: Çocukların Korunması ve Güçlendirilmesi, Engellilerin Toplumsal Hayata Katılımı ve Özel Eğitim, Kadının Güçlenmesi, Şehit Yakını ve Gaziler programlarında hem personel hem cari transferler bulunmaktadır; ancak büyüklükleri yukarıdaki iki ana programın gerisindedir. Kaynaklar, kalıcı hizmet kapasitesi oluşturmak yerine nakit transferlere yönlendirilmiştir. Yoksulluk için yapılan harcamalar yoğundur. Bu yaklaşım, bireyi güçlendiren sosyal politikalar yerine aylık yardımlara dayalı bir sistemin ön plana çıktığını göstermektedir. En büyük iki programdaki transferlerin ağırlığı, kime, hangi ölçütle, hangi çıktı karşılığında aktarıldığı sorularını belirsizleştirmekle birlikte, ölçülmeyen hedefler ve denetlenmeyen aktarım sorgulanmaya açık bir tablo olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocuk, kadın ve engelli programlarında personel ve mal-hizmet payları bulunmasına rağmen, toplam bütçedeki büyüklükleri iki ana transfer programının gölgesinde kalmakta ve hak temelli hizmetlerin kurumsal kapasite ile uzman istihdamıyla güçlendirilmesi gerekliliği ihmal edilmektedir. Yönetim ve Destek Programı kapsamında personele ve işletmeye ayrılan kaynak yüksek olmakla birlikte, vatandaşın hayatında somut iyileşmeler tabloya yansımamaktadır; e-devlet hizmetlerinin hızı, saha hizmetlerinin niteliği ve bekleme sürelerinin azalması gibi göstergeler belirsizdir. Sermaye gideri ve transferler düşüktür; huzurevi, bakım merkezi, kadın sığınma evi ve çocuk bakım altyapısı gibi kalıcı yatırımlar ihmal edilmiştir. Mevcut tabloda rakamlar yer almakta ancak somut sonuçlar gözlemlenememektedir. 639 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2617 ‒ Sonuç olarak, 2024 kesin hesap tablosu nakit transferlerini öncelik alan ancak kurumsal kapasite üretmeyen bir sosyal politika yapısını ortaya koymaktadır. Sosyal devletin temel omurgası, ulusal ölçekte standartları eşitlemek, kalıcı hizmet ağı oluşturmak ve her transferi ölçülebilir sonuçlarla ilişkilendirmektir. Aksi halde, bütçe büyüse bile yoksulluk sürdürülebilir bir şekilde azaltılamamaktadır. 4.14. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORLARI DEĞERLENDİRMESİ Sayıştay’ın Millî Eğitim Bakanlığı 2024 yılı kesin hesaplarına ilişkin denetimi, Bakanlığın mali rapor ve tablolarının doğruluğunu, bütçe uygulamalarının mevzuata uygunluğunu ve yatırım faaliyetlerinin etkinliğini kapsamlı biçimde incelemektedir. Rapor, genel bütçe büyüklüğüne ve yüksek gerçekleşme oranına rağmen, Bakanlığın kaynak yönetiminde yapısal sorunların sürdüğünü göstermektedir. Özellikle sermaye giderlerinin kullanımında planlama–uygulama uyumsuzlukları, deprem bölgesindeki yatırımlarda fiziki ilerleme düşüklüğü, taşra birimlerinde mali disiplin sorunları ve performans göstergelerinin sonuç odaklı olmaması, Sayıştay’ın altını çizdiği temel tespitlerdir. Bu bulgular, eğitim bütçesinin nicel büyüklüğüne karşın, harcamaların kurumsal kapasite ve yatırım yönetimi bakımından istenen etkiyi üretmediğini ortaya koymaktadır. 1. Geçici Kabulü Yapılan Okul Binalarının İlgili Maddi Duran Varlık Hesabına Kaydedilmemesi Avrupa Birliği fonlarıyla Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı İnşaat Emlak Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılan okul binalarında önemli bir muhasebe sorunu tespit edilmiştir. Bu okullar inşa edildikten sonra geçici kabul işlemleri yapılmış, yani resmi olarak teslim alınmış ve eğitim- öğretim için kullanılmaya başlanmıştır. Ancak, bu binalar Bakanlığın mal varlığı kayıtlarına (maddi duran varlık envanterine) hiç işlenmemiştir. Mevcut muhasebe kuralına göre, inşaatı devam eden ve geçici kabul yapılan varlıklar için kullanılan özel bir hesaptan ("Yapılmakta Olan Yatırımlar Hesabı"), bu varlıkların geçici kabulünün ardından "Tahsisli Kullanılan Taşınmazlar" hesabına aktarılması ve böylece eski hesabın kapatılması gerekmektedir. Yapılan inceleme, bu okul binaları için gerekli olan bu muhasebe kayıt aktarımının ve envanter işlemlerinin yapılmadığını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, fiilen kullanımda olan ve Bakanlığın mal varlığının bir parçası haline gelen bu binalar, resmi kayıtlarda hala "yapımı devam eden yatırım" olarak gözükmektedir. Bu durum, Bakanlığın resmi mali tablolarının 640 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2618 ‒ gerçeği yansıtmamasına ve kamu malvarlığı kayıtlarında doğruluk ilkesinin ihlal edilmesine yol açmaktadır. Bakanlık, yapılan tespitin ardından bu binaların tespit işlemlerinin tamamlandığını ve muhasebe birimlerinden gerekli kayıtların yapılmasının talep edildiğini bildirmiştir. 2. Kamulaştırmaya İlişkin Harcamaların Arazi ve Arsalar Hesabında Muhasebeleştirilmesi Bakanlığın taşra teşkilatlarında, arazi ve arsa kayıtlarında muhasebe kurallarına aykırı önemli bir uygulama tespit edilmiştir. Yapılan incelemelerde, henüz kamu idaresine tahsis edilmemiş (devir işlemi tamamlanmamış) arsalar için yapılan kamulaştırma bedelleri ve mahkeme masraflarının, doğrudan "Arazi ve Arsalar" maddi duran varlık hesabına borç kaydı olarak yazıldığı anlaşılmıştır. Mevzuata göre, bir taşınmazın "Arazi ve Arsalar" hesabına kaydedilebilmesi için öncelikle tahsis işleminin (devir) tamamlanmış olması gerekmektedir. Tahsis öncesi yapılan bu tür harcamalar, maddi bir varlık yaratmadığı için sermaye hesabına alacak kaydı yapılmadan, doğrudan duran varlık hesabına borç yazılması ihlaldir. Bu hatalı muhasebe uygulaması, Bakanlığın mali tablolarını gerçek durumu yansıtmaktan uzaklaştırmıştır. Kayıtlarda, tahsis edilmiş gibi görünen ve değeri olduğu izlenimi veren arsalar bulunurken, gerçekte bu arsalar henüz Bakanlık malvarlığına dahi girmemiştir. Bu durum, bazı illerde kayıtlarda yüksek tutarda arsa değeri görünmesine rağmen, Bakanlığa tahsisli hiçbir arsanın olmaması gibi çelişkili bir tablo oluşturmuştur. Sonuç olarak hem varlık hem de yükümlülük kalemleri olduğundan fazla gösterilerek mali tabloların güvenilirliği zedelenmiştir. Bakanlık, tespit edilen bu hatalı kayıtlar için merkez ve taşra birimlerine gerekli düzeltici talimatları verdiğini bildirmiştir. Sorunun kalıcı çözümü için, tahsis öncesi yapılan tüm harcamaların geçici hesaplarda veya nazım hesaplarda takip edilmesi, tahsis işlemi tamamlandıktan sonra nihai muhasebe kaydının yapılması gerekmektedir. 3. Kıdem Tazminatı Karşılıklarının Eksik ve Hatalı Hesaplanarak Muhasebeleştirilmesi Bakanlığın merkez ve taşra birimlerinde, personele ödenecek kıdem tazminatlarına ilişkin muhasebe süreçlerinde, temel muhasebe ilkelerine aykırı önemli eksiklikler tespit edilmiştir. Mevzuata göre, "ihtiyatlılık ilkesi" gereğince, henüz ödenmemiş olsa da gelecekte ödeneceği kesin olan kıdem tazminatları için her yıl karşılık ayrılması zorunludur. Bu kapsamda, cari yılda ödenecek tutarlar 372, sonraki yıllarda ödenecek tutarlar ise 472 numaralı hesaplarda takip 641 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2619 ‒ edilmelidir. Ayrıca, "dönemsellik ilkesi" uyarınca, bir sonraki yıl ödenecek kıdem tazminatı karşılıkları, o yılın sonunda 472 hesabından 372 hesabına aktarılmalıdır. Yapılan inceleme, bu kurallara uyulmadığını ortaya koymuştur. Gerekli karşılıkların ne tam olarak hesaplandığı ne de ilgili hesaplara doğru şekilde kaydedildiği görülmüştür. En kritik hata, bir sonraki dönemde ödenecek tutarların, dönem sonunda değil, ancak ödeme anında kısa vadeli hesaba alınmasıdır. Bu uygulama, 472 numaralı hesabın gerçeği yansıtmamasına ve Bakanlığın geleceğe dönük yükümlülüklerinin mali tablolarda eksik gösterilmesine neden olmaktadır. Bu durum, Bakanlığın bilançosunda yükümlülüklerin olduğundan az görünmesine yol açarak mali tabloların güvenilirliğini zedelemekte ve gelecekteki nakit çıkışları için sağlıklı bir planlama yapılmasını engellemektedir. Bakanlık, yapılan tespitler üzerine merkez ve taşra birimlerine gerekli düzeltme talimatlarını verdiğini bildirmiştir. Sorunun kalıcı çözümü için, kıdem tazminatı karşılıklarının her yıl sonunda eksiksiz hesaplanması, doğru hesaplara kaydedilmesi ve dönemsellik ilkesine uygun şekilde hesap aktarımlarının zamanında yapılması gerekmektedir. 4. Döner Sermayeli Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabının Gerçeği Yansıtmaması Bakanlık, okullar bünyesinde faaliyet gösteren döner sermaye işletmelerine yaptığı sermaye yatırımlarını muhasebe kayıtlarında doğru ve gerçekçi bir şekilde takip etmemektedir. Mevzuata göre, bu işletmelerin yılsonu kârlarının üçte biri otomatik olarak sermayelerine eklenmek zorundadır. Ayrıca, 2023 yılında alınan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile bu işletmelerin sermayesi 1 milyar TL'ye yükseltilmiştir. Ancak yapılan incelemeler, bu iki kritik duruma ilişkin gerekli muhasebe kayıtlarının hiç yapılmadığını ortaya koymuştur. Ne sermaye artırımı işlemi ne de kârdan sermayeye yapılan otomatik eklemeler muhasebe sistemine işlenmiştir. Daha da çarpıcı olan, "Döner Sermayeli Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler" hesabına son 10 yılda, enflasyon düzeltmesi dışında, hiçbir kayıt girişi yapılmamış olmasıdır. Bu durum, Bakanlığın mali tablolarında döner sermayeli işletmelere yaptığı gerçek sermaye yatırımının büyük ölçüde eksik gösterilmesine yol açmaktadır. Sonuç olarak, bilançoda yer alan sermaye tutarı, yasal zorunluluklar ve kararlarla oluşan gerçek sermaye düzeyini yansımamakta, mali tabloların güvenilirliğini ciddi şekilde zedelemektedir. Bakanlık, 2025 yılında bu hatalı kayıtları düzelteceğini bildirmiş olsa da, 2024 yılı mali tabloları bu hataları içermektedir. 642 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2620 ‒ 5. Beceri Eğitimi Yaptırmayan İşletmelerden Mesleki Eğitime Katılma Payının Tahsil Edilememesi Yasal bir zorunluluğa rağmen, on ve daha fazla personel çalıştıran ancak öğrencilere beceri eğitimi vermeyen işletmelerden "mesleki eğitime katılma payı" adı altında bir katkı payı alınması gerekmektedir. Ancak yapılan denetimler, Bakanlık bu işletmeleri tespit etse dahi, söz konusu payın tahsil edilmesi için gerekli hiçbir işlemi yürütmediğini ortaya koymuştur. Bu durumun temel nedeni, yasanın işletmelere bu yükümlülüğü getirmesine karşın, payın nasıl tahakkuk ettirileceği, hangi birim tarafından takip edileceği ve ne şekilde tahsil edileceğine dair herhangi bir usul ve esas belirlememiş olmasıdır. Diğer bir deyişle, uygulamayı yönlendirecek bir yol haritası bulunmamaktadır. 5018 sayılı Kanun, bir kamu gelirinin tahsil edilebilmesi için öncelikle ilgili kanununda bu süreçlerin tanımlanmış olması gerektiğini hükme bağlar. Bu düzenleme olmadığı sürece, yasa maddesi uygulanamaz durumda kalmakta ve atıl bir hüküm haline gelmektedir. Sonuç olarak, mesleki eğitimi teşvik etmek ve işletmeleri bu konuda sorumluluk almaya zorlamak için getirilen bu yükümlülük, mevzuattaki bu kritik boşluk nedeniyle fiilen işlerlik kazanamamaktadır. Bu durum, hem potansiyel bir bütçe gelirinden vazgeçilmesine hem de yasanın amacı olan mesleki eğitimin desteklenmesi hedefinin zayıflamasına neden olmaktadır. Bakanlık, sorunun çözümü için ilgili bakanlıklarla birlikte bir usul ve esas belirlenmesi yönünde çalışma planladığını ifade etmiştir. 6. Öğretim Elemanlarından Alınan Danışmanlık Hizmetlerinde Hizmet Bedelinin Yasal Kesintiler Yapılmadan Ödenmesi Bakanlık tarafından, çeşitli proje ve çalıştaylar kapsamında üniversite öğretim elemanlarından danışmanlık hizmeti alınırken, yasal olmayan bir ödeme yöntemi izlendiği tespit edilmiştir. Yüklenici firmalar aracılığıyla alınan bu hizmetler için düzenlenen sözleşmelere, ödemelerin doğrudan öğretim üyelerinin kişisel banka hesaplarına yapılacağına dair hükümler konulmuştur. Bu uygulama, iki önemli yasal ihlale yol açmıştır. Birincisi, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na göre, öğretim elemanlarının bilimsel hizmetleri karşılığında alacakları ücretlerin, bağlı oldukları üniversitenin döner sermayesine gelir olarak kaydedilmesi ve buradan gerekli yasal kesintiler (gelir vergisi, damga vergisi, Hazine payı, üniversite ve araştırma payları) yapıldıktan sonra kendilerine ödenmesi zorunludur. Yapılan doğrudan ödemeler, üniversitelerin döner sermaye gelirlerinden ve 643 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2621 ‒ devletin ise vergi gelirlerinden mahrum kalmasına neden olarak ciddi bir gelir kaybı yaratmaktadır. İkincisi, bu yöntem, söz konusu ödemeler üzerinden yapılması gereken yasal kesintileri atladığı için bir vergi kaybı ve bütçe ihlali oluşturmaktadır. Kısacası, danışmanlık hizmeti alım süreci, yüklenici firma üzerinden yürütülse dahi, nihai ödemenin yasal ve doğru yolu, hizmet bedelinin ilgili üniversitenin döner sermaye işletmesine aktarılmasıdır. Bakanlık, yaptığı incelemeler sonucu bu usulsüzlüğü kabul etmiş ve ileride yapılacak alımlarda sözleşmelere, öğretim elemanları için gerekli yasal kesintileri düzenleyen hükümler koyacağını taahhüt etmiştir. Ancak, kamu kaynakları üzerindeki bu olumsuz etkinin tekrarlanmaması için danışmanlık hizmeti alımlarının doğrudan üniversitelerin döner sermaye işletmeleri kanalıyla yapılması gerekmektedir. 7. Araştırma ve Geliştirme Birimlerinde Görev Alanların Gerekli Nitelikleri Taşımaması İl Milli Eğitim Müdürlükleri bünyesindeki Araştırma-Geliştirme (AR-GE) birimlerinde, bu görevler için özel olarak belirlenmiş niteliklere sahip olmayan personelin görev yaptığı tespit edilmiştir. Söz konusu birimler, stratejik planlama, proje geliştirme ve kalite çalışmaları gibi kritik faaliyetlerden sorumlu olduğundan, burada çalışacak personelin belirli standartları karşılaması zorunludur. İlgili yönerge uyarınca, AR-GE'de görev alacak personelin en az dört yıllık yükseköğrenim mezunu olması, ileri düzeyde bilgisayar kullanabilmesi ve seyahat engelinin bulunmaması temel şartlardır. Daha da ötesi, stratejik planlama veya proje ekiplerinde yer alacak personelin, görev alanına özgü en az 30 saatlik merkezi hizmet içi eğitim almış olması gerekmektedir. Ayrıca, proje ekibinde en az bir personelin belgelenmiş İngilizce dil yeterliliğine (en az B seviyesi) sahip olması zorunludur. Yapılan incelemeler, bu şartları taşımayan personelin birimlerde görevlendirildiğini ortaya koymuştur. Bazı personel gerekli hizmet içi eğitimleri almamış, bazılarının proje tecrübesi belgelenmemiş ve dil yeterliliği şartı da karşılanmamıştır. Bu durum, AR-GE birimlerinin etkinliğini ve ürettiği işlerin kalitesini doğrudan olumsuz etkilemektedir. Kamu idaresi, yapılan tespitin ardından personel görevlendirmelerinin mevzuata uygun ve daha sistematik bir şekilde yapılması için gerekli çalışmaları başlattığını bildirmiştir. Sorunun kalıcı çözümü, AR-GE birimlerine yapılacak tüm görevlendirmelerde yönerge hükümlerine titizlikle uyulmasından geçmektedir. 644 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2622 ‒ 8. Bakanlığa Bağlı Muhtelif Birimlerde Görevlendirilenlere Ders Yılı Dışındaki İdari İzinli Sayılan Günlerde de Ek Ders Ücreti Ödenmesi Bakanlık merkez ve taşra teşkilatlarında, yönetici ve öğretmenlere yönelik ek ders ücreti ödemelerinde yasalara aykırı bir uygulama tespit edilmiştir. Mevzuata göre, ek ders ücreti yalnızca ders yılı içindeki günler için ödenebilir. Ders yılı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın çalışma takviminde belirlediği gibi, bir önceki eğitim-öğretim yılı için 14 Haziran 2024'te sona ermiştir. Toplu Sözleşme hükümleri de, sadece ders yılı içinde ve eğitim faaliyetlerinin fiilen yerine getirilemediği günlerde (genel idari izin, toplu öğrenci izni gibi) bu ücretin ödenebileceğini açıkça hükme bağlamaktadır. Ancak yapılan inceleme, bu tarihten sonraki dönemde, yani ders yılı dışında kalan günlerde, Bakan veya valilik onayı ile görevlendirilen yönetici ve öğretmenlere, "idari izinli" sayıldıkları gerekçesiyle ek ders ücreti ödendiğini ortaya koymuştur. Bu ödemeler, ders yılının bitmiş olması nedeniyle hukuki bir dayanaktan yoksundur ve yersiz ödeme kapsamına girmektedir. Bu uygulama, kamu kaynaklarının usulsüz şekilde kullanılmasına yol açmıştır. Bakanlık, yapılan tespitin ardından ilgili birimlere, ders yılı dışındaki idari izinlerde ek ders ücreti ödenmemesi konusunda gerekli uyarıları yaptığını bildirmiştir. Sorunun tekrarlanmaması için, tüm ek ders ödemelerinin "Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar" ve Toplu Sözleşme hükümleri doğrultusunda ve yalnızca ders yılı içindeki fiili çalışma veya yasalarca sayılan hallerle sınırlı kalarak yapılması gerekmektedir. 9. Yapım İşlerinde Yapı Denetim Görevlisi Tarafından Yerine Getirilmesi Gereken Görevlerde Eksikliklerin Bulunması Milli Eğitim Bakanlığı'nın taşra teşkilatlarında yürütülen inşaat işlerinde, sözleşme ve mevzuat hükümlerine aykırı olarak temel denetim ve kayıt süreçlerinin büyük ölçüde ihmal edildiği tespit edilmiştir. İnşaat sürecinin şeffaf ve denetlenebilir olmasını sağlayan üç temel dokümantasyon sisteminde ciddi eksiklikler bulunmaktadır: 1. Şantiye Günlük Defteri Eksikliği: Mevzuata göre, işin ilerleyişi, kullanılan malzeme miktarları, teknik elemanların devam durumu, hava şartları gibi tüm ayrıntıların günü gününe kaydedilmesi ve hem yüklenici hem de yapı denetim görevlisi tarafından imzalanması zorunludur. Ancak, bu defterlerin ya hiç tutulmadığı ya da gereken detayda doldurulup imzalanmadığı anlaşılmıştır. 