ÖZGÜN BELGE / 3 SAYFA
Yazılı Soru Önergesinin Metni
Kaynak belgenin yerel kopyası; SHA-256 ile doğrulanabilir.
Belgenin metnini oku
PDF’den çıkarılan metin. Satır düzeni özgün belgeyle farklılık gösterebilir; kontrol için PDF’yi açın.
4531 1
Sevda Karaca
Gaziantep Milletvekili
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından
Anayasanın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 96 ve 99’uncu maddeleri gereğinee yazılı
olarak cevaplandınimasını arz ederim. 03.06.2026
Sevda Karaca
Gaziantep Milletvekili
Emek Araştırmaları Demeği’nin “Türkiye’de İş Teftişi;
Denetlenmeyen Sermaye,
Dizginlenmeyen Sömürü” başlıklı araştırma raporu, Türkiye’de iş teftişi sisteminin işçileri
koruyan kamusal bir denetim mekanizması olmaktan büyük ölçüde çıkarıldığını; patronların
hak ihlallerini önlemek yerine, bu ihlallerin fiilen cezasız kalmasına zemin hazırlayan bir
yapıya dönüştürüldüğünü ortaya koymaktadır.
Türkiye’de iş teftişi alamndaki en çarpıcı göstergelerden biri iş müfettişi sayısındaki
yetersizliktir. Rapora göre Türkiye’de 100 bin çalışana yalnızca 2,8 iş müfettişi düşmektedir.
Müfettiş başına düşen kayıtlı işyeri sayısı Bulgaristan’da 550, Portekiz’de 717, Malezya’da
1.345 iken Türkiye’de 2.445’e çıkmaktadır. Bu veri, patronlara yalnızca vergi, teşvik, destek
ve muafiyetler değil; işçi haklarını ihlal ettiklerinde yakalanmama ve cezalandmlmama
anlamına gelen fiili bir “teftiş muafiyeti” de sağlandığını göstermektedir.
Rapora göre 2010 yılında 1 milyon 325 bin 749 olan işyeri sayısı 2024’te 2 milyon 241 bin
896’ya yükselmiştir. Rapordaki hesaplamaya göre 2024’te işyerlerinin yaklaşık yüzde 99,7’si
işçi sağlığı ve güvenliği yönünden, yaklaşık yüzde 99,8’i ise işin yürütümü yönünden
denetlenmemiştir. Bu oranlar, Türkiye’de teftiş edilmeyen işyerlerinin istisna değil kural
olduğunu göstermektedir.
Bu durumun işçi sınıfı açısından sonucu açıktır: İşçiler, çalışma yaşamında haklarını ihlal eden
patronlar karşısında büyük ölçüde yalnız bırakılmaktadır. Ücretlerin eksik veya geç ödenmesi,
fazla mesai ücretlerinin gasp edilmesi, sigortasız çalışma, yıllık izin hakkının
kullandınimaması, kayıt dışı istihdam, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması,
sendikal baskı ve işten atma gibi ihlaller denetim yokluğu nedeniyle yaygınlaşmaktadır. Teftiş
sisteminin bu ölçüde zayıflatılması, iş cinayetlerinin, meslek hastalıklanmn, ağır ve tehlikeli
çalışma koşullarımn ve ücret gasplarının zeminini oluşturmaktadı r.
^n-ı-ı
Raporda dikkat çekilen bir diğer önemli husus, 2011’den itibaren hayata geçirilen
“programh/proaktif teftiş” stratejisidir. Bu strateji kapsamında teftişlerin “ihtiyaca göre işveren
veya işveren vekiline haber verilerek” yapılması, teftiş sırasında noksanlık ve aykırılık tespit
edilmesi halinde doğrudan idari para cezası uygulanması yerine teftişe ara verilerek işverene
süre tanınması, bu süre boyunca eğitim, iletişim ve bilgilendirme faaliyetlerine ağırlık verilmesi
öne çıkarılmaktadır. Bu yaklaşım, işçilerin haklarım korumaya yönelik caydmcı ve bağımsız
bir denetim mekanizması değil; patronlara eksikliklerini toparlama, ihlalleri görünmez kılma
ve yaptınmdan kaçınma olanağı sağlayan bir “nazik teftiş” anlayışıdır. İşçi sağlığı ve güvenliği
ihlalleri, kayıt dışı istihdam, fazla mesai gaspları, çocuk işçiliği, gece çalışması ihlalleri veya
sendikal baskılar gibi birçok konuda gerçek durumun saptanabilmesi için denetimin habersiz,
bağımsız ve etkili biçimde yürütülmesi gerekir. Bu nedenle haberli teftiş uygulaması, işçilerin
yaşamını ve haklarını değil, patronların denetimden kaçınma olanaklarım korumaktadır.
