ÖZGÜN BELGE / 4 SAYFA
Yazılı Soru Önergesinin Metni
Kaynak belgenin yerel kopyası; SHA-256 ile doğrulanabilir.
Belgenin metnini oku
PDF’den çıkarılan metin. Satır düzeni özgün belgeyle farklılık gösterebilir; kontrol için PDF’yi açın.
TBMM
Ç|7;^ HALKLARIN EŞİTLİK VE DEMOKRASİ PARTİSİ
' * GRÜP BAŞKANLIĞI
V\/
Tarih: 7(^^'?oX-r 33047
^ BUYUK millet MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorulann Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat KURUM
tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzüğün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı
olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
İbrahim AKIN
İzmir Milletvekili
Uşak ilinde yaşanan, kronikleşen su sorunu, özellikle yaz aylarında artan su
kesintileriyle birlikte, kamuoyunda TÜPRAG şirketi tarafından işletilen Kışladağ Altın
Madeni'nin faaliyetleri ile doğrudan ilişkilendirilmektedir. Bölge halkı ve ekolojistler, madenin
çevresel ve sosyal etkilerine dair ciddi endişeler taşımaktadır. Bu endişeleri daha önce Türkiye
Büyük Millet Meclisi'ne verdiğimiz soru önergelerinde de aktarmıştık.
Bugünkü durumda özellikle yeraltı suyu seviyeleri, potansiyel arsenik kirliliği ve tarım
alanları üzerindeki etkileri gibi konular, yerel toplulukların temel kaygılanm oluşturmaktadır.
TÜPRAG hazırladığı 2003 ÇED dosyasında madenin bulunduğu sahanın yüksekliğinin,
maden açılmadan önce 1000 ile 1100 m arasında değişmekte olduğunu belirtmiştir. Şirket,
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına 2011 ve 2013 yıllannda iki kez kapasite
artırımı için başvurmuş ve maden sahasını önce 851 hektara, ardından 2509 hektara çıkarmıştır.
2013 yılında ise 2509 hektarın yüzde 54’üne karşılık gelen 1355 hektann ormanlardan
oluştuğunu beyan etmiştir.
Sahamn yüksekliği ve ormanlarla kaplı olması yağışın yoğun olmasım sağlamış, bu da
yeraltı su yataklannı zenginleştirmiştir. Nitekim, 2006 yılında maden sahasımn olduğu bölgede
yeraltı su seviyesi 1000 m’dir. TÜPRAG’m ÇED dosyasında “yöre halkı, içme ve kullanma
suyunu elleriyle deşeleyerek 5-25 metreden çıkarmaktadır” ifadesi, yukandaki bilgileri
doğrulamaktadır. Bu yüzden maden sahasının olduğu bölgeden doğan akarsu ve yeraltı
sularından kuzeye akanlar Gediz Nehri, güneye akanlar Büyük Menderes Nehrini beslemiştir.
Ancak ÇED dosyasının onaylanması üzerine 2006’da faaliyete başlayan altın madeni
sonrasında Gediz nehrini besleyen yeraltı sularının olduğu bölgeye; 2 km^ çapa ulaşan maden
çukuru ve liç sahaları açılmış; 1 milyon tondan fazla maden kayasından oluşan pasa sahaları da
yeraltı suyunun 5-25 metreden çıktığı Menderes nehrini besleyen alan üzerine yığılmıştır.
Şirket, kapasite artışı sonucu madenin artan su ihtiyacının karşılanması talebine karşılık
Gedikler Barajı Göletinin yapılmasını finanse etmeyi taahhüt etmiştir. Buna göre DSÎ
tarafından hazırlatılan raporlar referans alınarak Ulubey ilçesi sınırlan içinde olan Hacıpınar
Deresini besleyen su kaynaklan incelenmiş; sonuç olarak havzamn hem Gedikler köyünün
sulama ihtiyacım karşılayıp tanmsal gelişimi artıracak, hem de saniyede 60 litre akış debisi ile
Kışladağ Altın Madeninin su ihtiyacını karşılayacak kapasitede olduğu tespit edilmiş; Gedikler
Göleti Barajının inşasına onay verilmiştir. Nihayetinde, debisi 60 L/s (5,184 m3/gün) olan su
varlığının Gedikler Göletinden maden sahasına 7 km’lik iletim hattı ile iletilmesi sağlanmıştır.
Siyanürle aynştırma işlemi yapılan altın madenciliğinde devasa miktarlarda su kullammı
33,01+'^
zorunludur ve bu suyun “temiz olması” gerekir. Kayaç içinde altın miktanmn azlığı, kullanılan
su miktannı artırır. Nitekim Kışladağ’da 1 ton kayaçtan ancak 6 gram altın
aynştırılabiİmektedir.