645 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2623 ‒ 2. Görsel ve Fiziki Delil Eksikliği: İmalatın her aşamasını (temel, betonarme, vs.) belgeleyen fotoğraf, video gibi görsel kayıtların alınması ve saklanması gereklidir. Bu belgeler, yapılan işin kalitesini ve sözleşmeye uygunluğunu kanıtlayan kritik deliller olmasına rağmen, bu uygulamanın da yaygın şekilde ihmal edildiği görülmüştür. 3. Numune Alma ve Malzeme Onay Süreçlerinin İhlali: Kullanılan malzemelerin (çimento, beton, demir vb.) projede ve şartnamede belirtilen standartlara uygun olup olmadığını kontrol etmek için, sahiden numuneler alınarak test edilmesi ve bu malzemelere ait teknik belgelerin (katalog, teknik şartname, uygunluk belgesi) toplanması gerekir. Yapılan incelemeler, birçok işte hiç numune alınmadığını ve malzeme kalite kontrollerinin yapılmadığını ortaya koymuştur. Bu üçlü ihmal, inşaat kalitesinin denetlenememesi, olası iş ve malzeme hatalarının tespit edilememesi ve kamu kaynaklarının etkin kullanılıp kullanılmadığının kontrolünün önüne geçmektedir. Eksik belgeler, ileride çıkabilecek uyuşmazlıklarda idareyi hukuki ve mali açıdan zor durumda bırakabilecek bir risk oluşturmaktadır. Bakanlık, bu tespitler üzerine İnşaat ve Emlak Genel Müdürlüğü aracılığıyla taşra birimlerine gerekli talimatları verdiğini bildirmiştir. Sorunun kalıcı çözümü, kontrol teşkilatlarının (yapı denetim görevlileri) ve yüklenicilerin mevzuatla kendilerine verilen bu temel kayıt ve denetim görevlerini eksiksiz yerine getirmesi ve bu süreçlerin merkezden düzenli olarak denetlenmesinden geçmektedir. 10. Halk Eğitim Merkezlerine Bağlı Kurslarda Hatalı Uygulamaların Bulunması Halk eğitim merkezlerinin işleyişine yönelik yapılan denetimlerde, kurumun temel faaliyetlerinde mevzuata aykırılık oluşturan ve verimliliği düşüren beş ana sorun tespit edilmiştir. 1. Eğitim İhtiyaç Analizi Eksikliği: Kursların planlanmasının temelini oluşturan "eğitim ihtiyaç analizi" yöntemli bir şekilde yapılmamaktadır. Mevzuatın öngördüğü toplantı, anket, gözlem gibi yöntemler kullanılmadığı için, açılan kursların talep ve ihtiyaçlarla ne derece örtüştüğü bilinememekte, bu da kamu kaynaklarının etkinsiz kullanılması riskini beraberinde getirmektedir. 2. Kurs Açma/Kapama Süreçlerinde Usulsüzlük: Kursların fiilen başlama ve bitiş tarihleri ile resmi onay tarihleri arasında uyumsuzluklar bulunmaktadır. Bazı kurslar resmi onay alınmadan fiilen başlatılmakta veya erken bitirilmektedir. Bu durum, e- 646 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2624 ‒ Yaygın sistemi üzerinden yürütülmesi gereken süreçlerin işletilmediğini ve idari kontrol zafiyeti olduğunu göstermektedir. 3. Usta Öğretici Görevlendirmelerinde Keyfilik: Ücretli usta öğretici alımlarında ciddi usulsüzlükler mevcuttur. Aynı niteliklere sahip bir kişiye farklı merkezlerde farklı puanlar verilebilmekte ve ilan edilen puan sıralamasına riayet edilmeden, daha düşük puanlı adaylar görevlendirilebilmektedir. Bu uygulama, şeffaflık ve eşitlik ilkelerini ihlal etmektedir. 4. Nitelikli Eğitici Eksikliği: Görevlendirilen bazı ücretli usta öğreticilerin, verdikleri kursun öğretim programında belirtilen eğitici niteliklerini taşımadığı tespit edilmiştir. Bu durum, eğitimin kalitesi ve hedeflenen kazanımlara ulaşılması üzerinde olumsuz bir etki yaratmaktadır. 5. Yetersiz Denetim ve İzleme: Kursların denetimi yasal bir zorunluluk olmasına rağmen, bu denetimler yetersiz kalmakta, denetleme defterleri düzenli tutulmamakta ve e-Yaygın sistemi ile kayıtlar tutarsızlık göstermektedir. Özellikle kurum dışında açılan kursların denetimi için gerekli araç ve imkanların yetersiz olması, denetim boşluğunu daha da artırmaktadır. Bu tespit edilen sorunlar, halk eğitim merkezlerinin amaçladığı hayat boyu öğrenme hizmetlerinin etkinliğini ve kalitesini doğrudan tehdit etmektedir. Bakanlık, e-Yaygın sisteminde düzenlemeler yaparak ve mevzuat değişiklikleri ile bu sorunları çözmeye yönelik adımlar attığını belirtmiştir. Ancak, kalıcı çözüm için taşra teşkilatında süreçlerin titizlikle takip edilmesi ve idari kapasitenin güçlendirilmesi gerekmektedir. 11. Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları ile İl Özel İdarelerine Aktarılan Hakediş Tutarlarından Yüklenicilere Kesilen Cezaların Düşülmemesi Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları (YİKOB) ve İl Özel İdareleri tarafından Milli Eğitim Bakanlığı adına yürütülen inşaat işlerinde, yüklenicilere sözleşmeden kaynaklanan nedenlerle kesilen cezaların tahsilinde önemli bir usulsüzlük tespit edilmiştir. Söz konusu kuruluşlar, yüklenicilerden kestikleri ceza tutarlarını, Bakanlığa sundukları hakediş ödemelerinin içine dahil ederek kendi hesaplarına aktarmışlardır. Oysa bu işlerin nihai sorumlusu ve kaynağın sahibi Milli Eğitim Bakanlığı'dır. Yükleniciye kesilen cezalar, 647 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2625 ‒ sözleşmenin ihlali nedeniyle Bakanlığın elde ettiği bir gelir kalemi olup, doğrudan Bakanlığın hazinesine iade edilmesi gerekmektedir. Yapılan incelemelerde, bu kurala uyulmadığı, kesilen cezaların YİKOB ve İl Özel İdareleri hesaplarında kaldığı ortaya çıkmıştır. Örneğin, bir okul inşaatına ait hakedişteki 1.182.717,85 TL'lik tahakkuk tutarının 821.853 TL'lik kısmının cezalardan oluşmasına rağmen, bu tutarın tamamının İl Özel İdaresi hesabına aktarıldığı görülmüştür. Bu uygulama, eğitim yatırımları için ayrılan ödeneğin, amacı dışında kullanılmasına yol açarak ciddi bir mali usulsüzlük oluşturmaktadır. Kesilen cezaların Bakanlık bütçesine gelir kaydedilmemesi, kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve bütçe disiplini ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır. Bakanlık, tespit edilen bu usulsüzlüğün giderilmesi için gerekli çalışmaları başlattığını bildirmiştir. Sorunun tekrarlanmaması için, YİKOB ve İl Özel İdareleri tarafından kesilen tüm ceza tutarlarının, hakediş ödemelerinden ayrı olarak doğrudan Bakanlığın hazinesine gelir yazılacak şekilde bir muhasebe sürecinin kurulması gerekmektedir. 12. Bakanlığa Bağlı İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerince Gerçekleştirilen Öğrenci Taşıma Uygulaması Kapsamında Taşıma Hizmeti Alımı İhalelerinde Hatalı Uygulamaların Bulunması Milli Eğitim Bakanlığı'nın taşra teşkilatlarında yürütülen özel eğitim öğrenci taşıma hizmetlerinde, maliyet yapısını yansıtmayan hatalı hesaplamalar ve usulsüz belgeleme tespit edilmiştir. Özel eğitim taşımalarında maliyetin büyük bölümünü (%87-98 oranında) rehber personel giderleri oluşturmasına rağmen, fiyat farkı hesaplamalarında işçilik payı sabit ve düşük bir oranda (%40) kullanılmış; bu hata yüklenicilere gerçek maliyetin üzerinde ödeme yapılmasına ve kamu kaynaklarının verimsiz kullanımına yol açmıştır. Ayrıca, hakediş raporlarının mevzuata uygun şekilde kümülatif olarak hazırlanmaması, ödemelerin takibini ve denetimi zorlaştırarak idari bir zafiyet oluşturmuştur. Bakanlık, tespit edilen bu mali ve idari sorunların giderilmesi için taşıma modülünde düzenleme yapma ve taşra birimlerine gerekli talimatları iletme sürecinde olduğunu bildirmiştir. 13. Haklar Hesabında İzlenmesi Gereken Lisans ve Yazılım Bedellerinin Doğrudan Gider Kaydedilmesi Mesleki ve teknik öğretim okulları döner sermaye işletmelerinde, satın alınan bilgisayar lisans ve yazılımlarının muhasebeleştirilmesinde mevzuata aykırı bir uygulama tespit edilmiştir. Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği uyarınca, bedeli karşılığı edinilen 648 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2626 ‒ lisans ve yazılımların "260 Haklar Hesabı"nda aktifleştirilmesi ve yararlanma süresine göre amortismana tabi tutulması gerekmektedir. Ancak yapılan incelemelerde, bu giderlerin doğrudan genel yönetim gideri olarak kaydedildiği, dolayısıyla işletmenin maddi duran varlıklarının gerçeği yansıtmadığı ve giderlerin bir döneme yığılarak mali tabloların doğruluğunun bozulduğu anlaşılmıştır. Bu hatalı kayıt, hem mali kontrol zafiyetine yol açmakta hem de işletmenin uzun vadeli varlık yapısını ve mali performansını doğru şekilde izlenmesini engellemektedir. Kamu idaresi, tespit edilen bu usulsüzlüğün giderilmesi için ilgili döner sermaye işletmelerine gerekli muhasebe düzeltme talimatını verdiğini bildirmiştir. 14. Mesleki ve Teknik Öğretim Okulları Döner Sermayelerinden Parça Başı Ücret Dağıtımında Hatalı Uygulamaların Bulunması Mesleki ve teknik öğretim okulları döner sermaye işletmelerinde, üretim sonucunda dağıtılan parça başı ücretlerin mevzuata aykırı şekilde hesaplandığı tespit edilmiştir. Mevcut yönetmeliğe göre parça başı ücret dağıtımı, sipariş bedelinden yapılması gereken yasal kesintiler (en az %5 kar, %11 faaliyet gideri, %1 sosyal hizmetler payı, %1 hazine payı) düşüldükten sonra kalan işçilik bedeli üzerinden yapılmalı ve bu tutarın en az %30'u öğrenci hakkı olarak ayrılmalıdır. Ancak uygulamada, 1997 tarihli eski bir genelge dayanak gösterilerek idarecilere, işçilik bedeli yerine faaliyet giderlerinden parça başı ücret ödemesi yapıldığı anlaşılmıştır. Bu durum hem dağıtım sisteminde şeffaflığı zedelemekte hem de yönetmeliğin öngördüğü usul ve esasların dışına çıkılarak hukuki bir belirsizlik yaratmaktadır. Ayrıca, faaliyet gideri oranının Bakanlık Oluru ile %25'ten %11'e indirilmesi de kanuni dayanaktan yoksundur. Sorunun çözümü için parça başı ücret dağıtımının ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yeniden düzenlenmesi ve idari personel ödemelerinin de bu kapsama alınması gerekmektedir. 15. Ders Kitapları İşletmesinin Karlılık ve Verimliliğini Etkileyen Sorun ve Eksikliklerin Bulunması Devlet Kitapları Döner Sermaye İşletmesi'nin karlılık ve verimliliğini ciddi şekilde etkileyen üç yapısal sorun tespit edilmiştir. İlk olarak, gayrisafi hasılatın %15'inin Hazine payı olarak kesilmesi, maliyetleri artırarak işletmeyi piyasa koşullarında rekabet edemez hale getirmekte ve satış fiyatlarını yapay olarak yükseltmektedir. Bu durum, işletmenin atıl kapasiteyle çalışmasına ve teknolojik yenilenme imkanının kısıtlanmasına yol açmaktadır. İkinci sorun, makine parkurunun verimsiz kullanımıdır; modern makinelerin eksik kapasiteyle çalıştırılması, atıl durumda bırakılması ve hurda niteliğindeki ekipmanların varlığı kaynak israfına neden 649 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2627 ‒ olmaktadır. Üçüncü sorun ise insan kaynağı yönetimindeki eksikliktir; tüm personelin "beden işçisi" statüsünde kayıtlı olması, ustabaşı ile temizlik personelini aynı kategoride değerlendirerek kariyer basamaklarını ve görev tanımlarını belirsizleştirmekte, iş verimliliğini olumsuz etkilemektedir. Bu sorunların çözümü için Hazine pay oranının gözden geçirilmesi, makine envanterinin etkin hale getirilmesi ve personelin mesleki kodlarla yeniden sınıflandırılarak iş sözleşmelerinin güncellenmesi gerekmektedir. 2024 KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ Tablo: MEB 2024 Bütçesi, Program Türüne Göre Sınıflandırma Bütçe Başlangıç Kullanılmayan Program Adı Toplam Ödenek Bütçe Gideri Ödeneği Ödenek Engellilerin Toplumsal Hayata 56.922.916.000,00 70.889.776.784,55 70.131.454.869,41 758.321.915,14 Katılımı ve Özel Eğitim Uluslararası Eğitim İş Birlikleri ve 11.300.859.000,00 10.138.284.000,00 10.023.785.195,65 114.498.804,35 Yurtdışı Eğitim Ortaöğretim 331.287.777.000,00 326.642.437.338,00 317.504.078.114,95 9.138.359.223,05 Temel Eğitim 574.564.240.000,00 596.692.831.883,22 587.335.069.424,10 9.357.762.459,12 Hayat Boyu 21.077.399.000,00 24.656.504.622,32 23.916.694.588,69 739.810.033,63 Öğrenme Ölçme, Seçme ve 468.003.000,00 588.266.000,00 563.587.038,27 24.678.961,73 Yerleştirme Yönetim ve Destek 94.608.474.000,00 95.718.278.230,79 94.069.961.801,98 1.648.316.428,81 Programı Program Dışı 1.900.000.000,00 1.900.000.000,00 1.900.000.000,00 0,00 Giderler Toplam 1.092.129.668.000,00 1.127.226.378.858,88 1.105.444.631.033,05 21.781.747.825,83 2024 yılı bütçe uygulama sonuçları, Millî Eğitim Bakanlığı’na tahsis edilen 1 trilyon 92 milyar TL tutarındaki başlangıç ödeneğinin yıl içinde yapılan aktarmalar ve ek ödeneklerle 1 trilyon 127 milyar TL’ye yükseldiğini göstermektedir. Yıl sonu itibarıyla 1 trilyon 105 milyar TL harcama gerçekleştirilmiş, bütçenin gerçekleşme oranı %99 düzeyinde olmuştur. 650 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2628 ‒ Ancak bu yüksek gerçekleşme oranı, bütçenin planlanan hedeflerle niteliksel olarak örtüştüğü anlamına gelmemektedir. Harcamaların büyük bölümü cari gider niteliğindedir; eğitim yatırımlarının payı sınırlı kalmış, program bazlı dağılımda ise yapısal dengesizlikler sürmüştür. Toplam harcamaların yaklaşık %82’si Temel Eğitim (587,3 milyar TL) ve Ortaöğretim (317,5 milyar TL) programlarında yoğunlaşmıştır. Bu iki program, bütçenin neredeyse tamamını tüketirken diğer programlar, özellikle Hayat Boyu Öğrenme, Özel Eğitim ve Yurtdışı Eğitim İş Birlikleri, görece düşük paylarla sınırlı kalmıştır. Bu durum, bütçenin geniş tabanlı bir eğitim politikasını değil, zorunlu öğretim alanlarını idame ettirmeye odaklı dar bir yapıyı yansıtmaktadır. Kullanılmayan ödenek tutarı 21,78 milyar TL’ye ulaşmıştır. Bu miktarın büyük kısmı Temel Eğitim ve Ortaöğretim programlarında görülmektedir. Bu tablo, planlama sürecinde ödeneklerin ihtiyaç odaklı dağıtılmadığını, yıl içinde harcama kapasitesinin etkin kullanılmadığını göstermektedir. Ödeneklerin tam kullanılamaması, sahadaki okul yatırımlarının ve bakım-onarım projelerinin planlandığı hızda ilerlemediğini göstermektedir. Bakanlığın bütçe yönetimi güçlü görünse de etkinlik, etkililik ve sonuç odaklılık bakımından sınırlı bir performans sergilemektedir. Eğitim yatırımlarının oranı artmadığı gibi, bütçenin önemli bir bölümü personel, taşeron hizmet ve idari giderlerde yoğunlaşmıştır. Bu durum, eğitimin niteliğini yükseltmeye dönük dönüşümcü harcama anlayışının hâlâ yerleşmediğini göstermektedir. Sonuç olarak, 2024 yılı kesin hesap verileri, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin nicelik olarak büyüyüp nitelik olarak daraldığı bir döneme işaret etmektedir. Planlama süreci ihtiyaç temelli olmaktan uzaklaşmış, harcama etkinliği düşük kalmış ve kaynaklar büyük ölçüde zorunlu cari giderlerle sınırlandırılmıştır. Eğitim sisteminin uzun vadeli hedeflerine ulaşabilmesi için bütçe yönetiminde etkinlik, yatırım önceliği ve sonuç odaklı performans izleme mekanizmalarının güçlendirilmesi zorunludur. 651 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2629 ‒ Tablo: MEB 2024 Bütçesi, Ekonomik Sınıflandırmaya Göre (İkincil Düzey) Ödenek Bütçe Başlangıç Kullanılmayan Kodu Adı Toplam Ödenek Bütçe Gideri Üstü Ödeneği Ödenek Gider Personel 790.060.716.000,0 796.260.047.380,0 793.013.521.910,3 3.246.525.469,6 01 0,00 Giderleri 0 0 1 9 Sosyal Güvenlik 1.295.030.986,1 02 Kurumlarına 94.210.419.000,00 99.939.614.620,00 98.644.583.633,84 0,00 6 Devlet Primi Giderleri Mal ve 110.706.887.508,3 103.848.655.980,0 6.858.231.528,3 03 Hizmet Alım 79.707.141.000,00 0,00 9 8 1 Giderleri Cari 05 27.794.682.000,00 25.662.871.000,00 25.421.958.625,41 0,00 240.912.374,59 Transferler Sermaye 9.486.413.259,0 06 98.000.000,00 90.578.841.804,96 81.092.468.545,91 0,00 Giderleri 5 Sermaye 07 356.710.000,00 4.078.076.545,53 3.423.442.337,50 0,00 654.634.208,03 Transferleri 1.092.129.668.000 1.127.226.378.858, 1.105.444.631.033, 21.781.747.825, Toplam 0,00 ,00 88 05 83 2024 yılı bütçe gerçekleşmeleri, Millî Eğitim Bakanlığı’nın harcama yapısının cari ağırlıklı bir nitelik taşıdığını açıkça göstermektedir. Toplam 1,1 trilyon TL’lik giderin yaklaşık %80’i personel ve sosyal güvenlik ödemelerine, yalnızca %7,6’sı sermaye giderlerine yönelmiştir. Bu yapı, eğitimin finansmanında yatırım kapasitesinin oldukça sınırlı kaldığını, bütçenin esasen idari ve maaş yükümlülükleriyle tüketildiğini ortaya koymaktadır. “Mal ve Hizmet Alım Giderleri” kalemi, 103,8 milyar TL ile dikkat çekici bir artış göstermiştir. Yıl içinde bu kalem için ayrılan ödenek yaklaşık 31 milyar TL artırılmış, harcamalar büyük ölçüde temizlik, bakım-onarım, taşımacılık ve hizmet alımlarına yönelmiştir. Bu tablo, bakanlık harcamalarında taşeronlaşma eğiliminin güçlendiğini ve doğrudan eğitim faaliyetlerine yönelik harcamaların sınırlı kaldığını göstermektedir. Sermaye giderleri 81,0 milyar TL olarak gerçekleşmiş, yaklaşık 9,5 milyar TL ödenek kullanılmamıştır. Bu oran, yatırım projelerinin planlanan düzeyde ilerlemediğini, özellikle okul yapımı, onarımı ve afet sonrası inşa projelerinde gecikmeler yaşandığını göstermektedir. 652 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2630 ‒ Sermaye transferlerinde de benzer biçimde %16 civarında kullanılmayan ödenek bulunmaktadır. Cari transferler (25,4 milyar TL), başlangıç ödeneğine yakın seyretmiş olsa da bu kalemde yer alan özel okul teşvikleri ve çeşitli kurum destekleri verimlilik ve hedef kitle odaklılık bakımından tartışmalıdır. Bu alanda sistematik performans değerlendirmesi yapılmaması, kaynak tahsisinin etki odaklı yönetilmediğini göstermektedir. Sonuç olarak, 2024 yılı ekonomik sınıflandırma sonuçları, MEB bütçesinin idari ve personel giderlerine bağımlı bir yapıda olduğunu; yatırım ve yenilikçi programlara ayrılan kaynağın sınırlı kaldığını göstermektedir. Bu durum, eğitimde kalite artışını destekleyecek altyapı ve kapasite gelişiminin önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır. Bakanlık bütçesinin sürdürülebilir biçimde güçlendirilmesi için, sermaye harcamalarının artırılması, hizmet alımı yerine doğrudan kamusal kapasite yatırımlarına öncelik verilmesi ve her program için performans temelli izleme mekanizmalarının oluşturulması gerekmektedir. 