ÖZGÜN BELGE / 3 SAYFA
Yazılı Soru Önergesinin Metni
Kaynak belgenin yerel kopyası; SHA-256 ile doğrulanabilir.
Belgenin metnini oku
PDF’den çıkarılan metin. Satır düzeni özgün belgeyle farklılık gösterebilir; kontrol için PDF’yi açın.
lîn
HALKLARIN EŞİTLİK VE DEMOKRASİ PARTİSİ
GRUP BAŞKANLIĞI
kİ") Sayı
Tarih
nm ,
2.Lo.LL2Q^k,
436 1 6
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın, İçişleri Bakam Mustafa Çiftçi tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün
96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandınimasım arz ederim.
u :ın
Ha illetvekili
19 Nisan 2026 tarihinde Hakkâri’nin Yüksekova ilçesine bağlı Dibekli (Awerd) köyü
yakınlarında, dere debisinin ani yükselmesine bağlı olarak karayolu platformunda çökme
meydana gelmiş; Yüksekova-Yeniköprü hattında, T2 tünel viyadüğü altındaki yol kesiminde
asfaltın kenar bölümü çökmüş ve sürücüler için ciddi bir güvenlik riski oluşmuştur.
On gündür Hakkâri-Van 400-36 Devlet Yolu’nun Akçalı mevkiinde aralıklarla meydana gelen
heyelanlar nedeniyle ulaşım zaman zaman kesintiye uğramış, kontrollü geçiş uygulamalarıyla
sımrlı düzeyde sağlanabilmiştir. Ancak 20 Nisan 2026 tarihi itibarıyla Hakkâri Valiliği
tarafından yapılan açıklama doğrultusunda, devam eden kuvvetli yağışlar ve zemin
instabilitesinin oluşturduğu yüksek risk gerekçesiyle söz konusu güzergâh tamamen ulaşıma
kapatılmıştır. Bu süreçte müdahale çalışmalarının da kesintiye uğraması, bölgedeki riskin
süreklilik arz ettiğini ve mevcut altyapının afet koşullarına karşı kırılganlığını açık biçimde
ortaya koymuştur.
Bununla eş zamanlı olarak Derecik-Şemdinli hattında Yaylapmar ve Boğazköy mevkilerinde
etkisini artıran şiddetli yağışlar sonucu sel ve taşkınlar meydana gelmiş; birden fazla ana ulaşım
hattının eşzamanlı biçimde devre dışı kalması, Hakkâri’nin erişilebilirliğini fiilen ortadan
kaldırmıştır. Yurttaşların iş makineleriyle taşınmak zorunda bırakılması, kamusal hizmet
sunumunun sürekliliği bakımından kabul edilemez bir yönetsel zafiyeti gözler önüne sermiştir.
Bu tablo, tekil ve öngörülemez doğa olaylanyla açıklanamayacak kadar süreklilik arz
etmektedir. Aynı güzergâhlarda her yağış sonrası benzer hasarların meydana gelmesi; risk
analizi, zemin etüdü, drenaj planlaması ve afet önleme politikalarının sistematik biçimde ihmal
edildiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, kamu yönetiminin önleyici değil, yalmzca kriz amna
sıkışmış reaktif bir anlayışla hareket ettiğini göstermektedir.
Anayasa’nm 2’nci maddesinde düzenlenen sosyal devlet ilkesi ve 5’inci maddesinde devlete
yüklenen “kişilerin refah, huzur ve güvenliğini sağlama” görevi; ayrıca 56’ncı maddede güvenli
çevrede yaşama hakkı ile birlikte değerlendirildiğinde, ulaşım altyapısımn sürekliliğinin
sağlanması bir tercih değil, anayasal bir yükümlülüktür. Bunun yanı sıra 5902 sayılı Kanun ve
ilgili afet yönetimi mevzuatı uyarınca, “genel hayata etkili” durumlarda idarenin görevi
yalnızca müdahale etmek değil; riskleri önceden bertaraf etmek, zarar azaltıcı önlemleri almak
ve alternatif sistemleri devreye sokmaktır.
Buna rağmen;
• Hakkâri’nin Van ile olan tek ana ulaşım hattının, günlerdir aralıklarla kontrollü
geçişlere izin verilerek sürdürülebilirliğinin sağlanmaya çalışıldığı; ancak 20 Nisan
2026 tarihi itibarıyla alınan idari karar doğrultusunda tamamen ulaşıma kapatıldığı
gerçeği, bölgenin ulaşım güvenliği ve sürekliliği açısından ciddi bir yapısal kırılganlığa
işaret etmektedir.
