ÖZGÜN BELGE / 4 SAYFA
Yazılı Soru Önergesinin Metni
Kaynak belgenin yerel kopyası; SHA-256 ile doğrulanabilir.
Belgenin metnini oku
PDF’den çıkarılan metin. Satır düzeni özgün belgeyle farklılık gösterebilir; kontrol için PDF’yi açın.
‘ HALKLARIN EŞİTLİK VE DEMOKRASİ PARTİSİ
GRUP BAŞKANLIĞI
V
/Sayı; ^oC)X
Tarih
32023
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorulanmın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakam Alparslan Bayraktar tarafından
Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını
arz ederim.
Öznur Bartin
Hakkâri Milletvekili
2025 yılı bahar ve yaz aylarında ülke genelinde yaşanan orman yangınları, yalnızca doğal bir
afet değil; aynı zamanda insan kaynaklı, yapısal ve politik bir ekolojik kriz olarak karşımızda
durmaktadır. 1 Mayıs-28 Temmuz 2025 tarihleri arasında, ülkenin farklı coğrafi
bölgelerinde—İzmir’den Hakkâri’ye, Muğla’dan Diyarbakır’a, Antalya’dan, Şımak ve
Tunceli’ye kadar—çok sayıda büyük çaplı orman yangını meydana gelmiş; bu yangınlar
doğayı, canlı yaşamını, haklarımızı ve ülkemizin ekolojik bütünlüğünü ciddi biçimde tehdit
etmiştir.
Bu süreçte ülke genelinde 47 ilde yangın bildirilmiştir. Söz konusu yangınlar özellikle İzmir’in
Aliağa, Foça ve Torbalı ilçelerinde, Bursa’nm Osmang^i ilçesinde, Aydın’m Çine ilçesinde,
Antalya’nın Manavgat ve Kumluca bölgelerinde, ayrıca Karabük, Tunceli, Diyarbakır ve
Şımak’ta yoğunluk kazanmıştır. 24-26 Haziran 2025 tarihleri arasında yalnızca üç gün
içerisinde 8 büyük orman yangını meydana gelmiştir.
Bu yangınlar sonucunda resmi kayıtlara göre 14 yurttaş yaşamını yitirmiş, 96 kişi yaralanmış,
50.000’i aşkın yurttaş yerleşim alanlarından tahliye edilmek zorunda kalmıştır. Yangınların
meydana geldiği bölgelerde tarım arazileri, zeytinlikler, seralar ve kırsal haneler zarar görmüş,
halkın geçim kaynakları doğrudan etkilenmiştir.
2025 yılının ilk yaz aylarında çıkan yangınlar sonucunda toplamda 80.000 hektardan fazla
ormanlık alan tahrip olmuştur. Bu alan, yaklaşık 110 bin futbol sahasına eşdeğerdir. Yangınlar,
yalnızca ağaç örtüsünü değil; o ormanlarda yaşam süren kuşlar, sürüngenler, memeliler,
böcekler, anlar ve diğer sayısız canlı türünü de yok etmiştir.
Resmî açıklamalara göre en az 84 çiftlik hayvam (40 koyun, 37 küçükbaş, 7 büyükbaş)
yangınlar nedeniyle yaşamım yitirmiştir. Sayıları tespit edilemeyen çok sayıda yaban hayvanı
da zarar görmüş veya ölmüştür. Ekologlara göre, yangınlar sonucunda yok olan bu
ekosistemlerin yeniden dengelenmesi onlarca yılı bulabilecek bir süreçtir. Özellikle arı
popülasyonunun azalması, tarımsal üretimde polinasyon (tozlaşma) mekanizmasını tehdit
etmektedir.
510Z3
Orman Genel Müdürlüğü ve ilgili kurumların verilerine göre, ülkemizde meydana gelen
yangınların %90’ı insan kaynaklıdır. Bunların bir kısmı dikkatsizlik sonucu meydana gelirken;
önemli bir bölümü sabotaj, tarla açma, madencilik hazırlığı ve enerji projeleri ile doğrudan
ilişkili olabilmektedir. 2025 yaz yangınlarının da çoğunlukla yerleşim alanlarına yakın
bölgelerde ve enerji/maden faaliyetlerinin yoğunlaştığı noktalarda meydana gelmiş olması, bu
olasılığı güçlendirmektedir.
Temmuz 2025’te yürürlüğe giren yeni Maden Yasası ile birlikte, zeytinlik ve orman alanlarının
madencilik projelerine açılmasının önü yasal olarak açılmıştır. 2024 yılında 23.053 hektar
ormanlık alan ormancılık dışı kullanıma tahsis edilmiş, bu alanların 1.427’si madencilik ruhsatı
ile ilişkilendirilmiştir. Bu uygulamalar, ormanların anayasal güvence altında olduğu gerçeğiyle
çelişmekte; kamu yararı kavramı, çevre tahribatını meşrulaştırmak amacıyla yeniden
tanımlanmaktadır. Zeytin üreticileri ve köylülerin yoğun tepkisine rağmen yapılan bu
düzenlemeler, ekosistemlerin parçalanmasına ve yangın risklerinin artmasına neden
olmaktadır.