TÜPRAG, 2011 ÇED’inde kullanacağı su miktannı 78,7 L/s olarak revize etmiştir. Bu
amaçla 2013 yılına kadar Ulubey formasyonunda 7 adet kuyu açmıştır. Bunlardan biri olan
Ulubey ilçesindeki yeraltı suyunu 13 km uzunluğunda boru döşeyerek Gümüşkol mevkii
üzerinden maden sahasına taşımıştır. Bunun yanı sıra madenin su ihtiyacı için ilave olarak
maden çukurunun derinleşmesi ile doğru orantılı olarak susuzlaştırma faaliyeti ile ortaya
çıkacak su ile havuzlarda toplanacak suyu da “siyanür liçi işlemi”nde “kullanabileceğini”
söylemiştir. Ancak “Bu su kaynaklarından sağlanabilecek su miktarlanna yönelik
değerlendirmeler yapılmış ancak güvenilirliği ve miktarı kesin olmayacak su kaynaklarının
(açık ocaktan gelecek olan yeraltı suyu ve havuzlarda toplanan yüzey suyu miktanmn) su
dengesine eklenmemesine, hesaplama yapılması kesinleşmiş su kaynaklannm daha yüksek
oranda kullanılacağı yönünde tutucu bir varsayımın etkiler açısından değerlendirilmesine...”
diyerek, yeraltı suları ile akarsuları kullanacağını beyan etmiştir.
Geçtiğimiz günlerde TÜPRAG bir açıklama yaparak “Devlet Su İşleri tarafından
Kışladağ Altın Madeni’ne faaliyet süresi boyunca yıllık 2,5 milyon m^ yeraltı suyu kullanma
izni tahsis edildiği”ni söyledi. Devamında, 2024 yılında “tahsis edilen yeraltı suyunun yüzde
47’sini kullandığını” ekledi. Yine 2013’te Ulubey ve Eşme ilçelerine bağlı Gümüşkol,
Katrancılar, Bekişli, Karacaömerli, Akçaköy, Söğütlü ve Küçükilyash köyleri ile
Katrancılar/Karapmar mahallesi. Söğütlü/ Hacıali ve Örencik, Karacaömerli/Güzelköy
mahallelerine mevcut bir kuyudan su hattı bağlanmasını sağlayarak “Bölgede su temini
anlamında bir şikayet yoktur” demiştir. Bu ifadeden 2013 yılına kadar Ulubey ve Eşme
bölgelerinde gerek sulama gerek kullanma anlamında su problemi olmadığını anlıyoruz.
TÜPRAG 2013 yılında 20 bin ağaç keseceğini beyan etmiştir. Madenin açıldığı 2006
yılında 509 hektarlık maden sahasının neredeyse tamamı ormanlıktır. Şirket, Bakanlığa 2011
ve 2013 yıllannda iki kez kapasite artırımı için başvurmuş ve maden sahasını önce 851 hektara,
ardından 2509 hektara çıkarmıştır. Kesilen ağaç sayılannı maden şirketinin beyanlarından
öğreniyoruz. Ancak Kütahya Gediz Karaağaç’ta altın madeni açma başvurusu mahkeme
karanyla iki kez reddedilen Anadolu Export kesilecek ağaç sayısını ilk ÇED dosyasında 2 bin
200 diye açıklamasına rağmen, revize ettiği ikinci ÇED dosyasında “ilk ÇED dosyasında hata
yaptığını, gerçekte kesilecek ağaç sayısının 215 bin olduğunu itiraf etmiştir. Yine Kaz
Dağlarında Kanadah Anamos Gold şirketi ÇED dosyasında 45 bin ağaç keseceğini söylemesine
rağmen 400 binin üzerinde ağaç kesmiştir. Yaşanan örnekler TÜPRAG’m kestiğini beyan ettiği
ağaç sayısında şaibe yaratmaktadır.
Kışladağ Altın Madeni 2006 yılında faaliyete başladı. 2006 yılında maden faaliyetinin
başlaması ile birlikte cevherin alındığı maden çukurunda 1080 m olan kot (deniz seviyesinden
yükseklik) 2013 başında 870 m’ye indi. Aynı tarihte maden çukurundaki yeraltı su seviyesi de
869 m’ye indi. Dolayısıyla maden çukurundan dinamitle patlatma yöntemiyle cevher çıkarma
işlemi, yeraltı su seviyesinin altında yapılmaya başlandı. Ve maden çukuruna yeraltı sulan
akmaya başladı. Oysa, maden çukurunda patlatma ve cevher çıkarma işleminin randımanlı
yapılması için yeraltı su seviyesinin, sürekli olarak ocak taban kotunun altında olması gerekir.
