ÖZGÜN BELGE / 2 SAYFA
Yazılı Soru Önergesinin Metni
Kaynak belgenin yerel kopyası; SHA-256 ile doğrulanabilir.
Belgenin metnini oku
PDF’den çıkarılan metin. Satır düzeni özgün belgeyle farklılık gösterebilir; kontrol için PDF’yi açın.
HALKLARIN EŞİTLİK ı' ;t,;GKRASl PARTİSİ
•tâ:'»; GRUP^A>,KAÎ’1'-''S'
Vt . 41031
.2.3.j0.2jJ;..o 2.C
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorulanının, Adalet Bakam Akın Güdek tarafından Anayasanın 98 ve Iç Tüzüğün
96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandınimasını arz ederim. t
Öznur Bartin
Hakkâri Milletvekili
çevresel etkileri, basit bir ruhsat ve izin meselesi olarak ele alınamayacak ölçüde ağır bir
kamusal sorumluluk alanına işaret etmektedir. Mesele, teknik mevzuata uygunluk tartışmasının
ötesinde; özgürlüğünden yoksun bırakılmış mahpuslann yaşam hakkı, sağlık hakkı ve sağlıklı
çevrede yaşama hakkının fiilen korunup korunmadığı sorunudur.
Hapishaneler, kamusal gücün en yoğun biçimde kullanıldığı ve mahpusun kendi yaşam
koşulları üzerinde tasarruf imkanının ortadan kaldınidığı kurumlardır. Bu nedenle devletin
yükümlülüğü yalmzca düzenleyici değil, aynı zamanda önleyici ve koruyucudur. Mahpuslar,
maruz kaldıkları çevresel riskleri bertaraf etme veya mekânsal olarak uzaklaşma imkanına sahip
değildir. Bu durum, idarenin sorumluluğunu sıradan bir çevresel denetim yükümlülüğünün
ötesine taşımakta; artmlmış özen ve hassasiyet gerektirmektedir.
Beton santrallerinden kaynaklanan PM2.5 ve PMIO düzeyindeki partikül maddeler, kristalin
silika içeren tozlar ve sürekli endüstriyel gürültü; bilimsel literatürde solunum yolu hastalıkları,
kronik akciğer hastalıkları, kardiyovasküler rahatsızlıklar, hipertansiyon, uyku bozuklukları ve
psikolojik stres ile ilişkilendirilmektedir. Kapalı ve sımrlı alanlarda uzun süreli maruziyet, risk
katsayısını yükseltmektedir. Hapishane gibi kapalı mekânsal düzeneklerde bu etkilerin daha
yoğun hissedilmesi kuvvetle muhtemeldir.
Bu bağlamda. Özgürlük İçin Hukukçular Demeği’nin (ÖHD) konuya ilişkin idari makamlara
yaptığı başvumlar ve yürüttüğü girişimler, somnun yalnızca varsayımsal değil, somut ve güncel
bir risk olarak algılandığım göstermektedir. 28 Kasım 2025 tarihinde yapılan başvumlarm
ardından farklı kurumlar arasında yetki aktarımı niteliği taşıyan yazışmalar gerçekleştirilmiş;
Bolu İl Özel İdaresi, tesisin belediye sorumluluk alamnda olduğunu belirtmiş; Çevre, Şehircilik
ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tesisin mevcut çevre izinlerine sahip olduğunu bildirmiş; İl
Sağlık Müdürlüğü ölçüm yetkisinin çevre ve belediye birimlerinde olduğunu ifade etmiş; İl
İnsan Hakları Kurulu ise teknik inceleme yapılmasına karar vermiştir. Ancak bu süreç, somut
ve bağımsız ölçüm sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması ve riskin bilimsel olarak ortaya
konulması noktasında henüz tatmin edici bir açıklığa kavuşmamıştır.
Anayasa’mn 17’nci ve 56’ncı maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2’nei
maddesi birlikte değerlendirildiğinde; devletin yükümlülüğü yalnızca zarar doğduktan sonra
tazmin mekanizmalarım işletmek değildir. Öngörülebilir ve önlenebilir bir risk karşısında pasif
kalınması, pozitif yükümlülüğün ihlali anlamına gelebilecek ağır bir idari ihmale işaret eder.*
İhtiyat ilkesi, özellikle mahpusların söz konusu olduğu durumlarda, idareye daha sıkı bir
denetim ve daha ileri düzeyde önleyici tedbir alma yükümlülüğü yüklemektedir.
İzin belgelerinin varlığı, fiili maruziyet düzeylerinin insan sağlığı bakımından güvenli olduğunu
kendiliğinden kanıtlamaz. Asıl mesele; güncel, bağımsız ve akredite ölçümlerle riskin
somutlaştıniması, verilerin şeffaf biçimde paylaşılması ve elde edilen sonuçlara göre bağlayıcı
tedbirlerin gecikmeksizin uygulanmasıdır. Aksi yaklaşım, kamusal denetimi biçimsel bir
prosedüre indirgemek anlamına gelecektir. Bu nedenle, ilgili tüm kurumlann koordineli, şeffaf
ve bağlayıcı nitelikte somut tedbirler alması; gerekli girişimlerde bulunulması elzemdir.
Bu bağlamda;
1. Hapishane yerleşkesinde bağımsız ve akredite kuruluşlarca yapılmış güncel hava
kalitesi ve gürültü ölçümü bulunmadığı halde, tesis faaliyetinin sürdürülmesine hangi
bilimsel veriye dayanarak rıza gösterilmektedir?
2. Mahpusların sağlık verilerinde artış eğilimi gösteren solunum ve kardiyovasküler
hastalık oranları mevcutsa, bu durum neden çevresel risk bağlamında resen
soruşturulmamıştır?
3. Hapishane gibi kapalı ve korunmasız bir alana bitişik sanayi faaliyetinin durdurulması
veya smırlandıniması yönünde bugüne kadar neden herhangi bir idari tasarruf
kullanılmamıştır?
4. Mahpusların sağlığına yönelik potansiyel risk karşısında, üretimin kalıcı olarak
durdurulması seçeneği neden gündeme alınmamıştır?
5. Olası bir ağır sağlık sonucu gerçekleştiğinde, idarenin pozitif yükümlülüğünü yerine
getirdiği nasıl savunulacaktır?
Belge parmak izi ve kaynak
a12cdabe7379e8c0e1fbfdb33fdd0b4979a608986d5589d29ae92b0b47c0edc5
2026-10-09T20:54:35 UTC