2025 yılında yürürlüğe giren İklim Kanunu’nun, iklim krizine karşı etkili bir mücadele zemini
yaratması beklenirken; uygulamada bu hedeflerden uzak bir seyir izlenmiştir. Kanunun
merkezî, piyasa odaklı ve yeşil sermayeyi önceleyen yapısı, doğa koruma ve önleyici planlama
mekanizmalarını ikincil düzeye itmiştir. Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından yalnızca yedi
ay içinde, önceki yıllara oranla çok daha fazla sayıda ve genişlikte orman yangını yaşanmıştır.
Bu durum, İklim Kanunu’nun iklim adaletine dayalı bir perspektiften değil; sermaye dostu
projeleri kolaylaştırıcı yönde kullanıldığını göstermektedir.
AKP iktidan öncesinde (2002 yılı) Türkiye’nin hava müdahale kapasitesi 73 ton
seviyesindeydi. 2025 yılı itibarıyla, hükümet verilerine göre 27 yangın söndürme uçağı, 105
helikopter, 6.000 kara aracı ve 25.000 personel görevlendirilmiş tir. Buna karşın, gece görüşlü
hava araçları hâlen envantere dahil edilmemiştir. Bu eksiklik, gün batımmdan sonra başlayan
yangınların sabaha kadar kontrol altına almamamasma yol açmakta ve müdahale kapasitesini
ciddi şekilde sınırlandırmaktadır.
Ayrıca, 14 insansız hava aracı (İHA) ile yangın takibi yapılmasına rağmen, bu teknolojik
üstünlük yeterli koordinasyon ve planlama eksikliği nedeniyle yangınların önlenmesinde ve
büyümeden kontrol altına alınmasında etkin kullamlamamaktadır. Gözlemlenen gecikmeler,
birçok yangının kısa sürede büyüyerek ormanları, yerleşim alanlarını ve insan hayatını tehdit
etmesine neden olmuştur.
Orman Genel Müdürlüğü’nün bütçesi yıllar içinde görece azalmıştır. Örneğin 2019 yılında özel
bütçeli kurumlar içerisindeki payı %4,48 iken, 2024 yılında bu oran %2,55 seviyesine
gerilemiştir. Buna karşın, 2025 yılı ilk yarısında Diyanet İşleri Başkanhğı’na tahsis edilen bütçe
yaklaşık 130 milyar TL olurken. Orman Genel Müdürlüğü’ne ayrılan bütçe yalnızca 45 milyar
TL’de kalmıştır. Bu durum, devletin kurumsal önceliklerinin, doğayı ve yaşamı değil; ideolojik
ve bürokratik alanları öncelediğini göstermektedir.
32022.
Yangınlara ilişkin pek çok ihalenin yeterince şeffaf yapılmadığı, yerel yönetimlerin ve meslek
odalannm bu süreçlere dahil edilmediği de kamuoyuna yansımıştır. Merkeziyetçi yönetim
anlayışı, yangınlara hızlı müdahale edilmesini engellemiş; yerel dayanışma ve planlama
mekanizmalarının dışlanması sahada ciddi koordinasyon sorunları yaratmıştır.
Yangınlardan doğrudan etkilenen bölgelerde yaşayan yurttaşlar yerlerinden edilmiş, tarım ve
hayvancılık temel geçim kaynaklarını kaybetmiştir. Yangın sonrası oluşan bannma, gıda ve
içme suyu krizleri, halk sağlığını tehdit etmektedir. Özellikle kadınlar, bu krizlerde hem
ekonomik hem de bakım yükü açısından en fazla etkilenen kesim olmuştur.
Ayrıca yangınlardan sonra ortaya çıkan göç dalgaları, kırsal bölgelerde sosyal dokuyu da
sarsmış; bazı köyler tamamen boşalmış, çocukların eğitim hakkı sekteye uğramıştır. Bu tablo,
yalnızca çevresel bir kriz değil; aynı zamanda toplumsal adalet ve insan haklan meselesi olarak
ele alınmalıdır.
2025 yılı yaz yangınları, iklim krizi, çevre politikaları, yasa değişiklikleri ve kurumsal ihmalin
bir bileşkesidir. Demokratik, ekolojik ve toplumsal haklar merkezli bir perspektifle, aşağıdaki
taleplerin karşılanması aciliyet taşımaktadır:
• Zeytinlikler, ormanlık alanlar ve tarım arazilerinin madencilik ve enerji projelerine
açılmasına olanak tanıyan tüm yasal düzenlemeler derhal iptal edilmelidir.