Bu amaçla halihazırda 870 m kotunda olan yeraltı su seviyesinin 2013-2029 yıllan arasındaki
17 yıllık süre boyunca, 570 m’ye düşürülmesi için susuzlaştırma işlemi yapmaktadır.
TÜPRAG, maden çukurundaki taban kotunun, açık ocak madencilik faaliyetlerinin son
bulacağını varsaydığı 2029 yılının sonunda 300 m’ye inmesini planlamıştır.
3304-^
Menderes ve Gediz nehirlerinin beslendiği, yüzbinlerce insanın su ihtiyacının
karşılandığı, onbinlerce üreticinin tarım ve hayvancılık yaptığı bir bölgede; bir maden şirketinin
çapı 2 km’yi geçen derinliği 800 metreyi bulacak maden çukurundan gram gram altın
çıkarabilmek için susuzlaştırma stratejileri belirlemesi, bunu ÇED dosyası ile Bakanlığa kabul
ettirmesi ekolojik açıdan kabul edilebilir bir durum değildir. 2050 yılında “su fakiri” olacağı
resmen ilan edilen, köylerle şehirler arasında su savaşlarının başlamasına ramak kalan
ülkemizde susuzlaştırma stratejilerinin bu şekilde ortaya konması son derece üzücü bir
durumdur.
TÜPRAG, faaliyetine son vereceği 2029 yılından itibaren liç sahasım 18-36 ay boyunca
temiz su ile yıkayacağını taahhüt etmişti. 2003 yılında TÜPRAG’m altın madeni ÇED olumlu
kararına karşı açılan ve kaybedilen dava AHİM tarafından 2024 yılında “adil yargılanma hakkı
ihlali” gerekçesi ile yeniden görülmek üzere iade edilmişti. Söz konusu davamn duruşması 13
Şubat 2025 tarihinde Uşak İdare Mahkemesinde görüldü. Duruşmada TÜPRAG avukatları
Kışladağ Altın Madeninin 196 denetimden geçtiğini ve hepsinin de temiz çıktığını iddia etti.
Aynı iddiasını geçtiğimiz günlerde basma verdiği demeçte de tekrarladı. Denetimi yapan
İzleme ve denetleme Komisyonu, Uşak Valiliği tarafından 2016 yılında oluşturuldu.
Komisyonda şu üyelerin olmasına karar verildi: Uşak Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü, İl Özel
İdaresi, Gıda Tarım ve Hayvancılık il Müdürlüğü, DSİ 23. Şube Müdürlüğü, Uşak Orman
İşletme Müdürlüğü, Uşak Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Uşak Ziraat Odası, Halk Sağlığı
Müdürlüğü ve Uşak Çevre Gönüllüleri Demeği. Fakat 23 Şubat 2025’te görülen dava nedeniyle
Uşak Valiliğinden bu komisyonun çalışması ile ilgili bilgi talep edildiğinde, komisyonun birkaç
yıldır denetleme görevini Çevre Şehircilik İl Müdürlüğünden 1 üye ile yaptığı bilgisi alındı.
"Cehennem çukuru" olarak adlandırılan maden ocağımn 550-600 metre derinliğe indiği
ve bu çukurun tabanından sürekli yeraltı suyu çıktığı iddia edilmektedir. Bu durum, çukurun
yeraltı su seviyesinin altına indiği ve bu suyun bir kısmının madenin havuzlarında kullanıldığı,
bir kısmının ise çevredeki derelere akıtıldığı yönündeki iddiaları beraberinde getirmektedir.
2013 ÇED dosyasında maden faaliyetini sonlandıracağını iddia ettiği 2029 yılına dek; iki pasa
sahasında 1 milyon ton, iki liç sahasında da 600 milyon ton kayaç biriktirileceğini beyan etmiş
ve bu kayaçlann yüzde 82’sinin “sülfürlü” olduğunu söylemiştir. Sülfürlü kayaçlar ağır metal
içerir ve hava, nem ve yağmur ile asit kaya direnajı başlatır. Şirket yine söz konusu ÇED
dosyalarında, pasa ve liç sahalarındaki ağır metallerin hava toprak ve suya kanşmasmm
engellenemeyeceğini; sadece bunu asgariye indirecek önlemlerin alınacağım söylemiştir.