• Alternatif güzergâhlann oluşturulmaması,
• Aynı bölgelerde tekrar eden heyelan ve çökme risklerine karşı kalıcı mühendislik
çözümlerinin hayata geçirilmemesi,
• Yurttaşların temel hizmetlere erişiminin kesintiye uğraması
İdarenin açık bir planlama eksikliği ve kurumsal sorumluluktan kaçınma pratiği içinde
olduğımu göstermektedir.
Ulaşım hakkı, çağdaş kamu yönetimi anlayışında temel bir kamusal hizmettir. Bir ilin ana
arterinin günlerce kapalı kalması, yalnızca teknik bir sorun değil; yaşam hakkını doğrudan
etkileyen çoklu bir kriz durumudur. Bu bağlamda Hakkâri’de yaşananlar, afet yönetimi
terminolojisi açısından “genel hayata etkili afet” niteliğini fazlasıyla karşılamakta olup, ilin afet
kapsamına alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Sonuç olarak ortaya çıkan tablo; doğa olaylanmn değil, yıllardır biriken yapısal ihmalin, öngörü
eksikliğinin ve kamusal sorumluluk zafiyetinin doğrudan sonucudur. Parçalı, gecikmeli ve
geçici müdahalelerle sürdürülen bu yaklaşım sürdürülemez olup, merkezi idarenin bu
kronikleşmiş soruna karşı derhal bütüncül, bilimsel ve kalıcı bir çözüm planını devreye alması
zorunludur.
Bu bağlamda;
1. Hakkâri’de on gündür aralıklarla devam eden heyelanlar, yol çökmesi ve ulaşım
kesintilerinin; 20 Nisan 2026 itibanyla ana ulaşım hattının tamamen kapatılmasına
kadar varan sonuçlar doğurduğu dikkate alındığında, bu durumun hâlen “genel hayata
etkili afet” kapsamında değerlendirilmemesi hangi idari ve teknik gerekçelere
dayanmaktadır?
2. Bir ilin ana ulaşım arterinin tamamen devre dışı kalması ve eş zamanlı olarak diğer
hatların da sel nedeniyle kapanması karşısında, Hakkâri’nin afet kapsamına alınmaması
idari bir ihmal olarak değerlendirilmekte midir?
3. Yurttaşlann iş makineleriyle taşınmak zorunda kalması gibi olağanüstü durumlar
yaşanırken, neden önceden planlanmış bir alternatif ulaşım, tahliye ve lojistik erişim
planı devreye sokulmamıştır?
4. AFAD ve ilgili birimler tarafından, heyelanların başladığı ilk günlerden itibaren
herhangi bir erken uyarı, risk iletişimi ve kriz hazırlık planı uygulanmış mıdır?
i
5. Kontrollü geçiş sürecinden tam kapanma sürecine geçilmesi sırasında, yurttaşların
sağlık, gıda ve acil hizmetlere erişiminin kesintiye uğramaması için hangi acil müdahale
ve koordinasyon tedbirleri alınmıştır?
6. Aynı bölgede her yağış sonrası benzer afetlerin yaşanması, afet yönetimi süreçlerinde
kurumsal öğrenme ve risk azaltma mekanizmalarının işletilmediğini göstermekte midir?
7. İl düzeyinde afet ve kriz yönetimi kapasitesine ilişkin olarak Bakanlığınızca herhangi
bir idari inceleme veya soruşturma başlatılmış mıdır?
8. Hakkâri’de afet risklerinin süreklilik arz ettiği açıkken, neden bütüncül, uzun vadeli ve
dirençlilik temelli bir bölgesel afet yönetim planı hâlen hayata geçirilmemektedir?
9. Derecik-Şemdinli karayolu ile bu hat üzerindeki Yaylapmar ve Boğazköy mevkilerinde
meydana gelen sel ve taşkınlar sonucu ulaşımın kesintiye uğraması ve yurttaşların
olağan dışı yöntemlerle taşınmak zorunda kalması karşısında, bu bölgeye özgü yerel
afet müdahale, tahliye ve alternatif ulaşım planlarının yetersiz kaldığı
değerlendirmesine katılıyor musunuz; bu zafiyetin giderilmesine yönelik somut bir
yeniden yapılandırma planı bulunmakta mıdır?
Belge parmak izi ve kaynak
499385228eabdb01b7e137d2f0d7a781e26eedcafd92eba36030e78d67a36c20
2026-10-09T20:34:31 UTC