4.15. GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİMESİ Sayıştay'ın 2024 yılı denetim raporu, Gençlik ve Spor Bakanlığı hakkında olumlu denetim görüşü bildirmiştir. Ancak bu olumlu görüşün gölgesinde önemli yapısal sorunlar bulunmaktadır. Raporun derinliklerine inildiğinde, 'diğer bulgular' başlığı altında sıralanan 9 kritik tespit, kurumsal yönetimde iyileştirme gerektiren alanlar olduğunu göstermektedir. Özellikle taşra teşkilatlarında mali disiplinin sağlanamadığı, gelir-gider yönetiminde uygulama birliğinin kurulamadığı ve kaynak kullanımında kurumsal tutarlılığın zayıf kaldığı ifade edilmiştir. Raporda yer alanlar yalnızca teknik bir eksiklikten ibaret değildir. Kamu yönetiminde yerleşen idari esneklik anlayışı, kimi alanlarda kurumsal hesap verebilirliği gölgelemiştir. Bu durum, spor ve gençlik politikalarının sürdürülebilirliği açısından önemli bir handikap oluşturmaktadır. Kaynak dağılımındaki bu dengesizlik, bakanlığın stratejik planlama kapasitesi ve uzun vadeli politika üretme kabiliyeti hakkında sorgulayıcı bir bakış açısı gerektirmektedir. 653 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2631 ‒ Taşra Yönetimi ve Mevzuat Eksikliğinde İhmaller Gençlik ve Spor Bakanlığı taşra teşkilatı, mali yönetim ve denetim sistematiği açısından kronikleşmiş sorunlarla karşı karşıyadır. Sayıştay'ın tespitlerine göre, il müdürlükleri arasında muhasebe ve bütçe işlemlerinde standart bir uygulama bulunmamakta, her il kendi yerel pratiklerini geliştirmektedir. Bu durum, gelir-gider kayıtlarından denetim süreçlerine kadar uzanan bir düzensizlik yaratmakta ve hesap verebilirliği ciddi şekilde zedelemektedir. Yönetmelik altyapısının çağın gerisinde kalması, sorunun temel kaynaklarından birini oluşturmaktadır. 2007 tarihli "Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Taşra Teşkilatı Bütçe, Muhasebe ve Bilet Yönetmeliği", dijital muhasebe sistemleri, elektronik biletleme, gelir paylaşım modelleri ve sponsorluk anlaşmaları gibi güncel ihtiyaçlara cevap verememektedir. On yedi yılı aşkın süredir güncellenmeyen bu düzenleme, taşra teşkilatını modern mali yönetim standartlarının oldukça gerisine düşürmüştür. Yeni yönetmeliğin yürürlüğe girmesindeki gecikme, basit bir bürokratik aksaklığın ötesinde anlamlar taşımaktadır. 2025 yılı son çeyreğine girilmesine rağmen "Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği"nin Resmî Gazete'de yayımlanmamış olması, kurumsal reform iradesindeki zafiyeti gözler önüne sermektedir. Bu durum, illerde farklı muhasebe uygulamasının devam etmesine yol açmakta ve mali denetimde ciddi bir kargaşa yaratmaktadır. Denetim mekanizmalarının "kesin hesap cetvelleri" düzeyinde kalması, performans odaklı denetim anlayışının ve risk temelli kontrol sistemlerinin hayata geçirilememesi, sorunun bir diğer boyutudur. Sayıştay'ın ardışık raporlarında vurguladığı bu eksiklik, artık kronik bir yönetim zaafına dönüşmüştür. Sonuç olarak, taşra teşkilatındaki mali yönetim sorunları, sadece bürokratik bir meselenin ötesinde, kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve mali şeffaflık açısından kritik önem taşımaktadır. Standart bir mali yönetim sisteminin kurulamaması, kaynak israfına yol açmakta ve kurumsal hesap verebilirliği zayıflatmaktadır. Bu sorunların çözümü, acilen modern bir mali yönetim sistemi kurulmasını ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesini gerektirmektedir. 654 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2632 ‒ Kamu Taşınmazlarının Kullanımında Denetimsizlik ve Zafiyetler Sayıştay'ın 2024 yılı denetim raporu, Gençlik ve Spor Bakanlığı'na ait taşınmazların yönetiminde ciddi idari zafiyetler olduğunu ortaya koymaktadır. Kamu taşınmazlarının amacı dışında kullanımı ve denetimsizlik, sistematik bir yönetim sorununa işaret etmektedir. Ankara'daki 19 Mayıs Spor Kompleksi'nde yaşanan uygulama, bu sorunun çarpıcı örneklerinden biridir. Kira sözleşmeleri sona eren çay bahçesi, büfe ve lokanta gibi işletmelerin tahliye edilmemesi ve ecrimisil yoluyla fiili durumun meşrulaştırılmaya çalışılması, kamu malı yönetimindeki zafiyeti gözler önüne sermektedir. Anıttepe'de 12 metrekareden 104 metrekareye izinsiz genişletilen ticari alan ise denetim mekanizmalarının işlevsiz kaldığını belgelemektedir. İstanbul'un Sarıyer ve Gaziosmanpaşa ilçeleri ile Mersin Erdemli’deki tesislerin protokol hükümlerine aykırı biçimde ticari amaçlarla kullanılması, sorunun yaygınlığını göstermektedir. Sözleşme süresi dolmasına rağmen tahliye işlemlerinin gerçekleştirilememesi, yönetim kademelerinde süreklilik arz eden bir operasyonel zafiyetin varlığına işaret etmektedir. Bu durum, üç temel sorunu beraberinde getirmektedir: Kamu kaynaklarının amacı dışında kullanımı yoluyla israf, spor tesislerinin asli işlevlerini yerine getirememesi nedeniyle gençlik ve spor hizmetlerinde aksama ve nihayetinde kamu malına yönelik denetim ve yönetim kültürünün zayıflığı. Sonuç olarak, taşınmaz yönetimindeki bu yapısal sorunlar, sadece mali kayıp değil aynı zamanda kamuya olan güveni de zedelemektedir. Etkin bir taşınmaz yönetimi ve güçlü denetim mekanizmalarının kurulması, artık ertelenemez bir gereklilik haline gelmiştir. Dijital İşlemlerde Usulsüzlük Riski Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın dijital dönüşüm sürecinde yaşanan sistematik aksaklıklar, kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve mali denetim açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Sayıştay'ın 2024 yılı denetim raporu, bakanlığın dijital altyapısında yaşanan dağınıklığı ve standart eksikliğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. İl müdürlükleri düzeyindeki dijital uyumsuzluk, kaynak israfı ve denetim zafiyeti yaratmaktadır. 46 il müdürlüğünün herhangi bir yazılım sistemi kullanmaması, 35 ilin ise birbirinden tamamen farklı sistemlerle çalışıyor olması, merkezi yönetim ve denetimi fiilen 655 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2633 ‒ imkânsız hale getirmektedir. Bu durum hem veri güvenilirliğini sorgulanır kılmakta hem de her ilin ayrı yazılım çözümleri geliştirmesi nedeniyle milyonlarca liralık ek mali yük oluşturmaktadır. Eğitim Yönetim Sistemi'ndeki yapısal eksiklikler, mali kontrol mekanizmalarını zaafa uğratmaktadır. Geriye dönük üç günlük veri girişi imkânı, ödemelere esas teşkil eden belgelerde manipülasyon riskini artırmakta; puantaj ve yoklama kayıtları arasındaki uyumsuzluklar ise sistem bütünlüğünü tehdit etmektedir. Ayrıca, resmi görevi bulunmayan eğiticilere yönelik sigortalılık kontrollerinin yapılmaması, hem sosyal güvenlik mevzuatı ihlaline yol açmakta hem de hatalı ödemelere zemin hazırlamaktadır. Bu tablo, bakanlığın dijital dönüşüm stratejisinin yeniden ele alınması gerekliliğini açıkça ortaya koymaktadır. Standart bir veri yönetimi sistemi oluşturulması, tüm il müdürlüklerinde ortak yazılım altyapısına geçilmesi ve dijital denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi acil bir ihtiyaç haline gelmiştir. Aksi takdirde, kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve şeffaf yönetimi hedeflerine ulaşılması mümkün görünmemektedir. Burs Ödemelerinde Eşitsizlik ve Denetim Eksikliği Sayıştay'ın 2024 yılı denetim raporu, Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü'nün burs süreçlerinde ciddi bir mevzuat ihlalini ortaya çıkarmıştır. Burs Yönetmeliği ve 5102 sayılı Kanun'un açık hükümlerine rağmen, kamu kurumları adına yapılan burs ödemelerinde değerlendirme süreci 2022 yılından itibaren fiilen askıya alınmıştır. Bu uygulama, aynı sistem içinde ikili bir yapı oluşturmuştur. KYK'nın kendi burs ve kredi programlarına başvuran öğrenciler sıkı denetim mekanizmalarına tabi tutulurken, kamu kurumları tarafından bildirilen 2.427 öğrenci herhangi bir uygunluk kontrolüne tabi tutulmadan desteklenmektedir. Söz konusu 10,5 milyon TL'lik ödemeler, toplam bütçe içinde nispeten küçük bir miktarı temsil etse de sistem bütünlüğü ve eşitlik ilkesi açısından oldukça kritik bir ihlal anlamı taşımaktadır. Objektif kriterlerin ve merkezi değerlendirme mekanizmasının devre dışı bırakılması, şeffaflık ilkesini zedelemiş ve kamu kaynaklarının dağıtımında keyfiliğe kapı aralamıştır. Bu durum, aynı koşullardaki öğrenciler arasında haksız bir ayrımcılığa yol açarak, burs sisteminin temelini oluşturan adalet ve eşitlik ilkelerini ihlal etmektedir. 656 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2634 ‒ Mevzuata aykırı bu uygulamanın sürdürülmesi, kamu kaynaklarının yönetiminde hesap verilebilirlik ve denetim mekanizmalarının işlevsizleşmesine neden olmaktadır. Bu sorunun acilen giderilmesi ve tüm burs süreçlerinde standart, şeffaf ve nesnel kriterlerin uygulanması gerekmektedir. Spor Gelirlerinde Tahsilat ve Denetim Sorunu Sayıştay'ın 2024 yılı denetim raporu, spor müsabakalarından alınması gereken Bakanlık paylarının tahsilatında ciddi bir sistem zaafiyetini ortaya koymaktadır. Mevzuata göre spor müsabakaları gelirlerinden %7'lik Bakanlık payının tahsil edilmesi zorunlu olmasına rağmen, bu kuralın birçok kulüp ve il düzeyinde uygulanamadığı görülmektedir. Özellikle Süper Lig kulüpleri nezdinde yaşanan tahsilat sorunları dikkat çekicidir. Bazü büyük kulüplerin gelir bilgilerini Bakanlığa iletmemesi, loca ve kombine satışlarının kayıt dışı kalması, gelir paylaşım sisteminin işleyişini aksatmaktadır. İstanbul İl Müdürlüğü'nün tespitlerine göre, üç büyük kulüpten hiçbir tahsilat yapılamamış olması, sorunun boyutlarını gözler önüne sermektedir. Stadyum reklam gelirlerinden alınması gereken %10'luk payların da tahsil edilememesi ve bu konuda belirsiz alacak davalarının açılmış olması, mali yönetimdeki boşlukları işaret etmektedir. Bu durum, yıllık milyonlarca liralık kamu gelir kaybına yol açmakta ve amatör sporun finansmanını olumsuz etkilemektedir. Büyük kulüplerin mali yükümlülüklerden muaf tutulduğu algısı, spor yönetişiminde eşitlik ve adalet ilkelerini zedelemekte, sportif başarının kuralların üstünde tutulduğu yönünde olumsuz bir mesaj vermektedir. Bu durum, sadece mali bir kayıp değil, aynı zamanda spor etiği ve kamu güveni açısından da ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Sorunun çözümü için etkin bir denetim mekanizmasının kurulması, gelir bildirimi ve paylaşımında şeffaflığın sağlanması ve yasal yükümlülüklerin tarafsız bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Ancak bu şekilde spor finansmanındaki adaletsizlikler giderilebilir ve amatör sporun gelişimi için gerekli kaynak aktarımı sağlanabilir. 2024 YILI KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ 2024 yılı kesin hesap kanunu verilerine göre, bakanlık, ayrılan kaynakların yönetimi ve etkin kullanımı konusunda ciddi zafiyetler yaşamaktadır. 657 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2635 ‒ Tablo : Gençlik ve Spor Bakanlığı 2004 Yılı Bütçe Uygulama Sonuçları Cetveli Başlangıç Ödeneği Toplam Ödenek Gerçekleşen Harcama Kullanılmayan Program Adı (TL) (TL) (TL) Ödenek (TL) Bağımlılıkla Mücadele 33.690.000 28.690.000 27.387.021 1.302.979 Gençlik 8.527.496.000 9.323.496.854 9.185.252.923 138.243.932 Sporun Geliştirilmesi ve 27.404.760.000 34.130.202.772 33.582.489.257 547.713.515 Desteklenmesi Yükseköğretim 132.990.126.000 127.389.838.331 127.215.119.582 174.718.749 Yönetim ve Destek 2.074.652.000 3.623.010.595 2.933.242.716 689.767.879 Programı GENEL TOPLAM 171.030.724.000 174.495.238.552 172.943.491.500 1.551.747.053 Bütçe uygulama sonuçlarına göre, başlangıç ödeneği 171,03 milyar TL olan bakanlık bütçesi 174,50 milyar TL’ye yükseltilmiş. Bu rakamın da 172,94 milyar TL'lik kısmı harcanmıştır. Sadece bu toplam rakamlara bakarak bile doğru planlama yapılmadığı söylenebilmektedir. Gençlik Programı altında başlangıçta öngörülen 8,5 milyar TL’lik ödeneğin yaklaşık 800 milyon TL arttırılıp büyük bir çoğunluğu harcanırken; Bağımlılıkla Mücadele Programının başlangıç bütçesi azaltılmıştır. Tablo. Gençlik ve Spor Bakanlığı 2024 Yılı Bütçe Uygulama Sonuçları (Ekonomik Sınıflandırma) Başlangıç Ödeneği Revize Ödenek Gerçekleşen Harcama Kullanılmayan Harcama Kalemi (TL) (TL) (TL) Ödenek (TL) Personel Giderleri 1.499.516.000 1.872.402.000 1.843.722.000 28.680.000 SGK Devlet Primi 199.748.000 265.611.000 257.929.000 7.682.000 Mal ve Hizmet 1.359.302.000 1.630.129.000 1.407.714.000 222.414.000 Alımı Cari Transferler 130.693.289.000 131.385.415.000 131.187.633.000 197.782.000 Sermaye Giderleri 9.503.400.000 12.690.333.000 12.096.485.000 593.847.000 Sermaye 4.964.469.000 7.081.022.000 6.581.022.000 500.000.000 Transferleri Borç Verme 22.811.000.000 19.570.327.000 19.568.987.000 1.340.000 TOPLAM 171.030.724.000 174.495.239.000 172.943.491.000 1.551.747.000 658 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2636 ‒ Personel giderleri gibi kalemlerdeki harcamalar da oldukça dikkat çekicidir. “Geçici süreli çalıştırılan” personeller için öngörülen başlangıç ödeneğinin 5 katı kadar bir harcama gerçekleştirilmiştir. Mal ve hizmet alım giderlerinde ise başlangıçta belirlenen 1,36 milyar TL’lik ödeneği ek ödeneklerle yaklaşık 300 milyon TL daha arttırılmıştır. Bu ödeneğin büyük ölçüde kullanıldığı da görülmektedir. Ancak bu harcamaların detaylarında, bazı kritik kalemler için gerekli bütçenin doğru yönlendirilmediği anlaşılmaktadır. Örneğin, temsil ve tanıtma giderleri, hizmet alımları, menkul ve gayrimenkul mal bakım ve onarım giderleri 25 milyon TL harcanmıştır. Bu rakam “Mal ve Hizmet Alım Giderleri” kaleminin altındaki kalemlerden birkaçı olmasına rağmen kendi başına bir program olan “Bağımlılıkla Mücadele Programı” bütçesi ile yarışmaktadır. Bağımlılıkla Mücadele için toplam 27,4 milyon TL harcanmıştır. Bu rakamlara baktığımızda iktidar bütçeyi gençleri uyuşturucu çetelerinin elinden kurtarmak için değil bakanlık içindeki itibar ve israf çetelerine harcadığı görülmektedir. Sonuç olarak, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bütçe uygulama sonuçları, kaynakların gençlerin refahı ve spor altyapısının gelişimi için değil, plansız ve verimsiz bir şekilde harcandığını ortaya koymaktadır. Bu durum, hükümetin politikalarını yalnızca rakamlarla süsleyerek halka sunduğunu, ancak somut fayda sağlamadığını göstermektedir. Gençlik ve sporun geleceğini sözde sahiplenen bu anlayışa karşı muhalefet olarak, bu kaynakların etkin ve adil kullanılması için daha güçlü bir bütçe disiplini ve denetim mekanizması talep ediyoruz. 4.16. SAĞLIK BAKANLIĞI 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ T.C. Sayıştay Başkanlığınca yayımlanan Sağlık Bakanlığı 2024 yılı düzenlilik denetim raporu, Sağlık Bakanlığı’na bağlı döner sermaye işletmeleri 2024 yılı düzenlilik denetim raporunu içermektedir. Söz konusu raporlardan Sağlık Bakanlığı’na ait ana bulgular aşağıda özetlenmiştir: BULGU 1: Hizmet Alımı Suretiyle Temin Edilen Uygulama Projeleri ve İhale Dokümanları Hazırlanması İşlerindeki Eksikliklerin Ek Maliyetlere ve Sağlık Tesislerinin Planlanan Zamanda Faaliyete Geçememesine Sebep Olması 659 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2637 ‒ Sözleşme Sürelerinin Yetersiz Belirlenmesi  Uygulama projeleri ve ihale dokümanı hazırlama işlerinde sözleşme süreleri, işin büyüklüğü ve niteliği dikkate alınmadan çoğunlukla 90–180 gün olarak belirlenmiştir.  Fiziki büyüklük ve teknik karmaşıklığı tamamen farklı olan işler için aynı sürelerin verilmesi, projelerin eksik hazırlanmasına yol açmıştır.  İncelenen 23 işten 16’sı sözleşme süresi içinde tamamlanamamış, bazı projelerde gecikme süresi 900 günü aşmıştır.  Bu gecikmeler yapım ihalelerini aksatmış, sağlık tesisi yatırımlarının planlanan zamanda başlanamamasına yol açmıştır. Zemin Etütlerinin Gerçek Durumu Yansıtmaması  Hizmet alımı kapsamında hazırlanan zemin etütleri birçok projede arazinin gerçek zemin özelliklerini göstermemiştir.  Uygulama aşamasında beklenmeyen su varlığı, oturma sorunları, eğim ve stabilite problemleri ortaya çıkmış; bu durum zorunlu zemin iyileştirme imalatlarına ve yüksek oranlı iş artışlarına neden olmuştur.  Üniversite raporlarıyla doğrulanan bu hatalar, projelerin doğru hazırlanmadığını göstermektedir.  Mevzuata göre bu hatalardan proje yüklenicisinin sorumlu tutulması gerekirken, pratikte buna yönelik somut işlem yapılmadığı görülmüştür. Proje Detaylarının Eksik/Hatalı Olması ve Mevzuata Aykırılıklar  Hazırlanan projeler, yapım aşaması için gerekli teknik ayrıntıları içermemekte; bazı imalatlar mevzuata uygun olmayan biçimde projelendirilmiştir.  Uygulama sırasında; izolatör-kolon uyumsuzlukları, teknik merkezlerin yetersiz tasarlanması, yangın yönetmeliğine aykırı merdiven detayları, hatalı malzeme türü seçimi gibi nedenlerle çok sayıda revizyon yapılmış ve iş artışları oluşmuştur. 