BAĞIMSIZ MECLİS ARŞİVİResmî kaynak. Açık yöntem.
meclis.orgmeclis.orgMECLİS’İN AÇIK HAFIZASI
YAZILI SORU ÖNERGESİ

Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinin yakınında bulunan beton santralinin mahkumların sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin

7/41031 · 2026-02-24

TBMM ayrıntıları ↗

Kaynak bilgileri

Dönemi ve Yasama Yılı
28 / 4
Esas Numarası
7 / 41031
Başkanlığa Geliş Tarihi
24.02.2026
Önergenin Özeti
Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinin yakınında bulunan beton santralinin mahkumların sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin
Önergenin Sahibi
Hakkari Milletvekili Öznur BARTİN
Önergenin Muhatabı
Adalet Bakanı Akın GÜRLEK
Son Durumu
Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi
BELGE ARŞİVİ

Özgün belgeler, doğrudan okunabilir.

Yazılı Soru Önergesinin Metni — özgün belgenin ilk sayfası
ÖZGÜN BELGE / 2 SAYFA

Yazılı Soru Önergesinin Metni

Kaynak belgenin yerel kopyası; SHA-256 ile doğrulanabilir.

Belgenin metnini oku

PDF’den çıkarılan metin. Satır düzeni özgün belgeyle farklılık gösterebilir; kontrol için PDF’yi açın.

HALKLARIN EŞİTLİK ı' ;t,;GKRASl PARTİSİ •tâ:'»; GRUP^A>,KAÎ’1'-''S' Vt . 41031 .2.3.j0.2jJ;..o 2.C TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Aşağıdaki sorulanının, Adalet Bakam Akın Güdek tarafından Anayasanın 98 ve Iç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandınimasını arz ederim. t Öznur Bartin Hakkâri Milletvekili çevresel etkileri, basit bir ruhsat ve izin meselesi olarak ele alınamayacak ölçüde ağır bir kamusal sorumluluk alanına işaret etmektedir. Mesele, teknik mevzuata uygunluk tartışmasının ötesinde; özgürlüğünden yoksun bırakılmış mahpuslann yaşam hakkı, sağlık hakkı ve sağlıklı çevrede yaşama hakkının fiilen korunup korunmadığı sorunudur. Hapishaneler, kamusal gücün en yoğun biçimde kullanıldığı ve mahpusun kendi yaşam koşulları üzerinde tasarruf imkanının ortadan kaldınidığı kurumlardır. Bu nedenle devletin yükümlülüğü yalmzca düzenleyici değil, aynı zamanda önleyici ve koruyucudur. Mahpuslar, maruz kaldıkları çevresel riskleri bertaraf etme veya mekânsal olarak uzaklaşma imkanına sahip değildir. Bu durum, idarenin sorumluluğunu sıradan bir çevresel denetim yükümlülüğünün ötesine taşımakta; artmlmış özen ve hassasiyet gerektirmektedir. Beton santrallerinden kaynaklanan PM2.5 ve PMIO düzeyindeki partikül maddeler, kristalin silika içeren tozlar ve sürekli endüstriyel gürültü; bilimsel literatürde solunum yolu hastalıkları, kronik akciğer hastalıkları, kardiyovasküler rahatsızlıklar, hipertansiyon, uyku bozuklukları ve psikolojik stres ile ilişkilendirilmektedir. Kapalı ve sımrlı alanlarda uzun süreli maruziyet, risk katsayısını yükseltmektedir. Hapishane gibi kapalı mekânsal düzeneklerde bu etkilerin daha yoğun hissedilmesi kuvvetle muhtemeldir. Bu bağlamda. Özgürlük İçin Hukukçular Demeği’nin (ÖHD) konuya ilişkin idari makamlara yaptığı başvumlar ve yürüttüğü girişimler, somnun yalnızca varsayımsal değil, somut ve güncel bir risk olarak algılandığım göstermektedir. 28 Kasım 2025 tarihinde yapılan başvumlarm ardından farklı kurumlar arasında yetki aktarımı niteliği taşıyan yazışmalar gerçekleştirilmiş; Bolu İl Özel İdaresi, tesisin belediye sorumluluk alamnda olduğunu belirtmiş; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tesisin mevcut çevre izinlerine sahip olduğunu bildirmiş; İl Sağlık Müdürlüğü ölçüm yetkisinin çevre ve belediye birimlerinde olduğunu ifade etmiş; İl İnsan Hakları Kurulu ise teknik inceleme yapılmasına karar vermiştir. Ancak bu süreç, somut ve bağımsız ölçüm sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması ve riskin bilimsel olarak ortaya konulması noktasında henüz tatmin edici bir açıklığa kavuşmamıştır. Anayasa’mn 17’nci ve 56’ncı maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2’nei maddesi birlikte değerlendirildiğinde; devletin yükümlülüğü yalnızca zarar doğduktan sonra tazmin mekanizmalarım işletmek değildir. Öngörülebilir ve önlenebilir bir risk karşısında pasif kalınması, pozitif yükümlülüğün ihlali anlamına gelebilecek ağır bir idari ihmale işaret eder.* İhtiyat ilkesi, özellikle mahpusların söz konusu olduğu durumlarda, idareye daha sıkı bir denetim ve daha ileri düzeyde önleyici tedbir alma yükümlülüğü yüklemektedir. İzin belgelerinin varlığı, fiili maruziyet düzeylerinin insan sağlığı bakımından güvenli olduğunu kendiliğinden kanıtlamaz. Asıl mesele; güncel, bağımsız ve akredite ölçümlerle riskin somutlaştıniması, verilerin şeffaf biçimde paylaşılması ve elde edilen sonuçlara göre bağlayıcı tedbirlerin gecikmeksizin uygulanmasıdır. Aksi yaklaşım, kamusal denetimi biçimsel bir prosedüre indirgemek anlamına gelecektir. Bu nedenle, ilgili tüm kurumlann koordineli, şeffaf ve bağlayıcı nitelikte somut tedbirler alması; gerekli girişimlerde bulunulması elzemdir. Bu bağlamda; 1. Hapishane yerleşkesinde bağımsız ve akredite kuruluşlarca yapılmış güncel hava kalitesi ve gürültü ölçümü bulunmadığı halde, tesis faaliyetinin sürdürülmesine hangi bilimsel veriye dayanarak rıza gösterilmektedir? 2. Mahpusların sağlık verilerinde artış eğilimi gösteren solunum ve kardiyovasküler hastalık oranları mevcutsa, bu durum neden çevresel risk bağlamında resen soruşturulmamıştır? 3. Hapishane gibi kapalı ve korunmasız bir alana bitişik sanayi faaliyetinin durdurulması veya smırlandıniması yönünde bugüne kadar neden herhangi bir idari tasarruf kullanılmamıştır? 4. Mahpusların sağlığına yönelik potansiyel risk karşısında, üretimin kalıcı olarak durdurulması seçeneği neden gündeme alınmamıştır? 5. Olası bir ağır sağlık sonucu gerçekleştiğinde, idarenin pozitif yükümlülüğünü yerine getirdiği nasıl savunulacaktır?
Belge parmak izi ve kaynak

a12cdabe7379e8c0e1fbfdb33fdd0b4979a608986d5589d29ae92b0b47c0edc5

2026-10-09T20:54:35 UTC

MECLİS’İN AÇIK HAFIZASI

Keşfet

Resmî kaynaklar ↗

Bağımsız arşiv · TBMM’nin resmî sitesi değildir.