BAĞIMSIZ MECLİS ARŞİVİResmî kaynak. Açık yöntem.
meclis.orgmeclis.orgMECLİS’İN AÇIK HAFIZASI
← Birleşimdeki bağlamı gör
28. DÖNEM / 4, 5. YASAMA YILI / GENEL KURUL

UĞUR POYRAZ

Antalya · 5 Mart 2026 · 68. Birleşim

Bu kayıt otomatik ayrıştırılmış bir konuşma parçasıdır. Önceki ve sonraki sözlerle birlikte okumak için birleşim bağlamını açın.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Büyük Orta Doğu Projesi banisi ve hamisi Amerika Birleşik Devletleri'nin kurduğu, kurdurttuğu, eğittiği, silahlandırdığı, finanse ettiği vekil silahlı güçler eliyle yürütülmekteyken artık vekil devletlerle süreç yürütülmektedir. Bu vekil devletler Amerika Birleşik Devletleri'yle müttefikliği hayatta kalmak için gerekli görenler olduğu gibi, vekil silahlı güç iken devletleşme süreci başlatanlar da bu kategoriye terfi etmektedir. Büyük Orta Doğu Projesi'nin amacının İsrail'in bölgede hâkim ve etkin güç hâline gelmesi tartışmadan uzaktır. Süreç, bölgenin lidersizleştirilmesi üzerine inşa edilmiştir. Irak, Libya, Lübnan, Suriye ve şimdi de İran, diğer bölge ülkelerinde ise taht kavgaları ya da koşulsuz şartsız Amerika Birleşik Devletleri müttefikliği temel motivasyondur.

İsrail ve Amerika'nın İran'a yönelik başlattığı ve 6'ncı gününde olduğumuz saldırıların gerekçeleri de motivasyonları da başta Birleşmiş Milletler olmak üzere Avrupa ülkelerinin tutumu da ortaklaşmamıştır. Birleşmiş Milletler saldırılan ya da saldıranların Birleşmiş Milletler üyesi olmasına hatta 1945'te kurucu 53 ülke arasında yer almasına kayıtsızdır. Demokrasinin beşiği Avrupa ülkeleri konuşmaya başladıklarında İran'ın nükleer çalışmalarına, İsrail İran'daki etnik gruplara, Amerika Birleşik Devletleri ise İran'daki rejime dönük gerekçeler sunmaktadır. Amerika'nın Afganistan'dan çekilirken başlattığı vekil devletler uygulaması Suriye'de devam etmiştir. Bugün YPG ve SDG'nin devletleşme çabaları, HTŞ'nin Suriye Hükûmeti hâline gelmesi vekil silahlı güçlerin vekil devletler hâline gelmesinin ve getirilmesinin açık örnekleridir. Katil İsrail'in cani Başbakanı Netanyahu'nun İran'a seslenirken İran halkına değil de İran'daki etnik gruplara çağrı yapması, SDG ve PKK'lı teröristlerin İran'daki PAK ve PJAK'a destek amacıyla konumlandırılmaları da bunun açık tezahürüdür.

Her dönemde bu bölgede aynı senaryoyla karşılaşılmaktadır. Etnik ve/veya mezhepsel kimlikler siyasallaştırılmakta, toplumlar birbirlerine düşürülmekte, devletler zayıflatılmaktadır. Müdahalelerle kamu otoriteleri ortadan kaldırılıp anayasalar mülga edilmekte, etnik, mezhepsel veya dinî işaretlemelerle aynı sınırlar içinde ayrı ayrı bölgeler oluşturulmaktadır. Bölgenin istikrarı yıllara sâri bir mühendislikle hep aynı yöntemle ortadan kaldırılmaktadır. Terör, emperyalizmin emanet bıçağıdır, kiralık katilidir. Terör, kendi yöntemleri kendine ait olmak kaydıyla emperyalizmin amaçlarına hizmet etmiştir. Türkiye'de yürürlüğe konulan terörsüz Türkiye sürecinin de hem lafzi hem de ruhu sadece bu gerçeklikle bile değerlendirildiğinde sakıncalıdır. Taraflardan birinin terörist, diğerinin kahraman ilan ettiği eli kanlı canilerin hiçbir etnisiteyi temsil etmediği, sadece emperyalizme hizmet ettiği gerçeği apaçık ortadadır. Cumhuriyet fikri, millet olma şuur ve bilinci, üniter yapımız yüz üç yıldır bölgedeki varlığımız ve gücümüzün teminatı ve temelidir. Bugün bu üç kavramın içini boşaltacak her türlü karar ve eylem Türkiye'yi felakete sürükleyecek ve telafisi imkânsız sonuçlar doğuracaktır. Irak'ta 2017 referandumuyla oluşan bölgesel özerklik bugün Suriye'de yapılmak istenmektedir, eş zamanlı İran'da da düğmeye basılmıştır. Etnik fay hatları derinleştirilerek terör örgütlerinin ve emperyal güçlerin manevra alanlarının genişletilmesi Türkiye için de büyük bir risk alanı yaratmaktadır. Güçlü devlet, güçlü kurumlar ve tavizsiz bir güvenlik politikası cumhuriyet, millet ve üniter yapımız için hayatidir. Dün hava sahamızda etkisiz hâle getirilen balistik füze sonrası NATO'ya atıf yapan Millî Savunma Bakanlığı yerine kendi hava savunma sistemini kullanan bir Türkiye gerekli ve kıymetlidir. Yıllardır savunma sanayi konusunda ahkâm kesilirken bölgemizde yaşanan savaşta bambaşka silahların ve yöntemlerin kullanıldığını görüyoruz. Hava sahamızı NATO korumuştur, F-35 programından çıkarıldığımız, ödediğimiz paraya âdeta el konulan ve ülkemizi hem ekonomik hem de başka yönlerden birçok soruna muhatap kılan S-400'ler konusunda artık somut ve tatmin edici bir karar verilmesi aşaması gelmiştir hatta geçmiştir. Bölgemizdeki savaşın tüm muhatapları Birleşmiş Milletler üyesidir. İran Büyükelçisi çağrılıp Dışişlerinden nota verilirken bölgemizi ateş çemberine çeviren İran, Irak, Suriye'de konuşlanmış terör örgütü ve uzantılarını eğiten, silahlandıran, üniter yapımıza ilişkin densiz açıklamalar yapan, her musibetin altından çıkan Amerika Birleşik Devletleri Özel Temsilcisi Barrack'la ilgili tek bir girişim olmaması da düşündürücü olduğu kadar korkutucudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MECLİS’İN AÇIK HAFIZASI

Keşfet

Resmî kaynaklar ↗

Bağımsız arşiv · TBMM’nin resmî sitesi değildir.