660 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2638 ‒  Proje yüklenicisinin yönetmeliklere uygun ve birbiriyle uyumlu proje hazırlama sorumluluğu bulunmasına rağmen, incelemeler bu sorumluluğun yerine getirilmediğini göstermektedir. Hem proje hazırlama sürelerinin gerçekçi belirlenmemesi hem de zemin etütleri ve proje detaylarında görülen eksiklikler nedeniyle: Ek maliyetler ortaya çıkmış, Süre uzatımları kaçınılmaz hale gelmiş, Sağlık tesislerinin planlanan zamanda faaliyete geçmesi engellenmiştir. Bu nedenle projelerin niteliğine ve büyüklüğüne uygun sürelerle ihale edilmesi, zemin etütlerinin doğru yapılmasının sağlanması ve proje yüklenicilerinin sorumluluğunun etkin biçimde işletilmesi gerektiği belirtilmektedir. BULGU 2: Yapım İşi İhalelerinde Mevzuata Uygun Olmayan Kefalet Senetlerinin Teminat Olarak Kabul Edilmesi Yapım işi ihalelerinde, yükleniciler tarafından sunulan kefalet senetlerinin bir kısmının SEDDK tarafından yetkilendirilmemiş sigorta ve reasürans brokerleri üzerinden düzenlendiği tespit edilmiştir. Mevzuata göre kefalet senetleri yalnızca bankalar veya Türkiye’de yerleşik sigorta şirketleri tarafından verilebilir; brokerlerin teminat verme yetkisi yoktur. Bu nedenle söz konusu senetlerin teminat olarak kabul edilmesi, 4734 ve 4735 sayılı Kanunlar ile sigortacılık mevzuatına aykırıdır. İdare, bu tespitle ilgili açıklama yapmamış; bu durum, kamu ihale süreçlerinde hukuki güvenliği ve kamu yararını zayıflatmaktadır. Bu nedenle kefalet senetlerinin doğrulama işlemlerinin SEDDK üzerinden yapılması, yetkisiz senetlerin kabul edilmemesi ve gerektiğinde yasal yaptırımların uygulanması gerekmektedir. BULGU 3: Yapım İşlerinde Fiyat Farkı Hesaplanmasında Kullanılacak Endekslere Yer Verilmemesi, Sigorta Kapsamında Yer Alması Gereken Teminatların Yer Almaması ve Gerekli Durumlarda Sigorta Bedelinin Artırılmaması ve Sigorta Sürelerinin Uzatılmaması a) Yapım İşlerine İlişkin İdari Şartname ve Sözleşmelerde Fiyat Farkı Hesaplanmasında Kullanılacak Endekslere Yer Verilmemesi Bakanlık tarafından gerçekleştirilen yapım işlerinde, ihale dokümanlarında fiyat farkı hesabında kullanılacak endeksler belirtilmemiştir. Mevzuata göre her sabit katsayı için hesaplamaya esas endeksin belirlenmesi ve dokümanda gösterilmesi zorunludur. 661 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2639 ‒ Bu nedenle, fiyat farkı formülünde yer alan sabit katsayılar için uygun endekslerin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. b) İş ve İş Yeri Sigortası Yapılması Kararlaştırılan Bazı Yapım İşlerinde Sigorta Kapsamında Yer Alması Gereken Teminatların Yer Almaması Bakanlık tarafından gerçekleştirilen yapım işlerinde düzenlenen iş ve iş yeri (İnşaat All Risk) sigorta poliçelerinde, mevzuat gereği bulunması zorunlu teminatların eksik olduğu tespit edilmiştir. Poliçelerde idarenin işveren sıfatıyla yer almaması, proje hatalarına ilişkin teminatların bulunmaması, alt yüklenici ve işçi sorumluluk sigortalarının eklenmemesi, otomatik süre uzatımı ve değer artışı teminatlarının yer almaması, tüm riskler ve koasürans oranları ile ilgili hatalar gibi eksiklikler gözlenmiştir. Bu nedenle, sigorta poliçelerinin mevzuata uygun şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. c) Yapım İşlerinde Ödenen Toplam Hakediş Tutarının Poliçedeki Sigorta Bedelini Aşması Halinde Sigorta Bedelinin Artırılmaması ve Süre Uzatımları Nedeniyle İnşaat Sigorta Sürelerinin Uzatılmaması Bakanlık yapım işlerinde, toplam hakediş tutarı poliçedeki sigorta bedelini aştığında veya süre uzatımı verildiğinde sigorta bedeli artırılmamış ve sigorta süreleri uzatılmamıştır. Mevzuata göre, bu hallerde zeyilname ile sigorta bedelinin artırılması ve sürenin uzatılması zorunludur. BULGU 4: Kamu Özel İş Birliği Modeli ile İşletilen Şehir Hastanelerine İlişkin Sorunlar Bulunması a) Şehir Hastanelerinde Nihai Tamamlama Süreçlerinin Yürütülmemesi KÖİ modeli ile yapılan şehir hastanelerinde, fiili tamamlama tarihinden itibaren 24 ay geçmesine rağmen nihai tamamlama süreçleri yürütülmemiştir. Bu nedenle; sabit yatırım tutarları revize edilmemiş, tıbbi cihaz ve mefruşat eksiklikleri mahsuplaştırılmamış, işletme süreleri ve hizmet değişiklikleri güncellenmemiş, toplam sabit yatırım ve kullanım bedelleri netleştirilmemiştir. Nihai tamamlama süreçlerinin işletilmemesi, İdare ve Şirket’in hak ve yükümlülükleri açısından belirsizlikler yaratmaktadır. 662 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2640 ‒ b) Yer Teslimi Yapılmadan İnşaat İşleri Başlamasına Rağmen Yatırım ve İşletme Dönemlerine İlişkin Revizyonların Yapılmaması KÖİ modeli ile yapılan şehir hastanelerinde, yer teslimi yapılmadan inşaat işlerine başlanmış ve buna rağmen yatırım ve işletme dönemlerine ilişkin revizyonlar yapılmamıştır. Bu durum, inşaat ve işletme sürelerinin sözleşmeye uygun şekilde hesaplanmamasına yol açmakta ve hak ve yükümlülüklerin netleşmesini engellemektedir. Sürelerin fiili başlangıç tarihleri dikkate alınarak yeniden hesaplanması gerekmektedir. c) Yaptırılmayan/Yapılmayan İmalatlar İçin Toplam Sabit Yatırım Tutarı Revizyonunun Yapılmaması ve Bu Eksikliklerin Etki Ettiği Hizmetler İçin Hizmet Değişikliği Yapılmaması KÖİ modeli ile inşa edilen şehir hastanelerinde, yaptırılmayan veya eksik yapılan imalatlar ve teslim edilmeyen ekipmanlar nedeniyle toplam sabit yatırım tutarının revize edilmediği ve bu eksikliklerin etki ettiği hizmetlerde değişiklik yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu durum, ihale tekliflerinde öngörülen sistem ve bedellerin gerçek durumu yansıtmamasına yol açmakta olup, toplam sabit yatırım tutarı ve hizmet bedellerinin sözleşme hükümlerine uygun şekilde revize edilmesi gerekmektedir. d) Doğal Gaz Tüketiminde Eksik Ölçüm Bedellerine Maruz Kalınması KÖİ modeli ile işletilen bazı şehir hastanelerinde doğal gaz sayaçlarının projelendirmede öngörülen en düşük saatlik tüketim (Qmin) miktarlarının altında kalması nedeniyle tüketim olmadığı halde faturalandırma yapılmış ve eksik ölçüm bedellerine maruz kalınmıştır. Hastanelerde Yönetmelik uyarınca ölçüm kapasitesine uygun sayaç değişimi yapılmadığı için bu sorun devam etmektedir. Bu nedenle tesisat revizyonları yapılarak Qmin kaynaklı bedellerin önlenmesi ve sorumlulukların belirlenmesi gerekmektedir. e) Yatırım Döneminde Katma Değer Vergisi İstisnasından Yararlanan Görevli Şirketlerin İstisna Kapsamında Kira Tutarının veya Kira Süresinin Bir Kısmından Vazgeçmesine İlişkin İşlemlerin Tesis Edilmemesi 663 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2641 ‒ KÖİ modeli ile inşa edilen şehir hastanelerinde yatırım döneminde Katma Değer Vergisi (KDV) istisnasından yararlanan Görevli Şirketler, bu istisnadan faydalanabilmek için kira tutarı veya kira süresinin bir kısmından vazgeçmekle yükümlü olmalarına rağmen, İdare ile bu konuda herhangi bir işlem tesis edilmemiştir. Bu durum, geçici 29’uncu madde kapsamında öngörülen taahhüt ve indirim mekanizmasının uygulanmamasına yol açmıştır. Bu itibarla, KDV istisnasından yararlanan projelerde kira tutarı ve/veya süreden indirim hesaplamalarının yapılması ve Kanun hükümlerine uygun olarak işlem tesis edilmesi gerekmektedir. f) Ankara Etlik Şehir Hastanesi İçin Fiili Tamamlama Tarihi Öncesinde Teknolojik Gelişmeler Kalemi İçin Yapılması Öngörülen İş Azalışı Hususunda Mutabakat Sağlanmasına Rağmen Kullanım Bedelinin Revize Edilmemesi KÖİ modeli ile inşa edilen Ankara Etlik Entegre Sağlık Kampüsünde, ihale teklifinde yer almasına rağmen yapılmayan “teknolojik gelişmeler” kalemi altındaki imalatlara ilişkin olarak İdare ile Görevli Şirket arasında iş azalışı konusunda mutabakat sağlanmış olmasına rağmen, bu azalış fiili tamamlama tarihi öncesinde kullanım bedeline yansıtılmamıştır. Bu durum, Sözleşme eki Ek- 22 (Değişiklik Prosedürü) ve 1 No.lu Ek Mutabakat hükümlerine aykırıdır. Buna göre, Görevli Şirket ile İdare arasında mutabık kalınan iş azalışı tutarının orijinal kullanım bedelinden düşülmesi ve işletme döneminde kullanım bedeline yansıtılması gerekmektedir. g) İhale Teklifi Birim Fiyatlara Dahil Olmasına Rağmen Hizmet Sunum Alanları İçin Isıtma ve Soğutma Giderlerinin Tahsil Edilmemesi Bazı şehir hastanelerinde çamaşır, yemek, laboratuvar, görüntüleme ve sterilizasyon hizmetleri için birim fiyatlara dahil olan ısıtma ve soğutma giderleri, hizmet ödemelerinden mahsubu yapılmadan bırakılmıştır. Sözleşme ve ihale dokümanları uyarınca bu giderlerin ölçülüp mahsup edilmesi veya teknik çalışma ile fiyatlandırılması gerekmektedir. h) Konya Karatay Şehir Hastanesinde Görevli Şirket Tarafından Sağlık Tesisi Konseptine Uygun Olarak Yer ve Bahçe Bakım Hizmeti Verilmemesi 664 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2642 ‒ Konya Karatay Şehir Hastanesinde, Görevli Şirketin Sözleşme gereği üstlendiği yer ve bahçe bakım hizmeti, sağlık tesisi konseptine uygun olarak verilmemiştir. Denetimlerde peyzaj alanlarında otların uzun olması, cam ve kuru otların bulunması gibi eksiklikler tespit edilmiştir. İdare, Şirket’in eylemsizliğine rağmen Sözleşme haklarını kullanarak hizmetin sağlanmasını temin etmemiştir. Bu nedenle, sağlık tesisi genelinde yer ve bahçe bakım hizmetinin Sözleşme ve sağlık tesisi gereklerine uygun şekilde sunulması ve gerekirse İdare tarafından Sözleşme haklarının kullanılması gerekmektedir. ı) Kütahya ve Tekirdağ Şehir Hastanelerinde Ticari Alanlara İlişkin Kabul Süreci Yürütülmemesinden Kaynaklı Olarak Sözleşme Haklarının Kullanımında Belirsizlik Olması Kütahya ve Tekirdağ Şehir Hastanelerinde, mecburi ticari hizmet alanlarına ilişkin Koordinasyon Kurulu tarafından ticari faaliyet ücretleri belirlenmemiş ve Sözleşme eki Ek-12 (Kabul Programı) kapsamında ticari alan kabulleri yapılmamıştır. Bu nedenle, sözleşmenin ilgili maddelerinden doğan hakların kullanımı ve ek ticari alan yapılması durumunda İdare’ye ödenecek bedeller konusunda belirsizlik oluşmuştur. İdare, piyasa rayiç fiyatlarına göre ücret belirlemesini sağlayarak, ticari alan kabul sürecini tamamlamalı ve ek ticari alan bedellerini tespit etmelidir. j) Kütahya Şehir Hastanesinde Yapı Kullanma İzin Belgesi Alınmaması Nedeniyle Hemodiyaliz Hizmetinin Verilememesi ve Sözleşme Haklarının Kullanılmaması Kütahya Şehir Hastanesinde, fiili tamamlama tarihinde Yapı Kullanma İzin Belgesi alınmadığı için hemodiyaliz ünitesi ruhsatlandırılamamış ve sağlık hizmeti sunulamamıştır. Bu nedenle, sözleşme gereği kullanım hatası iş ve işlemleri yapılmamıştır. İdare, yapı kullanma izin belgesinin gecikmeli alınması nedeniyle hizmet verilemeyen alan için kullanım hatası işlemlerini tesis etmelidir. k) Kamu Özel İş Birliği Modeli ile İşletilen Şehir Hastanelerinde Ticari Alanlara İlişkin Sorunlar Bulunması i. İhale Dokümanı ve Projelerde Öngörülenden Daha Fazla Alanın Ticari Alan Olarak Kullanılması 665 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2643 ‒ Şehir hastanelerinde bazı Görevli Şirketler, ihale dokümanı ve onaylı projelerde öngörülenden daha fazla alanda ticari faaliyet yürütmekte ve İdare kullanımında olması gereken depoları ticari amaçla kullanmaktadır. Bu durum kullanım bedeline yansıtılmamış ve ticari alan kabul süreci tamamlanmamıştır. İdare, fazla kullanılan ticari alanların tespitini yaparak kullanım bedeli revizyonunu gerçekleştirmelidir. ii. Ticari Alan İklimlendirme Giderlerinin Tahsil Edilmemesi Bazı şehir hastanelerinde ticari alanların iklimlendirme (ısıtma ve soğutma) giderleri tahsil edilmemiştir. Şirketler, sözleşme gereği ticari faaliyetlerin tüm maliyet, risk ve sorumluluğunu üstlenmekle yükümlüdür. Teknik ve hesaplama eksiklikleri nedeniyle tahsilat yapılamamış olup, gerekli çalışmalar tamamlanarak iklimlendirme giderlerinin Görevli Şirketlerden tahsil edilmesi gerekmektedir. iii. Kamu Özel İş Birliği Modeli ile İşletilen Şehir Hastanelerinde Bulunan Ticari Alanlarda Elektrik, Su ve Doğalgaz Sayaçlarının Eksik veya Arızalı Olması Bazı şehir hastanelerinde ticari alanlara ilişkin elektrik, su ve doğalgaz sayaçları eksik veya arızalıdır. Bu nedenle tüketim bedelleri doğru hesaplanamamaktadır. Sözleşme gereği tüm maliyet, risk ve sorumluluk Şirket’e ait olduğundan, eksik sayaçların kurulması, arızalıların onarılması ve geriye dönük tüketim bedellerinin yasal faiziyle tahsil edilmesi gerekmektedir. l) Ek-13 kapsamında Görevli Şirket Tarafından Tedarik Edilmesi Gereken Ekipmanlarda Eksiklikler ya da Uygunsuzluklar Olması Bazı şehir hastanelerinde, Ek-13 kapsamında Şirket tarafından tedarik edilmesi gereken tıbbi ekipman ve mefruşatta eksiklikler ve uygunsuzluklar tespit edilmiştir. Kütahya ve Etlik Şehir Hastanelerinde bazı ekipmanlar ÜTS belgeleri, TSE yeterlilik belgeleri veya HBYS entegrasyonu eksik olup mefruşat da tamamlanmamıştır. Sözleşme gereği bu ekipman ve mefruşatlar toplam sabit yatırım tutarına dahil olarak fiili tamamlama tarihinden önce temin edilmelidir. Eksikliklerin giderilmemesi, sağlık hizmeti sunumunda aksamalara yol açmıştır. Bu nedenle, 666 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2644 ‒ eksik ve uygunsuz ekipmanların tamamlanması ve söz konusu süreler dikkate alınarak toplam sabit yatırım tutarının güncellenmesi gerekmektedir. m) Görüntüleme Hizmetlerine İlişkin Randevu Verme Sürelerinde ve Laboratuvar Hizmetlerine İlişkin Sonuç Verme Sürelerinde Gecikmelerin Meydana Gelmesi ve Bunların Çoğunluğunun Yardım Masasına Bildirilmemesi Bazı KÖİ modeli şehir hastanelerinde, görüntüleme hizmetlerinde randevu verme süreleri ve laboratuvar hizmetlerinde sonuç verme süreleri yöntem beyanı düzenlemelerine göre aşılmıştır. Rutin radyodiagnostik tetkiklerde 3 gün, radyoterapide 15 gün olan sürelerin aşıldığı ve acil hastaların tetkiklerinin geciktiği tespit edilmiştir. Laboratuvar hizmetlerinde ise bazı test gruplarında numune kabulünden sonuç onayına kadar geçen süreler önemli ölçüde uzamıştır. Ayrıca, yaşanan gecikmelerin büyük çoğunluğu yardım masasına bildirilmemiş ve hizmet hata puanı hesaplanmamıştır. Bu durum, sözleşme ve hizmet kalite standartlarına aykırıdır. Bu itibarla, gecikmelerin sebeplerinin araştırılması, çözüm üretilmesi ve hizmet seviyesi anlaşması (SLA) kapsamında çağrı açılarak hata puanı ve ceza kesintisi gibi yaptırımların uygulanması gerekmektedir. n) Görüntüleme ve Laboratuvar Hizmetlerine İlişkin Ek-14 (Hizmet Şartları) ve Yöntem Beyanlarına Göre Gerekli Bazı Cihazların ve Sistemlerin Sağlanmaması Bazı KÖİ modeli şehir hastanelerinde, görüntüleme ve laboratuvar hizmetlerinde Ek-14 (Hizmet Şartları) ve Yöntem Beyanları gereğince sağlanması gereken bazı cihaz ve sistemlerin temin edilmediği ve kurulmadığı tespit edilmiştir. Örnek olarak:  Kütahya Şehir Hastanesi: FTR binasında temel laboratuvar hizmetleri için biyokimya ekipmanı kurulmamış, PET CT cihazı temin edilmemiştir.  İzmir Şehir Hastanesi: Dijital patoloji hizmeti için gerekli sistem ve cihazlar sağlanmamıştır.  Adana Şehir Hastanesi: Brakiterapi, doppler ultrasonografi ve tavan statifli dijital röntgen cihazları temin edilmemiştir. 667 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2645 ‒  Gaziantep Şehir Hastanesi: Tomoterapi ve brakiterapi cihazları ile dijital patoloji sistemleri sağlanmamıştır. Kamu idaresi, laboratuvar hizmetlerinde tetkiklerin çalıştığını, görüntüleme cihazlarının temini için müzakerelerin devam ettiğini belirtmişse de saha tespitleri, yöntem beyanlarına göre bazı hizmetlerin gerçekleştirilemediğini göstermektedir. Bu nedenle, Eksik cihaz ve sistemlerin derhal temin edilmesi ve kurulması, sözleşmeye uygun olarak hizmetin sunulması, hata puanı hesaplanması ve kesintilerin uygulanması gerekmektedir. o) Kamu Özel İş Birliği Modeli ile İşletilen Şehir Hastanelerindeki Görüntüleme Hizmetlerinin Hakedişlerine Yansıyan Puanların Kontrolünün Yetersiz Olması KÖİ modeliyle işletilen şehir hastanelerinde görüntüleme hizmetlerinin hakedişlerinde SUT puanlarının kontrolü yetersiz bulunmuştur. Bazı işlemler, birlikte faturalandırılamayacak olmasına rağmen hakedişe tamamı yansıtılmış ve bir tetkirin ayda birden fazla faturalandırılması kurallarına uyulmamıştır. Bu nedenle, hakedişlerin SUT kurallarına uygun şekilde kontrol edilmesi ve hatalı yansımaların düzeltilmesi gerekmektedir. p) Kamu Özel İş Birliği Modeli ile İşletilen Şehir Hastanelerindeki Laboratuvar Hizmetlerinin Hakedişlerine Yansıyan Puanların Kontrolünün Yetersiz Olması KÖİ modeliyle işletilen şehir hastanelerinde laboratuvar hizmetlerinin hakedişlerinde SUT puanlarının kontrolü yetersiz bulunmuştur. Bazı tetkikler, birlikte faturalandırılmaması veya süre/branş kısıtına tabi olmasına rağmen hatalı şekilde hakedişe yansıtılmıştır. Bu nedenle, laboratuvar hakedişlerinin SUT kurallarına uygun şekilde kontrol edilmesi, HBYS’ye gerekli kısıtlamaların tanımlanması ve hatalı yansımaların düzeltilmesi gerekmektedir. r) Kamu Özel İş Birliği Modeli ile İşletilen Şehir Hastanelerine İlişkin Sözleşmelerde Azami Hata Puanı Limitlerinin Belirlenmemesi KÖİ modeliyle işletilen şehir hastanelerinde hizmet hata puanı limitleri bazı sözleşmelerde belirlenmemiştir. Bu durum, hata puanlarının izlenmesi, yazılı ihtar veya fesih haklarının uygulanmasını engellemektedir. Bu nedenle, azami hata 668 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2646 ‒ puanı limitlerinin belirlenmesi ve hizmetlerin performans takibinin sözleşmeye uygun yürütülmesi gerekmektedir. s) Sözleşme Kapsamında Görevli Şirket Tarafından Getirilen Tıbbi Ekipmanlarda Meydana Gelen Onarım Giderlerinin Karşılanması Konusunda Sorunlar Yaşanması KÖİ modeliyle işletilen şehir hastanelerinde, Görevli Şirketler tarafından teslim edilen tıbbi ekipmanların arıza ve hasar onarım giderlerinin karşılanmasında sorunlar yaşanmaktadır. Arızaların kaynağı (Şirket, İdare veya üçüncü şahıs) net olarak tespit edilememekte ve yüksek sigorta muafiyetleri nedeniyle bazı ekipmanlar uzun süre onarılamamaktadır. Bu durum, sağlık hizmeti sunumunda aksamalara yol açmaktadır. Bu nedenle, arızalı/hasarlı ekipmanların onarımları için İdare ve Görevli