Uşak’m su kaynaklarına ilişkin yayımlanan bir araştırmaya göre Uşak’ta atık su arıtma tesisleri
işe birlikte 62 adet içme suyu arıtma tesisi var. Bunlardan 30’u Uşak merkezde, 16’sı Eşme’de,
9’u da Ulubey’de. Bunların 38’inin arsenik arıtma tesisi olması da gösteriyor ki Uşak ili yer altı
sularında ciddi bir arsenik sorunu mevcuttur. Buna ek olarak Uşak Î1 Sağlık Müdürlüğü'nün
Eşme ve Ulubey bölgesinde yeraltı suları ve topraktaki arsenik oranının son 12 yıldır normal
değerden 70-700 kat fazla olduğuna dair açıklamalan olmuştur.
TÜPRAG’m hazırladığı raporda dahi beyan ettiği yıllık net tüketim (1,9 milyon mVyıl)
günlük ortalamaya çevrildiğinde yaklaşık 5.200 mVgün yapmaktadır. 256 bin nüfusa sahip
Uşak kent merkezinin yıllık su tüketimi ise 11,9 milyon m^. Bu da şehrin su tüketiminin yüzde
lO'unu bu madenin tek başına harcadığını gösteriyor. Firma kentin yüzde lO’u kadar suyu tek
başına harcamakla kalmıyor, yukarıda aktarıldığı üzere şehri besleyen su kaynaklannı da
günden güne yok eden uygulamalar ile su kaynakları üzerinde geri dönülmez zararlar ortaya
çıkarıyor. Kışladağ Altın Madeni'nin bulunduğu Büyük Menderes Havzası'mn WRI Aqueduct
Su Risk Atlası'na göre su stresi açısından çok yüksek riskli bölgeler arasında yer aldığını kabul
3204.^
etmektedir. Aşın su tüketimi ile TÜPRAG Kışladağ Altın Madeninin varlığı su stresi riskini
çevresel bir felakete dönüştürmektedir.
Bu bilgiler ışığında;
1. Cehennem çukuru" olarak adlandınlan maden ocağının 2024 yılı itibanyla derinliği
kaç metredir ve bu çukur yeraltı su seviyesinin altına inmiş midir?
2. Maden ocağının susuzlaştırılması için çekilen yeraltı suyu miktarı nedir ve bu suyun
akıbeti hakkında (tamamı kapalı devrede mi kullanılıyor, yoksa derelere mi deşarj
ediliyor) detaylı bilgi ve bağımsız hidrojeolojik etki değerlendirme raporları mevcut
mudur? Bu konuda Bakanlığınızın denetimi söz konusu olmuş mudur? Varsa denetim
sonuçlan nedir?
3. Kışladağ Altın Madeni çevresindeki yeraltı sularında kimyasal veya ağır metal
kirlenmesine yönelik periyodik ölçümler Bakanlığınız veya bağımsız kuruluşlarca
yapılmakta mıdır? Yapılmakta ise, bu ölçümlerin son 5 yıllık (2019-2024) detaylı
sonuçları nelerdir ve yasal limitlerle karşılaştırmaları nasıldır?
4. Yüzde 82'si sülfürlü kayaçlardan oluşan pasa sahasının (400 milyon tondan fazla pasa
yığını) asit kaya drenajı kontrolü kimler tarafından, hangi periyotla ve nasıl
yapılmaktadır? Bu kontrol sonuçları Bakanlığınızın denetimine sunulmakta mıdır ve
sonuçlar kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?
5. Bahsi geçen 38 arsenik arıtma tesisinin atıkları nerelere deşarj edilmektedir? Bımlar
denetlenmekte midir?
6. TÜPRAG Kışladağ Altın Madeni'nin aşın su tüketimi ve bölgedeki yer altı su
kaynaklarına verdiği zarar sonucu ortaya çıkan genel susuzluğa dair Bakanlığınızın
başlattığı bir inceleme veya denetim faaliyeti var mıdır?
7. Kentin beslendiği baraj ve su kaynaklarının kuruduğu görüntüler sonrası ilgili maden
faaliyetlerine devam etmekte midir? Maden faaliyetleri neden durdurulmamıştır?
8. TÜPRAG'm 2013 yılından itibaren maden sahasında yaptığı susuzlaştırma faaliyetinin
bölgedeki yeraltı sularına etkisi nedir?
9. Kışladağ Altın Madeni'ne kaç denetim yapılmıştır? Bu denetimlere kimler denetleyici
olarak katılmıştır? Denetçilerin yetkinliği nedir? Denetim sonuçlan nedir? Denetimlerin
usulüne uygun yapılıp yapılmadığı nasıl kontrol edilmiştir?
Belge parmak izi ve kaynak
0adffc2e831c80dc94aec40ca0bd32ae1fd3f38f5d2fa5b9a97cc524ed720183
2026-10-13T16:45:17 UTC