• Yanan alanların imara açılması kesin biçimde yasaklanmalı; buralarda yalnızca
bilimsel, katılımcı ve kamusal denetimle yürütülen ekolojik restorasyon çalışmaları
yapılmalıdır.
• Gece görüşlü hava araçları ve erken müdahale teknolojileri ivedilikle envantere
alınmalı, yangın filoları güçlendirilmelidir.
• Orman Genel Müdürlüğü’nün bütçesi ve personel sayısı artırılmalı, yerel yönetimlerle
iş birliği içinde yangınlara karşı toplumsal seferberlik modeli geliştirilmelidir.
• Yangın yönetimi merkeziyetçi yapıdan çıkarılarak, halkın, ekoloji örgütlerinin, meslek
odalarının ve kadın örgütlerinin katılımıyla planlanmalıdır.
Bu minvalde, ilgili Bakanlıkları yangınların yol açtığı ekolojik yıkımın tüm boyutlarını
kapsamlı ve titiz bir şekilde araştırmaya; sorumluların net bir şekilde tespit edilmesine, benzer
felaketlerin önlenmesine yönelik etkili ve uygulanabilir politikalann geliştirilmesine; ayrıca
kamu kaynaklarımn doğa ve yaşam lehine yeniden yapılandırılmasına yönelik derhal somut
adımlar atmaya davet ediyoruz.
32023
Bu bağlamda;
1. 2025 yılı yaz aylannda orman yangınlarımn meydana geldiği bölgelerde faaliyet
gösteren maden ve enerji şirketlerinin isimleri, faaliyet konuları ve ruhsat numaraları
nedir? Bu şirketlerin faaliyet alanlarının toplam büyüklüğü (hektar bazında) ve orman
sınırlarına mesafeleri hakkında detaylı bilgi verir misiniz?
2. 2024 yılı içinde madencilik faaliyetleri için ormancılık dışı kullanıma tahsis edilen
toplam 23.053 hektarlık alanın il, ilçe ve mevki bazında dökümü nedir? Bu tahsis edilen
alanların yangın riski açısından sınıflandırılması yapılmış mıdır?
3. Bakanlığınız, madencilik ve enerji projelerinin orman yangınlarına etkisini
değerlendirmek üzere herhangi bir bilimsel risk analizi, çevresel etki değerlendirme
(ÇED) raporu veya yangın duyarlılık haritası hazırlamış mıdır? Hazırlandıysa, bu
raporların kamuya açık hâle getirilme durumu nedir?
4. Yangın riski taşıyan ormanlık ve zeytinlik alanlarda yürütülen madencilik ve enerji
faaliyetlerine ilişkin olarak Bakanlığınızca alınan önleyici tedbirler nelerdir? Bu
faaliyetler hangi sıklıkta ve hangi standartlara göre denetlenmektedir? Denetim raporları
kamuoyuyla paylaşılmış mıdır?
5. 2025 yılı yangın sezonunda, ruhsatlı maden sahalarına veya enerji projelerine ait sımrlar
içinde ya da yakın çevresinde çıkan yangın sayısı kaçtır? Bu yangınlarla ilgili sabotaj,
ihmal veya mevzuata aykırı uygulamalara ilişkin Bakanlığınızın elinde bulunan tespit
veya idari işlem bilgisi var mıdır?
6. 2025 yılında yürürlüğe giren Maden Kanunu sonrasında, zeytinlik alanlar, tarım
arazileri ve ormanlık bölgelerde yürütülen madencilik faaliyetleri ile yangınlar arasında
nedensellik içeren herhangi bir bağlantı kurulmuş mudur? Varsa, bu veriler kamuya açık
bir rapor hâline getirilmiş midir?
7. Enerji ve maden şirketlerine verilen orman içi geçiş, yol açma, saha genişletme gibi
izinlerin toplam sayısı ve bunlara bağlı arazi tahribatı miktarı nedir? Bu izinlerin hangi
kurumlarla koordineli verildiği ve verilen izinlerin denetim süreçleri hakkında bilgi
verir misiniz?
8. Orman yangınlarının %90’mm insan kaynaklı olduğu dikkate alındığında, madencilik
ve enerji projelerinin doğrudan veya dolaylı olarak yangın çıkmasına yol açma riskiyle
ilgili olarak Bakanlığınızın yürüttüğü risk azaltma stratejileri nelerdir?
Belge parmak izi ve kaynak
e4d41ec7c01f91ef9819b182b44237c7448863db60a1ef951e043b80ceb027ec
2026-10-13T16:40:46 UTC