Şirketler tarafından komisyon kurulması, arıza nedeninin ve sorumlunun belirlenmesi ve sözleşme hükümlerine uygun şekilde onarımların gerçekleştirilmesi gerekmektedir. t) Pazar Testi Süreçlerinin Yürütülmemesi ve Sonuçlandırılmaması Bazı şehir hastanelerinde pazar testi süreçleri yürütülmemiş veya sonuçlandırılmamıştır. Kayseri ve Manisa Şehir Hastanelerinde süreçler hiç başlatılmazken, Mersin, Yozgat, Isparta, Adana ve Eskişehir’de Bina ve Arazi, Ortak Hizmetler Yönetimi ve HBYS hizmetlerinin pazar testleri tamamlanmamıştır. Elazığ-Fethi Sekin ve Bursa Şehir Hastanelerinde ise ilana çıkılmasına rağmen süreç sonuçlandırılamamıştır. i. Sözleşmelerde Öngörülen Süre Geçmiş Olmasına Rağmen Bazı Şehir Hastaneleri İçin Pazar Testi Süreçlerinin Yürütülmemesi ii. Bazı Şehir Hastanelerinde Pazar Testi Süreçlerinin Sonuçlandırılmaması SAĞLIK BAKANLIĞINA BAĞLI DÖNER SERMAYE İŞLETMELERİ BULGULARI A. Denetim Görüşünün Dayanağı Bulgular BULGU 1: Sağlık Tesislerinin Gerçek Kişilerden Alacaklarına İlişkin Tek Düzen Muhasebe Sistemi ve Hastane Bilgi Yönetim Sistemi Kayıtları Arasında Uyumsuzluk Olması 669 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2647 ‒ Bazı sağlık tesislerinde gerçek kişilerden alacaklar hesapları ile Tek Düzen Muhasebe Sistemi (TDMS) ve Hastane Bilgi Yönetim Sistemi (HBYS) kayıtları arasında uyumsuzluklar tespit edilmiştir. Bazı alacaklar HBYS’de yer almasına rağmen TDMS’ye yansımamış, bazı alacaklar ise TDMS’de görünmesine rağmen HBYS kayıtlarında yer almamaktadır. Bu durum, döner sermaye işletmelerinin 120 Alıcılar Hesabı mali tablolarının doğru ve güvenilir bilgi vermesini engellemektedir. Alacakların takibi ve muhasebeleştirilmesi için, hizmet bilgileri faturaya dönüştürülerek HBYS ve TDMS kayıtlarına eksiksiz aktarılmalı; sistemler arasında uyum sağlanmalı ve mali işlemler tümüyle kayda alınmalıdır. BULGU 2: Tahsili Şüpheli Hale Gelen Alacaklarla İlgili Muhasebe Kayıtlarının Yapılmaması Bakanlığa bağlı döner sermaye işletmelerinde tahsili şüpheli hale gelen ticari ve diğer alacaklar, 128 Şüpheli Ticari Alacaklar veya 138 Şüpheli Diğer Alacaklar hesaplarında izlenmemekte ve bu alacaklar için karşılık ayrılmamaktadır. Bu durum, Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nde öngörülen ihtiyatlılık ilkesine aykırıdır ve mali tabloların gerçeği yansıtmasını engellemektedir. Alacakların tahsili şüpheli hâle gelmesi durumunda muhasebe kayıtları yapılmalı ve gerekli karşılıklar ayrılmalıdır. B. Diğer Bulgular BULGU 1: Ek Ödeme Süreçlerine İlişkin Sorunlar Bulunması a) Bilimsel Çalışma Destek Puanı Verilen Kişilerin Akademik Teşvik Ödeneğinden Yararlandırılıp Yararlandırılmadığı Hususunda Sistematik Bir Kontrolün Bulunmaması Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesislerinde kadrosu üniversitede olan personele bilimsel çalışma destek puanı ödenirken, aynı dönemde akademik teşvik ödeneği alıp almadıkları sistematik olarak kontrol edilmemektedir. Mevzuat gereği, bir personel aynı bilimsel çalışma için her iki ödemeden aynı anda yararlanamaz. Ancak veri paylaşımının düzensizliği ve bordro süreçlerindeki farklılıklar nedeniyle mükerrer ödemeler yapılabilmektedir. Bu nedenle, üniversiteler ile sağlık tesisleri arasında veri alışverişinin düzenli hale getirilmesi ve sistematik kontrol mekanizmalarının geliştirilmesi gerekmektedir. 670 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2648 ‒ b) Taşınır Kayıt ve Kontrol Yetkililiği Sebebiyle Ek Puan Alan Kişilerden Kefalet Kesintisine Tabi Tutulmayanların Mevcut Olması Sağlık tesislerinde taşınır kayıt ve kontrol yetkililiği sebebiyle ek puan alan bazı personelden kefalet kesintisi yapılmamaktadır. Sorun, birimler arası koordinasyon eksikliği ve bordroların merkezi sistem üzerinden takip edilmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, maaş ve ek ödeme bordrolarının koordinasyonu güçlendirilmeli ve merkezi kontrol mekanizmaları oluşturulmalıdır. c) Sağlık Tesislerinde Basamaklar Arası Geçişlerde Çalışılmış Sayılan Gün Sürelerinin Takibinin Yapılmaması Birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesisleri arasında becayiş, nakil veya geçici görevle geçen personelin çalışılmış sayılan gün süreleri takip edilememektedir. Bunun nedeni, tesisler arasındaki sistem entegrasyonu eksikliği ve mutemetlerin yetersiz kontrolüdür. Bu nedenle, ek ödeme hesaplamalarında muafiyet sürelerinin doğru takip edilebilmesi için sistem entegrasyonu sağlanmalı veya mutemetler bilgilendirilmelidir. d) İcap ve Nöbet Yazılan Personele Mesai Dışı Teşvik Ek Ödemesi Yapılması İcap ve nöbet görevindeki personele yanlışlıkla mesai dışı teşvik ödemesi yapılmıştır. Mevzuata göre bu çalışmalar mesai içi kapsamındadır. Sorun, sistemler arası kontrol eksikliği ve veri yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle kontrol mekanizması kurulmalıdır. BULGU 2: Sağlık Tesisleri Tarafından Temin Edilen ve İlaç Hazırlama Ünitesinde Hazırlanan Kemoterapi İlaçlarının Stok Takibinde ve Süreç Yönetiminde Aksaklıklar Bulunması Sağlık tesisleri tarafından temin edilen ve ilaç hazırlama ünitesinde hazırlanan kemoterapi ilaçlarının stok takip sürecinin sağlıklı yürütülemediği, hekim tarafından hazırlanan kemoterapi tedavi protokollerinde yer alan bilgilerin sistem üzerinden takibinin yapılmadığı, kemoterapi ilaç hazırlama ve faturalandırma süreçlerinin belirli standartlara bağlanması amacıyla Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan genel düzenlemelerin uygulanamadığı görülmüştür. 671 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2649 ‒ a) Sağlık Tesisleri Tarafından Temin Edilen ve İlaç Hazırlama Ünitesinde Hazırlanan Kemoterapi İlaçlarının Stok Takip Sürecinin Sağlıklı Yürütülememesi b) Hekim Tarafından Hazırlanan Kemoterapi Tedavi Protokollerinde Yer Alan Bilgilerin Sistem Üzerinden Takibinin Yapılmaması c) Kemoterapi İlaç Hazırlama ve Faturalandırma Süreçlerinin Belirli Standartlara Bağlanması Amacıyla Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü Tarafından Yapılan Genel Düzenlemelerin Uygulanamaması BULGU 3: İcap ve Nöbet Süreçlerine İlişkin Sistematik Bir Kontrolün Bulunmaması a) Fiilen Çalışılabilir Sürelerin Üzerinde İcap ve Nöbet Yazılabilmesi Bazı sağlık tesislerinde personelin icap ve nöbet saatleri, fiilen çalışılabilir maksimum süreleri aşacak şekilde yazılmıştır. Bu hataların önlenmesi için hastane bilgi yönetim sistemi ve Ek Ödeme Bordro Sisteminde yazılımsal kontrol bulunmamaktadır. Sistemler üzerinden günlük ve aylık saatlerin izlenmesine yönelik kontrol mekanizmaları geliştirilmelidir. b) Yıllık İzin, Rapor ve Kongre İzni Gibi Çalışılmayan Dönemler İçin İcap Nöbeti Ücreti Ödenmesi Yıllık izin, rapor ve kongre izni gibi çalışılmayan günlerde personel icap nöbeti olarak puantaja dahil edilmekte ve ödeme yapılmaktadır. Bu hataların önlenmesi için sistemsel kontrollerin kurulması veya maaş mutemetlerinin bilgilendirilmesi gerekmektedir. c) Branş ve Branş Havuz Nöbeti Süreçleri Yürütülmeksizin Branş Bazında Yüksek Saatlerde İcap Nöbeti Yazılması Branş ve branş havuz nöbet süreçleri uygulanmadan uzman hekimler yüksek saatlerde icap nöbeti tutmakta, bazı durumlarda asistan hekimler devreye girmektedir. Mevzuata uygun nöbet silsilesi takip edilmelidir. d) Uzman Tabip Dışındaki Personellere İcap Nöbeti Adı Altında Nöbet Tutturulması Neticesinde İdare Aleyhine Açılan Davaların Kaybedilmesi, Bu Kapsamda Ödenmeyen Nöbet Ücretlerden Dolayı Faiz, Yargılama Gideri ve Avukatlık Vekalet Ücreti Ödemelerinde Artış Olması 672 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2650 ‒ Uzman tabip dışındaki personele icap nöbeti yazılmış, mahkeme kararıyla ödemeler yapılmış ve idare faiz, yargılama gideri ve avukatlık ücretlerine katlanmıştır. Faiz ve dava giderlerinin önlenmesi için nöbet görevlendirmeleri Yönetmelik’e uygun yapılmalıdır. BULGU 4: Ticari Alan Kira Tahsilatlarında Mevzuatta Belirtilen Sürelere Uyulmaması Bazı sağlık tesislerinde ticari alan kira tahsilatları, mevzuatta öngörülen dönemlerden farklı şekilde yapılmaktadır. Hazine taşınmazlarının kiralanmasında, Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’e göre kira bedelleri üç aylık dönemler halinde tahsil edilmelidir. Ancak denetimde bazı illerde kira tahsilatlarının bir aylık veya farklı dönemlerde yapıldığı tespit edilmiştir. Bu durum, kamu alacaklarının zamanında tahsil edilmesini engellemekte ve uygulamada birliği bozmaktadır. Kamu idaresi, 11.04.2025 tarihli 2025/3 sayılı Genelge ile tüm illeri Yönetmelik hükümlerine uyulması yönünde bilgilendirmiştir. Bu itibarla, ticari alan kira tahsilatlarının Yönetmelik’te belirtilen esaslara uygun olarak yapılması gerekmektedir. YALOVA TERMAL KAPLICALARI İŞLETMESİ 2024 YILI DÜZENLİLİK DENETİM RAPORU BULGU 1: İşletme İdaresinin Sermayesinin ve Gelirlerinin Faaliyetlerini Karşılamada Yetersiz Kalması Yalova Termal Kaplıcaları İşletme İdaresinin gelirleri giderlerini karşılayamamış, 2024’te 40,9 milyon TL açık oluşmuştur. Personel giderlerindeki artış ve bakım-onarım için kaynak yetersizliği, tesislerin bakımsız kalmasına yol açmıştır. Faaliyetlerin sürdürülebilmesi için personel rejimi düzenlenmeli, sermaye güçlendirilmeli ve genel bütçeden kaynak sağlanmalıdır. BULGU 2: İşletme İdaresinin Hukuki Statüsünün Belirsiz Olması İşletme İdaresinin tüzel kişiliği ve statüsü belirli değildir; ne sosyal tesis, ne döner sermaye işletmesi, ne de KİT statüsündedir. Bu belirsizlik, mevzuatın uygulanmasını, personel statüsünü ve mali yönetimi olumsuz etkilemektedir. Hukuki statüsünü netleştirecek yasal düzenleme yapılması gerekmektedir. 673 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2651 ‒ 2024 YILI KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ PROGRAM BAZLI KARŞILAŞTIRMA Program Adı 2024 Bütçe Teklifi 2024 Gerçekleşen Bağımlılıkla Mücadele 3.373.023.000 1.785.853.890 Koruyucu Sağlık 202.463.783.000 191.805.000.524 Tedavi Edici Sağlık 518.331.810.000 585.202.897.307 Yönetim ve Destek Programı 6.532.730.000 3.063.966.890 Programlar Toplamı 730.521.346.000 781.857.718.611 Program Dışı Giderler 2.041.032.000 1.183.887.970 İdare Bütçesi Toplamı 732.562.378.000 783.041.606.581 Sağlık Bakanlığı’nın 2024 yılı bütçesinde ortaya çıkan tablo, sağlık hizmetlerinin planlanmasındaki yapısal sorunların artık kronikleştiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bağımlılıkla Mücadele Programı için 3,37 milyar TL bütçe teklif edilmiş olmasına rağmen bunun yalnızca 1,78 milyar TL’si harcanmış; yani yaklaşık 1,6 milyar TL’lik kaynak kullanılmadan bırakılmıştır. Bağımlılık vakalarının her yıl arttığı, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin kapasite açısından yetersiz kaldığı düşünüldüğünde, ayrılan bütçenin yarısına yakınının bile kullanılamaması, bu alanın siyasal öncelikler arasında yer almadığını acı bir şekilde göstermektedir. Gençlerin yaşamını tehdit eden böylesine yakıcı bir sorun karşısında ortaya çıkan bu kayıtsızlık, yalnızca idari bir zafiyet değil, toplumsal yaraların derinleşmesine göz yuman bir politika tercihi niteliğindedir. Koruyucu Sağlık Programı için 2024 yılında 202,4 milyar TL öngörülmüş ancak gerçekleşme 191,8 milyar TL’de kalmıştır. Yaklaşık 10,6 milyar TL’lik kullanılmayan kaynak, Türkiye’de halk sağlığının hâlâ yeterince ciddiye alınmadığını göstermektedir. Salgın hastalık risklerinin sürdüğü, kronik hastalıkların arttığı ve erken tanının hayati önem taşıdığı bir dönemde, koruyucu sağlık programlarının yıllardır olduğu gibi yine ikinci plana itilmesi, sağlık politikasının tedavi yükü altında neden ezildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, toplum sağlığını güçlendiren önlemlere değil, yalnızca ortaya çıkan sorunların yönetilmesine odaklanan sürdürülemez bir sağlık anlayışının devam ettiğini göstermektedir. Buna karşın Tedavi Edici Sağlık Programı’nda bütçe hem aşılmış hem de olağanüstü bir artışla 518,3 milyar TL’lik teklife karşılık 585,2 milyar TL gerçekleşme oluşmuştur. Yani tedavi hizmetlerinde yaklaşık 66,8 milyar TL’lik bir aşım söz konusudur. Bu durum, sağlık sisteminin hâlâ kriz yönetimi mantığıyla çalıştığını; kaynakların tedaviye akıtılmasına rağmen 674 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2652 ‒ hastanelerdeki yoğunluğun, randevu krizinin ve erişim sorunlarının çözülemediğini göstermektedir. Tedaviye aşırı yüklenen, koruyucu hizmetleri ihmal eden bu model, yalnızca mali açıdan değil, toplumsal sağlık açısından da sürdürülemez hale gelmiştir. Koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmediği, bağımlılıkla mücadelede gençlerin kaderine terk edildiği, tedavi bütçesindeki devasa artışa rağmen hastaların hâlâ randevu bulamadığı bir sağlık sistemi, halk sağlığını koruyan bir devlet anlayışını değil, sorunları rakamlarla yönetiyormuş gibi yapan bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Bu kesin hesap, Türkiye’nin sağlık politikasının hâlâ önleme değil sonuçları yönetmeye odaklı, bütüncül olmayan ve toplum sağlığını güçlendirmeyen bir çizgide seyrettiğinin itirafıdır. GİDER KALEMLERİ BAZLI KARŞILAŞTIRMA Giderler 2024 Bütçe Teklifi 2024 Gerçekleşen Personel Giderleri 403.926.442.000 433.510.261.983 Sos. Güv. Dev. Primi Gid. 47.721.783.000 51.586.112.827 Mal ve Hizmet Alım Giderleri 134.338.404.000 142.562.730.182 Cari Transferler 3.511.559.000 2.424.018.559 Sermaye Giderleri 142.095.000.000 152.037.313.462 Sermaye Transferleri 969.190.000 921.169.568 Sağlık Bakanlığı’nın 2024 yılı gider gerçekleşmeleri, bütçenin planlanması ile uygulanması arasındaki uyumsuzlukların artık sistematik bir nitelik kazandığını göstermektedir. Personel Giderlerinde teklif edilen 403,9 milyar TL’nin 433,5 milyar TL’ye yükselmesi, yalnızca teknik bir sapma değil, sağlık iş gücüne ilişkin öngörülerin sürekli eksik yapıldığını göstermektedir. Bu durum, hem insan kaynağı planlamasında hem de ücretlendirme politikalarında öngörülebilirliğin sağlanamadığını; sağlık çalışanlarının maliyetlerinin ancak yıl içinde “zorunlu düzeltmelerle” karşılanabildiğini ortaya koymaktadır. Bu gerçeklik, sağlık sisteminin personel ihtiyacını uzun vadeli stratejilerle değil, kısa vadeli müdahalelerle yönetmeye çalıştığını göstermektedir. Benzer bir biçimde, Sosyal Güvenlik Devlet Primi giderlerindeki 3,8 milyar TL’lik artış, maliyet yapısındaki öngörü sorunlarının devam ettiğine işaret etmektedir. Bu iki kalemdeki 675 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2653 ‒ düzenli bütçe aşımı, sağlık hizmetlerinin insan kaynağı temelinin güçlendirilmesi için gerekli politikaların bütüncül bir çerçevede oluşturulmadığını ortaya koymaktadır. Mal ve Hizmet Alım Giderlerinin 142,5 milyar TL’ye yükselmesi, sağlık sisteminin dış girdi maliyetlerine aşırı bağımlılığının bir kez daha görünür hale geldiğini göstermektedir. İlaç, tıbbi sarf ve hizmet alımlarındaki artışın bu denli yüksek gerçekleşmesi, uzun süredir dile getirilen "kamusal kapasitenin zayıflatılması" ve hizmet üretiminin dışa bağımlı bir modele kaydırılması eleştirilerini doğrular niteliktedir. Bu durum, bütçenin önemli bölümünün piyasa koşullarına bağlı olarak şekillendiğini, planlama etkisinin giderek zayıfladığını göstermektedir. Öte yandan, Cari Transferlerde teklif edilen 3,51 milyar TL’ye karşılık yalnızca 2,42 milyar TL’lik gerçekleşme dikkat çekicidir. Bu ölçekte bir kullanım açığı, özellikle koruyucu sağlık, program destekleri, toplum sağlığı projeleri ve bazı sosyal destek mekanizmaları açısından ciddi bir uygulama eksikliğine işaret etmektedir. Başka bir ifadeyle, toplumsal sağlık eşitsizliklerini azaltmayı hedefleyen kalemlerde yıl boyunca ödeneklerin planlandığı ölçüde kullanılmaması, Bakanlığın politika önceliklerinin tedavi odaklı harcamalara kaydığını açık biçimde göstermektedir. Sermaye Giderlerinin 142,1 milyar TL’ye karşılık 152,0 milyar TL olarak gerçekleşmesi, sağlık altyapısı ve yatırımların yıl içinde öngörülenden daha maliyetli hale geldiğini ortaya koymaktadır. Yatırımlarda bu tür artışlar, planlama ve maliyetlendirme süreçlerinin şeffaflık ve doğruluk açısından yeniden ele alınmasını gerektirmektedir. Bu fark, şehir hastaneleri gibi yüksek maliyetli yatırım modellerinde öngörü hatalarının sürdüğünün dolaylı bir göstergesi olarak da okunabilir. Son olarak Sermaye Transferlerindeki düşük kullanım, yatırım amaçlı kaynakların planlanan ölçüde aktarılmadığını göstermektedir. Bu durum proje takvimlerinin geciktiğini veya bazı yatırımların ertelendiğini düşündürmektedir. Tüm bu gerçekleşmeler bir arada değerlendirildiğinde, 2024 yılı bütçesi sağlık sisteminde kaynak tahsisi ile politika öncelikleri arasındaki gerilimin devam ettiğini göstermektedir. Personel ve mal-hizmet giderleri sürekli artarken, toplum sağlığını önceleyen kalemlerin eksik kullanılması; sağlık politikasının tedavi odaklı, maliyet baskısı altında şekillenen ve uzun vadeli planlamadan uzak bir çizgide ilerlediğini göstermektedir. 676 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2654 ‒ Bu tablo, bütçenin yalnızca teknik bir hesap değil; ülkenin sağlık politikası yönelimlerini ve öncelik tercihlerinin nasıl belirlendiğini gösteren en somut belgedir. 4.17. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI 2024 YILI SAYIŞTAY RAPORU DEĞERLENDİRMESİ T.C. Sayıştay Başkanlığı tarafından Eylül 2025 tarihinde yayımlanan 2024 Yılı Denetim Raporu, Kültür ve Turizm Bakanlığı (KTB) ile Bakanlığa bağlı, ancak ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahip olan Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü (DÖSİMM) için iki ayrı denetim çalışmasını içermektedir. Raporun konsolide değerlendirmesi, kamu mali yönetimi ve operasyonel sürdürülebilirlik açısından ciddi ve birbiriyle bağlantılı iki temel sorunu ortaya koymaktadır: 1. Bakanlık: Bakanlığın 2024 yılı mali tablolarına, temel muhasebe standartlarına uyulmaması, yüzlerce devlet varlığının kayıtlara alınmaması ve gelir alacaklarının takip edilmemesi gibi temel usulsüzlükler nedeniyle "Şartlı Görüş" verilmiştir. Bu durum, Bakanlığın mali tablolarının, 5,48 Milyar TL olarak raporlanan faaliyet zararı da dahil olmak üzere, "tüm önemli yönleriyle doğru ve güvenilir bilgi" içermediği anlamına gelmektedir. 2. DÖSİMM: Bakanlığın aksine, DÖSİMM "Olumlu Görüş" almıştır. Ancak bu teknik uygunluk, kurumun operasyonel bir başarıya ulaştığı anlamına gelmemektedir. Olumlu görüş, DÖSİMM'in 2024 yılı mali tablolarının, kurumun 2,78 Milyar TL'lik rekor düzeydeki net zararını "doğru ve güvenilir" bir şekilde yansıttığını teyit etmektedir. Bu tespit muhasebesel doğruluk ile operasyonel sağlık arasındaki kritik farkı ortaya koymaktadır; DÖSİMM'in iş modeli finansal olarak sürdürülemez bir noktadadır. 3. Kronik ve Tekrarlayan Zafiyetler. Raporun en kritik bulgularından biri, Ekler bölümündeki "İzleme Tablosu"dur. Bu tablo, 2023 yılı raporunda tespit edilen sistemik sorunların (ihale usulsüzlükleri, gelir takipsizliği, varlık yönetimi zafiyetleri) 2024 yılında da çözülmediğini ve "Kısmen Yerine Getirildi" veya "Yerine Getirilmedi" olarak tekrarlandığını kanıtlamaktadır. Bu, idari kapasitede veya sorunları çözme iradesinde kronik bir zafiyete işaret etmektedir. 677 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2655 ‒ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Mali Performans ve Faaliyet Sonuçlarının Derin Analizi Bakanlığın 2024 yılı Faaliyet Sonuçları Tablosu incelendiğinde, kurumun mali yapısındaki temel dengesizlikler net bir şekilde görülmektedir. Raporlanan resmi veriler şöyledir:  Giderler Toplamı (A): 62.668.603.797,13 TL  Gelirler Toplamı (B): 17.803.944.764,69 TL  Net Gelir (D = B - İadeler): 17.674.904.718,21 TL  Enflasyon Düzeltmesi (E): 39.505.170.494,88 TL  Faaliyet Sonucu: −5.488.528.584,04 TL Bu tablo raporlanan 5,48 Milyar TL'lik açığın ötesinde, daha derin yapısal sorunlara işaret etmektedir: 1. Operasyonel Dengesizlik: Bakanlığın temel faaliyet giderleri (62,66 Milyar TL), temel faaliyet gelirlerinin (17,80 Milyar TL) yaklaşık 3,5 katıdır. Bu durum, kurumun rutin faaliyetlerini yürütebilmek için gelir yaratma kapasitesinden tamamen yoksun olduğunu ve merkezi bütçe transferlerine mutlak bir bağımlılık içinde olduğunu göstermektedir. 2. Enflasyon Düzeltmesinin Maskeleme Etkisi: Raporlanan 5,48 Milyar TL'lik zarar, muhasebesel bir kalem olan 39,50 Milyar TL'lik (pozitif yönlü) "Enflasyon Düzeltmesi" kalemi ile iyileştirilmiş halidir. Bu kalem, nakit bir gelir olmayıp, Bakanlığın sahip olduğu (müzeler, binalar, arsalar gibi) devasa duran varlıkların yeniden değerlemesinden kaynaklanan bir artışı temsil etmektedir. 3. Gerçek Açık: Eğer bu muhasebesel düzeltme kalemi (E) dikkate alınmasaydı, Bakanlığın gerçek operasyonel açığı (Net Gelir - Giderler) yaklaşık 45 Milyar TL seviyesinde olacaktı. Ancak, "Şartlı Görüş" nedeniyle bu rakamların dahi güvenilirliği tartışmalıdır. Burada söz konusu bakiye, Bakanlığın (doğası gereği bir gelir kurumu olmadığı için) faaliyetlerinin ne kadar büyük bir kısmının merkezi bütçeden finanse edildiğini göstermektedir. 678 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2656 ‒ "Şartlı Denetim Görüşü"nün Dayanakları: Temel Muhasebe ve Varlık Yönetimi Yetersizlikleri Sayıştay'ın, Bakanlığın mali tablolarına "güvenilirlik" onayı vermeyip "şartlı" bir görüş belirtmesinin temelinde, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun ruhuna aykırı olan ve mali tabloları doğrudan hatalı hale getiren dört temel bulgu yatmaktadır. Duran Varlıklar İçin Yapılan Değer Artırıcı Harcamaların Giderleştirilmesi  Tespit: Bakanlığa tahsisli binalara (kültür merkezleri, kütüphaneler) yapılan ve Muhasebat Genel Müdürlüğü'nün 47 sıra numaralı Tebliği ile belirlenen 114.000 TL'lik limiti aşan "değer artırıcı" (binanın ekonomik ömrünü uzatan, hizmet kalitesini artıran veya maliyetini düşüren) onarım harcamaları, varlığın maliyetine eklenip amortismana tabi tutulması gerekirken, hatalı bir şekilde doğrudan "gider" olarak kaydedilmiştir.  Hukuki Zemin: Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliği'nin 170. maddesi ihlal edilmiştir.  Analiz ve Etkileri: Bu teknik hata, çift yönlü bir bozulmaya neden olmaktadır:  Bilanço Etkisi: Bilanço'nun aktif tarafındaki "252 Binalar" hesabı, yapılan bu harcamalar kadar düşük görünmektedir. Devletin varlıkları kâğıt üzerinde erimektedir.  Faaliyet Tablosu Etkisi: İlgili yılda (2024) "630 Giderler Hesabı”, bu sermaye harcamaları tek seferde gider yazıldığı için suni olarak şişirilmiştir. Bu durum, 2024 yılı zararını olduğundan daha kötü göstermektedir. Bu bulgunun 2023 yılı izleme tablosunda "Kısmen Yerine Getirildi" olarak yer alması, hatanın kronik olduğunu göstermektedir. Tahsisli Kullanılan Taşınmazların Muhasebe Kayıtlarında Yer Almaması  Tespit: Bakanlığın fiilen kullandığı 298 adet taşınmazın (arsa, bina vb.) muhasebe kayıtlarında (bilançoda) hiç yer almadığı tespit edilmiştir.  Hukuki Zemin: Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliği'nin 172. (Arazi ve Arsalar), 174. (Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri) ve 176. (Binalar) maddeleri açıkça ihlal edilmiştir. 679 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2657 ‒  Analiz ve Etkileri: Bu bulgu, mali tablolardaki en ciddi güvenilirlik sorunudur. Bakanlığın bilançosunda görünen "250 Arazi ve Arsalar" (172,4 Milyar TL) ve "252 Binalar" (32,3 Milyar TL) kalemleri, 298 adet mülk eksikken tamamen hatalı ve anlamsızdır. Bir kamu idaresinin, kullanımına tahsis edilmiş yüzlerce mülkü kayıtlara almaması, bu varlıkların yönetilemediği, sigortalanamadığı veya üzerlerinden gelir elde etme potansiyelinin takip edilmediği anlamına gelen bir "varlık yönetimi iflası" durumudur. Bu bulgu, 2023'ten devreden "Cins Tashihlerinin Yapılmaması" bulgusuyla doğrudan ilişkilidir ve idarenin bu konudaki "Yerine Getirilmedi" olarak işaretlenen eylemsizliğini teyit etmektedir. DÖSİMM'den Aktarılan Şartlı Bağışların Hatalı Muhasebeleştirilmesi  Tespit: Döner Sermaye İşletmesinden (DÖSİMM), örneğin deprem bölgesinde kullanılmak gibi özel bir "şart" ile Bakanlık bütçesine aktarılan bağışlar, "380 Gelecek Aylara Ait Gelirler" hesabına (bir emanet/yükümlülük hesabı) kaydedilmemiştir. Bunun yerine, bu paralar doğrudan ödenek kaydı yapılarak genel bütçe havuzuna dahil edilmiştir.  Hukuki Zemin: Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliği'nin 297. maddesi ihlal edilmiştir.  Analiz ve Etkileri: Bu uygulama, "şeffaflık" ve "hesap verebilirlik" ilkelerini temelden sarsmaktadır. "Şartlı" bir bağışın amacı, paranın sadece o şart için harcanmasını garanti etmektir. Bu paranın 380 hesabında izlenmesi, parayı "etiketler". Doğrudan ödenek kaydı ise bu etiketi kaldırır ve paranın gerçekten deprem bölgesi için harcanıp harcanmadığının denetim izini (audit trail) yok eder. Bu durum, bağış amacına aykırı kullanım riskini doğurmakta ve kamu vicdanında soru işaretleri yaratmaktadır. İdari Para Cezalarının Tahakkuk Kayıtlarının Yapılmaması  Tespit: Bakanlık İl Müdürlükleri tarafından (örn. 1618 sayılı Kanun uyarınca seyahat acentalarına) kesilen idari para cezaları, ceza kesildiği an 5018 sayılı Kanun'un gerektirdiği "tahakkuk esasına" göre "120 Gelirlerden Alacaklar" hesabına kaydedilmemektedir. Kayıt, sadece para tahsil edildiğinde (tahsilat esası) yapılmaktadır. 680 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2658 ‒  Hukuki Zemin: 5018 S.K. Md. 51 (tahakkuk esası) ve Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliği Md. 51 ve 53 ihlal edilmiştir.  Analiz ve Etkileri: Bu, Bakanlığın ne kadar alacağı olduğunu bilmediği anlamına gelir. Tahakkuk kaydı yapılmayan bir alacağın yasal takibi de yapılamaz. Bu durum, Bilançodaki "120 Gelirlerden Alacaklar" hesabının (sadece 893 bin TL görünmektedir) gerçeği yansıtmamasına ve milyonlarca liralık potansiyel kamu gelirinin kaybedilmesine yol açmaktadır. En önemlisi, bu bulgu 2023 yılı izleme tablosunda "Kısmen Yerine Getirildi" olarak raporlanmıştır. Bu rapor aslında Bakanlığın uyarılara rağmen tahakkuk esasına geçmeyi reddetmesi veya başaramaması anlamına gelir ki, bu da idari kapasite eksikliğinin net bir göstergesidir. Operasyonel Uygunluk ve İdari Kapasite Sorunları (Diğer Bulgular) Bu bulgular, mali tabloların güvenilirliğini "şartlı" hale getirecek düzeyde olmasa da Bakanlığın idari işleyişindeki temel bozuklukları, mevzuat ihlallerini ve kaynak israfını göstermesi açısından kritik öneme sahiptir. Taşınmaz Yönetiminde Çifte Zafiyet "Şartlı Görüş" bölümündeki kayıt dışı varlıklara ek olarak, "Diğer Bulgular" bölümü kayıtlı varlıkların da yönetilemediğini göstermektedir:  Bakanlığın kullanımındaki taşınmazların tapu kaydı (örn: "arsa") ile fiili kullanımı (örn: "kültür merkezi binası") birbirine uygun hale getirilmemiştir. Bu, 2023 yılı raporunda "Yerine Getirilmedi" olarak tescillenen bir bulgudur ve idarenin mülk yönetimi konusundaki eylemsizliğini göstermektedir.  Müze, örenyeri ve kültür merkezi salonlarının "süreli kullanımı" (kısa süreli kiralama) işlemlerinde Süreli Kullanım Yönergesi ihlal edilmektedir. Tespitlere göre; kamu kurumlarına yapılan tahsislerde alınması zorunlu olan `25%' oranında işletme gideri alınmamış, kullanıcılarla sözleşme düzenlenmemiş ve teminat alınmamıştır. Bu durum, doğrudan kamu geliri kaybına yol açmaktadır ve DÖSİMM raporundaki gelir takip zafiyetiyle doğrudan bağlantılıdır. 681 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2659 ‒ İhale ve Sözleşme Yönetimi Zafiyetleri Bakanlık, devasa bütçeli yapım işlerini yönetmekte sistematik hatalar yapmaktadır ve bu hataların tamamı 2023 yılından devredendir.  Bu noktada iki temel hata tespit edilmiştir: 1. Endeks Hatası (A): İş programına uyulmadığında, fiyat farkı hesabında "işin fiilen gerçekleştirildiği ayın endeksi ile iş programına göre gerçekleştirilmesi gereken ayın endeksinden düşük olanının" esas alınması gerekirken , İdare'nin yazılımının otomatik olarak hatalı hesaplama yaptığı (örn. fazla imalatı son hakediş ayına atadığı) görülmüştür. 2. Akaryakıt Fiyatı Hatası (B): Fiyat farkı formülündeki Pn değerinde yer alan AYo (Akaryakıt temel fiyatı) için, "ihale tarihindeki satış fiyatı" yerine "ihale tarihinin içinde bulunduğu ayın ortalama satış fiyatı"nın esas alındığı tespit edilmiştir. Bu teknik hata, fiyatların hızla değiştiği dönemlerde kamu aleyhine veya lehine haksız ödemelere yol açmaktadır.  Diğer bir bulgu, ihale sürecinin temelden kusurlu olduğunu gösteren üç parçalı bir zafiyeti ortaya koymaktadır: 1. Teknik Personel Eksikliği: Sözleşmelerde zorunlu kılınan teknik personelin (şantiye şefi, mimar vb.) iş başında bulundurulmadığı, İdare'nin bunu kontrol etmediği ve sözleşmedeki cezai müeyyideleri uygulamadığı görülmüştür. Bu durum, yapılan restorasyon ve inşaat işlerinin kalitesini doğrudan riske atmaktadır. 2. İhale Birleştirme Hatası: Aralarında kabul edilebilir doğal bir bağlantı olmamasına rağmen, "restorasyon" (yapım işi) ile "masa, sandalye, koltuk, halı" (mal alımı) işlerinin birlikte ihale edildiği tespit edilmiştir. Bu uygulama, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun "Temel İlkeler" başlıklı 5. maddesinin açık bir ihlalidir. Restorasyon işi yapan bir firmanın, sandalye alımı için de teklif vermeye zorlanması rekabeti engeller ve maliyetleri artırır. 3. Proje ve Şartname Eksikliği: Hazırlanan proje ve şartnamelerin; detay, uygulama yöntemi, imalat ölçüleri gibi kritik bilgileri içermediği, bu durumun 682 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2660 ‒ hem işin denetimini zayıflattığı hem de hangi imalatın nasıl yapılacağı konusunda belirsizlik yarattığı tespit edilmiştir. Harcama Disiplini İhlali Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen yurtiçi sanat faaliyetlerine katılan sanatçılar ve görevliler için alınan konaklama hizmetlerinin, 6245 sayılı Harcırah Kanunu ve 2024 Yılı Bütçesi (H) Cetveli’nde belirtilen yasal limitlerin üzerinde olduğu ve bu alımın 4734 sayılı Kanun'un 22(d) maddesi (doğrudan temin) yoluyla yapıldığı görülmüştür. Rapor, bu ihlalin altında yatan idari sorunu da ortaya koymaktadır. Devlet Tiyatroları ve Devlet Opera ve Balesi'nin (Bakanlığa bağlı kuruluşlar) kendi özel kanunları (5441 S.K. Ek 2. Md. ve 1309 S.K. 15. Md.) gereği bu limitlerin üzerinde konaklama gideri ödeyebildiği, ancak Bakanlık merkez teşkilatında yer alan Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nün böyle bir yetkisi olmadığı belirtilmiştir. İdare, bu kurumsal eşitsizliği kanun değişikliği (yasal yol) ile çözmek yerine, mevcut kanunları ihlal ederek (Harcırah Kanunu'na aykırı doğrudan temin) çözmeye çalışmıştır. DÖNER SERMAYE İŞLETMESİ MERKEZ MÜDÜRLÜĞÜ Mali Performans ve "Olumlu Görüş" Karmaşası DÖSİMM denetiminde, Bakanlık denetiminin tam tersi bir durumla karşılaşılmaktadır. DÖSİMM'in mali tabloları için "Olumlu Görüş" verilmiştir. Bu, DÖSİMM'in mali tablolarının, tüm önemli yönleriyle, doğru ve güvenilir bilgi içerdiği anlamına gelir. Ancak, "Olumlu Görüş" alınan bu "doğru ve güvenilir" mali tablolar, DÖSİMM'in 2024 yılında −2.784.773.641,70 TL (Dönem Net Zararı) elde ettiğini göstermektedir. Bu durum analiz edildiğinde, sorunun muhasebe kayıtlarında değil, iş modelinin kendisinde olduğunu ortaya koymaktadır. DÖSİMM Gelir Tablosu incelendiğinde:  Net Satışlar: 16.164.781.985,35 TL  Satışların Maliyeti (-): 12.511.952.152,14 TL  Brüt Satış Karı: 3.652.829.833,21 TL  Faaliyet Giderleri (-): 8.125.268.262,10 TL (Tamamı Genel Yönetim Gideri) 683 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2661 ‒  Faaliyet Zararı: −4.472.438.428,89 TL  Dönem Net Zararı: −2.784.773.641,70 TL DÖSİMM, 16,1 Milyar TL'lik ciroya (büyük ölçüde müze ve örenyeri girişleri) rağmen, bu satışların maliyetini (hizmet maliyeti 12,5 Milyar TL) düştükten sonra elde ettiği 3,6 Milyar TL'lik brüt kar, kurumun 8,1 Milyar TL'lik devasa faaliyet (genel yönetim) giderlerini karşılamaya yetmemektedir. Sonuç olarak, kamu kaynağı yaratması gereken "döner sermaye" yapısı, operasyonel olarak iflas etmiş durumdadır ve 2,78 Milyar TL'lik zararıyla bir kamu yüküne dönüşmüştür. Sayıştay'ın "Olumlu Görüş" vermesi, bu mali çöküşün muhasebesel olarak doğru raporlandığını teyit etmekten başka bir anlam taşımamaktadır. Operasyonel Kontrol Zafiyeti DÖSİMM raporu, "olumlu" görüşe rağmen, gelirlerin takibinde kritik bir operasyonel zafiyeti ortaya koymaktadır. "Tahsis Gelirleri Kapsamında Yapılan Tahsilatlara İlişkin Kontrollerin Sağlıklı Yapılmaması, Takip Sisteminin Kurulmaması." bulgusu ile Bakanlığa bağlı birimlerin (örn. İl Müdürlükleri) Süreli Kullanım Yönergesi kapsamında yaptığı tahsislere (kiralamalara) ilişkin sözleşmelerin DÖSİMM tarafından kontrol edilmediği tespit edilmiştir. DÖSİMM, banka hesabına yatırılan tahsis ücretlerinin hangi kiralamaya ait olduğunu, doğru tutarda olup olmadığını veya gecikme olup olmadığını kontrol edecek bir takip sistemine sahip değildir. Bu bulgu, Bakanlık raporundaki "Süreli Kullanım Hataları” bulgusunun doğrudan bir sonucudur. Sistem şu şekilde çökmüştür:  Bakanlık (İl Müdürlüğü), bir kültür merkezini kiralarken sözleşme yapmamakta veya zorunlu işletme giderini almamaktadır.  DÖSİMM (Gelirler Grup Bşk.), sözleşmeyi (asıl belgeyi) görmediği için bankaya yatan eksik tutarı fark edememekte ve sadece gelen parayı "gelir" kaydetmektedir. Bu kurumlar arası koordinasyonsuzluk, kamu gelirinin (kira, tahsis bedeli) sistematik olarak kaybedildiği bir "iç kontrol" boşluğu yaratmaktadır. 684 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2662 ‒ SİSTEMİK DEĞERLENDİRME VE TEMEL ÇIKARIMLAR Her iki raporun ele alınması neticesinde, Bakanlık ve bağlı yapısındaki sorunların münferit hatalardan ziyade, kurumsallaşmış ve kronik zafiyetlerden kaynaklandığını göstermektedir. 1.1. Kronikleşen Sorunlar: İdari Direnç ve Çözümsüzlük (2023 İzleme Tablosu Analizi) Raporun Ek-1 İzleme Tablosu, 2024 denetiminin belki de en vahim bulgusunu sunmaktadır: İdarenin, önceki yılın uyarılarına karşı eylemsizliği. 2023 yılında tespit edilen ve 2024 yılında da devam ettiği görülen kritik bulguların durumu aşağıdadır. 2023-2024 Yılları Arası Tekrarlanan Kritik Denetim Bulguları 2023 Yılı Bulgusu (Kategori) 2024 Yılı İzleme 2024 Raporundaki Yansıması Durumu Gelir Takibi (İdari Para Kısmen Yerine Bulgu (Tahakkuk Kaydı Cezaları) Getirildi Yapılmaması) İhale Yönetimi (Fiyat Farkı) Kısmen Yerine Bulgu (Hatalı Fiyat Farkı Getirildi Hesabı) İhale Yönetimi (Yapım Kısmen Yerine Bulgu (Teknik Personel, İhale İşleri) Getirildi Birleştirme vb.) Varlık Yönetimi (Değer Kısmen Yerine Bulgu (Harcamaların Artırıcı Harcama) Getirildi Giderleştirilmesi) Varlık Yönetimi (Cins Yerine Getirilmedi Bulgu (Cins Tashihlerinin Tashihi) Yapılmaması) Sayıştay terminolojisinde "Kısmen Yerine Getirildi", idarenin konuya ilişkin bazı adımlar (örn. genelge yaynlamak) atmış olmasına rağmen, denetimde aynı hataların fiilen devam ettiğini; "Yerine Getirilmedi" ise idarenin ilgili bulgu hakkında hiçbir etkili adım atmadığını ifade eder. Bu tablo, Bakanlığın en temel fonksiyonlarında (Varlık yönetimi, gelir takibi, ihale yönetimi) felç olmuş bir durumda olduğunu göstermektedir. Sayıştay'ın "rehberlik" rolüne rağmen idare, bu temel ve yasalara aykırı uygulamaları düzeltme konusunda ne yeterli kapasiteye ne de 685 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2663 ‒ iradeye sahiptir. Bu durum, Bakanlığın raporun 23. sayfasında değerlendirilen İç Kontrol Sisteminin kâğıt üzerinde var olsa da fiiliyatta işlemediğini kanıtlamaktadır. Genel Değerlendirme ve Stratejik Çıkarımlar  Bakanlık: Muhasebe ve Varlık Yönetimi Krizi. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 5018 sayılı Kanun'un emrettiği "tahakkuk esaslı muhasebe" ve "etkin varlık yönetimi" ilkelerinin her ikisini de yerine getirememektedir. Devletin yüzlerce mülkü kayıt dışıdır, mevcut mülklerin kayıtları yanlıştır, gelirler tahakkuk ettirilmemektedir ve harcamalar hatalı sınıflandırılmaktadır. Bu durum, Bakanlığın 5,48 Milyar TL'lik zararının bile güvenilir olmadığı anlamına gelen "Şartlı Görüş" ile tescillenmiştir.  DÖSİMM: İş Modeli Krizi. Döner Sermaye İşletmesi, 2,78 Milyar TL'lik net zararıyla, kamu kaynağı yaratması gereken bir yapının nasıl bir kamu yüküne dönüştüğünün istisnai bir örneğidir. "Olumlu" denetim görüşü, bu mali çöküşün muhasebesel olarak doğru raporlandığını teyit etmekten başka bir anlam taşımamaktadır. Kurumun iş modeli, özellikle 8,12 Milyar TL'lik devasa genel yönetim giderleri altında sürdürülebilir değildir.  Kronik Zafiyet ve Koordinasyonsuzluk. 2023 yılı bulgularının 2024'te de çözülmemiş olması, sorunların münferit hatalar değil, kurumsallaşmış bir idari kapasite eksikliği olduğunu göstermektedir. Ayrıca, Bakanlık personelinin yaptığı kiralama hatalarının, DÖSİMM'in gelirlerini takip edememesine yol açması, iki kurum arasındaki koordinasyon eksikliğinin ve iç kontrol boşluklarının kamu gelirlerinde doğrudan kayba neden olduğunu kanıtlamaktadır. 2024 KESİN HESAP KANUNU DEĞERLENDİRMESİ 2024 mali yılı, Kültür ve Turizm Bakanlığı için bütçe yönetiminde hem rekor düzeyde bir kaynak genişlemesinin yaşandığı hem de bu genişleyen kaynakları kullanma kapasitesinde ciddi zorlukların ortaya çıktığı ikili bir görünüm sunmaktadır. 2024 yılı için Bakanlığa tahsis edilen Bütçe Başlangıç Ödeneği 38.964.106.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Ancak yıl içinde yaşanan gelişmeler, bu başlangıç öngörüsünün yetersiz kaldığını göstermiştir. Geçen yıldan devreden 1,87 Milyar TL, yedek ödenekten aktarılan 3,65 Milyar TL ve ağırlıklı olarak yıl içi eklemelerden oluşan 11,62 Milyar TL'lik net artışla, Bakanlığın 2024 yılı Toplam Ödeneği 56.111.212.165,37 TL'ye ulaşmıştır. 686 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2664 ‒ Bu nihai ödenek üzerinden yıl sonu itibarıyla gerçekleşen Bütçe Gideri 49.379.941.420,79 TL olmuştur. Sonuç olarak, 6.731.270.744,58 TL tutarında bir kaynak yıl içinde harcanamayarak âtıl kalmıştır. Yıl içindeki %44'lük (17,15 Milyar TL) olağanüstü bütçe artışı, bütçe kanunuyla öngörülen başlangıç hedeflerinin, yıl içindeki reel ihtiyaçları veya yeni üstlenilen projeleri karşılamaktan uzak olduğunu göstermektedir. Nihai ödeneğin %88'i harcanırken, %12'lik bir kısmı kullanılamamıştır. "Ödenek Üstü Gider" kaleminin sıfır (0,00 TL) olması, bütçe disiplinine şeklen uyulduğunu göstermektedir. 2024 bütçe uygulamasındaki temel çelişki, bir yanda 17,15 Milyar TL'lik devasa bir ek ödenek ihtiyacı doğarken, diğer yanda 6,73 Milyar TL'lik önemli bir kaynağın âtıl kalmasıdır. Bu olgu Bakanlığın farklı birim ve programları arasında ciddi bir planlama-uygulama kopukluğu yaşandığına işaret etmektedir. Söz konusu 6,73 Milyar TL'lik âtıl kaynağın kökeni incelendiğinde, sorunun kaynağı açıkça görülmektedir: 1. Ekonomik Açıdan: Kullanılmayan ödeneğin %84'ü (5,67 Milyar TL) tek bir kalem olan "Sermaye Giderleri" kaleminden kaynaklanmaktadır. 2. Program Açısından: Kullanılmayan ödeneğin %85'i (5,75 Milyar TL) tek bir program olan "Milli Kültür" programından kaynaklanmaktadır. Bu tablo Bakanlığın bazı alanlarda (örneğin tanıtım ve festivaller) bütçeyi yetersiz bulup önemli artışlara giderken, bazı alanlarda (özellikle inşaat ve restorasyon) tahsis edilen bütçeyi kullanma kapasitesinin (emilim kapasitesi) çok altında kaldığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı 2024 Yılı Bütçe Uygulama Sonuçları Genel İcmali Gösterge Tutar (TL) Bütçe Başlangıç Ödeneği 38.964.106.000,00 Toplam Ödenek (Yıl İçi Değişimler Dahil) 56.111.212.165,37 Bütçe Gideri (Harcama) 49.379.941.420,79 Kullanılmayan Ödenek 6.731.270.744,58 Bütçe Kullanım Oranı (%) 88,00% 687 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2665 ‒ PROGRAM BAZINDA BÜTÇE PERFORMANSI: HARCAMA ÖNCELİKLERİ VE SAPMALAR Bakanlık bütçesi, performansa dayalı program bütçe sistemine göre beş ana program altında sınıflandırılmıştır. Bu bölümde kaynakların hangi stratejik hedeflere yönlendirildiği ve hangi programların bütçe yönetimi açısından hedeflerden saptığı incelenecektir. Program Bazında Bütçe Performansı Kullanım Program Kodu & Başlangıç Kullanılmayan Toplam Ödenek Bütçe Gideri Oranı Adı Ödeneği Ödenek (%) 12- Milli Kültür 19.732.792.000,00 31.638.669.540,00 25.889.334.671,49 5.749.334.868,51 81,8% 23- Sanat ve Kültür 2.289.270.000,00 2.988.503.421,62 2.800.330.848,57 188.172.573,05 93,7% Ekonomisi 48- Turizmin 2.311.130.000,00 5.915.575.007,48 5.283.067.538,83 632.507.468,65 89,3% Geliştirilmesi 98- Yönetim ve 3.654.567.000,00 3.506.021.196,27 3.436.276.611,90 69.744.584,37 98,0% Destek Programı 99- Program Dışı 10.976.347.000,00 12.062.443.000,00 11.970.931.750,00 91.511.250,00 99,2% Giderler GENEL TOPLAM 38.964.106.000,00 56.111.212.165,37 49.379.941.420,79 6.731.270.744,58 88,0% Milli Kültür Programı "Milli Kültür" programı, Bakanlığın toplam 56,1 Milyar TL'lik nihai ödeneğinin %56'sını oluşturarak en büyük program olmuştur. Başlangıçta 19,7 Milyar TL olan bütçesi, yıl içinde 11,9 Milyar TL artırılarak 31,6 Milyar TL'ye yükseltilmiştir. Buna rağmen, program sonunda 5,75 Milyar TL'lik ödenek kullanılamamıştır. Bu rakam, Bakanlığın toplam 6,73 Milyar TL'lik kullanılmayan ödeneğinin tek başına %85'ini oluşturmaktadır. Bu durum, "Milli Kültür" programını, Bakanlığın 2024 yılı bütçe hedeflerinden sapmasının ana nedeni olarak konumlandırmaktadır. Program ve Ekonomik Sınıflandırmaya Göre Bütçe Giderleri Cetveli incelendiğinde, bu programın harcama karakteri ortaya çıkmaktadır: 25,9 Milyar TL'lik toplam giderin 11,63 Milyar TL'si "Sermaye Giderleri" (inşaat, makine alımı, restorasyon) ve 2,18 Milyar TL'si "Sermaye Transferleri" kalemlerinden oluşmaktadır. Bu, programın "yatırım" ve "proje" odaklı 688 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2666 ‒ olduğunu ve bütçe başarısızlığının tam olarak bu yatırım kalemlerinin uygulanamamasından kaynaklandığını doğrulamaktadır. Kurumsal açıdan bakıldığında, bu programın ana yürütücüleri Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü (Merkez: 18 31, Taşra: 18 69) ve Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü'dür (Merkez: 18 32, Taşra: 18 70). Kurumsal Sınıflandırma Cetveli, en yüksek âtıl ödeneğe sahip birimlerin tam da bu birimler olduğunu teyit etmektedir:  Kültür Varlıkları ve Müzeler GM (Taşra): 2,12 Milyar TL kullanılmadı.  Kütüphaneler ve Yayımlar GM (Merkez + Taşra): 1,30 Milyar + 1,01 Milyar = 2,31 Milyar TL kullanılmadı. Sonuçta "Milli Kültür" programındaki 5,75 Milyar TL'lik uygulama açığı, spesifik olarak Müzeler ve Kütüphaneler Genel Müdürlüklerinin, özellikle taşra teşkilatları üzerinden yürüttükleri sermaye (inşaat ve restorasyon) projelerini mali yıl içinde tamamlayamamasından kaynaklanmaktadır. 1.1. Turizmin Geliştirilmesi Programı Bu program, 2024 yılında bütçesi en radikal şekilde artan program olmuştur. Başlangıçta 2,31 Milyar TL olan ödenek, yıl içinde %156'lık rekor bir artışla (3,6 Milyar TL ekleme) 5,91 Milyar TL'ye çıkarılmıştır. Bu yüksek artışa rağmen kullanım oranı %89,3'te kalmış ve 632,5 Milyon TL'lik bir kaynak kullanılamamıştır. Bu programdaki harcamanın ekonomik dökümü, 5,28 Milyar TL'lik toplam giderin 4,06 Milyar TL'sinin (%77) "Cari Transferler" (05) olduğunu göstermektedir. Bu programın kurumsal karşılığı ise büyük ölçüde Tanıtma Genel Müdürlüğü'dür (18 36). Kesin Hesap Cetveli'nin detayları incelendiğinde, bu bütçe patlamasının nedeni netleşmektedir: Tanıtma Genel Müdürlüğü'nün (18 36) bütçesine, Finansman Tipi 15 (Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü - DÖSİMM) üzerinden "Hazine Yardımları" (05.02) kalemi altında 2.700.000.000 TL "yıl içinde eklenen ödenek" kaydı yapılmış ve bu tutarın tamamı harcanmıştır. Bu transferin, Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı'na (TGA) yapılan kaynak aktarımı olduğu anlaşılmaktadır. 689 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2667 ‒ Dolayısıyla, Bakanlığın 2024 yılındaki bütçe genişlemesinin arkasındaki ana itici güçlerden biri (yatırım projeleriyle birlikte) TGA'ya aktarılan ek tanıtım fonlarıdır. Diğer Programlar  Program 23 - Sanat ve Kültür Ekonomisi: Toplam 2,99 Milyar TL'lik ödeneğe karşılık 2,80 Milyar TL harcama ile %93,7'lik bir kullanım oranına ulaşmıştır. Güzel Sanatlar GM ve Sinema GM gibi birimleri kapsayan bu program, bütçe disiplini açısından "Milli Kültür" programından çok daha başarılı bir profil çizmiştir.  Program 99 - Program Dışı Giderler: 12,06 Milyar TL'lik ödeneğin 11,97 Milyar TL'si harcanarak %99,2'lik bir kullanım oranına ulaşılmıştır. Bu, operasyonel bir program olmayıp, neredeyse tamamen "Hazine Yardımları" (05.02) ve "Sermaye Transferleri" (07.03) yoluyla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu gibi ilişkili kurumlara aktarılan teknik bütçe kalemlerini içermektedir. Yüksek kullanım oranı bu teknik transferlerin doğasından kaynaklanmaktadır. EKONOMİK SINIFLANDIRMA ANALİZİ: HARCAMA KOMPOZİSYONU VE VERİMLİLİK SORUNLARI Bütçenin programatik dağılımı kaynakların stratejik hedeflerini (neden), ekonomik sınıflandırma ise kaynakların harcama türünü (neye) göstermektedir. 2024 Kesin Hesabı'nın en kritik bulguları bu sınıflandırmada yer almaktadır. Ekonomik Sınıflandırmaya Göre Bütçe Performansı Kullanılmayan Kullanım Ekonomik Kod & Adı Toplam Ödenek Bütçe Gideri Ödenek Oranı (%) 01 - Personel Giderleri 11.357.050.400,00 11.182.758.431,23 174.291.968,77 98,5% 02 - SGK Devlet Primi 1.470.692.800,00 1.416.454.338,89 54.238.461,11 96,3% Giderleri 03 - Mal ve Hizmet Alım 4.063.983.064,16 3.739.456.347,41 324.526.716,75 92,0% Giderleri 05 - Cari Transferler 18.191.238.851,01 17.958.197.385,88 233.041.465,13 98,7% 06 - Sermaye Giderleri 17.977.858.487,07 12.306.218.190,65 5.671.640.296,42 68,5% 07 - Sermaye Transferleri 3.050.388.563,13 2.776.856.726,73 273.531.836,40 91,0% GENEL TOPLAM 56.111.212.165,37 49.379.941.420,79 6.731.270.744,58 88,0% 690 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2668 ‒ Bütçe Genişlemesinin İkincil Kaynağı: Mal ve Hizmet Alımları Personel ve SGK giderleri (Kod 01 ve 02), toplam 12,6 Milyar TL harcama ve yüksek kullanım oranları ile zorunlu ödemelerdir ve bütçe sapması göstermemiştir. Ancak "03 - Mal ve Hizmet Alım Giderleri" kalemi, 1,63 Milyar TL'lik başlangıç ödeneğine karşılık 4,06 Milyar TL'lik toplam ödeneğe ulaşarak %150'lik bir yıl içi artış yaşamıştır. Bu artışın nedeni, ikinci düzey dökümde net bir şekilde görülmektedir: "03.05 - Hizmet Alımları" kalemi, 538 Milyon TL'lik başlangıç seviyesinden 2,74 Milyar TL'lik bir nihai ödeneğe ulaşmıştır. Bütçe Giderleri Kesin Hesap Cetveli Açıklaması, bu artışın kaynağını spesifik olarak belirtmektedir: "Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü" (18 35) bütçesine, Finansman Tipi 15 (DÖSİMM) altında 03.05 (Hizmet Alımları) tertibi için "1.715.182.960,00 TL ödenek eklenmiştir." Bu ödeneğin "Kültür Yolu Festivalinde 16 ilde yapılan etkinlik giderleri" için kullanıldığı ve 1.715.178.221,48 TL'sinin harcandığı belirtilmiştir. Bu durum, 2024 yılı bütçesindeki "Mal ve Hizmet Alımları" artışının, büyük ölçüde tek bir mega-etkinlik olan Kültür Yolu Festivali'nin finansmanı tarafından domine edildiğini göstermektedir. Sermaye Giderleri Krizi Bakanlığın bütçe uygulamasındaki temel başarısızlık "06 - Sermaye Giderleri" kaleminde yaşanmıştır. Bu kalem için ayrılan 17,98 Milyar TL'lik nihai ödeneğe karşılık, sadece 12,31 Milyar TL harcama yapılabilmiştir. Sonuç olarak, 5,67 Milyar TL tutarında bir kaynak âtıl kalmıştır. Bu rakam, Bakanlığın toplam 6,73 Milyar TL'lik âtıl kaynağının %84'ünü tek başına oluşturmaktadır. Bu, 2024 yılı bütçe uygulamasının tanımlayıcı başarısızlığıdır. Bu 5,67 Milyar TL'lik atıl kaynağın hangi alt kalemlerde yoğunlaştığını görmek için ekonomik sınıflandırmanın ikinci düzeyi incelenmelidir:  06.05 - Gayrimenkul Sermaye Üretim Giderleri (Yeni İnşaat Projeleri): Toplam 4,91 Milyar TL ödenekten 2,63 Milyar TL'si harcanmış; 2,29 Milyar TL kullanılamamıştır. 691 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2669 ‒  06.07 - Gayrimenkul Büyük Onarım Giderleri (Büyük Onarım ve Restorasyonlar): Toplam 9,38 Milyar TL ödenekten 6,59 Milyar TL'si harcanmış; 2,79 Milyar TL kullanılamamıştır. Bu iki kalem, Bakanlığın ana misyonu olan kültür merkezi, müze, kütüphane inşaatları ve tarihi eser restorasyonlarını temsil etmektedir. Bu iki kalem için ayrılan toplam 14,29 Milyar TL'lik kaynağın 5,08 Milyar TL'si, yani %35,5'i harcanamamıştır. Bu 5,67 Milyar TL'lik kaynak "iptal" mi olmuştur, yoksa bir "tasarruf" mudur? Bütçe Giderleri Kesin Hesap Cetveli Açıklaması ve Kesin Hesap Cetveli'ndeki finansman tipi detayları, bu tutarın bir iptal veya tasarruf olmadığını, büyük ölçüde "ertesi yıla devir" olduğunu göstermektedir. Projelerin zamanında bitirilememesi (ihale süreçlerindeki sorunlar, hak edişlerin mali yıl sonuna yetişmemesi vb.) nedeniyle oluşan bu kaynak ötelemesinin kanıtları açıklamalarda mevcuttur: 1. Kütüphaneler (18 32): Bütçe Giderleri Kesin Hesap Cetveli Açıklamasında Finansman Kodu 9 (Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları- YİKOB) altındaki 06.05 (İnşaat) için "698.130.003,10 TL ödenek... kullanılmayarak 2025 yılına devredilmiştir" ve 06.07 (Onarım) için "246.642.537,00 TL ödenek... kullanılmayarak 2025 yılına devredilmiştir" ifadelerini kullanmaktadır. Sadece bu iki kalemde, Kütüphaneler Genel Müdürlüğü, YİKOB projelerindeki gecikmeler nedeniyle yaklaşık 945 Milyon TL'yi 2025'e aktarmıştır. 2. Müzeler (18 69): Bütçe Giderleri Kesin Hesap Cetveli Açıklamasında Finansman Kodu 15 (DÖSİMM) altındaki 06.07 (Büyük Onarım) için 4,05 Milyar TL ödenekten 2,11 Milyar TL harcandığını ve 1,94 Milyar TL'nin "harcanmayarak ertesi yıla devredildiğini" açıkça belirtmektedir. 3. Yatırım ve İşletmeler (18 34): Bütçe Giderleri Kesin Hesap Cetveli Açıklamasında bu birimin de Finansman Kodu 9 (YİKOB) ve 16 (İl Özel İdareleri) kanalıyla yürüttüğü projelerde inşaat (06.05) ve onarım (06.07) kalemlerinden toplamda yaklaşık 478 Milyon TL'yi 2025'e devrettiğini göstermektedir. Bu veriler, 2024 bütçesindeki 5,67 Milyar TL'lik sermaye açığının, bir tasarruf değil, Bakanlığın özellikle YİKOB ve DÖSİMM gibi özel finansman kanalları üzerinden yürüttüğü 692 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2670 ‒ büyük ölçekli altyapı projelerinde ciddi yönetimsel ve uygulama kapasitesi sorunları yaşadığını gösteren devasa bir proje borcu ve kaynak ötelemesi olduğunu ortaya koymaktadır. PROJE YÖNETİM KAPASİTESİ VE BÜTÇE DARBOĞAZLARI Hangi programların ve hangi harcama türlerinin sorunlu olduğunu belirledikten sonra, bu sorunların hangi kurumsal birimlerde yoğunlaştığı incelenmelidir. Kurumsal Sınıflandırmaya Göre Bütçe Giderleri Cetveli, bütçe verimsizliğinin organizasyon şemasındaki yerini net bir şekilde göstermektedir. Bütçeyi Etkin Kullanan Birimler Bazı genel müdürlükler, yüksek bütçe kullanım oranları ile öne çıkmıştır:  Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü (18 30 + 18 68): Toplam 8,75 Milyar TL ödeneğe karşılık 8,71 Milyar TL harcama (%99,5 kullanım).  Tanıtma Genel Müdürlüğü (18 36 + 18 72): Toplam 4,32 Milyar TL ödeneğe karşılık 4,26 Milyar TL harcama (%98,6 kullanım).  Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı (18 38): Toplam 6,54 Milyar TL ödeneğe karşılık 6,50 Milyar TL harcama (%99,4 kullanım). Bu birimlerin yüksek performansı, harcama yapılarının ağırlıklı olarak transferler (Hazine Yardımları, TGA, Yunus Emre Enstitüsü) ve hizmet alımlarından (Kültür Yolu Festivali) oluşmasından kaynaklanmaktadır. Bu harcamalar, mali olarak tek seferde veya hızlıca yapılabilir niteliktedir ve uzun vadeli proje yönetimi gerektirmemektedir. Bütçe Darboğazları ve Âtıl Kaynağın Sahipleri Bakanlığın 6,73 Milyar TL'lik âtıl kaynağı, ağırlıklı olarak yatırımcı ve proje yürütücüsü genel müdürlüklerde toplanmıştır:  Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Taşra Teşkilatı (18 69): 13,58 Milyar TL'lik toplam ödenekle Bakanlığın en büyük bütçeli birimidir. Ancak bu ödeneğin 2,12 Milyar TL'si kullanılamamıştır. Bütçe Giderleri Kesin Hesap Cetveli ve Bütçe Giderleri Kesin Hesap Cetveli Açıklaması, bu 2,12 Milyar TL'lik açığın neredeyse tamamının (2,03 Milyar TL) Finansman Tipi 15 (DÖSİMM) kaynaklı 693 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2671 ‒ projelerden geldiğini göstermektedir. Özellikle müze restorasyonlarını içeren "Gayrimenkul Büyük Onarım Giderleri" (06.07) için ayrılan 4 Milyar TL'lik DÖSİMM kaynağının 1,94 Milyar TL'sinin 2025 yılına devredilmesi, bu alandaki projelerde büyük gecikmeler yaşandığını kanıtlamaktadır.  Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü (Merkez 18 32 + Taşra 18 70): Bu iki birim, kurumsal bütçe başarısızlığının merkezinde yer almaktadır. Merkez birimi 1,30 Milyar TL, taşra birimi ise 1,01 Milyar TL olmak üzere, kütüphane hizmetleri toplamda 2,31 Milyar TL'lik ödeneği kullanamamıştır. Bütçe açıklamaları ve detaylı cetveller, sorunun Finansman Tipi 9 (YİKOB) ve 16 (İl Özel İdare) olduğunu göstermektedir. Kütüphane inşaatları (06.05) ve onarımları (06.07) için YİKOB'lara aktarılan ödeneklerin büyük kısmı (Merkez'den 945 Milyon TL, Taşra'dan 959 Milyon TL) harcanamamış ve 2025'e devredilmiştir.  Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü (18 34): Adı "Yatırım" olan bu genel müdürlüğün, 2,36 Milyar TL'lik bütçesinin 968 Milyon TL'sini (%41) kullanamamış olması kritiktir. Açıklamalar, bu birimin de YİKOB ve İl Özel İdare kanalıyla yürüttüğü Kültür Merkezi inşaat (06.05) ve onarım (06.07) projelerinde toplamda yaklaşık 478 Milyon TL'yi 2025'e devrettiğini teyit etmektedir.  Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı (18 40): 419 Milyon TL'lik toplam ödeneğin 54 Milyon TL'si kullanılamamıştır. Bu yeni başkanlığın da YİKOB ve İl Özel İdare kanallarını kullandığı ve bu kanallardaki sermaye projelerinden (mamul mal alımı ve onarım) toplam 45,4 Milyon TL'yi 2025'e devrettiği görülmektedir. KARŞILAŞTIRMALI TREND ANALİZİ (2022-2024) VE STRATEJİK DEĞERLENDİRME 2024 yılı bütçesini daha geniş bir bağlama oturtmak için, Karşılaştırmalı Bütçe Giderleri Kesin Hesap Cetveli'nde sağlanan 2022 ve 2023 verileriyle karşılaştırmalı bir trend analizi yapılması zorunludur. 694 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2672 ‒ 2022-2024 Yılları Karşılaştırmalı Bütçe Giderleri (Ekonomik Sınıflandırma- Milyon TL) Ekonomik Kod & Adı 2022 Gideri 2023 Gideri 2024 Gideri Değişim (2024/23) 01 - Personel Giderleri 2.527,6 5.494,7 11.182,8 +104% 02 - SGK Devlet Primi Giderleri 421,4 812,0 1.416,5 +74% 03 - Mal ve Hizmet Alım Giderleri 550,5 1.146,1 3.739,5 +226% 05 - Cari Transferler 4.889,9 10.373,8 17.958,2 +73% 06 - Sermaye Giderleri 2.478,5 4.241,8 12.306,2 +190% 07 - Sermaye Transferleri 609,0 1.461,2 2.776,9 +90% GENEL TOPLAM 11.476,6 24.753,4 49.379,9 +99% Büyümenin Motorları: Hizmet Alımları ve Yatırımlar Bakanlığın toplam bütçe giderleri 2022'de 11,5 Milyar TL, 2023'te 24,8 Milyar TL (%116 artış) ve 2024'te 49,4 Milyar TL (%99 artış) olarak gerçekleşmiştir. İki yıl üst üste nominal olarak bütçenin ikiye katlanması, Bakanlığın mali büyüklüğünde dramatik bir ivmelenme olduğunu göstermektedir. Bu büyümenin 2024 yılındaki motorları, diğer kalemlerden keskin bir şekilde ayrılmaktadır: 1. Mal ve Hizmet Alımları (03): 2023'te %108 artan bu kalem, 2024'te %226'lık bir patlama yaşamıştır (1,14 Milyar TL'den 3,74 Milyar TL'ye). Bu, daha önce dikkat çektiğimiz Kültür Yolu Festivali gibi mega etkinliklerin 2024 yılında bütçedeki payını ne kadar artırdığını doğrulamaktadır. 2. Sermaye Giderleri (06): 2023'te %71 artan (2,47 Milyar TL'den 4,24 Milyar TL'ye) yatırım harcamaları, 2024'te %190 artarak 12,31 Milyar TL'ye fırlamıştır. Bu, Bakanlığın 2024 stratejisinin, restorasyon ve inşaat yatırımlarına radikal bir odaklanmayı içerdiğini göstermektedir. 695 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2673 ‒ Büyüyen Bütçe Gediği: Artan Verimsizlik Bakanlığın sermaye harcamaları (gider) 2024'te %190 artmıştır; bu, uygulama kapasitesinde bir artış olduğunu göstermektedir. Ancak, aynı kalem için ayrılan ödenek (Toplam Ödenek) 2023'te 7,01 Milyar TL iken 2024'te 17,98 Milyar TL'ye çıkmıştır (%156 artış). Bu iki veri kullanılarak "kullanılmayan" veya "devreden" sermaye bütçesi (emilim gediği) hesaplandığında, şu sonuç ortaya çıkmaktadır:  2023 Yılı Atıl Sermaye: 7,01 Milyar TL (Ödenek) - 4,24 Milyar TL (Gider) = 2,77 Milyar TL  2024 Yılı Atıl Sermaye: 17,98 Milyar TL (Ödenek) - 12,31 Milyar TL (Gider) = 5,67 Milyar TL Bakanlığın sermaye projelerine harcama kabiliyeti artmış olsa da bütçe planlaması (ödenek tahsisi) bu kabiliyetin çok daha ötesinde büyümüştür. Sonuç olarak, âtıl kalan, devredilen ve bütçe verimliliğini bozan proje stoku 2,77 Milyar TL'den 5,67 Milyar TL'ye, yani %105 oranında büyümüştür. Bakanlık, harcayabildiğinden daha hızlı bir proje bütçelemesi yapmaktadır. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 2024 Yılı Kesin Hesabı, bütçe stratejisi ve uygulama kapasitesi arasında belirgin bir ayrışmayı ortaya koymaktadır. 2024 yılı, Bakanlık bütçesinin 39 Milyar TL'den 56 Milyar TL'ye çıktığı bir genişleme yılıdır. Bu genişleme iki ana kanaldan beslenmiştir: 1. Cari ve Transfer Genişlemesi: TGA'ya yapılan tanıtım transferleri ve Kültür Yolu Festivali gibi hizmet alımları için yaklaşık 4,4 Milyar TL'lik ek kaynak sağlanmıştır. Bu alan, harcamaların hızlı ve etkin yapılması nedeniyle yüksek bir bütçe performansı (%98+) göstermiştir. 2. Sermaye Genişlemesi: İnşaat (müze, kütüphane) ve restorasyonlar için bütçe, başlangıçta 10 Milyar TL iken 18 Milyar TL'ye çıkarılmıştır. 696 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2674 ‒ Bakanlığın 6,73 Milyar TL'lik kullanılmayan toplam ödeneğinin %84'ü (5,67 Milyar TL), bu sermaye bütçesinden kaynaklanmaktadır. Özellikle "Gayrimenkul Sermaye Üretim Giderleri" (İnşaat) ve "Gayrimenkul Büyük Onarım Giderleri" (Restorasyon) kalemleri, sırasıyla %51 ve %30'luk kullanılmayan ödenek oranlarıyla bütçe başarısızlığının merkezinde yer almıştır. 5,67 Milyar TL'lik âtıl sermaye kaynağı, üç ana yatırımcı birimde yoğunlaşmıştır: Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü (2,31 Milyar TL âtıl), Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Taşra Teşkilatı (2,12 Milyar TL atıl) ve Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü (0,97 Milyar TL atıl). Bu birimler, Bakanlığın kalıcı eser üretme misyonunun ana yürütücüleridir. Kesin Hesap Açıklamaları, bu âtıl kaynakların "tasarruf" veya "iptal" olmadığını, büyük ölçüde "ertesi yıla devredildiğini" ortaya koymaktadır. Sorunun merkezinde, YİKOB ve DÖSİMM üzerinden yürütülen projelerin 2024 yılı içinde tamamlanamaması yatmaktadır. Bu durum, bu özel finansman kanallarının proje yönetiminde iddia edilen çevikliği sağlamadığını, aksine ödeneklerin yıllar arasında birikmesine neden olarak bütçe şeffaflığını ve "yıllık bütçe" ilkesini zayıflattığını göstermektedir. 2024 Kesin Hesabı, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "yumuşak güç" (tanıtım, festivaller) harcamalarında bütçesini son derece etkin ve genişlemeci kullandığını, ancak "kalıcı eser" (inşaat, restorasyon) harcamalarında ciddi bir emilim kapasitesi sorunu yaşadığını göstermektedir. Bütçe planlaması, Bakanlığın reel proje uygulama hızının çok üzerinde seyretmektedir. Bu durum, 2023'ten 2024'e devreden âtıl sermaye stokunun %105 büyümesine (2,77 Milyar TL'den 5,67 Milyar TL'ye) yol açmıştır. Bakanlık, harcayabildiğinden daha hızlı bir yatırım bütçelemesi yaparak, milyarlarca liralık kaynağın âtıl kalmasına ve projelerin sonraki yıllara ötelenmesine neden olmaktadır. 697 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2675 ‒ SONSÖZ İktidarın önümüze sunduğu 2026 yılına ilişkin bütçenin gelir ve gider kalemlerinin dağılımı, doğal olarak ülkenin iktisadi faaliyetlerini doğrudan etkileyecek hususları ihtiva etmektedir. Ancak bütçeyi genel hatlarıyla değerlendirmeden önce, AK Parti iktidarının önceki yıllarda kendi koyduğu hedeflere ne ölçüde ulaşabildiğine bakmak, bu bütçeyi daha tutarlı bir çerçevede ele almamızı sağlamaktadır. Ak Parti iktidarının, her yıl bütçe döneminde millete yeni hedefler vermek, parlak planlar sunmak, umut satmak; ama neticede hedefe koşmamak, plana uymamak, umutları boşa çıkarmak gibi kronik bir alışkanlığı vardır. Kâğıt üzerinde yazılan programlarla, sokakta yaşanan hayat arasındaki uçurum, artık her bir vatandaşımız tarafından bizzat tecrübe edilmektedir. İktidarın yıllardır dilinden düşürmediği, “dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına girme” hedefinin ne kadar uzağında olduğumuzu milletimiz; sofrada, pazarda, mutfakta ve cebine uzandığında çok net görmektedir. Dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmek bir yana, ilk 20 ekonomi arasında kalmayı dahi başarı sayar hâle gelmiş bir Türkiye tablosu ile karşı karşıyayız. Ülkemizi bu noktaya getirmek, iktidar adına utanılması gereken bir sonuçtur. Aynı durum; ihracat, cari açık, işsizlik, enflasyon ve daha birçok temel gösterge için de geçerlidir. Rakamları tek tek saymaya gerek yoktur; zira artık “umut tüccarlığı”nın bir bedeli olmadığını düşünen iktidar, her dönem millete hayal satmakta, faturayı ise ağır şekilde millete ödetmektedir. Sandıkta kesilecek bu faturanın gün geçtikçe büyüdüğü açıktır. 2024 yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi, iktidarın bütçe yönetimi, kamu mali disiplini, maliye politikası, hesap verilebilirlik ve şeffaflık bakımından nasıl bir sınav verdiğini gösteren önemli bir sonuç belgesidir. Bu belge, aslında iktidarın “iş tutma biçimini” ortaya koymaktadır. Geçmiş yılların bütçe ve maliye politikalarının bir özetini sunan bu tablo; büyüyen bütçe açığı, artan faiz yükü ve bozulmuş gelir dağılımı ile ciddi endişeleri beraberinde getirmektedir. 2024 yılına ilişkin veriler; bütçe giderlerinin gelirlerin çok üzerinde seyrettiğini, faiz ödemelerinin hızla arttığını, faiz dışı dengenin ise hâlâ kalıcı bir şekilde güçlendirilemediğini ortaya koymaktadır. Bütçe açığının trilyonlarla ifade edildiği, faiz dışı dengenin de sürdürülebilir bir fazlaya kavuşamadığı bir yapı; kamu borçlanmasının artmasıyla ülkenin mali risklerini yükseltmekte, gelecek nesillerin omzuna ağır bir borç yükü bindirmektedir. Bu tablo, 698 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2676 ‒ maliye politikasının keyfî değil; gerçekçi bir plan ve programa, etkin–verimli–hesaplı harcama ilkelerine dayalı olması gerektiğini bir kez daha göstermektedir. İktidarın yönetim anlayışını köklü biçimde gözden geçirmesi zorunludur. Sonuç olarak, 2024 yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi, uygulanan maliye politikalarının, kamu harcamalarının ve bütçe yönetim sürecinin yeniden ele alınmasını mecbur kılmaktadır. İktidarın, gelecek nesillerin refah içinde yaşayacağı bir ülke hazırlaması gerekirken, bırakmaya hazırlandığı miras, yalnızca ağır bir borç yükü ve yıpranmış bir kamu maliyesidir. Sürdürülmesi giderek zorlaşan bu bütçe ve ekonomi yönetimi için acil, kararlı ve etkili adımlar atılması şarttır. İktidar gerçekten bu millete hizmet etmek istiyorsa, öncelikle bütçeyi kendi yanlışlarından korumakla işe başlamalıdır. Böylesine israfla yönetilen bir bütçeye ait kesin hesap sonuçlarını makul bulmuyor ve 2024 yılına ait Kesin Hesap Kanunu Teklifini kabul etmiyoruz. Bütçe Kanunu Teklifine gelindiğinde; 2026 yılı için açıklanan makro hedeflerin, önceki yıllarda olduğu gibi kâğıt üzerinde kaldığını görüyoruz. Yeni Orta Vadeli Program’da büyüme hedefinin yüzde 3,8’e, işsizlik oranı hedefinin yüzde 8’ler seviyesine, enflasyon hedefinin ise yüzde 16’ya revize edilmesi; önceki söylemlerin ne kadar gerçekçi olmadığını ortaya koymaktadır. Cari açığın millî gelire oranının düşük gösterilmesi, yüksek enflasyon ve zayıflayan üretim yapısıyla yan yana konulduğunda, bu hedeflerin ne kadar kırılgan olduğu açıkça görülmektedir. Mezkûr 2026 Bütçe Kanunu Teklifinde devletin giderleri gelirlerinden yine belirgin biçimde yüksek öngörülmekte, bütçe açığının millî gelire oranı resmî söylemde belli sınırlar içinde tutulmaya çalışılmaktadır. Ancak bu açığın finansmanında büyük ölçüde iç borçlanmaya ve vergi gelirlerindeki artışa yaslanılacağı anlaşılmaktadır. Bu durum, hem küresel borçlanma maliyetlerine maruziyeti artıracak hem de içeride sıkılaştırma politikalarının, ücretli kesimler ve reel sektör üzerinde baskıyı daha da artıracağı anlamına gelmektedir. Bankaların kamuyu finanse etmeye yönlendirilmesi, reel yatırımlara ayrılabilecek kaynakları daraltmakta; reel sektörün ihtiyaç duyduğu finansmana erişimini zorlaştırmaktadır. Borçlanma tarafındaki bu baskıya ek olarak, vergi gelirleri yapısına baktığımızda, en adaletsiz vergilendirme biçimi olan dolaylı vergilerin yine başrolde olduğunu görüyoruz. Katma Değer Vergisi (KDV) ve Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) başta olmak üzere dolaylı vergiler, toplam vergi gelirlerinin en az yüzde 60’ına yaklaşan kısmını oluşturmaktadır. Yani devlet, vergiyi; kazancı yüksek olandan, servet sahibinden, büyük şirketlerden değil; tüketim üzerinden, yani kıt kanaat 699 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2677 ‒ geçinen geniş halk kesiminden toplamaya devam etmektedir. Bu tablo; gelir dağılımını daha da bozmakta, yoksulu daha yoksul, zengini daha zengin yapan bir düzeni adeta kalıcı hâle getirmektedir. Açıkça görülmektedir ki 2026 bütçesi, ekonomiyi canlandırma, memleketi kalkındırma, milletin yarınlara umutla bakmasını sağlama bütçesi değildir. Bu bütçe, milletin omzundaki yükü artıran, fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapan bir tercihler manzumesidir. Bu bütçe ile birlikte, devlete küsen, adalet duygusu zedelenen, emeğinin karşılığını göremeyen milyonlar için “bir gün devlet beni de görür” umudu daha da zayıflamaktadır. Milletini devletine küstüren bu anlayışın karşısında durmak, aklın, vicdanın ve hakkaniyetin gereğidir. Bu bütçeyle sevinenler; ihale ve imtiyazlarla büyütülen ayrıcalıklı sermaye kesimleri, keyfî imar rantlarından beslenen çevreler ve faiz gelirleriyle kazancını katlayan odaklar olacaktır. Buna karşılık; kahrolanlar köylü, esnaf, işçi, memur, emekçi ve emekli olacaktır. Bu tablo, iktidarın bilinçli bir tercihidir; fakat bu tercih, milletin vicdanında hüküm giymeye mahkûmdur. Ayrıca 2026 bütçesi; açıklanan büyüme, enflasyon ve bütçe açığı hedefleri birlikte değerlendirildiğinde, mali politikalarda enflasyonla mücadeleye gerçek anlamda öncelik verilmediğini, tam tersine yüksek vergi yükü ve harcama kompozisyonuyla enflasyonun körüklendiğini göstermektedir. Vergi gelirlerinde öngörülen yüksek artış oranları, küçülen alım gücüne, daralan gerçek gelirlere rağmen yeni vergi kalemleri ve oran artışlarıyla kasanın doldurulmaya çalışılacağını göstermektedir. “Vergiyi tabana yayma” söylemi altında yapılanlar; aslında vergi yükünü, en zayıf omuzların üzerine yığma gayretinden başka bir şey değildir. Özetle, Yeni Yol Parti Grubu olarak iktidarın getirdiği bu 2026 Bütçe Kanunu Teklifinde; harcamaların adaletsiz bir şekilde dağıldığını, insanımızın refahının artırılması için gerekli ve yeterli tedbirlerin alınmadığını, vergi politikasının ise emekli, işçi, esnaf ve memur başta olmak üzere dar gelirli vatandaşlarımızı olumsuz etkilerken, yandaş çevreleri kayırdığını görüyoruz. Daha adil bir gelir dağılımı ve gerçek bir sosyal adalet için, ekonomi yönetiminde köklü bir zihniyet değişikliği ve çok daha fazla çaba sarf edilmesi gerekmektedir. Bütçeyle ilgili olarak, adil gelir dağılımına dayalı ekonomik model doğrultusunda daha çok istihdam ve üretim ortamı oluşturulması elzemdir. Tarımın, sanayinin ve yüksek teknolojinin gerçekten desteklenmesi, yerli üretimin teşvik edilmesi, israfın son bulması ve bütçenin devlet 700 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227) ‒ 2678 ‒ ciddiyetiyle ele alınması zorunludur. Ancak mevcut iktidarın ne böyle bir iradesi ne de böyle bir kapasitesi bulunmaktadır. Denk bütçe yapmayı başaramayan iktidar, bütçeyi denkleştirmekten çok kendi iktidar ömrünü uzatmanın telaşı içindedir. “Bu ülkenin sahibi biziz, ne yaparsak kimse karışamaz” anlayışı; ahlaki olmayan, milletin geleceğini tehlikeye atan büyük bir virüstür, büyük bir tehdittir. Milletimiz, mevcut iktidara bugüne dek yirmiden fazla kez bütçe yapma yetkisi vermiş; iktidar ise bu güveni boşa çıkarmıştır. Bütün bütçeleri, yatırım ve üretim yerine büyük ölçüde cari harcamalara, lükse, şatafata ve faiz ödemelerine göre dizayn etmiş; çözüme, reforma, yapısal dönüşüme yönelik kapsamlı bir plan ortaya koymamıştır. Bu durum açıkça göstermektedir ki iktidar; memurun, esnafın, emeklinin, emekçinin, kısacası evini geçindirmekte zorlanan dar gelirli vatandaşımızın hakkını, lüks ve israfa, faiz lobilerine ve küresel sermayeye peşkeş çekmektedir. Bugün milletin bütçesini kendi çıkarlarına göre şekillendiren bir iktidarla karşı karşıyayız. Ancak bilsinler ki; kelime ve muhasebe oyunlarıyla gerçekleri örtbas ederek tarihin yargısından kaçamazlar. Çünkü tarih, hakikatin terazisidir ve o terazi bir gün mutlaka doğruyu tartacaktır. İktidar, kendisini uyaranı, yapılan yanlışlara itiraz edeni susturmaya çalışmakta; hakkını arayan milletin sesini kısmaya gayret etmektedir. Bu yol, yol değildir. İktidarın getirmiş olduğu bu bütçe teklifini kabul etmeyerek tarihe not düşerken, milletimizi de bu itirazımıza şahit tutuyoruz. Sadullah Kısacık Sadullah KISACIK Adana Adana Milletvekili 701 Türkiye Büyük Millet Meclisi (Sıra Sayısı: 226-227)
Belge parmak izi ve kaynak

2a918ad88af44c2785811ba09c673be2b84fd966c36719a0847485f8db1a4a60

2026-10-09T20:50:15 UTC

İmza sahipleri

MECLİS’İN AÇIK HAFIZASI

Keşfet

Resmî kaynaklar ↗

Bağımsız arşiv · TBMM’nin resmî sitesi değildir.