Raporda üzerinde durulan bir başka temel sorun, ceza yerine süre verilmesi uygulamasıdır.
Kadın işçilerin emzirme hakkının engellenmesi, çocuk ve genç işçilerin gece çalıştırılması, gece
ve gündüz postalarının mevzuata aykırı düzenlenmesi, ara dinlenme haklarının gasp edilmesi
gibi ağır ihlallerde dahi süre verilebilmesinin skandal niteliğinde olduğu belirtilmektedir.
İşçinin hakkı gasp edilmişse, işçinin sağlığı veya yaşamı tehlikeye atılmışsa, ortada yalnızca
giderilmesi gereken bir “noksanlık” değil, yaptırıma bağlanması gereken bir hak ihlali vardır.
Buna rağmen işverene süre verilmesi, patronlar açısından fiili bir af mekanizmasına
dönüşmektedir.
Bütün bu tablo, Türkiye’de iş teftişi sisteminin işçi haklarını korumaktan uzaklaştığını; iş cinayetleri,
meslek hastalıklan, ücret gaspları, kayıt dışı çalışma, fazla mesai sömürüsü, çocuk işçilik, sendikal baskı
ve güvencesiz istihdam gibi sorunların yaygınlaşmasına zemin hazırladığını göstermektedir. İşyerlerinin
neredeyse tamamının denetim dışında kaldığı, müfettiş sayısının düşük tutulduğu, teftişlerin haberli
yapıldığı, ceza yerine süre verildiği, küçük işyerlerinin ve güvencesizliğin yoğunlaştığı sektörlerin
denetim dışı bırakıldığı, işçilerin şikâyetlerinin ise etkin teftiş süreçleri yerine bürokratik veya
arabuluculuk mekanizmalarına havale edildiği bir düzende, çalışma yaşamında kamusal denetimden söz
etmek mümkün değildir.
Bu bağlamda;
1. Türkiye’de 100 bin çalışana yalnızca 2,8 iş müfettişi düşerken ve müfettiş başına kayıtlı
işyeri sayısı 2.445’e ulaşmışken Bakanlığınız milyonlarca işçinin hakkının, sağlığının
ve can güvenliğinin korunduğunu nasıl iddia etmektedir? Bu tablo, Bakanlığımzm
işçilerin haklarını, sağlığını ve can güvenliğini korumak yerine; işçilerin canı ve emeği
pahasına patronların kârını güvence altına alan bir denetimsizlik düzenine hizmet
ettiğini göstermiyor mu?
2. 2010 yılında 1 milyon 325 bin 749 olan işyeri sayısı 2024’te 2 milyon 241 bin 896’ya
yükselmişken, iş teftişlerinin artırılması bir yana azaltılması bilinçli bir tercih midir?
Bakanlığınız artan işyeri sayısına ve çalışan nüfusa rağmen denetim kapasitesini neden
güçlendirmemiş, iş müfettişi sayısını neden artırmamıştır?
3. 2024 yılında işyerlerinin yaklaşık yüzde 99,7’sinin işçi sağlığı ve güvenliği yönünden,
yüzde 99,8’inin ise işin yürütümü yönünden denetlenmediği iddiası doğru mudur?
İşyerlerinin neredeyse tamamının denetlenmediği bu tablo patronlara fiili bir “teftiş
muafiyeti” tanındığını göstermiyor mu?
4. Son beş yılda iş cinayeti yaşanan işyerlerinin kaçı, iş cinayetinden önceki son üç yıl
içinde Bakanlığımz tarafından denetlenmiştir? Denetlenmeyen ya da eksiklikleri tespit
TBMM İletişim : 0312 420 60 22-23
E-Posta : $evdakaraca@tbmm.gov.tr
4rî-i'(
edildiği halde yaptırım uygulanmayan işyerlerinde yaşanan işçi ölümlerinde
sorumluluğunuzu kabul ediyor musunuz?
