Sayın Divan, muhterem milletvekilleri; elbette çocuk korunmalıdır ama mağdur ne olacak? Evladını toprağa veren anneye diyeceğiz? Hayatı kararan insanlar ne olacak? Adalet, sadece suç işleyeni koruyan bir sistem değildir; adalet, mağdurun gözyaşını da gören sistemdir. 18 yaşına üç gün kala işlenen vahşi bir cinayet ile üç gün sonra işlenen aynı cinayet arasında oluşan uçurum gibi ceza farkını bu millete izah edemeyiz, toplum bunu vicdanında kabul etmez. Çocukları koruyacağız derken ağır suçlarda cezasızlık algısı oluşturamazsınız.
Teklifteki, çocukların ateşli silahlardan korunmasına yönelik düzenlemeyi doğru buluyoruz ama silah sahibi "Ben gerekli özeni göstermiştim." diyerek sorumluluktan sıyrılabilecekse de bu maddenin çok bir anlamı kalmıyor.
Ve yine kasten yaralama, cinsel saldırı, intihara yönlendirme, suç örgütü kurma; bunlar toplumun vicdanını yaralayan ağır suçlardır. Bugün organize suç örgütleri çocukları âdeta bu tür konularda kullanıyorlar. Bunu görmezden gelerek çocukları da kurtaramazsınız, toplumu da koruyamazsınız. Bizim anlayışımız nettir: Çocuğu da koruyacağız, mağduru da koruyacağız, rehabilitasyonu da güçlendireceğiz, güçlendirmeliyiz ama caydırıcılıktan da asla vazgeçilmemelidir çünkü hukuk devleti merhamet ile adalet arasındaki dengeyi kurabildiği ölçüde güçlüdür.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; efendim, geçtiğimiz ay ciddi bir kamuoyu araştırma kuruluşu bir üniversiteyle 18-33 yaş arası 8 bin gençle bir açık araştırma yaptı. Yirmi dört yıldır yönettiğiniz memlekette işte en az üç nesil çocuğun gençliğe adım attığı ve genç kaldığı dönemde ankete verilen şu 3 cevaba Allah aşkına bakar mısınız. Efendim, gençlere soruluyor "Yurt dışında yaşamak ister misin?" Yüzde 64'ü "Avrupa, Kanada, Amerika gibi ülkelere kalıcı oturum verildiği takdirde vatandaşlığı kabul ederek gitmeye razıyım." diyorlar.