BAĞIMSIZ MECLİS ARŞİVİResmî kaynak. Açık yöntem.
meclis.orgmeclis.orgMECLİS’İN AÇIK HAFIZASI
← Birleşimdeki bağlamı gör
28. DÖNEM / 4, 5. YASAMA YILI / GENEL KURUL

PERİHAN KOCA

Mersin · 13 Aralık 2025 · 31. Birleşim

Bu kayıt otomatik ayrıştırılmış bir konuşma parçasıdır. Önceki ve sonraki sözlerle birlikte okumak için birleşim bağlamını açın.

Ve siz, Sayın Bakan, bu işgali ve kıyımı rahat rahat yapasınız diye bu Meclise, sermayenin adresine teslim yasalar yaptırıyorsunuz ne yazık ki. Sömürge madenciliğiyle geminizi rahat rahat yürütebilmek için "önümüze gelene bin tekme" hukukuyla enerji politikalarınızı icra etmeye çalışıyorsunuz ama gelin görün ki zehir saçan, ölüm saçan ekokırım projeleriniz, icraatlarınız yetmezmiş gibi şimdi bir de yerlilik ve millîlik masalları eşliğinde yeni bir gündemimiz daha var, nur topu gibi bir gündemimiz daha var: Nadir toprak elementleri. Malumunuz, dünya ölçeğinde bugün herkes nadir metallerin efendisi olmak için nadir metaller savaşımındaki yerini almaya başladı. Alevlenen bu hegemonya savaşımıyla beraber ileri teknolojiden dijitale, savaş sanayisine kadar önem arz eden bu elementler ABD, Çin, Rusya kavgasının başgündemlerinden biri hâlini almaya başladı çünkü değerli arkadaşlar, bakın, dünya genelindeki NTE üretiminin yüzde 70'ini ve rafinasyon sürecinin yüzde 90'ını bugün tek başına Çin kontrol ediyor. Çin'in bu alandaki tekel konumu başta ABD olmak üzere tüm dünyayı kendisine bağımlı hâle getiriyor. ABD ve Trump bu bağımlılığı kırmak, Ukrayna'nın madenlerine el koymak, Grönland'ı kendine bağlamak için var gücüyle savaşıyor. İşin içine şimdi bir de Eskişehir'deki 694 milyon ton rezervi olduğu ifade edilen Türkiye girince Türkiye'ye de göz dikilmiş durumda ve ne yazık ki Trump'tan meşruiyet alma karşılığında memleketimiz bugün ABD'nin jeopolitik aparatına dönüştürülmek ve emperyalistlere peşkeş çekilmek isteniyor. Mesele sadece buradan, "Bu elementleri Türkiye mi kullanacak yoksa ABD mi kullanacak?" üzerinden tartışılıyor ama yaklaşan ekolojik felaketi ne yazık ki hiç kimse konuşmuyor. Oysa, ekolojik felaket çanları bugün NTE'nin olduğu yıkım bölgelerinde kendini gösteriyor değerli arkadaşlar. Bakın, çünkü burada esas mesele bu elementlerin çıkarılma meselesi; bu elementlerin çıkarılması için çok yoğun kimyasallar kullanılıyor, içindeki cevherlerin işlenmesi için birçok kimyasal yöntemle yine ayrıştırılması gerekiyor. Örneğin, bir kilogram vanadyum üretebilmek için 8,5 ton kayaç ayrıştırmak gerekiyor, bir kilogram seryum için 16 ton, bir kilogram lütesyum için 1.200 ton kayaç arıtmak gerekiyor; bu kadar devasa bir rakamdan ve çıkarma gerçekliğinden söz ediyoruz.

Öte yandan değerli arkadaşlar, bakın, bu nadir toprak elementlerinin çıkarıldığı bölgelere dair Pitron'un "Nadir Metaller Savaşı" diye bir kitabı var, o kitapta gerçekten çok önemli bilimsel veriler ve tanıklıklara yer veriliyor. Örneğin, NTE yıkımının merkez üssü olan bölgelerinden bir tanesinde, Çin'in Baotou kentinde, bugün artık "kara çamur gölü" olarak ifade edilen bu kentte bir işçi şöyle anlatıyor, diyor ki: "Maden cevherleri arıtıldıktan sonra kimyasallar direkt toprağa dökülüyor ve artık burada, bu toprakta bir bitki bile bitmiyor." Yine, orada bir uzman "Nadir toprak elementlerinin her 1 tonunun arıtılması için 30 bin metreküp su kullanılması gerekiyor ve bu zehirli atıklar suya, havaya, atmosfere, toprağa karışıyor." diyor. Yine, kitaptan çarpıcı bir örnek vermek istiyorum: On yıllık bir zaman aralığı içerisinde Baotou'ya 2010'da gidiyor. Baotou kentine 2010'da gittiği zaman o bölgenin kanser bölgesi olduğunu görüyor ve aynı bölgeye on yıl sonra, 2020'de gittiği zaman artık tüm köylerin kanser köyü olduğunu ve yerleşim yerlerinin kalmadığını görüyor.

O yüzden bu bir yokoluş gerçeğidir ve ekokırım projelerine bizim rızamız yoktur, halkın rızası yoktur diyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

MECLİS’İN AÇIK HAFIZASI

Keşfet

Resmî kaynaklar ↗

Bağımsız arşiv · TBMM’nin resmî sitesi değildir.