5. Bakanlığınızın 201T den itibaren uyguladığı “programlı/proakt if teftiş” stratejisi
işçilerin haklarım korumak için mi, yoksa patronlara eksiklerini toparlamaları ve
yaptırımdan kaçmalan için zaman kazandırmak için mi uygulanmaktadır?
6. “Programlı/proaktif teftiş” kapsamında yapılan denetimlerin kaçı patrona önceden
haber verilerek gerçekleştirilmiştir? Bakanlığınız, patrona önceden haber verilen bir
denetimin gerçek çalışma koşullarını ortaya çıkaramayacağını kabul etmekte midir?
7. İşçi sağlığı ve güvenliği ihlalleri, kayıt dışı çalışma, fazla mesai ücreti gaspı, çocuk
işçilik, gece çalışması ihlalleri ve sendikal baskı gibi konularda patrona önceden haber
verilerek yapılan teftişler işçiyi değil patronu koruyan bir uygulama değil midir?
Bakanlığınız ağır ve acil ihlal iddialarında habersiz teftişi kural haline getirmeyi
düşünmekte midir?
8. Teftişlerde noksanlık veya mevzuata aykırılık tespit edildiğinde doğrudan yaptmm
uygulamak yerine patronlara süre verilmesi, patronlar açısından fiili bir af mekanizması
yaratmıyor mu? İşçinin hakkı gasp edilmiş, sağlığı ve yaşamı tehlikeye atılmışken
patrona “telafi süresi” tanımak; işçilerin emeğini ve can güvenliğini değil, patronlann
kârını ve cezasızlığmı güvence altına alan bir uygulama değil midir?
9. Kadın işçilerin emzirme hakkının engellenmesi, çocuk ve genç işçilerin gece
çalıştırılması, ara dinlenme hakkının gasp edilmesi, gece-gündüz postalarının mevzuata
aykm düzenlenmesi gibi ağır ihlallerde dahi patrona süre verilmesini Bakanlığınız nasıl
savunmaktadır?
10. Başta küçük ölçekli işyerleri, tekstil, tanm ve geri dönüşüm olmak üzere; inşaat, taşeron
işyerleri, lokanta-kafe, moto-kurye, küçük atölye ve merdiven altı üretim alanlarında
taşeron, güvencesiz, kayıt dışı ve kuralsız çalışma yaygınken bu alanlar neden etkili ve
sürekli denetim kapsamına alınmamaktadır? Bakanlığınız bu alanlarda taşeron,
güvencesiz, kayıt dışı ve kuralsız çalışmayı engellemek yerine, denetimsizlik yoluyla
bu sömürü düzeninin sürmesine göz mü yummaktadır?
11. İşçilerin ücret, tazminat, fazla mesai, yıllık izin, sigortasız çalışma ve sendikal baskı
şikâyetlerinin kaçı yerinde teftişe dönüşmektedir? Bakanlığınız işçilerin hak gasplarını
müfettiş denetimiyle çözmek yerine neden bürokratik süreçlere ve arabuluculuğa havale
etmektedir?
12. İşyerlerinin ezici çoğunluğunun denetlenmediği, denetimlerin patronlara önceden haber
verilerek yapıldığı, ceza yerine süre verildiği ve işçi şikâyetlerinin çoğu kez etkin teftişe
dönüşmediği bu tablo; patronlann işçilerin ücretini, sağlığını, can güvenliğini ve
sendikal haklarını gasp ederken Bakanlığınızın ve Saray düzeninin yarattığı
denetimsizlik rejiminden cesaret aldığım açığa çıkarmıyor mu? Bakanlığınız, iş teftişi
politikasının işçileri değil patronlann sömürü düzenini koruduğu gerçeğini kabul
etmekte midir?
TBMM İletişim: 0312 420 60 22-23
E-Posta : $evdakaraca@tbmm.gov.tr
Belge parmak izi ve kaynak
0cbe076382dcf2874b9c8fb4d48cee0ce264df34d4c988176823686364b8963f
2026-10-09T20:37:49 UTC
